Hayatının büyük kısmını geçiren İstanbul’da geçiren Gülşen Aygün (34), uzun yıllar anemi hastalığıyla mücadele etti. İstanbul’da muhasebeci olarak çalışan ve şehir hayatının stresinden bunalan Aygün’ün hayatı, eşi Adem Aygün’ün bir iş dolayısıyla Düzce’ye gelmesiyle değişti. Develi Besni köyünde bir arsa satın almaya karar veren çift, köy evini inşa etti. Gülşen Aygün, kızı Fatma Elfida ile birlikte köyde yaşamaya başladı. Eşi Adem Aygün ise İstanbul’daki işine devam ederken, hafta sonları Düzce’ye gelerek ailesinin yanında vakit geçiriyor.
Gülşen Aygün, köyde hayvancılıkla uğraşarak ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. Keçi, tavuk ve ördek gibi hayvanları besleyen Aygün, her gün keçilerinin sütünü sağarak yoğurt ve peynir yapıyor.
“Çok memnunum, mutluyum”
Köye geliş sürecini anlatan Gülşen Aygün, “Düzce’ye 2016 yılında eşimin bir işi dolayısıyla gelmiştik. Sonrasında burada arazi aldık. Birkaç sene öncesinde evimizi tamamladık ve ben buraya taşındım. İstanbul’da muhasebecilik yapıyordum. Masa başında çalışıyordum. Köye yerleşmem eşimin işi vesilesiyle oldu. Zaten tabiatı seviyoruz. Kamp yapmayı çok seviyoruz. İyi ki de buraya gelmişiz. Çok memnunum, mutluyum. Keşke çok daha önce gelseymişiz. İstanbul’un yoğunluğu, trafiği, işi, koşturmacası daha çok yoruyordu. Hayvanlar biraz sorumluluk istiyor ama beni yormuyor. Tatlı bir yorgunluk diyelim ona. Ben çok severek ilgileniyorum. Galiba o yüzden çok zor gelmiyor” dedi.
“İstanbul’da odadan odaya gidemiyordum, köyde hayvan besliyorum”
Gülşen Aygün, anemi hastası olduğunu ve köye yerleştiğinden beri hastalığının iyileştiğini de belirterek, “Anemi kansızlık hastasıyım. İstanbul’da çok kötüydüm. Haftada 1-2 ünite kan alan birisiydim. Odanın birinden diğerine geçerken bile zorlanıyordum. Burada da ilk başlarda biraz zorlandım ama havası, suyu, hayvanlarla koşturmacası beni resmen iyileştirdi. Şu anda çok iyiyim. En azından ünite kan almak zorunda değilim. Daha sağlıklıyım açıkçası. Kendime geldim. Köy hayatı yaradı herhalde. Kesinlikle kan almıyorum. İlaçlarımı bazen takviye yapıyorum. Onları da arada bir kullanıyorum. Devamlı ilaçlarımı da kullanmıyorum” diye konuştu.
“Biriktirdiğim ata tohumlarını ekiyorum”
İstanbul’da ata tohumu biriktirdiğini ifade eden Aygün, “Kendi mahsullerimi de yetiştiriyorum. İstanbul’da 5-6 senedir ata tohumu biriktiriyordum. Burada kendi ata tohumumdan fidelerimi yapıyorum. Fideleri daha sonra ekiyoruz. Kendi bahçemi yapıyorum. Yetiştirdiğim ürünlerde kesinlikle kimyasal kullanmıyorum. Hem biz yiyoruz hem de eşe dosta veriyoruz. Gayet güzel oluyor” şeklinde konuştu.
“Daha önce yerleşmediğime pişmanım”
Gülşen Aygün, köy hayatına daha önce başlamadığı için pişman olduğunu da söyleyerek, sözlerini şöyle noktaladı:
“Köy hayatı beni gençleştirdi, dinçleştirdi, motive etti. İnsanlarla daha samimiyiz, komşuluk ilişkilerimiz var. Komşularımız bağında, bahçesinde yetiştirdiklerini getiriyor, birlikte yufkalar açıyoruz, sarmalar sarıyoruz. Hamurlar, makarnalar açıyoruz. Bunları imece usulü yapıyoruz. İstanbul’da böyle bir şey yok. Çok mutluyuz” – DÜZCE
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, ” İstanbul’da almış olduğumuz oy oranı da aslında bizim gerçek oylarımız değil. İstanbul seçimleri üzerinde özellikle büyük bir kutuplaşma, büyük bir algı operasyonu gerçekleştirildi. Bu bir hayat memat meselesi haline getirildi. Burada büyükşehirde tekrardan CHP kazanmasın diye bizim kendi seçmenimizden Yeniden Refah’a oy vermeyenler oldu. Bunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeniden Refah Partisi, İstanbul’da İl Divan Toplantısı düzenledi. Genel Başkan Fatih Erbakan’ın katılımıyla gerçekleşen toplantı basına kapalı düzenlendi. Esenler Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve çok sayıda partilinin katıldığı toplantı sonrası YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan açıklamalarda bulundu.
