Marmara Denizi’nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında gözlemlenen müsilaj oluşumu, deniz ekosistemini bu yıl da tehdit ediyor. Deniz salyası olarak bilinen müsilaj, Anadolu Yakası’nda bulunan Maltepe sahil şeridinde yeniden görüldü. Denizin yüzeyinde tabaka halinde yayılan ve kıyıya yakın bölgelerde etkili olan müsilaj oluşumu havadan görüntülendi.
“Bu sorunun temeli, duyarsızlık ve eğitim eksikliği”
Ercan Kumru isimli bir vatandaş, “Akıntının yoğun olduğu yerlerde deniz bir şekilde kendini temizleyebiliyor. Ama akıntının olmadığı, insanların teknelerini bağladığı ve vakit geçirdiği yerlerde kirlenme daha hızlı oluyor. Denizlerdeki yararlı bakteriler azalıyor, ekosistem bozuluyor. Bu, kendi kendini hasta eden bir deniz demek. Üzücü olan, bu hastalığın sebebinin biz insanlar olması” dedi. Çevre bilincinin toplumda yeterince oluşmadığına dikkat çeken Kumru, “Bu sorunun temeli insanlarımızın duyarsızlığı ve eğitim eksikliği. Bizde çevre eğitimi yeterince önemsenmiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>POYRAZ ÖĞLE SAATLERİNDE ETKİSİNİ KAYBEDECEK
Yapılan açıklamada, özellikle kuzey yönlerden saatte 40 ila 70 kilometre hızla esen ve zaman zaman fırtına şeklinde hissedilen poyrazın öğle saatlerinden itibaren gücünü kaybetmesinin beklendiği bildirildi.

SAAT 15.00-23.00 ARASINDA KAR YAĞIŞI BEKLENİYOR
Yağışların gün boyu aralıklarla devam edeceğinin belirtildiği açıklamada, saat 15.00’ten sonra İstanbul’un yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve kısa süreli kar yağışının görülebileceği açıklandı. AKOM’un verilerine göre, bugün (27 Aralık) 15.00 ile 23.00 saatleri arasında Silivri, Çatalca ve Arnavutköy ilçelerinin yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve kısa süreli kar yağışı görülebilir. Büyükçekmece ve batısında kalan bölgelerde ise kuvvetli sağanak yağmur geçişleri bekleniyor. Sıcaklıkların 10 derecenin altında kış değerlerinde seyredeceği ve soğuk havanın pazartesi gününe kadar etkili olacağı öngörülüyor.
Kar yağışı nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı vatandaşların tedbirli olması yönünde uyarı yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da sosyal medyada yüksek takipçili hesaplarından çevrimiçi yasa dışı bahis sitelerinin reklamını yapan fenomenlere yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda hakkında yakalama kararı bulunan 7 şüpheliden 4’ü gözaltına alınırken firari 4 kişinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.
İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü sanal devriye ekipleri, Instagram ve X gibi sosyal medya hesaplarından yüksek takipçili fenomenlerin çevrimiçi yasa dışı bahis sitelerinin reklamını yaptığını tespit etti. Çalışmaların devamında tespit edilen 7 şüphelinin yakalanması için bu sabah eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerden Elanur Bulut, Salim Çato, Zeynep Buse Korkmaz ve Buse Şahin gözaltına alınırken firari durumdaki 4 kişinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’dan memleketi Kars’a göç eden Metin Tetik (50), aldığı 5 deve kuşu ile yetiştiriciliğe başladı. 22 yıllık hayalini gerçekleştirdiğini belirten Tetik, “Bir deve kuşu, yılda 80 yumurta veriyor. Şimdilik 7 dönümlük alanımız var. Bu bir başlangıç” dedi.
İstanbul’da dekorasyon işi yapan evli, 3 çocuk babası Metin Tetik, 8 yıl önce memleketi Kars’ın Esenkent köyüne göç etti. Burada deve kuşu yetiştirmek isteyen Tetik, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki çiftlikten 3’ü dişi toplam 5 deve kuşu alarak, 22 yıllık hayalini gerçekleştirdiğini söyledi. Metin Tetik, “Bu benim 22 yıllık bir hayalimdi, bugüne nasip oldu. Doğubayazıt’tan aldığım 5 deve kuşu ile üretim ve kesim yapacağım. Deve kuşları her türlü yemi yiyor, bakımlarını yapıyoruz. Eksi 30-40 dereceye kadar dayanıklılar, gezmeyi seven hayvanlar. Strese gelmezler. Kuşlardan yumurta almaya başladık. Bir deve kuşu, yılda 80 yumurta veriyor. Doğubayazıt’tan aldığım deve kuşları bir aile. İlerde burayı büyüteceğiz. Şimdilik 7 dönümlük alanımız var. Bu bir başlangıç. Günde 1,5 kilo yem yiyorlar, yüzde 80’i kuluçkaya yattı mı çıkıyor. Pazar alanı hazır. Eti, derisi, tüyleri, yumurtası, tırnakları ve yavrusu para eden bir kuş” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özistek, İstanbul’da gerçekleştirilen ve teknoloji, girişimcilik ve finans dünyasından önde gelen isimlerin yapay zekanın geleceğini ve sektöre etkilerini değerlendirdiği “Beyond the Visible” zirvesinde, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Boğaziçi Ventures olarak, merkezine yapay zekayı alan ve geleneksel endüstrileri dönüştürmeyi hedefleyen şirketlere yatırım yapmaya öncelik verdiklerinin altını çizen Özistek, bu anlamda yatırımcıları hem global hem Türkiye‘deki şirketlerle buluşturduklarını söyledi.
Özistek, “Halka açık şirketler tarafında oyun fonumuz var. Tamamen yapay zeka dönüşümünden etkilenecek şirketler fonumuz da var. Uzay ve teknoloji gibi alanlar da ön planda. Çünkü bugün uzay teknolojisi, yapay zeka sayesinde hızla büyüyor. Robotik teknolojiler de aynı şekilde hızla gelişiyor.” ifadelerini kullandı.
Girişimlere yönelik yatırımlar da yaptıklarını belirten Özistek, “Girişimlere yatırım yapan fonlarımız tamamen Türkiye‘deki girişimlere odaklanıyor. Burada finans teknolojileri, perakende, dijital sağlık, oyun gibi birçok alanda yatırımlarımız var. Ama önceliğimiz, merkezine yapay zekayı almış, yapay zekayı üst düzeyde kullanarak farklı sektörleri baştan yaratmaya ve klasik geleneksel endüstrileri yapay zeka ile dönüştürmeye çalışan şirketler. Bu anlamda yapay zekada her sektörde yatırım yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Özistek, yapay zekanın bütün sektörleri dönüştüreceğini, ortaya çıkacak yeni sektörlere ilaveten gelecekte sektörlerinin yeni hallerinin de görüleceğini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Bir de yapay zekanın hızlandırıcı etkisi var. Yani burada bir ilaç bulunma sürecini de hızlandırıyor. Uzay teknolojilerinin gelişimini de hızlandırıyor. Belki 2050’de, 2100’de ulaşacağımız noktalara çok daha hızlı ulaşacağız. Malzeme teknolojileri belki sektör olarak bakarsanız her zaman hayatımızda olacak ama şu an kullanmadığımız ya da şu an çok pahalı, üretim maliyetleri çok yüksek olduğu için kullanmadığımız, teknik olarak kullanamadığımız belki birçok malzemeyi önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde, 10 yıl içerisinde kullanmaya başlayacağız.”
Türkiye‘de birçok yetenekli girişim bulunduğuna işaret eden Özistek, şöyle devam etti:
” Türkiye‘deki teknoloji şirketleri, Türkiye‘deki girişimler bu teknolojiyi kaldıraçlı şeklinde kullanarak globalde büyük işler yapma, ekonomiye büyük değerler yaratma fırsatına sahip. Türkiye‘de çok sayıda yetenekli girişimimiz var. Onları hem doğru fonlarsak hem de doğru yönlendirirsek, global network ile doğru şekilde bir araya getirirsek, Türkiye ekonomisinde büyük bir sıçrama yaratabiliriz.” dedi.
Özistek, “Buradan yani 3-5 tane şirketin çok başarılı olmasından bahsetmiyorum. Totalde ekonomiye büyük etki sağlayabilecek bir fırsat var önümüzde. Çok da uzun değil yani önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde bunlar olacak.” ifadelerini kullandı.
Teknolojideki yapay zeka trendinin gerisinde kalmanın risklerine değinen Özistek, “Bunları yapamazsak, Türkiye geriye düşebilir. Yani risk de var. Bu, Türkiye, Amerika, Çin, Kore, İngiltere gibi ekosistemler arasında bir yarış ve bu yarışı kazanmak zorundayız.” açıklamasında bulundu.
Özistek, girişimciler, yatırımcılar ve teknoloji üreticilerini bir araya getirmenin önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Bugün bu etkinliği yapmadaki temel sebebimiz ekosistemi bir araya getirmek. Girişimciler, yatırımcılar, teknoloji üreticileri, kullanıcıları, sivil toplum kuruluşları hepsini bir araya getirmek. Çünkü diğer ekosistemlerle mücadele edebilmek için bu birleşmeden, birlikte öğrenmeden, deneyimleri paylaşmadan faydalanmamız lazım. Ancak o şekilde güçlenebiliriz. Bu etkinliği de temel yapma nedenimiz bu.”
“Türkiye’nin girişimcilik potansiyeli avantaj sağlıyor”
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Eczacıbaşı Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı da Türkiye’de yapay zeka alanında girişimcilik ekosisteminin büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Eczacıbaşı, “Bu alanda ilerleme sağlamak için sivil toplum, devlet ve özel sektörün iş birliği yapması gerekiyor. Özellikle politikaların geliştirilmesi ve kullanım alanlarının verimliliğe yönlendirilmesi için tüm kurumların önünün açılması çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekanın farklı sektörlere etkisini bir metaforla açıklayan Eczacıbaşı, “Yapay zeka, çekiç gibi bir şey. Kafa da kırabilirsiniz, hayat da kurtarabilirsiniz. Kullanımına bağlı olarak her sektörde fayda sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Eczacıbaşı ayrıca Türkiye Bilişim Vakfı olarak geleceğin çevresel ve sürdürülebilirlik sorunlarına çözüm üretmek için yapay zekanın kritik bir araç olduğunu belirterek, “Yapay zekanın geleceğin sorunlarını halletmek için kullanılması lazım. Bizi ileriye yönelik, önümüzdeki kuşakları bekleyen, çok büyük çevresel ve sürdürülebilirliği önleyen bir takım sorunlar bekliyor. Küresel ısınma, çevresel sorunlar, gelir dağılımı bozukluğu gibi konuların küresel olarak üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“BV Portfolio olarak bu hızlı değişim dönüşümü aslında önceden keşfedenlerdeniz”
BV Portföy Genel Müdürü Zeynep Özgür Çağlayan da yapay zekanın yalnızca teknoloji değil, endüstri, sağlık, eğitim ve finans gibi pek çok alanda dönüştürücü bir teknoloji olarak öne çıktığını vurguladı.
Çağlayan, “Biz BV Portfolio olarak bu hızlı değişim dönüşümü aslında önceden keşfedenlerdeniz. Bu yüzden de yatırımcılarımıza yapay zeka deyince akla gelen ilk portfolyo yönetim şirketi olma vizyonunu benimsedik.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekanın tüm alanlara hızla yayıldığına dikkati çeken Çağlayan, “Yapay zekanın herkes için erişilebilir ve doğru kullanılabilir hale gelmesi gerekiyor. Bu sağlandığında teknolojiyi gerçekten verimli kullandığımızı söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Yapay ZekaTeknolojiistanbulEkonomiTürkiyeFinans
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ptt‘nin 2024 yılı ilk 11 ayına ait kargo, posta ve gönderi istatistiklerini değerlendirdi. Türkiye’nin en köklü kuruluşlarından biri olan Ptt‘nin 184 yıllık geçmişi ve güçlü kurumsal yapısıyla ikinci yüzyılına yaklaştığını belirten Uraloğlu, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ekonomik alanda yapılan hamleler ve yatırımlar noktasında Ptt‘nin üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirdiğini söyledi.
399 milyon gönderi sahibine ulaştırıldı
Ptt‘nin her geçen gün iş ve işlem hacmini artırdığını ve büyüme trendini her yıl artırarak devam ettirdiğini vurgulayan Uraloğlu, Ptt‘nin 2024 yılı ilk 11 ayında 399 milyon posta ve kargo gönderisini sahibine ulaştırdığını bildirerek, “Türkiye genelinde tüm gönderi türlerinde yüzde 52,9 ile İstanbul birinci, yüzde 16,2 ile Ankara ikinci ve yüzde 2,4 ile İzmir üçüncü sırada” açıklamasında bulundu.
Elektrikli scooterlar ile 49 milyon gönderi sahibine ulaştırıldı
Uraloğlu, Ptt‘nin müşterilerinin ihtiyaçlarına göre çeşitli ürün portföyüyle dünyada 210’dan fazla noktaya uluslararası posta ve kargo gönderimi yaptığını ifade ederek, “Ptt posta hizmetlerinde yenilikçi teknolojiler kullanarak hem müşteri memnuniyeti sağlama hem de doğa dostu ve çevreci politikalar yürütme noktasında önemli adımlar atıyor. PTT yeşil enerji kullanan elektrikli skuterler ile bugüne kadar 51 milyon gönderiyi sahibine ulaştırdı. Bu sayede 185 bin litre fosil yakıt tasarrufu sağlandı. Sayısı 750’ye ulaşan doğa ve çevre dostu mikro hareketlilik araçları olan skuter filosu sayısını daha da arttırarak hem trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yüksek hareket kabiliyeti hem de zamandan tasarruf edilmesini sağlayacağız” diye konuştu.
PTT’nin 40 bine yakın çalışanı 3 bin 630 iş yeri ve 9 bin 452 araçlık filosuyla posta ve kargo hizmetlerini güvenli, hızlı ve en iyi şekilde yerine getirdiğini söyleyen Uraloğlu, “Artık hem Türkiye’de hem de dünyada posta sektöründe adından söz ettiren bir PTT var. Büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda PTT’nin Türkiye’de ve dünyadaki gücünü artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Hem ülkemizin istihdamına hem de ekonomisine katkı sağlayacak bütün yatırımları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. – ANKARA
Ulaştırma ve Altyapı BakanıTeknolojiİstanbulEkonomiankaraÇevreİzmirYaşamPTT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1983 yılında İstanbul’da 3 kişiyle başladıkları ofis masası ve koltukları üretim sektöründe her geçen gün büyüyen xDrive firması, oyuncu koltukları ile dünyaya adını duyurdu. 20’e yakın ülkeye ihracat yapan firma, ürün kapasitesi ve ürün portföyünü artırmak amacı ile büyük bir hamle gerçekleştirdi. xDrive firması, Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde ‘xDrive Mobilya’ fabrikasının temelini attı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan temel atma programı, kurban kesilmesi ve dualar ile son buldu. Showroom, idari bina ile üretim alanlarından oluşan ve 10 dönüm arazi üzerine kurulacak olan fabrika, ülke ekonomisine katkı sağlamının yanı sıra çevre dostu, yenilikçi bir üretim anlayışını hayata geçirmeyi hedefliyor.
“Bizim için bu bir hayaldi, gerçek oldu”
Temelini attıkları fabrika ile sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjiyi kullanarak daha rekabetçi ürünler ortaya çıkarmayı hedeflediklerini belirten xDrive firma ortağı ve Genel Müdürü Fatih Yalçın, “İstanbul büyük bir metropol. Artık büyük sanayiciler için yer sıkıntısı oluşturuyor. Onun için alternatif arayışı içerisindeydik. 3 ana yolun kesiştiği nokta Sakarya 2. OSB bizim için çok cazip fırsatlar sunuyordu ve o sebeple lokasyon olarak bu bölgeyi tercih ettik. xDrive; oyuncu koltukları, mobilya hem çalışma koltukları hem ofis koltukları üretmekte. 1983’te kurulan bir firmayız. Kurulduğu günden bu yana uzmanlık alanımız, çalışma hayatına yönelik ürünler geliştirmek ve ergonomik ürünler üretmek. Bu fabrikamızda amacımız sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjiyi kullanarak daha rekabetçi ürünler ve yüksek teknolojiyle birlikte kaliteye odak ürünler geliştirmek. Fabrikamız iki bölümden oluşuyor ana bölüm olarak idari ve üretim kısmı. Üretim kısmımızda hem koltuk üretim alanlarımız olacak hem de mobilya üretim alanlarımız olacak. İki ana noktada ana dalımız ofis mobilyaları üretimi. Fabrikamızın aşağı yukarı bin 900 metrekare civarında showroom ve idari yönetim kısmından oluşuyor. İhracat yoğun olarak gittiği için departmanlarımız daha geniş alanlara ihtiyaç duyuyor. Yurt dışından gelen misafirlerimizi ağırlamak için onlara özel alanlar da oluşturuldu. Üretim kısmımızın yaklaşık 5 bin metrekare civarındaki alanı koltuk üretimi, diğer 5 binlik alanı da mobilya grubunun üretimi için ayrıldı. Bizim için bu bir hayaldi, gerçek oldu. Baba mesleğini icra ediyorum, kendimi bildim bileli üretimin içerisinde yer alıyorum. Çok kısıtlı dar alanlarda imalat ve üretim yaptık. Ancak hep hayal ettik bugünleri ve Cenab-ı Allah nasip etti, o yüzden çok mutluyuz bugün” dedi.
“10 milyon dolar civarında bir yatırım gerçekleştirmeyi planlıyoruz”
Fabrikanın ortaklarından Orhan Özmen, “Yaklaşık olarak 10 milyon dolar civarında bir yatırım gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Biz ofis koltukları üretimiyle başladık. 2016 yılında da Türkiye’de biraz daha fonksiyonel ve ergonomik ürünlerin eksikliğini gördük. Daha çok oyuncu arkadaşlardan biz talep alarak bu yola çıktık. Geldiğimiz noktada ürettiğimiz ürünler oyuncu olan arkadaşların veya ergonomik fonksiyon ürünü kullanılması gereken arkadaşlara çözüm üretiyoruz. Oturma rahatlığı, bel destekleri, ayak uzatmaları, başlık hareketleri, kol fonksiyonları bunlar bir insanın otururken daha rahat etmesi, daha fonksiyonlu bir şekilde çalışmasını, vücut ergonomisini ön planda tutarak çalıştığımız fizyoterapist arkadaşlarla sağlıklı ürün nasıl olur, insanların oturduğu zaman bel omurgasını rahatsız etmeyecek ürünler geliştirme çabamız oldu. Bunları piyasaya arz ettik. Gördük ki gerçekten piyasada böyle bir açık var. Bu büyük bir ilgiyle karşılandı. Biz de bu doğrultuda ürünlerimizi daha çok geliştirerek müşteri talepleri doğrultusunda da yenilemeye devam ediyoruz” diye konuştu.
“Her şey insanımızın sağlığı için”
Yaklaşık 20 ülkeye ihracat yaptıklarını aktaran Özmen, “İhracat konusuna gelirsek Türkiye’de bu sektörü kuran firma xDrive. Allah’a şükürler olsun yurt içi ve yurt dışı fevkalade fuarlara, etkinliklere katılıyoruz. Yaklaşık 20 ülkeye ihracatımız var. Tabi buradaki amacımız bizim fabrikayı daha işlevsel hale getirmek. Ürün kapasitemizi, ürün portföyümüzü ve ihracatımızı artırmak. Ana hedefimiz bunlar. Artık eski ofis mobilya ve koltuklarından daha ziyade insanlar bilgisayar başında çok fazla vakit geçirdiği için artık masalarımız bile fonksiyonel. İnsanlar eskiden olduğu sabit masalarda oturmuyor artık. Biz de masaları daha hareketli hale getirdik. Her şey insanımızın sağlığı için. Bunu önemsiyoruz ve bu yolda da inşallah ilerlemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Çin’in karşısında rekabetçi bir durumda olabilmek, çabamız bu”
Yeni kurulacak olan fabrikayla birlikte toplam 200 kişiye istihdam sağlayacaklarını belirten Özmen, “xDrive firması, Yıldız Çelik büro mobilyaları olarak 1983 yılında kurulmuş bir firma. Biz 3 kişi olarak başladığımız bu serüvende şu anda 75 kişiyiz. Temelini attığımız fabrikada ise 200’e yakın çalışanı istihdam etmeyi öngörüyoruz. Buradaki üretim kapasitemizi daha yukarılara çıkarmak ve ana hedefimiz ihracatımızı çok daha yoğun hale getirmek. Bunun karşısında da dünyada bu sektörde etkin bir Çin var. Çin’in karşısında rekabetçi bir durumda olabilmek, çabamız bu. Eğer doğru parametreleri kullanırsanız yapamayacağınız bir şey yok. Çin’e de bir rakip oluruz. İhracatımız da gayet güzel artırırız” ifadelerini kullandı.
“3 kişi ile kurduğumuz atölyenin bugünlere gelmesi mutluluk veriyor”
Fatih Yalçın’ın babası ve firmanın kurucusu Muhammet Yalçın ise, “1983’te Yıldız Çelik olarak kurmuştuk biz firmayı. Yaklaşık 10 senedir xDrive adı altında devam ediyor. Biz o zaman 2-3 kişiyle kurduğumuz atölyenin, bugün 70-80 kişi ile çalışacak kapasitede olacağını pek hayal edemedik. Ama şu anda temeli atılan fabrikanın tamamlanması ile birlikte 200 kişinin çalışması hedefleniyor. Orhan ve Fatih beyin bizden çok daha güzel bir şekilde firmayı ilerlettiklerini görmek doğrusu kurucusu olarak bana son derece haz ve mutluluk veriyor. Sevinmemek mümkün değil, yaptıkları iş hayırlara vesile olsun inşallah” dedi. – SAKARYA
TeknolojiİstanbulİhracatsakaryaEkonomiÜretimHendek
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, PTT’nin bu yılın 11 aylık dönemindeki kargo, posta ve gönderi istatistiklerini değerlendirdi.
Şirketin 184 yıllık geçmişi ve güçlü yapısıyla ikinci yüzyılına yaklaştığına dikkati çeken Uraloğlu, her geçen gün PTT’nin iş ve işlem hacminin arttığını bildirdi.
Uraloğlu, kuruluşun bu yılın 11 ayda 399 milyon posta ve kargo gönderisini sahibine ulaştırdığı bilgisini vererek, “Türkiye genelinde tüm gönderi türlerinde yüzde 52,9 ile İstanbul birinci, yüzde 16,2 ile Ankara ikinci ve yüzde 2,4 ile İzmir üçüncü sırada.” değerlendirmesinde bulundu.
“Elektrikli skuterler ile 51 milyon gönderi ulaştırıldı”
PTT’nin ihtiyaca göre çeşitli ürün portföyüyle dünyada 210’dan fazla noktaya uluslararası posta ve kargo gönderimi yaptığına işaret eden Uraloğlu, kuruluşun posta hizmetlerinde yenilikçi teknolojiler kullandığını, böylelikle hem müşteri memnuniyetini sağlamada hem de doğa dostu ve çevreci politikalar yürütmede önemli adımlar attığını vurguladı.
Uraloğlu, kuruluşun yeşil enerji kullanan elektrikli skuterler ile bugüne kadar 51 milyon gönderiyi sahibine ulaştırdığını belirterek, “Bu sayede 185 bin litre fosil yakıt tasarrufu sağlandı. Sayısı 750’ye ulaşan doğa ve çevre dostu mikro hareketlilik araçları olan skuter filosu sayısını daha da artırarak hem trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yüksek hareket kabiliyeti hem de zamandan tasarruf edilmesini sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.
PTT’nin 40 bine yakın çalışanı, 3 bin 630 iş yeri, 9 bin 452 araçlık filosuyla posta ve kargo hizmetlerini güvenli ve hızlı şekilde yerine getirdiğini aktaran Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Artık hem Türkiye’de hem de dünyada posta sektöründe adından söz ettiren bir PTT var. Büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda PTT’nin Türkiye’deki ve dünyadaki gücünü artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Hem ülkemizin istihdamına hem de ekonomisine katkı sağlayacak bütün yatırımları yapmaya devam edeceğiz.”
Ulaştırma ve Altyapı BakanıTeknolojiİstanbulEkonomiGüncelankaraÇevreİzmirYaşamPTT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Dünya Dergiler Birliği (DERGİBİR) tarafından Taksim CamiiKültür Sanat Merkezi’nde düzenlediği “15. Dergi Günleri”nin açılışına katıldı. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren Başkan Erbaş, İslam medeniyetinin en önemli unsurlarından birisinin okumak olduğunu belirterek, “Çünkü ilk inen ayet ‘oku’ diyor. Kitabı, dergiyi, kainatı, kendimizi okuyacağız ve insan olarak kendimizi tanımaya çalışacağız. Bütün bunlar için vasıtalar lazım. Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlamak için başka kitapları okuyacağız” ifadelerini kullandı.
“Çıkardığımız 11 dergideki amacımız Allah’ın kitabını daha iyi anlamamıza yardımcı olmasıdır”
Başkan Erbaş, “Diyanet İşleri Başkanlığı olarak çıkardığımız 11 dergideki amacımız Allah’ın kitabını daha iyi anlamamıza yardımcı olması amacıyladır. Birinci amacımız budur. Sadece Diyanet yayınlarından 2 bin 500 çeşit kitap, Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarından 2 bin çeşit kitap toplam 4 bin 500 farklı isimle her yıl çıkardığımız milyonlarca kitap medeniyetimizi, Rabbimizi daha iyi tanımak, Peygamberimizin yolunda daha iyi yürümek içindir” diye konuştu.
“Yazdıklarımızla insanları hayra çağırmamız lazım”
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten men eden bir ümmet, bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır” ayet-i kerimesini hatırlatan Başkan Erbaş, “Yazdıklarımızla insanları hayra çağırmamız lazım. Yazdıklarımızla, çıkardığımız dergilerle iyiliğin yeryüzünde yaygınlaşmasına katkı sağlamamız lazım. Çıkardığımız dergilerle, kötülüğün yeryüzünden, insanlardan uzak olmasına katkı sağlamamız lazım. İşte o zaman anlamlı olur verdiğimiz emekler, çıkardığımız dergiler” ifadelerini kullandı.
Açılışta, Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürü Cafer Tayyar Doymaz, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş ile DERGİBİR Başkanı Metin Uçar da hazır bulundu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’de ara transfer dönemi yaklaşırken hareketlilik sürüyor. İspanyol basınından Fichajes’te yer alan haberde Roberto Firmino’nun, Süper Lig devine imza atmaya hazırlandığı iddia edildi.

GÖZLER OCAK AYINDA
Şampiyonluk mücadelesinin kıyasıya devam ettiği Trendyol Süper Lig’de gözler bir yandan da ocak ayına çevrilmiş durumda. Kulüpler, kadrodaki eksiklikleri ara transfer döneminde gidermenin peşinde.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ROBERTO FIRMINO BOMBASI
Ocak ayında başlayacak ara transfer dönemi yaklaşırken transfer haberlerinin de ardı arkası kesilmiyor. Son olarak, Liverpool’un eski yıldızı Roberto Firmino ile ilgili çarpıcı bir gelişme yaşandı.

GEÇEN SENE ARABİSTAN’A GİTTİ
Roberto Firmino, Liverpool’daki sekiz yıllık kariyerinin ardından geçen yıl yaz aylarında Suudi Pro Lig’e transfer oldu. Brezilyalı oyuncu, Al-Ahli’ye imza atarak futbolseverleri şaşırttı.

SÖZLEŞMESİ NE ZAMAN BİTİYOR?
33 yaşındaki futbolcunun Al-Ahli ile olan sözleşmesi 2026 yılında sona erecek. Roberto Firmino’nun güncel piyasa değeri ise Transfermarkt verilerine göre 8 milyon euro.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul emniyeti Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ihbar üzerine Sultangazi ve Fatih’te bulunan iki adrese sahte ve kaçak alkol üretimine ilişkin operasyon gerçekleştirdi. Sultangazi’de bulunan ve sahte alkol üretimi yapıldığı tespit edilen adrese yapılan operasyonda 215 adet satışa hazır halde sahte alkol, 50 litre şişelenmeye hazır sahte alkol ve retimde kullanılan çok sayıda malzeme ele geçirildi. Fatih’teki adreste ise, tekel bayi deposunda satışa hazır 301 adet kaçak alkol şişesi bulundu. Operasyonlar sonucunda Fatih’teki tekel bayinin sahibi gözaltına alınırken Sultangazi’de bulunan adresteki şüpheli veya şüpheliler olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Ekiplerin kaçan şüpheliler, için arama çalışması devam ederken toplamda 516 adet satışa hazır kaçak ve sahte alkol ele geçirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 23.00 sıralarında Esenyurt Yenikent Mahallesi 670. Sokak üzerinde bulunan 5 katlı binanın 5’inci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sultangazi’de iki çocuğu arabaya alıp kaçıran M.Ö. isimli şüpheli, Esenyurt’a seyir halindeyken Y.K.O. isimli çocuk arabanın durmasını fırsat bilerek kaçtı. Polis karakoluna giden çocuk, durumu polis ekiplerine bildirdi.
KAÇIRDIĞI ÇOCUĞA VE KENDİ KAFASINA ATEŞ ETTİ
İddia üzerine şüphelinin evini tespit eden asayiş ekipleri eve baskın yaptı. Yapılan baskında şüpheli M.Ö. (22), polise ateş açtı. Açılan ateş sonucu asayiş şubede görevli polis memuru N.Y. karnından yaralandı. Polis memurunun yaralanmasının ardından olay yerine çok sayıda polis özel harekat, çevik kuvvet ve asayiş ekibi sevk edildi. Kaçırdığı çocuğa ve kendi kafasına ateş etti.

HAYATİ TEHLİKELERİ DEVAM EDİYOR
Çevrede geniş güvenlik önlemi alan ekipler, şüphelinin bulunduğu eve operasyon yaptı. Yapılan operasyonda, şüpheli M.Ö.’nün önce adreste tuttuğu 14 yaşındaki İ.S.Y. isimli çocuğu kafasından vurduğu, ardından da aynı silahla kendi kafasına ateş ettiği öğrenildi. Hastaneye kaldırılan, polis memuru N.Y., İ.S.Y. isimli çocuk ve şüpheli M.Ö.’nün ağır yaralandığı, 3’nün de hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi.

İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN AÇIKLAMA
Konuyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “İstanbul Emniyet Müdürlüğünce, 01.12.2024 tarihinde Esenyurt ilçesi Yalıkent Mahallesi’nde bulunan bir adreste cinsel istismar şüphelisi bir şahsın bulunduğu tespit edilmiştir. Şahsın yakalanması amacıyla adrese geçildiğinde, şüpheli M.Ö. isimli şahıs tarafından görevli polislere ateş açılmış, N.Y. isimli polis memuru açılan ateş sonucu yaralanmış, yaralı olarak hastaneye intikali sağlanmış, özel harekat unsurlarınca M.Ö. isimli şüphelinin yakalanmasına yönelik adrese operasyon gerçekleştirilmiştir.

Özel harekat unsurlarınca adrese girildiği esnada, İ.S.Y. isimli erkek çocuğun kafasına şüpheli şahıs tarafından ateş edilerek çocuk yaralanmış, ardından şüpheli şahıs kendi kafasına da ateş ederek intihara teşebbüs etmiş, görevlilerce durum kontrol altına alınarak şüpheli şahıs ile erkek çocuğun hastaneye intikali sağlanmış, hayati tehlikelerinin devam ettiği anlaşılmıştır. Şüpheli M.Ö. isimli şahsın kayıtları incelendiğinde, 1 adet ruh ve sinir hastalıkları hastane kaydı olduğu tespit edilmiş, adreste yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca ile 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirilmiştir. Konu ile ilgili yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.” ifadelerine yer verildi. Ekiplerin olayla ilgili çalışmaları sürüyor.

OperasyonEsenyurtPolitikaİstanbulGüvenlik3-sayfaPolisÇocuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul Güngören’de çöken binanın altındaki işçiyi kurtarma çalışmaları sırasında 1 itfaiye eri yaralandı. Yaralı itfaiyeci ambulansla hastaneye kaldırıldı.
İstanbul Güngören’de kentsel dönüşüm çerçevesinde yıkımı devam eden bir binanın üst kısmında dün çökme meydana gelmişti. Olay yerine çok sayıda itfaiye, AFAD ve sağlık ekibi sevk edilmişti. Olayda 2 kişi göçük altında kalırken, itfaiye ekiplerince Ü.K. göçük altından çıkarılmıştı. Hafif yaralı olan şahıs ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Yıkım işinde görevli F.Ö. ile yıkım işlemini gerçekleştiren firma yetkilisi B.H. ise gözaltına alınmış, tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Çalışmalar sırasında bir itfaiye eri yaralandı.
Göçük altında kalan diğer işçiyi kurtarma çalışmaları yaklaşık 31 saattir sürüyor. Molozlar kaldırıldığı sırada 1 itfaiye eri yaralandı. Yaralı itfaiye eri ambulansla hastaneye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SAHTE İÇKİDEN 2 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Alınan bilgiye göre, Şişli ve Beyoğlu’nda sahte içkiden zehirlenme teşhisiyle hastanede tedavi altına alınan 7 kişiden 2’sinin yaşamını yitirmesinin ardından polis ekiplerince çalışma başlatıldı. Çalışma sonucu sahte içkinin, Dolapdere Caddesi’nde bulunan bir binadaki daireden dağıtıldığı tespit edildi.

400 LİTRE ELE GEÇİRİLDİ
Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince adrese yapılan operasyonda yaklaşık 400 litre sahte içki ele geçirilirken,1 şüpheli gözaltına alındı. Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de sahte içki satışı yapıldığı ihbarı üzerine Kurtuluş Caddesi’ndeki bir tekel bayisine operasyon düzenledi. Bayi yakınındaki motokuryelerin üzerinde bir miktar sahte içki ele geçiren ekipler, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.
Sahte İçkiistanbulGüvenlikBeyoğlu3-sayfaSağlıkGüncelŞişliSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Jethro Tull’un İstanbul konseri, 50’şer dakika süren iki bölümden oluştu. İlk bölümde pastoral tonların hakim olduğu “Heavy Horses” ve “Weathercock” gibi eserlerle Norse mitolojisinden ilham alan “The Wolf Unchained” parçalarının bulunduğu bir setlist ile sahnedeydiler. İkinci bölümde ise global sorunlara dikkat çeken parçalar yer aldı. “Dark Ages” iklim krizine, “Mrs. Tibbets” nükleer tehdide, efsanevi “Aqualung” ise yoksulluk ve açlığa vurgu yaparak izleyenleri düşündürdü.
Multimedya ile zenginleşen bir şov
Ian Anderson’ın imzasını taşıyan şov, görsel bir şölenle birleşti. Progresif rock’ın teatral yönlerini de yansıtan performans, sahnede akan müzikle uyumlu görseller eşliğinde bir atmosfer yarattı. Sanatçıların dikkatinin dağılmaması için yalnızca son 20 dakikada video ve fotoğraf çekimine izin verildi. Volkswagen Arena’daki izleyiciler, Jethro Tull’un bu performansını “şölen” olarak nitelendirdi. İki saatlik performansın sonunda Jethro Tull uzun süre ayakta alkışlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Hava Yolları (THY), uçağa biniş sırasında oldukça vakit alan işlem sürecini daha kısa sürelere indirebilmek için yüz tanıma sistemini devreye sokacak.
BİYOMETRİK YOLCULUK SİSTEMİ
Söz konusu Biyometrik yolculuk sistemi ilk olarak Boston ve Miami havalimanlarındaki THY uçuşlarında denemeye alındı. Yeni sistem Türkiye’de ise ilk kez İstanbul ve İzmir’deki havalimanlarında kullanılacak.
YÜZDE 50 ORANINDA HIZLANACAK
Proje çerçevesinde uçağa biniş öncesinde manuel olarak yapılan işlemler artık yüz tanıma sistemiyle gerçekleştirilecek. THY, bu uygulama aracılığıyla uçağa biniş sürelerine yüzde 50 oranında hız kazandırmayı amaçlıyor.

TeknolojiİstanbulSeyahatYaşamİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ETKİNLİKTE NELER OLACAK?
Girişimcilik odaklı podcast ve kitap serisi olarak başlayan “Girişimcilerin Büyük Hataları”, 2024 yılında konferans, girişim sunumu ve networking etkinlikleriyle zenginleştirilmiş bir dizi program olarak girişimcilik ekosistemiyle buluşuyor.
20 Kasım’da düzenlenecek etkinlik, üç ana bölümden oluşacak:
Bölüm 1: Konferans
Branding Türkiye Kurucusu Mürsel Ferhat Sağlam’ın girişimcilik deneyimlerinden elde ettiği dersleri ve önerilerini paylaşacağı konferans.
Bölüm 2: Girişim Sunumu
PitGrowth Kurucu Ortağı Özkan Yağız’ın, girişimcilik yolculuğundan edindiği tecrübeler ve hatalara yönelik çözüm önerilerini aktardığı girişim sunumu.
Bölüm 3: Networking
Katılımcılar, girişimcilik ekosisteminin önemli aktörleriyle tanışma ve iş birliği yapma fırsatı yakalayacak.

ETKİNLİK DETAYLARI
Tarih ve Saat: 20 Kasım 2024, 15:30 – 17:30
Yer: İstanbul Kültür Üniversitesi, Bakırköy Yerleşkesi, Tasarım Fabrikası
Ücret: Ücretsiz (Kayıt zorunludur, kontenjan sınırlıdır.)
Katılımcılar etkinlik sonunda, İKÜ Tasarım Fabrikası tarafından verilen “Dijital Katılım Belgesi” almaya hak kazanacak.
KAYIT VE BİLGİ
“Pollyannacılık” temalı bu eşsiz etkinliğe katılmak ve girişimcilik ekosisteminin bir parçası olmak için buradan kaydolabilirsiniz.
Girişimcilik dünyasında ilham veren bir deneyim için bu fırsatı kaçırmayın!
HEMEN KAYDOL

Betül CiritHaberler.com – EğitimKültür ÜniversitesiİstanbulTürkiyeEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>


ÜLKENİN HEMEN HER YERİ BİRBİRİNDEN ZENGİN
Güney Kore, ülke genelinde sahip olduğu Milli Parkları, büyük şehirlerinde yer alan doğa parkları-bahçeleri ile her mevsim ilgi çekici bir ülke. Turist olarak bir büyük şehri gezerken ansızın doğanın içine kaçıp, şehrin kalabalığından, plazaların yüksekliğinden sıyrılmak eşsiz bir duygu. Üstelik bunu Güney Kore’de dört mevsim yapmak mümkün. Sadece şehirlerde değil, ülkenin hemen her yeri birbirinden zengin, Milli Parklar ve bahçelerle özenle donatılmış. İlkbahardaki kiraz çiçeklerinin açışı, sonbahar mevsiminde sarı-kırmızının farklı tonları ve kızıla dönmüş yapraklardan oluşan eşsiz bir doğa, yaz mevsiminde doğa içinde daha ılıman ve nefes alınabilir bir seyahat deneyimi paha biçilemez. Kış mevsiminde ise bir seyahat severi fazlasıyla mutlu edecek, ruhunu doyuracak kış festivalleri, karlar altında müthiş görsellikte Milli Parkları, yürüyüş yolları ve düzenlenen etkinlikleri ile gezginlere bambaşka bir deneyim yaşatıyor.

‘KORE’DE HER MEVSİM FARKLI GÜZELLİKLERE SAHİP’
Kore Turizm Organizasyonu (KTO) İstanbul Ofisi Direktörü Hyuncho Cho, düzenledikleri KTO, 2024 VisitKoreaYear kampanyasına ilişkin bilgi vererek ülkede öne çıkan güzellikleri anlattı. Cho, “Kampanyamız Kore’nin sahip olduğu kültürel değerlerinin yanı sıra kış mevsimindeki eşsiz doğanın keşfedilmesini de önemsemektedir. Her mevsim farklı güzelliklere sahip Kore’de, Kış mevsimi de gezginler için oldukça tatmin edici. Karla kaplı festivaller, şehir etkinlikleri ve milli parkların sıra dışı görsellikleri eşliğinde seyahatseverler ruhunu dinlendirip, yılın tüm stresini atabilirler. Kültür ve doğasever Türk gezginlerinin hem kültürümüzü tanımak hem de kış mevsiminde sıra dışı görsellikler sunan doğamızı yakından gözlemleyebilmeleri için Kore’ye keyif dolu bir seyahate davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.
KTO İstanbul dünyanın değişik coğrafyalarından Kore’ye gelen seyahat severlerin kış mevsiminde en çok ziyaret ettikleri bölgeleri ve katıldıkları etkinlikleri açıkladı. İşte Kore’nin sıra dışı ve dünyada en çok ziyaret edilen, en beğenilen kış festivalleri, kış etkinlikleri ve yürüyüş rotaları:
Jeju Adası: Camellia Hill, Arboretum, Forest
Jeju Camellia Hill, Kore’ye özgü kamelyaların yanı sıra dünyanın dört bir yanından farklı kamelya türlerini sergileyen doğa temalı bir parktır. Parkta, Avrupa kamelya ormanı, bebek kamelya ormanı ve gizli kamelya patikası gibi birçok temalı bahçe bulunmaktadır.
Jeju Kamelya Arboretumu, pamuk şekerine benzeyen yuvarlak kamelya ağaçlarıyla kısa zamanda sosyal medyada popüler oldu. Birbirine kümelenmiş kırmızı çiçeklerle dolu ağaçlar ve karla kaplı doğada yürüyüş hem dinlendirici hem de egzotik bir manzara oluşturuyor. Arboretumu gezerken Kamelya Ormanı ve Jeju’nun masmavi denizinin de manzarasını keşfedeceksiniz. Instagram’da ilgi çekici, müthiş görseller yakalamak isterseniz, Jeju Kamelya Ormanı’nı da mutlaka ziyaret edin. Ormanın içinde yer alan Cafe’nin birinci katına çıkarak panoramik, etkileyici bir doğa fotoğrafı çekebileceğinizin de tüyosunu verelim.
Jeollanam-do Yeosu : Odongdo Adası
Binlerce kamelya ağacı kış mevsimi geldiğinde Odongdo Adası’na kırmızı renkleriyle hakim olur, adeta bir doğa şöleni sunar. Odongdo Adası’nı anakaradan geçişini sağlayan dalgakıran, adaya kolay ulaşım için bir köprü görevi görür. Turistler sıra dışı bir etkinlik için sıklıkla Kamelya Treni’ne binmeyi tercih ederler. Ada kış mevsimindeki Kamelya ağaçlarının görsel şöleni dışında, yürüyüş parkurları, deniz feneri ve müzik çeşmesi gibi birçok eğlenceli aktiviteyi de ziyaretçilerine sunuyor.
Jeollabuk-do Gochang : Seonunsa Tapınağı
Seonunsa Tapınağı, tarihi değere sahip olması ve birçok kültürel varlığa ev sahipliği yapması nedeniyle önemli bir cazibe merkezidir. Bununla birlikte Doğal Anıt olarak belirlenmiş bir kamelya ormanına da sahip. Orman, tapınağın hemen arkasında yer alıyor ve uzun yıllar önce tapınağı orman yangınlarından korumak amacıyla oluşturulduğu da biliniyor. Tapınağın, kamelya ormanına karşı manzarası görülmeye değer.
Gyeonggi-do Gapyeong : The Garden of Morning Calm Işık Festivali
Her yıl kış mevsiminin gelmesi beraberinde, Gyeonggi-do’da 1 Aralık itibari ile mart ayının ortalarına kadar devam eden keyifli bir Işık Festivali yapılmaktadır. The Garden of Morning Calm nam-ı diğer Sabah Sakinliği Bahçesi’ndeki Işık Festivali, ışıklarla yaklaşık 330.000 metrekarelik bir alanı kaplayan muhteşem bir akşam etkinliğidir. Parıldayan ışıklar, kış mevsimi boyunca bahçenin doğal güzelliğine rengarenk bir ışıltı katar. Aydınlatma saatleri 17:00 ile 21:00 arasında olup, Cumartesileri 23:00’e kadar da uzatılır. Kış mevsiminde huzurlu ve dinlendirici bir etkinlik arayanlar için ideal bir festivaldir.
Gangwon-do Taebaek : Taebaeksan Dağ Kar Festivali
Taebaeksan Dağı Kar Festivali, ziyaretçilerine 7’den 77’ye herkesi eğlendirecek bir dizi etkinlik ve aktivite imkanı sunuyor. Ziyaretçiler, arka planında karla kaplı güzel Taebaeksan Dağı’nın olduğu manzaraların, bu manzaralar eşliğinde yapılan etkinliklerin tadını çıkarırken, ilgi çekici kar heykellerinin görselliğinde, kar kızaklarıyla keyifli zamanlar geçirebiliyor. Ocak ayının son haftası başlayan ve şubat ayının ilk haftasını da içeren bu keyifli kar festivalini kaçırmamak gerek. Buraya kadar gelen ziyaretçiler, araçla sadece 20 dakika uzaklıkta olan Hwangji Göleti’ne uğrayabilir, değişik şekil ve boyutlardaki fenerlerin bulunduğu ışık festivalini de izleyebilirler.
Gangwon-do Inje : Wondae-ri Huş Ağacı Ormanı
Popüler bir yürüyüş noktası olan Wondae-ri Huş Ağacı Ormanı, göğe doğru uzanan ulu ağaçları ile ilgi çekici bir doğaya sahiptir. Her mevsim güzel bir görselliğe sahip olmasına karşın, kış ayları ormanın görselliğinin en iyi olduğu zaman. Bembeyaz karla kaplı araziye yayılmış gümüş rengindeki huş ağaçlarının dingin güzelliği, soğuk havaya rağmen ziyaretçiler için cazibe merkezi oluyor. Ormanlık alanda yaklaşık 700.000 ağaç var. Ormanın çok sık oluşu ve içine düşen güneş ışınları sayesinde kış esintisini bu ormana uğramıyor. Pazartesi-salı günleri ziyaretçi girişine kapalı olan orman, diğer günlerde 09:00-14:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
Jeollabuk-do Muju : Deogyusan Milli Parkı
Jeollabuk-do ili, Muju ilçesinde yer alan Deogyusan Dağı, her yıl yağan yoğun kar yağışı nedeniyle Kore’nin kış görselliği ile bilinen bir doğa harikasıdır. Dağ, özellikle kırağıyla kaplı güzel ağaçlarıyla ünlüdür. Ağaçları kaplayan buz kristalleri, ormanın uzaktan beyaza bürünmüş gibi görünmesini sağlar, yakından baktığınızda ise pırıl pırıl parlayan büyüleyici bir atmosfer oluşur. Deogyusan Dağı, özellikle trekking meraklılarının kış aylarında ilk sırasında yer alır. Zirveye ulaşmak için uzman bir yürüyüşçü olmanız gerekmediğinden, tüm ziyaretçiler keyifli bir yürüyüş için burayı tercih edebilirler. İsteyen ziyaretçiler, Muju Resort’tan teleferiğe binerek Silcheonbong Zirvesi’ne ulaşabilir, karlı manzaranın tadını çıkarabilirler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

TRAFİK YÜZDE 67 OLARAK ÖLÇÜLDÜ
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki 9 günlük ara tatilin sona ermesiyle eğitim-öğretim bugün başladı. Haftanın ilk günü olması ve okulların açılmasıyla İstanbul‘da trafikte yoğunluk yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Yoğunluğu Haritasında saat 08.00 itibarıyla trafik yüzde 67 olarak ölçüldü.
Milli Eğitim BakanlığıİstanbulGünceltrafikEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından sıkıştığı yerden çıkarılan kişinin öldüğü belirlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzik dünyasının başarılı gitaristleri arasında gösterilen 70 yaşındaki sanatçı, Epifoni organizasyonuyla Volkswagen Arena’da sahne aldı.
Uzun yıllar sonra les paul gitarıyla sahneye çıkan sanatçı, aralarında “This Way Before”, “Midnight Tango”, “Tears of Hope”, “Casino” ve “Elegant Gypsy”nin de bulunduğu parçaları seslendirdi.
Geçen temmuz ayında çıkardığı “Twentyfour” adlı yeni albümünden bahseden Al Di Meola, albümdeki “Ava’s Dance in the Moonlight” parçasını küçük kızının bale yapma girişiminden ilham alarak yazdığını söyledi.
Sanatçı, İstanbul’da çok uzun zaman önce “Return to Forever” grubuyla konser verdiğini belirterek, “Kariyerimin başladığı yere, ilk kayıtlarımı yaptığım 1970’lerin ortasına geri dönmek çok güzel. O dönemde popüler olan bazı parçaları bugün yeniden çalıyoruz. O şarkılardan biri de 19 yaşımdayken kaydettiğimiz Beyond The Seventh Galaxy.” dedi.
Konserde, Al Di Meola’ya baterist Tom Brechtlein, perküsyoncu Gumbi Ortiz, caz müzisyeni Philippe Saisse ve gitarist David Lowery eşlik etti.
İki bölümden oluşan konser, yaklaşık 2 saat sürdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖĞRENCİLER TAHLİYE EDİLDİ
Yenibosna Mahallesi Çınar Caddesi’ndeki özel okulun dış cephesinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Yangın nedeniyle öğrenciler tahliye edildi.
BÖLGEYE ÇOK SAYIDA EKİP SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Binanın iç kısmına da sirayet eden yangına itfaiye ekiplerinin müdahalesi sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Barman’ın Başakşehir’deki lokantasında sergilediği 500’ün üzerindeki eser arasında, farklı mekanizmalara sahip çeşitli radyolar, pikap ve müzik aletleri yer alıyor.
Lokantasını adeta müzeye çeviren Barman, gelecekte kapsamlı bir müze açmak istiyor.
“Yaklaşık 25 yıldır gramofon, saat topluyorum”
Doğup, büyüdüğü Malatya’dan askerlik için ayrıldıktan sonra İstanbul’a yerleşen Barman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İstanbul’da pide, lahmacun işine başladım. İşimi çok seviyorum. İşimle beraber bu antika sevgisi başladı. Yaklaşık 25 yıldır gramofon, saat topluyorum.” dedi.
Bülent Barman, lokantasında 400’e yakın radyo ile 120 gramofonu gelenlerin beğenisine sunduğunu aktararak, şunları kaydetti:
“Malatya’dayken rahmetli dedemin, amcalarımın eski radyoları vardı. Onlarla oynardım. Bu sevgi de oradan kalma. Radyoları çok seviyordum. İstanbul’a gelince de ‘Toplayayım.’ dedim. Bayağı da topladım ama bir yangın geçirdik. 300’e yakın radyomuz yandı. Kalanları sergileyip, hala almaya, biriktirmeye devam ediyorum. İyi malzemeler çıkınca antikacılar beni arıyor. Dünyanın birçok ülkesinden, Türkiye’nin her yerinden güzel bir parça çıkarsa hemen beni ararlar.”
“İstanbul’da bir müze oluşturarak, insanlara hediye etmek istiyorum”
Her hafta Balat’taki antikacıları gezdiğini anlatan Barman, ” Kütahya, Bursa, Eskişehir’in yanı sıra Kadıköy ve Esenler’deki antikacılar olmak üzere her hafta bir yerdeyim. Ailem de benim sayemde artık antika seviyor.” diye konuştu.
Bülent Barman, ilk olarak antika eserleri toplamaya evde başladığını söyleyerek, “Baktım evde bu iş olmuyor. Depo tuttuk, depo da dolunca ‘bunları sergileyeyim’ dedim. Daha sonra dükkanda sergilemeye başladık. Seyrettikçe eserleri keyif alıyorum.” ifadelerini kullandı.
Lokantasının artık bir aile ortamı gibi olduğunu ve müşterilerin de kendisini tanıyıp eserler için sürekli mekana geldiklerine işaret eden Barman, şu bilgileri verdi:
“Gelen müşterimiz resim çekiyor. Merak ettiği radyoları, objeleri soruyor. ‘Nereden gelmiştir, menşei nedir? onlara anlatıyorum. Tüm eserler hakkında bilgim var. Hepsi nereden gelmiş, kaç paraya mal olmuş, menşei nedir biliyorum. Bunları belli bir zamana kadar topladıktan sonra İstanbul’da bir müze oluşturarak, insanlara hediye etmek istiyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’dan trenle yola çıkıp gittiği şehirlerde dilencilik yapan ve üzerinden bir miktar avro ve dolar ile 13 bin 600 TL çıkan Himmet M. (37), Konya’da yakalandı. Topladığı paralara el konulan Himmet M.’ye 977 lira ceza kesildi.
Meram Belediyesi Zabıta ekipleri, dün Konya Garı çevresinde bir kişinin dilencilik yaptığı bilgisini aldı. İhbar üzerine adrese giden zabıta ekipleri, Himmet M.’yi dilencilik yaparken yakaladı. Himmet M.’nin üst aramasında bir miktar avro ve dolar ile 13 bin 600 TL bulundu. Afyonkarahisar nüfusuna kayıtlı Himmet M.’nin, İstanbul’dan yüksek hızlı trenle yola çıkıp, güzergahtaki şehirlerde dilencilik yaptığı ve daha önce de aynı suçtan yakalandığı belirlendi. Muhacir Pazarı Zabıta Karakolu’na götürülen Himmet M.’nin paralarına el konulurken, Kabahatler Kanunu’na göre 977 lira ceza kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yabancı yatırımcıları çekmek için önemli
Entertech Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu; Gamenter oyun kümelenmesinin, Türkiye’yi küresel oyun endüstrisinin önde gelen bir oyuncusu haline getirmek için gerekli altyapıları sağlayan ve iş birliğine teşvik eden ağları oluşturarak sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren bir platform olduğunu belirtti. Gamenter’da yürütülen Uluslararası Hızlandırıcı Programlarının önemine dikkat çeken Kasapoğlu, bu programların yabancı yatırımcıları ülkemize çekme konusunda çok önemli olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın önde gelen oyun ekosistemi sağlayıcılarından Spielfabrique iş birliği ile yürütülen Gamenter Uluslararası Hızlandırıcı Programında Türk oyun stüdyolarına, kapsamlı eğitim, mentorluk ve danışmanlıklar verilerek iş ağı oluşturma etkinliklerine katılım imkanı sağlanıyor.
Programa katılan Türk oyun stüdyoları
Tiplay Studio: Denizli merkezli Tiplay, küresel olarak sürdürülebilir bir oyun ekosistemi oluşturma vizyonu ve sektör tecrübesine sahip kurucuları ile daha ilk yılında 20 Milyon indirme gibi etkileyici bir rakama ulaşmıştır.
Umuro Game: Çanakkale merkezli Umuro Game, Türk ve Avrupa tarihinden karakterleri baz alan oyunlar başta olmak üzere her türden oyun yayınlama kapasitesine sahip olup oyunları 22 Milyon’dan fazla tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
NoExit Games: Ankara merkezli NoExit Games, yapay zekayı oyun mekaniğinin merkezine yerleştiren yenilikçi ve yaptığı oyunlar ile insanların kalplerine dokunarak günlerini güzelleştirmeyi hedefleyen bir mobil oyun stüdyosudur.
Negentra: Eskişehir merkezli Negentra, VR, blockchain ve yapay zeka teknolojilerini kullanan, son derece etkileşimli ve rekabetçi oyunlarda uzmanlaşmış uçtan uça bir stüdyodur.
Core Game: İstanbul merkezli Core Game, verilere, kullanıcı deneyimine ve sektör trendlerine dayalı, güçlü bir ekip ile desteklenen yenilikçi mobil oyunlar geliştiren özel bir oyun stüdyosudur.
Compactive: İstanbul merkezli Compactive, hayal gücünü gerçeğe dönüştürme misyonuyla sanatsal detaylara önem veren mobil oyunlar ve oyun teknolojileri geliştirmektedir.
Çeşitli etkinlikler sergilenecek
30 Ekim’den 3 Aralık’a kadar sürmesi planlanan program, Almanya’nın Köln kentindeki ESL ofisinde oryantasyon eğitimleri ile başladı. Oyun içi reklam, oyunda büyüme stratejileri, Avrupa’da girişimcilik, şirketleşme ve yatırım ortamı gibi eğitimlerin yanı sıra 3 Kasım Cuma günü Hollanda Rotterdam’daki Cambridge Innovation Center (CiC) ziyaret edilerek iş ağları genişletildi. Katılımcılar ayrıca Ubisoft ve EA Games gibi sektör devlerini ziyaret etme fırsatına da sahip olacak. Ayrıca, Türk oyun ekosistemi, Game Zone Dortmund, NRW Games Developer Meet Up ve Deutsche Entwickler Preis gibi çeşitli etkinliklerde sergilenecek. Program, Türk oyun stüdyolarının eserlerini Avrupalı yatırımcılara, yayıncılara ve müşterilere sunacağı ve 7 Aralık 2023’te düzenlenmesi planlanan Demoday etkinliği ile taçlanacak.
Armağan YILMAZ-SABAH
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEKNOLOJİNİN SINIRLARI ZORLANACAK
Bu yarışmalar, katılımcılara teknolojiyle yakından ilgilenme ve uygulama fırsatı sunar. Yarışmaların bitiminde ödüller verilerek katılımcıların başarıları ödüllendirilecek. Drone yarışları, robot yarışmaları, yapay zeka yarışmaları, insansız hava araçları yarışmaları gibi birçok farklı yarışma düzenlenecek. TEKNOFEST’in yanı sıra, teknoloji fuarı, konferanslar, atölye çalışmaları, seminerler ve paneller gibi birçok etkinlik de yer alacak. Bu etkinlikler, katılımcıların teknoloji dünyasındaki son yenilikleri yakından takip etmelerine ve yeni teknolojiler hakkında bilgi edinmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, etkinliklerde yer alan paneller ve konferanslar sayesinde, teknolojinin geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunmak, sektördeki uzmanlarla tanışmak ve yeni iş fırsatları yaratmak mümkün.

BAŞVURULAR AÇIK
Cumhuriyetimizin 100. yılında, İstanbul’da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2023’ün Teknoloji Yarışmaları için başvurular açıldı. Toplumun tamamında teknoloji ve bilim konusunda farkındalık oluşturarak Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEKNOFEST’te bu sene tamamı geleceğin teknolojileri üzerine kurgulanmış, Türkiye tarihinin en büyük ödüllü 41 farklı teknoloji yarışması olacak.

HERKESE ÜCRESTSİZ
Teknofest Havacılık ve Uzay Festivali’ne yaş ya da meslek grubu ayrımı olmaksızın herkes ücretsiz şekilde ziyaretçi olarak katılabilecek. 13 yaşından küçük ziyaretçiler etkinlik alanına ebeveynleri ya da öğretmenleri ile girebilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesaplarından da paylaşılan açıklamasında, sağlığın dünyanın en önemli hizmet sektörlerinden birisi olduğuna işaret eden Memişoğlu, Bakanlık olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemi ve nitelikli bir hizmet sunumu amacıyla aile hekimliğini etkili ve verimli kılmak üzere bir süredir çalıştıklarını aktardı.
Alanlarında tecrübeli ve sahaya hakim bir ekiple, çok sayıda hekimle ve paydaşla görüşerek yönetmeliğin hazırlandığını, kamuoyu ve sağlık çalışanlarıyla paylaşıldığını belirten Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Kuşkusuz temel sağlık hizmetleri noktasında aile hekimliği, birinci basamakta çok mühim bir yer tutuyor. Aile hekimliğinin ikinci ve üçüncü basamakla entegrasyonu, sağlık hizmeti sunumunda kritik önem arz ediyor. Hekim-hasta ilişkisinin mahremiyeti ve manevi boyutunu önemseyen bir hekim ve Bakan olarak aile hekimliğini, hekim-hasta ilişkisinde güvenin tesis edildiği çok önemli bir zemin olarak görüyorum. Sağlık Bakanlığı olarak da en temelde vatandaşımızın sağlık hizmetine temas ettiği ilk noktanın ‘aile hekimi’ olmasını istiyoruz. Önceliğimiz, hastalanmadan vatandaşlarımızın sağlığını koruyabilmektir.”
– “Aile hekimlerimiz müsterih olsunlar”
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttüğü dönemde nitelikli bir Aile Sağlığı Merkezi konsepti üzerine çalıştıklarını, Türkiye’nin ilk kurumsal kimliğine sahip aile hekimliklerini Sağlık Bakanlığının bütçesi ile İstanbul’da o dönem hayata geçirdiklerini anımsatan Memişoğlu, aile hekimliğinin fiziki altyapısının oluşturulmasının yanında entegre sağlık hizmetleri zinciri içerisinde bu yapının işlevsel olarak yapılandırılmasının da önem taşıdığına dikkati çekti.
Bakan Memişoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sağlık çalışanlarımızın memnuniyetinin, aynı zamanda sağlık hizmeti alan hastalarımızın memnuniyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyoruz. Bu noktada aile hekimlerimiz müsterih olsunlar. Zira bu çalışma ile eş zamanlı olarak hem sağlık çalışanlarımızın hem de sağlık hizmeti alan vatandaşlarımızın memnuniyetini amaçlıyoruz ve daha nitelikli hizmet sunmayı hedefliyoruz.
Yeni düzenlemeyle hekim başına düşen hasta sayısını azaltarak vatandaşlarımıza aile hekimliklerince ayrılan süreyi artırıyoruz, kronik hastalık ve kanserlere yönelik tarama ve izlemlerin etkin yapılmasını teşvik ediyoruz. Yeni düzenlemeyle birlikte her bir aile hekimimize kayıtlı vatandaş sayısını 4 binden 3 bin 500’e düşürdük. Bu sayede vatandaşlarımıza kaliteli hizmet sunmayı hedeflerken hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz.”
“VATANDAŞLARIMIZ AİLE HEKİMLERİMİZE GÜVENSİNLER”
Söz konusu yönetmelik değişikliğiyle toplumun hastalık yüküne göre hizmet planlamasını yaptıklarını, özellikle kronik hastaların, 65 yaş ve üstü kişilerin etkin takibi ile hastalığın azaltılmasını ve akılcı ilaç kullanımının özendirilmesini amaçladıklarını belirten Memişoğlu, “Önümüzdeki aydan itibaren hem aile hekimlerimizin hem de vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetinin verimliliği noktasında memnun kalacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Buradan aile hekimlerimize güvendiğimi ve inandığımı özellikle ifade etmek istiyorum. Aile hekimlerimiz, yeni yönetmelik hayata geçtikten sonra yine öneri ve taleplerini bize iletebilirler. Vatandaşlarımızdan tek bir isteğim var; sağlıkla alakalı herhangi bir endişeleri olduğunda akıllarına ilk olarak aile hekimlerimiz gelsin ve aile hekimlerimize güvensinler.
Bakan olarak ben de vatandaşlarımızın sağlığını öncelikle aile hekimlerimiz üzerinden takip ediyor olacağım. Sağlıkta değer bazlı bir yaklaşıma aile hekimliği üzerinden yeni bir başlangıç yaptığımızı da vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en içten duygularımla selamlıyor ve Allah’a emanet ediyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Osmanlı döneminde, küçük bir kıvılcımla başlayıp, ahşap evler, rüzgar ve dar sokakların da etkisiyle devasa alevlere dönüşen yangınlar, İstanbul’un birçok yerinin yeniden inşa edilmesine de neden oldu.
İmparatorluk, bu felaketle mücadele için cami avlularına ve kamusal alanlara su depoları inşa ederek, yangına erken müdahale etmenin yollarını aradı. Cami avlularına yapılan su depoları, yangın başladığında alevleri söndürmenin en hızlı ve etkili yolu haline geldi. Şehrin stratejik noktalarına yerleştirilen havuzlar, yangınlarla mücadelede önemli rol oynadı.
??????? Fatih Sultan MehmetVakıf Üniversitesinde (FSMVÜ) Kültürel Mirasın Korunması ve Yönetimi Programı’nda yüksek lisans yapan, tarih mezunu Arzu Ulaş, araştırma projesini Osmanlı’dan kalan İstanbul’daki yer altı yapıları üzerine gerçekleştirdi. Ulaş, çalışmasında Osmanlı döneminde alevlerle mücadelede önemli bir yeri olan yangın havuzlarına yer verdi. Ulaş’ın çalışması “Osmanlı Belgeleri Işığında İstanbul Yer Altı Yapıları” başlığında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kitap haline getirilerek yayımlandı.
6 tanesi bugüne ulaşamadı
Ulaş’ın tek tek gidip incelediği Ayasofya, Sultanahmet, Şehzade, Fatih, Süleymaniye, Pertevniyal Valide Sultan, Hekimoğlu Ali Paşa ve Gazi Atik Ali Paşa camilerinin avluları ile Fatih’teki Babıali bahçesindeki yangın havuzları bugüne kadar varlığını sürdürerek tarihe tanıklık yapıyor.
Yeni, Nuruosmaniye ve Laleli camilerinin avluları ile Salkımsöğüt, Kumkapı ve Beyazıt’taki yangın havuzları ise yapılaşma, bakımsızlık gibi nedenlerle bugüne ulaşamadı. Bu havuzlar, bulundukları alanlara binalar, yeşil alan, yol ve meydanların yapılmasıyla kayboldu.
Kent hafızasına kazandırılmalı
AA muhabirine konuşan Arzu Ulaş, Osmanlı’nın şehrin mimari dokusunu bir anda küle çeviren yangınla mücadelede aldığı en büyük tedbirlerden birinin su temini olduğunu söyledi.
Suyu depolamak ve ihtiyaç halinde en yakın yangın yerine ulaştırmak amacıyla selatin camileri ve kilise bahçelerine, kamusal alanlara ve meydanlara yangın havuzları inşa edildiğini anlatan Ulaş, “Osmanlı arşiv belgeleri, kaynaklar ve haritaları inceleyerek tarihi yarımada bölgesinde 15 yangın havuzu tespit ettim. Bunların yapıldığı yerleri gidip incelediğimde günümüzde 9 tanesinin varlığını sürdürdüğünü gördüm, 6 tanesi ise kayıp. Ayasofya, Sultanahmet, Şehzade, Arap, Fatih ve Süleymaniye camilerinin yangın havuzları günümüzde var.” ifadelerini kullandı.
Ulaş, Osmanlı döneminde inşa edilen yangın havuzlarının kent hafızası için önemli kültür varlıkları ve su mimarisinin önemli yapıları olduğunun altını çizerek, “Yangın havuzları, yarı gömülü veya tamamı yer altında olmak üzere yer altı yapıları olarak sayılabilir. Geçmişte yangınlara karşı inşa edilmiş yangın havuzlarının kent hafızasına tekrar nakşedilmesi için belki yerleri tanıtım afişleriyle belirtilebilir.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyoğlu’nun önemli tarihi yapılarından birisi olan Tokatlıyan Han, bu yıl ikincisi düzenlenen “Açık Kapılar Sergisi”ni sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfı’ın katkılarıyla gerçekleştirilecek etkinlik, 6-30 Kasım 2024 tarihleri arasında kapılarını açacak. Tokatlıyan Han Sanatçıları; resim, heykel, seramik, fotoğraf, video art, belgesel, müzik ve performans gibi sanatın farklı disiplinlerini bir araya getireceği etkinlik ile ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunacak. 6 Kasım 2024 Çarşamba günü 17.00-21.00 saatleri arasında açılışı gerçekleştirilecek olan etkinlik, Pazar günleri hariç her gün 13.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
Sanat atölyelerinin kapıları ardına kadar açılacak
Tokatlıyan Han’ın tüm katlarına yayılacak olan etkinlikte, sanatçılar atölyelerinin kapılarını 6-13 Kasım 2024 tarihleri arasında ziyaretçilere açacak. Etkinlik bu yönüyle ziyaretçilerine sergilenen eserlerin yanı sıra sanatçıların gündelik hayat içindeki uğraşlarına ve yaşam ritimlerine de tanıklık etme ve diyalog kurma fırsatı sunacak. Vomank müzik grubu ve birçok müzisyen de etkinlik süresi boyunca seslendireceği müzik performanslarıyla ziyaretçilere eşlik edecek. PonART, Ahmet Merey, Depoart ve Akademililer Sanat Merkezi sponsorluğunda gerçekleştirilecek etkinlikte ayrıca sanat ve sosyal bilimler alanından yazarlar ile sanatçılar da 6-20 Kasım 2024 tarihleri arasında yapılacak sanat söyleşilerine konuk olacak.
Kırktan fazla sanatçı bir araya getirildi
Koordinatörlüğünü Ahmet Müslüm Küçük, Aylin Pakova Çil, Joel Menemşe, Murat Melih Özen ve Özge Akdeniz’in yaptığı etkinlik, farklı disiplinlerde eser üreten kırkı aşkın sanatçı bir araya getiriyor. Etkinlikte yer alacak sanatçıların isimleri ise şöyle:
“Ahmet Arif Merey, Ahmet Müslüm Küçük, Aleyna Yayalar, Ali Ekber Kul, Alireza Mojabi, Aramis Kalay, Ataman Oğuz, Aylin Pakova Çil, Başak Canher, Beyza Gökay, Çiğdem Şimşek, Demet Yalçınkaya, Denizhan Özer, Eda Ağaoğlu, Eda Yiğit, Elif Zeynep Karagöz, Erkan Canan, Fikriye Pakkan, Gülhan, İlyas Ceran, Joel Menemşe, Kıvanç Nalça, Lara Kiroft, Memed Anik, Merih Yıldız, Murat Melih Özen, Nazan Kuşçu, Noi Chi Conghx, Orçun Beslen, Ömür Eke, Özge Akdeniz, Resul Aytemür, Semra Çelik, Serap İskender, Serra Kuşkaya, Sibel Tarhan Kasapoğlu, Sinan Akcan, Sonat Çavuşoğlu, Songül Canerik, Süreyya Su, Tolga Boztoprak, Vasıf Pehlivanoğlu, Vomank Müzik Grubu, Zeliha Demirel, Zeynep Yazıcı, Yalçın Bulut.” – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAĞIT TOPLAYICISI, ŞİRİN’İ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ İTİRAF ETTİ
Şişli’de 31 Ekim tarihinde kaybolan ve kendisinden haber alınamayan 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’yi boğarak öldürdüğünü itiraf eden cinayet zanlısı Mustafa Örün (49), olaydan sonra polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Kağıt toplayıcısı olduğu öğrenilen Mustafa Örün’ün emniyette verdiği ilk ifadede Feriköy Mezarlığı içerisinde olayı gerçekleştirdiğini itiraf etti.

TUTUKLANDI
Daha önceden de suç kaydının olduğu öğrenilen Örün, emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Katil zanlısı Mustafa Örün çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“CANIMI SIKTI, BOĞARAK ÖLDÜRDÜM”
Öte yandan Şirin’i öldürdüğü güvenlik kamerası kayıtlarından tespit edilen kağıt toplayıcısı Mustafa Örün’ün ifadesi kan dondurdu. Örün’ün ifadesinde “Yanıma geldi. Para istedi. Vermeyeceğimi söyledim. Peşimi bırakmadı. Para istemeyi sürdürdü. Canımı sıktı. Ben de sinirlendim, mezarlığın orada boğarak öldürdüm. Sonra üzerini çalılarla örterek cesedi gizlemeye çalıştım” dediği öğrenildi.
İstanbulŞişli
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12 GÜNDE 67 KİŞİ TUTUKLANDI
Bu kapsamda, 16 Ekim’de alınan karar neticesinde emniyet güçleri tarafından üzerinde ya da araçlarında ruhsatsız silah taşıyan 67 kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadelerinin ardından çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
SULH CEZA HAKİMLİKLERİ SİLAH TAŞIYANI AFFETMİYOR
Nöbetçi Sulh Ceza Hakimlikleri vermiş oldukları kararda, ruhsatsız silah taşıyan kişilerin öncelikli suç işleme potansiyeli taşıdıklarına vurgu yapılırken “ruhsatsız silah bulundurma” suçunun cezasının alt ve üst sınırı nedeniyle kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkati çekildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kovid-19 salgını sonrası 2021 yılında eşi ve çocuklarıyla memleketine dönen ev kadını Kayacan, ormanda gezerken ağaç kabuğu ve çiçek, deniz kenarlarından da taş ve deniz kabuğu toplamaya başladı.
Doğadan topladığı bitkileri kitapların arasında kurutan Kayacan, bunları silikon bir kalıba yerleştirdikten sonra üzerine epoksi reçine döküyor.
İsteğe göre hazırlanan anahtarlık, kolye, toka, bardakaltı, magnet gibi süs eşyaları yapan Kayacan, bu ürünleri satışa çıkarıyor.
Şaziye Kayacan, AA muhabirine, internette izlediği videolarla öğrendiği bu işe İstanbul’da hobi olarak başladığını söyledi.
Salgın nedeniyle eşiyle memleketleri Hanönü’ne döndüklerini belirten Kayacan, şöyle konuştu:
“İstanbul’da bu işi yaparken, kullandığım malzemeleri satın alıyordum. Buraya geldikten sonra doğada her şeyin olduğunu gördüğümüz için gittikçe doğadan ağaç parçaları, çiçekler topladık. En büyük destekçim eşim Sadık Kayacan oldu. Denizden deniz kabukları topladık. Doğayı sevdiğimiz için, farklılık olsun diye ve doğanın bize verdiği binbir renk ve çiçekleri ortaya çıkarmak için böyle bir şeye kalkıştık.”
Epoksi reçine yöntemiyle hediyelik ürünler yaptığını anlatan Kayacan,”Yaptığımız ürünleri burada vatandaşlar alıyor. İlçemizdeki kadın kooperatifi üzerinden, internet üzerinden satışlarımızı yapıyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLETİN GÜVENLİK ZİRVESİ TOPLANDI
Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ndeki toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı.

TERÖRLE MÜCADELE ELE ALINDI
Toplantıda, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısı ve terörle mücadele konularının ele alındığı bildirildi.
Toplantıda, terörle mücadelenin ve terörsüz bir Türkiye için cansiparane çalışmaların süreceği ve sınır ötesinde bir “teröristan” kurulmasına asla müsaade edilmeyeceği belirtildi.
Son dakika! İstanbul’da Güvenlik Zirvesi! Başkan Erdoğan liderliğinde kritik toplantı

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Otel personeli, ünlü teknik adamın her akşam tavuk çorbası, ardından margarita pizza, dondurma ve maden suyu sipariş ettiğini söyledi.
Mourinho bazen otelden birkaç yüz metre ötedeki Beşiktaş’taki favori kebapçısına gidiyor ve personeli fotoğraf paylaşmamaları konusunda uyarıyor.
Kurt hoca, işi dışında vaktini genelde otelde Adidas eşofman takımını giyerek ya yemekhanede ya da otelin bahçesinde geçiriyor.
Konuklarını da otele davet edip, “Evime hoş geldiniz” diye şaka yapan Mourinho her sabah kahvaltının ardından otelin havuzunda düzenli yüzüyor.
Daha sonra şoförü onu Fenerbahçe’nin Can Bartu tesislerine götürüyor.
Bu haber bizde Mourinho’nun otelde kalmasına taraftar tepki gösteriyor ek bilgisiyle çıktı.

Taraftar, Mourinho’nun İngiltere’de de otelde kaldığını bilmiyor galiba.
Ünlü teknik direktör, 2017 yılından itibaren Manchester United’ı çalıştırırken kendisine önerilen lüks villada kalmak yerine günlüğü 600 Sterlin lüks bir otelde kalmıştı ve yönetim konaklama bedeli olarak toplamda 537 bin Sterlin ödemişti.
Ve o zaman da Mourinho, “Kimse otelde yaşıyorum diye benim için üzülmesin” diyerek nehir manzaralı süit odasını övmüştü.
Eminim şimdi de Boğaz manzaralı odasını çok seviyordur.
Fenerbahçe’den sezon başına 10 milyon İngiliz sterlin kazanacak olan ünlü teknik adamın otel masrafı küçük bir oran aslında. Yönetim uzun süreli indirimli bir fiyata anlaşmış da olabilir.
Bazıları otelde kalmayı garipsiyor ama ailesinden uzaktan yaşamak zorunda olan 61 yaşındaki bir adam için otelde kalmak daha pratik ve rahat olmalı.
Her gün odası toplanıyor, temizleniyor. Kıyafetleri yıkanıp, ütüleniyor. Yemeği hazır…
Elbette taraftar da imzalanan yüksek kontratın karşılığını başarı olarak görmek istiyor.
Ama Mourinho’nun Süper Lig’de işlerin nasıl döndüğünü öğrenmesi için zamana ihtiyacı var.
İstifa isteyenler de bence sosyal medyada Galatasaraylı trollerin gazına geliyor!
Organize hareket eden GS’li trol hesapları, şu an Mourinho ve yönetimini yıpratmaya odaklandı.
Hatta bu troller arasında FB taraftarı gibi gözükenler de var!
Şu an Fenerbahçe için en kötü senaryo; Mourinho’nun istifası olur!
Sabırla takımı ve hocayı desteklemek ise en akıllıca yol gibi gözüküyor.
Taraftara yakışan da kötü günlerde takıma destek olmaktır.
***
PAPAĞAN,ACUN’UHAKLIÇIKARDI
Eski La Liga hakemi Pajares Paz’ın, çevrimiçi bağlantıyla katıldığı spor programında evdeki papağanı aniden Real Madrid marşı söylemeye başladı, iyi mi? Paz’ın papağanı susturma çabaları sonuç vermedi ve bu anı milyonlarca insan izledi.
Papağanına Real Madrid marşını eksiksiz ezberletecek kadar fanatik bir taraftar olan Paz’ın maçları adil yönettiğine inanır mısınız?
İspanya basınında da hemen Paz’ın şaibeli hakem kararları gündeme geldi.

Bir TV programında Acun Ilıcalı’nın “İngiltere’nin MHK Başkanı’na hakemleri nasıl seçtiklerini sordum. ‘Gelen hakeme hangi takımı tuttuğunu, ikameti, ailesinde ve yakınlarda bir takım taraftarı var mı?’ Bunları soruyoruz ve ona göre maç veriyoruz’ dedi. Türkiye’de bu sistem yok…” açıklaması gündem olmuştu. Bu papağan vakası aslında Acun’un ne kadar haklı olduğuna ve Premier Lig’in neden futbolun zirvesi kabul edildiğine güzel bir örnek olsa gerek. Bizde de hakemler tuttuğu takımların maçlarına atanmamalı. Bunu uygulamak çok basit! Peki, neden uygulanmıyor?
***
YILDA 1.3 MİLYAR TL
Houston Rockets, milli basketbolcu Alperen Şengün’e beş yıllık 185 milyon dolar değerinde yeni bir sözleşme sundu.
2021 NBA draftında 16. sıradan seçilen ve Houston Rockets formasıyla üç sezonda toplam 210 maça çıkan Şengün, bu maçların 148’inde ilk 5’te yer aldı ve ortalama 27.2 dakika süre aldı.

Bu süre zarfında 14.9 sayı, 7.9 ribaunt ve 3.8 asist ortalaması tutturarak bu uzun soluklu sözleşmeyi imzalamayı hak etti.
Aslında Alperen bu yıl performansını artırıp All-Star seçilse sezon sonunda maksimum kontrat yapma hakkı kazanabilirdi. Galiba sakatlanma riskini göz önüne alıp yıllık 37 milyon dolarlık teklifi kabul etti. Yıllık 1.3 milyar Türk lirası da büyük para. Bu sözleşmeyle hayatını garantiye almış oldu. Ve böylece hem aktif olarak hem de gelmiş geçmiş olarak en çok kazanan Türk sporcusu oldu. Bol şans Alperen!
***
KELE ‘KEL’DENİLMEYECEK!
İngiltere’de 2021 yılında patron ve çalışanı tartıştı. Patron çalışanına ‘kel’ dedi ve onu işten çıkardı.
Çalışan, mahkemede haksız yere işten çıkarıldığı iddiasıyla patronuna dava açtı.
Ve yeni sonuçlanan davada yargıç, ‘kel’ sözcüğünün eşitlik yasalarını ihlal edebileceğini, bunun nedeninin ise ‘kel’ sözcüğünün “doğası gereği cinsiyetle ilişkili” olması olduğunu açıkladı.

Yargıca göre kel olan insanların çoğunun erkek olması nedeniyle, bu sözcüğü bir erkeğe karşı kullanmanın cinsiyetçi kelime olduğu anlamına geliyor.
İngiliz yargısının uğraştığı meseleye bakar mısınız? Ee İngiliz yargısı bizimki kadar yoğun değil. Can sıkıntısından adaleti her olayda sonuna kadar arıyorlar.
Peki, bu karardan sonra İngiltere’de kel adama ‘kel’ denilmeyecek mi?
Ne denecek?
***
Altyazı
“Bir şeyi anladım; insanlar ya güzeldir ya da çirkin. İkisinin arasında kalanlarsa sadece sevimli.” (Youth)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çünkü Sezen ile Bingöl’ü, Çeşme’de, İstanbul’da hatta Miami’de farklı ortamlarda görmüş ve mutluluklarına şahit olmuştum. Hem birbirlerine çok yakışıyorlardı hem de çok iyi anlaşıyorlardı. Neyse 10 ay sonra hatalarından dönüp yeniden bir araya gelmişler. Umarım bu kez mutlulukları daim olur. Bu arada Melis Sezen, önceki gün İtalya’da bir programa katıldı ve aşk sorusuna, “Aşk çok güzel bir duygu, aşık olmak ve sevilmek gerçekten harika bir şey. Kalbim sevgi dolu” cevabını verdi. Atilla Bingöl ile yarım kalan aşkının tekrar başlaması onu çok mutlu etmiş, belli..
ÇOK HAVALI BİR PAYLAŞIM
Sanatçı ve tasarımcı Sedef Gali, Arnavutköy’daki galerisinin ardından, sanat eğitimini aldığı New York’ta da geçen yıl bir galeri açmıştı. Gali’nin, çağdaş sanatın mabedi New York’un merkezinde, Soho’daki galerisinde önceki gün bir sergi açılışı vardı.

New York’ta tatilde olan Defne Samyeli de, arkadaşının sergi davetindeydi. Samyeli, davetliler arasında olan Hollywood yıldızı Gerard Butler ile tanışıp sohbet etme imkanı bulmuş. Sanat ve sinema endüstrisi üzerine sohbet ettiklerini söyleyen Samyeli, Butler ile çektirdiği fotoğrafını sosyal medyadan da paylaştı. Açıkçası bu çok havalı bir paylaşım oldu!
NEW YORK’LU GALERİDEN İSTANBUL’DA SERGİ
İş insanı Emre Kurttepeli ile eşi Maide Kurttepeli’nin, 2011 yılında New York’ta Chelsea’de kurdukları ve New York’taki ilk Türk sanat galerisi, artık İstanbul’da da sergiler düzenliyor.

Galeri, temsil ettiği sanatçısı İrfan Önürmen’in ‘Bilinmeyen Neden’ başlıklı sergisini, İstanbullu sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. New York’ta yaşayan ve oradaki sergileriyle büyük ilgi gören İrfan Önürmen’in sergisi, 3 Kasım’da Galata Rum Okulu’nda açılacak. Sergide sanatçının özgün stili niteliğindeki tül işlerinden kağıt kolajlara ve beton çalışmalarına kadar farklı teknik ve yaklaşımlarda eserleri sergilenecek.
BOĞAZ’DA OTEL AÇIYOR
İş insanı Cem Hakko, İtalyan moda devleri gibi perakendeciliğin yanına otelciliği de eklemiş ve geçen yıl Nişantaşı’nda ilk otelini açmıştı. Lüks konaklama deneyimi yaşatan Cem Bey, arayı açmadan ikinci oteli için de kollarını sıvamıştı.

Mark-Nedret Butler çiftinin Çengelköy’deki otelini satın alan Cem Bey, tarihi 19. yüzyıla dayanan Osmanlı Damıtımevi’nde konumlanan özel yapıyı, dünyaca ünlü mimar Pierre Beucler’e yeniden tasarlattı. Boğaz manzarasına sahip 12 oda ve iddialı bir restoranla hizmet verecek otel, 11 Kasım’da hizmete girecek. Cem Bey bunlarla kalmaz, Bodrum veya Çeşme’de de otel açarsa şaşmam.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kalaycıoğlu 2013 yılında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Cansu’yla yazlıktaydık, o zamanlar hiçbir engeli yoktu. Yaz ortalarına doğru biraz kilo kaybetmeye başladı fakat bir yandan sürekli canı tatlı istiyordu.

Cansu’yu hastaneye götürdüm tek başıma taşıyarak. Akçay’daki 2 hastane de ilgilenmedi, İstanbul’a getirdik, Ataşehir’de bir hastaneye gittik. Doktor o gece tatile çıkacağı için kardeşime acil bir tedavi yapmaya çalıştı. Cansu iki güne yakın uyanamadı fenalaştı. Meğerse günlerdir 500 şekerle komadaymış. Kalbi 70 dakika boyunca durmuştu. Beynin yüzde 70’den fazlası hasarlıydı.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin 13’üncü durağı olan İstanbul Kültür Yolu Festivali’nde sergi turu gerçekleştirdi. Bakan Ersoy, “Kültür Yolu Festivali’nin birçok amacı var. Bu amaçlardan en önemlisi de başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada markalaşmak” dedi.
Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen festival kapsamında ziyaretçilerin beğenisine sunulan ‘Pablo Picasso – Resimden Seramiğe Bir Serüven’ ve ‘Warhol’un Dünyası – Pop Art’ın İkonu’ sergilerini gezdi. Tur sırasında yetkililerden bilgi alan Bakan Ersoy’a eşi Pervin Ersoy da eşlik etti.
‘İLK ALTI GÜNDE 50 BİNİN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ ALDIK’
Kültür Yolu Festivali’nin hedeflerine değinen Bakan Ersoy, “Kültür Yolu Festivali nisan ayında başladı. Bu sene 16 şehirle festivali sürdürüyoruz. 13’üncü durakta İstanbul’dayız ve çok yoğun bir katılımla İstanbul Kültür Festivali devam ediyor. Kültür Yolu Festivali’nin birçok amacı var. Bu amaçlardan en önemlisi de başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada markalaşmak. Bu bağlamda uluslararası anlamda markalaşma adına Kültür Yolu Festivali’ni düzenliyoruz. Yapılan çalışmalardan bir tanesi festivalin Avrupa Festival Birliği’ne dahil edilmesiydi. Bu sene de özellikle yurt dışında uluslararası sanat camiasında kabul görmüş popülerliği yüksek sanat kurumlarının ve sanatçıların eserlerini sergiledik. Başlangıç noktası olarak İstanbul seçildi. Dünyaca ünlü sanatçılar ve sanat kurumları festivalde yer aldı. Bugün ben de fırsat buldukça onları geziyorum. Frida Kahlo ve Andy Warhol sergileri ilk altı günde 50 binin üzerinde ziyaretçi aldı. Ay sonuna kadar devam edecek olan sergimize, cumartesi günü itibari ile Picasso’da eklendi. Picasso sergisi 10 bin sayılarını yakaladı. Bu kadar yoğun ziyaretçi almak bizi fazlasıyla memnun ediyor. Kültür Yolu Festivali amacına uygun bir şekilde halkımızı uluslararası sanatla tanıştırmaya devam ediyor” diye konuştu.
‘2028’E KADAR DAHA FAZLA ŞEHRE VE ZİYARETÇİYE ULAŞACAĞIMIZ BIR FESTİVAL OLACAK’
Çocukların festivale olan ilgisinden memnun kaldığını belirten Bakan Ersoy, “Kültür Yolu Festivali bakanlığımızın tüm kurumlarının katıldığı bir festival. Bu sene şehrin birçok noktasına yayılmış durumda daha fazla etkinlik gerçekleştiriyoruz. Diğer memnun olduğumuz konuda sanatseverlerin ve ziyaretçilerin yaşının biraz daha aşağıya gitmesi. Küçük sanatçılarımızın, sanata heveslenenlerin, gençlerimizin ve çocuklarımızın ziyaretçiler arasında olması, onların da ilgiyle birçok noktayı ziyaret etmesi bizi memnun ediyor. Kültür Yolu Festivalleri daha fazla şehre yayılarak devam edecek. Seneye 20 şehir sonrasında 35 şehir olacak şekilde 2028’e kadar daha fazla şehre ve ziyaretçiye ulaşacağımız bir festival olacak. Bütün sanatseverleri ziyaretçi olarak pazar gününe kadar kültür merkezlerimize bekliyoruz. İstanbul Kültür Yolu Festivali sonuçlandıktan sonra da üç ay boyunca sergilerimiz devam edecek” açıklamalarında bulundu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kültür Yolu Festivali’nin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “Frida Kahlo ve Andy Warhol’un sergileri ilk 6 günde 50 binin üzerinde ziyaretçi aldı. Bu ziyaret ay sonuna kadar devam edecek” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yıl 16 şehirde düzenlenen “Türkiye Kültür Yolu Festivali” kapsamında, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde “Pablo Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven” ve Andy Warhol’un “Warhol’un Dünyası Pop Art’ın İkonu” resim sergisi açıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gören iki sergiyi de gezerken “Türkiye Kültür Yolu Festivali” ile ilgili basın açıklaması yaptı. Özellikle Pablo Picasso resim sergisinin 10 bine yakın ziyaretçi sayısını yakaladığını belirten Bakan Ersoy, yoğun katılımdan dolayı memnun olduklarını ifade etti.
“16 şehirle Kültür Yolu Festivali’ni sürdürüyoruz”
Kültür Yolu Festivali’nin birçok amacı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, “Kültür Yolu Festivali Nisan ayında başladı. 16 şehirle Kültür Yolu Festivali’ni sürdürüyoruz. 13’üncü durakta İstanbul’dayız. Çok yoğun bir katılımla İstanbul Kültür Yolu Festivali devam ediyor. Kültür Yolu Festivali’nin birçok amacı var. Bunların en önemlilerinden biri, festivallerin gerçekleştiği şehirlerin başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada markalaşması. Bu bağlamda uluslararası markalaşma adına Kültür Yolu Festivali ile ilgili birçok çalışma yapıldı geçen sene. Bunlardan bir tanesi festivalin Avrupa Festivaller Birliğine dahil edilmesiydi. Bu sene de özellikle yurt dışında uluslararası sanat camiasında kabul görmüş çok popüler sanat gruplarının ve sanatçıların eserlerini de sergilerini de Kültür Yolu Festivali süresince şehirlerimizde sergilenmesiydi. Bu bağlamda İstanbul başlangıç noktası olarak seçildi ve dünyaca ünlü sanat grupları ve sanatçılar bu festivalde yer aldı. Bugün ben de fırsat buldukça onları gezebiliyorum” diye konuştu.
“Katılımın çok fazla olduğunu memnuniyetle görüyoruz”
Frida Kahlo ve Andy Warhol’un sergileri ilk 6 günde 50 binin üzerinde ziyaretçi aldığını söyleyen Bakan Ersoy, “Özellikle katılımın çok fazla olduğunu memnuniyetle görüyoruz. Frida Kahlo ve Andy Warhol’un sergileri ilk 6 günde 50 binin üzerinde ziyaretçi aldı. Bu ziyaret ay sonuna kadar devam edecek. Cumartesi itibariyle Picasso sergisi başladı. Özellikle Picasso sergisi de 10 bine yakın ziyaretçi sayısını yakaladı. Onun da ciddi sayılarda ziyaretçi alacağını tahmin ediyorum. Kültür Yolu Festivalleri amacına uygun bir şekilde halkımızı kültür ve sanatla uluslararası etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Ersoy, AKM’deki “Warhol’un Dünyası-Pop Art’ın İkonu”, “Pablo Picasso-Resimden Seramiğe Bir Serüven” ile dijital sanatçı Refik Anadol’un “Yeryüzü Rüyaları: Anadolu” sergilerini ziyaret ederek, yetkililerden bilgi aldı.
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Kültür Yolu Festivallerinin bu sene 16 şehirde düzenlendiğini belirterek, İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin yoğun bir katılımla devam ettiğini söyledi.
Ersoy, festivalin gerçekleştiği şehirlerin markalaşmasını hedeflediklerini vurgulayarak, “Bu bağlamda uluslararası markalaşma ile ilgili geçen sene çalışma yapmıştık. Bunlardan bir tanesi, bu festivalin Avrupa Festivaller Birliğine dahil edilmesiydi. Bu kabul gördü ve dahil edildi. Bu sene de özellikle uluslararası sanat camiasında kabul gören popülaritesi yüksek sanat gruplarının ve sanatçıların sergilerini açtık.” dedi.
İstanbul Kültür Yolu Festivali’ne ilginin memnun edici seviyelerde olduğuna dikkati çeken Ersoy, şunları kaydetti:
“‘Warhol’un Dünyası-Pop Art’ın İkonu’ ve ‘Frida Kahlo’nun Günlükleri’ sergileri ilk 6 günde 50 binin üzerinde ziyaretçi aldı. ‘Pablo Picasso-Resimden Seramiğe Bir Serüven’ sergisi de 10 bin sayılarını yakaladı. Onun da çok ciddi sayıda ziyaretçi alacağını tahmin ediyoruz. Tophane-i Amire’de Sebastiao Salgado’nun ‘Genesis’ sergisi var, Emirgan’da ‘Leonardo da Vinci-Rönesans Dehası’ sergisi var. Bütün sergilerimiz ziyaretçilerimizi fazlasıyla memnun ediyor. Kültür Yolu Festivalleri amacına uygun bir şekilde halkımızı kültür ve sanat etkinlikleriyle buluşturmaya devam ediyor.”
Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütün kurumlarıyla festivale dahil olduğunun altını çizerek, “Geçen sene belli bir rotada yapıyorduk. Bu sene şehrin birçok noktasına yayılmış durumdayız. Daha fazla etkinlik gerçekleştiriyoruz ve hepsine yoğun katılım olması bizi fevkalade memnun ediyor. Diğer bir memnun olduğumuz nokta da ziyaretçilerin yaşının aşağı doğru inmesi. Küçük sanatseverlerin de festivale ilgi göstermesi bizi çok memnun ediyor.” ifadelerini kullandı.
Kültür Yolu Festivallerinin her sene daha fazla şehre yayılarak devam edeceğinin altını çizen Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Etkinlikler pazar gününe kadar devam ediyor. Çok önemli etkinliklerimiz var. Özellikle AKM’de DSO Berlin’in cumartesi günü bir konseri var. Opera ve balemizin, devlet tiyatrolarımızın etkinlikleri var. Bütün sanatseverleri kültür merkezlerimize bekliyoruz. Özellikle uluslararası sergilerimiz İstanbul Kültür Yolu Festivali ile sınırlı değil. Üç ay boyunca devam edecek.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>500 BİN TL DEĞERİNDE ZİYNET EŞYASINI ÇALDI
İHA’da yer alan habere göre iş yeri sahibi işten çıkıp evine gidince Şimir, dükkanda bulunan kasayı açarak içerisinde bulunan ve 500 bin TL değerinde olan ziynet eşyası ve parayı alıp çöpe atılacak un çuvallarının içerisine koydu.
HIRSIZLIK ANI KAMERAYA YANSIDI
O sırada çalışanlara hiçbir şey fark ettirmeden fırından çıkan şüpheli, kayıplara karıştı. Yaşanan hırsızlık anları iş yerinin güvenlik kameraları tarafından anbean kaydedildi.
REKLAM“TÜM PARAMIZI ALIP GİTTİ”
İşletme Sahibi Emin Oğuzbey, “Bizim bir taziyemiz vardı oraya gittik. Dönüşte kardeşim kasanın anahtarını düşürüyor. Bizim çalışanımız olan Hacı Şimir anahtarı buluyor ve yanına alıyor. Biz buradan çıktıktan sonra hemen kasayı soymaya gitmiş tüm paramızı alıp gitti.
“12 GÜN ÖNCE İŞE BAŞLAMIŞ”
Yengemin bilezikleri ve altınları da kasadaydı. Onları da almış. Yaklaşık 500 bin TL zararımız var. 12 gün önce başlamıştı işe. Boş un çuvalının içine koyduğu paraları dışarı giderken alıp gidiyor. Kardeşim o sırada gelen müşterilerle ilgileniyor o da fırsatı bulunca paralarla çıkıp gidiyor” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İBB Spor İstanbul’un 2016’dan itibaren yol yarışlarına ilgiyi artırmak ve alternatif deneyimler sunmak için düzenlediği “İstanbul’u Koşuyorum” bu yıl yine renkli görüntülere sahne olacak. “Renkli Koşu”nun (Colour Run) Avrupa etabı, 6 Ekim’de Yenikapı’da başlayacak.
Koşucular Kumkapı, Cankurtaran ve Sarayburnu’ndan devam ettikten sonra Gülhane Kapısı civarından dönüş alıp tekrar Yenikapı’ya yönelecek. Sportive, Züber, Tchibo ve Kanyon sponsorluğunda gerçekleştirilecek İstanbul’u Koşuyorum Avrupa etabı hakkındaki diğer tüm bilgilere ‘https://istanbulukosuyorum.istanbul/istanbulu-kosuyorum-avrupa-etabi-2024/’ adresinden ulaşılabilecek.
İlk 5’e girenlere para ödülü
Renkli koşu etabında 5 ve 10K kategorileri yer alacak. 5K’ya bin, 10K’ya ise 5 bin kişi olmak üzere yarışa toplamda 6 bin kişi kayıt yaptırdı. Yarışların startı, sağlığa zararı olmayan farklı renkler püskürtülerek verilecek. 16 yaş ve üstü yurttaşların katılabileceği İstanbul’u Koşuyorum Avrupa etabında 10K yarışı saat 08.30’da, 5K yarışı ise saat 08.45’te start alacak. Zaman sınırı 5K için 45 dakika, 10K için de 90 dakika olacak. Yarışta kadın ve erkek klasmanlarında ayrı ayrı olmak üzere 10K kategorisinin birincisine 10 bin, ikincisine 8 bin, üçüncüsüne 6 bin, dördüncüsüne 5 bin ve beşincisine 4 bin lira para ödülü verilecek.
13 farklı yaş kategorisinde kupa yarışı
İstanbul’u Koşuyorum Avrupa etabındaki 10K yarışında 13 farklı yaş kategorisi bulunacak ve belirlenen kategorilerde ilk 3’e giren kişilere kupaları takdim edilecek.
Yarışın yaş kategorileri ise 16-19/ 20-23/ 35-39/ 40-44/ 45-49/ 50-54/ 55-59/ 60-64/ 65-69/ 70-74/ 75-79/ 80-84/ 85+ şeklinde olacak.
İstanbul’u Koşuyorum Avrupa etabı yarış programı ise şöyle:
saat 07.30 – 10K sporcularının alana girişi
saat 07.45 – 5K sporcularının alana girişi
saat 08.20 – 10K start noktasına geçiş
saat 08.30 – 10K start (zaman sınırı 90 dakika)
saat 08.40 – 5K start noktasına geçiş
saat 08.45 – 5K start (zaman sınırı 45 dakika)
saat 10.00 – Ödül töreni
saat 10.20 – Kapanış
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in hava saldırılarını arttırdığı ve kara saldırısının da gündemde olduğu Lübnan’da vatandaşlar ülkelerini terk etmeye başladı. Güvenlik nedeniyle Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus’un seferlerini iptal ettiği Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta vatandaşlar, seferlerine devam eden Ortadoğu Havayolları’nın İstanbul uçuşlarıyla Türkiye’ye geliyor. İstanbul’a gelen Lübnanlı vatandaşlar buradan da Avrupa’da bulunan yakınlarının yanına gidiyor.
‘İNSANLAR DEHŞET İÇERİSİNDE OLUP BİTENİ İZLİYOR’
İstanbul Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Lübnanlı vatandaşlar, “Lübnan şu an çok kötü durumda. Son birkaç gündür Beyrut’ta çok sayıda patlama oluyor. İnsanlar dehşet içerisinde olup biteni izliyor. Ülkemiz için uluslararası yardıma ve dualara ihtiyacımız var” dedi.
‘LÜBNAN’IN GÜVENLİ BİR ÜLKE OLMASINI İSTİYORUZ’
Beyrut’a yaşanan olaylardan sonra İstanbul’a geldiğini söyleyen Lübnanlı gazeteci Lina jihaab, “Son yaşanan olaylardan sonra Beyrut’ta durum iyi değil. Herkesin bildiği gibi Lübnan’da birkaç güvenli bölge var. Ben orada yaşamama rağmen İstanbul’a gelmeyi tercih ettim. Burada birkaç gün kalıp olup biteni televizyondan takip edeceğim. İnşallah Lübnan ordusu ülkede her yerde olur, bizde geri döneriz. Bizde Lübnan’ın Dünyadaki ülkeler gibi güvenli bir ülke olmasını istiyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – TÜİK verilerine göre, Türkiye’de muhtemel eğitim süresi 2021 yılından beri sürekli azalma kaydediyor. Buna göre, 2022 yılında 18,2 yıl olan muhtemel eğitim süresi, 2023 yılında 17,9’a geriledi. Böylece, muhtemel eğitim süresinde yüzde 1,3’lük düşüş yaşandı. 2021’de 18,8 olan muhtemel eğitim süresi, iki yıl içinde yüzde 4,78 azaldı.
Muhtemel eğitim süresi, erkeklerde 2022 yılına göre yüzde 2,8’lik düşüş ile 17,6 yıl olurken, kadınlarda yüzde 0,3’lük artış ile 18,4 yıl oldu.
TÜİK, 2023 yılına ilişkin ‘Muhtemel Eğitim Süresi’ (MES) araştırmasını yayımladı. MES, en genel tanımıyla “ilgili eğitim kademesine giriş yaşında olan bir kişinin, belirtilen eğitim kademesinde geçirmesi muhtemel örgün eğitim süresini” ifade ediyor.
MES 2023 yılında 17,9 yıl oldu
Türkiye’de ilkokula başlama çağındaki bir bireyin en yüksek eğitim kademesini tamamlayana kadar eğitim hayatında geçirmesi muhtemel süre 2023 yılında 17,9 yıl oldu. Böylece MES, 2022’de 18,2 yıl olurken 2023’te 17,9’a geriledi.
İlkokul çağındaki bir bireyin ortaöğretimi tamamlayana kadar eğitimde geçirmesi muhtemel süre 12,3 yıl, okul öncesi eğitimde ise 1,6 yıl olarak hesaplandı. İlkokul çağındaki bir bireyin ortaöğretimi tamamlayana kadar eğitimde geçirmesi muhtemel süre, geçen yıl 12,7 olarak gerçekleşmişti.
MES’te düşüş erkeklerde kadınlara göre daha hızlı seyretti
İlkokula başlama çağındaki bir bireyin en yüksek eğitim kademesini tamamlayana kadar eğitim hayatında geçirmesi muhtemel süre bir önceki yıla göre toplamda yüzde 1,3’lük düşüş gösterdi. 2021 yılından itibaren görülen bu düşüş erkeklerde kadınlara oranla daha hızlı seyretti. MES, erkeklerde 2022 yılına göre yüzde 2,8’lik düşüş ile 17,6 yıl olurken, kadınlarda yüzde 0,3’lük artış ile 18,4 yıl oldu.
MES en yüksek değerine İstanbul’da ulaştı
2023 yılında, il düzeyinde en yüksek muhtemel eğitim süresi 20,3 yıl ile İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u, 19,7 yıl ile Karabük, 19,6 yıl ile Ankara, 19,1 yıl ile Rize ve Erzincan izledi. Aynı süreçte muhtemel eğitim süresi en düşük olan il 14,9 yıl ile Muş ve Şırnak olurken, bu illeri sırasıyla 15,1 yıl ile Ağrı ve Şanlıurfa, 15,8 yıl ile Mardin izledi.
MES’in son 5 yılda en çok arttığı il Gümüşhane
MES’in 2019 ile 2023 yılları arasında en çok artış gösterdiği ilk beş il sırasıyla yüzde 8,3 ile Gümüşhane, yüzde 4,6 ile Hakkari, yüzde 2,5 ile Van, yüzde 2,1 ile Diyarbakır ve yüzde 1,7 ile Ağrı oldu. Aynı dönemde, muhtemel eğitim süresinin en çok düşüş gösterdiği iller ise sırasıyla yüzde 10,4 ile Eskişehir, yüzde 10,3 ile Çankırı,yüzde 10 ile Yalova, yüzde 9,6 ile Antalya ve yüzde 8,6 ile Muğla oldu.
Erkek ve kadınlarda en yüksek MES değerleri İstanbul’da
Türkiye genelinde MES, 2023 yılında kadınlar için 18,4 yıl, erkekler için ise 17,6 yıl oldu. Her iki cinsiyette de en yüksek MES değeri İstanbul’da gerçekleşti. Erkeklerde İstanbul’u Karabük, Ankara, Erzincan ve Bayburt izlerken; kadınlarda sıralama Karabük, Tunceli, Ankara ve Rize olarak gerçekleşti.
Muhtemel eğitim süresinin erkeklerde en düşük olduğu il olan Ağrı’yı, sırasıyla Şırnak, Muş, Şanlıurfa ve Mardin takip ederken; MES’in en düşük olduğu iller kadınlarda; Muş, Şanlıurfa, Şırnak, Ağrı ve Bitlis oldu.
Cinsiyet eşitliği endeksi 2023 yılında da kadınlar lehine arttı
MES kapsamında cinsiyet eşitliği endeksi, kadın MES değerinin erkek MES değerine oranı ile hesaplanıyor. ISCED 1-8 kademesinde (ilkokul-yükseköğretim) MES kapsamında cinsiyet eşitliği endeksi 2023 yılında 1,05 oldu. 2018 yılında 0,97 olan endeks, 2023 yılında 0,08 puanlık artış göstererek kadınlar lehine değişim göstermeye devam etti.
Endeksin en yüksek olduğu beş il sırasıyla 1,12 ile Tunceli ve Iğdır, 1,10 ile Çanakkale, 1,09 ile Bartın ve Çankırı oldu. Cinsiyet eşitliği endeksinin en düşük olduğu iller ise sırasıyla 0,95 ile Bitlis, Şanlıurfa ve Siirt, 0,96 ile Muş ve 0,98 ile Batman olarak gerçekleşti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen ve ülkemizin ilk insansız savaş uçağı olarak görev yapacak olan Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirilme sürecinde önemli bir aşama daha geçildi. Bayraktar KIZILELMA’nın üretim prototipi olan TC-ÖZB3 kuyruk numaralı üçüncü prototipi ilk uçuş testini başarıyla gerçekleştirdi.
Yer testlerini başarıyla geçti
Üretim prototopi olan Bayraktar KIZILELMA PT-3, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’ne Temmuz ayı içerisinde intikal ettirildi. Burada önce emniyet bağları ile motor çalıştırma testini geçti. İlk uçuşa yaklaşılırken otomatik taksi testleri, koşu testleri ve teker kesme testleri başarıyla tamamladı.
“Testlerimiz devam edecek”
Çorlu’da sabah saatlerinde icra edilen Bayraktar KIZILELMA PT-3 ilk uçuş testini, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar yönetti. Test sırasında sistem tanımlama faaliyetleri de başarıyla tamamlandı. Başarılı geçen test sonrası açıklama yapan Selçuk Bayraktar, “Bayraktar KIZILELMA’nın üretim prototipi olan üçüncü prototipi, bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Kısa bir test uçuşu oldu. Bundan sonra testlerimiz devam edecek. Vatanımıza, milletimize hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.
Daha güçlü, daha çevik
Türkiye‘nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirme faaliyetleri tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda ilk prototiplerden elde edilen tecrübeler sayesinde üretim prototipinde önemli değişikliklere gidildi. Yapısal iyileştirmelerin yanı sıra aviyonik mimarisinde geliştirmeler yapıldı. Entegrasyonu başarıyla tamamlanan art yakıcılı motor alternatifi ile uçuş gerçekleştirildi. Güçlü yeni motoruyla ses hızına yaklaşacak olan Bayraktar KIZILELMA, aerodinamik iyileştirmeler sayesinde yüksek hızlarda çok daha iyi manevra yapabilecek. Sahip olduğu AESA radarı ile kazandığı yüksek durumsal farkındalık sayesinde ise en zorlu görevleri icra edebilecek.
Rekor sürede uçtu
Baykar’ın yüzde 100 öz sermayesi ile yola çıktığı Bayraktar KIZILELMA projesi 2021’de başladı. 14 Kasım 2022’de üretim hattından çıkan TC-ÖZB kuyruk numaralı Bayraktar KIZILELMA, Çorlu’da bulunan AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’ne intikal etti. Burada yer testlerini süratli bir şekilde başarıyla tamamladıktan sonra 14 Aralık 2022 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bayraktar KIZILELMA bir yıl gibi rekor bir sürede gökyüzü ile buluştu.
Havacılık tarihinde ilklere imza attı
Bayraktar KIZILELMA, TEKNOFEST 2023 boyunca dünya havacılık tarihinde ilk olan uçuşlara imza attı. Bayraktar AKINCI TİHA ile formasyon uçuşları gerçekleştiren Bayraktar KIZILELMA, 1 Mayıs 2023 tarihinde ise F-16 savaş jeti SOLOTÜRK ve F-5 jet uçaklarından oluşan Türk Yıldızları ile İstanbul semalarında filo konseptiyle kol uçuşu icra etti. Dünya havacılık tarihi için dönüm noktası olan bu uçuş konseptleri geleceğin hava muharebesine de yön verecek.
Kısa pistli gemilere iniş-kalkış kabiliyeti
Bayraktar KIZILELMA özellikle kısa pistli gemilere iniş kalkış kabiliyetiyle muharebe sahasında devrim gerçekleştirecek bir platform olacak. Türkiye‘nin inşa ettiği ve halihazırda seyir testlerini gerçekleştirdiği TCG Anadolu gemisi gibi kısa pistli gemilere iniş ve kalkış kabiliyetine sahip olacak şekilde geliştirilen Bayraktar KIZILELMA, bu yeteneği sayesinde denizaşırı görevlerde önemli rol üstlenecek. Bu kabiliyetiyle Mavi Vatan’ın korunmasında stratejik bir rol üstlenecek.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 33 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 34 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar’dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı olarak görev yapacak Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirilme sürecinde önemli bir aşama daha geçildi.
Bayraktar KIZILELMA’nın TC-ÖZB3 kuyruk numaralı üçüncü prototipi ilk uçuş testini başarıyla gerçekleştirdi.
Üretim prototipi olan Bayraktar KIZILELMA PT-3, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’ne temmuz ayı içerisinde intikal ettirildi.
Burada prototip, önce emniyet bağları ile motor çalıştırma testini geçti. İlk uçuşa yaklaşılırken otomatik taksi testleri, koşu testleri ve teker kesme testleri başarıyla tamamlandı.
Çorlu’da sabah saatlerinde icra edilen Bayraktar KIZILELMA PT-3 ilk uçuş testini, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar yönetti. Test sırasında sistem tanımlama faaliyetleri de başarıyla yapıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Selçuk Bayraktar, “Bayraktar KIZILELMA’nın üretim prototipi olan üçüncü prototipi, bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Kısa bir test uçuşu oldu. Bundan sonra testlerimiz devam edecek. Vatanımıza, milletimize hayırlı ve uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
Daha güçlü, daha çevik
Bu arada açıklamada verilen bilgiye göre, Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirme faaliyetleri tüm hızıyla devam ediyor.
Bu kapsamda ilk prototiplerden elde edilen tecrübeler sayesinde üretim prototipinde önemli değişikliklere gidildi. Yapısal iyileştirmelerin yanı sıra aviyonik mimarisinde geliştirmeler yapıldı.
Entegrasyonu başarıyla tamamlanan art yakıcılı motor alternatifi ile uçuş gerçekleştirildi. Güçlü yeni motoruyla ses hızına yaklaşacak olan Bayraktar KIZILELMA, aerodinamik iyileştirmeler sayesinde yüksek hızlarda çok daha iyi manevra yapabilecek. Sahip olduğu AESA radarı ile kazandığı yüksek durumsal farkındalık sayesinde ise en zorlu görevleri icra edebilecek.
Rekor sürede uçtu
Bayraktar KIZILELMA projesi ilk olarak 2021’de başladı ve 14 Kasım 2022’de üretim hattından çıkan TC-ÖZB kuyruk numaralı Bayraktar KIZILELMA, Çorlu’da bulunan AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’ne intikal etti.
Burada yer testlerini süratli bir şekilde başarıyla tamamladıktan sonra 14 Aralık 2022 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bayraktar KIZILELMA bir yıl gibi rekor bir sürede gökyüzü ile buluştu.
Havacılık tarihinde ilklere imza attı
Bayraktar KIZILELMA, TEKNOFEST 2023 boyunca dünya havacılık tarihinde ilk olan uçuşlara imza atmıştı.
Bayraktar AKINCI TİHA ile formasyon uçuşları gerçekleştiren Bayraktar KIZILELMA, 1 Mayıs 2023’te ise F-16 savaş jeti SOLOTÜRK ve F-5 jet uçaklarından oluşan Türk Yıldızları ile İstanbul semalarında filo konseptiyle kol uçuşu icra etti.
Dünya havacılık tarihi için dönüm noktası olan bu uçuş konseptleri geleceğin hava muharebesine de yön verecek.
Kısa pistli gemilere iniş-kalkış kabiliyeti
Bayraktar KIZILELMA, özellikle kısa pistli gemilere iniş kalkış kabiliyetiyle muharebe sahasında devrim gerçekleştirecek bir platform olacak.
Türkiye’nin inşa ettiği ve halihazırda seyir testlerini gerçekleştirdiği TCG Anadolu gemisi gibi kısa pistli gemilere iniş ve kalkış kabiliyetine sahip olacak şekilde geliştirilen Bayraktar KIZILELMA, bu yeteneği sayesinde denizaşırı görevlerde önemli rol üstlenecek.
Bu kabiliyetiyle Mavi Vatan’ın korunmasında stratejik bir rol üstlenecek.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003’teki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti.
2023’te 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı.
İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.
Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te birini tek başına yaptı.
Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 33 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile ihracat anlaşması imzalandı. Her iki araç için ihracat anlaşması imzalanan ülke sayısı toplamda ise 34’e ulaştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kendi kendisiyle evlenmiş, düğün bile yapmıştı.
Sosyal medyada hayat dolu bakışları, neşeli videoları ile ünlenen fenomen hayatına son verdi.
Ardında bıraktığı mektupta hayatımdaki herkese iyi geldim ama kendime iyi gelemedim yazıyordu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu yılın ilk balık dağıtımı Malkoçoğlu Mahallesi’nde bulunan Abdurrahim Karakoç Kültür Merkezi önünde gerçekleştirildi. Sultangazi Belediyesi ekiplerince gerçekleştirilen balık dağıtımı, vatandaşlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tonlarca balığı vatandaşlara dağıttıklarını belirten Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun şöyle konuştu:

“Yeni balık sezonu bolluk ve bereketle başladı. Biz de balık sezonunun açılmasıyla birlikte vatandaşlarımıza taze balık dağıtımına başladık. Ekiplerimiz, 15 mahallemizde de vatandaşlarımıza taze balık dağıtımı gerçekleştirecek.

Amacımız sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm komşularımıza ulaşmak. Çünkü biz, mutluluğun paylaştıkça çoğaldığına inanıyoruz. Komşularımızla balık sezonunun bolluk ve bereketini paylaşmak bizleri de mutlu ediyor. İnşallah bu yıl da yine tonlarca balığı komşularımıza dağıtacağız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyenin desteğinden Bağcılar’da ikamet eden ve bu yıl devlet üniversiteleri ve özel üniversitelerin yüzde 100 burslu lisans programlarında örgün eğitime yerleşenler yararlanabilecek.
Başvurular, 23 Eylül-31 Ekim 2024 tarihleri arasında belediyenin resmi web sitesi www.bagcilar.bel.tr adresi üzerinden yapılacak.
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Öncelikle üniversite sınavını başarıyla geçen tüm gençleri tebrik ediyorum. Onlar yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek nesilleri oluşturuyor. Bizim de görevimiz onlara bu yolda destek vermek. Bu amaçla çalışkan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz. Geçen yıl 6 bin TL olarak verdiğimiz başarı ödülümüzü bu yıl 10 bin TL’ye yükseltiyoruz. Şimdiden hayırlı olsun” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞ YERİNE GİDİP KURŞUN YAĞDIRDI
DHA’da yer alan habere göre teklifinin reddedilmesi üzerine, kadının iş yerine giden M.M.Ö. iş yerinden çıkan N.A.’ya kurşun yağdırdı.
VATANDAŞ LİNÇ ETMEYE KALKTI
Saldırgan aynı silahla intihar girişiminde bulundu. N.A. yaralanırken, çevrede bulunan vatandaşlar, kaçmaya çalışan M.M.Ö.’yü linç etmek istedi.
GENÇ KADIN HASTANEYE KALDIRILDI
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan N.A. sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı.
REKLAMZORBA CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ
Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan M.M.Ö. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
OLAY ANI KAMERAYA YANSIDI
Saldırı anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, sokağın köşesinde bekleyen M.M.Ö., kadının yürüdüğü sırada üzerinde bulunan silahla ateş etmeye başlıyor.

N.A. yere yığılırken, M.M.Ö. aynı silahla intihar girişiminde bulundu. Silahın tutukluk yapması üzerine olay yerinden kaçmaya çalışan M.M.Ö. çevrede bulunan vatandaşlar tarafından kovalanıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir partner sitelerinde kullanıcılar, genellikle belirli kriterlere göre filtreleme yapabilirler. Yaş, coğrafi konum, ilgi alanları gibi faktörlere dayalı filtreleme seçenekleri, kullanıcılara daha özgün ve uygun eşleştirmeler bulmalarında yardımcı olabilir. Bayan escort siteleri, kullanıcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak için çeşitli özellikler barındırır. Mesajlaşma, ifadeler, beğeniler gibi seçeneklerle iletişim kurma imkanı tanıyan özellikler bulunur. Bu sayede ziyaretçiler, insanlarla daha kolay iletişim sağlamaktadır. maltepe escort siteleri, kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için çeşitli önlemler alır. Profil doğrulama, kimlik koruma, kötüye kullanımı önleme politikaları gibi güvenlik önlemleri önemlidir. Ayrıca kişilerin kendi önlemlerini de almaları gerekir. Bu da ancak kullanıcıların kendi kimliklerini, hemen açıklamamaları, karşı tarafın niyetinin iyi anlaşılmasını gerektirir. Ataşehir konumunda bulunan kişiler, çeşitli nedenlerle online platformlar üzerinden flört edinmek isteyebilir.
Genellikle insanların baskısından çekinen ve ifade özgürlüğünü kullanamayan kişiler, bu siteler sayesinde aşkı bulabilir. Farklı ilişki türleri için de sıklıkla tercih edilen partner bulma sitelerinin her geçen gün popülerliğinin artmasının en önemli nedeni de ilişkinin amacının başından belli olması, kolay iletişim, zamandan tasarruf ve ifade özgürlüğüdür. Ayrıca internet üzerinden erişilebilen maltepe eskort siteleri, kullanıcıların herhangi bir yerden ve herhangi bir zamanda potansiyel partnerlerle iletişim kurmalarını kolaylaştırır. kartal escort sitelerinden arkadaş edinmek, sosyal bağlar kurmak ve zamanınızı heyecanlı bir aktivite ile geçirmek istiyorsanız sadece üyelik oluşturmak yeterlidir. Ayrıca pek çok kartal escort arıyorum konulu siteler, ücretsiz üyelik gerçekleştirmekte ve herhangi bir şekilde ödeme almamakta. Bundan dolayı çok fazla düşünmeden ve çekinmeden kullanıcı olunabilir. Dünyanın hemen her yerinden ve en yakınınızdan flört edinmek günümüzde oldukça kolay hale gelmiştir. Eskiden partner sitelerine olan bakış açısı ile günümüzdeki bakış açısı arasında çok fark bulunur. Sosyal medyanın, yaşamın can damarı haline gelmesi ve insanlarla tanışmayı kolaylaştırıyor olması alışıldık bir durum haline geldi. Bundan dolayı arkadaşlık ya da flört sitelerinden kendinize uygun kişiyi bulmanız hiçbir şekilde sorun olmayacaktır.
Günü birlik eğlence ve ilişkiler için kullanılan bu sitelerden uzun soluklu ilişkiler yaşayanlar da mevcuttur. kartal eskort siteleri denilince akıllara olumsuz pek çok konu gelmekte. Ancak pek çok insan inanılmaz hayal gücü ev fantezi anlayışına sahiptir. Ayrıca cinsel yönelimlerinden dolayı baskı altında kalmaktan veya dışlanmaktan çekinen insanlar da mevcuttur. Ancak flört sitelerinde bu gibi yönelimler ve fantezilerden dolayı herhangi bir dışlanma söz konusu değildir. Nitekim burada yer alan üyelerin farklı amaçları vardır ve bu durum en baştan bilinir. Hem hayalini kurduğunuz keyifli dakikaları geçirmek hem de uzun dönem arkadaşlık amacınızı gerçekleştirmek için kartal flört sitelerinden faydalanabilirsiniz. İkamet ettiğiniz çevrede zahmete girmeden flört adayını bulabilir ve çeşitli temaslar kurabilirsiniz. istanbul escort bayan ve istanbul 'da hizmet veren eskort kızlar için escortredzonem.com sitemizi ziyaret etmeyi, takip etmeyi unutmayınız.
]]>
İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğiyle ilgili bir son dakika gelişmesi yaşandı.
İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiği, Haydarpaşa Limanı’ndan kalkış yapacak gemi kurtaran römorkörü yedeğindeki yüzer havuzla toplam 392 metrelik yedek boyuna sahip yedekli geçiş nedeniyle çift yönlü askıya alındı.
“ÇİFT YÖNLÜ ASKIYA ALINDI”
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Haydarpaşa Limanı’ndan kalkış yapacak olan gemi kurtaran römorkörü yedeğindeki PD-30 isimli yüzer havuzla birlikte toplam 392 metrelik yedek boyuna sahip yedekli geçiş dolayısıyla transit gemi trafiği çift yönlü olarak askıya alınmıştır.”
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Midyeler canlılıklarını sürdürebilmeleri ve doğal yaşama kazandırılabilmeleri için tekrardan denize bırakıldı. Gözaltına alınan iki kaçak midye avcısına “1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’na Muhalefet” suçundan toplamda 52 bin 484 lira ceza kesildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Hava Yolları’nın uçağıyla İstanbul Havalimanı’na getirilen Eygi’nin cenazesi, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer tarafından karşılandı.
İstanbul Havalimanı VİP Terminali’nde düzenlenen törende, Eygi’nin Türk bayrağına sarılı naaşı, askeri manga tarafından alana getirildi.
Tören, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Mehmet İlker Haktankaçmaz, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Partili ilçe belediye başkanları Tevfik Göksu, Mevlüt Öztekin, Bünyamin Demir ve ilgililerin katılımıyla yapıldı.
Prof. Dr. Arpaguş’un dua okumasının ardından tören sona erdi.
Aydın’a defnedilecek Eygi’nin naaşı, İstanbul Havalimanı’ndan uçakla İzmir’e gönderildi.
Bu arada, İstanbul Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Valimiz Davut Gül, hemşehrilerimizle birlikte Filistin’de soykırımcı İsrail askerlerinin şehit ettiği vatandaşımız Ayşenur Ezgi Eygi’nin naaşını İstanbul Havalimanı’nda karşıladı. Eygi’nin naaşı, düzenlenen törende dualarla İzmir’e uğurlandı.” ifadelerine yer verildi.
İsrail askerlerinin aktivist Eygi’yi öldürmesi
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların üzerine ateş açmış, Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan ve ABD vatandaşlığı da bulunan Eygi, başından vurularak ağır yaralanmıştı.
Filistinlilere ait bir hastaneye kaldırılan Eygi, 6 Eylül’de müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerinin ardından Eygi’nin naaşı, Tel Aviv’den Bakü’ye getirilmişti.
Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline karşı barışçıl ve sivil yöntemlerle Filistinlilere destek veren Uluslararası Dayanışma Hareketi gönüllüsü insan hakları aktivisti olan Eygi, 2003’te İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen ABD vatandaşı Rachel Corrie de aynı harekete mensuptu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi Bakü’den İstanbul’a geldi. İstanbul Havalimanı’nda düzenlenecek törene İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılması bekleniyor. Törenin ardından Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi uçakla İzmir’e gönderilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri tarafından, yasal düzenlemelere aykırı inşaat faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen ve inşaat çalışmaları durdurulan alandaki yıkım çalışmaları tamamlandı.
Alandaki ruhsatsız, kaçak yapılar ve iskanlı yapıdaki eklentilerin yıkımı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekiplerinin kontrolünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince gerçekleştirildi.
Üç gün süren yıkım işlemlerinin tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.
İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Maliki Ejder Batur da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Üsküdar Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğümüzce tespit edilerek durdurulan ruhsatsız, kaçak yapıların yıkım işlemi tamamlanmıştır. Bundan sonraki süreçte yıkıntıların taşınması ve doğal arazi düzenlemesi gerçekleştirilecektir. ‘Dünyanın İncisi’ İstanbul Boğazı’nı hep birlikte koruyalım.” ifadelerini kullandı.
Ne olmuştu?
Üsküdar Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde izinsiz inşaat yapıldığı ihbarı üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri, 22 Ağustos’ta bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu.
İncelemede, izinsiz inşaatın İBB’nin izniyle başlatıldığı tespit edilmiş, ardından inşaat durdurulmuştu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin, izinsiz inşaata ilişkin hazırladığı tespit tutanağında, doğal zemin ve bitki örtüsüne fiziksel müdahalede bulunularak tahribat yapıldığı tespit edilen alandaki tüm inşa faaliyetlerinin durdurulduğu belirtilmişti.
Yapının bulunduğu alanın daha önce organize suç örgütü elebaşı Adnan Oktar’a ait olduğu, yakın zamanda Rus iş insanı tarafından satın alındığı anlaşılmıştı.
İBB Boğaziçi İmar Şube Müdürlüğünce, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına Vaniköy’deki izinsiz inşaata ilişkin 22 Ağustos’ta bulunulan suç duyurusunda, bahse konu yerde inşai faaliyeti yapan yapı sahibi Boris Borisenko hakkında 2960 Sayılı Boğaziçi Kanunu’nun mevzuata aykırı yapılarla ilgili maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun “imar kirliliğine neden olma” maddesine göre yasal işlem yapılması istenmişti.
İnşaatı durduran Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamada Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde yer alan yapıya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmişti.
Açıklamada, şunlar kaydedilmişti:
“Söz konusu yapının, imar kirliliğine neden olduğu, ‘Tescil Edilen Sit Alanları, Korunması Gerekli Kültür-Tabiat Varlıkları ile Korunma Alanlarının zarar görmesine sebebiyet verme’ suçlarından Bakanlığımızca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Süreç titizlikle takip edilmektedir.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri, yasal düzenlemelere aykırı inşaat faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen ve inşaat çalışmaları durdurulan alandaki yapıların yıkımına başlamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul istikameti 31 Temmuz’da trafiğe kapatıldı. İstanbul yönündeki tüpünün uzatılması çalışmaları nedeniyle yol 37 gündür trafiğe kapalı. Tünelin 67 metre uzatılması ve iki viyadükte 4 adet genleşme derzinin değiştirilmesi çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı. İstanbul yönüne gitmek isteyen sürücüler 37 gün boyunca Abant gişelerinden çıkarak D-100 kara yolunu kullandı. Kilometrelerce araç kuyruğunun oluştuğu D-100 Bolu Dağı geçişinde oluşan trafik çilesini bitirmek için ekiplerin hummalı çalışmaları sürüyor. Tünel portallarının uzatma çalışmalarını tamamlayan ekipler, asfalt serimi yaptı. TGRT Haber’e canlı yayın konuğu olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yolun yarın saatlerinde trafiğe açılacağına duyurdu.
“Akşamdan yolu açmış oluruz”
TGRT Haber ekranlarından canlı olarak yolun yarın açılacağı müjdesini veren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Yarın akşam inşallah açacağız. Bir eksiklik olmazsa, aksaklı olmazsa ki biz öngörmüyoruz. Pazar gününü düşünmüştük. Pazar trafiğini rahatlatalım diye. Yarın akşam açmış oluruz diye düşünüyorum. Bu vesileyle, yaptığımız tünellerin, altgeçitlerin, bölünmüş yolların ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. 50 günlük bir süre öngörmüştük. Çünkü bazı imalatlarda çok istediğiniz hızda gidemeyebilirsiniz. Zeminle ilgili bazı öngöremediğiniz şeylerle karşılaşabiliriz diye 50 gün demiştik. Ama geçen ziyaret ettiğimde hani bir miktar daha erken bitirebileceğimizi tahmin etmiştik. Az daha netleşsin kamuoyunu öyle bilgilendirelim istedik. Erken bitecek düşüncesine vatandaşları bırakıp da erken bitiremezseniz mahcup olursunuz. Yarın gündüz gözüyle son yapılan asfalt çalışmalarının çizgilerini çekeriz ve akşamdan yolu açmış oluruz” dedi.
Yolun yarın akşam saatlerinde açılması için ekiplerin çalışmaları devam ediyor. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yeni güne ilişkin hava durumu tahmin raporunu paylaştı. Buna göre; hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin edilirken, İstanbul dahil 3 il için gök gürültülü sağanak uyarısı yapıldı. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

MGM’den yapılan tahminlere göre, bugün Marmara’da beklenen gök gürültülü sağanak, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ çevreleri ile İstanbul’un Çatalca, Silivri, Arnavutköy ve Büyükçekmece ilçelerinde yerel kuvvetli, Kırklareli’nin Demirköy ve Vize ile Tekirdağ’ın Saray ilçelerinde kuvvetli, yer yer çok kuvvetli olacak.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın genellikle kuzeyli, güney kesimlerde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

YAĞIŞLAR NE KADAR SÜRECEK?
Öte yandan Meteoroloji Müdürlüğü ve AKOM tarafından yapılan sağanak yağış uyarıları ile suya hasret kalan İstanbul 4 Eylül’e kadar sağanak yağışın etkisinde kalacak.
Sıcak ve nemli havanın sonrasında 3 gündür devam eden sağanak yağışların 4 Eylül tarihine kadar İstanbul il genelinde yerel kuvvetli yağışların etkili olmasının beklendiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; şüpheli M.A, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
M.M’nin yanına yaklaşan motosikletli şüphelilerden biri tabancayla ateş açtı. Açılan ateş sırasında M.M., bacağından yaralandı. Şüpheliler silahlı saldırının ardından olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları çalışmaların ardından şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.


SALDIRI ANI KAMERADA
Şüphelilerin M.M.ye yaklaşıp ateş ettikleri ve M.M’nin vurulduktan sonra koşarak bir otomobilin arkasına saklandığı anlar çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇOK SAYIDA YARALI VAR
Alınan bilgiye göre, Beylikdüzü istikametinde ilerleyen metrobüs, Sefaköy mevkisinde henüz belirlenemeyen nedenle kaza yaptı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada 3’ü ağır 10 kişi yaralandı, seferlerde aksamalar var.
SEFERLERDE AKSAMA VAR
Kazada metrobüsteki bazı yolcuların yaralandığı bildirildi. Kaza nedeniyle metrobüs yolunda iki yönde de seferler yapılamıyor.
Ayrıntılar geliyor…
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, saat 06.30 sıralarında Eyüpsultan Mithatpaşa Mahallesi Davutpaşa Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ormanlık yolda ilerleyen 34 AFB 746 plakalı otomobil sürücüsü, bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybedince yoldan çıkarak ormanlık alana uçtu. Metrelerce sürüklenen otomobilde sürücü ve beraberindeki kadın araçta yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yaralıları araçtan çıkararak kurduğu düzenek ile ormanlık alandan yola çıkarttı. Yaralılar sedye ile ambulansa taşındı. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenildi. Ormanlık alana uçan otomobil çekici yardımıyla bulunduğu yerden kaldırıldı.
Polis ekipleri kazaya ilişkin inceleme başlattı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’nın başkenti Paris’ten bisikletle yola çıkan 3 iklim aktivisti, İstanbul’da bir grup bisikletsever tarafından Barbaros Meydanı’nda karşılandı. Burada konuşma yapan aktivist Guillaume Outrage, iklim değişikliğinin çözümü konusunda bisikletin önemini vurguladı.
Küresel ısınmayı azaltmak için ulaşımda bisiklet kullanımının arttırılması gerekliliğine dikkati çekmek istediklerini belirten Outrage, “Asıl önemli nokta bisiklet kullanımı yüzde 20 arttığı zaman karbon emisyonları yüzde 8 gibi çok önemli bir azalım gösteriyor. Dolayısıyla bizim bunları öne çıkarmamız lazım.” dedi.
Aktivistleri karşılayan Önder Algedik ise Türkiye’de son 20 yılda yaklaşık 814 milyar dolar fosil yakıt ithal edilip tüketildiğini söyledi.
Grup üyeleri, Türkiye’deki programlarının ardından Gürcistan ve Bakü’ye bisikletle gidecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞTE İLÇE İLÇE NEM ORANLARI
Kentte saat 06.30 itibarıyla ilçe ilçe hava sıcaklığı, hissedilen sıcaklık ve nem oranları şöyle:
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, İstiklal Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Kimliği belirlenemeyen iki kişi, motosikletle sokağa gelerek kuyumcu ve cep telefonu dükkanına silahlı saldırıda bulundu.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri tarafından sokak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Olay yerinde yapılan çalışmalarda iki iş yerine toplam 7 adet merminin isabet ettiği görüldü.

KENDİSİNİ YERE ATARAK SON ANDA KURTARDI
Saldırı anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletle sokağa gelen kasklı iki kişiden artçı olanın iş yerlerine silahla ateş ettiği, o esnada telefonla konuşarak kaldırımda yürüyen bir kişinin kendisini yere atarak son anda kurtulduğu görülüyor. Polis, olay yerinden kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>3’Ü BEBEK 8 KİŞİ YARALANDI
Çarpışmanın şiddetiyle 2 araç savrularak yol ortasındaki beton refüje çıkarken, hafif ticari araçta bulunan 3’ü bebek 8 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Hafif ticari araçta bulunan 7 kişi çevredekilerin yardımlarıyla araç içerisinden çıkarılırken sürücü bulunduğu yerde sıkıştı.
EKİPLER MÜDAHALE ETTİ
İtfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu sıkıştığı yerden kurtarılan ağır yaralı hafif ticari araç sürücüsü, sağlık ekiplerine teslim edilirken, minibüs şoförü ise kazayı yara almadan atlattı. Kazada yaralanan 8 kişi, sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptıkları ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı. Kaza nedeniyle kapanan yol, kazaya karışan araçların kaldırılmasının ardından tekrardan trafiğe açılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kaza yerinden kareler;




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sıraselviler Caddesi’ndeki 9 katlı otelde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.

OTELDEKİ MİSAFİRLER TAHLİYE EDİLDİ
Yoğun dumanın yükseldiği otelde konaklayanların bazıları kendi imkanlarıyla çıkarken, geri kalanları ekipler çıkardı. Yangında dumandan etkilenenlere sağlık ekipleri ambulansta müdahalede bulundu. İtfaiye ekipleri yangını söndürürken, soğutma ve duman tahliye işlemleri sürüyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in “Sosyal Belediyeciliğin Kalbi Esenyurt” sloganıyla başlattığı çalışmalar kapsamında ilçedeki kadınlara meme kanserine karşı erken tanı için mamografi desteği veriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa çalışan Esenyurt Belediyesi ekipleri, Esenyurtlu kadınları mahallelerinden alarak tarama merkezine ulaşımını sağlıyor. Anlaşmalı tarama merkezinde yapılan radyoloji hizmetinin yanı sıra kadınlara meme kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler de veriliyor. Sunulan koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri ile kadınlar kendilerini bu kanser türünden koruyacak ve erken teşhis ile tedbir alacakları imkanlara kavuşmuş oluyor.
“İlk defa böyle bir hizmetle karşılaştım”
Esenyurt’ta 30 yıldır yaşayan Duygu Cimşit, ilk defa böyle bir hizmetle buluştuğunu belirterek “30 yıldır Esenyurt’ta oturuyorum, ilk defa böyle bir hizmetle karşılaştım. Esenyurt Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bütün kadınların bu kontrolleri yaptırmasını ve hepimizin hayırlı sonuçlar almasını temenni ediyorum” dedi.
“Bir kanser hastası yakını olarak, bu konu benim için daha da önemli”
Annesinin de kanser süreci yaşadığını ve bu zorlu süreçte verilen desteklerin önemli olduğunu belirten Sevinç Bulut isimli vatandaş ise, “Biz kadınlar için mamografi çok önemli bir şey. Belediyemiz bununla ilgili güzel bir uygulama gerçekleştiriyor. Devlet hastanelerinde mamografi randevusu almak çok zor, özel hastaneler ise çok pahalı. Bir kanser hastası yakını olarak, bu konu benim için daha da önemli. Belediyemize bu hizmeti sağladığı için teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
“Bu hizmetten çok memnun kaldım”
77 yaşındaki Sebahat Bayer, mamografi hizmetinin belediye tarafından sağlanmasının çok büyük bir kolaylık olduğunu belirterek, “Her yaşta yapılması gereken bir kontrol var. Bu kontrollerin belediye tarafından yaptırılması beni çok mutlu etti. Herkes gelsin, kontrollerini yaptırsın. Bu hizmetten çok memnun kaldım” diyerek Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ve ekibine teşekkür etti. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Esenyurt Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak ilçedeki kadınlara meme kanseri gözetimi hizmeti sunuyor.
Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in “Sosyal Belediyeciliğin Kalbi Esenyurt” sloganıyla başlattığı çalışmalar kapsamında ilçedeki kadınlara meme kanserine karşı erken tanı için mamografi desteği veriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa çalışan Esenyurt Belediyesi ekipleri, Esenyurtlu kadınları mahallelerinden alarak tarama merkezine ulaşımını sağlıyor. Anlaşmalı tarama merkezinde yapılan radyoloji hizmetinin yanı sıra kadınlara meme kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler de veriliyor. Sunulan koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri ile kadınlar kendilerini bu kanser türünden koruyacak ve erken teşhis ile tedbir alacakları imkanlara kavuşmuş oluyor.
“İlk defa böyle bir hizmetle karşılaştım”
Esenyurt’ta 30 yıldır yaşayan Duygu Cimşit, ilk defa böyle bir hizmetle buluştuğunu belirterek “30 yıldır Esenyurt’ta oturuyorum, ilk defa böyle bir hizmetle karşılaştım. Esenyurt Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bütün kadınların bu kontrolleri yaptırmasını ve hepimizin hayırlı sonuçlar almasını temenni ediyorum” dedi.
“Bir kanser hastası yakını olarak, bu konu benim için daha da önemli”
Annesinin de kanser süreci yaşadığını ve bu zorlu süreçte verilen desteklerin önemli olduğunu belirten Sevinç Bulut isimli vatandaş ise, “Biz kadınlar için mamografi çok önemli bir şey. Belediyemiz bununla ilgili güzel bir uygulama gerçekleştiriyor. Devlet hastanelerinde mamografi randevusu almak çok zor, özel hastaneler ise çok pahalı. Bir kanser hastası yakını olarak, bu konu benim için daha da önemli. Belediyemize bu hizmeti sağladığı için teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
“Bu hizmetten çok memnun kaldım”
77 yaşındaki Sebahat Bayer, mamografi hizmetinin belediye tarafından sağlanmasının çok büyük bir kolaylık olduğunu belirterek, “Her yaşta yapılması gereken bir kontrol var. Bu kontrollerin belediye tarafından yaptırılması beni çok mutlu etti. Herkes gelsin, kontrollerini yaptırsın. Bu hizmetten çok memnun kaldım” diyerek Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ve ekibine teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, saat 13.30 sıralarında gerçekleşti. N.S. yönetiminde olan 34 LLK 553 plakalı servis midibüsü Başakşehir istikametine ilerlediği esnada Arnavutköy Devlet Hastanesi Kavşağı’nda iddiaya göre araç içerisinde bulunan temizlik işçisi S.K.(53)’nin fenalaşması üzerine aracı sağa çekerek durdurmak istedi. Araç durdurulmak istendiği esnada sürücüsünün kontrolünden çıkarak önce yol kenarındaki yönlendirme levhalarına çarptı daha sonra bariyerlere saplandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Servis aracında bulunan 18 işçiden; A.K., N.C., D.T., M.K. isimli işçiler yaralandı. Yaralanan işçiler kendi imkanlarıyla araçtan çıktı. İşçilere ilk müdahale olay yerindeki arkadaşları tarafından yapıldı. Araç içerisinde kaza öncesinde fenalaştığı iddia edilen Safinaz Kılıç ise itfaiye ekiplerinin camı kırması sonucunda araçtan çıkartılabildi. Yaralı işçiler civar hastanelere kaldırılırken cadde bir süre trafiğe kapatıldı. Polis ekipleri kazayla alakalı çalışma başlattı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Memişoğlu, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü Rektörlük Binası’nda gerçekleşen “Sağlıkta Hizmet ve Eğitim İstişare Toplantısı Marmara Bölgesi” programındaki konuşmasında, Sağlık Bakanlığı olarak sadece kamu hastanelerinin değil sağlığın bakanlığı olduklarını, o nedenle sağlığın bilgisini, geleceğini, teknolojisini, ilaç ve malzeme sektörünün daha iyi olabilmesi için çaba harcadıklarını söyledi.
Bugünün 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümü olduğunu anımsatan Memişoğlu, “Biz hem depremlerde hem Kovid’de sağlık hizmetleri anlamında dünyanın en iyi ve en özverili en mükemmel sağlık hizmetlerini sunan bir sağlık ordusuna sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanı’mız sayesinde altyapı anlamında da sistemsel anlamda da gerçekten iyi şeyler yaptık. Bugün Türkiye’nin özellikle sağlığın her yere ulaşılabilirliği konusunda ve sağlık hizmeti anlamında çok geliştiğini düşünüyoruz. Ülkelerin çok önüne geçti.” ifadelerini kullandı.
Memişoğlu, Türkiye’nin bu sayede çok iyi hekimleri ve fiziki yapılarıyla sağlık turizminde iyi yerlerde olduğuna işaret ederek, “Bizim ama artık bundan sonra sadece sağlık hizmetini sunmak ve onu iyi yapmak değil hedefimiz. Hizmeti iyi sunuyorsak bunun bilgisini, teknolojisini de üretmemiz lazım. Tıp bilimi anlamında da dünyanın yeni şeyler söyleyen ülkesi olmamız lazım. Sadece hizmet değil eğitim değil üniversitelerimizin işi. Artık sağlıkla uğraşan herkesin işi. Dünyada yeni bir şey söyleyebilen, yeni bilgi üreten bir yapıya dönüşmek zorundayız.” diye konuştu.
Faz 1 çalışması yapan üniversitelere tüm desteği sağlayacaklarını kaydeden Memişoğlu, akademisyenlerden bu çalışmalar konusunda destek istedi.
“Hekimlik manevi bir meslektir”
Memişoğlu, hekimliğin sadece materyalist olarak yapılacak bir meslek olmadığını belirterek, “Hekimlik manevi bir meslektir. Seveceksiniz insanları. İnsanları seveceksiniz mutlu olacaksınız. Eğer bu insanları mutlu etmezsek, kendini değerli hissettirmezsek ve topluma bunu öğretmezsek iyi hekimlik uygulamalarını maalesef dışarıda bırakırız.” dedi.
Bilgisini iyi kullanan ve hedefi olan hekimlere sahip çıkacaklarını dile getiren Memişoğlu, sağlıkla ilgili sadece hekimin değil bütün sağlık grubunun ortak çalışması gerektiğini, onun için hekim dışı sağlık personelinin iyi yetiştirilmesi ve planlamanın önemini vurguladı.
Memişoğlu, hedeflerinin üniversitedeki bilginin, araştırmanın ve eğitimin gelişmesi olduğunu belirterek, sağlık sektörünün daha büyümesi ve her türlü gelişmesi için elinden geleni yapacağını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk ve tek olma özelliğine sahip olan tarihi hastane, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, dermatoloji (cildiye) vakaları, lepra (cüzzam) hastalıkları alanında hizmet veriyor. Hastanenin önemi ve yakaladığı başarılar sebebiyle Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi faaliyetlerine devam ediyor.
Seçtiklerini Denetle ve Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesinin eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesinin çok faydalı olacağını söyledi. İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesinin, 2016 yılında Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesi ile birleştirilmesi neticesinde sadece lepralı hastalara değil, aynı zamanda cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile özellikle cildiye hastalarına da hizmet verdiğini belirten Çevik, “Dermatoloji camiasında önemli bir yere sahip olan, ülkemizde branşında ilk ve tek devlet hastanesi olan İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nin 24 saat esasına dayalı hizmet veren bir branş hastanesi haline gelmesi, cildiye polikliniği sayısının geçmiş yıllarda olduğu gibi tekrar artırılması, tüm ihtiyaçlara kalıcı çözüm olacaktır. Burasının enstitü ya da eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesi çok faydalı olacaktır” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Şişli'de bir otelde yaşanan mide bulandıran olaya ilişkin görüntüler sosyal medyada infial yarattı. Bir otelde kalan yabancı uyruklu turist, odanın perdelerini sonuna kadar açarak uzandığı yatakta kendini tatmin etti.
Komşu binalarda yaşayan vatandaşlar tarafından cep telefonuyla Çayyolu Escort kayda alınan videoda, otel odasının perdelerini açan yabancı uyruklu şahsın çırılçıplak şekilde uzandığı yatakta herkesin gözü önünde kendini tatmin ettiği anlar yer aldı.
Vatandaşların telefonla kaydettikleri görüntüleri polise ihbar etmesi sonrasında otele gelen Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şahsı Cebeci Escort gözaltına alarak karakola götürdü.
]]>(İSTANBUL) – Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta düzenlenen saldırıya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, 19 kişi hakkında 15’er yıla kadar hapis cezası istendi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame doğrultusunda şüphelilerin yargılanmasına 31 Ekim’de başlanacak.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta düzenlenen saldırıya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 19 kişi sanık sıfatıyla yer aldı.
İddianamede, olay günü DHKP/C silahlı terör örgütü mensubu Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un, adliyenin D blok kapısına yaklaştıkları sırada görevli polis memurlarınca denetim yapıldığı belirtilerek, eylemci Birkoç’un görevli polis memurlarının yüzüne biber gazı sıktığı, arkasındaki Yayla’nın da ateş ederek polis memurunu ayağından yaraladığı anlatıldı.
İki eylemcinin de polis memurlarına ateş ederek koşmaya başladıkları esnada vatandaşlardan Dilfiraz Karataş’ın eylemcilerin açtığı ateşte yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, C blok önündeki nöbet kulübesine doğru ateş ederek gelen eylemcilerin buradaki polislerin karşılık vermesiyle etkisiz hale getirildikleri kaydedildi.
“Pınar’ı bu topluluğun içerisinden çıkarabilmek için çok uğraştık. Pınar bu toplulukla bağını kesmek yerine bizimle bağını kesti”
İddianamede, Pınar Birkoç’un ablası şüpheli Necla Birkoç’un, kardeşinin örgütle olan bağlantısını anlattığı savcılık ifadesi yer aldı. Pınar Birçok’u, terör örgütü DHKP/C’nin içerisinden çıkartabilmek için çok uğraştıklarını belirten Necla Birkoç şunları söyledi:
“Kardeşim Pınar Birkoç’un bu örgütsel yapılanma içerisinde aynı ideoloji ile hareket eden biri olduğunu olay tarihinde gözaltına alınmam üzerine öğrenmiş bulunuyorum. Şahsi olarak kardeşimden ziyade devletçi ve milliyetçi bir görüşüm bulunmaktadır. DHKP/C ile herhangi bir bağım yoktur. Açıkça DHKP/C Terör örgütüne de karşı bir insanım. Biz Pınar’ı bu topluluğun içerisinden çıkartabilmek için çok uğraştık. Hatta abim kendisine darp dahi uyguladı. Ancak Pınar bu toplulukla bağını kesmek yerine bizimle bağını kesti ve görüşmemeye başladı. Annem babam kardeşim Pınar’a çokça defa bu topluluktan uzak durması konusunda uyarıda bulundu. Ancak biz bunu başaramadık. Yaşanan olaylara baktığımda kardeşim Pınar Birkoç’un kendi rızasıyla dahi bu yapıyla ilişkisini bitiremeyeceğini yaşanan olayla anlamış oldum.
Saldırının olduğu gün öncesinde Pınar’la en yakın görüşmem yılbaşında oldu. Ben Pınar’ın tam olarak hangi adreste yaşadığını geçimini ne ile sağladığını bilmiyorum. Kardeşim çalışmıyordu. Bildiğim kadarıyla bu yapıya ait evlerde sürekli yer değiştirerek yaşıyordu. Terör saldırısının olduğu 0602/2024 günü adliyeye kardeşim Necmiye Birkoç’un duruşmasını takip etmek amacıyla küçük kız kardeşim Nevin Birkoç ile birlikte geldim. Kız kardeşim Nevin’in iş yerine gitmesi gerektiği için o duruşmadan önce yanımdan ayrıldı. Tutuklu olan kız kardeşim Necmiye ise kendini ifade edebilmek ve tutuklandığı dosyada aleyhine herhangi bir delil olmadığını tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu beyan edebilmek için SEGBİS ile duruşmaya bağlanmak istemedi. Bizatihi kendi katılmak istedi. Çünkü dosyasında aleyhine hiçbir delil olmamasına rağmen tutuklu olmasından ötürü biz o duruşma da tahliyesini dahi bekliyorduk. Hayatını kaybeden kardeşim Pınar’ın diğer kız kardeşim Necmiye ile ilişkisi benimle ilişkisi gibidir. Samimiyetleri yoktur.
Olay olduğu sırada duruşmaya katılmak amacıyla adliyede bulunmamdan ötürü aynı gün gözaltına alındım. Bu olay öncesinde olay tarihine kadar hiçbir şekilde hiçbir olayda adli bir soruşturma geçirmedim. Ancak olayla iltisakımın ne olduğumu bilmememe rağmen gözaltına alındım. Gözaltı işlemleri sırasında herhangi bir örgütsel tavır sergilemedim. Kesinlikle DHKP/C Terör örgütünü ve bu örgütün ideolojilerini benimsemiyorum. Tasvip etmiyorum. Serbest bırakılarak hakkımda takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum.”
“Beni kaçırmak için bir plan yaptıysa bundan haberdar değilim”
İddianamede, savcılıkta verdiği ifade veren Pınar Birkoç’un ablası şüpheli Necmiye Birkoç’un ifadeleri de şöyle yer aldı:
“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde DHKP/ C silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanmaktayım. 2 ay süredir tutuklu bulunuyorum. Cezaevinde kaldığım süre boyunca kardeşim Pınar Birkoç tutuklandığım ilk zamanlarda bir kez ziyarete gelmişti. Geldiği zaman rutin aile sohbetleri yapmıştık. Kardeşimin yaptığı eylemden olaydan sonra haberdar oldum. Olay anına kadar kesinlikle böyle bir bilgim yoktu. Niçin böyle bir eylem yaptığını bilmiyorum. Bugün adliyede bulunmamın ve SEGBİS sistemi istemememin sebebi mahkeme de kendi durumumu yüz yüze anlatmak istememdi. Kardeşimin hayatını kaybettiğinden sizin vasıtanız ile bilgi sahibi oldum. Üzerinde niçin plastik kelepçe ve bomba düzeneği ele geçtiğini bilmiyorum. Benim tahliye olmam için ya da beni kaçırmak için bir plan yaptıysa bundan haberdar değilim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”
“Ben sadece tesadüfen oradaydım”
Selçuk Kozağaçlı’nın eşi Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı iddianamede yer verilen ifadesinde söz konusu büroya şans eseri gittiğini açıkladı. Kozağaçlı, “Pınar ile hiç yüz yüze görüşmedim” dediği ifadesinde şunları anlattı:
“Salı günü de İstanbul’da arkadaşım Seda Şaraldı ile buluşmak için ofisine gittim. Seda ofiste yoktu, duruşmadaymış. İçeride ben, Berrak, Ali Sinan, Didem vardı. Daha sonra Seda ve müvekkili olan Şimal geldiler. Seda bize adliyede yoğun güvenlik altında adliyeden çıkış yaptıklarını, bir olay olduğunu ancak bu olayın ne olduğunu bilmediğini söyledi. Biz daha sonra televizyon açtık, televizyonda bir eylem gerçekleştirildiğini gördük. Biz oradayken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanlış hatırlamıyorsam öğlen saat 12.00 civarında yapmış olduğu açıklama üzerine DHKP-C terör örgütünün eylem yaptığını haberlerden gördük, eylem yapan kişilerin isimleri açıklandığında şaşırdık. Çünkü Emrah Yayla ve Pınar’ı avukat müvekkil ilişkim sebebiyle daha önceleri tanıyordum. Uzun süredir kendilerini hiç görmedim. Pınar ile yüz yüze hiç görüşmedim. Kendilerine kesinlikle eylem yapılması talimatını vermedim. Kolluk kuvvetleri daha sonra arama için ofise geldi, aşağıda kapıyı kim açmadı bilmiyorum. Kapının açılmamasının sebebi bildiğim kadarıyla silahlı ve yüzü maskeli kişilerin gelmiş olmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Ben sadece tesadüfen oradaydım.”
Şaraldı susma hakkını kullandı
Şüpheli Seda Şaraldı ise emniyette susma hakkını kullandığını, ne saldırıyla ne de silahlı terör örgütüyle bir ilgisinin olduğunu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etti. İddianamede Şaraldı’nın, gözaltı işlemlerinin tüm aşamalarında örgütsel tavır sergilediği, hiçbir tutanağa imza atmadığı ve DHKP/C terör örgütü üyeleri gibi ifade alma sırasında susma hakkını kullandığı bilgisine yer verildi.
19 şüpheli hakkında 15’er yıla kadar hapis cezası istendi
İddianamede, firari şüpheliler Zerrin Sarı, Seher Demir, Musa Aşoğlu ve Fehriye Erdal ile saldırgan Pınar Birkoç’un ablaları olan tutuklu şüpheliler Necmiye Birkoç ve Necla Birkoç, Ayten Öztürk, Diyar Ersoy, Elif Ersoy, Ercan Güneş, Gamze Eroğlu, Hakan İnci, Hasan Karapınar, Meryem Özsöğüt, Nazan Betül, Vangölü Kozağaçlı, Oktay Kelebek, Seda Şaraldı, Seher Adıgüzel ve Ulaş İnci’nin, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
İddianamede saldırı sırasında etkisiz hale getirilen teröristler Emrah Yayla ile Pınar Birkoç hakkında ise “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “kasten öldürme”, “kamu malına zarar verme”, “tasarlayarak öldürme” ve “silahlı terör örgütüne üye olma'” suçlarından yürütülen soruşturmada, öldükleri için kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame kapsamında şüphelilerin yargılanmasına 31 Ekim’de başlanacak.
]]>
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, beraberindeki il yönetimi ve ilçe başkanları ile Sivas temaslarını Koyulhisar, Suşehri, Akıncılar ve Gölova ilçe ziyaretleriyle sürdürdü.
Koyulhisar’da partisinin ilçe binasını ziyaret eden Çelik, burada yaptığı konuşmada Koyulhisar’a sahip çıkacaklarını vurgulayarak “Ne Kösedağ’ın eteklerindeki o güzel köyümüzü unutacağız ne de Koyulhisar’ı unutacağız. Nerede olursak olalım mutlaka bir gözümüz, bir kulağımız Koyulhisar’da olacak ve İstanbul’dan Koyulhisar için ne yapmamız gerekiyorsa Koyulhisar’a İstanbul’dan hizmet edeceğiz” dedi.
“Bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz”
Filistin’de devam eden katliama dikkat çeken Çelik, şunları söyledi:
“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, ikinci yüzyılın şafağında büyük bir yola çıkıyoruz. Yolumuz, demokrasi yoludur. Yolumuz, bu toplumu kucaklaştırma yoludur. Yolumuz, bütün dünyadaki savaşlara ‘hayır’ deme yoludur. Bugün Filistin’de çocuklar, kadınlar katlediliyor ama bütün dünya sessizlik içerisinde; ülkemiz için birliği, beraberliği savunmaya, bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz.”
Partiye üye olan gençlere rozet taktı
Partisinin Suşehri İlçe Başkanlığı’na da geçen Çelik, partiye yeni üye olan gençlere rozet taktı. Burada yaptığı konuşmada ata toprağını, ana toprağını, baba ocağını hiç unutmayacaklarının altını çizen Çelik, “Bir gözümüz mutlaka Suşehri’nde olacak. Kulağımız mutlaka burada olacak. Büyükşehir belediyesiyle ilçe belediyelerimizle buralar için ne yapılması gerekiyorsa bu kardeşlerimiz onu yapacak ve Suşehri’ne hizmet etmeyi her zamankinden daha güçlü bir biçimde gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Hizmet götürürken insanların kimliğine bakmıyoruz”
CHP’li belediyelerin ayrım yapmadan her yurttaşa eşit hizmet götüreceğine vurgu yapan Çelik, “Bu ülkenin insanını birbirinden ayırmadan, kimliğine bakmadan, kim olduğuna bakmadan kazandığımız belediyelerde insanlara hizmet ediyoruz. A partili belediye, B partili belediye, hiç kimseye ‘hayır’ demiyoruz. Bundan sonra da asla ve asla bir yere hizmet götürürken insanların kimliğine, insanların etnik kökenine, mezhebine, inancına asla bakmayacağız” diye konuştu.
“Dedelerimiz birlikte emperyalizme karşı mücadele verdi”
Cumhuriyet’in kuruluşundaki birliğe ve beraberliğe dikkat çeken Çelik, dünya barışına vurgu yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk arkadaşları, dedelerimiz, Milli Mücadele’de mücadeleyi, emperyalist güçlere karşı birlikte verdiler. Bu ülkede Çanakkale’de Alevi, Sünni’nin önüne geçti şehit oldu. Sünni, Alevi’nin önüne geçti şehit düştü. Bu ülkede Çanakkale’de Türk Kürt’ün önüne geçti, şehit düştü. Kürt, Türk’ün önüne geçti şehit düştü. Onlar birbirlerinin kanıyla bu güzel vatanı bizlere armağan ettiler. Dolayısıyla biz bu güzel vatanın çocukları olarak her zaman birliği savunacağız. Her zaman beraberliği savunacağız. Dünyanın barışını savunacağız.
“Katliamlara hayır diyeceğiz”
Filistin’de masum çocukların savaşta katledildiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Filistin’de masum çocuklar, Filistin’de masum kadınlar, masum insanlar, İsrail tarafından katlediliyor. Bu katliamların karşısında olacağız sonuna kadar. Bu katliamlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Bütün dünyanın sustuğu bir yerden, Anadolu’dan, İstanbul’dan gür bir biçimde katliamlara ‘hayır’ diyeceğiz. Dünya barışını savunacağız.”
]]>(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla hibe edilen 10 İETT otobüsü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’nin katıldığı törenle Ukrayna’nın Odessa kentine uğurlandı. Törende konuşan İmamoğlu, Filistin ve Ukrayna’da yaşanan acılara dikkat çekti, “Biz, ‘savaşa hayır’ derken, sadece ‘savaşa hayır’ değil, ‘teröre de hayır’ diyoruz. Terörist eylemlere de hayır diyoruz. Ama terörist eylemi kendi eliyle üreten ve bir suikasta dönüştüren bir süreci yöneten ülkenin bu tavrına da ‘hayır’ diyor ve kınıyoruz. Bir ülke, bir devlet, terörist eylemle suikast düzenliyorsa, bu o devletin ve o milletin yaşamı boyunca alnından silemeyeceği bir kara lekedir” ifadelerini kullandı.
Odessa Belediye Başkanı Gennadiy Trukhanov’un, ülkede yaşanan savaş nedeniyle toplum ulaşım için Ekrem İmamoğlu’ndan talep ettiği 10 İETT otobüsü, Ukrayna’ya gönderildi.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Odessa Belediye Başkanı Gennadiy Trukhanov ile 16 Aralık 2023 tarihinde çevrimiçi bir görüşme gerçekleştirmişti. Trukhanov görüşmede, ülkede yaşanan savaş ve olağanüstü koşullar nedeniyle şehirde birçok hizmetin verilemez hale geldiğini, koşulların gün geçtikçe ağırlaştığını belirtmiş, toplu taşıma sisteminin işlemez hale geldiğini anlatmıştı. Trukhanov’un İmamoğlu’ndan İBB tarafından kullanılmayan ve işler durumda olan 10 adet ikinci el otobüsün Odessa Belediyesi’ne hibe edilmesi talebi üzerine, İBB tarafından, insani yardım kapsamında hibe edilmesi planlanan 10 adet otobüs hazırlandı.
İBB Meclisi “Olur” verdi
İBB Meclis kararıyla 11 Temmuz 2024 tarihinde hibe edilecek otobüsler için İETT görevlendirildi. Otobüslerin nakliye, gümrük işlemleri ve Odessa Belediyesi yetkililerine teslim edilmesi ile birlikte gerekli görülecek teknik eğitim ve yedek parça hazırlıkları tamamlandı.
Odessa’ya gönderilmek üzere tüm bakımları yapılan 10 İETT otobüsü, İmamoğlu ve Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’nin katıldığı törenle Ukrayna’ya uğurlandı.
İETT İkitelli Garajı’nda gerçekleştirilen uğurlama töreninde, 28 Temmuz – 3 Ağustos 2024 tarihleri arasında İBB ev sahipliğinde İstanbul’a ziyaret gerçekleştiren, yaşları 10 ile 16 arasında değişen 45 Ukraynalı çocuk da yer aldı.
“Atatürk’ün izinden gideceğiz”
İmamoğlu, başında “İstanbul Senin Yanında” yazılı şapkayla yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“Bugün en güzel fotoğraf, elbette eşlik eden sevgili çocuklar. Dünyanın bütün çocukları, kardeştir ve bugünlerde hepimizin bilmesi ve sahip çıkması gereken gerçek budur. Bu gerçeği unutanlar, çocukların kardeşliğini yok etmeye çalışanlar olabilir. Ama biz, ülkemizde muazzam bir mirasa sahibiz. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyen Atatürk’ün izinden gideceğiz. ve savaşlar son bulsun, dünyanın bütün çocukları barışa kavuşsun diye, elimizden ne geliyorsa sonuna kadar yapacağız. Yılmadan usanmadan, Ukraynalı ve Filistinli çocukların en kısa sürede barışa ve huzura kavuşmalarını talep edeceğiz. Bugün, gönlümüzün ve şehrimizin kapılarını 45 Ukraynalı çocuğumuza açıyoruz. Onları İstanbullu kardeşleriyle buluşturacak, en güzel şekilde İstanbulluların vicdanıyla birlikte ağırlayacağız, misafir edeceğiz.
“Birbirimizi yok ederek değil…”
İstanbul ve Odessa, 1997’den bu yana kardeş şehirlerdir. Biz, bu ilişkiyi, hiçbir zaman protokolden ibaret bir durum gibi görmedik. Her zaman gerçek bir kardeşlik duygusuyla yaşamak ve yaşatmak kararlılığında olduk. Bu anlayış içerisinde, savaş koşullarıyla mücadele eden kardeş şehir Odessa’ya, bugün 10 adet İETT otobüsü hibe ediyoruz. Dilerim, bu otobüsler, Odessa’daki zorlu ulaşım şartlarını biraz olsun iyileştirecek ve oradaki savaşın zorluğu altında zulüm gören insanlar, bir nebze olsun çağdaş bir hizmetle buluşacaklardır. Bundan sonra da bu desteklerimiz devam edecek. Daha önce de Odessa Belediye Başkanı’nın talebi üzerine, 41 adet jeneratör ve insani yardım malzemelerimizi içeren 5 adet TIR’ı yollamıştık. Yine aynı şekilde Polonya’ya ilk dönemde giden, Ukrayna’dan göç etmek zorunda olan Ukraynalı insanlara, komşulara, buradan Polonya’ya, Varşova’ya TIR’larımızı yollayarak, insani yardımda bulunmayı kendimize sorumluluk edindik. İhtiyaç olduğu her ortamda, saygıdeğer Başkonsolos ve ekibiyle her zaman istişare halinde oluyor ve savaş altındaki insanlara -ki başta çocuklara- destek olma konusunda özenli bir gayret gösteriyoruz. Refahımızı ve mutluluğumuzu, birbirimizi yok ederek değil, birbirimizle paylaşarak, yardımlaşarak sağlamanın mümkün olduğunu bilmeliyiz.
“Yeryüzündeki tüm çocuklar sevgi diliyle anlaşırlar”
Farklı dilleri konuşsalar da yeryüzündeki tüm çocuklar, evrensel bir dille anlaşırlar ve kaynaşırlar. Çocukların o çok iyi bildiği dil, büyüklerin ise maalesef unuttuğu dil; işte o dilin adı aslında sevgidir, dostluktur. O dil, barışın ve kardeşliğin dilidir. Dünyaya hakim olması gereken işte bu dildir, bu anlayıştır. Yeryüzünün bir an önce barışa ve huzura kavuşmasını diliyorum. Filistin’de zulüm altında bulunan çocuklar, kadınlar… Benzer bir durum Ukrayna’da. Öyle canımızı yakıyor ve acıtıyor ki. Bu konuda hep birlikte, özellikle bu coğrafyanın -kuzeyimiz olsun, güneyimiz olsun- barıştaki teminatı olma konusunda kararlı bir millet, kararlı bir devlet olmak zorundayız. Bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin bir sulhçuluk ilkesine dönüştüğü, sulhun, barışın teminatı olmak, aynı zamanda elbette ki güçlü bir devlet ve güçlü bir millet olmak anlamına gelir. Kalkınmacı, üreten, iyi eğitim alan, çağdaş unsurlarıyla bu çağın bütün unsurlarını yakalayan bir ülke olmak demektir. Bu duyguyla biz, çevremizde olan bütün huzursuzluklara gereken tepkiyi gösteren, gösterdiği tepkinin de karşılık bulduğu bir ortamı yakalayan bir toplum, bir millet ve bir devlet olmak zorundayız. Bu bölgenin buna ihtiyacı var. Onun için sulhçuluk dediğim bakış açısı ve anlayış, en çok ihtiyaç duyulan bu bölgede, ülkemizin asla vazgeçmeyeceği, asla uzaklaşmayacağı bir anlayıştır”
“Barışın, sevginin ve hoşgörünün şehri olmaya devam edeceğiz”
“Biz, ‘savaşa hayır’ derken, sadece ‘savaşa hayır’ değil, ‘teröre de hayır’ diyoruz. Terörist eylemlere de ‘hayır’ diyoruz. Ama terörist eylemi kendi eliyle üreten ve bir suikasta dönüştüren bir süreci yöneten ülkenin bu tavrına da ‘hayır’ diyor ve kınıyoruz. Yani bir ülke, bir devlet, terörist eylemle suikast düzenliyorsa, bu o devletin ve o milletin yaşamı boyunca alnından silemeyeceği bir kara lekedir. Bu bağlamda, çevremizde oluşan bu tür suikast girişimlerine, terör eylemlerine ve savaşa, kayıtsız şartsız ‘hayır’ deme kararlılığını gösteren bir anlayışı temsil ettiğimizi, buradan, bu güzel günde, sevgili çocukların huzurunda, böylesi bir anlayış için mücadele edeceğimizi, evrensel bir dille haykırarak dile getiriyoruz. Barışın ve sevginin, hoşgörü kentinin İstanbul olduğunu ve olmaya devam edeceğini de ilan ediyoruz. Bu şehrin aynı zamanda bölge şehirleri için de barışın, huzurun ve aynı zamanda hoşgörünün teminatı olmaya devam edeceğini belirtiyor, İstanbul halkı adına Odessa’ya gönderdiğimiz otobüslerin, Odessa halkına hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Başkonsolos Nedilskyi’den teşekkür
Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi de konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, İstanbul ve Odessa şehirleri, bu şehirlerin sakinleri ve genel anlamda Ukrayna ve Türkiye halkları için özel bir gündür. Sayın Belediye Başkanı, İBB’nin kardeş şehir Odessa’ya yardım olarak verdiği 10 otobüsün teslim törenine sizinle birlikte katılmaktan büyük bir onur duyuyorum. Ukrayna’nın ve bilhassa Odessa’nın geçirdiği bu zor günlerde, İBB’nin, yaşananlara seyirci kalmaktansa, kardeş şehrine yardım eli uzatmayı seçtiği için ziyadesiyle minnettarız. İBB’nin kendileri için bir ‘mutluluk haftası’ düzenlediği küçük Odessalıların da bu otobüs teslim töreninde bulunması sembolik bir önem arz etmektedir. Ukraynalı çocukların da Odessa’ya döndükten sonra bu otobüs hizmetinden, diğer Odessa sakinleriyle aynı düzeyde yararlanacağından şüphem yoktur. Otobüs yardımı, İBB’nin Odessa’ya verdiği desteğin ikinci adımını oluşturmaktadır. Tüm Odessa sakinleri ve Ukrayna vatandaşları, kardeş şehir İstanbul’un bağışladığı ve günümüzde Odessa’nın büyük bir ihtiyaç duyduğu güçlü jeneratörler için minnettardır. Sayın Belediye Başkanı, Odessa sakinlerine ısı, ışık ve destek verdiğiniz için şahsınıza ve ekibinize teşekkürlerimi sunarım. Çok teşekkür ederim Sayın Ekrem Bey, çok teşekkür ederim Türkiye.”
Otobüsler yola çıktı
Konuşmaların ardından İmamoğlu, Başkonsolos Nedilskyi ve Ukraynalı çocuklarla birlikte, Odessa’ya yolcu edilecek 10 İETT otobüsünün önünde anı fotoğrafı çektirdi. Uğurlama töreninde İmamoğlu’na; CHP Hatay milletvekilleri Nermin Yıldırım Kara, Mehmet Güzelmansur, Servet Mullaoğlu, CHP Hatay İl Başkanı Hakan Tiryaki, Arsuz Belediye Başkanı Sami Üstün, Dörtyol Belediye Başkanı Bahadır Amaç, Defne Belediye Başkanı Halil İbrahim Özgün, Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi eşlik etti.
]]>(İSTANBUL)-İstanbul Sultangazi Cebeci Mahallesi’ndeki maden sahası büyütme projesi nedeniyle evlerinin diplerinde yapılan kazı ve tehdit yoluyla yaşadıkları yerden çıkarıldıklarını belirten bölge sakinleri, topladıkları imzaları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü’ne teslim etti. Kuzey Ormanları Savunması Sözcüsü Esmanur Çağlak “Kuzey Ormanları’nda büyük bir orman kıyımı yapılıyor, İstanbul’un nefes kaynağı şu an adım adım katlediliyor” dedi.
Sultangazi Cebeci Mahallesi’nde maden sahası büyütme projesine tepkiler sürüyor. Çevrelerini saran maden sahasının ortasına kalan ve evlerinin yıkılmasından korkan mahalleli, sorunlarının çözülmesini istedi. Mahalle sakinleri, bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü’ne topladıkları 147 imzalı dilekçe verdi.
“Büyük bir orman kıyımı yapılıyor, İstanbul’un nefes kaynağı şu an adım adım katlediliyor”
Kuzey Ormanları avukatı Esmanur Çağlak, müdürlük önünde yaptığı konuşmada köyde yaşanılacak bir durumun kalmadığını belirterek şunları anlattı:
“Temiz hava soluyamıyor kimse. Herhangi bir gündelik yaşam faaliyeti sürdürülemiyor. Buradan tekrar buradaki yetkililere sesleniyoruz, bugün köyden topladığım imzalarla beraber Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önüne geldik ve bu dilekçelerimizle beraber yetkilileri bu madeni denetlemesi gerektiğini, bu madenin yaptığı faaliyetlerin orada yaşayanların barınma hakkına, yaşam hakkına, temiz hava hakkına, temiz su hakkına doğrudan müdahale demek olduğunu ve madencilik şirketi bu faaliyetleriyle bir suç işlediğini ve buradaki yetkililerin bu vaadini denetlemeyerek bu suça ortak olduğunu söylüyoruz. Burada yapılan sadece Cebeci’ye özel bir durum değil. Bunu da tekrar buradan da vurgulayalım. Bugün İstanbul’un her tarafı Kuzey Ormanları tehdit altında, orman köyleri, kırsalı madencilik faaliyetleriyle, taşıyacakları faaliyetleriyle tehdit altında. Büyük bir orman kıyımı yapılıyor. İstanbul’un nefes kaynağı şu an adım adım katlediliyor. Buradan kamu kurumlarına yani bakanlığa ve belediyelere İstanbul’un nefes kaynağını, temiz su kaynağını yok etmemeleri için bu maden yağmasına dur demeleri için burada toplandık. ve bunu da söylemeye, savunmaya devam edeceğiz”
“Taş Ocaklarının komple kapanmasını istiyoruz”
Köy sakini Nazan Akdil de köydeki son durumu ANKA’ya şöyle anlattı:
“Cebeci köyünde yaşıyorum. Uzun zamandan beri yaklaşık 30-35 yıldan beri taş ocakları var köyümüzde. Ama köye bu kadar zarar vermemişlerdi. Bu son dönemde köyde yapılan toprak döküm sahası alanları sebebiyle daha çok ağaçlarımızı kesip üzerlerine toprak doldurmaya başladılar. Birçok ağacı da talan etmiş vaziyetteler. Köyü yok etmeye çalışıyorlar. İnsanların evlerini zorla almaya çalışıyorlar. Artık buna bir dur denmesini istiyoruz. Taş ocaklarının komple kapanmasını istiyoruz. Yani yaklaşık bundan altı yedi ay öncesine kadar taş ocakları aslında durmuştu. Ama yeniden bir taşeron firma geldi ve yeniden faaliyete başlattı. Bunun durdurulmasını istiyoruz. Toprak döküm sahası alanlarının Habipler tarafında ağaçlar komple kesilmiş vaziyette. İnsanlar mağdur, toz içerisindeyiz. Şiddetli bir şekilde dinamit patlatılıyor. Evlerimiz yerlerinden sarsılıyor. Her tarafa şikayet ettiğimiz halde yine de hiçbir yerden cevap almış vaziyette değiliz. Bunları bir son verilip artık dur denmesini istiyoruz”
]]>Küçük yaşlardan beri resim sanatıyla uğraşan 35 yaşındaki Erçetin, Marmara Üniversitesi İslam Tarihi ve Sanatları alanında yüksek lisansını tamamladı ve tezini “A. Süheyl Ünver’in Eyüp Defterlerinde Şehir Dokusu” başlığıyla hazırladı.
Sanat çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Erçetin, ressam Cemal Toy ile tanıştıktan sonra kendisini sokakta çizmeye yönlendirdiğini belirterek, “Başlarda sadece sokakta perspektiflerimi oluşturup, kendi yoluma bakma niyetindeydim. Bir yandan da üniversiteye devam ediyordum. Sokağa dair çok fazla tutkum yoktu. 2013’te İslam Tarihi ve Sanatları yüksek lisans programına girdim. Eğitimim süresince Türk ve İslam sanatını incelemeye ve ayrı bir derinlik bulmaya başladım. Zaten sokaklarda Türk evlerini ve detayları çizerken geçmişteki insanların dünyasını fark etmeye başlamıştım. Yani ilk aydınlanma sokakta başladı.” diye konuştu.
“İstanbul çok büyük bir keşif alanı ve çok az insan bunun farkında”
Erçetin, 13 yıldır sokakları çizdiği defterleri biriktirdiğine işaret ederek, “Rahmetli Süheyl Ünver de bunu sıkı şekilde yapmış. O belge niteliğinde düşünmüş ve not almış. Ben biraz daha hasbihal gibi bakıyorum. Ölmeye yakın biriyle sohbet etme gibi düşünüyorum. Her sohbetimizde ben de ona dönüşüyorum. Çünkü formlar yok olduktan sonra o ruhlar da yok olacak. Yok oluş gerçekleşmeden önce sadır sadıra İstanbul’la sohbet etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un büyüleyici bir şehir olduğunu vurgulayan Erçetin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Milyonlarca insan İstanbul’un farkında değil. Burada yepyeni, unuttuğumuz bir dil var. Ben çizdikçe beni inşa etmeye başladığını ve eşyayla arada değişik bir bağ olduğunu fark ettim. Eşyanın tam olarak cansız olmadığını, konuştuğunu, çağırdığını düşünüyorum. Bu dili öğrendikten sonra zihniyetim, giyimim, kuşamım, tarzım her şeyim değişmeye başladı. Otantik bir kültürün yanı başındayız ama otantik olmayan bir zamanda yaşıyoruz. İstanbul çok büyük bir keşif alanı ve çok az insan bunun farkında.”
“Çizim yaptıkça anlam dünyasının bir parçası olmaya başladığımı gördüm”
Faruk Erçetin, eşyayla gerçek bir iletişim bağ kurulabildiğini dile getirerek, “Bu bağı eskiler kurmuş ama sonrasında unutulmuş. O yüzden şehir bambaşka bir şeye dönüşüyor. Hangi anlamı yüklersen şehir ona dönüşür. İnsan ruhuyla aynalama bir bağı var. Kolektif ruh nereye giderse, şehirde bunu izleyebilirsin. Çizim yaptıkça anlam dünyasının bir parçası olmaya başladığımı gördüm. Kendime ait bir fanusum oluştu. Bunu İstanbul ve sokak çizimi yaptı.” görüşünü paylaştı.
Resmin sadece tuvale veya kağıda çizilen izler olmadığına dikkati çeken Erçetin, her an zihninin içinde kareler halinde çizdiği bir sürü sahne olduğunu anlattı.
“Yaşlı biriyle tanışmışısınız ve öldüğünü duymuşsunuz gibi hissettiriyor”
Türk resminin iki yönü olduğunu söyleyen Erçetin, şunları kaydetti:
“İki hafızayı aynı anda taşıyoruz ve birbirlerinin geçişleri çok sert. İki dilli bir durumdayız. Bir dili bilen diğerini bilmiyor. Ben bu noktada ne eski ne de yeni hafızayı dışlamak istemiyorum. İki hafızanın da ürünü birisi olarak üretimimde iki dili de kendi tercihlerim neticesinde kullanabilme yeteneğine sahip olmalıyım. Resmin yeniden günlük hayatın içinde olması gerekiyor. Şu an bilinç üstümüzdeyiz, bilinç altımızla yüzleşmemiz gerekiyor. Bütün kurduğum, anlamaya çalıştığım şey bu.”
Erçetin, geçen yıl depremden önce Hatay’a giderek oradaki yapıları ve sokakları da çizdiğini belirterek, “Kuvvetle muhtemel Hatay’ı en son çizenlerden biriyim veya sonuncusuyum. Depremden bir hafta önce Hatay’a gidip çizdim. Çizdiğim mekanların daha sonra yıkıldığını öğrendim. Yaşlı biriyle tanışmışsınız ve öldüğünü duymuşsunuz gibi hissettiriyor.” dedi.
İstanbul’un sokaklarını büyük oranda çizdiğini ifade eden genç ressam, 13 yıl içinde bütün sokakları en az bir kez taradığını ve on binlerce çizim arşivlediğini sözlerine ekledi.
]]>Artistanbul Feshane’de yer alan resepsiyona, İstanbul’da bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar da katıldı.
Etkinlikte ayrıca, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gaziler, şehit aileleri ve çok sayıda davetli yer aldı.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, resepsiyonda yaptığı konuşmada, 50 yıl önce 20 Temmuz tarihinde Kıbrıs Türk halkının etnik temizlik ve soykırımdan geçmesinin arifesinde, Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak Harekat gerçekleştirdiğini kaydederek, “Mücahitlerimiz bir destan yazdı. Bu destan sayesinde bugün Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenlik var.” dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, güzel ada Kıbrıs’ta gelecek nesillerin de huzur ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için egemen eşitlik temelinde bir anlaşmanın vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Bunun yanında, adada askerin caydırıcı gücünün yaşamsal bir öneme sahip olduğunu söyleyen Tatar, bugün Gazze’de yaşananlara dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tatar, uluslararası toplumun bugün Gazze’de sessiz kaldığı gibi 1974 öncesi Kıbrıslı Türklerin yaşadıklarına da sessiz kaldığını hatırlattı.

Bu nedenlerle sağlam basılması, KKTC’nin görünürlüğünün artırılması için çaba harcanması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin kalkınması için Türkiye’nin elinden geleni yaptığına ve yapacağına inanç belirtti.
Cumhurbaşkanı Tatar, “Çünkü biz aynı milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıyız. Kıbrıs Türk halkı yalnız kalacak değildir. Bu Türkiye’nin de bir namusudur.” dedi.
En güneydeki bağımsız Türk devleti olarak da KKTC’nin Türk dünyasındaki statüsünün artmakta olduğunun görüldüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “Milletimize yakışır bir şekilde orada varlığımızı sürdürmek bizlere yakışandır. Bunu başarmanın bahtiyarlığı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu hepimizin bir görevidir. dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin bugünlere gelmesinde bir merkez olan İstanbul’un rolünün de çok büyük olduğunu kaydederek, İstanbul ve KKTC arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağların her gün güçlendiğini, daha da güçlenmesi gerektiğini kaydetti.
Katılımcılara ve resepsiyona destek verenlere yürekten teşekkür eden Tatar, şehitleri rahmetle andı, hayatta olan gazilere sağlık ve esenlik diledi.

“Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir”
İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut da Kıbrıs Barış Harekatı’nın ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50. yılını en içten dilekleriyle kutladığını, sürece önderlik eden tüm devlet adamlarını, şehitleri rahmetle andığını kaydetti.
Karabulut, Kıbrıs’taki soydaşlarına uygulanan zulmü ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenen Harekat’ın üzerinden tam 50 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Kahraman ordumuz 20 Temmuz 1974’teki müdahalesiyle bölgesel ve küresel planları bugün de olduğu gibi elinin tersiyle ortadan kaldırdı.” dedi.
20 Temmuz’un her türlü acıya ve zorbalığa direnen Kıbrıs Türkü’nün kurtuluş tarihi, varoluş mücadelesinin şanlı günü olduğunu kaydeden Karabulut, KKTC’nin Anadolu’nun güvenliğinin başladığı nokta ve Doğu Akdeniz’in anahtarı olduğunu vurguladı.
Vali Yardımcısı Karabulut, Türkiye’nin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatı olmaya devam edeceğini belirtti, “Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir.” dedi.

“Kıbrıs meselesi, kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, Artistanbul Feshane’deki resepsiyona ev sahipliği yapmaktan ve bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Türkiye’nin Kıbrıs Türkleri ile bağları nedeniyle dününe, bugününe ve geleceğine büyük önem verdiğini kaydeden İmamoğlu, Kıbrıs meselesi bugün Türkiye’nin dış politika anlamında en önemli maddelerinden biridir. Kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir, önemlidir. Hepimizin ortak davasıdır.” dedi.
İmamoğlu, haklı davada omuz omuza mücadeleye devam edilmesi gerektiğini kaydederek, dünyada yaşanan olaylara işaret etti; böyle bir dönemde birlik ve beraberliğin daha da önem kazandığını belirtti.
Her zaman önceliklerinin barış olduğunu ancak Kıbrıs’ta olduğu gibi zulüm ve tehdit karşısında kararlı olunacağını söyleyen İmamoğlu, Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesinde büyük rolü olan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’ı andı, şehitlere rahmet diledi.
Eğitim hayatının bir kısmını KKTC’de geçirdiğini ve KKTC’nin kendisi için özel bir yere sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken yaptırdığı Kıbrıs ve Rauf Denktaş anıtını hatırlattı. İmamoğlu, “Türk Ocağı takımının kalecisi ve bir hayranı olduğumu buradan belirtmek isterim.” dedi.
KKTC’deki yerel yönetimlerle olan çalışmaları hakkında da konuşan İmamoğlu, ileriki dönemde de katkı ve yardımlaşma konularında görüşmelere devam edeceklerini kaydetti.
İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeş KKTC’nin yanındadır, öyle olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceğiz”
KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel de Kıbrıs halkının özgürlüğe, Kıbrıs adasının barış ve özgürlüğe kavuştuğu gün olan 20 Temmuz’un 50. yıl dönümünü kutlamak için bir araya geldiklerini kaydederek, resepsiyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Başkonsolos Demirel, bugünlere gelmenin kolay olmadığını vurguladı.
Konuşmasında, Osmanlı devletinin adadan ayrılmasıyla Kıbrıslı Türklerin yaşadığı olaylara yer veren Demirel, 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasının ardından Kıbrıslı Türklerin tarihe geçen bir varoluş mücadelesi sergilediğini, çok acılar çekmelerine, sevdiklerini kaybetmelerine, işlerinden ve evlerinden olmalarına rağmen direnmekten asla vazgeçmediklerini belirti.
20 Temmuz’da Mehmetçiğin adaya gelmesiyle Kıbrıslı Türklerin etnik temizliğinin durdurulduğunu, Türklerin güvenle yaşayacağı bir ortam yaratıldığını söyleyen Demirel, şehitleri andı, gazilere şükran duygularını sundu.
Ömrünü halk mücadelesi için adayan liderlerden bayrağı devraldıklarını söyleyen Başkonsolos Demirel, aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceklerini vurguladı.

“KKTC sonsuza kadar yaşatılacak”
KTKD İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray ise, 1974 yılına kadar Kıbrıs Türk halkının çektiği acılara dikkat çekerek, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yıldırım harekatla soykırımın engellendiğini ve Kıbrıs Türklerinin özgürlüğe kavuştuğunu kaydetti.
Eray, Anavatan Türkiye’ye sonsuz şükran duyduklarını belirterek, o bayrağın indirilmeyeceğini, Kuzey Kıbrıs’ın Güney’e yama olmayacağını söyledi; “KKTC sonsuza kadar yaşatılacaktır.” dedi.
Resepsiyon plaket takdimi ve video gösterimiyle devam etti.

