İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, devlete emanet edilen çocukların yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiasını TBMM gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Çömez, Mersin’de Aile ve Sosyat Hizmetler Bakanlığı’na bağlı yuvalara emanet edilen çocukların güvenliğinin yeterince sağlanmadığını ve denetimin yetersiz olduğunu dile getirdi. Çömez, sosyal medya hesabında konuya ilişkin yaptığı paylaşıma Bakan Göktaş’ı etiketleyerek, “Böyle bir skandal başka bir ülkede olsa, toplum ayağa kalkar. Sorularıma cevap bekliyorum ” ifadelerini kullandı. Çömez, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Çocuk evleri, çocuk yuvaları ve çocuk destek merkezleri, devlet tarafından çeşitli nedenlerle ailesinin yanında kalamayan veya özel desteğe ihtiyaç duyan çocuklara yönelik olarak temel ihtiyaçları ile bakımları ve eğitimlerinin karşılandığı hizmet kurumlarıdır.
Devlerin çocuk evlerinde, çocuk yuvalarında ve çocuk destek merkezlerindeki çocuklara karşı sorumlulukları mevcuttur. Bu sorumluluklar arasında fiziksel ve psikolojik güvenliğin sağlanması, sağlık hizmetleri verilmesi, eğitim imkanlarının oluşturulması, sosyal destek hizmetlerinin verilmesi, hukuki koruma sağlanması ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması gibi temel hizmetler yer almaktadır. Ayrıca, yine bu kurumların düzenli olarak denetlenmesi ve personelin eğitimi de devletin sorumlulukları arasındadır.
Devletin bakımı ve gözetimi altında olan çocukların, fiziksel ve psikolojik istismar ile kötü muameleye maruz kalmaları, kaybolmaları ve madde bağımlısı olmaları gibi durumlar toplum vicdanını derinden yaralamaktadır. Son günlerde kamuoyunun malumu olan bilgilere göre; Türkiye’de koruma altında bulunan çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici tedbirlerin yeterince yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.”
“Devlete emanet edilen çocukların, yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiaları doğru ise bu nasıl öngörülememiştir”
Çömez, Bakan Özdemir Göktaş’a şu soruları yöneltti:
“Bu bilgiler doğrultusunda; Bakanlığınıza bağlı, Mersin’deki çocuk evlerinde, çocuk yuvalarında ve çocuk destek merkezlerinde halen kaç çocuk bulunmaktadır?
Son bir yıl içerisinde bu çocuklardan kaç tanesi kaybolmuştur ya da bu merkezlerden ayrılıp geri dönmemiştir?
Bu çocuklar içerisinde, madde bağımlılığı ya da suça eğilimi nedeniyle rehabilitasyona alınanların sayısı kaçtır?
Mersin Çocuk Destek Merkezi’nde kalan 16 yaşındaki S.Y.K. bu merkezden ne zaman ayrılmış ve bir daha geri dönmemiştir?
S.Y.K.’nın çocuk destek merkezinden ayrılışının hemen ardından tutuklandığı ve silahlı terör örgütü (PKK) üyesi olduğu gerekçesiyle Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiği bilgisi doğru mudur?
Mersin Çocuk Merkezi’nde kalan 14 yaşındaki M.T.’nin PKK’ya üye olmaktan tutuklandığı ve Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiği bilgisi doğğru mudur?
Devlete emanet edilen çocukların, yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiaları doğru ise bu nasıl öngörülememiştir, zamanında gerekli önlemler neden alınmamıştır?
Son 6 ay içerisinde Mersin Çocuk Destek Merkezi’nde 15 civarında çocuğun kaybolduğu bilgisi doğru mudur? Bu süre içerisinde söz konusu merkeze kaç personelin tayini gerçekleştirmiştir?