“TÜRKİYE BARAJI OLAN YÜZDE 7’Yİ AŞTIK”
Erbakan, “31 Mart seçimlerinden sonra İstanbul teşkilatlarımızla ilk defa bir araya geliyoruz. Bundan dolayı büyük bir bahtiyarlık yaşıyorum. 31 Mart seçimlerinde Allah’ın lütfuyla Yeniden Refah Partimiz belediye meclis üyeliği seçimleri, Türkiye geneli yüzde 7’lik oy oranına ulaştı. 3 milyonun üzerinde bir oy sayısına ulaştı. Bu sonuçlara göre daha bir sene önce 14 Mayıs’ta almış olduğumuz oyları yüzde 100’ün üzerinde arttırdığımızı ortaya koymuş olduk. Yine 14 Mayıs öncesinde ulaştığımız 260 binlik üye sayımızı da bu bir senenin içerisinde 530 bine kadar yükselterek aynen oy sayımız gibi üye sayımızı da yüzde 100’ün üzerinde arttırdık. 63 belediye başkanlığı kazandık. Binin üzerinde belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği kazandık. Bununla beraber 130 ilçede yüzde 20’nin üzerinde oy aldık. Bunların içerisinde yüzde 30, yüzde 40, yüzde 45 oy aldığımız yerler var. Belediye başkanlığını kazanamasak dahi yüzde 20’nin, 30’un üzerinde oy aldığımız çok önemli merkezler var. 210 ilçede yüzde 10’un üzerinde oy aldık ve aslına bakarsanız 300’den fazla ilçede de Türkiye barajı olan yüzde 7’yi aştık” dedi.
Önemli sonuçların alındığı illerin olduğunu belirten Erbakan, “Belediye başkanlığını kazanamasak dahi Düzce’de yüzde 30, Kahramanmaraş’ta yüzde 34, Konya’da yüzde 24, Kayseri’de yüzde 20, Elazığ’da yüzde 22 ve Bingöl’de yüzde 20’nin üzerinde oy oranına ulaştık. Bununla beraber Gaziantep’te yüzde 16’nın üzerinde Sakarya’da yüzde 13’ün üzerinde, Rize’de yüzde 17 buçuk ve bunun gibi diğer birtakım illerimizde de yine yüzde 10’un ve 15’in üzerinde oylar aldık. Son derece önemli bir başarıyı ortaya koyduk. Yeniden Refah Partimizin Türkiye siyasetinin en hızlı büyüyen partisi, parlayan yıldızı ve 2028 seçimlerinin favorisi olduğunu bu seçimlerde ortaya koymuş oldu” diye konuştu.
“31 MART SEÇİMLERİNİN ASLINDA TARTIŞMASIZ TEK GALİBİ YENİDEN REFAH PARTİMİZDİR”
Erbakan, “31 Mart seçimlerinin aslında tartışmasız tek galibi Yeniden Refah Partimizdir. Çünkü bildiğiniz gibi kurulmasının üzerinden çok uzun bir zaman geçmemiş olmasına rağmen girmiş olduğu ikinci seçim olmasına rağmen bir seneden daha kısa bir sürede oylarını yüzde 2.9’dan yüzde 7’ye çıkarmış, 1 buçuk milyondan 3 milyonun üzerine taşımıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin de oylarında artış oldu ama o artış büyük ölçüde blok olarak İYİ Parti ve HDP’den eriyen, ayrılan kopan oyların orada toplanmasıyla gerçekleşti. Orada bir kutuplaşma oldu. İYİ Parti’ye oy vermeyen yüzde 5’lik kesim HDP’ye bu seçimde oy vermeyen HDP seçmeni yüzde 4- 5. Bunları ilave ettiğinizde CHP’nin o klasik oyu olan 25’in 35’e çıktığını görüyorsunuz. Dolayısıyla tırnaklarıyla kazıyarak, ilmek ilmek işleyerek sıfırdan bu noktaya gelen ve oylarını bu oranda arttıran Yeniden Refah Partimiz seçimin tartışmasız galibi oldu” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL’DA ALDIĞIMIZ OY GERÇEK OYUMUZ DEĞİLDİR”
Erbakan, “İstanbul’da almış olduğumuz oy oranı da aslında bizim gerçek oylarımız değil. İstanbul seçimleri üzerinde özellikle büyük bir kutuplaşma, büyük bir algı operasyonu gerçekleştirildi. Bu bir hayat memat meselesi haline getirildi. Burada büyükşehirde tekrardan CHP kazanmasın diye bizim kendi seçmenimizden Yeniden Refah’a oy vermeyenler oldu. Bunu biliyoruz. Dolayısıyla aslında bizim İstanbul’da aldığımız oy İstanbul’daki gerçek oyumuz değildir. İstanbul her zaman Türkiye genelinin üzerinde oy alan bir şehrimizdir. Türkiye geneli yüzde 7 olduğuna göre bizim İstanbul’da bu seçimde gerçek oyumuz aslında yüzde 8, yüzde 10 bandındaydı. Ancak bu kutuplaşma dolayısıyla bu oyları almadık. Ama inşallah bu oylar önümüzdeki seçimde daha da fazlasıyla İstanbul’da da Yeniden Refah Partimize gelecektir” diye konuştu.