KAYNAK: KKTC Cumhurbaşkanlığı
]]>Büyükçekmece Belediyesi tarafından 25. Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali çerçevesinde düzenlenen ‘Dünya Sanatla Nakşediyor’ adıyla Uluslararası Dünya Nakışları Çalıştayı ve ‘Emeğin Aşkıyla Üreten Eller’ Uluslararası El Sanatları Sergisi açıldı. Festival çerçevesinde ‘Dünyanın En Büyük Satranç Koleksiyonu Sergisi’ ve ‘Uluslararası Zeka ve Beceri Oyunları Atölyesi’ de açıldı.
Büyükçekmece Kültürpark’ta gerçekleşen sergilerin açılışına Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, CHP 24. Dönem Milletvekili Süleyman Çelebi, Belediye Meclis Üyeleri, Başkan Yardımcıları, danışmanlar, daire müdürleri, STK’lar, muhtarlar ve 75 ülkeden gelen sanat elçileri ve 21 ülkeden de 136 zanaatkar katıldı.
“Kültür ve sanata katkısı için böyle festivallerin düzenlenmesi gerekiyor”
Dünyanın dört bir yanından sanat elçisinin katıldığı 25.Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nde satranç, halı-kilim dokuma, filografi, sim sırma, nakış, cam boyama, deri işleme, bakır işleme, seramik, hasır örme, metal işleme, ahşap oyuncak, minyatür, çini-çark torna, kırkyama, tahta baskı, dantel gibi birçok el sanatının icra edildiği el emeği, özel eserler yer alıyor.
“Dünyanın En Büyük Satranç Koleksiyonu”
Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Koleksiyoner Akın Gökyay’ın Dünya’nın 117 ülkesinden topladığı ve 746 parçadan oluşan “Dünyanın En Büyük Satranç Kolleksiyonu” sergilendi. Büyükçekmece Kültüpark Müze’de düzenlenen törenle Akın Gökyay’ın oğlu Güray Gökyay da katıldı.
“Dünya insanlarının geçmişteki yaşantılarıyla ilgili inanılmaz bir çalışma var”
Uluslararası El Sanatları Sergisi stantlarını tek tek gezen Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, geçmişten günümüze kadar gelmiş nadide eserlerin önemini vurgulayarak, “Uluslararası 25. İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali bugün Büyükçekmece’deki Kurşunluhan’da yani Mimar Sinan’ın yapmış olduğu Kervansaray’da kapılarını açtı. İstanbul halkını sanatı seyretmeye, buradaki kültür bayramını izlemeye davet ediyoruz. Bu sene El Sanatları Sergisi’nde inanılmaz boyutta kültür etkinlikleri var. Görmediğimiz, dünya insanlarının geçmişteki yaşantılarıyla ilgili inanılmaz bir çalışma var” dedi.
“Herkesi Büyükçekmece’ye festival etkinliklerine, kültür zenginliklerini izlemeye davet ediyorum”
Tarihi geçmişi hatırlamak isteyenleri sergiyi ziyaret etmeleri gerektiğini belirten Akgün, “200, 300, 500 sene önce, 1000 sene önce uygulanmış, yapılmış ister kap kacak, ister giyim kuşam veyahut diğer materyalleri görmek istiyorsanız, geçmişimizi hatırlamak istiyorsanız özellikle tarihi geçmişimizi Büyükçekmece 25. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nde bu zenginlikleri seyredebilirsiniz. Burası Uluslararası 25. İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nin el sanatları bölümü. El sanatları Atölyesi, yaklaşık 40, 50 civarında devlet katılıyor. Festivale katılım bu sene 75 ülkeyle sınırlandırılmıştı ama 80’i geçti. Önemli bir kültür zenginliğini paylaşıyoruz. Herkesi Büyükçekmece’ye festival etkinliklerine, kültür zenginliklerini izlemeye davet ediyorum. Herkesi 29 Temmuz Akşamı Büyükçekmece Mimarsinan Köprüsü’nün üzerine davet ediyorum. Saat tam 20.00’den itibaren Uluslararası 25. İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nin resmi açılış töreni yapılacaktır. Diğer zenginlikleri de aynı zamanda göreceksiniz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde “Kıbrıs Türklüğünün Damgası: Kıbrıs Barış Harekatı” başlıklı etkinlik düzenlendi. Etkinliğe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar, İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Nihat Kırmızı ve Rektör Prof. Dr. Emre Alkin’in yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Kadın Akademisyenler Birliği KKTC Temsilcisi Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen, Kadın Akademisyenler Derneği ve Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel ve akademisyen-yazar Dr. Ayşe Kazdal ile çok sayıda akademisyen ve basın mensubu katıldı.
Cumhurbaşkanı Tatar’a fahri doktora ünvanı verildi
İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Nihat Kırmızı ve Rektör Prof. Dr. Emre Alkin, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a “Kıbrıs Türk toplumuna katkı sağlayan liderlik vasfı, uluslararası diplomasi alanındaki üstün hizmetleri, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki güçlü ilişkilerin inşasına katkıları” nedeniyle fahri doktora ünvanı verdi.
“Her masada yalnızca KKTC’nin değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de haklarına sahip çıkıyoruz”
Programda konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının haklı davasını yürütmek için verdikleri mücadelenin önemine değinerek, “Asırlardır Anadolu’nun desteğiyle bu mücadeleyi taçlandırmak istiyoruz. Esas kilit sözcüğümüz ‘egemenlik’tir” dedi. Tatar, Limassol ve Larnaka’daki İngiliz üslerinin Doğu Akdeniz’e açılan limanlarıyla stratejik önem taşıdığını belirterek, Gazze’deki gelişmelerin İngiltere’nin Kıbrıs’taki üslerinin kritik bir rol oynadığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği’nde İngiliz üslerinin tartışılmadığını vurgulayan Tatar, “İngiltere artık AB’den ayrıldı; bu üslerin burada ne işi var diye soran olmadı. Kıbrıs Türk halkı hala egemen bir halk değil. Bizler iki devletli bir çözüm istiyoruz” diye konuştu.
Tatar, KKTC’nin stratejik önemine dikkat çekerek, “Artık mavi vatan var; Türkiye’nin ve KKTC’nin hakları vardır. Zor bir mücadele içindeyiz ve bu yolu imanımızla, vatanseverliğimizle, milliyetçiliğimizle birlikte yürütmek istiyoruz” dedi.
Bugüne kadar tüm müzakere masalarında Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin haklarını koruduğunu belirten Tatar, “Mesele millidir, ulusaldır, hassastır; mesele millet meselesidir. Bu yolu birlikte yürümenin bahtiyarlığı içindeyim” ifadelerini kullandı.
İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can: “KKTC’nin tarihini bilmek büyük önem taşıyor”
Konuşmasında Kıbrıs Adası’nın tarihinden söz eden İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can ise, Kıbrıs Barış Harekatı’na değinerek, KKTC’nin tarihini bilmenin büyük önem taşıdığının altını çizdi. Can, Türkiye Cumhuriyeti’nin Barış Harekatı sonrasında önemli adımlar attığını ve 2004’te Annan Planı’nı kabul ettiğini belirtti. Ancak karşı tarafın iki toplumlu yönetime razı olmadığını vurgulayan Can, “Bu aşamada KKTC, müstakil bir devlet olarak şekillenmiştir. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar liderliğinde diğer ülkeler tarafından da tanınarak, KKTC’nin Birleşmiş Milletler üyesi olmasını sağlamak için çalışıyoruz. Buna inanıyoruz” dedi.
Prof. Dr. Emre Alkin: “Geçmişi unutturmak isteyenler var’
İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye ve KKTC arasındaki güçlü bağların altını çizdi. Alkin, “Sayın Cumhurbaşkanım, Atatürk’ün dediği gibi ‘az zamanda çok işler başardınız.’ Bu nedenle iki ülke arasındaki bağları güçlendirdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Geçen 50 yılda neler yaşandığını kimse hatırlamıyor. Bugünün koşullarıyla o günün mücadelesini yargılamaya çalışanlar var. Kurtuluş Savaşı destanını unutturmak isteyenler olduğu gibi, KKTC’nin nasıl kurulduğunu unutturmak isteyenler de var” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Alkin, İstanbul Topkapı Üniversitesi’nin yayınlarından çıkacak olan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kıbrıslı Türklerin milli mücadelesini ayrıntılarıyla kaleme aldığı yeni kitabının müjdesini verdi. – İSTANBUL
]]>İstanbul’da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü nedeniyle resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray, İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu, Belediye Başkanları ve Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri katıldı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “15 Temmuz 1974 Yunanistan’daki cuntaya Kıbrıs’taki iş birliklerine Makarios’un darbeyle indirilmesi ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanma noktasında ve Kıbrıs Türk halkının tamamıyla temizlik ve soykırımdan geçmesinin arifesinde Türk hükümeti 20 Temmuz bir cumartesi sabahında garantörlük hakkını kullanarak müdahale kararı alır. Merhum Bülent Ecevit ve yardımcısı Necmettin Erbakan’ın kararlı duruşu ile Mehmetçikler karadan, havadan ve denizden üçlü harekatla Kıbrıs’a müdahalesini gerçekleştirirken, mücahitlerimizle tekrar bir destan yazdılar. Bu destan sayesinde şimdi Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenliğin tesis edilmesiyle Kıbrıs Türk halkını gerçekten Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk Devleti sahibi olarak oradaki her türlü başarımız ve geleceğe ümitle bakabilmemize oradaki başarılar yön vermektedir. Bütün bu zaferlerde bu başarılarda İstanbul’un rolü çok büyüktür çünkü İstanbul bir merkezdir. İstanbul ve Kıbrıs arasında her zaman bir bağlantı olmuştur” diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin sahip çıkmasıyla daha güçlü olduğunu belirten Tatar, “Buradaki havalimanından bir saat 15 dakikada Ercan’a ulaşabilirsiniz. Şimdi yeni havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’yla ve artan seferler ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne günde zaman zaman 10’dan fazla sefer var. İstanbul ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağlar güçlenmektedir. Dolayısıyla sosyal, ekonomik ve kültürel bağlarımız daha da güçlenmek suretiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Türkiye ve özellikle İstanbul’un sahip çıkmasıyla daha güçlü bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hep birlikte görmeye devam ediyoruz. 1974 yılında Mehmetçikler adaya ayak basarken, Türkiye Cumhuriyeti müdahale kararı alırken söylenen, ‘Biz Kıbrıs’a soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumaya gidiyoruz’. 50 yıl sonra öyle olaylar gelişmiştir ki iyi ki o hareket olmuş ve bugün Doğu Akdeniz gibi fevkalede önemli statüsü olan jeopolitik bakımdan, enerji kaynaklarıyla, güvenlik meseleleriyle, mavi vatanı ile hava sahasıyla artan stratejik ve milli değeriyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milli bir devlet olarak her geçen gün değeri artması suretiyle Türkiye ile birlikte hem havada hem denizlerde ve her türlü tarihi bakımdan milli ve geleneklerimize ve milletimize yakışır bir şekilde oradaki varlığımızı sürdürmek bizlere yakışandı. Onu hep birlikte başarmanın bahtiyarlığı ve gururu içerisindeyiz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs konusu gerek KKTC için gerekse Türkiye için siyasi çekişmelere, kutuplaşmalara malzeme edilemeyecek kadar hayatidir. Hepimizin ortak davasıdır” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü münasebetiyle Artİstanbul Feshane’de düzenlenen resepsiyona katıldı. Adada yaşayan Türkleri soykırımdan kurtaran, yaşadıkları zulme son veren operasyonun yıl dönümü iç in düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı 50. Yıldönümü Resepsiyonu’na Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray da katıldı. İBB’nin desteğiyle gerçekleşen resepsiyonda konuşan İmamoğlu’nun konuşması özetle şöyle:
“Si·yasi· çeki·şmelere, kutuplaşmalara malzeme edi·lemeyecek kadar hayati·di·r“
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın resepsiyonunda, kutlamasında bir arada olmaktan çok mutluyum, gururluyum. Bu duygularla sizlerle bir aradayız. İstanbul’un bu ev sahipliğini çok önemli buluyorum. KKTC, Kıbrıs Türkleriyle olan tarihsel bağımız, ortak mücadelemiz ve yakın ilişkimiz nedeniyle bugün ve geleceğine önem verdiğimiz bir devlettir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti her zaman KKTC ‘nin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs meselesi, bugün Türkiye’nin dış politika alanında en önemli gündem maddelerinden biridir. Kıbrıs konusu gerek KKTC için gerekse Türkiye için siyasi çekişmelere, kutuplaşmalara malzeme edilemeyecek kadar hayatidir. Hepimizin ortak davasıdır. Hem Kıbrıs Türkleri’nin hem Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak çıkarlarını korumak, haklı davamızı uluslararası alanda savunmak için omuz omuza birlikte mücadele etmeyi sürdürmeliyiz.
“Her zaman önceli·ği·mi·z barıştan yana tavır almak olmalıdır ama…”
Dünyanın ve özellikle yakın coğrafyamızın savaşlarla, çatışmalarla çalkalandığı bir dönemdeyiz. Böylesi dönemlerde birlik ve beraberliğin önemi daha çok artıyor. Tabii ‘yurtta sulh, dünyada sulh” diyen bir liderin yolundan yürümekteyiz. Her zaman önceliğimiz barıştan yana tavır almak olmalıdır. Ama bu demek değil ki, soydaşlarımızın zulme uğramasına sessiz kalacağız ya da bir tehdit karşısında pasif ve savunmasız kalacağız. Hayır. Son ana kadar barış için çabalayacak, ama zaruret halinde gerekeni yapmak için de her zaman hazırlıklı olacağız. Tıpkı 1974 yılında, Rum tarafınca her türlü zulme maruz bırakılmış olan Kıbrıs Türk halkını korumak ve adada barışı hakim kılmak için yaptığımız gibi…
“Küçük ve Denktaş’ın adları Türk tari·hi·nde altın harflerle yazılıdır”
Bundan 50 yıl önce kahraman Türk ordusu Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkı uyarınca harekete geçti, Kıbrıslı mücahitlerle birlikte Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi zulümden kurtardı. Bu uğurda hayatını ortaya koyan şehitlerimizi, aramızdan ayrılan gazilerimizi sonsuz minnet ve rahmetle anıyorum. O günlerin hafızasını ve gazilik onurunu bugün de yaşamaya devam eden kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Tabii Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesi denildiğinde Doktor Fazıl Küçük’ün ve Rauf Denktaş’ın çok ayrı bir yeri vardır. Onların mücadele azimleri hepimize örnek olmalıdır. Türk tarihinde adları altın harflerle yazılıdır. Her ikisini de rahmet ve saygıyla anıyorum.
“Hem Kıbrıs Anıtı’nı hem de Rauf Rai·f Denktaş Anıtı’nı açmanın gururunu yaşadım”
Eğitim hayatının bir kısmını KKTC’nde geçirmiş birisi olarak Kıbrıs’ta çok ama çok güzel ve yakın dostluklar edindim. Yaşanılan acıları, verilen mücadeleyi tanıklarından dinleme, öğrenme ve izleme şansını yakaladım. O nedenle hiçbir zaman KKTC’ni, Kıbrıs mücadelesinin kişisel olarak sürecinin yanından, zihnimden ayırmadım ve her zaman oradaki dostlarımla iç içe oldum. Her zaman ayrı bir yeri olduğumu dünyamda belirtmek isterim. Tam da onun için Beylikdüzü Belediye başkanlığı yaptığın dönemde sayın Rauf Denktaş’ın Türkiye’deki evinin bulunduğu ilçemizde güzel Yaşam Vadi’mizin tam ortasında hem Kıbrıs Anıtı’nı hem de Rauf Raif Denktaş Anıtı’nı açmanın gururunu yaşadım.
“İBB ve TBB Başkanı olarak Kıbrıs’ı zi·yaret edeceği·m”
Bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak da KKTC’mizin bu kutlu gününü Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne özel birçok etkinlikler gerçekleştirdik. O güzel ruhu şehrimizin her köşesinde konserlerle, söyleşilerle, resepsiyonlarla ve sevgilerle karşılamanın gururunu yaşadık. Tarihimizin bu önemli sayfasını kardeşliğimizi, mücadelemizi hatırlayıp yeni nesillere aktarmayı görev edindik. Kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi andık ve anmaya devam edeceğiz. Tabii bizim KKTC’ye olan ilgimiz aynı zamanda oradaki mevkidaşlarımızla, yerel yönetimlerle olan güçlü çalışmalarımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecek. Lefkoşa ve Girne belediye başkanlarımızla yeni dönemde göreve başladığım bu kısa zaman içerisinde bir araya geldik. En kısa zamanda hem İBB Başkanı olarak hem de Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı olarak KKTC ‘ni ziyaret ederek oradaki yerel yöneticilerle Türkiye’deki yerel yönetimler arasında hangi ilişkileri kurabiliriz, hangi seviyede yardım ve KKTC’nin yerel yönetim noktasındaki gelişmelerine katkı sunabiliriz görüşmelerimizi yapacağımızı buradan belirtmek isterim. Tabii ki bu arada Türk Ocağı takımının kalecisi olduğumu ve hayranı olduğumu da buradan bütün Kuzey Kıbrıs’a yollamak isterim.
“Barışı tehli·keye atacak söz ve eylemlerden her i·ki· kesi·m de uzak durmalıdır”
En büyük dileğimiz barıştır. Savaşların, çatışmaların, acıların tekrarlamamasıdır. Bunun için herkese ve başta yöneticilere büyük iş düşüyor. Gerginliği tırmandıracak açıklamalardan, siyasi çıkar uğruna halklar arası barışı tehlikeye atacak söz ve eylemlerden her iki kesim de uzak durmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeş KKTC’nin yanındadır, ilelebet öyle olacaktır. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarken tekrar KKTC Cumhurbaşkanımızı İstanbul’da ağırlamaktan kıymetli eşleri hanımefendiyi, İstanbul’da ağırlamaktan duyduğum onuru belirtmek isterim. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarım.”
]]>Doğukan YİLMAZ/ İSTANBUL, İETT Başakşehir Kayabaşı Garajı’nın temel atma töreninde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi dünyada hiçbir şehirde olmadığı kadar yüksek seviyede otobüsle toplu ulaşım meselesinde kat ve kat ön sırada. Tabii çok fazla yolculuk yapıyor İstanbullular otobüslerle. İstanbul’da örneğin bazı Avrupa şehirlerine baktığınızda iki, iki buçuk katı daha fazla yolculuğu gerçekleştiriyor insanlarımız. Bütün bu yolculuğun kahramanı İETT. 153 yıllık kadim kurumumuz İETT İstanbul’un toplu taşımasında çok büyük bir görev yerine getiriyor. Her noktasında günde tam 5 milyon yolculuğa imza atıyor” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İETT Başakşehir Kayabaşı Garajı’nın temel atma törenine katıldı. Törene İmamoğlu’nun yanı sıra belediye ve İETT personeli, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcileri ile muhtarlar katıldı. İETT Genel Müdürü İrfan Demet’in sunumunun ardından Ekrem İmamoğlu konuştu.
“İSTANBUL’UN BİRİNCİ PROBLEMİ ULAŞIM OLMUŞTUR”
İmamoğlu, “İstanbul’un dönem dönem önceleyen bir takım sorunları belki birinci sırada bulunabilir. Bugünün ne yazık ki sorunlarında ekonomik konular ya da ekonomik sorunlar halkımızın birinci sıra sorunu ama genel anlamda baktığımızda yıllardır 30, 40 hatta 50 yıldır yapılan bütün araştırmalarda İstanbul’un birinci problemi ulaşım olmuştur. Aslında ulaşımla ilgili sorunlar dünyanın hemen hemen her şehrinde aynı sırayı muhafaza etmiştir. Çünkü bütün şehirlerde insanların kaliteli ve konforlu bir yaşama sahip olması noktasındaki en önemli konu ulaşımla ilgili atılacak adımlar ve yapılacak yatırımlar” dedi.
“İETT GÜNDE TAM 5 MİLYON YOLCULUĞA İMZA ATIYOR”
İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi dünyada hiçbir şehirde olmadığı kadar yüksek seviyede otobüsle toplu ulaşım meselesinde kat ve kat ön sırada. Tabi çok fazla yolculuk yapıyor İstanbullular otobüslerle. İstanbul’da örneğin bazı Avrupa şehirlerine baktığınızda iki, iki buçuk katı daha fazla yolculuğu İstanbul’da gerçekleştiriyor insanlarımız. Tabii bütün bu yolculuğun kahramanı İETT. Az önce İETT Genel müdürümüz yatırımlarıyla ilgili bir takım açıklamaları siz kıymetli dostlarımızla ve hemşerilerimizle paylaştı. 153 yıllık kadim kurumumuz İETT İstanbul’un toplu taşımasında çok büyük bir görev yerine getiriyor. Her noktasında günde tam 5 milyon yolculuğa imza atıyor İETT” dedi.
“TEK RENKTE HİZMET EDEBİLMEYİ ÇOK ÖZENLİ BİR DÖNEMDE HAREKETE GEÇİRDİK”
İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyemizin birebir kendine ait İETT otobüslerinin yanı sıra özel halk otobüsleri diye bir sınıf vardı. Biz bu sınıfı ortadan kaldırarak tek renkte hizmet edebilmeyi ve özellikle özel halk otobüsleri işletmelerinin de kendi içindeki anlamsız ve mantıksız rekabetleri üzerinden az kazanan hat, çok kazanan hat, hiç kazanmayan hatta zarar eden hat biçiminde birbiriyle yarışan ya da şikayetleri yüksek olan bir takım sıkıntıları da bertaraf ederek aynı çatı altında toplayıp kilometre başı ücretlendirme ile çok özenli bir dönemde harekete geçirdik” dedi.
“İETT’NİN KONTROLÜ VE DENETİMİNDE OLAN HER İŞ BİZİM SORUMLULUĞUMUZDADIR”
Ekrem İmamoğlu, “Eskiden şöyle bir bahane ortaya koyuyordu, ‘işte bizim otobüsümüz değil özel halk otobüslerinin otobüsü, dolayısıyla klima çalışmıyorsa onların sorunu ya da işte başka bir problem varsa onların sorunu’ gibi. Biz onu demeyi tercih etmedik, bizim tercihimiz şu, sonuçta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İETT’nin kontrolü ve denetiminde olan her iş bizim sorumluluğunuzdadır. Evet bazı aksaklıklar var, evet bazı sıkıntılar var. Kendi işleyişlerinde de bir takım problemler var ama bu problemlerden kaçan bir yönetim olmadık olmayacağız. Yakın zamanda denetim merkezini de ziyaret ettim. Burada he otobüsün kaptanının denetlendiğini, bir hareketin dahi kayıt altına alındığını, gerekli disiplin işleminin yapıldığı mükemmel bir mekanizmayı harekete geçirmenin ve bunu takip etmenin gerekliliğini yerine getiren bir yönetim olduk, olmaya da devam edeceğiz. Çünkü yaptığımız işin, İstanbul’a hizmetin ne kadar kutsal olduğunu biliyoruz. İstanbul’a hizmet kutsaldır sevgili dostlarım” dedi.
“OLİMPİYAT DENİNCE AKLA BİRİNCİ SIRADA YİNE ULAŞIM GELİYOR”
Başkan İmamoğlu, “Olimpiyat denince akla ne geliyor biliyor musunuz, bütün olimpiyatla ilgili şehirlerin kıyaslandığı yerde. Birinci sıra yine ulaşım, ulaşım iyi midir. Çünkü hem sporcuların hem yöneticilerin, yüzbinlerce insan, dünyanın her ülkesi katılıyor. Artı milyonlarca seyircinin gelip gittiği ve aynı zamanda markalaşan bir şehir pozisyonuyla muazzam bir vitrin. Dolayısıyla biz bu 2036 olimpiyatlarını hedef koyarken ve oraya koşarken, bu çalışmalarımız yaparken eksiklerimizi gidermenin örneğin bugün bulunan raylı sistemler seviyesini en az 2 katına çıkartmanın, inşallah büyük oranda belli alanlarda sadece elektrikli otobüslerin kullanıldığı ki otonom araçlarla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz. Bütün bunları layıkıyla yerine getirmemiz lazım” diye konuştu.
“İSTANBUL HALKINA SIKINTI VERİYORSUNUZ”
İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 5 sene önce 300 otobüsü alabilirdik. Kredisi her şeyi hazırdı, bir tek onayımızı alamadık, bir imza. Şimdi yine aylardır hatta 1 yılı aşkın süredir beklediğimiz hazine onayları var. Bugünün ekonomik sıkıntılarında elbette sayın maliye bakanının zor günleri var, alması gereken tedbirler var ama İstanbul’un da işi yürümeli. Bir imza atacaksınız, o kredi imkanları memlekete girecek. Bizi geciktirmeyin yazıktır. Ekrem İmamoğlu’na bir şey yapmıyorsunuz, İstanbul halkına sıkıntı veriyorsunuz. Yazıktır, bir imzayı atın biz de size teşekkür edelim, bir imza” dedi.
]]>
(İSTANBUL) – İETT’nin 19. garajının temeli düzenlenen törenle atıldı. Törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hazine onayı bekleyen otobüs alımlarıyla ilgili kredileri anımsatarak, “Bunları imzalayın. Biz işimize bakalım. İyilikte yarışalım, daha iyi hizmette yarışalım. Vıdı vıdı etmeyelim. Bunlar vıdı vıdı işler. İmzayı engellemek budur” dedi.
İETT, yeni metrobüs ve otobüs araç yatırımlarının yanı sıra operasyon kapasitesini artıracak yatırımları da hayata geçiriyor. Araçların bakım, onarım, parklanma ve yeni seferine hazırlanma süreçlerinin çok daha modern ve güvenli bir şekilde yürütülebilmesi için İETT Başakşehir Garajı’nın yapımına başlanıyor. Yaklaşık 340 milyon TL’ye mal olacak ve 2025 yılı Temmuz ayında hizmete alınacak olan İETT Başakşehir Garajının temeli düzenlenen törenle atıldı. Törene, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyeleri Mahir Yüksel ve Turgay Özcan, CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre ile Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ve İETT Genel Müdürü İrfan Demet katıldı. Törende İmamoğlu ve Demet birer konuşma yaptı.
İmamoğlu’nun şunları söyledi:
“Pandemi ve ekonomik krize rağmen çok başarılı bir 5 yıl geçirdik”
Büyükşehirlerde insanların konforlu ve kaliteli bir yaşama sahip olmaları noktasındaki en önemli konu, eşik ulaşımla ilgili atacağı adımlar ve yapacağı yatırımlar. Geçtiğimiz 5 yılda bu konuda çok başarılı bir dönemi geçirdiğimizi düşünüyorum. Önemli işler yaptık ve rekor seviyede metro inşaatları gerçekleştirdik. Tabii aynı zamanda hem kara ulaşımında hem de deniz ulaşımında yaptığımız yatırımlarla birlikte etkin bir 5 yılı hayata geçirmiş olduk. Tabii bütün bu 5 yılı yaparken ve hayata geçirirken zorluklarımızı unutmamak gerekir. Hem pandemi dönemi, hem de ülkemizin ne yazık ki hiç dinmeyen ekonomik sorunları, krizleri, ulusal ve uluslararası finans noktasındaki bir takım sıkıntılı eşikler ve özellikle yüksek maliyetler… Bütün bunlar bir takım sıkıntıları yaşamamıza rağmen, attığımız bu güçlü adımların ne denli önemli olduğunun bir göstergesi.
“Günde 5 milyon yolculuk yapılıyor”
Ulaşımla ilgili İstanbul’un bir önemli konusu da otobüs meselesi ve bu konuda özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dünyada hiçbir şehirde olmadığı kadar yüksek seviyede otobüsle toplu ulaşım meselesinde katbekat ön sırada. Tabii çok fazla yolculuk yapıyor İstanbullular otobüslerle. İstanbul’da örneğin bazı Avrupa şehirlerine baktığınızda 2-2,5 kat daha fazla yolculuğu İstanbul’da gerçekleştiriyor insanlarımız. Tabii bütün bu yolculuğun kahramanı İETT. 153 yıllık kadim kurumumuz İETT İstanbul’un toplu taşımasında aslında çok büyük bir görev yerine getiriyor. Her noktasında günde tam beş milyon yolculuğa imza atıyor.
“260 Araç aynı anda sefere hazırlanacak”
5 yılda 785 beş yeni aracı İETT’ye kazandırmış olmamız çok kıymetli. ve bu araçlarla ilgili süreci yönetirken tabii meseleyi en üst seviyede faydalı, aynı zamanda tasarrufu, aynı zamanda kaliteyi en yüksek seviyede tutarak hizmet sunabilmenin birtakım unsurları var. Yani bugün o yaptığımız bu 44 bin metrekarelik alanda aynı anda ciddi bir sayıda aracı aynı anda 260 civarındaki aracı servise hazırlayacak şekilde donanımlı bir garajın yapılması. Meselesinin önemi şöyle; garajları belli bir noktada en üst seviyede bir araya topluyoruz ki yeni iki garajımıza, iki garaj daha ekleyeceğiz.
“Tüm otobüsler artık tek çatıda hizmet veriyor”
Daha önce İETT otobüslerinin yanı sıra özel halk otobüsleri diye bir sınıf vardı. Biz bu sınıfı ortadan kaldırarak, tek çatıda hizmet edebilmeyi ve özellikle özel halk otobüsleri işletmelerinin de kendi içindeki anlamsız ve mantıksız rekabetleri üzerinden az kazanan hat çok kazanan veya hiç kazanmayan zarar eden hat biçiminde birbiriyle yarışan ya da şikayetleri yüksek olan birtakım sıkıntıları da bertaraf ederek aynı çatı altında toplayıp kilometre başı ücretlendirerek çok özenli bir dönemi harekete geçirdik. Tabii eskiden şöyle bir bahane ortaya koyuluyordu; ‘bizim otobüsümüz değil, özel halk otobüslerinin otobüsü.’ Dolayısıyla klima çalışmıyorsa. Onların sorunu ya da işte başka bir problem varsa onların sorunu gibi… Biz onu demeyi tercih etmedik. Bizim tercihimiz şu; sonuçta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve İETT’nin kontrolü ve denetiminde olan bizim sorumluluğumuzdadır.
“Hepsine çok güveniyorum”
Evet bazı aksaklıklar, bazı sıkıntılar var. Kendi işleyişlerinde de birtakım problemler var. Ama bu problemlerden kaçan bir yönetim olmadık, olmayacağız. Sorunu uygar biçimde çözüp, ondan sonra insanlarımızın kaliteli kliması da çalışan, şoförünün de en ahlaklı şekilde hizmet ettiği; ben her zaman söylüyorum İETT’de bir çalışanımızı, şoförümüzü gördüğümüzde ki artık kadın kaptanlarımız da var, gördüğümüzde her birisine diyorum ki lütfen bizim gözümüz, bizim dilimiz, bizim tavrımız olun. Yani siz zaten güler yüzlüsünüz ve işinizi iyi yapan insanlarsınız. Biliyorum zor bir görevdir, gün içerisinde saatlerce direksiyon sallamak ama bu sorumluluğu aldınız. O zaman koca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 100 bin insanı temsil eden birey olarak iyi davranın, tavsiyelerimizi arkadaşlarımızla paylaşıyoruz. ve hepsine çok güvendiğimi söylüyorum, buradan da tekrar ediyorum.
“Olimpiyat muazzam bir vitrin”
Yarın olimpiyat oyunlarının açılışına gidecek ve İstanbul olarak talip olduğumuz 2036 olimpiyat oyunlarındaki iddiamızdan ötürü özellikle hem açılış hem de daha sonrasında talip olan şehirlerin süreçlerine dair bir kısım eğitim, seminerler ve brifinglere katılacağım. 2036 olimpiyatları bir sadece bir spor şöleni değildir, bir hedeftir, bir vizyondur. O vizyonu çevreci olarak koyarsınız, o vizyonu yeşil çözüm diye tariflediğimiz İstanbul’un özellikle temiz enerjiden tutun sıfır karbon salınımına ve özellikle yeşil alanların arttırılmasına, metroların yapılmasına varıncaya kadar çok yönlü çalışmaların bir menzili olarak koyarsınız. Çünkü mesela olimpiyat denince akla ne geliyor biliyor musunuz? Bütün olimpiyatla ilgili şehirlerin kıyaslandığı yerde birinci sıra yine ulaşım. Yani ulaşım iyi midir? Çünkü hem sporcuların, hem yöneticilerin, yüz binlerce insanın, dünyanın her ülkesi katılıyor. Artı milyonlarca seyircinin gelip gittiği ve aynı zamanda bir markalaşan şehir pozisyonuyla muazzam bir vitrin.
“Demokrasiye olan saygı bizi ileriye doğru götürür”
Dolayısıyla biz bu 2036 olimpiyatlarını hedef koyar ve oraya koşarken eksiklerimizi gidermenin, örneğin bugün bulunduğumuz raylı sistemler seviyesini en az iki katına çıkartmanın, inşallah büyük oranda belli alanlarda sadece elektrikli araçlı otobüslerde kullanıldığı ki otonom araçlarla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz. Bütün bu süreçleri layığıyla yerine getirmemiz lazım. Bu bağlamda dayanışma çok önemli. Birlikte düşünme çok önemli. Bu ülkenin o kurumu bu kurumu yok. Şu belediyesi bu belediyesi yok. Şu partili belediye, bu partili belediyesi yok. Şu bakanı o partiden, şu belediyesi şu partiden yok. Bakın bütün bu kavramlar bu milleti geriye çeker. Bu kavramların yok olduğu, demokrasiye olan inanç, hukukun üstünlüğüne olan inanç ve demokrasiye olan saygı bizi ileriye doğru götürür. İnsanlarımızı özgürleştirir. Çocuklarımızın geleceğe umutla bakmasını sağlar. Öyle bir toplumda var ya spor da güzelleşir, madalyaları artar. Öyle bir toplumda federasyonlarına da güzel seçimler yapılır. Nitelikli ortamlar olur. Tavırların da güzel olduğu ortamlar sağlanır. Biz bunu istiyoruz.
“İstanbul halkına sıkıntı veriyorsunuz”
Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 5 yıl önce 300 yüz otobüsü tak diye alabilirdik. Kredisi, her şeyi hazırdı. Bir onayımızı alamadık. Bir imza… Şimdi yine aylardır hatta bir yılı aşkın süredir beklediğimiz Hazine onayları var. Bugünün ekonomik sıkıntılarında elbette Sayın Maliye Bakanı’nın zor günleri var. Sıkıntılı işleri var. Alması gereken tedbirler var ama İstanbul’un da işi yürümeli. Birtakım hazine onaylarımızın beklediğini, bakın bu krediler önemli krediler. Niye diyeceksiniz? Önemli fonlar. En düşük faizle bu ülkeye giren en düşük faizle aynı zamanda, 2-3 yıl ödemesiz. Yani bu zor günleri aşmamızda bize katkı sunacak ve bir yanıyla memleketin içine yurt dışından bir finansmanı sokacağımız 7-8-10 yıl ödemeli. Uzun vadeli ödemeli kredi imkanları… Bir imza atacaksınız, o kredi imkanları memlekete girecek. Bizi geciktirmeyin, yazıktır. Ekrem İmamoğlu’na bir şey yapmıyorsunuz. İstanbul halkına sıkıntı veriyorsunuz, yazıktır. Bir imzayı atın. Biz de size teşekkür edelim. Bir imza…
“Kürsüye birilerini davet ederken”
Ben niye beş sene öncesinden örnek veriyorum? 300 otobüs alsaydık bugün 784 değil 1084 otobüs olurdu filomuzda. Araç yaşı itibarıyla daha genç bir filoya sahip olurduk. Bundan kim faydalanıyor? İstanbul halkı faydalanıyor. Yani 350 kilometre, 700 kilometre yaptığımızda dünyanın en çağdaş şehirlerinden biri olduğumuzda İstanbul’un değeri artıyor, Türkiye’mizin değeri artıyor. Bu konulara milli bakmanın o parti, bu parti; Ekrem İmamoğlu veya işte bilmem kim diyerek bunun tersine işler doğru değil. ya da kürsüye birilerini davet ederken o partili diye büyükşehir belediye başkanına koltuk vermemek antidemokratik, saygı çerçevesinin dışında kalan bir tutum ve davranıştır. Bütün bunları söylerken biz çözüm üretemez miyiz? Vallahi üretiriz. Başka türlü çözümler de buluruz. Başka türlü sıkıntıları da aşacak yol ve yöntemler buluruz ama memleketimize, şehirlerimize, milletimize zaman kaybettirdi. Bunları imzalayın. Biz işimize bakalım. İyilikte yarışalım, daha iyi hizmette yarışalım. Daha güçlü bir toplumun var olması için daha bilimsel alanlarda yarışalım. Vıdı Vıdı etmeyelim. Bunlar vıdı vıdı işler. İmzayı engellemek budur. O bakımdan biz akılcı, bilimsel, doğru planlanmış yatırımlarla İstanbul’a hizmet etme konusunda kararlıyız. Tüm kurumumuzda kararlıyız.
Demet: 2025 Temmuz’da tamamlanacak
İETT Genel Müdürü İrfan Demet ise temeli atılan garajla ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Bugün de burada sizleri ağırlamakta olduğumuz, temelini birlikte atacağımız Başakşehir Garajımız; 44 bin metrekare alana sahiptir. 50 adedi yeni nesil elektrikli otobüsler ve onların şarj istasyonları olmak üzere toplam 261 otobüsün eş zamanlı parklanabilmesine imkan tanıyacak garaj, 5 bin metrekare kapalı alana sahip olacaktır. 8 otobüsün aynı anda, boya ve kaporta dahil olmak üzere her türlü bakım ve onarım hizmeti alabileceği, 3 otobüsün ise aynı anda yakıt ikmali ve temizlik hizmeti alabileceği garaj günümüzün modern teknolojileri ile donatılacağı gibi çevre dostu da olacaktır. Garaj bünyesinde kurulacak geri dönüşüm sistemi sayesinde kullanılan suların yüzde 85’inin geri dönüşümü sağlanacaktır. Bu sayede şehrimizin su kaynaklarının optimum kullanılmasına da katkı sağlanmış olacaktır. Kurulacak Güneş Enerjisi Sistemi ile tesisin ihtiyaç duyacağı tüm elektrik enerjisinin yüzde 50’si güneşten temin edilmiş olacak ve önemli bir tasarruf daha sağlanmış olacaktır. Yaklaşık 340 milyon TL’ye mal olacak ve 2025 yılı Temmuz ayında hizmete alınacak olan İETT Başakşehir Garajı’mız İETT’nin İstanbul’da ki 19.Garajı olarak hizmet verecektir.”
]]>(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün en düşük emekli maaşını asgari ücret yapsın, vallahi billahi basın toplantısı düzenleyeceğim, hiç eleştirmeyeceğim, Tayyip Bey’e teşekkür edeceğim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Emekli Evi’ni ziyaret etti. Beyoğlu Belediyesi Başkanı İnan Güney’in ev sahipliği yaptığı ziyarette Özel’e CHP İstanbul milletvekilleri Yunus Emre ve Yüksel Mansur Kılınç, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun eşlik etti.
Burada kalabalığa seslenen Özel, İnan Güney’i seçim başarısından ve Emekli Evi’ni açmasından dolayı tebrik etti. İstanbul’da emeklilere yönelik hizmetlerini anlatan Özel, şunları söyledi:
” İstanbul Büyükşehir Belediyesi, emekliler için 10 bin lira yıllık pazar desteği sağlıyor. Emeklilere İstanbul Büyükşehir Belediyesi her gün ücretsiz Halk Ekmek sağlıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, emekli vatandaşların eski evleri kentsel dönüşüme tabi oluyorsa yapı dönüşümünde yüzde 65’lik destek sağlıyor. Evini kentsel dönüşüme sokan emekliye ilave 9 bin lira kira desteği veriyor. Şişli’de zor durumdaki emekliler için 5 bin liralık pazar desteği… Ayrıca kent lokantalarını çok beğendi emekliler. Şişli Belediyesi’nin Gezici Kent Lokantası, Beylikdüzü’nde Emekliler Lokali, Küçükçekmece’de Emekliler Kafeteryası. 200 metrekarelik bir alan. Çekmeköy’de Emekliler Lokali, bir diğeri de hazırlanıyor. İstanbul’da kazandığımız 26 belediyede emekliler ile ilgili özel mekanları, özel hizmetleri hayata geçireceğiz. Emeklilerin -maalesef üzülerek söylüyorum- iş hayatında alın teri döken, gözünün nurunu akıtan, dirsek çürüten emekliler memleketi bugünlere getirdi. Memleket bugünlere ulaştıysa emekliler sayesinde ulaştı. Onların mücadeleleri var. Şimdi rahat edecekleri günler geldiğinde tarihin en büyük ekonomik krizi karşısında onlara sahip çıkması gereken devlet, onları bu kriz ile baş başa bırakıyor.”
“AKP gidecek, kaybettiklerimizi bulacağız”
AKP’nin ilk iktidara geldiğinde bir emekli maaşının 1,5 asgari ücret olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Yani hiç dokunmasalar, bugünkü düşük asgari ücreti 1,5 asgari ücret uygulasalar bugün en düşük emekli maaşının 25 bin lira olması gerekiyor. 1,5 asgari ücret o kadar ama bugün sözde zam yaptılar. Emekli maaşı 12 bin 500 lira oldu. 25 bin lira olması gereken emekli maaşı 12 bin 500 lira. İstanbul Planlama Ajansı bir çalışma yaptı. İstanbul’da bir emekli en az ne kadara geçinebilir; rahat etmek, keyif sürmek değil. Aç kalmamak ve sokakta kalmamak için 25 bin lira hesabını onlar bulmuş ama AKP geldi, ‘Emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğim. Enflasyon hesabına göre zam vereceğim’ dedi. Geldiğinde 1,5 asgari ücret olan en düşük emekli maaşı, bugün 0,6 asgari ücret. 26 bin lira olacakken 12 bin 500 lira noktasına geldi. 10 bin lirayken 0,6’ydı. Efendim şimdi 0,75’e getiriyor ama önümüzde bu sefer hayat pahalılığının süreceği 6 koca ay var. O 10 bin lira bile ocak ayında 25 kilo dana kıyma alıyormuş. 400 lira dana kıymanın kilosu, ocakta 25 kilo dana kıyma alıyor. Bugün yaptıkları 12 bin 500 lira, 20 kilo dana kıyma alıyor. Yani bugün zam yapmıyorlar. Ocaktan buraya emeklinin mutfağından 5 kilo dana kıyma çalıyorlar. Bugün ocaktan buraya satın alma gücüyle 5 kilo dana kıyma, yani yaklaşık 3 bin lira daha eksilmiş maaş. Bugünkü 12 bin 500 lira, ocaktaki 10 bin lira değil, ocaktaki 9 bin lira. 6 ay daha önümüzde ezilecek, zayıflayacak, alım gücü düşecek bir süreç var. Emekliler, AKP geldiğinde, Tayyip Bey Başbakan olduğunda en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alıyorlardı. Bugün emekli maaşı, 3 çeyrek altın almıyor. Cepten en az 5 çeyrek altın gitti. Bir emekli, bir çeyrek altın kaybetse bütün gün deli çıkar arar, nerede dolaştım, nerede düşürdüm bunu diye. Bakın bir emekli değil, her emekli; bir sefer değil, her ay bir çeyrek değil, 5 çeyrek kaybediyor. Vallahi aramak lazım. Bir taneyi kaybeden arıyor da 5 tane altın kaybeden niye aramayacak? Bir şey nerede aranır? Kaybedildiği yerde aranır. Biz nerede kaybettik 5 altını? Seçim sandığında. AKP geldi, 5 çeyrek altını kaybettik. AKP gidecek, kaybettiklerimizi bulacağız. Vallahi başka çaresi yok. Biz miting yaptık, seçimden önce anlatamadık. Emekliler seçimde oy vermediler. İkinci parti yaptılar, anlamadılar. Anketler oluyor, CHP birinci, bunlar ikinci, anlamıyorlar. Emekli mitingi yaptık hepiniz geldiniz, anlamadılar. Yine gitmiş sefalet ücreti veriyor. Böyle geçim olur mu, geçim olmazsa seçim olur. Başka çaresi yok. Geçim yoksa seçim var. Bunun için, biz sizin için mücadeleye devam edeceğiz.”
“Emekli halk kart, zorlukları azaltacak”
Belediyelerin yaptığı çok farklı uygulamalar olduğunu, bunları artık bir ortak zeminde birleştireklerini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
“CHP’li 411 belediye emekli halk kart diye bir kartta birleşiyorlar. Ön tarafı aynı, arka tarafı kendi belediyenizin kartı neyse, işareti neyse o olacak. Bütün Türkiye’de geçecek. Gerçi İstanbul’da o sorun yaşanmıyor ama birçok yerde emekliler 65 yaş üstü toplu taşımaya binince sorun çıkarıyorlar. Artık emekli halk kart varsa elinde o kartı gösterince kimse sorun çıkaramayacak. Türkiye’deki 411 CHP belediyesinde emekli halk kart hem ulaşım yönünden hem diğer hizmetler yönünden iş görecek. Emekli halk kartın verildiği belediyelerimizde CHP, hizmetleri ortaklaştıracak. Et desteği mi veriliyor, o karta yüklenecek. Süt desteği veriliyor, o karta yüklenecek. Pazar destekleri o karta yüklenecek. Belki bu kafeler gibi kafelerin sayısının çoğaltacağız ama diyeceğiz ki esnafa, kahveci, kafeterya sahibine. Bize bu dükkandan ne kontenjan veriyorsunuz? Diyecek ki ben müşterimin yüzde 10’u emekli olsun, gelsin elindeki kart ile burada otursun, sizin dediğiniz fiyatlardan alışveriş yapsın diyecek. O anlaşmaları sağlayacağız. Emekli halk kart, sizi bu hayat pahalılığından kurtarmayacak, böyle bir yükün altından belediye gücü ile kalkmak mümkün değil ama sizi rahatlatacak. Sizin zorluklarınızı azaltacak. Belki pazarda fileyi biraz daha ağırlaştıracak. Gidilemeyen kasaba gitmeyi sağlayacak. Gönlün istediği kadar değil ama hiç olmamasından iyi olacak ama o halk kart sizinle CHP arasında gönül bağı kuracak. O gönül bağı günü gelince sizi bütün dert ve tasalarınızdan kurtaracak.”
“Emeklide geçim yoksa senin karşında seçim var kardeşim, bu kadar net”
CHP iktidara geldiğinde ikinci ay en düşük emekli maaşını asgari ücrete yükseltecekleri sözünü veren Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sonra hakkınızı geri vereceğiz. En düşük emekli maaşı iki yıl içinde 1,5 asgari ücrete çıkacak. Bugün asgari ücret 17 bin liraysa 26 bin lira olacak. Aslında asgari ücretin 25 bin lira olması lazım. Asgari ücret 25 bin liraysa emeklinin cebine giren de 37 bin lira olacak. Bunlar gelmeden önce oluyordu. Benim annem ve babam emekli, benim dedem bahçıvan. Anam ve babam aldıkları iki emekli maaşıyla ev aldılar. Emekli olunca araba aldılar. Çocuklara, torunlara baktılar ama şimdi öyle bir noktaya geldi ki, emekli maaşıyla emekli kapıdan dışarıya adımını atamıyor. O yüzden hep birlikte, hep beraber çok doğru işleri yapmamız lazım. Emekliler, bunların kimi öğretmen, kimi banka memuru, kimi tersaneden emekli işçi, herkes bir görev yapmış. Bu emekliler, sözüne kıymet verilen, tertemiz bir geçmişleri olan, alınlarının terini helal lokma için akıtmış insanlar. Sözü dinlenir insanlar. Bakmayın siz, hükümet sesinizi duymuyor. Bir öğretmen, 10 binlerce öğrenci geçmiş elinden… Emekli öğretmenlere sesleniyorum, bütün öğrencilerinize hem kendiniz hem bu milletin geleceği için yeniden anlatmaya başlayın. Bankada yıllarca maaş dağıtmış, o bankadan tanıdığın kim varsa onları mutlaka bulup konuşmak lazım. Yıllarca birlikte emek verilen işçi arkadaşlar emekli olmuş. Onları bulmak ve konuşmak lazım. Artık bu derdin, tasanın sona ereceği yer seçim sandığından başkası değildir. Ha sesinizi duyarlar, ellerinden tutan yok. Bugün en düşük emekli maaşını asgari ücret yapsın, vallahi billahi basın toplantısı düzenleyeceğim. Hiç eleştirmeyeceğim. Tayyip Bey’e teşekkür edeceğim. Bu emeklinin sesini duydun, hiç olmazsa şimdi bir asgari ücret verdin diye. Her mikrofonu elime aldığımda diyeceğim ki Tayyip Erdoğan, emeklilere asgari ücret vermiştir, seslerini duymuştur. Bizim siyasetimiz böyle. Sen emekliye zammı ver. Teşekkürü al ama emekliye zam vermiyorsan, emeklide geçim yoksa senin karşında seçim var kardeşim. Bu kadar net. Asgari ücreti 25 bin lira yaparsa, en düşük emekli maaşını asgari ücret yaparsa; Rize’deki çay üreticisini perişan etti, çayın taban fiyatını 25 lira yapar ve farkı hemen öderse; buğdayı bedavaya almaya çalışıyorlar, buğday taban fiyatını yükseltir 15 lira taban fiyatını verirse, ben erken seçim demeyeceğim kardeşim. Bunları yapsın, erken seçim demeyeceğim ama yapmıyorsa geçim yoksa seçim var.”
“Sesiniz olmaya devam edeceğiz”
Özel, emeklilerin sorunlarını anlatarak, şunları söyledi:
“Bugün emekliler üç kademede emekli oldular. İnanılmaz mağduriyetleri var. Mutlaka emeklilerin maaşlarıyla ilgili tek tip düzenleme yapılmalı. Mutlaka intibak yasası çıkarılarak bu ayrımlar ortadan kaldırılmalı. Ayrıca prim güncelleme katsayısı, aylık bağlama oranları, aylıkların alt sınırlarının hakkaniyetle belirlenmesi lazım. Perişan ettiler, bunların hepsinin ayrı ayrı düzeltilmesi gerekiyor. CHP olarak sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz. Emeklilerimizle mücadele etmeye devam edeceğiz. Mademki halkın partisi, halkın bütün sorunlarının üzerinde durmaya devam edeceğiz. Biz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde, İnan Başkan’a görev verdiğiniz seçimde, İstanbul’da 14 belediyemizi 26’ya çıkardık. Türkiye’de 217’den 411’e çıkardık. Nüfusun yüzde 65’ini, ekonominin yüzde 80’inini yönetiyoruz belediyelerde. Partimizi 47 yıl sonra Türkiye’de birinci parti yaptık. Durmadan çalışıyoruz, size söz veriyorum. CHP, yapılacak ilk genel seçimlerde şimdi de anketlerde olduğu gibi, son seçimde olduğu gibi yine birinci parti çıkacak. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi yeniden iktidar olacak. Gazi Mustafa Kemal’in partisi İstanbul’u işgalden kurtaran partidir. Maraş’ı Fransızlardan kurtarırken, Türkiye’yi yedi cihanın işgalinden kurtarırken o zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardı. 1920’de kurduğu Meclis vardı. O Meclis ile birlikte büyük bir mücadele verdi. İki büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti ile CHP’yi kurdu. Biz Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinden geliyoruz, biz Kuvayi Milliye’den geliyoruz. Biz bu ülkeyi düşmandan kurtarmışız. Bu ülkeyi yokluk ve yoksulluktan, esaretten, açlıktan, hastalıktan kurtarmışız. 100 yıl sonra sizi bu yoksullukla, bu açlıkla, bu onurunuzu kuran kötü muamele ile yüz üstü mü bırakacağız? Emeklileri 100 yıl sonra bir kez daha Atatürk’ün partisi kurtaracak. Söz veriyorum. Bu güzel pazar sabahı için ilçe başkanıma, belediye başkanıma, kadın kollarına, gençlik kollarına teşekkür ediyorum. Bize burada ev sahipliği yapan, canımızın için değerli emeklilerimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum.”
]]>Büyükçekmece Belediyesi tarafından bu yıl 25’incisi yapılacak olan Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nin basın toplantısı Eyüpsultan’da bulunan Artİstanbul Feshane’de düzenlendi. Toplantıya Festivale Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, İBB Grup Başkan Vekili Nuri Aslan ve bir çok katılımcı katıldı. Büyükçekmece Belediyesi uluslararası değerlendirme kuruluşları tarafından 9 kez üst üste “Dünyanın En İyi Kültür ve Sanat Festivali” seçilerek 75 ülkeden 1200 sanat elçisini ağırlıyor. 2003 yılında Birleşmiş Milletlerin UNESCO’ya bağlı Dünya Dans Festivalleri Birliği’ne üye olan Büyükçekmece Belediyesi, festival neticesinde dünya kültürlerini tüm dünyaya tanıtıp ülkemizle tanıştırmayı amaçlıyor. Festivalde bu yıl Anadolu Ateşi Özel Dans Gösterisi, Uluslararası Altınköprü Halk Dansları Yarışması, Uluslararası Büyükçekmece Heykel Sempozyumu, Uluslararası Fotoğraf Yarışması, “Emeğin Aşkı ile Üreten Eller” başlıklı uluslararası el sanatları sergisi, uluslararası çocuk el sanatları atölyesi, zeka beceri oyunları, nakış çalıştayı, kukla gösterileri ve atölyeleri, Türk-Macar Dostluk Antlaşması’nın 100. yılı özel konseri, “Çeyrek Asırlık Yolculuk” sergisi, uluslararası akordeon ve mızıka sergisi, festival korteji ile İBB bando, mehteran gösterisi, Türk sanat ve halk müziği konserleri gibi etkinlikler gerçekleşecek.
“Biz festivali devletten destek almadan bu hale getirdik”
Festival hakkında konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün “Uluslararası 25. İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali 24 Temmuz’da ulusal boyutta başlıyor, 29 Temmuz’da uluslararası resmi açılışı yapılıyor. Dünya Festivalleri Birliği’nin Türkiye’de ki a kategorisinde ilk ve tek festivali olması nedeniyle önem arz ediyor. Biz sadece kendi kültür ve sanatımızı tanıtmıyoruz. Dünya kültür ve sanatını da İstanbul’un çeşitli noktalarında halkımızla buluşturuyoruz. Festival 4 ayaktan oluşuyor. 1’incisi heykel sempozyumu. 2’ncisi el sanatları atölyesi çalışmaları. 3’ncüsü dünya halk dansları yarışması. Ödüllü bir yarışma. 4’üncüsü dünya fotoğraf yarışması. Dünya fotoğraf sanatına büyük hizmet olarak ortaya çıkıyor. Bu festival dünyada nasıl aranan festivalse gelecekte de herkesin tanıyacağı festival haline gelecektir. Biz festivali devletten destek almadan bu hale getirdik. Bütün maliyetini finansörlerimiz karşıladı. Fiziki gücünü de Büyükçekmece ailemiz karşıladı. Bu festivali hiç bir şekilde ihale ederek yapmadık. Festivalin resmi açılışı 29 Temmuz akşamı Mimar Sinan Köprüsü üzerinde olacak. Tüm İstanbul halkını 75 ülkeden bin 200 gencin ele ele tutuşacağı ana şahitlik etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>CHP Tarım ve Ormancılık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, ormanlık alanların yok edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem, 2018 yılında Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 16 ile ormanlık alanların ranta açılması sürecinin hızlandığını hatırlatarak, “Bugüne kadar bir Bakanlar Kurulu ve 26 Cumhurbaşkanlığı kararıyla yaklaşık 34 milyon metrekare ormanlık alan, orman sınırları dışına çıkarılmış durumda. Son olarak 17 Temmuz 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla 2 milyon 854 bin 796,25 metrekare ormanlık alan daha sınırların dışına çıkarıldı” dedi.
Adem, özellikle İstanbul’un Beykoz ilçesindeki Kuzey Ormanlarının yok edilmesinin büyük bir tahribata yol açtığını vurgulayarak, “Kuzey Ormanları, şehrin kirli havasını temizleme görevini üstlenirken, aynı zamanda içme suyu havzalarını da barındırıyor. Ancak, bu ormanların rant uğruna yok edilmesi, İstanbul’un son kalan akciğerlerinin de yok edilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
“Kaçak villaların her biri yaklaşık 40 milyon TL değerinde”
Adem, Türkiye’nin doğal mirası olan ormanların korunması için yetkilileri acilen harekete geçmeye çağırarak şunları kaydetti:
“28 Haziran 2024 tarihli kararla, Artvin, Bitlis, İstanbul ve İzmir illerinde toplam 496 bin 729 metrekare ormanlık alan sınırların dışına çıkarıldı. Bu alanların 183 bin 543 metrekaresi İstanbul’da, 285 bin 867 metrekaresi ise İzmir’de bulunuyor. Özellikle Beykoz ilçesinde 183 bin 543 metrekare ormanlık alanın yok edilmesi, Kuzey Ormanlarının önemli bir parçasının daha kaybedilmesine neden oldu.
Beykoz ilçesi Bozhane Mahallesi’nde ve Riva Çayağzı Mahallesi’nde yapılan kaçak villalar, Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla yasal hale getirildi. Riva’da 26 noktada ormanlar katledilerek yerine kaçak villalar yapıldı ve bu durum Cumhurbaşkanlığı kararıyla yasal hale getirildi. Bu kaçak villaların her biri yaklaşık 40 milyon TL değerinde.
17 Temmuz 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Amasya, Balıkesir, Kastamonu, Manisa, Muğla, Samsun, Sinop ve Sivas illerinde toplam 2 milyon 854 bin 796,25 metrekare ormanlık alan daha sınırların dışına çıkarıldı. Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde 452 bin 575,96 metrekare ormanlık alanın yok edilmesi, bölgedeki ekosisteme büyük zarar verdi. Ormancılık bilimi ve hukuk açısından tutarlı olmayan bu uygulamaların acilen durdurulması gerekmektedir. Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 16’nın yürürlükten kaldırılması, gelecek nesillerimize bırakacağımız doğal mirasın korunması adına büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin doğal mirası olan ormanların korunması ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakılması için tüm yetkilileri acilen harekete geçmeye çağırıyoruz.”
]]>(İSTANBUL) – Anayasa Mahkemesi kararına da dayanarak 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isterken Saraçhane’de polis barikatıyla karşı karşıya kalan ve yürüyüşün engellenmesinin ardından ev baskınlarında gözaltına alınan 23’ü tutuklu 30 kişi ile aynı yerde polis müdahalesi ile gözaltına alının 17 kişinin yargılanmasına başlandı. Duruşma öncesinde adliye önünde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından açıklama yapıldı. “1 Mayıs’a, Taksim’e, tutsaklara özgürlük” yazılı pankart açıldı.
1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenlere yönelik müdahale ardından gözaltına alınan ve bazıları tukkulanna sanıklarla ilgli iki ayrı davanın duruşması bugün görüldü.
1 Mayıs yürüyüşünün engellenmesi sonrası yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 23’ü tutuklu 30 kişi, “görevi yaptırmamak için direnme”, “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama”, “kasten yaralama” ve “kamu malına zarar verme” iddialarıyla haklarında açılan dava nedeniyle, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşma, 44. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun yetersizliği nedeniyle 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kimlik belirlemelerinin ardından savunmalara geçildi.
1 Mayıs’ta yine Saraçhane’de Taksim’e yürümek isterken polis müdahalesiyle gözaltına alınan 17 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama”, “örgüt propagandası yapmak” ile “suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İbrahim Kaypakkaya silüetli flamalar gerekçe gösterilerek gözaltına alınan 17 kişiden altısı “örgüt propagandası” ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklanmıştı. Bir kişinin 4 Haziran’da tahliyesine karar veren mahkeme, 12 Temmuz 2024 tarihinde de diğer beş kişinin adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı gerekçesiyle tahliyesine karar vermişti.
“1 Mayıs’a, Taksim’e, tutsaklara özgürlük”
Duruşma öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından açıklama yapıldı. “1 Mayıs’a, Taksim’e, tutsaklara özgürlük” yazılı pankart açıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de, İstanbul il yönetimi ve ilçe başkanları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin, 1 Mayıs mitingi sonrasında tutuklanan yurttaşların İstanbul Adliyesi’nde görülen davası öncesi yaptığı ortak açıklamaya destek verdi. Çelik, yaptığı açıklamada “Bu hukuksuzluğu asla kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.
“AYM kararına rağmen Taksim Meydanı’nı kapatmak suçtur”
Çelik, burada yaptığı konuşmada Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs’a kapatılmasının suç olduğunu belirterek şunları söyledi:
“1 Mayıs günü gözaltına alınan bir kısmı tutuklanan arkadaşlarımız için buradayız. Bütün dünyada şehirlerin en görkemli meydanlarında işçiler bir Mayısları kutlarlar. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi kararına rağmen işçilerin 1 Mayıs Emek ve Mücadele Günü’nde 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamaları engellenmiştir. Eğer ortada bir suç varsa o suç işçilerin, emekçilerin önüne barikatları kurarak işçilerin Taksim’e çıkmasını, emekçilerin Taksim’e çıkmasını engellemektir. Eğer ortada bir suç varsa 1 Mayıs günü İstanbul’da ulaşımını neredeyse tamamen durdurarak insanların ulaşım, erişim hakkını engellemektir. Ortada bir suç varsa o da Anayasa Mahkemesi kararına rağmen anayasayı bir kez daha ayaklar altına alarak Taksim Meydanı’nı işçilere kapatmaktır.”
“Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz”
“Bu hukuksuzluğu asla kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz” diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar mücadelemizi hep birlikte devam ettireceğiz. Taksim’in, 1 Mayıs mücadelesini de devam ettireceğiz. Çünkü Taksim işçiler için, emekçiler için bir hafıza merkezidir. 1977’den bu yana Taksim bir hafıza merkezidir. 1 Mayıs alanı Taksim’dir. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması için mücadelemizi de sürdüreceğiz.
“Demokratik Türkiye mücadelesini hep birlikte vereceğiz”
Özgür üniversitelerin mücadelesini de birlikte vereceğiz. Demokratik bir Türkiye mücadelesini de birlikte vereceğiz. Anayasal düzenin hayata geçtiği bir Türkiye mücadelesini de birlikte vereceğiz. Toplumsal barışın sağlandığı bu ülkede yaşayan her bireyin eşit, özgür bir biçimde yaşadığı bir Türkiye’nin mücadelesini de hep birlikte vereceğiz. Yoksulluğun, açlığın, sefaletin son bulduğu bir Türkiye’nin mücadelesini de birlikte vereceğiz. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu düzeni değiştirene kadar hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”
]]>İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi, Saraçhane Parkı’nda 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programı düzenlendi. Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk, patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik” dedi.
İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde Saraçhane Parkı’nda program düzenledi. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İTO Başkanı Şekip Avdagiç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı. Programda mehter gösterisi gerçekleştirilirken, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar okundu.
“İSTİKBALİMİZİN HEDEF ALINDIĞI 15 TEMMUZ GECESİ HAİNLERİN YÜZÜNDE TOKAT OLDUK”
Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Bugün 15 Temmuz’un yıl dönümü. Alçak darbe girişiminin 8. yılında Saraçhane Meydanı’nı dolduran her bir kardeşimi tekrardan saygılarımla selamlıyorum. Bunu unutmamanız, bunu hatırlamanız, bu ruhu muhafaza etmeniz her şeyden kıymetli. Vatanımızın selameti, milletimizin istiklali uğruna canlarını feda eden şehitlerimize öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman gazilerimize, sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum. O gece, vatanına, devletine, ezanına, bayrağına sahip çıkan, ölümü öldüren hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. Millet olarak çok sınandık, çok badireler atlattık. Öyle zor zamanlardan geçtik ki tüm zorluklara, tüm sıkıntılara kahramanca göğüs gerdik. Adımızı tarihe, şanla ve şerefle yazdık. Gün geldi ‘Çanakkale geçilmez’ dedik. Gün geldi, ‘Sakarya’yı aşılmaz’ kıldık. Dumlupınar’da setleri yıktık, geçtik. İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk, patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik” ifadelerini kullandı.
“15 TEMMUZ DENDİĞİ ZAMAN ÇANAKKALE DENDİĞİ ZAMAN GAZZE DENDİĞİ ZAMAN TİTREMESİNİ BAŞARMAK ZORUNDAYIZ”
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, ” Türkiye’nin 15 Temmuz’daki mücadelesi gerçekten dün gibi taze, 8 yıl geçtiğini insan gerçekten idrak edemediğini düşünüyor. Nitekim şehitlerimizin yakınları bunu her gün yakinen yaşıyorlar ve tabii ki o gün o kalkışmayı yapanlar zelil oldular, rezil oldular kaybettiler. Hala bu mücadeleler devam ediyor. Bakın yanı başımızda kuzeyimizde, güneyde, Ukrayna’da savaş, Gazze’de soykırım devam ediyor. Sanıyor muyuz ki, benden önce başkanım çok güzel söyledi, Srebrenitsa’da olanla Gazze’de olanın burada olandan bağımsız olduğunu, alakasız olduğunu mu sanıyoruz acaba. Onun için çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız, çocuklarımızın 15 Temmuz dendiği zaman, Çanakkale dendiği zaman, Gazze dendiği, zaman titremesini başarmak zorundayız” dedi.
“81 VİLAYETİMİZİN TAMAMINDA BİRBİRİMİZE KENETLENMİŞ DURUMDAYIZ”
15 Temmuz programında Ankara’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın konuşması büyük ekranda vatandaşlar ile buluşturuldu. Konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, ” Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Anma toplantımıza katılımlarınız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şairin şu anlamlı mısraları ile sizleri selamlamak istiyorum. ‘Bugün aziz milletimin şahlanıp ırmaklar misali taştığı gündür. Diri olup, iri olup, bir olup, istiklali için coştuğu gündür. Denizlerden engin ferasetiyle ve dağlardan yüce asaletiyle 7’den 70’e her bir ferdi ile çıkıp meydanlara koştuğu gündür’. Evet, bugün milletimin zaferinin aziz milletimizin FETÖ’cü darbecilere karşı, kuru elleriyle yazdığı direniş destanının 8’nci yılını idrak ediyoruz. 15 Temmuz kıyamının 8’nci seneyi devriyesinde, bu mekanda ve 81 vilayetimizin tamamında birbirimize kenetlenmiş durumdayız. Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi” ifadelerini kullandı.
]]>
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Fatih Camii’nde toplanan çok sayıda vatandaş, Saraçhane’ye doğru yürüyüşe geçti. İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen yürüyüşe İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, eşi Sümeyye Bayraktar, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, şehit yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüşe mehter takımı da eşlik etti. Marşlar söyleyen vatandaşların Türk bayraklarıyla gerçekleştirdikleri yürüyüş dron ile havadan görüntülendi.
Selçuk Bayraktar: “Ben böylesine aziz bir milletin ferdi olduğum için büyük gurur duyuyorum”
Yürüyüşe katılan BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, “15 Temmuz, milletimizin egemenliğini ve bağımsızlığını hiçbir şer güce, hiçbir şer odağa teslim etmeyeceğinin en büyük temsili yegane sembolü. Ben böylesine aziz bir milletin ferdi olduğum için büyük gurur duyuyorum. Bu yolda canını gözünü kırpmadan feda etmiş şehitlerimizin ruhları şad olsun. Gazilerimize de minnetle anıyoruz” ifadelerini kullandı.
Sümeyye Bayraktar ise, “Aynı şekilde aynı sebeplerle biz bugünü ve 8 yıl önce yaşananları daha çok anlamalı ve anlatmalıyız. Bizden sonra gelenlerin bu bilinçle ülkelerini savunmaya, korumaya devam etmelerini sağlamak için bu çok önemli diye düşüyorum” ifadelerini kullandı.
Yürüyüşün ardından Saraçhane Parkı’nda program düzenlendi
Ardından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Saraçhane Parkı’nda program düzenledi. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İTO Başkanı Şekip Avdagiç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar, bazı AK Parti milletvekilleri, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı. Etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da Beştepe’deki konuşması da ekranlara yansıtıldı.
“Cennet vatanımızı emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız”
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan Saraçhane Parkı’ndaki programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Bugün 15 Temmuz’un yıl dönümü. Alçak darbe girişiminin 8. yılında Saraçhane Meydanı’nı dolduran her bir kardeşimi selamlıyorum. Bunu unutmamanız, bunu hatırlamanız, bu ruhu muhafaza etmeniz her şeyden kıymetli. Vatanımızın selameti, milletimizin istiklali uğruna canlarını feda eden şehitlerimize öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman gazilerimize, sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum. O gece, vatanına, devletine, ezanına, bayrağına sahip çıkan, ölümü öldüren hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. Millet olarak çok sınandık, çok badireler atlattık. Öyle zor zamanlardan geçtik ki tüm zorluklara, tüm sıkıntılara kahramanca göğüs gerdik. Adımızı tarihe, şanla ve şerefle yazdık. Gün geldi ‘Çanakkale geçilmez’ dedik. Gün geldi, ‘Sakarya’yı aşılmaz’ kıldık. Dumlupınar’da setleri yıktık, geçtik. İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk., patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik. Milli iradenin, demokrasinin, vatan ve millet aşkının destanını yazdık. Nice kahramanlık öyküsünün yazıldığı karanlık gece de son sözü toplar, tüfekler değil, iman dolu göğüsler söyledi. Cennet vatanımızı, emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız. Biz bu ülkeyi bırakmayacağız. Ne dün ne bugün ne de ebediyen” ifadelerini kullandı.
“15 Temmuz’da yedi düveli arkasına alan bir ihanet çetesinin 40 yıllık planı bir gecede millet tarafından bozulmuştur”
Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ise yaptığı konuşmada, “Ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için bir dönüm noktası olan 15 Temmuz’un 8. yılında yine aynı duygularla, birlik ve beraberlik ruhuyla 15 Temmuz direnişinin en şanlı meydanlarından bir tanesi olan Saraçhane Meydanı’nda sizlerle bir araya geldik. 15 Temmuz birliğimize, bağımsızlığımıza gasp eden hain darbe girişimini püskürten halkımızın yazdığı bir destan günüdür. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi; 15 Temmuz’da yedi düveli arkasına alan bir ihanet çetesinin 40 yıllık planı bir gecede millet tarafından bozulmuştur. Türkiye2nin dört bir yanında, iç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da ve Marmara’da ay yıldızlı bayraklarıyla sokaklara inen, meydanları dolduran, milli iradeye canı pahasına sahip çıkan tüm milletimizle birlikte bu zafer başarıldı. Vatan ve bayrak denildiğinde hiç tereddüt etmeden, arkasına bakmaksızın ileriye atılan bir milletin her ferdiyle iftihar ediyoruz. 15 Temmuz destanı, milletimizin tarihinde göğsümüzde şeref madalyası olarak taşıyoruz. Hain darbe girişiminin, Ülkece çok büyük kötülükleri atlattık. Din kisvesi altına bürünmüş, milletimizin sinesine çöreklenmiş, gerçek kimliğini amaçlarını gizlemiş FETÖ şebekesinin milletimize verdiği zararları saymakla bitiremeyiz. Milli ve manevi bütün değerlerimize maalesef kara çaldılar. Kutsal saydıklarımızı maalesef ayaklar altına aldılar. Birliğimize ve beraberliğimize kast ettiler. Darbe teşebbüsü kesinlikle bir işgal girişimiydi. Bunu gençlerin unutmaması gerekir. Allah’a yemin olsun ki; emperyalistlerin bu topraklarda oluşturmaya çalıştıkları bu işgali, bu işgale karşı direnişi ve bu şuuru, onları bu topraklardan söküp atma şuurunu hem biz yaşayacağız hem de gelecek nesillere aktaracağız” dedi.
Bilal Erdoğan 15 Temmuz ruhuna vurgu yaptı
Törende bir konuşma yapan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 15 Temmuz ruhunun öneminin altını çizerek, “Türkiye’nin 15 Temmuz’daki mücadelesi gerçekten dün gibi taze. O gün o kalkışmayı yapanlar rezil oldular, kaybettiler. Yanı başımızda kuzeyimizde güneyimizde Ukrayna’da savaş, Gazze’de soykırım devam ediyor. Eğer milletçe o geceki ruhu her gün her ay yaşamazsak ve yaşatmazsak darbe kalkışmasıyla yapmazlar belki ama çocuklarımızın geleceğini çalarlar ki farkında bile olmayız. Onun için çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız. Çocuklarımıza 15 Temmuz, Çanakkale, Gazze dendiği zaman titremesini başarmak zorundayız. 15 Temmuzların unutulmaması şehitlerimizin kanının yerde kalmaması ve o mücadele ruhunun o geceki mücadele ruhunun ilelebet bu topraklarda yaşaması için çocuklarımızı kurtarma seferberliğine hepinizi bu gece davet etmek istiyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>İlim Yayma Vakfı, Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Kızılay, İstanbul Ticaret Odası (İTO) gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarının destek verdiği program için Fatih Camisi önünde toplanan protokol üyeleri ve vatandaşlar, mehter takımı eşliğinde programın düzenlendiği Saraçhane Parkı’na yürüdü.
Yürüyüşe ve programa, İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İTO Başkanı Şekip Avdagiç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Sümeyye Erdoğan Bayraktar, bazı AK Parti milletvekilleri, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı.
Fatih Belediyesince vatandaşlara Türk bayrağı dağıtılıp çeşitli ikramlarda bulunulurken, mehter takımı tarafından konser verildi. Konserin ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş dua yaptırdı.
“15 Temmuz’u unutmamak her şeyden kıymetli”
Programda konuşan İstanbul Valisi Gül, 15 Temmuz’u unutmamanın, o ruhu muhafaza etmenin her şeyden kıymetli olduğunu söyledi.
Türk milletinin çok sınandığını ve büyük badireler atlattığını vurgulayan Gül, “Öyle zor zamanlardan geçtik ki tüm zorluklara, sıkıntılara kahramanca göğüs gerdik. Adımızı tarihe şanla, şerefle yazdırdık. İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk, patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle Meclisimizde, tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik. Milli iradenin, demokrasinin, vatan ve millet aşkının destanını yazdık. Nice kahramanlık öyküsünün yazıldığı o karanlık gecede son sözü toplar, tüfekler değil, iman dolu göğüsler söyledi.” ifadelerini kullandı.
Vali Gül, darbe girişimi gecesi, 99’u İstanbul’dan 252 kahramanın bu vatan için sevdiklerini geride bırakıp şehadete koştuğunu belirterek, binlerce kişinin de gazilik onuruna eriştiğini söyledi.
Sevdiklerinden vazgeçen ama vatanından vazgeçmeyen şehitleri ve gazileri asla unutmayacaklarına vurgu yapan Gül, şöyle devam etti:
“Hainlerin hepsi bedelini ödeyinceye kadar mücadelemize devam edeceğiz. Başaramayacaklar. Cennet vatanımızı emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız. Biz bu ülkeyi bırakmayacağız. Ne dün ne bugün ne de ebediyen… Bu toprakları bize emanet eden kahraman ecdadımıza layık olmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
“15 Temmuz destanını göğsümüzde bir şeref madalyası olarak taşıyoruz”
Fatih Belediye Başkanı Turan ise 15 Temmuz’un hain darbe girişimine karşı halkın destan günü olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dört bir yanında ay yıldızlı bayraklarıyla sokaklara, meydanlara inen milletle destan yazıldığını belirten Turan, “15 Temmuz destanını da milletimizin tarihinde göğsümüzde bir şeref madalyası olarak taşıyoruz.” dedi.
FETÖ’nün tüm kutsalları çiğneyerek milli birlik ve bütünlüğe kastettiğini dile getiren Turan, Türk milletinin birlik içerisinde hain girişime karşı durduğunu kaydetti.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan da 15 Temmuz gecesi ortaya konulan ruhun önemine işaret etti.
15 Temmuz’un çocuklara iyi anlatılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Eğer milletçe o geceki ruhu her gün yaşamazsak, darbeye kalkışmazlar belki ama çocuklarımızın geleceğini çalmaya kalkışırlar. Kendi kararlarını veremeyen, kararlarını başkasının verdiği bir millet haline döneriz. 15 Temmuz’un unutulmaması, şehitlerimizin kanının yerde kalmaması için, çocuklarımızın geleceğini kurtarmak için seferberlik halinde olmamız lazım.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının hazırladığı videolar gösterilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da düzenlenen programdaki hitabı da canlı olarak ekrana yansıtıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Beyoğlu Belediyesi arasında ilçedeki kültürel miras alanlarının korunması ve geleceğe aktarılması amacıyla düzenlenen “Miras İşbirliği Protokolü”, Metrohan’da gerçekleştirilen törenle imzalandı. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Oktay Özel’in katılımıyla imzalanan protokolle, Beyoğlu Miras’ın kurulması ve İBB Miras’ın deneyim ve yaklaşımının kent geneline yayılması için önemli bir süreç başladı.
“Bu tarihi eserleri gelecek nesillere taşımakla mükellefiz”
İmza töreninde Belediye Başkanı İnan Güney, şunları söyledi:
“Beyoğlu Belediyesi binası, Galata Kulesi ve nicesi… Baştan sona tarihle iç içe, tarih kokan bir ilçe Beyoğlu. İstanbul da aynı şekilde. İhya edilmesi gereken, hayata kazandırılması gereken binlerce tarihi esere, tarihi mekana sahip. Tabii ki bunlara sahip çıkılmalıydı. 2019 yılından sonra Sayın İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde İstanbul’un her bir metrekaresine sahip çıkılması gibi İstanbul’un tarihi ve kültürel değerlerine de sahip çıkma iradesi politikaya ve yönetime şekil verdi. İBB Miras tüm İstanbul’umuza, tüm Beyoğlu’muza, tüm tarihi değerlerimize, tarihi eserlerimize sahip çıktı. Kaderine terk edilmiş tarih tekrar yaşama kazandırıldı. Bizler de ilçenin belediye başkanları olarak bu tarihi eserleri gelecek nesillere taşımakla mükellefiz. Biz bugün nasıl Metrohan’ın içerisindeysek bizden yüz yıl sonra bizim torunlarımız ve torunlarımızın torunları da Metrohan’ı, Beyoğlu Belediyesi’ni, Galata Kulesi’ni, Cumhuriyet Müzesi’ni ve Kuyumcu Han’ı görmeli ve onlar da kendi çocuklarıyla buraları gezip gelecek nesillere aktarma hissiyatında olmalıdır.
“Beyoğlu, kentsel mirasın yüzde 15’ini barındırıyor”
Beyoğlu, İstanbul’da geleceğe aktarılması gereken kentsel mirasın yüzde 15’ini barındıran bir ilçemiz. Artık Beyoğlu her alanda dayanışma çağrısı yaptığı gibi, kültürel miras alanında da bir dayanışma çağrısı yaptı. Burada elimizde bir tecrübe var, bir denenmişlik var. Beyoğlu’nun da korunacak ve gelecek nesillere aktarılacak çok sayıda tarihi ve kültürel mirası var. Sayın Başkan’ımızla birlikte buraları gezdik ve birlikte çalışma önerimizi ilettik. İstanbul adına, Beyoğlu adına, tarihi ve kültürel mirasın adına bugün bu protokolü imzalıyoruz. Ben Beyoğlu adına, İstanbul adına çok mutluyum. Beyoğlu’nu yüzlerce yıl daha aynı görkemiyle yaşayacağına olan güvenimle hepinize teşekkür ediyorum.”
“İBB Miras, İstanbul’da nasıl bir potansiyel olduğunu gösterdi”
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise şöyle konuştu:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başladığımızda, otopark yapan, yol yapan ekip aynı zamanda kültürel miras restore ediyordu. Bu kamuoyunun çok net bildiği kültürel miras katliamlarının ve tahriplerinin ana sebebi. Uzmanlaşmış bir birimi bile olmayan bir İstanbul’dan bahsediyoruz. Önümüzde bir hedef vardı, biz o dönemde, bir proje müdürlüğü ve en düşük bütçeli daire başkanlığı olan Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı ile beraber göreve başlayınca önümüze net bir hedef koyduk. Hedef şuydu; İBB’nin elindeki tarihi alanları hem restore etmek hem denetlemek… İBB, İBB Miras’la birlikte 4,5 yıldır boş bırakılan bir alanın emekle, azimle, özveriyle çalışıldığında nasıl bir potansiyeli olduğunu gösterdi. İstanbul’da nasıl potansiyeller olduğunu gösterdi. Kültürden sosyal yaşama, katılım hakkından bir dizi konuya kadar aslında elimizde nelerin olup da değerlendirilemediğini gösterdi.
” Türkiye’de kültürel miras yönetimi çökmüştür”
“Elimizde acil müdahale bekleyen yapı stoğu Beyoğlu’nda 6 bin. Önümüzde olağanüstü bir hamle var. Beyoğlu piyasa değeri oluşmuş bir yer olduğu için mülk sahiplerinin doğallığında, binalarını dönüştürebilmeleri ve restore etmelerinin çok makul olacağı bir yer. Nasıl oluyor da bukadar değerli olan bir mülk alanı bile metruklaşabiliyor? Nasıl olur da sokak aralarında bile kırık dökük, çökmeyi bekleyen binalar oluyor? Bu gerçek bir sorun. Türkiye’de kültürel miras yönetimi çökmüştür arkadaşlar. İBB Miras bu çöküşün aynası olarak sorumlulara bir şey gösteriyor. Bunu böyle yönetmeye devam edersek olmaz. Koruma Kurulları danışmanlık yapmazsa olmaz. Zorlaştırıcı mekanizmalarına devam ederse olmaz. Beklediğimiz büyük İstanbul depremi sadece binaları yok etmeyecek, insanları da yok edecek ve biz artık gerçekten medeni ve çağdaş bir toplum olarak önleyici korumanın ne olduğunu önümüze almamız gerekiyor.”
Beyoğlu’nun çok katmanlı mirası, panelde konuşuldu
Metrohan, Miras İşbirliği Protokolü’nün imza gününde “Beyoğlu Kültürel Miras Paneli”ne de ev sahipliği yaptı. İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanı Oktay Özel, İBB Kültür Dairesi Başkanı Tolga Volkan Arslan, BM Habitat Özel Büyükelçisi Selahattin Yıldırım ile Arkeolog ve Editör Nezih Başgelen’in yer aldığı panelde, kentin kültürel çeşitliliğini yüzyıllardır yaşatan ilçenin çok katmanlı kültürel mirasının önemi, bir kez daha kayıt altına alındı.
İBB Miras hakkında
Sürdürülebilir koruma yaklaşımını İstanbul’da ilk kez hayata geçiren, önleyici koruma alanında Türkiye için de örnek teşkil eden İBB Miras, 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı çatısı altında kuruldu. Kentin kültür mirasına yönelik önleyici koruma ve restorasyon faaliyetleri gerçekleştiren oluşum; mimar, mühendis, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör, restorasyon ustası, restorasyon işçisi, fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı gibi alanında uzman kişileri kapsayan bir ekipten oluşuyor. Türkiye’de ve yurt dışında örnek teşkil eden çalışmalara imza atan İBB Miras, bugüne kadar 207 tarihi çeşme, 610 tarihi mezar ve hazire, 19 tarihi türbe, 63 anıt eser, 40 kamusal sanat eseri, 35 müze ve sergi mekanını hak ettiği değere kavuşturarak koruma altına aldı.
]]>İBB Meclisi Temmuz ayı üçüncü oturumu, Meclis 1. Başkanvekili Nuri Aslan başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında gerçekleştirildi.
Toplu Ulaşım Hizmetleri Şube Müdürlüğünün meclise gönderdiği yazı üzerine İstanbulkart Yönetmeliği öğrenci tanımının değiştirilmesi talep edildi.
Raporda, 30 yaşından gün almış öğrencilere UKOME kararı ile belirlenen Tam İstanbulkart, Aylık Tam Mavi Kart ve Tam Aktarma bedellerinin yüzde 10 oranı kadar indirim uygulanacağı belirtildi.
Hukuk Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun müşterek raporunda Öğrenci İstanbulkart tanımında yapılan değişiklikle ilgili şu ifadelere yer verildi:
“Öğrenci İstanbulkart tanımı, Milli Savunma Üniversitesi, Yüksek Öğretim Kurumu Kanunu kapsamında eğitim gören ve YÖKSİS kaydı doğrulanan öğrenciler ile Milli Eğitim Temel Kanunu, Özel Öğretim Kurumları Kanunu, Çıraklık Eğitim Kanunu ve diğer kanunlar kapsamında eğitim gören ve kaydı elektronik sistem üzerinden doğrulanan kişilere verilen kişiselleştirilmiş İstanbulkartı’nı ifade eder. Lise öğrenimini bitirdiği halde üniversite sınavına girip herhangi bir üniversiteye yerleşmeye hak kazanamayan ya da tercih yapamayan kişiler 1 yıl süre ile öğrenci sayılır. 30 yaşından gün almış öğrencilere ise UKOME kararı ile belirlenen Tam İstanbulkart, Aylık Tam Mavi Kart ve Tam Aktarma bedellerinin yüzde 10 oranı kadar indirim uygulanır.”
AK Partili Hukuk Komisyonu üyesi teklifin anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğunu ve tüm öğrencilerin aynı haktan yararlanması gerektiğini belirterek, kararı yanlış bulduklarını dile getirdi.
CHP Grup Sözcüsü Gencay Özcan ise İstanbul’da 2019’dan sonra 30 yaş üstü öğrenci indirimli kartı kullanan kişi sayısının 122 binden 270 bine yükseldiğini aktararak, bunun hayatın olağan akışına ters olduğunu dile getirdi.
Bu sebeple İBB’nin zarara uğradığını savunan Özcan, önlem alınmaması durumunda yüksek zamları konuşmak zorunda kalabileceklerini kaydetti.
AK Parti Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz da karara tepki göstererek, “İBB’ye göre öğrenmenin yaşı 30 yaş. Bunun elle tutulur bir tarafı yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesini 5 yıl boyunca popülist uygulamalarıyla gördük. Halk Ekmek ve öğrenci yurdu zamlarında da bunu gördük. Genel Sekreterinizin ifadesiyle ancak sıfırı tüketmiş bir belediye böyle yapabilir.” diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından teklif oy çokluğu ile kabul edildi.
İstihdam Ofisi’ne başvuran işsizlere 3 ay süreyle indirim
Öte yandan İBB’ye ait Bölgesel İstihdam Ofislerine (BİO) başvuruda bulunanların iş görüşmelerine gidebilmeleri için 3 ay süreyle günde 4 seferlik ücretsiz toplu ulaşım desteği teklifi de mecliste görüşüldü.
Meclise sunulan Hukuk Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun müşterek raporunda teklifle ilgili şu ifadeler yer aldı:
“BİO’lara iş görüşmesine gelen, ücretsiz İstanbulkart’a sahip olmayan, herhangi bir işte çalışmadığını SGK e-devlet kaydıyla belgeleyenlere, yılda bir defaya mahsus olmak üzere, İstanbulkart Mobil Uygulaması üzerinden QR özelliğini de kullanılabilecek, her görüşmede 1 aylık en fazla 3 ay süreyle aylık 32, toplamda 96 geçişlik (günde 4 geçişle sınırlı olmak üzere) ücretsiz toplu ulaşım geçiş imkanı sağlanması. Uygulamanın Hayat Boyu Öğrenme Şube Müdürlüğü kontrolünde yürütülmesi, BELBİM AŞ tarafından BİO sistem altyapısı ile web servis entegrasyonu sağlanarak her ay hazırlanacak raporla (geçiş bedelleri otoritelere kullanılan kontör başına İstanbul genelinde her ay dinamik olarak hesaplanan öğrenci abonman kat sayısı üzerinden hesaplanacaktır) Toplu Ulaşım Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından ödenmesi teklif edilmektedir.”
Teklif, mecliste oy birliği ile kabul edildi.
]]>Beşiktaş’ta uygulanan ve öğrencilere ücretsiz beslenme imkanı sunan Öğrenci Ye projesi Beyoğlu’nda hayata geçiriliyor. Projenin Beyoğlu’nda da uygulanması için Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat arasında Beyoğlu Belediyesi Başkanlık Binası’nda (6. Daire) düzenlenen törenle protokol imzalandı. Bu uygulama ile Beyoğlu’nda okuyan veya ikamet eden üniversite öğrencileri, anlaşmalı restoranlardan ücretsiz olarak beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilecekler.
“Hayırsever esnafımızla öğrencilerimizi buluşturacağımız dayanışmacı bir proje olacak”
İmza töreninde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Dayanışma Beyoğlu’nda tüm mahallelerde, tüm sokaklarda, esnafıyla, hemşehri grubuyla, belediyesiyle kök salsın diye çalışmaya devam ediyoruz. İstanbul şartlarında öğrenci olmak çok zor. Bunu yıllar önce Beşiktaş Belediye Başkanımız dile getirmişti. Öğrenci Ye’yi kendi projesi olarak hayata sundu ve Beşiktaş’ta öğrenciler büyük bir maliyetten kurtuldular. İstanbul’da yurt bulamayan öğrencilerin okumak için gelemediği İstanbul’da, uygun fiyatlı yurt bulamadığı için gelemediği İstanbul’a okumaya gelemeyen binlerce öğrenci varken, belediyelerinde bu duruma duyarsız kalması tabi ki doğru değildi. Bu projeyi hayata geçiren Beşiktaş Belediye Başkanımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bizde Beyoğlu’nda bu projenin altyapısını hazırlayalım Beşiktaş Belediyesi’nin deneyiminden faydalanalım, aynı altyapıyı Beyoğlu’nda da oluşturalım arayışıyla sayın başkanımızın kapısını çaldık. İstanbul şartlarında bir öğün yemeğin hangi maliyette olduğunu, öğrenci bütçesiyle bugün dışarda bir yemek yenemeyeceğinin görüldüğü İstanbul’da bu projeyi çok önemsiyoruz. Beyoğlu’ndaki hayırsever esnafımızla öğrencilerimizi buluşturacağımız dayanışmacı bir proje olacak. Ben ‘Öğrenci Ye’ projemizin Beyoğlu’nda üniversitede okuyan öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“Birbirimizden feyz aldığımız işleri hep beraber yapacağız”
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise, “Bizler göreve gelirken hepimiz bulunduğumuz yerleri katılımcı, şeffaf, hesap verebilir bir anlayışla yöneteceğimize dair sözler verdik. Özellikle karşı karşıya kaldığımız pandemi süreci ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi daha da derinleştirdi. ve dezavantajlı grupların artmasına neden oldu. Biz bu soruna nasıl çözebiliriz dedik. Beşiktaş gibi 2 kıtanın birleştiği 3 tane sarayın, 9 üniversitenin olduğu bir yerde yerel yönetim olarak görev alanımızın içerisinde olsun ya da olmasın bu konuya duyarsız davranamayız. Hızlıca paydaşlarımızı ve sivil toplum kuruluşlarımızı bir araya getirdik. Hepiniz kendi bünyemizdeki işletmelerinizde en az 10 öğrenci olmak üzere kontenjan ayırın. ve bu sorunu hep beraber göğüsleyelim. Bir uygulama hayata geçirerek adını ‘Öğrenci Ye’ olarak belirledik. Sistemi ilk hayata geçirdiğimizde 500 öğrencinin ihtiyacını karşılayabiliyorduk. Şu anda ise 2 bin 500 öğrencimizin her gün yeme içme ihtiyacını karşılayabiliyoruz. Bu anlamda bu projeyi çok önemsiyoruz. Beyoğlu’nda da önemli sayıda üniversite var. Dolayısıyla ortaklaştığımız sadece bu proje olmayacak. Başkanımızın ‘Emekli Evi’ projesine de talibiz. Birbirimizden feyz aldığımız işleri hep beraber yapacağız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen 14’üncü defa organize edilen Gönüllü Turizm Elçileri Projesi kapsamında 400 elçi, 6 süpervisör ve 1 koordinatör göreve başladı. Projenin tanıtım toplantısına İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in yanı sıra birçok genç katıldı.
“Bu projeye yaklaşık 1200 gencimiz müracaat etti”
Programda konuşan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, “Görev yaptığınız süre içerisinde göreceksiniz ki burada çok farklı anılar biriktireceksiniz. Hem pratik yapmış olacaksınız hem de farklı kültürden insanlarla tanışmış olacaksınız. Bu projeye yaklaşık 1200 gencimiz müracaat etti. Şu anda içlerinden seçilerek 400’e yakın gencimiz bir ekip oldu. Bu kardeşlerimiz 6 bölgede Sultanahmet, Ayasofya, Divan Yolu, Gülhane ve Beyazıt Bölgesinde faaliyet gösterecekler. 10 dilde danışmanlık hizmeti verecekler. 2 ay sürecek olan bu proje kapsamında bizim edindiğimiz tecrübe yaklaşık 650 bin turiste birebir dokunmuş olacak. İstanbul dünya turizminin en önemli destinasyonundan bir tanesidir” dedi.
“Bu yetişen neslin bu topluma katkı vereceği inancımı da ifade ediyorum”
Programa katılan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, “Turizmle ilgili birçok olumsuzluğun yaşanma tahammüllerinin olduğu, bir takım tatsız olayların olduğu dönemde bu gençlerin pırıl pırıl yaklaşımıyla destek verecek olması da bizi heyecanlandırıyor. İstanbul turizmi açısından da umutlandırıyor. Bu yetişen neslin bu topluma katkı vereceği inancımı da ifade ediyorum. Başkanım 125 liradan kapıyı açtı. Bizde dedik ki belediye kadar katkı verelim 250’ye getirsek uygun olur mu?” şeklinde konuştu.
“2023’te İstanbul’a gelen turist sayısı 17 milyon 370 bin 3 kişi”
2023 yılında İstanbul’a gelen turist sayısını açıklayan İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, “Sevgili gençler 2023’te İstanbul’a gelen turist sayısı 17 milyon 370 bin 3 kişi. İlk 5 ayda İstanbul’a gelen turist sayısı 6 milyon 902 bin her sene bir önceki yıla göre yüzde 10 – 15 civarında İstanbul’a gelen turist sayısı artıyor. İstanbul’a gelen turist sayısı dünyanın 200 ülkesinden gelen oluyor. İstanbul dünyada beşinci, Avrupa’da dördüncü sırada” ifadelerini kullandı.
“Kendimi yurt dışına çıkmış gibi hissediyorum”
Elçi Egemen Gögen, “Ben İngilizce konuşuyorum ama farklı dillerde konuşan arkadaşlar da var. Elimizden geldiği kadar kendi kültürümüzü tanıtmaya devam ediyoruz. Ben kendimi yurt dışına çıkmış gibi hissediyorum” dedi.
“Bunu gönüllü esaslı olarak yapıyoruz”
Gönüllü lise öğrencisi Ece Melek Tarhan, “Sultanahmet, Beyazıt gibi turistik yerlerde turistlere yardımcı oluyoruz. Bunu gönüllü esaslı olarak yapıyoruz. Gönüllü olarak yapabileceğimiz en etkili projelerden biri. Turistlerle konuşmamızın bize akademik olarak manevi olarak da fark ediyor. Pratik yaparak İngilizcemi de geliştiriyoruz. Bizim için yararlı oluyor” şeklinde konuştu.
Öğrenci Hilal Aras, “Lise son sınıfa geçtim, YKS’ye gireceğim. Bu projede de ilk senem. Projeye katılmak için heyecanlıydım. Burada olmaktan çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
Lise son sınıf öğrencisi Zeynep Sinem, “12’inci sınıfa geçtim. Projeye ilk katılışım. Bizim için harika bir ortam sunulmuş. Hem dilimizi geliştirebiliyoruz hem de yabancı insanlarla iletişim kurup yeni insanlar ile tanışabiliyoruz” diye konuştu. 40 gün boyunca gönüllü elçilik yapacak öğrencilere günlük 300 lira harçlık verilecek. – İSTANBUL
]]>Harun ŞAHBAZOĞLU/ ‘İstanbul İtfaiyesi Yeni Araç Hizmete Alım Töreni’nde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’un özellikle depremle mücadelede ve afet anına hazırlıkla ilgili sorumluluklarından ötürü personel alımına en çok ihtiyaç duyulan, ilgili alan ve en kritik alan İstanbul İtfaiyesi’dir” dedi. İmamoğlu konuşmasının devamında, “Şehircilik Bakanlığı’nda, 2 bin 300 kişinin bizim kurumumuza katılmasının engellenmesinin altında yatan anlamsız, mesnetsiz, komik, trajik durumun sebebi nedir? Bir önceki Bakana, ondan önceki Bakana, şimdi de yeni dönemi hayırlı olsun, Sayın Kurum’a bunu defalarca ilettim. Anlamı nedir? Yani devletimizin bir kurumuna 2 bin 300 kişilik itfaiye eri katılımını engellemenin anlamı nedir” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Yenikapı’da İstanbul İtfaiyesi Yeni Araç Hizmete Alım Töreni’ne katıldı. Törende İstanbul İtfaiye Dairesi Başkanı Remzi Albayrak ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de yer aldı. İmamoğlu, programdaki konuşmasında itfaiyeye dair personel ihtiyacına vurgu yaptı, filoya katılan 134 yeni aracı tanıttı. İmamoğlu, konuşmasının bir bölümünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a, yeni dönemine yönelik hayırlı olsun dileği iletti. İstanbul İtfaiyesi’nde hizmete alınan yeni araçlarla kuruma ait araç sayısının 970’e ulaştığı ve filo araç yaşı ortalamasının 16’dan 12’ye düşürüldüğü aktarıldı. İmamoğlu, konuşması sonrasında beraberindekilerle, geçiş yapan itfaiye araçlarını selamladıktan sonra alandan ayrıldı.
“2300 KİŞİLİK PERSONEL ALIM SÜRECİ ENGELLENMEKTEDİR”
İmamoğlu, “İstanbul’un özellikle depremle mücadelede ve afet anına hazırlıkla ilgili sorumluluklarından ötürü personel alımına en çok ihtiyaç duyulan, ilgili alan ve en kritik alan İstanbul İtfaiyesi’dir. Biz uzun zamandır bu konuda takipte olduğumuzu ve bu takibi yaparken de şahitliği vardır, buradan kulaklarını çınlatalım. İstanbul Valimiz iken böyle bir ihtiyacın ihmal edilmemesi gerektiğini şimdiki İçişleri Bakanı Sayın Yerlikaya’yla birlikte konuşarak böyle bir alımın İstanbul için elzem olduğunun altını çizerek karar vermiş ve akabinde İstanbul İtfaiyesi’ne eleman alımını, personel alımını başlatmaya dönük izin istemiştik. Çok sınırlı sayıda bir izin gelmiştir. Tam 2 bin 300 kişilik personel alımı süreci yıllardır diyebileceğim seviyede ne yazık ki engellenmektedir” ifadelerini kullandı.
“İMAMOĞLU’NDAN KURUM’A HAYIRLI OLSUN MESAJI”
İmamoğlu, “Tam anlamıyla afet anında müdahaleye acil durumlardaki müdahaleye koşan itfaiyeci dostlarımızın eleman alımı sürecinin başladığı an itibariyle o müdahaleye koşacak sürecin tamamlanması neredeyse iki-iki buçuk yıl sürüyor. Yani bu kuruma insan yetiştirmek öyle kolay bir iş değil. Dolayısıyla yıllardır ve aylardır bu dosyanın, Şehircilik Bakanlığı’nda, 2 bin 300 kişinin bizim kurumumuza katılmasının engellenmesinin altında yatan anlamsız, mesnetsiz, komik, trajik durumun sebebi nedir? Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü dahil, ben dahi bunu telefonla söyledim. Bir önceki bakana, ondan önceki bakana şimdi de yeni dönemi hayırlı olsun. Sayın Kurum’a, bunu defalarca ilettim. Anlamı nedir? Yani devletimizin bir kurumuna 2 bin üç yüz kişilik itfaiye eri katılımını engellemenin anlamı nedir?” şeklinde konuştu.
“2300 İTFAİYE ERİNİN ALINAMASI MESELESİNİ ŞİKAYET EDİYORUM”
İmamoğlu, “Milletimize 16 milyon insanımıza hatta her yöresinde afet olduğunda oraya koştuğunu bildikleri için 86 milyon yurttaşımıza bu 2 bin 300 kişilik itfaiye erinin alınmaması meselesini şikayet ediyorum. Buradan şikayet ediyorum, bunun altına imza atmayan kim var ise” İfadelerini kullandı.
“İTFAİYE GRUBUNUN BİR MESLEK GRUBU HALİNE GELMESİNİ UYARI OLARAK İLETİYORUM”
İmamoğlu, “Başta söyledim, itfaiye erleri, itfaiye çalışanları, itfaiye grubunun bir meslek grubu haline gelmesi konusundaki uyarılarımızın yazılarımızın da dikkate alınarak bu mesleği yapanların haklarının teslim edilmesini de yine buradan uyarı olarak iletiyorum” dedi.
“800 MİLYON LİRA MALİYETLE ALDIĞIMIZ 134 ARAÇLA EKİBİMİZİN 970 ARACA ULAŞTIĞINI BELİRTMEK İSTERİM”
Filo ve yeni araçlar ile ilgili bilgi veren İmamoğlu, “İnsan kadar aynı zamanda filoya da ihtiyaç var. Bu anlamda, İstanbul İtfaiye’mizin envanterine yeni eklediğimiz araçların hizmete alım töreninde bir aradayız. İstanbul 134 yeni araç kazandırmış olduk. Aldığımız araçlar arasında itfaiye ilk müdahale araçları, ambulans, su ikmal araçları, merdiven araçları itfaiye hizmet araçları yer alıyor. 800 milyon liraya varan maliyetle aldığımız bu 134 araçla birlikte ekibimizin 970 araca ulaştığını, teşkilatımızın araç sayısını da yüzde 16 oranında katkı sağladığımızı belirtmek isterim. Böylece araç filomuzun yaş ortalaması da 16’dan 12’ye düşmüştür” diye konuştu.
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi Temmuz Ayı Olağan Toplantısı’nın ikinci birleşimi, Meclis İkinci Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında İBB Başkanlık binasında gerçekleştirildi. Meclis toplantısında, AK Parti Esenyurt Meclis üyesi Harika Öztürk, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’daki mülteci sayılarıyla ilgili verdiği bilgilerin yanlış olduğunu belirterek bu konuda bir soru önergesi sundu. Önerge mecliste oy çoğunluğuyla reddedildi. Bunun üzerine AK Parti Pendik Meclis Üyesi Murat Türkyılmaz, “Bir Belediye Başkanı’nın toplumla paylaşmış olduğu verileri, bilgileri sıhhatli ve doğru paylaşması kendisinden beklenir. Sonuç olarak Almanya’da açıklamış olduğu istatistiki bilgilerin hangi kriterler üzerinden belirlendiği toplum tarafından merak edilmektedir” ifadelerini kullandı. Murat Türkyılmaz’ın bu ifadeler ile sunmuş olduğu yeni önerge meclis üyeleri tarafından oy birliğiyle kabul edildi.
“Mültecilere dair gerçek dışı rakamları ortaya atması bir çelişkidir”
AK Parti Esenyurt Meclis üyesi Harika Öztürk sunduğu soru önergesinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Almanya’nın Düsseldorf kentinde mültecilerle ilgili verdiği sayıların doğruluğu yansıtmadığını belirtti. Öztürk, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 20 Haziran 2024 tarihinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde bir toplantıda, ‘İstanbul’da 2 milyon 500 bin mülteci bulunduğunu beyan etmiş 16 milyon resmi nüfusun neredeyse yüzde 17’si, 18’si demek. Böyle bir artış olamaz, doğru değil. Mülteciye de İstanbulluya da haksızlık’ demiştir. İBB Başkanı’nın İstanbul nüfusunu resmi rakamlara göre açıklarken mültecilere dair gerçek dışı rakamları ortaya atması bir çelişkidir. Zira 2022 yılında da bir konuşmasında İSKİ’nin su tüketim verilerine göre 19 milyon 300 bin kişinin yaşadığını belirtmiştir. O tarihte sözüm ona 2 buçuk milyon mülteciyi 19 milyonun yani gayri resmi sayının içinde sayarken bugün ise 16 milyon resmi nüfusun içinde hesap etmektedir hatta oran vermektedir. Ayrıca yine daha sonra İBB Başkanı Ankara’da bir canlı yayında İSKİ’nin su tüketim verilerine dayandırdığı 2 buçuk milyon mülteci sayısı açıklamasını yinelemiştir. Buna karşılık 21 Haziran 2024 tarihli İçişleri Bakanlığımızın yaptığı açıklama şu şekildedir. Göç idaresi başkanlığımızın resmi rakamlarına göre bugün itibariyle İstanbul’da 530 bin 612 geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler, 3 bin 250 uluslararası koruma kapsamındaki yabancılar, 553 bin 153 ikamet izniyle kalan yabancılar olmak üzere toplam 1 milyon 87 bin 17 yabancı bulunmaktadır” dedi.
“10 milyon mülteci buralarda olmazdı”
CHP Bahçelievler Meclis Üyesi Gencay Özcan söz alarak, “Sayıları tam olarak tespit edilemeyen ama İstanbul’daki bütün yerel yöneticilerin gerçeği bildiği verilen sayıların çok üzerinde mülteciye İstanbul’daki hem ilçe belediyeleri hem de büyükşehir belediyesinin hizmet ettiği çok açık ortada. Bu soruyu soran arkadaşımız AK Partili Belediye Başkanlarıyla konuşsa bu soruyu sormazdı. Şunu söyleyebiliriz, arkadaşlarımız Ekrem Başkan’ın yurt dışına çıkışından rahatsız oldukları kadar mültecilerin bu kadar kontrolsüz gelmesinden rahatsız olsaydı ve sınırları yeterince korusaydı milyonlarca belki de bugün 10 milyon mülteci buralarda olmazdı” ifadelerini kullandı.
“Bir Belediye Başkanı’nın toplumla paylaşmış olduğu verileri, sıhhatli ve doğru paylaşması beklenir”
Bunun üzerine AK Parti Pendik Meclis Üyesi Murat Türkyılmaz, “Bir Belediye Başkanı’nın toplumla paylaşmış olduğu verileri bilgileri sıhhatli ve doğru paylaşması kendisinden beklenir. Sonuç olarak Almanya’da açıklamış olduğu istatistiki bilgilerin hangi kriterler üzerinden belirlendiği toplum tarafından merak edilmektedir. Geçmiş dönemde CHP’nin siyasi içerikli birçok soru önergesi olmuştur. Bizler nezaketen soru önergesinin başkanlık makamına iletilmesi konusunda yapıcı bir siyaset izledik. Bugün CHP’nin bu tutumunun CHP’nin son zamanlarda değişmiş olduğunun ama hala izlerini taşıdığını da üzülerek gördüğümüz vesayetçi otoriter tavrından kaynaklandığını da ifade etmek isterim. Bir soru önergesinin başkanlık makamına sorulmasına dahi tahammül edemiyor arkadaşlar” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Mehmet ALA/ İSTANBUL, İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Sancaktepe Belediyesi’nin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı. Burada konuşan İmamoğlu, “Vatandaşa hizmetin kutsallığı hiçbir şeyle değişmez, değişilmez. Geçtiğimiz dönem İstanbul’un 39 ilçesine de aynı desteği sunduk. Şimdi de aynı gayret içerisindeyiz. 13 belediye başkanı başka siyasi partiden, hiç umursamam. Hizmeti eşit vermek adına her türlü imkanı seferber ederim.” dedi.
Sancaktepe Belediyesi “Yeni döneme yeni yatırımlar” sloganıyla hayata geçireceği 20 proje için Toplu Temel Atma Töreni düzenledi. Temel atma törenine, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Pınar Akın Okakın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, çeşitli siyasi parti temsilcileri, belediye çalışanları ve vatandaşlar katıldı.Proje kapsamında, 1 spor salonu, 1 kütüphane, 5 kreş, 3 mahalle evi, 1 muhtarlık binası, 6 park, 2 Sağlık Ocağı ile 1 semt polikliniğinin temeli atıldı.
“100 GÜNDE 20 PROJENİN HAZIRLIĞINI TAMAMLADIK”
Törende konuşan Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, “3 Nisan itibariyle göreve geldik ve bu 100 günde gece gündüz Sancaktepe için mücadele ettik. Çalışıyoruz emek veriyoruz. Tabi bu sadece 100 günlük bir mücadele değildi. Beni birçoğunuz çok yakıdan tanıyorsunuz. Yılların mücadelesini vererek biz bu günlere geldik. Aslında bütün hazırlığımızı geçmişten bugüne yapmıştık ve bu 100 günlük görev süresi içinde, iki bayram yaşadık, uzun süre tatiller oldu. Biz gece gündüz ‘Sancaktepe’de neler yapabiliriz?’ diye çalışma arkadaşlarımızla, başkan yardımcılarımızla ve birim müdürlerimizle çalıştık. Sancaktepe’de 20 yeni projenin 100 gün içerisinde hazırlığını, finansman ve arazi sorunlarının çözülmesini tamamladık” dedi.
“İSTANBUL’UN 39 İLÇESİNE AYNI HİZMETİ SUNDUK”
Törende konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu ise, “Belediye başkanı olmak bir makam sahibi olmak değildir. Yüce bir görev ve yüce bir sorumluluk sahibi olmak demektir. Makamına değil görevine ve sorumluluklarına odaklanan herkesle bu kardeşiniz uyum içerisinde el ele çalışır. Derdi makamı olmasın, vatandaş olsun, sorumlulukları olsun. İnanın vatandaşa hizmetin partisi olmaz. Vatandaşa hizmetin kutsallığı hiçbirşeyle değişmez, değişilmez. Geçtiğimiz dönem İstanbul’un 39 ilçesine de aynı desteği sunduk. Şimdi de aynı gayret içerisindeyiz. 13 belediye başkanı başka siyasi partiden, hiç umursamam. Hizmeti eşit vermek adına her türlü imkanı seferber ederim” ifadelerini kullandı.
“BU KARARLILIKLA YÜRÜYORUZ”
Başkan İmamoğlu, “Vatandaşlarımızın ne yazık ki uygulanan kötü ekonomik politikalarla birlikte ekonomik kriz şartları herkesin belini bükmekte. Evine ekmek götüremeyen vatandaşlarımız, büyük sıkıntı çeken emeklilerimiz, işsiz insanlarımız çok zor durumda.O bakımdan bizler vatandaşlarımızın bu kötü şartlarda bir kısım ihtiyaçlarını karşılayabilmek, kurumlarımızdan ve özellikle sunduğumuz imkanlardan maksimum faydalanmalarını sağlayabilmek adına çok çalışmalıyız. Özellikle kamu kurumlarından israfı söküp atmalıyız. Biz, yapacak çok işimiz olduğu kadar yetişecek enerjiye ve güce sahip olduğumuzu da biliyoruz. Bundan hiçbirinizin kuşkusu olmasın. Çünkü arkamızda sizin desteğiniz, sizin sevginiz ve sizin duanız var. Aklın ve adaletin yolundan hiç şaşmadan hakkın ve halkın rızası için çalışmaya devam edeceğiz. Biz bu kararlılıkla yürüyoruz, bu kararlılıktan vazgeçmeden ne diyeceğiz? Her zaman devam edeceğiz söylemeye, ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Bundan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.Konuşmaların ardından toplu temel atma töreni yapıldı.
]]>
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suçtan kaynaklanan malvarlığın değerlerini aklama, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik yeni bir çalışma gerçekleştirildi. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dün sabah İstanbul merkezli 25 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Yapılan teknik ve fiziki takibin sonunda 134 adrese yapılan baskınlarda, fenomenler Neslim Güngen ve İnanç Güngen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin gözaltına alınmıştı. Bugün operasyona ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı.
Operasyonda, çok sayıda fişek, narkotik madde, yasadışı ilaç, kozmetik ürün, nakit para, sahte uygunluk belge düzenlendiği tespit edilen epilasyon, popo kaldırma, bölgesel zayıflama, selülit cihazı, buhar makinası, sıkılaştırma cihazı, cilt bakım makinası, yağ parçalama vb. medikal cihazlara el konuldu öğrenildi.
Sosyal medya fenomeni olarak bilinen ve ülke genelinde kendilerinin ve franchaiselarının toplam 50 güzellik salonu olan Neslim Güngen ve İnanç Güngen’nin sahte ustalık/kalfalık belgeleri düzenleyerek vasıfları uygun olmayan kişilerin iş yeri açmalarına aracılık ettikleri öğrenildi. Aynı zamanda sahte CE belgeleri düzenleyerek herhangi bir UTS kaydı olmayan, yönetmeliklere aykırı ürettikleri cihazlarla ülke genelinde toplam 44 ayrı Taksirle Yaralama suçuna sebep oldukları, açık kaynaklarda benzer içerikli 746 şikayetin yer aldığı, dolandırıcılık suçundan elde edilen suç gelirini diğer bayilerle yapılan anlaşmalar esnasında muvazaalı taşınır ve taşınmaz devirleri üzerinden aklamaya yönelik eylemlerde bulundukları” belirlendi.
Sahte ustalık kalfalık belgelerini 2 bin TL’ye Ankara’daki sahte belge düzenleyen kişiye hazırlatıp franchaiselarına 20 bin liraya sattıkları, MEB, Halk Eğitim kurumlarla yapılan yazışmada franchaise’ların çoğunun sisteme kayıtlı belgesinin mevcut olmadığı, Ürün takip sistemi Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmada UTS veri tabanına kayıtlı herhangi bir ürünlerinin bulunmadığı, Sahte üretilen CE belgelerinin teknik dosya ve test süreçlerine haiz olmadığı tespit edildi.
Neslim Güngen, franchaiselarından hizmet aldığı esnada sağlığı olumsuz etkilenen müşterilerin şikayeti üzerine, taksirle yaralamadan işlem gören franchaiseların, kendilerine yasadışı makine satışı yapan Gürgen’in aleyhine dolandırıcılık müştekisi oldukları öğrenildi. Herhangi bir özelliği olmayan yumak ipler ile marketten alınan sıradan nemlendirici kremlere N.G. etiketi basılarak kolajen ip tedavisi, gençleştirme ipi vb. adlar altında pazarlama yapıldığı ve müşterilerin bu şekilde dolandırıcılık mağduru edildiği belirlendi. Ayrıca, Franchaise anlaşması yapmak isteyen kişilerden isim hakkı adı altında yüksek meblağda para talebinde bulunulduğu ve ödemelerin banka kanalıyla değil taşınır veya taşınmaz malların bedelsiz devri şeklinde gerçekleştirildiği, İsim hakkı ödemesi olarak bedelsiz devralınan taşınır ve taşınmaz malların suçta işbirliği içerisinde olunan galerici ve emlakçılar üzerinden vergisel suçlara ve suç gelirlerinin aklanmasına ilişkin kriminal faaliyetlere konu edildiği saplandı.
Neslim Güngen ve İnanç Güngen, tarafından yönetilen şirketler arasında gerçeğe aykırı sözde ticari faaliyetlere konu sahte fatura kesildiği, şirketler arasında hesap hareketlerinin toplam hacminin 1.5 Milyar TL olduğu, bu olağan akışa aykırı hareketliliğin suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yönelik olduğu anlaşıldı. – İSTANBUL
]]>Hadican EROL/ İSTANBUL, PARİS’te düzenlenecek olan 2024 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü, 24 sporcusu ile katılacak. Sporcularla bir araya gelen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul iki kıtayı, insanlığı kültürleri, medeniyetleri birleştiren, doğu ve batıyı bir araya getiren, Avrupa’yı taçlandıran bir kent. Bence İstanbul ve Türkiye Avrupa’nın bir parçası ama aynı zamanda İstanbul Avrupa’nın merkezi bir kent olarak olimpiyatla buluştuğunda sadece İstanbul bundan taçlanmayacak, olimpiyat oyunları da İstanbul’da olimpiyatları yaparak taçlanmış olacak.” dedi.
26 Temmuz ile 8 Eylül tarihleri arasında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenecek olan 2024 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na katılacak sporculara ait kota açıklandı. Türkiye’den Yaz Olimpiyat Oyunları’na 100 sporcu, Paralimpik Oyunları’na ise 81 sporcu katılacak. İBB Spor Kulübü Yaz Olimpiyat Oyunları’nda 4 branşta 11 sporcu, Paralimpik Oyunları’nda ise 6 branşta 13 sporcu ile Türkiye’yi temsil edecek. İBB Spor Kulübü böylece Türkiye’den toplam 181 sporcunun katılacağı Paris 2024 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na 24 sporcu ile katılma hakkı kazandı.
“MEVCUT MADALYALARIMIZA YENİLERİNİ EKLEYECEĞİMİZDEN HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Paris 2024 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na katılmaya hak kazanan İBB Spor Kulübü’nün sporcularıyla başkanlık binasında buluştu. Toplantıda ilk sözü alan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Çimen, “Olimpiyat Oyunları, spor dünyasının en köklü ve prestijli organizasyonudur. Bir ülkenin sportif başarısının ve bir sporcunun kariyerine en iyi ayna tutan platformdur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü olarak 2000 yılından bu yana katıldığımız 6 olimpiyatta 4 altın madalya 6 gümüş madalya 8 bronz madalya olmak üzere ülkemize toplamda 18 madalya kazandırdık. Son yapılan 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarına 21 sporcumuz ile katılım başarısını gösterdik ve üç madalya kazandık. Paris 2024 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nda mevcut madalyalarımıza yenilerini ekleyeceğimizden hiç şüpheniz olmasın.” dedi.
“OLİMPİYAT KELİMESİ BİLE TÜYLERİMİZİ DÜKEN DİKEN ETMEYE YETİYOR”
Paris’te İBB ve Türkiye’yi temsil edecek sporcular adına konuşan milli sporcu Merve Dinçel Kavurat ise, “Olimpiyatlara erişmek ise her sporcunun en büyük hayali. Olimpiyat kelimesi bile tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. Hepimiz bu muazzam organizasyonun bir parçası olmak için gecemizi günümüze, gündüzümüze katarak çalıştık. Çekilen onca çileye, yapılan onca fedakarlığa, ailemizden ayrı kaldığımız onca vaktin sonunda güzel bir yola çıkacak ve hepimiz Paris olimpiyatlarını şu an biletinizi aldık ve cebimize koymuş bulunuyoruz. Ama bitti mi hayır, her şey yeni başlıyor. Şimdi daha önemli bir görevimiz var o da ülkemizi gururlandırmak.” diye konuştu.
“SPORU BİLEN SPOR İNSANLARIYLA ADIM ATMAYI KENDİMİZE KARAKTER EDİNDİK”
Paris’te ülkemizi temsil edecek sporculara hitap eden Başkan İmamoğlu, “Açıkçası İstanbul kentinde geleceğe dair baktığında hangi eksik var ise bunun adı atletizm branşında güçlü bir atletizm pisti olabilir ya da bunun adı en güçlü şekliyle su sporları merkezi olabilir ya da buz pisti olabilir daha güçlü kavramlarla hangi konuda hangi eksiği var ise bunu giderme ile ilgili dediğim gibi bilim insanlarıyla, bu sporu bilen spor insanlarıyla adım atmayı kendimize karakter edindik. Bu anlamda uzman spor insanlarıyla birlikte sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin ilk spor master planını hazırlayan kadro oldu. Bu planda ortaya koyduğumuz ihtiyaçlar ve hedefler doğrultusunda yatırımlarımızı hayata geçiriyoruz, rastgele değil bilimin ışığında bunu yapıyoruz.” dedi.
“SIKI BİR OLİMPİYAT İZLEYİCİSİYİM”
İmamoğlu, “Ben bile çocukluğumdan beri, yani olimpiyat deyince tüylerim diken diken olurdu. Sanırım ilk 1976 Montreal’in böyle görüntülerine TRT’den izlemeye başladığımdan itibaren, inanın sıkı bir olimpiyat izleyicisiyim. Dolayısıyla bu 2024 Olimpiyat Oyunları’nın aynı zamanda bizim 100. yılımız yani olimpiyatlara katılımımızın da 100. yıl dönümü. Daha özel bir durum söyleyeyim; Cumhuriyeti ilan eden Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Cumhuriyetin ilanını netleştirmeden olimpik sporlara ilgi gösteren komiteyi kuran ve olimpiyata hazırlık yapan, 1924 olimpiyatlarına katılma ile ilgili insanları faaliyete geçiren muazzam bir bakış açısıyla bizi olağanüstü bir geleceğe hazırlamışlardır.” diye konuştu.
2036 olimpiyatlarının ev sahipliği yolculuğunu hep beraber başarmak istiyoruz
Ekrem İmamoğlu, “Bir başarıyı daha elde etmek istiyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nda çok güzel bir çoklu organizasyon gerçekleştirmenin ilkini, istanbul’da elde ettiğimizin akabinde sağlam bir 2036 olimpiyatlarının ev sahipliği yolculuğunu hep beraber başarmak istiyoruz. Burada belki de sporcularımızın bir kısmı o tarihte de sporun içinde olabilir ama bir kısmı belki o günün yöneticileri olarak olimpiyatı İstanbul’da yaşayacaklar ve yaşatacaklar. İstanbul iki kıtayı birleştiren, insanları birleştiren, insanlığı birleştiren, kültürleri birleştiren, medeniyetleri birleştiren, doğu ve batıyı bir araya getiren, Avrupa’yı taçlandıran bir kent. Bence İstanbul ve Türkiye Avrupa’nın bir parçası ama aynı zamanda İstanbul Avrupa’nın merkezi, dünyanın merkezi noktasında bir kent olarak olimpiyatla buluştuğunda sadece İstanbul bundan taçlanmayacak gururlanmayacak, bence olimpiyat oyunları da İstanbul’da olimpiyatları yaparak taçlanmış olacak.” ifadelerini kullandı.
24 SPORCU İBB VE TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDECEK
Paris 2024 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na İBB Spor Kulübü adına katılmaya hak kazanan sporcuların tam listesi ise şöyle oluştu;
Güreş: Burhan Akbudak, Zeynep Yetgil, Buse Tosun Çavuşoğlu
Taekwondo: Merve Dinçel Kavurat, Nafia Kuş Aydın, Hakan Reçber, Emre Kutalmış Ateşli
Judo: Salih Yıldız, Mihael Zgank, Vedat Albayrak
Badminton: Neslihan Yiğit Arın
Para Judo: Onur Taştan, Ecem Taşın Cavdar, Cahide Eke, Nazan Akın Güneş
Para Okçuluk: Yağmur Şengül, Sadık Savaş, Yavuz Papağan
Para Atletizm: Mikail Al, Rabia Cirit, Abdullah Ilgaz
Para Halter: Nazmiye Muratlı
Para Taekwondo: Mahmut Bozteke
Para Yüzme: Elif İldem
]]>
Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL HAYDARPAŞA Garı’ndaki incelemelerinin ardından konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ” Çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getireceğiz. Bu noktada, hem Haydarpaşa Garı’nda yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarını hem de gar sahasında gün yüzüne çıkan tarihi değerler dünyada bir ilk olacak” dedi.
Tarihi Haydarpaşa Garı ve Arkeoloji Alanı’ndaki çalışmaları inceleyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, basın açıklamasında bulundu. Türkiye ve dünyada bir ilk olacak “Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesiö ndeki son çalışmaları ile ilgili konuşan Bakan Uraloğlu, “Çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getireceğiz. Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesi’nin de, Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen arkeolojik kazıları ise yüzde 90 oranında tamamlandı” dedi.
“ZARAR GÖREN YAPILARI TARİHİ DOKUYU KAYBETMEDEN RESTORE EDİYORUZ”
Bakan Uraloğlu, “Haydarpaşa Gar Binası, cennet mekan, Sultan 2. Abdülhamid’in emriyle 116 yıl önce açıldı. 30 Mayıs 1906’da yapımına başlanarak yaklaşık iki yıl gibi bir sürede inşa edilip 19 Mayıs 1908 ‘de tamamlanmıştır. O günden itibaren de İstanbul’un en muhteşem sembol yapılarından biri haline dönüşmüştür. Sadece İstanbul’un değil elbette, ülkemizin sembol yapılarından birisi haline dönüştü. Ama maalesef 28 Kasım 2010’da çıkan yangından dolayı Haydarpaşa Garı’mızın çatısı çökmüş, dördüncü katı tamamen kullanılmaz hale gelerek yapı büyük zarar görmüştür. Bu üzücü olayın sonrasında ise hızla Devlet Demiryolu Genel Müdürlüğümüz eliyle tarihi dokuya da zarar vermemek adına titizlikle yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarına başladık” diye konuştu
ÇALIŞMALAR 2 ETAP HALİNDE SÜRÜYOR
En çok hasarın garın çatısında meydana geldiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Restorasyon çalışmalarını iki etap halinde sürdürüyoruz. Birinci etapta hasarın en çok olduğu tarihi garın çatı restorasyonuna başladık ve 3 yıl içinde aslına uygun şekilde tamamladık. İki kuleden oluşan çatı binası için 11 adet çelik çatı makasını orijinaline uygun olarak yeniden imal ederek eski haline kavuşturmuş olduk. Zarar gören eski çelik makaslarla, tuğla duvarlar ve çatı ahşap malzemeleri de onararak koruma altına aldık. Bunların kullanılabilir olanını da zaten kullandık, kullanıyoruz. Çatı ahşaplarını yeniledik, ahşap üzerine arduvaz taşları ile özgün formuna uygun çatı kaplamaları yaptık. Kulelerin onarımlarını da gerçekleştirdik. Şimdi müthiş ve benzersiz mimari formuna uygun restorasyon çalışmaları tamamlanan çatı katı, mekanik ve elektrik tesisatı ardından yükseltilmiş döşemenin de yapılmasıyla yeni görünümüne kavuşmuş olacak” İfadelerini kullandı.
“HAYDARPAŞA GARI’MIZI BU YIL İÇİNDE TAMAMEN HAZIR HALE GETİRMİŞ OLACAĞIZ”
Haydarpaşa Garı projesi kapsamında ve parselinde bulunan 5. Plan Nolu yapı inşa çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ulaştırma ve Altyapı Bakanı,”Zeminde yapılan tespit çalışmaları sonucu zemin iyileştirme çalışmalarını tamamladık ve olası bir büyük depreme yönelik yapısal güçlendirme imalatlarını gerçekleştirdik. İstanbul için bu gerçekten önemliydi. Tarihi Haydarpaşa Garı’nın simgesi olan ve yangında motoru ve diğer mekanizmaları zarar gören saatin bakımını yaparak yerine yerleştirdik. Zemin kattaki yolcu bekleme salonunun bezemelerini, vitray camlarını ve çerçevelerini, özgün döşeme kaplamalarını, duvar kaplamalarını, altın varaklı aplikleri, ahşap kapı, pencere, panjur işlerini de bitirdik. Dış cephenin onarımı içinde hassas bir çalışma yürütüyoruz. Korumaya yönelik konservasyon yani sanatsal temizlik devam ediyor. Sadece gar binası restorasyonu için özel açılan taş ocağından temin edilen kumtaşı olarak da bilinen Lefke taşı ile taş imalatlarını özgün bir teknik ile gerçekleştiriyoruz. Gar binasının Kadıköy deniz, Kadıköy kısa ve Kadıköy kule dış cephe imalatları ve aydınlatma çalışmalarını da tamamladık. Haydarpaşa Garı projesi kapsamında ve parselinde bulunan 5. Plan Nolu yapı inşa çalışmaları altyapı ve üstyapı olarak devam ediyor. Binanın beton imalatlarını, şap imalatlarını ve ahşap doğrama imalatlarını tamamladık. İnşallah tüm çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getirmiş olacağız” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE VE DÜNYADA BİR İLK OLACAK ARKEOPARK PROJESİ HAYATA GEÇİYOR
Hayata geçirdikleri arkeopark projesinin Türkiye ve dünyada bir ilk olacağına vurgu yapan Bakan Uraloğlu, “Bildiğiniz üzere Marmaray’ın boğaz geçişinin 2013 yılında açılmasıyla birlikte Haydarpaşa Garı atıl hale geldi. Çünkü daha önceleri Haydarpaşa’ya kadar gelen trenler buradaki liman üzerinden gemilerle taşınarak İstanbul Boğazı’nı geçip, karşı da Sirkeci’ye geçerek yollarına devam ediyorlardı. Marmaray ile artık bu duruma gerek kalmadı ve trenlerimiz İstanbul Boğazı’nı kesintisiz bir şekilde Marmaray ile geçmeye başladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Marmaray projesini hayata geçirirken yaptığımız çalışmalarda özellikle Yenikapı, Sirkeci ve Üsküdar istasyonlarında önemli tarihi buluntularla karşılaştık ve yetkili kurumlara haber vererek iletişime geçtik. İstanbul’un o zamanlarda bilinen tarihi 2 bin 500 yıl iken Yenikapı’daki Marmaray kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkan 8 bin 500 yıllık ayak izlerini tespit ettik. Yine, Bizans İmparatoru Theodosius tarafından yaptırılan dev liman yapısı ve onlarca gemi iskeletiyle çeşitli tarihi buluntular da ortaya çıktı” dedi.
“TARİHİ KALKEDON ŞEHRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN YAPILAR ÇIKTIö
Osmanlı, Roma, erken ve geç Bizans dönemi yapı temellerine rastlandığını belirten Uraloğlu, “Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğümüzün ise Haydarpaşa Garı alanındaki demiryolu altyapısının atıl kalmaması için burada bir bakım alanı oluşturmayı talep etti. Burada başlatılan yapım çalışmalarında da tarihi Kalkedon şehrine ait olduğu düşünülen yapılar çıktı. İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından peron araları ve çevresinde yapılan kazılarda Osmanlı, Roma, erken ve geç Bizans dönemi yapı temellerine rastlandı. Elbette insanlığın ortak mirası bu tarihi kültür değerlerine karşı kayıtsız kalamazdık. Kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların yaygınlığı, tarihi ve kültürel önemi ve alanın önemli demiryolu miras kimliğini göz önüne alarak, arkeolojik buluntulara zarar vermeden ve alanın tarihi kimliğinin korunmasını sağlayacak şekilde hat ve peron yerleşimini revize ettik. Alanın tarihi ve kültürel miras kimliğinin korunması, ortaya çıkarılan arkeolojik kalıntılar ile mevcut tarihi binaların restorasyonu ve bunların sergilenmesini içeren “Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesiöni hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.
“12 BİN ADET SİKKE BULUNDU”
Projenin toplam alanının 475 bin metrekare olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, “400 bin metrekaresi arkeolojik park, 75 bin metrekaresi de demiryolu ve işletme alanları olacak. Şu anda tarihi peronların yeniden yapımlarını tamamladık. Tren garı alanında hat altyapısı, balast, travers işlerini bitirdik. Hat üstyapısı imalatlarına devam ediyoruz. Ray serim işlerini yüzde 35 oranında tamamladık. Atık su ve yağmursuyu drenajı gibi altyapı işlerini yüzde 85 oranında bitirdik. Aydınlatma direklerinin yüzde 70′ ini yerleştirdik, aydınlatma çalışmalarını inşallah yakında tamamlamış olacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen Arkeolojik kazılar da yüzde 90 oranında gerçekleşme sağladık. Koruma ve taşıma işlemleri halen devam ediyor. Kazı çalışmaları esnasında milattan önce 5.- milattan sonra 7. yüzyıllar arasındaki dönemlere ait yaklaşık 12 bin adet sikke ile, heykel, sütun başlıkları cam ve seramik eserler bulundu. Milattan sonra 4-5. yüzyıla kadar uzanan, Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait, liman arkası yapılar olarak tanımlanan dükkanlar, konutlar, sosyal dokunun bir parçası olan kilise ve hamam yapıları olarak tanımlanan yaygın mimari kalıntılar açığa çıkarıldı. Çok büyük sayıda sikke bulunması bu bölgenin ticari bir merkez olduğunu da göstermektedir” dedi.
“YERLİ VE YABANCI TURİSTLER İÇİN ÇEKİM NOKTASI OLACAK”
İstanbul’un tarihine ışık tutan çalışmaların bölgenin tarihi dokusuyla uyum içindeki mimarisi ve alternatif ulaşım olanakları ile yerli ve yabancı turistler için bir çekim noktası haline geleceğini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Bu noktada, hem Haydarpaşa Garı’nda yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarını hem de gar sahasında gün yüzüne çıkan tarihi değerleri dünyada bir ilk olacak. Bu nedenle projemizin hem İstanbul hem de Türkiye için çok önemli bir kazanım olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
]]>
Şişli Belediyesi ile GİRVAK ortaklığında hayata geçirilen Şişli Girişim Vadisi, girişimcilik faaliyetlerine yerel yönetim desteği sağlamak ve yeni projeler üretmek üzerine tasarlandı. İlk etapta Şişli’nin mevcut ekosisteminin ve girişimcilik potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla Şişli Habitat Sanat Merkezi’nde ‘Şişli Girişim Vadisi İhtiyaç Analizi ve Paydaş Beklentileri Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştaya başta Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile GİRVAK Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra olmak üzere yerel yönetim temsilcileri ve girişimciler katıldı.
Çalıştayın açılışında konuşan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Şişli Girişim Vadisi projesini hayata geçirmenin heyecanını yaşadığını belirtti. Projenin önemine değinen Şahan, “Seçim döneminde vaatlerimizde de bahsettiğimiz ve sonrasında da hızlıca uygulamaya geçmek istediğimiz bir sürecin ilk günü bugün. Bizler çok heyecanlıyız. Hep söyledik Şişli sadece kendinden ibaret bir ilçe değil. Şişli İstanbul’un merkezi; gündüz nüfusu 3 buçuk milyon olan bir metropolden bahsediyoruz. Bu metropolün potansiyelinden bahsediyoruz. Şişli Belediyesi olarak özellikle bu masadaki görevimiz, bu moderasyonu sağlamak ve bu kentin sorunlarına, konularına ilişkin yapıcı, inovatif girişimleri teşvik etmek ve kentin sorunlarını kentin girişimci aklıyla beraber çözümüne ilişkin yol haritaları sunmak” diye konuştu.
“Şişli Girişim Vadisi’nin paydaşları çoğalmalı”
Yerel yönetimin moderasyon göreviyle önümüzdeki dönem Şişli Girişim Vadisi’nin Şişli’nin kendi potansiyelinden kaynaklı olarak çok önemsediğine vurgu yapan Şahan, şunları söyledi:
” İstanbul Sanayi Odası’nın ilk 500’e giren şirketinin 56’sı Şişli’de. Borsa İstanbul’da işlem gören 482 şirketin 73’ü Şişli’de. 2022 yılı verisine göre sağlık ihracatının yüzde 63’ünü tek başına gerçekleştiriyor Şişli sınırları içindeki şirketler ve sektörler. Yine Osmanbey ve Nişantaşı, 843 moda ve tekstil tasarım firmasının bulunduğu gerçek bir merkez. Esentepe ve Mecidiyeköy arasındaki bölgede bilişim alanında ‘freelance’ ve ‘homeoffice’ çalışan bin 600’ün üzerinde mühendisten bahsediyoruz. Şişli Girişim Vadisi, kendi potansiyelinin kentin kendi sorunlarıyla konuşabilen bir projeye dönüşmesi amacıyla burada bir aradayız.”
Başkan Şahan, Şişli Girişim Vadisi’nin paydaşlarının çoğalması gerektiğini kaydetti. Şahan, “Burada kendi potansiyellerine, kendi sorunlarına ilişkin çözümler kullanmak için yerel yönetim olarak elimizden geleni yapacağız. Bu anlamda Şişli Girişim Vadisi aslında sadece Şişli için değil, İstanbul için de çok önemli bir proje olacağı düşüncesindeyiz. Buradan konuşacağımız her cümlenin, oluşturacağımız her yeni projenin her çözümün, her yeni girişimin İstanbul’a ışık tutacağını düşünüyoruz. Biz yerel yönetim olarak, önümüzdeki dönem hem sürecin taşıyıcısı hem moderasyonu hem de kolaylaştırıcı aktörü olarak elimizden geleni yapacağız. Bu masalardan beklentimiz çok yüksek” dedi.
Sina Afra: “Şişli Girişim Vadisi benim çok inandığım bir proje”
GİRVAK Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra ise Şişli’nin Türkiye’deki en yoğun ‘start-up’ların, teknoloji şirketlerinin ve merkezlerinin yer aldığı bir ilçe olduğunu; Şişli Belediyesi’nin de bu potansiyele sahip çıktığını ifade etti. Afra, “Zaten buna sahip çıkan bir girişimci kitlesi var ama bence bunu bir adım daha ileriye taşıyıp Şişli Girişim Vadisi adı alında markalaştırıp bunu nasıl destekleyebileceğimizi düşünürsek, bence iki üç sene sonra bunun sonuçlarına biz bile şaşırabiliriz. Girişimcilik Vakfı olarak bu sürece yardımcı olmak istiyoruz. Şişli Girişim Vadisi, bizim ve benim çok inandığım bir proje. Umarım hep beraber çok güzel fikirlerle çok güzel bir yoldan yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Feridun AÇIKGÖZ/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ülkemizde hükümetler olabilir, yerel yönetimler olabilir, kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Hele hele devletimiz bakidir, ebedidir, ezeli olduğu kadar ebedidir. O bakımdan ülkemiz, bayrağımız, devletimiz, milletimiz gibi kutsal kavramlarımız üzerinden baktığımızda geçici olan her unsurun dönemlerinde sanki kalıcıymış gibi yarattığı atmosfere de aldanmamak lazım” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen ‘İstanbul’un gelecek vizyonunda sanayimizin yeri, sorunlar ve çözüm önerileri’ başlıklı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’na katıldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Sanayiciler ve İş insanları hazır bulundu. Toplantıda sanayi odası ve İBB arasında ki işbirlikleri görüşüldü. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun açılış konuşmalarının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.
“GEÇİCİ OLAN HER UNSURUN SANKİ KALICIYMIŞ GİBİ YARATTIĞI ATMOSFERE ALDANMAMAK LAZIM”
‘Türkiye’mizdeki atmosfer kurumları bazen birbirinden uzaklaştırabiliyor’ diyerek sözlerine başlayan Ekrem İmamoğlu, “Bu bizim yoğun çabalarımıza rağmen arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamadığımızı dile getirmek isterim. Şunun da altını çizeyim. İstanbul Sanayi Odası bu konuda gerçekten ilgili ve işin içinde olan, İstanbul’u ilgilendiren hususlara katkı sunma ve içinde olma gayretini gösteren kurumlarımızdan olduğu için de ben buradan teşekkür ederim. Böyle de olmalı, çünkü bu şehir hepimizin, bu ülke hepimizin. Ülkemizde hükümetler olabilir, yerel yönetimler olabilir, kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Hele hele devletimiz bakidir, ebedidir, ezeli olduğu kadar ebedidir. O bakımdan ülkemiz, bayrağımız, devletimiz, milletimiz gibi kutsal kavramlarımız üzerinden baktığımızda geçici olan her unsurun dönemlerinde sanki kalıcıymış gibi yarattığı atmosfere de aldanmamak lazım. Yani biz bu ebedi ezelden gelen ebediyete doğru giden böylesi kutsal emanetlerin iyi yönetilmesi noktasında iş birliğimizi en üst seviyede ortaya koyarak, sürdürülebilir bir ortamı var etme sorumluluğuna da sahibiz” ifadelerini kullandı.
“ÜLKEMİZ ADINA DOĞRU BİR GİDİŞAT DEĞİLDİR”
Tüketilen su miktarı ve diğer verilerle İstanbul’un 20 milyona yakın nüfusu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Böylesi bir kentte yaşıyoruz ve şehir, İstanbul, Marmara’nın bir parçası. ve Marmara Bölgesi’ne baktığımızda da yaklaşık 26-27 milyon civarında resmi nüfusa sahip bir bölgeden bahsediyoruz ve bu bölge aslında Türkiye’mizin neredeyse 10’da 1’i. Yani Türkiye’nin 10’da 1’inde Türkiye’nin üç kişiden birisini yaşatıyoruz. Belki sanayisinin yüzde 50’sine yakınını barındırıyoruz. İşte gayrisafi milli hasıla oranını siz daha iyi biliyorsunuz. Bu rakam yüzde 55-60’lara kadar çıkabiliyor. veya ithalat – ihracatta ne kadar devasa bir orana geldiğini görebiliyoruz. Şimdi bu gerçekten ülkemiz adına doğru bir gidişat değildir. Yani ne stratejik olarak, ne jeopolitik olarak, ne güvenlik açısından baktığınızda sıkıntıları büyük bir olaydır. O bakımdan ben Sayın Başkan’ın ziyaretinde Türkiye’nin iyi bir geleceğe sahip olabilmesi için İstanbul’umuzun 2050’sini konuşuyor ve bunu çok vizyoner bir biçimde tanımlıyor olmamız lazım dedim. Hatta yetmez 2100’ü konuşuyor olmamız lazım dedim” diye konuştu.
“ŞEHRİMİZİN GELECEĞİNİ HEP BİRLİKTE TARTIŞABİLİYOR OLMAMIZ ŞARTTIR”
2050 yılının aslında çok uzak olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Böylesi bir gelecek vizyonunu, planını ortaya koymadığımız takdirde gerçekten çok zor bir dönemin İstanbul’u ve ülkemizi beklediğini hepimizin bilmesi şart. Bakınız; İstanbul’da gerçekten el birliğiyle, aklı, bilimi ve özellikle teknik insanları iyi deneyime sahip insanların uzmanlıklarından faydalanmayı başaramazsak İstanbul’un başına bela olacak ve olabilmesi muhtemel, engellemeye çalıştığımız kötü projelerin bu şehrin gündeminden ve bünyesinden uzaklaştıramazsak, belki de tarihin dönüm noktası olan bu evrede çok kötü alınacak yöneticiler ve insanlar olabiliriz. Bu bağlamda işte adına Kanal İstanbul diyelim, adına başka bir şey diyelim. Bu tür kötülüklerin olmaması için bizim şehrimizin geleceğini hep birlikte tartışabiliyor, konuşabiliyor ve kararlar alabiliyor olmamız şarttır” dedi.
“MESELELERİNİ ÇÖZÜME KAVUŞTURMAKLA YÜKÜMLÜ İNSANLAR OLDUĞUMUZUN FARKINDAYIZ”
İmamoğlu, “Bu bağlamda biz İstanbul’un artık; mega projeler, imar rantları, rezerv alanların imara açılması değil, tam aksine az önce de ifade edildiği gibi İstanbul’daki karbon ayak izi, su ayak izi, İstanbul’un sürdürülebilir bir şehir olması, İstanbul’un dirençli bir şehir olması, İstanbul’un yaşanabilir bir şehir olması, meselelerini çözüme kavuşturmakla yükümlü insanlar olduğumuzun farkındayız ve böyle davranmamız gerekir” diye konuştu.
]]>
RESMİ Gazete’de yayımlanan karara göre, Fahrettin Koca’dan boşalan Sağlık Bakanlığı’na Kemal Memişoğlu ve Mehmet Özhaseki’den boşalan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığa’na Murat Kurum getirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Fahrettin Koca’dan boşalan Sağlık Bakanlığına Kemal Memişoğlu, Mehmet Özhaseki’den boşalan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına Murat Kurum atandı. Atamaların Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 104 üncü ve 106 ncı maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.
‘179 KAYMAKAM VE 107 VALİ YARDIMCILARININ YERİ DEĞİŞTİRİLDİ’
Resmi Gazete’de yayımlanan kararda ayrıca Şereflikoçhisar Kaymakamı Zafer Engin Göç; İdaresi Başkanlığı Daire Başkanlığına, Dulkadir Kaymakamı Fatih Çelikkaya; Strateji Geliştirme Başkanlığı Daire Başkanlığına; Cizre Kaymakamı Nazlı Demir; İller İdaresi Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığına, Teftiş Kurulu Başkanlığı Mülkiye Başmüfettişi Sedat Eliuz; Amasya Valiliği Hukuk Müşavirliğine atandı. Ayrıca karara göre, 179 Kaymakam, 107 Vali Yardımcısı ve 6 hukuk müşavirinin görev yeri değiştirildi.
‘KEMAL MEMİŞOĞLU KİMDİR’
1966 yılında Trabzon’da doğan ve Rize kökenli bir ailenin çocuğu olan Kemal Memişoğlu, tıp eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1990 yılında tamamladı. Genel cerrahi uzmanlığı eğitimini 1995 yılında Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldı. Kariyerinde çeşitli önemli görevler üstlenen Memişoğlu, 1996-1998 yılları arasında SSK Konya Ereğli Hastanesi, PTT Hastanesi ve Bursa Askeri Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak çalıştı. 1999-2000 yıllarında Miami Üniversitesi’nde karaciğer ve gastrointestinal transplantasyon ünitesinde görev yaptı, ardından 2000-2002 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde başasistan olarak görevlendirildi. 2002 yılında PTT Hastanesi’ne başhekim olarak atandı. 2002-2012 yılları arasında İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik yaptı. Daha sonra İstanbul Anadolu Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği’nde Tıbbi Hizmetler Başkanı ve Genel Sekreter olarak görev aldı. 2008 yılında Genel Cerrahi Doçenti, 2016 yılında ise Genel Cerrahi Profesörü unvanlarını alan Memişoğlu, evli ve üç çocuk babasıdır.
‘MURAT KURUM KİMDİR’
Murat Kurum 1976’da Ankara’da doğdu. Selçuk Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden 1999’da mezun olan Kurum, 1999-2005 arasında çeşitli özel kuruluşlarda çalıştı. 2005-2006 arasında TOKİ Ankara Uygulama Daire Başkanlığında uzman olarak görev yapan Kurum, 2006-2009 arasında TOKİ İstanbul Uygulama Daire Başkanlığı Avrupa Yakası Uygulama Şube Müdürlüğü, 2009-2018 arasında ise TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO AŞ Genel Müdürlük görevini yürüttü. Kurum, 2018 yılında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak atandı. 2023’e kadar bakanlık görevini sürdüren Kurum, 14 Mayıs 2023’te gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde 28. Dönem AK Parti İstanbul Milletvekili olarak seçildi. Kurum, 31 Mart Pazar günü yapılan mahalli idareler seçiminde Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı oldu. TBMM Çevre Komisyonu Başkanlığı görevini de yürüten Kurum, evli ve 3 çocuk babası.
‘CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ’DAN TEBRİK PAYLAŞIMI’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına atanan Murat Kurum’u ve Sağlık Bakanlığına atanan Kemal Memişoğlu’nu tebrik etti. Yılmaz, yaptığı paylaşımda, “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına atanan Sayın Murat Kurum’u ve Sağlık Bakanlığına atanan Sayın Kemal Memişoğlu’nu tebrik eder, üstlendikleri görevlerde üstün başarılar dilerim. Aynı kabinede görev yapmaktan onur duyduğum, yol ve dava arkadaşlarımız Sayın Mehmet Özhaseki ve Sayın Fahrettin Koca’ya aziz milletimize hizmetleri için gönülden teşekkür ederim” dedi.
]]>Fatih’in önemli tarihi noktalarından biri olan Yedikule Hisarı’nda yazın gelmesiyle turizm sezonu açıldı. Yeni turizm sezonunun başlaması üzerine Fatih Belediyesi tarafından ‘Turizmciler Buluşması’ düzenledi. Toplantıya katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, İstanbul’un dünyanın en önemli kentlerinden biri olduğunu belirterek, ” Türkiye’nin turizm geliri bugün artık 55 milyar doları geçmiş durumda. Biz de yaptığımız çalışmalarla, stratejilerimizle, sektörümüzle ve iş birliğiyle inşallah 2028’e kadar 100 milyar dolar turizm gelirine ulaşacağızö dedi.
Fatih’in önemli tarihi noktalarından biri olan Yedikule Hisarı’nda yazın gelmesiyle turizm sezonu açıldı. Fatih Belediyesi Yedikule Hisarı’nda ‘Turizmciler Buluşması’ düzenledi. Toplantıya Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, İstanbul Valisi Davut Gül, Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, Yedikule Hisarı Bilim Kurulu Üyesi İhsan Sarı ile kültür ve turizm sektöründen önemli isimler katıldı.
ALPASLAN: 2028’E KADAR 100 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİNE ULAŞACAĞIZ
İstanbul’un en önemli şehirlerden biri olduğunu söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, “Bildiğiniz gibi İstanbul dünyanın en önemli kentlerinden bir tanesi. İstanbul’umuz için gece gündüz çalışarak İstanbul’un kültürel varlıklarını ihyası, dünyanın cazibe merkezlerinden birisi olmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti yeni yüzyıla girdi. Sayın Cumhurbaşkanımız da önümüzdeki yıl her alanda Türkiye yüzyılını yaşatarak dünyanın en önemli ülkelerinden birisi olması, dünyanın lider ülkelerinden birisi olmasına yönelik vizyonuyla çalışmalarını başlattı. Biz de kendi sorumluluk alanımızda kültür sanat alanında, kültür turizm alanında çalışmalarımızı yaparak Türkiye yüzyılını ülkemize hazırlıyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiğimizde Sayın Cumhurbaşkanımız turizmi ülkemizin stratejik sektörü ilan etti. Ülkemiz ekonomisi ve istihdam açısından son derece büyük bir öneme sahip olan turizm sektörü bu anlamda çalışmalarımızı da yürütmekteyiz. Sekizinci Cumhurbaşkanımız rahmetli Turgut Özal’ın turizmi teşvik yasasını çıkarttığı zaman, o vizyonuyla artık milyar dolar olmayan. Türkiye’nin turizm geliri bugün artık 55 milyar doları geçmiş durumda. Biz de yaptığımız çalışmalarla, stratejilerimizle, sektörümüzle iş birliğiyle inşallah 2028’e kadar 100 milyar dolar turizm gelirine ulaşacağız. Bunun da Türkiye için ne kadar anlamlı olduğunu takdir edersiniz. Tabii bu rakama ulaşmak için gece gündüz çalışmak, doğru stratejik adımlar atmak gerekiyor. Ülkemiz her köşesiyle cennet, her köşesiyle kültür ve turizm değerlerine sahip. Biz bu değerleri ürüne dönüştürüp dünyaya da çok iyi tanıtarak 81 ilimizde 12 ay turizm yaparak inşallah bu hedeflere ulaşacağız” dedi.
VALİ GÜL: TOPKAPI SARAYI’NDAKİ EK BİNALARIN RESTORASYONU 1 SENE İÇERİSİNDE TAMAMLANMIŞ OLACAK
İstanbul Valisi Davut Gül, “Sayın Bakanımız, belediye başkanımız ve hocalarımız söyledi. İstanbul bu değerleriyle güzel, bu değerleriyle kıymetli. İnşallah Kültür ve Turizm Bakanlığımızın liderliğinde İstanbul’daki eserlerimizi koruyarak, kollayarak yarınlara ulaştırmak istiyoruz. Çok şey yapıldı, çok şey yapılıyor ama yapılabilecek daha çok şey var; özellikle Suriçi ve Fatih’te. İstanbul demek, Fatih demek. Eserlerin hemen hemen yarısına yakını Fatih’te. Belediyemizle birlikte yadigar projemiz var. Şu an 300 tane projemizin restorasyonunu yapıyoruz. Ama 3 bin tane yapsak ihtiyaç daha ortadan kalkmaz. Belli isteklerimiz var, ideallerimiz var. Bunları her platformdan dile getiriyoruz. Fatih’in özellikle tarihi yarımadanın daha yaşanabilir bir hale gelmesi için ufak dokunuşlara ihtiyaç var. Burada sektörün bizi yönlendirmesi ve tavsiyeleri çok kıymetli. Bakanlığımızın buna liderlik etmesi çok çok önemli. Gelecek 1 yılda birkaç tane önemli gelişme olacak. Bir tanesi restorasyonu devam eden Topkapı Sarayı’ndaki ek binaların restorasyonu inşallah 1 sene içerisinde tamamlanmış olacak. Bu ne demek? Topkapı Sarayı’nda gezilecek alanların yaklaşık 3-4 kat daha artması demek. İkincisi, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarını Fatih’in dışındaki yerlere nakletmek istiyoruz. Bunları da kültür turizmine hizmet edecek, sergi salonları, müzeler başta olmak üzere bu amaçla kullanacağız. Ben bu eseri, bu güzelliği kazandıran belediye başkanımıza destek veren Kültür ve Turizm Bakanımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımıza ve yaşatan sektöre teşekkür ediyor, hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.
TURAN: TURİSTLER KENDİ ELLERİNDEKİ HARİTALARLA BURAYA GELİYOR
Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Bundan 5 yıl önce, bu mekanın önünden geçince kapalı olduğunu ve içeride çok olumsuz şeyler olduğunu gördük. Sağ olsun dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı hem de şu anda da görevde olan Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy Bey ve İl Kültür Müdürümüz Coşkun Bey’den buranın bize tahsis edilmesini istedik. Bu tahsis kolay iş değil. Buranın bize geçici tahsisi yapıldı. Bu işe cesaretle girdik. Bu alan son 3 yıldır farklı, çeşitli kültürel ve sanatsal alanlarda kullanılmaya başlandı. Bizim turizm sektörü bileşenlerine çağrı yapmamıza rağmen turistler kendi ellerindeki haritalarla buraya geliyor. Burada bir ücretlendirme de yaptık. Yeni dönemde burayı daha profesyonel nasıl işletebiliriz, bunu düşünüyoruz. Burada şu an da her ne yapılıyorsa bir taşa bile dokunuluyorsa bunların tamamı koruma kurulu ve bilim kurulunun onayı ile yapılıyor. Çökmek üzere olan surun büyük bir kısmı vardı, ilk müdahalemizi ona yaptık. Şimdi alan netleşmeye başladı. Burada canlı bir restorasyon yapıyoruz” dedi.
SARI: YEDİKULE HİSARI 16 DÖNÜM ARAZİDE BİR YER
Yedikule Hisarı Bilim Kurulu Üyesi İhsan Sarı ise şunları ekledi:
“İçinde bulunduğumuz yapı İstanbul’un çok güzide mekanlarından birisi. 2019 yılından itibaren burada Fatih Belediyesi’ne kısmi devirle restorasyon çalışmaları başlıyor. Aslında bu anıt eserin iki tane kimliği var; hem Bizans Devri hem de Osmanlı Devri; çok özgün detayları burada görme imkanımız var. Yedikule Hisarı 16 dönüm arazide bir yer. İçinde 4 tane Bizans duvarı surları vardı, akabinde 390 yılında yapıldığını bildiğimiz dünyaca ünlü altın kapı dediğimiz bir zafer takı burada var. Son yapılan zafer takı olduğunu biliyoruz. Bölgede restorasyon kapsamlı bir şekilde devam ediyor. 1955 yılında İstanbul’da bir Bizans Kongresi yapılıyor. Akabinde hükümet 1958 yılında 12 sene sürecek bir restorasyona başlayarak anıt eseri her 2 yılda bir restore ederek 1970 yılına kadar restorasyonu tamamlıyor”
]]>
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, hafta sonu spor lisesi mülakatlarına girecek olan öğrencilerle moral ve motivasyon olması amacıyla bir araya geldi. İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan ve AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya’nın da eşlik ettiği etkinlikte konuşan Yıldırım, “Burada çocuklarımızı sınavlara hazırlıyoruz. Dışarıda kurs ücretlerinin pahalı olduğunu söylediler biz de ‘biz kendimiz hocalarla birlikte bu kurslarımızı verelim’ dedik. Spor lisemizin yerini tespit ettik ve yakında onu da yapacağız. Gençlerimizi bundan sonra diğer ilçelerde değil, Ümraniye’deki spor lisesinde yetiştirmiş olacağız” dedi.
Ümraniye’de 9 yıldır alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerle yüzlerce öğrenci, Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulları (BESYO), Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM), Polislik Meslek Yüksek Okulu (PMYO), Spor Lisesi (Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri), Astsubay Eğitim Merkezi’nin (ASEM) mülakatlarına hazırlanıyor. Gençler, Dudullu İmam Hatip Spor Salonu’nda haftanın 5 günü atletizm, hareket eğitimi ve yetenek mülakatlarına katılmak için yıl boyunca parkur eğitimi alıyor.
Hafta sonu gerçekleştirilecek olan mülakat öncesinde Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da öğrencilerle Dudullu İmam Hatip Spor Salonu’nda bir araya geldi. Etkinliğe ayrıca İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, Belediye Başkan Yardımcıları, öğrenciler ve çok sayıda veli katıldı. Ekinliğin açılışında İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan ve AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya da konuşma gerçekleştirdi. Parkur hazırlığı ile yıl boyunca sınavlara hazırlanan öğrenciler ise hazırlık performanslarını bu kez buluşma etkinliğinde sergiledi.
ÖZEL KURSLAR YERİNE BELEDİYE KURSLARI TERCİH EDİLİYOR
Buluşma etkinliğinde konuşan Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, yıl boyu yapılan çalışmalardan bilgiler verdi. Yıldırım, “Ümraniye’de yine bir etkinlikteyiz. Spor salonumuzda gençlerimizi spor okuluna, spor lisesine hazırlıyoruz. Dışarıda kurs ücretlerinin pahalı olduğunu söylediler biz de ‘biz kendimiz hocalarla birlikte bu kurslarımızı verelim’ dedik. Dışarıda 20 bin lira olan kursları biz burada 350 lira gibi çok cüzi rakamlarla veriyoruz ve çocuklarımızı yetiştiriyoruz. İnşallah gençlerimiz çevik, dinamik ve sporcu olarak sınavlarını kazanacaklar” diye konuştu.
“GENÇLERİMİZİ BUNDAN SONRA ÜMRANİYE’DEKİ SPOR LİSESİNDE YETİŞTİRMİŞ OLACAĞIZ”
Yıldırım Ümraniye’de bir spor lisesi eksiği olduğunu ve bunun için çalışmalara başlayacaklarını ise şöyle müjdeledi:
“Ümraniye’de bir eksiğimiz var. Spor lisemiz yok. Onun da yerini tespit ettik ve yakında yapacağız. Gençlerimizi bundan sonra diğer ilçelerde değil, Ümraniye’deki spor lisesinde yetiştirmiş olacağız. Ümraniye’de dokunmadığımız çocuğumuz yok. Sporla meşgul olan 60 bin çocuğumuz var bunu yüz binlere çıkaracağız. Yeter ki spor yapsınlar, müzikle meşgul olsunlar veya herhangi bir sanat dalıyla meşgul olsunlar bu kendileri için önemli bir farkındalık.”
AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan da yaptığı konuşmasında sınavlara hazırlanan öğrencilere seslendi. Ercan, “Sizler bizlerin geleceği, umudusunuz. Bu güzel kurslarımızla birlikte sizler başarıları ülkemize en güzel şekilde getireceksiniz” ifadelerini kullandı.
AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya ise “Sporu ve sporcuyu seven, sporcuların önünü açan ve imkan sağlayan Belediye Başkanımız sayesinde Ümraniye, İstanbul’da sporun ve sporcunun adeta başkenti” dedi.
“HOCALARIMIZ BİZİM İÇİN ÇOK YOĞUN ÇALIŞIYOR”
Ümraniye Belediyesi’nde 9 yıldır akademi kurslarını gerçekleştiren spor öğretmeni Funda Kartal da İstanbul’da yaklaşık 5 spor lisesi olduğunu ve her okulun kendi sınav klavuzuna göre parkur çalışmaları gerçekleştirdiklerini aktardı.
18 yaşındaki spor lisesi mezunu Nazlıcan Kazancı Besyo için hazırlandığını belirterek “Ücretli kurslara gitmektense buraya geldim çünkü 10 bin, 20 bin gibi çok fazla meblağlardan bahsediyorlardı. Ama belediyemizin bize sağladığı desteklerle biz 350 liralık bir fiyatla buraya geldik. Çok güzel, samimi bir ortamımız var. Hocalarımız bizim için çok yoğun çalışıyor ve antrenman dışında da bizimle çok ilgileniyorlar. Başkanımıza bize verdiği kaynaklardan, bize sunduğu imkanlardan dolayı çok teşekkür ediyorum. Bunun karşılığını biz de hem onlara, hem ailelerimize sınav sonuçlarımızla vereceğiz” diye konuştu.
14 yaşındaki Tuna Bektaş ise Kadıköy Spor Lisesi parkuru için 6 aydır hocalarıyla hazırlandığını söyledi. İlgiden ve çalışmalardan memnun olduğunu aktaran Bektaş, İsmet Yıldırım’a teşekkürlerini iletti.
Etkinlik toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
]]>Avrupa Konseyi oturumundaki konuşmasını Gezi Davası tutuklularından Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile birlikte Cumartesi Anneleri’ne ithaf eden Bankoğlu, popülist hükümetlerin en çok kadın hareketlerini hedef aldığını belirtti. Bankoğlu, AKPM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında şunları söyledi:
“Feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına…”
“Popülizmin yükselişiyle birlikte kadın insan hakları savunucularının karşılaştığı zorlukları anlatan bu rapor için Sayın Petra Bayr’a teşekkür ederim. Türkiye’de hak savunucularının, hükümetin ataerkil zihniyetine karşı etkili muhalefet oluşturduğunu belirtmekten gurur duyuyorum. Bir parlamenter olarak ve daha da önemlisi, Türkiye’de kadın hakları aktivizmine katılan binlerce kadından biri olarak, bugün sözlerimi haklarını erkeklerin veya siyasi gücün lütfuyla değil, kendi mücadeleleriyle elde eden kadınlara, İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek için hala direnen kadınlara, her yıl 8 Mart’ta İstanbul’da feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için mücadele eden Cumartesi Annelerine, Gezi protestoları nedeniyle cezaevinde olan çevre insan hakları savunucuları Çiğdem Mater ve Mine Özerden’e ithaf ediyorum.
“Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız”
Raporda popülizme yapılan vurgu çok önemli. Popülizmin kadın hakları savunucularını nasıl hedef aldığını gördük. Hak savunucuları, siyasi görüşlerinden dolayı birçok platformda, sosyal medyada ve siyasi mecralarda linç edilmektedir. Online nefret kampanyaları, kadın düşmanlığı yani mizojiniyle iç içe geçmiş durumda. Popülist hükümetler genellikle ahlak, aileyi koruma ve güçlü bir ülke olma bahanesi ve ataerkil düzeni sürdürme amacıyla kadın hakları savunucularını bir kalıba sokup hedef almaktadır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu tutumun açık bir örneğidir. Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Güç ve ahlak üzerinde düşünmeliyiz, popülist yönetimlerin amaçlarını ve popülizmin nasıl kullanıldığını iyi analiz etmeliyiz. Eğer kadınlar, iktidar pozisyonlarına veya ahlaki bir yapıya sığdırılamıyorsa, bu mevcut yapıları yeniden tanımlamalıyız.
“Kadın hakları savunucuları hedef alınmaktadır”
Tam da bu yüzden, kadın hakları savunucuları, insan haklarının temel bir parçasıdır ve aynı zamanda popülist hareketlere karşı önemli bir direnç kaynağıdır. Yine bu nedenle dünya genelinde sürekli olarak kadın hakları savunucularını hedef alınmaktadır. Dolayısıyla, Avrupa Konseyi’nin hak savunucularını koruma konusundaki desteği, her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.”
CHP’li Bankoğlu ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nin mimarlarından, GREVIO başkanlığı ve CEDAW üyeliği yapmış ve Avrupa Konseyi’nin 75.yılında rol model gösterilen 75 kadından biri seçilen Prof. Dr. Feride Acar’ı ve AKPM tarafından onursal üyelik ve Meclis madalyası ile ödüllendirilen CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’yi tebrik etti.
]]>18,5 kilometrelik uzunluk ve 10 istasyondan oluşan Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP Metro Hattı Projesi, Büyükçekmece, Esenyurt, Avcılar, Beylikdüzü, Küçükçekmece ve Bakırköy ilçelerini kapsayan; Avrupa yakasında raylı sistem erişimi olmayan yaklaşık 4 milyon İstanbullu için hizmet potansiyeline sahip proje olarak dikkat çekiyor.
İBB yetkililerinden alınan bilgilere göre, hattın geçerliliğini yitiren projeleri ve fizibilite raporu İBB tarafından yeniden çalışılarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) onayına sunuldu ve Temmuz 2022’de onaylandı. Bakanlık onayını takiben, yaklaşık 1 yılı aşan süreç içerisinde 2022, 2023 ve 2024 Kamu Yatırım Programlarına alınması için 4 kere başvuruldu. Ancak olumlu bir yanıt alınamadı ve uluslararası kredi kullanımı için gerekli olan bu süreç tamamlanamadı. İBB, 4 kez reddedilen bu proje için şimdi 5. kez başvuru yapıyor.
“Batı kesminin ilk metrosu olacak”
Yaklaşık iki yıl önce başlayabilecek olan ancak Kamu Yatırım Programı’na alınmayarak tam 4 kez başlaması engellenen metro projesi, Beylikdüzü-Çobançeşme arasında doğrudan metrobüs aksını takip edecek olup hem bu akstaki metrobüs yoğunluğunu hafifletecek hem de D-100 üzerindeki araç trafiğini önemli ölçüde azaltacak. Bu hatla birlikte İstanbul’un batısında yaşayan ve hiçbir raylı sistem erişimi olmayan yaklaşık 4 milyon nüfus metrosuna kavuşacak. Küçükçekmece’de mevcut Halkalı – Gebze Marmaray Hattı ile, tasarım çalışmaları tamamlanan Esenyurt-Saadetdere Uzatma Hattı ve ekspres metro HIZRAY projesi ile entegrasyon sağlanacak. Esenyurt-Saadetdere uzatmasıyla hattın, aynı zamanda İBB tarafından yapım çalışmaları devam eden Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Esenyurt Metro Hattı’na da entegrasyonu sağlanmış olacak. Söz konusu güzergahta hattın işletmeye açılması beklenen yıl için günlük 969 bin 630 yolcunun taşınması; 2050 yılında ise günlük 1 milyon 307 bin 66 yolcunun taşınması öngörülüyor.
“İBB’ye devredilmesi istendi, yanıtsız bırakıldı”
Konuya ilişkin İBB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Hattın tam bir koridor olarak çalışabilmesi, raylı sistem ağı içerisindeki entegrasyonunun artırılması ve metrobüs yolcusuna hitap edebilmesi için Sefaköy’den İncirli’ye kadar uzatılması gerekmektedir. Bu amaçla İBB, hattın İncirli’ye kadar olan etabını da yapmaya teknik ve finansal olarak hazır olduğunu hem sözlü hem de yazılı olarak ilgili kurumlara defaten bildirmiş; ancak 7,5 km’lik İncirli Sefaköy kısmının yapımının İBB’ye devredilmesi için yapılan bu başvurulara da bir cevap alınamadı. İlçe belediyeleri arasında yapılan görüşmelerde halkın İBB’den ulaşım anlamında en büyük beklentisi olduğu sık sık gündeme gelen bu hattın daha fazla gecikmeden yapımına başlanabilmesi, hattın geçtiği ilçelerde yaşayan vatandaşların daha nitelikli ve daha konforlu bir toplu ulaşıma kavuşmaları için bir an önce Kamu Yatırım Programına alınması gerekiyor.
“Gençler için tecrübe ve deneyim kazandıran uluslararası ölçekte bir proje olacak”
Geçtiği güzergah itibariyle topografik özellikler, zemin çeşitliliği, arazinin üstündeki yapılaşma ve arkeolojik ihtimaller ile birlikte yapım açısından da kendi içinde pek çok zorluk barındıran bu mega projenin yapımına önümüzdeki 6 ay içerisinde başlanabilmesiyle 2029 raylı sistem ağı içerisinde yerini alması planlanıyor. Projeye başlanması halinde hem istihdam olanağı sağlanmış olacak hem de tasarımı ve yüksek teknolojisiyle gençler için tecrübe ve deneyim kazandıran uluslararası ölçekte bir proje olacak. Dolayısıyla projenin hem yüksek bütçesi hem de sahip olduğu teknolojiyle yapımı süresince İstanbul’un yerel ekonomisinin gelişimine bir çarpan etkisi olarak sağlayacağı katkı da önemli olacak”
“Kronolojik süreç”
Açıklamada, sürece ilişkin de şu bilgilere yer verildi:
“2000’li yılların başından beri bu hattın projelerinin tamam olup ihale edileceğine dair defalarca vaatlerde bulunuldu. Ancak, 2019 sonunda projeleri incelediğimizde uygulanabilir detay ve güncellikte hiçbir projesinin olmadığı görüldü.
2020 yılı başında hattın güncelliğini yitirmiş ve uygulamaya esas olabilecek yeterli içerik ve detayda olmayan projeleri yeniden çalışıldı.
2021 Mayıs ayında hattın finansmanı için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile İBB arasında Yeşil Şehir Aksiyon Planı (GCAP) mutabakatı imzalandı.
2022 Temmuz ayında projeleri ve fizibilite raporu tamamlanarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca onaylandı ve 2022 Eylül ayında Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlandı.
Bakanlık onayını takiben temin edilen dış finansın kullanılabilmesi için 2022, 2023 ve 2024 Kamu Yatırım Programı’na 4 kere başvuruldu; ancak olumlu bir yanıt alınmadı. Tüm teknik raporları ve projeleri onaylı olmasına rağmen; 15 Ocak 2024 tarihli ve 32430 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2024 Yılı Yatırım Programına bir kez daha dahil edilmedi.
Metro erişimi olmayan Batı bölgesindeki 4 milyona yakın İstanbulluyu 2000’li yılların başından beri bekledikleri bu metrolarına kavuşturabilmek adına 2024 Kamu Yatırım Programına ara dönem projesi olarak alınması için İBB tekraren başvuruda bulunmuş olup; 5. kez yapılan resmi başvuru süreci de tamamlanmak üzeredir.
“Projenin İstanbul ulaşımına katkıları”
Hat yolculu işletmeye açıldığında İstanbul’un batısında yaşayan ve hiçbir raylı sistem erişimi olmayan yaklaşık 4 milyon nüfusa hizmet edecektir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin raylı sistem açısından bugüne kadar hiçbir yatırım yapılmamış Batı kesiminde yapılacak ilk metro hattı olacaktır.
İstanbul İklim Vizyonu ile revize edilen İstanbul İklim Değişikliği Eylem Planına göre İstanbul’un 2050’de karbon nötr ve iklim krizine dayanıklı bir kent olması için yol haritaları belirlenmiştir. Sera gazı emisyonlarını azaltmak ve kenti iklim değişikliğine karşı korumak için hazırlanan eylem planındaki stratejik hedefler doğrultusunda da raylı sistemlerin gerekliliği ve önemi ortaya konmuştur. Dolayısıyla bu kent için günümüz iklim ve çevre koşulları, enerji verimliliği ve trafik çözümü için uzun vadede en doğru sistem metrodur. Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap Metrosu’nun yapılmasıyla, İstanbul’un en önemli arterlerinden olan D-100 koridorunda ortaya çıkan yoğun yolculuk talebinin karşılanmasıyla hem metrobüsün Avrupa yakası yükü azaltılmış olacak hem de lastik tekerlekli araç yolculukları azalacaktır.
Hattın, İstanbul’un doğu batı aksında önemli yolculuk talebini karşılayan M1A Yenikapı- Atatürk Havalimanı Hafif Metro Hattı ile entegre olmasıyla Tarihi Yarımada’dan Büyükçekmece ve Beylikdüzü’ne kadar raylı sistem ulaşımı sağlanmış olacaktır. D-100 üzerindeki lastik tekerlekli araç yolculuklarını azaltacağı öngörülmektedir.
Esenyurt-Saadetdere uzatmasıyla hattın, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Esenyurt Metro Hattı’na entegrasyonu sağlanmıştır. Böylece, TEM üzerindeki lastik tekerlekli araç yolculuklarını azaltacağı öngörülmektedir”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye Ekrem İmamoğlu, kendisinin açıklamasından sonra İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı düzensiz göçmen sayısını eleştirdi. İmamoğlu, “Resmi nüfusumuz 16 milyona yakın bir nüfus ama ne yazık ki arzu etmediğimiz seviyede şehrimize gelen insanlar da var. Ben 2 milyonu aşan diyorum. Birileri rakam veriyormuş bir milyon 53 bin, kendisi de inanmıyor. Çünkü ben ilçe belediyelerini ziyaret ettiğimde her ilçe belediyesi en az 100, 150, 200 binden bahsediyor. O ilçe belediyeleri, farklı siyasi partilerden insanlar. Onlara sorup toplasınlar, onların rakamları daha da yukarıya çıkıyor” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye iştiraki Metro İstanbul’un düzenlediği Tren Sürücüleri Eğitim Programı’na katılan ve başarıyla tamamlayan 101 kadın, 99 erkek olmak üzeren toplam 200 tren sürücüsü, Esenler’deki Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde bugün düzenlenen törenle brövelerini aldı. Brövelerini Metro İstanbul ailesinin yeni üyelerine teslim eden İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Toplu taşımanın içerisinde de en önemli konu raylı sistem ağı. Raylı sistem ağı çok kritik bir yer işgal ediyor. Dünyada bizim gibi şehri yüksek seviyede olan kentlerin ne yazık ki henüz olması gerekenin yarısı seviyesindeyiz. Her ne kadar bir metro atılımı yapmış olsak da şehrimiz bugün 350 kilometrelerde bulunan bir raylı sistem ağına sahip ama olması gereken büyükşehirlere ve yoğun kentlere baktığınızda 700 kilometreleri aşan rakamlara gelmesi gerektiğini biz net olarak biliyoruz. Bu kapsamda çok etkin ve aynı zamanda kararlı bir raylı sistem yatırımı yapma mecburiyetinde olan bir şehir yönetimiyiz. Yazıktır ki biz göreve geldiğimizde kesinlikle hiçbir metro şantiyesi çalışmayan, iki tanesinde biraz idare edilen dönemi devralmış bir yönetim oldu ama büyük gayret sarf ettik. Gerçekten şehrimizin, ülkemizin ve hatta dünyanın etkilendiği bir kısım kriz ağlarında büyük bir emek sarf ettik. O kriz anlarını siz de biliyorsunuz. Yani bunlardan ilki dünyanın başına gelmiş olan bir kriz anı, Covid’le mücadele ettiğimiz bir pandemi süreci. O sürecin içerisinde dahi gümbür gümbür çalışan metro şantiyelerini var ettik bu kentte. İkincisi, ne yazık ki biz yönetime gelmeden önce başlayan ve ülkemizde hala sarsan ekonomik kriz. Biz bu krize rağmen şehrimize, hiç kimsenin beklemediği anlarda ülkemizin dahi sıkıntı çektiği birtakım ulusal ve uluslararası finans noktalarındaki problemlerin olduğu bir ortamda orta ve uzun vadeli finans kaynakları sağlayarak metroları çalışır hale getirdik. Yine bir başka kriz olarak da ifade edebileceğimiz memleketimizi ve şehrimizi etkileyen ne yazık ki Türkiye’mizde yaşanan acı deprem ve aynı zamanda bir kısım siyasi krizler, aklınıza gelmeyen engelleyici birtakım unsurlar olmasına rağmen hiçbir zaman mazeret konuşmadık, çözüm ürettik, İstanbul’umuzda tıkır tıkır çalışan metro şantiyelerini var ettik. O metro şantiyelerini kademe kademe halkımızın hizmetine açtık. Açmaya devam ediyoruz.
“1 kilometre metronun maliyeti 50 milyon avronun üzerinde”‘
Toplu taşıma ve ulaşım konforu bir şehrin yaşamında en önemli noktalarından bir tanesidir. Hatta bizim gibi büyük kentlerde birincisi diyebileceğimiz aşamada. 1 kilometrelik metroya yaklaşık 50 milyon avronun üzerinde bir para harcıyoruz. Üzerine araç alıyoruz. Üzerine işletme maliyetleriyle beraber bir süreci harekete geçiriyoruz. İstanbul’da benim diyen, güçlü bir ilçenin yıllık bütçesini biz bir kilometrelik metrede açıyoruz. Bunun hak ettiği ivmeyi yakalayabilmesi için hemşerilerimizle güçlü bir mutabakat yapmamız lazım. Bazen şikayetler dinliyorum, haklı olarak, haksız demiyorum. O şikayetler şöyle. Vatandaşlarımızın alışkın olduğu ulaşım mekanizmalarının azalmasından dolayı şikayetleri var. Diyor ki, ben apartmanından iniyordum, elimi atıyordum, minibüs duruyordu. Minibüse binip hareket ediyordum ve ulaşım sağlıyorum. Şimdi minibüsler kalktı. Kaldı ki, bazı yerlerde minibüsleri biz kaldırmıyoruz. Çünkü oralarda eğer iş azalıyorsa otomatikman minibüsler o ulaşım ağından kaldırılıyor. Kendileri istiyorlar orada hizmeti vermemeyi. Halbuki evinin önünde el atıp binmek yerine 500 metre yürüdüğünde artık tramvay var ya da 500-700 metre yürüdüğünde artık bir metronun durağına ulaşabiliyor. Dünyada bir kilometreye kadar neredeyse yürüme mesafesi metro durağına ulaşabiliyorsa bir vatandaş o standartlara göre uygun bir mesafe olarak kabul ediliyor. Yani yürümesi isteniyor vatandaşın. Yürüsün ve metro alanına katılsın. Fosil yakıtla yani mazotla, benzinle çalışan arabalara hayatımızdan azalttığımız oranda yaşam kalitesi de sağlıkla ilgili süreci de daha iyi seviyeye eriştirmiş oluyoruz.
“En icracı yönetimiz”
Çok yatırım yapıyoruz. Gerçekten milyarlarca liralık yatırım yapıyoruz. İBB tarihinin en icracı yönetimiyiz. En fazla yatırım yapan yönetimiyiz. Yatırımları yaparken şeffaf, vatandaşına hesap veren, hiçbir anını gizlemeyen, sakınmayan, yaptığı her işin insanlarıyla paylaşan bir yönetim oluyoruz. Bunu yapmak zorundayız çünkü size ait olanları biz aslında yönetiyor ve insanlarımıza anlatıyoruz. Bu kapsamda böylesi bir dönemin var olduğunu bilmenizi isterim ama ortaklaşa bu alanları ve bu sistemi desteklememiz lazım. Bu kadar metro yapıyor, mesela bazı metro hatlarımızı açıyoruz. Aradan bir sene geçiyor. Hala vatandaşlarımız oraya alışmamış. Yani oraya gitmek istemiyor. Kapısının önünden geçen otobüsü istiyor ama bu dünyada mümkün değil. Şehrimiz bugün 16 milyon diyoruz ama resmi nüfusumuz 16 milyona yakın bir nüfus ama ne yazık ki arzu etmediğimiz seviyede şehrimize gelen insanlar da var. Yani bu turistten veya öğrenciden bahsetmiyoruz. Bu, nereden baksanız 1 milyonu aşan şehrimize gelen insan sayısı var ki onunla beraber 17 milyonu zaten aşıyoruz ama bir de ne yazık ki arzu etmediğimiz derken bazı zor sebeplerden ve zor koşullardan dolayı savaşlardan, yoklukta, baskıdan veya zulümden kaçan insanların da geldiği bir ülkeyiz. Bu güneyimizdeki ülkelerde, Ortadoğu’da, daha güneydoğuda ya da hemen kuzeydeki savaştan bile kaçıp gelen insanlarla dolu. Tabii bunda bir kısım dış politikanın yanlış yönetilmesinin de sebep olduğu aşırı sayılar da var. Ben 2 milyonu aşan diyorum. Birileri rakam veriyormuş 1 milyon 53 bin, kendisi de inanmıyor. Çünkü ben ilçe belediyelerini ziyaret ettiğimde her ilçe belediyesi en az 100, 150, 200 binden bahsediyor. O ilçe belediyeleri farklı siyasi partilerden insanlar. Onlara sorup toplasınlar, onların rakamları daha da yukarıya çıkıyor.
“Eşitliği pozitif anlamda bozduk”
Yeni tren sürücülerimiz mülakatlar yapılıyor, sınavlar yapılıyor. Uygulamalı ve teknik bilgilerden oluşan bir eğitim sürecinden geçiyorlar. Tecrübeli tren sürücüsünün eşliğinde görev alıyorlar. Oralarda bir süreç geçiriyorlar ve yeni görevlerine hazırlanıyorlar. Ondan sonra tren sürücüsü olup, brövelerini alıp yola koyuluyorlar. Haziran 2019’dan bu yana yani göre ilk göreve geldiğimiz andan bugüne 236 kadın, 178’i erkek olmak üzere 414 tren sürücüsü bizim dönemimizde görev aldı. Son olarak Aralık 2023’te 311 tren sürücümüz brövelerini almıştı. Bugün de 200’ü brövelerini alacak. 101’i kadın, 99’u erkek. Eşitliği pozitif anlamda bozduk bugün. Ülkemizde bozulması gerekiyor. İBB olarak cinsiyet ayrımını yok eden uygulamalarımızı hayata geçiriyoruz. Bunu insan kaynakları yönetiminde aynı zamanda iş bulmayla ilgili müthiş bir ağ olan Bölgesel İstihdam Ofislerimizin faaliyet alanları ve özellikle örnek çalışmalarla güçlendiriyoruz. Bazı meslek kollarına sadece kadınları davet ediyoruz. Bazı meslek alanlarında hiç kadın yoksa kadın sayısını orada belli bir orana kavuşturmak adına özel çalışmalar sürdürüyoruz. Örneğin işte tren sürücüleri çok az sayıdayken, minimum orandayken bugün çok yüksek sayılara geldik. Örneğin hiç yokken otobüs sürücülerimizdeki varlığı… Göreve geldiğimizde 2 bin küsur çalışan olan İSPARK’ta bir kadın bile yoktu. Şimdi ise yüzlerce kadın çalışanı var.
“İstanbul’a hizmet, dünya ölçeğinde hizmetin parçası olmak demek”
Bugün brövelerini alacak olan tren sürücülerimizi tebrik ediyorum. İş hayatlarında başarılar diliyorum. Bir kente ve onun güzel insanlarına aldıkları eğitim çerçevesinde en iyi hizmet sunacaklarına inanıyorum. Büyükşehir belediyesinde çalışan her arkadaşımın yüzünde bir gülümsemenin bir tebessümün olmasını isterim. Çünkü İstanbul halkına hizmet etmek, dünya ölçeğinde bir hizmetin parçası olmak demektir. İstanbul, dünya güzeli bir şehir. Milletimize Fatih Sultan Mehmet’in fethiyle beraber emanet edilmiş, Atatürkümüzün işgalden kurtarıp tekrar milletine emanet ettiği bir şehir. Sorumluluğumuz bu şehre çok büyük. Yani bu şehir kutsal bir şehirdir. En iyi hizmeti sunacağınıza yürekten inanıyorum. Kamuya hizmet etmek yine büyük bir sorumluluk ve gururdur. Bu sorumluluğu bilinciyle hareket etmenizi, benim gibi İstanbul’a hizmet onurunu hissedeceğinizden eminim. Ben o onuru hissediyorum. Akşam eve gidip kafamı yastığıma koyduğumda huzurla uyuyabiliyorsam benden daha mutlu hiç kimse yok. Ben o büyük kutsallığı hissediyorum. Sizin de bunu hissedeceğinizden şüphem yok. Kazasız belasız seferler diliyorum. Sağlıklı bir yaşam diliyorum. Birlikte başaracağız. Şehrimize daha çok metrolar kazandıracağız. İstanbul’umuzu bir uçtan bir uca bağlayan HIZRAY’ı da bu şehre kazandırdığımızda şehrimizin sistem konforunu da çok yukarıya kazandıracağız. Bu arada yaklaşık 5-6 dakikalık tren sürdüm diye bana da bröve verdiler Almanya’da. Tabii ki bizimki simgesel ama sizinki gerçek. Yolumuz açık, bahtınız açık, yuvanız mutlu ve huzurlu olsun.”
]]>TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Berlin S¸ehir Parlamentosu tarafından her iki kent arasında imzalanan “kardeş şehir” anlaşmasının 35’inci yıl dönümünde Almanya’nın başkentine davet edildi. Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner tarafından tarihi belediye binası önünde karşılanan İmamoğlu’na İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar da eşlik etti. İmamoğlu ve Wegner, başkanlık makam odasında yaklaşık 30 dakika süren görüşmenin ardından Berlin-İstanbul topluluğundan ve Berlin Senatosu ile Berlin Parlamentosu temsilcilerinin katıldığı resepsiyon alanında basın mensuplarının karşısına geçti.
Berlin Belediyesi Şeref Defteri’ni imzaladı
Berlin Belediyesi Şeref Defteri’ni imzalayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sayın Belediye Başkanı Kai Wegner, Türkiye-Almanya dostluk anlaşmasının 100’üncü yılında ve İstanbul ve Berlin kardeş şehir ilişkilerinin 35’inci yıl dönümünde Berlin’i ziyaret etmekten büyük mutluluk duyuyorum. Türklerin Avrupa’da en fazla yaşadığı şehirlerden biri olan Berlin ile İstanbul arasındaki yakın ilişkiler, Türk-Alman dostluğuna her zaman önemli katkılar sağlamıştır. Önümüzdeki dönemde şehirlerin çağında, şehircilik, kültür, sanat, turizm, spor ve ticaret alanında birlikte atacağımız adımlarla mevcut iş birliğimizin en başarılı dönemini birlikte, iki şehre ve iki ülkeye yaşatacağımıza inanıyorum. Tüm Berlin halkına saygılarımı sunuyorum.”
Wegner’in “Almanya-Türkiye finali” temennisine teşekkür etti
İmamoğlu’nun Şeref Defteri’ni imzalamasının ardından her iki başkan, görüşlerini gazetecilerle paylaştı. Wegner’in ardından konuşan İmamoğlu, şunları dile getirdi:
“Sevgili Başkan Kai Wegner’e çok sıcak dostluğu ve ağırlaması için çok teşekkür ediyorum. Şimdiden beni final maçına, Berlin’e davet etmesinden ötürü de duyduğum memnuniyeti belirtiyor ve finalin adını Türkiye-Almanya olarak da belirlediği için kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Ben de şimdiden böyle bir finalde ‘İyi olan kazansın’ diyorum. Burada, Berlin’de bulunmaktan çok mutluyum. Çok sevdiğim Berlin şehrinde tarihi anlarda buluşmuş oldum. 5 yıl önce 30’uncu yılını kutlamak için ve aynı zamanda Berlin Duvarı’nın yıkılışının da 30’uncu yıl dönümünde buradaydım. Şimdi ise Berlin’le olan kardeş şehir ilişkimizin 35’inci yılında buradayım ve 1924’te Türk-Alman dostluğu iş birliğinin imza altına alınışının da 100’üncü yılında buradayım. Çok değerli başkanla gelecek adına el sıkışıyoruz. Çok güzel günlerin bizi beklediğine inanıyorum.”
“Mutlu şehirler için başarılı başkanlar gerekiyor”
Dünyada, şehirlerin çağında yaşıyoruz çünkü dünyanın büyük bir nüfusu artık kentlerde yaşıyor. Dolayısıyla ben, şehirlerimizi savaşa karşı barışın teminatı ve aynı zamanda antidemokratik tavırlara veya zihinlere karşı demokrasinin mücadeleci ruhu olarak görüyorum. Bu bağlamda birlikte başarabileceğimiz iş birliklerinin sadece İstanbul’a veya Berlin’e değil, sadece Türkiye’ye, Almanya’ya değil; yakın coğrafyasına ve Avrupa’ya, Ortadoğu’ya, Kafkaslar’a kadar bütün dünyaya çok güçlü mesajlar vereceğine inanıyorum. Özellikle mutlu şehirlerin olması için başarılı belediye başkanlarının olması gerekiyor. Bu bağlamda belediye başkanlarının kendi aralarında kurduğu bağları çok önemsiyorum. Bu anlamda içeride de konuştuk; umut ediyorum güçlü ve sağlıklı bir çalışmayla -ki 100’e yakın kardeş şehir ilişkisi var Türkiye ve Almanya’nın şehirleri arasında- hem İstanbul’un belediye başkanı Ekrem İmamoğlu olarak hem de Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu olarak İstanbul’un ev sahipliğinde ve sizinle el ele tutuşarak bütün Türk-Alman kardeş şehirlerini ve belediye başkanlarını bir arada toplamak istiyoruz. Bu konuda olumlu bakışınızı söylediniz. Umuyorum 2025 yılında hem bütün kardeş şehirleri bir araya toplarız hem de sizi İstanbul’da misafir ederek başarılı bir dönemi birlikte elde edeceğimiz enerjiyle beraber yaşamanızı diliyorum. Bunu hem Berlin halkı için istiyorum hem de burada yaşayan 200 bin civarındaki Türk vatandaşımız için istiyorum. Size başarılar dilerim. Berlin halkına sevgilerimi ve saygılarımı sunarım.”
Wegner: Şehir ortaklığını genişletme konusunda kararlıyız
Wegner de İmamoğlu ile beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti şöyle anlattı:
“35 yıldır kardeş şehir olan Berlin ve İstanbul, birbirlerine sayısız bireysel, kültürel ve ticari ilişkilerle bağlıdır. Berlin, oldukça çeşitli bir Türk topluluğuna ev sahipliği yapmaktadır ve şehirlerimiz arasında pek çok benzerlik ile temas noktası bulunmaktadır. Kısa bir süre önce Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na tekrar seçildi. Berlin ile İstanbul arasındaki kardeş şehir ilişkisi, günümüzde daha da güçlenmiştir. Çünkü tarih bize, demokrasi ve özgürlüğü mücadele ederek kazanmamız gerektiğini öğretmiştir. Bugün Sayın İmamoğlu’nu Kızıl Belediye Sarayı’nda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. İş birliğimizi yoğunlaştırma ve aramızdaki bu önemli şehir ortaklığını genişletme konusunda kararlıyız.”
]]>Uğur ŞAHİN/ İSTANBUL, İSTANBUL Valisi Davut Gül, 9 günlük Kurban Bayramı öncesinde, Bayrampaşa’daki 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda trafik denetimine katıldı. İstanbul’da alınan bayram tedbirleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Gül “Kurban Bayramının huzur ve güven içerisinde geçmesi için İçişleri Bakanlığımızın koordinesinde bir dizi tedbirler aldık. Hiç şüphesiz her bayramda olduğu gibi en önemli önceliğimiz trafik kazalarının olabildiğince azaltılması hatta mümkünse hiç olmaması. Hiçbir vatandaşımızın tırnağına zarar gelmesini istemiyoruz. Bunun için de kurallara uyulması, yollara yorgun çıkılmaması, trafik tedbirlerine uyulması kazaları ortadan kaldıracaktır” dedi
İstanbul Valisi Davut Gül, Kurban Bayramı öncesinde 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda uygulama noktasında trafik denetimine katıldı; vatandaşlarla bayramlaştı. Vali Davut Gül’e İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu ve İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş eşlik etti.İstanbul’da 9 günlük bayram tatili süresi boyunca, İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı 284 bin 328 personel, İl Jandarma Komutanlığına bağlı 10 bin 826 personel ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 370 personel görev yapacak.
“ÖNCELİĞİMİZ CAN VE MAL KAYIPLARININ ORTADAN KALDIRILMASI”
İstanbul Valisi Davut Gül İstanbul genelinde Kurban Bayramı boyunca alınan tedbirlerle ilgilli konuştu. Gül, “15 Temmuz Demokrasi Otogarındayız. Kurban Bayramı arefesinde gerek bayramın 9 güne çıkması, gerekse de okulların yarın tatil olmasıyla birlikte çok sayıda vatandaşımız ülkemizin değişik yerlerine yolculuk yapıyorlar. Emniyetimizi Jandarmamız Sahil Güvenliğimiz, Kurban Bayramının huzur ve güven içerisinde geçmesi için İçişleri Bakanlığımızın koordinesinde bir dizi tedbirler aldık. Hiç şüphesiz her bayramda olduğu gibi en önemli önceliğimiz trafik kazalarının olabildiğince azaltılması hatta mümkünse hiç olmaması ve can ve mal kayıplarının ortadan kaldırılması. Hiçbir vatandaşımızın tırnağına zarar gelmesini istemiyoruz. Bunun için de kurallara uyulması, yollara yorgun çıkılmaması, trafik tedbirlerine uyulması kazaları ortadan kaldıracaktır. Hem İstanbul içerisinde hem de çıkışlarında başta birebir trafik tedbirleri olmak üzere, Elektronik Denetleme Sistemleri ve radarlarımız bayram süresince açık olmaya devam edecek ve bu denetimleri yapacak. Emniyet Müdürlüğümüzün Jandarma Komuıtanlığımızın bütün personelleri bayram süresince asayiş trafik gibi konularda görevinin başında olacaklar. İnşallah vatandaşlarımızın da bizlere yardımıyla bayramı huzur içerisinde geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
“SADECE BELİRTİLEN YERLERDE KURBAN KESİLECEK”
Belediyelerin belirttiği yerler dışında yapılan kurban kesimleriyle ilgili de konuşan Vali Gül, “Trafiğin dışında Kurban Bayramında görmek istemediğimiz görüntüler var. Parklarda, bahçelerde, sokaklarda kurbanların kesilmesi. Belediyelerimiz kurban kesim ve kurban satış yerlerini ilan etti. Tarım Müdürlüğümüz bunların denetimini yaptı yapıyor. Sadece belirtilen yerlerde kurbanlar kesilecek. Bunun dışında düzensiz kesilen kurban yerlerinde zabıta, Polis, Jandarma ve Tarım Müdürlüğü’nün personelleri gerekli işlemleri yapacaklar. Vatandaşlarımızdan ricamız kurbanların usulüne uygun kesilmesi, atıklarının usulüne uygun bertaraf edilmesi ve kurban ibadetini yaparken çevreye insanlara herhangi zarar verilmemesi” ifadelerini kullandı.
“YASAK YERLERDE DENİZE GİRİLMESİN”
Vali Gül yaz aylarında sık sık yaşanan boğulma olaylarına da değinerek “Yine tatillerde en çok karşılaştığımız özellikle çocukların kadınların plajların dışında kontrolsüz yerlerde denize girmeleri. Bu da boğulmalara sebebiyet veriyor. Can kurtaranların olmadığı, denize girmenin yasak olduğu yerlerde lütfen denize girilmesin. Çocuklarla ilgili göletler başta olmak üzere su birikintilerinde boğulma olmaması için belediyelerimizin ilgili kuruluşlarımızın gerekli tedbirleri almalarını söyledik, ilettik, bu anlamda vatandaşlarımız da çocuklarına sahip çıkarlarsa, çocuklarını kontrol altında tutarlarsa, kimsenin canı yanmamış olur. ” dedi. Konuşmasında gürültü kirliliği ve orman yangını riskine de değinen Gül, ” Boğaz başta olmak üzere gürültü kirliliğiyle ilgili gerek emniyetimiz gerek Sahil Güvenliğimiz kontrollerini yapmaya devam edecek. Mangal yapma alışkanlığımız var, ormanlara girişlerle ilgili gerekli düzenlemeleri yaptık. Kontrolün olmadığı yerlerde ormanlara girişi sonbahara kadar yasakladık. Bu açıdan ormanlarda piknik yapılması, ateş yakılması mangal yapılması bu sürede düzenli piknik alanları hariç diğer yerlerde zaten yasak bunu tekrardan uyarmış olayım” şeklinde konuştu.
GAZETECİLER VE VATANDAŞLARLA BAYRAMLAŞTI
Konuşmasının ardından İstanbul Valisi Davut Gül gazetecilerle bayramlaştı.15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüs denetimine de katılan Gül, yolcularla bayramlaştı. “İyi bayramlar” “Yolunuz açık olsun” temennilerinde bulunan Gül, yolculara çikolata ikram edip bir süre sohbet de etti.
]]>
İSO’nun, üretim süreçlerinin her alanında sürdürebilirliği odağına alan sanayi firmalarının ürün ve uygulamalarını ödüllendirmek amacıyla düzenlediği ‘Yeşil Dönüşüm Ödülleri’ sahiplerini buldu. ‘Çevre Dostu Uygulama’, ‘Çevre Dostu Ürün’, Enerji Verimliliği Projesi’, ‘Enerji Verimli Ürün’, ‘Sürdürülebilirlik Yönetimi’ ve ‘Sürdürebilirlik Alanında İşbirliği’ kategorilerinde ödüllerin dağıtıldığı ödül törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Valisi Davut Gül, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Bakan Özhaseki, bakanlık olarak iş yüklerinin fazla olduğunu belirterek, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği. Her birisi zaten başlı başına gayya kuyusu gibi derin işler. Avrupa Birliği’nde her birisi, ayrı bir bakanlıkla temsil ediliyor. Bizim bu dönemde bir de üzerimize vazife olarak aldığımız, bundan 16 ay önce meydana gelen 2 depremin ortaya çıkarmış olduğu hasarların giderilmesi konusu var. Bir başka konu da korktuğumuz ama olmasın diye dua ettiğimiz, fakat bir an önce hazırlık yapıp, başta İstanbul’umuz olmak üzere depreme dirençli şehirlerin oluşturulması gibi bir yük daha var” dedi.
“DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞANTİYESİ”
6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerin Türkiye’de yaşanılan en büyük felaketlerden olduğunu ifade eden Özhaseki, “6 Şubat’ta, hepimizin bildiği gibi 9 saat arayla çok şiddetli 2 depremle sarsıldık. Birisi gece yarısı, birisi öğlen gibi. Bundan tam 18 ilimiz etkilendi. 850 bin bağımsız birim ya yıkıldı ya yıkılmayı bekliyor. 14 milyon insanımız zarar gördü. Belki de bizim Anadolu medeniyetimizde, bin yıllık bu güzel medeniyetimizde karşımıza gelebilecek en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük felaketle karşılaşmadık. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde hesaplanıyor. Manevi hasarı ölçecek alet zaten icat olmadı. O bölgeye gittiğimizde, evlerini teslim ettiğimiz bir takım vatandaşlarımızın yanına oturup sohbet ettiğimizde, ev sahibesi her kimse o gün anlattıklarında ya eşlerini kaybetmişler ya evlatlarını kaybetmişler. Konuşmaya başladığında, o ağlıyor biz ağlıyoruz. Öyle bir acı. Hala da dinmiyor. Devlet olarak bize düşen tespitler yapmak sonra da bu yaraları sarmak. Bu tespitlerden sonra hak sahipliği olarak AFAD’ımız zaten çalışıyor. Şu an deprem bölgesinde tam bin 240 şantiyemiz var. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Dünyanın en büyük şantiyesi burası desem yeridir. 76 bin konutu hak sahiplerine teslim ettik. Önümüzdeki aydan itibaren 15 bin, 20 bin konutu vermeye çalışacağız. Sene sonunda bu verdiğimiz sayı 200 bini bulacak. Zaten 450 bin, 500 bin civarında yaptığımızda da en azından bir kişiye bir ev verecek duruma geleceğiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE BİR DEPREM ÜLKESİ”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Acı bir gerçeklik ama söylemekten şimdiye kadar imtina ettiğimiz, söylemediğimiz, acaba turizme balta mı vurur, acaba şöyle bir sıkıntı mı olur vesaire diyerek korkarak, dilimizle ağzımız arasında kaybolan cümleler kurduğumuz şeyi açık açık söyleyelim. Bunu tedbir almak için söylüyorum, birilerini korkutmak için değil. Türkiye bir deprem ülkesi. Bilim adamları diyorlar ki; Himalaya’lardan başlayarak Alp’lere doğru uzanan çizgi üzerinde 5 riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son yüzyılda gerek denizlerimizde gerekse karamızda meydana gelen 6 ve üzerindeki şiddette yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231. Sırf karamızda ana karamızda meydana gelen deprem sayısı da 60’ın üzerinde. Ölen insan sayımız 130 bin. Hasar, milyarlarca dolar. Bu gerçekliği bilerek hareket etmek gibi zorunluluğumuz var bizim. Biz de millet olarak biraz unutkanız. Deprem olunca hep beraber dizimize vuruyoruz, yardımlara koşuyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. İnançlı insanlarız, Allah’a havale ediyoruz, dua ediyoruz, gayret ediyoruz. Sonra dönüp yine yolumuza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
“İSTANBUL’U DEPREME HAZIRLAMAK BELEDİYE BAŞKANININ BİRİNCİ DERECEDE GÖREVİ”
Bakan Mehmet Özhaseki, olası İstanbul depreminin de kapıda olduğunu belirterek, “Arkadaşlar lütfen, ne olur aklımızı kullanalım. Mesela burada oturan herkes evini bir kere ölçtürsün. Ne olur ya! Çevresine etki etsin. Mesela sizler etkili insanlarsınız. Yeni belediye başkanlarımızı seçildi, hayırlı olsun. Hiçbirisini ayırmadan söylüyorum. ‘Merhaba’ dediğimiz insanlar var. Bu işlerde yapılabilecek tek şey, böyle deprem ülkesi diye tarif ettiğimiz yerlerde yapılabilecek tek şey, kadim bir şehirseniz kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşümün 3 tane de ayağı vardır. Birisi bakanlık.. Ben daha önce de bulundum bu makamda, 20 küsur sene belediye başkanlığı var. 30 yılım bu işlerin içerisinde geçti. Açık duyuruda bulunuyorum. A’dan Z’ye hangi parti varsa var. Lütfen ne olur, mahallelerini bir gözden geçirsinler, çöküntü alanlarını bir tespit etsinler. Sonra gitsinler vatandaşlarla görüşsünler. İkna etsinler. Çünkü ikinci ayağı, bakanlığın neticesinde arkasından belediyeler geliyorlar. Tabii 3’üncü ayağında da vatandaşlar var. Sonra gelsinler, kapı sonuna kadar açık. Elimde ne imkan varsa paylaşmaya hazırım. Çünkü korkulan deprem kapıda gibi görünüyor. Sizler lütfen tanıdığınız belediye başkanlarını sıkıştırın. İstanbul’da birisi belediye başkanıysa ve görevi bitip giderken geriye dönüp baktığında vicdanen huzur içerisinde gidecekse, İstanbul’u depreme hazırlamak gibi birinci derecede çok önemli bir görevi var. Uyarın arkadaşları, söyleyen arkadaşlara, rica edin arkadaşlardan. Hatırınızı da kullanın. İnsan insandan çok etkileniyor, sözlerden çok etkileniyor. Kapımızda bekleyen böyle bir tehlikenin de uyarılması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İsraf konusunu da değinen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki şunları söyledi:
Sanayi devrimiyle birlikte çok üretmeye başladık. Çok üretince çok tüketiyoruz. Çok tüketince çok hoyratça kirletiyoruz. İşin özeti bu. Eskiden belki çevrecilik yapmak çok kolaydı. Kapımızın önünü süpürüyorduk, zaten az olanla yetiniyorduk. Sofrada en ufak ekmek parçalarını yiyorduk. Dışarı bir şey atmıyorduk. Birleşmiş Milletlerin değişik kanallarından verilen gıda ile ilgili dışarı atılan rakamlar veriliyor, insanı korkutuyor. Neredeyse 3’te 1’ini israf ediyoruz. Dehşet bir şey var burada yani. Burada da biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Aslında dünyayı kirleten ülkeler sıralamasına baktığımız zaman Türkiye’nin tarihsel bir sorumluluğu yok. Herkes vicdanen rahat olsun. Hindistan, Çin, Rusya, ABD, AB ülkeleri yüzde 80’i geçiyor bir kere. Biz buna rağmen üzerimize düşeni yapmak adına, inanarak, severek, gönüllü olarak çevrecilik yapıyoruz.
]]>
“KARAR, DEMOKRATİK DEĞERLERE AÇIK BİR SALDIRI”
İstanbul AFAD İl Müdürlüğü’nde çalışan iki kişinin sürgün edildiğini öne süren Samsun Yapı Yol-Sen Şube Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Gülbin Beydilli, “Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü sudan sebeplerle sendika yöneticilerimiz hakkında soruşturma açmış ve soruşturma sonucunda sendika yöneticilerimize ceza verilmiştir” dedi. Beydilli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul AFAD İl Müdürlüğü’nde arama kurtarma teknisyeni olarak çalışmakta olan İşyeri Temsilcimiz Hamdi Akgün ve Genel Örgütlenme Sekreterimiz Erbil Karakoç, AFAD Başkanlığı’nın 21.05.2024 tarih 940786 sayılı yazısı ile Şırnak iline sürgün edilmiştir. Bu sürgün kararı, hukuka aykırı olup, sendikal haklara ve demokratik değerlere yapılan açık bir saldırıdır. Peki mücadele arkadaşlarımız niçin sürgün edilmiştir? 2023 yılının 6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremler gerçekleşmiş, yıllardır rantı insan hayatına tercih eden yıkım politikalarının bir sonucu olarak bir doğa olayı olan deprem afete dönüşmüş ve sonuç olarak on binlerce insanımızı da kaybettiğimiz çok acı bir tablo ile karşı karşıya kalınmıştır.
“AFAD SÜREÇLE İLGİLİ ARAŞTIRMA YAPMALIYDI”
Doğuş Holding’in deprem bölgesine ulaştırılması için AFAD’a teslim ettiği yardım kolilerinin ivedilikle deprem bölgesine gönderilmesi gerekirken, gönderilmeyerek İstanbul AFAD İl Müdürlüğü’nün Yeşilköy’de bulunan yerleşkesinde tutulduğuna ilişkin haber 16 Şubat 2024 tarihinde ulusal basında yer almıştı. İlgili haberde yardım kolilerin istiflendiğine ilişkin video ve görseller mevcuttu. Normal şartlarda böyle bir haberin basına yansımasından sonra yapılması gereken, AFAD Başkanlığı’nın ve İstanbul İl Müdürlüğü’nün somut kanıtlarla basında yer bulan bu habere ilişkin olarak iddiaları araştırması ve kamuoyunu da bilgilendirerek süreci takip etmesi olmalıydı. Ancak ne yazıktır ki süreç bu şekilde işletilmedi.
“İDARİ VE ADLİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?”
Haberin yapılmasının ardından AFAD Başkanlığı ve İstanbul İl Müdürlüğü yardım kolilerinin deprem bölgesine ulaştırılmamasına ilişkin gerekli hukuki araştırmaları yapacağına, yardım kolileri skandalının basına yansımasının sorumlusu olduğunu düşündükleri sendika yöneticilerimize baskı uygulamaya başlamıştır.
Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü sudan sebeplerle sendika yöneticilerimiz hakkında soruşturma açmış ve soruşturma sonucunda sendika yöneticilerimize ceza verilmiştir. AFAD Başkanlığı ve İstanbul İl Müdürlüğü vermiş olduğu bu ceza ile de yetinmemiş, sonrasında trafik kazalarındaki artışları bahane göstererek, sendika yöneticilerimizi Şırnak iline sürgün etmiştir.
Sendika yöneticilerimizin Şırnak iline sürgün edilmesinin tek gerçek sebebi, idarenin basında çıkan haberden sendika yöneticilerimizi sorumlu tutmalarıdır. Bu sürgün akla, mantığa aykırıdır.
Deprem bölgesine gönderilmeyen yardım malzemeleri ile ilgili; AFAD Başkanlığı tarafından, ilgili Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü hakkında etkin idari ve adli soruşturma açılmış mıdır? MYK üyemiz Erbil Karakoç ve İstanbul İş Yeri Temsilcimiz Hamdi Akgün’ün sürgün kararı iptal edilmelidir. Sendikamız Yapı Yol Sen ve Konfederasyonumuz KESK sürecin takipçisi olacaktır.”
]]>Hasan YILDIRIM-Zeki GÜNAL/İSTANBUL, 2023 yılında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından ÇOGEP (Çocuk ve Gençler Koruma ve Destek Programı) çerçevesinde oluşturulan Kuştepe Çocuk Korosu, Darülaceze’de konser verdi. Polislerle yetenekli çocukların bir araya gelerek oluşturduğu koro, Darülaceze sakinlerine konser verdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğince 2023 yılında “Gençlerle Geleceğe Bir Adım” projesi hazırlandı. Projede, 11-14 yaşları arasında bulunan maddi durumu yetersiz, sosyal ve kültürel imkanlardan yoksun roman çocuk ve gençlere, müzik ve koro çalışması eğitimi verildi. Eğitimler sonucunda oluşturulan Kuştepe Çocuk Korosu bugün, Darülaceze sakinlerine konser verdi. Konsere İstanbul Vali Yardımcısı Şevket Atlı, Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam, Şişli Kaymakamı Ahmet Gazi Kaya, Şişli İlçe Emniyet Müdürü Özay Kayhan, polisler ve Darülaceze sakinleri katıldı. Yapılan konuşmaların ardından polisler ve Kuştepe Mahallesi’nden seçilen yetenekli çocukların oluşturduğu Kuştepe Çocuk Korosu Darülaceze sakinlerine unutulmaz bir gün yaşattı. Söylenen şarkı ve türkülere Darülaceze sakinleri eşlik etti. Sahneye çıkan sakinler unutulmaz bir gün yaşadı.
“KOLLUK KUVVETLERİMİZ TARAFINDAN BÖYLE BİR PROJENİN YAPILMASI ÇOK ANLAMLIDIR”
İstanbul Vali Yardımcısı Şevket Atlı, “Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle romanlara olan ilgisini sevgisini hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda 2013 yılında başlatılan Cumhurbaşkanlığı Roman Strateji Belgesi ve eylem planlarının İstanbul ayağını sorumluluğu da bana verildi. 4 yıldır bu kapsamda İstanbul’da çeşitli etkinliklerle ve özellikle Roman Strateji Belgesinin 6 önemli ayağı var. İstihdam, eğitim, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve yardımlar ile diğer konular başlıkları altında. Özellikle dezavantajlı kesimlerin bu dezavantajlarını gidererek avantaja çevirmesiyle ilgili sahada çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu alanda özellikle ilçelerimizde hem de kolluk birimlerimiz tarafından böyle bir projenin yapılması çok anlamlıdır” dedi.
“EV SAHİPLİĞİ YAPMAKTAN ONUR DUYUYORUZ”
Görevine yeni atanan ve Darülacezede yapılan ilk programa ev sahipliği yapan Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam “Asayiş Daire Başkanlığı Koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğümüzce, ÇOGEP (Çocuk ve Gençler Koruma ve Destek Programı) çerçevesinde düzenlenen bu çok güzel programa ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Çok mutluyuz. Bugün burada gençlerimizi ve çok kıymetli görevdeki polis arkadaşlarımızı gördüğümde için coşku ve sevgiyle doldu. Burada sakinlerimizle beraber olmaktan ne kadar mutlu olduklarını gördüm” diye konuştu.
“POLİS ARKADAŞLARIMIZLA YETENEKLİ ÇOCUKLARI BİR ARAYA GETİRDİK”
Şişli Kaymakamı Ahmet Gazi Kaya, “Bugün ilçe emniyet müdürlüğümüzün yapmış olduğu bir proje kapsamında, emniyetimizin sadece sokaklarda güvenliği sağlayan, suçluyu kovalayan, suçluyu yakaladığı zaman adli birimlere sevk eden görevinin dışında aynı zamanda toplum destekli çalışmaları da var. Bunlardan bir tanesi de ilçe emniyet müdürümüzün koordinesinde emniyetteki polis arkadaşlarımızın nezaret ve denetiminde Kuştepe Mahallesi’nden seçilen yetenekli çocuklarla emniyetimizi bir araya getirdik” şeklinde konuştu.
“GÜNÜMÜZ ÇOK GÜZEL GEÇTİ”
43 senedir Darülacezede kaldığını söyleyen Ayşe Yücel, “Çok güzel diyorum. Günümüz çok güzel geçti. Eğlendik. Allah razı olsun. Ben her zaman konsere gelmem ama bugün geldim. Eğlendim” diye konuştu.
Darülaceze sakini Ahmet Aslan da, “Tabi ki memnun olduk. Çok mutlu olduk. Ben bu işin içinde büyüdüm. Maksim’de çalıştım. Artık bizden geçti artık” dedi.
]]>
Şırnak ve Hakkari ziyareti kapsamında beraberindeki heyet ve iş insanları ile birlikte Şırnak’ın Cizre ilçesine gelen İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığını ziyaret edip, Oda Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, Meclis Başkanı Mesut İverendi ve yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi. Konferans salonundaki programda katılımcılara yönelik kısa bir konuşma yapan Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, sürekli bazı sorun ve sıkıntılardan dolayı geri kalmış, geri bırakılmış bu topraklarda ticaretin gelişimi için emek sarf eden bir sanayi odası olduklarını belirterek, “İstanbul Sanayi Odası gibi ülkemizin güzide odalarından arkadaşlarımızın olması bizi ziyadesiyle memnun etmiş inşallah bu gelişin tarihi şehrimizde ticaretin gelişimine, sanayileşmeye ve gençlerimizin istihdamına bir katkısı olur” dedi.
“İSTANBUL’DA MUTLU OLMANIN YOLU CİZRE’DE MUTLU OLMAKTAN GEÇİYOR”
Tarihin, bilimin, kültürün ve dinler diyaloğunun buluştuğu bir yerde olduklarını ifade eden İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, “İstanbul’dan buraya gelmemizin temelinde sizin bu bölgedeki heyecanınıza, bu bölgenin yeni gelişmekte olan kalkınmasına şahit olmaktan da ötürü birlikte bunu ülkemiz adına nasıl değerlendirebilir fikriyatı yatıyor. Çünkü inanıyoruz ki İstanbul’da mutlu olmanın yolu Cizre’de mutlu olmaktan geçiyor. İstanbul’da huzurlu ve mutlu yaşamak istiyorsak Cizre huzurlu ve mutlu olmalı. Cizre’deki gençler huzurlu ve mutlu olmalı. Cizre’deki gençler geleceğe yönelik umut beslemeli” diye konuştu.
İSTANBUL’DAKİ ÇALIŞMA PROTOKOLÜ ŞIRNAK’A TAŞINACAK
O tohumun ilk tohumlarını atmak adına kendilerine ait sorumluluklarının olduğunu belirten Bahçıvan, “İstanbul’da meslek liselerine yönelik başlatmış olduğumuz projenin başka şehirlere de taşınması noktasındaki ilk uygulama örneğini bugün Şırnak’ta valimiz ile beraber bir mesleki eğitim ortak çalışma protokolü haline getireceğiz ve inşallah bu konuda İstanbul’da elde etmiş olduğumuz ve sanayicilerimizin gönüllü bir şekilde meslek liseleri ile birlikte çalışmasının protokolünü Şırnak’a ve Şırnak’ın kıymetli ilçelerine nasıl taşıyabiliriz noktasında bir model başlatıyoruz. Cumhuriyet ülkesinin gelecek yıllarında da bu bölgenin pırıl pırıl gençleri kendi ekonomilerine, kendi bölgelerine katma değeri çok daha güçlü katkılar sunabilecek bir hale getirmek” diye konuştu.
İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı Ender Yılmaz ise, “Ticaretimiz vesilesi ile iki şehrimize arasında ticari ve sanayi ilişkilerin daha güçlenmesi adına atılacak adımların ülkemizin ekonomik büyümesine katkı sağlayacağını inancımız tamdır. Cizre zengin tarihi ve kültürel dokusu ile birlikte ticaret ve sanayideki dinamik yapısıyla bölgesel kalkınma da önemli bir role sahip olduğunu hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu. Yapılan konuşmaların ardından yapılan hediye takdiminden sonra İSO heyeti, Vali Cevdet Atay ile görüşmek üzere Şırnak’a geçti.
]]>Şişli Belediye Meclisi’nin 9. Dönem 1. Toplantı Yılı, Haziran Ayı Birinci Toplantısı, Resul Emrah Şahan’ın başkanlığında, meclis üyeleri ve yurttaşların katılımıyla gerçekleşti. Meclis toplantısında konuşan Başkan Şahan, Küçükçekmece’de çöken binaya değinerek, İstanbul’un gerçek gündeminin deprem olması gerektiğinin altını çizdi. Şahan, “Bu kentin gerçek gündeminin deprem olduğunu maalesef bu olaylar hatırlatıyor. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dilerim. Bu ülkenin gerçek gündemi, beka sorunu; İstanbul depremidir. Bu konu siyasetten bağımsızdır. Bu konuda yurttaşıyla merkezi hükümet ve yerel yönetimiyle şeffaf hareket etmeliyiz” dedi.
Ortak mücadele için çağrı
Şişli’de deprem yasalarıyla rezerv alan ilan edilen Merkez Mahallesi 10619 ada 3 parselde bulunan ve ‘Şişli’nin Kanal İstanbul’u olarak bilinen inşaat alanına ilişkin sürdürdükleri mücadeleye dikkati çeken Şahan, “Gerçekten nefesimiz kalmadı. Bu konuda bütün Şişli’nin, bütün siyasi partilerimizin ve aktörlerin, meclis üyelerimizin bu sürece sahip çıkmasını konuşmasını isterim. Bir belediye başkanı olarak yasanın, bana izin verdiği tüm çerçevede elimden geldiğince mücadele edeceğim. Bu konuyu Şişli’ye anlatacağım. Şişli’nin gerçek taleplerini ortaya koyacağım” diye konuştu.
Gezici Kent Lokantası
Şahan, Şişli Belediyesi’nce geçen hafta hizmete giren ‘gezici kent lokantası’ ile ilgili olarak, “Gezici kent lokantasına olan yoğun talebi size anlatamam. Yani bu kentin vizyonuyla ilgili, geleceğiyle makro planlarıyla ilgili çok şeyi konuşmak isterdim. Ama belediye başkanı olduktan sonraki en çok ses getiren icraatlerimden biri maalesef gezici kent lokantası oldu. İstanbul’un Şişli’nin yurttaşın böyle bir gerçek gündemi var. Hepimiz bu gerçeklikten kopmadan, birlikte müşterek bir siyaseti övmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Resul Emrah Şahan, konuşmasında 11’inci yıl dönümünde Gezi Parkı eylemlerine de değindi. Gezi’nin son 25 yılın en önemli aydınlık eşiği olduğunu belirten Şahan, “Ben, bugün burada oturuyorsam, siyasetle ilgileniyorsam; genç arkadaşlarım buradaysa pek çoğumuz siyaseten buradaysak, aktif bir şekilde siyasete girdiysek bunun nüvesinde Gezi vardır” şeklinde konuştu.
“Onlar bizim için orada yatıyorlar”
Gezi eylemlerinde sağcısı solcusu, genci yaşlısı her görüşten ve her kesimden yurttaşın bulunduğuna vurgu yapan Şahan şöyle devam etti:
“Hep birlikte, bu toplumun demokratik değerlerini, geleceğini, yeşilini, yaşamını savunabildiğini gösterdi Gezi… Onun için Gezi çok önemli bir eşikti. Birileri çok korktu Gezi’den. O kadar korktu ki, Gezi sonrası Türkiye’de daha baskıcı, daha otoriter; hukuk normlarını unuttuğumuz, bir kişinin ağzına baktığımız bir sürece girdik. Buna inat, orada olanlar olarak söylüyorum; biz sevgiyle, yine liyakat ile yine çalışarak kendimizi ispatlamaya çalıştık. Üstümüze hukuksuzluklar geldi, hapisler geldi, ölümler geldi, tehditler geldi. Çünkü hiç hesap etmemişlerdi bunu. Oyunları bozulmuştu. Gezi sürecinde gördüğümüz; tünelin sonundaki aydınlığa kavuşmaya çok az kaldı. Yine hep beraberiz. Gezi sonrası bu toplumu ötekileştirmeye yönelik yapılan tüm politikalara inat, kutuplaştırmaya yönelik yapılan tüm politikalara inat, baskıcı ve otoriter tüm politikalara inat, birlikte demokrasiyi, hukuku, tüm siyasi görüşleriyle beraber müşterek bir yerden görebildiğimizde aydınlığa çıkacağız. Çok yakındır. Gezi davasından içeride yatan dostlarımız, yoldaşlarımız; benim meslektaşım Tayfun Kahraman… Onlar bizim için orada yatıyorlar biz de onlar için burada çalışıyoruz. Çok kısa sürede çıkacaklar ve bu ülkenin aydınlık geleceğinde hukuk devleti için hep birlikte çalışacağız. Gezi sürecinde olan, hayatını kaybedenleri minnetle anıyorum.”
Şişli Belediyesi’nin Haziran Ayı Toplantısı 1’inci oturumu, meclis üyelerinin gündem dışı konuşmalarının ardından komisyon raporlarının okunmasıyla sona erdi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’e tebrik ziyaretinde bulundu. Akgün’ün çok deneyimli bir belediye başkanı olduğunu belirten İmamoğlu, “Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’de de yerel yönetici, belediye başkanı kimliği dendiğinde, akla gelen çok değerli bir insan, yerel yönetici, belediye başkanı. Bu kavramla biz, yıllardır dayanışma içerisinde bir ilişkiye sahibiz Beylikdüzü komşuluğundan başlayarak, daha öncesinden ailevi buluşmalarımızdan, sohbetlerimizden de güçlenerek. Ama tüm sorumluluğumuzla, belediyeci kimliğimizle uzun zamandır bir aradayız. ve Büyükçekmece, onun tarifiyle, yıllar sonra ilk kez ilçesiyle, büyükşehiriyle iktidar olduğu bir dönem yaşadı” dedi.
“Yerin altını kazdıkça Büyükçekmece’nin ne kadar yalnız bırakıldığını gördük”
Kendilerinden önceki dönemde Büyükçekmece’nin ihmal edildiğinin altını çizen İmamoğlu, “Yerin altını kazdıkça, ne kadar yalnız bırakıldığını da gördük son 5 yılda. Ama güzel altyapı hizmetlerimiz oldu. Büyükçekmece’yi güzelleştiren çok değerli hizmetlerimiz oldu. Diliyor ve istiyorum ki, önümüzdeki 5 yıl, Sayın Doktor Hasan Akgün’ün belediyecilik yaşamındaki en başarılı beş yıl olsun. İlçelerdeki her en başarılı 5 yıl, İstanbul’un en başarılı beş yılı demektir. Bunu -parti ya da sevdiğim ya da sevmediğim diye bir ayrım yapmam zaten- bir ayrım yapmaksızın herkese söylüyorum. Allah utandırmasın Başkanım. Başarılar dilerim. İnşallah güzel sonuçları hep birlikte, 5 yılın sonunda Büyükçekmece halkı lehine sağlarız. Yolunuz açık olsun” diye konuştu.
Akgün: “Daha çok büyük işler yapacağımıza inancımız tamdır”
Büyükçekmece Belediye Başkanı Akgün de İmamoğlu ve beraberindeki heyete ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek, “İki hususu arz etmem lazım. Evet; Büyükçekmece’ye Büyükşehir eli ilk defa değdi 2019 seçimlerinden sonra Sayın Ekrem İmamoğlu’yla. Ama sadece Büyükçekmece’ye gelmekle kalmadı, 39 ilçeye eşit bir anlayışla yaklaşımınız Türk yerel demokrasisinde, İstanbul’da bir dönem başlatmıştır. Onun için, kutluyorum sizleri. Daha çok büyük işler yapacağımıza inancımız tamdır. Büyükçekmece’de, ben ve ekibim, 25 yıl ama 5 yılda sizin döneminizde ama meclisin ambargosu altında, 30 yıllık bir ambargo altında çalışmış belediye başkanıyım ara vermeden” ifadelerini kullandı.
“Bu altyapı hizmetleri İstanbul için yapılmıştır”
Büyükçekmece’nin İBB’den, 2019 öncesinde yok denecek kadar az altyapı hizmeti aldığını aktaran Akgün, bu rakamın İmamoğlu döneminde yüksek oranda arttığına vurgu yaptı. “Bu altyapı hizmetleri, İstanbul için yapılmıştır” diyen Akgün, “Size, bize oy verip, hizmet bekleyen halkımız için yapılmıştır. İnanılmaz işler yapıldı altyapıda. Şahsınıza, şahsınızda İSKİ Genel Müdürümüze ve tüm ekibine, tüm Büyükşehir ekibine çok teşekkür ediyorum. Üst yapıda da gayet güzel işten çıkartıldı. 25-30 yıl ambargo altında yaşayan bir şehir, ambargo altında yapılan bir hizmetten sonra bunların gelmesi, çok bariz olarak halk tarafından algılandı. Çok net olarak biri siyah, biri beyaz gibi göründü. Bu karanlık günler geride kaldı. Çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Akgün, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Büyükçekmece’nin sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>
(İSTANBUL)- Küçükçekmece Kartaltepe’de kendiliğinden çöken bina bir kez daha gözleri İstanbul’daki benzeri binalara çevirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ “İstanbul Yenileniyor” programı kapsamında benzeri riskli yapıların dönüşümüne devam ediyor. Bugün Kadıköy’de 1982 yılında yapılmış Bahadır Apartmanı’nın yıkımına başlandı. KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, kentte yapı stokunun yüzde 70’inin 2 bin öncesi yapılmış olmasına dikkat çekti. Kurt, “Bu çok ciddi bir sıkıntı. Hem eski tekniklere, hem eski malzeme standartlarına göre yapıldı. Dolayısıyla bizim bu bilinçle hareket edip bir seferberlik halinde bu sürece paydaş olmamız gerekiyor. İstanbul’da da riskli yapıda oturan oturduğunu düşünen vatandaşlarımız, uzlaşması halinde İstanbul yenileniyor ve başvurabilirler” dedi.
İBB iştiraki KİPTAŞ “İstanbul Yenileniyor” kapsamında riskli yapıların dönüşümüne devam ediyor. Kadıköy Kozyatağı’nda bulunan Bahar Apartmanı yıkımı öncesinde sorularını yanıtlayan Kurt, İstanbul’da 200 bin riskli yapıdan söz etti. Kurt şunları söyledi:
“200 bin ağır hasarlı olacak denilen yapının hepsi Küçükçekmece’de yıkılan yapılarla aynı statüde olarak değerlendirebiliriz”
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm strateji belgesi kapsamında yaptığı çalışmada olası bir Marmara depreminde 200 bin yapının kullanılamaz hale geleceği tespit edildi. Bu da 1.2 milyon bağımsız birime denk geliyor 4.8 milyon insanın yaşadığı yapı. Yani bu yapıların hepsi aslında dünkü yapılar statüsünde değerlendirebiliriz. Dünkü yapının ekstra kat yapılması ve fiziki müdahalede bulunulması tabii kendi kendine yıkılmasını biraz daha kolaylaştırdı. Ama mesela şu anda bulunduğumuz yapıda yıkmaya çalıştığımız yapıda mühendislik hizmetlerinden faydalandığı söylenen ama yapı malzemesi olarak standartların çok dışında olan ve hak sahiplerimiz az önce söyledi. Yapıda artık kolonlar patlamaya başlamıştı ve sesler gelmeye başlamış dediği bir yapı ve şehrin merkezindeyiz. Yani bana göre İstanbul Büyükşehir Belediyemizin yaptığı o 200 bin ağır hasarlı olacak denilen yapının hepsi dünkü Küçükçekmece’de yıkılan yapılarla aynı statüde olarak değerlendirebiliriz.
“Çok ciddi bir risk yapı stokmuz var”
Zaten bu bilinçle bakmalıyız olaya yani o yıkılır, bu yıkılır şu kadar vaktimiz var diye değil, çok ciddi bir risk yapı stokumuz var. İstanbul kentinin yapı stokunun yüzde 70’i 2 bin öncesi yapılmış. Bu çok ciddi bir sıkıntı. Hem eski tekniklere göre yapıldı, hem eski malzeme standartlarına göre yapıldı. Dolayısıyla bizim bu bilinçle hareket edip bir seferberlik halinde bu sürece paydaş olmamız gerekiyor. Tüm kesimler olarak, hak sahipleri, komşular. Mesela bu binayı yıkıyoruz ama bunun etrafındaki binalara şöyle gözle de baktığımızda ne kadar potansiyel risk olduğunu görüyoruz ve daha yüksek yapılar”
“Vatandaşımız çaresiz”
Yıkılan Bahar Apartmanın karşısında bulunan bir başka binada bile risklerin olduğunu belirten Kurt “Bence bu binada riskli. Hemen yanındaki bina riskli. Zaten bunun için uzman olmaya gerek yok. Baktığınızda deformasyonu yapıda görüyoruz artık. Betonun aralarından demirler çıkmaya başlamış. Mühendislik olarak sıkıntılı bir yapı olduğunu da görüyoruz. Ama vatandaşlarımız tabii ki çaresiz. Borçlanmaların altında kalkamayabiliyorlar. O yüzden kamu bankalarına yaptığımız çağrı çok kıymetli” dedi.
“Biz hayat kurtarma mücadelesine maksimum seviyede devam ediyoruz”
“Hayat kurtarma mücadelesine maksimum seviyede devam ediyoruz” diyen KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ‘Kamu bankalarından bir dönüş oldu mu’ sorusuna ise resmi yazışma yaptığını ve bu süreç içerisinde bir dönüş olmasını beklediklerini belirtti. Kurt “Mutlaka çağrılarımıza dönüş olmadığı için artık resmi yazı yazma gereği duyduk. Ben geçen hafta itibariyle KİPTAŞ Genel Müdürü olarak bu sistemde sürecin de garantili olacağımızı taahhüt ederek bir yazı yazdım. Resmi yazıya inşallah dönüş bekliyoruz. Lütfen dönüşüm süreçlerini siyasete alet etmesin siyasiler. İstanbul’da da riskli yapıda oturan oturduğunu düşünen vatandaşlarımız, uzlaşması halinde İstanbul yenileniyor ve başvurabilirler. Mutlaka kendilerine inşaat maliyetleri üzerinden bir teklif sunarız. Değişik destek paketlerimiz var. Mutlaka onlardan birinden faydalanabilirler. Ben inanıyorum ki süre içerisinde kamu bankaları da bu sürece paydaş olacak. Biz hayat kurtarma mücadelesine maksimum seviyede devam ediyoruz” diye konuştu.
]]>(İSTANBUL)- İstanbul Küçükçekmece’de çöken üç katlı binanın enkazında incelemelerde bulunan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olayla ilgili hem idari hem de adli soruşturma yapıldığını söyledi. Yerlikaya, “Biz depremlere karşı dayanımı olmayan enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz, birlikte yapmak istiyoruz bunu. El birliğiyle, devlet millet el ele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’ta canımızın yandığı gibi bir daha canımızın yanmasını istemiyoruz” dedi.
Bakan Yerlikaya, Küçükçekmece’de çöken zemin artı üç katlı binanın enkazında incelemelerde bulundu.
“İçeriden çıkartılanların 7’si yabancı uyruklu”
İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Yerlikaya, olayda 9 kişinin kurtarıldığını, Türkmenistan uyruklu birinin ise hayatını kaybettiğini söyledi. Yerlikaya, “İçeriden çıkarılan 7 yabancı uyruklu var. Bunlardan 1’i İran, 7’si Türkmenistan uyruklu. Göç İdaresi Başkanlığımız bunların kimlikleri üzerinden araştırmasını yaptı. Tamamı yasal kalışı olan, ikamet izni olan yabancılar. Bizim 2 vatandaşımız var. Birisi hastanede tedavi bile olmadı. Kendisi gayet iyi durumda. Diğer vatandaşımız tedavi sürecinde. Hastane yetkililerinden buraya gelmeden önce almış olduğum bilgiye göre, bizim vatandaşımızın durumu gayet iyi. Tedavi süreci devam eden 6 yabancı uyruklu misafirlerden anneyle 6 aylık bebeğin durumu diğerlerine nispeten daha kritik görünüyor. Duamız temennimiz odur ki, en kısa zamanda sağlık, sıhhat ve afiyete kavuşurlar diyoruz. Birazdan da ziyaret etmeyi düşünüyoruz arkadaşlarla beraber” dedi.
“Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik”
Olayla ilgili hem idari hem de adli soruşturma yaptıklarını ifade eden Bakan Yerlikaya, Adalet Bakanlığımız açıkladı. Burası için 3 savcı görevlendirildi. Onlar soruşturmalarına başladılar. İçişleri ailesi olarak biz de Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik. Bugünden itibaren çalışmaya başladık. En kısa zamanda idari kusur, kabahat ne varsa tabloyu olduğu gibi ortaya çıkarıp bunu hem sizlerle hem de adli sürece destek olması açısından göndereceğiz” dedi.
İstanbullulara seslendi, kentsel dönüşüm çağrısında bulundu
Bakan Yerlikaya, İstanbullulara da seslenerek, “4 Haziran’da göreve başladık. Kentsel dönüşüm diyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, destekleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın açıklamış olduğu ‘Yarısı Bizden Kampanyası’nı duymayan İstanbullu kalmadı. Sadece İstanbulla da ilgili değil Marmara Bölgesiyle de ilgili. Biz depremlere karşı dayanımı olmayan enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz birlikte yapmak istiyoruz bunu. El birliğiyle devlet millet elele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’ta canımızın yandığı gibi bir daha canımızın yanmasını istemiyoruz” ifadesini kullandı.
“Savcı, mahkemeler bunu aydınlatacak”
Yaşanan olayda 2 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Yerlikaya, “Mal sahibi ve zemin kattaki dükkanla ilgili iki gözaltı var. Ama bunlarla ilgili tahkikat devam ederken bir şey bilsek de bizim söylememiz doğru değil. Bırakalım, bizim adımıza millet adına karar verici olan savcı, mahkemeler bunu aydınlatacak. Göreceksiniz, Beşiktaş’taki 29 vatandaşımızın hayatına mal olan oradaki durum gibi, teleferikte olduğu gibi biz çok kısa zamanda bunu aydınlatıyoruz ve idari olarak biz üzerimize düşeni yapıp adliyeye, savcılarımıza gönderiyoruz. Size de bunu anbean takip ediyorsunuz zaten. Hep beraber göreceğiz arkadaşlar” diye konuştu.
“Yarın sabaha kadar hem enkazı hem de yan taraftaki binayı tamamen yıkacağız”
Bakan Yerlikaya, “Hemen yanında sağında duran bina 8 yaşında. Tedbir amaçlı sağ olsun valimizin koordinasyonunda boşaltıldı. Binanın bitişik nizamında olan zaten boş. Orası dirençle ilgili, etütle ilgili, kentsel dönüşüm yapılma zaruretinden dolayı Allah’a şükürler olsun ki önceden boşaltılmış, Çevre Şehircilik İl Müdürümüz burada. Orayı da yıkıyor. Biz inşallah bu sabaha kadar yani yarın sabaha kadar hem bu enkazı hem de yan taraftaki binayı tamamen yıkacağız ve etrafımızı herhangi bir can güvenliği açısından mal güveni açısından bir sıkıntı oluşturmaz hale getireceğiz” dedi.
Yerlikaya, sosyal medya hesabından da hastanede ziyaret ettiği 6 aylık Aygözel isimli bebekle çekilmiş bir fotoğrafı paylaşan paylaşarak “Adı gibi güzel olan Aygözel bebeğimizin tedavisi sürüyor; doktorlar çok şükür durumunun iyi olduğunu söylediler. Aygözel bebeğimizin annesi ve babasının da tedavileri devam ediyor” dedi.
Döner dükkanı sahibi de gözaltına alındı
Öte yandan olayla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında çöken binanın alt katındaki döner dükkanının işletmecisi Özge Aktürk Dinçer’in de gözaltına alındığı açıklandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece’de çöken 3 katlı bina enkazından incelemelerde bulundu. İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bina 1988 ruhsatlı. Altında iş yeri olan, üstü de konut olarak kullanılan bir bina. Tabii ne yazık ki ruhsatlı yapının üzerine kaçak 2 kata yakın diyebileceğimiz 1 buçuk kat yapı inşa edilmiş. Küçükçekmece Belediye Başkanımızla da istişaresini yaptık. Herhangi bir şikayet ve ihbar yok. Ne yazık ki kaçak bina yükü de olan bir yapı. 1988 yılı olunca da o günün inşaat tekniğiyle de ilgili zaten artık bütün kamuoyu da ne kadar sıkıntılı yapılar olduğuyla ilgili yeterince bilgi sahibi. Orada da kolon veya kiriş yapısını gördüğünüzde 1980 ve 1970’li yılların binalarının birçoğunda ne kadar niteliksiz bir işçilik ve malzeme kullanıldığı ortaya çıkıyor. Bina kendiliğinden sabah 08.40 sıralarında yıkılıyor ve 9 insanımız göçük altında kalıyor. 1’ini ne yazık ki kaybettik. 8 vatandaşımızın 2’si ağır yaralı. Diğerleri daha az yaralanmayla kurtulmuş durumdalar. Şu an tetkiklerimiz devam ediyor. Komşu binayla ilgili de boşaltma işlemleri yapıldı. Hem Küçükçekmece hem de bizim ekiplerimiz burada. Az önce de Sayın Kaymakam ve Valimizle istişaremizi yaptık. Olabildiğince hızlı ve pratik bir biçimde yakın çevresini de içine alan bir şekilde belediye ekipleri bir araya gelerek o bölge de tarama yapılmış alan var mı? Yapılmadıysa nasıl hızlıca yaparız diye bugün itibariyle eyleme geçecek. Olabildiğince hızlı bir şekilde yakın çevre binalarının da fiziki durumları gözden geçirilerek gerekli işlemler yapılması noktasında Kaymakamlığımız ve Valiliğimiz desteğiyle sıkı bir biçimde süreç takip edilecek” şeklinde konuştu.
“Depremin riski her geçen gün daha da artıyor”
Beklenen İstanbul depremiyle ilgili konuşan Ekrem İmamoğlu, “Deprem meselesi bizim kapımızda. Gününü, saatini, saniyesini bile hesaplayamadığımız bir durumdayız. İstanbul’umuzun bu meselesi, önemli bir meseledir. Bu meselenin çözümü de hep birlikte olabilmektir. Tek elden ve güçlü bir şekilde, iradeyi ortaya koyan bir anlayışla süreci yönetebilmekten geçmektedir. Daha önceki görüşmelerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla görüşmelerde bunu beyan etmiştik. Burada ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, kaymakamlığı, valiliği, bakanlığı diye bir kavram ya da ayrım yok. Tek başına ve bütün şekliyle irdelenmeli ve bir arada güçlü bir başkanlıkla, yapıyla İstanbul özelinde bunu söylüyorum. Marmara Bölgesi’ne de genişletilebilir. Hızlı karar, aksiyonların alındığı, finansmanından, sigortacıya kadar bütün sektörlerinde içine katıldığı bir yapılanmayı biz sonuna kadar destekliyoruz. Kanuni altyapısının da müşterek bir biçimde olgunlaştığında bunu da sonuna kadar destekleyeceğimizi hem mevcut şehircilik bakanımıza hem daha önceki şehircilik bakanına iletmiştim. Ben hala İstanbul’un böyle bir çözüm yolculuğuyla başarıya kavuşabileceğine inanıyorum. Elbette her kurum, elinden gelen her şeyi yapıyor. Siyaset üstüdür, partiler üstüdür. Öyle bir başkanlığında, siyaset üstü kurulmasının zemini olgunlaştırılabilir. Herkes orada burada konuşmaz. Tek salonda, tek mecliste ve konseyde konuşur ve karar alırlar. İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi adı her neyse konulabilir. Çözüm buradan geçmektedir. Ben yine bu çağrımı yineliyorum. Herkes emek veriyor, herkesin emeğine sağlık ama İstanbul’a yetmiyor. Hala sıkıntılı bina sayısı yüksek. Bu hızla gittiğimizde biz 40-50 yılda bunu bitiremeyiz. Depremin riski her geçen gün daha da artıyor. Meseleyi böyle bir şekilde çözüme kavuşturmamız bu vesileyle tekrar sizin vasıtanızla duyurmuş olayım. Biz öyle bir oluşumun ve sürecin neferi oluruz. Yine Bakanlık bu işin amiri ve koordinatörü olur. Her birimiz orada bu işin paydaşı oluruz. Bu arada hayatını kaybeden Türkmenistan vatandaşı. Allah’tan rahmet diliyoruz. Yarılı olanlara da acil şifalar diliyoruz. Arkadaşlarım farklı hastanelerden süreçleri takip ediyorlar. İtfaiye başta olmak üzere zabıtamız, AFAD, diğer birimler hepsi el ele, kol kola bir çalışmayla hızlıca süreci toparladılar. Hepsinin emeğine sağlık” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Alexander von Humboldt Stiftung iş birliğiyle, Türk Ceza Hukuku reformunun 19. yıl dönümünde, “Bilme ve İstemeye Dair Araştırmaların Ceza Hukuku Sorumluluğu Bakımından Önemi” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. 1-4 Haziran 2024 tarihlerini kapsayan programda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde, 20 ülkeden ceza hukuku akademisyenleri, yüksek yargı organları mensupları, hakimler, savcılar ve avukatlar, “19. Türk Ceza Hukuku Günleri Humboldt-Kolleg İstanbul Bilimsel Etkinliği’nde bir araya geldi. Etkinliğin açılış konuşmalarını İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alexander von Humboldt Vakfı Temsilcisi Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fethi Gedikli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kübra Doğan Yenisey ile 19. Türk Ceza Hukuku Günleri ve Humboldt-Kolleg İstanbul Koordinatörü Prof. Dr. Adem Sözüer yaptı.
“Hukuk ve adalet kavramlarının, modern dünyada, kamu kurumlarıyla vatandaş arasındaki zımni anlaşmanın temeli olduğunu ifade etmek isterim” diyen İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Kamu gücünü elinde bulunduranlar”
“Kamu gücünü elinde bulunduranlar, bu anlaşmayı bozmaya başladıkları anda, toplumsal uzlaşma ve birlik duygusu aşınmaya başlar. Bu anlamda kentsel aidiyet ve bir arada yaşama arzusu da kaybolur, ki dünyanın yüzde 85’inin neredeyse, ülkemizin yüzde 85’inin neredeyse kentlerde yaşadığı bir ortamda, böyle bir arzunun kaybolduğu ortamda, huzuru da bir ülkenin geleceğini de konuşmak, konuşabilmek mümkün olmaz. Kent yaşamında bu yönüyle hukuk ve adaletten uzaklaşmanın en yıkıcı sonuçlarından bir başka süreç de derin bir endişe ve güvensizlik hissidir. Öyle sanıyorum ki bu his, bir yanıyla da kentlerdeki suç artışını besleyen önemli faktörlerden birisi. Barınma, sağlık, eğitim, ulaşım, kültür gibi temel kentsel olanaklara erişememek hepimizi derinden etkiler. Kentsel olanaklara erişimde yaşanan büyük adaletsizlikler, hepimizde bir başka duyguyu uyandırır. O da itiraz duygusu. Aynı şekilde kente dair söz söyleme, yönetimi etkileyebilme, kenti dönüştürebilme, imkanlarının yokluğu ya da yetersizliği de vatandaşlarda itiraz duygusunu uyandırır.
“İtiraz duygusu, Demokrasi kültürünün de temelidir”
Hepimizin hissettiği bu itiraz duygusu, aslında çok sevdiğimiz ve gerçekten bana göre insanlığın en önemli icatlarından birisi olan demokrasi kültürünün de temelidir. Bu itiraz duygusu, kamu yönetimin iyileştirilmesinin, verimli hale gelmesinin de mutlak güvencesidir. Biz, İstanbul’u işte tam da bu yönde, bu anlayış içerisinde yönetme gayreti içerisinde olan bir ekibiz. Bir yandan İstanbul’un kentsel olanaklarını arttırırken, bir yandan da hemşehrilerimizin bu olanaklara adil bir biçimde erişebilmelerini sağlamaya dönük, güçlü müdahaleler yapıyoruz. Vatandaşların söz söyleme, talep etme, itirazlarını dile getirme, haklarını özgürce kullanabilmelerini sağlamaya yoğun bir biçimde gayret ediyoruz. Kentsel adalet, herkes için çok gereklidir. Az önce söylediğim orandaki kent yaşamının var olduğu ülkemizde de dünyada da artık bu yüzyıla, ‘şehirlerin yüzyılı’ şekliyle ifade edildiği bir ortamda çok gerekli. Ancak çocuklar, yaşlılar, engelliler, kadınlar, göçmenler, farklı dilsel ve dinsel topluluklar gibi grupların, adil bir kente duydukları ihtiyacın çok daha acil ve yaşamsal olduğunun da farkındayız. Bunun gereğini de en iyi şekilde yapmaya yüksek gayret gösteren bir ekibiz.
“İstanbul’da, herkes için hukuk ve adalet perspektifiyle çok önemli işler yaptık”
Kentsel adalet, bizim için ifade ve örgütlenme özgürlüğünü bireylerin yaşam tarzlarını ve kültürlerini devam ettirme özgürlüğünü de içeren geniş bir kavramdır. Bu nedenle bireysel özgürlüklerin korunması, ayrımcılığın önlenmesi, farklılıklarla bir arada yaşama olanaklarının artışı yolunda politikalar, ön en önde duran unsurlarımız. Geçtiğimiz beş yılda İstanbul’da, ‘herkes için hukuk ve adalet’ perspektifiyle çok önemli işler yaptık, çok değerli adımlar attık, bundan sonra da atmaya devam edeceğiz. Özellikle dünyada çok az örneği olan birçok uygulamamız; Halk Süt ya da 150 sayısına erişmeye az kalan kreş çalışmalarımız, Askıda Fatura uygulaması gibi bahsedebileceğim birçok sosyal politika hamlelerimizin her birisi, kentsel adaletin çok yaratıcı dilimleri İstanbul’umuz adına.
“Ama üzerimizde bir gölge oldu ve olmaya devam ediyor”
Ama açık söylemem gerekirse; üzerimizde bir gölge oldu ve bu anlamda olmaya devam ediyor. İBB bünyesinde yol arkadaşım, Şehircilik Proje Koordinatörü Tayfun Kahraman’ın, yargılandığı dava ile kent adaletini savunan bir insanın şu anda Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ile hapiste yatıyor olması, içimizi de acıtan ve yakan bir unsurdur. Tabii ben sizlerin huzurunda, bir etkinlikte, özellikle bu işin ilmini yapan kıymetli katılımcıların huzurunda bir ceza davası hakkında konuşacak değilim. Ancak halen anayasanın gereğinin yerine getirilmediği bu davada yaşananları da İstanbul’u temsil eden, İBB Başkanı olarak yıllardır gördüğüm ve hissettiğim bir insanın, her anına tanık olduğum bir insanın yaşadığı hukuksuzluktan da bahsetmeden geçemem. Çünkü bunu kabullenmediğimi bütün herkesin bilmesini isterim. Tabii bu hislerimi paylaşan milyonlar olduğunu da lütfen herkes bilsin.
“Ceza hukukunun nihai amacı”
Öyle zannediyorum ki, ceza hukukunun sonuçta nihai amacı, ceza hukukuna ihtiyacın duyulmayacağı bir toplumsal hayatın kurulmasıdır. Bir; ben insana güveniyorum ve açık söyleyeyim, insanlığın da çok da uzak olmayan bir gelecekte bunu başarabileceğine inanıyorum. Örneğin; bir ‘hukuk’ kelimesini duyduğumda, ‘hukukçular’ kelimesini duyduğumda, tarifini duyduğumda ya da ‘yargı mensupları’ diye tariflenen makamları duyduğumda, ben, kendi adıma güven hissettiğimi burada beyan etmek isterim. Güven hissini doğurması ve insanın kendini güvende hissedeceği bir ortamın oluşmasını sağlayan insanlar olarak bu meseleyi görüyorum. Bu anlamda, elbette biz seçilen ve kentleri hizmet eden belediyeciler, yerel yöneticiler nasıl kent adaletini koruma gayreti içerisinde olmak zorundaysak, eminim ki az önce bahsettiğim o insanlarımızın da bütün insanlığın ve ülkemizin hukukunu koruma konusunda sorumlu olduklarını ve onlarla yan yana en yakışan kavramın da ‘güvenilecek insanlar’ şeklinde tariflenmesinin altını çizmek isterim.
“Hukuka ve adalete sarıldıkça daha güzel günlere hep beraber yürüyeceğiz”
Hukuka ve adalete sarıldıkça, sahip çıktıkça, inşallah daha güzel günlere hep beraber yürüyeceğiz ve o yol çok kısalacak diye ifade edeyim. Bu inançla, gerek bu hukuk ve adalete olan inancımızı pekiştireceğine inandığım bu toplantıyı ve etkinliği kıymetli bulduğumu, emeği geçenlere teşekkür ettiğimi ifade edeyim. Aynı zamanda yeni perspektifle, kazandıran ve çok verimli bir sonuca kavuşacağını düşündüğüm bu toplantının ve buna benzer ulusal ve uluslararası çapta önemli buluşmaların İstanbul’da var olması ve devam etmesi de bizim için bir gurur vesilesidir. Elbette biz de bu tür evrensel değerleri ve ilkeleri taşıyan, anlatan her buluşmada olmaktan da katkı sunmaktan da onur ve gurur duyarız”
]]>
Kurban Bayramı’na günler kala Türkiye’nin birçok noktasından yola çıkan kurbanlıklar İstanbul’a gelmeye başladı. Gece yarısı itibarıyla ilk kurbanlıklar İstanbul’a getirilirken, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Kuzey Marmara Otoyolu Riva mevkiinde bulunan Canlı Hayvan Sevk Kontrol Noktası’nda denetim gerçekleştirdi. Jandarma ve zabıta ekiplerinin de destek verdiği denetimlerde, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı veteriner hekimler, kurbanlıkların olduğu kamyon ve TIR’ları tek tek kontrol etti. İl dışından gelen sürücülerin evraklarını tek tek inceleyen ekipler, hayvanların küpe numaraları ile evrak üzerindeki numaralarını karşılaştırdı. Kontrolü yapılan araçlar, hayvan pazarlarına doğru yoluna devam etti.
‘İSTANBUL’DA 123 SATIŞ, 788 KESİM YERİ BELİRLENDİ’
İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, İstanbul girişine kurulan kontrol noktalarındaki denetimlerde 26 adet uygunsuz sevke 2 milyon 600 bin TL idari para ceza uyguladıklarını söyleyerek, “2024 yılı itibariyle kurbanlıklarımız İstanbul’a 1 Haziran itibariyle girmeye başladı. Şu an için giriş noktası olan Riva Hayvan Sevk Kontrol Noktası’ndayız. Bundan önce biz, kurban hizmetleri komisyonunun tebliğinin yayınlanmasıyla beraber kurban hizmetleri komisyonları toplandı satış ve kesim yerleri belirlendi. Şu ana kadar 123 satış, 788 kesim yeri belirlendi. Biz kurbanda hayvan hareketlerinin yoğun miktarda artmasından dolayı zaten yol kontrollerimizi sıkılaştırmıştık. 13 Mayıs itibariyle daha da sıkılaştırıldık, 26 adet uygunsuz sevke 325 büyükbaş 823 adet küçükbaş hayvanla ilgili olarak idari işlem uygulandı ve yaklaşık 2 milyon 600 bin TL idari para cezası uygulandı. Burada ne yapıyoruz, bir kere hayvanlar geldikleri yerde il, ilçe tarım orman müdürlüklerinde ilk etapta sağlık kontrollerinden geçirilir akabinde bu sağlık kontrollerinden sonra pasaportları düzenlenir, aşıları kontrol edilir ve hayvanlara veteriner sağlık raporu düzenlenir.” şeklinde konuştu.
‘GEÇEN YIL 76 BİN BÜYÜKBAŞ, 93 BİN KÜÇÜKBAŞ HAYVAN KESİLDİ İSTANBUL’DA’
Ahmet Yavuz Karaca yeterli sayıda kurbanlık hayvan olduğunu belirterek, “Şu anda saat 18.00 itibariyle aldığımız bilgilerle de yaklaşık 28 – 30 bin civarında hayvanın yollarda olduğunu biliyoruz. Geçen yıl 76 bin büyükbaş, 93 bin küçükbaş hayvan kesildi İstanbul’da, yine aynı sayıları bekliyoruz. Vatandaşlarımızın herhangi bir endişeye düşmesine gerek yok, yeterli sayıda hayvanımız var, kurbanlıkla ilgili bir sıkıntımız olmayacak. Biz buradaki kontrollerimizde, veteriner sağlık raporları var mı? Pasaportları var mı? Araçlardaki hayvanlarla küplerdeki numaralar birbirine tutuyor mu? Onlara bakıyoruz. Bir de Trakya bölgemiz 2010 yılından itibaren Şap’tan ari bölge, Şap’tan ari bölgeye hayvan geçişleri sadece ve sadece kurbanda 15 gün kala yani bugünden itibaren gerekli kan analizleri yapıldıktan sonra oluyor bununla ilgili olarak da veteriner sağlık raporundan ayrıca Trakya’ya geçiş sağlık sertifikası düzenleniyor. Bu belgelerin kontrolleri yapıldıktan sonra karşıya geçişine izin veriliyor, bu şekilde geçen yıl 25 civarında büyükbaş 18 bin civarında küçükbaş hayvan girişi oldu, Avrupa yakasından Anadolu’muza. Geçen yıl ki rakamlarla aynı rakamları yine bekliyoruz, bir problemimiz yok. Vatandaşlarımıza şunu söylüyoruz, kurbanlarını mutlak suretle izinli yerden alsınlar ve valilik tarafından izin verilen kurban kesim yerlerinde ehli kişilere kestirsinler. Başka yerlerde sokakta, parkta, çadırda kestikleri takdirde idari işlemle karşılaşabilirler. Hem de birçok olumsuzlukla karşılaşırlar, yani o kadar hassas bir konu. Hızlı bir şekilde davranılması ve ehli kişilerin yapması gereken bir şey bu.” dedi.
MOBİL UYGULAMA İLE AŞISI, YAŞI VE GELDİĞİ YERE ERİŞEBİLME İMKANI
Mobil bir uygulama ile kurbanlık hayvanlarla ilgili bütün detaylara ulaşabilme imkanının olduğunu vurgulayan Karaca, “Bir de hayvan pazarlarında hayvanları alırken ‘Tarım Cebimde’ diye bir uygulamamız var bizim. Tarım cebimde uygulamamıza girdiklerinde hayvan görüntüleme, küpe sorgulama dediklerinde, o hayvan ile ilgili bütün bilgilere ulaşabiliyorlar. Aşısı, yaşı, cinsiyeti, nereden gelmiş, sahibi kim. Bu da onların işlerini kolaylaştırıyor. Biz son kurban kesilene kadar sahada olacağız kontrollerimiz devam edecek hayvan pazarlarında, çiftliklerde işimizi bütün veteriner hekim arkadaşlarımızla beraber süreci yöneteceğiz” ifadelerini kullandı.
‘BİR HAYVANIN 120 – 130 BİN TL MASRAFI VAR’
Ardahan’dan gelen çiftçi Muhammet Karakaş bir hayvanın maliyetinin 130 bin TL olduğunu söyleyerek, “60 tane hayvan getiriyoruz, Ardahan’dan geliyoruz biz buraya. Böyle kontrol noktalarından geçiyoruz, çok sağlıklı ve çok doğru bir şey yapıyorlar aslında. Ama buradaki insanlar çiftçi bir sürü emekleri var onların. Onların birçoğuna yardımcı olmaları lazım. Bu insanların karşıya geçip kendi akrabalarına hayvan satacaklar. Burada kalmaları onlar için tabi ki de zarar, kötü bir şey bu. Burada adam 20 tane hayvan getiriyorsa 10 tane akrabası var 10 tanesini oraya satacak ki geçimini sağlayabilsin. Bu adamlar 10 aydır emek veriyor, içerde bakıyor bunun yemi, samanı bunların hepsi para çok ciddi masraflar. Şimdi bizim hayvanlar Ardahan’dan gelecek 2 gündür yol geliyor. Burada şu anda beklemeleri o hayvanlar için zarar, yazık günah yani burada izin vermeleri lazım ki onlar geçsinler buradan. Yarın hafta sonu, bu hafta sonu hayvanları satamazlarsa bir sonraki hafta sonu hayvanları kalacak ya da Ardahan’a geri dönecek bu hayvanlar. Bu adamlara yazık günah, insanların hayvanlarını karşıya geçirmesi lazım ki hayvanlarını satıp para kazansın. Hayvanlar şu anda maliyetleri düşündüğümüzde canlı kilo 280 300 kilo arasında biz düşünüyoruz, bunun aşağısında verdiğimiz zaman biz zaten zarar ediyoruz. Şu an 60 tane hayvan getireceğiz buraya 60 tane hayvanın nakliye masrafı 95 bin TL. Ardahan’dan buraya çadır parası ile 100 bin TL. Bir hayvanı örnek veriyorum önceden 5’e alıp 10’a rahat satabiliyorduk. Şu anda Ardahan’dan buraya gelen kadar sadece bir hayvanın 120 – 130 bin TL masrafı var. Burada da hayvan başına 20-25 bin lira kazanacağız da gittiğimizde tekrardan Ardahan’a aynı hayvanı tekrar alamayacağız. Öyle bir durumda var şu anda, bütün çiftçilere Allah kolaylık versin. Bizim pazarımız İstanbul Esenyurt’ta, orada 2 tane çadır yeri aldık biz, 230 bin lira çadır parası verdik. Samanı, yemi her şeyi ayarladık, nasipse bu akşam geçeceğiz, yarın sabah satışa başlayacağız” dedi.
Öte yandan İstanbul’da, Riva (Yavuz Sultan Selim Köprüsü), Çamlıca Canlı Hayvan Sevk Kontrol Noktası (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) ile Kurtköy Mehmetçik Vakfı Dinlenme Tesisleri, Kuzey Marmara Otoyolu Kurnaköy ve Mecidiye Gişeleri, Ahmediye Gişeleri Yol Kenarı Denetim İstasyonu ve Selimiye TEM Gişeleri Yol Kenarı Denetim istasyonlarında 24 saat denetimlerin süreceği belirtildi. Bu denetimlerde il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerinde görevli veteriner hekimleri ile acil müdahale ekipleri, jandarma, emniyet ve belediye zabıta ekipleri koordineli olarak çalışacak.
]]>SODEV, TÜSES ve FES ortaklaşa “31 Mart sonrası yerel yönetimler” başlığıyla panel düzenledi. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında tehdit ve fırsatların değerlendirildiği panelde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, SPD Federal Meclis üyesi Nezahat Baradari ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Ertan Aksoy yaptı. Açılış konuşmasını SODEV Başkanı Rasim Şişman’ın gerçekleştirdiği panelde CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik 31 Mart seçimlerine ilişkin aday belirleme sürecinden, sandık güvenliğine kadar birçok başlıkta deneyimlerini paylaştı.
“Bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var”
Konuşmasına Gezi Parkı eylemlerinin yıldönümüne vurgu yaparak başlayan Çelik, “Gezi’nin 11. yıl dönümü. Gezi’de yitirdiklerimizi anıyorum ve tabii Gezi tutsakları için hep birlikte hem bağımsız bir yargıyı oluşturmak hem de bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var. Gezi’de yitirdiklerimizi anarken Gezi tutsaklarının da özgürlüklerine kavuşması için hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğimizin altını çizmek isterim” dedi.
“Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultayı gerçekleştirdik”
31 Mart seçimlerinin kazanılması sürecine değinen Çelik, partide yaşanan değişimin elde edilen başarıdaki önemine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Bu umudun azaldığı noktada tabii ki dar zamanda önemli işler yaptık. Bu 2023 seçimlerinin üzerinden toplam bugün on 10-12 ay gibi bir zaman geçti. Ancak biz altı ay önce bir biçimiyle sürece başladık. Altı ay önce kongrelerimizi gerçekleştirdik. İstanbul Kongresi, kurultay ve partinin bir değişim süreci, bu başarının önemli adımlarından biri. Seçim sonuçları değerlendirilirken bazen parti içi toplantılarda konjonktürün etkisi ya da ekonomik koşullar denebiliyor. Doğru. Kesinlikle konjonktürün etkisi önemli. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar 2023’te Türkiye ekonomisi buna benzer bir durumdaydı aslında. Depremdeki duygular daha çok tazeydi, salgındaki duygular tazeliğini koruyordu. Ama 2023 seçimlerinde bir sonucu alamamış olduk. Aslında 2024 seçimlerinde sonuç almanın önemli adımlarından bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir değişimi kendi içerisinde demokratik yöntemlerle gerçekleştirebilmesiydi. Bu önemli bir şeydi. Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultay gerçekleştirdik. Kurultayımız da Parti Meclisimizin yaş ortalaması 42. İstanbul’dan bizim önerdiğimiz 26 yaşında, 27 yaşında, 30 yaşında genç kadın arkadaşlarımız var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’deki politikalarına karar verecek altmış kişilik kurulun yaş ortalaması 42. MYK’mızda önemli sayıda kadın arkadaşımız var.”
Kadın belediye başkanları…
Doğru bir aday belirleme süreci yürüttüklerini ifade eden Çelik, artan kadın belediye başkanlarının altını çizdiği konuşmasına şöyle devam etti:
“İlçelerde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik. İlde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik ve buna göre önerilerimizi Ankara’ya gerçekleştirdik ve günün sonunda adaylarla ilgili şunu ifade edebilirim: 2019 ile 2024 arası İstanbul’da hiç kadın belediye başkanı yoktu. Bugün İstanbul’da üç kadın belediye başkanı var. İstanbul’da belediye başkanlarının yaş ortalaması yüksekti. Çok deneyimli belediye başkanlarımız var. Tuzla’da Eren Ali Bingöl 31 yaşında. Avcılar’da Utku Caner Çaykara 32 yaşında. Hakan Bahçetepe 35 yaşında. Kartal’daki arkadaşımız 37 yaşında. Gençlere ve kadınlara fırsat verdiğinizde toplum da size şans verebiliyor.”
“Sandık güvenliğini eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik”
“Kampanya sürecinde ilçe belediye başkan adaylarımızla gerçekten çok etkili kampanyalar yürüttüler. Milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, ilçe başkanlarımız ve örgütümüz çok büyük bir mücadele verdi” ifadelerini kullanan Çelik, sandık güvenliği konusunda eksiksiz bir çalışma yaptıklarını belirterek şunları söyledi:
“Sandık güvenliğiyle ilgili ciddi krizlerimiz vardı. İlçe başkanlarımızla, il yöneticilerimizle iğneyle kuyu kazar gibi bu süreci tamamladık. Seçim günü sabah ilk defa genel merkezin bilişim sorumlusunun deyimiyle söylüyorum: İstanbul’un 33.227 sandığında dijital yoklamayı eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik. ve aslında daha açılmaya başlandığında sonucu kendi bilişim sorumlularımızla ve sandık görevlilerimizle biliyorduk”
Yerel seçimlerden sonra başlayan sürecin zorlu bir süreç olacağını dile getiren Çelik, konuşmasına örnek vererek devam etti:
“Bir tanesini örnek vereyim. Eyüpsultan’ın nüfusu 400 bin. Eyüpsultan personel sayısı şu anda üç bin altı yüz kişi. Yani üç bin iki yüz civarında kadrolu personeli var ama yanındaki beş yüz bin nüfuslu Gaziosmanpaşa’nın çalışan sayısı bin altı yüz kişi örneğin. Yani bazı alanları siyaseten gerçekten yönetilemez hale getirmişler. Mesela Eyüpsultan Belediyesi’nin şu anda bugün itibariyle ödenmesi gereken borcu 2.2 milyar. 2024 sonuna kadar ödemesi gereken rakam 1.9 milyar. Yani 2024’te Eyüpsultan Belediyesi’nin dört milyar bir bütçeye ihtiyacı var. Ama İller Bankası’ndan gelen gelir maaşlarının dörtte birini bile ödeyemiyor ne yazık ki.”
Konuşmasında zorluk ve tehditlere de değinen Çelik, “Birtakım engellemelerle de tabii büyükşehir açısından bu dönem bakanlıklar eliyle karşı karşıya geleceğiz. Merkezi yönetimin birtakım uygulamaları bizim için tehdit oluşturabilir. Ama tasarruf tedbirleri meselesi biraz da belediyelerin elini kolunu bağlamak için aslında kendilerinden değil de yerel yönetimlerin etkili hizmet üretmesini engelleyecek bir biçimde karşımıza çıkabilir” ifadelerini kullandı.
“Seçmen bize yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz merkezi iktidarı size vereceğiz dedi”
Çelik konuşmasının fırsatlar bölümündeki kısmında şunları söyledi:
“Fırsatlarımız nelerdir? Büyükşehir Belediyesiyle 26 ilçe belediyesi çok uyumlu ve koordinasyonlu çalışacak. Tabii ki büyükşehir belediye başkanımız geriye kalan 13 ilçeyi ayırmıyor. Onlarla da ortak çalışmalar yürütüyor. Fırsatlarımızdan önemli bir tanesi gençlerin, kadınların belediye başkanı olarak seçilmesi. Kente dair önemli bir vizyon ortaya koyabileceklerine olan inancımız, deneyimli arkadaşlarımız da var. Deneyimlilerin tecrübesiyle gençlerin enerjisini kadınların birikimini harmanlayarak önemli bir süreç yönetebiliriz. Zira yapmak zorundayız.”
Seçmenin 31 Mart seçimlerinde kendilerine bir mesaj verdiğinin altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçmenin bize mesajı şudur: Seçmen, yerel yönetimi doğru yönetmemiz için bize bir şans verdi. 2019’da bize sınırlı bir yönetme yetkisi verdi yerelde. 2023’te bizi iktidar yapmadı. Ama 2024’te seçmen bize dedi ki biz size merkezi iktidarı vermedik. Ama sizi yerel yönetimde güçlendiriyoruz. Sizi Türkiye’de birinci parti yapıyoruz. Eğer siz yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz size merkezi iktidarı vereceğiz dedi. Dolayısıyla bu mesajı doğru algılayabilecek bir kadroyla sürecimizi şekillendireceğiz”
“800’ü aşkın meclis üyesi sertifika programına katılacak”
Çelik, 800’ü aşkın meclis üyesinin, İstanbul Üniversitesi’yle imzalayacakları protokol kapsamında sürekli eğitim merkezinde bir aylık bir sertifika programına katılacağını belirterek “Yerel yönetimlerdeki temel kurallardan imar kanunlarına, afet ve risk yönetiminden depreme, ekolojiden çevreye, toplumsal cinsiyet eşitliğinden birçok konuya kadar haftanın üç dört günü gideceği eğitimler alacaklar. İstanbul Üniversitesi’ne benzerlerini düşünce kuruluşlarıyla, hem sendikalarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kadın örgütleriyle, sivil toplumla bir takım çalışmalar yürüteceğiz” diye konuştu.
“31 Mart bir son değil başlangıçtır”
Çelik, “Bir süreci organize etmeye gayret edeceğiz ama temel motivasyonumuz şudur. 31 Mart bizim için bir sonuç değildir. 31 Mart bizim için bir başlangıçtır” dedi ve sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“Demokratik Türkiye’nin başlangıcıdır. Buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin çok ağır sorunları var. Demokratik Türkiye mücadelesini de hep birlikte güçlü bir biçimde vereceğiz. Aslında 2017’de referandumdan bu yana bir arada durmayı başarabilmiş Gezi’de birlikte mücadele etmeyi başarabilmiş bütün siyasi partilerin, bütün demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının birlikte mücadelesiydi. Demokratik bir Türkiye mücadelesini de belki bir erken seçimde, belki 2028’de yine hep birlikte vereceğiz.”
“Beyoğlu’nun 30 yıllık kaybını hep birlikte tersine çevireceğiz”
Panelde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de Beyoğlu’nun ilklerin ilçesi olduğunu belirtti, “Beyoğlu ilk tramvayın olduğu ilçe, ilk belediye binası olan 6. Dairenin olduğu ilçe. İstiklal Caddesi ilk otellerin olduğu, ilk sokak aydınlatmaların olduğu, konsoloslukların olduğu bir cadde. Otuz yıl sonra biz de ilklerin ilçesi olan Beyoğlu’nu sosyal, demokrat ilkelerle yönetme şerefine nail olduk. Beyoğlu’nu sadece para kazanma hırsıyla mekan açılan, bu para kazanma hırsını Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan değerlerin üzerinde tutan piyasa anlayışına maalesef terk ettik. Yerel yönetim maalesef burada bir yönlendirme yapmadı, yapamadı. Tabi bu yitip giden Beyoğlu 30 yıllık bir süreç, dünden bugüne olmuş bir şey değil. 30 yıllık bu süreci inşallah hep beraber tersine saracağız” dedi.
]]>Ekrem İmamoğlu, ikinci kez aynı göreve seçilen Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır’ı makamında tebrik etti. Bahadır’a başarı dileklerini ileten İmamoğlu, “Allah utandırmasın. Hem seçilmiş değerli yol arkadaşlarına, meclis üyelerine hem de bürokrasisine ve tabii ki bütün Bahçelievler halkıyla güzel hizmet dönemini yakalamasını dilerim. Sonuçta İstanbul’da her belediye, işini iyi ve tam yaptığı takdirde, İstanbul’da yaşam güzel olacak. Baktığımız pencere” dedi.
“Önce dinleyeceğiz”
Bahçelievler’in yaşamında önemli yeri olan ilçelerden biri olduğunu aktaran İmamoğlu, “Uzun bir zaman dilimini bu alanda geçirmiş bir insanım. Şansım odur ki; İstanbul’un çok muhtelif ilçelerinde ama iş ama yaşam ama ev, bu yönde oldukça ilçe deneyimim var. Bu bana, İstanbul’da böyle bir avantaj gibi de yansıyor. Burayı da biraz cadde cadde, mahalle mahalle bilecek kadar deneyimim oldu. Çok severim. İyi bir ilçemiz, merkezde bir ilçemiz. Evet; avantajları var. Elbette sıkıntıları da var. Ama zaten bugün burayı bütün ekibimizle gelmemizin sebebi; önce bir dinleyeceğiz. Daha sonra ekipler, kendi aralarında görüşmeler yapacaklar, analiz yapacaklar. Ki onu da haziran ayı içerisinde bitireceğiz” şeklinde konuştu.
“Sağlıklı bir stratejik planı çizmek amacındayız”
“Önümüzdeki 5 yılın bir nevi yolculuğunu, projelerini bütçemize göre hem ilçenin bakış açısıyla taleplerine göre hem bizim tespitlerimize göre önceleyip, sıralayıp kentin sağlıklı bir stratejik planını çizmek amacındayız” diyen İmamoğlu, “Bunu her yerde söylüyorum. Bunun için Bahçelievler de buna dahil olacak. Nüfusu da yüksek ilçelerimizden birisi. Bu, Büyükşehir tarihinde ilk kez yapılıyor. Bir önceki dönem de aslında bütün 39 ilçeyi gezdiğimde talebi buydu. Ama eksiklikler, aksaklıklar, arzu ettiğimiz seviyede diyalog zemini olmadı. Ama bu sefer bütün eksiklikleri de gidererek, diyalogu ve saygıyı en üst seviyede tutarak, kurumsal saygıyı, seçilmişliğe saygıyı, iradeye dönük saygıyı inşallah aklı selim, insanımıza yakışan, toplumumuza yakışan bir hizmet dönemini hep birlikte sağlarız. Hakan Başkanımıza başarılar dilerim. Yolu açık olsun. Bahçelievler’de de güzel hizmetler olsun” ifadelerini kullandı.
Bahadır: “Biz başarılı olmasını isteriz, o da bizim başarılı olmamızı ister”
Bahçelievler Belediye Başkanı Bahadır da İmamoğlu ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:
“Büyükşehir Belediye Başkanımızın ziyaretinden keyif aldım. Eksik olmasın. Teşekkür ediyoruz. Başkanımıza da Büyükşehir’de başarılar diliyoruz. Tabii ki 2019-2024 hızlı, heyecanlı bir yapı oldu. Şimdi 2024-2029 arası, inşallah güzel, birlikte, bizleri de unutmadan, bizleri destekleyen, parti ayrımı yapmadan -yani öyle yapıyor diye demiyorum- hep birlikte vatandaşlarımıza, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, Türkiyemizde, Bahçelievlerimizde yaşayan vatandaşlarımıza yardımcı olacağız, destek olacağız. Ben, ‘komşum’ diye hitap ederim. Öyle başladık belediye başkanlığında. Başkanımıza, özellikle Bahçelievler ve komşularım adına, Bahçelievler’e destek istiyoruz. Bu dönemde tabii ki birbirimize karşı nezaket sınırları içerisinde… Bu zamana kadar da herhangi bir şeyimiz de olmadı aramızda Ekrem Başkan’la sağ olsun. Biz, onun başarılı olmasını isteriz; o da bizim başarılı olmamızı ister. Çünkü burada önemli olan öge insandır, vatandaştır, komşumuzdur. Ben, nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.”
]]>(BALIKESİR) – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Balıkesir Dönüşüm Kongresi’nin Planlı Kent Örnekleri oturumuna video mesajla katıldı. İmamoğlu, mesajında “Dönüşüm kelimesi çok önemli bir kelime, çok kuvvetli bir tabir. Aslında milletimiz çok yönlü bir dönüşüm talimatını bize verdi. Bizden beklentisi çok büyük. Bu şehirlerimizden kırsala, köylerimizden en farklı noktasına kadar memleketimizin seçmen duygusu ve takdiriyle bir dönüşüm talebi var. Bunun üzerinde çok çalışıyoruz” dedi.
“31 Mart seçimleriyle ispatlamış olduk”
Dönüşüm vurgusu üzerinden sözlerini sürdüren İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Dönüşüm denince yönetimde dönüşüm, sosyal hakların dağıtımında dönüşüm, şehirde sosyal adaleti ve sosyal demokrasiyi en üst seviyede yakalamanın ve uygulamanın yöntemlerinden dönüşüm. Tabii ki kentsel dönüşüm, depremle mücadele noktasında. Özellikle iklimle ilgili değişikliklerin hayatımıza bir iklim krizi şeklinde yansımaması adına atılacak, sürdürülebilirlik adımlarındaki dönüşüm. Bütün bunlar yeni nesil siyasetin ve yeni nesil belediyecilik anlayışının da temel başlıkları. Bu konuda yoğun çalıştığımızı bilmenizi istiyorum. Biz özellikle halkçı ve icraatçı bir belediyeciliği en adil şekliyle, en kapsayıcı şekliyle insanlarımızın güncel sorunlarını çözerken orta ve uzun vadeli sorunlarına da çözüm oluşturan başlıklarını sıralayıp konunun bütün paydaşlarıyla tartışılmasını sağlayıcı mekanizmalar kurmak en önemli çabamız oldu. Son 5 yılda İstanbul’da ortaya koyduğumuz İstanbul modeliyle aslında çok değerli adımlar attığımızı ve başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Zira halkımızın 31 Mart seçimleriyle bize vermiş olduğu teveccüh ya da takdir ya da oylarıyla bunu ispatlamış olduk.
“Kentlerin yüzyılında yaşıyoruz”
Önümüzdeki 5 yılı daha etkin hale getirmek istiyoruz. Tam da bu kapsamda Balıkesir’de ortaya koyulan bu değerli toplantıda sadece Balıkesir için değil, bütün kentlerimiz için çok önemli başlıkların ortaya çıkacağını da görebiliyoruz. Kentlerin yüzyılında yaşıyoruz. Türkiye’de artık şehirler hayatın can damarı. Yüzde 80’lerin üstünde bir çoğunlukta insanlar şehirlerde yaşıyor. Dolayısıyla her yönlü değişimin ve dönüşümün başarıya ulaşması gereken yerler de kentlerimiz. Bu kapsamda hem başlıklara çıkartmak ve bunları teker teker analizini yaparak çözümler bulma sorumluluğunda bize çok sağlam bir kurumsal yapı ihtiyacı söz konusu. Bu konuda özellikle son 5 yıl içerisinde İstanbul’da faaliyete geçirdiğimiz İstanbul Planlama Ajansı tam da bu yönüyle çok etkili bir kurum haline geldi. İstanbul Planlama Ajansı veriyi toplayan, veriyi analiz eden, insanların taleplerinin tamamen teknik ve bilimsel bilgiyle tetkik eden sonra da çözümleri oluşturan, çözümleri de paydaşlarıyla birlikte tartışan en katılımcı modeliyle kent konseyinden, kurum içerisindeki bir kısım insiyatiflere ya da İstanbul’daki sivil toplum kuruluşlarından, iş dünyasından meslek odalarına varıncaya kadar kurum ve kuruluşlarıyla en üst seviyede ilişkiyle çalışmaları da raporlayarak çözüm önerilerini oluşturuyorlar. Bu çözüm önerileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerimizden oluşan o koca ekosisteme altyapı oluşturuyor.
“Şehrilerimiz yarınlarını düşünerek adımlar atma gayretinde”
İstanbul Planlama Ajansı ile sadece İstanbul’a değil İstanbul dışındaki birçok belediyeye de katkı sunduklarını ifade eden İmamoğlu, “Hatta artık görüyorum ki şehirlerimizin tamamı planlama ajanslarını kurarak kentlerinin bugününü değil yarınlarını düşünerek adımlar atma gayretinde. Bu ajansları kurma gayreti içerisinde. Bu yönüyle bir nevi geçmişte Devlet Planlama Teşkilatı’yla birbirine benzetilen bu yapı bize önümüzü gösteren bir yolculuk…” dedi.
“Birlikte modeller geliştireceğiz”
Balıkesir ile İstanbul’un birbirine yakın kentler olduğunu da belirten İmamoğlu, iki kent arasındaki ortak konulara dikkati çekerek “Marmara Bölgesi Türkiye’nin üçte bir nüfusunun yaşadığı ama coğrafi olarak nerdeyse onda birine büyüklük olarak sahip bir bölge. Dolayısıyla yükü çok. Ekonominin büyük bir kısmı burada. Bu tabi lojistik olarak bir kısım tehditleri barındırmakta. Ama işte biz tam burada akılcı çözümlerle geleceği görerek, Türkiye genelinde de bir perspektif okuyarak çalışma modelini ve umuyorum yeni yapılanmasını çok yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz Marmara Belediyeler Birliği’nde de daha yukarıya taşıyarak iş birliğini oradaki bütün illerimizle çok güzel bir biçimde analiz edeceğiz, çalışacağız ve birlikte modeller geliştireceğiz” diye konuştu.
“Türkiye’deki bütün yerel yönetimleri kucaklayan…”
Türkiye Belediyeler Birliği üzerinden sözlerini sürdüren İmamoğlu, “Türkiye Belediyeler Birliği’nin ne yazık ki geçmişte arzu etmediğimiz farklı görüşleri yok sayan anlayışın yerine Türkiye’deki bütün yerel yönetimleri kucaklayan, kapsayan bir anlayışla şehirlerin ve yerel diplomasinin, yerel demokrasinin en güçlü şekilde büyümesi ve yukarıya taşınmasıyla ilgili adımların nasıl atılacağına, büyük ulusal ve uluslararası çalışmalara hazır hale geleceğine inanıyorum. Türkiye Belediyeler Birliği’nde bu yeni dönem ile birlikte Türkiye’nin tüm belediyelerin gelişmesi ve iyi işler yapması, halkçı ve icraatçı kavramına, sosyal adaleti, sosyal destekleri en üst seviyede ne yazık ki Türkiye’mizin en büyük sorunu olan artık bir ekonomi krizine dönen, güncel yaşamla ilgili sorunlara destek olan modele kavuşması için de bu dönüşüm kavramı içerisinde çalışmalarını sürdürecektir” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe’nin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre, 2017 – 2018 döneminde kişi başı tüketilen sebze miktarı 283,1 kg iken, bu miktar 2022 – 2023 döneminde 261,7 kg’ye düştü. 2010 yılında nüfusun yüzde 69,4’ü her gün en az bir kere sebze veya salata tüketirken bu oran 2022 yılında yüzde 41,2’ye indi. 2010’da nüfusun yüzde 57’si her gün bir kere veya daha fazla meyve tüketirken bu oran 2022 yılında yüzde 36,5’e geriledi.
Soğan 1 lira 88 kuruştan 17 liraya, kuru fasulye 13.7 liradan 84 liraya yükseldi
Ocak 2021 tarihinde pazarda 1 kg soğan 1 lira 88 kuruşken, Ocak 2024’te 17 lira oldu. Aynı dönemde 1 kg patatesin fiyatı 1 lira 88 kuruştan 21 liraya, domatesin kilosu da 5 liradan 34,9 liraya çıktı. Yüksek enflasyon nedeniyle bakliyat fiyatları da cep yakmaya başladı. Ocak 2021 tarihinde pazarda 1 kilo pirinç 7,6 lirayken Ocak 2024’te 1 kg pirinç 48,5 liraya ulaştı. Bu dönemde nohutun kilosu 10.3 liradan 76 liraya, kuru fasulyenin kilosu 13,7 liradan 84 liraya ulaştı.
Et ürünleri yüzde 107.79 oranında artış gösterdi
Türkiye Ziraat Odası Başkanlığı (TZOB) verilerine dayanarak hazırlanmış rapora göre, 2024 yılında et ürün gruplarında yıllık fiyat artışı bir önceki yıla göre yüzde 107.79 oranında artış gösterdi. Önceki yıla göre dışarıda yemek yemenin maliyeti yüzde 106.5 oranında arttı.
Gıda enflasyonu en yüksek görülen ülkelerden biri de Türkiye
İPA Başkanı Gökçe’nin paylaşımları şöyle:
“Dünya Bankası araştırmasına göre nominal gıda enflasyonunun en yüksek görüldüğü ülke Arjantin olurken, Arjantin’i sırasıyla Zimbabwe, Türkiye, Venezuela, Lübnan, Filistin, Myanmar, Mısır, Sierra Leone, Nijerya takip ediyor.
2024 yılı Mart ayında BİSAM tarafından TÜİK, İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari fiyatları baz alınarak yapılan araştırmaya göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 16 bin 646 liraya ulaştı. Bu sınır ailenin sadece gıda masraflarından oluşuyor. Yani asgari ücret bir ailenin yalnız gıda masraflarına yetiyor. İstanbullular gıda enflasyonu nedeniyle aldıkları gıda ürünü çeşidini ve miktarını azaltıyor. Gıda enflasyonu nedeniyle pazarlardan kalan ürünleri almak için semt pazarları çıkışını bekleyen İstanbulluların sayısı gün geçtikçe artıyor”
Kent Lokantası gibi adımlara devam…
Tarım politikalarından başlayarak gıda enflasyonuna neden olan ve halkımızın gıdaya erişimini kısıtlayan politikalar değiştirilmelidir. Sn. Ekrem İmamoğlu başkanlığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu zor dönemde sosyal yardımlar, pazar destekleri ve Kent Lokantası gibi adımlarla İstanbulluların yanında güçlü şekilde durmaya devam edecek”
]]>– Türk resim sanatının önde gelen isimlerinden biri olan Orhan Peker kitabını hazırladınız, öncelikle bize biraz kitabın doğuş amacını anlatır mısınız?
Ressam Orhan Peker kitabı, serisinin dokuzuncusuydu. QNB Finansbank’ın, ‘Türk sanatçılarının önemli isimlerinin kitaplarını yapalım ve bu sanat tarihine kalsın kararı’ doğrultusunda 10 kitaplık bir set hazırlama kararı aldık. İlki Erol Akyavaş, arkasından Nejat Derin, Abidin Dino, Alev Ebuzziya, Cihat Burak, Mehmet Güleryüz ve son olarak Orhan Peker kitabı yaptık. Şu an üzerinde çalıştığımız Sabri Berkel kitabımızla serinin onuncusunu tamamlayacağız. Türk resim sanatının majör önemli isimlerini, sanata tarihinde daha kalıcı hale getirmek, gelecek kuşaklara aktarabilmek amacımız. Orhan Peker, Ankaralı bir ressam olması nedeniyle duygusal bir bağ kurdum kendisiyle. Çok naif, çok insanı, iddiasız gündelik yaşam kompozisyonlarına yer veren bir sanatçı olması, duygusal olarak kendisine yakın hissettirdi. Bu nedenle bu kitabı yapmaktan çok mutluyum.
– Orhan Peker’in Türk Resim sanatındaki yeri nedir?
Bu kitabı hazırlarken fark ettiğim birkaç unsuru söylemek isterim. Orhan Peker’in kendi şöyle ifade ediyor: ‘Ben majör ve büyük akımların sanatçısı değilim. Hiçbir akıma angaje olmadan sanat üretmeye gayret ettim’
Peker’in resimlerine baktığımda, ona benzeyen başka bir sanatçı olmadığını fark ettim. İtfaiyecileri, mandacıları, köpekleri, kedileri, kucağında horozlu çocukları resmetmiş. Hepimizin samimi olarak gördüğü, hayattan sahneleri Türk Resim sanatına dökmüş. İçten ve samimi bir dili var ki beni yakalayan da bu oldu.
– Orhan Peker’in resimlerinden hayatımızın bir parçası olan hayvan figürlerini özellikle kedileri sıkla görüyoruz. Bunu neden tercih ediyor?
Hiçbir ressamın akıl etmeyeceği, daha küçük dünyalar, gündelik hayatımızın resmini yapan, o insanları sahneye çıkaran tavrı var. Bu da onun insani tarafı.
– Bu saydıklarımızın yanı sıra Aşık Veysel portresini de yapıyor Orhan Peker ve bu onun için bir dönüm noktası oluyor. Neler değişiyor hayatında?
Bu resimle ödül alıyor ve yılın sanatçısı seçiliyor. O dönem Turizm Bakanlığı tarafından yurt dışına gönderiliyor. Bir yıl İspanya’da kalıyor. Orada yaşarken Miro’ları Velazquez’leri ve resim sanatındaki diğer büyük ustaları, izleme fırsatı buluyor ve “İspanya defteri” diye bir günce tutuyor. Bugün Orhan Peker dendiğinde ilk akla gelen o defterdir. Bir nevi vakanüvis gibi İspanya günlerini hem resim hem yazıyla dile getirmiş ve bir belge bırakmış. Bu nedenle ödülü, ona böyle bir imkan sağlamış.
– Orhan Peker “10’lar Grubu’nu neden kuruyor. Kimler yer alıyor içerisinde?
10’lar Grubu, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun öğrencilerinin kurduğu, 1947-1955 arasında aktif olmuş bir ressamlar grubu. O yıllarda bu kadar sergi açama imkanı yok, galeriler ve müzeler yok. 10’lar Grubu ile kendi işlerini gösterme imkanı arıyorlar. Turan Erol ile Orhan Peker’in öncüsü olduğu 10’lar Grubu’nun en büyük destekçisiyse hocaları Bedri Rahmi Eyüpoğlu.
– O döneme baktığımız zaman sanatçılar arasında büyük bir dayanışma olduğunu görüyoruz. Bu sanat üretimlerine de yansıyor. Ancak günümüzde, sanatçılar arasında böyle bir dayanışma görmüyoruz. Neden?
1950’lerden itibaren edebiyatçılar, şairler, sinemacılar, aynı meyhanelere gider, aynı lokantalarda yemek yer ve aynı kahvehanelerde sohbet ederlerdi. Sanat tarihçisi Turgay Gönenç, bu dayanışmanın sanat içeriklerini de güçlendirdiğini söyler. Çünkü entelektüel olarak birbirlerini besliyorlar. Ömer Uluç’un en yakın arkadaşı Edip Cansever, Turgut Uyar’ın en yakın dostu Mehmet Güleryüz gibi birçok örnek verebiliriz. Ama 80’lerin sonuna doğru Turgut Özal seçiliyor, 24 Ocak kararları, ülkede serbest ekonomiye geçişle birlikte bireysellik öne çıkmaya başlıyor. Toplumda dayanışma ruhu kayboluyor ve herkes, kendi başının çaresine “özgürleştiğini” zannederek bireyci ve bireysel bir tavra giriyor. Sinemacı, edebiyatçı, ressam ilişkisi kopuyor. Herkes kendi kulvarında yürümeye başlıyor. Atilla İlhan’ın bir lafı vardır: Bunlar kendi göbeğine bakıp roman yazarlar. Kendi göbeğine bakıp roman yazılmaz. Başka dünyaları izleyeceksin.
– Galeri Nev, 1980’lerin sonlarına doğru açıldı. İlk açıldığında bu yana güncel sanat alanında neler değişti?
Ankara’da Artisan, Siyah Beyaz ve biz Galeri Nev’i açtık. Aynı yıllar İstanbul’da Teşvikiye Sanat, Urart, Tem Sanat galerileri açıldı. Bugün sanat ekonomisi, piyasası denilen şey varsa, o günlerdeki başlangıç nedeniyle oldu. Biz bu işe başlarken galericilikte dünyada neler olup bitiyor, 10 yıl sonra kendimizi nerede göreceğiz? Böyle bir vizyon planımız yoktu. Yüzme bilmeden havuza girmek gibi oldu. İlk sergimizi Abidin Dino ile açtık. Anka Haber Ajansı’nın kurucularından Müşerref Hekimoğlu o sergiyle ilgili çok iyi bir yazı yazmıştı. O yazıyı, hala saklarım. Çıtayı yüksekten başlatınca, mecburen çok şey öğreniyorsunuz. Abidin Dino’nun bize yol göstermesi çok etkili oldu. Kendimizi ilk Türk Modernist kuşağın içinde bulduk. Ne demek bu? Nejat Derin, Mümin Orhan, Selim Turan, Tiraje Dikmen gibi isimlerle tanıştık. Bunların sanat eserlerini, sergilemeye başlayınca kendimize bir güzergah çizdik. O yol bize, geleceğe dair ışık tuttu.
– Galeri Nev, Beyoğlu’nun tarihi yapılarından biri olan Mısır Apartmanı’nda bulunuyor. Beyoğlu’nun değişen demografik yapısı, burada bulunan sanat kuruluşlarını ve sanatı nasıl etkiledi?
Beyoğlu, 1950’lerde kültür ve sanatın merkeziydi. Sait Faik, Orhan Kemal, Melih Cevdet gibi pek çok sanatçının bir araya geldiği bir yerdi. 1970’lerde siklet kaybetmeye başlıyor. Gece kültürünün daha hakim olduğu bir semte dönüşüyor ve kültür alanları buradan çekiliyor. 1980’lerin ortasında Vitali Hakko’nun girişimiyle ‘Beyoğlu Güzelleştirme Derneği’nin kurulmasıyla bölge trafikten arındırılıyor. Beyoğlu, olumlu anlamda dönüşmeye başlıyor. Kitapçılar, sinema salonlarının sayısı çoğalıyor. Üniversite öğrencilerinin gelip gittiği uğrak yeri olunca, Beyoğlu’nda yeni bir dinamik oluşmaya başlıyor. Bir dönem hatırlarsınız bankaların galerileri vardı. Şu an Sadece Yapı Kredi kaldı. Günümüzde Akbank Sanat Galerisi, Salt Beyoğlu, Pera Müzesi, Arter ve İstanbul Modern’in bulunduğu kültür parkuru, Taksim’den Galata’nın aşağısına inen bir alana yayılıyor. Dolayısıyla kültürün tüketildiği yer İstanbul’da Beyoğlu halen.
– Çağdaş sanatın sınırları var mıdır? Varsa nelerdir? “Bu da sanat mı” sorularıyla sık sık karşılaşıyoruz.
Sanata sınır konulmaz. Sanatçının elini kolunu bağlayamazsınız. Yazarın kalemini tutamazsınız. Bunu sergilersiniz, sergilemezsiniz bu ayrı konu. Üretime sınır koymak kimsenin haddine değil!
– Bienallerin çağdaş sanata ve sanatçıya nasıl katkıları oldu?
İstanbul Bienali, uluslararası seyirciye ulaşma imkanı sağladı, dünya İstanbul’a bakıyor. İstanbul Bienali, merakla beklenen, ilgiliyle takip edilen bienaller dünyasına girdi. Bir de ülkemizde yerel birtakım faaliyetler var. Sinop Bienali, Çanakkale Bienali, Mardin Bienali, bunlara gerek var mıdır, yok mudur? Bu bienallerin şehrin otellerine, lokantalarına ve taksicileri dışında katkısı nedir orası tartışılır.
– 2 yıl önce bir yarışmada ödül alan sanatçının eserinin taklit olduğu ortaya çıkmış ve ödül geri alınmıştı. Bir eserin taklit olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?
“Zamanın ruhu” diye bir tabir var. Almanların kullandığı Zeitgeist. Eskiden birbirimizden haberdar olamıyorduk. Mozambik’teki bir sanatçının ne yaptığını Toronto’daki bir sanatçının haberi olmayabilirdi. Günümüzde artık herkes birbirinden haberdar. Üstelik dünya çok benzer sosyolojik, psikolojik, siyasi koşullar altında yaşıyor. Aynı haberleri izliyoruz. Örneğin İsrail’in Hamas ile mücadelesini, ben de siz de Güney Afrikalı da izliyor. Dolayısıyla birbirinden habersiz iki sanatçı, dünyanın iki ayrı yerinde aynı şeyleri yapıyor olabilir. Bu mümkün; örnekleri de var. Bu demek değildir ki ona bakıyor, taklit ediyor. Çünkü aynı hayal gücüyle çalışıyor olabilir. Aynı şehri hayal edebilir. Bilgi ve internet çağındayız, herkes her şeyden aynı anda haberdar oluyor. Bu birinci etken. İkincisi, taklit o kadar yaygın ki dünyada her şeyin taklidi yapılıyor. Bilmem hatırlar mısınız Türkiye’de 18 tane sahte Picasso tablosu bulunmuştu durup dururken. Hatta bir kısmı da Ankara Resim Heykel Müzesi’nde sergilendi. Cumhuriyet Gazetesi’nden Özgen Acar araştırdı. Bunların Irak’ta sokakta yapılan resimler olduğu tespit edildi. Hepsinin sahte olduğu anlaşıldı.
– Çağdaş Sanatta dünyanın neresindeyiz? Sanatçılarımız uluslararası alanda kendilerini tanıtabiliyor mu?
Türkiye’deki sanat üretimi, dünyanın herhangi bir ülkesinden geride değil. Çok yetenekli, çok donanımlı sanatçılarımız var. Bu tartışılmaz. Ama onların uluslararası pazarlara girme şansı zayıf. Bizim ekonomimiz yeteri kadar güçlü olmadığı için sanat dünyasında dönen parayı topladığınızda o sanatçıları uluslararası alanlara, müzelere sokmak için yeterli gücümüz yok. Küçük atölyelerde, küçük üretimler yapmak zorunda kalıyorlar. Biraz imkanı olan sanatçılar, kendini gösterebilme şansına sahip olanlar, bu imkanı yakalayabiliyor.
– Bu imkanı sağlamak için neler yapılmalı?
Türkiye’de sanat kalitesini üretimini arttırmak için bir yatırım yapılması gerekiyor. Büyükşehir Belediyeleri, kültür merkezleri açıyor. Bir tane de sanatçılara atölyeler yapsalar. Bu atölyelerde rahat imkanlarla çalışsalar, daha kolay uluslararası lige ulaşma şansı elde edeceklerdir. Sanat üretim ve kalitesi geride değil ama pazarlama kabiliyetimiz, onları uluslararası pazara sokma kabiliyetimiz konusunda yeteri kadar güçlü değiliz.
– Toplumun çağdaş sanata bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk İstanbul Bienali seyirci sayısı 5 bindi, son bienalin seyircisini 165 bine çıkaran bir neden var; İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Sabancı Müzesi, üçü de 2004 yılında açıldı. Düşünün 2004 yılına kadar İstanbul’da bir tek Resim Heykel Müzesi vardı. Onun dışında sanatın izlenebileceği birkaç özel galeri dışında alan yoktu. Şimdi fuarlara, müzelere gidebiliyorsunuz. İBB’nin açtığı Artİstanbul Feshane’yi ücretsiz gezip, sanat eserlerini inceleyebiliyorsunuz. Dolayısıyla sanat ve seyirci arasındaki ilişki özgürleşti, sadece galerilerin küçük dünyalarında kalmayıp daha yaygın seyirciyle buluşma şansı yakaladılar. Bu çok olumlu bir gelişme. Seyirci, bu sanat eserleriyle karşılaştıkça dünya ile gustosu, zevki yükselmeye başlıyor. Sergilerle temas arttıkça iyi ve kötüyü ayırt eder, beğenisini yükselten bir seyirci oluşmaya başladı. Biz galeriyi açtığımızda 10 tane koleksiyoner vardı. Şimdi binlerce. Uluslararası seyahatlere gidip sanat eserlerini görüyorlar; zevki yükseldikçe, Türkiye’deki üretimi zorluyorlar. Tek eksiğimiz, bütün dallar için geçerli, eğitimin kalitesi; yükselmiyor, aksine düşüyor.
– Şu an ne üzerinde çalışıyorsunuz?
Son 40 yılımı yazmak istiyorum.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, dördüncü kez aynı göreve seçilen AK Partili Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya tebrik ziyaretinde bulundu. Göksu, İmamoğlu ve beraberindeki heyeti, Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi’nde ağırladı. Kendisini kapıda karşılayan Göksu ile kucaklaşıp, tebrik eden İmamoğlu, “Başarılar diliyorum. İnşallah değerli hizmetleri olsun. Ben, her başkanımıza diyorum ki -Esenler nezdinde ifade edeyim- Esenler’in en başarılı beş yılı olsun. Her belediye başkanı, kendi ilçesinde en başarılı beş yılı elde ederse, biz de bu önümüzdeki beş yılda en başarılı İstanbul’un beş yılını elde etmiş olacağız” dedi.
“Her farklı bakış güçlü taraflar var”
Göksu’nun İstanbul’un deneyimli belediye başkanlarından biri olduğunu belirten İmamoğlu, “İstanbul’da yeni belediye başkanlarımız var, deneyimli belediye başkanlarımız var. Her farklı bakışın da güçlü tarafları var, özel tarafları var. Bugün Esenler’in önümüzdeki beş yılını konuşurken, aynı zamanda niyetimiz aslında ilçelerle birlikte İstanbul’un da Büyükşehir Belediyesi olarak, önümüzdeki beş yıllık stratejik planını birlikte yazabilmek, birlikte organize edebilmek. Bu kapsamda yaptığımız bu ziyaretleri, bütün ekibimizle beraber çok önemsiyoruz. Kurban Bayramı’na girmeden 39 ilçeyi bitirmeyi umut ediyoruz. Bugün itibarıyla 30’un üstüne çıkmış olacağız. Kalanları da umarız haftaya ve bir sonraki hafta başında bitirerek, 39 ilçemizi bitirmiş olacağız” diye konuştu.
“Hepimizin kapısı birbirine açık”
Her ilçede, ilgili bürokratlar eşliğinde toplantılar yaptıklarını aktaran İmamoğlu, “Çok da verimli, çok da paylaşımcı geçiyor. Bundan dolayı çok mutluyum. İstanbul’umuz, çok çok önemli. Yaşamın kalbi bütün Türkiye için. Atacağımız her iyi adım şehircilik adına, iletişim adına, müzakere adına, istişare adına Türkiye’de örnek olacaktır. Bu bağlamda Tevfik Göksu gibi özellikle deneyimli başkanlarımıza, önümüzdeki beş yılda iletişim, ilişki ve bir arada çalışma kültürüne dönük önemli sorumluluklar düşüyor. Elbette hepimizin kapısı birbirine açık. İnşallah hepimiz, milletimize mahcup olmayız. Şehrimize ve hemşehrilerimize mahcup olmayız” ifadelerini kullandı.
Göksu: “İstanbul’un yükü ağır, beraber taşıyacağız”
Göksu da İmamoğlu ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, “Başkanım hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Ziyaretinizden dolayı çok teşekkür ediyorum. Yeni döneminiz hayırlı olsun. Başarılar diliyorum. Tabii İstanbul’un yükü ağır. Bu yükü hep beraber taşıyacağız İstanbul, Esenler özelinde. Ortak çözümlerimiz ortaya koyacağız hep beraber. İstanbul’da bize emaneti tevdi eden insanlara görevimizi yapacağız” sözleriyle dile getirdi.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Göksu, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Esenler’in sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>ŞİLE’de, “Şile İçme Suyu Depo İnşaatları Temel Atma Töreni ve Mahalle Parkları Açılışı” etkinliğinde konuşan İmamoğlu, İBB’nin İstanbul Vakfı üzerinden düzenlediği kurban bağışı kampanyasına değinerek, “Kalkmış sözüm ona bir din görevlisi, sözüm ona bilmem hangi derneğin başkanı olan bir imam, ‘Efendim, Büyükşehir Belediye Başkanı’na, -yani benim yaptığım bu davete- kurbanlarınızı bağışlayıp, kurbanınızı murdar etmeyin’ demiş. Onu diyenin aklından şüphe ederim. Onu diyeni, elbette Allah’a havale ederim. Senin söylediğin o söze, bu millet ancak güler. Seni adam yerine bile koymaz. Hakkında dava açıldı. Dava açtım, takip de ediyorum” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kuruluşu İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Şile Belediye Meydanı’nda, “Şile İçme Suyu Depo İnşaatları Temel Atma Töreni ve Mahalle Parkları Açılışı” etkinliği, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve Şilelerin katılımlarıyla gerçekleştirildi. Törende, 14 köyde, yenilenen 14 parkın açılışı yapıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, birer konuşma yaptı.
Törende konuşan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, “Birlikte daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir daha iyi bir Şile inşa etme çabası içerisindeyiz. İBB İstanbul’un her köşesine eşit hizmet götürme çabanızı takdir ve beğeniyle karşılıyoruz. Bizler de Şile Belediyesi olarak bu çabanın bir parçası olmayı birlikte çalışarak ilçemizin sorunlarına çözüm bulmayı ve halkımıza da iyi hizmet sunmayı istiyoruz. İBB Şile Belediyesi olarak el ele vererek ilçemizin gelişmesi ve kalkınması için iş birliğini sonuna destekliyoruz. Büyükşehir Belediyemiz Şile’yi daha güzel yerlere taşımak için bizimle beraber projelerimize ortak olacaktır. Ekrem Başkanımızın vizyonuyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bundan 5 yıl önceki çalışmaları ortadadır. Bizler Şile olarak Turizm faaliyetlerini daha da artırmak, doğamızı ve yeşilimizi daha fazla korumak ve Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivalimizi daha fazla duyurulur hale getirmek istiyoruz. Yeni dönemde çok büyük başarılı işlere imza atacağız,Şile’yi hep birlikte daha yaşana bilir hale getireceğiz” dedi.
İSKİ’DEN ŞİLE’YE 450 MİLYON LİRALIK İÇME SUYU YATIRIMI
İBB, Şile’nin 14 köyünde 14 parkı hizmete açarken, İSKİ eliyle de ‘Şile İçme Suyu Depo İnşaatlarının’ temelini attı.
“SENİN SÖYLEDİĞİN O SÖZE BU MİLLET ANCAK GÜLER”
Törende konuşan İmamoğlu, İstanbul Vakfı üzerinden 5 yıldır düzenledikleri kurban bağışı kampanyasından söz ederek, “Tekrar bağışlarımızı başlattık. Yine size ait olan İstanbul Vakfı üzerinden bağışlarınıza, daha doğrusu kurban kesmeyle ilgili vekaletinize talibiz. Vekaletini verenler, hali vakti yerinde olanlar, kurban kesenler, vekaletini bize verdikleri takdirde, biz, o kesilen kurbanların etlerini kavrulmuş şekliyle, hatta onun faydalı olan suyunu, her şeyini değerlendirerek, İstanbul’un vatandaşlarına ulaştıracağız. Yanımızda olmaya var mıyız? Sizler de İstanbulluların yanında olacaksınız, yüz binlerce insana et dağıtmaya devam edeceğiz. Bugünlerde bazı meczuplar çıkar. Kalkmış sözüm ona bir din görevlisi, sözüm ona bilmem hangi derneğin, ismini de söylemeyeceğim şimdi, o kurumun içinde iyi insanlar vardır, ama onun da başkanı olan bir imam, ‘Efendim, Büyükşehir Belediye Başkanı’na, -yani benim yaptığım bu davete- kurbanlarınızı bağışlayıp, kurbanınızı murdar etmeyin’ demiş. Bunlara gülelim. Bunlar az kaldı. Bunların nesli tükendi, az kaldı artık. Farkında mısınız; itibarı kalmadı bunların. Onu diyenin aklından şüphe ederim. Onu diyeni, elbette Allah’a havale ederim. Başka bir şey yapmam. Allah ıslah etsin. Ama şunu söyleyeyim. Senin söylediğin o söze, bu millet ancak güler. Seni adam yerine bile koymaz. Hakkında dava açıldı. Dava açtım, takip de ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“GENÇLER İÇİN ÇALIŞMA VAKTİDİR”
İBB ve Şile Belediyesi olarak iş birliği içinde çalışacaklarının altını çizen İmamoğlu, “Onlar için çok çalışma vaktidir. Bu bağlamda, geçtiğimiz 5 yılda da Şile için çok çalıştık. Çalışmalarımızı yaparken şehrimiz, vatanımız, milletimiz, insanımız diyerek, parti ayrımı yapmadan, partizanlığın her türlüsünü yakınımızdan uzak tutarak, kesinlikle şehrinize fayda verme bilinciyle ve bu makamların millete ait olduğunu bilerek yola çıktık ve çalıştık. 5 yıl boyunca tempomuzu hiç kesmedik. Seçim geldi geçti. Yine tempomuzu kesmiyoruz. Göreceksiniz; Özgür Başkan’ımla birlikte, Şile’ye tarihinin en başarılı 5 yılını yaşatacağımıza söz veriyorum. Akif olacağız, eşit olacağız, çevreyi koruyacağız, insanımıza zarar veren, canlılara zarar veren, hayatı korumayan hiçbir yerde biz olmayız. Dolayısıyla canlıları koruyan, yaşamı, doğayı koruyan, insanını koruyan, Şile’yi iyileştiren işler yapacağız” ifadelerini kullandı.
“ŞİLE’NİN İÇME SUYU SORUNUNU ORTADAN KALDIRDIK”
İBB ile İSKİ’nin yaptıkları çalışmalardan örnekler veren İmamoğlu, “Şile’nin içme suyu sorununu ortadan kaldırdık. Şileli üreticilerimizi unutmadık. Gübresi, mazotu, fidesi, tohumu ve birçok yatırımla yanında olduk. Bugün de yapacağımız 450 milyon liralık yeni yatırımımızla birlikte, Şile’nin yanında olmaya devam ediyoruz. İSKİ, değerli bir kurumumuz, kadim bir kurumumuz. Belki de Türkiye’nin maliyeti en pahalı suyunu buraya taşıyor, en zor coğrafyasında görev yapıyor. Ama liyakatli yol arkadaşlarımla birlikte, İstanbul’un ihmal edilmiş bütün sorunlarını gidererek yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu. İSKİ’nin temelini atacağı projenin detaylarını paylaşan İmamoğlu, bu sayede Şile’nin su sorununa çözüm getireceklerini aktardı.
“İBB, SİZE AİT BİR KURUM”
Açılışını yaptıkları 14 köyün, hizmetlerine giren parklarla yaşam kalitelerinin artacağına vurgu yapan İmamoğlu, özetle şunları söyledi: “Biz ne demiştik? Bu şehrin çocukları, gençleri, bebekleri, anneleri, babaları, amcaları, teyzeleri huzurlu olacak. Yok zamanda, yoksul zamanda yanınızda olacağız. Onun için Kent Lokantası açıyoruz. Onun için Anne Kart dağıtıyoruz. Onun için Yenidoğan Bebek Paketi dağıtıyoruz. Onun için Askıda Fatura ve bu tür çalışmalar yapıyoruz. Bakın; Kurban Bayramı yaklaşıyor. Allah kabul etsin. Bayramımız şimdiden mübarek olsun. Yine bayramlaşacağız. 5 yıldır, yüz binlerce insanımıza, belki de yıl boyu evine et girmeyen ailelerimize, sizlerin kurban bağışlarını alarak, pırlanta gibi tesislerde hazırlayıp, temizleyerek, inancımızın bütün kurallarına uygun şekilde keserek, alan eli veren eli görmediği şekilde, İstanbulluların bağışlarıyla, İstanbul’da ihtiyacı olan ailelerin, çocukların, bebelerin boğazından et geçsin diye, bu yoksul zamanda, ekonominin krize boğulduğu ortamda böyle bir bağ kurduk. Böyle güzel olmadı mı? İBB, size ait bir kurum olarak sizin. Her kuruşu sizin, her adımı sizin. Bundan daha güvenilir bir kurum var mı İstanbul’da?”
“BÜYÜK ŞEHİRLERDE KURBAN İBADETİ ZOR”
İmamoğlu, “Milletimiz eğer kurbanı bağışlayacaksa…Ki İstanbul’da kurban kesmek gerçekten zor. Büyük şehirlerde kurban ibadeti zor. Bunu biliyorsunuz. Daha da ilerisini söyleyeyim. Kesilen kurbanınızdan siz de evinizde istiyorsanız, onu da hakkınız, hukukunuz çerçevesinde teslim ediyoruz. Diyeceksin ki; ‘Başkan içme suyunu anlattın, İSKİ’yi anlattın, yatırımları anlattın; kurbana nereden geldin!’ Vallahi bir şey söyleyeyim. Ben, sizin her derdinizle dertlenmek için varım. Kurbanınızı bile güzel kesmek zorundasınız. Ben size yardımcı olacağım. Nasıl Anne Kart yoktu, nasıl Kent Lokantası yoktu; kurban bağışı da yoktu. Evet biz, kurban bağışınızı istiyoruz. Kurbanlarınızın vekaletini bize vermenizi istiyoruz. Çünkü bizim aramızda oy hesabı yok. Bizim aramızda muazzam bir güven köprüsü var. O güvenimiz birbirimizden eksik olmasın. Böyle güzel bir şehri daha da güzelleştirmek için çok çalışacağız. Köylerini koruyacağız, kollayacağız, geliştireceğiz. Şehrimizi, denizimizi, balığımızı, tarihini, doğasını koruyacağız, kollayacağız, geliştireceğiz. Bütün bunları yaparken, insanını da mutlu edeceğiz. Bu güzel şehirden, bu güzel ilçemizden İstanbul’a da en güzel mesajlar verilir dedim. Onun için sizlerle beraber mesajlarımı verdim.” diye konuştu.
14 KÖYE 14 PARK
Konuşmaların ardından; İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen, Baki aydöner, CHP milletvekili Yunus Emre, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Şile Belediye Başkanı Kabadayı, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ve İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın da katılımlarıyla projenin temelini attı. Proje kapsamında İSKİ; 450.000.000 TL’lik yatırımla, Şile’de, toplam 20.000m3 kapasiteli 4 içme suyu deposu, 1 terfi merkezi inşa edip, bu alanlarda güneş enerji santralleri ile içme suyu deposu rehabilitasyonları yapacak. İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı da Şile’nin Yakuplu, Çelebi, Büyükbucaklı, Kadıköy, Hacıköy, Şuayipli, Kurfallı, Karamandere, Satmazlı, Ahmetli, İmrendere, Meşrutiyet, Çayırbaşı ve Kabakoz köylerine 14 yeni park kazandırdı.
]]>
İBB’nin köklü kuruluşu İSKİ, Şile’deki su sorununu çözecek projenin temelini attı. İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı da Şile’nin 14 köyüne, 14 park kazandırdı. “Şile İçme Suyu Depo İnşaatları Temel Atma Töreni ve Mahalle Parkları Açılışı” etkinliği, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve Şilelerin katılımlarıyla gerçekleştirildi. Şile Belediyesi önünde düzenlenen törende, İmamoğlu ve Kabadayı birer konuşma yaptı. İmamoğlu, alanı dolduran vatandaşlara, genç yaşlarında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet ve kenti düşman işgalinden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek olarak gösterdi.
“Şimdi biz de bir an önce işimizi hızlı yapıp, işimizi sıkı tutup bir an önce memleketin geleceğini, şu karşıda gördüğüm bu şehrin ve bu ülkenin pırlanta gibi gençlerine emanet etme vaktidir” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Gençler için çalışma vaktidir”
“Onlar için çok çalışma vaktidir. Bu bağlamda, geçtiğimiz 5 yılda da Şile için çok çalıştık. Çalışmalarımızı yaparken şehrimiz, vatanımız, milletimiz, insanımız diyerek, parti ayrımı yapmadan, partizanlığın her türlüsünü yakınımızdan uzak tutarak, kesinlikle şehrinize fayda verme bilinciyle ve bu makamların millete ait olduğunu bilerek yola çıktık ve çalıştık. 5 yıl boyunca tempomuzu hiç kesmedik. Seçim geldi geçti. Yine tempomuzu kesmiyoruz. İBB ve Şile Belediyesi olarak iş birliği içinde çalışacağız. Göreceksiniz; Özgür Başkanımla birlikte, Şile’ye tarihinin en başarılı 5 yılını yaşatacağımıza söz veriyorum. Akif olacağız, eşit olacağız, çevreyi koruyacağız, insanımıza zarar veren, canlılara zarar veren, hayatı korumayan hiçbir yerde biz olmayız. Dolayısıyla canlıları koruyan, yaşamı, doğayı koruyan, insanını koruyan, Şile’yi iyileştiren işler yapacağız.
“Şile’nin içme suyu sorununu ortadan kaldırdık”
Şile’nin içme suyu sorununu ortadan kaldırdık. Şileli üreticilerimizi unutmadık. Gübresi, mazotu, fidesi, tohumu ve birçok yatırımla yanında olduk. Bugün de yapacağımız 450 milyon liralık yeni yatırımımızla birlikte, Şile’nin yanında olmaya devam ediyoruz. İSKİ, değerli bir kurumumuz, kadim bir kurumumuz. Belki de Türkiye’nin maliyeti en pahalı suyunu buraya taşıyor, en zor coğrafyasında görev yapıyor. Ama liyakatli yol arkadaşlarımla birlikte, İstanbul’un ihmal edilmiş bütün sorunlarını gidererek yolumuza devam ediyoruz.
“Biz ne demiştik”
Biz ne demiştik? Bu şehrin çocukları, gençleri, bebekleri, anneleri, babaları, amcaları, teyzeleri huzurlu olacak. Yok zamanda, yoksul zamanda yanınızda olacağız. Onun için Kent Lokantası açıyoruz. Onun için Anne Kart dağıtıyoruz. Onun için Yenidoğan Bebek Paketi dağıtıyoruz. Onun için Askıda Fatura ve bu tür çalışmalar yapıyoruz. Bakın; Kurban Bayramı yaklaşıyor. Allah kabul etsin. Bayramımız şimdiden mübarek olsun. Yine bayramlaşacağız. 5 yıldır, yüz binlerce insanımıza, belki de yıl boyu evine et girmeyen ailelerimize, sizlerin kurban bağışlarını alarak, pırlanta gibi tesislerde hazırlayıp, temizleyerek, inancımızın bütün kurallarına uygun şekilde keserek, alan eli veren eli görmediği şekilde, İstanbulluların bağışlarıyla, İstanbul’da ihtiyacı olan ailelerin, çocukların, bebelerin boğazından et geçsin diye, bu yoksul zamanda, ekonominin krize boğulduğu ortamda böyle bir bağ kurduk. Böyle güzel olmadı mı? İBB, size ait bir kurum olarak sizin. Her kuruşu sizin, her adımı sizin. Bundan daha güvenilir bir kurum var mı İstanbul’da?
“Yanımızda olmaya var mıyız?”
Tekrar bağışlarımızı başlattık. Yine size ait olan İstanbul Vakfı üzerinden bağışlarınıza, daha doğrusu kurban kesmeyle ilgili vekaletinize talibiz. Vekaletini verenler, hali vakti yerinde olanlar, kurban kesenler, vekaletini bize verdikleri takdirde, biz, o kesilen kurbanların etlerini kavrulmuş şekliyle, hatta onun faydalı olan suyunu, her şeyini değerlendirerek, İstanbul’un vatandaşlarına ulaştıracağız. Yanımızda olmaya var mıyız? Sizler de İstanbulluların yanında olacaksınız, yüz binlerce insana et dağıtmaya devam edeceğiz. Bugünlerde bazı meczuplar çıkar. Kalkmış sözüm ona bir din görevlisi, sözüm ona bilmem hangi derneğin, ismini de söylemeyeceğim şimdi, o kurumun içinde iyi insanlar vardır, ama onun da başkanı olan bir imam, ‘Efendim, Büyükşehir Belediye Başkanı’na, -yani benim yaptığım bu davete- kurbanlarınızı bağışlayıp, kurbanınızı murdar etmeyin’ demiş. Bunlara gülelim. Bunlar az kaldı. Bunların nesli tükendi, az kaldı artık. Farkında mısınız, itibarı kalmadı bunların. Onu diyenin aklından şüphe ederim. Onu diyeni, elbette Allah’a havale ederim. Başka bir şey yapmam. Allah ıslah etsin. Ama şunu söyleyeyim. Senin söylediğin o söze, bu millet ancak güler. Seni adam yerine bile koymaz. Hakkında dava açıldı. Dava açtım, takip de ediyorum.
“Başkan içme suyunu anlattın, İSKİ’yi anlattın, kurbana nereden geldin”
Milletimiz eğer kurbanı bağışlayacaksa… Ki İstanbul’da kurban kesmek gerçekten zor. Büyük şehirlerde kurban ibadeti zor. Bunu biliyorsunuz. Daha da ilerisini söyleyeyim. Kesilen kurbanınızdan siz de evinizde istiyorsanız, onu da hakkınız, hukukunuz çerçevesinde teslim ediyoruz. Diyeceksin ki; ‘Başkan içme suyunu anlattın, İSKİ’yi anlattın, yatırımları anlattın; kurbana nereden geldin!’ Vallahi bir şey söyleyeyim. Ben, sizin her derdinizle dertlenmek için varım. Kurbanınızı bile güzel kesmek zorundasınız. Ben size yardımcı olacağım. Nasıl Anne Kart yoktu, nasıl Kent Lokantası yoktu; kurban bağışı da yoktu. Evet biz, kurban bağışınızı istiyoruz. Kurbanlarınızın vekaletini bize vermenizi istiyoruz. Çünkü bizim aramızda oy hesabı yok. Bizim aramızda muazzam bir güven köprüsü var. O güvenimiz birbirimizden eksik olmasın. Böyle güzel bir şehri daha da güzelleştirmek için çok çalışacağız. Köylerini koruyacağız, kollayacağız, geliştireceğiz. Şehrimizi, denizimizi, balığımızı, tarihini, doğasını koruyacağız, kollayacağız, geliştireceğiz. Bütün bunları yaparken, insanını da mutlu edeceğiz. Bu güzel şehirden, bu güzel ilçemizden İstanbul’a da en güzel mesajlar verilir dedim. Onun için sizlerle beraber mesajlarımı verdim”
14 Köye 14 park
Konuşmaların ardından İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen ve Baki Aydöner, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Şile Belediye Başkanı Kabadayı, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ve İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın da katılımlarıyla projenin temelini attı. Proje kapsamında İSKİ; 450.000.000 TL’lik yatırımla, Şile’de toplam 20 bin m3 kapasiteli 4 içme suyu deposu, 1 terfi merkezi inşa edip, bu alanlarda güneş enerji santralleri ile içme suyu deposu rehabilitasyonları yapacak. İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı da Şile’nin Yakuplu, Çelebi, Büyükbucaklı, Kadıköy, Hacıköy, Şuayipli, Kurfallı, Karamandere, Satmazlı, Ahmetli, İmrendere, Meşrutiyet, Çayırbaşı ve Kabakoz köylerine 14 yeni park kazandırdı.
]]>İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yılı kapsamında Maltepe Orhangazi Şehir Parkı etkinlik alanında fetih kutlaması düzenlendi. Işık gösterisi ve mehteran takımıyla başlayan kutlamalar, sanatçı Haluk Levent konseri ile devam etti. İBB Başkanı İmamoğlu, ” Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da herkesin inanç ve geleneklerini koruyan, adil ve hoşgörülü bir yönetim kurdu. Hiçbir bağnazlığa geçit vermedi. İslam’ın sevgi ve hoşgörüye dayalı özüne sahip çıktı. Manevi değerlerimizi yüceltti. Medeniyetimize, çok büyük güç ve değer kattı” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yılı dolayısıyla Maltepe Orhangazi Şehir Parkı etkinlik alanında fetih kutlaması düzenledi. Saat 18.30’da başlayan program ışık gösterisi ve mehteran takımı ile başladı. Etkinliğe İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı. Şarkıcı Haluk Levent’in verdiği konserle gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren programa katılanlar, ellerinde Türk bayraklarıyla şarkılara eşlik etti.
“BU ŞEHRE SAHİP ÇIKMAK, FATİH’İN VE ATATÜRK’ÜN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR”
Programda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Fatih’in İstanbul’u fethederek kenti, doğu ve batı kültürlerinin buluştuğu bir dünya başkenti haline getirdiğini vurgulayarak, “İstanbul ta o zaman adaletin, hoşgörünün simgesi oldu. Bu şehre sahip çıkmak, bu şehrin her türlü ruhuna sahip çıkmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, yeni bir çağ açan değerlerine sahip çıkmaktır. Bu şehre sahip çıkmak, İstanbul’u işgalden kurtarıp, yeniden milletimize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmaktır” dedi.
“İSTANBUL’UN FETHİ KENTİ BİR DÜNYA BAŞKENTİ HALİNE GETİRDİ”
İmamoğlu, “Dünya tarihi fetihlerle doludur. Ama İstanbul’un fethi, tarihin akışını değiştiren, bir çağı kapatıp yenisini açan çok özel bir fetihtir. İstanbul’un fethi, hissedin ki, çok özeldir. Çünkü bir başka yönü vardır. Çünkü fethin Fatih’i çok özeldir. Fatih Sultan Mehmet, sadece 21 yaşında İstanbul’u fethetmek için yola koyulurken, hedeflerini toprakları değil gönülleri fethetmek olarak tanımlamıştı. Bu büyük bir fark. Büyük bir devlet insanı. ve aynı zamanda bir askeri deha olmanın ve bu hissi en güçlü şekilde yüreğinde yaşatmanın yanı sıra, çok yönlü bir entelektüeldi. Çok iyi eğitim almıştı. Dünyayı biliyordu. Dünyayı tanıyordu o günkü durumda, o günkü çağda. Onun amacı; insanlara boyun eğdirmek değil, herkes için onurlu bir hayat sağlamaktı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da herkesin inanç ve geleneklerini koruyan, adil ve hoşgörülü bir yönetim kurdu. Hiçbir bağnazlığa geçit vermedi. İslam’ın sevgi ve hoşgörüye dayalı özüne sahip çıktı. Manevi değerlerimizi yüceltti. Medeniyetimize, çok büyük güç ve değer kattı. Ortaçağ’ın karanlığındaki batı dünyasına örnek oldu. İstanbul’u, bu kadim kenti, doğu ve batı kültürlerinin buluştuğu bir dünya başkenti haline getirdi. İstanbul, ta o zaman adaletin, hoşgörünün simgesi oldu” diye konuştu.
“BURASI FATİH SULTAN MEHMET’İN, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN VE SİZLERİN ŞEHRİDİR”
İBB Başkanı İmamoğlu, “Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, bu şehrin her türlü ruhuna sahip çıkmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, yeni bir çağ açan değerlerine sahip çıkmaktır. Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, İstanbul’u işgalden kurtarıp, yeniden milletimize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmaktır. İstanbul’a sahip çıkmak, böylesi güçlü bir duygudur. Atatürk, ne demişti? ‘İstanbul, bizim tarihimizin ve medeniyetimizin özetidir’ demişti. Tarihimizin ve medeniyet özeti kadim İstanbul. Ne demek biliyor musunuz? Hiç kimseye ve hiçbir kesime ait değil. İstanbul, 16 milyon hemşehrimizin, 86 milyon vatandaşımızındır; hepimizindir. İstanbul onu sevenlerin, ona özen ve saygı gösterenlerindir. İstanbul, sizlerindir. Burası Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve sizlerin şehridir. Bunu böyle bilelim ve böyle hissedelim. Asla bu duyguyu unutmayalım. 21 yaşında İstanbul’da gönülleri fethedip, yeni bir çağ açan o Fatih’i, 38 yaşında bu cennet vatanı işgalden kurtarmak için yola koyulan ve tarihi seyrini değiştiren Mustafa Kemal’i, ey hemşehrilerim, sevgili milletimiz, hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın. ve mutlaka o şahsiyetleri tanıyın” ifadelerini kullandı.
“SAVAŞI DEĞİL, BARIŞI KAZANDIKLARI İÇİN EŞSİZDİRLER”
İmamoğlu, “Onlar, girdikleri savaşları kazandıkları için değil; onlar, barışı kazandıkları için büyük, barışı kazandıkları için eşsizdirler. Barışı kazandıkları için tarihi, önemli şahsiyetlerdir. Onlar kardeşliğin, hoşgörünün, aklın ve bilimin peşinde koştukları için, insan olmaya değer verdikleri için dünya çapında saygınlar. Yüzyıllar geçse de öyle olacaklar. Fatih ve Atatürk’ün her daim o genç, o güçlü o cesur ruhları, bugünün gençleri, yani sizler için çok değerli bir rehberdir, kılavuzdur. Sevgili gençler; yıkmak değil yapmak için, ayırmak değil birleştirmek için yola koyulduklarında, önlerinde hiç kimse durmadı, duramaz. Yönünüzü geçmişe değil, geleceğe çevirdiğinizde, sizlerin de önünde hiçbir güç duramayacak” dedi.
]]>
İBB, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinin 571. yıl dönümünü görkemli bir etkinlikle kutladı. Maltepe Orhangazi Şehir Parkı’nda gerçekleştirilen kutlamalara, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile birlikte İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve binlerce vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikler; İBB Mehteran Bölüğü, görsel ve ışık gösterileri ile İstanbul’un fethinin canlandırıldığı sahne gösterisi ile renklendirildi. Gösterilerin ardından mikrofona gelen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“İstanbul’un fethi kenti bir dünya başkenti haline getirdi”
“Dünya tarihi fetihlerle doludur. Ama İstanbul’un fethi, tarihin akışını değiştiren, bir çağı kapatıp, yenisini açan çok özel bir fetihtir. İstanbul’un fethi, hissedin ki, çok özeldir. Çünkü bir başka yönü vardır. Çünkü, fethin fatihi çok özeldir. Fatih Sultan Mehmet, sadece 21 yaşında İstanbul’u fethetmek için yola koyulurken, hedeflerini toprakları değil, gönülleri fethetmek olarak tanımlamıştı. Bu büyük bir fark. Büyük bir devlet insanı. ve aynı zamanda bir askeri deha olmanın ve bu hissi en güçlü şekilde yüreğinde yaşatmanın yanı sıra, çok yönlü bir entelektüeldi. Çok iyi eğitim almıştı. Dünyayı biliyordu. Dünyayı tanıyordu o günkü durumda, o günkü çağda. Onun amacı; insanlara boyun eğdirmek değil, herkes için onurlu bir hayat sağlamaktı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da herkesin inanç ve geleneklerini koruyan, adil ve hoşgörülü bir yönetim kurdu. Hiçbir bağnazlığa geçit vermedi. İslam’ın sevgi ve hoşgörüye dayalı özüne sahip çıktı. Manevi değerlerimizi yüceltti. Medeniyetimize, çok büyük güç ve değer kattı. Ortaçağ’ın karanlığındaki batı dünyasına örnek oldu. İstanbul’u, bu kadim kenti, doğu ve batı kültürlerinin buluştuğu bir dünya başkenti haline getirdi. İstanbul, ta o zaman adaletin, hoşgörünün simgesi oldu.
“Burası Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve sizlerin şehridir”
Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, bu şehrin her türlü ruhuna sahip çıkmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, yeni bir çağ açan değerlerine sahip çıkmaktır. Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, İstanbul’u işgalden kurtarıp, yeniden milletimize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmaktır. İstanbul’a sahip çıkmak; böylesi güçlü bir duygudur. Atatürk, ne demişti? ‘İstanbul, bizim tarihimizin ve medeniyetimizin özetidir’ demişti. Tarihimizin ve medeniyet özeti kadim İstanbul. Ne demek biliyor musunuz? Hiç kimseye ve hiçbir kesime ait değil. İstanbul, 16 milyon hemşehrimizin, 86 milyon vatandaşımızındır; hepimizindir, İstanbul, onu sevenlerin, ona özen ve saygı gösterenlerindir. İstanbul, sizlerindir. Burası Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve sizlerin şehridir. Bunu böyle bilelim ve böyle hissedelim. Asla bu duyguyu unutmayalım. 21 yaşında İstanbul’da gönülleri fethedip, yeni bir çağ açan o Fatih’i, 38 yaşında bu cennet vatanı işgalden kurtarmak için yola koyulan ve tarihi seyrini değiştiren Mustafa Kemal’i, ey hemşehrilerim, sevgili milletimiz, hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın. ve mutlaka o şahsiyetleri tanıyın.
“Savaşı değil, barışı kazandıkları için eşsizlerdir”
Onlar, girdikleri savaşları kazandıkları için değil; onlar, barışı kazandıkları için büyük, barışı kazandıkları için eşsizdirler. Barışı kazandıkları için tarihi, önemli şahsiyetlerdir. Onlar kardeşliğin, hoşgörünün, aklın ve bilimin peşinde koştukları için, insan olmaya değer verdikleri için dünya çapında saygınlar. Yüzyıllar geçse de öyle olacaklar. Fatih ve Atatürk’ün her daim o genç, o güçlü o cesur ruhları, bugünün gençleri, yani sizler için çok değerli bir rehberdir, kılavuzdur. Sevgili gençler; yıkmak değil yapmak için, ayırmak değil birleştirmek için yola koyulduklarında, önlerinde hiç kimse durmadı, duramaz. Yönünüzü geçmişe değil, geleceğe çevirdiğinizde, sizlerin de önünde hiçbir güç duramayacak.
“Herkesten çok kendinize ve birbirinize güvenin”
Onun için sevgili gençler, sizler, Fatih’in İstanbul’u fethedip, yeni bir çağ açtığı yaştasınız. Siz de onun gibi gönülleri ve geleceği fethetmek için her şeye sahipsiniz. Her yerde söylüyorum; sevgili gençler, herkesten çok kendinize ve birbirinize güvenin. Asla birbirinize güvenmekten vazgeçmeyin. Gençlerin birliği ve kardeşliği, birbirinize olan hoşgörünüz, birbirinize olan sevginiz ve saygınız, aranızdaki yıktığımız o önyargı duvarlarıyla birlikte, ülkemizin ve dünyamızın en güçlü teminatı olacaktır. İstanbul’umuzun 571. fetih yıl dönümü kutlu olsun. Gönülleri ve geleceği fethetme yolculuğunda, her birinize sağlıklı ve güzel bir İstanbul yaşamı diliyorum. Hepinizi çok seviyorum.”
571’inci fetih yıldönümü coşkusu, Haluk Levent konseriyle doruğa çıktı.
]]>İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yıl dönümü nedeniyle, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Fatih Camii haziresinde bulunan kabri başında anma töreni düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan katıldı. Türbede gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edildi.
İBB Başkanı İmamoğlu, bu seferki Türbe ziyareti girişinde ciddi davrandı
İstanbul’un fethinin 567. yılı nedeniyle Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesini ziyaret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun türbenin etrafında ellerini arkadan bağlayarak ve el parmaklarını oynatarak, türbenin girişindeki saygısız yürüyüşü büyük tepki toplamıştı. Fetih 571. Yıl dönümü çerçevesinde bugün düzenlenen türbe ziyaretinde ise Başkan İmamoğlu’nun daha ciddi bir şekilde Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesine geldiği ve ziyaret esnasında daha dikkatli davrandığı gözlendi. Ziyaret esnasında protokol üyeleriyle birlikte, sandukanın başında dua eden İmamoğlu’nun önceki yıllara göre daha saygılı davrandığı görüldü.
“Fethin çok derin anlamları var”
Ziyaret sonrasında açıklama yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün, devlet erkanımızla birlikte, Fethin 571. yıldönümünde, hep beraber dua ettik. Fatih Sultan Mehmet Han’ı rahmetle, minnetle andık. Ruhu şad olsun. Bir fetih yıldönümünü bugün hep birlikte kutlayacağız. Fethin çok derin anlamları var. Fatih Sultan Mehmet Han, Peygamberimizin müjdelediği bir fethin kumandanı. ve aslında bir çağın değişimine vesile olan bir fetihten bahsediyoruz. Çağın çok ilerisinde bir komutan ve bir devlet yöneticisi, padişah. Osmanlı İmparatorluğu’nun belki en parlak sürecine imza atan ve o sürecin başlamasına vesile olan padişah” açıklamasında bulundu.
“Allah bu şehri ilelebet milletimize, devletimize yar etsin”
Kabir ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan İstanbul Valisi Davut Gül, “Bugün büyük fethin yıldönümü. Başta Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri olmak üzere bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. İstanbul normal bir şehir değil, fetih normal bir fetih değil. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) övgüsüne mazhar olmuş bir şehir, ordu ve bir komutan. Bugünde protokolümüz ile birlikte türbede dua ettik. Allah bu şehri ilelebet milletimize, devletimize yar etsin. Allah bu şehre hizmet etmeyi nasip etsin. Bu şehri tıpkı Fatih Sultan Mehmet’in bize emanet ettiği gibi bizlerde 300 -500 sene sonsuza kadar yeni nesillere emanet ederiz. Bu şehirdeki aldığımız o fetih ruhu, kardeşlik ruhu devam ediyor. İnşallah sonsuza kadar da bu kardeşlik ruhu, birlikte yaşama kültürü, barış, dostluk içerisinde devam edecek. Ordumuza muzafferiyetler diliyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İstanbul Valiliği, “İstanbul’un Fethi’nin 571. Yıldönümü Kutlama Programı” kapsamında, Fatih Camii haziresinde bulunan Fatih Sultan Mehmet Türbesi’nde anma töreni düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, resmi tören öncesinde, Fatih Cami Külliyesi haziresinde bulunan eski İBB başkanlarından Kadir Topbaş’ın kabrini ziyaret edip, dua etti. İmamoğlu, daha sonra aralarında İstanbul Valisi Davut Gül ve Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın da bulunduğu protokol heyetiyle birlikte Fatih Sultan Mehmet Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında, İstanbul İl Müftülüğü’nce görevlendirilen hatipler tarafından Kuran-ı Kerim okunup, dualar edildi.
“Fethin çok derin anlamları var”
İmamoğlu, ziyaret sonrasında duygularını, sosyal medya hesaplarından yaptığı canlı yayınla, kamuoyu ile paylaştı. Fatih Sultan Mehmet Türbesi önünde konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bugün, devlet erkanımızla birlikte, Fethin 571. yıl dönümünde, hep beraber dua ettik. Fatih Sultan Mehmet Han’ı rahmetle, minnetle andık. Ruhu şad olsun. Bir fetih yıl dönümünü bugün hep birlikte kutlayacağız. Fethin çok derin anlamları var. Fatih Sultan Mehmet Han, Peygamberimizin müjdelediği bir fethin kumandanı. ve aslında bir çağın değişimine vesile olan bir fetihten bahsediyoruz. Çağın çok ilerisinde bir komutan ve bir devlet yöneticisi, padişah. Osmanlı İmparatorluğu’nun belki en parlak sürecine imza atan ve o sürecin başlamasına vesile olan padişah.
“Sadece savaşla fethedilen bir şehir döneminden bahsetmiyoruz”
Tabii fethin farklı anlamları var. Sadece savaşla fethedilen bir şehir döneminden bahsetmiyoruz. Tutum, tavır ve o dönemde yönetme anlayışı, inançları kucaklayarak ve burada yaşayan insanların yüzyıllar boyu yaşayacakları zemine hazırlayarak, fethi bir istila, bir talan değil, tam aksine kültürlerin kendisini muhafaza ettiği, koruduğu bir dönemin İstanbul’da var olmasıyla, aslında çağlar öncesinden çok farklı bir barışçıl ortamı sağlama gayretini ortaya koyan, çok entelektüel, çok özgün bir insan. Çok farklı bir komutan, farklı bir padişah. Biz de onun fethedip, bize emanet ettiği bu güzel şehre layık olma çabasında olan yöneticileriz.
“İstnbul’umuz çok kıymetli dünya kendi”
Bugünün çağında fethin farklı anlamları var ve ben de bu anlamla yüklü bir şehrin Belediye Başkanı olarak, derinden bu süreci aslında hisseden ve bunu koruyan, muhafaza eden bir anlayışla bu kentin yönetilmesine inanan birisiyim. İstanbul’umuz çok kıymetli dünya kenti, kadim dünya kenti. Aynı zamanda bir benzeri, bir eşi olmayan bir şehir; coğrafyasıyla, kültürüyle, geçmişiyle, medeniyetleriyle… Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bu şehrin varlığı, çok kıymetli. İşgali de yaşadı bu şehir ve o işgal dönemi 5 yıl sürdü. Kurtuluş Savaşı öncesinde işgal edilen, 1918 ile 1923 yılları arasında işgal kuvvetlerinin olduğu bu kenti, yine büyük mücadeleyle, Atatürk önderliğinde kurtararak, tekrar toplumumuzun, milletimizin dersaadeti İstanbul’u, güzel şehri olmaya devam etti.
“Emanete en güçlü şekliyle sahip çıkacağız”
Bu emanete hep beraber, en güçlü şekliyle sahip çıkacağız. Bu kentin korunması, doğasıyla, tarihiyle, kültürleriyle, farklılıklarıyla, inançlarıyla korunması, hepimize Fatih Sultan Mehmet’in emanetidir. Fethin yıl dönümünü kutluyoruz. Maltepe’de kutlamalarımız, bugün devam edecek. 19.30’dan itibaren, her yıl olduğu gibi, 6 yıldır, Fethin yıl dönümünü coşkuyla, insanlarımızla paylaşarak, konuşarak, eğlenerek, ama aynı zamanda bu şehri koruyarak ve bu şehri emanet eden insanlara minnet duyarak kutlamaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın ruhu şad olsun. İstanbul’umuz, ebediyen yaşayan ve her zaman bu kadim ruhunu ve varlığını koruyan bir şehir olsun.”
]]>Davanın ilk duruşması öncesi Anadolu Adliyesi önündeki ortak basın açıklamasını KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz okudu. “Depremlere, depremlerde ölümlere, kayıplara dikkat çekmek, devlet kurumlarını görevlerini yapmaya, afetlere karşı önlem almaya, sağlam zeminde, güvenli şehirler kurulmaya davet etmek suç mudur?” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bugün tam da Türkiye’de olabilecek bir davanın ilk duruşması için İstanbul Anadolu Adliyesindeyiz. 26 Şubat 2023 günü İstanbul Kadıköy’de Emek Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından depremlere dikkat çekmek üzere biraraya gelmek isteyen yüzlerce insan gözaltına alındı, ifadeleri alındıktan sonra da serbest bırakıldılar. İşte bugün bu arkadaşlarımız hakkında açılan davanın ilk duruşması yapılacak. Şimdi bizim anlamaya çalıştığımız ise sayın savcının bizleri neyle suçlayacağıdır. Zira bir araya gelmeye çalışan insanlar neyle suçlanabilir ki? Biraraya gelmek suç mudur? Depremlere, depremlerde ölümlere, kayıplara dikkat çekmek, devlet kurumlarını görevlerini yapmaya, afetlere karşı önlem almaya, sağlam zeminde, güvenli şehirler kurulmaya davet etmek suç mudur? Savcılar ne zamandan beridir niyet okuyarak dava açmaktadır? Ama daha önce berat eden dostlarımızın aynı suçlamalarla, hiçbir delile ihtiyaç duymadan onlarca yıllık cezalara çarptırıldığı günlerde bu yaşananlara şasırmamak gerekiyor. İnsan olarak, yurttaş olarak hiçbir hakkımızı baskılara ve tehditlere teslim etmeyeceğimizi birlere de İstanbul Anadolu Adliyesinin önunden haykırıyoruz. Bıkmayacağız, yılmayacağız, haklarımızı asla teslim etmeyeceğiz. Gezi tutsakları, 1 Mayıs 2024 tutsakları ve haksız, hukuksuz şekilde cezaevlerinde tutulan tüm siyasal tutsaklar derhal serbest bırakılsın.”
İddianame…
İstanbul Kadıköy’de Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin 26 Şubat 2023’te depremlere dikkati çekmek üzere bir araya gelmek isterken gözaltına alınan 106 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, Kadıköy İskele Meydanında çeşitli mevkilerde kümeler halinde izinsiz ve bildirimsiz şekilde toplanıldığı ve yürüyüşe başladıkları belirtildi.
İddianamede, saat 17.00 sularında anılan alanda toplanılması için öncesinde sosyal medya üzerinden yapılmış bir çağrı bulunduğu, çağrıda toplanma ve yürüyüş konusunun “deprem değil, rantçı düzeniniz öldürdü, şimdi dayanışma zamanı” sloganıyla belirlendiği, Kadıköy Kaymakamlığı tarafından tüm açık alanlarda toplantı, yürüyüş, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma gibi eylemlerin yasaklandığı hatırlatıldı.
İzinsiz yürüyüşe katılan şüphelilerden Lizge Biter’ in kamera kayıtlarına yansıdığı üzere “kurtuluş yok teş başına ya hep beraber ya hiç birimiz” şeklinde slogan attığının, şüpheli Aşude Leba’ nın “hükümet istifa, deprem değil, bu bir katliam” şeklinde slogan attığı, şüpheliler Murat Can Kaya, Özenç Cevahir İslamoğlu, Mehmet Sertel, Zeynep Büşra Islak, Birsen Özge Gökçe, Bayram Metin Coşkun’un “deprem değil, bu bir katlima” şeklinde slogan attığı, dolayısıyla şüphelilerin yapılan tüm çağrılara rağmen izinsiz yürüyüş kararlılığını sürdürdüğü, takiben tüm şüphelilerin kolluk kuvvetlerince yakalandığı anlatılan iddianamede, şüpheliler hakkında, “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar edilmesi” suçundan cezalandırılmaları talep edildi.
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına İstanbul’un fethinin 571. yıldönümünü kutlayarak başlayan Bahçeli, “Türk cihan hakimiyetinin ilk merhalesi, ilk merkezi İstanbul’dur. Zulmün, zilletin ve eziyetin kalesi Bizans, Sultan Fatih’in, manevi önderlerin ve kahraman neferlerin marifet ve mücahitliğiyle yıkılıp gitmiştir. Tarihi eserlerimiz nasıl ki Türk milletinin tapu tescil belgeleri ise fetihler de öyledir ve öyle kalacaktır. Fethimizin emanetleri zayi edilemeyecek, kökünden ve kimliğinden koparılmasına göz yumulmayacaktır” dedi.
“İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir”
İstanbul’un bugünkü halinin kendilerini oldukça üzdüğünü belirten Bahçeli, “İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir. Lafa gelince israftan şikayet edenlerin, belediye bütçesini har vurup harman savurması, taş üstüne taş koymaktan aciz olması, yandaş gazetecileri Roma’ya sözde festival adına, gerçekte ise tatile ve sefaya götürmesi ayıplı bir zihniyetin defolu uygulamalarından başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı gazetecilerinin de yer aldığı Roma gezisine ilişkin, Bahçeli, “Özel uçak kiralanıp; 7 değil, 17 değil, tam 37 gazetecinin yer aldığı ve toplamda 73 kişilik kafileden oluşan ballı börekli Roma seyahatinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müsriflikten bahsetmesine hiç kimse inanmayacak, hiç kimse de itibar etmeyecektir. İstanbul can çekişmektedir. İstanbul, kent uzlaşısı çatısı altında DEM’lenenlerin istismarına, istilasına ve tahribatına ne yazık ki mahkum olmuştur. İstanbul’u yüzüstü bırakanların siyasi yüzsüzlüğü ise eninde sonunda yüzlerine vurulacaktır” diye konuştu.
İsrail’in 26 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’na düzenlediği saldırı hakkında konuşan Bahçeli, “Sınır tanımayan, insanlık değerleriyle, savaş hukukuyla bağdaşmayan katliamlara her gün yenileri eklenmektedir. Gazze’deki tablo kahredici boyutlardadır. Uluslararası Adalet Divanı’nın geçen hafta aldığı bir kararla, özellikle Refah’a düzenlenen saldırıların derhal durdurulmasını istemiş, fakat İsrail buna aldırış etmemiştir. 26 Mayıs’ta, hassas mühimmatlarla vurulan insani bölgede çok sayıda masum acımasızca katledilmiştir. Bu bölgedeki Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’nda hayata tutunmaya çalışan bebekler, çocuklar, kadınlar ve nice suçsuz günahsız insan resmen ateş altına alınarak yakılmıştır” şeklinde konuştu.
“Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır”
İsrail’in savaş uçaklarıyla ölüm saçtığını söyleyen Bahçeli, “Bizim lügatimizde bu tip vahşeti tanımlayacak ne bir kelime ne de bir kavram vardır. Netenyahu, yani caniyahu başta olmak üzere, İsrail yönetimini tüm öfkemle lanetliyorum. Caniyanu ve savunma bakanı hakkında talep edilen tutuklama kararının uygun zaman ve zeminde icra edileceği, bu vandalların öldürdüğü her mazlumun, her garibin, her savunmasız insanın hesabını verecekleri kaçınılmaz bir akıbettir. Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” dedi.
Gazze konusunun insanlığın sıcak gündemi olduğunun altını çizen Bahçeli, soykırım karşısında sessiz ve seyirci kalanların ve üstelik aleni destek sağlayanların dünya barışına, insanlık huzuruna İsrail’le birlikte müştereken karşı olduğunu dile getirdi.
“İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır”
İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin devletini 28 Mayıs’ta tanıyacaklarını açıklamasının adalet ve insanlık değerleri etrafında kenetlenen ülke ve toplumları umutlandırdığını Türk milletinin de yüreğine de su serptiğini ifade eden Bahçeli, “İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Debdebe içinde hüküm süren emirlerin, sultanların, kralların basit kurnazlığa tevessül etmeleri, cılız kınama mesajlarıyla göz boyamaları akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey olamaz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek zalimlere zımnen onay vermektir. Gafil mi, mütegafil mi, belli olmayan İslam toplumlarının diriliş ve toparlanışı, vahdet ve vuslat ışığıyla aydınlanması için daha ne bekleniyor? Daha ne isteniyor? Daha ne kadar sabır gerekiyor” dedi.
1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devletinin mutlak surette tanınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Filistin’in dünya genelinde tasdikinin ve tanınmasının çığ gibi genişlemesi gerektiğini dile getirdi.
“Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla terörün kökü kurutulmalıdır”
Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye yönetimiyle karşılıklı anlayış ve uzlaşma vasatında el ele vererek, Ankara ile Şam arasında işbirliği köprüsü inşa edilerek terör örgütünün işgal ve istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemesi gerektiğini aktaran Bahçeli, “Bölücü terör örgütünün, kaynağında ve ürediği bataklık alanlarda Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla kökü kurutulmalıdır. Ne yurt içinde, ne de komşu coğrafyalarda ihanete geçit yoktur. Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur. ABD’nin terörizmi politik enstrüman olarak kullanması rezalettir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD’yle kurulan stratejik ortaklık ve müttefiklik bağımız bilinen bir husustur. Ancak ABD’nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye’nin güvenliğine aşırı tehdittir” diye konuştu.
“Fetullah Gülen ve FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye teslim edilmelidir”
ABD’nin PKK/YPG/PYD’yle bağını koparması gerektiğini belirten Bahçeli, “Ederi bir dolarlık hayatıyla ilgili son günlerde farklı spekülasyonların yapıldığı Fetullah Gülen başta olmak üzere, FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye ve Türk adaletine teslim edilmelidir. Eğer ABD, özellikle PKK/YPG/PYD’yle bağını koparamıyorsa, bu teröristlerin alayını kendi ülkesine taşıyarak bir terör eyaleti kurması teklifimizdir. Ha 50 olmuş, ha 51 olmuş, hiç fark etmeyecektir. Bölücü teröristlerini alsınlar, ihanetin sefasını sürdürsünler, tepe tepe kullansınlar, toprak verip sabah akşam besleyip pışpışlasınlar, sonra da kendi arkalarından vurulacakları şiddet ve şekavet dolu günleri beklemeye koyulsunlar” ifadelerini kullandı.
“Normalleşmesi, gereken muhalefet partileridir”
Siyasetteki normalleşme tartışmaları hakkında da konuşan Bahçeli, ” Yumuşamadan bahis açılıyorsa, böyle bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa, ilk önce neyin sert, nelerin sertlik ihtiva ettiği açıklığa kavuşmalıdır. Elbette kutuplaşalım ve kavgaya tutuşalım demiyoruz. Elbette tokalaşmak varken, yumruklarımızı sıkalım da demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerini her meselenin başına iliştirip milli haklarımızdan, milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa, hiç kimse boşuna çabalamasın, bizim böylesi uçuk kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın duruşunun her zaman belli olduğunu söyleyen Bahçeli, “Hiçbir tezgah, hiçbir kumpas, hiçbir telkin ve algı düzeneği Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet kararlılığımızı, Cumhur İttifakı olarak yürüyüşümüzü sekteye uğratamayacak. 31 Mart’tan sonra biti kanlananları uyarıyorum, dikkat etsinler, bitli baklanın bizim pazarda alıcısı yoktur. Cumhur İttifakı Türkiye’yi yükseltmeye, küresel ve bölgesel marka değerini güçlendirmeye, bu aziz millet için her feragati göstermeye sonuna kadar devam edecektir. Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güvencedir” şeklinde konuştu.
Bahçeli konuşmasının sonunda Trendyol Süper Ligi’nin 38’inci ve son haftasında şampiyonluğa ulaşan Galatasaray Futbol Kulübünü, oyuncularını, teknik kadrosunu, yönetimini ve taraftarlarını tebrik etti, Şampiyonlar Liginde başarılar diledi.
Grup toplantısı sonrasında basın mensuplarının sahipsiz sokak hayvanları hakkındaki sorusu üzerine Bahçeli, “Türkiye’de bu konuyu herkes tartışıyor, tartışmak yerine çözüm bulunmalı” dedi. – ANKARA
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ikinci kez aynı göreve seçilen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ı ziyaret ederek tebrik etti. “Rıza Başkanımız, Beşiktaş’ta ikinci dönemiyle beraber, daha güçlü hizmetler verme konusunda yola çıktı milletimizin teveccühüyle, kararıyla” diyen İmamoğlu, “Rıza Başkanımıza başarılar diliyorum. Umarım Beşiktaş’ın en başarılı beş yılını yaşar” dedi.
“İstanbul’un bazı ilçeleri ihmal edilmiş ve görmezden gelinmişti”
Kendilerinden önceki dönemde, İstanbul’un bazı ilçelerinin ihmal edildiğini ve görmezden gelindiğini belirten İmamoğlu, “Bu noktada Beşiktaş ilçemiz de bunlardan birisiydi. Neresine baksanız, yapacak işiniz oldukça yüksek seviyedeydi. Ama eşgüdüm içerisinde, iş birliği içerisinde, belli bir sıralamayla Beşiktaş ilçemizde, özellikle altyapıya dönük, özellikle bazı ana arterlerin, caddelerin güçlü bir biçimde vatandaşımızın konforlu kullanımına dönük yenilenmesiyle ilgili ki bunlar şehrin kalbi diyeceğimiz alanlar. Her ne kadar Beşiktaş’ın ikamet nüfusu İstanbul’un çok da yüksek olmayan ilçelerinden birisi olsa da günlük nüfusuna baktığımızda, gün içinde yaşayan nüfusuna baktığımızda, muhtemelen ilk beşe girecek seviyede bir yoğunluğa sahip bir ilçemiz. Bu yönüyle, burada yaptığınız hizmet, aslında İstanbul’un genelindeki kullanım konforuna da büyük katkı. Sel ve su baskınından tutun, yolların iyileştirilmesine, meydanlarından tutun parklarının geliştirilmesine ve ulaşımla ilgili, özellikle metro atılımımızın da önemli noktalarından birisi olan Beşiktaş’ta çok değerli bir beş yılı ortaya koyduk” şeklinde konuştu.
“Alacaklı ilçelerimizi dengelemeye gayret ettik”
“Tabiri caizse, alacaklı olan bir kısım ilçelerimizin alacağını Büyükşehir Belediyesi nezdinde büyük bir gayretle dengelemeye gayret ettik” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Hep söylüyorum; bunu yaparken, 39 ilçemizin hiçbirisini de ihmal etmeden yaptık. Bugün yine, yeni bir beş yıla Rıza Başkanımızla birlikte hizmet edeceğimiz ikinci dönemimize girerken, 39 ilçemizi geziyoruz. Birlikte stratejik planımız var. Ama İstanbul’da en hazırlıklı olduğumuz ilçelerden birisi. Biz, ikinci beş yılda da ne yapacağımızı iyi biliyoruz. Birlikte, yine çok değerli işlerimize, İstanbul adına imza atmaya devam edeceğiz. Buradaki iyi etkinin bütün İstanbul’a nasıl iyi geleceğini de insanlara nasıl kendisini iyi hissettireceğini de görebiliyoruz. Bu bağlamda görevimizin, işimizin hem yoğunluğunun hem de aynı zamanda hassasiyetinin farkındayız. Hem iki yol arkadaşı olarak hem iki dost olarak hem de iki iyi hizmet etme gayreti yüksek belediye başkanı olarak, Başkanımızın Beşiktaş’taki yüksek başarısını, İstanbul’da da bizlerin kapsayıcılığını, adaletini ve her ilçeye iyi hizmet sunma gayretini, umuyorum bu beş yılın sonunda çok güzel sonuçlarıyla yine elde edeceğimiz günlere birlikte varabiliriz.”
Akpolat: “Yapacağımız çalışmalar için çok heyecanlıyız”
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da İmamoğlu ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:
“Sizi burada ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Beşiktaş’ın sizin açınızdan ne kadar özel bir yer olduğunu hep hissettirdiniz bize süreç boyunca. En son mitingi de Beşiktaş’ta yaptınız. Biz, bunun bir totem olduğunu düşünüyoruz. Beşiktaş da en son seçimlerde, İstanbul’da en yüksek oranda desteği sağlamayı başardı. Beşiktaş’a yapmış olduğunuz hizmetler aslında bir nevi karşılığını bulmuş oldu. 5 senelik bir sürecimiz vardı. Burada da verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Hem de yeni dönemle ilgili yapacağımız çalışmalar için çok heyecanlıyız.”
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Akpolat, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Beşiktaş’ın sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ı ziyaret etti. 31 Mart’ta AKP listelerinden ikinci kez aynı göreve seçilen Yıldırım’a tebriklerini ve başarı dileklerini ileten İmamoğlu, “Her ilçemizin kendine has bir pozisyonu var ve bu pozisyonu değerlendirirken, yerelden başlayarak değerlendirmek ve onu birlikte tasarlamanın gücünü bilen birisiyim. Bu manada umuyoruz ki iyi bir koordinasyon, iyi bir iş birliği süreci ve masası oluşturalım” dedi.
“Stratejik planı, ilçe belediyelerimizle birlikte oluşturacağız”
Yeni döneme de 39 ilçe belediyesini sırayla ziyaret ederek başladıklarını aktaran İmamoğlu, “Onların gözünden Ümraniye, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle nasıl çalışmalı ve neleri talep ediyor, neleri öngörüyor; bunları her ilçeyle, yaklaşık 2-2,5 saat vakit geçirerek, birebir katıldığım toplantılar yapıyoruz. Akabinde oluşturduğumuz görevlendirmelerle, sizin ilgili arkadaşlarımızla toplantı yapmalarını talep ediyoruz. ve bunları çok hızlı yapıp, açıkçası temmuz ayına tümden yetiştirerek, bir öngörüyü oluşturup, ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin stratejik plan olarak masaya getireceği bir süreci, bütün ilçe belediyeleriyle konuşup, tartışıp, bütçe ve icraat dengesini de oluşturup, sunmasını sağlayacağız. ve bu paylaşımı, bu iş birliği zeminini, bunun evraka dönmüş halini de hem biz hem ilçe belediyeleri hem halkımız, 5 yıl boyunca da takip ediyor olacak. Daha gerçekçi, daha uygulanabilir olması şekliyle sonuçlanmasını arzu ediyoruz. Bu bağlamda, 39 ilçemizi geziyoruz” diye konuştu.
“Milletimizin 2024 seçimlerinde verdiği en kuvvetli mesaj…”
Ümraniye’nin İstanbul’un önemli ilçelerinden biri olduğunu anımsatan İmamoğlu, “Geçtiğimiz dönemden çok daha iyi bir koordinasyon, çok daha üst seviyede bir koordinasyonu sağlamayı diliyoruz. Bu manada, deneyimli bir belediye başkanımız olarak, belediyecilik üzerinden her belediye başkanımızla bu süreçte de yine etkin masalarımızda buluşmayı ve konuşmayı istiyoruz. Milletimizin bana göre 2024 seçimlerinde verdiği en kuvvetli mesaj; buluşun, konuşun, birlikte iş üretin mesajıdır. Bu manada, her ilçemizle sonuna kadar buna hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim kamuoyuna. İnşallah İsmet Yıldırım Başkanımızın hem siyasi ekibi hem bürokrasi ekibi hem çalışanları hem Ümraniye halkıyla iş birliği içerisinde, başarılı bir dönem olur. Ben hep söylüyorum; inşallah en başarılı Ümraniye dönemi olur. Bir sonraki talip olan, ondan daha başarılısını isteyerek, ondan daha başarısını yapacağını iddia ederek talip olsun. Bu iş böyle olursa, şehirlerimiz ve ülkemiz gelişir. Bugün yapacağımız güçlü toplantının hem Ümraniye hem İstanbul’umuza hayırlara vesile olmasını dilerim” ifadelerini kullandı.
Yıldırım: “Bu güzel şehre ne kadar dokunursak…”
Yıldırım da İmamoğlu ve İBB ekibinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, şu sözlerle dile getirdi:
“Çok değerli Başkanım, Ümraniye Belediyemize ve Ümraniye’mize şeref verdiniz, hoş geldiniz. O kadar yoğunluğunuz arasında bizleri de unutmadığınız için çok teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta, Türkiye ve İstanbul’umuz önemli bir seçim geçirdi. Tekrar seçilip; İstanbul’a, bu güzel şehre birlikte, 39 ilçe olarak katacağımız hizmetlerden dolayı, hayırlı muvaffakiyetler diliyorum Cenab-ı Hak’tan. Tekrar hoş geldiniz. İnşallah bu yeni dönemde, 5 yıl içerisindeki dönemde, güzel hizmetleri hem de Büyükşehirimiz olarak hem ilçe belediyelerimiz olarak yaparız. Bu güzel şehre ne kadar dokunursak, çok işi var çünkü, birlikte hizmete devam ederiz diye düşünüyorum”
İmamoğlu, Ümraniye Belediyesi Şeref Defteri’ne de duygularını aktardı. Konuşmaların ve defterin imzalanmasının ardından İmamoğlu ve Yıldırım, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Ümraniye’nin sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart yerel seçimlerinden başarıyla çıkan Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin’e bugün tebrik ziyareti yaptı. Belediye girişinde çalışanların alkışlarıyla karşılanan İmamoğlu, Yeğin tarafından makam odasında ağırlandı. Yeğin’e ve ekibine başarı dileklerini ileten İmamoğlu, “Bu dönem hem yola çıktığı siyasi yol arkadaşlarıyla hem de burada bulunan bütün bürokrasisi, insan kaynaklarıyla ve Sancaktepe halkıyla çok özenli bir çalışma dönemine dönüşmesini arzu ediyorum ve bunu Alper Yeğin Başkanımızın da başaracağına yürekten inanıyorum” dedi.
“Alper başkanımız burada doğup büyümüş”
Her belediye başkanının kendine has bazı özellikleri veya bazı hikayeleri olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Alper Yeğin Başkanımızın da özellikle Sancaktepe’ye olan tutkusu ve bağlılığı, burayı bir vatan ve yurt parçası gibi değil; aynı zamanda doğduğu, büyüdüğü bir yer olarak her anıyla, her süreciyle dertlenen bir insanın belediye başkanı seçilmesi meselesi özel bir durum. Herkes tabii ki dertleniyor ve o vesileyle belediye başkanı seçiliyor ama Alper Yeğin Başkanımız burada doğmuş, büyümüş, her anını yaşamış, köy denebilecek seviyeden, beldeler ve ardından ilçe ve şimdi de İstanbul’un en fazla nüfusu artan yeni yerleşim alanlarıyla beraber sorunları yüksek seviyede olan ama bir yanıyla da fırsatları da çok yüksek seviyede duran bir ilçenin çok iyi olması konusundaki büyük sorumluluk hissiyle belediye başkanı olduğunu biliyorum. Buna şahidim” diye konuştu.
“İş birliği içerisinde süreci okuyup destek olacağız”
“Böyle bir duyguyla belediye başkanı olan her insanın başarılı olması çok özel bir durumdur” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Bu, aynı zamanda bir belediye başkanının başarılı olmasının altında bilgisi, becerisi, deneyimi yetmez, aynı zamanda oradaki hemşerileriyle bütünleşebilmesi, dert ortağı, çözüm ortağı ve kader ortağı olabilme duygusuyla hareket etmesine dönük bir yolculuk tarifi gibi, bir özellik gibi ön sıralara oturması gereken bir duyguyu da pekiştirmiş olur. Bu bağlamda Alper Yeğin Başkanımızın sorumluluğu büyük. Çünkü ben biliyorum ve hissediyorum ki, Sancaktepe’nin en güçlü, en başarılı dönemini bu şehre yaşatmak istiyor. Sadece yaşatmak değil, aynı zamanda bu şehrin rotasının doğru bir yöne evrilmesiyle beraber geleceğinin bir başlangıcı olarak da bu dönemi tariflemek istiyor. Onu tarifler de başarılı ise -ki buna eminim- çok çalışacak. Biz de birlikte iş birliği içerisinde o süreci okuyup destek olacağız. O zaman Sancaktepe çok doğru bir kulvara, çok doğru bir hatta oturur ve geleceğini bu şekilde yönlendirmiş olur. Başkanımıza bu yolculukta tekrar başarılar diliyorum. Değerli yol arkadaşlarına başarılar diliyorum. Allah utandırmasın.”
Yeğin: Sizin liderliğinizde İstanbul’da büyük bir değişim süreci devam ediyor
Yeğin de İmamoğlu’nun ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:
“Sizleri hem Sancaktepe’de hem belediyemizde görmekten büyük bir onur duyuyoruz. Ayaklarınıza sağlık. Çok teşekkür ediyorum. Hepimiz için bu yeni dönemin, başta İstanbul için, ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Öncelikle Allah size can sağlığı versin. Görevinizi en iyi şekilde hem kurumunuza hem İstanbul’a hem halkımıza en iyi şekilde sürdürebilmeyi nasip etsin. Birlikte, sizin liderliğinizde, İstanbul’da büyük bir değişim süreci devam ediyor. Bunu hizmetle beraber gerçekleştirdik. Tüm İstanbul halkına, Türkiye’ye örnek bir model yönetim anlayışını sunabilme noktasında önemli bir fırsat. Ben de tabii bu süreçte sizlerle beraber yol almaktan, sizlerle beraber bu sürecin misafiri olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bu süreçte de bize göstermiş olduğunuz destekten, Sancaktepe’yi göstermiş olduğunuz destekten dolayı da hem şahsım adına hem de Sancaktepe halkı adına teşekkür ediyorum.”
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Yeğin, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla Sancaktepe’nin sorunlarına ve çözüm yollarına dönük ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>Rapora göre, Türkiye’nin 2023 yılı e-ticaret hacmi 1,85 trilyon TL’ye ulaştı. İşlem sayısı bir önceki yıla göre yüzde 22,25 artarak, 5,87 milyar adet oldu. 2024 yılında e-ticaret hacminin 3,4 trilyon TL ve işlem sayısının 6,67 milyar adet olacağı tahmin ediliyor. Rapor, e-ticaretin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), genel ticaret ve perakende ticaret içindeki durum analizine kadar çeşitli çıktıları inceliyor. E-ticaret hacminin yüzde 51’i mal ticareti, yüzde 49’u hizmet ticareti oluşturuyor.
Ticaret Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklaması şu şekilde:
“Teknolojideki dönüşüm ile birlikte bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de e-ticaretin önemi ve toplam ticaret içerisindeki payı günden güne artıyor. E-ticaret alanında yaşanan gelişmeleri, önemli istatistiklerle destekleyen, bu alanda tüm aktörlerinin etkin bir şekilde faydalanacağı yol gösterici olmayı amaçlayan “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu” Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Raporda e-ticaret istatistikleri titizlikle takip edilirken yükselen trendlerden, uzman görüşlerine; e-ticaretin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), genel ticaret ve perakende ticaret içindeki durum analizine kadar çeşitli çıktılar incelendi.
TÜRKİYE’NİN 2023 YILI E-TİCARET HACMİ 1,85 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI
E-ticaret hacmi 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 115,15 artarak,1,85 trilyon liraya ulaştı. İşlem sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 22,25 artarak, 5,87 milyar adet olarak gerçekleşti. 2024 yılında ise e-ticaret hacminin 3,4 trilyon lira ve işlem sayısının da 6,67 milyar adet olacağı öngörülüyor.
E-ticaret hacminin genel ticaret hacmine oranı, 2019 yılında yüzde 10,1 iken, yıllar içinde büyük bir artış kaydederek 2023 yılında yüzde 20,3’e ulaştı. 2023 yılında e-ticaret hacminin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı (E-GSYH) bir önceki yıla göre yüzde 33,3 oranında artarak yüzde 6,8’e ulaştı. E-GSYH’nin 2019-2023 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 26 oldu.
E-ticaret hacminin yüzde 51’ini mal ticareti, yüzde 49’unu ise hizmet ticareti oluşturuyor. Bunun yanında, kartlı işlem hacminin yüzde 63’ü mal ticareti iken, yüzde 37’si hizmet ticareti kaynaklı işlemlerden meydana geliyor.
E-ticaret hacminden en büyük payı alan ilk üç sektörden birincisi 233 milyar lira ile beyaz eşya ve küçük ev aletleri olurken bu sektörü sırasıyla 135 milyar lira ile elektronik sektörü ve 127 milyar lirası ile giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörleri izliyor.
E-TİCARETE UYUM ENDEKSİNE GÖRE UYUMU EN YÜKSEK İL İSTANBUL
Ticaret Bakanlığınca geliştirilen metodoloji sayesinde ülkemizde illerin e-ticarete uyumuna ilişkin bir endeks oluşturuldu.
Bu metodolojide yer alan kriterler;
– İlin e-ticaret satışlarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı (e-GSYH),
– İlde e-ticaret faaliyetinde bulunan işletme sayısının o ildeki toplam işletme sayısına oranı yani ildeki işletmelerin e-ticarete entegrasyonu,
– İl bazındaki e-ticaret satışlarının ildeki e-ticaret alışlarını karşılama oranı,
– İlde faaliyet gösteren e-ticaret işletmesi başına düşen e-ticaret satış hacmidir.
Bu göstergeler değerlendirilerek oluşturulan e-ticarete uyum skorlarına bakıldığında e-ticarete uyumu en yüksek olan iller sırasıyla İstanbul, Kayseri, Çorum, İzmir ve Kocaeli olarak öne çıktı.
2023 yılında Türkiye genelinde e-ticaret yapan işletme sayısı 559 bin 412’ye ulaştı. Pazaryerlerinde e-ticaret faaliyeti yürüten işletme sayısı ise 540 bine yaklaştı. Kendi sitesinden veya mobil uygulamasından e-ticaret faaliyetinde bulunan ETBİS’e kayıtlı işletmelerin sayısı 35 bini aştı.
Ülkemizde e-ticaret yapan işletmelerin yüzde 76’sı şahıs işletmesi, yüzde 21’i limited şirket ve yüzde 3’ü anonim şirkettir. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya, e-ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerin en çok bulunduğu ilk 5 il olarak öne çıktı.
E-ticaret faaliyetinde bulunan esnaf işletmesi sahiplerinin yüzde 70,5’i erkek, yüzde 29,5’i ise kadındır. Esnaf işletmesi sahiplerinin yaşlarına göre dağılımına bakıldığında çoğunluğun 25-44 yaş aralığında olduğu görüldü.
2023 yılında işlem hacmi olarak en yoğun dönem kampanyaların etkisiyle kasım ayı oldu. Kasım ayında e-ticaret hacmi, yıl genelindeki aylık ortalamaların yüzde 50 üstünde seyretti. 2023 yılında en yüksek işlem yapılan günler, Kasım ayı kampanyalarının etkisiyle 11 Kasım ve Öğretmenler Günü olan 24 Kasım oldu.
E-ticaret harcamalarının yaşa göre dağılımında, 25-36 yaş aralığı dikkat çekiyor. E-ticaret alışveriş tutarlarının yaş dağılımına bakıldığında en fazla harcamayı 29 yaşındaki tüketiciler gerçekleştirirken, e-ticaret hacminin yarısından fazlasını 25-36 yaş aralığındaki tüketiciler yaptığı alışverişler oluşturdu.
MOBİL UYGULAMALARIN TERCİH EDİLME ORANI YÜKSEK
İşlem sayısı ve işlem hacminin satış kanallarına göre dağılımına bakıldığında, mobil uygulamalardan yapılan alışverişler öne çıkıyor. Web, mobil web ve mobil uygulama şeklinde sınıflandırılan sipariş platformları arasında işlem sayısı bakımından yüzde 91; işlem tutarı bakımından ise yüzde 80 oranında mobil uygulama kullanıldı.
E-ticaret harcamalarının saat aralıklarına göre dağılımına bakıldığında, yüzde 43 ile en fazla sayıda işlem 18.00-00.00 arasındaki 6 saatlik zaman diliminde gerçekleştirildi.
ORTALAMA KARGO TESLİM SÜRESİ NE KADAR?
Teslim edilemeyen kargo gönderilerine bakıldığında, ilk sebep yüzde 34,13 ile müşterinin gönderiyi kabul etmemesi iken, yüzde 26,43 ile adreste bulunamama ikinci sırayı aldı. En az karşılaşılan sebep ise yüzde 1,2 ile hasarlı kargo oldu.
En yüksek sayıda kargo gönderimi yapan il yüzde 55,27 ile İstanbul oldu. İstanbul’u sırasıyla Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa ve Kayseri illeri takip etti. En fazla kargo gönderimi yapan ilçelere bakıldığında ise İstanbul iline bağlı Bağcılar ilçesi ilk sırada yer aldı. En fazla sayıda kargo alan il yüzde 29,74 oranı ile yine İstanbul oldu. Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli, İstanbul’u takip etti. En yüksek sayıda kargo alan ilçe ise Ankara iline bağlı Çankaya ilçesi oldu.
Sektör bazında aşağıdaki ürünler en çok satılan ürünler olarak dikkat çekti:
– Giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe, ayakkabı, gömlek, mont ve ceket, pantolon, elbise.
– Elektronik sektöründe, cep telefonu, dizüstü bilgisayar, televizyon, ağ sistemleri, masaüstü bilgisayar.
– Beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektöründe, airfryer ve fritöz, klima, mutfak ve yemek aletleri, çamaşır makinesi, buzdolabı.
– Gıda ve süpermarket sektöründe, meyve ve sebze, çay ve demleme içecek, et, deniz ürünleri ve yumurta, kahve.
– Yemek sektöründe, hamburger, kebap, pizza, pide, döner, tatlı, dondurma.”
]]>31 Mart seçimlerinde İstanbul’un ilçelerinde başkan seçilen CHP’li isimlere tebrik ziyaretlerinde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, aynı göreve ikinci kez seçilen Kağıthane Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Mevlüt Öztekin’i de makamında ziyaret etti. 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrasında göreve gelen 39 ilçe belediye başkanını tebrik ziyaretlerine devam ettiklerini belirten İmamoğlu, “İstanbul’un 39 ilçesinin gözünden, kendi ilçesinde Büyükşehir Belediyesi’yle paylaşmak istediği beklentileri ya da arzu ettiği projeleri dinliyoruz. Bu, aynı zamanda bizim adımıza her ilçeyi, ilçe belediyesi üzerinden, onların gözüyle görmek ve hissetmek. 39 ilçeyle yaptığımız bu ilk toplantı, sonrasındaki bir kısım toplantıların da takipçisi olacağımız bir şablonu önümüze koyuyor. Bu vesileyle arzumuz, temmuz ayı itibariyle tüm bu ön görüşmelerin bittiği ve ilçelerle beraber karar verilen şablonu, 5 yıl boyunca takip etmek; tabiri caizse, stratejik planımızın altlığını, 39 ilçemizle birlikte üretiyoruz” dedi.
“İstanbul’un yereli çok güçlü olmalı”
Öztekin’i de birlikte çalışacakları 5 yıl içerisindeki süreci tariflemek için ziyaret ettiğini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bunu, İstanbul’umuzun her ilçesiyle bitirdikten sonra da yine düzenli bir biçimde hem belediye başkanlarımız nezdinde hem de diğer yöneticiler paralelinde bir çalışma düzenini oturtma arzusundayız. Burada ortaya koyacağımız çalışma düzeni, bir döneme ait bir düzen değil de bunu yarınlara nasıl kurumsallaştırıp taşıyabiliriz, bunun altyapısını dahi düşünüyor ve çalışıyoruz. Çünkü, kanunen aslında bir arada çalışacağımız birçok yükümlülüğümüz var ama bunu inisiyatiflere bırakmadan, güçlü bir çalışma modeline dönüştürmenin de yol ve yöntemini bulmamız gerekiyor. İstanbul’un yereli çok güçlü olmalı ki, halkın iradesi her noktasına, beklentisi, arzusu yansıyabilsin. Bu anlamda umarım bu 5 yıl hem Kağıthane Belediyemiz açısından, Kağıthane halkı açısından hem siz ve sizin siyasi, bürokrasideki yol arkadaşlarınız açısından başarılı bir dönem olsun. Her ilçemizin başarısı, Büyükşehrimizin başarısı, İstanbul’un çok daha iyi hizmet alması demek. Baktığımız pencere bu. Yolunuz açık olsun. Bütün arkadaşlarınızla başarılı 5 yıl yaşayın. ve Kağıthane için, İstanbul’umuz için hayırlı uğurlu olsun.”
Öztekin: “İnşallah güzel hizmetlerle beraber ilçemize, İstanbul’a hizmet etmeye güzellikle devam ederiz”
Öztekin de İmamoğlu ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, “Öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanımıza ‘hoş geldiniz diyoruz. Yeni dönem hayırlı olsun. ‘Kağıthane’mize güzel hizmet etmeyi, vatandaşımızın beklentilerine cevap vermeyi, Büyükşehir’in yapması gerekenlerle el birliğiyle beraber yapmayı Rabbim nasip etsin’ diyoruz. Ekibinize, Genel Sekreterinize, Tonguç Bey’e -sağ olsun beraberiz- ilçe başkanımıza teşekkür ediyoruz. Kağıthane’miz için, İstanbul için hayırlı olsun diyoruz. İnşallah güzel hizmetlerle beraber ilçemize, İstanbul’a hizmet etmeye güzellikle devam ederiz” sözleriyle dile getirdi.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Öztekin, kurum kurmaylarının katılımıyla, Kağıthane’nin sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak toplantı gerçekleştirdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İkitelli Garajı’ndan sonra en büyük hizmet alanı olacak İETT Sultangazi Garajı’nın açılışını gerçekleştirdi.
Ulaşımın İstanbul’un en önemli sorunlarından biri olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Bu sorunu, doğru ve akılcı, aynı zamanda sürdürülebilir ulaşım politikalarıyla çözüme kavuşturabiliriz. Geçtiğimiz 5 yılda bu konuda çok kıymetli adımlar attık. Ama İstanbul’un bu konuda atılacak çok adımı olduğunu da biliyoruz. Bu bakımdan hizmetlerimize, projelerimize ve temel atma törenlerimizle birlikte, açılış törenlerimizle yolumuza devam ediyoruz. Yaptığımız bütün bu olumlu adımlar gün geçtikçe, zaman ilerledikçe çok daha etkin bir biçimde hayatımıza pozitif şekilde yansıyacak” diye konuştu.
“İETT, günde tam 5 milyon kişiyi taşıyor”
“2019-2023 yılları arasında ulaşım noktasında, yoğunluk ve trafikle ilgili endekslerde çok önemli bir seviyeye yükselmesi yaşadığımızı, uluslararası ölçüm kriter ve kurumlarının yaptığı ölçümlerde, ulaşım yoğunluğunda, ne yazık ki en ön sıralardayken, şimdi bu yoğunluğu ciddi anlamda hafifletmiş ve ciddi yol almış durumdayız, 34. sıraya kadar gerilemiş durumdayız” bilgisini paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu iyi bir şey. Tabii bu ivme devam etmeli. İyileşme, hızlanarak devam etmeli. Özellikle bu aktörlerimizin, yani ulaşıma katkı sunan aktörlerimizin başında da 153 yıllık İETT gelmekte. Şehrimizin her noktasında, sadece İETT, günde tam 5 milyon kişiyi taşıyor. 5 milyon insanımıza yolculuğunda, seyahatinde hizmet veriyor. Yani İETT’nin otobüsleri, günde 1 milyon 255 bin kilometre yol kat ederken, dünyanın etrafında da tam 32 kez tur atıyor. Tabii İETT’nin işletme büyüklüğü kadar, yeni yatırımları da çok önemli. Bu anlamda 252 tane metrobüs, 293 tane de otobüsü, bu zor dönemde birçok sıkıntıların yaşandığı 5 yıllık süreçte filomuza kattık. Biliyorsunuz; daha göreve gelir gelmez, bir 300 otobüsü daha farklı imkanlarla ya da daha uzun vadeli ödeme planlarıyla filomuza katma arzumuz olmuştu. Düşünün ki; o imkanların bile engellendiği ve 300 otobüsün, bugün itibariyle, 2021 yılında başvurduğumuz ve hala cevabı bile yazılmayan; ki o da olsa farklı fırsatlarla, uzun vadeli kredi imkanlarıyla, 300 otobüs daha alma imkanımız olabilirdi. Ama üzülerek ifade edeyim ki, dönem dönem bu tür engellemeleri, kendilerine siyasi manevra ya da siyasi bir hamle olarak gören yöneticilere diyorum ki; bundan vazgeçin. Halkımız, bu konuda cezalandıranı değil, cezalandırılanın farkında olduğunu gösterdi. Esasen bu imzanın atılmayarak, 300 yeni otobüsün alınmaması konusunda İstanbul halkının cezalandırıldığını görerek, sandıkta bileti kesti.”
” Siyaset, hizmet yarışıdır”
Siyasetin hizmet yarışı olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Siyaset, iş yapana engel olma alanı asla değildir. Bu yönüyle ama bu 300 otobüs ama diğer ulaşımla ilgili atmak istediğimiz her adımda, engel değil, bir işin önünü açmak hem kamu yöneticiliği sorumluluğudur hem de siyasi etik açısından da gereklidir. Bu anlamda umarım, özellikle 31 Mart seçimleri sonrasında bu huylarından vazgeçenler olur” dedi.
Kendi yönetim dönemlerinde İETT’nin birçok yeni ve önemli işlere imza attığına işaret eden İmamoğlu, “Tüm özel halk otobüslerinin -ki o otobüslerin sivil toplum kuruluşları, yöneticileri, kooperatifleri, şirketlerinin yöneticileri de burada; onlara da bu hizmet yolculuğunda teşekkür ediyoruz, başarılar diliyoruz- hepsini İETT bünyesine alarak, bir hizmet standardı üretme konusunda büyük ve yoğun bir çaba gösterdik. Bugün artık halk otobüslerinin içerisinde, özellikle performanslarına dönük, biletle ilgili ya da hatla ilgili, yolcu sayısı değil de performanslarına dönük kilometre üzerinden ölçümle haklarını elde etmesi gibi, İstanbul’a ve İstanbulluya yakışır bir yöntemi hayata geçirdik” diye konuştu.
“Bunların hepsi devrim gibi işler”
Bunların hepsi devrim gibi işler” işler diyen İmamoğlu, şunları kaydetti:
“İETT bünyesinde, ilk kez kadın şoförler görev alıyorlar ve çok da başarılı işlerini yerine getiriyorlar. Bugün 155 kadına ulaştı İETT’de görev yapan otobüs şoförlerimiz. İETT genelinde kadın çalışan sayısı ise, yüzde 85 arttı. Kadın yönetici sayısı ise 3 kat arttı. İstanbul’da kapalı durak oranını, yüzde 35’ten yüzde 48’e çıkarttık. Yeni imalatlarımız devam ediyor. İlk kez, 39 ilçenin tamamında hizmet vermeye başladık. Bugün İstanbul’un tamamında, maksimum her 500 metrede İETT durağı olan bir kurumuz. Geçmişte ne yazık ki milyonlarca euroya satın alınan ve çürümeye terk edilen metrobüs alımlarının yerine, İETT bugün her adımda, her alanda titiz, teknolojik gelişmeleri takip eden, en doğru adımın atılmasına gayret eden bir anlayışla yolculuğuna devam ediyor.”
“Ulaşımı ayda 2 milyar lira üzerinde destekler hale gelmiş durumdayız”
Toplu taşımacılığın, kurumsal ve bütçesel fedakarlıklar içerisinde devam ettirildiğinin altını çizen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Artan maliyetler, özellikle yolcu birim gelirinin, yani bilet fiyatlarının geçmişte ulaşım maliyetlerinin neredeyse yüzde 65’ini karşıladığı dönemlerden, bugün artık yüzde 30’lara kadar gerilemiş seviyededir. ve biz artık kurum olarak, İBB olarak, ulaşımı ayda 2 milyar lira üzerinde destekler hale gelmiş durumdayız. Burada tabii çok artan maliyetler, vatandaşlarımızın geçim sıkıntısı ve özellikle hayat pahalılığı noktasında, kurum olarak bizlerin bu yükü vatandaşların sırtına bindirmemek, maksimum düzeyde, özellikle fiyatları aşağıda tutma gayretiyle toplu taşımada, özellikle otobüs taşımacılığında büyük bir sübvansiyonu karşılar hale geldik. Buna özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artış, yedek parça ve diğer hizmetlerin çok yüksek artışlara ulaşması en büyük etken. Bakınız; birçok yerde söyledik: Araç alımında bir kısım vergilerden muaf olunması… Toplu taşıma, büyük şehirlerde çok büyük bir hizmettir. O bakımdan bazı vergilerden muaf olması, bazı noktalarda KDV’den ÖTV’ye muaf olması… Örneğin; akaryakıtta KDV’den muaf olmasının, İstanbul gibi büyük kentlerde gerçekten toplumsal yaşam açısından, hele hele bugünkü ekonomik kriz ortamında çok değerli bir adım olacağını, merkezi idareye defalarca dile getirdik. Ama bu noktada bir geri dönüş alamadık.”
İETT ve Özel Halk Otobüsü şoförlerine çağrı: “Güler yüzünüz eksik olmasın”
“Bugün aslında ekonominin, insanlarımızın sırtına yüklediği o büyük yükün büyük bir bölümünü, yerel yönetimler üzerinden bizler üstleniyoruz ki, bu ekonomik sıkıntı, yüksek enflasyon, artan maliyetler, geçim sıkıntısı daha fazla vatandaşımızı üzmesin diye” ifadelerini kullanan İmamoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kapsamda biz, bütün bunlara rağmen, işte bu yatırımları, yeni otobüs alımlarını yapmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. Göreceksiniz; önümüzdeki dönemde de İstanbul’da hem otobüs taşımacılığı noktasında hem metroların yeni imalatlarıyla ve aynı zamanda diğer ulaşım faaliyetlerimizle iyileştirilen bir süreci ve dönemi, bütün İstanbul’a yaşatmaya devam edeceğiz. Bütün İETT şoförlerimize, özellikle kaptanlarımıza, özellikle hem İETT hem halk otobüsü hizmeti veren şirketlerimizin şoförlerine, kaptanlarına bir tavsiyede bulunacağım. Diyeceğim ki; Allah güler yüzünüzü eksik etmesin. Vatandaşlarımıza kazasız, sıkıntısız, problemsiz bir meslek yaşamı diliyorum. Çünkü onlara, burada gördüğümüz o güzel hanımefendiler, anneler, kardeşler, güzel çocuklarımız, gençlerimiz, herkes emanet. Bu bağlamda bir nevi aileleri bazen dakikalarca, saatlerce yuvasına dönüşen o otobüslerde, onları teminat altında tutan bizim otobüslerimizin şoförleri. Mesleklerinin zor olduğunu biliyorum. Ama aynı zamanda asil bir meslektir. Böyle bir kentte, bir günde 5 milyon insana ev sahipliği yapmak… O bakımdan güler yüzünüz eksik olmayacak. Elbette otobüs kullanıyorsunuz, sağa-sola dönüp selam veremezsin. Ama hafif bir tebessümle, benim adıma müşterilerinizi, yani yolcularınızı karşılayın. Onlara güzel seyahatler sunun.”
Demet: “7,5 milyon liraya yakın yakıt tasarrufu hedefleniyor”
İETT Genel Müdürü İrfan Demet’in konuşmasında verdiği bilgilere göre; yaklaşık 64 dönüm alana sahip Sultangazi Garajı, 400 otobüsün park etmesine olanak sağlıyor. Yaklaşık 180 milyon liraya mal olan garajda; 4 bin 590 metrekare kapalı alanda; 8 otobüsün aynı anda bakım – onarım hizmeti alabilmesini sağlayan servis alanı, kaporta birimi, boya ünitesi, 3 otobüsün aynı anda yıkanmasını sağlayan yıkama ünitesi ve akaryakıt istasyonu gibi, otobüslerin bakım-onarımları için bir dizi birim yer alıyor.
Sultangazi Garajı’nda kurulan geri dönüşüm sistemi sayesinde, araç yıkamalarında kullanılan suyun yaklaşık yüzde 85’inin de geri dönüşümü sağlanacak. Araç ve sefer planlamasında oluşturacağı esneklik ve parklanma alanı sayesinde, bir yılda, otobüslerin garaja gidip gelmesinden kaynaklı olarak da 7,5 milyon liraya yakın yakıt tasarrufu hedefleniyor. Yapımına 2023 yılı Mart ayında başlanan Sultangazi Garajı, 14 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Sultangazi Garajı, İETT’nin 18. ve İkiltelli Garajı’ndan sonra en büyük garajı olarak hizmet verecek.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’yı ziyaret ederek, seçim başarısından dolayı tebrik etti. “İstanbul’da bazı belediye başkanlarımızın farklı sorumlulukları ve farklı misyonları var” diyen İmamoğlu, “Bu anlamda, özellikle genç belediye başkanlarımızın çok özel bir sorumluluk hattı olduğunu düşünüyorum. Bu da İstanbul’da, ilk defa bu dönem bu kadar genç arkadaşımızın görev aldığı bir süreç. Belki de sadece partimizden gelen genç arkadaşlarımız noktasında değil, dönem olarak da baktığımızda geçmişe, bu kadar genç bir belediye başkanı süreci çok fazla olmamıştır diye düşünüyorum” dedi. Genç belediye başkanlarının, enerjileriyle ve yeni nesil bir bakış açısıyla ortaya koyacakları performansın Türkiye siyasetine yeni bir yön çizeceğine inandığını vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Genç belediye başkanları, genç nesle güçlü bir mesaj verecek”
“Bu bağlamda, Utku Caner Çaykara ve onun nezdinde genç arkadaşlarımızın konusu, sadece belediye başkanlığı görevini de yerine getirmek değil, aynı zamanda çok yenilikçi adımlarla beldesine, ilçesine sunacağı farklı projelerle, katkılarla, ‘Biz daha iyi yönetebiliriz’ noktasında gençlere, genç nesle güçlü bir mesaj verecek. Ben de hem Utku Caner Çaykara Başkanımızın hem de diğer genç arkadaşlarımızın performansının çok iyi olması konusunda kendimi de sorumlu kabul ediyorum.
“Avcıların en başarılı beş yılının var olmasını diliyorum”
Avcılar, benim en az Beylikdüzü kadar İstanbul hayatımda, ilk yaşamımın vaktini geçirdiğim ilçelerden bir tanesi. Yaklaşık 35 yıla giren bir deneyim ve gözlemim var Avcılar’a dair. Bu yönüyle hem komşu ilçe Beylikdüzü’nün komşusu Avcılar pozisyonu itibarıla hem bu coğrafyada olması gereken işlerimizin, yapılması gereken işlerimizin hem bugünün sorunlarını çözen hem de geleceğe çok güçlü bir hazırlık yapan pozisyona evrilmesi şart. Tüm bu yönleriyle çok ciddi bir biraz daha orta ve uzun vadeli düşünen bir belediyeciliği, ilçelerde, buralarda ortaya koymak gerektiğinin de altını çizmek gerekiyor. Bu bağlamda hem size hem bize iş birliği içerisinde, belki de Avcılar’ın en başarılı beş yılının var olmasını diliyorum”
Çaykara: “Heycanlıyız”
Çaykara da İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, “Sizleri burada ağırlamak, bizler için onur ve gurur verici. Hem sizleri ağırlamak hem de İstanbul Büyükşehir Belediyemizle yapacağımız ortak projelerimizi de konuşmak ve bir an önce faaliyete geçirmek adına da aynı zamanda heyecanlıyız. Bu, umut verici bir ziyaret. Hoş geldiniz” sözleriyle dile getirdi. Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Çaykara, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Avcılar’ın sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>
Maltepe Çınar Mahallesi Sosyal Merkezi’nin temel atma töreni gerçekleştirildi. Törende konuşma yapan İmamoğlu, yeni yatırımlar ve icraatlar yapmaya devam ettiklerini belirterek, “Sizleri daha iyi hizmetlerle buluşturmak için her konuda adım atmaya devam ediyoruz. Burada tek amacımız vatandaşımızın hayatını kolaylaştırmak. Bu amaçla çok yönlü belediyeciliği sizlerle buluşturmak istiyoruz. Her konuda bir ihtiyacı tamamlayan, bir eksiği tamamlayan ya da bir sorunu çözen, çok yönlü bir belediyecilik gayretimiz var” dedi.
“Çok çalışmanın şart olduğunun farkındayız”
İstanbul için çok fazla çalışmanın mecburiyet olduğunu bildiklerinin altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“16 milyona hizmet ediyoruz dolayısıyla sizleri layıkıyla temsil etmek, insanlarımıza daha çok hizmeti sunmak için çok çalışmanın şart olduğunun farkındayız. ve tempomuz yüksek olacak, göreceksiniz. Sizleri açılışlara, temel atma törenlerine, hizmetlerimizle buluşturmaya sıklıkla davet edeceğiz. Siz gelmekten yorulur musunuz bilmiyorum ama biz çalışmaktan yorulmayacağız. Tempomuz yüksek olacak. Tempomuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Vatandaşımızın hizmetkarı olduğumuzun farkında olacağız. Biliyoruz ki durmadan çalışırsak, milletimize hizmetin hakkını vermiş oluruz. Biliyoruz ki durmadan çalışırsak, İstanbul’umuz gelişmeye devam edecek. O bakımdan yeni yatırımlarla her daim tam yol ileri demeye devam edeceğiz.”
“Projenin bütçesi 208 milyon lira”
Partizanlık yapmadan, hiçbir vatandaşı ayırt etmeden, özellikle yaş almış büyüklere hizmeti önceleyerek, onlara vefa borcunu ödeyen bir nesil olma gayretiyle hizmet sunmaya devam edeceklerini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 280 milyon liralık bütçesi olan bu projemizde ‘Alzheimer Gündüz Yaşam Evi’, ‘Yuvamız İstanbul’, ‘İBB Kadın’ ve otoparkımız olacak. Burada ‘alzheimer’ın dönemin önemli bir problemi olduğunu biliyoruz. Burada destek alan hastalarımız ve yakınlarımızı, özellikle nitelikli insanlarla, nitelik hekimlerle, uzmanlarla burada buluşturmayı hedefliyoruz. Tabii bu yönüyle hem aileleri daha huzurlu hem de alzheimer hastası olan hemşehrilerimize de iyi hizmet etme gayreti içinde olacağız. Burada bir de kreşimizin olması, elbette beni çok mutlu ediyor. İstanbul’a her kazandırdığımız yeni bir Yuvamız İstanbul’un, İstanbul’un geleceğinin ve ülkemizin geleceğinin teminatı olduğunun farkındayız. Çocuklarımız için ne yapsak az. Bunların devamını da yapacağız. Göreceksiniz 100-150 demeden, yüzlerce ‘Yuvamız’ markasını sizlerle buluşturmanın gayreti içerisinde olacağız”
“Her projemizde mutlaka çocuklarımız, kadınlar, gençler var”
Yakında bulunan okuldan çıkan öğrencilerin de temel atma törenini izlediğini gören İmamoğlu, “Çocuklar, afişlerle bizi karşıladınız. Helal olsun size. Okulumuzun çocukları dayanamadı aşağıya indiler. Onları yanaklarından öpüyorum. Her projemizde mutlaka çocuklarımız da var, kadınlar var, gençler var. İnşallah o çocuklarımızın her daim hakkını vereceğim, hakkını vermekle onur duyacağım bir duygu var. O da ne biliyor musunuz? Bana ‘Ekrem Abi’ diyorlar ya; gerisi boş. Bana o yetiyor. ‘Başkanım’ lafının çok ötesinde bir duygu bu. O bakımdan buradaki kadın birimimizi de önemsiyoruz. Mahalle ölçeğinde hayata geçirdiğimiz, ‘İBB Kadın Merkezi’, kadınların çok yönlü taleplerini de karşılayacak, sorunlarına çözüm olacak merkezler haline gelecek. Bu çok fonksiyonlu alanlar, İstanbul’un her mahallesine yayılsın istiyoruz. İçinde birçok fonksiyonu barındıran bu güzel tesisimiz, şimdiden İstanbul’umuza hayırlı olsun. Allah tamamına erdirsin. İstanbul, ‘Yeni yatırımlarla tam yol ileri’ demeye, güzelleşmeye, hayatı güzelleştirmeye devam edecek”
Konuşmaların ardından butonlara basılarak, Maltepe Çınar Mahallesi Sosyal Merkezi’nin temeline ilk harç döküldü.
Törene, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>Yeni dönem belediye başkanlarına yönelik tebrik ziyaretleri kapsamında İstanbul’daki ilçe belediyelerini gezen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ataşehir Belediye Hizmet Binası girişinde, belediye personeli tarafından büyük coşku ve alkışlarla karşılandı. Ziyaretinden dolayı Başkan İmamoğlu’na teşekkürlerini sunan ve bir tablo hediye eden Başkan Onursal Adıgüzel şu sözleri dile getirdi; “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nu, Ataşehir Belediyemizde ağırlamak bizim için büyük bir onur ve mutluluk. Ekrem Başkanımız, 16 milyon nüfusu olan İstanbul’a beş yılda eşit hizmet sunarak ve çok büyük projeler yaparak bugün aslında bizler için önemli bir yol gösterici oldu. Hem iş yapma noktasındaki disipliniyle, hem de çalışmalarıyla bizim için her zaman bir rol model ve ilham kaynağı olmaya devam edecek. Bugün de Ataşehir Belediye Başkanı olarak, Ekrem Başkanımızla birlikte çalışmanın verdiği mutlulukla, Ataşehir’de ve İstanbul’da yeni dönemde yapacağımız çalışmaları konuşuyor olacağız”.
İBB ile birlikte önemli çalışmalara imza atmak istediklerini belirten Başkan Onursal Adıgüzel, “Ataşehirlilerin bizlere vermiş olduğu görevi layıkıyla yerine getireceğiz. En büyük hedefimiz çok çalışarak Ataşehir’in ve sizin güveninize laik bir şekilde, güzel işler başarmak olacak. Ataşehir’e sunacağınız desteklerden dolayı şimdiden çok teşekkür ediyorum ve hoş geldiniz diyorum” açıklamasında bulundu.
Başkan Onursal Adıgüzel’e hayırlı olsun dileklerini ileten İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Onursal Başkanımıza güzel düşüncelerinden dolayı öncelikle çok teşekkür ederim. Ben de bugün, burada sizinle ve ekibinizle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Gerçekten Onursal Adıgüzel beğendiğim ve takdir ettiğim genç bir siyasi yol arkadaşıdır. Yaşadığı, tabiri caizse doğup, büyüdüğü ilçeye hizmet eden bir Belediye Başkanı olması noktasında ise heyecanını ve azmini de her zaman görüyorum. Bu kapsamda İstanbul’un birçok noktasında; heyecanı ve özverisi yüksek, çalışma azmi ile dolu, hizmet etme arzusunu içinde hisseden arkadaşlarım mevcut. Onlarla birlikte güzel işler yapacağız” dedi.
Ataşehir’in vizyonu çok yüksek seviyede olması gereken bir ilçe olduğunu vurgulayan Başkan İmamoğlu, “Onursal Başkanımızın; yenilikçi, çağın ihtiyaçlarına uygun, teknolojik açıdan gelişmiş, burada yaşayan insanların beklentilerini karşılayabilecek çalışmalar yürüteceğine yürekten inanıyorum. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, Ataşehir’de bu dönem en yüksek seviyede bir iş birliğinin ortaya koyulacağına inancım tam. Zaten paylaşımcı, şeffaf ve ortak akılla iş üretme kabiliyetini defalarca aynı masada birbirimize hissettirmiş insanlarız. Yeni nesil belediyecilik ve yeni nesil siyaset kavramını güçlendirerek çalışmalarını sürdürecek olan yol arkadaşlarımın, vermiş olduğu emeklerle ortaya çok güzel başarıların çıkacağını da görebiliyorum. Aslında her başarının, bu yeni vizyonla gençlere örnek olacağına inanıyorum” açıklamasında bulundu.
İkili görüşmelerin ardından, Ataşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği ve önümüzdeki süreçte gerçekleştirmeyi planladığı hizmet ile projeler hakkında Başkan İmamoğlu’na sunum yapıldı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden başarıyla çıkan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e tebrik ziyaretinde bulundu. Ataşehir Belediyesi girişinde alkışlarla karşılanan İmamoğlu, Adıgüzel tarafından makam odasında ağırlandı.
“Hizmetin bütün tutkusunu hisseden arkadaşlarım var”
Adıgüzel ve ekibiyle bir araya gelmekten dolayı mutlu olduğunu dile getiren İmamoğlu şunları söyledi:
“Burada sizinle ve ekibinizle olmaktan mutluyum, aynı zamanda gururluyum. Çünkü Onursal Adıgüzel Başkanımız yıllardır yol arkadaşlığı yaptığımız, gerçekten çok da beğendiğim, genç bir siyasi yol arkadaşım. Ama yaşadığı, tabiri caizse doğup büyüdüğü bir ilçeye hizmet etme noktasındaki heyecanını ve hararetini de görüyorum. Bu kapsamda İstanbul’un birçok noktasında çok heyecanlı, çok diri, çok hizmetin bütün tutkusunu içinde hisseden arkadaşlarım var. Ben, Onursal Başkanımızın, özellikle Ataşehir gibi İstanbul’umuzun yeni yerleşen ama bir o kadar da vitrini, vizyonu çok yüksek seviyede olması gereken bir ilçede, çok yenilikçi, çağın ihtiyaçlarına uygun ama teknolojik açıdan ama burada yaşayan insanların beklentileri noktasında, bir de tabii kendi içinde oluşan bir takım önemli merkezlerin de şehirle entegrasyonu noktasında, çok yüksek seviyede bir çalışma yürüteceğine yürekten inanıyorum.
“İstanbulluların lehine çok güzel işler başaracağız”
İBB-Ataşehir Belediyesi iş birliği, yeni dönemde de devam edecek. Zaten paylaşımcı, şeffaf ve ortak akılla iş üretme kabiliyetini defalarca, aynı masada birbirimize hissettirmiş insanlarız. Farklı görevleri olduğu esnada da aynı şekilde iş birliği yaptık. Şimdi bugün İstanbulluların lehine, Ataşehirlilerin lehine çok güzel işler başaracağız. Yeni nesil belediyecilik, yeni nesil belediyecilik, siyaset kavramını güçlendirecek arkadaşlarım var İstanbul’da. Bunu görüyorum. ve onların emekleriyle ortaya konacak her başarının, aslında bu yeni vizyonuyla birlikte gençlere de örnek olacağını da görebiliyorum. Bu bağlamda Onursal Adıgüzel Başkanımıza başka bir sorumluluk da düşüyor. Bu manada öncü olacağına, bu sürece bu yönüyle liderlik edebileceğini, diğer belediye başkanı arkadaşlarına motivasyon sağlayacağına da inandığım arkadaşlarımdan birisi. Yolu açık olsun. Görev alan bütün arkadaşlarıyla birlikte, başarılı bir dönem diliyorum”
Adıgüzel: “Ekrem başkanımız yol göstericimiz”
İmamoğlu ve kendisine eşlik eden ekibine ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini sunan Adıgüzel de duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımızı Ataşehir Belediyemizde ağırlamak, bizim için büyük bir onur ve mutluluk. Ekrem Başkanımız, 16 milyon İstanbulluya 5 yılda eşit hizmet vererek, çok büyük projeler yaparak, bugün aslında bizim önemli bir yol göstericimiz. Hem iş yapma noktasındaki disipliniyle hem de çalışmalarıyla, bizim için bir rol model, ilham kaynağımız. Bugün de Ataşehir Belediye Başkanı olarak, Ekrem Başkanımızla birlikte, Ataşehir’de yeni dönemde yapacağımız, İstanbul’da yeni dönemde yapacağımız çalışmaları konuşuyor olacağız. Bu noktada da Ataşehir halkı, bize önemli bir görev verdi. 416 bin Ataşehirli, sizin yapmış olduğunuz 5 yıllık çalışmaların katkısıyla, çok büyük bir destek verdi bizlere. Bizim de en büyük hedefimiz, çok çalışarak Ataşehirlilerin güvenine layık olmak, İstanbul’da ve sizin desteğinizle Ataşehir’de çok güzel işler yapabilmek.”
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Adıgüzel, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Ataşehir’in sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>MECLİSTE EKONOMİ TARTIŞMASI
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba fahiş fiyatlar ve stokçuluğa ilişkin cezaları içeren kanun teklifinin 6. maddesinde söz alarak fahiş fiyatlara ilişkin iktidara yüklendi. Ağbaba, “Fiyat artışlarının sebebi ne? Kime sorarsan sor enflasyon… Enflasyonun sebebi, tek adam yönetimi. Ülkeyi yöneten hükümet hiç uzağa gitmeyin. Neydi teori, faiz sebep enflasyon netice diyen kişi. Eğer birine ceza verecekseniz, eğer birini kapatacaksınız sarayı kapatın. O büyük ekonomisti bir susturun her şey değişir.” ifadelerini kullandı.
“BAKAN MALATYA’YA ÖZEL UÇAKLA GİTMİŞ”
CHP’li Ağbaba, “Geçtiğimiz yıllarda 2018 seçim kampanyasını hatırlayın, sebze fiyatları arttı, suçlu kim? o hıyar var ya, suçlu o. Arkadaşlar başka bir düşman daha vardı, ülkenin bekasına kasteden kimdi, kuru soğan. Ne yaptınız soğan depolarını bastınız. Artık yeter, şatafattan ve israftan vazgeçin, bu milletin aklıyla dalga geçmeyin. Şimdi, bakanlar çıkmış, bakanlar illerde minibüsle geziyorlar. Geçen Malatya’ya gitmiş bakanın birisi, Malatya’ya nasıl gitmiş? Özel uçakla, özel uçakla” sözleri üzerine AK Parti Ankara Miletvekili Osman Gökçek, Ağbaba’nın sözlerine sataşmasıyla iki milletvekili arasında gerginlik yaşandı.
Ağbaba ve Gökçek arasında geçen diyalog.
Osman Gökçek: İmamoğlu da uçakla gitti.
Veli Ağbaba: Sen sus. Bak, karşımda bir trollün oğlu var.
Osman Gökçek: İmamoğlu Roma’ya uçakla gitti.
Veli Ağbaba: Bak, karşımda bir troll çocuğu var, bir troll çocuğuyla muhatap olmuyorum ben.
Osman Gökçek: İmamoğlu da Roma’ya gitti.
Veli Ağbaba: Bak, trollük yapma, trollük yapma yavrum, trollük yapma.
Osman Gökçek: İçtiğiniz şarapların parasını İstanbul’a nasıl ödettiğinizi anlat.
Veli Ağbaba: Ergen trolü, trollük yapma.
Veli Ağbaba: İsraf sizin ahlakınız olmuş. Tedbir ne, fakir fukara… Yolsuzluğu hırsızlığı şatafatı bırakın, bu ülke bir günde düzelir.
Osman Gökçek: Uçağın parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ödediniz.
Osman Gökçek, Ekrem İmamoğlu’nun gazetecilerle birlikte yaptığı Roma gezisine ilişkin, “Tabii, bir Roma gezisi oldu. Sayın Ekrem İmamoğlu gazetecileri götürdü; bu götürdüğü uçağın parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ödediniz. Daha sonra ‘Orada gazetecilere yemek verdik’ dediniz, şaraplar açtınız, şarabın parasını İstanbullulara ödettiniz; şimdi, geldiniz, bize tasarruftan bahsediyorsunuz” dedi.
“ÖZEL UÇAKLA GİDİLMEDİ, BİLETLER EKONOMİ ALINDI”
Gökçek’in sözlerine ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise Türk Hava Yolları’nın Charter seferiyle gidildiğini ifade ederek “Şimdi böyle sanki cevap verecekmiş gibi gelip oraya buraya saldırınca haklı olamıyorsunuz. Biz sabaha kadar anlatırız, sorunumuz yok. Bakın, Ekrem İmamoğlu Roma’ya gitti. Roma’ya giderken öyle sizin gibi tek tek yandaş gazetecileri seçmedi. 37 gazeteci seçti. Onların hiçbirisinin yandaşlık aidiyeti yok hiçbir yere ve çok daha önemlisi özel uçakla gidilmedi, Türk Hava Yollarının Charter seferiyle gidildi, bütün biletler ekonomi alındı.
“KOMİTENİ VERDİĞİ YEMEĞİ YEDİLER MASRAF YOK”
Peki, niye gidildi oraya? Bakın, orada Avrupa oyunlarının EOC’yle anlaşması imzalandı. Bunlardan övünün, övünün, mutlu olun. Bu, 2036’da Olimpiyat Oyunlarının İstanbul’da yapılması için bir hamle oldu, bunlar çok kıymetli. İstanbul’u bir dünya başkenti yapmaya çalışıyor, İstanbul’u kültürün, sporun başkenti yapmaya çalışıyor. Benden korkuyorsunuz değil mi haksızlığınız ortaya çıkacak diye. Bir gece kaldılar, bir akşam yemeği yediler. Nerede yediler biliyor musunuz? Olimpiyat Komitesi yemek verdi, onu yediler, haberiniz var mı? Yani orada bir masraf yok, orada çok önemli tarihî bir hizmet var; tarihi herkes duysun diye, tüm dünya görsün diye, tüm dünyanın gözü önünde Avrupa oyunları İstanbul’da oynansın diye yapıldı bu. Bu bir başarıdır, bununla övünün becerebiliyorsanız.” sözlerini kullandı.
“KAMUDAN EN AZ REKLAMI ALARAK BU HALE GETİRDİM”
Ağbaba, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, ” Beyaz TV’yi hangi parayla” aldığını sordu. Osman Gökçek ise, “Bütün ticari sicil gazetelerine bakabilirsiniz, Beyaz TV benim değil, bunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Ben kamudan en az reklamı alarak bugün Beyaz TV’yi bu hale getirdim. Bir kere, bundan dolayı, profesyonel yaşantımda bir anlamda bir başarı elde ettim” cevabını verdi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince İstanbul, Bitlis, Kahramanmaraş, Gaziantep, Diyarbakır, Sinop ve Erzurum merkezli Aydın, Manisa, Balıkesir, Siirt, Van, Ordu, Isparta, İzmir, Balıkesir, Hakkari, Ankara, Adana, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Yozgat, Antalya, Mersin, Hatay, Tekirdağ, Çorum, Mardin, Malatya, Kütahya, Muğla, Bursa ve Denizli olmak üzere 34 ilde “Sibergöz-40” operasyonu düzenlendi.
Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:
“İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce; İstanbul merkezli Gaziantep, Antalya, Tekirdağ, Çorum, Mardin, Malatya, Diyarbakır ve Kütahya’da düzenlenen operasyonlarda; bankalara ait oluşturdukları oltalama (phishing) siteleri üzerinden müşteki şirketin hesap bilgilerini ele geçirdikleri, banka hesaplarında bulunan paraları, başka hesaplara havale ettikleri, yaklaşık 14 Milyon TL haksız kazanç sağlayarak nitelikli hırsızlık suçunu işledikleri tespit edilen 17 şüpheli yakalandı.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli İzmir, Muğla, Antalya, Bursa ve Mersin’de düzenlenen operasyonlarda; Roma Bilişim olarak adlandırılan bir grubun mobil uygulamalar üzerinden haberleştikleri, kiralanan ofislerde özel yazılımlarla bahis oynayanların para transferini organize ettikleri, paranın takibinin zorlaştırılması amacıyla kripto varlık hizmet sağlayıcılarına transfer ettikleri, örgüt lideri konumundaki şahsın suçtan elde edilen gelirin aklanması için oto galeri açtığı v oto galeri üzerinden şüphelilerin akrabaları ve güvendikleri şahıslara taşınır/taşınmaz mal alım satımı yaparak para akladıkları ve hesaplarında yaklaşık 300 Milyon dolar para hareketi bulunduğu değerlendirilen 69 şüpheli yakalandı.
Bitlis İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce; Bitlis ve İstanbul’da düzenlenen operasyonlarda; 5 farklı yasa dışı bahis sitesi üzerinden bahis oynattıkları ve bu siteler üzerinden banka hesaplarının yasa dışı bahisle bağlantılı para nakline aracılık ettikleri tespit edilen 9 şüpheli yakalandı.
Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce; İstanbul, Denizli ve İzmir’de düzenlenen operasyonlarda; vatandaşlarımıza ait kimlik bilgilerini illegal faaliyet gösteren internet siteleri üzerinden satışını yaparak haksız kazanç sağladıkları ve Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık ve Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma suçlarını işledikleri tespit edilen 7 şüpheli yakalandı.
Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce; NCMEC (Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi) raporları doğrultusunda yürütülen 2 ayrı soruşturma sonucu Çevrim İçi Çocuk Müstehcenliği suçunu işledikleri tespit edilen 2 şüpheli yakalandı.
Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce; bir yasa dışı bahis sitesi üzerinden bahis oynattıkları tespit edilen 8 şüpheli yakalandı.”
]]>CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba fahiş fiyatlar ve stokçuluğa ilişkin cezaları içeren kanun teklifinin 6. maddesinde söz alarak fahiş fiyatlara ilişkin iktidara yüklendi.
Ağbaba, “Fiyat artışlarının sebebi ne? Kime sorarsan sor enflasyon… Enflasyonun sebebi, tek adam yönetimi. Ülkeyi yöneten hükümet hiç uzağa gitmeyin. Neydi teori, faiz sebep enflasyon netice diyen kişi. Eğer birine ceza verecekseniz, eğer birini kapatacaksınız sarayı kapatın. O büyük ekonomisti bir susturun her şey değişir. Geçtiğimiz yıllarda 2018 seçim kampanyasını hatırlayın, sebze fiyatları arttı, suçlu kim? o hıyar var ya, suçlu o. Arkadaşlar başka bir düşman daha vardı, ülkenin bekasına kasteden kimdi, kuru soğan. Ne yaptınız soğan depolarını bastınız. Artık yeter, şatafattan ve israftan vazgeçin, bu milletin aklıyla dalga geçmeyin. Şimdi, bakanlar çıkmış, bakanlar illerde minibüsle geziyorlar. Geçen Malatya’ya gitmiş bakanın birisi, Malatya’ya nasıl gitmiş? Özel uçakla, özel uçakla” sözleri üzerine AK Parti Ankara Miletvekili Osman Gökçek, Ağbaba’nın sözlerine sataşmasıyla iki milletvekili arasında şu diyalog yaşandı:
“Osman Gökçek: – İmamoğlu da uçakla gitti.
Veli Ağbaba: – Sen sus. Bak, karşımda bir trollün oğlu var.
Osman Gökçek: – İmamoğlu Roma’ya uçakla gitti.
Veli Ağbaba: – Bak, karşımda bir troll çocuğu var, bir troll çocuğuyla muhatap olmuyorum ben.
Osman Gökçek: – İmamoğlu da Roma’ya gitti.
Veli Ağbaba: – Bak, trollük yapma, trollük yapma yavrum, trollük yapma.
Osman Gökçek – İçtiğiniz şarapların parasını İstanbul’a nasıl ödettiğinizi anlat.
Veli Ağbaba – Ergen trolü, trollük yapma.
Veli Ağbaba- israf sizin ahlakınız olmuş. Tedbir ne, fakir fukara… Yolsuzluğu hırsızlığı şatafatı bırakın, bu ülke bir günde düzelir.”
Osman Gökçek: “Uçağın parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ödediniz”
AKP’li Osman Gökçek Ekrem İmamoğlu’nun gazetecilerle birlikte yaptığı Roma gezisine ilişkin, “Tabii, bir Roma gezisi oldu. Sayın Ekrem İmamoğlu gazetecileri götürdü; bu götürdüğü uçağın parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ödediniz. Daha sonra ‘Orada gazetecilere yemek verdik’ dediniz, şaraplar açtınız, şarabın parasını İstanbullulara ödettiniz; şimdi, geldiniz, bize tasarruftan bahsediyorsunuz” dedi.
CHP’li Emir: ” Türk Hava Yolları’nın Charter seferiyle gidildi”
Gökçek’in sözlerine ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise şunları söyledi:
“Şimdi böyle sanki cevap verecekmiş gibi gelip oraya buraya saldırınca haklı olamıyorsunuz. Biz sabaha kadar anlatırız, sorunumuz yok. Bakın, Ekrem İmamoğlu Roma’ya gitti. Roma’ya giderken öyle sizin gibi tek tek yandaş gazetecileri seçmedi. 37 gazeteci seçti. Onların hiçbirisinin yandaşlık aidiyeti yok hiçbir yere ve çok daha önemlisi özel uçakla gidilmedi, Türk Hava Yollarının Charter seferiyle gidildi, bütün biletler ekonomi alındı. Peki, niye gidildi oraya? Bakın, orada Avrupa oyunlarının EOC’yle anlaşması imzalandı. Bunlardan övünün, övünün, mutlu olun. Bu, 2036’da Olimpiyat Oyunlarının İstanbul’da yapılması için bir hamle oldu, bunlar çok kıymetli. İstanbul’u bir dünya başkenti yapmaya çalışıyor, İstanbul’u kültürün, sporun başkenti yapmaya çalışıyor. Benden korkuyorsunuz değil mi haksızlığınız ortaya çıkacak diye. Bir gece kaldılar, bir akşam yemeği yediler. Nerede yediler biliyor musunuz? Olimpiyat Komitesi yemek verdi, onu yediler, haberiniz var mı? Yani orada bir masraf yok, orada çok önemli tarihi bir hizmet var; tarihi herkes duysun diye, tüm dünya görsün diye, tüm dünyanın gözü önünde Avrupa oyunları İstanbul’da oynansın diye yapıldı bu. Bu bir başarıdır, bununla övünün becerebiliyorsanız.
Osman Gökçek: “Kamudan en az reklamı alarak Beyaz TV’yi bu hale getirdim”
Ağbaba, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, “Beyaz TV’yi hangi parayla” aldığını sordu. Osman Gökçek ise, “Bütün ticari sicil gazetelerine bakabilirsiniz, Beyaz TV benim değil, bunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Ben kamudan en az reklamı alarak bugün Beyaz TV’yi bu hale getirdim. Bir kere, bundan dolayı, profesyonel yaşantımda bir anlamda bir başarı elde ettim” cevabını verdi.
]]>İstanbul Müteahhit ve İş İnsanları Derneği (İMİDER) tarafından Eyüpsultan Kültür ve Sanat Merkezi’nde “İstanbul’da Deprem ve Kentsel Dönüşüm” başlıklı panel düzenlendi.
Panele, Bilim Akademisi üyesi ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen, İBB KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ve İMİDER Başkanı İrfan Tutacak’ın yanı sıra dernek temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul Müteahhit ve İş İnsanları Derneği (İMİDER) Dernek Başkanı İrfan Tutacak, panelde yaptığı konuşmada deprem olgusunu unutmayıp, sürekli ülke gündeminde tutmaları gerektiğini söyledi. Bilimin rehberliğine en fazla ihtiyaç duydukları alanın deprem tehlikesi olduğuna işaret eden Tutacak, “Deprem tüm insanları olduğu gibi müteahhit ve inşaat sektöründe olanların hayatını da etkiliyor. Mesleki olarak etkilediği gibi sırtımıza büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Bizler inşaat sektörü olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırız” dedi.
“Gecekondu kaynaklı tapu ve kentsel dönüşüm sorunları en öncelikli işimiz olacak”
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ise programda yaptığı konuşmada, Eyüpsultan ilçesinin yapı stokunun üçte ikisinin eski ve kentsel dönüşüme muhtaç olduğunu dile getirdi. Mevcut yapılaşmanın hem estetik açıdan hem de yaşama alanlarının yoksunluğu açısından sorunlu olduğunu belirten Özmen, “Barınmanın bir insan hakkı olduğunu, bunu odağına alan, yerinde ve yerlisiyle katılımcı bir kentsel dönüşüm süreci yönetmeyi hedefliyoruz. Gecekondu kaynaklı tapu ve kentsel dönüşüm sorunları en öncelikli işimiz olacak” ifadelerini kullandı.
Panelde konuşan Prof. Dr. Naci Görür, deprem sayesinde yeryüzünde bir yaşam döngüsü meydana geldiğini belirterek, dünya dışındaki ölü gezegenler ve gök cisimlerinde depremin olmadığını söyledi.Türkiye’de de levha sınırlarında depremlerin olmaya devam edeceğini ifade eden Görür, insanların kendilerini yönetmeye talip kişilerden kentleri depreme karşı dirençli hale getirmelerini talep etmelerini istedi.
Mikro bölgeleme çalışmalarının üzerinde duran Görür, topoğrafyanın ve jeoloji çalışmalarının deprem öncesi riskli bölgeleri tespit açısından önemli olduğunu vurgulayarak, İstanbul’da 22 Mayıs ve 5 Ağustos 1766’da meydana gelen depremleri anlattı. Görür, şöyle konuştu:
“Bu fay sistemi her 250 yılda bir deprem üretiyor. 250 senede enerji birikiyor, depremle rahatlıyor. Sonra tekrar oluyor. 1766’nın üzerine 250 yıl koyduğunuzda 2016 yapıyor. Onun için biz bağırıyoruz “İstanbul’u depreme hazırlayın, Marmara bölgesine dikkat edin” diye. 1999 depremi sonrası Marmara’da depreme ilişkin çalışmalar yaptık ve gördük ki, kesinlikle Marmara’da deprem olacak. Sadece 1912 Şarköy Depreminde kırılan kısımda bir şey olmayacak. Diğer kısım kırılırsa 7,5’e varan deprem olacak. O kesin ama biz zaman bilmiyoruz. Bugün mü olur, yarın mı olur bilmiyoruz. Aynen Kahramanmaraş Depremi’ni söylediğimiz gibi
“Bu ülkede depremler olmaya devam edecek. Deprem biterse dünya da ölür”
Bu ülkede depremler olmaya devam edecek. Dediğim gibi levha sınırı, levhayı yok edemezsin, durduramazsın. Levha sınırları aynen insanlardaki kalp atışı gibi bir olaydır. Yani nabız atışı gibi bir olaydır. Bir insanın nabzı durursa o insan ölür. İşte levha sınırlarında hareket durur, deprem biterse dünya da ölür. İşte gezegenlerin, gök cisimlerinin hiçbirinde bildiğimiz anlamda deprem yoktur. Deprem, yeryüzünün yaşamasını gösterir. Deprem sayesinde yeryüzünde bir döngü meydana gelir. Yani yaşam döngüsü meydana gelir.
“Belediye başkanı işlerini mi görsün, yoksa kaçak göçek işlerin peşine mi düşsün”
Önce çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına batıralım. Biz, çoluk çocuğumuz depremde ölmek istemiyorsak, eğer bu ülkede çağdaş can güvenliğimizle, demokratik olarak mal varlığımızla, ekonomik özgürlüğümüzle, siyasi özgürlüğümüzle ebediyen yaşayacaksak, kendimizi değiştireceğiz kardeşim. Başka türlü olmaz. Belediye başkanı işlerini mi görsün? Yoksa kaçak göçek işlerin peşine mi düşsün? Buna siz karar verin.
“Deprem en büyük çevre felaketidir”
Deprem en büyük çevre felaketidir. Çevre kirlenirse sizin burada sağlıklı yaşamanız mümkün değildir. Yani depremde kanalizasyonunuz patlar boruları toprağa karışırsa, içme suyuna karışırsa siz sağlıklı yaşam süremezsiniz. Topraktan akarsuya, akarsudan denize, denizden bilmem neye her taraf kirlenir. Kirli bir çevre ölüm demektir. Hemen kendini göstermez, seneler içerisinde insanları hastalıktan kırar. Onun için çevre çok önemlidir. Bunu yapmanın yolu da şimdiden bu çevre kirliliğine sebep olacak şeyleri önlemektir.
“Eğer deprem olursa, depremin çarkları durursa, Marmara Bölgesi çöker”
Marmara bölgesi Türkiye’nin ekonomisinin yüzde 60’ına yakınını, yani gayri safi milli hasılanın yüzde 60’ını sağlıyor. Eğer deprem olur, Marmara bölgesinde depremin çarkları durursa, Marmara bölgesi çöker, onunla kalmaz bütün Türkiye diz üstü çöker ve artık ne ekonomik özgürlüğümüz kalır, ne de siyasi özgürlüğümüz kalır”.
]]>Türkiye Belediyeler Birliği, Meclis Üyesi seçimi için Haliç Kongre Merkezi’ne geldi. İmamoğlu, Roma gezisiyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Soru: “Geçen hafta Roma’daydınız. 2027 Avrupa oyunları için ama bu imza töreni amacından çok farklı konularla yankı oluşturmaya ve konuşulmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısında dile getirdi. Özel uçak kiralayıp gazetecileri toplayıp şarap festivaline götürmek belediyelerin işi değildir “dedi. Yorumunuz ne olacak?”
“Birçok yerde ve salonlarımızda meydanlarımız da muazzam organizasyonları hazırlıyoruz”
İmamoğlu: “İlginç, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yorumu ilginç. Öncelikle 2027 Avrupa oyunları İstanbul’umuzun ilk kez çoklu bir spor organizasyonunda yer alacağı bir organizasyon çok önemsiyoruz. Çok güçlü bir iş yapmak istiyoruz. Çünkü 2027’deki bu organizasyon aynı zamanda 2036 Olimpiyat oyunlarına adaylığımızın, paralimpik ve olimpik oyunlara adaylığımızın da öncesinde en önemli organizasyon olarak İstanbul’da yapılıyor olacak. Aynı zamanda 2027 Avrupa Oyunları, 2028’de Los Angeles’ta yapılacak olimpiyatlar öncesinde de kotaların en fazla elde edileceği yarışma olacak. Dolayısıyla hem o döneme dönük bu kapsadığı olaylar çok değerli. Hem de İstanbul’da ilk defa böyle çoklu organizasyon, çoklu branşların işte Haliç’in kıyısındayız, Haliç’te Marmara Denizi’nde, Boğaz’da birçok yerde ve salonlarımızda meydanlarımızda muazzam organizasyonları hazırlıyoruz.
“Ya da akşamdan kalmaydı diyebiliriz”
Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanına buradan bilgi vereyim. Biz oraya 2027 Avrupa oyunlarının protokolünü imzalamak için gittik ve Avrupa Olimpiyat Oyunları komite başkanıyla çok önemli bir tören düzenledik, bunun için gittik. Evet bazı gazeteciler bize eşlik etti. Bu tarihi olaya hem şahitlik yaptılar hem de bunun kamuoyu tarafından duyurulmasını sağladılar. Bu işi Sayın Cumhurbaşkanı 2027 de Avrupa oyunlarını İtalya’yı, Roma’yı şaraba nasıl bağladı onu anlamadım. Ama muhtemelen kendisine bilgi veren kim ise İtalya ve Roma deyince aklına şarap geliyordu, tahmin ediyorum, ya da akşamdan kalmaydı diyebiliriz. Neyse hani günün sonunda biz 2027 oyunları için oradaydık. 2027 Avrupa oyunlarına Sayın Cumhurbaşkanını da şimdiden davet etmiş olayım.”
“Eleştirileri dinliyoruz”
Soru: “Cumhurbaşkanı’nın açıklaması dışında bu toplantıyla ilgili başka eleştiriler de oldu. Masraflarının İBB tarafından karşlanması, lüks olarak bulundu. Masrafları İBB mi karşıladı? Nasıl bir maliyet oldu bu gezinin?”
İmamoğlu: “Farklı şekillerde, yani tabii kurumsal karşılamamız ana gövdesinde var. Gazetecileri davet etmemiz kadar doğal bir şey yok. Kaldı ki biz yaklaşık beş buçuk yıllık görev süremiz içerisinde ilk kez yurt dışındaki bir organizasyona ya da yurt içinde de diyebiliriz hatta ilk defa İBB’nin kendi bütçesiyle getirdiğimiz bir organizasyon yaptık. Bundan daha doğal bir şey yok. Avrupa oyunları İstanbul tarihinde ilk kez yapılıyor. Bunun yadırganacak bir tarafı yok önemli bir organizasyondur. Etik kurallar, eleştirileri dinliyoruz. Bir eksiğimiz varsa bakarız, bir sonrakinde yapmayız. Ama ilk kez yapıyoruz. Bunu yüzlerce kez yapan ahalinin temsilcilerinin buna dönüp haberler yapması ve eleştirilerini de böyle enteresan bir biçimde izliyorum. Dediğim gibi biz altı yıla yakın zaman dilimi içinde ilk kez böyle bir organizasyon gerçekleştirdik.”
]]>(İSTANBUL) – CHP İstanbul İl Başkanlığı, Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde “İstanbul Kent Yoksulluğu” Buluşması düzenledi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ” Türkiye’yi, muhtaçlaştırma politikalarıyla değil, yoksulluğu yöneterek değil, sosyal demokrat yönetim anlayışıyla yöneteceğiz. Neoliberal politikaların karşısına sosyal demokrat uygulamaları koyacağız” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde “İstanbul Kent Yoksulluğu” Buluşması düzenledi. Buluşmaya İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Avcılar İlçe Başkanı Ahmet Selçuk Gök, İl yöneticileri, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve çok sayıda yurttaş katıldı. CHP Sosyal Politikalar ve Kent Yoksulluğu Komisyonu Başkanı Cihan Demir’in açılış konuşmasını yaptığı panelde, Avcılar İlçe Başkanı Ahmet Selçuk Gök de söz aldı. Gök, “Biz de il başkanlığımızın başlattığı sosyal politikalar yoksul sosyal politikalar ve yoksullukla mücadeleyi Avcılar ilçe başkanlığı olarak ilçemizde bu politikalar ışığında gerekli çalışmaları yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.
“Avcılarımızda sosyal belediyeciliği her caddeye her mahalleye yayacağız”
Panelde konuşan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara da önümüzdeki beş yıldaki yönetim sürecinde sosyal politikalarla ilgili projeleri hakkında şunları söyledi:
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ortaya koymuş olduğu sosyal belediyecilik vizyonuyla, bizler de beş yıl boyunca Avcılarımız’da sosyal belediyeciliği her caddeye, her mahalleye yayacağız ve gücümüzün çok daha fazlasıyla vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm üreteceğiz.”
“Bu toplantıları raporlaştırıyoruz, genel merkeze gönderiyoruz”
Panelin düzenleyicisi ev sahiplerinden CHP İstanbul Sosyal Politikalar ve Kent Yoksulluğundan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Sinan Karaca Öztürk de yaptığı konuşmada “Biz yoksulluğu yok etmek istiyoruz. Mevcut hükümet gibi yoksulluğu yönetmek istemiyoruz. Bu yüzden de yoksullukla ilgili sosyal politikalar ve kent yoksulluğu il başkanlığı yardımcılığını kurduk. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yoksulluğu biliyoruz. Bu çaresizliği biliyoruz. Bunu yönetmek istemiyoruz. Sayın genel başkanımızın önderliğinde, Sayın İl Başkanımızın önderliğinde bütün partimizin İlçe başkanları, gençlik kolları, mahalle başkanlarıyla biz bu süreci en iyi şekilde yürüteceğiz” diye konuştu.
Panelin ilk bölümünde son konuşmayı yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik “önemli bir toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Kent yoksulluğuyla ilgili İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz on yedinci toplantımız, kent yoksulluğundan etkilenen çok çeşitli gruplarla altı aydır buluşmalar gerçekleştiriyoruz. O buluşmalarda kent yoksulluğundan etkilenenleri dinliyoruz. Sonuçlarını raporluyoruz ve raporlarımızı da hem genel merkeze gönderiyoruz hem de il başkanlığımızda o raporları arşivliyoruz” dedi.
“Ankara’da 26 Mayıs‘ta emekli mitingi düzenleyeceğiz”
“CHP’nin politikalarının şekillendirilmesi konusunda bizlere örnek olacak toplantılar, bu toplantılar” diyen Çelik, hem katılımcılara hem de il yöneticilerine teşekkür ederek, CHP’nin Türkiye’nin gerçek sorunlarına ilişkin yaptığı çalışmalar hakkında şunları söyledi:
“Uzun süredir yaratılan ekonomik kriz ülkemizin en can yakıcı sorunu haline geldi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem ekonomik kriz başta olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarını dile getirmeye, Türkiye’nin temel sorunlarına ses olmaya ve çözüm önerilerimizi çok güçlü bir biçimde anlatmaya bu dönem daha yüksek bir sesle devam edeceğiz. Hepinizin bildiği gibi geçtiğimiz hafta bir eğitim mitingi ile İstanbul’da atanamayan öğretmenlerin sesi olmaya çalıştık. Bu hafta da yine Ankara’da 26 Mayıs’ta bir emekli mitingi gerçekleştireceğiz.
“Türkiye’yi sosyal destek politikalarından uzak bir yönetim anlayışıyönetiyor”
Bugün yaşadığımız, aslında büyük ekonomik yıkım ne yazık ki 1980 sonrası küreselleşme ve neoliberal politikaların bir sonucu. 1980’den beri sistematik biçimde uygulanan neoliberal politikalar artık bugün geldiğimiz noktada çok can yakıcı bir hale gelmeye başladı. Bugün 1980’de ortaya çıkan neoliberal politikaların devamını uygulayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Sosyal destek politikalarından uzak bir yönetim anlayışı Türkiye’yi yönetiyor. Yoksulluk sınırı en son verilere göre 58 bin lira. Açlık sınırı 18 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Yani bugün açlık sınırının altında insanlara ücrete mahkum edilmiş durumda. Açlık sınırının altında emekli maaşlarına mahkum edilmiş durumda.”
Çelik, İBB ve ilçe belediyelerinin sosyal destek politikalarına örnek verdi
Çocuk işçiliği ile ilgili Derin Yoksulluk Ağı’nın hazırladığı rapora değinen Çelik, “Çocuk işçiliği de ne yazık ki gün geçtikçe artarak yaygınlaşıyor. On beş on yedi yaş arası üç erkek çocuğundan bir tanesi çalışıyor. On beş on yedi ay yaş arası on kız çocuğundan bir tanesi çalışmak zorunda kalıyor. ve bu şekilde öğrencilerin okulları bırakma oranı gün geçtikçe artıyor. Beş çocuktan bir tanesi de okulunu bitirmeden okuldan ayrılıyor ve iş yaşamına katılmak için bir mücadele içerisine giriyor” dedi.
CHP’nin bu sorunlara çözüm oluşturmak noktasındaki politikalarına konuşmasında değinen Çelik, 2019’dan bu yana sosyal politikalar konusundaki çalışmalarını şu sözlerle anlattı:
“CHP sadece bu sorunları topluma anlatmakla yetiniyor mu? Hayır. Örneğin kent lokantalarıyla gelir seviyesi düşük ailelerin sağlıklı beslenmesine olanak sağlıyor büyükşehir belediye başkanımız. İstanbul’da 2019’dan bu yana üç altı yaş arası çocuklara halk süt dağıtılıyor. Cemaatlerin kıskacında yurt sorununa çözüm bulmaya çalışıyordu. ve Büyükşehir Belediyesi 2019’dan bu yana İstanbul’da önemli sayıda yurtla öğrencilerin barınma krizine çözümler getirdi sadece büyükşehir belediyemizin değil, tabii çok fazla uygulamalar var. Sadece büyükşehir belediyemiz değil, ilçe belediyelerimizin de çok önemli uygulamaları var. Beylikdüzü Belediyemizin beslenme çantası projesi şu anda diğer belediye başkanları tarafından İstanbul’daki diğer yirmi altı belediye başkanımız tarafından uygulanması için ortak toplantılar düzenliyorlar. Yani okula çocukların beslenme çantasını nasıl doldurabilirizi dert etmiş durumda ilçe belediye başkanlarımız. Avcılar Belediye Başkanımızın çok önemli sosyal destek projeleri var. Beşiktaş Belediyemizin “Öğrenci Ye” projesi var. Belli restoranlarla anlaşmalar yapılıyor. ve öğrenciler o restoranlardan ücretsiz yemek yiyorlar.”
“Neoliberal politikaların karşısına sosyal demokrat uygulamaları koyacağız”
“Bizim yerel yönetimlerdeki bu yaklaşımımız Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidara geldiğimizde Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizin bir mesajıdır aslında” ifadelerini kullanan Çelik, iktidara geldiklerinde geliştirecekleri çözümler hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’yi muhtaçlaştırma politikalarıyla değil yoksulluğu yöneterek değil tam bir sosyal demokrat yönetim anlayışıyla Türkiye’yi yöneteceğiz. Nasıl gerçekleştireceğiz? Neoliberal politikaların karşısına sosyal demokrat uygulamaları koyacağız. Sosyal demokrat yönetim modelini koyacağız. Dolaylı vergileri, vergilerle, yoksulun, emekçinin, emeklinin cebine uzanan ellere karşı bu ülkede bir kere vergide adaleti sağlayacağız. Çok kazanandan çok vergi alacağız. Az kazanandan az vergi alacağız ve topladığımız geliri de bu ülkede adil ve eşit dağıtacağız. Bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin çocuklarına eşit bir eğitim fırsatı sunacağız. Türkiye’nin sağlık sistemi ne yazık ki çok fazla ticarileşti ve insanlar sağlık sisteminden dolayı çok ciddi sıkıntılar çekiyor. Türkiye’de kamucu bir sağlık sistemi anlayışını hayata geçireceğiz. ve üreten Türkiye’yle işsizliğe çözüm bulmayı sağlayacağız. Sosyal politikaları hayata geçirmesi gerektiğini savunacağız ve bunları Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında sağlayacağız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi arzu ediyoruz.”
Konuşmaların ardından panel iki oturumla devam etti. Kent yoksulluğundan etkilenen kesimlerin konuştuğu oturumlarda İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Elif Yavuz Dinçer İBB’nin sosyal yardım ve hizmetlerliye ilgili sunum yaptı.
]]>
(İSTANBUL) – 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde tören düzenlendi. Törenin ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “21’inci yüzyılda Atatürk’ü anmak, 19 Mayıs’ta Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak, bize farklı sorumlulukları da yüklüyor. Bu sorumluluk, toplumun her bireyine yüklenmiş durumda ama özellikle biz yöneticilere daha da fazla yüklenmiş durumda. Güzel İstanbul’umuzda, bu bahsettiğim duyguların tamamını hayata geçirme ve milletimizle buluşturma konusunda kararlıyız” dedi.
Bu yıl 105’incisi kutlanan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla İstanbul’daki Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde resmi tören düzenlendi. Törene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve çok sayıda siyasi parti, kurum ve dernek temsilcisi katıldı. Törende Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitler için saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu. İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay anıta çelenk koydu.
Tören sırasında, geçen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda İmamoğlu’nun yanında yer alarak uzun süre sohbet etmesiyle çok konuşulan Efe Ercan isimli çocuk, İmamoğlu’nun yanına giderek sohbet etti.
Resmi törenin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği etkinlik başladı. İmamoğlu ile birlikte siyasi partilerin, belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, anıta çelenk koydu.
“ATATÜRK’E VE ARKADAŞLARINA MİNNET BORCUMUZ VAR”
Çelenklerin bırakılmasının ardından gazetecilere açıklama yapan İmamoğlu, 19 Mayıs’ın, kararlılığın ilk adımı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“O ilk adımla birlikte milletin uyanışı ve muazzam bir milli mücadele. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı; hürriyet, bağımsızlık mücadelesi ve sonucunda milletimizin 1920’de önce Meclis, 1923’te sonra Cumhuriyet’le buluşması… Atatürk’e ve o dönem mücadele veren silah arkadaşlarına, yol arkadaşlarına, milletimize; yani hepimizin aslında atasına, dedesine, ninesine büyük minnet borcumuz var. 21’inci yüzyılda Atatürk’ü anmak, 19 Mayıs’ta Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak, bize farklı sorumlulukları da yüklüyor. Türkiye’mizin eğitimden sağlığa, spordan kültür sanata, sanayiden bilime, teknolojiye, tabii ki adalete, özgürlüğe, fikir özgürlüklerine, demokrasiye, bütün bu noktalarda en üst seviyeye ulaşması konusunda büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluk, toplumun her bireyine yüklenmiş durumda ama özellikle biz yöneticilere daha da fazla yüklenmiş durumda. Güzel İstanbul’umuzda, bu bahsettiğim duyguların tamamını hayata geçirme ve milletimizle buluşturma konusunda kararlıyız.
“UMARIM O MÜCADELEYİ VERENLERE LAYIK OLURUZ”
Bu kararlılık, aslında günü geldiğinde hızla, zamanı çok geçirmeden, bu pırlanta gençlere, bu şehrin, bu ülkenin en güzel haliyle yönetimini, bütün unsurlarını devretme sorumluluğu var hepimizde. Umarım Türkiye’mize, dünyanın bu bahsettiğim unsurlar üzerinden en müreffeh seviyeye ulaştığı günleri sağlarız. İşte o zaman Mustafa Kemal Atatürk’ü, kurucu ve ebedi liderimizi gerçekten anmış oluruz. Gerçekten o büyük mücadeleyi veren insanlara layık olmuş oluruz. Ben, bu duygularla Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı yürekten kutluyorum. İstanbul’umuzun her noktasında bugün gün boyu, akşam, kutlamalar, bir arada olmalar, coşkular… Artık milli bayramlarımızda milletimiz, İstanbul’da ücretsiz ulaşıma da sahip, ki bu coşkuyu yaşayabilsin diye. Bu noktada bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar değerli olduğunu, coşkuyla, gençlerimizin bir arada olmasını sağlamanın ne kadar anlamlı olduğunu hep birlikte yaşayalım. Emeği geçen herkese, tüm kurum kuruluşlara İstanbul’umuz adına da yürekten teşekkür ediyoruz. Bayramımız kutlu olsun.”
EFE SORUSUNA YANIT: “PIRLANTA GİBİ BİR ÇOCUĞUMUZ”
Efe Ercan isimli çocuk ile diyaloğu sorulan İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Pırlanta gibi bir çocuğumuz. Çocuğumuzun bir tarafı Türk, bir tarafı Afrika kökenli, bizim evladımız. Büyükannesiyle geliyor. ‘Tutamadım evde’ diyor. Bayrama coşkuyla gelmek istedi diyor. Otizmli bir çocuğumuz ama zeki, duyguları yüksek, bayrama nasıl bir ciddiyetle geldiğini gördünüz ve ‘Bu akşam etkinlikler nerede’ diye herkese sordu, farklı farklı ilçeleri sordu. Onlara katılma coşkusu, insanın içi bir başka, yüreği bir başka, gözleri bir başka doluyor. Onun için o evladımıza ve bütün evlatlarımıza güzel bayramlar diliyorum.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de aralarında bulunduğu 33 sivil toplum örgütü İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne tepkilerini dile getirdi. Açıklamada, “Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz. Çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.
Açıklamaya katılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de kadınları, eğitimcileri, atanamayan öğretmenleri yarın 13.00’te Saraçhane Meydanı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşecek mitinge davet etti.
Aralarında İstanbul Barosu kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum örgütleri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı metinle ilgili herhangi bir görüş bildirmediklerini açıkladı. Konuyla ilgili İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de katıldığı açıklamada, açıklama metnini Kadın Araştırmaları Derneği ve ÇYDD Küçükçekmece Şube üyesi Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Gülsün Kaya okudu. Açıklamada görüş bildirmemeye gerekçeleri şöyle sıralandı:
“DİL OYUNUYLA OSMANLI DEVLETİNİ YIKILMAMIŞ GİBİ GÖSTEREREK TARİH YAZICILIĞINA SOYUNUYOR“
“Hiçbir görüşümüzün dikkate alınmayacağını, önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Eğitimde program geliştirme bilimsel bir çalışmadır. Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken, din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz.
Bu taslak insan hakları, vatandaşlık ve demokrasi alanında hak ve özgürlüklerden çok görev ve sorumluluklara yer veriyor. İfade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi konulara yer vermiyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin hak ve özgürlükleriyle ilgili bilgi edinme hakkının önüne geçiyor. Türkiye’nin 1990 yılında imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ihlal ediliyor. Bu taslak, kapsayıcı değil; toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermeyerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının devletin yükümlülüğü olduğunu görmezden geliyor. Anayasal haklar yanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri dikkate almıyor. Bu taslak, herhangi bir pilot uygulama yapılmadan yangından mal kaçırır gibi uygulanmak isteniyor. Bu taslak, “Evrim” teorisini dışlıyor; bilimin temel gerçeklerini bilen ve kullanan, analitik düşünen, farklı görüşlere saygılı, demokratik tutuma sahip bireyler yetiştirmeyi amaçlamıyor. Bu taslak “seyreltme” gerekçesiyle Atatürk ve devrimlerine az yer vererek, dil oyunlarıyla Osmanlı devletini yıkılmamış gibi göstererek yakın tarihi çarpıtıp yeni bir tarih yazıcılığına soyunuyor.”
Açıklamada, “Bizler, tüm toplumu ikna eden gerekçelere sahip, açık ve sağlam bir hazırlık sürecinden geçmiş, geniş ve şeffaf bir toplumsal katılım sağlanarak ve bir pilot uygulamayla denenerek yapılacak bir eğitim ve öğretim programı istiyoruz. Bu isteklerimizi karşılamayan, çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.
ÇELİK, KADINLARI, EĞİTİMCİLERİ, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİ SARAÇHANE’YE DAVET ETTİ
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de STK’ların yaptığı eyleme katılarak destek verdi. Çelik, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin eğitimde kökleşmiş sorunları olduğunu anımsatarak şunları söyledi:
“Bunlardan bir tanesi de son günlerde dayatılmaya çalışan müfredat. Eğitimde şiddet gün geçtikçe artıyor. Öğretmenlerimizin saygınlıkları ne yazık ki gün geçtikçe azalıyor. Türkiye çağdaş, bilimsel, laik eğitimden uzaklaştırılıyor. Öğretmenlerimizin çalışma koşulları öğretmenlerimizin aldıkları ücretle yaşama koşulları gün geçtikçe zorlaşıyor… Yarın hem atanamayan öğretmenler için hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim için hem çağ dışı müfredata ‘dur’ demek için, eğitimde şiddete ‘dur’ demek için Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le birlikte Saraçhane Meydanı’nda yarın saat 13.00’te bir miting gerçekleştireceğiz. Mitingimizin temel konusu eğitim ve eğitimin sorunları, hem müfredatı konuşacağız, hem atanamayan öğretmenlerin sesi olacağız, hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim talebimizi dile getireceğiz. Hem eğitimde şiddete son diyeceğiz. Hem buradaki bütün katılımcıları, bütün kurum kuruluşlarımızı, hem de bütün İstanbulluları sizin aracılığınızla mitinge davet ediyorum.”
AÇIKLAMAYA 33 STK İMZA KOYDU
Açıklamaya katılan STK’lar ise şunlar:
Kadın Araştırmaları Derneği
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
Kadın ve Mücadele Derneği
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu
Etiler Soroptimistler Kulübü
Boğaziçi Soroptimistler Kulübü
Levent Soroptimistler Kulübü
IWSA Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Notre Dame de Sion’lular Derneği
Kadın Haklarını Koruma Derneği
UKDD Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.
Çağdaş Anneler Derneği
Türkiye Yardımseverler Derneği Beyoğlu Şb.
KA-DER Kadıköy Şb.
Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi
Çağdaş Eğitim Vakfı
İstanbul Dayanışma Platformu
İstanbul Düşünce ve Eğitim Derneği
Çocuk Gelinlere Son Grubu
Vakıflar Yüksek Tahsil Kız Yurdundan Yetişenler Eğitim ve Kültür Vakfı
Florance Nightingale Hemş.Yüksek Okulu Mev.Derneği
İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği
Öğretmen Okulları,Öğretmen Liseleri Mezunları ve Eğitimciler Birleşme ve
Dayanışma Derneği
İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği
Köy Enstitüleri Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği
TÜMOD Tüm Öğretim Emenları Derneği
Bilim ve Gelecek Dergisi
Doğa İçin Sanat Derneği
Türk Kadınlar Biliği Beşiktaş, Şişli, Bakırköy Şubeleri.
10.Köy Derneği
CHP Kadın Kolları
]]>Hollanda’da 2018 yılında Sedat Çakır ile eşi Iris Bezuijen tarafından kurulan, Osmanlı döneminde hacı adaylarının Mekke’ye gitmek için kullandıkları Sufi Yolu’nu canlandırmayı amaçlayan Sufi Yolu Vakfınca, 6 senedir isteğe bağlı İstanbul’dan yola çıkan katılımcılarla Yalova’da buluşularak Konya’ya yürüyüş ve bisiklet turları düzenleniyor.
Grup üyelerinin vakıf tarafından verilen sembolik pasaportlarına, uğradıkları yerleşim yerlerinde vakfın temsilcilerince bölgeye geldiklerine dair mühür basılıyor.
Bu yıl Yalova’dan yolculuklarına başlayan, 11 gün yürüyerek Bilecik’e ulaşan Türk, Hollandalı ve ABD’li grup üyeleri, kent merkezindeki Şeyh Edebali Türbesi ile Söğüt ilçesindeki Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret ettikten sonra Eskişehir ve Afyonkarahisar güzergahını tamamlayarak yaklaşık 29 gün sonra Konya’daki Mevlana Türbesi’nde yürüyüşlerine son verecek.
Vakfın Genel Sekreteri Sedat Çakır, AA muhabirine, 2016’da rotayı ortaya çıkarmak için çalışmalara başladıklarını, vakfın kurulmasıyla da turları faaliyete geçirdiklerini söyledi.
Her yıl rotayı yürüyerek ya da bisikletle katettiklerini aktaran Çakır, şunları kaydetti:
“İstanbul’dan başladığınızda rota 40 gün sürüyor. Her yıl mayısın ilk cuma günü Yalova’dan yola çıkıyoruz, Konya’ya gidiyoruz. İstanbul bölümünü yürüyecekler ise münferit olarak dolaşıyorlar. İstanbul her ne kadar 17 kilometre olsa da alandan dolayı yaklaşık 1 haftaya ihtiyaç oluyor. Bu nedenle İstanbul’u grup halinde yürümüyoruz. Her sene yaklaşık 10 kişilik grubumuz oluyor. Genelde yurt dışından geliyorlar. Bu yıl ABD’liler ve Hollandalılar var. Gruplarımızı oluştururken sosyal medyadan ve vakfın internet sitesinden yararlanıyoruz.”
Katılımcılara sertifika veriliyor
Çakır, Konya’ya vardıklarında Mevlana Türbesi’ne ziyarette bulunduklarını söyledi.
Orada herkesin dini inancına göre dua ettiğini aktaran Çakır, “Gezinin ardından katılımcılara sertifika veriyoruz. Yaklaşık 29 günlük yolumuz kaldı. Geceleri bazen otellerde bazen de çadırda kalıyoruz. Dün akşam otelde kaldık, bu akşam kamp kuracağız. Yolda insanlar bizi çok iyi karşılıyor. Bu, Türk misafirperverliğinin gösterilmesi açısından da güzel bir şey. İnsanların münferit olarak gelip yürümeleri için etkinliğimizi büyütmeyi düşünmüyoruz. Bu, zaten yolun ruhuna uygun olmuyor.” dedi.
Vakfın Bilecik temsilcisi Hakan Yavuz ise 2019’dan bu yana kente gelen gruplara yardımcı olduğunu belirtti.
Katılımcıların sembolik pasaportlarına mühür bastığını, daha sonra da kenti gezdirdiğini kaydeden Yavuz, şöyle konuştu:
“Ayrıca bir de hatıra defterimiz var. İsterlerse buraya da yazarak anılarını bırakıyorlar. Mühürleri Sedat Bey temin ediyor. Ben daha çok bisikletle ilgilendiğim için mührümde bisiklet sembolü var. Gruplara daha çok tarihi ve doğal güzelliğe sahip alanları gezdiriyorum. Bilecik’in yemek kültürünü anlatmaya çalışıyorum. İznik, Yalova ve Osmaneli’nde de temsilciler var. Grup yola çıktığında bana haber veriyorlar. Ben de gerekli hazırlığımı yapıyorum.”
Vakıf Başkanı Iris Bezuijen de 5 yıldır Yavuz’la beraber çalıştıklarını anlattı.
Hollandalı 80 ve 76 yaşlarındaki karı koca Harry Van Der ile Joke Van Der Putten ise Sufi Yolu’nun Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında köprü vazifesi gördüğünü vurgulayarak, Türk misafirperverliğine hayran kaldıklarını dile getirdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “2027 Avrupa Oyunları İmza Töreni” için, İtalya’nın başkenti Roma’ya gitti. İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.
“Seçim sürecinde hemfikir olunan tek konu, Avrupa Oyunları ve olimpiyatlardı”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz. Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü. 16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı. Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.”
“Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı”
Bu birliğin sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktığını belirten İmamoğlu, “Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum. Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim. Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız. İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik. İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız” diye konuştu.
“En büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz”
Olimpik kent olma amacı doğrultusunda ilk ve en büyük adımlarını, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak attıklarını vurgulayan İBB Başkanı, “2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz. Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip. İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz” diye konuştu.
“İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için büyük ilhan verici bir sahne”
İstanbul’da çok sayıda uluslararası turnuva düzenlediklerini ifade eden Ekrem İmamoğlu, “Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar. İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz. Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz. Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak” açıklamasında bulundu.
Avrupa’daki sporculara, federasyonlara ve sporseverlere çağrı
Ekrem İmamoğlu, imza töreninde bir çağrıda da bulunarak, “İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun. İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım. Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum. İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz” ifadelerini kullandı.
Capralos: “İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabileceğini kanıtladı”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı. – ROMA
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık Dairesi Başkanlığı ve Hıfzısıhha Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘HPV Aşı Uygulaması’ bugün başladı. İBB Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit aşı için 70 bin başvuru yapıldığını söyledi. Eryiğit “Uygulama olarak İstanbul’da biz başladık. Türkiye’de yerel yönetim olarak aşıya başlayan ilk yerel yönetim biziz hatta bildiğim kadarıyla dünyada da bu böyle. Şu ana kadar 70 bin müracaat oldu henüz daha 48 saat daha olmamışken. Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun daha önceden seçim döneminde duyurduğu sağlıklı nesiller, sağlıklı gelecek adı altında ortaya koyduğu bir projedir, bir vizyondur” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun duyurduğu ‘HPV Aşı Uygulaması’ başladı.48 saat içerisinde yaklaşık 70 bin başvuru aldığını belirten İBB Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit, aşının, ulusal aşı takviminin içerisine alınıp tüm ihtiyaç sahiplerine ücretsiz yapılmasını temenni ettiğini belirtti. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Eryiğit şunları söyledi:
“48 SAAT İÇİNDE 70 BİN BAŞVURU YAPILDI”
” Ankara’da da duyurusu yapıldı seçim öncesinde. Fakat uygulama olarak İstanbul’da biz başladık. Türkiye’de yerel yönetim olarak aşıya başlayan ilk yerel yönetim biziz hatta bildiğim kadarıyla dünyada da bu böyle. Bunu biz sosyal medyalarımızdan duyurduk. Bir link üzerinden başvuruları biz kabul ediyoruz. Bu şekilde müracaat almamızın sebebi de müracaat sonrasında bizim bir sosyal inceleme yapmamız gerekiyor. Bu nedenle şu ana kadar 70 bin müracaat oldu henüz daha 48 saat daha olmamışken. Bizim yerel yönetim olarak tabii ki sosyal inceleme yapmamız gerekir. Oluşturduğumuz kriterler doğrultusunda öncelediğimiz dezavantajlı kişiler ve gruplar var. Oradan başlayarak halkayı yavaş yavaş genişleterek bir yıllık periyot içerisinde bu projemizi uygulayacağız. Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun daha önceden seçim döneminde duyurduğu sağlıklı nesiller, sağlıklı gelecek adı altında ortaya koyduğu bir projedir, bir vizyondur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu ortaya koyduğu proje hizmetin İstanbullulara hayırlı olmasını ben temenni ediyorum.
“BU KADAR YOĞUNLUK BEKLEMİYORDUK AÇIKÇASI”
Ve bizim projemiz 19 – 26 yaş grubu arasında olacak. Çünkü bilimsel olarak aşının etkinliğinin en yüksek olduğu yaş grubu budur. 9 – 14 yaş grubunda iki doz. 15 – 26 yaş aralığında ise üç doz şeklinde yapılacaktır. Tabii ki 26 yaş bizim belirlediğimiz bir üst sınırdır. Bu üst sınır istediğiniz kadar yukarıya çekebileceğiniz bir sınırdı. Aşılama uygulaması bütün yaş gruplarına yapılabilir. Ama 26 yaştan sonra etkinliğinin biraz azaldığını biliyoruz yine bilimsel olarak. 70 bin başvuru var şu anda ilk 36 saatte ciddi bir başvuru. Biz bu kadar yoğunluk beklemiyorduk açıkçası. Toplumsal farkındalığın da ne kadar üst düzeyde olduğunu gösteren bir durum. Gönlümden geçeni tekrar söylüyorum. Ulusal aşı takviminin içerisine alınıp tüm ihtiyaç sahiplerine ülkemizde bu aşının ücretsiz yapılıyor olmasını tabii ki temenni ediyorum”
]]>
Uluslararası kültür mirası fuar ve konferansı 8. Heritage İstanbul, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen programla başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği YİKOB gibi sektörün en önemli kamu paydaşları tarafından desteklenen koruma, restorasyon, arkeoloji, müze ve kütüphanecilik teknolojileri fuarı Heritage İstanbul, pek çok farklı ülkelerden katılımcılara ve konuşmacılara ev sahipliği yapıyor. Kültürel miras bilincinin arttırılmasını, hizmet ve teknolojilerin geliştirilmesini hedefleyen fuar ve konferansın açılış programına İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı Genel Sekreteri Sultan Raev ve alanında uzman isimler katıldı. Programda İstanbul Valisi Davut Gül açılış konuşması gerçekleştirdikten sonra fuar alanını ziyaret etti. Gül, hazırlanan stantları gezerken ayrıca katılımcılarla da fotoğraf çektirdi. Fuarla beraber konferans serisi, miras sohbetleri ve atölye çalışmaları 17 Mayıs’a kadar devam edecek.
“Kültürel zenginliği korumak, yaşatmak, gelecek nesillere ulaştırmak hepimiz için bir görev”
Açılışta konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Öncelikle bu organizasyonu düzenleyen ve destekleyen bütün kurum ve kuruluş ve kişilere teşekkür ediyorum. İstanbul şehirlerin anası ve olağanüstü bir kültürel zenginliğimiz var. Bu zenginliği korumak, yaşatmak, gelecek nesillere ulaştırmak hepimiz için bir görev. Burada bütün kurum ve kuruluşlar, imkan doğrultusunda yapıyor. Bu organizasyonun belki de en önemli faydası bütün paydaşları bir araya getirmek. Restorasyonun bir inşaat işi olmadığını hocalarımız söyledi. Hepimizde biliyoruz. O açıdan restorasyonda çalışan işçiden, teknik elemana, kullanılacak olan malzemeye, koruma kurullarının bu anlamdaki hassasiyetine, kişilerin ve sponsorların bu işlere para ayırmasına kadar konuşulması, tartışılması, iyi örneklerin görülmesi ve paylaşılması bu sürece çok önemli katkı sağlayacaktır. Kötü örnekler var mı? Hiç şüphesiz onlarca sayabiliriz. Ama olumlu örnekler, iyi işler kötü örneklerden daha fazla uygulandığını görüyoruz. Özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü son yıllarda adeta bir tarih yazıyor. Geçmiş yıllarda ortadan kaybolmuş, amacı dışında kullanılan bütün eserleri tekrar ihya etti. Daha geçen hafta 300’den fazla eserin toplu açılışını hep birlikte gerçekleştirdik. İstanbul’da da 36 tane eserimiz vardı. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın önderliğinde yine çok güzel işlerden bir tanesi olan Cumhurbaşkanımızın da himaye ettiği Rami’deki kütüphaneyi görmüşsünüzdür. Hem kütüphane hem de restorasyon boyutuyla bu şehre kazandırılan çok kıymetli eserlerden bir tanesi. Belediyelerimizin bu anlamdaki çalışmalarını takip ediyorsunuzdur. Bizim Valilik olarak sadece Fatih’te uygulaması devam eden 250’nin üzerinde projemiz var. Yadigar projemizle, bin tane eseri inşallah ihya edeceğiz. Üsküdar’da ‘Nev mekanları’ görmüşsünüzdür. Olağanüstü bir restorasyon süreci var. Daha iyisi mümkün mü? Tabii ki mümkün. İşte bu fuar ve konferanslarda bunlar tartışılacak. Çıkan sonuçları biz alacağız, uygulayacağız. Eksiğimiz varsa tamamlayacağız. Daha iyi yapmamız gereken işler varsa yapacağız. Yanlış yaptığımız işler varsa tekrarlamayacağız. Bu açıdan ben her birinize katkılarınızdan dolayı ayrı ayrı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini kazanan AKP’li Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’a tebrik ziyaretinde bulundu. Turan’ın makam odasında gerçekleşen ziyarette konuşan İmamoğlu, “Yolunuz açık olsun. Değerli bir 5 yıl var önümüzde” dedi. Fatih’i, “İstanbul’un vitrini” sözleriyle tanımlayan İmamoğlu, “Çünkü İstanbul buradan doğdu ve var oldu. Dolayısıyla, özellikle Fatih ilçesine de özenli bir davranışa ve büyük bir sorumluluk sürecine ihtiyacımız var. Bu bağlamda karşılıklı, maksimum diyalogla bir 5 yıl geçirdik. Şimdi yine bunu daha yukarıya taşıyarak, İstanbul’a hizmet noktasında, Fatih’e hizmet noktasında iş birliğini en üst seviyeye taşıyacağız” diye konuştu.
“ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILIN STRATEJİK ALTLIĞINI OLUŞTURMA GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”
“İkinci döneme başlarken, yine büyük ekibimizle katılarak, 39 ilçemizde de bunu yaparak, önümüzdeki 5 yılın stratejik altlığını oluşturma gayreti içerisindeyiz” diyen İmamoğlu, “Ve bu altlık ne bir ilçenin kendi başına ne de Büyükşehir’in kendi başına yapmasıyla olması mümkün değil. İşbirliği içerisinde olması şart. Aslında kanun da bize böyle bir yol gösteriyor. Bizim kendi kişisel vicdanımız ve usulümüz de böyle bir yol gösteriyor. Bu bakımdan bugünkü buluşmamız değerli. İnşallah İstanbul halkının memnun olacağı, Fatih halkının mutlu ve huzurlu olacağı, aynı zamanda iyileşeceği, aynı zamanda sorunların çözüme kavuşacağı en iyi 5 yıl olsun. Tabii ki makam açısından da yolumuz açık olsun. Başarılar dileriz size, ekibinize, seçilen meclis üyelerinize. Umarım bugünkü gibi, 5 yıl boyunca her konuda müşterek karar alma becerisini hep birlikte gösteririz. Tekrar tebrik ediyorum. Hayırlı bir 5 yıl olsun” ifadelerini kullandı.
TURAN: “YENİ DÖNEMDE HALKIN İRADESİ TECELLİ ETTİ”
İmamoğlu ve ekibine, ziyaretlerinden dolayı teşekkür eden Turan da “Ben, yeni dönemin şahsınıza, İstanbul’umuza ve hepimize, İstanbul halkı için, Fatih’imiz için hayırlı olmasını diliyorum. Hayata bakışım şöyle: Bizi seçen iradeyi ne kadar saygıdeğer buluyorsak, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’nı seçen irade de o kadar saygıdeğerdir. Dolayısıyla yeni dönemde halkın iradesi tecelli etti. İstanbul’un, metropolün en önemli ilçelerinden bir tanesi Fatih. Büyükşehir Belediyemizi de barındıran ilçe burası. Uzun yıllardır da ben de nasip oldu… Başkanım, bu dönem de seçimi tamamlarsak, Allah ömür verirse, 30’ncu yılımız doluyor. 1999 yılında başladık. 99’dan beri, İstanbul’un belediyeciliğinde varım. Dolayısıyla 5 yıl içerisinde, halkın önümüze çizdiği harita, işbirliği ve diyalog içerisinde, İstanbul merkez ilçesi olarak da geçmiş dönemde olduğu gibi, diyalog yoluyla, İstanbul’umuzun ve Fatih’imizin, merkez ilçe olarak bekleyen sorularını diyalog yoluyla, işbirliği içinde çözmektir. Böyle olacağına da kesin inancım var. Belediyemizi ziyaretiniz için teşekkür ederim, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Turan, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Fatih’in sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ikinci kez aynı göreve seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na tebrik ziyaretinde bulundu. İmamoğlu, Davutoğlu ile birlikte GP Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Abdik ve GP İstanbul İl Başkanı Mehmet Kuğu’yu Emirgan Beyaz Köşk’teki makam odasında ağırladı.
İMAMOĞLU: “HALKÇI BİR DİYALOĞU VE PAYLAŞIMI ELE ALMAMIZ GEREKİYOR”
Davutoğlu’na ziyaretinden dolayı teşekkürlerini ileten İmamoğlu, “Bu kapsamda hem size hem teşkilatınıza teşekkür ederiz. Yanı sıra önemli bir yerel seçim… Ben diyorum, toplumsal bir mimari, yerel seçimini oluşturdu veya sonucunu bize verdi, elimize uzattı. Bu önemli bir sonuç. Bunu bizim, millet adına iyi değerlendirmemiz ve çok güçlü bir hizmet dönemini sunmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu kapsamda da siyaseti çok farklı yorumlayan halkımızın beklentisi ölçüsünde, bizim de siyaseti biraz farklı yorumlayarak, biraz daha yoğun bir biçimde halkçı bir diyaloğu, halkçı bir paylaşım, halkçı bir hizmet yönünü ele almamız gerekiyor. Yerelde böyle bir sorumluluğumuz var. Umut ederiz toplumun her kesimine, her bireyine fayda veren, İstanbul’da çok güçlü bir yerel yönetim başarısını ortaya koyan dönem bizlere nasip olur. Bunu da başarmak bize nasip olur” dedi.
DAVUTOĞLU: “TÜRKİYE’DE EN BÜYÜK EMANET, İSTANBUL’DUR”
“Allah, hayırlı, mübarek etsin” diyen Davutoğlu da şunları söyledi: “Biraz telaşınız bitsin diye bekledik. Son bir haftadır da Güney Afrika’daydım. Filistin’le ilgili Güney Afrika Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde uluslararası kongre düzenlendi. Bugün sabah geldim. Bütün kamu hizmetleri, büyük bir emanettir. Kamu adına hizmet etmek, başlı başına halk nezdinde de hak nezdinde de önemli bir misyon. Ama işte ‘Türkiye’de en büyük kamu emaneti ne’ derseniz, ‘İstanbul’ derim. Yani bunu sadece bir siyasi devlet adamı olarak değil, İstanbul üzerine makaleler yazmış, kitap yazmış bir bilim adamı olarak söylüyorum: Türkiye’de en büyük emanet, İstanbul’dur bir bütün olarak ülkede. Ama tabii bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; o ağır bir sorumluluk. Siz, geçen dönemden itibaren İstanbul’u yönettiniz, halk da takdir etti; tekrar size, bu sefer çok daha güçlü bir destekle onu verdik. Yerel seçimlerin sadece İstanbul ölçeğine değil, Türkiye ölçeğine de büyük etki yapacak sonuçları oldu. Onun sonuçlarını hep beraber göreceğiz, dinleyeceğiz. Türkiye’de artık demokrasiye saygılı, şehir kültürünün korunduğu ve halkın siyasal katılımının arttığı yeni bir dönemin öncüsü olmak gerekir. Sizin bunu en iyi şekilde yerine getireceğinizden hiç şüphemiz yok. Allah utandırmasın. Allah muvaffak eylesin. ve İstanbul aşığı, İstanbullu bir hemşehriniz olarak da ne zaman, nasıl bir desteğe ihtiyacınız olursa, her zaman yanınızdayız.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Anadolu Yakası İlçeleri Yatırımları Temel Atma Töreni’nde konuştu. İstanbul’un geleceğinin planlı, projeli, doğru yatırımlarla güvence altına alınabileceğine ve sorunların bu şekilde çözülebileceğine vurgu yapan İmamoğlu, “Aksi takdirde, kaos üretmeye devam edilir. Geçmişten bugüne üretilen bir takım kaotik ortamları düzeltme konusunda, nasıl gayretli olduğumuzu vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Bu kapsamda biz, hep şuna dikkat ettik. İstanbul’un her kuruşuyla bilinçli, planlı, projeli işler yapıyoruz ve işini ehline teslim ederek, bir avuç insanın korunduğu alanlar, mevziler asla üretmedik, üretmeyeceğiz” dedi.
İBB köklü kuruluşu İSKİ, kentin artan su ihtiyacını karşılamak için içme suyu depolama kapasitesini artıracak, bölge halkının kesintisiz su ihtiyacını karşılarken enerji verimliliği sağlayacak yatırımlarına devam ediyor. “İSKİ Anadolu Yakası İlçeleri ( Kartal, Maltepe, Pendik, Ümraniye) Yatırımları Temel Atma Töreni”, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre ve İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
“HİÇ DURMADIK”
Kartal Esentepe Mahallesi’nde “Yeni yatırımlarla tam yol ileri” başlığıyla düzenlenen törende konuşan İmamoğlu, yeni dönemde de hızlarını arttırarak çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı. “Hiç durmadık” diyen İmamoğlu, “Seçimi, bir ‘ara gün’ olarak gördük. Öncesinde dahi, son güne yakın günlerde bile açılış yaptık. Bir hizmeti ziyaret ettik. Bugün hedeflerimizi büyüterek yola devam etmenin de gururunu yaşıyorum. ‘Tam yol ileri’, bizim adımıza bir sadece seçim sloganı değildi. Aslında bu yolculuğun ana tarifini yapan, ana karakterini sizlere hissettiren bir yolculuğun tarifiydi. Tam yol ileri, hedeflerimize ulaşana kadar durmaksızın çalışacağımızın, 16 milyon İstanbullunun hayatını güzelleştirmek için, bir dakika bile durmaksızın yol almaya kararlı bir ekibi olduğumuzu, bir yönetim olduğumuzu size hissettiren çalışma anlayışımızın tarifi. O bakımdan tekrar tekrar söylemeye devam edeceğiz. ‘Yeni yatırımlarla tam yol ileri’ deyip, motivasyonumuzu en yukarıya hep birlikte taşıyacağız” dedi.
“BAZEN MUHAFIZLIK, BAZEN İYİ MÜHENDİSLİK ŞART”
İstanbul’u güçlendirmek, güzelleştirmek ve korumak gerekliliği olduğunun altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bazen muhafızlık şart, bazen iyi mühendislik, iyi mimarlık, iyi plancı, iyi sosyolog, iyi psikolog… Her türlü sürecin rehabilitasyonunda bireyleri, çevreyi, toplumun her kesimini birbirine kaynaşmada, kaynaştırmada gerçekten olağanüstü bir toplum mimarisine ihtiyaç var. Bu kapsamda çok ciddi çalışıyoruz ve bu şekilde amacımız, İstanbul’un geleceğini güvence altına almak. İstanbul’un geleceği; planlı, projeli, doğru yatırımlarla güvence altına alınabilir, sorunlar çözülebilir. Aksi takdirde, kaos üretmeye devam edilir. Geçmişten bugüne üretilen bir takım kaotik ortamları düzeltme konusunda, nasıl gayretli olduğumuzu vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Bu kapsamda biz, hep şuna dikkat ettik. İstanbul’un her kuruşuyla bilinçli, planlı, projeli işler yapıyoruz. ve işini ehline teslim ederek, bir avuç insanın korunduğu alanlar, mevziler asla üretmedik, üretmeyeceğiz.
“YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLADIĞI BİR SÜRECİN VARLIĞI, İSTANBULLULAR İÇİN TEMİNATTIR”
İstanbul’un aleyhine olan bir devrin sona erdiği, yeni bir anlayışın, yeni bir devrin, yeni bir dönemin başladığı bir sürecin varlığı, İstanbullular için teminattır. O bakımdan vatandaşa katkı sunan yatırımların, göreceksiniz; siz diyeceksiniz ki, ‘Biz yorulduk, bu ekip yorulmadı.’ ve biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, sadece kendi çalışanlarımıza, ekiplerimize, siyasi yol arkadaşlarımıza, meclis üyelerimize bir ekip olarak bakmıyoruz. Aynı zamanda 39 ilçeyi, belediye yöneticilerini, başkanlarını, bütün ekiplerini bir yol arkadaşı kabul ediyoruz. ve hatta bütün kamuyu, kamu disiplini içerisinde, İSKİ kurumumuz nasıl bizim kanunla tariflenmiş bir kamu kurumuysa, devletimizin her kamu kuruluşuyla da işbirliğini akılla, bilimle, teknikle, ihtiyacı gözeterek işbirliği yapma doğrultusunda bir yol arkadaşı, bir ekip arkadaşı olarak görüyoruz. Bu kapsamda iş üretiyoruz. 16 milyon sağlıklı, mutlu, üretken olursa; tasarruflu bir ortamı, 16 milyonla birlikte İstanbul’da var ettiğimiz taktirde, biliyoruz ki ülkemiz de sağlıklı, mutlu, huzurlu üretken ve gerçekten bu zor günlerin aşılmasında en etkin aktör olur ve olmaya devam edecektir.
“ÇOK DEĞERLİ ŞEYLERDEN BAHSEDİYORUZ”
Çok değerli şeylerden bahsediyoruz. Su, enerji ve aynı zamanda israfı engellemek… Yani bu şehirde ve bu ülkede, her gün elektrikten tasarruf edebildiğiniz, yenilikçi adımları atabilmek, yeni enerji üretim alanlarıyla ekstra enerji üretebilmek, aynı zamanda suyu da verimli kullanabilmek… Yani bir damla suyun bile önemli olduğunu, hepimiz biliyoruz. Hava, iklim; çok farklı bir boyuta evrildi. Bir gün bakıyorsunuz 12-13 derece ölçüyorsunuz, bir gün sonra 22-23 dereceyi ölçtük. Bugün yine 13-14 derecelere indi. Şu üç günde bile, karmakarışık, 3 mevsimi bir arada yaşadığımız bir alanı bize hissettirdi. Bu da gösteriyor ki sevgili dostlar, değerli yurttaşlarımız, kıymetli canlar; bu ülkeyi, bu dünyayı hepimiz korumakla yükümlüyüz. Çocuklarımıza güvenli bir gelecek sağlamakla yükümlüyüz. Bu konuda da özellikle su, çevre konusunda verimliliğe, tasarrufa çok önem veriyoruz ve israfın önüne geçecek her türlü yatırımı yapma konusunda da kararlıyız.
“YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
İstanbul’un su kaynaklarının korunup, geliştirilmesinde üzerimize düşen bütün sorumluluğu, kurumlarımız el birliği, işbirliği yaparak yerine getirecektir. Bakın ne demokrasi, ne hukuk, ne adalet, bu söylediklerimden ayrı şeyler değil. Hepsi bir bütün. Yani doğayı korumak, demokrasinin bir parçası. ve verimliliği arttırmak, sürdürülebilirliği arttırmak, adaletin bir parçası. O bakımdan sadece insanlar arasındaki duygular değil bunlar; toplumun her parçası, her paydaşı, ama aynı zamanda doğayla, yaşamla ilgili konular. Biz, meseleyi bu denli evrensel çerçevede ele alan, güçlü bir ekip olduğumuzun, ilçelerimizin, şehrimizin, ülkemizin geleceğinin inşasında her attığımız adımın, inanın sadece İstanbul’a değil, yakın coğrafyamıza ve hatta bütün dünyaya örnek uygulamalar olduğunun bilincinde bir ekibiz. Bu kapsamda yolumuza devam ediyoruz. ‘Tam yol ileri’ sloganı, tam da bu dönemde, tam da bu evrede gerçekten çok motive edici. Ben görüyorum ki, en ön safta hanımefendilerin olduğu, beyefendilerin olduğu, gençlerin olduğu muhteşem bir İstanbullu ekibiyle, hemşehri grubuyla bu yolculuğu güçlü bir biçimde sürdüreceğiz. Her birisi, o ‘tam yol ileri’ ruhunu elde etmiş ve bu koşuya hazır bir ekip. Hepimiz için bu projelerimiz hayırlı uğurlu olsun. Yeni açılışlarda, yeni hizmet tanıtımlarımızda ve yeni temel atmalarda buluşmak dileğiyle”
YÜKSEL: “25 YILLIK ALACAĞIMIZ VARDI, EKREM BAŞKAN’IMIZLA BİRLİKTE ALMAYA BAŞLADIK”
Törende konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel “Biz bunlara geçtiğimiz 5 yıldan alışığız” dedi. Yüksel, “Dolayısıyla sevgili Sancaktepe, Tuzla ve Ataşehir’deki belediye başkanlarımı da bu dönem yoğun bir çalışma temposu bekliyor. Bunları, maalesef 2019’dan önce çok sık göremiyorduk. Bir ifadem oluyordu: ’25 yıllık alacağımız vardı. Ekrem Başkan’ımızla birlikte, onun adil anlayışıyla birlikte, bunları almaya başladık’ demiştik. Hem yağmur suyu altyapı meselesinde hem atık suyu meselesinde ve bunların birbirinden ayrışması meselesinde, önce Kartal Meydan’da, Neyzen Tevfik Meydanı’nın arkasında, Savarona Caddesi’nde ve sonra Kartal’ın 20 mahallesinde, ki mahalle muhtarlarım buradalar, onların şahitliğinde birçok altyapı çalışmalarını da geçtiğimiz 5 yılda sürdürdük ve hala sürdürmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
BAŞA: “DEPOLARIN ENERJİSİ GÜNEŞ PANELLERİNDEN SAĞLANACAK”
İSKİ Genel Müdürü Başa’nın verdiği bilgiye göre, temeli atılan, yaklaşık 600 milyon liraya mal olacak proje kapsamda İstanbul Ümraniye’de 1 adet Terfi Merkezi, Kartal’da 1 adet 15.000 m3 hacimli, 1 adet 10.000 m3 hacimli, 1 adet 5.000 m3 hacimli içme suyu depoları, Pendik ilçesinde 1 adet 10.000 m3, Maltepe ilçesinde ise, 1 adet 5.000 m3 hacimli içme suyu deposu, güneş enerji santralleri ile içme suyu deposu rehabilitasyonları yapılacak. Böylece; Kartal, Pendik, Maltepe ve Ümraniye bölgesinin içme suyu depolama hacmi, toplamda 42.500m3 artırılacak. İnşa edilecek içme suyu depolarıyla, bölgenin ihtiyacı olan ilave depolama hacmi kazanılmış olmakla birlikte, aynı zamanda terfi ile beslenen bölgeler, inşa edilecek içme suyu depoları sayesinde hem enerji tasarruflu şekilde beslenecek hem de kısa süreli elektrik kesintileri ve terfi arızalarında oluşabilecek su kesintisi ihtimali ortadan kaldırılacak. İçme suyu deposu alanlarında güneş enerji santrali yapılarak, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji ile tesislerin elektrik ihtiyacı karşılanacak. Ayrıca ihtiyaç duyulması durumunda, mevcut içme suyu depolarının rehabilitasyonu yapılarak, su kayıp-kaçaklarının önüne geçilmesi sağlanacak.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleriyle bir araya geldi. Sarıyer Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı’nde düzenlenen buluşmada konuşan İmamoğlu, gündeminin büyük bölümünü İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ayırdı. “Bu akşam sizlere bu konuşmayı yaparken, aynı zamanda derin bir üzüntü ve endişe içerisindeyim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“BU HAFTAYA BİR KEZ DAHA KORKUNÇ BİR İNSANLIK TRAJEDİSİ DAMGASINI VURDU”
“Ne yazık ki, bu haftaya bir kez daha korkunç bir insanlık trajedisi damgasını vurdu. Salı günü ‘Avrupa Günü’ kutlamalarına katılmış olanlarınız, İsrail’in Refah’taki askeri operasyonuna ilişkin sözlerimi hatırlayacaktır. Bir kez daha İsrail’in Refah’a yönelik saldırısının insanlık dışı olduğunun altını çizmek istiyorum. Refah, İsrail güçlerinin Gazze’de yok etmediği tek Filistin şehridir. Gazze nüfusunun üçte ikisi, yani yaklaşık 1,5 milyon Filistinli, evlerinden edildi ve savaştan kaçarak, Refah’a sığındı. Zaten savunmasız ve aşırı kalabalık olan bir şehre yapılan bu saldırı, zalimliğin de ötesindedir. Binlerce İsrail vatandaşı, hükümetlerinin ateşkesi kabul etmesi için gösteriler düzenliyor. Bugüne kadar 14.000’i çocuk, 34.000 kişi hayatını kaybetti. Netanyahu’nun bu sözde ‘varoluşsal savaşı’ daha kaç cana mal olacak? İsrail ‘topyekün zafer’ peşinde, Batı da bu katliamı seyrediyor. Bu, tırnak içinde ‘zafer kotası’nın, İsrail’e açılan kredinin sınırı nedir? Daha kaç kişinin hayatını kaybetmesi gerekecek?
“İSRAİL’İN BU PERVASIZ TUTUMU, DÜNYADA ANTİSEMİTİZMİ YAYGINLAŞTIRMAKTADIR”
Yaşanan zor dönemde, Filistin’de ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için ellimizden gelen herşeyi yapacağız. Uluslararası toplumu, barış için daha fazla çaba göstermeye çağırıyorum. Bu hafta sonu, muhtemel iş birliği fırsatlarını görüşmek ve Filistin’deki vahim durumu daha iyi anlamak için, Ramallah Belediye Başkanı Issa Kassis’i İstanbul’da ağırlayacağım. Uluslararası toplumun, Gazze’de yaşanan trajedi konusunda, daha güçlü bir duruş içinde olmaması, son derece rahatsız edicidir. Yaşadığımız trajedi karşısında, uluslararası toplumun büyük bölümünün sergilediği bu tutum, hukuk ve etik değerler üzerine kurulması gereken, küresel barış ve istikrar ihtimalini tehdit etmektedir. Evrensel insani değerler adına şimdiye kadar elde ettiğimiz birikim, zarar görmektedir. Bunun tek bir kazananı olacaktır: Demokrasiyi ve insan haklarını umursamayan yönetimler. Öte yandan, İsrail’in bu pervasız tutumu, dünyada antisemitizmi yaygınlaştırmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra antisemitizmin, İslam karşıtlığının ve ırkçılığın hiç olmadığı kadar güçlendiği bir dünyada yaşama riskiyle karşı karşıyayız.
“TÜRKİYE’DEN TÜM İNSANLIĞA ÖNEMLİ BİR MESAJ YAYILDI”
Yeniden seçilmemden bu yana, sizlerle ilk kez bir araya geliyoruz. Dünyada yaşadığımız bu karanlık dönemde, Türkiye’den tüm insanlığa önemli bir mesaj yayıldı. Seçim sonucunu halkımızın, demokrasiye olan inancının zaferi olarak yorumluyorum. Geçtiğimiz 5 yıl boyunca defalarca vurguladığım gibi, İstanbul’u eşitlik ve demokratik katılım ilkelerine bağlı kalarak, ekonomik ve sosyal kalkınma için kapsayıcı politikalara öncelik vererek yönettik. Kampanyam boyunca, 16 milyon İstanbulluya, ‘Tam Yol İleri’ sözü verdim. Önümüzdeki dönemde de hedefimiz, ‘İstanbul Modeli’ olarak adlandırdığımız bu yönetim anlayışını daha da geliştirmek ve güçlendirmektir. Beni heyecanlandıran taahhütlerimizden birkaçını sizinle paylaşmama izin verin: İklim ve çevre krizi şartlarında, İstanbul’daki su kaybını yüzde 15’in altına indirerek, yılda 80 milyon metreküp tasarruf sağlayacağız. Şehrin genetik mirasını korumak için, Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nda bir Ata Tohum Merkezi kuruyoruz. Gelir düzeyi düşük vatandaşların sağlıklı besinlere erişimi için, ekmek büfesinden kent lokantalarına, yeni merkezler açıyoruz. Kreşler ve öğrenci yurtlarıyla başladığımız sosyal altyapı projelerimizi, özellikle kadın istihdamını öne çıkaracak şekilde derinleştiriyoruz. İBB Wifi ağını, 30.000 erişim noktasına yayıyoruz. İstanbul’u denizle tekrar buluşturmak için yeni su sporları merkezleri kuruyoruz.
“BU ŞEHRİN DENEYİMLEYECEĞİ PEK ÇOK YENİ ŞEY VAR”
Önümüzdeki haftanın sonunda, İstanbul’un 2027 yılında ev sahipliği yapacağı Avrupa Oyunları için, Avrupa Olimpiyat Komitesi ile bir protokol imzalamak üzere Roma’ya gideceğimizi duyurmaktan mutluluk duyuyorum. Bu şehrin deneyimleyeceği pek çok yeni şey var. Özellikle de İstanbul’u tüm sakinleri için daha mutlu bir yaşam alanı haline getirme çabalarımız beni heyecanlandırıyor. Değerli başkonsoloslar ve fahri konsoloslar; tazelenmiş coşkumuzdan güç alarak, sizlerle kurduğumuz iş birliğini daha da arttırmaya niyetliyiz. Taksim’deki Beyoğlu Sineması’nda özel bir film haftasına ev sahipliği yapmaktan Bulgur Palas’ta bir sanat söyleşisi düzenlemeye kadar, İBB, yeni ve yaratıcı ortaklık fikirlerine kucak açıyor. Çok kültürlülük, şehrimizin tarihi dokusuna işlenmiş durumdadır. Sizlerle birlikte yürüttüğümüz kolektif çalışmalarla, bu temel değeri güçlendirmeyi amaçlıyoruz. İstanbul demokrasinin, sevginin, saygının, hoşgörünün, bir arada mutlu yaşayabilmenin, tarihle barışmanın, geleceğe umutla bakmanın, teknolojinin, dayanışmanın, hak aramanın ve özgürlüğün şehri olarak yoluna devam edecek. Bu yolculukta sizleri de aramızda görmek istiyoruz.”
Buluşma, İstanbul Boğazı manzaralı fotoğraf çekimiyle son buldu.
]]>
İBB, tarihindeki ilklerden birini daha Başkan Ekrem İmamoğlu döneminde gerçekleştirdi. İBB, Türkiye’de bir yerel yönetim olarak, AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığı ile birlikte “Avrupa Günü” kutlamalarının İstanbul ayağının ortak ev sahipliğini yaptı. Haliç Kongre Merkezi Sahil Alanı’nda düzenlenen Avrupa Günü kutlaması; İBB Başkanı İmamoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut, Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ve B40 Balkan Şehirler Ağı Dönem Başkanı Tiran’ın Belediye Başkan Yardımcısı Anuela Ristani ve İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleri ile çok sayıda özel davetlinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. İmamoğlu, kutlamadaki konuşmasında şunları söyledi:
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”
“Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içerde hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.
“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir. Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.
“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”
Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi? Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.
“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?
İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum. Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.
“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”
Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu. ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.
“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”
Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık. İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.
“KATILIMCI ‘İSTANBUL MODELİ’, SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”
Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmayı ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”
AVRUPA GÜNÜ’NÜN ÖYKÜSÜ
1985 yılında, “Avrupa Tek Senedi”nin temellerinin atıldığı “Milano Zirvesnüi” kapsamında alınan kararla birlikte; 9 Mayıs, “Avrupa Günü” olarak ilan edildi. 9 Mayıs’a sembolik önemi kazandıran tarihi gelişme ise, dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın, 9 Mayıs 1950 tarihinde okuyarak, ilan ettiği “Schuman Bildirisi” oldu.
Söz konusu bildiride, Avrupa’da, barışçıl ilişkilerin kalıcı bir şekilde tesis edilmesinin zaruri olduğu vurgulanmış; daha sistematik ve organize bir Avrupa kurulabilmesi adına bir kanun teklif edilmişti. Bu kapsamda, Fransa ile Batı Almanya’nın kömür ve çelik sanayilerinin tek çatı altında birleştirilmesi önerildi. Söz konusu fikir dahilinde oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, birliğe giden yolun kilometre taşı olarak nitelendirildi. Bu bağlamda “Schuman Bildirisi”, bir nevi AB’nin başlangıcına giden fikriyatı ortaya koydu. Avrupa Günü, gerek üye ülkelerde gerekse de aday ve potansiyel ülkelerde çeşitli etkinliklerle kutlanmakta. 9 Mayıs Avrupa Günü, 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsünün verilmesiyle birlikte; 2000 yılından bu yana, Ankara ve İstanbul merkezli olarak, Türkiye’de de kutlanıyor.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, aylardır savaşı ve yıkımı yaşayan Ukrayna’nın Odessa kentinin Belediye Başkanı Gennadiy Trukhano’yu makamında ağırladı. Savaşın bir an önce son bulması dileğinde bulunan ve savaşın yaşandığı bölgelere yaptıkları insani yardımların devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “23 Nisan, bizim çocuk bayramımızdır ve buraya farklı ülkelerden çocuklar geldi. O çocukların arasında bulunan, Ukraynalı çocuklar ve Filistinli çocukların gözlerindeki korkuyu, endişeyi gördüm. ve her şeyden önce kendimi o çocuklara çok borçlu hissediyorum” dedi.
Ekrem İmamoğlu, 24 Şubat 2022’den bu yana savaşı ve yıkımı yaşayan Ukrayna’nın Odessa kentinin Belediye Başkanı Gennadiy Trukhano ile Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’yi Saraçhane’deki makam odasında ağırladı. Trukhano’yu İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren İmamoğlu, “Telefonda görüşmek ve bu zor zamanda duygularımızı sizinle paylaşmak durumunda kalmıştık. Ama yüz yüze görüşmemiz tabii ki beni mutlu etti” dedi.
“ATATÜRK’ÜN ‘YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ’ PRENSİBİ HER ZAMAN REHBERİMİZ OLMUŞTUR”
Yaşanan savaşı, üzüntüyle ve büyük bir endişeyle takip ettiklerini belirten İmamoğlu, “Hayatını kaybedenlere elbette taziyelerimi sunuyorum. 100 yıldır kurucu liderimiz Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ prensibi, bizim hem ülkedeki sürece hem bütün dünyaya bakışımızda her zaman rehberimiz olmuştur. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk’ün, bence bütün dünyaya, bütün dünya liderlerine örnek olacak bir sözünü de hatırlatmak isterim. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Savaş, zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş; savaş değil, cinayettir. Dolayısıyla bu ortamda elbette ki Ukrayna halkının bu zor zamanlarında yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum ve bu konuda sizinle kurmuş olduğumuz diyaloğu da önemsiyorum. Sayın Başkonsolosumuzun çok özenli diyaloglarıyla ortaya koyduğumuz çabalar, bugüne kadar karşılığını buldu. Bundan sonra da elimizden geldiği kadarıyla hem Odessa’nın hem farklı ortamlarda ihtiyacı olan Ukraynalı dostlarımızın yanında olacağımızı belirtmek isterim” şeklinde konuştu.
“10 YARDIM OTOBÜSÜMÜZ DAHA YOLDA”
“Daha önce ulaştırdığımız desteğin sonrasında, 10 otobüsün de gönderilmesiyle ilgili işlemler de başlatıldı” diyen İmamoğlu, “Bu ay sonu elinizde olacağını düşünüyoruz. Tabii bazen ulaşımla ilgili zorluklar yaşanıyor ama hem Başkonsolosumuzun çabası hem bizim arkadaşlarımız, süreyi öne çekmek için de uğraşıyorlar. Gönderdiğiniz ‘kalp çıpa’yı da İstanbul’un en özel, en güzel noktalarından birisine, İstanbul Boğazı’nda sergilemek üzere Sayın Başkonsolosla yerleştirdik. Çok teşekkür ediyorum. Hızlı inşa edilebilen sığınaklar, aynı zamanda buz hokeyi takımının İstanbul’da kamp yapması, antrenman yapması yine Odessalı çocukların İstanbul’a gelmesi konusunda talepleri aldık. Ben, bu konuda da özellikle İstanbul’da misafir edeceğimiz bu tür sporcular, çocuklar kısmında olabildiğince arkadaşlarıma, ‘İmkanlarınızı en üst seviyede tutun ve onları misafir edin’ dedim” ifadelerini kullandı.
“BİR AN ÖNCE SAVAŞIN BİTMESİNİ DİLİYORUM”
“Özellikle çocuklarımızı burada misafir etmekten çok onur duyduğumu belirtmek isterim” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“23 Nisan, bizim çocuk bayramımızdır ve buraya farklı ülkelerden çocuklar geldi. O gelen çocukların arasında bulunan, Ukraynalı çocuklar ve Filistinli çocukların gözlerindeki korkuyu, endişeyi gördüm. ve her şeyden önce kendimi o çocuklara çok borçlu hissediyorum. Hafta sonu Paris’te, yine belediye başkanlarıyla Avrupa’da demokrasinin daha üst seviyeye taşınmasını tartıştığımız toplantıda, Kiev Belediye Başkanı’yla da bir arada olduk. Bu duygularımı kendisiyle de paylaştım. Bir an önce savaşın bitmesini diliyorum ve bunu yürekten istiyorum. Daha önce iki kez bulunduğum ve hem mimarisine hem aynı denizin çocukları olarak büyüyen bir insan olarak, Karadeniz’in kuzeyindeki güzel Odessa’nın da barış dolu günlerinde, insanların mutlu olduğu bir ortamda buluşmayı, sizlerle bir arada olmayı çok arzu ediyorum.”
TRUKHANO’DAN İMAMOĞLU’NA: “SONSUZA KADAR MİNNETTARIM SİZE”
Odessa Belediye Başkanı Trukhano da duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Sözlerimi bile zorla buluyorum şu anda. O kadar duygulandım ki… Sayın Başkanım, özellikle size teşekkür etmek istiyorum. Çünkü, her zaman özellikle bu zor zamanda yanımızda oluyorsunuz, destek oluyorsunuz. Sonsuza kadar minnettarım size. Sayın Atatürk’e atıfta bulundunuz; aslında bu bir savaş değil, bu bir katliam. Çünkü, öbür taraftan gelen askerler, sadece ve sadece katliam yapmaktadır. Bunu özellikle vurguluyorum. İki dost, iki kardeş şehirlerimiz arasında ilişkiler, daha yüksek bir seviyede bulunmakta. Odessa’da İstanbul Park’ı açtık. Bunu memnuniyetle yaptık. Özellikle jeneratör konusunda size ve tüm ekibinize teşekkür etmek istiyorum. Tam zamanında geldi. Bu gerçekten püf noktası bizim için. Tıbbi malzemeler de bizim için çok önemli. Eminim ki, hep beraber ilişkilerimizde yepyeni bir sayfa açacağız. Daha çok şeyleri var. Umarım onları muvaffakla yapacağız. İzninizle ufacık bir videoyu göstermek istiyorum. Öncelikle Odessa’nın savaşa başlamadan önce nasıl görüldüğünü göstermek istiyoruz ve o vahşi olayların bizim şehirlerimizi nasıl değiştirdiğini göstermek istiyoruz”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun davetlisi olarak, Fransa’nın başkentinde düzenlenen, “Avrupa Beledı·ye Başkanları Zı·rvesı·”ne katıldı.
“AVRUPA’DA YAŞANAN DEMOKRATİK KRİZİN TEMELİNDE, ‘KORKU SİYASETİ’ İLE ‘UMUT SİYASETİ’ ARASINDAKİ MÜCADELE YATMAKTADIR“
“Avrupa’da Demokratik Kriz” konulu oturumda konuşan İmamoğlu, “Avrupa’da ve ötesinde yaşanan demokratik krizin temelinde, ‘korku siyaseti’ ile ‘umut siyaseti’ arasındaki mücadele yatmaktadır. Kamusal alanda umut azaldığında, seçmenler, kendilerini korkmuş ve tehditlere karşı savunmasız hissederler. Bu hassasiyet, korku siyasetinin kök salması ve gelişmesi için verimli bir zemin sağlar. Sağ popülizm ve aşırıcılığın yükselişi, siyasi sistemlerimizin umut erozyonunu ele alma ve buna karşı koyma konusundaki başarısızlığının altını çizmektedir” dedi. İmamoğlu konuşmasına, “Avrupa’daki ilerici ve sosyal demokrat partilerin, bu çalkantılı dönemden çıkabilmek için, sağlam bir demokratik dönüşüm gerçekleştirmeleri şarttır. Bu da halkın talep ve ihtiyaçlarına cevap veren yeni ve etkili siyasi ve ekonomik kurumların tasarlanmasını gerektirmektedir. Sürecin temel taşı, halkın katılımını ve desteğini teşvik etmek olmalıdır” sözleriyle devam etti.
“YEREL SEÇİMLERİMİZ, DEMOKRASİNİN DAYANIKLILIĞININ GÜÇLÜ BİR GÖSTERGESİYDİ“
İstanbul’un yakın geçmişte yaşadığı yerel seçim deneyimini örnek olay olarak gösteren İmamoğlu, ” Türkiye, kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ancak yerel seçimlerimiz, demokrasinin dayanıklılığının güçlü bir göstergesiydi. Zor zamanlarda İstanbullular, demokratik değerlere ve yönetişime olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, vaatlerimizi yerine getirme kabiliyetimizi, icraatlarımızla gösterdik. Seçmenler, başarılarımıza tanıklık etti ve karşılaştığımız zorlukları etkili bir şekilde ele alacağımız konusunda, bize güvendi. Belediye uygulamalarımızda kreşler ve belediye destekli restoranlar gibi, halkın talep ettiği hizmetlere öncelik verdik. Siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük ve ulaştık. Kutuplaşmanın ilacı buydu” diye konuştu.
“‘İSTANBUL İTTİFAKI” ADI ALTINDA KAPSAYICI BİR TOPLUMSAL HAREKET İNŞA ETTİK“
“İstanbul İttifakı” adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa edildiğine vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın gücünü gösterdik. İstanbul’da ve ülke genelinde, iyi yapılandırılmış anketler ve diğer sosyal bilim yöntemlerinin yardımıyla, toplumun farklı kesimlerinin tutumlarını, görüşlerini ve duygularını inceledik. Toplumun tüm kesimleriyle güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu zemin sayesinde CHP, nitelikli adayları, kendinden emin olarak aday gösterdi. Örneğin; 1994’ten bu yana muhafazakarların yönettiği Üsküdar’da şu an, CHP’nin 40’lı yaşlardaki adayı, ilk sosyal demokrat kadın belediye başkanı olarak liderlik ediyor. Ülke genelinde CHP, her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazanmıştır. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetmektedir. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline gelmiştir.
“AB İÇİNDEKİ DEMOKRASİNİN DİRENÇLİLİĞİ, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRASİNİN DİRENÇLİLİĞİ İLE BAĞLIDIR“
Türkiye ve özellikle İstanbul, geniş Avrupa bağlamında özgün bir vaka çalışması görevi görmektedir. Avrupa, kendi demokratik ikilemleriyle mücadele ederken, Türkiye’nin rolü, sıklıkla göz ardı edilmektedir. Fakat AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. AB içindeki demokrasinin dirençliliği, içsel bir biçimde Türkiye’deki demokrasinin dirençliliği ile bağlıdır. Bir kıta olarak Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsamlı bir güvenlik yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak bizler, Türkiye’yi hep Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık. Daha birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez.
“EYLEMLERİMİZLE GÜVEN VE UMUT YARATMALIYIZ“
Sonuç olarak; Avrupa genelinde hepimizin ortak mücadelesi, halkın yönetişime olan ilgisini yeniden canlandırmak, seçimlere katılımı arttırmak ve demokrasinin yeniden canlanmasını sağlamaktır. Eylemlerimizle güven ve umut yaratmalı, sosyal demokratik değerlerin güncel zorluklarla mücadelede etkili olduğunu göstermeliyiz. Bu, kamu katılımının teşvik edilmesi, şeffaflığın arttırılması ve çeşitliliğin kucaklanması konularında kararlılık gerektirmektedir. Vatandaşlarımızın demokratik yönetişim ve daha iyi bir hayat arzuları çok güçlüdür. Tutarlı ve güvenilir politika alternatifleri sunulduğunda, seçmenler tercihlerini değiştirmeye ve popülist otoriterliği reddetmeye isteklidir. Yolumuza devam ederken, demokrasilerimizin temellerini güçlendirmek için, İstanbul’dan ve Avrupa’daki diğer şehirlerden aldığımız derslerden faydalanmalıyız. Hep birlikte, Türkiye de dahil olmak üzere, her ülkenin kendine özgü hayati rolünü oynadığı daha birleşik, demokratik ve kapsayıcı bir Avrupa için çaba göstermeliyiz. Hepimizin önem verdiği demokratik değerleri güçlendirmeye yönelik ortak çabalarımızı sabırsızlıkla beklemekteyim.”
]]>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, geçen yıl 1 Mayıs’ta yüzde 48,71 olan barajlardaki doluluk oranı, bu yıl son dönemde artan yağışların etkisiyle yükselişe geçti.
Buna göre, barajlardaki doluluk geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artış göstererek, bugün itibarıyla yüzde 82,81 ölçüldü.
Su miktarı Istrancalar’da yüzde 73,83, Terkos’ta yüzde 91,87, Sazlıdere’de yüzde 61,77, Alibey’de yüzde 64,13, Büyükçekmece’de yüzde 77,72, Ömerli’de yüzde 92,15, Darlık’ta yüzde 83,05, Elmalı’da yüzde 88,29, Pabuçdere’de yüzde 76,78 ve Kazandere’de yüzde 78,34 olarak ölçüldü.
Kente su sağlayan ve azami 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahip baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 719 milyon 33 bin metreküp seviyesinde bulunuyor.
Son 9 yılın doluluk oranları
İSKİ istatistiklerine göre, 1 Mayıs tarihli baraj doluluk oranları 2016’da yüzde 84,02, 2017’de yüzde 86,58, 2018’de yüzde 88,58, 2019’da yüzde 91,07, 2020’de yüzde 68,57, 2021’de yüzde 80,64, 2022’de yüzde 87,69, 2023’te yüzde 48,71, bugünkü oran yüzde 82,81 olarak kayıtlara geçti.
Melen ve Yeşilçay’dan bu yıl 215,22 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 359 milyon 85 bin metreküp olarak hesaplandı.
“Suyumuz bol diye bol bol harcamayalım”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, AA muhabirine, İstanbul’un büyük bir şehir olduğunu, kentte günde 3 milyon metreküpün üzerinde su tüketildiğini söyledi.
Geçen yıl İstanbul’un su ihtiyacı bakımından büyük bir tehlike atlattığını belirten Albay, “Barajlarda yüzde 20’nin altına düşen bir su varlığımız vardı. Kuşkusuz Melen Çayı ile bunlar destekleniyor ama nüfus çok yoğun olduğu için aşırı su tüketimiyle beraber yağışların olmaması büyük bir sıkıntı yaratmıştı.” diye konuştu.
Prof. Dr. Albay, bu yıl yağışların iyi olduğunu kaydederek, “Kış aylarını iyi geçirdik, ilkbahar iyi geçiyor gibi. Nisan ayını da iyi geçirdik sayılır. Mayıs ayında da eğer yağışlar gelirse yaz aylarında hiçbir sıkıntı yaşanmayacak. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta sonbaharda bile ben büyük bir tehlike görmüyorum.” ifadelerini kullandı.
Bu duruma rağmen su kullanımına özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Albay, şöyle devam etti:
“İstanbul devasa bir şehir olduğu için insanlar suyu tüketirken çok dikkatli olmalılar. İstanbul’daki yağışlar şu anda barajların yüzde 82’nin üzerinde bir doluluk oranına gelmesine neden oldu. Biraz daha yağarsa bu yüzde 85’lere doğru yükselecek gibi gözüküyor. En azından 2024 yılını rahat geçireceğiz. Bu durum bizi rahatlatmasın. Suyumuz bol diye bol bol harcamayalım, her yerde tüketirken azami dikkati gösterelim. Mutfakta, banyoda, araba yıkarken, tarımda nerede kullanıyorsak suyu gerçekten dikkatlice kullanalım. Bu bizim için bir ev ödevi olmalı.”
“Havzalarımızı korumamız lazım”
Prof. Dr. Albay, geçmişte birçok bölgede üst üste kuraklık yaşandığını hatırlattı.
Böyle bir durumun olması durumunda İstanbul’un büyük sıkıntı yaşayabileceğini dile getiren Albay, bu nedenle su bütçesi ile insan popülasyonunun birlikte düşünülmesinin önemli olduğunun altını çizdi.
Albay, barajların etrafında yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Zaman zaman insanlar barajların kenarına pikniğe de gidiyor, oralarda atıklar bırakıyorlar, bu doğru değil. Havzalarımızı korumamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mayıs kutlamaları için gittiği İstanbul Saraçhane’de, “Alınan tedbirler özgürlük-güvenlik dengesinde, özgürlüğü feda eder nitelikte. Bunu doğru bulmadığımızı Sayın Bakan’a günlerdir anlatmaya çalışıyoruz. Bir ülkenin, dünyaca bilinen meydanında 1 Mayıs kutlanmıyorsa o ülkede demokrasi sorgulanır. Bir ülkenin herhangi bir noktasına güvenlik güçleri kullanılarak emekçiler ya da göstericiler sokulmuyorsa orada bir iktidardan, bir muktedirlikten değil; bir tedirginlikten bahsetmek lazım. Tedirgin iktidarlar, özgüvensiz iktidarlardır ve kaba kuvvetle sağlanan iktidar, gitgide sonu yaklaşan bir iktidardır ama bir gün Taksim tam olarak özgür olana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla emekçilerle birlikte Taksim’e kadar yürümek için Saraçhane’deki toplanma noktasına geldi. Özel’e, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP grup başkanvekilleri, genel başkan yardımcıları, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul ilçe belediye başkanları ve çok sayıda partili eşlik etti.
Özgür Özel, burada gazetecilerin soruları üzerine şu açıklamayı yaptı:
“Gelecek sene bu yasakların kalmayacağını ümit ediyoruz. Bugün de hep birlikte Taksim’e doğru 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlayacak bir anlayışla hareket edeceğiz. Alınan tedbirler özgürlük-güvenlik dengesinde, özgürlüğü feda eder nitelikte. Bunu doğru bulmadığımızı Sayın Bakan’a günlerdir anlatmaya çalışıyoruz. Bir ülkenin en dünyaca bilinen meydanında 1 Mayıs kutlanmıyorsa o ülkede demokrasi sorgulanır. Bir ülkenin herhangi bir noktasına güvenlik güçleri kullanılarak emekçiler ya da göstericiler sokulmuyorsa orada bir iktidardan, bir muktedirlikten değil; bir tedirginlikten bahsetmek lazım. Tedirgin iktidarlar, özgüvensiz iktidarlardır ve kaba kuvvetle sağlanan iktidar, gitgide sonu yaklaşan bir iktidardır. Önemli olmadan hiç kaba kuvvete, güce gerek olmadan özgürlüklerle ve güvenlik-özgürlük dengesinde özgürlükleri gözettiğinizde demokratik bir iktidarı kurmuş olursunuz. Bugün yaşananlar iktidarın özgüvensizliğini, Türkiye’deki demokrasi eksikliğini gösteriyor. Ama bugün burada hem CHP’nin hem de çok sayıda sendikanın bir arada omuz omuza toplanabilmiş olması ve Taksim hedefine doğru hareket ediyor olmaları önemli bir kazanımdır. Önemli olan bayrama halel getirecek, emekçilere kullanılacak şiddetle yaralanmaların olmadığı; ne polisin, ki onlar da birer emekçidir, ne de emekçilerin bayramda üzülmedikleri, yaralanmadıkları, kötü şeylerin olmadığı bir günü yaşamak için örgütümüz, belediyemiz hep birlikte gayret gösteriyoruz, çaba içindeyiz. Ama bir gün Taksim tam olarak özgür olana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.”
“BİRİLERİ TAKSİM’İ KENDİNİN EGEMENLİK SANCAĞI OLARAK GÖRÜYOR”
Özel, Bakan Yerlikaya ile tekrar görüşüp görüşmediği sorusunu şöyle yanıtladı:
“Defalarca görüştük. Maalesef bir İçişleri Bakanı’nın kişisel olarak iyi niyetli diyaloğa açık çabasını takdir etmekle birlikte İçişleri Bakanı’nın üzerindeki bir irade, uzlaşma ve bayramı bayram gibi kutlamak için müzakere ortamlarını ortadan kaldırıyor. Yoksa İçişleri Bakanı’nın kişisel gayreti tamam ama her konuda, her aşamada bir yerde tıkanılıyor. Birileri Taksim’i kendinin egemenlik sancağı olarak görüyor ve oraya girince, ‘Egemenliğimiz sarsılacak’ sanıyorlar. Oysa herkes özgürce Taksim’e girip çıkabildiği zaman sizin egemenliğiniz tescillenir. Polisle Taksim’i koruyorsanız o zaman aslında sizin egemenliğiniz polis kuvvetine dayalıdır. Bunlara dünya demokrasileri ‘polis devleti’ diyor. Demokratik devletlerde böyle şeylere ihtiyaç duyulmaz. Önemli bir eksikliktir. Bu vakitten sonra da İçişleri Bakanı ile yeni bir şey konuşmanın anlamı yok çünkü kendisi, ‘Maalesef kabul edilmedi, maalesef uygun görülmedi’ diye cevaplar veriyor. Öyle olunca da biz kendi çağrımızı yaptık. Örgütümüzle birlikte, değerli İstanbul’un seçilmiş ve geçen seçimden sonra çok daha yüksek oyla seçilmiş, İstanbulluların İstanbul’u yönetsin diye yeniden yetkilendirdiği Ekrem İmamoğlu ile birlikte buradayız.”
EKREM İMAMOĞLU: “SARAÇHANE BUGÜN EMEKÇİNİN 1 MAYIS’TA OLMA ARZUSUNA MÜDAHALEYE SES VEREN İSTANBULLULARIN SİMGESİ OLDU”
Ekrem İmamoğlu da şöyle konuştu:
“Genel Başkanımız zaten gerekenleri söyledi. Saraçhane’deyiz. Saraçhane zorluklarla mücadelenin simgesi oldu. Bazen demokrasiye müdahalenin bazen özgürlüklere müdahalenin bazen hukuksuzluğa müdahalenin simgesi oldu. Muhtemelen bugün de emekçinin 1 Mayıs’ta Taksim’de olma arzusuna müdahaleye ses veren İstanbulluların simgesi oldu. Saraçhane böyle özel bir konuma evrildi. Umarım bunlar olmaz. Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi; bir an önce 14 Mayıs’taki şölene, kutlamalarına kavuşuruz”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, yerel seçimlerde Eyüpsultan Belediye Başkanlığını kazanan Dr. Mithat Bülent Özmen’i, başarısından dolayı tebrik etmek amacıyla Eyüpsultan Belediyesi Başkanlık Binasında ziyaret etti. Beraberindeki heyetle birlikte başkanlık binasına gelen İBB Başkanı İmamoğlu’nu bina girişinde belediye çalışanları tarafından karşıladı. İmamoğlu, ziyareti sırasında Başkan Dr. Mithat Bülent Özmen ile başkanlık makamında bir süre görüştü.
“Güzel bir hizmet dönemini birlikte yapacağımıza inanıyorum”
Ziyareti sırasında Başkan Dr. Mithat Bülent Özmen ile başkanlık makamında bir süre görüşen İmamoğlu, “Eyüpsultan İstanbul’un odağındaki ilçelerinden biri, hassasiyetimiz yüksek. Geçtiğimiz 5 yılda da özellikle hizmetlerimizi verirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çok cömert davrandığımızı düşünüyorum. Çok güzel işler yaptığımızı düşünüyorum. Ama Eyüpsultan keşfedildikçe, aslında yapacak çok işimiz olduğunun da farkındayız. Bu yönüyle çok uyumlu, karşılıklı diyaloğu en üst seviyede tutan hem Eyüpsultan’ın maneviyatına hem buranın tarihi dokusuna, İstanbul’un geçmişten bugüne gelen ayrılmaz bir parçasına dönük hassasiyetimizi gösteren, güzel bir hizmet dönemini birlikte yapacağımıza inanıyorum. Sizin de hassas kamu deneyiminizin buraya yansıyacağından hiç kuşkumuz yok” diye konuştu.
“Hassas bir dönemi yöneteceksiniz”
İBB Başkanı İmamoğlu belediyelerde bu değişim sürecinde dikkat etmeleri gereken çok önemli hususların olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Elbette bir hizmet fark oluşturmamız lazım, bizden vatandaşın beklediği bu. Tabii burada yüksek ilgi, ayrımcılık yapmamak, bir de gerçekten hizmet verirken, topyekün tüm karma duyguları içinde tutan, nitelikli, liyakatli, ahlaklı davranan herkesin bizimle yol yürüyebileceğini ispat eden, hassas bir dönemi yöneteceksiniz. Bu kapsamda, başkanlarımıza çok güveniyoruz. Tabii sizinle 5 yıllık sıkı bir yol arkadaşlığımız var. Dolayısıyla en örnek hamleleri ya da en örnek çalışmaları beklediğimiz başkanlarımızdan birisi de sizsiniz. Bizim de en üst seviyede takibimiz, yol arkadaşlarımızla ilçemize olan ilgimiz devam edecek. Umuyorum 5 yıl sonrasında Eyüpsultan halkımız hem Eyüpsultan Belediyemizi, sizi, ekibinizi hem de Büyükşehir Belediyemizin sizlerle olan uyumunu alkışlayan bir süreci hep beraber yaşarız. Başarılar dilerim. Allah utandırmasın. Size ve bütün arkadaşlarınıza yolunuz açık olsun, diyorum.”
“Eyüpsultan’ı hak ettiği değere ulaştırma niyetimiz var”
İBB Başkanı İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen ise şöyle konuştu:
“Eyüpsultan Belediye Başkanı olarak sizi karşılamaktan dolayı heyecanlıyım. 2019’da sizi, İGDAŞ Genel Müdürü olarak karşılamıştım. O zaman da çok heyecanlıydık, güzel işler yapmak konusunda hevesimiz ve umudumuz vardı. Çok şükür ki, 5 yıl boyunca, 16 milyon İstanbulluya ve size mahcup olmadan, çok güzel işler yaptığımıza inanıyoruz. Şimdi, Eyüpsultan Belediyesi’nde Eyüpsultan Belediye Başkanı olarak sizi ağırlamaktan büyük onur duyuyorum. Buraya geldiğim kısa süre içerisinde belediyemizde ve ilçemizde yapılan süreçlere baktığımda, sizin bundan evvel her yerde ısrarla vurguladığınız gibi, bütün İstanbul’a ayrım gözetmeksizin hizmet götürmek konusundaki o yaklaşımın geçtiğimiz 5 yıldaki yansımalarını buradaki birçok işte gördük. Ama inanıyorum ki sizlerin önderliğinde, Büyükşehir’in koordinasyonunda ve desteğiyle Eyüpsultan’da, Eyüpsultanlılara çok güzel hizmetleri önümüzdeki 5 yılda yapacağız. Eyüpsultan’ı gerçekten hak ettiği değere ulaştırma niyetimiz, gayretimiz var, inşallah başarılı olacağız.”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Başkan Özmen ziyaret sonunda, Eyüpsultan’ın sorunlarına ve çözüm yollarına dönük ortak bir toplantı gerçekleştirdi. – İSTANBUL
]]>Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden başarıyla çıkan Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’e tebrik ziyaretinde bulundu. Özmen’i makam odasında tebrik eden İmamoğlu, Başkan’a ve ekip arkadaşlarına başarı dileklerini iletti.
“EYÜPSULTAN KEŞFEDİLDİKÇE, YAPACAK ÇOK İŞİMİZ OLDUĞUNUN FARKINDAYIZ”
Eyüpsultan’ın İstanbul’un odağındaki ilçelerinden biri olduğuna dikkati çeken İmamoğlu, “Hassasiyetimiz yüksek. Geçtiğimiz 5 yılda da özellikle hizmetlerimizi verirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, çok cömert davrandığımızı düşünüyorum. Çok güzel işler yaptığımızı düşünüyorum. Ama Eyüpsultan keşfedildikçe, aslında yapacak çok işimiz olduğunun da farkındayız. Bu yönüyle çok uyumlu, karşılıklı diyaloğu en üst seviyede tutan hem Eyüpsultan’ın maneviyatına hem buranın tarihi dokusuna, İstanbul’un böyle geçmişten bugüne gelen ayrılmaz bir parçasına dönük hassasiyetimizi gösteren, güzel bir hizmet dönemini birlikte yapacağımıza inanıyorum. Sizin de hassas kamu deneyiminizin buraya yansıyacağından hiç kuşkumuz yok” dedi.
“ALLAH UTANDIRMASIN”
“Belediyelerimizde, bu değişim sürecinde dikkat etmemiz gereken çok önemli hususlar var” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Elbette bir hizmet farkı yaratmamız lazım. Bizden vatandaşın beklediği bu. Tabii burada yüksek ilgi, ayrımcılık yapmamak, bir de gerçekten hizmet verirken, topyekun tüm karma duyguları içinde tutan, nitelikli, liyakatli, ahlaklı davranan herkesin bizimle yol yürüyebileceğini ispat eden, hassas bir dönemi yöneteceksiniz. Bu kapsamda, başkanlarımıza çok güveniyoruz. Tabii sizinle 5 yıllık sıkı bir yol arkadaşlığımız var. Dolayısıyla en örnek hamleleri ya da en örnek çalışmaları beklediğimiz başkanlarımızdan birisi de sizsiniz. Bizim de en üst seviyede takibimiz, yol arkadaşlarımızla ilçemize olan ilgimiz devam edecek. Umuyorum 5 yıl sonrasında Eyüpsultan halkımız hem Eyüpsultan Belediyemizi, sizi, ekibinizi hem de Büyükşehir Belediyemizin sizlerle olan uyumunu alkışlayan bir süreci hep beraber yaşarız. Başarılar dilerim. Allah utandırmasın. Size ve bütün arkadaşlarınıza yolunuz açık olsun, diyorum.
ÖZMEN: “EYÜPSULTAN’I HAK ETTİĞİ DEĞERE ULAŞTIRMA NİYETİMİZ VE GAYRETİMİZ VAR”
Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen da İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, şu sözlerle dile getirdi:
“Eyüpsultan Belediye Başkanı olarak sizi karşılamaktan heyecanlanıyorum. 2019’da sizi, İGDAŞ Genel Müdürü olarak karşılamıştık. O zaman da çok heyecanlıydık, güzel işler yapmak konusunda hevesimiz ve umudumuz vardı. Çok şükür ki, 5 yıl boyunca, 16 milyon İstanbulluya ve size mahcup olmadan, çok güzel işler yaptığımıza inanıyoruz. Şimdi, Eyüpsultan Belediyesi olarak, Eyüpsultan Belediye Başkanı olarak sizi ağırlamaktan, büyük onur duyuyorum. Geçmiş 5 yılda, ben buraya geldiğim kısa süre içerisinde belediyemizde ve ilçemizde yapılan süreçlere baktığımda, sizin bundan evvel her yerde ısrarla vurguladığınız gibi, bütün İstanbul’da ayrım gözetmeksizin hizmet götürmek konusundaki o yaklaşımın geçtiğimiz 5 yıldaki yansımalarını buradaki birçok işte gördük. Ama inanıyorum ve sizlerin önderliğinde, Büyükşehir’in koordinasyonunda ve desteğiyle Eyüpsultan’da, Eyüpsultanlılara çok güzel hizmeti önümüzdeki 5 yılda yapacağız. Eyüpsultan’ı gerçekten hak ettiği değere ulaştırma niyetimiz, gayretimiz var. Ama inşallah başarılı olacağız.”
İmamoğlu ve Özmen, Eyüpsultan’ın sorunlarına ve çözüm yollarına dönük ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>Pandeminin ardından devam eden ekonomik sıkıntılardan sonra Türkiye’de hayat pahalılığının her geçen gün daha da arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker özellikle zincir marketlerin açık ve gizli anlaşmalar yaparak tüketiciyi mağdur ettiğini belirtti. Aynı zamanda Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği Başkanı olan İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;
“Bilindiği üzere bütün dünyayı derinden etkileyen Covid-19 Pandemisi sonrasında ülkemizde tüketicileri doğrudan ilgilendiren, hayati mal ve hizmet fiyatlarında ekonominin normal gereklerinin çok ötesinde fahiş zamlar yapılmaktadır. Ayrıca piyasada pandemi sonrası tekrar canlanan talep nedeniyle bazı mal ve hizmetler tedarik edilememekte, karaborsada satılmakta, normal karların bazı mallarda piyasa fiyatının 10 katı kadar ahlaksız, iktisadi realiteden çok uzak zamlar yapılmaktadır. Özellikle zincir marketler aralarında açık veya gizli anlaşmalar yaparak (Kartel oluşturarak) ya da piyasada hakim durumda olan teşebbüsler bu hakimiyetlerini mevcut ve potansiyel rakipleri ile tüketiciler aleyhine istismar ederek (tekel/monopol haline gelerek) piyasayı bozmakta, serbest rekabeti ihlal etmekte ve özellikle de bireysel tüketicileri mağdur etmektedirler.”
“4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un değişmesi elzemdir”
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da bazı değişikliklerin şart olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, “Piyasa dengelerinin bozularak serbest rekabetin kısıtlanması ya da tamamen engellenmesi, ücretli çalışan ve emeklilerin hayatlarının çok zorlaştırılması, geçim sıkıntısı çekmeleri ve zaruri tüketim mallarını bile tedarik etmekte çok zorlanmaları ve nihai olarak bu enflasyonist ortamı bahane eden kötü niyetli dış güçler ve işbirlikçileri bazı iç siyasilerin bunu istismar ederek ülkemizin istikrarını bozarak siyasi ve ekonomik kaosa sokmak çabalarını önlemek için Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler elzem olmuştur” şeklinde konuştu.
“Yeni kanunda hapis cezaları ve çok yüksek para cezaları verme hükümleri de eklenmelidir”
Prof. Dr. Uğur Özgöker sözlerine şöyle devam etti:
“Her ne kadar Anayasa’nın 172. maddesi uyarınca ‘Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ ile piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi ile ilgili 167. Maddesi uyarınca ‘Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler’; hükümleri devlete görev vermesine rağmen; 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe giren RKHK ‘ da mevcut haliyle rekabeti en fazla bozan Devlet Yardımlarının Düzenlenmesi ve Denetlenmesi’ ne ilişkin (Teşvikler) ve doğrudan tüketiciyi koruyan hükümler yoktur. Mevcut kanunun hükümlerinde rekabeti ihlal eden teşebbüslere bir önceki yılın cirosu üzerinden yüzde 10 gibi sembolik bir oranda para cezası verilmesi yetkisi çok yetersiz kalmaktadır. Rekabeti ihlal ederek yüzde 500-1000 gibi fahiş oranlarında haksız kazanç sağlayan teşebbüsler çok cüzi cezalar karşısında rekabeti ihlal etme ve tüketiciyi istismar etmeyi sürdürmektedirler. Yeni kanunda ABD Rekabet Kanunun’da olduğu gibi hapis cezaları ve çok yüksek para cezaları verme hükümleri de eklenmelidir.”
“Rekabet Kurumu bünyesinde Tüketici ve Rekabet Akademisi kurulmalıdır”
Prof. Dr. Özgöker ayrıca Rekabet Akademisi önerisi ile ilgili de, “Ayrıca 4054 sayılı kanunun kuruma görev olarak verdiği ‘Rekabet Savunuculuğu’nu yürütecek yani ‘Rekabet’ kavramı ilgililere ve kamuoyuna anlatacak, bilgilendirecek, eğitecek ve sertifikalandıracak bir birim de kurum organizasyon yapısında öngörülmemiştir. Türk vatandaşlarının yaşam standartlarının ve refah seviyelerinin artırılması için RK bünyesinde ekonominin kalbi İstanbul’da Rekabet Kurumu İstanbul Temsilciliği binasında mukim bir “Tüketici ve Rekabet Akademisi” kurulmalıdır. İstanbul merkezli bu akademi: Anayasamızda da yer alan devletin hem ‘Tüketiciyi Koruma’ hem de mal ve hizmet piyasalarında; ‘Rekabeti Koruma’ fonksiyonlarını birlikte yürüterek ekonomimizi geliştirecek, uluslararası rekabet gücümüzü artıracak ve vatandaşlarımız için eğitim, bilgilendirme, uluslararası sertifikasyon faaliyetlerini ifa edecektir. Bunların yanı sıra; Rekabetin ve Tüketicilerin Korunması, Haksız Rekabet, Damping, Sübvansiyon, Patent ve Fikri Mülkiyet Hakları, Kalite ve Standardizasyon gibi Uluslararası Ticaret Kurallarını ihlal eden ve ticari ahlaktan yoksun, teşebbüsleri tespit edecek, uyaracak ve gerekirse cezalandırılmaları için Rekabet Kurumu ve adli makamlara doğrudan sevk edebilecek yetkilerle donatılmalıdır” dedi.
Son olarak tavsiylerini devam ettiren Özgöker sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bu üç hususla ilgili maddeler yeni Rekabetin Korunması Hakkında Kanun tasarısına derç edilmelidir. Yeni Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kanunu uygulamayla görevli mevcut ‘Rekabet Kurulu Üyeleri’nin görevleri sona erer ve yeni üyeler atanır maddesi de eklenmelidir. Konunun çok önemli milli bir mesele olması hasebiyle de yeni rekabet kurulu üyeleri de hemşerilik, akrabalık veya başka siyasi mülahazalarla değil tamamıyla liyakat esasına göre konunun uzmanları arasından belirlenip atanmalıdırlar.” – İSTANBUL
]]>Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi
İSTANBUL – İstanbul’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen “Bozdoğan-32” operasyonunda yeni ayrıntılara ulaşıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesince yapılan çalışmalarda, örgüt içinde “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. patlayıcı yapımında uzman 2 terörist Beykoz’daki bir işyerinde yakalandı.
Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayram’ında sansasyonel eylem planı yapan DEAŞ’a bağlı bir hücre güvenlik ve istihbarat birimlerince çökertildi. İstanbul’u kana bulamaya çalışan teröristlerin, Taksim Meydanında eylem planladıkları anlaşıldı. DEAŞ silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu ve bomba yapım konusunda bilgi sahibi olduğu tespit edilen; K.A. aynı işyerinde kalan M.H. ile birlikte İstanbul’un Beykoz ilçesinde yakalandı.
K.A.’nın bombalı saldırı eylemi hazırlığında olduğu ve bomba yapımında kullanılan kimyasal maddelerle patlamanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini test ettiği tespit edildi. Ele geçirilen ve bomba yapımında kullanılacağı anlaşılan kimyasal maddelerin büyük çapta patlamaya sebebiyet verebilecek nitelikte kimyasal (patlayıcı) maddeler olduğu anlaşıldı.
Hücrenin kilit ismi: “Abbas İsa” kod adlı Suriyeli tatbikat yapmış
Hücre üyeleri ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesi ekipleri geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi. İstanbul İstihbarat Şubenin yaptığı çalışmalarda, ilk etapta “Abbas İsa” kod adlı Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonun devamında söz konusu 2 teröristin Türkiye’deki bağlantıları mercek altına alındı. Bu iki teröristin bağlantılı olduğu 6 şüphelinin daha düzenlenen zincirleme operasyonlarda yakalandığı belirtildi. Operasyon bomba yapımında kullanılan hidrojen peroksit ile aseton ve sülfürik asit türü kimyasal madde ele geçirildi. Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi.
Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın “havan topu birimi”nde yer aldı
Suriye ve Irak’ta patlayıcı ve bomba eğitimi gören K.A.’nın, İdlip’te “Ebu Ömer” isimli DEAŞ emirinin yanında mühimmat doldurma ve temizleme biriminde faaliyette bulunduğu, ayrıca 2016 yılına kadar örgüt içinde DEAŞ’ın havan birliğinde yer aldığı öğrenildi. Elde edilen bilgi ve belgelere göre K.A., 2016’da Hatay üzerinden Suriye’den Türkiye’ye kaçak giriş yaptı, 2020’de ise İstanbul’a geldi. 4 yıldır İstanbul’da bulunan Abbas İsa kod adlı terörist, kentin kalabalık meydanlarında sansasyonel eylem planı yaptığı kaydedildi. 2014 yılında DEAŞ’ın sözde Irak’ın Musul valisi Ebu Leys Al-Hamduni’den hem şer-i, hem bombalı eğitim aldığı ortaya çıkan K.A.’nın, hangi noktaları hedef seçtiği araştırılıyor.
Afganistan uyruklu terörist bu yıl Türkiye’ye gelmiş
DEAŞ’ın eylem hücresine yönelik yürütülen soruşturma derinleştirilirken, Afganistan uyruklu K.H.’nın bu yılın Ocak ayında İran üzerinden Türkiye’ye geçiş yaptığı tespit edildi. Operasyon çerçevesinde yakalanan “Abbas İsa” K.A.’nın kardeşi “Abdullah Mustafa” kod adlı isimli A.A.’nın da yurda 2014 yılında giriş yaptığı ve ilk olarak Muğla’da kaldığı, sonrasında da eylem için İstanbul’a geldiği ortaya çıktı. Öte yandan “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. tutuklandı, diğer 6 şüphelinin emniyetteki sorgusu devam ediyor.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bugün düzenlediği basın toplantısında 1 Mayıs kutlamaları ile ilgili açıklama yaptı. Yerlikaya, 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmayacağını duyurdu.
Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:
“Malumunuz üzre; iki gün sonra, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlanacak. Hatırlanacağı gibi 12 Eylül darbesi sonrasında 1 Mayıs yasaklanmıştı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeyse, 2008 yılında Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmaya başlandı. 2009 yılında da resmi tatil olarak ilan edildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi, emek bizim inancımızda ve kültürümüzde, müstesna bir kıymete ve öneme sahiptir. Bu hassasiyetle işçi hakkının korunmasına her zaman öncelik verdik; bu hakkın istismar edilmesine, örselenmesine hiçbir zaman müsaade etmedik. Bu anlayışla, ekmeğini alnının teri ve gözünün nuruyla kazanan, ülkemizin gücüne güç katan, kamu ve özel sektörümüzdeki işçi kardeşlerimin, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü can-ı gönülden tebrik ediyorum.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü, demokratik bir haktır. ve bu hak, Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Ancak burada çok önemli bir hassasiyet var. O da demokratik hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, toplumumuzun huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini aksatmamasıdır. Başkalarının hak ve özgürlüklerini engellememesidir. Anayasamızın 34. maddesiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi de işte bu hassasiyetlere yer vermiştir.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ 54 SOSYAL MEDYA HESABINDAN ‘TAKSİM’E GELİN’ ÇAĞRISI YAPIYOR”
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle, şimdiye dek 55 ilimizde, 103 ayrı etkinlik müracaatı yapılmıştır. ve bunların tamamına izin verilmiştir. Tam da burada İstanbul’la ilgili olarak ayrı bir parantez açmak istiyorum. Zira İstanbul, medeniyetimizin baş tacı. Dünyanın 15. büyük metropolü ve nüfusu, 131 ülkeden daha fazla. 2023 yılında yaklaşık 17.5 milyon turist ağırlayan İstanbul aynı zamanda eğitimin, kültürün, sanatın, ticaretin ve üretimin de merkezidir. Bizim önceliğimiz de böylesine önemli bir mega şehrin huzuru, güvenliği ve kamu düzenidir elbette. Yine bildiğiniz üzre İstanbul genelinde, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı, Valiliğimizce her yıl ocak ayında tespit ve ilan edilmektedir. ve bu yıl İstanbul’da 40 ayrı yer ve güzergah ilan edilmiştir. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi.
İşçi konfederasyonları ve onlara bağlı sendikaların ilan edilen yerlere yaptıkları müracaatlara izin verilmektedir. Ancak bu yıl; 1 konfederasyon ve bazı sendikalar 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için, hem yazılı başvuruda bulundular hem de ‘Taksim’de buluşalım’ çağrısı yapmaya devam ediyorlar. Oysa kendilerine bu taleplerine izin verilmeyeceği, İstanbul Valiliğimiz tarafından yazılı olarak bildirildi. Ayrıca görüyoruz ki, terör örgütleri de son bir haftadır 54 ayrı sosyal medya hesabından ‘Taksim Meydanı’na gelin’ çağrısı yapıyorlar.
Burada çok açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum; Taksim Meydanı, ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’ kapsamında belirlenen ve ilan edilen, yer ve güzergahlar arasında değildir. Çünkü, Taksim Meydanı ve çevresi, konumu itibarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü için uygun değildir. Araç ve yaya akışının çok yoğun olduğu bu bölge, güvenlik tedbirlerinin alınmasını zorlaştırdığı gibi, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasında da ciddi riskler barındırmaktadır.
Bir hak ve özgürlüğü koruma adına, mülkiyet hakkı, serbest ticaret yapma hakkı, seyahat hak ve özgürlüğü ile diğer kişisel hak ve hürriyetleri riske edilemez. Hele ki; sosyal medyadan çağrı yapan terör örgütlerinin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarını bir eylem ve propaganda sahası haline getirmelerine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz.
“İL GENELİNDE 264 NOKTADA 42 BİN 434 POLİSİMİZ GÖREV YAPACAKTIR”
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün, huzur ve güven ortamında kutlanması amacıyla, 1 Mayıs’ta İstanbul’da toplam 29 cadde ve bu caddelere açılan sokaklar trafiğe kapatılacaktır. Yine il genelinde de 264 noktada toplam 42 bin 434 polisimiz görev yapacaktır. Ayrıca; 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde İstanbul Valiliği’ne başvuran konfederasyon ve bağlı sendikaların belirli sayıdaki temsilcileri, Taksim Anıtı’na çelenk koyabilecek, basın açıklaması yapabilecek, kazancı yokuşuna karanfil bırakarak, saygı duruşunda bulunabileceklerdir.
Göreve başladığımız ilk gün de ifade ettiğimiz gibi; bizim temel referansımız hukuk ve insan haklarıdır. Kişi hak ve özgürlüklerinin kullanılmasından ödün vermedik, vermeyeceğiz. Emek çok kutsal bir kavram. ve yürekten ifade ediyorum ki; ‘Emek olmasaydı, Türkiye olmazdı.’ Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettikleri gibi; ‘Milli hedef belli olmuştur. Ona ulaşacak yolları bulmak zor değildir. Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz. Yalnız bir tek şeye çok ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak.’
Yüreği kocaman işçilerimiz, sağduyu sahibi, çalışkan emekçilerimiz, büyük ve güçlü Türkiye’nin harcında, onların yani sizlerin kutsal alın terleri vardır. Bir kez daha tüm emekçi kardeşlerimin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”
]]>
(İSTANBUL) – CHP İstanbul İl Örgütü, 31 Mart yerel seçimlerinde demokrasi mücadelesi veren sandık görevlileri için Kadıköy’de sertifika töreni düzenledi. Törende konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Çok güzel bir başarı elde ettik ve kimsenin kalbini kırmadan yaptık. Onlar bazen kalp kırmaya niyet ettiler. Onu bile -hani futbolda vardır ya, topu göğsümüzde yumuşattık- onların en sert sözü bile bize değmedi, en kötü sözler bile bize değmedi. Şükürler olsun güzel bir gün geçirdik” dedi.
CHP İstanbul İl Örgütü, geçen 31 Mart’ta yapılan ve CHP’nin birinci parti olarak çıktığı yerel seçimlerde görev alan sandık görevlileri için dün Kadıköy Festival Park’ta sertifika töreni düzenledi. Konser ve DJ gösterisinin de olduğu etkinlik, Aybüke Albere’nin konseriyle başladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de birer konuşma yaptı.
Sandık görevlilerini demokrasinin muhafızı olarak nitelendiren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sizler demokrasinin neferisiniz. Siz, İstanbul’da bunu 2019’dan bu yana defalarca yaptınız, yapmaya devam ediyorsunuz. İyi ki varsınız. Hepinizden helallik istiyorum, onu söyleyeyim. Sandık başında, sandığı terk etmeden son ana kadar durmanın ne kadar asil bir duygu olduğunu biliyorum. Sizleri sandığın başında defalarca ziyaret ettim. Siyasi görevim boyunca bu görevi yapan siz kıymetli insanların o gayretini, o alınterini, o emeğini ne kadar kutsal bir yerde tuttuğumu bilemezsiniz. Bu seçim günü, yine tabii seçim telaşı koşturuyoruz. İşte beraber merkezde il başkanımızla sonucu kovalıyoruz. Sonra haliyle çok güzel bir başarı elde ettik ve kimsenin kalbini kırmadan yaptık. Onlar bazen kalp kırmaya niyet ettiler. Onu bile -hani futbolda vardır ya, topu göğsümüzde yumuşattık- onların en sert sözü bile bize değmedi, en kötü sözler bile bize değmedi. Şükürler olsun güzel bir gün geçirdik, güzel bir başarı, sonra malumunuz il başkanımızla beraber il başkanlığından çıktık ve artık İstanbul’un, demokrasinin şöleni haline gelen o güzel meydan Saraçhane’ye gittik ama ben biliyorum, Saraçhane’ye gelemeyen 10 binlerce insanımız vardı. Onlar kim, biliyor musunuz; sizler… Kalbimiz o an sizinle atıyordu.
“KIZ KARDEŞİM SANDIK BAŞINDAYDI”
Bir telefonu söyleyeyim. Kız kardeşim beni aradı. Biz iki kardeşiz. Mesaj attı, sonra aradı. ‘Abiciğim gene seninle olamıyorum çünkü sandığın başındayım’ dedi. Dedim ki, senin gibi benim her sandığın başında pırlanta gibi kız kardeşlerim, erkek kardeşlerim, abilerim, ablalarım, arkadaşlarım var. Sen de onlardan birisisin. İyi ki varsınız. Bu görevi sizlerin muhafızlığıyla gerçekten adil bir sisteme dönüşeceği ana kadar korumaya devam edeceğiz. İnşallah bu işe gerek kalmaz. İnşallah bu işi layıkıyla yaparız. Dünyada örnekleri var ama ne yazık ki Türkiye’de bir söz var. ‘Seçim sandıkta kazanılır’. Niye, e sandıkta oy çalınır, sandıkta şu olur, bu olur; trafoya kedi girer, elektrikler kesilir vesaire. Allah aşkına biz kaçıncı dünya ülkesiyiz? ya biz milletçe 200 yıldır demokrasi mücadelesi veriyoruz. Umuyorum bu seçimden sonra böyle bir ihtiyaç duyulmaksızın insanlarımızın bir oyuna bile sıkıntı gelmeyecek teknolojik altyapıyı ve güvenceyi sağlayacağımız adil bir ortamı nasıl yapacağız biliyor musunuz? Gene hep birlikte başaracağız. Biz başaracağız onu. Bu şehirde üstün gayretlerinizin, Türkiye’nin her yerine nasıl yansıdığını gördünüz.
“BU ŞEHİRDE YARATTIĞIMIZ POZİTİF DUYGU HER YERE YAYILDI”
İşte bizim bu şehirde yarattığımız, ortaya koyduğumuz o pozitif duygu Türkiye’nin her yerine yayıldı. Büyük emeğiniz var. Zannetmeyin alınteriniz sadece İstanbul’da karşılık buldu. Alınteriniz Ardahan’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da karşılık buldu; her yerde karşılık buldu. Denizli’de, Manisa’da, her yerde… Onun için sorumluluğumuz büyük. Bu andan itibaren de sizler bize yetkiyi verdiniz. Ben Allah’ın izniyle size mahcup olmayacağım. Çok çalışacağız. Gece gündüz çalışacağız. İnşallah bu başarıyla beraber çok güçlü bir belediyecilik dönemini ortaya koyacağız. Daha fazla icraatçı, daha fazla kalkınmacı, daha fazla sosyal destek, daha fazla çocukların yanında, daha fazla kreş, daha fazla kent lokantası, insanlarımızın zor günleri bitene kadar hep yanınızda olacağız ve bu belediyeciliği Türkiye’nin her noktasına bir model olarak ulaştırmak adına bütün belediye başkanlarımızla omuz omuza olacağız. Bir kardeş, bir yoldaş, bir yol arkadaşı gibi çalışacağız ve Türkiye Cumhuriyeti’mizin ikinci yüzyılına güçlü bir yerel yönetim kavramıyla gireceğiz.
“SUÇSUZ YERE İNSANLARI HAPSE ATMAYI BIRAKIN”
Ben buradan şöyle söyleyeyim. Hatırlatmak zorundayım. Ne yazık ki bir kaza yaşandı ve kazadan sonra Antalya Kepez’de belediye başkanımızı içeri alarak yetkilerini aldılar. Bunu kabul etmiyoruz. Bu doğru bir yargılama değil. Kepez Belediye Başkanımızı görevini iade edin, yargılaması devam etsin ama böyle yok. Suçsuz yere insanları hapse atmak yok. Bırakın bu işi. Onun için buradan Kepez Belediye Başkanımıza yapılan haksızlığın karşısında bir olduğumuzu da ifade edeyim. Artık görev zamanı, artık çok koşma zamanı. Bizi kollayın, gözleyin, hatamızda bizi uyarın, eksiğimizi tamamlamamız için bize mutlaka önerilerinizi yollayın ama farkında olmadan bir yönetici de tökezleyip yere düşebilir. O anda ben biliyorum ki, onu ilk kolundan tutup ayağa kaldıracak sizlersiniz. Ben sizin yüreğinizi yaşadım, biliyorum. İnşallah çok düzgün, çok nitelikli bir dönemi var edeceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizi minnet duygularımla selamlıyorum. Tam yol ileri diyorum.”
]]>CHP İstanbul İl Örgütü, 31 Mart’ta yapılan ve CHP’nin birinci parti olarak çıktığı yerel seçimlerdeki sandık görevlileri için Kadıköy Festival Park’ta sertifika töreni düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı tören, Aybüke Albere’nin konseriyle başladı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik yaptığı konuşmada, sandık görevlilerine seslenerek “Gece gündüz demeden sandıklarda büyük ve tarihi bir mücadele verdiniz. Bugün de yağmur, soğuk demeden demokrasi kahramanları buluşmamıza geldiniz. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizin ayağına, yüreğine sağlık. 31 Mart’ta hep birlikte tarihi bir başarı elde ettik. Yeniden kazandık. Meclis çoğunluğunu sağladık. İstanbul’da 26 ilçe belediyesi kazandık ve partimiz Türkiye’de birinci parti oldu” ifadelerini kullandı.
“KISA ZAMANDA BÜYÜK İŞ BAŞARDIK”
Bu sonucun İstanbul, Türkiye ve büyük bir toplumsal ittifakın başarısı olduğuna vurgu yapan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul ittifakına güvenen bütün İstanbullulara sizlerin huzurunda sonsuz ve yürekten teşekkür ediyorum. Çok kısa bir zamanda hep birlikte büyük bir iş başardık. Üstelik bu başarıyı çok zorlu koşullarda elde ettik. 2023 seçimleri büyük bir karamsarlık ortaya çıkartmıştı. Seçmende bir umutsuzluk vardı. Parti örgütümüzde bir umut yorgunluğu vardı. Sandık görevlilerinin motivasyonu düşüktü. Avukatlarımızın motivasyonu düşüktü. Bu zor koşullarda İstanbul’da 33 bin 227 sandıkta sandık görevlilerimizle, avukat, okul kat sorumlularımızla, bilişim sorumlularımızla çok tarihi bir mücadele verdik. Ben 31 Mart’ta verdiğiniz büyük mücadele için öncelikle bütün sandıklarda görev alan sandık görevlilerimize, müşahitlerimize, okul kat sorumlularımıza, bilişim sorumlularımıza, avukatlarımıza büyük bir teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çok önemli bir mücadeleydi.”
“ODAK NOKTASI İSTANBUL’DU”
İlçe başkanlarına, il yöneticilerine, kadın ve gençlik kollarına, belediye başkan adaylarına, genel başkan yardımcılarına, milletvekillerine, üyelere mücadeleleri için teşekkür eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“Hepimizin bildiği gibi 31 Mart günü Türkiye’nin 81 ilinde bir seçim gerçekleşti ancak Türkiye’nin gözü kulağı İstanbul’daydı. 31 Mart seçimlerinde odak noktası İstanbul’du. İstanbul’da bir kez daha büyük bir mücadele örneği sergileyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na büyük bir teşekkür ediyorum ve kendisiyle yol yürümekten büyük bir onur ve mutluluk duyduğum partimizin genel başkanı Sayın Özgür Özel’e büyük bir teşekkür ediyorum. Hep birlikte büyük bir mücadele örneği sergiledik.”
“31 MART’TAN SONRA GEZİ PARKI’NIN YÜZÜ GÜLMEYE BAŞLADI”
İstanbul’da ve Türkiye’de insanların yüzünün gülmeye başladığını belirten Çelik, “Validebağ Korusu’nun da yüzü gülmeye başladı. Galata Kulesi’nin de yüzü gülmeye başladı. Taksim’de Gezi Parkı’nın da yüzü gülmeye başladı. Beton Kanal İstanbul’un tehdit ettiği Marmara Denizi’nin yüzü gülmeye başladı. Ormanların, ağaçların, barajların yüzü gülmeye başladı. Artık çocuklar geleceğe daha umutlu gözlerle bakıyorlar. Artık gençler geleceğini yurt dışında aramak yerine ülkesine daha sıkı sarılıyorlar. 31 Mart’tan beri kadınlar, kendileri için daha eşit bir dünyanın daha eşit bir ülkenin hayalini kuruyorlar. Her geçen gün ekmeği küçülen emekçiler, emekliler, işçiler, esnaf gelecek güzel günlere yeniden inanmaya başladı 31 Mart’tan sonra” dedi.
Seçimlerin umut yarattığının da altını çizen Çelik, “O umut, İstanbul’un 26 ilçesindeki belediye başkanlarımızdır. O umut, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’dur. Umut, Türkiye’de genel başkanımız Özgür Özel’in öncülüğünde kazandığımız belediyelerdir” ifadelerini kullandı.
“SEÇİMLER BİZE BÜYÜK GÖREV VE SORUMLULUK VERDİ”
“31 Mart’ın ortaya çıkarttığı bu umutla şimdi hepimizin sorumluluğu, görevi çok daha büyük” diyen Çelik, şunları söyledi:
“31 Mart seçimleri hepimize daha ve daha büyük görev ve sorumluluklar yükledi. Seçmen bize 31 Mart’ta çok önemli bir mesaj verdi. Seçmen bizi birinci parti yaparak eğer kazandığınız belediyeleri etkili bir biçimde yönetirseniz, halk belediyecilik uygulamalarını 2019’dan beri olduğu gibi etkili bir biçimde uygularsanız, çok çalışırsanız sizleri ilk genel seçimde iktidar yapacağız, dedi. Şimdi sorumluluğumuz çok daha büyük. Bu yönüyle 31 Mart seçimleri bizim için bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır. 31 Mart seçimleri, Türkiye demokrasi mücadelesinin en önemli başlangıcıdır. Hep birlikte yeni başlıyoruz ve çok çalışacağız. Emeklinin, emekçinin sesi olacağız. Yoksulluğu bu ülkenin kaderi olmaktan çıkartacağız. Bizlere Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyetimizin değerlerini geliştireceğiz. Demokrasimizi güçlendireceğiz. Ülkemizin toplumsal barışını sağlayacağız. Sosyal hukuk devletini hayata geçireceğiz. İnsanların refah, huzur, barış içerisinde yaşayacağı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bunu yine sizlerin mücadelesiyle gerçekleştireceğiz. Tekrar büyük mücadelemiz için hepinize sonsuz ve yürekten teşekkür ediyorum.”
Konuşmanın ardından program sandık görevlilerine sertifika verilmesi ve Kalben konseriyle program sona erdi.
]]>Erkeklerin kazananı Hicham Amghar, geçtiğimiz yıl ikinci tamamladığı Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu’nda aradığı zafere bu yıl ulaştı. Kadınlardaki en hızlı atlet olmayı başaran Sheila Chelangat, kariyerinin en iyi yarı maraton derecesini koştu.
İstanbul Yarı Maratonu şampiyonları 15’er bin dolarlık ödülün de sahibi oldu.
GÜMÜŞLER VE BRONZLARA ETİYOPYALI DAMGASI
Dünyanın 11, Avrupa’nın ise 4 Gold Label kategorisi içinde yer alan ve “En Hızlı Yarı” sloganıyla koşulan yarışta erkeklerde ikinciliği 59: 55’lik derecesiyle Etiyopyalı Dinkalem Ayele, üçüncülüğü de 1: 00: 03’le Etiyopyalı Gemechu Bute aldı. Kadınlarda ikinciliği 1: 07: 14’lük derece tutturan Kenyalı Miriam Chebet, üçüncülüğü ise 1: 08: 17 ile koşan Etiyopyalı Zewditu Aderaw elde etti.
Erkekler kategorisindeki yarışa Virjin Adaları’ndan katılan Eduardo Terrance Garcia, 1: 03: 53’lük derecesiyle ülke rekorunu da elde etti.
REKORLUK MARATONUN STARTINI BİRLİKTE VERDİLER
Geçen sene 10K ve 21K’da toplam 8.786 kişinin koştuğu Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu, bu yıl yüzde 15’lik artışla 10.129 yarışçıya ev sahipliği yaptı. Yağmurlu havaya rağmen büyük ilgi gören yarı maraton hem büyük bir sportif rekabete hem de çok renkli görüntülere sahne oldu.
Yarı maratoncular sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Yenikapı’ya geldi. 10K için saat 08.00’de, 21K içinse 09.15’te start verildi.
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Avrupa Birliği Büyükelçisi ve AB Türkiye Delegasyon Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut ve İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay yerlerini aldı. Meyer-Laundrut ayrıca 21K koşusuna da katıldı ve yarışı tamamladı.
68 ELİT ATLET TARİHİ TURLADI!
68 elit atletin birincilik için yarıştığı maraton koşusu Yenikapı’dan başladıktan sonra Sarayburnu-Sirkeci-Eminönü sahil hattını izledi. Galata Köprüsü’nü geçen atletler Karaköy’den “U” dönüşü alarak Cibali istikametine yöneldi. Haliç Köprüsü’ne varmadan Balat’tan da “U” dönüşü yapan atletler, bu kez sahil hattını ters istikamette katetti. Tarihi Yarımada’yı turlayan yarı maraton, başladığı yer olan Yenikapı’da 19. kez son buldu.
TÜRKİYE YARI MARATON ŞAMPİYONLARI DA BELLİ OLDU
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda aynı zamanda Türkiye yarı maraton şampiyonları da belirlendi. Erkeklerde 1: 02: 44’lük derecesiyle Ali Kaya, kadınlardaysa 1: 13: 34’lük derecesiyle Özlem Kaya ipi göğüslemeyi başaran atletler oldu.
16 YAŞ İLK KEZ MARATON KOŞTU
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, bir ilke daha sahne oldu. Türkiye’de ilk kez 16 yaş gençler de yarı maraton koştu.
8 MİLYON LİRALIK ÖDÜL DAĞITILDI
Elit atletlerde birincilerin 15’er bin dolar ödül aldığı Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda yaklaşık 8 milyon liralık ödül dağıtıldı. Aynı zamanda Türkiye Yarı Maraton Şampiyonluğu için de koşan Türk atletlerde birincilere 200’er bin lira ödül verildi. Elit atletlerde ilk 8, Türk atletlerdeyse ilk 5’e giren tüm atletler para ödülüne hak kazandı. Ayrıca, Yarı Maraton’da 21K koşusunda ilk 5’e giren kadın ve erkek Türk sporculara Türkiye İş Bankası toplam 200.000 TL ödül verdi.
Etkinlik alanına kurulan sahnede gerçekleştirilen DJ ve dans gösterileri katılımcılara keyifli anlar yaşattı.
ELİT ATLETLERDE İLK 10 SIRALAMASI
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda 21K kategorisindeki ilk 10 sıralamaları şu şekilde oluştu:
Erkekler Kategorisi
1- Hicham Amghar – Fas – 59: 47
2- Dinkalem Ayele – Etiyopya – 59: 55
3- Gemechu Bute – Etiyopya – 1: 00: 03
4- Antony Kimtai – Kenya – 1: 00: 16
5- Benard Biwott – Kenya – 1: 00: 18
6- Solomon Kipchoge – Kenya – 1: 00: 19
7- Mathew Samperu – Kenya – 1: 00: 27
8- Cameron Levins – Kanada – 1: 00: 38
9- James Kipkogei Kipkoech – Kenya – 1: 00: 43
10- Edward Zakayo Pingua – Kenya – 1: 01: 08
Kadınlar Kategorisi
1- Sheila Chelangat – Kenya – 1: 06: 47
2- Miriam Chebet – Kenya – 1: 07: 14
3- Zewditu Aderaw – Etiyopya – 1: 08: 17
4- Betelihem Afenigus – Etiyopya – 1: 08: 33
5- Ftaw Zeray – Etiyopya – 1: 08: 39
6- Betty Chepkemoi Kibet – Kenya – 1: 08: 39
7- Gladys Chepkurui – Kenya – 1: 08: 50
8- Aberash Shilima – Etiyopya – 1: 08: 52
9- Ruth Jebet – Bahreyn – 1: 09: 10
10- Meseret Dinke – Etiyopya – 1: 09: 53
TÜRK ATLETLER KATEGORİSİNDE İLK 3
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda 21K kategorisindeki Türk atletler arasındaki ilk 3 sıralaması da şu şekilde oldu:
Erkekler Kategorisi
1- Ali Kaya – 1: 02: 44
2- Ramazan Özdemir – 1: 03: 48
3- Hüseyin Can – 1: 05: 11
Kadınlar Kategorisi
1- Özlem Kaya – 1: 13: 34
2- Remziye Erman – 1: 20: 51
3- Dilan Atak – 1: 23: 41
]]>Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, Heybeliada Sanatoryumu- Çam Limanı ve Madam Martha Koyu ile ilgili açıklama yaptı. Sosyal Medya hesabı X’teki açıklamada Akpolat, Madam Martha Koyuyla ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 2. Bölge Müdürlüğü tarafından açılan kiralama ihalesinin iptali için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvurduklarını, başvurunun reddedilmesi halinde yasal yollara başvuracaklarını belirtti.
Akpolat yaptığ açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“KONUYA HAKİM OLDUĞUNUZU BİLMENİZİ İSTERİZ”
“Son günlerde Adalar’da yaşanan bazı gelişmeleri üzüntüyle takip ediyoruz. Sanatoryum – Çam Limanı ve Madam Martha Koyu ile ilgili tüm süreçlerin içerisinde olduğumuzu ve konuya hakim olduğumuzu bilmenizi isteriz. İki konu hakkında güncel durum ve Adalar Belediyesi’nin konu ile ilgili yapabilecekleri/ sorumlulukları şu şekildedir:
“MADAM MARTHA KOYU”
Gerek Adalı komşularımız gerekse tüm İstanbul halkı tarafından yakından takip edilen bir diğer konu da bilinen adıyla Madam Martha Koyu yani İstanbul İli Adalar İlçesi Burgazada Mahallesi 107 Ada 8 Parsel Numaralı taşınmaza ilişkin süreçtir. Bahsedilen taşınmaz büyük oranda 1. Derece Doğal Sit Alanı’nda yer almakta olup kısmen 3. Derece Doğal Sit Alanı’nda, kısmen de Kentsel Sit Alanı’nda kalmaktadır.
05.11.2021 Tarih ve 31650 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4758 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Adalar İlçesi’nin içinde bulunduğu alan Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.
“DENİZ CANLILARI İÇİN ÖNEM ARZ EDİYOR”
Ayrıca bilindiği üzere Adalar İlçesi’ne ilişkin 1/1000 ölçekli ve 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları hazırlanmış olup bu plana yapılan itirazlar sonucunda idari süreçler işletilmiştir. Hali hazırda plan askı süreci tamamlanmış olmakla birlikte itiraz değerlendirme süreci devam etmekte olduğundan plan kesinleşmemiştir. Kısmen 1. Derece Doğal Sit Alanı’nda kalmakta olan Madam Martha Koyu bölgesi yeni plana göre “Doğal Karakteri Korunacak Alan” fonksiyonunda kalmaktadır. Gelinen noktada deniz canlılarının üremeyi sağlayabilmesi ve sürdürebilmesi açısından önem arz eden, oksijen üreten, kıyı erozyonunu engelleyen ve balık yavruları için korunaklı bir alan oluşturan deniz çayırlarının yoğun olarak bulunduğu Madam Martha Koyu için Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan ilan ile teklif usulü yöntemiyle kiralanmasına ilişkin bir ihale düzenlenmektedir.
Adalar ilçemiz için yapılan 1/1000 ve 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları kapsamında Doğal Karakteri Korunacak Alan statüsünde bulunan bu taşınmazın ekosistem açısından değeri paha biçilemez olmakla birlikte bu taşınmazda doğal yapıya ve ekosisteme zarar verecek nitelikte olan her türlü girişimin karşısında olduğumuzu ve bu kapsamda 26.04.2024 tarihinde ihalenin iptali ve ihale kararından geri dönülmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 2. Bölge Müdürlüğü’ne gerekli müracatları yaptığımız, hukuki ve idari süreçleri yakından takip ettiğimiz, talebimizin olası reddi halinde gerekli yasal yollara da ayrıca müracaat edileceği kamuoyunun bilgisine sunulur.
“SANATORYUM-ÇAM LİMANI”
Kamuoyu tarafından yakından takip edildiği üzere Heybeliada Sanatoryumu’nun da içinde bulunduğu İstanbul İli, Adalar İlçesi, Heybeliada Mahallesi, 3 Pafta, 105 Ada ve 1 Parsel Sayılı taşınmaz, daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmişti. Bu tahsis kararına karşı Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından açılan iptal davaları neticesinde İstanbul 14. İdare Mahkemesi 2020/1609 Esas ve 2022/1031 Karar sayılı kararı ile söz konusu taşınmazın Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsisine ilişkin işlem iptal edilmiştir. Akabinde dosyanın istinaf edilmesi ile birlikte İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi 2022/1365 Esas ve 2022/2254 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Gelinen noktada Heybeliada Sanatoryumu’nun da dahil olduğu taşınmaza ilişkin tahsis kararı İdare Mahkemesince iptal edilerek bu karar kesinleşmiştir.
Diğer taraftan aynı şekilde kamuoyu tarafından dikkatle takip edilen bir diğer konu da Heybeliada Çam Limanı olarak bilinen İstanbul İli, Adalar İlçesi, Heybeliada Mahallesi, 3 Pafta, 112 Ada, 1 ve 2 Parsel Sayılı taşınmazlar da aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmişti. Akabinde bu taşınmazlara ilişkin olarak taşınmazda işgalci olarak bulunan şahıslarca açılan yürütmeyi durdurma talepli iptal davalarında İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma taleplerini reddetmişti. Gelinen noktada 25.04.2024 tarihinde ilgili kamu idareleri tarafından söz konusu taşınmazların işgalden arındırılması, nüfus ve eşyadan tahliyesi gerçekleştirildi.
05.11.2021 Tarih ve 31650 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4758 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Adalar İlçesi’nin içinde bulunduğu alan Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.
Ayrıca bilindiği üzere Adalar İlçesi’ne ilişkin 1/1000 ölçekli ve 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları hazırlanmış olup bu plana yapılan itirazlar sonucunda idari süreçler işletilmiştir. Hali hazırda plan askı süreci tamamlanmış olmakla birlikte itiraz değerlendirme süreci devam etmekte olduğundan plan kesinleşmemiştir. 1. Derece Doğal Sit Alanı’nda kalmakta olan Çam Limanı bölgesi yeni plana göre Park fonksiyonunda kalmaktadır. Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı kesinleşmeden yapılan veya yapılacak tahsis kararları da hukuka aykırıdır. Zira planın onaylanması ile birlikte Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in 9. Maddesi’nin (d) bendi kapsamında mevcut tahsis kararlarının ortadan kalkması gerekmektedir. Kaldı ki kıyı alanlarının bu yönetmeliğe göre tahsisi mümkün değildir.
Daha önce Belediyemiz tarafından defaatle bilhassa Sanatoryum’un içinde bulunduğu taşınmaz ve Çam Limanı bölgesinin kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsisi talep edilmiş olmasına rağmen müspet bir sonuç elde edilememiştir. Bu aşamadan sonra söz konusu bölgelerin aynı şekilde Adalı halkın ortak menfaatleri ve kullanımı için kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Belediyemize tahsisi için gerekli girişimlerde bulunulmaya devam edilecek olup hukuki ve idari süreçler tarafımızca titizlikle takip edilmektedir.
Nihayetinde Adalar Belediyesi olarak tüm süreçlerin farkında ve takipçisiyiz. Tutumumuz nettir, halktan ve Adalılardan yanadır. Kurumsal olarak tüm hukuki haklarımızı kullanacak ve ilgili süreçler kapsamında gerekeni yapacağımızdan hiçbir Adalı ve İstanbullu vatandaşlarımızın şüphesi olmasın.”
]]>İBB Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nce ilk kez Adım Adım Tarihi Yarımada ismiyle 2022 yılında başlatılan; geçtiğimiz yıl da Gezi İstanbul olarak kent geneline yayılan proje gençlerden gelen yoğun ilgi üzerine bu yıl da devam edecek. Gezi İstanbul kapsamında İstanbul’un kadim tarihi ve kültürel miras alanları yıl boyu gerçekleştirilecek olan tematik gezilerle İstanbullu gençlere tanıtılacak. “Bir bilenle gez” mottosuyla gerçekleştirilecek gezilere akademisyenler ve alanında uzman isimler rehberlik edecek.
“GEZİLER 7 FARKLI KATEGORİDE OLACAK”
Mayıs ayının ilk haftasından yıl sonuna kadar devam edecek proje kapsamında; kültür tarihi gezileri, mimarlık tarihi gezileri, monografik semt gezileri, arkeolojik alan gezileri, müze gezileri ve doğa gezileri düzenlenecek. Bu kategorilerin yanında bu yıl ilk kez gastronomi gezileri de gerçekleştirilecek.
“HER GEZİ UNUTULMAZ BİR DENEYİM SUNUYOR”
Her kategorinin kendisine özel temaları ve rotası olacak. Atatürk’ün Beyoğlu anıları, İstanbul’un tılsımları, tarihi olaylara tanıklık eden meydanlar, mekanları ve olaylarıyla İstanbul’un kurtuluşu gibi temalar kültür tarihi gezileri içinde yer alacak. Mimarlık tarihi kategorisi içinde ise Sinan yapıları; sultan külliyeleri, İstanbul’un tarihi su yolları, kemerleri ve bentleri, Kapalıçarşı; hanlar, hamamlar, kapanlar; yeraltındaki İstanbul; sarnıçlar, mahzenler, dehlizler; imparatorlukların kalbine yolculuk gibi birçok gezi teması yer alacak.
“BU YIL YENİ ROTALAR EKLENDİ”
Projeye katılan gençleri müze gezilerinde ise Arkeoloji Müzeleri, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Harbiye Askeri Müzesi bekliyor olacak. Projenin arkeolojik alan gezileri kategorisinde ise bu yıl Bukoleon Sarayı, Polyeuktos Sarayı ve Haydarpaşa arkeolojik kazı alanlarında sürdürülen çalışmalar ve şimdiye kadar ulaşılan buluntular tanıtılacak.
“GASTRONOMİ KATEGORİSİNDE İSTANBUL’UN SOKAK LEZZETLERİ KEŞFEDİLECEK”
Doğa gezileri kategorisinde ise Riva kuş gözlem gezisi ve mantarların gizemli dünyasına yolculuk temalı geziler yapılacak. Projeye bu yıl ilk kez dahil edilen gastronomi kategorisinde ise gençler İstanbul’un sokak lezzetlerini, İstanbul mutfağının kültürel katmanlarını, meşhur esnaf lokantalarını ve ünlü yemek reçetelerini keşfedecek.
“BAŞVURULAR BAŞLADI”
Gezi İstanbul projesine, İstanbul’da ikamet eden ya da eğitim için şehir dışından İstanbul’a gelen 18 – 29 yaş arasındaki Müze Kart sahibi olan gençler kayıt olabilecek. Gezilere başvurular İstanbul Senin uygulamasından ve https://forms.ibb.gov.tr/genclikspor/gezi-istanbul/ formu aracılığı ile online olarak yapılacak. Aylık periyodlarla ilan edilecek gezi programına alınan katılım başvuruları, kontenjan dolduktan sonra sona erecek.
Gezi İstanbul Mayıs Ayı Programı:
2 Mayıs Perşembe/ Saat: 10: 00-17: 00
Monografik Semt Gezileri/ Fener-Balat
Rehber: Sanat Tarihçisi Lalehan UTKAN
9 Mayıs Perşembe / Saat: 10: 00-16: 00
Müzede Bir Gün/ Dolmabahçe Sarayı
Rehber: Doç. Dr. Deniz ESEMENLİ
16 Mayıs Perşembe/ Saat: 09: 00-18: 00
Taksim & Kırkçeşme Suyolu’nun İzinde Kemerler ve Bentler
Rehber: Kültür Tarihçisi Oktay TÜRKOĞLU
23 Mayıs Perşembe/ 10: 00-16: 00
Monografik Semt Gezileri/ Maziden Atiye & Kuzguncuk
Rehber: Uzman Rehber Egemen DEMİRCİOĞLU
28 Mayıs Salı/ 09: 00-18: 00
Prens Adaları/ Büyükada 1
Rehber: Uzman Rehber Hüseyin Avni ÖZKAN
]]>25 Nisan 1974 yılında kurulan Konya Sanayi Odası’nın Nisan Ayı Meclis Toplantısı, odanın kuruluşunun 50. yılına özel olarak gerçekleştirildi. Toplantıda, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Meclis Başkanı Memiş Kütükcü, meclis ve meslek komitesi üyelerinin katılımı ile 50. yıl pastası kesildi. Meclis toplantısında konuşan Konya Sanayi Odası Bakanı Mustafa Büyükeğen, 50 yıl önce, 8 meslek komitesi ve 165 sanayici ile kurulan KSO’nun, bugün 24 meslek komitesinde 2 bin 345 üye sayısına ulaştığını vurguladı. Konya Sanayi Odası’nın sanayicilere kurumsal hizmet üretme kapasitesinin ve üye yapısının her geçen gün gelişmeye devam ettiğini belirten Büyükeğen, “Sektörlerimiz ile ilgili yaptığımız çalışmalar, bölgemizin AR-GE inovasyon kapasitesini artırmaya odaklanan Innopark Teknoloji Geliştirme Bölgemiz, Enerji Verimliliği Etüt Merkezimiz, Ahitürk Mesleki Yeterlilik Belgelendirme Merkezimiz, kümelenme faaliyetlerimiz ve diğer projelerimiz ile şehrimizin ve ülkemizin kalkınmasına destek veriyoruz. Bu çalışmalarımızın hepsi birbirinden kıymetli. Bu projelere emek veren tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. İnşallah 50. yılımızı tüm üyelerimizin katılımı ile düzenleyeceğimiz bir Konya Sanayi Gecesi ile de kutlayacağız” şeklinde konuştu.
Başkan Büyükeğen, Konya Sanayi Odası’nın kuruluşundan bu yana hizmet eden meslek komitesi ve meclis üyelerine, meclis başkanlarına, yönetim kurulu başkanlarına, üyelerine ve profesyonel çalışanlara teşekkür ederken, ahirete irtihal edenlere de Allah’tan rahmet diledi.
Konya, Marmara Bölgesi’ndeki yüksek katma değerli yatırımlara talip
Konuşmasında, Konya’nın yeni dönemde Marmara bölgesindeki yüksek katma değer içeren stratejik yatırımlara talip olduğunu vurgulayan Başkan Büyükeğen, şöyle devam etti: “Ülkemizde olası İstanbul merkezli Marmara Depremi, büyük can kayıplarına sebep olacağı gibi, ülkemizin ekonomi güvenliğini de tehdit edecek bir boyuta ulaşma potansiyeline sahip. Biz Konya Sanayi Odası olarak her zaman, bu riskin dağıtılması gerektiğini savunarak, Konya’nın Marmara Bölgesi’ne alternatif bir sanayi şehri olduğunu ifade ettik ve büyük ölçekli, özellikle de yüksek katma değer içeren stratejik yatırımlara talip olduk. TEPAV ile yaptığımız ‘Konya İçin Yeni Bir Kalkınma Stratejisi’ başlıklı çalışmamız, bu iddiamıza ışık tutacak. Bu çalışma sadece avantajlarımızı ve güçlü kaslarımızı değil, aynı zamanda geliştirmemiz gereken alanları da içeriyor.”
Konya, İstanbul’dan kayacak yatırımlar için ideal bir aday
Meclis toplantısına konuk olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Direktörü Prof. Dr. Güven Sak da, “21 Yüzyılda Türkiye ve Konya’nın Fırsatları” başlıklı bir sunum yaparak, önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirdi. Orta ve yüksek beceri gerektiren sektörlerin Konya’nın ihracatındaki payının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunun altını çizen Sak, Konya’nın İstanbul’dan kayacak yatırımlar için ideal bir aday olduğunu ifade etti. Sak, “Konya, 219 rekabetçi sektörle Türkiye’nin en fazla rekabetçi sektöre sahip 8. ili. 83 rekabetçi imalat sektörüyle de Türkiye’de 6. sırada. Bölge son 30 yıldır önemli gelişme kaydetti. Ayrıca Konya, katma değeri yüksek bir ihracat sepetine sahip. Makine sektörü ve motorlu kara taşıtı ihracatı Konya’nın toplam ihracatının neredeyse yarısını oluşturuyor. Dolayısıyla Konya ve Konya-Ankara bölgesi İstanbul’dan kayacak yatırımlar için ideal adaylar” dedi.
Sunumunda yeni dönemde Konya’nın ve Orta Anadolu Bölgesi’nin yeni sanayi bölgesi olma kabiliyeti olduğunu vurgulayan Sak, şunları ifade etti: “İstanbul’daki şirketler yer arayış sürecine girdi. Konya ile birlikte Ankara’ya bakınca, İstanbul’la benzerlikler dikkat çekiyor. Konya’nın katma değeri yüksek ihracat sepetine sahip olması, Konya’nın avantajını gösteriyor.”
Sunumunda yeşil dönüşüm sürecine de değinen Sak, Türkiye’nin sürecin dışında kalma şansı olmadığını sözlerine ekledi. – KONYA
]]>İPA, İstanbulluların ev içi günedimini araştırdı. Yapılan araştırmada İstanbullular Mart ayında ki gündemi 31 Mart yerel seçimleri ve ekonomik kriz oldu. Bin kişi ile telefonla yapılan görüşmede katılımcıların yüzde 42,7’si 31 Mart yerel seçimleri, yüzde 32,5’i ekonomik sorunları, yüzde 2’si ise ailevi sorunların konuşulduğunu belirtti.
“EKONOMİK SEBEPLERDEN DOLAYI İSTANBULLULAR BAYRAMI İSTANBUL’DA GEÇİRDİLER”
Gerçekleşen ankette, katılımcıların yüzde 70,1’i bayramı genellikle İstanbul’da geçirdiğini belirtti. Bayramı genellikle İstanbul dışında geçiren katılımcıların yüzde 20,1’i bu bayramda ekonomik sebeplerden dolayı İstanbul’da olduğunu belirtti.
“TÜRKİYE’NİN DE GÜNDEMİ YEREL SEÇİMLER”
Mart ayının Türkiye gündemi 31 Mart yerel seçimleri ve ekonomik sorunlar oldu. Katılımcıların yüzde 67’si 31 Mart yerel seçimlerinin konuşulduğundan söz etti. İkinci sırada, yüzde 22,7 ile ekonomik sorunlar, üçüncü sırada ise yüzde 4,1 ile İsrail’in Gazze’yi İşgali yer aldı.
“YÜZDE 33,9 KREDİ KARTI ASGARİ TUTARINI ÖDEYEBİLİYOR”
Kredi kartı kullananların yüzde 48’i, aylık kredi kartı borcunun tamamını, yüzde 33,9’u ise borcun asgari tutarını ödeyebildiğini belirtti. Yüzde 5,4’ü asgari tutar ile borcun tamamı arasında bir miktarda, yüzde 4,1’i asgariden az miktarda ödeme yapabildiğini belirtirken, yüzde 8,6’sı ise kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini ifade etti.
Mart ayında katılımcıların yüzde 47,4’ü kıt kanaat geçinebilldiğini belirtti. Mart ayında katılımcıların yüzde 17,9’u bazı ödemeleri yapamadığını ve borca girdiğini, yüzde 13,7’si aslında pek geçinemediğini, yüzde 47,4’ü kıt kanaat geçinebildiğini, yüzde 21’i ise geçinebildiğini ve kenara da para koyabildiğini belirtti.
“İNDİRİME GİREN GIDALAR TERCİH EDİLİYOR”
Katılımcıların yüzde 60,9’u satın aldığı gıda miktarının azaldığını belirtirken yüzde 58,7’si indirime giren gıdaları tercih etme sıklığının arttığını belirtti.
“YÜZDE 97,8 EKONOMİK SEBEPLERLE GIDA ÇEŞİDİNİN AZALTTIĞINI BELİRTTİ”
Katılımcıların yüzde 59,1’i geçen seneye göre satın aldığı gıda çeşidinin azaldığını belirtti. Katılımcıların yüzde 85,3’ü kırmızı et, yüzde 43,3’ü beyaz et, yüzde 33,7’si süt ve süt ürünü çeşitlerinde satın aldığı gıda çeşidinin azaldığını belirtti. Katılımcıların yüzde 36,8’i gıda alışverişlerinde ilk dikkat ettiği özelliğin ürün fiyatı olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 97,8’i ekonomik sebeplerle gıda çeşidini azalttığını belirtti.
“İSTANBULLULARIN STRES SEVİYESİ 6,3 MUTLULUK SEVİYESİ 5,9”
Yapılan ankette İstanbulluların stres seviyesi 6,3 mutluluk seviyesi 5,9 olarak ölçüldü. Katılımcılara Mart ayındaki duygu halleri soruldu ve 10 üzerinden değerlendirmeleri istendi. İstanbulluların ortalama stres seviyesi 6,3 olarak ölçülürken kaygı seviyesi 5,9 olarak ölçüldü. Mart ayındaki yaşam memnuniyeti 4,8 ve mutluluk seviyesi 5,9 olarak ölçüldü.
“YÜZDE 29’U YÜKSEK SESLİ TARTIŞMAYA GİRDİ”
Katılımcıların yüzde 29’u yüksek sesli tartışmaya girdiğini belirtti. Tartışmaların yüzde 40,1’i aile arasında, yüzde 30,6’sı iş ortamında gerçekleşti.
“İSTANBUL’UN İLK ÜÇ SORUNU: ULAŞIM, İSTANBUL DEPREMİ, EKONOMİ”
Katılımcılara göre İstanbulluların ilk üç sorunu ulaşım, olası İstanbul depremi ve ekonomik sorunlar oldu. Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 57,9 ile ulaşım, yüzde 49,4 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 47,3 ile sığınmacı ve mülteciler olarak belirlendi.
]]>(İSTANBUL)– İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İştiraki KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor Platformu kapsamında riskli yapıların dönüşümüne devam ediyor. Bu kapsamda hak sahiplerince varılan uzlaşma sonucunda Kadıköy Merdivenköy Mahallesi’ndeki 8 katlı Gökay Apartmanı’nın yıkımı gerçekleştirildi. Yıkım çalışmalarıyla ilgili konuşan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “Büyükşehir belediye başkanımızın seçim vaatlerinde en büyük hedeflerinden biri 50 bin tane riskli, bağımsız birimi yerinde dönüştürmekti. Bugün 50 tanesiyle başlıyoruz. Çok yakın zamanda 600 tanesini daha temelini atacağız. Durmadan hızlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
Kadıköy ilçesinin Merdivenköy Mahallesi’ndeki Gökay Apartmanı sakinleri, riskli yapı ilan edilen 36 konut bağımsız birimden oluşan binalarını yenilemek için 22 Kasım 2021’de istanbulyenileniyor.com’a tek yapı başvurusunda bulundu. Talepleri dinlendi, proje hazırlandı, 27 Ekim 2023’te resmi sözleşmeler imzalanmaya başlandı. 4 Aralık 2023’te 46 hak sahibinin tamamıyla uzlaşıldı ve tahliye süreçleri hızla tamamlandı.
YIKIMI GERÇEKLEŞTİ
Gökay Apartmanın yıkım işlemleri bugün saat 10.00’da KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un katılımıyla gerçekleştirildi. Kısa süre içerisinde, yerine inşa edilecek olan 48 konut 2 ticari birim olmak üzere toplam 50 bağımsız birimden oluşacak yeni projenin temeli atılacak.
“HEDEFİMİZ 50 BİN RİSKLİ BAĞIMSIZ BİRİMİ YERİNDE DÖNÜŞTÜRMEK”
Yıkımda çalışmalarıyla ilgili konuşan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “Yeni dönemimizin ilk yıkımı bu. Biz geçen dönem İstanbullulara söz vermiştik. Önümüzdeki dönem en büyük önceliğimiz yine kentsel dönüşüm olacak dedik ve şöyle bir hedef koyduk; 50 bin riskli bağımsız birimi yerinde dönüştüreceğiz dedik. Bunun zaten 26 biniyle ilgili çoğunluğu sağladık. Bu yapımızda onlardan bir tanesi. Tek bir bloğun yenilemesinden bahsediyoruz şu anda. Tek bir yapının yıkılıp yapılması sürecindeyiz şu anda. Bunlar belli kesimler tarafından maalesef küçük görünen işlerdi. Ama burada yaklaşık 200 insanımız yaşıyordu. Burada 50 tane bağımsız birimi inşa edeceğiz. Bu işleri yapmak, KİPTAŞ gibi şirketler için o kadar kolay değil. Mahalle arasında inşaat yapmak gerçekten hep maddi, manevi olarak çok zor. Ama biz vatandaşın uzlaştığı her yerde çözüm üretme noktasında varız. Bu da bunlardan bir tanesi. Bize İstanbul yenileniyor kapsamında şu ana kadar 31 binin üzerinde başvuru var. Yaklaşık 470 bin riskli bağımsız birimi temsil ediyordu. ve hepsi de bu kalitede binalar. Yani bir kepçe darbesiyle yıkılacak binalar. Biz bunlara çözüm üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Zaten seçim vaatlerinde büyükşehir belediye başkanımızın en büyük hedeflerinden biri buydu. 50 bin tane riskli, bağımsız birimi yerinde dönüştürmek. Bugün 50 tanesiyle başlıyoruz. Çok yakın zamanda 600 tanesini daha temelini atacağız. Durmadan hızlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
“İYİ BİR SİNERJİ YAKALARSAK İSTANBUL’U ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE DAYANIKLI HALE GETİREBİLİRİZ”
Kurt, sektör temsilcilerine, kamu bankalarına ve iktidara çağrılarda bulunarak şöyle konuştu:
“Burada sektör temsilcilerine çağrıda bulunmak istiyorum. KİPTAŞ’ta ‘İstanbul Yenileniyor’ kapsamında çok ciddi elinde bir envanter var. Biz yüklenici firmalara hiçbir şekilde vatandaşla veya bürokrasiyle yormadan tamamen KİPTAŞ’la muhatap olacağı şekilde bir sistem geliştirdik. Vatandaş, özellikle yüklenici firmalarımıza ‘İstanbul Yenileniyor’ üzerindeki portaldan veya KİPTAŞ’a dilekçeyle başvurmak suretiyle süreçlerimize paydaş olmaya davet ediyoruz. Bu güç birliğini eğer yakalarsak, iyi bir sinerji yakalarsak İstanbul’u çok hızlı bir şekilde dayanıklı hale getirebiliriz.
“GEÇEN DÖNEMDE HİÇBİR PROJEMİZDE KAMU BANKALARI VATANDAŞLARIMIZA DESTEK OLMADI”
Diğer bir çağrım da kamu bankalarına, geçen dönemde maalesef hiçbir projemizde kamu bankaları vatandaşlarımıza destek olmadı. Tekrar söylüyorum, biz kamu bankalarından KİPTAŞ’a veya büyükşehire değil, bizde borçlanan alt gelir grubu vatandaşlarımıza ve özellikle risk yapıda oturan vatandaşlarımıza destek olmalarını, destek paketleri sunmalarını istiyoruz. Çünkü inşaat maliyetleri her geçen gün maalesef artıyor, artmaya da devam edeceğini öngörüyorum. Vatandaşlarımızın bu borç yükünün altında ezilmemesi için, kamu bankalarımızın özellikle riskli yapıda oturan vatandaşlarımıza çözüm üretmeleri şart. Biz vatandaşlar adına kefil olmaya da varız. Kamu bankaları bizimle çalıştıkları için de çok mutlu olacaklar. Yeter ki süreci bizim kadar dert etsinler.
İKTİDARA ÇAĞRI: ÖNÜMÜZDEKİ EN BÜYÜK ENGEL AŞIRI ARTAN İNŞAAT MALİYETLERİ
Bir çağrım da merkezi yönetime, inşaat fiyatlarındaki artışın önüne geçebilmek için, özellikle tedarik zincirini bir araya getirip üretimi teşvik edecek modeller geliştirmeleri lazım. Aksi takdirde bu enflasyonist ortamda hiç kimse inşaat yapamaz hale gelebilir. Bizim şu anda İstanbul’a dayanıklı bir kent haline getirmemiz ve önündeki en büyük engel aşırı artan inşaat maliyetleri. Bu da kontrol altına alınabilir. Yeter ki planlı bir süreç yönetilsin. Bu konuda da iş, merkezi yönetime düşüyor. Biz de elimizdeki tüm bilgi ve tecrübemizle sürece destek olmak için varız.”
HAK SAHİPLERİ DE SÜREÇTEN MEMNUN
Dairesi yenilenen hak sahiplerinden Hüseyin Çavuşoğlu, “Her şeyden önce çok mutluyum. Yani işte gördüğünüz bina tuzla buz oluyor. Çok kolay yıkılan bir bina haline gelmiş. 35 senedir oturuyorum ben bu binada. Yaklaşık 2022’nin Aralık ayından beri süren bir süreç. KİPTAŞ bize çok yardım etti. Çok destek oldular, kolaylık gösterdiler. Bugünlere geldik. Sözleşmemizi yaptık ve binayı yıkıyorlar.” dedi.
Hak sahiplerinden Mehmet Orhan ise duygularını şu sözlerle ifade etti:
“Zaten biz başından aşağı yukarı bir 8-10 senedir beri bununla yattık, bununla kalktık. Şu anda da muradımıza erdik. Gerçi bize biraz pahalıya mal oldu ama sağlıklı bir binaya kavuşacağız. Mutluyuz. En azından bugün mesela bu sektörde dolandırılanları görüyoruz. 10 sene bekleyen mesela benim yeğenim var. Pendik’te verdiler dairelerini 10 senedir bekliyorlar. Hala mahkemelikler. 10 senedir giremediler, yapamadılar yani. Yani KİPTAŞ’ın bize burada bir garantisi var en azından sağlamdayız.”
]]>(İSTANBUL) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirası Savarona yatının kapsamlı onarımı İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda sürüyor. Yaz aylarında onarımı tamamlanarak kullanıma hazır hale getirilmesi planlanan Savarona yatı ilk olarak Deniz Harp Okulu öğrencilerinin eğitimlerinde ilerleyen zamanlar da da limanlarda seyir halinde olacak.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini geçirdiği yatı Savarona, Deniz Kuvvetleri tarafından tekrar hizmete alım faaliyetleri kapsamında 19 Eylül 2023 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığında havuza alarak bakım-onarım faaliyetlerine başlamıştı. Aslına sadık kalınarak yapılan onarım çalışmalarında sona gelindi.
“ÖNCELİKLE EĞİTİM GEMİSİ OLARAK KULLANILACAK”
Yaz aylarında yenidenen hizmete alınacak olan Savarona hakkında bilgi veren İstanbul Tersane Komutanı Tuğamiral Recep Erdinç Yetkin şöyle konuştu:
“Tersanemizin taş havuzun arka kısmındaki bölümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras, Savarona’nın bakım ve onarımlarını büyük bir motivasyon, şevk ve heyecan içerisinde devam ediyoruz. Devletimizin sağladığı bütün olanakları kullanarak bu gemimizi de yaz aylarında yeniden seyir haline getirmek için büyük bir özveriyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Geminin 7 yıldır suda bulunmasından mütevellit elbetteki tekne ve sac onarımlarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu sac onarımları, tekne karina onarımları büyük oranda tamamlanmış durumdadır. Atatürk de son 54 gününü bu gemide geçirmişti. Son Bakanlar Kurulu’nu bu gemide yapmıştır. Dolayısıyla da bunun da mirasa uygun bir şekilde tarihi sorumluluk altında ve aslına sadık kalarak onarımını büyük bir gayretle devam etmekteyiz. Yaz aylarında ilk seyri yapabilecek hale getirmeyi hedefliyoruz. Onarım sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda öncelikle eğitim gemisi ve daha sonra da halkımıza denizciliği sevdirecek şekilde limanlarımıza seyir yapılması planlanmaktadır.”
SAVARONA HAKKINDA
1989 yılında hurdaya çıkartılan Savarona haberin basında yer alması sonrasında, 49 yıllığına Türk işinsanı ve armatör Kahraman Sadıkoğlu tarafından kiralandı. Sadıkoğlu’nun firması, Tuzla Tersanesi’nde üç yıllık onarım sürecinde 45 milyon dolarlık harcama ile gemiyi tamamen yeniledi. Orijinal buhar türbini motorları sökülerek, yerine modern Caterpillar dizel motorlar takıldı. Yenilenen gemi, turizm amacıyla kullanıldı. Kışlarını İstanbul’da; yazlarını ise Cote d ‘Azur’da geçirdi. Atatürk’e ait oda müze olarak, aslına uygun biçimde muhafaza edildi.
POLİSİYE BASKINLA GÜNDEME GELMİŞTİ
Savarona, 2010 yılında Antalya’da düzenlenen çetelere yönelik bir baskın ile gündeme gelmişti. 25 yıl boyunca yatı işleten Sadıkoğlu’nun sözleşmesi 2013’te iptal edildi ve Savarona, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından devralındı. Bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde kullanabilmesi için son aşama olan “tecrübe seferi”nden de başarıyla dönmesiyle 2014’ten 2019 yılının başına kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tahsis edilmiş, Erdoğan da İstanbul’daki bazı uluslararası kabullerini bu yatta yapmıştı.
Kuruçeşme’de demirli bulunan Savarona yatı 2019 yılının ortalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi. Yat, Pendik’teki İstanbul Tersane Komutanlığı’na getirildi ve milli korvet TCG’nin yakınına konuşlandırıldı.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Nisan coşkusunu Üsküdar Meydanı’nda yaşayan vatandaşlarla buluştu. TBMM’nin kuruluş mayasında eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık kavramlarının bulunduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Demokrasimize ve Cumhuriyetimize sahip çıkamazsak, çocuklarımıza da sahip çıkamayız. Bu ülkenin bütün çocuklarına, eşit imkan ve fırsatlar sunmayan hiç kimseye çocuklarımızın, gençlerimizin hakkını yedirmeyeceğiz” dedi.
İBB, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kentin farklı noktalarında gün boyu süren organizasyonlarla kutladı. Bu programların birçoğuna katılan ve 23 Nisan coşkusuna ortak olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bayramın finalini Üsküdar Meydanı’nı dolduran İstanbullularla birlikte yaptı. Eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’yla birlikte el ele sahneye çıkan İmamoğlu’na, 15 farklı ülkeden gelen çocuklar da folklor kıyafetleriyle eşlik etti.
23 Nisan’ın sadece Türk çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının bayramı olduğunu vurgulayan İmamoğlu şunları söyledi:
“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DEYİNCE, COŞUYORUM; TÜRKİYE DEYİNCE, CANIM FEDA DİYORUM”
“Üsküdar beni çok heyecanlandırıyor. İstanbul beni çok heyecanlandırıyor. Hele hele Cumhuriyet deyince, çok daha fazla heyecanlanıyorum. Mustafa Kemal Atatürk deyince coşuyorum. Türkiye deyince, canım feda diyorum. Ulusal egemenliğimizin bayramı, çocuklarımızın bayramı kutlu olsun. Atatürk’ümüzün armağanı 23 Nisan, kutlu olsun. Coşkuyla alkışlayın. Bugün bayram, tabii ki neşe dolu olacağız. Tabii ki mutlu olacağız. Caddelerde, meydanlarda buluşacağız. Bu güzel günü hep birlikte kutlayacağız. Bayramları kutlamak, birlikte olmak, bir olmak, birbirimizi coşkuyla hissetmek, birbirimizi sevmek, birbirimizi tanımak, dünyanın en güzel şeyi. Bizim içimizdeki barış, bizim içimizdeki coşku, inanın sadece İstanbul’a, sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya iyi geliyor.
“HEP BİRLİKTE, ‘TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ DEDİK”
Milletçe ne yaptık? Milletçe bir olduk. Gücümüzü, irademizi tek bir çatı altında birleştirdik. Tek bir çatı altında toplanabildiğimiz için neyi başardık? Ülkemizi işgalden kurtarıp, özgürlük ve bağımsızlığımızı hep birlikte elde ettik. Hep birlikte, ‘Tam bağımsız Türkiye’ dedik. Bu ülkenin bütün farklı seslerini ve renklerini tek bir çatı altında buluşturabildiğimiz için, gelişen ve güçlenen bir ülke olabildik. 23 Nisan, işgal altındaki bir ülkenin, ulusal egemenliğin gücüyle yeniden güçlü şekilde doğduğu bir gündür. 23 Nisan 1920’de biz; bir kişinin, bir grubun değil, sizlerin, milletin iradesini kabul ettik. Ne dedik? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ dedik. Milletin iradesini, TBMM temsil eder dedik. O gün bu gündür bu ülkede ne oldu? ‘Millet ne derse, o olur’ dedik. Bu ülkede hiç kimse, millete rağmen, milleti hiçe sayarak yöneticilik yapamaz. Hiç kimse, milletten başka bir yerden emir alamaz.
“MİLLET HADDİNİ BİLMEYENE NE YAPAR?”
Kendisini milletin üstünde görenler çıkabilir. Ama millet haddini bilmeyene ne yapar? Hak ettiği dersin verilmesini çok iyi bilir. Bunun için ‘mucize demokrasi’ her şeye yeter. Bir oy pusulası, bir mühür her şeye yeter. Bu ülkede vatandaştan daha değerli, daha imtiyazlı hiç kimse yoktur. Olmaz, olamaz. Bu ülkede vatandaş olmaktan daha üstün bir makam olmaz, olamaz; yoktur. TBMM’nin kuruluş mayasında eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık kavramları var. Demokrasimize ve Cumhuriyetimize sahip çıkamazsak, çocuklarımıza da sahip çıkamayız. Bu ülkenin bütün çocuklarına, eşit imkan ve fırsatlar sunmayan hiç kimseye çocuklarımızın, siz pırlanta gençlerimizin hakkını yedirmeyeceğiz. Yılmadan mücadele edeceğiz. Mücadeleye hazır mıyız? Coşkuyla, akılla, bilimle çok çalışmaya, İstanbul’un çocukları, bu milletin evlatları, İstanbul’un gençleri; hazır mıyız? Sizleri asla adaletsizlikle baş başa bırakmayacağız. Bu ülkenin bütün çocuklarına; doğusuna-batısına, güneyine-kuzeyine Kars’a, Ardahan’a, Edirne’ye, Çanakkale’ye, Adana’ya, Gaziantep’e, Sinop’a, Samsun’a, Sivas’a, Erzurum’a, Artvin’e, Trabzon’a, her yere, bütün milletin evlatlarına, hep beraber sahip çıkacağız.
“DÜNYADAKİ EN DEĞERLİ İLKE: YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ”
Yurtta barış, dünyada barış… Bu ilke var ya bu ilke, dünyada en değerli ilke. Bu ilkeyi Mustafa Kemal Atatürk söyledi. İşte onun izinden gideceğiz. ve ne diyeceğiz biliyor musunuz? Savaşlar son bulsun. Dünyanın hiçbir yerinde mazlum insanlar ezilmesin. Çocuklar ölmesin. Gençler ölmesin. Kadınlar ölmesin. Yurtta barış, dünyada barış için hep birlikte, çok çalışacağız. Bütün dünya çocukları barışa kavuşsun diye, hep birlikte Cumhuriyet için, dünyada barış için, Türkiye’miz için mücadele edeceğiz. Şehirlerin ve ülkelerin gelişme düzeyleri, çocuklara verilen değerle ölçülür. Biz, İstanbul’u çocuklarımızın saygı gördüğü, ihtiyaçlarının özenle karşılandığı bir şehir yapmak için çok çalışıyoruz. Çocuklara saygı duymak, onların kendilerini ifade etmelerine imkan tanımakla başlar. Ben, çocuklara çok saygı duyuyorum. Onların sahip olduğu bütün haklara çok saygı duyuyorum. Her bir çocuğun kendine özel bir kişiliği olduğunu kabul ediyorum.
“BU ÜLKEDE YAŞAYAN HERKES İÇİN ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”
23 Nisan, aynı zamanda bu anlamlı günü çocuklara armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onunla birlikte mücadele eden herkesi ama herkesi, silah arkadaşlarını, her birinizin geçmişindeki dedesini, ninesini, atasını, sevgiyle, saygıyla, minnetle anma günüdür. Onun için onlara minnet duyun. Atatürk ve dava arkadaşlarına, geçmişte mücadele eden bu milletin bütün büyüklerine asla ve asla saygı duymayı, minnet duymayı unutmayın. Onları unutmayın. Unutmayacağız ve asla unutturmayacağız. Bizi bekleyen çok güzel günlere, geçmişimizden gelen değerlerimize sahip çıkma, hep birlikte umutla ve cesaretle geleceğe yürüme konusunda kararlıyız. Bu ülkede yaşayan herkes için çok çalışacağız. Herkesin mutlu olması için, huzurlu olması için çok çalışacağız. Dünyanın en güzel şehrini, İstanbul’da inşa edeceğiz. Demokrasiyle, huzurla yaşamınızı sürmeniz için biz çok çalışacağız. Hepinizin geleceğinde iyi meslekler edinmeniz için, eğitiminiz için güzel bir çevre için, kültür için, sanat için, bilim için çok çalışacağız.”
Üsküdar tarihinin ilk kadın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da eşi Barış Dedetaş’la birlikte çıktığı sahnede, özetle şunları söyledi:
“BAŞKAN OLDUYSAM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SUNDUĞU FIRSAT EŞİTLİĞİ SAYESİNDEDİR”
“Her 23 Nisan’da, ben de çocukluğuma gidiyorum. O çocuksu heyecanı, mutluluğu, gururu yeniden yaşıyorum. 23 Nisan’ın gelişine haftalar öncesinden nasıl hazırlandığımızı, bugünü nasıl iple çektiğimizi hatırlıyorum. Sonra bu çok güzel anılara Atatürk’ün yüzyılları aşan vizyonu sayesinde sahip olduğumu bir kez daha anlayıp, böyle büyük bir liderin izinden yürümenin gururunu yaşıyorum. Her 23 Nisan’a, özenle ve heyecanla hazırlanıp, elinde Türk bayrağıyla gurur içinde bayramını kutlayan bir kız çocuğundan, bugün Üsküdar’a hizmet etme onurunu yaşayan bir Cumhuriyet kadını olduysam, bu Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsat eşitliği sayesindedir. İşte bu Ulusal Egemenlik demektir. Ne yazık ki 23 Nisan’ın ve diğer milli bayramlarımızın bizim çocukluğumuzdaki gibi coşkuyla, hep birlikte kutlanmadığı günler de yaşadık. İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile beraber, milli bayramlarımız İstanbul’da yeniden, tüm yurttaşlarımızla birlikte, önemlerine yakışır bir coşkuyla kutlanmaya başladı. Bunun için Başkanımıza ve İBB’nin değerli çalışanlarına teşekkür ediyorum. Etkinlikte emeği geçen herkese, değerli sanatçılara teşekkür ediyorum. ve tabii ki bugün buraya gelerek 23 Nisan’ın coşkusunu paylaşan sizlere çok teşekkür ediyorum.”
23 Nisan coşkusu, Zeynep Bastık konseri ile doruğa ulaştı.
]]>ÇERKEZOĞLU “TAKSİM’DE KARANFİLLERLE YÜRÜYECEĞİZ” DEMİŞTİ
2 Nisan’da bir açıklama yapan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kitlesel olarak Taksim Meydanı’nda kutlayacaklarını açıklamıştı. Çerkezoğlu, “1 Mayıs’ta demokrasi şimdi, Taksim şimdi diyoruz. Kararımız kesindir. 1 Mayıs sabahında bir elimizde karanfil, bir elimizde çocuklarımızla Taksim Meydanı’na yürüyeceğiz” demiş, ardından da diğer işçi örgütlerle birlikte resmi başvuruyu İstanbul Valiliği’ne yapmıştı.
Çerkezoğlu, ulusal ve uluslararası mahkemelerce de kabul edilen bu hakkın kullanımı 2013 yılından beri keyfi bir biçimde engellendiğini belirterek, “Son olarak geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir karar verdi. Kararları herkes için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve bu karar kesindir. Anayasa Mahkemesi kararı, açıkça ‘1 Mayıs’ta Taksim’de olmak, her işçinin, emekçinin hakkıdır’ diyor. Bu hakkı engellemek açıkça hukuk dışıdır” demişti.
İSTANBUL VALİSİ GÜL: TAKSİM BU TÜR ETKİNLİKLERİN TAMAMINA KAPALI
Taksim başvurusuna yanıt 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinleri sonrasında İstanbul Valisi Davut Gül’den geldi. Gül, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen Taksim’in 1 Mayıs’a, işçilere kapalı olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Önümüzde 1 mayıs etkinlikleri var. Biliyorsunuz 1 Mayıs 2012 yılında itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Dolaysıyla Taksim bu anlamda bu tür etkinliklerin tamamına kapalı. Biz başta DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar olmak üzere talep eden herkes ile konuştuk. Taksim’de bu sene olmayacağını kendilerine izah ettik. İstanbul’un her hangi bir yerinde uygun gördükleri bir yerde karar verirlerse bunun çoşku içerisinde, günün anlamına uygun bir şekilde kutlanması için üzerimize düşeni yapacağımızı söyledik, kendi aralarında istişare ediyorlar. İnşallah her sene olduğu gibi kutlanır. Bu sene de 1 Mayıs Birlik ve Dayanışma Günü olarak emekçilerimizin bayramı olarak İstanbul’da, İstanbul’umuza yakışır bir şekilde coşku içerisinde kutlanır. Olayın taraflarıyla biz iki kez görüştük, muhtemelen bu hafta içerisinde netleşir. Kutlanacak yer itibariyle netleşir. Biliyorsunuz 2012 yılından itibaren öyle. Taksim’in dışındaki her hangi bir alanda kutlanacak. O alanın neresi olacağına karar verip talep edecekler biz de güvenlik tedbirleri başta olmak üzere ne gerekiyorsa üzerimize yapacağız”
AYM “HAK İHLALİ VAR” DEMİŞTİ
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi 5 ay önce Taksim’de kutlama yapılmasının engellenmesinin “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğuna karar vermişti. Oy çokluğu ile alınan kararda, 1977 yılındaki katliama atıfla Taksim’in işçi ve emekçilerin ‘ortak hafızası’ ve ‘sembolik değeri’ olduğuna vurgu yaparak, meydanın önemine ilişkin şu değerlendirmeye yer vermişti:
“İçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada olanların dayanışmasının değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için burada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekanın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır”
]]>Bu yıl 104’üncüsü kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, İstanbul’da resmi törenle başladı. Taksim Cumhuriyet Anıtı önündeki programa İstanbul Valisi Yardımcısı Mustafa Kaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, çok sayıda siyasi parti, dernek ve kurum temsilcisi ve İBB’nin düzenlediği “Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali” kapsamında İstanbul’da ağırlanan, aralarında Filistin ile Ukrayna’dan gelen öğrencilerin de bulunduğu yabancı ülkelerden çocuklar da katıldı.
Resmi törenin ardından diğer çelenkler de anıta bırakıldı. Burada gazetecilere açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, Taksim’deki Cumhuriyet Meydanı’nın İstanbul için önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sultanahmet Meydanı, işgale karşı direnişin ilk sesinin çıktığı yerdir. Daha sonra Cumhuriyet dönemi boyunca Taksim Meydanı, birçok gösteriye, birçok hak arama mücadelesine şahitlik etmiş bir meydandır ve burası, hepimiz için Ata’mızın huzurunda, İstanbul’umuzun en güzel, en önemli anlarında buluşma noktasıdır. Bugün de içimizi çok kıpır kıpır eden ve her insanın çocukluğundan beri hafızalarında belki en güzel anılarını hissettiren, hatırlatan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızın kutlamasının başlangıç anını yaşıyoruz. Az önce protokol gereği Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çelengi koyuldu. Ardından büyükşehir belediyemiz, Beyoğlu Belediyemiz ve bütün siyasi parti başkanlıkları çelenkleri sunuldu.
“ÇOCUKLARA EMANET EDİLMESİ MUAZZAM DÜŞÜNCELER”
Gün boyu etkinliklerimiz var. İstanbul’umuzun farklı noktalarında çok değerli kutlamalarımız var. Aslında bayramı kutlamak, bir arada olmak, tarifi şöyle yapabiliriz. Milletimiz adına iyi günde, kötü günde bir olabilmek, birlikte olabilmek duygusunun en önemli anlarından birisi de bayramları kutlayabilmekte. Bayramları kutlayabilmekte derken bu coşkuyu hissedebilmekte. Bir de dünyada çok az millete nasip olan, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin belki ilk ışığını yakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun, milletin egemenliği kavramıyla insanlarımıza hediye edilmiş bir bayram haline gelmesi, dünyada çok az rastlanır bir şey. Cumhuriyet Bayramı’mız var, ülkelerin benzer kuruluş gün, bayramları var ama tematik anlamda baktığınızda çocuklara emanet edilmiş, gençlere emanet edilmiş 100 yıl önce. Bunlar, muazzam düşünceler.
“DÜNYADA HER ÇOCUĞUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ TALEP EDİYORUZ”
Çocuklara emanet edilen duyguya bakar mısınız? Milli egemenlik duygusuyla beraber çocukların bayramı. Yani çocukların aslında özgürlüğü. Bugün neyi haykırıyoruz? ‘Filistin’de çocuklar ölmesin’ diyoruz ya da başka savaş olan ülkelerde çocuklar savaşlarda katledilmesin, öldürülmesin istiyoruz. Aslında dünyada her çocuğun özgürlüğünü talep ediyoruz. Ata’mız ise 1920’deki Millet Meclisi’nin kuruluşundan sonra çocukların özgürlük duygusunu yaşayabilecekleri, hissedebilecekleri, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu, kula minnet etmemenin, bireysel olarak özgür olmanın, fikri hür vicdanı hür olmanın, aklın, bilimin ışığında hayata bakabilmenin bayramını ilan etmiş. Kime etmiş? Bu cennet vatanın her köşesindeki insanın evlatlarına. Hakkari’deki çocuklarımıza, Diyarbakır’daki çocuklarımıza, Artvin’deki çocuklarımıza, Edirne’deki, Kars’taki, Samsun’daki, Sivas’taki, Trabzon’daki, Antalya, Mersin, Gaziantep, Burdur, Uşak, İzmir… Fark etmiyor. Etnik köken fark etmiyor.
“23 NİSAN, MİLLETİMİZİN HER FERDİNE EMANETTİR”
Az önce bir evladımız yanımıza geldi. Annesi Afrikalı, babası Türk olan bir çocuğumuz ve bizim çocuğumuz. Onun fikri hür, vicdanı hür yetişmesi için bize bir çocuk emanet edilmiş. Onun için 86 milyon insanımızın coşkuyla ve gururla kutlaması gereken bir bayramdır 23 Nisan. Milletimize emanettir. Milletimizin her ferdine emanettir. Siyaset vesaire her şey bir kenara; milletimizin bir arada olma, bir olma duygusuna emanettir. Ben bu emaneti karşılamanın gururunu yaşıyorum ve burada, bu güzel anıtın önünde coşkuyla, duyguyla, yüksek duyguyla ve sorumluluk duygusuyla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutluyorum. Elbette içim neşeyle dolu ama aynı zamanda içim büyük sorumluluklarla dolu. Umarım bu memleketin evlatlarına, güzel bebelerine, çocuklarına mahcup olmayan yöneticiler oluruz. Muhtemeldir ki bir şehrin, bir ülkenin uygarlık seviyesi, çocuklarının ne kadar mutlu, huzurlu ve umutlu olduğuyla paraleldir. Biz umut ederiz ki, o çağdaşlık seviyesini bu milletin bütün evlatlarına yaşatan yöneticiler olalım. Bayramımız kutlu olsun.”
Alanda bulunan yabancı ülkelerden ve Türkiye’nin farklı noktalarından gelen çocuklarla hatıra fotoğrafları çektiren İmamoğlu, itfaiye ekipleri ile de selamlaştı.
]]>Avdagiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sanayi sektöründeki yatırımların arazi ve finansmanla desteklenmesi gerektiğini kaydederek, “Ülke olarak sanayide yeni bir faza geçmek istiyorsak, ihracatımızda yüzde 40’larda olan yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmak istiyorsak, bu destekleri hayata taşımak zorundayız.” diye konuştu.
Sanayi yatırımlarının büyümeye katkısının 2022’de yüzde 0,3 iken 2023’te 2,2 puana çıktığını dile getiren Avdagiç, yatırım iştahındaki bu artışın Türk sanayisi için umut verici olduğunu söyledi.
Avdagiç, geçen yıl yatırım harcamalarında 2022’ye göre reel olarak yüzde 10,7 artış yaşandığını anımsatarak, “Sanayi üretim endeksine baktığımızda da şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,5 yükseliş kaydettik. Böylece endekste yıllık bazda artış son 2 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’da sanayi arsası konusunda bir çalışma yaptıklarını kaydeden Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şöyle bir hedefimiz var: İstanbul’da sanayi arsası satın almak artık çok kolay değil. Var olan çok pahalı. Biz bütün Trakya’yı, Çanakkale, Bursa, Sakarya ve bütün çevredeki Organize Sanayi Bölgelerini canlı izleyen, OSB radarı gibi çalışacak bir sistem kurguluyoruz. OSB’lerle ilgili sanayi arsaları sorunu İstanbul’da çok büyük sorun. Bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmada İstanbul’un etrafındaki OSB’lerin yer aldığı bir proje hazırlayacağız. Nerede hangi OSB var, bunların fiyatları ne kadar… Bize gelip, ‘arsa bulamıyorum’ diyen üyelere yardımcı olacağız. Hangi OSB’de boş yer bulunduğunu, fiyatının ne kadar olduğunu, OSB’leri taradığımız bu çalışmayla ortaya koyacağız.”
“İlk çalışmamızı yaptık”
Şekib Avdagiç, İTO olarak oda üyelerinin organize sanayi bölgesi ihtiyacına yönelik projelerinin ilk çalışmasını yaptıklarını belirterek, “İstanbullu sanayiciye, ‘Sevgili kardeşim, senin için İstanbul’un etrafında 20 tane OSB var. Bunların bazıları özel amaçlı OSB, bazıları genel OSB’ diyeceğiz. Fiyatlarla ilgili bilgi vereceğiz. ‘Buralarda satın alabilirsiniz’ diye genel bir hinterlant bilgisi vererek bu işi biraz rahatlatmaya çalışacağız.” şeklinde konuştu.
Türkiye Hannover Sanayi Fuarı’nda üçüncü büyük ülke oldu
İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’nin sanayide elde ettiği başarının uluslararası fuarlara da yansıdığına işaret ederek, Almanya’da bugün başlayan ve İTO’nun 32 yıldır Türkiye mili katılımını yaptığı 75. Hannover Sanayi Fuarına Türkiye’den 153 şirketin katıldığını söyledi.
Türk şirketlerin, Hannover Sanayi Fuarı’nda ev sahibi Almanya ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer aldığını dile getiren Avdagiç, “Bu gurur verici. Hannover Messe 2024 Türkiye milli katılım organizasyonu 5 ayrı salonda yaklaşık 2 bin metrekarelik alanda toplam 80 katılımcı firma ile gerçekleştiriliyor. Fuara 73 Türk firması ise bireysel stantlarıyla katılıyor.” diye konuştu.
Avdagiç, “Tıpkı Hannover Fuarının 2024 temasındaki gibi, Türkiye sürdürülebilir sanayiye enerjisini veriyor. Hannover Messe endüstriyel dönüşüm fırsatlarının çekim noktası. Burada Türkiye’nin sıra dışı ve inovasyona dayalı ürünleriyle yer alması önem taşıyor. Burada atılan tohumlar, ne mutlu ki sektörün küresel bağlantılarını daha da kuvvetlendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Endüstride bir sonraki normale en hızlı şekilde adapte olmalıyız”
Şekib Avdagiç, teknolojik gelişmeler, iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimlerin küresel üretim ortamını değiştirdiğinden bahsederek, Türk girişimcisinin endüstride bir sonraki normale en hızlı şekilde adapte olması gerektiğini vurguladı.
Avdagiç, “İmalat firmalarımız geleceğe hazırlık için entegre teknoloji ve inovasyon stratejilerini daha yaygın şekilde benimsiyor. İmalatın geleceğini, her şeyin özünde insan ve otomasyon etkileşiminin yattığını unutmadan şekillendireceğiz.” diye konuştu.
Hannover Messe 2024’ün bu yılki ana temasının “Sürdürülebilir endüstriye enerji veriyor” olarak belirlendiğini anımsatan Avdagiç, “Fuarda öne çıkan endüstri trendleri arasında yapay zeka, karbon nötr üretim, iklim koruma, sürdürülebilirlik, endüstri 4.0, hidrojen ve yakıt hücreleri öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
Avdagiç, Türk sanayi şirketlerinin fuarın “otomasyon-hareket ve sürücüler”, “enerji çözümleri”, “mühendislik parçaları ve çözümleri”, “dijital ekosistemler” ile “Future Hub” olmak üzere 5 salonunda yer aldığını kaydederek, İTO’nun iştirakleri arasında yer alan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezinden 3 girişimcinin, Teknopark İstanbul’dan da 4 girişimcinin Future Hub bölümünde bulunduğunu sözlerine ekledi.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erciyes Dağı’nda Tekir Yaylası ve Çevresi Karbon Yutak Alanı Ağaçlandırma Töreni’ne katıldı. Bakan Özhaseki, yaptığı konuşmada, “Şehircilik meselesi başlı başına bir iş, kadim şehirlerimiz var. Bir taraftan da iklim değişikliğinin getirmiş olduğu her türlü sıkıntılarla baş etmek için hep birlikte mücadele ediyoruz. Bu mücadeleler içerisinde son dönemde kendimize iki tane daha vazife biçtik. Birisi depremin getirmiş olduğu hasarları giderebilmek. Bir diğeri de ileride olabilecek her türlü deprem gibi afetlere karşı buy ülkenin korunabilmesi meselesi. Birisi 1 yıldan fazla oldu 6 Şubat’taki afet. Herhalde Anadolu’ya geldiğimiz ilk andan itibaren başımıza gelen en büyük felaket. 18 tane il doğrudan veya dolaylı etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. yıkılan dükkan, konut, ardiye, depo gibi bağımsız birim sayısı 850 bin. Dile kolay, Anadolu ölçeğinde 5-6 tane vilayet demek. Maddi zarar 100 milyar doların üzerinde. Şehirlerin bazılarının merkezleri tamamıyla yok olmuş vaziyette. O şehirleri ayağa kaldırmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Şu anda bin 240 yerde şantiyemiz var, 4 bin 333 köyde köy evleri yapıyoruz. 76 bin kadar konutu teslim ettik, binlercesi devam ediyor. Bundan sonra da her ay 10, 15, 20 bin konutu depremzedelere vermeye devam edeceğiz. Oradaki insanların evlerine kavuştuklarında yüzlerindeki mutluluğu görmek bizim en büyük sevincimiz. Bazen ev çıkmadığı için hüzünlenenler oluyor. Onlara diyorum ki; merak etmeyin. Cumhurbaşkanımız söz verdi, bizler de sözün arkasında duruyoruz. Bu ay çıkmazsa diğer ay çıkar, olmadı sonraki ay çıkar merak etmeyin. Bu evler bitinceye kadar buradayız. Biz seçimlik, mevsimlik insanlar değiliz. Söz verip de kaybolanlardan değiliz. Milletimizi seviyoruz. Onun içindir ki gece, gündüz demeden uğraşıyoruz. Evlerinizi teslim edeceğiz” dedi.
” İzmir’imizi, İstanbul’umuzu ayağa kaldırabilmenin mücadelesini yapıyoruz”
Bakanlık olarak yapıları depreme dirençli hale getirmek için uğraştıklarını ve bu çerçevede İstanbul için 485 milyar TL’lik bütçe açıkladıklarını sözlerine ekleyen Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Bir taraftan da bir başka iş olarak kendi üzerimize aldığımız sorumluluğumuz gereği ne kadar yapımız varsa tamamını afetlere karşı dirençli hale getirmeye uğraşıyoruz. Bu da başlı başına bir iş. İstanbul için proje açıkladık. Orta vadeli bütçede tam 485 milyar liralık bir destekle İstanbul’u dönüştürmeye gayret edeceğiz. Oradaki birçok sorumluluk sahibi belediye başkanının, ilçe belediye başkanlarının umurlarında olmayabilir, ciddiye de almayabilirler. Ama bizler sorumluluk sahibi insanlarız. Olabilecek bir afetin nasıl bir sonuç doğurabileceğini çok iyi biliyoruz. Onun için gece, gündüz demeden gerek İzmir’imizi, gerek İstanbul’umuzu gerekse afete maruz kalabilecek bütün şehirlerimizi ayağa kaldırabilmenin mücadelesini ve programını yapıyoruz. İnşallah bunda da başarılı olacağız.”
Açıklamaların ardından Bakan Özhaseki, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve programa katılanlar ağaç dikti. – KAYSERİ
]]>İBB Meclisi nisan ayı üçüncü oturumu, Meclis 1. Başkanvekili Nuri Aslan başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun faaliyet raporunu sunmasının ardından siyasi partilerin grup başkanvekilleri, rapor hakkında konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul, İmamoğlu’nun İstanbul halkına 150 kreş sözünü tamamlamasını istedi.
İmamoğlu’nun vaatlerine değinen Okul, “‘Her biri 250 yatak kapasiteli 10 huzurevi açacağız’ denmiş. Sadece bana gelen bilgi, bir tanesi açıldı, diğerinin ise sadece temeli atıldı. İstanbul’da özellikle kadınlarımızın istifade ettiği İSMEK’ler. Büyükşehir yönetimini devraldığınızda İSMEK’lerin sayısı İstanbul’da 264’tü. Şu an gelinen noktada bu sayı ne yazık ki 163’e düşmüştür. İSMEK’lerle ilgili planınız nedir? Planınızı lütfen halka şeffaf bir şekilde anlatın. Yavaş yavaş İSMEK’leri yok etmek mi? Bununla ilgili samimiyetle ilgili kaygılarımız var.” ifadelerini kullandı.
AK Parti döneminde İstanbul’da 11 milyona yakın ücretsiz yemek dağıtıldığını, bugün ise bu rakamın 9,5 milyona düştüğünü anlatan Okul, 1,5 milyon eksik ücretsiz yemek dağıtıldığını, Kent Lokantaları’nda uygun fiyatlı 1,6 milyon yemeğin satıldığını hatırlattı.
İstanbul’da kişi başına düşen yeşil miktarının üç katına çıkarılacağının vadedildiğini ama bugün gelinen noktada kişi başına neredeyse bir metrekareden daha az yeşil alan artışı sağlandığını dile getiren Okul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“40 semte 40 doğumevi, 20 kadın sağlık tarama merkezi, 10 çocuk sağlık merkezi. Gören var mı? Ben görmedim. Eğer yaptılarsa lütfen açıklasınlar kamuoyuna. 30 yüzme havuzu, 30 kapalı spor salonu. Gören varsa lütfen burada bizlerle paylaşsın. 100 bin araçlık kapalı otopark. Bunu açık olarak sağlamak bile gerçekten İstanbul’da zor. Bu 100 bin kapalı otoparktan haberi olan varsa lütfen bizle paylaşsın. 12 şehir tiyatrosu, 15 yeni müze vaatlerinden kaç tanesi hayata geçti? 70 kilometre uzunluğunda yaşam koridoru. Gören varsa ben bütün ekibi alıp yürüyüşe gideceğim oraya.”
TEM Otoyolu’na “Megabüs” yapılacağının vadedildiğini hatırlatan Okul, “9 füniküler hattı, 2 şehirler arası otogar, Esenler Otogarı bilim ve teknoloji üssü olacağı” vaatlerinin nerede olduğunu sordu.
Sosyal konut ve kentsel dönüşüm konusundan bahseden Okul, “sahipsiz köpek” sorunu konusunda belediyelerin ilgilenmesini önerdi.
Okul, “Bir konuda gerçekten Büyükşehir ekibi çok başarılı. Bu vaadi İstanbul Hayal Fabrikası. Bu konuda gerçekten çok başarılı belediye. Fakat İstanbul’un 5 yılı gitti. Çok büyük emekler vardı. İstanbul bir dünya şehri, bir mega şehir. 16 milyon resmi nüfusu olan, gayriresmi nüfusu çok daha fazla olan bir mega şehir. Bu şehri siz hayallerle algıyla yönetemezsiniz. Bu kadim şehrin, devasa sorunları var. Bunların ivedilikle çözümüyle ilgili adım atmazsanız 5 sene sonra bu şehirde nefes alamayacağız.” ifadelerini kullandı.
İSKİ’nin yatırım yapması gerektiğini belirten Okul, “5 sene içinde İstanbul’a 1 litre yeni su taşımadınız. Yerden yere vurduğunuz Melen Projesi İstanbul’un suyunun yarısını sağlayan proje. Trafik için de çok acil yatırımlar yapılması gerekiyor. Üst geçitler, alt geçitler, kavşaklar. Bu yatırımlara başlamazsanız 5 sene sonra İstanbul’da trafik hızınız, dünyanın en düşük seviyesine çıkacaktır.” dedi.
“Algısal faaliyetlerin yoğunlukta olduğunu pekala söyleyebiliriz”
MHP Grup Başkanvekili Orkun Ayhan, faaliyet raporunda yer alan faaliyetlerin gerçekte İstanbullulara ne kadar dokunduğu hususunun irdelenmesi gerektiğini söyledi.
Ayhan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin geride bıraktığımız 1 yılına değil, 5 yılına baktığımızda, gerçek hizmetlerin sembolik düzeyde kaldığını, algılara yönelik faaliyetlerin ise yoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla geride bıraktığımız 4 yılda olduğu gibi geçtiğimiz yılda da algısal faaliyetlerin yoğunlukta olduğunu pekala söyleyebiliriz.” diye konuştu.
İstanbul’da günübirlik rutin hizmetlerin dışında kentin geleceğine dönük projeler üretilmediğini dile getiren Ayhan, şunları kaydetti:
“Örneğin geçtiğimiz 5 yılda, İstanbul için devasa su kaynakları oluşturmak için yapılabilecek barajları konuşmak varken, mevcut yönetim Hamidiye Su’yun alt marka oluşturma adı altında ismini değiştirme tartışmaları ile gündemi meşgul etmiştir. Mesela Sayın Başkanın, 2019’da söz verdiği Hızray Projesi’nin hayata geçirilmesi yerine kendinden önceki yönetim döneminde yapılan metroları da hesaba katarak, kim ne kadar metro yaptı, bunun yarışına girilmiştir. Halbuki bunun İstanbullu hemşehrilerimize herhangi bir faydası yoktur.”
Trafik, toplu ulaşım ve otopark sorunlarına değinen Ayhan, “İstanbul gibi dünya çapında öneme sahip bir şehrin, trafik ve ulaşım sorunlarıyla bu denli boğuşuyor olması kabul edilemez. İBB yönetimi, sorumluluklarını yerine getirerek şehrin trafik ve ulaşım altyapısını köklü bir şekilde iyileştirmek için harekete geçmelidir.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un büyük bir deprem riski taşıdığını belirten Ayhan, bu nedenle etkin bir kentsel dönüşüm programının hızlıca hayata geçirilmesinin önemli olduğunu, ama İBB yönetimi tarafından yürütülen çalışmaların, beklenen hız ve etkinlikten oldukça uzak kaldığını vurguladı.
Ayhan, “Geride bıraktığımız yıllarda, İBB yönetimi gerçekten canla başla iş yapmak yerine, ‘yapıyormuş gibi yapma’ belediyeciliğini tercih etmiştir. Bizim düşüncemiz budur.” dedi.
İBB yönetiminin seçim vaatlerine değinen Ayhan, 150 yeni kreş vaadinden 66’sının gerçekleştirildiğini, evsizler için vadedilen barınma evlerinin ise sadece birer hayal olmaktan öteye geçemediğini, yaşlılara evde sağlık hizmetlerinde 2019’un gerisinde sayılarda hizmet verildiğini, evde bakım hizmeti kapsamında doktor muayenelerinin, hemşire muayenelerinin düştüğünü ifade etti.
“Megabüs, fizibil olmadığı için zaten vazgeçildi”
CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar ise MHP ve AK Parti grup başkanvekillerinin bu konuşmalarını seçimden önce mi hazırladığını sordu. Sakalar, “İstanbul halkı, aslında burada başkanımızın 2023 yılı faaliyetini de 2019-2024 yılları arasındaki faaliyetini oyladı. 4 milyon 432 bin 292 oy ile faaliyete onay verdi İstanbul halkı.” ifadelerini kullandı.
Megabüs projesinden bahseden Sakalar, şunları söyledi:
“Megabüs, fizibil olmadığı için zaten vazgeçildi. Hızray projemiz var. Hızray’da çalışılıyor. Raylı sistemler daire başkanlığımız, defalarca bunu anlattı. Ulaştırma Bakanlığına da projeleri sunuldu. Önümüzdeki dönemde yapılacak, emin olun hepsi tamamlanacak.”
Anne Kart ve süt dağıtımı projelerinden bahseden Sakalar, bu projelerin halka dokunduğunu belirterek, hak temelli sosyal belediyecilik yaptıklarını ifade etti.
Faaliyet raporu kabul edildi
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, İBB 2023 yılı faaliyet raporu 171 kabul, 115 ret oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2023 yılı ‘Faaliyet Raporu Sunumu’nu gerçekleştirdi. Önceki dönem görev süreleri boyunca, belirli kişi ve grupları koruyup, kollama anlayışı içerisinde olmadıklarını, bundan sonra da olmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu, “Ne yaptıysak, hukuk ve dürüstlük içerisinde yaptık. O nedenle, 5 yıl boyunca, tam 1.019 teftiş ve incelemeden alnımızın akıyla çıktık. Ülkemizin tarihinde, hiçbir belediyeye karşı böylesine bir teftiş dönemi ve teftiş süreci yaşatılmamıştır. Bu bir rekordur” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2023 yılı “Faaliyet Raporu Sunumu”nu gerçekleştirdi. İmamoğlu, Meclis Başkanvekili Nuri Aslan’ın yönettiği toplantı öncesinde CHP, AKP ve MHP gruplarını ziyaret etti. Saraçhane’deki Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan İmamoğlu, “Önceki yıllarda olduğu gibi, 2023 de bizim için, her günü hizmetle, icraatla, yatırımla dolu bir yıl olması gurur vesilemiz olmuştur. Bir yandan, İstanbul’un geçmişten bugüne gelen büyük sorunlarına çözümler ürettik, bir yandan da şehrimizi geleceğe hazırladık. Ne yaptıysak ortak aklın, bilimin yol göstericiliğinde, hemşerilerimizin ihtiyaç ve taleplerine uygun olarak yaptık. Siyasi hesaplarla hiçbir zaman davranmadık. Asla belirli kişi ve grupları koruyup kollama anlayışı içerisinde de olmadık. Olmamaya da devam edeceğiz. Her zaman çok çalışkan, gayretli ve adaletli olduk. Gayretli ve adaletli olmanın İstanbul’a bereket getireceğini bilen bir ekibiz” dedi.
“2023, bu inancımızın kanıtlandığı bir yıl oldu” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“NE YAPTIYSAK, HUKUK VE DÜRÜSTLÜK İÇERİSİNDE YAPTIK”
“Ne yaptıysak, hukuk ve dürüstlük içerisinde yaptık. O nedenle, 5 yıl boyunca, tam 1.019 teftiş ve incelemeden alnımızın akıyla çıktık. 1.019 teftiş ve incelemenin bir Türkiye rekoru olduğunu da burada sizlerle paylaşmak zorundayım. Ülkemizin tarihinde, hiçbir belediyeye karşı böylesine bir teftiş dönemi ve teftiş süreci yaşatılmamıştır. Bu nedenle bu, bir rekordur. Ama şunu söyleyeyim: Milletimiz biliyor ki; benzeri görülmemiş yoğunluktaki bu teftişler, bize yönelik itibarsızlaştırma çabalarının bu şekilde yönetilmesi, yönlendirilmesi, beklenilen sonucu vermemiştir. Yeni dönemde bu tür tavır ve davranışların işe yaramadığının ve buna dönük hamlelerin yapılmasının, en azından kasıtlı süreçlerin işletilmesinin doğru olmadığını, karar alanları dahi zor durumda bıraktığının farkına varılacağını ve ders çıkarılacağını umuyorum.
“İLGİLİ MAKAMLARA, KONU İSTANBUL OLDUĞUNDA, KOŞA KOŞA GİTMEYE HAZIRIZ”
23 Haziran 2019 İstanbul seçimleri, milletin iradesini yok saymaya kalkanlar için ibretlerle doluydu. 31 Mart 2024 seçimleri de yerel yönetimleri ‘bizden olan ve olmayan’ diye ayırmanın, ‘Bizim adaylarımıza oy vermezseniz hizmet alamazsınız’ demeyenlerin, bu anlamda milleti tehdit etmeyenlerin kendisinden kabul etmediği kişileri ya da kurumları, kuruluşları cezalandırma anlayışıyla hareket etmeyenlerin ve buna karşı duranların, açık ve net ifade edeyim, kazandığı bir seçim olmuştur. O bakımdan bu ve benzeri davranışları ya da bu dili kullananlar açısından da ibretlerle dolu bir seçim olmuştur 31 Mart 2024 seçimi. Milletin verdiği dersin, umuyorum ki anlaşılacağını ve herkesin bu anlamda gereğini yapacağını umut ederim. Merkezi hükümetle, yerel yönetimler arasında hizmet üretme ve sorun çözmeye odaklı, uyum ve işbirliğini hedefleyen yeni bir anlayışın en üst seviyede hakim olmasını diliyorum. Biz bu yolda, her zaman olduğu gibi, dünden hazırız ve üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız. ve üzerimize düşen görevi, en üst seviyede yapmaya, ilgili makamlara, konu İstanbul olduğunda, koşa koşa gitmeye hazırız.
“YAPTIĞIMIZ DEVASA İŞLERİ KÜÇÜK GÖRMEYE, YOK SAYMAYA VE HATTA BİRKAÇ ADIMA SIĞDIRMAYA KALKAN SİYASET ANLAYIŞI 31 MART’TA TARİHE GÖMÜLMÜŞTÜR”
2023, Büyükşehir Belediye yönetiminin icraatçı ve halkçı karakterinin daha da iyi görüldüğü, daha da güçlü hissedildiği bir yıl oldu. Sosyal adaletin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla, ‘kente özen ve insana saygı’ anlayışıyla uyguladığımız halkçı politikaların, ne kadar doğru ve etkili olduğunu hep birlikte yaşadık ve gördük. Son derece yoğun, yenilikçi, özenli sosyal politikalarla büyük bir fark yarattık, güçlü bir model oluşturduk. ‘İstanbul Modeli’ni her alana yaydık. 2019’da ‘Sosyal destekleri kesecekler’ diye aleyhimizde kara propaganda yapanların, bu durumdan gerekli dersi çıkarmalarını ve artık yeni bir siyaset mücadelesi ve dilini benimsemelerini diliyorum. Metro yapımında ulaştığımız olağanüstü başarılarla, gerçekleştirdiğimiz büyük çevre ve altyapı yatırımlarıyla, icraatçılık vasfımızı da çok net bir şekilde milletimizin huzurunda ortaya koyduk. Yaptığımız devasa işleri küçük görmeye, yok saymaya ve hatta birkaç adıma sığdırmaya kalkan siyaset anlayışı da 31 Mart’ta artık tarihin sayfalarına gömülmüştür.
“MECLİS ÜYELERİ HUZURUNDA SÖZ VERİYORUM”
Hakikat üzerinden ve sadece vatandaşın menfaati gözetilerek yapılacak muhalefete, bilimsel ve sağduyulu eleştirilere, tüm yöneticilerin ihtiyacı vardır. Yeni dönemde, Meclisimizin de bu açıdan ve bu bakış açısıyla çok doğru ve güzel bir sınav vermesini diliyorum. Bu kapsamda, sadece bu mecliste muhalefet edenlere ya da muhalefet görevini elde edenlere değil, iktidar olduğunu düşünen Cumhuriyet Halk Partisi grubuna da benzer yönde tavsiyelerimi yapmaktan hiçbir zaman çekinmedim, çekinmeyeceğim. Zira katılımcı bir modelin daha fazla kapsayıcı, daha fazla bir arada iş üretme, daha fazla birbiriyle diyalog kurarak, işleri ilgili komisyonlarda konuşma, görüşme noktasında 39 ilçe belediyesiyle eş güdüm şeklinde çalışma bilincinin, her belediyeye yansıtılması noktasında, işbirliği seviyesini en üst seviyeye taşıma noktasında da ben üzerime düşenleri yapmaya, burada bütün Meclis üyeleri huzurunda söz veriyorum. Benzer uygulamaları da yine başta Cumhuriyet Halk Partisi grubu olmak üzere, burada bulunan bütün siyasi parti gruplarının da vermesi gerektiğinin altını çiziyorum.
“İSTANBUL’UN YOL HARİTASINI HAZIRLAYAN İSTANBULLULARDIR”
Faaliyetlerimizi 10 başlık altında özetlemeye çalışacağım. Bu 10 başlık, aynı zamanda bizim İstanbul’a kazandırmaya ya da güçlendirip pekiştirmeye çalıştığımız özelliklerdir. Bu başlıkların her biri, İstanbul’u refaha ve mutluluğa kavuşturacak yol haritasının önemli parçalarıdır. Biz, kendimizi bu yol haritasını harfiyen uygulamakla yükümlü görüyoruz. Ama haritayı belirleyen biz değiliz. İstanbul’un yol haritasını ya da tam adıyla söyleyecek olursak, gerek ‘İBB 2020 – 2024 Stratejik Planı’nı ve gerekse ‘İstanbul Vizyon 2050 Strateji Belgesi’ni hazırlayan İstanbullulardır. Vizyon 2050 Strateji Belgesi, farklı uzmanlık alanlarından bilim insanları, sivil toplum örgütleri, kamu ve özel sektör temsilcileriyle, gündeminde İstanbul olan paydaşların katılımıyla, 2 yıldan fazla bir sürede hazırlandı. Tam anlamıyla katılımcı, ortak akla ve rızaya dayanan bu belgede, 20.000’den fazla İstanbullunun etkin emeği vardır.
“BİZE EMANET EDİLEN BÜTÇEYİ NASIL KULLANDIĞIMIZIN HESABINI VERMEK İSTİYORUM”
İstanbullularla belirlediğimiz hedefler doğrultusunda neler yaptığımıza geçmeden önce, bize emanet edilen bütçeyi nasıl kullandığımızın hesabını sizlere vermek istiyorum. Göreve geldiğimizde, ‘Mali disiplin ve adil kaynak dağılımı esasına dayanan bütçe disiplinimiz, bizim için önemli bir kalite göstergesidir” demiştik. İBB, bu anlayış içinde, 2023 yılında da adil ve disiplinli bütçe yönetimi sayesinde başarılı bir finansal performans sergilemiştir. 5 yıllık dönemimizde; 101 milyar 745 milyon TL yatırım yaptık. Hane halkına 33 milyar 425 milyon TL’lik cari transfer gerçekleştirdik. 115 milyar 380 milyon TL ile ulaşımı destekledik. Çevre için 31 milyar 540 milyon TL kaynak kullandık. Sağlık ve sosyal hizmetler için kullandığımız kaynak 25 milyar 475 milyon TL. Spor, kültür, eğitim hizmetlerimiz için gerçekleştirdiğimiz harcamalarımızın toplamı 19 milyar 645 milyon TL. 37 milyar 545 milyon TL raylı sistemlerimize sermaye yatırımı yaptık. Fen İşleri eliyle 29 milyar 945 milyon TL sermaye yatırımı gerçekleştirdik. Yol yapım ve bakımı için gerçekleştirdiğimiz harcama, 14 milyar 355 milyon TL. Ulaşımı bu dönemde 21 milyar 415 milyon TL ile sübvanse etmek durumunda kaldık.
“ALTERNATİF FİNANSMAN KAYNAĞI YARATMA KONUSUNDA ÜLKEMİZE ÖRNEK OLDUK”
Bütün bunları, ülke yönetiminin akıl dışı ekonomi politikalarının yol açtığı anormal seviyedeki kur ve fiyat artışlarına rağmen gerçekleştirdiğimizin de altını çizmek istiyorum. Kaynaklarımızı doğru yönettiğimiz için hem borçlandığımızdan daha fazla borç geri ödemesi yaptık hem de İstanbul’un her yanında ciddi ve büyük yatırımları bu süreç içerisinde gerçekleştirdik. Alternatif finansman kaynağı yaratma konusunda ülkemize örnek olduk. Belediye olarak, yerel yönetimlerde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, uluslararası standartlarda ‘Yeşil Finansman Çerçeve Metni’ni hazırladık ve yayınladık. Bu doğrultuda, yalnızca ülkemizin değil, bölgenin de ilk yerel ‘Yeşil Bono’sunu ihraç ederek, yerel yönetimlere alternatif finansman konusunda çok örnek bir işi başardık. Göreve geldiğimiz 2019 Haziran’ından bu yana iç ve dış borç geri ödemelerinde çok yüksek bir performans sergiledik. Pandemiye, her türlü kesintiye ve makro ekonomik çöküşe rağmen, İBB’nin borçlarını, döviz cinsinden azalttık. Bu zor koşullarda ve zor dönemde, bütçemize kesinlikle bereket getirdik.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, İBB’ye devrettiği hatların paralarını, önceki dönemlerde uzun yıllara yayarak, kendilerinden ise 10 gibi kısa bir sürede tahsil ettiğini hatırlatan İmamoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
“BU UYGULAMA, KAMU VESAYET GÜCÜNÜN, PARTİZAN VE VİCDAN DIŞI BİRUYGULAMASIDIR”
Bu anlamdaki işler, 10 ayda geri ödediğimiz işler, daha önce 16 yıl, 17 yıl, 18 yılda geri ödemesi planlanan işlerdir. Yani 16’yı, 18’i, 20’yi; 12’yle çarpın. Yaklaşık 240 ay yapar. Bizden ise 10 ayda geriye ödemesi alınarak, tahsil edilmiştir. Bu garabeti sergiledikleri, bir gerçektir. Bunun altını çizmem lazım. Bir başka örneği de görülmemiş bir durumdur. Bu uygulama, gerçekten kamu vesayet gücünün, partizan ve vicdan dışı bir uygulamasıdır. Kelimenin tam anlamıyla, kesinlikle ve kesinlikle, görevi kötüye kullanmaktır. Biz kendimiz, aynı ihaleleri, belki çok düşük fiyata, çok daha uzun vadeye ve çok daha standardı yüksek şekilde yapabilecekken, hükümetimizin bu adaletsiz uygulamasını, milletimizin dikkatine tekrar sunuyorum. Bu anlamda da geri adım atılmasını ve bu işin düzeltilmesini, İstanbul halkı adına tekrardan talep ediyoruz. ve insaf düzeyini aşan, gerçekten vicdanen değerlendirildiğinde, bir kamu finansmanı vesayeti şeklinde yorumlanan bu uygulamaya son vermesini diliyorum.
10 HEDEFİ AÇIKLADI
Bize emanet edilen kamu kaynaklarını, kamu yararı ve mali disiplin esaslarını gözeterek, 2050 Vizyonu çerçevesinde belirlenen şu 10 hedefe ulaştırmak için harcamaya devam edeceğiz:
Adil İstanbul
Ulaşılabilir İstanbul
Yeşil İstanbul
Yaratıcı İstanbul
Tarihi Mirasa Sahip Çıkan İstanbul
Afetlere Dayanıklı İstanbul
Olimpik Kent İstanbul
Girişimcilik ve Teknoloji Kenti İstanbul
Gıda ve Su Güvenliğini Sağlayan İstanbul
Özgür, Demokratik ve Lider İstanbul.”
Tüm başlıkların altını detaylı bir şekilde dolduran İmamoğlu, iştirak şirketlerinin mali durumlarına da ayrı paragraf açtı ve şu bilgileri paylaştı:
“2023 YILINI, BELTUR VE METRO İSTANBUL DIŞINDAKİ 28 ŞİRKETİMİZİN TAMAMI KARDA KAPATMIŞTIR”
“İştirak şirketlerimizin satış gelirleri, 2023 yılında, 2018 yılına kıyasla, 6,1 kat artarak, 109 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2023 yılında vergi öncesi kar, 2018 yılına kıyasla 4 katına yakın artarak, 4,9 milyar TL gerçekleşmiş olup, vergi öncesi karlılık yüzde 4,5’tur. 2023 yılında yatırımlar, 2018 yılına göre yaklaşık 6 kat artarak, 4 milyar TL seviyesinde gerçekleşmiş, şirketlerin öz kaynakları da 2018 yılına göre 11 kat artarak, 107 milyar TL’ye ulaşmıştır. Şirketleri devraldığımız 2019’un ilk yarısı sonunda 14 şirket zarardayken, bu şirketler verimli ve etkin yönetim ile karlı hale getirilmiş olup, 2023 yılını, BELTUR ve Metro İstanbul dışındaki 28 şirketimizin tamamı, karda kapatmıştır. Bu sonuçta, sundukları hizmeti yüksek enflasyona rağmen vatandaşa makul fiyatlarla arz etme politikasının önemli bir etkisi olduğunun altını çizmek gerekir. BELTUR’un zarar etmesinde, EYT kaynaklı 61 milyon TL kıdem tazminatı yükü, ayrıca Galata Kulesi’nin ve Devlet Hastaneleri’nin BELTUR’dan alınmasının etkili olduğunun altını çizmek gerekir. Metro İstanbul’un karlılığı ise, bilet fiyatlarının ve belirlenen sübvansiyon tutarlarının, enflasyon kaynaklı maliyet artışlarının mecliste karşılanmamasından kaynaklı olduğunu da belirtmekte fayda var.
“HESAP VERMEYE YANAŞMAYAN ANLAYIŞA SON VERDİK”
Buraya kadar, 2023 yılı faaliyetlerimizi sayılarla, verilerle özetlemeye çalıştım.100 bine yakın kişinin emek verdiği, ülkemizin en büyük kamu kurumlarından biri olan İBB’nin şehrimize katkılarını, sadece sayılar üzerinden anlamak ve anlatmak mümkün değil elbette. Birlikte yaşam kültürü, kentlilik ve vatandaşlık bilinci, yöneticilik ahlakı gibi değerler açısından da bu şehre köklü dönüşümler yaşattığımız bir dönemi geride bıraktık. Örneğin; adalet kavramının kentsel yaşamın temellerinden biri olarak görülmesini sağladık. İmkansızlıklar nedeniyle süt içemeyen, okul öncesi eğitim alamayan çocukların; öğle yemeklerini çoğu zaman geçiştirmek durumunda kalan işçilerin, öğrencilerin, emeklilerin yaşadıklarını, büyük bir adaletsizlik olarak gördük ve ortadan kaldırmak için gayret sarfettik, sarfetmeye devam edeceğiz. Hesap vermeye yanaşmayan, kamu kaynaklarını vicdansızca kullanan, vatandaşın yönetime demokratik katılımına engeller koyan anlayışa bu dönemde son verdik.
“YAPMADIKLARIMIZ”
Kamuya ait binaların, meydanların, sahillerin, yeşil alanların vatandaşların kullanımından kaçırılıp, belirli kişi ve gruplara tahsis edilmesini, büyük bir adaletsiz olarak gördük ve bununla mücadele ettik, etmeye devam edeceğiz. Kadınların çalışma hayatından dışlanmasını, tüm inanç gruplarına eşit hizmet verilmemesini, siyasi görüşleri, kökenleri, yaşam tarzları nedeniyle, hemşerilerimizin eşit hizmet alamamasını bir adaletsizlik olarak gördük ve gidermek için çok çalıştık. Halkçı belediyecilik anlayışıyla yaptıklarımızın asla bir lütuf olmadığını, bu şehrin asıl sahibinin 16 milyon İstanbullu olduğunu bilerek hizmet ettik. Yöneticiliğin; en temelde, milletin parasını millete vermekten, halka ait olanı halkın kullanımına sunmaktan ibaret bir iş olduğunu bilerek hizmet ettik ve bunu her zaman vatandaşlarımıza anlattık. Sadece yaptıklarımızla değil, yapmadıklarımızla da İstanbul’a hizmet ettik. Örneğin; partizanlık yapmadık. Kişiye, parsele özel imar düzenlemeleri yapmadık. Çevreye zarar verecek tek bir projeyi hayata geçirmedik.
“İSTANBUL’DA, 2019’DAN BERİ BİR ZİHNİYET DEVRİMİ YAŞANIYOR”
İstanbul’da, 2019’dan beri, bir zihniyet devrimi yaşanıyor. Kentli olmanın, vatandaş olmanın, yönetici olmanın anlamı yeniden tanımlanıyor. Siyasetin anlamı ve işlevi, yeniden tanımlanıyor. İstanbullular bu gerçeği, bizzat yaşayarak gördüler ve bu siyaset anlayışının devamı yolunda güçlü bir onay verdiler. Bu anlayışın kök salması için bize ‘tam yol ileri’ emrini verdiler. Biz her zaman, her ortamda, meydanlarda söyledik. Bu emri veren halkımızın, zaten emir vermekte tek yetkili kurum olduğunu söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Emri halkımızdan alacağız. Yeni dönemdeki sorumluluğumuzun ne kadar büyük ve ağır olduğunun farkındayız. Artık biz, bu süreçten sonra, kendi kendimizin rakibiyiz. Bizden önceki 25 yıllık dönemin değil, geçtiğimiz 5 yılın performansını artırmak zorunda olan bir ekibiz. Bu, ulaşılması daha zor ve daha büyük bir hedeftir. Ama biz de artık çok daha tecrübeli, çok daha iddialı ve kararlıyız. Deneyimli kadrolara sahibiz. 16 milyon İstanbullunun iradesiyle, sevgisiyle, desteğiyle çok daha güçlü ve inançlıyız.
“DOĞRU YOLDA YÜRÜMEMİZİ SAĞLAYAN 16 MİLYON İSTANBULLUYA ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM”
Eminim ki, Belediye Meclisi’mizde muhalefet görevini üstlenen değerli arkadaşlarımız da İstanbulluların sandıkta verdiği mesajı en doğru şekliyle anlamışlardır. İnanıyorum ki, bu kadim şehre hizmette birlikte, çok doğru ve güzel işlere imza atacağız ve hemşerilerimizin gönlünde çok müstesna bir yere hep birlikte sahip çıkacağız. Bu inançla, yaptığımız her işe emekleriyle can veren, ruh katan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm kademelerindeki mesai arkadaşlarıma ve ailelerine çok çok teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz dönemde birlikte çalıştığımız, tüm değerli Büyükşehir Belediye Meclis üyelerimize buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Şehirlerine ve haklarına sahip çıkarak bizi yönlendiren, doğru yürümemizi sağlayan ve bizimle beraber İstanbul’un muhafızı olmaya devam eden 16 milyon İstanbulluya şükranlarımı sunuyorum”
]]>-Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, “Hızlı tren ile Sivas-İstanbul arasında bir köprü kuracağız”
SİVAS – Türkiye’nin önemli ulaşım projelerinden biri olan Yüksek Hızlı Tren hattı, Sivas ile İstanbul arasında kesintisiz seyahat imkanı sunacak. Türkülere konu olan Sivas’ın yollarına, İstanbul’a seyahat süresi otobüsle yaklaşık on dört saat sürerken 4 Mayıs’ta başlayacak olan aktarmasız Sivas-İstanbul seferi ile bu seyahat süresi yaklaşık yedi saate kadar düşecek.
26 Nisan 2023 tarihinde açılan Ankara – Sivas Yüksek Hızlı tren hattı 12 saat süren demiryolu seyahat süresini 2,5 saate indirdi. Yüksek Hızlı Tren seferleri vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. 4 Mayıs’ta hizmete başlayacak aktarmasız Sivas – İstanbul seferleri için geri sayım başladı.
“Akrabalık ilişkileri güçlenecek”
Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun hızlı tren sayesinde akrabalık ilişkilerinin güçleneceğini ifade ederek “Sivaslıların Sivas dışında en çok yaşadığı il İstanbul. Sivas’ta 650 bin civarında yaşayan Sivaslı varken İstanbul’da 754 bin Sivaslı yaşıyor. Bu seferlerin açılmasıyla birlikte İstanbul’daki hemşerilerimiz memleketlerine çok daha hızlı şekilde kavuşacaklar. Bu durumun şehrimize çok büyük avantajları olacak. En büyük avantajlarından biri akrabalık ilişkilerimiz güçlenecek. İkinci olarak şehrimizde turizm anlamında çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Sivas kadim bir şehir. Bir zamanlar Selçukluya başkentlik yapmış. Osmanlı devletine eyaletlik yapmış. Cumhuriyetin temelinin atıldığı bir şehir. Aslında baktığımızda kültürel ve tarihsel açıdan çok zengin bir yapıya sahibiz. Sadece Sivaslılar değil Sivas dışında İstanbul’dan Eskişehir ve Ankara’dan çok sayıda Sivas’ı görmek isteyen vatandaşlarımızın da hızlı trenle Sivas’a ulaşacaklarını düşünüyorum. Bu çalışmalar için ulaştırma bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
“Hızlı tren ile Sivas-İstanbul arasında bir köprü kuracağız”
Sivaslıların özellikle Sivas’a karşı müthiş bir muhabbeti olduğunu belirten Başkan Uzun, “Özellikle Sivas’a özlem duyan, Sivas’a karşı muhabbet besleyen, hayatının bir dönemini Sivas’ta geçirmiş olan vatandaşlarımızın hızlı bir şekilde geleceklerini düşünüyorum. Bunlarla birlikte şehrimize bir köprü kuracağız. Bunu da Yüksek Hızlı Tren ile sağlayacağız. Hızlı tren istasyonun olduğu bölge de acil bir otopark ihtiyacımız var gerekli değerlendirmelerimizi yaptık. Hızlı trenle Sivas’a gelen vatandaşlarımızı güzel bir ortamda karşılamak istiyoruz. Hem otopark hem de Sivas’ı tanıtan kültürel yemekler, tarihi ve geleneksel eşyalara kadar o alanı hazırlayacağız. Böylece şehrimize gelen misafirlerimiz güzel bir alanla karşılaşacaklar. 4 Mayıs itibarıyla artık hızlı tren seferleri aktarmasız şekilde başlıyor. İstanbul’da yaşayan Sivaslı hemşerilerimizi Sivas’a bekliyoruz. Çay içmeye, kahve içmeye bekliyoruz. Şimdiden kendilerini davet ediyoruz. Sivas’a sahip çıkalım. Sivas’ın insanı çok vefakar. Hızlı tren ile Sivas-İstanbul arasında bir köprü kuracağız” şeklinde konuştu.
“Bu hizmete gereksiz diyenler ülkeye zarar veren kişilerdir”
Sivaslı vatandaşlar ise, “Milletimize ve devletimize hayırlı olsun. Çok memnun olduk. Bu zamana kadar Sivas’a yapılan en büyük hizmetlerden biri bu oldu. Hem maddi hem de manevi açıdan çok iyi oldu. Bu hizmete gereksiz diyenler Sivas’ı sevmeyenler ve ülkeye zarar veren kişilerdir” dedi.
]]>26 Nisan 2023 tarihinde açılan Ankara – Sivas Yüksek Hızlı tren hattı 12 saat süren demiryolu seyahat süresini 2,5 saate indirdi. Yüksek Hızlı Tren seferleri vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. 4 Mayıs’ta hizmete başlayacak aktarmasız Sivas – İstanbul seferleri için geri sayım başladı.
“Akrabalık ilişkileri güçlenecek”
Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, hızlı tren sayesinde akrabalık ilişkilerinin güçleneceğini ifade ederek, “Sivaslıların Sivas dışında en çok yaşadığı il İstanbul. Sivas’ta 650 bin civarında yaşayan Sivaslı varken İstanbul’da 754 bin Sivaslı yaşıyor. Bu seferlerin açılmasıyla birlikte İstanbul’daki hemşerilerimiz memleketlerine çok daha hızlı şekilde kavuşacaklar. Bu durumun şehrimize çok büyük avantajları olacak. En büyük avantajlarından biri akrabalık ilişkilerimiz güçlenecek. İkinci olarak şehrimizde turizm anlamında çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Sivas kadim bir şehir. Bir zamanlar Selçukluya başkentlik yapmış. Osmanlı devletine eyaletlik yapmış. Cumhuriyetin temelinin atıldığı bir şehir. Aslında baktığımızda kültürel ve tarihsel açıdan çok zengin bir yapıya sahibiz. Sadece Sivaslılar değil Sivas dışında İstanbul’dan Eskişehir ve Ankara’dan çok sayıda Sivas’ı görmek isteyen vatandaşlarımızın da hızlı trenle Sivas’a ulaşacaklarını düşünüyorum. Bu çalışmalar için ulaştırma bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
“Hızlı tren ile Sivas-İstanbul arasında bir köprü kuracağız”
Sivaslıların özellikle Sivas’a karşı müthiş bir muhabbeti olduğunu belirten Başkan Uzun, “Özellikle Sivas’a özlem duyan, Sivas’a karşı muhabbet besleyen, hayatının bir dönemini Sivas’ta geçirmiş olan vatandaşlarımızın hızlı bir şekilde geleceklerini düşünüyorum. Bunlarla birlikte şehrimize bir köprü kuracağız. Bunu da Yüksek Hızlı Tren (YHT) ile sağlayacağız. Hızlı tren istasyonun olduğu bölge de acil bir otopark ihtiyacımız var gerekli değerlendirmelerimizi yaptık. Hızlı trenle Sivas’a gelen vatandaşlarımızı güzel bir ortamda karşılamak istiyoruz. Hem otopark hem de Sivas’ı tanıtan kültürel yemekler, tarihi ve geleneksel eşyalara kadar o alanı hazırlayacağız. Böylece şehrimize gelen misafirlerimiz güzel bir alanla karşılaşacaklar. 4 Mayıs itibarıyla artık hızlı tren seferleri aktarmasız şekilde başlıyor. İstanbul’da yaşayan Sivaslı hemşerilerimizi Sivas’a bekliyoruz. Çay içmeye, kahve içmeye bekliyoruz. Şimdiden kendilerini davet ediyoruz. Sivas’a sahip çıkalım. Sivas’ın insanı çok vefakar. Hızlı tren ile Sivas-İstanbul arasında bir köprü kuracağız” şeklinde konuştu.
“Bu hizmete gereksiz diyenler ülkeye zarar veren kişilerdir”
Sivaslı vatandaşlar ise, “Milletimize ve devletimize hayırlı olsun. Çok memnun olduk. Bu zamana kadar Sivas’a yapılan en büyük hizmetlerden biri bu oldu. Hem maddi hem de manevi açıdan çok iyi oldu. Bu hizmete gereksiz diyenler Sivas’ı sevmeyenler ve ülkeye zarar veren kişilerdir” dedi. – SİVAS
]]>Bilim Akademisi üyesi, yer bilimci ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, ” İstanbul, Marmara depremine şimdi hazırlanmaya başlasa 15-20 seneye hazır olur” dedi. Erken uyarı sisteminin yıllardır var olduğunu söyleyen Görür, “Erken uyarı sistemi, sistemler arası bazı sistemleri devre dışına koymak için ağırlıklı olarak ortaya konulmuş bir sistemdir. Yeni falan değildir. Bu halka bir can kurtarıcı olmaz, yanlış. İşin doğrusu Marmara Bölgesi’nin İstanbul’un depreme hazırlanmasıdır. Kentimizin deprem dirençli hale getirilmesidir” dedi.
ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmede bulunan deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, ortaya atılan yeni erken uyarı sistemine ilişkin konuştu. Sistemin beklenen Marmara depreminde can kurtarıcı olmayacağına, erken uyarı sisteminin kurumlar arası bazı uygulamaları ve işleyişleri devre dışı bırakmaya yarayacağından söz etti. Depremde asıl hayat kurtarıcılığın kenti depreme hazırlamak olduğunu anlattı. Ayrıca çalışmalara bugün başlanması halinde ortalama 15-20 yıl içerisinde İstanbul’un depreme hazır olacağını belirtti. Görür değerlendirmesinde şunlara yer verdi:
“MİNİMUM 7.2 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLİYORUZ”
“Şu anda gündemde deprem var. Deprem uyarısı verildi senelerdir. Depremi bekliyoruz, ne zaman olacağını da bilmiyoruz. Ama diğer bütün özelliklerini sistemi biliyoruz. Dolayısıyla bekliyoruz ki yetkililer yerel ve merkezi ve halkın kendisi depreme hazırlansın. İstanbul’u depreme hazırlasınlar. Minimum 7.2 maksimum 7.5 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Yeterince hazır değiliz.
“ERKEN UYARI SİSTEMİ BİLİNEN BİR ŞEY”
Erken uyarı sistemi çok eski bilinen ilk bir şey. Bizim Türkiye’de bile 2000 yılından beri uygulanan bir şey. ve hatta Bakanlar Kurulu kararıyla ilgili Boğaziçi Kandilli’de 2000 yılından beri bu çalışmalar yürüyor. Basit bir sistem. Sırf deprem sırasında hemen deprem olur olmaz bazı stratejik tesislerin devre dışı bırakılması için ortaya atılmış bir sistem. Diyelim ki itfaiyede, doğalgazda işte diyelim metrolarda, trenlerde yani deprem olur olmaz vanayı veya düğmeyi kapatıp o sistemlerin zarar görmemesi için devre dışı bırakan bir sistem. Yani aynen sigorta gibi.
“BU SİSTEM DEPREME HAZIRLIK ANLAMINDA BİR ŞEY İFADE ETMİYOR”
Yani İGDAŞ’ta mesela, böyle şeyleri zaten İGDAŞ kendi yapıyor. Yani bu yeni bir sistem değil bir şey değil yani. Siz bir yazılım yaparsanız onun bilgisayara koyarsınız veya telefona koymuşsunuz o bir şey ifade etmiyor. Böyle depreme hazırlanma noktasında bir şey ifade etmiyor. Limitli bir faydası olur. Yani amacı farklı, amacı deprem olduğu an hastaneye haber vermek, okula haber vermek, metroya haber verip çalışmasını durdurmak, İGDAŞ’a haber verip İGDAŞ’taki doğalgaz faaliyetini kesmek, elektrik idaresine haber verip, elektriği durdurmak, asansörlerin çalışmasına engel olmak. Bunun amacı bu. Yani kalkıp da halka ‘Biz bunu yaptık. O zaman biz depreme hazırız. Alın bu sistemi ve hayatınızı kurtarın’ derseniz bu çok yanlışmış. Bu işin vebali var. Bu iş yasak. Yasa da buna engel olur.
“ERKEN UYARI SİSTEMİ BAZI SİSTEMLERİ DEVRE DIŞI BIRAKMAK AMACIYLA KURULMUŞTUR”
Yani siz erken uyarı yapacağınız zaman depremin yerini zamanını, şiddetini ve vereceği zararı, hesabını yapmak zorundasınız. ve onu bildirmek zorundasınız. ve bu insanları belli ölçüde eğitmek zorundasınız, anlatmak zorundasınız. Yani ben şöyle söyleyeyim diyelim ki dörtlük bir deprem olacak. Dört buçukluk bir deprem oldu. Siz vaveyle koparıp da deprem oldu falan diye çıkartırsanız biri de kendini balkondan atarsa vebalini kim alacak? O hesabı sormazlar mı? Kaldı ki böyle bu tür şeyler yasak olmalı. Erken uyarı sistemi, sistemler arası bazı sistemleri devre dışına koymak için ağırlıklı olarak ortaya konulmuş bir sistemdir. Yeni falan değildir.
“BUGÜNKÜ ALTYAPI DEPREME DAYANIKSIZ”
Siz yeni yazılımlar yapabilirsiniz. Yıllardır bu sistem var. Onu diyorum işte Kandilli 2001’den beri yapıyorlar. Bir takım çalışmalar oluyor. İGDAŞ bu işi yapıyor. Bu halka bir can kurtarıcı olmaz, yanlış. İşin doğrusu Marmara Bölgesi’nin İstanbul’un depreme hazırlanmasıdır. Kentimizin deprem dirençli hale getirilmesidir. Bu da ancak devlet eliyle yerel yönetimler eliyle, halkla birlikte uzun bir çalışma, disiplinli bir çalışma sonucu olabilir. Bir kentin tüm bileşenlerini, deprem dirençli olmalıdır. Başlangıç olarak o kentte yaşayan insanların tümünü can güvenliğini büyük ölçüde sağlamış olursunuz. Deprem, en büyük çevre felaketidir. Hangi zararlar verebilir deprem olursa. Ne zararı olabilir. Onların hesabını yapıp deprem olmadan önce onları düzeltmen gerekir. Mesela altyapısı, bugünkü altyapı depreme dayanıksız. Çalışacaksın, hangi kısmın nereler depreme dayanıksız oraları depreme nasıl dayanıklı hale getirebiliriz. İstanbul 15-20 senede rahatlıkla depreme hazırlanılabilir. Bunun dünyada örnekleri var. Genelde on senede İstanbul kadar büyük olmasa bile yani o kentte depreme hazır hale getiriyorlar.
“ASIL CAN GÜVENLİĞİ, KENTİ DEPREM DİRENÇLİ HALE GETİRME ÇALIŞMALARIDIR”
Özetlemek gerekirse erken uyarı sistemi çok yararlı bir sistemdir. Çok faydalı bir sistemdir. Bu sistem bazı stratejik kurumlar arasında iletişim ve konuşmayı sağlar. O stratejik kurumlar da kendi işlemlerini bir an önce devre dışı bırakmak için vardır. Diyelim ki doğalgaz aniden kesilmeli bir deprem olunca. Aksi halde yangınlar oluyor. İtfaiye aniden uyarılmalıdır. Hastaneler hemen uyarılmalıdır. Erken uyarı bu amaçla yapılmıştır. Deprem tahmini değildir. Deprem olduktan sonra birtakım hesapların çok hızlı yapılıp bildirilmesi ve bu saniyeler mertebesindedır, bilemedim 1-2 dakika meselesi. Bu hayatı fazla kurtarmaz. Ama yani öyle olaylar olur ki senin benim hayatımı da kurtarır. Yani kurtarmaz diye bir kaide de yok. Çok da yararlıdır, çok da faydalıdır ve bu bilinen bir sistemdir. Yıllardır mevcuttur. Türkiye’de de mevcuttur. Bunu şimdi böyle yeni bir sistem gibi çıkarıp rant uğruna halka bunları söyleyip belli şeyler yapmak doğru değildir. Bunları bırakalım kendi işleri içerisinde bunu yapsınlar. Asıl can güvenliği, insanlarımız ölmesin diye uğraşmamız gereken büyük boyut bir kenti deprem dirençli hale getirme çalışmalarıdır. Onu da yerel yönetimlerle ve halkla beraber birlikte omuz omuza el birliğiyle, inanç birliğiyle yapılması gereken bir iştir. Hayat kurtarmak budur.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde İETT Genel Müdürlüğü’nün 2023 Yılı Faaliyet Raporu kabul edildi. İETT Genel Müdürü İrfan Demet, faaliyet raporuyla ilgili yaptığı bilgilendirmede, “Akaryakıt giderlerimizin yüzde 38’i KDV ve ÖTV’den oluşmaktadır. Bu vergi yükünün bize yıllık maliyeti yaklaşık 3.7 milyar liradır. Sadece bu vergi yükü ile ; 1 yılda 550 adet yeni otobüs alınabilmekte, 5 yılda ise İETT filosu tamamen yenilenebilmektedir. 2015 yılında yüzde 68 olan yolculuk başı gelirin gideri karşılama oranı, yıllara sari artan maliyetler sebebiyle 2023 yılında yüzde 35’e düşmüştür. Gelir ve gider arasındaki bu fark 2023 yılı sonunda 16 milyar lirayı aşmıştır. Gelir ve gider arasındaki bu mali yük, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından karşılanarak sübvanse edilmektedir” dedi.
İBB Meclisi nisan ayı toplantılarının ikinci oturumu, Meclis 1’inci Başkanvekili Nuri Aslan Başkanlığı’nda İBB Saraçhane binasında yapıldı. İETT Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu’nu İETT Genel Müdürü İrfan Demet sundu. Demet yaptığı sunumda şunları söyledi:
“YILDA 478 MİLYON KM KAT EDİLEREK 1 MİLYAR 340 MİLYON YOLCULUK GERÇEKLEŞTİRİLMEKTE”
“Nüfusu ile Avrupa’nın 23 ülkesinden büyük olan, kıtaları birbirine bağlayan İstanbul’umuzda, toplu ulaşımın yaklaşık yüzde 54’ü lastik tekerlekli ulaşım ile gerçekleşmektedir. Dünyanın farklı metropollerinde, birden farklı kurum bu hizmeti sağlarken, İstanbul’da İETT, 153 yıllık geçmişi, bilgi birikimi ve tecrübesi ile bu hizmeti tek başına sunmaktadır. 2 yıl önce yüzde 60 seviyesinde olan bu oran, İstanbul’da raylı sistem yatırımlarının hayata geçmesi ile azalmakta ancak, İETT’nin raylı sistemlere ve deniz ulaşımına entegrasyonunu sağlayan yeni hatları devreye alması nedeniyle yolcu sayısı artmaktadır. Şehrin merkezinden, ücra köşelerine kadar, özel taşımacılık ile beraber toplam 6 bin 652 araçla; – 832 farklı hatta, günlük 62 bin sefer yapılmakta, – yılda 478 milyon km katedilerek, toplam, 1 milyar 340 milyon yolculuk gerçekleştirilmektedir. İETT olarak filomuzda; – 2 bin 704 otobüs, – 702 metrobüs ve – Adalar İlçemizde, 230 elektrikli araç olmak üzere, toplam 3 bin 636 aracımız bulunmaktadır. Özel Taşımacılık Filosunda; – 2.111 Özel Halk Otobüsü, – ve 905 kooperatif aracı olmak üzere toplam 3 bin 16 araç mevcuttur. İETT araç filomuzu artırmak gayesiyle yeni araç yatırımlarımızı hızlandırdık. Bu sayede, 2019 yılında 3 bin 65 olan araç sayımızı, 2023 yılında 3 bin 406 adede ulaştırdık.
“YÜZDE 11 YOLCU KAPASİTESİNİ YÜZDE 20 ORANINDA ARTIRDIK”
Böylece İETT araç filomuzu yüzde 11, yolcu kapasitesini yüzde 20 oranında artırdık. İstanbul genelinde, 17 farklı garajımız ve 73 peron alanımız bulunmaktadır. Araçlarımızın günlük sefer hazırlıkları, bakım ve onarımları, iç ve dış temizlikleri, yağ ve yakıt ikmalleri, dezenfekte işlemleri, parklanmaları, sonrasında denetim – kontrol ve sefere verme işlemleri, bu 17 farklı garajımızda yapılmaktadır. Yıllık yolculuk sayısı artmaya devam etmektedir. 2023 yılında özel taşımacılıkla beraber toplam yolculuk sayısı, 2022 yılına göre 90 milyon daha artarak 1 milyar 340 milyona ulaşmıştır.
“ŞEFFAFLIK KONUSUNDA REKORA İMZA ATTIK”
İETT olarak, şeffaflık konusunda da rekora imza attık. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz 8,6 milyar lira tutarındaki ihalelerimizin yüzde 99.5’ini açık, Kamu İhale Kurumu mevzuatına uygun, şeffaf ve tüm isteklilerin katılabileceği şekilde gerçekleştirdik. İstanbul’un en önemli toplu ulaşım hatlarından olan, günde yaklaşık 1 milyon yolcu taşıyan, metrobüs hattındaki araçlarımızı yenilemek ve konforu artırmak amacıyla önemli çalışmaları hayata geçirdik. 2022 yılında; 100 adedi 21 metre uzunluğunda, tek körüklü, 200 yolcu kapasiteli, 60 adedi, 25 metre uzunluğunda, çift körüklü, 280 yolcu kapasiteli, 2023 yılında ise 92 adet yine yüksek kapasiteli metrobüs alarak toplam 252 adet yerli üretim, konforlu, yüksek güvenlik donanımlarına sahip metrobüslerimizi İstanbul’a kazandırdık. Metrobüs filomuzda olduğu gibi, otobüs filomuzu da yenilemek gayesiyle çalışmalarımızı hızlandırdık. 12 metre uzunluğunda, 100 yolcu kapasiteli, Dijital Kamera Ayna sistemli, Anlık Şoför Duygu Durum Analizi ve Yolcu Sayma Sistemleri olan, Elektronik Fren ve Dijital Sürücü Ekranları bulunan – Araç verilerini anlık olarak Filo Yönetim Merkezi ile paylaşabilen, Şoför Kaza Uyarı Donanımları bulunan, Telemetri Sistemi’ne veri aktarabilen, 150 otobüsün alımını gerçekleştirdik.
“DEPREME DAYANIKLI PERONLARIMIZI İNŞAA EDİYORUZ”
Metrobüs garajlarımızı, yeni hizmete aldığımız uzun ve yüksek yolcu kapasiteli araçlarımıza uygun hale getirmek için, depreme dayanıklı, çelik yapı ile inşa ettiğimiz 4.160 m2’lik daha kapalı bakım onarım alanı mayıs ayı sonunda hizmete alınacaktır. Şoförlerimizin daha verimi çalışabilmesine imkan sağlayabilmek amacıyla, İstanbul’un bir çok noktasında bulunan peronlarımızı çok daha modern, çağdaş mimariye uygun, konforlu ve deprem dayanıklı olarak yeniden inşa ediyoruz.
“ADALAR İLÇESİNDE TOPLAM 230 ELEKTRİKLİ ARACIMIZ İLE HİZMET VERİYOR OLACAĞIZ”
Adalar Elektrikli araç yatırımlarımız kapsamında; 150 km menzile sahip, yüzde 100 elektrikli, sıfır emisyonlu, çevreci, geniş iç ve bagaj hacmine sahip, sessiz ve konforlu ulaşım imkanı sunan 50 adet Adamini aracımızı daha 2023 yılı itibarıyla yolcularımızla buluşturduk. Yine Adalar elektrikli araç yatırımlarımız kapsamında, 60 adet Adabüs aracımız teslim alınmış olup; bu araçlar; İETT markalı, 120 km menzile sahip, engelli erişime uygun, yüzde 100 elektrikli ve çevreci, hızlı şarj olabilen, sessiz ve konforlu ulaşım imkanı sunan kamera ve telemetri sistemleri ile donatılmış, mevsim şartlarından etkilenmeyen karosere sahip bu modern araçlarımız nisan ayı sonunda Adalar’da hizmete başlamış olacaktır.
“İETT TARİHİNDE İLKLERİ GERÇEKLEŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
Köklü kurumumuzda ilk kez, 2020 yılında başlattığımız kadın şoför uygulamamız, İstanbulluların memnuniyeti ile karşılandı. Gerek yolcu geri bildirimlerinde, gerekse şoförlerimizin iş performansında gördüğümüz memnuniyeti, İstanbul’a yayabilmek amacıyla, kadın şoförlerimizi artırdık. Kurumumuzda, kadın çalışan sayımızda yüzde 100, kadın yönetici sayımızda ise yüzde 164’lük bir artışı sağladık. Hedefimiz; hali hazırdaki 155 kadın şoför sayımızı daha da yukarı çıkarmak.
“İSTANBUL’DA YÜZDE 97 ENTEGRASYON ORANINA ULAŞMIŞ DURUMDAYIZ”
Nüfus artışı ve yeni hat talepleri, İETT’mizin yeni ve nitelikli şoför ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Ayrıca emektar personelimizin emekliye ayrılacak olması da, yeni personel ihtiyacını doğurmaktadır. İETT olarak; Kurumumuza yeni şoförleri kazandırmak ve taşeronda çalışan şoförleri de ailemize katmak, Onların da çalışma koşullarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi güvencesine alarak iyileştirmek amacıyla çalışmalarımızı başlattık. 2023 yılında da 789 şoförün taşerondan kadroya geçişini sağladık ve özlük haklarında yüzde 75 iyileşme gerçekleştirdik.
“MOBİLİTE PROJESİ OLAN DİJİTAL DÖNÜŞÜM PROJEMİZİ BÜYÜTÜYORUZ”
Dünyanın en büyük mobilite projesi olan Dijital Dönüşüm Projemizi büyütüyoruz. Daha önce İstanbul’daki 3 bin 41 özel halk otobüsünde tamamladığımız; şoförlerin duygu durum analizini yaparak, yorgunluk ve uyku hali tespiti yapabilen, emniyet kemeri takmama, telefonla konuşma, dikkati yola vermeme gibi istenmeyen durumları otomatik olarak tespit edebilen ve filo yönetim merkezinden izlenebilen sistemimizi, şimdi tüm İETT araçlarımızda uygulamaya başlıyoruz.
“İETT ŞOFÖRLERİMİZ BİR GÜNDE DÜNYANIN EN GENİŞ ÇEVRESİ OLAN EKVATORU TAM 32 KEZ TUR ATACAK KADAR MESAFE KAT EDİYOR”
Kentimizin ve ülkemizin geleceği olan çocuklarımızla, İETT’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında yeni nesil ulaşım sistemleri ve çevreyi daha iyi koruyabilme konusunda eğitim çalışmalarına başladık. İstanbul Kalkınma Ajansı ile birlikte Sürdürülebilir Hareketlilik Eğitim Merkezi Projesini başlattık. Proje ile bir otobüsümüzü, simülasyonlar ve animasyonlarla desteklenen bir eğitim aracına dönüştürdük. Toplu ulaşım ve yaya ulaşımı kuralları, yeni nesil ulaşım sistemleri, çevreci yakıtlar, enerji tasarrufu, sürdürülebilir ulaşım ve kentsel mobilite gibi konularında verdiğimiz eğitim ile şuana kadar 11 bin 250 öğrencimize ulaştık. İETT şoförlerimiz, şehrin her noktasında 7 gün 24 saat hizmet veriyor. 1 günde dünyanın en geniş çevresi olan ekvatoru, tam 32 kez tur atacak kadar mesafe kat ediyor. Böylesine zor ve kıymetli bir görevi yapan İETT şoförlerimizi 9 farklı kategoride değerlendiriyor İstanbullulardan en çok memnuniyet ve teşekkür alanları ödüllendiriyor, onların motivasyonlarını artırmayı hedefliyoruz.
“100 BİN KM’DE 2 MİLYON 500 BİN LİRALIK YAKIT TASARRUFU SAĞLAYACAK”
Elektrikli araç yatırımlarımıza da hız vereceğiz. Bu çerçevede 12 metre uzunluğunda, yüzde 100 elektrikli, – Çevreci ve yüzde 60’ın üzerinde yakıt tasarrufu sağlayan 100 elektrikli otobüs alımı çalışmalarımıza başladık. İstanbul’da bir ilke imza atıyoruz. 40 metre uzunluğunda, 420 yolcu kapasiteli, yüzde 100 elektrikli, sıfır emisyonlu, – otonom sürüş kabiliyetli, – çift yönlü sürücü kabinli, metro konforunda yeni nesil metrobüs aracımız için çalışmalarımıza başladık. Bu kapsamında getirdiğimiz ilk aracımızın test çalışmaları hızla devam ediyor. Test neticeleri istediğimiz gibi tamamladığında, çok yüksek yolcu kapasitesine sahip, konforlu, sessiz ve ferah yolculuk imkanı sunan, çevreci, yeni metrobüs araçlarımızı şehrimize kazandırmayı hedefliyoruz. Hızlı şarj edilebilen bu araçlar 100 bin km’de 2 milyon 500 bin liralık yakıt tasarrufu sağlayacak ve çevreye 1 yılda 300 ton karbon salınımının önüne geçmiş olacak. Motor ekonomik ömrünü tamamlamış 50 otobüsün yüzde 100 elektrikliye dönüşümünü gerçekleştireceğiz.
“GELİR VE GİDER ARASINDAKİ BU MALİ YÜK, İBB TARAFINDAN KARŞILANARAK SÜBVANSE EDİLMEKTEDİR”
Tam yolcu bilet fiyatları da, yıllara göre olarak geçmişten bugüne azalış göstermiştir. 2012 yılında 1.1 dolar seviyesinde tam yolcu bilet fiyatı, günümüzde 0,5 dolar seviyesindedir. 2023 yılı Mayıs ayında akaryakıt ortalama fiyatı 18,92 lira idi. 2023 yılı Ağustos ayına geldiğinde yaklaşık yüzde 100 artarak 37,4 liraya gelmiş, 2024 yılı Nisan ayında ise güncel akaryakıt fiyatı 42,13 lira seviyesine ulaşmış olup, son 1 yıldaki bu artış oranı yüzde 123’dür. Akaryakıt fiyatlarındaki artış bu kadar yüksekken, akaryakıt giderlerimizin yüzde 38’i KDV ve ÖTV’den oluşmaktadır. Bu vergi yükünün bize yıllık maliyeti yaklaşık 3.7 milyar liradır. Sadece bu vergi yükü ile 1 yılda 550 adet yeni otobüs alınabilmekte, 5 yılda ise İETT filosu tamamen yenilenebilmektedir. Bu yüksek enflasyonist ortamda, personel giderinden akaryakıt ve bakım onarım giderlerine kadar tüm maliyetlerimiz artmaktadır. 2015 yılında yüzde 68 olan yolculuk başı gelirin gideri karşılama oranı, yıllara sari artan maliyetler sebebiyle 2023 yılında yüzde 35’e düşmüştür. Gelir ve gider arasındaki bu fark 2023 yılı sonunda 16 milyar lirayı aşmıştır. Gelir ve gider arasındaki bu mali yük, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından karşılanarak sübvanse edilmektedir.
“2023 YILI GİDERLERİ 14 MİLYAR 885 MİLYON”
2023 yılı gider gerçekleşmeleri: 14 milyar 885 milyon 441 bin 776 Lira olmuştur. Bunun gider kalemlerine baktığımızda; Personel Giderleri 1 milyar 362 milyon 268 bin 934 lira; SGK Giderleri 185 milyon 968 bin 347 lira; Mal ve Hizmet Alım Giderleri 11 milyar 241 milyon 874 bin 458 lira; Faiz Giderleri 30 milyon 119 bin 456 lira; Cari Transferler 22 milyon 724 bin 58 lira; Sermaye Giderleri 2 milyar 42 milyon 486 bin 523 liradır.
Gelir gerçekleşmemiz ise: 11 milyar 37 milyon 454 bin 419 lira olmuştur. Gelir kalemlerine baktığımızda ise Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirlerinin 4 milyar 721 milyon 884 bin 60 lira; Alınan Bağış ve yardımların 5 milyar 762 milyon 499 bin 839 lira; Diğer Gelirlerin 429 milyon 713 bin 737 lira; Sermaye Gelirlerinin 123 milyon 500 bin lira; Red ve İadelerin 143 bin 217 lira olduğunu görüyoruz. Açığın finansmanı ise, 3 milyar 847 milyon 987 bin 357 lira olarak gerçekleşmiştir.”
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından İETT Genel Müdürlüğü 2023 yılı Faaliyet Raporu, 97 red oyuna karşılık 160 oyla kabul edildi.
]]>“TAKSİM’DE RESMİ TÖREN”
Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ve dünya çocuklarına armağan olarak sunduğu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, İstanbul’un her köşesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerle kutlanacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Taksim’de resmi tören yapılacak.
“İBB’DEN ÇOCUKLARA ARMAĞAN İKİ FESTİVAL BİRDEN“
İBB aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda şehrin çocuklarına iki festival birden sunacak. İBB Kültür tarafından 18-24 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali, dünya genelinde 16 ülkeden çocuk halk dansları topluluğunu ve 394 çocuğu İstanbul’da ağırlayacak. Şehir Tiyatroları Geleneksel 38. Çocuk Şenliği, 21-23 Nisan 2024 tarihlerinde birbirinden renkli oyunları ve atölye çalışmalarını çocuklarla buluşturacak.
FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR DA GELECEK
Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nde, Türk ve dünya çocukları İstanbul’da bir araya gelecek. Festivale Almanya, Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Filistin, Gürcistan, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Meksika, Kolombiya, Kosova, Litvanya, Polonya, Sırbistan, Slovakya ve Ukrayna’dan çocuk halk dansları toplulukları katılacak. Dünyanın dört bir yanından misafirlerin yanı sıra Türkiye’den de Ağrı, Gaziantep, Hatay Samandağ, Sinop, Malatya ve Trabzon’dan halk dansları toplulukları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı bu renkli festivalde yer alacak. Ev sahibi şehir İstanbul adına ise İBB Kültür Sanat Eğitimleri ile oluşan gruplar ve İstanbul’u temsil eden ekipler Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nde bulunacak.
“19 FARKLI NOKTADA RENKLİ KUTLAMALAR”
Dans gösterilerinin yanı sıra Ceza ve Zeynep Bastık konserlerinin, tiyatro oyunlarının, akrobasi, sirk ve illüzyon gösterilerinin de programda yer aldığı Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali, İBB Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, Artİstanbul Feshane, Arnavutköy İSKİ Terkos Kültür Evi ve Yaşam Parkı, Baruthane, Bayrampaşa Atatürk Parkı, Büyükada Atatürk Meydanı, Çatalca Cumhuriyet Meydanı, Çekmeköy, Çubuklu Silolar, Gaziosmanpaşa, Kadıköy İstanbul Oyuncak Müzesi, Sancaktepe Belediye Binası Önü, Silivri, Sultanbeyli, Şile, Turşucuzade Konağı, Tuzla Sahil Tören Alanı, Üsküdar Sahil Meydanı ve Zeytinburnu Topkapı Kültür Parkı İçi-Topkapı Amfi olmak üzere şehrin 19 ayrı noktasında gerçekleşecek.
“ÜSKÜDAR’DA 23 NİSAN COŞKUSU“
Üsküdar Sahil Meydanı’nda saat 14.00’ten itibaren DJ eşliğinde başlayacak olan etkinliğin devamında çocuklar için Kids Zumba, Arı Maya, Maşa ile Koca Ayı ve Kukuli sahnede olacak. Fatih Ermiş İllüzyon Gösterisi’nin ardından Litvanya, Macaristan, Sinop, Hatay, Filistin ve Polonya ekiplerinin halk dansları gösterileri gerçekleşecek. Etkinlik Ceza ve Zeynep Bastık konseriyle devam edecek.
“DİLEK KAYA İMAMOĞLU, ARNAVUTKÖY’DE ÇOCUKLARLA BULUŞACAK“
Arnavutköy’de, I·SKI· Terkos Kültür Evi ve Yas¸am Parkı’nda, 23 Nisan’da, 12.00-18.00 saatleri arasında 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenlenecek. Dilek Kaya İmamoğlu öncülüğünde, İstanbul Vakfı çatısı altında yürütülen Büyüt Hayallerini de etkinlikler ve oyunların çadırıyla yer alacak. Puzzle, seksek, resim boyama gibi etkinlikler çadır alanında bulunacak. Ana sahne üzerinde gün boyu illüzyon, kukla, pandomim gösterileri, halk oyunları performansları gibi etkinlikler gerçekleştirilirken, çocukların alanda da keyifli vakit geçirerek bayramlarını kutlayabileceği sürprizler yer alacak.
“İKİ YAKADA İKİ ÇOCUK TIRI“
Festival boyunca biri Anadolu Yakası’nda, diğeri ise Avrupa Yakası’nda olmak üzere iki Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali TIRI da İstanbul’un farklı mahallelerinde çocuklarla buluşacak.
“ŞEHİR TİYATROLARI GELENEKSEL 38. ÇOCUK ŞENLİĞİ ÇOCUK OYUNLARIYLA BAŞLAYACAK“
İBB Şehir Tiyatroları’nın bu yıl 38.’sini düzenlediği Çocuk Şenliği ise 21 Nisan Pazar günü saat 12.00’de Şehir Tiyatroları’nın tüm sahnelerinde oynanacak çocuk oyunlarıyla başlayacak. 21-23 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek şenlik boyunca İBB Şehir Tiyatroları’nın Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Bekçi ile Postacı, Benim Küçük Yıldızım, Bir Gece Masalı ve Masal adlı oyunları sahnelenecek. Geleneksel 38. Çocuk Şenliği kapsamında ayrıca Eşit Masallar, Canlı Kitap, Bobo’nun Yolculuğu, Uçan Bisiklet, Güneşle Buluşmak İsteyen Kardan Adam ve Masalbozanlar adlı konuk oyunlar da minik seyircilerle buluşacak.
“KİŞİSEL YETENEKLERİ GELİŞTİREN VE FARKINDALIK YARATAN ATÖLYELER GERÇEKLEŞECEK“
Çocuk Şenliği’nde ayrıca çocuklara beceriler kazandıracak, geri dönüşüme yönelik farkındalık sağlamaya ve deniz yaşamını korumaya yönelik atölyeler de gerçekleşecek. “Çalgı Yapım Atölyesi”, “Kendi Takını, Bilekliğini Tasarlama Atölyesi” ve “Kendi Vazonu Tasarlama Atölyesi” ile “Başka Dünya Yok Atölyesi”ne önceden rezervasyonla katılım sağlanabilecek.
“ÇOCUKLARIN EL BECERİLERİ GELİŞTİRİLECEK“
“Çalgı Yapım Atölyesi”, çevreye zarar veren tek kullanımlık malzemeleri müzik eğitiminde kullanarak, onların kullanım olanaklarını ve sürelerini arttırmayı hedefliyor. “Kendi Takını, Bilekliğini Tasarlama Atölyesi” ve “Kendi Vazonu Tasarlama Atölyesi”nde çocuklara ileri dönüşümü öğretmek için atık diye kenara bırakılan ürünlerden eğlenceli kar küreleri, kumbaralar, takılar, vazolar yapılarak çocukların el becerileri geliştirilecek.
“ÇEVRE BİLİNCİ AŞILANACAK“
“Başka Dünya Yok Atölyesi”nde denizler ve okyanusların tüm insanlar ve karasal yaşam için ne kadar önemli olduğu, nelerin denizlere ve canlılara zarar verdiği ve nasıl korunabileceği ve nasıl sürdürülebilir bir deniz yaşamı sağlanabileceği konuları işlenecek.
“ÜCRETSİZ BİLETLER İSTANBUL SENİN UYGULAMASINDA“
Konaya ilişkin yapılan açıklamada, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali etkinliklerinin ücretsiz biletlerinin İstanbul Senin uygulaması üzerinden temin edilebileceği, atölyeler için https://forms.ibb.gov.tr/sehirtiyatrolari/cocuk-senligi-atolyeleri-basvuru/ adresinden kayıt formu doldurulması gerektiği belirtildi.
“ÜCRETSİZ BİLET NOKTALARI“
Geleneksel 38. Çocuk Şenliği için ücretsiz oyun biletleri ve atölyelerin ücretsiz davetiyeleri ise gişelerden, sehirtiyatrolari.ibb.istanbul’dan, biletinial.com’dan ve Şehir Tiyatroları’nın mobil uygulamasından temin edilebilecek.
“ETKİNLİK ZEYBEK GÖSTERİMİ İLE BAŞLAYACAK“
23 Nisan Salı günü Florya Engelliler Kampı’nda da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliği gerçekleşecek. Program Amfi Tiyatro alanında Zeybek gösterimi ile başlayacak. Spor parkurunun bulunduğu etkinlikte sandalye kapma ve halat çekme yarışması düzenlenecek. Mısır patlağı ile içecek ikramının yapılacağı ve animasyon ekibinin yer alacağı programda yüz boyama ile resim çiziminin ardından çocuklara hediyeler de verilecek.
]]>8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 31. ölüm yıl dönümünde Topkapı’da bulunan Anıt Mezar’da anma töreni düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, siyasi parti üyeleri ve Özal’ın eşi Semra Özal ve çocukları Ahmet, Efe ve Zeynep Özal katıldı.
Özal’ın kabrine çelenk bırakıldı
Anma töreni, Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özgeçmişi okunması ile başladı. Özgeçmişin okunmasının ardından, Özal’ın kabrine askerler tarafından Cumhurbaşkanlığı çelengi bırakıldı. Daha sonra İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş tarafından dua okundu. Duanın ardından törene katılan protokol üyeleri, Turgut Özal’ın ailesine taziyelerini iletti.
“Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun, milletimize taziyelerimizi sunuyoruz”
Programın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha sonra Merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının kabri başında dua etti. Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Cevdet Yılmaz, “Bugün merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatını 31’inci yılının seneyi devriyesi vesilesiyle Cumhurbaşkanlığımızı temsilen buradayız ve törene iştirak ettik, aileye taziyelerimizi sunduk. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun, milletimize taziyelerimizi sunuyoruz. Çok büyük bir siyaset ve devlet adamı Turgut Özal. Ardından çok büyük tarihi önemde işler gerçekleştirmiş Adnan Menderes ve arkadaşlarını da ziyaret etme imkanı bulduk. Her ikisi de milletin adamı sıfatı taşıyan, milletin gönlünde yer etmiş büyük siyaset ve devlet adamlarını rahmetle, minnetle anıyoruz. İkisi de demokrasi ve kalkınma serüvenimizde, demokrasi ve kalkınma mücadelemizde çok önemli kilometre taşlarıdır” dedi.
“Askeri darbe sonrasında demokrasiye geçiş sürecinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinde çok büyük reformlara imza attı”
Turgut Özal’ın Türkiye’nin bulunduğu konumuna önemli katkılar sağladığını söyleyen Cevdet Yılmaz, “Bugün ülkemizin demokrasi, kalkınmada, dünyadaki konumundaki geldiği noktaya önemli katkıları oldu. Rahmetli Turgut Özal, ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesinde, dışa açılmada, ihracata dayalı bir ekonomi hamlesi gerçekleştirmede büyük hizmetler yaptı. Askeri darbe sonrasında demokrasiye geçiş sürecinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinde çok büyük reformlara imza attı. Halkımızın ihtiyaçlarını karşılamada, telekomünikasyon başta olmak üzere 1980’li yıllarda dünyanın ileri giden ortalamasında çok önemli hamleler gerçekleştirdi. Bütün çabaları için hem temel hak ve hürriyetler hem demokrasi konusunda hem de ülkemizin daha müreffeh hal gelmesi, halkımızın daha geniş hizmetlerden faydalanması noktasında yaptıkları için minnettarız. Bizler de bu yolda devam ediyoruz. Ülkemizi çok daha yükseklere hem demokraside hem kalkınmada çok daha ileri noktalara taşıma gayretini sürdürüyoruz. Ben bir kez daha her iki siyaset ve devlet insanına her iki milletin adamına rahmet olsun diliyorum. Cenabı Allah mekanlarını cennet eylesin” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>19. İstanbul Yarı Maratonu, 28 Nisan Pazar günü Tarihi Yarımada parkurunda koşulacak. “En Hızlı Yarı” sloganıyla start alacak maratona rekor başvuru oldu. Geçen yıl 12 bin kişi kayıt yaptırırken, sayı bu yıl 16 bini buldu.
Bu sene, 100. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Türkiye İş Bankası’nın isim sponsorluğunda koşulacak olan İstanbul Yarı Maratonu’nun tanıtım toplantısı İBB Maltepe Kenan Onuk Atletizm Pisti’nde yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar ve Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle’nin konuşmacı olarak katıldığı toplantıyı, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, İBB Gençlik ve Spor Müdürü İlker Öztürk ve Maltepe Belediyesi Başkan Yardımcısı Salih Kara ile çok sayıda kişi de davetli olarak izledi.
ONUR: YARI MARATON ARTIK “YENİ MARATON”
Toplantının açılışını yapan Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, yarı maratonların popülerliğinin son yıllarda hızla artığını belirterek, “Yarı maratona, dünyada artık ‘yeni maraton’ deniyor! 42K’ya göre bitirme şansının yüksekliği ve dinamik yapısı, her geçen gün ilgiyi artırıyor. Türkiye’de yarı maratonun büyüme hızı büyük maratonun 4 katı. Son 5 yılda yarı maratonu koşup bitirenlerin sayısı da yüzde 100’ün üstünde artış kaydetti. 2021 yılında Türkiye’nin ilk uluslararası atletizm rekoruna sahne olan maratonumuz, bir ilke daha imza atacak. Türkiye’de ilk defa 16 yaş ve üstü çocuklar yarı maraton koşacak” dedi.
Maratonun tarihi atmosferinin yanı sıra, rakımıyla da elit atletlere en iyi derecelerini yapma olanağı sunduğunu vurgulayan Onur, “Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’na bu yıl kişisel en iyi dereceleri 1: 01: 00’ın altında olan 21 erkek ve kişisel dereceleri 1: 08: 00’ın altında olan 9 kadın atlet katılacak. Geçen yılki maratonu kazanan Kenyalı Panuel Mkungo (Panuel Mıkungo), İstanbul Yarı Maratonu’nu da alarak, erkeklerde bunu başaran ilk atlet olmayı istiyor” dedi. Onur, 28 Nisan’da koşulacak Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’na tüm İstanbulluları beklediklerini de kaydederek, “Tahminlere göre güzel bir hava olacak. Bizi yine keyifli ve heyecanlı bir maraton bekliyor” dedi.
ÇİNTİMAR: “REKORLAR PARKURU” YOLUNDA İLERLİYOR
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nun Türkiye’deki en güzel yarı maraton parkuruna sahip olduğunu söyleyen Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, organizasyonun ülkenin spor kültürüne yaptığı katkılara dikkat çekti. Çintimar, “Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, dünyanın en hızlı yarışlarından birisi olma unvanını hala taşıyor. Sürekli yükselen dereceler sonunda artık ‘rekorlar parkuru’ olma yolunda emin adımlarla yürüyor. İstanbul Yarı Maratonumuz, aynı zamanda kotaya katkı veren yarışlardan birisidir. Bu yarışmaların sayısını artırmak ve büyütmek, ülkemizdeki spor kültürünün daha da gelişmesi için önemli bir etkendir” dedi.
EN İYİ FOTOĞRAFI ÇEKEN AVRUPA ŞAMPİYONASI’NA GİDECEK
Çintimar, maratonda en iyi fotoğrafı çekecek gazeteciyi Haziran’da Roma’da düzenlenecek olan 2024 Avrupa Atletizm Şampiyonası’na götüreceklerini söyledi.
LÜLE: “YAŞ SINIRININ 16’YA İNDİRİLMESİ KIYMETLİ”
Dünyada, iki kıtayı birleştiren tek maraton olan İstanbul Maratonu’ndan sonra İstanbul Yarı Maratonu’nun da isim sponsorluğunu üstlenen Türkiye İş Bankası’nın Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “Cumhuriyetten sadece bir yıl sonra kurulan, ülkemizin ilk milli bankası olarak bu yıl 100. kuruluş yıl dönümümüzü kutluyoruz. Geçen yıl Cumhuriyetin 100. yılında başlattığımız işbirliğini bu yıl Bankamızın 100. yılında devam ettirmek bizler için çok anlamlı” dedi. Maratonunun bir şenlik havasında geçeceğine inandığını söyleyen Lüle, “Bu yıl 18 yaş sınırının kaldırılarak ülkemizde ilk defa 16 yaş ve üstü gençlerin de Türkiye İş Bankası Yarı Maratonu’nda koşabilmesi, yaş sınırının 16’ya indirilmesi böylesine kitlesel etkinlikler vasıtasıyla gençlerimizin sporla ve sportif değerlerle buluşması bakımından da kıymetli” diye konuştu.
ÇAĞLAR: HEDEFİMİZ 2036 OLİMPİYAT OYUNLARI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, İstanbul için büyük bir tesisleşme hedefi açıklayarak, “2019 yılına kadar İstanbul’da 51 olan tesis sayımızı beş yılda 74’e çıkardık. Önümüzdeki beş yıl içerisinde de bu sayıyı ikiye katlamayı hedefliyoruz. Geleceğin dünya ve olimpiyat şampiyonlarının bizim tesislerimizde, bizim eğitmenlerimiz tarafından yetiştirildiğini bilmek bizler için bir gurur kaynağı. Tabii yalnızca kendi spor tesislerimiz için çalışmıyoruz, okullara da yeni tesisler kazandırıyoruz. Sadece bu dönemimiz içerisinde 220 okulumuza yeni tesisler yaptık” dedi. 2027 Avrupa Oyunları’nı İstanbul’un aldığını söyleyen Çağlar, “Adeta ‘yarı olimpiyat’ diye ifade edilen Avrupa Oyunları’nı 2027’de İstanbul’da düzenleyeceğiz. Böylece kentimiz farklı spor branşlarını tek çatıda toplayan devasa bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Tüm bu çalışmalar bize Olimpik ve Paralimpik Yaz Oyunları’nı İstanbul’a getirme yolunda büyük tecrübe kazandıracak. Şu anda önümüzdeki en önemli hedeflerden bir tanesi 2036 Olimpiyat Oyunları’nı İstanbul’a kazandırmaktır. Dünyanın en iyi 11 yarı maratonundan biri olan İstanbul Yarı Maratonumuza yeni rekorlarla kendinden bahsetmesini diliyorum” dedi. Konuşmaların ardından katılımcılar, yarı maraton göğüs numaraları ve tişörtleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
TÜRKİYE’DE BİR İLKE DAHA SAHNE OLACAK
2021 yılında kadınlarda Kenyalı Ruth Chepngetich’in 1: 04: 02’lik derecesiyle kırdığı dünya rekoruyla uluslararası dikkatleri üzerine çeken Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, Türkiye’de 16 yaş ve üstü atletlerin koşacağı ilk 21K maratonu olarak da tarihe geçecek. Önceki yıllarda yaş sınırı 18 ve üstüydü. Bu yıl yarı maratona Kanada, Malta ve Virjin Adaları’ndan ilk kez katılım olacak. Toplamdaysa 72 farklı ülkeden katılım sağlanacak.
YARI MARATON YENİKAPI’DAN 09.15’TE START ALACAK
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, Yenikapı’dan saat 09.15’te start alacak. Kumkapı, Cankurtaran, Çatladıkapı, Sarayburnu, Sirkeci Işıklar ve Eminönü’nden Karaköy istikametine sapacak olan yarış, Galata Köprüsü’nü geçecek. Karaköy’deki köprü bitimindeki ışıklardan “U” dönüşü yapacak olan yarış, Eminönü, Unkapanı, Cibali, Abdülezelpaşa Caddesi, Ayvansaray, Haliç Köprüsüne varmadan yine “U” dönüşü yaparak, ters istikamette aynı sahil yolunu kullanıp Yenikapı’da başladığı noktada sona erecek. 10K yarışına ise Yenikapı’da saat 08.00’de start verilecek. Sarayburnu’ndan dönüş alacak olan koşu yine Yenikapı’da sona erecek. 10K katılımcılar için zaman sınırı 1,5 saat, 21K içinse 3,5 saat olacak. Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’na dair tüm bilgilere yarışın resmi web sitesi https://istanbulyarimaratonu.com/ üzerinden de ulaşılabilecek.
TÜRKİYE İŞ BANKASI 19. İSTANBUL YARI MARATONU YARIŞ PROGRAMI
04: 30: Tüm Parkurun Araç Trafiğine Kesilmesi
08: 00: 10K Yarış Başlangıcı
08: 30: 10K Şampiyonunun Tahmini Bitiş Zamanı
09: 15: Elit Atlet ve 21K Yarış Başlangıcı
09: 30: 10K Yarışının Sona Ermesi
10: 15: 21K Şampiyonunun Tahmini Bitiş Zamanı
10: 45: Ödül Töreni
10: 50: Güzergahın kademeli trafiğe açılması (Balat)
11: 45: Güzergahın kademeli trafiğe açılması (Sirkeci)
12: 40: 21K Yarışının Sona Ermesi
12: 50: Yaş Grupları Ödül Töreni
13: 30: Yenikapı’nın Trafiğe Açılması
YARI MARATON’DA 8 MİLYON LİRA DAĞITILACAK
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda dereceye girecek atletlere verilecek para ödülleri de açıklandı.Yarı Maraton’da kadınlar ve erkeklerde birincilere 15’er bin dolar verilecek. Tüm kategorilerde dağıtılacak muhtemel toplam para ödülü 8 milyon 6 bin lira. Genel klasmanda dereceye giren kadın ve erkeklerde ilk 8 sporcuya şu ödüller verilecek:
İlk sekiz için erkek ve kadınlarda toplam 106 bin dolar para ödülü dağıtılacak.
Yarı Maraton Parkur Rekoru
Erkekler Kategorisi:
59 dakika 15 saniyeden daha iyi bir süre ile koşulursa 3 bin dolar bonus verilecek.
Kadınlar Kategorisi:
1 saat 4 dakika 2 saniyeden daha iyi bir süre koşulursa 3 bin dolar bonus verilecek.
DÜNYA REKORUNA DA BONUS
Erkekler ve kadınlarda yarı maraton dünya rekoru kırılırsa 10 bin dolar bonus verilecek.
TÜRK ATLETLERE TOPLAM 200 BİN LİRA
Türk sporcularda kadın ve erkeklerde ilk 5’e girecek sporculara toplam 200 bin lira ödül verilecek. İşte ödül dağılımı:
TÜRK MASTER ATLETLERE DE ÖDÜL
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu’nda erkeklerde ve kadınlarda 11’er yaş grubunda master atletler yarışacak. 35-39/ 40-44/ 45-49/ 50-54/ 55-59/ 60-64/ 65-69/ 70-74/ 75-79/ 80-84/ 85+ yaş gruplarında dereceye giren isimlere de para ödülü verilecek.
İlk 5’e gireceklere verilecek para ödülleri
İBB SPOR İSTANBUL HAKKINDA
Bir İBB iştiraki olarak 1989 yılında kurulan Spor İstanbul, Türkiye İş Bankası İstanbul Maratonu ile Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu gibi iki büyük organizasyonun dışında Ulugazi Yağlı Güreş Festivali ve Tour of İstanbul gibi iki profesyonel organizasyon daha düzenliyor.
Spor İstanbul, 74 tesisiyle yüzmeden tenise, futboldan basketbola, voleyboldan fitness’a kadar, toplam 26 branşta milyonlarca İstanbulluya spor hizmeti sunuyor. Hem tesislerinde hem açık hava alanlarında sayısız etkinlik hayata geçiren Spor İstanbul, kurduğu spor okullarıyla her yıl 100 binlerce çocuğu da sporla tanıştırıyor. 16 branşa sahip bu okulların bünyesindeki Gelişim Ligleri, yetenekli çocuklara profesyonel kulüplerin kapısını da aralıyor. Spor İstanbul, İstanbulluların fiziksel aktivite oranını artırıp, sporun toplumsal hayatın bir parçası olması için faaliyet yürütürken, olimpik ruhun yerleşmesine de katkı vermeyi amaçlıyor.
]]>Maratonda birinciye 15, ikinciye 10 üçüncüye ise 8 bin avro para ödülü verilecek.
Organizasyon öncesi Maltepe Kenan Onuk Atletizm Pisti’nde düzenlenen tanıtım toplantısına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar ve Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle katıldı.
Renay Onur, yarı maraton koşanların sayısının maratona oranla daha fazla arttığını dile getirdi.
Maratona katılım için yaş sınırının daha önce 18 olduğunu vurgulayan Renay Onur, “Bu yıl bir ilke imza attık. 16 yaş ve üstü çocuklar, gençler de maratonu koşabilecek.” şeklinde konuştu.
Organizasyonda 72 ülkeden sporcuların yer alacağını belirten Onur, “Geçen yıl 12 bin olan katılımcı sayısı bu sene 16 bine çıktı. Hem yurt içinden hem yurt dışından ciddi bir katılım olduğunu görüyoruz. Rekor katılımla koşuyor olacağız.” ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun (Tour of Türkiye-TUR 2024) final etabının da 28 Nisan’da İstanbul’da yapılacağını hatırlatan Onur, sporseverler için keyifli bir gün olacağını söyledi.
Fatih Çintimar: “Dileğim bu sene de parkurda bir dünya rekoru görmek”
Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, İstanbul Yarı Maratonu’nun dünyanın en hızlı yarışlarından birisi olduğuna değinerek, “Türkiye’nin ve dünyanın en güzel mekanlarından birinde, boğazda koşulan bu yarı maraton hepimiz için, dünya için, atletizm için, elit sporcular için son derece önemli.” dedi.
Olimpiyat kotası için erkeklerde puana ihtiyacı olan elit düzeydeki sporcuların maratonu tercih edeceğine dikkati çeken Çintimar, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu yılı Gençlik ve Spor Bakanlığımız hareketlilik yılı ilan etti. Hareketlilik yılı içerisinde de maratondan daha hareketli bir şey olacağını düşünmüyorum. Hareketliliğin temel anlamı zaten atletizm. Onun için atletizme ne kadar yatırım yaparsak, insanımızın hareket edebilmesini sağlayacağımızı düşünüyorum.”
Antalya’nın 21 Nisan’da Yürüyüş Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağını vurgulayan Çintimar, “Yürüyüş Dünya Şampiyonası da atletizmin bir branşı ve bu şampiyona bugüne kadar Türkiye’de düzenlenmiş, kota veren en büyük organizasyondur. 80 kota verilecek, bunlardan 25 takım olimpiyatta yarışacak, 23’ü ülkemizde seçilecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Çintimar, 2013 yılından sonra İstanbul Yarı Maratonu parkurunun daha da geliştirildiğini hatırlatarak, “Rekorların koşulduğu bir alan oldu. Dileğim inşallah bu sene de bu parkurda bir dünya rekoru görürüz.” temennisinde bulundu.
Fatih Çintimar, 19’uncu İstanbul Yarı Maratonu’nda en iyi fotoğrafı çeken sporseverin federasyon tarafından İtalya’da haziran ayında düzenlenecek Avrupa Atletizm Şampiyonası’na götürüleceğini sözlerine ekledi.
Sezgin Lüle: “Cumhuriyetten bir yıl sonra kurulan Türkiye İş Bankası’nın 100. yılını kutluyoruz”
Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, sponsorluktan mutluluk duyduklarını vurgulayarak, “Geçen sene 100. yılda bu maratona isim sponsoru olarak ilk adımı atmıştık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen milli mücadeleyi de bir maratona benzetebiliriz. Geçen sene ‘100 yılın koşusu’ temasıyla bir araya geldik. Bu yıl yine Atatürk’ün vizyonuyla cumhuriyetten bir yıl sonra kurulan Türkiye İş Bankası’nın 100. yılını kutluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Organizasyon için 18 yaş bariyerinin kaldırılmasının önemli olduğuna dikkati çeken Lüle, “Sporun, kitlelere ulaştırılması ve gençler tarafından benimsenmesinde yaş sınırının kaldırılmasını çok kıymetli buluyorum.” dedi.
İş Bankası’nın spordaki desteğinin farklı alanlarda da devam ettiğini vurgulayan Lüle, “Türkiye Satranç Federasyonu ile 19 yıldır devam eden bir birlikteliğimiz var. Artık orada sponsorluğun ötesine geçmiş, satranç sporuyla güçlü bağlar oluşturmuş durumdayız. Umarım maratonla da sponsorluk ilişkimiz böyle uzun soluklu olur.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu yaz Paris’te gerçekleştirilecek olimpiyat oyunlarında da sporcuları destekleyeceklerini belirten Lüle, “Ülkemizi, bayrağımızı temsil edecek genç sporcularımıza yol arkadaşı olmak, özellikle onların gençlere ilham verecek başarı hikayelerine tanıklık etmek için yanlarında olacağız. Sporun bu alanına da destek vermeye başladık. Ülkemizin olimpiyatlara katılışının 100. yıldönümünde yine Paris’te bir araya geliyoruz. 100 gün var, onun da heyecanını yaşıyoruz. Umarım sporcularımız başarılar getirirler.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ise maratonun Türkiye’nin, dünyanın en güzel manzaralarından birinde koşulacağına dikkati çekerek, “Tüm İstanbulluları harekete, spor yapmaya, kentin güzellikleriyle buluşmaya davet ediyoruz.” dedi.
Yarı olimpiyat olarak ifade edilen 2027 Avrupa Olimpiyatları’na İstanbul’un ev sahipliği yapacağını hatırlatan Çağlar, “Böylece kentimiz ilk kez farklı spor branşlarını tek çatı altında toplayan devasa bir organizasyonu da yapmış olacak.” şeklinde konuştu.
En önemli hedeflerden bir tanesinin 2036 Yaz Olimpiyat Oyunları’nı İstanbul’a kazandırma çabası olduğunu kaydeden Çağlar, “Dünyanın en iyi 11 maratonundan birisi olan maratonumuzun yeni rekorlarla dillendireceğimiz bir organizasyon olmasını diliyorum. Herkese başarılar diliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, bu yıl 28 Nisan Pazar günü koşulacak. Avrupa’da “Gold Label” kategorisinde yer alan dört yarı maratondan biri olan ve bu sene 100. kuruluş yıldönümünü kutlayan Türkiye İş Bankası’nın isim sponsorluğunda koşulacak olan İstanbul Yarı Maratonu’nun tanıtım toplantısı İBB Maltepe Kenan Onuk Atletizm Pisti’nde yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, 28 Nisan Pazar günü Tarihi Yarımada parkurunda koşulacak. “En Hızlı Yarı” sloganıyla start alacak maratona ise rekor başvuru oldu. Geçen yıl 12 bin kişi kayıt yaptırırken, sayı bu sene 16 bini buldu.
Renay Onur: “Bu sene ilk defa 16 yaş ve üstü çocuklar gençler de yarı maraton koşuyor olacaklar”
Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, “28 Nisan’da Türkiye İş Bankası 19. Yarı Maratonu’nu yapacağız. Geçen yıl 100. yıl coşkusuyla koştuk. Bu yılda Türkiye’nin en köklü kurumlarından bir tanesi olan İş Bankası’nın 100. yılında hep beraber koşuyor olacağız. Bu sene rekor bir katılımla koşuluyor olacak. Geçen yıl 12 bin olan katılımcı sayısı bu sene 16 bine çıktı. Bu sene bir ilke daha imza attık. Bu sene ilk defa 16 yaş ve üstü çocuklar gençler de yarı maraton koşuyor olacaklar. Bu yaş sınırı daha önceden 18 idi. Maratonumuz Yenikapı’dan başlayıp Yenikapı’da bitecek 21 kilometre etabı. Bunu koşamam diyenlere 10 kilometre etabı olmak üzere iki kategori var. 72 farklı ülkeden katılımcıyı görüyor olacağız Eğer koşmuyorsanız kenarlardan izliyorsanız rengarenk keyifli bir katılım olacak. Bu yıl yarı maratonumuzda, maratonumuzda da olduğu gibi yine yardımseverlik koşusu yapılıyor. 34 farklı sivil toplum kuruluşları için koşan kişiler olacak. Yaklaşık bin 500 gönüllü koşucuyu izliyor olacağız. İstanbul Yarı Maratonunda yardımseverlik koşusu 2020’de başladı. Bugüne kadar 12 milyon TL bağış toplandı” dedi.
Renay Onur, ilk 5’e giren kadın ve erkeklere eşit olmak üzere para ödülü verildiğini, ayrıca Türkiye’den katılan ve dereceye giren sporculara da para ödülü ve sponsorlardan çeşitli ödüllerin verileceğini açıkladı.
Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar da, “İş Bankası’nın sponsorluğu diğer bankaların da inşallah diğer maratonlara sponsorluğunu getirir. Çünkü dünyada atletizmin büyük organizasyonlarının destekçileri birer bankalardır. İstanbul Yarı Maratonumuz aynı zamanda kotaya katkı veriyor. Ama bayanlarda kota tamamen doldu, artık kota derecesi isteniyor. Onun için yarı maratonda kotaya puan verilemiyor ama erkeklerde 7 sporcumuz var, 7 sporcudan ikisi de bizim sporcumuz. İnşallah bu haftaki yarışmalardan sonra durumlarına göre buradaki yarışta da bizlerle birlikte olacaklar” diye konuştu.
Sezgin Lüle: “Bankamızın 100. yılında böyle bir etkinliğe destek veriyor olmanın gururunu yaşıyoruz”
Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “Bu yıl yine Atatürk’ün vizyonuyla Cumhuriyetten bir yıl sonra kurulan Türkiye İş Bankası’nın 100. yılını kutluyoruz. Dolayısıyla bizim için Cumhuriyet’in 100. yılı sonrasında bankamızın 100. yılında böyle bir etkinliğe destek veriyor olmanın, bunu devam ettirmenin gururunu yaşıyoruz. Kuruluşundan bu yana aslında bankamız, Türkiye’nin ilk milli bankası olarak ülkenin ekonomisine, kalkınmasına, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama konusunda aldığı inisiyatiflere toplumun refahının artması konusundaki hep ilk önceliği bu alanlar oldu” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ise, “2019 yılına kadar İstanbul’da 51 olan spor tesisi sayımızı 5 yıllık süre içerisinde 74’e çıkardık. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde de bu sayıyı ikiye katlamayı hedefliyoruz. Yani 5 yılda geçmişte yapılan tesisin yarısı kadar İstanbul’a tesis kazandırdığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Ayrıca sadece geçen yıl İstanbul’daki tesislerimizde 3 milyona yakın İstanbullu yararlanmış. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama bu sayının yeterli olmadığını düşünüyoruz, açık alan spor noktası sayısını artırarak, bir bahanenin arkasına sığınmadan tüm İstanbulluları harekete, spor yapmaya, kentin doğasıyla güzellikleriyle buluşmaya davet etmek istiyoruz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İBB Meclisi nisan ayı oturumu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı.
İmamoğlu, ilk oturum nedeniyle yaptığı konuşmada, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde halkın demokratik hakkını kullandığını, İstanbul’u 5 yıl daha yönetmeleri yönünde kendilerine vazife verildiğini söyledi.
İmamoğlu, “5 yıl boyunca gösterdiğimiz gayret ve hizmetin halkımız nezdinde takdirle karşılanması ve teveccüh görmemiz, bizi ziyadesiyle memnun etmiştir; elbette bir o kadar da sorumluluğumuzu büyütmüştür.” dedi.
İBB Meclisi’nde grubu bulunan partilere, İstanbul’un lehine birlikte çalışma çağrısında bulunan İmamoğlu, “İBB’nin 9. seçim dönemi, yani 2024-2029 yılları arasındaki yeni döneminin ilk oturumunu açıyorum. Belediyemize, şehrimize ve 16 milyon İstanbulluya hayırlı, uğurlu olsun.” diye konuştu.
İmamoğlu, şöyle devam etti:
“İstanbul tarihinin ve tüm Türkiye’nin en şeffaf, en demokratik, en etkili, en verimli meclisi olma konusunda kararlıyız. Yetkimizi, sadece ve sadece 16 milyon İstanbullunun çıkarları için kullanacağız. Ülkemizin ve Cumhuriyetimizin değerlerine ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ilkeler ve doğrultuya layık olacağız.”
“İstanbul halkının yararına olan tüm katkıları ortaya koyacağız”
AK Parti Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul, 31 Mart’ta seçilen İmamoğlu’nu, 39 ilçe başkanını ve meclis üyelerini tebrik etti.
İstanbul halkının ortaya koyduğu iradenin, başları üzerinde yeri olduğunu dile getiren Okul, şunları kaydetti:
“Bize bu dönemde (halk), AK Parti Grubu olarak mecliste muhalefet görevi verdi. Bu muhalefet görevini çok dikkatli bir şekilde, İstanbul halkının menfaatlerini gözeterek yerine getireceğimizi inanıyoruz. Bu noktada değerli katkılar sunacağımıza inanıyoruz. Gece gündüz demeden gerçekten bu görevi bütün arkadaşlarımızla değerli katkılar sunarak geçirmeyi planlıyoruz. Bu noktada da meclisimize sık sık elimize gelen bilgileri paylaşacağız. Uyarılarda bulunacağız. Değerli katkılarımız olacak. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’nun bu noktada bizden istediği, İstanbul halkının yararına olan tüm katkıları ortaya koyacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İstanbul halkının menfaati için burada her türlü çalışmayı birlikte ortaya koyacağız.”
MHP Grup Başkanvekili Orkun Ayhan, 31 Mart seçimlerinde milletin, 5 yılın yerel yöneticilerini belirlediğini ve sandıkta da önemli mesajlar verdiğini söyledi.
Seçim sonuçlarının değerlendirmesinin, her siyasi parti tarafından yapılacağını dile getiren Ayhan, “MHP ve Cumhur İttifakı olarak daha çok çalışacak, milletle daha çok hemhal olacak, cesameti yaygınlaşan sorunların Allah’ın izniyle üstesinden geleceğiz. Bu nedenle karamsarlığa ve ümitsizliğe mahal yoktur. Mücadelemiz ve millete hizmet azmimiz, şevkle ve hız kesmeden devam edecektir.” diye konuştu.
Seçim sonucunda İstanbullu hemşehrilerinin, İBB yönetiminin bilhassa denetlenmesi noktasında kendilerine görev tevdi ettiklerini anlatan Ayhan, şöyle konuştu:
“Vakit, bir an önce işe koyulma vaktidir. İstanbul’un çözüm bekleyen sayısız sorunları vardır ve İstanbullular bu sorunların bir an evvel çözüme kavuşturulmasını beklemektedir.”
CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, geçen dönem İmamoğlu’nun başkan olduğunu ama mecliste çoğunlukları olmadığını, bu dönemde ise İmamoğlu’nun tekrardan başkan seçildiğini ve 26 ilçe belediye başkanlığı ile meclis çoğunluğunu aldıklarını söyledi.
Sakalar, “Biz de bu sorumluluğun bilinciyle çalışacağımıza buradan CHP Grubu olarak söz veriyoruz.” dedi.
Meclis başkan vekilleri belirlendi
Meclisin şekillendirilmesini sağlayacak seçim gündemiyle yapılan toplantıda, İBB birinci ve ikinci başkanvekili, divan katipleriyle encümen üyelerinin seçimi yapıldı.
CHP, 1. başkan vekilliği için Nuri Aslan’ı, AK Parti ise Ahmet Bilal Kıymaz’ı aday gösterdi.
Oylama sonucu, 184 oy alan Nuri Aslan 1. başkanvekili olurken Ahmet Bilal Kıymaz 129 oy aldı.
Bunun ardından 2. başkanvekilliği için seçime geçildi. CHP’nin aday gösterdiği Gökhan Gümüşdağ 182, AK Parti’nin adayı Faruk Gökkuş 117 üyenin oyunu alabildi. Böylece İBB Meclisinin 2. başkanvekili de CHP’li oldu.
Divan katipleri seçimi için de hem CHP hem de AK Parti, 10’ar aday gösterdi. Oylamada, CHP grubunun aday gösterdiği Uğur Dağ, Ozan Özçelik, Erdinç Aktaş, Utku Akbulut, Furkan Ak, Cansel Karataş, Esin Güneş Erkonak, Özge Beğenmiş Olca, Ezgi Akgül ve Rıza Can Özdemir, Divan katibi seçildi.
Encümen üyelikleri seçiminde de CHP’li Kazım Akşahin, Seyfettin Yıldırım, Ahmet Şahin, Tuğçe Çalık Karademir ve Ali Aluç en fazla oyu aldı.
İBB’nin 26 Meclis Komisyonuna ise 5’er üye CHP’den, 3’er üye AK Parti’den seçildi.
İmamoğlu, gündemdeki diğer maddelerin 18 Nisan’da görüşülmesi yönünde karar alarak birleşime ara verdi.
]]>İBB yeni dönem ilk meclis toplantısı Saraçhane’de bulunan İBB binasında gerçekleştirildi. Oturum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Toplantı da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açılış konuşması gerçekleştirdi. Toplantı mecliste grupları bulunan partilerin temsilcileri tarafından gerçekleştirilen konuşmalar ile devam etti.
Meclis Başkanvekilleri belirlendi
Konuşmaların ardından Meclis 1. ve 2. Başkanvekili oylamasana geçildi. Gizli oylama ile yapılan seçimde İBB Meclisi 1. Başkanvekili Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Nuri Aslan olurken, Meclis 2. Başkanvekili ise yine CHP’den Gökhan Gümüşdağ oldu. Meclis Başkanvekillerinin belirlenmesinin ardından gündemde bulunan Lüzumu Kadar Katip üye, Encümen Üye, İhtisas Komisyonları üye seçimi, İstanbul Boğazı Belediyeler Birliğine üye seçimi, Marmara Belediyeler Birliğine üye seçimi, Tarihi Kentler Birliğine üye seçimi, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğine üye seçimi, Türk Dünyası Belediyeler Birliğine üye seçimi ve Uluslararası Tarım Şehirleri Birliğine üye seçimleri gerçekleştirildi. Üyelerin seçilmesinden sonra gündemde bulunan diğer maddeler meclis üyelerinin oylarına sunuldu. Gündem maddelerinin oylandı ve yeni dönemin ilk oturumu sonlandırıldı.
“Bizler yeni dönem için o iradeye layık olmak, bu kadim ve eşsiz şehre hizmet etmek üzere görevlendirildik”
Açılış konuşmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, bu kadim kente hizmet etmiş, belediye başkanından çalışanlarına kadar, kaybettiğimiz tüm değerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. İçinde bulunduğumuz Şehitler Haftası vesilesi ile bu güzel vatanımız için canını feda etmiş tüm şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Huzurunuzda, İBB’nin 9’ncu seçim dönemi, yani 2024-2029 yılları arasındaki yeni döneminin ilk oturumunu açıyorum. Belediyemize, şehrimize ve 16 milyon İstanbulluya hayırlı, uğurlu olsun. Büyükşehir Belediye Meclisi’miz, İstanbulluların iradesinin en üst seviyede temsil edildiği yerdir. Bizler yeni dönem için o iradeye layık olmak, bu kadim ve eşsiz şehre hizmet etmek üzere görevlendirildik. Bugün bu salonda bulunan tüm meclis üyesi arkadaşlarıma önemle ve öncelikle hatırlatırım ki, unvan ve makamlarımız geçici, sorumluluğumuz ise her türlü şahsi ve siyasi hesabın üzerindedir. Allah hepimize, İstanbullulara mahcup olmamayı ve bu şehre hak ettiği hizmeti sunabilmeyi nasip etsin” şeklinde konuştu.
“Bu muhalefet görevini biz çok dikkatli bir şekilde, İstanbul halkının menfaatlerini gözeterek yerine getireceğimizi inanıyoruz”
Toplantıda AK Parti Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul ise, “İstanbul halkının ortaya koymuş iradesinin bizim başımızın üstünde yeri var. Bize bu dönemde AK Parti grubu olarak mecliste muhalefet görevi verdi. Bu muhalefet görevini biz çok dikkatli bir şekilde, İstanbul halkının menfaatlerini gözeterek yerine getireceğimizi inanıyoruz. Bu noktada değerli katkılar sunacağımıza inanıyoruz. Gece gündüz demeden gerçekten bu görevi bütün arkadaşlarımızla değerli katkılar sunarak geçirmeyi planlıyoruz. Bu noktada da meclisimize sık sık elimize gelen bilgileri paylaşacağız. Uyarılarda bulunacağız. Değerli katkılarımız olacak. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’nun bu noktada bizden istediği İstanbul halkının yararına olan tüm katkıları, ortaya koyacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İstanbul halkının menfaati için burada her türlü çalışmayı birlikte ortaya koyacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su doluluk oranı yaklaşık bir aydır aynı seviyelerde seyrediyor.
Bugün itibarıyla barajlardaki doluluk oranı yüzde 81,29 ölçüldü.
Su miktarı; Istrancalar’da yüzde 42,89, Terkos’ta yüzde 86,19, Sazlıdere’de yüzde 60,27, Alibey’de yüzde 66,63, Büyükçekmece’de yüzde 76,03, Ömerli’de yüzde 92,15, Darlık’ta yüzde 86,35, Elmalı’da yüzde 88,46, Pabuçdere’de yüzde 73,51 ve Kazandere’de yüzde 74,52 olarak kaydedildi.
Melen ve Yeşilçay’dan bu yıl 189,32 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 310 milyon 96 bin metreküp olarak hesaplandı.
Bu yılın ilk 4 ayında barajlara düşen yağış miktarı metrekare başına 248,89 kilogram oldu.
Kente su sağlayan baraj ve göletler 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahipken su miktarı bugün itibarıyla 706,18 milyon metreküp olarak kaydedildi.
İstanbul’da günlük su tüketimi, dün itibarıyla 3 milyon 92 bin metreküp olarak ölçüldü.
Son 10 yılın doluluk oranları
İSKİ istatistiklerine göre, 15 Nisan tarihli baraj doluluk oranları 2014’te yüzde 32,95, 2015’te yüzde 97,32, 2016’da yüzde 86,69, 2017’de yüzde 87,38, 2018’de yüzde 91,21, 2019’da yüzde 92,93, 2020’de yüzde 70,07, 2021’de yüzde 80,48, 2022’de yüzde 87,91, 2023’te yüzde 45,18 iken, bugünkü oran yüzde 81,29 olarak kayıtlara geçti.
“Yer altındaki su, barajları beslemeye devam ediyor”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’un barajlarının doluluk oranının arzu edilen seviyede olmadığını söyledi.
Oranların geçen yıla göre yüksek olmasını sevindirici bir durum olarak niteleyen Toros, “İstanbul barajlarındaki doluluk oranı uzun zamandır yüzde 80 civarında seyrediyor. Sonbaharda yağmur yağdığı zaman yağmur suyunun birçoğu buharlaşır, birçoğu da akıp gider ama ilkbaharda genellikle sağanak şeklindeki hafif yağışlar olduğu zaman bu yağış toprak tarafından emilir. Yer altındaki su, bilhassa nisan ve mayıs aylarında barajı beslemeye devam eder. Onun için barajlardaki doluluk seviyesi dikkat ederseniz hep yüzde 80 civarında seyrediyor.” dedi.
İstanbul’un genelde en fazla yağışı aralıkta aldığını aktaran Toros, ekim, kasım, aralık, ocak, şubat ve mart ayının yağışların en çok görüldüğü dönemler olduğunu, nisandan itibaren eylüle kadarki dönemin yağışın son derece az olduğu aylar olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Toros, şu anda biriktirilen suyun yazın haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında çok iyi şekilde kullanılması gerektiğine dikkati çekerek, “Bir sonraki yıl veya 2024 yılının eylül, ekim, kasım ve aralık ayları geldiği zaman susuzluk çekmeyelim. ‘Acaba İstanbul’un suyu bitecek mi, bitmeyecek mi?’ diye böyle bir yapıya girmememiz için nisan ayına kadar barajdaki doluluk oranı bizim geleceğe bakmamız anlamında son derece anlam ifade ediyor. Dolayısıyla şu an için barajlardaki doluluk oranı idare edecek seviyede diyebiliriz.” diye konuştu.
Kentte 2013 yılında günlük su tüketiminin ortalama 2,5 milyon, 2023 yılında ise ortalama 3 milyon metreküpü geçtiğini aktaran Toros, su tüketimi artışının bu şekilde devam etmesi durumunda barajların yüzde 100 dolu olması durumunda bile suyun yetersiz hale geleceğini kaydetti.
“Yağmur hasadı” konusunun önemli olduğunu vurgulayan Toros, fabrikanın, sitelerin ve parkların kullanım suyunun yerinde biriktirilmesi durumunda sorunun çözüleceğini belirtti.
Prof. Dr. Toros, “İstanbul’un suyu bitecek mi, bitmeyecek mi?” tartışmasına girilmemesi için şu önerilerde bulundu:
“Yağmur hasadı yapmak ve evimizdeki, iş yerimizdeki suyu daha verimli kullanmak. Yağmur hasadı yaptığımız takdirde hem maliyet anlamında hem de İstanbul’un var olan su kaynağını uzun süre kullanabilme anlamında iyi bir çözüm olacağını düşünüyorum.”
İstanbul’un barajlardaki en yüksek su seviyelerine, nisan ve mayıs aylarında, çok nadir olarak haziran ayında ulaşıldığını anlatan Toros, “Dolayısıyla barajların doluluk oranının artık bu yüzde 80’ler civarından daha fazla artacağını tahmin etmiyorum. Bundan sonraki süreçte var olan suyu, bu yüzde 81’lik doluluğu yıl boyu daha verimli nasıl kullanabiliriz, bunu tartışmak lazım. Büyük ihtimalle daha yüksek seviyelere ulaşmaz.” değerlendirmesini yaptı.
Prof. Dr. Toros, evlerde suyun en fazla sifonda kullanıldığını, bu sistemde bir kerede 4 litre su harcamak yerine kademeli sifon sisteminin oluşturulabileceğini söyledi.
Mutfakta meyve ve sebzelerin yıkandığı suyun, çiçekleri sulamada veya lavaboda da kullanılabileceğini aktaran Toros, diş fırçalarken muslukların açık kalmaması gerektiğini vurguladı.
Muslukların başlarına tasarruf başlıkları takılmasını tavsiye eden Toros, “Biz evimizde, iş yerimizde ‘Bir damla suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz? Bir damla suyu nasıl israf etmeyebiliriz’, bunun çalışmalarını yapmamız gerekiyor, düşünmemiz gerekiyor. Su tasarrufu yaptığımız zaman hem bütün su ihtiyacımız giderilmiş olacak hem de su giderimiz daha az olacağı için ekonomik olarak cebimize katkı sağlamış olacağız.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Toros, “Eğer Melen ve Yeşilçay olmasaydı 2023 yılında İstanbul susuz kalacaktı. 2023 yılında kente 1 milyar 117 milyon metreküp su verildi. Bunun 748 milyon metreküpü Melen ve Yeşilçay’dan geldi. Dolayısıyla artık Melen ve Yeşilçay’a can simidi gözüyle bakıyoruz. O barajlar olmazsa İstanbul susuz kalır.” dedi.
“Atalarımız ‘Su hayattır’ demişler”
Bu çağda en önemli varlığın su olduğunun altını çizen Toros, şu ifadeleri kullandı:
“Atalarımız ‘Su hayattır’ demişler. Dolayısıyla suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz? Sudan daha fazla daha farklı nasıl istifa edebiliriz? Bunu her kurum, kuruluş, kişi kendi çapında öneriler üretmesi ile güzel çözümler ortaya çıkabilir. Bizim benim önereceğim bir çözüm sizin önereceğiniz çözümün yanında çok basit kalabilir. Onun için her bir vatandaşımızın kendi çapında çözüm üretmesi son derece değerlidir.”
Prof. Dr. Toros, tüketilen suyun yüzde 75’inin tarımda kullanıldığını, bu nedenle tarımda sulamanın sızma ve damlama gibi sistemlerle planlanması gerektiğini kaydetti.
Tarımda, soğuk ve rüzgarsız zamanlarda sulamanın yapılması gerektiğini anlatan Toros, her ürünün su ihtiyacının farklı olduğunu, bunun belirlenerek ona göre bir sulama yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, memleketi Trabzon’da hemşehrileriyle buluştu. İmamoğlu, “Bazen demokrasi, bazen cumhuriyet, arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. İnsanlarını ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar, yanlış uygulamalar yüzünden olur. Hele hele sistemi, rejimi, kendi gidişatından, uygar ve medeni sürecinden, rayından çıkarır. Başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan, işte olan önce kadınlara, önce çocuklara, gençlere, önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte, milletimizin gücüyle, nasıl ki demokrasi arayışında, özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında, hepiniz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya… Şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı: Tam yol ileri diyoruz” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’ın Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret etti. Kaya’yı tebrik eden İmamoğlu, belediye anı defterini imzaladı. ‘Bize çifte bayram yaşattınız’ diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, şunları söyledi:
“BİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATTINIZ”
“Sizi burada ağırlamak bizim için onurların en büyüğü. Yaptığınız işlerle, verdiğiniz belediyecilik örnekleriyle hepimizin yüz akı oldunuz, gururumuz oldunuz. Bizler de sizlerin izinde yürüyerek sizlerin desteğiyle sizlerden aldığımız güçle Trabzon’da arkadaşlarımla birlikte önemli bir mücadele süreci yürüttük ve Allah’a şükür mahcup olmadık ne milletimize ne sizlere. İnşallah bundan sonra yapacağımız işlerle de aynı güzel. Ligde Trabzon’daki hemşehrilerimize hizmet edeceğiz. Arkadaşlarımızla birlikte Trabzonumuza en güzel hizmetleri yapabilmek gayreti içinde olacağız. Kapısı açık, gönlü açık bir anlayışla sizlerin yaptığı o doğru, güzel belediyecilik anlayışı ile Trabzon’umuza hizmet edeceğiz. Ben bütün heyetimiz adına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bize çifte bayram yaşattınız, minnettarım, çok teşekkür ediyorum.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ABUR CUBUR İŞLER YAPILDI VE YAPILMAYA DEVAM EDİLİYOR”
“Belediye Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah daha güzel başarılara imza atarız hep birlikte. Tabi onun tek yolu var. Görev aldığımız bu dönem başarıların en büyüğünü bu ülke milletine halkımıza yaşatmak. Onu hep beraber yaşatırsak özellikle bu yörede de bence belediyeciliğe ihtiyaç var. Yani bu başta Trabzon’umuz olmak üzere Rize’si, Giresun’u, Ordu’su, Samsun’u fark etmiyor. Büyük oranda ciddi bir belediyeciliğe, ciddi bir farklı belediyeciliğe, insanını düşünen, doğasını düşünen, şehrini düşünen, günü kurtaran değil ama böyle dünya güzeli cennet köşesi bir şehrimiz var ama o anlamda aynı paralelde bir özenli belediyecilik bence yok çok net. Çok abur cubur işler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bir şehir bu kadar yorulmaz. Yorulmaz ve yoğrulmaz. Hem yoruldu hem yoğruldu. Şimdi bu şehrin ciddi bir düzene ciddi bir gelecek vizyonuna ihtiyacı var. Bu bakımdan ben Ahmet Başkanımızın akıldan, teknikten, bilimden uzak davranmayacağını net olarak biliyorum çok değerli siyasi yol arkadaşları var. Çok değerli Trabzon’un insanları var. İyi yetişmiş insanlar var. Hem şehrimizin içinde hem şehrimizin dışında. ve bu bakımdan herkesin size yardıma koşacağına eminim. Yeter ki siz burada iyi bir güzergah çizin, iyi bir vizyon ortaya koyun.
“HİÇ KİMSENİN SİYASİ BARİYERLER ÖRMESİNE MÜSADE ETMEMELERİ GEREKİR”
Bu noktada bütün altyapının oluşmasında, oluşturulmasında benim de yaşamımın şekillendiği tabiri caizse çocukluğumun, gençliğimin geç geçtiği bu şehrin ayağa kalkması ve kalkınması noktasında elimizden ne gelirse. Yanınızda olacağımızı taahhüt ediyoruz. Bütün belediyelerimize bu anlamda kapımız açık. Ben daha önce de söyledim. Benim belediyelere kapım açık derken partilim olan belediyelere asla demem, bilakis bir şehre gittiğim zaman o şehir, hangi belediye ya da hangi partiden bakmam, mutlak randevu isterim. Valisinden de isterim belediye başkanını da isterim. Veren oldu vermeyen oldu. Bu nezaket ve bu kuralın işlemesi noktasında ben Trabzon’daki bütün yerel yöneticilere bu çağrımı on yıldır yapıyorum bunu da yapmaya devam edeceğim. Ha buna uymak istemeyen ya da bu daha doğrusu bu daveti duymayan ya da duyamayan belli baskıları yaşayan dostlarımıza da şunu söyleyeyim. Hiç kimsenin siyasi bariyerler örmesine toplumun arasında müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü seçildikten sonra herkesin belediye başkanıyım diyen anlayış gerçek anlamda bunu yansıtmalıdır. Ortak masalarda konuşabilmeliyiz. İnşallah bu anlamda yerelden bu nezaketi, bu açık gönüllülüğü, bu hassasiyeti hep birlikte göstereceğiz.
“BU AKLI BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”
Sadece bunu belediyelerimizde göstermeyeceğiz. Bu dönem görev alacağımız belediyeler birlikleri var bölgelerde. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği var. Oralarda da bu aklı, bu zihniyeti değiştireceğiz. Tam aksine o kurumların millete ait olduğunu, o kurumların yerel yönetimlere hizmet etmesi gerektiğini ispat edecek dengeli adil bir şeffaf bir ortamı oralarda da var edeceğimizi şimdiden ilan edelim bu noktada çalışmalarımız var. İnşallah çok sevdiğim, mahallemin içinde bulunan bu belediye binasının hatta bir kısım mülkümüzün de buraya nasıl diyelim? Karşılıklı anlaşarak yıkılan kamulaştırılan bölümde bulunan bu binanın şehrimize uğur getirmesini diliyorum. Umarım çok güzel bir dönem yaşatacaksınız. Sizde görev alan bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza ve elbette ki burada çalışacak olan bürokrat emekçi bütün çalışanlara başarılı bir dönem dilerim. Yolunuz açık olsun. Eşimle birlikte sizi tebrik ediyoruz. Ailenize kolay gelsin. En büyük zorluğu onlar yaşayacak meşakkatli bir iş. Ama omuz omuza özellikle siyasi yol arkadaşlarımız, başta il başkanımız, Ortahisar İlçe Başkanımız, diğer yöneticilerimiz bu süreçte sizin işinizi kolaylaştıran, sizin önünüzü açan sizin faaliyetlerinizi vatandaşa çok yoğun bir biçimde anlatan bir faaliyetle işinizi kolaylaştıracak, olduklarına eminim. Onlarada şimdiden teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun.”
İmamoğlu ve Kaya, tebrik ziyaretinin ardından Ortahisar Belediyesi önünde kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu, hemşehrilerini eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Kaya da eşi Tuğba Kaya ile birlikte selamladı. Kendisine sevgi gösterilerinde bulunan hemşehrilerinin Ramazan Bayramlarını kutlayan İmamoğlu, alanda bulunan dövizleri tek tek okudu ve özetle şunları söyledi:
“SİZLER BENİM İSTANBUL’DA HER ANIMI TAKİP ETTİĞİNİZİ BİLİYORUM”
“Benim güzel şehrimin güzel insanları bugün çok değerli dostum Ahmet Kaya’nın bu güzel şehirde, bu güzel şehrin merkezinde, Trabzonumun merkezi Ortahisar’da Ortahisar Belediye Başkanlığı’na başladığı bu dönemde hem bir bayram ziyareti hem de sizlerle onun bu güzel görev döneminin başlangıcında onu tebrik etmek için şehrime geldim. Ben bu coşkulu karşılama ve bizimle bu bayramlaşma duygusunu yaşadığınız için hepinize teşekkür ediyorum iyi ki varsınız. Bütün hemşehrilerimin burada bulunan çok güzel annelerimizin, ablalarımızın hanımefendilerin, beyefendilerin sevgili gençlerin pırlanta gibi çocuklarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun çok güzel bir bayram geçirin inşallah. Sizler, benim biliyorum İstanbul’da her günümü, her anımı takip ettiğinizi biliyorum. Dualar ettiğinizi biliyorum. Dualarınızın beni nasıl duygulandırdığını, bazen videolarınız geliyor fotoğraflarınız geliyor. Özellikle çok güzel annelerimizin dualarıyla beni nasıl beslediğinizi tahmin edemezsiniz iyi ki varsınız Allah’ım sizi korusun hepinizi çok seviyorum.
“KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN DOĞDUĞU MAHALLEDE BÜYÜDÜM”
Bu güzel şehrin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. ve aslında şu an o kadar güzel bir yerdeyim ki Allah’ın nasibi. Ben Pazarkapı Mahallesi’nin bir çocuğuyum aslında. Hem Pazarkapı Mahallesi, hem Ortahisar Mahallesi bu mahallenin bir çocuğuyum. Bu gördüğünüz Ortahisar Belediye binasının tam şu köşe başında bizim dükkanımız vardı boya dükkanı. Hala durur. Hemen bu belediye binasının alt köşesinde İslane Sokak’ta da dedemin kereste ticarethanesi vardı. Ben bu caddenin çocuğuyum. Burada yürüyerek okuluma gider, yürüyerek okulumdan buraya gelirdim. İlkokulum hemen bu binanın yanındaki Kanuni Süleyman İlkokulu. Şöyle düşünün bu sabah köyüme çıktım, mini minnacık bir köy evinde doğmuş bir Akçaabatlı bir çocuğum ben. Trabzon’un bir evladıyım orada doğdum. Burada ilkokulu okudum. Ortaokulu Atatürk Köşkü’nün orada Köşk Lisesinde okudum, liseyi Trabzon Lisesi’nde okudum. Bu şehir Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu bir şehir, onun doğduğu bu mahallede büyüdüm. Belki hayatımda bugün ne var ise buradan beslendim. Sonra İstanbul’a okumaya gittim. Ailemle beraber iş yaşamım derken yine Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği ve bizlere yurt edinen dönemi başlattığı İstanbul’da yaşama başladım ve İstanbul’un belediye başkanı oldum.
“31 MART’TA MÜHRÜ BASTINIZ YA ŞİMDİ YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR ARAYIŞ, YENİ BİR HİZMET ANLAYIŞI, YENİ BİR YÖNETİCİLİK ANLAYIŞI BAŞLADI”
Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, o kırk haneli köyden doğarak Trabzon’dan Fatih’in fethettiği İstanbul’a giderek büyükşehir belediye başkanı olmak olsa olsa dünyada bir tek Atatürk’ün Cumhuriyetinde olur. Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet herkese fırsat eşitliği verir kadınına çocuğuna, erkeğine. Demokrasi ne yapar biliyor musunuz? Hepimizi eşitler. Sandık var ya sandığa gidip oy atıyoruz. O sandık hepimizin eşitlendiği gündür. Fabrikatörü, emekçisi, işçisi, emeklisi, üniversite öğrencisi öğretmeni hepimizi eşitler. Eksik tarafı var. Bunu toparlamamız lazım. O ne biliyor musunuz? Bazen demokrasi bazen cumhuriyet arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. Ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi, rejimi, kendi gidişatında uygar ve medeni sürecinden rayından çıkarır başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan işte olan önce kadınlara önce çocuklara, gençlere önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte milletimizin gücüyle nasıl ki demokrasi arayışında özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında hepimiz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya, şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı. Tam yol ileri diyoruz.
“YENİ DÖNEM O ÇİFT MAVİ GÖZÜN İNSANINA BAKTIĞI GİBİ BİR DÖNEM OLACAK”
Bakınız bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz? Sevgili dostum Ahmet Kaya’nın odasında astığı bir fotoğraf birkaç gündür bir tartışma işliyor. Tartışmayı önemsemiyorum oraya girmeyeceğim. Ama size söyleyeceğim şu o fotoğraf, benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf ne biliyor musunuz? Tokat’ta, bir çiftçinin, bir köylünün deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana, insanına anlatırken çekildiği fotoğraf. O fotoğraftaki kişi o köylü dede o anlatımı yapıyor hararetli bir şekilde. Ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O çift mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki, bir gözün içine bakış vardır. Ben diyorum ki Allah’ım beni o gözlerim baktığı gibi bu annelere baktır. O gözlerin baktığı gibi bu çocuklara, bu gençlere, bu hanımefendilere, bu beyefendilere abilerimize. Ben çocukla konuşurken bile dizimi yere eğip onun gözünün içine bakıp onu hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözünün insanına baktığı gibi bir dönem olacak.
“KİBİR KENDİNİ BEĞENMİŞLİK BUNLARIN HEPSİ YOK. BİTTİ”
Kibir, kendini beğenmişlik bunların hepsi yok bitti. Kul Nesimi demiş ki ‘Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem’ demişti. Ramazan ayındayız. Ben dünyanın en büyük şehri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanıyım. Sevgili dostum Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı biz bu göreve talip olduk. Sizler de bizleri seçtiniz. Şimdi bize düşen görev sizi dinlemek, sizi anlamak, dertlerinize çare olmak için gece gündüz çalışmak bizim sorumluluğumuz bu. Vatandaşımıza destek oluyoruz ya vatandaşımız bir sıkıntıya düşüyorsa ona destek olmak bizim sorumluluğumuz. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Devletimizin herhangi bir kurumu ama belediyesi ama valiliği, ama bakanlığı ama şurası ama burası o desteği size veriyor ya, kimse cebinden bir şey vermiyor. Size vermek zorunda olduğu desteği veriyor. Hatta belki de az veriyor siz onun hesabını sorun. Ben hep söylüyorum bize minnet duymayın.Görevini iyi yaptın kardeşim, belediye başkanım teşekkür ederiz diyebilirsiniz. Ama kimseye minnet duymayın. Bu şehrin İstanbul’un bu ülkenin, bu devletin sahibi, millettir. Ben geleceğin bir sistemin sahibiyim diyen, buyruğumla şunu yaptın diyen, talimatımla emrettim şöyle oldu diyen biri görevden ayrılacağı zaman af diledim, görevden ayrılıyorum deme dönemi bitmiştir.
“ŞU AYAKLARINIZDAKİ, KOLLARINIZDAKİ PRANGALARI, KELEPÇELERİ SÖKÜN ATIN. MİLLETE HİZMET EDİN”
Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sorun sormalısınız. Üniversiteli çocuklarımız, gençlerimiz işte biz şimdi İstanbul’da ne yapıyorsak iyi uygulama sevgili Ahmet Kaya’yla tabii ki paylaşacağız. O burada bir merkez ilçe belediyesi başkanı. Bakın buradan söyleyeyim Ekrem İmamoğlu İstanbul’un belediye başkanı. Bakın burada benim şanlı Türk bayrağım var. Benim kapım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese açık. Benim kapım hangi partiden seçilmişse seçilmiş. Trabzon’un Büyükşehrinden ilçesine, beldesine nerede olursa olsun herkese açık. Kardeşim partiler araç, partiler hizmet için araç, seçim geçti bitti. Şimdi milletçe ayağa kalkma zamanı. Onun için birlikte çalışacağız. Ahmet Kaya başkanımla çalışacağız. Ama benim kapımı Akçaabat’ta çalsa başımın üstünde yeri var, Trabzon Büyükşehir’de çalsa başımızın üstünde yeri var. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu ayaklarınızdaki, kollarınızdaki prangaları, kelepçeleri sökün atın millete hizmet edin. Siz de bir kişiye değil, millete hizmet edin.
“VATANDAŞINA KARŞI YUKARIDAN BAKMA”
Bu cennet vatan 100 seneyi aşkın süre önce özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi seçmiş, ne demiş şair? Hangi çılgın bana vuracakmış şaşarım demiş. Öyle değil mi? Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Biz demokrasi aşığıyız. Şimdi ne yapacağız? Daha fazla sizi dinleyeceğiz. Bu şehrin zeki insanlarını bu şehrin akıllı gençlerine, hanımefendilerini, beyefendilerini daha çok dinleyeceğiz. Başkanımız sizlerle çok güzel projeler üretecek. Biz de onu yapıyoruz İstanbul’da. Bu milletin ayağa kalkmasıdır millet gücünün farkına varacak. Ben hep söylüyorum. Büyüklerimin bana vasiyetidir. Makamım büyüdükçe başını öne eğsin. Vatandaşa karşı yukarıdan bakma, vatandaşa karşı başın öne eğik dursun ve onunla öyle konuş. Ona hizmet yolunu seçmişsen bu sana gerekli. O bakımdan biz bu terbiyenin bu anlayışın inanın neferleri olacağız. Çok çalışacağız. Ben hep söylüyorum bakın sıralamam şöyle. Allah’ım beni aileme mahcup etme. Allah’ım beni doğduğum topraklara Trabzonlulara mahcup etme. Karadenizlilere mahcup etme. Ama beni bu Türkiye’nin bu cennet vatanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşlarına mahçup etme. Şehrim İstanbul’a mahçup etme. Çünkü biz çok asil bir görevle hizmet dönemiyle karşı karşıyayız. ve göreceksiniz çok çalışacağız. Ben diyorum ki beni geçecek adam doğmadı kardeşim. Ahmet Kaya diyebilir ki, başkanım sen öyle değilsin ama ben daha çok koşarım. E hadi koşalım. Yahu hizmette, yarıştan güzel bir şey olabilir mi? Beni geçeni arkadan çelme takmam vallahi de billahi de alkışlarım.
“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”
Biliyor musunuz? Millet de millete hizmette yarışın kazananı yok ki hepimiz kazanıyoruz. Kaybedeni yok ki hepimiz kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim yolculuğumuz böyle bir yol, çok başarılı olacağız. Arkamızda sizin gibi hemşerilerimizin gücünü hissedeceğiz. İnşallah önümüzdeki zaman diliminde hiç olmadı bugüne kadar bundan sonra da ağzımızdan kötü kelime duymayacaksınız. Ben bugün Sera’da 98 yaşında anneannemizi ziyaret ettim. Salacık’ta halamı ziyaret ettim. Hepsi diyor ki televizyonda seni dinliyoruz. Bir de bağırıyormuş bana halam Ekrem Ekrem beni niye duymuyorsun? Şimdi ben konuşurken kötü söz edeceğim. Beni anneannem dinliyor, annem dinliyor, bırakın siz dinliyorsunuz, beni çocuklar dinliyor. Ben buradan söylüyorum. Biz kimsenin hakkında iftira, kumpas, şu bu işlerle zaten uğraşmadık uğraşmayız. Kötü söz kullanmayacağız. Sizin işinizi konuşacağız. Milletimizin işini konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız. Gençlerimizin umutlarını konuşacağız. Onlara destek olacağız. Bizim buna yetecek gücümüz var. Bizim buna yetecek aklımız, fikrimiz, bilgimiz var. Milletçe var. Sizin fikirlerinizden faydalanacağız. Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım.
“TRABZONUN MUHAFIZI OLUP KORUYUCUSU OLUN”
Ahmet Kaya Başkanımla birlikte çok güzel başarıları hep birlikte imza atalım. Bu, başarıda elbette merkez ilçe başkanımız, Haluk Başkanımın büyük emekleri var. Ona Mustafa başkanım, il başkanımızın büyük emekleri var ona, Milletvekilimiz Sibel Hanım’a ve bütün örgütümüze teşekkür ediyoruz. Ama biz bakın partiyi burada bıraktık. Biz diyoruz ki ya bu işi Trabzon ittifakı kazandı. İstanbul’da İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye’de Türkiye ittifakı olsun. Onun için milletçe kazanalım diyoruz. Bizim seçimde kaybedenimiz yok. Hepinizi çok seviyorum. Ahmet başkanımın yolu açık olsun. Yanındayız göreceksiniz çok yanında olacağız. İstanbul’umuzun, İstanbul’umuza yapılmak istenen kötülüklere karşı nasıl orada muhafız demişsem siz de Trabzon’da Trabzon’a bir kötülük yapılıyorsa Trabzon’a muhafızlık etmeye var mıyız? Sakınız vazgeçmeyin. Burası bizim biblomuz, burası bizim canımız ciğerimiz. Bizi besleyen bir dünya. Trabzon’un muhafızı olup koruyucusu olun. Trabzon’un her konusuyla ilgilenin. Trabzonspor’la da ilgilenin, Trabzonspor’u da yalnız bırakmayın. Maddi manevi yalnız bırakmayın. Her türlü kardeşlik, her türlü güzellik kazansın. Hepinizi çok seviyorum. Allah’ın izniyle. Trabzon’da da İstanbul’da da ülkemizin her yerinde de ne olacak? Her şey çok güzel olacak.”
]]>
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, geleneksel bayramlaşma programında; “31 Mart sadece bir sonuç değildir. 31 Mart’ta çok tarihi bir yerel başarı elde ettik. Belediye başkanlarımız hem İstanbul’da hem ülkemizin dört bir yanında halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirecekler. Ama 31 Mart aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Türkiye demokrasi mücadelesinin yeni bir başlangıcıdır. Artık bu şehirde insanlar geleceğe dair umutlanmaya başladı. Artık bu şehirde gençler geleceğini yurt dışında aramak yerine güzel ülkemizin, demokrasi mücadelesini bizlerle birlikte vermeye karar verdiler. Artık gençler geleceğini yurt dışında aramak istemiyor. Gençler kendi ülkesine değer katmak istiyor. Ben bunu aldığım telefonlarda, sokaktan önümüzü çeviren gençlerde görüyorum” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın geleneksel bayramlaşma programı, Seyrantepe’de bulunan İl Başkanlığı binasında yapıldı. Programa ilçe başkanları, yeni seçilen belediye başkanları ve bir çok partili katıldı. “Çifte Bayram yaşıyoruz İstanbul’da ve Türkiye’de” diyerek sözlerine başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi:
“ÇİFTE BİR BAYRAM YAŞIYORUZ İSTANBUL’DA VE TÜRKİYE’DE”
“Aramızda çok kıymetli belediye başkanlarımız var, yeni göreve başlayan. Gençlik kollarımızı onlara İstanbul’un muhafızları diyor. Çok kıymetli İstanbul’un muhafızları, belediye başkanlarımız, kadın kolu başkanlarımız, gençlik kolu başkanlarımız, mahalle birim sorumlularımız çok kıymetli meclis üyelerimiz, değerli il yöneticisi arkadaşlarım, çok kıymetli partililerimiz, hepinizin bayramınızı kutluyorum. Nice güzel bayramlarda hep birlikte olmak dileğiyle. Bayramın dayanışma ruhunun, bayramın, kardeşlik ruhunun, bayramın sevgi duygularının bütün günlere yayılmasını diliyorum. Çifte bir bayram yaşıyoruz İstanbul’da ve Türkiye’de. Birincisi Ramazan Bayramı’nda sizlerle birlikteyiz. Ramazan Bayramı’nın tabi dünyaya barış getirmesini diliyorum öncelikle. Ne yazık ki dünyada vekalet savaşları devam ediyor. Ülkemizin kuzeyinde bir savaş halen devam ediyor. Orta Doğu halen yangın yeri. Orta Doğu’da Gazze’de Filistin’de masum çocuklar, insanlar katlediliyor. Dolayısıyla Ramazan Bayramı’nın bütün dünyaya barış getirmesini diliyorum. Dünyadaki savaşların bir an önce sona ermesini diliyorum ve Ramazan ayının birlik beraberlik duygularının ülkemizin birlik beraberlik duygularına katkı sunmasını diliyorum. Birliğe, beraberliğe içinde bulunduğumuz coğrafyada bu zamanlarda her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Çünkü kendi içerisinde birlik beraberliğini sağlayamayan ülkelerin ne hale geldiğini yanı başımızdaki ülkelerden görüyoruz. Dün Suriye’de gördük. Daha önce Irak’ta gördü. Eğer bir ülke kendi içerisinde çeşitli ayrışmalar yaşıyorsa, sosyal, siyasal, etnik, mezhepsel bölünmeler yaşıyorsa birileri oraya barış getireceğim diye geliyorlar. Milyonlarca insanı katlediyorlar, şehirleri yok ediyorlar. Şehirlerin kültürünü yok ediyorlar. Bu yönüyle birlik beraberliğimizin daim olmasını diliyorum. Ramazan bayramının birlik ve beraberliğimizi pekiştirmesini diliyorum.
“31 MART’TA TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEMOKRASİ BAYRAMI YAŞADI”
Tabi bir yönüyle çifte bayram yaşıyoruz dedik. 31 Mart’ta Türkiye büyük bir demokrasi bayramı yaşadı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem İstanbul’da hem yurdun dört bir yanında tarihi bir başarı elde ettik. Partimiz çok uzun yıllar sonra birinci parti oldu. İstanbul’da büyükşehir belediyesini yeniden kazandık. 26 ilçe belediyesi kazandık ve meclis çoğunluğunu sağlamış olduk. 31 Mart’tan beri İstanbul’da insanların yüzü gülmeye başladı. Daha önce bir konuşmada ifade etmiştim. 31 Mart’tan beri bu şehirde çocukların yüzü gülüyor, gençlerin, kadınların, emeklilerin, emekçilerin yüzü gülüyor ama İstiklal Caddesi’nin de yüzü gülüyor demiştim. Galata Kulesi’nin de yüzü gülüyor demiştim. Üsküdar’da Validebağ Korusu’nun da yüzü gülüyor ve Taksim’de Gezi Parkı’nın da yüzü gülüyor 31 Mart’tan bu yana. ve demir parmaklıklar arkasında Gezi mücadelesinde hep birlikte omuz omuza mücadele verdiğimiz ama bugün demir parmaklıklar arkasında olan yol arkadaşlarımızın da yüzü gülüyor. Mesela Tayfun Kahraman’ın yüzü gülüyor şu anda.
“ARTIK GENÇLER GELECEĞİNİ YURT DIŞINDA ARAMAK İSTEMİYOR”
Hani demiş ya şair; ‘Haberin var mı taş duvar, demir kapı kör pencerem… Yastığım ranzam, zincirim uğruna ölümlere gidip geldiğim zulamdaki masum resim, haberin var mı? Görüşmecim yeşil soğan göndermiş, dağlarına bahar gelmiş memleketimin….’ Memleketine bahar geldi. Dağlarına bahar geldi memleketimizin 31 Mart’tan bu yana. 31 Mart’tan sonra Genel Başkanımızı İstanbul’da bir ses tellerinden bir operasyon geçirdi. Ziyaret etmeye gittiğimde 25 yaşında bir hanımefendi önümü çevirdi. Kadıköy İlçe Başkanımızla beraberdik. Şişli İlçe Başkanımız da yanımızdaydı. Dedi ki ‘Başkanım Allah hepinizden razı olsun. Ben Almanya’ya gidecektim. Bütün işlemlerimi yaptırdım pasaportu vizesi her şey tamam. Artık gitmek istiyordum. Ama 31 Mart gecesi bu ülkede gitmemeye karar verdim. Çünkü çok umutlandım’. 31 Mart sadece bir sonuç değildir. Evet 31 Mart’ta çok tarihi bir yerel başarı elde ettik. Belediye başkanlarımız hem İstanbul’da hem ülkemizin dört bir yanında halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirecekler. Ama 31 Mart aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Türkiye demokrasi mücadelesinin yeni bir başlangıcıdır. Artık bu şehirde insanlar geleceğe dair umutlanmaya başladı. Artık bu şehirde gençler geleceğini yurt dışında aramak yerine güzel ülkemizin, demokrasi mücadelesini bizlerle birlikte vermeye karar verdiler. Artık gençler geleceğini yurt dışında aramak istemiyor. Gençler kendi ülkesine değer katmak istiyor. Ben bunu aldığım telefonlarda, sokaktan önümüzü çeviren gençlerde görüyorum.
“TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ MÜCADELESİ YENİ BAŞLAMIŞTIR”
Bir mutluluk daha Cumhuriyet Halk Partisi için. Dün büyük mutluluk duyduğum bir telefon konuşması yaptım. Kıymetli bir yol arkadaşımız beni aradı. Çok duygulu bir sesle bana şunu söyledi, ‘Dün babamı ziyaret ettim mezarlıkta. Mezarının başında babama dedim ki, baba gözün aydın, partin Türkiye’de birinci parti oldu.’ Hem Cumhuriyet Partisi’nin her bir bireyi olarak hem de bu ülkede yaşayan gençler olarak bu ülkenin insanları olarak çok mutluyuz, çok gururluyuz, çifte bir bayram yaşıyoruz. Ancak yeni başlıyoruz. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi yeni başlamıştır ve sizlerle birlikte kıymetli yol arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin demokrasi mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Sizleri güneşin altında biraz beklettik. Gelenekselleşmiş bir durumdur bayramlaşma törenlerinin il binasında yapılması. Her bayramda bayramın ikinci günü ilçe binalarında yapılır bayramlaşma töreni. Sonrasında da il binasında bir bayramlaşma töreni yapılır. Partililer birbirleriyle bayramlaşırlar. Ama belki bu geleneği de önümüzdeki Kurban Bayramı’nda değiştirebiliriz. Şimdi belediye başkanı arkadaşlarımla konuştum. Kurban Bayramı’nda bir salonda bir bayramlaşma töreni düzenleyelim. Onu da bir belki sahne gösterimiyle, belki bir konserle pekiştirelim. Hep birlikte güzel ve keyifli anlarımız olsun. Bu güneşin altında da sizleri bekletmemiş olalım. Tabi aramızda çok değerli büyüklerimiz var. Çok kıymetli yol arkadaşlarımız var. Bayramlar hep büyüklerimizi ziyaret ettiğimiz, onların ellerini öptüğümüz günlerdir. Aramızda önceki dönem il başkanlarımızdan, önceki dönem genel başkan yardımcılarımızdan ve önceki dönem milletvekillerimizden Mustafa Özyürek başkanımız var. Ben izin verirseniz bu anlamlı günde Mustafa Özyürek başkanıma mikrofonu takdim etmek istiyorum ve duygularını sizlerle paylaşmasını istiyorum.”
İl Başkanı Özgür Çelik’ten sonra söz alan Mustafa Özyürek ise şunları söyledi:
CHP İSTANBUL ESKİ İL BAŞKANI MUSTAFA ÖZYÜREK: “BU SEFER İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ TAMAMLAYACAĞIZ”
“Ben 89 seçimlerini yöneten İl Başkanı Mustafa Özyürek. O zaman da Büyükşehir’i Allah selamet versin Nurettin Sözen’den ve diğer bütün ilçeleri aşağı yukarı kazanmıştık. Büyük bir coşkuydu büyük bir başarıydı. O zaman da planımız şuydu. Rahmetli Erdal İnönü ve rahmetli Deniz Baykal’la birlikte bu başarıyı perçinleyelim genel seçimlerde bu başarımızı devam ettirelim ve partimizi iktidara taşıyalım istedik. Fakat ne yazık ki parti içindeki bazı tartışmalar, parti içindeki bazı karşılıklı suçlamalar ve arkasından belediyelerimizdeki başarısızlık bizi iktidara gitmekten alıkoydu. O olaylardan, o günlerden de dersi olarak öyle inanıyorum ki bu sefer bu iktidar yürüyüşümüzü tamamlayacağız. Türkiye artık Cumhuriyet Halk Partisi’ni özledi. Türkiye Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesini istiyor. Bütün Anadolu’da bunun emarelerini görüyoruz. Bunun uyanışını görüyoruz. İstanbul’dan başlayan bu mücadele Ekrem İmamoğlu ve il başkanımızın başlattığı değişimle başlayan bu mücadele bizi öyle inanıyorum ki iktidara götürecek. Benim gibi geçmişte il başkanlığı yapmış, geçmişte görevlerde bulunmuş, artık 85 yaşına gelmiş birisinin sizlerin başarısı dışında hiçbir dileği olamaz. Bize ne düşerse elimizden ne gelirse sonuna kadar yapmaya hazırız. İl Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bütün belediye başkanlarımızı kutluyorum. Belediye meclis üyelerimizi kutluyorum. İnanıyorum ki İstanbul’u en iyi şekilde yönetecekler ve bizi iktidara taşıyacaklar” dedi.
]]>
Bakanı Uraloğlu, Ankara-Niğde Otoyolu Ana Kontrol Merkezi’ni ziyaret etti ve bayram öncesi alınan tedbirlere ilişkin bilgi aldı.
Bayramda 30-35 milyon kişinin, yurt içinde seyahat edeceğini öngördüklerini bildiren Uraloğlu, kara yolu, demir yolu ve hava yolunda gidiş-dönüş seyahatleriyle yaklaşık 100 milyon ayrı yolculuk yapılacağını söyledi. Milyonlarca vatandaşın seyahatiyle yurtta bir nevi “kavimler göçü” yaşanacağını dile getiren Uraloğlu, yaşanması muhtemel yoğunluk nedeniyle bakanlık olarak kara, deniz, hava ve demir yollarında tüm önlemleri aldıklarını vurguladı.
Uraloğlu, 68 bin 680 kilometrelik kara yolu ağında tedbirleri aldıklarını ve denetimleri sıklaştırdıklarını değinerek, “7/24 görev esasına göre ülke geneline yayılmış 18 bölge müdürlüğü, 122 şube şefliği, 15 tünel bakım işletme şefliği, 41 otoyol bakım işletme şefliği bayram süresince kesintisiz hizmet verecek. Bu bayramda da Karayolları Genel Müdürlüğünün işletmesindeki köprü ve otoyollar Cumhurbaşkanımızın kararıyla 9 gün süresince cumartesi sabah itibarı ile bayram tatili sonuna kadar 9 gün boyunca ücretsiz olacak.” diye konuştu.
“Fahiş fiyatlarla otobüs bileti kesen firmalara idari para cezası keseceğiz”
Trafiğin yoğun olduğu kara yolu güzergahlarında yol çalışmalarına ara verdiklerini aktaran Uraloğlu, trafiği yoğun olan tatil bölgelerinde ek önlemler aldıklarını belirtti. Uraloğlu, tatil süresince devam eden yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarını asgari seviyeye indirdiklerini kaydetti. Bakım-onarım gibi nedenlerle şerit sayısında eksilme bulunan yolları da gözden geçirerek mümkün olan şeritlerin tamamını trafiğe açtıklarının altını çizen Uraloğlu, böylece uzun trafik kuyruklarının oluşmasını engelleyeceklerini ifade etti.
Uraloğlu, otobüs terminallerinde denetimleri artırdıklarını bildirerek, şöyle devam etti:
“Fahiş bilet fiyatları gibi durumlarda mağduriyet yaşanmaması için firmalara uyarılarda bulunduk. Özellikle otoyollardaki yoğunluğun önüne geçmek adına, bir müddettir hayata geçirdiğimiz serbest geçiş sistemi ile ana güzergahların birçoğunda gişe alanları hiç hissedilmeden geçilmiş olacak. Otobüs firmalarına, turizm taşımacılığında kullanılan otobüsleri kullanmalarına yönelik izin verdik. Ek seferler konulmak suretiyle, taleplerin karşılanması için talepte bulunduk. Korsan taşımacılık yapan, sefer izni olmadan faaliyet gösteren, izinli olmayan yerlerde yolcu indiren veya bindiren ve fahiş fiyatlarla otobüs bileti kesen firmalara idari para cezası keseceğiz. Vatandaşlarımız yola çıkmadan ücretsiz Alo 123 ya da 159 hattından ve KGM web sitesi üzerinden kapalı ve çalışma yapılan yollar ile hava durumu ve önemli yerler hakkında bilgi alabilecekler.”
Memleketlerine gidemeyen veya tatillerini Ankara-İstanbul ve İzmir’de geçirecek vatandaşlar için İstanbul’da Marmaray, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hatları, Ankara’da Başkentray ve İzmir’de İzban’ın ücretsiz hizmet vereceğini kaydeden Uraloğlu, 5-15 Nisan tarihlerinde demir yolu taşımacılığında da hızlı tren, ana hat ve bölgesel trenlerde kapasite artışına gittiklerini söyledi.
“Yüksek hızlı tren hatlarında, kapasitesi artışı sağladık”
Uraloğlu, yüksek hızlı tren hatlarında, 5 Nisan’dan itibaren başlayacak ek seferlerle 18 bin 84 koltukluk kapasite artışı sağladıklarına dikkati çekerek, “Günlük sefer sayısını Ankara-İstanbul hattında 13+13’ten 14+14’e, Konya-İstanbul hattında 4+4’ten 5+5’e yükselttik. Ayrıca Ankara-Konya hattında cuma ve pazar günleri işletilen 1+1 adet hafta sonu seferi, cumartesi günleri de işletilecek. Hızlı trenlerde olduğu gibi ana hat ve bölgesel trenlerde de ilave vagon ile 15 bin 200 koltuk artışı sağladık. İzmir Mavi Ekspresi, Doğu Ekspresi, gibi önemli bölgesel trenlere pulman ve yataklı vagonlar ilave ettik.” dedi.
Devlet Hava Meydanları İşletmesinin ilgili tüm birimlerinin de bayram süresince 24 saat esasına göre hizmet vereceğini bildiren Uraloğlu, başta İstanbul Havalimanı olmak üzere yurt çapındaki diğer tüm havalimanlarında yoğunluktan kaynaklanan herhangi bir sorun yaşanmaması için havalimanlarındaki personelin tüm birimlerle koordinasyon içinde çalışacağını aktardı.
Uraloğlu, seyahate çıkacaklara, mutlaka emniyet kemerlerini takmaları, gerektiğinde dinlenmeleri ve hız sınırlarına dikkat etmeleri uyarısında bulundu.
]]>“GERİ DÖNÜŞ ÇABALARI NAFİLE ÇABALAR OLUR”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbata törenindeki açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Bu seçim Türkiye siyasi tarihinin en önemli kırılmalarından birisidir. Ve artık geriye dönüş olmaz. Demokrasi bir kere uyandı mı, özgürlük bir kere hayat buldu mu ondan kimse kaçamaz. Geri dönüş çabaları nafile çabalar olur. Hatırlayın 31 Mart 2019 gecesi AA’nın veri akışını kesmesiyle başlayan süreçte ne yazık ki bir anlayışla mücadelemiz vardı. O anlayış makamları ya da bir seçim bölgesini, İstanbul’u kendi mülkü gibi gören bir anlayış. Tabi bu anlayışın neler yaptığını birlikte gördük.
“ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR”
Millet iradesini hiçe sayan o anlayış 23 Haziran 2019’da aslında esaslı bir demokrasi dersi aldı. Ama maalesef buradan yeterince ders çıkartmadı. 2019’da başlayan o süreç bugüne kadar farklı boyutlarıyla birlikte aralıksız bir şekilde devam etti. 5 yıl boyunca bizleri engellemek, başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptılar. Dönem dönem fazlasıyla gerçek dışı suçlamalar ve iftiralarla bizi halkın gözünde küçük düşürmeye çalıştılar. Siyasi maksatlı mesnetsiz davalarla her gün ayrı bir teftiş ve soruşturmayla bizi yıldırmaya uğraştılar. Tabi 5 yıl boyunca onlar bizimle uğraşırken biz ise gerçek hayata, milletin bize yüklediği sorumluluğa yani İstanbul’un sorunlarıyla mücadele ettik. Pazar günü yapılan seçimde yalnızca bizim 5 yıllık performansımız oylanmadı. Aynı zamanda hukuk ve demokrasi dışı yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan, kendini milletin üzerinde gören anlayışın meşruiyeti de oylandı. Oylamanın sonucu ortadadır. Milletin iradesini beğenmeyip kendi isteklerini dayatanların halkın seçilmiş temsilcilerini yok sayıp engellemeye çalışanların, devletin, hukukun, yargının ve demokrasinin ayarlarıyla oynayanların milletin vicdanında yeri olmadığını milletimizin asil tavrı sandıkta tescil etmiştir.