Devlete emanet edilen çocukların eğitimli, donanımlı ve özgüvenli bir biçimde hayata hazırlanabilmeleri için yaptığınız çalışmalar nelerdir, bunlarda bakanlığınız ne kadar başarılı olmuştur? Bu çocukların zararlı alışkanlıklardan ve akımlardan korunabilmesi yine bazı çetelerin ve terör örgütlerinin faaliyetlerinden korunabilmesi için ne gibi önlemler almaktasınız?
Cevapları ben biliyorum ancak resmi bir karşılık bekliyorum ki tüm Türkiye senin ağzından duysun.”
]]>CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, 18-24 Mayıs Müzeler Haftası dolayısıyla yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan 8 bin tarihi eserin akıbetini TBMM gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Salıcı, Anadolu topraklarının neolitik donemden beri, yaklaşık 12 bin yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yaptığına dikkat çekerek, bu topraklarda bulunan tarihi eserlerin Anadolu’nun olduğu kadar dünya tarihinin de aydınlanmasına ışık tuttuğunu dile getirdi.
Salıcı, “Ülkemizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde 19’u kültürel 2’si karma olmak üzere toplam 21 miras alanı; UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde ise 72 kültürel, 4 karma ve 3 doğal olmak üzere toplam 79 mirası yer almaktadır. Bu listelerdeki Aphrodisias, Xanthos, Piriene, Efes, Bergama, Truva, Aspendos, Zeugma ören yerleri başta olmak üzere; arkeolojik kazılarda bulunan tarihi eserlerin sergilendiği müzeler, turistlerin olduğu kadar maalesef tarihi eser kaçakçılarının da yüz yıllardır ilgi odağı olmuştur” dedi.
Son 20 yılda hukuki ve diplomatik girişmeler sonucu farklı dönemlerde yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan 12 bin 135 tarihi eserin iadesinin gerçekleştiğini anımsatan Salıcı, Bakanlığın yakın zamanda 8 bin eserin daha getirileceğini açıkladığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Bu açıklamalar, ülkede her kesimce memnuniyet ve sevinçle karşılansa da yurt dışındaki prestijli müzelerde sergilenen İhtiyar Balıkçı Heykeli, Nereidler Anıtı, Zeus Sunağı, Troya’nın Hazineleri, Milet Antik Kenti Güney Agora Kapısı, Bronz Afrodit Büstü, Üç Güzeller Mozaiği, Dionysos Mozaiği gibi kült olmuş tarihi eserlerin anavatanlarından binlerce kilometre ötedeki esaretleri ne yazık ki sonlandırılamamıştır. Bu gibi eserlerin esaretine son vermek, bizlerin Anadolu’da yaşamış tüm medeniyetlere borcudur.”
Salıcı, Bakan Ersoy’a şu soruları yöneltti:
“Gerekçe bölümünde adı yazılı eserlerin ülkemize tekrar kazandırılması adına Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan ve ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirilmekte midir?
Yakın zamanda ülkemize geri geleceği söylenen 8.000 eser haricinde, ülkemize ait ve fakat yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarıldığı tespit edilen toplam kaç tarihi eser vardır, bunlardan kaçı son 20 yıl içinde ülkemizden kaçırılmıştır, eserler hangi ülkelerde bulunmaktadır?
Son 20 yılda iadesi sağlanan 12.135 tarihi eserin getirildiği ülkelere göre dağılımı nasıldır?
Bakanlığınızca kültür varlığı ticareti yapmak isteyenlere verilen ruhsat sayısı kaçtır? Bu ruhsat sahiplerine son 20 yılda kaç denetim yapılmıştır? Kaç kişinin ruhsatı iptal edilmiştir? Ruhsatı iptal edilen kişilerden, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre hapis cezası alan kişiler bulunmakta mıdır?
Bakanlığınıza bağlı müzelerde çeşitli kademelerde ve ünvanlarda görev yapan personelden, başta “yurt dışına çıkarma yasağı” olmak üzere, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre ceza alan kişiler var mıdır, varsa sayısı kaçtır?