“Erbakan, ” AK Parti’den oylar buraya geldi. Niye buraya geldi? Buraya gelmesi çok önemli bir gösterge. Buradan partimizin baba ocağı olduğunu Milli Görüşün yegane temsilcisi olduğunu açık bir ispatıdır. Davamızın bereketi var. Merhum Erbakan Hocamızın ekmiş olduğu tohumların bereketi var. Ama bütün bunlarla birlikte marifet ittifaka tabidir. Şu zor şartlar altında şu imkansızlıklarla, hazine yardımı olmadan, medya gücü olmadan, gazeteler, televizyonlar olmadan, devletin iktidarın gücü olmadan dış güçlerin desteği olmadan bu sonucun elde edilmesinde, bu fedakar dava erlerinin, teşkilat mensuplarının, sizlerin payı var. Bu nedenle sizleri de bir kez daha tebrik ediyorum” dedi.
]]>(ANKARA) – Hemen her gün çeşitli suç örgütlerine karşı yeni bir operasyonun haberini kamuoyuyla paylaşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, göreve başlamasının yıl dönümünde bir yıl boyunca yapılan tüm operasyonlar hakkında basın toplantısı düzenleyecek ve verileri açıklayacak.
ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre, bir süredir bakanlıkta bölgelerden milletvekillerini ağırlayarak bakanlık icraatları hakkında sunumlar yapan İçişleri Bakanı, bu kez basının karşısına çıkarak bir yıllık faaliyetlerini anlatacak. Bakan Yerlikaya, göreve gelişinin birinci yılını tamamlar tamamlamaz, 5 Haziran Çarşamba günü bakanlıkta basın toplantısı düzenleyecek, İçişleri Bakanlığı birimlerinin bir yıllık süreçte yürüttüğü operasyonlar, yakalamalar ve suç örgütleriyle mücadelenin ayrıntılarına ilişkin verileri paylaşacak.
Önce vekillere sunum ardından basın toplantısı
Ali Yerlikaya, 22 Mayıs’ta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, 23 Mayıs’ta İç Anadolu ve Karadeniz, 29 Mayıs’ta Ege ve Akdeniz, 30 Mayıs’ta Marmara bölgelerinin milletvekillerini bakanlık binasında ağırladı, bilgilendirme toplantıları düzenledi. Milletvekilleriyle yapılan toplantılara İçişleri Bakan Yardımcıları Münir Karaloğlu, Bülent Turan, Mehmet Sağlam ve Mehmet Aktaş, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız ve Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir de katıldı. Toplantılarda kapsamlı sunumlar yaparak bakanlık icraatlarını anlatan Yerlikaya, milletvekillerine başta terörle mücadele olmak üzere organize suç örgütleri, göçmen kaçakçılığı organizatörleri, uyuşturucu tacirleri ve diğer suç odaklarıyla yapılan mücadeleler hakkında bilgi verdi, milletvekillerinin görüş ve önerilerini aldı, soruları yanıtladı.
Suç örgütleriyle mücadele verileri
Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturmasıyla başlayan ve emniyette bazı müdürlerin tutuklanmasıyla zirveye ulaşan tartışmalar sürerken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya bakanlık görevinde bir yılını doldurdu. Göreve gelişinin yıl dönümünde basının karşısına çıkacak İçişleri Bakanı Yerlikaya suç örgütlerine yönelik operasyonları anlatacak.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, 3 Haziran 2023’te göreve geldikten sonra hemen her gün organize suç örgütlerine yönelik yapılan operasyonlarla dikkati çekti. Yerlikaya’nın sosyal medyada da paylaştığı operasyon verilerine göre, bir yıllık süre içinde IŞİD, FETÖ ve PKK terör örgütlerinin yanı sıra göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, silah ticareti gibi suçlar işleyen organize yapılara karşı bini aşkın operasyon düzenlendi. Bu operasyonlarda 9 bine yakın kişinin gözaltına alındığı, bunların yaklaşık üçte birinin tutuklu yargılandığı, suç geliri olarak milyarlarca TL mal varlığına el konulduğu belirtiliyor. Bakan Yerlikaya operasyonların son güncel verilerle sayısal sonuçlarını da açıklayacak.