“BU SEÇİM KANAL İSTANBUL İÇİN HAYATİ BİR REFERANDUMDU”
İstanbullular iktidarın bu şehrin iradesine yönelik politika ve uygulamalarını kesin olarak mahkum etmiştir. Bu seçim aynı zamanda Kanal İstanbul için hayati bir referandumdu. Halkımız toplu bir şekilde İstanbul diye haykırdı. Beton kanal projesini tarihin tozlu raflarında hayata geçmeyen bir ibret projesi olarak kalmasını milletimizle birlikte sağlayacağız. Bir cumhurbaşkanı, 17 bakan ve müesses medyanın yüzde 95’i ve her türlü devlet imkanıyla hatta bizlerin vergisiyle yaşamını sürdüren kamuya ait kamu kuruluşlarıyla kampanya yürüten, seçimi kazanmak için her yolu mübah gören, para dağıtmak, seçmen kaydırmak gibi birçok anlamsız siyaset anlayışı bu seçimle millet nezdinde geri dönülmez bir biçimde mahkum olmuştur.
“MİLLETİMİZ DERİN VİCDANINI VE FERASETİNİ GÖSTERMİŞTİR”
Kendisini desteklemeyen siyasi partileri ve siyasetçileri rakip değil de sanki düşmanmış gibi gören ve göstermek isteyen o anlayış açıkça mağlup olmuştur. Milletimiz derin vicdanını ve ferasetini göstermiştir. Halkın yaşamakta olmuş olduğu ekonomik zorlukları önemsemeyen, bu zorluklarla başa çıkması için vatandaşa verilen sosyal desteklerle kendi çıkarları adına alay eden o kibirli anlayış mahkum olmuştur. Metro ve diğer büyük yatırımlarımızın hayata geçmesi için gereken imzayı atmaktan kaçınan, sahip olduğu yetkiyi halkın zararına sonuna kadar istismar eden o yönetim anlayışı mahkum olmuştur. 31 Mart’ta İstanbullular bu şehirde ve bu ülkede hukuk, demokrasi ve sosyal adalet istediklerini açıkça ve haykırarak ortaya koymuştur. Bence bu yönüyle tarihe geçecektir.
“NEDEN MAZBATA VERİLMİYOR?”
Açık farkla kazandığımız Tuzla’da benim genç yol arkadaşım Eren Ali Bingöl’e neden mazbata verilmiyor? Yüzde 11 farkla kazanmış arkadaşımız mazbatayı ne zaman alacak belli değil. Öğreniyoruz ki Tuzla Belediye Başkanı’nın görevi bitmişken, hem de 2 Nisan günü hemen 62 milyonluk ihale yapıp birilerine veriyor. Çok ayıp. Böyle bir kamu ahlakı olamaz. İBB müfettişlerimizi görevlendirdi. İhaleyi veren de alan da rahat olmasın.
“TELAŞINIZ NE?”
Beykoz ve Gaziosmanpaşa’da tüm sandıkları yeniden sayma konusundaki telaşınız ne? Bunu yapmayın. Haksızlık yapıyorsunuz ama haksızlığın ötesinde başka kötülüklere fırsat veriyorsunuz. Gözümün nuru gibi Beykoz’daki seçim sonucuna, gözümün nuru gibi GOP’taki seçim sonucuna buradaki her zaman adaleti önde tutan parti yöneticilerimle birlikte, takip edeceğimizden kimse şüphe duymasın. Yaptığınız adaletsizlikler işinize yaramıyor. Bu tür politikalar nedeniyle sadece partiniz güç kaybetmiyor millete de zarar veriyorsunuz.”
]]>Yerel seçimlerde İstanbul’da yüzde 0,63 oy alan Buğra Kavuncu, X’teki sosyal medya hesabından uzun bir açıklama yayınlayarak istifa kararını kamuoyuna duyurdu.
Buğra Kavuncu’nun açıklamasının tam metni ise şu şekilde:
“31 Mart yerel seçim sonuçları gösterdi ki; büyükşehirlerde yarış genelde iki parti arasında geçmiş ve seçmen istediği adaya oy vermekten çok, istemediği parti ya da aday kazanmasın diye karşındaki en güçlü adaya yönelmiştir. Bir diğer durum ise daha önce ittifak yapılan İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi büyükşehirlerin birçoğunda parti aidiyeti neredeyse yok olmuştur. İttifak sisteminin, büyük partileri güçlendirirken oy oranı biraz daha az partileri erittiği aşikârdır. Katı bir ideolojik görüşü olmayan, makul ve hayatın gerçekleriyle yüzleşerek ona göre politika belirleyen, merkeze konumlanacak bir partinin varlığını devam ettirmesi için yerel yönetimlerde iddia ortaya koyması önemlidir. Aksi halde başka bir partinin aparatı haline gelme riskini taşımaktadır. Seçim sonuçları bunu bir kez daha tescil etmiştir.