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre; yurt dışına çıkarma yasağına aykırı hareket edenlere verilecek cezanın alt sınırının 5 yıl olması, güncel infaz hukuku hesaplamaları ve mahkemece takdiri indirim nedenlerinin uygulanması yaptırımın caydırıcılığının ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, kanunda öngörülen hapis cezasının artırılması konusunda Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışmanız bulunmakta mıdır?”
]]>Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Ata Emre Akman’ın 11 Mayıs gecesi bıçaklanarak öldürülmesiyle yeniden gündeme gelen moto kuryelerin sorunlarını TBMM gündemine taşıdı. Karaca, bu cinayetin Gazi Üniversitesi Tarih bölümünde ve İstanbul Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümünde öğrenciyken moto kuryelik yapan ve 2022 yılında benzer şekilde öldürülen 28 yaşındaki Samet Özgül’ü akla getirdiğini ifade etti.
Kurye Hakları Derneği’nin 5 Ocak 2024’te yayınladığı “2023 Moto Kurye Ölümleri Raporu”nu hatırlatan Karaca, 2022 yılında 58, 2023 yılında ise 3’ü çocuk 5’i mülteci olmak üzere en az 68 moto kuryenin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, raporda dikkat çeken hususlardan birinin moto kuryelerin çoğunluğunun 18-28 yaş aralığındaki üniversite öğrenimi yaşında olan gençlerden oluşması olduğunun kaydetti.
“Önlem yok, hız primi var”
Karaca, moto kuryelerin ölüm ve yaralanmalarına sebep olan temel unsurun çalışma koşulları olduğuna dikkat çekerek, “Raporda; hizmetin üretildiği aracın güvenlik açısından risk arz eden, korumasız olduğu ve bu aracın kullanımında güvenlik açısından özel ekipmanların kullanımına ihtiyaç olduğu ifade edilmektedir. Yapılan işin uzun süreli ve aralıksız olarak sürdürmeye uygun bir iş olmadığı ve mevsim şartlarından da doğrudan etkilendiği; buna karşın ‘çok tehlikeli iş kolu’ sınıflandırmasında yer almadığı belirtilmektedir. Yasal mevzuat gereği işçi sağlığı ve güvenliği kurallarının iş yerlerinde oluşturulmasının olanaksız olduğunu belirtilen raporda; önlem bir yana ‘hız temelli prim, paket başı ödeme, performans’ gibi uygulamalar ve molaların kullandırılmaması nedeniyle kaza ve ölüm riskinin arttığı öne çıkarılmaktadır. Moto kuryeler; insanca çalışma koşullarında, güvenceli, işçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanmasını, emeklerinin karşılığı olan ücreti ve sorunlarına hem yasal mevzuatta hem de uygulamada gerçek çözümler istemektedirler” ifadelerini kullandı.
“Moto kurye olarak çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybeden kişilerin ölümleri, iş kazası kapsamına girmekte midir?”
Karaca, Bakan Işıkhan’dan şu sorulara yanıt istedi:
“Türkiye çapında toplamda kaç moto kurye çalışmaktadır? Bunların şehir, yaş ve cinsiyet dağılımı nasıldır? Kaç moto kurye üniversite öğrencisidir? Kayıt dışı çalıştırılan moto kurye sayısı kaçtır?
2020-2024 yılları arasında iş cinayetinde ölen ve iş kazasına yaralanan, tacize ve saldırıya maruz kalan moto kurye sayısı kaçtır ve yıllara göre dağılımı nedir? Bunlardan kaçı mülteci, kaçı çocuk, kaçı üniversite öğrencisidir?
Moto kurye olarak çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybeden kişilerin ölümleri, iş kazası kapsamına girmekte midir? Değilse iş kazası kapsamına alınmasına ilişkin Bakanlık olarak bir çalışmanız var mıdır?
Moto kuryelerin meslek hastalıkları ne şekilde belirlenmektedir? 2020-2024 yılları arasında meslek hastalığı kaydı yapılan moto kurye sayısı kaçtır?