Kırmızı Bülten’le aranan uyuşturucu baronlarına karşı operasyonlar
Bakan Yerlikaya’nın duyurduğu operasyonlar arasında Kırmızı Bülten’le aranan suç örgütü liderlerine yönelik operasyonlar dikkat çekti. Bunlardan öne çıkanları şöyle:
6 Aralık’ta kırmızı bültenle aranan uyuşturucu madde ticareti yapan “Silahlı Organize Suç Örgütünün” elebaşı Shaun Monaghan İstanbul’da yakalandı. 13 Aralık’ta kırmızı bültenle aranan uyuşturucu madde finansörü ve organize suç örgütü üyesi Muhuannad Aloqlah İstanbul’da yakalandı. 15 Aralık’ta kırmızı bültenle aranan uyuşturucu dağıtımı organize eden örgüt elebaşı Mohammed Zakir Miah, Vietnam’da ağır yaralama suçuyla aranan Chen Xuefeng İstanbul’da yakalandı.19 Aralık’ta kırmızı bültenle aranan Thomas Josef Konrad, Jinking Peng ve Danıel Alexander Muller Türkiye’nin çeşitli illerinde yalandı. 27 Aralık’ta kırmızı bültenle aranan organize suç örgütü elebaşı Eric Schroeder İstanbul’da yakalandı.
16 Ocak’ta kırmızı bültenle aranan uyuşturucu madde kartelinin elebaşlarından Sammy Ali İstanbul’da yakalandı. 3 Şubat’ta kırmızı bültenle aranan uyuşturucu madde kartelinin elebaşı Rawi Ali Qureshı İstanbul’da yakalandı. 29 Mart’ta kırmızı bültenle “Yasa Dışı Örgüt Faaliyetleri ve Kaçakçılık” suçundan uluslararası seviyede aranan Talgat Baisaov ve “Dolandırıcılık” suçundan uluslararası seviyede aranan Maxat Rakhishov İstanbul’da yakalandı. 16 Nisan’da kırmızı bültenle aranan Nurlan Zharımbetov İstanbul’da yakalandı. 22 Mayıs’ta kırmızı bültenle aranan Barış Boyun’un elebaşlığını yaptığı organize suç örgütü İtalya’da yakalandı. 23 Mayıs’ta kırmızı bültenle aranan Sead Dedeic ve Marciano Eugene Ruimwijk İstanbul’da yakalandı.
]]>
31 Mart yerel yönetim seçimlerinde, resmi olmayan sonuçlara göre, İstanbul’da kazanan CHP oldu. CHP 31 Mart 2019’da ittifak ortaklarıyla girdiği seçimlerde büyükşehir belediye başkanlığını 13 bin oy farkla kazanmış, ancak seçimler iptal edilmişti. 24 Haziran 2019 tarihinde yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini AK Parti’ye karşı CHP 806 bin oy farkıyla kazanmıştı. 2019’da CHP, İstanbul’un 39 ilçesinden 14’ünde seçimi kazanmıştı.
CHP İLE AK PARTİ ARASINDA OY FARKI YÜKSELDİ
31 Mart 2024’te yapılan seçimlere CHP tek başına girdi. AKP’nin 17 bakan ile İstanbul’da seçim kampanyası yürütmesine karşın CHP, 2019’da aldığı oyun üzerine çıktı. CHP, büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde İstanbul’da 4 milyon 430 bin 3 oy alırken, AKP ise 3 milyon 431 bin 197 oy aldı. Böylece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde 2019’da 806 bin olan oy farkı bu seçimde 998 bin 806’ya yükseldi.
BELEDİYE MECLİSİ’NDE ÇOĞUNLUK SAĞLANDI
İstanbul’da birinci parti olan ve birçok yeni ilçeyi partisine katan CHP, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de çoğunluğu elde ederek elini rahatlatmış oldu. 2019 yerel seçim sonuçlarına göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluk AKP’de bulunuyordu.
İSTANBUL’DA AK PARTİ 12 İLÇEDE SEÇİMİ KAYBETTİ
AKP’nin büyük önem verdiği İstanbul’da bir çok ilçede seçimi kaybetti. Bayrampaşa, Beykoz, Beyoğlu, Beykoz, Çatalca, Çekmeköy, Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Sancaktepe, Şile, Tuzla ve Üsküdar ilçelerinde seçimi kaybetti. AK Parti İstanbul’da Arnavutköy, Başakşehir, Sultangazi, Bağcılar, Bakırköy, Bahçelievler, Güngören, Zeytinburnu, Fatih, Esenler, Kağıthane, Ümraniye, Sultanbeyli ve Pendik ilçelerini kazanabildi.
İSTANBUL’DA İKİ PARTİ DIŞINDA KAZANAN OLMADI
İstanbul’da seçim CHP ile AKP arasında geçti. İlçelerde kazanan başka bir parti olmadı. İstanbul’da CHP oyların yüzde 51.16’sını alırken, AKP ise 39.63’de kaldı. İstanbul’da seçim yarışının 3. partisi Yeniden Refah Partisi (YRP) oldu. YRP, 2.62 oy oranıyla İstanbul’da 3. parti olarak seçimi tamamladı. CHP’den aday gösterilmeyince bağımsız aday olan Sarıyer eski belediye Başkanı Şükrü Genç de seçimde başarılı olamadı. CHP Sarıyer’de seçimi yüzde 51.59 ile kazandı.