Bilindiği üzere, partimiz genel seçimler sonrası 31 Mart yerel seçimlerine ittifaksız girme kararı almış ve tüm ülkede aday belirleme süreci başlamıştır. Bu süreçte, kamuoyuna da yansıyan bazı isimler haricinde İstanbul için adaylık talebinde bulunan olmamıştır. Parti içerisinde de bu doğrultuda bir gelişme olmayınca görev bana düşmüştür. Ben de partim için bu sorumluluğu seve seve üstlendim.
“SEÇİMLERİ BEKLEDİĞİMİZİN ÇOK ALTINDA BİR SONUÇLA TAMAMLADIĞIMIZI KABUL ETMEK ZORUNDAYIZ”
Alınan karar sonrası çalışmalarıma başladım ve daha iyi bir belediye başkanı olacağım iddiasıyla seviyeyi düşürmeden, projelerimi anlattım. Eleştirilerimi sıraladım. Hatta eleştirilerimi beğenmeyen ve yetersiz bulan da oldu, kamuoyundan dozu çok kaçırdığımı dile getiren de oldu. Kimisi boşuna çok çalışarak kendimi hırpaladığımı kimisi ise kasıtlı olarak çalışmadığımı iddia etti. Bütün bunlara rağmen, ben partimin adını en onurlu şekilde inandığım ve doğru bulduğum şekilde ayakta tutmaya çalıştım ve mücadele ettim. Ancak seçimleri beklediğimizin çok altında bir sonuçla tamamladığımızı kabul etmek zorundayız. Tüm bu şartlar altında, ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getirerek, gerek yapılacak olan olağanüstü kongremizin daha sağlıklı ve demokratik bir ortamda yapılabilmesi, gerekse İstanbul’da aldığımız sonuçla doğrudan ilişkili olarak, 8 aydır yürütmekte olduğum Teşkilat Başkanlığı görevimden istifa ediyorum.
“İSTİFA KARARIMI SEÇİM AKŞAMI ALDIM”
Özellikle parti içinde şahsıma yönelen bazı eleştirileri de cevaplamam gerekirse; Seçim akşamı almış olduğum istifa kararımın, Genel Başkanımızın pazartesi günü yapacağını duyurduğu açıklamanın ardından duyurulması hususunda çalışma arkadaşlarımızla görüş birliği oluştu. Bundan ötürü de bu açıklamayı bugüne bıraktığımı ifade etmeliyim. Başta İstanbul İl Başkanımız Yücel Coşkun olmak üzere, bu süreçte arkamda durma ve çalışma konusunda vicdanı rahat olan İstanbul il ve ilçe teşkilatımıza, bütün yol arkadaşlarıma ve özellikle İstanbul Gençlik Kolları Başkanımız Muhammet Akyüz nezdinde bütün gençlik kollarına teşekkürlerimi sunuyorum. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Buğra Kavuncu ve ailesiOY KULLANDIĞI SANDIKTAN KENDİSİNE 3 OY ÇIKMIŞTI
Öte yandan İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Teşkilat Başkanı olarak görev yapan Buğra Kavuncu oyunu İstanbul’un Eyüp ilçesine bağlı Göktürk semtinde kullanmıştı. Eşi ve kızıyla birlikte 2254 No’lu sandıkta oy kullanan Kavuncu’ya sadece 3 oy çıkmıştı.
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer eski belediye binasında Esenyurt halkı ile bir araya geldi. Tebrikleri kabul eden Özer, birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Özer, “Yaklaşık kırk gündür sahada çalıştık. Sizlerle beraber emek verdik, ter döktük. Bu güzel ve güzide şehrimizi ev ev, cadde cadde, mahalle mahalle, fabrika fabrika dolaştık ve halkımızın yüreğindeki umuda, gözlerindeki inanca hep güvendik. Onlar bizi, biz onları sevdik. Zaten ben Esenyurt’a yabancı biri değildim. Yaklaşık on senedir İstanbul’a hizmet veren biriyim. Sayın İmamoğlu ile birlikte bir yol arkadaşlığımız vardı ve nihayet bu yol arkadaşlığı burada, Esenyurt’ta bir adaylaşma sürecine dönüştü. Bizim halkla kurduğumuz bağı gören bazıları, bizimle ilgili bir takım karalama kampanyaları başlattı. Zannettiler ki bu yalanlarla halkı kandıracaklar. Bu yalanların büyük kısmına cevap vermedim çoğu kez. İstedim ki halkım cevabını versin ve öylede oldu. Halka selam olsun. Biz zaten halkımız için varız. ve geldiğimiz günden itibaren şunu söyledik: Biz halkımızla beraber yürüyeceğiz. Adil olacağız, eşit olacağız, kapsayıcı ve ulaşılabilir olacağız. Bu sözlerimiz bizim yönümüz olacak. Asla şımarmayacağız, şaşırmayacağız. Her zaman, her daim halkımızın emrinde olacağız. Halkımızın başımızın üstünde yeri olacak.”
“Esenyurt’u barış ve kardeşlik şehrine dönüştüreceğiz”
Ayrım gözetmeksizin Esenyurt’u barış ve kardeşliğin şehrine dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Başkan Özer; “Esenyurt küçük bir İstanbul, İstanbul küçük bir Türkiye demiştim. Esenyurt’u aldığımızda İstanbul’u alacağız. İstanbul’u aldığımızda ise Türkiye’de demokrasinin yolunu açacağız demiştim. Şimdi bu yolu hep birlikte açtınız. Meşaleyi Esenyurt’tan yaktınız. Ahmet Özer olarak bugünden itibaren Esenyurt’un belediye başkanıyım. Ayrım gözetmemek ve birbirimizi sevmek bizim düsturumuz olacak. Biz burada bir kent uzlaşısını gerçekleştirdik. Çünkü demokrasinin temeli diyalog ve uzlaşıdır. Esenyurt’u sizlerle beraber bir barış ve kardeşlik şehri haline getireceğiz. En büyük iddiam bu benim”
“Gece demeden gündüz demeden halkımızın hizmetinde olacağız”
Seçim sürecinin artık geride kaldığını ve zaman kaybetmeden çalışmalara başlayacağını vurgulayan Özer; ” Esenyurt, Türkiye’nin en büyük ilçesi. 7 büyük şehir, 57 ilden daha büyük bir kent. Sizlerle birlikte bu şehri 21. yüzyıla yakışır bir şehir haline getireceğiz. Seçim süreci artık geride kaldı. Bundan böyle biz önümüze bakacağız. Esenyurt’un çok güçlü yanları var. Önemli bir üretim gücü, genç bir nüfusu ve 81 ilden gelen insanlarımız var. Bu da bizi güçlü kılıyor. Çünkü göçle gelen insan çalışkandır, hırslıdır ve sürekli ileri gitmek ister. İleri gittiğinde de kentine, kendine, ailesine, ülkesine büyük katkı sağlar. Bu özellikler yetenekli yöneticilerin elinde nimettir, yeteneksizler ise bunu külfet olarak görür. Bu nimetle beraber Esenyurt’u sizlerle dönüştüreceğiz. Liyakat, ehliyet, çalışkanlık ve uyum en temel düsturumuz olacak” dedi.
“Bundan sonra işimiz gücümüz Esenyurt”
Bugüne kadar yaşanan olumsuzlukları her bir Esenyurtlu vatandaşın desteği ile aşacaklarını belirten Prof. Dr. Ahmet Özer; Esenyurt’ta yetişmiş yüksek bir insan gücü, köklü sivil toplum kuruluşları, halk önderleri ve kanaat önderleri var. Onlar her zaman benim doğal danışmanlarım olacak. Ben bir profesör olarak sayısız okul okudum, onlarca ülke gezdim. Ancak siz olmazsanız, sizinle beraber yürümezsek asla başaramayız. Bunun için bize el verin, güç verin bu yolu beraber yürüyelim. Birlikte toplumsal barış ve huzur içinde üreteceğiz, bölüşeceğiz. ve beş yılın sonunda her bir Esenyurtlu gururla ben Esenyurtluyum diyebilecek. Bundan sonra işimiz gücümüz Esenyurt.”
“Yolunuz, yolumuz açık olsun”
İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim başarısına da değinen Başkan Ahmet Özer; ‘Biz Esenyurt’u, Sayın İmamoğlu da İstanbul’u kazandı. Ayrıca 26 tane belediyeyi daha kazandık. Türkiye’de muhalefet büyük bir zafer elde etti. İstanbul gibi bir devin bizimle beraber olması, bizim yol arkadaşımız olması Esenyurt için büyük bir avantaj. Halkın belediye başkanı olarak asla böbürlenmeyeceğiz. Halkımıza üstten bakmayacak, fil dişi kulelere çekilmeyeceğiz. Bu işe halkla başladık, halkla nihayete erdireceğiz. Yolunuz, yolumuz açık olsun” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Necmiye Birkoç ve avukatı katıldı.
Sanık Birkoç, 6 Şubat’ta meydana gelen terör saldırısının ardından yeniden savunma yapmak istediğini söyledi.
Birkoç, bir kişinin yalan beyanı üzerine tutuklandığını öne sürerek, “Saldırıdan bir gün önce 5 Şubat akşamı kardeşim Pınar Birkoç ve arkadaşım cezaevine görüşe geldi. Dosyam üzerine konuştuk. Duruşmada tahliye olmam ve cezaevinden beni almaları üzerine konuştuk. Mahkemeye gelip gelmeyeceğim belli değildi. Mahkemeye gelmek için dilekçe vermiştim. Mahkemeye katılmam suç teşkil etmez.” ifadelerini kullandı.
Sanık Birkoç, İstanbul Adliyesi’ne yönelik 6 Şubat’taki saldırı sırasında duruşmada izleyiciler arasında bulunan ve saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ablası Necla Birkoç’un İstanbul’a çalışmak amacıyla geldiğini söyledi.
Ablasının, 6 Şubat’taki duruşmaya kendisiyle ilgili SGK dökümünü ve ikametgahını getirmek amacıyla geldiğini savunan Necmiye Birkoç, şöyle devam etti:
“Saldırıdan haberim yoktu. Duruşmadan çıkarıldıktan ve saldırıyla ilgili gözaltına alındıktan sonra savcıdan öğrendim. Kardeşimin yaptığından biz sorumlu tutulduk. Ben daha 2 aydır tutukluyum, sizi rehin alacakmışım gibi senaryolar kuruldu. O gün burada olanlar çok kötü tesadüftü. Kardeşimin yaptığından ailesi sorumlu tutulamaz. O gün bütün gün televizyon ve gazeteler bizi reklam etti. Biz sizi rehin alıp kaçacakmışız. Böyle bir şey yapacak olsam benim hal ve hareketlerimden anlardınız. Ben örgüt lideri miyim ya da önemli birimiyim de beni buradan kaçıracaklar.”
Mahkeme heyeti, tutukluluk halinin devamına karar verdiği sanık Necmiye Birkoç’un dosyasının ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine hükmetti. Sanık C.Ö’nün bir sonraki duruşmada dinlenilmesini kararlaştıran heyet, duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, terör örgütü DHKP-C içerisinde faaliyette bulunduğu gerekçesiyle tutuklanan C.Ö’nün etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemesi üzerine 31 Ekim 2023’te alınan ifadesine yer veriliyor.
C.Ö. ifadesinde, Şanlıurfa Suruç’ta Temmuz 2015’te patlama olması nedeniyle örgüt tarafından Kağıthane Nurtepe Mahallesi’nde protesto amacıyla eylem yapılacağını, bu nedenle kendisine verilen molotofkokteyllerini mahalle sorumlusu olarak bildiği sanık Necmiye Birkoç’a verdiğini anlattı.
Sanık Birkoç’u, Gazi Mahallesi’ndeki olaylar sırasında polise molotofkokteyli ve taş atarken gördüğünü aktaran C.Ö, Birkoç’un ayrıca grubu yönlendirdiğini de kaydetti.
İddianamede, örgütün Nurtepe Mahallesi alan yapılanması sorumlusu olan sanık Birkoç’un örgüt adına eylem hazırlığı yaptığı, Kent Ormanı’nda silah eğitimi aldığı dile getiriliyor.
Sanığın, Dilek Doğan’ın ölümüyle ilgili olaylara katılarak polise silahlı saldırıda bulunduğuna dair tanık beyanları, olay yeri inceleme raporu ile emniyetin tutanakları olduğu aktarılan iddianamede, Birkoç’un “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme” suçlarından 13 yıl 6 aydan 27 yıla kadar hapsi isteniyor.
İstanbul Adliyesi’ne yönelik silahlı saldırı
İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilmiş, Dilfiraz Karataş hayatını kaybetmiş, 3’ü polis 6 kişi yaralanmıştı.
Polis ekipleri, olay günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşması bulunan Pınar Birkoç’un ablası Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeş Necla Birkoç ile bazı kişileri gözaltına almıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan aralarında Necmiye Birkoç ve Necla Birkoç’un da bulunduğu 14 şüpheli tutuklanmıştı.
Ayrıca, sosyal medya hesaplarından yapılan provokatif paylaşımlarla ilgili soruşturmada da 5 şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmişti.
]]>İSTANBUL – İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart’ı 1 Nisan’a bağlayan saatlerde, seçim sonrası Saraçhane’de vatandaşlarla buluştu.
Bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile birlikte seçim otobüsünün üzerinden coşkulu kalabalığı selamladı. İmamoğlu’na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, oğulları Selim ve Semih ile kızları Beren İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşların isteği üzerine ceketini çıkarıp, gömleğinin kollarını sıvayan İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Benim büyük ailem, bu akşam buraya çok değerli İl Başkanım Özgür Çelik’le, bir de sevgili ailemle çıktım, eşim ve çocuklarımla. Bir de benim kocaman bir İstanbullu ailem var. Sizleri tanıştırmaya, sizlerle kucaklaşmaya geldim. Merhaba İstanbul; 16 milyon kazandı. 16 milyon İstanbullu kazandı; kutlu olsun. Bu seçimin kaybedeni yok. Bizim olduğumuz yerde öteki yok… İstanbul’a, bütün insanlarımıza hayırlı olsun. Bu şehrin en ön saflarındaki mini minnacık çocuklarımıza hayırlı olsun. Bu şehrin pırlanta gibi, ülkeye birlikte umutla koşacağımız gençlerine hayırlı olsun. Bu şehrin kadınlarına, bu şehrin annelerine, bu şehrin beyefendilerine, emeklilerine hayırlı olsun. Bu şehre değer katan 16 milyon insanına, bu şehrin çeşitliliğine, bu şehrin bütün insanlarına, bu şehrin inançlarına, bu şehrin kadim kültürüne, bu şehrin kadim dillerine, bu şehrin kadim her duygusuna hayırlı uğurlu olsun. Bu şehrin canım insanlarına, çeşitliliğine, bu şehrin, milletin her ferdine, her inancına; Alevi’sine Caferi’sine, Şafi’sine, bütün mezheplerine bu şehrin Kürtlerine, bu şehrin Çerkez’leri bu şehrin her etnik kökenden insanına hayırlı olsun. Bu şehrin inançlarına; Hristiyan’ına, Musevi’sine, Ermeni’sine, Süryani’sine hayırlı olsun. Mübarek Ramazan ayındayız. Bizim inancımızda, bizim geçmişimizde, bizim Osmanlı’dan Cumhuriyete insan ayırt etmek yok. Bu şehir bize Fatih Sultan Mehmet’in emaneti. Bu şehirde yeni bir kültür başladı. Bu şehir, aynı zamanda bize Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu başarıya, hep birlikte, 5 yıl önce başlayan o güçlü demokrasi yolculuğuyla başladık. Hep birlikte iyiliğin, güzelliğin, insanlarıyla bir olmanın anlayışını temsil ettik. Bu başarıya değer katan ve bu yolculuğu en güçlü şekliyle birlikte tasarlayarak, İstanbul’da güçlü bir başarı elde etmemize vesile olan Genel Başkanım Sayın Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Onun nezdinde, partinin bütün üst yönetimine ve temsilcilerine, milletvekillerine, Merkez Yürütme Kurulu’na, Parti Meclisi üyelerimize teşekkür ediyorum. İstanbul’da muazzam bir organizasyonla, bugün tek bir oyumuza bile zeval gelmemesi adına organize çalışan, güçlü parti örgütümüzü koordine eden İl Başkanımız Özgür Çelik’e teşekkür ediyorum. Sevgili Başkanımın nezdinde, partimizin yöneticilerine, ilçe başkanlarına, adaylarımıza teşekkür ediyorum. Aynı zamanda İstanbul’un on binlerce gönüllülerine teşekkür ediyorum. ve emektar, cefakar İstanbul Gönülleri’nin yanı sıra, bu başarıda emek harcayan ve en önde koşan, aynı zamanda güçlü bir İstanbul ittifakı var. İstanbul ittifakı, toplumun içselleştirdiği bu seçimde halkın ittifakı olduğunu ve bu ittifakı sandıkta kuran, burada onu paylaşan 16 milyon İstanbulluya teşekkür ediyorum. Yürekten şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
]]>Bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile birlikte seçim otobüsünün üzerinden coşkulu kalabalığı selamladı. İmamoğlu’na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, oğulları Selim ve Semih ile kızları Beren İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşların isteği üzerine ceketini çıkarıp, gömleğinin kollarını sıvayan İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Benim büyük ailem, bu akşam buraya çok değerli İl Başkanım Özgür Çelik’le, bir de sevgili ailemle çıktım, eşim ve çocuklarımla. Bir de benim kocaman bir İstanbullu ailem var. Sizleri tanıştırmaya, sizlerle kucaklaşmaya geldim. Merhaba İstanbul; 16 milyon kazandı. 16 milyon İstanbullu kazandı; kutlu olsun. Bu seçimin kaybedeni yok. Bizim olduğumuz yerde öteki yok… İstanbul’a, bütün insanlarımıza hayırlı olsun. Bu şehrin en ön saflarındaki mini minnacık çocuklarımıza hayırlı olsun. Bu şehrin pırlanta gibi, ülkeye birlikte umutla koşacağımız gençlerine hayırlı olsun. Bu şehrin kadınlarına, bu şehrin annelerine, bu şehrin beyefendilerine, emeklilerine hayırlı olsun. Bu şehre değer katan 16 milyon insanına, bu şehrin çeşitliliğine, bu şehrin bütün insanlarına, bu şehrin inançlarına, bu şehrin kadim kültürüne, bu şehrin kadim dillerine, bu şehrin kadim her duygusuna hayırlı uğurlu olsun. Bu şehrin canım insanlarına, çeşitliliğine, bu şehrin, milletin her ferdine, her inancına; Alevi’sine Caferi’sine, Şafi’sine, bütün mezheplerine bu şehrin Kürtlerine, bu şehrin Çerkez’leri bu şehrin her etnik kökenden insanına hayırlı olsun. Bu şehrin inançlarına; Hristiyan’ına, Musevi’sine, Ermeni’sine, Süryani’sine hayırlı olsun. Mübarek Ramazan ayındayız. Bizim inancımızda, bizim geçmişimizde, bizim Osmanlı’dan Cumhuriyete insan ayırt etmek yok. Bu şehir bize Fatih Sultan Mehmet’in emaneti. Bu şehirde yeni bir kültür başladı. Bu şehir, aynı zamanda bize Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu başarıya, hep birlikte, 5 yıl önce başlayan o güçlü demokrasi yolculuğuyla başladık. Hep birlikte iyiliğin, güzelliğin, insanlarıyla bir olmanın anlayışını temsil ettik. Bu başarıya değer katan ve bu yolculuğu en güçlü şekliyle birlikte tasarlayarak, İstanbul’da güçlü bir başarı elde etmemize vesile olan Genel Başkanım Sayın Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Onun nezdinde, partinin bütün üst yönetimine ve temsilcilerine, milletvekillerine, Merkez Yürütme Kurulu’na, Parti Meclisi üyelerimize teşekkür ediyorum. İstanbul’da muazzam bir organizasyonla, bugün tek bir oyumuza bile zeval gelmemesi adına organize çalışan, güçlü parti örgütümüzü koordine eden İl Başkanımız Özgür Çelik’e teşekkür ediyorum. Sevgili Başkanımın nezdinde, partimizin yöneticilerine, ilçe başkanlarına, adaylarımıza teşekkür ediyorum. Aynı zamanda İstanbul’un on binlerce gönüllülerine teşekkür ediyorum. ve emektar, cefakar İstanbul Gönülleri’nin yanı sıra, bu başarıda emek harcayan ve en önde koşan, aynı zamanda güçlü bir İstanbul ittifakı var. İstanbul ittifakı, toplumun içselleştirdiği bu seçimde halkın ittifakı olduğunu ve bu ittifakı sandıkta kuran, burada onu paylaşan 16 milyon İstanbulluya teşekkür ediyorum. Yürekten şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – Sandıkların büyük bir çoğunluğunun açılmasıyla birlikte AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda basın açıklaması yapan İBB Başkan Adayı Kurum “Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa yine orada olacağız ve İstanbullu hemşerilerimiz için gece gündüz sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Mahalli idareler ve yerel seçimde oy kullanma işleminin son bulmasıyla birlikte sandıklar saat 17.00 itibariyle açılmaya başlanmıştı. Kurum, sandıkların açılmasına yakın seçim sonuçları yakından takip etmek için AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’na geçmişti. Gece yarısı sandıkların büyük bir çoğunluğunun açılmasıyla birlikte Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda basın açıklaması yaptı. Kurum, açıklama yapmak için kürsüye salondakilerin alkışları eşliğinde çıktı. Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve beraberindeki heyet eşlik etti. Açıklama sonrasında ise Murat Kurum basın mensuplarıyla tek tek el sıkışarak veda etti.
Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında yaptığı açıklamada, bugün Türkiye’nin İstanbul’un ve milletin için çok önemli bir seçim sürecini hep birlikte yaşadığını söyledi.
“İradesini sandığa yansıtan kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum”
Büyük bir olgunlukla yürütülen seçimlerin hayırlı olsun temennisinde bulanan Kurum, “Bu seçimde tercihini hangi partiden yana yaparsa yapsın, sandığa giden, iradesini sandığa yansıtan kardeşlerimize, her vatandaşımıza çok çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bize inanan bizimle birlikte yol yürüyen, projelerimizi, hayallerimizi paylaştığımız bu projelerle hayallerle birlikte dava arkadaşlığı yaptığımız tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.
“Benimle birlikte yol yürüyen her bir kardeşime çok teşekkür ediyorum”
Kurum, 90 gündür İstanbul’un 39 ilçesindeki vatandaşlara gittiklerini, projelerini ve eserlerini paylaştıklarını belirterek, “Her bir vatandaşımız bu süreçte samimi duygularla bağrına bastı, bizi bir kardeşi, bir evladı olarak gördü. O yüzden tüm İstanbullu kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Bugün sahur saati itibariyle sandıkta görev yapan sandık kurullarımızla, teşkilatlarımıza, 90 gündür evinden, işinden, ailesinden feragat eden tüm teşkilat mensuplarımıza, başta kıymetli başkanım, il başkan yardımcılarım, milletvekillerim benimle birlikte yol yürüyen bu hayal için çalışan, çabalayan her bir kardeşime, çalışma arkadaşıma çok çok teşekkür ediyorum” İfadelerini kullandı.
‘Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız”
Kendisinin İstanbul için, İstanbullular için çalışmaya devam edeceğinin altını çizen Kurum, şöyle devam etti: “Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa yine orada olacağız ve İstanbullu hemşerilerimiz için gece gündüz sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz. Elbette bizler de milletimizin verdiği mesajları değerlendirecek ve üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru, milletimizin refahı için çalışan kadrolarız, aynı anlayışla çalışacağız. Büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah bu yolda 22 yıldır olduğu gibi hem ülkemiz hem vatandaşımızla el ele verip zor günleri beraber nasıl atlattıysak, yine aynı anlayışla çalışıp, çabalayıp ülkemizi inşallah Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için bu çalışma aynı gayretle sürdüreceğiz. Ben başta sayın cumhurbaşkanımıza bize inandığı için, bu görevi tevdi ettiği için çok çok teşekkür ediyorum.”
İstanbullulara da teşekkür eden Kurum, “Gittiğimiz her yerde o sevgiyi, o heyecanı gördük. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, Allah bahtımızı açık etsin. İnşallah bugün milletimizin sandığa yansıyan iradesiyle birlikte biz de üstümüze düşen vazifeleri, görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Biz bugün bir milat olarak kabul edip, başkanımın da ifade ettiği gibi eksiğimiz neyse o eksiği gidermek için tüm teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız, yarından itibaren yine milletimize gideceğiz. Ben bu süreçte seçilen belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, muhtarlarımızı tebrik ediyor, tekrar bu seçimlerin İstanbul’umuza, milletimize ve tüm Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygı, hürmetle selamlıyorum” diye konuşmasını tamamladı.
“Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır”
Seçimle ilgili sayımların devam ettiğini belirten Kabaktepe, “Yüksek Seçim Kurulu tarafından kesinleştirilene kadar süreç devam edecek. Bu sonuçlara her birimizi Ak Parti’mizin geleneği olarak bugüne kadar olduğu gibi saygımızı göstermeye de devam edeceğiz. Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır. Yol haritasından hareketle cumhurbaşkanımızın açıklamalarında ifade ettikleri gibi 31 Mart’ı başlangıç olarak durmadan yolumuza devam edeceğiz. Biz bu akşamdan itibaren vazifemizi yerine getirmeye devam ederken, yarından itibaren de çalışmalarımızı güçlü bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.” Şeklinde konuştu.
]]>Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında yaptığı açıklamada, bugün Türkiye, İstanbul ve millet için çok önemli bir seçim sürecinin hep birlikte yaşandığını söyledi.
Büyük bir olgunlukla yürütülen seçimlerin hayırlı olması temennisinde bulunan Kurum, “Bu seçimde tercihini hangi partiden yana yaparsa yapsın, sandığa giden, iradesini sandığa yansıtan kardeşlerimize, her vatandaşımıza çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bize inanan, bizimle birlikte yol yürüyen, projelerimizi, hayallerimizi paylaştığımız, dava arkadaşlığı yaptığımız tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Kurum, 90 gündür İstanbul’un 39 ilçesindeki vatandaşlara gittiklerini, proje ve eserlerini paylaştıklarını belirterek, “Her bir vatandaşımız bu süreçte samimi duygularla bağrına bastı, bizi bir kardeşi, bir evladı olarak gördü. O yüzden tüm İstanbullu kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Bugün sahur saati itibarıyla sandıkta görev yapan sandık kurullarımıza, 90 gündür evinden, işinden, ailesinden feragat eden tüm teşkilat mensuplarımıza, başta kıymetli başkanım, il başkan yardımcılarım, milletvekillerim, benimle birlikte yol yürüyen, bu hayal için çalışan, çabalayan her bir kardeşime, çalışma arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
İstanbul için, İstanbullular için çalışmaya devam edeceğinin altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
“Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa yine orada olacağız ve İstanbullu hemşehrilerimiz için gece gündüz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz. Elbette bizler de milletimizin verdiği mesajları değerlendirecek ve üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru, refahı için çalışan kadrolarız. Aynı anlayışla, büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah bu yolda 22 yıldır olduğu gibi vatandaşımızla el ele verip zor günleri beraber nasıl atlattıysak yine aynı anlayışla çalışıp, çabalayıp ülkemizi inşallah Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için bu çalışmayı aynı gayretle sürdüreceğiz. Başta Sayın Cumhurbaşkanı’mıza, bize inandığı, bu görevi tevdi ettiği için çok teşekkür ediyorum.”
“Eksiğimiz neyse o eksiği gidermek için tüm teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız”
Kurum, seçimlerde kendisine destek veren Cumhur İttifakı’nın tüm paydaşlarına da teşekkür etti.
İstanbullulara da teşekkürlerini ileten Kurum, şunları kaydetti:
“Gittiğimiz her yerde o sevgiyi, o heyecanı gördük. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, Allah bahtımızı açık etsin. İnşallah bugün milletimizin sandığa yansıyan iradesiyle birlikte biz de üstümüze düşen vazifeleri, görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Bugünü bir milat olarak kabul edip, eksiğimiz neyse o eksiği gidermek için tüm teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız. Yarından itibaren yine milletimize gideceğiz. Bu süreçte seçilen belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, muhtarlarımızı tebrik ediyor, tekrar bu seçimlerin İstanbul’umuza, milletimize ve tüm Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyorum.”
Kabaktepe: “Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır”
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de büyük bir olgunlukla 31 Mart seçimlerinin sonuna gelindiğini ifade etti.
Seçimle ilgili sayımların sürdüğüne işaret eden Kabaktepe, Yüksek Seçim Kurulu tarafından sonuçlar kesinleşene kadar sürecin devam edeceğini anlattı.
“Bu sonuçlara her birimiz, AK Parti’mizin geleneği olarak bugüne kadar olduğu gibi saygımızı göstermeye devam edeceğiz.” diyen Kabaktepe, “Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır. Yol haritasından hareketle, Cumhurbaşkanı’mızın açıklamalarında ifade ettikleri gibi 31 Mart’ı başlangıç olarak görüp, durmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu akşamdan itibaren vazifemizi yerine getirmeye devam edip, yarından itibaren de çalışmalarımızı güçlü bir şekilde sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart’ı 1 Nisan’a bağlayan saatlerde, Saraçhane’yi hınca hınç dolduran vatandaşlarla buluştu. Ceketini çıkaran ve gömleğinin kollarını sıvayan İmamoğlu, “Millet emir verir, bir kişi emir vermez. Millet emir verir, talimat verir. Bir kişi talimat vermez. Yöneticiler milletten talimat alır. Bir kişinin vesayet dönemi, bugün itibariyle bitmiştir. Cumhuriyet ve demokrasi, bugün itibariyle tam yol ileri demiştir. İstanbul bu akşam demiştir ki, ‘Sayın Cumhurbaşkanı, 18 aydır bir imzayı esirgediğin Sefaköy-Beylikdüzü metro hattını imzala. İstanbul, o hizmeti hemen alsın. Engelleme, işine bak’ demiştir. Öyle değil mi? ‘Bu kentin sağlığını, yeşilini, denizini korumak için yapılacak tesisler için imzayı at, bekletme’ demiştir. İstanbullu daha ne desin” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda yaptığı ikinci açıklamanın ardından Saraçhane’yi hınca hınç dolduran on binlerce yurttaşla buluştu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile birlikte seçim otobüsünün üzerinden coşkulu kalabalığı selamlayan İmamoğlu’na eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, oğulları Selim ve Semih ile kızları Beren İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşların isteği üzerine ceketini çıkarıp, gömleğinin kollarını sıvayan İmamoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:
“BİZİM OLDUĞUMUZ YERDE ÖTEKİ YOK”
“Sevgili İstanbullular. Benim güzel hemşehrilerim, benim büyük ailem. Bu akşam buraya çok değerli il başkanım Özgür Çelik’le bir de sevgili ailemle çıktım eşim ve çocuklarımla. Çünkü ben onlara, ailem, siyasi ailem ama bir de benim kocaman bir İstanbul ailem var. Sizleri tanıştırmaya sizlerle kucaklaşmaya geldim. Merhaba İstanbul. 16 milyon kazandı 16 milyon İstanbullu kazandı kutlu olsun. Bu seçimin kaybedeni yok biliyorsunuz değil mi? Bizim olduğumuz yerde öteki yok. İstanbul’a hayırlı olsun. İstanbul’a bütün insanlarımıza hayırlı olsun.
“BU ŞEHRİN KADİM HER DUYGUSUNA HAYIRLI OLSUN”
Bu şehrin en ön saflarındaki mini minacık çocuklarımıza hayırlı olsun. Bu şehrin, bu şehrin pırlanta gibi geleceğe birlikte umutla koşacağımız gençlerine hayırlı olsun. Bu şehrin kadınlarına, bu şehrin annelerine, bu şehrin beyefendilerine, emeklilerine hayırlı olsun. Bu şehre değer katan 16 milyon insanına bu şehrin çeşitliliğine bu şehrin bütün insanlarına, bu şehrin inançlarına, bu şehrin kadim kültürüne, bu şehrin kadim dillerine, bu şehrin kadim her duygusuna hayırlı uğurlu olsun. Bu şehrin canım insanlarına, çeşitliliğine bu şehrin milletin her ferdine, her inancına Alevisine Caferisine, Şafisine, bütün mezheplerine, bu şehrin Kürtlerine, bu şehrin Çerkez’ine, bu şehrin her etnik kökenden insanına hayırlı olsun. Bu şehrin inançlarına Hristiyan’ına, Musevi’sine, Ermeni’sine, Süryani’sine hayırlı olsun.
“2019’DAN BU YANA BİR ÇOK KÖTÜLÜĞÜ KENARA İTTİK”
Mübarek Ramazan ayındayız. Bizim inancımızda, bizim geçmişimizde bizim ta Osmanlı’dan Cumhuriyete insan ayırt etmek yok. Bu şehrin bize Fatih Sultan Mehmet’in emaneti ruhu şad olsun. Fatih Sultan Mehmet sadece bir şehir fethetmedi. Fatih Sultan Mehmet bu şehirde yaşayan her insanın gönlünü fethetti. Onun için bir çağ kapatıp bir çağ açtı. Biz de bu seçimle birlikte bu şehre baskısı altına alan 2019’dan bu yana birçok kötülüğü kenara ittik. İsrafı kenara ittik. Bu şehrin parasını çarçur edilmesini, kenara ettik. Bu şehre bütçesine bereket geldi. Bu şehirde yeni bir kültür başladı. Milletin parası artık milletin oldu. Bundan yüz yıl önce bu şehir beş yıl işgal altında kaldıktan sonra tekrar bu şehrin kurtuluşuyla, bu şehir aynı zamanda bize Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir.
“BU BAŞARIYA DEĞER KATAN GENEL BAŞKANIM ÖZGÜR ÖZEL’E TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Bu başarıya bu başarıya hep birlikte beş yıl önce başlayan güçlü demokrasi yolculuğuyla başladık. Hep birlikte güzelliğin, insanlarıyla bir olmanın anlayışını temsil ettik. Ama buradan bazı teşekkürleri etmek istiyorum. Bu başarıya değer katan ve bu yolculuğu en güçlü şekliyle birlikte tasarlayarak İstanbul’da güçlü bir başarı elde etmemize vesile olan Genel Başkanım Sayın Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Onun nezdinde partinin bütün üst yönetimine ve temsilcilerine, milletvekillerine, merkez yürütme kuruluna, aynı zamanda parti meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. İstanbul’da muazzam bir organizasyonla bugün tek bir oyumuza bile zeval gelmemesi adına organize çalışan güçlü parti örgütümüzü koordine eden İl Başkanımız Özgür Çelik’e teşekkür ediyorum. Onun nezdinde partimizin yöneticilerine, ilçe başkanlarına, adaylarımıza teşekkür ediyorum. Aynı zamanda. İstanbul’un on binlerce gönüllülerine teşekkür ediyorum. Ve emektar, cefakar İstanbul gönüllerinin yanı sıra bu başarıda emek harcayan ve en önde koşan aynı zamanda güçlü bir İstanbul ittifakı var. İstanbul ittifakı toplumun içselleştirdiği bu seçimde halkın ittifakı olduğunu ve bu ittifakı sandıkta kuran burada onu paylaşan 16 milyon İstanbulluya teşekkür ediyorum, yürekten şükranlarımı sunuyorum.
“İSTANBUL’UN BU AKŞAM VERDİĞİ TARİHİ MESAJI NASIL BİZE VERMİŞSE HÜKÜMET YETKİLİLERİNE DE VERDİ”
Bakınız bizler bu seçimi bitirdikten sonra ben şunu düşünüyorum. Halk bize ne mesaj verdi. Halk aynı zamanda seçime giren rakiplerimize, Hükümete Sayın Cumhurbaşkanı’na hangi mesajları verdi? Bütün bunları konuşacağız. Bizler şunu anladık. Siz İstanbullu olarak bize dediniz ki İstanbul’da israf dönemi bitti temelli kapandı. Tasarruf ve bereket dönemi başladı. İstanbul’da milletin parasını, millete verildiği dönem başladı. Partizanlık bitti partizanlık yok liyakat var, adalet var. Dayanışmacı, halkçı, belediyecilik var. Dedi ki seçmen bu anlayış kazanmaya devam edecek kardeşim. Her İstanbulluya eşit ve adil hizmetin ulaştığı dönem devam edecek. İcracı hizmetleriyle, İstanbul’a atılım yapılan yıllarını getiren bizim belediyecilik anlayışımız, milletimiz dedi ki hızını arttır, yola devam et. Hem de onların dediği gibi tam gaz geri değil nasıl? Nasıl? Tam Yol İleri. Kalkınmacı belediyecilik dönemi başlamıştır dedi. İstanbul’un bu akşam verdiği tarihi mesajı nasıl ki bize vermişse Hükümet yetkililerine de verdi. Verdiği talimat şu İstanbul’a İstanbul’a hizmette kardeşim.
“BİR KİŞİNİN VESAYET DÖNEMİ BİTMİŞTİR”
Seçilen, seçilene saygı gösterecek. Seçilen, seçilene zulüm yapamaz dayatmacılık yapamaz, vesayet kuramaz. Doğru mu? Ne dediniz? Kanal yok, İstanbul var, kanal bitti, İstanbul yaşayacak. ve seçilmiş yöneticileri yok saymak değil, onlarla çalışmak var demiştir. Onlarla istişare var demiştir. Kontrolsüz, denetim gücü yok. Mertçe adilce mücadele var demiştir. Belediyeye ait kurumların yapısını değiştirerek çözümleri engelleme yok, UKOME gibi İstanbullunun her sorununda ortak çalışma ortak amaç var demiştir. İstanbul bu akşam demiştir ki Sayın Cumhurbaşkanı, 18 aydır bir imzayı, esirgediği Sefaköy, Beylikdüzü metro hattını imzala İstanbul o hizmeti hemen alsın, engelleme işine bak demiştir öyle değilmi? Bu kentin sağlığını, yeşilini, denizini korumak için yapılacak tesisler için imza at, bekletme demiştir. İstanbullu daha ne desin? Siz her mesajı verdiniz, bakacağız, alacaklar mı almayacaklar mı? Umarım alırlar. Millet bugün ben barıştan yanayım dedi. Ben huzurdan yanayım dedi. Ben demokrasiden yanayım dedi. Ben adaletten yanayım dedim. öyle değil mi? İstanbul mesajını vermiştir. İstanbul bu işi noktalamıştır. Bundan sonrası için artık herkes ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. İşte böyle bir dönem olsun istiyoruz. Vatandaşımızın lehine olsun istiyoruz. Ben temenni ediyorum. Ama Millet diyor ki ben emir veriyorum emir. Millet emir verir bir kişi emir vermez. Öyle değil mi? Millet talimat vermez. Millet emir verir, talimat verir. Bir kişi talimat vermez. Yöneticiler milletten talimat alır. Bir kişinin vesayet dönemi bugün itibariyle bitmiştir. Cumhuriyet ve demokrasi bugün itibariyle Tam Yol İleri demiştir. Millet her zaman kazanır demiştik. Bugün ne oldu biliyor musunuz? Millet kazandı, kazandı. Millet kazanmaya devam edecek. Çok daha güzel işlere, çok daha güzel günlere koşacak. Yarın sabah hep birlikte yeni bir yelken açıyoruz. Yarın pırıl pırıl, mis gibi bir bahar gününe uyanıyoruz.
14 ilçe belediyemiz vardı biliyorsunuz. Onları söylemeyeceğim. Ama artık Beyoğlu bizimle; Bayrampaşa, Beykoz. Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Şile, Üsküdar. Şu anda rekabetin devam ettiği ilçelerimiz var. Burada; Fatih’te, Gaziosmanpaşa’da, Pendik’te rekabetin devam ettiği ilçeler var. Biz, İl Başkanımla beraber karargaha, İl Başkanlığı’na gideceğiz ve sabaha kadar takip edeceğiz. Ama şunu söyleyeyim: Biz, yarın sabah, kim seçilirse seçilsin, 39’u da bu kardeşiniz için eşittir, eşit. Biz, bunların yaptığı ayrımcılığı yapmadık, yapmayız. Biz, seçilene saygı duyarız. Sandıktan çıkanı, emir kabul ederiz. Biz, demokrasi aşığıyız. Biz, demokrasiye inancı tam, Türk gençliğiz. Kolları sıvadım. Sizden enerjimi aldım. Size bir şey söyleyeyim mi? Değil atom karınca, bizi bu 5 yıllık yolculukta kimse geçemez.
“ÇİLEMİ ÇEKEN EŞİME, ÇOCUKLARIMA, ANNEME,BABAMA HEPİNİZİN HUZURUNDA TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Bu süreçte benim çilemi çeken eşime, çocuklarıma, hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. Burada olmayan anne ve babama, bütün akrabalarıma teşekkür ediyorum. Çünkü onları bu hizmet döneminde çok az görüyordum. Çünkü bizim anlayışımızda siyaset; eş, dost, akraba yeri değil, olmadı, olmayacak. Hepinize söz veriyorum. Hepinizi çok seviyorum. Allah’ım sizi korusun. Ramazan ayında bütün dualarınız, bütün güzel dilekleriniz gerçek olsun. ve inşallah bu bayramdan sonra, Ramazan Bayramı’nda güzel bir bayramda buluşalım. Hep birlikte bu şehrin tüm maneviyatını yaşayalım. Milli bayramlarında yaşayalım. Dini bayramlarında yaşayalım. Bir olalım. Birlikte olalım. Allah birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Son olarak bu seçimin sloganını birlikte yapalım mı? Onlar diyor tam gaz geri, biz de diyoruz, tam yol ileri.”
]]>Mahalli idareler ve yerel seçimde oy kullanma işleminin son bulmasıyla birlikte sandıklar saat 17.00 itibariyle açılmaya başlanmıştı. Kurum, sandıkların açılmasına yakın seçim sonuçları yakından takip etmek için AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’na geçmişti. Gece yarısı sandıkların büyük bir çoğunluğunun açılmasıyla birlikte Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda basın açıklaması yaptı. Kurum, açıklama yapmak için kürsüye salondakilerin alkışları eşliğinde çıktı. Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve beraberindeki heyet eşlik etti. Açıklama sonrasında ise Murat Kurum basın mensuplarıyla tek tek el sıkışarak veda etti.
Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında yaptığı açıklamada, bugün Türkiye’nin İstanbul’un ve milletin için çok önemli bir seçim sürecini hep birlikte yaşadığını söyledi.
“İradesini sandığa yansıtan kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum”
Büyük bir olgunlukla yürütülen seçimlerin hayırlı olsun temennisinde bulanan Kurum, “Bu seçimde tercihini hangi partiden yana yaparsa yapsın, sandığa giden, iradesini sandığa yansıtan kardeşlerimize, her vatandaşımıza çok çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bize inanan bizimle birlikte yol yürüyen, projelerimizi, hayallerimizi paylaştığımız bu projelerle hayallerle birlikte dava arkadaşlığı yaptığımız tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.
“Benimle birlikte yol yürüyen her bir kardeşime çok teşekkür ediyorum”
Kurum, 90 gündür İstanbul’un 39 ilçesindeki vatandaşlara gittiklerini, projelerini ve eserlerini paylaştıklarını belirterek, “Her bir vatandaşımız bu süreçte samimi duygularla bağrına bastı, bizi bir kardeşi, bir evladı olarak gördü. O yüzden tüm İstanbullu kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Bugün sahur saati itibariyle sandıkta görev yapan sandık kurullarımızla, teşkilatlarımıza, 90 gündür evinden, işinden, ailesinden feragat eden tüm teşkilat mensuplarımıza, başta kıymetli başkanım, il başkan yardımcılarım, milletvekillerim benimle birlikte yol yürüyen bu hayal için çalışan, çabalayan her bir kardeşime, çalışma arkadaşıma çok çok teşekkür ediyorum” İfadelerini kullandı.
‘Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız”
Kendisinin İstanbul için, İstanbullular için çalışmaya devam edeceğinin altını çizen Kurum, şöyle devam etti: “Biz yine sokakta olacağız, yine milletimizin yanında olacağız. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa yine orada olacağız ve İstanbullu hemşerilerimiz için gece gündüz sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz. Elbette bizler de milletimizin verdiği mesajları değerlendirecek ve üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru, milletimizin refahı için çalışan kadrolarız, aynı anlayışla çalışacağız. Büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah bu yolda 22 yıldır olduğu gibi hem ülkemiz hem vatandaşımızla el ele verip zor günleri beraber nasıl atlattıysak, yine aynı anlayışla çalışıp, çabalayıp ülkemizi inşallah Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için bu çalışma aynı gayretle sürdüreceğiz. Ben başta sayın cumhurbaşkanımıza bize inandığı için, bu görevi tevdi ettiği için çok çok teşekkür ediyorum.”
İstanbullulara da teşekkür eden Kurum, “Gittiğimiz her yerde o sevgiyi, o heyecanı gördük. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, Allah bahtımızı açık etsin. İnşallah bugün milletimizin sandığa yansıyan iradesiyle birlikte biz de üstümüze düşen vazifeleri, görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Biz bugün bir milat olarak kabul edip, başkanımın da ifade ettiği gibi eksiğimiz neyse o eksiği gidermek için tüm teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız, yarından itibaren yine milletimize gideceğiz. Ben bu süreçte seçilen belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, muhtarlarımızı tebrik ediyor, tekrar bu seçimlerin İstanbul’umuza, milletimize ve tüm Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygı, hürmetle selamlıyorum” diye konuşmasını tamamladı.
“Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır”
Seçimle ilgili sayımların devam ettiğini belirten Kabaktepe, “Yüksek Seçim Kurulu tarafından kesinleştirilene kadar süreç devam edecek. Bu sonuçlara her birimizi Ak Parti’mizin geleneği olarak bugüne kadar olduğu gibi saygımızı göstermeye de devam edeceğiz. Milletimizin kararı bizim için her zaman yol haritasıdır. Yol haritasından hareketle cumhurbaşkanımızın açıklamalarında ifade ettikleri gibi 31 Mart başlangıç olarak durmadan yolumuza devam edeceğiz. Biz bu akşamdan itibaren vazifemizi yerine getirmeye devam ederken, yarından itibaren de çalışmalarımızı güçlü bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Partisinin il başkanlığında açıklama yapan İmamoğlu, sistemlerinde yüzde 96 oranındaki sonuçların ellerinde olduğunu, 1 milyonun biraz üzerinde farkla birinci durumda bulunduklarını söyledi.
Seçimlerde şu ana kadar kendilerine ulaşan sonuçları paylaşan İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Yüzde 52’ye yakın oy oranımıza karşı yüzde 39,5 oy oranı iki rakip arasındaki farkı tariflemekte. Bizi mutlu eden, hedeflerimizin ilçeler noktasında da büyük oranda gerçekleşmiş olmasıdır. Önceki dönemde yönettiğimiz 14 belediyemizin tamamı görevimize devam edeceğimiz belediyeler. Yanı sıra 11 belediyede de sonuçlanma aşamasına gelindi. Bu ilçeler; Beyoğlu, Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Üsküdar ve Şile. Şu anda Gaziosmanpaşa, Pendik gibi ilçeler başta olmak üzere rekabetin birçok ilçede kafa kafaya olduğunu ifade etmek isterim.”
Seçim dönemindeki çalışmaları ve katkıları dolayısıyla CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na, MYK üyelerine, Parti Meclisi üyelerine, milletvekillerine, parti örgütlerine teşekkür eden İmamoğlu, ayrıca kampanya ekibine ve partisinin diğer adaylarına da teşekkürlerini iletti.
İmamoğlu, halkın seçimlerde sadece il ve ilçeleri kimin yöneteceğine karar vermediğini dile getirerek, “Millet, aynı zamanda herkese görevler verir. ‘Seçmen ne mesaj verdi, millet ne görev verdi?’ diye anlamakla yükümlüyüz. Milletin sandıkta verdiği görevi yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler. İstanbulluların bana verdiği tüm görevleri emir kabul ediyorum. Bugün ortaya konulan irade güçlü bir demokrasi ve kardeşlik iradesidir. Çok renkli ve çok sesli İstanbul’u koruma ve geliştirme iradesidir. Kendimi, bu iradenin hayata geçirilmesi konusunda İstanbul’da birinci derecede sorumlu kabul ediyorum.”
“Yarından itibaren Türkiye başka bir Türkiye olacak”
Yarından itibaren Türkiye’nin başka bir Türkiye olacağını ifade eden İmamoğlu, seçmenlerin verdikleri kararla, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, akılcılığın, bilimin, sevginin, dayanışmanın şahlandığı Türkiye’ye ilk adımın atılmasına fırsat tanıdığını kaydetti.
İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kayyum uygulamalarının son bulacağı bir dönem bizi bekliyor olacak. Milletimizin yeni bir heyecana, umuda ihtiyacı vardı. Siz bu umudu sandıkta ateşlediniz. İstanbul’da vatandaşlar ama özellikle gençler fikirlerini korkusuzca ifade edecekler. İşçiler, emekçiler yaşam taleplerini yüreklilikle dillendirecekler. Emekliler yılların alın terinden doğan haklarını bu seçimle merkezi iktidara da haykırmış oldular. Bu şehrin çok güzel, derin ve kadim renkleri, bu şehrin Kürtleri, Alevileri, Ermenileri, Çerkezleri, Anadolu’nun tüm şehirlerinden buraya göç etmiş İstanbullular haklarını özgürce savunacaklar. İnsanlarımızın tamamı hür ve eşit bir biçimde İBB başta olmak üzere bütün kurumlarıyla hak ve hukuk çerçevesinde her türlü talepte bulunabilecekler ve her türlü işlemde paydaş olduklarını, eşit hissedar olduklarını hissedecekler.”
Saraçhane’de toplanan kalabalığa seslendi
İmamoğlu, daha sonra Saraçhane’deki İBB binasının önünde toplanan kalabalığa otobüsün üzerinden seslendi.
Seçimlerde, 16 milyon İstanbullunun kazandığını ve seçimin kaybedeni olmadığını söyleyen İmamoğlu, “Bu şehrin en ön saflarındaki çocuklarına, geleceğe birlikte umutla koşacağımız pırlanta gibi gençlerine, kadınlarına, bu şehrin annelerine, beyefendilerine, emeklilerine hayırlı olsun.” dedi.
İstanbul’un bütçesine bereket geldiğini kaydeden İmamoğlu, seçim çalışmaları dolayısıyla partililere teşekkür etti.
İmamoğlu, “Emektar, cefakar İstanbul gönüllülerinin yanı sıra bu başarıda emek harcayan, en önde koşan güçlü bir İstanbul İttifakı var. Bu ittifakı sandıkta kuran, burada onu paylaşan 16 milyon İstanbulluya yürekten şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Seçimde halkın kendilerine ne mesaj verdiğini düşündüğünü anlatan İmamoğlu, “Her İstanbulluya eşit ve adil hizmetin ulaştığı dönem devam edecek. İcracı hizmetleriyle, İstanbul’a atılım yapılan yılları getiren bizim belediyecilik anlayışımız. Milletimiz, ‘Hızını arttır, yola devam et.’ dedi.” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, Cumhuriyet ve demokrasinin bugün itibarıyla “Tam yol ileri” dediğini ifade ederek, “Biz, ‘Millet her zaman kazanır.’ demiştik. Millet kazandı ve kazanmaya devam edecek. Çok daha güzel işlere, çok daha güzel günlere ve geleceği koşulacak. Yarın sabah hep birlikte yeni bir yelken açıyoruz, pırıl pırıl, mis gibi bir bahar gününe uyanıyoruz.” dedi.
İstanbul’da 14 ilçe belediyesinin CHP’de olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Artık Beyoğlu bizimle. Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Şile, Üsküdar… Şu anda rekabetin devam ettiği ilçelerimiz var. Fatih’te, Gaziosmanpaşa’da, Pendik’te rekabet devam ediyor.”
İmamoğlu, kollarını sıvadığını belirterek, “Değil atom karınca, bizi bu 5 yıllık yolculukta kimse geçemez.” dedi.
Saraçhane’deki kutlamalarda DEM Parti flaması da yer aldı. Bazı partililer halay çekip zafer işareti yaparak kutlamalara katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda seçim zaferine ilişkin yaptığı açıklamada, “Milletin sandıkta verdiği görevleri yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler. Onun için milletin sandıkta verdikleri görevleri herkesin doğru anlamakla ilgili yükümlülükleri vardır” dedi.
İmamoğlu, seçimi takip ettiği CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda İl Başkanı Özgür Çelik ile ikinci kez kameralar karşısına geçti. Seçimi kazandığını ilan eden İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Öncelikle ifade etmek isterim ki, en son sizlerle paylaştığım süreçten bu yana artık seçimin son anlarına yaklaşmış durumdayız. Şu anda bizim sistemimizde teknolojiyle birlikte elde ettiğimiz farklı veri akışlarının bir arada haliyle yüzde 96’sının sonuçları elimizde var ve bir milyonun biraz daha üzerinde bir farkla birinci durumdayız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri bu an itibarıyla artık yeni dönemdeki yetkiyi İstanbul halkı, 16 milyon insanımızla birlikte bize vermiştir diyebiliriz. Elbette resmi açıklamaları il, ilçeler, il ve Yüksek Seçim Kurulu rakamlarıyla birlikte mazbata anıdır esas olan ama şu an itibarıyla bir milyonun üzerinde bir oyla hemen hemen sonuçlar belli olmuştur. Milleti anlamayan kaybeder. Açıkçası yüzde 52’ye yakın bir oy oranımızla yüzde 39,5 civarında bir oy oranı iki rakip arasındaki farkı tariflemekte. Bunun yanı sıra bizi tabii mutlu eden hedeflerimizin ilçeler noktasında da büyük oranda gerçekleşmiş olmasıdır. 14 belediyemiz, bize daha önceki dönemde de yönettiğimiz 14 belediyemizin tamamı görevimize devam edeceğimiz belediyeler noktasında hiçbir sorun yaşamadık.
“TAKİP SIKI ŞEKİLDE YAPILMALI”
Bunun yanı sıra 11 belediyede de artık elde ettiğimiz veriler gereği sonuçlanma aşamasına gelinmiş, neredeyse sonuçlar belli olmuş diyebileceğimiz ilçelerimiz. Bu Beyoğlu, Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Üsküdar ve Şile 11 ilçemiz ama başta şu anda Gaziosmanpaşa, Pendik gibi ilçelerimiz olmak üzere rekabetin birçok ilçede kafa kafaya devam ettiğini de ifade etmek isterim. Dolayısıyla ilçelerdeki oy tasnifi ve sürecin takibi noktasında yoğun emek gösteren arkadaşlarıma buradan çok ama çok teşekkür ediyorum. Henüz bitmediğini, ilçe belediye meclis üyeliklerinin ve ilçe belediye başkanlıklarının sonuçlanmadığını, bu noktada tutanakların net olarak toparlanıp ıslak imzalı tutanakların İl Başkanlığımızın belirlediği şekliyle İl Başkanlığımıza ulaştırılan ana ya da ulaştırılacak ana kadar takibin en sıkı şekilde yapılmasını buradan belirtmek istiyorum.
“SEÇİMİ KAZANMIŞ BULUYORUZ”
Seçimi kazanmış bulunuyoruz. Bu başarının elbette paydaşları var. Çok saygıdeğer CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, MYK üyelerimize, PM üyelerimize, milletvekillerimize çok çok teşekkür ediyorum. İstanbul’da olağanüstü bir örgütsel mücadeleyi veren il başkanımız nezdinde bütün örgüt üyelerimize, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, üyelerimize yürekten teşekkür ediyoruz. Bu seçimler önemli tabii, İstanbul ittifakına, İstanbul’un 16 milyon muhafızına şunu söylemek istiyorum. Millet, sadece seçimlerde kimin yöneteceğine karar vermez, aynı zamanda seçime giren herkese görevler verir. Seçmen ne mesaj verdi, millet ne görev verdi diye anlamakla yükümlüyüz. Milletin sandıkta verdiği görevleri yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler. Onun için milletin sandıkta verdikleri görevleri herkesin doğru anlamakla ilgili yükümlülükleri vardır. Bugün gerçekleşen iradesiyle İstanbullular bana icraatçı, halkçı, insanını ayırmayan, dayanışmacı belediyecilikte tam yol ileri görevini vermiştir. Daha fazla hizmet, daha çok yatırım, milletin parasını millete verme yönünde daha güçlü adımlar atma görevi vermiştir.
“16 MİLYON İSTANBULLU CUMHURBAŞKANI’NA DA MESAJ VERDİ”
16 milyon vatandaşımızla birlikte partizanlığı tarihe gömdük. İstanbulluların bütün bana verdiği görevi, anlayışı emir kabul ediyorum. Yerine getirmeyi onurlu ve büyük bir sorumluluk olarak görüyorum. 16 milyon İstanbullu sadece bana değil; elbette iktidara, rakiplerimize, Sayın Cumhurbaşkanı’na ve hükümet yetkililerine de mesajlar vermiştir. İktidara milletin söylediği şudur: Hükümet-belediye ilişkileri açısından yeni bir dönemin ele alınması sorumluluğunu yüklemiştir. İstanbulluların iradesiyle karşısında yeni metrolar başta olmak üzere nedensizce bekletilen tüm imzaların bir an önce tamamlanması, atılması ve İstanbul’un yatırımlarının geciktirilmemesi, engellenmemesi görevini vermişlerdir. Depreme hazırlık konusunda işbirliği hususunun en önemli konu olduğunu, merkezi idarenin yerel yönetimleri yok sayarak hareket etmemesi, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi ekseninde güçlü bir iş birliğinin kurulmasıyla ilgili bir sürecin başlatılması görevini vermiştir.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçimde oy kullanma işleminin tamamlanmasının ardından yaptığı ilk açıklamasında, açılan sandık sayısı açısından yüzde 40’a doğru giden bir oranda veriye sahip olduklarını belirterek, “Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki, vatandaşımızın teveccühü, vatandaşımızın bize olan inancı, karşılığını göstermiş durumda… Şu an görmüş olduğumuz fotoğraf bizi ziyadesiyle memnun etmekte ancak hiçbir seçim, bitmeden sonuçlanmaz” dedi.
Türkiye genelinde yerel seçimler için oy kullanma işlemi saat 17.00’de sona erdi. İBB Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu da seçimi, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda takip ediyor. İmamoğlu, ilk basın açıklamasını saat 19.48’de yaptı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile kürsüye çıkan İmamoğlu, Ramazan ayı nedeniyle temennilerini dile getirdi. İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sizleri İstanbul Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığımızdan çok değerli İl Başkanımız Sayın Özgür Çelik Başkanımla selamlıyoruz. Tabii bu aşamada siz kıymetli vatandaşlarımızı ve değerli basın mensuplarımızı ama bir de sandık başında görev yapan dostlarımızı, vatandaşlarımızı da bilgilendirme ihtiyacı hissettik. Şu an itibarıyla (Açılan sandık sayısı açısından) yüzde 40’a doğru giden bir oranda veriye sahibiz. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki, vatandaşımızın teveccühü, vatandaşımızın bize olan inancı, karşılığını göstermiş durumda. İyi verilerle şu anda verileri takip ediyoruz. Çok güçlü bir ekibimiz var İl Başkanlığımızda, İl Başkanımızın liderliğinde. Tabii ki aynı zamanda çok ciddi bir veri akışı sistemimiz var sandık başlarında, okullarda, ilçe başkanlığımızda, bir de tabii ki İstanbul Gönüllüleri vasıtasıyla. Dolayısıyla şu an görmüş olduğumuz fotoğraf bizi ziyadesiyle memnun etmekte ancak hiçbir seçim, bitmeden sonuçlanmaz. Dolayısıyla şu anda oy tasnif işlemleri devam ediyor. Tabii ki öncelikli olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi oyları tasnif ediliyor. Dolayısıyla bu noktada biz ilk etapta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı oylarını görebiliyoruz ve onun üzerinden konuşabiliyoruz ancak bizim için çok önemli ve en az büyükşehir belediye başkanlığı verisi kadar önemli iki doküman daha var. Bunlardan bir tanesi ilçe belediye başkanlığı, bir diğeri de ilçe meclis üyeliği verisi.
“DEMOKRASİMİZİN BİR NEVİ DÜĞÜNÜ”
Dolayısıyla bu her iki tutanak da bizim bu seçimde elde etmek istediğimiz verilerin bütüncül sonucunu oluşturmakta. Bu bağlamda şu an itibarıyla bütün vatandaşlarımıza, öncelikle oy kullanan vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum, bu kutsal görevi yerine getirdikleri için. Cumhuriyetimizin, demokrasimizin en kıymetli simgesi, bir nevi düğünü olan böylesi bir günde oy kullanma sorumluluğunu yerine getirme konusundaki hassasiyette iyi bir veriye sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bunun yanı sıra tabii ki biz şu an itibarıyla sandık başında görev yapan bütün hemşehrilerimize, bütün görev alan arkadaşlarımıza da yine hassasiyet içerisinde, sıkıntısız, ne kadar sürerse sürsün, umuyoruz ki en hızlı şekliyle olacaktır. Gündemi hızlıca toparlayabilmek adına ilçe başkan belediye başkanlık sonuçlarının sonuçlanması ve ilçe belediye meclis üyeliklerinin sonuçlanması bizim için çok çok mühim. Bunları takip ediyoruz.
“İYİ VERİLER AKMAKTA”
Oradan da iyi sonuçlar, iyi veriler akmakta ama bütün bu sorular, cevap bulduğunda biz o zaman daha net, daha rahat açıklama yapıyor olacağız. Ben sürece göre yine kıymetli il başkanım Sayın Özgür Çelik’le birlikte sizin huzurunuza geleceğim ve açıklama yapabileceğiz ama dediğim gibi şu an itibarıyla bizim de gözümüz, kulağımız 33 binin üzerindeki sandığımızda bulunan sandık sorumlularında. Sandık görevlileri, başta partimiz adına görev yapan değerli yol arkadaşlarımız olmak üzere her birisinin hassasiyetle görevlerini olabildiğince seri bir biçimde toparlayabilmeleri, bu konuda da özenli, gayretli ve hızlı geri dönüşlerini elbette istiyoruz. Şimdiden ifade edeyim ki, sonuçların her şeyden önce şehrimize ve bütün ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını dilerim”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, oyunu eşi ve oy verme yeterliliğine sahip çocuklarıyla birlikte Beylikdüzü Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde kullandı. Oy verme işleminin ardından açıklama yapan İmamoğlu, “Bugün tabii biraz benim için duygusal bir gün. Çünkü 5 yıllık emeğin helalleşme anı. 5 yıllık emeğin helalleşme anı, vatandaşımızın oyuyla en güzel yorumlanabilir. Umarım halkımız, vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz bu helalleşme duygusunu bana yaşatır.” dedi. Seçim sürecini CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndan takip edeceğini belirten İmamoğlu, “Yarın sabah Türkiye’nin, İstanbul’umuzun çok güzel bir bahar sabahına uyanmasını dilerim” diye konuştu.
CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı ve mevcut Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve çocukları Semih, Mehmet Selim ile birlikte oyunu kullanmak için saat 12.40 sıralarında Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne geldi.
İMAMOĞLU’NA YOĞUN İLGİ
Yurttaşlar tarafından sevgi gösterisiyle karşılanan İmamoğlu, oy sırasını beklerken vatandaşlarla anı fotoğrafı çektirdi. İmamoğlu, eşi ve iki oğlu, gerekli kontroller için kimliklerini sandık görevlilerine verdi. 2244 numaralı sandığın bulunduğu sınıfta oyunu kullanan İmamoğlu, oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Hayırlı uğurlu olsun. Şehrimiz, ülkemiz, ilçemiz, bütün beldeler, bütün ilçeler, bütün iller, bütün büyükşehirler… Milletimizin huzuru, barışı, bir arada yaşama mutluluğu; inşallah bolluğa, berekete vesile olur” dedi.
İMAMOĞLU’NDAN İLK KEZ OY KULLANAN OĞLUNA: SANIRIM KİME OY VERECEĞİ KONUSUNDA DÜŞÜNCELİYDİ BİRAZ
Oğlu Semih İmamoğlu’nun ilk kez oy kullandığının anımsatılması üzerine de İmamoğlu, “Biraz heyecanlıydı. Sanırım kime oy vereceği konusunda düşünceliydi biraz. Ondan heyecanlıydı” ifadeleriyle takıldı.
“BU SEÇİMİN PROBLEMSİZ GEÇMESİNİ DİLİYORUZ”
İmamoğlu, oy verme işleminin ardından dışarıda bekleyen basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “Türkiye’mizin her yerinde İstanbul’da yerel seçim yaşıyoruz. Ramazan ayındayız. Dilerim ve isterim ki bugün Ramazan ayının o bütün güzel duygularının yaşandığı ve hem oy kullanma esnasında hem sonrasında hiçbir sorunun, hiçbir sıkıntının olmadığı, sandık iradesinin kimsenin hakkına sıkıntı gelmeden sonuç neyse, vatandaşımız kime oy kullanmışsa onun en doğru şekliyle sonucun ilanıyla göreve başlamasının, ülkemiz demokrasisi, ülkemizin birlik ve beraberliği açısından çok önemlidir. Bu duygularla bu seçimin problemsiz geçmesini elbette diliyoruz. Bugün ailemizle, eşimle ve iki oğlumla birlikte oylarımızı kullandık. Oy demokraside vatandaşlarımızın kutsal hakkıdır. ve bu hakkın sandığa atıldığı an itibariyle korunması da şarttır. Elbette bunun korunması ve bunun muhafaza edilmesiyle ilgili kurumlar bellidir ama Türkiye’mizde ne yazık ki bazı konulardaki eksiklikler giderilmediği için sandığın muhafaza edilmesi, şahitliğin ötesinde görev alan vatandaşlarımızla birlikte yürütülmekte. Umarım, çağdaş bir seviyeye ulaşır. Ülkemizde oy kullanma biçiminin, oy sayım ve tasnif biçiminin ve sonuca dönüşmesinin, hiçbir sorun yaşanmayacağı şekilde var olmasını da ilerleyen seçimlerde ve yıllarda hep birlikte yaşarız” dedi.
“UMARIM HALKIMIZ BU HELALLEŞME DUYGUSUNU BANA YAŞATIR”
Bugünün kendisi için duygusal bir gün olduğunu ifade eden İmamoğlu şöyle devam etti;
“Çünkü 5 yıllık emeğin helalleşme anı. 5 yıllık emeğin helalleşme anı, vatandaşımızın oyuyla en güzel yorumlanabilir. Umarım halkımız, vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz bu helalleşme duygusunu bana yaşatır. Ben kendi adıma elimden gelenin en iyisini yapmayı, bütün çalışma arkadaşlarımı, bütün mesai arkadaşlarımı, bütün siyasi yol arkadaşlarımla birlikte en yüksek seviyede yatırımcı, dayanışmacı, icracı bir süreci İstanbul’umuza ve eşitlik ilkesi doğrultusunda, hiçbir ilçeyi birbirinden ayırmadan, asla siyasi unsurları önüne koymadan, partizanlığı ve particiliği önüme koymadan, bireylerin eşitliği, insanların eşit hizmet alma hakkı üzerinden hareket ettiğimi ifade etmek isterim. Birinin kalbini kırmışsam, birini üzmüşsem bu koca şehirde elbette af dilerim. Hakkını helal etsin ama bu memleketin bu güzel şehrin başta çocukları olmak üzere gençleri ve kadınları anneleri bu şehirde en iyi şekilde yaşasınlar diye elimizden gelenin en iyisini yaptığımıza inanıyoruz. Çok önemli bir dönemi İstanbul’a yaşattığımıza inanıyoruz. Dediğim gibi umarım karşılıklı 16 milyon insanımızla bu seçimde çıkan sandık sonucuyla helalleşiriz. Tabii yetki sahibi olmak durumunda da inşallah önümüzdeki 5 yılı en güzel şekilde şehrimize yaşatmaya devam ederiz”
“SEÇİM SÜRECİNİ CHP İL BAŞKANLIĞINDAN TAKİP EDECEĞİM”
İmamoğlu, seçim sürecini CHP İl Başkanlığından takip edeceğini belirterek şöyle konuştu:
“Sandık başında görev alan her arkadaşlarımızın hangi siyasi parti mensubu olursa olsun, kimsenin hakkının hukukunun çiğnenmemesi için mücadele vermelerini, sandık başkanı olan yetkililerin de en doğru şekilde süreci yönetmelerinin, hiçbir manipülasyonun olmadığı Türkiye Cumhuriyeti demokrasisine yakışır şekilde sonuçlandıktan sonra son ıslak imzalı tutanağı alana kadar sandıkların başında kalmalarını diliyorum”
“YARIN SABAH TÜRKİYE’NİN, İSTANBUL’UMUZUN ÇOK GÜZEL BİR BAHAR SABAHINA UYANMASINI DİLERİM”
“Vatandaşlarımızın en değerli hakkı olan oy hakkının sonuca nasıl eriştiğini ya da sonuca nasıl yansıdığını görmek için de, bu güzel Ramazan ayında sonuçları beklemek adına okulların bahçelerini tercih edebilirler, yakın alanlarda bekleyebilirler ve sonuçları öğrenebilirler. Herkesin gönlü hoş ve rahat olur. Bu bağlamda başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere İl Seçim Kurulu, ilçe seçim kurullarının da gereken hassasiyeti göstermelerini 21. yüzyıla yakışan, ülkemizin geleceğini belirleyen bu tür seçimlerde de en ufak sorunun yaşanmadığı bir şekilde sonucun bağlanması konusunda kurallara, kanuna uygun, hassas bir dönemi yönetmelerini dilerim. Günümüz güzel olsun. Yarın sabah Türkiye’nin İstanbul’umuzun çok güzel bir bahar sabahına uyanmasını dilerim”
]]>İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgal edilmesinden 5 gün sonra yola çıkan Yunus Nadi ile Halide Edip’in bulunduğu iki kafile, 31 Mart’ta Sakarya’nın Geyve ilçesinde buluştu.
Akhisar İstasyonu’nda verilen mola sırasında bu iki aydın, “Ankara’ya gider gitmez bir ajans teşkilatı kurulmasını” görüştü.
Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurken, “Türk”, “Ankara”, “Anadolu” seçenekleri arasından “Anadolu Ajansı” adında birleşti.
Kafile Ankara’ya 1 Nisan 1920’de ulaştı. Yunus Nadi’nin ifadesiyle “4 veya 5 Nisan akşamı” Mustafa Kemal Paşa’nın karargahı Ziraat Mektebi’nde (şimdiki Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü), yemekten sonra Anadolu Ajansı’nın kurulmasından söz açıldı. Toplantının sabahı da Anadolu Ajansının kuruluşu gerçekleştirildi.
Mustafa Kemal Paşa, yurt geneline gönderdiği “Tarihi Genelge” ile Anadolu Ajansının kuruluşunu duyurmakla kalmadı, girişilen mücadelenin iç ve dış kamuoyuna duyurulmasının önemine de işaret etti.
Anadolu Ajansının “şirkete intikali” 1924 yılı bütçe yasası görüşmelerinde gündeme geldi. 1 Mart 1925’te “Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi” kuruldu.
Türkeş’in vefatı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 Cuma günü geçirdiği kalp krizi sonucu 80 yaşında hayatını kaybetti.
Alparslan Türkeş için 8 Nisan 1997 Salı günü düzenlenen cenaze törenine yoğun katılım oldu. Türkeş’i son yolculuğunda yalnız bırakmak istemeyen ülkücüler, yurt içinden ve yurt dışından Ankara’ya akın etti.
Alparslan Türkeş’in naaşı, Beşevler’deki anıt mezara defnedildi. Granit mermerden hazırlanan mezar taşında, Türkeş’in doğum tarihi 1917 olarak yazılırken, ölüm tarihi boş bırakıldı. Türkiye’nin tüm illeri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Balkanlar ve Türkistan’daki Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinden getirilen topraklar Türkeş’in mezarına konuldu.
Belli başlı öteki olaylar şöyle:
1 Nisan
1564- “NİSAN BİR!” ilk 1 Nisan şakasının Romalılar döneminde yapıldığına inanılıyor. 1564’te Fransa Kralı IX. Charles’ın yılbaşını 1 Nisan’dan 1 Ocak’a aldırmasının ardından hala 1 Nisan’ı sene başı kabul edenlere “Nisan balığı” ismi verildi.
1778- Oliver Pollock doların simgesini oluşturdu.
1921- Metristepe’deki 10. Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından taarruza geçen Türk birlikleri, II. İnönü Savaşı’nı kazandı. Milli mücadele sürecinin dönüm noktalarından olan bu zaferin ardından, Fransa, Ankara ile anlaşmanın yollarını aramaya başladı.
1924- Topkapı Sarayı’nın mevcut eşyasıyla İstanbul Asarı Atika Müzeleri Müdürlüğüne bağlanarak müzeye dönüştürülmesi, Bakanlar Kurulunca karara bağlandı.
1924- Münih’teki darbe girişimi dolayısıyla Nazi lideri Adolf Hitler, beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1926- 30 Ağustos’un “Zafer Bayramı” olarak kutlanması hakkındaki kanun kabul edildi.
1928- Ankara Borsası, Maliye Bakanı Fuat Ağralı tarafından açıldı.
1944- Şehir Tiyatrosu sanatçısı Hazım Körmükçü, 46 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1948- İstanbul Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisi binası yandı.
1949- Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne katıldı.
1950- BM, Kudüs’ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.
1950- Eski başbakanlardan Recep Peker, İstanbul’da öldü.
1957- Batı Almanya’da bilim insanları nükleer silahlar üzerine çalışmayı reddetti.
1958- Kıbrıs’ta EOKA’cılar, İngilizlere savaş ilan etti. EOKA’nın lideri Grivas, Türklere de gözdağı verdi.
1965- Türkiye, BM Genel Sekreteri U-Thant’ın özel temsilcisi Golo Plaza’nın Kıbrıs konusundaki raporunu reddetti.
1969- Münir Nurettin Selçuk’un Amerika’da verdiği konser, 525 televizyon kanalı tarafından naklen yayımlandı.
1978- Cumhuriyet döneminin ilk rektörü Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Baltacıoğlu, 92 yaşında öldü.
1979- Balıkçılar, 1 Nisan gününü Balık Bayramı ilan etti. Kumkapı’da iki saat içinde halka 1,5 ton balık dağıtıldı.
1979- Humeyni, İran’da şeriat ilan etti.
1996- 1978 yılında 7 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan “16 Mart katliamı” davası yeniden açıldı.
2005- 24. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Yaşam Boyu Başarı Ödülü,” sinema sanatçısı Sophia Loren’e verildi.
2005 – On yıldır süren 61 sanıklı Hizbullah davasında 22 tetikçi ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
2005- Cumhuriyetin Tapu Kadastrosunu kuran, “16 eski dil bilen hayattaki tek kişi” sıfatıyla “ölene kadar emekliliği yasak” olan Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi, şair, İstiklal Madalyası sahibi Naci Tanrısever (Karamanoğlu Naci Bey) İstanbul’da 104 yaşında öldü.
2009- TRT’nin Kürtçe radyosu yayına başladı.
2012- Yeşilçam’ın usta oyuncusu Ekrem Bora, İstanbul’da akciğer ödemi nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında vefat etti.
2015- Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi kabul edilen Japon kadın Misao Okawa 117. yaş gününden birkaç hafta sonra kalp ve solunum yetmezliğinden hayatını kaybetti.
2015- Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı işbirliğinde hayata geçirilen Türkiye’nin Ulusal Kemik İliği Bankası hizmet vermeye başladı.
2016- Yüksek mobil internet hızı ile daha fazla data kapasitesi sunan 4,5G teknolojisi, gece yarısı itibarıyla Türkiye’de kullanılmaya başlandı.
2017- Milli eskrimci İbrahim Ahmed Acar, Bulgaristan’ın Filibe kentinde düzenlenen Yıldızlar ve Gençler Dünya Şampiyonası’nda, kılıç kategorisinde altın madalya alarak, Türkiye’ye bu branştaki ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı.
2017- Kolombiya’da meydana gelen sel felaketinde 120’si çocuk, 320 kişi hayatını kaybetti.
2018- Şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen Ülkü Tamer, 81 yaşında Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.
2018- İYİ Partinin 1. Olağanüstü Kurultayı’nda Meral Akşener, 1060 delegenin oyuyla yeniden genel başkan seçildi.
2020- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 16 Mart’tan bu yana Kovid-19 tedavisi gören, üniversitenin Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Genel Dahiliye Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu hayatını kaybetti.
2020- UEFA, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın (EURO 2020) play-offları dahil haziranda oynanması planlanan bütün milli maçları koronavirüs salgını nedeniyle erteledi.
2021- Adana 9. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Kovid-19 tedbirleri kapsamında çevrim içi düzenlendi.
2022- Papa Franciscus, Kanada’da yerli çocukların, geçmişte Katolik Kilisesi’ne bağlı yatılı okullarda fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmasından ötürü özür ve af diledi.
2023- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 72 kiloda Türkiye’yi temsil eden Buse Tosun Çavuşoğlu, gümüş madalyanın sahibi oldu.
2023- Türkiye Kadın Güreş Milli Takımı, Macaristan’da düzenlenen büyükler kategorisinde 140 puanla ilk kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.
2 Nisan
1805- Masal yazarı H. Christian Andersen doğdu.
1891- Ünlü devlet adamı ve tiyatrosever Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, 68 yaşında öldü.
1948- Yazar Sabahattin Ali, Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken, kılavuzu Ali Ertekin tarafından öldürüldü. 28 Aralık’ta tutuklanan ve cezasında indirime gidilen Ertekin, aynı yıl çıkan af yasasıyla da serbest bırakıldı.
1948- Ankara’da Opera binasının açılışı, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katıldığı törende, Adnan Saygun’un “Kerem ile Aslı” operasının sahnelenmesiyle yapıldı.
1960- Kayseri’ye giden CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bulunduğu tren, valinin emriyle durduruldu. Zorlukla yoluna devam eden İnönü, Kayseri’de 50 bin kişi tarafından karşılandı.
1965- BM Genel Sekreteri U-Thant, Türkiye’nin, Kıbrıs özel temsilcisi Golo Plaza’nın görevine son verilmesi isteğini reddetti.
1971- Kısa adı TÜSİAD olan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği kuruldu.
1971- Başbakan Nihat Erim, reform programını TBMM’ye sundu.
1976- İlk Türk Turizm Kurultayı İstanbul’da toplandı.
1976- Doğubayazıt ve çevresindeki 4,8 büyüklüğündeki depremde 5 kişi öldü, 80 ev yıkıldı.
1987- İstanbul’da yapılan ECO toplantısında, Türkiye, Pakistan ve İran, uzaya ortak bir haberleşme uydusu fırlatmayı kararlaştırdı.
2001- Yasa dışı İBDA/C örgütünün lideri “Salih Mirzabeyoğlu” takma adlı Salih İzzet Erdiş, “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak” suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2001- İş adamı Ayhan Şahenk vefat etti.
2005- Vatikan’da tedavi altında tutulan Katolik dünyasının ruhani lideri 84 yaşındaki Papa 2. Jean Paul öldü.
2008- İstiklal Savaşı’nın hayattaki iki gazisinden biri olan Eskişehirli Yakup Satar, 110 yaşında vefat etti.
2009- TRT’nin Ermenice radyosu yayına başladı.
2010- Şarkıcı Metin Şentürk, İngiliz görme engelli Mike Newman’a ait 284 kilometrelik “Dünya Engelliler Hız Rekoru”nu, 303,62 kilometre ile kırdı.
2015 – Kenya’nın kuzeydoğusunda Somali sınırındaki Garissa Üniversitesinin kampüsünde, Eşşebab militanlarının düzenlediği saldırıda, çoğunluğu öğrenci 147 kişi hayatını kaybetti, 4 militan öldürüldü. Ülkede üç günlük yas ilan edildi.
2016 – Ermenistan ordusunun işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ’daki mevzilerinden, Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine Azerbaycan ordusu, cephe hattında karşı saldırı başlattı. Azerbaycan ordusu, bazı stratejik tepeler ve yerleşim birimlerini geri aldı. Çatışmalarda, 43 Azerbaycan askeri şehit oldu, 240 Ermenistan askeri öldürüldü.
2017- Çin’in kuzeyindeki Tiencin kentinde, havadaki zararlı parçacık oranı PM 2,5’in, insan sağlığı için üst sınır kabul edilen 25 değerinin 6-8 katına çıkması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından turuncu alarm verildi.
2017- Hırvatistan’ın Split kentinde düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda erkekler 62 kiloda Hurşit Atak silkme ve toplamda, Bünyamin Sezer ise koparmada altın madalya kazandı.
2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Dursun Ali Sarıoğlu, 82 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2019- Cezayir’de uzun süredir protestoların hedefi olan Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika istifa etti.
2020- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi emekli öğretim üyelerinden, dünyaca ünlü patolog Prof. Dr. Feriha Öz, koronavirüs nedeniyle 87 yaşında hayatını kaybetti.
2023- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda altın madalya kazanarak 11. şampiyonluğuna ulaştı.
3 Nisan
1906- Lumiere kardeşler renkli fotoğrafı icat etti.
1930- Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni Belediyeler Kanunu kabul edildi.
1937- 1961’e kadar, Türkiye’nin tek demir çelik üreticisi olarak kalan ve Cumhuriyet rejiminin ilk önemli sanayi hamlesi olarak değerlendirilen Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli, Başbakan İsmet İnönü tarafından Zonguldak’ın Karabük köyünde, Soğanlı ve Araç çaylarının birleştiği bölgede atıldı. Böylece Karabük’te Türkiye’nin ilk ağır sanayi hamlesi başlatıldı.
1948- ABD Başkanı Harry S. Truman, ekonomik yardımları içeren Marshall Planı’nı imzaladı.
1954 – Adana’da, Devlet Havayollarına ait uçak düştü, 25 kişi öldü. Kazada arkeolog, felsefeci ve siyaset adamı Remzi Oğuz Arık da 55 yaşında yaşamını yitirdi.
1960- Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda sahneye çıkan opera sanatçısı Leyla Gencer, Verdi’nin La Traviata adlı yapıtında büyük başarı kazandı.
1963 – “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı” ilan edildi.
1967- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başkan Johnson’un davetlisi olarak ABD’ye gitti. Sunay’ın gezisinin ilk gecesinde, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği binasına bomba atıldı.
1992- Şair Necdet Evliyagil, Ankara’da 66 yaşında hayata veda etti. 1973-1977 arasında Ankara Milletvekilliği yapan Evliyagil, Ajans Türk matbaasını kurdu ve aynı adlı derginin başyazarlığını ve yöneticiliğini üstlendi.
1992- Ankara’nın Çankaya Kaymakamlığına vekil olarak atanan Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı oldu.
2007- Müzayede şirketi Christie’s’in düzenlediği açık artırmada, 2,7 milyon dolara satılan Antonius Stradivari imzalı keman, en pahalı ikinci müzik enstrümanı oldu.
2007- Doğal doğum kontrolü yönteminin mucidi John Billings 89 yaşında öldü.
2013- Başbakanlık, “çözüm süreci”nde aktif rol üstlenecek 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti’ni belirledi. Akil İnsanlar Listesi, 9’ar kişilik 7 bölgesel gruptan oluştu. Gruplarda iş adamları, sanatçılar, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcileri yer aldı.
2015- Türk müziğinin usta sanatçılarından Kayahan, akciğer kanseri tedavisi gördüğü İstanbul’daki hastanede 66 yaşında yaşamını yitirdi.
2016- Panama merkezli hukuk firması Mossack Fonseca’ya ait yaklaşık 11 milyon sayfalık doküman, “Panama kayıtları” adı altında medyaya servis edildi.
2018- Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından atıldı.
2023- Türkiye’nin yerli otomobili Togg için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ilk teslim töreni düzenlendi. Togg otomobili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a törenle teslim edildi. Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’a ait 34 EE 2071 plakalı “Anadolu” renkli Togg ile Külliye etrafında tur attı.
2023 – AFAD, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde Bingöl, Kayseri, Mardin, Tunceli, Niğde ve Batman’da hasar gören binaların bulunduğu yerleşim yerlerinin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” kabul edildiğini bildirdi.
2023- Rusya, alfabetik sıraya göre 15 üye ülke arasında dönüşümlü olarak üstlenilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığını Mozambik’ten devraldı.
2023- Tenis Milli Takımı’nın eski antrenörlerinden Yılmaz Erkangil, Ankara’da hayatını kaybetti.
4 Nisan
1929- İstanbul’da düzenlenen “Yerli Malı Kullanma ve Koruma” toplantısında gençlik, yerli malı kullanmaya yemin etti.
1949- Washington’da ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz, Kuzey Atlantik Paktı Örgütünün (NATO) kuruluşunu onaylayan antlaşmayı imzaladı.
1953- Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı, NATO manevralarından dönerken Çanakkale Boğazı’nda Naboland adlı İsveç gemisiyle çarpışarak battı, 81 Türk denizcisi şehit oldu.
1966- Fransa’da NATO üslerine karşı çıkılınca Türkiye’deki üslerin durumu gündeme getirildi. Başbakan Süleyman Demirel, “Türkiye’de Amerikan üssü yoktur, tesisi vardır.” dedi.
1968- ABD’li sivil haklar savunucusu Martin Luther King Memphis’te uğradığı suikastta öldü.
1974- Türk Hükümeti, Yunan karasularının 12 mile çıkarılmasını kabul etmeyeceğini, Ege’nin bir Yunan gölü haline getirilmesinin söz konusu olamayacağını, diplomatik kanallarla Yunanistan’a bildirdi.
1979- Pakistan’ın devrik başbakanı Zülfikar Ali Butto idam edildi.
1985- Balıkesir’de eğitim uçuşu yapan bir uçak, Marangozlar Sitesi’ne düştü. Uçağın iki pilotu ile 14 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.
1997- Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş vefat etti.
2001- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, İtalya’dan Türkiye’ye iade edilen terörist Mehmet Ali Ağca’nın gasp suçundan 7 yıl 2 ay ağır hapis cezasına mahkum edildiği kararı onadı.
2010- TRT’nin Arapça kanalı TRT El Türkiye yayına başladı.
2012- 12 Eylül askeri darbesine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasına, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı.
2014 – Olimpiyat ve Akdeniz Oyunları şampiyonu milli güreşçi İsmet Atlı, tedavi gördüğü Adana’nın Kozan ilçesinde 83 yaşında vefat etti.
2016- Türkiye-Avrupa Birliği mutabakatı temelinde gerçekleşen sığınmacı geri kabulü ve değişimi çerçevesinde, Yunanistan’dan gönderilen ilk göçmen grubu İzmir’e geldi.
2017- Dünyanın en büyük pembe elması, Hong Kong’da yapılan açık artırmada 71,2 milyon dolarlık rekor fiyata alıcı buldu.
2019- AİHM, 2015-2016 yıllarında Cizre, Silopi ve Sur’da uygulanan sokağa çıkma yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu reddetti.
2021- Bir internet sitesinde bazı emekli amirallerin imzasıyla, “TSK ve Deniz Kuvvetlerini Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabaları”nın kınandığı açıklama yayımlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “Montrö Bildirisi” olarak tanımlanan açıklamayı hazırlayanların tespiti amacıyla soruşturma başlattı.
2022- Amerikalı elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın Üst Yöneticisi Elon Musk, sosyal medya devi Twitter’da yüzde 9,2’lik “pasif hisse” satın aldı.
2023- Finlandiya, NATO’nun 31. üyesi olarak İttifak’a katıldı.
5 Nisan
1453- Fatih Sultan Mehmet’in donanması İstanbul sularına geldi.
1900- 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndaki “Plevne Direnişi” ile tanınan Gazi Osman Paşa öldü.
1930- Hindistan’da 300 millik yürüyüşünü tamamlayan Mahatma Gandhi, Dandi sahiline ulaştı.
1941- Anıtkabir için açılan proje yarışması sonuçlandı, Emin Onat ve Orhan Arda’nın önerdikleri proje seçildi.
1946- Missouri zırhlısı, ABD’de ölen Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün naaşını İstanbul’a getirdi.
1974- New York’taki Dünya Ticaret Merkezi binası açıldı. Yapımına 1970’te başlanan ve 37 milyon dolara mal olan binanın mimarı Minuori Yamasaki idi.
1976- Tayvan Lideri Çan Kay Şek 88 yaşında öldü.
1983- Eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e yurt dışına çıkış izni verildi. Ecevit, Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Portekiz’e gitti.
1984- Cidde-Şam seferini yapan bir yolcu uçağı, Suriye uyruklu bir hava korsanı tarafından kaçırılarak Yeşilköy’e indirildi.
1994- “5 Nisan Ekonomik Önlemler Paketi” uygulamaya konuldu.
1999- Bingöl Valisi Süleyman Kamçı’ya canlı bomba saldırısında bulunuldu. Vali Kamçı saldırıdan yara almadan kurtuldu, olayda bir kişi öldü, 20 kişi yaralandı. İntihar saldırısını gerçekleştiren terörist öldü.
2008- Amerikalı aktör Charlton Heston, 84 yaşında hayatını kaybetti.
2009- ABD Başkanı Barack Obama, resmi ziyaret için geldiği Türkiye’de liderlerle görüştü ve TBMM’de konuştu, dini toplum temsilcileriyle bir araya geldi.
2013- Yolsuzluk ve sınır ötesi suçlar gibi konularda çalışan bir grup gazeteci, kendilerine sızdırılan milyonlarca belgeyi inceledi. İnceleme sonucunda, birçok ülkeden, aralarında siyasetçi ve iş insanının bulunduğu kişilerin hesaplarının da yer aldığı binlerce offshore şirket ve fonun sırlarının ortaya çıktığı iddia edildi.
2015- Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve “Higgs Bozonu” adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, iki yıl aradan sonra yeniden çalıştırıldı.
2017- Kuzey Kore, orta ölçekli KN-15 tipi balistik füze fırlattı. Füze, Japon Denizi’ne düştü.
2020- Eski Libya Başbakanı Mahmud Cibril, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.
2023- ABD’nin Maryland eyaleti Başsavcılığı, Baltimore Başpiskoposluğuna bağlı Katolik kilisesinde 156 rahibin son 80 yılda 600’den fazla kişiye cinsel taciz ve fiziksel işkence yaptığını açıkladı.???????
6 Nisan
1326- Orhan Bey, kuşatma altında tutulan Bursa’yı Bizanslılardan aldı. Bursa, 1326-1361 arasında Osmanlılara başkentlik yaptı.
1896- İlk modern olimpiyat oyunları Atina’da başladı.
1909- İlk basın şehidi: Serbesti gazetesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti karşıtı yazılar yazan gazeteci Hasan Fehmi, Galata Köprüsü’nde kurşunlanarak öldürüldü.
1909- Kaşif Robert E. Peary, Kuzey Kutbu’na giden ilk insan oldu.
1917- ABD, Almanya’ya savaş ilan etti ve 1’inci Dünya Savaşı’na müttefiklerin yanında girdiğini açıkladı.
1920- Anadolu Ajansı kuruldu. Heyeti Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa, kuruluşunu duyurduğu genelgede, AA’nın hiç ödün vermediği ilkelerini de tarihe geçirdi: “Doğru, tarafsız, hızlı habercilik.”
1933- “Güzellik Kraliçesi” Nazire Hanım, Fenerbahçe’nin kuruluş yıl dönümünde, Fenerbahçe-Boçkay maçının başlangıç vuruşunu yaptı.
1939- İngiltere, Fransa ve Polonya, saldırı durumunda yardımlaşma için Paris’te bir antlaşma imzaladı.
1941- Mihver devletleri Yugoslavya’yı işgal etti. Almanlar Yunanistan’a girdi, Türk deniz sınırına kadar Doğu Akdeniz’i savaş bölgesi ilan etti. Türkiye, bunun üzerine Edirne ve Uzunköprü’de demir yolu köprülerini havaya uçurdu.
1953- Türkiye Genç Milli Futbol Takımı, dünya 3’üncüsü oldu.
1956- Hayat mecmuasının ilk sayısı çıktı.
1971- Rus besteci İgor Stravinsky öldü.
1972- Ankara’da Kıbrıs Türk Temsilciliği kuruldu.
1972- Anayasa Mahkemesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını usulden iptal etti. TBMM’nin idamları yeniden görüşeceği açıklandı.
1973- Kontenjan Senatörü emekli Amiral Fahri Korutürk, 15’inci turda 365 oyla Türkiye’nin 6’ncı Cumhurbaşkanı seçildi.
1979- Türk atlet Veli Ballı, Atina’da düzenlenen uluslararası maratonda 1’inci oldu.
1980- Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Çankaya Köşkü’nden ayrıldı. Yerine Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etmeye başladı.
1988- Endonezya’daki Camel Trophy yarışmasını, Türkiye’yi temsil eden Ali Deveci-Galip Gürel ekibi kazandı.
1992- Amerikalı bilimkurgu yazarı Isaac Asimov öldü.
1994- Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ve Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’nın bindikleri uçak, düzenlenen roketli saldırı sonucu düştü. Suikastın ardından iki ülkede yaşayan Hutu ve Tutsi kabileleri arasında çıkan çatışmalar, yaklaşık 1 milyon kişinin katledilmesiyle sonuçlandı.
2009- İstanbul Gösteri Merkezi, çıkan yangın nedeniyle kullanılamaz hale geldi.
2011- Hükümete, bazı konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren tasarı yasalaştı. Düzenlemeyle devlet bakanlıklarının yerine “ekonomi”, “iç ve dış ticaret”, “gençlik ve spor” ile “aile, özürlüler, çocuklar, kadınlar ve sosyal yardım” konularında 4 bakanlık kuruldu.
2013- Nijerya’da otobüs ile akaryakıt tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen patlamada 36 kişi öldü.
2013- Anadolu Ajansının 93’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Arapça Haberler Servisi’nin 1’inci kuruluş yılı kutlandı, Arapça Haber Akış Sistemi devreye girdi.
2014- Anadolu Ajansı, 94’üncü kuruluş yıl dönümünde yayın dilleri arasına Fransızcayı da ekledi.
2015- Eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz, kuruma “sahte diplomalı personelin işe alındığı” iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklandı.
2016- Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kurulmasına İlişkin Kanun tasarısı yasalaştı.
2016- Sabancı suikastı davası sanıklarından İsmail Akkol’un, olaydan 20 yıl sonra yargılanmasına başlandı.
2017- Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını duyurdu.
2017- Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Suriye’nin Han Şeyhun bölgesinde kimyasal silah kullanıldığının bilimsel incelemeyle tespit edildiğini açıkladı.
2017- Türkiye, Suriye’nin İdlib kentindeki Han Şeyhun bölgesinde Beşşar Esed rejimi tarafından düzenlenen kimyasal silah saldırısına ilişkin, Birleşmiş Milletlere mektup göndererek rejimin cezalandırılmasını istedi.
2022- Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile seçimlerde yüzde 10 olarak uygulanan ülke seçim barajı yüzde 7’ye indirildi.
7 Nisan
1600- Divan Edebiyatının en ünlü şairlerinden Baki öldü.
1789- Sultan I. Abdülhamid hayatını kaybetti, III. Selim tahta çıktı.
1827- İngiliz kimyager John Walker’in buluşu kibrit, İngiltere’de piyasaya sürüldü.
1938- Yıldız Sarayı’nda “Balkan Basın Birliği Kongresi” ve “Balkan Antantı Ekonomik Konseyi” çalışmalarına başladı.
1948- BM’ye bağlı olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kuruldu.
1960- CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün 2 Nisan’da Kayseri’de karşılaştığı engelleme nedeniyle bazı subaylar ordudan istifa etti.
1963- Yugoslavya’da “sosyalist cumhuriyet” ilan edildi.
1969- İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçıları “hak yürüyüşü” yaptı.
1978- Muğla’nın Yatağan ilçesinde termik santral temeli atıldı.
1978- Türkiye’nin ABD’den aldığı 40 Phantom savaş uçağından 2’si Eskişehir’de teslim edildi.
1978- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Tanilli, uğradığı silahlı saldırı sonucu felç oldu.
1978- Türk tiyatrosunun ünlü sanatçılarından Muammer Karaca, 72 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1979- Türkiye Emekçi Partisi Genel Başkanı Mihri Belli, uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı.
1983- Türkiye’nin ilk kadın milletvekillerinden Fakihe Öymen vefat etti.
1987- 6 yıl süren Milliyetçi Hareket Partisi davası bitti. Genel Başkan Alparslan Türkeş, 11 yıl 10 ay hapse mahkum edildi.
1991- Emekli Tümgeneral Memduh Ünlütürk, terör örgütü Dev-Sol militanlarınca öldürüldü.
2005- Bestekar Melih Kibar, 54 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2010- Kırgızistan’da darbe: Devlet Başkanı Kurmanbek Bakıyev başkent Bişkek’ten kaçtı, geçici hükümetin başına eski Dışişleri Bakanı Roza Otunbayeva getirildi.
2012- Pakistan’ın Hindistan’a yakın Himalaya bölgesinde meydana gelen çığ felaketinde 124 Pakistanlı asker ve 11 sivil öldü.
2013- Afganistan’ın Pakistan sınırında bulunan Kunar vilayetinde NATO’nun düzenlediği hava saldırısında 8 Taliban üyesi öldürülürken, 11’i çocuk 12 sivil yaşamını yitirdi.
2014- Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi olarak bilinen Kemal Özkan, yaşa bağlı çeşitli kronik hastalıkları nedeniyle 80 yaşında İstanbul’daki evinde vefat etti.
2014- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uzanların elektrik şirketlerinin imtiyazının sona erdirilmesiyle alakalı Stockholm mahkemelerinde 2,5 milyar avroluk yeni bir dava açtığını bildirdi.
2015- Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin “Balyoz Planı” davasında, haklarındaki mahkumiyet kararlarını bozmasının ardından yeniden yargılanan 63 sanığın beraatine karar verildi.
2015- Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşanan siyasi kriz sırasında çatışan silahlı Hristiyan Anti-balaka ile Müslüman Seleka grupları arasında Kenya’nın başkenti Nairobi’de ateşkes anlaşması imzalandı.
2016- Çin’in güneyindeki Guangşi Cuang Özerk Bölgesi’nde, MS 25-220 yılları arasında hüküm süren Doğu Han Hanedanlığı dönemine ait 2 bin yıllık mezar bulundu.
2016- TBMM Genel Kurulunda, Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası verilmesini öngören teklif kabul edilerek yasalaştı.
2017- ABD, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü seyir füzeleri ile vurdu.
2017- İspanya’da Bask bölgesinin bağımsızlığı için 59 yıldır mücadele eden ETA, “silahsız bir örgüt olduğunu” duyurdu.
2018- İstanbul’da daha önce beyin pili ameliyatı geçirmiş 329 parkinson hastası, Anadolu Ateşi dans topluluğuyla sahnede perküsyon çalarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.
2018- İstanbul Boğazı’nda Malta bandıralı gemi, Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı’na çarptı. Yalıda büyük çapta hasar oluştu, İstanbul Boğazı çift yönlü gemi trafiğine kapatıldı.
2020- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kovid-19’la mücadele amacıyla “Toplum Bilimleri Kurulu” adıyla yeni kurul oluşturduklarını açıkladı.
2020- Sağlık Bakanlığının koordinasyonu ve Türk Kızılayın yürütücülüğünde Kovid-19’a karşı başlatılan “immün plazma” tedavisi için ilk gönüllü plazma bağışçısı, koronavirüsü yenen Dr. Kürşat Demir oldu.
2021- Hazine ve Maliye Bakanlığınca, FETÖ ve PKK/KCK terör örgütlerinin elebaşları ile sözde üst düzey yöneticilerinin aralarında yer aldığı 377 kişinin Türkiye’deki mal varlıkları donduruldu.
2021 – ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Donald Trump döneminde askıya alınan Filistin yardımlarını yeniden başlatmayı planladıklarını açıkladı.
2022- Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Rusya’yı, Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş nedeniyle Cenevre merkezli İnsan Hakları Konseyi üyeliğinden çıkardı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Güngören Mitingi’nde seçmene hitap etti. “Güngören bugün yine coşkulu, Güngören bugün yine heyecanlı. Bu meydan bize yarın akşamki zaferimizi müjdeliyor. Bu heyecan, ‘Yeniden İstanbul’ diyor, ‘Sadece İstanbul’ diyor, Güngören, ‘İstanbul’un muradı’ diyor. Bugün bu coşku bize 31 Mart’ın müjdesini veriyor. Bu heyecan ‘Yeniden İstanbul’ diyor. Güngören, İstanbul’un muradı diyor” ifadelerini kullanan Kurum, “Siz, bize reisimizin emanetisiniz. Bu emanete gözümüz gibi bakacağız. Yarın akşam İstanbul’un Fetret Devri’ni bitireceğiz. İstanbul’un yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını birlikte yapacağız” dedi.
İstanbul’a dair hedeflerini anlatan Kurum, “Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki; trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki; sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Size söz veriyoruz. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletin bundan önce afetlerde, zor zamanlarda nasıl yanında olduysak, yine her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür, bu söz Güngören’e onlarca hizmet yapmış Murat Kurum sözüdür. Bu söz liderimiz, Cumhurbaşkanımız, Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüdür” şeklinde konuştu.
Algı siyaseti değil, hizmet belediyeciliği yapacaklarını belirten Kurum, “‘Biz Güngören’e, Tozkaparan’a kentsel dönüşüm yapacağız’ dediğimizde; oralarda türlü türlü eylemler yaptılar. Geldiler, ‘depremi siyaset üstü göreceğiz’ dediler ama orayı karıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Biz ne yaptık? Tozkoparan’ı dönüştürmeye başladık, Paşabahçe Blokları’nın dönüşümünü yürüttük. Güngören’e millet bahçeleri kazandırdık. Gece gündüz çalıştık. Bahane üretmedik, orada hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların tarafında olmadık. ‘Engelleniyoruz Siyaseti’ yapmadık, onlar bizi engellemeye çalıştılar. Biz milletimizle el ele verdik, konutlarımızı dönüştürdük” ifadelerini kullandı.
“Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar”
Mevcut İBB yönetimini, “Bugün İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahküm edildi. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Gelsinler, dönüşüm nasıl yapılıyor Tozkoparan’a baksınlar. Emin olun, böyle bir dertleri yok. Niye yok biliyor musunuz? Çünkü İstanbul’u bir rant olarak görüyorlar. İstanbul’un kaynaklarını, işte o rant görme anlayışıyla peşkeş çekiyorlar. ve emin olun İstanbul’u bir basamak olarak görüp, kendi geleceklerini inşa etmek istiyorlar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Reklama, depremin iki katı bütçe ayırdılar. Sonra da dediler ki; ‘deprem çok önemli bir mesele’ madem önemliyse, madem insanımızın canı, malı kıymetliyse; sen de elini bir taşın altına koy, koymazlar. Çünkü böyle bir dertleri yok” sözleriyle eleştiren Kurum, “Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştürdüler. 2019’da bizim ihalesini yaptığımız metro hatlarına, kendileri yapmış gibi sahip çıkmaya çalışıyorlar. Bunlar emek hırsızı. Orada biz çalışmışız, çabalamışız, iş yapmışız. Sen de yap, elinden tutan mı var? Yok, yapmazlar” dedi.
“Beş senedir milletimizin aklıyla alay ettiler”
Kurum, CHP’li isimlerin karıştığı para sayma görüntülerini hatırlatarak, “Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını, ‘yetimin hakkıdır’ demeden balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. Yetmedi, israfı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev hanımları ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler” diye konuştu.
İBB yönetiminin 2019 yerel seçimlerinden önce verdikleri vaatleri hatırlamadığını söyleyen Kurum, “Verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, HIZRAY’ı unuttular. ‘Hatırlamıyorum’ diyorlar. İşleri güçleri reklam, işleri güçleri algı. Deprem, algıyla çözülür mü? Deprem, reklam belediyeciliği ile çözülür mü? Trafik çilesi, ‘Engelleniyoruz Siyaseti’ ile çözülür mü? Çözülmez. Bunlar beş senedir, milletimizin aklıyla alay ettiler. Millete yalan söylediler. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya da devam ediyorlar. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vaat ettiler, oyunuzu isteyip gittiler. Yüzlerce vaat verdiler; makamlarına oturur oturmaz da hepsini unuttular. Biz deprem bölgesinde kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar kendi ikballeri için balya balya para kuleleri yaptılar” dedi.
“Kendi konforları için villalar yapma derdine düştüler”
Mevcut İBB Başkanının mal beyanında belirtmediği villalar da Kurum’un gündemindeydi. Kurum, “Devlete, millete mal beyanlarını açıkladılar, sonra bir baktık; 1,5 milyar liralık yeni mallar ortaya çıktı. Yani, biz afet bölgelerindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, onların derdiyle dertlenirken, bunlar kendi konforları için boğaza nazır villa yapma derdine düşmüşler. İstanbul’u unutmuşlar ama hiç endişe etmeyin. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerinde kullanacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını sandıkta soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek” diye konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin İstanbul’u ihmal ettiğini söyleyerek, “Bu iş bilmez yönetim İstanbul’da tek bir eser üretmediği gibi bir de kalkmış bizim projelerimizi eleştiriyorlar. Sen, İstanbul’u kara kışa teslim edip büyükelçilerle balık yerken; biz İstanbul’un 39 ilçesinde yeni yuvalarımızın inşasını yapıyorduk. Sen, kendi genel başkanını devirmek için gizli gizli toplantılar yaparken; biz İstanbul’un 39 ilçesinde yeni millet bahçeleri, yeni sosyal konutlar yapıyorduk. Sen, Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u kaderine terk ederken; biz asrın felaketinde, 11 ilimizde, 3 ayda 180 bin konutumuzun temellerini atıyorduk” ifadelerini kullandı.
“Gerçek Belediyecilik vizyonu kazanacak, milletimiz kazanacak”
İstanbul için durmadan çalışacaklarını ifade eden Kurum, “Dert sahibi olmak, milletin derdiyle dertlenmek en güçlü, en kuvvetli duygudur, en kuvvetli ordudur. İşte biz gücümüzü, sizin dertlerinize koşmaktan alıyoruz. Kalbinizde hakiki bir davanın derdini taşıyorsanız; tüm engelleri aşar, tüm dikenli yollardan gözünüzü kırpmadan geçersiniz. Biz dert ile yola çıktık. Aşk ile çalışan yorulmazmış. Bizim derdimiz de, bizim davamız da, bizim gayemiz de İstanbul’umuz. İstanbul fethedilmişse; karadan gemiler yürütülmüşse bu dert sayesindedir. Avrasya tüneli, Marmaray yapılmışsa, bu dert yüzündendir. 1994’te Cumhurbaşkanımız da aynı dertte olmasaydı, İstanbul bugün o medeniyet yürüyüşüne çıkamazdı. 22 yıldır bu şehrin her yerinde tarihi hizmetler bu dert sayesinde yapıldı” diye konuştu.
Murat Kurum, ‘Gerçek Belediyecilik’ vizyonlarına vurgu yaparak, “1 Nisan sabahı İstanbul’da yepyeni bir sayfa açılacak. Yine ‘Gerçek Belediyecilik’ vizyonu kazanacak; yine milletimiz kazanacak.” dedi ve cümlelerini şöyle sürdürdü “Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum. Yarın sandığa gideceğiz. Yarın, bir tarafta ülkemizin geleceği için gece gündüz çalışanlar olacak, diğer tarafta 5 yıldır İstanbul’u unutanlar olacak. Yarın sandığa gittiğinizde; bir tarafta deprem çilesi bitsin diyenler olacak, diğer tarafta verdiği vaatleri hatırlamayanlar olacak. O yüzden yarın, hep birlikte İstanbul’un geleceğine sahip çıkalım”
Milletin daima yanında olacaklarının altını çizen Kurum, konuşmasını, “Nasıl bundan önce çalıştıysak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; Büyük ve Güçlü Türkiye davası için, gece gündüz nasıl koşturduysak aynı anlayışla çalışacağız. Milletimizin yanında olacağız. Milletimizle birlikte Türkiye Yüzyılında, İstanbul’umuzu parlayan yıldız yapacağız” cümleleriyle noktaladı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Güngören’deki Güneştepe Millet Bahçesi’nde düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, İstanbul’un, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, trafiğin durma noktasına gelmesiyle de küskün olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, hep bunları yaşadık. İstanbul, vizyonu, ufku beslenemediği için solgun. İstanbul, son 5 yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz, İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz.” ifadesini kullandı.
Hükümet olarak yaptıkları yatırımları ikmal edecek adımların, Büyükşehir’in beceriksiz ve ufuksuz yönetimi tarafından yönetilemediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü şehrin kaynaklarını sizler için harcamak yerine bavul bavul yağmalayıp, başka ihtirasların finansmanında kullanıyorlar. Bavul bavul dolarlar, bavul bavul avrolar, bütün bunlarla beraber seçime hazırlanıyor. Haftalardır vatandaş ortaya saçılan görüntüleri konuşuyor; CHP tarafında, Büyükşehir yönetiminde bir Allah’ın kulu çıkıp da tutarlı, belgeli, maşeri vicdanı tatmin edecek bir açıklama yapmıyor, yapamıyor. Cep telefonuyla banka uygulamasına girip 30 saniyede yapabilecekleri basit bir işlem için neden 6-7 kişinin saatlerce uğraştığını açıklamıyorlar. Demek ki ortada izahı mümkün olmayan ilişkiler, işler, ödemeler var. Ne diyelim? İstanbul’u bu hale düşürenler utansın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şehrin, asıl meselelerini konuşmayı ve tartışmayı bırakıp, bu tür konularla meşgul olmaya başlamışsa vaktin yaklaştığına dikkati çekerek, “Biz bunu İstanbul’da 1989-1994 döneminde yaşadık. Beceriksizliğe, yalana, talana, yolsuzluğa batan İstanbul’u yeniden yatırım, eser, hizmet gündemine döndürmek için çok çalıştık. İnşallah yarın, İstanbul yine böyle bir değişimi sandıkta gerçekleştirecektir.” diye konuştu.
Erdoğan, katılımcılara, “Bunun için Güngören’den öyle bir ses verin ki iki tarafta da duymayan kalmasın. Hazır mıyız Güngören? Yüz ölçümü küçük, yüreği kocaman Güngören. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar var mıyız? Gençler var mıyız? Güngören’le birlikte İstanbul haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Büyükşehir’de Murat Kurum diyor muyuz? Güngören’de Bünyamin Demir diyor muyuz?” sorularını yöneltti. Mitinge katılanların “Evet” cevabı üzerine Erdoğan, “Rabbim hepinizden razı olsun.” dedi.
“Hiç kimsenin şehirlerinin 5 yılının çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyoruz”
Milletin iradesini sandık vasıtasıyla ortaya koyduğu her seçimin siyasi partiler için bir sınama olduğunu kaydeden Erdoğan, çok partili siyasi hayata geçildiğinden beri milletin her seçimde bu sınamayı vererek sandığa ve iradesine sahip çıktığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeler de yaşasak, vesayetin tuzaklarıyla da uğraşsak, nice siyasi, sosyal, ekonomik krizle de yüzleşsek, yolun sonu hep milli irade meydanına çıkmıştır. Ülkemizin son 21 yıldır yaşadığı güven ve istikrar ikliminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımlarının sağladığı kazanımları en iyi sizler biliyorsunuz.” diye konuştu.
Bu dönemin güllük gülistanlık geçmediğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Farklı görünümlerle karşımıza çıkan nice tuzak ve saldırıyla boğuştuk. Milletimizin desteği sayesinde, hamdolsun hepsinin de üstesinden geldik. Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde ülkede oluşturdukları havayı hatırlıyorsunuz değil mi? İstanbul’a, Ankara’ya karşı sorumlu olanların, işlerini güçlerini bırakıp, aylar boyunca cumhurbaşkanı yardımcılığı oynadığı günleri yaşadık. Altılı Masa’da olanlar neye çalışıyorlardı? ‘Cumhurbaşkanı olacağız.’ Ne oldu? Hiçbiri seçilebildi mi? Şu anda hepsi parlamentonun dışında. 17’nci seçim zaferimizi biz yaşamış olduk. Şimdi belediyelerde yine benzeri bir hava estirmenin peşindeler. Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin 5 yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz mahalli idareler seçiminde verdikleri sözlerin çoğunu sonradan hatırlamaz oldular. Sayıp döktükleri rakamların da yarısı yanlış, yarısı yalan. Sosyal medyaya, televizyon reklamlarına bakarsanız, İstanbul’u yeni baştan inşa etmişler sanırsınız.”
Mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimini eleştiren Erdoğan, “Bu şehirde yaşayan herkes biliyor ki yapılan kayda değer hiçbir iş olmadığı gibi, devraldıkları düzeni işletmeyi bile becerememişlerdir. Şayet seçim yabancı ajansların göz boyayan kampanyalarıyla kazanılsaydı, geçmişten beri bu ülkede iktidardan hiç düşmeyecekler vardı.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçimin, ortaya konulan eser ve hizmetlerle milletin gönlündeki yerin ne kadar inşa edildiğiyle ilgili olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu seçimlerde de İstanbul’un karşısına iki kulvarda çıktık. Bir, 1994’ten beri Büyükşehir Belediyesinde, 2003’ten beri Hükümette gerçekleştirdiğimiz hizmetlerdir. İki, önümüzdeki dönemde İstanbul’a depremden ulaşıma, sosyal belediyecilikten çevreye kazandıracağımız projelerdir.” dedi.
“Tam yol ileri.’ diyor. Bu direksiyonu da kaybetti galiba”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehre kazandırdıkları hizmetleri anlatan “Türkiye Yüzyılı şehirleri için gerçek belediyecilik” başlıklı videoyu da katılımcılarla birlikte izledi.
Geçmişte vatandaşların çöpten ve susuzluktan şikayetlerini dile getirdikleri görüntülerin gösterildiği sırada Erdoğan, “İşte CHP zihniyeti bu; çöp, çukur, çamur.” dedi.
Erdoğan, İBB Başkanlığı döneminde, İstanbul’daki susuzluğa çözüm bulmak için kente su getirdiklerine yönelik görüntünün izlenildiği esnada, “Bu su nereden geldi biliyor musunuz? Istranca Dağları’ndan. 104 kilometre.” diye konuştu.
Videoda doğal gazın yaygınlaştırıldığı bilgisi verildiğinde Erdoğan, “Belediye başkanlığımda 50 bin evde doğal gaz vardı. Görevden ayrıldığımda 1 milyon 250 bine doğal gazı çıkardık.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kente ulaşım ağıyla ilgili yapılan yatırımların izlenildiği sırada, “Marmaray’ı yaptık mı? Avrasya Tüneli’ni yaptık mı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık mı? Birinci havalimanını yaptık mı?” diyerek, “Yaparsa AK Parti yapar.” sözünü katılımcılarla tekrarladı.
Videoda, son yıllarda trafik ve toplu ulaşımla ilgili yaşanan sorunlardan bahsedilirken bir üst geçitte asılı olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Tam Yol İleri” yazılı afişine işaret eden Erdoğan, “‘Tam yol ileri.’ diyor. Bu direksiyonu da kaybetti galiba. Tam yol geri.” eleştirisinde bulundu.
“Sana, bir daha dönmemek üzere benim milletim tatil iznini verecek”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video bittikten sonra “Yeniden İstanbul” sözlerini katılımcılarla tekrarlayarak, şöyle devam etti:
“Bizim yaptıklarımızda, yapacaklarımızda yalan yok, hilaf yok, göz boyama yok, kandırmaca yok. Hepsi de ya zaten ortada olan ya da programı, projesi, planı hazırlanmış olan… Bize göre en tehlikeli insan, gözünüzün içine bakarak yalan söyleyebilen, bunu da büyük bir iştiyakla yapandır. İşte bunlar, İstanbul’u sel alıyor, İstanbul’un belediye başkanı İsviçre’de, tatilde. ‘Benim de tatil yapma hakkım yok mu?’ diyor. Var. Sana, bir daha dönmemek üzere benim milletim tatil iznini verecek.”
Alandakilere, “Buna hazır mıyız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet.” yanıtını aldı.
Mitingden notlar
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Demir, AK Parti Güngören İlçe Başkanı Devran Yalçınkaya ve Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum da mitingde konuşma yaptı.
Konuşmasının ardından Erdoğan, beraberindekilerle sahnede vatandaşları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sırada, miting alanındaki bir binaya asılan, “Ne sen bizi bırakabilirsin ne de biz seni, seninle ölümüne sözleşmedik mi?” pankartını okuyarak, “Eyvallah. Allah yar, yardımcımız olsun. Ben sizleri Allah için seviyorum. Sizin de bu şekilde sevdiğinize inanıyorum. Yarın akşam Güngören’den inşallah müjdeleri bekliyoruz. Durmak yok.” dedi.
Erdoğan, miting alanındaki vatandaşlarla, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, buradaki gibi kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.
Platforma çıkan çocuklarla fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, onlara harçlık dağıttı.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul Güngören’deki mitingine katıldı. Erdoğan’ın açıklamalarının satır başları şöyle:
“İnşallah yarınki seçimlerde de rekor bir oyla Güngören’in tercihi yine Ak Parti yine Cumhur İttifakı olacaktır. Buna hazır mıyız? Yarın akşama kadar bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz muyuz?
Güngören yaşadığı hızlı ve kontrolsüz büyümenin mirası olan depreme dayanıksız ve düşük standartlı konut stokunu dönüştürmeye başladı. İnşallah Murat Kurum kardeşimizin Büyükşehir’de vereceği destekle bu süreç daha da hızlanacak. Bilim adamlarının sürekli uyardığı deprem kapımızı çalmadan tüm ilçeleriyle İstanbulumuzu depreme daha hazır hale getireceğiz. Sadece belediyemiz değil tabii ki bizler de merkezi yönetim olarak her zaman İstanbulumuzun yanında olmaya devam edeceğiz. Daha bir sene önce asrın felaketinde 53 binden fazla canımızı toprağa vermiş bir ülke olarak deprem tehdidini yok sayamayız. Bu gece Elazığ’da yaşanan 4,7 büyüklüğündeki şiddetli sarsıntı bize bunu bir kez daha hatırlattı. Elazığ’a buradan bir kez daha geçmiş olsun diyorum.
İstanbul ihmali, umursamazlığı kaldıramaz. Son beş yılda bu hakikati bir kez daha gördük. Bu şehrin hazine değerinde beş senesi sadece kendi ihtiraslarının peşinden giden bir zihniyetin elinde heba oldu. Halbuki İstanbul’un ihtiyacı tatil değil, derece avı peşinde koşmak değil, başka sıfatlar için ülkeyi dolaşmak hiç değildir. İstanbul ikinci iş, ek iş, yarı zamanlı iş olarak yönetilebilecek bir şehir değil. Vaktinizin, enerjinizin tamamını İstanbul’a adayacaksınız ki binlerce yıllık geçmişinden süzülüp gelen ruhuna bir parça nüfuz etmiş olasınız.
“İSTANBUL KIRGIN, İSTANBUL KÜSKÜN”
Kader, sizin yolunuz nereye çıkarır ayrı mesele ama siz İstanbul’a böyle bakmak, İstanbul’u böyle kucaklamak, İstanbul’a kendinizi böyle adamak mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde bu şehir kırılır, küser, ritmi düşer, heyecanı azalır. İstanbul, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, İstanbul, trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küskün. Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, İstanbul vizyonu, ufku, beslenemediği için solgun. İstanbul, son beş yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz.
17’nci seçim zaferimizi biz yaşadık. Şimdi belediyelerde yine benzeri bir hava estirmenin peşindeler. Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin beş yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyorum. Biliyorsunuz, geçtiğimiz mahalli idareler seçiminde verdikleri sözlerin çoğunu sonradan hatırlamaz oldular.
Bu şehirde yaşayan herkes biliyor ki, yapılan kayda değer hiçbir iş olmadığı gibi devraldıkları düzeni işletmeyi bile becerememişlerdir. Şayet, seçim yabancı ajansların göz boyayan kampanyalarıyla kazanılsaydı geçmişten beri bu ülkede iktidardan hiç düşmeyecek olanlar vardı. Seçim, ortaya koyduğunuz eser ve hizmetlerle, milletin gönlündeki yerinizi ne kadar inşa ettiğinizle ilgilidir. Bu seçimlerde de İstanbul’un karşısına iki kulvarda çıktık. Bir, 1994’ten beri Büyükşehir Belediyesi’nde, 2003’ten beri hükümette gerçekleştirdiğimiz hizmetlerdir. İki, önümüzdeki dönemde İstanbul’a depremden ulaşıma, sosyal belediyecilikten çevreye kazandırdığımız projelerdir.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında bugün Güngören’de Güneştepe Millet Bahçesi’nde partisinin düzenlediği mitinge katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz yıl yapılan 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’nda milletvekilliğinde yüzde 52, cumhurbaşkanlığında yüzde 54 oranıyla destek verdiniz. Bunun için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Güngören tercihini 30 yılı aşkın süredir hep eser ve hizmet siyasetinden yana kullanmıştır. İnşallah yarınki seçimlerde de rekor bir oyla Güngören’in tercihi yine AK Parti, yine Cumhur İttifakı olacaktır” dedi.
Burasının aslında geçmişi bir insan ömrünü ancak bulan bir ilçe olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen Güngören, doğusundaki sanayi tesisleri ve batısındaki yerleşim yeleriyle İstanbul’un önemli merkezleri arasına girmeyi başardı. Güngören, yaşadığı hızlı ve kontrolsüz büyümenin mirası olan depreme dayanıksız ve düşük standartlı konut stokunu dönüştürmeye başladı. İnşallah Murat Kurum kardeşimizin büyükşehirde vereceği destekle bu süreç daha da hızlanacak. Bilim adamlarının sürekli uyardığı deprem, kapımızı çalmadan tüm ilçeleriyle İstanbul’umuzu depreme daha hazır hale getireceğiz. Sadece belediyemiz değil, tabii ki bizler de merkezi yönetim olarak her zaman İstanbul’umuzun yanında olmaya devam edeceğiz. Daha bir sene önce asrın felaketinde 53 binden fazla canımızı toprağa vermiş bir ülke olarak deprem tehdidini yok sayamayız. Bu gece Elazığ’da yaşanan 4,7 büyüklüğündeki şiddetli sarsıntı, bize bunu bir kez daha hatırlattı. Elazığ’a tekrar geçmiş olsun diyorum” şeklinde konuştu.
Deprem konusuna siyaset üstü bir mesele olarak bakılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Yarısı Bizden’ kampanyamıza yenilerini ekleyerek İstanbul’umuzun daha güvenli daha dirençli hale gelmesini sağlayacağız. İstanbul, ihmali, gevşekliği, umursamazlığı kaldıramaz. Son 5 yılda bu hakikati bir kez daha gördük. Bu şehrin hazine değerinde 5 senesi sadece kendi ihtiraslarının peşinden giden bir zihniyetin elinde heba oldu. Halbuki bu şehri İstanbul’un ihtiyacı tatil değil, başka sıfatlar için ülkeyi dolaşmak hiç değil, İstanbul, ikinci iş, ek iş, yarı zamanlı iş olarak yönetilebilecek bir şehir değil. Vaktinizin, enerjinizin, benliğinizin tamamını İstanbul’a adayacaksınız ki binlerce yıllık geçmişinden süzülüp gelen ruhuna bir parça nüfuz etmiş olasınız. İstanbul’a atlama taşı değil, ömrünüzün nihayetine kadar, dizinin dibinden ayrılmayacağınız bir sevgili gözüyle bakacaksınız. Kader, sizin yolunuz nereye çıkarır ayrı mesele ama siz İstanbul’a böyle bakmak, İstanbul’u böyle kucaklamak, İstanbul’a kendinizi böyle adamak mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde bu şehir kırılır, küser, ritmi düşer, heyecanı azalır. İstanbul, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, İstanbul, trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küskün. Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, İstanbul vizyonu, ufku, beslenemediği için solgun. İstanbul, son 5 yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz” açıklamasında bulundu.
Bunların şehrin kaynaklarını sizler için harcamak yerine yerine bavul bavul yağmalayıp başka ihtirasların finansmanında kullandıklarını belirten Erdoğan, “Hükümet olarak yaptığımız yatırımları ikbal edecek adımlar, büyükşehrin beceriksiz ve ufuksuz yönetimi tarafından yönetilmiyor. Çünkü şehrin kaynaklarını sizler için harcamak yerine bavul bavul yağmalayıp başka ihtirasların finansmanında kullanıyorlar. Bavul bavul dolarlar, bavul bavul Eurolar Bütün bunlarla beraber seçime hazırlanıyorlar. Haftalardır vatandaş ortaya saçılan görüntüleri konuşuyor. CHP tarafında, büyükşehir yönetiminde bir Allah’ın kulu çıkıp da tutarlı, belgeli, maşeri vicdanı tatmin edecek bir açıklama yapmıyor, yapamıyor. Cep telefonuyla banka uygulamasına girip 30 saniyede yapabilecekleri basit bir işlem için neden 6-7 kişinin saatlerce uğraştığını açıklamıyorlar. Demek ki ortada izahı mümkün olmayan ilişkiler, işler, ödemeler var. Ne diyelim, İstanbul’u bu hale düşürenler utansın” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>ANADOLU YAKASINDAKİ ADAYLARLA İLÇE TURLARI YAPTI
İmamoğlu, CHP’nin Anadolu yakasındaki 4 ilçe belediye başkan adayı ile ilçe turları yaptı. Tuzla’da Eren Ali Bingöl, Pendik’te Tarık Balyalı, Kartal’da Gökhan Yüksel ve Maltepe’de Esin Köymen ile birlikte vatandaşları selamlayan İmamoğlu, yurttaşların ilgi odağı oldu. Farklı noktalarda seçim otobüsünün önünü kesen coşkulu vatandaşlara kısa konuşmalar yapan İmamoğlu, Pendik’te, yol üstünde yaptığı konuşmalarda özetle şunları söyledi:
“HEPİNİZİN CAN YOLDAŞLIĞINA MİNNET DUYUYORUM”
“Hepinizin can yoldaşlığına minnet duyuyorum, teşekkür ediyorum. İnşallah birlikte çok güzel işler başaracağız. Pendik, yepyeni, pırlanta gibi bir 5 yılı yaşayacak. Çocukları, gençleri, kadınları bambaşka bir Pendik’te geleceğe hazırlanacak. Tarık Balyalı’yla birlikte 1 Nisan’da yeni bir dönem başlatıyoruz. Buradan bütün Pendiklilere duyuruyorum, siz de anlatın: Biz, İstanbul’da çok özenli bir 5 yılı hep beraber başardık. Şimdi sıra ilçelerin sokaklarına, mahallelerine, ilçelerin parklarına, ilçelerin içerisinde bulunduğu, kentsel dönüşümden yenilenmeye dönük süreçlere geldi. Pendik’teki iktidar, halkın iktidarı, Pendiklinin iktidarı olacak. Pendik’teki belediye başkanlığı bir kişiye, bir zümreye, bir avuç insana değil, bütün Pendiklilere hizmet edecek. Dolayısıyla, böylesi bir döneme Tarık Başkan hazır, hepimiz hazırız.”
“HER BİRİMİZ UMUDU YÜKSELTEN BİRER NEFER OLMALIYIZ”
İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte, CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Demir, CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in içinde bulunduğu seçim otobüsünün önü, Kuvayı Milliye kahramanı Kartallı Kazım’ın adının verildiği meydanda çok sayıda vatandaş tarafından bir kez daha kesildi. İmamoğlu, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan coşkulu yurttaşlara seslendi. “Milletimizin her bireyiyle, çok büyük bir umudun birer parçalarıyız” diyen İmamoğlu, “Her birimiz umudu yükselten birer nefer olmalıyız. Umut, milletin kendisidir. Umut, çocuklarımızdan başlar, gençlerimizle devam eder. Bu şehrin delikanlıları, hanımefendileri, beyefendileri hep birlikte umudun kendisidir” şeklinde konuştu.
“BU SEÇİM, KOCAMAN BİR İTTİFAKIN SEÇİMİDİR”
“Bu sadece bir seçim değil, bu sadece bir partinin adaylığı meselesi değil” diyen İmamoğlu, “Gökhan Başkanım da ben de partisine layık birer nefer olma konusunda hiç tereddüt yaşamayız. Ama bu seçim, partiler ötesi bir seçimdir. Bu seçim, kocaman bir ittifakın seçimidir. Bu seçim, halk ittifakının, bu seçim halkın, İstanbul ittifakının, vicdan ittifakının, haysiyet ittifakının seçimidir. Bu seçimde, özellikle 5 yıldır İstanbul’un o değişen israfçı, ihanetçi aklının yerine tasarruf yapan, bereket getiren, insan ayırt etmeyen, partizanlığı koridorlarından söküp atan İstanbul yönetiminin ikinci 5 yıla yürüme seçimidir. Bu seçim çocukların, gençlerin, kadınların, yoksulluğun, ötekileşmişliğin, bütün bunların unutulduğu, özellikle insanların geleceği için çok güzel bir sürece doğru koşunun seçimidir” ifadelerini kullandı.
“YARIN EN YÜKSEK SEVİYEDE İSTANBUL’U İHANETLERE KARŞI KORUMAK ZORUNDAYIZ”
Çok uzun soluklu bir koşu yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, vatandaşları bir kez daha sandıklara sahip çıkmaya davet etti. Sandığı herkesin eşitlendiği yer olarak tanımlayan İmamoğlu, “Sandık, milletin iradesinin kayıtsız, şartsız yansıdığı yerdir. Sandık, her insanımızın, her yurttaşımızın kendi hakkını gidip kullanması gereken yerdir. Yarın, en yüksek seviyede oy kullanmak zorundayız. En yüksek seviyede hakkımızı korumak zorundayız. En yüksek seviyede İstanbul’u ihanetlere karşı korumak zorundayız” dedi. Vatandaşlardan kendisi, Yüksel ve meclis üyelikleri için destek isteyen İmamoğlu, “Ülkemize, Cumhuriyetimize, değerlerimize, maneviyatımıza, vatanımıza, bayrağımıza, şehrimize, Kuvayı Milliyeci Kartallı Kazım gibi bütün şehitlerimize, Mustafa Kemal Atatürk’e layık olacağız” diye konuştu.
“ALLAH BİLİR GİTMİŞ DE OLABİLİR”
Alanda bulunan dövizleri de tek tek okuyan İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “‘Kartal’a hoş geldiniz Eko başkan.’, ‘Saatleri kurun gidiyor Murat Kurum.’ Allah bilir gitmiş de olabilir ha. ‘Gençliğime umut oldum.’ Kurban olurum, sana kurban olurum. Ben size umut olmak ne demek? Sevgili genç kardeşim, benim genç liseli kardeşim, sen milletin umudusun umudusun sen. ‘Ekrem yapar o ağlar.’ Var olun. ‘Bir daha Yüksel, bir daha İmamoğlu.’ ‘Sahada 17 bakan, ama yok İstanbul’a senin kadar güzel bakan.’ Ne mutlu bana. CHP Kartal Gençlik yüreğinize sağlık. ‘Yeniden Ekrem bir daha İmamoğlu, bir daha Gökhan Yüksel.’ İstanbullular; hedefimiz demokrasi. Onlar diyor ki, illa tam gaz geri; biz de diyoruz ki tam yol ileri. Allah yolumuzu açık etsin”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Aşkıyla Yeniden İstanbul” programında gençlerin sorularını yanıtladı.
Moderatör Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım gençler, buradakiler 21-22 yaşında. Keşke bu yaşlarda olsaydım dediniz mi?” sorusuna Erdoğan, “Nasıl istemeyiz?” karşılığını verdi.
Erdoğan, bir gencin, “İstanbul’un her sokağında iziniz var, her köşesini tanıyorsunuz. Ara ara İstanbul’da mesai saatleriniz oluyor. İstanbul’a geldiğinizde özellikle gitmek istediğiniz bir yer var mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbul’da eserlerimizde zaten dinleniyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi, burada sık sık programlarımız oluyor, İstanbul Kongre Merkezi burası. Tabii bir de Atatürk Kültür Merkezi var. Atatürk Kültür Merkezi için de maalesef bu malum camia, solaklar, dediler ki; ‘Burasını yapamayacaklar.’ Biz Atatürk Kültür Merkezi’ni, geçmişinden çok daha iyisini, çok daha güzelini yaptık mı? Yaptık. Şimdi orada bütün eserler sergileniyor ve onları tabii izlemek için biz de oradaki programlara katılıyoruz.”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde İstanbul’da yaptığı eserler olduğunu kaydeden Erdoğan, “Ne onlar? Millet bahçeleri. Ama şimdi Ekrem efendi o millet bahçelerini bilmez. Atatürk Havalimanı’nın içerisinde millet bahçesine başlandı, onu mahkemeye götürdü ve oranın yapım sürecini durdurdu. Ama Allah’ın izniyle onu biz şimdi seçim sonrası yoluna koyacağız.” dedi.
“Bu zat İstanbul’a bir şey katmadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdaki bir genç kızın arkasında yer alan Kız Kulesi silüetine işaret ederek, bu yapıyı da restore ettiklerini hatırlattı.
“Gençliğinizde İstanbul’da en fazla vakit geçirdiğiniz yer ile şu an İstanbul’da özlediğiniz yer aynı yer mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Aynı yer olur mu? İstanbul o kadar değişimden geçti ki bütün bu değişim süreci içerisinde yenilenen İstanbul’da, bu yenilenme harekatıyla beraber, o yenilenen yerlerde oraların son hali nedir, buna baktık ve son haliyle oraları gezip gördük. Şimdi üstümüzde bizim Muhsin Ertuğrul (İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi) var. Bu Muhsin Ertuğrul ufacık bir yerdi. Biz burayı (İstanbul Kongre Merkezi) yaparken, orayı da yaptık. Onun için ne gösteriler yaptılar ama biz onların gösterilerine bakmadık, orayı yaptık, bitirdik ve tekrar tiyatroseverlerin hizmetine sunduk.”
Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım, bana sanki siz Fatih, hani tarihi çok seviyorsunuz ya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Ayasofya, oraları görmeyi daha ziyade tercih edermişsiniz gibi geliyor.” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
“Ayasofya’yı zaten onu son acı halinden, bu mevcut Ayasofya-i Kebir haline dönüştürdük. Tabii oraya gitmeden olmaz. Gidiyoruz ve Ayasofya’nın şimdi son halini görmenin mutluluğu, bahtiyarlığı içerisindeyiz. Bir taraftan da Sultanahmet bir başka güzel oldu. Süleymaniye hakeza öyle, Fatih’imiz hakeza öyle. Buraları gezmeden, görmeden olmaz. Eyüpsultan keza öyle. Dolayısıyla buralarda aynı şekilde gezerek görerek, son durumları nedir bunu da görüyoruz. İstanbul’da, tabii bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor. Çünkü bu zat İstanbul’a bir şey katmadı ki, verdiği bir şey yok. Sen bir İstanbullu olarak böyle bir şey gördün mü İstanbul’da? Biz CHP’yi çöp, çukur, çamur olarak hep tanımladık. Şu anda gene aynı. Bakıyorsunuz, şöyle bir asfalt dök ya. Yok, her taraf çukur. Ama inşallah pazar günü devran Allah’ın izniyle değişecek. İstanbullu bir 5 yıl daha bu adama İstanbul’u vermez. Şimdi biz ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz ve inşallah İstanbul’u gerçek sahiplerine teslim edeceğiz.”
“Vatandaşlarımın İstanbul, Ankara, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gencin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili “CHP’nin başına gelen en trajikomik genel başkanın bay bay Kemal olduğunu düşünüyorduk. Fakat gelen gideni aratır derler, hakikaten de öyle de oldu. ‘Daha kötüsü de varmış’ dedik ne yazık ki. Gençlere darbe çağrısı yapan bir genel başkanla karşı karşıyayız. Bu durum gerçekten çok üzücü. Siz gençlerin demokrasiye nasıl sahip çıktığını, nasıl koruduğunu iyi biliyorsunuz. Biz bu ülkenin gençleri, asla meşru olmayan bir işe bulaşmayız. Gençlerle darbe kelimesini yan yana getirenlere hiçbir şekilde fırsat vermeyiz.” değerlendirmeleri sonrası, “CHP’de bulunan bu demokrasi açığının kapatılmasına yönelik onlara ne önerirsiniz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“Benim tavsiyem, pazar günü bunları bir daha dönmemek üzere sandığa gömmek. Bu salon, hepsi oy kullanacak değil mi? Buradaki genç kardeşlerim bunları bir daha dönmemek üzere eğer sandığa gömerse, zaten bay bay Kemal tekrar dönmek istiyor. Belki onun yolu da açılır. Vatandaşlarımın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum.”
“Miting meydanları maşallah çok iyiydi”
Bir diğer gencin “Yerel seçimlere giderken, gençlerle ilgili hiç kimse konuşamıyor. Bunun sizin gençlerle olan gönül bağınızla ilgisi olduğunu söyleyebilir miyiz? Sayın Cumhurbaşkanım, sizin biz gençlere olan bu ilginiz, sevginiz şaka mı?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:
“Sakın şaka olmasın. Ben gençleri çünkü çok seviyorum. Hala gencim. Gençlere olan bu ilgim, alakam, sevdam, gençlerle olan aramızdaki muhabbet bizi güçlü kılıyor. Şu anda, şu seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı. Hepsi yan gelip yatıyor. Biz ise çalışıyoruz, işimiz var. Nedir? Yerel seçimler. İnşallah bu yerel seçimlerden de Türkiye genelinde inşallah en büyük oyu biz toplayacağız. Ama benim derdim İstanbul, Ankara, İzmir. Bunu halledersek, bunun tadına doyum olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Pelin Çift’in, “Siz halkla iç içe olmayı ve göz temasını seviyorsunuz mitinglerde. Miting meydanları ne dedi bu seçim öncesi?” sorusu üzerine, “Miting meydanları maşallah çok çok iyiydi. Yağmur demediler, çamur demediler, kar demediler, meydanlara geldiler.” dedi.
Çift’in, “Bu salonlardan geleceğin Recep Tayyip Erdoğanları çıkacak mı? Ne görüyorsunuz?” sorusuna ise Erdoğan, “Çıkmaz olur mu? Buradan Allah’ın izniyle ne Recep Tayyip Erdoğanlar çıkacak.” ifadesini kullandı.
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik Aşkıyla Yeniden İstanbul programında gençlerle bir araya geldi. Gençlerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’a geldiğinizde özellikle gitmek istediğiniz bir yer var mı” sorusuna, “İstanbul’da eserlerimizle zaten dinleniyoruz. Burada sık sık programlarımız oluyor. Bunlardan biri Kongre Merkezi, bir de Atatürk Kültür Merkezi var. Atatürk Kültür Merkezi için de maalesef bu malum camia solaklar, dediler ki ‘burayı yapamayacaklar.’ Biz Atatürk Kültür Merkezi’ni geçmişinden çok daha iyisini, güzelini yaptık. Orada bütün eserler sergileniyor. Onları izlemek için biz de programlara katılıyoruz. İstanbul’un ayrıca Murat Kurum kardeşimizin bakanlığı döneminde yapmış olduğu eserler var, millet bahçeleri. Şimdi Ekrem efendi bu millet bahçelerini bilmez. Atatürk Havalimanı’nın içinde millet bahçesine başlandı. Onu mahkemeye götürdü. Oranın yapım sürecini durdurdu. Allah’ın izniyle biz orayı seçim sonrası yoluna koyacağız. Bir de Kızkulesi var. Orayı da restore ettik. Orası da hizmete girecek. İstanbul o kadar değişimden geçti ki bütün bu değişim süreci içerisinde yenilenen İstanbul’da bu yenilenme harekatıyla beraber o yenilenen yerlerde oraların son hali nedir buna baktık ve son haliyle oraları gezip gördük. Şimdi üstümüzde bizim Muhsin Ertuğrul var. Muhsin Ertuğrul, ufacık bir yerdi. Burayı yaparken biz orayı da yaptık. Onun için ne gösteriler yaptılar ama biz onların gösterilerine bakmadık, orayı yaptık, bitirdik ve tekrar tiyatro severlerin hizmetine sunduk” şeklinde cevap verdi.
“Bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayasofya’nın şimdi son halini görmenin mutluluğu içerisindeyiz. Tabii bir taraftan da Sultanahmet bir başka güzel oldu. Süleymaniye öyle, Fatih’imiz öyle. Buraları gezmeden, görmeden olmaz. Dolayısıyla buralarda aynı şekilde gezerek, görerek son durumları nedir bunu da görüyoruz ve İstanbul’da tabii bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor. Çünkü bu zat İstanbul’a bir şey katmadı ki, verdiği bir şey yok. Sen bir İstanbullu olarak böyle bir şeyi gördün mü İstanbul’da? Biz CHP’yi çöp, çukur, çamur olarak tanımladık. Şu an yine aynı. Bakıyorsunuz, şöyle bir asfalt dök ya. Yok, her tarafı çukur. İnşallah pazar günü devran değişecek, İstanbullu bir 5 yıl daha bu adama İstanbul’u vermez. Şimdi biz yeniden İstanbul diyoruz ve inşallah İstanbul’u gerçek sahiplerine teslim edeceğiz” dedi.
“Bay Bay Kemal tekrar dönmek istiyor, belki onun yolu da açılır”
“CHP’de demokrasi açığının kapatılmasına yönelik öneriniz var mı” sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle yanıtladı:
“Benim tavsiyem, Pazar günü bunları bir daha dönmemek üzere sandığa gömmek. Şimdi bu salon, hepsi oy kullanacak. Dolayısıyla buradaki genç kardeşlerim bunları bir daha dönmemek üzere eğer sandığa gömerse, zaten Bay Bay Kemal tekrar dönmek istiyor, belki onun yolu da açılır. Vatandaşlarımın benim İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum.”
“Seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı”
Gençleri çok sevdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben gençleri çok seviyorum, hala gencim ve gençlere olan bu ilgim, alakam, sevdam gençlerle olan aramızdaki muhabbet, bizi güçlü kılıyor. Şu anda şu seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı. Hepsi yan gelip yatıyor. Biz ise çalışıyoruz. İşimiz var, nedir? Yerel seçimler. İnşallah bu yerel seçimlerden de Türkiye genelinde inşallah en büyük oyu biz toplayacağız. Ama benim derdim, İstanbul, Ankara, İzmir. Bunu halledersek, bunun tadına doyum olmaz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Arnavutköy’de partisinin düzenlediği mitinge katıldı. Erdoğan, konuşmasının ardından sahneye gelen çocuklara para da verdi.
Erdoğan özetle şöyle konuştu:
“Yaklaşık altı aydır İsrail’in zulmü altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimize dua ediyoruz. Bizler ailelerimizle, sevdiklerimizle, dostlarımızla birlikte oruçlarımızı huzurla açarken, bombaların yanı sıra açlık ve susuzlukla da katledilmek istenen Gazzeli mazlumların Allah yardımcısı olsun diyorum.
Bu akşam artık kampanya bitiyor. Yarın oylarımızı kullanacağız. Sandığa gümbür gümbür giderken inşallah Arnavutköy’ü gerçek belediyeciliğe Murat Kurum kardeşime ve aynı zamanda Arnavutköy Belediye Başkan adayımız Candaroğlu’na teslim ediyor muyuz?
Yarın sandıklara sahip çıkacağız. Bu sefer yerel yöneticilerimizi belirlerken Cumhurbaşkanınız olarak ben yanınızdayım. Bakanlar olarak tüm kabine yanınızda. Yerel yönetim de yanımızda olduğu zaman Arnavutköy hizmetten geri kalır mı? Bugüne kadar nasıl kalmadıysa bundan sonra da kalmayacak. İlçemize ve şehrimize kim aşkla hizmet edecekse tercihimizi onlardan yana kullanalım. Yoksa cürmü kadar yer yakacak olanların Arnavutköy’e bir hizmeti olabilir mi? Gerçek belediyeciliği iktidar yaparsak Allah’ın izniyle Arnavutköy her tür hizmeti alacaktır. İşte, İstanbul Havalimanı’nı yaptık mı?
“EŞİ, DOSTU, ARKADAŞI TEK TEK ARAMANIZI İSTİYORUM”
Sizlerden, buradan evinize gittiğinizde telefonu elinize alıp eşi, dostu, arkadaşı tek tek aramanızı istiyorum. Bu kardeşlerimize bizlerin selamını iletmenizi özellikle istirham ediyorum. Ardından 31 Mart’ın önemini anlatacağız. Bizim gibi bu dostlarımızın da mutlaka sandığa gitmesini sağlayacağız.
İstanbul’un CHP’nin algı belediyeciliğiyle bir beş yıl daha kaybetmeye artık takatinin kalmadığını örnekleriyle anlatacağız. İstanbul’u muradına kavuşturarak şehrimizde yeniden gerçek belediyecilik dönemini anlatacağız. Murat Kurum kim? Murat Kurum benim kabinemde bakan arkadaşım, böyle çalıştık ve şimdi de bakanlıktan aldık İstanbul’a belediye başkan adayı yaptık. Niye? Bu işi biz biliriz. Beş yıl İstanbul’a belediye başkanlığı yaptım mı, yaptım. Bu Arnavutköy’ü belli bir seviyeye Allah’ın izniyle bu kardeşiniz getirdi. Tabii gençler bunu bilmeyebilir.
“MURAT KARDEŞİMİZİ TERCİH ETTİĞİNİZ ANDA PAZARTESİ İSTANBUL BAŞKA BİR GÜNE AÇILACAK”
İnanıyorum ki yarın akşam Murat kardeşimi tercih ettiğiniz anda pazartesi gününden itibaren İstanbul bir başka güne açılacak. Sizlerden Fatih’in emaneti bu aziz şehre sahip çıkmanızı bekliyorum. 31 Mart seçimlerinin Arnavutköy ile birlikte tüm İstanbulumuz için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kimi insan iş yapar, kimisi de sadece laf üstüne laf koyar. Kimileri de kayak yapmaya İsviçre’ye gider. İstanbul’u sel alır, her taraf rezillik ama İstanbul’un Belediye Başkanı meydanda yok.
“DEPREM OLDU, MURAT KURUM ÇİZMELERİYLE BERABER DEPREM BÖLGESİNDEYDİ”
Beceriksizliğini bahanelerle örtmeye çalışanlardan değil, milletine hizmet edebilmek için engelleri aşanlardan olduk. Ama Kastamonu’da sel afeti oldu, Murat Kurum çizmeleriyle beraber oradaydı. Deprem oldu 11 vilayet, Murat Kurum çizmeleriyle beraber deprem bölgesindeydi. Antalya’da deprem oldu oradaydı. Kastamonu’da felaket, Murat Kurum kardeşim oradaydı. Peki bunlar neredeydi? Ara da bul, bulamazsınız.
İnşallah yarın akşam sizden gelecek müjdeyi Ankara’da takip edeceğim. Arnavutköy’ü takip edeceğiz.
Karadeniz’in hemen öte tarafındaki kanlı savaş iki yılını tamamladı. Komşumuz Suriye 13 yıldan fazladır istikrara, barışa, huzura kavuşamadı. Gazze’de masum sivillere yönelik soykırımı hepimiz içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Moskova’da düzenlenen vahşi terör saldırısı durumun hala kritik olduğunu hepimize gösterdi. Kısa sürede suların durulmayacağını, dünyamızın çok zor günlere gebe olduğunu görüyoruz. Hükümet olarak, Cumhurbaşkanınız olarak biz sizlere efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Murat kardeşim, aynen o da benim gibi sizin hizmetkarınız olacaktır. Ama sandıkları patlatmaya var mıyız?”
]]>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Arnavutköy 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerle beraber olmaktan, hasret gidermekten memnuniyet duyuyorum. Bu güzel bahar gününde bizleri bir araya getiren rabbime hamd ediyorum. Artık son 10 gününe girdiğimiz Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyor, bu mübarek günlerin ülkemiz, milletimiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yaklaşık 6 aydır İsrail’in zulmü altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimize dua ediyoruz. Bizler ailelerimizle, sevdiklerimizle, dostlarımızla birlikte oruçlarımızı huzurla açarken, bombaların yanı sıra açlık ve susuzlukla da katledilmek istenen Gazzeli mazlumların Allah yardımcısı olsun diyoruz” dedi.
“Halka teşekkür etmeyen, Hakk’a da şükredemez”
Arnavutköy’e teşekkür borcunu ödemek istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim kültürümüzde halka teşekkür etmeyen, Hakk’a da şükredemez. Bu vesileyle Arnavutköy’e teşekkür borcumuzu ödemek isterim. 14-28 Mayıs seçimlerinde Arnavutköy, İstanbul’da bize en güçlü desteği veren ilçelerimiz arasındaydı. Milletvekilliğinde yüzde 60,4, Cumhurbaşkanlığında yüzde 63,7 gibi rekor oranlarda Cumhur İttifakı’nı destekleyen siz Arnavutköylü kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum. Siz bizi bahtiyar ettiniz, bizi gururlandırdınız. Bize sahip çıktınız. Rabbim de sizlerin yüzünü güldürsün, her birinizden razı olsun. Bu oy oranları sadece aramızdaki muhabbetin göstergesi değildir. Aynı zamanda bu teveccüh çok ağır bir sorumluluk demektir. Bugüne kadar bize olan itimadınızı asla boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da sizlerin güvenine layık olmaya çalışacağız. Arnavutköy benim için geçmişi yaklaşık 30 yılı bulan bir ilçemizdir. Yani şimdi hani bazı adaylar var ya, İstanbul’un şu anki büyükşehir belediye başkanına sorun Arnavutköy’ün nerede olduğunu bilmez. Bu kardeşiniz 30 yıllık bu geçmişte Allah rahmet etsin Bahtiyar beyin buradaki belediye başkanlığı sürecinden başlayan bir süreç. Biz böyle çalıştık. Şu anda girerken alana sorun bakalım emniyet ne kadar katılım var? Bu muhteşem katılımı bir alalım dedim. Rakam 35 bin. Evelallah şimdi bu akşam artık kampanya bitiyor. Yarın oylarımızı kullanacağız. Sandığa gümbür gümbür giderken inşallah Arnavutköy’ü gerçek belediyeciliğe, Murat Kurum kardeşime ve aynı zamanda Arnavutköy Belediye Başkan adayımız Candaroğlu’na teslim ediyor muyuz? Öyleyse, ana kademe çok çalışacak fazla bir şey kalmadı. Kadın kollarımız çok çalışacak. Gençler çok çalışacağız. Yarın da sandıklara sahip çıkacağız. Bu sefer yerel yöneticilerimizi belirlerken Cumhurbaşkanınız olarak ben yanınızdayım. Bakanlar olarak tüm Kabine yanınızda. Yerel yönetim de yanımızda olduğu zaman Arnavutköy hizmetten geri kalır mı? Bugüne kadar nasıl kalmadıysa bundan sonra da kalmayacak” açıklamasında bulundu.
“31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız?”
“Cürmü kadar yer yakacak olanların Arnavutköy’e bir hizmeti olabilir mi” diyen Erdoğan, “İlçemize ve şehrimize kim aşkla hizmet edecekse tercihimizi onlardan yana kullanalım. Yoksa cürmü kadar yer yakacak olanların Arnavutköy’e bir hizmeti olabilir mi? Bu gerçek belediyeciliği iktidar yaparsak Allah’ın izniyle Arnavutköy her türlü hizmeti alacaktır. İşte İstanbul Havalimanı’nı yaptık mı? Hemen yanı başınızda İstanbul Havalimanı var mı? Dünyanın sayılı havalimanlarından bir tanesi oldu. Yaparsa AK Parti yapar. Bundan sonra yine biz aynı şekilde yollarıyla, Çam Sakura Şehir Hastanesi’ni yaptık. Şu andaki belediye başkanı oranın yolunu bile yapmadı. Onu da yine Ulaştırma Bakanlığı olarak biz yaptık. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar var mıyız? Gençler var mıyız? Arnavutköy ile birlikte tüm İstanbul haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Büyükşehirde Murat Kurum diyor muyuz? Arnavutköy’de Mustafa Candaroğlu diyor muyuz? Rabbim sizlerden razı olsun” dedi.
“İstanbul’un 5 yıl daha kaybetmeye takati kalmadı”
Mitingde bulunan herkesten telefonla eşini ve dostunu aramasını rica eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden buradan eve gittiğinizde elinize telefonu alıp eşi, dostu, arkadaşı tek tek aramanızı istiyorum. Kardeşlerimize bizlerin selamını iletmenizi özellikle istirham ediyorum. Ardından 31 Mart’ın önemini anlatacağız. Bizim gibi mutlaka onların da sandığa gitmesini sağlayacağız. Projesiz, hizmetsiz ve vizyonsuz adaylara oy vererek oylarını heba etmemeleri gerektiğini izah edeceğiz. İstanbul’un CHP’nin algı belediyeciliği ile bir 5 yıl daha kaybetmeye artık takatinin kalmadığını örnekleriyle anlatacağız” şeklinde konuştu.
“Belediyecilik nedir bunu biz biliriz”
İstanbul’u muradına kavuşturarak gerçek belediyecilik dönemini anlatacaklarını kaydeden Erdoğan, “Murat Kurum kim? Murat Kurum benim kabinemde bakan arkadaşımdır. Böyle çalıştık ve şimdi de bakanlıktan aldık İstanbul’a belediye başkan adayı yaptık. Niye? Bu işi biz biliriz. 5 yıl İstanbul’a belediye başkanlığı yaptım mı? Yaptım ve bu Arnavutköy’ü belli bir seviyeye Allah’ın izniyle bu kardeşiniz getirdi. Tabii gençler bunu bilmeyebilir. İşte bu adımları biz attık. Dolayısıyla belediyecilik nedir bunu biz biliriz. Şimdi de buraya bir bakan arkadaşımı şehircilik, bu yöndeki bir inşaat mühendisi bakan arkadaşımı İstanbul’a büyükşehir belediye başkan adayı olarak gönderdik. İşi bileni gönderdik. İnanıyorum ki, yarın akşam Murat kardeşimi tercih ettiğimiz anda pazartesi gününden itibaren İstanbul bir başka güne açılacak. Sizlerden Fatih’in emaneti bu aziz şehre sahip çıkmanızı bekliyorum. 31 Mart seçimlerinin Arnavutköy ile birlikte tüm İstanbul’umuz için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
“Son 30 yıldır hep icraatlarımızla konuştuk”
Kimi insanın eser ürettiğini, kimisinin de sadece polemik peşinde koştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi insan iş yapar, kimisi de sadece laf üstüne laf koyar. Kimileri de kayak yapmaya İsviçre’ye gider. İstanbul’u sel alır, her taraf rezillik ama İstanbul’un belediye başkanı meydanda yok. Kimi insan eser üretir kimisi de sadece polemik peşinde koşar. Ziya Paşa ne diyor; Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. İşte sanki Ziya Paşa bunlar için bunu söylemiş. Biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan itibaren son 30 yıldır hep icraatlarımızla konuştuk. Beceriksizliğini bahanelerle örtmeye çalışanlardan değil, milletine hizmet edebilmek için engelleri aşanlardan olduk. Ama Kastamonu’da sel afeti oldu. Murat Kurum çizmeleriyle beraber oradaydı. Deprem oldu 11 vilayet Murat Kurum çizmeleriyle beraber deprem bölgesindeydi. Antalya’da deprem oldu oradaydı. Kastamonu’da felaket Murat Kurum kardeşim oradaydı. Peki bunlar neredeydi? Ara da bul, bulamazsınız. 81 vilayetimizin tamamına mührümüzü vurmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz” diye konuştu.
Bugün eser ve hizmet siyasetinin sembollerinin İstanbul’la birlikte Arnavutköy’ün de dört bir yanında yükseldiğini kaydeden Erdoğan, “Bolluca Millet Bahçesi’nin yapımında sona geldik. Karaburun Millet Bahçemizin de projelendirme çalışmalarına devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde canlı bağlantıyla Arnavutköy-İstanbul Havalimanı metromuzun açılışını yaptık. Uzunluğu 14 kilometre olan 4 istasyonlu bu hat sayesinde artık Arnavutköy’den havalimanına 8 dakikada gidebiliyorsunuz. Arnavutköy-Gayrettepe arasındaki ulaşımı da 41 dakikaya düşürdük. Toplam 69 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun raylı sistem ring hattını tamamlamış olacağız. Bir kez daha metro hattımızın hayırlı olmasını diliyorum. Yaklaşık 100 dönüm arazi üzerine kurulacak olan Arnavutköy Küçük Sanayi Sitesi’nin yapımına başladık” şeklinde konuştu.
Muhalefetin ‘buraya uçak inmez’ dediği İstanbul Havalimanı’nın dünyanın en iyi havalimanlarından olduğunu belirten Erdoğan, “İstanbul Havalimanı’mızın sadece Avrupa’nın değil dünyanın en iyi havalimanlarından olduğunu görüyoruz. Muhalefetin buraya uçak inmez dediği bunun için engellemeye çalıştıkları, akla hayale gelmeyecek iftiralar attığı havalimanımız ülkemizin gururu haline geldi. Şimdi Murat Kurum kardeşimizin dışındaki adaylara baktığınız zaman bunlar kiminle yarış ediyor? Murat kardeşim burada seçimi kazandığı zaman kim kazanacak? Arnavutköy kazanacak, tüm Arnavutköylüler kazanacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz Cumhurbaşkanı olarak, tüm Kabine üyelerimle bizler sizlerin hizmetinde olacağız. Ocak ayında İstanbul Havalimanı’mız günlük ortalama bin 308 uçuşla Avrupa’nın en işlek havalimanı seçildi. Havalimanımızın açılmasıyla birlikte Arnavutköy’ümüz başta turizm olmak üzere birçok alanda gelişmeye, yatırım çekmeye başladı. Benzer başarı diğer örneklerde olduğu gibi aynen yayıldı. Hatırlayın, Kuzey Marmara Otoyolu’na, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne, Marmaray’a, Avrasya Tüneli’ne, şehir hastanelerimize demediklerini bırakmadılar. İsraf dediler, ne gerek var dediler, hiçbir teklif getirmeden ortaya hiçbir alternatif sunmadan sadece eleştirdiler” ifadelerini kullandı.
“Gereksiz dedikleri hastanemiz 16,5 milyon insana hizmet verdi”
Hatta bugün Avrupa Yakası’nın sağlık merkezi olan Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nin birkaç kilometrelik yolunu bile yapmadıklarını kaydeden Erdoğan, “Sonuçta, gereksiz dedikleri hastane geçen 4 yıllık sürede tam 16,5 milyon insana hizmet verdi. Şunu çok net görebiliyoruz şayet biz, muhalefetin takoz siyasetine boyun eğip geri adım atsaydık ne bu yatırımlar hayata geçerdi, ne de vatandaş hizmet alırdı. İstanbul trafiği bugünkünden çok daha vahim olurdu. Kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşım çok daha zorlaşırdı. Arnavutköy istihdam ve turizm noktasında gelişemezdi. Yani ülkemize, şehrimize ve ilçemize katkı sağlayan yatırımların hiçbiri gerçekleşmezdi. Biz muhalefete rağmen kararlı davrandık, sabrettik, mücadele ettik ve hamdolsun tüm bu eserleri ve nicelerini sizlerin hizmetine sunduk. Bunların haricinde daha pek çok yatırımı, projeyi, hizmeti İstanbul’umuza kazandırmanın sevincini yaşadık” dedi.
“Yarın akşam sizden gelecek müjdeyi Ankara’da takip edeceğim”
İnşallah bunlara 31 Mart’tan sonra yenilerini ekleyeceklerini kaydeden Erdoğan, “Unutmayın, sizin için İstanbul için 85 milyonun tamamı için koşturmaya devam edeceğiz. Biz sizi seviyoruz, biz sizlere aşığız yani bu sonradan gelenler var ya, bunların benim Arnavutköylü kardeşlerimle bir dertleri yok ama bizim derdimiz var. Çünkü biz Arnavutköy’ün geçmişini çok iyi biliriz. Bunların böyle bir derdi yok. İnşallah yarın akşam sizden gelecek müjdeyi Ankara’da takip edeceğim. Arnavutköy’ü takip edeceğiz. Şimdi buradan Güngören’e geçiyoruz orada kardeşlerimizle beraber olacağız. Türkiye olarak etrafı ateş çemberiyle çevrili çok zorlu bir coğrafyadayız. Karadeniz’in öte tarafındaki savaş iki yılını tamamladı üçüncü yılına girdi. Komşumuz Suriye 13 yıldan fazladır istikrara, barışa, huzura kavuşamadı. Gazze’de masum sivillere yönelik soykırımı hepimiz içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Moskova’da düzenlenen vahşi terör saldırısı, durumun hala ne kadar kritik olduğunu hepimize gösterdi. Kısa sürede suların durulmayacağını dünyamızın çok zor günlere gebe olduğunu görüyoruz. Hükümet olarak biz sizlere efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Murat kardeşim aynen o da benim gibi sizin hizmetkarınız olacaktır” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik Aşkıyla Yeniden İstanbul programında gençlerle bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bugün İstanbul’da sizlerle yüz yüze gerçekleştirdiğimiz bu programımıza canlı bağlantı ile diğer 80 ilimizdeki gençlerimizi de misafir ediyoruz. Diğer şehirlerdeki genç kardeşlerimin her birini de sevgi ile selamlıyorum. Onlar parlamentonun kapısını gençlerimize hep kapadılar ama biz o kapıyı açtık. Bizimle birlikte yeni bir dünya ülkemizde kuruldu. Güç kazanarak devam ediyor. Aramızdaki belediye başkan adaylarımıza, belediye meclis üyesi adaylarımıza ben şimdiden başarılar diliyorum. Tüm gençlerimizin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Rabbim bizleri Ramazan’a ulaştırdığı gibi bayrama da sağlıkla, huzurla, esenlikle erişmesini diliyorum. Bu mübarek günlerde Gazze başta olmak üzere dünyanın her neresinde yüreği kanayan, baskıya ve zulme maruz kalan bir kardeşimiz varsa Allah her birinin yardımcısı olsun. Barışın, adaletin, kardeşliğin ve dayanışmanın hakim olduğu bir dünyayı görmek inşallah hepimize nasip olur. Bunun için önce elimizdekilerin kıymetini bilecek, onlara sıkı sıkıya sarılacağız. Sonra da arzu ettiğimiz dünyanın inşası için çok çalışacağız. Ülke ve millet olarak en büyük hazinemiz olan şu İstanbul’un bu mücadelenin de öncülüğünü yapacağına yürekten inanıyorum. Gençlerimizle her buluşmamızda onlardaki aşkı, enerjiyi, coşkuyu hissediyoruz. Sizlerin dinamizmi bizleri de yeniliyor, güçlendiriyor. Bugün son 4 yıldaki 55. gençlik buluşmamızda sizlerle bir aradayız. Biz birileri gibi gençlerimiz ile sadece seçimden seçime, sadece sandık ufukta görününce bir araya gelmiyoruz” dedi.
“11 milyon 500 bin üyemiz var”
Suat Pamukçu’nun AK Parti’ye katılımının eleştirilmesine ilişkin konuşan Erdoğan, “Partimizin sadece Gençlik Kolları’nın üye sayısı bizden sonraki 2. partinin toplam üye sayısından fazla. Geçenlerde partimize malum bir katılım oldu. Suat Pamukçu kardeşimizin katılımı oldu. Birisi de dedi ki ‘Suat Pamukçu katılsa ne olur? Bizim zaten 250 bin üyemiz var’ dedi. Senin 250 bin üyen var da AK Parti’nin üye sayısından haberin var mı? 11 milyon 500 bin üyemiz var. Böyle acemilik olur mu? Yani bir milletvekilinin bize katılımı neymiş, kendilerinin 250 bin üyesi varmış. Demek ki bu matematik de bilmiyor, çok acemi. Şu anda Türkiye’de üye sayısı itibarıyla bizimle aşık atacak bir parti yok. Ana muhalefet de dahil. Hepsini topla bir çuvala koy. Bizimle aşık atamazlar. Bizim Gençlik Kollarımız aynı zamanda ülkemizin en büyük siyaset okuludur. Biz de her an her vesileyle gençlerimizle beraberiz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu gençlerimize armağan ettik. Kendimizi artık sizin vaktinizin misafiri olarak gördüğümüzü her fırsatta altını çizerek tekrarlıyoruz” diye konuştu.
“Türkiye bu seçimlerde büyük bir felaketin eşiğinden döndü”
Genel seçimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bu seçimlerde büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Gençlerimizin üzerinde en çok hesap yapılan seçimlerin başında 14 – 28 Mayıs seçimleri geliyordu. Aksi yöndeki tüm yönlendirme gayretlerine rağmen bu seçimlerde ilk defa oy kullanan 5 milyon gencimizden yarısından fazlası bizi tercih etti. Saflarını Türkiye Yüzyılı’ndan yana belirleyen gençlerimizi her birine teşekkür ediyorum. Bu tablo gençlerimize olan güvenimizi daha da güçlendirdi. Şimdi önümüzde yeni bir sınama var. 31 Mart seçimlerinde yine gençlerimizin desteği ve katkısıyla sandıktan milli iradenin en güçlü şekilde çıkmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
“Meydanlarda söz veren ama tutulmayan sözler hatırlatılınca ‘unuttum’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız”
“Kirli pazarlıkların döndüğü bir seçim süreci yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“14 – 28 Mayıs’taki sinsi oyunun bir benzerini diğer bazı yerlerde birlikte İstanbul’da da tekrar kurdular. Balya balya dolarlar, eurolar bu görüntülerin ortada dolaştığı hatta Kandil’e kadar bunların gönderildiği bir dönemi yaşıyoruz. Kimsenin itiraf edemediği kirli pazarlıkların döndüğü bir seçim süreci yaşıyoruz. Yıllardır ağızlarını her açtıklarında şeffaflıktan, dürüstlükten bahsedenlerin foyası her gün biraz daha ortaya çıkıyor. Haftalardır ne para kulelerinin makul ve mantıklı bir izahını yaptılar, ne de gizli kapaklı pazarlıkların arkasında neler olduğunu açıkladılar. Siz gençlerin aklıyla alay eder ifadelerle bu skandalları gözlerden kaçırmaya kalkıştılar. Gençlerimiz üzerinden yapılan darbe güzellemelerini, gençlere yönelik hakaretleriyse milletimiz yüzü kızararak seyretti. Tüm bunlarla sadece kendilerini rezil etmekle kalmadılar aynı zamanda Türk siyaseti de kirlendi. İstanbul’un son 5 senedir bir fetret devri yaşadığını hepimiz biliyoruz. Trafik başta olmak üzere her alanda İstanbul geriye gitti. Meydanlarda söz veren ama tutulmayan sözler hatırlatılınca ‘unuttum’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Fatih’in emaneti bu aziz şehrin 5 yılını heba edenlere bir kez daha aynı fırsatı vermemek gerekiyor. Hepsinden ötesinde belediyelerin kaynaklarını gençlerimiz için seferber etmeleri gerekiyor. Giderek artan sayıda hizmete giren millet kütüphaneleri, gençlik merkezleri ve benzer eserlerin her biri adeta gençlerimiz için birer yaşam alanı oldu. Yeni dönemde önce gençlerimize verdikleri hizmetleri hakkıyla ifa edip edemedikleri gözüyle bakacağız. Gençlerimizi ihmal edenleri biz de ihmal edeceğiz.” – İSTANBUL
]]>İBB Başkanı İmamoğlu, Büyükada’daki halk buluşmasına katıldı. Sandığın çok kudretli bir şey olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Kendini milletten yüksekte görenleri, şöyle bir hizaya dizer. Herkesi bir kendine getirir. Bu ülkeye zarar verenler varsa, en büyük cezayı sandık keser öyle değil mi? Mührü doğru yere basarsanız, İstanbul için gerçekten çok çalışacak kişiyi seçersiniz. Doğru kişiyi seçerseniz; İstanbul yeşil alan kazanır, İstanbul metro kazanır. Doğru kişiyi seçerseniz, İstanbul’un dar gelirlilerine daha çok destek ulaşır. Yarın, Allah’ın izniyle, adalet ve kardeşlik kazanacak. Milyonlarca insanımız, siyasi partilerin ve daha da ötesi, partiler ötesi güçlü bir halk ve vicdan ittifakının üzerinde bir anlayışla sandıkta bir araya gelecek ve adam kayırma, torpil değil, hizmete ve liyakate oy kullanacak. Liyakat kazanacak, icraat kazanacak” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül ve CHP Adalar Belediye Başkan adayı Ali Ercan Akpolat ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da Büyükada Nizam Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşmasında eşini yalnız bırakmadı. Meydanı dolduran vatandaşların sevgi gösterileri altında konuşmasını yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
“SANDIK ÇOK KUDRETLİ BİR ŞEY BİLİYORSUNUZ DEĞİL Mİ?”
“Yarın sandığa hazırız değil mi? Tamam. Yarın sandık başına gidiyoruz. Sandık, çok kudretli bir şey biliyorsunuz değil mi? Kendini milletten yüksekte görenleri, şöyle bir hizaya dizer. Herkesi bir kendine getirir. Bu ülkeye zarar verenler varsa, en büyük cezayı sandık keser öyle değil mi? Mührü doğru yere basarsanız, İstanbul için gerçekten çok çalışacak kişiyi seçersiniz. Adalar için, kendisini buraya adayan ve burası için çok çalışacak kişiyi seçersiniz. Doğru kişiyi seçerseniz; İstanbul yeşil alan kazanır, İstanbul metro kazanır. Doğru kişiyi seçerseniz, İstanbul’un dar gelirlilerine daha çok destek ulaşır. İstanbullu hemşehrilerimin ve özellikle Adalar’ın güzel insanlarının İstanbul’un geleceği için en doğru kararı vereceğinden hiçbir şüphem yok. Yarın, Allah’ın izniyle, adalet ve kardeşlik kazanacak. Milyonlarca insanımız, siyasi partilerin ve daha da ötesi, partiler ötesi güçlü bir halk ve vicdan ittifakının üzerinde bir anlayışla sandıkta bir araya gelecek ve adam kayırma, torpil değil, hizmete ve liyakate oy kullanacak. Liyakat kazanacak, icraat kazanacak. ve hep birlikte kazanacağız.”
“SEÇİMDEN BİR GÜN ÖNCE ADALAR’A GELMEMİN ELBETTE BİR SEBEBİ VAR”
Adalar’da; faytondan elektrikli ulaşım çözümlerine, Beltur Oteli’nden Taş Mektep restorasyonuna, Bölgesel İstihdam Ofisi’nden İBB Adalar Şubesi’ne kadar, farklı alt ve üstyapı yatırımlarıyla birçok hizmet yaptıklarının altını çizen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Seçimden bir gün önce Adalar’a gelmemin elbette bir sebebi var. O da şu: Yeni 5 yıla adım atarken, geçmiş dönemde birlikte yol yürüdüğümüz ve hizmetler yaptığımız, birlikte Adalar süreçlerini en titiz şekliyle bugüne taşıma gayreti içerisinde olduğumuz, değerli Adalar Belediye Başkanımız Erdem Gül’e hem teşekkür ediyoruz hem de bundan sonraki süreçte de yeni belediye başkanımıza bütün deneyimlerini aktaracağından hiç şüphe duymuyoruz. Ben Erdem Gül’e hepinizin huzurunda teşekkürü bir borç biliyorum. Yine 5 yıldır ilçe başkanımız olan ve gerçekten Adalar’a aşık ve Adalar’ın bir evladı, Adalar’ın bir ailesi olarak, Ali Ercan Akpolat yol arkadaşımla, çok özenli bir 5 yıl da onunla yönettik. Bir yandan Belediye Başkanımla eşgüdümlü çalışırken, bir yandan buradaki siyasi yol arkadaşımız olan ilçe başkanımız Ali Ercan Akpolat’la da çok değerli iş birlikleri yaptık. Şimdi bu seviyeli süreçte, bir görev değişimi oluştu ve adayımız Adalar’ın sevgili ağabeyi, dostu, evladı Ali Ercan Akpolat’la yola çıkıyoruz.”
“5 YIL BOYUNCA İSRAFA, İHANETE NASIL DUR DEDİYSEK…”
Adalar halkından kendisi, Akpolat ve meclis üyelikleri için rekor seviyede destek isteyen İmamoğlu, konuşmasını, özetle şu sözlerle tamamladı:
“Oylarınızla bizi desteklediğinizde biz hem ilçede hem Büyükşehir’de hem ilçe belediyesi meclisinde hem de Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde çok daha kudretli olacağız. Ama bu kudretimiz, işimizi hızlı yapmak adına, işimizi nitelikli yapmak adına. Şunun altını çizeyim: Biz, gerçek kudretin millete ait olduğunu bilen, demokrasi aşığı insanlarız. Sizin kudretinizi ve işin sahibinin milletimiz olduğu bilincini, asla ve asla zihninden çıkarmayız. Bizler, Cumhuriyetin evlatlarıyız. Bizler, demokrasiye inanmış, Mustafa Kemal Atatürk ilkeleriyle beraber çok daha çağdaş bir şehir, çok daha çağdaş bir ülke yapma konusunda kararlı insanlarız. Sizlere söz veriyoruz; 5 yıl boyunca israfa, ihanete nasıl dur dediysek, bundan sonra da İstanbul’un muhafızı olmaya, İstanbul’u korurken icraatçı olmaya, dayanışmacı belediyeciliği en yukarıya taşımaya, Adalar’da hangi ihtiyaçlar var ise, bunları hızla toparlamaya ve daha da ileri seviyeye taşımaya, Adalar’ı İstanbul’un değil, dünyanın incisi haline getirmeye, her adanın kendine has sıkıntılarını özel olarak, tek tek ele almaya ve çözüme kavuşturmaya hepinizin huzurunda söz veriyorum. Hiç endişeniz olmasın.”
“YARIN, ‘OYUMU KULLANDIM, EVİME GİDİP UYUYAYIM’ DEMEK YOK”
“Adalar’ı kaçak, göçek değil, kuralına uygun, insanların yaşamlarını sıkıntıya sokmayan, ama misafirlerinin de ağırlanmasında gerekli tedbirleri almış, nizami, plajlarıyla pırlanta gibi, yolları güvenli, 20 kilometre hızının asla asıl aşılmadığı bir Adalar’ı var edeceğiz. ve insanlarımızın can güvenliğini, yaşam standardını koruyacağız. Son 5 yılda inanılmaz ivmelendi, önümüzdeki 5 yılda ise zirveye çıkacak. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Artık yarın için, sandık güvenliği çalışmalarımıza başlayacağız. Son olarak; yarın sandıklarda görev almanızı istiyoruz. Yarın, ‘Oyumu kullandım, evime gidip uyuyayım’ demek yok. Biz diyoruz ki; okullarınızın önünü bir demokrasi şölenine çevirin. Okullarınızın önünde bekleyin. Şarkılar, türküler söyleyin. İftar zamanı, komşu komşunun iftarını hazırlar misali, oruçlarınızı orada açabilirsiniz. ve inşallah ilerleyen saatlerde çok güzel haberleri almanın keyfini, okulların bahçelerinde hep birlikte yaşayalım hem Adalar’da hem 39 ilçemizde hem de İstanbul’da. Bu duygularla hepinizi tek tek kucaklıyorum. İyi ki varsınız. İnanın ben bu şehrin insanlarını, insan ayırt etmeden, oy vermiş-vermemiş bakmadan, insanların etnik kökenine, yaşamına, inancına, mezhebine, diline bakmadan eşit sevmiyorsam namerdim. O kadar net.”
]]>2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’na katılan ve daha sonrasında ittifaktan ayrılarak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Mehmet Altınöz’ün gösterilmesi sonrasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a milli görüşçüler tarafından tepkiler çığ gibi büyüyor. Bu çerçevede 23’üncü Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ döneminde kapatılan Refah Partisi’nin Sakarya İl Gençlik Kolları Başkanı olan Numan Mert, ittifakın yeniden kurulması, partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayını geri çekilmesi gerektiğini söyledi. Mert, ittifakın bozulmasını kendi nezdinde İstanbul’da CHP’nin adayının desteklenmesi olduğunu söyledi.
“İttifakın bozulması demek CHP’nin adayının desteklenmesi demektir”
23’üncü Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ döneminde kapatılan Refah Partisi’nin Sakarya İl Gençlik Kolları Başkanı olan Numan Mert, “Bir sene önce Cumhur İttifakı’na katılmıştık. Şuan önümüzde bir belediye seçimleri var. Fatih Erbakan, AK Partiye belediye adayını geri çekmek için bazı şartlar sundu. Erbakan hocam sağ olsaydı hiçbir zaman Recep Tayyip Erdoğan’a şart koymazdı, her zaman hayra motor, şerre fren olurdu. Hocam kesinlikle hele böyle bir mahali seçimde İstanbul’da asla şart koymazdı. Bizim gözümüzde ittifakın bozulması demek mahali seçimlerde özellikler İstanbul’da CHP’nin adayının desteklenmesi demektir, bu halkın gözünden kaçırılamaz, buna halkımız inanmaz. Yeniden Refah Partisi’nin aday çıkartması demek CHP’nin seçimi kazanması yönünde bir adım demektir ve bunu Saadet Partisi yaptı ve geldiği yeri gördük. Bir an evvel bu yanlıştan dönülmesi lazım çünkü siyasette böyle durumlar vardır. AK Parti’ye şart koyuyorsan aynı şartları CHP’ye de koyman lazım” dedi.
“Fatih Erbakan’ın bunu bilmemesi mümkün değil”
Fatih Erbakan’ın İBB adayı geri çekmesi için AK Parti’ye şart koyduğunu belirten Mert, “Yıllarca Erbakan hocanın yanında, arkasında dimdik duran insanlar olarak ben de Fatih Erbakan’a kendisine bir soru sormak isterim. Uzmanlar bunu söylüyor önümüzde ihtimal dahilinde olan büyük bir İstanbul depremi var. CHP’ye, “Böyle bir depremde İBB Başkanı, halkının yanında olmak yerine dejavu yapıp tatile mi çıkacak? Yoksa Murat Kurum gibi deprem bölgesinde evine dahi gitmeden halkının yanında mı olacak?” böyle bir soru sordu mu acaba. Fatih Erbakan ayrıca İsrail ile ilgili ticaretin sonlandırılmasını gerektiğini söylüyor. Şuanda Gazze’ye yapılan yardımlar bile İsrail gümrüklerinde geçmek zorunda Fatih Erbakan’ın bunu bilmemesi mümkün değil bunun yerine CHP’ye şu soruyu sorabilir mesela kar yağdığında İBB Başkanı bu sefer balıkçıda veya et lokantasında mı olacak yoksa kar yağdığında işinin başında, çizmeleri ayağında kar küreme çalışmalarını yönlendiren bir başkan mı olacak? Biz bunu sormasını isterdik. AK Parti’ye bunları sormak çok kolay aynılarını CHP’ye de sorması lazımdı aday çıkarırken. Terör örgütü bizim üs bölgelerimize saldırdı, biz bir operasyon düzenleyeceğiz bu operasyona CHP şimdiye kadar olduğu gibi hep karı çıktı. Şimdi ben de soruyorum Fatih Erbakan’a bu operasyonlara karşı çıkan CHP adayını destekleyerek bu operasyonlara karşı çıkacaksın?” diye konuştu.
“Kendi kendini inkar ediyor”
Yeniden Refah Partisi’nin genel seçimlerde ittifakta duran ve yerel seçimlerde ittifaktan ayrılması hakkında konuşan Mert, “Kendi kendini inkar ediyor. 8 ay önce beraberdiniz biz ittifaka katıldık peki o zaman 8 ayda ne değişti? Bu aslında çok büyük bir soru. 8 ay önce Cumhur İttifakı’na katılarak Cumhurbaşkanımız yüzde 52 oy aldı. Şimdi ise 8-9 ay sonra ne değişti belediye seçimlerinde? Bu kendini inkar etmek gibi bir şey ve bu iş böyle devam ederse aynı Saadet Partisi’nin düştüğü duruma düşecek iş onu gösteriyor” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>AA muhabirlerinin derlediği bilgilere göre, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1994’te mezun olan, evli ve iki çocuk babası Kiraz, 1995’te hakim adayı olarak Mersin’de göreve başladı. Sırasıyla Erzincan, Çayır, Karaman, Kazım Karabekir, Iğdır ve Osmaniye’de savcılık yapan Kiraz, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığına atandıktan 4 yıl sonra, 2010’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu’nda görevlendirildi.
Kiraz, Gezi Parkı odaklı olaylarda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 269 gün sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasını 5’inci savcı olarak devraldı.
Dosyada görev yaptığı sürede soruşturmayı tamamlamak için yoğun çaba gösteren Kiraz, Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Büro raporları aldırarak ilerleme kaydetti.
Kiraz, soruşturmayı sürdürdüğü 31 Mart 2015’te DHKP-C’li teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından makam odasında rehin alındı.
Rehin alınma haberinin duyulması üzerine adliyede görevli polisler ve güvenlik personeli Kiraz’ın makam odasına yöneldiği sırada içeriden ateş açıldı.
Teröristlerin tespiti için incelenen güvenlik kamerası görüntülerinde terörist Şafak Yayla’nın elinde bir çanta ve avukat cüppesiyle adliyenin C kapısındaki avukat girişine yöneldiği, çantasını kontrol ettirmeyip sahte ve çipsiz bir avukat kimliği göstererek içeri girdiği belirlendi.
Diğer terörist Bahtiyar Doğruyol’un ise vatandaş girişinden tüm aramaları yapılarak geçişini sağladığı tespit edilirken, teröristlerin savcı Kiraz’ın makam odasının bulunduğu 6. kattaki odasına girişi anbean kayıtlara geçti.
Emniyetin tüm ilgili birimlerinin konuşlandığı adliyede, Kiraz’ın ailesi, sevenleri, çalışma arkadaşları ve gelişmeleri anbean takip eden kamuoyunun uzun süren gergin bekleyişi, duyulan silah sesleriyle yerini endişeye bıraktı.
Saatler süren müzakere sürecinin ardından odadan gelen silah sesleri üzerine operasyon timleri harekete geçti.
Vurulduğu anlaşılan savcı Kiraz ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, iki terörist güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilirdi. 46 yaşındaki savcı Kiraz, hastanede yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.
Soruşturma süreci
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, rehin alma sırasında teröristlerin, Yunanistan ile yaptıkları telefon görüşmesinde savcının öldürülmesi talimatını aldıkları bilgisine ulaşıldı. 30 Mart 2016’da DHKP-C yöneticisi 9 şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.
Yürütülen çalışmalarda, eylemi gerçekleştiren teröristlere silah temin eden ve onları evinde barındırdığı iddia edilen 2 şüpheli gözaltına alınırken, teröristlere saldırıda kullanılan silahı temin ettiği iddiasıyla aranan eski avukat Murat Canım da 27 Mart 2018’de yakalandı.
İddianameden detaylar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4’ü tutuklu, biri tutuksuz ve 9’u firari 14 kişiyle ilgili yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. İddianamede, savcı Kiraz’ın şehit edilmesi eyleminin, örgütün merkez ve genel komiteleri içinde aktif faaliyet yürüten sanıkların bilgisi, kabulü ve talimatı olmaksızın işlenmesinin mümkün olmadığı kaydedildi.
Teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından saldırının, örgütün faaliyeti çerçevesinde önceden planlanıp tasarlanarak işlendiği belirtilen iddianamede, sanık Murat Canım’ın olay öncesi silahı temin ederek olayın asli faillerinden Şafak Yayla’nın kuryesi Mustafa Koçak’a verdiği aktarıldı.
İddianamede, 9 firari sanığın, “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs” ve “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak kasten öldürme” suçlarından ikişer kez, sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım’ın ise “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. İddianamede diğer sanıkların da “örgüte yardım etmek” suçundan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Dava süreci
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince ilk duruşması 22 Kasım 2018’de yapılan davada mahkeme heyeti, firari 9 sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı ve kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi.
Mahkeme, savcı Kiraz’ın şehit edilmesiyle ilgili davayı 11 Temmuz 2019’da karara bağladı.
Tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım’ı, “Anayasa’yı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandıran mahkeme, bu sanıkları ayrıca Kiraz’ın şehit edilmesiyle ilgili, “kasten öldürmeye yardım” suçundan 27 yıl, “kamu görevlisini silahla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 12 yıl, “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan da 3 yıl ve 2 bin 700 lira da adli para cezası olmak üzere toplam 42’şer yıl hapse mahkum etti.
“Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan tutuklu sanıklardan Cengiz Özel’e 11 yıl 3 ay ve Mithat Öztürk’e de 10 yıl hapis cezası veren mahkeme, sanık Deniz Özel’i ise “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme heyeti, haklarında kırmızı bültenle yakalanma emri çıkarılan firari sanıklar Faruk Ereren, Hüseyin Fevzi Tekin, Mesut Demirel, Musa Aşoğlu, Nuri Eryüksel, Seher Demir, Şadi Naci Özpolat, Şerefettin Gül ve Zerrin Sarı’nın dosyaları ayırdı.
İstinaf ve Yargıtay kararları
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 22 Kasım 2019’da yapılan incelemede, yerel mahkemenin kararı yerinde bulundu.
Süreç devam ederken, sanıklardan Mustafa Koçak, 24 Nisan 2020’de, cezaevinde açlık grevindeyken öldü.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 3 Temmuz 2020’de 4 sanığa verilen hapis cezalarını onarken, cezaevinde açlık grevindeyken ölen sanık Koçak hakkındaki hükmü, vefatı nedeniyle bozdu.
Kiraz’ın odası yılda bir kez ziyarete açılıyor
Saldırının ardından adliye, “Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz Yerleşkesi İstanbul Adalet Sarayı” adını alırken, Kiraz’ın 31 Mart 2015’teki kanlı terör saldırısının izlerini taşıyan makam odası, kapsamlı bir tadilatla onarıldı.
Başsavcılığın kararıyla bir başka savcıya verilmeyen odaya Kiraz’ın fotoğrafı ve kişisel eşyaları konulurken, masasındaki takvim 31 Mart 2015’i gösteriyor.
Savcı Kiraz’ın şehit edildiği 31 Mart tarihinde, her yıl Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde anma töreni düzenleniyor. Programda, Kiraz’ın yılda bir kez ziyarete açılan odasında Kur’an okunup, çelenk bırakılıyor.
Saldırıdan sonra adliyedeki güvenlik önlemleri artırıldı
Saldırının ardından, avukatların turnike sistemine kartlarını okutarak ya da çipsiz kartlarını güvenlik görevlilerine göstererek adliyeye girdikleri bölümde değişikliğe gidildi. Avukatlara, X-Ray cihazından geçme ve çantalarını da bu cihaza koyma zorunluluğu getirildi.
Bu durum, bazı avukatların günlerce süren protestolarına sebep oldu.
Öte yandan, adliyede savcıların görev yaptığı katların çoğunda, daha önce yalnızca terör bürosunda bulunan güvenlik kontrol noktaları oluşturuldu, binanın içinde ve çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Adliye 9 yıl sonra yine DHKP-C’nin hedefi oldu
Terör örgütü DHKP-C tarafından bu saldırıdan 9 yıl sonda yine adliyeye yönelik bir saldırı girişimi gerçekleştirildi. İstanbul Adalet Sarayı’nın önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan teröristler Pınar Birkoç ve Emrah Yayla etkisiz hale getirildi.
Saldırı sırasında yoldan geçen sivil vatandaş Dilfiraz Karataş hayatını kaybederken, 3’ü polis 6 kişi yaralandı.
Saldırganlardan birinin soyadının, savcı Kiraz’ı rehin alan teröristlerden Şafak Yayla ile aynı olması akrabalık bağı şüphesi oluştururken, teröristlerin üzerlerinde çok sayıda plastik kelepçe, sahte bomba düzeneği, mermi, yedek şarjör, falçata ve biber gazı bulunması dikkati çekti.
Yapılan incelemede aralarında akrabalık bağı tespit edilemeyen teröristlerin aynı örgüte mensup olduğu anlaşıldı.
Soruşturmada, yanlarındaki malzemelerle birlikte örgüt yöneticileri tarafından verilen talimat doğrultusunda adliye binasına girmeye çalışan şüphelilerin, bir duruşma nedeniyle içeride olan diğer şüphelilerin de yardımıyla kamu görevlilerini rehin almayı amaçladığı belirlendi.
]]>Murat Kurum, anket açıklaması yapan araştırma şirketlerini eleştirdi. “Bu anketler arka plan çalışması” diyen Kurum, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ‘kazanacağız’ diyorlardı, ne oldu? O anket firmalarını 31 Mart akşamı milletimiz görecek. Artık TV’lere, sokağa çıkacak halleri kalmayacak” şeklinde konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TRT Haber’e konuk oldu. Kurum, ‘Seçim Özel’ yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kurum, İstanbul seçmeninin 31 Mart’ta tercihini hizmetten yana kullanacağından emin olduğunu söyledi. Kampanya sürecinde vatandaşın ihtiyaçlarını dinlediğini belirten Kurum, “90 gündür sahada İstanbul’un 39 ilçesinde vatandaşımızla buluştuk. Esnafımızla, STK’larla, muhtarlarla bir araya geldik. Toplumun tüm kesimlerini dinledik. Vatandaşımız problemlerini anlattı ve destek beklediklerini söyledi. İstanbul’un geleceğine dair hayalleri anlattılar. Yoğun bir süreç geçirdik. Her geçen gün sevgi kar topu gibi büyüdü. Sabahın erken saatlerinde başlayıp gece yarısına kadar süren bir maraton vardı. Bakanlık dönemimizde yaptıklarımızı anlattık. Geçmişte yaptıklarımızı; sellerde, afetlerde nelerle karşılaştık, onları anlattık. İstanbul vizyonumuzu ortaya koyduk. ‘Ulaşılabilir İstanbul’, ‘Risksiz İstanbul’ ve ‘Eşsiz İstanbul’. İstanbul’da 1 Nisan itibariyle neler yapmak istediğimizi paylaştık. Güzel bir süreç yürüttük. İstanbul’a ilişkin 5 yıllık süreçte neler yapmak istediğimizi anlattım. İstanbul’un sorunları var ve vatandaşımız da çözümleri duymak istiyor. İstanbul’un 31 Mart’ta sandığa gittiğinde tavrını eserden yana kullanacağına eminim. İlk gün de buna emindim, şimdi de eminim” dedi.
“Deprem sorununu, trafik çilesini ortadan kaldıracağız”
Seçmenin 31 Mart günü, adayları geçmişlerinde yaptıkları işlere göre değerlendireceğini ifade eden Kurum, “Milletimiz görev yaptığımız süreçte ne yapmamızı bekliyorsa onu yaptım. Tırnaklarımızla geldik. ‘Ankara’da dayın olacak ki bakan ya da vekil olacaksın’ algısı vardı. Böyle olmadığını Murat Kurum göstermiştir. Kararsız seçmenimiz kendisine ilişkin ne yapılacağını, nasıl hizmet verileceğini merak ediyor. Bir gencimiz şunu söyledi; ‘İstanbul’da yaşayan biri olarak en önemli konunun deprem olduğunu düşünüyorum’ dedi. Ben de ona depremlerde, sellerde neler yaptığımı anlattım. 31 Mart’ta vatandaş şunun kararını verecek; ‘Ben deprem endişesi yaşamalı mıyım, yaşamamalıyım?’ Adaylara bakıp bunu etüt edecekler. Adaylara baktığınızda herkesin bir geçmişi var. Biz yaptıklarımızı anlattık, referansımız yaptıklarımız, eserlerimiz. 81 ilde eserimiz var. Vatandaşımız da buna göre hareket ediyor. 31 Mart’ta tercihini eserden yana kullanacaktır. Mesele Murat Kurum değil, bu şehrin geleceği. İstanbul’un güçlü olması demek Türkiye’nin güçlü olması demek. Gençlere umut vermemiz lazım. İstanbul’u düşmüş olduğu bu durumdan acilen kaldırmamız lazım. Deprem sorununu, trafik çilesini ortadan kaldıracağız” şeklinde konuştu.
“CHP’li İBB Başkanı İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmiş”
Murat Kurum, İBB Başkanı’nın İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbali için kullandığını söyledi. Kurum, CHP’li Belediye Başkanı’nı, “İBB tarihinde ilk defa 6 aylık ve 1 yıllık eylem planları açıklandı; o da bizim tarafımızdan. Biz konuya çok çalıştık. Yetkin kişilerle çalıştık ve bunları projeye çevirdik. 1 Nisan sabahı ne yapacağımızı biliyoruz. Kollarımızı sıvayıp işe koyulacağız. Vatandaşımızdan şunu duyacaklar; ‘Murat Kurum ve arkadaşları bugün nerede temel atıyorlar, nerede açılış yapıyor.’ Bizim bakış açımız bu. Gençlerin mahallelerinde park, spor alanı beklentisi var. Bunları karşılamak için çalışmak ve üretmek lazım. 5 yılda maalesef ihmal edilmiş. İstanbul kırgın, biz bunu her gittiğimiz toplantıda duyduk. Sokak hayvanı meselesini, taksi meselesini soruyorlar. Hep algı siyaseti yapılmış, eser yok, iş yok. İstanbul rant olarak görülmüş ve 5 yıldır kendi geleceği için CHP’li İBB Başkanı İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmiş. Reklam bütçesine deprem bütçesinin iki katı harcanabilir mi? Milli güvenlik, beka meselesi olan bir konuda bu yapılamaz. Sonra da utanmadan, sıkılmadan ‘israfı bitirdik’ diyorsunuz ve tabelalara 500 milyon TL harcıyorsunuz. İstanbul bu durumdayken milletin aklıyla alay eder gibi. Vatandaşımız Belediye Başkanı’ndan hizmet bekler. 5 yıllık süreçte İstanbul’un kaynaklarını kullanarak, kendi geleceği için harcamasını beklemez. İstanbul kara kışa teslim olurken, büyükelçi ile yemek yemesini beklemez. İBB Meclis’inde deprem konuşuluyor, arkada Zoom toplantısında CHP’yi dizayn ediyorlar” cümleleriyle hedef aldı.
CHP’li İBB Başkanı’nın 2019’da verdiği sözleri yerine getirmediğini söyleyen Kurum, “230 kilometre metro sözü verdi, 17,88 kilometre yaptı.” dedi. 1 Nisan sabahından itibaren projelerine başlayacağını belirten Murat Kurum, “Mal beyanı yaptık. Nasıl olur da mal varlığı açıklandıktan sonra 3 gün sonra 1,5 milyar TL artar? Malınız varsa vardır, neden gizleme gayreti içerisine girersiniz? Biz 5 sene afetlerde, depremlerde milletin evlerini yapmak için çalışırken, bunlar İstanbul’da kendi geleceğini inşa etmek için Boğaz’a nazır villalar yapmışlar. Bir il binasını alamayan zihniyetten bahsediyoruz. Kendilerine yakın gazeteciler söylüyor. Sen il binasını alamazken böylesine bir şehri nasıl yöneteceksin? Verdiğin vaatleri hatırlamazken, nasıl olur da aynı vaatleri tekrar verirsin. Hiç mi utanma yok? Dönün bir aynaya bakın. Bunları seçim sürecinde hiç konuşmadılar. 230 kilometre metro sözü verdi 17,88 kilometre yaptı. Bir aday gelecek 1 Nisan’dan itibaren yapacağı uygulamaları çalışacak ve gelir gelmez kazmayı vuracak. Biz bu haldeyiz. Bütün projelerimizin kaynaklarıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Takvim dahilinde bu işleri teker teker bitireceğiz” ifadelerini kullandı.
“İlk yıl İstanbul’un metrosu 420 kilometreye çıkacak”
İstanbul’a ilk yıl 4 yeni metro hattı kazandıracağını belirten Kurum, “Mevcut İBB, şu an yeni açtıklarıyla birlikte 5 yılda 17,88 kilometre metro yapmış. 230 kilometre sözü vermişlerdi. İkitelli-Ataköy, Mimar Sinan İstasyonu’nu açacağız. Çekmeköy-Samandıra’da Sancaktepe Hastane İstasyonu’nu açacağız. Ümraniye-Ataşehir-Göztepe hattı tam 13 kilometre ve bunu ilk yılda açacağız. Samandıra-Sultanbeyli hattı, Kabataş-Yıldız’ı ilk yılda hizmete açacağız. Arnavutköy-Halkalı hattı da ilk yılda açılacak. 1 yılda 4 yeni hat ile 40 kilometre metro hattını İstanbul’a kazandıracağız. İlk yıl İstanbul’un metrosu 420 kilometreye çıkacak. İlk 6 ayda yapımına başlayacağımız raylı sistem hatları ise; Kaynarca-Tuzla, Bağcılar-Küçükçekmece, Mahmutbey-Halkalı-Bahçeşihir-Esenyurt, Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü, Vezneciler-Sultangazi, Sultanbeyli-Kurtköy ve Kurtköy-Sabiha Göçen hatları. İlk 6 ayda başlayacağımız tramvay hatları; Üsküdar-Kadıköy-Kartal-Maltepe, Eyüpsultan-Bayrampaşa, Eyüpsultan-Piyer Loti teleferik hattı, Sefaköy-Yenikapı. İlk yıl yapımına başlanacaklar arasında da iki projemiz var. Bunlardan İncirli-Söğütlüçeşme hattı özellikle çok önemli. Bu hat metrobüsün yükünü alacak. Boğaz’ın altından geçecek ve tam 28 kilometre. İkinci hat ise Samandıra-İstanbul Havalimanı lojistik hattı. Bu hattımız da toplam 62,4 kilometre olacak. Toplamda 184,7 kilometrelik, 11 yeni raylı sistem hattını 1 yıl içerisinde başlatmış oluyoruz. İlk yıl aynı anda 20 hat ve 270,6 kilometrelik raylı sistem hattı çalışmasını sürdürmüş olacağız” dedi.
“İlk yıl sonunda toplamda 47,5 kilometrelik tünel yapımı başlamış olacak”
Murat Kurum konuşmasında tünel ve yol projelerine de yer verdi. Kurum, “İlk 6 ayda yapılacak projeler; onların beton döktüğü Dolmabahçe-Levazım hattını başlatacağız ve burası 7,8 kilometre. Levazım-Armutlu 7,2 kilometre. Göztepe-Bostancı, Ayazağa-Çayırbaşı, Kağıthane-Bayrampaşa. İlk yıl projemizde yer alanlar ise; Artmulu-Cendere ve Cendere-Ayazağa. İlk 6 ayda 41,3 kilometre; birinci yıl sonunda ise toplamda 47,5 kilometrelik tünel yapımı başlamış olacak. İlk 6 ayda 260 kilometrelik ana yol ve yan yol yapımına başlayacağız. İlk 6 ayda 45 kavşağın yapımını tamamlayacağız. 670 bin motosiklet kullanıcısı var, bu kardeşlerimiz için 50 kilometrelik yolu açacağız. Bu da ilk yılda olacak. Can güvenlikleri için de bariyerleri yapacağız. Motosiklet yolları, Bakırköy, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Kozyatağı, Maltepe Sahil Yolu ve Samatya’da olacak. İlk yıl 50 bin araçlık otoparkın yapımına başlayacağız. Bu otoparkların üzeri park olacak. Deprem için toplanma alanları olacak. 7/24 İstanbul’da yaşayacak bir proje. İstanbul’da atıl bekleyen alanları İstanbul’a kazandıracağız.” diye konuştu.
“Milletin faydasına yapılan bir işi engelleseydik 22 yıldır iktidarda olur muyduk?”
Muhalefetin ‘engelledik’ açıklamalarına tepki gösteren Murat Kurum, İBB yönetiminin kendilerine tahsis edilen bütçeyi zamanında ve eksiksiz teslim aldığını vurguladı. Buna karşın İBB’nin özel halk otobüsü işletmecilerinin hak edişlerini yatırmadığına dikkat çeken Kurum, taksi sorununa da değindi ve İBB yönetimini hedef alan eleştirilerini, “6 ay içinde İstanbul’daki taksi sorunu bitecek. Merkezi Taksi Uygulaması getireceğiz. Evinizden çıktığınızda ‘Dijital İstanbul Uygulaması’ndan bakacaksınız, otoparka rezervasyon yapacaksınız ve gittiğinizde kimse size ‘yer yok’ diyemeyecek. Mahallenizde bir eksik mi var, fotoğrafını çekip yükleyeceksiniz. Direk ilgili birimlere ve bana gelecek. Hemen ilgili arkadaşlar sorunu çözecek. Çözülmezse sorun biz irade koyacağız. Taksi adedi için bilimsel verilere göre hareket edeceğiz. Şimdi bunlar kendileri taksicilik yapmak istiyor. Yasalar buna izin vermiyor. Bütün taksicilere eğitim, denetim, ödül, ceza uygulaması getireceğiz. Boş bir taksi sizi almadığında çekip bize göndereceksiniz. Uygulamadan çağırdığınız taksi sizi almazsa cezasını alacak. 3. Cezayı da yediğinde men edeceğiz. Şehrin kullarına herkes uyacak. Doğru iş yapan taksiciyi de ödüllendireceğiz. Herkesi suçlayarak yapamayız, güzel iş yapan ödülünü alır. Bizim hayalimiz İstanbul’a bu hizmetleri en kısa sürede getirmek. İstanbul taksisini 6 ay içinde marka yapacağız. İddialı konuşuyorum bu kadar da basit bir iş. Hep çözümsüzlük sunuyorlar. ‘Engellendik, para göndermediler’ diyorlar. Paranız hep gününde ödenmiş. Milletin faydasına yapılan bir işi engelleseydik, 22 yıldır iktidarda olur muyduk? Her yıl filo yenilenecek. İlk yıl 100 yeni metrobüs, 250 yeni otobüs eklenecek. ve bu her yıl olacak. Özel halk otobüslerinin paralarını ödemiyorlar. Her yere para buluyorlar, esnafa para yok. Otobüsler bakım yapamıyor, sonra da ‘otobüs neden yandı?’ Bakım yapamıyorlar ki. En küçük esnafın 1 milyon TL alacağı var” ifadeleriyle sürdürdü.
“Anketler arka plan çalışması, anketçi firmaları 31 Mart akşamı milletimiz görecek”
Murat Kurum, seçime girilen son virajda açıklanan anketler hakkında da konuştu. Anket firmalarının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yanıldığını hatırlatan Kurum, “Biz buraya gelirken onun gibi sağda solda gezerek gelmedik. İkbal peşinde koşarak da gelmedik. 5 yılda 365 bin konutu başlattım, bir kısmını bitirip teslim ettim. 80 bin konutu İstanbul’a kazandırdım. 173 bin kentsel dönüşüm projeleri. Tuzla’dan Silivri’ye kadar, insanlar evlerinde oturuyor. Üsküdar, Kartal, Kağıthane, Güngören’e gidip baksınlar, bunlar orada duruyor. 81 ilde eserimiz, alın terimiz var. Kimseye laf yetiştirmedik, işimizi yaptık. Afetlerde 1 yılda milletimize sözümüzü nasıl tuttuysak, İstanbul’da da 650 bin konutu yapacağız. İstanbul’un kaynağı hani her yere yeterdi? Öyle diyorlardı. 230 kilometre metro yapacaklardı. Biz 270 kilometre yapacağız diyoruz. Sen yapmadın da ‘yapacağım’ derken kaynak vardı, biz ‘yapacağız’ dediğimizde mi kaynak yok? Her şeylerini kaybedecekler. Biri Eş Genel Başkanlığı kaybedecek, diğeri de İstanbul’u rant olarak kullandığı 5 yılın sonunda hüsrana uğrayacak. Algılara da başlayacaklar. Bugün başladılar. ‘Öndeyiz’ diyorlar, yalan yanlış anketleri yine ortaya sürdüler. Çünkü geride olduklarını biliyorlar. 31 Mart’ta ‘Eser Belediyeciliği’nin İstanbul’a geri geleceğini adları gibi biliyorlar. ‘Nasıl algı yaparız’, ‘nasıl başka yere çekeriz’ bunun çalışmasını yapıyorlar. Bu anketler arka plan çalışması. 15-20 gün önce başa baş ya da bizi önde gösteren firmalardı. O anketçi firmaları da 31 Mart akşamı milletimiz görecek. Artık TV’lere, sokağa çıkacak halleri kalmayacak. Mayıs seçimlerinde de aynısını yaptılar. ‘Öndeyiz, kazanıyoruz’ dediler, sonra ne oldu?” diye sordu.
“Vatandaşımıza aynı yerinde aynı metrekarede evini yapma imkanı vereceğiz”
Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazır hale gelebilmesi için kentsel dönüşümün kesinlikle yapılması gerektiğinin altını çizdi. Vatandaşın rızası ve isteği doğrultusunda hareket edeceklerini belirten Kurum, “15 Nisan’da ‘Yarısı Bizden’ için başvuruları alacağız. Başvuru süreci de bir ay sürecek. Başvuru sonrasında acil öncelikli olanlardan 6 ay içinde 20 bin konut başlayacak. İlk yıl 60 bin konutunu yapımına başlayacağız. 250 bin konut. Vatandaşımız planı bekliyor. Yüzde 25-30 imar kaybını karşılayacağız. İBB Meclisi’nden de geçecek. Vatandaşımız ne istiyorsa, bilimin ışığında ne gerekiyorsa onu yapacağız. Vatandaşımızın deprem korkusuyla yaşamasını mı bekleyeceğiz? Aynı yerinde, aynı metrekarede yapma imkanı vereceğiz. 100 bin sosyal konut için de 39 ilçede başlayacağız. İlk 6 ayda 20 bin konut başlayacak ve 18 ayda bitecek. Bir tane lojistik merkezi var. İtfaiye merkezi eksik, toplanma alanı eksik. Vatandaşımız toplanma alanını bilmiyor. Bunları farkındalık çerçevesinde tüm vatandaşımıza anlatmamız gerekiyor. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda birer tane ilk 6 ayda Afet Müdahale Merkezi’nin yapımı başlayacak. İlk yıl içinde toplam 7 adet Afet Müdahale Merkezi’nin yapımı başlayacak. Geçici yaşam anaları, toplanma alanları olacak. Normal zamanda kreş, kütüphane olarak hizmet verirken, afet anında haberleşme merkezi, revir, mutfak gibi yerler olacak. 6 saat içinde 2 milyon vatandaşımızı barındırma kapasitesine sahip olacak. Afet Müdahale Merkezleri’nin yerleri de belli. 39 ilçeye ulaşabilecek şekilde yapılacak, 9 tane olacak. Lojistik merkez sayımız da 7’ye çıkacak” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u engelleyen İstanbul’un başındaki Belediye Başkanı”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın ‘engelleniyoruz’ açıklamalarına da tepki gösterdi. Reklam bütçesine ayrılan paranın İstanbul’a hizmet için ayrılmadığını belirten Kurum konuşmasına, “İstanbul’da tabela belediyeciliği var. Çalışmıyorlar, önceden başlatılmış projelerin hiçbiri tamamlanmadı. İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Yeni bir tane metro ihalesi yok. Bir engelleme de yok. Engelleyen şu an İstanbul’un başında olan Belediye Başkanı’dır. Çünkü odağı, öznesi İstanbul değil. İstanbullu artık ‘hizmet gelsin’ istiyor. Reklama, algıya bütçe buluyorsunuz. İşe gelince bütçe yok. Nerede bu para? Paranın nerede olduğunu millet çok iyi biliyor. Küfe boş, anlatabileceği eser yok, hizmet yok” diye devam etti.
“Sahipsiz hayvanlarımız için 39 ilçede merkez olacak. Sahiplenmeler de buradan yapılacak”
Sokak hayvanları için yapılacak çalışmaları da anlatan Murat Kurum, sahiplenmenin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul’un her ilçesine bakım merkezleri yapacaklarını ifade eden Kurum, “5 yılda sahipsiz hayvanlar konusunda hiçbir hamle yok. Çocuklarımız bakkala gidemiyor, kadınlarımız sokakta yürüyemiyor. Bu konuyu sorun olmaktan çıkarmalıyız. Sahipsiz hayvanlarımız için 39 ilçeye merkez yapacağız. İki yakada 50 bin kapasiteli Yaşam Merkezi yapacağız. Sahipsiz hayvanlarımızın aşıları, bakımları ve tedavileri de yapılacak. Sahipsiz hayvanlarımızı sahiplenmek isteyenler de buralardan işlemlerini yapabilecek. Kısırlaştırma işini yapmamız ve sahiplenmeyi teşvik etmemiz lazım. Konuyu kontrol altına almalıyız. 39 ilçede bu merkezleri açacağız” dedi.
“Çocuklara süt dağıtımı devam edecek. Beslenme, güvenlik ve temizlik ihtiyacını da karşılayacağız”
Murat Kurum, gençler için vadettiği ‘paylaşımlı ofislerin’ detaylarını anlattı. İş kurmak isteyen gençlerin İBB olarak kendileri tarafından destekleneceğini söyleyen Kurum, “Biz paylaşımlı ofisler açacağız. İBB mülkiyetinde, temizlik, güvenlik, yemek hizmetlerini İBB’nin verdiği, uygun şartlarda gençlerimize masaların, toplantı alanlarının kiralandığı ve ortaklaşa ürettiği paylaşımlı ofisler olacak. Gençlerimiz yazılım yapıyor, İngilizce öğretiyor, tarih dersi veriyor. Bunları yapacakları ofisler vereceğiz. Bunları Teknoparklarla bağlayacağız. İstanbul’a ‘Terminal İstanbul’ projesini kazandıracağız. Gençlerimiz paylaşımlı ofiste işini yapacak, üretecek, Teknopark’ta girişimcilik desteği alacak, çocuk üniversitesi olacak ve burası 7/24 yaşayacak. Bir gencimiz bir yazılım yapmış, 150 milyon TL’lik şirket olmuş. 5 tane gencimiz olsa ‘para yok’ diyorlar ya, al sana para. Ofislerimizi gençlerimize kazandırmış olacağız. Bir de İSMEK’ler var. İstanbul’un ihtiyacı olan ara teknik elemanla ilgili katkıyı sağlayacağız. Bütün organize sanayi bölgelerinde İSMEK’in ara teknik eleman yetiştiren kursları olacak” ifadelerini kullandı.
Muhalefetin ‘süt dağıtımı’ konusunda algı yaptığını belirten Murat Kurum, mevcut sosyal yardımların devam edeceğini vurguladı. İlkokul öğrencilerinin beslenme ihtiyaçlarının da İBB tarafından karşılaşacağını belirten Kurum, “İstanbul’un 39 ilçesine ‘Mekan İstanbul’ yapacağız. Gençlerimiz burada ders çalışabilecek. İstanbul’da yaşayan gençler mutlu olacak. İstanbul’da eğitim külfet olmayacak. Onlara balık tutmayı öğreteceğiz, kendi hane ekonomilerini yükseltecekler. Şu anki sosyal yardımların da hepsi devam edecek. Bu konuda da algı yapıyorlar. Süt dağıtımı devam edecek, kesilmeyecek. Biz hem süt dağıtacağız hem de ilköğretim öğrencilerine ücretsiz beslenme desteği vereceğiz. Ücretsiz güvenlik desteği vereceğiz, okullarımıza ücretsiz temizlik desteği vereceğiz. Tüm okulların temizlik, güvenlik ve gıda ihtiyacını İBB olarak biz gidereceğiz. O çocuklar güvenle, tertemiz ortamda okusun. Beslenme çantası İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden olacak” şeklinde konuştu.
“Sürekli çalışıp, üreten bir Başkan olacağıma dair İstanbullulara söz veriyorum”
Daha iyi bir İstanbul için her zaman çalışma sözü veren Murat Kurum, konuşmasını, “31 Mart’ta sandığa gideceğiz ve hep birlikte İstanbul geleceği için karar vereceğiz. Bir tarafta çalışan, üreten, hayalleri olan ve diğer tarafta İstanbul’u bir basamak olarak görenler olacak. Hep birlikte İstanbul’u güzel yarınlara hazırlamak istiyoruz. Sürekli sokakta olacağıma, sürekli çalışıp, üreten bir Başkan olacağıma dair İstanbullulara söz veriyorum. Hangi partiye gönül verirlerse versinler, tüm İstanbulluları benimle yol yürümeye davet ediyorum, mutlu İstanbul için, güzel İstanbul için” sözleriyle noktaladı. – İSTANBUL
]]>Katıldığı TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurum, seçime hazırlık sürecini anlatarak, kampanyaları boyunca İstanbul vizyonlarını kent sakinleriyle paylaştıklarını söyledi.
Kurum, kararsız seçmenin ikna olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Bizim projelerimizi gören, bilen vatandaşlarımız ki kararsız seçmenimiz geleceği adına şu kararı verecek 31 Mart’ta, ‘Deprem endişesi yaşamalı mıyım, yaşamamalı mıyım? 31 Mart’tan sonra depremle ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gerçekten İstanbul için çalışıp deprem riskini ortadan kaldıracak mı, kaldırmayacak mı?’ Bunu bir kere etüt edecek, bakacak.” diye konuştu.
Öncelikli projelerinin sorulması üzerine de Kurum, ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına işaret ederek, çalışmanın detaylarını anlattı.
Kurum, ilçelerdeki kampanya süreçlerini değerlendirerek, “Bizim 25 belediyemiz var, 25’ini koruyacağız, yeni ilçelerimizi de hizmet kervanına dahil edeceğiz. Esenyurt bunlardan bir tanesi, Küçükçekmece geçecek, Büyükçekmece geçecek, Sarıyer başa baş gidiyor, Hüseyin başkanımla alacağız, Avcılar’da çok iyi gidiyoruz. Sonuçta insanlarımız şuna bakacak, 5 yıldır yapılan belli, o zaman geldiler, vaatler verdiler, mahalleye verdiler, semte verdiler, ilçeye verdiler, şu an vaatleri bile hatırlamıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Ulaşımın afetlere hazırlanmasına ilişkin de Kurum, “Bizim üst geçitlerimiz, köprülerimiz, deprem güvenliğiyle ilgili ilk önce güçlendirmemiz gereken yerler. Çünkü İstanbul’da olası afetlerde yolun ayakta kalması lazım. Yol ayakta kalmazsa insanlara nasıl yardım götüreceğiz? İnsanları nasıl tahliye edeceğiz? Metrobüs durağındaki köprünün dışında asıl köprüleri yapmamız lazım, yolların köprülerini yapmamız lazım. Buna ilişkin hızlı bir şekilde adımlar atacağız.” diye konuştu.
Kurum, 31 Mart’ta kazanacaklarını belirterek, “Onlar hangi manipülasyonu yaparsa yapsın, hangi algı oyunlarını yaparsa yapsın, hangi siyasi tezgahları kurarsa kursun, 31 Mart’ta biz kazanacağız. Biz de yaptırıyoruz, biz de sahadayız. Onlar bir gün, bir saat sahada, ben 4-5 saat uyuyorum, biz böyle çalıştık. Sahanın durumunu da yaptığımız anketlerin durumunu da görüyoruz. 1,7 puan anket firmaları bizi önde gösteriyor. Her ne hikmetse yine bunların anketçileri, yandaşları ‘Öndeyiz, kazanıyoruz, şöyle fark var, böyle fark var.’ Bizimkisi nasıl anket o zaman? Saha nasıl?” ifadelerini kullandı.
Yalan, yanlış anketlerin piyasaya sürüldüğünü dile getiren Kurum, 31 Mart’ta gerçek belediyeciliğin İstanbul’a geleceğini söyledi.
Kurum, kente dair sosyal destek projelerini anlatmasının ardından şu anki sosyal yardımların hepsine devam edeceklerini bildirdi.
“Hep birlikte İstanbul’un geleceği adına bir karar vereceğiz”
Baykar’a gerçekleştirdiği ziyarete değinen Kurum, şöyle konuştu:
“1500’e yakın mühendisimizle sohbet ettik, hepsine uğradım, yaptıkları işleri görünce gerçekten ülkemizin nereye geldiğini orada hissediyorsunuz. Allah razı olsun orada emek veren herkesten. Biz büyüyeceksek, gerçekten güçlü bir Türkiye olacak ve dünyaya bu konuda ihracat yapan bir ülke konumunda olacaksak ki 30 küsur ülkeye ihracat yapılıyor… ve ben gurur duydum. İşte bu işletmelerimizin, bu bakış açısının İstanbul’un her yerine yayılması lazım. Biz kalkınacaksak, büyüyeceksek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksak ancak böyle çıkarız.”
Kurum, deprem endişesinin giderildiği, trafik çilesinin bittiği, insanların geleceğe umutla baktığı, kentteki güzelliklerden herkesin istifade ettiği bir İstanbul hayal ettiklerini dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu hayalleri gerçekleştirmek için 31 Mart’ta sandığa gideceğiz. Hep birlikte İstanbul’un geleceği adına bir karar vereceğiz. Bu kararda bir tarafta çalışan, üreten, hayalleri olan, diğer tarafta İstanbul’u bir basamak olarak görenler olacak. Hep birlikte İstanbul’u güzel yarınlara hazırlamak istiyoruz. Hem başkanları hem kardeşleri hem evlatları olacağım. Sürekli sokakta olacağım, sürekli çalışıp üreten bir başkan olacağım, İstanbullulara söz veriyorum. Tüm İstanbulluları, hangi partiye gönül verirlerse versinler benimle birlikte yol yürümeye davet ediyorum.”
]]>Kastamonu’nun Cide ilçesinde bir kafede vatandaşlarla bir araya gelen Tunç, ilçeye yapılacak yatırımlardan bahsetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde İstanbul’da yaptıklarının ortada olduğunu vurgulayan Tunç, “Recep Tayyip Erdoğan’a, İstanbul’u kurtardığı gibi milletimiz, ‘Türkiye’yi de sen kurtarırsın’ dedi ve iktidara getirdi. 22 yıldan beri iktidardayız. Dünya siyaset tarihinde böyle bir başarı yok. Art arda 17 seçimi kazanan başka bir lider Türkiye ve dünya siyaset tarihinde yok. Çünkü biz iktidarda milli iradeyi temsil ediyoruz. O nedenle siz AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’mıza güvenmeye devam ettiniz.” diye konuştu.
Savunma sanayisinde önemli yatırımlar yapıldığını dile getiren Tunç, şöyle devam etti:
“Savunma sanayisinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladık. Daha önce yüzde 20 idi. Yabancı insansız hava araçları ile terörle mücadele yapmak istiyorduk ama koordinatlar yanlış verildiği için dağ taş bombalanıyor, başarı sağlanamıyordu. Ne zaman yerli ve millilik oranımızı yakaladık, terörle mücadelede başarılı olduk. Azerbaycanlı kardeşlerimizi 30 yıl süren işgalden kurtardık. CHP’liler ne dedi? ‘Recep Tayyip Erdoğan Azerbaycan’a cihatçı gönderiyor’ dediler. Türkiye’yi dünyaya karalamaya çalışan bir ana muhalefet var maalesef. Rusya ile Ukrayna savaşı çıktığında, ‘Bir tarafı tutalım’ dediler. Türkiye’yi savaşın içerisine sürüklemek istediler. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ‘Hayır’ dedi. ‘Komşularımızın savaşı bize zarar verir, Türkiye’nin menfaatini düşünmemiz lazım, onların savaşı sonlandırması lazım’ dedik ve dengeli dış politikamızla arabulucu vazifesi üstlendik.”
AK Parti’nin emeklilerin yanında olduğuna işaret eden Tunç, “Emekli maaşları ile ilgili bu yerel seçimlerde sürekli konuşuyorlar. ‘Bunu söyleyerek oy kazanabilir miyiz, belediyeleri alabilir miyiz?’ diye propaganda yapıyorlar. Muhalefetin adayları bu şehre ne yapacaklarını anlatmıyor. ‘Emekli maaşları, şunlar, bunlar’ diyorlardı. AK Parti’den önce, Recep Tayyip Erdoğan’dan önce emekliler maaşlarını alamayacak duruma gelmişti. IMF önünde el pençe duran bir Türkiye vardı. 22 banka batmıştı. Biz bu ülkeyi çift haneli enflasyondan tek haneye düşürdük. Halkımızın alım gücünü yükselttik. Emeklimizin alım gücünü artıracak olan yine Recep Tayyip Erdoğan’dır, AK Parti’dir.” ifadelerini kullandı.
Muhalefetin, cumhurbaşkanı yapmak istediği Kemal Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlığa layık görmediğini ifade eden Tunç, şöyle devam etti:
“Muhalefetin içinde bulunduğu durumu hep beraber görmüyor muyuz? 10 ay önce milletin huzuruna cumhurbaşkanı olsun diye Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanını çıkardılar. ‘Yetmez, 8-9 yardımcı olsun’ dediler. Sonra ne oldu? Seçimi kaybetti. Kendi partilerine genel başkanlığa bile layık görmediler. Hani siz bunu cumhurbaşkanlığına layık görüyordunuz. Ne oldu da bir anda kendi partinizin genel başkanlığına layık görmediniz de attınız bir kenara?”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın 2023 yılındaki genel seçimde Türkiye’yi dolaştıklarını belirten Tunç, “Tüm ülkeyi yardımcı diye dolaştılar. Belediye çalışmalarını bıraktılar. 81 vilayette, ‘Yardımcıyız’ diye dolaştılar. Şimdi İstanbul’da da Ankara’da da kaybedecekler. İş yapmayan, İstanbul’a 5 yıl kayıp yıllar yaşatan, çivi çakmayan, eser üretmeyen o İstanbul Belediye Başkanı da 31 Mart’ta sandığa gömülecek.” dedi.
“Millet tatili çok seveni değil, millet için çalışanı sever.” diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Utanmadan, sıkılmadan, ‘Ben tatili çok seviyorum….’ Millet donacak yolun ortasında, insanlar yollarda donma tehlikesi geçiriyor, sen gelmişsin balıkçıda, balık keyfi. İnsan utanır. Hem de yabancı bir büyükelçi ile. Elazığ’da deprem var, kayak keyfi. İnsan bir sıkılır, arlanır. Olacak bir şey mi? İnsanlar enkaz altında, sen kayak yapıyorsun. İstanbul’u sel basmış, sen Bodrum’da tatildesin. Geliyorsun bir saatliğine basın toplantısı yapıp ‘Ben tatili çok seviyorum, çocuklar hala Bodrum’da, onların yanına gidiyorum’ diyorsun. Hemen ilk uçakla Bodrum’a kaçıyorsun. Böyle bir kişi İstanbul’a yakışmaz. Yakışmayacak.”
“Biz seçimden seçime sahada olanlardan değiliz”
Kastamonu ve Bartın’da yaşanan sel felaketlerinde AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un gece gündüz çalıştığını aktaran Tunç, Kurum’un vatandaşların derdiyle dertlendiğini söyledi.
Bakan Tunç, şöyle konuştu:
“Bugünlerde bir moda çıkarmışlar, ‘Bakanlar niye sahada?’ Bakanlar zaten sürekli sahada. Bakanlar sürekli milletin arasında. Biz seçimden seçime sahada olanlardan değiliz. Biz bu ülkenin sadece Ankara’dan masa başından yönetilmeyeceğini her zaman söylüyoruz. Biz Ankara’daki işlerimizi de aksatmadan 22 yıldır sürdürüyoruz. Sahada da milletimizi dinlemeye devam ediyoruz. Biz milletimizi dinlediğimiz için, biz sizinle beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız. 17 seçimdir bu millet boşuna mı AK Parti, boşuna mı Recep Tayyip Erdoğan diyor?”
Bakanların sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde olduğunu dile getiren Tunç, “Çünkü şehirlerimiz daha iyi yönetilsin, daha fazla kalkınsın, hükümet olarak bizlerle uyumlu çalışacak belediye başkanlarımız işbaşı yapsın, şehirlerine faydalı olsunlar diye elbette ki sahadayız. Senin de milletvekillerin sahada. Senin milletvekillerin nerede? Parlamento şu an açık mı? Neredeler? Topyekun senin peşindeler. Onlar için neden bir şey demiyorsun? Demez, çünkü yaptıkları bir eser yok. Çaktıkları bir çivi yok. Bir icraat yok. O beceriksizliklerine bu şekilde bir perdeleme, karalama politikası izliyorlar. Karalayamazsınız. Bugüne kadar çok uğraştınız siz. Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatını karalamak mümkün değildir.” diye konuştu.
CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerine ilişkin konuşan Tunç, şunları kaydetti:
“O İstanbul’a yaşattığınız kayıp yıllara üzülmeniz lazım. Utanmanız, sıkılmanız lazım. Çanta çanta, valiz valiz paraları nereden aldığınızın hesabını veremiyorsunuz bir kere. Savcı soruyor, ‘Nereden aldın?’, ‘Bilmiyorum’ diyor. ‘İçinde ne kadar vardı?’, yine ‘Bilmiyorum’ diyor. Her yerinden para çıkıyor. Ceplerinden de çıkıyor. Sıkıştırmışlar avrolar, dolarlar hepsi. ‘Makbuzları nerede?’ diye soruyor savcı, ‘Bilmiyorum’ diyor. Böyle bir şey olabilir mi? 1994’te İstanbul’da İSKİ skandalı vardı. Suları akmayan o İstanbul’un İSKİ skandalı Cumhuriyet Halk Partisini sandığa gömmüştü. Bu kez de para kuleleri Cumhuriyet Halk Partisini sadece İstanbul’da değil, bütün Türkiye genelinde sandığa gömecek. Bunu hep beraber göreceğiz.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya AK Parti Esenyurt ilçe Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Yerlikaya’ya İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Sağlam, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ve AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti. Bakan Yerlikaya AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Esenyurt Koza Mahallesi’ndeki bir otelde iftar programına katıldı.
” MASAK raporundan sonra toplamda 92 milyar liralık mal varlığına el konuldu”
Geçtiğimiz dönemlerde operasyonlarla gündeme gelen ve mal varlıklarına el konulan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan Yerlikaya, “Fenomenler vardı nerede şimdi? Bizim kimsenin malında mülkünde onu da nasıl değerlendirdiği bunla bir derdimiz yok. Ama bir şikayet var ve MASAK bunları inceledi ve haydan gelmiş huya gidiyor diyorsa dur diyoruz biz. İnceliyoruz savcımıza arz ediyoruz. Savcımızda mahkemeye iletiyor. Mahkeme de gelin bu şekilde diyor. Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine Tahsis ettik. İstanbul Emniyetine tahsis edildikten sonra bende dedim ki bizim insanımıza eziyet edip, malından mülkünden haksız yere el koyduğu ve biz bunu çökerttik adalete teslim ettik. Anahtarını onlardan aldıysak, biz de bunu kahraman polisimize trafik devriyesi yapalım dedik. Bu sadece İstanbul’a değil dünyada da yazılı basına ve sosyal medya da çıktı. Verilen mesaj çok büyüktü. İster bu ülkeden gel, ister başka ülkeden ol. İster yerel, ister ulusal olsun. Eğer organize suç örgütü iseniz biz eninde sonunda size diz çöktürürüz. Adalete teslim ederiz. Varsa arabanız onun da anahtarını alırız ve polisimize devriye arabası yaparız” diye konuştu.
“Demokratik bir şölene hazırlanıyoruz”
AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından ‘ İstanbul’un Huzuru, Esenyurt’un Huzuru’ iftar buluşmasına katılan Yerlikaya, 31 Mart yerel yönetimler seçimleriyle ilgili olarak, “Bir demokratik şölene hazırlanıyoruz. Özgür bir ortam. Herkes sevdiği, inandığı ve daha önceden belediye başkanı olanlar yaptıklarını ve bundan sonra yapacak olduklarını, onun yerine ben geleyim diye ortaya çıkan tüm adaylar da bizimle beraber yürürseniz biz bu şehri nasıl bir noktaya getireceğiz diye sizlere aynı bu sahnede olduğu gibi arz-ı hal edildi. Demokrasi böyle güzel bir nimet. Allah bize bu nimetin kıymetini bildirsin” şeklinde konuştu.
“Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız”
Geçtiğimiz günlerde Etiler’de ünlü bir restorana düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili de açıklamada bulunan Yerlikaya, ” Daha dört gün önce, bir motosikletin arkasından bir mekana bir edepsizlik yaptılar. Kurşun sıktılar. 2. Gün akşam, hepsini ben paylaştım doğru adalete. Öyle taşeron motosikletin arkasında işini iyi yapmış diğer esnaflardan daha iyi müşteriyi memnun eden bir esnada şekil yapmak var mı kardeşim öyle bir şey. Sen kimsin? Kimsin sen? Bu noktada değerli kardeşlerim 112 çağrı. Bakın el elden üstündür. Biriz beraberiz. Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız. İstihbaratımız var her şeyimiz var ama ben 5 günde çözeceğimi 5 saatte çözmek istiyorum” dedi.
Cezaevlerinde yatan 310 bin tutuklunun yüzde 33’ünün uyuşturucu suçlarının olduğunu ifade eden Yerlikaya, “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi zehirlemeye cüret eden yine paradan başka hiçbir şeye tapınmayan bu densizlere ne yapıyoruz? Şafakta da gün batımında da planlı ve sokakta olanlara da her zaman bunları yakalayıp adalete teslim etmekte kararlıyız ve çalışıyoruz. Cezaevinde 310 bin yatanın yüzde 33’ü bunlardan. Burada Türkiye’de benim görev yaptığım 10 ay süresince 114 ton adet olarak 38 milyon adet, kök olarak 156 milyon kök ele geçirildi. 4 bin 744 kişi tutuklandı. 2 bin 403 adli kontrol var. Ama size bugün farklı bir şey söylemek istiyorum. Bununla ilgili en büyüğünden en küçüğüne Limanlardan balıkçı barınaklarına, marinalardan kara deniz ve havayolu kapılarından her yerden ve her saatte bir öncekinden daha diri ve daha azimli mücadele ediyoruz ki bir gencimizi dahi bununla ilgili o içinden çıkılması zor olan duruma düşmesini istemiyoruz. Amerika teslim olmuş. Avrupa Birliği teslim olmuş. Belirli bir miktarda üzerinde çıktıysa cezası yok. Belirli köşeler yapmışlar oralarda kullanabilirsin. Bizim medeniyet inanç değerlerimizle bunu yapamayız. Biz eşrefi mahlukatız. Akıl devre dışı kaldığı zaman ne oluruz biz? Her türlü suçun kapısı sonuna kadar aralanır. Buna izin verebilir miyiz” diye konuştu.
“Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor”
İftar programından sonra yaptığı konuşmada düzensiz göçmenlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Yerlikaya, “Düzensiz göçle ilgili, İstanbul’da 10 ayda nereden nereye geldik. 103 mobil göç aracı verdik buraya. Turistlerimizi rahatsız etmeden ve 1 milyon 88 bin yasal olarak kalanlar var. Onları da tedirgin etmeden. Bunu biz bulduk. Biz dünyanın en büyük 15. Şehriyiz. Avrupa Birliğinde ve komşu ülkelerde bunu örnek almaya başladılar. Bakın bunların içinde parmak izi tarayıcısı, bir tercüman ve göç uzmanı var. ve şu an Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor. Onlar da örnek aldılar” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli halk buluşmasında konuştu, “Memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç ile Kent Meydanı’nda halk buluşması gerçekleştirdi. Meydanı dolduran coşkulu kalabalık, İmamoğlu ve Koç’a sevgi gösterilerinde bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Demir, Parti Meclisi üyeleri Ozan Işık, Bedirhan Berk Doğru ile CHP milletvekili Ali Gökçek de buluşmaya katılarak, İmamoğlu ve Koç’a destek verdi.
Konuşmasına, “Kendimi nerede hissettim biliyor musunuz” sorusuyla başlayan İmamoğlu şunları söyledi:
“KENDİMİ NEREDE HİSSETTİM BİLİYOR MUSUNUZ?”
Kendimi evimin salonunda hissettim. Ben, evimdeyim şu an. Sanki birazdan bir kız kardeşim içeriden kahveyi getirecek. Sanki bana bir ağabeyim hal-hatır soracak. Sanki küçük bir yeğenim, bugün dersler nasıl geçmiş, onu anlatacak. Ben, Sultanbeyli’deki evimdeyim, Birileri zannediyor ki, birileri diyor ki, şu buluşma oy için oluyor. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Milletimin gönlüne gireyim, benim için oy var ya teferruat, oy teferruat.
“5 YIL DAHA SULTANBEYLİ’NİN ANNELERİ İÇİN ÇALIŞMAK İSTİYORUM”
Önümüzdeki 5 yıl çok çalışarak, önce o güzel Sultanbeyli çocuklarına borçlarımı ödemeye devam etmek istiyorum. Benim, bu şehrin pırlanta gibi genç delikanlılarına, güzel kızlarımıza borcum var. Önümüzdeki 5 yıl onu ödemeye devam etmek istiyorum. ve ben özellikle bu şehrin, Sultanbeyli’nin annelerine, onlara çok güzel bir yaşam, huzurlu bir ortam, bebelerini büyütecekleri yarına umutla bakacakları, o bebelerin bu şehirde emin ellerde olduğunu bileceği bir Sultanbeyli var etmek istiyorum. Onun için 5 yıl daha Sultanbeyli’nin anneleri için çalışmak istiyorum. Ben, bu şehrin insanlarının kocaman bir aile olduğunu bilerek, bu güzel Cumhuriyetin, bu güzel memleketin, bu güzel ülkenin demokrasisinin insanlarını eşit ve hür yaptığı, insanlarını eşitlediği için Sultanbeyli’nin, İstanbul’un insanlarını barıştırmaya, buluşturmaya devam etmek için 5 yıl daha istiyorum. Ben bu şehrin, şuradaki güzel bebelerimin o abisi, amcası, dayısı olmak istiyorum. Ben bu gençlerin, Ekrem Abisi olmak istiyorum. Ben; sizlerin, bu şehirde yaşayan herkesin etnik kökeni, inancı, dili, giyimi, yaşamı, herkesi ailesinin bir evladı olmak istiyorum.
“DAYANIŞMAYI BÜTÜN İSTANBUL’DA BÜYÜTTÜK”
Göreve geldikten sonra gece-gündüz çalıştık. Gece-gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bu şehrin sorunlarını biz biliyoruz. Bu şehirde tek şey, bu şehrin insanları, bu şehrin doğası, bu şehrin yaşamı, bu şehrin ihtiyaçları, zorda olanın, sıkıntıda olanın, yoksulluğu çekenin yanında olmak. Annenin yanında olmak, evlatların yanında olmak, çocukların, annelerin, babaların, emeklilerin yanında olmak. Dayanışmayı bütün İstanbul’da büyüttük. Sultanbeyli’de de büyüttük. Daha da yukarıya taşıyacağız. Ekonomiyi kötü yönettiler. İnsanlarımızı yoksullaştırdılar. İnsanlarımız sıkıntıya girdi. Ama bu kardeşiniz, vatandaşlarımızın ihtiyacını gördüğü için, yönetici kadrosuyla, sosyal yardımı 6 kat arttırdı. Daha da arttıracağız. 100 bin üniversite öğrencisine burs verdik. Daha da arttıracağız. Sadece Sultanbeyli’de 8 bin 600 üniversite gencine burs verdik. Daha fazla destekleyeceğiz. 2 tane kreş açtık. Daha fazla destekleyeceğiz.
“BU ZOR GÜNLERİ HEP BİRLİKTE ATLATACAĞIZ”
Bu zor günleri hep birlikte atlatacağız. Bir an önce, Allah’ın izniyle, memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız biliyor musunuz? Söyleyeyim. Şimdi işini terk edenler var, işini terk edip Ekrem’e misafir olmaya gelenler var. Biliyorsunuz değil mi? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. Faiz sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark. Onlar ne yapacak? Arkalarına bakmadan, koşa koşa Ankara’ya gidecek. Niye? Bu millet ona oy verdi. Dedi ki, ‘Ben seni hükümet yaptım. Söz verdin; ‘Mülakatı kaldıracağım’ dedin, kaldırmadın. ‘Enflasyonu düşüreceğim’ dedin, düşürmedin. ‘Zam yapmayacağım’ dedin, zam yaptın. Şimdi Ankara’ya dönecekler. Çünkü niye biliyor musunuz? Fark yediler ya; bir an önce tutuşacaklar. Öbür seçimi kaybetmemek için, çok çalışmaya Ankara’ya gidecekler. Ama yapabilirler mi; bilmiyorum. Onu bakacağız. Onu bilmiyorum. Bakın bir şey daha yapacaklar, söyleyeyim. Fark yiyince; hani bizim bazı işlerimizi engelliyorlar ya, bazı imzaları atmıyorlar ya, hemen imzalayacaklar, göreceksiniz.
“BEN BU KOLLARI SULTANBEYLİ’DE SIVADIM”
Sultanbeyli, hatırlıyorsunuz değil mi? Neyi hatırlıyorsunuz söyleyeyim? Zannediyorsunuz ki kollarımı Beylikdüzü’nde sıvadım değil mi? Hayır. Ben burada iftarı açarken, seçimi iptal ettiler ya, ben bu kolları Sultanbeyli’de sıvadım, Sultanbeyli’de” dedi. Halk buluşması öncesinde iftarını, yerin altında, Göztepe-Ataşehir-Ümraniye metro hattında şantiyesinde, metro emekçileriyle yaptığını aktaran İmamoğlu, “Sancaktepe-Çekmeköy-Samandıra metrosunu açtık, biliyorsunuz değil mi? Tam bir sene sonra, yine bir bahar günü, martı nisana bağlayan haftalarda metro Sultanbeyli’de, Sultanbeyli’de. Seneye bugünlerde, bu meydanda hep birlikte metroyu açmaya hazır mıyız? Daha sonra bu metro buradan Kurtköy’e de gidecek. Ona da çalışıyoruz. Ona da başladık.
Seçimeler 2 gün kaldığını hatırlatan İmamoğlu, vatandaşlardan kendisi, Koç ve meclis üyelikleri için destek isteyen İmamoğlu, yurttaşları sandıklarda görev almaya çağırdı. Vatandaşlardan, oylarını kullandıktan sonra okul bahçelerinden ayrılmamalarını ve ortamı demokrasi şenliğine çevirmelerini isteyen İmamoğlu, 1 Nisan sabahını, “1 Nisan pazartesi sabahı kalktınız. İstanbul, mis gibi demokrasi kokacak. İstanbul, mis gibi barış kokacak, huzur kokacak. İstanbul, çok güzel bir bahar gününe uyanacak” sözleriyle tasvir etti. Alanda bulunan dövizleri kendi yorumlarıyla birlikte okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:
“BACALARI YENİ TEMİZLEDİK, KURUM TUTMASINA İZİN VERMEYİZ”
Benim kardeşim yazmış, ‘Yok sağı solu, aklın yolu İmamoğlu’ demiş. ‘Hoş geldin İstanbul’un muhafızı’ demiş. Biri de demiş ki, ‘Bacaları yeni temizledik, KURUM tutmasına izin vermeyiz.’ ‘Onlara kabine yetmedi, bize hayır duanız yeter’ demiş bir genç kardeşim. ‘Siz bütün kabine, ben tek.’ Ben tek değilim ki. Benim arkamda 16 milyon var, 16 milyon. ‘Eski bir atasözü der ki: Kurdun ensesi neden kalındır? Kendi seçimine kendi savaşır da ondan.’ ‘Takmış koluna İstanbul halkını, kabineyi orta yerinden çatlatıyor.’ ‘Korku kabineyi aştı.’ Helal olsun sana. ‘8 adımı adımlamaya biz de varız Eko Başkan.’ Fıstık. ‘Sazın özü, Eko’nun sözü.’ Sana kurban olurum ben. ‘İyi olacak seçmenin doktoru burada.
“İMAMOĞLU DUA ETTİ, VATANDAŞLAR “AMİN” DEDİ”
İmamoğlu konuşmasını, vatandaşların “amin” katkıları eşliğinde dualarla bitirdi: “Sevgili hemşerhilerim, Ramazan ayınız mübarek olsun. Allah, bütün güzel dualarınızı kabul eylesin. Allah; çocuklarınızı, evlatlarınızı, yuvanızı korusun. İşinize, yuvanıza bolluk, bereket versin. Dünyada var olan bütün zalimlikler son bulsun. Ülkemiz barışa, huzura bürünsün. İstanbul’umuz dünyanın en keyifli, en huzurlu şehri olsun. Sultanbeyli, İstanbul’un en güzel ilçesi olsun. Hepinizi çok seviyorum. Son söz: Onlar diyor ki, ‘İstanbul tam gaz geri’; biz diyoruz ki, ‘Tam yol ileri.’ Her şey çok güzel olacak.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Göztepe-Ataşehir- Ümraniye metro hattında çalışan emekçilerle iftar sofrasında buluştu. Rakibi Murat Kurum’a bir ‘8 adım yanıtı’ daha veren İmamoğlu, “Yerin altında, binlerce insanımızın emeğini görmeyip, ‘8 kilometre metro yaptı’ diyerek, bir dezenformasyon yaratmak adına emeğin küçümsenmesi konusunda belki de tarihe geçecek bir iddia oldu bu. Açtığımız metrolar ortada. Bir gün inşallah adımlayarak dolaştırırız o arkadaşı buralarda” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Göztepe-Ataşehir-Ümraniye metro hattında çalışan 300’den fazla emekçiyle iftar sofrasında buluştu. CHP milletvekili Ali Gökçek ve Ataşehir Belediye Başkan adayı Onursal Adıgüzel de hattın Ataşehir şantiyesinde, yer altında düzenlenen iftar programında İmamoğlu’na eşlik etti.
Konuşmasına, hatta emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek başlayan İmamoğlu, “Bugün biz burada sizin çalışma ortamınızı hissetmeyi ve sizlerin sofrasında bulunmayı kendimize seçtik. Ne mutlu bize. Çok özel bir hizmet yapıyorsunuz. İstanbul’umuza belki de tarihinin en önemli hizmetlerini sunan projelerin başında, metro yapıları geliyor. Metro yapıları yapmak teknolojisiyle, mühendisliğiyle, maliyetiyle her aşaması ayrı bir titizlik gerektiriyor. Bu manada topyekun, bütüncül yapı için emeği geçen herkesin ortaya koyduğu performans İstanbul ve İstanbul halkı için önemli” dedi.
Kendisinin de bu süreci önemsediğinin altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“METRO KONUSUNDA MUAZZAM BİR 5 YIL GEÇİRDİK”
Metro konusunda muazzam bir 5 yıl geçirdik. Sizin gibi dostlarımızın emekleriyle, 65 kilometre metroyu hizmete sunduk. Şimdi önümüzde sağlam bir hedef daha var. Zira, devam eden 8 metro hattımız var. 8 metro hattımızı 2025’te açmayı tasarlıyoruz. Ki bu konuda iddialıyız. Birisi inşallah bu hattımız olacak; Göztepe-Ataşehir-Ümraniye hattı. Diğeri Samandıra-Sultanbeyli bölümü olacak. O da çok önemli. Bir diğeri de inşallah Yıldız-Kabataş bölümü olacak. Bunları üst üste koyduğumuzda, seneye 28 kilometre civarında bir metro hattını, yine İstanbullularla buluşturuyor olacağız. Şu anda biz, yerin altında açtığımız 65 kilometrenin yanı sıra tam gaz -bulunduğumuz metro hattı da dahil- 73 kilometre metro yapıyor durumdayız, devam ediyoruz. ‘Tam yol ileri’ diyerek devam ediyoruz. Yerin altında, binlerce insanımızın verdiği bu emeği görmeyip, ‘8 kilometre metro yaptı’ diyerek, bir dezenformasyon yaratmak adına, siyaset yapmak adına, bu kadar insanların emeğinin küçümsenmesi konusunda belki de tarihe geçecek bir iddia oldu bu. Ama boşa çıktı. Sonuçta açtığımız metrolar ortada. Öyle adımlanmayla dolaşılacak gibi değil. Bir gün inşallah adımlayarak dolaştırırız o arkadaşı buralarda.
“BU PROJENİN SAHİBİ DE MİLLETTİR; O PARTİ, BU PARTİ DEĞİLDİR”
Sofranızda bulunmaktan büyük onur duydum. Bu yaptığınız işler, İstanbul’a hizmet. Sizler, ekmeğinizi kazanıyorsunuz. Yüklenici firmalar, deneyimleriyle bu işlerin yapılmasına vesile oluyor. Bizler, bu süreci iyi yöneterek nitelikli, kimlikli işlerin var olmasını ortaya koyuyoruz. Amacımız; milletimize ait bu projelerin layıkıyla insanlarımızın hizmetine sunulabilmesi. Bu manada burada kazanç sağlayan, ekmeğini evine götüren her kardeşimin, her hemşehrimin de evine bolluk, bereket diliyorum. Çocuklarına, gençlerine, evde yaşayan her insanına güzel bir gelecek diliyorum. Biz de inşallah, o geleceği sağlama konusunda, sizlere layık birer yönetici olma gayreti içerisindeyiz. Burada ben ve benim gibi siyasi yol arkadaşlarım, aynı zamanda bürokrasiden idareci yol arkadaşlarım var. Gerçekten bu önemli bir temennidir. Sizlere layık olmak, iyi yönetici olmak, devletine, milletine iyi hizmetler sunabilmek… Bir şeyin de altını çizeyim. Bu kıymetli proje, değerli bir projedir. Bu projenin sahibi de millettir; o parti, bu parti değildir. Biz milletimiz adına, İstanbul halkı adına bir proje ürettik. Yapıyoruz, bitireceğiz ve insanlarımızın hizmetine açacağız. ve İstanbullunun projesi olacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Allah tamamına erdirsin.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Sandık Görevlileri ile iftar programında bir araya geldi. İftar sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Sandık Kurulu üyesi kardeşlerimle bir arada olarak pazar günü yapılacak seçimlere ben inanıyorum ki Beyoğlu başka bir heyecanla hazırlanıyor. Sandıklarda inanıyorum ki sizler kuş uçurtmayacaksınız. Sabah erken saatlerinde sandık mahalline varıp orada kontrol altına alacağınıza inanıyorum. Gençler, dünyanın dört bir yanında zulüm gören, eziyet çeken, haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz kalan kardeşlerimiz içinde dua ediyoruz. Bugün vefat haberini almanın üzüntüsünü yaşadığımız Osman Karaaslan kardeşime bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” dedi.
“Milli iradenin üstünlüğüne inanıyoruz”
“Geçmişte milletten alamadıkları iktidar yetkisini darbe ve vesayet eliyle gasp etmeye can atanlar var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Siyasi mücadelemizde hakkın rızasını halkımızın duasını almak için çalıştık. Ülkemize hizmet ederken de hep bu gaye için sarf ettik. Her seçim dönemini milletimize geçmişte yaptıklarımızın hesabını verme ve gelecekte yapacaklarımızın ruhsatını alma vesilesi olarak gördük. Milli iradenin üstünlüğüne tüm kalbiyle inanan bir kadro olarak yetkiyi hiçbir zaman başka yerlerde ve yöntemlerde aramadık. Geçmişte milletten alamadıkları iktidar yetkisini darbe ve vesayet eliyle gasp etmeye can atanlar var. Aynı şekilde sandığa milletin atmadığı oyu hile ve hurdayla kendi hanelerine yazdırmak için her türlü oyunu sergileyenlere de rastlıyorduk.”
“CHP’nin İstanbul’daki büyükşehir adayı bu tezgahların peşinde”
Kirli pazarlıkların olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bıraksak aynı zihniyet kafayı kaldıracak. Biz teşkilatımızla, sandık görevlilerimizle sandığı da sonuçları da çok sıkı tuttuğumuz için kimse başka yola başvuramıyor. Şu anda öyle kirli pazarlıklar var ki. CHP’nin İstanbul’daki büyükşehir adayı bu tezgahların peşinde. Benim halkım bu seçimlerde Ekrem Efendi’ye böyle bir yol göstermeyecek. Biz muradımıza ereceğiz. Kimi partiler kendi seçmenlerinin oyunu adeta işporta pazarına çıkardı. Kazanmak değil, kaybettirmek için ortada dolaşanların motivasyon kaynaklarının masum olmadığı açıktır. Bavul bavul dolarlar, eurolar. Kimse böyle bir tabloyu ilkeyle, davayla izah edemez. Siz sırtınızı dönseniz de, hakikatler değişmiyor. Bu seçimde İstanbul’da şehirle, şehrin geleceğiyle ilgisi olmayan bir oyun oynanıyor. İstanbul’un depreminden trafiğine, hiçbir meselesi gündemlerinde olmayanların yürüttükleri kampanyanın arkası bir hayli karanlık. Türkiye bu siyaset tarzını çeyrek asır önce rafa kaldırmıştı. Bunca yıl sonra zübük siyasetini hortlatanların niyeti bugün İstanbul’u, yarın tüm ülkeyi yağmalamaktır” dedi.
“Seçim sahada kazanılır”
“Seçim sahada kazanılır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Sahada yoksanız sandıktan bir şey çıkmaz. Sandığa dikkat etmezseniz de sahadaki emeğinizin bir kısmı heba olur. Asıl vazife pazar günü sizi bekliyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı temsilen sandıklara sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum. İşi hiç olmadığı kadar sıkı tutmamız gerekiyor. Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Tek bir kardeşimizin oyunun zayi edilmesine de müsaade etmeyiz. Biz Murat Kurum kardeşimizin hem şehrin son dönemdeki kayıplarının telafisini yapacağına, hem geleceğe hazırlanmadaki becerisine güveniyoruz.” – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde düzenlediği mitinge katıldı. AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un konuşmasının ardından Kurum ile ele tutuşarak sahneye gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“İsrail’in hukuk tanımaz, kutsal bilmez, zalim hükümeti yaklaşık 6 aydır Gazze’deki kardeşlerimizi katlediliyor. Bu müstesna zamanlarda ellerimizi semaya Gazzeli mazlumlar için de açıyoruz. İnsani yardımlarımızla da Gazze’nin yanındayız. Şimdiye kadar 40 bin tondan fazla yardım malzemesini uçaklar ve gemilerle bölgeye gönderdik. Dün de 8. yardım gemisini 125 bin gıda kolisi ile Gazze’ye ulaştırmak üzere Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Çocuk, kadın, bebek, yaşlı demeden soykırım uygulayan canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Birileri bildikleri halde siyasi rant için gerçekleri çarpıtsa da biz Filistin halkının ve devletinin dimdik yanındayız. İçinize şüphe düşürmeyin. Gazze hassasiyeti fırsatçılarının asılsız söylemlerine prim vermeyin. Türkiye, tüm kurumlarıyla Filistin halkının yanındadır.
Dün akşam AFAD Başkanımızla, ardından Kızılay Başkanımızla görüştüm. Yoğun bir şekilde bu yardımları ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını öğrendim. Türkiye’nin gayretlerinin en yakın şahidi tüm fertleriyle Filistin halkıdır. Tayyip Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Gazzeli kardeşimizin bizatihi kendisidir. Şahsımızın yanı sıra Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız, AFAD’ımız, Kızılay’ımız, vakıflarımız Filistin ve Gazze için çalışıyor, didiniyor, mücadele ediyor. Türkiye, Suriye imtihanını Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akıyla verdiyse Gazze imtihanını da vermenin gayretindedir.”
Geçen sene yapılan seçimleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz sene 14-28 Mayıs seçimlerinden bir gün önce sizlerle kucaklaşmış ve ahdimizi yenilemiştik. Allah razı olsun Sancaktepeli kardeşlerimiz bu sözlerine sadık kaldılar. 31 Mart’ta bu sözü yeniliyor muyuz? Bugün Sancaktepe’de katılım 25 bin. Bizi bağrınıza bastığınız için her birinize şükranlarımızı sunuyorum. Önümüzde kritik bir seçim var. Pazar günü bir kez daha sandığa gideceğiz. Şehrimize, ilçemize hizmet edecek yerel yönetimleri seçeceğiz. Vaatlerini unutacak değil, verdiği sözü yerine getirecek başkanlar seçeceğiz.
Kararı sandıkta vereceğiz. Bir tarafta eser ve icraatlarıyla konuşanlar var, diğer tarafta beş yıl boyunca taş üstünde taş koymayanlar var. Bir tarafta hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürenler var, diğer tarafta meydanlarda bolca vaat dağıtıp göreve gelince hepsinin üstüne yatanlar var. Bir tarafta temiz, şeffaf ve dürüst siyasetin temsilcileri var, diğer tarafta kaynağı karanlık, deste deste dolarlar avrolarla para kulesi üretenler var. Reklama verdiği önemin 10’da birini depreme vermeyenler var. Karşımızdaki tablo bu kadar nettir. İstanbul’un bir beş sene daha kaybetme lüksünün olmadığını görüyoruz.
31 Mart’ta ilimizi yönetecek isimlerle beraber bu iki farklı anlayış arasında da bir tercihte bulunacağız. Her şeyi akıl ve vicdan terazimizde tartacağız. Kırgınlıkla ve öfkeyle değil sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız bir oy beş senemizi etkileyeceğini unutmayacağız. İstanbul bir 5 sene daha kaybedemez. Ben Sancaktepe’nin tercihini gerçek belediyecilikten yana olacağına inanıyorum.”
]]>31 Mart seçimlerine yaklaşırken Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Antalya’nın Serik ilçesinde Çınar Altı Meydanı’nda partisi tarafından düzenlenen mitinge katılarak seçmene hitap etti. Konuşmasına sabah erken saatlerde düzenlenen mitinge katılanlara teşekkür ederek başlayan Fatih Erbakan, adaylarının geri çekilmesini isteyenlere karşı dün Hatay’da sunduğu şartları hatırlattı.
Erbakan, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Dün de Hatay’da bulunduk. Oradan meşhur trollere seslendik. Gece gündüz, ‘Yeniden Refah birilerine kazandıracak, onun için adayını çeksin. İstanbul’da da çeksin’ diyorlar. Biz Milli Görüş olarak hiçbir yerde birisine kazandırmak ya da kaybettirmek için seçime girmiyoruz. İstanbul’da ahlaklı belediyeciliği başlatmak için seçimlere giriyoruz. Heykelci ve rantçı belediyecilikten Sultan Fatih’in şehrini koruyarak ahlaklı belediyecilik dönemini başlatmak istiyoruz. Merhum Erbakan hocamızın 42 yıllık siyasi hayatında herhangi bir yerde bir başka partinin adayı kazansın diye adayını çektiğini gördünüz mu? Böyle bir şey mümkün mü? Hatta Erbakan hocamız diyordu ki ‘Bir beldede bir şehirde iki tane milli görüşçü varsa birisi aday olacak diğeri de ona oy verecek. Yine de Milli Görüş orada seçime girecek’ diyordu. Bu gerçekler ortada iken ileri geri konuşuyorlar” dedi.
“Maaşını iktidardan alan gazeteci kılığına girmiş troller buradan size sesleniyoruz”
Serik’ten trollere seslendiğini belirten Erbakan, “Maaşını iktidardan alan gazeteci kılığına girmiş troller buradan size sesleniyoruz. İktidar şimdi ilan etsin desin ki ben İsrail’le ticareti sonlandırdım, ikincisi İsrail’i İran füzelerine karşı korumak üzere Malatya Kürecik’te kurulan radar üssünü kapatıyorum. Üçüncüsü emekli maaşlarını 10 bin liradan 20 bin liraya çıkardığını açıklasın, biz bugün İstanbul adayımızı çekmeye hazırız. Hodri meydan diyoruz. Gizli anlaşmalar yaptı, paralar aldı, bir suru deli saçması iddiada bulunuyorsunuz, biz bu kadar açık yürekli samimi bir şekilde çağrıda bulunuyoruz. Biz İstanbul adayımızı 3 şart yerine geldiği zaman çekeceğiz. Buradan ilan ediyoruz” sözlerine yer verdi.
“Türkiye geneli üye sayısı 516 bin 800 oldu”
Parti olarak güçlenmeye devam ettiklerini belirten Erbakan, “Arkadaşlarım mesaj yoluyla üye sayılarını belirtti. Partimizin Türkiye geneli üye sayısı 516 bin 800 oldu. Biz bu üye sayısı ile MHP ve İYİ Parti’yi geride bırakarak üçüncü parti olduk. Seçimden sonra 1 milyon hedefine ulaşacağız. CHP’yi de geçeceğiz. 2028’de iktidar olacak. Milli Görüş ekonomi modeline kavuşabilmek için vatandaşlarımıza partimize koşuyorlar. Milletimiz rantçı belediyecilikten bıktı. Milletin derdi ile dertlenmek yerine kendi makam aracının modelinin peşinden koşan, makam odasının mobilyalarını değiştirmek ile uğraşan, 3 liralık işleri 10 liraya yaptıran rantçı belediyecilik. Diğer tarafta ise heykelci belediyecilik, rüşvet ve israf, iltimas ve adam kayırma orada da var. Bir de milletin asıl dertleri çözülmemişken, şehrin sorunları çözüm beklerken, gidip her köşeye milyonlarca liraya heykel dikiyorlar. Bu heykelci ve rantçı belediyeciliği sandığa gömeceğiz” dedi.
Belediyelerin ağzına kadar borca girdiğine dikkat çeken Erbakan bu borcun ilçelerde 100 milyon, illerde 1 milyardan, büyükşehirlerde 10 milyara kadar çıktığını belirtti. Belediyelerin toplam borcunun 250 milyara çıktığını ifade etti. – ANTALYA
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Sancaktepe Belediyesi önünde düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, genel seçimlerden bir gün önce Sancaktepelilerle kucaklaştıklarını anımsatarak, Sancaktepeli kardeşlerinin kendilerine verdikleri sözlerinde sadık kaldıklarını belirtti.
Erdoğan’ın yönelttiği, “31 Mart’ta bu sözü yenileyeceğimize eyvallah diyor muyuz?”, “Pazar günü yeniden Sancaktepe diyor muyuz?” sorularına katılımcılar “Evet.” yanıtını verdi.
Milletvekilliğinde yüzde 48’i bulan, Cumhurbaşkanlığında yüzde 50’yi aşan oy oranlarıyla Sancaktepe’nin “Cumhur İttifakı” dediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geleceğinize, iradenize, demokrasimize sahip çıktığınız için sizleri tebrik ediyorum. Sordum, dedim, ‘Bugün Sancaktepe’de katılım ne durumda?’ Aldığım cevap, ne kadar? 25 bin. Bizi bağrınıza bastığınız için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Evelallah Sancaktepe bize böyle destek verdikçe Türkiye’nin şahlanışını kimse durduramaz. Sizler bizimle olduğunuz, bizimle yol yürüdüğünüz sürece ülkemizin kalkınma mücadelesinin önünü hiçbir güç kesemez. Rabbim aramızdaki dayanışmayı daim eylesin.” diye konuştu.
“İlimizin ve ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğinin kararını sandıkta vereceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerinde kritik bir seçim olduğuna işaret ederek, “İnşallah pazar günü bir kez daha sandığa gideceğiz. Bu sefer şehrimize ve ilçemize hizmet edecek, eser üretecek, 7 gün 24 saat hizmetimizde olacak yerel yöneticileri belirleyeceğiz. Göreve gelince vaatlerini unutacak değil, verdiği sözü yerine getirecek belediye başkanlarını seçeceğiz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca ilimizin ve ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğinin kararını sandıkta vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bir tarafta eserleriyle, icraatlarıyla, projeleriyle konuşanların, diğer tarafta 5 yıl boyunca taş üstüne taş koymayanların olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bir tarafta hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürenler var, diğer tarafta meydanlarda bolca vaat dağıtıp göreve gelince hepsinin üstüne yatanlar var. Bir tarafta temiz, şeffaf ve dürüst siyasetin temsilcileri var, diğer tarafta kaynağı karanlık, deste deste dolarlar, avrolarla para kulesi üretenler var. Bir tarafta vatandaşın her anında yanında olan gerçek belediyecilik var, diğer tarafta algı belediyeciliğiyle gözleri boyamaya çalışanlar var. Bir tarafta kibrini, egosunu, servetini büyütenler var. Neymiş? ‘Tam gaz ileri’. İnanıyor musunuz? Tam gaz ileri değil, tam aksine tam gaz geri. Diğer tarafta tevazuyla milletine hizmet edenler var. Bir tarafta deprem ve trafik başta olmak üzere şehrin sorunlarına çözüm geliştirenler var, diğer tarafta reklama verdiği önemin onda birini depreme vermeyenler var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılarındaki tablonun bu kadar net olduğunu ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul’u ve Sancaktepe’yi yönetecek isimlerle beraber, bu iki farklı anlayış arasında tercihte bulunulacağını dile getirdi.
“Sancaktepe’nin tercihinin Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına inanıyorum”
Sandığa giderken ellerini kalplerinin üstüne koyacaklarını, her şeyi akıl ve vicdan terazisiyle çok iyi tartacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna hazır mıyız? Kırgınlıkla ve öfkeyle değil, sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız oyun gelecek 5 yılımızı doğrudan etkileyeceğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. İstanbul’un bir 5 sene daha kaybetme lüksünün olmadığını hepimiz görüyoruz. Ben, Sancaktepe’nin tercihinin Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancaktepe’nin basiret ve ferasetle hareket ederek bir kez daha kendilerine destek olmasını beklediklerini dile getirerek, katılımcılara şu soruları yöneltti:
“Şimdi buradan öyle güçlü bir ses verin ki tüm İstanbul’dan duyulsun. Hazır mıyız? Sancaktepe, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar var mıyız? Gençler var mıyız? Sancaktepe’yle birlikte tüm İstanbul haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Büyükşehirde Murat Kurum diyor muyuz? Sancaktepe’de bir kez daha Şeyma Döğücü diyor muyuz?”
Mitingdekilerin soruları “Evet” diyerek cevaplaması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim sizlerden razı olsun. İnanıyorum ki Sancaktepe, metro kuyularını dolduranlara ‘yürüyün’ demeyecek. Sancaktepeli kardeşlerimiz eser ve hizmet siyasetiyle yola devam diyecek.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aziz şehrin emanetini ilk kez 30 sene önce, 1994’te devraldıklarını belirterek, “Büyükşehir belediye başkanı olarak 4,5 yıl boyunca şehrimize heyecanla hizmet ettik. Yılların ihmallerini giderdik. Dağ gibi birikmiş sorunlara çözüm bulduk. İstanbulluyu hasretini çektiği hizmetlerle tanıştırdık. İstanbul’u çöp, çukur, çamur belasından biz kurtardık. Şehrin kenar mahallelerinden başlayarak tüm hemşehrilerimize İstanbul’da yaşamanın eziyetini, çilesini, sıkıntısını değil, huzurunu, imtiyazını, mutluluğunu tattırdık. Kimseyi ayırmadık, ötekileştirmedik. Kimsenin siyasi tercihlerine bakmadık. Kimsenin hayat tarzına, yaşayışına, inancına karışmadık.” ifadelerini kullandı.
” 81 vilayetimizin tamamı gerçekten büyük bir dönüşüme sahne oldu”
İstanbullu kardeşlerinin omuzlarına yüklediği ağır sorumluğunun hakkını layıkıyla vermeye çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu duruşumuzu, bu hassasiyetimizi başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemimizde de itinayla sürdürdük, halen sürdürüyoruz. Ülkemizin son 21 yılı yatırımlar açısından Cumhuriyet tarihimizin altın devri olarak kayıtlara geçmiştir. Hak ve özgürlüklerden eğitime, sağlıktan savunma sanayine, ulaştırmadan ticarete her alanda ülkemize çok önemli başarılar yaşattık. Hangi şehrimize gitseniz eser ve hizmet siyasetimizin nişanelerine zaten şahitlik ediyorsunuz. Yollara, köprülere, hastanelere, okullara varıncaya kadar 81 vilayetimizin tamamı gerçekten büyük bir dönüşüme sahne oldu.” diye konuştu.
Erdoğan, İstanbul’un çok farklı bir seviyeyi yakaladığını dile getirerek, “Asrın projesi Marmaray’ı kim yaptı? Avrasya’yı kim yaptı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kim yaptı? Kuzey Marmara Otoyolu’nu kim yaptı? Çamlıca Kulesi’nden hızlı tren ve metro hatlarına pek çok muazzam yatırımı şehrimize biz kazandırmadık mı?” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra miting alanındakilerle beraber “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini söyledi.
Erdoğan, “İnşallah 4 bin 100 yatak kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük şehir hastanelerinden birini Sancaktepe’ye inşa ediyoruz. Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin de entegre edilmesiyle şehir hastanemiz toplam 5 bin 108 yatakla büyük bir sağlık üssüne dönüşecek.” dedi.
İstanbul’la ilgili video izletildi
Miting alanındakilere, İstanbul’a yapılan hizmetlerin kısa özetinin yer aldığı video izletildi.
Çöp yığınları ve Haliç’in kirli halinin de yer aldığı video gösterimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çöpleri görüyorsunuz değil mi? Haliç böyleydi. Haliç’i biz temizledik.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, videonun ardından “Yeniden İstanbul, Yeniden Sancaktepe.” dedi.
Mitingden notlar
Miting sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Sancaktepe Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Şeyma Döğücü, AK Parti Sancaktepe İlçe Başkanı Turgay Akpınar, MHP Sancaktepe İlçe Başkanı Arzu Karaalioğlu ve BBP Sancaktepe İlçe Başkanı Abdulkadir Darel de sahneye çıktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdikten sonra vatandaşları selamladı.
Fotoğraf çekiminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pazar akşamına kadar Sancaktepe’de durmak yok, tamam. Kapı kapı dolaşıyoruz değil mi? Sancaktepe’den müjdeyi alacak mıyım?” diye sordu.
Alandakilerden “Evet” yanıtını alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Haydi bakalım” diyerek, Ramazan Bayramı’na kavuşmanın da nasip olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Sancaktepe’deki mitingden fotoğrafların yer aldığı paylaşımda Erdoğan, “Aşkınız sevdanız, ahde vefanız için teşekkürler Sancaktepe, teşekkürler İstanbul.” ifadelerini kullandı.
(Bitti)
]]>ERKAN KARACA
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Başkanı ve Parti Meclisi Üyesi Aylin Nazlıaka, bir dizi programa katılmak üzere Çorum’da, “Gittiği yerlerde Ankara ve İstanbul’a sahip çıkın çağrısında bulunuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Bunu bana eğer bir cümle ile özetle derseniz; korku dağları sarmış derim” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Çorum’da CHP Çorum İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Nazlıaka şunları söyledi:
“KORKU DAĞLARI SARMIŞ”
“Gittiği yerlerde Ankara ve İstanbul’a sahip çıkın çağrısında bulunuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Bunu bana eğer bir cümle ile özetle derseniz; korku dağları sarmış derim. İstanbul’da da Ankara’da da sokaklarda saha çalışmaları yapmış birisi olarak söylüyorum. Gerçekten de sokaklarda bambaşka bir rüzgar esiyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler çok kıymetli çalışmalara imza attılar. ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ derler. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler dara düşenlerin yanındaydı. Örneğin şeffaflık ve hesap verebilirlik noktasında bizler ilk kez herkese açık bir ihale gerçekleştirdiğimizde internetten bunu yayınladığımızda boru ihalesi olmasına rağmen 400 bin kişi katılmıştı Ankara’dan izleyici olarak. Taktir edersiniz ki ihaleye katılan 400 bin kişinin bir boru ihalesine ilgi duyması yani ihaleye katılma noktasında ilgi duyması mümkün değil ama halkın özlediği o hesap verebilirlik şeffaflık Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sayesinde yaşatıldı.
“CUMHURİYET HALK PARTİLİ BELEDİYELER DÜŞEN KİM VARSA YANINDAYDI”
Diğer taraftan dara düşen kim varsa Cumhuriyet Halk Partili belediyeler onların yanındaydı. Çünkü bizim sosyal demokrat belediyecilik anlayışımıza göre, aç yatan bir komşunuz varsa siz tok uyuyamazsınız ve bunu gerçekleştirirken de sağ elin verdiğini sol el görmeyecek mantığıyla yaptı Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Özellikle pandemi döneminde halk iyi ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler varmış dedi ve bu belediyeler sadece Ankara’da İstanbul’da büyükşehirlerde değil Çorum’daki yurttaşlarımıza da destek oldular. Bu vesileyle şunu söyleyeyim. İnşallah Levent başkanımız 1 Nisan’da belediye başkanı olduğunda sadece Çorum’un değil, aynı zamanda Türkiye’nin birçok büyükşehir belediyesinden gelecek kaynaklarla da Çorumlulara çok yoğun bir hizmet sunabilecek. Çünkü biz kendi aramızdaki dayanışmayı kültürümüz de bunu gerektirdiği için dayanışma kültürüyle hareket etmeyi çok ama çok önemsiyoruz.
“CUMHURBAŞKANI HEMŞERİCİLİK İLE TABLO DEĞİŞTİRME GAYRETİ İÇERİSİNDE”
Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Tokat, Amasya ve Çorum illerinde düzenlediği mitinglerde meydanlardaki insanlardan Ankara ve İstanbul illerindeki yakınlarını arayıp oy AKP’li adaylara oy vermelerini istemesiyle ilgili bir soru üzerine, “Halk Kararını vermiş durumda Sayın Cumhurbaşkanı da bunun farkında olacak ki hemşehricilik desteği ile değiştirebilir miyim gayreti içeresinde ama tablo çok net diye görüyoruz. Tabii Ankara ve İstanbul’daki vatandaşlarımızı nasılsa kazanıyoruz oy kullanmayalım konforuna sevk etmemeli ve bu vesileyle Ankara ve İstanbul’daki tüm yurttaşlarımızı oy vermeye Cumhuriyet Halk Partisine oy vermeye davet ediyorum” dedi.
“17 BAKAN DEĞİL İSTERSE 170 BAKAN GELSİN, HALKIN İKTİDARINI HİÇ KİMSE DEĞİŞTİREMEZ”
Nazlıaka, basın mensuplarının İstanbul seçimleri için 16-17 Bakanın seçim propagandası yapmasının sorulması üzerine de Nazlıaka şunları söyledi:
“Aslında sayın Cumhurbaşkanı İstanbul’a kendisi gitmeyi planlıyordu. Baktı ki İstanbul seçimi onlar açısından zorda eğer kendisi İstanbul’a giderse seçimi kaybettiğinde kendisi kaybetmiş gibi bir duruma düşmemek için bakanlarını sahaya sürdü. Ama isterse 17 bakan isterse 170 bakan gelsin halkın iktidarını hiç kimse değiştiremez. Biz halkın partisi olarak halkın iktidarını kurmaya kararlıyız.”
]]>Kurum, partisinin Sancaktepe’de düzenlediği, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, İstanbul’un artık kararını verdiğini söyledi.
Ancak samimi hayallerin muradına kavuşacağını belirten Kurum, “Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmasın, bütün yuvalarımız, İstanbul’umuzun bütün sokakları güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki sokakları huzur ve güvenle dolsun, gençlerimiz geleceğe umutla baksın, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul olsun.” ifadesini kullandı.
Kurum, İstanbul’u asla kendi kaderine terk etmeyeceğini kaydederek, “Söz veriyoruz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz ama onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez, bu söz eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür, bu söz Murat Kurum sözüdür, bu söz liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüdür.” diye konuştu.
İstanbul’un bugün iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz olduğunu dile getiren Kurum, şunları söyledi:
“Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu, beceriksizliğe mahkum edildi. ‘Bu şehri depreme hazırlayacağız.’ dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. ‘Ulaşım sorununu çözeceğiz.’ dediler, bugün İstanbul’un ulaşımı tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını, yetimin hakkıdır demeden balya balya kendi istikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. Yetmedi, ‘İsrafı bitirdik.’ dediler, en büyük israfı yaptılar.”
Mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin verdiği hiçbir sözü yerine getirmediğine dikkati çeken Kurum, “100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Şimdi televizyonda soruyorlar, ‘Bu vaatleri vermiştiniz.’ diye, ‘Ben öyle bir vaat hatırlamıyorum.’ diyor, adam vaadini bile hatırlamıyor. Bu millete yalan söylediler, kandırdılar, aldattılar hala aldatmaya da devam ediyorlar. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vadettiler, Sancaktepe’nin oyunu isteyip gittiler. Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz bütün vaatleri unuttular. Biz deprem bölgesinde kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar balya balya para kuleleri yaptılar. Devlete, millete mal beyanlarını açıkladılar, sonra bir baktık, 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.
Kurum, dün düzenlenen ve ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına dikkati çekerek büyük ve güçlü Türkiye’yi hedeflediklerini söyledi.
Pazar günü gerçekleşecek yerel seçimlere işaret eden Kurum, “Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını iki gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir, sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek. Sancaktepe iki gün sonra sandıkta tüm bunların hesabını sormaya hazır mıyız?” dedi.
Kurum, seçmenlere seslenerek, şunları kaydetti:
“Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum, gelin iki gün sonra 31 Mart’ta gerçek belediyecilikten yana olun, İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin sağlam İstanbul’dan yana olun. Her oy bir tohumdur, hizmet görürse yeşerir, emek verilirse fidan olur, karşılık bulursa orman olur. Haydi İstanbul şehrine oy ver, şehrine oy ver ki İstanbul hizmet bulsun, huzur bulsun, mutluluk bulsun.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sancaktepe’de düzenlenen mitingde vatandaşlarla bir araya geldi. Programa İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Sancaktepe İlçe Başkanı Turgay Akpınar katıldı.
“Biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Fakir fukarayı daha fazla kollamamız gereken mübarek günlerden geçiyoruz. Dünyanın birçok yerinde kardeşlerimiz sıkıntı çekiyor. İsrail’in zalim hükümeti Gazze’deki kardeşlerimizi vahşice katlediyor. Ellerimizi semayı Gazeli mazlumlar için de açıyoruz. Şimdiye kadar toplam 40 bin tondan fazla yardım malzemesi gönderdik. Dün de 8. yardım gemimizi Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz. Türkiye, tüm kurumları ile Filistin halkının yanındadır. AFAD ve Kızılay başkanımız ile görüştüm ve yoğun şekilde bu yardımları ulaştırma gayretinde olduklarını öğrendim. Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Filistinli kardeşlerimizin kendileridir. Türkiye Suriye, Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akı ile verdi ise Gazze imtihanını da verecektir. Filistinliler özgürlüklerine, bağımsız devletine kavuşana kadar durmayacağız. Gazzeli yiğitlere terörist iftirası atanların bize söyleyecekleri tek kelamı olamaz” dedi.
“Vaatleri unutacak değil verdiği sözü tutacak başkanları seçeceğiz”
Erdoğan, “Geçtiğimiz sene 14-28 Mayıs seçimlerinden önce sizlerle kucaklaşmış sizlerle ahdimizi yenilemiştik. Allah razı olsun Sancaktepeli kardeşlerimiz bize verdikleri söze sadık kaldılar. 31 Mart’ta bu sözü yenileyeceğimize eyvallah diyor muyuz? Sordum, bugün Sancaktepe’de katılım ne durumda diye. Aldığım cevap 25 bin. Bizi bağrınıza bastırığınız için şükranlarımı sunuyorum. Sancaktepe böyle destek verdikçe Türkiye’nin şahlanışını kimse durduramaz. Önümüzde yine kritik bir seçim var. Vaatleri unutacak değil verdiği sözü tutacak başkanları seçeceğiz. İlimizin ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğine sandıkta karar vereceğiz. Bir tarafta taş üstüne taş koymayanlar bir tarafta hayalleri gerçeklere dönüştürenler var. Bir tarafta temiz siyasetin temsilcileri diğer tarafta kaynağı karanlık deste deste dolarlarla avrolarla para kulesi üretenler var. Bir tarafta gerçek belediyecilik, diğer tarafta algı belediyeciliği var. Neymiş tam gaz ileri. Tam gaz ileri değil tam aksine tam gaz geri. Bir tarafta milletine hizmet edenler diğer tarafta şehrin sorunlarına çözüm geliştirenler var. Kırgınlıkla ve öfke ile değil sağduyu ile meseleye yakalayacağız. Oyumuzun gelecek 5 yılı etkileyeceğini aklımızdan çıkarmayacağız. İstanbul’un bir 5 yıl daha kaybetme lüksünün olmadığını biliyoruz” diye konuştu.
“Son 21 yılımız cumhuriyet tarihinin altın devri olarak kayıtlara geçti”
Erdoğan, “Sancaktepe metro kuyularını dolduranlara yürüyün demeyecek. Sancaktepeli kardeşlerimiz eser ve hizmet siyaseti ile yola devam edilecek. Biz bu aziz şehrin emanetini 30 yıl önce devraldık. Büyükşehir başkanı olarak 4 buçuk yıl şehrimize hizmet ettik. Dağ gibi birikmiş sorunlara çözüm bulduk. İstanbul’u çöp çamur çukur belasından biz kurtardık. Vatandaşımıza İstanbul’da yaşamanın eziyetini değil mutluluğunu tattırdık. Son 21 yılımız cumhuriyet tarihinin altın devri olarak kayıtlara geçti. Avrasya tünelini, Marmara’yı, Yavuz Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara’yı kim yaptı” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Sultanbeyli Kent Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, İBB Başkan adayı Murat Kurum ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile işbirliğinde İstanbul’un raylı sistem uzunluğunu 1000 kilometreye çıkaracaklarını söyledi.
Ayrıca Boğaz’ın altına yapacakları yeni tünelle, iki yaka arasındaki raylı sistem geçişlerini bir araya toparlayacaklarını kaydeden Erdoğan, İstanbul’un bir başka gündeminin de, engellisiyle, çocuğuyla, kadınıyla, yaşlısıyla, yoksuluyla bu şehrin dezavantajlı kesimlerinin sahipsiz kalması olduğunu dile getirdi.
Erdoğan, “Biz Murat Kurum kardeşimle merkezi idarede yaptığımız gibi, büyükşehirde de kimsesizlerin kimsesi olacak bir yönetim anlayışını hakim kılacağız.” dedi.
İstanbul’un diğer bir önemli ihtiyacının tarihi, kültürel ve insani zenginliğine uygun vizyonla çalışılması olduğunu dile getiren Erdoğan, “Haliç’i biz temizledik. Ayasofya’yı ibadete açtık. İstanbul Havalimanı’nı faaliyete geçirerek, Çamlıca Kulesi’ni ve Camii’ni yaparak, her iki tarafta pek çok abide eseri şehre kazandırarak bunun ilk adımlarını attık.” diye konuştu.
Alandakilere “Durmak yok. Yaparsa…” diye seslenen Erdoğan, vatandaşların “AK Parti yapar” diye karşılık vermesi üzerine “Yaptık mı? Gene yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Önümüzdeki dönemde İstanbul yeniden kendine değer katan böyle bir idareye kavuşacaktır”
Erdoğan, “Biz böyle şu andaki belediye başkanıyla değil, Cumhurbaşkanınız olarak tüm bakan arkadaşlarımla, hep beraber bu adımları attık, atıyoruz ve atacağız. İnşallah önümüzdeki dönemde İstanbul yeniden kendine değer katan böyle bir idareye kavuşacaktır.” diye konuştu.
İstanbul’dan uzak tutulması gerekenler olduğunu vurgulayan Erdoğan, yönetimi üzerinde yapılacak her türlü kirli pazarlığın bu şehri kirlettiğini söyledi.
İstanbul’u kirli pazarlıklardan uzak tutmak gerektiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
“Şehir halkına hizmet için tahsis edilen kaynakları yağmalayıp başka amaçlar için deste deste savurmak bu şehri üzer. İstanbul’u üzmemek gerekir. Her semtini sevmeye bir ömür vakfedilen İstanbul’u işporta pazarına düşürmek bu şehre ihanettir. İstanbul’a bu kötülüğü yapmamak gerekir. Bu örnekleri daha olabildiğince çoğaltabiliriz. Siz hepsini ve daha fazlasını zaten biliyorsunuz. Biz İstanbul’un geriye saran eser ve hizmet filmini 2019’da kaldığı yerden tekrar başlatma yanında, şehri bu cendereden çıkarmaya da talibiz. Artık bu şehirde belediyecilik sosyal medyada değil, bizzat hayatın içinde yapılacak. Artık bu şehrin insanları ihtiyaç duyduklarında, belediye başkanlarının nerede olduğunu merak etmeyecekler. İşinin başında olduğunu bilecekler.”
“CHP’ye seçim kazandırmaya çalışanların söylemlerine itibar etmeyeceğiz”
“Siztem İstanbul” yaklaşımıyla şehrin tüm meselelerinin birbirlerini tamamlayıcı bir anlayışla çözüleceğini kaydeden Erdoğan, tüm bunları ve daha fazlasını 1 Nisan itibarıyla hemen hayata geçirmeye başlayacaklarını belirtti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun için sizlerden 31 Mart’ta sandıkları sıkı tutmanızı, en küçük bir kayıp kaçağa meydan vermemenizi istiyorum. Buradan öyle bir ses vermenizi bekliyorum ki karşı kıyıdan bile duyulsun. Hazır mıyız? Sultanbeyli, yoldaşım, gönüldaşım, dava arkadaşım Sultanbeyli, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar, var mıyız? Gençler, var mıyız? Sultanbeyli ile birlikte İstanbul haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
Bunun için kalan 1,5 günün çok ama çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Henüz kararını verememiş eşimiz, dostumuz, arkadaşımız varsa hepsine tek tek ulaşacağız. Bu seçimlerin önemini anlatacak, İstanbul’un bir 5 sene daha kaybetmeye tahammülünün olmadığını söyleyeceğiz. Kırgınlık varsa giderecek, yanlış anlaşılma varsa düzelteceğiz. Bir dönem bizim yanımızda oldukları halde şimdi sadece AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirerek, CHP’ye seçim kazandırmaya çalışanların söylemlerine itibar etmeyeceğiz. Hiçbir iddiası, elle tutulur hiçbir projesi olmayanlarla oyumuzu ziyan etmeyeceğiz. Basiret ve aklıselimle hareket ederek 31 Mart seçimlerinde inşallah şehrimiz ve ilçemiz için en hayırlı kararı vereceğiz. Ben Sultanbeylili kardeşlerime inanıyorum, güveniyorum. 31 Mart seçimlerinin şehrimize ve ülkemize şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”
Geçen 2 ayda 52 il ziyareti yaparak vatandaşlarla kucaklaştıklarını ve hasbihal ettiklerini dile getiren Erdoğan, aslında bu seçim dönemi az bile ziyaret yaptıklarını dile getirdi.
Çoğu zaman bu sayının 60’ı, 65’i bulduğunu ifade eden Erdoğan, “Bazıları bizim mahalli seçimler için niçin bu kadar koşturduğumuzu, çalıştığımızı, didindiğimizi merak ediyor. Biz ister genel seçim, ister mahalli seçim, ister halk oylaması olsun tüm seçimlere milletimizle ruberu, yüz yüze bir araya gelme fırsatı olarak bakıyoruz.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında partisince İstanbul Sultanbeyli düzenlenen mitingde konuştu. “İstanbul’da 30 yıl önce başlattığımız yerel yönetim hamlesi maalesef son 5 yıldır durmuş, hatta ibre tersine dönmüştür.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:
“Şehri yönetmesi gerekenler İstanbul’dan başka her işle uğraştıkları için bırakın yeni projeyi, devraldıkları yatırımları bile sürdüremediler. İşte şu anda İstanbul’u yöneten Büyükşehir Belediye Başkanı’nın acaba Sultanbeyli’ye en ufak bir yatırımı oldu mu? Büyükşehir belediyesinden ne diyor, ‘Tam ileri.’ Sen tam gaz geri gidiyorsun. Sultanbeyli’yi bir defa hiçbir zaman kalkıp da sahiplenmedin. Ulaşımıyla, çevresiyle, depreme hazırlığıyla, sosyal belediyeciliğiyle İstanbul içler acısı bir hale gelmiştir. Lazım olduğunda ya tatilde ya cumhurbaşkanı yardımcılığı peşinde ya da büyükelçilerle Sarıyer’de balıkta…
Bu şehrin sorunlarını bunlar çözebilir mi? İstanbul’un yönetimi yarı zamanlı mesai ile olacak bir iş değildir. İstanbul kentine ortak kabul etmez. ya İstanbul’a hizmet ediyorsunuz ya da bu şehri ihmal ediyorsunuz. ya İstanbul’a aşkla bağlısınız ya da gönlünüzde başka hesaplar var. Bu şehir hiç kimsenin şahsi ihtiraslarının aracı, atlama taşı, basamağı, oyuncağı, finans kaynağı haline getirilemez. İstanbul’a böyle bir zulüm yapılmasına rıza gösteremeyiz. Fatih’in emaneti İstanbul’un bu hale düşürülmesine vicdanımız el vermez. Bu şehirde yaşayan 16 milyon insanın vebali üzerimizdeyken yaşananlara seyirci kalamayız.”
“DEPREME HAZIRLIK İÇİN KULLANILMASI GEREKEN KAYNAKLAR BAVUL BAVUL DOLAR, AVRO OLDU”
Erdoğan, “İstanbul’un birinci önceliği depreme hazırlıktır. Son dönemde bu konuda bir çaba, proje, icraat gördünüz mü? Hayır. Çünkü depreme hazırlık için kullanılması gereken kaynaklar bavul bavul dolar, avro oldu. ve bunlar bir yere götürülüyor. Nereye götürülüyor? Depreme hazırlık için sarf edilmesi gereken vakit, delege avlarında, DEM’le pazarlıkta…” şeklinde konuştu.
“650 BİN KONUT 5 YILDA DÖNÜŞECEK”
Deprem bölgesindeki vatandaşların Murat Kurum’u takdir ettiğini söyleyen Erdoğan, “Önümüzdeki 5 yılda İstanbul’daki depreme dayanıksız yapıların hepsini dönüştürecek. Tam bir seferberlik anlayışıyla çalışarak 650 bin konutun dönüşümünü 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlayacak.” dedi. “İstanbul’dan uzak tutulması gerekenler vardır.” diyen Erdoğan şöyle konuştu:
“Yönetimi üzerinde yapılacak her türlü kirli pazarlık bu şehri kirletir. İstanbul’u kirlik pazarlıklardan uzak tutmak gerekir. Şehir halkına hizmet için tesis edilen kaynakları yağmalayıp başka amaçlar için deste deste savurmak bu şehri üzer. İstanbul’u üzmemek gerekir. İstanbul’u işporta pazarına düşürmek bu şehre ihanettir. İstanbul’a bu kötülüğü yapmamak gerekir. Biz İstanbul’u geriye saran eser filmini 2019’da kaldığı yerden tekrar başlatma yanında, şehri bu cendereden çıkarmaya talibiz.”
YENİDEN REFAH PARTİSİ’Nİ DE HEDEF ALDI
Erdoğan, isim vermeden Yeniden Refah Partisi’ne yönelik de “Bir dönem bizim yanımızda oldukları halde şimdi sadece AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirerek CHP’ye seçim kazandırmaya çalışanların söylemlerine itibar etmeyeceğiz. 31 Mart seçimlerinde şehrimiz ve ilçemiz için en hayırlı kararı vereceğiz.” ifadesini kullandı.
]]>Erdoğan, partisinin Sultanbeyli Kent Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı ile yeni bir döneme hazırlandıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda belediyecilik hizmetlerinde yapacakları tarihi atılımlarla şehirlerin de yüz yılı olacağını söyledi.
“İstanbul kendine ortak kabul etmez”
Mitinge katılanlara “Buna hazır mıyız?”, “Pazar gününe kadar buna hazır mıyız?”, “Pazar günü sandıkları patlatacak mıyız?” diye soran Erdoğan’a vatandaşlar, “Evet” yanıtını verdi. Bunun üzerine Erdoğan, “Ben Sultanbeyli’den gümbür gümbür bir sesin geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“İstanbul’da 30 yıl önce başlattığımız yerel yönetim hamlesi, maalesef son 5 yıldır durmuş, hatta ibre tersine dönmüştür. Şehri yönetmesi gerekenler İstanbul’dan başka her işle uğraştıkları için bırakınız yeni projeyi, devraldıkları yatırımları bile sürdürememişlerdir. İşte şu anda İstanbul’u yöneten büyükşehir belediye başkanının acaba Sultanbeyli’ye en ufak bir yatırımı oldu mu? Büyükşehir belediyesinden ne diyor, ‘Tam ileri.’ Ne tam ileri ya, sen tam gaz geri gidiyorsun. Sultanbeyli’yi bir defa hiçbir zaman kalkıp da sahiplenmedin ki. Ulaşımıyla, çevresiyle, depreme hazırlığıyla, sosyal belediyeciliğiyle İstanbul içler acısı bir hale gelmiştir. Lazım olduklarında, hava bozuk olduğunda ya tatilde ya cumhurbaşkanı yardımcılığı peşinde ya büyükelçilerle Sarıyer’de balıkta… Bu şehrin sorunlarını bunlar çözebilir mi? İstanbul’un yönetimi yarı zamanlı mesaiyle olacak bir iş değildir. İstanbul kendine ortak kabul etmez. ya İstanbul’a hizmet ediyorsunuz ya da bu şehri ihmal ediyorsunuz ya İstanbul’a aşkla, tutkuyla bağlısınız ya da gönlünüzde başka hesaplar var. Bu şehir hiç kimsenin şahsi ihtiraslarının aracı, atlama taşı, basamağı, oyuncağı, finans kaynağı haline getirilemez.”
“İstanbul’un birinci önceliği depreme hazırlıktır”
Eyüp Sultan hazretlerinin uğruna surların dibinde can verdiği İstanbul’a böyle bir zulüm yapılmasına rıza gösteremeyeceklerini, Fatih Sultan Mehmet’in emaneti İstanbul’un bu hale düşürülmesine vicdanlarının el vermeyeceğini dile getiren Erdoğan, kentte yaşayan 16 milyon insanın vebali üzerlerindeyken yaşananlara seyirci kalamayacaklarını vurguladı.
Erdoğan, vatandaşlara, “Bunun için ne diyoruz, ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz. Ne diyoruz bunun için, ‘Sadece İstanbul.’ diyoruz.” şeklinde seslendi.
İstanbul’un beklentisi ve ihtiyacının çok olduğunu ama bazı hayati öncelikleri olduğunu da anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“İstanbul’un birinci önceliği depreme hazırlıktır. Son dönemde bu konuda herhangi bir çaba, gayret, proje, icraat gördünüz mü? Hayır. Çünkü depreme hazırlık için kullanılması gereken kaynaklar bavul bavul, ne oldu? Dolar. Ne oldu? Avro ve bunlar bir yere götürülüyor. Peki nereye götürülüyor? Depreme hazırlık için sarf edilmesi gereken vakit, delege avlarında, DEM’le pazarlıkta. Bu DEM’i biliyorsunuz değil mi? Bizim Rize’nin çay demi değil, kazanma değil, kaybettirme hırsıyla hareket edenleri yemlemekte harcanıyor. Sanki İstanbul böyle bir tehditle karşı karşıya değilmiş gibi hareket etmekle bu tehlike ortadan kalkmıyor.”
“Depreme dayanıksız yapıların hepsini dönüştüreceğiz”
Miting alanına gelirken emniyete ne kadar katılım olduğunu sorduğunu ve cuma günü olmasına rağmen 40 bin kişi bulunduğunu öğrendiğini anlatan Erdoğan, “Maşallah, böyle bir cuma gününde 40 bin kardeşimle Sultanbeyli’de buluşmak bizim için hakikaten vefadır.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim insanlarının her gün “İstanbul’u depreme hazırlayın.” diye ikaz ettiğini, bu sebeple kendilerinin İstanbul’da afet bölgelerindeki gayretli çalışmalarıyla milletin takdirini toplayan Murat Kurum’u büyükşehir adayı olarak belirlediklerini aktardı.
İstanbul’a 5 yıl büyükşehir belediye başkanı olarak hizmet ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Sonra beni nereye gönderdiniz? Başbakanlığa gönderdiniz, sonra Cumhurbaşkanlığı ve dediniz ki, ‘İstanbul emin ellere teslim.’ ve bunu yaptık mı? Şimdi de emin eller, Allah’ın izniyle Murat Kurum kardeşimle ve tüm ilçe belediyeleriyle gerçekleşecek. Önümüzdeki 5 yılda İstanbul’daki depreme dayanıksız yapıların hepsini inşallah dönüştüreceğiz. Tam bir seferberlik anlayışıyla 650 bin konutun dönüşümünü inşallah 5 yıl gibi kısa süre içinde tamamlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul trafiği
İstanbul’un ikinci gündeminin artık hayatı çekilmez bir hale getiren trafik olduğuna değinen Erdoğan, şunları söyledi:
“Ya şuraya doğru dürüst otobüs geliyor mu? Devamlı otobüsler ya yanıyor, buradaki ulaşım ne yazık ki yapılmıyor. Şimdi bütün bunlara karşı inşallah otobüslerimiz, metrobüsler olarak, otobüsler olarak, Sultanbeyli yeni bir döneme geçecek. Mevcut yönetim bizden devraldığı metro hatlarını bile yapamadığı, trafiği rahatlatacak başka projeler de geliştiremediği için şehir adeta kilitlendi. ya bu öyle bir belediye başkanı ki şurada, Sancaktepe’de metro ile ilgili açılış yaptık. Orayı geldi, toprakla doldurdu. ya sen nasıl bir belediye başkanısın? Nasıl bunu doldurursunuz? Bunu biliyorsunuz değil mi? Daha ne diyor bir de ‘Akıllı belediyecilik, tam ileri.’ Nasıl bir tam ileri? Sabah işe gitmek, akşam işten eve dönmek, bir yerden bir yere seyahat etmek, kayak yapmak, İstanbul sizin bu zevkinizi çekmeye layık mı? ve İstanbul tam bir çile şehri haline geldi. Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının durak sayılarını yarıya düşürerek, sırf açmış olmak için ne yaptılar açtılar. Sultanbeyli’ye kadar ilerlemedikleri gibi uyduruk sebeplerle hastane önünden geçecek durakları iptal ettiler. Yani bizim dönemimizde başlayan diğer birçok proje gibi metro hattını da ellerine, yüzlerine ne yazık ki bulaştırdılar, beceriksizliklerinden. Hafriyat alanına çevirdikleri metro duraklarını saymıyorum.”
(Sürecek)
]]>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde kayıtlı seçmen sayısını, 61 milyon 441 bin 882 olarak belirledi. YSK’nın verilerine göre, 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 kişi, bu seçimde ilk kez oy kullanacak. 34 siyasi partinin adayının yarışacağı seçimlerde, ülke genelinde, 206 binden fazla sandık kurulacak.
Pazar günü ülke genelinde belediye başkanları, belediye ve il genel meclis üyeleri ile mahalle muhtarlarını belirlemek üzere yapılacak seçimde liderlerin ve belediye başkan adaylarının oy verecekleri yerler de açıklandı. Buna göre 8 siyasi parti lideri Ankara’da, 3 lider İstanbul’da, 1 lider Manisa’da, 1 lider Adana’da, 1 lider ise Afyonkarahisar’da sandığa gidecek.
ANKA’nın derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu İstanbul Üsküdar’daki İstanbul Saffet Çebi Ortaokulu’nda kullanacak. Özgür Özel, CHP Genel Başkanı olarak ilk kez memleketi Manisa’da merkez Yunusemre ilçesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlkokulu’nda oyunu kullanacak.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ankara Anıttepe Ortaokulu’nda, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ankara Bilkent’te Türkiye Emlak Bankası Ortaokulu’nda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Adana’nın Çukurova ilçesindeki Ayşe Atıl İlkokulu’nda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Ankara Çankaya Lisesi’nde, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu İstanbul’da Eyüpsultan’daki Göktürk Nejat Sabuncu İlkokulu’nda, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Ankara Bilkent’te Türkiye Emlak Konut Ortaokulu’nda, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Ankara Etimesgut’un Fatih Sultan Mahallesi’ndeki Başkent Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde, TİP Genel Başkanı Erkan Baş İstanbul Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal Afyonkarahisar merkez Selçuklu İlkokulu’nda, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Balgat Binnaz Rıdvan Ege Anadolu Lisesi’nde ve Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce de Ankara’da Yaşamkent Özel Şener Çakmak Anadolu Lisesi’nde oyunu kullanacak.
İSTANBUL, ANKARA, İZMİR ADAYLARININ OY KULLANACAĞI YERLER
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı adayı Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmamhatip Lisesi’nde, AKP İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Kurum da Kağıthane İmece İlkokulu’nda oyunu kullanacak.
CHP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı Mansur Yavaş Ümitköy Anadolu Lisesi’nde, AKP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Turgut Altınok, Kocatepe İlkokulu’nda sandık başına gidecek.
CHP İzmir Büyükşehir Belediye başkanı adayı Cemil Tugay Karşıyaka’da Şehit Polis Samet Kırcalı Ortaokulu’nda, AKP İzmir Büyükşehir Belediye başkanı adayı Hamza Dağ, Bayraklı, Gümüşpala Şehit Nazım bey İlkokulu’nda oy kullanacak.
]]>Şair Günvar, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türk edebiyatına ve şiire duyduğu ilgiyi ve şiirle ilgili düşüncelerini AA muhabirine anlattı.
Şiirin hayatında önemli bir yer tuttuğunu ve bunun şöhretle ya da kişisel tatminle ilgili olmadığını söyleyen Günvar, “Kullandığım insani dilde, edebi inşa etmek ve bu edeple konuşmak için şiirle uğraştım. Aslında sözden maksat olan nutka ve onun söze döktüğü kelama vasıl olmak arzusuyla hareket ettim. Seküler bir şekilde dahi bir söz söylemiş olsam, söylediğim söz, kendimi ve muhataplarını ‘şah katından ırak etmesin’ diye çabaladım.” ifadelerini kullandı.
Günvar, şiirin dilin kendisi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bütün türler, geçerlilik ve estetik yapı kazanabilmek için dildeki şiire muhtaçtır. Şiirselliği olmayan bir roman, hikaye, tiyatro eseri, hatta bilimsel bir metin, buz üstüne yazı yazmak gibidir. Zira hakikat şiirseldir, şiirle kendisini belirginleştirir ve kendisini insan zihni için zahir hale getirir. O nedenle, şiiri edebi türlerden bir tür gibi düşünmek, dili ve kapsamını hafife almak ile eşdeğerdir.”
“Halbuki şiir, sadece anlaşılmak için değil zevk içindir”
Şiirde ilahi kelamı, görünür olan ya da henüz gizli kalan yanlarıyla evrensel geleneğin izini takip ettiğini belirten Günvar, “Zira İnsan-ı Kamil Medeniyeti bu dünyada henüz neticelenmemiştir. Varlık, ilahi dilin kelimeleri mesabesindedir. Yaşanan her ne var ise bu dil içinde kurulmuş ve kurulabilecek olan sonsuz cümleler, paragraflar ve kitaplardan ibaret olsa gerektir. Bu gelenek içinde yakalayabildiğiniz ve kullandığınız lisana, tercüme edebildiğiniz her cümle, bünyenize kelamdan doğan özgün bir söz olarak yerleşir.” diye konuştu.
Günvar, şiirin farklı düzeylerde idrak edildiğine dikkati çekerek, şu tespitleri paylaştı:
“Halbuki şiir, sadece anlaşılmak için değil, zevk edilmek içindir. Zevk ettiğiniz zaman bütün varlığınızı sarar, sizle siz olur ve sizi boyutlardan boyutlara taşır. Bu özellik, dil tecrübesinin insanlık tarihinde ulaşabileceği en önemli düzeydir. Ancak bu, dile azami derecede duyarlı ve onunla hemhal olmayı gerektirir. Bunu yapmak da günümüzde giderek zorlaşmaktadır. Söze teslim olmak, oradan hareketle kelam boyutuna ulaşmak ve kelama iman noktasına gelebilmek gerçekten günümüz insanının diğer oyuncaklarını bırakıp da yönelebileceği bir hedef olmaktan çıkmıştır. İdraki standartlaştırarak endüstriyel hale getiren insanlık, giderek şiirden uzaklaşmakta ve şiiri, üzerinde operasyonel zekanın hüküm sürdüğü birtakım söz oyunlarına indirgemektedir. Bu düzeyden bir şey çıkmaz.”
“İstanbul’un malik olduğu kültürel izlenimleri de dillendirmeye çalıştım”
Ali Günvar, İstanbul’a olan sevgisine rağmen, şimdiye kadar İstanbul üzerine şiir yazamadığını vurgulayarak, “İnsan bütün bir uzayı ve onun oluşturduğu bir atmosferi nasıl tanımlayabilir ve bir şiirle sınırlı kelimelerle kuşatabilir ki? O bakımdan İstanbul’u şiirlerimin atmosferi olarak kabul edip yazdıklarımda İstanbul’un malik olduğu kültürel izlenimleri de dillendirmeye çalıştım.” dedi.
Kültürel bir malzeme olarak şiirlerinde mitolojiye yer verdiğini sözlerine ekleyen şair Günvar, kendisi için asıl olanın kültürel kodlardan üretilmiş söylemler birikimi olduğunu dile getirdi.
Günvar, mitolojinin gelenek oluşturma sürecinde bireyi baskılayan formlarına karşı şiiri bir sığınak olarak gördüğünün altını çizerek, şöyle devam etti:
“Her bölgenin ya da milletin mitolojisi farklı ögeler barındırsa da derin anlam açısından, oluşturdukları söylemler arasında paralellikler vardır. Şiirimde bu paralellikler üzerinden yol alarak insani hallerimi ve mevcut kültürel, siyasal, ekonomik, sosyolojik vb. örgütlü, bireyi ezme eğiliminde olan yapılara karşı tavırlarımı, kendimden bağımsızlaştırarak somutlamaya çalıştım. O nedenle, benden sadır olanlar, o yapıların kimliğimdeki yansımalarının oluşturduğu boğucu mengenelere karşı mücadelemin sonucunda ortaya çıkmış şiirler ve yazılardır.”
]]>Murat Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen Caferiler ile Sahur Sofrası programında vatandaşlara hitap etti.
“Caferi kardeşlerimizin hiçbir endişesi olmayacak. Sizlerle birlikte eyleme geçeceğiz. Ne eksiğimiz varsa, ne sorunumuz varsa masada oturacağız, birlikte karar vereceğiz” diye konuşan Kurum, göreve geldiklerinde inanç özgürlüğüne sahip çıkacaklarını belirtti.
İstanbul’un 72 milletten insanın barış ve huzur içinde yaşadığı kadim bir şehir olduğunu, hizmet anlayışlarında kimin nereli olduğu veya neye inandığı hususlarına bakmadıklarını dile getiren Kurum, herkesin belediyecilik hizmetlerinden eşit ve adil yararlanmasını esas aldıklarını söyledi.
Milletin her anında hep yanında olacaklarını vurgulayan Kurum, “Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür. Bu söz, Murat Kurum sözüdür.” ifadelerini kullandı.
İBB Başkan adayı Kurum, bakanlık yaptığı dönemde afetlerle ilgili yaptıkları çalışmaları aktardı.
Bu acıların bir daha yaşanmamasını istediklerini, yaşanmaması adına da çalışıp çabalayıp İstanbul’u depreme hazır hale getirmek istediklerini belirten Kurum, “Burada yapılması gereken tek şey, depremle mücadele etmektir. Gerçekten bir milli güvenlik meselesidir, beka sorunudur. Bu sorunu halletmek için de çalışmak gerekir, çabalamak gerekir.” değerlendirmesini yaptı.
Murat Kurum, “asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından vatandaşlara verdikleri sözleri tuttuklarını, 3 ayda 180 bin konutun inşasına başladıklarını, 1 yılın ardından afetzedelerin yeni evlerine yerleşmeye başladıklarını aktardı.
“Burada mesele İstanbul, mesele İstanbul’un geleceği”
Çaresizlik kadar zor bir durumun olmadığının altını çizen Kurum, “O yüzden biz kaderimizi hep birlikte çizmek zorundayız. Mücadele edeceğiz, üstümüze düşen vazifeyi yapacağız, takdir Rabb’imizindir ama bekleyip duramayız, burada mücadeleyi 31 Mart’ta sandığa gittiğimizde birlikte vereceğiz. Sandığa gittiğimizde İstanbul’da deprem çilesi bitsin mi, trafikte yaşadığımız o sorun artık İstanbul’un gündeminden tamamen kalksın mı, bunun kararını vereceğiz. Burada mesele İstanbul, mesele İstanbul’un geleceği.” diye konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin verdikleri sözleri tutmadığını kaydederek, “Hani her şey güzel olacaktı? Hani herkes mutlu olacaktı, huzurlu olacaktı? Nerede bu sözler, hepsi unutuldu.” ifadelerini kullandı.
Caferiler Derneğinin bulunduğu alanın avlusunun yapılması gerektiğini, gençlerin spor tesisine ihtiyaç duyduğunu anlatan Kurum, göreve geldiğinde bu hizmetleri hayata geçireceğini dile getirdi.
“Küçükçekmece’nin hali ortada”
Murat Kurum, Küçükçekmecelilerin mevcut İBB yönetimi tarafından yalnız bırakıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Küçükçekmece’nin hali ortada, 5 yıllık süreçte maalesef bizim bıraktığımız dönemden geriye gitmiş. Halbuki ne uğraşlar verdik. Ben burada yaşadım, burada çalıştım. Birçok sokakta emeğim var, alın terim var. Okullar, hastaneler, konutlar, parklar yaptım. Üstüne sen de bir şey koy. Sel olduğunda buraya geldim. Milletvekiliyim, vatandaşlarımızın ne ihtiyacı var diye geldim, baktım ne ilçe belediyesi var ne de Büyükşehir Belediyesi var.”
Programa, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Cumhur İttifakı Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz, Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği Başkanı Hasan Babur ile vatandaşlar katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen Caferiler ile Sahur programına katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a Cumhur İttifakı Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay, TBMM Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, Caferiler Derneği Başkanı Hasan Babur ve Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz eşlik etti. Burada bir konuşma yapan Murat Kurum, “Bundan yaklaşık 2 – 2 buçuk ay önce yine burada dostlarımızla, kardeşlerimizle bir araya gelmiştik ve o zaman da kardeşlerimizin taleplerini, bizden beklentilerini tek tek not aldık. Aslında tüm İstanbul’da, kıymetli milletvekillerimizle birlikte 22 yıldır da bu işleri çözmek için gayret gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.
“1 Nisan’dan itibaren vatandaşımızın talebini karşılayacağız”
İnanç özgürlüğüne sahip çıkacaklarının altını çizen Kurum, “İstanbul Türkiye’nin özeti. Anadolu’nun, Trakya’nın özetidir. Burası 72 milletten insanımızın barış ve huzur içerisinde yaşadığı kadim bir şehir. Farklı kültürleri, farklı renkleri bünyesinde barındıran aziz bir şehrimizdir. İstanbul’umuzun bu çeşitliliği aslında aynı zamanda kültürümüzü daha da zenginleştiriyor. Toplumumuzu daha bereketli, daha hoşgörülü hale getiriyor. Bu şehre baktığınızda hep söylüyoruz; bu şehir bize Sultan Fatih’in emanetidir. ve Fatih Sultan Mehmet şehri fethettiğinde herkesin inanç özgürlüğünü koruma altına almış, bunun teminatını da çıkardığı fermanlarla vermiştir. İşte bu anlayışın mirasçısı olarak diyoruz ki; inançlara saygı duymak, inanç özgürlüğüne sahip çıkmak hepimizin sorumluluğu altındadır” dedi.
İstanbul’da kardeşlik ve barış hukukunu koruyacağını belirten Kurum, “Bizler de 1 Nisan’dan itibaren bu şehirde yaşayan her bir vatandaşımızın talebini, isteğini karşılayacağız. Bizim hizmet anlayışımız kimin nereli olduğuna ve neye nasıl inandığına göre değil, herkesin belediyecilik hizmetlerinden eşit ve adil yararlanması esasına göre olacak. Bütün ilçeleri, semtleri, mahalleleri caddeleri ve sokakları bir göreceğiz. Hiçbir yeri bir diğerinin üzerinde görmeyeceğiz. Herkes bizim biriciğimizdir, özümüzdür, canımızdır. ve herkesi kardeş olarak göreceğiz. Bu şehirde kardeşlik hukukunu ve barış iklimini daha fazla koruyacak ve daha da güçlendireceğiz” şeklinde konuştu.
“Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki; trafik çile olmaktan çıkacak sokakları güvenle dolacak”
İstanbul’un kendi halina terk edilemeyeceğini vurgulayan Kurum, “90 gündür sahadayız. Aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. Şimdi bu aşkla, bu şuurla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için, İstanbul’un beş yıllık fetret devrini bitirmek için sahadayız. İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biz biliyoruz ki, ancak samimi hayaller muradına kavuşur. Şimdi bu kardeşinizin, Murat Kurum’un da bir hayali var. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Size söz veriyoruz; biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi haline terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür, bu söz sağlam adamların sözüdür, bu söz Murat Kurum sözüdür” diye konuştu.
“Aynı acılar bir daha yaşanmasın diye İstanbul’u depreme hazır hale getirmeliyiz”
Murat Kurum, 5 yıllık bakanlık döneminde kimseyi ötekileştirmeden milletin taleplerini yerine getirdiğini belirtti. İstanbul’da deprem acısının yaşanmaması için gece gündüz çalışacağını söyleyen Kurum, “Hayalimizi, ‘İstanbul Vizyonu’ projemizle paylaştık. İstiyoruz ki; İstanbul’da deprem çilesi olmasın. Biz bir deprem şehriyiz, deprem şehrinde depremle mücadele ederek vatandaşımızın canını, malı korunsun. Yaşadığımız şu son bir asırdaki depremlerde 153 bin canımızı kaybettik. Ben o acıları bizzat yaşamış bir kardeşinizim. Oraya gittiğimizde inanın o acıları, o feryatları duyduğumuzda artık her şeyin bittiği an oluyor. Hiçbir şeyin kıymeti yok, hiçbir şeyin önemi yok. Orada hatıralarınız, yakınlarınız kayboluyor. Hani kızınızı gelin edersiniz o evde bir hatıramız vardır değil mi, büyüdüğünüz, çocukluğunuzu yaşadığınız mahallede bir hatıramız vardır. Oradaki ağaç size bir şey anlatır, sokak sizin gençlik yıllarınızda arkadaşlarınızla vakit geçirdiğiniz sokaktır. Oğlumuzu askere göndeririz gururla ama o gün geldiğinde maalesef o hatıraların yok olduğu bir manzarayla karşılaşıyoruz. İstiyoruz ki; bu acılar bir daha yaşanmasın. Yaşanmaması adına da çalışıp çabalayıp İstanbul’u depreme hazır hale getirmemiz lazım. Burada yapılması gereken tek şey, depremle mücadele etmektir. Gerçekten bir milli güvenlik meselesidir, beka sorunudur. Bu sorunu halletmek için de çalışmak gerekir, çabalamak gerekir. Milletiyle el ele verip nasıl asrın felaketinde tüm kardeşlerimiz, 85 milyon depremzede illerimiz için mücadele ettiyse, aynı anlayışla İstanbul’u da ayağa kaldırmak için mücadele etmek durumundayız. Ben 5 yıllık bakanlık görevinde, 9 yıllık genel müdürlük görevimde bu anlayışla çalıştım. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi ayrıştırmadan milletimizin bizden beklentisi neyse o beklentiyi gerçekleştirebilmek için gece gündüz mücadele ettim. Buradaki liyakatli kadrolarla yaptık” ifadelerini kullandı.
“Asrın felaketini yaşayan kardeşlerimizin evleri 1 yıl sonra teslim edilmeye başlandı”
11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinde yaşadıklarını anlatan Murat Kurum, vatandaşa verdiği sözleri tuttuğunun altını çizdi. Muhalefetin, ‘yapamazsınız, bitiremezsiniz’ dediğini hatırlatan Kurum, “Göreve başladıktan 6 ay sonra Elazığ’da, Malatya’da depremde biz sokakta vatandaşımızla birlikteydik. Birileri o günlerde kayağa gittiğinde, biz Elazığ’ın, Malatya’nın konutlarını yapıyorduk. Ardından Kastamonu’da, Bartın’da, Rize’de seller oldu ve biz yine oradaydık. Milletimize bir söz verdik, hamdolsun o sözü tuttuk, gerçekleştirdik. En son asrın felaketinde de 6 Şubat’ta çok acı bir güne uyandık. 11 ilde hep beraber üzüldüğümüz, hep beraber ağladığımız ama o az önce anlattığım hayatın yeni resmini çizerek bir taraftan da mücadele verdik. Birileri o zaman ağız dolusu vaatler verdiler, ‘bu işleri yapamazsınız, bitiremezsiniz’ dediler ama biz milletimizle el ele verdik. 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Bir yıl geçti, oradaki afetzede kardeşlerimiz yeni evlerine kavuştu. Huzurla, güvenle şimdi yeni evlerinde yaşıyorlar. Çaresizlik kadar zor bir durum yok. O yüzden biz geleceğimizi hep birlikte çizmek zorundayız, mücadele edeceğiz. Üstümüze düşen vazifeyi yapacağız, takdir Rabbimizindir. Bekleyip duramayız, burada mücadeleyi 31 Mart’ta sandığa gittiğimizde birlikte vereceğiz. Sandığa gittiğimizde İstanbul’da deprem çilesi bitsin mi, trafikte yaşadığımız o sorun artık İstanbul’un gündeminden tamamen kalksın mı, bunun kararını vereceğiz. Burada mesele İstanbul, mesele İstanbul’un geleceği. Biz istiyoruz ki; İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimiz huzur içerisinde, güven içerisinde yaşasın. Bu şehir hepimizin, paylaşılmayacak hiçbir şeyimiz yok. Her şeyi paylaşırız yeter ki o samimiyeti, o içtenliği hep birlikte gösterin. Be İstanbul’umuzu, ne de 81 ilimizi asla ve asla kendi haline terk etmedik. Milletimizin her anında hep yanında olduk ve milletimize bir söz verdik. Dedik ki; ‘Gazi Mustafa Kemal’in hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine ülkemizi çıkarmak için gece gündüz çalışacağız.’ 22 yıldır da bu sözleri tutmak için çalışıp, çabalıyoruz. Bu söz, açık söylüyorum 81 ile gitmiş, 550’yi aşkın ziyaret gerçekleştirmiş ve her afette milletin yanında olmuş bir kardeşinizin sözü. Millete söz vermiş; ‘bir yıl içerisinde sağlam, güvenlikli konutlarınızı yapacağız’ deyip o konutları teslim etmiş, 5 yıllık süreçte 365 bin sosyal konutu başlatmış, İstanbul’da 173 bin kentsel dönüşüm projesini 39 ilçede vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde yürütmüş bir kardeşinizin sözü. 81 ile hizmeti olan, eseri olan bir kardeşiniz olarak ifade ediyorum ve o yüzden bugün İstanbul’a bir söz veriyorum; bu söz Murat Kurum sözü, bu söz eser adamlarının sözü, bu söz sağlam adamların sözü” dedi.
“Verilen vaatler bile hatırlanmıyor, verilen sözlerin unutulduğu bir İstanbul sürecini yaşıyoruz”
İstanbul’un hakkının İstanbul’a verilmesi gerektiğini, vurgulayan Kurum, “Biz hep sözlerimizi tutarak, eserlerimizle milletimizin karşısına çıktık. Bundan sonraki süreçte de biz hiçbir zaman algının, polemiklerin içerisinde olmayacağız. Dedikoduların tarafında olmayacağız. Hep iş yapan, eser yapan tarafta olacağız. Bugün buraya gelip sizlere bir söz veriyorsak, o sözü tutmak için gece gündüz sokakta olacağız, milletimizin yanında olacağız. Biz böyle çalıştık ve 1 Nisan’dan sonra da bu kardeşiniz bu anlayışla çalışacak. Herkesi kucaklayan, herkese o samimiyeti, sevgiyi gösteren, söz verip o sözleri unutmayan, sözleri gerçekleştirmek için tüm arkadaşlarıyla çalışan anlayışta olacak. Her gün şunu duyacaksınız; ‘acaba Murat Kurum ve arkadaşları bugün nerenin temelini atıyorlar?’, ‘Murat Kurum ve arkadaşları bugün nerenin açılışını yapıyorlar.’ 5 yıllık fetret dönemini sizlerle birlikte bitireceğiz. Bugün verilen vaatler bile hatırlanmıyor, verilen sözlerin unutulduğu bir İstanbul sürecini yaşıyoruz. İstanbul sevgi bekler, şefkat bekler, ilgi bekler, alaka bekler. İstanbul hiç kimsenin bir rant aracı olamaz, İstanbul bir basamak olarak görülemez, İstanbul’un kaynakları Cumhuriyet Halk Partili Belediye’nin yaptığı gibi, kendi geleceğiniz için harcanmaz. İstanbul’un hakkını İstanbul’a vereceksiniz, İstanbullulara vereceksiniz. 5 yıllık süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi buradaki meydanı yapsaydı kötü mü olurdu? Biz bugün derdik ki; ‘geldik hakikaten adamlar çalışmış, yapmışlar.’ Halbuki bugün burada neyi konuşuyoruz; Aziz Yeniay Başkan’ım zamanında başlatılan camimizin, külliyemizin inşaatının niye yarım kaldığını konuşuyoruz. Ne zaman başlamış temeli; 2009’da. Burada Büyükşehir Belediyesi’nin desteği olsa, çok daha güzel bir şekilde bu ihtiyaçlarımızı gidersek, ibadetlerimizi yapsak kötü mü olacak?” dedi.
Murat Kurum, 2019’da verdiği vaatleri unutan mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdi. Kurum, “Hani her şey güzel olacaktı? Hani herkes mutlu olacaktı, huzurlu olacaktı? Nerede bu sözler, hepsi unutuldu. Bugünü unutmayın, ben buraya geldim ve hocam diyor ki; avlunun yapılması lazım. Hocam diyor ki; bizim gençlerimizin, çocuklarımızın spor tesisinde huzurla vakit geçirmesi lazım. Ben de diyorum ki; ‘ben Murat Kurum’sam, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına oturduğumda burada Caferi kardeşlerimizin hiçbir endişesi olmayacak. Sizlerle birlikte eyleme geçeceğiz. Ne eksiğimiz varsa, ne sorunumuz varsa masada oturacağız birlikte karar vereceğiz. Birlikte o icraatlarımızı yapacağız. Bizim çalışma anlayışımız bu. Ki; bir önceki ziyaretimizde de aynı anlayışla buraya geldik. Bundan sonra da 1 Nisan sabahı biz bu anlayıştan hiç ama hiç uzaklaşacağız. Mesele Murat Kurum meselesi değil, mesele evlatlarımızın, çocuklarımızın gelecek meselesi. Bu ülkenin huzuru, bu ülkenin güvenliği, bu şehirde yaşayan her bir insanımızın geleceğe güvenle bakması. Biz bunun için çalışıyoruz, çabalıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Sel olduğunda ne ilçe Belediyesi vardı ne de Büyükşehir Belediyesi”
Küçükçekmecelilerin selde mevcut İBB yönetimi tarafından yalnız bırakıldığını söyleyen Murat Kurum, “31 Mart geldiğinde, bir tarafta 5 yıllık süreçte İstanbul’a unutanlar olacak, diğer tarafta 5 yıllık süreçte 81 ile gitmiş ve hizmet yapmış bu kardeşiniz olacak. Bir tarafta 230 km metro sözü verip 17,88 km metro yapanlar, bir tarafta da İstanbul’un trafik çilesini bitirecek bu kardeşiniz olacak. Bir tarafta İstanbul’un kaynaklarını israf edenler olacak, diğer tarafta İstanbul’un kaynakları ‘yetimin hakkıdır’ diyerek kendi malı gibi koruyacak, kollayacak olan bu kardeşiniz olacak. Küçükçekmece’nin hali ortada, 5 yıllık süreçte maalesef bizim bıraktığımız dönemden geriye gitmiş. Halbuki ne uğraşlar verdik. Ben burada yaşadım, burada çalıştım. Birçok sokakta emeğim var, alın terim var. Okullar yaptım, hastaneler yaptık, konutlar yaptım, parklar yaptım. Üstüne sen de bir şey koy. Sel olduğunda buraya geldim, milletvekili vatandaşlarımızın ne ihtiyacı var diye geldim, baktım ne ilçe Belediyesi var, ne de Büyükşehir Belediyesi var. Sen selde gelmeyeceksin, karda balıkçıda büyükelçiyle yemek yiyeceksin, vatandaşın zor gününde tatilde olacaksın, sen ne zaman Belediye Başkanlığı yapacaksın. Böyle bir anlayışla İstanbul yönetilebilir mi? Böylesi aziz bir şehre hizmet edilebilir mi?” ifadelerini kullandı.
“31 Mart’ta gelin, sağlam İstanbul’dan yana olun”
İstanbullu seçmene, ‘şehrine oy ver ki; hizmet bulsun’ diyerek seslenen Kurum, “Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum. 31 Mart’ta gelin, Gerçek Belediyecilikten yana olun. 31 Mart’ta gelin, İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin, sağlam İstanbul’dan yana olun. Her oy bir tohumdur. Hizmet görürse yeşerir, emek verilirse fidan olur, karşılık bulursa orman olur. Haydi İstanbul şehrine oy ver. Şehrine oy ver ki, İstanbul; hizmet bulsun, huzur bulsun, mutluluk bulsun. Sen yaparsın, sen cesursun. Çünkü sen İstanbul’sun. İstanbul’un geleceğine sahip çıkalım. Belediye başkanına ulaşamama, hizmetleri alamama veya bu hizmetleri alamadığından dolayı hiçbir Caferi kardeşimizin boynu öne edilmeyecek. Hep birlikte kazanacağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>KÜTAHYA – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kütahya’da AK Parti önceki dönem ve mevcut yönetim kurulu üyeleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftarda bir araya geldi.
AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay ve AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun ardından kürsüye gelen Bakan Özhakesi, deprem bölgesinde halen 300 binden fazla konut inşaatının devam ettiğini ifade etti.
Özhaseki, “Son 6 Şubat’ta bile tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. 850 bin bağımsız birim. Dile kolay. Zarar 104 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Manevi zarar, onu ölçecek bir alet daha çıkmadı. Evleri teslim ediyoruz, hangi eve gitsek oturup çay içtiğimizde, o geceye geliyor konu. Evin sahibi biraz sonra olayları anlatmaya başlıyor hem o ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Şu anda 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köylerde çelik karkastan evler yapıyoruz. Aslında yıkılan evler belki taştandı, basit evlerdi, aralarında harç bile yoktu bazılarının. Olsun Cumhurbaşkanımızın talimatı, ‘Madem o evler yıkıldı, hepsini en iyisiyle yapacağız’ dedi. ve şimdi çelik karkastan evler yapıyoruz. Şehirlerin merkezlerini yapıyoruz bir taraftan. Bir taraftan altyapılarıyla ilgili büyük bir bütçe temin ettik. Altyapılarına başladık, gece-gündüz çalışıyoruz. 76 bin evimizi teslim ettik. Her ay bundan sonra da 10-15 bin evi vermeye devam edeceğiz” dedi.
“Şimdi bütün bilim adamları diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere”
Bakan Özhaseki, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdi. Özhaseki, “Son dönemde hiç anlayamadığımız başka bir şey çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başını çekiyor. Sonra onun kuyrukları Anadolu’da devam ediyorlar. Algı belediyeciliği diyorlar. Ne oluyor algı belediyeciliği olunca? Yapmadığını yapmış gibi sunma. Olmadığı halde olmuş gibi. Beyefendi tatilde çalışıyormuş gibi yan gelip yatıyor veya İngiliz büyükelçisiyle bir yerde, restoranda yemek yiyor ama iş başındaymış gibi gösteriyor. Ne kadar ayıp bir şey ya. Bunu da belediye bütçesinden yapıyorlar. Şimdi bütün bilim adamlar diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere. Evet hepimiz takip ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçen seneki ayırmış olduğu pay, 485 milyon lira. Ama algı operasyonları için beyefendiyi övmek için, beyefendi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı veya da cumhurbaşkanı yapabilmek için tuttukları trol ordusuna verdikleri, ayırdıkları para 900 milyon lira. Bu para cebinizden çıkıyorsa bir şey demem, hoş karşılamam, bir şey demem. Eğer belediye bütçesiyse benim bir kuruşluk da hakkım varsa, haram olsun arkadaşlar. Doğru değil arkadaşlar. Bu dönemde böyle bir belediyecilik gördük. Hükümetin yaptığının üstüne yatmak, onun yaptıklarını kendi yapmış gibi anlatmak. ya ayıptır günahtır” diye konuştu.
]]>AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay ve AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun ardından kürsüye gelen Bakan Özhakesi, deprem bölgesinde halen 300 binden fazla konut inşaatının devam ettiğini ifade etti.
Özhaseki, “Son 6 Şubat’ta bile tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. 850 bin bağımsız birim. Dile kolay. Zarar 104 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Manevi zarar, onu ölçecek bir alet daha çıkmadı. Evleri teslim ediyoruz, hangi eve gitsek oturup çay içtiğimizde, o geceye geliyor konu. Evin sahibi biraz sonra olayları anlatmaya başlıyor hem o ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Şu anda 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köylerde çelik karkastan evler yapıyoruz. Aslında yıkılan evler belki taştandı, basit evlerdi, aralarında harç bile yoktu bazılarının. Olsun Cumhurbaşkanımızın talimatı, ‘Madem o evler yıkıldı, hepsini en iyisiyle yapacağız’ dedi. ve şimdi çelik karkastan evler yapıyoruz. Şehirlerin merkezlerini yapıyoruz bir taraftan. Bir taraftan altyapılarıyla ilgili büyük bir bütçe temin ettik. Altyapılarına başladık, gece-gündüz çalışıyoruz. 76 bin evimizi teslim ettik. Her ay bundan sonra da 10-15 bin evi vermeye devam edeceğiz” dedi.
“Şimdi bütün bilim adamları diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere”
Bakan Özhaseki, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdi. Özhaseki, “Son dönemde hiç anlayamadığımız başka bir şey çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başını çekiyor. Sonra onun kuyrukları Anadolu’da devam ediyorlar. Algı belediyeciliği diyorlar. Ne oluyor algı belediyeciliği olunca? Yapmadığını yapmış gibi sunma. Olmadığı halde olmuş gibi. Beyefendi tatilde çalışıyormuş gibi yan gelip yatıyor veya İngiliz büyükelçisiyle bir yerde, restoranda yemek yiyor ama iş başındaymış gibi gösteriyor. Ne kadar ayıp bir şey ya. Bunu da belediye bütçesinden yapıyorlar. Şimdi bütün bilim adamlar diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere. Evet hepimiz takip ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçen seneki ayırmış olduğu pay, 485 milyon lira. Ama algı operasyonları için beyefendiyi övmek için, beyefendi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı veya da cumhurbaşkanı yapabilmek için tuttukları trol ordusuna verdikleri, ayırdıkları para 900 milyon lira. Bu para cebinizden çıkıyorsa bir şey demem, hoş karşılamam, bir şey demem. Eğer belediye bütçesiyse benim bir kuruşluk da hakkım varsa, haram olsun arkadaşlar. Doğru değil arkadaşlar. Bu dönemde böyle bir belediyecilik gördük. Hükümetin yaptığının üstüne yatmak, onun yaptıklarını kendi yapmış gibi anlatmak. ya ayıptır günahtır” diye konuştu. – KÜTAHYA
]]>Katıldığı A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurum, seçmenlerin bir belediye başkanından şehriyle ilgilenmesini, zor anlarında yanlarında olmasını beklediğini söyledi.
Kurum, afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar ve afetzedelerle iletişimine dair video klibin izletilmesinin ardından “Sahada karar verip uygulama yaptık, yerinde. ‘Bir bakalım, edelim, bir gidelim, çalışalım.’ yok, orada karar verdik, orada hemen işler başladı.” diye konuştu.
Elazığ depreminde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bölgeye yaptığı ziyaretin hatırlatılması üzerine Kurum, “Biz sahada çalışıyorduk, ‘CHP’li belediye başkanı geldi.’ dediler. Anladığım kadarıyla birkaç fotoğraf çektiler sonra oradan Erzurum’du galiba, kayağa gittiler. Biz de vatandaşımıza sözlerimizi tutmak için sahada günlerce çalıştık. Elazığ’da 40 günün üzerinde kaldım, neredeyse bütün Elazığ, havalimanında bizi uğurladı. O anı hiç unutamam. Hani ‘Niye Kara Murat oldunuz? Onun için olduk.” ifadelerini kullandı.
Kurum, İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirileriyle ilgili de şöyle konuştu:
“Ben bütün bakanlarımızla beraber çalıştım, o bakanlarımızın bugün benimle birlikte düşüncelerini kamuoyuyla paylaşmasından niye rahatsız oluyorsun? Çalışmış, o da görmüş, gördüğünü anlatıyor, farklı bir şey yapmıyor. Sen 14-28 Mayıs’ta masa etrafında oturuyordun. Ne diyorlardı? ‘Birlikten güç doğar. Birlikte yol yürüyeceğiz.’ 6 genel başkan, cumhurbaşkanı yardımcısı birkaç tane. O gün 6-7 kişi yanında varken bir sıkıntı yoktu, şimdi yalnızsan eğer dönüp bir aynaya bak. Seni İstanbul’a belediye başkanı yapan genel başkan yardımcını, genel başkanını gittin sırtından hançerledin. ‘Ablam, ablam’ dediği Sayın Meral Akşener’i yolda görse başka tarafa gitmeye çalışır. Masanın etrafında kimse kalmamış, niye? Çünkü sen uyumsuz bir insansın, kimseyle anlaşmıyorsun, kimseyle beraber hareket etmiyorsun ve kendini Kaf Dağı’nda görüyorsun ama millet seni orada görmüyor.”
Kurum, bugün düzenlenen ve ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına dikkati çekerek projelerinin detaylarını anlattı.
İmamoğlu’nun İstanbul’un bütçesiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Nasıl almamış, nereye gidiyor o zaman para? Ben Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’ydım, bizzat biz gönderiyoruz İller Bankası’ndan. Günümüzde en fazla payı alan belediyedir İstanbul nüfusu, büyüklüğü itibarıyla ve gününde ödenir. Biz 2018’e oranla tam 5 kat arttırmışız, 18 milyar lira gidiyormuş o zaman şimdi 5 kat artmış ve 96 milyar gidiyor, 5’ten de fazla. 104 milyar bütçesi varmış 2023’te, bunun yüzde 92’si devletten geldi.” ifadelerini kullandı.
Sandık güvenliği vurgusu
Kurum, çeşitli anketlerle ilgili, “Onlar Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ‘Kazandık, aramızda kalsın öndeyiz, kazanıyoruz.’ dediler. Bunu pazar günü de yapacaklar. Buradan milletimize, sandık görevlilerine duyurmak istiyorum; aynı polemiği, aynı senaryoyu pazar akşamı yine izleyeceğiz. O yüzden sandık görevlilerimiz seçim kurullarına mühürlü o sandık sonuçlarını teslim edene kadar aman rehavete kapılmayalım, sandıklarımızı terk etmeyelim çünkü aynı oyunu yine yapacaklar. Yine ‘Öndeyiz.’ diyecekler, aynısını biliyorsunuz mayıs seçimlerinde de yaptılar, ne oldu? İşin sonunda yine biz galip geldik ve 31 Mart akşamı biz kazanacağız.” diye konuştu.
Yeniden Refah Partili seçmenlere de seslenen Kurum, şu ifadeleri kullandı:
“Yeniden Refah Partisi seçmenimizle biz Cumhur İttifakı içinde mayıs seçimlerinde beraberdik. Gönül isterdi ki bugün de aynı beraberliği yaşayalım. Aslında Yeniden Refah Partili seçmenimiz CHP’li belediyecilik anlayışını en iyi bilen seçmendir. Rahmetli Hoca’mızın bu ülkenin büyümesi, kalkınması, gelişmesi, yerli ve milli sanayisi adına hayalleri vardı. 22 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı’mız bu hayalleri gerçekleştirmek için ekibiyle mücadele etti. Bugün tankımız, topumuz, insansız hava aracımız, Baykarlarımız, Bayraktarlarımız, Akıncılarımız, SİHA’larımız varsa, Kızılelma’mız yoldaysa eğer, o hayalleri gerçekleştirmek için verilen mücadele sayesindedir. Ayasofya eğer prangalarından kurtulduysa, orada ezanlar artık sonsuza dek yankılanıyorsa, o iradenin yansıtılmasıyla olmuştur. Filistin’deki, Kudüs’teki zulme karşı bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mız tüm dünyaya meydan okuyorsa eğer yine bu anlayışın tezahürüdür. Şimdi Çamlıca Camisi baktığınızda Ayasofya’yı selamlıyor, Levent Barbaros Cami’miz orada, medeniyetimizin bize bıraktığı eserler bugün yenilenmiş haliyle İstanbul’a hizmet ediyor.”
“Yeniden Refah Partisi AK Parti’ye kaybettirmek, CHP’ye kazandırmak için çalışıyor.” denildiğinin aktarılması üzerine Kurum, “Ben seçmenimizin böyle bir hataya düşeceğini açıkçası düşünmüyorum, ihtimal bile vermiyorum. Yeniden Refah Partili kardeşlerimiz sandığa gittiklerinde oylarının CHP zihniyetine mi fayda sağlayacağını yoksa bu az önce anlattığım hayallerin gerçekleştirilmesi adına mücadele edenlere mi destek verilmesi gerektiğini bilen, seçmendir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, DEM Partisi seçmenine mesajının sorulması üzerine de şunları söyledi:
“Biz 16 milyon İstanbul’un oyuna talibiz ve 16 milyona eşit hizmet götüreceğiz, bu anlayışla çalışacağız. Onlar orada hangi uzlaşı adı altında iş yürütürse yürütsün seçmenin de bir feraseti, bir kararı var. O kararı sandıkta net şekilde yansıtacaktır. ya iş yapana verecektir ya da kendi ideolojisi, tabanı üzerinde tercihini kullanacaktır. Öbür tarafa verdiğinde kullanılmış bir oyun onlara faydası olmayacağını net şekilde biliyor, bunu daha önce de denediler. Yedili masada varlardı, ne oldu? Bugün hepsi birbirine düştü. Şimdi ‘Tek başınayım.’ diyor, niye tek başınasın? Bir dön aynaya bak. Millete söz verdin, sözleri tutmadın. Milleti kandırdın, milletin aklıyla alay ettiniz. Artık seçmenimiz kandırılmak istemiyor. Hizmet istiyor, eser istiyor, İstanbul’da huzurla yaşamak istiyor.”
]]>Çağlayan’da 2015 yılında İstanbul Adalet Sarayı’ndaki makam odasında DHKP-C’li teröristlerce şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına Haliç Kongre Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. İftar programına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, bakan yardımcıları, HSK üyeleri ve İstanbul’da görev yapan 500 hakim ve savcı katıldı.
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anısına tertip edilen iftar yemeğindeki konuşmasına Selim Kiraz’ı yad ederek başlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün şehidimiz Mehmet Selim Kiraz’ın şehadete ulaşmasının 9. yıldönümü münasebetiyle İstanbul Adliyesi’ndeydik. Bir anma programı gerçekleştirdik, onu dualarla yad ettik. Terörle mücadelemizdeki kararlılığımızdan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Ona sıkılan kurşun Türkiye’ye sıkılan kurşundu. Ona sıkılan kurşun adalete, hukuka sıkılan kurşundu. Hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Adaletin tecellisi hususunda hem fiziksel kapasite hem yargı reformları gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Sizler kürsüde adaletin tecellisi için fedakarca çalışıyorsunuz. İstanbul’daki yargı hizmetlerinin aksamadan devam etmesi, adaletin tecellisi ve sizlere destek olma noktasında gerek Adalet Bakanlığımız gerekse Hakimler ve Savcılar Kurulu olarak yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Fiziki mekanların teknoloji ile donatılması önemli. Ama kürsüde görev yapan insan unsuru, adaletin tecellisi noktasında sizlerin gayretleri her şeyden daha önemli. Kıymetli yargı mensuplarımız, ülkemiz 22 yıldan bu yana güvenilir adalet sisteminin tesisi bakımında önemli mesafe kat etti. Fiziki mekanların, kapasitenin artırılması konusunda önemli mesafe aldık. Müstakil adliye sarayları bakımından bakıldığı zaman, 500 bin metrekare kapalı alandan bugün 6 milyon metrekare kapalı alana çıktık. Sadece fiziki kapasite yargı teşkilatımızın, güvenilir bir yargı sisteminin tesisi bakımından elbette yeterli değil. İyi ve ihtiyaca cevap veren bir mevzuatın olması gerekiyor. Dolayısıyla bu konuda da temel kanunlarımızı çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Hukuk fakültelerinde kontenjanın azaltılıp kalitenin yükseltilmesi, hukuk fakültesi mezunlarının hukuk mesleklerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavlarına katılabilmesi, avukatlık stajına başlayabilmesi 2024’ten itibaren uygulamaya geçecek. Hem savunmayı güçlendireceğine hem de hakim savcı sınavından önce bir ön elemenin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Mevzuatımızın iyileştirilmesi bakımında yargı reformu strateji belgemizi de seçimden sonra inşallah Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak. Hazırlıklarımızı tamamladık. Sizlerle beraber vatandaşımızın yargıya güvenini daha üst noktaya taşımanın gayreti içerisinde gece gündüz çalışacağız. Hedefimiz daha güvenilir bir adalet sistemini tesis etmek ve bu uğurda da sizlerin gayretlerine müteşekkiriz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “İstanbul’un Huzuru, Büyükçekmece’nin Huzuru İftar Buluşması” programına katıldı. Esenyurt Gökevler Mahallesi’nde bulunan bir otelin davet salonunda düzenlenen programa Bakan Yerlikaya’nın yanı sıra AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, AK Parti Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı Recep Erol, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar, dernek temsilcileri katıldı. Programda Kuran’ı Kerim Tilaveti okunmasının ardından iftar yapıldı.
Programda konuşan Bakan Yerlikaya, “Biz seçimin huzur ve güven ortamında olmasından sorumluyuz. Yol arkadaşlarım ile beraber inandığımız hizmetin tecelli etmesi ile ilgili sizlerin karşısında gelip bunları anlatıyoruz. Birileri bundan huzursuz oluyor. Onları huzursuz etmeye de Allah’ın izniyle devam edeceğiz. 14-28 Mayıs seçimini nasıl huzur ve güven ortamında yaptıysak Allah’ın izniyle İçişleri Bakanlığı 600 bin mesai arkadaşımızla bu huzuru da güveni de en güzel şekilde sağlayacağımıza da inancımız tam” dedi.
“Bizim birliğimize, beraberliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize kim yan bakıyorsa biz de onlara düz bakacak değiliz”
Terörle mücadelede yapılan faaliyetlerle ilgili konuşan Yerlikaya, “Göreve geldiğimiz ilk andan itibaren 40 yıldan beri mücadele ettiğimiz ve artık son çırpınışlarını gördüğümüz başta bölücü terör örgütü olmak üzere FETÖ, DHKP-C, MLKP, yani bizim birliğimize, beraberliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize kim yan bakıyorsa Cumhurbaşkanımızdan ve sizlerden almış olduğumuz cesaretle biz de onlara düz bakacak değiliz. Geldiğimiz ilk günden beri istikametimiz, adımlarımız, hukuk, insan hakları dedik ve aynı o şekilde devam ediyoruz ama devletin ve milletin iradesinden daha büyük bir güç yoktur. Biz hükümet ve devlet olarak azim ve kararlılıkla bu tüm terör örgütleri ile ilgili 10 aydan beri ve 21 yıldan beri yaptığımız ve hep üzerine katlayarak gitmiş olduğumuz başarıları Allah’ın izniyle artarak devam ettiriyoruz. Organize suç örgütleri ile mücadele ediyoruz. Bunlar şehir eşkıyaları yani suç işlemekte kibirlenenler. Taptıkları tek şey para. Arkadaşlarıma ‘Şehirde vatandaşlarımızın bildiği, hissettiği bir organize suç örgütü var ve halen siz bunlarla ilgili fiziki, teknik takip, planlı projeli bir iş yapmazsanız sizi orada durdurmam’ diyorum. Benim arkadaşlarım, mülki idare amirleri, illerde valilerimiz, emniyet, jandarma, savcılıklar hep beraber öyle bir uyum içerisinde çalışıyoruz ki 4 Hazirandan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal, çapta organize suç örgütünü çökerttik götürüp adalete teslim ettik” ifadelerini kullandı.
“Huzur yerelden başlar diyoruz”
Uyuşturucu ile mücadeleyle ilgili yapılan faaliyetleri de anlatan Bakan Yerlikaya, “Huzur yerelden başlar diyoruz. Bizler polis, jandarma, sahil güvenlik, istihbarat ile beraber suçun her türlüsü ile uğraşıyoruz. İki görevim var benim: Önlemek, yakalamak. Suç işlenmesini önlemek için sahaya iyi basmam lazım. Teknolojiyi kullanmam lazım. İstanbul ve Büyükşehirleri kamera ile donatmam lazım. Sayıyı artırmam lazım. Bunları yapıyoruz. Daha 3 ay evvel İstanbul’a 7 bin polis, 1800’e yakın araç verdik. Günlük trafik devriye sayısı 395 idi. Şu anda bin 296. Şimdilik ve daha bunları artıracağım. Asayiş devriyesi bin 200 küsur idi. 2 bin 400’e çıktı. Evden hırsızlık 2024 Ocak, Şubat, Mart ayında 75 gün günlük Türkiye ortalaması 98’dir. 1 yıl önce 2023’teki ilk 75 günde 162 idi. Çünkü benim polisim öyle bir heyecanla çalışıyor ki. Onlarla gördüğünüz yerde öz çekim yapın. Sözde en büyük baronundan sokaktaki torbacıya varıncaya kadar 10 ayda 120 tona yakın yakaladık. Günlük sahayı çok iyi takip ediyoruz. Sizden yardım istiyorum. Duyduğunuz gördüğünüz, bildiğiniz, hissettiğiniz uyuşturucu temini satışı veya kullanışı ile ilgili bir mesele varsa rica ediyorum. 112’yi arayın çünkü NARVAS diye bir yazılım sistemimiz var ve 3 yıldan beri çalışıyor. Bunun mucidi İstanbul Narkotik Şube. Gelen telefonları tek tek kaydediyoruz. Gördüklerinizi söyleyin bu seferberlik ruhuyla yapılabilecek bir mücadele” diye konuştu.
Konuşmasının devamında Bakan Yerlikaya, “Belediye başkanlığı şehrin gelişmesi, güzelleşmesi hemşehrilerin tüm ortak ihtiyaçlarının emanet edildiği emin kişi demektir. Sizin içinizden burayı bilen yukarıya çıktıktan sonra sizi tanımayacak olan değil, kibir yapacak olan da değil, makam verildiği zaman daha tevazu, indiği zamanda çıktığı zamanda aynı duruşta olan birisi. Takım oyunu oynayacak. Teşhisi doğru yapıp tedavisini doğru yapacak. Yaptığı zaman ben ben demeyecek. Biz yaptık diyecek. İyi ki varsınız diyecek. Muhtarlarımıza STK’larımıza hangi vilayetten buraya geldi ve artık Büyükçekmece nüfusuna kayıtlıysa ister 50 yıl önce, ister dün sabah sen benim hemşerimsin sen benim kardeşimsin kucaklaşmasını yapacak. Bizim kardeşimiz Recep Erol tam da böyle birisi” dedi. – İSTANBUL
]]>Özhaseki, Kütahya’da bir düğün salonunda düzenlenen “STK Temsilcileri ve Teşkilat İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen depremin Anadolu’da yaşanan en büyük felaketlerden olduğunu söyledi.
Bakanlık olarak deprem bölgesinde inşaatları devam ettirdiklerini belirten Özhaseki, şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak bir an bile boş durmadan evleri yapmaya çalışıyoruz. Şu anda 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köylerde çelik karkastan evler yapıyoruz. Aslında yıkılan evler belki taştandı, basit evlerdi. Bazılarının aralarında harç bile yoktu. Olsun, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatı ‘Madem o evler yıkıldı. Hepsini en iyisiyle yapacağız’ dedi. Bir taraftan şehirlerin merkezlerini yapıyoruz bir taraftan altyapılarıyla ilgili büyük bir bütçe temin ettik. Altyapılarına başladık. Gece gündüz çalışıyoruz ve 76 bin evimizi teslim ettik. Her ay bundan sonra da 10 bin, 15 bin ev vermeye devam edeceğiz.”
“Algı belediyeciliği”
Bakan Özhaseki, 1994 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’dan, kendisinin de Kayseri’den belediye başkanı adayı olduklarını, göreve geldikten sonra asla bir kavganın parçası olmadıklarını ve hizmet ettiklerini dile getirdi.
AK Parti ile 20 sene önce başlayan belediyeciliğin her yerde sürdüğünü anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Son dönemde hiç anlayamadığımız başka bir şey çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başını çekiyor. Sonra ona kuyruk olanlar da Anadolu’da devam ediyorlar. ‘Algı belediyeciliği’ diyorlar. Ne oluyor algı belediyeciliği olunca? Yapmadığını yapmış gibi sunmak, olmadığı halde olmuş gibi. Beyefendi tatilde, çalışıyormuş gibi. Yan gelip yatıyor güya. İngiliz Büyükelçisi’yle bir yerde yemek yiyor ama iş başındaymış gibi gösteriyor. Ne kadar ayıp bir şey ya. Bunu da belediye bütçesinde yapıyorlar.”
Özhaseki, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin depreme karşı tedbirler konusunda ayırdığı payın çok düşük olduğunu belirtti.
İstanbul’un deprem riskine dikkati çeken Özhaseki, şunları kaydetti:
“Şimdi bütün bilim adamları diyor ki ‘İstanbul’da deprem gelmek üzere.’ İstanbul Büyükşehir Belediyesinin geçen seneki ayırmış olduğu pay 485 milyon lira ama algı operasyonları için Beyefendi’yi övmek için Beyefendi’yi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı veyahut da cumhurbaşkanı yapabilmek için tuttukları trol ordusuna verdikleri, ayırdıkları para 900 milyon lira. Bu para cebinizden çıkıyorsa bir şey demem, eğer belediye bütçesiyse ben 1 kuruş hakkım varsa haram olsun. Bu dönemde böyle bir belediyecilik gördük. Hükümetin yaptığının üstüne yatmak, onun yaptıklarını kendi yapmış gibi yapmak. ya ayıptır, günahtır.”
Özhaseki, AK Parti Kütahya Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu’na destek istedi.
Programa, AK Parti Kütahya milletvekilleri Adil Biçer ve İsmail Çağlar Bayırcı, AK Parti İl Başkanı Mustafa Önsay, Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu ile partililer ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kilyos Tüneli şantiyesinde incelemelerde bulundu. Uraloğlu, incelemenin ardından yaptığı İncelemenin ardından açıklama yaptı. Uraloğlu, Bakanlık olarak İstanbul’da yaptıkları yatırımlar ile İstanbul’un trafiğine önemli ölçüde nefes aldırdıklarını belirterek, “15 Temmuz Şehitler Köprüsünden günde yaklaşık 200 bin civarında araç, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden 250 bin, Avrasya Tüneli’nden 80 bin civarı, Marmaray’da günde yapılan 300 sefer ile günde yaklaşık 650 bin insanımızı taşıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nda, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden günde yaklaşık 150 bine yakın bir araç geçişi oluyor ve bunun önemli bir bölümü de ağır taşıt trafiği. Bir yandan da bu yapılan yatırımların yapılmadığını düşünelim, bırakın İstanbul’u tüm Türkiye’yi etkilemiş olurdu. Bu projelerin ne kadar kıymetli olduğunu hep beraber yaşayarak görüyoruz” diye konuştu.
“Bu projelerin ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak görüyoruz”
Avrasya Tüp Tüneli, Marmaray, Kuzey Marmara Otoyolu başta olmak üzere çok büyük projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bugün baktığımızda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden günde yaklaşık 180-200 bin civarında araç geçişi oluyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden yaklaşık 250 bin araç geçiyor. Avrasya Tüneli’nden 80 bin civarında araç geçiyor. Marmaray’da 300 sefer yapılıyor günde ve orada yaklaşık 650 bin insanımızı taşıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde günde yaklaşık 150 bine yakın araç geçişi oluyor ve bunun önemli bir bölümü de araç taşıt trafiği. Bunların bir an olmadığını düşünelim. Bütün Türkiye’yi etkilemiş olurdu. Bu projelerin ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak görüyoruz. Ancak bir ihtiyaçtan öte sadece bir siyasi duruş ile bu projeyi eleştirdiler. Projemiz bugün Avrupa’nın birincisi, dünyanın altıncı büyük havalimanlarından. Geçen yıl 78 milyon kişi seyahat ettirmişiz. Hedefimiz 200 milyon ve ona yönelik yeni terminal binası ve pistlerin yapımına devam ediyoruz” dedi.
“Bugünü, yarını değil, ileriki yüzyıllar planlıyoruz”
Bakan Uraloğlu, İstanbul ile ilgili bir deprem riskinin bulunduğuna da işaret ederek, “İstanbul depremine yönelik ulaştırma yapılarıyla ilgili bütün önlemlerimizi aldık. Eski yapılmış olanları güçlendirdik. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün tabliyesini askıya aldık yeniden yaptık. Gece çalıştık, İstanbullu vatandaşlarımızın fark etmemesini sağladık. Bütün viyadüklerdeki deprem takozlarından tutun güçlendirilmesine kadar bütün çalışmalarımızı yaptık. Normal kullanımda ne lazımsa bunu planlarken bir taraftan da deprem durumunda İstanbul’un, öncelikle İstanbul’a acil yardım ekiplerinin ve malzemelerinin nasıl gireceği ve vatandaşların ulaşımı için projeler yapıyoruz. Bugünü, yarını değil, ileriki yüzyıllar planlıyoruz” diye konuştu.
Sarıyer-Kilyos Tüneli hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, “Projemiz Kilyos’tan başlayıp Karadeniz’den İstanbul’un kuzey noktalarından başlayıp Sarıyer’e oradan Çayırbaşı Tüneli devamında da Beşiktaş’a kadar uzanacak. O güzergahtaki bütün yerleşime hizmet edebilecek. Avrupa Yakasını neredeyse bir boydan bir boya geçebilecek olan ve Murat Kurum Başkanımızın de bahsettiği ‘İki Yakaya İki Tünel’ projesinden bir tanesidir. İlk etapta burayı bitirdiğimizde ciddi bir hizmet görecektir. Devamında Beşiktaş’a kadar uzatılması gündemimizde olan işlerden bir tanesi” ifadelerini kullandı.
“Zamandan 30 dakika tasarruf sağlayacağız”
Bu projeyle ilgili sahilden başlayarak yaklaşık 8 bin 200 metrelik bir güzergahta yapılan 7 bin metrelik tünelin yaklaşık yüzde 30’unu bitirdiklerini açıklayan Uraloğlu, iki tüpte toplam 3 bin 850 metrelik kazı gerçekleştirdiklerini bildirdi. Çalışmaların 7 gün 24 saat devam ettiğini de belirten Uraloğlu şöyle konuştu:
“İnşallah projemizi 2026 yılının sonuna doğru bitirerek hizmete açacağız. Bir kısmını tünel delme makinesi TBM ile bir kısmını ise normal aç kapa yöntemi ile yapacağız. TBM ile yüzde 60’ını geçiyoruz. Onun da imalatı yapılarak Çin’den geldi ve kurulumunu yapacağız. 110 civarında makine ve 550 kadar çalışanımızı 24 saat çalışıyor. Tüneli bitirdiğimiz de 350 bin nüfusa hizmet edecek. Devamını Beşiktaş’a kadar düşündüğümüzde İstanbul’un sahil şeridinin tamamına, Avrupa tarafının tamamına hizmet etmiş olacak. Tamamlandığında Sarıyer’den 35 dakika süren seyahat süresi sadece 5 dakikaya düşecek. Bunu Kilyos’tan Kuzey Marmara Otoyolu’na bağlayacağız. İsterseniz doğu istikametine ister batı istikametine gidin. İstanbul’un kuzeyindeki, Zekeriyaköy, Uskumruköy gibi yerleşimlere bağlantısı kolaylıkla sağlanmış olacak. En kıymetlimiz zamandan 30 dakika tasarruf sağlayacağız. Yakıttan ve karbon emisyonundan da önemli tasarruf sağlayacağız.”
“1 Nisan’dan Sonra Daha Verimli Çalışmalara İmza Atacağız”
Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak İstanbul’da hiçbir yatırıma ara vermediklerini ve çalışmalar devam ettiklerini söyledi. Uraloğlu, “Bildiğiniz gibi İstanbul’da tüm çalışmalarımızı yapıyoruz. Ancak daha iyi hizmet edebilmemiz için tüm belediye başkanlarımızla birlikte çalışabilmek önemli. Bizim için onlarla yapacağımız birliktelik çok kıymetlidir. Bu nedenle biz Cumhur İttifakı olarak gerek Sarıyer’de gerek İstanbul’un tamamında, inşallah 1 Nisan’dan itibaren de daha verimli daha iyi çalışmalara beraberce imza atmış olacağız” dedi.
Öte yandan Kilyos Tüneli’ni ziyaretin ardından Bakan Uraloğlu, Sarıyer Merkez Mahallesi’nde esnaf ziyaretinde bulunarak Sarıyerliler ile bir araya geldi. – İSTANBUL
]]>Yönter, partisinin Sultanbeyli ve Ümraniye ilçe başkanlıklarını ziyaretinin ardından Ataşehir İlçe Başkanlığında partililerle bir araya geldi.
Teşkilatından seçim çalışmalarına ilişkin bilgi alan Yönter, burada yaptığı konuşmada, Ataşehir’de ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında bir devrin kapanacağını ve Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağını söyledi.
Yönter, her insanın vereceği oyun çok kıymetli olduğunu belirterek, “Teşkilat olarak evvela herkesi sandığa götürmekle mükellefiz. Hiç kimseyi ihmal edemeyiz. Her vatan evladının iradesi bizim nezdimizde ve nazarımızda kutludur. Bu kutlu iradenin sandığa yansımasıyla İstanbul’un talihi inşallah açılacaktır.” ifadesini kullandı.
Önceki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) oy veren seçmenlere de seslenen Yönter, “Gelsinler bir olalım, beraber olalım, kardeş olalım. Ataşehir’in meselelerini hep birlikte çözelim” diye konuştu.
CHP’nin kendi içinde karışıklık yaşadığına vurgu yapan Yönter, şunları söyledi:
“???????Ataşehir’e baktım Onursal Adıgüzel’in fotoğrafı var. Yan tarafta da Ekrem İmamoğlu’nun fotoğrafı var. Merak ettim, Özgür Özel’in fotoğrafını gören oldu mu Ataşehir’de? Yok. İstanbul’da? Yok. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı utanıyor mu acaba fotoğrafının veya afişinin paylaşılmasından? Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı kim? Kimin eli kimin cebinde? Nasıl bir keşmekeşlikle ve kaotik yapıyla karşı karşıyayız? Partisini yönetemeyen bir zihniyete Ataşehir, İstanbul emanet edilir mi? Hayır. İstanbul’u yüzüstü bırakan bir zihniyete İstanbul tekrar emanet edilir mi? Hayır.”
“Yarı zamanlı belediye başkanı istemiyoruz”
İstanbul’u, tek gündemi İstanbul olan bir belediye başkanının yönetmesi gerektiğini söyleyen Yönter, “Biz yağmur yağdığı zaman kaçan, sel taştığında arazi olan, ortalıkta görünmeyen, deprem olduğunda kayak yapan, kar yağdığında balıkçıdan çıkan belediye başkanı istemiyoruz. Yarı zamanlı, ‘part-time’ bir belediye başkanlığı görevi deruhte eden bir şahsa tahammül edemeyiz artık.” ifadesini kullandı.
Yönter, Ekrem İmamoğlu’nun 5 yıldır İstanbul’da görülmediğini ileri sürerek, “Belediye başkanı seçilse bile, ki olmayacak Allah’ın izniyle, bırakıp gidecek. Nereye? Onun gizli gündemi var. Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığı koltuğunda şu anda bir kukla var. Kuklacı Saraçhane’de. Kuklayla kuklacı muhtemelen bir anlaşma üzerine gelecekte yer değiştirebilir. Ancak biz Ekrem İmamoğlu’nun uzun bir tatile çıkacağını, tatilin de kendisine çok yakışacağına inanıyoruz.” şeklinde konuştu.
İstanbul’un son 5 yılda 50 yıl kaybettiğini dile getiren Yönter, 31 Mart’ın ardından bu 50 yılın telafisinin yapılacağına inandığını söyledi.
“İstanbul’a hizmet gibi bir kaygısı yok”
Daha sonra partisinin Üsküdar İlçe Başkanlığına geçen Yönter, partilileri, yürüttükleri çalışmalardan dolayı tebrik etti.
Burada konuşan Yönter, Ekrem İmamoğlu ile daha fazla yola devam edilemeyeceğini belirterek, “Çünkü Ekrem İmamoğlu Bey’in İstanbul’a hizmet gibi bir kaygısı, bir derdi yok, öyle bir gündemi yok. Onun hedefi başka.” dedi.
Yönter, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığına heveslenerek görevini ihmal etmiş biri olduğunu vurgulayarak, “Şimdi her tarafta görüyorum, 10 büyük vaadi varmış. Emin olunuz onlardan bir tanesini cümle alemin önünde sorun, bir tanesini bile hatırlayamaz, söyleyemez. Yarın da unutacak.” ifadelerini kullandı.
]]>Yapım aşamasındaki Sarıyer-Kilyos Tüneli’nde incelemelerde bulunan Uraloğlu, burada yaptığı açıklamada, İstanbul’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak birçok işe imza attıklarını söyledi.
Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler köprülerinin tabliyesini askıya aldıklarını belirten Uraloğlu, şunları söyledi:
“Yeniden yaptık diyebilirim. Gece çalıştık, İstanbullu fark etmedi. O bütün askı halatlarını değiştirdik. Bütün viyadüklerdeki deprem takozlarından tutun, onların artı güçlendirilmesiyle ilgili bütün çalışmalarımızı yaptık. Bir taraftan bunu planlarken bir taraftan Allah korusun bir afet durumunda, bir deprem durumunda İstanbul’a acil yardım ekiplerinin, acil yardım malzemelerinin nasıl gireceğini ve İstanbul’dan çıkacak olan vatandaşlarımızın nasıl çıkacağıyla ilgili projeleri yapıyoruz.”
İstanbul’da bir deprem riski olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Buna yönelik ulaştırma yapılarıyla ilgili bütün önlemlerimizi aldık.” açıklamasında bulundu.
10, 20 ve 100 yıl sonrasını İstanbul için planladıkları vurgulayan Uraloğlu, “Sarıyer-Kilyos Tüneli de tam bu anlattığıma hizmet edecek olan projelerimizden bir tanesi.” şeklinde konuştu.
“Ana ulaşım arterleriyle ilgili büyük çalışmalar yaptık yapmaya da devam ediyoruz”
Bakan Uraloğlu, İstanbul’un aort damarları denilebilecek, ana ulaşım arterleriyle ilgili büyük çalışmalar yaptıklarını ve yapmaya da devam ettiklerini söyledi. Bu çalışmalar kapsamında bakıldığında Avrasya Tüneli, Marmaray, Kuzey Marmara Otoyolu gibi projelerin sadece İstanbul’un ulaşımını rahatlatan projeler olmadığını, bütün Türkiye’ye hizmet edildiğini dile getiren Uraloğlu, şöyle devam etti:
“15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden günde yaklaşık 180-200 bin civarında, FSM’den yaklaşık 240-250 bin, Avrasya Tüneli’nden 80 bin civarında araç geçiyor. Marmaray’da 300 sefer yapılıyor günde ve orada da yaklaşık 600-650 bin kişi insanımızı oradan taşımış oluyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden günde 150 bine yakın bir araç geçişi oluyor ve bunun önemli bir bölümü de gerçekten ağır taşıt trafiği.
Avrasya Tüneli, Marmaray ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle beraberinde Kuzey Marmara Otoyolu’nun bir an olmadığını düşünelim. İstanbul yaşanmaz, geçilmez hale gelmiş olurdu. Bütün Türkiye’yi etkilenmiş olurdu. Onun için bu projelerin ne kadar kıymetli olduğunu hep beraber yaşayarak görüyoruz. İstanbul Havalimanı projesi… Tamamen bir siyasi duruşla eleştirilen bu projemiz bugün Avrupa’nın birincisi, dünyanın 6. büyük havalimanlarından. Geçen sene 78 milyon, neredeyse Türkiye nüfusu kadar insanımızı oradan seyahat ettirmişiz.”
Uraloğlu, hedeflerinin 200 milyon yolcuya hizmet vermek olduğunu ve bu hedefe yönelik olarak terminal binaları ve yeni pistlerin yapımlarına devam ettiklerini belirtti.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum’un bahsettiği iki yakaya iki tünel projesinden birinin bunun devamı olduğunun altını çizen Uraloğlu, ilk etapta burayı bitirdiklerinde ciddi bir hizmet göreceğini açıkladı.
Uraloğlu, projenin daha sonra da Beşiktaş’a kadar uzatılmasının yine gündemlerindeki işlerden olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi bu projeyle ilgili biz sahilden başlayacağız. Yaklaşık 8 bin 200 metrelik güzergahtan bahsediyoruz. Bunun yaklaşık 7 kilometresi tünelle geçiyor. Çift tüp tünelle iki gidiş ve iki geliş olmak üzere toplam 4 şeritli. 1200 metrelik viyadükler ve bağlantı yollarından oluşmuş olacak. Bu tünelimizi bitirdiğimiz zaman Sarıyer’den 35 dakika süren seyahat süresi sadece 5 dakikaya düşecek. Biz bunu getirip Kilyos’tan Kuzey Marmara otoyoluna bağlayacağız. Zamandan en az 30 dakika tasarruf olacak. İstanbullular bunun ne anlama geldiğini gayet iyi bilirler. Bunu kazandıracağız. Sonra biz burada yakıttan ciddi bir tasarruf bir sağlamış olacağız. Yine emisyondan karbon emisyonundan bir tasarruf sağlamış olacağız ve çalışmalarımızı bitirdiğimizde bunların hepsi olmuş olacak. Şu an 7 bin metrelik tünelin yaklaşık yüzde 30’unu aşağı yukarı bitirmiş durumdayız.
Yüzde 30 seviyesine geldik ve 3 bin 850 metrelik iki tüp de toplam kazı gerçekleşmesi sağlamış durumdayız. Çalışmalarımız 7/24 devam ediyor. Hedefimiz 2026 yılının sonuna doğru inşallah bu tüneli bitirerek hizmete açmak. Burada biz bu tünel delme makinesi dediğimiz bir kısmını normal NATM yöntemi dediğimiz yöntemle kazıyla ilerliyoruz. Diğerini de TBM’yle, köstebekle beraber inşallah önemli bir kısmını, yüzde 60’a yakın kısmını da onunla beraber ilerlemiş olacağız. Onun da imalatı yapıldı. Çin’den İstanbul’a geldi. Bugünleri artık kurulum çalışmalarına inşallah başlamış olacağız. Şu anda tünel bünyesinde yaklaşık 110 civarında makinemiz görev yapıyor. Aşağı yukarı 550 civarında da çalışan arkadaşımız halen buradaki çalışmaları yürütmüş oluyor.”
“Tünel bittiğinde yaklaşık 350 bin nüfusa hizmet etmiş olacak”
Abdulkadir Uraloğlu, tüneli bitirdiklerinde 350 bin kişilik bir nüfusa hizmet etmiş olacağını ama devamında İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki bu sahil şeridinin tamamına metrolarla, metrobüslerle de entegre edildiği takdirde bütün yarımadaya ve bütün Avrupa tarafına da hizmet etmiş olacağını vurguladı.
Tünel işinin iğneyle kuyu kazma işi olduğunu dile getiren Uraloğlu, bu konuda Türk müteahhitler ve mühendislerin kazandığı tecrübe ile devam ettiklerini söyledi.
Uraloğlu, “Biz Cumhur İttifakı olarak gerek Sarıyer’de gerekse de İstanbul Büyükşehir’de inşallah 1 Nisan’dan itibaren daha verimli, daha iyi çalışmalara beraberce imza atmış olacağız.” açıklamasında bulundu.
Konuşmasının ardından Uraloğlu, Sarıyer Merkez’de esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.
]]>İhlas Haber Ajansı Erzurum Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Milletvekili Aydın, yerel seçimler ve Türkiye gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. İstanbul seçimleri öncesinde DEM ile CHP arasında yaşanan ittifakın gözler önünde yaşandığını ifade eden Aydın, “Aslında yani eski HDP yeni DEM diyelim. Bunlarla ittifakı Sayın İmamoğlu’nun hep vardı. Yani bir önceki yönetim seçim sürecinde bu ittifakı kurdu. Sadece onda değil. Dikkat ederseniz Allah korusun yani Batılıların Türkiye’yi bölme parçalama projelerinin çok önemli iki ayağı var. Bunlardan biri etnik ayrımcılığa gitmek, bir de mezhep ayrımcılığa gitmek. Maalesef buna İstanbul şehri emini de alet olmuştur. Yani geçen iftar yemeği veriyor, İnanın katılanları sayıyor, sayıyor, sayıyor, sayıyor. İçlerinde daha önce de İstanbul kimin diye sorulduğunda işte İstanbul Ermenilerin, Rumların, efendim şunların, bunların diye sıralıyor. Ama asli unsur Anayasamızda Türkiye Cumhuriyetinin asli unsuru olan Türklerin adını hiçbir zaman ağzına almaktan imtina ediyor her zaman” dedi.
“Atatürk’ün mirası yağmalanıyor”
“Avrupa’daki saldırılardan anlıyorsunuz. Nerede bir Türk vatandaşı varsa bizim bir soydaşımız varsa onun hanesine, dükkanına, hatta camilere saldırıyorlar” diyen Aydın, “Şimdi böylesine can derdine düşmüş bir terör örgütünün siyasi uzantısına maalesef Cumhuriyet Halk Partisi can suyu veriyor. Yani Atatürk’ün mirası yağmalanıyor. Yüz yıllık bir mücadele heba ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekten bölücülükle ilgili söylediği çok nefis cümleler var. Bütün bunları yok sayarak sanki efendim daha önceleri genel seçimlerde altılı masa kurulup altında DEM’i tutarken bugün altını masada bir dağınıklık söz konusu. Altında ki DEM masa üstüne çıkarılmış çok önemli bir paydaş haline getirmişler. Peki ortaklaştıkları düşünce ne? Allah korusun meşrep ya da işi tek kökenli merkezli bir ayrımcılığa tabi tutmak. Bir de artık mağarasında, dağında, efendim herhangi bir eylemde varlık bulamayan PKK’ya kravat tak takım elbise giydirip büyükşehirde, İstanbul’da efendim siyasi bir görüntü adı altında şehirlere, metropollere çekmek. Bizim canımız çok yandı. Aziz vatandaşlarımız bunun farkında. Yani bunlardan tekrar yeniden siyasi bir şey çekme projesini düşünenler de aldanıyorlar. Yani yılanla torbaya girilmez. Daha önceki dönemde ağır bedeller ödendi. Çukur eylemlerini hatırlayın. Yani 800, 900 civarında şehidimiz var bizim orada. Dolayısıyla biz artık mümin aynı delikten ikinci kez ısırılmak hükmüne uygun davranmamız lazım. Dolayısıyla Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak açık ve net söylüyoruz. Cumhur İttifakı var. Bütün bu belediyelerin tekrar Cumhur İttifakı’na geçmesi lazım. Artık can çekişen terörün şehirlerde barınmaması lazım. Belediyelerde kendilerine varlık bulmaması lazım. Bunu biz ezbere söylemiyoruz işte. DEM’i meclis üyesi açıkça söylüyor. Diyor ki İstanbul’da şu ittifakları yaptık. Adana’da şu ittifakları yaptık. Mersin’de iki belediyede şu ittifakı yaptık. İzmir’de şu kadar arkadaşımız efendim grup kuracaklar ve meclis üyesi olacaklar. Bütün bunları aleyhine açık söylenirken yani ben inanıyorum ki inşallah o İstanbul tarihi misyonuna bir uygun bir geriye dönüş sergileyecek” dedi.
Atacağınız taşın kimi ne kadar ürküteceğinin hesabını iyi yapmak lazım
Yeniden Refah Partisinin İstanbul’da aday çıkarmasına yönelik de eleştirilende bulunan Aydın, “Aslında yani Cumhur İttifakı içerisinde şimdi bir milli görüş mirası sahibini artık AK Parti’ye geçtiği kanaatim bu, milletimizde hasıl oldu ki bu kadar oraya destek oldular. Şimdi öylesine bir babanın bir evladı işte bugün yola çıktılar. ya İstanbul’da Allah aşkına yani yapacağınız işin, atacağınız taşın kimi ne kadar ürküteceğinin hesabını iyi yapmak lazım. Bu bir vebaldir, sorumluluktur. Bu vebalin altında kalamayacağını söyleyenler istifa edip kitlesel olarak efendim parti değiştiriyor ama nasıl bir üst akıl, böyle bir yönlendirme yaptıysa İstanbul’da aday çıkarmaları çok garip bir şey. Yani herkes oy potansiyelini biliyor. Bunlar amaç üzüm yemek mi? Bağcıyı dövmek mi? Cumhuriyet Halk Partisi de DEM’in buradaki amacı daha önce altının başında bir araya gelenler bunu itiraf ettiler. Biz tek amacımız Tayyip Erdoğan’a alaşağı etmekti. Cumhur İttifakı’nı sekmeye uğratmaktı. Başaramadık dediler. Peki bundan ders çıkaramadınız mı? Şimdi yazık değil mi? Sizin milli duruşunuz var. Böylesine gayri milli bir söylem içerisinde olan Sayın İmamoğlu’na dolaylı bir destek sağlama adına niye aday çıkarıyorsunuz? Bir milletvekilleri işte istifa etti. Yönetim kurullarında korkunç bir göç var. Ben inanıyorum ki gerçekten bu partiyi umut görüp rahmetlinin efendim hatırasına bağlı olarak buna destek vermeyi düşünen birçok insan bu karardan dolayı da desteğini çekecektir diye düşünüyorum.”
“Bu şehirler hizmetsizliği hak etmiyor”
Türkiye’nin genel seçimler üzerinden daha bir yıl geçmeden bir mahalli idareler seçimi arifesinde olduğunu ifade eden Aydın, “İnşallah güvenli ve emniyetli bir şekilde, kardeş hukukuna zarar vermeden seçimlerimizi gerçekleştireceğiz. Cumhur İttifakı olarak sahada her birlikte çalışıyoruz, biz ilkesel bir ittifakız. Millet ve ülke şiarı ile hareket ettiğimizi ortaya koyuyoruz. Büyükşehirlerde on ilde bugüne kadar hizmet noktasında herhangi bir vatandaşa yönelik bir hizmet götürmemiş Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri tekrar Cumhur İttifakına geçmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Özellikle kadim şehrimiz, dünya başkenti dediğimiz İstanbul bu hizmetsizliğe artık bir son verecek ve inşallah muradına erecek. Aynı şekilde Antalya, Mersin, Adana için geçerli, İzmir için de geçerli. İzmir’in hali ortada. Bunlar dünya çapında büyük kentlerimiz. Hak ettikleri hizmetleri almadılar. Elbette ki, Türk siyasetinin genel anlamda yaşadığı sıkıntılar var. Bunun farkındayız. Eksikleri ve sıkıntıları asla sümenaltı etmiyoruz. Türkiye’nin ekonomik sıkıntıları var, istihdam sıkıntıları, büyüme, gelişme, kentsel dönüşüm diye bir sıkıntısı var. Erzurum’da bunun içinde. Allah korusun Türkiye coğrafi olarak dünya ölçeğinde zaten deprem kuşağında olan bir ülke” dedi.
“Erzurum’da uygulama içine sokulmalı”
İstanbul ile birlikte Erzurum’un da deprem riski yaşayan bir şehir olduğunu anlatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle böyle bir riski taşıyan iki önemli şehrimiz. İstanbul’da sağ olsunlar Sayın Cumhurbaşkanımız dikkatleri çekti. Yarısı sizden yarısı biz de mantığıyla hareket edip yerinde bir şekilde, hızlı bir şekilde eskiyen, risk taşıyan binaların yeniden oturuma, kazandırılması yapılıyor. Geçen sene 6 Şubat depreminde büyük sıkıntılar yaşadık. Bunları yaşamamak adına, testi kırılmadan tedbirini alma noktasında ve bu anlamda Erzurum’un da düşünülmesi lazım. İnşallah Cumhur İttifakı gerekli başarıyı gösterecek. Ama asıl bundan sonra, başarıdan sonra hem gerek siyaset hem de bu bağlamda. Yani artık deprem kuşağı mantığı içerisinde, vatandaşımıza biraz devletimizin merkezi hükümetin katkı sağlayarak diğer illerde olduğu Erzurum’unda bu uygulama içinde sokulması gerekiyor.” – ERZURUM
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik projelerini de açıklayan Murat Kurum, “Buradan Büyükşehir personeline de sözümü veriyorum. Performans ücretlerini de eşit olarak dağıtacağız. Sosyal denge tazminatı ekleyerek yılda iki kez ikramiye vereceğiz. Kadrolu ve taşeron işçilerimizin maaşları arasındaki fark bir haksızlıktır; biz bu haksızlığı, adaletli bir düzenlemeyle gidereceğiz. Yani; İBB personelinin, 5 yıldır yaşadığı tüm adaletsizlikleri hızlı bir şekilde gidereceğiz” ifadelerini kullandı. Kurum ayrıca “Biz, ilk yıl içerisinde İstanbul’da tam 100 kreş açacağız. İşte bu kreşlerin bir bölümü 7 gün 24 saat esasına göre çalışacak. Gece çalışan kardeşlerimizin evlatları, büyükşehire emanet olacak” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de düzenlenen ‘İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar’ lansmanında ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını detaylı bir şekilde anlattı. Lansmanda Kurum’a, TBMM Adalet Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, milletvekilleri ve çok sayıda gazeteci eşlik etti. Kurum göreve gelince ilk 6 ay içerisinde gerçekleştirmeyi planladığı projelerini tek tek anlatırken, simülasyonu ve filim gösterimi ise sahneye yansıtıldı. Kurum program sonunda ise protokol eşliğinde sahnede fotoğraf çektirdi.
“Gerçek belediyecilik dönemini hep birlikte başlatıyoruz”
İstanbul’un köklü bir değişimin arifesinde olduğunu dile getiren Murat Kurum, “Pazar günü İstanbul’da gerçek belediyecilik dönemini hep birlikte başlatıyoruz. Aylardır sahadayız. ve gördüğümüz şudur ki; İstanbul, artık yeni dönem için gün saymaktadır. Yediden yetmişe tüm kardeşlerimiz; İstanbul gibi kutsal bir emanetin; son beş yıldır korunmamış olduğunu, gerekli özenin gösterilmediğini yaşayarak tecrübe etmiştir. Biz yola çıktığımız günden bu yana milletimizle aynı duyguları paylaşmanın mutluluğu içerisindeyiz” dedi.
“Projelerimizin hazırlanması noktasında yoğun bir mesai içinde olduk”
İstanbul’u gelecek nesillere en güzel şekilde armağan etmek amacıyla çıktıkları yolda dört büyük tanıtım toplantısı düzenlediklerini söyleyen Kurum, “Bu toplantılarımızın istisnasız hepsinde; İstanbul’un acilen çözülmesi gereken sorunları olduğunu, detaylı bir acil eylem planına ihtiyacımız olduğunu ifade ettik. Halkımızdan da bu konuda çok güçlü bir destek aldık. Bir yandan sahada çalışırken; bir yandan da projelerimizin hazırlanması noktasında yoğun bir mesai içinde olduk. İstanbul’un güncel ve potansiyel sorunlarına hakim hocalarımıza danıştık. Hızlıca acil eylem planımıza dair kararlarımızı aldık” şeklinde konuştu.
“1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz”
Hazırlanan acil eylem planıyla birlikte İstanbulluların birinci günden itibaren gerçek belediyeciliğin ilk 6 ay ve 1 yılda tamamlanacak projeleri sıraladı. İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik çilesinin geldiğini sözlerine ekleyen Kurum, “İstanbulluların yaşlısı-genci, erkeği-kadını herkes artık bu çileden bıkmıştır. Biz, 5 yıl boyunca, İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini süratle bitireceğiz. Uğraştıran değil ulaştıran İstanbul diyor ve 1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Çekmeköy- Samandıra hattı arasındaki Sancaktepe Hastane istasyonunu hizmete alacağız”
Murat Kurum, acil olarak yapılacak raylı sistem ve metro hatlarını şu şekilde sıraladı: “İlk 6 ayda, mevcut yönetimin açamadığı, İkitelli-Ataköy arasında bulunan 1 istasyonu yani Mimar Sinan İstasyonu’nu biz hemen açacağız. İlk 6 ayda, yarım yamalak açtıkları Çekmeköy- Samandıra hattı arasındaki Sancaktepe Hastane istasyonunu hizmete alacağız. 13 kilometre uzunluğundaki, AK Parti döneminde ihalesi yapılan ancak tamamlanmayan Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro hattını da ilk yılda hizmete açacağız. Bu hattımızla alakalı olarak şunun altını hemen çiziyorum. Biz Avrupa’nın en büyük finans merkezini açtık ama bunlar ihtiyaç duyulan bu hattı bir türlü bitiremediler. İşte bu metro hattı, İstanbul’u dünya ekonomisinin en büyük aktörlerinden biri haline getirecek olan İstanbul Finans Merkezi’nde çalışacak on binleri ilgilendiriyor. Fakat 5 yıldır tek bir adım atılmıyor. Adeta İstanbul’un gücü durduruluyor. Biz bu hattı süratle hizmete açarak, inşallah İstanbul’un gücüne güç katacağız. Yine bizim dönemimizde ihalesi yapılan ancak mevcut yönetim tarafından tamamlanamayan 5,6 kilometre uzunluğundaki Samandıra-Sultanbeyli hattımızı da biz ilk yılda hizmete açacağız. Bunun yanında 4,5 kilometre uzunluğundaki Kabataş-Yıldız hattımızı da ilk yılda hizmete almış olacağız. Yine ilk yılımızda; 17,5 km’lik Arnavutköy-Halkalı Metrosu da hizmete alınmış olacak.”
Kurum, ilk görev yılının sonunda mevcut 379,5 km olan raylı sistem uzunluğunun 40,6 km’lik 4 yeni hat ile 420,1 kilometreye çıkacağını, mevcut yönetimin 5 yılda yapamadığını 1 yılda başaracaklarını sözlerine ekledi.
“Kaynarca-Tuzla arasındaki 7,9 kilometrelik hattın yapımına ilk 6 ayda başlayacağız ve süratle bitireceğiz”
AK Parti döneminde ihalesi yapılan ve inşasına başlanan metro projelerinin de teker teker bitirileceğini ifade eden Kurum, “Bizim dönemimizde başlanan, sonrasında ihalesi iptal edilen Kaynarca-Tuzla arasındaki 7,9 kilometrelik hattın yapımına ilk 6 ayda başlayacağız ve süratle bitireceğiz. 9,7 kilometre uzunluğundaki Bağcılar(Kirazlı)- Küçükçekmece(Halkalı) metro hattının ilk 6 ayda yapımına başlayacağız. Buraya da bir parantez açmamız gerekiyor. Bizim zamanımızda, bu hatta dair ihalemiz yapıldı. Ardından bu hattı yüzde 10 seviyesine getirdik. Ama bunlar gelir gelmez bu hattın ihalesini hemen iptal ettiler. 4 sene boyunca yüzde 10’da olan bu hatta hiçbir işlem yapmadıkları gibi, şimdi de apar topar bir göz boyama ihalesi yapmaya kalktılar şov malzemesi yaptılar; ama onu da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Dediğim gibi biz bu gidişi durduracağız, hemen ilk altı ayda yapımına başlayacağız ve hızla milletimize armağan edeceğiz” dedi.
“Mevcut liyakatsiz yönetimin 5 yılda yaptığını, biz 1 yılda tam 2 katını yapacağız”
İBB yönetimin 5 yılda yaptığının; 1 yılda 2 katını yapacaklarını sözlerine ekleyen Kurum, “18,1 kilometre uzunluğundaki Mahmutbey-Halkalı-Bahçeşehir-Esenyurt hattımızı biliyorsunuz. Bu hattın içinde, henüz yapımına hiç başlanmamış olan Halkalı-Bahçeşehir-Esenyurt hattının inşasına da; ilk 6 ayda yine biz başlayacağız. Eş zamanlı olarak süratle 18 kilometre uzunluğundaki Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü/ 17,4 km uzunluğundaki Vezneciler-Sultangazi/ 5,4 km uzunluğundaki Sultanbeyli-Kurtköy/ 6 kilometre uzunluğundaki Kurtköy-Sabiha Gökçen hatlarının yapımlarına da ilk altı ayda başlayacağız. Yine; 21,3 km uzunluğundaki Üsküdar-Kadıköy-Kartal-Maltepe tramvayının 3,1 kilometre uzunluğundaki Eyüp Sultan- Bayrampaşa tramvayının 2 km uzunluğundaki Eyüp Sultan-Pierre Loti teleferik hattının yapımlarına ilk 6 ayda hemen start vereceğiz. Yine ilk 6 ay içinde; 14.5 km uzunluğundaki Sefaköy-Yenikapı/ ilk 1 yıl içinde, 28 km uzunluğundaki İncirli-Söğütlüçeşme/ yine ilk 1 yıl içinde 62,4 km uzunluğundaki Samandıra-İstanbul havalimanı Raylı Sistem hatlarının yapımlarına başlayacağız. AK Parti döneminde başlattığımız 9 hattı da hızlandıracağız. Bunun yanı sıra toplamda 184,7 km uzunluğunda 11 yeni raylı sistem hattına da başlayacağız. Böylece; ilk yıl içinde aynı anda 20 hat ve 270,6 km raylı sistem çalışmasını sürdürmüş olacağız. Yani mevcut liyakatsiz yönetimin 5 yılda yaptığının; biz 1 yılda tam 2 katını yapacağız” diye konuştu.
“Mevcut yönetim tarafından beton dökülen Dolmabahçe-Levazım Tüneli’nin inşasına ilk 6 ayda yeniden başlayacağız”
Yeni tünel ve yol projeleri ile trafiğin rahatlatılacağını sözlerine ekleyen Kurum, “7,8 kilometre uzunluğa sahip olan ve bizim dönemimizde başlatılan ancak mevcut yönetim tarafından beton dökülen Dolmabahçe-Levazım Tüneli’nin inşasına; ilk 6 ayda hemen yeniden başlayacağız. 7,2 kilometre uzunluğundaki Levazım-Armutlu bölümünün yapımını da ilk 6 ayda; 4,8 kilometre uzunluğundaki Armutlu-Cendere ve 1,8 kilometre uzunluğundaki Cendere-Ayazağa Tünellerinin yapımlarını ilk yıl içerisinde başlatacağız. Yine; 4,5 kilometre uzunluğundaki Ayazağa-Çayırbaşı Tünelini ilk 6 ayda inşasına başlayacağız. Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini hızla tamamladığımızda, Büyükdere caddesi ve sahil yoluna alternatif; Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine 11,6 km’lik Kağıthane-Bayrampaşa; 10,2 km’lik Göztepe-Bostancı Tünellerinin de inşasına ilk 6 ayda süratle başlayacağız” diyerek tünel projelerini sıraladı.
Trafik çilesini çok daha detaylı çözümlerle bitirmenin gayreti içerisinde olduklarını söyleyen Murat Kurum, ilk 6 ayda 260 kilometrelik ana yol ve yan yolun, 45 kavşağın yapımını başlatacaklarını ve bu kavşakların tümünün ilk yıl tamamlamış olacağını sözlerine ekledi.
“50 km motosiklet yolunu, 100 kilometre motosiklet güvenlik bariyerini ilk 1 yılda yapacağız”
İstanbul’daki motosiklet kullanıcılarının güvenliği için motosiklet yollarının yapılacağını dile getiren Kurum, “1 yılın sonuna kadar 50 km motosiklet yolunu hemen hizmete açacağız. Ben yolların nerelerde olduğunu da söylemek istiyorum. Bakırköy Sahil Yolu, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Kozyatağı, Maltepe Sahil Yolu ve Samatya… Tabi motosiklet yollarımızın yanında motosiklet kullanıcılarının bizden ısrarla istediği ve dünyanın hemen tüm şehirlerinde uygulamaya geçen motosiklet güvenlik bariyeri noktasında da hamle yapacağız. İstanbul’un en çok kullanılan yollarında toplam 100 kilometre motosiklet güvenlik bariyerini ilk 1 yılda hemen yapacağız” ifadelerini kullandı.
Otopark sorununu çözmek için 250 bin araçlık otopark yapacaklarını ifade eden Kurum, ilk 1 yılda 50 bin araçlık otoparkın yapımını başlatacaklarını, 25 binini 1 yılın sonunda hizmete alacaklarını belirtti. Her otoparkta şarj istasyonlarının olacağının, sıfır atığa ve engelsiz ulaşıma uygun şekilde dizayn edeceklerinin altını çizdi.
“İstanbul’un gündeminden taksi sorununu çıkaracağız”
Taksi probleminin ilk 6 ay içerisinde çözüleceğini açıklayan Kurum, “Taksi problemini vatandaşımızın, esnafımızın, tüm paydaşların lehine olacak şekilde çözeceğiz. İstanbul’un gündeminden taksi sorununu çıkaracağız. Taksi eksiğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. Yine dijital uygulamaları tek merkezde buluşturarak çok başlılığa son vereceğiz. İstanbul Taksisini marka haline getireceğiz” dedi.
“Metrobüs hattının kapasitesini artıracağız”
Metrobüs ve otobüs sayılarının artırılacağını ifade eden Kurum, “İlk 6 ayda mevcut metrobüs hattında yeni işletme planımızı tesis ederek, metrobüs hattının kapasitesini artıracağız. İlk yıl tamamlandığında toplam 100 yeni metrobüs, 250 yeni otobüs filolarımıza dahil olacak. Bir yandan filolarımızı büyütürken bir yandan da metrobüs hattımızın istasyonlarının kapasitesini arttıracağız. Hazırladığımız ‘Yeni Metrobüs İşletme Planı’ sayesinde; metrobüs kapasitesini yüzde 20 arttıracağız. Altunizade, Zincirlikuyu, Yenibosna gibi yoğun olan alanlardaki yığılmayı artık sonlandıracağız. Bozuk metrobüsleri süratle onaracak; yine metro hatları için de sıkıntılı tüm araçları iyileştireceğiz.” Şeklinde konuştu. Metro, tünel, yol ve kavşak projelerinin tamamlanması ile ilk bir yılda trafikte kalma süresinin yüzde 64’ten 59’a düşeceğini belirtti.
“Göreve gelir gelmez 650 bin konutun inşa sürecine 39 ilçemizde başlıyoruz”
İstanbul için bir diğer acil ihtiyacın deprem hazırlığı olduğunu belirten Murat Kurum, kentsel dönüşüme yönelik projelerini şu şekilde sıraladı: “İstanbul’u depremin risklerinden korumak, İstanbul’u depreme hazır hale getirmek sorumluluk hissi taşıyan herkesin boynunun borcudur. Biz göreve gelir gelmez, milletimize vaadimiz olan 650 bin konutun inşa sürecine 39 ilçemizde başlıyoruz. 300 bin konutumuzu yarısı büyükşehirden diyerek Kiptaş eliyle yapacağımızı duyurmuştuk. Başvuruları hemen 15 Nisan’da almaya başlayacak, 1 ay içerisinde başvuru sürecini tamamlayacağız. İlk 6 ayda 20 bin konutun yapımına başlayacağız. Yine ilk yılın sonunda 60 bin konutun yapımına başlamış olacağız. Yani 6 ay gibi kısa bir sürede; mevcut yönetimin, 5 yılda yaptığının tam 4 katının yapımına başlayacağız. 100 bin sosyal konut çalışmamıza da eş zamanlı olarak başlayacak, ilk 6 ayda 20 bin sosyal konutun yapımını başlatacağız. 250 bin konut projemize geldiğimizde; orada da bir yıl içerisinde anlaşıp müracat eden vatandaşlarımızın imar düzenlemelerini tamamlayacağız. Dönüşümü İstanbul’un her sokağında eş zamanlı olarak başlatacağız” diye ifade etti.
“80 bin yeni yuvamızı milletimize armağan etmiş kadrolarız”
Geçtiğimiz 5 yılda İstanbul’un 39 ilçesinde 173 bin konutun dönüşümünü başlattıklarının altını çizen Kurum, “80 bin yeni yuvamızı milletimize armağan etmiş kadrolarız. Milletimizin dualarını alma bahtiyarlığına erişmeyi en büyük şeref olarak görüyoruz ve inşallah önümüzdeki 5 yılda da milletimize layık olmak için çalışacağız” dedi.
“Birinci yılın sonuna geldiğimizde, İstanbul’umuz muhtemel bir afete çok daha hazır hale gelecek”
Depreme hazır olmak için kapsamlı bir afet yönetim sisteminin kurulacağını sözlerine ekleyen Kurum, “İlk 6 ayda Anadolu ve Avrupa yakalarına birer adet afet müdahale merkezinin yapımına başlayacağız. İlk yılın sonu gelmeden, kalan 7 afet müdahale merkezimizin yapımına da başlamış olacağız. Yine ilk yılımızda Anadolu ve Avrupa yakalarına birer adet lojistik merkezimizi de yapacağız. Yine yıl bitmeden, hem İstanbul’da afet çantası dağıtımına başlayacağız hem de afet akademisini kuracağız. Yine ilk altı ay içinde 39 ilçemizde, tam donanımlı geçici yaşam alanları yapımına başlayacağız. İlk yıl Anadolu ve Avrupa yakalarında birer adet hasta yakını konaklama merkezi yapımına da başlayacağız. Yine afetlerde bizi son derece destekleyecek olan dijital ikiz projemizin; veri bilgi altyapısını ilk 6 ayda kuracağız. ve ilk yılın sonuna kadar hizmete alacağız. Birinci yılın sonuna geldiğimizde, İstanbul’umuz mbir afete çok daha hazır hale gelecek” ifadelerini kullandı.
“İstanbul için; ‘İstanbul Medeniyet Kentsel Tasarım Rehberimizi’ hazırlayacağız”
İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatının canlanması için de bir dizi proje açıklayan Murat Kurum, “İstanbul için; ‘İstanbul Medeniyet Kentsel Tasarım Rehberimizi’ hazırlayacağız. İlk yıl içerisinde 39 ilçemizin tamamında meydan düzenlemelerine başlayacağız. Yine ilk 6 ay içerisinde; 39 ilçemizin mahalle bahçesi çalışmalarını başlatacağız; İstanbul Botanik Bahçesi’nin 1 yılın sonuna gelmeden ilk etabını açacağız. Yine 1. Yıl içerisinde bizim dönemimizde inşaat ilerleme oranı yüzde 70 olan ve 5 yıldır çivi çakılmayan İstanbul Müzesi’ni tamamlayacağız. Şehir kütüphanelerimizin çalışmalarına ilk 1 yıl içerisinde başlayacağız ve bunlardan bir tanesini de aynı yıl tamamlayacağız. Olimpiyat şehri İstanbul hedefiyle; ilk 6 ay içerisinde her mahallemizde spor tesislerinin yapımına başlayacağız” dedi.
“İlk yıl içerisinde İstanbul’da tam 100 kreş açacağız”
Mevcut yönetimin 5 yılda yapamadığı kreşleri 1 yılda yapacaklarını söyleyen Murat Kurum, “Biz, ilk yıl içerisinde İstanbul’da tam 100 kreş açacağız. İşte bu kreşlerin bir bölümü 7 gün 24 saat esasına göre çalışacak. Gece çalışan kardeşlerimizin evlatları, büyükşehire emanet olacak” dedi.
“Geçici sahipsiz hayvan bakım merkezlerini ilk yılda hizmete alacağız”
Sahipsiz sokak hayvanları için de harekete geçeceklerini ifade eden Kurum, “39 ilçemize geçici sahipsiz hayvan bakım merkezleri yapacağız. Tamamını ilk yılda hizmete alacağız. Sokak hayvanlarını aşama aşama bu tesislere getireceğiz. Bakıma ihtiyaç duyan hayvanların ön bakımlarını buralarda yapacağız. Yine 1 yıl içerisinde iki yakada 50 bin kapasiteli hayvan yaşam merkezlerinin yapımına da başlayacağız. Burada da kimliklendirme, kısırlaştırma, aşılama gibi uygulamaları hayata geçireceğiz” dedi.
Mevcut yönetimin ihalesini iptal ettiği ve temel atmama töreni yaptığı Silahtarağa Arıtma Tesisi için ilk 6 ay içerisinde yeniden temel atma töreni düzenleneceğini de sözlerine ekledi.
“İlk 6 ay içerisinde 39 ilçemize hizmet edecek şekilde paylaşımlı ofislerimizi açıyoruz”
Gençlerin kendi işlerini kurabilmeleri için her türlü desteği vereceklerini ifade eden Kurum, “Gençlerimize yeni işlerini kurabilecekleri, görüşmelerini yapabilecekleri ve onları profesyonel yaşamlarında destekleyecek olan paylaşımlı ofisler vaad etmiştik. İlk 6 ay içerisinde 39 ilçemize hizmet edecek şekilde paylaşımlı ofislerimizi açıyoruz. Yine ilk 6 ay içerisinde İSMEK’imizi büyütecek, yeni kurslar açacağız. Müfredatını güncelleyecek; eğitmen ve bina sayısını süratle arttıracağız. Eğitim fakültelerinde okuyan genç öğretmen adaylarımıza belli bir ücret karşılığı İSMEK’te görevler vereceğiz. İSMEK’imizi yeniden özüne döndüreceğiz” diye konuştu.
“Emeklilerimizin İstanbul kartlarına 2 bin 500’er lirayı yükleyeceğiz”
Emeklilerin yaşamını kolaylaştırmak için her anlarında hep yanlarında olacaklarını sözlerine ekleyen Murat Kurum, “Emeklilerimiz için tüm adımları, ‘Yarın Değil Hemen Şimdi’ düsturunda göreve gelir gelmez hızlıca atacağız. Emeklilerimizin İstanbul kartlarına 2 bin 500’er lirayı yükleyeceğiz” dedi.
“Su tüketimlerinde, faturanın yüzde 50’si İBB’den olacak”
Aynı anlayışla sosyal su tarifesinin hayata geçirileceğini dile getiren Kurum, “Öğrenci evlerinin, 65 yaş üstü aboneler ile ihtiyaç sahibi tüm emekli abonelerimizin, kamu kurumlarından sosyal destek alan kardeşlerimizin, 10 metreküpe kadar su tüketimlerinde, faturanın yüzde 50’si büyükşehirden olacak. Yani bugün, 237 lira olan faturalarınızı, ilk ay itibariyle 118 lira olarak ödeyeceksiniz. Küçük Esnaf tarifemizle, 5 metreküpe kadar tüketimde yüzde 50 indirim uygulayacağız. Yani şu an 5 metreküpe 310 lira ödeyen benim esnaf kardeşim, bundan böyle sadece 155 lira ödeyecek” şeklinde konuştu.
“İstanbul gençler için çok daha keyifli ve huzurlu bir şehre dönüşecek”
Ücretsiz ulaşım ve toplu taşımaya dair sözlerini göreve gelir gelmez yerine getireceklerini sözlerine ekleyen Kurum, çocuklara, gençlere ve kadınlara yönelik projelerini de şu şekilde sıraladı: “İlköğretim öğrencilerimize ücretsiz ulaşımı hemen hayata geçireceğiz. İstanbul gençler için çok daha keyifli ve huzurlu bir şehre dönüşecek. Evet, Üniversite öğrencilerimize mevcut tarifeden yüzde 40 indirimi ilk ay içinde uygulayacağız. Yani öğrencilerimizin aylık abonmanları mayıs ayında 150 lira olacak. Sözleşmeli, memur fark etmeksizin tüm öğretmenlerimize indirimli ulaşımı başlatacağız. Deniz ulaşımında da ücretsiz aktarma sistemine ilk ay itibariyle geçeceğiz. Eş zamanlı olarak üniversite öğrencilerimizin hesaplarına 10 bin liralık eğitim desteğini hemen başlatacağız. Yine öğrenci evlerimize aylık 25 metreküplük doğalgaz desteğimizi; yeni evlenecek genç çiftlerimize 50 bin liralık evlilik desteğini ilk altı ayda başlatacağız. Ayrıca kadın girişimcilerimize 100 bin lira hibe ödemesini ve ilk işini kuran gençlerimize de 100 bin lira destek ödemelerimizi ilk 6 ayda başlatacağız. Mekan İstanbul’ları 1 yıl içinde hemen 39 ilçemizde açacağız. Sosyal tesislerde gençlerimize indirim uygulamalarımızı göreve geldiğimiz hafta başlatacağız. Yine ilkokul öğrencilerimizin tamamen doğal ürünlerden oluşan beslenme desteğini bu eğitim yılı içerisinde başlatacağız. Göreve geldiğimiz ilk hafta itibarıyla okullarımızda güvenlik ve temizlik uygulamalarını Büyükşehir yapacak. Büyüklerimize de yemek ve temizlik hizmetine hemen başlayacağız” diye belirtti.
“Tüm köylerimize doğrudan destek paketlerini hemen sunacağız”
151 köyün tamamına ‘Kırsal Kalkınma Projesi’ desteklerini vermeye başlayacaklarını dile getiren Kurum, “Buna göre; ilk ay itibariyle tüm köylerimize, tohum, fide, gübre, yakıt, büyükbaş/ küçükbaş hayvan, makine, teçhizat ve sulama noktasında doğrudan destek paketlerini hemen sunacağız” dedi.
“İBB personelinin, 5 yıldır yaşadığı tüm adaletsizlikleri hızlı bir şekilde gidereceğiz”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik projelerini de açıklayan Murat Kurum, “Buradan Büyükşehir personeline de sözümü veriyorum. Göreve geldiğimiz anda, 1 ay içerisinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden haksız yere işten çıkarılmış tüm kardeşlerimizi görevlerine geri alacağız. ve bizim dönemimizde hiç kimse haksız bir şekilde işinden, ekmeğinden olmayacak. Performans ücretlerini de eşit olarak dağıtacağız. Sosyal denge tazminatı ekleyerek yılda iki kez ikramiye vereceğiz. Kadrolu ve taşeron işçilerimizin maaşları arasındaki fark bir haksızlıktır; biz bu haksızlığı, adaletli bir düzenlemeyle gidereceğiz. Yani; İBB personelinin, 5 yıldır yaşadığı tüm adaletsizlikleri hızlı bir şekilde gidereceğiz” diye konuştu.