Hastalık, fırtına, şiddetli yağış ve kaza kurumunda dahi siparişlerin yerine ulaştırılması için baskı yapılarak kuralsız ve esnek çalıştırılan moto kuryelerin çalışma yaşamları ne şekilde denetlenmektedir?
İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda denetimsiz bırakılan moto kuryeler için “çok tehlikeli iş kolu” sınıfına alınması için bir çalışmanız bulunmakta mıdır? Moto kuryelerin çalışma koşulları ve İSG denetimleri yasaların uygulanmasını, denetlemesi ve yeni yasal güvenceler için ne tür adımlar atmayı planlamaktasınız?”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa’da halkla buluştu. Göreve geldiklerinde durmuş 10 metro hattı ve yüklenici şirketlere olan 70 milyon Euro borç devraldıkların paylaşan İmamoğlu, “Biz o borçların hepsini ödedik ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosuna başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. Ama Allah konuşturuyor. Rakibim, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş. Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok” diye konuştu.
Cuma namazını Kağıthane Gürsel Mahallesi Merkez Camii’nde kılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş’a geçti. Nispetiye Caddesi’nde, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile bir araya gelen İmamoğlu, seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı. Nispetiye Caddesi’nden başlayan tur; Büyükdere Caddesi, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş Meydanı, Çırağan Caddesi, Ortaköy Meydanı, Muallim Naci Caddesi ve Dereboyu Caddesi boyunca devam etti. İmamoğlu ve Akpolat’a yol boyunca sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlar, bazı noktalarda otobüsün yolunu kesti. İmamoğlu, bu noktalarda coşkulu vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı.
Beşiktaş’tan Bayrampaşa’ya geçen İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile buluşup; Numunebağ Caddesi, İsmet Paşa Caddesi, Kenar Caddesi, Tuna Caddesi, Şehit Cihan Elkan Sokak, Büyük Coşkun Sokak, Kosova Caddesi, Akpınar Caddesi, Kocatepe Caddesi ve Şehir Parkı Caddesi’nde vatandaşları selamladı. Bayrampaşa’daki ilçe turu, Yıldırım Mahallesi’ndeki halk buluşmasıyla noktalandı. İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“BUNLARIN İŞ BİLMEZLİĞİ, İSRAFÇILIĞI, RANTÇILIĞI YÜZÜNDEN İSTANBUL BÜTÇESİ İFLAS ETMİŞTİ”
Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak İstanbul ittifakı. Bu ittifak halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz. Bu seçimde iki seçenek var. Bir tanesi ya tam gaz ‘geri’ seçeneği, ya o kazanacak ya da tam yol ileri diyenler kazanacak. Tam gaz geri diyenler İstanbul’u 2019’a geri döndürmek istiyorlar. İstanbul hızını almış, gidiyor. Hizmette, icraatte, yatırımda, rekor üstüne rekor kırıyor. Ama onlar İstanbul’u yine sıfır noktasına döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır sıfıra sıfır. Bu kadar net. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver kepçeyle al. İstanbuld’a biz göreve başladığımızda kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır sıfır koskoca bir sıfır 10 metro inşaatının tamamı durdurulmuştu paraları yoktu. Finansmanını bulmamışlardı. Bazılarına hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı bir de yazı yazıp yazıyla durdurmuştu. Sonra başlayalım demişlerdi başlayamamışlardı. Başlayanlar bir süre sonra yine durmuştu. Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden İstanbul’un bütçesi iflas etmişti.