CHP EN YÜKSEK OYU KADIKÖY’DE ALDI
CHP İstanbul’un ilçelerinde en yüksek oyu yüzde 68.83 ile Kadıköy’de aldı. Türkiye Komünist Partisi’nden Kadıköy Belediye Başkan adayı olan Tunceli eski Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu seçimlerde başarı elde edemedi.
Seçimde CHP’nin en yüksek oy aldığı ilçelerden biri de Beşiktaş oldu. Beşiktaş’ta CHP yüzde 64.45 oranında oy alırken, ikinci sırada ise bağımsız belediye başkanı olan AKUT eski başkanı Nasuh Mahruki 13.4 oy aldı.
CHP, AKP’den kazandığı birçok ilçede de AKP’ye fark attı. CHP, Tuzla’da AKP’ye yaklaşık yüzde 10, Üsküdar’da yüzde 7, Çekmeköy’de yaklaşık yüzde 10, Beyoğlu’nda 9 puan farkla kazandı.
İSTANBUL’DA CHP’NİN KAZANDIĞI İLÇELER
Adalar, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Çatalca, Çekmeköy, Esenyurt, Eyüpsultan, Gözaosmanpaşa Kadıköy, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Şile, Şişli, Tuzla ve Üsküdar.
İLÇELERDE RESMİ OLMAYAN SONUÇLARA GÖRE OY ORANLARI ŞÖYLE:
Adalar: CHP: 55.49 AK Parti: 22.85
Arnavutköy: CHP: 38.82, AK Parti: 38.82
Ataşehir. CHP: 56.44, AK Parti 35.3
Avcılar: CHP 53.43 AK parti 38.29
Bağcılar: CHP 55.45, AK Parti 32.83
Bahçelievler: CHP 47.4 AK parti 44.27
Bakırköy: CHP 66.72 AK parti 22.07
Başakşehir: CHP 36.67 AK parti 46.85
Bayrampaşa: CHP 46.67 Ak Parti 41.63
Beşiktaş: CHP 64.45, Bağımsız 13.4
Beykoz: CHP 45.94 AK Parti 44.95
Beylikdüzü: CHP 52.78 AK parti 33.37
Beyoğlu: CHP 49.22 Ak Parti 40.74
Büyükçekmece: CHP 48.04 AK Parti 42.16
Çatalca: CHP 50.53 AK Parti 44.94
Çekmeköy: CHP 49.22 AK Parti 39.5
Esenler: CHP 33.7 AK Parti 50.47
Esenyurt: CHP 49.06 AK parti 39.18
Eyüpsultan: CHP 48.29 AK Parti 41.53
Fatih: CHP 43.78 AK Parti 47.57
Gaziosmanpaşa: CHP 40.44 AK Parti 40.19
Güngören: CHP 34.94 AK Parti 50.91
Kadıköy: CHP 68.83 AK Parti 13.08
Kağıthane: CHP 36.05 AK parti 48.96
Kartal: CHP 54.8 AK Parti 35.65
Küçükçekmece: CHP 50.14 AK Parti 36.44
Maltepe: CHP 59.01 AK Parti 32.41
Pendik: CHP 43.08 AK Parti 44.99
Sancaktepe: CHP 50.54 AK Parti 41.46
Sarıyer: CHP 51.59 AK Parti 34.32
Silivri: CHP 53.22 MHP 39.55
Sultanbeyli: CHP 21.04 AK Parti 42.25
Sultangazi: CHP 33, AK Parti 46.81
Şile: CHP 51.88 AK Parti 43.23
Şişli: CHP 66.66 AK Parti 23.64
Tuzla: CHP 50.93 AK Parti 39.07
Ümraniye: CHP 40.38 AK Parti 42.72
Üsküdar: CHP 49.92 AK Parti 42.38
Zeytinburnu: CHP 42.85 AK Parti 46.48
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün yerel seçim çalışmaları kapsamında Tokat’ta miting düzenledi. Mitinge katılımla ilgili Erdoğan, “Şu muhteşem katılım, Tokat’ın 31 Mart’ta nerede olacağını açıkça ortaya koyuyor.” dedi.
31 Mart’ta Tokat’ın milli irade bayrağını bir kez daha en yükseğe dikerek kendine yakışanı yapacağını söyleyen Erdooğan, şöyle konuştu:
“31 Mart’ta Tokat’ta çıkacak sonuçla sadece Tokat’ın yerel yöneticilerini seçmekle kalmayacaksınız, sandıkta yapacağınız tercihle tüm Türkiye’ye, dünyaya da önemli bir mesaj vereceksiniz. İstanbul’daki tüm hemşehrilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Zira İstanbul’da Murat kardeşimizi Tokatlılar ağırlığını koyarak onu da seçtirerek, CHP zulmünden İstanbul’u kurtaracağız. Ankara’daki Tokatlıları da aramanızı istiyorum, orada da Turgut kardeşimizi kazandıracağız. Bunlar çok önemli. Türkiye’nin 21 yılda üç kat büyümesinden rahatsız olanlar pusuda bekliyor. Türkiye’nin hak ve özgürlük reformlarıyla ileri demokrasi sınıfına yükselmesine tahammül edemeyenler pusuda bekliyor. Ben size inanıyorum, kale içeriden fethedilir. Mesele Tayyip Erdoğan, AKP, Cumhur İttifakı değildir, mesele doğrudan Türkiye’dir, Türk milletidir. Bunların nezdinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır. 31 Mart’ta bir kez daha milletimizin desteğini alarak Tokat’ta da İstanbul’da da Ankara’da da Türkiye’ye bu namı salacağız, ülkemizin Türkiye Yüzyılı yolculuğunu hızlandıracağız.”