“Vatandaşımız tüm projelerimizi ve ilerlemelerini kurumsal hesaplarımızdan anlık olarak takip edebilecekler”
İlk 6 ay ve 1 yılda yapılacak projelerin Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk kez açıklandığının altını çizen Murat Kurum, “Bizim dönemimizde vatandaşımız tüm projelerimizi ve ilerlemelerini kurumsal hesaplarımızdan anlık olarak takip edebilecekler. Yorumlarını, eleştirilerini, önerilerini oradan bize hemen iletebilecekler; biz de hemen uygulamaya geçeceğiz. Bakanlık döneminde onlarca, yüzlerce projeyi toplu olarak hizmete sunan, her gün mutlaka bir temel atma veya açılış yapan bir kardeşiniz olarak diyorum ki; İstanbul bizi daima projelerde, daima eserlerde görecek. Aziz İstanbullular öyle bir belediyecilik yapacağız ki, her gün, ‘Murat Kurum ve arkadaşları, İstanbul’da acaba yeni ne yapıyor’ diye merak edecek, kendi eserlerinizle gurur duyacaksınız. Biz İstanbul’un göğsünü kabartacağız. Çünkü biz İstanbul için aşkla çalışacağız ve İstanbul’a hizmette tarih yazacağız! Sizler de şahit oldunuz, 6 ay ve 1 yıllık icraat planımızı özetin özeti olarak bile anlatmamız, bir hayli uzun sürdü” diye konuştu.
“Gelin, vakit İstanbul vakti diyelim ve bu şehri geleceğe birlikte taşıyalım”
İstanbul’un kaybedecek vakti olmadığını dile getiren Kurum, “Vakit kaybına hiçbir insanımızın artık tahammülü yoktur. Ben bu vesileyle, İstanbullu her hemşerimden, her haneden oylarını istiyorum. İstanbul’un 5 yılını kayıp bilerek; 2 kat, 3 kat daha fazla çalışacağıma söz veriyorum. Hepinizden bu kardeşinize dua ve desteklerinizi bekliyorum. Gelin, vakit İstanbul vakti diyelim ve bu şehri geleceğe birlikte taşıyalım. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi haline terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz, ‘Daima İstanbul’ diyeceğiz. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür, bu söz Murat Kurum sözüdür” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kurum: “Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”
İSTANBUL – İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı hakkında konuşan Kurum, “Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de bir otelde düzenlenen İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanında ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İBB’ye ait iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlerle ilgili soruları yanıtlayan Kurum, adaletin meydanlarda gezmekle sağlanamadığını belirtti. Kurum, İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı çıkarması ve mal beyanı ile ilgili değerlendirmelerini de paylaştı.
“Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”
Bir gazetecinin “Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyarlık villa mevzusu olduğunu, Murat Kurum’un başına böyle bir şey gelse ne olurdu? sorusunu cevaplayan Kurum, “Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. Hatırlamıyoruz, vaatlerimiz unuttuk, balya balya paralarını cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler. İstanbullular sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp balya balya kuleler yapanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek” diye konuştu.
“Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız”
Tanıtım toplantısı ile ilgili konuşan Kurum, “Şu çalışma bizim için çok kıymetlidir. İstanbul’un içine düşmüş olduğu durumu ve bu durumdan kurtarabilmek adına atacağımız adımları burada ifade etmeye çalıştık. CHP’li yönetimin 5 yılda yaptığı işlerin 6 ayda, 1 yılda nasıl yapılacağını tüm İstanbul’a anlatmaya çalıştık. Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız. İstanbul’un, İstanbulluların yüzü gülecek. Hep birlikte o huzuru ve mutluluğu hissedeceğiz” dedi.
“Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız”
Kendisine yöneltilen ‘Şu anda İBB’ye ait iştiraki şirketlerinde maaş konusunda yaşanan grevler hakkında neler söylemek istersiniz?’ soruyu yanıtlayan Kurum, “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ deyip meydanlarda gezmekle adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz. Dolayısıyla biz attığımız her adımda dürüst, samimi olacağız. İstanbullular bu dürüstlüğü her alanda görecekler. 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun 6 ayda çözüldüğünü göreceksiniz. 6 ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 5 yılda yapılan işlerin daha fazlasının 6 ayda nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Bu süreçleri hep birlikte yürütüyor olacağız” şeklinde konuştu.
“Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar”
Kurum bir gazetecinin ‘Sayın İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise, “İstanbullular 5 yıldır samimiyetin olup olmadığını gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burası tüm etnik kökenlerin, inanışların, tüm medeniyetlerin bir arada yaşadığı yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” diyerek yanıt verdi.
‘Muammer Keskin’in paralar ile ilgili adliyeye ifadeye gitmesi hakkında ne diyeceksiniz?’ sorusuna cevap veren Kurum, “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır” dedi.
]]>“ASLINDA 31 MART’I YÖNETMEKTEN ÇOK 1 NİSAN’DAN SONRA BİRKAÇ YIL SÜRECEK BİR DÖNEME TALİPTİK”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Dün 101’inci mitingi yaptık. Planlananlar bittiğinde 105 ya da 106 miting yapmış olacağız. Biz aslında 31 Mart seçimlerini yönetmekten çok 1 Nisan’dan sonra birkaç yıl sürecek olan ve yapısal değişiklikleri yapabileceğimiz bir döneme taliptik. Ama tabii ki yerel seçimlerden önce bir kurultayımız vardı. Onunla ilgili tespitleri o zaman konuşmuştuk ve bu kurultayda başarılı olup yönetime gelince hemen bir yerel seçim takviminin içinde bulduk kendimizi. Doğru işler yaptık, çok emek verdik. Özellikle ölçme değerlendirmeye çok emek verdik. 330 bin tekil anket yaptık. Yani 330 bin vatandaşa soru sorduk, cevap aldık, adaylar belirlenirken. Adaylar belirlendikten sonra da 200 bine yakın anketle adayların performansını, illerdeki gidişatı, trendi ölçtük ve esnek programlarla seçim takvimimizi, propaganda takvimimizi ona göre belirledik. Milletvekillerimizi bütün illere yollamıştık. Örneğin İzmir’de 46 milletvekilimizin raporundan anketlerden ve diğer yapılan çalışmaların tümünden yararlandık. Türkiye’de İstanbul hariç bütün illere, İstanbul’a ve Ankara’ya özel başka bir uygulama yaptık, milletvekillerimiz, en az ikişer kez gittiler. Özel heyetlerle çalıştık. 850 ilçemize anketlerden sonra ‘sandık kurabilirsiniz’ diye yetki verdik. 300’e yakın ilçe bununla ilgili talep bildirdi. 199 ilçemizde ön seçimle adaylarımızı belirledik. Bu da kıymetliydi. Tabii ki eleştirenler, kızgınlar, küskünler oldu ama aday belirleme süreci bittikten sonra bütün çalışmalar gösterdi ki doğru işler yapmışız. Elbette hatasız iş olmaz. Hatalar varsa hepsini üstüme alıyorum ve son haftaya gelene kadar gayet iyi bir trend yakalamıştık.”
“BURSA, BALIKESİR, MANİSA VE DENİZLİ’NİN DÖRDÜNÜ DE ALIRSAK ŞAŞIRMAM”
“Umduğumuzdan daha iyi bir son haftaya girmiş durumdayız.” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“11 büyükşehrin tamamını korumamız, üstüne de üç, dört, beş büyükşehir eklememiz mümkün. Bir kere Bursa, Balıkesir, Manisa ve Denizli’nin dördünü de alsak şaşırmam. Üçünü alacağımıza inanıyorum. Hepsi birbirine çok yakın. En az ikisini alacağız. Üçünü alacağımıza inanıyorum. Dördü olursa tabii tadından yenmez. Malatya’da inanılmaz bir tempo var, herkes Veli Ağbaba’nın kazanacağına inanmış durumda. Adıyaman’da, Adıyaman’ın zorla adaylaştırdığı bir adayımız var, Abdurrahman Tutdere. Teyzeler ağlarken Abdurrahman’a sarılıp Kürtçe ağıt yakıyorlar. ‘Ne dedi’ deyince ‘Sen ol, başka kimse yok diyorlar’ dedi. ve biz onun üzerine Adıyaman’da ankete bakmadan yaptık. Malatya ve Adıyaman’daki ortak cümle şu; ‘Depremde bir tek yanımızda o vardı’ diyorlar.”
“BEKLENTİLERİMİN ÖTESİNE GEÇMİŞ DURUMDAYIZ”
Devletin bütün imkanlarının bir parti için kullanıldığına işaret eden Özgür Özel, şunları kaydetti:
“Bence 31 Mart’ta vatandaş; TRT’yi partinin televizyonu haline getiren, Anadolu Ajansı’nı partinin haber ajansı haline getiren, 17 tane bakanla İstanbul’da propaganda yürüten ve devletin bütün imkanlarını bir parti için kullananlara karşı bu orantısız ve haksız güce yerelden bir denge kuracak. Diyecek ki ‘Evet, sen bu kadar yetkiyi kullanıyorsuna ama bu kadarı haksızlık.’ Bu kadar gücün ve yetkinin bir yerde toplanmasının riskini de görüyor vatandaş. Ben, büyükşehir sayımızı arttıracağımızı ümit ediyorum. Üç ay önce öyle kötümserler vardı ki şöyle bir hesap yapılıyordu, ‘İYİ Parti yok, 10 puanı oradan çık. Geçen seçim HDP, AK Parti’ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız her şeyi yapmıştı, onu da çık. CHP’nin elinde iki il ya kalır ya kalmaz.’ En iyimser üç deniyordu. Böyle bir noktaya gelebileceğimizle ilgili ben de iyimserdim ama beklentilerimin ötesine geçmiş durumdayız. Giresun’u, Sinop’u kazanacağız, bunun yanında mesela Trabzon Merkez ilçeyi kazanacağız Ahmet Kaya ile Afyon ve Uşak’ı yan yana kazanacağız. Kütahya’nın da çok büyük bir sürpriz potansiyeli var.”
“EKREM BAŞKAN İÇİN 2019’DA İKİNCİ SEÇİMDEKİ KADAR BİR FARKI OLASI GÖRÜYORUM”
Özel, “İmamoğlu kazanır mı” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bugünlerde konuşmanın şu güçlüğü var; sanki seçmene ‘Sana gerek kalmadı. Sen ne yaparsan yap…’ Böyle bir hissiyat yaratmak istemem. Ekrem Başkan için her anket bir öncekinden iyi geldi ve büyük bir teveccüh var. İddialı bir şey söylemeyeyim ama şunu söyleyeyim, hani o haksızlığa uğradı, mazbatası iptal edildi ve ikinci seçim oldu ya. Ben ikinci seçimdeki farkı arttıracağını düşünüyorum. İkinci seçimdeki kadar bir farkı olası görüyorum. Tabii bunda beş yıllık emek var. Örgütün emekleri var. İstanbul’u koruma refleksi vardı. İstanbul’u Ekrem Bey’e emanet ettiler. O da ‘İstanbul’un muhafızıyım’ dedi. Gerçekten İstanbul’da halkın haklarını korudu. AK Partili belediyelerin kriz yönetme potansiyelleri yok. Hep tepeden talimat bekliyorlar. Alışmışlar. Merkezi yönetim var. Tayyip Bey bir şey söyleyecek. Bizimkilerin zaten yıllardır merkezi yönetimle çalışmışlıkları yok. Pandemide kolları derhal sıvadılar. Her türlü sıkıntılı süreci iyi yönettiler ve bunun karşılığını aldıklarını görüyoruz. Bir de vatandaş şunu görüyor; CHP yalnızlaştırılıyor ya. Bütün hesap şu: ‘Bu seçimlerde muhalet kaybetsin, darmadağın olsun. İstediğimiz her şeyi yapalım.’ “
“KRİZİN ÇIKTIĞI YERE ACİL MÜDAHALE MANGAMIZ HAZIR”
CHP Lideri Özel, “Herhangi bir olasılık durumunda, seçimin tekrar edilmesi gerekirse YSK bunun tarihini 2 Haziran olarak açıkladı. Böyle bir ihtimal söz konusu olabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bugün YSK’nın yaptığı aslında daha önce de yapılan rutin bir iş. Yani tekrar seçimin tarihini önceden ilan etmek durumundalar. Bunun farklı uygulaması şöyle olabiliyor: İtirazlar, seçimin yapılacağı 45 günlük süreyi aşacak kadar geciktirirse o zaman yeni bir tarih özel olarak belirlenebiliyor. Biz tüm Türkiye’de çok farklı bir hazırlık yaptık. Tut ki İstanbul’da seçim oldu, Ankara’da oldu, İzmir’de oldu, büyük şehirlerde oldu. Malatya’da kafa kafayayız, sayım uzadı. Malatya’da seçim sayımı sürerken Malatya’ya gidecek 10 arkadaşımız belli şu anda. Her yer için belli şu anda. İstanbul için eğer benzer bir durum olursa başka illere gitmeye gerekenler dışında herkes İstanbul’a gelecek. Sayın Gül Çiftci, seçim-hukuk işlerinden sorumlu, o da inanılmaz bir performansla bu seçimi yönetti. Seçim sonrası bazı detayları veririm. Örneğin partimizden aday adaylığı başvurusu yapıp da partimizi bırakıp başka partiye gidenlerle ilgili seçim kanununun ilgili maddesini çok doğru ve yerinde işlettiler. Bir yanda Pınar Hanım var, dijital alanıyla ilgili. Genel Sekreterimiz Selin Sayek Böke var. Üç kadın siyasetçi, inanılmaz titiz bir çalışma yapıyorlar. Krizin çıktığı yere acil müdahale mangamız hazır. Pat diye oradayız.”
“BİZ HAZIRIZ AMA İLAVE KATKI SAĞLAMAK İSTEYEN HERKESİN DESTEĞİNE AÇIĞIZ”
Oy kullanmanın en temel vatandaşlık hakkı ve ödevi olduğunu vurgulayan Özgür Özel, şöyle devam etti:
“Vatandaşın, oy namusudur ve sandığa atana kadar ona emanettir, sandığa attıktan sonra bize emanet. Biz CHP olarak sandık güvenliği açısından üzerimize düşen her şeyi yaptık. Hem dijital alanda hem görevlendirmeler açısından. Hatta o kadar ileri bir noktadayız ki bugün akşam dördüncü kez tatbikatımızı yapacağız. Okul sorumluları, sandık sorumluları, kat sorumluları, okul öncesi bilgilerle her şey tamam. Yine de buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Bizim bütün görevlilerimiz tamam. Ancak vatandaşlarımızdan ‘Benim içim rahat değil. Sandığa sahip çıkmak istiyorum’ diyen herkesi ilçe başkanlıklarımıza gitmeye, müşahit kartlarını almaya ve görevlendirilecekleri sandıkta müşahit olarak görev yapmaya da davet ediyorum. Ayrıca hukukçulara, avukatlara çağrımız; CHP’li avukatlar ordusu zaten hazır. Bütün görevleri aldılar, çalışıyorlar. Ancak bir avukat fazlanın, 10 avukat fazlanın hiç kimseye zararı yok. Özellikle sandık güvenliğini önemseyen genç avukatlara sesleniyoruz; İl örgütlerimize, ilçe örgütlerimize başvursunlar. Hukuk birimlerimiz kendilerini avukat olarak, okul sorumlusu olarak, kat sorumlusu olarak görevlendirecekler. ‘Ben katkı sağlamak istiyorum. CHP’nin sandıklara sahip çıkan ordusunda görev almak istiyorum’ diyen herkesin desteğine açığız.”
“DEVLET YAZIK, KURUMA YAZIK”
Özel, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Adana Yüreğir’de AK Parti Adayı Halil Nacar’a destek istemesini şöyle değerlendirdi:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en müstesna, en mahrem kurumunun yıllarca başında olmuş kişi gidiyor, uzman doktor Halil Nacar’a destek istiyor. Devlete yazık, kuruma yazık. Siyaseti bu hale getirmemek lazım. Adaya, hatta Ömer Çelik’e de yazık. Sen partinin sözcüsü olacaksın. İlin yıllarca milletvekilliğini yapmış olacaksın. İlinde bir tane belediye başkan adayın var. Ona sen yetemeyeceksin de Hakan Fidan’ı getireceksin. Süleyman Soylu; son derece partizan, sürekli polemiklere giren bir kişiydi ve bu çok ayıplanacak bir durumdu. Onun yerine Ali Yerlikaya gelmiş, farklı bir profil çizmişti. Elbette AK Partiliydi. Elbette birçok yaptığını eleştirdim. Ama Soylu gibi o makamın ağırlığını taşıyamayacak işler yapmıyordu. Bu yaptıkları, o imajına çok ters.”
“2014’TE ‘KARDEŞİM OLSA HIRSIZIN KOLUNU KOPARIRIM’ DİYEN BAŞBAKANIN KAFASINI KOPARDILAR”
2014 seçim dönemini hatırlatan Özgür Özel, şöyle konuştu:
“2014 seçimlerinde ne çıktı ortaya? Bir, bakanların evleri basıldı. Bakanların çocuklarının evlerinde, bir bakanın bürosunda ayakkabı kutuları içinde milyon dolarlar çıktı. Bir bakanın elbise çantasında ve çikolata kutusu içinde milyon dolarlar çıktı. O dört bakan Yüce Divan’a yollanmak üzere Meclis’e yollandı. Hatırlayalım. O dönemde AK Parti’nin Genel Başkanı Davutoğlu’ydu. ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ dedi. Oylamayı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonuyla durdurdular. Salıya aldılar ve bakanların Yüce Divan’a sevk kararı varken AK Parti, ‘gitmesinler’ diye oy kullandı. Bir ay sonra, ‘Kardeşim olsa hırsızın kolunu koparırım’ diyen başbakanın kafasını kopardılar. Bir kişiyi bile ifadeye çağırmadan bu olayın o üstünü örttüler. Kapattılar o olayı. Ayrıca o olayda ses kayıtları vardı. Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal, ‘Babacığım orası, burası basılıyormuş. Evimizde bu kadar para var, ne yapayım’ diyordu. O da ‘Sıfırla’ diyordu. Doğru muydu, eğri miydi bilmiyoruz. Çünkü ifadeye çağrılmadılar.”
“MURAT KURUM’UN İSTANBUL’UN FELAKETİ OLMASINA İZİN VERMEMEK GEREKİR”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Kentsel dönüşümün mimarı Murat Kurum İstanbul için büyük bir fırsattır.” sözlerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Murat Kurum imar aflarının mimarıdır. Depremlerde kaybettiğimiz insanların imar aflarından dolayı yitirildiği noktasındaki bütün eleştiriler Murat Kurum’a yöneltilmesi gereken eleştirilerdir. Murat Kurum İliç’teki facianın mimarıdır. Murat Kurum’un İliç için ÇED raporuna yerine imza atsın diye yetki verdiği kişi bakan adına imza atmıştır. Murat Kurum, İliç’in felaketidir. Murat Kurum depremin felaketidir. İstanbul’un felaketi olmasına izin vermemek gerekir.”
“CEMİL TUGAY’IN BAŞKANLIĞINDA KARŞIYAKA’YA STAT YAPILACAK”
Küçükkaya’nın “Karşıyaka Sporlular, Karşıyaka’ya stadyum istediklerini dile getiriyorlar” sözleri üzerine Özel, “Yerden göğe kadar haklılar. Karşıyaka Stadyumu büyük bir haksızlıktır. Yıktılar, söz verdiler, yapmadılar. Karşıyaka Belediye Başkanımız Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza gitti konuştu, ikna etti. ‘İzinleri verin, İzmir Büyükşehir bu stadı yapsın’ dediler. Hakkını yemeyelim, Tunç Soyer de ‘Biz bu stadı yaparız’ dedi. Cemil Tugay resmen bu işe ömrünü vakfetti. Ama bir imza atmadılar ki Karşıyaka stadını CHP’li bir belediye yaptı olmasın diye. Şu anda hala metruk bir şekilde inşaat alanı duruyor. Bu stad, Yıldız İşçimenlerin belediye başkanlığında, Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında sözümüz sözdür.” ifadelerini kullandı.
“SEZGİN TANRIKULU YAPSA A HABER, ‘TERÖR PROPAGANDASI’ DİYE SALDIRIR”
Özgür Özel, Bakan Şimşek’in AK Parti’nin Batman mitinginde Kürtçe konuşmasına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Örneğin Sezgin Tanrıkulu bunu yapsa bütün ak troller, A Haber ‘Sezgin Tanrıkulu’ndan terör örgütü propagandası’ diye saldırırlar. Oysaki son derece sempatik. Mehmet Şimşek’i ben izlerken dün gülümsedim. Mehmet Şimşek’in kendi ana diliyle hemşerilerine seslenmesi kötü bir şey değil ama şu çifte standart insanı çıldırtıyor: Bunu bir CHP’li yaptığında ‘Provokasyon yaptı.’ Bunu bir DEM’li Meclis’te yaptığında, ‘bilinmeyen bir dil.’ Meclis’in kürsüsünde bir cümle ‘Kandiliniz mübarek olsun’ diyene saldıran arkadaşlar var. Bu işlere toleransla ve iyi niyetle yaklaşmak lazım. Bence sempatik bir iş. Türkiye’nin dört bir yanındaki Makedon, Balkan, Rumeli göçmenleriyle inanılmaz derecede iyi ilişkiler içindeyiz. Bir sürü yerde başa baş yarışıyoruz. Benim buradan zaten İstanbullulara çağrım şu, şöyle bir hissiyata kimse kapılmasın; ‘Ekrem Başkan kesin kazandı.’ Belediye Meclisi çoğunluğu çok önemli.”
“ŞÜKRÜ GENÇ ‘YARIŞTAN ÇEKİLİYORUM’ DESİN. ONA YAKIŞAN BUDUR”
Özgür Özel, Küçükkaya’nın “Bağımsız Sarıyer Belediye Başkan Adayı Şükrü Genç’e çağrınız nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Çağrım, Şükrü Başkan çıksın toplasın kalabalığı. Biz mesaj atalım, bütün CHP’liler de gelsin. Desin ki ‘Ben bu görevi yıllarca yaptım. Bir teveccüh bir dönem daha yapacaktım. Anketleri gördüm, kazanmıyorum ama CHP’ye kaybettirmek benim işim değil.’ Adayımızın elini kaldırsın. Atlar gelirim, ne zaman derse. ‘Ben Şükrü Genç olarak yarıştan çekiliyorum. Atatürk’ün partisine Sarıyer’de seçim kaybettirmem’ desin. Ona yakışan budur. Pazartesi günü büyük bir törenle partiye geri dönsün. Her görevi de kendisine verelim. Şükrü Genç’in paraya, pula, makama zaten ihtiyacı yok. En onurlu ve en güzel görevleri hep birlikte yaparız. Yılmaz Büyükerşen’in takımına davet ediyoruz.”
“KILIÇDAROĞLU TARAFTARLARI, İMAMOĞLU’NA OY VERMEYECEK GİBİ GÖSTERİYORLAR”
CHP lideri Özel, CHP’nin 7’nci Genel Başkanı KemaL Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarına ilişkin şunları söyledi:
“Genel Başkanımıza bu tweet’i attıracak kadar ona haksızca saldıranlara ve onu bu açıklamayı yapmaya zorlayan bu düzene lanet olsun. Kemal Bey tweet’inde de söylüyor. Her seferinde de açıkladı, benimle ilgili tartışmalarda da açıkladı. Partinin geleneğinde, önceki dönem genel başkanların aktif olarak kampanya yapması yok. Ben kendisiyle ne zaman görüşsem hem yapıcı tavsiyelerde bulunan hem iyi dileklerini ifade eden… Hiçbir şüphem yok, başarılı olmamız noktasında bir sıkıntı yok. Bir söylenti yayıyorlar ve birileri isimsiz pankartlarla, gizli gizli gece yarısı olmadık yazılar yazdılar ve o pankartları Kılıçdaroğlu’na yakın ekibin yaptığını iddia ediyorlar. Oysaki bu işi yapan AK Parti’nin sosyal medya trolleri değil; gece trolleri, viyadük trolleri, köprü trolleri bunlar. ve nasıl sosyal medyada para verip kötülük yaptırıyorlarsa, bunlara da para verip sahte pankart astırıyorlar. Bunun dışında bir şey değil. Kılıçdaroğlu taraftarları Ekrem İmamoğlu’na oy vermeyecek gibi gösteriyorlar. En iyi cevabı da Sayın Genel Başkan vermiştir. Aramızda en ufak bir sorun yok. Genel Başkanın beni sahiplenmesinde, benim ona hürmetimde en ufak bir şey yok.”
“MARMARİS’TE OYLARIN CHP ADAYINDA BİRLEŞMESİ KORKULU RÜYAYI ORTADAN KALDIRACAK”
Özgür Özel, Zülfü Livaneli’nin sandık çağrısını şöyle değerlendirdi:
“1989’da İstanbul Belediyesi bizdeydi. 1994’te, üç tane sosyal demokrat adayın yarıştığı bir yerde birbirlerine yakın oy aldıkları ve böldükleri yerde aradan İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da da benzer tabloda Melih Gökçek çıkıp iktidara geldiler. ve o günden sonra da uzun süre İstanbul’u ve Ankara’yı 2019 seçimlerine kadar geri alamadık. Hatırlatması şu, ‘Kimse oyunu bölmesin. Oyları bir yerde toplayalım. Aynı korkulu rüyayı bir daha görmeyelim’ diyor. Bu çok önemli. Hem Sarıyer özelinde çok önemli. Marmaris’te de çok önemli. Marmaris’te de başa baş AK Parti’yle yarışıyoruz. Marmaris’te de özel olarak oyların CHP adayında birleşmesi korkulu rüyayı ortadan kaldıracak. Livaneli’nin hatırlatması hem bütün büyükşehirler için hem de kritik bütün ilçeler için çok önemli.”
“TURAN ÇÖMEZ’İN ALDIĞI OYLA KAZANMA POTANSİYELİ HİÇ YOK”
Balıkesir ile ilgili de değerlendirme yapan Özel, şunları söyledi:
“Aslında Balıkesir’de adaletin, vicdanın kantarının ne dediği ortada. Turan Bey’in aldığı oyla kazanma potansiyeli hiç yok. Pazartesi günü sabah, eğer ki Turan Çömez kazanmaya yakın bir oy alırsa ben mahcup olayım ama Turan Çömez’in alacağı oy kaybettirmeye yönelik bir oy ee Balıkesir’de bir vicdan terazisi var. Balıkesir’e iki kez gittim, muhteşem bir hava gördüm. Balıkesir’i kazanacağız. Bakın Balıkesir’de ne siyasete ne adaya ne söyleme ne slogana ne vaade, ben Balıkesirlilerin vicdanlarına güveniyorum. Balıkesir’de vicdan terazisi Ahmet Akın’dan yana ağır. Manisa’da İYİ Partililer, başka partiye oy verirlerse AK Parti kazanıyor; CHP’ye oy verirlerse onlar da kazanıyor çünkü o belediyeler ortak belediyemiz olacak, hep birlikte yönetilecek. Manisa’da Ferdi Zeyrek, 17 ilçede muhteşem bir kabul gördü. Göreceksiniz, seçim akşamı bir aksilik olmazsa Manisalıların teveccühüyle Manisa’da Ferdi Zeyrek’e çok önemli bir başarı elde edecek.
“MISRA ÖZ’ÜN EVLADI ÖLMÜŞ. ONUN ADALET ARAYIŞININ İKTİDARI, MUHALEFETİ OLMAZ”
Çorlu’daki tren kazasına değinen Özel, şöyle konuştu:
“Mısra Öz’ün tüm duruşmalarında CHP olarak yanlarındaydık. Ben de şubat ayında karar duruşmasına gittim. Duruşmayı 25 Nisan’a ertelediler. 25 Nisan günü de çok daha kalabalık bir şekilde hepimiz hem Mısra Hanım’ın hem tüm ailelerin yanında olacağız. Hayatını kaybeden 25 evladımızın yanında olacağız. Ben şu yaklaşımı şuradan biliyorum. Duruşmasına bir tane MHP’li, bir tane AK Partili gitmediyse ‘Beni yalnız bırakanları, beni her gün öldürenleri ödüllendirecek halim yok’ demesi son derece anlaşılır. Soma katliamı olduğunda hep beraber ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’ dedik. İlk duruşmasında CHP vardı, HDP vardı, MHP vardı. Bir tek AK Parti gelmemişti. Ben hep orada şunu düşünmüşümdür. Niye gelmediniz? Bu duruşmada da AK Parti’nin olmamasının bir anlamı yok. MHP, bütün duruşmaları takip ediyordu. Ne zaman ki Cumhur İttifakı’na katıldı, MHP’de duruşmalara gelmeyi bıraktı. Bu çok vicdansızca, çok yanlış bir iş. Soma’daki aileler haklıysa muhalefette olsan da haklıdır, iktidarda olsan da haklıdır. Mısra Öz’ün küçücük evladı ölmüş gitmiş. Onun adalet arayışının iktidarı, muhalefeti olmaz. Ama bu aileleri yalnız bırakanlar, bugün gelip oy isterse, bu tepkileri de fevkalade haklı göreceğiz.”
“TÜRKİYE SİYASETİNE 31 MART GÜNÜ DENGE GELECEK”
Yerel seçimlere çok kısa zaman kaldığına işaret eden Özel, şunları kaydetti:
“Tek beklentim şudur: Çok tarihi bir gündeyiz. Rant yerine halkçı belediyecilik yapan, israfı bitiren, hizmeti getiren, dayanışma belediyeciliği yapan arkadaşlarımızın karne günü. Bu arkadaşlarımız muhteşem işler yaptılar. AK Parti’den aldığımız beş belediyede vallahi de billahi de seçmeni pişman etmediler ve önemli bir yaklaşımla Türkiye siyasetine 31 Mart günü denge gelecek. Bu, seçmenin ellerinde. Burada da en önemli görev elbette emekliler, emekçiler, köylüler, esnaf sahip çıkacak ama gençler de. Genç seçmenin kendi geleceği için, yasakların değil, özgürlüklerin ülkesi olması için, burayı kaçıp terk edilecek bir yer olarak görmemeleri için, bu vatana sahip çıkmaları için 31 Mart’ta gelip oy kullanmalarını bekliyoruz. Bütün gençleri sandık başına bekliyoruz. AK Partili gençler de dahil bütün gençleri sandık başına bekliyoruz çünkü genç, sandıktan umudunu keserse ülkeden umudunu keser. O yüzden hangi partiye oy verecek olurlarsa olsunlar, bütün gençler gelsinler, oylarını kullansınlar. Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından gençlere emanet edildi. Biz de gençlere emanet ediyoruz.”
]]>Kurum, Şişli’de bir otelde “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” başlığıyla düzenlenen toplantıda, ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planının tanıtımının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyar liralık villasına ilişkin haberleri anımsatarak, “Sizin başınıza böyle bir şey gelse ne olurdu?” sorusuna Kurum, şöyle cevap verdi:
“Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip, 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. ‘Hatırlamıyoruz, vaatlerimizi unuttuk’. Balya balya paralarının cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular, 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler, sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp orada balya balya kuleler yapanlara, yine İstanbul’un yanında olmayanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek.”
“‘Hak, hukuk, adalet’ diye konuşup meydanlarda gezmekle hak, adalet sağlanmıyor”
Kurum, İBB iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlere ilişkin de “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ diye konuşup meydanlarda gezmekle hak, adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz.” diye konuştu.
Atılan her adımda dürüst ve samimi olacaklarını kaydeden Kurum, bunu, İstanbulluların her alanda göreceklerini, hep birlikte bunları yaşayacaklarını dile getirdi.
Kurum, 6 ayda, 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun çözüldüğünün görüleceğini vurgulayarak, “Altı ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 6 ayda, 5 yılda yapılan işten daha fazla işlerin nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Burada inşallah hep birlikte bu süreçleri yürütüyor olacağız.” ifadesini kullandı.
“Bizim kırmızı çizgimiz terördür”
İBB Başkanı adayı Kurum, “İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda mitinglerde Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ilişkin şunları söyledi:
“Bu noktada samimiyetin ne olup olmadığını İstanbullular 5 yıldır gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor, bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burada tüm etnik kökenlerin ve inanışların, kim burada yaşıyorsa, burası tüm medeniyetlerin birleştiği, huzurla yaşadığı bir yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. O yüzden bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız bizim başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, o anlayışla çalışacağız. Açıkçası onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Onlar şu an ne yaptıklarını da bilmiyorlar, şaşırmış bir vaziyetteler. ‘Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek’ diye uğraşıyorlar. İşte bir bakıyorsunuz işe başlama töreni, bir bakıyorsunuz farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile.”
Murat Kurum, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen para sayma görüntülerine yönelik ifade vermesine ilişkin ise “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de bir otelde düzenlenen İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanında ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İBB’ye ait iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlerle ilgili soruları yanıtlayan Kurum, adaletin meydanlarda gezmekle sağlanamadığını belirtti. Kurum, İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı çıkarması ve mal beyanı ile ilgili değerlendirmelerini de paylaştı.
“Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”
Bir gazetecinin “Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyarlık villa mevzusu olduğunu, Murat Kurum’un başına böyle bir şey gelse ne olurdu? sorusunu cevaplayan Kurum, “Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. Hatırlamıyoruz, vaatlerimiz unuttuk, balya balya paralarını cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler. İstanbullular sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp balya balya kuleler yapanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek” diye konuştu.
“Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız”
Tanıtım toplantısı ile ilgili konuşan Kurum, “Şu çalışma bizim için çok kıymetlidir. İstanbul’un içine düşmüş olduğu durumu ve bu durumdan kurtarabilmek adına atacağımız adımları burada ifade etmeye çalıştık. CHP’li yönetimin 5 yılda yaptığı işlerin 6 ayda, 1 yılda nasıl yapılacağını tüm İstanbul’a anlatmaya çalıştık. Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız. İstanbul’un, İstanbulluların yüzü gülecek. Hep birlikte o huzuru ve mutluluğu hissedeceğiz” dedi.
“Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız”
Kendisine yöneltilen ‘Şu anda İBB’ye ait iştiraki şirketlerinde maaş konusunda yaşanan grevler hakkında neler söylemek istersiniz?’ soruyu yanıtlayan Kurum, “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ deyip meydanlarda gezmekle adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz. Dolayısıyla biz attığımız her adımda dürüst, samimi olacağız. İstanbullular bu dürüstlüğü her alanda görecekler. 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun 6 ayda çözüldüğünü göreceksiniz. 6 ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 5 yılda yapılan işlerin daha fazlasının 6 ayda nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Bu süreçleri hep birlikte yürütüyor olacağız” şeklinde konuştu.
“Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar”
Kurum bir gazetecinin ‘Sayın İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise, “İstanbullular 5 yıldır samimiyetin olup olmadığını gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burası tüm etnik kökenlerin, inanışların, tüm medeniyetlerin bir arada yaşadığı yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” diyerek yanıt verdi.
‘Muammer Keskin’in paralar ile ilgili adliyeye ifadeye gitmesi hakkında ne diyeceksiniz?’ sorusuna cevap veren Kurum, “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır” dedi. – İSTANBUL
]]>CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, yerel seçimlere kısa bir süre kala CHP, İYİ Parti ve AK Parti seçmenine seslendi. Parti içinde kurultay ve adaylaşma dönemlerini eleştirenlerin olduğunu ifade eden Salıcı, CHP’lilere “Partimizin adaylarına sahip çıkın” dedi. Salıcı, İYİ Partililere ise “Stratejik davranma zamanı” çağrısı yaptı. Salıcı, AK Partili seçmene de “Bu pazar günü, Sayın Erdoğan’a dönüp; ‘Bizi tehdit etmeyi bırak. İstanbul’u kim kazanırsa kazansın kentimizi depreme hazırlamak zorundasın. Çünkü sen merkezi yönetimsin’ deme zamanı” diye seslendi.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, yaptığı açıklamayla 31 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimler için CHP, İYİ Parti ve Ak Partili seçmenlere çağrı yaptı. Açıklamasını sosyal medya hesabından da paylaşan Salıcı şunları söyledi:
‘CHP YOK’ DENİLEN HER YERDE BELEDİYE KAZANMAK İSTİYORUZ
“Biz, dünya kentlerine sahip bir ülkeyiz. İstanbul gibi, Ankara gibi, İzmir gibi, Bursa, Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Diyarbakır, Antep gibi… Dünyayla yarışan kentlerimizin en iyi şekilde yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kentin farklılıklarını kapsayan, kentsel zenginliği hedefleyen bir yaklaşımla kentlerimizi yönetmeye bir daha talibiz. Çalışkan, sorun çözen ve halkçı kadrolarımızla insanımıza güven veren anlayışımızı kökleştirmek istiyoruz. İç Anadolu’da, Karadeniz’de, kısacası ‘Cumhuriyet Halk Partisi yok’ denilen her yerde daha fazla belediye kazanmak istiyoruz. Seçim haritasında, bol bol CHP Kırmızısı görmek istiyoruz.
PANDEMİ DESTEKLERİNİN, KREŞLERİN, YURTLARIN ŞAHİDİSİNİZ
Pek çoğunuz geçtiğimiz 5 yılda birbiri peşi sıra gerçekleştirdiğimiz altyapı yatırımlarının, yerel kalkınma hamlelerinin şahidisiniz. Tüm dünyanın çetin bir sınav verdiği pandemi döneminde iktidar maske bile dağıtamazken, hatta sizlere IBAN numarası atarken; belediyelerimizin verdiği desteklerin, askıda faturaların, esnafa uzattığı elin, borcu silinen veresiye defterlerinin şahidisiniz. Hiç kimseyi geride bırakmayan bir siyasetle; engelli yurttaşımızdan yaşça büyüklerimize kadar herkesin hayatını kolaylaştırdığımızın şahidisiniz. Gençlerin ve kadınların kentlerini inşa ettiğimizin; açtığımız kreşlerin, yurtların şahidisiniz. İnanıyorum ki bu defa siz ‘Bir daha’ diyeceksiniz. ve ülkemiz için, kentlerimiz için kurduğumuz hayallere hep beraber ulaşacağız.
İSTANBUL’DA 5 YIL DAHA BEKLEMEYE TAHAMMÜLÜM YOK
Geçtiğimiz seçimlerde bize güvenen, Cumhuriyet Halk Partisi’ni destekleyen yol arkadaşlarıma, seçmenlerimize sesleniyorum. 2019 yılında 25 yıllık hasrete son verdik ve İstanbul’u kazandık. Benim değil bir daha 25 yıl, 5 yıl daha beklemeye tahammülüm yok. İstanbul’u kazandığımız o güzel geceyi dün gibi hatırlıyorum. Dişimizle tırnağımızla kazandığımız o gece yüzlerimizin nasıl ışıl ışıl güldüğünü dün gibi hatırlıyorum. Şimdi İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, Mersin’de, Bursa’da, Balıkesir’de, daha fazla büyükşehirde yepyeni bir mutluluk yaşayabiliriz. Cumhuriyet Halk Partili genç yol arkadaşlarımla da deneyimli parti büyüklerimizle de sık sık konuşuyorum. Biz, altında Atatürk’ün ilk imzasının olduğu büyük bir sözleşmenin kuşaklar boyu süren emanetçileriyiz. Aramızda, Kurultay süreci olsun, adaylaşma süreci olsun, bazı gerekçelerle eleştirel yaklaşan ciddi bir kesim olduğunu biliyorum. Her ne olursa olsun, bizim mücadelemizin esası; demokrasiyi çiğneyenlere, adaleti öldürenlere, halkı yoksullaştıranlara karşıdır. Çünkü biz; Cumhuriyet’in ruhu, Türkiye’nin ufku, demokrasinin umuduyuz. Haydi; sandığa gidin. Partimizin adaylarına sahip çıkın. Umudunuzu ayağa kaldırın. 31 Mart’ta çoban ateşini yakın.
CHP KAZANINCA İYİ PARTİLİ DOSTLARIMIZ DA KAZANACAK
“Bu defa bir ittifak protokolü etrafında bir araya gelemediğimiz bir seçime gidiyoruz. 2019’da İYİ Parti’yle seçim ittifakı için oldukça emek sarf etmiş bir arkadaşınız olarak konuşuyorum. Her bir yurttaşımızın gönlünden geçen partiye oy verme hakkına sonsuz saygı duyuyorum. Bununla beraber, bunun bir yerel seçim olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu seçim milletvekili seçimlerine benzemiyor; belediye başkanlığı 1 oy farkla kazanılıyor. Geçmişte seçmenimizin bir kısmı stratejik tercihler yaparak Türkiye demokrasisini ne kadar önemsediklerini göstermişlerdi. ve bugün iktidarın karşısındaki en güçlü alternatif CHP. Onun için, şimdi stratejik davranma zamanı. CHP kazanınca, kimse kaybetmiş olmayacak. CHP kazanınca, İYİ Partili dostlarımız da kazanacak. Bir kez daha ya beraber kazanacağız ya beraber kaybedeceğiz. Gelin; özellikle Bursa’da ve Balıkesir’de alkışların önüne birbirimizin ellerini kaldırarak çıkalım. Bu yerel seçim sürecini Şevki Yılmaz gibi Atatürk’e beddua ederek başlatan nankörlere derslerini verelim. Biz daha önce güç birliği yaparak birbirimizi güçlendirmedik mi? ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ diye omuz omuza vermedik mi? Sloganlarımızı, en umutlu anlarımızı birbirimizle paylaşmadık mı? Gelin, pazar günü bir kez daha omuz omuza verelim. Bir kez daha başaralım.
ERDOĞAN’A “BİZİ TEHDİT ETMEYİ BIRAK” DEME ZAMANI
Bir çağrım da geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren değerli kardeşlerime. Pazar günü, iktidarın beğenmediğiniz uygulamalarına bir uyarı verme fırsatı. Bu kutuplaşma hayra alamet değil, ülke menfaatine değil. Belediyelerimizin kimsenin inancına, kimliğine, yaşam tarzına bakmadan herkese eşit yaklaştığını iyi biliyorsunuz. En zor zamanlarda size el uzatanların Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olduğunu biliyorsunuz. Bu pazar günü, Sayın Erdoğan’a dönüp; ‘Bizi tehdit etmeyi bırak. İstanbul’u kim kazanırsa kazansın kentimizi depreme hazırlamak zorundasın. Çünkü sen merkezi yönetimsin’ deme zamanı.”
ERDOĞAN’DAN DEPREME HAZIRLIK İÇİN FİNANSAL MODEL ÖNERİSİ DUYDUNUZ MU?
Kendisi 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. O seçildiğinde şehrimizin nüfusu 7 milyondu. Bugün 16 milyonuz. Peki nüfus artışına göre mi yapılaştı bu şehir? Bu şehri kim yapılaştırdı? Ondan habersiz tek bir çivi çakıldı mı? Kendisi Zeytinburnu’ndaki gökdelenleri örnek göstererek İstanbul’a ihanet ettiğini itiraf etmedi mi? Size soruyorum: Öyleyse, Erdoğan çözümün adresi mi, yoksa sorunun kaynağı mı? Siz hiç Erdoğan’dan depreme hazırlık için bir tane doğru dürüst finansal model önerisi duydunuz mu? ‘Ha’ deyince olmuyor bu işler. Niçin kentlerimizi depreme karşı dirençli hale getirmek için projelerini açıklamıyor?”
VERDİKLERİ SÖZÜN YÜZDE 14’ÜNÜ TUTABİLDİLER
Daha şunun şurasında geçen sene, 6 Şubat deprem bölgesinde yılda 319 bin konut yapacağını söylemişti. Bunların ancak 46 binini yapabildiler. Yani verdikleri sözün ancak yüzde 14’ünü tutabildiler. Ben, Erdoğan’ın depremzedeye verdiği sözü tutmasını inanın çok isterdim. Deprem bölgesindeki ailelerin çadırdan, konteynerden sıcak dairelerine taşınmasını kim istemez ki? Ama zayıf kaldı, yapmadı.”
Salıcı açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin konusunda izlediği politikaları da eleştirdi. Erdoğan’ın başarısızlığı ortaya çıkınca Filistin’in açısını istismar etmeye başladığını ifade eden Salıcı şunları ifade etti:
“Ben kendisine sordum. Sorularımın hiçbirisine yanıt vermedi. ‘Kaç Avrupa ülkesinden açıkça Filistin’i tanımalarını istedin’ diye sordum. Tık yok. İktidarın boyunca ‘Filistin’e destek veren ilk 10 ülke arasına bizi neden sokmadın’ diye sordum. Tık yok. ‘İsraillilerin dikenli telini niye hala biz gönderiyoruz? Ticari yaptırım yok mu’ diye sordum. Tık yok.
FİLİSTİN’İN ACISINI İSTİSMAR ETMEYİ ZÜL ADDEDERİM
“Ben; işgale direnerek vatan kurtaran CHP’nin bir neferi olarak, tarihsel dostumuz olan Filistin halkının işgale karşı haklı direnişini anlayan, yürekten hisseden bir kardeşinizim. Filistin’in Türkiye’deki ilk temsilciliğini CHP iktidarında açmış olmasının gururunu yaşayan bir sosyal demokratım. Otuz binden fazla insan hayatını kaybetmişken, bunların yarısı çocukken, işgal hala sürerken, Filistin’in acısını bir yerel seçim için istismar etmeyi zül addederim. Ayıptır, utançtır. Sizin de bu ferasetle hareket edeceğinize inanıyorum.”
]]>İstanbul Adalet Sarayı atrium alanındaki “Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı Anma Töreni” saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz konuşmasında, Kiraz’ın 9 yıl önce görevi sırasında hain ve vahşi bir saldırıyla şehitlik makamına ulaştığını söyledi.
Yargı mensuplarının hukuktan ve adaletin çizdiği yoldan sapmayan vicdanlı, hakkaniyetli biri olarak anılmasından daha değerli bir miras olmadığını dile getiren Yılmaz, “İşte kendisinin bizlere bıraktığı bu anlamlı adalet mirasını layıkıyla ifa etmek dışında başka seçeneğimizin olmadığının da farkındayız. Bu ağır sorumluluğun bir gereği olarak daha fazla çalışmamız evet çok daha fazla gayret göstermemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenlerle masamızda karar vermemizi bekleyen dosyaların hacmine, tarafların kim olduğuna bakmadan hakim ve savcılar olarak adaletle ve hakkaniyetle ve her şeyden önce vicdanınızın sesini dinleyerek görevimizi ifa ettiğimiz sürece Mehmet Selim savcımızın hatırasına en anlamlı şekilde sahip çıkmış olacağız.” diye konuştu.
Başsavcı Yılmaz, terör örgütlerinin tetikçileri vasıtasıyla şiddet ve korku yaymaya çalıştığını, hiçbir saldırı ve tehdide boyun eğmediklerini bundan sonra da eğmeyeceklerini dile getirdi.
6 Şubat’taki saldırı girişimi
Şaban Yılmaz, 6 Şubat’ta karanlık odakların bir kez daha ortaya çıkarak İstanbul Adliyesi’ne saldırı girişiminde bulunduğunu, Dilfiraz Karataş’ın da hayatını kaybettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Buradan tekrar ilan etmek isterim ki huzurumuzu birlik ve beraberliğimizi, dayanışma duygumuzu hedef alan böylesi hain saldırılar ve maalesef hala devam eden tehditler var. Tehditler kesinlikle bizi yolumuzdan döndüremeyecek ve asla emellerine ulaşamayacaklardır. Saldırganların gerçek emellerine ulaşmasını kahramanca bir mücadeleyle engelleyen güvenlik görevlilerimizi canı gönülden kutluyorum.”
Şehit Savcı Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ise “2015’ten bu yana 10 yıl geçiyor. 10 yıldır biz maalesef aynı şekilde gidip geliyoruz. Çok şükür ki bu birlik ve beraberliğimiz devam ediyor. Biz vatanımızı sevdiğimiz gibi Allah şahit evladımızı da seviyoruz. Halen de seviyoruz. Yokluğuna da bir türlü alışamıyoruz ama emin olun bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki sizleri hep böyle bu şekilde görünce her birinizi Selim kadar kendime yakın görüyorum ve sizleri yürekten de seviyorum. Bütün şehitlerimizi, özellikle adalet şehitlerimizi ve oğlumu da rahmetle, minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un da katıldığı törende, konuşmaların ardından Mehmet Selim Kiraz’ın görevi başında terör örgütü DHKP-C üyelerince şehit edildiği adliyenin 6’ncı katındaki makam odasına geçildi.
Adalet Bakanı Tunç, Başsavcı Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, şehit Savcı Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ve beraberindekiler, fotoğrafı ile isminin yer aldığı odadaki çalışma masasına karanfil bıraktı. Odada Kur’an-ı Kerim okundu ve dua edildi.
Törene, Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek, Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, İstanbul’daki diğer adliyelerin başsavcı vekilleri, hakimler, savcılar, avukatlar ve adliye personeli katıldı.
]]>İlk olarak Sultanbeyli İlçe Başkanlığını ziyaret eden Yönter, partililerden seçim çalışmalarına ilişkin bilgi aldı.
Yönter, buradaki konuşmasında, kalan 3 günlük sürede seçmenlerin Cumhur İttifakı lehine oy kullanmalarını temin etmek için sahada olduklarını vurguladı.
MHP olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında nöbet değişiminin gerçekleşmesi için üzerlerine düşeni harfiyen yaptıklarını kaydeden Yönter, “31 Mart’ta yalan devri kapanıyor. 31 Mart’ta aldatma devri, riya dönemi kapanıyor. 31 Mart’ta PKK ittifakı tasfiye oluyor.” dedi.
Geçen 5 yılda İstanbulluların hayal kırıklığına uğradığını belirten Yönter, “Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına layık olmadığını göstermiştir. Ekrem İmamoğlu için 31 Mart bir veda vaktidir. Yapamayan gidecek. Yapacak olan irade, yani Cumhur İttifakı ve Sayın Murat Kurum, inşallah İstanbul Büyükşehir Belediyesinde şehremini mevkisinde sorumluluk üstlenecektir.” diye konuştu.
“Saraçhane’ye uğradığı yok”
Yönter, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Ekrem İmamoğlu’nun işi gücü İstanbul” sözlerine değinerek, “Özgür Özel yalan söylemeye alışkın, Özgür Özel gerçekleri saptırmakta marifet sahibi.” ifadesini kullandı.
İmamoğlu’nun 5 yılda pek çok olumsuzluğa imza attığını kaydeden Yönter, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekrem İmamoğlu’nun tek işi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı filan değil, alakası yok. Saraçhane’ye de uğradığı yok. İmamoğlu siyasi dizaynla, planlamayla, partisini baştan sona genel başkanlık alt kadrolara kadar tekrar ele alarak yeni bir yönetim yapısı oluşturmak maksadıyla sümen altından faaliyetlerini yürütmüş, meydan meydan gezerek, aktif bir şekilde 14 ve 28 Mayıs Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasete karışmış, miting yapmış, İstanbul’u yüzüstü bırakmış bir kişidir. Şehremini görevine Ekrem İmamoğlu ihanet etmiştir.”
“Tatil Ekrem Bey’e çok yakışıyor, tatillerden gelmesin”
İstanbulluların çaresizliğe terk edildiğini savunan Yönter, “Ekrem İmamoğlu baştan ayağa defoludur. 31 Mart’ta inanıyoruz ki İstanbullu kardeşlerimiz Ekrem İmamoğlu’nu bir daha gelmemek üzere uzun bir tatile yollayacaktır. Tatil Ekrem Bey’e çok yakışıyor, tatillerden gelmesin. Hatta yanına Özgür Özel Bey’i de alsın ve İstanbul’u bir daha meşgul etmesin.” değerlendirmesinde bulundu.
Daha sonra partisinin Ümraniye İlçe Başkanlığına geçen Yönter, partililere çalışmalarında başarılar diledi.
Buradaki konuşmasında, Belçika’da Türk vatandaşlarına yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Yönter, şunları kaydetti:
“Türk vatandaşlarımız ki çoğunluğu benim Emirdağlı hemşehrilerim, PKK’lı hainlere orayı dar ettiler. Ülkü Ocağımızı kundaklamaya çalıştılar. Bir hemşehrimi yaraladılar. Ona da çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah’tan şifa temenni ediyorum. Şu anda Belçika’da kardeşlerimiz, gönül ve kültür elçilerimiz kenetlenmiş vaziyette. Hiçbir haine eyvallah etmeyecekler, fırsat vermeyecekler, boyun eğmeyecekler. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde başı ezilen, Türkiye’de kaçacak, sığınacak yer bulamayan bu hainler Avrupa’da Avrupalıların desteğiyle, AB’nin desteğiyle Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk vatandaşlarına husumet gösterisi yapıyorlar. Tüm bunlara karnımız tok.”
Yönter, MHP olarak Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının arkasında olduklarını dile getirerek, “Cumhuriyet Halk Partisinin yandaşları, Cumhuriyet Halk Partisi ittifak ortakları, Belçika’da Türk evlatlarına saldırıyor. Bunun bedelini 31 Mart’ta DEM’lenmiş CHP ödeyecek. DEM’lenmenin sonuçlarına katlanacak ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu kaybedecek.” sözlerini sarf etti.
]]>İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesinin 9’uncu yılında, İstanbul Adliyesi’nde düzenlenen törenle anıldı. Anma törenine konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz işte bugün olduğu gibi bu ülkenin kahraman bir evladı olarak, hayırla, rahmetle anılıyor ve anılmaya devam edecek” dedi.
İstanbul Adalet Sarayı’nın Atrium alanında düzenlenen anma törenine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, şehit Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul’daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.
“ADALETİ LAYIKIYLA İFA ETMEK DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOK”
Törende konuşan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, “Başta Selim kardeşimiz ve adalet şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek konuşmasına başladı, “Selim Kiraz savcımız 9 yıl önce 31 Mart günü vahşi bir planın, hain bir saldırının hedefi oldu ve şehitlik makamına ulaştı. Onun saygın ismini taşıyan bu yerleşke içinde vatandaşlarımıza adaleti, adalet hizmeti sunmak bizlere de nasip oldu. Yargı mensupları olarak hukuktan, adaletin çizdiği yoldan asla sapmayan, vicdalı, hakkaniyetli biri olarak anılmaktan daha değerli bir miras ne olabilir ki? İşte kendisinin bizlere bıraktığı bu anlamda adalet mirasını layıkıyla ifa etmek dışında başka seçeneğimizin olmadığının da farkındayız” dedi.
“TEHDİTLER DEVAM EDİYOR”
Yılmaz şöyle devam etti:
“Maalesef 6 Şubat 2024 günü bu karanlık odaklar bir kez daha ortaya çıktılar ve adliyemize yönelik saldırı girişiminde bulundular. Masum bir vatandaşımızın, Dilfiraz Karataş ablamızın hayatına mal oldular. 6 güvenlik görevlimizi de yaraladılar. Ablamızı rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Saldırıda yaralanan güvenlik görevlilerine de Allah’tan acil şifalar diliyorum. Buradan tekrar ilan etmek isterim ki huzurumuzu, birlik ve beraberliğimizi, güçlü dayanışma duygumuzu hedef alan böylesi hain saldırılar ve maalesef devam eden tehditler var: Tehditler kesinlikle bizi yolumuzdan döndüremeyecek ve asla emellerine ulaşamayacaklar”
“ALLAH BU VATANIN BİRLİK VE BERABERLİĞİNİ BOZANLARA FIRSAT VERMESİN”
Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz şöyle konuştu:
“Hepinizi, en kalbi duygularınla ve hürmetlerimle selamlıyorum. Allah hepinizden razı olsun. Sayın Bakanım biz kadere inanan insanlarız. Elhamdülillah biz kadere iman etmişiz. ve acizane ben kendimi söyleyeyim, öyle bir ailede büyüdüm, Vatan sevgisinin imandan olduğunu, vatanını sevmeyenin imanının olmadığını işite işite, söyleye, söyleye büyüttüler bizi, bizim atalarımız. Onun için vallahi biz vatanımızı, milletimizi, devletimizi seviyoruz. Allah bu millete, bu devlete, bu vatana, zeval vermesin. ve bu vatanın birlik, beraberliğini bozanlara, bu milletin birlik beraberliğini bozanlara bölmeye çalışanlara da Allah fırsat vermesin.”
Adalet Bakan Yılmaz Tunç, anmada yaptığı konuşmada şunlara değindi:
“Ülkemizin birliğini, beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü, anayasal düzenimizi, hain odaklara hiçbir zaman çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Yakarak, yıkarak, cana kıyarak, adaletsizliği ve hukuksuzluğu hakim kılmak isteyenlerle hukuk ve adalet içerisinde gereken cevabı vermeye her zaman hazır ve kararlıyız. Hem milletimizin haklarını hem de adalet teşkilatımızın her bir ferdinin hakkını, hukukunu koruma noktasındaki elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. Nitekim Mehmet Selim Kiraz savcımızın şehit edilmesinin ardından teröristler de onlara yardım edenler de hak ettiği karşılığı buldu. Ülkemizi, milletimizi, adalet teşkilatımızı hedef alan terör örgütü mensupları, hangi kılığa bürünürse bürünsün, adı sanı, cismi… ne olursa olsun eninde sonunda adalet karşısında hesap vermekten kurtulamaz, adaletten kaçamaz.
“6 ŞUBAT’TAKİ SALDIRIYI EN SERT ŞEKİLDE KINADIK”
Türkiye maalesef uzun yıllardır terör belasıyla mücadele eden, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir ülkedir. İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu bu adliyede denediler. O alçak girişim, polislerimizin kahramanlığı sonucu bir faciaya dönüşmeden engellendi. Biz o gün buradaydık. Adalet personelimize, Çağlayan adliyemize yönelik saldırı girişimini en sert şekilde kınadık, sonrasındaki sürecin takibini yaptık ve yapıyoruz.
“ÜLKEMİZİ GELECEĞE TAŞIMAKTA KARARLIYIZ”
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin birliğini, beraberliğini korumaya ve ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşımakta kararlıyız. Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz işte bugün olduğu gibi bu ülkenin kahraman bir evladı olarak, hayırla, rahmetle anılıyor ve anılmaya devam edecek. Sözlerime son verirken şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı ve bu vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmetle ve şükranla yad ediyorum. Şehit savcımızın çok kıymetli annesine, babasına, kardeşlerine, ailesine, yargı teşkilatımıza ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.”
]]>Kurum, Şişli’de bir otelde “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” başlığıyla düzenlenen toplantıda ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını açıkladı.
İstanbul’da köklü bir değişimin arifesinde olduklarını aktaran Kurum, acil eylem planıyla birlikte İstanbulluların birinci günden itibaren gerçek belediyeciliği hissedeceklerini söyledi.
Kurum, “Millete hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir yönetimin geldiğini ilk haftadan itibaren günlük yaşamlarında görecekler. Çünkü biz göreve gelir gelmez hem İstanbul’da yeni, şeffaf ve katılımcı bir yönetimi hakim kılacağız hem de projelerimizi 39 ilçemizin her yerinde hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
İstanbul’un en önemli sorunlarının başında trafik geldiğini vurgulayan Kurum, 5 yıl boyunca İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini süratle bitirmek istediklerini dile getirdi.
Kurum, ilk 6 ayda mevcut yönetimin açamadığı İkitelli-Ataköy arasındaki Mimar Sinan İstasyonu’nu hemen açacaklarını kaydederek, “Yine ilk 6 ayda, yarım yamalak açtıkları Çekmeköy-Samandıra hattı arasındaki Sancaktepe Hastane istasyonunu hizmete alacağız. AK Parti döneminde ihalesi yapılan ancak tamamlanmayan Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro hattını ilk yılda hizmete açacağız.” şeklinde konuştu.
“Mevcut liyakatsiz yönetimin 5 yılda yaptığının biz 1 yılda tam 2 katını yapacağız”
Kurum, Samandıra-Sultanbeyli hattını ilk yılda hizmete alacaklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Kabataş-Yıldız hattımızı, Arnavutköy-Halkalı Metrosu ilk yılımızda hizmete alınmış olacak. İlk görev yılımızın sonunda şu an mevcut 379,5 kilometre olan raylı sistem uzunluğunu 40,6 kilometre daha uzatarak 4 yeni hattı hizmete alacağız ve 420 kilometreye çıkarmış olacağız. Yani bu 40 kilometrelik hattı hemen yaparak mevcut yönetimin 5 yılda yapamadığını biz 1 yılda yapacağız. Yine Kaynarca-Tuzla arasındaki 7,9 kilometrelik hattın da yapımına, 9,7 kilometre uzunluğundaki Bağcılar (Kirazlı)-Küçükçekmece (Halkalı) metro hattının ilk 6 ayda yapımına başlayacağız. Halkalı-Bahçeşehir-Esenyurt, Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü, Vezneciler-Sultangazi, Sultanbeyli-Kurtköy, Kurtköy-Sabiha Gökçen hatlarının yapımlarına da ilk 6 ayda başlayacağız.”
Kurum, Üsküdar-Kadıköy-Kartal-Maltepe tramvayı, Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvayı, Eyüpsultan-Pierre Loti teleferik hattının yapımlarına ilk 6 ayda start vereceklerini kaydetti.
Sefaköy-Yenikapı, İncirli-Söğütlüçeşme, Samandıra-İstanbul Havalimanı raylı sistem hatlarının yapımlarına başlayacaklarını vurgulayan Kurum, “AK Parti döneminde başlattığımız 9 hattı da hızlandıracağız. Bunun yanı sıra toplamda 184,7 kilometre uzunluğunda 11 yeni raylı sistem hattını da başlatmış olacağız. Böylece ilk yıl içinde aynı anda 20 hat ve 270,6 kilometre raylı sistem çalışmasını sürdürmüş olacağız. Mevcut liyakatsiz yönetimin 5 yılda yaptığının biz 1 yılda tam 2 katını yapacağız.” dedi.
“İlk 1 yılda tam 50 bin araçlık otoparkın yapımını başlatacağız”
Kurum, mevcut İBB yönetiminin durdurduğu Dolmabahçe-Levazım Tüneli’nin inşasına ilk 6 ayda yeniden başlayacaklarını söyledi.
Levazım-Armutlu bölümü, Armutlu-Cendere ve Cendere-Ayazağa Tünelleri ile Ayazağa-Çayırbaşı Tüneli’nin yapımlarını başlatacaklarını kaydeden Kurum, “Kağıthane-Bayrampaşa, Göztepe-Bostancı Tünellerini ilk 6 ayda süratle başlatacağız. Biz trafik çilesini çok daha detaylı çözümlerle bitirmenin gayreti içerisindeyiz. Bu noktada ilk 6 ayda tam 260 kilometrelik ana yol ve yan yolun, yine 45 kavşağımızın yapımını başlatıyoruz. Bu kavşakların tümünü ilk yıl tamamlamış olacağız.” diye konuştu.
Birinci yılın sonunda 50 kilometre motosiklet yolu, 100 kilometre motosiklet güvenlik bariyeri yapacaklarını dile getiren Kurum, “İlk 1 yılda tam 50 bin araçlık otoparkın yapımını başlatacağız, 25 bini 1 yılın sonunda hizmete açılacak.” dedi.
İstanbul’un gündeminden taksi sorununu 6 ayda tamamen çıkaracaklarını kaydeden Kurum, “Taksi eksiğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. İstanbul taksisini marka haline getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Trafikte kalma süresini yüzde 64’ten, 59’a düşüreceğiz”
Kurum, ilk 6 ayda mevcut metrobüs hattının kapasitesini artıracaklarını, ilk yıl tamamlandığında ise toplam 100 yeni metrobüs, 250 yeni otobüsün filolara dahil olacağını belirtti.
Hazırlanan Yeni Metrobüs İşletme Planı’yla metrobüs kapasitesini yüzde 20 arttıracaklarını aktaran Kurum, “Altunizade, Zincirlikuyu, Yenibosna gibi yoğun olan alanlardaki yığılmayı artık sonlandıracağız. Tüm bu metro, tünel, yol ve kavşak projelerimizi tamamladığımızda İstanbul’un en merkezi yerlerinde yaşanan trafiği yerin altına alacak, alternatif yollarla yayacak ve milletimize nefes aldıracağız. Trafikte kalma süresini yüzde 64’ten, 59’a düşüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Dönüşümü İstanbul’un her sokağında eş zamanlı olarak başlatacağız”
Kurum, İstanbul’un en acil ihtiyaçlarının başında depreme hazırlık geldiğini söyledi.
Göreve geldiklerinde 650 bin konutun inşasına 39 ilçede hemen başlayacaklarını dile getiren Kurum, “300 bin konutumuzu ‘yarısı büyükşehirden’ diyerek Kiptaş eliyle yapacağımızı duyurmuştuk. Başvuruları hemen 15 Nisan’da almaya başlayacak, 1 ay içerisinde başvuru süreci tamamlanacak. İlk 6 ayda 20 bin konutun yapımına başlayacağız. Yine ilk yılın sonunda 60 bin konutun yapımına başlamış olacağız. Mevcut yönetimin 5 yılda yaptığının tam 4 katının yapımına başlayacağız.” diye konuştu.
Kurum, 100 bin sosyal konut çalışmasına eş zamanlı başlayacaklarını, ilk 6 ayda 20 bin sosyal konutun yapımını başlatacaklarını ifade ederek, “250 bin konut projemizde, bir yıl içerisinde anlaşıp müracaat eden vatandaşlarımızın imar düzenlemelerini tamamlayacağız. Dönüşümü İstanbul’un her sokağında eş zamanlı olarak başlatacağız.” şeklinde konuştu.
İlk 6 ayda Anadolu ve Avrupa Yakası’nda birer adet afet müdahale merkezinin yapımına başlayacaklarını vurgulayan Kurum, ilk yılın sonu gelmeden kalan 7 afet müdahale merkezinin yapımını da başlatacaklarını kaydetti.
Kurum, ilk 1 yıl içerisinde 100 kreş açacaklarını, yine 39 ilçeye geçici sahipsiz hayvan bakım merkezleri yapacaklarını dile getirdi.
“Bizim dönemimizde hiç kimse haksız bir şekilde işinden, ekmeğinden olmayacak”
Murat Kurum, 1 yıl içerisinde iki yakada 50 bin kapasiteli hayvan yaşam merkezlerinin yapımına başlayacaklarını, ilk 6 ay içerisinde Silahtarağa Arıtma Tesisi’nin temelini atacaklarını aktardı.
Üniversite öğrencilerinin mevcut tarifeden yüzde 40 indirimini ilk ay içinde uygulayacaklarını ifade eden Kurum, şunları kaydetti:
“Sözleşmeli, memur fark etmeksizin tüm öğretmenlerimize indirimli ulaşımı başlatacağız. Deniz ulaşımında da ücretsiz aktarma sistemi ilk ay itibariyle başlayacak. Yine öğrenci evlerimize aylık 25 metreküplük doğal gaz desteğimizi, yeni evlenecek genç çiftlerimize 50 bin liralık evlilik desteğini ilk 6 ayda başlatacağız. Göreve geldiğimiz anda, 1 ay içerisinde İBB’den haksız yere işten çıkarılmış tüm kardeşlerimizi görevlerine geri döndüreceğiz. Bizim dönemimizde hiç kimse haksız bir şekilde işinden, ekmeğinden olmayacak.”
Kurum, bugün yaptıkları tanıtımın büyükşehir belediyesi tarihinde bir ilk olduğunu vurgulayarak, “Biz İstanbul’un göğsünü kabartacağız. Çünkü biz İstanbul için aşkla çalışacağız ve İstanbul’a hizmette tarih yazacağız. İstanbul’un kaybedecek vakti yoktur. Çünkü vakit kaybına hiçbir insanımızın artık tahammülü yoktur. Ben bu vesileyle, İstanbullu her hemşehrimden, her haneden oylarını istiyorum. İstanbul’un 5 yılını kayıp bilerek 2 kat, 3 kat daha fazla çalışacağıma söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küçükçekmece’de AK Partinin seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek vatandaşlara hitap etti. Bakan Uraloğlu’na partilerin ilçe başkanları eşlik etti. Bakan Uraloğlu, burada vatandaşların sorduğu sorulara yanıt verdi. Ardından esnaf ziyaretin bulundu.
Programda vatandaşlara konuşan Bakan Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın İstanbul’da birçok devam eden ve yaptığı işler var. İstanbul’da iki tane boğaz köprüsü var. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki günlük trafik aşağı yukarı 250 bin civarında. Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde yaklaşık 200 bin, bunlar neredeyse tamamen şehir içerisinde hitap eden. Bakın şurada Avrasya Tüneli var. Aşağı yukarı 80 bin bir trafikte orada var günlük. Yine Marmaray var, aşağı yukarı günde 290-300 sefer yapılıyor orada. Orada da aşağı yukarı 650 bin civarında İstanbullumuza, vatandaşımıza hizmet ediyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde günlük geçen araç miktarı 150 bin değerli kardeşlerim. Yüz elli bin ile büyük bir bölümü ağır taşıt trafiği. Ulaşım adına bizim yaptığımız. İstanbul Havalimanı Avrupa’nın en büyük dünyada da altıncı sırada. Geçen sene oradan sadece taşınan yolcu miktarı 78 milyonu geçti. Neredeyse Türkiye nüfusu kadar oradan yolcu taşıdık” dedi.
“Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık”
İstanbul’da bu yıl içinde 4 tane metro açtıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık. En sonunda havalimanı Arnavutköy arasındaki metro metroyu 14 kilometre olarak açtık. Geri kalan oradan başlayıp Halkalı’ya kadar inecek olan 17,5 kilometrelik metro inşaatımızla da çalışmalar devam ediyor. O Küçükçekmece’ye İnşallah hizmet etmiş olacak. Ne zaman açacağız? Muhtemelen önümüzdeki senenin bugünlerine kalmadan İnşallah onu da açmış olacağız ve o anlamda da İstanbul’un trafiğine ciddi bir katkı sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak” diyen Uraloğlu şunları kaydetti:
“Başkan adayımızı tercih etmedi diye biz İstanbul’u cezalandırabilir miyiz? Asla cezalandıramayız. Öyle de yapmadık. Biz atılmış olan temellerin yerini hafriyatla doldurma merasimleri de yapmadık. Siz şimdi biz beş yılda eğer bu belediye gerçekten AK Parti belediyeciliği, Cumhur İttifakı alışmış olsaydı ya da devam etmiş olsaydı şu metroların büyük bir çoğunluğunu bitirirdik. Onlar bugün tartışılıyor olmazdı. Biz 400 kilometre metro ağını geçmiş olurduk. Şimdi 600-700’lere çok başlamış olurduk. Ha hedefimiz bir miktar zaman kaybettik ama önümüzde fırsatımız var. İnşallah biz beş artı beş, on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak. İstanbul’un trafiğini sizin her bireyin ortalama 65 dakika, altmış dört dakika trafikte geçiriyor. Bazılarının bir saat, dört saattir. Bu zamanı inşallah bunları bitirdiğimizde 30 dakikalar, 35 dakikalara en fazla 40 dakikalara düşürmüş olacağız.” – İSTANBUL
]]>Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın 9 yıl önce Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda şehit oluşunun yıl dönümü dolayısıyla anma töreni düzenlendi. Adliyenin Atrium alanında gerçekleşen törene Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, şehit Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, İstanbul’daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalar yapıldı. Konuşmaların ardından Şehit Savcı Kiraz’ın makam odası ziyaret edildi, akabinde odasında Kur’an-ı Kerim okundu.
“Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir”
Törende konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şehit Savcı Kiraz için Allah’tan rahmet dileyerek, “Şehit savcımızı sadece bugün değil sadece anma programında değil 9 yıldır her zaman hayırla yad ediyoruz. Onu hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Görevini layıkıyla yapan, adaletin tecellisi için çalışan, dürüst ve ahlaklı bir vatan evladı olarak her zaman hayırla yad ediyoruz şehit savcımızı. Adalet düşmanları, onun görevini layıkıyla yapmasından, terör örgütlerinden millet adına hesap sormasından rahatsız oldular. Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir. Hainler, alçaklar, millet ve memleket düşmanları ne yaparsa yapsın bunu asla engelleyemez. Bu ülkenin Mehmet Selim savcılarıyla, kahraman Mehmetçiğiyle, Fethi Sekinleriyle, Ömer Halis Demirleriyle, hiçbir hain yapı, hiçbir terör örgütü baş edemez. Nitekim Mehmet Selim Kiraz savcımızın şehit edilmesinin ardından teröristler de onlara yardım edenler de hak ettiği karşılığı buldu” dedi.
“İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu bu adliyede denediler”
Bakan Tunç, Türkiye’nin uzun yıllardır terör belasıyla mücadele eden, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir ülke olduğunu belirterek, “Varlığımıza, birliğimize, kardeşliğimize göz dikenler, toplumsal birliğimizi parçalamak isteyenler, her fırsatta terör örgütlerini maşa olarak kullandılar. İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu bu adliyede denediler. O alçak girişim, polislerimizin kahramanlığı sonucu bir faciaya dönüşmeden engellendi. Biz o gün buradaydık. Adalet personelimize, Çağlayan adliyemize yönelik saldırı girişimini en sert şekilde kınadık, sonrasındaki sürecin takibini yaptık ve yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin birliğini, beraberliğini korumaya ve ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşımakta kararlıyız. Biz, onun şehitlik mertebesine ulaşmış olmasıyla her zaman iftihar edeceğiz. Ancak onu hain planlarla, kalleş ve kanlı pusuyla şehit eden alçaklarsa her zaman lanetleneceklerdir. Terör örgütlerine destek olanlar, terör örgütlerinin kanlı, hain suçlarına ortak olanlarsa adalet karşısında hesap vermekten asla kurtulamayacaklardır” şeklinde konuştu.
“Mehmet Selim Kiraz sadece bir hukukçu, Cumhuriyet Savcısı değildi. Dürüst, sevgi dolu, harika bir insandı, hepimizin arkadaşıydı”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Savcı Kiraz’ın uğrunda canından olduğu hukuk ve adalet yolunda kararlılıkla yürümekten asla vazgeçmeyeceklerini söyleyerek, “Hangi ad ile anılırsa anılsın terör örgütleri kandırdıkları zavallı tetikçileri vasıtasıyla şiddet ve korku yaymayı, böylece kamu düzenini bozmayı hedef edinen karanlık odaklardır. Maalesef 6 Şubat 2024 günü bu karanlık odaklar bir kez daha ortaya çıktılar ve adliyemize yönelik saldırı girişiminde bulundular. Masum bir vatandaşımızın Dilfiraz Karataş ablamızın hayatına mal oldular. 6 güvenlik görevlimizi de yaraladılar. Ablamızı rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Mehmet Selim Kiraz sadece bir hukukçu, Cumhuriyet Savcısı değildi. Dürüst, sevgi dolu, harika bir insandı, hepimizin arkadaşıydı. Kiraz’ın bizlere emaneti sevgili annesi, babası ve ailesini hiçbir zaman unutmadık. Unutmayacağız ve daima da yanlarında olacağız. Onun kıymetli hatırasını anlamlı hikayesini ve üstün kahramanlığını daima yaşattık ve yaşatmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.
“Bu vatan için, bu millet için, bu devlet için biz ölmeyi şeref kabul ediyoruz”
Şehit Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ise “Sayın Başsavcım buyurdular gerçekten 2015’den bu yana 10 yıl geçiyor. 10 yıldır biz maalesef aynı şekilde gidip geliyoruz. Çok şükür ki hamdolsun bu birlik ve beraberliğimiz devam ediyor. Biz vatanımızı sevdiğimiz gibi Allah şahit evladımızı da seviyoruz. Halen de seviyoruz. Yokluğuna da bir türlü alışamıyoruz ama emin olun bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki sizleri hep böyle bu şekilde görünce her birinizi birer Selim kadar kendime yakın görüyorum. Bu vatan için, bu millet için, bu devlet için biz ölmeyi şeref kabul ediyoruz. Eğer böyle bir şeref bize nasip olmuşsa başımızın üstüne koyuyoruz, ‘başım üstüne’ deriz. Hiçbir zaman için bundan da gocunmuyorum ama sonuçta biz de insanız, biz de beşeriz, biz de duygulanıyoruz. Allah bu birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Bütün yargı camiasına da ben bu vesileyle çok çok teşekkür ediyorum, en kalbi duygularla, saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 günü öğle saatlerinde İstanbul Adalet Sarayında görevi başındayken DHKP/C’li iki terörist tarafından odasında rehin alınmıştı. Teröristler, Savcı Kiraz’ın serbest bırakılması için Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polisin bulunmasını şartı koşmuş ancak Savcı Kiraz saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti. – İSTANBUL
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’nun Ağlı ilçesinde AK Parti tarafından düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için vatandaşlardan destek isteyen Bakan Yumaklı, Kastamonu’nun doğalgaz olmayan ilçelerinde çalışmaların başlatılması için sürecin takipçisi olacağını belirtti. 28 Mart 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından yerel seçimlere hazırlanmak için çalışmalara başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “İlk günden itibaren, 28 Mayıs’ın bir sonraki gününden itibaren 31 Mart’a, Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa etme adına, yerel yönetimleri de buna dahil etmek üzere çalışmalara başladık. Çok kıymetli yol arkadaşlarımız, dava arkadaşlarımız bununla ilgili gece gündüz çalıştınız. Özellikle hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kadın kolları her yerde bizim partimizin mutlak surette en sağlam gücü olmuştur. Yine gençlik kollarımız enerjileriyle destek vermiştir. Ana kademede görev yapan kardeşlerimiz, gönül verenlerimiz hep birlikte gerçek belediyeciliğin AK Parti belediyeciliği olduğunun da şuurunda. Bu toprakların bakanı olarak da benim bununla alakalı tahayyüllerimi de gözeterek inşallah birkaç gün sonra sandığa gidecekler. Burada önemli olan şey ne? Önemli olan Kastamonu’nun 19 ilçesinin ve merkez ilçenin benim mensubu partinin adayları tarafından kazanılması. Bu hakikaten son derece önemli. Kastamonu’nun bundan sonraki gelecek tahayyülü ile alakalı, yapacağı projelerle alakalı önemli” dedi.
“İnşallah çok kısa sürede ilçelerimize doğalgaz gelecek”
Kastamonu’da yapılması gereken tüm projeleri takip edeceğini belirten Yumaklı, “Doğalgaz artık bir lüks değil, olması gereken bir husus. Özellikle hanımefendilerin bunu beklediğini biliyoruz. Doğalgazın sadece Ağlı’ya değil, olmayan diğer ilçelere de gelmesini ben yakından takip ediyorum. İnşallah çok kısa sürede ilçelerimize doğalgaz gelecek. Çok önemli, çünkü bildiğim kadarıyla burada altyapı çalışması hiç yok. Bununla alakalı da ben kendim Kastamonu’nun diğer konuları olduğu gibi bunları da takip edeceğim. Başka bir takibim daha var. Şimdiden söyleyeyim. Siz Bülent Başkanı seçtiğiniz andan itibaren onları da takip etmeye başlayacağım” diye konuştu.
“Ağlıdan öyle ses gelsin ki İstanbul bile duysun”
Vatandaşlardan İstanbul’daki yakınlarını AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a oy vermeleri için ikna etmelerini isteyen Bakan Kurum, “Benim bir istirhamım da şu olacak. İstanbul’da ikinci nüfusuz. Bütün ilçelere hemen hemen gitmeye çalıştım, oradaki derneklerimizle bir araya geldim, Kastamonulu kardeşlerimizle hemhal olduk. Onlara dedim ki ‘Kastamonu’da eşinizi, dostunuzu arayın, benim mensup olduğum partinin adaylarının bu seçimden en iyi oyla çıkması için onlara mutlak suretle bunu yapmaları gerektiğini söyleyin’ dedim. Onlar da bunu kabul ettiler. Şimdi tersini söyleyeceğim. İstanbul’da eşimizi, dostumuzu arayarak orada yine benim mensup olduğum partinin adayı olan Murat Kurum’a oylarını vermelerini, onun da aynı şekilde Bülent Başkan gibi İstanbul’a hizmet etmesi için, o icazeti vermeleri için söz istiyorum. Sizlerden de bununla ilgili söz istiyorum. Biz gittikten sonra telefonlara sarılıp İstanbul’un hangi ilçesinde olursa olsun eşinizi, dostunuzu, çoluğunuzu, çocuğunuzu arayıp Murat Kurum’a oy vermeleri için söz veriyor musunuz? Ağlıdan öyle ses gelsin ki İstanbul bile duysun” şeklinde konuştu. – KASTAMONU
]]>CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır mitinginde yaptığı konuşmayı eleştirdi. Tanrıkulu, “Sayın Erdoğan’ın konuşmasını takip ettim. Diyarbakır’da seçimler çok fazla merak edilmiyor. Diyarbakır’da ayın 31’de ne olacağı aşağı yukarı belli. Diyarbakır’da ayın 1’i daha çok merak ediliyor. Ayın 1’den sonra Diyarbakır’da yerel yönetimlere kayyım atanacak mı, yeni bir süreç başlayacak mı, Erdoğan’ın Kürt meselesini güvenlik politikaları dışında bir çözüm eksenli mesajı olacak mı olmayacak mı? Ama bu beklentinin bugün itibarıyla Adalet ve Kalkınma Partisi bakımından bir şey ifade etmediğine ben tanık oldum. Bu beklentinin boş olduğunu bir kez daha gördüm” diye konuştu.
AKLINDA BİR ŞEY VAR İSTANBUL SEÇİMİNİ NASIL ALIRIM?
“Erdoğan’ın Aklında bir şey var, İstanbul seçimlerini nasıl alırım” diyen Tanrıkulu, “Sayın Erdoğan Diyarbakır’da bir şey ifade etmedi. Diyarbakır için bir şey ifade etmedi. Türkiye’de Kürtler için de bir şey ifade etmedi. Aklında bir şey var İstanbul’da seçimleri nasıl alırım. Yine İstanbul’u söyledi. Türkiye’de 22 yılın sonunda tek parti ve devlet iktidarı diyebileceğimiz ve derin devleti teslim alan onun politikaları üzerinden siyaset üreten bir iktidar var maalesef” dedi.
İKTİDAR KARŞISINDA DENGEYİ YEREL SEÇİMLER ÜZERİNDEN SAĞLAMAYILIYIZ
Tanrıkulu şunları söyledi:
“Diyarbakır’ın hiçbir sorununu ifade etmedi, yaşadığımız adaletsizliklere ilişkin yürütülen kayyım politikasına ilişkin 1 Nisan’dan sonra ne olacağına ilişkin, adaletsizliklerin sona erip ermeyeceği konusunda, demokrasinin geldiği nokta konusunda hiçbir şey ifade etmedi. Diyarbakır’dan hiçbir şey ifade edemedi. Milletvekiliyim Diyarbakır’ın sorunlarına odaklanmaya çalışıyorum. Yaşanan bir çok yolsuzluk var, Kayyumların yarattığı tahribat var, talan var. Kamu yönetiminin yarattığı talan var Diyarbakır’da. Şunu bilelim, geldiğimiz noktada Adalet ve Kalkınma Partisi politikalarından bugün için bir şey beklemek, yeni bir süreç beklemek, adalet beklemek bu konuşmadan sonra doğru değil. Bunun üzerine bir siyaset inşasını da ben Darkapı Meydanı’ndan söylüyorum, doğru bulmam. Mesele, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı karşısında bir siyasi denge yaratmaktır demokrasi güçleriyle beraber. Ancak o siyasi denge, o itiraz, o fren Adalet ve Kalkınma Partisi’ni demokrasi çizgisine belki taşıyabilir. Bunun için Diyarbakır’da da Türkiye’de de İstanbul’da da mücadele etmeliyiz ve bu iktidar karşısında bir dengeyi yerel yönetimler üzerinden inşa etmeliyiz.
]]>Yılmaz, Esenyurt Nene Hatun Kültür Merkezi’ndeki “Kanaat Önderleri, STK Temsilcileri ve Muhtarlar ile Sahur Programı”nda yaptığı konuşmada, hem merkezde hem de yerelde siyaset anlayışlarının odağında hizmet, insan olduğunu söyledi.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen bir anlayışın temsilcileri olduklarını belirten Yılmaz, “Bu anlayışla 81 vilayetimize aynı gözle bakıyoruz. 85 milyon nüfusumuza, insanımıza aynı nazarla bakıyoruz. Kürt, Türk, Arap, Laz, Çerkes, Alevi, Sünni demiyoruz. Doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle 81 vilayetimize hizmet ediyoruz. Bunu da sahada milletimizle bir arada yapıyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, hiçbir zaman Ankara’da masabaşında oturan ve memleketi idare eden bir hükümet olmadıklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“81 vilayetimizde vatandaşımızla birlikteyiz, beraberiz. Başkanlarımız kendi şehirlerinde insanımızın her anında hep yanında, biz de 81 vilayetimizde vatandaşımızın her anında hep yanındayız, öyle olmaya da devam edeceğiz. Her türlü ayrımcılığa, her türlü ötekileştirmeye karşıyız. Bu memleket ayrımcılık yapanlardan, ötekileştirenlerden çok çekti. Çok şükür son 20 yılda demokraside ve kalkınmada çok büyük atılımlar yaptık. Biz bu millete efendilik yapmaya gelmedik, kibirli siyasetçilerden, millete tepeden bakanlardan olmadık, bu millete hizmet etmeyi şeref kabul ettik. ‘Bu millete efendilik yapmak için değil, hizmetkar olmak geldik’ dedik, aynı anlayışla da devam ediyoruz.”
İstanbul’un bir dünya şehri, tüm Türkiye’nin özeti olduğunun altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu aziz şehre hizmet etmek, burada büyükşehir belediye başkanı olmak bir onurdur. Ama siz İstanbul’u bırakıp başka hayaller peşinde koşarsanız, belediyeyi şan şöhret için kendi reklamınız için kullanırsanız, bu halka hizmet edilsin diye gönderilen kaynakları başka amaçlar için kullanırsanız İstanbul’a hak ettiği değeri vermiş olmazsınız, gerçek belediyecilik yapmış olmazsınız. Ben gerçek belediyeciliği çok sade bir şekilde anlıyorum. Kişisel ihtiraslarınız, şanınız, şöhretiniz için değil, ideolojik birtakım kalıplarınız için değil, kaynakları bu halkın gerçek sorunlarını çözmek için gündelik hayatlarında yaşadıkları sorunları çözmek için verimli bir şekilde kullanıyorsanız gerçek belediyecilik yapmışsınız demektir. Öyle laflarla polemiklerle gerçeklerin üstünü kimse örtemez.”
“81 ilimizde nerede bir afet, sorun varsa Murat kardeşimiz orada oldu”
Yılmaz, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yönetimde olduğu dönemde 100 liralık kaynağın 55 lirasının yatırımlara ayrıldığını belirtti.
Son 4-5 yılda yatırımlara ayrılan rakamın yüzde 38’e düştüğünü aktaran Yılmaz, “Tüm büyükşehirler arasında yatırım oranı en çok düşen büyükşehir İstanbul olmuş. Şimdi bunu polemiklerle laflarla kutuplaştırıcı bir dil kullanarak kapatamazsınız. Gerçekler ortada… İstanbul’da sermayeden yemişler, sermayeden. Bu sizi bir süre idare edebilir. Geçmişten gelen mirası bir süre yersiniz, reklama, şuna, buna para harcayabilirsiniz. Ama artık deniz tükendi. İstanbul’un bir 5 yıl daha yatırımsız geçirmeye tahammülü yok. İstanbul’un geleceğine yatırım yapmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Murat Kurum’un bir bakış açısı ortaya koyduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’un büyük bir afet sorunu var. Ne yaptı Allah aşkına bu büyükşehir belediyesi? Niçin bu 5 yılı boş yere geçirdiler, niçin gerekli yatırımları yapmadılar? İstanbul’u, İstanbulluyu seven bu ihmali yapabilir mi? İstanbul belediyesinden çok çok daha düşük geliri olan ilçe belediyelerinin yaptığını dahi yapamamış büyükşehir. İnsanlara başka şeyler anlatarak bu gerçekleri kapatamazsınız. Murat Kurum başkanımız, ‘İstanbul’un sorunları var, afete karşı hazırlanması, risklerinin azaltılması lazım. Bunun için yatırım lazım, dönüşüm lazım, dirençli bir İstanbul’u geleceğe hazırlamamız lazım.’ diyor. Bunu da laf olsun diye söylemiyor. Murat Kurum başkanımızın yaptığı işler ortada. Bizler de buna şahidiz. 81 ilimizde nerede bir afet varsa, nerede bir sorun varsa Murat kardeşimiz orada oldu ve eserler ortaya koydu, sorunlar çözdü. İşine, sorunlara odaklanan, bunları çözmek için her türlü yolu yöntemi deneyen, kullanan bir başkanımız. İnşallah bu aziz şehre, bu aziz insanlara hizmet edecek. Özellikle afetlere İstanbul’un hazırlanmasında, risklerin azaltılmasında Murat başkanımız ekibiyle birlikte çok şeyler yapacak.”
“İnşallah bu seçimde sandıklara güçlü bir şekilde sahip çıkacağız”
İstanbul’da ulaşımın bir çile olduğunu, ulaşımın geriye gittiğini ifade eden Yılmaz, Murat’ın Kurum’un yeni yatırımlarla İstanbul’da trafikte geçirilen süreyi düşüreceğini anlattı.
Yılmaz, Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden Osmangazi Köprüsü’ne kadar ulaşım sorunlarına çözüm getirecek birçok projeyi İstanbul’da hükümet olarak hayata geçirdiklerini kaydetti.
Yakın zamanda hizmete açılan Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metrosu ile İstanbul’daki raylı sistem ağının toplam uzunluğunu 362 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Yılmaz, “Burada mevcut yönetim ne yapmış? Merkezi idare yaptı bunları. 8 kilometre sadece yapmış. Ama 800 kilometre gibi anlatıyor maşallah. Biraz insan mahcup olur. Bunlara madem yapamamışsın hiç girme olmazsa bu konulara.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin en büyük lise kampüsünün şu anda Esenyurt’ta yapıldığına değinerek, “TÜYAP-Hadımköy Kavşağı da gündemde. Böylece o bölgede trafik sorunu inşallah ortadan kalkacak. Esenyurt yıl boyunca taş üstüne taş koymayan, proje üretmeyen anlayıştan pazar günü inşallah kurtulacak. Merkezi idarenin bu çabalarıyla ilçe ve büyükşehrin çabaları birleştiğinde çok daha bereketli hizmetler Esenyurt’umuza, İstanbul’umuza gelecek.” ifadelerini kullandı.
Esenyurt’ta, İstanbul’un tüm ilçelerinde ve büyükşehirde 1 Nisan’dan itibaren Türkiye Yüzyılı’nın gerçek belediyeciliğinin başlayacağını dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“3 günümüz var. Bu 3 günü iyi değerlendirelim. Bu işlerin kazası olmuyor, sonra 5 yıl artık geriye dönüşü yok. O gün çok kritik bir gün. Pazar günü hayati, İstanbul’un kaderini etkileyebilecek bir gün. Ben inanıyorum ki hepiniz bir sorumluluk içinde öncelikle sandık başına gideceksiniz, demokratik bir ortamda oylarınızı kullanacaksınız, sandığa sahip çıkacaksınız. Sandığa sahip çıkma meselesi de çok önemli. Aylardır bir gayretimiz var, çalışıyoruz. Mahsul zamanı pazar günü. Sandıklar kapanıncaya kadar, sayım bitinceye, tutanaklar tutulup seçim kurullarına teslim oluncaya kadar sandıklara sahip çıkacak mıyız? Allah’ın izniyle sandıklarımıza sahip çıkacağız, milli iradenin çalınmasına, insanımızın, seçmenimizin iradesinin hırsızlıkla çalınmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz milli iradeye saygılıyız. Her bir seçmenimizin tercihine saygılıyız. Ama birilerinin bizim seçmenlerimizin iradesini çalmasına da hiçbir şekilde müsaade etmememiz lazım. Geçen seçimlerde bunu yaşadık, gördük. İnşallah bu seçimde sandıklara güçlü bir şekilde sahip çıkacağız.”
Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, Cumhur İttifakı’nın Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü, bazı milletvekilleri de katıldı.
]]>Kurum, Habertürk ekranında canlı yayınlanan Seçime Doğru Özel programında Esra Toptaş ve Fevzi Çakır’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Seçime son günler kala strateji planın ne olduğu sorulması üzerine, yaklaşık 90 gündür projelerini, hedeflerini anlattığını, 4 gün sonra sandığa gidileceğini ve çalışılacak 3 gün kaldığını anımsatan Kurum, vatandaşın sandıkta eserden, hizmetten, sağlam adamlardan yana tavrını koyacağını düşündüklerini, umduklarını ve sahada da böyle hissettiklerini dile getirdi.
Murat Kurum, “Kazanıyor musunuz?” sorusu üzerine, sahaların anketin en güzel görüntüsü ve seçimin dili olduğunu belirterek, “Benim sahada gördüğüm motivasyon; bizim açık ara kazanacağımız. İnşallah 31 Mart akşamı bize gönül veren tüm kardeşlerimizle İstanbul’un sorunlarını çözmek üzere inşallah liyakatli kadrolarla geliyoruz.” ifadesini kullandı.
Aleyhine ve lehine birçok anket bulunduğunu aktarılan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Manipüle edilen anketler de var. Bunu da doğru bulmuyorum. Bütün anket firmaları 14-28 Mayıs’ta farklı konuşuyorlardı. Hatta bugünkü CHP’li yönetim çıktı, ‘Biz kazandık, öndeyiz.’ gibi manipülasyonlar yaptılar, yine yapacaklardır. Buradan da milletimizi, bu noktada sandık görevlilerimizi uyarmak istiyorum. Son ana kadar biz orayı terk etmeyeceğiz, etmemeliyiz. Çünkü aynı manipülasyonu yine yapacaklar. Çünkü bunların algı siyasetinden başka milletimize sunabilecekleri hiçbir şey yok. Sürekli algı, bahane.”
İBB Başkan adayı Kurum, kendilerinin de anket yaptırdığına işaret ederek, “Bizim ölçümlerimizle 1,7 puan farkla kazanacağız.” dedi.
Seçim çalışmalarının son günlerinde, küskün, dargın ya da protesto amacı güden seçmene dönük özel bir stratejisi olup olmayacağı ve bu kitlenin ne yoğunlukta olduğu sorulan Kurum, kararsız seçmenin çok fazla olmadığını, 4-5 puan denilebilecek bir kararsız seçmen bulunduğunu, neticede 31 Mart akşamı seçimi kazanacaklarını ve İstanbul’a hizmet etmek üzere göreve geleceklerini söyledi.
“Cuma ve cumartesi günü ilçe mitinglerimiz olacak”
Seçimden önceki son 3-4 günde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’a gelerek ilçe bazında ziyaretleri olup olmayacağı sorulan Kurum, her seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilçelerde mitingler yaptığını, sandıkla alakalı motivasyon için vatandaşla buluştuğunu anlattı.
Kurum, “Cuma ve cumartesi günü bu tarz ilçe mitinglerimiz olacak. Arkadaşlarımız, teşkilatlarımız hazırlıyor. Anadolu ve Avrupa yakasında 6-7 ilçede inşallah mitinglerimiz olacak.” bilgisini verdi.
“Ekrem Bey’in mal varlığını gizlemeye gösterdiği özeni İstanbul’a göstermediğini görüyoruz”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mal varlığı beyanının ardından 3 villaya ilişkin bir tespitin kamuoyuna yansıması üzerine, “Villalar kişisel mal varlığım değil, şirketimizin üzerine.” açıklamasını yeterli bulup bulmadığı sorulan Kurum, şunları kaydetti:
“Ekrem Bey’in mal varlığını gizlemeye gösterdiği özeni İstanbul’a göstermediğini görüyoruz. Mal varlığı vermeden önce farklı bir beyan, 3 gün sonra bir bakıyorsunuz 1,5 milyar liralık Boğaz’a nazır villalar çıkıyor. Niye insan mal varlığını gizler? ‘Şeffaf olacağız, haktan, hukuktan, adaletten yana olacağız.’ deyip, meydanlarda vatandaşımıza bu vaatleri verip, sonra da bu konuda şeffaf olamıyorsanız, şöyle dönüp aynaya bir bakmak lazım. ‘Ben İstanbulluları 5 yıldır kandırıyorum, kandırmaya devam edeceğim.’ Yok öyle yağma. Siz İstanbulluları kandırdınız, yalan söylediniz ama artık 31 Mart’ta bunun hesabını sandıkta milletimiz size soracak.”
“Ekibi para kulelerini yapıyor, öbürü mal varlığını kaçırıyor”
İBB Başkan adayı Murat Kurum, mal varlığı tartışmasının ve para sayma görüntülerinin seçmen üzerinde direkt etkisi olup olmayacağına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mal beyanında bile İstanbulluları kandıran bir belediye başkanı, ilgisini mal beyanında gizlemek için o kadar güzel çaba sarf edip, gizlemek adına bir uğraşı sergileyen belediye başkanı, aynı uğraşıyı İstanbul’un 5 yılında sergilemedi. Sizce etkilemez mi? Vaatlerini hatırlamıyorsun, 5 yıllık süreçte algı, sürekli bahane, sürekli dedikodu, sürekli oraya buraya laf yetiştirme, yok ‘Topunuz gelin.’ Kimsenin sana toplu geldiği yok. Kendi kendini büyütmeye kalkma. Senin masken düştü. Yaptığın siyasetin artık herkes nezdinde ne olduğu net bir şekilde ortada.”
Para sayma görüntüsü hakkında Kurum, “Parti il binasını almayı beceremeyen bir partiden bahsediyoruz. Günlerdir kamuoyuna net bir şekilde açıklama yapamadılar. Altı üstü bir tane il binası alacaksınız. Sonuçta parti devlet yardımı alıyor mu, alıyor. Alırsınız, faturalandırırsınız, değerini gösterirsiniz, gerçek değer üzerinden alırsınız, tapusunu devredersiniz partinin üzerine, il binası mı yapacaksınız, ilçe binası mı yapacaksınız, yaparsınız. Bakıyorsunuz, orada CHP’li belediye başkanına yakın isimler parti binasında biri oradan geliyor, biri oradan gidiyor, saatlerce para sayıyorlar, balya balya kuleler yapıyorlar. Bunların uğraşısı, ekibi bu para kulelerini yapıyor, öbürü mal varlığını kaçırıyor.” şeklinde konuştu.
“Her zaman milletimizin feraseti galip gelmiştir, yine gelecek”
İstanbul’da Yeniden Refah Partisi seçmeni özelinde değerlendirmeleri sorulan Kurum, Yeniden Refah Partili seçmenin geniş bir perspektifte düşünüp değerlendirdiğinde oyunun kime yarayıp yaramayacağını, CHP’li belediyecilik anlayışının ne olduğunu en iyi bilen seçmen olduğunu söyledi.
Murat Kurum, Yeniden Refah Partili seçmenin iradelerini ülkenin geleceğinden yana, Murat Kurum’dan yana net bir şekilde ortaya koyacağını belirtti.
“Son düzlükte AK Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında yumuşama yaşanabilir” şeklinde analizler yapıldığına işaret edilerek, değerlendirmesi sorulan Kurum, “Bizde bir gerginlik yok.” yanıtını verdi.
Kurum, “Yeniden Refah Partisi ile mevcut durumu değiştirebilecek bir temas var mı? Düşünür müsünüz görüşmeyi?” sorularını ise “Herhangi bir temas yok. Biz her zaman herkesle görüşürüz, niye görüşmeyelim. Burada sadece liderler, yöneticiler bu işe karar vermiyor. Milletimizin de bir takdir yetkisi var. İşin sonunda oyunun kime yarayıp yaramayacağını düşünebilecek kadar basiretli, ferasetli bir milletimiz var. Bunu her seçimde de göstermiştir. Şöyle geriye dönüp bakın, her zaman milletimizin feraseti galip gelmiştir, yine gelecek.” şeklinde cevapladı.
“İstanbul’un hem başkanı hem kardeşi hem evladı olacağım, bunun sözünü veriyorum”
“Büyük İstanbul Depremi Anketi”ni değerlendiren Kurum, deprem riskine dikkati çekerek, “Bunu bile bile buna dair çözüm ortaya koymayacaksınız, şu an İBB yönetiminin yaptığı budur, görmezden geliniyor. Böyle vahim bir durum söz konusuyken en azından elinden gelen gayreti gösterirsin, sana düşen budur.” dedi.
Kurum, yarın düzenleyecekleri “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar, İlk 6 Ay ve 1 Yıllık Acil Eylem Planı Lansmanı”na değinerek, bu çalışmalar neticesinde İstanbulluların gündeminden birçok sorunu çıkaracaklarını söyledi.
İstanbul’da 9 bin sokağa şu anda ambulans ve itfaiye giremediğine dair verinin hatırlatıldığı Kurum, “Bunu biliyoruz ama buna ilişkin hiçbir tedbir almıyoruz. Buna ilişkin tedbiri almayan bir yönetim sandıkta nasıl olacak da milletin tekrar iradesine, teveccühüne mazhar olacak?” sorusunu yöneltti.
Kurum, ilgileri, alakaları, tecrübeleri ve birikimleriyle İstanbullularla birlikte çok güzel bir ilişki kuracaklarının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“31 Mart’ta İstanbul’un hem başkanı hem kardeşi hem evladı olacağım, bunun sözünü veriyorum. Beni sokakta görecekler, beni Saraçhane’de makamında oturup farklı gündemler peşinde koşarken görmeyecekler. İstanbul’un projelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanacağız. Deprem riskini, ulaşım çilesini ortadan kaldıracağız. İnsanlarımızın mutlu olacağı bir İstanbul hayal ediyoruz, bu hayali de 31 Mart’ta tüm İstanbullularla birlikte gerçekleştireceğiz.”
]]>“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitingde mal beyanını sakladığı gerekçesiyle İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın?” dedi.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, MHP Ümraniye İlçe Başkanı Seyfi Sönmez, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum, miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.
“Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitirmek için 90 güne yakındır sahadayız. Nereye fitsek bu sevgiyi ve heyecanı görüyoruz. Bu heyecan birilerini rahatsız ediyor. Birileri telaşlı. Şimdi hangi tatil beldesine gitsek diye rezervasyon yapıyorlar. Onları 31 Mart’ta uzun bir süre çok sevdikleri tatile göndereceğiz. İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemizin, evladımızın deprem endişesi kalmasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin, kadınların geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez” dedi.
“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin beceriksizliğin kurbanı oldu. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çar çur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını yetimin hakkıdır demeden, balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. İsrafı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev kadını ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya da devam ediyorlar. Bir algı siyaseti tutturmuşlar oradan gidecekler. O film bitti. Sen yeni bir film yaz, masken düştü. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vaad ettiler. Her şey çok güzel olacak dediler. Oyunuzu isteyip gittiler” ifadelerine yer verdi.
“Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı”
İmamoğlu’nun mal beyanını eksik verdiğini dile getiren Kurum, “Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz hepsini unuttular. Biz afetzede kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar saya say bitiremedikleri balya balya paraları kule yaptılar. Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın? Biz afet bölgesindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, bunlar kendi konforları için burada villa inşaatlarını yürütüyorlarmış. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerine harcayacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. İstanbul’un gücü her şeye yeter. Sen bu gücü rant olarak görüp kapalı kapılar arkasında burayı herkese peşkeş çekmeye kalkarsan olmaz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını 3 gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek” şeklinde eleştirilerini sürdürdü.
]]>Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, MHP Ümraniye İlçe Başkanı Seyfi Sönmez, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum, miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.
“Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitirmek için 90 güne yakındır sahadayız. Nereye fitsek bu sevgiyi ve heyecanı görüyoruz. Bu heyecan birilerini rahatsız ediyor. Birileri telaşlı. Şimdi hangi tatil beldesine gitsek diye rezervasyon yapıyorlar. Onları 31 Mart’ta uzun bir süre çok sevdikleri tatile göndereceğiz. İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemizin, evladımızın deprem endişesi kalmasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin, kadınların geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez” dedi.
“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin beceriksizliğin kurbanı oldu. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını yetimin hakkıdır demeden, balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. İsrafı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev kadını ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya da devam ediyorlar. Bir algı siyaseti tutturmuşlar oradan gidecekler. O film bitti. Sen yeni bir film yaz, masken düştü. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vaad ettiler. Her şey çok güzel olacak dediler. Oyunuzu isteyip gittiler” ifadelerine yer verdi.
“Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı”
İmamoğlu’nun mal beyanını eksik verdiğini dile getiren Kurum, “Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz hepsini unuttular. Biz afetzede kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar saya say bitiremedikleri balya balya paraları kule yaptılar. Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın? Biz afet bölgesindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, bunlar kendi konforları için burada villa inşaatlarını yürütüyorlarmış. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerine harcayacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. İstanbul’un gücü her şeye yeter. Sen bu gücü rant olarak görüp kapalı kapılar arkasında burayı herkese peşkeş çekmeye kalkarsan olmaz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını 3 gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Kurum, Ümraniye mitinginde yaptığı konuşmada, İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitirmek için 90 güne yakındır sahada olduklarını söyledi.
Ümraniye’deki heyecanın birilerini rahatsız ettiğini belirten Kurum, “Birileri telaşlı, şimdi rezervasyon yapıyorlar, hangi tatil beldesine gitsek diye. Şimdiden ayıracaklar ucuz oralar diye. Uzun bir süre onları inşallah 31 Mart’ta çok sevdikleri tatile göndereceğiz.” diye konuştu.
Kurum, bugün İstanbul’un iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz olduğunu vurgulayarak, “Geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul’umuz liyakatsizliğin, beceriksizliğin kurbanı oldu. İstanbul unutuldu, bu şehri ‘depreme hazırlayacağız’ dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. ‘Ulaşım sorununu çözeceğiz’ dediler, ulaşımı tam bir çileye dönüştürdüler.” ifadelerini kullandı.
Mevcut İBB yönetiminin milletin kaynaklarını CHP’yi dizayn etmek için çarçur ettiğini dile getiren Kurum, şöyle devam etti:
“İstanbul’un kaynakları yetimin hakkıdır demeden balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya devam ediyorlar. Utanma, arlanma yok. Algı siyaseti tutturmuşlar, oradan gidecekler. Arkadaş o sahne, film bitti, sen yeni bir film yaz, yeni bir senaryo yaz, senin masken düştü. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vadettiler, dediler ki, ‘Her şey çok güzel olacak’. Şu İstanbul’da, şu Ümraniye’de güzel bir şey var mı? Oyunuzu isteyip gittiler. Yüzlerce vaat verdiler makamlarına oturur oturmaz hepsini unuttular.”
“Sandık milletin mahkemesidir”
Kurum, kendilerinin deprem bölgesinde afetzedelere sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, CHP’nin ise balya balya paralardan kuleler yaptığını vurguladı.
“Devlete, millete mal beyanını açıkladılar, bir süre sonra mal beyanında 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı” diyen Kurum, “Sen mal beyanında 1,5 milyar liralık malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın? Biz afet bölgesindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, bunlar kendi konforları için burada villa inşaatlarını yürütüyorlarmış. Anlaşılan öyle… Ama siz hiç endişe etmeyin, biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerinde harcayacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a, Ümraniye’ye harcayacağız.” şeklinde konuştu.
İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceklerini vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“İstanbul’un gücü her şeye yeter. Ama sen bu gücü İstanbul için kullanırsan, harcarsan, emek verirsen. Ama sen bu gücü rant olarak görüp, orada kapalı kapılar arkasında burayı herkese peşkeş çekmeye kalkarsan olmaz, İstanbul o zaman üzülür. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını inşallah 3 gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. 31 Mart gelecek, sandık gelecek, hesap kesilecek.”
Mitinge, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, MHP Ümraniye İlçe Başkanı Seyfi Sönmez, bazı milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları’nın kente kazandırılmasını duyurduğu toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Rakibi Murat Kurum’un, ‘Bakanlıkların kapısından içeriye dahi giremezsin. Öyle bir liyakat yok sende. Seni ancak bakanlığın kantinine köfteci olarak alırlar’ sözlerine yanıt veren İmamoğlu, “Köfteciyle ilgili bir sorunu var Sayın Kurum’un. Ben, ona, ‘Bakan olamazsın demedim, köfteci olamazsın’ dedim. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insan, insanlarının yüzde 30’a yakın esnaf kökenli bir toplum olan güzel İstanbul’a nasıl hizmet edebilir; varın siz düşünün. Tabii anlayacağını da düşünmüyorum. Belli ki köfteyle, köfteciyle bir zoru var, esnaflıkla bir zoru var. Ama 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Muhtemeldir ki 31 Mart’tan sonra her yediği köftede, İstanbul seçimini hatırlayacak” yanıtını verdi.
İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları’nın kente kazandırılmasını duyurduğu toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu’nun bu sorulara verdiği yanıtlar şunlar oldu:
“BU SEÇİM 31 MART’TA ESNAFIN, KÖFTECİLERİN ZAFERİ OLACAK”
-Murat Kurum’un şöyle bir cümlesi oldu size dair; ‘Bakanlıkların kapısından içeriye dahi giremezsin. Öyle bir liyakat yok sen de seni ancaK bakanların kantinine köfteci olarak alırlar’
Köfteciyle ilgili bir sorunu var sayın Kurum’un. Tabii ben ona bakan olamazsın demedim köfteci olamazsın dedim. Biraz esnaf olmaya dönük de bir davetim oldu ama esnaf olmaya da niyeti yok olamaz da bu söylemlerine bakılırsa. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insanın İstanbul’da insanlarına, yüzde 30’a yakın esnaf kökenli bir toplum olan güzel İstanbul’a nasıl hizmet edebilir varın siz düşünün. Tabii anlayacağını da düşünmüyorum. Belli ki köfteyle, köfteciyle bir zoru var esnaflıkla bir zoru var. Ama bu seçim 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Muhtemeldir ki 31 Mart’tan sonra her yediği köftede İstanbul seçimini hatırlayacak. Öyle tahmin ediyorum. Çok kötü sınav verdi umarım hayat dersi ona birazcık esnaflık dersi şu 31 Mart öncesi yaşadıkları biraz esnaflık dersi verir de esnaf olmanın ağırlığını yaşar ve hisseder.
“TOPUKLAYARAK KOŞA KOŞA ANKARA’YA DÖNEBİLMELERİ İÇİN İYİ BİR FARK YEMELERİ LAZIM”
-Bakanlar iftar ve sahur programlarında da konuşuyorlar ve aday için oy istiyorlar. Dışişleri Bakanı Murat Kurum’u anlattı son olarak. Değerlendirmeniz ne olacak?
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk defa bu kadar zafiyet içerisinde. Ben İstanbul’da halkımızın topyekün acilen bunları görevine yollaması gerektiğini düşünüyorum ve 1 Nisan itibarıyla görevlerine geri dönmesi için. Hem de böyle tam gaz, biraz sokak diliyle söyleyeceğim, topuklayarak yani böyle koşa koşa Ankara’ya dönebilmeleri için iyi bir fark yemeleri lazım. ve bu fark ben eminin AK Partili hemşehrilerim, AK Parti’ye oy vermiş, emekli hemşehrilerim, abilerim, ablalarım bile bize oy verecekler ki bunlar akıllarını başlarına alsın ve bir an önce işlerine güçlerine geri dönsün. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kabinesi ilk defa işini bu kadar boşlamış laçka bir duruma evrilmiş. Dışişleri Bakanını şu anda ilgilendiren günlük mevzulara ben bakıyorum. Sabah erkenden basın özetini okuyorum devasa sorunları var. İçişleri Bakanlığı’na bakıyorum, bir kere her şeyden önce sandık güvenliği sana teslim, sen seçime üç gün, beş gün kala anons yapıyorsan, propaganda yapıyorsan seçimle ilgili sana nasıl güvenecek bu millet?
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BÜROKRASİ TARİHİNE AYIP SAYFALAR OLARAK GİRMEYE ŞU ANDA NAMZETLER”
Yani kaldı ki daha bir, bir buçuk ay öncesine kadar her gün iki üç tane operasyon görüntüleri görüyorduk sayfasında. Yani polisimizi kullanarak, çakarlı arabalar, büyük operasyonlar, Hollywood tarzı çekimlerle. Ne oldu? Bir anda her şey bitti mi? Bıçak sırtı gibi böyle tak diye kesildi mi? Öyle bir şey olabilir mi? ya bu milletin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz siz? Her makamın bir ağırlığı var. Esnaf olmanın ağırlığı var, bakan olmanın da ağırlığı var. Bakan olmanın da ağırlığını taşımayı başarmalarını, becermelerini diliyorum, istiyorum. İçlerinde itibarlı, itibarlı olduğuna şahitlik ettiğim insanlar var. Umuyorum bu söylediklerim onların biraz canını yakar. ve biraz kendilerine çeki düzen verirler ve işlerinin başına dönerler. Çok yanlış yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bürokrasi tarihine böyle ayıp sayfalar olarak girmeye şu anda namzetler. Umuyorum bir an önce akılları başlarına gelir ama zaten akıllarını başına getirecek olan İstanbulluların 31 Mart’taki tercihleri olacak. Umuyorum, inanıyorum ki 1 Nisan’da koşa koşa Ankara’ya gidecekler. Zira bunlar oy aldıkları taktirde milletini nasıl unuttuklarını 14-28 Mayıs arasında gösterdiler verdikleri hiçbir sözü tutmadılar. O günden bugüne baktığınızda enflasyonun durumu ortada, 3600 ek gösterge ortada, mülakat ortada, şimdi sıralayamayacağım bir sürü şey ortada. O bakımdan milletimizin geçen sene yetki verdiği iktidara, hükümete, Sayın Cumhurbaşkanının ekibine ciddi bir ders vermeli bu seçimde ve akıllarını başına alıp gerçek sorunları çözme adına makamlarına gidip işlerinin başına geçmelidir.
“YOKSULLUK, EMEKLİNİN ÇEKTİĞİ SIKINTI AİLELERİN PAZARDAKİ SORUNLARI GÖRMEYEN İNSANDAN İSTANBUL’A BELEDİYE BAŞKANI OLUR MU?”
Rakibiniz Murat Kurum, muhalefet pişirip pişirip ülke gündemini yerel seçime taşımaya çalışıyor dedi. Buna bir cevabınız olacak mı?
-Ülke gündemi dediğimiz, bizim taşıdığımız meseleler ne? Yoksulluk, emeklinin çektiği sıkıntı, ailelerin çektiği pazardaki sorunlar, ekonomi. Bunları görmeyen insandan İstanbul’a belediye başkanı olur mu? Bunları hissetmeyen, bir bursun ne anlama geldiğini anlayamayan, kreşin ne anlama geldiğini anlayamayan, esnaflığın ne olduğunu bilmeyen, esnafın çektiği sıkıntıyı anlayamayan ya da emeklinin Kent Lokantasına niçin ihtiyaç duyduğunu kavrayamayan bir akıl İstanbul’a belediye başkanlığı yapabilir mi? Yapamaz.
“BİZDE NE YAZIK Kİ SEÇİM SANDIKTA KAZANILIYOR KAVRAMI SANDIKTAN ÇIKAN OYLARIN SAYIMI, TASNİFİ SIRASINDA YAŞANAN SORUNLAR”
-Seçim güvenliğinden bahsettiniz. Herhangi bir tereddütünüz var mı? İçişleri Bakanı’yla olsun şu anki kampanyayla ilgili. 31 Mart’taki seçimde oyları korumak için ne yapıyorsunuz?
-Türkiye’de ne yazık ki uzun yıllardır geriye dönüp baktığımızda 15-16 seçimdir, 17 seçimdir uzun zamandır seçim güvenliğiyle ilgili son derece insanlarımız tedirgindir, kaygılıdır. O bakımdan sandıkta görev alma meselesini en üst seviyeye taşıyıp onlara demokrasi neferleri, demokrasi kahramanları sıfatını yüklememizdeki sebep de bu zaten. Çünkü böyle büyük bir sorun var. Bu sorun tabii çağdaş ülkelerde sandık güvenliğini kendi lehine değil de kamu lehine çözüm bulan ülkelerde konuşulmaz. Ama bizde ne yazık ki seçim sandıkta kazanılıyor kavramı aslında sandıktan çıkan oyların sayımı, tasnifi esnasında ya da bir sonraki aşamada yaşanan sorunlar. Bu bağlamda alınması gereken tedbirleri almayıp ha bire bir zafiyet alanı yaratıp seçimlerin tartışılmasına fırsat veren iktidar. Ama biz 2019′ da yerel seçim de iki seçim üst üste bunu İstanbul’da başardık. Şu anda da bunu başaracak güçteyiz. Sandıkta tedbirleri noktasında, ama hukukçular, ama sandık görevlileri ama müşahitler, ama okul sorumluları, ama bilişim sorumluları son derece donanımlı bir şekilde sayısal anlamda da varlar. Fakat ben İstanbulluların bir kişi daha fazla niçin olmasın ki diyerek ben de görev alayım diyerek İstanbul Gönüllülerini arayabilirler. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe ve il başkanlığıyla irtibata geçebilirler ve görev talep edebilirler diye çağrılarımı yapıyorum. Buradan da yapıyorum yapmaya da devam edeceğim. ve hatta diyorum ki oyunuzu mu kullandınız? O gün sizin, İstanbul’un demokrasi şöleni…
“ENFLASYONU SUÇLU İLAN EDERSE ŞAŞIRMAM”
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Ne versek, eriyip gidiyor, kayboluyor’ diye bir açıklaması var. Buna atıf olarak ek bir şey söylemek ister misiniz?
-Yani trajikomik bir durum. Yakında, sorun ya da sebep sonuç meselesi üzerinden yürüyüp, suçlu enflasyonu ilan ederse, şaşırmam. Yani bütün olanların sorumlusu enflasyon deyip, enflasyonun neden, sebep olduğunu, enflasyonu kendisine bir rakip kabul edip, onunla kavga etmeye başlayıp, bunu birilerine yutturmaya gayret edebilir. Eridiği, doğru. Ama erimesinin sebebi, koşulların oluşmasının sebebi, en az 8 yıldır çok kötü yönettikleri ekonomi politikaları, ortaya koydukları ekonomi yönetimi süreci. Tabii ki eriyor ve ne yazık ki bu şekilde devam ederse de erimeye devam edecek.
“İSTENİYOR Kİ SPOR SİYASETE MUHTAÇ KALSIN”
-Daha önceki konuşmalarınızda da bugün bir kez daha spor siyasetinin üstünde bir üstünde tutulmalıdır dediniz. Geçtiğimiz hafta oynanan Trabzonspor Fenerbahçe maçı olaylı geçen maçta ve sonrasında yaşananlar da siyasetin etkisi ya da sonucu muydu? Camialardan Fenerbahçe camiasına ya da Trabzonspor camiasına bir haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?
-Birincisi ben tabii Futbol Federasyonu Başkanı değilim. Bu konunun muhatabı onlar. ya da kulüpler ama Türkiye’de siyasetin sporun içine girmemesi gerektiğini ve hatta spordan uzak olması gerektiğini, sporun bağımsızlaşması gerektiğini dünyada sporu direkt devletin yönettiği dünyada üç dört ülke kaldı. Rusya, Çin, başka var mı emin değilim bir de biz. Böylesi bir ortamı spora ne kadar zarar verdiği ortada. Spor siyasete muhtaç olduğunu düşünmemeli. Var olan kulüplerin sorunları var ekonomik bunlar çözülebilir. Devlet pekala bu işi çözebilir ama gerçek anlamda bir çözüm bulup sonrasıyla ilgili de hukuksal, yasal anlamda tedbirlerini koyup sporu özgürleştirmeli. Bu kadar basit. Ama isteniyor ki spor siyasete muhtaç kalsın. Federasyon başkanlarını o atasın, yetmedi kulüp başkanlarına o atasın, yöneticileri o atasın. Bu olmaz ben sporcuyum, sporculuk yaptım. Hem de birkaç branşta spor yöneticiliği yaptım, kulüp kurdum. En üst liglerde kulüp yöneticilikleri yaptım. Basketbolda, futbolda, voleybolda. Ben bu ruhu biliyorum ve ben böylesi bir alana, siyasilerin müdahale etmesine kesinlikle karşıyım. Umarım sporun siyasetten uzak milletimiz adına en böyle yukarıda duran, hepimizin ona gururla baktığı keyifli keyiflendiği anları yaşadığı bir mekanizmaya döner.
“İHANETE DEVAM EDİYORLAR”
-Yıllar önce Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, İstanbul’a ihanet ettiklerini ve ihanet etmeye devam ettiklerini ve kendisinin bundan sorumlu olduğunu söylemişti. 2024 yirmi dört yılında tekrar İstanbul’u talep etmelerinin nedeni ne? Tekrar ihanet etmek mi? Yoksa yaptıkları ihaneti telafi mi etmek istiyor?
-Bir kere ihanetten vazgeçseler, Şehircilik Bakanlığı’nın sadece son bir yılda İstanbul’da parsel bazlı çıkarttıkları imara baksanız, zaten ihanete devam ediyor yani. Bunlar bildiği şiiri, bildiği yerden okuyorlar. Yani İstanbul’un göbeğinde… Ne bileyim Şişli’de, Boğaz’ın dibinde. Ne bileyim, Üsküdar’da caminin yanında veya Sarıyer’de, Kısırkaya’da bir arsada, gidip de imar vermek nedir? Hangi ülkedeyiz biz? Neyiz yani? Bu mesele gösteriyor ki, telefonu kaldır, talimat ver, A kişisinin parseline imar çıkar. Kim için? Ne için? İstanbullu bunun neresinde? Bakın bu koridorlarda, imar dosyalarının parsel parsel nasıl gezdiğini, ben bilirim. İş dünyasından da duyarım. Ama 5 yıllık ilçe başkanlığım, 5 yıllık ilçe belediye başkanlığı dönemimden de şahitliklerim var. Ne Beylikdüzü’nde 5 yıl boyunca buna müsaade ettim ne de 5 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde müsaade ettim. Etmem de. Böyle bir şey olmaz. Bir bölgeye plan olarak çalışırsınız, edersiniz; olmaz. İhanet etmekte kararlılar. Hiç durmadılar. O sözü de ağzından kaçırdığına, muhtemelen pişmandır. İkincisi; ihanetin en büyük evresi de bu şehre hala ‘kanal’ deyip durmalarıdır. Kanala bir yandan da devam etmeleridir. ‘İstanbul’un muhafızlığı’ onların ihanet kelimesinin çok üstüne tırmanmıştır. Artık ihanet, sıradan bir kavram olarak zeminde dolaşacaktır. Muhafızlar da gerektiğinde o ihanet yapanların üzerine bir basıp, ortadan kaldıracaktır ihanet kavramını. Artık İstanbul’un muhafızları var. Hem de göreceksiniz, bu şehrin muhafızlarının sayısı, her zaman 16 milyon ya da nüfusu neyse, o kadar olacak.
“BİZ ASLINDA SAĞLAM BİR KOMİTEYİ KURMUŞ DURUMDAYIZ”
-2027 Avrupa oyunlarının gerçekten getirmek için çok fazla mücadele verdiğinizi biliyoruz. Şöyle bir baktığımızda adım adım ilerliyoruz ama sonrasında olimpiyatlar için de çok büyük bir adım olacak 2027 Avrupa Oyunları bizim bizim için. 2027 Avrupa oyunlarına nasıl hazırlanacaz.
-Biz aslında sağlam bir komiteyi kurmuş durumdayız. İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde olimpik süreçleri, paralimpik süreçleri takip noktasında bir komitemiz var. Orada bir merkezimiz var merkezimizde çalışan insanlar var yöneticileri var, bu işi bilen insanların içinde olduğu bir mekanizmamız var. Aynı sistem Avrupa oyunlarını takip ediyorlar. Hemen seçimden sonra bu komite daha da güçlenecek. Başta Milli Olimpiyat Komitesi olmak üzere farklı paydaşlar sürecin içine dahil olacak. Katılımcı bir modelle 2027 sürecine hazırlık yapılacak. 2036 süreci çok interaktif devam ediyor. Nisan ayına Paris Belediyesi’yle randevulaşma yapıldı. Bir ekibimiz ziyaret etti. ve Paris Olimpiyatları ve paralimpik oyunları süreci birebir Paris’te İstanbul’daki heyetimiz tarafından takip edilecek. Bir belediyenin olimpiyat ve paralimpik oyunlara nasıl hizmet ettiği, nasıl iş birliği yaptığı konusunda birebir şahitlikler edilecek ve deneyimler elde edilecek. Günün sonunda inşallah 2036’ya dönük hem elde etme sürecimiz, hem o günün nasıl yönetileceğine dair sürecimiz çok bilimsel, çok profesyonelce yönetiliyor. Buradan şunu söylemek isterim. Bakın bu çabayı ben bugün veriyorum İstanbul Belediye Başkanıyım. Umuyorum önümüzdeki beş yılda da belediye başkanlığı yapmak istiyorum. Ama 2036’da ülkenin başında kim İstanbul belediye başkanı kim? Bunu kim bilebilir ki? Benim bilmem mümkün mü? Sizin bilmeniz mümkün mü? Ama önemli olan var olduğunuz dönemde devletin şehrin sürdürülebilirliğini, devamlılığını esas alındığı bir mekanizmada profesyonelce süreçlerin. Biçimidir bizim arzumuz bu. Devlet esastır, Millet esastır, şehir esastır, kamu yönetimi esastır. Bunlara gereken erdemi kavuşturduğunuz zaman ilgiyi, profesyonelliği, sistemi, düzeni kavuşturduğunuz zaman 2036 paralimpik ve olimpiyat oyunları da bu şehre gelir, Avrupa oyunlarını da en güzel şekilde yaparsınız. Her şey olur. Öbür türlü olunca iş son anda elinizden kaçar. Gelirse elinize yüzünüze bulaştırırsınız yapamazsınız. Biz meseleyi profesyonelce ve kamu ahlakıyla ve milletini, ülkesini, devletini düşünerek hareket eden bir ekip olarak yürüyoruz. Hiçbir sorun yaşamayacağız 2036’da buna da milletimiz şahitlik edecek. 2027 Avrupa Oyunlarını İstanbul’a getirdiğimiz gibi.
]]>Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ve iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti.
“Arkadaşlarım benim bu parayı bağış kampanyası kapsamında CHP İl Teşkilatına teslim edeceğim konusunda bana güveniyorlardı”
10 şüphelinin ifade verdiği soruşturma çerçevesinde, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç da 11.kişi olarak ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Şüpheli Kılıç’ın ifadesinde, “2019 yılının sonbaharında CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın başlattığı ‘Bir Tuğla da Sen Koy’ bağış kampanyasından toplanacak paralarla CHP İstanbul İl Başkanlığı binası alınması planlanıyordu. Bu husus parti toplantılarında sürekli olarak konuşulan bir konuydu. Ben de CHP Parti mensubu olmam nedeniyle bu kampanyaya destek vermeyi uygun gördüm. Bu kapsamda kendim 50 bin lira bağış yaptım. Yine samimi olduğum arkadaşlarımdan da bu kampanyaya destek olmalarını rica ettim. Arkadaşlarımdan olan Ercan Konak 50 bin lira, Hüseyin Kalkan 50 bin lira, Vedat Ali Aydın 50 bin lira olmak üzere toplamda 200 bin lira bağış parası topladım. Arkadaşlarım bağış paralarını doğrudan bana teslim ettiler çünkü benim bu parayı bağış kampanyası kapsamında CHP İl Teşkilatına teslim edeceğim konusunda bana güveniyorlardı. Topladığım bağış paralarını da sürekli olarak yanımda bulunduruyordum çünkü bulunduğum ortamda başka bağış yapılırsa onları da bu bağış miktarının üzerine ekleyip bana söylenen kişiye teslim edecektim” dedi.
“Kampanyanın başlatılmasında ve paraların toplanmasında sorumluluk CHP İstanbul İl Başkanlığı’na aittir”
CHP İstanbul İl Teşkilatından birisinin kendisini arayarak paraları kendisinin belirttiği adrese götürmesini istediğini söyleyen Kılıç, “Bana telefondan bir adres gönderdi. Ben de müsait değildim bu nedenle Melih Morsümbül’ü arayarak bulunduğum yere çağırdım. Toplamda 200 bin lirayı kendisine vererek iletilen adrese götürmesini istedim. O da kendisine denileni yaptı, ona herhangi bir kişi ismi vermedim. Aynı gün parayı belirtilen adrese götürdü, orada bulunan kişilere teslim ettiğini söyledi. Konu bu şekilde kapandı. O tarihlerde parti binası alınması için herkes seferber olmuş durumdaydı. Bu nedenle parayı verdiğimiz anda makbuzun alınıp alınmamasının çok önemli olduğunu düşünmedim. Bağış makbuzlarını CHP İstanbul İl Teşkilatının daha sonra bana göndereceğini düşündüm. Sadece İl Binası alınmasına destek olmak amacıyla kendimin ve yakın arkadaşlarımın yaptığı bağış paraları oraya gönderilmiştir. Benden bizzat bağış yapmamı isteyen kimse yoktu. Toplantılarda sürekli olarak herkesin imkanları ölçüsünde bu kampanyaya gönüllü olması isteniliyordu. Ben de gönüllü olarak kampanyaya destekte bulundum. Kampanyanın başlatılmasında ve paraların toplanmasında sorumluluk CHP İstanbul İl Başkanlığı’na aittir. Yine satın alınan İl Binası için elden ödenen paranın parti gideri olarak kayıtlara girip girmediği hakkında bir bilgim yoktur” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’ni ziyaret etti. Ziyareti sırasında Kurum’a TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, İstanbul Halciler Derneği Başkanı Numan Dayan ve beraberindeki heyet eşlik etti. Kurum, halde bulunan esnafları gezerek sorunlarını dinleyip yakından ilgileneceğini söyledi. Ziyareti sonrasında basın açıklaması yapan Kurum’a konuşmaları sırasında vatandaşlar alkışlarla destek verdi. Ziyaretinde ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’ni esnafımıza yakışır bir şekilde baştan aşağı yenileyeceğiz”
Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’nde çok güzel çalışmalar yapacağını söyleyen Kurum “Bugün İstanbul’umuzun en önemli hizmet yerlerinden biri olan Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’mizdeyiz. İstanbul Halciler Derneği’mizi birazdan ziyaret edeceğiz. Esnafımızla bir araya geldik. Onlarla kucaklaşıp sohbet ettik. Esnafımızın dertlerini ve İBB’den taleplerini, ihtiyaçlarını dinledik. Soframıza lezzeti ve bereketi ulaştırmak için güneşi görmeyen, geceyle dost olan emekçi kardeşlerimizle bir araya geldik. Burada geceleyin ekmek parası için mücadele ediyorlar. Ülkemiz için fedakarca çalışan, üreten emekçimiz için ne yapsak az diyeceğimiz bir samimiyetle bizi karşıladılar. Bayrampaşa sebze halimiz, İstanbul’umuz da sebze ve meyve temininde önemli bir yere sahip. Buraya yıllık 3 milyon ton ürün girişi gerçekleşiyor. Hem halimizi yaşatmak, hem esnafımızın sorunlarını giderip ayakta tutmak için, 1 Nisan sabahı halimizde çok güzel çalışmalar yapacağız. 1986 yılında yapılan halimiz yapısal anlamda esnafımızın taleplerini, ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’ni esnafımıza yakışır bir şekilde baştan aşağı yenileyeceğiz” dedi.
“Murat Kurum her zaman esnafın yanında olacak”
Göreve gelir gelmez haldeki sorunları çözeceğini belirten Kurum “Burada 571 esnafımız var. Esnafımızın dışında hizmet veren kardeşlerimiz hem giriş çıkışta, hem de buradaki şartlardan dolayı zorlandıklarını ifade ediyorlar. Daha önce uygulanan tahsis sistemine geçme noktasında talepleri var. Göreve gelir gelmez esnafımızla birlikte tahsis sürecine ilişkin talepleri karşılamak üzere bir araya gelip bu sorunu çözeceğiz. Halimiz 366 bin metrekarelik alana kurulu ve buraya günlük 12 bin araç giriş çıkışı var. Halin girişinde esnafımızın kolay bir şekilde buraya girmesini sağlayacak dijital İstanbul çatısı altında otomasyon sistemiyle birlikte süreci yöneteceğiz. Vatandaşımızın ve esnafımızın buraya geldiğinde otopark sorununu giderecek otopark projemizi hızlıca hayata geçireceğiz. Bayrampaşa Sebze ve Meyve Hali’mizin İstanbul’umuza hizmet vermesine yönelik çalışmalar yapacağız. Burada ki esnaf kardeşlerimizin önerilerini ve taleplerini önemsiyoruz. Bu konuda da İstanbullu kardeşlerimizle süreci beraber yöneteceğiz. Murat Kurum her zaman esnafın yanında olacak. Esnafımızla birlikte verdiğimiz kararları uygulayacağız. İstanbul’da lojistiğe ilişkin önemli adımlar atacağız. İstanbul’daki lojistik sayısını yapacağımız lojistik köyleriyle birlikte arttırmak suretiyle buraya gelen giden ağır vasıta trafiğini kontrol altına alacağız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’umuzun yarınlarını hep birlikte inşallah hazırlayacağız”
“İstanbul Türkiye Yüzyılı’nda üretimin yüzyılıdır” diyen İBB Başkan Adayı Kurum “İstanbullu esnafımızla birlikte kendi ürünümüzü üreteceğimiz, arazilerimizi İstanbullulara açacağız. Çok daha uzun uygun şartlarda meyve sebze temini noktasında vatandaşımızın yanında olacağız. Esnaf dostu bir İBB başkanı olarak her zaman esnafımızın yanında olacağım. Gerek buradaki emekçi kardeşlerimiz, gerek esnaf kardeşlerimiz için her türlü adımı hep birlikte atacağız. Biz zor günde beraber olmayı bilen insanlarız. 22 yıllık bu yürüyüşümüzde esnafımız hep bizim yanı başımızdaydı. En zor günlerde esnafımız yine en ön saflarda yer aldı. Onlar için ne yapsak azdır. İstanbul’a güneşin doğacağı, herkesin huzur ve güven içerisinde yaşayacağı günlerimize çok az kaldı. İstanbul’u muradına kavuşturacağız. İstanbul’u içine düşmüş olduğu bu durumdan esnafımızla vatandaşımızla birlikte kurtaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde 22 yıldır yaptığımız gibi, yine İstanbul’umuzda ülkemizin her bir köşesinde hizmetlerimizi yapmaya devam edeceğiz. 81 ilden gelen kardeşlerimiz burada çalışıyorlar. Biz nasıl bundan önce 81 ilde çalıştık çabaladık olsak şimdi de burada yine kardeşlerimizle el ele vereceğiz. İstanbul’umuzun yarınlarını hep birlikte inşallah hazırlayacağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>“Biz İstanbul’a sahip çıkarken, ülkemize de sahip çıkacağız”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen ‘Mardin Hemşehri Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Mardin inancın, hoşgörünün, kardeşliğin ve medeniyetlerin şehridir. Mardin’de büyümek, Mardin’de yetişmek geçmişe doğru zaman yolculuğu, tarih yolculuğu yapmak gibidir. Mardin’e gidip etrafınıza baktığınızda dahi ne kadar eşsiz hazinelere sahip olduğunu rahatlıkla görürsünüz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen ‘Mardin Hemşehri Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Fatih Tuna, Mardin Federasyonu Başkanı Sedat Güngörün, milletvekilleri, belediye başkan adayları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Mardin inancın, hoşgörünün, kardeşliğin ve medeniyetlerin şehridir”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Mardin inancın, hoşgörünün, kardeşliğin ve medeniyetlerin şehridir. Mardin’de büyümek, Mardin’de yetişmek geçmişe doğru zaman yolculuğu, tarih yolculuğu yapmak gibidir. Mardin’e gidip etrafınıza baktığınızda dahi ne kadar eşsiz hazinelere sahip olduğunu rahatlıkla görürsünüz. Bir yanınızda Süryani vatandaşlarımızın bin 600 yıllık şaheseri manastırı vardır. Az ötesinde Hristiyan vatandaşlarımızın binlerce yıldır ibadet ettiği Kırklar Kilisesi vardır. Yine, aynı bölgede, 8 asırdan daha uzun bir zaman boyunca minarelerinde ezanların göğe yükseldiği Ulu Camiimizi, tüm zarafetiyle bu iki ibadethaneye komşuluk yaparken görürsünüz. Bütün bu eserlerin birlikteliği bile Mardin’imizin gerçek bir barış şehri olduğunu, hoşgörü şehri olduğunu ortaya koymaya yeter de artar bile” dedi.
“Ne zaman Mardin’e gitsem, memleketime gitmiş gibi olurum”
Mardin’in tarihini, mahallelerini, sokaklarını iyi bildiğini söyleyen Kurum “Ben de Mardin’in bir evladıyım. İlkokul ikinci ve üçüncü sınıfı babamın mesleği dolayısıyla Mardin’de okudum. Ne zaman Mardin’e gitsem, memleketime gitmiş gibi olurum. Mardin’in her bir manzarası, beni çocukluğuma, o güzel günlerine, hatıralarına götürür. Mardin benim için bir mektep oldu. Mardin, sahip olduğu medeniyet birikimleri dolayısıyla bana hep eğitim ve iş hayatımda büyük bir ilham kaynağı oldu. Mardin, tıpkı İstanbul gibi, insanın iç dünyasını, ruh dünyasını, zihin dünyasını, hayal dünyasını geliştiren bir şehir. Çocukluğumuzdan beri bu şehrin nasıl daha iyi olabileceğine, nasıl daha iyi yaşanılabileceğine dair hayaller kuruyoruz. Bana kalırsa, her insan yaşadığı şehrin ruhunu, kimliğini anlamaya çalışmalı, o şehirle güçlü bir aidiyet duygusu kurmalıdır. Bizler, bu inançla, bu ruhla, bu anlayışla, Peygamber Efendimizin müjdesi, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzla aramızda çok özel bir bağ kuruyor, bu şehri ruh dünyamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
“Biz İstanbul’a sahip çıkarken, ülkemize de sahip çıkacağız”
İstanbul’a dair hayalleri olduğunu dile getiren Kurum “Biz İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çilesi İstanbul’un gündeminden çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yılların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İstanbul’un hakkını savunacağız. İstanbul bize emanet edilmiş bir şehir. Bu şehre gözümüz gibi sahip çıkacağız. İstanbul bize ağzı dualı, eli konalı annelerimizin emaneti. İstanbul sadece kendini değil Mardin’i, Diyarbakır’ı, Ankara’yı, Konya’yı, Bartın’ı, Bolu’yu da ilgilendirir. Biz İstanbul’a sahip çıkarken, ülkemize de sahip çıkacağız. Türkiye yüzyılında ülkemizin vizyonuna yol vereceğiz. Bu seçimler hizmet belediyeciliğinin nasıl yapılacağı noktasında kararın verileceği seçim olacak. 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir bayram yaşayacağız” ifadelerine yer verdi.
Programda konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır “Bu seçim hizmet seçimidir. Bu seçimde hizmete bakın. 5 yıl içerisinde Bahçelievler’de ve diğer ilçelerde nelerin yapılıp yapılmadığına bakın. Biz Bahçelievler’de hiçbir arkadaşımızı ayırmadık. Biz belediye hizmetinde Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı gibi siyasi tercihinden dolayı ayırmadık. Birilerinin yaptığı gibi kimseyi işten çıkarmadık” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen ‘Mardin Hemşehri Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Fatih Tuna, Mardin Federasyonu Başkanı Sedat Güngörün, milletvekilleri, belediye başkan adayları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Mardin inancın, hoşgörünün, kardeşliğin ve medeniyetlerin şehridir”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Mardin inancın, hoşgörünün, kardeşliğin ve medeniyetlerin şehridir. Mardin’de büyümek, Mardin’de yetişmek geçmişe doğru zaman yolculuğu, tarih yolculuğu yapmak gibidir. Mardin’e gidip etrafınıza baktığınızda dahi ne kadar eşsiz hazinelere sahip olduğunu rahatlıkla görürsünüz. Bir yanınızda Süryani vatandaşlarımızın bin 600 yıllık şaheseri manastırı vardır. Az ötesinde Hristiyan vatandaşlarımızın binlerce yıldır ibadet ettiği Kırklar Kilisesi vardır. Yine, aynı bölgede, 8 asırdan daha uzun bir zaman boyunca minarelerinde ezanların göğe yükseldiği Ulu Camiimizi, tüm zarafetiyle bu iki ibadethaneye komşuluk yaparken görürsünüz. Bütün bu eserlerin birlikteliği bile Mardin’imizin gerçek bir barış şehri olduğunu, hoşgörü şehri olduğunu ortaya koymaya yeter de artar bile” dedi.
“Ne zaman Mardin’e gitsem, memleketime gitmiş gibi olurum”
Mardin’in tarihini, mahallelerini, sokaklarını iyi bildiğini söyleyen Kurum “Ben de Mardin’in bir evladıyım. İlkokul ikinci ve üçüncü sınıfı babamın mesleği dolayısıyla Mardin’de okudum. Ne zaman Mardin’e gitsem, memleketime gitmiş gibi olurum. Mardin’in her bir manzarası, beni çocukluğuma, o güzel günlerine, hatıralarına götürür. Mardin benim için bir mektep oldu. Mardin, sahip olduğu medeniyet birikimleri dolayısıyla bana hep eğitim ve iş hayatımda büyük bir ilham kaynağı oldu. Mardin, tıpkı İstanbul gibi, insanın iç dünyasını, ruh dünyasını, zihin dünyasını, hayal dünyasını geliştiren bir şehir. Çocukluğumuzdan beri bu şehrin nasıl daha iyi olabileceğine, nasıl daha iyi yaşanılabileceğine dair hayaller kuruyoruz. Bana kalırsa, her insan yaşadığı şehrin ruhunu, kimliğini anlamaya çalışmalı, o şehirle güçlü bir aidiyet duygusu kurmalıdır. Bizler, bu inançla, bu ruhla, bu anlayışla, Peygamber Efendimizin müjdesi, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzla aramızda çok özel bir bağ kuruyor, bu şehri ruh dünyamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
“Biz İstanbul’a sahip çıkarken, ülkemize de sahip çıkacağız”
İstanbul’a dair hayalleri olduğunu dile getiren Kurum “Biz İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çilesi İstanbul’un gündeminden çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yılların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İstanbul’un hakkını savunacağız. İstanbul bize emanet edilmiş bir şehir. Bu şehre gözümüz gibi sahip çıkacağız. İstanbul bize ağzı dualı, eli konalı annelerimizin emaneti. İstanbul sadece kendini değil Mardin’i, Diyarbakır’ı, Ankara’yı, Konya’yı, Bartın’ı, Bolu’yu da ilgilendirir. Biz İstanbul’a sahip çıkarken, ülkemize de sahip çıkacağız. Türkiye yüzyılında ülkemizin vizyonuna yol vereceğiz. Bu seçimler hizmet belediyeciliğinin nasıl yapılacağı noktasında kararın verileceği seçim olacak. 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir bayram yaşayacağız” ifadelerine yer verdi.
Programda konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır “Bu seçim hizmet seçimidir. Bu seçimde hizmete bakın. 5 yıl içerisinde Bahçelievler’de ve diğer ilçelerde nelerin yapılıp yapılmadığına bakın. Biz Bahçelievler’de hiçbir arkadaşımızı ayırmadık. Biz belediye hizmetinde Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı gibi siyasi tercihinden dolayı ayırmadık. Birilerinin yaptığı gibi kimseyi işten çıkarmadık” dedi. – İSTANBUL
]]>MHP’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Özdemir, Pınarbaşı ilçesinde Cumhur İttifakı’nın sandık görevlileriyle toplantıda bir araya geldi.
Özdemir, burada yaptığı konuşmada, sandık görevlilerinin önemli sorumlulukları olduğunu, vatandaşların iradelerinin sağlıklı bir biçimde neticelenmesi, tespiti ve bunların tutanaklara işlenmesinin önem taşıdığını belirtti.
CHP’li İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin içler acısı bir durumda olduğunu dile getiren Özdemir, şunları kaydetti:
“Özellikle bir haftadan bu yana bilhassa CHP’nin bazı adaylarının son derece rezil ifadelerle Türk milletine ve Türkiye’ye karşı ne kadar uzak olduğunu gösterdikleri bir dönem yaşıyoruz. İstanbul’da nelerin olduğu hepimizin malumu. Beş yılı heba olmuş dünyanın en büyük Türk İslam şehri ve Fatih’in emaneti olan İstanbul’da milletimizden aldığı emaneti layıkıyla yerine getiremeyen bir belediye başkanı gerçeği karşımızda duruyor. Bu belediye başkanı İstanbul’a hizmet edip Türklüğün en büyük şehrini daha ileri bir seviyeye taşıyacağı yerde vaktinin büyük bir çoğunluğunu tatillerde ya denize girerek ya da kayak yaparak geçirmekte. İstanbul kara teslim oldu. İstanbullular karla boğuşurken bu şahıs, yabancı büyükelçiler ile pahalı restoranlarda yemek yemeyi tercih etti. Bir bakıma İstanbul’u kaderine terk etti. Şimdi ise seçim sathına girdiğimiz bu süreçte algı oyunları ile belediyenin bütün imkanlarını Türkiye’nin en büyük riskleri arasında yer alan deprem gerçeğini yok sayarak İstanbul’u depreme hazırlamak yerine İstanbul’un ulaşım sorununu çözmek yerine sadece kendi tanıtımını, yapmadığı işlerle beraber atmadığı temel atma törenlerinin tanıtımını yapmakla vakit harcıyor.”
-“Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır”
Ankara’da da durumun aynı olduğunu, burada da kentin 5 yılının heba edildiğini belirten Özdemir, “Ankara deseniz emin olun daha vahim bir halde. Vazifemiz itibarıyla Ankara’da yaşıyoruz ama eminim ki hepiniz sizler de zaman zaman Ankara’ya gidip geliyorsunuz ve Ankara’nın halini görüyorsunuz. Çok bir şey söylemeye gerek yok. Yolların ortasında bulunan ağaçların, çiçeklerin, bitkilerin dahi kurutulduğu bir belediyecilik anlayışıyla Ankara da ne yazık ki beş yılını heba etmiştir.” ifadelerini kullandı.
CHP tarafından temsil edilen tüm büyükşehir belediyelerinde aynı sıkıntıların baş gösterdiğini belirten Özdemir, şöyle devam etti:
“Bunlar arasında iki tanesi var ki son derece rezil bir ifadeyle, rezil bir tavırla bugün hepimizin karşısında bulunuyor. Bunlardan ilki Mersin Büyükşehir Belediyesi. Eminim hepiniz görmüşsünüzdür. Mersin Büyükşehir Belediyesi biliyorsunuz kanuni olarak Türkiye’de bulunan her hususi yahut resmi aracın plakasının başında TR ibaresi yer alır. Bu TR ibaresinin siyah boyalarla silindiğini bizler görüyoruz. Niye? Çünkü oradaki terör örgütünün yandaşları rahatsız olmasınlar diye. Çünkü Mersin’i temsil eden bu zihniyetin kendisini terör örgütüne ne derecede borçlu hissettiğini göstermesinin bir yansıması olarak bunu yaptığını bizler gözlemliyoruz. Peki mesele sadece Mersin’de mi sınırlı kaldı? Hayır. Mersin’in hemen yanı başındaki bir başka büyükşehir ilimiz Adana’da da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı son derece rezil ifadeler kullandı. Bu şahsa göre Taş Medreseliler kendisinin kardeşi olamazmış. Zaten seninle kardeş olmak isteyen yok. Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır, onlarla yol yürümektir.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Ümraniye’de yapmak istediği ilçe turu, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle 2 farklı noktada halk buluşmalarına dönüştü. İmamoğlu: “Biz, İstanbul’a Ankara’dan gelen bu 17+1; yani Sayın Cumhurbaşkanı ve kabinesi + aday, onlara ne diyoruz biliyor musunuz. Sizi ağırladık, sizi misafir ettik. 2019’da sizi, 23 Haziran’da yanlış yaptığınız için, 806 bin kez misafir ettik. Şimdi ondan daha fazla sayıda misafir ediyoruz ve sizi Ankara’ya yolluyoruz. Nereye? İşinizin başına. Gidin; enflasyonu düşürün. Emekli maaşını arttırın” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Fatih’te katıldıkları iftar programının ardından Ümraniye’ye geçti. CHP Ümraniye Belediye Başkan adayı Aykut Erdoğdu ile seçim otobüsüne binen İmamoğlu, ilçe turu yapmak istedi. İmamoğlu ve Erdoğdu’yu taşıyan otobüsün önü, Aşık Veysel caddesinde, kalabalık ve coşkulu bir vatandaş topluluğu tarafından kesildi. İlçe turu olarak planlanan Ümraniye etkinliği, böylece halk buluşmasına dönüştü. Vatandaşların sevgi gösterilerini karşılıksız bırakmayan İmamoğlu ve Erdoğdu, coşkulu kalabalığa konuştu.
“Hakkınızı helal edin. Vallahi ne diyeyim? O kadar minnet doluyum ki, teşekkürleri bir borç biliyorum. Çünkü biz, bu akşam, Aykut Başkanımla birlikte, İlçe Başkanımızın çizdiği bir güzergahta, sizleri otobüsle selamlayacaktık. Ama siz, muazzam bir karşılamayla tabiri caizse, bizi motive etmek için toplanmışsınız” sözleriyle duygularını dile getiren İmamoğlu şunları söyledi:
“VATANDAŞINA KARŞI HADDİNİ BİLEN İNSANLAR OLMAK ZORUNDAYIZ”
Ahlaklı, erdemli ve halkının sesini duyan bir beş yılı hizmet anlamında size sunma gayreti içersindeydik. Şu kuralı hep uyguladık. Biz yöneticiler olarak, seçilmiş yöneticiler olarak, seçilmiş kamu yöneticileri olarak sizlere laik olma çabası aynı zamanda vatandaşın yetki sahibi olduğunu bilen, İstanbul mülk sahibi milletimiz. Memleket mülk sahibi milletimiz. Biz sizlerin görev verdiği insanlarız. Dolayısıyla bizim gibi yöneticiler vatandaşına hat bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen insanlar olmak zorundayız. Bunu, üstüne basa basa söylüyorum niye biliyormusunuz? Ramazan ayındayız, Ramazan ayı insanların birbirini hissetme ayı. Hissetmek şu demek. Biz eşiz, biz insanız insanca yaşamı hep birlikte hak ediyoruz. İnsanca yaşamı sağlamak için bir eşitliği, adaleti sağlamalıyız. Bu kavramların var olması için almamız gereken uzun bir yol var. Bu yolun, temel güzergahı yerel yönetimdeki başarıdır. İstanbul’da biz sosyal adaleti sağlamak adına çocuğu genci..çocuklarımız, gençlerimiz, anneler, kadınlar, toplumun her parçası… ne yaptık? Bir eksik mi var onu kapatmalıyız. İşte anne, çocuk destek paketi öyle doldu. Doğum paketi öyle doğdu. Anne çocuk kartı öyle doğdu. Yüz bin öğrenciye burs öyle doğdu. Gençlere, gençlere sanatta, kültürde farklı imkanlar öyle doğdu. Çocuklara süt dağıtmak öyle doldu. Şimdi yeni dönemde bursu iki katına çıkarmak adına, sosyal adaleti sağlamak adına ve bunun gibi özellikle kentsel dönüşümü destek paketimiz o şekilde devam ediyor.
“10 BİN LİRA PAZAR DESTEĞİ VERECEĞİZ”
Emekli dar gelirli emeklinin kentsel dönüşümün yüzde 65’ini biz üstleneceğiz Dar gelirli, bir aile, kentsel dönüşümü sürdüremiyorsa 60’nı biz karşılayacağız. Asgari ücretle geçinen bir aileyse kira desteği, devletin verdiği kira desteği üstüne yedi bin lira biz vereceğiz. Kira desteği, bir emekli evini dönüştürüyor ve kira desteğine ihtiyacı varsa devletin verdiği bir üstüne dokuz bin lira biz vereceğiz. Bütün bu destekler emekli bir büyüğümüz, bir emekli maaşıyla geçinen bir haldeyse 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Asgari ücretle geçinen bir hane ise o evi yıllık 10 bin lira ulaşım desteğiyle destekleyeceğiz. Yüz bin çocuğa burs veriyoruz, ikinci yüz bin çocuğa da İstanbul ücretsiz ulaşım kartı hediye edeceğiz. Bütün bu söylediklerim hangi prensible biliyor musunuz? Az önce dedim ya mülk sahibi bu cennet vatanın sahibi milletimiz. Peki milletimiz kim? Eşit, hür, hangi inançtan, hangi etnik kökenden olduğuna bakmayız. Bizim canımız, ciğerimiz, vatandaşımızımız. Tam 86 milyon kişi 16 milyon İstanbullu.
“ADAYINIZA AYIP EDİYORSUNUZ. İSTANBUL’A TOPLANIP GELEREK ADAYINIZI AŞAĞIYA ÇEKİYORSUNUZ“
Dolayısıyla kime oy vermiş, kime oy vermemiş hiç mi önemi yok. Bizim tek derdimiz var. Bir an önce bu yoksulluk, bu ülkenin üzerinden dağılsın, gitsin. Bir an önce biz bu toplumu zenginliği konuşalım. Parasını pul edenleri, günü geldiğinde milletimiz değerlendirecek. Ama önümüzde 31 Mart var. İstanbul’a beş yılı, çok nitelikli bir dönemi yakışan bir dönemi ortaya koyan ekibe liderlik yaptım. Şimdi 31 Mart’a kadar birileri Ankara’dan toplanmış gelmiş tam 17 kişi. Bunlar kabine, hepsinin adı kabine. Kabine yani atanarak bakanlık görevine gelen insanlar devletine tabii, devletinin tariflediği görevi yapan insanlar. Bu insanlar, örneğin biri ekonomiyle ilgilenecek biri maliyeyle ilgilenecek, biri adaletle, biri şehircilikle, biri ulaştırmayla, birisi İçişleriyle ilgilenecek öyle değil mi? Ama o 17 kişiye artı bir diyelim. Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki, siz İstanbul’a gidin, ben oraya bir aday atadım ama aday baş edemiyor. Siz 17’niz bir olun yetmezse bende gelirim Ekrem’i alaşağı ederiz. Ben de diyorum ki isterseniz 17+1 olun. Bir de adayınız var ama ya adayınıza ayıp ediyorsunuz. Adayınız da yanlış yapıyorsunuz. İstanbul’a toplanıp gelerek adayınızı bence aşağı çekiyorsunuz, olmaz. Yazık değil mi? Yazık. Yazık. Bırakın aday mücadelesini versin. Toplanıp gelmişler.
“ONLAR NE YAPIYOR BİLİYORMUSUNUZ? GÜCÜ DE YETKİYİ DE BİR KİŞİYE VERİYORLAR”
Şimdiden size ben ne yapacağımızı söyleyeceğim. 31 Mart’a kadar 17+1 artı aday bu ekibe karşı topyekün nasıl biliyor musunuz güler yüzle hep birlikte çalışıp komşularımızdan, akrabalarımızdan, eşimizden, dostumuzdan, telefonla arayacağımız komşunuzdan, iş arkadaşınızdan, Ümraniye Belediye Başkanı Adayımız Aykut Erdoğdu’ya, Ümraniye’de oy istemeye hazır mıyız? Biz çok uzun zamandır birlikte siyaset yapıyoruz. Dertleşiyoruz, tartışıyoruz çalışıyoruz fikirlerimizi çatıştırıyoruz. Niye biliyor musunuz? Doğru yolu bulmak için. Deneyimlerinizi bir araya getirip biz güç birliği yapıyoruz. Onlar ne yapıyor biliyor musunuz? Gücü de, yetkiyle bir kişiye veriyorlar Ankara’ya bakıyorlar. O yap derse yapıyorlar. Yapma derse yapmıyorlar. İmza at derse atıyorlar, atma derse atmıyorlar. İradesiz bir ortam var ediyorlar. Onlar bir kişiye bağımlı, biz ekip arkadaşı olarak milletine bağımlı insanlarız. Az önce dediğim gibi Aykut başkanım için Ümraniye’de çok çalışırsanız dedi ya ben bu şehrin kentsel dönüşüm sorununu biliyorum son terime kadar bu işin çözümü için samimi bir şekilde gece gündüz çalışıp bu işi en yüksek seviyeye taşıyacağıma söz veriyorum dedi. Bende bütün İstanbul’da köprü sorunu belli bir yol haritasına koymuş belli bir başarıyı elde etmiş büyükşehir belediye başkanınız olarak hem tüm İstanbul’un hem de Ümraniye’nin Aykut Erdoğdu başkanımızın iş birliğiyle bu ilçede kentsel dönüşüm sürecini en nitelikli seviyeye taşıyacağıma bütün Ümraniye’ler huzurunda Aykut başkanımla birlikte söz veriyoruz.
“17+1 VE SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA NE DİYORUZ BİLİYOR MUSUNUZ”
Biz, İstanbul’a Ankara’dan gelen bu 17+1; yani Sayın Cumhurbaşkanı ve kabinesi + aday… Onlara ne diyoruz biliyor musunuz? Sizi ağırladık, sizi misafir ettik. 2019’da sizi, 23 Haziran’da yanlış yaptığınız için, 806 bin kez misafir ettik. Şimdi ondan daha fazla sayıda misafir ediyoruz ve sizi Ankara’ya yolluyoruz. Nereye? İşinizin başına. Gidin; enflasyonu düşürün. Doğru mu? Emekli maaşını arttırın. Doğru mu? 3600 ek göstergeyi çıkarın. Doğru mu? Peki, yetmez… ‘Mülakatı kaldıracağız’ dediniz, namus sözü verdiniz. Mülakatı kaldırın. Doğru mu? Onları görevinin başına yollayacaksınız. AK Parti’ye oy vermiş, benim kıymetli hemşehrilerim de onlara, ‘İstanbul’a gelip, Ekrem İmamoğlu ile uğraşacağınıza, gidip ekonomiyi düşürün, ekonomiyi yerine getirin’ diyecek. Onlar bile, AK Partili hemşehrilerim bile, onları kendine getirmek için, Ümraniye’de Aykut Erdoğdu Başkanıma, İstanbul’da da bu kardeşinize oy verecek göreceksiniz. Biz size, şunu vaat ediyoruz: Bu şehirde, Ümraniye’de, diğer ilçelerimizde, İstanbul’un tamamında kardeşçe bir yaşam vadediyoruz. Siz; ayrıştıranı değil, birleştireni seçeceksiniz. Siz; kutuplaştıranı değil, birbirini kucaklatmayı size göstereni seçeceksiniz. Ümraniyeliler siz; size haddini bildireni değil, haddini bilen yönetici ahlakını seçeceksiniz. Siz; kanalı değil, İstanbul’u seveni seçeceksiniz. Öyle değil mi? Öyle değil mi Ümraniyeliler? Bir soru: Kanal mı, İstanbul mu? (‘İstanbul’ sesleri.) Aynen öyle. Son olarak; onlar diyor ki tam gaz geri, biz diyoruz ki tam yol ileri.
İmamoğlu, seçim otobüsünün yolunun kesildiği Dudullu’da da vatandaşlara kısa bir konuşmayla hitap etti.
]]>MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Pınarbaşı’nda sandık görevlileri ile bir araya geldiği toplantıda konuştu. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler seçimleri hakkında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özdemir, CHP’li İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri’nin içler acısı bir durumda olduğunu belirterek değişim çağrısı yaptı.
Özdemir, önemli bir seçime daha gidildiğini söyleyerek, “Rahmetli başbuğumuzun memleketi olan Pınarbaşı’nın şehremini Sayın Menduh Uzunluoğlu beyefendinin söylemiş olduğu sözlerle beraber ben de burada sizlerle beraber olmaktan ötürü son derece mutlu ve mesut olduğumu ifade etmek istiyorum. Allah hiçbirinizin yokluğunu göstermesin. Ne zaman buraya gelsek her vakit bizi ilgiyle, sevgiyle, saygıyla bağrınıza basıyorsunuz. Rabbim inşallah her birinize ayrı ayrı ve topyekün Pınarbaşı’na layık olmayı da bizlere nasip etsin diyorum. Burada AK Parti’nin ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok saygıdeğer sandık görevlileri olarak 31 Mart günü çok önemli ve tarihi bir vazifeyi ifade edeceksiniz. Cenab-ı Allah’tan sizlere her şeyden evvel üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Bu kapsamda aziz milletimizin ve çok saygıdeğer Pınarbaşı’nda hemşehrilerimizin demokratik iradelerinin tecellisi olan sandıklardaki oylarının sizler nazarında müşahede edilmesi ve bu oylara sahip çıkılması çok büyük önem taşıyor. Nasıl ki bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı ve bir komutan bir ülkeyi kurtarır şiarıyla bu zamana kadar Türk devlet anlayışı ve toplumsal yapımız binlerce yıldan bu yana süre geldiyse sizler de böylesine tarihi bir misyonu ifa etmek üzere inşallah sorumluluk üstleneceksiniz. Bizim her birimize güvenimiz tamdır. Ama her şeyden önce saygıdeğer Pınarbaşı’yla hemşerilerimizin iradelerinin sağlıklı bir biçimde neticelenmesi, tespiti ve bunların tutanakları işlenmesi çok büyük önem taşıyor. Bu kapsamda da hepinize başarılar diliyorum. Önemli bir seçimlere daha gitmek üzereyiz ve gidiyoruz. Artık bir haftadan çok daha az bir süre kaldı” dedi.
“İstanbul’un hali içler acısı”
CHP’nin ve adaylarının Türk milletine ve Türkiye’ye uzak olduğunu gösterdiklerini söyleyen Özdemir, “İnşallah Pınarbaşı’nda yine Pınarbaşıyla hemşerilerimizin iradesiyle beraber burada Pınarbaşı’nın kendisine sahip çıkacağını, öz evladına sahip çıkacağını ve inşallah iradesinin yine Cumhur İttifakı olacağını ve 3 hilali Pınarbaşı’ndan dalgalandıracağını bizler biliyoruz ve eminiz. Bu kapsamda şimdiden ben Pınarbaşılı hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Son özellikle bir haftadan bu yana bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı adaylarının son derece rezil ifadelerle Türk milletine ve Türkiye’ye karşı ne kadar uzak olduğunu gösterdikleri bir dönem yaşıyoruz. İstanbul’da nelerin olduğu hepimizin malum. Beş yılı heba olmuş dünyanın en büyük Türk İslam şehri ve Fatih’in emaneti olan İstanbul’da milletimizden aldığı emaneti layıkıyla yerine getiremeyen bir belediye başkanı gerçeği karşımızda vardı. ve bu belediye başkanı İstanbul’a hizmet edip Türklüğün en büyük şehrini daha ileri bir seviyeye taşıyacağı yerde vaktinin büyük bir çoğunluğunu tatillerde ya denize girerek ya da kayak yaparak geçirmekte. İstanbul kara teslim oldu. İstanbullular, karla boğuşurken bu şahıs, yabancı büyükelçiler ile pahalı restoranlarda yemek yemeyi tercih etti. Bir bakıma İstanbul’u kaderine terk etti. Şimdi ise seçim sathına girdiğimiz bu süreçte algı oyunları ile belediyenin bütün imkanlarını Türkiye’nin en büyük riskleri arasında yer alan deprem gerçeğini yok sayarak İstanbul’u depreme hazırlamak yerine İstanbul’un ulaşım sorununu çözmek yerine sadece kendi tanıtımını, yapmadığı işlerle beraber atmadığı temel atma törenlerinin tanıtımını yapmakla vakit harcıyor” ifadelerini kullandı.
“Ankara vahim durumda”
Ankara’nın daha vahim halde olduğunu söyleyen İsmail Özdemir, “Ankara deseniz emin olun daha vahim bir halde. Vazifemiz itibariyle Ankara’da yaşıyoruz ama eminim ki hepiniz sizler de zaman zaman Ankara’ya gidip geliyorsunuz ve Ankara’nın halini görüyorsunuz. Çok bir şey söylemeye gerek yok. Refüjün ortasındaki yolların ortasında bulunan ağaçların, çiçeklerin, bitkilerin dahi kurutulduğu bir belediyecilik anlayışıyla Ankara’da ne yazık ki 5 yılını heba etmiştir. ve diğer büyük şehirlerde bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilen büyük şehirlerde ne yazık ki aynı sıkıntılar baş göstermiştir. Ama bunlar arasında iki tanesi var ki son derece rezil bir ifadeyle, rezil bir tavırla bugün hepimizin karşısında bulunuyor. Bunlardan ilki Mersin Büyükşehir Belediyesi. Eminim hepiniz görmüşsünüzdür. Mersin Büyükşehir Belediyesi biliyorsunuz kanuni olarak Türkiye’de bulunan her hususi yahut resmi aracın plakasının başında TR ibaresi yer alır. ve bu TR ibaresinin siyah boyalarla silindiğini bizler görüyoruz. Niye? Çünkü oradaki terör örgütünün yandaşları rahatsız olmasınlar diye. Çünkü Mersin’i temsil eden bu zihniyetin kendisini terör örgütüne ne derecede borçlu hissettiğini göstermesinin bir yansıması olarak bunu yaptığını bizler gözlemliyoruz. Peki mesele sadece Mersin’de mi sınırlı kaldı? Hayır. Mersin’in hemen yanı başındaki bir başka büyükşehir ilimiz olan Adana’da da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın son derece rezil ifadelerle Milliyetçi Ülkücü Hareket uğruna Türk milleti uğruna vatanımın ha ekmeğini yemişim ha uğruna kurşun diyerek Türkiye’ye diz çöktürmek isteyenlere karşı aşılmaz set olmuş çok saygıdeğer Tayyip Erdoğan abilerimize yönelik sergilemiş olduğu rezil ifadelerde hepimizin malumu olmuştur. Bu şahsa göre taş medreseliler kendisinin kardeşi olamazmış. Zaten seninle kardeş olmak isteyen yok. Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır. Onlarla yol yürümektir. Bu şerefsizlerle aynı çuvala yürümektir. ve bu zamana kadar da yaptığımız zaten buydu. Birisine bakıyorsunuz İstanbul’un bazı ilçelerini bu terör örgütünün uzantılarını veriyor. Birisine bakıyorsunuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ‘Apo Bey’ diyerek İmralı’ya selam çakıyor. Bir başkasına bakıyorsunuz Mersin’e. Arabaların plakalarındaki TR yani Türkiye ibaresiz katile selam gönderiyor. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı denen zat da kalkıyor, bizim taş medreseli insanlarımıza laf söyleme cüretinde bulunuyor” dedi. – KAYSERİ
]]>Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, İçişleri Bakanlığının Şişli’de bir otelde düzenlediği ‘Roman Vatandaşlarımızla İftar Buluşması’ programına katıldı. Programa Murat Kurum’un yanı sıra İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Şişli Belediye Başkan Adayı Gökhan Yüksel, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Sanatçı Orhan Gencebay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda roman vatandaş katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, açılan iftarın ardından protokol konuşmalarıyla devam etti. Silivri Belediyesi Roman Gençlik Orkestrası ise programda dinleti yaptı. Konuşması için kürsüye çıkan Murat Kurum’a, seçim kampanyasına özel yazdığı ‘Sadece İstanbul’ isimli şarkısıyla Orhan Gencebay da eşlik edip tempo tuttu. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Roman kardeşlerimiz tarihimizin vazgeçilmez bir parçası olmuştur”
Romanlarla iftar programında bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Kurum, “Anadolu, her dalında ayrı bir çiçeğin açtığı büyük bir çınardır. Biz bu aziz çınarın bir parçası olarak binlerce yıldır birbirimize gönlümüzü açtık, birbirimizi gönül dünyamızda ağırladık. Bin yıllar boyunca bu topraklarda kardeş, akraba, dost, yaren olduk. Roman kardeşlerimiz tarihimizde her zaman adından, kendisinden sevgiyle, övgüyle söz ettirmiş ve tarihimizin vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Bu toprakların mayası, harcı olmuştur. Öyle ki İstanbul Fatih’i Sultan Mehmet’in fermanıyla Romanların huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşaması güvence altına alınmıştır. Biz o günden bugüne bu topraklarda etle tırnak gibi yaşadığımız siz Roman kardeşlerimizi Allah için çok seviyoruz, bu ülkenin en güzel rengi olduğunuz için çok seviyoruz. Neşenizle, sevginizle, tıpkı bugün olduğu gibi salonlara sığmayan şu coşkunuzla hep yanımızda oldunuz. Bizi asla yalnız bırakmadınız. Omuz omuza vererek nice badirelerin, nice zorlukların üstesinden geldik. Hiç şüphesiz Türkiye’nin bugünlere gelmesinde sizlerin çok ama çok büyük emeği var. Demokrasimizin ve sosyal devlet kimliğinin güçlenmesinde sizlerin çok büyük katkısı var” dedi.
“Hayallerimizi gerçekleştireceğimiz o kutlu güne çok az kaldı”
“Biz her zaman Roman kardeşlerimizim yanında ve gönlünde olduk” diyen Murat Kurum şunları kaydetti:
“Yüreğinizdeki o buruk gülümsemenin, dertlerinizin, sorunlarınızın farkındayız. İstanbul’da sizlere kırgın baharlar yaşatıldığını biliyorum. Hepimiz bu aziz şehirde yaşadığımız eziyetten çok muzdaribiz ama Romanların söylediği gibi, ‘Yol, hedefin bir parçasıdır.’ Bugün biz artık hedefimize, hayallerimize giden bir yoldayız. Hayallerimizi gerçekleştireceğimiz o kutlu güne çok az kaldı. Biz biliyoruz ki, ancak samimi hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu, Roman kardeşlerimizi asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez.”
“100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği sözleri yerine getirmediğini vurgulayan Kurum, “İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin, beceriksizliğin kurbanı oldu. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştürdüler. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler! İstanbul’un kaynaklarını, yetimin hakkıdır demeden kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. İsrafı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev hanımı ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Verdikleri sözleri yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Bu millete yalan söylediler. Bu milleti kandırdılar, aldattılar. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerinde kullanacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a, Roman kardeşlerimize harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını sandıkta soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hep birlikte hesap kesileceğiz” şeklinde eleştiri yaptı.
“Bu iş bilmez yönetim bir de kalkmış bizim projelerimizi eleştiriyor”
Mevcut İBB yönetiminin eleştirilerine tepki gösteren Kurum, “Bu iş bilmez yönetim tek bir eser üretmediği gibi bir de kalkmış bizim projelerimizi eleştiriyor. Sen, İstanbul’u kara kışa teslim edip büyükelçilerle yemek yerken, biz İstanbul’un 39 ilçesinde 80 bin yuvayı vatandaşlarımıza teslim ediyorduk. Sen, İBB bütçesi ile seçim kampanyası yaparken, biz Elazığ’ın, Malatya’nın sokaklarında afetzedelerimizin elinden tutuyorduk. Sen, kendi genel başkanını devirmek için gizli gizli toplantılar yaparken, biz İstanbul’da 365 milyar liralık yatırım yapıyorduk. Sen, cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u kaderine terk ederken, biz deprem bölgesinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atıyorduk. Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum. 31 Mart’ta gelin, Gerçek Belediyecilikten yana olun. 31 Mart’ta gelin, İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin, sağlam İstanbul’dan yana olun. Her oy bir tohumdur. Hizmet görürse yeşerir, emek verilirse fidan olur, karşılık bulursa orman olur” ifadelerine yer verdi.
“Devletimiz Roman kardeşlerimizin sorunlarına da büyük bir hassasiyetle yaklaşıyor”
Programda konuşan İçişleri Bakanı Yerlikaya ise, “Geçmişte ayrımcılıklar yüzünden Roman kardeşlerimim ne tür acılar çektiğini biliyoruz. Onların sorunlarını çözmek bizim görevimiz. Devletimiz bütün vatandaşlarımıza olduğu gibi Roman kardeşlerimizin sorunlarına da büyük bir hassasiyetle yaklaşıyor, sosyal politikalar geliştiriyor. 22 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde 85 milyon vatandaşımıza hizmet ediyoruz. Roman kardeşlerimize yönelik geçmişte yapılan yanlışlıkları ortadan kaldırmakla kalmadık 2009 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Roman açılımı başlattık. Roman vatandaşlara yönelik strateji belgesi ve birinci eylem planı Nisan 2016’da yayınlandı. İkinci aşama eylem planı ise Aralık 2019’da yürürlüğe girdi. Türkiye ilk defa Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde roman merkezi kuruldu. Kentsel dönüşüm kapsamında Roman kardeşlerimizin yaşadığı yerleri onların kültürüne göre inşa edelim istedik. Roman kardeşlerimiz başta müzik olmak üzere Allah’ın bir lütfu olarak sanatın her dalına doğuştan yetenekliler. Biz de bu yeteneklerinin daha da gelişmesi için mesleki eğitim görebilecekleri okullar açtık” dedi. – İSTANBUL
]]>Yerlikaya, Şişli’de bir otelde düzenlenen “Roman Vatandaşlarımızla İftar Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir vatandaşının özel ve baş tacı olduğunu söyledi.
Geçmişte ayrımcılıklardan dolayı Romanların ne türlü acılar çektiğini yakinen bildiğini belirten Yerlikaya, “Ama onların sorunlarını çözmek bizim görevimiz. Bu anlayışla devletimiz bütün vatandaşlarımızın olduğu gibi Roman kardeşlerimizin sorunlarına da büyük bir hassasiyetle yaklaşıyor, sosyal politikalar geliştiriyor.” diye konuştu.
Yerlikaya, 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 85 milyon vatandaşa hizmet edildiğini vurgulayarak, “Roman kardeşlerimize yönelik geçmişte yapılan yanlışlıkları ortadan kaldırmakla kalmadık, 2009 yılında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında, döneminde ‘Roman Açılımı’nı başlattık. Bu kapsamda Roman vatandaşlara yönelik Strateji Belgesi ve 1. Eylem Planı Nisan 2016’da yayımlandı. İkinci Aşama Eylem Planı ise Aralık 2019’da yürürlüğe girdi.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de ilk defa Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde Roman Merkezi kurulduğunu dile getiren Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Şehirlerimizi yenilerken, kentsel dönüşüm kapsamında Roman kardeşlerimizin yaşadığı yerleri, onların kültürüne göre inşa edelim istedik. Ayrıca Roman kardeşlerimiz Allah’ın bir lütfu olarak başta müzik olmak üzere sanatın her dalına doğuştan yetenekliler. Biz de bu yeteneklerinin daha da gelişmesi için mesleki eğitim görebilecekleri okullar açtık. Çünkü sizin dertleriniz bizim dertlerimizdir, sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuzdur. Biz her durumda her şartta Roman kardeşlerimizle biriz, beraberiz. Bizler de hem kapımızı hem de gönlümüzü sonuna kadar sizlere açmış durumdayız. Şunu da çok iyi biliyoruz ki, Romanın öfkesi mendil kuruyana kadar, dostluğu ve kardeşliği okyanuslar kuruyana kadardır. Biz sizlerle okyanuslar kuruyana kadar biriz, beraberiz ve kardeşiz. Huzurla ve güvenle yolumuza devam edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nda, ille de sevgi, ille de kardeşlik, ille de huzur olsun. Türkiye Yüzyılı’nda, birlik ve beraberliğimiz daim olsun.”
“‘Türkiye’nin huzuru’ diyorsak, İstanbul’un, tüm şehirlerimizin huzurunu sağlamamız lazım”
Yerlikaya, yaklaşık 10 aydır İçişleri Bakanı olarak görev yaptığını, o günden bugüne 600 bin mesai arkadaşıyla Türkiye’nin huzuru için çalıştıklarını kaydetti.
Huzur ve güven için yola çıktıkları yolda tüm terör örgütleri, organize suç örgütleri, zehir tacirlerine hayatı zehir ettiklerini, nefeslerini kestiklerini, onları adalete teslim ettiklerini vurgulayan Yerlikaya, “Huzur yerelde başlıyor. Eğer ‘Türkiye’nin huzuru’ diyorsak, İstanbul’un, tüm şehirlerimizin huzurunu sağlamamız lazım. Biz bunu kahraman güvenlik güçlerimizle sağlıyoruz.” dedi.
Yerlikaya, belediyelerin huzurun başlangıç yerleri olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Belediyelerde, şehre ait tüm hizmetleri birine teslim ediyoruz. O birinin eskiden, kadim geleneğimizde ismi ‘şehir eminiydi’. Şimdi İstanbul Büyükşehir’i, şehirlerin sultanı İstanbul’un tüm hizmetlerini, İstanbul’a ait bütün hizmetlerini öyle birine teslim edelim ki, zor günde, dar günde sizin yanınızda olsun, her anınızda hep sizinle beraber olsun. Aranızdan seçerek gönderdiğimiz meclis üyeleri arkadaşlarımızla beraber istişare ile muhtarlarımızla, koordinatörlerimizle, sizlerle, hepinizle, İstanbul’u İstanbul yapan 16 milyonla kalpten kalbe, gönülden gönüle konuşsun. Çözüm bulduğu zaman, işini yaptığı zaman da ‘ben diyen’ değil, ‘beraber yaptık’ diyen, ‘biz ‘diyen bir şehir emini olsun. Biz böyle birini bulduk, haberin olsun İstanbul. O kardeşimiz Allah’ın izni ile İstanbul’u muradına erdirecektir. Oy veren vermeyen, genç yaşlı, şehir ayrımı yapmadan, madem ki İstanbul’un hemşehrisisin başım gözüm üstüne anlayışıyla gayret gösteren bir kardeşiniz.”
Programa, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, sanatçı Orhan Gencebay ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sultangazi, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa’yı kapsayan şehir turu sonrası Eyüpsultan’da vatandaşlara hitap etti. Eyüpsultanlılarla yol arkadaşı olduklarını belirterek konuşmasına başlayan Murat Kurum, “Böylesi fedakar, böylesi candan, böylesi yol arkadaşlarımız olduğu için, bizleri bağrınıza bastığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Burası Eyüpsultan, ‘Sağlam Adam’ onların yanında duruyor. Eser adamı onların yanında duruyor. Eyüp Sultan 31 Mart’ı müjdeliyor. 31 Mart’ta inşallah hep birlikte sandığa gidip, sandıkta İstanbul’u unutanlara, İstanbul’u hatırlamayanlara sandıkta cevap verecek misiniz? İstanbul’un parasını çarçur edenlere, İstanbul’un kaynaklarını israf edenlere sandıkta cevap verecek miyiz? Sandıkta İstanbul’un çocuklarının geleceğine sahip çıkacak mıyız?” dedi.
“Hayalimiz İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar kentsel dönüşümü yapmak”
İstanbulluların hayallerini gerçekleştirmek için çalışacaklarının altını çizen Kurum, “Nasıl 5 yıldır 81 ilimizde hizmet ettiysek, afetlerde milletimizin zor zamanında hep yanında olduysak yine 1 Nisan’dan sonra milletimizle beraber olacağız, milletin yanında olacağız, milletimizle el ele olacağız ve inşallah İstanbul’un güzel yarınlarını sizlerle birlikte; Eyüpsultanlı kardeşlerimizle birlikte hazırlayacağız. Bizim hayalimiz İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar kentsel dönüşümü yapmak. Bizim hayalimiz İstanbul’daki trafik çilesi bitene kadar orada metroları ve yolları, kavşakları, tünelleri yapmak. Bizim hayalimiz İstanbul’un her sokağında huzur ve güvende olana kadar, orada gençlerimiz kadınlarımız geleceğe umutla bakana kadar çalışmak, çabalamak, alın teri dökmektir” sözleriyle konuşmasına devam etti.
“İstanbul’u bir rant olarak gördüler”
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’a hizmet etmediğini söyleyen Murat Kurum, “İstanbul’a verdikleri sözleri unuttular. İsrafı burada bitirdik deyip israf yaptılar ve İstanbul’u bir rant olarak gördüler. En acısı da İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcadılar. 5 yılda 230 kilometre metro sözü verip, 17 kilometre 88 metre metro yaptılar. 5 yılda 100 bin konut yapacağız dediler, 5 bin 489 konut yaptılar. İstanbul’u görmezden geldiler. İstanbul’u hatırlamadılar ama hiç merak etmeyin biz İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Bu söz eser adamlarının sözüdür. Bu söz Murat Kurum sözüdür. Bu söz Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüdür” dedi.
“31 Mart’ta gelin İstanbul’un emanetine sahip çıkalım”
31 Mart’taki seçime sayılı günler kaldığını dile getiren Kurum, “31 Mart’ta sandığa gideceğiz, irademizi koyacağız. Bir tarafta 5 yıldır Eyüpsultan’a, İstanbul’a hizmet yapmayanlar; diğer tarafta onlar büyükelçilerle görüşürken 81 ilimizde bizim eserlerimiz, hizmetlerimiz var. 31 Mart’ta bir tarafta sözlerini unutanlar, İstanbul’u unutanlar; diğer tarafta da İstanbul için şu 5 yılda 365 milyar lira yatırım yapanlar olacak. İstanbul’un geleceğine 31 Mart’ta gelin birlikte sahip çıkalım. 31 Mart’ta gelin İstanbul’un emanetine sahip çıkalım. Çünkü bu emanet bize Sultan Fatih’in emanetidir. Bu emanet bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu İstanbul bize rahmetli Erbakan hocamızın emanetidir. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize Alpaslan Türkeş’in emanetidir. İstanbul bize 22 yıldır İstanbul için, Türkiye için gecesini gündüzüne kadar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. İstanbul bize eli kınalı analarımızın, ağzı dualı babaların emanetidir. Bu emanete biz gözümüz gibi sahip çıkacağız. Bu emanete hep birlikte 31 Mart’ta sahip çıkmaya hazırız. Allah sizlerden razı olsun. Biz de sizler için gece gündüz koşturacağız. Gece gündüz mücadele edeceğiz. Depremlerde, afetlerde sellerde ne yaptıysak, İstanbul’un sokaklarında olacağız. İstanbullunun yanında olacağız. Bir elimizde kentsel dönüşümü, bir elimizde metro projelerini, bir elimizde inşallah çocuklarımızın geleceğini inşa edeceğiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar halk buluşmasında konuştu. Rakibi Murat Kurum için ‘mitili’ İstanbul’a atan 17 bakanı gündeminden düşürmeyen İmamoğlu, “İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum: Dönsene Ankara’ya… Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak olan kişi, İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak, hukuku sağlayacak… Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar… Utanmaları da yok. Bu kardeşiniz, bir milim geri adım atmayacak, Niye biliyor musunuz? Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Beykoz Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler ile ilçe turu yaptı. Beykozlular, yaklaşık 24 kilometrelik tur boyunca, İmamoğlu ve Köseler’e sevgi gösterilerinde bulundu. Beykoz’dan Çekmeköy’e geçen İmamoğlu, Madenler Mahallesi’nde, “Kanaat Önderleri Buluşması” gerçekleştirdi. Buluşmada, İmamoğlu ve CHP Çekmeköy Belediye Başkan adayı Orhan Çerkez konuşma yaptı. İmamoğlu ve Çerkez, buluşma sonrasında Çekmeköy caddeleri ve sokaklarında ilçe turu yaptı. Beykoz’da olduğu gibi, Çekmeköy’de de vatandaşların İmamoğlu’na ilgisi yoğun oldu. Çekmeköy’ün ardından Üsküdar Yavuztürk Mahallesi’ne geçen İmamoğlu, CHP Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ile halk buluşmasına katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcıları Sevgi Kılıç, Volkan Demir, Aylin Nazlıaka, Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner, milletvekilleri Sibel Suiçmez ve Ali Gökçek tüm etkinliklere katılarak, destek verdi. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da Üsküdar’daki halk buluşmasında eşini yalnız bırakmadı.
Meydanı dolduran coşkulu vatandaşların sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, kendisi ve Dedetaş için oy desteği istedi. Görev süreleri boyunca, Üsküdar özeli ve İstanbul genelinde yaptıkları yatırımlar, icraatlar, projeler ve sosyal yardımlardan örnekler veren İmamoğlu, toplumun farklı kesimlerinin, hükümetin yanlış ekonomi politikalarından kaynaklı yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:
“ŞU ANDA EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 25 BİN LİRA OLMALI”
Bunlar, emekliyi, yani başımızın tacı olması gereken büyüklerimize, ne yazık ki tarihin en derin mahrumiyetini yaşattılar. 10 bin lira maaş ne demek? 10 bin lira? 2002 yılında, bunlar iktidar olduğunda, o dönemin asgari ücretine göre hesaplarsak, şu anda en düşük emekli maaşı 25 bin lira olmalı. 25 bin lira nere, 10 bin lira nere? Bunlar ekonomiyi perişan ettiler.
“BİRAZ HAYAT DERSİ ALSIN; SONRA ANKARA’YA YOLLAYACAĞIZ ONU”
Üsküdar’da, 1 sene önce açtığımız Kent Lokantası’ndan 226 bin 950 kişi faydalandı. Bu, Kent Lokantasını küçümseyen, dersine çalışmamış o ithal aday var ya, ithal aday, ah bunu bir anlayabilse. Birkaç gün sonra, mühür size gelecek. Elinizde mühür olacak. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanacağınız mühür, sizlerin geleceği. En önemli kararın onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay. Biliyorsunuz; iki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, biraz hayat dersi alsın; sonra Ankara’ya yollayacağız onu. Öyle değil mi? Tabii şimdi gelirken dersine çalışmadı. Ben bazen çok detaylı anlatıyorum ki, benim anlatımlarımdan İstanbul’u biraz daha tanısın da öyle gitsin Ankara’ya diye. Anlıyorum ki, dinlemeyi de sevmiyor. Halbuki iyi bir belediye başkanı, bir iyi öğrenci olacak. Ben, iyi bir öğrenciyim. Halkımı dinlerim ve öğrenirim. İyi belediye başkanı, iyi öğrenci olacak. İyi öğrenci olması için de dinlemeyi bilecek ama dinlemiyor. Kendisine böyle takılıyorum zannetmeyin. Ben öyle düşünmüyorum sadece. İstanbul’da dersine çalışmadığını kim düşünüyor? 17 tane bakan arkadaşı. Öyle düşünmeseler, Ankara’dan buraya niye gelsinler? 17 bakan arkadaşı, adayın yeterli olmadığını görünce çantayı, bavulu toplayıp, İstanbul’a geldiler. Yetmedi; artı bir Cumhurbaşkanı da geldi. Öyle değil mi? Hepsi burada. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi, sefa geldi. Bunlara misafirperverlik yapacak mıyız? Yapalım, yapalım; 23 Haziran 2019’daki gibi, 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?
“5 YILDIR İSTANBUL RAHAT BİR NEFES ALDI, KENDİNE GELDİ”
Sözüm ona İstanbul’u geri almak istiyorlar. Kimden? Milletten. Bir metro açılışında diyor ki Sayın Cumhurbaşkanı, bakana, ‘Sayın Kurum, malımıza sahip çık!’ Yahu kimin malı? Yahu milletin malı. Senin yaptığın metro da milletin malı, bizim yaptığımız metro da milletin malı. Bunu anlayamadılar. Başka bir yere taşıyorlar bizi. Onlar hala bir şeyi çözemediler. Millete ait olan şeylerin, millete ait olduğunu kavrayamadılar. Hala seçildikleri yerleri kendi makamları, kendi malları, mülkleri zannediyorlar. Yahu değil, değil; milletin malı. 5 senedir biz ne yapıyoruz? Ana felsefemiz ne biliyor musunuz? Milletin malını millete veriyoruz. Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Bizim yaptığımız bu. Bunlar bir avuç imtiyazlı kişilere binaları, mülkleri, yapıları, kurumlara dağıtmaktan nefes nefese kalmışlardı. İstanbul’u da perişan etmişlerdi. 5 yıldır İstanbul, rahat bir nefes aldı, bir kendine geldi.
“BİZ, MİLLETİN MALININ MUHAFIZLIĞINI YAPMAK İÇİN GÖREVE GELDİK”
Var mıydı 100 bin çocuğa burs dağıtmak? Biz dağıttık. Sadece Üsküdar’da 10 bin gencimiz, üniversite burslarından faydalanıyor. Onlar, halka ait alanları, bir avuç insana dağıttılar mı? Salacak’ta yıkımlar yaptık; gördünüz değil mi? Yıkımı engellemek için, yıkımın önüne benim canım polisimi bile yollamaya kalktılar. Baktılar ki millet tepki gösteriyor, çatır-çutur yıktık. Çünkü biz, milletin malının muhafızlığını yapmak için göreve geldik. Bir milim geri adım atmayız, bir milim. Onların israfçılıkları yüzünden, İstanbul’da 10 metro durdu. Onlar her ne kadar karalasa da biz, bu kardeşiniz, çok değerli yol arkadaşım Sinem Dedetaş gibi çok değerli yol arkadaşlarımla, nitelikli yönetimle, milletin evlatlarıyla, İBB tarihinde ilk kez, 5 yılda 65 kilometre metroyu açtık. Onların 25 yılda yaptığının yarısını, biz 5 yılda yaptık.
“1,5 GÜNDE BİR, BİZE MÜFETTİŞ YOLLADILAR”
Biz hizmet yapıyorduk, karınca gibi koşuyorduk. 160 yerde sel ve su baskınlarını gidermek için, altyapı yatırımları yapıyorduk. Kaçak yapıları yıkıyorduk. İşgalcileri kaldırıyorduk. İstanbul’un birçok sorunlarına koşuyorduk. Ama onlar da boş durmadı. Onlar da çok çalıştı. Ne yaptılar biliyor musunuz? 1,5 günde bir, bize müfettiş yolladılar. Tam 4,5 senede, bin 19 kez, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına teftiş, soruşturma… Bakın; o saçma sapan ‘ahmak’ vesaire mahkemeleri var ya, onları saymıyorum. Bin 19 kez soruşturma yaptılar. Yapsınlar. Bize ne verdiler biliyor musunuz? Bin 19 kez şeref madalyası verdiler, şeref madalyası. Teftiş edilmekten, denetlenmekten imtina etmeyiz ki. Milletin malını, milletin parasını biz yönetiyoruz. Tabii ki teftiş edilmeliyiz. Tabii ki hesap vermeliyiz. Ama sorun şurada: Peki bizden önceki 5 senede ne yaptılar? 146 kez! Bin 19 nereye, 146 nereye? 146 kez; o da çoğu soruşturma, teftiş değil, sıradan, rutin denetimler. Sözüm ona Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına leke atacaklar ya da suçlayacaklar. Ne yapabildiler? 5 senede aça aça, bir tane saçma sapan ‘ahmak davası’ açabildiler. Başka bir şey yapabildiler mi? Yapamazlar. Çünkü biz, 5 yıl boyunca arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, şeffaf hesap verebilir, halkçı belediyeciliğin en iyisi olmak için ant içmiştik. Onu da yerine de getirdik. Ne mutlu bize.
“SON ÇARE NE? KUMPAS, İFTİRA, YALAN, MONTAJ…”
Biz bütün bunları yaparken, bütün bu kadar soruşturma geçirirken, seçime 4-5 gün kaldı ya, son çare ne? Kumpas. Son çare ne? İftira. Son çare ne? Yalan. Son çare ne? Montaj. Son çare ne? Video. Şimdi bu şekilde milleti aldatacaklar. Ekrem İmamoğlu’na, sözüm ona leke atacaklar. Onların atmaya çalıştığı lekeye ben ne yapıyorum biliyor musunuz? (Eliyle ceketinin yakasını silkiyor.) Bunlara, Allah akıl versin. Bunları, Allah ıslah etsin. Niye biliyor musunuz? Ramazan’ın birinci gününde, 2019’da, bunlar değil miydi 6 Mayıs’ta ana sütü kadar helal seçimi iptal ettiler. Öyle değil miydi? Bakın; Ramazan’ın birinci günü seçimi iptal edenler, yine kul hakkı yemeye, iftira atmaya devam ediyorlar. Ben, vatandaş Ekrem olarak, bunların yanlışlarını kabullenemiyorum. Hele hele şu Ankara’dan 17 bakan geldi ya… Artı bir Cumhurbaşkanı da geldi ya… Bunu kendime yediremiyorum. Niye?
“BİRAZ UTANMALARI VARSA BAŞLARI ÖNE EĞİK GEZECEKLER”
Ciddi tarafı şu: Devletin makamı, bakanı olmak, şerefli bir görevdir. Devletin bakanı, atanmış kişilersiniz siz. Devletin bakanı olarak görev yapacaksınız. İçinde kim var? Dışişleri Bakanı var. Maliye Bakanı var. Ekonomi Bakanı var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var. Öyle değil mi? Şimdi bunlar; bakkal bakkal, market market gezip, oy istiyorlar. Toplantı yapıyorlar. İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum: Dönsene Ankara’ya. İşin gücün yok mu senin? Ekrem İmamoğlu, burada aday. Nedir? ‘Ekrem İmamoğlu’ oy vermeyin, Sayın aday Kurum’a verin.’ Başka işiniz yok mu? Devletin bakanısınız. Ben size bir şey diyeyim mi? Başları öne eğik gezecekler, biraz utanmaları varsa. Vatandaş Ekrem olarak utanıyorum. Niye biliyor musunuz? Tekrar söylüyorum. Devletin bakanı bunu yapmaz. Ama bir partinin bakanı ise, bir partinin görevlisi gibiyse; o ayrı. O zaman sen, devletin bakanı olamazsın. Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak olan kişi, İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak, hukuku sağlayacak Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar. Utanmaları da yok. Kararlı bir şey söyleyeyim. Bu kardeşiniz, bu hemşehriniz bu yola çıktı ya, -Allah şahit, siz de şahit olun- bir milim geri adım atmayacak, bir milim. Ben, 4,5 senedir bunlarla mücadele ediyorum Büyükşehir nezdinde. Bir milim geri adım atmayacağım. Niye biliyor musunuz? Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın.
“ALLAH BİLİR RÜYASINDA DA EKREM’İ GÖRÜYOR”
Bunları ne yapacağız? Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan bir gün sonra, onları misafirperverlikle ağırlayıp, sandık tutanaklarını tutup, aradaki farkı yukarıya tırmandırdıktan sonra, ‘Hadi bakayım Ankara’ya. Hadi bakayım Ankara’ya…’ Bu millet, size 10 ay önce oy verdi. Hangi vaadinizi tuttunuz? Hani mülakat kalkacaktı. Kalktı mı? Gidin kaldırın kardeşim. Hani polislerin 3600 ek göstergesi çıkacaktı. Çıktı mı? Emeklinin hakkını verdiniz mi? Enflasyon düştü mü? E gidin işinizi yapın. Millet, işinizi yapın diye size oy verdi. Ama onların işi gücü Ekrem. Sabah kalkıyor Ekrem, akşam yatıyor Ekrem. Allah bilir rüyasında da Ekrem’i görüyor. Kim görüyor anladınız mı? Niye gülüyorsunuz? Anladınız. Peki. Ben onu demek istememiştim ama olsun. 31 Mart’a 4 gün kaldı. Bugünü saymıyoruz. Çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi. Yani şu var ya; 1, 2, 3, 4, 5… 8. Onun gibi bir şey. Ama benimki gerçek. 4 gün. Pazarı da sayarsak 5. Ben onu bir gün bulup, 65 adım attıracağım ona.
]]>“Sen malını İstanbul’dan niye saklıyorsun?”
“Genel başkanları başkanlığı kaybedecek, diğeri o çok sevdiği tatile gidecek”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sultangazi’de vatandaşlara seslendi. İBB yönetiminin Sultangazi’ye son 5 yılda bir çivi bile çakmadığını ifade eden Kurum, “İş bilmez Mevcut İBB yönetimi İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceği için harcıyor. İstanbulluların sorunlarını çözmek bir yana kendi partisini dizayn etmek için 80 ilde miting miting geziyor. Balya Balya paralarla fotoğraf veriyorlar” dedi. Ekrem İmamoğlu’nun mal beyanını eksik sunduğunu belirterek bu duruma tepki gösteren Kurum, “Bunlar iş bilmez. Bunlar liyakatsiz, beceriksiz. Mal beyanından sonra 1,5 milyar TL’lik malı ortaya çıktı. Sen malını İstanbul’dan niye saklıyorsun? Mal beyanında niye vermiyorsun?” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sultangazi’de seçim otobüsünden halka seslendi. İBB yönetiminin Sultangazi’de son 5 yılda bir çivi bile çakmadığını ifade eden Kurum, “Sultangazi’ye hiçbir iş yapmadılar. Hiçbir hizmet yapmadılar. Kardeşlerimizin hayallerini yıktılar. Beklentilerini karşılamadılar. Bu da yetmezmiş gibi bizim projelerimizi eleştiriyorlar. İş bilmez mevcut İBB yönetimi İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceği için harcıyor. İstanbul’un emeğini, alın terini görmezden geliyorlar. İstanbulluların sorunlarını çözmek bir yana kendi partisini dizayn etmek için 80 ilde miting miting geziyor. Balya balya paralarla fotoğraf veriyorlar. Bu balya balya paraların hesabını soracak mıyız? ” dedi.
“Sen malını İstanbul’dan niye saklıyorsun?”
İstanbul’da kentsel dönüşüm ve ulaşım projeleriyle ilgili İBB yönetiminin ‘bu projeler yapılmamalı’ söylemini eleştiren Kurum, “Bir de bizim projelerimizi eleştiriyorlar. Biz İstanbul’da 650 bin konutu dönüştüreceğiz dediğimiz de yapılmaması gerektiğini söylüyorlar, ulaşımla ilgili o metroların yapılmaması gerektiğini söylüyorlar. Sen orada İstanbul’un parasını çarçur ederken, biz İstanbul’a 39 ilçeye 365 milyar TL’lik yatırım yapıyorduk. Biz Elazığ’da, Malatya’da afetzede kardeşimizin elinden tutarken, sen kayağa gidiyordun. Sen CHP’yi dizayn etmeye çalışırken, biz 11 il de 180 bin konutun şantiyesini başlatıyorduk. Bunlar iş bilmez. Bunlar liyakatsiz, beceriksiz. Bakınız mal beyanından sonra mallar ortaya çıktı. Mal beyanından sonra 1,5 milyar TL’lik malı ortaya çıktı. Sen malını İstanbul’dan niye saklıyorsun? Mal beyanında niye vermiyorsun? Bunlara 31 Mart’ta sandıkta cevabı vereceğiz” diye konuştu.
“Genel başkanları başkanlığı kaybedecek, diğeri o çok sevdiği tatile gidecek”
31 Mart seçimlerinde vatandaşların sandıkta gereken cevabı İBB yönetimine vereceğini söyleyen Kurum, “31 Mart’ta onlara sandıkta öyle bir cevap vereceğiz ki ne olduklarını şaşıracaklar. Bir de eş genel başkanları var, bizim bedelli askerlik yapan kardeşlerimizin vatan sevgisini sorgulayan. Bizim Kuran kursuna giden evlatlarımızı ortaçağ zihniyeti olarak addeden genel başkanları, genel başkanlığı kaybedecek. Diğeri de o çok sevdiği tatile gidecek. 31 Mart’ta biz İstanbul’da gereken cevabı vereceğiz. Güçlü bir şekilde vereceğiz. 31 Mart İstanbul’un bayramı olacak” ifadelerini kullandı.
]]>Türk Patent ve Marka Kurumu 2023 yılına ait sınai haklar verilerini açıkladı. 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna yerli ve yabancı 16 bin 433 patent, 3 bin 400 faydalı model, 183 bin 149 marka ve 58 bin 76 tasarım olmak üzere toplam 261 bin 58 başvuru yapıldı. İstanbul, patent başvurularında 3 bin 526 başvuru ile ilk sırada yer aldı.
Verileri değerlendiren Destek Grup Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, “Ülke ekonomisindeki ticari aktörlerimiz artık marka, patent, tasarım, faydalı model tescili gibi kavramların önemini daha iyi kavradı ve buna göre hareket ediyor. Vekil firma olarak yıllar içinde gösterdiğimiz çaba neticesinde bu farkındalığı oluşturmayı başardığımızı görüyoruz. TÜRKPATENT verilerine göre 2023 yılında yerli yabancı toplam patent başvurularında yüzde 3,64′ lük yaşandı. Dünya genelinde her geçen gün ihracat fırsatlarının, markalara, AR-GE’ye yapılan yatırımların artması şirketlerin daha inovatif ve öncü olmalarını zorunlu kılıyor. Bu da aslında hem ülkemizde hem dünyada sektörümüzdeki pazarın büyüdüğünü kanıtlıyor” dedi.
Uluslararası patent başvurularında yüzde 25 artış
Yamankaradeniz sözlerine şöyle devam etti: “TÜRKPATENT’in açıkladığı güncel verilere göre, Türkiye’de faaliyet gösteren yerli firmalar 2023 yılında 155’i PCT (uluslararası patent başvurusu), 234’ü EPC (Avrupa patent başvurusu) olmak üzere toplam 389 uluslararası patent başvurusu yaptı. 2022 yılında başvuru sayısı toplam 312 idi. Buna göre 2023 yılı başvuruları yaklaşık yüzde 25 (dörtte bir) oranında bir artış gösterdi. Bu da Türkiye’de yükselen fikri ve sınai haklar bilincinin küresel ölçekte yansımasını gösteriyor.”
Patent başvurularının zirvesinde yine İstanbul yer alıyor
TÜRKPATENT’ e göre, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi İstanbul tüm başvurularda ilk sırada. Patent başvurularında 3 bin 526, başvuru ile ilk sırada yer alan İstanbul’u yine büyükşehirler takip ediyor. Patent başvurularında ikinci sırada 1327 başvuru ile Ankara, üçüncü sırada 509 başvuru ile Bursa, dördüncü sırada 429 başvuru ile İzmir ve beşinci sırada 415 başvuru ile Kocaeli yer alırken; Hakkari, Sinop ve Kilis, sadece 1’er patent başvurusuyla listenin en sonlarında yer alan illerimiz oldu. Bayburt ise 2023 yılında hiç patent başvurusu yapılmayan tek il olarak dikkat çekiyor.
Marka başvurularında İstanbul liderliğini sürdürüyor
Marka başvurularının illere göre dağılımına baktığımızda ise; 71 bin 801 başvuru yapan İstanbul’u 14 bin 368 marka başvurusuyla Ankara, 11 bin 378 başvuruyla İzmir, 7 bin 412 başvuruyla Bursa ve 6 bin 179 başvuruyla Antalya izliyor. Ardahan ise 15 başvuruyla son sırada yer alıyor.
Tasarım başvurularında ise bir önceki yılın verilerine göre sıralamalarını ilerleten iller Kayseri ve Antep
Tasarım başvurularında ise 20623 başvuru ile İstanbul başı çekerken; Bursa 4 bin 650 başvuru ile ikinci, Ankara 3 bin 709 başvuru ile üçüncü, Kayseri 3 bin 464 başvuru ile dördüncü, Gaziantep ise 2 bin 754 başvuru ile beşinci sırada yer aldı. Erzincan ise 2023 yılında hiç tasarım başvurusu yapılmayan tek il oldu.
Faydalı modelin dikkat çekeni ise Konya
Faydalı model başvurularında 931 başvuru ile İstanbul başı çekiyor; 403 başvuruyla Ankara, 262 başvuruyla Bursa ve 246 başvuruyla İzmir izlerken, Konya’nın 174 başvuruyla beşinci sıraya yerleşmesi dikkate değer bir unsur oldu. Bitlis ve Ardahan ise 2023 yılında hiç faydalı model başvurusu yapılmayan iller olarak listenin son sıralarına yerleşti.
Yerli patent ve faydalı modelde en çok başvuru yapılan alan: Motorlu kara taşıtı
TÜRKPATENT NACE kodu verilerine göre, 2023 yılında yerel patent ve faydalı model başvurularında motorlu kara taşıtı, römork ve yarı römork imalatı, büro makineleri ve bilgisayar imalatı, mobilya imalatı; başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalatlar, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı ilk beş sırada yer alıyor. Yurt dışından Türkiye’ye gelen yabancı patent ve faydalı model başvurularında ise; eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı, diğer özel amaçlı makinelerin imalatı, ana kimyasal maddelerin imalatı, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve genel amaçlı diğer makinelerin imalatı yer alıyor.
İhracatta yenilikçi atılımlar için katma değerli ürünlerle markalaşma şart
Marka, patent ve tasarım sayılarının ülkemiz sanayisinin gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılı olmadığını belirten Yamankaradeniz, “Daha fazla katma değerli ürün üretimi, daha yüksek teknolojili üretim anlamına gelmektedir. Bu nedenle, bu yenilikleri patentle veya faydalı model başvuruları ile koruma altına almak ve değer oluşturmak, ülkemizi ve firmalarımızı zenginleştirir. Böylece, ihracattaki tonaj rakamları aynı kalsa bile birim fiyatı artacağından yapılan toplam ihracat rakamımızda artış olacaktır. Bu da cari açığın daha az oluşması ve enflasyon rakamlarının aşağıya doğru gelmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Dolayısıyla, bu yeni teknolojilerle dünya pazarlarına açılan markalarımızın Türk malı dolaşım miktarının artması, uluslararası markalaşmanın çok olumlu yansımaları olacaktır” dedi. – İSTANBUL
]]>Yerel seçimlere sayılı günler kala İstanbul’da seçmenin tercihi ve bunun seçim sonuçlarına yansımaları da tartışılmaya devam ediyor. Kürt sorununun çözümü için başlatılan barış sürecinde Akil İnsanlar Heyeti’nde yer alan isimler, İstanbul seçimleri, DEM parti seçmeninin tercihleri ve bu tercihlerin sonucunda Kürt sorununa yönelik yeni bir sürecin başlayıp başlamayacağı konusunda görüşlerini açıkladı.
MAHÇUPYAN: İSTANBUL KÜRTLERİ İMAMOĞLU’NU DESTEKLEYECEK
Akil insanlar heyetinde de görev alan gazeteci yazar Etyen Mahçupyan, yerel seçimlerde en çok konuşulan İstanbul’daki Kürt oyları için; “İstanbul’da yaşayan Kürtler, vatandaşlık bağına daha bağlı. İstanbul’daki Kürtler sadece Kürt değil ve bu yüzden İmamoğlu’na oy kayacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Mahçupyan seçim sonrası siyasetinin güç dengelerinin sandıkta oluşacağını belirterek, ” Seçimler sonrası bir anayasa tartışması ülkeyi bekliyor ve bu tartışmalar arasında Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı seçim hakkı olacak ve Kürt sorunu da konuşulabilir. Bu durumda DEM oylarının yüzde birlerde olmasını istemez. İstanbul çok kozmopolit ve İstanbul Kürtleri de buna ayak uydurmuş durumda. Hayat pahalılığı ve AK Parti’nin güvenlikçi politikaları karşısındaki güçlü aday Ekrem İmamoğlu’nu destekleyebileceğini düşünüyorum” dedi. Kürt sorunu ile ilgili olarak 3. yol girişimlerinin oluştuğunu ve Kürt kimliğine sahip olanların bu sorun çözülmeden demokrasiye ulaşamayacakları düşüncesini ön plana çıkarttığını belirten Mahçupyan, “AK Parti eskisi gibi değil, Tayyip Erdoğan’ın partisi oldu ve dindar kesimlerin de içine alındığı yeni bir Türklük anlayışı ile devlete bağlandı”dedi.
BARIŞ SÜRECİ İHTİMALİ ÇOK AZ
Etyen Mahçupyan ‘yeni bir barış süreci olabilir mi’ sorusuna ise “Bu ihtimalin çok az olduğunu düşünüyorum. 2016’dan sonra yeni bir rejim anlayışı oluştu ben buna ittihatçılık diyorum. Makbul kimlik anlayışı yeniden oluşturuldu ve dindarlarda katılarak yerli ve milli denilen Türkçü bir anlayış oluşturuldu. Devlet ile siyaset iç içe geçti, devlet kadroları siyasetin bir üyesi gibi davranıyor. Devlet bu meseleye dış politikacı bir bakışla bakıyor” yanıtını verdi.
ALİ BAYRAMOĞLU: DEM OLMASA DA KÜRT SEÇMEN MUHALEFETLE İŞ BİRLİĞİNİ SÜRDÜRECEK
Akil İnsanlar Marmara Grubu temsilcilerinden gazeteci yazar Ali Bayramoğlu ‘kimlik dışında da saikler var’ diyerek İstanbul’da da muhalefet desteğinin sebebinin AK Parti’ye yönelik tavır olduğunu iddia etti. Bayramoğlu: “Üç tane faktör var. Bunlardan birisi kimlik, ikincisi genel siyasi saikler üzerinden davranmak, üçüncüsü de hizmet faktörü üzerinden davranmak. Bunlardan hangisi öne çıkar kahinlik yapmak olur ama ben bunların hepsinin birlikte oy verecek sandık başına gidecek Kürdün kim olduğuna göre, hangi mahallede yaşadığına göre hangi sınıfa ait olduğuna göre Kürt meselesi dışındaki beklentilerinin neler olduğuna göre değişeceğini sanıyorum. DEM’in sürdürmediği muhalif olan partilerle iş birliğini bağımsız seçmen, önemli ölçüde Kürt kesimi sürdürecektir. Bu da AK Partiye yönelik bir tavırdır, bir değişim beklentisidir diye düşünüyorum” dedi.
DEM SEÇMENİ İMAMOĞLU’NA OY VERME EĞİLİMİ TAŞIYOR
İstanbul’da DEM seçmeninin oylarının bölüneceğine inandığını belirten Bayramoğlu şunları söyledi:
“Bir siyasi partiye yani DEM’e oy verecek sadakatini oradan yürütecek bir seçmen grubu muhtemelen var. Zaten kamuoyu araştırmalarında da bu kendisini gösteriyor. Zana’nın son yaptığı konuşma, başka konuşmalar Kürdi olarak siyasi anlamda vurgu buna işaret ediyor. Bununla birlikte, yine araştırmalardan gördüğümüz kadarıyla bir miktar DEM seçmeni serbest davranıp İmamoğlu’na oy verme eğilimi taşıyor böyle bir tablo çıkması karşımıza çok şaşırtıcı olmaz.”
İMAMOĞLU KAZANIRSA 4 YIL SONRA GÜÇLÜ BİR LİDER HALİNE GELİR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için girdiği siyasi yarışı da hatırlatan Bayramoğlu, “Muhtemelen CHP başarılı olacaktır. Daha önce kazandığı büyük şehirleri yine kazanacaktır diye bekliyorum. Muhalefet açısından kendi gücünü olduğu yerde bir tahkimat sonucundan bahsedebiliriz, büyük yerlerde de kazanır. Muhtemelen İstanbul’u da İmamoğlu alır gibi görünüyor. 4 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. İmamoğlu çok avantajlı bir yerde bekleyecek. Zamanında Tayyip Erdoğan da İstanbul Belediyesi’nde bekledi o da burada bekleyecek hem dışarıdan siyasete müdahale edecek hem partinin asli patronu olacak hem de gündelik işlerin içine girmeyecek. 2028 de Erdoğan seçimlere katılır mı katılmaz mı bilmiyoruz ama katılacak olsa da katılmayacak olsa da karşısında bu 4 yılı da biriktirmiş güçlü lider bulacak” değerlendirmesini yaptı.
AHMET TAŞGETİREN: GÖZLEMLER İMAMOĞLU’NA YÖNELİK KÜRT SEÇMEN İLGİSİNİ ORTAYA KOYUYOR
Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Grubu başkanlığı görevini yürüten gazeteci yazar Ahmet Taşgetiren İstanbul’da bazı ilçelerde yapılan kent uzlaşısı formülünün birliktelik algısını sağladığını ve seçmenin etkilendiğini söyledi. Taşgetiren: “DEM, Meral Danış Beştaş gibi güçlü bir adayla seçime girmesine rağmen çok etkili bir seçim çalışması yapıyor gözükmüyor. Bazı ilçelerde de sanki muhalefet birlikteliği var gibi. Bazı gözlemler İmamoğlu’na yönelik Kürt seçmen ilgisini de ortaya koyuyor. İmamoğlu, oluşturduğu dil ile daha geniş çevrelerin ortak paydası olabilecek gibi bir izlenim veriyor. Ancak sanki DEM dünyasında içeride bir takım farklılaşmalar yaşanıyor. İktidarla temaslar da var gibi. İstanbul’da Kürt oyların seyri her halükarda sonucu etkileyecek. DEM’li seçmenin tavrı bir, YRP’ye gidecek oylar iki… 31 Mart’ta bu oyların akışı önemli etki yapacak” dedi.
SON İSTANBUL MİTİNGİ DE ERDOĞAN’A ÜMİT VERMEDİ
Ahmet Taşgetiren ekonomik sıkıntının bu kez seçmeni etkileyeceğini iddia ederek, “Ekonomik sıkıntılar çok yakıcı. Geniş toplum kesimlerini sarsıyor. Bu ortamda bile etkili olmazsa ne zaman etkili olur tencere, sorusu sorulabilir. 14-28 Mayıs’ta soğan mı vatan mı sorusu muhafazakar – milliyetçi kitleleri iktidar lehine etkiledi. Ama yerel seçimler ortamında çok daha yakıcı bir ekonomik süreç var. Orta gelir grubu dahil sarsılıyor. Emekliler ise adeta bir faciayı yaşıyor. Üstelik umut verecek bir yarın da gözükmüyor. İktidar bile güvenlikçi söylem içine girmekten kaçınıyor, güvenliğin istismar edildiği izlenimi verecek diye. Buna rağmen, Erdoğan seçime abanıyor ve bu, belli kitleleri hala toparlayabilir. İstanbul mitingi Erdoğan’a fazla ümit vermedi gibi… İstanbul seçimi zorlu geçecek. Belki de foto finişle… ya da mahkemede bitebilir. İkinci seçimi de yaşayan bir şehir İstanbul” dedi.
PERİNÇEK VE BAHÇELİ İLE YENİ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ KUŞKULU
Son günlerde dillerden düşmeyen yeni çözüm sürecini kuşkulu bulduğunu ifade eden Taşgetiren, “DEM cenahı o noktada istekli gibi. Erdoğan’a yönelik mesajlar veriyorlar. Ancak şu ana kadar iktidar cenahında ‘açık’ bir pas yok. Henüz iktidar “DEM şeytanlaştırması”ndan vaz geçmiş değil. DEM’e sinyal vermek, CHP’ye yönelik negatif dili sarsacaktır. Ancak ümit verip, DEM’i CHP ile ittifaktan uzaklaştırmak da istiyorlar. Ak Parti yeniden çözüm süreci atmosferine gelir mi, bence kuşkulu. Yıprandı o formül bir hayli. Ayrıca şu anda, geçmiş çözüm sürecine, Vatan Partisi ve Perinçek ile birlikte en keskin muhalefeti sürdüren MHP – Bahçeli iktidar ortağı. MHP’nin ikna edileceği bir çözüm süreci nasıl olur, bilinmez” dedi.
TARIK ÇELENK: İMAMOĞLU KÜRTLERDEN BİR FAN (HAYRAN) GRUBU KURMAYI BAŞARDI
Akil İnsanlar Grubu Akdeniz Bölgesi üyesi ve sekreteri stratejist yazar Tarık Çelenk, İmamoğlu karizmasının sokakla iletişim kurabildiğini ve hatta bunu Kürtlerle de sağladığını söyledi. Çelenk, “İmamoğlu yeni bir siyasetçi ve geçmişe yönelik bagajı yok. Muhalif siyasetçileri toplum yargılarken geçmişlerini doğru parantezlemelerini ister. İmamoğlu sokak kültürü ile ilişki kurabiliyor, kendine bir taban bir fan grubu oluşturabiliyor. Böyle bir iletişim modeli var. Bu iletişim modeli üzerinden baktığınız zaman İmamoğlu Kürtlerle de böyle bir iletişim modeli kurabilir. Bunu kurduğu zaman da kendisine yönelik pozitif geri dönüşlerini sağlayabilir ve bunu da yapıyor” dedi.
YENİ MESAJ GELMEZSE KÜRT SEÇMEN İMAMOĞLU DİYECEK
Çelenk, “Eğer Öcalan açıklama yapmazsa ve Selahattin Demirtaş da işi biraz muallakta bırakırsa Kürt seçmen kendi iradesini kullanarak İmamoğlu lehine davranacak gibi görünüyor. Eğer İmamoğlu seçimi kazanırsa 2028’i hedefleyecek. 2028’i hedeflediği zaman uluslararası ilişkiler ve güçler aynı Ak Partinin 2000 yolculuğu gibi ilgi çekecektir; çağıracaklardır, görüşeceklerdir. O da o ilişkileri iyi yönetebilirse bunu başarabilir” diye konuştu.
İMAMOĞLU MUHAFAZAKAR KÜRTLERİ DEKAZANABİLİR
Tarık Çelenk büyükşehirlerde yaşayan Kürt kadınlarının yüzde 15’inin Türkçe bilmediğini iddia etti ve bu kitle ile iletişim sorununu çözmenin bir yolunun muhafazakarları ikna etmekten geçtiğini söyledi. Çelenk, “Muhafazakar ve feodal yapıya saygılı olmalarından kaynaklanıyor. CHP’de muhafazakar kodlara karşı bir güven yok, bir de anlama çabası yok. Eğer İmamoğlu bu anlama çabasını içten gösterirse, buna inanılırsa muhafazakar Kürt kadınları ya da önderleri o eşiği de kendi adına 2028’de aşabilir” değerlendirmesini yaptı.
DOĞU ERGİL: BUGÜNLERDE BARIŞ GİRİŞİMİ SÖZLERİ TAMAMEN SİYASİ
Akil İnsanlar İç Anadolu grubunda görev yapan Prof. Dr. Doğu Ergil yeni bir sürecin şu anda mümkün olmadığını söyledi. Ergil, “Türkiye’nin demokratikleşmesi dünya ile bütünleşmesi girişimiydi barış girişimi ve akil insanlar grubu. Bu demokratikleşme girişiminden vazgeçildi Bugün hükümetin küçük ortağına bakıldığı zaman böyle bir demokratikleşme gibi bir bakışı yok. Merkezden yerele bir yetki bölüşümü niyeti var yok ve asıl olan hukukun üstünlüğü ilkesi var mı o da yok. Eğer barış süreci sözleri dolaştırılıyorsa Kürt sorunu denilen şeyin çözümü için değil tamamen siyasi bir söylem olarak dolaştırılıyordur. Bugünkü iktidar ortakları bir Kürt sorunu olduğunu düşünmüyor bir isyan hareketi Ankara’ya ihanet olarak görüyor bu sorunun tanımı değişmezse zor” dedi.
İLLERDE PAZARLIKLAR SON ANA KADAR SÜRER
Yerel seçim pazarlıklarının son ana kadar devam edeceğini ifade eden Ergil, “Kürt seçmenin Ekrem İmamoğlu’na teveccüh gösterip göstermeyeceğine araştırma sonucu ile bakmak lazım ama sonuçta DEM kendi adayıyla katılmaya karar verdi. Bu süreçte aradıkları tepkileri göremedikleri için aday gösterdiler belki de onlar da kendi güçlerini sınayıp göstermek istediler. Ama bu işler son ana kadar devam eder. Mesela YRP ile AK Parti arasında Urfa İstanbul pazarlığında olduğu gibi. Görüşmeler şu anda durdu ama hükümet baktı İstanbul gidiyor Urfa’yı bırakıp İstanbul’u isteyebilir. Pazarlıklar sonuna kadar devam edecektir. DEM için de aynı şeyleri söyleyebiliriz partiler arasında son anda karar verilecektir” ifadelerini kullandı.
]]>Halk TV canlı yayınında soruları yanıtlayan Özel, yerel seçim çalışmalarına değinerek, Hatay dışındaki illerde rahat olduklarını söyledi.
TİP’in, Gökhan Zan’ın Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını çektiğini hatırlatan Özel, şunları kaydetti:
“Gökhan Zan olayı yaşandı. TİP adayı çekti, aday çekilmedi, bir şeyler oluyor. AK Parti’ye oy vermeyen seçmenin nasıl bir tavır göstereceği, daha önce TİP’e oy vermeyi düşünen ya da Gökhan Zan’a oy vermek aklından geçen seçmenin nasıl bir tutum alacağı son derece önemli. Gökhan Zan’ın çekilmesinden sonra bir anketimiz yok. Öncesinde AK Parti’yle başa baş yarışıyorduk. Gökhan Zan’ın, TİP’in kaybettirme potansiyeli vardı. TİP’in adayını çekmiş olması o açıdan avantaja dönüşecek mi, onu göreceğiz.”
Yerel seçimlere CHP’nin tek başına girdiğini belirten Özel, “Geçen yerel seçimde HDP’nin kayıtsız şartsız bir desteği vardı, AK Parti’ye kaybettirmek üzere. Bunun üstüne ‘Biz her şeyi tek başımıza başardık.’ dersem, yanlış yapmış olurum. Biz bir Türkiye ittifakı çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu aşamada bir ittifak ve diyalog ortamı olmadığını vurgulayan Özel, “Partiler arası bir anlaşma olmaz ama seçmenin sandıkta bir vicdan ittifakı olur. Yani seçmen ‘Göz göre göre AK Parti kazanacağına, burada kimin avantajlı olduğunu görüyorum, ben doğrusunu yapacağım.’ diyebilir.” değerlendirmesini yaptı.
Demirtaş’ın açıklama yapacağı iddiası
Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklama yapacağı iddiasına ilişkin Özel, şunları söyledi:
“Sayın Demirtaş’ın Edirne Cezaevi’nden İstanbul seçimlerine yönelik bir açıklama yaparak seçime yönelik hamle yapacağını falan beklemiyorum açıkçası. Ama ben kendisinin her değerlendirmesini son derece ciddiye alarak dikkate alarak okuyorum, izliyorum. Böyle bir açıklama gelirse ona göre biz de açıklamamızı yaparız. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da hem geçmiş seçimdeki büyük İstanbul ittifakının belediyesidir hem CHP’lilerin, İYİ Partililerin, Saadetlilerin ittifak ortaklarımızın belediyesidir. Kimseyi itip kakmadığı için geçen seçimde AKP’ye, MHP’ye de oy verse şimdi Ekrem Bey’e gönlünü vermişlerin belediyesidir. Türklerin olduğu kadar Kürtlerin belediyesidir. Karadenizlilerin olduğu kadar Egelilerin belediyesidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tam bir ittifaktır. Ben bu ittifakın birinden memnun olduğunu ve Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Bu, siyaseti aşan bir gönül birlikteliğine dönüşmüş bir meseledir. O yüzden Selahattin Bey gibi siyaseti de doğru yerlerden okuyan birisinden öyle bir açıklama beklemiyorum açıkçası.”
” İzmir, İstanbul, Ankara’da büyük mitingler yapmayacağız”
Türkiye’nin en büyük üç şehrinde büyük miting yapmadıkları eleştirisine ilişkin Özel, “Biz İzmir, İstanbul, Ankara’da büyük mitingler yapmayacağız. Geçmişte de bu çok tartışıldı. İzmir Gündoğdu Meydanı’na 30 ilçeden otobüslerle insanları doldurup getirip orada bir miting yapmak bir çok maliyetli bir iş, iki örgütler birkaç gün o işle uğraşıyor.” dedi.
İzmir’de 20 ilçede etkinlik, 16’sında miting yaptığını aktaran Özel, etkinlik sayısını 24’e, miting sayısını 20’ye çıkarmayı planladıklarını bildirdi.
İstanbul’un Sarıyer ilçesinde Belediye Başkanı Şükrü Genç’in CHP’den tekrar aday gösterilmemesi üzerine bağımsız aday olmasına açıklık getiren Özel, anketlere göre Sarıyer’de bir değişim talebi olduğu için Genç’i tekrar aday göstermediklerini söyledi.
Para sayma görüntüsü
Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerine ilişkin şunları anlattı:
“Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi seçimlere gidiyor. Bir tane video koyuyorlar. Para kuleleri. Orada da ilk videoyu gördük, buzluyor etrafı. Dedim ki ‘Kesin etrafta bilindik insanlar var ve bunun bir saati, tarihi vardır.’ Sonradan çıktı. İlk önce şey demeye kalktılar, ‘Bu İstanbul İl Başkanlığı, bu Ekrem Bey’in danışmanı, bunlar CHP kongresinde delegeye para dağıtıyorlar.’ Düşünün yani nasıl bir siyasi mühendislik? Hem CHP’nin içini karıştıracak hem CHP’yi bir parti olarak kirletiyor hem CHP’de bizim 5 Kasım Kurultayı’nı parayla satın alınmış bir kurultay gibi gösterip iç karışıklık çıkarıyor. Genel Başkanı tartışmalı hale getirecek, diğer önceki dönemdeki yönetimi hem mağdur edecek hem zan altında koyacak falan. Bir açıldı, 2019 görüntüleri. İstanbul İl Başkanlığı değil, malı satanın avukatının bürosu. Israrla ‘Bu binayı veririz ama şu kadarı nakit.’ demişler. Bizimkiler ısrar etmiş, ‘Hepsini bankadan yollayalım, uğraştırmayın.’ ‘Yok nakit’ demişler. 25’i yollanmış, 15’i nakit getirilmiş. Orada sayılıyor. Sayan kişi, Ekrem Bey’in danışmanı değil, o zamanki il yöneticisi. Hepsinin pozisyonu belli.”
“Paranın elden verilmesinde sorun görüyor musun?” sorusuna Özel, “Türkiye’de bütün gayrimenkul satışlarında maalesef satın alan, satıcının şartlarına uymak zorunda kalıyor. Satıcı, ‘Ben başka türlü satmıyorum, şu kadarını peşin, şu kadarını kapora’ dediğinde ona uyuyorsunuz. Baktığınızda bugün Cumhuriyet Halk Partisinin buna uymak yerine bir başka binaya yönelmesi doğru olurdu.” diye cevap verdi.
CHP’nin almak istediği il binasını satan kişinin AK Parti’li olduğunu, para sayma görüntülerini de kayıt altına almak ve vergi kaçırmak için parayı nakit istediğini öne süren Özel, bu görüntülerin “CHP kurultayının rüşvet görüntüleri” diye siyasi malzeme yapılmasına tepki gösterdi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul seçimlerine ilişkin “Ben geçen seçimdeki 608 binlik farkın üzerine çıkacağımızı düşünüyorum. Çünkü Ekrem Bey o günden bugüne oy vereni pişman edecek bir şey yapmadı” dedi. Eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın İstanbul seçimlerini etkileyecek bir açıklama yapmasını beklemediğini ifade eden Özel, “Böyle bir açıklama gelirse bizde ona göre açıklamamızı yaparız” dedi. İstanbul’da DEM Parti ile CHP arasında protokol imzalandığı iddialarına ilişkin de Özel “Bunu bütün taraflar yalanladı. Alttaki bütün imzalar sahte. Siyaseti böyle basitleştirmemek, ucuzlaştırmamak lazım. Tamamen yalan. Bu seçimi kazanmak için bunlara tamah ediyorlarsa gerçekten çok zor durumdalar” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de Seda Selek’in sunduğı “Seçim Özel” programına konuk oldu. Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kilis’in sürprizlere gebe olduğunu belirten Özel, “Kilis bizim geçmişte milletvekilimizin olmadığı, iddiamızın olmadığı, oyumuzun oldukça düşük olduğu bir yerdi. Kilis’te 37 yaşında genç bir adayımız var. Kilis’te başa baş bir yarış halindeyiz. 37 yaşında genç bir avukatımız Kilis’te seçimleri kazanmaya çok yakın” dedi. Özel, Gaziantep’te belediye sayılarını ve oylarını arttıracaklarını söyledi.
Özel, Giresun’u ve Kırıkkale’yi alacaklarını, Malatya’da ise yarım puan geride olduklarını belirtti. Özel, “Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli’den benim inancım bu 4’ünden 2’sini kesin alacağız. Yüzde 80-90 3’ünü alacağız. Belki 4’nü birden alacağız. Hepsi birbirinden iddialı” diye konuştu.
“HATAY’IN SEÇİMİNİ HATAYLILARIN VİCDANINA BIRAKIYORUZ”
Antalya’da da önde olduklarını söyleyen Özel, Hatay’da riskin devam ettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Antalya’da bayağı farkı açmış durumdayız. Antalya’da rahatladık diyebilirim. Yüksek risk sınıfından orta risk sınıfına döndü. Hatay’da riskimiz devam ediyor. Ama her geçen gün daha iyiye gidiyoruz. Tabii Gökhan Zan olayı yaşandı. TİP adayı çekti aday çekilmedi bir şeyler oluyor. Gökhan Zan’ın çekilmesinden sonra bir anketimiz yok. Öncesinde AK Parti’yle başa baş yarışıyorduk. Gökhan Zan’ın kaybettirme potansiyeli vardı. TİP’in adayını çekmiş olması o yönden avantaja dönüşecek mi? Onu göreceğiz. Kazanamayacak tabii. Hatay seçimini Hataylıların vicdanına bırakıyoruz…”
“KENDİSİNE VERİLMİŞ MUHALİF OYU GÖTÜRDÜ SARAYA SATTI”
Eskişehir’de 9 puan önde olduklarını söyleyen Özel, “Eskişehir’in AK Parti adayında oyun bitmez. Şu anda Cumhur İttifakı’nın adayını dost bildik, ittifak bildik aynı çerçevede seçime girdik. O tarihlerde kendi şirketine 5 milyon TL AK Parti’den teşvik almış. Seçim bitti ilk açıklamada ondan geldi. ‘İYİ Parti bu seçimlerde AK Parti’yle ittifak yapmalıdır’ dedi. Sonra İYİ Parti’den ayrıldı, AK Parti’ye katıldı. Eskişehir’de kendisine verilmiş muhalif oyu Saray’a götürdü sattı. 54 yaşında bir Cumhuriyet kadını Eskişehir’in hikayesini kaldığı yerden devam ettirecek. Siyasi yankesiciliğe Eskişehir’in vicdanı itiraz ediyor” diye konuştu.
“SEÇMENİN SANDIKTA BİR VİCDAN İTTİFAKI OLUR”
Gazetecilerin “Son dakika ittifak olur mu” sorusuna Özel, şöyle yanıt verdi:
“3 Mart’a kadar her şey olur da 3 Mart’tan sonra dönüp de biz aramızda anlaştık, seni çektik vs. çok kolay işler değil. Benim muhalefet muhalefet etme gibi bir anlayışım olmadı. Partiler arası bir anlaşma olmaz ama seçmenin sandıkta bir vicdan ittifak olur. Yani seçmen göz göre göre AK Parti kazanacağına, burada kimin avantajlı olduğunu görüyorum ben doğrusunu yapacağım diyebilir.”
“DEMİRTAŞ’IN İSTANBUL SEÇİMLERİNE YÖNELİK BİR HAMLE YAPACAĞINI BEKLEMİYORUM”
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, ‘İstanbul seçimlerine’ yönelik açıklama yapacağı iddialarına ilişkin, “Ben Sayın Demirtaş’ın Edirne Cezaevi’nden İstanbul seçimlerini etkileyecek bir hamle yapacağını beklemiyorum. Böyle bir açıklama gelirse bizde ona göre açıklamamızı yaparız” dedi.
“KAFA KAFAYA OLAN YERLERDE ACİL MÜDAHALE PLANIMIZ VAR”
Seçim gecesi için gereken önlemleri aldıklarını açıklayan Özel, “Kafa kafaya olan yerler ilgili acil müdahale mastır planımız var. Örneğin Malatya’da sayım uzarsa hemen oraya 10 milletvekili görevlendireceğiz. Seçmen mızmızlığa, hazımsızlığa, oyunbozanlığa, sahtekarlığa prim vermiyor” dedi.
“İstanbul il başkanımız 28 ilçeyi kazanma sözü verdi” diyen Özel, şöyle konuştu: “Ben geçen seçimdeki 608 binlik farkın üzerine çıkacağımızı düşünüyorum. Çünkü Ekrem Bey o günden bugüne oy vereni pişman edecek bir şey yapmadı. Ankara’da belediye sayımız 10’a çıkarsa şaşırmayın. İzmir’i kazanacağız.”
“ERDOĞAN’IN MİTİNGİNDE 200 BİN KİŞİ VARDI, 600 BİN DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pazar günü gerçekleştirilen Yeniden Büyük İstanbul mitinginde beklediği kalabalığı görememesiyle ilgili Özel, “Ben iki kişiyi çok iyi tanıyorum, biri Süleyman Soylu. Geçen seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun kullandığı özel uçağın sahibi firmaya ‘Siz CHP’yi destekliyorsunuz’ dediler. Firma da çıkarttı faturayı gösterdi, ‘Geçen ay Binali Yıldırım’a bu sefer de Ekrem Bey’e’ dediler. Süleyman Soylu da, ‘Ben senin gibi özel uçaklarla Atina’da tıraş olmam. Sultangazi’de Kahtalı abime tıraş olurum’ diye bir fotoğraf paylaştı. Haber geldi, AK Parti ilçe başkanı dükkanı açtırıp ‘Enseyi topla’ demiş, fotoğraf çekip gitmişler. Meydanda 200 bin kişi var. 600 bin kişi diye göstermek için, ‘Bu meydan 1 milyon 200 bin kişiyle doluyordu, niye 600 bin kişi’ diyor. Mitingde 200 bin kişi vardı, 600 bin değil” ifadelerini kullandı.
“TURGUT ALTINOK MALI AÇIKLADI AMA EKSİK. İNSANLAR BAŞTA GİZLENİP SONRADAN ORTAYA ÇIKAN ŞEY İÇİN BÜYÜK SORU İŞARETİ TAŞIYOR”
AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok’un mal varlığı açıklamasının ardından ortaya çıkan tartışmalarla ilgili Özel, “Siyasetin finansmanıyla ilgili bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç var. Biz bunu ‘Siyasi Ahlak Yasası’ Meclis’e birkaç kez verdik. Avrupa’da çok doğru oturmuş bir sistem var. Kişi kendisinin ve yakınlarının ne kadar mal varlığı olduğunu ilan ediyor ve düzenli aralıklarla bunu ilan ediyor. Bu kriterlere göre siyasetin şeffaflaşması lazım. Turgut Altınok malı açıkladı ama eksik açıkladı. Ayrıca nakit varlığını gizledi. İnsanlar başta gizlenip sonradan ortaya çıkan şey için büyük bir soru işareti taşıyorlar” diye konuştu.
“ERDOĞAN’IN AKBELEN KARARI TEZGAH”
Akbelen’deki 190 parsellik tarım arazisinin maden sahası olarak kullanılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iki gün içinde iptal edilmesine ilişkin konuşan Özel, “Bence geri almak üzere yaptılar çünkü o arada Aydın Ayaydın dedi ki, ‘Cumhurbaşkanımızla konuştum, düzeltecekler’ düzeldi. Ben bunları bilirim, gerçekten tezgah. Diyelim ki tezgah yapmadılar, ‘Seçimi kaybettirir bize bu’ diye düşünüp geri aldılarsa da 1 Nisan’dan sonra aynı genişletmeyi yapacaklar zaten” dedi.
“ERDOĞAN HİÇ DOKUNMASAYDI EMEKLİ MAAŞI 26 BİN LİRA OLACAKTI”
Emeklilerin sorunlarına değinen Özel, şöyle konuştu:
“Emekliye ‘Ben sizi enflasyona ezdirmeyeceğim’ diyen Erdoğan bu sözü verdiği 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Hiç ellemese, hiç uğraşmasa, emeklilerin düzenini bozmasa bugün 1,5 asgari ücret 26 bin lira olacaktı. En düşük emekli maaşı 10 bin lira… Emekliler meydanlara gelirseniz, benimle olursanız, sesime ses verirseniz, sesinizi duyuracağım. Hakkınızı alana kadar mücadele edeceğiz… 3 Kasım 2002 en düşük emekli maaşı 8 tane çeyrek altın satın alıyor, bugün 2,5 tane, her ay 5,5 çeyrek altın kayıp…”
“FOS ÇIKTI”
AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun “Cumhurbaşkanımızın bugün Ankara’daki yarın İstanbul’daki mitinglerini iyi dinleyelim” açıklamasını hatırlatan Özel, “Ankara mitingini bekleyin fos çıktı, yarın İstanbul’u bekleyin fos çıktı. Bugün demiş ki 16 Nisan’ı bekleyin. Şimdi emeklilere bir şey yapmıyorlar” dedi.
“BU SEÇİMİ KAZANMAK İÇİN BUNLARA TAMAH EDİYORLARSA GERÇEKREN ÇOK ZOR DURUMDALAR”
“DEM Parti ile ‘kent uzlaşısı protokolü” imzalandığı iddialarına ilişkin de Özel, şunları söyledi:
“Bunu bütün taraflar yalanladı. Alttaki bütün imzalar sahte. Siyaseti böyle basitleştirmemek, ucuzlaştırmamak lazım. Tamamen yalan. Bu seçimi kazanmak için bunlara tamah ediyorlarsa gerçekten çok zor durumdalar.”
]]>
Kurum, Bahçelievler Kongre Merkezi’nde düzenlenen Rumeli Balkan İftar Sofrası’nda yaptığı konuşmada, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde yüz binlerce İstanbullu kardeşleriyle buluşup kucaklaştıklarını söyledi.
Osmanlı’nın bir çınar gibi büyüdüğü Balkanlar’ın her zaman ana vatan olduğunu belirten Kurum, “Bu yüzden Türkiye ve Balkanlar ayrılmaz bir bütündür. Bizim Balkanlar’la ortak tarihimiz, mazimiz var.” diye konuştu.
Kurum, yıllarca Arnavutluk’tan Kosova’ya, Bosna Hersek’e kadar birçok bölgede çok büyük acılar yaşandığını dile getirerek, “Bosna’da 250 binden fazla kardeşimiz, gencimiz, evladımız şehit oldu. O yıllarda Boşnak kardeşlerimiz çok ağır baskılar ve zulümler gördüler, soykırıma uğradılar. Kanaat önderleri, hocalar, alimler, siyasetçiler hapse atıldı. Yüz binlerce insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. İşte bugün aramızda bulunan Bilge Kral Aliya’nın dava ve yol arkadaşları bunun en yakın şahidi.” ifadelerini kullandı.
“Balkanlar’ın, Rumeli’nin, Trakya’nın, Boşnakların, Arnavutların, Kosovalıların, Pomakların kaderini bir, beraber görüyoruz” diyen Kurum, şöyle devam etti:
“O yüzden acınız acımız, kederiniz kederimiz, kaderiniz bizim kaderimizdir. Merhum Aliya da vefat etmeden önce Cumhurbaşkanımıza, ‘Bu topraklar Evlad-ı Fatihan’dır, bu yüzden bu topraklar size emanet.’ demiştir. Evet, bu topraklar bize emanettir. Bu topraklar Türkiye’ye emanettir. Biz bu emanete sonuna kadar sahip çıkacağız. Onun için İstanbul Üsküp’tür, İstanbul Saraybosna’dır, İstanbul Gümülcine’dir, İskeçe’dir. İstanbul, tüm Balkanlar’ın özetidir. Burası hepimizin ana vatanıdır. Biz hepimiz, burada büyüdük, burada kızımızı gelin ettik, oğlumuzu burada askere gönderdik, acılarımızı, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı hep burada yaşadık, burada paylaştık.”
“İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz”
Kurum, İstanbul’un şehremini olmak için yola çıktıklarını, İstanbul’a hizmetkar olmak için yollarda olduklarını kaydetti.
Mevcut İBB yönetiminin 5 yılda hiçbir şey yapmadığı gibi, kendi projelerini eleştirdiğinin altını çizen Kurum, “Sen kendi genel başkanını devirmek için gizli gizli toplantılar yaparken, biz İstanbul’da 365 milyar liralık yatırım yapıyorduk. Sen cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u kaderine terk ederken, biz asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutumuzun temellerini atıyorduk. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kaderine terk etmeyeceğiz, milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez. Bu söz Murat Kurum sözüdür, bu söz Recep Tayyip Erdoğan sözüdür.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, bugün İstanbul’un, ihmalkarlığın elinde huzursuz ve mutsuz olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu, beceriksizliğe mahkum edildi. ‘Bu şehri depreme hazırlayacağız.’ dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. ‘Ulaşım sorununu çözeceğiz.’ dediler, tam bir çileye dönüştürdüler. Kendi partilerini dizayn etmek için balya balya paralarla İstanbul’un kaynaklarını çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını, ‘Yetimin hakkıdır.’ demeden kendi ikballeri için dağıttılar. Yetmedi, ‘İsrafı bitirdik.’ dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşehrilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımıza karşı bile ev hanımı-çalışan kadın ayrımcılığı yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Siz hiç endişe etmeyin, biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerinde kullanacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları, reklama verdikleri paraları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz. Sandık milletin mahkemesidir, sandık günü hesap günüdür. 31 Mart’ta sandık gelecek, sandıkta hep beraber hesap kesilecek.”
Programa, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, bazı milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Yılmaz, A Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.
Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı “İş Gücü İstatistikleri 2023” verilerini değerlendiren Yılmaz, istihdamın sadece ekonomik açıdan değil, sosyal açıdan da önemli olduğunu, istihdamın artmasının refahın topluma yayılması anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye’nin geçen yıl büyüme ve istihdam konusunda güçlü bir performans gösterdiğini belirten Yılmaz istihdam dostu politikalar izlemeyi sürdüreceklerini bildirdi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da seçmenin, 31 Mart yerel seçimlerinde, bölgedeki huzura, güvene ve son dönemde sağlanan ortama sahip çıkacağını, siyasi mülahazalardan ziyade iline, beldesine yönelik hizmetlere odaklanacağını belirten Yılmaz, “Dolayısıyla belli bölgelerde, beldelerde, seçmen tercihlerinde genel seçimden farklı bazı sonuçların olacağını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Huzur ve güven ortamının sağlanmasının bölgede her şeyi değiştirdiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bölgede, ulaştırma başta olmak üzere kamu yatırımı talepleri devam ediyor. Ama bana soracak olursanız artık asıl gündem özel yatırımlar, kamu yatırımları değil. İstihdam, özel yatırımlar ve ihracat, artık bölge bunları konuşabilecek hale geldi. Bitlis’teyiz, birinci organize dolmuş, şimdi ‘İkinci organizeyi kurun.’ diyorlar. ‘Lojistik merkezi yapın.’ diyorlar. Bakın sadece son 5 yılda Bitlis’te 17 bin insan iş, AŞ sahibi olmuş. Tekstil gelişmeye başlamış, konfeksiyon, iplik fabrikaları kuruluyor. Yani bölge, terörün sona erdiği, yatırım ortamının iyileştiği bir ortamda artık büyümeye başladı. Ben şuna yürekten inanıyorum. Doğu ve Güneydoğu’nun büyüme hızı, önümüzdeki dönemde Türkiye ortalamasının üstünde olacak. Çünkü uzun zaman terörden dolayı kullanılmamış potansiyel şimdi harekete geçiyor. Terörün yıkıcı etkileri bu bölgeye büyük zarar verdi. Yapıcı etkiler belki biraz daha zaman alacak ama bunu göreceksiniz. Huzur ve güven ortamının en büyük faydasını bu bölgemiz görecek, tüm milletimiz görecek ama en fazla bu bölgede yaşayan insanlar görecek.”
“Buralar yük olacak bölgeler değil”
Belediyelerin, yaşam kalitesini artırma, iş ve yatırım ortamını iyileştirme görevini yerine getirmesi gerektiğini de belirten Cevdet Yılmaz, bunun “ekonomik belediyecilik” anlamına geleceğini söyledi.
Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin büyük bir medeniyet birikimi ve bereketli topraklara sahip olduğunu belirterek, “Dolayısıyla buralar yük olacak bölgeler değil, Türkiye Yüzyılı’na katkıda bulunacak bölgeler. İnşallah terör sonrası bu yeni yatırım ikliminde hem bölgemizin refahı artacak hem de bu bölgeden ülkemizin kalkınmasına, büyümesine daha fazla destek göreceğiz.” diye konuştu.
Tüm Türkiye’de ve bölgede demir yolu yatırımlarına ağırlık vereceklerini, bu bağlantıların daha çok üretim alanları ve limanlara sağlanacağını, yolcudan ziyade yük taşımacılığına yönelik olacağını ifade eden Yılmaz, GAP ve DAP gibi projelerle sulamayı da artıracaklarını kaydetti.
Yılmaz, geçen 5 yılda İstanbul’un bir algı belediyeciliği dönemi yaşadığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Kişisel kariyer tartışmalarının yaşandığı bir İstanbul oldu. Başka yerlere geçmenin bir basamağı gibi görüldü İstanbul belediyesi. Kaynakları etkili, verimli kullanılamadı. Bir önceki dönem İstanbul belediyesinin 100 lira geliri varsa, 55 lirasını yatırıma harcamış. Son 4-5 yılda ise bu 37, 38 liralara düşmüş. Yatırımlarda 17 puan düşüş olmuş. Bir süre bunu yaparak idare edebilirsiniz ama İstanbul’un 5 yıl daha yatırımsızlığa tahammülü yok. Bunun da iki temel alanı var. Biri afete hazırlık, ikincisi ulaşım.”
Kayıt dışıyla mücadele
Cevdet Yılmaz, büyüme hızı sürüp bütçedeki deprem yükü hafifledikçe tüm kesimlere olduğu gibi emeklilere de daha fazla destek olmaya devam edeceklerini belirterek, “Şunu da hatırlatalım, yılbaşında yaptığımız emekli artışı, yüzde 50 artış, sadece 6 aylıktı. Dolayısıyla ikinci 6 ayda da haliyle artışlar yaşanacaktır.” şeklinde konuştu.
Yılmaz, vergide sadeleştirme yapacaklarını, kayıt dışıyla mücadeleyi ve vergi tahsilatını artıracaklarını belirterek, “Bunları yaptığımız zaman zaten vergi gelirlerimiz haliyle artacaktır. Adalet de artacaktır. Verginin tabana yayılması da sağlanmış olacaktır.” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Tuzla’daki halk buluşmasında; “Ankara’dan İstanbul’da kabine niye toplandı, anlayan var mı? Az değil, 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki, dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘Hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şile’nin ardından Tuzla’da halk buluşmasına katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir’in de eşlik ettiği buluşmada İmamoğlu, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl’e oy istedi.
AKP’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’a verilen hükümet desteğini eleştiren İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Ankara’dan İstanbul’da kabine niye toplandı, anlayan var mı? Az değil, 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki, dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘Hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler. E hoş gelmişler, sefa gelmişler. Dükkan dükkan geziyorlar. İzlediniz mi televizyonlardan? Tabii şunu söyleyeyim. Tek başına gelmediler. Daha yeni, 10 ay önce milletimiz oy verdi, seçildi. Hepimizin, herkesin cumhurbaşkanı seçildi ama Sayın Cumhurbaşkanı da İstanbul’a geldi. E hoş geldi, sefa geldi. Biz misafirperveriz, insan ağırlamayı biliriz. İstanbullu misafirperverdir. 23 Haziran 2019’da hep beraber İstanbul’da kendisini ağırladık mı? Hem de 806 bin kez, öyle değil mi? E bu sene daha fazlasıyla ağırlarız. Daha fazla mutlu ederiz. Öyle yapmaz mıyız? Daha fazla mutlu ederiz.
“DEVLETİN İŞİNİ BIRAKIP BURAYA NİYE GELDİNİZ”
Burada başka bir şey var. İstanbul’da dükkan dükkan gezen ya da pazar pazar gezen, salon salon gezip oy isteyen bakanlara bir çift lafım var. Bir, devletin işini bırakıp buraya niye geldiniz? Memleketin etrafında her türlü sorun var. İsrail’de büyük bir insan kıyımı var. Rusya’da terör saldırısı var. Her yerde terörü kınıyoruz. Öbür tarafta, dış ilişkiler konusunda birçok gündem var, Sayın Bakan burada. İçişleri Bakanı, ya seçimin güvenliğinden sorumlu ama dükkan dükkan oy istiyorsun. Bu vicdana sığar mı? Sığmaz. E peki Adalet Bakanı? Bu ülkeye adalet lazım mı? Herkes şu anda ‘Adalet en sıkıntılı hat’ diyor ama sen yine dükkan dükkan, pazar pazar gezip oy istiyorsun. Oy iste, sorun yok ama buradan şunu söylemek istiyorum. Bakanlar, atanmış bakanlar, aynı zamanda bir memur gibi yani bu şekilde siyaset yapamazlar, yapmamalılar. Bu, milletin vicdanını sızlatır. Yanlış bir uygulamadır. Olmaz. Devletin belli kademeleri, bürokrasinin belli kademeleri bu işe girmemeli ama giriyorlar. Ayıp ediyorlar. Yanlış yapıyorlar.
“YAPTIKLARI MERTLİĞE SIĞMAZ”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu şekilde bu sürecin içine girmemesi lazım. Yani burada gelse bu ülkenin ekonomiden sorumlu Bakanı, ‘Ben, Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese çıkıp demez mi ona vatandaşımız; ‘Ya sen git, enflasyonu düzelt’ diye? Polis kardeşimiz, İçişleri Bakanı’ndan 3600 ek gösterge bekliyor. Birine dese ki, eşi olduğunu da bilmezse ‘Ben Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese, eşi demez mi ona; ‘Sen git, önce polisin 3600 ek gösterge sorununu düzelt’ demez mi? Der. Dolayısıyla aslında yapılan bu işler, devletin düzenini zedeliyor. Bu yaptıkları mertliğe sığmaz. Bu 17 bakan, artı aday, 17+1, artı Sayın Cumhurbaşkanı; 17+2. Hep birlikte bunlara misafirperverliğe hazır mıyız? 31 Mart’ta onları misafirperverliğimizle mutlu edeceğiz mi? Onları Tuzla’da, İstanbul’da tarihi bir oy farkıyla mutlu edip Ankara’ya işlerinin başına yollayacağız mı? Sonuçta devletimizin başı kendisi, sonuçta onlar da bizim bakanımız. Onları mutlu etmek de bizim boynumuzun borcu. Memnun ederiz.
“BİN 19 KEZ SORUŞTURDULAR”
Ramazan ayındayız. Ramazan ayı, hepimizin birbirini hissetme ayı. Birbiriyle konuşma, birbiriyle yardımlaşma, dayanışma, insanların birbirine en hassas davrandığı güzel bir ay. Hepimizin içinden güzel dualar geçer. Şu güzel evlatların geleceği için, bahtı için hep beraber büyük bir çalışmayı ortaya koymak zorundayız. Gençlerimiz için çok çalışmak zorundayız. Özellikle Ramazan ayında kul hakkı yenmez. Yalan konuşulmaz. İftira atılmaz. Bu kardeşinizi 5 senedir soruşturdular mı? Soruşturdular. Teftiş yolladılar mı? Yolladılar. Müfettiş yolladılar mı? Yolladılar. Ne yaptılar? Şunu yaptılar. Ekrem İmamoğlu’nu tam bin 19 kez soruşturdular. Yollasınlar, başımızın üstüne. Bizi teftiş edecekler, bundan rahatsız değiliz. Didik didik ettiler. Bakın bizden önceki 5 sene, bu şehrin her kurumuna 140 kez geldiler. Bizim dönemimizde tam bin 19 kez.
“MAHKEMELERDE HAPİS CEZASI BİLE VERDİNİZ EKREM İMAMOĞLU’NA”
20 senedir hiç gelmediği kurumları dolaştılar mı? Dolaştılar. Yahu, 5 sene mercekle baktınız, aşağıdan baktınız olmadı, yukarıdan baktınız olmadı. Didik didik ettiniz, her tarafından çekiştirdiniz. Mahkemelerde hapis cezası bile verdiniz Ekrem İmamoğlu’na. Öyle değil mi? Baktılar gene olmuyor; bir hafta kala Ekrem’e kumpasla, yalanla leke atmaya kalkıyorlar. Allah şahit, Ramazan ayında söylüyorum; onlar leke atsınlar. Şöyle var ya, toz kadar konmaz. Kötü söz, sahibine ait. Ramazan ayında söylüyorum. Allah onları ıslah etsin. Allah onlara akıl versin.
“GENÇLERİ SANDIĞA DAVET EDİYORUM”
Buradan, bütün gençlere seslenmek istiyorum. Biliyorum, gençler, siyasetten uzak duruyor. Haklılar. Artık gençler şöyle düşünüyor: ‘Ne yaparsak yapalım, hiçbir şey değişmiyor.’ Öyle diyorlar ve gençler sandığa gitmek istemiyor. Gençler haklı ama şunu söyleyeyim. Bu seçimde gençlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Sevgili gençler, lütfen kendinize gelin. Türkiye’nin kaderi sizin elinizde. Türkiye’nin tarihini, kötü giden sürecini bir oyla değiştirebilirsiniz. Ben bütün gençlerimizi sandığa davet ediyorum. Hakkınızı kullanın. Sizin haklarınızı koruyan, sizlere burs veren, sizlere yurt açan, gençlerin önünü açan, gençliğe istediği projeleri yapan bize destek olun. Tuzla’da genç belediye başkanımıza destek olun. İstanbul’da İmamoğlu’nun ikinci dönemine destek olun. Biz, sizlerle birlikte İstanbul’dan güçlü bir gençlik ateşi daha yakalım. Hep beraber bu gençlik ateşi, Türkiye’nin talihsiz süreçlerini değiştirsin. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi gençlere emanet ettiği gibi bugün yine gençlerimizin büyük sorumlulukları var. Gençlerimizin bu sese kulak vereceğine inanıyorum. 2019 öncesine dönmeyeceklerine inanıyorum ve birlikte inşallah, bu süreçte duydukları bütün umutsuzlukları yok edeceğiz.”
]]>Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti. 7 şüphelinin yanı sıra ayrıca, Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği öğrenilmişti.
Soruşturma çerçevesinde Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ile iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım da ‘şüpheli’ olarak Savcılığa ifade verdi.
Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ‘şüpheli’ olarak verdiği ifadesinde, “Olay tarihinde Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç beni aradı, bulunduğu yere gitmemi istedi. Gittiğimde tanımadığım kişilerle yemek yiyordu, o sırada bana küçük bir çanta içerisinde bir miktar para teslim etti. Çanta içerisinde, kendisinin ve arkadaşlarının CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde başlatılan bağış kampanyası kapsamında yaptıkları, bağış paraları olduğunu söyledi. Çantayı açıp içerisinde ne kadar para olduğunu saymadım, sadece bana verdiği talimat üzerine çantayı alarak verilen adrese götürdüm. Tam hatırlayamamakla birlikte para çantasını il başkan yardımcısı Özgür Nas’a teslim ettim. Orada bana bu paranın il binasının satın alma sürecinde kullanılacağını söylediler. Paranın sayılması için tek başıma ofisten ayrıldım, paralar sayılırken konuşmalardan 200 bin lira civarı olduğunu duydum. Parayı teslim ettiğimi kanıtlayabilecek herhangi bir makbuz, belge veya senet vermediler. Zaten parayı benimle gönderen Belediye Başkanımız da benden bu şekilde bir talepte bulunmadı. Sadece verilen talimatı yerine getirdim. Paraların kaynağıyla ilgili herhangi bir bilgim ve dahilim yoktur. Belediye Başkan yardımcısı olmam nedeniyle verilen talimat üzerine sadece verilen para çantasını ofise götürdüm” şeklinde konuştu.
“İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ı da tanımam. Hiçbir zaman bu kişiden çanta içerisinde veya başka bir suretle para teslim almadım”
Şüphelilerden Servet Yıldırım ise ifadesinde, yaklaşık 12 yıldır iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförlüğünü yaptığını söyleyerek, “Dosyada ‘tanık’ olarak ifadesi bulunan Hasan Hüseyin Şenyurt’u Bahçeşehir’den ortak arkadaşlarımız vesilesiyle yaklaşım 3-4 aydır tanıyorum. Kendisiyle samimiyetim yoktur. Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz isimli şahısları tanımam. Aynı zamanda İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ı da tanımam. Hiçbir zaman bu kişiden çanta içerisinde veya başka bir suretle para teslim almadım ve bu paraları Yılmaz ve Keleş’e teslim etmedim. Şenyurt ifadesinde, benim konuşmalarımı kaydettiğini söylemiştir. Böyle bir ses kaydı varsa rızam dışında alınmıştır ve bir suçtur. Bu kayıtlarda para taşıdığımı söylemişim, beni töhmet altında bırakan bu ifadeler iftiradır. Hakkımda asılsız iddialarda bulunan Şenyurt hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘cinsel istismar’ ve ‘cinsel taciz’ suçlarından açılmış davalar varken bu kişinin televizyona çıkarılarak itibar görmesini ve kendisini iş adamı olarak tanıtmasını anlamıyorum. Ben suçsuzum, kimseden para alıp başka yere teslim etmedim” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Tokat Hüseyin Akbaş Spor Salonu yanında halka seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, 15 yıl önce bugün seçim çalışmaları sırasında içerisinde bulunduğu helikopter düşerek vefat eden eski Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak başladı. Erdoğan, “Bugün vefatının 15. seneidevriyesi olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimi rahmetle yad ediyorum. Merhum Yazıcıoğlu’nu cesaretiyle, yiğitliğiyle, dava adamlığıyla ve milli iradenin yanındaki sarsılmaz duruşuyla her zaman hatırlayacağız. Rabbim Muhsin kardeşimin ruhunu şad mekanını cennet eylesin” dedi.
“İstanbul’u CHP zulmünden kurtaracağız”
Erdoğan konuşmasında Tokatlılardan İstanbul içinde destek isteyerek, “31 Martta Tokat’ta çıkacak sonuçla sadece Tokat’ın yerel yöneticilerini seçmekle kalmayacaksınız. Aynı zamanda sandıkta yapacağınız tercihle tüm Türkiye’ye ve tüm dünyaya da önemli bir mesaj vereceksiniz. Geçen yılki seçim sürecinde gördünüz. Ben sizden bir şey daha isteyeceğim. İstanbul’da Tokatlı nüfusu yüksek. Öyleyse İstanbul’da ki tüm hemşerilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Zira Tokatlılar ağırlığını koyarak İstanbul’da Murat kardeşimizi seçtirerek İstanbul’u CHP zulmünden kurtaracağız” dedi.
“Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değildir, mesele doğrudan Türkiye’dir”
Erdoğan konuşmasında bu coğrafyadaki Türk varlığından rahatsız olanların aradan geçen bin yıla rağmen kinlerinin diri olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin ilkeli ve adil duruşuyla bölgesinde ve dünyada artan gücünü hazmedemeyenler şu anda pusuda bekliyor. Biz Türkiye 100 yılı hedefiyle daha ileri noktalara gözümüzü dikmişken birileri ülkemizi elimizdeki kazanımlardan etmek için tökezlememizi bekliyor. Akıl ve irfan sahibi herkes biliyor ki Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değildir. Mesele AK Parti değildir. Mesele Cumhur ittifakı değildir. Mesele doğrudan Türkiye’dir. Türk milletidir. Bunların nezlinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır. Milletimizin dünyanın bu müstesna coğrafyasında varlığından öylesine rahatsızlar ki aradan bin yıl geçmiş olmasına rağmen kinleri halen dipdiri. Bu gerçeği bizzat yüzümüze söyleyen batılı devlet adamları gördüm. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle her saldırıyı savuşturarak, mücadeleyi asla bırakmayarak bu hevesleri boşa çıkarttık. İnşallah 31 Mart’ta bir kez daha milletimizin desteğini alarak Tokat’ta da, İstanbul’da da Ankara’da da Türkiye’ye bu namı salacağız. Ülkemizin Türkiye 100 yılı yolculuğunu hızlandıracağız” şeklinde konuştu.
“Kandilden talimat alıyorlar”
CHP’nin DEM ile ittifakına değinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaldin’den talimat aldıklarını ifade ederek, “Menfaat hesabını her şeyin üzerinde tutarak ülkeye de zarar veriyorlar. Sırf üç beş belediye fazla almak uğruna DEM’le girdikleri ittifaka kimlerin hoşnut ettiğini görüyorsunuz değil mi? Talimat nereden geliyor? Kandil’den. Uygulama Ankara’da, İstanbul’da, Mersin’de ortaya çıkıyor. Zaten DEM dediğiniz yapı geçmişten beri partiymiş gibi davranan bir örgüt aparatı. Sahne önünde olanların bu partide yetkisi ve sözünün ağırlığı yok. Bu parti Ankara’daki genel merkezinden değil İstanbul’daki sapkın ideolojik yapılar ile Kandil’deki terör baronları tarafından yönetilmektedir. Bu gerçek ortadayken kendilerini meşru muhatap yapma gayretleri beyhudedir. Parti yönetiminin Önce her ülke hem millete hatta hem de kendi tabanına siyasi irade sahibi olduğunu ispatlaması gerekiyor. Biz terör meselesini bitirmek için her yol ve yöntemi denerken bunların kapını da gördük. Örgü militanları tarafından tokatlanan siyasetçilerle, particilik, belediyecilik yapılamaz. CHP’nin böyle bir partiyle birlikte yol yürüme belediye başkanlığı verme, belediye bürokrasisini paylaşma hesabına girmesi, anlaşılır gibi değil. İnşallah 14, 28 Mayıs’ın tamamlayıcısı olacak. 31 Mart’tan sonra ülkemiz bu çorak ve çarpık muhalefet anlayışının da tasfiyesine şahitlik edecektir” dedi.
“Emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz”
Erdoğan konuşmasında emeklilere sağladıkları desteklere değinip emeklinin yanında olmayı sürdüreceklerine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Sıkıntılı dönemlerde en büyük refah kaybına, çalışanlar ile biliyorsunuz, emeklilerin yaşadığının farkındayız. Emeklilerimizin yükünü hafifletmek için bir defaya mahsus beş bin lira ödenmesinden yüzde 50’yi bulan maaş artışlarına bayram ikramiyelerinin yüzde 50 artırılmasından banka promosyonlarına kadar elimizden geleni yapıyoruz. Son olarak kamu bankalarımız aylık miktarına göre promosyon tutarını 8 ila 12 bin liraya kadar yükselti. Bbugün itibariyle başvuruları da almaya başladı. Özel bankalar da bu tutarların altında zaten kalmayacaktır. Emeklilerimizin Ramazan Bayramı ikramiyesini ise 2 ila 5 Nisan arasında hesaplarına yatırıyoruz. İnşallah bundan sonra da emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Ülke olarak yaşadığımız sıkıntıların, muhalefetin yaptığı gibi lafla çözülmeyeceği açıktır. Fiyat istikrarını sağlamadan yapılan maaş zam daha cebe girmeden nasıl eridiğini en iyi sizler biliyorum. İnşallah yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başladığını göreceğiz. Bütçe imkanlarını genişletmek için hazırlıklarımız var. Önümüzdeki yıldan itibaren çalışanlarımızın ve emeklilerimizin alım gücünü eskisinin üstüne çıkartmaya başlayacağımıza inanıyoruz.”
Erdoğan konuşmasının ardından il ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı. – TOKAT
]]>24 TV’de “Arafta Sorular” programına konuk olan Kurum, trafik çilesi ve deprem endişesi gibi birçok sorunu olan İstanbul’da insanların kırgın, yorgun ve üzgün olduğunu söyledi.
Vatandaşın yerel yönetimden yol, su, kanalizasyon, deprem endişesinin giderilmesi, trafik sorunlarının çözülmesi, sokak hayvanları korkusunun giderilmesi, spor yapacağı alanlar, kadınların istihdamına katkı sunacak adımlar beklediğini belirten Kurum, bu sorunları çözmek için irade ortaya koyulması gerektiğini, algıyla değil de vazife bilinci ve fedakarlıkla sorunların çözülebileceğini vurguladı.
“Şu 80 günlük süreçte muhalefetin İstanbul’un sorunlarını konuştuklarını gördünüz mü?” diye soran Kurum, şunları kaydetti:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesinden vatandaşımız, sorunların çözülmesi adına bir irade bekler. İstanbul’un kaynaklarını rant olarak görmesini, şu anki mevcut yönetimin yaptığını beklemez, İstanbul’u bir basamak olarak görüp kendi geleceğini, Cumhuriyet Halk Partisi’ni dizayn etmesini beklemez. İstanbul’da en zor gününde belediye başkanının yanında olmasını ister değil mi? Allah göstermesin, bir afet olduğunda belediye başkanının hemen dizinin dibinde olmasını ister. Acısını paylaşmasını, işiyle alakalı sorununun çözülmesini bekler. Balıkçı da büyükelçiyle yemek yemesini istemez. İstanbul’da Büyükşehir Belediye Meclisinde deprem görüşülürken oraya katılmayıp arka planda Zoom toplantıları üzerinden partisini dizayn etmesini beklemez. Balya balya paralarla fotoğraf verilmesini istemez. İstanbul’un kaynağının İstanbul’a harcanmasını bekler. Samimiyet bekler, mütevazilik bekler. Siyasi aklı kibrinin önüne geçmiş belediye başkanı istemez.”
“Deprem dönüşümünü vatandaşımızla birlikte gerçekleştirmek zorundayız”
Seçim sonrası ilk olarak Eyüpsultan, ardından Fatih Sultan Mehmet’in kabrine gidip dua edeceğini belirten Kurum, daha sonra acil eylem planlarını hızlı bir şekilde hayata geçirmek için çalışmalara başlayacağını, vatandaşa verdiği sözleri tutacağını söyledi.
Milletin yapılanları bildiğini ve takdir ettiğini söyleyen Kurum, “Biz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldır ilmek ilmek bütün memleketimizi işliyoruz. Baktığınızda 2 milyon 200 bin konutun dönüşümü sağlanmış bu süreçte. Sadece İstanbul’da 800 bin konutun dönüşümü gerçekleşmiş. İstanbul’da 80 bin sosyal konut bitirilmiş, vatandaşımıza teslim edilmiş. Ben Emlak Konut genel müdürüyken 125 bin konut yaptık. Hepsi sağlam, güvenli. 173 bin konutumuzun inşası devam ediyor.” dedi.
Yapılanların yeterli olmadığını vurgulayan Kurum, “Daha fazla yapmamız lazım. Elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız lazım. İstanbul’daki deprem milli güvenlik meselesi, beka meselesi. O yüzden bu anlayışta 7 gün 24 saat esasıyla çalışıp, tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar biz bu çalışmayı, azmi, gayreti göstermek durumundayız. Bizim hayalimiz, İstanbul’da hiçbir annemiz, evladımız, vatandaşımız huzursuz uyumasın. Amacımız bu. Bunun için de deprem dönüşümünü vatandaşımızla birlikte gerçekleştirmek zorundayız. Afete şehrimizi hazırlamak zorundayız.” diye konuştu.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hemşehri dernekleri, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları ile bir araya geldiği programda konuştu, “STK’ların daha etkin olabilmeleri için yerel idarenin de merkezi idarenin de sorumluluk alması şarttır. Biz payımıza düşeni fazlasıyla yapacak; ortak aklı, ortak iradeyi, katılımcı mekanizmaları, yani demokrasinin temel yapı taşlarını yaşatmak için hiçbir engel tanımayacağız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hemşehri dernekleri, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları ile birlik sofrası iftar programına katıldı. Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndki programda konuşan İmamoğlu, Ramazan ayının eşitlik, adalet, birlik ve beraberlik duygularını hatırlattığını belirtti. İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Büyük bir İstanbul ailesi olarak bir aradayız. Çok değerli kuruluşlarımızla bir aradayız. Hemşehri dernekleri bu toprakların özellikle kültürel çeşitliliğini yaşamak ve yaşatmak adına da önemli bir yerde duruyor. Tabii çok önemli de bir irade koyuyor ortaya. Bunu da önemsiyorum, çok değerli buluyorum. Tabii şu yönünü de söylemek isterim. Hemşehri derneklerimiz, bu güzel cennet vatanımızın farklı kültürlerini, yaşam biçimlerini temsil eden muazzam bir topluluk ama her zaman ifade etmek isterim; hemşehri derneklerimiz, aynı zamanda İstanbul’umuzun -ben hepinizi İstanbullular derneği gibi de kabul ediyorum- bu şehrin birlik ve beraberliğinin de teminatı olduklarının altını çizmek istiyorum. Bu duygularla sizleri misafir ediyorum. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesi ve yaygınlaşması da güçlü bir demokrasi ve müreffeh bir toplumun en önemli kriterlerinden birisi. İstanbul, 30 bini aşkın sivil toplum kuruluşuyla tabiri caizse Türkiye’mizde sivil toplumun kalbi konumunda. Sadece İstanbullu hemşehri dernekleri değil, genel toplumun sorun ve ihtiyaçlarını tespit eden, buna yönelik çözüm üreten pek çok sivil toplum kuruluşu pek çok farklı başlıkta, farklı konularda İstanbul’umuza, topluma hatta insanlığa, farklı inançlara hizmet eden büyük topluluklar olarak İstanbul’da örgütlenmiş durumda.
“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN GÜÇLENMESİNE DESTEK OLMAK ÖNCELİĞİM”
Bu anlamda, yeni kurulmuş olan sivil toplum kuruluşları şube müdürlüğümüzün de çok büyük bir misyonu olduğuna inanıyorum. Aynı zamanda tabii böylesi bir birimimizin önümüzdeki dönem farklı ihtiyaçlar üzerinden çok daha yüksek seviyede güçlendirilmesine ve bu kapsamda çok daha geniş kapsamda bu görünen büyük yapıyı ihtiyaçlarıyla karşılayan, ağırlayan ve onların gelişimlerine katkı sunacak statüde bir ortama kavuşmasını sağlamak da bizim en önemli kararlarımızdan birisidir. Vatandaşların sesi ve demokrasisinin temel bir aktörü olan sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine, daha etkin çalışmalar yapmasına, toplumsal fayda üretme, karar alma ve politika yapma mekanizmalarında etkin aktörler haline gelmelerine destek olmak; inanın, benim kişisel yaşamımın da siyasi yaşamımın da belediye başkanlığımın da öncelikleri arasında olduğunu tekrar ifade etmek isterim.
“ÇALIŞMALARIMIZI HEP BİRLİKTE YÜRÜTECEĞİZ”
Bugüne kadar birçok konuda birlikte çalıştık. Bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Sivil toplum kuruluşları, toplumun sahip olduğu kültürel farklılıkları yaşatmanın en önemli aracılarından da biridir. Bununla birlikte toplumsal sorunlara ayna tutan, kamu ile sivil alan arasında bağ kuran, bizi toplumla buluşturan çok önemli yapılardır. Göreve geldiğimizden bu yana yaptığımız işlerde sivil toplumla pek çok paydaşlık kurduk. Kurduğumuz bu paydaşlıklarda olduğu gibi önümüzdeki dönemlerde de sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaç ve sorunlarının haritasını birlikte çıkaracağız. Çözüme yönelik süreçleri katılımcılık, ortak akıl ve güçlü bir birliktelik iradesiyle ortaya koymak için çalışmalarımızı hep birlikte yürüteceğiz. Bu alanda üretilen bilgi ve tecrübenin görünürlüğüne destek olmaya devam edeceğiz. Elbette STK’ların daha etkin olabilmeleri için önündeki engellerin kaldırılması ve çalışmaların desteklenmesi konusunda yerel idarenin de merkezi idarenin de sorumluluk alması şarttır. Bu yadsınamaz bir gerçek fakat biz her zaman olduğu gibi payımıza düşeni fazlasıyla yapacak; ortak aklı, ortak iradeyi, katılımcı mekanizmaları, yani demokrasinin temel yapı taşlarını yaşatmak için hiçbir engel tanımayacağız.
“HİÇBİR SİVİL TOPLUM KURULUŞUYLA SİYASİ MENFAAT İLİŞKİSİ KURMADIK”
Mübarek Ramazan ayında bir iftar sofrasındayız. Bilinmelidir ki, hiçbir sivil toplum kuruluşuyla siyasi menfaat ilişkisi kurmadık, kurmayacağız. Hiçbir sivil toplum kuruluşu bizim için bize oy verirse vardır, oy vermezse yoktur anlayışını hiçbir zaman savunmadık, karşısında durduk, karşısında olmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla hareket eden siyasilerin de siyasi yaşamlarını suni yaşam olarak görüyoruz. Hiçbir zaman organik değildir. Şunu net olarak söylüyorum. Siyasi yapılar, sivil toplum kuruluşları kendi bağımsızlıklarını ve kendi bağımsız haklarını sağlıklı organize ettikleri takdirde ülkemizde güçlü bir demokrasi var olacaktır. İnsanın insana saygısı büyüyecektir. Her kurumun her kuruma olan saygısı da o ölçüde yukarıya taşınacaktır. Bu anlamda ben, gördüğüm bütün sivil toplum kuruluşlarına eşit bir büyükşehir belediye başkanı, eşit bir siyasi kimlik ve her birinizin görevlerinde başarı dileyen bir insan; aynı zamanda yapması gerekenleri yapmakta asla geri durmayan ve çıkar amaçlı, süreci bir farklı amaca evirecek şekilde asla kullanmayacak sizlerin bir hemşehrisi olarak görmenizi istiyor, Ramazan ayınızın mübarek olmasını diliyor, tutulan oruçların kabul olmasını diliyor, hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen ‘Tokat Hemşehri İftarı’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, AK Parti Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan, Tokat Konfederasyon Başkanı Ahmet Yılmaz, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Bakanlık dönemimde Tokat’ımıza tam 10 milyar liralık yatırım yaptık”
Tokat için yapılanları anlatan İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Tokat’ımızın kahramanları bu toprakları, bu yurdu bizlere vatan kıldılar. Ebediyete kadar anlatılacak bir destan yazdılar. Bizim için kahramanlar yurdu Tokat’ımıza hizmet etmek şereflerin en büyüğüdür. Sadece bakanlık dönemimde Tokat’ımıza tam 10 milyar liralık yatırım yaptık. Birileri İstanbul’un kaynaklarını çarçur ederken, biz Tokat’ın yarınları için çalışıyorduk. Daha dirençli ve güvenli bir Tokat için kentsel dönüşüm çalışmalarımızı şehrin dört bir yanına yaydık. Ne zaman ev sahibi olurum diye kara kara düşünen Tokatlı kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturduk. Tokat’ımızın yeşiline yeşil katmak için 6 millet bahçesi kazandırdık. Tüm bunları yaparken tek bir motivasyon kaynağımız Tokatlılara olan sevdamızdı” dedi.
“Millet bahçeleriyle, kreşlerle, sağlık ocaklarıyla vatandaşlarımızın yanında olacağız”
İstanbul’a ilişkin hayallerini anlatan Kurum, “Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemizin deprem endişesi kalmasın, bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, engelli kardeşlerimiz, hanım kardeşlerimiz, genç kardeşlerimiz, emekli büyüklerimiz kendilerini yalnız hissetmeyecekler. Biz, bugün de, yarın da daima milletimizin her anında hep yanında olacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar 650 bin konutun dönüşümünü yapacağız. Metroları iki katına çıkaracağız. İki yakaya tüneller yaparak yanınızda olacağız. Millet bahçeleriyle, kreşlerle, sağlık ocaklarıyla vatandaşlarımızın yanında olacağız. İşte biz her zaman milletimizin zor gününde nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla olmaya devam edeceğiz. İlk günden itibaren İstanbul’un bütün sokaklarında, 31 Mart zaferine inandınız. Bu omuzlara kutlu bir sorumluluğu yüklediniz. Bu öyle bir sorumluluk ki bizi bu süreçte asla laf üretirken bulmayacaksınız. Bizi arayanlar dün nasıl Hatay’ın, Adıyaman’ın, Kahramanmaraş’ın, Tokat’ın yollarında bulduysa, yarın bizi Fikirtepe’de, Kirazlıtepe’de, Tozkoparan’da bulacaksınız. Bizi arayan herkes başımızda baretimizi, ayağımızda çizmelerimizi, İstanbul’u depremden korurken, milletimizin yuvalarını yaparken görecek. Bu şehirde, ev sahibi olmayan tek bir kişi kalmasın diye sosyal konut yaparken görecek” şeklinde konuştu.
“İstanbul’a hizmet etmek yerine İstanbul’u cezalandırdılar”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Bu iş bilmez yönetiminin İstanbul’umuz 5 yılda hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Metrolar bozuldu, umursamadılar. İstanbul halkını metrobüsleri itmek zorunda bıraktılar. Tramvaylar rayların üzerinde kaldı. Otobüsler yandı, tutuştu. İş yapmadıkları gibi, tembelliklerini bile ‘çalıştırmıyorlar’ algısıyla üzerlerinden atmaya çalışıyorlar. Halbuki çalıştırmayan onlardı. Kendi partilerini ele geçirmek için balya balya paraları savuranlar da onlardı. Bizim yaptığımız eserleri eleştirmeye kalkıyorlar. Sen CHP’yi dizayn etmeye çalışırken, biz afetzede kardeşlerimizle birlikte oraları inşa ediyorduk. Biz hayallerimizin peşinden koşacağız. Biz İstanbullulara hizmet etmek için gece gündüz çalışacağız. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerine kullanacağız. İstanbul’un kaynağını, İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbullulara teslim edeceğiz. İşte bunlar kadınlarımızı bile ev hanımı ve çalışan kadın diye ikiye böldüler, ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynayıp işlerine son verdiler. Onlar İSMEK’imizin şubelerini kapattılar. Meydanlarda verdikleri vaatleri, makama geldikleri o gece tamamen unuttular. İstanbul’a hizmet etmek yerine İstanbul’u cezalandırdılar. İSPARK bile bunların elinde zarar etti” ifadelerini kullandı.
“Yarı zamanlı belediyecilik anlayışı 31 Mart’ta hüsrana uğrayacak”
31 Mart’ta İstanbul’un kaderinin belirleneceğini vurgulayan Kurum, “Yarı zamanlı belediyecilik anlayışı 31 Mart’ta hüsrana uğrayacak. İstanbullular 31 Mart’ta bu kaybolan yılların hesabını sandıkta bir bir soracak. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’da fetret dönemini bitireceğiz. 5 yıldır ihmal edilen, kaderine terk edilen İstanbul’umuzu gerçek belediyeciliğe kavuşturacağız. 1 Nisan itibarıyla İstanbul’un 39 ilçesinde olacağız. Dirayetimizle İstanbul’un yedi tepesinde olacağız. 964 mahallede gayretimizle çalışacağız. Gönüllere dokunup eserler bırakacağız. İstanbul’umuzu baştan aşağı yeniden ihya edeceğiz. Bunu da annelerimizle, babalarımızla, tüm İstanbullularımızla yapacağız. Türkiye’nin yeni yüzyılında İstanbul’un geleceğinin kararını vereceğiz. Bu karar geleceğimizi, çocuklarımızı ilgilendiriyor. 31 Mart İstanbul’un kaderini belirleyecek” diyerek sözlerini tamamladı.
Programda konuşan Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “İBB başkan adayımızın Bağcılar’ımıza kazandırmış olduğumuz millet bahçesinden kentsel dönüşüm çalışmalarına, çarşı caddemizden şehir kütüphanemizde kadar izi var. Anadolu’muzun her memleketinde saygıdeğer bakanımızın izi var. Saygıdeğer başkanımızın İBB başkanı olduktan sonra İstanbul’umuzun tamamında izi olacaktır” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’ndeki halk buluşmasında; İstanbul’un “kötü zihniyet” devrini 2019’da kapattığını dile getirdi, “Şimdi 31 Mart’ta tarihe gömeceğiz. Bizim yaptığımızı onlar yapamazdı. Yapmadı zaten. Onlar israfçı, onlar rantçı. Biz ise icraatçıyız. Biz halkçıyız. Bu şehrin israfçılarla ve rantçılarla kaybedecek bir saniyesi bile yok” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ndeki 6 Mayıs Gençliğimiz Var Sahnesi’nde halk buluşması düzenledi. İmamoğlu’na CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer, milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Berker Esen ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık da eşlik etti. Alanda bulunan yurttaşların ellerindeki dövizleri tek tek okuyan İmamoğlu, “Bu meydanda bu birliktelikle, bu güzellikle beraber büyüdük. Bu güzellikleri beraber yeşerttik burada. O ceket burada çıktı” dedi.
“İSTANBUL’UN TAM 21 NOKTASINDA YAŞAM VADİLERİ YEŞERİYOR”
Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nin İstanbul’daki büyük değişimin sembollerinden biri olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Bu vadide hep iyilik için, doğruluk için yürüdük. Güzelliklerimiz ve duygularımız, hep iyilikler için, Cumhuriyete ve laikliğe, milletin egemenliğine ve demokrasiye sahip çıkmak için buluştuk. İstanbul’un ağacına, çiçeğine, havasına, suyuna, toprağına, denizine sahip çıkmak için buluştuk. Sizlerle gurur duyuyorum. Ben, sizin komşunuz olmaktan gurur duyuyorum. Hepinizi çok seviyorum” diye konuştu. İstanbul’da ilk yaşam vadisi fikrinin Beylikdüzü’nde oluştuğunu belirten İmamoğlu, “İşte öyle bir yerdi. Eski fotoğrafı getirmişler. Tam da öyle bir yerdi. Hafriyat doldurulmuş bir alandı. Şimdi ise artık burası örnek alınıyor ve İstanbul’un tam 21 noktasında yaşam vadileri yeşeriyor. İstanbul’daki zihniyet devriminin adıdır yaşam vadisi. Zihniyet devriminin en somut kanıtıdır. İstanbul, dere yataklarını imara açan, yeşil alanlarını ranta dönüştürmek için fırsat kollayan bir anlayıştan çok çekti” ifadelerini kullandı.
“19 MAYIS 2017 TARİHİNİ UNUTMAYIN”
Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nin birinci etabını 19 Mayıs 2017’de açtıklarını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu tarihi unutmayın. Zihniyet devriminin başladığı tarihtir. İstanbul’un dere yatakları, vadileri, ormanları İstanbullulara aittir artık. Başkasının olmadı, olmayacak. Hepsini geri alacak İstanbullu. Biz dedik ki, ‘Artık İstanbul’un malı kimseye peşkeş çekilemez. Bir avuç insana peşkeş çekilemez’. Bu mal İstanbul’un, her alanı bu şehrin insanına aittir. Halka ait olanı halka vermenin en doğru, en güzel örneği yaşam vadisi olmuştur. Onun için benim hayatımın en değerli somut kavramlarından birisidir. Aktif ve kaliteli yeşil alan kavramının ete kemiğe büründüğü isimdir. Yaşam vadisi, işte bu kadar koca, büyük bir alanı hep birlikte var ettiğinde insanını mutlu eden ve insanının geleceğe umutla bakmasını sağlayan, çocukların burada cıvıl cıvıl koşarak hayata tutunmalarını, morallenmelerini sağlayan muazzam bir motivasyon alanıdır. Burayı İstanbul’un 21 noktasını ve daha yenilerini o rantçıların elinden kurtardık, asıl sahibine, yani size teslim ettik. Etmeye devam edeceğiz.”
“İSTANBUL, ‘KÖTÜ ZİHNİYET’ DEVRİNİ 2019’DA KAPATTI”
İstanbul’un “kötü zihniyet” devrini 2019’da kapattığını dile getiren İmamoğlu, “Şimdi 31 Mart’ta tarihe gömeceğiz. Bizim yaptığımızı onlar yapamazdı. Yapmadı zaten. Onlar israfçı, onlar rantçı. Biz ise icraatçıyız. Biz halkçıyız. Onlar, kendileri bile itiraf ettiler. Onlar ‘ihanetçiyiz’ demediler mi? Bunların ruhunda ihanet, bizim ruhumuzda merhamet var. Bu şehrin israfçılarla ve rantçılarla kaybedecek bir saniyesi bile yok. Biliyorum; bu şehrin bir daha ihanete uğramasına, zaten bu şehrin güzel insanları, sizler asla izin vermeyeceksiniz. 31 Mart’ta onları böyle uğurlayacaksınız” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK İÇİN BİNBİR TAKLA ATARLAR”
Vadiye, mazbatasının elinden alındığı 6 Mayıs 2019’da bir kere daha geldiklerini hatırlatan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbulluların demokratik tercihini yok sayan, kendisini milletin üstüne koyan bir anlayışa karşı burada omuz omuzaydık, el eleydik, gönül gönüleydik. İstanbul’un seçimini bunlar, uydurma bahanelerle iptal ettiler. Hatırlıyorsunuz değil mi? Ne dediler utanmadan, ‘Hırsızlar’ dediler. Daha öteye gittiler, ‘çaldılar’ dediler. ‘Sandıklarda terörist var’ dediler. Hatta sayı vererek ‘700 tane terörist tespit ettik’ dediler. Hatırlıyoruz değil mi? Bunları unutmayalım. Niye biliyor musunuz? Onlar için bu kelimeleri söylemek, dünyanın en kolay işi. Yahu, birine durup dururken ‘hırsız’, ‘çaldı’ denir mi? Bu laf edilir mi? Bu lafı eden, bir de kalkıyor seçimden sonra ne diyor? ‘Siyaseten söylemiştik’ diyor. Seçimi kazanmak için bunlar var binbir takla atarlar mı? Dese ki burada bir arkadaşımız, ‘Ya şuradan binbir takla at, sana oy vereceğim’; atarlar, öyle değil mi? İşte o anlayışa son vereceğiz. ‘Seçimi kazanmak için her yol mubahtır’ diyen anlayışa son vereceğiz. Vatandaşımıza zarar veren, o demokratik hakkını yok sayan anlayışa son vereceğiz.”
“BÜYÜK BİR DİRİLİŞTİR BU”
O dönemde yurttaşların, yapılan kötülük karşısında, usta şair Nazım Hikmet’in “Bir şarkı söyler gibi” dizelerindeki gibi direndiğinin altını çizen İmamoğlu, “Milletin gururuna ve haysiyetine sahip çıktınız. Hep birlikte sahip çıktık ve bütün İstanbul’u, bütün Türkiye’yi İstanbul’un bu güzel yaşam vadisinde verdiğimiz ruhla ayağa kaldırdınız. O gece hep birlikte buradaydık. Hep birlikte haykırdık. Ne dedik, hatırlıyor musunuz? ‘Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var. Biz, adalete susamış, demokrasiye inancı tam, Türk gençliğiyiz’ dedik. İşte Beylikdüzü’nün o günden sonra ismiyle ortaya koyduğu ruhla yeni bir anlam kazandı ve kazandırdı. Milli iradeyi gasp etmeye kalkanların 23 Haziran seçimlerinde büyük bir demokrasi şamarı yiyecekleri, o gece burada belli olmuştu. O gece hep birlikte ayağa kalktık. Büyük bir diriliştir bu. O gece, Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nden bütün İstanbul’a dalga dalga bir ses yayıldı: ‘Yaşasın Cumhuriyet’ sesi. ‘Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi, yaşasın tam bağımsız Türkiye’ sesi yayıldı. Hep birlikte ayağa kalktık” diye konuştu.
“BAŞIM DİK GEZEBİLMEK İÇİN ÇOK ÇALIŞTIM”
“5 yıl sonra komşunuz, arkadaşınız, kardeşiniz, evladınız, abiniz Ekrem olarak yine sizin yanınızdayım ve karşınızdayım” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Ben 5 yıl boyunca çok çalıştım, canla başla çalıştım. İstanbul’un bütün sokaklarında, Beylikdüzü’nde olduğu gibi başım dik gezebilmek için çok çalıştım. Çalışırken hep şunu içimde hissettim: ‘Allah’ım beni anneme, babama, eşime, çocuklarıma, akrabalarıma ama daha çok da Beylikdüzülü komşularıma, dostlarıma, güzel insanlarıma mahcup etme. Beni İstanbullulara mahcup etme. Benden razı olsunlar’ diye çok çalıştım. Oy versin vermesin, herkesin gönlünde güzel bir yer edinmek için, insanlarımıza layık olabilmek için bu kadim şehre, dünyanın en güzel şehrine, bize Fatih Sultan Mehmet’ten ve Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet bu güzel şehre layık olmak için çalıştım. Şehrimi, ülkemi, milletimi çok sevdiğim için çalıştım. Ben bu şehrin insanlarını, 16 milyon insanımızı, 86 milyon vatandaşımızı birbiriyle eşit, aynı derecede sevmiyorsam namerdim. Her insanını eşit seviyorum. Her insanını, insan olduğu için, insanı yaratandan ötürü seven ahlakın sahibiyiz biz.
“ONLARI BİLE PİŞMAN EDECEĞİM”
Dört koldan yürütülen saldırıları yaşadım, değil mi? Baskıları yaşadım, değil mi? Engellemeler vesaire ama yıldıramadılar. Bundan sonra da yıldıramayacaklar. Bana yaptıkları kötülükleri ne kadar yaparlarsa yapsınlar, onları bile pişman edeceğim, ‘Niye bu adama bu kadar kötülük yaptık’ diye. Çünkü onlar, bizim gayretimizi kavrayamıyorlar. Bundan sonra da yıldıramayacaklar. Çünkü tahtlarını makamlarında kuranlar, eninde sonunda yıkılır giderler ama milletin gönüllerine taht kurmuşsanız var ya, sizi kimse yıkamaz. İyilik, doğruluk ve güzellik için çıktığımız bu yoldan bizi kimse alıkoyamayacak. İstanbul’un rotasını geri çevirmek isteyen bir avuç insana asla izin vermeyeceğiz. Hep birlikte ‘tam yol ileri’ diyeceğiz. ‘Adalet ve kardeşlik için tam yol ileri’ diyeceğiz. ‘Özgürlük, huzur ve mutluluk için tam yol ileri’ diyeceğiz. Hep birlikte başarmak, hep birlikte kazanmak için ‘tam yol ileri’ diyeceğiz. Buna hazır mıyız?
“KAZANAN MİLLET OLACAK”
Kazanan millet olacak, biliyoruz değil mi? Hiç kimsenin kalbini kırmayacağız. Herkese şunu söyleyeceğiz. Bu seçimi millet kazandı. Bu seçimde kaybeden yok. Bu seçimde 16 milyon kazanan var. 16 milyon için hep birlikte çalışacağız. Size soru sorana şunu söyleyelim. Ben soruyorum, siz cevap verin, onlar duysun: Kanal mı, İstanbul mu? İsrafçılar mı, bereket mi? İhanet edenler mi, halkçılar mı? İşte biz, bu duyguların fertleri olmaya devam edeceğiz. Size layık olacağız. Göreceksiniz; İstanbul’da büyük bir demokrasi zaferi yaşayacağız ve bütün İstanbullular mutlu olacak. Bütün partilerin oylarına talibim. Ben, büyük İstanbul ittifakının oylarına talibim. Ben, hangi parti mensubu olursa olsun, onların oyuna talibim. Çünkü ben, milletine mahcup olmak istemeyen herkese eşit davranan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kuruşuna sıkıntı getirmeyecek şekilde çalışma yeminine sadık, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk Cumhuriyetinin has evladıyım. Bunu unutmayın. Hepinizi seviyorum. Beylikdüzü benim enerjim. Lütfen Beylikdüzü’nde Mehmet Çalık Başkanımla birlikte çok güzel başarılara imza atın.”
Konuşmasının sonunda, 6 Mayıs 2019 gecesi yaptığı tarihi konuşmadaki gibi ceketini çıkarıp kollarını sıvayan İmamoğlu, yurttaşların arasına inip hatıra fotoğrafları çektirdi.
]]>Yeniden Refah Partisi, Zeytinburnu 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi İstanbul Belediye Başkan Adayı Mehmet Altınöz, ilçe belediye başkan adayları, meclis üyesi adayları, parti yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. İstanbul Belediye Başkan Adayı Mehmet Altınöz’ün selamlama konuşmasının ardından vatandaşlara seslenen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Çok kıymetli milli görüşçüler daha başında şunu açıkça ifade edelim ki şehri sultan Fatih’in şehri, Osmanlı payitahtı, dünyanın baş yeri İstanbul’a heykelci belediyecilik yakışmaz. İstanbul’a ve İstanbullulara ahlaklı belediyecilik yakışır. İnşallah 31 Mart’ta hem İstanbul’da hem Zeytinburnu’nda hem de tüm Türkiye’de sandıkları patlatacağız. Yeni bir dönemi başlatacağız, milli görüşün şahlanış dönemini başlatacağız, ahlaklı belediyecilik görevini başlatacağız. Bugün İstanbul’da bunu duyurmak istiyoruz. Zaten İstanbul’a bu yakışırdı. Uzun zamandır hedef olarak ortaya koyduğumuz 500 bin üye hedefini aşmış bulunuyoruz. 260 binden 500 bine üye arttırmak yüzde 100’e yakın demektir. Kısa süre içerisinde bu hızla büyüyen başka bir siyasi parti yoktu. Yeniden Refah Partisi, Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisidir. Biz seçimlere kadar 500 bin olacağız diyorduk ama seçimden bir hafta önce 500 bini aştık. Şimdi hep birlikte inşallah seçime kadar bunu 550 bin yapacağız, seçimden sonra da birkaç ay içerisinde 1 milyona ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
“CHP zihniyetinden bu ülkeye, bu millete bir hayır gelmez”
“Yeniden Refah Partisi üye sayıları ışığını gösteriyor ve Cenab-ı Allah’a şükürler olsun yeniden partimiz bu seçimlere favori parti olarak giriyor” diyen Erbakan, “Bu 5 seneden beri İstanbul’da yapılanlar ortada. Biz her zaman diyoruz, CHP zihniyetinden bu ülkeye, bu millete bir hayır gelmez. 5 seneden beri belediyecilik adına ne yaptın? Verilen sözler unutuldu, projeler yarım kaldı, belediye boğazına kadar borca ve faize batırıldı. Bugün dünyanın en yüksek faiziyle dolar borçlanan kurumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Yüzde 11 ile yüzde 12 faizle dolar borçlanıyorlar. İstanbul’da ulaşım sembolik ücretlere inecek dediler ama geldiklerinden beri ulaşıma yapmadıkları zam kalmadığı gibi sorunu çözemediler. Kentsel dönüşümü beceremediler. Bunu da çok iyi biliyorum. Peki öyleyse denenen denenmez İstanbullular. 16 milyon İstanbullu heykelci belediyecilikten kurtulmak için 2019’da oy kullandığını bir daha dene denmez. Kurtulacağız ve inşallah İstanbul’u ahlaklı belediyecilikle buluşturacağız” dedi.
“İstanbul’da 1 Nisan’da devir teslim töreni olacak”
Programda selamlama konuşması yapan Yeniden Refah Partisi İstanbul Belediye Başkan Adayı Mehmet Altınöz ise, “Buradan tüm İstanbullulara sesleniyorum. İnananlar hakkı hakim kılmaya geliyor. Biz ahlaklı belediyecilik dediğimiz zaman bu ülkede siyaset yapan bazı parti yöneticileri kızıyorlar. İstanbul’da 1 Nisan’da devir teslim töreni olacak, İstanbul’u hak ettiği yere çıkartacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’nde yaptığı konuşmada, yıllık 90 milyon yolcu kapasitesi olan İstanbul Havalimanı’nın geçen yıl 76 milyon yolcu trafiğine ulaştığını, kalan etapların da tamamlanmasıyla İstanbul’un ve havalimanının, yolcu ve yük taşımacılığında dünyada rakipsiz bir konuma geleceğini söyledi.
İstanbul için önemli bir prestij projesi olan Haliç Yat Limanı Kompleksi’nin ilk etabının gelecek aylarda hizmete gireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çamlıca Televizyon ve Radyo Kulesi, İstanbul’un sembol eserlerinden biri haline geldi. İnşa ettiğimiz tesislerle İstanbul’a yıllık 640 milyon metreküp içme suyu temin ediyoruz.” dedi.
Kalabalığa “Yaparsa?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitinge katılanlardan “AK Parti yapar.” yanıtını alınca, “Peki bu zat ne yaptı?” sorusunu yöneltti.
Süleymaniye, Fatih, Mihrimah Sultan, Yavuz Sultan Selim ve Piyale Paşa camilerinin de aralarında olduğu ecdat yadigarı eserlerin restorasyonunu yapıp ihya ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Milletimizin 80 yıllık hayalini gerçekleştirip Ayasofya’yı, Allah’a hamdolsun yeniden ibadete açtık. Sultan Fatih’in vasiyetine uygun şekilde bugün Ayasofya-i Kebir Camii’nin minarelerinden günde 5 kez ezanı Muhammedi yükseliyor, kubbelerini aşrı şerifler, tekbirler, salavatlar, Kur’an tilavetleri süslüyor. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ederek, İstanbul’a iftihar vesilesi bir eser daha kazandırdık. Bitmedi, Rami Kışlası’nı restore edip, kütüphane yanında pek çok faaliyetin de yapılabileceği bir kültür merkezine dönüştürdük.”
“Şehrimizin son 5 senede yaşadığı irtifa kaybını anlatacağız”
Mitingde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a yaptığı hizmetlerin yer aldığı video izletildi.
Video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan sonra bunlara, büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle işbirliği içinde çok daha fazlasını ekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bunun için kalan 6 günün çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hanım kardeşlerime özellikle sesleniyorum; unutmayın kale içeriden fethedilir, bu kaleyi siz fethedeceksiniz. Ben size inanıyorum ve bunu başaracaksınız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hala kafası karışık, kararını verememiş eşimiz, dostumuz, komşumuz varsa eve gidince onları mutlaka arayacağız. Kırgınlık varsa gidereceğiz, kafasında soru işaretleri varsa hepsine tek tek cevap vereceğiz. Önceki seçimlerde başka partilere veya adaylara oy vermiş, ama mevcut yönetimden rahatsız olan kardeşlerimize de ulaşacağız. Trafikten depreme, şehircilikten ulaşıma kadar şehrimizin son 5 senede yaşadığı irtifa kaybını anlatacağız. İstanbul’un, bir 5 sene daha kaybetmeye tahammülünün olmadığını bu kardeşlerimize izah edeceğiz. Böylece kalbi ve oyu kazanılmadık hiçbir İstanbullu kardeşimizi bırakmayacağız.”
“31 Mart’ta İstanbul’un bizi mahcup etmeyeceğine inanıyorum”
Sandığa gitmenin, sandıklara sahip çıkmanın fevkalade mühim olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kullanacağınız her bir oy hazine değerindedir, kritik öneme sahiptir. Gerçeklere gözünü kapatıp kendini dev aynasında görenlerin söylemlerine itibar etmemenizi bekliyorum.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için uğraşanlara karşı uyanık olunmasını isteyerek, şunları kaydetti:
“Oyunuzun boşa gitmesine, ziyan olmasına, heba ve heder olmasına izin vermeyeceğinize inanıyorum. İstanbul, bir dönem Cumhur İttifakı’nın gölgesinde gezen, fakat şimdi tüm enerjisini ittifakın yara alması için harcayanların oyunlarına gelmez. Çünkü benim İstanbullu hemşehrilerim basiret ve feraset sahibidir. Benim İstanbullu kardeşim kendisi ve şehri için en doğru kararı verecektir. İnşallah bu kararı da gerçek belediyecilikten yana olacaktır. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, İstanbullu vatandaşlarımın sağduyusuna güveniyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un bizi mahcup etmeyeceğine yürekten inanıyorum.”
Ramazan gününde, İstanbul’un dört bir yanından sel olup mitinge gelenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da ebedi azaptan kurtuluş ayı olan ramazanını tebrik edip, “Rabb’im hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuştursun diyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere şu an zulüm gören, katliama uğrayan, eziyet çeken, feryatları göğü çınlatan tüm mazlumların Allahutaala yar ve yardımcısı olsun. Rabb’im bizlere ve tüm Müslümanlara huzurla, mutlulukla idrak edeceğimiz ramazanlar nasip eylesin. Bu duygularla, büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum.” diye konuştu.
(Bitti)
]]>Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığınca, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen “Yeniden Büyük İstanbul Mitingi”nde yaptığı konuşmada, tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ettiklerini söyledi.
Bundan sonra da aynı şekilde yola devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, “Ülkemizin adeta bir özeti, bir modeli olan İstanbul, tüm bu yaklaşımlarımızın ve onlara dayanan icraatlarımızın en yakın şahididir. Tabii bizim İstanbul’da da referanslarımız var.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her seçim kampanyasında olduğu gibi 31 Mart sürecinde de gittiği her şehirdeki miting konuşmasını, oraya yaptıkları yatırımları özetleyerek bitirdiğini hatırlatarak, “Şu anda diğer genel başkanlar evlerinde, ofislerinde yatarken ben 25 vilayete gittim. Çalışacağız, koşacağız ve İstanbul olunca konu, bu yatırım listesi öylesine uzun, öylesine ayrıntılı, öylesine ışıltılı ki tek tek anlatmaya kalksak günler yetmez. Şu anda karşımda 650 bin kişi var. Biz bu meydanda 1,5 milyona alıştık. Bugün ise 650 bin kişi. Ama durmuyoruz ve sadece birkaç ana başlıkla İstanbul yatırımlarımızı sizlere hatırlatmak istiyorum.” diye konuştu.
İstanbul yatırımlarına ilişkin bazı bilgiler veren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz 21 yılda İstanbul’a 1 trilyon 650 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Böyle bir yatırımı kimse yapmadı ama biz yaptık. Her bakanlığımızın kendi sorumluluk alanındaki projeleriyle, bu dünya şehrini konumuna ve iddiasına uygun altyapılara, üstyapılara kavuşturduk. Dedim ya, biz göreve geldiğimizde İstanbul çöp-çukur-çamur deryasıydı. İstanbul’u bunlardan biz kurtardık. Ama bizden sonra bu Bay Ekrem göreve geldi, ortalık rezalet. Yine aynı durum. Yine çöp, yine çukur, yine çamur. Geçen dönem hariç, büyükşehir belediyesi ve aynı vizyona sahip ilçe belediyeleri de bu yatırım seferberliğine katkı verdi, destek verdi.”
“İstanbul’un önceliklerinin en başında depreme hazırlık olduğunu görüyoruz”
Eğitimde okullarıyla, üniversiteleriyle, yurtlarıyla, pek çok alternatif müessesesiyle İstanbul’un tarihi ilim-irfan merkezi konumunu güçlendirdiklerini söyleyen Erdoğan, “Sağlıkta, 18 bin 417 yatak kapasiteli hastaneleriyle birlikte 178 adet sağlık tesisini şehrimize ve dünyaya kazandırdık.” bilgisini paylaştı.
İstanbul’un artık dünya sağlık turizminin en önde gelen merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, bir kısmını Kovid-19 salgını döneminde faaliyete geçirdikleri modern ve yüksek kapasiteli hastaneler sayesinde, küresel sağlık krizini en az sıkıntıyla atlatmayı başardıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehircilikte, TOKİ vasıtasıyla 228 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 23 bin 866 konutun yapımına devam ediyoruz.” sözlerini sarf etti.
İstanbul’daki 7,5 milyon bağımsız bölümün 1,5 milyonunun riskli olarak kabul edildiğini, bunlardan 600 bininin de acilen dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, “Tek başına bu rakamlar bile, karşımızdaki tehlikenin büyüklüğünü anlatmaya yeterlidir. Bunun için önümüzdeki dönemde İstanbul’un önceliklerinin en başında depreme hazırlık olduğunu görüyoruz. Hükümet olarak zaten bunu yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde de Murat kardeşimizle birlikte aynı anlayışın yönetime gelmesiyle, inşallah işin eksik kalan ayağı da tamamlanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Ulaşımdaki yatırımlar
“Ulaştırmada, İstanbul’da 350 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 794 kilometreye çıkardık” diyen Erdoğan, İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu’yla İstanbul-İzmir yolculuğunu 3,5 saate, Bursa’yı 1 saate düşürdüklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Marmara Otoyolu’yla Avrupa Yakası’ndan Anadolu Yakası’na transit geçişi sağladıklarını belirterek, “Kuzey Marmara’nın eksik kalan kısımlarını etap etap tamamlayarak hizmete veriyoruz. Bu çerçevede Silivri Geçişi Viyadüğü’nü önümüzdeki ay trafiğe açıyoruz. Otoyollar ve bağlantı yollarındaki deprem güçlendirmelerini 2026 yılında tamamlıyoruz. Büyük İstanbul Tüneli Projemizin ihale hazırlıkları sürüyor. Günde 6,5 milyon vatandaşımızın kullanacağı, 11 farklı raylı sistem hattını birbirine bağlayacak bu tünel, İstanbul’un ulaşımında ciddi rahatlama sağlayacaktır.” dedi.
“Marmaray’ı, Avrasya’yı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapan kim” sorusunu yönelten Erdoğan, İstanbul’a 1994’te belediye başkanı olduğunda sadece 17 kilometre hafif raylı sistem bulunduğunu, hiç metro olmadığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti belediyeciliği ve iktidarları dönemlerinde İstanbul’a 230 kilometre hafif raylı sistem ve metro hattı kazandırdıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:
“Amacımız, İstanbul için hazırladığımız 1100 kilometrelik raylı sistem projelerinin tamamını hayata geçirmektir. 2019 seçimleri yapıldığında yaklaşık 135 kilometre raylı sistem hattının inşaatını da başlatmıştık. Bunlardan bazılarında yüzde 95’leri bulan fiziki ilerleme de kaydetmiştik. Seçimlerden sonraki büyükşehir yönetimi, planlamasını yaptığımız 1100 kilometrelik raylı sistem projelerinden tek bir tanesinin dahi inşasına başlamadı. Metro için yeni bir çivi dahi çakmayanlar, inşaat safhasında devraldıkları hatların çoğunu da hala bitiremediler. Sancaktepe’de metro olarak açılan yeri, o devasa kuyu halindeki yeri bunlar gitti doldurdular. Biz ise İstanbul’a hizmet etmeye devam ettik.”
Metro ve hızlı tren projeleri
Erdoğan, mevut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin, kendi sorumluluğundaki Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi metrosunu da yapmadığını, burayı Bakanlığa verdiği talimatla devralıp yaptıklarını ve hizmete açtıklarını vurguladı.
Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik metrosunu 2022’de hizmete sunduklarını anımsatan Erdoğan, İstanbul Havalimanı-Gayrettepe metrosunun Kağıthane kesimini 2023’te, Gayrettepe kesimini 2024’te tamamladıklarını, Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı Metro Hattı’nı ise 2024’te bitirdiklerini kaydetti.
Sirkeci-Kazlıçeşme Kentsel Ulaşım ve Rekreasyon Odaklı Dönüşüm Projesi’ni de 2024’te hizmete verdiklerini belirten Erdoğan, salı günü açılışını yaptıkları Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nı da bunlara ilave ettiklerini, Altunizade-Bosna Bulvarı hattını ise 2026 yılında tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.
İstanbul genelinde 80 kilometreye yakın raylı sistem hattı inşaatının devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmaları şu şekilde aktardı:
“Allah’ın izniyle, seçimlerden sonra büyükşehir sorumluluğundaki metro projelerini Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, kabine, Murat kardeşim ve ekibi, hep beraber bu projeleri hızlandıracağız. Hızlı tren çalışmalarında da önemli bir safhadayız. Uzunluğu 120 kilometreyi bulan Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı Hızlı Tren Hattı’nın ihalesine bu yıl çıkıyoruz. İstanbul, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini birbirine bağlayacak, hem yük hem de yolcu taşımacılığı yapılacak olan Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projemizin inşası etaplar halinde sürüyor. Seyahat hızı 350 kilometreyi bulacak, süresi 80 dakika olacak Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Projesi’nin ihalesine bu yıl çıkıyoruz.”
(Sürecek)
]]>Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’ndeki konuşmasında, İstanbul’un temel sorununun imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliği olduğunu söyledi.
Bununla yüzleşmek yerine kabahatlerini örtmek için bir de “engelleniyoruz” yalanına sarınıldığını dile getiren Erdoğan, “Bunların hepsi belgelidir. Engellenme diye bir şey yok, tüm belediyeler ne alıyorsa İstanbul fazlasıyla bunu almıştır. Halbuki rahmetli Barış Manço’nun dediği gibi, ‘Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker.’ Son 5 yılda 5 katına çıkartılan belediye borçlarıyla gelen kaynak, şahsi ihtiraslara hizmet edecek işlere harcanırsa elbette oradan eser çıkmaz. Yaşanan diğer rezillikler bakımından da bu şehir 30 yıl geriye gitti.” diye konuştu.
Erdoğan, bütün olanları İstanbulluların da gördüğünün altını çizerek, şöyle devam etti:
“Balya balya, bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor, bir yerlere gidiyor. ‘Hatırlamıyorum, unuttum’ diyerek, şu ana kadar kimse bu görüntülerin makul, mantıklı, tutarlı bir izahını yapamadı. Partiye bina alınmasından vergi kaçırmaya pek çok şey söylendi. Ama hala maşeri vicdanı tatmin eden bir açıklama duyamadık. Tam tersine her konuşanla iş biraz daha karmaşık hale geliyor, çirkinleşiyor, biraz daha dal budak sarıyor. Tüm bu rezilliklerle siyaset kirlendi. Namuslarına emanet edilen oyları kirlettiler. Şehr-i İstanbul’u kirlettiler. İstanbul’u bunların eline bırakmamak, hem bu şehre hem bu şehirde yaşayanlara inanın vicdan borcumuzdur. Bakınız bugün İstanbul bir yol ayrımında bulunuyor. Bir tarafta ‘Sadece ben’ diyenler var, diğer tarafta ‘Sadece İstanbul’ diyenler var. ‘Sadece İstanbul’ diyenler olarak bu işi hafta sonunda hallediyor muyuz? ‘İstanbul’u nimet’ olarak görenlere, gereken dersi 31 Mart günü veriyor muyuz? İstanbul’a hizmet için gereken adımı haftaya bugün atıyor muyuz? Kardeşlerim, bunun için bir hafta çok çalışacağız ve gayret edeceğiz. Adımı da inşallah en güzel şekliyle atıp, 1 Nisan’dan itibaren ‘Yeniden İstanbul’ diyerek yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ana Kademe, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları teşkilatına seslenerek, “Bu adımı atmaya var mıyız? Bir tarafta yaklaşan deprem tehlikesini umursamayanlar var, diğer tarafta İstanbul’u depreme hazırlamak için programı, projesi hazır olanlar var. Bir tarafta şehrin trafiğini rahatlatmak için kılını kımıldatmayanlar var, diğer tarafta metrosundan tüneline tüm ulaşım projelerini seferber edenler var. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta bu düğümü çözecek ve İstanbul’un ‘Türkiye Yüzyılı’ yürüyüşünü biz başlatacağız.” ifadelerini kullandı.
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz”
“Türkiye Yüzyılı” için söz istediğini kaydeden Erdoğan, “Ev ev, dükkan dükkan, sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe İstanbul’u, düğüne, şölene, toya hazırlar gibi 31 Mart’a hazırlamaya söz veriyor musunuz? Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, çalışanı ve işvereniyle, ülkemizin neresinden gelirse gelsin, geleceğini bu şehirde kuran her bir ferdiyle, İstanbul’a sahip çıkmaya söz veriyor musunuz? Seçim günü hem sandığa gitmeye hem sandığı namusumuz gibi korumaya söz veriyor musunuz?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un mert olduğunu ve sözünü tuttuğunu, bugüne kadar ne kendilerinin İstanbul’a ne de İstanbul’un kendilerine mahcup olduğunu söyledi.
Muhalefet gibi yanlışı, kusuru ve kabahati millette arayanlardan olmadıklarının altını çizen Erdoğan, şunları belirtti:
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz. Milletimize kulak veriyoruz, sizden gelen geri dönüşlere göre kendimizi sürekli yeniliyor, ufkumuzu genişletiyoruz. Bugün de hem İstanbul’da hem tüm Türkiye sathında bizden daha dinamik, bizden daha enerjik, bizden daha vizyon sahibi bir kadro göremezsiniz. Varsın onlar karınlarında kırk tilki dolaştırıp kırkının da kuyruğunu birbirine değdirmeyecek ihtiraslar ve cinlikler peşinde koşsunlar. Biz hasbi ve harbi duruşumuzla, tevazumuzla, hüsnüniyetimizle daima milletimizin emrinde, hizmetinde, huzurunda olacağız.”
“Milletimizin bizatihi kendisi bizim referansımızdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referansın nereden verildiğinin bir kişinin nereden beslendiğini gösterdiğini aktararak, milletin bizatihi kendisinin referansları olduğunu, millete inandığını, onların da kendisine inandığını bildiğini ifade etti.
İstanbul’la birlikte diğer 80 vilayette kazandırdıkları eserlerin kendilerinin referansı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar, bizim referansımızdır. Demokrasimizi vesayetin sultasından kurtararak güçlendirmemiz, bizim referansımızdır. Milli iradenin önündeki engelleri kaldırarak ülkemizde hakim kılmamız bizim referansımızdır. Dünyadaki tüm mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye gerçeği, bizim referansımızdır. Girdiğimiz 17 seçimin hepsinden zaferle çıkmamızı da aynı şekilde bu referanslarımıza borçluyuz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ayrımcılığın her çeşidini elimizin tersiyle ittik”
Erdoğan, her seçim öncesinde insanları korkutmak için kendileriyle ilgili ortaya bir sürü yalan ve iftira atıldığını fakat iftira atanların bir kez olsun haklı çıkmadıklarını, onların hiçbir zaman akıllanmadığını ve kendilerini düzeltmediğini dile getirdi.
“Onlar ne derse desin biz asla istismar siyaseti yapmadık. Kimlik siyaseti gütmedik. Kimsenin meşrebiyle, kökeniyle, hayat tarzıyla ilgilenmedik.” diyen Erdoğan, bu kişilerin sandıkta hangi partiye oy verdiğine bakmadıklarını, bunun çetelesini tutmadıklarını vurguladı.
Ayrımcılığın her çeşidini ellerinin tersiyle ittiklerinin altını çizen Erdoğan, “Belediyelerimizin ve kamu kurumlarının kapılarını, Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese açık tuttuk. Siyasi rekabetin, siyasi husumete dönüştürülerek, insanlarımız arasında bir fitne unsuru haline getirilmesine müsaade etmedik. Hele hele kazanma değil, sadece kaybettirme şantajıyla siyaset yapma fırsatçılığına hiç dönüp bakmadık.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık ve net ifade etmek istediğini anlatarak, “Biz, 1994’te bu şehrin emanetini devralırken neredeysek, 2002’de Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenirken hangi gayeyle hareket ediyorsak, bugün de aynı prensiplere bağlıyız. Tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ediyoruz.” dedi.
(Sürecek)
]]>Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen miting alanının çevresinde polis ekiplerince yoğun güvenlik önlemi alındı.
Sabah saatlerinden itibaren vatandaşlar alana gelmeye başlarken, katılımcılar 15 ayrı arama noktasında güvenlik kontrolünden geçirildikten sonra içeri alındı. Alanda çok sayıda sağlık ekibi ve ambulans da hazır bekletildi.
Mitinge gelen bazı vatandaşların Türk bayrağı ve AK Parti flamaları taşıdığı, bazılarının kafasında “Recep Tayyip Erdoğan” yazılı bandana olduğu görüldü.
İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş da miting alanına gelerek incelemelerde bulundu.
Katılımcıların bazıları toplu taşıma bazıları ise kendi araçlarıyla gelmeyi tercih ederken, yaşlı ve çocuklar da mitinge ilgi gösterdi.
Katılımcılar, alana kurulan 40 ayrı LED ekrandan mitingi izlerken, engelliler için de özel bölüm oluşturuldu.
Ayrıca, vatandaşların ihtiyaçları için 120 tuvalet, 40 şadırvan ve 80 mescit kurulan alana 80 vinç, 140 mobil jeneratör ve 45 ses kulesi getirildi.
Çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu, alanda kendileri için kurulan platformdan mitingi takip etti.
Miting alanının çevresi Türk bayrağı ve AK Parti flamalarıyla donatılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ve ilçe belediye başkan adaylarının fotoğraflarının da yer aldığı “Türkiye Yüzyılı Şehirleri İçin Hazırız Kararlıyız” yazılı pankart asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşma yaptığı sahnenin arkasındaki dijital ekrana “Yeniden İstanbul Sadece İstanbul” yazıldı.
Erdoğan, Kurtoğlu’nun “Duyanlara Duymayanlara” şarkısına eşlik etti
Vatandaşların alanı doldurmasının ardından saat 14.00 itibarıyla miting başladı.
İlk olarak AK Parti İstanbul Milletvekili ve besteci Yücel Arzen’in sahneye çıktığı mitingde, Ceyhun Çelikten, Uğur Işılak, Alişan ve Sinan Akçıl şarkılarını seslendirdi. Sanatçıların sahne aldığı sırada katılımcılar, miting alanında dev Türk bayrağı açtı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan helikopter, miting alanı üstünde tur attıktan sonra indi.
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum, eşi Şengül Kurum ve çocuklarıyla platforma çıkıp vatandaşları selamladı.
Mitingde, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Murat Kurum birer konuşma yaptı.
Ardından platforma çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabaktepe ve Kurum ile MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim’i de sahneye davet ederek katılımcıları selamladı.
Erdoğan daha sonra, Yeniden Refah Partisinden istifa ederek AK Parti’ye katılan İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu’ya parti rozetini taktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabından önce sahneye çıkan sanatçı Cengiz Kurtoğlu’nun “Duyanlara Duymayanlara” isimli şarkısına eşlik etti.
Erdoğan belediye başkan adaylarıyla alandakileri selamladı
Şarkının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara seslendi. Erdoğan, konuşması sırasında miting alanında 650 bin kişinin bulunduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasına ara verdiği esnada “Türkiye Yüzyılı Şehirleri İçin Gerçek Belediyecilik” konulu 6 dakikalık video gösterildi.
Konuşmasını tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İl Başkanı Kabaktepe, MHP İstanbul İl Başkanı Selim, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Kurum ve 38 ilçenin belediye başkan adaylarını sahneye davet etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın Silivri Belediye Başkan adayı Volkan Yılmaz’ın rahatsızlığı nedeniyle mitinge katılamadığını söyledi.
Erdoğan, adayları takdim ettikten sonra beraberindekilerle vatandaşları selamladı.
Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Buradaki gibi kardeş olacağız. Hep beraber Türkiye olacağız.” sözlerini alandakilerle beraber söyledi.
]]>Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’ndeki konuşmasında “İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul. Milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul. Güzellikte insan muhayyilesinin zirvesi İstanbul. Göreni hayran, yaşayanı meftun, hayal edeni bile mutlu İstanbul. Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız, Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz?” sorusuna, kalabalık “Hazırız” yanıtını verdi.
Seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençlere kapı kapı dolaşmaya hazır olup olmadıklarını da soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalabalıktan “Evet” yanıtını aldı.
Erdoğan, “İstanbul’la birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sorusuna da kalabalığın evet yanıtını vermesi üzerine, şöyle devam etti:
“İşte benim sevdam İstanbul budur. İşte benim son nefesime kadar ömrümü vakfettiğim İstanbul budur. Aşkım İstanbul budur, sevdam İstanbul budur. İnşallah sizlerle birlikte ramazanın bayramı gelmeden 31 Mart’ı milli irade bayramı haline getireceğiz. Büyükşehriyle ilçeleriyle İstanbul’un belediyecilik hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını beraberce açacağız. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız. 31 Mart seçimlerinin aziz İstanbul’la birlikte tüm vilayetlerimiz, tüm vatandaşlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum ama şu 1 haftayı çok iyi geçirmemiz lazım.”
“İstanbul’a ancak hizmet ederek layık olunmaya çalışılır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İstanbul’un kötü halini anımsatarak, “Çöp, çukur ve çamur. CHP demek bu. Ekrem denilen arkadaş burada göreve başladıktan sonra ne değişti? Yine çöp, çukur, yarı zamanlı mesai. Bunu yaptı. Şimdi de bakıyorsunuz, israftan bahsediyor. Yav israf sende. Sen her şeyi israf olarak zaten yaptın ve akıllı belediyecilik diyor. Nerede akıllı belediyecilik? Akılsız belediyecilik. Şu İstanbul’da neler çekmedik ya, neler. Şimdi bütün bu dönüşümü, devranı Allah’ın izniyle değişmeye var mıyız? Şu bir hafta gece gündüz demeden çalışıyor muyuz? Ana kademe, durmuyoruz. Yakın markajla çalışacağız. Çok koşacağız, çok çalışacağız ve Yeniden İstanbul muradını gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.
Haliç’in rezillik olduğunu ve Haliç’i çamur deryasından ekibiyle kurtardığını dile getiren Erdoğan, 9,5 kilometre Alibeyköy’deki taş ocağına çamuru, pisliği kendilerinin aktardıklarını ve şimdi orada oyun parkları olduğunu anlattı.
İstanbul’a ancak hizmet ederek layık olunmaya çalışılacağını vurgulayan Erdoğan, şimdi Haliç’te balık tutulduğunu ve yüzüldüğünü kaydetti.
Erdoğan, “Bu durup dururken olmadı, kardeşinizle oldu. Oradan beni Başbakanlığa gönderdiniz, oradan Cumhurbaşkanlığına gönderdiniz. Bu kardeşiniz de sizlere hakim olmaya değil, hizmetkar olmaya geldi. Kendini İstanbul’un sahibi zanneden ne bu şehri, ne bu şehrin insanlarını hiç anlamamış olanlarla bir yere varılmaz.” yeklinde konuştu.
“İstanbul’un temel sorunu, imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliğidir”
Belediye Başkanlığıyla Başbakanlığıyla ve Cumhurbaşkanlığıyla 30 yıldır bu şehrin emrinde olduğunu ifade eden Erdoğan, “Yarım asrı bulan siyasi hayatımızda bu şehri düşünmediğimiz, onun için ne yapabileceğimizin sancısını çekmediğimiz tek bir günümüz yoktur. Bu sayede ulaşımıyla suyuyla Haliç’iyle yeşil alanlarıyla çevresiyle temizliğiyle konutuyla İstanbul’u yeni bir lige çıkardık. Sıkılmadan, utanmadan ‘Metro yaptım.’ diyor. İstanbul’daki mevcut metroların tamamı bize aittir, bize. Bunları biz yaptık. Bizden sonra gelen arkadaşlarımız da aynı vizyonla aynı heyecanla eser ve hizmet siyasetini sürdürdü.” dedi.
Kendilerinden devraldıkları hizmet bayrağını yüceltmek için çalışan belediye başkanı arkadaşlarının tamamını şükranla anan Erdoğan, 3 yıl önce ebediyete irtihal eden merhum Kadir Topbaş’a ve geçen ay trafik kazasında hayatını kaybeden AK Parti İstanbul Kadın Kolları İl Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’yı da rahmetle yad etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tüm bu emeklerin ardından İstanbul son 5 senedir yeniden 1989-1994 dönemine dönme emareleri göstermeye başladı. Eser ve hizmet namına zaten ortada elle tutulur hiçbir eser yok. Üzerinde emekleri olmayan işleri sahiplenme cinliklerini bir kenara bırakırsak geriye koskoca kayıp 5 yıl kalıyor. Eskilerin deyimiyle ıslığı dağı tutup güttüğü bir keçi olanların elinde İstanbul adeta eziyet çekti. Gerçi İstanbul’a bir şey yapmak için önce hem kafanızın hem kalbinizin hem mesainizin tamamını bu şehre vermeniz gerekiyor. Yarısı kayakta, yarısı tatilde, yarısı seçim kampanyalarında genel başkanını devirmek için geçen bir dönemden geriye elbette bir şey kalmaz, kalmıyor. İstanbul’un temel sorunu, imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliğidir.”
(sürecek)
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Yeniden Büyük İstanbul Mitinginde kürsüde konuşma yaptı. Kurum, vatandaşlara seslendiği konuşmasında “İstanbul Burada Liderimiz Cumhurbaşkanımızın dava arkadaşları burada İstanbul’un iradesini görmek isteyenler varsa gelsin bu meydana baksın. İstanbul’un ruhunu görmek isteyen varsa gelsin buraya baksın. Burada İstanbul’un değişim iradesi var. Burada İstanbul’un kararlı duruşu var. Burada yeniden İstanbul var, sadece İstanbul var” şeklinde konuştu.
“31 Martta hep birlikte bayram yaşayacağız”
İstanbul’da gerçekleştirmek istediği çalışmalarından bahseden Kurum, “İnşallah 31 Martta hep birlikte bayram yaşayacağız. 31 Mart İstanbul’un bayramı olacak, 31 Mart, geleceğimizin, evlatlarımızın huzur içerisinde yaşayacağı bir bayram olacak. Bugün İstanbul’un mutsuzluğu yüzbinlerce tebessüm ediyor. Bugün İstanbul’un umutsuzluğu umuda dönüyor. Bu kardeşinizin Murat Kurum’un da bir hayali var” dedi.
“Biz bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar”
Konuşmalarına devam eden Kurum “Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokakların huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Bugün İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, ulaşım İstanbul’da tam bir çileye dönüştü” ifadelerini kullandı.
“Verdikleri sözü yerine getirmediler”
Ekrem İmamoğlu’nun verdiği sözleri yerine getirmediğini belirten Kurum, “Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çar çur ettiler. İstanbul kaynaklarını yetimin hakkı demeden balya balya kendi ikmalleri için dağıttılar. ‘İsrafı bitireceğiz’ dediler. En büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Ev hanımlarımız ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce emekçimizin ekmeği ile oynadılar. Verdikleri sözü yerine getirmediler. 100 bin konut ve metro hattı dediler. ‘Megabüsler, hızray’ dediler ama tek birini dahi hatırlamadılar. Sorduklarında da “Ben böyle bir şey hatırlamıyorum” dediler. Bu millete, aziz İstanbul’a yalan söylediler. Bu milleti kandırdılar. Bu milleti aldattılar. Şu güzel İstanbul’u 21. Yüzyıla yakışmayan görüntüleri yaşattılar. Biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerine kullanacağız. Onların siyasi kariyerleri için ayırdıkları kaynakları, reklama verdikleri parayı biz İstanbul’a harcayacağız” şeklinde konuştu.
Kurum, “31 Mart’ta gelin gerçek belediyecilikten yana olun. 31 Mart’ta gelin İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin sağlam İstanbul’dan yana olun. Her bir oy tohumdur, hizmet görürse yeşerir, emek verilirse fidan olur, karşılık bulursa orman olur. Haydi İstanbul, şehrine oy ver. Şehrine oy ver ki İstanbul hizmet, huzur, mutluluk bulsun. İstanbul’da fetret devrini bitireceğiz. 31 Mart’ta “yeniden İstanbul” diyeceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>“Sırtımızı yasladığımız yer milletimizdir”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Kahramanmaraşlılar ile Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Yeni acılar yaşamak istemiyoruz. Başka evlatlarımızı, yavrularımızı toprağa vermek istemiyoruz. İstanbul’a hizmet etmek için yola çıktığımız ilk günden itibaren şunu söyledik; ‘İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız'” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Kahramanmaraşlılar ile Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcı Fatma Varank, İstanbul Milletvekili Rabia İlhan, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir, Kahramanmaraş Dernekler Federasyonu (Maraş-Fed) Başkanı Uğur Yinanç ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda asrın felaketini anlatan kısa film gösterimi de yapıldı. Programa ailesiyle katılan Asım Köse isimli 6 yaşındaki bir çocuk çizdiği resmi Kurum’a hediye etti. Resmi alan Kurum ise “Depremde yıkılan bir evin enkazının resmi. Resimde beni de çizmiş. Murat abi gelecek o evi yapacak diyor. Biz o evi yapacağız, o çocukların umudu olacağız” diye konuştu. Program sonunda konuşan Köse ise Kurum’a yaptığı resmi anlattı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
Murat Kurum, konuşmalarına “İçeri girerken bir kardeşimiz ‘Deprem bölgesine geldiniz, günlerce, aylarca bizim için, çocuklarımız için çalıştınız. Sizler, eşiniz, çocuklarınız bize hakkınızı helal edin dedi. Biz görevimizi yaptık. Milletimizin en zor anında yanında olmalıydık. Kardeşlik, dostluk, devlet adamlığı bunu gerektirirdi. Biz de görevimizi yaptık. Benim ve ailemin ne hakkı varsa 11 ilimize, Kahramanmaraş’ımıza helal olsun” diyerek başladı.
“76 bin konutun bir yıl gibi kısa bir sürede anahtarlarını teslim ettik”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Kahramanmaraş’ımızın acısını hala yüreğimizde, kalbimizin bir köşesinde hissediyoruz. Millet olarak gece yarısı gelen asrın felaketinde 6 Şubat’ta hep birlikte sarsıldık. Asrın felaketi bizden çok şeyi alıp götürdü. Devletimiz ilk andan itibaren bir seferberlik ruhuyla hareket etti. 11 ilimizde ki 14 milyon vatandaşımız için hep birlikte tek yürek olduk. Devletimiz sabahın erken saatlerinden itibaren 11 ilimiz için gece gündüz çalıştı. Devlet ve millet nasıl bir olurmuş, 85 milyon nasıl tek yürek olurmuş tüm dünyaya gösterdik. Bu illerde depremden hasar görmüş neresi varsa gidip tespit ettik. 11 ilde 3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. O zaman bize siz bunları yapamazsınız, siz bu inşaatları yapacak kaynağı bulamazsınız dediler. Depremzede kardeşlerimize ağız dolusu hakaret ettiler. Tercihlerinden dolayı depremzede kardeşlerimizi ötekileştirdiler. Biz depremzede kardeşlerimizle el ele verip 11 ilimizi ayağa kaldırmak için çalıştık. Şubat ayında 46 bin, geçtiğimiz hafta 30 bin olmak üzere 76 bin konutun bir yıl gibi kısa bir sürede anahtarlarını teslim ettik. Ardından başlattığımız 307 bin konutumuzu etap etap bitireceğiz. 11 ilimizin ayağa kalkması için çalışmalarımızı oradaki kardeşlerimizin yüzü gülene kadar devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız”
“Asrın felaketinde bir kez daha gördük ki ülkemizin en önemli gerçeklerinden biri de depremdir” diyen Kurum, konuşmalarını şu şekilde sürdürdü; “Yeni acılar yaşamak istemiyoruz. Başka evlatlarımızı, yavrularımızı toprağa vermek istemiyoruz. İstanbul’a hizmet etmek için yola çıktığımız ilk günden itibaren şunu söyledik: İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı uygulayacağız. İstanbul’da daha önce nasıl 80 bin konutu vatandaşlarımıza teslim ettiysek, 39 ilçemizde 173 bin konutumuzun dönüşümünü nasıl başlatmışsak şimdi de 650 bin konutumuzu ‘Ne gerek var’ diyenlere rağmen dönüştüreceğiz. Biz İstanbul’u depreme karşı hazırlıklı hale getireceğiz dediğimizde CHP’li belediye başkanı bunların sapılmasına gerek yok diyor. Onların anlayışını geçtiğimiz 5 yılda gördük. İstanbulluların, annelerimizin, evlatlarımızın, ailelerimizin evlerinde huzurla ve güvenle yaşaması için biz canla başla çalışacağız. Yine İstanbul’un bir diğer büyük sorunu olan trafik sorunu ile ilgili kararlı adımları atacağız. Yeni metro hatlarıyla, yeni tüneller, yeni otoparklar, yeni yollar yaparak vatandaşımızın İstanbul’da yaşamasını güvenli hale getireceğiz. Trafik sorununu kökten çözeceğiz.”
“Sırtımızı yasladığımız yer milletimizdir”
İstanbul’a dair hayalleri olduğunu dile getiren Kurum “Kurduğunuz samimi hayalleri bir bir gerçekleştirerek İstanbul’u muradına kavuşturacağız. Bu kardeşinizin bir hayali var. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemiz deprem endişesi yaşamasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Engelli kardeşlerimizin, hanım kardeşlerimizin, emekli büyüklerimizin kendilerini yalnız hissetmeyeceği İBB başkanının yanında olduğu bir anlayışı 1 Nisan sabahı İstanbul’un bütün sokaklarında sergileyeceğiz. Biz, bugün de, yarın da daima milletimizin yanında olacağız. Sırtımızı yasladığımız yer milletimizdir. İstanbul’umuzu gelecek nesillerin huzur ve güven içerisinde yaşayacağı deprem riskini, ulaşım çilesini ortadan kaldıracağız. İlk günden itibaren İstanbul’un bütün sokaklarında, 31 Mart zaferine inandık. ve bu yükü omuzlarımızda kutlu bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu öyle bir sorumluluk ki bizi asla laf üretirken bulmayacaksınız. Bizi daima kapınızın önünde, dizinizin dibinde bulacaksınız. Bizi arayanlar tıpkı bugün olduğu gibi Kahramanmaraşlı kardeşlerimizin, yanında bulacaklar. Ayağımıza çizmemizi giyeceğiz, başımızda baretimizi takacağız. İstanbullularla el ele verip İstanbulluların yarınları için çalışacağız” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Kahramanmaraşlılar ile Sahur Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcı Fatma Varank, İstanbul Milletvekili Rabia İlhan, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir, Kahramanmaraş Dernekler Federasyonu (Maraş-Fed) Başkanı Uğur Yinanç ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda asrın felaketini anlatan kısa film gösterimi de yapıldı. Programa ailesiyle katılan Asım Köse isimli 6 yaşındaki bir çocuk çizdiği resmi Kurum’a hediye etti. Resmi alan Kurum ise “Depremde yıkılan bir evin enkazının resmi. Resimde beni de çizmiş. Murat abi gelecek o evi yapacak diyor. Biz o evi yapacağız, o çocukların umudu olacağız” diye konuştu. Program sonunda konuşan Köse ise Kurum’a yaptığı resmi anlattı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
Murat Kurum, konuşmalarına “İçeri girerken bir kardeşimiz ‘Deprem bölgesine geldiniz, günlerce, aylarca bizim için, çocuklarımız için çalıştınız. Sizler, eşiniz, çocuklarınız bize hakkınızı helal edin dedi. Biz görevimizi yaptık. Milletimizin en zor anında yanında olmalıydık. Kardeşlik, dostluk, devlet adamlığı bunu gerektirirdi. Biz de görevimizi yaptık. Benim ve ailemin ne hakkı varsa 11 ilimize, Kahramanmaraş’ımıza helal olsun” diyerek başladı.
“76 bin konutun bir yıl gibi kısa bir sürede anahtarlarını teslim ettik”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Kahramanmaraş’ımızın acısını hala yüreğimizde, kalbimizin bir köşesinde hissediyoruz. Millet olarak gece yarısı gelen asrın felaketinde 6 Şubat’ta hep birlikte sarsıldık. Asrın felaketi bizden çok şeyi alıp götürdü. Devletimiz ilk andan itibaren bir seferberlik ruhuyla hareket etti. 11 ilimizde ki 14 milyon vatandaşımız için hep birlikte tek yürek olduk. Devletimiz sabahın erken saatlerinden itibaren 11 ilimiz için gece gündüz çalıştı. Devlet ve millet nasıl bir olurmuş, 85 milyon nasıl tek yürek olurmuş tüm dünyaya gösterdik. Bu illerde depremden hasar görmüş neresi varsa gidip tespit ettik. 11 ilde 3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. O zaman bize siz bunları yapamazsınız, siz bu inşaatları yapacak kaynağı bulamazsınız dediler. Depremzede kardeşlerimize ağız dolusu hakaret ettiler. Tercihlerinden dolayı depremzede kardeşlerimizi ötekileştirdiler. Biz depremzede kardeşlerimizle el ele verip 11 ilimizi ayağa kaldırmak için çalıştık. Şubat ayında 46 bin, geçtiğimiz hafta 30 bin olmak üzere 76 bin konutun bir yıl gibi kısa bir sürede anahtarlarını teslim ettik. Ardından başlattığımız 307 bin konutumuzu etap etap bitireceğiz. 11 ilimizin ayağa kalkması için çalışmalarımızı oradaki kardeşlerimizin yüzü gülene kadar devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız”
“Asrın felaketinde bir kez daha gördük ki ülkemizin en önemli gerçeklerinden biri de depremdir” diyen Kurum, konuşmalarını şu şekilde sürdürdü; “Yeni acılar yaşamak istemiyoruz. Başka evlatlarımızı, yavrularımızı toprağa vermek istemiyoruz. İstanbul’a hizmet etmek için yola çıktığımız ilk günden itibaren şunu söyledik: İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı uygulayacağız. İstanbul’da daha önce nasıl 80 bin konutu vatandaşlarımıza teslim ettiysek, 39 ilçemizde 173 bin konutumuzun dönüşümünü nasıl başlatmışsak şimdi de 650 bin konutumuzu ‘Ne gerek var’ diyenlere rağmen dönüştüreceğiz. Biz İstanbul’u depreme karşı hazırlıklı hale getireceğiz dediğimizde CHP’li belediye başkanı bunların sapılmasına gerek yok diyor. Onların anlayışını geçtiğimiz 5 yılda gördük. İstanbulluların, annelerimizin, evlatlarımızın, ailelerimizin evlerinde huzurla ve güvenle yaşaması için biz canla başla çalışacağız. Yine İstanbul’un bir diğer büyük sorunu olan trafik sorunu ile ilgili kararlı adımları atacağız. Yeni metro hatlarıyla, yeni tüneller, yeni otoparklar, yeni yollar yaparak vatandaşımızın İstanbul’da yaşamasını güvenli hale getireceğiz. Trafik sorununu kökten çözeceğiz.”
“Sırtımızı yasladığımız yer milletimizdir”
İstanbul’a dair hayalleri olduğunu dile getiren Kurum “Kurduğunuz samimi hayalleri bir bir gerçekleştirerek İstanbul’u muradına kavuşturacağız. Bu kardeşinizin bir hayali var. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemiz deprem endişesi yaşamasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Engelli kardeşlerimizin, hanım kardeşlerimizin, emekli büyüklerimizin kendilerini yalnız hissetmeyeceği İBB başkanının yanında olduğu bir anlayışı 1 Nisan sabahı İstanbul’un bütün sokaklarında sergileyeceğiz. Biz, bugün de, yarın da daima milletimizin yanında olacağız. Sırtımızı yasladığımız yer milletimizdir. İstanbul’umuzu gelecek nesillerin huzur ve güven içerisinde yaşayacağı deprem riskini, ulaşım çilesini ortadan kaldıracağız. İlk günden itibaren İstanbul’un bütün sokaklarında, 31 Mart zaferine inandık. ve bu yükü omuzlarımızda kutlu bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu öyle bir sorumluluk ki bizi asla laf üretirken bulmayacaksınız. Bizi daima kapınızın önünde, dizinizin dibinde bulacaksınız. Bizi arayanlar tıpkı bugün olduğu gibi Kahramanmaraşlı kardeşlerimizin, yanında bulacaklar. Ayağımıza çizmemizi giyeceğiz, başımızda baretimizi takacağız. İstanbullularla el ele verip İstanbulluların yarınları için çalışacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Derneğin her sene geleneksel olarak organize ettiği iftar programı, bu yıl TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda düzenlendi.
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ÖNDER’e birçok desteğinin olduğunu, yine Topbaş’ın geleneğini sürdüren belediyeciliğin İstanbul’a hakim olmasını istediklerini söyledi.
Bilal Erdoğan, Fatih’in İstanbul’una layık bir zihniyetin yeniden İstanbul’da belediyeciliğe egemen olması gerektiğini belirterek, “Algıyla, reklamla değil gerçekten bu şehrin bütün insanlarına hizmet anlayışıyla 1994’te Cumhurbaşkanı’mız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu günkü ruhla yeniden bu belediyeciliği sürdürecek inşallah.” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu işaret eden Erdoğan, şunları dile getirdi:
“Nitekim şu anda belediye başkanlığı yapan kişi, bizim STK’lerimize saldırarak bir seçim kampanyası yaptı 5 sene önce. Bunu da unutmamız mümkün değil. Devamlı bizim sivil toplum kuruluşlarımızın meşruiyetini, iş yapış şeklini, kaynaklarını gündeme getirerek kendine göre bir kampanya icra etti. Halbuki biz gerçekten belediye desteğiyle bir faaliyet yaptığımızdan değil. Nitekim 5 yıl şunu gösterdi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bizim STK’lerimizle sorunlu bir zihniyet tarafından yönetildiği dönemde de bizim sivil toplum kuruluşlarımız, büyümeye, güçlenmeye, daha çok eğitime ve gençliğe hizmete devam etti, hamdolsun. Şimdi İstanbul’u kucakladığı iddiasıyla gelip hakikaten sadece sınırlı bir kesimin belediyeciliğine soyunan bu zihniyetin inşallah son haftasını yaşıyoruz diye dua ediyorum.”
“İmam hatip ailesi büyüdükçe Türkiye’nin normalleşme hikayesi de güçlenerek devam ediyor”
Sivil toplum kuruluşları olarak çok daha kurumsal, güçlü temeller üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, ÖNDER ailesinin her geçen yıl daha da güçlendiğini vurguladı.
“Gerçekten yönetim kurulu bu kadar geniş olup da bu kadar gönüllü kardeşimizi çalıştırabilen başka STK’miz var mı bilmiyorum.” diyen Bilal Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu anlamda hem Abdullah Başkanımı hem ondan önceki başkanlarımızı tebrik etmek istiyorum. İmam hatip ailesi büyüdükçe Türkiye’nin normalleşme hikayesi de güçlenerek devam ediyor. Ben böyle inanıyorum. Hakikaten bugün aşağı yukarı ortaokul ve lise düzeyindeki her 8-9 talebeden bir tanesi imam hatip öğrencisi. Hiç böyle abartıldığı gibi, ‘Her köşeye imam hatip açtınız.’ dendiği gibi bir tablo da elbette yok. Bu nedir? Tam 28 Şubat devrinin öncesindeki oranla aynı yani o zaman nasıl Türkiye daha normalse bunların 28 Şubat devirlerinden, şimdi de yeniden o normalleşmenin egemen olduğunu görüyoruz.”
İmam hatibe giden, gitmeyen bütün çocukların kendi çocukları olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bütün çocuklarımızın, gençlerimizin bu toprakları bize vatan yapan değerleri bilerek yetişmesini istiyoruz.” dedi.
Dil uzatıldığı zaman dininin şerefini, izzetini koruyacak gençlerin yetişmesini istediklerini kaydeden Bilal Erdoğan, şunları ifade etti:
“Filistin’de bir yara kanadığı zaman rahat duramaması gereken bir gençlik, huzur bulamayan, ‘Ne yapmalıyım?’ diyen… Allah’ın izniyle imam hatipler, bu nesilleri yetiştirmeye devam ediyor. Sivil toplum kuruluşlarımız, bu gençlerin yetişmesi için çeşitli müsabakalar, yarışmalar, ödüllü kitap okuma etkinlikleri, spor faaliyetleri yaparak gençlerimizi hem birçok menfi etkenin muzır tesirlerinden koruyoruz hem de bir taraftan işte bu toprakları bize vatan yapan değerleri çocuklarımızın, gençlerimizin benimsemesi için mücadele ediyoruz.”
Bilal Erdoğan, STK’lerde gönüllülüğün çok önemli olduğunu vurgulayarak, gönüllülük ne kadar artarsa bereketin o kadar fazla olacağını ve çocukların o maneviyatla yoğrularak yetişeceğini ifade etti.
“İmam hatip okulları, Türkiye’nin ilk 100 yılını inşa eden kadroları yetiştirdi”
ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan, 1951’de Mahmut Celaleddin Ökten’in sevgi, muhabbet, ihlas ve samimiyetle şefkat dolu elleriyle toprağa diktiği bu tohumun, 73 yıllık serencamın neticesinde birçok badireyi atlattığını fakat hiç yıkılmadığını, daima dimdik ayakta durduğunu ve bugün Türkiye’nin en büyük, en köklü çınarına dönüştüğünü söyledi.
İmam hatip okullarının 73 yıllık bu mazide çok büyük başarılar ortaya koyduğunu, Türkiye’nin ilk 100 yılını inşa eden kadroları yetiştirdiğini belirten Ceylan, “İnanıyoruz ki yeni okullarımızla imam hatip camiamız kültürde, sanatta, musikide, sporda, fizikte, fende, edebiyatta, birçok alanda Türkiye’nin yeni yüzyılını da inşa edecek gençleri yetiştirmek için bugün var gücüyle çalışmaya devam ediyor. Bu noktada büyük emekleri olan bütün kardeşlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu camiaya emek veren, gönül veren herkese canı gönülden teşekkürlerimizi iletiyoruz.” diye konuştu.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, Esenler’de halka seslendi. Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum’a tepki gösteren Aydın, “Birileri çıkmış, Kanal İstanbul CEO’su olarak, rant müdürü olarak bol keseden atıyor. Buradan net olarak ifade ediyorum. Sizin gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorlar” dedi.
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Esenler Belediye Başkan Adayı İbrahim Bitiş ile Esenler Dörtyol Meydan’da miting düzenledi.
Aydın, şöyle konuştu:
“EMEKLİLERİMİZ ALDIĞI ÜCRETLE GEÇİNEMİYOR”
“Seçimlerin Esenler’imize, İstanbul’umuza hayırlar, bereketler getirmesini temenni ediyorum. Şüphesiz bütün insanlarımız, hangi siyasi partiye bugüne kadar oy vermiş olursa olsun ve yarın hangi partiye oy verecek olursa olsun, daha iyi bir Esenler için, daha iyi bir İstanbul için oy verecektir. Sorunlarımız çözülsün diye, dertleriniz azalsın diye oy verecektir. Bunca yıldır Esenler’imize, bunca yıldır İstanbul’umuza hizmet yapan yöneticiler oldu. Yatırımlar yapıldı. Üstyapı yatırımları, altyapı yatırımları oldu. Kentsel dönüşümle ilgili bir kısım adımlar atıldı. Trafikle ilgili, yollar, kaldırımla ilgili. Ama bu kadar yatırıma rağmen, bu kadar hizmete rağmen İstanbul’da şu üç ‘K’ hala insanımızın en temel meselesidir. Birinci ‘K’ kaygıdır. Hayat pahalılığıdır. Geçim sıkıntısı kaygısıdır. Yediden yetmişe bütün insanlarımızı kasıp kavurmaktadır. Emeklilerimiz geçinemiyor Bırakınız toruna harçlık vermeyi, kendisi aldığı ücretle geçinemiyor. Artık İstanbul’umuzda, Esenler’imizde bir evin geçinebilmesi için o eve iki maaşın girmesi gerekiyor. Ücretlerimiz ortalama 30 bin lira, asgari ücretimiz 17 bin lira ve maalesef İstanbul’umuzda yüksek kiralar… En mütevazı kira, 12 bin lira, 15 bin lira. Çarşı, pazar ateş pahası. En temel sorun, kaygı, geçinme korkusu. Bir diğeri keşmekeşlik. Bunca yıldır, bunca hizmete, bunca yönetici değişikliğine rağmen İstanbul’un, Esenler’in keşmekeşliği olduğu gibi yerinde durmaktadır. Başta trafik olmak üzere, güvensiz sokaklarımız, yeşilsiz alanlarımız, İstanbul’da hayatı keşmekeşlik içerisinde İstanbul’a yaşatmakta. Bir diğeri de korku. İstanbul’umuzun her bir insanın üzerine sirayet etmiş hali. Başta deprem korkusu olmak üzere insanlarımızda bir korku hali var. Kaygı, keşmekeşlik ve korku.
“HER ŞEYİ KONUŞUYORLAR AMA İSTANBUL’U KONUŞMUYORLAR”
Buradan açık ve net olarak ifade ediyorum, ilan ediyorum. Bakınız 2 aydır televizyon ekranlarında, sosyal medyada birçok tartışmaya şahitlik yapıyorsunuz. Her şeyi konuşuyorlar ama İstanbul’u konuşmuyorlar. Her şeyi tartıştılar ama İstanbul’un keşmekeşliğini, bu sorunların nasıl ortadan kaldırılacağını konuşmuyorlar. Hep güncel polemikler. Birileri İstanbul’u İstanbul seçimlerini 2028’e çıkmak için bir paravan olarak kullanıyor. Birileri de çıkmış, Kanal İstanbul CEO’su olarak, rant müdürü olarak bol keseden atıyor. Buradan net olarak ifade ediyorum. Sizin gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Doğru, düzgün adım atmıyorlar. Kentsel dönüşüm diyorlar, merkezinde rantsal dönüşüm var. Bir kısım insanların, adayların bir gözü dolar görüyor, bir gözü euro görüyor. Gördükleri her yeşili dolar yeşili zannediyorlar. İstanbul’un imar planlarını alt üst ettiler. Tuzla’dan başlayarak Silivri’ye kadar gökdelenlerle betonlarla İstanbul’un imarını alt üst ettiler. Devlet arazilerini, askeri arazileri aldılar, rantsal dönüşüme tabii tuttular. Kimse İstanbullunun kaygısını, korkusunu keşmekeşlik içerisindeki hayatının düşünmüyor.
“BU DÜZENİN DEĞİŞMESİ LAZIM, DOSDOĞRU BELEDİYECİLİK LAZIM”
Herkes, diğer bütün adaylar altını çizerek ifade ediyorum. Bugünkü İstanbul’un haline sizi alıştırmaya çalışıyorlar. Kanıksadılar. Biz Saadet Partisi olarak bugünkü Esenler’in haline de İstanbul’un haline de alışmadık. Alışmayacağız. Çünkü İstanbul’da düzensizlik var. Keşmekeşlik var. Bir avuç insanın İstanbul’un imkanlarını tüketişi var. Ama 16 milyon insanımız için sağlıklı bir gelecek, bir yaşam öngörülmüyor. Bir avuç insanla, 16 milyon insan sadece trafikte eşitleniyoruz. Yoksa İstanbul’umuz, İstanbullumuz, İstanbul’un imkanlarından, nimetlerinden ve var olan rantından istifade edemiyor. Bir avuç müteahhit istifade ediyor. Bu düzenin değişmesi lazım. Dosdoğru belediyecilik lazım. Ahlakça, maneviyatça bir belediyecilik lazım. Onun için ben Esenler’de yaşayan değerli vatandaşlarımızın, insanlarımızın yüreğine sesleniyorum. Geliniz şuna ya da buna mecbur değilsiniz. Siz Esenler için siz İstanbul için, siz kendiniz için doğruya, doğruluğa, ahlaka, vicdana, adalete sahip çıkın. Elinizi vicdanınıza koyun, Doğru nedir? Yanlış nedir? Dürüst kimdir? Yalancı kimdir? Görüyorsunuz ve biliyorsunuz. Bir kısım yöneticiler sadece kendileri ve çevreleri için siyaset yapıyorlar. Belediyecilik yapıyorlar. Bunu görüyorsunuz.
“DÜNÜ ANLAYAMAZSAK, DÜNÜN YANLIŞLARINI ÇÖZEMEZSEK YARININ 5 YILINI DA KAYBEDERİZ”
Esenler’de yaşayan insanlarımıza seçmen gözüyle bakanlar, insanlarımızı sayı olarak görenler, aileye, mahalleye dokunamayanlar, sadece betonu sadece asfaltı belediyecilik olarak görenlerin size gelecek 5 yılda bugüne kadar verdiklerinden daha fazlasını vermeleri mümkün değildir. ve bugüne kadar verdikleri de işte Esenler’in hali, işte İstanbul’un hali. Onun için gelin hep beraber kendimize, geleceğimize çıkalım. Elimizi vicdanımıza koyalım. Yarın çocuğuna, torununa, kızına, kendine karşı bir sorumluluğu yerine getir. ‘Ben; oğlum, kızım doğrunun yanında durdum. Doğruluğu destekledim. Ahlaka sahip çıktım. Vicdana, adalete sahip çıktım. Dürüstlüğe sahip çıktım’ demenden daha kıymetli, daha değerli bir şey yoktur. Seçimler gelir, seçimler gider. Adaylar gelir, adaylar gider ama sen sen olarak doğrunun ve ahlakın yanında vicdanın yanında oldun mu olmadın mı? Esas seni huzura kavuşturacak olan budur. Son söz. Bizim bir görevimiz var. Bir vazifemiz var. Emrolunduğu gibi dosdoğru ol der Rabbimiz. Biz İstanbul’a İstanbulluya karşı dosdoğru olmakla sorumluyuz. Haramdan, fesattan, yanlıştan, savurganlıktan, adam kayırmaktan, kamu imkanını belediye bütçesini har vurup harman savurmaktan şeytandan kaçar gibi kaçarız. Dosdoğru belediyecilik yaparız. Dosdoğru belediyelik yaptığımız zamanda insanımızın güldürdüğümüzü insanlarımız bilirler. Ben tekrar seçimlerin size Esenler’imize, İstanbul’umuza hayırla bereketler getirmesini temenni ediyor sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
]]>
Bağcılar Belediyesi Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda ’66. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftarı düzenlendi. İftar programına TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ve Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir katıldı.
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Türkiye’nin imam hatip davasının ne kadar başarılı olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir imam hatip mezunudur. Ayrıca Türkiye’nin her yerinde hemen hemen her yerde hizmet için gayret sarf eden yüzlerce, binlerce imam hatip mezunu biliyoruz” dedi.
İsrail’in Gazze’de bir katliam yaptığını belirten Kurtulmuş, “Bu katliam bütün insanlık için yüz karası olmaya devam ediyor. Dünyada artık İsrail’in yapmış olduğu bu zulümlere seyirci kalmayan milyonlarca insan var. Dünyanın birçok yerinde adalet, hakkaniyet adına sokağa çıkıyorlar, ayağa kalkıyorlar ve bu zulmün durdurulmasını talep ediyorlar. Başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türkiye Devleti olarak ilk andan itibariyle milletimizin hemen hemen tamamının ortak duygusunun tercümanı olarak Gazze’de acil ateşkesin sağlanması, İsrail zulmünün durdurulması ve oradaki mazlum kardeşlerimize yardım elinin ulaştırılması için bütün uluslararası platformları sonuna kadar zorladık” ifadelerini kullandı.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ise, “Bugün seçimin 1 hafta öncesindeyiz. Akıllarda seçimle ilgili hatıralar canlanıyor. Şu anda belediye başkanlığı yapan kişi, bizim sivil toplum kuruluşlarımıza saldırarak bir seçim kampanyası yaptı 5 sene önce. Bunu unutmamamız mümkün değil. Devamlı bizim sivil toplum kuruluşlarımızın meşruiyetini, iş yapış şeklini, kaynaklarını gündeme getirerek kendine göre bir kampanya icra etti. Nitekim 5 yıl şunu gösterdi; İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizim STK’larımızla sorunlu bir zihniyet tarafından yönetildiği dönemde de, bizim sivil toplum kuruluşlarımız büyümeye, güçlenmeye daha çok eğitime ve gençliğe hizmet etmeye devam etti. Şimdi inşallah bu zihniyetin, İstanbul’u kucakladığı iddiası ile gelip, sadece sınırlı bir kesimin belediyeciliğine soyunan bu belediyeciliğin son haftasını yaşıyoruz diye dua ediyorum. 1994’te Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu günkü ruhla yeniden belediyeciliği sürdüreceğiz inşallah” şeklinde konuştu.
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ise, “İmam hatiplerimizin ve imam hatip mezunlarımızın ülkemiz için ne ifade ettiğini, nasıl bir sürecin yönetimini üstlendiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı zamanda dünya beşten büyüktür diyen bir iradenin de bir imam hatipli olduğunu dünyaya bu sesi gür şekilde duyurduğunu da özellikle ifade etmek istiyorum. Önderimizin öncülüğünde bu kutlu yürüyüş daima devam edecektir. Ülkemiz adına bu yürüyüş Allah’ın izniyle hiç durmayacaktır. 31 Mart 2024 seçimlerinde de İstanbul’umuzun yeniden hizmet belediyeciliğinde buluşmasında en büyük rolü yine Bağcılar alacaktır” dedi. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması”nda yaptığı konuşmada, ramazanda insani yardımları daha da arttırmış bulunduklarını, Türk Kızılay’ın, belediyelerin, vakıfların ve derneklerin Gazze ve Filistin halkı için seferber olduklarını ifade etti.
Dualarında Filistinlileri asla unutmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasının da bu mübarek günlerde üzerine düşeni yerine getirdiğine inandığını dile getirerek, Allah’tan yardımları kabul eylemesini diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu bölgede patlak veren her krizin, ekonomi başta olmak üzere her alanda güçlü olmaları gerektiğine işaret ettiğini vurgulayarak, “Bu topraklardaki 1000 yıllık mevcudiyetimiz boyunca ne zaman güçlü olduysak, kendi insanımızın yanı sıra mazlum ve mağdurlara da cesaret aşıladık, güven verdik, huzurun ve barışın teminatı olduk. Ne zaman ülke ve millet olarak zayıf düşüp kan kaybettiysek, işte o zaman kendi vatanımızda bile beka tehdidiyle karşı karşıya kaldık.” diye konuştu.
Yakın tarihlerinde özellikle yaşanan ekonomik, siyasi ve sosyal krizleri çok iyi hatırladıklarını anlatan Erdoğan, darbeden sosyal kaosa, terörden siyasi istikrarsızlıklara kadar başlarına gelen her hadisenin Türkiye’ye ağır faturaları olduğunu, aynı dönemde ve benzer şartlarda yarışa başladıkları ülkeler kısa sürede ciddi mesafeler alırken, geriye düştüklerini, enerji ve vakit kaybı yaşadıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllar boyunca bu kriz sarmalından çıkamadığına işaret ederek, “Hükümetlerin ortalama ömrünün 1,5 yılı bile bulmadığı bir tablodan zaten başka bir sonuç beklenemezdi. Türkiye’yi içine düştüğü istikrarsızlık ve kriz girdabından biz kurtardık. Siyasi istikrar ve güven ortamının tahkimiyle birlikte ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Son 21 yıldır bu avantajın yansımalarını ekonomi ve sağlık başta olmak üzere her alanda görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ekonomiyi konuşanlar ‘Kişi başına milli gelir 13 bin doları yakaladı’ diye hiçbir zaman söylemiyorlar”
Zaman zaman kasislerle karşılaşsalar da hedeflerine doğru sabırla ama emin adımlarla ilerlediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya, gerilime, çatışmaya, hatta 2 yıldan fazladır süren savaşa rağmen hamdolsun rotamızdan sapmadık. Bizim için oldukça zorlu geçen 2023 yılına dair açıklanan her veri, doğru yolda olduğumuzu ispat ediyor. Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. Aynı şekilde, kişi başına milli gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı. Bunu ekonomiyi konuşanlar, anlatanlar, ‘Kişi başına milli gelir 13 bin doları yakaladı.’ diye hiçbir zaman söylemiyorlar. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatta yakaladıkları ivmenin artarak devam ettiğine dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:
“Şubat ayında 21,1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Turizmde geçen seneyi 57 milyon turist ve 54,5 milyar dolar gelirle kapadık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Bunları niye konuşmuyoruz? Yapımı süren şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum.”
“Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu yapmanın çabasındayız”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünya gibi kendilerinin de en büyük sıkıntı kaynaklarının enflasyon olduğunu, enflasyona ilave olarak bir de tamahkarlıkla mücadele ettiklerini söyledi.
Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletin aşına, ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, ilgili bakanlıklar vasıtasıyla bu tür gayriahlaki yollara tevessül edenleri takip ettiklerini aktardı.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hem aldığımız tedbirlerin hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisiyle yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesiyle birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan emeklilerimize, işçilerimizden çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Son günlerde tekrar arzıendam eden felaket tellallarının hevesleri yine kursaklarında kalacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar.
Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Hiçbir karşılığı olmayan afaki vaatlerin havada uçuştuğu bir dönemde seçim ekonomisi uygulamadık. Popülizme asla tevessül etmedik. Eleştirileri göğüsleme pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim, biz sadece günü kurtarmanın değil, Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu, en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. İnşallah bundan sonra da yolumuza bu şekilde devam edeceğiz.
“Bir 5 yıl daha bekleyemeyiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa Ankara’dan geldiğini belirterek, “Ankara’da, hamdolsun bugün, Murat kardeşimin görevi zamanında yaptığı millet bahçesinde mitingimizi yaptık. Katılım 200 bin civarındaydı. Yarın da inşallah inanıyorum ki, 1,5 milyonu yakalayacak bir mitingi İstanbul’umuzda yapacağız. Zira İstanbul aç. İstanbul, şu anda hizmete aç. Bunu yakalamak için evet, 5 yılı kaybettik ama biz bir 5 yıl daha bekleyemeyiz.” dedi.
İstanbul’da belediye başkanlığına geldiği dönemi hatırlatan Erdoğan, “Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul, çöp, çukur, çamurdu. İşte, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Haliç Kongre Merkezi, hemen sırtımı dönük olduğum yer, malum mezbahanelerin olduğu yerdi. Buralarda işkembeciler vardı. İstanbul’u iyi bilenler buralarda nelerin olduğunu da gayet iyi bilirdi.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç’in o dönemde kokudan geçilmediğini anımsatarak şöyle devam etti:
“Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. ve Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Ama biz Haliç’i bu şekilde aldık, önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 kilometre ötede Alibeyköy’deki bir taş ocağına, pompaj kabiliyetiyle aktardık. Ama bunu bugünün gençleri bilmez. Sizler büyük ihtimalle bilirsiniz. ve o yaklaşık 600 bin metrekarelik bir taş ocağını biz güllük gülistanlık hale getirdik. Şimdi orada çocuklar için oyun parklarının olduğu bir yer var. Oradan çıkan, bütün o temizlenmiş olan suyu tekrar pompajla Haliç’e aktardık.”
“Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yolu ile ülkeyi kalkındırmak var”
Şu anda Haliç kokmuyorsa, bunun sayelerinde olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama hemen şurada, birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Değerli kardeşlerim, bunlara bir sorun, soruşturun. ‘Yahu geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkar olacak adım attın?’ Hiçbir şey yok. Sancaktepe’de metronun açılmış olan kuyusunu doldurdun. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yolu ile ülkeyi kalkındırmak var.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a aşık olduklarını vurgulayarak, “İşte şimdi de Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, kabinem ve yerel yönetimlerden gelecek olan arkadaşlarımla başta İstanbul olmak üzere Ankara, Allah’ın izniyle İzmir’i de, biz İzmirli kardeşlerimden istedik. Buraları da bu heyete katmak suretiyle Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. ve bunu başaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.” dedi.
Ülkenin gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine, istihdamına yaptıkları katkılar için tüm iş insanlarına şükranlarını sunan Erdoğan, insanlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak için fedakarca çalışan tüm sağlık personeline teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına çok güçlü destek beklediğini belirterek, “Bunun yolu da İstanbul’un 5 yıllık fetret devrine son vermekten geçiyor. İstanbul’u Murad’ına kavuşturarak, Türk ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız.” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eserlerinin yer aldığı film izletildi
Programda, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ve çok sayıda iş insanı ile Dünyagöz Hastanesi doktorları ve personeli hazır bulundu.
İftar programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazandırdığı eserleri, uluslararası organizasyonlarda yaptığı konuşmaları ve hayatının farklı bölümlerini anlatan görüntüler izletildi.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin sunulduğu programda dua edildi.
Programın sonunda Dünyagöz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim etti.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması’na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmasında, “Gazze’de vuku bulan hadiseler bu mübarek günlerin sevincini layıkıyla idrak etmemize engel oluyor. İnsanlıktan nasibini almamış terör devleti İsrail, tam 168 gündür Gazzeli kardeşlerimizi çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden alçakça katlediyor. 2. Dünya Savaşındakilerden daha vahşi bir soykırım uyguluyor. Türkiye ve birkaç ülke dışında İsrail’e ve batılı destekçilerine karşı sesini yükselten aktör neredeyse yok. Türkiye olarak Gazzeli mazlumlara yardım etmeye çalışıyoruz. Ülkemiz bu vicdanlı, yürekli duruşunun bedelini ödemiştir ve ödemektedir. İsrail’den özür dileyen değil, dik ve dirayetli tavrıyla İsrail’e özür dileten Türkiye gerçeği ülkemizdeki kimi çevreleri öteden beri rahatsız ediyor. Biz bunların arkasında hangi lobilerin olduğunun farkındayız. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı sergilediği vahşete tavrımızı en sert şekilde ortaya koymayı sürdüreceğiz” dedi.
“Deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 oranıyla ekonomimiz büyümesini sürdürdü”
“Yakın tarihimizde yaşanan krizleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Başımıza gelen her hadisenin ülkemize ağır faturaları oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi içine düştüğü kriz girdabından biz kurtardık. Ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Zaman zaman kasisler ile karşılaşsak da hedeflerimize doğru sabırla ama emin adımlarla ilerliyoruz. Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya hatta savaşa rağmen rotamızdan sapmadık. Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. İşsizlik oranı yüzde 9.4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Şubat ayında 21.1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Yapımı devam eden şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum” ifadelerini kullandı.
“Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu yapmanın çabasındayız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dünya gibi bizim de en büyük sıkıntı kaynağımız enflasyondur. Enflasyona ilave olarak biz bir de tamahkarlıkla mücadele ediyoruz. Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletimizin ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlıyız. İlgili bakanlıklarımız vasıtasıyla bu tür gayri ahlaki yollara tevessül edenleri takip ediyoruz. Hem aldığımız tedbirleri hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisi ile yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesi ile birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan, emeklilerimize işçilerimizden, çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar. Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Eleştirileri göğüslememe pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim; biz sadece günü kurtarmanın değil Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi siz biliyorsunuz” dedi.
“İstanbul’u muradına kavuşturarak belediyecilik hizmetlerinde zirveye taşıyacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili, “İstanbul aç, İstanbul şu anda hizmeti aç. Bunu yakalamak için evet 5 yılı kaybettik ama bir 5 yıl daha bekleyemeyiz. Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul çöp, çukur, çamurdu. Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Biz Haliç’i bu şekilde aldık önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 km ötede Alibeyköy’deki taş ocağına aktardık. Haliç eğer kokmuyorsa işte bizim sayemizde. Ama şurada birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Bunlara bir sorun soruşturun, geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkar olacak adım attın? Hiçbir şey yok. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yoluyla ülkeyi kalkındırmak var. Biz İstanbul’a aşığız. Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. İstanbul’u muradına kavuşturarak Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kavuncu, ilk olarak Çekmeköy’de Hacı Yusuf Cebir Camisi’nde İYİ Parti Çekmeköy İlçe Başkanı Dilaver Koç’un vefat eden annesi Narin Koç’un cenazesine katıldı.
Cenaze namazının ardından Koç ve ailesine başsağlığı dileklerini ileten Kavuncu, burada karşılaştığı Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ile kısa süre sohbet etti.
Daha sonra Küçükçekmece’ye geçen Kavuncu, Atakent Mahallesi’ndeki bir sitedeki kafede kadınlarla bir araya geldi.
Site sakinlerine İstanbul’da gerçekleştireceği projeleri anlatan Kavuncu, belediye başkanı seçilirse en önemli ve tek önceliğinin deprem olacağını, belediyedeki ihalelerin İBB TV’den canlı yayınlanacağını ve belediyede işe alımları kura ile yapacağını söyledi.
Daha sonra Evrencikliler Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneğine giden Kavuncu, Dernek Başkanı Selçuk Koyuncu ve üyelerle bir araya geldi. Kavuncu, burada yaptığı konuşmada, İYİ Parti olarak daha önce hem genel hem de yerel seçimlere birlikte girdikleri ittifakı neticelendirme kararı aldıklarını söyledi.
Kendisinin Ekrem İmamoğlu ya da Murat Kurum’a seçim kaybettirmek ya da kazandırmak için aday olduğu iddialarının yalan olduğunu belirten Kavuncu, “Biz 31 Mart gecesi İYİ Parti olarak Küçükçekmece’de Mümin Günler’i belediye başkanı yaparsak, Büyükşehir’de de ben belediye başkanı seçilirsem bundan mutlu oluruz. Bizi mutlu edecek sonuç budur.” dedi.
Kendilerini üzecek tek sonucun da Küçükçekmece’de Mümin Günler’in, Büyükşehir’de ise kendisinin seçimi kaybetmesi olacağını kaydeden Kavuncu, “Falanca aday kazandı diye mutlu olmayız, filanca aday kaybetti diye de mutsuz olmayız, memnun olmayız. Böyle bir siyasi parti de olamaz.” ifadelerini kullandı.
Kavuncu ve beraberindekiler daha sonra esnafı ziyarete ederek sorunlarını dinledi, kendisine oy istedi.
Kavuncu Küçükçekmecelilerle iftarda buluştu
Ardından bir düğün salonunda muhtarlar, kanaat önderleri, STK ve spor kulüplerinin temsilcilerinin yer aldığı iftar programına katılan Kavuncu, burada yaptığı konuşmada, “Size iki taraf iki yalan söyleyecek. Bir taraf ‘Aman Buğra Kavuncu’ya vereceğin oy Murat Kurum’un işine gelir.’ diyecek, koca bir yalandır. Bir başka taraf da diyecek ki; ‘Buğra Kavuncu’ya vereceğin oy Ekrem İmamoğlu’nun işine yarar.’ Bu da koskocaman başka bir yalandır. Bunlara itibar etmeyin.” diye konuştu.
Kavuncu, kendisine verilecek oyun 25 yıldır İstanbul’da deprem riskini bitiremeyen, aksine deprem riskini artıran AK Parti ve CHP’ye kırmızı kart göstermeye yarayacağını söyledi.
Kavuncu, şöyle devam etti:
“Zamanında sözde açılım sürecine bu ülkeyi sokan AK Parti’ye, şimdi de ‘Kent Uzlaşısı’ altında DEM’le işbirliği yapan ve kendi listelerinden 25 tane, eski adıyla HDP bugünkü adıyla DEM Partiliyi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisine sokacak CHP’ye, Buğra Kavuncu’ya vereceğiniz oy kırmızı kart göstermektir.”
İftara katılanlara teşekkür eden Kavuncu, 31 Mart’taki seçimlerde kendisine oy vermelerini istedi.
Kavuncu’ya ziyaretlerinde İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, İYİ Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Mümin Günler ve İYİ Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı Rasim Yıldırım ile partililer eşlik etti.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Gaziosmanpaşa Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, AK Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Fatih Aydemir, MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Korhan Çalışkan, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum, miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.
“Bizi kimse, tatil beldelerinde bulamayacak”
Mitingde konuşan Kurum, “Biz, bugün de, yarın da daima milletimizin her anında hep yanında olacağız. 650 bin konutu dönüştürerek yanında olacağız. Metroları iki katına çıkararak yanında olacağız. İki yakaya tüneller yaparak milletimizin yanında olacağız. Millet bahçeleriyle, kültür merkezleriyle, çocuk sağlık merkezleriyle milletin yanında olacağız. Biz milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla olmaya devam edeceğiz. Bizi daima kapınızın önünde, dizinizin dibinde bulacaksınız. Bizi arayanlar dün nasıl Adıyaman’ın yollarında, Gaziantep’in yollarında bulduysa, yarın bizi Fikirtepe’de, Kirazlıtepe’de, Tozkoparan’da bulacaksınız. Burada vatandaşlarımızla birlikte çalışacağız. Dün nasıl Karadeniz’de sellerde milletimizin yanında olduysak, bugün de Esenler’de, Bakırköy’de, Fatih’te aynı anlayışla çalışacağız. İstanbul’un 39 ilçesi için mücadele edeceğiz. Bizi arayan herkes İstanbul’u depremden korurken, milletimizin yuvalarını yaparken görecek. Bizi kimse polemiklerin, kavgaların yanında bulamayacaklar. Bizi kimse, tatil beldelerinde bulamayacak. Bu şehirde, hiçbir annemiz deprem korkusu çekmesin diye, 650 bin yeni yuva yaparken bulacaklar. Tarihin, milletin ve Gaziosmanpaşalıların önünde size söz veriyorum. Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Onlar sözlerini bile hatırlamıyor. Sordukları zaman verdikleri vaatleri unutuyorlar. O da yetmezmiş gibi ‘bu süreçte bunlar zaten yetişmezdi’ diyorlar” şeklinde konuştu.
“Biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerinde kullanacağız”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Bu İBB yönetiminin 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey İstanbul’dur. Metrolar bozuldu, umursamadılar. İstanbul halkını metrobüsleri itmek zorunda bıraktılar. Tramvaylar rayların üzerinde kaldı. Otobüsler yandı, tutuştu. İş yapmadıkları gibi, tembelliklerini bile ‘çalıştırmıyorlar, engelliyorlar’ algısıyla üzerlerinden atmaya çalışıyorlar. Kendi partileri için balya balya paraları savuranlar da onlardı. Biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerinde kullanacağız. Biz onların israflarını bitirip İstanbul’a, Gaziosmanpaşa’ya harcayacağız. İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz. Ev kadınlarını bize oy veriyor diye ikiye böldüler. Ev kadınlarımız bu zihniyete 31 Mart’ta sandıkta gereken cevabı verecek. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. İSMEK’in bütün şubelerini kapattılar. Meydanlarda verdikleri vaatleri, makamlarına oturdukları gün unuttular. Gaziosmanpaşa’yı hatırlamadılar. Gaziosmanpaşa’nın sorunlarıyla ilgilenmediler. İstanbul’a hizmet etmek yerine İstanbul’u cezalandırdılar. Hiçbir yatırım gerektirmeyen İSPARK bile zarar ettirdiler. Kapı arkasında kurdukları ittifaklarla birlikte İstanbul’un kaynaklarını rant görüp peşkeş çekiyorlar” diye konuştu.
“Sarıgöl, Karayolları ve Mevlana Mahallesi’nde 7 bin konutluk bir kentsel dönüşüme imza attık”
“Biz her zaman olduğu gibi 1 Nisan’dan itibaren de Gaziosmanpaşalı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” diyen Kurum sözlerini şöyle sürdürdü:
“Alibeyköy-Küçükköy Tramvay Hattı, Vezneciler-Sultangazi Metro Hattı, Kazlıçeşme-Levent metrosunu bu kardeşiniz yapacak. Gaziosmanpaşa’mız bizi iyi bilir. Biz Gaziosmanpaşa’ya Yıldıztabya’da, Bağlarbaşı’nda, Yeni Mahalle’deki dostlarımıza verdiğimiz sözleri tuttuk. Sarıgöl, Karayolları ve Mevlana Mahallesi’nde 7 bin konutluk bir kentsel dönüşüme imza attık. Bizim sadece Gaziosmanpaşa’ya yaptığımız konut sayısı İBB’nin 5 yılda yaptığı proje sayısından daha fazla. İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceğin için harcamayı biliyorsun. İstanbul’un sorunlarını çözmek yerine İstanbul’un paralarını il başkanlığı binası almak için balya balya paraları harcamayı biliyorsun. İş Gaziosmanpaşa’nın kentsel dönüşümüne geldiğinde ortada yoksun.” – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Yuvamız İstanbul Kreş Çocukları ve Aileleriyle İftar Programı’nda bir araya geldi. İmamoğlu: “Beş yıl önce bu yola çıkarken bu şehrin çocuklarının ve kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çok çalışacağıma söz vermiştim. Bu güzel çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum. Ne mutlu bana, ne mutlu 100 tane kreş açan İstanbul halkına” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Yuvamız İstanbul Kreş Çocukları ve Aileleriyle iftar programında bir araya geldi. Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndeki iftar programında “çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın derin huzurunu yaşıyorum” diyen İmamoğlu şunları söyledi:
“VERDİĞİM SÖZLERİ TUTMANIN DERİN HUZURUNU YAŞIYORUM”
Ramazanın huzuru, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun. Sizlerle ortak bir sofrada buluşmak gerçekten benim için çok mutluluk verici. Her gün başka bir sofrada vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Her gün ramazan ayının ruhuna yakışan bir biçimde hoşgörüyü, tevazuyu, iyiliği özümsüyoruz. Bu sofraların, bu buluşmaların her biri benim için dünyanın en büyük manevi serveti değerinde. Burada bugün sizlerle olmanın sizlerle aynı iftar sofrasını paylaşmanın bambaşka bir önemi var. Beş yıl önce bu yola çıkarken bu şehirin çocuklarının ve kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çok çalışacağıma bütün insanlarımızın huzurunda söz vermiştim. Bu yola çıkarken, bu şehrin çocukları, neresinde oturuyorsa otursun eşit olacak demiştim. Siz değerli anne babalara baktığımda bu güzel çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın derin huzurunu yaşıyorum. Ne mutlu bana, ne mutlu 100 tane kreş açan İstanbul halkına.
“ÇOK ÇALIŞACAĞIZ VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ TEMİNAT ALTINA ALACAĞIZ”
Göreve geldiğimizde, ilk etapta ekonomik olarak İstanbul’un en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kreşlerimizi hizmete sunduk. Şimdi faaliyet gösteren 100 kreş sayımız oldu. Belediyemiz tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Artık Arnavutköy’den Bağcılar’a, Başakşehir’den Bayrampaşa’ya, Çatalca’dan, Gaziosmanpaşa’ya, İstanbul’un çocuklarının evlatlarının kreşleri var. Bu kreşlerde çocuklarımız bilimsel eğitimle, yeteneklerini ve kendilerini keşfederek mutlulukla, huzurla büyüyorlar. Yapacağımız 50 yeni yuvamız kreş ki bu yeni yuvamız kreşlerimiz şu anda çoğu inşaat halinde zaten ve 50 yeni yuvamız İstanbul Kısa Mola Merkezi ile toplam sayımız tam 200’ü bulacak. 200 kreşimizde İstanbullu çocuklarımızı eşitlemek için her yıl 20 binin üzerinde çocuğumuzu yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak için dünyanın hiçbir çocuğuyla arasında hiçbir fark kalmayacak şekilde çok çalışacağız ve çocuklarımızın geleceğini teminat altına alacağız.
“SIRTLANDIĞINIZ YÜKLERİN BİR KISMINI ÜSTLENMEK BİZİM İÇİN PAHA BİÇİLMEZ BİR DEĞERDE”
Kreşlerimiz yalnız çocuklarımıza bir yatırım değil çocuğunu kreşe verip çalışmak isteyen annelerin de hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Özel gereksinimli çocuk sahibi olan 50 bin anneye beş bin lira nakit destek vererek hem annelerin sosyalleşmelerine hem de çocuklarının daha iyi bir eğitim almasına yeni dönemde katkı sunacağız. Çünkü kadınların hayata dahil olması, kendi istek ve düşünceleri doğrultusunda yaşamanlarını şekillendirmeleri, kendilerinin arzularını, hayallerini gerçekleştirebilmeleri bizim için çok önemli. Aynı bakış açısıyla 0-4 yaş arası çocuklu annelere ücretsiz ulaşım desteği veriyoruz. İstanbul genelinde 650 bin annemiz bu hizmetten faydalanıyor. Bizim için çok büyük bir gururdur bu. Çok büyük bir vicdan ve çok büyük bir İstanbul adına huzurdur bu. Kadınların ve erkeklerin her zaman sırtlandığı yüklerin bir kısmını üstlenmek bizim için paha biçilemez bir değerde.
“İKİ BÜYÜK OYUN DÜNYASI KURACAĞIZ”
Güzel çocuklarımızın sağlıkla, güvenle vakit geçirebilecekleri iki büyük çocuk oyun dünyası kuracağız. İki milyon beslenme destek paketi okula yeni başlayacak 30 bin kız çocuğumuza eğitim desteği vereceğiz ve daha fazlasını yapacağız. Geçtiğimiz beş yılda çocuklarımızı, annelerimizi nasıl unutmadıysak önümüzdeki senelerde de asla unutmayacağız. Unutmayacağız çünkü bu ülkenin güzel insanlarına borcumuz var. İnsanca, adilce, eşitçe mutlulukla bu güzel şehirde yaşamak her vatandaşımızın hakkı. Bu anlamda biz görevimizi yerine getiriyoruz. Biz bu şehrin güzel evlatları, çocukları, anneleri, gençleri, mutlu olduğunda o zaman görevini iyi yapmış bir belediye başkanı oluruz. Bu anlamda kararlı bir şekilde yol yürüyeceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bu duygularla hepinizi sevgi, ve saygıyla selamlıyor, yavrularımızın gözlerinden öpüyorum şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyor, tutulan oruçlarımız kabul olsun diliyorum. Hepinize teşekkür ederim”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı’nı ziyaret etti. Murat Kurum’u ziyaretinde Vakıf Başkanı Halil Baykal, Cumhur İttifakı Avcılar Belediye Başkan Adayı Abdullah Küçükoğlu ve muhtarlar karşıladı.
“İmar hakkı siyasi bir malzeme olamaz”
Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı’na teşekkür ederek konuşmasına başlayan Kurum, “Bugün bizimle beraber kıymetli milletvekillerimiz aramızdalar hem de bir önceki dönem vekilliğimizi yapmış arkadaşlarımız buradalar. Yine dostluğuna arkadaşlığına inandığımız belediye başkanıyken de uyum içerisinde çalıştığımız Mustafa Değirmenci başkanım, muhtarlarımız buradalar. Kıymetli başkanıma Firuzköy’ün imarı niye çıkmadı diye sorduğumda şunu söyledi; ‘Avcılar Belediyesi’ndeki karmaşa, İBB’nin ilgisizliği sebebiyle alt komisyona ancak getirebildik. Oradan da yeniden mi başlarız, aynı süreci tekrar mı işleteceğiz bunu da bilmiyoruz.’ Yani şu koca 5 yılda aslında İstanbul’da vatandaşlarımızın problemlerinin, sorunlarının çözülmesi adına herhangi bir irade ortaya konmamış. Mustafa Başkanım bizi bilir, biraz da olsun anlattı. Biz bir şey söylüyorsak onu çözmek adına, o iradeyi ortaya koyar, bir söz verdiysek o sözü gerçekleştirmek için de ne pahasına olursa olsun çalışır, çabalar ve onu yaparız. Aslında Avcılar’da Tahtakale bunun en yakın örneğidir. Tahtakale’de de muhtarımız buraya vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda geldiğinde dedik ki; ‘Biz oradaki yetkiyi alıp vatandaşlarımızın mülkiyet problemlerine ilişkin, orada kamu mülkiyetini de işin içine koyarak vatandaşlarımızın kesintilerinin az olması için imar planını yaptık ve vatandaşımızın önünü açtık.’ İmar hakkı siyasi bir malzeme olamaz. Bakın olamaz ama maalesef gelinen süreçte Firuzköy’ün imar hakkına ilişkin bir adım atılmamış, çözülmemiş” dedi.
“Avcılar deprem riski en yüksek ilçelerimizden biri'”
CHP’nin iç çekişmeleri nedeniyle Avcılar’ın ve Firuzköy’ün imar planlarının sekteye uğradığını ifade eden Kurum, “Avcılar deprem riski en yüksek ilçelerimizden biri. Ben Avcılar’a ziyarete gittiğimde orada apartmanda yaşayan kardeşlerimiz, ‘Sayın Bakanım, bizim de binamızı dönüştürün. Biz binamızın dönüşümünü istiyoruz’ dedi. O günkü belediye başkanımız Mustafa Bey’i gerçi sonra aday göstermediler. O da bizden ne talep ettiyse biz o talebi gerçekleştirmek için çalıştık. Görüyoruz ki maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç hesaplaşmaları süreci buraya getirmiş. Onu da bugün anlayabiliyoruz. Çünkü ilçe Belediye Başkanı aday gösterilmiyor. O gün için en başarılı dedikleri ama bugün de her ne hikmetse başarısız olup aday gösterilmeyen bir ilçe Belediye Başkanı. Büyükşehir Belediye Başkanı ayrı, teşkilatı ayrı bir söylemde. Bu çekişme olduğu için sonunda Firuzköy’ün imar planlarının yapılmamasıyla neticelendi. Hep aynı hikaye ve sonuçta hüsran var. Firuzköy’ün imar problemleri çözülmemiş ve bu çözüme ilişkin herhangi bir adım atılmamış. Siz de uygun görürseniz 1 Nisan’da şunun sözünü veriyorum; biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak İlçe Belediyesi Abdullah Başkanımla beraber bu süreci çalışacağız. Şunu da çok net söylüyorum; ilçe öyle demiş, yok şu şunu demiş, bu bunu demiş, hiç umurumda değil. Avcılar Firuzköy ne diyor? Biz buradaki vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü adına hangi kararı almamız gerekirse o kararı alacağız ve o kararı uygulayacağız. Ben bunu hazırsa eğer ilk toplantıda, değilse eğer 3-4 ay içerisinde çözebileceğimizi düşünüyorum. Başlayalım çözülür” şeklinde konuştu.
“Vaadini hatırlamayan adam Avcılar’a, Firuzköy’e nasıl hizmet eder?”
Kurum, “Planlar hazırlandı, hazırlanmadı onu bilmiyorum ama komisyona geldiyse buradaki kardeşlerimizle birlikte bu sorunu çözmek istiyoruz. Sizler de destek verirseniz Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumda buradaki imar planını yaptıktan sonra da buraya geleceğim ve davulla zurnayla inşallah bu planımızı kutlayacağız. Bu sözü veriyorum ve bunu tutabilmemiz için de sizlerin desteği şart. Biz burada siyaset yapmıyoruz değerli arkadaşlar. Parti ayrı bir şey, bizim derdimiz İstanbul. Muhtarlarımıza da söylüyorum; burada vatandaşımıza hizmet edeceğiz. Vatandaşımız bizden ne bekliyorsa, vatandaşımızın istekleri neyse onu yaparız. Sonra siyaset yaparız, sonra bir partiye gönül veririz. Vatandaşımızın sorunu neyse o sorunu çözecek iradeyi göstereceğiz. Onu çözmek için belediye başkanının kapısını çalacağız. Takım tutar gibi burada parti tutamayız. Bu yerel seçim, hizmet seçimi. Burada çocukların geleceğinin seçimi. Vaadini bile hatırlamayan bir belediyeden bahsediyoruz Vaadini hatırlamayan adam Avcılar’a, Firuzköy’e nasıl hizmet eder değerli arkadaşlar? O yüzden şöyle başımızı öne eğip gerçekten bir düşünelim ve bu işlerin yapılması için o çalışmayı, o iradeyi inşallah hep birlikte gösterelim” şeklinde konuştu.
“Bugün çözemiyorsam ertesi gün çözeceğim”
81 ilde yaptığı çalışmalardan söz eden Murat Kurum, “Bizi tanıyanlar bilir; ağzımızdan bir şey söyleniyorsa eğer onu gerçekleştiririz. Her afette de bunu Elazığ’da, Malatya’da yaptık, gidip bakın. Kastamonu’da, Rize’de, Bartın’da seller oldu, orada da yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönettiği yerde onlar bir çivi çakmadı ama biz İzmir’imize sözümüzü tuttuk, orada da yaptık. En son 11 ilimizde deprem oldu; biz yine orada gittik, vatandaşımızla el ele verdik, sorunlarımızı teker teker çözdük. O yüzden biz sizlerle Türkiye Yüzyılı’nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için çalışmak istiyoruz, gayret göstermek istiyoruz ve sizlerin desteğiyle bunu yapabiliriz. Sizlerle birlikte yapabiliriz. Bugün nasıl geldiysem, Büyükşehir Belediye Başkanı koca 5 yılda geldi mi, gitti mi onu bilmiyorum ama siz beni aradığınızda bugün gelemiyorsam ertesi gün geleceğim. Bugün çözemiyorsam ertesi gün çözeceğim. Dolayısıyla biz böyle çalıştık, böyle 81 ilimize hizmet ettik ve sizden de bu manada inşallah beraber yol yürüyeceğimiz, sorunlarımızı da beraber aşacağımız süreçte desteklerinizi istiyoruz” dedi.
“Devletin kaynaklarını, milletin kaynaklarını millete harcayacağız”
Milletin sorunlarını çözmek için çaba harcayacaklarını söyleyen Kurum, “Nasıl kısa zamanda bu işler halloluyormuş bunu da Allah nasip ederse sizlere göstereceğiz. Hep birlikte Avcılar’ımızın, Firuzköy’ümüzün sorunlarını devletin de her türlü desteğini arkamıza alacağız ve çözeceğiz. Yani rezerv alanla ilgili veya orada mülkiyetle alakalı başka problemler de var anladığım kadarıyla. Detayına indiğinizde orada da ben devletim adına bu sözü de veriyorum size. Devletin temsilcisiyiz, devletine İstanbul’da laf yetiştiren olamayız. Devletin kaynaklarını, milletin kaynaklarını millete harcayacağız. Milletin sorunlarını çözmek için harcayacağız, kendi geleceğimiz için değil. O yüzden ilgili bakanlarımız adına da burada yapılması gereken çalışmaya her türlü desteği alacağımızı da burada ifade ediyorum'” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Murat Kurum isminin altına imzamı atarım”
Vakıfta bulunan Avcılar Belediyesi’nin CHP’li eski Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci, Murat Kurum’a Firuzköy’ün imar problemleri ile bilgi verdi. Murat Kurum isminin altına imzasını atacağını belirten Değirmenci, “2007 ya da 2008 yılından tanıyorum sizi ve şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Siz Emlak Konut’ta ve TOKİ’de çok etkin ve önemli görevler yaptınız. İnsan olarak sizi çok iyi tanırım. Murat Kurum isminin altına imzamı atarım. Siyasetle ilgili başka kulvarlarda koşuyoruz ama ben size çok net bir şekilde fikrimi de beyan ediyorum. Beklentiler gerçekten çok yüksek. Bizim beklentilerimiz bu” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Sultanbeyli’deki Doğu ve Güneydoğu STK ve Kanaat Önderleri Buluşması’na katılan Yılmaz, bölgeye hiçbir dönemde olmadığı kadar yatırımı, hizmeti son 20 yılda gerçekleştirdiklerini söyledi.
Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu’daki yatırımlara, atılan sosyal adımlara dikkati çekerek, “Bunlar nasıl gerçekleşti? Huzur, güven ortamında. Kamu yatırımlarını her ortamda yapabiliyorsunuz ama özel sektörün bir ile gelmesi için mutlaka huzur, güven ortamı lazım. Siz de düşünün, sermayeniz olsa riskli bir yere gider misiniz? Gitmezsiniz. Huzurun olduğu yere gidersiniz. Çok şükür, şu anda Doğu, Güneydoğu çok huzurlu bir şekilde. Ömrümüz geldi geçti, sürekli birtakım sıkıntılar, şunlar, bunlar ama ilk defa bakın bu son yıllarda son derece huzurlu. İnanıyorum ki bu huzur ortamında Doğu, Güneydoğu Türkiye ortalamasının üstünde büyüme sergileyecek önümüzdeki yıllarda çünkü uzun yıllardır kullanılmamış bir potansiyeli harekete geçirmeye başladık.” diye konuştu.
Bingöl Sancak’ta tesis açılışına katıldığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çalışanlara, ‘Nereden geldiniz, nasıl öğrendiniz bu işi?’ diye sordum. Oradaki genç kızlar, ‘İstanbul’da çalışıyorduk, bu tesis açılınca İstanbul’u bıraktık, Sancak’a geldik.’ dediler. Geçmişte iş bulmak için oralardan İstanbul’a göç edenler, şimdi bu yeni yapılan tesislerle tersine memleketlerine gidiyorlar, bunu yaşayarak gördüm. İnşallah önümüzdeki dönem daha da artacak, tersine göçü daha fazla göreceğiz. Bu ülke bizim, İstanbul’uyla, Bingöl’üyle, bütün illeriyle… Önemli olan ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz, bütün farklılıklarımızla birlikte bir millet olarak, bir, beraber, kardeş olarak inşallah Türkiye Yüzyılı’nı da inşa edeceğiz. Doğu ve Güneydoğu da Türkiye Yüzyılı için yük değil fayda sağlayan bir bölge olacak. Tarihte nasıl bereketli hilal diyoruz bu bölgelere, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Doğu, Güneydoğu aç kalacak bir yer değil, açık kalacak bir yer değil, muazzam kaynakları var, tarihi birikimi var ve yeni dönemde bu huzur ortamıyla birlikte çok farklı bir gelişmeyi hep birlikte göreceğiz.”
“Murat Bey, İstanbul için en uygun aday”
Yılmaz, yerel seçimlere işaret ederek, yerel seçimde o yörenin ihtiyaçlarını kimin karşılayacağının, hizmetleri kimin yapacağının önemli olduğunu söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı için Murat Kurum’un aday olduğunu anımsatan Yılmaz, “Murat Bey’i uzun yıllardır tanırım, memleketimiz Bingöl’e de çok büyük hizmetleri oldu geçmişte. 2003 depreminden sonra gelip orada uzunca bir süre yaşadı, sokak sokak da bilir oraları, gerçekten büyük faydaları oldu. Bakanlığı döneminde de Bingöl’deki, doğudaki kentsel dönüşüme, belediyelerin çalışmalarına çok ciddi destekler sundu. Bizim ona hakikaten bir vefa borcumuz var. Murat Bey, inanıyorum ki İstanbul için de en uygun aday.” ifadelerini kullandı.
İBB’deki bütçe yönetimine değinen Yılmaz, “Bir önceki yönetim döneminde bizim merkezi idare olarak verdiğimiz ve öz kaynaklarıyla belediyenin toplam bütçesinde yatırıma ayrılan pay yüzde 55 civarındaymış, 54,6. Son 4-5 yılda ise bu yüzde 37,8’e düşmüş yani 38 diyelim. Azalmış, aşağı yukarı 17 puan. Bütün büyükşehirlere bakıyorsunuz, yatırım oranı en fazla azalan belediye İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Peki ‘Nasıl idare etti bu 4-5 yıl yatırım yapmadan?’ derseniz, geçmişten bir sermaye gelmişti, sermayeden yedik.” diye konuştu.