“METRO İNŞAATLARI YAPAN ŞİRKETLERE TAM 70 MİLYON AVRO BORÇLARI VARDI”
Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon avro borçları vardı. Artık TL’de konuşamıyoruz, paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunlarını çözdük ve biz beş yılda tam 65 kilometre metro bitirdik 62 tane metro durağı aştık. Daha yeni Eyüpsultan Bayrampaşa. metrosunun da ihalesini yaptık ve başladık. Utanmadan bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya çalışıyorlar ve ne diyorlar? Yapmadın diyorlar. Rakamlarla oynuyorlar. Az önce kızımızın dediği gibi üç aylık kardeşim var o bile sekiz kilometrenin sekiz adım etmediğini biliyor diyor. Adım atarak sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Allah konuşturuyor. Daha yeni televizyon programında 65 kilometre metro yaptı demiş. Çıkarmış toplamış mecburen. Allah konuşturuyor. Sen 10 metro inşaatını aylarca yıllarca durdurmuşsun bize 70 milyon avro borç bırakmışsın senin metro konusunda ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp, yazık etmişsin. Daha ötesi anlayış da farklı. 10 metronun 10’unu da durdurmuştuk İstanbullulardan özür dileriz demiyorsunuz. Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla birlikte yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz beş yıldır metro yapıyoruz. Yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. 10 kişi bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadı. En zor zamanda bile, pandemide bile ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile bir günde, bir haftada dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile durdurmadık. Firmalar orada yükleniciler orada. Hepsi şahit.
“İSTANBUL’UN İLÇELERİNDE BİZİ GÖREVE GETİRİN BİZ BU ŞEHİRE 500 TANE KREŞ AÇARIZ”
Bir saatlik gecikmenin bile İstanbullulara eziyeti, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, hesapsızlıktan, parasızlıktan durduran bu kendisini bilmezlere, haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz bir puan vereceksiniz. Öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz. Vallahi biliyorlar. Halkımız kime kaç puan vereceğini biliyorlar. Bunların belediyeciliğinin notu bu.2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak. Bugün Kağıthane’deydim oradaki adayımızla beraber geziyorduk. Dediler ki, başkanım siz Kağıthane’de de kreşe açınca biz de anlatınca çok eleştiri olunca apar topar bir iki binanın kıyısını, köşesini iki üç derslikli kreş olarak açmış belediye. Dedim iyi gene ders alan var. Hani ders çıkaran var. İstanbul’un ilçelerin de bizi göreve getirin biz bu şehirde 500 tane kreş açarız.
“ONLARIN TEK DERDİ VAR BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK”
En büyük şansımız Hasan başkanım gibi kıymetli bir eğitimciyle ben yola çıkıyorum Bayrampaşa’da. Eminim Hasan başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle kalitede yarışacak kreşler açacak. Kreşlerin açılmasını istiyorsak Bayrampaşa’da ve diğer ilçelerimizde o zaman Bayrampaşa’da Hasan Mutlu Başkan göreve gelecek. iki bin 2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir belediyesinin kaç yurdu vardı? Bizden önce bunların her şeyi sıfır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizden önce kaç üniversite öğrencisine kaç milletin evladına burs veriyordu? Arada bir iki diyen oldu doğru. Ama ben milletin evlatları dedim. Bir avuç insanın evlatlarına demedim. Bakın sıfır. Biz tam 300z bin milletin evlatlarına gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun. Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını yedi bin beş yüz lira verdik şimdi 15 bin lira vereceğiz. Onların döneminde bir iki kişiye torpilli burs verip yurt dışına yolladılar. AyıptıR, yazıktır. Onları bu millet hiç affetmeyecek onu söyleyeyim. Yani bakın söyleyeyim biz millete ait olanı millete veririz. Millette ne veririz? Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.
“İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK 2019’DAN SONRA BİR DEVRİMİN SAHİPLERİYİZ”
Burada başka konularımız var. Örneğin anne kart, sıfır dört yaş arası çocuğu olan annelere, kaç anne kart vermişlerdi bizden önce. Sıfır. Peki kaç tane, sıfır faizle yani vade farkı olmadan sabit taksitle sosyal konut üretebilmişlerdi 2019’dan önce. Sıfır. Bunların bütün notları sıfır. O bakımdan sevgili hemşerilerim biz sabit taksitle KİPTAY’la birlikte sosyal konut üreten tek kurum olduk. Riskli yapıların maliyetine yenilenebileceği bir sistemi biz hayata geçirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 2019’dan sonra bir devrimin sahipleriyiz. Kaç kişiyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi istihdam ofisleri kurup kaç kişi eğitip 2019’dan önce özel sektörde veya diğer yerlerde iş buldu? Sıfır. Biz 200 bine yakın gencimize iş bulduk. Bizden önce kaç kent lokantası vardı? Kaç kadın hizmet merkezi vardı? Bağımlılıkla mücadele etmek için kurulmuş kaç merkez vardı. Öğrenciler sınava hazırlanabilsin diye kaç ders atölyesi vardı? Sıfır sıfır sıfır. Bakın elde var sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine ne yapmak istiyorlar biliyor musunuz? En başta söylediğim gibi vatandaşa yine kaşıkla verip kepçeyle almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz. İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya, ya da çok tanıdıkları torpilli bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkaracaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti. Bu millet size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? Bye bye, bye, güle güle diyeceğiz onlara. İstanbullu icraatçı, halkçı, belediyeciliğin farkını gördü. İnsanının içinde insanının arasında yaptığını paylaşan her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Milletin parasını, millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi. İcraatçileri seçer öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer öyle değil mi? İstanbul’u rotasından çıkarıp israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden bir avuç insana bu millet oy moy vermez. Bu millet kapıyı gösterir kapıyı.
“KUMPASLARLA KURGULARLA MİLLETİN İRADESİNİ KIŞKIRTMAYA ÇALIŞANLARA DERS VERME ZAMANI”
31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti kumpası, yalanı bütün bu işlerin hepsini Allah’ın izniyle milletin gücüyle tarihe gömeceğiz. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirmeliyiz. Zaman particilik zamanı değil, zaman pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Hep birlikte az önce anlattığım o güçlü İstanbul ittifakını vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü, birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip büyütme zamanı. Öyle değil mi? Kumpaslarla, kurgularla kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı. Unutmayın, bakın onlar hiç değişmedi. 2019’da hatırlıyor musunuz neler yaptılar bize seçimden önce. Ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar o zaman adaletliyseler bugün de o kadar adaletliler. 2019’da, seçime giderken bu kardeşinize neler dediğini hatırlıyor musunuz? Seçimi kazandık, seçimi hukuksuz bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bir kara leke gibi geçecek şekilde iptal ettiler mi? ve hırsız dediler mi millete? Yalancı dediler mi? ve bunlar sandıklarda terörist var dediler mi? Peki bu millet ne yaptı? 810 bin kere bunlara demokrasi dersi verip sağlam bir demokrasi şamarı attı mı? Gene kendilerine gelmediler. Aynı şeyleri yapıyorlar. Bakın aynı şeyleri yapıyorlar mı? Bugün de aynı şeyleri yapıyorlar. Bugün de inanın onların dersini siz onlara vereceksiniz.
“BUNLARIN SÜRECİ BÜYÜK BİR TEHDİT SÜRECİ ARTIK”
Bunların süreci büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa daha da kötüleşecekler. Şimdi bakın İstanbul seçimini kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi milletine emek verip çalışmış bu emeklilere bu değerli büyüklerimize şu anda nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi? Bir liralık. Artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için onlara bu seçimde fırsat verirsek daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlayacaklar yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin durumu daha perişan olacak. İşçilerin durumu daha perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine üç bin 600 ek göstergeyi vermeyecekler. O onlar hiçbir zaman değişmediler, o bakımdan bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek. Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, siyaseti mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe er meydanına çağırıyorum. Onlar yol kıyılarında otobüs yakarak film çekiyorlar. Bir kumpasla dört buçuk sene önce bir il başkanlığının alımı esnasındaki bir sürecin filmi kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpas değil mi? Bunlar hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı Ankara’dan abim geldi diye şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar çalışıyorlar. Anlamadıkları bir şey var 17 bakan, aday, o, bu, şu, hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var benim arkamda 16 milyon var.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>