“CHP ZİHNİYETİ YERİNİ HEP VESAYET VE DARBE SAFINDA BELİRLEDİĞİ İÇİN SİYASAL MUHALEFET TARAFI BOŞ KALDI”
Demokrasilerde muhalefetin, hem iktidarı denetlemesi hem de alternatif olması bakımından önemli olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye, maalesef ne iktidar hazırlığı olan ne de denetleme görevini yapabilen bir muhalefete sahip değildir. CHP zihniyeti yerini hep vesayet ve darbe safında belirlediği için siyasal muhalefet tarafı boş kaldı. Öyle ki kendi projelerimizin alternatiflerini kendimiz geliştirdik. Kendi politikalarımızı eksiklerini kendimiz belirleyip düzeltme yoluna gittik, bundan da asla gocunmadık. Muhalefetin bugünkü halini görüyorsunuz, acınacak halleri var. Birbirlerini yemekten dönüp de ülkenin haline küresel yükseliş ve düşüşlere bakacak halleri yok. İktidara geldiğimizden beri bu 18. sandık imtihanımız, hepsinden de başarıyla çıktık. Hepsinde de aynı şevkle, heyecanla çalıştık. 31 Mart’ta da Tokat’ta da İstanbul’da da Ankara’da da yalnız bırakmayacağınıza inanıyorum. Milleti kendine yük gören muhalefet zihniyetine bunları anlatmak mümkün olmuyor. Onlar oturdukları yerlerden ettikleri beyhude laflarla siyasetçilik oynamayı seviyor. Bırakınız ülkeyi, kendi partileri içinde birliği, beraberliği sağlayamıyorlar. 3-5 belediye fazla almak uğruna DEM’le girdikleri ittifaka kimlerin koçluk ettiğini görüyorsunuz değil mi? Talimat nereden geliyor; Kandil’den. uygulama Ankara’da, İstanbul’da, Mersin’de ortaya çıkıyor.”
“DEM ANKARA’DAKİ GENEL MERKEZİNDEN DEĞİL, KANDİL’DEKİ TERÖR BARONLARI TARAFINDAN YÖNETİLMEKTEDİR”
“DEM dediğiniz yapı geçmişten beri partiymiş gibi davranan bir örgüt aparatı.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Sahne önünde olanların bu partide yetkisi ve sözünün ağırlığı yok. Bu parti Ankara’daki genel merkezinden değil, İstanbul’daki sapkın ideolojik yapılar ile Kandil’deki terör baronları tarafından yönetilmektedir. Bu gerçek ortadayken kendilerini meşru muhatap yapma gayretleri beyhudedir. CHP’nin böyle bir partiyle yok yürüme, belediye başkanlığı verme, belediye bürokrasisini paylaşama hesabına girmesi anlaşılır gibi değil. 14-28 Mayıs’ın tamamlayıcısı olacak 31 Mart’tan sonra bu çorak ve çarpık muhalefet anlayışının da tasfiyesine şahitlik edecektir. Biz de gençlerimize bırakacağımız en büyük mirasımız olan Türkiye Yüzyılı’nın inşasını tamamladıktan sonra inşallah huzuru kalple yola devam edeceğiz. O gün gelene kadar gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.”
“EMEKLİLERİMİZİN YANINDA OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Konuşmasında emeklilere de değinen Erdoğan, şunları söyledi:
“Sıkıntılı dönemlerde en büyük refah kaybını çalışanlar ile emeklilerin yaşadığının farkındayız. Emeklilerimizin yükünü hafifletmek için bir defaya mahsus 5 bin lira ödenmesinden yüzde 50’yi bulan maaş artışlarına, banka promosyonlarına kadar elimizden geleni yapıyoruz. Bundan sonra da emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başladığını göreceğiz. Bütçe imkanlarını genişletmek için hazırlıklarımız var. En önemli referansımız bugüne kadar ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerimizdir.”
]]>Akyüz, AA Spor Sohbetleri’nde federasyonun sportif gelişmelerini ve seçim atmosferini değerlendirdi.
Geçen yıl başarılı bir sezon geçirdiklerini belirten Akyüz, Türkiye’deki federasyonlar içinde uluslararası alanda en çok madalya kazanan ikinci federasyon olduklarını ifade etti.
Takım halinde Avrupa ve dünya şampiyonu olduklarını vurgulayan Akyüz, hedeflerinin bu başarıyı devam ettirmek olduğunu dile getirdi.