“Deprem öncesi yapılan 1 liralık harcama, deprem sonrası 7 liralık harcamaya denk geliyor”
Yılmaz, ilçede yapılan çalışmalara dikkati çekerek, “Gerçek belediyecilik dediğimiz işte bu, insanların canını kurtaracak o yapılan çalışma, malını kurtaracak. Deprem öncesi yapılan 1 liralık harcama, deprem sonrası 7 liralık harcamaya denk geliyor yani 1 lira yaptığınız harcama sizi 7 liralık harcamadan kurtarıyor, bunu bilmemiz lazım. Çoluk çocuğumuzun, kendimizin geleceği için bilmemiz lazım. Gerçekten büyük bir sorumsuzluktur bu. 5 yıl bu memlekette kentsel dönüşüm yapmamak, afete bu toplumu hazırlamamak… Ne zaman olacağını kim bilebilir? Yarın da olabilir. Bunun bir garantisi var mı? Hazırlamamız lazım toplumu, dolayısıyla İstanbul’un geleceğine yatırım yapılması lazım.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, kentte yaşanan sorunlara değinerek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Türkiye Yüzyılı’na İstanbul’u böyle bir zihniyetle, böyle bir anlayışla hazırlayamayız. Bırakın vaatlerini yerine getirmeyi, ne vadettiğini ‘Hatırlamıyorum.’ diyor. Ne vadettiğini bile hatırlamayan bir başkandan bahsediyoruz. İki tür siyaset vardır: Bir tanesi, vadettiklerini hatırlayan, gece gündüz onları gerçekleştirmek için koşturan, ha olur ki bazılarını yapamazsınız, onu da çıkarsınız topluma izah edersiniz, ‘Şu sebeplerle yapamadık. Uğraştık, çaba sarf ettik ama şöyle şeyler oldu.’ diye hesap verirsiniz. Siyaset hesap verme yeridir. Bir hesap veren siyasetçi var, bizim anlayışımız o. Yapamayacağınız şeyi söylemeyeceksin, söylediğin şeyi de yapacaksın. Siyasete güven, siyasetçiye güven de böyle olur ama maalesef bu güveni de zayıflattı. ‘Seçimden önce istediğimi söylerim, seçimden sonra da unuturum.’ diyorlar. Bunun bir karşılığı 31 Mart’ta sandıkta olmayacak mı zannediyorlar? Mutlaka olacak.”
Cumhur İttifakı Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ali Tombaş ve AK Parti Sultanbeyli İlçe Başkan Vekili Ayhan Uşdi’nin de selamlama konuşması yaptığı program, soru cevapla devam etti.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Halk Buluşması’nda konuştu. 17 bakanın İstanbul’a seçim çalışması yapmasını eleştiren İmamoğlu, “Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin” dedi. Seçmenlere “Oylarınızı, güçlerinizi birleştirin” çağrısı da yapan İmamoğlu, “Bu şehir artık bağışıklık kazandı, bağışıklık; bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. 5 yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla, bir avuç insana çalışana, asla oy vermeyin. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi birleştirin. Birleşe birleşe kazanacağız” diye konuştu.
İmamoğlu, CHP Silivri Belediye Başkan adayı Bora Balcıoğlu ile birlikte ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Balcıoğlu’na yol boyunca sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, ilçe turunun ardından, Silivri Atatürk Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasında konuştu. Yaklaşık 1 hafta sonra sandığa gidileceğini anımsatan İmamoğlu, “Sandıktan çıkacak sonuç, hepimizin tabii ki başının üstüne. Biz, milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Öyle değil mi? Sonuç ne olursa olsun, vatandaşlar olarak, birbirimize saygı gösteririz; öyle değil mi? Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman, seçimleri yok sayan bir anlayış var” dedi.
31 Mart 2019 seçimlerini de anımsatan İmamoğlu şunları söyledi:
“BİRİNE SİYASETEN İFTİRA ATILIR MI?”
“Aynı zarftan dört pusula çıkarıp, sadece birini geçersiz sayan ve geçersiz gösteren o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi ne yaptı? Bizi çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. ‘Hırsız’ dedi mi? İftira attı mı? Ama ne yaparlarsa yapsınlar, mahkemeden döndü, milletten döndü. Millet, onlara yalanlarının bedellerini ödetti mi? İşte hep söyledik; o iftiraları, yalanları söylemeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti, 806 bin oy farkı yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ne dedi; hatırlayın? ‘Siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyaseten yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Böyle bir şey olabilir mi?
“2019’DA NEYSELER, BUGÜN DE AYNISINI YAPIYORLAR”
İktidar kanadının zihniyetini anlatacağım sizlere. 2019’da neyseler, bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler; bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değiller. O zaman da kumpas yaptılar, öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart; yalanla, iftirayla milleti bölmeyle, ayrıştırmayla siyasetin hangi günü biliyor musunuz? Onların hepsini tarihe gömme günü. Tarihe gömeceğiz. Siz, ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik yapıyorlar, partizanlık yapıyorlar. Ama siz, partizanları değil, belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz, farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır, gördünüz.
“ARKAMIZDAN KÖTÜ KONUŞSALAR DA SİLİVRİ HALKINA HİZMET ETMEKTE EN ÖNDE KOŞTUK”
Silivri’yi başka bir siyasi anlayış yönetiyor. Burayı, başka partili değil görmezden gelmedik. Burada bazı konularda bizi yok saysalar da arkamızdan kötü konuşsalar da ekranda siyaset yapsalar da biz, Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede aynısını koştuk. İstanbul’da çok çalıştık. İcraatçı, halkçı belediyeciliği size yaşatmak istedik. Şimdi o icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde ‘pıt’ deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan, hukukunu koruyan bir Belediye Başkanı İstanbul’da. Ekrem İmamoğlu İstanbul’da, Bora Balcıoğlu Silivri’de belediye başkanı olacak. Biz, kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan; dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla, başla çalışırız. O sayede biz, Silivri’ye 5 yılda, yıllardır görmediği hizmeti sunduk. Bunlar, her yolu kendine mubah görsünler; biz çalışmaya devam edeceğiz”
“TOPLANMIŞLAR, ANKARA’DAN İSTANBUL’A GELMİŞLER”
AKP İBB adayı Murat Kurum’a destek vermek için çok sayıda bakanın İstanbul’a gelmesine, seçim çalışması yapmasına da değinen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Bakın küçük düşürmeyin. Bu neye benziyor biliyor musunuz? ‘Toplanalım Silivri’ye gidelim.’ Kardeşim, bizim burada aslan gibi başkanımız var, ekip arkadaşları var, ilçe başkanı var, meclis üyeleri var; çalışıyor. Biz seçim boyunca iki defa geliriz, yeter. Ama onlar, Ankara’dan toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Dertleri ne biliyor musunuz? Bunların derdi, milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi, bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok da neden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten, bir kişiye. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz, 100 yıl önce, bu topraklara Cumhuriyeti emanet eden, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden, Cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. Bundan hiç vazgeçmeyeceğiz”
“NE DEDİ? ‘METROLARA SAHİP ÇIK HA’ DEDİ”
Silivri’de; Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine kadar hemen her noktayı sayabileceğini belirten İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a şu sözlerle göndermelerde bulundu:
“O bir tane sayamaz, onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi ‘Ortaköy’ deseniz, zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. ‘Kadıköy’ deseniz; zanneder öbür Kadıköy, üstünü çizer. ‘Arkadaşlar yanlış yazmış’ der, söyleyeyim. Neyse, daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım, inşallah 31 Mart’ı çıkarsın, bir hayat dersi alsın. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi televizyonda? Hatırlayın. Bakın bunu anlatacağım. Ne dedi? ‘Metrolara sahip çık ha’ dedi. Yahu, sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Yahu, onu yapan bakanlık kimin? Milletin. Benim, senin; öyle değil mi? Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin; öyle değil mi? O diyor, ‘Sahip çık’ ona. Ben de dedim ki, ‘Yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den, Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu’ dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzene, artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Geçmişten bugüne notlarını verdiğiniz bu insanlara, 31 Mart’ta, hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?”
“ONLAR ‘KANAL’ DİYOR, BİZ ‘İSTANBUL’ DİYORUZ”
Onlar ‘kanal’ diyor, biz ‘İstanbul’ diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar ‘kanal.’ Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. İnanmıyorsunuz değil mi? Allah korusun; sakın ha. Çünkü onlar, Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Şimdi bakın; ne Büyükşehir adayları ‘Kanala karşıyım’ diyebilir ne buradaki ne Silivri’deki ne başka bir yerdeki diyemez. Korkarlar, fırça yerler diye. Öyle değil mi? Onun için, bir yandan ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından, buradan da değil. Onlar İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı, bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini, kepçeyle geri alıyorlar. Size söz; şart olsun, görevimin son anına kadar, milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millet vereceğiz. Ben, halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyun diye işbaşına getirdiniz; öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz bizim arkamızda durun, bizi desteklemeye devam edin. Ben size layık olmaya devam edeceğim.
“YETER Kİ SİZ, 31 MART’TA İSRAFÇILARI TARİHE GÖMÜN”
5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık, 10 yılda 50 yıla bedel iş yapacağız. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz, 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz, rantçıları tarihe gömün. Bir daha ‘israf, rant’ diyen insanlar, İstanbul’da bir göreve gelemeyecekler. İstanbul’da, bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi, bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı, bağışıklık; bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. 5 yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla, bir avuç insana çalışana, asla oy vermeyin. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi birleştirin. Birleşe birleşe kazanacağız. Silivri, birleşe birleşe kazanacağız. Particilik zamanı değil. Zaman, birlikte olma zamanı. Zaman, hep birlikte mücadele etme zamanı. Zaman, İstanbul ittifakı zamanı. Zaman, halkçı büyük bir ittifak kurmanın zamanı. Zaman, vicdan ittifakı kurma zamanı. Süreç, partiler ötesi bir süreçtir. Onların gözü, ranttan başka bir şey görmüyor. Biz ise, 16 milyon vicdanlı mert, çalışkan, İstanbul’un muhafızı, milletin ittifakının neferleriyiz. Biz kazanacağız. 31 Mart’ta millet kazanacak. 16 milyon kazanacak. İnşallah mertlik kazanacak, mertlik. Belediyecilik kazanacak. Hep birlikte kazanacağız”
]]>Ya kanal ya İstanbul Koordinasyonu, Kadıköy İskele Meydanı’nda açıklama yaptı. Kanal İstanbul’a izin vermeyeceklerinin altını bir kez daha çizdi. Koordinasyon açıklamasında, “Sahte seçim vaatlerine karnımız tok. Biz bu filmi daha önce gördük. İmar aflarının mucidi, Kanal İstanbul’un en büyük savunucusu, 6 Şubat depremlerinin Şehircilik Bakanı Murat Kurum İstanbul’u en iyi ben yönetirim iddiasında ama deprem bölgesindeki halkın bir yıldır yaşadıklarını da bildiğimizden bu sözlerin “boş seçim vaadi” olduğunu ve halkın bu vaatlere karnının tok olduğunu söylüyoruz. İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.
Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un “Kanal İstanbul Projesi gündemimizde değil” sözlerine ilişkin Kadıköy İskele Meydanı’nda açıklama yaptı. “İstanbul’da yalana, talana, Murat Kurum’a izin verme” sloganları atıldı.
“İSTANBUL TARİHİ YOK OLACAK”
Açıklamada, Kanal İstanbul Projesi’nin, İstanbul’un doğasını bozacağı vurgulandı, “Bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek” denildi.
“MURAT KURUM’A OY VERMEYİN”
Açıklamada, İstanbullulara şu çağrıda bulundu:
“Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız.’ İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu adına basın açıklamasını Fatoş Osmanağaoğlu okudu. Osmanağaoğlu, Kanal İstanbul’la ilgili şu ayrıntıları dile getirdi:
“GERÇEKLERİN GİZLİ KALMAMAK GİBİ BİR HUYU VAR, TIPKI KURUM’UN MAL VARLIĞI BEYANINDA UNUTTUĞU ÜÇÜNCÜ EVİ GİBİ”
“Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu olarak bugün bir kez daha İstanbul’un Kanal ve Yenişehir projesine ihtiyacı olmadığını, bu projenin sahiplerinin herhangi birinin de İstanbul’a faydası olmayacağını söylemek için buradayız. AKP’nin İBB başkan adayı Murat Kurum’un adaylığı açıklandığından bugüne, İstanbul halkının ezici bir çoğunluğunun karşı olduğunu bildiği ‘çılgın proje’ Kanal İstanbul Projesi ile ilgili sorulara yanıt vermediğini ya da ‘gündemimizde yok’ gibi yanıtlarla geçiştirdiğini görüyoruz. Bakanlığı döneminde ‘en önemli projesi’ olduğunu söyleyen Murat Kurum’u Ulaştırma Bakanlığı yalanlıyor. Projenin devam ettiğini, doğruluğu tartışılır olsa da yüzde 20’sinin tamamlandığını ve Çevre Düzeni Planı ve İmar Planları’na karşı açılan iptal davalarının süreçte gecikmeler yaratmasına rağmen 2028’e kadar yüzde 45’inin tamamlanmasının hedeflendiği belirtiliyor. Kurum’un ‘gündeminde olmayan’ ve hatta Erdoğan’a ‘başka önceliklerim var’ diyebileceğini iddia ettiği sırada Kanal İstanbul projesinin ‘kalbi’ olarak ifade edilen Arnavutköy Dursunköy’de bir projenin ihalesi daha yayımlandı. Gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu var, tıpkı Kurum’un mal varlığı beyanında unuttuğu üçüncü evi gibi. İstanbul 11. İdare Mahkemesi Murat Kurum ve Bakanlıkla aynı fikirde değil herhalde ki bu İstanbul’un ekolojik ve kentsel yıkımı anlamına gelen; Kanal İstanbul Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1. Etap Projesine ilişkin imar planlarını, 2’inci etabın imar planlarını ve 3’üncü etabın imar planlarını şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine ve hukuka uygun olmadığı için oybirliği ile iptal etti. Böylece kanalın çevresine kurulması planlanan Yenişehir’in konut inşaatları yapılacak bütün etaplarının planları iptal edilmiş oldu. Fakat bu iktidarı durduruyor mu, tabii ki hayır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Gebze – 3. köprü – Çatalca arasında Kuzey Ormanlarını bir kez daha boydan boya yaralayacak ve binlerce orman alanını yok edecek bir Yüksek Hızlı Tren projesinin de hazırlığı içindeler.
“YILLARDIR SÖYLÜYORUZ, BU PROJE İSTANBUL’UN SON TARIM ALANLARINI, GÖLLERİNİ, DERELERİNİ, ORMANLARINI, BİZİMLE BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR VARLIKLARINI YOK EDECEK”
Projenin İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacağını, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyeceğini belirten Osmanağaoğlu şöyle devam etti:
“Yıllardır söylüyoruz, bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek. Bir de bunun İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacak, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyecek. İstanbul ciddi anlamda su sorunu olan bir kent/metropol. İSKİ’nin İstanbul su durumunu gösteren raporlarının neredeyse hergün haber manşetlerinde olduğu bir dönemdeyiz ve bu projenin katkısı ile yok edilecek göller ve orman alanları nedeniyle ve iklim değişikliğinin de doğrudan tetiklenmesi sonucunda susuzluğumuz garantilenmiş olacak ve ‘kentsel ısı adası’ etkisi tüm canlı yaşamı etkileyecek. Tabii bu durumdan yoksullukla, gıdasızlıkla, çocuklarının okul masrafları ile boğuşan, kiralarını ödemek dışında ellerinde yaşamak adına hiçbir şey kalmayan İstanbullular etkilenecek. Gerçekler gün gibi ortada iken Murat Kurum İstanbullulara ne vadediyor? Cevabı kendisi İBB adaylığı sitesinde vermiş ‘yeni yollar, otobanlar’. Kanal İstanbul’un, İstanbul için ilave minimum 1,5 milyon insan demek olduğunu biliyoruz. İstanbul’un ciddi bir ulaşım sorunu olduğu da hepimizin malumu, İstanbullunun bu sorununu çözecek en önemli vaat ‘toplu taşıma’ iken Murat Kurum metro projeleri yerine yol/otoban vadediyor. Niye? Cevabı biz verelim, çünkü en ucuz ve doğaya da en az zarar verecek çözüm kendisinin ve iktidarın umrunda değil. Murat Kurum’un çözüm diye bize yutturmaya çalıştığı sadece inşaat sermayesinin kasasını doldurmaya yarayacak, bu nedenle Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesini gerçekleştirmek için her yolun mübah olduğunu düşünüyor. Tüm yollar, otobanlar Kanal İstanbul’a çıkıyor.
“HALKIN YILLARCA EMEK VERİP ALDIĞI YERLERE SERMAYE ADINA EL KONULUYOR”
Kanaldan kazı nedeniyle ortaya çıkacak en az 2 milyar metreküp hafriyatın nasıl taşınacağı çözülemeyen bir sorun. Bu hafriyat İstanbul’un 50 yıllık hafriyatına eşit. Bu hafriyatın günde 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınması bekleniyor. İstanbul’un/İstanbullunun açık biçimde zehirlenmesi anlamına gelen bu projeyi gerçekleştirmek için yeni yol da lazım otoban da tabii. Zararı halka ve doğaya ama Murat Kurum için bunun bir önemi yok çünkü öncelikleri farklı. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız Maraş’tan Diyarbakır’a, Adıyaman’dan Hatay’a, Adana’ya kadar yayılan depremde, resmi rakamlarla 53 bin üzerinde canımızı yitirdik, kentler yıkıldı, yok oldu, halklar halen çadır kentlerde ve konteynerlerde bunun acısını yaşarken iktidar bu acıdan da fırsat çıkararak yeni rantların peşinde. Yeni Afet Yasası ile kamu yararı iddiasıyla ‘kamulaştırma’ adı altında halkın malına çökme uygulaması, AKP iktidarında acele kamulaştırma acele el koymaya dönüştü, halkın yıllarca emek verip aldığı yerlere sermaye adına el konuluyor”
“DEPREMİ FIRSATA ÇEVİRENLER, MURAT KURUM’UN SİTESİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ ÜZERE AYNI SENARYOYU İSTANBUL’DA DA SAHNEYE KOYMAK İSTİYOR”
Rantçı yaklaşımın depremi fırsata çevirdiğini savunan Osmanağaoğlu bu konuda da şunlara dikkat çekti:
“Depremi fırsata çevirenler, Murat Kurum’un sitesinde gördüğümüz üzere aynı senaryoyu İstanbul’da da sahneye koymak istiyor. Yeni Afet Yasası ile kuzeyde Arnavutköy’den güneyde Küçükçekmece’ye kadar halk yerinden sürülecek ve mülksüzleştirilecek. Bu yasa ile kentler, tarım alanları, ormanlar kısaca her yer rezerv yapı alanı olarak ilan edilebiliyor. Kentlerde halkın izinli, tapulu ve deprem riski olmayan konutlarına da el konularak ‘kentsel dönüşüm’ adı altında inşaat şirketlerinin daha da zenginleşmesi sağlanacak. ‘Dönüşüm’ iddiasıyla evi elinden alınan ve yerine inşa edilen konutlar için halk borçlandırılacak ve borcunu ödeyemeyenler ise mülkiyet hakkını kaybedecek. Ayrıca afet bağlamında olmasa da araziler ihale edilebilecek. Kabul edilen yasa ile özellikle İstanbul’da büyük bir yer değiştirme ve sermaye için rant ortaya çıkarılacak. TOKİ iştirakı olan Emlak Konut’un 2002’den bu yana İstanbul’da tamamladığı konut sayısı 80 bin 788. Fakat bu konutlar halkın ihtiyacı için mi inşa ediliyor? Hayır, zira İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre bu 80 bin 788 konutun, 68 bin 644’ü lüks konut statüsünde. Murat Kurum, depremden etkilenecek halka hemen 100 bin konut (kiralık), 5 yılda da 300 bin konut vadediyor ve İstanbullunun buna inanmasını bekliyor. İstanbul’da bir apartmanda ortalama 100 m2 bir konutun maliyeti 3 milyon üstünde, Kurum’un hibe ve geçici konutlar için vadettiklerini gerçek olsa bile İstanbullu’nun kendi evlerini geri almaları mümkün olmayacak ve yerlerinden edilecekler.
“SAHTE SEÇİM VAATLERİNE KARNIMIZ TOK. BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRDÜK”
Sahte seçim vaatlerine karnımız tok. Biz bu filmi daha önce gördük. İmar aflarının mucidi, Kanal İstanbul’un en büyük savunucusu, 6 Şubat depremlerinin Şehircilik Bakanı Murat Kurum İstanbul’u en iyi ben yönetirim iddiasında ama deprem bölgesindeki halkın bir yıldır yaşadıklarını da bildiğimizden bu sözlerin ‘boş seçim vaati’ olduğunu ve halkın bu vaatlere karnının tok olduğunu söylüyoruz. İstanbul’un ciddi bir boş konut stoğu olduğuna göre gerçekten halkı düşünüyor olsaydınız bu konutlara ihtiyacı olan halkı yerleştirirsiniz, bugünün rakamlarıyla 350 milyar 176 milyon TL maliyeti olduğunu söylediğiniz Kanal projesinden vazgeçtiğinizi ilan eder ve halkın evlerini yeniden alabileceği çözümler önerirdiniz! Fakat yaptıklarınızın yapacaklarınızın garantisi olduğunu biliyoruz; İstanbul’da Tozkoparan, Tokatköy ve Fetihtepe’de ‘kentsel dönüşüm’ projeleriyle insanların evlerini polis eşliğinde yıktırdığınızı unutmadık. Şubat ayında toplanan vergileri düştüğümüzde Gölcük depreminden bu yana toplanan deprem vergisi 1 trilyon TL’yi aşmış durumda. Murat Kurum 2018-2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Kurum’un bakanlığı döneminde 2 deprem vergisi kalemi için toplanan toplam verginin bugünkü parasal değeri 208 milyar liraydı. Yalnızca bu kaynak ile bile en az 100 bin konut yapılabilirdi.
“İSTANBUL HALKINI YEREL SEÇİMLERDE MURAT KURUM’A OY VERMEMEYE, HER DAİM KENTİ VE DOĞAYI TALAN EDEN RANT PROJELERİNE KARŞI MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Aslında bir televizyon programında, İstanbul’da Kanal İstanbul’a direnişin de önemli simgelerinden Şahintepe Mahallesi halkından bir vatandaşımızın şu sözleri çıplak gerçeğin bir sunumu, ‘Kanal İstanbul var diye bizi sürgün ettiniz buradan. Şu anda kendi evimde kalamıyorum. Sabahın 05: 00’inde gelip komşumun evini yıktılar. Binlerce polisle bize işkence ettiler. Biz buranın vatandaşıyız’. Tüm bunlar yaşanırken, iktidar ve onun eski Bakanı bize ‘beni İstanbul Belediye Başkanı yapın’ diyor. Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız’. İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
“İSTANBUL’UN ÇOK ÖNEMLİ SU KAYNAĞI SAZLIDERE BARAJI TAMAMEN YOK EDİLİYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan vekili Ülkü Sakalar ise Kanal İstanbul’la ilgili şunları dile getirdi:
“Sloganlar zaten her şeyi ortaya koyuyor. O kadar güzel anlatıyor ki genç arkadaşlarım İstanbul’u. Biz hepimiz burada Ankara’dan İstanbul’un yönetilerek, Ankara’dan planlama yapılarak İstanbul’un mahvedilmesine izin vermemek üzere toplandınız. İyi ki geldiniz. 2019 yılından bu yana Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazandıktan sonra planlamalar nedense daha çok Ankara’dan yapılmaya başlandı. Kanal İstanbul yirmi senedir gündeminde yokken hükümetin Aralık 2019 yılında birden bire çevre düzeni planları yapılmaya başlandı. Şu anda İstanbul’a belediye başkan adayı olduğunu söyleyen Murat Kurum tarafından Çevre Şehircilik Bakanı 2018 yılından sonra göreve geldikten sonra ilk inşaatlarından biri. Arkasından yedi etap olarak planlanan Kanal İstanbul dedikleri bizim beton İstanbul’a dönüştürme planı dediğimiz planlar ilk üç etabı planı çıktı. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz durmadık. Biz İstanbullunun halkını hakkını korumak üzere seçildik. İstanbul’un İstanbullunun hakkını İstanbul’un yeşilini, İstanbullunun evini korumaya da söz veriyoruz. Şu anda karşı açtığımız davalar devam ediyor. Ne yazık ki bizim açtığımız davaları bakanlık nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulayacağına açılan bu davalarla biz gecikmeye uğradık diye savunmalara kalkıyor. Bu da çok acı bir olay. Bakın 350 milyon metrekare alandan bahsediyoruz. Yenişehir rezerv alan dedikleri alan 350 milyon metrekare alan. Burada 14 milyon metrekare arkeolojik sit alanı var. Dünyanın en eski yerleşimlerinden birisi olan İstanbul’un altını üstünü mahvetmek üzere getirilmiş bir plan bu. Siz duyarlı İstanbullular iyi ki buradasınız. İyi ki sahip çıkıyorsunuz ve biz de sizin adınıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. 45 kilometre uzunluğunda bir kanaldan bahsediliyor. Dünyanın en eski iki kıtayı birleştiren bir boğazına paralel bir kanal. Akla zarar. Dünyada hiçbir ülkede paralel bir kanal insan eliyle var olan bir boğaza çok yakın bir mesafede yapılmış bir şey değil. Üzerine yedi tane köprü planlanıyor. İstanbul’un çok önemli su kaynağı Sazlıdere Barajı tamamen yok ediliyor. Tarsus Gölü’nün çok önemli bir kısmı mahvediliyor ve tuzlu su haline geliyor. Küçükçekmece Gölü tamamen tuzlu su haline geliyor. İstanbul’u görmeyenler İstanbul’da yaşamayanlar hayatında Sazlıdere Barajı’nı görmemiş olanlar Ankara’dan plan yapıp bir de gelip İstanbul’da Belediye Başkan adaylığına soyunuyorlar. Onlara gereken cevabı siz buradan veriyorsunuz. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Şahintepelilerin, İstanbulluların yanındayız. Biz de asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak buna izin vermeyeceğiz”
]]>İmamoğlu, yapımı tamamlanan Yaşar Kemal Meydanı’ndaki Halk Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Yaşar Kemal’in bu toprakların sesi olduğu için meydana ismini vermenin onurunu yaşadığını söyledi.
Meydana neden Yaşar Kemal ismini verdiklerini anlatan İmamoğlu, “Bu meydana inen yollar çok güzel isimlerle çevriliydi. Bir taraftan 19 Mayıs, bir taraftan Nazım Hikmet, bir taraftan Ahmed Arif… Dedim ki arkadaşlara; ‘Bu isimlerin indiği yerdeki meydana da Yaşar Kemal ismi yakışır.’ Demokratik bir oylama yaptık. Oy birliğiyle kabul edildi.” diye konuştu.
Esenyurt özelinde yaptıkları çalışmaları aktaran İmamoğlu, Haramidere’nin ıslah çalışmalarının birinci etabını bitirdiklerini, bölgede su taşkınlarının artık yaşanmayacağını kaydetti.
Esenyurt’u metroyla buluşturmak için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Buranın ilk metro hattını, tam gaz yapıyoruz. Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt metro hattının yüzde 40’ını bitirdik. Beylikdüzü-Sefaköy-Yenikapı metro hattını da Beylikdüzülü, Esenyurtlu bu kardeşiniz yapacak, göreceksiniz. Ambarlı- Hadımköy ve Esenyurt-Saadetdere metro hatlarını çalışıyoruz. Aynı şekilde, İstanbul ulaşımında bir devrim olacak olan Hızray’ı yapacağız. Hızray’ın anlamı şu; sizi TÜYAP’tan, Esenyurt’tan ta Sabiha Gökçen’e, 75 kilometreyi 55 dakikada bir uçtan öbür uca bağlayacak.”
“Bir olacağız mı? iri olacağız mı? diri olacağız mı? akıllı olacağız mı?”
Kendisinin İstanbul, Ahmet Özer’in ise Esenyurt için çalışacağını belirten İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Oylarınızı bölmeyin. Oylarımızı ve güçlerimizi birleştireceğiz. Birlikte hareket edeceğiz. Particilik yapma zamanı değil. Biz halkçı İstanbul’un büyük ittifakıyız. Bazıları pireye kızıp yorganı yakmak isteyebilir. Sakın buna fırsat vermeyin. Birleşe birleşe kazanacağız. Onlar 2019’dan beri değişmediler ama bizim birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Bir olacağız mı? iri olacağız mı? diri olacağız mı? akıllı olacağız mı? Bunlara fırsat vermeyeceğiz öyle değil mi?”
Yaşar Kemal Meydanı açılış töreni ve halk buluşmasına CHP Genel Başkan Yardımcıları Volkan Demir, Özgür Karabat, CHP Parti Meclisi üyesi Berker Esen, CHP Milletvekili Engin Altay, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, CHP Esenyurt Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ahmet Özer, Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz ve Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban da katıldı.
“Bütün bakanlar burada”
Daha sonra İmamoğlu, Silivri sahilindeki meydanda düzenlenen mitinge katıldı.
Silivri’ye yıllarca sunulamayan hizmetleri 5 yılda sunduklarını savunan İmamoğlu, CHP belediye başkan adayı Bora Balcıoğlu ile ilçede yeni bir dönem başlatacaklarını belirtti.
“Bazı bakanların İstanbul’a gelmesine ve seçim çalışmalarına katılmasına” tepki gösteren İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Şimdi duyuyorum, eskiden güzel bir şarkı vardı; ‘Ankara’dan abim geldi’ diye değil mi? Bunlar şimdi Ankara’dan toplanmışlar, İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiç problemi yok, dış ilişkiler bakanı burada. İçişleri bakanı burada. Yetmez, sağlık bakanı burada. O da yetmez, adalet bakanı burada. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Toplanalım Silivri’ye gidelim. Bizim burada aslan gibi Bora Balcıoğlu var, ekip arkadaşları, ilçe başkanı, meclis üyeleri var. Çalışıyorlar. Ama onlar Ankara’dan toplanmış gelmişler.”
Vatandaşların kendilerinin arkasında durması halinde yüzlerini kara çıkarmayacağını söyleyen İmamoğlu, “Bizi engellemeye kalkıştılar başaramadılar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin.” dedi.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, yarın saat 14.00’te Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek olan Yeniden Büyük İstanbul Mitingi hakkında basın toplantısı yaptı. Kurum konuşmasından sonra gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Murat Kurum’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Basın toplantısı sonrası miting alanını gezen Kurum, yetkililerden mitingle ilgili bilgi aldı.
“31 Mart’ın provasını yapacağımız kutlu bir güne hazırlanıyoruz”
Basın toplantısında konuşan Kurum, “76 gündür sahadayız. Yeniden İstanbul, sadece İstanbul diyerek vatandaşımızla kucaklaşıyoruz. 31 Mart’ta kazanacağımız zafer öncesi yarın Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle, buradaki tüm ilçe belediye başkanlarımızla, Cumhur İttifakı’mızla birlikte Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde olacağız. 31 Mart’ın provasını yapacağımız, burada o coşkuyu yaşayacağımız kutlu bir güne hazırlanıyoruz. Heyecanlıyız çünkü görevi devralmamıza 7-8 gün kaldı. Gittiğimiz her yerde kardeşlerimiz artık bu değişimin bir an önce olmasını istiyorlar. Vatandaşlarımız yarın bir bayram havasında buraya gelecek. Bu kutlu şehrin geleceğine hep birlikte sahip çıkacağız. Bu şehri bize bırakılmış bir emanet olarak görüyoruz. Bu emanete gözümüz gibi sahip çıkacağımızı, meselenin İstanbul’un geleceği olduğunu net bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz. Bu şehir şu süreçte gerçekten çok yoruldu, çok bunaldı. Burada yaşamanın çile haline geldiği, deprem korkusunun her geçen gün arttığı, vatandaşlarımızın huzursuzluğunun ve güvensizliğinin arttığı bir ortamla karşı karşıyayız. İlgisizlikten ve sevgisizlikten yorulmuş bir İstanbul var. İstanbul, buradaki tüm kardeşlerimizin sevgiyle, hoşgörüyle yaşadığı, hepimizin mutlu olduğu bir şehrimizdi. Biz o mutluluğu ve huzuru istiyoruz. O huzuru 31 Mart akşamı tüm İstanbullularla birlikte yeniden tesis edeceğiz. İstanbullu kardeşlerimizi o özlediği hizmetlere, AK Parti’yle başlamış olduğu sosyal belediyeciliğe yeniden kavuşturacağız” dedi.
“Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız”
“76 gündür tüm teşkilatlarımız, vekillerimiz, belediye başkanlarımızla sahada hayallerimizi ve projelerimizi anlatıyoruz” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yarın Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle saat 14.00’da burada bu coşkuyu hep birlikte yaşayacağız. Aslında burada 31 Mart akşamı Saraçhane’de yapacağımız bayramın bir provası olacak. Biz bu coşkuya tüm İstanbul’u davet ediyoruz. Hangi partiden olursa olsun bu coşkuyu burada hep birlikte yaşayalım istiyoruz. Bu buradaki birlik beraberlik İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz sürecin sevinci olacak. Biz herkesi bu yolda yürümeye davet ediyoruz. Herkesi bu sevince ortak olmaya davet ediyoruz. Yarın tüm Türkiye’nin ve İstanbul’un kalbinin Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde atacağı buluşmada biz de yine o birliği o çağrıyı yapacağız. Bu yolda sağlam adımlarla, sağlam adamlarla 31 Mart bayramını yaşayacağız. 76 gündür sahada çalışıyoruz. Ailemizden çok teşkilatlarımızla vakit geçiriyoruz ve fedakarca bir çalışma yaptılar. AK Parti ve Cumhur İttifakı bayrağını sonuna kadar şerefle dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bu kutlu dava bizim geleceğimizin davası. Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız.”
“Bizim alnımız ak, malımız, mülkümüz her şeyimiz ortada”
Program sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, kendisine yöneltilen “Mal beyanınızda bulunan Kağıthane’deki evin projesine bakanlık döneminizde ÇED olumlu raporu verdiğiniz iddiası var. Bu konuda ne diyeceksiniz” sorusuna ise, “Biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak ülkenin her yatırımına, büyük olan tüm projelere ÇED raporu veririz. Siz bir şey bulamadığınız için, illa bir şey bulmak üzere çalışma yaptığınız için ne arasanız nafile, bulamayacaksınız. Bizim alnımız ak, malımız, mülkümüz her şeyimiz ortada. Bu ülkede 9 sene genel müdürlük yapmış, 5 sene Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmış, milyarlarca liralık ihaleleri yapmış ve alnımızın akıyla milletimize vermiş olduğumuz sözleri tutmuş olan bir kardeşinizim. Bugün de İstanbul’da Cumhur İttifakı adayıyım. Bu gururla bu hizmetleri yapacağım. Bu gururla inşallah 1 Nisan’da vatandaşımızın, İstanbul’umuzun hakkını, hukukunu koruyacağım. İstanbul’un parasını İstanbul’a harcayacağım. İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceğim için harcamayacağım. İstanbul’un kaynaklarını israfı bitirdik deyip, tabelalara 500 milyon lira harcamayacağım. Balya balya fotoğraflarla, orada görüntülerle İstanbullulara bu üzüntüleri yaşatmayacağım. Dolayısıyla malımız mülkümüz her şeyimizle İstanbul’a hizmet edeceğiz” diye cevap verdi.
“1 Nisan’ın işaret fişeğini burada hep beraber görmüş olacağız”
Yeniden Büyük İstanbul Mitingi hakkında konuşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, “Bugün İstanbul’un en büyük mekanlarından birinde basın toplantısı gerçekleştiriyoruz. Yarın saat 14.00’da 31 Mart yerel seçimlerle ilgili mitingimizi gerçekleştireceğiz. Yeniden Büyük İstanbul mitingimizi bu alanda gerçekleştireceğiz. Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi mitinglerimiz İstanbullu hemşehrilerimizin sevgilerini, aşklarını, heyecanlarını yansıttığı bir şölene dönüşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve İBB Başkan Adayımız Murat Kurum’un katılımlarıyla İstanbul’umuzda o coşkuyu, o heyecanı yaşayacağımız mitingi gerçekleştireceğiz. Fetret dönemine son verdiğimiz, yeniden eser ve hizmet belediyeciliğinin başlayacağı 1 Nisan’ın işaret fişeğini burada hep beraber görmüş olacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cihan Erdoğanyılmaz, TELE 1 kanalında Ülkü Çoban’ın sunduğu Seçime Doğru programına konuk oldu.
BTP AR-GE merkezinin geliştirdiği dijital ikiz projesini anlatan Erdoğanyılmaz, başkanlık yarışındaki rakibi Murat Kurum’un “Biz de dijital ikiz yaptık” söylemini şu sözlerle değerlendirdi:
“Murat Kurum, bakanlık yaptığı dönemde biz İstanbul’un dijital ikizini oluşturduk diyor hatta tüm Türkiye’nin dijital ikizini oluşturduklarını iddia ediyorlar. Maalesef bizim siyasetçilerimiz bu tür teknik kavramların ne olduğunu anlayabilecek düzeyde insanlar değil. Onların yaptıkları dijital ikiz değil, bir maket yapıyorlar üç boyutlu ortamda, dijital ikiz olduğunu zannediyorlar. Hayır, biz bilim insanlarıyla, bazı sensör kartların prototiplerini üreterek, sistem mühendisi yaklaşımlarıyla bu sistemi nasıl çözeceğimizi bizzat işin içinde insanlar olarak biliyoruz.”
“İSTANBUL’DA TRAFİĞİ YÜZDE 25 ORANINDA HIZLANDIRABİLİRİZ”
İstanbul’da bir yıl içerisinde trafiği yüzde 25 oranında hızlandırabileceklerini ifade eden BTP adayı Erdoğanyılmaz Çin’den şu örneği verdi:
“Çin’in Hangzou kentinde şehrin beyinleri isimli bir proje hayata geçiriyorlar ve sadece otobüsler ile araçların GPS konumlarını takip ederek trafiği yüzde 15 oranında hızlandırıyorlar. Bunun için veri merkezine yüksek işlem gücü olan bilgisayarlara ihtiyacınız var. Bilgisayar mühendisliğinde yapay sinir ağları dediğimiz algoritmalar var ve sinir ağlarına şehrin o anki yol durumunun, yolların yüzde kaçının kapanma ihtimali olduğunun, araçların mevcut konumunun, araçların hareket istikametinin, yayaların mevcut konumunun, hepsinin iletildiği, girdi olarak verildiği ve bu şekilde trafik ışıklarının, sinyalizasyon sisteminin optimal bir şekilde yönetildiği bir sistem düşünün.”
“İSTANBUL’DA TARIM ARAZİLERİNİ 40 KAT DAHA VERİMLİ HALE GETİREBİLİRİZ”
İstanbul’da 100.000 futbol sahasından daha büyük tarım arazilerinin olduğunu ifade eden Cihan Erdoğanyılmaz, bu tarım arazilerinde de dijital ikiz sistemini uygulayacaklarını söyledi.
Erdoğanyılmaz, tarıma yönelik projelerini, şöyle anlattı:
“Sensörler ile bitkilerin sağlık durumunu analiz eden bilgisayar görsel algoritmalarıyla biz birim topraktan elde ettiğimiz verimi 40 kat artırabileceğimizi düşünüyoruz.
Bakın İstanbul’da 77.000 hektar tarım arazisi var, bu dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı Hollanda’nın 25’te biri boyutunda. Biz 40 kat verimi artırabileceğimizi düşünüyoruz. En başta İstanbul’u araştırma enstitüleriyle yöneteceğimi söyledim, bu araştırma enstitüsünün içerisinde nanoteknoloji – biyoteknoloji yöntemleriyle toprağın ıslağı için çalışan bir birim olacak. Marmara Denizi’nin oksijen seviyesini arttırmak için bir birim olacak. İstanbul’da iktidar ve muhalefetin tahrip ettiği doğal yaşamı bilimsel yaklaşımlarla tekrar nasıl hayata geçirebiliriz, bunun üzerine de bir birimimiz olacak.
İstanbul’un birçok yerinde bu akıllı tarım uygulamalarını hayata geçireceğiz. Vatandaşlarımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişimini çok rahatlıkla bu şekilde sağlamayı düşünüyoruz.”
“ÜLKEMİZDE BÜTÇE KAYNAK SORUNU YOK, ZEKA, AHLAK VE SAMİMİYET SORUNU VAR”
BTP başkan adayı Cihan Erdoğanyılmaz, “Yıllardan beri iktidar ve iktidarı yönetimde tutan muhalefet anlayışının ülkede çok ciddi tahribatlara yol açtığını ve bilimsel-teknolojik yaklaşımlarla çok rahatlıkla çözülebilecek deprem sorununu çözmediklerini düşünüyorum çünkü böyle bir dertleri olmadığını ve halkın yaşamını umursamadıklarını düşünüyorum” dedi.
Konuyu bir örnekle detaylandıran Erdoğanyılmaz, şöyle devam etti:
“Şu an siyasi partiler seçim yardımları alıyorlar. 5 tane siyasi partinin aldığı seçim yardımı 6.6 milyar lira. İBB’nin reklama harcadığı para -kendi kaynaklarının aktardığı verilere göre- 1.2 milyar lira. İkisini toplayın, 7.8 milyar liralık bir tutar oluşuyor değil mi? Bu rakam sadece adaylarımızın fotoğraflarını asmak için kamu kaynaklarından harcanan bütçe. Biz sadece siyasilere harcadığımız seçim yardımlarıyla depremde 30.000 insanımızın hayatını kurtarabilecek bina güçlendirme projesini hayata geçirebiliyoruz. Ben hep anlatıyorum bunu ve diyorum ki demek ki ülkemizde bütçe, kaynak sorunu yok, zeka, ahlak ve samimiyet sorunu var.”
]]>Türkan Elçi, seçim bölgesinde yürüttüğü çalışmalar sonrasında değerlendirmelerde bulundu.
“Ekrem İmamoğlu’na Kürt seçmen nezdinde tahminlerin üzerinde bir teveccüh var. Bu teveccühün pekiştirilmesi, muhalefetin güçlenmesi açısından elzemdir” diyen Elçi, iktidarın Cumhur İttifakı ile son dönemdeki söylemlerinin Kürt muhalefetinde tepkiye neden olduğunu söyledi.
Elçi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kürtçe konusundaki açıklamalarının seçmende sempatiye neden olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İBB’nin Kürtçe kurslar açması veya Kürtçe konserlerin engellenmemesi gibi girişimlerinin kıymetli olduğunu düşünüyorum. Özellikle son dönemlerde Ekrem İmamoğlu’nun Kasımpaşa’da ‘Ne güzel Kürtçe yazmış, kurban olurum senin diline. Onları öğreneceğiz öyle görünüyor’ söyleminin de Kürtçenin üzerindeki baskıcı politikalara çözüm arama, Kürtler ile bağ kurma gibi bir meramdan ileri geldiği söylenebilir.”
“İMAMOĞLU’NUN AFYON TEPKİSİ İLE KÜRTLERLE BAĞI PEKİŞTİ”
DEM Parti’nin İstanbul’dan aday çıkarması ve CHP’nin Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın açıklamalarını da değerlendiren Elçi, “Afyon’dan yapılan açıklamanın hemen sonrasında Ekrem İmamoğlu’nun açıklaması önemli bir hamleydi. Olumsuz sonuçlar doğuracak bir söylem, kısa sürede olumlu bir yöne evrildi. Kürtler ile Ekrem İmamoğlu arasındaki bağ biraz daha pekişmiş oldu diyebiliriz. Bu değerlendirmeyi yine kahvehanelerde, çarşıda, pazarda yaptığımız görüşmelerden yola çıkarak yapıyoruz” diye konuştu.
“ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN NEDENLERİ HAKKIYLA İZAH EDİLMEDİ”
“Barış süreci olarak adlandırılan 2015 yılının travmasını üzerimizden henüz atamadık” diyen Elçi, ” Maalesef ki şeffaf olmayan, müphemliklerle ilerleyen süreçte yaşanan çözümsüzlüğün nedenleri hakkıyla izah edilmedi. Büyük umutlarla bekleyiş içinde olan toplumun aklı başında bireylerinin hayallerinin yıkıldığını, bunun yanında farklı sebeplerden dolayı rahatsızlığını dile getirmede imtina ettiğini, sorunları çözmek için yola çıkanlara karşı güven yitimi yaşadığını da göz ardı etmemek gerekir” görüşüni dile getirdi.
“BU SEÇİM RECEP TAYYİP ERDOĞAN İLE EKREM İMAMOĞLU ARASINDA”
AK Parti- MHP ortaklığında bölgede yeni bir barış süreci beklentisinin inandırıcı olmadığını vurgulayan Elçi, “Elbette ki hepimiz güneşin doğuşunu bekliyoruz ama güneşin doğması için göğün karanlıktan kurtulup alaca karanlığa evirilmesi ve daha sonra güneşin aydınlık emarelerinin belirmesi gerekmez mi? Örneğin, meseleye yargının bağımsız ve objektif olamamasından, adalet dağıtamamasından hareketle nasıl bir karanlıkta yaşadığımızı anlatmakla başlayabiliriz. Yargı makamlarının baskılandığı, temel hak ve özgürlüklerin, ifade özgürlüğünün olmadığı, adaletin tecelli etmediği bir ülkede aydınlığa yani barışa doğru bir yola evirileceğimiz ne derece inandırıcıdır?” ifadesini kullandı.
Türkan Elçi, yerel seçimlerde Kürt seçmenin tavrının ne olacağını değerlendirirken, “Recep Tayyip Erdoğan ve Ekrem İmamoğlu’nun arasında gerçekleştiğini göz ardı etmemek gerektiğini hatırlatmak isterim. Bir nevi içinde bulunduğumuz koşulların devamına icazet verip vermemenin oylamasıdır bu seçim” dedi.
]]>Kağıthane Belediyesi, ilk etabını Kasım 2022’de; ikinci etabını Ağustos 2023’te hizmete sunduğu Yeşil Vadi’nin üçüncü etabını dün açtı. Beraberinde yapımı tamamlanan Kampüs Bahçe de düzenlenen açılış töreniyle vatandaşların kullanımına sunuldu. Açılışa, Kağıthane Kaymakamı Niyazi Erten, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker, Üniversite Rektörü Erkan İbiş, AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Serkan Cantürk, belediyenin meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. 30 bin metrekarelik ve 6 kilometre uzunluğundaki Yeşil Vadi 3’üncü etap alanında; bisiklet ve yürüyüş yolu, binlerce ağaç ve bitki türü, yeşil alanlar, çocuk bahçeleri, spor ve dinlenme alanları, evcil hayvanlar için pati parkı yer alıyor. Tamamlanan son etap çalışmasıyla birlikte Yeşil Vadi’nin uzunluğu 6 kilometreyi, toplam büyüklüğü ise 165 bin metrekareyi buldu.
“Söz verdiğimiz projelerin hepsini yerine getirdik”
Başkanlığı dönemindeki 5 yılda gerçekleştirdikleri projelerden bahseden Kağıthane Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın yeniden adayı olan Mevlüt Öztekin, “5 yıl çabuk geçiyor. 5 yıl geçirdiğiniz zaman elinizde herhangi bir şey yoksa milletin karşısına çıkamazsınız. Ama hamdolsun biz söz verdiğimiz projelerin hepsini yerine getirdik. Üzerine yeni projeler koyarak da 100’den fazla projeyi bu dönem hayata geçirmiş olduk. Sadece burada bulunduğumuz alan Yeşil Vadi Bisiklet ve Yürüyüş Yolunun 3. etabı. 1. etabını Kağıthane Belediyesi’nden şu anki Hasbahçe alanının sonuna kadar yaptık. 2. etabı bu viyadüğün altına kadar getirdik ve son etabını da buradan Vadi İstanbul Camii’nin olduğu yere kadarki bölgenin de bugün açılışını yapıyoruz. Toplamda 30 dönümlük bir alandan bahsediyorum” dedi.
“Tabiat Parkı’nı 4 milyon metrekarelik alanı da ilçemize kazandıracağız”
Yeşil Vadi alanının daha önce farklı amaçlarla kullanıldığını ifade eden Öztekin, “Burası farklı amaçlarla kullandığımız aynı zamanda görüntü açısından da insanların zorlandığı bir yerdi. Burada bizim kurban satış alanımız vardı. Bayramlarda kullandığımız alandı. Aynı zamanda araçların da ehliyet kursunda kullandığı alandı ama şimdi çok temiz ve güzel bir alana gelmiş oldu. Kağıthane’ye bir sürprizimiz var. İnşallah Kağıthane Tabiat Parkı’nı 4 milyon metrekarelik alanı da ilçemize kazandıracağız. Kağıthane Tabiat Parkı da şimdiden Kağıthane’mize hayırlı olsun diyorum. Otoparklar, kapalı pazaryerleri, çocuk bahçeleri, yeşil alanlar, millet kıraathaneleri gibi birçok projeyi hayata geçirdik ve geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Önümüzdeki hafta Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimleri işaret eden Öztekin, “Hep beraber vatandaşlık görevi olarak sandığa gidiyoruz ve bu güzel çocuklarımız için oylarımızı vermiş olacağız. Kağıthane’de ben eminim bütün hemşehrilerimiz, ‘Kalbimiz Kağıthane’ diyecek ve birlikte yol yürüyeceğiz. İstanbul’da da hizmet dediğimizde, vatandaşlarla beraber yol yürüme dediğimizde zaman da Murat Kurum Başkanımız İstanbul’a çok yakışacaktır diyorum. İnşallah milletimiz ‘Yeniden İstanbul’ diyecek” ifadelerini kullandı.
“Büyükşehir Belediyesi daha 800 metrelik alanı maalesef bitiremedi”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin vadinin diğer tarafında yürüttüğü projeyi daha bitiremediğinden bahseden Öztekin, “Vadinin iki tarafını da biz yapacaktık Büyükşehir Belediyesi dedi ki, ‘Siz yapmayın, biz yapalım.’, ‘Tamam, bir tarafı siz bir tarafı biz yapalım’ dedik. Hızlı şekilde tamamlamak istedik. Baktık ki biz 6 kilometrelik yolu bitirdik. Büyükşehir Belediyesi daha 800 metrelik alanı maalesef bitiremedi ve hala da çalışması devam ediyor. Önemli olan dertlenmek, hizmet etmek. Hizmet ettiğinizde milletinize böyle güzel armağanlar sunmuş oluyorsunuz” dedi. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen ‘Gençlik Kolları Vefa Sahur’ programına katılarak seçim süreci boyunca yoğun bir çalışma içinde olan gençlik teşkilatlarına teşekkür etti. Tek gündemlerinin İstanbul olduğunu ve şehrin sorunlarını çözmek için büyük bir ekiple yüzlerce proje ürettiklerini dile getiren Kurum, gençlik teşkilatlarının da bu süreçte büyük fedakarlıklar yaptığını belirtti. Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Demir, gençlik kolları üyeleri ve partililer katıldı.
Programda konuşan Murat Kurum, “Bugün AK Partimizin 22 yıllık yolculuğuna ömrünü adayan teşkilatımızın değerli üyeleriyle bir arada olmaktan ve hasret gidermekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade ediyor ve mübarek Ramazan ayınızı tebrik ediyorum. Allah birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin. Siz değerli kardeşlerimle bir arada olmaktan dolayı Rabbimize ne kadar şükretsem azdır. Rabbim bu mübarek günde tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri, ettiğimiz duaları kabul etsin. Hepiniz bu kutlu davanın zorlu yolculuğunda bu bayrağı şerefle taşıyan arkadaşlarımızsınız. Bizim yolumuz gerçekten uzun ve çetin bir yol. Bu yolda çok büyük badireler atlattık. Çileyi, sefayı, mutluluğu hüznü hep birlikte bu yolda beraber çektik. Bazen yeri geldi üzüldük yeri geldi sevindik. Ama bu birliğimizi beraberliğimizi hiçbir zaman eksik etmedik. Bu davanın mayasında hem Hakkın hem de halkın rızası var. Bu davanın ruhunda milletimizin aydınlık geleceği var. Bu davanın özünde aslında ezelden ebede bir vatan sevdası var. İşte bu kutlu dava 21. yüzyıl sahnesindeki yerini alıncaya kadar da nice yılları aşıp geldi. Bu dava aslında büyük Türkiye davası. Bu davada öyle ağır bir yük var ki kemiği bile sızlatır. İşte bu dava için millete sevdalı dünya liderimizin liderliğinde 22 yıldır hepimiz farklı kademelerde hizmet ediyoruz. Bu manzaraya baktığımızda bu kutlu yolu sahiplenen arkadaşlarımızla beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız var. Ben sizlerle bir arada olmaktan büyük onur duyuyorum. Eğer ülkemiz bugün bu seviyeye geldiyse, şehirlerimize hizmet ettiysek bunu sizin gibi çalışma arkadaşlarımıza borçluyuz. Bu davada nice arkadaşımızı kaybettik, ebediyete uğurladık. Ama bu bizim için hayal ettiğimiz sanki Sultan Fatih’in 21 yaşında fethettiği ve bize emanet edilmiş bu topraklara gözümüz gibi baktık. Hepimiz ailemizden sevdiklerimizden fedakarlıklar yaptık. ve işte bugün dünya 5’ten büyük denebiliyorsa, bu ülke tüm dünyadaki mazlumlara el uzatabiliyorsa bu öncelikle liderimiz, Cumhurbaşkanımız ve ardından giden yol arkadaşlarımızın sayesindedir” şeklinde konuştu.
“İstanbul’umuzun fetret devrini bitireceğiz”
İstanbul’un son 5 yılda girdiği kötü durumun son bulması için çalışacaklarını ve İstanbul’un ve İstanbullunun sorunlarına çare aramak için hep birlikte yol yürüyeceklerini belirten Murat Kurum, “Değerli arkadaşlar biz de kutlu bir yolculuğa çıktık bu şehir için. Nice fedakarlıklar verdiğimiz ve burada birçok arkadaşımızın bugüne kadar emekleriyle ilmek ilmek işlenmiş bu aziz şehir için 82 gündür gece gündüz çalışıyoruz. Ben görev yaptığım her süreçte samimi olmaya çalıştım. İçimden geldiği gibi davrandım rol yapmadım. Başka bir kimliğe bürünme niyetim olmadı. Geriye dönüp baktığımda 2005 yılında şantiyede kontrol mühendisi olarak başladım. Şube müdürü oldum ve 2009’da emlak konut genel müdürü oldum. Orada da bize düşen vazife neyse o vazifeyi yerine getirmek için çabaladım. 2018 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevini aldığımda en genç bakanlardan biriydim. Aldığım görevlerde milletimiz bizden ne bekliyorsa onun bilincinde hareket ettim. Ailemizden sevdiklerimizden fedakarlık yaptık. 81 ilde milletimiz bizden ne beklediyse o eserleri yapmanın gayretiyle çalıştık. Yeri geldi depremlerde milletimizle beraber ağladık. Yeri geldi konutların teslimine sevindik. Seller oldu 2 saatte orada olduk ve verdiğimiz sözleri tuttuk. Ardından asrın felaketi olan depremde de çok büyük acılar çektik ama etrafımızda yine dava arkadaşlarımız vardı. Orada da tek yürek olduk ve hizmetlerimizi yürüttük. Girdiğimiz her mücadelede milletimize mahcup olmadık. Şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyerek İstanbul’umuzun son 5 yılda girdiği fetret dönemini bitirecek adımları atmak istiyoruz. İnşallah 9 gün sonra İstanbul’umuzun bu kötü gidişatına son vereceğimiz bir seçime gidiyoruz. 1 Nisan itibarıyla görevi devraldığımızda da İstanbullular bize yetkiyi verdikten sonra İstanbul’daki deprem sorununu gidermek, trafik çilesini bitirmek ve İstanbul’un geleceği adına kararlı adımlar atmak üzere arkadaşlarımızla çalışıyoruz. 1 Nisan itibarıyla aldığımız bayrağı en yukarı çıkararak ve samimi, içten olacağız. Elimizden geleni yapacağız çünkü milletimizden beklentimiz bizimle birlikte yol yürümesi. Bizim yapacağımız da bu talepleri gidermek olacak. İstanbul vatandaşımız belediye başkanımızdan sorunların çözülmesi ve çözüm adına iradenin ortaya konulmasını bekler. Biz bakanlıkta böyle çalıştık. Genel müdürlüğümüz sürecinde böyle çalıştık” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin her ilinde vatandaşın derdiyle dertlendiğini ve yapılan her hizmetle alınan duaların çok kıymetli olduğunu dile getiren Kurum, “Gittiğimiz her ilde çok güzel hikayeler kurduk. Antalya’da İbrahim Amcamız bana oğlum diyor, Elazığ’da teyzelerimiz beni evladı gibi bağrına basıyor, Hataylı, Adıyamanlı abilerimiz kardeşlerimiz bizi gördüğünde ‘Allah seni yetiştiren anandan babandan razı olsun’ diyor. Bu bizim için her şeyden kıymetli. Bunları duyabilmek bu devlet için, bu millet için çalışmak ve onların duasını almak bizim için çok kıymetli. İnşallah bu anlayışla İstanbul’a hizmet edeceğiz. 31 Mart’ta İstanbullular da İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a harcayan ve İstanbul için dertlenen insanların arkasından gelecek. Hizmet siyaseti ve gerçek belediyecilik diyecek. Burada gerçek belediyeciliğin neferleri ile beraber yol yürüyecek. 22 yıldır bu hizmetleri yapıyoruz ve 31 Mart’ta alacağımız zafer ile de Türkiye Yüzyılı’nın vizyonunu çizeceğiz. Bu süreçteki fedakarlıklarımızın aslında karşılığını alacağız. İstanbul vefanın şehri. Vefa burada sadece bir semt ismi değil, buradaki her bir kardeşimizin bu kutlu davaya göstereceği samimiyettir. Geleceğimiz adına bu kararları hep birlikte alacağımız ve hep birlikte kazanacağımız ve birlikte çalışacağımız bir sürece 9 gün kaldı” dedi.
“Deprem milli güvenlik meselesidir”
İstanbul’un yalnızca 81 ili değil dünyayı ilgilendirdiğini ve Ahıska Türklerinden Balkanlara, Gazze’ye kadar tüm mazlumların sevineceğini belirten Murat Kurum, “İstanbul sadece 81 ili ilgilendiren bir şehir değil. İstanbul’daki deprem riskinin ortadan kaldırılması bizim milli güvenlik, beka meselemizdir. Biz bu çalışmaları yapmak zorundayız. Bu çalışmaları yaparak aslında çocuklarımıza bu kutlu şehri en güzle haliyle emanet etmek zorundayız. Bizim paylaşamayacağımız hiçbir şey yok. El birliğiyle inşallah bu sevinci yaşayacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Başkan Adayı Murat Kurum Marmara Motorlu Araç Satıcıları Derneği’nin (MARMAS) düzenlediği iftar programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, milletvekilleri, MARMAS Başkanı Hüseyin Aydın ve dernek üyeleri eşlik etti. İftar programında Murat Kurum, bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasının ardından Murat Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“İstanbul’un içindeki o gereksiz yükü şehrin çeperlerine atacağız”
İftar programında konuşan Murat Kurum, “Bugün burada ikinci el otomobil alım satımı yapan esnaflarımızın, temsilcisi olan Marmara Motorlu Araç Satıcıları Derneğimizin (MARMAS) üyeleriyle, esnaf kardeşlerimizle bir aradayız. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Ben siz değerli, MARMAS üyeleriyle birlikte olduğum için büyük bir memnuniyet duyuyorum. ve buradaki her bir kardeşime hayırlı, bereketli, bol kazançlı rızıklar diliyorum. Rabbim bu mübarek günde tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri, ettiğimiz duaları kabul etsin. Bakanlığım döneminde bize esnafımızla, vatandaşımızla ilgili ne talep gelse, biz o talebi gidermenin gayretiyle çalıştık. Esnaflarımız daha iyi iş yapsın, vatandaşlarımız daha iyi hizmet alsın ve şehirlerimiz de bu manada alt yapısıyla, üst yapısıyla geleceğe hazır bir şekilde bu hizmetleri yapsın düsturuyla 81 ilimize hizmet etmiş bir kardeşinizim. Bugün ülkemizde ikinci el otomobil satışından rızkını kazanan, evine helal lokma götürmek için çalışan on binlerce esnafımızla da bu süreçte bir araya geldik. Sadece İstanbul’da bile, 5 bini Anadolu yakasında olmak üzere 11 bini yine Avrupa Yakası’nda olmak üzere ikinci el oto alım satımı yapan esnaf kardeşlerimiz var. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde, sayıları yüz binlere ulaşan insanımız buradan evine ekmek götürüyor. Az önce bir kardeşimiz 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden atıldığında buradaki galerici esnaflarımızla birlikte evine ekmeğini götürdüğünü söyledi. Burada çalıştığını ve ürettiğini söyledi. Ben esnaf kardeşlerimizin yıllarca çözülemeyen pek çok sorunu olduğunun elbette farkındayım. Hem Hüseyin Başkan hem de federasyon başkanımız bize aktardılar. Bunun çözümü noktasında da gereken her türlü gayreti İstanbul içinde ortaya koyacağımızı ifade etmek istiyorum. Esnafı bu anlamda çaresiz bırakamayız. Bina altında olması, orada bina sakinleriyle ilgili problem ve yine orada vatandaşlarımızla ilgili sıkıntı beraberinde getirirken diğer taraftan oradaki esnafımızı aynı Ankara’da kısmen İstanbul’da yapılan örnek projeler gibi çözüm üretmek durumundayız. Olaya bütüncül bir şekilde bakıp, orada galericilerimizin, 2. el oto alım satımı yapan kardeşlerimizin, gittiğinizde otomobil sanayisiyle ilgili esnafımızın, sanayicimizin hizmet verdiği, bakım servis hizmetlerinin yapıldığı ve İstanbullunun 39 ilçesinde tüm vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde bu hizmetleri alabileceği bir anlayışı tesis etmek istiyoruz. Burada 1 Nisan itibarıyla sektörümüzün tüm dinamikleriyle bir araya gelip bu sorunları teker teker aşacak yatırımları yapacağız. Bu yatırımlarla birlikte İstanbul’un içindeki o gereksiz yükü şehrin çeperlerine atacağımız, ağır vasıta yükünü şehrin kuzeyine göndereceğimiz, burada oluşturacağımız lojistik köylerimizle birlikte yine şehrin içinde yaklaşık yüzde 25 olan ağır vasıta trafiğini şehrin kuzeyine alacağız. Burada yine Anadolu ve Avrupa yakasında vatandaşlarımızın bu hizmetleri alabilmesi içinde doğru örneklerini kısmen yaptığımız bu oto avm, yaşam merkezi veya ticaret merkezi de diyebilirsiniz. Adını, ne koyarsanız koyun. Bu şekliyle alt yapısı olan esnaflarımıza ve vatandaşlarımıza en iyi hizmetleri verecek adımları atıyor olacağız” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da uğraştıran değil, ulaştıran bir trafik olsun”
İstanbul’un sorunlarını anlatan Kurum, “İstanbul’umuzun sorunları sadece bunlar değil. İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimin bugün baktığınızda İstanbul’da deprem korkusuyla ve trafik çilesiyle uğraştığını, bu sorunların giderek büyüdüğünü ve milletimiz nezdinde de korkulu bir rüyaya döndüğünü görüyoruz. Bugün işte buraya iftara gelmek bir eziyet. İşe gitmek ve işten eve gelmek filmleri aratmayacak sahnelerle karşı karşıya kaldığımız bir durum oluyor. Bu manada biz istiyoruz ki; İstanbul’da uğraştıran değil, ulaştıran bir trafik olsun. Burada vatandaşlarımıza yapacağız yatırımlarla birlikte gerek metro hatlarıyla gerek kavşak gerek yol düzenlemeleriyle gerekse iki yakaya yapacağımız tünellerimizle birlikte biz 5 yıl sonra bu şehre tünel yapmış olacağız. 5 yıl sonra metro, trafik sorununu çözmek için yeni metro ihaleleri yapmış bir başkan olarak anılmak istiyoruz. Geriye dönüp baktığınızda koca 5 yılda metro ihalesi yapılmamış. Bırakın metro ihalesi yapmayı, yapılan ihaleleri iptal etmiş. O da yetmemiş, gitmiş hafriyat dökmüş. O da yetmemiş, bizim burada, vatandaşımızın, esnafımızın ulaşabilmesi adına yaptığımız tünellere beton dökülmüş. İşte gelinen süreçte, biz ulaşım noktasında koca bir 5 yılı böyle özetleyebiliriz. Biz böyle ayrılmak istemiyoruz. Biz milletiyle el ele vermiş, İstanbul’daki trafik çilesini çözecek adımları yapan bir kişi olarak anılmak istiyoruz. Bununla birlikte yine deprem korkusu. Olası bir depremle ilgili İstanbul’da bu tedbirleri almak zorundayız. Bu bir tercih değil, bu bir zaruriyet. Bu bir milli güvenlik meselesi, beka meselesi. İstanbul’un bu ülkede lokomotif şehir olmayacağını, İstanbul’un tüm Türkiye’yi ve dünyayı imrendirecek bir şehir olup, olmayacağının kararının verileceği bir seçim olacak. Biz burada, 650 bin konutu dönüştüreceğiz dediğimizde maalesef bugün, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan zat ‘bu konutların dönüşmemesi gerekiyor’ diyor. Az önce buraya gelirken bir vatandaşımız da, ‘biz evimizi dönüştürmek istiyoruz, nasıl dönüştürebiliriz, bununla ilgili belediyelerden bir yardım alamıyoruz’ diyor. Şimdi ne yapacağız? Hiçbir iş yapmayacağız. Seyredeceğiz, vaatler vereceğiz. Boş vaatlerle milletimizi kandıracağız. Hatta verdiğimiz vaatleri bile bugün sorulduğunda hatırlamayacağız. Ondan sonra da ‘biz bu şehir de belediye başkanlığı yapıyoruz’ diyeceğiz” şeklinde konuştu.
“İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu sizlerle birlikte ayağa kaldıracağız”
İstanbul’un hizmet edilmesi gereken bir şehir olduğunu belirten Kurum, “Her dakika sevgi gösterilmesi gereken ve burada yaşayan her kardeşimizi bu şehrin tüm imkanlarından eşit bir şekilde faydalanması gerektiği anlayışıyla yönetilmesi gereken bir şehrimizdir. Bu şehir bize emanettir. Bu şehir Sultan Fatih’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, nice şehitlerimizin, gazilerimizin emanetidir. Bu şehrimize 22 yıldır, gecesine gündüzüne katan ve milleti için çalışan, çabalayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Biz bu emanete sahip çıkacağız. Onlar İstanbul’u basamak olarak görsünler, onlar İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeye devam etsinler, onlar milletine değil, başka amaçlar için İstanbul’un beklediği hizmetleri yapmamaya devam etsinler. Biz, İstanbullu hemşerilerimiz bizi nerede görmek istiyorsa, orada olacağız. Bir elimizle metro şantiyelerinde çalışırken diğer elimizle kentsel dönüşümü yapacağız. Bir tarafta vatandaşlarımızın, esnafımızın sorunlarını çözerken diğer tarafta gençlerimizi unutmayacağız. İnşallah 31 Mart’ta da İstanbul’u içine düşmüş olduğu bu durumdan, milletimizle, esnafımızla, işçimizle, emekçimizle, genç kardeşlerimizle birlikte 571 yıllık onurunu, gururunu sizlerle birlikte ayağa kaldıracağız” dedi.
“İstanbullular, AK Partimizi ve Cumhur İttifakımızı rekor bir oyla seçecektir”
İstanbul’un Türkiye Yüzyılı’nda lokomotif şehir olmasını istediklerine değinen Kurum, “Bunun kararını seçimle vereceksiniz 31 Mart’ta sandığa gittiğinizde şu kıyası yapın; bir tarafta 5 yıllık süreçte ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi seçecek, ya da İstanbul’un 39 ilçesinde yuvalarında huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde; ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri seçecek, ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atan bu kardeşinizi seçeceğiz. Bu seçimde, ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri seçecek, ya da bizim gibi İstanbul’a 350 milyon lira dev yatırımlar yapanları seçeceğiz. Bu seçimde, ya İstanbul’u trafik çilesine mahkum edenleri seçecek, ya da dev ulaşım yatırımlarıyla trafik sorununu kökten çözecekleri seçecek. Hülasa, bu seçimde İstanbullular, ya millete verdiği sözleri hatırlamayanları seçecek, ya da 81 ilde verdiği sözleri bir bir yerine getiren bu kardeşinizi seçecek. Ama ben inanıyorum ki, 5 yıldır mevcut İBB yönetimi yüzünden çile çeken İstanbullular, oto galerici kardeşlerim, hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir. Biz nasıl dün olduğu gibi bir olduysak afetlerde milletimizin yardımına koştuysak 1 Nisan’dan sonra da mührü aldığımız zaman her anınızda hep yanınızda olacağız. Hep bize ulaşacaksınız. Sizlerin sadece Başkanı değil, aynı zamanda arkadaşı, dostu olacağız. İnşallah bu şehri, hep beraber yöneteceğiz. Ben sizlere Murat Kurum sözü veriyorum. Sizlerin gönül dostu olacağıma, bu kardeşliği yapacağıma burada söz veriyorum. İstediğiniz zaman o Saraçhane’nin kapısı sizlere açık olacak. Gittiğiniz her yerde gönül rahatlığıyla Murat Kurum kardeşimiz bizim yanımızda diyebilirsiniz. Buradan bir duyuru yapmak istiyorum. Pazar günü saat 14.00’da Sayın Cumhurbaşkanımızın da tefrişleriyle Yeniden İstanbul mitingi yapacağız. Orada 31 Mart bayramımızın provası olacak. Orada birlik ve beraberlik içerisinde İstanbul’umuz için inşallah hep birlilte coşkuyu yaşayacağımız bir gün olacak. Pendik’te de Ahmet Cin Başkanımıza desteklerinizi bekliyoruz. İnşallah ilçede Ahmet Başkanımla, Büyükşehir de İstanbul’un Murat’ıyla birlikte 31 Mart akşamı İstanbul’a güneş açacak” dedi.
“Şimdi karneye not verme zamanı”
İftar programında konuşan Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ise, “5 yıl süre zarfında maalesef gereken yatırımı almadığımızı biliyoruz. Şimdi karneye not verme zamanı. Bu notu da vatandaşlarımız olarak sizler vereceksiniz. Bizler vereceğiz. İnşallah yeni dönemde, gelecek olan yatırımları düşünerek, verilen vaatlerin unutulduğu değil, sorunların çözüldüğü, yatırımların şahıslara göre değil de ihtiyaçlara göre verildiği bir dönemi yaşamak istiyoruz. Bu noktada Murat Kurum Başkanımızın hem İstanbul sorunlarına hemhal olduğu hem de sorunların çözülmesinde önerileri olduğunu gayet iyi biliyoruz. İnşallah, Pendik’e de gelecek olan yatırımlarda da gerekli desteği vereceğini biliyoruz. Ben burada açık bir şekilde Murat Kurum Başkanıma dua ve destek beklediğimi ifade etmek istiyorum. Destek vereceğinize inancım tamdır. Pendikli olanlarda bize destek verirse memnun oluruz. Allah’a emanet olun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin soruşturmada ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade veren eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Kaftancıoğlu ifadesinde, “Bu soruşturmanın seçime 10 gün kalmışken CHP aleyhine siyaset eliyle yürütülen bir seçim kampanyası olduğunu düşünüyorum” dedi.
Sosyal medyada CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için resen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti. Ayrıca Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği öğrenilmişti.
“CHP İstanbul İl Örgütü’ne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız, yapacağız demiştim”
Konuya ilişkin eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Burada yaklaşık 2 buçuk saat ifade veren Kaftancıoğlu daha sonra adliyeden ayrıldı. Öte yandan Kaftancıoğlu’nun Savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Şüpheli Kaftancıoğlu ifadesinde, “Yasa dışı yollarla elde edilen görüntü nedeniyle ‘şüpheli’ olarak ifadeye çağrılmış olmamın hukuki tanımını yapamıyorum. İlk ifadeye çağrılan ben olsaydım eğer ifadeye geldiğimde öncelikle bu gayrimeşru yollarla elde edilen görüntüler nedeniyle ifade vermeyi kabul etmezdim. Önce bu gayrimeşru görüntülerle ilgili sebep olanların ve sebep olanlarla ilgili sürecin ortaya çıkarılmasını ve bu husus ortaya çıkarıldıktan sonra bildiği her şeyi anlatacağımı ifade ederdim. 2018 Şubat ayında CHP İstanbul İl Başkanı olduğumda İstanbul örgütünün il kongresinde bir şey söylemiştim. Birincisi, İstanbul’u yeniden halka vereceğizdi. O güne kadar yapılan benim bilgim bütün il kongrelerinde adaylar İstanbul İl Başkanlığı’na yeni bir bina alacaklarını söz vermişler ama ne yazık ki İl Başkanlığı binasını alamamışlar. Ben söz vermeyeceğimi ama CHP İstanbul İl Örgütü’ne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız, yapacağız’ demiştim'” dedi.
“Alınacak olan binada bir aidiyet hissetmesi için az da olsa herkesin katkıda bulunmasını istiyorduk”
Kaftancıoğlu ifadesinin devamında, “2018’de İstanbul’un 39 ilçesinde kimi görseler, hangi partiliyle konuşsalar İstanbul örgütüne yakışan bir bina bakılmaya başlanıldı. Seçim çalışmaları başladı, bitti ve devamında yerel seçim çalışmaları başladı. Bu arada hala il binası alımı için araştırmalar devam ediyordu. Şu detayı da vereyim, Şişhane’de bulunan parti binası 5 katlı bir binanın son 2 katıydı. Bir dönem 1. kat satılığa çıktı. Bu katı almayı bile düşündük ancak arada satılmayan 2 katın bulunması, dairenin çok fazla masraf gerektirmesi nedeniyle bu binadaki daireleri almaktan vazgeçildi. Yerel seçimler bitti, ‘bir tuğla da sen koy’ dayanışma kampanyasını başlattık. Kampanya başlatıldığında emekli vatandaşın vereceği meblağla il binasının alınamayacağını ben de biliyordum ancak alınacak olan binada bir aidiyet hissetmesi için az da olsa herkesin katkıda bulunmasını istiyorduk. Bununla ilgili kampanyalar, çağrılar yaptık” şeklinde konuştu.
“Tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum”
İfadesine devam eden Kaftancıoğlu, “Arayışımız sürerken son olarak Sarıyer’de bir projede satılık bir bina olduğunu ve bu binanın il parti binası için uygun olduğu yönünde arkadaşlarımdan tavsiye aldım. Bizzat yere giderek gördüm ve çok beğendim. Görüşmelere başladık. Yanlış hatırlamıyorsam avukat, mal sahibinin bina için 43 veya 44 milyon lira istediğini söyledi. Ben de pazarlık yapılması gerektiğini ifade ettim. Bize tapular değil, Emlak Konut ile Seas Besicilik arasındaki sözleşme protokolü gelmişti. Tapusu yoktu. Mal sahibiyle görüşemeyince avukat beye tam olarak siyasi parti olduğumuzdan dolayı satış vaadi sözleşmesine istinaden bu binayı satın alamayacağımı, bu şartlar altında pazarlığa oturamayacağımı, siyasi parti olduğumuzdan dolayı ne kadar bedelle satın alma konusunda anlaşırsak o bedeli olduğu gibi tapuda resmi olarak göstereceğimizi söyledim. Siyasi partiler taşınmaz alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Sonradan öğrendiğim kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış” şeklinde konuştu.
“Satış sürecinin benimle başladığını ve el çektirildiğimi beyan etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamaktadır”
Kaftancıoğlu Savcılıkta verdiği ifadesinin devamında, “O tarihlerde uzun süredir bina arayışında olmamız ve binanın CHP il örgütüne çok yakışacağını düşündüğümden dolayı, satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım. Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altına alınması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim. Her ne kadar Taşkapan, satış sürecinin benimle başladığını ve el çektirildiğimi beyan etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta bilgi sahibi olması mümkün değildir. Kampanyayla ilgili yapılan bağışlar bankaya yatan ve resmi olarak hesaba gönderilen paralardır. Hesaplara gönderilen paraların miktarını bilmiyorum” dedi.
“Daha sonra hangi ilçe örgütüne veya hangi parti yöneticisine ne kadar para gittiğini bilmem, takip etmem mümkün değildir”
Kaftancıoğlu ifadesinde, “Paranın bir kısmının elden ödeneceğini CHP İstanbul İl örgütünün paydaşları olan il yöneticileri, ilçe başkanları, meclis üyeleri, İstanbul milletvekilleri, parti üyeleri ve parti iş adamları ile görüşerek durumu anlattım. Kendileri de sağ olsunlar bana güvendikleri için bu durumu kabul ettiler. Daha sonra hangi ilçe örgütüne veya hangi parti yöneticisine ne kadar para gittiğini bilmem, takip etmem mümkün değildir. Görüntülerdeki paraların bağış parası olduğunu biliyorum. Makbuz kesilip kesilmediğini bilmem mümkün değildir. Satın alma sürecinde CHP olarak hiç kimseye komisyon vermedik. 9 Aralık 2019’da avukatın ofisinde satıcı Ali Rıza Braka’ya 17 milyon lira para verileceğini biliyordum ancak paranın tamamı ödenememiş, geri kalan 1 milyon 490 bin liranın tapunun verileceği gün ödenmesi konusunda mutabık kalınmış” ifadelerini kullandı.
“Tuncay Yılmaz’ın orada olması bana da garip gelmiştir”
Para alışverişinin olduğu gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da olduğunu söyleyen Kaftancıoğlu, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da olduğu günlerde siyasi çalışmalar için genel başkana ben eşlik ederdim. Özgür Nas o gün oraya gideceği bilgisini verdiğinde elden ödenen paranın mutlaka tutanak altına alınmasını söyledim. Ofise giden kişilerden sadece Özgür Nas’ın orada olacağından haberim vardı. Diğer kişilerin orada olduklarını bilmiyordum. Tuncay Yılmaz’ın neden ve hangi amaçla orada olduğuna dair en ufak bir ilgim ve fikrim yoktur. Kendisini tanımam. Tuncay Yılmaz’ın orada olması bana da garip gelmiştir. Yılmaz’ın para getirip getirmediğini, getirdiyse de ne kadar getirdiğini bilmiyorum. 17 milyon liranın parti gideri olarak kaydedilip kaydedilmediğini bilmem mümkün değildir. Bu konuda gider kaydı tutmak benim yetkim ve görev alanımda olan bir şey değildir. Seçime 9 gün var. Bu soruşturmanın seçime 10 gün kalmışken CHP aleyhine siyaset eliyle yürütülen bir seçim kampanyası olduğunu düşünüyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa’da halkla buluştu. Göreve geldiklerinde durmuş 10 metro hattı ve yüklenici şirketlere olan 70 milyon Euro borç devraldıkların paylaşan İmamoğlu, “Biz o borçların hepsini ödedik ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosuna başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. Ama Allah konuşturuyor. Rakibim, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş. Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok” diye konuştu.
Cuma namazını Kağıthane Gürsel Mahallesi Merkez Camii’nde kılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş’a geçti. Nispetiye Caddesi’nde, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile bir araya gelen İmamoğlu, seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı. Nispetiye Caddesi’nden başlayan tur; Büyükdere Caddesi, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş Meydanı, Çırağan Caddesi, Ortaköy Meydanı, Muallim Naci Caddesi ve Dereboyu Caddesi boyunca devam etti. İmamoğlu ve Akpolat’a yol boyunca sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlar, bazı noktalarda otobüsün yolunu kesti. İmamoğlu, bu noktalarda coşkulu vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı.
Beşiktaş’tan Bayrampaşa’ya geçen İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile buluşup; Numunebağ Caddesi, İsmet Paşa Caddesi, Kenar Caddesi, Tuna Caddesi, Şehit Cihan Elkan Sokak, Büyük Coşkun Sokak, Kosova Caddesi, Akpınar Caddesi, Kocatepe Caddesi ve Şehir Parkı Caddesi’nde vatandaşları selamladı. Bayrampaşa’daki ilçe turu, Yıldırım Mahallesi’ndeki halk buluşmasıyla noktalandı. İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“BUNLARIN İŞ BİLMEZLİĞİ, İSRAFÇILIĞI, RANTÇILIĞI YÜZÜNDEN İSTANBUL BÜTÇESİ İFLAS ETMİŞTİ”
Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak İstanbul ittifakı. Bu ittifak halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz. Bu seçimde iki seçenek var. Bir tanesi ya tam gaz ‘geri’ seçeneği, ya o kazanacak ya da tam yol ileri diyenler kazanacak. Tam gaz geri diyenler İstanbul’u 2019’a geri döndürmek istiyorlar. İstanbul hızını almış, gidiyor. Hizmette, icraatte, yatırımda, rekor üstüne rekor kırıyor. Ama onlar İstanbul’u yine sıfır noktasına döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır sıfıra sıfır. Bu kadar net. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver kepçeyle al. İstanbuld’a biz göreve başladığımızda kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır sıfır koskoca bir sıfır 10 metro inşaatının tamamı durdurulmuştu paraları yoktu. Finansmanını bulmamışlardı. Bazılarına hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı bir de yazı yazıp yazıyla durdurmuştu. Sonra başlayalım demişlerdi başlayamamışlardı. Başlayanlar bir süre sonra yine durmuştu. Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden İstanbul’un bütçesi iflas etmişti.
“METRO İNŞAATLARI YAPAN ŞİRKETLERE TAM 70 MİLYON AVRO BORÇLARI VARDI”
Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon avro borçları vardı. Artık TL’de konuşamıyoruz, paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunlarını çözdük ve biz beş yılda tam 65 kilometre metro bitirdik 62 tane metro durağı aştık. Daha yeni Eyüpsultan Bayrampaşa. metrosunun da ihalesini yaptık ve başladık. Utanmadan bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya çalışıyorlar ve ne diyorlar? Yapmadın diyorlar. Rakamlarla oynuyorlar. Az önce kızımızın dediği gibi üç aylık kardeşim var o bile sekiz kilometrenin sekiz adım etmediğini biliyor diyor. Adım atarak sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Allah konuşturuyor. Daha yeni televizyon programında 65 kilometre metro yaptı demiş. Çıkarmış toplamış mecburen. Allah konuşturuyor. Sen 10 metro inşaatını aylarca yıllarca durdurmuşsun bize 70 milyon avro borç bırakmışsın senin metro konusunda ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp, yazık etmişsin. Daha ötesi anlayış da farklı. 10 metronun 10’unu da durdurmuştuk İstanbullulardan özür dileriz demiyorsunuz. Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla birlikte yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz beş yıldır metro yapıyoruz. Yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. 10 kişi bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadı. En zor zamanda bile, pandemide bile ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile bir günde, bir haftada dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile durdurmadık. Firmalar orada yükleniciler orada. Hepsi şahit.
“İSTANBUL’UN İLÇELERİNDE BİZİ GÖREVE GETİRİN BİZ BU ŞEHİRE 500 TANE KREŞ AÇARIZ”
Bir saatlik gecikmenin bile İstanbullulara eziyeti, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, hesapsızlıktan, parasızlıktan durduran bu kendisini bilmezlere, haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz bir puan vereceksiniz. Öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz. Vallahi biliyorlar. Halkımız kime kaç puan vereceğini biliyorlar. Bunların belediyeciliğinin notu bu.2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak. Bugün Kağıthane’deydim oradaki adayımızla beraber geziyorduk. Dediler ki, başkanım siz Kağıthane’de de kreşe açınca biz de anlatınca çok eleştiri olunca apar topar bir iki binanın kıyısını, köşesini iki üç derslikli kreş olarak açmış belediye. Dedim iyi gene ders alan var. Hani ders çıkaran var. İstanbul’un ilçelerin de bizi göreve getirin biz bu şehirde 500 tane kreş açarız.
“ONLARIN TEK DERDİ VAR BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK”
En büyük şansımız Hasan başkanım gibi kıymetli bir eğitimciyle ben yola çıkıyorum Bayrampaşa’da. Eminim Hasan başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle kalitede yarışacak kreşler açacak. Kreşlerin açılmasını istiyorsak Bayrampaşa’da ve diğer ilçelerimizde o zaman Bayrampaşa’da Hasan Mutlu Başkan göreve gelecek. iki bin 2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir belediyesinin kaç yurdu vardı? Bizden önce bunların her şeyi sıfır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizden önce kaç üniversite öğrencisine kaç milletin evladına burs veriyordu? Arada bir iki diyen oldu doğru. Ama ben milletin evlatları dedim. Bir avuç insanın evlatlarına demedim. Bakın sıfır. Biz tam 300z bin milletin evlatlarına gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun. Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını yedi bin beş yüz lira verdik şimdi 15 bin lira vereceğiz. Onların döneminde bir iki kişiye torpilli burs verip yurt dışına yolladılar. AyıptıR, yazıktır. Onları bu millet hiç affetmeyecek onu söyleyeyim. Yani bakın söyleyeyim biz millete ait olanı millete veririz. Millette ne veririz? Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.
“İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK 2019’DAN SONRA BİR DEVRİMİN SAHİPLERİYİZ”
Burada başka konularımız var. Örneğin anne kart, sıfır dört yaş arası çocuğu olan annelere, kaç anne kart vermişlerdi bizden önce. Sıfır. Peki kaç tane, sıfır faizle yani vade farkı olmadan sabit taksitle sosyal konut üretebilmişlerdi 2019’dan önce. Sıfır. Bunların bütün notları sıfır. O bakımdan sevgili hemşerilerim biz sabit taksitle KİPTAY’la birlikte sosyal konut üreten tek kurum olduk. Riskli yapıların maliyetine yenilenebileceği bir sistemi biz hayata geçirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 2019’dan sonra bir devrimin sahipleriyiz. Kaç kişiyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi istihdam ofisleri kurup kaç kişi eğitip 2019’dan önce özel sektörde veya diğer yerlerde iş buldu? Sıfır. Biz 200 bine yakın gencimize iş bulduk. Bizden önce kaç kent lokantası vardı? Kaç kadın hizmet merkezi vardı? Bağımlılıkla mücadele etmek için kurulmuş kaç merkez vardı. Öğrenciler sınava hazırlanabilsin diye kaç ders atölyesi vardı? Sıfır sıfır sıfır. Bakın elde var sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine ne yapmak istiyorlar biliyor musunuz? En başta söylediğim gibi vatandaşa yine kaşıkla verip kepçeyle almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz. İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya, ya da çok tanıdıkları torpilli bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkaracaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti. Bu millet size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? Bye bye, bye, güle güle diyeceğiz onlara. İstanbullu icraatçı, halkçı, belediyeciliğin farkını gördü. İnsanının içinde insanının arasında yaptığını paylaşan her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Milletin parasını, millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi. İcraatçileri seçer öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer öyle değil mi? İstanbul’u rotasından çıkarıp israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden bir avuç insana bu millet oy moy vermez. Bu millet kapıyı gösterir kapıyı.
“KUMPASLARLA KURGULARLA MİLLETİN İRADESİNİ KIŞKIRTMAYA ÇALIŞANLARA DERS VERME ZAMANI”
31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti kumpası, yalanı bütün bu işlerin hepsini Allah’ın izniyle milletin gücüyle tarihe gömeceğiz. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirmeliyiz. Zaman particilik zamanı değil, zaman pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Hep birlikte az önce anlattığım o güçlü İstanbul ittifakını vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü, birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip büyütme zamanı. Öyle değil mi? Kumpaslarla, kurgularla kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı. Unutmayın, bakın onlar hiç değişmedi. 2019’da hatırlıyor musunuz neler yaptılar bize seçimden önce. Ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar o zaman adaletliyseler bugün de o kadar adaletliler. 2019’da, seçime giderken bu kardeşinize neler dediğini hatırlıyor musunuz? Seçimi kazandık, seçimi hukuksuz bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bir kara leke gibi geçecek şekilde iptal ettiler mi? ve hırsız dediler mi millete? Yalancı dediler mi? ve bunlar sandıklarda terörist var dediler mi? Peki bu millet ne yaptı? 810 bin kere bunlara demokrasi dersi verip sağlam bir demokrasi şamarı attı mı? Gene kendilerine gelmediler. Aynı şeyleri yapıyorlar. Bakın aynı şeyleri yapıyorlar mı? Bugün de aynı şeyleri yapıyorlar. Bugün de inanın onların dersini siz onlara vereceksiniz.
“BUNLARIN SÜRECİ BÜYÜK BİR TEHDİT SÜRECİ ARTIK”
Bunların süreci büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa daha da kötüleşecekler. Şimdi bakın İstanbul seçimini kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi milletine emek verip çalışmış bu emeklilere bu değerli büyüklerimize şu anda nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi? Bir liralık. Artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için onlara bu seçimde fırsat verirsek daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlayacaklar yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin durumu daha perişan olacak. İşçilerin durumu daha perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine üç bin 600 ek göstergeyi vermeyecekler. O onlar hiçbir zaman değişmediler, o bakımdan bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek. Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, siyaseti mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe er meydanına çağırıyorum. Onlar yol kıyılarında otobüs yakarak film çekiyorlar. Bir kumpasla dört buçuk sene önce bir il başkanlığının alımı esnasındaki bir sürecin filmi kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpas değil mi? Bunlar hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı Ankara’dan abim geldi diye şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar çalışıyorlar. Anlamadıkları bir şey var 17 bakan, aday, o, bu, şu, hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var benim arkamda 16 milyon var.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>Sosyal medyada CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için resen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti. Ayrıca Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği öğrenilmişti.
“CHP İstanbul İl Örgütü’ne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız, yapacağız demiştim”
Konuya ilişkin eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Burada yaklaşık 2 buçuk saat ifade veren Kaftancıoğlu daha sonra adliyeden ayrıldı. Öte yandan Kaftancıoğlu’nun Savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Şüpheli Kaftancıoğlu ifadesinde, “Yasa dışı yollarla elde edilen görüntü nedeniyle ‘şüpheli’ olarak ifadeye çağrılmış olmamın hukuki tanımını yapamıyorum. İlk ifadeye çağrılan ben olsaydım eğer ifadeye geldiğimde öncelikle bu gayrimeşru yollarla elde edilen görüntüler nedeniyle ifade vermeyi kabul etmezdim. Önce bu gayrimeşru görüntülerle ilgili sebep olanların ve sebep olanlarla ilgili sürecin ortaya çıkarılmasını ve bu husus ortaya çıkarıldıktan sonra bildiği her şeyi anlatacağımı ifade ederdim. 2018 Şubat ayında CHP İstanbul İl Başkanı olduğumda İstanbul örgütünün il kongresinde bir şey söylemiştim. Birincisi, İstanbul’u yeniden halka vereceğizdi. O güne kadar yapılan benim bilgim bütün il kongrelerinde adaylar İstanbul İl Başkanlığı’na yeni bir bina alacaklarını söz vermişler ama ne yazık ki İl Başkanlığı binasını alamamışlar. Ben söz vermeyeceğimi ama CHP İstanbul İl Örgütü’ne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız, yapacağız’ demiştim'” dedi.
“Alınacak olan binada bir aidiyet hissetmesi için az da olsa herkesin katkıda bulunmasını istiyorduk”
Kaftancıoğlu ifadesinin devamında, “2018’de İstanbul’un 39 ilçesinde kimi görseler, hangi partiliyle konuşsalar İstanbul örgütüne yakışan bir bina bakılmaya başlanıldı. Seçim çalışmaları başladı, bitti ve devamında yerel seçim çalışmaları başladı. Bu arada hala il binası alımı için araştırmalar devam ediyordu. Şu detayı da vereyim, Şişhane’de bulunan parti binası 5 katlı bir binanın son 2 katıydı. Bir dönem 1. kat satılığa çıktı. Bu katı almayı bile düşündük ancak arada satılmayan 2 katın bulunması, dairenin çok fazla masraf gerektirmesi nedeniyle bu binadaki daireleri almaktan vazgeçildi. Yerel seçimler bitti, ‘bir tuğla da sen koy’ dayanışma kampanyasını başlattık. Kampanya başlatıldığında emekli vatandaşın vereceği meblağla il binasının alınamayacağını ben de biliyordum ancak alınacak olan binada bir aidiyet hissetmesi için az da olsa herkesin katkıda bulunmasını istiyorduk. Bununla ilgili kampanyalar, çağrılar yaptık” şeklinde konuştu.
“Tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum”
İfadesine devam eden Kaftancıoğlu, “Arayışımız sürerken son olarak Sarıyer’de bir projede satılık bir bina olduğunu ve bu binanın il parti binası için uygun olduğu yönünde arkadaşlarımdan tavsiye aldım. Bizzat yere giderek gördüm ve çok beğendim. Görüşmelere başladık. Yanlış hatırlamıyorsam avukat, mal sahibinin bina için 43 veya 44 milyon lira istediğini söyledi. Ben de pazarlık yapılması gerektiğini ifade ettim. Bize tapular değil, Emlak Konut ile Seas Besicilik arasındaki sözleşme protokolü gelmişti. Tapusu yoktu. Mal sahibiyle görüşemeyince avukat beye tam olarak siyasi parti olduğumuzdan dolayı satış vaadi sözleşmesine istinaden bu binayı satın alamayacağımı, bu şartlar altında pazarlığa oturamayacağımı, siyasi parti olduğumuzdan dolayı ne kadar bedelle satın alma konusunda anlaşırsak o bedeli olduğu gibi tapuda resmi olarak göstereceğimizi söyledim. Siyasi partiler taşınmaz alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Sonradan öğrendiğim kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış” şeklinde konuştu.
“Satış sürecinin benimle başladığını ve el çektirildiğimi beyan etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamaktadır”
Kaftancıoğlu Savcılıkta verdiği ifadesinin devamında, “O tarihlerde uzun süredir bina arayışında olmamız ve binanın CHP il örgütüne çok yakışacağını düşündüğümden dolayı, satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım. Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altına alınması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim. Her ne kadar Taşkapan, satış sürecinin benimle başladığını ve el çektirildiğimi beyan etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta bilgi sahibi olması mümkün değildir. Kampanyayla ilgili yapılan bağışlar bankaya yatan ve resmi olarak hesaba gönderilen paralardır. Hesaplara gönderilen paraların miktarını bilmiyorum” dedi.
“Daha sonra hangi ilçe örgütüne veya hangi parti yöneticisine ne kadar para gittiğini bilmem, takip etmem mümkün değildir”
Kaftancıoğlu ifadesinde, “Paranın bir kısmının elden ödeneceğini CHP İstanbul İl örgütünün paydaşları olan il yöneticileri, ilçe başkanları, meclis üyeleri, İstanbul milletvekilleri, parti üyeleri ve parti iş adamları ile görüşerek durumu anlattım. Kendileri de sağ olsunlar bana güvendikleri için bu durumu kabul ettiler. Daha sonra hangi ilçe örgütüne veya hangi parti yöneticisine ne kadar para gittiğini bilmem, takip etmem mümkün değildir. Görüntülerdeki paraların bağış parası olduğunu biliyorum. Makbuz kesilip kesilmediğini bilmem mümkün değildir. Satın alma sürecinde CHP olarak hiç kimseye komisyon vermedik. 9 Aralık 2019’da avukatın ofisinde satıcı Ali Rıza Braka’ya 17 milyon lira para verileceğini biliyordum ancak paranın tamamı ödenememiş, geri kalan 1 milyon 490 bin liranın tapunun verileceği gün ödenmesi konusunda mutabık kalınmış” ifadelerini kullandı.
“Tuncay Yılmaz’ın orada olması bana da garip gelmiştir”
Para alışverişinin olduğu gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da olduğunu söyleyen Kaftancıoğlu, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da olduğu günlerde siyasi çalışmalar için genel başkana ben eşlik ederdim. Özgür Nas o gün oraya gideceği bilgisini verdiğinde elden ödenen paranın mutlaka tutanak altına alınmasını söyledim. Ofise giden kişilerden sadece Özgür Nas’ın orada olacağından haberim vardı. Diğer kişilerin orada olduklarını bilmiyordum. Tuncay Yılmaz’ın neden ve hangi amaçla orada olduğuna dair en ufak bir ilgim ve fikrim yoktur. Kendisini tanımam. Tuncay Yılmaz’ın orada olması bana da garip gelmiştir. Yılmaz’ın para getirip getirmediğini, getirdiyse de ne kadar getirdiğini bilmiyorum. 17 milyon liranın parti gideri olarak kaydedilip kaydedilmediğini bilmem mümkün değildir. Bu konuda gider kaydı tutmak benim yetkim ve görev alanımda olan bir şey değildir. Seçime 9 gün var. Bu soruşturmanın seçime 10 gün kalmışken CHP aleyhine siyaset eliyle yürütülen bir seçim kampanyası olduğunu düşünüyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Tuzla’da Kuzey Star tersanesini ziyaret etti. Murat Kurum’a tersane ziyareti sırasında; Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, MKYK Üyesi Barış Özeroğlu, Kuzey Star Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay İmral ve GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran eşlik etti. Ardından Gemi İnşaat Sanayicileri Birliği’ne uğrayan Kurum, tersane üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi ve toplantı yaptı.
“Vatandaşımızın nerede mülkiyet ve imar problemi varsa onları çözmek için bir irade ortaya koydum”
Tersane ziyaretinde konuşan Kurum, “Bugün burada sizlerin misafiriyiz. Sizin gibi kardeşlerimizle birlikte ben 81 ile hizmet etmeye çalıştım. Gerek Genel Müdürlük yaptığım, gerek Bakanlık yaptığım dönemde milletimiz ve şehirlerimiz için en iyisini, güzelini yapmanın gayretiyle sahadaydık. Buradaki tüm arkadaşlarımızın memleketinde emeği olan bir kardeşinizi. Hepimizin ilinde, hatta birçoğunuzun ilçesinde iş yaptım. Alın teri döktüm. Emek sarf ettim. Sizin bugün burada ekmeğinizin parası, ailenize, evinize ekmek götürebilme motivasyonuyla yaptığınız gibi biz de milletimize o hizmetleri yapmak için çalıştık, çabaladık. Afetlerde, depremlerde, sellerde, yangınlarda 2 saat sonra oradaydık. Orada milletimizin elinden sımsıkı tuttuk. ‘Ben bir daha bu evde yaşayabilecek miyim, acaba memleketimi terk etmek zorunda mı kalacağım’ o endişeli bakışların arasında hem onları sevindirebilmek ve umudu olabilmek için hep beraber bir mücadele verdik. Hamd olsun, bugün 5 yılda 365 bin konutu yaptım. Her afette, milletin yanına gittim. 46 bin konutu teslim ettim. 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi kazandırdım. İstanbul’da sadece 173 bin konutun, dönüşümünü yürüttüm. Vatandaşımızın nerede mülkiyet ve imar problemi varsa onları çözmek için bir irade ortaya koydum. Tuzla ve İstanbul’un 39 ilçesi için kentsel dönüşümden deprem dönüşümüne, sosyal konut projelerine kadar birçok projeye imza atmış bir kardeşinizim” ifadelerini kullandı.
“Deprem korkusuyla ilgili herhangi bir endişe yaşamasın”
İstanbul için bir mücadele vermek üzere yola çıktığını söyleyen Murat Kurum, “80 gündür sahadayız. Bu 80 günlük süreçte, hayallerimizi ve projelerimizi paylaştık. Ben de sizin gibi Anadolu’da yaşayan bir ailenin evladıyım. Allah nasip etti, buralara geldik. Buralarda da hep oturduğumuz koltuğu, hizmet ettiğimiz şehri emanet bildik. Bu emanet bilinciyle çalıştık. Malını, insanını, parasını emanet bildik. Bu anlayışla, 81 ile hizmet ettik. İnşallah şimdi de ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un sorunları, İstanbullu kardeşlerimizin her gün yaşadığı problemlere iyi gelmek adına bu mücadeleyi yapacağız. İstiyoruz ki; İstanbul’da yaşayan herkes mutlu olsun. Başı öne eğilmesin. Deprem korkusuyla ilgili herhangi bir endişe yaşamasın. Şu geçen 5 yıllık süreçte, İstanbul’da maalesef sözü verilen işlerin tutulmadığını görüyoruz. Hatta bırakın tutmayı, verilen vaatlerin hatırlanmadığı sürece hep birlikte şahitlik ediyoruz. Bu ülke büyüyecekse, bu şehrin sorunları halledilecekse eğer Aziz İstanbul’a ilgi göstermek lazım. İstanbul’a sevgi göstermeniz lazım. Kim olursa olsun, hangi partiye gönül verirse versin, hangi dine, inanca, mezhebe sahip olursa olsun, bizim herkesi kucaklamamız lazım. Beni tanıyanlar bilirler. Biz geçmişte, bugün de, yarın da kimseyi ötekileştiren tarafta olmadık. Elimizden geleni yaptık. Bugün Ağrı’ya da gitseniz Murat Kurum için bunu söylerler. Şırnak’, Van’a, Hakkari’ye de gitseniz, ‘Murat Kurum söylerse, yapar’ derler. Murat Kurum bunu geçmişte yaptı. Söz verdi ve sözlerini tuttu. Sözlerini tutmuş biri olarak Tuzla’dayım. Bugün bu emekçi kardeşlerimizin karşısındayım. Benim bu şehre ilişkin hayallerim var. Emanet olarak gördüğümüz ve bu emanete gözümüz gibi bakacağımız bir anlayışla çalışmak istiyoruz. Sizlere hizmet etmek istiyorum” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağıyla, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcanmış”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Gerek trafik çilesini, gerek deprem riskini, gerek hane ekonomisini yükseltecek adımları şehrin, şehremini olarak, uyum içerisinde çalışarak yapacağız. Çekişerek, bahane üreterek, bahanelerin arkasına sığınarak değil şehrin kaynaklarını şehre kullanarak, milletin parasını millete harcayarak ve milletiyle el ele tutup Türkiye Yüzyılı’nda, İstanbul’u lokomotif şehir yapacak anlayışla çalışmak istiyorum. 31 Mart’ta da sandığa gittiğinizde şu tercihi yapacaksınız; bir tarafta bu milletin geleceği için çalışanları, diğer tarafta da kendi geleceği için çalışanları göreceksiniz. Bu ülkede, bu şehirde deprem riski ortadan kalksın ve vatandaşımız başını yastığa koyduğunda, huzurla uyusun diyenlerle diğer tarafta koca 5 yılda, İstanbul’da 5 bin konutu dönüştüremeyenleri oylayacaksınız. Bu şehir de trafik çilesi bitsin, milletimiz evine huzurla, güvenle gitsin diyenleri ya da şu koca 5 yılda yapılan metro mesafesi 17.88 kilometre. Bunun dışında hiçbir iş yapılmamış. Ama İstanbul’un kaynağıyla, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcanmış. İsrafı bitirdi deyip, 500 milyon lira tabelalara reklam verilmiş. Milletin parasıyla CHP dizayn edilmeye çalışılmış. İşte balya balya parayla bir İl binasını alamadıklarını bugün görüyoruz. Kendi gazetecileri ne diyor? ‘Sen, bir İl binasını almaktan acizsin, bu şehri ve bu ülkeyi nasıl yöneteceksin’ diyor. Burada net bir şekilde anlayış farkı var. Bir tarafta beceriksiz, liyakatsiz bir yönetim. Diğer tarafta da milleti için gece gündüz çalışanlar var. Bugün, bu tersanede istihdam varsa, bu tersanede gemi üretiliyor ve vardiyalı bir sistemde bu tersane çalışıyorsa ortaya koyulan vizyon sayesindedir. Sizlerin geleceği adına atılan adımlar sayesindedir. Bu ülke TCG Anadolu gemisini yapıp, tüm dünyaya meydan okuyorsa eğer buradaki işçi kardeşlerimiz sayesindedir. Biz eğer büyümek, gelişmek ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak istiyorsak, bu anlayışla çalışmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Mesele Murat Kurum meselesi değil, mesele İstanbul’un gelecek meselesi”
Algıyla şehirdeki deprem korkusunun giderilmeyeceğini belirten Kurum, “Bahaneyle trafik çilesini bitiremezsiniz. Engellendik siyasetiyle bu şehrin sorunlarına çözüm bulamazsınız. Nitekim, şu geçtiğimiz 5 yılda bulamadığını gördük. Yapamadıklarını gördük. Ben 80 gündür sahadayken emin olun bana bir kere, bu projelerle ilgili bir soru soramadılar. Onlar da biliyor ki, bu adam gelirse, bu işi yapar. Bu adam, bunu geçmişte yaptı, bugünde yapar. İstanbul’un başkanı, İstanbullunun kardeşi olur yapar. İnşallah biz bu anlayışla, hizmet etmek için yola çıktık. Bu yol meşakkatli, bu yol zor bir yol. Biz canımızla, kanımızla, tüm motivasyonumuzla İstanbul’umuza hizmet edeceğiz. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’u içine düştüğü fetret devrinden hep birlikte yükselişini başlatacağız. Bunu sizlerle yapacağız. Emekçi kardeşlerimizle başlatacağız. İstanbullu hemşerilerimizle başlatacağız. Mesele Murat Kurum meselesi değil, mesele İstanbul’un gelecek meselesi. Ben elimden gelen her türlü gayreti sergileyeceğim. Her türlü fedakarlığı yapacağım. İstanbul için gece gündüz çalışacağım. Sizleri de benimle birlikte bu yolda yürümeye, bana yol arkadaşlığı yapmaya davet ediyorum. İnşallah sizlerin oylarıyla, İstanbul’umu içinde bulunduğu durumdan çıkaracağız. İstanbul olmazsa Türkiye olmaz. İstanbul’da bir deprem olursa, bu ülkenin milli güvenlik meselesi haline gelir. İstanbul’da Allah göstermesin bir deprem olursa, bu bir beka meselesidir. O yüzden el birliğiyle ülkemize, geleceğimize sahip çıkalım” dedi. – İSTANBUL
]]>Sosyal medyada CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için resen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla savcılığa ifade vermişti. Ayrıca Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği öğrenilmişti.
Kaftancıoğlu da ifade verdi
Konuya ilişkin CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da ‘şüpheli’ sıfatıyla savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Burada yaklaşık 2 buçuk saat ifade veren Kaftancıoğlu, işlemlerinin ardından adliyenin meydanında açıklama yaptı. Kaftancıoğlu, “Şüpheli olarak davet edilince eve girer girmez ilk yaptığım şey neydi biliyor musunuz? Evdeki ayakkabı kutularını kontrol etmek. Evdeki bütün ayakkabı kutularını açtım. Ne mutlu ki hepsi içinde ayakkabılar vardı ama bir acı gerçeklik var ki eskimiş ayakkabılarım. Şimdi gene kadın arkadaşlara anlar buradan çıkışta bir tane ayakkabı almaya gideceğim. Yani bu vesileyle ayakkabılarımın yenilenmesi gerektiğini öğrenmiş oldum. Gayrimeşru ve yasa dışı yollarla ortaya sunulan görüntülerle ilgili ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım ifade vermeyi reddederdim diyerek ifadeye başladım. O gayrimeşru yollarla kayıtları yapanların hukuk karşısında sorumluluğu neyse ortaya çıkarılır, ondan sonra bizlerin bilgisine başvurulacaksa elbette Cumhuriyet Halk Partisi’nde her şey nettir, bilgilerimizi paylaşırdık” dedi.
“Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve seçimlere giderken partimizi yıpratmak için kullanılan aparattan bir şey değildir
Kaftancıoğlu açıklamasının devamında, “Seçime kaç gün var arkadaşlar? 9 gün. İl binası ne zaman alınmış? 2019’da. Ne mutlu ki İstanbul örgütüne il binasını ne kadara alıyoruz demişsek bütün tutarı İstanbul örgütü verildiğini görmüş mal sahibine. Ama ne üzücü ki 2019’da alınmış olan ve İstanbul örgütünün büyük katkılarıyla alınmış olan il binasını seçime 10 gün kala, 9 gün kala yok montajla, dublajla herhalde uğraşacak zaman bulamadılar seçim öncesi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve seçimlere giderken partimizi yıpratmak için kullanılan aparattan bir şey değildir. Bu davada şüpheli olarak gelmem, sakın yanlış anlaşılmasın, kendimi bir şey zannettiğimden ya da önemsediğimden değil kendimi bildiğimden dolayı, yol arkadaşlarımı bildiğimden dolayı seçim öncesi yapılan ve görünen o ki seçime kadar da sürdürülmeye çalışılacakları siyasallaştırılmış yargının, yargıyı da bu sürecin parçası yaparak sürdürecekleri bir süreçlerdir” şeklinde konuştu.
“Doğru, ‘Bir tuğla da sen koy’ kampanyası”
Bir basın mensubunun, “Fatih Keleş ifadesinde elden verilen 15 milyon TL’nin tüm Türkiye’de düzenlenen bağış kampanyası parası olduğunu söyledi” şeklinde soru yöneltmesine karşı açıklama yapan Kaftancıoğlu, “Doğru, ‘Bir tuğla da sen koy’ kampanyası. Birazdan zaman tutacağım ifadeye kaç dakika sonra ulaşacaksınız. Bu sorduğunuz soruya dair ifademde uzun uzun çok detaylı bir şekilde anlattım. Oradan rahatlıkla görebilirsiniz” diye yanıtladı.
Kaftancıoğlu açıklamasının ardından adliyeden ayrıldı. – İSTANBUL
]]>2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekilen “para sayma” görüntülerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ifade verdi. Adliye çıkışında açıklama yapan Kaftancıoğlu, “Haberi alır almaz ayakkabı kutularımı kontrol ettim. Hepsinin içinde ayakkabı vardı. İfadeye çağırılan ilk kişi ben olsaydım ifade vermeyi reddederdim” dedi.
Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu. Soruşturma kapsamında 6 kişi şüpheli sıfatıyla 1 kişi ise tanık sifatıyla ifade vermişti. Eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da şüpheli sıfatıyla ifade verdi.
“SEÇİME 9 GÜN KALA CUMHURİYET HALK PARTİSİ’Nİ YIPRATMAK İÇİN KULLANILAN APARTTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR”
Yaklaşık 3 saat süren ifade işleminin ardından adliye önünde açıklama yapan Kaftancıoğlu ifadeye ilk çağırılanın kendisi olması durumunda ifade vermeyi reddedeceğini belirterek şunlara değindi:
“Hepinizin bildiği ve günlerdir takip ettiği üzere İl Başkanlığı binamızın alınmasıyla ilgili şüpheli olarak ifade vermek üzere savcılıktaydık. Ben dün gece geç saatte İstanbul’a geldim ifade vermek üzere. Şüpheli olarak davet edilince eve girer girmez ilk yaptığım neydi biliyor musunuz? Evdeki ayakkabı kutularımı kontrol etmek. Evdeki bütün ayakkabı kutularını açtım. Ne mutlu ki hepsi içinde ayakkabılar vardı. Ama bir acı gerçeklik var ki eskimiş ayakkabılarım. Şimdi bunu biraz gülerek söylüyorum ama içeride de söylediğim bir şey var tekrarlayayım, acı acı gülerek, ‘Gayri meşru ve yasadışı yollarla ortaya sunulan görüntülerle ilgili ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım ifade vermeyi reddederdim’ diyerek ifadeye başladım. İlk ben olsaydım. Önce o gayrimeşru yollarla kayıtları yapanların hukuk karşısında sorumluluğu neyse ortaya çıkarılır, ondan sonra bizlerin bilgisine başvurulacaksa Cumhuriyet Halk Partisi’nde her şey nettir, bilgilerimizi paylaşırdık. Seçime 9 gün var, il binası ne zaman alınmış, 2019’da. Ne mutlu ki İstanbul örgütüne il binasını ne kadara alıyoruz demişsek bütün tutarı İstanbul örgütü verildiğini görmüş mal sahibine. Ama ne yazık ki 2019’da İstanbul örgütünün katkılarıyla alınmış olan il binasını seçime 9 gün kala, yok montajla uğraşacak zaman bulamadılar, seçimlere giderken yıpratmak için kullanılan aparttan başka bir şey değildir. Kendimi ve yol arkadaşlarımı bildiğimden dolayı bu seçim öncesi yapılan ve görünen o ki seçime kadar da sürdürmeye çalışacakları, yargıyı da bu sürecin bir parçası yaparak sürdürecekeleri süreçlerdir.”
Kaftancıoğlu gazetecilerin “Süreci sizin başlattığınıza dair ifadeler var ne diyeceksiniz?” sorusuna, “Öyle bir şey söz konusu değildir. Kaldı ki mal sahibinin avukatının buna dair ne fikri ne de bilgisi olabilir” dedi.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, Saat 15.0 sıralarında Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Canan Kaftancıoğlu yaklaşık 2,5 saat süren ifadesinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“KADIN MUHABİRLERİ GÖRÜNCE FİKRİM DEĞİŞTİ”
Kaftancıoğlu açıklamasında, “Herkes şu an takip ettiği üzere İl Başkanlığı binamızın alınmasıyla ilgili, şüpheli olarak ifade vermek üzere savcılıktaydım. Aslında savcılıkta ifadeden sonra açıklama yapmadan ayrılmayı düşünüyordum ama sizlerin özellikle de kadınların çoğunlukta olduğunu görünce fikrim değişmiş olabilir. Saatlerce kapıda beklediğinizi görünce sizler en azından hiçbir şey söylemeden gitmenin sizlerin emeğinize haksızlık olacağını düşündüğüm için bu açıklamayı yapıyorum.” dedi.
Canan Kaftancıoğlu“İFADEYE İLK BEN ÇAĞRILSAYDIM İFADE VERMEYİ REDDEDERDİM”
Kaftancıoğlu dün gece geç saatlerde İstanbul’a geldiğini belirterek, “Şüpheli olarak davet edilince eve girer girmez ilk yaptığım şey, neydi biliyor musunuz? Evdeki ayakkabı kutularını kontrol etmek. Evdeki bütün ayakkabı kutularını açtım. Ne mutlu ki hepsinin içinde ayakkabılar vardı. Ama bir acı gerçeklik var ki eskimiş ayakkabılarım, şimdi gene kadın arkadaşlar var. Buradan çıkışta bir tane ayakkabı almaya gideceğim. Yani bu vesileyle ayakkabılarımın yenilenmesi gerektiğini öğrenmiş oldum. Şimdi bunu biraz gülerek söylüyorum ama içeride de söylediğim bir şeyi tekrarlayayım, acı acı gülerek Aziz Nesin’in dediği gibi değerli arkadaşlar, gayri meşru ve yasa dışı yollarla ortaya sunulan görüntülerle ilgili ilk ifadeye çağrılan ben olsa idim, ifade vermeyi reddederdim diyerek ifadeye başladım. İlk ben olsaydım. Önce o gayrimeşru yollarla kayıtları yapanların hukuk karşısında sorumluluğu neyse ortaya çıkarılır, ondan sonra bizlerin bilgisine başvurulacaksa elbette Cumhuriyet Halk Partisi’nde her şey nettir. Bilgilerimizi paylaşırdık.” diye konuştu.
“SEÇİME 9 GÜN KALA YARGIYI SÜRECİN PARÇASI YAPARAK SÜRDÜRECEKLERİ SÜREÇTİR”
Kaftancıoğlu, seçime 9 gün kaldığını belirterek, “Ne kadar üzücü ki 2019’da alınmış olan İstanbul İl Örgütünün katkılarıyla alınmış olan il binasını, seçime 9 gün kala, yok montajla, dublajla herhalde uğraşacak vakit bulamamışlar seçim öncesi. Cumhuriyet Halk Partisini, partimizi yıpratmak için kullanılan aparattan bir şey değildir. Ve bu davada şüpheli olarak gelmem, yanlış anlaşılmasın kendimi önemsediğimden değil, kendimi bildiğimden dolayı, yol arkadaşlarımı bildiğimden dolayı, seçim öncesi yapılan ve seçime kadar da sürdürmeye çalışacakları siyasallaştırılmış yargının, yargıyı da bu sürecin parçası yaparak sürdürecekleri bir süreçlerdir. İçeride de İl Binasının alımına dair bütün sorulanları aynı size anlattığım gerçeklikte yanıtladım.” dedi.
Canan KaftancıoğluGAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
Canan Kaftancıoğlu, “Süreci sizin başlattığınız ancak el çektirildiğiniz iddiaları var?” sorusuna “Öyle bir şey söz konusu değildir. Kaldı ki mal sahibinin avukatının buna dair ne fikri, ne de bilgisi olabilir. Öyle bir ifadeyi niye verdiği konusunda fikrim yok” diye yanıt verdi. “Görüntü kayıtlarının Tuncay Yılmaz’a verildiği” sorusuna ise Kaftancıoğlu, “Bilmediğim konuda yorum yapamam” dedi. “Fatih Keleş’in ‘Bir tuğla da sen koy’ kampanyası yapıldığı yönünde ifade verdiğinin” sorulması üzerine Kaftancıoğlu, bu konuda detaylı ifade verdiğini belirtti.
]]>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul’daki ziyaretleri kapsamında Bayrampaşa’da vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Koca, cuma namazını Yıldırım Mahallesi Barbaros Camii’nde kıldıktan sonra Ali Fuat Başgil Caddesi esnafı ile cuma pazarı esnafını ziyaret etti.
“Bayrampaşa’ya da 400 ile başlayıp 500 yataklı hastane yapacağız”
Giyim ürünleri satan bir esnaf, Bakan Koca’ya ziyareti sırasında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ameliyat geçirdiğini, ilgi, alaka ve hastane imkanlarından dolayı memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Koca, “Çam ve Sakura gibi hastanelerimizin sayısını artırmak lazım. Şimdi Sancaktepe’de daha büyüğü devam ediyor şehir hastanesi olarak. Bayrampaşa’ya da 400 ile başlayıp 500 yataklı hastane yapacağız” şeklinde konuştu.
“85 bin metrekare kapalı alanı olan 400 yataklı 100 yoğun bakım yatağı olan bir hastane olacak”
Bayrampaşa’da yapılacak hastaneyle ilgili bilgi veren Bakan Koca, “Bayrampaşa’da geciken bir sağlık hizmetimizin olduğunu söyleyebilirim. Şu an gördüğümüz hastane 13 bin metrekare kapalı alanı olan 100 yataklı bir hastane. Bayrampaşa’nın daha büyük bir ihtiyaca cevap verebileceği üçüncü basamak bir hastaneye ihtiyacı var. Bayrampaşa’ya yapılacak olan üçüncü basamak hastanenin ihalesi yapıldı, yer teslimi yapıldı. 2025 yılı aralık ayında bitmek üzere planlandı, ihalesi ona göre yapılmış oldu. Firma da belli olmuş oldu. Yapılacak olan hastanenin büyüklüğü proje değişikliği yapılarak 85 bin metrekare kapalı alanı olan 400 yataklı 100 yoğun bakım yatağı olan bir üçüncü basamak hastane olacak. Yani bütün birim, branşların yetkin olduğu bu anlamda hastanın bir başka hastaneye sevkinin olmadığı şeklinde planladığımız bir hastane inşa edilecek” dedi.
“Yapılacak olan hastane depreme dayanıklı 256 izolatörlü bir hastane olacak”
Hastanenin depreme dayanıklı olarak inşa edileceğini ifade eden Bakan Koca, “Burada özellikle bütün birimler olduğu gibi anjiyo ünitesi olarak bilinen yerde 4 anjiyo cihazı planlandı. Onkoloji ve diğer birimlerimizde burada olacak. Bayrampaşalı kardeşlerimizin bir başka ilçeye veya hastaneye sevkinin yapılmadan gelecek yıl sonu itibariyle üçüncü basamak hastaneye kavuşmuş olacak. Otopark sorununun olduğunu biliyoruz. Proje değişikliği yapılarak 400 araçlı otoparklıydı onu da 800 araçlı bir otoparka dönüştürdük. Yapılacak olan hastane depreme dayanıklı 256 izolatörlü bir hastane olacak. Bu anlamda da yeni nesil hastanelerimizden birisi olacak” ifadelerini kullandı.
“Şu an Türkiye’de toplam yoğun bakım doluluk oranı yüzde 69, İstanbul’da da yüzde 72”
Yoğun bakım oranları ile ilgili bilgi veren Bakan Koca, “Türkiye’de özellikle 2 ay öncesine kadar kısmen İstanbul’da biraz daha belirgin yoğun bakım sorunu yaşadığımızı biliyoruz. Şu an Türkiye’de toplam yoğun bakım doluluk oranı yüzde 69, İstanbul’da da yüzde 72. Servis yatak doluluk oranı Türkiye’de yüzde 60, İstanbul’da da yüzde 66 oranında. Bu anlamda yoğun bakım ve servislerde Türkiye’de olmadığı gibi İstanbul’da da 2 ay önceki yoğunluk söz konusu değil. Bu anlamda daha rahatız” cümlelerini kullandı.
“Vatandaşımızın da bize destek olmasını bekliyoruz”
Randevu ile ilgili sorunların çözümü için çalıştıklarını söyleyen Bakan Koca, “MHRS, randevuyla ilgili yer yer bir takım sorunları vatandaşımızın yaşadığını biliyoruz. Özellikle yan dal branşlarında bu sorunu yer yer yaşıyoruz. Bununla ilgili yoğun çalışmalarımızın olduğunu biliyorsunuz. Yan dal uzmanlık dahil olmak üzere kanun değişikliği yapılarak, en son geçen ay yapılan sınavın yüzde yüze yakın doluluğu söz konusu. Yaşadığımız sorunlarla birlikte vatandaşımızın da bize destek olmasını bekliyoruz. Bazı branşlarla ilgili bu sorunun daha belirgin olduğunu biliyoruz. Bunu aşmak için çaba gösteriyoruz. Vatandaşımızın da bu anlamda üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz” diye konuştu.
“Üzerimize bakanlık olarak düşeni, vatandaşımızın da üstüne düşeni yapmasını bekliyoruz”
Randevu sistemi ile ilgili sorunu çözmek için çalışma yaptıklarını söyleyen Bakan Koca, “Bayrampaşa’da geçen yıl bakılan toplam hasta sayısı 1 milyon 100 bin, randevuyla gelen hasta sayısı 400 bin. Randevusunu aldığı halde gelmeyen kişi sayısı 110 bin. Bu doğru bir şey değil. Ödeyemeyeceğimiz bir vatandaşın hakkını, sağlık hizmetini almak için engel olmamalıyız. Bu noktada hassasiyet göstermeliyiz. 400 bin randevu ile gelen ama 110 bin kişide randevusunu aldığı halde gelmeyen vatandaşımız var. 110 bin tedavi edilme imkanı olabilecek hastamızın hakkı alınmış olur. Hepimiz birlikte üzerimize bakanlık olarak düşeni, vatandaşımızın da üstüne düşeni yapmasını bekliyoruz. Gelecek aydan itibaren özellikle randevusunu alıp gelmeme durumuna karşı, bir takım çalışmalar yaptık. Bunu aşama olarak sorunu çözene kadar devam edeceğimizi söylemek istiyorum” cümlelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka ve İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti. Ayrıca Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği ve CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun da ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermeye çağrıldığı öğrenilmişti.
“Çantayı avukatın makam odasında bana verdiği sırada odada ben, Muammer Keskin ve avukat Ergün Özer vardı”
Konuya ilişkin Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel de ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Şüpheli Öksel’in Savcılığa verdiği ifadesi de ortaya çıktı. Şüphelinin ifadesinde, “2019 yerel seçimlerinden sonra Kasım ayında Şişli Belediye Başkanı Özel Kalemi olarak Bakanlık onayıyla istisnai memuriyet atama yoluyla görev yapmaya başladım. Hala da Şişli Belediyesi’nde memur olarak gözüküyorum. Şu anda hala görevlendirmeyle Şişli Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Soruşturmaya konu görüntülerin çekildiği 9 Aralık 2019’da (o tarihlerde Belediye Başkanı’nın özel kalemi olarak görev yapıyordum) Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin beni, kendisinin avukatı Ergün Özer’in Harbiye tarafında bulunan ofisine çağırdı. Avukatın ofisine gittiğimde görüntülerde benim elimde bulunan çantayı bana verdi. Çantayı avukatın makam odasında bana verdiği sırada odada ben, Muammer Keskin ve avukat Ergün Özer vardı. Başka birisi yoktu” dedi.
“Küçükçekmece Belediye Başkanının oğlu olduğu belirtilen şahıs da oradaydı”
Şüpheli Öksel ifadesinin devamında, “Çantayı aldığımda içinde para olduğunu biliyordum ancak parayı nereye götüreceğimi, götürme amacımı bilmiyordum. Olayın Belediye Başkanı’nı kendi şahsi olayı olduğunu ve bu nedenle avukatının yanında bana çantayı teslim ettiğini düşündüm. Muammer Keskin çantayla birlikte bana şu anda hatırlayamadığım bir adres verdi ve çantayı oraya götürmemi istedi. Çantayı alarak tek başıma görüntülerin çekildiği avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gittim. Başkanın bana vermiş olduğu kağıtta açık adres yazılı olduğu için adresi bulmak için kimseyle iletişime geçmedim. Doğrudan bana söylenen yere gittim. Ofise girdiğimde orada o tarihte CHP İl Başkan Yardımcısı olan Özgür Nas ve yine il Başkanının basın danışmanı olan Can Poyraz oradaydı. Onları görünce partiyle ilgili bir durum olduğunu anladım. Oraya gittiğimde tanımadığım ancak dün (21 Mart 2024 tarihinde) Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Küçükçekmece Belediye Başkanının oğlu olduğu belirtilen şahıs da oradaydı. Masanın başında duruyorlardı, masa üzerinde para vardı ve paralar sayılıyordu. Ben de laptop çantası boyutunda bir çantanın içinden paraları çıkararak masanın üzerine bıraktım ve koltuğa oturdum. Yaklaşık 5-10 dakika oturduktan sonra ofisten tek başıma ayrıldım” diye konuştu.
“Orada da bulunarak paranın ne kadar olduğunu sormadım, hala da ne kadar teslim ettiğimi bilmiyorum”
Görüntülere yansıyan paranın nereden geldiğini ve nasıl temin edildiğini bilmediğini söyleyen şüpheli, “Ben sadece o tarihte Şişli Belediye Başkanı olan Muammer Keskin’in bana verdiği çantayı alarak sorgulamadan bana verdiği adrese götürdüm ve oradaki kişilere teslim ettim. Benim olaya dahilim bu kadardır. Para çantasını teslim aldığımda içinde ne kadar olduğunu bilmiyordum. Muammer Keskin bana paranın nereden geldiğini ve nereye harcandığını söylemedi. Çantayı teslim edeceğim kişinin ismini söylemedi. Sadece belirtilen ofise götür ve teslim et dedi. Ben de amirimin verdiği talimata uyarak çantayı götürdüm ve ofiste içindeki paraları çıkartıp masanın üzerine koydum. Görüntülerde bulunan kişiler paraları saydılar. Ofise gittiğimde Özgür’den CHP İstanbul İl Parti Binasının satın alınacağını öğrendim. Ofiste bulunanlardan sadece Nas ve Poyraz’ı tanıdığım için odada bulunan diğer kişilerle muhatap olmadım. Bu kişilere ‘tamam mı, bir sorun var mı’ diye sordum. Onlar da ‘tamam, sorun yok, her şey yolunda’ diye söylediler. Orada da bulunarak paranın ne kadar olduğunu sormadım, hala da ne kadar teslim ettiğimi bilmiyorum. Muhtemelen Belediye Başkanı benim parayı teslim ettiğim kişilere ne kadar gönderdiğini söylemiştir. Bunun üzerinde ofisten ayrılarak Şişli Belediyesi’ndeki ofisime gittim. Daha sonra Başkan Muammer Keskin ile bu konuyu konuştuğumuzda ne yaptığımı sordu, ben de bana verdiği adrese gittiğimde, Nas ve Poyraz’ın orada olduğunu, CHP İstanbul İl Binası’nın satın alındığını öğrendiğimi söyledim. O da bana ‘evet, evet, biliyorum zaten’ dedi. Bu konu bu şekilde kapandı. Daha sonra bir daha bunun üzerinde konuşmadık” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kurum, AK Parti Maltepe Belediye Başkan adayı Kadem Ekşi ile birlikte ilçe merkezindeki AK Nokta önünde halka hitap etti.
Meydandaki kalabalıktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Kurum, “Görüyoruz ki bu meydan bugün kararını vermiş. Maltepe artık kararını vermiş. Bu meydan, ‘reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik’ diyor. Maltepe yeniden İstanbul diyecek, yeniden sandıkları patlatacak, yeniden rekorlar kıracak.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un geride kalan 5 yılda mutsuz ve huzursuz olduğunu, şehrin liyakatsizliğe ve beceriksizliğe mahkum edildiğini aktaran Kurum, CHP’li İBB ve Maltepe Belediyesi’nin halkın temel problemlerini çözmediğini ve taleplerini karşılamadığını öne sürdü.
Kurum, şöyle devam etti:
“Deprem konusu belediyede görüşülürken kapı arkasında Zoom toplantısında CHP’yi dizayn etmek için çalıştılar. Kentsel dönüşümde ne İstanbul’a ne Maltepe’ye dair tek bir çivi çakmadılar. ‘Her yıl 20 bin, 5 yılda 100 bin konut dönüştüreceğiz.’ dediler, 5 binini bile yapmadılar. 5 yıldır yapmadıkları gibi şimdi de utanmadan, sıkılmadan milletimizin karşısına çıkıp, ‘125 bin konutta dönüşümün önünü açacağız.’ diyorlar. 5 yıldır dönüşüm namına tek bir adım atmayan sizsiniz. ‘Deprem dönüşümüne gerek yok.’ diyen sizsiniz. Depreme dayanıksız binaları yenilememize karşı çıkan, bunun için de projelerimizi iptal ettirmek için mahkeme mahkeme dolaşan sizsiniz.”
“Bunların 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey, İstanbul”
Kentsel dönüşüm ve sosyal projelerine değinen Kurum, İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a harcayarak çalışacağı vaadinde bulundu.
İstanbul’un en önemli sorunlarının başında trafik ve ulaşımın geldiğini vurgulayan Kurum, şunları söyledi:
“İstanbullular trafik çilesinden illallah etmiş durumda. Toplu ulaşım artık yerini toplu eziyete bıraktı. Bugün metro ve metrobüs duraklarının hali ortada. Yatırım yapmadıkları gibi bizim İstanbul’a kazandırdığımız başarıların üzerine konmaya çalışıyorlar. Halbuki bu CHP’li Belediye başkanın son 5 yılda yaptığı tek bir metro ihalesi bile yok. Bunların 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey var, o da İstanbul’dur. Bir de bizim dönemimizde temeli atılan onlarca projemiz var. Bunlar temel atmaktan hoşlanmadıkları için onların üzerine de beton döktüler, hafriyat döktüler. Peki Ulaştırma Bakanlığımız ne yaptı? Bunların elinde heba olacak olan, Başakşehir-Çam ve Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir Hattını aldı, 38 ayda bitirdi. Demek ki neymiş, çalışınca oluyormuş. İsteyince oluyormuş, dertlenince çözülüyormuş.”
Maltepe’ye Botanik parkı sözü
Murat Kurum, 1 Nisan’dan sonra da Maltepelilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, ilçeye ilişkin projelerini şu ifadelerle anlattı:
“Kentsel dönüşüm projelerini ilçenin dört bir yanına yayacağız. Yarımburgaz Mahalle’mizde kentsel dönüşüm ve kıyı rekreasyon projemizi hayata geçireceğiz. Maltepeli ve İstanbullu kardeşlerimizin temiz bir nefes alması için 8 milyon metrekare büyüklüğe ulaşacak İstanbul Botanik Parkı’nı Maltepe’de kuracağız. Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattını sizlerin hizmetine sunacağız. Maltepe-Samandıra raylı sistem hattını 2,e5 yıl içerisinde tamamlayarak sizlere armağan edeceğiz. Bu beceriksiz yönetim hiçbir şey yapmadığı gibi bir de utanmadan sıkılmadan bizim İstanbul’a, Maltepe’mize kazandıracağımız eserleri eleştiriyor. ya sen cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u kaderine terk ederken, ben deprem bölgesinde 180 bin konutun temelini atıyordum. Sen, kendi genel başkanını devirmek için otel odalarında gizli toplantılar yaparken, ben İstanbul’da 365 milyar liralık yatırım yapıyordum. Sen İstanbul’u, vatandaşlarımızı kara kışa teslim edip büyükelçilerle yemek yerken, ben İstanbul’un 39 ilçesinde 80 bin yuvayı vatandaşlarımıza teslim ediyordum.”
Seçimlere bir haftalık süre kaldığını hatırlatan Kurum, halkın ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğini dile getirdi.
Mevcut İBB yönetimi tarafından çile çeken İstanbulluların ve Maltepelilerin, Cumhur İttifakı’nı seçeceğine inandığını söyleyen Kurum, vatandaşlardan, kendisiyle birlikte Maltepe adayı Kadem Ekşi’ye de oy verme talebinde bulundu.
Programa, AK Partili bazı milletvekilleri, AK Parti, MHP ve BBP ilçe başkanları ile geçtiğimiz haftalarda Yeniden Refah Partisi ilçe başkanlığından istifa ederek AK Parti’ye geçen Erol Karakoç da katıldı.
]]>İstanbul’un en genç belediye başkan adayı BTP İBB Adayı Cihan Erdoğanyılmaz, Radyo Trafik’te Cezayir Doğan’ın sunduğu Seçim Trafiği programına konuk oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Gençlerin önünü açalım” çağrısını değerlendiren Erdoğanyılmaz, “Madem CHP Genel Başkanı gençlerin önünü açalım diyor, adayını çeksin, ben İBB’nin en genç adayıyım beni desteklesin” dedi.
Belediye başkanlığı yarışındaki rakiplerine seslenen BTP adayı, “Ekrem Bey ve Murat Bey karşıma çıksın, İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunlar güçlü aday değil, bunlar geleceğimizi karartan, İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceğini heba eden insanlar. Güçlü aday, bilimsel-teknolojik yaklaşımla, Milli Ekonomi Modeli öğretisi ile Atatürk’ün öğretisi ile çözüm üreten adaydır. Güçlü aday Bağımsız Türkiye Partisi’nin adayıdır. Bu yüzden halkımızdan medya manipülasyonlarına kulak asmadan bize destek vermelerini rica ediyorum” diye konuştu.
“İSTANBUL’U YAPAY ZEKA DEVRİMİNİN GÖZBEBEĞİ HALİNE GETİRMEK İSTİYORUZ”
Endüstri devrimini kaçırdığımız için Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıldığını belirten Cihan Erdoğanyılmaz, yapay zeka devriminin ne kadar önemli olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Atatürk, Cumhuriyet döneminde endüstri devrimlerini yakalamamızı sağladı ama şu anda bakıyoruz yapay zeka devrimini kaçıran, sadece seyirci konumunda kalan bir hüviyete büründük.
Bizim İstanbul’un yapay zeka tabanlı projelerle trafik sorununun çözülmesi için, tarımsal üretimin artması için, deprem sorununun çözülmesi için çok ciddi çalışmalarımız var. Digitist sistemi kurmayı düşünüyoruz. İstanbul’u yapay zeka devriminin gözbebeği haline getirmek istiyoruz. Bunun da fizibilite çalışmalarını, Bağımsız Türkiye Partisi AR-GE merkezinde yaptık.
İstanbul’da bir veri merkezi kuracağız. Bu veri merkezinde hem genç yapay zeka startuplarının İstanbul’da olmasını sağlayacağız hem de şehrin sorunlarına yönelik geliştireceğimiz teknolojileri üreteceğiz. Biz seçildiğimiz taktirde Ekrem Bey, Murat Bey, diğer adaylar gibi Londra Chatham House’a gidip kredi talep etmeyeceğiz. Ben kendi üniversiteme gideceğim ‘arkadaşlar başlıyoruz’ diyeceğim.”
TRAFİK SORUNUNA AKILLI ÇÖZÜMLER
BTP’nin genç adayı İstanbul’daki trafik sorununu çözmek için oluşturdukları projeleri de anlattı.
Çin’in Hangzhou şehrinde akıllı sinyalizasyon sistemi ile trafiğin yüzde 15 oranında hızlandığını belirten Cihan Erdoğan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Biz İstanbul’da çok ciddi ulaşım hataları olduğu için modelleme-similasyon teknikleri ile kısa vadede trafiğin önemli ölçüde azalacağını düşünüyoruz. Tabi orta ve uzun vadede İstanbul’un şehir planının değişmesi lazım, ciddi yol çalışmaları yapılması gerekiyor. Siyasilerin verdiği kararlarla olacaklar işler değil bunlar. Biz araştırma enstitüleri kuracağız. Araştırma enstitülerinde trafik mühendisliği birimimiz olacak. Trafik mühendisleri modelleme-similasyon çalışmaları ile bu sorunu çözecekler. Araştırma enstitülerinde aynı zamanda İstanbul’un deprem sorununun çözülmesi için, gıda sorununun çözülmesi için ayrı ayrı birimler olacak. Biz bu birimlerle, bu bilim insanları ile rasyonel, radikal kararlar vererek İstanbul’u yöneteceğiz.”
]]>“GYODER Gösterge” 2023 4. Çeyrek Raporu’na göre, 2023 yılı dördüncü çeyrek konut satışları, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yaklaşık yüzde 23,9 gerileme kaydederek 325 bin 852 adet oldu.
2023 yılı genelinde ise toplam konut satışları bir önceki yıla göre yüzde 17,5 düşüşle 1 milyon 225 bin 926 adede gerileyerek son 8 yılın en düşük seviyesine indi.
Lojistik stokunun yüzde 95’i kullanılıyor
Rapora göre, 2023’te toplamda 135 bin metrekare lojistik depo kiralama işlemi gerçekleşti.
Gerçekleşen depo kiralama işlemlerinde geçen yıla göre alan bakımından yüzde 137’lik önemli bir artış kaydedilse de işlemler arz kısıtı nedeniyle 5 yıllık ortalama kiralama işlem hacminin yüzde 26 altında gerçekleşti. İstanbul Asya pazarındaki arzın sınırlı olması nedeniyle işlemler Kocaeli ve İstanbul Avrupa bölgelerinde yoğunlaştı.
İstanbul ve Kocaeli illerinde 2023 yılı 4. çeyrek itibarıyla toplam lojistik stokunun yüzde 95’i kullanılıyor. İstanbul Avrupa yüzde 2, İstanbul Anadolu yüzde 1,1 ve Kocaeli yüzde 1,8 boşluk oranı görülüyor.
Raporda İstanbul’da depo altyapısını güçlendirmeye yönelik stratejik çözümlere ihtiyaç duyulduğuna ve organize lojistik bölgelerinin oluşturulması amacıyla arazi tahsislerinin zorunlu olduğu ifade edildi.
2025’te AVM arzı 14,5 milyon metrekareye ulaşacak
Rapora göre, 2023’te büyük çaplı ofis yatırım işlemi gerçekleşmemişken orta ve uzun vadede yatırım işlemlerinin hızlanması bekleniyor.
2023 4. çeyrek itibarıyla 12 ayda İstanbul genelinde toplam kiralama işlemi 315 bin metrekare olarak gerçekleşirken, 4. çeyrekte boşluk oranı ise yüzde 12,1 olarak gerçekleşti.
2023’ün 4. çeyrek dönemi itibarıyla Türkiye’deki mevcut alışveriş merkezi arzı 446 adet alışveriş merkezinde 14 milyon metrekare seviyesini geçti.
2023’te ülke genelinde toplam 137 bin metrekare kiralanabilir alana sahip 5 alışveriş merkezi açılarak perakende pazarına giriş yaptı. Mevcutta 532 bin metrekare kiralanabilir alana sahip 16 adet alışveriş merkezi inşaat halinde. 2025 yılı sonu itibarıyla tamamlanması planlanan projeler ile birlikte Türkiye genelinde toplam arzın 14,5 milyon metrekare seviyesine ulaşması bekleniyor.
GYF pazarı yüzde 121 büyüdü
Rapora göre Gayrimenkul Yatırım Fonlarının (GYF) büyüklüğü bir önceki çeyrek döneme göre yüzde 56,5 artış göstererek 75,8 milyar lira seviyesine ulaştı. GYF pazarı toplam büyüklüğünün, 2018 son çeyreğinden itibaren her çeyrek pozitif yönde arttığı gözlemlendi.
Bu yılın dördüncü çeyrek rakamları, 2022’nin aynı çeyreği ile kıyaslandığında GYF pazar büyüklüğü son bir yıllık periyotta yüzde 121,7 büyüme gerçekleştirerek 34,2 milyar lira seviyesinden 75,8 milyar lira büyüklüğe ulaştı.
GYO sayısı 48’e yükseldi
Raporda, 2023’ün yeni Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) kuruluşları açısından önemli bir yıl olarak göze çarptığı kaydedildi.
2023’te 9 yeni GYO kuruldu ve toplam GYO sayısı 48’e yükseldi. 2022’de 245 milyar lira olan GYO’ların toplam piyasa değeri, bu 9 yeni GYO ile birlikte son çeyrekteki küçülmeye rağmen 343 milyar liraya ulaştı.
Halka açıklık oranının 2022 sonundaki değeri olan yüzde 45,3’ten yüzde 43,9’ya gerilediği 2023’te fiili halka açıklık oranı ise bir puanlık düşüşle yüzde 32,43 olarak gerçekleşti. Yabancı çıkışının devam ettiği 2023’te net çıkışlar 135 milyar liraya ulaştı.
“Gayrimenkul ve konut fonlama mekanizması kurulmalı”
Raporda, “Gayrimenkul ve Konut Fonlama Mekanizmalarının” kurulmasının faydalı olduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen GYODER Başkanı Neşecan Çekici, arz ve talebin dengelenmesinin zaman alabileceğinin unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çekici, “Ancak fiyatların devamlı artması sürdürülebilir bir durumda değil. Gerek TCMB verileri gerekse de diğer kurumların verileri ‘balonlaşma’ eğilimi gösteren bazı taşınmaz türlerinin sönümlendiğine işaret etmektedir. İnşaat ve buna bağlı sektörlerin etkin işleyişi ile talebin daha sağlıklı oluşması için bazı kurumlara ihtiyaç duyulduğunu gözlemlemek mümkün. Bunların başında ise fonlama mekanizmalarının oluşumunun sağlanması ve fon akışlarının daha rasyonel bir biçimde tedarik edilmesi gelmekte. Ancak bu yapı tüm bileşenleri ile hayata geçirildiğinde ekonominin tümü için ciddi bir kazanım sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen ‘Ahıska Türkleri ile Sahur Sofrası’ programına katıldı. Programa Kurum’un yanı sıra Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Nurettin Amankul, Dünya Ahıska Türkler Birliği (DATÜB) Genel Başkanı Ziyatdin Kassanov, milletvekilleri, derneklerin yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Ahıskalılar, sürgünden sonraki yıllarında bile çok zor şartlarda yaşadılar”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Ahıskalılar, geçmişte çok büyük acılar yaşadı, çok büyük sıkıntılar çekti. Anavatanlarından sürüldüler. Eşyalarını alamadan, cenazelerini bile defnedemeden evlerinden çıkmak zorunda kaldılar. Sürgün edildiler. Ne acıdır ki dünyanın birçok coğrafyasına gitmek zorunda kalan on binlerce Ahıska Türk’ü göç yolunda son nefesini vatan hasretiyle verdiler. Biz hala o sürgünde, o vagonlarda hayatını kaybeden ailelerimizin, gençlerimizin, yavrularımızın, büyüklerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Ahıskalılar, sürgünden sonraki yıllarında bile çok zor şartlarda yaşadılar. Kendi kimliklerini, kendi kültürlerini korumaya çalıştılar. Asimile olmamak için büyük mücadeleler verdiler ama onca sıkıntıya, onca zorluğa rağmen bu asil millet, kimliğini korumayı sonuna kadar başardı. Biz biliyoruz ki, Ahıska susturulmaya çalışılsa da Ahıskalı kardeşlerim dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, atalarının devrettiği mirası ve kültürü ebediyete kadar yaşatacaklar. Türkiye sizin ana vatanınızdır” dedi.
“Deniz ulaşımını muhtemel afetlerde de kullanabilmek için yaygın hale getireceğiz”
Yaklaşık 80 gündür İstanbullu kardeşlerine hizmet etmek için yola çıktığını dile getiren Kurum, “Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz hizmet ettiysek, tüm sorunları çözmek için Türkiye’miz için mücadele verdiysek, şimdi de İstanbul’umuzun fetret devrine son verip yükselişe geçmesi için gece gündüz çalışacağız. Bu şehrin bekleyen sorunları var. Bu sorunların başında da deprem ve ulaşım sorunu geliyor. 1 Nisan’da İstanbullu kardeşlerim bize mührü verdiklerinde ilk işimiz bu aziz şehri afetlere karşı dirençli hale getirmektir. Muhtemel bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı bir seferberlik ruhuyla hayata geçirmektir. Bu ruhla daha önce İstanbul’da nasıl 80 bin konutu yapıp, 173 bin konutumuzu dönüşüme tabi tuttuysak, şimdi de 5 yılda 650 bin konutumuzu dönüştüreceğiz. İstanbulluların evlerinde huzur ve güvenle yaşaması için canla başla mücadele edeceğiz. İstanbul’un ulaşım sorununu da çözüme kavuşturmak için hızlıca harekete geçeceğiz. Metro hatlarımızı ilk 5 yıl içerisinde 650 kilometreye çıkaracağız. İki yakaya yapacağımız tünellerimizle, kavşaklarımızla, 250 bin araçlık otoparkımızla İstanbul’un trafik çilesini çözmek için canla başla çalışacağız. Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul hedefimizi gerçekleştireceğiz. Deniz ulaşımını muhtemel afetlerde de kullanabilmek için yaygın hale getireceğiz. Metrobüslerdeki problemi çözmek için İstanbul’un araç filosunu her sene yenileyeceğiz” şeklinde konuştu.
“Vatandaşımızın elini sımsıkı tutup yüzü gülene kadar da bırakmadık”
“Bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek” diyen Kurum sözlerini şöyle sürdürdü: “5 yılda Türkiye’nin her ilinde 365 bin yeni konut yapmış bir kardeşiniz olarak buradayım. Kastamonu’da, Bartın’da, Rize’de, Artvin’de, Giresun’da sel felaketinin vurduğu şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırdık. Elazığ ve Malatya depreminin ardından yaptığımız çalışmalarla milletimizi huzurlu ve güvenli yuvalarına kavuşturduk. Güzel İzmir’imizde binlerce sağlıklı konutu vatandaşlarımıza 1 yılda kazandırdık. Manavgat’ta büyük yangın sonrası 1 yıl geçmeden yaptığımız yeni sıcak yuvaları vatandaşlarımıza söz verdiğimiz gibi biz teslim ettik. Asrın felaketinde 11 ilde 180 bin konutun temelini 3 ayda attık. Bugüne kadar ne söz verdiysek yerine getirdik. Milletimizin yanından bir an olsun ayrılmadık. Vatandaşımızın elini sımsıkı tutup yüzü gülene kadar da bırakmadık. Dönüşüm bizim işimiz, şehircilik bizim işimiz, gerçek belediyecilik anlayışı bizim işimiz. İşte bizim rakibimizle farkımız bu. Bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri, ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atan bu kardeşinizi seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’daki trafik sıkışıklığını yüzde 90’lar seviyesine çıkaranları, ya da yeni ulaşım yatırımlarıyla trafik çilesini bitirecek olan kadroları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular hizmetin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçecektir.” – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ’ın Genel Müdürü Ali Kurt, AKP’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un seçime yönelik vadettiği 650 bin sosyal konut projesini eleştirdi. Kurt, “Artık son dönemde TOKİ mağdurları diye bir kavram gelişti Türkiye’de. Biz Türkiye’de KİPTAŞ olarak sabit taksitle sosyal konut üretilebileceğini gösterdik. Başka biri bu vaatte bulunsaydı karşılığı olabilirdi ama Sayın Bakan’ın bu işin en başında bulunduğu kurumdayken, ki karnesi ortada, performansı ortada. Çok gerçekçi değil” dedi. Kurt teslim edilen konut sayıları hakkında ise şu bilgiyi verdi: “TOKİ’nin 2019’dan 2024’e kadar İstanbul’da teslim ettiği konut sayısı 8 bin 500. Biz KİPTAŞ olarak 10 bin 39 tane teslim ettik. Bu hafta sonu 550, önümüzdeki hafta içi de 850 konutu daha teslim edeceğiz. Yani 11 bin 200 rakamını bulacağız”
AKP’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un yerel seçime yönelik çalışmaları kapsamında vadettiği 650 bin sosyal konut projesine karşı eleştiriler sürüyor. İBB iştiraki KİPTAŞ’ın Genel Müdürü Ali Kurt da dün Kadıköy’de katıldığı bir projenin temelinin atılması sonrasında konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirme yaptı. Kurt, şunları dile getirdi:
“Murat Bey bu vaatlerini yerine getirebilir mi, bence getiremez. Çünkü bu yapının, yani konut üretiminin başında olan Toplu Konut’un da bağlı olduğu Çevre Şehircilik Bakanlığı yaptığı 5 yılda bu kadar konut üretememiş bir kişinin bir büyükşehir belediye başkanıyken bunu yapması gerçekçi değil. Artı, İstanbul’da 650 bin konut yapmak için gerekli imarlı arsa hiçbir kamu kurumunda yok. Milli Emlak’ta da yok, TOKİ’de de yok, büyükşehirde de yok. Yani gerçekçi vaatler değil ama maalesef biz seçim dönemlerinde hep 50, 100, 250 bin konut kampanyaları, gerçekçi olmayan konut kampanyaları duyuyoruz. Bu da üzücü bir şey. Çünkü vatandaşın kafasını karıştırıyor ve zaman kaybediyoruz. Şu anda TOKİ’nin 2019’dan 2024’e kadar İstanbul’da teslim ettiği konut sayısı 8 bin 500. Biz KİPTAŞ olarak 10 bin 39 tane teslim ettik. Bu hafta sonu 550, önümüzdeki hafta içi de 850 konutu daha teslim edeceğiz. Yani 11 bin 200 rakamını bulacağız. Yani iki kurumu topladığınızda yapan sayı 20 bin 5 yılda. Şimdi siz tüm Türkiye’de ürettiğiniz konut sayısını masaya yatırdığınızda Sayın Eski Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un, bu sayılara ulaşamamışken büyükşehir belediye başkanı olunca nasıl ulaşacak? Bu gerçekçi değil.
“TAMAMEN SEÇİM YATIRIMI”
Büyükşehrin bütçesi açısından da gerçekçi değil. Tamamen bir seçim yatırımı. Biz hep söylüyoruz. Kurumları hiçbir zaman kötülemiyoruz. Toplu Konut kurumu, önemli bir kurumdur ama son dönemde kötü yönetilen bir kurumdur. Artık son dönemde TOKİ mağdurları diye bir kavram gelişti Türkiye’de. Biz Türkiye’de KİPTAŞ olarak sabit taksitle sosyal konut üretilebileceğini gösterdik ve bu dönemde dört tane projenin temelini atıp tamamladık. Sosyal konut kapsamında dört proje, normalde 50 farklı noktada şantiyemiz vardı. Bunların 34 tanesine yakınını tamamladık ama Toplu Konut İdaresi, sabit taksitle sosyal konut üretemiyorken Türkiye’de, gelip İstanbul’da 650 bin konut yapacağım, 100 bin depo konut yapacağım gibi vaatler maalesef gerçekçi değil. Umarım bizim yaptığımız modellerden örnek alırlar ve merkezi yönetim de sabit taksitle vatandaşa sosyal konut edinme imkanı sunar. Bizim tek beklentimiz budur. Bu da iş birliğiyle ancak olabilecek bir şey. Şu anda aslında İstanbul’daki riskli yapıların çözümü noktasında şöyle bir avantajımız var.
“BİRLİKTE ÇALIŞALIM ÇAĞRIMIZA KARŞILIK BULAMADIK”
Merkezi yönetim farklı bir siyasi yapı, yerel yönetim farklı bir siyasi yapı; bu iki siyasi yapı yan yana gelip tek sesli bir söylemde bulunursa vatandaşı ikna etme konusunda çok daha hızlı yol alırız ama maalesef biz bir türlü bir araya gelemedik. Bunun da bu dönemi aslında seçim propagandası olarak kullanılmasından kaynaklı olduğunu görüyoruz. Çünkü biz her dönem dedik ki merkez yönetime, ‘Gelin, riskli yapıda oturanlara uygun kredi imkanları sunalım’. İstanbul Yenileniyor’da 1,7 milyon insanı kapsayan bir başvurumuz var ve insanlar bu borç yükünün altından kalkamıyorlar. O yüzden kamu bankalarının bu insanlara destek olması lazım ama bir türlü bu birlikte yapalım, çalışalım çağrımıza karşılık bulamadık. Demek ki sebebi de seçimmiş. İnsan canını etkileyen konularda böyle davranılması tabii ki üzücü ama tekrar söylüyorum. Başka biri bu vaatte bulunsaydı karşılığı olabilirdi ama Sayın Bakan’ın bu işin en başında bulunduğu kurumdayken, ki karnesi ortada, performansı ortada. Çok gerçekçi değil.”
]]>“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”
“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”
“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.
“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.
İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.
“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”
Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.
“Onların umurunda olan balya balya paralar”
Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.
Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.
“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”
Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.
“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”
İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.
“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”
Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.
“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”
Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.
“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”
Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.
“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”
Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.
Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.
CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.
“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”
CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı.
]]>“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”
“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”
“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.
“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.
İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.
“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”
Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.
“Onların umurunda olan balya balya paralar”
Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.
Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.
“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”
Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.
“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”
İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.
“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”
Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.
“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”
Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.
“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”
Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.
“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”
Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.
Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.
CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.
“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”
CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı.
]]>Beyaz TV’de Gündem Özel programına konuk olan Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da verdiği vaatleri yerine getirmediğini, aynı vaatleri bu seçimde de tekrar ettiğini kaydetti.
İmamoğlu’nun, İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek yerine CHP’yi dizayn etmekle uğraştığını söyleyen Kurum, “İBB Meclisinde deprem görüşülürken, gidip orada Zoom toplantıları üzerinden kongreyi dizayn etmeler gibi bir sürü şeyi zaten kendileri de anlatıyorlar. Buradaki sorun ilgisizlik, liyakatsiz bir kadroyla çalışmak, beceriksizlik. Bizim tüm vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Bu vaatlerin hepsini 6 aylık, bir yıllık eylem planlarıyla hızlı şekilde hayata geçireceğiz. 1 Nisan’da biz ne yapacağımızı biliyoruz ama onlar ne yapacağını bilmiyor.” diye konuştu.
İstanbullunun suyunun çamur gibi aktığını ve içilemediğini dile getiren Kurum, İBB yönetiminin 5 yılda bir damla su kaynağı getirmediğini, yeni arıtma ve isale hattı yapmadığını ifade etti.
İSKİ’nin elektrik parasını ödeyemeyecek hale getirildiğini söyleyen Kurum, “İSKİ’yi yönetenlerin kim olduğu belli değil. Sonuçta burası, bu işi yapacak belediyenin iştiraki. Öyle becerikli arkadaşlar vardı ki orada geçmişte. Haliç’in koktuğu günleri hatırlıyoruz. Ora temizlendi. Bu şehrin her yerine içme suyu götürüldü. İstanbul susuz kalacak diye korkulu günlerle beklediğimiz süreçte bakın hiç susuz kalmıyor. Niye? Bu yatırımlar sayesinde. Sen yapmıyorsun, yapana engel oluyorsun, eleştiriyorsun. Üstüne gidiyorsun, temel atmama töreni yapıyorsun. Devlette devamlılık esas. Bunlar devlet yönetmemiş. Şu anda kendileri de yönetmiyor zaten.” dedi.
Sayıştay raporlarına da yansıdı
Kurum, İmamoğlu’nun İBB Başkanlığına geldikten hemen sonra ihtiyaç dışı diye gösterip Yenikapı’da toplattığı belediye araçlarından daha fazlasının alındığını ve bu araçların birçoğunun belediye dışında başkalarının hizmetine verildiğini, Sayıştay raporlarında da buna işaret edildiğini anlattı.
İmamoğlu’nun tabelalara “İsrafı bitirdik.” yazdırdığını söyleyen Kurum, şöyle konuştu:
“Sen İstanbul’u bitirdin, ne israfından bahsediyorsun? Şu koca 5 yılda ilgisizliğin, beceriksizliğin, liyakatsizliğin İstanbul’u bitirme noktasına getirdi. Sonra da çıkıp ‘Başardık.’ diyorsun. Neyi başardın? İstanbul’u durdurmayı, trafiği çile haline getirmeyi, deprem korkusunu daha da büyütmeyi, İstanbul’a bir litre içme suyu kaynağı getirmemeyi başardınız. Sonra da çıkıp bu reklam tabelalarına 500 milyon lira harcıyorlar. Düşünebiliyor musun? Belediyenin kendi tabelası. Olsa olsa baskı ücreti olur. Biz şimdi bütün baskılarımızı yenileyeceğiz. Kaç lira olduğu belli. Emin olun, onun yüzde 1’ine İstanbul’daki bütün tabelaları asarım. Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Niye? Algıyla yönetmeye çalışıyor.”
Kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal projelerini anlatan Kurum, İmamoğlu’nun açtığı 11 kent lokantasını marifetmiş gibi anlattığını kaydetti.
Kadir Topbaş’ın İBB Başkanlığı döneminde ramazanda günde 500 bin kişiye ücretsiz yemek verildiğini, diğer aylarda 1,5 milyon kişinin ücretsiz yemek yediğini, sadece Üsküdar’da her gün 30 bin kişiye ücretsiz yemek verildiğini aktaran Kurum, “Bunları hiç duyuyor musunuz? Biz çıkıp da medyada böyle bir şey konuşmayız. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Bizim geliri en az olan ilçemizde, en az onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş yapmış gibi anlattığımızı gördünüz mü? Ben ulaşımı, depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmayacağım. İki gecede İstanbul’un 39 ilçesine açarız onu. İki günlük konsere verdiği 550 milyon lirayla İstanbul’un 39 ilçesinde çok modern hatta kiralayarak değil satın alarak kent lokantası mıdır, sosyal tesis midir, vatandaşımızın ihtiyacı olan kütüphane midir, kıraathane midir, bunları yaparsın zaten.” diye konuştu.
Para sayma görüntüsü
Kurum, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerinin sorulması üzerine, “Televizyonlara çıkamıyorlar farkında mısınız? Niye çıkamadıklarını biliyor musunuz? Bu soruyu sormamak kaydıyla televizyona çıkmak istiyorlar. Niye saklıyorsun, ne varsa açıklayın milletimize şeffaf bir şekilde. İnsanımız da aydınlansın. O kadar çelişkili açıklamalar yapıyorlar ki. Bir bakıyorsunuz avukat başka bir şey diyor, öbürü başka bir şey diyor, eski il başkanları farklı bir yorum yapıyor.” dedi.
CHP’nin DEM Parti ile ilişkisinde de şeffaf olmadığını dile getiren Kurum, şöyle devam etti:
“Biz her şeyi bugüne kadar şeffaf şekilde yürüttük. Süreçlerimizle ilgili vatandaşımızı detaylı bilgilendirdik. Milletimizin beklediği de odur. Bir bakıyorsunuz 22 ilçede aday göstermiyorlar. Bir tarafta meclis üyeliklerini paylaşıyorlar. Diğer taraftan aday çıkarıyorlar. Bakıyorsunuz, Esenyurt adayı diyor ki ‘Beni Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel aday gösterdi.’ Öbür tarafta çıkıyor bu aday diyor ki ‘Esenyurt çok büyük bir ilçedir, dolayısıyla nüfusu Anadolu’daki büyükşehirlerden fazladır, burada referandum yapalım.’ Böyle açıklamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Önce baktık DEM bir aday çıkardı. Sonra Kandil’den talimat geldi, dediler ki ‘Biz aday değiliz.’ Ondan sonra başka adaylar çıktı, ‘Kandil bizi işaret etti.’ Orada şöyle bir ittifak yapılması gerekir diye göstermeye çalıştılar. Gelinen süreçte de ittifakı, ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında açıklamaya çalışıyorlar. Kapı arkası siyaseti. Ama milletimiz zaten burada kirli ittifakın ne olduğunu net bir şekilde biliyor.”
Kurum, Yeniden Refah Partisinin bu seçimdeki tutumunun sorulması üzerine, CHP belediyeciliğinin sıkıntılarını bu parti seçmeninin iyi bildiğini, bunu göz önünde bulundurmalarını beklediğini söyledi.
]]>İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.
“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.
İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.
“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”
Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.
“Onların umurunda olan balya balya paralar”
Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.
Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.
“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”
Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.
“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”
İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.
“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”
Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.
“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”
Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.
“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”
Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.
“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”
Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.
Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.
CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.
“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”
CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı. – İSTANBUL
]]>Çete üyelerinin Maltepe’de kurdukları noktalarda kodlarla birçok uyuşturucu madde tezgahı kurdukları anlaşıldı
Çetenin, Kadıköy’de bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’e çarpıp ölümüne neden olduğu gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası alan örgüt yöneticisinin suçu örgütteki başka birine yıkmaya çalıştığı tespit edildi
İSTANBUL – Çıkar amaçlı suç ağına yönelik İstanbul merkezli 7 ilde düzenlenen ve 111 şüphelinin yakalandığı “Mahzen-15” adı verilen operasyona ilişkin yeni detaylara ulaşıldı. Kadıköy’de, otomobiliyle bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’e çarpıp ölümüne neden olduğu gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası alan örgüt yöneticisi Temel Ünlü’nün, suçu örgütteki başka birinin üstlenmesine çalıştıkları belirlendi.
Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince, “uyuşturucu madde ticareti”, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “silahla yaralama”, “iş yeri kurşunlama” ve “yağma” gibi suçlara karışan çıkar amaçlı organize suç ağının fertlerine yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 111 şüphelinin polisteki ifade işlemleri devam ediyor. İstanbul narkotik polisi, çete elebaşılığını Özay Ç. ve Mert Ç.’nin yürüttüğü suç ağını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile uzun süreden beri teknik ve fiziki takibe aldı.
Polis uyuşturucu tezgahlarının kodlarını çözdü
Emniyet ekiplerince organize çeteye karşı yapılan çalışmalarda, çete üyelerinin İstanbul’un Maltepe ilçesindeki mahallelerde kurdukları noktalarda “Relax”, “Zümrüt”, “Arap”, “Esenkent”, “Happy” ve “Hayalet” gibi kodlarla birçok uyuşturucu madde tezgahı kurdukları anlaşıldı. Zanlıların, vardiya usulüne göre 24 saat boyunca zehir ticaretini gerçekleştirdikleri anlaşıldı.
Çıkar amaçlı suç örgütü fertlerinin, polis tedbirlerine karşın kendi aralarında dışa kapalı internet tabanlı oluşturdukları uygulamalar üzerinden teknik takibe takılamamak için sesli olarak arama gerçekleştirip mesajlaştıkları ortaya çıkarıldı. Ayrıca sivil ve resmi polislerin bölgede devriye yaptıkları sırada emniyet araç plakalarını birbirleri ile paylaşarak yakalanmalarının önüne geçmeye çalıştıkları öğrenildi. Yapılan saha çalışmalarında ayrıca kurulan noktalarda “gözcü” bulunduran ve o sayede sözde kendi güvenlik tedbirlerini oluşturan çetenin, bu yöntemle 24 saat boyunca uyuşturucu satışı gerçekleştirdikleri belirlenirken, bölgede yaşayan vatandaşlara ise cebir, şiddet, korku unsurlarını kullanarak daha fazla şikayet etmelerini engelledikleri, suç duyurusunda bulunan vatandaşların şikayetlerini geri çektirdikleri kaydedildi.
Çete elebaşı, Kadıköy’de bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’ün ölümüne neden olduğu kazayı çete üyesine yıkmaya çalışmış
Ayrıca çete elebaşı ve yöneticilerinin karıştığı olayları suç ağındaki diğer üyelerin üstlendiği tespit edildi. Çetenin, bu usulle adli birimleri yanıltmaya çalıştıklarını saptayan emniyet ekipleri, Kadıköy’de, otomobiliyle bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’e çarpıp ölümüne neden olduğu gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası alan ve örgüt yöneticisi olduğu belirlenen Temel Ünlü’nün de bu yöntemle suçu yine suç örgütü üyesi Mehmet C.Ç.’nin üstlenmesine çalıştıklarını deşifre etti.
Operasyonun geçmişi
Yürütülen polisiye çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa, Samsun, Diyarbakır ve Erzincan’da peş peşe operasyon gerçekleştiren güvenlik güçleri, çete elebaşlarının da olduğu 111 şüpheliyi gözaltına aldı. Söz konusu baskınlarda ise 4 kilo 300 gram eroin, 2 kilo 180 gram metafetamin, muhtelif miktarda esrar, bonzai, kokain ve uyuşturucu hap, çok sayıda şarjör, fişek, 7 ruhsatsız tabanca ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 161 bin 370 lira ele geçirildi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dün şahsi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul merkezli 7 ilde düzenlenen Mahzen-15 operasyonlarıyla “Çetinler” olarak bilinen organize suç örgütünün çökertildiğini ve şüphelilerin gözaltına alındığını duyurmuştu.
]]>Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince, “uyuşturucu madde ticareti”, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “silahla yaralama”, “iş yeri kurşunlama” ve “yağma” gibi suçlara karışan çıkar amaçlı organize suç ağının fertlerine yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 111 şüphelinin polisteki ifade işlemleri devam ediyor. İstanbul narkotik polisi, çete elebaşılığını Özay Ç. ve Mert Ç.’nin yürüttüğü suç ağını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile uzun süreden beri teknik ve fiziki takibe aldı.
Polis uyuşturucu tezgahlarının kodlarını çözdü
Emniyet ekiplerince organize çeteye karşı yapılan çalışmalarda, çete üyelerinin İstanbul’un Maltepe ilçesindeki mahallelerde kurdukları noktalarda “Relax”, “Zümrüt”, “Arap”, “Esenkent”, “Happy” ve “Hayalet” gibi kodlarla birçok uyuşturucu madde tezgahı kurdukları anlaşıldı. Zanlıların, vardiya usulüne göre 24 saat boyunca zehir ticaretini gerçekleştirdikleri anlaşıldı.
Çıkar amaçlı suç örgütü fertlerinin, polis tedbirlerine rağmen kendi aralarında dışa kapalı internet tabanlı oluşturdukları uygulamalar üzerinden teknik takibe takılamamak için sesli olarak arama gerçekleştirip mesajlaştıkları ortaya çıkarıldı. Ayrıca sivil ve resmi polislerin bölgede devriye yaptıkları sırada emniyet araç plakalarını birbirleri ile paylaşarak yakalanmalarının önüne geçmeye çalıştıkları öğrenildi. Yapılan saha çalışmalarında ayrıca kurulan noktalarda “gözcü” bulunduran ve o sayede sözde kendi güvenlik tedbirlerini oluşturan çetenin, bu yöntemle 24 saat boyunca uyuşturucu satışı gerçekleştirdikleri belirlenirken, bölgede yaşayan vatandaşlara ise cebir, şiddet, korku unsurlarını kullanarak daha fazla şikayet etmelerini engelledikleri, suç duyurusunda bulunan vatandaşların şikayetlerini geri çektirdikleri kaydedildi.
Çete elebaşı, Kadıköy’de bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’ün ölümüne neden olduğu kazayı çete üyesine yıkmaya çalışmış
Ayrıca çete elebaşı ve yöneticilerinin karıştığı olayları suç ağındaki diğer üyelerin üstlendiği tespit edildi. Çetenin, bu usulle adli birimleri yanıltmaya çalıştıklarını tespit eden emniyet ekipleri, Kadıköy’de, otomobiliyle bisiklet sürücüsü Doğanay Güzelgün’e çarpıp ölümüne neden olduğu gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası alan ve örgüt yöneticisi olduğu belirlenen Temel Ünlü’nün de bu yöntemle suçu yine suç örgütü üyesi Mehmet C.Ç.’nin üstlenmesine çalıştıklarını deşifre etti.
Operasyonun geçmişi
Yürütülen polisiye çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa, Samsun, Diyarbakır ve Erzincan’da peş peşe operasyon gerçekleştiren güvenlik güçleri, çete elebaşlarının da olduğu 111 şüpheliyi gözaltına aldı. Söz konusu baskınlarda ise 4 kilo 300 gram eroin, 2 kilo 180 gram metafetamin, muhtelif miktarda esrar, bonzai, kokain ve uyuşturucu hap, çok sayıda şarjör, fişek, 7 ruhsatsız tabanca ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 161 bin 370 lira ele geçirildi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dün şahsi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul merkezli 7 ilde düzenlenen Mahzen-15 operasyonlarıyla “Çetinler” olarak bilinen organize suç örgütünün çökertildiğini ve şüphelilerin gözaltına alındığını duyurmuştu. – İSTANBUL
]]>Operasyonlarda elebaşlarının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 63 şüpheli yakalandı
ANKARA – İstanbul, Muğla ve İzmir merkezli 5 ilde jandarma tarafından düzenlenen “Mahzen-16” operasyonlarında; İstanbul’da Mahsun Özer’in (Ehli Keyif), Muğla’da Çetin Çağlayan’ın (Çetebeli), İzmir’de Harun Pehlivan’ın (Kardeşler) elebaşılığını yaptığı 3 ayrı organize suç örgütü çökertildi. Operasyonlarda elebaşlarının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 63 şüpheli yakalandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; İstanbul, Muğla ve İzmir merkezli 5 ilde jandarma tarafından düzenlenen “Mahzen-16” operasyonlarında; İstanbul’da Mahsun Özer’in (Ehli Keyif), Muğla’da Çetin Çağlayan’ın (Çetebeli), İzmir’de Harun Pehlivan’ın (Kardeşler) elebaşılığını yaptığı 3 ayrı organize suç örgütünün çökertildiğini belirterek operasyonlarda elebaşlarının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 63 şüphelinin yakalandığını kaydetti.
“Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini, çeteleri tek tek çökertip adalete teslim edeceğiz” diyen Bakan Yerlikaya operasyonlarla ilgili şu bilgileri verdi:
“Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; İstanbul ve Hatay’da düzenlenen operasyonlarda 35 şüpheli yakalandı. Organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; örgütün faaliyetleri kapsamında çevrimiçi yasa dışı bahis sitelerinde kullanıcı tanımlama ve para transferlerini sağladıkları, bilgisayar sistemleri üzerinden örgütün merkezi haline getirdikleri İstanbul, Şile ilçesinde kiraladıkları gizli giriş ve çıkışı bulunan lüks bir villada, yasa dışı bahis oynanmasını sağladıkları ve şüphelilerin banka hesaplarında yaklaşık 1 milyar TL para hareketliliği bulunduğu tespit edildi.
İzmir, Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Kiraz ve Ödemiş ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 13 şüpheli yakalandı. Organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, fuhuşa yer temin etme, mala zarar verme, hırsızlık ve yağma, suç delillerini yok etme ve gizleme, 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarını örgütlü olarak işledikleri tespit edildi.
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Muğla İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Muğla, İstanbul ve Antalya’da düzenlenen operasyonlarda; silahlı tehdit, hile ve şantaj yoluyla köylülere ait arazilere el koyma, köylülere ait arazileri satarak haksız kazanç sağladıkları tespit edilen organize suç örgütü üyesi 15 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 6’sı tutuklandı. 7’si hakkında adli kontrol kararı verildi.
Operasyonlar sonucu çok sayıda ruhsatsız tabanca, 18 adet bilgisayar, 203 adet banka/kredi kartı, muhtelif miktarda uyuşturucu madde, çok sayıda senet, satış sözleşmesi, tapu evrakı, telefon, taşınabilir bellek ve dijital materyal ile çok miktarda altın ve Türk Lirasına el konuldu.
Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve operasyonları gerçekleştiren kahraman jandarmamızı tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. Milletimizin duası sizinle.”
]]>Kurum, TV100’de yayınlanan Özel Röportaj programında Gürkan Hacır, Cansu Canan Özgen ve Başak Şengül’ün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Anketlere ilişkin “Ham olarak 3 puan öndeyiz ama bunu dağıttıkları zaman 2 puana kadar getirdik.” bilgisini paylaşan Kurum, oy oranının 44 küsur gözüktüğünü, rakibinin oy oranının ise 42’lerde olduğunu belirtti.
Kurum, araştırmalarda yüzde 8 ila 15 arasında kararsız seçmen göründüğünün aktarılması ve sahada muhalif seçmenin kendisine karşı tutumu, muhalif ve kararsız seçmenin kendisine neden oy vermesi gerektiğinin sorulması üzerine, aslolan İstanbul’da huzurlu, güvenli yaşamaksa kararsız seçmenin de sandık başına gittiğinde “Burada trafik çilesini kim bitirir? Depremle ilgili bu işin tecrübeli ismi kimdir?” kıyasını yapacağını ifade etti.
Yeniden Refah Partili seçmenin, CHP belediyeciliğinin ne anlama geldiğini en iyi bilenler olduğunu söyleyen Kurum, “Yeniden Refah Partisinin oylarının sandıkta size mi yöneleceğini düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, bir önceki seçimde Yeniden Refah Partili seçmenin Cumhur İttifakı’nın içinde olduğunu, gelinen süreçte onların da kendi adaylarını ilçelerde, büyükşehirde, farklı illerde gösterdiklerini anımsattı.
Kurum, İstanbul’un Necmettin Erbakan’ın rüyası olduğuna, böyle kutlu bir şehri en güzel haliyle korumanın, kollamanın, gelecek nesillere aktarmanın Erbakan’ın en büyük beklentisi olduğuna işaret ederek, “Şimdi bu beklentiyi gerçekleştirecek bir seçime gidiyoruz. Bu seçim ister istemez iki aday arasında gerçekleşecek. Alınan oylar üzerinden partiler var olup yok olma mücadelesi vermeyecek. Yeniden Refah Partili seçmenimiz de bunu çok iyi biliyor.” diye konuştu.
Yol yaparken “Bu seçmen CHP’liymiş, MHP’liymiş, İYİ Partiliymiş veya DEM Partinin seçmeniymiş. Oraya yol getirelim, getirmeyelim.” gibi bir kıyas yapmayacaklarını, herkese hizmet edeceklerini vurgulayan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla burada kendisine yapılan eziyeti çok iyi biliyor Yeniden Refah Partili seçmenlerimiz. Geriye dönüp baktıklarında CHP belediyeciliğinden aldıkları hizmetleri de biliyor. İstanbul’umuzun o ellerdeyken nasıl bir hizmet aldığını ve şu gelinen 5 yıllık süreçte bahaneden başka bir şey üretilmediğini en iyi onlar biliyor. Dolayısıyla burada eğer aslolan bu ülkenin menfaatiyse, aslolan 783 bin kilometrekare vatan toprağıysa, ay yıldızlı bayrağımızsa eğer, sandıkta Yeniden Refah Partili seçmenimiz gidip orada bu iradeden yana tavrını koyacaktır. Mesele Murat Kurum değil. Burada mesele siyasi bir görüş meselesi de değil. Mesele İstanbul’un geleceği meselesidir. O yüzden Yeniden Refah Partili seçmenimiz de Cumhuriyet Halk Partili seçmenimiz de İstanbul’a gönül veren, geleceğini düşünen herkesin ortak kanaati, geleceği adına bu işleri yapacak olan liyakatli kadrolara, orada iş yapan, eser üreten kadrolara destek olmaktır. Ben sandıkta da böyle olacağına inanıyorum.”
“Eş başkan Özel, Kur’an kurslarına giden çocuklarımızı ‘Orta Çağ zihniyeti’ olarak ifade ediyor”
“Siz şaşırdığınızı ifade etmiştiniz Yeniden Refah Partisinin tavrına ve Ayasofya üzerinden bunu aktarmıştınız.” denilerek, Yeniden Refah Partisinin bu kararına bakış açısı sorulan Kurum, şunları kaydetti:
“Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok rahmetli Erbakan Hoca’mız isterdi. Orası cami olsun, ibadete açılsın, orada ezanlar sonsuza dek yankılansın, en çok onun istediği durumdu. Şimdi bu gerçekleşmiş. Yeniden Refah Partili seçmen sandığa gittiğinde, ‘Ayasofya’nın zincirleri kırılmış, ibadete açılmış.’ diyenlere mi yoksa ‘Müze olsun, ne gerek vardı?’ diyenlere mi destek olacak? Bunu düşünecek, öyle değil mi? İşin sonunda Cumhur İttifakı’ndan parça koparmak öbür tarafta Cumhuriyet Halk Partili adaya yarayacak. Eğer bunu istiyorsak burada tartışacak bir şey yok ama ben Yeniden Refah Partili seçmenin böyle bir şey istediğini düşünmüyorum. Eş başkan Özgür Özel ne diyor? Bizim Kur’an kurslarına giden çocuklarımızı ‘Orta Çağ zihniyeti’ olarak ifade ediyor. Bu çocukları ‘Orta Çağ zihniyeti’ olarak ifade eden bir anlayışa mı destek olacak Yeniden Refah Partili seçmen. Ben olacağına inanmıyorum. Çünkü bize bir faydası yok.”
“Özgür Bey CHP’ye kendi iradesiyle gelmedi”
İBB Başkan adayı Kurum, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na “eş başkan” demesinin nedeninin sorulması üzerine, şöyle konuştu:
“Çünkü bugün bütün milletimiz de görüyor ki Özgür Bey CHP’ye kendi iradesiyle gelmedi. Burada İstanbul’un kaynaklarıyla kongrede delegelerle yapılan çalışmalar, kapı arkasında zoom toplantıları üzerinden dizayn çalışmaları, kirli ittifaklarla birlikte saf dışı bırakma çalışmaları, İstanbul’un hizmetleri dururken ilgisinin, alakasının parti kongresine verildiği ve o manada oranın dizayn edildiği bir süreci hepimiz gördük. Bunu kendileri söylüyorlar. Kendi genel başkanlarını sırtından hançerleyen bunlar değil mi?”
“Kendi iradesiyle gelmedi.” cümlesinde “Özgür Özel’i getiren irade” olarak kimi kastettiği sorulan Kurum, “O irade bugün buradaki seçim sürecini yürüten, bir önceki süreçte o 6’lı-7’li masayı toplayan iradedir. O irade dağıldı şimdi başka bir irade, yine aynı anlayışla öbür tarafta ittifak yapıyor, yapılan ittifakın ne olduğunu bilmiyoruz, açıklayamıyorlar. Bunlar birilerinin maşası. Dert İstanbul’a hizmet etmek değil, ‘Ne yapalım, ne edelim de Erdoğan’ı devirelim, yıpratalım.'” değerlendirmesinde bulundu.
İmamoğlu’nun kent lokantalarıyla ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “O korkusundan, endişesinden uyuyamıyor. Nedeni o değil. O kadar endişeli ki sahayı, anketleri görünce ondan dolayı… Nerede Murat ismini duysa ‘Hani, nerede?’ falan diyor, danışmanının ismini bile değiştirebilir. Soru soruyorlar, ‘Murat Bey’le istişare ettik.’ diyorlar. ‘Ya onunla da mı ettiniz?’, ‘Yok, yok sizin danışmanınız olanla.’ falan. Murat ismi korkulu rüyası onun şu an, ondan dolayı uyuyamamıştır.” dedi.
“379 kilometre raylı sistemi 650 kilometreye çıkaracağız”
İstanbul’un ulaşım ve trafik sorununa ilişkin bilgiler veren Kurum, “5 yılda Ulaştırma Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı metronun 5 katını açmış.” ifadesini kullandı.
Haziran 2019 sonrası İstanbul’da 145,7 kilometre metro açıldığını kaydeden Kurum, bunun 81,8 kilometresini Ulaştırma Bakanlığının, kalan 63,9 kilometrenin 18 kilometresini İBB’nin yaptığını, 45,9 kilometresinin de önceki AK Parti döneminde yapıldığını aktardı.
5 yıl içinde açılan metro hatlarına 2019 öncesi ve sonrasında yapılan katkı oranlarına ilişkin verileri de tablo halinde paylaşan Kurum, “Bunlar bizim yaptığımız işlere bile sahip çıkıyorlar. Rahmetli Kadir (Topbaş) abi döneminde temelini attığımız işleri, ‘Ben yaptım’ diyerek, yalan söylüyorlar. Böyle bir şey olabilir mi?” diye konuştu.
“Yeni açılanların hepsiyle birlikte 379 kilometre metro hattı açılmış oldu. Biz bu 379’u 650 kilometreye çıkaracağız.” diyen Kurum, Beylikdüzü TÜYAP’tan binen vatandaşın kesintisiz şekilde Boğaz’ı geçip Söğütlüçeşme’ye ve Cevizli’ye gidebileceğini dile getirdi.
Yılda 55 kilometre metro yapacaklarını bildiren Kurum, İstanbul ulaşımında metro gitmeyecek tek ilçe kalmayana kadar çalışacaklarını vurguladı.
Metrobüsün yükünü almak ve oradaki çileyi bitirmek için bu raylı sistemi yapacaklarını ifade eden Kurum, metrobüsteki yolcu sayısının şu an 2019’la aynı olduğunu, sıkıntının anlayıştan kaynaklandığını söyledi.
İSKİ’nin danışmanla yönetildiğine işaret eden Murat Kurum, “İstanbul’u bir rant olarak görüyorlar. En acısı burası. İstanbul’daki makamları, mevkileri kendi gelecekleri için orada herkese pay etmeye çalışıyorlar. Kırklareli Belediye Başkanına ‘Aday olma sen, gel ben sana İstanbul’da daire başkanlığı, genel müdürlük vereyim’ diyenler bu işi nasıl çözecekler?” şeklinde konuştu.
Yapılacak metro projelerini tek tek anlatan Kurum, İstanbul Havalimanından Sabiha Gökçen Havalimanına hem yolcu hem lojistik taşıyacak hızlı metro hattı inşa edeceklerini, metrobüsün Beylikdüzü’nden Silivri’ye uzatılacağını, iki yakaya toplam 122,2 kilometre tünel yapacaklarını, 250 bin araçlık otopark inşa edeceklerini söyledi.
İstanbul’u bütün halinde değerlendirip lojistik güzergahları şehrin kuzeyine alacaklarını vurgulayan Kurum, “Sadece bu adımla yüzde 25 trafik azalacak. Ağır vasıta trafiği kuzeye taşınacak. Bu projeleri yaptığımızda İstanbul trafiği çile olmaktan çıkacak.” dedi.
Murat Kurum, İstanbul’un taksi sorununu ise 6 ayda çözeceğinin altını çizdi.
Kadınlara ve gençlere yönelik projelerine de değinen Kurum, dünyanın en büyük girişimcilik merkezini İstanbul Havalimanına kazandıracaklarını kaydetti.
CHP’deki para sayma görüntüleri
Murat Kurum, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerinin sorulması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu görüntülerin yansımasıyla birlikte milletimizi net bir şekilde aydınlattıklarını söyleyemeyiz. Çok çelişkili ifadeler veriyorlar. Eski İl Başkanı diyor ki ‘Gitsinler müteahhite, genel müdüre sorsunlar.’ Öbür taraftan kendilerine yakın bir gazeteci diyor ki ‘Bir il binasını bile almayı beceremeyenler bu ülkeyi, bu şehri nasıl yönetecek’ diyor. Dolayısıyla burada aydınlanması gereken konular var… Öbür belediyeden şu kadar gelmiş, bilmem nereden bu kadar gelmiş, şuradan şu kadar gelmiş. ‘İstanbul’un kaynakları nereye gidiyor?’ diye soruyoruz ya. İşte giden yerler gözüküyor. Vatandaşımız otobüs hattı eksikliğinden şikayet ediyor, burada balya balya paralarla poz veriyorlar. Burada aydınlanması gereken bir konu var. Kanun, hukuk nezdinde gereği yapılıyor. Neticeyi de göreceğiz. Bu hoş bir şey değil. Hoş olmadığını kendileri de ifade ediyorlar. Her İstanbullu gibi biz de bu konunun aydınlanması, kamuoyu nezdinde gerçekten detaylarıyla birlikte bilgi verilmesini bekliyoruz.”
]]>“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, KKTC Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ve çok sayıda vatandaş katıldı. Protokol ve katılımcılar program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz” diye konuştu.
“30 yılda çok aşamalar kaydettik”
Programda konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar “Şimdi 30 yıl önce böyle bir salonda o zaman İBB Başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı davet ettiğimizde Kıbrıs’ın geleceğini konuşuyorduk. 30 yılda çok aşamalar kaydettik. O zaman suyumuz da yoktu, yollarımız da yoktu. Bundan yıllar önce çalışmalarımızı hep Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çevresini değiştirmek, ekonomisini kalkındırmak, refahımızı artırmak için çalışmamızı yaparken büyük düşüncelerimiz vardı. Ama bu büyük düşüncelerin gerçekten ortaya çıkması Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük destekleriyle olabildi” ifadelerine yer verdi.
“Kıbrıslılar yurt edindiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Ben ne zaman sizlerle buluşsam, ne zaman sizleri böyle karşımda görsem Kıbrıs’ımızın nasıl kurtulduğu aklıma düşer. Kıbrıs’ımızın kurtuluşu her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfadır, şanlı bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir. Boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır. 1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadele; Mehmetçiğimizin ve Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bırakmıştır. O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türk’ü soydaşlarımız; istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıp, bu zaferin haklı gururunu yaşadınız. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türk’ünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur” dedi.
“Kıbrıs, bizim milli davamızdır”
“Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde elbette ki KKTC’nin dünyada tanınması hususu da gündeme geliyor” diyen Kurum konuşmalarını şu şekilde sürdürdü: “Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve böyle olmaya devam edecektir. İşte bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeyle ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC, dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, yerdir. Kıbrıs’ın Güney’inde Rum devleti varsa, Kuzey’inde de Türk devleti vardır. KKTC vardır. Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz”
“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
İstanbul’un ülkenin kalbi ve lokomotifi olduğunu belirten Kurum “İstanbul bizim ülkemizin kalbi, ekonomimizin lokomotifi, medeniyetimizin başkentidir. Bu şehir ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC o kadar güçlüdür. İşte biz bu anlayışla, İstanbullu kardeşlerimize hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktık. Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla, bu şehre değer katmak için geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunları çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz. Bu şehrin bekleyen sorunları var ve biz bu sorunlara köklü çözüm üretmek üzere geliyoruz. Bu sorunların başında da sizler de çok iyi biliyorsunuz, kentsel dönüşüm ve ulaşım geliyor. 31 Mart’ta İstanbullular bize yetki verdikten hemen sonra, 1 Nisan’dan itibaren iş başına geçeceğiz. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı uygulayacağız. Kentsel dönüşümdeki adımlarımızı kararlı bir şekilde atacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar vatandaşımızla el ele vereceğiz ve deprem korkusunu tamamen bitireceğiz. İstanbul’un trafik çilesini ve ulaşım sorununu da çözüme kavuşturmak için hızlıca hareket edeceğiz. İBB olarak, İstanbul’u trafik sorunlarının eziyet hale geldiği bir durumdan çıkarmak için kararlı bir şekilde yatırımlar yapacağız. İBB, Kıbrıs’ın ulaşım sorunu başta olmak üzere tüm sorunlarına ilişkin, kardeşlerinin yanında olacaktır” şeklinde konuştu.
]]>AK Parti İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen “Avukatlar Buluşması” iftar programında konuşan Tunç, Ramazan Bayramı’nı da hep beraber kutlamanın nasip olmasını temenni etti.
Daha önce de avukatlarla bir araya geldiklerini, toplantılar gerçekleştirip sohbet ettiklerini ve değerlendirmelerde bulunduklarını hatırlatan Tunç, program için emeği geçenlere teşekkür etti.
Bakan Tunç, İstanbul Teşkilatı’nın güçlü bir teşkilat olduğunu ve seçimlere her daim hazır olduklarını belirterek, tüm okullarda ve sandıklarda müşahitler, okul sorumluları ve avukatların koordinasyonları yaptıklarını vurguladı.
Saatlerin kurulduğunu ve İstanbul’un muradına kavuşmayı beklediğini söyleyen Tunç, “10 gün gibi kısa bir zaman kaldı. Bu zamanı en güzel şekilde değerlendireceğiz ve hem İstanbul’umuzda hem Türkiye’mizde 31 Mart’ta tekrar gerçek belediyecilik anlamında tüm ilçe ve illerimizde, büyük bir başarıyla inşallah yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Seçimlerin demokrasinin bayram günleri, milli iradenin tecelli ettiği anlamlı günler olduğunu dile getiren Tunç, seçimlerde sandıklara sahip çıkmanın da milli iradeye sahip çıkmak olduğunu kaydetti.
Tüm siyasi partilerin sandıklara sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Tunç, avukatlarını görevlendirmesi ve milletin bir oyunun bile zayi olmaması için çalışmasının önemine işaret ederek, “İstanbul’umuzda, İstanbulluların tek bir oyunun zayi olmayacağı şekilde her türlü tedbiri almış durumdalar.” diye konuştu.
Avukatların hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğunu ve adaletin tecellisinde önemli rol üstlenen kişiler olduklarını ifade eden Tunç, avukatların yargı teşkilatının bir parçası olduğuna vurgu yaptı.
Bakan Tunç, Adalet Bakanlığı olarak yargının kurucu unsurlarından olan avukatların mesleklerini daha iyi yapabilmeleri, onların daha gelişip donanımlı hale gelmeleri noktasında önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini hatırlattı.
“Türkiye’nin kanunları çağın en modern kanunları”
Hukuk eğitimine ilişkin çalışmalarını anlatan Tunç, Hukuk Fakültesi bittikten sonra da direkt avukatlığa başlayabilmek için 2024’ten itibaren bir Hukuk Meslekleri Giriş Sınavı’na girmek gerektiğini ve artık hakim savcı adaylığı da olmadığını ifade etti.
Adalete güveni hep beraber sağlamanın gayreti içinde olduklarını ve 22 yıldan bu yana temel mevzuatların tamamını yenilediklerini belirten Tunç, “Şu anda Türkiye’nin kanunları, çağın en modern kanunları, en ihtiyaca cevap veren kanunlar. Anayasamızda gerçekleştirilen sayısız reformlarla da sessiz devrim sayılan reformlarla da demokrasimizin standardını yükselttik.” diye konuştu.
“Ülkemiz 22 yılda 3-4 kat büyüdü”
22 yıldan bu yana AK Parti’nin iktidarda olduğunu ve bu zamana kadar 17 seçim geçirdiklerini hatırlatan Tunç, 10 gün sonra da 18’inci sandığın önlerine geleceğini ve milletin 17 sandıkta da tercihini AK Parti’den, Recep Tayyip Erdoğan’dan yana koymasının sebebinin Türkiye’nin fiziki kalkınmasının yanında, demokratik kalkınmasını da sağlamasından dolayı olduğunu kaydetti.
Tunç, şöyle devam etti:
“81 vilayetimizi eserlerle donattık. 1994’te İstanbul’da başlayan gerçek belediyecilikten doğan AK Partimiz, 2001’de kuruldu, 2002’de de gerçek belediyecilik anlayışı tüm ülke sathına eser ve hizmet siyaseti olarak yayıldı ve bir ekol haline geldi. Ülkemiz 22 yılda 3-4 kat büyüdü. Ekonomide de büyüdü, enerjide bağımsızlığını ilan etmek için önemli hamleler yaptı, dış tehditlere ve teröre karşı güçlü mücadele içinde savunma sanayiinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladı.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yüksek standartlı demokrasi için çalıştıklarını ve 22 yıllık süre içerisinde vesayetçi ve darbeci anlayışın hiç boş durmadığını kaydeden Bakan Tunç, 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, e-muhtıraları, Gezi olaylarını, patlamalar ve kaos ortamının oluşturulmaya çalışıldığını hatırlattı.
Vesayetçi anlayışın başarılı olamadığını dile getiren Tunç, “İlk kez bir silahlı darbe milletimiz tarafından lideriyle beraber akamete uğratıldı ve darbecilere darbe yapıldı. 15 Temmuz karanlık gecesini, milletimiz aydınlığa çevirdi. Milletimiz liderini gözledi. Acaba nerede, ne diyor? Onu gördü, ‘Haydi meydanlara milletim’ dediğinde de meydanlara koştu” diye konuştu.
Bir taraftan ülkenin kalkınmasını sağlamaya çalışırken, diğer yandan da demokrasi mücadelesi verdiklerini belirten Tunç, darbeci ve vesayetçi anlayışın ortaya çıkmaması için de önemli yapısal reformları hayata geçirdiklerini kaydetti.
Anayasa değişiklikleri yaptıklarını, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdıklarını ifade eden Tunç, başörtüsü ve katsayı problemlerinin tarihe karıştığına da dikkati çekti.
Özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırdıklarını, kişisel verilerin, özel hayatın korunmasını, hak arama yollarını geliştiren reformları hayata geçirdiklerini belirten Tunç, “Darbeci vesayetçi anlayışa yol açan kurumlarımızı reforme ettik. Bunlar hayal bile edilemezdi. Milli Güvenlik Kurulu, Yüksek Askeri Şura, Hakimler Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, tüm bunların yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik. Milletimizin onayıyla bunları yaptık. Anayasamızda ‘darbeciler yargılanamaz’ diye bir hüküm vardı, kaldırdık. Gerektiğinde sıkı yönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı, kaldırdık. Anayasadaki vesayetçi, darbeci ruhu azaltan önemli reformları milletimizin desteğiyle gerçekleştirdik” ifadesini kullandı.
“Şu kritik süreçte darbeci anayasadan da kurtulmak durumundayız”
Yapılanlarla yetinmediklerini ve Türkiye Yüzyılı’nın eşiğinde olduklarını söyleyen Bakan Tunç, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının başında olduğumuz şu kritik süreçte darbeci anayasadan da kurtulmak durumundayız. Bunun için de inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir uzlaşma sağlanır ve milletimize olan borcumuzu yerine getiririz. Demokratik, katılımcı, sivil, temel hak ve özgürlükleri öne alan bir toplumsal sözleşme hüviyetinde yeni bir anayasa inşallah yapar ve milletimize olan borcumuzu ödemiş oluruz. Bu gelişme ve kalkınma hamlesi inşallah yerel seçimlerden sonra hızlanarak devam edecek. Bu reform süreci 31 Mart sonrası daha da hızlanacak çünkü önümüzde 4 yıllık bir istikrar süreci var.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, istikrarın kalıcı ve hızlı olabilmesi hem demokratik kalkınma hem iktisadi kalkınmanın, milletin refahının artması, pandeminin, depremin etkisinden bir an önce kurtulabilme noktasındaki çabaların daha hızlı sonuçlanabilmesi için 31 Mart’ta verilecek kararın önemini vurguladı.
Belediye başkanlarının seçileceğini ifade eden Tunç, “Şehirleri yönetecek belediye başkanlarımız, eğer gerçek belediyecilik ve eser siyaseti yaparsa yerel kalkınmayla ülke kalkınması hep bir arada, birlikte olursa o zaman milletimizin, özellikle hem yaşadığı şehirlerin daha müreffeh olması hem de onların daha refah içerisinde yaşayabilmesi noktasındaki çabalarımızı daha hızlı sonuçlandırırız.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da kayıp yılları telafi edeceğimiz süre 1 Nisan’dan itibaren başlayacak”
İstanbul’un bu seçimlerde çok güzel karar vereceğini, bunu gördüklerini belirten Tunç, Türkiye’nin değişik yerlerini dolaştıklarını, Adana’da, İzmir’de, Aydın’da, Muğla’da, Marmaris’te de aynı heyecanın olduğunun altını çizdi.
Bakan Tunç, “Hep beraber göreceğiz ki Türkiye’nin hiç tahmin edilmeyen yerlerinde bile gerçek belediyeciliğin, Cumhur İttifakı’nın başarısını hep beraber göreceğiz inşallah. İstanbul her zaman lider şehir, dünya kenti. İstanbul’da inşallah kayıp yılları telafi edeceğimiz süre 1 Nisan’dan itibaren başlayacak.” dedi.
Murat Kurum’un belediyecilik, yerel yönetim, kentsel dönüşümün erbabı olduğunu, 81 vilayeti dolaşarak belediyelerin yönetimi noktasındaki projelere nasıl destek verdiğini bildiğini söyleyen Bakan Tunç, Bartın’da sel olduğunda gece karanlığında gittiklerini, el feneriyle dolaştıklarını ve hemen koordinasyonu sağladıklarını kaydetti.
“İstanbul icraatla anılacak”
Murat Kurum’un İstanbul için bir fırsat olduğunu vurgulayan Tunç, şunları kaydetti:
“İstanbul’un sorunlarını da çok kısa sürede inşallah çözecek bir başkan adayımız, İstanbullular bu fırsatı kaçırmayacaklar. 1994’te başlayan gerçek belediyecilik ruhu inşallah 31 Mart’ta İstanbulluların vereceği kararla 1 Nisan’dan itibaren tekrar başlamış olacak. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul’un kayıp yıllarını hızlı bir şekilde inşallah telafi edeceğiz. İstanbul icraatla anılacak, İstanbul para kuleleriyle falan anılmayacak, İstanbul o çirkin görüntülerle anılmayacak. İstanbul’da eser konuşacak, İstanbul’da icraat konuşacak, İstanbul’da hizmet konuşacak.”
İstanbul’da boş laf değil, iş konuşulacağını ve İstanbulluların İstanbul’da yaşamaktan onur duyduğu ve rahat ettiği bir şehir olacağını söyleyen Tunç, hükümetle belediye uyumunu vurguladıklarını ve bunu vurguladıklarında “Siz belediyelere ayrımcılık mı yapıyorsunuz?” diye sorulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Böyle bir durum söz konusu değil. Her belediyenin vergilerden aldığı bir pay var nüfusa göre ama sadece o pay o şehrin imarı için, hele hele İstanbul için yeterli mi? İstanbul için ekstra projelerin üretilmesi lazım. İstanbul için yeni yeni projelerin üretilmesi lazım. İstanbul’da Sayın Cumhurbaşkanımızın suları akmayan, çöpleri toplanmayan, çöp, çukur, çamurla anılan İstanbul’u Cumhuriyet Halk Partisi’nden devralıp şiir okuduğu için mahkum edildiği güne kadar, o kısa dönemde yaşanılır hale getiren Sayın Cumhurbaşkanımız ondan sonra devam eden gerçek belediyecilik anlayışı maalesef son 5 yıl içerisinde durdu.”
İstanbullunun kayıp yıllarının telafisini beklediğini vurgulayan Tunç, “İnşallah öyle başa baş değil, büyük bir farkla bu kararı vermemiz lazım. Gittiğimiz ilçelerde de bunu görüyoruz. O ilçelerde hemşehrilerimizin kararlılığını görmek mümkün.” ifadelerini kullandı.
Seçimin hayırlı ve uğurlu olmasını dileyen Bakan Tunç, avukatlara da başarılar diledi.
Teşkilatın, milletvekillerinin ve adayların seçimi kazanmak için sahada olduklarını, yoğun çalışma sergilediklerini belirten Tunç, o çalışmanın neticesinin sandıklara yansıyacağını ve önemli olanın sandıkların muhafaza edilmesi olduğunu ve avukatlara önemli görevler düştüğünü kaydetti.
“Saatleri 19.30’a kurun, geliyor Murat Kurum”
Seçimin sahada kazanıldığını ve sandıkta muhafaza edildiğini belirten AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de çalışıp gayret edeceklerini, milletin seçim günü sandıktaki iradesine hep beraber sahip çıkacaklarını söyledi.
20 yıllık tarihlerinde olduğu gibi bu seçimi de başarıyla atlatacaklarına vurgu yapan Kabaktepe, avukatlara “Diyoruz ki sizlerin de nezaretiyle herhalde 19.30’da Büyükşehir sayımlarını bitiririz. 31 Mart’ta önce oradan başlayacağız. Dolayısıyla saatleri diyoruz, 19.30’a kurun, geliyor Murat Kurum. Sizin gayretlerinizle bitiririz diye düşünüyorum 19.30’da. 20.30’da ilçelerimizi, 21.30’da en geç meclisimizi bitirir, seçimimizi tamamlamış oluruz.” dedi.
]]>KKTC Başbakanlığınca Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması’nda konuşan Yılmaz, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit düşen Tabip Teğmen Hulusi Elçi’ye Allah’tan rahmet diledi, terörle kararlı mücadelenin devam edeceğini söyledi.
Türkiye ile KKTC’nin ezeli gönül birlikteliğinin yansıdığı iftar sofrasında yer almaktan onur ve mutluluk duyduğunu belirten Yılmaz, kardeşliğin ramazan vesilesiyle perçinlenmesini, geleceğin bu birlik ve beraberlik temelinde taçlanmasını temenni etti.
Yılmaz, katılımcılara Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Türkiye ve KKTC’nin, kökleri tarihe uzanan bağlarla birbirine sarılmış, gönül birlikteliği yapmış iki devlet olduğunu dile getiren Yılmaz, “Bu bağlar, milletimiz ile Kıbrıs Türk halkının tasada ve sevinçte birliği ve milli davaya olan inancıyla beslenerek bugünlere ulaşmıştır. Kıbrıs Türk’ü, 1571’den bu yana Kıbrıs Adası’nın asli unsuru olduğu kadar Türk milletinin de ayrılmaz bir parçasıdır. 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhundan, 1453’te İstanbul’da çağ açan inançtan Kıbrıs Türkü’nü ayrı tutamayız. 1878’den itibaren adada baş gösteren zulme milletimizin sessiz kalamayışı bundandır. Kıbrıs Türk halkı, Rum mezalimine karşı direnirken 7’den 70’e tüm Türkiye’nin Kıbrıs Türk’ünün geleceği için ayağa kalkması, geçmişten gelen bu kader birliğindendir. Ortak mücadele ruhuyla 1974 kutlu (Kıbrıs) Barış Harekatı’nda Mehmetçik ve mücahitlerimiz omuz omuza istiklal mücadelesi vermiştir. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türk’ünü hedef alan baskı, terör ve insanlık dışı sindirme çabalarına son vermiştir.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, bu yıl Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılının coşkuyla ve farklı etkinliklerle kutlanacağını belirterek, etkinlikler kapsamında Türkiye’den bir grubun gemiyle KKTC’ye gitmesinin planlandığını söyledi.
Kıbrıs Türkü’nün hürriyeti için cesaretle savaşan ve bu uğurda gözlerini kırpmadan can veren tüm Mehmetçik, mücahitleri ve şehitleri rahmetle anan Yılmaz, “Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine öncülük eden Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı da şükranla yad ediyorum. Bu vesileyle kutlu Barış Harekatı’na önderlik yapan rahmetlik Ecevit’i, rahmetli Erbakan’ı da anmak istiyorum. Allah onlardan razı olsun. O gün o cesur kararları vermeselerdi bugün bu tabloyla karşı karşıya olmazdık.” diye konuştu.
Yılmaz, 100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna işaret ederek, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz.” dedi.
KKTC’nin geniş bir diasporasının bulunduğunu belirten Yılmaz, KKTC’nin tüm bölgeleriyle gelişmesi ve kalkınması için yapısal reformların da işbirliği içinde hayata geçirildiğini ifade etti.
KKTC Cumhurbaşkanlığı binası ile Cumhuriyet Meclisi binasının inşaatına hızla devam edildiğini ve kasım ayına yetiştirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yılmaz, destekler kapsamında KKTC’li çiftçilerin, besicilerin ve üreticilerin de yanında olduklarını söyledi.
245 üreticiye yaklaşık 11 milyon liralık ödeme yapıldığını ifade eden Yılmaz, KKTC’de ilk kez yurt yapmaya başladıklarını, söz konusu yurdun 802 kişi kapasiteli olduğunu belirtti.
KKTC’de çok daha sağlıklı, güçlü bir yükseköğretim sistemi için gerekli adımların işbirliği içinde atılacağını söyleyen Yılmaz, “KKTC vatandaşlarının ülkemizde oturma ve çalışma izninden muaf tutulması, KKTC’den ülkemize kimlikle seyahat edebilmeleri ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri gibi pek çok kolaylığı getirdik, yenilerini de ekleyeceğiz. Temel felsefemiz şu; KKTC’de yaşayan kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi konulardan istifade ediyorsa aynısını eşit bir şekilde elde etmeleri, o hizmetlerden faydalanmaları.” dedi.
Yılmaz, KKTC ile belediyecilik tecrübesini de paylaştıklarını, KKTC’deki 11 belediyenin 29 projesine kaynak tahsis edildiğini söyledi.
Türkiye ile KKTC arasında elektrik alanında çift hatlı kablo projesinin hayata geçirileceğini ifade eden Yılmaz, “Bunu başardığımız zaman gidişli gelişli olacağı için bu kablo sistemi, KKTC yenilenebilir enerji konusunda da potansiyelini kullanabilir hale gelecek. Bu projenin fizibilite çalışmalarına başlamış durumdayız.” bilgisini verdi.
Yılmaz, Gazze’de herkesin yüreğini yakan manzaraların olduğuna işaret ederek, “Bunları görünce yapılan barış harekatının ne kadar anlamlı olduğunu da bir kez daha hepimiz herhalde takdir ediyoruzdur diye düşünüyorum. Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadesini kullandı.
KKTC’nin istikrarının Doğu Akdeniz’in istikrarı anlamına geldiğini belirten Yılmaz, “Burada da şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; geçmişte denenip sonuç alınmayan yöntemlerin tekrar tekrar denenmesinin de bir anlamı yok. 40 yıllık bir devlet var, 50 yıllık bir barış harekatı geçmişi var, bir realite var. Bu realiteyi bütün dünyanın görmesi gerekir, anlaması gerekir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tespit edilmek durumundadır, biz buna inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanındayız.” diye konuştu.
31 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldığını söyleyen Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’a destek istedi.
Bir belediye başkanının belediye kaynaklarını şan ve şöhret için kullanmasının yanlış olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kendisi için, kendisinin kariyer basamağı olarak kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Yine bu belediye başkanı belediyeyi ideolojik amaçlarla, farklı amaçlarla kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Gerçek belediyecilik çok sade bir şey, kanunlarında yazan görevler var, o görevler çerçevesinde belediyeye verilen kaynakları verimli, etkili kullanan, halkın ihtiyaçlarına yönelik kullanan belediye başkanı ise gerçek belediyecilik yapıyor demektir. Biz polemiklere, çatışmalara, kavgalara ihtiyaç duymuyoruz. İstanbul’un kaybedecek vakti yok, İstanbul’un gerçek belediyeciliğe ihtiyacı var. Son 5 yılda İstanbul’un sermayesine doğru düzgün yatırım yapılmadı. Geçmişten gelen sermayeyi yiyerek bir anlamda devam edildi. Geçmişten gelen sermayeyi bir 5 yıl kullanabilirsiniz ama buna bir 5 yıl daha İstanbul’un tahammülü yok, kaybedecek vakti yok. Biz inanıyoruz ki donanımıyla, geçmiş tecrübesiyle Murat Kurum kardeşimiz gerçek belediyecilik yapacaktır. Sermayeyi yemeyecektir, sermayeye ilaveler yapacaktır.”
Yeni afetler yaşamamak adına risklerin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, bunun lafla olacak bir şey olmadığını, somut projelerle gerçekleştirilebileceğini sözlerine ekledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un da konuşma yaptığı programa, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile bazı medya kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.
Katılımcılar, program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi.
]]>AK Parti İstanbul Seçim İşleri Başkanlığı tarafından Beyoğlu’nda AK Parti İstanbul İl Başkanlığında ‘Avukatlar Buluşması’ iftar programı düzenlendi. Programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti İstanbul Seçim İşleri Başkanı Muammer Birdal’ın yanı sıra çok sayıda avukat katıldı.
Programdaki konuşmasında seçimlerin demokrasi bayramı olduğunu ve bu süreçte vatandaşın oylarına sahip çıkılması gerektiğini dile getiren Adalet Bakanı Tunç, “Saatler kuruldu ve İstanbul muradına kavuşmayı bekliyor. 10 gün gibi bir zaman kaldı ve bu zamanı çok güzel bir şekilde değerlendireceğiz ve hem İstanbul’umuzda hem diğer Türkiye’mizde 31 Mart’ta tekrar gerçek belediyecilik anlamında tüm ilçe ve illerimizde büyük bir başarıyla yolumuza devam edeceğiz. Seçimlerde sandıklara sahip çıkmak milli iradeye de sahip çıkmaktır. Bunu sadece AK Parti için söylemiyorum, tüm siyasi partiler sandıklara sahip çıkmalı. Tüm siyasi partiler avukatlarını görevlendirmeli ve milletimizin tek bir oyunun dahi zayi olmaması için o emanete sahip çıkmalı” ifadelerini kullandı.
“Yeni ve özgür bir anayasa ile milletimize borcumuzu ödeyeceğiz”
AK Parti iktidarında geçen 22 yılda Türkiye’de hak ve özgürlükleri genişletip askeri vesayeti ve darbeci anlayışı da bitirmek için çalıştıklarını belirten Adalet Bakanı Tunç, “Anayasamızda gerçekleşen sayısız, sessiz devrim sayılacak reformlarla demokrasimizin standardını yükselttik. 22 yıldan bu yana 17 seçim geçirdik 10 gün sonra da 18. sandık önümüze gelecek. 22 yıldan bu yana milletimizin seçimi AK Parti’den ve Recep Tayyip Erdoğan’dan yana kullanmasının sebebi Türkiye’nin fiziki kalkınmasının yanında Türkiye’nin demokratik kalkınmasını da sağlamasıdır. 1994’te İstanbul’da başlayan gerçek belediyecilikten doğan AK Parti’miz 2001’de kuruldu, 2002’den bu yana da o gerçek belediyecilik anlayışı tüm ülke sathına eser ve hizmet siyaseti olarak yayıldı ve bir ekol haline geldi. Sadece bu fiziki hamlelerle kalmayıp ülkemizde yüksek standartlı demokrasi için çalıştık. Ülkemizin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması için, bir daha bu darbeci, vesayetçi anlayışın ortaya çıkmaması için önemli yapısal reformlar gerçekleştirdik. Anayasa değişiklikleri yaptık. Anayasamızda hak arama yollarını genişlettik. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdık. Kamu denetçiliğinin kurulmasından tutun da kişisel verilerin korunmasına kadar, bilgi edinme hakkından tutun da bireysel başvuru hakkına kadar hak arama yollarını genişleten önemli reformları hayata geçirdik. Anayasamızda darbeciler yargılanamaz diye bir hüküm vardı kaldırdık. Anayasamızda gerektiğinde sıkıyönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı kaldırdık. Anayasadaki vesayetçi, darbeci ruhu azaltan önemli reformları milletimizin desteğiyle hayata geçirdik. Türkiye Yüzyılı’nın başında bu darbeci anayasadan da kurtulmak durumundayız. Bunun için de inşallah TBMM’de bir uzlaşma sağlanır ve milletimize olan borcumuzu yerine getiririz. Demokratik, katılımcı, sivil, temel hak ve özgürlükleri ele alan bir toplumsal sözleşme hürriyetinde yeni bir anayasayı da inşallah yapar ve milletimize olan borcumuzu ödemiş oluruz” ifadelerini kullandı.
“İstanbul para kuleleri ile değil hizmet ve eserle anılacak, kayıp yıllar telafi edilecek”
Adalet Bakanı Tunç, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un işin erbabı olduğunu belirterek, “31 Mart’ta belediye başkanlarımızı seçeceğiz ve onlar şehirleri yönetecekler ama o şehirleri yönetecek belediye başkanlarımız eğer gerçek belediyecilikle eser siyaseti yapar, yerel kalkınmayla ülke kalkınması bir arada olursa o zaman milletimizin yaşadığı şehirlerin hem müreffeh olması hem de onların daha refah içinde yaşayabilmesi noktasındaki çabalarımızı daha hızlı sonuçlandırırız. Tabi bu seçimde İstanbul çok güzel bir karar verecek. İstanbul her zaman lider bir şehir, dünya kenti ve Fatih’in emaneti ve İstanbul’da inşallah bu kayıp yılları telafi edeceğimiz süreç 1 Nisan’dan itibaren başlayacak. Sayın Murat Kurum belediyecilik, yerel yönetim, kentsel dönüşüm gibi alanlarda da zaten bu işin erbabı ve İstanbul için büyük bir fırsat. İstanbul’un sorunlarını da çok kısa sürede çözecek bir başkan adayımız. İstanbullular bu fırsatı kaçırmayacaklar ve İstanbul’da 94’te başlayan gerçek belediyecilik ruhu 31 Mart’ta İstanbulluların vereceği kararla 1 Nisan’da tekrar başlamış olacak. İstanbul’un kayıp yıllarını inşallah hızlı bir şekilde telafi edeceğiz ve İstanbul icraat ile anılacak. İstanbul para kuleleriyle anılmayacak. İstanbul o çirkin görüntülerle anılmayacak. İstanbul’da eser konuşacak, İstanbul’da icraat konuşacak. İstanbul’da hizmet konuşacak. Hükümet ile belediye uyumunun çok önemli olduğunu hep vurguluyoruz. Bunu vurguladığımız zaman şu söyleniyor; siz belediyelere ayrımcılık mı yapıyorsunuz diyorlar. Hayır böyle bir durum söz konusu değil. Her belediyenin vergilerden aldığı bir pay var, nüfusa göre ama sadece o pay o şehrin imarı için hele hele İstanbul için yeterli mi? İstanbul için ekstra projelerin üretilmesi lazım. İstanbul için yeni yeni projelerin üretilmesi lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın o suları akmayan, çöpleri toplanmayan, çöp dağlarının patladığı, çöp, çukur, çamurdan anılan İstanbul’u CHP’den devralıp şiir okuduğu için mahkum edildiği güne kadar, o kısa dönemde yaşanılır hale getirdiği gerçek belediyecilik anlayışı maalesef son 5 yıl içerisinde durdu. Şimdi bu kayıp yılları telafi etmenin zamanı ve İstanbullu da bunu bekliyor. İnşallah başa baş falan değil büyük bir farkla bu kararı vermemiz lazım” şeklinde konuştu.
Konuşmasının ardından AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe tarafından Adalet Bakanı Tunç’a katılımından dolayı hediye takdim edildi. – İSTANBUL
]]>“Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Kurum “Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saclı, MHP Bayrampaşa İlçe Başkanı Tarık Karataş, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum miting sonunda vatandaşlara karanfil verdi.
“Bayrampaşa’nın her kadının da Nene Hatun’un asaleti var”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Atila Başkanım buranın yarınları için, gençlerimiz için bir mücadele ortaya koydu. Atilla Başkan’dan aldığı bayrağı İlknur Başkanım çok daha yukarılara taşıyacak. Biz geçmiş 5 yılda buraya İBB’nin hiçbir hizmetinin yapılmadığı anlayışını 31 Mart’ta sonlandırıyoruz. Ben Bayrampaşa’ya aşığım. Ben Bayrampaşa’ya sevdalıyım. Sizlere bakınca bu sevdanın karşılıksız olmadığını görüyorum. Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var. Karşılaştığımız her gencimizin yüzünde cesareti, yiğitliği, mertliği gördük. Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın yanında yüzde 53 oranıyla dağ gibi durdunuz. Bu desteği 31 Mart’ta da taçlandırmak için gece gündüz mücadele ediyorsunuz” dedi.
“64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler”
İstanbul’un son 5 yıldır fetret dönemi yaşadığını dile getiren Kurum “Kulakları İstanbul’a kapalı, gözleri İstanbul’a bakmayan, dilleri İstanbul’u söylemeyen adamların elinde heba edildi. Görevi 10 gün sonra bu kardeşinize bırakıyorlar ama İstanbul’da adlarıyla yaşayacak tek bir eser bırakmadan gidiyorlar. Yani şu güzel Bayrampaşa’ya, benim güzel İstanbul’uma; trafik çilesinden, dönüşüm derdinden başka bir şey bırakmadılar. Her yere pankartlar astılar, davulla zurnayla duyurdular. 64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler. Bizim dönemimizde başlanan projeleri teker teker iptal ettiler. İstanbul tarihine, metro hattına hafriyat döken yönetim olarak geçtiler. Bırakın hafriyat dökmeyi açtığımız tünellere beton döktüler. Bugün, metrobüs durakları mahşer yeri gibi oldu” şeklinde konuştu.
“İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar”
İstanbul’un ulaşımla ilgili sorunlarından bahseden Murat Kurum, “Metrolar çalışmaz hale geldi. Her gün, İETT otobüsleri yanıyor. Taksi meselesi günden güne kangrene dönüşüyor. Halk otobüslerimize bakım bile yapamıyorlar. Öyle arka odalarda balya balya para saymayı biliyorlar, esnafın üç kuruş alacağını ödemiyorlar. Ben geçen otobüs esnafıyla beraberdim. Esnafın 1-2 milyon alacakları var. Sonra da yolda otobüs arıza yapıyor, yanıyor. Sen esnafın parasını ödemezsen otobüse nasıl bakacak? Sen İstanbul’un kaynaklarını balya balya kule yaparsan bu adam bu otobüsü nasıl çalıştıracak? Bunların İstanbul diye bir dertleri yok. Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar. Kurmuş oldukları makamları mevkileri peşkeş çekmeye, İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcamaya çalışıyorlar. İstanbul’un önündeki en büyük engel CHP’li İBB yönetimidir. Bu kardeşiniz, 1 Nisan’dan sonra bu şehrin metro hattını 5 yıl içinde iki katına çıkaracak. Metrobüsü, İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna kadar uzatacak. Yapacağımız 122 km’lik tünellerle, bu şehrin trafiğini yerin altına alacağız. Bu şehrin her yerine 250 bin araçlık otoparklar yapacağım” dedi.
“Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar”
“Bilim adamlarımız deprem geliyor diye feryat ediyor” diyen Kurum “Her gece milyonlarca İstanbullu annemiz, deprem korkusuyla sabahlıyor. İstanbullular artık, yeni yuvalarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla bekliyor. Milletin beklentilerini bunların verdiği vaatlerle gerçekleştirmediğini şu koca 5 yılda gördük. Çünkü Büyükşehir, yapması gereken kentsel dönüşüm projelerini yapmıyor. Biz hatırlatınca da ya inkar ediyorlar, ya da verdiği vaatleri hatırlamıyorlar. Bunlarda bol bol çalıştay var ama kentsel dönüşüm yok. Bunlarda reklam var, algı var ama yeni yuva yapmak yok. Bunlarda, yandaşlarına arka odalarda rant bölüştürme var ama depreme hazırlık yok. Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar arka odalarda zoom toplantıları üzerinden CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar. Bunların ne yaptığını tüm İstanbul gördü. İstanbul’un her yerinde 173 bin konutu nasıl dönüştürdüysek, 650 bin konutu da dönüştüreceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Taksim’de bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması programında konuşan Kurum, Kıbrıslılarla ne zaman buluşsa, Kıbrıs’ın nasıl kurtulduğunu hatırladığını söyledi.
Kıbrıs’ın kurtuluşunun her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfa, şanlı bir dönüm noktası olduğunu belirten Kurum, “Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş, on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir, boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır.” diye konuştu.
1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadelenin Mehmetçik ve Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bıraktığını vurgulayan Kurum, “O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türkü soydaşlarımız, kardeşlerimizin, Kıbrıs’ımızın istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıyor, bu zaferin haklı gururunu yaşıyorsunuz. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türkünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur.” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs milli davamızdır”
Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde KKTC’nin dünyada tanınması için yapılan çalışmalara değinen Kurum, şöyle devam etti:
“Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeye ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC zaten dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, bir yerdir. Kıbrıs’ın güneyinde Rum devleti varsa kuzeyinde de Türk devleti vardır, KKTC vardır ve bu hiçbir şekilde değişmedi, değişmeyecektir. Çünkü Kıbrıs hepimizin milli davasıdır. Biz her zaman Kıbrıs Türkünün yanında durduk, yine aziz milletimizin desteğiyle durmaya devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz.”
“Tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz”
Kurum, İstanbul’un Türkiye’nin kalbi, ekonominin lokomotifi, medeniyetin başkenti olduğunu, İstanbul ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC’nin de o kadar güçlü olduğunu kaydetti.
İstanbullulara hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktıklarını dile getiren Kurum, “Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunlarını çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz, çalışacağız.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’un trafik çilesini, ulaşım sorununu çözüme kavuşturmak için hızla harekete geçeceklerini anlattı.
Ayrıca Kurum, “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” sergisini gezdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saclı, MHP Bayrampaşa İlçe Başkanı Tarık Karataş, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum miting sonunda vatandaşlara karanfil verdi.
“Bayrampaşa’nın her kadının da Nene Hatun’un asaleti var”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Atila Başkanım buranın yarınları için, gençlerimiz için bir mücadele ortaya koydu. Atilla Başkan’dan aldığı bayrağı İlknur Başkanım çok daha yukarılara taşıyacak. Biz geçmiş 5 yılda buraya İBB’nin hiçbir hizmetinin yapılmadığı anlayışını 31 Mart’ta sonlandırıyoruz. Ben Bayrampaşa’ya aşığım. Ben Bayrampaşa’ya sevdalıyım. Sizlere bakınca bu sevdanın karşılıksız olmadığını görüyorum. Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var. Karşılaştığımız her gencimizin yüzünde cesareti, yiğitliği, mertliği gördük. Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın yanında yüzde 53 oranıyla dağ gibi durdunuz. Bu desteği 31 Mart’ta da taçlandırmak için gece gündüz mücadele ediyorsunuz” dedi.
“64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler”
İstanbul’un son 5 yıldır fetret dönemi yaşadığını dile getiren Kurum, “Kulakları İstanbul’a kapalı, gözleri İstanbul’a bakmayan, dilleri İstanbul’u söylemeyen adamların elinde heba edildi. Görevi 10 gün sonra bu kardeşinize bırakıyorlar ama İstanbul’da adlarıyla yaşayacak tek bir eser bırakmadan gidiyorlar. Yani şu güzel Bayrampaşa’ya, benim güzel İstanbul’uma; trafik çilesinden, dönüşüm derdinden başka bir şey bırakmadılar. Her yere pankartlar astılar, davulla zurnayla duyurdular. 64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler. Bizim dönemimizde başlanan projeleri teker teker iptal ettiler. İstanbul tarihine, metro hattına hafriyat döken yönetim olarak geçtiler. Bırakın hafriyat dökmeyi açtığımız tünellere beton döktüler. Bugün, metrobüs durakları mahşer yeri gibi oldu” şeklinde konuştu.
“İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar”
İstanbul’un ulaşımla ilgili sorunlarından bahseden Murat Kurum, “Metrolar çalışmaz hale geldi. Her gün, İETT otobüsleri yanıyor. Taksi meselesi günden güne kangrene dönüşüyor. Halk otobüslerimize bakım bile yapamıyorlar. Öyle arka odalarda balya balya para saymayı biliyorlar, esnafın üç kuruş alacağını ödemiyorlar. Ben geçen otobüs esnafıyla beraberdim. Esnafın 1-2 milyon alacakları var. Sonra da yolda otobüs arıza yapıyor, yanıyor. Sen esnafın parasını ödemezsen otobüse nasıl bakacak? Sen İstanbul’un kaynaklarını balya balya kule yaparsan bu adam bu otobüsü nasıl çalıştıracak? Bunların İstanbul diye bir dertleri yok. Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar. Kurmuş oldukları makamları mevkileri peşkeş çekmeye, İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcamaya çalışıyorlar. İstanbul’un önündeki en büyük engel CHP’li İBB yönetimidir. Bu kardeşiniz, 1 Nisan’dan sonra bu şehrin metro hattını 5 yıl içinde iki katına çıkaracak. Metrobüsü, İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna kadar uzatacak. Yapacağımız 122 km’lik tünellerle, bu şehrin trafiğini yerin altına alacağız. Bu şehrin her yerine 250 bin araçlık otoparklar yapacağım” dedi.
“Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar”
“Bilim adamlarımız deprem geliyor diye feryat ediyor” diyen Kurum, “Her gece milyonlarca İstanbullu annemiz, deprem korkusuyla sabahlıyor. İstanbullular artık, yeni yuvalarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla bekliyor. Milletin beklentilerini bunların verdiği vaatlerle gerçekleştirmediğini şu koca 5 yılda gördük. Çünkü Büyükşehir, yapması gereken kentsel dönüşüm projelerini yapmıyor. Biz hatırlatınca da ya inkar ediyorlar, ya da verdiği vaatleri hatırlamıyorlar. Bunlarda bol bol çalıştay var ama kentsel dönüşüm yok. Bunlarda reklam var, algı var ama yeni yuva yapmak yok. Bunlarda, yandaşlarına arka odalarda rant bölüştürme var ama depreme hazırlık yok. Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar arka odalarda zoom toplantıları üzerinden CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar. Bunların ne yaptığını tüm İstanbul gördü. İstanbul’un her yerinde 173 bin konutu nasıl dönüştürdüysek, 650 bin konutu da dönüştüreceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 10×10=100 Büyük Proje’ toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, ” Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman, müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz” dedi.
İmamoğlu, “10×10=100 Büyük Proje” toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Sunumda İmamoğlu’na, İBB Spor’un başarılı sporcuları eşlik etti. İstanbul’un birçok doğal ve kültürel özelliğinin yanı sıra, aynı zamanda bir spor kenti olduğunu belirten İmamoğlu, kentin bu özelliğinin kendi yönetimlerinden önce uzun süre ihmal edildiğine vurgu yaptı. Çocukluğundan itibaren sporun farklı branşlarıyla ilgilendiğini, gençlik yıllarında ise spor yöneticiliği yaptığını aktaran İmamoğlu, bu anlamda İstanbul’un ‘spor kenti’ olma özelliğini çok önemsediğinin altını çizdi.
İmamoğlu, spor anlamında nasıl bir İstanbul teslim aldıklarını şu sözlerle dile getirdi:
“NASIL BİR İSTANBUL TESLİM ALDIK?”
“Bu kadim kentin diğer pek çok alanda olduğu gibi, spor alanı da ihmal edilmiş, imar planlarında spor alanı olarak tanımlanmış çok sayıda kamu arazisi imara açılarak, ortadan kaldırılmıştı. Maalesef diğer kamu arazilerinde olduğu gibi, bu arazilere de ‘kupon arazi’ gözüyle bakan bir anlayışla, biz bu dönemde de mücadele ediyoruz. Ülkemize çok sayıda sporcu ve spor insanı kazandırmış köklü semt kulüplerimizin spor sahaları, ellerinden alınmış ve çeşitli sözler verilmesine rağmen, bu kulüplerimize yeni yerler gösterilmemiş, bunların büyük bölümü kapanmak zorunda kalmıştır. Ne yazık ki, yılda 20 bin spor bilimleri fakültesi mezunu varken, 20 yıldır ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni bulunmuyor. Nüfusu Avrupa ülkelerinin çoğunun nüfusundan büyük olan İstanbul’da, spor alt yapısındaki yetersizlikler, spor alanındaki başarılarımıza engel olan temel etkenlerin başında geliyordu. Biz biliyoruz ki, spor; aileden, sokaktan, okuldan, mahalleden ve bütün toplumsal yaşamın içinden başlar. Özetle; sokakları güvensiz, okulları salonsuz, salonları beden eğitmensiz, mahalleleri spor sahalarından yoksun bir İstanbul bırakırsanız, oradan başarılı sonuçlar elde etmeniz mümkün olmaz.
İSTANBUL’UN BU ALANDAKİ TALİHİNİ DEĞİŞTİRECEK ADIMLAR ATMAYA BAŞLADIK”
Görevi devraldıklarında 13 ilçede İBB’ye ait tek bir spor tesisi bulunmadığı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “İstanbul’da uluslararası standartlara uygun bir atletizm pistimiz yoktu. Düşünebiliyor musunuz; İstanbul gibi her yanı denizle çevrili bir kentin su sporlarına yönelik bir tek su sporları merkezi bile yoktu. İstanbul’da en fazla havuza sahip olan İBB’ye ait 26 havuz, klüplere, federasyonlara ve sporcularına kapalıydı. Bırakın İBB tesislerini, İstanbul’da ‘erişilebilirlik belgesi’ olan tek bir spor tesisi yoktu. Spor altyapısı bu derece yetersiz bırakılmış bir kentin, Olimpik ve Paralimpik Oyunlar gibi büyük uluslararası organizasyonları bu zamana kadar alamamış olması, ne yazık ki bir tesadüf değil. İşte bu nedenlerle, işbaşı yaptığımızda İstanbul’un bu alandaki talihini değiştirecek adımlar atmaya başladık” dedi.
Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, şunları söyledi:
“SPOR, PARTİLER VE SİYASET ÜSTÜDÜR”
“Spor, genel tanımıyla tüm dünyada barış, kardeşlik ve dostluk demektir. On yıllardır spor denildiğinde, ülkeler, birbirleri ile aralarında olan savaşlara bile ara vermişler ve insanoğlunun yetenekleriyle, birbirleriyle olan mücadelelerinin yaratmış olduğu o muhteşem duyguyu, zevkle izlemişlerdir. Maalesef ülkemizde, siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardır. Bu, büyük bir tehdittir. Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın, tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu, yerini ülkemizde gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını, hatta sokaklara dökülmelerini sağlayan bu muhteşem olgu, kutuplaşma ve şiddet aracı olmaktadır. Ben, her zaman, spor adına bulunduğumuz her noktada yapmış olduğumuz çağrılarda olduğu gibi; buradan da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Özünde; spor demek fair play demek, barış ve kardeşlik demektir”
“YETER Kİ, SPORDAN SİYASETİ SONUNA KADAR TEMİZLEYELİM”
“Siyaset kurumları olarak, sporda bilgiye, birikime ve bilime olan inancı hep birlikte, topyekun arttırmak zorundayız” diyen İmamoğlu, “Olimpizm felsefesini, sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası haline getirmeliyiz. Türkiye, çok büyük bir ülke. Siyasetin sağladığı sınırsız olanaklar var. Bu olanakları, hep birlikte spor aracılığı ile gençlerimizi eğitecek, onların yaşamlarını sağlıklı ve tertemiz bir dünyaya dönüştürecek, engin deneyime sahip, birbirinden değerli kulüplerimiz var. Bu kulüplerin yaşamış olduğu borç problemlerini iyi analiz etmeliyiz. Finansal sorunlarını çözebilecek siyasi iradenin elinde birçok fırsatın olduğunu düşünüyorum. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz. İBB olarak, olimpizm ve yaratmış olduğu değerlere yürekten inanıyoruz. Gerek İstanbul’umuz gerekse de Türkiye adına tüm kulüplerimizle birlikte sporda yetenek havuzunu genişletecek bir branş çeşitliliği ile ülkenin en geniş ve zengin olimpik ve paralimpik sporcu altyapısını oluşturmaya, öncü olmaya, liderlik yapmaya kararlıyız ve emin adımlarla yürüyeceğiz”
İmamoğlu, yaklaşık 5 yıllık görev sürelerinde, spor konusunda yaptıkları icraatları şöyle özetledi:
“NELER YAPTIK?”
“Türkiye’nin ilk ‘Spor Master Planı’ yapıldı. İBB Spor tesisinin olmadığı 13 ilçede 6’sına tesisler yapılarak bu sayı 7’ye indirildi. Kalan 7 ilçe için projeler hazır. İBB’nin ilk atletizm pisti, Maltepe dolgu alanında hizmete açıldı. Gaziosmanpaşa’da İBB Halit Kıvanç Şehir Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Kompleksi, Arnavutköy Yaşam Merkezi, Yedikule Spor Tesisi, Bayrampaşa Spor Kompleksi İstanbul’a kazandırıldı. Haliç’te su sporları merkezi açıldı. Zeytinburnu ve Kartal’da, kent tarihinde bir ilk olarak, ‘engelsiz spor parkları’ yapıldı.
İBB spor tesislerinde, 2019’da, 6.3 milyon seans hizmet üretebilen tesisler, yeni dönemde seans sayısını, yüzde 72 artışla 10.8 milyona çıkardı. Bu seanslardan, okullarında spor salonu olmayan öğrenciler de yararlandırıldı. 39 ilçede park, bahçe, meydanlar ve Şehir Hatları seferlerinde de dahil olmak üzere, 350’yi aşkın noktada, sabah saatlerinde, eğitmenler eşliğinde, açık hava egzersizleri başladı. Bisiklet turları ile Tarihi Yarımada, bisiklet severlerin kullanımına açıldı.
Yılda 5000’den fazla çocuk, İBB’nin doğa kamplarından yararlandı. Spor salonu olmayan 3 ilkokul, 14 ortaokul ve 19 lise olmak üzere, toplam 36 okula spor salonu kazandırıldı. Önceki dönemde, okullarda sadece sporun 7 branşında, 15 bin çocuğa eğitim verilirken, yeni dönemde bu rakam, satranç dahil 20 branş ve 120 bin öğrenciye çıkarıldı. Futbol branşına, kız futbol takımı eklendi. İBB spor tesislerinden faydalanan öğrencilerden 528’i, farklı spor kulüplerine transfer oldu ve büyük bölümü 2036 olimpiyatlarına hazırlanmaya şimdiden başladı.
Spor İstanbul, Türkiye’de ilk e-spor okulunu açtı. Aralık 2021’de açılan OGEM (Oyun Geliştirme Merkezi) ile e-spor alanında ilk kuluçka merkezi, Mayıs 2023’te ise ilk E-Spor Merkezi açılmış oldu. E-spor Olimpiyatları olarak adlandırılan, Global E-spor Oyunları’nın 2.’si 2022 yılında İstanbul’a getirildi. 66 ülkenin e-spor oyuncuları ve federasyonları, Türkiye’de ağırlandı.
83 yıldır yapılmayan Ulugazi Yağlı Güreşleri tekrar İstanbullularla buluşturuldu. 2021 yılında “Yürü Be İstanbul”u uygulaması kent hayatına dahil edildi. Bu uygulama ile 500 bine yakın İstanbullu, 30 milyarın üzerinde adım attı ve adımları karşılığında ödüller kazandı. Bu sayede, İstanbul’un fiziksel aktivite oranı yüzde 13’ten, yüzde 30’a çıkarıldı.
İBB Spor Kulübü’nün 34 yıllık tarihinde ilk kez; atletizm, jimnastik, halter, buz hokeyi ve güreş branşlarında kadın şubeleri kuruldu. Engelli sporculara yönelik; judo, atıcılık, atletizm, tekvando, kürek, kano ve binicilik branşları, son beş yılda İBB Spor bünyesine eklendi.
Sporda gerçekleştirilen atılımların sonucu olarak, çok sayıda uluslararası başarıya imza atıldı. İBB Spor, 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na toplam 21 sporcuyla katılarak, bu anlamda tarihinin en yüksek sayısına ulaştı. Para okçulukta Bülent Korkmaz, İBB Spor’a, tarihindeki ilk paralimpik madalyasını kazandırdı. İBB Spor Kulübü sporcuları, 2023 yılında, tüm kategorilerde 9 dünya şampiyonluğu, 4 dünya ikinciliği ve 9 dünya üçüncülüğü elde etti. İBB Spor oyuncuları, yeni dönemde Türkiye’ye; 830 Altın, 591 gümüş ve 703 bronz madalya olmak üzere, toplam 2.124 madalya kazandırdı.
İstanbul Maratonu, dünyada pandemi döneminde ertelenmeyen tek maraton oldu ve alınan önlemler ile dünyaya örnek gösterildi. İstanbul Maratonu’na dünyanın her yerinden katılım, son 4 yılda, yaklaşık 90 bin rakamına ulaştı. 45 yıldır maratonu ve 35 yıldır boğaz geçişi yüzme yarışı olan İstanbul’a, Cumhuriyet’in 100. yılında uluslararası bisiklet yarışı “Tour of İstanbul” kazandırıldı. Bu sene, Haliç Uluslararası Kürek yarışlarının 4’cüsünü düzenlenecek.
İstanbul Yarı Maratonu’nda katılım yüzde 70 arttırıldı. Bu yarış ile 2021 yılında, Türkiye topraklarında bugüne kadar kırılmış ilk atletizm dünya rekoruna ev sahipliği yapıldı. Maraton ve yarı maratonda düzenlenen ‘yardımseverlik koşuları’ ile 90 sivil toplum kuruluşunun, 144 milyon TL bağış almasına aracılık yapıldı.
2019’da İBB’ye bağlı 51 spor tesisimiz varken, yeni dönemde bu sayı, 19 yeni tesis ile 70’e çıkarıldı. Temeli atılıp, yapımları devam eden tesis sayısı ise, 13. Baştan aşağı yenilenen Cemal Kamacı Spor Kompleksi ile İstanbul’un ilk erişilebilirlik belgesine sahip spor kompleksi açıldı.
“NELER YAPACAĞIZ”
İmamoğlu, sunumunun “Yapacaklarımız” başlığının altında ise şu 10 projeye yer verdi:
AVRUPA OYUNLARI
“İlk kısa dönemli hedefimiz; Avrupa Oyunları’nı 2027 yılında İstanbul’a getirmek olacak. Tamamladığımız projeler ve organizasyon kapasitemizle İstanbul, Avrupa Oyunları’na hazır. Yaklaşık 25 branşta, 48 ülke ve 6.000 sporcuyu misafir edeceğimiz Avrupa Oyunları için gerekli girişimlerimizi son hızla sürdürüyoruz. Hatta size bir güzel müjde vereyim. Her ne kadar bu ülkenin bazı spor yöneticilerinin baskısı ve durdurma girişimleriyle karşı karşıya olsak da inanın bu sürece dair, sporda da bunu yaşamanın keyifsizliğini dönem dönem hissettim ama bu anlamda biz, her noktadaki direncimizi de burada ortaya koyarak, çabamızı samimi bir şekilde gerçek spor insanlarıyla mücadelemize ortak vererek, inşallah göreceksiniz; Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komiteleri Başkanları ile beraber, 2027 Avrupa Oyunları’nın ilk imzasını kısa sürede atacağız. ve bu kıymetli organizasyonu, İstanbul’umuza hep birlikte kazandırmanın, müjdesini sizlere vereceğiz. Sadece İstanbul değil, Türkiye açısından çok önemli bir etkinliğe imza atmış olacağız. Avrupa Oyunları, bugüne kadar çok sporlu etkinliklere ev sahipliği yapamamış İstanbul için bir ilk olacaktır. Bu deneyim, İstanbul’un bu ölçekteki organizasyonlara yapacağı başvurular için de önemli bir referans olacaktır. Bunların başında da kuşkusuz, olimpik ve paralimpik oyunlar geliyor.
2036 İSTANBUL OLİMPİK VE PARALİMPİK OYUNLARI
Daha önce yaptığı 5 başvurudan sonuç alamayan İstanbul’a, özlemini çektiği olimpiyat oyunlarını biz getireceğiz. Bu oyunları, sadece ekonomik boyutuyla veya sadece bir prestij meselesi olarak görmüyoruz. Bizim için daha önemli olan, sporun birleştirici ve iyileştirici gücüdür. Olimpiyat ruhu ile sporun dostluk, barış ve kardeşlik yüzünü dünyaya en iyi göstereceği kent, şüphesiz 3 imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dur. Ekonomik boyutuyla ilgili de kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. İstanbul’a spor tesisleri anlamında yapılacak her yatırımı, kayıp değil, kazanç olarak görüyoruz. İstanbul’un tek bir kuruşunu, atıl kalacak tesislerde asla heba etmeyeceğiz. Üstelik hem esnafımıza hem turizm sektörümüze kısa, orta ve uzun vadede büyük bir ekonomik gelir artışı sağlayacağımızdan da eminiz. Organizasyonlar esnasında, sadece spor turizmi ile yüzde 70’lere varan bir artıştan bahsediyorum. Ayrıca, dünyanın dört bir yanından en fazla izlenen spor organizasyonu olan olimpiyatların, ülkemizin ve İstanbul’un tanıtımında çok önemli bir katkısı olacaktır. İstanbul’un ihtiyacı olan, uzun yıllar kullanabileceği, sporcu yetiştireceği spor tesislerini İstanbul’a kazandırarak, İstanbul’u olimpiyatlara, paralimpik oyunlara hep birlikte hazırlayacağız. En az olimpik ve paralimpik oyunların İstanbul’a gelmesi kadar, belki de bundan daha önemli olan, olimpiyatlara sporcu yetiştirebilme meselesidir. Başakşehir’de hayata geçireceğimiz, Olimpik ve Paralimpik Sporcu Merkezi projesi ile hem uluslararası müsabakalara uygun tesisler elde edeceğiz hem de bu tesislerde yaz-kış demeden, farklı branşlarda sporcular yetiştireceğiz. Burası, tam teşekküllü, dünyanın en önemli eğitim kampüslerinden biri olacak.
12 ÇOK AMAÇLI SPOR KOMPLEKSİ
Voleybolda ülkemizin son dönemde kazandığı önemli başarıları hepimiz biliyoruz. Kulüplerimizin bu başarılardaki payı çok kıymetli. Biz, bu başarıların artarak devam etmesi için, gerekli altyapı yatırımlarını ve tesisleri, sporcularımızın ve sporsever vatandaşlarımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz. Bunların birini Sarıyer ilçemize kazandıracağız. Yine Maltepe ilçemizde yapacağımız ‘Maltepe Arena’, basketbol ve voleybol müsabakaları için kullanılabilecek. İçinde çok amaçlı bir salon, tenis kortu, boks salonu, fuar alanı ve konser alanı bulunacak. İstanbul’da önemli eksiklerden biri de kuşkusuz kış sporlarına yönelik spor alanlarında yaşanıyor. Ümraniye ilçemizde yapacağımız Buz Sporları Merkezi ile bu önemli eksikliğin giderilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız. Planladığımız bir diğer buz sporları merkezini ise, Silivri’de hayata geçireceğiz. İstinye Spor Kompleksi, tüm İstanbul’a hizmet edecek nitelikte bir tesis. İçerisinde koşu ve atletizm pisti, karting pisti, olimpik yüzme ve su sporları yapısı, basketbol ve tenis sahaları, otoparkları ve yürüyüş yollarıyla dört dörtlük bir tesisi İstanbul’a kazandıracağız. Tuzla Aydınlı Spor Kompleksi, Çekmeköy Spor ve Yaşam Merkezi, Bağcılar Ebubekir Spor Merkezi, Küçükçekmece Atakent İBB Spor Kompleksi, Büyükçekmece Pınartepe Spor Merkezi, Esenyurt Yüzme Havuzu, Beşiktaş Levazım Yüzme Havuzu ile İstanbul’un dört bir yanında spor olanaklarını eşitleyeceğiz.
7 SEMT SPOR MERKEZİ
İstanbul’umuza başarıları ile değer katan amatör spor kulüplerimizi desteklemeyi çok önemsiyoruz. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü (İGİK), 100 yılı aşkın süredir çok önemli başarılar kazanmış ve Türk modern güreş sporunun gelişimine büyük katkılar sağlamış bir kulübümüzdür. Çağdaş çalışma koşullarla donatacağımız, yeni İstanbul Güreş Kulübü binası, kulübün kurumsal kimliğini geleceğe taşıyarak, örnek bir spor tesisi olacak. Üsküdar Küçüksu Spor Salonu, Sancaktepe Safa Tepesi Spor Tesisi, Bahçelievler Koca Sinan Spor Tesisi, Ataşehir İçerenköy Spor Tesisi, Şişli Kuştepe Zeminaltı Otopark ve Spor Tesisi, Kartal Cevizlik Komşuluk Meydanı projelerimizde yer alan spor alanları ile birlikte, amatör spor kulüplerimizin tesis ihtiyaçlarını önemli oranda karşılayacağız.
JİMNASTİK VE ATLETİZM
Beylikdüzü atletizm pistimizi tamamladığımızda, İstanbul, uluslararası standartlara ve müsabakalara uygun bir atletizm pistine kavuşmuş olacak. Atletizm pistlerimiz için, Başakşehir ve Eyüpsultan’da da yerlerimizi belirledik, projelerimiz hazır. Önümüzdeki dönemde hızla hayata geçireceğiz. Yine İstanbul’un ihtiyaçlarını gözeterek, Pendik Kurtköy’de Uluslararası Jimnastik Salonu Projemizin onaylarını aldık. En kısa süre içerisinde ihalesini yapıp uygulamaya geçireceğiz.
SU SPORLARI
Maltepe’de projesi hazır, izinleri alınmış su sporları merkezimizi de hızlıca hayata geçireceğiz. Mini su sporları tesislerimiz ile denizle temas etmeyen vatandaşımız kalmayacak. 7 tesisimizin yeri belli. Hedefimiz; 15 ilçede, 21 mini su sporları merkezini tamamlamak.
REKREATİF SPOR
Kentsel tasarım için çok önemli bir alan. Göreve geldiğimiz günden bu yana, sporun sokağımızda, mahallemizde, sahillerimizde, parklarımızda yapılabilmesi için tüm halkın erişebileceği imkanları yaratmaya çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Yaşam Vadileri ve Doğal Yaşam Parkları’nda 210 kilometre olmak üzere, İstanbul genelinde, toplam 1.050 kilometre bisiklet yollarını yapacağız. Ayrıca her ilçemize açık ve kapalı tenis kortu, halı saha, basketbol ve voleybol sahası olmak üzere, toplamda 1000 tesisi İstanbul’a kazandıracağız.
SPOR SALONSUZ OKUL KALMAYACAK
Spor salonu ihtiyacı bulunan 115 okulumuz için spor salonlarımız yolda. Bu tesisleri tamamladığımızda, İstanbul, tam anlamıyla bir spor kentine dönüşecek. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dilediği gibi, İstanbul; zeki, çevik ve ahlaklı sporcuların yetiştiği bir kent haline gelecek.
SPOR OKULLARI
İlk ve ortaöğretimde bulunan 250.000 öğrenciye, 20 branşta ücretsiz spor eğitimi vereceğiz. E-spor kulübü açılacak. Okullar arası turnuvalar düzenlenerek, e-spor ligi oluşturacağız. Bu spor okullarımız, İstanbul kulüpleri için de bir sporcu fabrikası olarak hizmet vermeye devam edecek.
HER YERDE SPOR
İstanbul genelinde 1000 noktada, 390 profesyonel eğitmen eşliğinde, ücretsiz açık hava spor etkinlikleri ve gezici spor ekipleri ile her mahallede, yaşlılara özel spor programları düzenleyeceğiz. Biz bu altyapı yatırımlarını gerçekleştirdiğimizde, sadece olimpik ve paralimpik oyunlara değil, inanıyorum ki çok sayıda ve çeşitlilikte ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağız. Tesislerimizde yetişen sporcularımız, katıldıkları müsabakalarda, ülkemizi ve kentimizi gururla temsil ederek, bizi onurlandıracaklar”
“Atamızın ‘Bedeni idman, fikri idmanla muvazi olmalıdır’ sözünü hiç unutmadım” diyen İmamoğlu, sunumunu şu sözlerle tamamladı:
“Çocuklara ve gençlere, en önemli kentli hakları olan ‘spor hakkı”nı vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için ve bu yolda kararlı bir şekilde, hiç durmadan yol yürüyeceğiz. İstanbul’da, başta çocuklar ve gençlerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımız hayatın her anında, bulundukları yerde spor olanaklarına adil bir biçimde erişebilecekler. Avrupa’nın en genç ülkesi olmamıza rağmen, obezite ve tip2 diyabette ne yazık ki, birinci sıradayız. Avrupa’nın hasta ülkesi olmamız, asla kabul edilemez. Uzun yıllar boyunca spor yapmış ve sporun hem bedene hem zihne hem de hayatın her alanında olağanüstü katkılarını yaşamış birisi olarak, ben kabul edemem. İstanbul’da bir çocuğun bundan mahrum kalmasına, vicdanen asla müsaade edemem. Bu yolda kendimi bir nefer olarak görüyorum. Spor alışkanlığı, bu hastalıkların en temel ve en ucuz ilacıdır. Kentimizde bütün bu dönüşümleri başaracağız. Hep birlikte, ailelerimizle, eğitim kurumlarımızla kulüplerimizle ve belediyelerimizle başaracağız. Böylece sağlık harcamalarımız azalacak ve gençlerimiz kötü alışkanlıklardan uzaklaşacak. Böylece, daha sağlıklı ve mutlu bir İstanbul hedefine hep birlikte ulaşacağız. Bu ayrıca, toplumsal huzur, toplumsal birliktelik projesinin de en önemli aşamasıdır.
“BU AZİZ KENTİN DÖNÜŞÜMÜ ÜLKEMİZİNDE DÖNÜŞÜMÜ DEMEKTİR”
İstanbul, diğer bütün alanlarda olduğu gibi, sporda da büyük hedeflere, ancak bir zihniyet değişimiyle ulaşabilir. Bu nedenle, 2019’dan bu yana İstanbul’u; sorunları bütüncül bir yaklaşımla, bilimsel bir gözle ele alan, kent yönetiminin merkezine insanı koyan, yeni bir anlayışla yönetiyoruz. Kent yönetimini, deyim yerindeyse, bireysel bir spor gibi değil, bir takım oyunu olarak gören ve o takımı 16 milyon İstanbullu olarak tanımlayan bir anlayıştır bu. Biz; icraatçı, halkçı, yatırımcı ve demokrat yönetim anlayışıyla, her geçen gün İstanbul’a daha fazla değer katıyoruz. İstanbul adına hedeflerimizi büyütmeye ve bu hedeflere doğru daha hızlı, daha güçlü adımlarla yürümeye odaklanmış durumdayız. İstanbul’u sadece yatırımlarla da dönüştürmüyoruz. Aynı zamanda bu şehirde zihniyeti değişimine de öncü oluyoruz. Çünkü İstanbul, küresel ölçekte de büyük bir iddia taşıyor. Bunu hem hak ediyor hem de bunu başaracak kaynaklara sahip bir şehirdir. İstanbul, küresel ölçekte çok daha ileri noktalara erişebilmek ve içinde yaşayan vatandaşlara daha yüksek bir yaşam kalitesi sunabilmek için mutlak dönüşmelidir. Bu aziz kentin dönüşümü, ülkemizin de dönüşümü demektir.
O yüzden azmimiz ve kararlılığımız yüksek. Enerjimiz ve inancımız tam. Kondisyon ve dayanıklılık olarak, moral ve motivasyon olarak en üst seviyedeyiz. Bizden daha hızlı koşacak birisini, biz tanımıyoruz. Koşumuzu gerekirse bir gibi kısa mesafe, gerekirse 42 bin 195 metre bir maraton koşucusu gibi yapar, sonuca erişmekte asla geri durmayız… Bundan sadece 11 gün sonra, büyük bir karar vereceğiz. O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir. Bu karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait, değerli bir karardır. İstanbul’da başlattığımız bu büyük dönüşüme, daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için, bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin’ diyoruz. Onun için spora, sporculara, spor insanlarına, herkese ‘Haydi İstanbul, tam yol ileri’ diyoruz.”
]]>İBB’nin Taksim Gezi Parkı’nın mülkiyetinin Sultan Bayezid Vakfı’na devriyle ilgili başlattığı hukuk mücadelesi sonuçlandı. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün vakıf lehine verdiği tescil kararını bozdu. Dava konusu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediğine dikkat çeken mahkeme, parkın yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline hükmetti.
“NELER YAŞANDI”
Mülkiyeti İBB ait olan Gezi Parkı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Vakıflar Kanunu 30.maddesinde sayılan şartların mevcut olduğu iddiasıyla, belediye uhdesinden çıkartıldı. Sultan Bayezid Hanı Veli Hazretleri Vakfı adına 12 Mart 2021 tarihinde tapuda tescil edildi. İBB derhal hukuki yollara başvurdu. Tescil işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek 9 Nisan 2021 tarihinde dava açtı. Dava, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görüşüldü.
“BİLİRKİŞİ ‘VAKIF VARLIĞI YOK’ DEDİ”
Yargı aşamasında mahkemeye, uzman ve akademisyenlerden oluşan 4 vakıf hukukçusunun bilirkişi raporları sunuldu. Raporlarda; dava konusu taşınmazlarda Sultan Bayezid Hanı Hazretleri Vakfı’nın mülkiyet hakkının bulunmadığı, vakfiyeden ilgili parsellerin vakıf yoluyla oluşturulmuş kültür varlığı olduğuna dair bir çıkarım yapılamayacağı, taşınmazların vakıf yoluyla vücuda getirilmediği ve taşınmazda vakıf kültür varlığının bulunmadığı görüşleri yer aldı.
“VAKIF ADINA TESCİL MÜMKÜN DEĞİL”
Vakıflar Genel Müdürlüğü bunun üzerine gezi parkı içerisinde bir tarihte yer alan Topçu Kışlası’nın kültür varlığı olduğu itirazını mahkemeye sundu. Mahkeme, konunun bir de Topçu Kışlası açısından değerlendirilmesini istedi. Sanat Tarihi ve Arkeoloji Alanında uzman ve akademisyen 4 sanat tarihçisi bu konuda da mahkemeye görüş bildirdi. Sunulan raporda; bugün mevcut olmayan Taksim Topçu Kışlası’nın da vakıf yoluyla inşa edilmediği, yani vakıf kültür varlığı olmadığı, Taksim Topçu Kışlası’nın arşiv belgeleri üzerinden inşa sürecine ve tarihsel sürecine bakıldığında da herhangi bir belge veya yayında vakıf malı olduğuna dair ibarenin olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu parsellerde bugün herhangi bir kültür varlığının izine de rastlanmadığı; bu itibarla 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 30. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmemiş olduğu ve dava konusu taşınmazın vakfı adına tescilinin mümkün olmadığı kanaati dile getirildi.
“İBB ADINA TESCİL EDİLDİ”
Dosyayı karara bağlayan İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, İBB’yi haklı bularak, Sultan Bayezid Hanı Veli Hazretleri Vakfı adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptaline ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verdi. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da İBB lehine sonuçlanırsa, Gezi Parkı yeniden İBB mülkiyetine geçecek.
]]>İSTANBUL – Yalova’da sabah saatlerinde meydana gelen 3.5 büyüklüğündeki deprem, uzmanları endişelendiriyor. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Zemin Mekaniği ve Etüt Laboratuvarı Müdürü Öğretim Görevlisi ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Mustafa Serhat Durmuş, Yalova’daki depremlerin Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Denizi içerisindeki koluna sıçrama yapabileceğini ve İstanbul için risk oluşturabileceğini söyledi.
Yalova’da bu sabah saat 09: 21’de meydana gelen 3.5 büyüklüğündeki deprem, kentte paniğe neden oldu. AFAD ve Kandilli Rasathanesi tarafından da doğrulanan deprem, 9.71 km derinlikte gerçekleşti. İstanbul yakınlarında gerçekleşen her sarsıntı sonrası akıllara gelen ve beklenen büyük İstanbul depremi ile ilgili Yalova’daki depremin arasında bir bağlantı olup olmayacağına dair Jeofizik Yüksek Mühendisi Mustafa Serhat Durmuş değerlendirmelerde bulundu.
Şimdilik aralarında bir bağlantı olmadığını fakat Marmara Denizi içerisinde ciddi ve yavaş yavaş bir hareketlenme olduğunu söyleyen Serhat Durmuş, “Normalde 4 büyüklüğüne kadar binalarda çok ciddi hareket olmaz sadece yakın bölgelerde hissedilebilecek bir deprem. Fakat bu depremin önemi şu; Marmara denizi içerisinde halen bunun aktif olduğunu bize gösteriyor. Yani burada olan bütün depremler, kesinlikle önemsizdir diyemeyiz. Hepsinin bir anlamı var ve izlenmesi gerekiyor. Biz Marmara Deniz tabanı içerisinde olan her türlü depremleri çok önemsiyoruz. Yalova’nın dışında Gemlik tarafında da ciddi depremler oldu. Ama bizim asıl olarak beklediğimiz nokta, orta Marmara çukurundaki kilitlenme zonu. Şu anlık Yalova ve Gemlik’teki depremlerin bizim ana depremle alakası olmadığını görüyoruz. Fakat kilitlenme zonunda bir kırılma olursa eğer, İstanbul’daki muhtemel 4 senaryodan biri olan B senaryosu olan orta Marmara çukurunda bir kırılma bekliyoruz. Yani bu gerçekleşirse 7,2 ile 7,6 arasında bir deprem olur ve insanlar bundan ciddi derece etkilenecek. Çünkü bunun İstanbul’un merkezine olan uzaklığı yaklaşık 22 kilometre. Bu nedenle ben Yalova ve Gemlik’te olan depremlerinin hepsini önemsiyorum. Artık herkesin oturduğu binanın depreme ne kadar hazırlıklı olup olmadığına baktırması ve hazırlanması gerekiyor. Bina performans analizi yaptırarak binamızın gerçeği ile yüzleşmek durumundayız. Bunu yapmadığımız müddetçe Marmara denizi içerisindeki bütün depremlerden kaygı seviyemiz giderek artacak çünkü 10 yıl içinde İstanbul’u çok büyük deprem beklediğini zaten biliyoruz” dedi.
“Sıçrama yapabileceğini öngörüyoruz”
‘Yalova’daki deprem ana deprem hattını tetikler mi’ sorusuna üzerine Serhat Durmuş Kahramanmaraş’ı örnek vererek sözlerine şöyle devam etti:
“Kahramanmaraş’taki depreme bakarsak eğer, buradaki ilk deprem Hatay Samandağ’da idi. Daha sonra kırılmalar meydana gelmişti. ve sonrasında Kahramanmaraş’taki diğer fayı tetiklemişti. Bunlar yer altındaki enerji aktarımı şeklinde kırılmalarla devam etmişti. Yalova’daki bu depremlere da bakarsak, mutlaka ana fay hattı ile bunların yer altından bir bağlantısı olabilir. Ancak biz yukarıda olan depremlerin yani Yalova yukarısında olan depremlerin Kuzey Anadolu Fay hattı bağlantılı bir sıçrama yapabileceğini öngörüyoruz.
]]>KRT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Kurum, anketlerde 1,5-2 puan önde olduklarını ve üstüne koya koya gittiklerini söyledi.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde ittifakların ve adayların seçime olan etkisine değinen Kurum, “Birçok partinin adayı var, adaylar da kendi projelerini, hedeflerini, hayallerini anlatıyorlar. Ama gelinen süreçte Refah Partili seçmenimiz bir önceki 2019 seçiminde Cumhur İttifakı’nın içinde yer aldı. Gönül isterdi ki yine aynı şekilde Cumhur İttifakı’nın içinde yer almaları ama gelinen süreçte kendi adaylarını gösterdiler.” diye konuştu.
Yeniden Refah Partili seçmenin Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğini en iyi bilen seçmenlerden birisi olduğunu belirten Kurum, “Bugün baktığınızda Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin nasıl bir hizmet yaptığını, vatandaşımızın sorunlarına ilişkin bu sorunları giderme noktasında herhangi bir irade ortaya koyamadıklarını, hatta özgürlükler noktasında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumuna baktığınızda belki burada en fazla eziyet çeken de Yeniden Refah Partili kardeşlerimiz, seçmenlerimiz oldu.” ifadelerini kullandı.
Muhalefetin sürekli ekonomik gündemle siyaset yapmaya çalıştığını dile getiren Kurum, şöyle devam etti:
“Yerel seçimde biz ekonomik gündemi oylamayacağız ki. Anlatacakları bir şey olmadığı için yani yaptıkları, şu geriye 5 yılda baktığınızda verdikleri vaatleri gerçekleştirmemişler. Bırakın gerçekleştirmeyi, verdiği vaadi hatırlamayan bir belediye başkanından bahsediyoruz. Dolayısıyla burada anlatacağı bir iş yok, eser yok, hizmet yok. Ne yapacak? ‘Gündemi algı çalışmalarıyla, yine perdeleme çalışmalarıyla farklı alanlara çekelim.’ Burada yerel seçimde emekli maaşını biz oylamıyoruz veya ekonomik şartları da oylamıyoruz. Bunun seçimi genel seçim. Mayısta Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Yüzyılı’nda yeniden cumhurbaşkanı olarak seçildi. 5 sene, 2028’e kadar da bu görevi orada devam edecek. Bu süreçte ekonomiyi düzeltecek olan varsa eğer 22 yıldır yapılan bu hizmetleri yapacak bir irade varsa eğer yine AK Parti, Cumhur İttifakı iradesi.”
Yeniden Refah Partili seçmenlerin seçime olan etkisinin sorulması üzerine Kurum, “Ben Yeniden Refah Partili seçmenimizin 31 Mart’ta oyları böleceğini düşünmüyorum. Çünkü sandığa gittiğinde bugüne kadar yaşamış olduğu ki rahmetli Erbakan Hoca’mızın hayaliydi İstanbul, bu hayali gerçekleştirmek ve yine onun hayalleri peşinden koşan bir iradeyi desteklemek Yeniden Refah Partili seçmenimizin isteyeceği bir iştir. Dolayısıyla bugün anketler öyle söyler, böyle söyler ama sandığa gittiğimizde ben Yeniden Refah Partili seçmenimizin bu iradeyi ortaya koyan taraftan yana tavır alacağını düşünüyorum, bunu böyle hissediyorum, sahada da aslında gördüğümüz bu. Yani orada bizim şahsımızla ilgili bir eleştiri yok, parti aday çıkarmış o adayla alakalı tabii ki onlar da kendi adayları noktasında düşüncelerini dile getiriyorlar ama işin sonunda, ’31 Mart’ta verdiği oy nereye yarayacak?’ bunu düşünecektir seçmenimiz çünkü bilinçlidir, bu dava uğruna mücadele etmiş insanların topluluğudur.” değerlendirmesinde bulundu.
Vaatleri için gerekli finansman konusuna değinen Kurum, şunları kaydetti:
“İBB 7 milyar dolarlık bir bütçeye sahip aslında konsolide bütçeye baktığınızda 500 milyarı buluyor iştirakleriyle ama bu konsolide bütçe. Burada 7 milyar dolardan 5 yılda hesapladığınızda 35 milyar dolar para eder. Bunun yaklaşık 65-70’ini yatırıma ayırdığınızda zaten bu projelerin neredeyse yarısı buradan çıkıyor. Eğer siz İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, reklama, algıya değil, 2 günlük konsere 550 milyon lira değil, ‘İsrafı bitirdik.’ deyip, tabelalara 350 milyon lira ayırmazsanız veya o balya balya paralarla kendi geleceğinizi inşa etmezseniz yüzde 50’si kendi bütçesinden çıkıyor. Burada anlaştık yani rakamlar ortada.”
“2002’de bir enkaz devraldık”
İBB Başkan adayı Murat Kurum, “Hem deprem hem kentsel dönüşüm konusunda bunca yıldır bu adımlar neden atılmadı?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“‘Atılmadı.’ demek doğru olmaz. Yapılanları da görmek lazım. 2002’de baktığımızda biz bir enkaz devraldık. 2002’den bugüne geldiğimizdeki sürece baktığınızda, şehirlerimizin hepsi altyapıdan üstyapıya yenilenmiştir. Üniversiteler, hastaneler, şehir hastaneleri yapılmıştır. Okullarımız depreme karşı güçlendirilmiştir. Yeni binalarımız, kaymakamlıklarımız, valiliklerimiz… Bu süreçte Marmaray, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, (1915) Çanakkale Köprüsü yapılmıştır. Hızlı trenle ülke tanışmıştır.”
Sosyal konut anlamında bugüne kadar kentsel dönüşümle 2 milyon 200 bin konutun dönüşümünü yaptıklarını, yeni yönetmeliklerle birlikte vatandaşın sağlam, güvenli bina yapmasının zorunlu hale getirildiğini, yapı stokuna bakıldığında yüzde 50’den fazlasının da bu şekilde yenilendiğini anlatan Kurum, “Şimdi, ‘Hiçbir şey yapmadı.’ demek insafsızlık olur, doğru olmaz. Daha yapılması gereken var mı, var. Yapılacak. Böyle çalışacağız, gayret edeceğiz, yapacağız. Çocuklarımız, evlatlarımız, geleceğimiz için yapacağız. İstanbul’umuz için yapacağız. Yapmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Kurum, şöyle devam etti:
“Şimdiye kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi o kaynakları deprem dönüşümüne harcasaydı, reklam bütçesine deprem bütçesinin 2 katı değil de orada o parayı deprem bütçesine ayırsaydı, deprem dönüşümü yapsaydı, 5 bin 489 olmasaydı da 50 bin olsaydı kötü mü olurdu? İyi olurdu tabii ki. Biz de derdik ki, ‘Aferin, yapmış, tebrik ediyoruz.’ Bu yüzden, burada hamaset siyaseti yapamayız, algıyla bu işleri, depremi engelleyemeyiz, ulaşımı çözemeyiz. O yüzden, biz bu iradeyi dört koldan siyaset üstü göreceğiz ve ülkenin milli güvenliği olarak değerlendirip, ona göre hareket etmek zorundayız.”
İstanbul’da 250 bin araçlık otopark yapacaklarını ve bu otoparkların afet durumunda aynı zamanda toplanma alanı vazifesi göreceğini belirten Kurum, ilk yarım saat İSPARK’ların herkese ücretsiz olacağını dile getirdi.
Kurum, “Kanal İstanbul’un yapımına devam edilecek mi?” sorusu üzerine İstanbul’un gündeminde deprem endişesi, ulaşım çilesi, sosyal adaletsizlik, huzursuzluk, güvensizlik ve sokak hayvanları problemi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Şimdi bu endişeleri ortadan kaldırmadan, deprem riski bu kadar önemliyken, ulaşım çilesi bu kadar sıkıntılıyken biz gündemimize Kanal İstanbul’u alamayız. Çok net söylüyorum; bizim gündemimizde değil. Gündemimizde olmamasına rağmen maalesef bu kurgu üzerinden sürekli pişirip pişirip önümüze Kanal İstanbul’u getiriyorlar. Başka ne dememiz lazım?”
İstanbul’da olası bir afet durumunda afet yönetim planı çerçevesinde tek bir merkezden süreci yönetmek istediklerini anlatan Kurum, bu kapsamda, deniz ulaşımını iki katına çıkaracaklarını, afet ulaşım yolları ile bazı noktalara erişebilmek için ise 65 yeni helikopter pisti yapacaklarını bildirdi.
Kurum, kariyer planlarıyla ilgili soruya, şöyle yanıt verdi:
“Benim için kariyer hedef; milletimiz beni nerede görmek istiyorsa oraya gitmek ve orada bana üstlenen vazifeyi yerine getirmektir. Siz olmadık hayallerin peşinden koşamazsınız. Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş, bunlar da öyle. İş yapmayacaksın, eser üretmeyeceksin, hizmet yapmayacaksın, İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceğin için kullanacaksın sonra bir yerde geleceksin cumhurbaşkanı yardımcısı adayı, öbür tarafta ’81 ile gideceğim, İstanbul’un selinde, yağmurunda, karında burada olmayacağım. Nerede olacağım?’ Anlayışa bakar mısın? Biriniz yönetemediniz, çoklu yönetim sistemine mi geçtiniz?”
Adaylığı sürecinde iktidar gücünü kullanması yönündeki eleştirilerin sorulması üzerine Kurum, İstanbul’un Türkiye’nin lokomotif şehri olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
“Ben İstanbul’un gücünü kullanacağım. Hangi bakanlıktan ne almam gerekiyorsa onu alıp koparıp geleceğim. Peki biz bakanlarımızla, Cumhurbaşkanımızla istişare etmeyelim mi? Gidip yabancı büyükelçilerle mi istişare edeceğiz. Bakanlık dönemimde 81 ilin belediye başkanı geldiğinde her türlü istişareyi yaptık. Antalya, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’na sorun. Bizim kimseyle bir zorumuz yok. Biz devlet için yapıyoruz. Ama sen, devletin seçilmiş cumhurbaşkanına hakaret edersen, kendini darı ambarında görürsen yapamazsın.”
Kurum, mal varlığı hakkındaki soru üzerine, “Ankara’da bir tane evim var. İstanbul’da bir tane evimiz var. Bir tane de yine kayınpederlerin oturduğu Bahçelievler’de bir evimiz var. Bir tane arabamız var. Biraz paramız, biraz da borcumuz var. Mal varlığımızla ilgili bir endişemiz de yok. Anamızın ak sütü nasılsa mal varlığımız da bu şekilde helaldir.” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile önce ilçe turu yaptı, sonra halkla buluştu. “Biz bu yola yeni gönüller fethetmek için çıktık” diyen İmamoğlu, “Sarıyerli hemşehrilerime sesleniyorum: Oyunuzu bölmeyin” ifadesini kullandı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile ilçe turu yaptı, ardından Ferahevler Mevlana Parkı’nda vatandaşlarla buluştu. Vatandaşlar hem yol boyunca hem de halk buluşmasında, İmamoğlu ve Aksu’ya sevgi gösterilerinde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, milletvekilleri Namık Tan, Asu Kaya, Parti Meclisi üyesi Bedirhan Berk Doğru, Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Kubat ile geçmiş dönem ilçe başkanları ve Sarıyer Belediye Başkan adayları da halk buluşmasında Aksu ve İmamoğlu’na destek verdi.
ÇELİK: “SARIYER’DE, OKTAY AKSU’NUN YANINDAYIZ”
Buluşmada ilk konuşmayı yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi:
“İlçe başkanlarımızla, belediye başkan adaylarımızla, Genel Başkan Yardımcımızla, milletvekillerimizle, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’yla, Sarıyer’de, Oktay Aksu’nun yanındayız hep birlikte. Oktay Aksu Başkanımız, 15 yıllık yerel yönetimler deneyimine sahip. 15 yıllık belediyecilik deneyimine sahip Oktay Aksu Başkanımız, 31 Mart’tan sonra, Sarıyer’de, halkçı belediyecilik uygulamalarını, sosyal demokrat belediyecilik uygulamalarını en üst seviyeye taşıyacak. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’yla birlikte, Sarıyer’in çocukları için, Sarıyer’in gençleri için, Sarıyer’in kadınları için, Sarıyer’in emeklileri için, Sarıyer’in emekçileri için büyük bir mücadele verecek. 31 Mart günü, hep birlikte Oktay Başkanımızın yanında mıyız? 31 Mart’ta Oktay Aksu’yla Sarıyer’de sandıkları patlatıyor muyuz? Hep birlikte sandıklara güçlü bir şekilde sahip çıkıyor muyuz? O zaman tam yol ileri diyorum”
Özgür Çelik’in ardından “Atatürk Kent Ormanı’nı beğendik mi” diye Sarıyerlilere soran İmamoğlu şöyle konuştu:
“ŞEYTANIN AKLINA GELMEYEN BUNLARIN AKLINA GELİYOR”
“Bunlar Atatürk Kent Ormanı’nı böyle metruk kenarda her tarafı açık, sahipsiz niye bırakırlar? Benim aklım ermiyor. Bir yandan Büyükdere fidanlığına bakıyorum yıllarca çürümeye bırakılmış, şimdi cıvıl cıvıl bir yer oldu. Bazen diyorum ki Allah Allah bunları niye böyle bıraktılar? Acaba içine bir şeyler mi düşündüler? Bazen şeytanın aklına gelmeyen bunların aklına geliyor. Böyle garip bir dünya. İçerisinde insanlar doğaya uygun, asla oranın florasına, canlısına en ufak bir zarar vermeden pırlanta gibi bir yer oldu. Ne mutlu bana belki de İstanbul tarih boyu bu ormanı Atatürk Kent Ormanı diye anacak ve hiçbir zaman ismi oradan eksik olmayacak. Bizim dönemimizde Sarıyer İstanbul’un en çok hizmet alan ilçelerinden oldu. Sarıyer ilçesinde yaklaşık 200 bin aileyi etkileyen 200 bin insanımızı etkileyen ve mülkiyet sorunu 55 yıldır, 60 yıldır çözüm bekleyen tapu sahibi olmak isteyen hemşehrilerimizin tapu sorununu çözdük. Sarıyerlileri tapu sahibi yapmaya başladık. Hedefimiz herkesi tapu sahibi yaparak sorun yaşanan bütün mahallelerde kentsel dönüşümü teşvik etmek. ve bütün hemşehrilerimizi bu sorundan bu beladan bir an önce kurtarmak. Yola çıktık tam gaz devam edeceğiz.
“BURASI FATİH’İN VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İSTANBUL’UDUR”
Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumeli Hisarüstü, Sarıdağ, Kazım Karabekir Paşa, Reşit Paşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe, Derbent’in bir bölümü. Bu mahallenin sakinleri uzun yıllardır bu müjdeyi bekliyordu. Bugünden itibaren yine Büyükdere Fidanlığı’nda bir ofis açtık. İBB arsa satışı ve başvuru ofisi orada hizmete başlıyor. Son derece şeffaf sağlıklı bilgilendirmeyle belediyemiz bütün vatandaşlarımıza bilgi verecek, yardımcı olacak. Bütün hemşerilerim saydığım mahallelerdeki bütün komşularımı sorunlarını oraya gelip oradaki arkadaşlarımızla birlikte paylaşmaya davet ediyorum. Bütün Sarıyer’in bu sorununu çözmenin onurunu, gururunu taşıyorum. Yeni dönemde İstanbul’da tüm riskli yapılara göreceksiniz bu dönemde büyük destek olacağız. Sabit taksitli ödeme desteği sunacağız. Özellikle dar gelirli vatandaşlarımıza, özellikle emekli vatandaşlarımıza. Dar gelirli vatandaşlarımıza 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’ını biz karşılayacağız. Dar gelirli emeklilerimizin riskli yapı, inşaat maliyetinin yüzde 65’ni biz karşılayacağız. İstanbul’u dönüşme konusunda büyük katkı sunan bir dönemi İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbullu hemşehrilerimize yaşatacağız. İstanbul dünyanın bir tanesi. İstanbul sadece bizim milletimizin sahibi olduğu İstanbulluların yaşadığı bir şehir ama bütün dünyanın göz bebeği kadim şehir. 16 milyon İstanbullunun, 86 milyon vatandaşımızın gözü gibi bakması gereken bir yer. Burası Fatih’in ve Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’udur.
“BURALAR ONLAR İÇİN KIYMETLİ”
Yeryüzünde hiçbir şehir İstanbul kadar çeşitliliğe, zenginliğe sahip değildir. Hiçbir şehir İstanbul kadar derin ve anlamlı bir birikime sahip değildir. Bu eşsiz şehir Türk ve İslam medeniyetinin olduğu kadar dünya kültür coğrafyasına da inanın her yönüyle hitap eden bir şehir. Ben bunu Balkanlar’da yaşadım ben bunu Avrupa’nın göbeğinde yaşadım, Ortadoğu’da yaşadım. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak nereye gidersem gideyim yaptığımız iyi bir hamle oraları sarıp sarmalıyor. Buradaki huzur, buradaki demokrasi, buradaki özgürlük ortamı sadece Türkiye’ye iyi gelmiyor dünyanın her yerine iyi geliyor. O bakımdan biz İstanbul’a bu kutsallıkla bakıyoruz. İstanbul’un tırnağına dahi zarar gelsin istemiyoruz ve getirmeyeceğiz. Onun için İstanbul’un muhafızıyım diyorum hep birlikte muhafız olacağız. Bunu onurlu bir vazife olarak her birimiz omuzlarında hissetmeli.
Karşımızdakiler farklı bakıyor. Onlar ne İstanbul’u ne de 16 milyon İstanbulluyu düşünüyor. Onların başka dertleri var. Onlar bir avuç insanın menfaatinin peşinde. Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak ve Sarıyer’i ve diğer ilçeleri çok istiyorlar. Buralar onlar için kıymetli. Bakın insanı için değil ha başka türlü kıymetli. Biliyorsunuz değil mi? Tedbirliyiz değil mi? Biz millet için çalışıyoruz. Milletin parasını, millete veriyoruz. Onlar bir avuç insan için çalışıyor. Aramızda büyük fark var.
“BİR MECZUP VARDI ATAMIZA HAKARET EDEN. SÜLALE BOYU DEVLETİN KURUMLARINDA”
Anne kart, bunların akıllarına bile gelmezdi gelmedi de. Kreş açtılar mı bir tane, Kent lokantası, vatandaşını hissetmezler. Hisar Üstün’e açtık sayısını çoğaltacağız. Bir çocuğu yatıracak yatak yurt yapmaz mı? Yapmazlar. Onların derdi başka. Eminönü meydanını açtık pırlanta gibi, biblo gibi. 15 yıldır çöplüğe dönen o alanı beş yılda tramvayı yaptık, bitiremedikleri köprüleri yaptık, yeniledik. Alt geçitler, altyapı, İSKİ çalışmaları hepsini bitirdik. Unkapanı Köprüsü’nden, Mısır Çarşısı’na kadar yüz bin metrekare aralığı pırlanta gibi yaptık. Aynen Atatürk Kent Ormanı gibi işte biz onun için muhafızız.Bu tür yerlerden işgalleri kaldırdık zapt edenleri süpürdük, yolladık. Polisle oradaki yıkımları engellemeye kalkıştılar. Üsküdar’ı hatırlayın. Ama biz asla bir milim geri adım atmadık. Niye? Milletin hakkını, millete teslim edenleriz biz. Onun için bir milim geri adım atmayız. Tam yol gideriz. Onların işleri, güçleri başka. Onların bursları da işleri de makam mevkiyi de bu şekilde yorumlamazlar. Kaçak kafeleri de bir avuç insana verirler. 100 bin gencimize burs verdik. Daha fazla vereceğiz. Yedi bin beş yüz lira verdik, bu sene 15 bin lira vereceğiz. Geçen sahurdan sonra camiden çıkıyoruz. yanıma 15 – 20 tane gençler böyle yanaştı. KYK yurdundan sabah namazına gelmişler. İnanın sekiz on tanesi kulağıma eğilip başkanım bursunuzun işte son dilimi bugün yattı. Allah razı olsun. Dünyanın en mutlu insanı oldum. Bu ne biliyor musunuz? Benim param değil sizin helal paralarınızı bereketli şekilde yönetip doğru yerlere vermenin gururunu yaşıyorum. Sizin adınıza helali hoş olsun. Annelerimizin cebindeki kart da sizin paranız. Zorunda olanla paylaşıyoruz. O birileri var ya lütuf verir gibi lütufta bulunur gibi. Sanki cebindeki para onun için onlar o kadar ileri gidiyorlar ki makamları da eş dost akrabaya dağıtıyorlar. Bir meczup vardı ya Atamıza hakaret eden, sülale boyu devletin kurumlarında, Bu nedir ya. Biz biz milletin evlatlarıyla yönettik, milletin evlatlarıyla bu şehri yönetmeye devam edeceğiz.
“HAKKINI ARAYANLARI YA GÖZALTINA ALIYORLAR YA YUMRUK ATIYORLAR”
Deprem mağdurları için konut kurası çekildi geçenlerde. Ne tesadüf bunların milletvekili de çıkıyor. O kuraya milletvekilini sokmayacaksın bile. İlk evim, ilk arsam kampanyasının kurası çekiliyor arsa bunların milletvekiline de çıkıyor bak sen. Katılma şartı nasıl? Asgari ücrete sahip olacaksın ki katılabilesin. Adamın milletvekili maaşı var ve yine arsa onlara çıkıyor. İşte onların düzeni bu şekilde. Biz İstanbul’da o düzeni yerle bir ettiğimiz için dayanamıyorlar. Onun için çatlıyorlar. Hakkını arayan vatandaşa ise ne yaptı? Hakkını arayan gelsin yüzüme gelsin haykırsın dedi. Hakkını arayanları ya gözaltına atıyorlar ya yumruk atıyorlar. Yumruğu atan da kim? TOKİ başkanı, Allah akıl versin sana. Atatürk’ün bize emaneti, Cumhuriyet o kadar değerli ki. Bizleri eşitledi. Ben makam sahibiyim ya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Yok hiçbirinizden farkım. Ben her birinizle eşitim, hatta ben size hizmet için yola çıkmış ve sizin oyunuzu almışsam benim boynum hafif bükük olacak önünüzde. Çünkü Cumhuriyetin yöneticisi haddini bilecek. Had bildiren yöneticilerin devri bitti. Atatürk’ten Allah razı olsun. O devri bitirdi, biteli yüz seneyi aştı. Onun için Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.
“BU KONULAR KONUŞULMASIN DİYE, HER TÜRLÜ İFTİRAYI, KUMPASI ÜRETİYORLAR”
“Bunlara oy verenler vatansever, oy vermeyenler vatan haini. Hadi oradan işinize. Hadi oradan. Onun için, bütün bu konular konuşulmasın diye, bizler hakkında her türlü iftirayı, kumpası üretiyorlar. Ama o da yetmez. Millet zaten yiyemez. Onlar vatanseverliğimizi, inancımızı sorgularlar. Milyonlarca vatandaşımızı, milyonlarca insanımızı ‘vatan haini’ ilan ederler, yaftalarlar. İktidar sözcüleri, muhalif sesleri ‘terörist’ ilan eder, ‘hain’ gibi ifadelerle itham etmekten çekinmezler. Farklı siyasi partilere gönül veren vatandaşlarımızın arasına nifak sokmaya çalışırlar. Hatırlayın; bu tahrikler, bu ayrıştırma, bu düşmanlaştırma çabaları sonucunda, daha geçen seçimlerde Ordu’da, Gülyalı’da gencecik bir delikanlımızı kaybetmedik mi? Daha geçen yıl, mayıs seçimleri arifesinde. Tabii hemen unutuyoruz sevgili dostlar. Ateş düşen yer, o ev, o hali onu unutabilir mi? Onun için bunlara, bu kötülüğü yapmalarına hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Hep birlikte vermeyeceğiz. Bunlar o kadar iftira atıyorlar, seçim bittikten sonra ne diyorlar? ‘Söylediğimiz şey hukuki değil, ama siyasiydi!’ Birinin evladı ölmüş, hiç oralı bile olmazlar. Seçim kazanmak için onlarda tek kural var: Seçim kazanana kadar her yol mubah. Bu anlayışa hep birlikte son vereceğiz. 31 Mart’ta, bu anlayışı tarihe gömeceğiz.
“BEN NİYE BU KADAR CESUR KONUŞUYORUM?”
Ben niye bu kadar cesur konuşuyorum? Arkamda millet var, millet. Onlar, niye suskun, ‘pıt pıt’ konuşuyorlar. Onların arkasında bir kişi var. Onlar cümlenin iznini bile oradan alıyorlar. Biz, sizi temsil ediyoruz. En zor şartlarda dahi, millet sevgisiyle mücadeleye de devam edeceğiz. Mücadelemizin sahası bu kadar derin ve önemlidir. Sadece İstanbul için değil, Türkiye için de çok değerli ve önemlidir. Büyük mücadele veriyoruz sevgili hemşehrilerim. Sarıyer için veriyoruz, İstanbul için veriyoruz. Buradaki kazanımlarımız, Cumhuriyet ve demokrasi kazanımlarıdır; unutmayın. Onun için bu mücadelemiz, partiler ötesi bir mücadeledir. Onun için büyük bir ittifakla seçime gidiyoruz. Seçimin son gününe kadar bu ittifakı büyüteceğiz. Öyle bir büyüteceğiz ki, şaşıracaklar. Bu seçim, İstanbul’a sahip çıkma seçimidir. İstanbul’un kendini yağmaya karşı müdafaa etmesinin seçimidir.
“EĞER İSTANBUL KAYBEDİLİRSE, EĞER SARIYER KAYBEDİLİRSE…“
Riski görmemiz gerekiyor. Eğer İstanbul kaybedilirse, eğer Sarıyer kaybedilirse, bu sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin direncinin, bağışıklık sisteminin zayıflaması anlamına gelir. Bu işler, bu yol, kişisel duygulardan ve taleplerden beslenmez. Beslenemez, beslenmemeli. Bunu kabul etmiyorum. Bu yol, kişisellikten uzaktır; uzak olmalıdır. Çünkü ulaşılması gereken menzil, bir kişinin değil, 16 milyonun, hatta Türkiye’nin, 86 milyonun ortak menzilidir. Öyle değil mi? Bu yolun en büyük taşıyıcısı neresi? İstanbul’dur. Öyle değil mi? İstanbul kadar da Sarıyer’dir. Öyle değil mi sevgili hemşehrilerim? Şimdi burada ben sizinle dertleşeceğim. Benim sesimi herkes duysun. Şükrü Genç Başkanım, benim ağabeyimdir. Allah’ın izniyle de hep öyle kalacaktır, onu söyleyeyim. Benim ağabeyimdir. Bakın; 2009’da, 2014’te, 2019’da benim partim, CHP, Şükrü ağabeyi aday yaptığında, o zaman da kırılan, gücenen olmuştur. Doğru mu? Kendine hak görerek, yapılmadığı için kızan da olmuştur, öfkelenen de olmuştur. Öyle değil mi? Haksızlığa uğradığını düşünmüştür. Öyle değil mi? Elbet. Bu çok doğal süreçtir. Bugün de kırılanlar olduğu gibi. Ama bunun çözümü, duygusal eylemlere girmek değildir.
“BU YOLA, KENDİ İÇİMİZDE GÖNÜLLER KIRILSIN DİYE DEĞİL, GÖNÜLLER FETHETMEK İÇİN ÇIKTIK”
“Hele hele şimdi, hele hele şu anda, biz bu yola, kendi içimizde gönüller kırılsın diye değil, biz bu yola yeni gönüller fethetmek için çıktık. Bu yolda geride bırakılacak tek bir yurttaş, tek bir oy dahi yoktur. Bölünmek ve ayrışmak, sadece bir kişinin işine gelir. Biliyorsunuz değil mi o bir kişiyi? Onun için buradan size, sizin nezdinizdeki bütün Sarıyerli hemşehrilerime sesleniyorum: Oyunuzu bölmeyin. Anlaştık mı? İstanbul’un büyük ittifakında birlikte olacağız. Öyle değil mi? Partiler ötesi bu büyük ittifakın, bir parçası olacağız. Öyle değil mi? O zaman Sarıyer’de, Cumhuriyet Halk Partisi adayımız Oktay Aksu’yu destekleyeceğiz.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan’da düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Parti Eyüpsultan İlçe Başkanı Muhammet Vanlıoğlu, MHP Eyüpsultan ilçe Başkanı Aydın Yırtıcı, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşması sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum’un miting sonunda vatandaşlara karanfil dağıttı.
“Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arası artık 8 dakikaya düşüyor”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “70 günü aşkındır İstanbul’umuzda yüz binlerce vatandaşımızla kucaklaştık ve şunu net bir şekilde gördük; İstanbul, artık kararını vermiştir. Eyüpsultan artık bu iş tamam demiştir. 5 yıldır Eyüpsultanlı kardeşlerimi kandıranlar, bir tek çivi çakmayanlar gelip şu meydanın coşkusunu görsünler. Eyüpsultan bugün birliğimizi, beraberliğimizi tüm İstanbul’a gösteriyor. Bu meydan reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik diyor. 31 Mart’ta Eyüpsultan, Cumhur İttifakı diyecek. Eyüpsultan, Murat Kurum diyecek. Eyüpsultan, Deniz Köken diyecek. Eyüpsultan sandıklarda rekor kıracak. Biz her zaman Türkiye’nin 81 ilinde, tüm şehirlerimizde aşkla, sevdayla eser ürettik, milletimizin hizmetkarı olduk. Biz sizlere hizmet etmekten onur duyduk. Bu anlayışla 22 yıldır çalışıyoruz. Bugüne kadar hep eserlerin İstanbul’u dedik, hizmetlerin İstanbul’u dedik. Çocuklarımıza dirençli bir İstanbul bırakalım dedik. Az önce yeni bir eserimizi daha İstanbul’umuza kazandırdık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapımı tamamlanan Arnavutköy-İstanbul Havalimanı metro hattımız bugün itibariyle açıldı. Bu hattımız Arnavutköy, Taşoluk, İstanbul Havalimanı ve oradan Kağıthane, Gayrettepe’ye kadar vatandaşlarımızı güven içerisinde taşıyacak. Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arası artık 8 dakikaya düşüyor. Büyükşehir’in yapması gereken metro hatlarını da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’mız yapıyor. Neden? Çünkü bunların derdi hizmet değil reklam, algı ve sosyal medya belediyeciliği. İşte en iyi siz biliyorsunuz” dedi.
“Balya balya paraları çok iyi bilirler”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul’umuz 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz yönetimin elinde çile çekiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetiminin Eyüpsultan’a en ufak bir yatırım yaptığını gördünüz mü? Sizlere en ufak bir hizmet getirdiğini gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü böyle bir dertleri yok. Kendi menfaatleri olsa hemen oraya gidip çadır kurarlar. İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyi çok iyi bilirler. Balya balya paraları çok iyi bilirler. Sözlerini hatırlamayan adam İstanbul’a nasıl hizmet edecek. Eyüpsultan’ın en önemli sorunlarının başında kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunu geliyor. Burada vatandaşlarımızı ne deprem çilesinden ne de trafik işkencesinden kurtarmak için tek bir adım atmamış. Bırakın adım atmayı açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının, 8 kilometresini bile zar zor tamamlamış. Yarım yamalak, kırparak açtıkları son 2 hatla birlikte toplam 64 km metro ağının 17’sini yapmışlar. Bu yönetim 2019’da göreve geldiğinde Mahmutbey-Mecidiyeköy Metro Hattının yüzde 99’unu zaten tamamlanmıştık. Dudullu-Bostancı Metro Hattının yüzde 70’ini tamamlamıştık. Rumeli Hisarı Fünikülerinde ilerleme yüzde 50’yi aşmış. Yani bitirdiğim dediği projeler, zaten sona gelmişti. Bir de bizim dönemimizde başlanan ama iptal ettiği projeler var ki, onları saymaya kalksak saatler sürer” şeklinde konuştu.
“Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu yapmadılar”
“İşe başlama töreni yapıyorlar” diyen Kurum, “Törenle işe başlıyorlar. Sonra vaatlerini hatırlarsalar işe devam edecekler. Yıldız-Kabataş Metro Hattı 4.5 km uzunluğunda. Biz bunun yüzde 50’sini yapıp teslim etmemize rağmen 2,25 kilometresini bile bitirememişler. Ümraniye-Göztepe-Ataşehir Metro Hattı’nı yüzde 7 ilerlemeyle teslim ettik yine bitiremediler. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu yapmadılar. Ulaştırma Bakanlığımız buradaki metro hattını 38 ayda bitirdi. Demek ki isteyince oluyor. Dertlenince, aşk ile çalışınca yapılıyor. Biz 1 Nisan’dan sonra yeni metro hatlarıyla, 2 yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs hatlarıyla İstanbul’u, hem yalandan hem de trafik çilesinden tamamen kurtaracağız. İstanbul’un hangi ilçesine, gidersek gidelim vatandaşlarımız bizden kentsel dönüşüm talep ediyor. Bu konuda dert yanıyor. Ama ne yazık ki mevcut CHP’li Başkan, hemşerilerimizin bu talebini de duymadı, görmezden geldi. İBB eliyle yapılması gereken kentsel dönüşüm yapılmadı. Çalıştaydan öteye gidemediler” dedi.
“İstanbul’un kaynaklarını kirli pazarlıklarla birlikte peşkeş çekmeye kalktılar”
İstanbul’a tek bir çivi bile çalışmadığını dile getiren Kurum, “Bugün İstanbullu kardeşlerimiz sağlıksız ve güvensiz binalarda can korkusuyla yaşıyor. Halbuki 100 bin konut yapacaklardı? 5 bin konutu bile dönüştürmediler. Milletimizin eksikleri için İstanbul’da 173 bin konutu dönüştürdük. Bunlar İstanbul’a tek bir çivi çakmadılar. Bir de bu şehrin parasını çarçur eden mevcut CHP’li İBB Başkanı “650 bin konut yapılmamalı” diyor? İstanbullular İBB başkanını çeşitli hizmetler yapsın diye seçer. Vatandaşımız hizmet beklerken onlar ikbal peşinde koştular. İstanbul’un kaynaklarını rant olarak gördüler. İstanbul’un kaynaklarını kirli pazarlıklarla birlikte peşkeş çekmeye kalktılar. Bugün otobüsler yolda kalıyorsa, vatandaşımız saatlerce duraklarda çile çekiyorsa Bunun sebebi CHP’li yönetimin anlayışıdır. 31 Mart’ta muhteşem bir zafer yakalayacağız. Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul’umuzu lokomotif şehir haline getireceğimiz adımlar için karar verilecek. Bu 5 yılda İstanbul’daki deprem korkusunu gidereceğiz. İstanbul’daki trafik çilesini bitirmek için adımlar atacağız. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a kullanırsan her şeye yeter” ifadelerini kullandı.
“Bu sene her konuda şampiyonluğa gidiyoruz”
Mitingde konuşan Başkan Köken ise, “Ne yaparsak bu şehirde kalacak. Bizim yaptığımız eserleri bizden sonrakilerde kullansınlar. Okullarımızın tamamını yeniledik. 26 tane okul inşaatı yaptık. Bundan 1 buçuk yıl sonra tekli eğitim sistemine geçeceğiz. Cumhurbaşkanı’mızın bizzat ilgilendiği Kız İmam Hatip Lisesi’nin açılışını yapacağız. Bu sene her konuda şampiyonluğa gidiyoruz” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Eyüpsultan mitinginde yaptığı konuşmada, kendilerinin Türkiye’nin 81 ilinde aşkla, sevdayla eser ürettiklerini, milletin hizmetkarı olduklarını söyledi.
Bugüne kadar hep “Eserlerin İstanbul’u” dediklerini belirten Kurum, “Bakın az önce yeni bir eserimizi daha İstanbul’a kazandırdık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından tamamlanan Arnavutköy- İstanbul Havalimanı metro hattımız bugün itibariyle açıldı. Burada Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arası 8 dakikaya düşüyor.” diye konuştu.
Kurum, İBB’nin yapması gereken metro hatlarını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yaptığını vurgulayarak, “Çünkü bunların derdi hizmet değil, reklam, algı. Mevcut CHP’li İBB yönetiminin Eyüpsultan’a en ufak bir yatırım yaptığını gördünüz mü? Böyle bir dertleri yok. Ama kendi menfaatleri olsa hemen oraya gider çadır kurarlar. Eyüpsultan’ın, İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyi çok iyi bilirler, öyle balya balya paraları saymayı çok iyi bilirler ama işe, vaade geldi mi, o vaadi bir türlü hatırlamıyorlar. Sözleri hatırlamıyor ya, sözlerini hatırlamayan adam nasıl İstanbul’a hizmet edecek. ‘Açtım’ dediği 47 kilometrelik metro hattının 8 kilometresini bile zar zor tamamlamış. Yarım yamalak, kırparak açtıkları son 2 hatla birlikte toplam 64 kilometre hattın 17’sini yapmışlar.” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun göreve geldiğinde Mahmutbey- Mecidiyeköy metro hattının yüzde 99’unun tamamlandığının altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
“Dudullu-Bostancı metro hattının yüzde 70’ini tamamlamışız. Rumeli Hisarı Füniküleri’nde ilerleme yüzde 50’yi aşmış. Yani ‘bitirdiğim’ dediği projeler, zaten sona gelmişti. Bir de bizim dönemimizde başlanan ama iptal ettiği projeler var ki, onları saymaya kalksak saatler sürer. ya temel atmama diye bir tören olur mu ya. İşe başlama töreni yapıyorlar, yani yapsam mı yapmasam mı? Bir zahmet gidip törenle işe başlıyorlar. İlk önce bir protokol yapacaklar, törenle işe başlama merasimi yapacaklar, sonra vaatlerini hatırlarlarsa o işe devam edecekler. Soruyorlar, ‘Verilen vaatler ne oldu?’ diye, ‘hatırlamıyorum’… 31 Mart’ta Eyüpsultan, İstanbul seni hatırlamayacak. Yıldız- Kabataş Metro Hattı 4,5 kilometre, biz bunun yüzde 50’sini yapmışız, teslim etmişiz, 2,25 kilometresini bitirememişler. Ümraniye–Göztepe- Ataşehir metro hattını başlattık, yüzde 7 ilerlemeyle teslim ettik, yine bitiremediler. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi- Kayaşehir hattını Ulaştırma Bakanlığımız aldı ve 38 ayda bitirdi. Demek ki isteyince oluyor.”
“Kirli pazarlıklarla İstanbul’un kaynaklarını peşkeş çekmeye kalktılar”
Kurum, mevcut CHP’li İBB yönetiminin söz verdiği 100 bin konut vaadini yerine getirmediğini, 5 bin konut bile yapamadığını dile getirdi.
İstanbul’un kaynaklarını mevcut İBB yönetiminin rant olarak gördüğünü vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“Orada kirli pazarlıklarla birlikte İstanbul’un kaynaklarını peşkeş çekmeye kalktılar. Bugün otobüsler, bugün metrobüsler yanıyorsa, bugün vatandaşımız saatlerce metrobüs, otobüs duraklarında çile çekiyorsa bunun sebebi CHP’li bu yönetimin anlayışı, ilgisizliği, liyakatsiz, beceriksiz ekiplerle çalışmasıdır. Kendi geleceğin için zoom toplantıları üzerinden CHP’yi dizayn etmeye kalkar ve İstanbul’un kaynaklarını da kongrelere harcarsan bu işler çözülmez.”
Mitinge, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan İlçe Başkanı Muhammet Vanlıoğlu, bazı milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>Mega kentin trafiğin yoğun olduğu noktalarda bir anda ortaya çıkarak kimi zaman bale yapan, horon tepen, zeybek oynayan kimi zaman da Micheal Jackson dansı yaparak sürücüleri şaşırtan “İstanbul’un Yıldızları: Bir Mutluluk Hareketi” grubu Beşiktaş’ta basın açıklaması yaptı.
“Şehrimizin daha yaşanılır bir yer olmasını istiyoruz”
Grup adına konuşan Emrullah Kavak, “Biz, İstanbul’un Yıldızları olarak, şehrimizin her köşesinde umut ve mutluluk tohumları ekmek için bir yola çıktık. İstanbul; tarihin, kültürün ve insanlığın mozaik gibi iç içe geçtiği, her köşesinde ayrı bir güzelliği barındıran eşsiz bir şehir. Gençler olarak, İstanbul’un tüm bu renklerini çok seviyoruz. Biz, İstanbul’un umudu, sokaklarının sesi, bugünün parlayan yıldızları olarak bir araya gelmiş arkadaşlarız. Biz üniversite kantinlerinden sokaklara, tribünlerden eğlence yerlerine, sahillerden parklara her an karşılaştığınız gençlerin ta kendisiyiz. Toplumsal değerlerimizden ve farklılıklarımızdan güç alarak her birimiz kendisini İstanbul’un evladı olarak görüyor, İstanbul’a ailemiz gibi bakıyoruz. Bu bakış açısıyla; yola çıktığımız arkadaşlarımızla birlikte, şehrimizde pozitif değişimler oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenledik. İstanbul’un kaotik trafiğinden sıkılanlara, sürpriz danslarımız ve hediyelerimiz ile bir nebze de olsa nefes aldırdık, farkındalık oluşturduk. Çocukluk oyunlarımızı meydanlarda doyasıya oynadık, hep birlikte güldük, eğlendik ve eğlendirdik. Ancak, tüm bu güzellikler içerisinde İstanbul’u yaşarken, bu şehrin zorluklarının da farkındayız. Bizler İstanbul’un deprem gerçeğiyle yüzleşiyor, trafik çilesini her gün çekiyoruz. Bizler için herhangi bir siyasi parti ve düşünce mensubu olmak ya da olmamak; ortak hayallerimizin ve isteklerimizin olmadığı anlamına gelmiyor. Hep birlikte şehrimizin daha yaşanılır, daha mutlu, daha yeşil ve daha çağdaş bir yer olmasını istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözünden aldığımız güç ile şehrimizin geleceğini şekillendirmede kritik bir role sahip olduğumuza inanıyoruz” dedi.
“Herkesten Murat Kurum’a destek vermesini istiyoruz”
31 Mart yerel seçimlerini İstanbul için yeniden bir başlangıç olarak gördüklerini söyleyen Beyza Nur Koca ise, “Bu seçimin, İstanbul’un karşı karşıya olduğu sorunlara çözümler getirecek bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz. İstanbul’un Yıldızları olarak seçimden sonra pişman olmamak için sessiz kalmamaya karar verdik ve şimdi sorumluluk duygusuyla harekete geçerek, sesimizi yükseltiyoruz. İstanbul’a iyi geleceğini, bu şehri mutlu edeceğini düşündüğümüz, bizlere umut veren bir isim var. Bu ismin Murat Kurum olduğuna inanıyoruz. Çünkü Murat Kurum’u İstanbul’un yarınlarındaki en önemli tehdit olan depreme hazırlıkta bir şans olarak görüyoruz. Son yıllarda, ülkemizin dört bir tarafında yaşanan afetlerde gösterdiği mücadele, bu görüşümüzü destekledi. Bizlerle birlikte İstanbul’un temel problemlerine ortak akılla kalıcı çözümler üretmesini istiyoruz. İstanbul’u, gençlerin mutluluğunu göz ardı etmeden yönetmesini istiyoruz. İstanbul’un Yıldızları olarak, şehrimize olan sevgimizi ve umudumuzu paylaşan herkesten Murat Kurum’a destek vermesini istiyoruz. Bizler ufukları gözleyen, başları yukarıda istikbalin göklerde olduğunu bilen İstanbul’un Yıldızları’yız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metrosu Açılış Töreni’ne canlı bağlantı ile katıldı.
Açılışı yapılan hattın uzunluğunun 14 kilometre, istasyon sayısının ise 4 olduğunu belirten Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:
“Bu hat sayesinde Arnavutköy’den havalimanına 8 dakikada gidilebilecek. Aynı zamanda bu açılışla Arnavutköy’ü, Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı hattına da bağlıyoruz. Arnavutköy-Gayrettepe arasındaki ulaşım da bu metro ile 41 dakikaya düşüyor. Bu projenin Halkalı istikametindeki etabını da inşallah bir yıl içinde hizmete sunmayı hedefliyoruz. Böylece 69 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun raylı sistem ring hattını tamamlayacağız.”
“Sorunsuz işleyen bir sistemi devam ettirmeyi bile beceremediler”
Bugün hizmete açtıkları eserle birlikte İstanbul Havalimanı’nın açılmasından bu yana İstanbul’a 162 kilometreye yakın raylı sistem kazandırdıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şehrimizdeki raylı sistem alanın toplam mesafesi ise 362 kilometreyi buldu. Daha önemlisi bu raylı sistemlerin büyük bölümü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yapılmıştır. Mesela son 5 yılda İstanbul’da belediye tarafından yapılan metro uzunluğu sadece 8 kilometredir. Kalan tüm projeler ya daha önceki dönemden kalmadır ya da Bakanlığımız tarafından hayata geçirilmiştir. Hatta üzeri toprakla kapatılarak tümden iptal edilen projeler de mevcuttur. Her yeni projeyle inşa kalitesini ve yolculuk konforunu biraz daha ileriye taşıyan İstanbul metroları, dünya standartlarının en üst sınıfında yer alıyor. Her biri İstanbul’un ulaşımına hayati birer nefes borusu işlevi gören bu raylı sistem hatları olmasaydı bugün şehrin içine düşeceği durumu milletimizin takdirine bırakıyoruz.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sorumluluk alanı gereği belli projelerde yoğunlaşan katkısının bir şehrin ulaşım sorununu çözmek için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Büyükşehir Belediyesinin de ulaşımla ilgili kendi sorumluluklarını yerine getirmesi lazım ki bu iki gücün sinerjisiyle sorunlar çözülsün. Bugün İstanbul yollarını gösteren ekranlara baktığınızda, günün çoğunda yolların kırmızı olduğunu, yani durma noktasına yakın yoğunlukta bir trafik olduğunu görürsünüz. Yol yapmayı, tünel yapmayı, köprü yapmayı, metro yapmayı, vapur işletmeyi mevcut ulaşım hatlarını verimli şekilde çalıştırmayı bilmeyen bir belediye yönetiminin yol açtığı bu acı tablo, İstanbul’un kaderi değildir. Bırakın yeni projeler geliştirmeyi, sorunsuz, sıkıntısız işleyen bir sistemi devam ettirmeyi bile beceremediler. Bu zihniyet görevde olduğu müddetçe İstanbul’un trafik çilesi daha da artacak, İstanbullu kardeşlerim trafikte daha fazla vakit harcayacak.”
“Hesap uzmanıyım diyerek övünenlerin sesi, soluğu çıkmıyor”
Erdoğan, İstanbul’un gerçek belediyeciliği ziyadesiyle hak ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Üstelik bugün İstanbul’da sadece iş bilmez, iş yapmaz, eser ve hizmet fukarası değil, tıpkı 1989’da olduğu gibi kirlenmiş bir yönetim vardır. Artık İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptığı eserler ve hizmetlerle değil, nereye gittiği belli olmayan deste deste para görüntüleriyle anılmaktadır. Sorsanız, ‘bu paralarla CHP’ye il binası alındı’ diyorlar. Ama alındığı söylenen il binasına ödenen rakamla ortadaki paralar arasındaki orantısızlığı kimse izah edemiyor. Bir taraftan üst geçitlerin gövdesine ‘israf değil’ derken, öbür taraftan deste deste dolarlar ile neyi nerede harcıyorlar belli değil. Şimdiye kadar yapılan açıklamaların hepsi bir öncekini tekzip etti, yalanladı, şüphe bulutlarını dağıtmak bir yana daha da arttırdı.
‘Hesap uzmanıyım’ diyerek övünenlerin ise hiçbir yerde sesi, soluğu çıkmıyor. İstanbul’u, depreme hazırlığıyla, ulaşımıyla, çevresiyle, sosyal belediyeciliğiyle geriletenler, siyaseti de kirleterek hem şehre hem ülkeye çok büyük bir kötülük yapmışlardır. Geciken eser ve hizmetlerin telafisi, vakit ve kaynak meselesidir. Ama kirlenen siyasetin bedeli, gençlerimizin kalbinde ve kafasında oluşturacağı soru işaretleri sebebiyle nesiller boyu sürecektir. Milletimiz benzeri durumlara 1980’li, 1990’lı yıllarda şahit oldu. Gençlerimiz belki hatırlamaz ama orta yaş üzeri kuşak iyi bilir. 1989’da İstanbul’da, Ankara’da, daha pek çok şehirde CHP’li belediye yönetimlerinin hesabını veremedikleri pis işler yüzünden ülkemizde çok büyük tartışmalar yaşandı. Bu ülkenin tarihine, ‘İSKİ skandalı’ diye bir rezaleti bu CHP yazdırdı. Sonuçta milletimiz 1994 seçimlerinde bunların hepsini tasfiye etti ve bizi iş başına getirdi. Aradan geçen bunca yıldan sonra adeta bir dejavu yaşıyor, aynı filmi yeniden izliyor gibiyiz. İsimler farklı ama kafalar aynı, kepazelikler aynı. Yazık. Bu ülkeye de yazık, bu şehirlere de yazık.”
“İstanbul, Sistem İstanbul Projesi ile adil bir yönetime kavuşacak”
Erdoğan, 31 Mart’tan sonra şehirlerin, tartışmaların uzağında eser ve hizmet gündemli hayatlarına yeniden döneceğini belirterek, şöyle devam etti:
“İstanbul, Sistem İstanbul Projesiyle keyfi, kibirli ve kirli zihniyetlerden kurtulup programlı, planlı, projeli, şeffaf, adil bir yönetime kavuşacak. İstanbul, depreme hazırlık için yapılacak 650 bin yeni konuta kavuşacak. İstanbul 1000 kilometreyi bulacak raylı sistem ağırlıklı yeni ulaşım projelerini konuşacak. İstanbul, çocuklarından yaşlılarına, engellilerinden kadınlarına her bireyini kucaklayan sosyal belediyecilik faaliyetlerini konuşacak. İstanbul, tarihi ve kültürel varlıklarının ihyasıyla maziden atiye kurulan köprüyü konuşacak. Velhasıl İstanbul, belediye başkanının maceralarını, kibirli hırslarını değil, şehrine yaptığı eserleri, hizmetleri, projeleri, yatırımları konuşacak. İstanbullu başı dara düştüğünde nerede olduğu, kiminle ne yaptığı belli olmayan değil, yanı başında derdiyle dertlenen bir yönetimi bulacak. İşte o zaman İstanbul geleceğine tekrar umut ve güvenle bakabilecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışını yaptıkları Arnavutköy-İstanbul Havalimanı metro hattının İstanbul’a hayırlı olmasını diledi, emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Cumhurbaşkanın Erdoğan’ın konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından dua edildi. Ardından, kurdele kesimiyle metro hattının açılışı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “31 Mart’a kadar burayı ücretsiz yapmak bence isabetli olur Abdulkadir Bey.” sözü üzerine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Anlaşıldı Sayın Cumhurbaşkanım, hayırlı, uğurlu olsun.” karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yalnız, metro ile ilgili adımları atın. Şu andaki belediye başkanı bunu da sahiplenir. Bunu, onun sahiplenmemesi için millete iyi anlatmak lazım. Murat (Kurum), sahip çıkın. Malınıza sahip çıkmazsanız bu adamlar sahip çıkar.” dedi.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, “Anlaşıldı Sayın Cumhurbaşkanım. Anlatıyoruz, anlatmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>“Bilindiği gibi dünya çapında yaşanan ekonomik kriz ülkemizi de doğal olarak etkilediğini ifade eden Aksu, ”Bunun sonucu olarak da esnafımız bu ekonomi şartlarında zorlanıyor. Ülke olarak bu ekonomik buhranı en hafif şekilde atlatmayı umarken, esnaf olarak da ayakta kalmak için mücadele veriyoruz. Bu ekonomi şartlarında 1 milyondan aşağıda araç yok. Araçlarımızı yenileyemiyoruz. Bunun için destek bekliyoruz. Çünkü hakikaten esnafımız zor günler yaşıyor. O yüzden en azından araçlarımızı yenileme noktasında devletimiz bize ÖTV desteği verebilir. 2023’teki genel seçimler öncesinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Bursa’daki mitinginde ÖTV muafiyeti sözü vermişti. Esnaf olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği sözleri hep yerine getirdiğini biliyoruz. Bundan dolayı ÖTV muafiyetini sabırsızlıkla bekliyoruz. Esnaf dostu Cumhurbaşkanımızın vereceği ÖTV muafiyeti şoför esnafını rahatlatacağı gibi piyasanın canlanmasına da katkı sağlayacaktır” diye konuştu. Ticari araçlarda devletin kaybı ÖTV’den yüzde 4’ken, devletin yüzde 20 KDV geliri elde edeceğini hatırlatan Aksu, ÖTV muafiyetiyle devletin büyük bir gelir elde edeceğini söyledi.
ÖTV muafiyeti ile kentsel dönüşüme destek
Bu araçlara getirilecek ÖTV muafiyetiyle ülke ekonomisine bir canlılık geleceğini aktaran Aksu, ”Bakın şu anda ülke olarak yerel seçimlere gidiyoruz. İstanbul başta olmak üzere tüm adaylarımızın ortak gündemi kentsel dönüşüm. Ülkemizde 8 milyonun üzerinde ticari araç var. ÖTV getirildiğinde, devlet bunlardan KDV tutarı olarak 62.5 milyar dolar kazanacak. Bu da 2 trilyon lira yapıyor. Türkiye’deki taksilerin ÖTV’si bunun yüzde 1’ini tutuyor. Esnaf için yapılacak bir kolaylık, ülkemizde depreme karşı yapılacak kentsel dönüşüm çalışmalarına da katkı sağlayacak” diye konuştu.
Korsana karşılık İstanbul’a 10 bin yeni taksi
Sektörün bir diğer büyük sorununun da korsan taşımacılık olduğunu ifade eden Aksu, şöyle devam etti, “Korsan taşımacılık sektörümüzün vebasıdır. Sadece İstanbul’da yaklaşık 160 bin korsan taksi bulunuyor. Ayrıca her geçen gün sayıları artıyor. Bu durumu sürekli yetkililere dile getiriyoruz. Bu durumun taksi yetersizliğinden kaynaklandığını söyleniyor. O zaman ihtiyaç varsa yasal plakalı taksiler ihale edilmelidir. Biz bu duruma karşı çıkmayız. Korsan taşımacılığın önüne geçildiğinde zaten bu ihtiyaç doğal olarak karşımıza çıkacak. Ülkemizi ve esnafımızı ekonomik kayba uğratan korsan taşımacılık için artık etkili önlemler alınmalıdır. Ekmeğimizi çalan, ülke ekonomisine zarar veren bu oluşum ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için gerekiyorsa İstanbul’a 10 bin yeni taksi plakası çıkarılabilir. Sonrasında bu kademeli olarak artırılabilir de. Yeter ki korsan taşımacılık ortadan artık kaldırılsın. Getirilecek 10 bin yeni taksi korsan taksilerin yüzde 6’sı kadar. Biz yeni taksilere karşı değiliz, korsana karşıyız. Korsan nedeniyle esnafımız iş bulamaz hale geldi. Çünkü eşit olmayan şartlarda çalışıyoruz.”
İBB’nin 5 Bin yeni taksi projesinin usul ve esas yönünden yasal olmama nedeniyle karşı çıktıklarını vurgulayan Aksu, İBB’nin 5 Bin Kiralık taksi istediğini hatırlattı.
İBB’nin 5 bin yeni taksi projesi yasal değildi
Kiralık taksi uygulamasının yasalar ve usullere aykırı olduğunu savunan Aksu, şunları söyledi:
”Ayrıca, pandemi döneminde taksi müşteri oranı yüzde 90’lara varan düşüşler yaşadık. Uzun bir süre meslektaşlarımız evine ekmek götürmekte zorlandı. Ama şimdi şartlar değişti. İstanbul çok hızlı göç alıyor. Bu nedenle korsanla mücadelede önemli adımlar atılarak, yasal yeni taksiler çıkarılabilir. İstanbul’da 20 milyonun üzerinde insan yaşıyor. Bu sayı her geçen gün de artıyor. Biz İstanbul’umuza hizmet için varız. Vatandaşın ve turistin en etkili şekilde hizmet almasını destekleriz. Biz taksi sayısı hukuka uygun şekilde artırılmasına karşı değiliz. Ayrıca İstanbul’a ilk etapta 10 bin yeni taksi ihale edilirse de aynı şekilde büyük bir gelir elde edecektir. Bir taksi yaklaşık 250 bin dolar. 10 bin yeni taksi 2.5 milyar dolar gelir demek. Yani 80 milyar lira yapar. Bu kaynak İstanbul’un kentsel dönüşümü için kullanılır. Bu kayıt dışı korsanın önüne geçildiğinde devletin kasasına girecek para da ortadadır. Bu nedenle her zaman şoför esnafımızın yanında yer alan hükümetimizden rica ediyoruz. Lütfen esnafı bu vebadan kurtarın, korsanı ortadan kaldırın. Esnaf Cumhurbaşkanımızdan ÖTV müjdesi bekliyor.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutköy İstanbul Havalimanı metro hattı açılışında video konferans ile katıldı.
Açılış yapılan metro hattı ile Arnavutköy – İstanbul Havalimanı arasının 8 dakikada gidilebileceğini söyleyen Erdoğan, “Bu açılışla Arnavutköy’ü Gayrettepe- Kağıthane-İstanbul Havalimanı hattına da bağlıyoruz. Arnavutköy – Gayrettepe arası 41 dakikaya düşüyor. Bu projenin Halkalı istikametindeki etabını da inşallah 1 yıl içinde hizmete sunmayı hedefliyoruz. Böylece 69 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun raylı sistem ring hattını tamamlayacağız. Sadece havalimanımızın açılmasından bu yana İstanbul’a 162 kilometreye yakın raylı sistem kazandırdık. Şehrimizdeki raylı sitem ağının toplam mesafesi 362 kilometreyi buldu. Bu raylı sistemlerin büyük bölümü ulaştırma ve altyapı bakanlığımız tarafından yapılmıştır. Son 5 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan metro uzunluğu sadece 8 kilometredir. Kalan tüm projeler ya daha önceki dönemden kalmadır, ya da bakanlığımız tarafından hayata geçirilmiştir. Hatta üzeri toprakla kapatılarak tümden iptal edilen projeler de mevcuttur. Her yeri projeyle inşa kalitesini ve yolculuk konforunu biraz daha ileri taşıyan İstanbul metroları, dünya standartlarının en üst sınıfında yer alıyor. Her biri İstanbul ulaşımına hayati birer nefes borusu işlevi gören bu raylı sistem hatları olmasaydı, bugün şehrin içine düşeceği durumu milletimizin takdirine bırakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İBB yaptığı eserlerle değil, deste deste para görüntüleri ile anılmaktadır”
İstanbul’un ulaşım sorununun çözümü için İBB’nin de üzerine düşenleri yerine getirmesi gerektiğini savunan Erdoğan, “Bugün İstanbul yollarını gösteren ekranlara baktığınızda günün çoğunda yolların kırmızı olduğunu görürsünüz. Yol yapmayı, tünel yapmayı, köprü yapmayı, metro yapmayı, vapur işletmeyi, mevcut ulaşım hatlarını verimli çalıştırmayı bilmeyen bir belediye yönetiminin yol açtığı bu acı tablo, İstanbul’un hakkı değildir. Bırakın yeni projeler geliştirmeyi, sorunsuz sıkıntısız işleyen bir sistemi devam ettirmeyi bile beceremediler. Bu zihniyet görevde olduğu müddetçe İstanbul’un trafik çilesi daha da artacak. İstanbul gerçek belediyeciliği ziyadesiyle hak etmektedir. İstanbul’da sadece iş bilmez, eser ve hizmet fukarası değil tıpkı 1989’da olduğu gibi kirlenmiş bir yönetim vardır. Artık İBB yaptığı eserler ve hizmetlerle değil, nereye gittiği belli olmayan deste deste para görüntüleri ile anılmaktadır. Sorsanız ‘bu paralarla CHP il binası alındı’ diyorlar. Ama alındığı söylenen il binasına ödenen rakamlarla ortadaki paralar arasındaki orantısızlığı kimse izah edemiyor. Bir taraftan üst geçitlerin gövdesine israf değil derken, diğer taraftan deste deste dolarlarla neyi nerede harcıyorlar belli değil. Şimdiye kadar yapılan açıklamaların hepsi bir öncekini tekzip etti, şüphe bulutlarını dağıtmak bir yana daha da arttırdı. Hesap uzmanıyım diyerek övünenlerin ise hiçbir yerde sesi soluğu çıkmıyor. İstanbul’u depreme hazırlığı ile, ulaşımı ile, çevresi ile geriletenler, siyaseti de kirleterek hem şehre hem ülkeye çok büyük kötülük yapmışlardır. Geciken eser ve hizmetleri telafisi vakit ve kaynak meselesidir. Ama kirlenen siyasetin bedeli gençlerin kalbide oluşturacağı soru işaretleri sebebiyle nesiller boyu sürecektir” şeklinde konuştu.
“Adeta ir dejavu yaşıyor, ayın filmi yeniden izliyor gibiyiz”
Mevcut İBB yönetimini 1980-1990 yılları arasındaki İstanbul belediyesi yönetimine benzeten Erdoğan, “Milletimiz benzeri durumlara 1980 -1990’lı yıllarda şahit oldu. 1989’da İstanbul’da, Ankara’da, daha pek çok şehirde CHP’li belediye yönetimlerinin hesabını veremedikleri pis işler yüzünden ülkemizde çok büyük tartışmalar yaşandı. Bu ülkenin tarihine İSKİ skandalı diye bir rezaleti bu CHP yazdırdı. Sonuçta milletimiz 1994 seçimlerinde bunların hepsini tasfiye etti. Aradan geçen bunca yıldan sonra adeta bir dejavu yaşıyor, aynı filmi yeniden izliyor gibiyiz. İsimler farklı ama kafalar aynı. Kepazelikler aynı. Bu ülkeye de yazık, bu şehirlere de yazık. İnşallah 31 Mart’tan sonra şehirlerimiz tüm bu tartışmaların uzağında, eser ve hizmet gündemli hayatlarına yeniden dönecekler. İstanbul Sistem İstanbul projesi ile keyfi, kibirli ve kirli zihniyetlerden kurtulup, programlı planlı projeleri adil bir yönetime kavuşacak. İstanbul depreme hazırlık için 650 bin yeni konutu konuşacak. İstanbul bin kilometreyi bulacak raylı sistem ağırlıklı yeni ulaşım projelerini konuşacak. İstanbul her bireyini kucaklayan sosyal belediyecilik faaliyetlerini konuşacak. İstanbul tarihi ve kültürel varlıklarının ihyası ile maziden atiye kurulan köprüyü konuşacak. İstanbul belediye başkanının maceralarını, kibirli hırslarını değil, şehrine yaptığı eserleri, hizmetleri konuşacak. İstanbullu başı dara düştüğünde nerede olduğu belli olmayan değil, yanı başında derdi ile dertlenen bir yönetimi bulacak. İşte o zaman İstanbul geleceğine tekrar umutla ve güvenle bakabilecek” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Gazeteci Cüneyt Özdemir’in Youtube yayınına konuk olan Kurum, İstanbul’un öncü bir şehir olabilmesi için kendisine oy verilmesini istedi.
İstanbul’un kaynaklarının bu kente yeter düzeyde olduğunu belirten Kurum, “Eğer bunu kullanırsan, İstanbul’a harcarsan yapamayacağın hiçbir şey yok. Bizim bütün vaatlerimizin, ulaşım, sosyal yardım, kentsel dönüşüm, otopark, hepsi 58 milyar dolar. İBB’nin bütçesi yıllık 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar eder. Bu paranın yüzde 70’ini yatırıma ayırırsanız, reklama, algıya değil, yatırıma ayırırsanız, yaklaşık yarısı zaten kendi bütçesinden çıkıyor. Diğer taraftan kalan işle alakalı biz diyoruz ki bütçeyi iki katına çıkaracağız.” diye konuştu.
Murat Kurum, Kanal İstanbul projesinin sorulması üzerine, bu projenin şu an İstanbul’un gündeminde olmadığını, önceliklerinin deprem, ulaşım, sosyal yardımlar ve gençlerin geleceği olduğunu ifade etti.
İmamoğlu’nun engellendiği yönündeki iddiasına ilişkin Kurum, şöyle konuştu:
“İstanbul’un önündeki engel Ekrem İmamoğlu’dur. Bırakın engellemeyi, İstanbul’un önündeki engel kendisidir. Engellenmişse madem ‘İstanbul’un 7 milyar dolar kaynağı var.’ diyorum. Madem biz engelledik, yaptırmadık, önüne taş koyduk; bu 7 milyar dolar kaynak nerede? Biz onlar gibi kuleler dizmiyoruz balya balya, kusura bakmasınlar. Ben, ‘7 milyar dolarla 5 senede bunları yapabilirim.’ diyorum. Bu kaynak nerede? Borcu çıkmış 2,3 milyar dolardan 4 küsur milyar dolara. ‘Engelleniyorum.’ dediği yerde devlet bütçesini katbekat arttırmış. 6-7 kat arttırmışız 2018’den bugüne tıkır tıkır günü gününe ödemişiz parasını. ya hep aynı siyaset, aynı ifadeler. Rakibimiz mazeret siyaseti yaparak, vurdumduymazlığının, tembelliğinin, ihmalkarlığının üstünü örtmeye çalışıyor.”
“İstanbul Belediyesini rant olarak görmeyeceğiz”
Beltur, İSPARK, İSKİ gibi İBB iştiraki şirketlerin zarar ettiğini söyleyen Kurum, “Öncelikle biz İstanbul Belediyesini rant olarak görmeyeceğiz. Kaynaklarını kendi içinde, iştirakleriyle bütçesini arttırarak, yurt dışı fonlarıyla, ilgili bakanlıklarımızla uyum içerisinde, onlarla yarışarak, onlara laf yetiştirerek değil, uyum içerisinde çalışacağız ve İstanbul’a hizmet edeceğiz. İstanbul Belediye Başkanı’ndan beklenen bu.” dedi.
İstanbul’u çeşmeden su içilebilecek hale getireceklerini söyleyen Kurum, mevcut kapasiteyi yüzde 21 arttıracaklarını, içme suyu barajları ve arıtma tesisleri yapacaklarını anlattı.
Kurum, İstanbul’da taksiyi tek merkezden yöneterek, bu sorunu da çözeceklerini söyledi.
Sokak hayvanlarına ilişkin de çözüm ortaya koymak zorunda olduklarını dile getiren Kurum, her ilçeye hayvan bakım merkezi yapacaklarını, İstanbul’un iki yakasına kurulacak büyük tesislerle de hayvan yaşam alanları oluşturacaklarını kaydetti.
Dijital beyaz masayla birlikte İstanbulluların tüm sorunlarını dijital ortamda iletebileceklerini ifade eden Kurum, sorunların çözümünü de bizzat kendisinin takip edeceğini belirtti.
Ulaşım sorununun çözümü
Murat Kurum, trafik sorununun çözümüne ilişkin de şunları söyledi:
“Şu anki 340 kilometre metro hattını 5 yılda 650 kilometreye çıkaracağız. İki yakaya iki tünel yapacağız ki bu tünellerle birlikte o 122 kilometrelik tüneli birbirine bağlayıp alternatif yol güzergahları koyacağız. Lojistik köyler yapıp, şehrin içindeki ağır vasıta, kamyon trafiğini, yine otobüs trafiğini şehrin kuzeyine alacağız. İki otogarımızı şehrin kuzeyine taşıyarak, metro hatlarıyla birlikte şehrin içine bağlayacağız. Bisiklet yolları yapacağız. 250 bin araçlık otopark yapacağız. İSPARK zarar ediyor. İSPARK’a yüzde 25 indirim yapacağız. Evinin önüne park eden vatandaşımızdan ücret almayacağız, İSPARK da zarar etmeyecek. Bir kere liyakatli ekiple çalışacağız. İBB kimsenin arka bahçesi olmayacak. Liyakatli ekip kimse, orada o işi yapacak en iyi arkadaşımız kimse, o arkadaş gelecek, görevini yapacak.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen ’18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’ programına katıldı. Program, edilen duaların ardından başladı. Programda Çanakkale Zaferi’nin 109. yılına özel hazırlanan belgeselin gösterimi yapılırken, gazi ve şehit aileleri ile bir araya gelen Kurum ilgiyle karşılandı. Kurum, programda vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Çanakkale, tarihin akışını değiştiren, tarihe yeniden yön veren bir savaştır”
Programda konuşan İçişleri Bakanı Yerlikaya, “Bu vatan için anadan, yardan, candan geçen, gidip de dönmeyen ve şehadete yürüyen nice kahramanlar var. Kundaktaki yavrusuna doyamayan, sevdiğine kavuşamayan, öğrencilerini cepheye gönderip mezun veremeyen okullar var. Çanakkale bir milletin yapabileceği en büyük fedakarlığı ve kahramanlığı ortaya koyduğu böyle bir destandır. Bu mücadelenin nesiller boyu anlatılması, aktarılması en büyük görevlerimizdendir. Bizler gözünü kırpmadan şehadete yürüyenlerin nesliyiz. Şühedanın aziz davasını anlamak, yaşamak ve yaşatmak mecburiyetindeyiz. Çünkü Çanakkale; savaşlardan bir savaş, cephelerden bir cephe asla değildir. Çanakkale tarihin akışını değiştiren, tarihe yeniden yön veren bir savaştır. Çanakkale bir millete vurulmak istenen esaret prangalarının kırıldığı yerdir. Çanakkale ruhu bugün de yaşamaktadır. 40 yıldır kardeşliğimize kasteden bölücü terör örgütü, Çanakkale’yi geçemeyenlerin artık zihniyetidir. Yüz yıl dahi geçse hesap bitmemiştir, defter kapanmamıştır. Yerel ortaklar adını verdikleri terörist grupları ne kadar desteklerse desteklesinler, sonları hüsrandır, yok olmaktır. 15 Temmuz gecesi ihanet şebekesi FETÖ’nün eliyle yapılmaya çalışılanın bir işgal teşebbüsü olduğunu çok iyi biliyoruz. 109 yıl önce Çanakkale’de, ardından Milli Mücadele’de göğsünü vatan için siper eden şühedanın torunları, o karanlık gecede de bu ihanet ve işgal girişimini kendi karanlığında boğmuştur. Çanakkale ruhu ölmedi, yaşıyor. Çünkü Çanakkale imanla, inançla, şehadet şuuruyla, istiklal coşkusuyla yazılan bir vatan yeminidir. Çanakkale nesiller boyu yaşayacak ve yaşatılacak olan milli varlığın gereğidir” dedi.
“Şehitlerimizin hayalleri bizim hayallerimizdir”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum ise, “Bizler Malazgirt’ten Kösedağ’a, Niğbolu’dan İstanbul’un fethine, Milli Mücadele’den 15 Temmuz’a kadar asırlar boyunca her zaman vatan topraklarımız için şehitler verdik. Adından övgüyle bahsettiğimiz nice şanlı komutanlar, nice vatan evlatları Allah yolundan ayrılmadan Hakk’ı söyleyen ses dinmesin diye gözlerini bir an bile kırpmadan düşmana göğüs gerdiler. Şehitlerimizin rüyası ve hedefi istikbaldi. Tüm şehitlerimizin rüyası annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının, ait oldukları bu milletin daha huzurlu, daha güvenli bir geleceğe kavuşmasıydı. Bu aziz vatan toprakları üzerinde çok daha parlak bir geleceği inşa edelim istediler. Şehitlerimizin rüyası bizim rüyamızdır. Şehitlerimizin hayalleri bizim hayallerimizdir. Bizim şehitlerimize bir borcumuz var. O borç, geleceğe emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye’yi inşa etmektir. O borç, her bir şehrimizi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmaktır. Bizler de bu anlayışla ülkemizi, şehirlerimizi bize yaraşır bir şekilde, daha mutlu yarınlara taşımak için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“Biz İstanbul’u yarınlara hazırlarken makamlarımızda oturmayacağız”
“Nisandan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz” diyen Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“1 Nisan’dan sonra İstanbul’umuzu da her zamankinden çok daha güvenli, çok daha huzurlu, çok daha dirençli bir şehir haline getireceğiz. Bu şehirde yaşayan hemşehrilerimizin riskli bina gibi bir sorunu olmayacak. Bu şehirde yaşayan insanımızın trafik çilesi diye bir derdi olmayacak. Bu şehirde yaşayan insanımızın sosyal belediyecilik noktasında en ufak bir sorunu kalmayacak. Biz İstanbul’u yarınlara hazırlarken makamlarımızda oturmayacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar polemikte bulamayacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacaklar. Biz güçlü Türkiye için, yarınların inşası için çalışacağız. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek, nisandan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz.”
“Fatih’in dirayetiyle İstanbul’un 7 tepesinde olacağız”
Siyaseti milletle birlikte, halka hizmeti Hakk’a hizmet ilkesiyle yaptığını dile getiren Kurum, “Biz siyaseti millet ile birlikte, millet için halka hizmeti Hakk’a hizmet ilkesiyle yaptık. Biz Fırat’ın kenarındaki koyunun hakkını düşünen Hz. Ömer’in hassasiyetiyle sadece İstanbul için çalışacağız. Varsın birileri İstanbul’u nimet saysın. Biz emanet bileceğiz. Varsın birileri İstanbulluya hizmeti şahsi istikbaline rampa yapsın. Biz sadece İstanbul diyeceğiz. Varsın birileri İstanbullunun parasıyla parti dizayn etsin. Biz İstanbul’un parasıyla İstanbul’un yarınları için koşacağız. Biz 1 Nisan sabahı sadece İstanbul için, sadece bu aziz şehir için çalışmaya devam edeceğiz. Eyüp Sultan’ın nefesiyle 39 ilçede olacağız. Fatih’in dirayetiyle İstanbul’un 7 tepesinde olacağız. Ulubatlı Hasan’ın gayretiyle 964 mahallemizde çalışacağız. Yahya Efendi gibi gönüllere dokunacağız. Mimar Sinan gibi tarihe şahitlik edecek eserler bırakacağız. Abdülhamid Han gibi İstanbul’u baştanbaşa yeniden imar, inşa ve ihya edeceğiz. 1 Nisan’a kadar 650 bin yuvamız için durmadan, yorulmadan, bıkmadan çalışacağız. Gönülleri fethedeceğiz, sosyal belediyeciliği anlatacağız. Gönül belediyeciliğini yüreklere işleyeceğiz. 31 Mart akşamı İstanbul’u ulaşımda benzersiz kılacağız. Biz 1 Nisan’dan sonra yeni metro hatlarıyla, iki yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, yeni otobüs ve metrobüs hatlarıyla İstanbul’umuzu hem yalanlardan hem de trafik çilesinden tamamen kurtaracağız. 31 Mart gecesi bu fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, ülke genelinde şehir içi raylı sistem hatlarının 416 kilometrelik kısmını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığını belirterek, İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da toplam 60,7 kilometre raylı sistem hattının yapım çalışmalarına devam ettiklerini açıkladı. Bakanlık olarak İstanbul’da toplam 147,7 kilometre uzunluğunda olan 7 raylı sistem hattının da İstanbulluların hizmetine sunulduğunu bildiren Uraloğlu, “Marmaray’ın yanı sıra Levent-Hisarüstü Metrosu, Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı Metrosu, Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı Metrosu ve daha nice proje bizim tarafımızdan yapıldı. İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla da donattık. Amacımız çok daha fazlasını İstanbullu vatandaşlarımıza kazandırmak” dedi.
Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı ve Zincirlikuyu’ya kesintisiz ulaşım
Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın da çalışmalarının tamamladığını açıklayan Uraloğlu, 14 kilometrelik yeni metro hattını yarın hizmete alacaklarını bildirdi. Hattın Arnavutköy, Taşoluk, İstanbul Havalimanı Kargo ve İstanbul Havalimanı Terminal olmak üzere 4 istasyondan oluştuğunu söyleyen Uraloğlu, “Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ile Arnavutköy ilçemizi Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ile bağlamış olacağız. Böylece Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı ve Zincirlikuyu’ya kadar kesintisiz ulaşım sağlanmış olacak. Ayrıca yarın hattın açılması ile birlikte Bakanlığımızın İstanbul’a kazandırdığı raylı sistem hatlarının uzunluğu da 161,7 kilometreye ulaşacak, İstanbul’un toplam raylı sistem ağı uzunluğu ise 362 kilometreye çıkacak” dedi.
“İstanbul Havalimanı metrolarında Türkiye’de metrolarda ilk defa kullanılan demiryolu hat altyapı sistemini kullandık”
Bakan Uraloğlu, Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı Hattı ile birlikte bu hattın devamı olan Halkalı-Kayaşehir-İstanbul Havalimanı kesiminin tünellerinin birlikte tamamlandığını açıkladı. Hatların tünellerinin çapı 6,60 metre olan 6 adet tünel açma makinası (TBM) ile açıldığını kaydeden Uraloğlu, toplam 55 bin 600 metrelik hat tünelinin rekor ilerlemeler sağlanarak tamamlandığını söyledi. Bakan Uraloğlu, “İstanbul Havalimanı metrolarında, İstanbul’da ve Türkiye’de metrolarda ilk defa kullanılan demiryolu hat altyapı sistemini kullandık. Beton fabrikasında özel olarak üretilen beton plaklar hassas bir şekilde tünele yerleştirildi. Raylar bunun üzerine sıfır hata ile yerleştirildi. Yerinde dökülen beton seçeneğine göre demiryolu hattında yüksek hassasiyet sağlayan bu yöntem ile hat boyunca daha sessiz ve daha konforlu tren sürüşü standardını sağladık. Böylece kent içi metrolarda son zamanlarda dünyada kullanılmaya başlayan bu farklı altyapı ile metro standartlarını bir adım daha ileriye taşıdık” diye konuştu.
69 kilometrelik ring hattı
Bakan Uraloğlu, hattın devamındaki 17,5 kilometrelik Arnavutköy-Halkalı etabını da en kısa sürede tamamlamayı planladıklarının altını çizerek, “Arnavutköy-Halkalı etabını da tamamlayarak, tamamı yeraltında teşkil edilen metro sınıfında Türkiye’nin en uzun ve en hızlı, dünyanın da en uzunlarından olacak 69 kilometrelik bir ring hattını tamamlamış olacağız. Her zaman söylüyoruz. Bakanlığımızın yatırımları olmasa İstanbul trafiği felç olurdu. İstanbullu vatandaşlarımız için özveriyle çalışıyoruz, Türkiye’nin ilklerini İstanbullular için bir bir hizmete alıyoruz” dedi.
Seyahat süresi 8 dakikaya inecek
Bakan Uraloğlu, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı hattının yarını hizmete açılması ile Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı’na ulaşımın 8 dakikaya düşeceğinin de altını çizdi. Ayrıca hattın İstanbul Havalimanı’ndan diğer metro hatlarına entegre olacağını kaydeden Uraloğlu, bu sayede Arnavutköy ile Göktürk arasının 20 dakikaya, Arnavutköy ile Kağıthane arasının ise 32 dakikaya düşeceğini söyledi. Uraloğlu, Arnavutköy ile Gayrettepe arasının da metro konforu ile 41 dakikada aşılacağını vurguladı. – ANKARA
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da yaşayan inanç grupları ile iftar sofrasında buluştu. İmamoğlu, “İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunun bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız” dedi.
Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da yaşayan inanç grupları ile iftar sofrasında buluştu. Haliç Tersanesi’nde gerçekleştirilen buluşmada, din görevlisi Fuat Yıldırım, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, Nurtepe Cemevi Dedesi Zeynel Şahan, Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri Yusuf Çetin, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Fener Rum Patriği Bartholomeos da birer konuşma yaptı. Farklı inançlara mensup din insanları; Türkiye ve dünya barışına yönelik iyi niyet dileklerini dile getirdi.
“11 ayın sultanı Ramazan her yönüyle çok özel ve mübarek bir aydır” diyen İmamoğlu da konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
“Topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin ilk şartı, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarını da öyle görebilmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkaları için de aynısını isteme olgunluğuna erişebilmeliyiz. Bilhassa, kamu gücünü ve kaynağını kullanan yöneticiler bu olgunluk içerisinde davranmak zorundadır. Yönetici, herkesin halinden, dilinden anlamak, herkesi kendisiyle bir tutmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmeli, herkesin inanç ve ibadet özgürlüğünü rahatça yaşayabilmesi için gerekli imkanları sağlayabilmelidir. İftar sofralarının bile ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılabildiği bir siyasi atmosfer, inancımıza da toplumumuza da zarar verir.
“İNANÇLAR ÜZERİNDEN DÜŞMANLIKLAR ÜRETMEYE ÇALIŞANLAR…”
İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunu bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız. İftar sofraları; inancı, kökeni, fikriyatı ne olursa olsun, herkesi ortak bir duyguda buluşturan bir gönül zenginliğinin ifadesidir. Kardeşlikle, hoşgörüyle, yardımlaşmayla kurulan sofralardan yükselen güç, bizi mutlu ve adaletli bir hayata, mutlu ve adaletli bir dünyaya taşıyacaktır. İstanbul’da başka bir yol mümkündür. Dünyada var olan hangi kötülük ve uzak olmasını istediğimiz, insana dönük hangi fena işler var ise, bunları bu şehirden uzak tutmak mümkündür. Bunu başarabiliriz.
“DÜNYAYA ÖRNEK BİR İSTANBUL VAR EDEBİLİRİZ”
Bu şehirde her inancın özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, her inancın ibadetini yaparken, hizmetlerini verirken eşit bir biçimde karşılandığı bir şehir mümkün kılabiliriz. Bu şehirde insanların birbirine sevgi ve saygısını, birbirini ayırt etmeden, hizmetle başlayan, sokakla biten, komşulukla devam eden bir anlayışla insanlarımızı birbirine olabildiğince yakın kılabiliriz. Bu şehrin genetiğinde, bu vardır. Bunu başarmakla kendimi yükümlü kılan bir belediye başkanı olmaya gayret ettim. Bundan sonraki yolculuğumuzda da vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz uygun gördüğünde ama aynı anlayışla, bu şehirdeki her insanı adaletle, her insanı eşit her insanı eşit hissedarlıkla bu şehrin bir insanı kabul edip, onlara hizmet etme yolunda kararlılıkla hizmetime devam etmek istemekteyim. Bunu başarabilir ve bu yolculukla ilgili en üstün şekilde gayretimizi ortaya koyabilirsek, dünyaya örnek bir İstanbul var edebiliriz.
İstanbul, geçmişten bugüne var olan tarihiyle, dünyaya örnek olma mecburiyetindedir ayrıca. Bu kent insanları birleştiren bir şehirdir. Aynen kıtaları birleştirdiği gibi. Bu şehrin ruhani dünyası, bu şehrin manevi dünyası çok özeldir. Bu şehrin, bu şekilde bir tavrı oluşturduğunda, şehrimizin etrafında, başta ülkemiz olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki olumsuzlukların, savaşın, insanları katleden bir takım saldırı ve husumetlerin de sona ermesine vesile olacak güce sahiptir. Bu kardeşlikle, bu şehrin bu derin felsefesiyle sizleri en içten duygularımla selamlıyor, bu umutla ve kararlılıkla mübarek Ramazan ayının ruhumuzu sevgi, sabır ve itidalle doldurmasını temenni ediyor, hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, “Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz. Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik” dedi.
İBB Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece’de Ulus Mahallesi’nde semt pazarı ziyareti sonrası “Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili Açılışı” ve halk buluşmasında vatandaşlara seslendi. İmamoğlu, şunları söyledi:
“Burada sizinle olmak, insan kendi bölgesinde olmak, yakın coğrafyada dostlarıyla, komşularıyla buluşmak bir de buranın havasını solumak elbette insana iyi geliyor. Sizlerle burada çok güzel bir ortamda buluşmaktan dolayı çok mutluyum. Çok kıymetli misafirlerimiz var. Önceki dönem genel başkanımız Sayın Hikmet Çetin burada milletvekillerimiz var. Adaylarımız var. Parti meclisi üyelerimiz var farklı şehirlerden gelen adaylarımız var. İnşallah İstanbul’un kaderini belirleyecek bir seçime gidiyoruz hep beraber. Bunlar kendileri bizi İstanbul’a ihanet ettik dediler. Doğru mu? Belki de bunların niyeti kaldıkları yerden devam istiyorlar ihanete. Açık söyleyeyim, onların bildiği iş zaten birazcık da bu. Biraz rant, biraz ihanet falan derken yeşil alanlar, kamu arazileri, bazı noktaları deprem, toplanma alanları, imara açıp birbirlerine de biraz haksız kazanç sağlamak, bunların hayata bakışı. İnanın söylemekten utanıyorum. İstanbul’da askeri alanlar var biliyorsunuz. Bu askeri alanları 2016’da darbe girişimi olunca dediler ki biz bunları şehir dışına alacağız. Ama askeri alanlar boş kalan yerleri de kamu lehine kullanacağız dediler. İşte spor alanları, kültürel alanlar, rekreasyon alanları, yeşil alanlar vesaire dediler. Ne yaptılar biliyor musunuz? 10 bin Futbol sahası büyüklüğündeki askeri alanları imara açtılar hem de öyle garibana sosyal konut falan değil. Lüks konut olarak satışa çıkardılar. Biraz ihanet dedik ya bunları konuşmak lazım.
“KANAL İSTANBUL’U SİNSİ SİNSİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Kanal İstanbul meselesini biliyorsunuz. Buradaki süreçte Kanal İstanbul meselesinde bütün mücadelemizi verdik. Bu süreç içerisinde adım attırmadık ama sinsi sinsi sürdürmeye çalışıyorlar. Acemi adaya sorsanız gündeminde yokmuş. Hem de nasıl yokmuş, işte efendim vatandaşın gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Yani onun gündeminde olsa ne olur olmazsa ne olur? Bir kişinin gündemi önemli öyle değil mi? Bir de kendisi daha bir yıl önce kameralara çıkıp nasıl tekrarlıyordu? Aynen şöyle millete inat olsun diye…ya-pa-ca-ğız. Şimdi kapıda oy var ya seçim var bu milletin de yüzde 70 -75’i Kanal İstanbul diye bir ihanet projesi istemiyor. Bu sefer değişti. Tabii onu dinleyen yok. Bakanlık diyor ki ben plana devam edeceğim. Kusura bakma diye raporu açıkladı. Yani bu konuda adayın yetkisi metkisi de yok. Sadece milletine şirin gözükme peşinde. Yetkisi bugüne dair yok derken, dün de yoktu onu söyleyeyim. Bunlardaki yetki nasıl biliyor musunuz. Bir kişi yap derse yaparlar, bir kişi yapma derse yapmazlar. Aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Bize ancak siz talimat verirsiniz. Millet talimat verir bize, başka kimse bize emir veremez. Aramızdaki fark bu. Bunlar bakanken bile böyle davranırken belediye başındayken farklı mı davranacaklar? Hayır, asla. Onun için bu konu dersine çalışmamış sevgili acemi aday seni aşar. Zaten bu arkadaşların sözlerine itibar da etmek mümkün değil. Sizi bir o köşe bir bu köşe yaparlar.
“…SONUÇ 50 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI”
Üç dört gün önce Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? Güya seçim yaklaştı ya Demokrat damarları kabarıyor. Dedi ki hakikatleri yüzüme haykırın. Hakikatleri yüzüme haykırın ki gerçeklerle yüzleşelim ey milletim diyor. Tabii bir de diyor ki çekinmeden haykırın. Dün Konya’da ne oldu? Haykırmaya karar veren staj ve çıraklık mağdurları gittiler mitingine yüzlerini dertlerini haykırdı. Sonuç 50 kişiyi gözaltına aldılar. Bunlar Allah ıslah etsin. Milletin hak mücadelesine bile milletin hukuk mücadele bile dinleyecek sabırları yok. Bunlara ben bazen diyorum, sorsam muazzam demokratik insan. Biliyorsunuz tüm bakanlar kurulu İstanbul’a geldi. Hani elini sallasan Bakan’a değer İstanbul’da bu ara. 17 Bakan’da İstanbul’da. Kamp kurmuşlar. Neymiş? Ekrem İmamoğlu’na karşı kampanya yapacaklarmış. Her gün bir mahallede siyasi kampanya yapıyorlar. Ve dün de mevcut Çevre Bakanı’nı gördüm. Yani bu aday olan değil, mevcuttaki. Bir alanda konuşma yapacak. Kentsel dönüşüm mağdurları da oraya gelmiş. Onlar da derdini haykırmaya gelmiş. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ya, yüzüme haykırın diye. Onlar da gelmiş, orada haykıracaklar. Derdini haykırmaya çalıştılar onlara ne oldu? Onlarıda törenden uzaklaştırdılar.
“O SIRÇA KÖŞKLERİNDEN BİRAZ ÇIKTILAR MI KAFALARI KARIŞIYOR”
Bakın bunu derken vatandaş bana da dertleniyor dertlenecek de. Siyasetin çirkin tarafı böyle günde bir iki kişi çıkar çıkmaz. Ama derdiyle gelen insanı ben saatlerce dinlerim. Ne demek dinlemek ya? Dinlemek zorundayım. Ben dinlemeyeceksem o an vaktim yoksa bir yöneticim dinler. Onun için söyleyeyim yani bu bakanlar vesaire bunların hiç böyle bir işe tahammülü yok. Bir de ne bağırmış biliyor musun oradan? Beş yıl, on yıldır mağdursun kardeşim biraz daha bekle demiş bakan. Yani mağdur olan vatandaşa. O bakımdan çözümleri bunların bu. Niye böyle biliyor musunuz? Bunları halden anlamazlar. Kibirleri dağları aşmış. Neyse ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğu yerdeki gibi gözaltına alınmadı da en azından bu birazcık kızdı onlara o kadar. Bu arkadaşlar söyleyeyim insanlar hak arayış ile karşılaşınca çok şaşırıyorlar. Kimse onlara bir şey demeyecek. Her yaptıkları doğru. Çünkü her alanda o kadar yanlışları var ki mağdur ettiği insanlar sayısı o kadar fazla ki yaşadıkları o sırça köşklerinden ya da saraydan biraz çıktılar mı kafaları karışıyor. Şiddetleri büyüyor, hiddetleri büyüyor. Ben hep çarşıda, pazardayım. Buradaki pazarı ziyaret ettim. Bir iki tane hanımefendi çıktı beş yıldır buraya ilk defa geldin. İstanbul’da var neredeyse artık binlerce diyeceğimiz kadar pazar. Ben her pazara gittim demiyorum ama pazarlara gidiyorum. Oraya gitmemiş olabilirim. Oradan bir şey yakalayacak. Neyse sonuçta gene sarılıp barışıyoruz.
“ÜLKEYİ YÖNETENLER MİLLETİ KÜÇÜK GÖRMEYE, MUHATAP ALMAMAYA DEVAM EDİYOR”
Bunlar çarşıya, pazara çıkamazlar, çıkamıyorlar. Dertleri büyük. Medyada ellerinde, onlara göre ne biliyor musunuz Her şey güllük gülistanlık. Bunlar daha yakın zamanda bir bakan vardı. Ne dedi? Gözlerimdeki ışıltıya bakın dedi. Ne bakan kaldı ne ışıltı. Öbürü bir başka bakan, onun maliyeyle de ilgisi yok. O uçacağız dedi. Allah’ım Yarabb’im yokuştan aşağı uçurumdan aşağı uçuyoruz. Bunların bir de şahlanıyoruz var biliyor musunuz? Sekiz yılda bir şahlanıyoruz. Yani at üzerinde Cumhurbaşkanı resmiyle bunların medyasını böyle şahlanıyoruz diyor. Altımızdan at da gitti kaldık yaya Sayın Cumhurbaşkanını da göremez olduk. Böyle bir durumdayız. Para pul yok zaten. 14 sene önce 200 lira çıktı en büyük paramızdı, hatırlar mısınız? 130 otuz dolar alıyordu. Şimdi altı dolar alıyor. Bunlar Cumhuriyet’in 100’üncü yılında güya 2023’te 25 bin dolar kişi başı gelir dediler. Şu anda altı sekiz bin dolar, dokuz bin dolar kişi başı gelirimiz var. Yani biz koydukları hedeflerin çok gerisine düşmüş bizi mağdur etmiş durumdadırlar. Bu sahte mutluluk tablosudur. Gerçekler başka, emeklisinden işçisine atanamayan memurlarından mülakat belasına kadar milyonlarca insanımız çok zor günler geçiriyor. Ülkeyi yönetenler ise milleti küçük görmeye muhatap almamaya devam ediyor. Milletin cebine girecek parayı da yük görmeye başladılar.
“MİLLETİNİ UNUTTU. TEK DERDİ KOLTUK, BU KÖTÜ BİR ŞEY”
Emekli meselesinde emekliye verilecek maaşı ilave bu verilmeli deniyor. O ne diyor? Bütçeye yük diyor. Bütçeye başka şeyler yük değil emekliye vereceğin yük olmaz bu. Milletini unuttu tek derdi koltuk bu kötü bir şey. Liyakati unuttu işi bilmeyen insanlar, ekonominin başına getirdi. Yedi sekiz senede paramızı pul etti. O bakımdan beğenmedikleri, burada bugün çok kıymetli insanlarla bir aradaydık. Hasan Akgün başkanımız güzel bir meclis binasının birebir aynısını yaptı. Birinci meclis Ankara’da ki. Mutlaka gezmenizi istiyorum çok güzel bir yer. Çok değerli bakanlar vardı orada geçmişte görev yapmış. 80’li yıllar, 90’lı yıllar. En düşük emekli maaşı en düşük asgari ücretin neredeyse bir buçuk katıydı iki binlerin başında. Yani şu anda 10 bin lira olan emekli maaşının ona göre 24 bin lira olması lazım. O bakımdan söyleyeyim bunları niye anlatıyorum? Diyeceksiniz ki Ekrem İmamoğlu sen bize İstanbul’u anlat. Tabii ki İstanbul’u anlatacağım ama bunları şunun için anlatıyorum. 17 bakan toplanıp İstanbul’a geliyorsa yani eli kulağında Sayın Cumhurbaşkanı da gelir şimdi darlanıyordur muhtemelen. Birkaç günü olur burada o da. İlçe ilçe gezecekler. Peki bu sorunları kim çözecek? Emekli maaşıyla kim uğraşacak? Dertleri bu İstanbul’u nasıl kaybettik? Sanki babalarının analarından mülk kalmış. İstanbul dediğin tarihten bize emanet. 86 milyon sahibi var.16 milyon sahibi var. Benim hissem ne kadarsa onun hissesi o kadar Cumhurbaşkanının. Şimdi buraya Hakkari’den belediye başkanı adayımız geldi. İstanbul’da hissesi ne kadarsa ablacığım senin de o kadar. ya seksen altı milyonun malı bu. Senin değil ki.
“İSTANBUL’DA FARKI NE KADAR AÇARSAK İŞLERİMİZ O KADAR HIZLANACAK”
Dolayısıyla dolayısıyla 31 Mart çok önemli. 31 Mart’ta onları çok güzel bir sonuç bekliyor. 31 Mart’ta bu milletin Demokrasi dersiyle bunlar kendilerine gelecek mi? Bunları biraz sert bir şekilde uyaracağız mı? Niye biliyor musunuz? Başlarını ellerinin arasına alıp düşünsünler diye. Kara kara düşünecekler. Diyecekler ki bir dakika millete efendilik yapma dönemi değil bu dönem. Bu millet uyandı. Bu milletten sen 2019’da seçimi elinden almaya kalktın ya o gün uyandı O gün bir dakika dedi. Bu başka bir şey zannediyor. O bakımdan milletin derdiyle dertlenmeye, derdini hissetmeye başlamaları için hepimiz sorumluyuz 31 Mart’ta kazanacağız. Millet kazanacak. O yüzden kıymetli dostlarım çok net ifade edeyim. 31 Mart’ta İstanbul’da… “var ya bir tane diyordu onlarda ‘burası önemli’ diye diye ekonomiyi perişan etti” İstanbul’da farkı ne kadar açarsak işlerimiz o kadar hızlanacak. Şaka değil bu gerçek. Bakın farkı mesela çok aştık, söylemeyeyim nazar değer kafamdakini. Farkı çok aştık imzalanmayan dosyalar bir haftada imzalanacak biraz azalırsa iki hafta. Onun için yapılan engellemeler kalkacak hiç şüpheniz olmasın. Çünkü dört sene sonra seçim var ya, bu sefer kara kara o seçimi düşünmeye başlayacaklar. Ben söyleyeyim, bizim kimseyle ayrımız gayrımız yok. Bakanlık o bakanlık ne kadar onunsa o kadar benim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ne kadar bizimse o kadar onun. Bizde öyle bir ayrımcılık yok ki parti devleti yok ki. Allah’ımıza şükür 18 Mart’ta söylüyorum Çanakkale Zaferi’nde söylüyorum. Atatürk bize öyle bir emanet verdi ki, onun sahibi bütün millet.
“BU ŞEHRİ İSRAFTAN, RANTTAN, İHANETTEN KORUYAYIM DİYE BENİ İŞ BAŞINA GETİRDİNİZ”
O düzen o zaman yıkıldı. Onun için koca mecliste yazıyor, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ hiç şüpheniz olmasın. Biz de onlarla iş birliği içinde çalışacağız. Onlar işini yapsın, biz işimizi yapalım. Bir ülkede rantçılık hakim olursa, dar gelirli hayatı her bakımdan zorlaşırsa İstanbul’da bunu uzun yıllar yaşadı. 2019’da işler değişmeye başladı. Rantçı anlayışını ne yaptık? Tarihe gömdük. Bitti o. Ne geldi? Halkçı ve icraatçı bir anlayış işbaşına geldi. Beş yıldır bir tek kamu arazisine yapılaşma iznini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermedi. Eskiden her mecliste dosyalar meclise girer çıkardı. Bir kişinin ayrıcalıklı bir kişinin, imar dosyası meclise girmedi, imarı açmadık. Kişiye özel yapmadık, yaptırmadık. Ama bakın bölge planlarını geçirdik. Şimdi onlar birinin tanıdıklarının imar dosyasını meclisten çıkarmayı bilirler ama mesela Tepecik’teki halkı mağdur eden bölge imarlarını çıkarmazlar. Niye biliyor musun? O işlerine gelmez. Biz halkın lehine olan 90’nın üzerinde bölge imar planını meclisten çıkardık. Kamuya ait alanların, yapıların, sahillerin göl kıyılarının bir grup rantçı tarafından işgal edilmesine asla göz yummadık. Bizimle uğraştılar yıldırmak istedi geri adım atmadık. Geri adım atmam. Cesaretimi nereden alıyorum biliyor musunuz? Milletten, sizden alıyorum. Halka ait alanları kendi mülkü gibi kullananlara bir milim eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Ne dedik? Halka ait alanları halka veririz. Bir de ne dedik? Milletin parasını millete veririz kardeşim dedik o kadar net. Bizi bunun için seçmediniz mi? Biz de hakkını vereceğiz. İstanbul’da doğal ve tarihi zenginliklere gözümüz gibi bakıyoruz, bakacağız. Çünkü siz İstanbul’un Muhafızı olmamızı, İstanbul’u kötülüklerden koruyup o güzel çocuklara, buraya beni gelip dinleyen sevgili hanımefendilere, sevgili gençlerimize pırlanta gibi, güzel kızlarımıza yakışıklı oğullarımıza bu şehri tahrip olmamış, güçlenmiş ve güzellenmiş bir şekilde bırakmanın mücadelesini veriyoruz. Bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye beni işbaşına getirdiniz. Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Söz veriyorum size.
“DOĞAL KISIMLARI VAR, ORALARA DOKUNMAYACAĞIZ”
Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz. Arkadaşlarımla konuştu. Dedim ki; arkadaşlar, milletimize şunu gösterelim. Biz, buraya atık su üreten şu bu koymayacağız? Buraya gözümüz gibi bakacağız. Buraya çöp getirecek, çöp taşıyacak hiçbir işi burada yapmayacağız. Burayı ne yapacağız biliyor musunuz? Birlikte koruyacağız. Tertemiz olacak. Doğal kısımları var. Oralara dokunmayacağız. Oralarda flamingolar, leylekler gelip, konup gidecekler. Bir de geleceğiz burada mis gibi hava alacağız. Temiz spor yapacağız. Vakit geçireceğiz. İçimiz huzur dolacak. Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir unutmayın. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, -bunu hep söylüyorum- memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Her insanın eşit gören, doğasını, vatanını, suyunu, toprağını korumak, en büyük milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik.”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından; CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Ozan Işık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel, CHP İzmir Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli ve CHP Hakkari Belediye Başkan adayı Cüneyt Özbek tarafından kesilen kurdele ile Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili, resmen vatandaşların kullanımına açıldı.
]]>Mehmet Fatih Kacır, “Tuzla Bilim Merkezi Açılış Töreni”nde yaptığı konuşmada, günün öneminin büyük, anlamının derin olduğunu belirterek, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini dünyaya bir kez daha ilan ettiği büyük ve tarihi bir kahramanlık destanı olduğunu ifade etti.
Çanakkale ruhunu canlı ve diri tutmaktan asla vazgeçmediklerini dile getiren Kacır, “Devletimiz ve milletimiz için ceddimizin Çanakkale’de ortaya koyduğu ruh ve iradeyle çalışıyor, her türlü zorluğu birlik ve beraberlikle aşabileceğimize olan inançla mücadelemizi sürdürüyoruz. İşte bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 22 yılda Türkiye’yi her alanda dönüştürdük ve geliştirdik. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, her alanda hayata geçirdiğimiz reformlarla milli şahlanışımızın altyapısını güçlendirdik.” diye konuştu.
Kacır, büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası arenada artan etkinliğiyle ve elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeğinin olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyuyoruz. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her bir reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret ve dirayet vardır. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla kutlu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Cumhuriyet’imizin 100. yıl dönümüyle birlikte ortaya koyduğumuz “Türkiye Yüzyılı” vizyonumuzla geleceğimize yeni bir ufuk açıyoruz. Aziz milletimizin gücü ve desteği, gençlerimizin enerjisi ve motivasyonuyla yolumuza devam ediyoruz. Özellikle yarınlara umutla bakmamızı sağlayan gençlerimizin vizyoner bakış açıları ve potansiyelleri bizleri fazlasıyla heyecanlandırıyor.”
Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, yarışmalara katılan gençleri geleceğin dünyasına hazırladıklarını kaydeden Kacır, “Bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. TEKNOFEST kuşağımızın sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Bu düşünceyle 81 şehrimizde kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyelerimizle gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor”
Bakan Kacır, robotik kodlamadan, tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine kadar birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını belirtti.
Merak eden, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin ardında, tüm imkanları seferber etmekten asla geri durmadıklarını aktaran Kacır, “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4’üncü, 5’inci, 8’inci, 9’uncu sınıflar ile lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerimizin başvurularını bekliyoruz.” diye konuştu.
Kacır, bilimsel okuryazarlığa sahip bir toplum oluşturmak ve bilim kültürünü geliştirmek amacıyla yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarına işaret ederek, bilim merkezleri vasıtasıyla, TEKNOFEST kuşağını denemeye ve keşfetmeye teşvik ederken, bilim ve teknolojiyi anlaşılır ve ulaşılır kıldıklarını ifade etti.
Bugüne kadar büyük ölçekli 12 bilim merkezini, bilim ve teknoloji ateşini yakmak için gençlerin, çocukların hizmetine sunduklarını aktaran Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“4 ilimizde daha büyük ölçekli bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bununla birlikte ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerimiz de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar ilçe ölçeğinde 17 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 bin gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 18’incisini Tuzla’da hizmete sunuyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Sergi alanları ve eğitim atölyeleriyle gençlerimize edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme imkanı sunuyoruz. Gözlemevinde yer alan güneş saatinin yanı sıra kutup bilim evi ve planetaryumla, gençlerimizin keşif yolculuğuna çıkmasını sağlıyoruz. Bizler gençlerimize inanıyor ve güveniyoruz. İmkan verildiğinde, gerekli ortam sağlandığında onların neler başarabileceklerini biliyoruz.”
“İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak”
Fatih Kacır, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde gençlerin bilim ve teknoloji dünyasına yönelik heyecanına ve motivasyonuna ortak olmaya devam edeceklerini belirtti.
Bugün açılışını gerçekleştirdikleri bilim merkezinin, yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının somut çıktılarından biri olduğuna dikkati çeken Kacır, “Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi İstanbullu, Tuzlalı vatandaşlarımız da gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu, kimin gerçekleştireceğini çok iyi bilir.” dedi.
Kacır, İstanbul’un kendileri için her zaman ayrı bir yerinin olduğunu belirterek, “Küresel finans ve ticaret merkezi konumundaki şehrimize değer katacak projeleri bir bir hayata geçirmeye devam ediyoruz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getirecek Terminal İstanbul projemizi iki gün önce kamuoyu ile paylaştık. Teknopark, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, bilim merkezleri, yazılım okulları ve çocuk üniversitesine ev sahipliği yapacak bu merkez İstanbul’da yeni bir yaşam alanı olarak, bilim ve toplumun buluşma adresi olacak.” şeklinde konuştu.
İstanbul’da dünya çapında projelere imza atacak bir belediyecilik anlayışının olmasının büyük önem arz ettiğine işaret eden Kacır, “Bugün maalesef belediye hizmetleri sürekli aksayan bir İstanbul var. İstanbul’un bu kayıp beş yıl sonrası acilen toparlanmaya ihtiyacı var. Bu tabloyu 31 Mart akşamı hep birlikte değiştireceğiz. İstanbul’un dört bir yanını yeni eser ve hizmetlerle buluşturacağız. İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da kendisinin de bir Tuzla sakini olduğunu belirterek, dolayısıyla bu açılış töreninin kendisi için çok anlamlı olduğunu söyledi.
Bilim ve teknolojiye olan ihtiyacın her dönemden çok daha fazla olduğunu belirten Mandal, “Dünyadaki birçok sorun için geçmişte bilim ve teknoloji bir tercih noktasıydı ama şu an bir zorunluluk noktası.” dedi.
]]>Yerel seçimlere iki haftadan az bir süre kala İstanbul’da Kürt seçmenin eğilimleri de uzmanlar tarafından analiz edilmeye devam ediyor. Kürt Z kuşağı üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Spectrum House Araştırma Merkezi Genel Direktörü ve sosyolog Azad Barış, İstanbul seçimleri üzerine yaptığı araştırma hakkında bilgi verdi. Barış’a göre, Kürt Z kuşağının İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nu destekleyecek. Azad Barış, “Kürt Z kuşağı, kendi kültüründen utanmıyor ve baskıya karşı da bir şekilde direnç gösteriyor. Gitarını alıp sokakta Çevraşam şarkısını çalabiliyorlar. Bu nedenle yerel dinamiklerden hareketle aslında evrensel değerler merkezine en yakın kim duruyorsa, oyunu ona verecekler. Ağırlıklı ekseriyetin İmamoğlu’na vereceğini düşünüyorum, çünkü DEM’in İstanbul’u kazanmayacağını çok iyi biliyor” diye konuştu.
KENT PROBLEMLERİNİN YANI SIRA 2028’İ DE DÜŞÜNEREK OY VERECEK
Barış şunları söyledi:
“İstanbul Kürtleri hangi kaygılarla gidecek? Tabii ki, kentin problemlerinden hareketle bunu yapacaklar. İlk etapta, ulaşım, ekonomi, kentsel dönüşüm ve diğer bütün insanları ilgilendiren sorunlar gibi meseleler ön planda. Ancak bunları aşan bir boyut var. Kürtlerin, tabii ki herkes gibi barışa ihtiyacı var, ancak Kürt meselesinin çözülmesi, bu sorunun ortadan kaldırılması ve toplumsal barışın sağlanması için bütün Kürtlerin beklentileri var. Dolayısıyla, İstanbul seçimleri sadece yerel bir seçim olarak değil, yerel meseleleri aşan bir seçim olarak görülüyor. İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır mantığıyla hareket ederek, 2028’e yönelik oy vereceğini düşünüyorum.”
İMAMOĞLU MUHAFAZAKAR KÜRTLERİ DE ETKİLİYOR, 4 PUAN ÖNDE
Kürt dindarların İmamoğlu’na karşı ön yargısı olmadığını belirten Barış “Araştırmalarımıza göre İstanbul seçimlerinde İmamoğlu 4 puan önde gidiyor. İmamoğlu’na karşı Kürt dindarların bir ön yargısı olduğunu düşünmüyorum. Daha önce yaptığınız spesifik çalışmalar da bunu gösterdi. İstanbul Kürtleri hangi kaygılarla gidecekler? AK Parti seçmeninin önemli bir kısmının da aslında İstanbul’u İmamoğlu’nun yönetmesini istiyor. Bizim elde ettiğimiz verilere göre, çok net bir şekilde belirlenen bir durum var. Ak Parti seçmenlerinin yaklaşık olarak üçte biri İmamoğlu’nun kenti bireysel olarak yönetmesini istiyor, ancak bu isteğe rağmen oy vermiyorlar. Örneğin, DEM Parti seçmenlerinin yüzde 70’i İmamoğlu’nun kenti yönetmesini tercih ediyor. Bu tercihin sebebi, İmamoğlu’nun elde ettiği başarıların olumlu etkilerinin farkında olmalarıdır” dedi.
AK PARTİ’NİN KÜRT OYLARI GERİLEDİ
Spectrum House Araştırma Merkezi Genel Direktörü ve sosyolog Azad Barış, kayyum uygulamaları ve güvenlikçi politikalar nedeniyle AK Parti’nin Kürt seçmenler açısından gerilediğini belirtti. Daha önce yüzde 25’lerde olan oy oranının şimdi yüzde 16’lara kadar düştüğünü ifade etti. Özellikle batı illerinde bu düşüşün belirgin olduğunu vurguladı.
AZAD BARIŞ KİMDİR?
Dr. Azad Barış, Leuphana Lüneburg Üniversitesi ve Ruhr Üniversitesi’nde Felsefe alanında doktora eğitimi almıştır. Akademik serüvenine Hamburg Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler ve İktisadi Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yaptı. Azınlıkların kültürel antropolojisi ve inanç kökenleri üzerine kapsamlı araştırmalarıyla tanınan Barış, 2021 yılından bu yana Spectrum House Düşünce ve Araştırma Merkezi’nde Genel Direktör olarak görev yapıyor. Spectrum House, Kürt Z kuşağının eğilimleri üzerine yaptığı araştırmalarla da tanınıyor.
]]>Sarıgazi Kemal Ayyıldız Yarı Olimpik Yüzme Havuzu, Sancaktepe’de açıldı. Yüzme havuzuna Sancaktepe Eski Belediye Başkan Yardımcısı Kemal Ayyıldız’ın adı verildi. Açılışa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, Sancaktepe Kaymakamı Ahmet Karakaya, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, parti temsilcileri ve vatandaşlar katılım gösterdi. Bakan Bak ve beraberindekiler daha sonra Fatih Mahallesi Fitness ve Spor Merkezi’nin de açılış törenine katıldı. Törenin ardından salonu gezen Bakan Bak, spor aletlerini de denedi.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, spor alanında yaptıkları yatırımlarla ilgili “Şu ana kadar 7 tane fitness merkezi varmış. Bir tanesini de şimdi açacağız. Diğer 3 tane daha yoldaymış. Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bir spor devrimi yaşamaktadır. Biraz evvel de ifade edildiği gibi Türkiye’nin dört bir yanında stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları ve halı sahalar başta olmak üzere her tarafta eserler var. Binlerce tesis yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız sporun içerisinden gelen birisi. Sporu çok iyi biliyor ve gençlerle olan diyaloğunu çok iyi biliyor. Bizim için bu yatırımlar, spor tesisleri şu nedenle önemli. Bizim Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak en önemli görevimiz bağımlılıkla, uyuşturucuyla, kötü alışkanlıklarla mücadele. ve şöyle söylüyoruz ailelere; ‘çocuklarınızı alıp bu tesislere getirin.’ Spor yapsınlar, basketbol oynasınlar, futbol oynasınlar, voleybol oynasınlar. Dolayısıyla onların bu meşguliyete ihtiyacı var. Bizim de ihtiyacımız var. Bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız bunu yerel yönetimlerle bizim çok uyumlu bir şekilde yapmamızı sağladı. Geçtiğimiz dönemde de yine belediyelerimizle ortak projeler yaptık ve onlara destek olduk. Şu anda Türkiye’de olimpik ve yarı olimpik olmak üzere 700 tane havuz var. ve şu anda inşaatı devam eden yaklaşık 100 tane daha var. ve sayılarını artırarak devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Bize tatile giden adam değil çalışan adam lazım”
31 Mart seçimleri ile ilgili konuşan Bakan Bak, “31 Mart’ta çok önemli bir seçimle karşılaşıyoruz. İstanbul ayağa kalkmalı, İstanbul coşmalı. Recep Tayyip Erdoğan’la 94’te ayağa kalkan İstanbul, ayağa kalk, Murat Kurum geliyor. İstanbul ‘muradına’ ersin. Sancaktepe, Şeyma Döğücüyle yola devam. Bu noktada 31 Mart’ta sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Recep Tayyip Erdoğan’la beraber yol yürümeye hazır mıyız? Sancaktepe ayağa kalk. İstanbul ayağa kalk. Türkiye ayağa kalk. Recep Tayyip Erdoğan geliyor. AK Parti geliyor. Cumhur İttifakı geliyor. Yolumuz açık olsun. Bize çalışan adam lazım. Tatile giden adam lazım değil. Bize Murat Kurum lazım” dedi.
“Onlar bizim gururumuz”
Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, 18 Mart Çanakkale zaferini kutlayarak “Sarıgazi bölgemizin büyük bir ihtiyacı olan yüzme havuzumuzu bugün açıyoruz. İnşallah akabinde fitness salonlarımızın açılışını yapacağız. Bunların her birine çok emek verdik Sayın Bakanım sağ olun. Allah razı olsun. Bizden desteğinizi hiçbir zaman esirgemediniz. Hep yanımızda oldunuz. ve biz de vatandaşlarımıza böyle hizmet etmenin mutluluğunu yaşamış olduk. Tabii bugün 18 Mart ayrı bir özelliği de var. Ben bu 18 Mart vesilesiyle şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Onlar bizim gururumuz” dedi.
“Sancaktepe’de sporu bir yaşam tarzı haline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz”
Döğücü Sancaktepe’ye yaptıkları spor yatırımlarından bahsederek, “Sancaktepe’de sporu bir yaşam tarzı haline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Spor tesislerimiz gerçekten fazlasıyla mevcut. Bizim daha önceden yüzme havuzlarımız var 3 tane. Eskiden bir tek yüzme havuzu olurdu, İstanbul’da bütün ilçeler oraya giderdi. Şimdi ilçemizde yüzme havuzlarımız var. Vatandaşlarımız diyor ki ‘bize uzak, bir de bize yakın yap’ diyorlar. Sancaktepe’de spor bir alışkanlık olsun istiyoruz. Şehrimizin dinamizmi artsın istiyoruz. Spor okullarımız aracılığıyla da yaklaşık 123 bin üyemize temas ettik. Mesela 5 adet halı sahamızdan haftada bizim 7 bin 600 vatandaşımız yararlanıyor. Bu çok güzel, bizi de mutlu ediyor. Spor merkezlerimizden şimdiye kadar 34 bin 200 vatandaşımız yararlanmış. Yani açıldığı gün başladı dolmaya. En az bir tanesinden günde bin kişi yararlanıyor. ve biz inşallah bunların sayılarını sizlerin desteğiyle artıracağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 5 ilçeden geçecek (Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Küçükçekmece, Başakşehir), 13,4 kilometrelik hat boyunca 12 istasyona uğrayıp, tek yönde 35 bin yolcu taşıyacak Ataköy-İkitelli metro hattını, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümünde hizmete açtı. Ataköy-İkitelli arasını 21,5 dakikaya indiren hattın açılışında konuşan İmamoğlu, “6 milyara yakın bu parayı, bizden 10 ayda aldılar. Onun için 8 kilometre yalanını atanlar, hadlerini bilecek, özür dileyecekler. Bırakın Ekrem İmamoğlu’nu; 65 kilometre metroyu inşa etmek için yer altında ter döken binlerce emekçiden, mühendislerden, yöneticilerden, yüklenicilerinden, onlardan özür dileyecekler. Yeni açtığımız 62 istasyonu kullanan bu şehrin insanlarından, İstanbullulardan özür dileyecekler. Bu halkı öyle kolay kandıracaklarını zannettikleri için özür dileyecekler” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 5 ilçeden geçecek (Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Küçükçekmece, Başakşehir), 13,4 kilometrelik hat boyunca 12 istasyona uğrayıp, tek yönde 35 bin yolcu taşıyacak Ataköy-İkitelli metro hattını, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümünde hizmete açtı. Ataköy-İkitelli arasını 21,5 dakikaya indiren hattın açılışında konuşan İmamoğlu şunları söyledi:
“HEP BERABER GÜÇLÜ BAŞARILARA İMZA ATACAĞIZ: Ataköy- İkitelli metro hattı çok önemli bir hat ama önce bu güzel Ramazan gününde tarihi Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümününde sizlerle birlikte olmanın onurunu ve gururunu yaşıyorum. Ramazan ayınız mübarek olsun. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri anma günümüz de kutlu olsun. Ortak manevi duygular, millet olmanın temelini oluşturur. Bu aziz topraklarda ortak duyguları, ortak acı ve sevinçleri paylaştığımız için bir bütünüz kocaman bir milletiz, çok büyük bir milletiz. Gerçekten Çanakkale Zaferi 86 milyon insanımızın geçmişinden bugüne kuvvetli bir özetidir aslında. O büyük mücadelenin çok önemli bir tarihi notudur. Ona baktığınızda her şeyi tarifler tanımlar içine alır ve açıkçası birbirimize bizi bağlar. İnanın bugün toplumun her ferdini bu anlamda içine koyan ve sımsıkı saran bir zaferdir Çanakkale Zaferi. İşte biz, zor zamanlarda birlik olmayı çok iyi biliriz. Kurtuluş Savaşı’ndan biliriz, Çanakkale’den biliriz. Biliyorsunuz Çanakkale’de her inanç ve her etnik kökenden büyüklerimiz, atalarımız birlikteydi, birlikte mücadele verdik. Ölüme de, zafere de aynı cesaretle, aynı inançla kol kola yürüdüler. 18 Mart 1915’de vatan uğruna her şeyi bir yana bırakıp kazandık. Birbirimiz için ölmeyi göze aldığımız için kazandık. Bugün de birbirimiz için yaşamalıyız, yaşayacağız, birbirimiz için çalışacağız ve çok çalışacağız ve birlikte, hep beraber yine en güçlü başarılara imza atacağız. Birlikte başaracağız. Biz birlikte olursak, birlik olursak bir birimize inanıp güvenirsek her yeni güne 18 Mart ruhuyla uyanmışsak yine başarırız ve hep başarırız. Bundan hiç kuşkumuz olmaz. Bu özel günde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi saygıyla, minnetle anıyorum.
CUMHURİYETİMİZİN HEDEFLERİNDEN BİRİSİ DE ÜLKEYİ DEMİR AĞLARLA ÖRMEKTİ: Çanakkale’nin Kurtuluş Savaşı’nın üzerinde yükselen Cumhuriyetimizin hedeflerinden birisi de biliyorsunuz çok çalışmak ve birlikte ülkeyi demir ağlarla örmekti öyle değil mi? ve 10. Yıl Marşında da hep beraber söyleriz o cümleleri. Demir yollarının gelişimi Cumhuriyetimizin kuruluş döneminde bize büyük güç katmıştır. Bugün de yer altını demir ağlarla örmek hedefiyle çalışıyoruz. Bu hedef doğrultusunda İstanbul’da önemli bir sınavı çok başarıyla tamamladık. Bugün itibariyle beş yılda 65 kilometre metroyu 62 istasyonu İstanbul’a sizlerin kattığı güçle birlikte bütün çalışma arkadaşlarımla birlikte kazandırdık. Bu tarihi rekoru Cumhuriyetimize ve Atatürkümüze minnet borcunu ödemenin yollarından birisi olarak görüyorum. Tabiri caizse Cumhuriyete ve Atatürk’e layık yöneticiler olabilmenin bir yolu olarak görüyorum. İnşallah bunu başarmışızdır. Ataköy- İkitelli metro hattı Bahariye- Ataköy istasyonları arasındaki açılışını bugün yapıyoruz. Emeği geçen herkese çalışma arkadaşlarıma, yöneticilere ve mühendislerimize, tasarımında, denetiminde çalışan arkadaşlarıma, yüklenici firmamıza, onun çalışma arkadaşlarına, müşavirlerimize yeraltında günlerce, aylarca emek sarf eden binlerce emekçi dostuma hepinizin huzurunda tekrar çok teşekkür ediyorum.
2019’DA GÖREVE GELDİĞİMİZDE TAM 10 METRO HATTINDA ÇALIŞMALAR DURDURULMUŞTU: 2015 yılında bu hattın ihalesini yapan bizden önceki büyükşehir belediyesi yönetimine de teşekkür ediyorum. Ataköy- İkitelli metro hattının yapım sürecini bizden önce başlatan insanların yaptığını da önemsiyorum. Ancak süreci doğru yönetemediler. Bu hattaki çalışmalar biz göreve gelmeden önce yüzde 35 seviyesinde kısmen durduruldu. 2019’da göreve geldiğimizde tam 10 metro hattında çalışmalar durdurulmuştu. Çünkü bunlar finansman ve özellikle mühendislik ve tasarım sorunları çözülmeden alelacele başlanmış projeler olduğu için yürütülemedi. 10 metro hattını birden kimilerinin aylarca kimilerinin yıllarca durdurulmuş olması dünya tarihine geçecek bir skandaldır, onun altını çizeyim, bu büyük bir yönetim zafiyetidir. Biz beş yıldır bu şehirde tıkır tıkır metro yapıyoruz. Metro inşaatlarını bir tek gün bile biz durdurmadık en zor koşullarda bile durdurmadık. Pandemide durdurmadık. Ekonomik krizin şehri ve ülkeyi perişan ettiği zaman diliminde de durdurmadık. Doğru finansman modeliyle, doğru mühendislik çözümleriyle hareket ederseniz, liyakatli isimlerle çalışırsanız metro yapımını durdurmak gibi bir skandalı bir şehre yaşatmazsınız, biz yaşatmadık. Bakın ne yaptık? Biz bizden önceki tam 25 yılda yaptıkları 122 kilometre metronun yarısından fazlasını beş yılda yaptık.
BEŞ YILDA SADECE SEKİZ KİLOMETRE METRO YAPTIĞIMIZI İDDİA EDECEK KADAR KÜÇÜK DÜŞÜYORLAR: Bizden önce 10 metro hattını birden durduranlar bu beceriksizliklerinden dolayı milletten özür dileyeceklerine bizim beş yılda sadece sekiz kilometre yaptığımızı iddia edecek kadar küçük düşüyorlar. Bu gerçekten çok komik, çok zavallı bir durum. Yani birisi çıkar bunu nasıl söyler? Diyelim bana bin kişi, yüz bin kişi, milyon kişi gelse ya bunu diyeceksin bu da senin işine yarayacak dese bana bunu kimse dedirtmez. İşin açığı var, ortada rakamı var, açılışları var, sayısı var kilometresi var, bu nasıl bir akıldır çözemiyorum. Biz bu şehre 65 kilometre yeni metro ağı 62 yeni istasyon kazandırmakla kalmadık onun da altını çizeyim. Bu dönem içerisinde hem de bu zor ekonomik koşulların olduğu ortamda Ulaştırma Bakanlığı’nın yaptığı iki metronun da parasını biz ödedik. Birisi karşıda Sabiha Gökçen kolu, öbürüde Kayaşehir – Başakşehir metrosunun parasını da bizden aldılar. Altı milyara yakın bu parayı bizden 10 ayda aldılar biliyor musunuz? 10 ayda parasını bizden kestiler. Bakın onun için sekiz kilometre yalanına atanlar hadlerini bilecek, özür dileyecekler. 65 kilometre metro inşa etmek için yeraltında, yer üstünde ter döken binlerce emekçiden, mühendislerden, yöneticilerden, yüklenicilerinden, onlardan özür dileyecek bırakın Ekrem İmamoğlu’nu. Yerin altında on binlerce insan ter akıttı. Yeni açtığımız 62 istasyonu kullanan bu şehrin insanlarından, İstanbullulardan özür dileyecekler. Bu halkı öyle kolay kandırabileceklerini zannettikleri için özür dileyecekler.
BUNLAR ÖZÜR DİLEYEMEZLER ÖYLE BİR YÜZLERİ YOK: Bunlar özür dilemezler, öyle bir yüzleri yok. Yalanları, iftiraları açığa çıkınca sonradan sadece şöyle söylüyorlar. Siyaseten söylenmiş sözlerdir der geçerler. Hatırlıyorsunuz değil mi? İstanbul seçimini iptal ettiler. Herkese demedikleri lafı bırakmadılar, yalancı dediler, hırsız dediler, terörist dediler. Ondan sonra bu soru sorulunca da siyaseten söyledik dediler. Birisine siyaseten yalancı, hırsız, terörist denir mi? İstanbul bu siyaset anlayışını ne yapacak biliyor musunuz? 31 Mart’ta tarihe gömecek. İstanbul bu siyaset anlayışına asla bırakılamaz. Sizler bu siyaset anlayışına İstanbul’u emanet eder misiniz? İşte beş yıldır bizim siyaset anlayışımız başka bir yerde. Tamamen icraat, hizmet, yatırım odaklı bir anlayış. Hiç kimseyi ayırmadan herkese eşit hizmet sunmaya dayalı bir anlayış. Birilerini zengin etmeye değil, milletin parasını millete vermeye dayalı bir anlayış. Milletin parasını ahlaklı, erdemli insanların lehine, bu toplumun çıkarına kullanma anlayışı. Bu anlayış sayesinde İstanbul’a bereket geldi. Bunları uzak tuttukça İstanbul’a gelecek bereketi varın size hesap etsin. Beş yılda 25 yıla bedel iş yaptık, onun için çıldırıyorlar. Yaptığımız işleri, bugün bile yaptığımız açılışlar tarihe geçecek. Dün bakın Kabataş Transfer Merkezi, Salacak sahil düzenleme, Selmani Pak Caddesi, Hakimiyeti Milliye Caddesi, Maltepe Cumhuriyet Meydanı, Fındıklı’da sosyal tesis bunların hepsi önemli işler. Yani mahalle mahalle sayıyorum ki tekrar tekrar sayıyorum ki belki onlar da öğrenir neresi olduğunu öğrenir gider haritada bakar.
ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILLA BERABER 10 YILDA İSTANBUL’A 50 YILA BEDEL İŞ YAPACAĞIZ: Bugün, burada bu açılışı yapacağız ama bu açılış sadece metro açılışıyla bitirmiyoruz artık. Her metroya bir şey katıyoruz. Bu metro açılışıyla birlikte 15 Temmuz durağında hemen durağın üstünde çok güzel bir kreş bitiriyoruz bir iki haftaya kreş açılacak. ve aynı zamanda yine bu hattın üzerinde Doğu Sanayi Sitesi’nin olduğu durakta da bir tane kent lokantası açıyoruz. Yine yine bu hatta Ataköy’de açtığımız, bu hatla birlikte açılan otoparklarımız bunları saymıyorum bile. Yine bugün gideceğiz yeni bir anlayış getirdik. Özellikle İSKİ havzalarında, havzayı koruyucu bir prensiple halkımızın aktif yeşil alan olarak kullanımına açacağımız işler yapıyoruz. Milyonlarca metrekare yeşil alanı Büyükçekmece Gölü havzasında Tepecik Sahilinde açıyoruz. Onların hayal bile edemeyeceği işler yapıyoruz. Hepsi milletin lehine. Bu neyin işareti biliyor musunuz sevgili hemşehrilerim? Bu şunun işareti. Biz önümüzdeki beş yılla beraber 10 yılda İstanbul’a 50 yıla bedel iş yapacağız. Bugün tamamladığımız ve hizmete açtığımız Ataköy – İkitelli metro hattının ilk etabını, İkitelli – Bahariye arasını o zaman arkadaşlarım demişlerdi ki bu kısa hatta açarsak çok değerli bir iş olacak ve burayı 2021’de tamamlamıştık. Bugün itibariyle Bahariye – Ataköy arasını da hizmete açmış oluyoruz. 11 nokta üç kilometre bugün aştığımız hat. Hattın daha önce açtığımız bölümüyle hattın toplam uzunluğu 13.4 kilometre uzunluğuna ulaşmış olacak ve bu hatta tek yönde günde 35 bin yolcu taşımayı hedefliyoruz. Ulaşımı çok rahatlatacak ama bir başka yönünü de söyleyeyim bu metro hattımız Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, yine. Başakşehir Küçükçekmece ilçelerinden de geçmesiyle yani beş tane ilçemize çok özel katkılar sunmuş olacak.
İSTANBUL’UN İHMAL VE İHANET GÜNLERİNE DÖNMESİNE YENİDEN İSRAFÇILARIN ELİNE GEÇEMESİNE ASLA İZİN VERMEYELİM: Burada şunu ifade etmek isterim. Bu beş ilçemize birden hizmet edecek bu hat belki de İstanbul’da daha yeni işte geçen üç dört gün önce açtığımız hatta İstanbul’un en doğusuna doğru giden Çekmeköy- Sancaktepe – Samandıra bölümünü açtık. Sultanbeyli’ye uzanacak, önümüzdeki sene. Yani bir Anadolu yakasında bir Avrupa yakasında. Bu şekilde metro hatlarımızı açmaya devam edeceğiz. Bu arada 65.1 kilometre bitti 63 kilometrelik metro hattı çalışmalarımızla gürül gürül devam ediyor bu arada. Engelledikleri, bir imza atsalar hemen Sefaköy – Beylikdüzü metrosunun da ihalesini yapacağız, ama ona da çözüm bulacağız. O çözüm 31 Mart’ta siz ne kadar büyük fark atarsanız Beylikdüzü – Sefaköy imzası o kadar hızlı atılacak. Onu söyleyeyim seçimden sonra. İstanbul metro üretiminde yaşadığı bereketi beş yıldır her alanda yaşıyor. Rantçılıkla, partizanlıkla İstanbul’un bereketini kaçıranlara asla fırsat vermeyelim. İstanbul’un o eski ihmal ve ihanet günlerine dönmesine yeniden israfçıların eline geçmesine asla izin vermeyelim. Bunun bunun tek bir yolu var, oyumuzu, gücümüzü birleştireceğiz. İstanbul’un rotasını tam gaz geriye çevirmek isteyenlere karşı biz ne diyeceğiz? Tam Yol İleri diyeceğiz”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Giresun Hemşehri İftarı’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, Giresun Federasyonu Genel Başkanı Muhterem Memiş, Bağcılar Giresunlular Dernek Başkanı Ziya Yılmaz ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Görüyoruz ki milletimiz şehrini değil, şöhretini düşünenlere bay bay demeye hazırlanıyor”
Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’ye her alanda asırlık hizmetler yaptık. Çeşitli hizmetlerle Türkiye’yi baştan başa eserlerle donattık. Her daim milletimizin kuvvetli desteğini gördük. Milletimiz her daim eser siyasetinden, hizmet siyasetinden yana tavrını ortaya koydu. Görüyoruz ki milletimiz şehrini değil şöhretini düşünenlere bay bay demeye hazırlanıyor. Görüyoruz ki milletimiz afette selde yanında olmak yerine tatile gidenleri uzun bir tatile göndermeye hazırlanıyor. İstanbul’da Murat Kurum başkanımızla, Bağcılar’da Abdullah Özdemir başkanımızla ve Türkiye’nin her yerinde Cumhur İttifakı kadrolarımızla 1 Nisan sabahından itibaren hizmet yolunda koşmaya devam edeceğiz” dedi.
“İstanbul’un geleceğinden çalınan 5 yılı hep birlikte telafi edeceğiz”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum ise, “Giresun, Karadeniz’in incisi. Doğası ayrı bir güzel, tarihi ayrı bir güzel. Camileri, hanları, hamamları ayrı bir
güzel. Zor gününde Giresun’un çağrısına koştuk, Giresun’un yaralarını birlikte sardık. Giresun’da sel felaketi olduğunda selden etkilenen ilçelerimizi yeniden inşa etmek için gece gündüz mücadele ettik. Giresun’un yarası bizim yaramız, derdi bizim derdimiz, sevinci bizim sevincimizdir. Tam 72 gündür İstanbul’umuzun hizmetine koşturuyor, İstanbul’umuzun sokaklarını karış karış dolaşıyoruz. Hayallerimizi, sevdamızı, aşkımızı vatandaşlarımızla paylaşıyoruz. Hepimizin gönlünde, hepimizin kalbinde, yüreğinde İstanbul sevdası var. 1 Nisan’dan sonra İstanbul’u hak ettiği hizmetlere, hak ettiği projelere hep birlikte kavuşturacağız. İstanbul’un geleceğinden çalınan 5 yılı hep birlikte telafi edeceğiz. İstanbul’a el uzatmayanlara 31 Mart’ta artık dur diyeceğiz” dedi.