Akyüz, bu yılki en büyük faaliyetlerinin Türkiye Şampiyonası olduğunu ve 4 bin sporcunun katıldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Geçen yıl ABD’de yapılan Dünya Şampiyonası’na birçok ülke vize gerekçesiyle katılamadı. Uluslararası Wushu Federasyonu bu organizasyonu telafi edecek. Çin’de Dünya Şampiyonası ayarında bir organizasyon yapılacak. 24-26 Nisan’da yapılacak organizasyona 24 ülke katılacak. Bu organizasyona hazırlanacağız. 3-6 Mayıs tarihlerinde İsveç’te Avrupa Şampiyonası’na katılacağız. Ardından ekim ayında Dünya Gençler Şampiyonası var. Yoğun bir sezon geçireceğiz. 81 ilde il temsilcimiz var. Kulüplerimiz ve antrenörlerimiz var. Birçok ilde aktif şekilde çalışıyoruz. İlgi de çok fazla. 170 binlerde bir sporcu sayımız var. Hedefimiz bu sayıyı bir milyona çıkarmak. Şu anda wushuda Avrupa’nın en güçlü ülkesiyiz. Dünya sıralamasında da en güçlü ülkeler arasındayız. Diğer ülke federasyonlarından daha güçlüyüz.”
“Milli duruştan yanayız”
Kendisinin milli duruştan yana olduğunu vurgulayan Abdurrahman Akyüz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şimdiye kadar Türkiye’nin faydasına kim çalıştı? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan… Bu tartışılmaz bir gerçek. Geçen mahalli seçimlerde de biz İstanbul’da Binali Yıldırım’a destek vereceğimizi söyledik. Ancak Binali Yıldırım kazanamadı. İstanbul 5 sene bir kayba uğradı. Belediyecilik önemli bir konu. Spor açısından da önemli. Spor bu belediyeler aracılığıyla çok daha iyi gelişebiliyor, yayılabiliyor. Ben yine tarafım. Yeniden Refah Partisi Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi olarak da benim şahsi bir görüşüm var. Geçen seneki seçimlerde biz Cumhur İttifakı içerisinde yer aldık. Hala bunu savunuyorum. Özellikle büyükşehirlerde ittifak olmalıydı. Ne yazık ki bu ittifak olmadı. Şu anki görüşüm belki buradan dönülebilir. Bu ittifakın devam etmesi, ettirilmesi, yeniden gözden geçirilmesi lazım. Özellikle İstanbul seçimleri için bunun çok gerekli olduğunu düşünüyorum. İstanbul, Türkiye’nin en büyük şehri. Hemen hemen Türkiye nüfusunun üçte birine yakın bir nüfusa sahip. Önemli bir şehir. Türkiye’nin lokomotifi, Türkiye’nin başını çekiyor ve Türkiye’nin kaderi İstanbul’da şekilleniyor. Onun için buraya milli görüş modeli bir belediye başkanının başkan olması gerekiyor.”
“Milli Görüş belediyeciliği İstanbul’da unutuldu”
Milli Görüş belediyeciliğinin mimarının, milli görüşün mimarı Necmettin Erbakan olduğunu anlatan Akyüz, şu anda Milli Görüş belediyeciliğinin en büyük aktörünün Cumhur İttifakı’nın başındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul’da da en iyi hizmeti yapacağına dikkati çeken Akyüz, şöyle devam etti:
“Bundan dolayı bir siyasetçi olarak İstanbul’da Cumhur İttifakı adayının kazanmasından yanayım ve onun desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii Yeniden Refah Partimiz olarak böyle bir karar alınmadı. Biz ne olursa olsun, ne pahasına olursa olsun, hiçbir karşılık beklemeden İstanbul’da bu desteği verelim düşüncesindeyim. Yani bundan biz bir şey kaybetmeyiz. Aksine iyi bir hizmete vesile olmuş oluruz. Öte tarafta tabii bir söylemek gerekir. Bir CHP belediyeciliği var. Son beş yılda İstanbul’da herhangi bir hizmet göremedik. Milli Görüş belediyeciliği artık İstanbul’da unutuldu. Bunun yeniden canlanması açısından kazanacak aday olarak Murat Kurum’un kazanmasının hayırlı olacağını, şartsız olarak bizim de destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Partimiz tarafından da böyle bir karar alınması durumunda bunun yararlı olacağını düşünüyorum.”
“Necmettin Erbakan Cumhur İttifakı’nın adayının kazanması için bir yol izlerdi”
Abdurrahman Akyüz, Necmettin Erbakan’ın yaşaması durumunda Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğini ileri sürerek, şunları kaydetti:
“Necmettin Erbakan hocam bugün yaşasaydı şüphesiz ki benim de söylediğim gibi Cumhur İttifakı’nın devam ettirilmesini isterdi. Hatta yani Cumhur İttifakı’nın içerisinde aktif rol alıp ekonomiyi de bugünkü zorluklardan kurtarmanın bir yoluna bakardı. İstanbul’da tabii ki Cumhur İttifakı’nın adayının kazanması için bir yol izlerdi. Kesinlikle ittifak içinde yer almamayı tercih etmezdi. Erbakan hocam olsaydı Murat Kurum’u belediye başkanı yapmamızı beklerdi. Murat Kurum ‘Biz de Erbakan hocanın talebeleriyiz.’ diyor. Bende Erbakan hassasiyeti var. Genel Başkanımız Sayın Fatih Erbakan son dakikada böyle bir karar açıklarsa şaşırmam. İnşallah da öyle yapar. Bizim burada bir tavır takınmamız lazım. Bizim adayımızın geri çekilmesi de olabilir. Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’u bir şekilde desteklemek gerekiyor. Bunu yaparsak tabanın gözünde de iyi bir izlenim olur. Kaybettiren tarafta olursak bu durumu çok hoş karşılamayacaklardır.”
]]>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2000 yılında mezun olan 45 yaşındaki Boybeyi, okullarda ve hastanelerde bireysel psikologluk yapmaya başladı.
Kliniğini 2008’de açan, bazı gazetelerdeki köşe yazılarının yanı sıra bir kitap kaleme alan Boybeyi, 2020’den itibaren karavan hayatını tercih etti.
İstanbul’un kalabalığı ve yoğunluğundan sıkılan Boybeyi, babasının Burhaniye ilçesi kırsal Çoruk Mahallesi’nde hobi amaçlı kurduğu 16 dönüm alandaki çiftliği işletmeye çevirdi ve 1,5 yıl önce buraya yerleşti.
Arkadaşından ilham alan ve onu yalnız bırakmayan spor okulu mezunu Elif Bahar Bekiroğlu (35) da eşi ve çocuğuyla 8 ay önce Boybeyi’nin yanına geldi.
Çiftlikte 90 büyükbaş hayvanı bulunan iki arkadaş, hayvanların beslenmesinden çiftliğin temizliğine birçok işle ilgileniyor, sağdıkları sütü ilçe merkezine götürüp megafonla sokaklarda anonslar yaparak satıyor.
“Prenses gibi yaşardım”
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Laborant ve Veteriner Sağlık ön lisans programında eğitimine devam eden Şeyda Nur Boybeyi, AA muhabirine, kendisine göre Burhaniye’nin Türkiye’nin en güzel yeri olduğunu söyledi.
Çiftlik hayatından çok memnun olduğunu belirten Boybeyi, “Çok doğal, üretken bir hayatımız oldu. Şu anda kendi potansiyelimi daha çok ortaya çıkarttığım bir hayatın içindeyim. İstanbul’da çok kaosun içinde yaşıyormuşum. Mesleki olarak çok güzel şeyler yaptım, çok fazla insana ulaştım. Bununla ilgili de çok mutluyum ama hayatımın o dönemi bitti ve kendimi yeniden doğmuş hissediyorum.” dedi.
Boybeyi, İstanbul’dayken yardımcısıyla yaşadığını, evinde günlük işleri kendisinin yapmadığını dile getirdi.
Hayatında çok farklı bir pencere açtığını vurgulayan Boybeyi, şöyle konuştu:
“Daha prenses gibi yaşardım, karavan hayatıyla minimalize olmayı öğrendim ve buraya geldikten sonra da insanın üretken olmasının önemini öğrendim. Bu insana büyük bir yaratıcılık katıyor, iç potansiyelini daha fazla görmesini sağlıyor. Yoğurdumu, turşumu, peynirimi her şeyimi kendim yapıyorum; bu çok büyük bir keyif. Burada uyandığım her sabah şükrediyorum, buradaki hayvanlar, toprak ve havası da şükür sebebim. İstanbul’un çok kaotik bir enerjisi var, burası daha izole bir bölge, onun için burada uyanmak bana daha sağlıklı hissettiriyor.”
“İstanbul’da uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum”
Elif Bahar Bekiroğlu da İstanbul’da spor salonu işletmeciliği yaptığını aktardı.
Hem büyük şehir yoğunluğu hem de deprem riski nedeniyle arkadaşının yanına gelmeye karar verdiğini, işin çoğunlukla süt satışı bölümüyle ilgilendiğini ifade eden Bekiroğlu, yeni yaşantısında çok mutluğu olduğunu anlattı.
Haftada 300-350 litre süt sattıklarını söyleyen Bekiroğlu, şunları kaydetti:
“Sabah mutlu kalkıyorum çünkü İstanbul’da metroya bindiğinizde kimse nötr değil herkes ekstra öfkeli, sinirli ve mutsuz. Burada kalktığımda kuş sesi duyabiliyorum, orada uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum. Oranın kaosunun beni çok yorduğunu düşünüyorum. Bir de çocuğun gelişimi için metropolü çok doğru bulmuyorum. Çocuğumun burada daha özgür olacağını düşünüyorum. Haftada 3 gün süt satışına çıkıyoruz, sokaklarda bağıra çağıra sütümüzü satıyoruz. Zaten bir süre sonra müşteri kitlemiz de oluştu, artık telefonla arayıp sipariş veriyorlar.”
]]>