“Hemşehrilerimizi hem yalanlardan hem de trafik çilesinden tamamen kurtaracağız”
“31 Mart gecesi, yeni bir İstanbul’un müjdecisi olacak” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“31 Mart gecesini hep birlikte İstanbul’un bayramı haline getireceğiz. İstanbul’un her sokağında sevinç olacak. Umut meşaleleri yanacak. Esas bayramı, 1 Nisan’dan sonra yapacağımız çalışmaların meyvesini almaya başlayınca yaşayacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde inşa edeceğimiz güvenli yuvalarımız yükseldikçe, sevincimiz daha da artacak. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm çalışmalarımızı yaptık. Kentsel dönüşümdeki adımlarımızı hızlıca atacağız. İstanbul’umuzda yüzbinlerce yuvamızı nasıl dönüştürdüysek şimdi de 650 bin yeni konutumuzu yapacağız. İstanbulluların, annelerimizin, evlatlarımızın, ailelerimizin evlerinde huzur ve güvenle yaşaması için canla başla çalışacağız. İstanbul’un trafik çilesini, ulaşım sorununu da çözüme kavuşturmak için hızla harekete geçeceğiz. Yeni metro hatlarıyla, iki yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs hatlarıyla İstanbullu hemşerilerimizi hem yalanlardan hem de trafik çilesinden tamamen kurtaracağız. Bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi, ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. ya trafik çilesini yaşatanları ya da bizim gibi çilesiz İstanbul vaat edenleri seçeceğiz. ya bu milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz.”
“Nisan gelecek, dertler bitecek”
Bütün İstanbullulara söz verdiğini dile getiren Kurum, “Bu kardeşiniz reklam değil, gerçek belediyecilik yapacak. Haksızlıktan yana değil, adaletten yana olacak. Ayrı gayrıdan değil, eşitlikten yana olacak. Öngörüsüz değil, daima vizyoner olacak. Kibirli değil şefkatli olacak. Zorlaştırmayacak kolaylaştıracak. Milletin değerlerine daima saygılı olacak. Bakarız değil, yaparız diyecek. Geleceğini değil, geleceğinizi düşünecek. Asla hesap yapmayacak, gerektiğinde hesap verecek. Gerekenleri değil, fazlasını yapacak. Koltuğuna değil, İstanbul’a bağlı olacak. Bahane değil, çözüm üretecek. Daima yapan, daima üreten tarafta olacak ve bu şehre kazandırdığı her hizmetten sonra yediden yetmişe tüm İstanbulluların hayır dualarını alacak. Hep birlikte diyoruz ki geliyoruz işte halkın gücüyle. Yapacak iş çok, başka İstanbul yok. Nisan gelecek, dertler bitecek. Bir muradı var bu şehrin, yüzler gülecek” diyerek konuşmasını tamamladı.
“Murat Kurum başkanımız Bağcılar’ı İBB’nin katkılarıyla donatacak”
Programda konuşan Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ise, “31 Mart’ta Bağcılar’daki seçimlerde Giresunlu hemşehrilerimiz sancağı her zaman en önde tutan hemşehrilerimiz olacaktır. Bu seçimlerde sizlerin desteğiyle Bağcılar’da büyük bir rekoru gerçekleştireceğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Bağcılar’ımızdaki başarının çıtası ne kadar önemliyse İstanbul’daki seçimlerin sonucu kat ve kat daha önemlidir. Biz Bağcılar’ımıza ne yapıyorsak İBB’nin Bağcılar adına aldığı bütçenin tam beş katı, Murat Kurum başkanımız İBB’nin katkılarıyla şimdiye kadar yaptığımız 5 katı eserle Bağcılar’ı donatacak” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Fatih Topkapı’da Hak-İş Teşkilat Buluşması’na katıldı. İstanbul’un son 5 yılını ‘fetret devri’ olarak nitelendiren Kurum, şehrin yeniden yükselişi için çalışacağını söyledi. İstanbul’un geleceği için işçi ve işveren örgütleriyle yaptığı görüşmelere atıfta bulunan Kurum, “Kıymetli Hak-İş’in tüm personelini sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün yine ortak sevdamız İstanbul’umuz için bir aradayız. Ortak sevdamız diyorum; çünkü buluştuğumuz tüm dostlarımızda İstanbul’un geleceği için aynı heyecanı, aynı coşkuyu ve azmi görüyorum. Dertlerimizi anlattığımız bütün kardeşlerimiz de aynı motivasyonla İstanbul’un fetret devri bitsin, yeniden yükselişi başlasın istiyorlar. Geride bıraktığımız günlerde İstanbul Sanayi Odamızda, TÜSİAD, MÜSİAD ve ASKON’umuzda, İstanbul Ticaret Borsamızda, TÜMSİAD’ımızda bu toplantının benzerlerini gerçekleştirdik. İstanbul’umuzun geleceğini konuştuk. Yine Memur Sen’imize, Türk-İş, İstanbul Ticaret Odası ve Kamu Sen’imize ziyaretler gerçekleştirdik. Hak-İş’imizle bir araya geldik. Başkanlarımızla, yöneticilerimizle, temsilci ve üyelerimizle birlikte yapacaklarımızı, ortak hedeflerimizi konuştuk” dedi.
“Namus sözü vermelerine rağmen on binlerce çalışanı ekmeğinden ettiler”
Murat Kurum, 2019’da göreve gelen mevcut İBB yönetiminin on binlerce işçiyi haksız yere işte attığını hatırlattı. 31 Mart’tan sonra hiç kimseyi haksız yere işten çıkarmayacaklarını vurgulayan Kurum, “Hak-İş’imizin teşkilat buluşması çerçevesinde büyükşehir ve ilçe belediye çalışanları, sağlık ve sosyal hizmet, koruma ve güvenlik, toprak ve madencilik çalışanlarıyla birlikteyiz. Haksız yere arkadaşlarınızı işinden, ekmeğinden ettiler. O zaman şunu demişlerdi; ‘Biz göreve geldiğimizde kimseyi haksız yere işten çıkarmayacağız.’ Namus sözü verdiler. Maalesef arkadaşlarınız evine ekmek götüremedi. Ailesi için, yavruları için mücadele verirken bir gün işe gittiklerinde kartlarının çalışmadığını gördüler. 2019’da iş bilmez belediye başkanı taahhüt etmişti; ‘Kimseyi işten çıkarmayacağız’ demelerine rağmen on binlerce arkadaşımızı işten attılar. Liyakatsiz yönetim anlayışını en iyi siz görüyorsunuz. Kendi işiyle, yetkinliğiyle alakalı arkadaşlarımızı farklı alanlara sürdüklerine şahitlik ediyorsunuz. Yaptıkları baskıyla o arkadaşların işten ayrılması için her türlü çabayı sarf ettiklerini sizler görüyorsunuz. Biz buna 31 Mart akşamı son vereceğiz ve onların yaptığı gibi kimseyi haksız yere işten çıkarmayacağız. Biz İstanbullu hemşehrilerimizin bizden beklentilerini yapacağız” şeklinde konuştu.
“Nasıl verdiğin sözleri unuttuysan, İstanbul da seni sandıkta unutacak”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın katıldığı televizyon programlarında 2019’daki verdiği vaatler sorulunca “hatırlamıyorum” demesine sert çıktı. 5 yıldır İstanbul’un gündeminde hizmetten çok bahanelerin ve algıların yer aldığını belirten Kurum, “İstanbul’da yaşamak zulüm haline geldi. İstanbul’da yaşamak çile haline geldi. 2019’da göreve gelirken birçok vaat verdiğini, bu vaatleri de unuttuğunu, hatırlamadığını tüm İstanbullular ve Türkiye gördü. Göreve gelmeden önce 230 kilometre metro yapma, yeşil alanı artırma, belediye çalışanlarına hakkaniyetli davranma, 115 bin konut dönüşümü sözü verdiler. Ama gelinen süreçte bunların hiçbirinin yapılmadığını gördük. Neyi gördük; 5 senedir algıların, iftiraların, dedikoduların arttığını gördük. Her zaman bir bahane üretildiğini gördük. Hizmetin değil algıların ardı ardına sıralandığını gördük. İstanbul’da artık maske düştü. İstanbullulara söylenen yalanların sonuna gelinmiştir. Kendisini unutan İstanbullular, sandıkta onlara verdiği sözleri hatırlatacak. Nasıl verdiğin sözleri unuttuysan, İstanbul da seni sandıkta unutacak” dedi.
“Bizi tanımıyor ama adımı duyduğunda da telaşlanıyor”
Mevcut İBB Başkanı’nın ‘Murat’ adını duyduğunda telaşlandığını söyleyen Kurum, “Ne yapacağını şaşırdı” dedi. Sunucunun aslında İBB Başkanı’nın danışmanını kast ettiğini hatırlatan Kurum, “Aziz İstanbul’umuzu seviyoruz. Tüm kültürlerin, medeniyetlerin, dinlerin, inançların birlikte yaşama arzusuyla bugünlere getirdiğimiz ve nice badireler atlatarak ikinci yüzyılı yaşadığımız bir şehir. Osmanlı’dan Selçuklu’ya uzanan, birçok medeniyetin yaşadığı İstanbul’da hep birlikte mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. İnsanımız bizden çok fazla bir şey istemiyor. Ulaşımda trafik çilesini çekmediği İstanbul hayal ediyor. İstanbul’da yapılması gerekenler işler aslında belli. Türkiye Yüzyılı projemizde bu işleri 10 başlıkta paylaştık. Hem depreme hem ulaşıma ilişkin hayallerimizi paylaştık. İstiyoruz ki İstanbul’un 39 ilçesinde 650 bin konutun dönüşümünü yapalım. 230 kilometre sözü verdikleri ancak 8 kilometre yaptıkları metro hattını 650 kilometreye çıkarmak istiyoruz. Yeni yollar, yeni kavşaklar, iki yakaya yapacağımız yeni tünellerle ulaşım sorununu çözmek istiyoruz. Metroya, metrobüse binmenin külfet olduğu bir dönemi yaşıyoruz. İstanbulluların tek istedikleri zamanında evine, sevdiklerine kavuşmak. Biz bu hedeflerimizi açıkladığımızda bize ‘nasıl yapacaksınız?’, ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dediler. Bizi tüm Türkiye tanıyor ama bu yarı zamanlı belediye başkanı tanımıyor. Adımı duyduğunda da telaşlanıyor. ‘Murat’, ‘Murat Kurum’ dendiği zaman ne yapacağını şaşırdı. O kadar telaşlı ki, televizyon programında ‘Murat’ diye bir isim duyduğunda ‘Hani nerede’ diyor. Spiker danışmanından bahsediyor; o da ‘Murat Kurum mu söyledi?’ diyor” ifadelerini kullandı.
“Mesele Murat Kurum değil, mesele geleceğimiz”
Murat Kurum, İstanbul’un geride kalan 5 yılda hizmetsiz kaldığını söyledi. Mevcut İBB Başkanı’nın gizli toplantılarla CHP’yi dizayn etmek için İstanbul’un kaynaklarını harcadığını söyleyen Kurum, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“O CHP’nin kongrelerini dizayn etmekle uğraşırken biz 81 ile gittik. Beş yüzden fazla ziyaret gerçekleştirerek vatandaşımızın yanında olduk. Elazığlılar bilir, Malatyalılar bilir. Depremden 2 saat sonra yanlarındaydık. Kastamonu, Sinop, Bartın’da seller oldu, yine oraya gittik ve sözler verdik. Sözlerimizi de yerine getirdik. Son olarak asrın felaketinde de hemen bölgeye gittik. Onlar gizli zoom toplantıları yaparken, biz 3 ayda 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Çok önemli bir seçime gidiyoruz. Biz hiç algıların, polemiklerin tarafında olmadık. Sırtımızı her zaman milletimize dayadık ve milletimize hizmet ediyoruz. İstanbul’un 5 yılda yere düşürülmeye çalışılan 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden ayağa kaldıracağız. 5 yıldır İstanbul’da taş üstüne taş koymayan, İstanbul’un tüm kaynaklarını çarçur eden, İstanbul’u basamak ve rant olarak görenleri mi; 5 yıllık bakanlık sürecinde, 9 yıllık Genel Müdürlük yaptığı süreçte 81 ile hizmet etmiş, sosyal konutlar kazandırmış, 365 bin sosyal konut yapmış, 46 bin afet konutunu günlerce bölgede kalarak verdiği sözleri tutmuş, 81 ile 72 milyon metrekare millet bahçesi kazandırmış, milletin elini sımsıkı tutmuş, acılar bitene kadar da asla bırakmamış kardeşlerinizi mi seçeceksiniz. 31 Mart’ta bunun kararını vereceğiz. Mesele Murat Kurum meselesi değil. Siyasi parti ya da ideoloji meselesi değil. Mesele geleceğimizin meselesi. Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul’un büyüyen, lokomotif, kendi kendine yeten, herkesin birlikte huzurlu ve mutlu bir şehir olmasının kararını vereceğimiz bir seçim olacak.” – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar Salacak Sahili’nin yeni halini İstanbullularla buluşturdu. İmamoğlu, Kız Kulesi manzarasına karşı yaptığı açıklamada, “Düzgün ve nitelikli bir çalışmayla, güler yüzlü bir çalışmayla Üsküdar’da, eminim büyük bir başarıyı elde edeceğiz. İsraf ve ihanet şebekelerine bu şehirde son vereceğiz. Bizim tek borcumuz var, o da bu şehrin 16 milyon insanına. Başka kimseye borcumuz yok. Tek korkumuz var, Yaradan’dan korkarız. Yaradan korkusu bizi kul hakkı yemekten uzak tutar” dedi.
İmamoğlu, Üsküdar Salacak Sahili Çevre Düzenlemesi ve Üsküdar Hakimiyeti Milliye ile Selmani Pak Caddeleri Düzenlemesi açılışlarını gerçekleştirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş da açılışta İmamoğlu’na eşlik etti.
MUSTAFA KEMAL, KATILIMCILARI COŞTURDU
Salacak Sahili’nde yurttaşlarla buluşan İmamoğlu, tarihi İstanbul siluetini arkasına alarak konuştu. Katılımcıların arasından sıyrılarak İmamoğlu’nun konuşma yaptığı platforma atlayan Mustafa Kemal isimli küçük çocuğun sunuculuk performansı, İmamoğlu ile yurttaşları güldürdü. Mustafa Kemal’in ardından Murat isimli bir başka çocuk da “Sarılmak istiyorum” diyerek İmamoğlu’nun yanına geldi ve sohbet etti. “Ben şimdi ne konuşayım? Ne desem boş” sözleriyle konuşmasına başlayan İmamoğlu, “Anlaşıldı, ben biraz Barış Manço ruhuna geçeceğim bundan sonra. Çocuklarla program yapan bir Barış Manço ruhu. Diyorum ya, ‘Allah bu çocuklara beni mahcup etmesin, onlara layık olayım.’ Başka hiçbir şey istemiyorum. Onların o güzel duygularına karşılık vermek benim için dünyanın en güzel şeyi. Onlara layık olalım. Gerçekten bu Ramazan ayına tam da yakışan bir buluşma oldu. İyilik, paylaşmak, sabır; bütün duygularla birlikte maneviyatın ayı Ramazan, bize bütün güzel duyguları bahşetsin. Ramazan ayı mübarek olsun” dedi.
“BEREKETİN KAPILARINI AÇAN İKİ ANAHTAR VAR”
İstanbul’a, kendi yönetimleriyle birlikte, bereket ve adalet geldiğine vurgu yapan İmamoğlu, “Bereketin kapılarını açan iki anahtar var. Birisi gayret, birisi adalet. En üst seviyede gayret gösterir, adaletten şaşmazsak, işimiz de bereketli olur. Çok şükür 5 yıl boyunca gerçekten çok gayretli bir ekip olduk ve adaletli de bir yönetim olmaya devam ettik. İstanbul’a onun için içtenlikle söylüyorum, bereket getirdi bu iki duygu. Bizden önceki yönetimden çok daha az bir bütçeyle, çok güzel işler başardık” diye konuştu. Metrolardan alt yapı yatırımlarına, kreşlerden öğrenci yurtlarına, burslardan Halk Süt’e, bölgesel istihdam ofislerinden kadın istihdamına, sosyal yardımlardan Kent Lokantalarına kadar birbirinden farklı alanlardaki hizmetlerinden örnekler veren İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“KENT LOKANTALARINI BİLE KÜÇÜMSEYECEK KADAR KİBRE BOĞULDULAR”
“Bu şehrin dar gelirleri ne yer ne içer, nasıl geçinir; umursamadılar. İsraf ve kibir batağına gömülüp milletten o kadar uzaklaştılar ki, Kent Lokantalarını bile küçümseyecek kadar kibre boğuldular. Kent Lokantalarında 40 liraya tam bir öğün yemek yiyen vatandaşlarımızın ve oraya giden insanlarımızın kandırıldığını iddia edecek kadar ileri gittiler. Kendilerinin yarattığı pahalılığa ve ekonomik zorluktan bunalmış vatandaşlarımızdan özür dileyeceklerine hakaret ettiler. Onlar, sadece vatandaşın oyunu almaya ve kurdukları israf düzenini sürdürmeye odaklı insanlar. Bir kişinin emirlerini yerine getirmeye odaklanmış ve şartlanmışlar. Başka bir düşünceleri yok. Sadece bir avuç rantiyeciyi, bir avuç işgalciyi korumakla meşguller. Üsküdar sahillerini işgal edenlerin kimler tarafından nasıl korunduğunu siz biliyorsunuz. Yıkım yaptığımızda oraya bizim polisimizi nöbet tutmaya mecbur kıldılar bir hafta; utanmadan, sıkılmadan ama biz yılmadık. Halka ait olanı halka açtık. Pırlanta gibi yer yaptık. Size ait, vatandaşımızın.
“BEN GERİ ADIM ATMAM”
Daha bu başlangıç. Bize geri adım attıramazlar, attıramadılar. Ben geri adım atmam kardeşim, geri adım atmam. Kendi mülkü gibi kullananlara karşı, bir milim eğilmem. Siz varsınız arkamda. Halka ait olanı da halka açarım. Açmaya devam edeceğim. Milletin parasını millete vermeye devam edeceğiz. Tamamen yolumuz bu yol. Çünkü biz, size bunları anlattık. Siz de bizi onun için seçtiniz. Öyle değil mi? Bana bunun için yetki verdiniz. Öyle değil mi? Ben sizden aldığım görev ve yetkiyi sadece sizin için kullanırım. Onlar bir kişi için kullanır. Ben, milletimiz için kullanmaya devam edeceğim. İşte Salacak sahili. Çevre düzenlemesi. Bana göre İstanbul’un ve dünyanın en güzel manzarasına sahip bir yer. Yıllarca imar izni ve kaçak yapılarla işgal edilmişti. Öyle değil mi? Şimdi, asıl sahiplerine geçiyor. 16 milyon İstanbulluya kazandırmak için dört koldan mücadele verdik. Nihayet bu emsalsiz güzelliği sizlere teslim ediyor, emanet ediyoruz.
“ŞEHİRCİLİK BAKANI’YKEN BİR HAFTADA ORAYA İZİN VE İMAR ÇIKARDILAR”
2013 Kasım ayında başladığımız projenin bu bölümünü, 4 aydan kısa bir süre içerisinde tamamladık. Denize çaktığımız çelik kazıklarla da sahili güçlendirdik. Doğal taş ve bitkisel peyzaj ile burayı kimlikli, keyifli, huzurlu bir buluşma noktasına dönüştürdük. Burası bir yarışma projesi aynı zamanda. Çok şık bir seyir alanı haline geldi. Karşınızda Kız Kulesi, diğer tarafta Topkapı Sarayı. Biraz önce önünden geçerek geldim, çöplük halindeyken pırlanta gibi bir yer olan Sarayburnu ve oradaki arkeolojik park alanını gidip görmenizi isterim. İstanbul sizindir; denizi sizindir, taşı, toprağı, doğası, parkı, bahçesi sizindir. Onun için İstanbul’un tüm doğal ve tarihi kıymetleri de sizindir. Size ait olanı kimseye kaptırmayın. Öyle rant hırsıyla gözü dönmüşlere geçit vermeyin. Az ileride yıkımını yaptığımız yere -buna bir tane bile cevap veremiyorlar- Şehircilik Bakanı’yken bir haftada oraya izin ve imar çıkardılar, biliyor musunuz? Tabii itirazlarımızla o imar iptal edildi. Şaka gibi. Kim için? Ne için? Kim o? Şimdi aday. Hadi işine. Aynı şekilde bu şehrin başına Kanal İstanbul belası açmaya niyetlenenleri sizler durdurdunuz. Yine vakit geç olmadan durduracaksınız. Eminim buna. 31 Mart’ta sandığa gideceksiniz. Başta Kanal İstanbul olmak üzere ‘Bütün rant projelerini alın başlarına çalın, başlarına çalın. İcraatçı ve halkçı bir anlayışla 5 yılda İstanbul ve Üsküdar için çok şey yaptık. Bundan sonra daha da fazlasını yapacağız. Daha büyük hedeflere, çok daha güçlü yürüyeceğiz. İcraatçı ve halkçı anlayışı daha da yukarı taşıyacağız.
“ÜSKÜDAR BU SEÇİMİ BİRLİKTE KAZANACAK”
Özçağdaş, Dedetaş ile CHP Üsküdar İlçe Başkanı İbrahim Çağlar Atalar’ı yanına davet eden İmamoğlu, “Bu seçim birlikte kazanılır. Buradaki birliktelikten bahsetmiyorum. Oradaki birliktelikten bahsediyorum. Üsküdar bu seçimi birlikte kazanacak. Niye kazanacak biliyor musunuz? Çağdaş, Üsküdar’ın bütün değerlerini savunan, maneviyatını koruyan, böyle tarihine gözü gibi bakan, bizim gibi tarihi eserlerini, maneviyatını, bu şehrin bütün duygularını koruyan; işgal eden değil, doğasını, parkını yok eden değil, vatandaşını duymayan değil, Ekrem İmamoğlu burada bir yıkım yaparken ortadan kaybolan değil, gelip beraber vatandaşın hakkını savunan belediye başkanına ihtiyacı var. Dolayısıyla sizlerden, en üstün desteklerinizle birlikte, katkı sunmanızı arzu ediyoruz her birinizden” dedi.
YÜKSEK SESLE MÜZİK PROVOKASYONUNA SESSİZ KALMADI: “O KADAR AKILLARINI YİTİRMİŞLER”
Etkinlik alanını yakınından yüksek sesle AKP seçim aracından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan için hazırlanan bir şarkının çalarak geçen seçim aracına kayıtsız kalmayan İmamoğlu, “Bu olayı ben biliyorum. Hep yaşıyorum. Şimdi biri diyor ki ona; ‘Sen oradan git, müziği aç.’ Ama bu, akıllı bir şey değil. Bu, kötü bir şey. Yani insanların antipatisini kazan bir şey. Mesela akıllı olan müziği kapatır, öyle geçer. Biz de ‘Helal olsun. Bak, ne kadar edepli ne kadar erdemli bir şey yaptı’ deriz. O kadar akıllarını yitirmişler. İnanın, AK Parti’ye oy vermiş hemşehrilerimizin bile bu tutum ve davranışlara göz atınca bunlara oy vermeyeceğini düşünüyorum. Bu bir avuç insanın derdi kendileri. Bir kişi, üç kişi, beş kişi; bir avuç insan. Biz bu şehirde ve bu ülkede, liyakat zincirini yok edenleri, meseleyi sadece eş, dost, akraba unsuru üzerinden yönetenlerin o anlayışını da bu seçimde tarihe gömeceğiz. Rastgele kucağıma gelen Mustafa Kemal’i ya da diğer evlatlarımızı memnun edip, yarınlarda bu şehrin bu çocukları liyakatleriyle, bu gençler kendi becerileriyle bir yere geldiklerinde biz o zaman Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetine ve bu ülkenin demokrasisine layık olabiliriz. O bakımdan bu yapılan işlere vallahi gülüyorum. Hiç kızamıyorum bile. Sadece üzülüyorum yaptıklarına” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİ BÖLEREK SEÇİM KAZANILIR MI”
“Düzgün ve nitelikli bir çalışmayla, güler yüzlü bir çalışmayla Üsküdar’da eminim, büyük bir başarıyı elde edeceğiz” diyen İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“İsraf ve ihanet şebekelerine bu şehirde son vereceğiz. Bizim tek borcumuz var, onu söyleyeyim. O da bu şehrin 16 milyon insanına. Başka kimseye borcumuz yok. Tek korkumuz var, Yaradan’dan korkarız. Yaradan korkusu bizi ne yapar, biliyor musunuz? Kul hakkı yemekten uzak tutar. Yaradan sevgisi bize ne verir, biliyor musunuz? İnsan sevgisi verir. Onun için benim siyaset anlayışımda amaç; toplumdaki en geniş uzlaşmayı, en büyük buluşmayı sağlamaktır. Bunu yapacağız. Milleti bölerek kazanılmış seçimi Allah bizden uzak tutsun. Milleti bölerek seçim kazanılır mı? Milleti kucaklaştırarak seçim kazanılır. Bir kişi bile kendini farklı, dışlanmış hissederse bu şehirde benim kalbim burkulur. ‘İşimi eksik yaptım’ derim. Onun için ben bu şehirde ‘azınlık’ lafını reddediyorum. Bu şehirde kimse azınlık olamaz. Bu şehirde herkes asildir. Onun için herkesin yanında olmayı görev bilirim. Biz bu anlayışı temsil ediyoruz. Birbirimizden uzak tutan bizi birbirimizden uzaklaştıran ne varsa bu bu seçimde onları çöpe atalım. Bizi birbirimizden ayrı düşürmek isteyenlerin hiçbir hesabına katkı sunmayalım. Onların kurguları, siyasi hesapları, kumpasları elimizin tersiyle iteceğimiz bir süreçte dursun. İstanbul’un en büyük ve en güçlü buluşmasını, en güçlü demokrasi buluşmasını, gelin 31 Mart’ta gerçekleştirelim. Onlar, israf ve rant düzenini yeniden kurmak ve partizanlığı yeniden hakim kılmak için tam gaz geri gitmeye devam etsinler. Biz, demokrasi ve Cumhuriyet için hizmet için tam yol ileri demeye devam edelim.”
]]>Çekmeköy- Taşdelen Alemdağ Köprülü Kavşağı açılış töreninde konuşan Kurum, İstanbul’un tüm ilçe ve mahallelerinde yüz binlerce vatandaşla kucaklaştıklarını söyledi.
Kurum, “Ne yazık ki İstanbul’umuz son 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz, tembel yönetimin elinde fetret dönemini yaşıyor. Her gün çile yaşıyor ve maalesef bu aziz şehir, bir avuç iş bilmezin elinde her geçen gün heba ediliyor. İstanbullu hemşehrilerimiz artık algıyla, yalanla kendisini kandıranları istemiyor.” ifadesini kullandı.
Artık İstanbulluların trafik çilesiyle uğraşmak istemediklerini dile getiren Kurum, kent sakinlerinin İstanbul’u gerçek belediyecilikle buluşturacak kadroları beklediğini aktardı.
Murat Kurum, şöyle devam etti:
“Çünkü mevcut CHP’li yönetim bu milleti trafik çilesine, ulaşım problemine mahkum etti. İstanbulluların bir yılının 288 saatini, ömrünün de 3 yılını trafikte heba ettiler. Metro ve metrobüs duraklarında, üst geçitlerde korku filmi yaşadık, her gün. ve bırakın araç trafiğini çözmeyi, kilometrelerce uzayan yaya kuyruklarına yol açtılar. 5 yılda tek bir metro ihalesine çıkmadılar. Mevcut CHP’li aday bir de ne yaptı? Rahmetli Kadir abimiz döneminde yaptığımız metroların temellerini ‘Ben attım’ diye yalan söylüyor. Hiç utanma, sıkılma, yüz kızarma yok.”
Mevcut İBB yönetiminin açtığını iddia ettiği 47 kilometrelik metro hattının sadece 8 kilometresinin bu dönemde yapıldığını kaydeden Kurum, “Bu yönetim 2019’da göreve geldiğinde Mahmutbey- Mecidiyeköy hattı yüzde 99 tamamlanmıştı. Yüzde 99’unu biz yapmışız, yüzde 1’ini o tamamlamış. Dudullu-Bostancı hattının yüzde 70’i tamamlanmıştı. Rumelihisarı fünikülerinin yüzde 50’si tamamlanmıştı. Yani ‘Bitirdiğim’ dediği proje sona gelmişti. Bir de bizim dönemimizde başlanan ama iptal ettirdiği projeler var ki onları saymaya kalksak sabaha kadar bitiremeyiz.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’da israf edilen paralarla ulaşım probleminin çözülebileceğini, gençler için birçok kütüphane açılabileceğini dile getirdi.
Murat Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlar İstanbul’u bir rant olarak görüyorlar. Kırklareli belediye başkan adayına, ‘Sen aday olma, gel biz sana İstanbul’dan genel müdürlük, daire başkanlığı verelim’ diyorlar. ya burası senin babanın çiftliği değil ki. Bu işleri bu adamlar yapabilir mi, yapamaz mı, liyakatli mi, becerikli mi, bunlara hiç bakmadan etmeden 5 yıldır yönetmeye çalıştı. Ama iş ortada. Yanan otobüs, yolda kalan metro, vatandaşımızın ulaşım çilesi, her geçen gün artan deprem korkusu… E şimdi işte yönetim anlayışı bu. Hani kimseyi işten çıkarmayacaklardı. Orada binlerce kardeşimizi ekmeğinden ettiler. Sonra da çıkıp ‘Biz böyle bir vaat vermedik’ dediler. Bu beceriksiz, iş bilmezler ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler, İstanbul’umuzun mevcut karmaşasını, kaos ortamını en hızlı, en verimli şekilde gidermek için çalışmaya dair azmimiz, arzumuz, gayretimiz ve projelerimiz var.”
Bugün açılışını yaptıkları kavşak ile Çekmeköy’ü trafik çilesinden kurtaracaklarını ifade eden Kurum, İstanbul’da trafik yoğunluğunu azaltmak için nisan ayında kolları sıvayacaklarını belirtti.
Kurum, “Şu anki metro hattını 5 yılda 2 katına çıkaracağız, 650 kilometreye ulaştıracağız. Yeni yollarımızla, tünellerimizle, kavşaklarımızla İstanbul’daki trafik çilesine son vereceğiz. Söz vereceğiz, o sözü gerçekleştirmek için gece-gündüz çalışacağız.” dedi.
Açılış törenine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve vatandaşlar katıldı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Çekmeköy-Taşdelen-Alemdağ Köprülü Kavşağı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, 118 metrelik iki köprünün yer aldığı ve bağlantı yolları ile 950 metreye ulaşan Çekmeköy-Taşdelen-Alemdağ Köprülü Kavşağı’nı bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol standardında inşa ettiklerini söyledi.
Mevcutta Yenidoğan Kavşağı’nın üzerinden sağlanan ulaşımı yeni kavşak ile çok daha verimli hale getirdiklerini ifade eden Uraloğlu, seyahat süresini 16 dakikadan bir dakikaya indirdiklerini vurguladı.
Uraloğlu, “Çekmeköy’e hizmet veren kavşak sayısını arttırarak trafik yoğunluğunun önüne geçtik. Böylece zamandan 39 milyon lira, akaryakıttan 5 milyon lira olmak üzere yıllık 44 milyon lira tasarruf sağlamış olacağız.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, bir kavşağı yaparken sadece oraya para harcanmadığını, bunun sonucunda ciddi tasarruflar elde edildiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çevreye, araçların verdiği karbonmonoksidi de 40 ton azaltarak çevreci bir projeyi hayata geçirdik. Projemiz ile ayrıca olası bir İstanbul depreminde bölgenin tahliyesine büyük katkı sağlayacak ve trafik tıkanıklığından dolayı oluşacak olumsuz durumların önüne de şimdiden geçmiş olduk. Biliyorsunuz olası bir İstanbul depreminde yol, köprü, tünel ve viyadükler ulaşımda hizmet vermesi gereken önemli yapılardır. Bu noktada İstanbul’un diğer illerle ulaşımının sürdürülebilir olması bu anlamda çok kıymetlidir ve alternatif olarak Kuzey Marmara Otoyolu’muz da gerçekten kıymetlidir. Kuzey Marmara Otoyolu’nun yapım aşamasında kullanılan birçok sismik izolatörle 2 bin 475 yıllık deprem döngüsünde 9 büyüklüğündeki bir depreme dahi dayanabilecek yapılar yaptık. Olası bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan yapılabilecektir.”
“Demir yolu ve kent içi raylı sistem projeleriyle şehrimizin çehresini değiştirmeye devam ediyoruz”
Uraloğlu, Kuzey Marmara Otoyolu’na entegrasyonu hızlı ve güvenli şekilde sağlayacak yapım çalışmaları devam eden Sarıyer-Kilyos Tüneli projesinin de İstanbul için önemli olduğunu belirtti.
Bu tünel de tamamlandığında Levent, Maslak ve Sarıyer gibi yoğun nüfusun ve iş yerlerinin bulunduğu alanların Kuzey Marmara Otoyolu’na ve İstanbul’un kuzeyindeki, Zekeriyaköy, Uskumruköy, Kilyos, Gümüşdere ve Demirciköy gibi yerleşimlere bağlantısının kolaylıkla sağlanacağını dile getiren Uraloğlu, İstanbul’un kuzeyindeki yerleşim alanlarında yaşayan nüfusun da kent merkezlerine erişiminin oldukça kolaylaşacağını bildirdi.
Bakan Uraloğlu, son 22 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 1 trilyon 177 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi.
Uraloğlu, “Bölünmüş yol uzunluğunu 794 kilometreye, bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunu 811 kilometreye çıkardık ama elbette, konuşmamın başında da belirttiğim üzere İstanbul’daki yatırımlarımız ulaşımın tüm modlarını kapsamaktadır.” açıklamasında bulundu.
Avrupa’da en yoğun havalimanları sıralamasında İstanbul Havalimanı’nın ilk sırada yer aldığını, dünyada da 7. sırada olduğunu anlatan Uraloğlu, 2023’ün son günlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hizmet kapasitesini ikiye katlayacak ikinci pistinin açılışını da gerçekleştirdiklerini söyledi.
İstanbul’un, havacılık alanında dünyanın en büyük küresel transit merkezlerinden biri haline geldiğine işaret eden Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyada ilk defa bir haberleşme kulesinden aynı anda 100 FM radyo yayını yapabilen Çamlıca Kulesi’ni de inşa ettik. Demir yolu ve kent içi raylı sistem projeleriyle de şehrimizin çehresini değiştirmeye devam ediyoruz. Halkalı-Kapıkule hızlı tren projemizin yapım çalışmaları devam ediyor. Ayrıca Gebze’den başlayıp Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı’na ve son olarak Çatalca’ya ulaşacak Kuzey Marmara Hızlı Tren Hattı Projesi’ni de planlarımız arasına aldık. İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donatıyoruz.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, Gebze-Halkalı Banliyö Hattı yani Marmaray, Levent-Hisarüstü Metro Hattı, Tavşantepe-Sabiha Gökçen Havalimanı Hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Hattı, Başakşehir-Çam Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir Metro Hattı, Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı ve Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu olmak üzere 7 raylı sistem projesiyle İstanbul’a 147,7 kilometre raylı sistem hattı kazandırdık. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arasındaki 14 kilometrelik yeni metro hattını da İstanbul’umuza kazandırıyoruz. Gün geçmiyor ki İstanbul’da demir yolundan hava yoluna, kara yolundan kent içi raylı sistem hatlarına ulaşımın her modunda dev bir proje hayata geçmesin. Yaklaşık 3 ay önce Sabiha Gökçen Havalimanı’mızın hizmet kapasitesini ikiye katlayacak ikinci pistinin açılışını gerçekleştirdik.”
Uraloğlu, 29 Ocak’ta Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın son halkası olan Kağıthane-Gayrettepe kesimini, 26 Şubat’ta Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı’nı, 10 Mart’ta Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu’nu hizmete açtıklarını hatırlattı.
Dün, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve İBB Başkan adayı Murat Kurum ile Atatürk Havalimanı’nın eski terminal binalarını Türkiye’nin en büyük teknoparkına dönüştürecek Terminal İstanbul’un tanıtım toplantısını gerçekleştirdiklerini anımsatan Uraloğlu, İstanbul’u dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri yapacak önemli bir adım attıklarını ifade etti.
Uraloğlu, bugün de İstanbul’un kara yolu ulaşım ağının gücüne güç katacak Çekmeköy-Taşdelen-Alemdağ Köprülü Kavşağı’nı hizmete açmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ramazanın bereketiyle Allah’ın izniyle devam ediyoruz. Çekmeköy hızla büyüyor. Bu sürekli gelişen yapısını destekleyen kara yolu yatırımları kapsamında, İstanbul-Şile Devlet Yolu’nun Çekmeköy geçişinde köprülü kavşak projemizi hayata geçirdik. İstanbul’a birilerinin 5 yılda kazandırdığı 8 kilometre raylı sistem uzunluğunu, biz tek projemizle bile onun üzerine geçiyoruz. 31 Mart’a 13 gün kaldı. Ben bakanlığı döneminde de nerede bir sel, nerede bir afet var, nerede bir deprem var orada bareti ve çizmesiyle olan bir Murat Kurum tanıdım. Beraberce birçok iş yaptık, gerçekten iş odaklı, çözüm odaklı oldu. Şimdi de İstanbul’a Cumhur İttifakı’mız olarak Cumhurbaşkanı’mız tarafından aday gösterildi. İstanbul’umuzun metro hattını 1000 kilometreye çıkaracağız. İnşallah hizmetlerimizle beraber devam edeceğiz.”
Törene, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz da katıldı.
]]>Ümraniye’de Topağacı Kentsel Dönüşüm Temel Atma Töreni’nde konuşan Özhaseki, bakanlık olarak kendilerine biçtikleri birinci misyonlarının 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle yıkılan evlerin yapılması, dışarıda kalan kişilerin sağlıklı evlerine kavuşabilmeleri olduğunu dile getirdi.
Özhaseki, ikinci misyonlarının da İstanbul başta olmak üzere bütün kentlerin depreme daha dirençli hale getirilmesi ve şehirleri depreme hazırlamak olduğunu söyledi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle 850 bin bağımsız birimin yıkıldığını, 18 ilin depremden etkilendiğini dile getiren Özhaseki, şöyle devam etti:
“14 milyon insanımız zarar gördü. 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Ben de o dönem belediyelerden sorumlu genel başkan yardımcısıydım. Türkiye’deki 1390 belediyenin 810 tanesi AK Partili. Tamamını o bölgeye gönderdik, arkadaşlarımız orada aylarca kaldılar, hizmet ettiler. Şimdi adeta bir asrın dayanışmasına döndü. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz, binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde şu anda evler yapılıyor. Kimi köylerde 50, kiminde 100, kiminde 150 ev yıkıldı. Her birisine şimdi çelikten evler yaptırıyoruz. Salı günü yine dağıtım törenimiz var, kura çekiyoruz, 75 bin konut hazır, onları tüm hak sahiplerine dağıtacağız. Ondan sonra da her ay 10 bin, 15 bin evimizi vermeye devam edeceğiz.”
“Evlerimizi dayanıklı hale getirmemiz lazım”
Özhaseki, deprem bölgesinden sonra kendileri için ikinci önemli konunun İstanbul olduğunu belirterek, “İstanbul bir deprem şehridir, Türkiye de bir deprem ülkesidir. Şu anda kırılmamış 500’e yakın fay hattı var. Nerede, hangi saatte, nasıl kırılacak? Hangi şekilde kırılacak? Nereleri yıkacak? Kimleri toprağın altına alacak bilinmiyor. Ama bilim adamları diyorlar ki özellikle İstanbul depremi için zaman doldu. Bu ülke bir deprem ülkesi.” diye konuştu.
Geçtiğimiz yüzyılda İstanbul’da 231 deprem meydana geldiğini, her sene 2 veya 3 yıkıcı deprem yaşandığını belirten Özhaseki, “Peki ne yapmamız lazım? Bir an önce tedbir almamız lazım, evlerimizi dayanıklı hale getirmemiz lazım. Belki bundan 30-50 sene önce başımızı sokabilmek amacıyla bulabildiğimiz yerlere elimize geçen imkanlarla bir ev yaptık, şimdi bir an önce bizim yenilememiz lazım. Dünyada bu işin zaten bir tek çözümü bulunmuş, onun da adı kentsel dönüşüm.” şeklinde konuştu.
“İstanbul’da kentsel dönüşüm için ayırılan paranın iki katı algı için harcanıyor”
Özhaseki, İstanbul’da “algı belediyeciliği” kavramının ortaya çıktığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“İstanbul’un kentsel dönüşümüne ayırdığımız para ne kadarsa, iki misli kendi reklamı için ve algı için harcanıyor. El insaf ya, el insaf. Yapmadığı halde yapıyormuş gibi, hiçbir şey olmadığı halde oluyormuş gibi göstermez adam, illüzyon gibi adeta. Sosyal medyadaki adamlara boyuna para veriyorlar. ‘Övün beni, alkışlayın beni. Ayağa kalktım alkışlayın, oturdum alkışlayın, ağzımı açtım alkışlayın beni. Ben büyük bir adamım. İstanbul Belediye Başkanlığı ne ki ya? Kesmiyor ki beni. CHP’de genel başkan olmalıyım. O da kesmiyor. Ne olmalı? Cumhurbaşkanı olmalıyım ben ya.’ Onun için de trilyonlar harcıyorsanız, eğer bunu cebinizden harcıyorsanız anlayabilirim, harcayın. Ne yaparsanız yapın, bana ne kendi paranız. Ama bu milletin parasını harcıyorsanız, içinde azıcık da olsa hakkım varsa haram olsun derim.”
Törene Özhaseki’nin yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Konuşmaların ardından konut projesinin temel atma işlemi gerçekleştirildi.
]]>Ümraniye’de düzenlenen Topağacı Kentsel Dönüşüm Temel Atma Töreni’nde konuşan Kurum, ilçenin dönüşümü ve geleceği adına çok önemli bir adımı atmanın mutluluğunu ve gururunu hep birlikte yaşadıklarını söyledi.
Kurum, Topağacı’nda 1174 bağımsız birimden oluşan projenin temellerini attıklarını kaydederek, iki günde yaptıkları işin İBB’nin koca 5 yılda yaptıklarından daha fazla olduğunu ifade etti.
Ümraniye’deki imar problemlerine ve kentsel dönüşüme ilişkin vatandaşların taleplerini gidermek için Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ile gece gündüz çalıştıklarını, 5 yılda 46 bin afet konutunu bitirdiklerini ifade eden Kurum, “Sadece İstanbul’da, 173 bin kentsel dönüşüm başlatmış, 365 bin sosyal konutu başlatmış, 81 ilde, 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmiş ve 40 tarihi meydanın ihyasını yapmış bir anlayışla karşınıza geldim. Hamdolsun şehirlerimize, vatandaşlarımıza hizmet etmenin gururuyla geldik.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul sevdalıları olarak, deprem meselesini tam anlamıyla, istiklal ve milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini, kararlı adımlar atıp şehri depreme hazırlayacaklarını kaydetti.
Kentteki en önemli problemlerden birinin trafik olduğuna dikkati çeken Kurum, “230 kilometre metro sözü verip, bu süreçte sadece ve sadece 8 kilometre metro yaptılar. Yine bizim yapmış olduğumuz metro ihalelerini iptal ettiler. O da yetmezmiş gibi gidip üstüne hafriyat döktüler. Tünellerimize beton döktüler. Şimdi ne yapıyorlar? Telaşlandılar, alelacele gidip işe başlama töreni yapıyorlar. Siz böyle bir tören duydunuz mu? Açılış değil, temel atma değil. İşe başlama töreni.” ifadelerini kullandı.
İBB Başkan adayı Kurum, burada vatandaşlarla huzur ve mutluluk içerisinde, davul ve zurnayla Topağacı’nın geleceğini inşa ettiğini kaydederek, “İşe başlama töreni nedir ya? O nedir ya? Telaşlılar, telaşlı. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Murat ismini duydu mu şaşırıyor, şaşırıyor. O yüzden biz Murat Kurum’u ona çok defa anlatacağız. Çok defa inşallah Murat Kurum’la karşılaşacak ve hizmet nasıl yapılırmış, eser nasıl yapılırmış, İstanbul’a verilen vaatler nasıl tutulurmuş gelip öğrenecek. Öyle hatırlamıyorum yok.” değerlendirmesini yaptı.
“Hatırlamazsan, 31 Mart’ta da bu millet seni hatırlamaz.” diyen Kurum, şunları kaydetti:
“Bu millet seni unutur. Söz verdiysen o sözleri tutacaksın. Öyle hatırlamıyorum, unuttum, bilmiyorum yok. İşine geldi mi reklam bütçesini deprem bütçesinin iki katı harcamayı biliyorsun. İşine geldi mi, kendi menfaatini gördün mü oraya gidip çadır kurmayı biliyorsun. İşine geldi mi İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyi biliyorsun ama sözlerini hatırlamıyorsun. ‘İstanbul’a depremle ilgili konut yapacağım.’ diyorsun. O konutları yapmıyorsun. Yok öyle yağma.”
Törene, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ve Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da katıldı.
Konuşmaların ardından, kentsel dönüşüm çalışmasının temeli atıldı.
]]>Ümraniye’de Topağacı Mahallesi’nde oluşan imar sorunu Ümraniye Belediyesi tarafından çözüldü. İmar problemi çözülen Topağacı Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projesi temel atma töreni gerçekleştirildi. Temel atma törenine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım katıldı. Temel atma töreninde konuşan Başkan Yıldırım, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu işaret ederek, “Ne kentsel dönüşüm yaptı ne de yeni sosyal konut yaptı. Ben böyle söz vermedim diyor. Unutuyorsun, 31 Mart’ta da bu millet seni unutacak” ifadelerini kullandı.
“650 bin konutu dönüştürerek İstanbul’u deprem yükünden kurtarmamız lazım”
Başkan İsmet Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti: “Buradaki insanlarımızın yüzde yüzü Anadolu’dan gelen insanlardan oluşuyor. Bizim bunları sıhhatli konutlara, çevreye duyarlı bir kentsel dönüşüm ile evlerine kavuşturmamız bizim borcumuz. Biz, AK Parti belediyeleri, hükümeti olarak kentsel dönüşümde bunlara hizmet etme mecburiyetimiz var. Lütfen 3’e 5’e bakmayın, deprem var. Depremi bir sene evvel yaşadık. 55 bin ölü, 11 vilayet, 61 ilçe, 11 bin köy. Yaralanan, sakatlanan kardeşlerimizin sayısı bir milyon. Bu sebeple bir araya gelip anlaşmamız lazım. Kentsel dönüşüm yasasında da 3’de 2 çoğunluk yüzde 50’ye kadar düştü. Buraların olmazsa olmazı kentsel dönüşüm. İstanbul’da Sayın Bakanımız ve Sayın Murat Kurum’da açıkladı. 650 bin konutu dönüştürerek İstanbul’u deprem yükünden kurtarmamız lazım.”
“31 Mart’ta da bu millet seni unutacak”
“Bakanımız burada, 31 Mart itibarıyla İstanbul’u inşallah muradına erdireceğiz. İstanbul’u iş bilmez adamlardan kurtaracağız” diyen Yıldırım, “Yalanı çok güzel söylüyorlar. Meclis kürsüsünden ‘100 bin konut yapağım’ dedi. Ben daha evvel KİPTAŞ’da 19 sene KİPTAŞ Genel Müdürlüğü yaptım. 100 bin konut 5’e böldüğünde her yıl 20 bin konut. Ne kentsel dönüşüm yaptı ne de yeni sosyal konu yaptı. ‘Ben böyle söz vermedim’ diyor. Unutuyorsun, 31 Mart’ta da bu millet seni unutacak” ifadelerine yer verdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ümraniye Belediyesi tarafından yürütülen projede, Topağacı Molla Hüsrev Cami ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Proje alanında 53 bin 154 metrekare tapu alanında 174 bina yıkılarak, yerine 109 bin 518 metrekare satılabilir alana sahip bin 174 konut ve ticari alanın yer alması planlanıyor. Proje tamamlandığında ise 4 bin 700 kişi yeni evlerine kavuşacak.
Topağacı Mahallesi’nde bir proje daha planlanıyor
Topağacı Güney Cami ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Proje Alanı’nda da 11 bin 876 metrekare tapu alanına sahip 38 bina yıkılarak, yerine 24 bin 896 metrekare satılabilir alana sahip 279 konut yapılması planlanıyor. – İSTANBUL
]]>İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) 19- 23 Mart’ta “Bence Katil Öldürdü”, “Babamın”, “Frankenstein (32 Kısım Tekmili Birden)”, “Bir Ruhun Hikayesi”, “Çağrılmadan Gelen” ve “Bella Figura” oyunları sahnelenecek.
Ayrıca “Kırmızı Küre” ve “Çöp Canavarı ” adlı çocuk oyunları da 24 Mart’ta İDT sahnelerinde minik izleyicilerle buluşacak.
Şehir Tiyatrolarında bu hafta “Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)”, “Ödüllü (Geleneksel Orta Oyunu)”, “Fosforlu Cevriye”, “Çingene Boksör”, “Ben Medea Değilim”, “Tartuffe”, “Öldün, Duydun mu?”, “Uçurtmanın Kuyruğu”, “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunları ile “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bekçi ile Postacı”, “Rüya”, “Masal”, “Fındıkkıran”, “Karagöz Çiftlik Bekçisi” ve “Elma Kurdu Kırtık” adlı çocuk oyunları gösterilecek.
Çanakkale Savaşını anlatan “1915 Bir Hilal Uğruna” gösterisi, 19 Mart’ta saat 21.00’da Atatürk Kültür Merkezi. (AKM) Türk Telekom Opera Salonu’nda izlenebilecek.
Hayao Miyazaki’nin “Çocuk ve Balıkçıl” animasyon filmi, 19 ve 21 Mart’ta AKM Yeşilçam Sineması’nda meraklılarıyla buluşacak.
Konserler
” Çanakkale Zaferi’nin 109. Yılında Mehter Konseri”nde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Mehter bölümü Mehterbaşı Şükrü Alkan şefliğinde Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümünde şehitler anılacak.
Ramazan ayı olması sebebiyle marşlar kahramanlık türküleri ve ilahilerle izleyicilere özel bir konser sunulacak etkinlik, 18 Mart’ta AKM’de gerçekleştirilecek.
CRR Türk Müziği Topluluğu’nun “Yüzyılın Yüzleri Kani Karaca-Doğan Ergin” ve Litvanya Oda Orkestrası konserleri, 23 Mart’ta CRR Konser Salonu’nda müzikseverleri ağırlayacak.
Türk pop müziği sanatçısı Erol Evgin, 22 Mart’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde sevenleriyle buluşacak.
Devam eden sergiler
Üsküdar Belediyesi tarafından Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi destekleriyle hayata geçirilen, 42 eserin yer aldığı “Hilye-i Saadet” sergisi 5 Mayıs’a kadar ziyarete açık olacak.
Albaraka Türk Uluslararası 6. Hat Yarışması’nın ödüllü eserlerinden oluşan “Güzel Ahlak” sergisi Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde 7 Nisan’a kadar, “Geçmişin İzinde” hat sergisi de ramazan sonuna kadar Galeri Eyüpsultan’da görülebilecek.
Sanatçı Ferruh Sünger’in “Taşlardaki Nakışlarla İstanbul” kara kalem sergisi de 31 Mart’a kadar İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yeni Camii Hünkar Kasrı’nda sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına bağlı İslam Medeniyetleri Müzesi (İMM), ramazan ayı boyunca her gün gece yarısına kadar Büyük Çamlıca Camisi külliyesinde ziyaret edilebilecek.
Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesi sergilenen eserlerdeki detaylı temizlik ve bakım çalışmalarının ardından yeni sergileme düzeniyle ziyaretçilerini bekliyor. Geçen yıl yeniden ziyarete açılan müzede Hazreti İbrahim’in tenceresi, Hazreti Musa’nın asası, Hazreti Davud’un kılıcı, Hazreti Yusuf’un cübbesi, halifelere ve sahabeye ait kılıçlar, Hazreti Fatma’ya ait gömlek, Kabe anahtarları, Hacerü’l Esved mahfazası gibi “Asr-ı Saadet”i yansıtan mukaddes emanetler sergileniyor.
Öte yandan Türkiye Diyanet Vakfı ve Vakıf Fuarcılık tarafından ramazana özel düzenlenen 41. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı, 30 Mart’a kadar Fatih Cami avlusunda kitapseverleri ağırlayacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen, kütüphanecilik alanında teknoloji ve yapay zeka temelli hizmet üretenler, ürün geliştiricileri, girişimcileri, akademisyenleri ve binlerce kütüphane kullanıcısını bir araya getirecek “Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali” 23- 27 Mart’ta Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilecek.
]]>Enstitü tarafından Türkiye’nin kültürel, sosyal ve sanatsal zenginliğini Fransız öğrencilerle buluşturmayı hedefleyen projeyle kenti gören misafirler, halkın yaklaşımı ve zengin Türk mutfağı karşısında büyülendiklerini dile getirerek, gezinin ön yargılarını değiştirdiğini kaydetti.
İstanbul’un kültürel zenginliğine hayran kalan Fransız öğrencilerin en çok şaşırdıkları kentteki kedi ve köpek sevgisi oldu.
Diplomat adayı Fransız öğrenciler yoğun turun ardından tecrübelerini ve duygularını AA muhabirine anlattı.
Öğrencilerden Raphael Bonnet Duprey de la Ruffiniere, İstanbul’a ilk defa geldiğini ve geziden çok memnun kaldığını söyledi.
Ruffiniere, Türkiye’nin kültürel dokusu hakkında çok fazla bir bilgisi olmadığını belirterek, “Buraya gelmeden önce açıkçası biraz ön yargılıydım. Buraya gelince toplumun çok canlı ve insanların çok iyiliksever olmasına aşırı derecede şaşırdım. Restoranlarda, kafelerde tanıştığım insanlar iletişime çok açıktı, kendinden bahsetmekten ve paylaşmaktan çekinmiyorlardı. Aynı dili konuşamasak da bizimle İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Çok sempatiklerdi.” dedi.
Türkiye’nin tarihi zenginliğine ve hayvan sevgisine şahit olduklarını anlatan Ruffiniere, burasının Bizans, Roma ve Osmanlı tarihine sahip sıra dışı ve zengin bir kültürel yapısı olduğunu anlattı.
Ruffiniere, kentin çok büyük bir müze gibi olduğunu dile getirerek, “Çok mutluyum. Bu şehrin gerçek bir ruhu var. En çok şaşırdığım şeylerden birisi de sokaklarda gezen çok sayıda kedi ve köpe olması. Bu çok güzel, onları her zaman sevebiliriz, okşayabiliriz.” diye konuştu.
Türkiye’yi daha fazla keşfetmek istediğini kaydeden Ruffiniere, uluslararası alanda çalışan bir gazeteci olmak ve Anadolu’nun her tarafını gezmek istediğini belirtti.
“Kedi ve köpeklerin her yerde olması kesinlikle harika”
Uluslararası ilişkiler alanında eğitim alan Chloe Granger ise gezinin Türkiye ve İstanbul hakkındaki ön yargılarını değiştirdiğini söyledi.
Granger, kendisini şaşırtan gezi tecrübelerini şöyle anlattı:
“Orta Çağ’dan ya da Osmanlı’dan kalan binaların olduğu daha eski bir şehir hayal ediyordum. Aslında çok modern bir şehir olduğunu gördüm. Binalarının çoğunun yakın bir tarihte inşa edildiğini düşünüyorum. Harika bir şehir. Bir deniz var ve ben denizi çok seviyorum. Kültürel olarak zengin bir şehir. İnsanlar çok misafirperver, sevecen ve sıcakkanlı. Böyle olduğu için tekrar buraya gelmek istiyorum, belki üniversite eğitimi için.”
Türklerin hayvan sevgisinin de kendisini çok etkilediğine dikkati çeken Granger, “Kedi ve köpeklerin her yerde olması kesinlikle harika. İnsanların hayvanlara saygı göstermesi de çok güzel.” ifadelerini kullandı.
“Burada eğitim almak istedim”
Aurelio Bruno da İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğunu söyledi.
Bu kenti çok sevdiğini dile getiren Bruno, “Çok fazla bir ön yargım yoktu fakat bazı düşüncelerim vardı. Arkadaşlarım gibi daha az modern olacağını düşünüyordum, çok şaşırdım. Beni çok iyi bir şekilde şaşırttı. Harika bir şehir. Burada eğitim almak istedim, belki yüksek lisans.” diye konuştu.
Bruno, İstanbul’da her yerde kebap restoranı göreceğini hayal ettiğini ancak hiç de öyle olmadığını belirtti.
Yemeklerin bu kadar çeşitli olacağını düşünmediğini vurgulayan Bruno, “Bunun yanında en çok şaşırtan her yerde gördüğümüz hayvanlar oldu. Bu da bizim için sıradan değil.” değerlendirmesini yaptı.
Zengin gezi rotası
Yaklaşık bir hafta boyunca İstanbul’da gezen öğrenciler, İstanbul Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde öğrenci ve akademisyenlerle buluşup, kültür ve fikir alışverişinde bulundu, çeşitli aktivitelere katıldı.
Öğrenciler Marmara Üniversitesi’ni ziyaretinde Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile de görüşüp sohbet etme imkanı buldu.
Program kapsamında Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, tarihi Yarımada, Yenikapı Mevlevihanesi, Fişekhane Müzesi ve Üsküdar’ın yanı sıra birçok turistik kültür rotasını keşfetme fırsatı bulan öğrenciler, İstanbul’un ardından Bursa’yı da gezdi.
Paris YEE Koordinatörü Dr. Celine Aydın öğrencilere gezi boyunca eşlik etti.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Kağıthane’de düzenlenen ‘Sivas Hemşehri Sahuru’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra TBMM Eski Başkanı İsmet Yılmaz, İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, bakan yardımcıları, siyasi partilerin ilçe başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Sivas’ın dört bir yanını millet bahçelerimizle donattık”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Bütün şehirlerimize olduğu gibi Sivas’ımızın da dört bir yanında eserler ürettik. Bakanlık görevimde Sivas’ımızda tam 30 dev eserimizi kardeşlerimize armağan ettik. Sivas’ın dört bir yanını millet bahçelerimizle donattık. Altyapı ve üstyapıyı güçlendirdik. 10 bini aşkın sosyal konutu Sivas’ımıza kazandırdık. Binlerce riskli evin ve dükkanın dönüşümünü gerçekleştirdik. Kapalı otoparkımızdan tutun da Kale projemize kadar, valiliğimizin yanındaki kütüphane, millet bahçesi, Ulu Camii etrafındaki çevre düzenlemesine, Merkez’de, Yenimahalle’de yüzlerce sosyal konutumuzun anahtarlarını Sivaslı kardeşlerimize teslim ettik. Sosyal donatılardan güneş enerjisi santrallerine, kamu binalarına kadar onlarca eserimizin açılışını gerçekleştirdik” dedi.
“Hemşehrilerimizin 5 yıldır biriken dertleriyle dertleniyoruz”
İstanbul’a dair daha büyük hedefleri olduğunu dile getiren Kurum, “Bu aşkla bu sevdayla aziz İstanbul’umuza hizmet etmek için yollardayız. İstanbullu hemşehrilerimizin 5 yıldır biriken dertleriyle dertleniyoruz. Sizlerin canını hiçe sayan, verdiği vaatleri unutan, kentsel dönüşümü ciddiye almayan mevcut CHP’li İBB yönetiminden 31 Mart akşamı Sivaslı kardeşlerimizle birlikte kurtulacağız. 31 Mart’ta İstanbul’umuzu güvenli bir limana yanaştıracağız. 1 Nisan’da göreve gelir gelmez de İstanbul’da ilk önceliğimiz kentsel dönüşüm olacak. İstanbul’da 650 bin konutu dönüştüreceğiz. Projelerimizi süratle yapacağız. İstanbullu kardeşlerimizi güvenli, huzurlu yuvalarına kavuşturacağız” şeklinde konuştu.
“Bu ilgisiz yönetimden dolayı İstanbul’umuz trafik sıkışıklığı yaşıyor”
Kentsel dönüşümle birlikte, ulaşım ve trafik sorununu da çözüme kavuşturacağını belirten diyen Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“İstanbul’da bir yerden bir yere gitmek artık çilenin de ötesine geçti, resmen işkenceye dönüştü. Ramazan ayında bunu çok daha iyi, çok daha açık bir şekilde tecrübe ediyoruz. İftar saatlerinde İstanbul’umuzdaki trafik sıkışıklığı yüzde 85 oranlarına varıyor. Kardeşlerimiz iftar saatlerinde evine yetişmek, ezan okunmadan önce sıcacık ramazan pidesini alıp evine varmak, huzur içinde orucunu açmak istiyor. Ama bu ilgisiz yönetimden dolayı İstanbul’umuz trafik sıkışıklığı yaşıyor. Evine varamıyor; eşiyle, çocuklarıyla aynı anda orucunu açamıyor. İstanbullu hemşehrilerimin ömründen ömür çalan bu trafik çilesini bitireceğiz. Bunu da 1 Nisan’dan sonra yeni metro hatlarıyla, 2 yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, yeni otobüs ve metrobüs filolarıyla yapacağız. Milletimizin kararı, azmi, arzusu doğrultusunda, 31 Mart Gecesi fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz. 1 Nisan sabahı İstanbul bu hantal ve ihmalkar anlayıştan tamamen kurtulacak.”
“Partizanlığa değil, hizmete oy vereceğiz”
Demokrasinin yerelde başladığını söyleyen Kurum, “Demokrasi yerelde başlar anlayışıyla, demokrasimizin güçlenmesi, şehirlerimizin kalkınması için milli irademizi sandığa yansıtacağız. Son 22 yıldır olduğu gibi, tercihimizi yine eserden, gerçek belediyecilikten yana; yine milletten, İstanbul’dan yana kullanacağız. Ancak, o güne kadar benim Sivaslı kardeşlerimden bir ricam var. Lütfen, gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. İstanbul bizim. İstanbul hepimizin. Dünyanın gözbebeği olan bu şehrin yükünü hep birlikte sırtlanacak, bu şehri, yaşam kalitesiyle, güvenli binalarıyla, tarihi mirasıyla dünyanın en yaşanılır kentlerin arasına en üst sıralara taşıyacağız. Bunun için, gelin, İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kitlenelim. Oy kullanırken, İstanbul’a, geleceğine, vizyona, projeye, esere, hizmete, emeğe oy verelim. Oy kabinine girdiğimizde karşımızda iki seçenek olacak! ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıracak olana ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. ya İstanbul’u ihya etmeye çalışana, ya da 5 yıldır olduğu gibi İstanbul’u imha etmeye çalışanlara oy vereceğiz. Partizanlığa değil, hizmete oy vereceğiz. Çünkü trafik çilesi parti ayrımı gözetmiyor. Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde, herhangi bir adaya veya partiye değil, kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz. Yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa’da bulunan Rumeli Balkan Federasyonu’nu ziyaret etti. Kurum’a ziyaretinde, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker, AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, Eski AK Parti Milletvekili Gülay Dalyan, ilçe meclis üyeleri, Federasyon’a bağlı dernek başkanları ve Rumeli Türkleri Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti.
“İstanbul’umuza ‘Şehremini’ olmak için yola çıkmak bizim için onurların, gururların en büyüğü” İstanbul’un burada yaşayan her milletin anavatanı olduğunu dile getiren Kurum, “Burası hepimizin anavatanı. Burada büyümüş, burada kızımızı gelin etmiş, oğlumuzu askere göndermiş, acılarımızı, hüzünlerimizi burada hep birlikte yaşadığımız memleketimiz, aziz İstanbul’umuz. Her şeyiyle İstanbul’a sevdalıyız; insanıyla, değerleriyle, yaşam tarzıyla, tüm medeniyetleri, tüm dinleri, tüm ırkları içinde huzurla yaşatmış İstanbul’umuza ‘Şehremini’ olmak için yola çıkmak bizim için onurların, gururların en büyüğü” diye konuştu.
“Nerede milletimizin zor bir anı olsa, bir sıkıntıya düşse, orada olmaya çalıştım”
9 sene Emlak Konut Genel Müdürlüğü, 5 yıl da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yaptığını belirten Kurum, “Bu görevlerde hep aziz İstanbul’umuzun değerlerini yaşatmak, korumak, 81 ilimizin 783 bin kilometrekare vatan toprağı için bu süreci yürüttüm. Nerede milletimizin zor bir anı olsa, bir sıkıntıya düşse orada olmaya çalıştım. 5 yıllık süreçte 81 ile 500’ü aşkın ziyaret gerçekleştirdim. Bu ziyaretlerin birçoğunda aylarca o şehirde kalmış ve orada çalışmış, başını eğmiş bir kardeşinizim. Samimiyetle çalıştım, elimden geleni yaptım. Her şeyi yaptım diyemem ama elimden geleni ardına kadar yaparak arkadaşlarımla, milletvekili kardeşlerimle, belediye başkanlarıyla birlikte şehirlerimiz için mücadele ettik” dedi.
“Milletimizin elini konutlarımız, şehrimiz, ilçemiz ayağa kalkana kadar bırakmadık”
Yaşanan her afette milletin yanında olduğunu hatırlatan Murat Kurum, şöyle devam etti:
“Elazığ’da, Malatya’da deprem oldu, biz 2 saat sonra oraya gittik. Bir söz verdik, o sözü tuttuk. Kastamonu’da, Bartın’da, Giresun’da seller oldu. Biz yine oradaydık, milletimizin elini tuttuk. O eli; oradaki konutlarımız, o şehrimiz, ilçemiz ayağa kalkana kadar bırakmadık. Güzel İzmir’imizde depremden 2 saat sonra yine biz oradaydık. Bir aya yakın İzmir’de kaldık ve İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü gerçekleştirdik. Ardından 11 ilimizde yaşadığımız asrın felaketinde biz yine 11 ilimiz için, oradaki vatandaşlarımız için seferberlik anlayışıyla, Rumelili kardeşlerimizle, Bosnalı kardeşlerimizle, bu ülkede yaşayan her bir kardeşimizle aynı acıyı hissettik. Aynı hüznü yaşadık. Hep birlikte deprem bölgesine gittik. 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlarımızı bitirdik, vatandaşlarımıza teslim ettik.”
“Hemşehrilerimizin yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyuyacağı bir İstanbul inşa edeceğiz”
Aynı anlayışla İstanbul için çalışacaklarını sözlerine ekleyen Kurum, “Güzel şehrimizi daha da güzelleştirmek, buradaki deprem riskini ortadan kaldırmak, Bayrampaşa’da yaşanan sıkıntıları gidermek adına ve Bayrampaşa’nın geleceği adına, Bayrampaşa’da yaşayan hemşehrilerimizin yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyuyacağı bir İstanbul inşa edeceğiz. Trafik çilesini bitireceğiz. Her ilçe metronun gittiği, vatandaşımızın huzurla güvenle evine, işine ulaştığı bir İstanbul hayal ediyoruz. Adaletli bir yönetim sergileyeceğiz, herkesi kucaklayacağız. 1 Nisan’dan sonra; bir elimizle yerin üstünde Bayrampaşa’da imar problemlerini çözerken, buradaki kentsel dönüşümü yaparken; diğer elimizle Bayrampaşa için, İstanbul’umuz için yerin altında metro şantiyelerinde çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Seferberlik anlayışıyla çalışacağız”
Bakanlık ve Genel Müdürlük yaptığı süreçte hiçbir zaman bahanelerin arkasına sığınmadığını hatırlatan Kurum, konuşmasına, “Kaynağı da, parayı da, çalışacak ekibi de, ekipmanı da buldum. Hamdolsun sizin karşınıza gelirken 46 bin afet konutunu bitirmiş, İstanbul’da 173 bin kentsel dönüşüm projesini başlatmış, 81 ilde 365 bin sosyal konutu başlatmış, bir kısmını bitirmiş, vatandaşımıza teslim etmiş, 81 ilde 72 milyon metrekare yeşil alanla, millet bahçeleriyle şehirlerimizi donatmış, altyapıdan üstyapıya birçok yatırımı gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Bu anlayışla inşallah 1 Nisan itibariyle de şehrimiz için, şehrimizin geleceği için, burada yaşayan her bir kardeşimiz için İstanbul’un sokakları huzurla, güvenle dolana kadar çalışacağız. Hep birlikte Gazi Mustafa Kemal’in hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için, hep birlikte büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için, İstanbul’un Türkiye’nin lokomotif bir şehri olması ve buradaki gücüyle birlikte Balkan coğrafyasına yardım edebildiği, Bosna’ya yardım edebildiği, Rumeli’ye yardım edebildiği, Gazze’deki çocukların umudu olacak Türkiye için, İstanbul’da seferberlik anlayışıyla çalışacağız” diyerek devam etti.
“İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’un geleceği için harcayacağız”
Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu’nu için ‘kültür merkezi’ sözü veren Kurum, “Rumelili kardeşlerimizin içinde her türlü sosyal faaliyeti yapacağı, öğrencilere burs vereceği, hem Bayrampaşa’da hem İstanbul’da yaşayan tüm kardeşlerimizin birlik beraberlik ruhu içerisinde orada vakit geçireceği, bizlerin oraya gelip sizlerle bir olacağımız güzel bir kültür merkezini Bayrampaşa’da İlknur Başkanımla el ele vererek yapacağız” dedi.
Kurum, şöyle devam etti:
“Milletimizin zor gününde, bizi, burada değil de başka şehirlerde ikbal peşinde gezerken görmeyeceksiniz. İstanbul’un kaynaklarını, İstanbul’a harcayacağız, İstanbul’un geleceği için harcayacağız. İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyeceğiz. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 350 milyon lira reklam parası harcamayacağız. 2 günlük konsere 550 milyon lira vermeyeceğiz. İşte o kaynaklarla Bayrampaşa’nın kentsel dönüşümünü yapacağız, Bayrampaşa’nın ulaşım sorununu çözeceğiz, Bayrampaşa’nın altyapıdan üstyapıya İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden beklediğin ne varsa onu gidermenin gayreti içerisinde çalışacağız.”
“Bir tarafta İstanbul için verdiği vaatleri bile hatırlamayanları, diğer tarafta sadece İstanbul’a 350 milyar lira yatırım yapanları oylayacağız”
31 Mart seçimlerinin önemine değinen Murat Kurum konuşmasını, “Sandıkta bir tarafta İstanbul için koca 5 yılda verdiği vaatleri bile hatırlamayanları, diğer tarafta 5 yıllık süreçte sadece İstanbul’a 350 milyar lira yatırım yapanları; bir tarafta İstanbul’u bir basamak olarak, İstanbul’u geleceği adına rant olarak görenlerle diğer tarafta milleti için gece gündüz çalışanları oylayacağız. İnşallah hep birlikte kazanacağız, hep birlikte mutlu olacağız” sözleriyle noktaladı. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa’da Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaret etti. Ziyareti sırasında Kurum’a Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar ve milletvekilleri eşlik etti. Kurum’u Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Sedat Ziya, yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda vatandaş karşıladı. Program sonunda ise Başkan Ziya Kurum’a tarihi kitaplar hediye etti.
“Bosnalı kardeşlerimizle kökü maziye dayanan bir bağımız var”
Ziyareti sırasında konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Bizim Bosnalı kardeşlerimizle kökü maziye dayanan bir bağımız var. Bu bağ her zaman en güçlü seviyede oldu. Boşnak kardeşlerimiz her zaman bizim için birliğin beraberliğin ve bereketin vesilesi oldular. Gerek İstanbul’umuza, gerek ülkemizde, gerekse dünyanın pek çok yerinde yaşayan tüm kardeşlerimize sevgilerimizi ve muhabbetlerimi iletiyoruz. İstanbul gönül coğrafyamızın her rengini her güzelliğini gönlünde barındıran, Balkanların, Kafkasların, Asya’nın, Avrupa’nın, Anadolu’nun her bir köşesinden kokusunu bağrında taşıyan bir şehrimizdir. Bu şehirde bizi biz yapan değerlerden en önemlisi de bu birlik ve beraberlik ruhu olsa gerek. Bizler her zaman bu kültürel çeşitliliğin büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyor ve bu bilinçle hareket ediyoruz. Bizim tek bir derdimiz tüm kültürlerimizi burada bir arada tutup huzur ve kardeşlik hukuku içerisinde yaşatmaktır” dedi.
“İstanbul’umuzun kardeşlik hukukunu 1 Nisan’da çok daha yukarılara taşıyacağız”
Derneğin faaliyetleri hakkında konuşan Kurum, “Bu dernek çatısı altında yapılan faaliyetlerin hepsini takdirle izledik. 1 Nisan itibariyle de çok daha güzellerini kıymetli başkanım ve dernek üyelerimizle birlikte yapacağız. Burada binlerce yıllık kültürleri bu coğrafyada en güzel şekilde yaşatmayı gaye ediniyoruz. Derneğimiz kütüğü sadece Boşnak olan değil, ihtiyaç sahibi tüm gençlerimize, çocuklarımıza ve 800 ailemize destek oldu. Deprem olduğunda tüm soydaşlarımız yine bizi o gün yalnız bırakmadı ve 85 milyon vatandaşımızla birlikte tek yürek olduk. Hep birlikte deprem bölgesine gittik. Deprem bölgesindeki afetzede kardeşlerimizin elini tuttuk. Konteynerler, çadır kent, kalıcı okulların yapımı anlamında da derneğimiz çok önemli faaliyetler yürüttü. Biz böyle güçlü bir ülkeyiz. Zor zamanda bir olmayı, beraber olmayı, kardeş olmayı bilen bir milletiz. Bu değerlerimizle birlikte de tüm dünyaya meydan okuyan nerede bir mazlum varsa o mazluma el uzatan anlayışla çalışıyoruz. Selçuklu Payitahtı Osmanlı başkenti İstanbul’umuzun kardeşlik hukukunu 1 Nisan’da çok daha yukarılara taşıyacağız” şeklinde konuştu.
“Bayrampaşa’nın yarınları için hep mücadele eden tarafta olacağız”
“Biz önce milletin ihtiyaçlarını dinleyen ardından da o ihtiyaçları gidermek için eser üreten tarafta olacağız” diyen Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü:
“Trafik çilesi artık son bulsun. İnsanımız evine huzurla gitsin. Biz hiçbir zaman iftiralar ve polemikler tarafında olmadık. Hiçbir zaman o dedikoduların tarafı bizim yolumuz olmayacak. Biz önce milletin ihtiyaçlarını dinleyen ardından da o ihtiyaçları gidermek için eser üreten tarafta olacağız. İstanbul’umuzun şu 5 yılda düşmüş olduğu fetret dönemini hep birlikte bitirerek yeniden yükselişini yeniden dirilişini Boşnak kardeşlerimizle birlikte başlatacağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla Bayrampaşa’ya yaklaşık 50 bin metrekare bir millet bahçesini kazandırdık. Bayrampaşa’da nerede bir mülkiyet problemi varsa bu problemleri giderme anlayışıyla çalıştık. Biz Bayrampaşa’nın yarınları için hep mücadele eden tarafta olacağız. Beni aradığınız her zaman bulabileceğiniz, dertlerinizi anlatabileceğiniz, zor zamanınızda İBB başkanı benim yanımda diyeceğiniz bir anlayışla göreve geleceğiz. Sandığa gittiğinizde 5 yıllık süreçte İstanbul’da çözüm adına hiçbir iş yapmayan, ehliyetsiz liyakatsiz bir ekiple işte 5 yıllık süreçte ülkenin 81 ilinde hizmet etmiş İstanbul’un 39 ilçesinde eseri olanları oylayacaksınız. Bu seçim aynı zamanda Balkan coğrafyasının seçimi olacak. Hep birlikte büyük ve güçlü Türkiye hedefiyle 31 Mart’ta hepimiz sevineceğiz.” – İSTANBUL
]]>Sancaktepe ve Çekmeköy’de CHP adaylarıyla birlikte ilçe turu yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, halk buluşmasında konuşt “Bu şehir, rantçılara bırakılamaz” diyen İmamoğlu, “Bu şehir, öyle, ‘İstanbul benim sevdamdır’ deyip sihirbazlık yapıp, çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğini çalanlara bırakılamaz, bırakmayacağız” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ile ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Yeğin’e sevgi gösterilerinde bulundu. CHP Çekmeköy Belediye Başkan adayı Orhan Çerkez de Sancaktepe turunda, İmamoğlu ve Yeğin’e eşlik etti. İmamoğlu, Yeğin ve Çerkez, Sarıgazi Mahallesi’ndeki Güvenç Abdal Araştırma Eğitim Kültür Derneği’nde Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Sancaktepe’nin ardından Çekmeköy’e geçen İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turuna burada da devam etti. İmamoğlu ve Çerkez’in Çekmeköy ziyaretinde de Sancaktepe’ye benzer görüntüler yaşandı. İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turunun ardından Çamlık Mahallesi’ndeki halk buluşmasında alanı, balkonları, pencereleri ve çevre dükkanları dolduran coşkulu kalabalığa hitap etti. İmamoğlu şunları söyledi:
“BU MEYDAN BÜYÜK BİR İTTİFAK MEYDANI”
“Çocukların neşesini bu meydanlarda görmek beni dünyanın en bahtiyar insanı yapıyor. Çocukların sevgisi bana şu dönemde ne kadar dua etsem Yaradan’a anlatılmaz o bambaşka bir şey. Çünkü çocuk sevgisi kolay kazanılmaz. Hep diyorum Allah’ım beni bu şehrin güzel çocuklarına mahcup etme. Onlara layık bir belediye başkanı olayım sürekli. İnşallah bu duyguyu hiç kaybetmeyiz. Onların gözlerindeki ışıltıyı hep yakalarım. Tabii ki sevgili gençler, onların o umutlu bakışı, onların heyecanı, enerjisinin bana geçişçi, o da muhteşem. Kısacası sizlerle bir aile olabilmeyi çok arzulamıştım bir aile gibiyiz. Bu meydanlarda partizanlık yok. Bu meydanlarda particilik yok. Bu meydanlarda insan sevgisi var. Bu meydanlarda size layık olmak var. Bu meydanlarda insanlarla karşılıklı iyi dilekler var, istekler var eleştiriler var. Ama bu meydan büyük bir ittifak meydanı. Bu şehrin insanlarının oluşturduğu İstanbul ittifakı meydanı
“BU MEMLEKET PARTİZANLIKTAN BIKTI USANDI”
Seçime çok az kaldı. Elbette adaylarla ilgili her vatandaşımız sorgulayacak fikir sahibi olacak. Beni tanıyorsunuz artık öyle düşünüyorum. Ama bir hatırlatma yapmak isterim o da şu. Beş yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım. beş yılda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Allah şahit hiçbir zaman bir kişinin çıkarı için şehrin göbeğinde bir vatandaşa ait bir parselin imarı çıksın diye bir gün ter akıtmadım. 10 yıldır hakkı, hukuku ve adaleti şehirde korumanın ne kadar kıymetli olduğunu bilen bir insanım. Zaten yerel yönetici olmaya onun için karar vermiştim. Kimsenin hakkını yemeyeceğim, kimsenin hakkını da yedirmeyeceğim demiştim,yolculuğum budur. Hiç kimseyi birbirinden üstün ya da değerli görmedim asla görmedim. Şahit olun ki hepinizi eşit seviyorum. Ben partim için şunu düşünürüm. Partimin en çalışkan insanı ben olacağım derim. Partime olan sorumluluğum. En gurur duyduğu kamu yöneticisi ben olacağım derim. Bunlar ayrı. Ama partizanlık, particilik ya da partili diye hizmet ayrımı yapmak ben yuvama, eşime, anneme, babama söz verdim. Babam dedi ki oğlum, particilik ya da partizanlık yaparsan benim oğlum değilsin, benim evladım değilsin demişti. Çünkü bu memleket partizanlıktan bıktı, usandı. Parti, hizmet için bir araçtır asla amaç değildir. Hizmet için o yolda yürünen ideolojik bir araçtır ve partinin o yolculuğu kutsallaştırılmaz. Partinin o yolculuğunda partinin lideri kutsallaştırılmaz bu yanlış bir şey. Kutsal olan bu şehrin ve bu ülkenin insanıdır. Biz bu şehrin insanlarını onun için eşit seviyoruz. Çünkü insanoğlu kutsaldır insan, insan olduğu için seçilir sevilir. Başka bir şeye ihtiyacı yok. İnsanı insan olduğu için sevmenin düsturu şudur, şiarı şudur. Biz insanı yaratandan ötürü severiz.
“‘AHMAK’ KELİMESİNDEN BİR ŞEY ÜRÜTMEYE ÇALIŞMANIN ADI DA ‘AHMAKLIK'”
İnsana hizmet bu şehrin pırlanta gibi çocuklarına o güzel kızlarımıza, oğullarımıza hizmet, şu pırlanta gibi delikanlılarına, bu şehrin hanımefendilerine, beyefendilerine hizmet, bu şehrin büyüklerine, emeklilerine hürmet ve hizmet. İşte bizim amacımız bu. Onun için bir kişiyi zengin etmek için uğraşmadık, uğraşmayacağız. Milletin parasını ona buna dağıtmayacağız. Biz şunun için görevdeyiz. Milletin parasını millete dağıtacağız. İddiayla söylüyorum bizim Allah’a şükür sicilimiz tertemiz. Kişisel iddiayla hukuki iddiayla ifade ediyorum. 10 yıldır kapımızdan müfettiş eksik olmadı. 10 yıldır kapımızdan teftiş eksik olmadı. Bunu derken teftişten endişe duymayız. Devlete görev yapıyorsanız teftiş olacak ama abartılı teftiş. Bir şey çıkmadı bir daha teftiş 10 yıldır çevirip çevirip durdular. Bir şey bulamadılar bir ahmak kelimesinden bir şey üretmeye kalktılar. Yani bu ahmak kelimesinden bir şey üretmeye çalışmanın adı da ahmaklık onu söyleyeyim. Bugün karşımızdaki iktidarın İstanbul’da yürüdüğü yol ve yolculuk yürüttüğü yol ve yolculuk ortaya koyduğu adaylık mekanizmaları, yaptığı yada yapmak istediği işler sicili bozuk işlerdir. Bakın niye sicili bozuk? İşleri güçleri bir parselin imarını çıkartmak, bir yere ekstra bir kazanç sağlamak, şehri düşünmek değil. Bu şehrin bütününde ne olacak? Rant. Doğru. Ama o rant nasıl biliyor musun? O rant, onlara rant millete değil. Biz millete rant sağlamaya geldik. Onun için bugün, onun tıkır tıkır dört seneye yakın bir zaman diliminde Çekmeköy Sancaktepe, Samandıra, altı buçuk kilometreden fazla dört duraklı metronuzu açtık. 15 gün de bedava, hayırlı uğurlu olsun. Bir yıl sonra da onun ucunu ta Sultanbeyli’ye götüreceğiz. O bölümün de yüzde 75’i bitti.
“İSTANBUL, ÇOCUKLARIMIZIN, GENÇLERİMİZİN GELECEĞİNİ ÇALANLARA BIRAKILMAZ”
Pazartesi günü karşıda Ataköy- İkitelli metrosunu açıyoruz hem de 18 Mart Çanakkale Zaferi gününde hayırlı olsun. Bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber bu şehrin, bu milletin evlatlarıyla beraber 65 kilometre metroyu bitirmiş olacak. 65 kilometre 62 durak metroyu açmak her babayiğidin harcı değil. Onu için çıldırıyorlar. Onların 25 yılda yaptığını biz yarısını beş yılda yaptık. Bu beş yılda harcadığımız para, bütçe bizden önceki beş yıl yani onların 10 metroyu birden durdurduğu o dönemden tam dört milyar 200 milyon dolar daha az para harcamamıza rağmen onların misli misli iş yaptık biz. Ona buna dağıtmadık. Bunun adı bereket bereket güzeldir. Ramazan ayınız mübarek olsun. Ramazan ayında sofranız, evleriniz, işiniz, gücünüz bereket dolsun, yüreğiniz iyilik dolu olsun. Bütçemize bereket geldi niye biliyor musunuz? Bereket bizim yolculuğumuz da var. Ne var biliyor musunuz? Gayret ve adalet var. Onun için bereket var. Bu şaibeli insanlar neler yaptı söyleyeyim? Biz beş yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi koridorlarını kişiye özel imar çıkartmalarına kapattık, öyle eline dosyasını alan ben arsama biraz torpilli bina yapayım deyince muhatap bulamadı ya koşa koşa Ankara’ya gittiler. İstanbul çıkartmadı ama Şehircilik Bakanlığı şıkır şıkır onlara yeni imarlar verdi. Vallahi billahi onların derdi İstanbul değil. Bakın Çekmeköy’ü de çok ilgilendiriyor. Çekmeköy’de de aynısı var. Biliyorsunuz 2016 darbe girişiminden sonra dediler ki askeri alanları, şehrin dışına çıkaracağız, askeri alanları da şehrin faydasına, kamu alanları yapacağız. Ne yaptılar biliyor musunuz? 10 bin futbol sahası büyüklüğünde askeri alanların tamamını imara açtılar. Daha kötüsü, Çekmeköy’de var, bunu kentsel dönüşüm için ya da insanların uygun fiyata, sosyal konut alması için değil, yüzde 85’ini bu toplumun sadece yüzde üçünün dördünün satın alabileceği lüks konutlar yaptılar ve yapıyorlar. Bu şehir, rantçılara bırakılamaz. Bu şehir öyle İstanbul benim sevdamdır deyip sihirbazlık yapıp bu şehirde çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğini çalanlara bırakılamaz bırakmayacağız.
“BÜTÜN ENGELLEMELERE RAĞMEN BİZ BU ŞEHİRDE YOKSULLUK İLE MÜCADELE EDİYORUZ”
Eğer işte bunlar şehri rant gibi kullanırlarsa şehri talan alanı olarak kullanırlarsa o zaman ne olur? Bu şehirde rantçı anlayış olur. O zaman bu şehirde yığın üstüne yığın binalaşma olur beton olur yoksulluk olur. O şehirde insanlar mutsuz olur. O şehirde insanların hayat kalitesi ortadan kalkar gider. Biz bu şehre beş yıldır nefes aldırdık. Bütün engellemelere rağmen biz bu şehirde yoksullukla mücadele ediyoruz. Bu şehirde beş yıldır metro rekoru kırıyoruz metro Fatih’i olduk. Biz bu şehirde beş yılda tarihinin en rekor yeşil alanını, aktif yeşil alanını İstanbul’a biz kazandırdık. Bu şehirde kreşi ilk kez biz yaptık sayısı yüzü geçti bugün bile bir tane açtık. Biz bu şehirde çocuklarımıza, gençlerimize yüz bin gencimize burs dağıtıyoruz yedi bin beş yüz lira verdik. Şimdi bu sene 15 bin lira vereceğiz. Biz bu şehirde anne kart verdik 650 bin annemizde var. Çekmeköy’de anne kart sayımız 11 bin 600. Dünya güzeli Anneciğimiz helali hoş olsun o senin. İşte biz ne yaptık? Onların bilmediğini yaptık. Onlar iktidar olunca parayı kendi parası, koltuğu kendi koltuğu zannediyor. Koltuk milletin, para milletin, onun için bu kardeşiniz milletin parasını millete dağıtıyor.Bu seçim bundan sonra nasıl bir yolculuk yapacağımıza devam edeceğimizin seçimi.
“HANİ VARYA BAZI YÖNETİCİLERİN GÖZÜ ANKARA’DA”
Bu şehir dünyanın bize bir lütfu. Biz bu şehirde yaşıyoruz, şanslıyız. Ama bir o kadar da bu şehri korumakla vazifeliyiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Çekmeköy’e çok güzel işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Çekmeköy’de yıllardır yapılmayan nazım İmar planlarını biz çıkardık. Çekmeköy’de ilk kez Anadolu Yakası’nın Kent Ormanı’nı biz açtık Rahmi Demir Kent Ormanı. Tam iki nokta yedi milyar lira İSKİ yatırımı yaptık. Çekmeköy’de tarıma üreticiye destek olduk. Çekmeköy’de cadde düzenlemeleri yaptık. Çekmeköy’de altyapıya sunduğumuz katkının yanı sıra az önce söylediğim metroyu açtık. Çekmeköy’de Taşdelen Yenidoğan kavşağında tam gaz çalışıyoruz, bu sene bitiriyoruz orayı. Çekmeköy’de kent lokantası açacağız. Çekmeköy’de Spor ve Yaşam Merkezi açacağız. Çekmeköy’de Yenidoğan Emek Metrosu’nu başlattık. Buradan iki aktarmayla Yeni Doğan Emek, Söğütlüçeşme yani direkt Kadıköy’e inen bir metro projesini bakanlığa sunduk. Bu dönem o metroya da başlıyoruz. Çekmeköy göz bebeği bir yer. Burada birkaç kişinin ittifakı bizi enterese etmez. Bizi milletin büyük ittifakı ilgilendiriyor. Bakın ben kolay kolay kefil olmam. Kamu terbiyesine, kamu ahlakına, kamu yöneticiliğine yüzde 100 emin ve kefil olduğum Orhan Çerkez’le Çekmeköy’de yol arkadaşı olmak adına yola çıktık. Biz bir fark getiriyoruz yüzü vatandaşa dönük. Hani var ya bazı yöneticiler gözü Ankara’da, gözü orada, oradan bir talimat gelirse yapıyor. Talimat gelmezse yapmıyor. Onlar İstanbul’a diyor ki, tam gaz geri gidelim, biz de diyoruz ki İstanbul’a da Çekmeköy’e de Tam yol ileri”
]]>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sultangazi Belediyesi tarafından yapılan Esentepe Mahallesi’nde inşa edilen Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Bakan Koca’ya Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, ilçe ve ilçe teşkilatları üyeleri ile vatandaşlar eşlik etti. Sağlık Bakanı Koca, daha sonra açılışı gerçekleştirilen merkezi ziyaret edip öğrencilerle sohbet etti. Bakan Koca, daha sonra hizmete açılacak olan onkoloji hastanesinde de incelemelerde bulundu.
“31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de hizmetinin Sultangazi’ye gelmesi lazım”
Programda konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Ancak çok önemli bir seçime gidiyoruz. Sultangazi çok güçlü bir ilçe, AK Parti’nin Cumhur İttifakının en güçlü ilçesinden biri. Esentepe’de başka olmak üzere bize çok güçlü destek verdiniz Sultangazi Belediyesi’ni çok güçlü kazandık. Ancak 31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de hizmetinin Sultangazi’ye gelmesi lazım. Sevdası İstanbul olan gönlü İstanbul için atan ve ben geldiğimde sadece İstanbul için çalışacağım diyen sadece İstanbul’un derdiyle dertleneceği İstanbul’un bir sorunu varsa çözmek için elimden gelen bütün gayreti göstereceğim diyen bir Murat kurum var” dedi.
“Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı Onkoloji hastanemizin yapımına hız verdik”
Programa katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Sultangazi’de Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı onkoloji hastanemizin yapımına hız verdik. İnşallah en kısa sürede tamamlayacağız. Proje değişiklikleri yapılıyor, gelecek ay yapım ihalesi yapılacak. Onkoloji hastanemizin yatak kapasitesi 411, poliklinik sayısı 153 olacak. Ameliyathane sayısı ise 12 olacak. Bu törenin ardından hastaneyi ve yanındaki bu inşaatı ziyaret etmiş olacağız” şeklinde konuştu.
“Önümüzdeki 1 yıl içerisinde hızla bu hastanemizi bitirmek istiyoruz”
Hastanedeki incelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Koca, “Arkada görmüş olduğunuz bina 4 bin metre kare kapalı alan. Daha önce diş hastanesi olarak planlanmıştı. Bu bina belediye başkanımızın gayretleriyle birlikte bakanlığımıza geçmiş oldu. Proje değişikliği yapıldı. Gelecek ay içinde yapım ihalesine başlanacak. Bu binayı Sultangazi için büyük ihtiyaç olarak gördüğümüz onkoloji hastanesi olarak planlıyoruz. Burada onkoloji ile ilgili bütün teknik alt yapıların yeterli olduğu özellikle linac, hem Pet CT hem spect hem kemik iliği nakli hem de brakiterapinin de yapıldığı bir onkoloji hastanesi olacak. İçinde aynı zamanda 12 ameliyathane, 63 yoğun bakımı olan bir hastane olacak. Biz önümüzdeki 1 yıl içerisinde hızla bu hastanemizi bitirmek istiyoruz. Bununla ilgili yatırım ödeneğini de yıl sonuna doğru bütçemizden valiliğe aktardık. 1 milyara yakın maliyetle ilgili bu aktarım yapıldı. İKOP üzerinden gelecek ay ihalesini yapmış olacağız” ifadelerini kullandı.
“Yan dal uzmanlığını ana dal uzmanlığından sonra kazandıktan itibaren hemen başlayabilecekler”
Ana dal ve yan dal ile ilgili düzenlemenin yapılacağını söyleyen Bakan Koca, “Yan dal uzmanlığı ile ilgili özellikle ana dal uzmanlığından sonra yan dal uzmanlığını kazandıktan sonra hemen başlayabilmeyi ve devamında olan mecburi hizmetle ilgili sorumluluk taşımamayı ve kalan mecburi hizmeti yapılmadığı, bu mecburi kaldırıldığı bir düzenleme önümüzdeki 1-2 ay içerisinde meclis açıldığında gündeme gelmiş olur. Özetle şu an yan dal uzmanlığında kazandıktan sonra mecburi hizmetin yarısını tamamladıktan sonra başlayabiliyorsunuz. Yapmak istediğimizle düzenleme ile yan dal uzmanlığını ana dal uzmanlığından sonra kazandıktan itibaren hemen başlayabilecekler. Başladıktan sonrası için kalan mecburi hizmeti de kaldırmış oluyoruz. Yani sorumlu kılmıyoruz” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının ilk etabı olan, 4 istasyondan oluşan 6,5 kilometrelik Çekmeköy- Samandıra metro hattını, CHP lideri Özgür Özel’in de katıldığı bir törenle açtı. “2017’nin başında sözleşmesi imzalanmış olan bu projeyi, sadece 8-9 ay sonra niye durdurdunuz” sorusunu yönelten İmamoğlu, “16 milyon İstanbullu, bunun sebebini bilmek zorundadır. Bir metro projesinin durdurulması, normal bir şey değil. İzah edilmesi, sorgulanması gereken konudur. 5 yılda, 10 metro hattı yaptık biz; bir tanesine bir gün bile ‘stop’ demedik. 5 yıl boyunca hepsine tam yol ileri dedik. Hiç durdurmadık. Ama onlar, hükümet kendilerinde… Hani diyor ya, ‘Hükümet bizde, yerel yönetim bizde olursa hizmet gelir.’ Hükümet kendilerinde, ilçe belediyeleri kendilerinde, Büyükşehir Belediyesi kendilerinde, ama stop ettiniz 10 metronun hepsini” dedi.
İBB verilerine göre, Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının yapımına Mayıs 2017’de başladı. Proje, yapımına başlandıktan sadece 7 ay sonra, 29 Aralık 2017’de durduruldu. İnşaata, Mart 2018’de tekrar başlandı. Ancak, önceki İBB yönetimi tarafından hak ediş ödemelerinin yapılamaması nedeniyle, şantiye alanı, o güne dek yüzde 4’lük bir ilerleme sağlanmışken, Ekim 2018’de sessizliğe gömüldü. Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki yeni İBB yönetimi, Ekim 2019’da yapılan anlaşma ile Deutsche Bank’tan 110.000.000 Euro’luk kredi sağlayarak, hattın yeniden imalatına başladı. İmamoğlu, Anadolu yakasındaki 3 ilçeden geçecek, 8 istasyonlu, 10,9 kilometrelik Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının ilk etabında gerçekleştirilen test sürüşüne geçtiğimiz 26 Ocak’ta tanıklık etti. Çekmeköy- Samandıra Merkez arası 6,5 km ve 4 istasyondan oluşan 1.Etabı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP’li yöneticilerin katılımıyla düzenlenen halk buluşmasının ardından bugün açıldı.
“16 MİLYON İSTANBULLU ADINA BİR SORU SORMAK İSTERİM: 2017 yılında sözleşmesini imzalayarak süreci başlatan, bizden önceki İBB yönetimidir, bu doğru” diyen İmamoğlu şunları söyledi:
“Onlar işi başlattılar, ihaleyi yaptılar, kendilerine teşekkür ediyorum. Ama kendilerine, 16 milyon İstanbullu adına bir soru da sormak isterim. Öyle işi oraya buraya çevirip, evirip, başka bir yere taşımanın bir anlamı yok. Bakın; 2017’nin başında sözleşmesi imzalanmış olan bu projeyi, sadece 8-9 ay sonra niye durdurdunuz? 16 milyon İstanbullu, bunun sebebini bilmek zorundadır. Bir metro projesini başlatıyorsunuz, yüzde 4 seviyesi… yüzde 4 nedir biliyor musunuz? Birkaç tane şaft açmaktır. Şantiye kurmaktır. ve ondan sonra da hatırlayın, o dönem rahmetli Kadir Topbaş’ı görevden aldılar. Öyle rahmetli Topbaş’a bugün şirinlik yapıp, ‘Kadir abi’ diyenler, ellerini sıkmadılar, ben biliyorum. Ellerini sıkmadılar.
BİR METRO PROJESİNİN DURDURULMASI, İZAH EDİLMESİ, SORGULANMASI GEREKEN KONUDUR: Onlar, öyle işine geldi mi şirinlik yaparlar, işine gelmedi mi var ya; topyekun sırtlarını dönerler. Bir işarete bakar biliyorsunuz değil mi? Bir işaret. Yat, yat; kalk, kalk. Böyle. Yaşadım kardeşim. Şimdi; 8 ay sonra durdurdunuz. 16 milyon İstanbullu bunun sebebini öğrenecek. Biliyor zaten. Onun için bir metro projesinin durdurulması, normal bir şey değil. İzah edilmesi, sorgulanması gereken konudur. 5 yılda, 10 metro hattı yaptık biz. Sizleri temin ediyorum benim güzel hemşehrilerim, bir tanesine bir gün bile ‘stop’ demedik. 5 yıl boyunca hepsine tam yol ileri dedik. Hiç durdurmadık. Ama onlar, hükümet kendilerinde… Hani diyor ya, ‘Hükümet bizde, yerel yönetim bizde olursa hizmet gelir.’ Hükümet kendilerinde, ilçe belediyeleri kendilerinde, Büyükşehir Belediyesi kendilerinde, ama stop ettiniz, 10 metronun hepsini stop ettiniz”
İmamoğlu’nun konuşmasının bu noktasında, elinde Kur’an-ı Kerim bulunan yaş almış bir kadın vatandaş, İmamoğlu’na “Başkanım bakar mısınız elimde Kur’an-ı Kerim var…” diyerek provokasyon girişiminde bulundu. Alanı dolduran vatandaşların tepkisini dindiren ve sakin olmaya davet eden İmamoğlu şöyle tepki gösterdi:
“ELİNE YÜCE KURAN’I ALIP, ONUNLA SİYASET YAPANI ALLAH ISLAH ETSİN: Bana hediye etmek istersen alırım Kur’an-ı Kerim’i senden. Tamam. Sakin, sakin. Ablamız, aldanmış bir ablamız. Ablamız aldanmış bir ablamız. Sakin, sakin. Elinde Kur’an-ı Kerim’le iftira atmak, günahların en büyüğü. Allah ona yardım etsin. Allah ona yardım etsin. Mübarek Ramazan ayında, Allah ona yardım etsin. Sakin, sakin, sakin. Şimdi bu arkadaşlar, bunun gibi ablalarımızı bile aldattılar. Onları bile mahvettiler. Eline Yüce Kuran’ı alıp, onunla siyaset yapanı Allah ıslah etsin, Allah ıslah etsin. Ama onlar aldanmış. Biz onları da kurtaracağız, onları da. Bu millet onları da kurtaracak. Onlar aldanmış zavallılar. Allah yardım etsin ona ne diyeyim.
İBB’NİN YÜKLENİCİLERİNE, BİZ GELDİĞİMİZDE TAM 70 MİLYON EURO BORCU VARDI: İmamoğlu, “10 metro inşaatı, 2017-19 yılları arasında, farklı zaman dilimlerinde durduruldu. Bitirdiğimiz her metro projesine, ‘Biz başlattık’ diye sahip çıkıyorlar. Gerçeğin tamamını söylemiyorlar. ‘Doğru, biz başlattık, ama kısa süre sonra hepsinin kapısına kilit vurduk’ diyemiyorlar. Bakın; biz göreve gelene kadar, metro inşaatlarında çalışma varmış gibi bir izlenim vermeye çalışıyorlar. Yalancının, pişkinliğin bu kadarına, İstanbulluya yapılan bu büyük haksızlığa siz ne yapacaksınız biliyor musunuz? Bu işin sahibi, buraya harcanan her kuruşun, her paranın sahibi olarak, sandıkta ceza keseceksiniz, ceza. Bakın; böyle sorumsuz, böyle iş bilmez, böyle had bilmez bir akla, İstanbul bir daha teslim edilemez” diye konuştu.
Başlatılıp durdurulan çoğu metronun projesinin dahi bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu bu konuda da “Bazılarında sadece ihale vardı biliyor musunuz? Başka hiçbir şey yoktu. Şantiye bile yoktu. Bakın hiçbirinin finansal altyapısı oluşturulamamıştı. İBB’nin yüklenicilerine, biz geldiğimizde tam 70 milyon Euro borcu vardı. Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli ve diğer hatlar, işte bu yüzden durdurulmuştu. Belediyenin, metro yapımı için ödeyecek 5 kuruş parası bile yoktu. İBB’nin metro bütçesi iflas etmişti” dedi.
VATANDAŞTAN GİZLEYİP, ALGI YAPMAYA ÇALIŞTIKLARI GERÇEK BUDUR: İşte söylemedikleri, ısrarla vatandaştan gizleyip, algı yapmaya çalıştıkları gerçek budur” diyen İmamoğlu şunları söyledi:
“İşin bir başka yönü daha var. Bir başka ürkütücü yönü daha var. Yarım bıraktıları, böyle apar topar terk edilen şantiyelerde, ne yazık ki bu projenin tünelleri çökme riskiyle karşı karşıyaydı. Çünkü açılan birçok tünelin betonla güçlendirilme işlemleri bile yapılmamıştı. Bu durumda olan 40’a yakın tünel vardı İstanbul’da. Arkadaşlarım, bunların her birisini tespit etmişti. Her an çökme riski taşıyan 40 tünelle işleri paydos edip, ortadan kayboldular. ve yüklenicileri, şantiyeleriyle baş başa bıraktılar. Biz geldik… Bütün finansman sorunlarını biz çözdük, biz. Bütün mühendislik eksikliklerini, proje gruplarıyla, yüklenicilerle oturup, aynı masada birlikte çözdük, giderdik. ve aynı anda 10 metro hattı inşaatını gururla paylaştık, gururla.
BİZİM YAPTIĞIMIZ 65 KİLOMETREYİ, SÖZÜM ONA 8 KİLOMETRE GİBİ GÖSTERME TELAŞINA DÜŞTÜLER: 10 metro inşaatına başladığımız süreçte İBB Meclisi ve imza yetkisi olan bakanlıklar tarafından engellendik. Aynı zamanda kötü bir ekonomi yönetimi sergilediler ve metro maliyetlerinin korkunç biçimde artmasına, bu ülkede yol açtılar. Sade metro değil. Şu yapılan binalar bile, herkesin işi gücü bile, en az 6-7 kat, 8 kat daha maliyetli. Ne oldu? Herkes daha pahalıya mal etti. Ama bütün bunlara rağmen, 5 yıldan kısa sürede, 65 kilometre raylı sistem hattını, bugünkü dahil, pazartesi açacağımız dahil, 62 istasyonunu da tamamlayıp, Allah’ıma bin şükür, milletimin hizmetine açmaktan, arkadaşlarımla birlikte büyük gurur duyuyoruz. Metro finansmanını beceremedikleri için, başlattıkları metroları yine kendi elleriyle durduranlar, şimdi bizim yaptığımız 65 kilometreyi, sözüm ona 8 kilometre gibi gösterme telaşına düştüler. Pardon! Niye biliyor musunuz? Ben, 2019’da ne dedim? Hani bunlar, o zaman da biliyorsunuz yalan konuştular. ‘Çaldılar’ dediler. ‘Hırsız’ dediler. ‘Sandıklarda 700 tane terörist tespit ettik’ dediler. Hani? O yalana bile, aynen az önceki ablamız gibi aldananlar, buna inandı. Ama milletin çoğu inanmadı.
BU UTANÇ MADALYASI, ONLARIN BOĞAZINDAN HİÇ İNMEYECEK: Ardından bir 18 gün görev yaptık. Sonra biliyorsunuz, seçimi iptal ettiler. Hatırlıyorsunuz değil mi? Bu utanç madalyası, onların boğazından hiç inmeyecek. O seçimi iptal ettiler; size ne demiştim bu meydanlarda, hatırlayın? Dedim ki sevgili hemşehrilerim, ’18 günde ben bunları deli ettim ya, göreceksiniz 5 yılda çıldıracaklar, çıldıracaklar. Öyle çalışacağız ki, çıldıracaklar’ demiştim. Onun için çıldırdılar. ’65 kilometreyi, 8 kilometre nasıl gösteririz’ telaşına düştüler. Çünkü bizim 5 yılda yaptığımız metro, onların 25 yılda yaptığının yarısından daha fazla. Onun için katlanamıyorlar. Çocukları bile güldürecek şekilde, 8 adım atıp… Yok, yuhalamayın, gülün. Vallahi gülün. Yoksa 31 Mart’ı da çıkaramayacak. Yani 8 adım atıp, 8 kilometreyi, ‘İşte bu kadar metro yapıldı’ diye anlatmaya çalışıyorlar. Halbuki biz, 5 yılda 65 kilometre metro yapmakla kalmadık.
6-7 SENEDE YAPTIKLARI İŞİN PARASINI, BİZDEN 10 AYDA ALDILAR: Bir de ne yaptılar biliyor musunuz bunlar? Bunlar Ekrem İmamoğlu’nu açılışa bile davet etmeyip, apar topar bir Sabiha Gökçen hattı açtılar. Hatırlıyor musunuz? Ondan sonra Kayaşehir-Başakşehir metrosunu da açtılar. 5,5 milyar lirayı bizim kasamızdan, geçmişte 16-17 yılda aldıkları parayı, 10 ayda tahsil ettiler biliyor musunuz? Yani bir de bunun parasını ödedik. Şimdi, hani bizde bir laf vardır: Parayı veren, düdüğü çalar. Doğru mu? E o zaman onu da biz yaptık. Vallahi parasını aldılar bizden. 6-7 senede yaptıkları işin parasını, bizden 10 ayda aldılar. Önemli değil. Bakın ben size bir şey söyleyeyim. Ne kadar siyasi propaganda yaparsa yapsınlar on altı milyon İstanbullunun parasıyla onlar ödendi. 9 senede yaptıkları Bakırköy-Kirazlı hattının parasını da aynı şekilde bizden alacaklar.
UTANMA HİSLERİ YERİNE GELSİN DİYE DE DUA EDECEĞİM: Bizim finansman ve yönetim becerimiz ve iş ahlakımız sayesinde, bir zorluk yaşamadan bu süreci, zor koşullar altında yönettik. Büyük emek verdik. Ama bizim işimizde ne var biliyor musunuz? Gayret ve adalet var. Onun için bereket var, bereket. İstanbul’un metro bütçesini iflas ettirenlere, bu şehrin kaynaklarını bir avuç insana aktaranlara, Allah akıl, fikir versin. Her zaman bunlar için dua edeceğim. Bakalım, tutana kadar. Yapacak bir şey yok. Utanma hisleri yerine gelsin diye de dua edeceğim. Bizim açlığımız 62 yeni istasyonu kullanarak işine, gücüne giden İstanbullulardan bunlar utanır inşallah. 5 yıldır yer altında canla başla çalışan, bu işte üreten o emekçi kardeşlerimin hakkını yiyorlar. En azından metro çalışanlardan utansınlar. Bu yalana, inşallah son verirler. İnşallah teşekkür ederler. Ama olsun, biz onlara bakmıyoruz. Biz kime bakıyoruz biliyor musunuz? Onlar dönüp bir kişiye bakarlar. Biz dönüp milletimize bakıyoruz kardeşim.
TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK METRO ATILIMINI BİZ GERÇEKLEŞTİRDİK: Türkiye tarihinin en büyük metro atılımını biz gerçekleştirdik, biz. İnşallah ‘metro fatihi’ olmaya devam edeceğiz. Ama sadece metro yapmadık. Açtığımız istasyonlardan Meclis İstasyonu’nda ne açıyoruz? Bir tane daha kreş açıyoruz bu açılışla beraber. Hayırlı olsun. Sarıgazi İstasyonu’nda da ne açıyoruz? Kent Lokantası açıyoruz. Hayırlı olsun. İstanbul’a yeni yeşil alanlar da kazandırmaya devam ediyoruz. Sosyal destekleri arttırmaya devam ediyoruz. Altyapı yatırımlarını güçlü bir şekilde yürütüyoruz. Eğitim, kültür yatırımları tarihinin en üst seviyesine ulaştı. Çok daha fazlasını başaracağız. Daha bugün, buraya gelmeden Ayazma Deresi’ndeki yaşam vadisini gezdim. Tam iki yüz bin metrekare. O da Sancaktepe’ye hayırlı olsun. Sizden daha güçlü işler yapmak içim yetki istiyoruz. Yıllarca İstanbul’un bütçesini israfla, ihanetle çarçur edenleri bu tarihi ve önemli seçimde, o düşünceyi sizlerin gücüyle tarihe gömmek istiyoruz.
ONLARA HADLERİNİ, MİLLETİN OYLARIYLA BİLDİRİN İSTİYORUZ: Bakın; vatandaşı yalanla, iftirayla, kurguyla, kumpasla kandıran, az önce yapılan iftira gibi işlerle kendilerini görevli kabul eden o aklı, bu seçimde milletin gücüyle tarihe gömmek istiyoruz. Onlara hadlerini, milletin oylarıyla bildirin istiyoruz. Öyle bir güçle, öyle bir kararlılıkla bildirin ki, bir daha 2019’da yaptıklarını yapamasınlar. Aklından bile geçirmesinler. Milletin elini bükemeyeceklerini anlasınlar. Bükemedikleri eli öpmeyi öğrenecekler. O el, milletin eli. Bu güçlü desteğe hazır mıyız? Sizden çok güçlü bir destek bekliyorum. Gelin İstanbul için, Sancaktepe’de Alper Başkan için, Sultanbeyli’de Ayhan Başkan için, Çekmeköy’de Orhan Başkan için tarihin gördüğü en güçlü İstanbul İttifakı’nı hep birlikte kuralım. Hazır mıyız? Seçime kadar çok çalışacak mıyız? O zaman tam yol ileri, tam yol ileri, tam yol ileri. Her şey çok güzel olacak. Metromuz hayırlı olsun, her şey çok güzel olsun.
İMAMOĞLU DUYURDU: “15 GÜN ÜCRETSİZ OLACAK”
Konuşmaların ardından; Özel, Çelik, İmamoğlu ve beraberlerindeki heyet, Çekmeköy- Samandıra hattının açılışını gerçekleştirip, yoğun ilgi altında hattı deneyimledi. İmamoğlu, çocuklarla birlikte açtıkları hattın, 15 gün ücretsiz olacağını duyurdu.
AYAZMA DERESİ YAŞAM VADİSİ’Nİ HİZMETE AÇTI
İmamoğlu, metro hattı töreni öncesinde de Sancaktepe Mevlana Mahallesi’nin çehresini değiştiren İSKİ Ayazma Deresi Yaşam Vadisi’ni hizmete açtı. İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, vadiyle ilgili İmamoğlu’yla paylaşarak, yatırım maliyetinin 455 milyon lirayı bulduğunu aktardı. Yaşam vadisini çocuklarıyla birlikte kullanan vatandaşlar, İmamoğlu’na yoğun ilgi gösterdi. Açılışta, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ve Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç da İmamoğlu’na eşlik etti.
]]>Sancaktepe’deki Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı 1. Etap Açılışı ve halk buluşması programına katılan Özel, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de her tartışmanın su kaldırdığını ama altın ile metro hesabının şaşmadığını söyledi.
İstanbul’un 5 yıl önce bir karar verdiğine değinen Özel, “İBB’yi ilk alacağımız anlaşıldığında, panik halinde yollara döküldüler. Dediler ki ‘Eğer CHP kazanırsa, İSPARK’ı filanca terör örgütüne verir.’ Ama o günden bugüne hem İSPARK’ta hem bütün iştiraklerimizde ne kimsenin ekmeğine dokunduk ne ayrımcılık yaptık. Liyakate göre, gencecik insanları hangi siyasi görüşten olursa olsun, neye inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsin ayırmadan, İstanbullu olmanın, bu memleketin bir evladı olmanın dışında hiç başka bir kritere bakmadan, Ekrem Başkan aldı, çalıştırdı ve büyük İstanbul hikayesini bu yüce gönüllülüğüyle, bu sevgisiyle başardı.” diye konuştu.
İBB’de 5 yıl önce kreş olmadığını dile getiren Özel, “Ekrem Başkan, İstanbul’da tam 100 tane ve Türkiye’de CHP’li belediyeler 300 tane kreş yaparak kazandırdılar. Şimdi anneler, güvenerek çocuklarını bırakacakları kreşlere sahipler.” dedi.
İstanbul’da yurt sorunu olduğuna dikkati çeken Özel, “Ekrem Başkan, İstanbul’da 14 tane, CHP’li belediyeler Türkiye’de 61 tane yurt yaptılar. Yurt yapmaya da kreş yapmaya da annelere de evlatlarına da sahip çıkmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Yerel seçime 15 gün kaldığını, “Büyük bir zafer, büyük bir başarıya doğru adım adım gidiyoruz. Meydanlar dolu, heyecanlı, meydanlar sabırsız.” sözleriyle hatırlatan Özel, ittifaklarla ilgili de şunları dile getirdi:
“Geçen seçimlerde bizim İstanbul’da ve Türkiye’de ittifaklarımız vardı. Sürsün istedik ama saygı duyduğumuz gerekçeleriyle ittifakın dışında kaldılar. İttifakın dışında yöneticiler kalabilir. Ancak geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi ne sadece Millet İttifakı’ydı. Emin olun, İstanbul ittifakıydı. İstanbul ittifakında Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var, Çerkez’i var, göçmeni var. Bütün demokratlar var. Biz, İstanbul ittifakına inanıyoruz. İstanbul ittifakına güveniyoruz. İstanbul ittifakının mimarı, İstanbul ittifakının evladı, İstanbul’un 5 beş yılında emeği olan, gözünü asla ve asla kıymıktan sakınmayan, sizin için çalışan bir evladımız var. Türkiye’nin umudu, İstanbul’un gururu Ekrem İmamoğlu var. Ona güveniyoruz. Size inanıyoruz. Ekrem Başkan’ı ve İstanbul’u size emanet ediyorum.”
Metro hattı, 15 gün ücretsiz olacak
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise metro hattı sürecinde, finansman ve yönetim becerileri ile iş ahlakları sayesinde bu süreci zor koşullar altında yönettiklerini söyledi.
Büyük emek verdiklerini ifade eden İmamoğlu, “Ama bizim işimizde ne var biliyor musunuz? Gayret ve adalet var. Onun için bereket var, bereket.” dedi.
Metro Meclis istasyonuna bir kreş de açtıklarını anlatan İmamoğlu, Sarıgazi istasyonunda da Kent Lokantası açacaklarını kaydetti.
31 Mart Yerel Seçimlerinde CHP’nin Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin’e ve kendisine destek isteyen İmamoğlu, metro hattının 15 gün ücretsiz olacağını duyurdu.
Mitingde bazı kişiler, “Ekrem ve Alper Başkanla Özgürce Yaşam Gelecek LGBT” yazılı pankart açtı.
Metro açılışıyla beraber Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının ilk etabı olan 6,5 kilometrelik Meclis, Sarıgazi, Sancaktepe ve Samandıra Merkez istasyonları hizmet vermeye başladı.
]]>Çekmeköy- Sancaktepe-Sultanbeyli Metro hattının 6,5 kilometrelik ilk etap hattının açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğindeki anormal artışa tepki gösterdi. “Beşli çeteye para bulan, saray müteahhidine para bulan, yazlık saraya, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para bulan, emekliye para bulmayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta oy var mı?” diye soran Özel, “Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçince örtülü ödeneği Cumhurbaşkanlığına bağladılar. Geçen ay harcanan ödenek 218 milyon TL, bu ay harcanan örgülü ödemek 2 milyar TL. Seçim gelirken faturası olmadan, hesabı olmadan nereye harcandığı bilinmeyen 2 milyar TL harcamış Cumhurbaşkanı. Size yüzde 33 zam verenler bir ayda harcamaları 7 katına, sadece bir yılda kendi örtülü ödeneklerine yüzde 238 zam yapıyorlar. Yani sizin paranızla sizin iradenizi çalmaya çalışıyorlar” dedi. Hat 15 gün süreyle ücretsiz hizmet verecek.
AKP döneminde durdurulan ve 2019’de yeni yönetim tarafından başlatılan Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı’nın 6,5 km’lik Çekmeköy-Samandıra arasındaki ilk etabı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP’nin Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Alper Yeğin, Çekmeköy Belediye Başkan Adayı Orhan Çerkes ve Sultanbeyli Belediye Başkan Adayı Ayhan Koç’un katılımıyla açıldı. Açılış, yoğun vatandaş katılımıyla mitinge dönüştü. Hat, 15 gün boyunca ücretsiz olarak hizmet verecek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel açılış konuşmasında şunları söyledi:
“BİR BÜYÜK ŞEHRE HİZMET TARTIŞILIYORSA ORDA NE KADAR METRO YAPTIĞININ HESABI ŞAŞMAZ: Türkiye’de her tartışma su kaldırır. Ama iki hesap şaşmaz. Bunlardan bir tanesi altın hesabı, şaşmaz. Bir büyük şehre hizmet tartışılıyorsa orada da ne kadar metro yaptığının hesabı şaşmaz. Birileri İstanbul’a hayran olduklarını, hizmetkar olduklarını hizmet etmeye geldiklerini söyleyip görevlerinden sonra ‘biz bu kente ihanet ettik, bunda benim de suçum var’ demişken, o birilerinin 25 yılda İstanbul’a yaptıklarının neredeyse, o kadarından fazlasını 5 yılda İstanbul’a yapan Ekrem Başkanımızla ne kadar övünsek azdır. Onun İstanbul’da yaptığı 65 kilometre metroyu, böyle bir koridorda adımlayarak, kilometreyle adımı birbirine karıştırarak küçük göstermeye çalışanlar şuraya baksın. Kimse senin adımına bakmaz. Gerçek rakamlara bakar, görür ve hakkı teslim eder. Bak senin adımın o kadar Sancaktepe’ye bak, coşku ne kadar.
10TANE AKP’Lİ TRABZONLU, TRABZON’A HAFİF RAYLI SİSTEM YAPAMAMIŞ, BİR TANE CHP’Lİ TRABZONLU, İSTANBUL’A 10 TANE METRO YAPTI: Ekrem başkanın memleketi Trabzon. Orada sivil toplum örgütleriyle görüşmeye gitmiştim. Yakınıyorlar diyorlar ki Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapamadılar gitti. Dedim ki ben sorayım siz söyleyin. Trabzon’da, Ekrem Başkan İstanbul’da görevdeyken AK Parti’nin kaç milletvekili var? ‘Dediler dört.’ Dedim kaç tane Trabzonlu bakan? ‘Dediler dört.’ Etti sekiz. Merkez ilçe Ortahisar kimde? AK Parti’de. Etti dokuz. Büyükşehir kimde? AK Parti’de. ‘Etti 10.’ Dedim ki 10 tane AK Partili Trabzonlu, Trabzon’a bir tane hafifi raylı sistem yapamamış bir tane CHP’li Trabzonlu, İstanbul’a 10 tane metro yaptı. Aradaki fark bu, mesele işi bilmek. Mesele işi bilenleri işin başına getirmek. Mesele hem sevgi, hem gayret, hem emek hem liyakat. İşte muhteşem bir ekip var. O muhteşem ekibin içinden birisi geçmişte İSTAÇ’ta ve METRO AŞ’de Ekrem Bey’in ekibinde olan çalışkan, çok iyi bir yöneticiyi bu sefer buraya aday yaptık. Alper Yiğit başkan, o ekibin içindendir. Alper başkanımızı, onu seviyor musunuz? Ona güveniyor musunuz? Henüz 40 yaşında, İstanbul’da yepyeni bir hikayemiz var. Ondan genç yedi daha belediye başkan adayımız var. 31 yaşında belediye başkan adayımız var. Ortak özellikleri. Bir; iyi eğitimliler. İki; geçmişleri başarı hikayesiyle dolu. Üç; sütte leke var, onlarda leke yok. Ve dört; hizmet etmeye, çalışmaya geliyorlar. Sizinle birlikte başarmaya geliyorlar.
BİR SIR VERECEĞİM. İSTANBUL’DA ŞUANDA 14 BELEDİYEMİZ VAR. ÜZERİNE 14 TANE DAHA KOYMAK ÜZEREYİZ: Bir sır vereceğim, İstanbul’da şu anda 14 belediyemiz var. Üzerine 14 tane daha koymak üzereyiz. Ama hani 14’ü 15 yaparken ilk kim geliyor dersen Alper başkan geliyor. Ona sahip çıkın, bu önümüzdeki iki hafta onun kadar çok çalışın, yüzünüzü güldürecek, hepimizin göğsünü kabartacak. Ona inanıyoruz, ona güveniyoruz. Bundan beş yıl önce İstanbul bir karar verdi. Sancaktepe bir karar verdi. Sancaktepe’de, İstanbul’da büyükşehirle ilgili verdiği oyların karşılığını teker teker aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilk alacağımız anlaşıldığında panik halinde yollara döküldüler. Geldiler dediler ki eğer CHP kazanırsa İSPARK’ı filanca terör örgütüne verir dediler. Ama o günden bugüne hem İSPARK’ta hem bütün iştiraklerimizde ne kimsenin ekmeğine dokunduk, ne ayrımcılık yaptık. Liyakate göre gencecik insanları her görüşten, hangi siyasi görüşten olursa olsun neye inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsin ayırmadan İstanbullu olmanın, bu memleketin bir evladı olmanın dışında hiç başka bir kritere bakmadan Ekrem Başkan aldı çalıştırdı ve büyük İstanbul hikayesini, bu yüce gönüllülüğüyle, bu sevgisiyle başardı. Hep birlikte rakamları görüyoruz, ne kadar övünsek az. Bakın beş yıl önce İstanbul Belediyesi’nde kreş yoktu çünkü onların kadın diye bir derdi yoktu. Kadın evde oturacak, çocuk bakacak, hasta bakacak, engellisine bakacak ve yeni ev olacaktır. Oysa biz kadının Sosyal hayata katılmasını, kadının çalışma hayatına katılmasını istiyorduk. Ekrem Başkan, İstanbul’da tam 100 tane, ve Türkiye, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler 300 tane kreş yaparak kazandırdılar. Şimdi anneler güvenerek çocuklarını bırakacakları kreşlere sahipler.
SİZE ATANAMAYAN ÖĞRETMEN DİYORLAR. ATANAMAYAN ÖĞRETMEN TAYYİP ERDOĞAN’IN SAHİP ÇIKMADIĞI ÖĞRETMEN, TAYYİP ERDOĞAN’IN MÜLAKATLA ELEDİĞİ ÖĞRETMEN: Yine Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a öğrenciler geliyor. Barınma sorunu var. Türkiye’de yüzde 24 öğrenciye yurt verilebiliyor. İstanbul’da rakam çok daha aşağılarda, yüzde 10’larda. Yani devlet öğrenciyi buraya yolluyor ama barınma sorununu çözmüyor. Biz geldiğimizde Ekrem Başkan’a siz yetkiyi verdiğinizde İstanbul’da öğrenci yurdu yoktu.Niye? Öğrenciler yurt bulamayacaklar, onlara yurt veren birilerine gidecekler. Birtakım cemaatlerin, birtakım tarikatların yurduna gidecekler. Oysa bu evlatlar hepimizin evlatları, Ekrem Başkan İstanbul’da 14 tane CHP’li belediyeler Türkiye’de 61 tane yurt yaptılar. Yurt yapmaya da kreş yapmaya da annelere de evlatlarına da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Tabii İstanbul’un derdi var ama burada öğretmenlerin dertleri var. Diyorlar ki biz devletin sözüne inanmayacak mıyız? Geçen seçimlerden önce çıktılar mülakatı kaldıracağız dediler. Şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. Biraz önce söyledim biz ayrım yapmazken, biz insan ayırmazken onlar mülakat yaparak, kendilerini ama AK Parti’ye oy vermek yetmez, hatta üye olmak yetmez. Torpilli AK Partilileri mülakatta alıyorlar, vatandaşın çocuklarını eliyorlar. Öğretmenlere mülakatsız atama istiyoruz. Ayrıca bugün öğretmen okullarının kuruluşunun üzerinden neredeyse 180 yıl geçti. Bugün Türkiye’de ilk öğretmen okulunun kuruluşunun yıldönümü. Bir öğretmen çocuğu olarak annesi, babası öğretmen, 10 yaşında yatılı okula yollanmış, öğretmenlerin elinde devlet ekmeğiyle büyümüş bir kardeşimiz olarak. Buradan bütün öğretmenleri selamlıyorum. Emekli öğretmenlerin ellerinden öpüyorum. Çalışan öğretmenleri selamlıyorum. Göreve atanmamış öğretmenlere diyoruz ki. Bunlar size sahip çıkmayacaklar. Size atanamayan öğretmen diyorlar. Öğretmenin ne günahı vardı atanamamış? Atanmayan öğretmen, Tayyip Erdoğan’ın sahip çıkmadığı öğretmen. Tayyip Erdoğan’ın mülakatla elediği öğretmen, ayrımcılık yaptı öğretmen var. O yüzden biz mülakatsız öğretmen tayinlerini ve atanmayan öğretmenin kalmadığı, okulsuz köy okulunun kalmadığı, öğretmenin öğrenciden, öğrencinin, öğretmenden uzak kalmadığı bir Türkiye için hep beraber çalışacağız hep beraber başaracağız.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN GELDİĞİ, AKP’NİN GELDİĞİ SEÇİM SANDIĞI SİZİN CEBİNİZDEN AYLIK BEŞ BUÇUK ÇEYREK ALTIN ALDI: Bugün bir metro açılışı yapmak için geldik. Ancak İstanbul’da bir yeni açılışın beş yıllık emeğin bir karşılığını almanın ve her geçen gün yarınlara biraz daha güvenle bakmanın adım adım daha iyiye giden bir sürecin içindeyiz. Sizden bir tek isteğim var. 15 gün kaldı. Büyük bir zafer, büyük bir başarıya doğru adım adım gidiyoruz. Meydanlar heyecanlı, meydanlar sabırsız. Bu ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor, büyük sorunlar yaşanıyor. Bilhassa emeklilerimizin sorunlarını aylardır dile getiriyorum. Meydandaki emekliler bir el kaldırabilir mi? Başkanım Türkiye’de durum hep böyle. Peki en düşük emekli maaşı alanlar kaldırsın. Kaç para? Türkiye’nin en büyük korosu 10 bin lira. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı tam sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugünkü gidin kuyumcuya on bin lira, iki buçuk çeyrek altın alabiliyor. Bugün bir emekli cebindeki bir çeyrek altını düşürse döner gider, arar durur. Bugün emeklinin primin değil bütün emeklilerin cebinden öyle bir çeyrek altın değil beş buçuk çeyrek altın, bir sefer değil her ay kaybolmaktadır. Ey emekliler, değerli büyüklerim beş buçuk çeyrek altını düşürdüğünüzü, kaybettiğiniz yerde arayın. Bir altın kaybedilse geçtiğiniz yolda ararsınız. Siz sekiz çeyrek altınlık emekli maaşı alıyorken bu iki buçuğa indiyse bunu siz bir seçim kazandığında kaybettiniz. Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geldiği seçim sandığı sizin cebinizden aylık beş buçuk çeyrek altına aldı. Kaybedilen şey, yitirildiği yerde aranır. O zaman madem sandıkta kaybettik, hakkımızı sandıkta arayacağız.
NASILIL MÜLAKATTA YALAN ATTIYSA, NASIL HER KONUDA VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADIYSA EMEKLİYİ KANDIRACAK. BUGÜNE KADAR EMEKLİYE SAHİP ÇIKMAYANA SANDIKTA OY YOK: Emekliler 2018’den beri bin lira, iki bayramda ikramiye alıyorlar. Biz itiraz ettik biz bir asgari ücret söz vermiştik. Biz de yapacağız dediler. Üç yıl yapmayıp 2018’de bin lira yaptılar. O beğenmediğimiz bin lira 24 kilo kıyma alıyordu. 2021’de iki bin oldu, bu sene üç bin lira yaptılar. Bakın ilk emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma. Bugün üç bin lira sadece 6 kilo kıyma alıyor. Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur ardından bayram sofrası var. Her emeklinin sofrasından, dolabından, mutfağından ve bayram sofrasından, her emeklinin ailesinin evladının torununun kursağından tam 18 kilo kıymayı aldı bunlar altı yılda. Bundan sonra emekliler, herkese para bulup emekliye para bulamayan Recep Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta seslerini duyuracaklar. Tam bir aydır, yedi bölgede gittiğin bütün şehirlerde günde en az dört kez, beş kez emeklinin çilesini anlatıyorum. Nihayet bir ay önce kanun teklifi verdik. Emekli kart çıkaralım, doğalgazda, suda, elektrikte, telefonda, emekliye yüzde 40 indirim tanımlayalım. Emeklinin alması gereken yedi bin lirayı hesaplarına yatıralım dedik, bugüne kadar sustular. Ne zaman gördüler ki 31 Mart’ta pabuç pahalı, dün akşam emekli kart çıkarabilirim diyor. Sakın ha! Geçen sefer gibi seçim sonrası yalanlara kimse kanmasın. Nasıl mülakatta yalan attıysa, nasıl her konuda verdiği sözü tutmadıysa emekliyi kandıracak. Bugüne kadar emekliye sahip çıkmayana sandıkta oy yok. Beşli çeteye para bulan, saray müteahhidine para bulan, yazlık saraya, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para bulan emekliye para bulmayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta oy var mı? İşte emeklinin sesi bu emeklinin sesini duymayanın sonu hüsrandır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizin sesiniz olmaya, sizin sesinizi duyurmaya, emeklinin, emekçinin, esnafın ve köylünün sesini duyurmaya sizin için çalışmaya devam edeceğiz.
SİZİN PARANIZLA SİZİN İRADENİZİ ÇALMAYA ÇALIŞIYORLAR: Son bir haber vereyim. Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçince örtülü ödeneği Cumhurbaşkanlığına bağladılar. Geçen ay harcanan ödenek 218 milyon TL, bu ay harcanan örtülü ödenek iki milyar TL. Seçim gelirken faturası olmadan hesabı olmadan nereye harcandığı bilinmeyen iki milyar TL harcamış Cumhurbaşkanı. Size yüzde 33 zam verenler bir ayda harcamaları yedi katına, sadece bir yılda kendi örtülü ödeneklerine yüzde 238 zam yapıyorlar. Yani sizin paranızla sizin iradenizi çalmaya çalışıyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimseyi emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi, esnafı ezdirmeyeceğiz. Size tepeden bakanlara, sizi bir karınca gibi görüp ezmeye kalkışanlara diyoruz ki karıncanın kardeşi var o da Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Son sözüm şudur. Geçen seçimlerde biz İstanbul’da ve Türkiye’de ittifaklarımız vardı. Şüphesiz Millet İttifakı önemliydi sürsün istedik. Ama kendilerinin, bizim saygı duyduğumuz gerekçeleriyle ittifakın dışında kaldılar. Ancak ittifak dışında yöneticiler kalabilir. Ancak geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi, ne sadece Millet İttifakıydı, emin olun İstanbul ittifakıydı. Yalandan sıkılmış, talandan sıkılmış, israftan bıkmış, israf yerine hizmet isteyen, azarlanmak yerine güler yüz isteyen, İstanbul’un tepesinde helikopterle uçup Katarlılara, Arap şeyhlerine arsa verenler yerine İstanbul için gece gündüz koşturanlara İstanbullular görevi verdi. Şimdi o ittifaktakiler değişmedi. O ittifaktaki sosyal demokratlar duruyor, duruyor mu? O ittifaktaki milliyetçi demokratlar var. Yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlar var, iyi insanlar var. Onlar duruyor mu? Muhafazakar demokratlar var, haramdan ve yalandan korkan bu olanlara inanamayan muhafazakar demokratlar var. İstanbul ittifakında Türkü var, Kürdü var, Lazı var, Çerkezi var, göçmeni var, bütün demokratlar var. İstanbul ittifakına inanıyoruz, İstanbul ittifakına güveniyoruz. Biz İstanbul ittifakının mimarı İstanbul ittifakının evladı, İstanbul’un geçmiş beş yılında emeği olan hepinizin gözünün önünde alnının teri olan, gözünü asla ve asla kıymıktan sakınmayan, sizin için çalışan bir evladımız var. Türkiye’nin umudu, İstanbul’un gururu, Ekrem İmamoğlu var. O, o bu sevgiyi hak ediyor. İstanbul’u Ekrem İmamoğlu’nu hak ediyor. Ona güveniyoruz. Ekrem Başkanı ve İstanbul’u size emanet ediyorum. Sağ olun, var olun”
]]>Bakan Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilecek Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi Tanıtım Töreni’nde, uzun yıllar İstanbul’un ve Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olan Atatürk Havalimanı’nda tarihi bir ana hep birlikte şahitlik ettiklerini kaydetti.
Atatürk Havalimanı’nın şimdi de İstanbul’u dünya çapında girişimcilik ve inovasyon merkezi haline getirecek mükemmel bir projeye ev sahipliği yapacağını dile getiren Kacır, “Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik alanındaki en iddialı projesi Terminal İstanbul’un girişimcilerimiz, yatırımcılarımız, gençlerimiz, üniversitelerimiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Teknolojideki hızlı gelişimin ve dijital dönüşümün baş döndürücü etkisiyle girişimcilik ekosisteminin dünyada değişime öncülük ettiğine dikkati çeken Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda teknoloji girişimciliğinin ekonomide hep birlikte yazılacak yeni başarı hikayesinde ana aktör olduğuna inandıklarını söyledi.
“İşte Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur”
Son 22 yılda hep birlikte sıfırdan inşa edilen teknoloji girişimciliği ekosisteminin, gelecek adına umut kaynağı olduğunu vurgulayan Kacır, şöyle devam etti:
“Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-GE ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Daha önce uygulaması olmayan AR-GE ve tasarım merkezlerimizin sayısı bin 600’ü aştı. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık. 60’tan fazla hızlandırıcı ve 80’den fazla kuluçka merkezi ile tohum aşamasındaki girişimlerin serpilmesi için uygun bir iklim oluşturduk. 2018’den bu yana paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandırdık, binlerce teknoloji girişimin doğmasına şahitlik ettik.
İşte Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur. Sadece ağzında altın kaşıkla doğanların değil, toplumun tüm kesimlerinin teknoloji geliştirme ve dünyayı değiştirme iddiası taşıyabilmesi, girişimciler için doğuştan sahip olunan varlık ve imkanlardan daha çok; alın teriyle, akıl teriyle elde edilen kazanımların hızlandırıcı olabilmesi Türkiye’nin teknoparklarıyla, AR-GE merkezleriyle, TEKNOFEST’lerle dünyaya sunduğu girişimcilik modelinin özüdür.”
“Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi bir çekim merkezine dönüşüyor”
Kurdukları ekosistem ve altyapı sayesinde salgından bu yana teknoloji girişimciliğinin Türkiye’de altın çağını yaşadığını dile getiren Kacır, 2019’a kadar henüz unicornu olmayan bir ülke iken, bugün Türkiye’nin 6’sına bakanlık olarak destek verdikleri “milyar dolar değeri” aşan 7 unicorn, yani 7 Turcorn’a sahip olduğunu anımsattı.
Geçen yıl tüm dünyada girişimlere yatırımların son beş yılın en düşük düzeyinde seyrederken Türkiye’de halen salgın öncesindekinin birkaç katı büyüklükte yatırım gerçekleştiğini anlatan Kacır, “Önceki 10 yılda 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimleri, son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım aldı. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi, bölgesel ve küresel düzeyde bir çekim merkezine dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.
“Şimdi, İstanbul için dünyaya söylenecek yeni sözler, dünyayla paylaşılacak yeni ve parlak fikirler var”
Bakan Kacır, İstanbul’un bir dünya şehri ve markası olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“7 Turcorn’umuzun da İstanbul’da doğmuş olması elbette bir tesadüf değil. Şimdi, İstanbul için yeni çağda yeni bir hedef, yeni bir ufuk var. Şimdi, İstanbul için dünyaya söylenecek yeni sözler, dünyayla paylaşılacak yeni ve parlak fikirler var. Hedefimiz 2030 yılına dek İstanbul’u girişimcilikte dünyanın ilk 20 merkezinden biri haline getirmek. Hedefimiz 2030’a dek 100 Turcorn’un, 100 bin teknoloji girişiminin bu ülkeden doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek potansiyelimiz olduğunu biliyoruz. Bu hedefler doğrultusunda Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezini hayata geçiriyoruz.”
Buranın Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacağını belirten Kacır, “Nuri Demirağ’ın gök şenliklerinin hatıralarını, ‘tam bağımsız Türkiye’nin festivali TEKNOFEST’lerin izlerini taşıyan bu adresi; girişimcilere ev sahipliği yapan bir teknoloji üssüne dönüştürüyoruz. Yeni girişimcilerin yetişeceği bir girişimci fabrikası inşa edeceğiz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getireceğiz.” dedi.
“Terminal İstanbul’dan sonra burayı görmeyen yatırımcı kalmayacak”
Terminal İstanbul hakkında bilgi veren Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“Merkez bünyesinde, yaklaşık 210 bin metrekare alanda binlerce teknoloji firması ve girişimine hizmet edecek, her yıl onlarca etkinlik düzenleyecek kapasiteye sahip Türkiye’nin en büyük teknoparkını kuruyoruz. Bu yeni nesil teknoparkta; yenilikçi projelerin gerçekleşmesini sağlayacak; modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programları, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile AR-GE laboratuvarları gibi yapılar bulunacak. Burası, küresel teknoloji şirketleri ve yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak.
Mobiliteden uzay teknolojilerine, savunma sanayiinden finans teknolojilerine, eş zamanlı 34 hızlandırma programında Terminal İstanbul paydaş kurumları girişimcilerimizle birlikte olacak.”
Burayı ziyaret eden bir küresel yatırımcının, ilgi duyduğu yatırım başlıklarında yüzlerce girişimle buluşma şansına sahip olacağını anlatan Kacır, “Teknoparklarımız burada iş birlikleriyle ortak hızlandırma programları başlatacak, girişimcilerimiz aynı kulvarda oldukları yüzlerce girişimle deneyimlerini paylaşacak. Nasıl ki tarih boyunca İstanbul’a adım atmayan bir seyyah, bir yolcu pek kalmamışsa, Terminal İstanbul’dan sonra burayı görmeyen, burayı ziyaret etmeyen bir yatırımcı da kalmayacak.” diye konuştu.
Yılda 1 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak Terminal İstanbul’da girişimciliğin sadece iş dünyasıyla değil aynı zamanda toplumla bağını güçlendirecek çalışmalar da yürüteceklerini kaydeden Kacır, özellikle gençlerin gelişimine katkı sağlayacak Deneyap teknoloji atölyeleri, bilim merkezleri, yazılım okulları ve çocuk üniversitesinin bu merkezde yer alacağını söyledi.
TEKNOFEST takımlarının da burada kuracak atölyelerden, geliştirme altyapılarından ve terminal içinde ve apronda bulunacak test alanlarından yıl boyunca yararlanacağını aktaran Kacır, hemen yakınında yer alan Millet Bahçesi’yle bu merkezin, İstanbul’da yeni bir yaşam alanı olarak, bilim ve toplumun buluşma adresi olacağını ifade etti.
“Umuyorum ki İstanbul bu yeni vizyona sahip çıkacaktır”
Bugün atılan bu ilk adımda, bu heyecana ortak olan çok sayıda paydaş olduğuna dikkati çeken Bakan Kacır, şunları söyledi:
“Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin temsilcileri, rektörlerimiz, teknopark yöneticilerimiz, iş insanlarımız, gençlerimiz, her birisinin isimlerini tek tek sayamadığım muhteşem başarılara imza atan girişimcilerimiz, yatırımcılarımız. Muazzam bir takımla yola çıkıyoruz. Burası adeta şampiyonlar ligi. Ortak bir hayali gerçeğe dönüştürme iradesini bizimle paylaşan, bu yolculukta bizimle birlikte olan, Türkiye’nin ve İstanbul’un geleceğine inanan tüm paydaşlarımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.”
“Umuyorum ki İstanbul bu yeni vizyona sahip çıkacaktır.” diyen Kacır, şöyle konuştu:
“Kıymetli Murat Kurum ve Abdulkadir Uraloğlu bakanlarımızın paylaştığı İstanbul’u geleceğe taşıyacak projeleri, İstanbul’un her ilçesine, her mahallesine taşınacak dev bir ekosistemin ve dijital İstanbul vizyonunun müjdelerini dinledik. Terminal İstanbul bu projeleri taçlandıran bir merkez olacaktır. Terminal İstanbul, bu şehrin liderlik ruhunu yeniden canlandıracaktır. İstanbul, medeniyetimizin soluğunu, rüzgarını yeniden dünyayla buluşturacaktır. Hep birlikte el ele vereceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, Kimseyi ayırmadan, İstanbul için, Türkiye için alın teri döken, akıl teri döken herkesle birlikte olacağız. Ortak akılla hareket edecek, bu projeyi birlikte gerçekleştireceğiz. Bir kez daha tüm paydaşlarımıza, bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
]]>TACETTİN DURMUŞ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından ‘Kardeş Belediyecilik Projesi’ kapsamında Kars’ın Susuz ilçesine yapılan canlı hayvan pazarı halaylar eşliğinde açıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından ‘Kardeş Belediyecilik Projesi’ kapsamında Kars’ın CHP’li Susuz İlçe Belediyesi tarafından yapılan canlı hayvan pazarının açılışı yapıldı. Açılışa, İstanbul Halk Ekmek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Özgen Nama, CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Ardahan Damal Belediye Başkanı Ayhan Büyükkaya, eski CHP Kars İl Başkanı Taner Toraman, Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Eren Alp ve vatandaşlar katıldı.
“HAYVAN İTHALATINDA VE TARIMDA DA İRİLİ UFAKLI BEŞLİ ÇETELER VAR”
İstanbul Halk Ekmek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Özgen Nama, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Burası zor bir coğrafya, kışı ayrı bir zor yazı ayrı bir zor. En önemlisi de kaynakların çok kısıtlı, yaşamın çok zor olduğu bir yöredir. Hayvancılık bu bölge için en az eğitim kadar, en az ekmek kadar önemlidir. Zaten ekmeğimiz hayvancılıktan geliyor ve hayvancılık bu yöre insanının yaşamın önemli bir parçasıdır. Bizim için bu kutsal geçim kaynağımızdır. Bizi hayatın her alanına hazırlayan hayvancılık geçim kaynağımızdır. Burada hayvancılığı büyütmek için geliştirmek için inanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden geldiğince tüm çorbaları sarf ediyoruz. İstanbul’un çevre köylerine gübre desteği, yem desteği ve mazot desteği sağlamaya çalışıyoruz. Oradaki çiftçileri kalkındırmaya çalışıyoruz ki belediyenin işi de değil üstelik ama bu ülkede hayvancılıkla adeta belirli tüccarlara teslim edilmiştir. Hep ‘beşli müteahhitlerden’ bahsederiz ya. Sanki betondan, ranttan, imardan, barajlardan olduğu gibi birçok alanlardan, yollardan devlet ihalelerinden sadece beşli müteahhitleri yok. Bugün hayvan ithalatında ve tarımda da ayrı alanlarda da beşli çeteler olduğu gibi irili ufaklı çeteler de var. Maalesef bu ülke tarım ve hayvancılık ülkesi iken dışa bağımlı bir hale getirildi. Bundan 40 yıl önce bu ülkede bir kişiye 2 canlı hayvan düşerken, bugün 4 kişiye bir canlı hayvan düşüyor. Bu sürdürülebilir bir politika değildir. Bu bir çıkmazdır ve dışa bağımlılıktır. Buğdayda, canlı hayvanda dışa bağımlı hale getirilmişiz. Bunları kalkındırmamız ve yaşatmamız için her birimizin üzerine büyük görevler düşüyor. “
“BELEDİYE BAŞKANININ SAĞCISI SOLCUSU OLMAZ”
Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir ise şunları söyledi:
“Bugün burada çok güzel bir günü yaşıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Susuz Belediye Başkanımız Oğuz Yantemur’u kutluyorum. Yerel yönetimler yani belediye başkanlığı statükocuysa, sadece çöp vergisini, su vergisini toplar, İller Bankası’ndan gelen para ile çöpü toplar, toplanmazsa çıkar gider. Böylece belediye başkanlığı yapmış olur ama belediye başkanı mücadeleci ise beldesini, ilini, ilçesini Oğuz Başkan gibi seviyorsa tuttuğunu koparır ve Susuz’a yeni hizmetler getirir. Belediyelerde 5 yıl çok kısa bir süredir. Şimdi bunların devamı olan projeler vardır. Her şeyi 5 yılda yapmak mümkün değildir. Bu nedenle bir belediye başkanı mücadeleci ise o ilin ve ilçenin daha fazla gelişmesi için o belediye başkanlığını devam ettirmek lazım. Belediye başkanlarının sağcısı solcusu olmaz. Bir siyasi partiden gelir mazbatayı aldıktan sonra rozetlerini çıkartır ve hizmete başlarlar. Sadece sağcı yada solcu kalmaz çünkü yok demeden herkesten kaynak alır ve ilini, ilçesini güzelleştirir. Sevgili başkanımız da bunu yaptı ve bu hizmetlerinde devamı için de kendisini tekrar bu seçimlerde de seçmemiz gerekiyor.”
“İLÇELERİMİZİ SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİKLE TAÇLANDIRACAĞIZ”
Susuz Belediye Başkanı Oğuz Yantemur da şöyle konuştu:
“Susuz’da 2019 yılından bu yana bizlere çeşitli destekler veren, tohumları bize gönderen, çiftçimizin yanında olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer’e selam olsun. Bizleri iş makineleri ile destekledi, iki adet minibüs gönderdi bir kere bir adet kar küreme aracı gönderdi. Susuz’da bu hayvan pazarının yanı sıra yolların yapımında, çoban evlerinin yapımında bizlere destek veren, her aradığımızda yanımızda olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Başkan Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na ilçe halkım adına Susuz’dan, Kars’tan, Iğdır’dan ve Ardahan’dan selamlar gönderiyoruz. Çok teşekkür ediyoruz. Yine bu dönemlerde bizi destekleyen ve yanımızda duran, Susuz halkına, ekibime, belediye çalışanlarıma teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta Kars ve Ardahan ile birlikte tüm ilçelerimizi sosyal demokrat belediyecilikle yeniden taçlandıracağız.”
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi Terminal İstanbul’un Tanıtım toplantısında konuştu. Bakan Kacır, Atatürk Havalimanı’nın İstanbul’u dünya çapında girişimcilik ve inovasyon merkezi haline getirecek bir projeye ev sahipliği yapacağını ifade etti.
“Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz”
Teknolojide hızlı bir gelişim olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, Teknolojideki hızlı gelişimin ve dijital dönüşümün baş döndürücü etkisiyle girişimcilik ekosistemi dünyada değişime öncülük ediyor. Yenilikçi fikirler ve teknolojiler öne çıkıyor. İş dünyası, değişen beklentilere uyum sağlamak ve rekabet avantajı elde etmek için yenilikçi girişimlere daha fazla yatırım yapıyor. Bu anlayışla, Ar-Ge teşviklerimizden, teknopark uygulamalarımıza, TUBİTAK desteklerinden KOSGEB programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz” dedi.
Teknoloji girişimciliği ekosisteminde önemli gelişmeler olduğuna dikkat çeken Kacır, “Son 22 yılda sıfırdan inşa ettiğimiz teknoloji girişimciliği ekosistemi gelecek adına umut kaynağımız. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-Ge ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Daha önce olmayan Ar-Ge ve tasarım merkezlerimizin sayısı 600’ü aştı. TUBİTAK Bigg programlarıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık” şeklinde konuştu.
Bakan Kacır, “2019’a kadar henüz Unicorn’u olmayan bir ülke iken bugün 6’sına bakanlık olarak destek verdiğimiz değeri milyar dolarları aşan 7 unicornumuz, bizim deyimimizle 7 Turcorn’umuz var. Önceki 10 yılda toplam 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimleri son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım aldı” dedi.
“Terminal İstanbul Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacak”
Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi’ne ilişkin açıklamalarda bulunan Kacır, “Burası Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacak. Yeni girişimlerin yetişeceği bir girişimci fabrikası inşa ediyoruz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Terminal İstanbul, yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak”
Bakan Kacır sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu yeni nesil teknoparkta; yenilikçi projelerin gerçekleşmesini sağlayacak modern çalışma ofisleri, Kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programları, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile Ar-Ge laboratuvarları gibi yapılar bulunacak. Burası küresel teknoloji şirketleri ve yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak. Terminal İstanbul ile burayı ziyaret etmeyen yatırımcı kalmayacak. Yılda 1 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak dev bir bilim merkeziyle herkesi bilimle buluşturacağız. Teknofest takımları burada kuracağımız atölyelerden, geliştirme altyapılarından ve terminal içinde ve apronda bulunan test alanlarından yıl boyunca yararlanabilecekler. Terminal İstanbul şehrin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına yeni bir soluk getirecek.” – İSTANBUL
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Terminal İstanbul Tanıtım toplantısında konuştu. Terminal İstanbul projesinin İstanbul’u bilişim ve yüksek teknoloji dünyasının önemli bir merkezi haline getireceğini belirten Uraloğlu, “Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, bugün bilgi üretmeyen, ürettiği bilgiyi ürüne dönüştüremeyen ülkelerin gelişmeleri artık mümkün değil. Bunun için dijital toplum olmalı ve dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamalıyız. Dijital toplum, sadece internet erişimine sahip olmayı değil, aynı zamanda dijital becerilere sahip bireylerin ve işletmelerin var olduğu bir toplumu da ifade ediyor” dedi.
Bakan Uraloğlu, dijital okuryazarlığın da bu noktada son derece önemli olduğunu belirterek, İnternet dünyasında karşılaştığı bilgileri güvenilir kaynaklardan teyit ederek, hakikatin ve gerçeğin peşinde, bilinçli bir kullanıcı olmanın her zamankinden daha hayati bir önem arz etmekte olduğunun altını çizdi.
“94 milyon internet abonesine ulaşıldı”
Özellikle Kovid 19 pandemi sürecinde yaşanılan zorluklarda, dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu anımsatan Uraloğlu, “İşe ve okula gitmeden uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Ülkemizin dijital altyapısının gücü sayesinde pandemi sürecini kolayca geride bırakabildik. Ancak süreç herkesin, eşit ve güvenli bir şekilde dijital dünyaya erişim sağlayabilmesi için, daha çok çalışmamız gerektiğini de ortaya koydu. Bu kapsamda da ülkemiz genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve fiber altyapının güçlendirilmesi gibi stratejik adımlarla hizmetlerin daha hızlı ve güvenilir olması adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam; 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık.” açıklamasında bulundu.
“İlk yerli ve milli uydu yakında uzayda”
Fiber altyapı uzunluğunu bu yıl 600 bin kilometreye yükseltmeyi planladıklarını ifade eden Uraloğlu, 2028 yılına kadar da bunu 850 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak yerli, milli ve özgün üretime de büyük önem verdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “Bir yandan 5G ile ilgili çalışmalarda yerli ve milli çerçevede ilerlerken, bir yandan da 6G teknolojisinin hazırlıklarına başladık” dedi.
Uraloğlu, 5G altyapıları için kritik öneme sahip, 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştirdiklerini belirterek, “Akıllı fabrika uygulamaları, özel endüstriyel mobil şebekeler, 5G destekli çevrim içi uzaktan ameliyat gibi, çok sayıda yenilikçi projeye de imza attık. Yerlilik ve millilik anlamında bu yıl atacağımız önemli bir adım da; Türksat 6A’dır. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu da yakında uzayda olacak” şeklinde konuştu.
“1,6 milyar dolar ile ilk 10 ülkeden biriyiz”
Geleceğin ihtiyaçlarını iyi tespit eden ülkelerin, bilişim sektöründe de bir adım öne geçebilmek için akıl almaz bir rekabet içinde bulunduğunu ifade eden Uraloğlu, “Ayrıca devir artık sadece rakiplerinle değil kendinizle de rekabet etme devri. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü öyle büyük bir hızla büyüyor ki; bu sektörün 2026 yılında 5,6 trilyon dolar küresel büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Daha çok girişimci çeken, yenilikçi fikirleri elinde tutan, yarının kazananı olacak” dedi.
Bu noktada Avrupa girişimcilik ekosistemi istatistiklerine bakıldığında Türkiye’nin 1.6 milyar ile Avrupa ülkeleri arasında ilk 10 ülkeden biri olduğun belirten Uraloğlu, “Batı dünyasına olan yakınlığımız ve genç nüfusumuzla, Ülkemizin bölgede en büyük üretim ve yatırım merkezi olması hiç de zor değil. Gelişmiş ülkelerle her konuda rekabete girebilmek, bu ülkelerle dünya pazarlarında yarışabilmek için, kamu ve özel sektör şirketlerimizin büyümesi ve dünya pazarlarına daha fazla nüfuz etmeleri gerekir. Bunu gerçekleştirmek için de sadece devletin değil, herkesin bilişime yatırım yapması gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojilerinin konuşulduğu zamanlarda Terminal İstanbul projesinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, “Bu noktada İstanbul’u dünya çapında bir inovasyon merkezine dönüştürecek ortamı oluşturmak ve iş birliği platformu sağlamak üzere girişimcilik alanındaki eşsiz projelerden biri olan Terminal İstanbul projesiyle, uzun yıllar Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olarak hizmet veren Atatürk Havalimanı; milyonlarca yolcunun bağlantı noktasıyken artık binlerce girişime ev sahipliği yapan bir çekim merkezi olacak. Dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden birine dönüşecek” dedi.
Terminal İstanbul; fiziki şartları, merkezi konumu, hava ulaşımı dahil her türlü ulaşım rahatlığı, Türkiye’nin en büyük Millet Bahçesinin hemen yanında olması gibi eşsiz avantajlarıyla tüm İstanbul’a hizmet vereceğini vurgulayan Uraloğlu, Toplumda bilim kültürü, teknoloji farkındalığı ve bilim yetkinliğinin gelişeceğini kaydetti.
Uraloğlu, ” Özellikle teknoloji tutkunlarını bir araya getiren TEKNOFEST’e de ev sahipliği yapan İstanbul Atatürk Havalimanımız artık; ülkemizin en büyük teknoparkı olarak dijital dönüşüm ve teknoloji gelişiminde ülkemizin amiral gemisi olacak. İstanbul’un dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri olmasını sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.
Terminal İstanbul sayesinde yerli üretim ile yüksek teknoloji üreten çok daha fazla küresel markalar çıkacağını belirten Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye Yüzyılı; Dijitalin, başarının ve bilimin yüzyılı olacaktır. Bu düşüncelerle Terminal İstanbul projesini hayata geçiren Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı, kıymetli ekibini ve diğer tüm paydaşlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Gençlerimize, girişimcilerimizi, ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun.” – İSTANBUL
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Yeşil Fatih projeleri tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda Bakan Özhaseki’ye, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş eşlik etti.
“Büyük projemiz İstanbul depremine hazırlanmak”
İstanbul depremi için beklenen tehlike karşısında da hep birlikte çabaladıklarını belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Herhalde İstanbul’un kalbindeyiz. İstanbul’daki tarihi tescilli eserlerimizin yarısı Fatih’te olsa gerek. Fatih Sultan Mehmet Han’ında en önemli mirasının bulunduğu yerde bu güzel hizmetleri yapmakta her kula nasip olmaz. Allah Başkanımızdan razı olsun. Başka bir büyük projemiz, başta İstanbul olmak üzere depreme hazırlanmak. Orta vadeli bütçe çok büyük bir bedel koydurdu. Dört yüz seksen beş milyar lira civarındadır dedi. Yerinde evini yapmak isteyen, yenilemek isteyen, imar planına uygun şekilde sağlamlaştırmak isteyen herkese destek. Bir taraftan rezerv alanlar belirledik. Seçimden sonra inşallah getireceğiz. Binlerce ev yapacağız. En eski alandaki evleri oraya taşımaya gayret edeceğiz ki Allah korusun İstanbul’umuzda bir deprem olursa bunun altından kimse de kalkamaz. Öyle bir tehlikeden korkuyoruz. Türkiye bir deprem ülkesi. Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçek bilgilerin her güzelin bir kusuru olurmuş. Cennet gibi bir vatanda yaşıyoruz. Ama bu ülkenin de kusuru bu. Yerin altında hala şu anda kırılmak olacak veya kırılmayı bekleyen beş yüze yakın fay hattı var. Nerede, hangi tarihte, hangi şiddette, nasıl kırılır? Bunu bilim adamları hala çözemediler. Ancak tahminlerini söylüyorlar. Şuraya kadar geldi. Burada süre doldu. Bu kırılmak üzere. Şurada da kırılabilir Burada da kırılabilir gibi ifadeleri oluyor. Biz de bunları bilerek, onların söylediklerinden, bilimin gerçekliğinden istifade ederek yolumuza devam ediyoruz ve İstanbul’umuz için bekleyen tehlike karşısında da hep birlikte çabalıyoruz” şeklinde konuştu.
“Sıfır atık projemiz var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği sıfır atık projelerinin olduğundan bahseden Bakan Özhaseki, “Son dönemlerde dünyayı meşgul eden en önemli meselelerden birisi de iklim değişikliği. Bilim adamları diyorlar ki dünya ısısı bir nokta bir derece arttı. Çok tükettiğimiz gibi aynı zamanda çok da kirletmeye başladık. Dengeleri bozmaya başladık. Cenab-ı Hak bu dünyada ne bir şey eksik ne fazla yarattı. Bir denge üzerine yaratmış. Bir dengeyi bozdukça ve yaşadığımız bu ortamı kirlettikçe felaketler karşımıza tek tek gelmeye başlıyor. Geçtiğimiz yıllarda düşünün şimdi denizlerde müsilaj boşuna mı oluyor? Heyelanlar, kuraklık, orman yangınları, felaketler üst üste geliyor. Onun içindir ki bizim müthiş bir mücadele içerisinde bizim bu isim değişikliğine karşı, küresel ısınmaya karşı da mücadele etmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Hanım’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği sıfır atık gibi de bir projemiz var. Bakın sıfır atık sadece Türkiye’nin bir bulduğu marka değil. Tüm dünyanın takip ettiği ve bizim ülkemizin kazandırdığı bir marka oldu” dedi.
“Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir ve çevreci bir belediyecilik anlayışı sergiledik”
Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir ve çevreci bir belediyecilik anlayışı sergilediklerini söyleyen Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Tarihi surların çevresindeki karmaşayı, kötü yapılaşmayı, kötü görüntüyü ortadan kaldırmak, bunun yerine bölgeyi; sosyal, kültürel, ekonomik anlamda değer üreten bir mekan haline dönüştürmek Fatih’e dair, en büyük hayallerimden biriydi. Hem yaşadığımız kente, kentin değerlerine, hem de bu kentin değerli sakinlerine haklarını teslim ettik. Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir, çevreci bir belediyecilik anlayışını başarıyla sergiledik. Yedikule Bahçe, Ayvansaray Bahçe. Hepsini aynı hassasiyetle inşa ettik. Katılımcı diyorum, çünkü bölgenin bütün aktörlerini sürece dahil ederek yaptık bu işi. Hemşerilerimizin taleplerini dikkate aldık. Kimsenin kalbini kırmadan, hakkına girmeden sükunet ve barış içinde, demokratik bir kültürle gerçekleştirdik. Adil diyorum, çünkü kamu kaynaklarının adil ve hakkaniyetli dağıtımını sağlamak bizim en temel görevlerimiz arasında. Hiçbir vatandaşımıza bir ayrımcılık uygulamadık” ifadelerini kullandı.
“Sur diplerindeki 70 bin metrekarelik bir alanı, yeşil alan olarak Fatihimize kazandırdık”
Sur içinde yüzde 41 oranında yeşil alan artışı gerçekleştirdiklerini söyleyen Turan, “Kültür mirasımızın, kent değerlerimizin ortak istifadesi noktasında da hassas davranarak kamulaştırmalarımız sayesinde, bütün hemşerilerimizi Fatih’in tarihi güzelliklerinin paylaşılmasına ortak ettik. Vizyoner diyorum, çünkü Millet Bahçemiz, geçmişten kaynaklı sorunlara bulduğumuz çözümleri sergilediğimiz bir proje değil sadece, aynı zamanda, şehrin gelecekteki ihtiyaçları da hesaba katarak özenle, dikkatle tasarladığımız bir projedir. Hep söylediğim gibi, biz, hep ileriye bakıyoruz, Fatih’i geleceğe hazırlamak, ileriye taşımak için stratejiler üretiyoruz. Çevreci diyorum, çünkü bu projemizle birlikte, Sur diplerindeki 70 bin metrekarelik bir alanı, Yeşil alan olarak Fatihimize kazandırdık. Yedikule ve Ayvansaray Bahçelerimizin de dahil edilmesiyle Sur içinde yüzde 41 oranında Yeşil Alan artışı gerçekleştirdik. Yani 2019 yılında yeşil alan miktarı 875 bin 606 metrekare iken şu an itibarıyla 1 milyon 237 bin 503 metrekaredir. Bu sayılar, projemizin sürdürülebilirlik kapasitesini ve değerini de ortaya koymaktadır” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Eyüpsultan Belediyesi, Ebu Eyyub El Ensari’nin diyarı Eyüpsultan’da vatandaşlara Ramazan ayının coşkusunu yaşatmak ve Ramazanı maneviyatına uygun olarak geçirebilmelerini sağlamak için birbirinden özel etkinliklere imza atıyor. Bu kapsamda teravih namazı sonrası Zal Mahmut Paşa Külliyesi’nin avlusunda kültür, sanat, tarih ve edebiyat dünyasının önemli isimleri Ramazan Sohbetlerinde vatandaşlarla bir araya geliyor. Ramazan Sohbetlerinin konuğu bu kez entelektüel birikimi, renkli ve sempatik kişiliği ile genç yaşlı pek çok kişiye tarihi sevdiren, ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı oldu. Yoğun bir katılımla gerçekleşen söyleşide İlber Ortaylı, kendine has üslubuyla katılımcıları tarihi bir yolculuğa çıkardı. Osmanlı ve Türklerin tarihi karakterlerinden, İstanbul’un ve Eyüpsultan’ın bilinmeyen tarihine kadar geniş bir yelpazede konuşan sevilen tarihçi, dinleyicilerden gelen soruları da yanıtladı.
“İstanbul’un bütün temelleri Fatih Sultan Mehmed zamanında atıldı”
Fatih Sultan Mehmed zamanından İstanbul’un bütün temellerinin atıldığını söyleyen Ortaylı, “Eski bir İstanbul değil bizim için eski. Bu İstanbul’un arkasında bin yıl var ama Eyüp o bin yılla alakalı değil. Burası Bizans devrinde çayırdı. Muhtemelen ayinlerde çıkıp yiyip içip oturuyorlardı. Burada bina yok, bir şey yok. Onların hepsi Müslüman İstanbul diyelim, bizzat Fatih’in kendisi diyelim çünkü Fatih’in devrinde İstanbul ‘un bütün temelleri atıldı. Yani topografya yeniden düzenlendi, önemli su yolları düzenlendi, sarnıçlar tamir edildi, ana çarşı, kapalı çarşı haline getirildi. Bizans’ta kapalı çarşı olmaz, kapalı çarşı İran medeniyetinin mimarisidir. Eyüpsultan kendine göre bir mahalledir. Babıali’de memursa burada oturmaz, Unkapanı’nda, Balat’ta dükkanı varsa oturur. Mesela Yahudiler ilk gelişlerinde Eminönü’nde oturmuşlar. Hatice Turhan Sultan zamanı 17. Yüzyılın ikinci yarısı sahil doldurulup cami yapılınca oradaki Musevi cemaati Balat’a, Fener’e gelmiş. Böyle bir genişleme var. Burada insanlar birbirlerini tanır, Tantavizade Okulu var tepede mahalle, o okulda üç nesil bir arada okumuşlar. Büyükannenin okuluna torun gidiyor. Türkiye’de ve burada böyle çok az okul vardır. Her şeyin ahalisi çok çabuk değişmiş. Onun için Eyüp ve bağlı mıntıkaları sizin bildiğiniz Eyüp değil. Eyüplülerin Eyüp’e başka bir gözle bakmalarını tavsiye ederim” diye konuştu.
“Müslümanlığı dört kıtanın dini haline getiren Türklerdir”
Müslümanlığın Türkler sayesinde hızla yayıldığına da dikkat çeken İlber Ortaylı, “Türkler çok hızlı bir millettir, tarihte Türkler olmasa veya Türkler Müslüman olmasa büyük konuşmuş olmayayım ama Ortadoğu’da kalırdı. Dört kıtanın dini haline getiren Türklerdir. Avrupa’ya Osmanlı sayesinde adım attı. Kafkasya’da birtakım Türk kabileleri 18. asırda Müslüman oldular. İlk Müslüman devletimiz de Karahanlılar. Hindistan’a da Müslümanlık Türklük aracılığıyla girmiştir” dedi.
“İlber Hocamız bu ülkeye tarihi sevdiren kişidir”
Programın sonunda Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya “Günümüz Fotoğraflarıyla Gravürlerde Eyüpsultan” kitabını hediye eden Başkan Deniz Köken, “İlber Hocamız bu ülkeye tarihi sevdiren kişidir. Söyleşinin son anına yetiştim ama bu kısacık sürede üç tane sultanı anlattı. Abdülmecit de, Abdülaziz de gerçekten yanlış anlatılmış. Halbuki o günkü şartlar dahilinde aslında çok güzel işler yapmışlar. Hocamıza verdiği bu güzel bilgiler ve katılımları için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Yenibosna’da Gaziantepliler ile sahur programına katıldı.
Gaziantep’in sıcak ve samimi insanlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başlayan Kurum, 6 Şubat depreminden hemen sonra Gaziantep’e gittiğini hatırlattı, orada yaşadıklarını paylaştı. Kurum, “Gaziantep’e ne zaman gelsek kendimizi hep evimizde hissettik. Sizlerin acısını acımız, derdini derdimiz, çilesini çilemiz bildik. 6 Şubat sabahı tüm Türkiye olarak büyük bir acıya uyandık. 11 ilimizin acısı yüreklerimizi dağladı. Gaziantep’imiz 6 Şubat’ta gözyaşı döktü, hüzne boğuldu. Hızlı bir şekilde Abdülhamit Bakan’ımla birlikte Gaziantep’e gittik. Bir yandan acı, bir yandan yollar kapalı. İletişimin kısıtlı olduğu bir gündü. En acı günde bir ağabeyimiz evladının cesedini kucağına almış gidiyordu ve ben ondan şunu duydum; ‘Allah devletimize zeval vermesin’ dedi. Karargahımızı Gaziantep’imize kurduk. Tüm Türkiye’ye örnek olacak çalışmayı Gaziantep’ten başlattık. Konteyner kentlerimizi, çadırlarımızı kurduk. Çocuklarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaçları için çalışmalar başlattık. Dünyada eşi benzeri olmamış bir şekilde 3 ayda 180 bin konutun temeli için çalıştık. Gaziantep’i, Nurdağı’nı, İslahiye’yi, asla kaderine terk etmedik, asla yalnız bırakmadık. Gaziantepli kardeşlerimizin yeni yuvalarına kavuşması için gece gündüz demeden çalıştık” diye konuştu.
Depremden etkilenen şehirleri nasıl yeniden inşa ettiklerini anlatan Kurum, şöyle konuştu: “İlk konut sözleşmelerini depremin üzerinden sadece 46 gün geçmişken bu şuurla yaptık. CHP’li muhalefet ‘bu konutları yapamazsınız, kaynağı bulamazsınız’ dediler. Milletimizle el ele verdik ve dünyaya örnek olacak çalışmayı tüm milletimizle birlikte ortaya koyduk. Oradaki kardeşlerimizin ellerini sımsıkı tuttuk ve o eller yuvaya dönüştü. 11 elimizin mutlu olması için, kardeşlerimizin geleceğe güvenle bakması için bizim motivasyonumuz oldular. Aklımız fikrimiz Antep’te oldu. ‘İzmir felaketinde nasıl yaptıysak, Kastamonu’da Bartın’da Trabzon’da nasıl yaptıysak öyle çalışacağız ve deprem bölgesinde olacağız’ dedik. Bu anlayışla çalıştık ve zor günleri atlattık. Biz bu emanet bilincini asla terk etmeyeceğiz. Yavrularımıza sahip çıkacağız. Tüm afetzede kardeşlerimizi yeni evlerine kavuşturana dek, tüm yaralarımızı sarana dek tek bir an bile durmayacağız, çalışacağız.”
“İstiyoruz ki, ocaklara düşen bu acılar bir daha tekrarlanmasın”
İstanbul için de aynı anlayışla çalışacağını vurgulayan Murat Kurum, “Biz İstanbul’a gelirken ‘Sadece İstanbul’ derken, vatandaşımızın bir daha bu acıyla yaşamaması için projelerimizi açıkladık. İstiyoruz ki, ocaklara düşen bu acılar bir daha tekrarlanmasın. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarımızı 39 ilçede yürüteceğiz. Onların ‘yapamaz’ dedikleri yerde, 650 bin konutu, asrın felaketinde nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’un 39 ilçesinde yapacağız. Annelerimizin İstanbul’da başını yastığa huzursuz koymaması için kollarımızı sıvadık. İstanbul’u dirençli hale getireceğiz. Trafik çilesini yine bu anlayışla çözeceğiz. Çok daha güzel bir anlayışı inşa edeceğiz. Biz böyle öğrendik” dedi.
“Deprem siyasi ayrım yapmıyor, hepimizi enkaz altında bırakıyor”
Seçime sadece 15 gün kaldığını hatırlatan Murat Kurum, Gazianteplilere bir de çağrı yaptı. Seçimin İstanbul’un geleceğine yatırım yapacak olanlarla İstanbul’u rant olarak görenler ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edenler arasında geçeceğine dikkat çeken Kurum, “O güne kadar benim Gaziantepli kardeşlerimden ricam, gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kenetlenelim. 15 gün sonra sandığa gittiğimizde oy kabininde uzunca bir çarşaf olacak ama karşımızda iki seçenek olacak. ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıranlara ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. İstanbul’u ihya etmek isteyenlere ya da 5 yıldır ihmal edenleri seçeceğiz. Oy pusulasında neden partiler yok, neden sadece adaylar var biliyor musunuz? Çünkü trafik çilesi parti ayrımı yapmıyor, hepimizin ömründen ömür çalıyor. Çünkü, metro ve metrobüs duraklarındaki sıkışıklıkta hepimiz aynı çileye ortak oluyoruz. Çünkü deprem siyasi ayrım gözetmiyor, Allah göstermesin hepimizi enkaz altında bırakıyor. Çünkü yeterli yeşil alanımız, dinlenme alanımız, parkımız ve bahçemiz yoksa hepimiz nefessiz kalıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bu seçimde yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz”
Bu seçimin ideoloji değil hizmet seçimi olduğuna vurgu yapan Kurum, “Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde, herhangi bir adaya veya partiye değil, kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz; yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz. Ben inanıyorum ki 31 Mart’ta İstanbullular, ‘Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim’ diyecektir. ‘Bir oyum var, o da güvenli yuvalara’ diyecektir. ‘Bir oyum var, o da yeni sosyal konutlara’ diyecektir. ‘Bir oyum o da yatırıma, projeye, esere, hizmete’ diyecektir. Ben de İstanbullulara söz veriyorum. İstanbul’un 5 yıldır cefasını birlikte çektik, önümüzdeki 5 yılda ise güzelliklerini birlikte yaşayacağız. Tüm bakanlarımızla uyum içinde çalışacağız. Bir elimizle yerin üstünde deprem dönüşümü yaparken, bir elimizde yerin altında metro yaparken bulacaksınız. Bizi hiçbir zaman algının iftiraların polemiklerin arkasında göremeyeceksiniz. Milletimizle el ele vereceğiz, milletimizin geleceği için çalışacağız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
“Riyakarlık yapmayacak, ‘mış’ gibi yapmayacak birini tanıyorum; Murat Kurum”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un hemen ardından, kürsüye, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya çıktı. 31 Mart’ta sandığa giden seçmenin 10 saniye içinde karar vereceğini belirten Bakan Yerlikaya, “İstanbul, dünyanın 15’inci büyük mega şehri. Dünyada en fazla uçulan destinasyonu İstanbul. Böyle bir şehrin eminini seçeceğiz. 5 yıl boyunca sizi gözetecek, reyting peşinde koşmayacak, riyakarlık yapmayacak, ‘mış’ gibi yapmayacak, sorunları çözerken yanında az kişi bile kalsa doğru olduğuna inandığında kavga yapacak, bu şehrin hayrının peşine koşacak, ‘Sadece İstanbul’ diyecek birini tanıyorum; Murat Kurum. Kardeşimiz tam da böyle birisi” şeklinde konuştu.
“O vatandaşlarımız güvenli bir şekilde konteynere girmeden ‘uyku bana haram’ diyerek çalıştı”
Gaziantepli olan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de bir konuşma yaptı. Murat Kurum’un 6 Şubat depremlerinde uyumadan çalıştığını hatırlatan Bakan Gül, “Fatih’in emaneti bu şehrin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum’a Gazianteplilerin selamını getirdik. 6 Şubat depremleri öncesinde de Murat Bakan’ımın şehrimizde eserleri bulunmaktadır. Bakanlıktan öte, ‘bu memleket için, İstanbul için ne yapabilirim’ diye düşünen, Türkiye’nin neresinde bir afet olsa o acıyı yüreğiyle hisseden bir kardeşimizdir. 6 Şubat’ta depremden birkaç saat sonra Nurdağı’na gittik, Bakanımız orada karargah kurdu. Bakanımız, ‘vatandaşlarımız güvenli bir şekilde konteynere girmediyse ben de girmeyeceğim, bana uyku haram’ diyerek gece gündüz çalıştı” ifadelerini kullandı.
“Fatih’in emaneti olan bu şehrin güvenliği için senin baba bakışın lazım”
Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de kısa bir konuşma yaptı. Gaziantep’te de büyük yıkıma neden olan 6 Şubat depreminde Murat Kurum’un hizmetlerini anlatan Şahin, “Asrın felaketini yaşadık. Sabahleyin erkenden İstanbul’un muradı olacak olan Murat Bakanım geldi. O kadar güzel çalıştı ki, yanımızdan hiç ayrılmadı. Seni çok seviyoruz. Fatih’in emaneti olan bu şehrin güvenliği için senin baba bakışın, senin Murat bakışın lazım. İstanbul yeniden şahlanacak ve hak ettiği hizmetlere yeniden kavuşacaktır. Size güveniyoruz. İstanbul herhangi bir şehir değil. Bütün dünyanın gözü İstanbul’da. İstanbul da muradına erecek” dedi.
“31 Mart saatleri 7,30’a kurun, geliyor Murat Kurum”
Gecede konuşan bir başka AK Partili isim de, İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’ydi. Verdikleri destekten dolayı Gazianteplilere teşekkür eden Kabaktepe, “31 Mart saatleri 07.30’a kurun, geliyor Murat Kurum” dedi. – İSTANBUL
]]>Bahçelievler’de bir restoranda düzenlenen “Gaziantep Hemşehri Sahuru” programında vatandaşlarla bir araya gelen Kurum, Gaziantep’le ayrı bir gönül bağı olduğunu söyledi.
Kurum, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yürütülen çalışmalara dikkati çekerek, “Gaziantep’i, Nurdağı’nı, İslahiye’yi asla ve asla kaderine terk etmedik. İlk sözleşmelerimizi depremden 46 gün sonra yaptık. 46 gün sonra yine aynı motivasyonla, aynı anlayışla çalıştık. Mayıs ayında ilk konutlarımızın teslimini yaptık. O zaman yine bugünkü Cumhuriyet Halk Partili muhalefet, ‘Bu konutları yapamazsınız, bu konutları bitiremezsiniz, bu konutları yapacak parayı, kaynağı bulamazsınız.’ dediler ama bizim öyle bir gücümüz vardı ki milletimizle birlikte el ele verdik ve 11 ilimizde tüm dünyaya örnek olacak bir çalışmayı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm bakanlarımızla, tüm arkadaşlarımızla, tüm milletimizle birlikte ortaya koyduk ve her zaman oradaki kardeşlerimizin elini sımsıkı tuttuk.” diye konuştu.
İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını dile getiren Kurum, “Onlar ‘Yapamaz.’ dedikleri yerde biz 650 bin konutumuzu asrın felaketinde nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’un 39 ilçesi için yapacağız. Burada bu konutlarımızın sağlam, güvenli hale gelene kadar burada hiçbir annemiz yastığa başını koyduğunda huzursuz uyumayacağı bir İstanbul için yine kollarımızı sıvadık ve bu anlayışla çalışacağız, bu konutlarımızı yapıp İstanbul’umuzu dirençli hale getireceğiz.” dedi.
Kurum, yerel seçimlere 15 gün kaldığını hatırlatarak, “Bu seçimde liyakat, ehliyet ve bir tarafta da işte burada verdiği vaatleri unutan bir belediyecilik anlayışını oylayacağız. Bu 31 Mart’ta geleceğimize, geleceğimizle ilgili yapacağımız yatırımları diğer taraftan da İstanbul’un kaynaklarını rant görenleri ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip kendi geleceği için harcayanları oylayacağız. Burada bütün Gaziantepli kardeşlerimden ricam gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. Onları kucaklayalım, projelerimizi, hayallerimizi anlatalım. İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kenetlenelim. 15 gün sonra sandığa gittiğimizde oy kullanma kabininde karşımızda partilerin bulunduğu uzun bir çarşaf liste olacak ama bunca partiye rağmen karşımızda iki seçenek olacak. İnsanımız bu iki seçenekten birisine oy verecek. ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıranlara ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. ya İstanbul’u ihya etmeye çalışanlara ya da İstanbul’u 5 yıldır ihmal edenlere oy vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim”
Seçmenlere seslenen Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde herhangi bir adaya veya partiye değil kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz, yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz. Ben inanıyorum ki Gaziantepli kardeşlerim, 31 Mart’ta İstanbullular, ‘Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim. Bir oyum var, o da güvenli yuvalara. Bir oyum var, o da yeni sosyal konutlara. Bir oyum var, o da yatırıma, projeye, esere, hizmet belediyeciliğine, gerçek belediyeciliğe.’ diyecektir ve inşallah 31 Mart akşamı tüm İstanbul’umuzun kazanacağı, İstanbul’umuzun Türkiye Yüzyılı’nda parlayan bir şehir olması için hep birlikte kazanacağımız, hep birlikte mutlu olacağımız ve o 5 yıldır onuru, gururu maalesef kırılan İstanbul’umuzun 571 yıllık onuru için ay yıldızlı bayrağımız için 783 bin kilometrekare vatan toprağı için bu mücadeleyi vereceğiz.”
Kurum, İstanbullulara söz vererek, “Nasıl geçmişte gittiğim her ilde söz verdim, o sözleri tuttuysam, inşallah önümüzdeki 5 yıllık süreçte hem trafik çilesini hem deprem korkusunu gidermek için tüm arkadaşlarımızla tüm bakanlarımızla uyum içerisinde çalışacağız.” dedi.
Programda, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de konuşma yaptı.
]]>Katıldığı Akit TV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurum, kentte vatandaşın geleceği adına sürekli yatırımlar yapılması gerektiğini söyledi.
Kentteki toplu taşıma filosunun yorgun olduğunun belirtilmesi üzerine Kurum, “Filo yorgunluğundan ziyade aslında yönetim anlayışında yorgunluk, ilgisizlik, olayı sahiplenmeme var. Bugün İstanbul’da metrobüste aslında 2019’daki yolcuyla hemen hemen aynı yolcu taşınıyor, baktığınızda araç sayısı fazla ama işte her gün biz yanan otobüs, arıza yapan metrobüs ve yolda kalan yolcuları görüyoruz.” ifadesini kullandı.
Kurum, mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili, “Vaatlerini hatırlamayan bir belediye başkanı karşımızda duruyor, ‘Ben onu hatırlamadım, öyle bir vaat vermedim, verdim ama başlayamadım. İşte fizibilitesi yetişti, yetişmedi.’ gibi bahaneler üretiyor. Hani ‘Engelleniyoruz.’ diyorlardı ya bu açıklamaları aslında engellenmediklerini de net şekilde ortaya koydu. Kendileri olaydan bihaber.” dedi.
İmamoğlu’nun açıklamalarının aktarılması üzerine Kurum, “KİPTAŞ bu ülkede Sayın Cumhurbaşkanı’mızın zamanında sosyal konutu İstanbul’da başlatan yapı. Sen de yapabilirdin, oradaki bilgiyi, beceriyi, oradaki kabiliyetli kadrolarla birlikte taş üstüne taş koyup sen de üretseydin. Üretmeyeceksin, ‘O TOKİ’ci, o şöyleci, o böyleci.”‘ diye konuştu.
Kurum, İmamoğlu’nun katıldığı bir TV programındaki “650 bin konut imkansız. Hatta 100 bin çok bile 5 yılda.” yorumunun hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:
“Deprem olduğunda ‘Konutlarımızı yapacağız. Elazığ’dan, Malatya’dan başlayıp 1 yılda teslim edeceğiz.’ dedik. O zaman da ‘Bitiremezsiniz.’ dediler. Bitirdik. İzmir’de deprem oldu. ‘1 yılda Bayraklı’da İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yapacağız.’ dedik. Yaptık. Kastamonu’da, Rize’de, Bartın’da, Giresun’da sel oldu, ilçe yok oldu. Gittik, söz verdik. Şimdi hamdolsun orada insanlarımız yaşıyor. Asrın felaketinde yine ‘Yapamaz.’ dediler. Geldiler, milletimizin aklını karıştırmak için ‘Bedavaya yapacağız.’ gibi türlü vaatler verdiler. Biz gittik, il il, ilçe ilçe etkilenen her yerde, 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 Şubat’ta o konutların teslimleri başladı.”
Kurum, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Marmaray ve Kuzey Marmara Otoyolu için de aynılarının söylendiğine işaret ederek “Bunlara kalsanız hiçbir iş yapmayın, oturun, izleyin, vatandaşımız da depremi beklesin. Ulaşım çilesi daha da artsın. Bu yani yönetim bakış açısı, anlayışı bu. Bu anlayış bizi nereye götürür?” eleştirisinde bulundu.
“İSMEK’i yeniden hayata geçireceğiz”
Kurum, İstanbul’da İSMEK’in yeniden hayata geçirilip geçirilmeyeceğine dair soruyu da şöyle yanıtladı:
“İSMEK’i 39 ilçede faaliyet gösterecek şekliyle yeniden hayata geçireceğiz. Bir araya geldiğim sanayiciler, ‘Ara teknik eleman noktasında sorunlarımız var.’ diyor. Tüm sanayi bölgelerinde ara teknik eleman yetiştiren İSMEK’lerimizi kuracağız. Burada ara teknik eleman noktasında çalışmak isteyenlere o eğitimi vereceğiz, sertifikalandıracağız.”
“Elinizdeki güncel anket verileri nelerdir?” sorusuna da Kurum, “31 Mart akşamı kazanacağız. Bunu gittiğimiz her yerdeki coşkudan, heyecandan, azimden görüyoruz. Sahadaki ilgi, sevgi doğal anketi gösteriyor. 1-1,5 puan biz öndeyiz dediğimiz yerden bunun üzerine koya koya gidiyoruz. Şu an 1,8 puan fark var. Bazı araştırma şirketleri bunun çok daha üzerinde olduğunu da ifade ediyorlar. Üzerine koyarak farkı aça aça büyük bir zaferi kazanıyor olacağız.” yanıtını verdi.
YRP, Saadet, Gelecek ve DEVA seçmenine seslendi
Seçimlere kendi adaylarıyla giren Yeniden Refah Partisi (YRP) ve mütedeyyin seçmene yönelik çağrısı sorulan Kurum, YRP ile mayıs seçimlerinde aynı ittifak içerisinde mücadele ederek zafer kazandıklarını söyledi.
Seçmenlerin 31 Mart’ta önlerindeki tabloya bakarak karar vereceğine inandığını vurgulayan Kurum, “Burada CHP’ye kazandırmanın ne anlama geldiğini Yeniden Refah Partili seçmenimiz de Saadet Partili seçmenimiz de Gelecek Partili ve DEVA Partili seçmenimiz de net şekilde biliyor. Sandıkta milletimizin geçmişe dönüp bakarak, bu oyların kime nasıl faydası olduğunu düşünerek hareket edeceğine inanıyoruz.” dedi.
Kurum, İstanbul’da CHP’nin kendisine “Kürt dostu” imajı çizmeye çalıştığının ifade edilmesi üzerine, şunları kaydetti:
“Kürt dostu olmak, Kürt vatandaşlarımızı, Alevi vatandaşlarımızı istismar etmek midir, yoksa Kürt ve Alevi nüfusumuzun yoğun olduğu yerlere hizmet götürmek midir? 22 yıldır AK Parti’de yaptığımız siyaset budur; 81 ilde yaşayan 85 milyon vatandaşımızı kardeşimiz bildik. Bugün Hakkari’de, Şırnak’ta, Diyarbakır’da, Şanlıurfa’da hizmetlerin hepsi, her vatandaşımızın eşit şekilde erişebilmesi anlayışıyla hayata geçirilmiştir. Kürt dostu olmak, her bir vatandaşı eşit görmektir, kimseyi ayrıştırmadan, ötekileştirmeden eşit hizmeti sunabilmektir.”
İstanbul’da herkesin oyuna talip olduğunu vurgulayan Kurum, “DEM Partililerin standına uğrar mısınız?” sorusuna, “Oraya da öbür tarafa da uğrarım. Derneğine de vakfına da giderim. Alevi vatandaşlarımızın tüm vakıflarına, derneklerine gidiyorum.” yanıtını verdi.
Kurum, kırmızı çizgisinin “terör” olduğunu belirterek “Teröre karşı söylemde netiz. Her türlü terör odağına karşı duruşumuz bellidir. Terörün dışında herkes de bizim kardeşimizdir.” dedi.
“İşten çıkarılan tüm kardeşlerimizi işe alacağız”
AK Parti’nin 2019’da yaklaşık 79 bin personelle belediyeyi devrettiğini, 2024’e personel sayısının 92 bin 176 olduğunu belirten Kurum, “47 bin kişi işe girmiş, 33 bin 725 kişi işten çıkarılmış. Şimdi bunların hepsi mi beceriksiz, liyakatsiz? Bahaneleri, ‘İşe gelmiyorlar.’ Peki 92 bin personeliniz var şu an. Hepsi işe geliyor, işi biliyor. O yüzden mi metrobüsler o halde? O yüzden mi vaatlerinizi gerçekleştiremiyorsunuz? Biz, o işten çıkarılan, evine ekmek götüremeyen tüm kardeşlerimizi işe alacağız. Onların yaptığı gibi haksız yere kimseyi de ekmeğinden etmeyeceğiz.” diye konuştu.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ, Kadıköy Caddebostan’da halkla buluştu. Konuşmasında, Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan konuşmasını gündeme getiren İmamoğlu, “Bu cennet vatanın kurucusuna, ulu önder, kurucu liderimiz Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden bir meczup vardı; hatırlayın. Haftalardır bekliyorum, bu meczuba acaba bir savcı çıkar, bir soruşturma açar mı diye. Ama açmazlar. Bu iktidar, o meczuplardan memnun. Hatta onları ödüllendiriyorlar… Türkiye Cumhuriyeti, 100 yıllık tarihinde böyle aymazlığı, böyle sefilliği, böyle rezilliği başka hiçbir dönemde yaşamadı” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, iftardan sonra, CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ile birlikte ilçe turu yaptı. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, tüm gün boyunca olduğu gibi, Kadıköy turunda da eşi İmamoğlu’nu yalnız bırakmadı. Fener Kalamış Caddesi’nden başlayan tur; Ahmet Mithat Efendi Caddesi, Operatör Cemil Topuzlu Caddesi ve Bağdat Caddesi boyunca devam etti. İmamoğlu ve Kösedağ’ın içinde olduğu seçim otobüsü, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle zaman zaman zorlukla ilerleyebildi. İmamoğlu ve Kösedağ, turun ardından, Caddebostan’da gerçekleştirilen halk buluşmasında vatandaşlarla bir araya geldi. İmamoğlu ve Kösedağ, coşkulu kalabalığa birer konuşma yaptı.
“SEN KİMSİN DE BİR AİLEYE BU KADAR LÜTUFTA BULUNUYORSUN?”
Konuşmasında, Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan konuşmasını gündeme getiren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sevgili dostlar, o kadar o kadar enteresan günler yaşıyoruz ki… Bu cennet vatanın kurucusuna, ulu önder, kurucu liderimiz Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden bir meczup vardı; hatırlayın. Haftalardır bekliyorum, bu meczuba acaba bir savcı çıkar, bir soruşturma açar mı diye. Ama açmazlar. Bu iktidar, o meczuplardan memnun. Hatta onları ödüllendiriyorlar. Geçen açıkladım. Şuraya not aldım, söyleyeyim. Dedim ki; ‘Ata’mıza hakaret eden o meczubun oğlu milletvekiliniz.’ Yetmedi; ‘Diğer oğlunu Kocaeli İŞKUR Müdürü yaptınız.’ Yetmedi; ‘Damadını Sakarya’ya Çevre il Müdürü yaptınız.’ Yetmedi; ‘Abisini de kayyum atadığınız bir şirketin başına getirdiniz.’ Bakın yetmedi; ‘Abisinin damadı da eski milletvekiliniz.’ Abisinin damadının kod adı, ‘Yeliz’! Biliyorsunuz değil mi kim olduğunu? Gülüyoruz ama bu bizim ağlanacak halimiz. Bakın bu iktidar, Türkiye’nin, bu cennet vatanın, bu milletin evlatlarının layık olduğu liyakat zincirini yok etti, yok etti. Sen kimsin de bir aileye bu kadar lütufta bulunuyorsun?”
“BİZİM ARAMIZDAKİ FARK NE BİLİYOR MUSUNUZ?”
“Bizim aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Biz, milletin evlatlarına güvenerek yola çıkıyoruz. Biz, milletin evlatlarını gözetiyor, koruyoruz. Onlar ise bir avuç insanın eş, dost, akrabanın evlatlarını korumak için koşuyorlar. Aramızdaki fark bu. Biz, bu şehirde liyakati önde tuttuğumuz için başarılıyız. Toplumun dengesini bozdular. Aileye bak. Milletvekili var. Hem de iki tane eski milletvekili. Oğlu milletvekili var. Devletin kademelerinde 5-6 insan var, sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde başka bir aile yokmuşçasına. Türkiye Cumhuriyeti, 100 yıllık tarihinde böyle aymazlığı, böyle sefilliği, böyle rezilliği başka hiçbir dönemde yaşamadı. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? İstanbul’u da kendi mülkleri gibi gören bu anlayışa asla izin vermeyeceğiz. Bakın bu anlayış öyle bir anlayış ki, bu şehri bölmeye çalıştılar görüşe, inanca, siyasi tercihlerine göre. Ben de eski bir Kadıköylüyüm. Bu Kadıköy’ü 25 yıl nasıl görmezden geldiklerini ben iyi biliyorum. Siz de iyi biliyorsunuz. Şahitsiniz değil mi?”
KURUM’A ‘MAHALLE’ GÖNDERMESİ
Kadıköy ve çevresinde, 5 yıl içinde yaptıkları hizmetlerden örnekler veren İmamoğlu, bugün de Uzunçayır Kavşağı ve Kemal Sunal Müzesi’ni açtıklarını hatırlattı. “Altunizade’den indiğimiz zaman, Uzunçayır’da biz bir kaos yaşarız. Oradaki kaosu sona erdirdik” diyen İmamoğlu’nun, “Oradaki kaosu, bu şehrin bütçesinden 3,5 milyar lira ayırarak, aktararak, para harcayarak bitirdik. İstediğiniz kolaylıkla Harem’e, istediğiniz kolaylıkla Bostancı tarafına, Söğütlüçeşme’den gidince… Biraz fazla mahalle ismi anlatıyorum ki arkadaşın kafası karışsın, nereyi anlatıyor diye” sözleri alanda toplanan vatandaşları güldürdü.
“BİR AVUÇ İNSANIN İSRAF VE İHANETİ DEĞİL, SİZ KAZANACAKSINIZ”
“Kurgularla, kumpaslarla, milli iradeye zarar vermek isteyen bu akılla, son ana kadar mücadele edeceğiz” diyen İmamoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:
“Önümüzde açıkçası 2 hafta kaldı, kalmadı. Büyük bir mücadele vermek zorundayız. İki seçenek var sevgili hemşerilerim: Kanal mı, İstanbul mu? Kanal mı, İstanbul mu? Onlar, kendi açmak istedikleri kanallarında boğulacaklar. Bakın; inanın başka seçeneğimiz yok. Partizanlık, onların tercihi. Ama biz bu şehirde, partizanlığı dayatanların değil, insanı insan olduğu için sevenlerin kazandığı bir seçim var edeceğiz. Bir avuç insanın israf ve ihaneti değil, siz kazanacaksınız. Siz, israfa ve ihanete fırsat vermeyeceksiniz. İstanbul’un rotasını onlar tam gaz geriye doğru getirmek isteyecekler; siz ise tam yol ileri diyeceksiniz. Bu seçim önemli. İstanbul’un sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı, öyle değil mi? ‘Tapusu bende’ diyen, onda olmadığı için kendisinin, ‘ihanet ettim’ dediği ve bu şehri alamadığı için her şeyi yapan o kişilere, bir kez daha, ‘Bu şehrin sahibi, 16 milyon İstanbullu’ demeye hazır mıyız?”
“ŞERDİL BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”
“Kadıköy’de değerli kardeşim, sevgili dostum Mesut Bey’le, 5 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyoruz. Meclisin çok çalışkan, ‘atom karınca’ diye tarif edeceğimiz yol arkadaşlarımdan birisidir. Mesut Bey’le şunu konuştuk. Evet, 5 yıl Şerdil Başkanımız buraya hizmet etti. Şimdi bayrağı devretme zamanı. Şerdil Başkan’a teşekkür ediyoruz. Birlikte güzel hizmetler yaptık. Şimdi Mesut Başkan’la ondan daha fazla iş ve hizmet yapacağız. Size mahcup olmayacağız. Şimdi burada sözleşelim mi Kadıköylüler? Seçime kadar kapı kapı, minibüse bindiğinizde, vapura bindiğinizde, yolda dolaşırken, her gün uğradığınız esnafa güler yüzle selam verip, komşularınızdan, Kadıköy’de Mesut Başkan için -ama firesiz, ama, fakat yok- Meclis listesinde Cumhuriyet Halk Partisi listesine ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu dostunuza, hemşehrinize oy istemeye Kadıköy hazır mı?”
]]>İstanbul Anadolu yakasının trafiğini rahatlatacak, ‘D-100 Karayolu Uzunçayır Kavşağı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımlarıyla hizmete açıldı. Açtıkları kavşağın, birçok farklı noktadan kaynaklanan sıkışıklıkları rahatlatacağını belirten İmamoğlu, bunlardan birinin de Fikirtepe olacağına dikkat çekti. Fikirtepe’yi, ‘kentsel dönüşüm kavramını lekeleyen, yarı yolda bırakan, sıkıntıya sokan bir kavram’ olarak niteleyen İmamoğlu, “Bu nasıl kentsel dönüşüm? Devletimizin kasasını mağdur etti. Şehircilik Bakanlığı’nı mağdur etti. Büyükşehir Belediyesi’ni mağdur etti. Çünkü biz, bu kavşağa, Büyükşehir Belediyesi olarak, 3,5 milyar liranın üzerinde bir bütçe harcadık… Ev alan bir kısım insanımızı mağdur etti… ve daha çok da Fikirtepeli hemşehrilerimizi mağdur etti. Bir süre sonra zenginleşme hayaline çevrilen kentsel dönüşüm hayali, onların hayal kırıklığına ve kabusuna dönüştü” dedi.
Anadolu yakasının trafiğini rahatlatacak, “D-100 Karayolu Uzunçayır Kavşağı”; CHP Genel Başkan Yardımcıları Volkan Demir, Suat Özçağdaş, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, CHP Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ve CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ’ın katılımlarıyla hizmete açıldı. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da açılışta eşi İmamoğlu’nu yalnız bırakmadı. İmamoğlu, kavşağın Üsküdar Ünalan Mahallesi Uzunçayır Metrobüs Durağı girişine yakın bir noktasından canlı yayınla, kente soluk aldıracak hizmeti kamuoyuna tanıttı. Arkasına, kavşakta çalışan İBB emekçilerini alan İmamoğlu, “Altunizade’den Kadıköy istikametine, yani Söğütlüçeşme’ye doğru giderken, bu kavşaktan batıya doğru Harem’e ya da Avrasya Tüneli’ne, doğuya doğru da Göztepe, Bostancı istikametine ve D100’e dönüşe olanak sağlayacak. Güneydoğusunda bu kavşağın, bir Fikirtepe manzarası görürsünüz. Tam tersi bölüm Hasanpaşa’dır. Bir taraf Acıbadem’dir kuzeybatısı. Aynı şekilde kuzeydoğusunda da Ünalan Mahallesi’ni görürsünüz ve böylesi bir kavşaktır” bilgilerini paylaştı.
FİKİRTEPE’YE ÖZEL BÖLÜM AÇTI
Bölgedeki Fikirtepe’ye özel bölüm açan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Fikirtepe, İstanbul’umuz adına, adına kentsel dönüşüm dediğimiz önemli bir kavramı lekeleyen, yarı yolda bırakan, sıkıntıya sokan bir kavramdır. Kentsel dönüşüm kavramını aşağıya indiren ve insanların zihninde, bir karabasan gibi, kabus gibi bir pozisyona düşüren, aslında Fikirtepe kaynaklıdır. Buna benzer, İstanbul’un 6-7 noktasında daha yapılan kötü uygulamalardır. Şu anda ben, tam böyle güneydoğuya doğru bakıyorum ve baktığımda karşımda gerçekten ürkütücü bir beton duvar görüyorum. Bu beton duvar, tabii ki neredeyse 150 bine yakın insanın meskeni haline gelecek. Arka planda daha henüz bitirilmemiş, yapımı devam eden, hatta temel seviye olan, aynen bu kuleler büyüklüğünde kuleler mevcut olacak. Bunların varlığı, İstanbul adına doğru mudur? Ne yaptık biz? Nasıl bu duruma gelindi? Büyükşehir Belediyesi; 2005, 2006, 2007, özellikle o yıllarda. Ardından Şehircilik Bakanlığı, TOKİ… ve uzun yıllar süren buradaki kaotik durum, ‘Şu anda belki de en fazla şunu mağdur etti’ diyemiyoruz. Yani mağdur etmediği kimse yok.”
“BU NASIL KENTSEL DÖNÜŞÜM?”
“Bu nasıl kentsel dönüşüm? Devletimizin kasasını mağdur etti. Şehircilik Bakanlığı’nı mağdur etti. Büyükşehir Belediyesi’ni mağdur etti. Çünkü biz, bu kavşağa, Büyükşehir Belediyesi olarak, 3,5 milyar liranın üzerinde bir bütçe harcadık. Aynı zamanda müteahhitleri mağdur etti. Çünkü, müteahhitler oraya girdi ve o işleri bitirene kadar yaşadıklarını ben biliyorum. Ev alan bir kısım insanımızı mağdur etti. Çünkü alamayan, iflas eden firmalar oldu. ve daha çok da Fikirtepeli hemşehrilerimizi mağdur etti. Bir süre sonra zenginleşme hayaline çevrilen kentsel dönüşüm hayali, onların hayal kırıklığına ve kabusuna dönüştü. Bunu söylemek zorundayım. Çünkü, bu kavşağın evet elbette bir gerekliliği vardı ama bu ebatta olmayabilirdi. Bu ebatta olması ve burada taşınacak nüfus yükünün, bunu süreçle beraber rahatlaması adına bu yatırımın yapılması gerekiyordu. Sadece bu yatırımla değil, şu anda o bölgede altyapı, yol yatırımı, -Kadıköy Belediye Başkanımız burada- Kadıköy Belediyesi’nin yaptığı yatırımlar, bizim yaptığımız yatırımlar, İSKİ’nin yaptığı yatırımlar, yapacağımız yatırımlar; velhasıl aslında böylesi bir durum bizi hiç mutlu etmemiştir.”
“BUGÜN NİYE BURADAYIZ?”
“Bugün niye buradayız? Bütün bu sorunları aşacak, değerli bir projeyi açmak adına buradayız. Güçlü bir yatırımı tamamladık. Biz gelmeden önce yapılmış bir bölümü vardı, ama neredeyse 3’te 2’lik kısmını, hatta 4’te 3’lük kısmını bizim dönemde tamamladık. ve bu tamamlamayla beraber, bir kısım rahatlamaları artık bu bölge yaşıyor olacak. Burası, aynı zamanda bir metrobüs durağı, aynı zamanda Kadırköy-Sabiha Gökçen metrosunun geçiş hattı ve durağı. Aynı zamanda, inşallah Yenidoğan-Emek hattını başlattığımız ve devamında hem Ümraniye hem Ataşehir, aynı zamanda Sancaktepe’den başlayacak ve sonrasında da Kadıköy Söğütlüçeşme’ye inecek olan yeni tasarlanan metro hattının da geçiş yolu üzerinde olacak. Burası, bir yanıyla yaya anlamında da yoğun bir geçişe sahip. Günde 150 bin gibi bir sayıdan bahsedilen yaya geçişi söz konusu. Yayaları da toparladığımızda, burası toparlanmış ve iyi bir statüye kazanmış olacak.”
“BİRÇOK ULAŞIM YATIRIMI GERÇEKLEŞTİRDİK, GERÇEKLEŞTİRMEYE DE DEVAM EDİYORUZ”
“Geldiğimiz günden bu yana, İstanbul’da, yoğun trafik yaşanan bölgelerde sorunları çözmek için gerçekten birçok ulaşım yatırımı gerçekleştirdik, gerçekleştirmeye de devam ediyoruz. Göreve geldiğimizden bu yana, raylı sistemlerde yaptığımız büyük atılımın yanı sıra hem karayollarıyla ilgili tekerlekli araçların erişimi hem deniz yollarıyla ilgili güçlü çalışmalar yaptık. Burası da az bütün bu kavramlarıyla bizim gurur duyacağımız işlerden bir tanesi. Pik saatlerde, bölgede yoğun araç ve yaya trafiği oluştuğunu bildiğimiz noktalardan birisi. Bu akşam itibariyle, belki de biraz sonra biz buradan ayrılır ayrılmaz, o rahatlığı insanlarımıza sürpriz olarak yaşatacağımız şimdiden gururla söyleyebilirim. Bugün Uzunçayır’da, İstanbul’un ulaşım sorununa çözüm getirecek bir projeyi hızla hayata geçirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Proje bu arada özel bir takım, teknik verilere sahip. 440 metresi çelik köprü. 140 metresi betonarme köprü. 200 metresi ise toprakarme duvarları üzerine oluşan geçişler. Toplamda 2.200 metre yol uzunluğuna sahip. Bunun yanı sıra asfalt, oto korkuluk, tabela ve çizgileme çalışmalarıyla güçlü bir işi hep birlikte bitirdik. Teşekkür ediyoruz emeği geçen herkese. Başta Kadıköy’ümüze, Üsküdar’ımıza olmak üzere, bütün İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban ile birlikte, Nurtepe Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasına katıldı. “Biz, çok güçlü İstanbul İttifakı’yız, halkın ittifakı” diyen İmamoğlu, “Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek. Bu süreç içerisinde kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadan hizmet ettik. Sormadan; 650 bin annemizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan; Halk Süt dağıttık. Sormadan; kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan, 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi, icraatçılar. Rantçılar gitti, halkçılar geldi, halkçılar. Hem de Cumhuriyet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden halkçılar geldi” dedi.
İmamoğlu, CHP Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban ile birlikte, Nurtepe Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da halk buluşmasında eşi İmamoğlu’nu yalnız bırakmadı. Meydanı, evlerinin balkonları, pencereleri ve çatılarını dolduran vatandaşlar, İmamoğlu ve Çoban’a sevgi gösterilerinde bulundu. “Eğer vatandaşların yüzünü güldürebilen bir Başkansam, ben dünyanın en başarılı Belediye Başkanıyım” diyen İmamoğlu, yurttaşların Ramazan aylarını kutladı. Meydanın yakınındaki Hacı Ethem Üktem Ortaokulu öğrencilerini de selamlayan İmamoğlu, iktidara, şunları söyledi:
“BIRAKIN EKREM İMAMOĞLU’YLA UĞRAŞMAYI, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİN DERTLERİNİ ÇÖZÜN: Hazır öğretmenler oradayken söyleyeyim. Yolda gelirken, Fatih’te, bir genç beyefendi geldi, kolumu tuttu. ‘Atanamayan öğretmen meselesinde çok büyük desteğinizi istiyorum’ dedi. Bu atanamayan öğretmenler ve bu mülakat meselesi, söz verilip hala tutulmayan mülakat sisteminin varlığı, toplumun adalet duygusunu yok etti. Özellikle kıymetli öğretmenlerimiz, bu konuda çok sitemkar ve çok öfkeli. Lütfen bu işi çözün. Bırakın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı, atanamayan öğretmenlerin dertlerini çözün
BİZ, ÇOK GÜÇLÜ İSTANBUL İTTİFAKI’YIZ: Biz gücümüzü vatandaşlarımızdan alıyoruz. Tam da şuradaki o güzel duygudan, o annelerimizin, amcalarımızın o güzel bakışlarından, dualarından, birleştiricilikten alıyoruz, birleştiricilikten. Kimseyi karşıt görmemekten, herkesi bizden görmekten, ‘Biz biriz, birlikteyiz’ demekten gücümüzü alıyoruz. Kimseyi, ayrımcılık yaparak tarifleniyoruz. Herkesi, bizim asil vatandaşımız olarak görüyoruz. ve bunu yürekten söylüyoruz. Onun için biz, çok güçlü İstanbul İttifakı’yız, halkın ittifakı. Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek. Bugüne kadar hiç kimse şunu söyleyemez. Bu süreç içerisinde kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadan hizmet ettik. Sormadan; 650 bin annemizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan; Halk Süt dağıttık. Sormadan; kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan, 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi, icraatçılar. Rantçılar gitti, halkçılar geldi, halkçılar. Hem de Cumhuriyet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden halkçılar geldi
İMAMOĞLU’NUN ENERJİSİNİN KAYNAĞI ÇARŞILARDA, PAZARLARDA, ESNAFIN YANINDA: Enerjimizin kaynağını merak edenlere şöyle deyin: Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı çarşılarda, pazarlarda, esnafın yanında. Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı güzel annelerimizle konuşmaktan, onlarla yürek yüreğe dertleşmekten. Bu anlayışı herkes öğrenecek. Halkın sevgisinden enerjimizi alıyoruz. Ama onlar, bunu anlayamaz biliyo musunuz? Çarşıya gidebilirler mi onlar? Pazara gidebilirler mi? Esnafa selam verebilirler mi? Gidemezler. Yüzleri yok. Sorulara cevapları yok. Tembeller, çalışmıyorlar. Allah aşkına, çalışsalar bu ülkede emeklilerimiz bu kadar mağdur olur mu? Çalışmıyorlar, çalışmıyorlar. İşsizlik bu kadar yüksek olur mu çalışsalar? Onun için, onlar çalışmıyor, ama biz, İstanbul’daki görevimizi keyifle, gururla yerine getiriyoruz.
TONGUÇ BAŞKAN’A ÖMÜR BOYU KEFİLİM: Kağıthane’deki bir değişim nedir biliyor musunuz? Bırakın İstanbul’u, Türkiye’deki büyük ve güçlü değişimin, halkçı değişimin, demokrat değişimin, özgürlük dolu bir değişimin kaynağıdır. Onun için sevgili Kağıthaneliler, çok çalışmaya hazır mıyız? Tonguç Başkanı, Kağıthane’de belediye başkanı seçmeye hazır mıyız? Bunu yürekten istiyorum. Ben kefil oldum mu ömür boyu kefalet vardır onun altında. Tonguç Başkan’a ben, ömür boyu kefilim. Bakın bu kadar ileri gidiyorum. Bu karşılıklı güvenden dolayı, onun halkın her kuruşuna duyduğu saygıdan dolayı, milletin her türlü duygusuna duyduğu saygıdan dolayı, insanı ayırt etmeyen demokrat duygularından dolayı bu kefaletin adı.
SEN KISA YOLDAN GİT DE Kİ ‘CHP BU HASTENEYİ TAŞIDI’ DE: Az önce Tonguç Başkan, iktidarın karşımızdaki çıkardığı adayın hastane ile ilgili sözlerini anlattı. Bakın size söyleyeyim; yolda gelirken birisi demiştir ki ona, ‘Kağıthane’de bir hastane var.’ O da ‘Eee’ demiştir. ‘O hastaneyi biz taşıdık, ama aslında biz taşımadık.’ Kafası karışmıştır. Yani şöyle demişlerdir ona, ‘Sen kısa yoldan git de ki, ‘CHP bu hastaneyi taşıdı’ de.’ O da çıkıp, bunu demiştir. Tamam mı? Yahu o kadar riyakarlık var ki ruhlarında… Bir yalan üzerinden Ekrem İmamoğlu’nu, mensubu bulunduğu partiyi, yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni karalamak için yalan konuşuyorlar. Bir yazı yazmışlar, demişler ki, ‘Buradan çıkacağız.’ Çıkarken haber bile vermemişler. Apar topar, bir hafta sonu, kaçar gibi öbür hastaneye kaça kaça gitmişler. Ben gazeteden öğrendim. Arkadaşlarım aradı. 2 gün sonra o binaya geldim. Terk edilmiş bir bina gibi. Bunlarda devlet görgüsü de yok. İnsan etrafını toplar, der ki, ‘Ya ben bir hastaneye geçiyorum. O hastaneyi yaptık. Oradayız. Orada hizmet vereceğiz. Ey halkımız, sizi oraya taşıyalım. Ey karşısındaki eczane; size zaman verelim. Siz de işinizi gücünüzü ona göre toparlayın.
KAĞITHANE’DE SEÇİMİ SİZ KAZANIN, MİLLET KAZANSIN, O HASTANE KOŞA KOŞA ORAYA GELECEK: Bu dediklerimi biz yaparız ama onlar yapmaz. Çünkü biz, halkı dert ederiz, halkı düşününüz. Oradaki esnaf ne olacak? Oradaki pazarcı ne olacak? Oradaki eczane ne olacak? Oradaki büfe, kahvehane ne olacak? Bir kafe ne olacak? Dolayısıyla onlar ne yapar biliyor musunuz? Bir yerden talimat geldi ya; kaça kaça giderler. Ama ne yaptınız biliyor musunuz halk olarak? Onları dize getirdiniz. Şimdi. Diyorlar, ‘Oraya gelmek istiyoruz.’ Niye biliyor musunuz? İşin içinde oy var, oy. Oy olmazsa var ya sizi duymazlar. Bunlar, seçimden sonra onu unuturlar. Nasıl unutmazlar biliyor musunuz? Onlara Kağıthane’de bir ders verin. Kağıthane’de seçimi siz kazanın, millet kazansın, Belediye Başkanı Tonguç Çoban olsun; o hastane koşa koşa oraya gelecek, koşa koşa. Onların dediğini yaparsanız değil, dediğini yapmazsanız değerli olursunuz. Dediğini yapan, birbiriyle uzlaşı içerisinde olan biziz. Niye biliyor musunuz? Biz, sizi dinliyoruz.
FERYADINIZI BİZ DUYUYORUZ: Bize canım emeklim geliyor diyor ki, ‘Ben yanıyorum kardeşim. Ben, bu yaşa geldim. Çalışırken çok çalıştım, 5 evladıma 5 tane daire yaptım. Şimdi emekli oldum; bu devlet, bu hükümet beni 5 evladıma muhtaç bir adam yaptı’ diyor. Bundan daha büyük feryat, bundan daha acı bir baba feryadı olmaz. Duymayan akıl, o akıl. Ama bunu duyarak, ‘Ben emekli için ne yapabilirim’ diye, ‘İstanbul’da ben ona nasıl katkı sunabilirim’ diye arkadaşlarıyla gece-gündüz düşünen akıl da halkçı, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları ekibi kardeşim. Bu kadar net. Onun için, evet eline o maaşı alıp bu feryadı yapan emekliye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. O aileye her gün Halk Ekmek’ten bir ekmek desteğini vereceğiz. O aileye, binaları dönüşüyor ve emekliyse, 9 bin lira kira desteği vereceğiz. O aileye parası yok, o kadar maaş alıyor, bir evi var, dönüştürmesi lazımsa, depreme dayanıksız, o dönüştüreceği evin yüzde 65 maliyetini de biz karşılayacağız. İşte mesele, insanını hissetme meselesi. Onun için biz çocuklarımıza kreş açtık. Onun için biz süt dağıtıyoruz. Onun için biz Kent Lokantası açıyoruz. Onun için biz burs veriyoruz. Onun için biz sosyal yardımları bütçede tam 6 kat arttırıyoruz. Siyaset yapmıyoruz. Halkımıza hizmet ediyoruz.
ATOM KARINCA BİLE BİZİ GEÇEMEZ: Onlar için siyaset amaç, parti amaç. Partilerinin liderini kutsallaştıran anlayış. Bizim kutsalımız; bizim insanımız. Bakın Ramazan ayında söylüyorum. Biz insanımızı seviyoruz. Kim olduğuna da bakmayız. Biz insanımızı seviyoruz, çünkü Yaradan’dan ötürü seviyoruz. Biz insanımızı, Yaradan’dan ötürü seviyoruz. Sevgili hemşehrilerim; ihmalleri, ihanetleri tarihe gömmeye hazır mıyız? Kanal İstanbul’u tarihe gömmeye hazır mıyız? Kağıthane’yi kazanmaya hazır mıyız? İstanbul’u kazanmaya hazır mıyız? Meclisi kazanmaya hazır mıyız? Tonguç Başkanı belediye başkanı seçmeye hazır mıyız? Biz de size hizmet etmeye hazırız. Atom karınca bile bizi geçemez. Bunlar, bizi seyrederken bile yorulacak, yerlere serilecekler. Allah enerjimizi bol etsin. Enerjimiz bol, çünkü siz varsınız. Allah sizin kalbinizdeki sevgiyi bize hiç eksik etmesin. Biz size mahcup olmayalım. Şu bebelere, şu çocuklara, güzel annelere, sizin bu çocuklarınıza, evlatlarınıza bu şehrin güzel hanımefendilerine, beyefendilerine, Allah, bu kardeşinizi ve Tonguç Çoban’ı mahcup etmesin. Ben onları da bıraktım kendi hallerine. Allah onları ıslah etsin. Allah onları affetsin, Allah onlara akıl versin. Yolumuz açık olsun. Onlar tam gaz geri, biz tam yol ileri.”
]]>“Milletimize ne söz verdiysem tuttum, vaatlerim için ‘hatırlamıyorum’ demedim”
“Maviyi ve yeşili koruyacağız, Haliç’i eski haline getireceğiz”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, konuk olduğu TGRT Haber ekranlarındaki Gündem Özel programında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da verdiği vaatler için ‘hatırlamıyorum’ demesine tepki göstererek “Bir yöneticiye verdiği sözleri tutmak yaraşır. İBB Başkanı ‘yapacağım’ dedi, yapmadı. Sorduğunuzda ‘hatırlamıyorum’ diyor. Bu başkan 30 yıl önceki köfteyi hatırlıyor, 5 sene önceki sözlerini hatırlamıyor. İstanbulluların karşısına geçip utanmadan bunları söylüyor” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TGRT Haber’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Murat Kurum, İstanbulluların İBB yönetimi tarafından ilgisiz ve hizmetsiz bırakıldığını söyledi. 31 Mart’taki yerel seçime 16 gün kala anketlerdeki son durumu aktaran Kurum, “Sahadaki heyecan her geçen gün artıyor. Bir coşku seline dönüştü. ‘Şu 17 gün geçse de eserle, hizmetle buluşsak; ehliyetsiz, liyakatsiz yönetimin elinden kurtulsak’ diye bekliyorlar. İnsanlar yoruldu. Çok güzel gidiyor. Anketlerde 8-10 puan önde olduklarını iddia etmişlerdi. Bu aralar yine öyle yapıyorlar. 5 yıldır yaptıkları algı gibi. Anket, sahadır. O kadar büyük coşku var ki, her şeyi anlatıyor. Yerel seçimlerde sahadaydız, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sahadaydık. 31 Mart akşamı kazanacağız. Büyük bir coşkuyla Saraçhane’ye yürüyeceğiz. Anketlerde 1,5-2 puan öndeyiz. Bazı araştırmacılar bu farkın seçim günü artacağını söylüyor. Kararsız seçmenin iradesini hizmetten yana kullanacağını belirtiyorlar. Muhalefet ne yapacağını şaşırmış durumda. Katıldıkları programlarında sürekli bizi ağızlarına doluyorlar. Seçim sürecinde bize İstanbul’la ilgili hiçbir şey sormadılar. Hep farklı gündemleri İstanbul’a taşıyorlar. 5 yıldır da böyle ve insanlar; ‘benim sorunlarımı neden konuşmuyorsunuz?’ diyor. O yüzden ‘Sadece İstanbul’ dedik” şeklinde konuştu.
“Milletimize ne söz verdiysem tuttum, vaatlerim için ‘hatırlamıyorum’ demedim”
5 yıllık bakanlık döneminde 81 ile hizmet götürdüğünü belirten Kurum, afetzedelere verdiği tüm sözleri tuttuğunu söyledi. İstanbul için hazırladığı projeleri de hayata geçireceğini vurgulayan Kurum, “İstanbul’da yaşamak sorun haline geldi. İstanbul’da vatandaşımız işe giderken, eve giderken çile çekiyor. Deprem korkusu artıyor. Gelecekle ilgili endişeliler, kadınlarımızı ayrıştırarak farklı ifadeler kullanılması. En önemlisi de ilgisizlik. İstanbul’u sevecek, ilgi gösterecek ve İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek birini bekliyorlar. Mesele Murat Kurum değil, İstanbul’un sorunlarının çözülmesi. Bir tarafta 5 yıldır sözlerini tutmayan, vaatlerini gerçekleştirmeyen, sorulduğunda ‘hatırlamıyorum’ diyen, diğer tarafta verdiği sözleri tutan, İstanbul’a 5 yılda 365 milyar TL’lik yatırım yapmış biri var. Bu, köprüden önceki son çıkış. Müdahale etsek bile çözemeyeceğimiz bir yere geleceğiz. 5 yıl İstanbul’a hizmet etmemek çok üzücü. 5 yılın kaybını ortadan kaldıracağız ve vaat ettiğimiz projeleri gerçekleştireceğiz. Ne söz verdiysem o sözleri tuttum. Milletimizle bir araya geldim, acılarına ortak oldum ve orada verdiğim sözleri tuttum. Bana 6 ay sonra vaadimi sorduğunuzda ‘hatırlamıyorum’ diyemem. Öyle bir anlayışım yok. Ne vaat edilmiş ne yapılmış? Bunu görmek gerekir” dedi.
“Bilim insanları ‘dönüşüm yapılmalı’ diyor, onlar çalıştaydan öteye gidemedi”
Murat Kurum, İstanbul’un bir deprem şehri olduğunu hatırlattı ve acilen tedbir alınması gerektiğini belirtti. Bilim insanlarının ‘dönüşüm yapılmalı’ sözlerine vurgu yapan Kurum, “Deprem meselesi bir beka ve milli güvenlik meselesi. İstanbul’da bir deprem gerçeği olduğunu bilim insanlarımız dile getiriyor. Her gün bu depremleri yaşıyoruz. Depreme tedbir almak zorundayız. İstisna tutacağımız bir şey olamaz. Acilen dönüştürülmesi gerçeğini bütün bilim insanlarımız söylüyor. Şu anki İBB yönetiminin danışman hocaları da söylüyor. Çalıştaydan öteye geçilemedi. Bizim konutlarımızı, sanayi tesislerimizi, okulları, hastaneleri, kamu binalarını güçlendirmemiz ve dönüştürmemiz lazım. Olası afetle ilgili altyapıya sahip olmalıyız” diye konuştu.
‘Depreme Dirençli İstanbul’ vizyonunun ayrıntılarını paylaşan Kurum, meseleyi ikiye ayırdıklarını söyledi, ilk olarak da ‘Afet Yönetim Sistemi’ni anlattı. Kurum, “Aynı anda 2 milyon kişiye hizmet verilecek. Toplanma alanları afet esnasında ilk yardım hizmetlerini verecek. Mevcut CHP’li yönetim kendi ikbali adına her adımı atmış, ama depremle ilgili bir adım atmamış. 115 bin konut sözü verip 5 bin konut dönüştürmüşler. Deniz ulaşımını kullanacağımız altyapıyı hazırlamak, iskeleler, lojistik merkezler gündemimizde. 1 tane lojistik merkez var şu an. Bu yeterli değil. 39 ilçeye aynı anda hizmet için 6 tane daha lojistik merkez planlıyoruz. Helikopterle pisti sayısı yetersiz. 964 mahalleye mahalle bahçesi yapmak istiyoruz. Aynı zamanda toplanma alanı ve helikopter pisti olsun” dedi.
Kuracakları Afet Farkındalık Akademisi ile, İstanbullulara afet bilincini aşılayacaklarını ifade eden Kurum, “Her evde bir afet çantası olsun istiyoruz. Hangi toplanma alanına gidileceği bilinsin ve orada her türlü hizmetin verildiği tesisi inşa etmeliyiz. Hasta bakım merkezleri kuracağız. En son asrın felaketinde 150 bin sağlık çalışanımızla omuz omuza çalıştık. Sağlık çalışanı kendi yakınını, iş arkadaşını kaybetmiş ama enkazın başındaydı. Bu hasta bakım merkezleri hasta yakınlarını misafir edecek ama afet zamanında sağlıkçıları ağırlayacak. 1 yıl içinde İstanbul’a kurmayı hedefliyoruz.” diye devam etti.
Depreme hazırlık konusunda yapılacak çalışmaların diğer boyutunun ‘kalıcı çözümler’ bulmak olduğunu belirten Kurum, şöyle devam etti: “Sanayi tesisleri güçlenmeli. Enerji, ekmek, doğalgaz verilmeye devam etmeli. Köprü, altgeçit, kavşak, metrobüs yolları afetlerde acil kullanım alanı olacak. Bütüncül bakış açısıyla İstanbul’da deprem dönüşümünü yapmalıyız. 650 bin acil dönüşmesi gereken konut var. Tek bir riskli yapı kalmayana kadar devam edeceğiz. ‘Unuttum’, ‘hatırlamıyorum’ diyerek bu iş olmaz. Böyle bir gerçek varsa dönüştürmek zorundayız.”
“Onlar hep ‘yapamazsınız’ dedi, biz yaptık ve yine yapacağız”
Murat Kurum, muhalefetin İzmir ve asrın felaketinin yaşandığı iller için verdiği sözleri tutmadığını söyledi. İBB yönetiminin reklama, deprem bütçesinin iki katı kaynak ayırdığına dikkat çeken Kurum, “İzmir CHP tarafından yıllardır yönetiliyor. O zaman da ‘yapamazsınız’ dediler. Oynak bir zemin vardı. Bayraklı’da zemin iyileştirmesi yaptık ve herkes güvenle oturuyor. ‘Biz de yapacağız ve bedava vereceğiz’ dediler ama yapmadılar. Elazığ ve Malatya’da da ‘yapamazsınız’ dediler ama orada da yaptık. Konutlarımız bitti. Milletimize söz verdik ve verdiğimiz sözleri tuttuk. Kastamonu’daki sellerde oraya gittik ve oradaki konutlarımızı da yaptık. 81 ilde çalışırken İstanbul’da da çalıştık. Tuzla’dan
Silivri’ye kadar her yerde eserlerimizi görürsünüz. Esenler, Üsküdar, Gaziosmanpaşa, Kartal’a gittiğinizde dönüşümün nasıl olduğunu görürsünüz. İstenirse her şey yapılır, kaynak bulunur. Asrın felaketi olduğunda yine ‘yapacağız’ dedik ve onlar da ‘yapmazsınız’ dediler. 3 ayda 11 ilde 180 bin konutun yapımını başlattık. Onlar ‘kaynak bulamazsınız’ dediler, 1 ay önce konutların teslimatını yaptık. Onların bakış açısı aynı; ‘yapamazsınız.’ Biz her zaman olduğu gibi yine yapacağız. Deprem bütçesinin iki katını reklam bütçesine ayırmak için, iki günlük konsere 550 milyon TL vermek için, CHP kongresini dizayn etmek için para bulmayı biliyorlar” dedi.
“Madem iş yaptırmadık kasada para olması lazım, o zaman para nerede, borç artmış”
Murat Kurum, İBB yönetiminin ‘projelerimiz engellendi’ açıklamalarına da tepki gösterdi. İBB iştiraklerinin kötü yönetim nedeniyle zarar ettiğini belirten Kurum, “İBB’nin yıllık bütçesi 7 milyar dolar, 5 yılda 35 milyar dolar. Yüzde 70-80’ini yatırıma ayırsanız, bir kısmıyla öz geliri artırsanız, İSPARK, İSKİ, BELTUR nasıl zarar eder? İBB’nin kaynaklarını seçim kampanyalarında harcıyorlar. Ben yine söylüyorum; gelsin yanıma öğreteyim. Sadece belediye bütçesiyle değil ki, kat karşılığı, özel şirketler ve yap-işlet-devret ile yapacağız” ifadelerini kullandı.
İBB bütçesinin İstanbul’un ihtiyaçları için kullanılmadığını ve doğru yönetilmediğini belirten Kurum, eleştirilerine şöyle devam devam etti:
“5 yılda 81 ilde eserim var. Onlar kayağa gittiğinde biz Elazığ’da depremzedelerin yanındaydık. İstanbul’un sorunlarıyla ilgili plan ortaya koymazsanız çözemezsiniz. Onların ne dediğinin bizim için bir anlamı yok. Laf yetiştirmeye gelince durmuyorlar. Bakanlara, Sayın Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak sözler söylemeye gelince varlar. Biz daha önce yaptıklarımızı nasıl yaptıysak yine öyle yapacağız. İstanbul’un kaynakları her şeye yeter. İş insanlarıyla görüştüm; ‘İBB Başkanı bizimle bir toplantı yapmadı’ diyorlar. Tarihe metro tünellerine hafriyat döken başkan, temel atmama töreni yapan başkan olarak geçecek. Şimdi ‘işe başlama töreni’ yapıyorlar. Bakın temel atma değil, ‘işe başlama töreni.’ İller Bankası’ndan CHP’li Belediyeler faydalanmış. Sen niye faydalanmadın. Sen önce bir proje geliştir. İller Bankası’nın yetkisi bile yok. Uluslararası fonlar. Gelen projeler değerlendiriliyor, adaletli bir şekilde dağıtılıyor. Oradan alan CHP’li Belediyeler nasıl almış? İzmir, Antalya almış da İstanbul neden alamamış? Sorarsanız ‘engellediler’ diyorlar. Göstersinler neyi engellenmiş. Merkezi bütçeden İBB’ye 2023 yılında 104 milyar lira ödenmiş. Günü gününe ödemeler yapılmış. İBB’nin öz geliri yüzde 30’dan yüzde 8’e düşmüş. Karşımızdaki anlayış o kadar rahat yalan söylüyor ki, yalana kendi de inanıyor. Rahmetli Kadir Ağabey dönemindeki metroları bile ‘biz yaptık’ diyorlar. ‘Engelliyorlar’ dedikleri Ulaştırma Bakanlığı 15 günde 2 tane metro açtı. Çam Sakura’nın yollarını devlet neden yaptı o zaman? Biz bu yolları yapmasaydık İstanbul’daki trafik katbekat daha fazla olurdu. Biz hep sözlerimizi tuttuk. Vaatlerimizi unutmuş değiliz. 22 yıldır biz böyle çalışıyoruz. 11 ildeki depremzede kardeşlerimizi aşağıladılar. Vaatler vermişlerdi, ne oldu? Yapmadılar. Anketlerde ‘Erdoğan kaybediyor’ diyorlardı, milletimiz hizmetten yana kararını verdi. Madem iş yaptırmadık, metro yaptırmadık, kentsel dönüşüm yaptırmadık kasada para olması lazım. Sen borcu artırmışsın. ve devletten gelen bütçen de artmış. Para nerede o zaman?”
“Nerede ‘Murat’ duysa Murat Kurum zannediyor, korkulu rüyası oldum”
Murat Kurum, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı canlı yayında ‘Murat’ ismini duyup, kendi danışmanının adının Murat olduğunu unutup kendisinden bahsedildiğini sanarak tedirgin olduğunu ifade etti. Muhalefetin ne yapacağını şaşırdığını söyleyen Kurum, İBB yönetimine eleştirilerini, ve kendi vaatlerini şu şekilde anlattı:
“İzleyerek trafik bitmez. Çalışırsanız trafik çilesi biter. Yıllık 18 milyon turist geliyor. Araç sahipliği artıyor. 2002’den 2019’a gelirken araç artmadı mı, nüfus artmadı mı? Hatta şimdi tersine göç var. Trafik yoğunluğu düşerken, ulaşım süresi düşerken şimdi neden arttı. Bunun bir sebebi var. Devlette devamlılık esastır. Burası hizmet belediyesi. Belediye hizmet eder, başka algıların peşinden koşmaz. 2014’te yolculuk süresi 45 dakika. Bugün ise 64 dakika. Ortalama hız 60 kilometreden 42 kilometreye düştü. Sebebi? Yatırım yok. Toplu ulaşımda yoğunluk yüzde 26 metro, yüzde 72 kara ulaşımında. 2029’daki hedefimiz ise yüzde 37 metro, yüzde 60 karayolu, deniz yolu ise yüzde 4. Denizyolunu artıracağız çünkü afetlerde de deniz yolu kullanılacak. Metro hattını ilk 5 yılda 650 kilometreye çıkarmak istiyoruz. TÜYAP’tan başlayıp Söğütlüçeşme’ye giden bir hat açacağız 2018’de yanan bozulan toplu ulaşım hatırlıyor musunuz? Otobüslerin bakımını yapmazsanız olur. Halk Otobüsleri’nin paraları ödenmiyor. Araç sahibinin yapacak parası yok, bakım ücretlerinin paralarını ödemiyorlar. Vatandaşımız metroya, metrobüse bindiğinde gurur duyacak. Bakımları kendi yandaşlarına ihale etmişler. Kırklareli Belediye Başkan adayı diyor ki; ‘ben aday oldum, beni aradılar, bana ‘çekil’ dediler. İBB’nin kadrosunu rant görüyorlar. Bu bakış açısıyla baktığında burayı yönetemezsin. Biz o işi en iyi kim yapar, onu göreve getiririz. Ben 5 yıl bakanlık yaptım. Benim Ankara’da bir dayım yok. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir etti görev verdi. İlk olarak 650 kilometreye çıkacak hatlar üzerinde çalışacağız. Sabiha Gökçen-Kurtköy bağlantısını yapacağız. İkinci 5 yılda da metro hattını 1004 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. 2034’te metrosuz bir ilçe kalmayacak. İstanbullular araçlarını yakın bir yere park edecek ve metroyla huzurlu bir yolculuk yapacaklar. Verilen vaatler yapılmadı. Hatta sorduklarında hatırlamıyorlar. Birileri söylemiş, ‘bu vaatleri ver, çekil kenara’ demişler. Piyon. Bırakın yeniden aday olmasını, başarısızlığından dolayı istifa etmeli. Böyle bir şey olsa ben sokağa çıkamam. Nerde Murat duysa Murat Kurum zannediyor. Ben onun korkulu rüyası oldum. Telaşlı, ne yapacağını bilmiyor. Daha Murat Kurum ismini çok duyacak. Bilgisiz, ilgisiz. Belediye ve İstanbul ile ilgisiz.”
“İstanbul’un iki yakasına 122 kilometre tünel yapılacak”
Trafik ve toplu taşımadaki sorunların çözümü için projelerinin hazır olduğunu yineleyen Murat Kurum; tünel, kavşak, yan yol düzenlemeleri, motosiklet ve bisiklet yollarıyla deniz ulaşımı konusundaki vizyonunu anlattı. Kurum, “Deniz ulaşımını 2 katına çıkartmak istiyoruz. Arabalı vapur seferleri koyacağız. Beykoz’dan, İstinye’den vatandaşlarımız Yenikapı’ya ulaşabilecek. Deniz ulaşımını her alanda kullanacağız. Zarar da etsek deniz ulaşımını iki katına çıkartmak istiyoruz. Sirkeci, harem bu hatların hepsi ilerleyecek. Aktarmalı seferleri de ücretsiz yapacağız. Mesela otobüsle Kabataş’a geldiniz ve Üsküdar’a deniz yoluyla geçeceksiniz. Bu aktarma ücretsiz olacak. 88’i Avrupa ve 34’ü Anadolu Yakası’nda olmak üzere 122 kilometre tünel yapacağız. 5 senede bırakın tüneli, olana beton döktüler. Kilyos’tan tünele giren vatandaşımız Büyükçekmece’ye kadar gidebilecek. 800 bin yolcu metrobüse biniyorsa, alternatif yol bulsa kullanabilir. Hem ‘araç sayısı ve nüfus artacak’ diyorsunuz hem de ‘yatırım yapmayayım izleyim’. Olur mu öyle şey? Burada sadece 40 bin araç olarak hesap yapılmamalı. Çayırbaşı’ndan giren bir vatandaşımız Bayrampaşa’ya kadar kesintisiz gidebilecek. Göztepe’den giren, Bostancı sahilden çıkacak. Silivri’ye metrobüs gidecek. Kuyumcukent’in orası sabah akşam kilit. 21’inci Yüzyılda vatandaşımıza bu hizmetleri sunmamız lazım. İstanbul’un parası bunlara yeter. Böyle bir derdiniz yoksa tabii ki yapamazsınız. D-100’ün yükünü almak için yan yol ve Bostancı sahile gitmek için tünel yapacağız. Motosiklet ve bisiklet yolları yapılacak. Net sıfır emisyon hedefimiz var. İstanbul’da bunu 2040’ta yakalamak istiyoruz. Bisikleti herkesin kullanabileceği şekilde güvenli yolları vatandaşımıza sunmak istiyoruz. İstanbul’daki trafik yükünün yüzde 25’i ağır vasıta. Bunları lojistik merkezlerle şehrin kuzeyine alacağız. Kuzey Marmara Otoyolu ve iki otogarla birlikte orayı kullanacaklar. Tırlar şehrin içine girmeden lojistik köyler üzerinden hizmet verecek. Bunlar 5 yıl içinde yapılacak.” dedi.
Murat Kurum, taksi sorununa özel bir başlık açtı. “İstanbul’un taksisi marka olacak” vaadini yineleyen Kurum, konuşmasına, “6 ay, 1 yıl içerisinde bu sorunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Dijital bir uygulamadan yönetmek istiyoruz. Ödül-ceza uygulaması olacak. ‘Bizİstanbul’ uygulaması üzerinden hizmeti aldıktan sonra puan verebileceksiniz. Vatandaşımızın bir eksik gördüğünü bize bildirecek. UKOME’de alacağımız kararla birlikte gerekirse o taksici men edilecek. Önüne gelen taksicilik yapamayacak. O işi yapacak kardeşimiz gerekli eğitimleri alacak, ondan sonra taksisini sürecek. Verdiği hizmetten dolayı şikayetler devam ediyorsa cezasını ödeyecek. Taksicilerimizin de talepleri var. Mesela bir taksicimizi hunharca katlettiler. İstanbul’daki trafiğin işleyişiyle ilgili iradeyi ortaya koyduktan sonra herkes kurallara uyacak” ifadelerini kullandı.
“30 önceki köfteyi hatırlıyor ama verdiği sözleri hatırlamıyor”
CHP’li İBB Başkanı’nın 2019’daki vaatleri sorulduğunda ‘hatırlamıyorum’ demesini eleştiren Murat Kurum, “Bir yöneticiye verdiği sözleri tutmak yaraşır. İBB Başkanı ‘yapacağım’ dedi, yapmadı. Sorduğunuzda ‘hatırlamıyorum’ diyor. Bu başkan 30 yıl önceki köfteyi hatırlıyor, 5 sene önceki sözlerini hatırlamıyor. İstanbulluların karşısına geçip utanmadan bunları söylüyor.” diye konuştu.
Murat Kurum, kentsel dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için, “Yapmamız gereken harıl harıl çalışmaktır. Ben insanların ‘evlerimizi dönüştürün’ çığlığını duyuyorum. Vatandaşımızla el ele vereceğiz ve yarısını biz karşılayarak dönüştüreceğiz. Abdi İpekçi Spor Salonu’nu yapacağız ama İBB engelliyor. Esas engelleyen onlar ama bizi suçluyorlar. 11 ilde yaşadığımız depremlerde yıkılan yapıların yüzde 98’i 1999 yılı öncesinde yapılmış. Özel sektör ile birlikte hareket edeceğiz. İstanbul’da olası afeti yönetmek için tek elden bir iş yapmamız lazım. Hastane yollarımız güvenli olmalı. Tsunamiye hazırlıklı olmalıyız. 39 ilçeye tam donanımlı geçici yaşam alanları oluşturmalıyız. Gerekirse denizden su arıtmalıyız. Olayı sadece beton olarak göremeyiz. İnsanlar hizmet bekliyor. Yatırım yapmazsak ne yapacağız?” ifadelerini kullandı.
Murat Kurum, mevcut İBB Yönetimininse bu aciliyetin farkında olmadığını söyledi. Kurum, şöyle konuştu: “Sosyal yardımlarla, günü geçirme işlerle ne kadar yürüyebiliriz? Devlet yönetmediler ve bilmiyorlar. 31 Mart’ta, vatandaşın huzurunu düşünenlerle kendi geleceğini düşünenler arasında bir karar vereceğiz. Evim depremde yıkıldıktan sonra param olsa ne olur? Ben afet bölgesine gittim, orada bir yakınını kaybetmek nasıl bir duygu biliyor musunuz? 5 yıllık süreçte yarı zamanlı iş yapan Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak için İstanbul’un kaynaklarını harcadı.”
“Deprem bölgesinde selfi çektirip geri döndüler, konut yaptıklarını görmedim”
İBB yönetiminin deprem gerçeğini ciddiye almadığını ifade eden Murat Kurum; İBB yöneticilerinin İzmir depremi sonrasında ve asrın felaketinde 11 ilde sergiledikleri tavra dikkat çekti. Kurum, “İzmir’de depremle ilgili konut yaptıklarına şahit olmadım. İBB’nin ne İzmir’de ne de 11 ilde konut dönüştürdüğünü görmedim. 5 yıllık süreçte yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan ve İstanbul’la ilgilenmeyen Belediye Başkanı 81 ile gidip Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak için mitingler yaptı, kongreler yaptı ve buralara İstanbul’un kaynaklarını aktardı. Bunu milletimiz de biliyor. Bunun dışında depremzede aileler için herhangi bir yatırım yaptıklarını görmedim. Poz verdiler, selfi çektiler, baretleri takıp ‘biz bu işleri yapıyoruz’ dediler ve döndüler. Bir devlet adabı olmayan ve devlet terbiyesi almamış olan bir Başkan’dan bahsediyoruz. Bakanlara, Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak sözlerle gündeme geldi. Hep gündem değiştirme çabası gördük. Biz ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un sorunları ile uğraşacağız. O kendisini bir bakıyorsunuz Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapıyor, bir bakıyorsunuz Genel Başkan yapıyor. Yanında kimse yok. Kendi arkadaşları İstanbul’un kaynaklarının çarçur edildiğini söylüyor. İstanbul’u rant gördüklerini söylüyor. Bunları biz söylemiyoruz.” diye konuştu.
“CHP-DEM ittifakını milletimiz görüyor”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Ekrem İmamoğlu ile DEM’in net bir iş birliği var mı?” sorusuna da cevap verdi. “Biz ilgilenmiyoruz, istedikleri ittifakı yapsınlar” diyen Kurum, açıklamalarını şu sözlerle devam ettirdi: “Milletimiz ne olduğunu görüyor. Uzlaşı yaptıklarını kendileri de ifade ediyor. Nasıl bir anlaşma yaptıklarını net bir şekilde anlatmıyorlar. Ne olduğunu söylemiyorlar. Bu iki parti kendi arasında iş birliği yaptığını zaten kendileri de itiraf ediyor. Bakıyorsunuz Esenyurt’ta farklı adaylar DEM Parti’ye alan açıyor. Daha önce Başak Demirtaş aday oldu, sonra Kandil’den talimat geldi ve geri çekildi. Başka bir aday çıkardılar. Belediye Meclisi’ni dağıttılar. Biz ilgilenmiyoruz, istedikleri ittifakı yapsınlar. İstanbul’un sorununu böyle çözemezler. Biz Cumhur İttifakı olarak icatlarımızı yapamaya devam edeceğiz. Bu şehir Fatih Sultan Mehmed’in emaneti ve biz bu emanete sahip çıkacağız. İstanbul’un 571 yıllık onurunu ayağa kaldıracağız. Biz bu şehrin emanetçisi olacağız. Onlar hangi ittifakla o emanete sahip çıkıyorlar sormak lazım. Milletimiz de bunların durumunu biliyor. Onların aklı karıştı. Hiç İstanbul konuşmuyorlar, eserleri yok, hepsi boş.”
“Maviyi ve yeşili koruyacağız, Haliç’i eski haline getireceğiz”
Murat Kurum, geç saatlere kadar çalıştığı ve erken kalktığı için 4-5 saat uyuduğunu söyledi. Kurum, “31 Mart’ta öyle bir zafer kazanacağız ki tüm İstanbul sevinecek. Vatandaşlarımız ehliyetten yana oyunu kullanacak. Sevgi her geçen gün artıyor. İnsanlarımızın yanında ve kardeşi olacağız. Gece 2-3’lere kadar işlerimiz sürüyor, sabah 9-10 gibi kalkıyoruz. Bu 4-5 saati de verimli uyuduğumu düşünmüyorum. Gece 4-5 saat uyuyorum.” dedi.
İstanbul’un mavisinin ve yeşilinin korunacağının altını çizen Kurum, “Kadınlarımız üretsin istiyoruz. Ev kadınlarımız bize oy veriyor diye ayrıştırılıyor. Kadınların istihdamı için uğraşacağız. 100 bin kadınımıza ve 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. İSMEK ile yeni atölyeler kuracağız. İstanbul sokaklarına huzuru ve güveni inşa edeceğiz. Burada yaşamanın güvende olduğu bir İstanbul için çalışacağız. Maviyi ve yeşili koruyacağız. Haliç’i eski haline getireceğiz” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TGRT Haber’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kurum, İstanbulluların İBB yönetimi tarafından ilgisiz ve hizmetsiz bırakıldığını söyledi. 31 Mart’taki yerel seçime 16 gün kala anketlerdeki son durumu aktaran Kurum, “Sahadaki heyecan her geçen gün artıyor. Bir coşku seline dönüştü. ‘Şu 17 gün geçse de eserle, hizmetle buluşsak; ehliyetsiz, liyakatsiz yönetimin elinden kurtulsak’ diye bekliyorlar. İnsanlar yoruldu. Çok güzel gidiyor. Anketlerde 8-10 puan önde olduklarını iddia etmişlerdi. Bu aralar yine öyle yapıyorlar. 5 yıldır yaptıkları algı gibi. Anket, sahadır. O kadar büyük coşku var ki, her şeyi anlatıyor. Yerel seçimlerde sahadayız, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sahadaydık. 31 Mart akşamı kazanacağız. Büyük bir coşkuyla Saraçhane’ye yürüyeceğiz. Anketlerde 1,5-2 puan öndeyiz. Bazı araştırmacılar bu farkın seçim günü artacağını söylüyor. Kararsız seçmenin iradesini hizmetten yana kullanacağını belirtiyorlar. Muhalefet ne yapacağını şaşırmış durumda. Katıldıkları programlarında sürekli bizi ağızlarına doluyorlar. Seçim sürecinde bize İstanbul’la ilgili hiçbir şey sormadılar. Hep farklı gündemleri İstanbul’a taşıyorlar. 5 yıldır da böyle ve insanlar; ‘benim sorunlarımı neden konuşmuyorsunuz’ diyor. O yüzden ‘Sadece İstanbul’ dedik” şeklinde konuştu.
“Milletimize ne söz verdiysem tuttum, vaatlerim için ‘hatırlamıyorum’ demedim”
5 yıllık bakanlık döneminde 81 ile hizmet götürdüğünü belirten Kurum, afetzedelere verdiği tüm sözleri tuttuğunu söyledi. İstanbul için hazırladığı projeleri de hayata geçireceğini vurgulayan Kurum, “İstanbul’da yaşamak sorun haline geldi. İstanbul’da vatandaşımız işe giderken, eve giderken çile çekiyor. Deprem korkusu artıyor. Gelecekle ilgili endişeliler, kadınlarımızı ayrıştırarak farklı ifadeler kullanılması. En önemlisi de ilgisizlik. İstanbul’u sevecek, ilgi gösterecek ve İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek birini bekliyorlar. Mesele Murat Kurum değil, İstanbul’un sorunlarının çözülmesi. Bir tarafta 5 yıldır sözlerini tutmayan, vaatlerini gerçekleştirmeyen, sorulduğunda ‘hatırlamıyorum’ diyen, diğer tarafta verdiği sözleri tutan, İstanbul’a 5 yılda 365 milyar TL’lik yatırım yapmış biri var. Bu, köprüden önceki son çıkış. Müdahale etsek bile çözemeyeceğimiz bir yere geleceğiz. 5 yıl İstanbul’a hizmet etmemek çok üzücü. 5 yılın kaybını ortadan kaldıracağız ve vaat ettiğimiz projeleri gerçekleştireceğiz. Ne söz verdiysem o sözleri tuttum. Milletimizle bir araya geldim, acılarına ortak oldum ve orada verdiğim sözleri tuttum. Bana 6 ay sonra vaadimi sorduğunuzda ‘hatırlamıyorum’ diyemem. Öyle bir anlayışım yok. Ne vaat edilmiş ne yapılmış? Bunu görmek gerekir” dedi.
“Bilim insanları ‘dönüşüm yapılmalı’ diyor, onlar çalıştaydan öteye gidemedi”
Murat Kurum, İstanbul’un bir deprem şehri olduğunu hatırlattı ve acilen tedbir alınması gerektiğini belirtti. Bilim insanlarının ‘dönüşüm yapılmalı’ sözlerine vurgu yapan Kurum, “Deprem meselesi bir beka ve milli güvenlik meselesi. İstanbul’da bir deprem gerçeği olduğunu bilim insanlarımız dile getiriyor. Her gün bu depremleri yaşıyoruz. Depreme tedbir almak zorundayız. İstisna tutacağımız bir şey olamaz. Acilen dönüştürülmesi gerçeğini bütün bilim insanlarımız söylüyor. Şu anki İBB yönetiminin danışman hocaları da söylüyor. Çalıştaydan öteye geçilemedi. Bizim konutlarımızı, sanayi tesislerimizi, okulları, hastaneleri, kamu binalarını güçlendirmemiz ve dönüştürmemiz lazım. Olası afetle ilgili altyapıya sahip olmalıyız” diye konuştu.
‘Depreme Dirençli İstanbul’ vizyonunun ayrıntılarını paylaşan Kurum, meseleyi ikiye ayırdıklarını söyledi, ilk olarak da ‘Afet Yönetim Sistemi’ni anlattı. Kurum, “Aynı anda 2 milyon kişiye hizmet verilecek. Toplanma alanları afet esnasında ilk yardım hizmetlerini verecek. Mevcut CHP’li yönetim kendi ikbali adına her adımı atmış ama depremle ilgili bir adım atmamış. 115 bin konut sözü verip 5 bin konut dönüştürmüşler. Deniz ulaşımını kullanacağımız altyapıyı hazırlamak, iskeleler, lojistik merkezler gündemimizde. 1 tane lojistik merkez var şu an. Bu yeterli değil. 39 ilçeye aynı anda hizmet için 6 tane daha lojistik merkez planlıyoruz. Helikopterle pisti sayısı yetersiz. 964 mahalleye mahalle bahçesi yapmak istiyoruz. Aynı zamanda toplanma alanı ve helikopter pisti olsun” dedi.
Kuracakları Afet Farkındalık Akademisi ile İstanbullulara afet bilincini aşılayacaklarını ifade eden Kurum, “Her evde bir afet çantası olsun istiyoruz. Hangi toplanma alanına gidileceği bilinsin ve orada her türlü hizmetin verildiği tesisi inşa etmeliyiz. Hasta bakım merkezleri kuracağız. En son asrın felaketinde 150 bin sağlık çalışanımızla omuz omuza çalıştık. Sağlık çalışanı kendi yakınını, iş arkadaşını kaybetmiş ama enkazın başındaydı. Bu hasta bakım merkezleri hasta yakınlarını misafir edecek ama afet zamanında sağlıkçıları ağırlayacak. 1 yıl içinde İstanbul’a kurmayı hedefliyoruz” diye devam etti.
Depreme hazırlık konusunda yapılacak çalışmaların diğer boyutunun ‘kalıcı çözümler’ bulmak olduğunu belirten Kurum, şöyle devam etti: “Sanayi tesisleri güçlenmeli. Enerji, ekmek, doğalgaz verilmeye devam etmeli. Köprü, altgeçit, kavşak, metrobüs yolları afetlerde acil kullanım alanı olacak. Bütüncül bakış açısıyla İstanbul’da deprem dönüşümünü yapmalıyız. 650 bin acil dönüşmesi gereken konut var. Tek bir riskli yapı kalmayana kadar devam edeceğiz. ‘Unuttum’, ‘hatırlamıyorum’ diyerek bu iş olmaz. Böyle bir gerçek varsa dönüştürmek zorundayız.”
“Onlar hep ‘yapamazsınız’ dedi, biz yaptık ve yine yapacağız”
Murat Kurum, muhalefetin İzmir ve asrın felaketinin yaşandığı iller için verdiği sözleri tutmadığını söyledi. İBB yönetiminin reklama, deprem bütçesinin iki katı kaynak ayırdığına dikkat çeken Kurum, “İzmir CHP tarafından yıllardır yönetiliyor. O zaman da ‘yapamazsınız’ dediler. Oynak bir zemin vardı. Bayraklı’da zemin iyileştirmesi yaptık ve herkes güvenle oturuyor. ‘Biz de yapacağız ve bedava vereceğiz’ dediler ama yapmadılar. Elazığ ve Malatya’da da ‘yapamazsınız’ dediler ama orada da yaptık. Konutlarımız bitti. Milletimize söz verdik ve verdiğimiz sözleri tuttuk. Kastamonu’daki sellerde oraya gittik ve oradaki konutlarımızı da yaptık. 81 ilde çalışırken İstanbul’da da çalıştık. Tuzla’dan Silivri’ye kadar her yerde eserlerimizi görürsünüz. Esenler, Üsküdar, Gaziosmanpaşa, Kartal’a gittiğinizde dönüşümün nasıl olduğunu görürsünüz. İstenirse her şey yapılır, kaynak bulunur. Asrın felaketi olduğunda yine ‘yapacağız’ dedik ve onlar da ‘yapmazsınız’ dediler. 3 ayda 11 ilde 180 bin konutun yapımını başlattık. Onlar ‘kaynak bulamazsınız’ dediler, 1 ay önce konutların teslimatını yaptık. Onların bakış açısı aynı; ‘yapamazsınız.’ Biz her zaman olduğu gibi yine yapacağız. Deprem bütçesinin iki katını reklam bütçesine ayırmak için, iki günlük konsere 550 milyon TL vermek için, CHP kongresini dizayn etmek için para bulmayı biliyorlar” dedi.
“Madem iş yaptırmadık kasada para olması lazım, o zaman para nerede, borç artmış”
Murat Kurum, İBB yönetiminin ‘projelerimiz engellendi’ açıklamalarına da tepki gösterdi. İBB iştiraklerinin kötü yönetim nedeniyle zarar ettiğini belirten Kurum, “İBB’nin yıllık bütçesi 7 milyar dolar, 5 yılda 35 milyar dolar. Yüzde 70-80’ini yatırıma ayırsanız, bir kısmıyla öz geliri artırsanız, İSPARK, İSKİ, BELTUR nasıl zarar eder? İBB’nin kaynaklarını seçim kampanyalarında harcıyorlar. Ben yine söylüyorum; gelsin yanıma öğreteyim. Sadece belediye bütçesiyle değil ki, kat karşılığı, özel şirketler ve yap-işlet-devret ile yapacağız” ifadelerine yer verdi.
İBB bütçesinin İstanbul’un ihtiyaçları için kullanılmadığını ve doğru yönetilmediğini belirten Kurum, eleştirilerine şöyle devam etti:
“5 yılda 81 ilde eserim var. Onlar kayağa gittiğinde biz Elazığ’da depremzedelerin yanındaydık. İstanbul’un sorunlarıyla ilgili plan ortaya koymazsanız çözemezsiniz. Onların ne dediğinin bizim için bir anlamı yok. Laf yetiştirmeye gelince durmuyorlar. Bakanlara, Sayın Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak sözler söylemeye gelince varlar. Biz daha önce yaptıklarımızı nasıl yaptıysak yine öyle yapacağız. İstanbul’un kaynakları her şeye yeter. İş insanlarıyla görüştüm; ‘İBB Başkanı bizimle bir toplantı yapmadı’ diyorlar. Tarihe metro tünellerine hafriyat döken başkan, temel atmama töreni yapan başkan olarak geçecek. Şimdi ‘işe başlama töreni’ yapıyorlar. Bakın temel atma değil, ‘işe başlama töreni.’ İller Bankası’ndan CHP’li belediyeler faydalanmış. Sen niye faydalanmadın. Sen önce bir proje geliştir. İller Bankası’nın yetkisi bile yok. Uluslararası fonlar. Gelen projeler değerlendiriliyor, adaletli bir şekilde dağıtılıyor. Oradan alan CHP’li Belediyeler nasıl almış? İzmir, Antalya almış da İstanbul neden alamamış? Sorarsanız ‘engellediler’ diyorlar. Göstersinler neyi engellenmiş. Merkezi bütçeden İBB’ye 2023 yılında 104 milyar lira ödenmiş. Günü gününe ödemeler yapılmış. İBB’nin öz geliri yüzde 30’dan yüzde 8’e düşmüş. Karşımızdaki anlayış o kadar rahat yalan söylüyor ki, yalana kendi de inanıyor. Rahmetli Kadir Ağabey dönemindeki metroları bile ‘biz yaptık’ diyorlar. ‘Engelliyorlar’ dedikleri Ulaştırma Bakanlığı 15 günde 2 tane metro açtı. Çam Sakura’nın yollarını devlet neden yaptı o zaman? Biz bu yolları yapmasaydık İstanbul’daki trafik katbekat daha fazla olurdu. Biz hep sözlerimizi tuttuk. Vaatlerimizi unutmuş değiliz. 22 yıldır biz böyle çalışıyoruz. 11 ildeki depremzede kardeşlerimizi aşağıladılar. Vaatler vermişlerdi, ne oldu? Yapmadılar. Anketlerde ‘Erdoğan kaybediyor’ diyorlardı, milletimiz hizmetten yana kararını verdi. Madem iş yaptırmadık, metro yaptırmadık, kentsel dönüşüm yaptırmadık kasada para olması lazım. Sen borcu artırmışsın ve devletten gelen bütçen de artmış. Para nerede o zaman?”
“Nerede ‘Murat’ duysa Murat Kurum zannediyor, korkulu rüyası oldum”
Murat Kurum, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı canlı yayında ‘Murat’ ismini duyup, kendi danışmanının adının Murat olduğunu unutup kendisinden bahsedildiğini sanarak tedirgin olduğunu ifade etti. Muhalefetin ne yapacağını şaşırdığını söyleyen Kurum, İBB yönetimine eleştirilerini ve kendi vaatlerini şu şekilde anlattı:
“İzleyerek trafik bitmez. Çalışırsanız trafik çilesi biter. Yıllık 18 milyon turist geliyor. Araç sahipliği artıyor. 2002’den 2019’a gelirken araç artmadı mı, nüfus artmadı mı? Hatta şimdi tersine göç var. Trafik yoğunluğu düşerken, ulaşım süresi düşerken şimdi neden arttı. Bunun bir sebebi var. Devlette devamlılık esastır. Burası hizmet belediyesi. Belediye hizmet eder, başka algıların peşinden koşmaz. 2014’te yolculuk süresi 45 dakika. Bugün ise 64 dakika. Ortalama hız 60 kilometreden 42 kilometreye düştü. Sebebi? Yatırım yok. Toplu ulaşımda yoğunluk yüzde 26 metro, yüzde 72 kara ulaşımında. 2029’daki hedefimiz ise yüzde 37 metro, yüzde 60 karayolu, deniz yolu ise yüzde 4. Denizyolunu artıracağız çünkü afetlerde de deniz yolu kullanılacak. Metro hattını ilk 5 yılda 650 kilometreye çıkarmak istiyoruz. TÜYAP’tan başlayıp Söğütlüçeşme’ye giden bir hat açacağız 2018’de yanan bozulan toplu ulaşım hatırlıyor musunuz? Otobüslerin bakımını yapmazsanız olur. Halk Otobüsleri’nin paraları ödenmiyor. Araç sahibinin yapacak parası yok, bakım ücretlerinin paralarını ödemiyorlar. Vatandaşımız metroya, metrobüse bindiğinde gurur duyacak. Bakımları kendi yandaşlarına ihale etmişler. Kırklareli Belediye Başkan adayı diyor ki; ‘ben aday oldum, beni aradılar, bana ‘çekil’ dediler. İBB’nin kadrosunu rant görüyorlar. Bu bakış açısıyla baktığında burayı yönetemezsin. Biz o işi en iyi kim yapar, onu göreve getiririz. Ben 5 yıl bakanlık yaptım. Benim Ankara’da bir dayım yok. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir etti görev verdi. İlk olarak 650 kilometreye çıkacak hatlar üzerinde çalışacağız. Sabiha Gökçen-Kurtköy bağlantısını yapacağız. İkinci 5 yılda da metro hattını 1004 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. 2034’te metrosuz bir ilçe kalmayacak. İstanbullular araçlarını yakın bir yere park edecek ve metroyla huzurlu bir yolculuk yapacaklar. Verilen vaatler yapılmadı. Hatta sorduklarında hatırlamıyorlar. Birileri söylemiş, ‘bu vaatleri ver, çekil kenara’ demişler. Piyon. Bırakın yeniden aday olmasını, başarısızlığından dolayı istifa etmeli. Böyle bir şey olsa ben sokağa çıkamam. Nerede Murat duysa Murat Kurum zannediyor. Ben onun korkulu rüyası oldum. Telaşlı, ne yapacağını bilmiyor. Daha Murat Kurum ismini çok duyacak. Bilgisiz, ilgisiz. Belediye ve İstanbul ile ilgisiz.”
“İstanbul’un iki yakasına 122 kilometre tünel yapılacak”
Trafik ve toplu taşımadaki sorunların çözümü için projelerinin hazır olduğunu yineleyen Murat Kurum; tünel, kavşak, yan yol düzenlemeleri, motosiklet ve bisiklet yollarıyla deniz ulaşımı konusundaki vizyonunu anlattı. Kurum, “Deniz ulaşımını 2 katına çıkartmak istiyoruz. Arabalı vapur seferleri koyacağız. Beykoz’dan, İstinye’den vatandaşlarımız Yenikapı’ya ulaşabilecek. Deniz ulaşımını her alanda kullanacağız. Zarar da etsek deniz ulaşımını iki katına çıkartmak istiyoruz. Sirkeci, Harem bu hatların hepsi ilerleyecek. Aktarmalı seferleri de ücretsiz yapacağız. Mesela otobüsle Kabataş’a geldiniz ve Üsküdar’a deniz yoluyla geçeceksiniz. Bu aktarma ücretsiz olacak. 88’i Avrupa ve 34’ü Anadolu Yakası’nda olmak üzere 122 kilometre tünel yapacağız. 5 senede bırakın tüneli, olana beton döktüler. Kilyos’tan tünele giren vatandaşımız Büyükçekmece’ye kadar gidebilecek. 800 bin yolcu metrobüse biniyorsa, alternatif yol bulsa kullanabilir. Hem ‘araç sayısı ve nüfus artacak’ diyorsunuz hem de ‘yatırım yapmayayım izleyim’. Olur mu öyle şey? Burada sadece 40 bin araç olarak hesap yapılmamalı. Çayırbaşı’ndan giren bir vatandaşımız Bayrampaşa’ya kadar kesintisiz gidebilecek. Göztepe’den giren, Bostancı sahilden çıkacak. Silivri’ye metrobüs gidecek. Kuyumcukent’in orası sabah akşam kilit. 21’inci yüzyılda vatandaşımıza bu hizmetleri sunmamız lazım. İstanbul’un parası bunlara yeter. Böyle bir derdiniz yoksa tabii ki yapamazsınız. D-100’ün yükünü almak için yan yol ve Bostancı sahile gitmek için tünel yapacağız. Motosiklet ve bisiklet yolları yapılacak. Net sıfır emisyon hedefimiz var. İstanbul’da bunu 2040’ta yakalamak istiyoruz. Bisikleti herkesin kullanabileceği şekilde güvenli yolları vatandaşımıza sunmak istiyoruz. İstanbul’daki trafik yükünün yüzde 25’i ağır vasıta. Bunları lojistik merkezlerle şehrin kuzeyine alacağız. Kuzey Marmara Otoyolu ve iki otogarla birlikte orayı kullanacaklar. Tırlar şehrin içine girmeden lojistik köyler üzerinden hizmet verecek. Bunlar 5 yıl içinde yapılacak” dedi.
Murat Kurum, taksi sorununa ise özel bir başlık açtı. “İstanbul’un taksisi marka olacak” vaadini yineleyen Kurum, konuşmasına, “6 ay, 1 yıl içerisinde bu sorunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Dijital bir uygulamadan yönetmek istiyoruz. Ödül-ceza uygulaması olacak. ‘Bizİstanbul’ uygulaması üzerinden hizmeti aldıktan sonra puan verebileceksiniz. Vatandaşımız bir eksik gördüğünü bize bildirecek. UKOME’de alacağımız kararla birlikte gerekirse o taksici men edilecek. Önüne gelen taksicilik yapamayacak. O işi yapacak kardeşimiz gerekli eğitimleri alacak, ondan sonra taksisini sürecek. Verdiği hizmetten dolayı şikayetler devam ediyorsa cezasını ödeyecek. Taksicilerimizin de talepleri var. Mesela bir taksicimizi hunharca katlettiler. İstanbul’daki trafiğin işleyişiyle ilgili iradeyi ortaya koyduktan sonra herkes kurallara uyacak” ifadelerini kullandı.
“30 yıl önceki köfteyi hatırlıyor ama verdiği sözleri hatırlamıyor”
CHP’li İBB Başkanı’nın 2019’daki vaatleri sorulduğunda ‘hatırlamıyorum’ demesini eleştiren Murat Kurum, “Bir yöneticiye verdiği sözleri tutmak yaraşır. İBB Başkanı ‘yapacağım’ dedi, yapmadı. Sorduğunuzda ‘hatırlamıyorum’ diyor. Bu başkan 30 yıl önceki köfteyi hatırlıyor, 5 sene önceki sözlerini hatırlamıyor. İstanbulluların karşısına geçip utanmadan bunları söylüyor” diye konuştu.
Murat Kurum, kentsel dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için, “Yapmamız gereken harıl harıl çalışmaktır. Ben insanların ‘evlerimizi dönüştürün’ çığlığını duyuyorum. Vatandaşımızla el ele vereceğiz ve yarısını biz karşılayarak dönüştüreceğiz. Abdi İpekçi Spor Salonu’nu yapacağız ama İBB engelliyor. Esas engelleyen onlar ama bizi suçluyorlar. 11 ilde yaşadığımız depremlerde yıkılan yapıların yüzde 98’i 1999 yılı öncesinde yapılmış. Özel sektör ile birlikte hareket edeceğiz. İstanbul’da olası afeti yönetmek için tek elden bir iş yapmamız lazım. Hastane yollarımız güvenli olmalı. Tsunamiye hazırlıklı olmalıyız. 39 ilçeye tam donanımlı geçici yaşam alanları oluşturmalıyız. Gerekirse denizden su arıtmalıyız. Olayı sadece beton olarak göremeyiz. İnsanlar hizmet bekliyor. Yatırım yapmazsak ne yapacağız” ifadelerini kullandı.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin ise bu aciliyetin farkında olmadığını söyledi. Kurum, şöyle konuştu: “Sosyal yardımlarla, günü geçirme işlerle ne kadar yürüyebiliriz? Devlet yönetmediler ve bilmiyorlar. 31 Mart’ta, vatandaşın huzurunu düşünenlerle kendi geleceğini düşünenler arasında bir karar vereceğiz. Evim depremde yıkıldıktan sonra param olsa ne olur? Ben afet bölgesine gittim, orada bir yakınını kaybetmek nasıl bir duygu biliyor musunuz? 5 yıllık süreçte yarı zamanlı iş yapan Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak için İstanbul’un kaynaklarını harcadı.”
“Deprem bölgesinde selfie çektirip geri döndüler, konut yaptıklarını görmedim”
İBB yönetiminin deprem gerçeğini ciddiye almadığını ifade eden Murat Kurum; İBB yöneticilerinin İzmir depremi sonrasında ve asrın felaketinde 11 ilde sergiledikleri tavra dikkat çekti. Kurum, “İzmir’de depremle ilgili konut yaptıklarına şahit olmadım. İBB’nin ne İzmir’de ne de 11 ilde konut dönüştürdüğünü görmedim. 5 yıllık süreçte yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan ve İstanbul’la ilgilenmeyen Belediye Başkanı 81 ile gidip Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak için mitingler yaptı, kongreler yaptı ve buralara İstanbul’un kaynaklarını aktardı. Bunu milletimiz de biliyor. Bunun dışında depremzede aileler için herhangi bir yatırım yaptıklarını görmedim. Poz verdiler, selfie çektiler, baretleri takıp ‘biz bu işleri yapıyoruz’ dediler ve döndüler. Bir devlet adabı olmayan ve devlet terbiyesi almamış olan bir başkandan bahsediyoruz. Bakanlara, Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak sözlerle gündeme geldi. Hep gündem değiştirme çabası gördük. Biz ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un sorunları ile uğraşacağız. O kendisini bir bakıyorsunuz Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapıyor, bir bakıyorsunuz Genel Başkan yapıyor. Yanında kimse yok. Kendi arkadaşları İstanbul’un kaynaklarının çarçur edildiğini söylüyor. İstanbul’u rant gördüklerini söylüyor. Bunları biz söylemiyoruz” diye konuştu.
“CHP-DEM ittifakını milletimiz görüyor”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Ekrem İmamoğlu ile DEM’in net bir iş birliği var mı” sorusuna da cevap verdi. “Biz ilgilenmiyoruz, istedikleri ittifakı yapsınlar” diyen Kurum, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Milletimiz ne olduğunu görüyor. Uzlaşı yaptıklarını kendileri de ifade ediyor. Nasıl bir anlaşma yaptıklarını net bir şekilde anlatmıyorlar. Ne olduğunu söylemiyorlar. Bu iki parti kendi arasında iş birliği yaptığını zaten kendileri de itiraf ediyor. Bakıyorsunuz Esenyurt’ta farklı adaylar DEM Parti’ye alan açıyor. Daha önce Başak Demirtaş aday oldu, sonra Kandil’den talimat geldi ve geri çekildi. Başka bir aday çıkardılar. Belediye Meclisi’ni dağıttılar. Biz ilgilenmiyoruz, istedikleri ittifakı yapsınlar. İstanbul’un sorununu böyle çözemezler. Biz Cumhur İttifakı olarak icatlarımızı yapamaya devam edeceğiz. Bu şehir Fatih Sultan Mehmed’in emaneti ve biz bu emanete sahip çıkacağız. İstanbul’un 571 yıllık onurunu ayağa kaldıracağız. Biz bu şehrin emanetçisi olacağız. Onlar hangi ittifakla o emanete sahip çıkıyorlar sormak lazım. Milletimiz de bunların durumunu biliyor. Onların aklı karıştı. Hiç İstanbul konuşmuyorlar, eserleri yok, hepsi boş.”
“Maviyi ve yeşili koruyacağız, Haliç’i eski haline getireceğiz”
Murat Kurum, geç saatlere kadar çalıştığı ve erken kalktığı için 4-5 saat uyuduğunu söyledi. Kurum, “31 Mart’ta öyle bir zafer kazanacağız ki tüm İstanbul sevinecek. Vatandaşlarımız ehliyetten yana oyunu kullanacak. Sevgi her geçen gün artıyor. İnsanlarımızın yanında ve kardeşi olacağız. Gece 2-3’lere kadar işlerimiz sürüyor, sabah 9-10 gibi kalkıyoruz. Bu 4-5 saati de verimli uyuduğumu düşünmüyorum. Gece 4-5 saat uyuyorum” dedi.
İstanbul’un mavisinin ve yeşilinin korunacağının altını çizen Kurum, “Kadınlarımız üretsin istiyoruz. Ev kadınlarımız bize oy veriyor diye ayrıştırılıyor. Kadınların istihdamı için uğraşacağız. 100 bin kadınımıza ve 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. İSMEK ile yeni atölyeler kuracağız. İstanbul sokaklarına huzuru ve güveni inşa edeceğiz. Burada yaşamanın güvende olduğu bir İstanbul için çalışacağız. Maviyi ve yeşili koruyacağız. Haliç’i eski haline getireceğiz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekildiği belirtilen “para sayma” görüntülerine ilişkin ifade vermeye çağrılan CHP’li meclis üyesi Fatih Keleş adliyeye gitti. Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu.
Soruşturma kapsamında dün de CHP’li eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz adliyeye gitmişti. Savcılık kaynakları ifade işlemlerinin “şüpheli sıfatıyla” yapıldığını paylaşırken, suçlama ya da suç unsuruna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
BAŞSAVCILIK: MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI, SUÇ VE SUÇ UNSURU BULUNUP BULUNULMADIĞININ TESBİTİ AÇISINDAN…
İddialara ilişkin Başsavcılığın açıklaması şu şekilde idi:
“Bazı sosyal medya hesaplarında “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.” şeklindeki paylaşım ile birlikte paylaşılan ve içeriğinde bir çantadan çıkarılan para destelerinin sayıldığı video görüntüleri ile ilgili olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti açısından istanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır”
CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI DA AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Aynı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı da konuya ilişkin şu yazılı açıklamayı yapmıştı:
“Söz konusu görüntüler şu an Sarıyer ilçesi sınırlarındaki CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının 2019 yılında satın alınmasıyla ilgilidir. Açıklamada sunulan evrak da bunun kanıtıdır. Evrakın düzenleme tarihi 9 Aralık 2019’dur. Güvenlik kamerası görüntüleri, her ne kadar 10 Aralık 2019’u gösterse de gerçek tarih evraktan da anlaşılacağı üzere 9 Aralık 2019’dur.
4,5 yıl sonra servis edilen görüntülerin amacı kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik olumsuz algı yaratma çabasıdır. Hele hele 4,5 yıl önceki olayı, 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP Kurultayı ile ilişkilendirmek eşyanın tabiatına aykırıdır.
“GÖRÜNTÜYLE ŞANTAJ YAPILMAK İSTENMİŞTİR”
Güvenlik kameraları görüntülerinin kayda alındığı yer CHP İstanbul İl Başkanlığı binası değil, mal sahibinin avukatı Gökhan Taşkapan’ın avukatlık ofisidir. Bu görüntülerin söz konusu avukatın bilgisi dahilinde sızdırıldığı alenidir. Görüntüler kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Ayrıca kişisel verilerin korunmasına muhalefet edilmiştir. Bu vesile ile hem söz konusu avukat hem de bu görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır. Kaldı ki görüntülerde mal sahibi kişi de görülmektedir. Avukat, daha önce de bu görüntüleri, bir suç unsuruymuş gibi bazı CHP İstanbul İl yöneticilerine göstererek şantaj yapmak istemiş ama karşılık alamamıştır.
Görüntülerdeki kişilerden eski i başkan yardımcısı Özgür Nas, eski il başkan danışmanı Can Poyraz ve İBB CHP Meclis üyesi Fatih Keleş, CHP Genel Merkezi ile İstanbul İl Başkanlığı arasında binanın, satın alma sürecini koordine eden kişilerdir. Ayrıca İl Binası’nın satın alınması konusunda, 2019 yılı yazında ‘Bir Tuğlada Sen koy’ isminde bağış kampanyası yapılmıştır. Söz konusu bağış kampanyasının reklam filmi açık kaynaklardan görülebilir. Görüntüler, 9 Aralık 2019 tarihinde mal sahibine kapora ödenmesine ilişkindir.”
]]>Kurum TGRT Haber, TGRT EU ve TGRT FM ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Sahada gördükleri heyecanın her geçen gün arttığını belirten Kurum, vatandaşların liyakatsiz yönetimin elinden bir an önce kurtulup İstanbul’un yeniden hizmetle, eserle kavuşmasını sabırsızlıkla beklediğini söyledi.
Kurum, her seçimde sahada olduklarını belirterek “Anketlerde 8-10 puan önde olduklarını söylemişlerdi. Bu aralar algı oluşturmak amacıyla yine o tür anketleri piyasaya sürmeye çalışıyorlar. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, 31 Mart akşamı biz kazanacağız. Tüm İstanbullu hemşehrilerimizle Saraçhane’ye yürüyeceğiz. Anketlerde de 1,5-2 puan öndeyiz. Hatta bazı araştırmacıların bunun daha da artacağı, kararsız seçmenin sandıkta tercihini hizmetten yana kullanacağına dair görüşleri var.” ifadelerini kullandı.
Kente olan ilgisizliğin İstanbulluları yıldırdığını söyleyen Kurum, İstanbulluların sorunları çözme iradesini ortaya koyacak bir yönetimi beklediğini kaydetti.
Seçimde bir tarafta 5 yıldır sözlerini tutmayan, vaatlerini gerçekleştirmeyen, diğer tarafta ise 81 ilde en zor gününde milletin yanında olmuş, 5 yılda İstanbul’a 350 milyar lira yatırım yapmış bir iradenin oylanacağını söyleyen Kurum, “O yüzden bu, köprüden önce son çıkış.” diye konuştu.
Kurum, mevcut CHP’li yönetimin 115 bin konutun dönüştürüleceğini vadettiğini ancak 5 bin 489 konutu dönüştürdüğünü belirterek göreve geldiklerinde vatandaşlarla el ele verip hızlı şekilde yerinde ve gönüllü dönüşümü sağlayacaklarını kaydetti.
“5 yılda 650 bin konut vaadinin gerçekleştirilemeyeceği” söylemlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, depremlerin ardından yürüttükleri çalışmaları detaylıca anlattı.
Kurum; Elazığ, Malatya, Giresun ve İzmir depremlerinde 46 bin konutu yapıp vatandaşlara teslim ettiklerini, 81 ilde 365 bin sosyal konutun, İstanbul özelinde de 173 bin kentsel dönüşüm konutunun görülebileceğini söyledi.
Murat Kurum, “İstenirse her şey yapılır, milletimiz bunu çok iyi biliyor. Bunlar, istedikleri şeylere kaynak bulmayı, reklam bütçesine deprem bütçesinin 2 katı harcamayı, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcamayı çok iyi biliyorlar.” dedi.
İBB iştirakleri İSPARK ve BELTUR’un zarar ettiğini, İSKİ’nin elektrik parasını ödeyemez hale geldiğini söyleyen Kurum, “Vaatlerini gerçekleştirmeyi bırakın, nisandan sonra belediyeyi çevirecek kaynakları yok. İBB’nin parasını kullanarak seçim kampanyası yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin tarihe “Metro inşaatına hafriyat döken, metro ihalelerini iptal eden, temel atmama töreni yapan” yönetim olarak geçeceğini belirtti.
İBB’nin “İller Bankası’ndan hiç yararlanmadık” şeklindeki eleştirilerine ilişkin soru üzerine Kurum; İzmir ve Antalya gibi diğer CHP’li belediyelerin bu kredilerden faydalandığını belirterek şöyle devam etti:
“İller Bankasından bir kredi kullanacaksan, yurt dışı kredileri kullanacaksan, proje geliştireceksin. Depremle, iklim değişikliğiyle, ulaşım sorunuyla ilgili proje geliştireceksin. O belediyeler alabiliyor da İstanbul niye alamıyor? Çünkü İstanbul’un böyle bir proje geliştirmek için hedefi yok.”
Kurum, İBB’nin 2018’de 18 milyar 420 milyon lira olan toplam gelirin, 13 milyar 110 milyon lirasının merkezi idareden, 2023’te ise 104 milyar lira olan toplam gelirin, 96 milyarının merkezi idareden geldiğini hatırlattı.
Kurum, merkezi idareden gelen payın yüzde 71’den yüzde 92’e çıktığını kaydederek “Madem metro hattı yaptırmadık, madem kentsel dönüşüm yaptırmadık. Borç da almışsın, borcunu da iki katına çıkarmışsın. O zaman bütçe nerede?” diye sordu.
İBB yönetiminin bazı projeleri yapmak için merkezi idareden onay alamadıkları yönündeki açıklamaları hatırlatılan Kurum, “Şimdi bizim rahmetli Kadir (Topbaş) ağabey döneminde atılan metroları bile ‘Ben attım.’ diyerek yalan söyleyen bir başkan karşımızda. Hazır işler, sistemi size biz devretmişiz. Bıraksanız, dokunmasanız zaten süreç yürüyor.” dedi.
Murat Kurum, Ulaştırma Bakanlığının İstanbul’a yeni yaptığı metro hatlarına işaret ederek “Engelleyen devlet, bunları niye yapacak o zaman? Bırakın engellemeyi, eğer biz şu yatırımları yapmayalım, şu an İstanbul’daki trafik çilesi katbekat artar.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Tutamayacağınız vaadi vermeyin. O vaadi veriyorsanız tutun.” dediğini hatırlatan Kurum, bu anlayışla 81 ile 22 yıldır hizmet ettiklerini aktardı.
Kurum, “Araç sayısının artması üzerine trafiğin bu hale geldiği” yönündeki açıklamalara ilişkin ise geçmiş dönemde de araç sahipliğinin artarak geldiğine hatırlatarak “Şimdi o zaman trafik yoğunluğu düşüyorken, trafikteki ulaşım süresi düşüyorken şimdi niye artıyor? Bunun bir sebep var. Belediye hizmet eder. Başka algıların peşinden koşmaz.” ifadelerini kullandı.
Kurum, İstanbul trafiğinde, 2019 öncesi 45 dakika olan ortalama yolculuk süresinin 69 dakikaya, ortalama hızın da 60 kilometreden 42 kilometreye düştüğüne dikkati çekerek hedeflerinin 2034’te raylı sistemi kullanma oranını yüzde 48’e, deniz yolu kullanımını da yüzde 4 çıkarmak olduğunu kaydetti.
2018 yılında metrobüs hattında bugün olduğu gibi 800 bin yolcu bulunduğunu ancak yanan, bozulan araçlarla karşılaşılmadığını aktaran Kurum, özel halk otobüslerinin ücretlerinin ödenmediği için bakımlarının da yapılmadığını söyledi.
Kurum, “Bizde böyle bir şey gördünüz mü? Biz orada o işi en iyi kim yapar, onu koyarız. Burayı bir rant olarak gördüğünüzde, işte o zaman metrobüs de çalışmaz, metro işi de yapamazsınız.” dedi.
İlk etapta metro hattını 650 kilometre, ikinci 5 yılda ise 1004 kilometreye çıkararak ulaşım sorununu çözmeyi hedeflediklerini kaydeden Kurum, “İstanbullular kendilerine en yakın metro istasyonuna 10 dakikada yürüyerek veya aracını park ederek metrolara binecekler.” diye konuştu.
İBB yönetiminin 2019’da kentin kuzeyine iki otogar, 115 bin konut, her mahalleye kreş yapacakları vaatlerini yerine getirmediğini anlatan Kurum, şöyle devam etti:
“Verilen vaatleri sordukları zaman hatırlamıyorlar. Çünkü çalışmamışlar. Birileri demiş ki ‘git bunu söyle, bu vaatleri ver, çekil kenara.’ Resmen piyon. Bırakın şu yeni süreçte aday olmayı, şu an başarısızlığından ötürü istifa etmesi lazım. Ben böyle bir durumla karşı karşıya olacağım, vallahi sokağa çıkamam. İstanbullu bu rezilliği, bu eziyeti çekecek. Sonra da ‘ben yeniden adayım’ diyeceksin. Sordukları zaman da projelerini hatırlamayacaksın.”
Yapacakları tünellerle birlikte alternatif bir güzergah açacaklarını anlatan Kurum, “Yani Dolmabahçe’den giren bir vatandaşımız Kilyos’a kadar kesintisiz ulaşacak. Bir vatandaşımız Çayırbaşı’ndan girdiği zaman Bayrampaşa’ya kadar kesintisiz bir ulaşım yapacak.” dedi.
İBB Başkan adayı Kurum, taksi sorununu tamamen ortadan kaldırmak istediklerini belirterek merkezi bir taksi sistemi kuracaklarını, rahat yolculuk yapabilmeleri için şoförleri eğiteceklerini, bilimsel verilere bakarak taksi sayısını artıracaklarını, ödül ve ceza uygulaması getireceklerini, bunları yaparken de taksici esnafının beklentilerini de dikkate alacaklarını kaydetti.
“30 yıl önce yediği köfteyi hatırlıyor, 5 sene önce verdiği sözleri hatırlamıyor”
Bir yöneticiye verdiği sözleri tutmanın yaraşacağını vurgulayan Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 2019’da seçim meydanlarında, “Ben 100 bin konutu dönüştüreceğim.” dediğini ancak 5 bin 489 konut dönüştürebildiğini, “15 bin sosyal konut yapacağım.” dediğini ancak şimdi sorulduğu zaman “Hatırlamıyorum.” yanıtını verdiğini aktardı.
Kurum, İmamoğlu’nun dönüşümle alakalı “Her yerde bizi dönüşüm projelerinde göreceksiniz.” dediğini ancak şimdi sordukları zaman “Hatırlamıyorum.” yanıtını verdiğini belirterek şunları kaydetti:
“Diğer tarafta ‘Metroyla alakalı sorunları çözmek adına 230 kilometre metro yapıp teslim edeceğim ve metroyla ilgili İstanbul’un her yerinde bizi çalışırken göreceksiniz.’ dedi. Yine sorduklarında hatırlamıyorum gibi bir cevapla karşılaşıyorsunuz. Bu başkan 30 yıl önce yediği köfteyi hatırlıyor, şimdi 5 sene önce verdiği sözleri hatırlamıyor. İşine geldiğini öyle bir hatırlıyor ki ama işine gelmediği zaman ‘Ben öyle bir söz vermedim.’ demeyi biliyor.”
Deprem dönüşümüyle ilgili 39 ilçede harıl harıl çalışılması gerektiğinin altını çizen Kurum, İstanbul’un deprem korkusunu, endişesini gidermek için çalışıp, burada riskli tüm binalarla ilgili bir irade ortaya koyulması, sanayi sitelerinin dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.
Kurum, “650 bin konutu yapacağız, onlar istese de istemese de yapacağız. Vatandaşımızla el ele vereceğiz, İBB olarak yarısını biz karşılayacağız.” dedi.
İBB Başkan adayı Murat Kurum, İstanbul’da olası afeti yönetmek için bir plan olması ve onun da tek elden yürütülmesi gerektiğini aktararak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hastanelerinizin, hastaneye ulaşım yollarınızın ayakta kalması lazım. Bilhassa sahil kesiminde olası tsunami riskine karşı helikopter pistlerinin şehrin içinde inebilecek alanlarda olması lazım. Herkes mahallesindeki toplanma alanına en kısa zamanda erişebilecek. Orada ihtiyaçlarını giderebilecek. 2 milyon kişiye aynı anda 6 saatte çadır kuracak bir altyapıdan bahsediyoruz. Denizden arıtma kullanacağız, su ihtiyacımızdan dolayı değil ama afet zamanında belki ihtiyaç duyacağımız bir iş. Mobil yemekhanelerimiz olacak, mobil ekmek çıkaracağımız tesislerimiz olacak. Böyle bir çalışmayı yapmazsak eğer çok vahim tablolarla karşılaşırız.”
“Oradaki mitinglere İstanbul’un kaynaklarını aktardı, bunu iyi biliyorum”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’un kaynaklarını İzmir gibi farklı illerde kullandığı, Kocaeli’de “lüks konut” yapmak için kullandığı yönünde haberler bulunduğu belirtilerek bu konudaki değerlendirmeleri sorulan Kurum, şöyle konuştu:
“Ben orada da onu becerebildiklerini zannetmiyorum. İzmir’de depremle ilgili bir konut yaptıklarına şahit olmadım. Biz gittik, orada 5 bin 500 konut dönüştürdük. İBB’nin ne İzmir’de ne 11 ilde herhangi bir konut dönüştürdüğünü görmedim. Nerede dönüştürdüler bilmiyorum ama şunu çok iyi biliyorum, bu 5 yıllık süreçte yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan ve İstanbul’la ilgilenmeyen belediye başkanı şunu yaptı 81 ile gidip cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olmak için mitingler, kongreler düzenledi. Kongrelere para harcadı. Oradaki mitinglere İstanbul’un kaynaklarını aktardı, bunu iyi biliyorum.”
“İstanbul’un sorunlarını bu ittifaklarla çözemezler”
Murat Kurum, İmamoğlu ile DEM Parti arasında net bir işbirliği olup olmadığı sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
“Zaten olduğunu milletimiz görüyor. Burada bir uzlaşı yaptıklarını kendileri de ifade ediyorlar. Aslolan şu, nasıl bir uzlaşı yaptığını kimse görmüyor, bilmiyor. Anlatamıyorlar, anlatmak istemiyorlar. Alenen, şeffaf bir şekilde ne yaptıysanız açıklayın, onu da açıklayamıyorlar ama bir bakıyorsunuz Esenyurt’ta belediye başkanı adayı koyuyorlar. Bir bakıyorsunuz orada meclis üyelerini paylaşıyorlar. Bir bakıyorsunuz oradaki daire başkanlığı, genel müdürlük farklı farklı alanlara vaat olarak veriliyor. DEM Parti daha önce bir adayı çıkardı, Başak Demirtaş aday oldu. Sonra Kandil’den talimat geldi, geri çekildi. Başka bir aday çıktı. O noktada ‘Birkaç ilçede biz uzlaşı yapacağız.’ dediler. Meclis üyeliklerini dağıttılar. Bunların ne yaptığıyla biz ilgilenmiyoruz. İstedikleri ittifakı kursunlar. İstanbul’un sorunlarını bu ittifaklarla çözemezler.”
“Belediye Meclisi’nde DEM’e de bir grup kurar da muhalefet çoğunluk sağlarsa sizin seçilmeniz durumunda icraatlarınızı etkilemez mi?” sorusuna ise Kurum, “Muhakkak bunu engellemek için bir çaba sarf edeceklerdir ama biz Cumhur İttifakı olarak hem Meclis’te hem de belediyelerde çoğunluğu alacağız, işimize bakacağız.” cevabını verdi.
]]>Özel, KRT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Türkiye ittifakı söyleminin sahada tuttuğunu belirten Özel, bunu mitinglerde gördüğünü söyledi. Özel, Türkiye ittifakının kimlerden oluştuğunun sorulması üzerine, “Milli takım gol attığında ayağa kalkan herkes Türkiye ittifakıdır ya da Filenin Sultanları şampiyon olduğunda, İstiklal Marşı çalarken onlara eşlik edebilen herkes Türkiye ittifakıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne saygılı, Atatürk’le, devrimleriyle sorunu olmayan herkesi Türkiye ittifakının potansiyel seçmeni olarak görüyoruz.” dedi.
31 Mart seçimlerinde partisinin önemli bir başarı yakalayacağına inandığını belirten Özel, bir soru üzerine, hiçbir yerde kaybetme endişesi taşımadıklarını söyledi.
Hatay’ı yakından takip ettiklerini belirten Özel, “Lütfü Savaş, daha önceki seçimlerde olduğu gibi hızla farkı kapatıp seçimi kazanma noktasına geliyor diye görünüyor. Hatay’ı kazansak, bu benim açımdan sürpriz olmayacak.” dedi. Özel, genel başkan için belediye kaybetmenin, babanın evlat kaybetmesi gibi olduğunu dile getirdi.
31 Mart’taki seçimin genel başkan olarak ilk seçim olduğunu belirten Özgür Özel, “Gönlümden geçen hiçbir belediyeyi kaybetmemek. Kendi açımdan Meral Hanım gibi ‘Son nokta’, ‘Şunu alamazsam’ falan, bunu yapmak için çok erken. Çünkü bu benim ilk seçimim. Ben nisan ayının son haftasında okula tayin olmuş öğretmen gibiyim. Şu olmazsa istifa ederim falan böyle bir şey yok. Onu gerektirecek bir seçim sonucu da ummuyoruz. Bir genel seçimde partimi iktidar yapmazsam, bir gün durmaz ayrılırım.” ifadelerini kullandı.
Kadın adaylarla gençlere, geçmiş seçimlere oranla ağırlık verdiklerini söyleyen Özel, “Adayların yarısı kadın, yarısı genç olana kadar bu mücadele sürecek.” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İstanbul adayına destek için şehre gelmesini olumlu bulduğunu söyleyen Özel, “Önce İzmir’i yapabilseydik sonra İstanbul’a gelinseydi daha olumlu olurdu.” diye konuştu.
Afyonkarahisar adayı Köksal’ın sözleri
Partinin Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın sözlerinin sorulması üzerine Özel, bu gündemin CHP açısından doğru bir biçimde çözülüp geride bırakıldığını bildirdi.
Köksal’ın derdini anlatırken kullandığı ifadelerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu belirten Özel, şunları kaydetti:
“Afyon siyaseti açısından elverişli olabilir. Ama bu ifadelerin bu kelimelerle kullanılması genel seçimlerde DEM’e oy vermiş, yerel seçimlerde CHP’li bir adayı kendi gönlüyle tercih edecek ortalama bir DEM seçmenini rencide edebilirdi. Zaten tahmin ettiğimiz gibi de alınganlık oldu. Ekrem Bey’in açıklaması kendi seçim bölgesinde, o da dünya kadar Kürt oyu alıyor, seçiliyor. Kendisi açısından anlaşılır. Ama içindeki hüküm cümleleri bizim konuya dahil olmamızdan sonra düştü. Düşmesi gerekir. Cümlelerinin kurulmuş olmasının bugüne bir faydası olmaz.”
“Suç ortağı olmam”
DEM Parti ile yaptıkları her görüşmeyi kamuya açık yürüttüklerini belirten Özel, CHP’nin tüm partilerle bayramlaşabilen tek parti olduğunu söyledi.
Tüm partilerin Meclis’te görüşme halinde olduğunu ifade eden Özel, “Bu işi dışarıda ve içeride aynı şekilde yapmak mı dürüstlük, yoksa dışarıda seçmenine ‘Biz bunlarla bayramlaşmayız.’ deyip içeride bayramlaşmak, sarılmak, bir kase çorbayı birlikte içmek mi dürüstlük.” dedi.
Siyaset tarzının şeffaflıktan yana olduğunu dile getiren Özel, “Siyaset şeffaflık demek. Riyakarlıkla, sahtekarlıkla olmaz. Dışarıda başka, içeride başka olmaz. Ben içeride olan bir şeyi dışarıda yapmayanların, dışarıdaki suç ortağı olmam.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, siyaseti riyakarlıktan kurtarmak gerektiğini, Türk milletinin riyakarlığı, sahtekarlığı sevmediğini belirterek, “Şimdi, arkada görüşüp burada görüşmeyenler çok milliyetçiler. Görüştüğünü gizlemeyenler gayri milli. Böyle bir şey yok.” diye konuştu.
İstanbul’daki para sayma görüntüleri
İstanbul’daki para sayma görüntülerinin sorulduğu Özel, bu video ilk yayınlandığında üzerinde tarih bulunmadığını, görüntünün “CHP kongresi için delegelere para dağıtılıyor” denilerek yayınlandığını belirtti.
Bunun bir kaset kumpası olduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:
“O video ilk çıktığında üstünde tarih yoktur. O video böyle çıktı. Bir kişi görünüyor. O kişi de şu anda Ekrem İmamoğlu’nun danışmanlığını yapan bir kişi ve o kişi para sayıyor. O video şöyle servis edildi, ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nin 5 Kasım’daki kurultayından birkaç gün önce delegelere para dağıtıyorlar.’ Siz olayın açıklığa kavuştuğu noktayı ifade ediyorsunuz. Onu açıklığa kavuşturan biziz. O video, bir kişiye zumlanarak, tarihi kapatılarak ve neresi olduğu anlaşılmadan, ‘Burası CHP il başkanlığı. Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı, Cumhuriyet Halk Partisi kongresi için delegelere para dağıtıyor.’ diye servis edildi. Şimdi doğrusunu konuşalım.
Videonun bütünü paylaşıldı. Videonun bütününde 2019 yılında olduğu yazıyor. Yani demek ki CHP kongresi değil. Orası CHP il başkanlığı değil. Bunu nereden biliyoruz? Bunu savcılığa yaptığımız suç duyurusuna da verdik, yazdık. Şuradan biliyoruz, o görüntüdeki arkadaşlara sorduk, neresi burası ve ne yapıyorsunuz? O arkadaşların cevabı, ‘Biz İstanbul İl Başkanlığı binamızı satın alıyoruz. Satın aldığımızda binanın eski sahibi, ‘Avukatımın bürosunda nakit kısmının ödemesini yaparsınız.’ dedi. ‘Biz de gittik, orada bu parayı verdik, oradaydık.’ dediler. İstanbul İl Başkanı o dönem Canan Kaftancıoğlu ve kendisi o il binasını bize kazandırdı. Peki o zumlanan, yani tek başına gösterilen kişi, o gün Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı mı? Hayır. O gün il başkan yardımcısı. Bu bir kaset kumpasıydı. Cumhuriyet Halk Partisi kongresini kirletmeye ve bugün parti içinde bir tartışma yaratmaya yönelik bir kumpastı. Kimden çıkmış video? Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Büronun sahibi avukattan çıkmış. Nereden biliyoruz? O avukat, o görüntülerle bize şantaj yapmış. ‘Ben bu görüntüleri satarım, parayı siz verin, sizde kalsın.’ demiş. Bizim arkadaşlarımız da kabul etmemişler. Kendilerinden şüpheleri olmadığı için. İl binası satın alınırken işte kaporadır veya nakit kısmı, bankaya yatırılan kısmı falandır. O danışman arkadaş da Ekrem İmamoğlu’yla hiçbir bağının olmadığı ve il başkan yardımcısı olduğu günlerde, para sayıyorlar ve ödemeyi yapıyorlar orada. Elimizde de ne kadar ödediğimize dair makbuz var. Altında da büronun sahibinin imzası var. Ben meselenin bu kısmıyla meşgulüm.”
Kaporanın neden elden verildiğinin sorulması üzerine Özel, bu konunun dönemin il başkanı Canan Kaftancıoğlu tarafından netleştirilebileceğini belirterek, “Ama kişi dediyse ‘Ben bunun 15’ini kapora olarak… Ben bunun peşinatını bu kadar istiyorum, şu kadarını nakit istiyorum, bu kadarını dolar istiyorum.’ Bu alıcının talep ettiği şeylerdir. Hesabınıza gelirse ödersiniz, gelmiyorsa… Ben şu detayla ilgileniyorum, o görüntüyü Ekrem İmamoğlu’nun danışmanının, o gün il yöneticisi, görüntüsüyle bunu CHP kurultayıyla ilişkilendirmeye çalışan bir kötücül akılla mücadele ediyoruz. Bir kumpasla karşı karşıyayız.” dedi.
Özel, görüntünün avukat tarafından servis edildiğini, avukat hakkında suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.
Özgür Özel, “Geçmiş dönemlerde partimizde siyaset yapmış birkaç ağabeyimiz olmadık yorumlar yapmış, ben ona alındım.” ifadesini kullandı.
“Temizlenilmesi gereken adamlardır onlar”
Partide, İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kaybetmesi için çalışma yürütenler bulunduğu yönündeki iddianın sorulması üzerine Özel, CHP’de böyle bir çalışma yapan kimsenin olmadığını söyledi.
Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde öyle çalışma yürüten kişi olmaz. Öyle çalışma yapan kişi Cumhuriyet Halk Partili değildir. Bu parti seçime giderken birileri İstanbul Büyükşehir’i, kaç yıl sonra kazanmışız, ne kadar önemli bir yer, kaybettirme üzerine plan yapıyorsa, bunlar hasbelkader partinin kimliğini taşıyorlarsa kısa sürede elinden almak lazım. Bunu yapan yoktur. Yapan birkaç meczubu görüyorum orada, burada. Ama onlar da nasıl partili, nereden gelmiş, nasıl partiyi enfekte etmiş? Temizlenilmesi gereken adamlardır onlar.” ifadelerini kullandı.
“Ben hiçbir üyeme yakıştırmam”
Özel, 31 Mart seçimlerinde İstanbul’un kaybedilmesi durumunda, partiyi kurultaya götürmek için hazırlık yapanların bulunduğu yönündeki iddianın sorulması üzerine, “Cumhuriyet Halk Partisinde bu tip tartışmalar yürümez. Yürütenler CHP’li değildir. Bu kişiler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1 Nisan’dan sonra yakalayacağı büyük fırsattan korkan, sarayın işbirlikçileridir.” dedi.
Genel Başkan Özel, “Ben Kemal Bey ile kötü olsam, küs olsam, kanlı bıçaklı olsam Kemal Bey’in böyle bir şeye alet olacağına yine inanmam. Olacak şey var, olmayacak şey var. Ben hiçbir üyeme yakıştırmam, değil partinin benden önceki genel başkanı. Yani olacak iş değil.” ifadelerini kullandı.
“Malatya’da bir hakkın teslimi gerçekleşiyor”
Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile arasında hiçbir problem bulunmadığını söyleyen Özel, aday belirleme sürecinde iki kez görüştüğü Kılıçdaroğlu’nun, ilkeler üzerindeki fikirlerinden istifade ettiklerini bildirdi.
Özgür Özel, Ankara’da büyük bir miting düzenleyecek olurlarsa buraya Kılıçdaroğlu’nu çağıracağını belirtti.
Emekli maaşlarına ilişkin soru üzerine Özel, düzenleme için Meclis’in açılması gerektiğini, “açalım” denirse kendilerinin buna hazır olduğunu ifade etti.
Bir soru üzerine Özel, partisinin Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Veli Ağbaba’nın depremin ardından yürüttüğü çalışmaları anlatarak, “Malatya’da bir hakkın teslimi gerçekleşiyor.” dedi. Özel, Adıyaman, Kastamonu ve Kırıkkale adaylarına da çok büyük teveccüh olduğunu belirterek, Samsun, Bursa, Manisa, Balıkesir ve Denizli’de de başarılı olacaklarını söyledi.
Özel, seçimde sandık güvenliğiyle ilgili bir sorun olmayacağını bildirdi.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Türkiye İhracatçılar Meclisi’ni ziyaret etti. Toplantıda Murat Kurum’a, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır da eşlik etti.
“İhracatın, istihdamın artması şehir adına da önemli”
Türkiye’nin ihracatının yüzde 50’sinin İhracatçılar Meclisi çatısı altında yapıldığını söyleyerek konuşmasına başlayan Kurum, “Hem şehrimizin hem de ülkemizin istihdamına yapmış olduğunuz katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. Çok kıymetli bir iş yapıyorsunuz. Ülkemiz bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksa bu çalışmalar sayesinde çıkacak. Ülkemiz bugün her alanda kendine yeten bir ülke olacaksa ihracatla olacak, üretimle olacak. Yine gençlerimiz, bu ülkede geleceğe güvenle bakacaksa eğer, bunun altyapısını yapacak olan buradaki dostlarımızdır. Şubat ayında Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 21 milyar dolarla rekor kırdığını gördük. Bu da bizi gerçekten ziyadesiyle mutlu etti. Ülkenin ihracatının artması, ülkenin istihdamının artması, şehir adına da önemli” dedi.
“İstanbul gibi bir metropolde İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek bir belediye anlayışı bekleniyor”
İstanbul’un ilçelerinde 70 gündür esnafla bir araya geldiğini söyleyen Kurum, “İstanbul’u dinliyoruz. İstanbul’un geriye dönüp baktığınız 5 yıllık süreçte üzüldüğünü, kırıldığını gördük ve vatandaşımızın beklentisiyle karşı karşıyayız. Yani artık İstanbul gibi bir metropolde İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek bir belediye anlayışı bekleniyor. İlçe belediyeleriyle uyum içerisinde çalışacak, İstanbul’a bir vizyon ortaya koyabilecek, bir anlayış ve hizmeti vatandaşımız bekliyor ve bunu da her ortamda dile getiriyor.” diye konuştu.
“İstanbul benim şahsi meselem değil, ülkemizin meselesi”
İstanbul’un sorunlarını, beklentilerini, bakan ve milletvekili olduğu dönemden iyi bildiğini vurgulayan Kurum, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ben de İstanbul milletvekili olarak hem yapmış olduğum görevlerde, İstanbul’un birçok alanında hizmet etme fırsatına eriştim. O dönemde buradaki birçok dostumuzla birlikte çalıştık. Bakanlık yaptığımız süre boyunca bir ayağımız İstanbul’da oldu. ve İstanbul’un da sorunlarını, problemlerini bilen, bu manada hem sanayici tarafıyla hem vatandaşımız hem üretim tarafında birçok alanda şehrin sorunlarına hakim bir kardeşinizim. İstiyorum ki 31 Mart seçimlerinde de İstanbul’un geleceği adına çok önemli bir karar alalım. Yani bu mesele, benim şahsi meselem değil, ülkemizin meselesi. İstanbul’un meselesi.”
“Üretim yaptığımız binalar ne kadar sağlam, tartışılır”
İstanbul’da sadece meskenlerin değil, ticaret ve sanayi tesislerinin de deprem riski altında bulunduğunu hatırlatan Murat Kurum, “İstanbul’da yaşamak artık birçok insanı düşündürüyor. ‘Acaba burada yaşamasam mı’, ‘acaba buradan bir an önce başka bir alana gitsem mi’ gibi endişe içerisinde. Bir taraftan deprem riskiyle karşı karşıyayız. Şehir olası depremlere ne kadar hazır, şehrin üretimi ne kadar hazır, ticareti ne kadar hazır? Bugün baktığınızda 7,5 milyon bağımsız bölüm var. Bunların 6 milyonu konut ama bir buçuk milyonu da ticari ve sınai ünite. Bugün ülke ihracatının yüzde 50’sinin İstanbul’da yapıldığını ve Şubat ayında rekor kırdığımızı söylüyoruz ama bir taraftan da bu üretimi ne kadar sağlam yapılar içerisinde yapıyoruz, bu da tartışılır” dedi.
“Hem sanayimizi hem konutlarımızı hem altyapımızı dirençli hale getirmemiz lazım”
İstanbul’da beklenen depremin, Türkiye’nin milli güvenliğine, hatta bağımsızlığına yönelik bir tehdide dönüşebileceğine dikkati çeken Kurum, “Böylesi bir riske karşı da hep birlikte topyekün mücadele etmemiz lazım. O yüzden burada Murat Kurum değil mesele. Hep birlikte bu mücadeleyi yapıp hem sanayimizi hem konutumuzu hem şehrimizin altyapısını dirençli hale getirmemiz lazım. Sanayiyle ilgili de yapmamız lazım.” diye konuştu.
“Kredi sübvansiyonu, arazi desteği “
Kurum, sanayi tesislerinin dönüşümüyle ilgili vizyonu şöyle aktardı:
“Bu masada oturacağız. Sanayici ‘ben fabrikamı yenilemek istiyorum’ diyecek. Buna ilişkin gideceğiz, Maliye Bakanımıza diyeceğiz ki, veya Cumhurbaşkanımıza; ‘Efendim, biz sanayi sektörümüzle bir araya geldik. Mevcut alanını yenilemek kaydıyla, riskli olduğunu tespit ettiğimiz binalarda işte kredide şöyle bir sübvansiyon yapalım veya arazide şöyle bir destek yapalım, yenilensin’. Bunu istemek bence çok güzel. Bunu yaptık mı bugüne kadar? Yapmadınız. Ben Çevre ve Şehircilik Bakanıyken bana böyle bir talep gelmedi. Çok net söylüyorum. 5 sene gelmedi. Milli Emlak’tan sorumluyken de bana böyle bir taleple gelinmedi. Yeni sanayi alanı ihtiyacıyla ilgili gelindi. Yeni bilmem neyle ilgili gelindi ama, ‘binamızı dönüştüreceğiz, dolayısıyla devletten de böyle bir destek bekliyorum’ ile gelinmedi. Şimdi bizim bunları bir masada işte oturup konuşup beraber çözmemiz lazım. Gerçekten artık şu süreçte buna engel olmazsak, bu gidişata engel olmazsak, ileride öyle bir neticeyle karşılaşmayız. Çok daha vahim sonuçlar bizi bekliyor olabilir.”
“İstanbul’un, İstanbul’u kendi geleceği için basamak olarak gören Başkan’a ihtiyacı yok”
Bakanlığı döneminde Anadolu’da yaptığı çalışmalardan bahseden Kurum, yerel yönetimin sanayiciyle el ele olmasının önemini, “Her ilde sanayi tesisi inşası olan bir kardeşinizim. 31 Mart’ta bu anlayışla geleceğiz. İstiyorum ki bu masa beraber kazansın, beraber konuşalım. Geçmişte böyle bir toplantı yapmış olduğunuzu zannetmiyorum. Yapsanız da netice aldığınızı zannetmiyorum. Yani burada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Mustafa Başkanım ve buradaki üreticilerle karar alalım. İstanbul’un sanayisine ilişkin, üretimine ilişkin bu kararları da hayata geçirelim istiyorum. Buna İstanbul’un ihtiyacı var, bu istişareye ihtiyacı var, mütevazı duruşa ihtiyacı var. İstanbul’un kibre ihtiyacı yok, İstanbul’un ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok. Çok net söylüyorum bakın. İstanbul’u, İstanbul’un üretimini, sanayisini kendi şahsı için, kendi geleceği için basamak olarak görecek bir belediye başkanına da ihtiyacı yok” sözleriyle vurguladı.
“Biz kural koyacağız, taksici o kurala uyacak”
TİM’deki toplantıda ihracatçılar, İstanbul’un trafik, toplu ulaşım ve otopark sorunlarıyla ilgili beklentilerini dile getirdi. Organize sanayi bölgelerine metroyla ulaşım, sanayi bölgelerindeki başıboş sokak hayvanları sorunu öne çıkan konular oldu. Murat Kurum, taksi sorununa ayrı bir başlık açarak şöyle konuştu:
“İstanbul taksisi marka olmalı. İstanbul’da taksiye binen biri hem yapısal anlamda hem de şoförü anlamında ayrıcalığı görmeli. Önüne gelen taksicilik yapmamalı, yapmayacak. Taksiciler eğitim alacak. Ehliyeti olabilir ama İstanbul taksisini kullanabilmesi için belli bir eğitimden geçecek. Yeri gelecek yabancı dil bilecek. Burada biz bir denetim, puanlama, ödül-ceza sistemi getireceğiz. Taksiye bindiğinizde aldığınız hizmetin izlenip takip edileceği dijital bir yapıyla taksi sistemini yöneteceğiz. Tabii taksicilerin de kendi beklentileri var. Ama biz bir kural koyacağız, o bu kurala uyacak. İstanbul’da taksi marka olacak. Bunun olması için de biz gereken her şeyi yapacağız.”
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin sadece taksi konusuna değil, başka birçok meseleye de ilgisiz kaldığını söyledi, eleştirilerini, “İstanbul’un turizm planlaması yok, kültür planlaması yok, turizm master planı yok. Bunları belediyenin yapması lazım, yok” diye ifade etti.
“Fuarcılık artık geride kaldı”
Murat Kurum, toplantıda bazı sanayicilerin “fuar merkezi” talebine ilişkin bir değerlendirme de yaptı. “Avrupa’daki fuar alanları boşalıyor” diyen Kurum, Çin örneğini vererek, “Fuar alanı ihtiyacı mı var yoksa dijital bir pazarlama ağına mı ihtiyaç var? Bence Çin bunu gördü. Bana sorarsanız Çin, dijital pazarlamayı dünyada eline geçirmeye çalışıyor. Fuarcılık belki de artık geride kaldı. Dijital fuarlar olacak.” diye devam etti.
“2 ayda İstanbul’un 964 mahallesine lokanta açarım”
Murat Kurum, CHP’li İBB Başkanı’nın ‘mega proje’ dediği ‘Kent Lokantaları’ ile ilgili de konuştu. “11 tane lokantayı açmayı hizmet gören bir anlayış var. İddia ediyorum, ben 2 ayda İstanbul’un 964 mahallesinde açarım. Lokanta nedir?” diyen Kurum, asıl önemli olanın, sürdürülebilir kalıcı destekler ve mesleki olduğunu anlatarak, “Sizin bir operatör ihtiyacınız var diyelim. Bugün bulamıyor kimse. 150 bin TL maaş. Operatör yetiştirmek çok mu zor? Değil. Bugün ‘150 bin TL maaş ile birine iş vereceğim’ desen herhalde buradan Beylikdüzü’ne kadar kuyruk olur. Bunu yapabilmek zor bir şey değil. Mesela gaz altı kaynağı elemanı eksik. Biz yetiştirelim” dedi. – İSTANBUL
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Ticaret Odası’nın Mart ayı toplantısına katıldı. Toplantıda Bakan Yerlikaya’ya Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, ticaret odası üyeleri ile iş insanları eşlik etti.
“Onları yakalayıp nefeslerini kesip, diz çöktürüp adalete teslim etmekte kararlıyız”
Programda konuşan Bakan Yerlikaya, göreve geldiği günden itibaren yaptığı operasyonlarla ilgili bilgi vererek, “1 Haziran-12 Mart yani göreve geldiğimizden beri kırsalda yapılan operasyonlar, şehir operasyonları toplam 22 bin 234 operasyonda 817 terörist etkisiz hale getirildi. Tüm detaylar var. İstanbul’da 283 şehir operasyonda 87 terörist etkisiz hale getirmiş. Yurt dışına da kaçsa yerin dibine de girse, gökyüzüne ayada gitse bu milletin desteği ve duası ile bizim üzerimizde olduğu müddetçe onları yakalayıp nefeslerini kesip, diz çöktürüp adalete teslim etmekte kararlıyı” dedi.
“Gri listeden ilk biz çıkacağımızı ümit ediyoruz çünkü yapmamız gereken tüm her şeyi yaptık”
Türkiye’nin gri listeden çıkacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Gri listenin alt parametre olarak kırk maddesi var, biz geldiğimizde dördü kalmıştı, 3’ü İçişleri, 1’i Adalet Bakanlığında. Bunların tamamını bitirdik biz. Tabii bu yaptığımız, birazdan yapacağımız organize suç örgütleriyle ilgili, diğer bu finansmanla ilgili yapılanların her biri sadece bunları siz görmüyorsunuz ki tüm dünya bunu izliyor, onlar da görüyor, söylüyorlar. Bunlarla ilgili yurtdışı basınında çok enteresan kalemler yazı yazıyor ve bütün bunlar öyle olumlu bir tesir yapıyor ki Nisan ayında, Mayıs’ın ilk haftalarında bu komisyon gelecek yerinde son değerlendirmesini yapacak ve Haziran’ın ilk haftasında da gri listeden ilk biz çıkacağımızı ümit ediyoruz. Çünkü yapmamız gereken tüm her şeyi yaptık. Eğer Mehmet Şimşek Bakanımızın da ifade ettiği gibi ‘halen’ diye bir karar alıyorlarsa bu da bizimle ilgili siyasi bir duruşla ilgilidir ki biz öyle bir şey yapacaklarına da ihtimal vermiyoruz, vermek istemiyoruz” şeklinde konuştu.
“Gri listenin olumlu hale gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi finansmanla ilgili uygulamamız”
Terörün finansman kaynağı olan uyuşturucuya yapılan operasyonların detaylarını paylaşan Bakan Yerlikaya, “Yurtdışında suç işlemiş, 10 ay içerisinde şimdilik 377 şahıs yakalandı. Bunlarda burada suç işlediği netse önce diyoruz ki bu millet senden hakkını alacak. Kim istedi seni diyoruz? İstediği ülkeye teslim ediyoruz. Gri listenin olumlu hale gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi finansmanla ilgili uygulamamız. Zehir tacirlerinde baronundan en büyüğüne kadar sokakta daha dün iş başlamış, fişekçi, torbacı biz buna ar cephesi diyoruz. Ar cephesi ile uğraşmak benim işim, bizim işimiz. Esrardan sentetik kenevire varana kadar toplam 114 tondur. Adet olarak sayılanlar bilançomuzda 38 milyon adet, kök olarak da 155 milyon kök. Mal varlığına karşı olan suç yüzde 20 düştü. Her 10 olaydan biz kişilere karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımızı bu kadar düşürebildik. Cinayette aydınlatma oranımız yüzde 99’un üstünde, yüzde 99 buçuk” ifadelerini kullandı.
“2 buçuk yıl sonra Vatan’daki ve en az 20’ye yakın binanın hepsi buraya gelecek”
2 buçuk yıl sonra İstanbul Emniyeti’nin yeni yerine taşınacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızla oturduk, protokol yaptık. İhale süreci devam ediyor. 2 buçuk yıl sonra Vatan’daki ve en az 20’ye yakın binanın hepsi Hasdal’da yapılan yeni emniyet binasına gelecek. Biz Türkiye Yüzyılı’nda, huzurun yüzyılında Türkiye’nin huzuru İstanbul’dan başlar sözümüzle bu mekanı sizlerin de şahitliğinde açmak bizlere nasip olsun. Bizim ülkemizdeki düzenli göçmen sayısı 4 milyon 505 bin, Suriyeli ikamet izinli, uluslararası koruma, bu da İstanbul 1 milyon 91 bin” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla düzenlenen iftar programında konuşan Kurum, sağlık çalışanlarıyla 5 yıllık Bakanlığı döneminde mesai arkadaşlığının olduğunu anımsattı.
Adıyaman merkezli depremlerde sağlık çalışanlarıyla görev yaptıklarını belirten Kurum, “Depremde 150 sağlık çalışanımızla birlikte günlerce, aylarca orada Malatyalı, Elazığlı, Hataylı, Adıyamanlı, Kahramanmaraşlı, Osmaniyeli, Kilisli, Gaziantepli kardeşlerimizin yardımına koştuk. Ben çok iyi biliyorum, hastanelerin zarar gördüğü, sağlık ocaklarının yıkıldığı, orada arkadaşını belki evladını, yakınını kaybeden sağlık çalışanlarımızın hızlı bir şekilde vatandaşımıza o yardım elini uzatmak, o şifayı verebilmek adına acılarını unutup yapmış olduğu çalışmalara şahitlik ettim.” diye konuştu.
Kurum, bakanlığı döneminde 81 ile gittiğini vurgulayarak, “Şimdi İstanbul’a, ‘Sadece İstanbul’ diyerek İstanbul’un sorunlarına, İstanbul’un meselelerine odaklanacak ve burada tüm İstanbullularla birlikte kazanıp, tüm İstanbullularla birlikte çalışacağımız bir anlayışı inşallah 1 Nisan sabahı sergileyeceğiz. Önceliğimiz İstanbul’daki trafik çilesi olacak. Yatırımlarımızla İstanbul ulaşımını çile olmaktan çıkarmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un bir deprem şehri olduğunun altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
“Depremle mücadele etmek ve şehrimizi dirençli hale getirmek zorundayız. Önceliğimiz hastanelerimiz, kamu binalarımız, okullarımız, üniversitelerimiz olmak üzere, ardından okullarımızdaki o bilinçle birlikte depremle beraber yaşamayı, vatandaşlarımızın bir küçük evladımızın bile burnu kanamadan aynı anlayışı tüm İstanbul’a yayacağımız farkındalıkla birlikte depremle ilgili dönüşümü de gerçekleştirmek zorundayız. Konutlarımızın yapımı anlamında İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmasın, biz aynı acıları bir daha yaşamayalım istiyoruz. Son bir asırda yaşadığımız 130 bini aşkın canımızı toprağa verdiğimiz acıları bir daha yaşamamak için deprem dönüşümünü gerçekleştirmek durumundayız. Deprem dönüşümü bu ülkenin beka meselesi, bu şehrin gelecek meselesi, terörle mücadele kadar önemli bir mesele. O yüzden bu konuyu siyaset üstü görerek, siyaset üstü bir bakış açısıyla, anlayışıyla dün Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de, Kastamonu’da, Rize’de, Bartın’da nasıl yaptıysak, yine en son asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun inşasını nasıl başlattıysak İstanbul’da da aynı anlayışla gece gündüz çalışacağız ve İstanbul’umuzu depreme dirençli hale getireceğiz.”
“Kendi geleceğimizi değil, İstanbul’un geleceğini düşüneceğiz”
Bezmialem Vakıf Üniversitesinin büyük bir kısmının bu yıl sonu tamamlanacağını belirten Kurum, “Gençliğimiz, doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız burada çok daha güvenli bir şekilde hastalarımıza bakacak. Deprem esnasında 7 gün 24 saat bu hastanemiz faaliyet gösterecek. Yine hastanelerimizin yakınlarına hasta yakınlarının konaklayacağı 8 tane Hasta Yakını Konaklama Merkezleri’ni inşa edeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak tüm masraflarını biz karşılayacağız. Afet esnasında da sağlık çalışanlarımıza hizmet verecek.” diye konuştu.
Hiçbir zaman iftiraların, bahanelerin, dedikoduların arkasına sığınan bir anlayışıyla başkanlık yapmayacağını vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“Her zaman milletin yanında olan, her zaman zor gününde milletin elini tutan ve millet bizi nerede görmek istiyorsa orada olan anlayışla bu hizmetleri yapacağız. İstanbul ile ilgileneceğiz. Kendi geleceğimizi değil, İstanbul’un geleceğini düşüneceğiz. Hep birlikte İstanbul’un geleceğini inşa edip, ‘Türkiye Yüzyılı’nda parlayan İstanbul’u hep birlikte o güzel yarınlara kavuşturacak adımları atacağımızı buradan ifade ediyor ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik ediyorum.”
]]>Kurum, Bahçelievler’deki Cem Vakfı Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Vakıf Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ile bir araya gelen Kurum’a, ziyaretinin sonunda “Gelin canlar bir olalım.” yazılı çini takdim edildi.
Murat Kurum, daha sonra Türkiye İhracatçılar Meclisine (TİM) ziyarette bulundu.
Türkiye her alanda kendisine yeten bir ülke olacaksa bunun ihracat ve üretimle olacağını vurgulayan Kurum, “Yine gençlerimiz bu ülkede geleceğe güvenle bakacaksa eğer, bunun altyapısını yapacak olan buradaki dostlarımızdır. Şubatta TİM’in 21 milyar dolarla rekor kırdığını gördük. Bu da bizi gerçekten ziyadesiyle mutlu etti. Ülkenin ihracatının, istihdamının artması şehir adına da önemli.” diye konuştu.
İstanbul’un ilçelerinde 70 gündür esnafla bir araya geldiğini anlatan Kurum, “İstanbul’u dinliyoruz. İstanbul’un 5 yıllık süreçte üzüldüğünü, kırıldığını gördük ve vatandaşımızın beklentisiyle karşı karşıyayız. Artık İstanbul gibi bir metropolde İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek bir belediye anlayışı bekleniyor. İlçe belediyeleriyle uyum içerisinde çalışacak, İstanbul’a bir vizyon ortaya koyabilecek bir anlayış ve hizmeti vatandaşımız bekliyor ve bunu da her ortamda dile getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Kurum, kentin sorun ve beklentilerini bakan ve milletvekili olduğu dönemden iyi bildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Ben de İstanbul milletvekili olarak yapmış olduğum görevlerde, İstanbul’un birçok alanında hizmet etme fırsatına eriştim. O dönemde buradaki birçok dostumuzla birlikte çalıştık. Bakanlık yaptığımız süre boyunca bir ayağımız İstanbul’da oldu. İstanbul’un sorunlarını, problemlerini bilen, bu manada hem sanayici tarafıyla hem vatandaşımız hem üretim tarafında birçok alanda şehrin sorunlarına hakim bir kardeşinizim. İstiyorum ki 31 Mart seçimlerinde İstanbul’un geleceği adına çok önemli bir karar alalım. Yani bu mesele benim şahsi meselem değil, ülkemizin meselesi, İstanbul’un meselesi.”
“İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok”
İstanbul’da beklenen depremin Türkiye’nin milli güvenliğine, hatta bağımsızlığına yönelik bir tehdide dönüşebileceğine dikkati çeken Kurum, böylesine bir riske karşı da topyekun mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.
Kurum, “İstanbul’un sanayisine, üretimine ilişkin bu kararları da hayata geçirelim istiyorum. İstanbul’un bu istişareye, mütevazı duruşa ihtiyacı var. İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok. İstanbul’u, İstanbul’un üretimini, sanayisini kendi şahsı, geleceği için basamak olarak görecek bir belediye başkanına da ihtiyacı yok.” değerlendirmesinde bulundu.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin sadece taksi konusuna değil, başka birçok meseleye de ilgisiz kaldığını söyledi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açtığı Kent Lokantaları’na ilişkin de Kurum, “11 tane lokanta açmayı hizmet gören bir anlayış var. İddia ediyorum, ben 2 ayda İstanbul’un 964 mahallesinde açarım. Lokanta nedir?” dedi.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ev sahipliği yaptığı toplantıda Kurum’a, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır da eşlik etti.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Esenyurt’ta, “Ne kadar güzel iş esnafın derdini konuşma, emeklinin derdini konuşma, KYK burslarının pahalılığını konuşma, yurtlarda kalan öğrencilerin kurtlu yemek yediğini konuşma. ‘Sen şucusun, ben bucuyum’. Sonra da dön. Ben İstanbul’u alamam. Dolayısıyla ne yapmam lazım? DEM’le DEM’lenmem lazım. Al birinden vur ötekine” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’un Esenyurt ilçesinde düzenlenen iftar programına katıldı. Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Buğra Kavuncu’nun da bulunduğu programda konuşan Akşener, şunları söyledi:
“Ramazan ayı mübarek olsun. Allah tuttuğumuz, tuttuğunuz oruçları inşallah mukaddes kılsın, kabul etsin, ettiğimiz duaları kabul etsin. Allah, ramazanın bereketinden hepimizi faydalandırsın ama yerel seçim var. Seçime gidiyoruz. Bu seçimlere giderken bir karar aldık. Aman Allah’ım. Hem candaşta hem yoldaşta yani iki taraf medyada da söylenmedik hakaret, işitilmedik iftira kalmadı. Hür ve müstakil kararımızın bu kadar rahatsız ettiği bir Türkiye’de demek ki çok doğru bir iş yapmışız. Ülkemize karşı çok iyi bir iş yapmışız. Bize hakaret edenler, başkalarının gösterdiği adayların karşısında tek kelime etmediler. Ne mutlu ki İstanbul’da ve Türkiye’de, ilçelerimizde hemen hemen her parti kendi adayını göstermek durumunda kaldı. Esenyurt’un bir özelliği var. Esenyurt’ta DEM’leniliyor. Ne Esenyurt’muş be kardeşim. Yolda gelirken şaka olsun diye bir lokanta ya da kafenin üstüne ‘Esencılıs’ yazmışlar. Bunun anlamı ne? Aşırı derecede sığınmacının yer aldığı bir ilçemiz olması. Aşırı derecede düzensiz göçün yer aldığı, yığıldığı bir ilçemiz olması ve bunun getirdiği güvenlik sorununun, bunun getirdiği gençlerimiz arasındaki uyuşturucu sorununun had safhada oluşu, betonlaşmanın had safhada oluşu.
“EYT’Yİ BİZ ISRAR ETTİK, ÇÖZÜLDÜ”
Şimdi otelde kaldık. Kıldık namazlarımızı, geliyoruz buraya. 10 dakikalık yola 25 dakikada geldik. Demek ki beton yığınının içinde bir de ayrıca ne var, trafik var. Düzensiz göç, düzensiz trafik ve mahvolan, mahvedilen gençler… Bütün bunların düzeltilebilmesi için önce Esenyurt’ta, sonra büyükşehirde İYİ Parti’ye oy vermenizi rica ediyorum. Elimi güçlendirin. Elimi tutun ki, nasıl düzeldiğini görün. İYİ Parti’ye güç verin. İYİ Parti’yi güçlendirin. Ben 3 sene boyunca bütün Türkiye’yi ilçe ilçe dolaştım. Hakkari’ye de Edirne’ye de gittim, ilçe ilçe dolaştım. O esnaf esnaf, ilçe ilçe gezdiğim yerlerde aldığım bilgileri, öğrendiğim dertleri anlattım. Arkadaşlarım Allah razı olsun, çözümler ürettiler. İktidar partisine ilettik. Meclis’te ilettik. Kanun teklifi olarak ilettik. Mesela bunlardan bir tanesi enteresan bir biçimde EYT’ydi. EYT’ye söz verilmişti, yerine getirmemişlerdi. Biz ısrar ettik, çözüldü, eksik çözüldü.
“İYİ PARTİ’YE OY VERİN, MUHALEFETİN NASIL YAPILDIĞINI GÖRÜN”
Şimdi emeklileri konuşuyorum. Çünkü emekliler aç. Yerel seçimle emeklilerin ne alakası var, diyebilirsiniz. Yerel seçimle emeklilerin çok alakası var. Bir kere belediye başkanlarımız sosyal belediyeciliği yapacaklar, emeklilerimize, gençlerimize, bu konuda ev kadınlarımıza yardımcı olacaklar. Onun ötesinde muhalefet olmak, halkın avukatı olmaktır. İktidar olmak ise hizmet etmektir. Şimdi buradan hodri meydan diyorum. Sayın Erdoğan, 17 gün kaldı. Çıkarın emeklilerin haklarını. Bu bayramda emeklilerimize 7 bin lira ikramiye verin. Emeklilerimize 11 bin lira seyyanen zam verin ve en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine getirin bu 17 gün içerisinde. Emeklilerimiz oylarınızı size versin ama bunu yapmıyorsanız emeklilerimize sesleniyorum. Oylarınızı İYİ Parti’ye verin belediyelerde. Görün, muhalefet nasıl yapılırmış. Hodri meydan. Ben şimdi bunları söyleyince diyorlar ki, ‘Para yok. Bütçeyi bozacak’.
“SURİYELİLERE PARA BULUYORSUNUZ DA EMEKLİYE Mİ BULAMIYORSUNUZ”
Peki, Esenyurt biliyor. Yakından tanıyor. Suriyelilere para buluyorsunuz da emekliye mi bulamıyorsunuz kardeşim? Bugün Avcılar’da bir mağazaya girdik. Süs eşyaları satıyor. İki çalışan gençle karşılaştım. Bir tanesi Ağrılı, birisi Adanalı. Okuldan arkadaş, nişanlanmışlar. İkisi de mütercim tercümanlık mezunu, İngilizce öğretmeni. Özel okullarda çalışmışlar. Asgari ücret seviyesinde bile maaş alamamışlar. Kadın olan ağladı. Dedi ki, ‘Ben KPSS’ye hazırlanamıyorum. Çünkü torpil olduğunu biliyorum. Onun için hazırlanamıyorum. Onun için burada geldim. Tezgahtarlık yapıyorum’. Tezgahtarlık yapmak, aşağılık bir iş değil. Elbette çok saygın bir iş ama öğretmen olmak, yani o eğitimi almak bambaşka bir şey. Şimdi Sayın Erdoğan, sana sesleniyorum. Derhal 17 gün içinde 100 bin öğretmen ata, öğretmenler sana oy versin ama atamıyorsan, bu atamayı yapmıyorsan bütün o atanamamış öğretmen kardeşlerimden İYİ Parti’ye oy istiyorum. Görün, nasıl muhalefet yapılır. 2028’e kadar nasıl muhalefet yapılır, hep beraber şahit olalım.
“İKİ TARAFIN DA KULAĞINI MORARTACAKSINIZ”
Alıştılar tahterevalliye. Alıştılar oculuk buculuk üzerinden konuşmaya. ‘Sen şucusun. Ben bucuyum’. Ne kadar güzel iş ya ama esnafın derdini konuşma, emeklinin derdini konuşma, KYK burslarının pahalılığını konuşma, yurtlarda kalan öğrencilerin kurtlu yemek yediğini konuşma. ‘Sen şucusun, ben bucuyum’. Ondan sonra da dön. Ben İstanbul’u alamam. Dolayısıyla ne yapmam lazım? DEM’le DEM’lenmem lazım. Al birinden vur ötekine. Onun için İYİ Parti’ye oy istiyorum. Esenyurt Belediye Başkan adayımız inşallah belediye başkanımız olacak. Muharrem kardeşime oy istiyorum. Aynı zamanda Buğra Kavuncu’ya oy istiyorum büyükşehirde. Bunun neticesinde göreceksiniz şu sözü. Her ikisi de çalmayacak, çaldırmayacak. Zaten yaparsanız koparırım kulaklarınızı. Çünkü kefalet koyuyorsun, yamuk çıkıyor kardeşim. Sonradan öğreniyorsun, getiriyorlar, bir bakıyorsun, neler yapılmış? Onun için bundan sonra hür ve müstakil, başkasının önerdiği hiç kimsenin arkasında durmayacağız. Kendi partililerimiz, kendi kardeşlerimizin arkasında duracağız. Yamuk yaptıkları zaman da kulaklarını koparacağız. Şimdi seçmenden istediğim şudur. Çalmayacak, çaldırmayacak, senin derdini dinleyecek, lügatlı lügatlı konuşmayacak, sosyal belediyecilik yapacak, İstanbul’a hizmet edecek belediye başkan adaylarımıza oy vereceksiniz. İki tarafın da kulağını hadi koparmayın onlarınkini, morartacaksınız.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Ümraniye Belediye Başkan adayı Aykut Erdoğdu ile önce seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı, ardından Alemdağ Caddesi’nde halk buluşmasına katıldı. AKP adayı Kurum’u hedef alan İmamoğlu: “İstanbul, öz güvenli bir yönetim ister. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil, vatandaşta olacak. İstanbul’u yönetecek olanın pusulası halk olacak, bir kişi değil. İstanbul’u yönetecek olanın aklı da gözü de kulağı da pazarda olacak, sokakta olacak, esnafla olacak; saraylarda maraylarda değil” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Ümraniye Belediye Başkan adayı Aykut Erdoğdu ile önce seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı, ardından Atatürk Mahallesi Alemdağ Caddesi’nde halk buluşmasına katıldı. CHP milletvekili Fethi Açıkel’in eşlik ettiği İmamoğlu ve Erdoğdu hem ilçe turunda hem de halk buluşmasında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Buluşmada, alanı dolduran coşkulu kalabalığa seslenen İmamoğlu, şunları söyledi:
“5 YIL ÖNCE, RAMAZAN’IN BİRİNCİ GÜNÜNDE SEÇİMİ İPTAL ETTİLER”
Hepimiz dilimize dikkat edeceğiz. Çünkü bizi, çocuklarımız dinliyor. Bizi, annelerimiz dinliyor. Şu sözünü dinletemeyen, dinletmek isteyen, parmak gösteren var ya sözünü dinletmek isterken bağıran, çağıran, bazen de küfür eden şunu söyleyen, bunu söyleyen… Allah onlardan esirgesin çocuklarımızı. Biz tatlı dille, güzel dille konuşmaya devam edeceğiz. Allah, Ramazan ayında kötülüklerden her birinizi korusun, iftiradan korusun, yalandan korusun. 5 yıl önce, Ramazan’ın birinci gününde seçimi iptal ettiler, hatırlıyorsunuz değil mi? Ramazan’ın hem de birinci gününde bu kardeşiniz, Sultanbeyli’de iftar sofrasında haberi aldı. İçime hiçbir kötü his gelmedi biliyor musunuz? Ben, sizin ne yapacağınızı biliyordum. ‘O’ bilmiyor ama, ben biliyordum sizin ne yapacağınızı. O, ’13 bin oyla seçim mi alırsın’ diye sordu. Hatırlıyor musunuz? Halbuki seçim bir oyla da alınır. Ama madem 13 bin oyla alınmaz diyorsun, bu millet ne dedi biliyor musun? ‘Al sana 806 bin oy.’ Dedi mi? Dedi. Onun için onlar, o seçimi iptal ettiler. Zannettiler ki, Ekrem’in gardı düşer, yüzü asılır. Ben milletime baktıkça yüzüm gülümsüyor, içim moral doluyor. ‘Atom karınca olacağım’ dedim, ben artık atom karıncayı da geçeceğim. 5 yıldır bu tempoyla çalışıyoruz. Örneğin; 2 yıl önce, ‘150 günde 150 proje’ dedik. Dediğimizi de yaptık. Sonra hızımızı alamadık, ‘300 günde 300 proje’ dedik. Hepsini hayata geçirdik. 5 yılda 65 kilometre metro yaptık. 62 yeni istasyon hizmete açtık. Gayretimizle yaptık. Milletimizin, sizin paranıza, İstanbul’un bütçesine, şükürler olsun bereket getirdik. 25 yılda yaptıkları metronun yarısından fazlasını, 5 yılda yaptık. Hem de onlardan çok daha az para harcamamıza rağmen, bunu başardık.
“GEÇTİĞİMİZ 5 YILDA İSTANBUL, BELEDİYECİLİK NEYMİŞ GÖRDÜ”
Geçtiğimiz 5 yılda İstanbul, belediyecilik neymiş gördü? İşini seven, gayretli, adaletli belediye başkanı nasıl olurmuş, gördü. Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için, şimdi bu seçimi, yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar. Her seçimden önce yaptıkları gibi ne yapıyorlar? Hemen milli duyguları, hemen inançları istismar ediyorlar. Geçen gün rakibim, dersine çalışmayan rakibimin bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki; ‘Seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki, şehit aileleri bayram edecek!’ Bak, bak, bak. Yahu sanki biz, düşman ordusuyuz da bir savaş ilan etti. Allah, akıl versin sana. Hani, hatırlayın; ‘İstanbul’u alınca Filistin, Gazze kazanacak’ diyordu. Şimdi de şehitlerimizi ve gazilerimizi sürecin içerisine dahil etmeye kalkıyor. Ben sana bir şey söyleyeyim buradan, dersine çalışmayan, ithal aday. Bak söylüyorum; tepetakla gidiyorsun. 31 Mart’ı çıkartabilir misin? Emin değilim.
“OLGUN BİR İNSAN, DEMOKRAT BİR İNSAN BU İFADELERİ KULLANMAZ”
Tavsiyede bulunayım. Bir kere seçim kazanmak, zafer kazanmak değildir. Zafer, birilerine karşı kurulan üstünlüktür. Birilerini teslim almak, onlara hakim olmaktır. Belli ki seçimi, İstanbulluları teslim almak gibi görüyorsun. Ama olgun bir insan, demokrat bir insan bu ifadeleri kullanmaz. Ama demokratlığı bilmiyor. Demokratlıkla ilgileri yok zaten. Hep söylerim; ‘Seçilmek 1 gün, yönetmek 5 yıl. Yönetirken de kimseyi kimseden ayırt etmezsin. İnsanları kucaklarsın. Ne kökenine bakabilirsin ne siyasi görüşüne. İnancı nedeniyle ayrımcılık asla yapamazsın. İstanbul’da belediye başkanlığı yapmak, budur. Diğerini bu millet kabul etmez. Vatandaşın bir bölümünü kendinden görüp, diğerlerini düşmanlaştıramazsın. Başta belediye başkanları ve hiçbir kamu yöneticisinin böyle bir yetkisi, asla yoktur, hakkı da yoktur. Yetkide de hak da vatandaşındır. Her vatandaş, Ekrem İmamoğlu’yla eşittir. Her vatandaş, birbiriyle eşittir. Onun için bu ülkenin adı Cumhuriyettir, demokrasidir. Bunu unutmuyoruz. Bu sözleri söyleyen ne muhafazakardır ne demokrattır. Kendini daha fazla küçük düşürme.
“KANAL İSTANBUL YANLIŞTIR, ASLA YAPILMAMALI’ DESE; ONU BURAYA GÖNDEREN, AĞZININ PAYINI VERECEK”
Bu aday, geldiği günden beri bir şey söylüyor. Diyor ki, ‘Milletin gündeminde olmayan benim gündemimde yok.’ Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. Ne için söylüyor bunu? Kanal İstanbul için. ‘Evet, destekliyorum, mutlaka yapılmalı’ da demiyor. ‘Hayır, asla yapılmamalı’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Destekliyorum, Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı dese’; biliyor, millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır, asla yapılmamalı’ dese; bu sefer onu buraya gönderen kişi, ağzının payını verecek. İşi zor o yüzden. Cesaretle, özgüvenle cümle kuramıyor. Kendini bu hale düşüren -Allah muhafaza- İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim neyin seçimi biliyor musunuz? Kanal mı İstanbul mu seçimi? Bu seçim, Kanal İstanbul felaketini bu kente dayatmaya çalışanlara; İstanbul’u, doğasını, canlılarını ve 16 milyon İstanbulluların huzurunu, geleceğini savunanların mücadelesi olacak. O bakımdan bu seçim, ‘Ya kanal ya İstanbul’ seçimidir. Gizli gizli de değil, yine yangından mal kaçırır gibi, 6 milyar liralık ihaleler yaptılar beton kanal güzergahında. Bir de ithal diyor ki, ‘Beni şantiyelerde göreceksiniz.’ Doğru. Ama İstanbul metrolarının şantiyelerinde değil, senin niyetin, beton kanalın şantiyelerinde şantiye şefi olmak. Ama seni biz oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Seni, seni biz, oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Çünkü milletçe biliyoruz ki; biz, İstanbul’a o ihanet projesini, Kanal İstanbul proje yaptırmayacağız, yaptırmayacağız.
“BUNLARIN BAKIŞI; ‘ŞAK’ DİYE EMRETTİ, ‘TAK’ DİYE YAPTIM BAKIŞIDIR”
Bunların bakışı nasıl biliyor musunuz? Bunların bakışı; ‘şak’ diye emretti, ‘tak’ diye yaptım bakışıdır. Bunlar bir şey yapacağı zaman, hemen yukarıya bakarlar böyle. ‘Ne diyecek acaba’ diye. Ankara’dan bir ses gelecek mi? ‘Yap’ derse yapar, ‘yapma’ derse elini kıpırdatamaz. Ama biz neyiz biliyor musunuz? Biz fikri hür, vicdanı hür neslinin temsilcileriyiz. Kent Lokantalarını küçümsedi. Bakın; ‘İstersem yaparım, istersem açarım’ diyor. ‘Açacağım’ demiyor. Vaatte bulunmuyor. İnsanların yoksulluğunu, sıkıntısını, emeklileri, gençleri üniversite öğrencilerini anlayamayan akla, 31 Mart’ta hak ettiği dersi verecek miyiz? Bakın; İstanbul, öz güvenli bir yönetim ister. Kanal İstanbul’da da yok. Kent lokantasında da yok. Siz, bu memleketin öğrencilerinin cebinde para bırakmadınız. Emeklilerini yoksullaştırdınız. Onun için açıyoruz biz bunları. Ama o; gençlerin, emeklilerin gözlerinin içine baka baka gerçek düşüncesini söyleyemez. Bakın, ‘Açacağım’ dese fırça yer. Niye biliyor musunuz? Ekonominin kötü olduğu ortaya çıkar, bu sefer yukarıdan fırça yer. Onun için diyemez. Onun için diyemiyor. O malum kişiyi kızdırır. O bakımdan böyle iradesiz, böyle özgüvensiz İstanbul yönetilemez. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil, vatandaşta olacak. İstanbul’u yönetecek olanın pusulası halk olacak, bir kişi değil. İstanbul’u yönetecek olanın aklı da gözü de kulağı da pazarda olacak, sokakta olacak, esnafla olacak; saraylarda maraylarda değil.
“TENSİPLERİYLE’ GELİYORLAR, ‘AFFEDERSE’ GİDİYORLAR”
Aykut Başkanım da ben de milletin evladı olduğumuz için, bizde ayrımcılık yok, eş, dost, akrabalık yok. Birbirimize, milletin evlatları olarak saygı duyduğumuz biçimde saygı duyarız. Bizim görev yapma anlayışımız budur. Onlar, göreve gelirken de giderken de garip cümleler kuruyorlar. ‘Tensipleriyle’ geliyorlar, ‘affederse’ gidiyorlar. Biz ise, milletin iradesiyle gelir, milletin iradesiyle gideriz. Bakın; önünüzde sadece iki seçenek var; siyasi hesaplarla, kurgularla, kumpaslarla hareket edenlere, size masallar anlatanlara itibar etmeyin. Önünüzde sadece iki seçenek var; İstanbul ya ihmal, israf, ihanet devrine dönecek ya da icraat, hizmet, yatırım yolunda yürüyecek. Önünüzde iki seçenek var; İstanbul ya yeniden ayrımcılığın, partizanlığın pençesine düşecek ya da adalet ve kardeşlik yolunda ilerleyecek. Bakın, önünüzde iki seçenek var; İstanbul ya tam gaz geri ya da tam yol ileri diyecek. Ümraniye, tam yol ileri demeye hazır mıyız? Çalışmaya hazır mıyız? Sokak sokak gezmeye hazır mıyız? Herkese güler yüzle selam vermeye, Ümraniye’de Aykut Erdoğdu’ya oy istemeye hazır mıyız? İstanbul’da, Ümraniye’de, meclis grubunda, Cumhuriyet Halk Partisi listesine oy vermeye hazır mıyız? Ben… Bana hazır mıyız? Ekrem İmamoğlu için hazır mıyız? Her şey çok güzel olacak demeye hazır mıyız? Her şey çok güzel olacak.”
]]>CHP’li 400 teşkilat mensubunun toplu olarak AK Parti’ye katılımı nedeniyle tören düzenlendi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen törene AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin yanı sıra Sultangazi Belediye Başkanı Abddurrahman Dursun, AK Parti Dışişlerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Zafer Sarıkaya, Bitlis, Muş ve Adıyaman bölgelerinden Stürki Aşireti, Slokan Aşireti, aşiretin reisi Şeyh Abdülhafız Aydın ve Mehmet Bulut katıldı.
“İstanbul için, ilçelerimiz için ve Türkiye’miz için çalışacağız”
Törende bir konuşma yapan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, “Bugün burada temsilen başta Abdullah Hafız Bey olmak üzere kanaat önderlerimiz büyük bir kitleyi temsilen partimize geldiler. Burada küçük bir katılım töreni düzenlemek istedik. Onlara tekrardan hem temsil ettikleri kardeşlerimiz adına hem de kendilerine yuvalarına hoş geldiler, sefalar getirdiler diyorum. Türkiye, Cumhurbaşkanımız liderliğinde birçok konuda mesafe aldı. Eğitim, sağlık, güvenlik, özgürlük ve bireysel tercihlerimizin önündeki engellerin kaldırılmasından ulaşıma kadar yol aldık. Hayat sürekli devam ediyor. Şehirlerimizi de sürekli canlı bir organizma olarak görüp hizmet etmeye, geliştirmeye gayret ettik. 5 senede bir ise vatandaşlarımızın huzuruna çıkıp yetki talep ediyoruz. Vatandaşımız da hem hükümet noktasında hem belediyeler noktasında yetkilerini bizlere verdiler. Biz de hizmete devam ettik. Bundan sonra da devam edeceğiz. Bu hizmet kervanında yüreğimiz, gönlümüz, kalbimizin her zaman kardeşlerimize açık olduğunu ifade ettik. Bu anlamda yüreğimizi birleştirerek 31 Mart seçimlerinde de sizlerle birlikte İstanbul’umuzda da en güzel sonucu alacağız” dedi.
“Yeniden İstanbul’ diyerek fetret dönemine son vereceğiz”
Kabaktepe, “Kapımızın her zaman Türkiye iddiası için hizmet edecek tüm kardeşlerimize açık olduğunu ifade ediyoruz. Bizim de enerjimizi, coşkumuzu, inancımızı artıran bir program oldu. İstanbul için, ilçelerimiz için ve Türkiye’miz için çalışacağız. İstanbul’un son 5 yıldaki fetret dönemine yeniden değerli Abdullah Hafız Bey’in ifade ettiği gibi Cumhurbaşkanımızın söylemiyle ‘Yeniden İstanbul’ diyerek bu dönemde son vereceğiz. Hem Abdullah Hafız Bey’in şahsında hem de değerli kanaat önderleri ve dernek başkanlarımızın şahsında emeği geçen belediye başkanımız, meclis üyemize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye’de de sizin desteğinizin hissedileceğine inanıyorum. İstanbul seçimleri açısından baktığımızda bu katılımınız bu seçim açısından değil, bizim ailemizin büyümesi, sizlerle omuz omuza yürümenin mutluluğunu daha büyük bir şekilde yaşıyoruz. İstanbul seçimleri bu yaşayacağımızın bir merdivenidir. Asıl olan ise sonraki günlere hep birlikte yürümemizdir” diye konuştu.
Konuşmaların ardından AK Parti’ye katılanlara AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti Dışişlerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Zafer Sarıkaya ve Sultangazi Belediye Başkanı Abddurrahman Dursun tarafından rozetleri takıldı. – İSTANBUL
]]>Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya, CHP’nin Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın açıklamalarını ve İmamoğlu’nun verdiği yanıtı değerlendirdi. Kaya, “Irkçı bir açıklamanın karşısında İmamoğlu’nun açık net bir şekilde sahiplenmesi bana göre önemli bir adım, yeterli mi hayır. İmamoğlu’nun ilişkileri kadar CHP’nin genel anlamda Kürt politikası da İmamoğlu’yla Kürtlerin oy geçişini belirleyecektir” dedi.
“KÜRTLER ARAYIŞTA, İMAMOĞLU AVANTAJA DÖNÜŞTÜREBİLİR”
AKP’nin özellikle 2015 sonrasında güvenlikçi politikalara yöneldiğine dikkati çeken Kaya, “Şimdi bunu İmamoğlu tam olarak avantaja dönüştürebilir mi? Buna dönüp baktığınız zaman, aslında Kürtlerin bu konuda bir arayış içinde olduklarını söyleyebiliyoruz. Yani Kürtler, gerçek anlamda kendilerini temsil edip, kendileriyle sağlıklı diyalog oluşturabilecek bir yönetici arayışındalar, özellikle batıdaki illerde. İmamoğlu, bu hükümetin ve tavırlarına karşılık yeni bir açılımla bunu gerçekleştirebilir. Bunun gerçekleştirecek altyapısı da uygun ama tabii ki bunlar riskli konular. Özellikle seçime giderken yüzde 10 oy alacağım diye diğer oylarla ilgili sorun yaşama endişesi de var” diye konuştu.
“AK PARTİ’NİN BU POLİTİKASIYLA KÜRTLERDEN OY ALMA ŞANSI YOK”
Kayyım atamalarından genel anlamda Kürtlerin rahatsız olduğunu ve İstanbul’da durumun bu şekilde olduğunu ifade eden Kaya, “Kayyım atamalarını Kürtler, kendi yönetim ve kültürlerine yapılan bir saldırı olarak algılıyor. Bu Diyarbakır’da böyle algılanıyor, İstanbul’daki Kürtlerde de böyle algılanıyor. Bu da Kürtlerde AK Parti ve şu anki Cumhur İttifakı’na karşı bir defans oluşmasına sebep oluyor. AK Parti adayına oy vermek şu an Kürtler için son sıralarda. İstanbul’da öncelik kendi adayı, ikinci İmamoğlu’na oy verebilir miyiz tartışması. Henüz AK Parti’nin bu politikasıyla Kürtlerden oy alma şansı yok. Burada İstanbul seçiminin sonucu bir kayyım atama atamama gibi bir sürece de dönüştürüldü. Türkiye’nin gözü sadece İstanbul seçiminde olacak” dedi.
“DEM YÜZDE 3-4 OY ALIR, GERİSİ İMAMOĞLU’NA GİDER”
Bölgenin en önemli sivil toplum kuruluşlarından GÜNSİAD (Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Derneği) Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, sık sık İstanbul’a gidip geldiğini hatırlatarak, gözlemlerini paylaştı.
Bedirhanoğlu, “İstanbul’a sıkça giden birisi olarak gözlemim, DEM’in yüzde 8-10 arasından bir oyu var. DEM’in orada aday çıkarmış olmasına rağmen, mevcut adayın yüzde 3-4 arasında bir oy alabileceğini, diğer oyların da İmamoğlu’na akacağını düşünüyorum. Başak Demirtaş neden aday gösterilmedi, seçmen bunu sorguluyor. İmamoğlu bir yönü ile muhafazakar, bir yönü ile liberal, böyle klasik Kemalist ve ulusalcı olan bir aktör değil. Bu yönünü de öne çıkararak hem muhafazakarları hem Kürtleri etkilemek bakımından böyle bir profil çiziyor ve bu profilini akıllıca kullanıyor. Bu profil, muhafazakar Kürtlerden de kısmen oy almasını sağlar; bu profil İstanbul özelinde bir avantaj” diye konuştu.
“KAYYIM MESELESİ SEÇİMLERLE ALAKALI”
Kayyım meselesi ile İstanbul seçimleri arasında ilinti olduğunu belirten Bedirhanoğlu, “Sadece Diyarbakır değil, tüm Kürt seçmeninin gözü İstanbul’da. Herkes biliyor ki AK Parti iktidarı da İstanbul’u çok istiyor. Dolayısı ile önümüzdeki dönemlerde Kürt meselesi bağlamında bu yumuşamanın ya da tansiyon düşüklüğünün, İstanbul seçim sonuçları ile doğru orantılı olacağını hepimiz biliyoruz. Bunu hepimiz kendi aramızda konuşuyoruz. Kayyımlar meselesinin bu seçimlerle bağlantılı olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.
]]>Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, TGRT Haber’de Medya Kritik programında muhtemel Marmara depremi ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Naci Görür, “1766 yılında 3 ay arayla fay hatları kırılmış, dolayısıyla İstanbul’da 3 ay arayla 7 ve 7’nin üzerinde iki depremle karşı karşıya kalmıştır. Bu oldukça tehlikeli bir konudur. Fay hatlarının ikisi birden kırılırsa, 7.5 ve 7.6’ya kadar çıkma ihtimali var. Bu tehlike karşılığında 1999 yılından bu yana yapılan araştırmalarda, depremler ve depremlerin neden olabileceği olaylar, İstanbul’un nasıl tepki vereceği, nerelerde çaresiz kalacağı, en fazla kayıpların nasıl olacağı uzun zamandır çalışılıyor. Şahsen benim başkanlığımda, bütün Marmara Bölgesi’nde 8 tane uluslararası gemiyle, Türk gemisi de içlerinde var. Bu çalışmaları yaptık. İstanbul’un neresinin zafiyet içerisinde olacağını, zayıf karnımızın neler olduğunu, hangi bölgeler olduğu biliniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı umarım ki, kenti depreme hazırlamak için gerekenleri yapacaktır. Bu gerekenlerin arasında da kentin, bileşenleri vardır. Kent depreme rastgele hazırlanmaz. Bugünkü siyasilerin, önemli bir kısmının düşündüğü gibi İstanbul’u depreme hazırlamak deyince, hemen akıllarına yapı stoku geliyor. Yapı stokunun gelmesinin de nedenleri var. İnşaat, güzel binalar yapılıyor. Halk memnun, müteahhit memnun, belediye başkanı memnun. Elbette güzel, kentin yapı stokunu yenilemek deprem için de iyidir. Zararı azaltır. Ama İstanbul’u sade yapı stokuyla depreme hazırlamak mümkün değil. Kentin bütün bileşenlerini, halkı, alt yapıyı, yapı stokunu, ekosistem ve çevreyi, ekonomiyi aynı anda bütünleşik olarak depreme hazırlarsanız, kenti depreme hazırlamış olursunuz” dedi.
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları depremi ciddiye alıyorlar”
Bir belediye başkan adayının ekibinde ben yer almadığını ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Benimle hemen hemen bütün belediye başkanı adayları görüştüler. Muhalefet, ana muhalefet ve iktidar partisinde olanlar da dahil. Kimi danışmanlık, kimi birlikte çalışmayı teklif etti. Ben bir bilim adamıyım. Dolayısıyla siyaset üstü kalma gibi bir zorunluluğum var. Benim sesimin herkese ulaşması lazım. Hangisi olursa olsun her birine, ‘benim bilgime ihtiyaçları varsa tüm bilgilerimi vermeye hazırım’. İstanbul’da da değil farklı şehirlerden de beni çağırıyorlar. Ben Türkiye’nin hemen hemen çoğu yerine gidiyorum. Bir kenti nasıl dirençli yaparız onu anlatıyorum. Zaten çözüm de deprem dirençli kentlere sahip olmak. Sağlam kentler kurmak için uğraşılmalı, vitrin siyaseti yapılmamalı. Bu dönemde başkan adayları depremi ciddiye alıyorlar. Bu seçimde beni en çok da memnun eden şey bu. Eskiden bu kadar değillerdi. İşin ciddiyetle sürdürülmesi lazım” ifadelerini kullandı.
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve merkezi hükümet arasında uyum yok”
Siyasetin bir tarafa bırakılarak deprem çalışmalarının yapılması gerektiğini vurgulayan Görür, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve merkezi hükümet arasında uyumlu bir çalışma yürütülmüyor. Bütün dünyada İstanbul gibi büyük bir kenti, iki güç bir arada olmak suretiyle hazırlayabilir. Burada artık siyaset, farklı parti, bizden, sizden diye bir şey düşünülmemesi lazım. İnsanlarımızın can güvenliği önemli. Nihayetinde milyonlarca insan yaşıyor. Koca İstanbul’u deprem dirençli şekilde İBB tek başına yapamaz. Hükümette, belediye olmadan yapamaz. Dolayısıyla bu konularda siyaset keşke bir tarafa bırakılabilse ve güç birliği yapılsa. İBB ve merkezi hükümet arasında hiç birlikte hareket etme yok. İBB’nin yaptığı KİPTAŞ var, onun da belirli bir bütçesi var. Ben hep, ‘neden KİPTAŞ ile AFAD birlikte çalışmıyor’ diye düşündüm. Bu halka güven verecektir. Bunu şimdilik göremiyorum ama belediye başkanlarının da işi ciddiye aldığı da bir gerçek. Söylemleri de ortadadır. İmamoğlu, İstanbul’un en büyük sorununun deprem olduğunu sürekli söylüyor. Aynı şekilde Murat Kurum da onları söylüyor. Halkı ikna etmeye çalışıyor. Ben söylemlerde bir sorun görmüyorum. Dedikleri yapılırsa, İstanbul deprem açısından çok şey kazanacaktır” şeklinde konuştu.
“Bizim derhal deprem dirençli kentlere yönelmemiz lazım”
Deprem dirençli kentlere yönelmek gerektiğini söyleyen Görür, “Japonya’da geçtiğimiz günlerde 7.6 büyüklüğünde deprem oldu ve 120 kişi tesadüfen öldü. Biz her depremde 20 bin, 50 bin civarında ölüm veremeyiz. Bu dünyanın yadırgadığı bir durum ve bu bize yakışmıyor. Siyasilerin ‘beka meselesi’ dediği şeyleri anlamıyorum. Esas beka meselesi depremdir. Biz bu asrı nasıl çıkaracağız. Bizim derhal deprem dirençli kentlere yönelmemiz lazım. Yapacak her şeyimiz de var. Siyasi bir irade istiyorum. Siyaset üstü davranacak. Yasayı çıkarak, bakanlık bile siyaset üstü olacak. Biz 10 – 15 senede ülkeyi deprem dirençli hale getirebiliriz. Marmara Bölgesi’nde daha çok korkuyorum. Sebebi de, GAYRİ Milli Safi Hasıla’nın yaklaşık yüzde 60’ını Marmara Bölgesi tedarik ediyor. Bu bölge de ekonominin çarkları, Güneydoğu Bölgesi’ndeki gibi durursa, Türkiye diz üstü çöker. Türkiye’nin bırakın ekonomik bağımsızlığını, siyasi bağımsızlığını bile tartışır duruma geliriz” diye konuştu.
“Tarihte Marmara’da farklı büyüklükte depremler olmuş ki yine olacak”
Marmara Bölgesi’nde depremin olacağına dair belirtiler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Karadan geçen ayrı ayrı fay hattı yok. Deniz içinden Körfez’den giren ve Tekirdağ’dan çıkan, uzunluğu 160 kilometre olan Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey kolu var. Deprem tam burada. İstanbul’u karadan büyük ölçüde etkileyecek faylar yok. Kimi depremciler-yer bilimciler fay tartışması yapıyor. Çok merak ediyorsan bilimsel araştırmayı yap kardeşim. Halkın huzuruna çıkıp fayı konuşuyor. Biz bir şey biliyoruz ki, tarihte Marmara’da belli büyüklükte depremler olmuş ki yine olacak. Olacağına dair belirtiler de var. 1999 depremi oldu ve 1912’de de Şarköy depremi oldu. 1766’dan beri Gölcük ile Şarköy arasında deprem olmadı. Biz buna ‘deprem boşluğu’ deriz. Jeoloji de bir kural var. Bir yerde deprem boşluğu varsa, o boşluk doldurulmak zorundadır. Bu kadar belirginken bu arkadaşların bu konuşmalarını yapmasını anlamıyorum. Biz bir depremi bekliyoruz” dedi.
“Marmara’da 7 ve üzerinde deprem olma ihtimali yüzde 47”
İstanbul’un uzatmaları oynadığını söyleyen Görür, “6 sene içinde artı-eksi olarak, 10 sene içinde deprem olması bekleniyor. Biz uzatmaları oynuyoruz. Çok fazla bekleyecek durum yok. Marmara’da 7 ve üzerinde deprem olma ihtimali yüzde 47. Bizim deprem öncesinde ve sonrasında neler yapmamız gerektiğini konuşmalıyız. İş ‘yat-çök-kapan’dan ibaret değil. Bunun ötesine gitmek lazım. Vatandaş önce oturduğu yer, deprem dirençli mi diye ölçtürecek. Kiminle görüşmesi gerektiğini bilecek. Belediyeler ve bakanlıkta bu hizmeti verecek. Vatandaşlar ve devlet el ele verip bunun üstesinden gelmelidir. Depreme hazır olmanın en önemli bileşeni biri halktır. Bir halkı deprem bilinçli, deprem kültürlü, deprem anlayışlı yapılmadığı sürece kent depreme hazırlanmaz. Belediye başkanları arkasını döndüğü zaman, halk 10 tane kaçak bina yapar. 15 tane de kaçak balkon yapar. 3 tane kat yapar. Filizleri bırakır, yarın kızım evlenecek ona ev yaparım diye düşünür. Seçim geçer, 4. katı da çıkar. Bunu kötülüğünden yapmıyorlar. Bilmiyorlar, anlamıyorlar. Zararın oradan geleceğini düşünmüyor. Şu an İstanbul’da deprem olsa, 11 ilin toplamından daha fazla can ve mal kaybı olur. İstanbul depreminde 50 binden fazla can kaybı olabilir. İleri teknolojik toplumları olanlar bu depremlerde fazla ölüm verenleri geri kalmış olarak görüyor. O toplumda muhakkak bir sorun var diye düşünüyorlar. Bir ölçü de haklı olabilirler. Kendi insanımız, çoluk çocuğumuzu korumamız lazım. Bir kenti deprem bilincinde, kültüründe ve depreme dayanıklı, bütün bileşenleriyle yaparsan, o kent ileriye dönük gelişerek gider. Bu faylar 13 milyon senedir deprem üretiyor ve milyonlarca yıl da üretecek. Bu bitti diyeceğimiz bir olay değil” ifadelerinin kullandı.
“İnsanları İstanbul’dan, Anadolu’ya gitmeye teşvik edeceksin”
Devletin deprem projesi hakkında konuşan Naci Görür, “Celal Şengör, dahilik ve deha arasında düşünce tarzı olan bir bilim insanı. Celal öyle ülkeyi, terk etmez. Zaten isteseydi yurtdışında olabilirdi. Şimdiye kadar giderdi. Zaten ‘İstanbul’dan gideceğim’ derken Çanakkale’den bahsediyor. İstanbul’da nüfus artarsa depremde daha fazla can kaybı olarak geri döner. İstanbul’da 600 bin bina yapacaksanız, 600 bin binayı da yıkacaksın. Yeşil alana dönüştüreceksin. Deprem toplanma alanını dönüştürülmesi lazım. İstanbul’da bina yapmayacaksın, İstanbul’da nüfusu azaltacaksın. Mümkünse insanları İstanbul’dan, Anadolu’ya gitmeye teşvik edeceksin ve destek vereceksin. Sanayiyi İstanbul’dan seyreltip, Anadolu’ya taşıyacaksın. Vatandaş iş, AŞ ve yer bulsa gidecek. Devletin en büyük projesi bu olmalı. Afetle de belli ölçüde mücadele ediyoruz. Vatandaş 30 sene sonrasını düşünemeyebilir ama devlet düşünmelidir” dedi.
İstanbul’da en fazla depremden etkilenecek ilçeler
Türkiye’nin her yeri deprem kuşaklarıyla dolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Naci Görür, ” Zamandan bağımsız, gün gelecek bir kalktığımız zaman insanlarımız bununla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla insanlarımızın korkması değil, bir ayağa kalkması lazım. Bilinçlenmesi gerekiyor. Sahalara gelince, Avrupa Yakası’ndan özellikle kıyıdan 10 kilometre içerisindeki şeritte ve Silivri’ye kadar olan alan, depremde en fazla kayıp veren yerler olacaktır. Anadolu Yakası’nda ise kıyıdan başlayıp ve o 10 kilometrelik kuşak dolgu alanları etkilenecektir. 1999 depremi olduğunda bazı bölgelere gittik ve belediye başkanlarına ‘imar ve iskan vermeyin’ diye yalvardık. Zemin bozuk, sıvılaşma var. Nüfusu arttırmayın dedik. Tuzla ve çevresi, Kartal, Maltepe, Kadıköy’ün denize yakın alanları etkilenebilir. Kuzeye doğru gittikçe fazla bir sorun yok. Şöyle bir genelleme geçerli olabilir. Haritayı gözünüzün önüne koyun, ikinci boğaz köprüsüne paralel sağa sola çizgi çizin. Bu eğrinin güneyindeki alanlar depremden daha fazla etkileneceklerdir. Kuzey’inde yer alanlar ise görece daha az etkilenecektir. 7.2 ile 7.6 arasında deprem olacaktır ve bunlardan etkileneceklerdir. 1999 yılından beri bağırıyoruz, bizi kimse ciddiye almadı. Daha yeni yeni siyasetçiler bizi dinlemeye başladı” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul’da artan nüfus ile birlikte fabrika bacalarından çıkan gazlar, egzoz dumanı, kömür ve odun gibi yakıtların kullanımı da önemli ölçüde yükseldi. Uzmanlar, bu nedenlerle İstanbul’un havasının kirlenmeye devam ettiğini ifade ediyor. Ayrıca Afrika tozları ile birlikte Marmara Bölgesi’ne taşınan zararlı partiküllerin artışının da hava kalitesini bozan etkenler arasında olduğu belirtiliyor. Meteorolojik istasyonlarının verilerine göre, 11 Mart Pazartesi gecesi İstanbul’da karbonmonoksit oranı yüksek seviyelere ulaştı. Hava kalitesi ölçümü ile ilgili bilgilendirme yapılan platformlarda “Bu havaların sağlık üzerindeki etkileri risk altındaki bireyler tarafından anında hissedilebilir. Uzun süreli maruz kalma durumunda sağlıklı kişiler nefes alma güçlüğü ve boğazda tahriş hissedebilir. Açık hava aktivitelerini azaltın” uyarıları yapıldı. Kükürtdioksit ve ozotdioksit oranlarının ise İstanbul’da sağlığı tehdit edebilecek düzeye ulaşmaya devam ettiği kaydedildi. İstanbul genelinde etkili olan kirlilik havadan çekilen görüntülere yansıyor. Şehrin Anadolu ve Avrupa Yakası genelinde puslu hava net bir şekilde gözüküyor.
İstanbul’daki hava kalitesi ölçüm istasyonlarında elde edilen veriler incelendi. Bu çerçevede İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yapılan son araştırma ile İstanbul’da hava kirliliğinin 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3 oranında arttığı tespit edildi.
“Hava kirliliğini gribal enfeksiyon sanıyorlar”
İstanbul’da hava kirliliğinin önemli ölçüde arttığını ifade eden İstanbul Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, “Vatandaşlar şikayette bulunuyorlar. Birçok yurttaş günümüzde hastanelere akın etmeye başladı. Hava kirliliğini gribal enfeksiyon sanıyorlar ve aşağı yukarı herkes boğazımda yanma var diyor. Hava kirliliği akciğere kadar iniyor. Zatürreye başlangıç olan hastalıkların arttığını görüyoruz. Bu kesinlikle hava kirliliğinden kaynaklanıyor. Oldukça vahim. Doğalgaz İstanbul’a gelmeden evvel de aynı sorunları yaşıyorduk. O dönem biz de maskelerle geziyorduk, Beyoğlu’nda insanlara maske dağıtıyorduk. 20 yıl sonra aynı hadiseleri yaşamaya başladık. İstanbul’da giderek orman varlığı azalıyor. İstanbul’un caddelerinde bulunan ağaçlar yok ediliyor. Kaldırımlar yenilenirken ağaçlara zarar veriliyor. Orman olmayınca oksijen yok” dedi.
“Kömür yakmaktan kaynaklanan hava kirliliği oldukça ciddi bir sorundur”
Gelir düzeyi düşük ilçelerin hava kirliliğine sebep olduğunu dile getiren Çetintaş, “Özellikle Esenyurt başta olmak üzere gelir durumu düşük Bağcılar, Esenler, Bahçelievler, Kartal gibi ilçelerde kömür kullanılıyor. Bu kömür yakmaktan kaynaklanan hava kirliliği oldukça ciddi bir sorundur. Özellikle Şubat ayında son 15, Mart ayında da ilk 10 gün genellikle havalar lodos yapar. Rüzgar batıdan eser, bu da Basra alçak basınç sistemi demektir, sistem mevcut hava kirliliğini Sarıyer gibi Beykoz gibi yerlere taşır. Ölçüldüğünde burada olmaması gereken kirlilik burada oluyor çünkü Basra alçak basınç sistemi ile o bölgedeki kirlilik batı rüzgarlarıyla bu bölgeye taşınıyor” diye konuştu.
“İstanbul’da görünmeyen tehlike hava kirliliğidir”
İstanbul’daki hava kirliliğinin en büyük bir diğer sebebi olarak taşıtları işaret eden Çetintaş, “İstanbul’da kayıtlı 5.5 milyonun üzerinde araç var. Ben bu rakamların da bir aldatmaca olduğunu düşünüyorum. Çünkü günde Anadolu ve Avrupa Yakası’nda seyahat eden ortalama 2 milyonun üzerinde araç var. Bunların salgıladığı gazlar havamıza karışıyor. Yani mevcut araç sayımız 5.5 milyon üzerindeyken bile fazladan 2 milyon araç buna katılıyor. Araç sayısında son bir yıldaki artış yüzde 20 olarak verilere yansıdı. İstanbul’da görünmeyen tehlike hava kirliliğidir. Londra’da 100 binlerce insan öldü, İstanbul’da da 20 yıl evvel astım ve KOAH gibi hastalıklardan bir sürü insan öldü. Ne yazık ki İstanbul, Hindistan ve Çin’den daha kirli bir havaya doğru gidiyor” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Güngören Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan etkinliklerine katıldı. Programa Kurum’un yanı sıra Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Demir, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşması sırasında alkışlarla eşlik etti. Murat Kurum programda vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Güngören’imize tek bir yatırım yapmadılar”
Programda Mevcut İBB yönetimini eleştiren İBB Adayı Murat Kurum, “Maalesef mevcut CHP’li İBB yönetimi son 5 yılda İstanbul’umuzu ihmal etti, görmezden geldi. Güngören’imizin en önemli sorunlarının başında kentsel dönüşüm ve ulaşım problemi geliyor. Güngören’imize tek bir yatırım yapmadılar. Ulaşımda tek bir adım atmadılar. Çünkü bunların Güngören’in geleceği için bir derdi yok. 5 yılda metro ihalesi e çıkmayan dünyada ki tek belediyedir. Bunlar yetmezmiş gibi rahmetli Kadir abi döneminde temelleri atılan metro ihalelerinin temellerini sıfırdan ben yaptım diyerek yalan söylüyor. Emek hırsızlığı, proje hırsızlığı ve icraat hırsızlığı yapıyorlar. Tembel başkanın son 5 yılda yaptığı tek bir metro ihalesi bile yoktur. Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece ve sadece 8 kilometresi bu dönemde yapılmıştır. Daha birkaç gün önce yalanlarını yüzlerine vurduğumuzda hemen elleri ayaklarına dolaştı. Şuan ne yapacaklarını bilmiyorlar. Öyle korktular ki 4 yıl önce hafriyat döktükleri Sancaktepe-Yenidoğan metro hattının önce ismini değiştirdiler. Sonra da sözde yapım çalışmalarına başlama töreni yaptılar. Kardeşlerim buraya dikkatinizi çekiyorum! Bakın temel atma değil, hizmete alma değil, çalışmaya başlama töreni yaptılar. Oraya bile temel atma diyemediler. Çünkü ortada ne temel var, ne metro var. Bunu da seçim korkusuyla yaptıkları iş anlayışı budur. Korkunun artık ecele faydası yok. 4 yıldır aklın neredeydi? 4 yıldır tarihe geçtiğin, hafriyat dökerek tüm dünyaya rezil olduğun yerde şimdi utanmadan sıkılmadan işe başlama töreni yapıyorsun. Sonrada diyorsun ki benim üstüme toz yapışmaz. Sen çamura batmışsın haberin yok. Bu millet sana inanır mı? Bu millet bunların yaptığı rezil belediyeciliğin hesabını sandıkta teker teker soracak” dedi.
“Dert insanı millete hizmetkar eder”
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul için bir şey yapmadığından yakınan Kurum, kendi projelerini de şöyle anlattı: “Bunlarla bizim aramızda büyük bir fark var. Bizim bu şehre dair hayallerimiz, hedeflerimiz var. Çünkü biz İstanbul’u kendimize dert eylemişiz. Derdi olmayanlar bizleri anlayamaz. Çünkü dert insanı millete hizmetkar eder. Bunların vatan ve millet sevgisi yok. Vatan ve millet sevdası olmayanlar ne İstanbul’umuzun trafiğine nede deprem dönüşümüne çare bulamazlar. Bakın şu trafiğin hali ortada. İstanbullu kardeşlerimiz günde 65 dakikasını yollarda geçiriyor. Bazen 3-4 saatte evlerine işlerine ulaşamıyorlar. Biz 64 dakika olan ulaşım süresini 39 dakikaya düşüreceğiz. Mevcut 328 kilometre metro hattını ilk 5 yılda 650 kilometreye çıkaracağız. Yeni metro hatlarıyla, 2 yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs hatlarıyla sizleri, İstanbulluları trafik çilesinden, ulaşım probleminden tamamen kurtaracağız”
“Güngören’deki konutlarımızın yapılmaması adına bin 500 dava açtılar”
Deprem dönüşümünün önemine değinen Kurum, İBB yönetimini eleştirerek “1 Nisan’dan sonra ulaşımla birlikte öncelikli olan diğer bir konumuz da deprem dönüşümü olacak. Bu beceriksiz yönetim İstanbul’u depremlere, afetlere hazırlamak için tek bir adım atmadı. Bilakis kentsel dönüşüm namına hiçbir şey yapmadıkları gibi Güngören Genç Osman’da, Tozkoparan’da başlattığımız kentsel dönüşüm çalışmalarına karşı çıktılar. Siyaset üstü bakacağız deyip şantiyede bayrak açarak, vatandaşımızın aklını çelerek eylemleriyle türlü türlü çalışmalar yaptılar. El ele verip yaptığımız konularımızda vatandaşlarımız şuan huzur içerisinde oturuyor. Şişecam’da konutlarımızın anahtarları verilmeye devam ediliyor. Güngören’deki konutlarımızın yapılmaması adına bin 500 dava açtılar. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli yuvalarda oturmasını istemediler. İstanbullulara, Güngörenlilere konforlu alanlarını layık görmediler. Oysa Türkiye’nin en büyük bütçesiyle 5 yılda İstanbul’a sadece 5 bin konut yapan bir başkanın bırakın makamına gitmeyi, sokağa çıkamaması lazım. Güngören’imiz onları 31 Mart akşamı süresiz tatile gönderecek. Onlar anca reklam yaparlar. Deprem bölgelerine gidip selfie çekip kaçtılar. Biz arazide çalışıp deprem bölgelerinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atarız! Söz konusu deprem oldu mu onlar sadece toplanır, çalıştay yapar ve dağılır. Çalıştay yapmaktan öteye gidemediler. Biz planlar uygular ve sonuçlandırırız. İşte aramızdaki fark bu. İstanbul’da, 1 Nisan’da kentsel dönüşüme başlayacağız. Biz 650 bin konutumuzu yapacağız, İstanbullu hemşerilerimizi güvenli yuvalarına kavuşturacağız. 1 Nisan’dan itibaren aklımız, fikrimiz hep İstanbul olacak. İstanbulluların canı da malı da bize emanet olacak. Deprem başta olmak üzere İstanbul’umuzu tüm afetlere karşı koruyacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte dirençli hale getireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kibri aklının önüne geçmiş algıcı başkan bizim kadınlarımızı ayrıştıracak cümleler kuruyor”
İmamoğlu’nun kadınları ayrıştırmasına tepki gösteren Murat Kurum “Biz kentsel dönüşüm derken, ulaşım derken, millete hizmet için dertlenirken kibri aklının önüne geçmiş algıcı başkan bizim kadınlarımızı ayrıştıracak cümleler kuruyor. Bir bakıyorsunuz önce televizyonda bir hanım spikerimizi azarlıyor. Bir bakıyorsunuz ev kadınlarımızı hakir görüyor. AK Parti’ye oy verdikleri için kadılar sınıfında değerlendirmemek gerekir diye bir tabir kullanıyor. Bugün de bir hanımefendimizi daha mitingde azarlıyor. İşte bu şahsı iyice tanıyın, tüm İstanbullulara anlatın. Kendinden başka hiç kimseyi görmeyen bu kibir kulesine en güzel dersi 31 Mart akşamı kadınlarımız, Güngören’imiz verecek” ifadelerini kullandı.
“CHP’li İBB yönetiminin iptal ettirip yapmadığı Güngören Meydanı projesini yapacağız”
Güngören’de hayata geçireceği projeleri paylaşan Kurum, “Güngören’imizde artık hiç kimse deprem korkusuyla yaşamayacak. Güngören’imizde kentsel dönüşümü başlatacağız. Bizi Güngören’in her mahallesinde deprem dönüşümünü yaparken göreceksiniz. CHP’li İBB yönetiminin iptal ettirip yapmadığı Güngören Meydanı Projesi’ni yapacağız. Güngören’imiz güzel bir meydana kavuşacak. Burada gençlerimiz, ailelerimiz yürüyüşlerini yapacak, çocuklar ise parkta oynayacak. Güngören’imiz rahat bir nefes alacak. Güngören’imizin sanayi alanını düzenleyeceğiz. Burada camisiyle, parkıyla, kafeleriyle, tüm sosyal donatılarıyla herkesin rahat bir nefes alacağı projeyi Güngören’imize kazandıracağız. Güngören’imizde alt gelir seviyesi için sosyal konutlarımızı yapacağız. Hem kira fiyatlarını düşüreceğiz hem de Güngören’e ihtiyacı olan o sosyal konutları kazandıracağız. Böylelikle daha önce ev alamayan hemşerilerimizin ev sahibi olması için çalışacağız. Güngören’imizde artık arabamı nereye park ederim derdini bitiriyoruz. Biz göreve gelir gelmez Güngören’de hem İSPARK ücretlerine yüzde 25 indirim yapacağız hem de İstanbul’a 250 bin araç kapasiteli otoparklar yaparak otopark sorununu tamamen ortadan kaldıracağız. Haznedar’da, Mareşal Çakmak’ta, Güneştepe’de, otoparklarımızı hızlı bir yapacağız. Güngören Köyiçi’mizde trafiğin kitlenmesine neden olan yollarımızı yenileyeceğiz. Köyiçi’ndeki tüm karmaşayı bitireceğiz. Merter transfer merkezimizle burada esnafımıza rahat bir nefes aldıracağız ve meydan projesi yapacağız. Artık Güngören’de saatlerce otobüs bekleme devri bitiyor. İETT seferlerini ihtiyaç duyulan her mahalleye yeniden getireceğiz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Kavuncu, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun ve İYİ Parti Sultangazi Belediye Başkan adayı Hüseyin Öndeş ile yerel seçim çalışmaları kapsamında Sultangazi’de bir dizi ziyaretlerde bulundu.
Sanko Oto Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Güner ile görüşen Kavuncu, burada esnafla bir araya geldi.
Kavuncu, ardından ilçedeki bir tekstil atölyesine geçti, çalışanlara vaatlerini ve projelerini anlattı.
Önceki günlerde hayatını kaybeden Sultangazi İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi adayı Mehmet Akçay’ın ailesini ziyaret eden Kavuncu, yakınlarına taziyelerini iletti.
Kavuncu, daha sonra ilçedeki bir restoranda iftar programına katıldı. Burada konuşan Kavuncu, Sultangazi’de adayları Hüseyin Öndeş’e, İBB’de de kendisine destek istedi.
CHP ile yapmış oldukları ittifaka değinen Kavuncu, şöyle konuştu:
“Bu yapmış olduğumuz ittifakı genel seçimlerden sonra sonlandırdık. Dedik ki artık kendi yolumuzu çizeceğiz, bundan sonra İYİ Parti hiçbir ittifak içerisinde yer almayacak. Bu kararı aldığımız günden beri de çok haksız eleştirilere tabi tutuluyoruz. Bizim ayrı bir parti olduğumuzu, bizim ayrı bir tüzel kişiliğimiz olduğunu muhteremler unutmuşlar. Kendilerini dokunulmaz, vazgeçilmez, eleştirilmez sanıyorlar. İstiyorlar ki sadece onlar için koşturulsun, sadece onlar için çalışılsın ve sadece onlar ayakta tutulsun. Adeta bir vesayet kafası vardı, ben hatırlarım onu, 1990’lı yıllarda. O vesayet kafası neredeyse hortlamış. Hatırlayın bir CHP milletvekili ‘Türkiye’de muhalefet CHP’dir, CHP dışındaki herkes garnitürdür.’ dedi. Bu nasıl bir zihniyete sahip olduklarının da göstergesi. Siz muhalefet ettiğiniz sürece bu ülkede bizim arzu ettiğimiz değişiklik olmayacak.”
Kavuncu, son 25 yıldır Türkiye’de arzu edilen standartların yakalanamamasının iki sorumlusu olduğunu dile getirerek, “Bunlardan bir tanesi iktidar, bir diğeri de ana muhalefet. Eğer 5-6 seçim üst üste seçim kaybediliyorsa iki tane ihtimal vardır; ya iktidar çok iyi işler yaptığı için sürekli seçim kazanıyordur ki bize göre çok iyi işler yapmıyor ya da muhalefette bir problem, bir sıkıntı vardır. İkincisinin biz doğru olduğunu düşünüyoruz.” diye konuştu.
Kurulan ittifaka dikkati çeken Kavuncu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Belki düzelir, belki bu sefer başarılı olur diye bir birliktelik yaptık ama bunun da arzu ettiğimiz neticeyi beraberinde getirmediğini gördük ve bir karar aldık. Almış olduğumuz karar da Türkiye’de 81 ilde 1000’e yakın ilçe ve beldede kendi adaylarımızı çıkaracağız. Buna biz saygı duyulmasını istiyoruz. Elbette ki biz bugün İstanbul’u yöneten belediyeyi eleştireceğiz. Aday olmamızın sebebi zaten daha iyisinin yapılabileceğine dair olan iddiadır. Geçmişte bizim bir ittifak yapmış olduğumuz sonuna kadar bu arkadaşlar siyasette var olduğu sürece onları destekleyecek anlamına gelmez. Böyle bir dünya yok. Kendi partilerinde istedikleri kararı alıp istedikleri değişiklikleri yapanlar biz ayrı bir parti olarak farklı bir karar aldığımızda tahammül edemiyorlar. İşte vesayet kafasından kastettiğim bu. Kendileri dışında diğer partileri garnitür gören kafa bu. Biz buna hem muhalefetteki hem iktidardaki bu vesayetçi yaklaşıma bayrak açmış bir partiyiz. Benim İstanbul’un daha iyi bir kent olması için bugüne kadar İstanbul’da yapılmış yanlış işleri gündeme getirmem de en doğal hakkım. Kimse de buna bozulmayacak, kimse de bundan rahatsız olmayacak. İyiye iyi, kötüye kötü diyeceğiz.”
Adaylıklarını ilan ettikleri günden beri sürekli sahada olduklarını belirten Kavuncu, ulaşımdan kentsel dönüşüme, sokak hayvanlarından eğitime kadar İstanbul’la ilgili 28 başlıkları olduğunu söyledi.
Kavuncu, konuşmalarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu da Cumhur İttifakı İBB Başkan adayı Murat Kurum’u da eleştirdiğini kaydederek, şöyle devam etti:
“Biz ne İmamoğlu’nun kaybetmesini, ne İmamoğlu’nun kazanmasını ne Murat Kurum’un kaybetmesini, ne Murat Kurum’un kazanmasını önemseyen ya da bununla ilgili bir strateji yapan parti değiliz. 1 Nisan sabahı bizi mutlu edecek tek sonuç var Sultangazi’de Hüseyin Öndeş’in seçimi kazanması, İstanbul’da da Buğra Kavuncu’nun seçimi kazanması. Eğer bu netice olursa biz mutlu oluruz şayet kazanamazsak da mutsuz oluruz. Falanca kazandı diye mutlu olmayız, filanca kaybetti diye de mutlu olmayız. Biz yeni bir alternatifi, yeni bir soluğu seçmenimizin önüne koymak istiyoruz.”
Buradaki temaslarının ardından İstanbul’daki Vartolular Kültürel ve Ekonomik Dayanışma Derneğini ziyaret eden Kavuncu, vatandaşlara projelerini anlattı.
Ardından ilçe meydanındaki İYİ Parti çadırına gelen Kavuncu, partililere çalışmalarında kolaylıklar diledi.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen ‘Bitlis İftar Sofrası’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bitlis birliğimizin kalelerinden biridir”
Programda konuşan Kurum, “Bitlis alimleriyle, siyasetçileriyle, bürokratlarıyla, iş insanlarıyla ve sanatçılarıyla medeniyet tarihimizde müstesna bir yere sahiptir. Bitlis’in kadim ilçesi Ahlat. Anadolu’daki ilk başkentlerimizden biri. Bin yıl önce yüreklerimizi, gönüllerimizi Ahlat’ta birleştirdik; birliğimizi, kardeşlik hukukumuzu Ahlat’ta inşa ettik. Bitlis birliğimizin kalelerinden biridir. Bizler bu kaleyi ebediyen koruyacağız. Bu kale asla düşmeyecek. Hiç kimse aramıza giremeyecek, hiç kimse bizi ayrıştıramayacak. Sizler Bitlis’in dört bir yanından buraya geldiniz, burayı, Aziz İstanbul’umuzu vatan bildiniz, memleket bildiniz, bu şehre değer kattınız, bu şehri güzelleştirdiniz. Bitlis bugüne kadar daima bizim yanımızda oldu, bize destek oldu, güç ve kuvvet verdi. Biz sizlerle birlikte nice zorlukları aştık, nice engelleri hep birlikte kat edip bu yolları aştık. Sizlerin desteğiyle, İBB Başkanı sizler için çalışıyor, sizler için çabalıyor olacak. Saraçhane benim makamım olmayacak, sizlerin makamı olacak, İstanbulluların makamı olacak” dedi.
“Bu şehrin derdine derman olmak için 1 Nisan’ı bekliyoruz”
Bitlis’te yapılan çalışmalardan bahseden Kurum, “81 ilde 365 bin konut dönüştürmüş, 46 bin afet konutu yapmış, sadece İstanbul’da 173 bin afete dirençli yuvalar inşa etmiş bir kardeşinizim. İşte Bitlis’imizde Ulu Cami ve kale etrafını da içerisine alan dere güzergahını Bitlik Deresi’ni baştan aşağı yeniledik. Hepiniz muhakkak görmüşsünüzdür. Burada yeni bir kültür aksı oluşturduk. Bitlis’imizin tarihi güzelliklerinin, 5 minaresinin özgürlüğüne kavuştuğu, medreselerinin, camilerinin gün yüzüne çıktığı bir çok eser yaptık. Bitlis’e 5 bin sosyal konutla birlikte okul ve park yaptık. Millet bahçelerimizi Bitlis’in hizmetine sunduk. 1 Nisan’da İstanbul’umuzda da kentsel dönüşümü başlatacağız. Biz dertliyiz kardeşlerim. Biz bu şehri, İstanbul’u çok seviyoruz. Biz bu şehre kalpten bağlıyız. Bu şehrin insanıyla, İstanbullu kardeşlerimizle gönül bağlarımız var. Tek bir insanımızın kılına zarar gelsin istemeyiz. Tek bir insanımızın incinmesini istemeyiz. Biz bu dert ile, bu sevda ile, İstanbul aşkıyla yollara düştük. Yaklaşık 70 gündür İstanbul’umuza hizmet etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Vatandaşlarımız için projelerimizi geliştirmenin hayaliyle çalışıyoruz. Bu şehrin derdine derman olmak için 1 Nisan’ı bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“5 yılda bırakın hizmet yapmayı burada yaşamayı bir külfet haline getirdiler”
“İstanbul’da 5 yılımızı koparıp aldılar” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Mevcut İBB yönetimi 650 bin konutumuzu, deprem tedbirlerini gereksiz gördü. Ama biz hazırız! Elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince İstanbul’u depreme hazırlayacağız. Birileri gereksiz görse de 650 bin konut ile İstanbul’umuzu depreme hazırlayacağız. Mevcut İBB yönetimi 5 yılda tek bir metro ihalesine çıkmadı. Bırakın yeni metro yapmayı yapılmış olan metro hatlarımızı durdurdular. Üzerine hafriyat döktüler. Karayolu tünelimize beton dökerek tarihe geçtiler. Ulaşım noktasında yaptıkları sadece 8 kilometre. Biz metro uzunluğunu ilk 5 yılda 650 kilometreye çıkaracağız. Karayolu tünelleri, metrobüs, metro seferlerini ve otobüs sayılarını arttıracağız. İstanbul’umuzu trafik çilesinden tamamen kurtaracağız. İstanbul’da 5 yılımızı koparıp aldılar. 5 yılda bırakın hizmet yapmayı burada yaşamayı bir külfet haline getirdiler. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak yoktur. Bizim anlayışımızda bu ülke toprağında yaşayan her bir kardeşimiz eşittir” ifadelerine yer verdi.
“Milletimiz çalışanla çalışmayanı, eser üretenle üretmeyeni birbirinden ayıracaktır”
Murat Kurum, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Ben inanıyorum ki, milletimiz çalışanla çalışmayanı, eser üretenle üretmeyeni birbirinden ayıracaktır. Kadınları eşit görmeyenle tüm kadınlara eşit ve adil hizmet edeni birbirinden ayıracaktır. İstanbul’un bütçesini reklamla çarçur edenle depreme, kentsel dönüşüme harcayanı birbirinden ayıracaktır.” – İSTANBUL
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Sancaktepe Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezinde düzenlenen “İstanbul ve Sancaktepe’nin Huzuru” adlı programda bakanlık olarak gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında bilgiler verdi. Asayişten, teröre, zehir tacirliğinden düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığına kadar yaptıkları faaliyetlerden bahseden Yerlikaya, son terörist kalmayıncaya kadar operasyonların devam edeceğini belirtti.
“Önle ve yakala”
Bakan Yerlikaya, İçişleri Bakanlığının görev tanımı ile ilgili, “Suç türleri ile ilgili bizim bakanlığımızın iki görevi var. İçişleri Bakanlığı’nın görevleri nedir denirse iki kelime; önle ve yakala. Ceza kanununda suç türlerinin tamamı ile ilgili bizim bir duruş şeklimiz var. Bunları önlememiz lazım. Bunların işleyişine giden yolları tıkamamız ve önlememiz lazım. İkincisi suç işlenmesini önleyemedik o zaman ne yapmamız lazım? Bunu yapanları arkadaşlarımızla yakalayıp adalete teslim etmem lazım. Biz öyle büyük bir aileyiz ki, 783 bin kilometrekare vatan alanında mavi vatanda denizlerimizde ve çevrimiçi dünyada yani sanal vatanda orada da bizim haklarımızı, hukuklarımızı orada da huzurumuzu korumakla ilgili görevlerimiz var” ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya, ” Suriye’de Mehmetçiğimiz teröristleri hareket ettirmiyor. MİT ne yapıyor? Nokta operasyonları yapıyor. İçişleri Bakanlığı ne yapıyor? Hem şehrimizde hem kırsalımızda 22 bin 234 operasyon yaptık. 817 terörist etkisiz hale getirildi” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya 2016’da 2 bin 322 eylem olduğunu 2023’te bu sayının 88, 2024 yılı içinde 12’ye düştüğünü belirtti.
“Bize yan bakma cüreti gösteren örgütlere düz bakmak gibi bir niyetimiz yok”
Bakan Yerlikaya, “Tüm suç türleri ile ayrım yapmadan mücadele ediyoruz. Ama bizim için motosiklet hırsızlığına bakışımızla DEAŞ’a bakış açımız, PKK’ya bakış açımız aynı mı? Evrakta aynı. Ama şunu söyleyeyim. Bize yan bakma cüreti gösteren örgütlere düz bakmak gibi bir niyetimiz yok. Bunların tamamını etkisiz hale getirmek, götürüp adalete teslim etmek için İçişleri olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi.
İstanbul’da yaptıkları operasyonlarla ilgili bilgi veren Bakan Yerlikaya, İstanbul’da 278 şehir operasyonu yaptıklarını, 79 teröristin sağ olarak yakalanıp adalete teslim edildiğini belirtti. Sancaktepe’de FETÖ’ye 151, DEAŞ terör örgütüne 101 operasyon yapıldığını açıklayan Bakan Yerlikaya, Türkiye’de 128, İstanbul’da 8 terör eyleminin önlendiğini ayrıca yapılan operasyonlarla çeşitli organize suç şebekelerinin çökertildiğini belirtti.
Asayiş olaylarına ilişkin bilgi veren Bakan Yerlikaya hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, kasten öldürme, cinsel suçlar ve diğer suçlardan Sancaktepe’de 486 İstanbul’da 27 bin 191 kişinin yakalandığını belirtti.
Göç konusunda İstanbul’da düzensiz göçmen kaçakçılarına yönelik 499 operasyon yaptıklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, düzenli göçmen sayısının 1 milyon 90 bin olduğunu belirtti. Parmak izi uygulaması ile kişinin kimlik bilgilerinin belirlendiğini, öğrenci, turist ise kontrolden sonra bırakıldığını kaçak ise ülkesine gönderildiğini ifade etti. – İSTANBUL
]]>“Olimpik bir şehir İstanbul için hedef 2036 diyeceğiz”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, ” Tesisleşmenin önemini 1 Nisan sabahı tüm İstanbul’da 39 ilçemizde arttırmaya yönelik çalışmalar yapacağız. Mahalle bahçelerinde çocuklarımız spor yapacaklar, futbol oynayacaklar. İstanbul Avrupa şampiyonalarına hazırlanan bir şehir olacak” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum Kasımpaşa Spor Kulübü’nü ziyaret etti. Ziyareti sırasında Kurum’u Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanı Mehmet Fatih Saraç ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı. Ziyaret sırasında Başkan Saraç Kurum’a isminin yazılı olduğu forma hediye etti. Kurum ziyareti sonrasında basın açıklaması yaptı.
“İstanbul Avrupa şampiyonalarına hazırlanan bir şehir olacak”
Ziyareti sonrasında konuşan Kurum, “Bugün Kasımpaşa Spor Kulübü’müzü ziyaret ediyoruz. Mehmet Fatih Saraç başkanımız, yönetimi, Kasımpaşaspor’da mücadele eden arkadaşlarımızla bir araya geldik. Hem tesis anlamında hem kulübümüzün süper lige çıktığı günden beri yapmış olduğu başarılı çalışmalar anlamında örnek kulüplerinden bir tanesidir. Kulübümüz herhangi bir borcu olmadan alt yapılarında ve akademilerinde futbolcular yetiştirerek hem kulübümüze hem de ülkemize katma değer sağlayan örnek bir kulübümüzdür. Biz kulüplerimizin alt yapılarıyla, mahalledeki spor sahalarımızla futbolcular yetişsin istiyoruz. Kasımpaşaspor ve İstanbul’daki diğer kulüplerimizle birlikte bu altyapılar koordineli bir şekilde çalışsın istiyoruz. Buradaki çocuklarımızla önce kulüplerde, ardından milli takımlarda ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz. Bu tesisleşmenin önemini 1 Nisan sabahı tüm İstanbul’da 39 ilçemizde arttırmaya yönelik çalışmalar yapacağız. Mahalle bahçelerinde çocuklarımız spor yapacaklar, futbol oynayacaklar. İstanbul Avrupa şampiyonalarına hazırlanan bir şehir olacak” dedi.
“Olimpik bir şehir İstanbul için hedef 2036 diyeceğiz”
“Kulübümüz 1921’den bu yana hem Türk sporuna hem de İstanbul’a katkı sağlamış bir kulübümüzdür” diyen Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü: “Kasımpaşa Spor Kulübü’müzün kuruluşu milli mücadeleye dayanıyor. Burada 1948 yılında gerçekleştirilen dünya olimpiyatlarında olimpiyat şampiyonu olan güreşçilerimiz var. Bu güreşçilerimizin başarılardan dolayı Kasımpaşa Spor Kulübü’müzün armasında ay yıldızımız var. Türkiye’de 2 tane böyle kulübümüz var. Kulübümüzün bu başarıları, bu tesisleşmesi, futbola bakış açısı gerçekten takdir edilecek ve tüm kulüplerimizin örnek alması gereken bir çalışmadır. Biz bu başarı hikayesini Mehmet Fatih Saraç başkanla ve diğer kulüplerimizle birlikte İstanbul’un her alanına yaymak istiyoruz. Biz de Kasımpaşa Spor Kulübü’müz gibi başarılarıyla anılacak kulüplerimizin sporla iç içe yaşayan bir İstanbul hayali için çalışma arzusu içerisindeyiz. Ben hem bakanlığın hem de genel müdürlüğüm döneminde spora ve sporcuya yatırım yapmış, ülke genelinde 19 stadyumun inşasında çalışmış bir kardeşinizim. Olimpik bir şehir İstanbul için hedef 2036 diyeceğiz”
“Biz hep eser siyasetinden yana olduk”
İstanbul’da Avrupa şampiyonalarının düzenleneceğini dile getiren Kurum, “Burada Avrupa şampiyonaları düzenlenecek. İstanbul Cup’u her yıl düzenlemek suretiyle, buradaki kulüplerimizle birlikte İstanbul’un her yerinde bu turnuvalar yapılacak. İstanbulluların spor yaptığı, bisiklete bindiği, koşu yapabildiği, spor yapmak için bir tesise gitme ihtiyacının kalmadığı bir İstanbul’u inşa etmek istiyoruz. İstanbul’un her yerinde de gençlerimizin spor yapacağı ve olimpiyat şehri İstanbul’un bu tesisleri kazanması için de tüm çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Biz hep eser siyasetinden yana olduk. Sporda da tesisleşmenin çok önemli olduğunu ve bu kapsamda da yapacağımız eserlerle birlikte spora ve sporculara hizmet edeceğiz. İBB olarak gerek kulüplerimizin giderlerinin düşürülmesi adına gerek saha bakımlarında ve ihtiyaç duydukları her alanda kulüplerimizin yanında olacağız. İstanbul’umuzu güzel yarınlara hep birlikte hazırlayacağız” şeklinde konuştu.
]]>Kurum, Kağıthane mitinginde yaptığı konuşmada, İstanbul’un tüm sorunlarına çözüm üretmek, derdine derman olmak için 1 Nisan’ı beklediklerini söyledi.
İstanbul’un 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz, tembel yönetimin elinde çile çektiğini belirten Kurum, “Bugün baktığınızda CHP’li İBB yönetiminin Kağıthane’ye en ufak bir yatırım yaptığını gördünüz mü? Sizlere en ufak bir hizmet getirdiklerini gördünüz mü? Kağıthane’nin en önemli sorunları ulaşım ve kentsel dönüşüm. Burada kentsel dönüşümü neden başlatmadılar, vatandaşlarımızın trafik çilesini bitirmek için tek bir adım atmadılar? Bunlar hizmetten anlamaz, bunlar hizmet üretemez, eser üretemez.” diye konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin en iyi yaptığı şeyin yalan söylemek olduğunu dile getirerek, “Dün birine daha şahit olduk. ‘Biz İstanbul’a hükümetten 5 kat daha fazla icraat yaptık’ diyor. Kardeşlerim, yalandan başka bir icraatını gördünüz mü? İşte ortada… 5 yılda tek bir metro ihalesine bile çıkamadılar. Bu da yetmezmiş gibi bir de rahmetli Kadir ağabey zamanında temelleri atılan metro projelerinin temelini ‘ben attım’, ‘sıfırdan yaptım’ diye yalan söylüyor. Emek hırsızlığı, proje hırsızlığı, icraat hırsızlığı yapıyor. Her güne bir yalan sığdırıyorlar. Bunların bu yalanlarını biz yüzlerine söylemekten, onlar yalan söylemekten bıkmadılar.” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun son 5 yılda yaptığı tek bir metro ihalesi olmadığının altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
“Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece ve sadece 8 kilometresi bu dönemde yapılmıştır. Daha birkaç gün önce yalanlarını yüzlerine vurduğumuzda hemen elleri ayaklarına dolaştı. Öyle korktular ki, 4 yıl önce hafriyat döktükleri Sancaktepe-Yenidoğan metro hattının önce ismini değiştirdiler, sonra da sözde yapım çalışmalarına başlama töreni yaptılar. Bakın temel atma değil, hizmete alma değil, çalışmaya başlatma töreni yaptılar. Orada bile temel atma diyemiyorlar. Çünkü ortada ne temel var, ne metro. Bu da seçim korkusuyla alelacele yapılmış icraatlardan birisi. Ama korkunun artık ecele faydası yok.”
“İstanbul, rahat, huzurlu, kolay ve yaşanabilir bir şehir olacak”
Kurum, İstanbul’da her gittikleri yerde vatandaşların kendilerinden kentsel dönüşüm talep ettiğini, mevcut yönetimin bu talebi görmediğini ve duymadığını ifade etti.
İstanbul’da 1 Nisan’da kentsel dönüşüme başlayacaklarını aktaran Kurum, kentte 650 bin konut yaparak, vatandaşları güvenli yuvalara kavuşturacaklarını kaydetti.
Kurum, İstanbul’u trafik işkencesinden, ulaşım eziyetinden vatandaşların oylarıyla kurtaracaklarını belirterek, “İstanbul riskli bina tehdidinden, metro yetersizliğinden, taksi probleminden, su tarifesi adaletsizliğinden sizin oylarınızla kurtulacak. İstanbul, rahat, huzurlu, kolay ve yaşanabilir bir şehir olacak.” dedi.
Programa, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada, kente her gün yeni bir eser, hizmet ve proje kazandırdıklarını söyledi.
İlçeyle ilgili bir anısını anlatan İmamoğlu, “Benim çok sevdiğim Bayrampaşa’dayız. Şimdi Bayrampaşalılarla buluşmak çok güzel. Diyeceksiniz ki, ‘Her yerde bir anısı var bu insanın ama var, ne yapayım? İBB Başkanı olmadan önce de var. Dilek, senin ablan Bayrampaşa’da oturuyordu değil mi? Gülme. Niye, burada ablandan çıkışta buluşmuştuk, beraber okula gitmiştik. Yani ilk buluşmalarımızdan birini Bayrampaşa’da yaptık. Yalan değil. Ne yapayım yani. Söylemeyeyim mi? Bak, birkaç yerde daha enişte olduk.” diye konuştu.
Bayrampaşa’da 2 bin 473 konut ve dükkandan oluşan örnek bir kentsel dönüşüm projesini tamamladıklarını belirten İmamoğlu, “Bugün de Kartaltepe Mahallesi’ne, gördüğünüz meydan, eğitim ve seminer salonlarını kazandırıyoruz. Şehit Kamil Balkan Cami’miz ve yaz aylarında da zemin altı otoparkımız burada hizmete açılacak. Çok az bir işi kaldı. Bu bölgeye değer katacak bir yer haline geldi. Bugün aynı zamanda Bayrampaşa Günışığı Konutları tapu teslim törenini de gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, burada Bayrampaşa Günışığı Konutları’nın hak sahiplerine tapularını takdim etti. Ardından İmamoğlu, camide cemaatle öğle namazı kıldı.
İmamoğlu, gazeteci ile tartıştı
İmamoğlu’nun ayrıldığı sırada bir gazeteci, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerini sordu.
İmamoğlu, “Her şeyin bir açıklaması var. Seni rahatsız eden ne?” yanıtını verdi.
Gazetecinin, “Kamuoyunun merak ettiği bir konu, beni rahatsız eden bir durum yok. Danışmanınızın ve şirketinizin genel müdürünün parayla yakalanması bir gazeteci olarak beni rahatsız etti.” demesi üzerine İmamoğlu, “Partimizin işi var orada; partimizin detayları açıklama yetkisi de var, açıklayacaktır.” cevabını verdi.
Bunun üzerine gazetecinin, “Parti genel merkezi bir makbuz yayımlayamadı, bağışlar makbuz karşılığı yapılıyormuş.” sözleri üzerine İmamoğlu, “Biz öyle avroları sıfırlamayı bilmeyiz. Makbuz var, kendi aralarında teslim, tesellüm var. Eksik bir işlem olabilir.” diye konuştu.
“Belgenin makbuz olarak kabul edilmediğini” söyleyen gazeteciye İmamoğlu, “Avukat mısın? Yargıç mısın?” diye sordu.
“Ulaşılabilir İstanbul için tam yol ileri” programı
İmamoğlu, Şişli’deki bir otelde düzenlenen, “Ulaşılabilir İstanbul için tam yol ileri” programında, kentin ulaşımına dair yaptıklarını ve hedeflerini anlattı.
Ulaşımın, İstanbul’un tarihinde her dönem sorun olduğunu dile getiren İmamoğlu, İstanbul’un, dünyanın aynı anda en çok metro yapan kenti olduğunu kaydetti.
Özel halk otobüslerini İETT çatısı altında birleştirerek, düzensiz otobüs taşımacılığını disiplin altına aldıklarına değinen İmamoğlu, Adalar’da yaşanan fayton sorununu, 170 elektrikli araçla çözüme kavuşturduklarını ifade etti.
Otobüs filosunu 252 metrobüs ve 150 otobüsle yenilemeye başladıklarını anlatan İmamoğlu, şehre 2 bin 918 yeni taksi kazandırdıklarını söyledi.
İmamoğlu, yeni döneme ilişkin hızray ve yeni metro hatları, 7 yeni kent merkezi, yeni nesil yaya ve bisiklet ulaşımı, kara yolu ulaşımında yeni ekspress hatlar ve kavşak düzenlemeleri, yeni nesil deniz ulaşımı, ulaşım sektöründe tam entegrasyon, 2 yeni otogar ve otopark sayısının 2 katına çıkarılması vaatlerini anlattı.
]]>Bir X hesabından yapılan paylaşımda, kalabalık bir metroda yurttaşların tepkileri görülürken “M3 Bakırköy Sahil-Kayaşehir metro hattının uzaması sonrası İBB’nin taahhüt ettiği yeni araçları almaması sebebiyle, hatta hemen her gün her saat izdiham yaşanıyor. Bu sabah kaydedilen görüntüler İstanbulluların çilesini gözler önüne serdi” notu yer aldı. AKP’nin İBB Başkanı adayı Murat Kurum da paylaşımı kendi hesabından alıntılayarak “İstanbul’a bu çile reva mı” diye yazdı.
Paylaşımların ardından İBB’den yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Mevcut M3 Metro Hattı’nın uzatması mahiyetinde olan Kirazlı-Bakırköy Sahil etabının, 10 Aralık 2010 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararının 9a maddesinin 1. bendi uyarınca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca yapılması ve araçlarının temin edilmesi kararlaştırılmıştır. 2013E06-1789 proje numarası ile 2022 yılı Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yatırım bütçesinde de inşaatın ve 72 adet raylı sistem aracının bakanlık tarafından sağlanacağı belirtilmiş ve bütçelenmiştir. 10 Mart 2024 Pazar günü M3 Bakırköy Sahil-Kayaşehir Merkez Metro Hattı Kirazlı-Bakırköy Sahil etabı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından tamamlanarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) devredilmiştir. Bakanlık tarafından uzatma istasyonları ile birlikte devredilmesi gereken 72 adet araç ise İBB’ye teslim edilmemiştir. Yeni etabın tamamlanması ile birlikte hattın uzunluğu 18,2 kilometreden 26,7 kilometreye, istasyon sayısı 13’ten 19’a çıkmıştır. Taahhüt edilen araçların teslim edilmemesi nedeniyle; hattın filosuna 72 araç eklendiği takdirde saatlik tek yönde 19 bin üstünde olması planlanan yolcu kapasitesi, mevcut araçlar M9 Hattı’ndan ek araçlarla takviye edildiği halde 8 bin 700’e düşmüştür. Uzayan parkur yeni araçlarla takviye edilemediğinden uzatma öncesi yoğun saatlerde 4,5 dakika olarak uygulanan sefer aralığı 7,5 dakikaya çıkmıştır.
“EK OTOBÜS SEFERLERİYLE DESTEK VERİLİYOR”
Bu durum; M3 Hattı’nın genelinde sefer aralığının uzamasına, yolcu yoğunluğunun artmasına ve yolcu konforunun olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Önemle hatırlatırız ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin her türlü yatırımı, Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığı ve Hazine nezdinde verilecek onaylara tabi olduğu gibi, tüm ilgili kurumlarca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı adına tanımlanmış bir yatırım kalemi için İBB’nin bir ihale yürütebilmesi dahi mümkün değildir. Bakanlık nezdinde bu konuda yaptığımız yazılı ve sözlü girişimlere yanıt verilmemesi üzerine geçen yıl başka bir hattımız için gerçekleştirilen araç ihalesi kapsamında yapılan revizyonla 40 adet aracın bu bölgedeki açığı kapatmak üzere siparişi verilmiştir. Bu araçlar teslim edilene ya da bakanlık tarafından gerekli edimler yerine getirilene kadar İETT tarafından hattımıza ek otobüs seferleriyle destek verilmektedir.”
MURAT KURUM AFİŞLERİ TRAMVAYI AKSATTI
Öte yandan Galata Köprüsü’ne asılan Murat Kurum’un seçim afişinin T1 tramvay hattının enerji teline dolanması sonucu seferler aksadı. Metro İstanbul’dan yapılan açıklamada, seferlerin daha sonra normale döndüğü açıklandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ’10 x 10 = 100 Büyük Proje’ toplantılarının beşincisini gerçekleştirdi. Kendi dönemlerinde tamamladıkları hatla İstanbul’daki raylı sistem uzunluğunu 367 kilometreye çıkardıklarını belirten İmamoğlu, “Bu iş yaptırmama zihniyetini, 5 yıl boyunca her seferinde mağlup ettik, bundan sonra da mağlup etmeye devam edeceğiz. Halbuki bizim isteğimiz, galibiyet-mağlubiyet değil. Omuz omuza yapalım. Birlikte açılış yapalım. Biz bakanlığın yaptığı açılışa gidelim. Onlar bizim yaptığımız açılışa gelsin. Allah aşkına Büyükşehir Belediyesi de milletin bakanlık da milletin. Yani kimin malını kiminden kaçırıyorsun? Kimin parasını kimden esirgiyorsun? ‘Allah’tan korkun’ diyorum. Ramazan gününde dua ediyorum. Allah sizi ıslah etsin. Göreceksiniz, hiçbir işimizin önünde duramayacaklar” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “10 x 10 = 100 Büyük Proje” toplantılarının beşincisini “Ulaşılabilir İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Şişli’de özel bir otelde düzenlenen sunum; CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, CHP milletvekilleri Enis Berberoğlu, Yüksel Mansur Kılınç, Fethi Açıkel, Yunus Emre, Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyeleri Mahir Yüksel ve Berker Esen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Ulaşımın, İstanbul’un tarihinde her dönem sorun olduğuna dikkat çeken İmamoğlu şunları söyledi:
“SİZLERİ ‘İSTANBUL MUHAFIZI’ OLARAK SELAMLIYORUM: Dönem dönem öyle önemli kişilikler, öyle önemli ağızlar şu dili kullanmıştır: ‘İstanbul’a pasaport koymak lazım. Artık bu şehir kaldırmıyor’ derken aynı kişilikler, şimdi şehre 3-3,5 buçuk milyon daha insan yükü getirecek Kanal İstanbul diye, İstanbul açısından trajedi haline gelen bir projeyi dayatma çabası içerisinde. Böyle bir dünyayla karşı karşıyayız. Ama şükürler olsun, 2019’dan bu yana, iddiayla ifade ediyorum; aklı, bilimi, tekniği, sektör deneyimlerinin, aynı zamanda kurumsal deneyimleri, aynı zamanda sektör bileşenlerinin, minibüsçüsü, otobüsçüsü, taksicisi hiç kimseyi, hiçbir sınıflandırma yapmadan masaya davet edip, masada birlikte tartışıp, çözüm arayan ve o iş birliği içerisinde, sadece en üst seviyede moderatörlük görevini yürüten bir belediye başkanı, bir belediyecilik ve bir belediye yönetimi mevcut. Bu aynı zamanda bu dönemin ‘İstanbul’un muhafızı’ kimliği üzerinden de şehrin görebileceği zararlara karşı son derece üstün, son derece kararlı bir savunma mekanizmasının da sahibidir. Ben sizi bugün, İBB Başkanı ama aynı zamanda CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı ama aynı zamanda güçlü İstanbul İttifakı’nın verdiği görevle, ‘İstanbul muhafızı’ olarak selamlıyorum.
UZUN YILLAR, LİYAKATSİZ ELLERLE YAPILAN BİRÇOK MÜDAHALE FAYDADAN ÇOK ZARAR VERDİ: İstanbul’un dünyanın aynı anda en çok metro yapan kenti. Ulaşım hizmetleri, uzmanlık ve liyakatin en üst düzeyde tutulması gereken konuların başında gelmeli. Uzun yıllar liyakatsiz ellerle yapılan birçok müdahale faydadan çok zarar verdi. Doğru ve sürdürülebilir ulaşım politikalarıyla, İstanbul ulaşımında çığır açtığımız bir dönemi geride bırakıyoruz. Yaptığımız ve yapacağımız yatırımların kıymeti, önümüzdeki yıllarda çok daha iyi anlaşılacaktır. Nasıl bir ulaşım aldık, kimlerle ve nelerle mücadele etmek zorunda kalıyoruz, kısaca hatırlatmak istiyorum.
GÜNÜ KURTARMAYA YÖNELİK UYGULAMALARLA KEŞMEKEŞ OLMUŞ BİR İSTANBUL ULAŞIMI TESLİM ALDIK: Kentimize ait pek çok meselede olduğu gibi, sürdürülebilir uygulamalardan uzak, sadece günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla keşmekeş olmuş bir İstanbul ulaşımı teslim aldık. Toplu ulaşımın bir kamu hizmeti olduğunu unutmuşlardı. İETT ve Şehir Hatları gibi köklü kurumları gözden çıkarmışlardı. Yayayı, yaşlıyı, küçük çocuklu anneyi, engelli vatandaşlarımızı gözetmemiş, ulaşım esnafımızı yalnızlığa terk etmiş bir anlayıştan devraldık İstanbul’u. İstanbul’un trafiği, bizim dönemimize kadar hep geriye gitmişti. 2019 yılında uluslararası endekslere göre İstanbul, Avrupa’nın trafiği en yoğun kentiydi. Aynı endekse 2023 yılında baktığımızda ise, İstanbul’un trafik yoğunluğunda 34. sıraya kadar gerilediğini görüyoruz. Yakın dönemde açılacak metro hatlarımızla ve güçlendirilmiş toplu taşımamızla trafik yoğunluğu sıralamalarında inşallah daha da geriye, sürdürülebilir kentler sıralamalarında ise en yukarıya doğru çıkışımızı hızla devam ettireceğiz. Bu süreçte kararlıyız.
AÇTIK’ DİYE REKLAMINI YAPTIKLARI HATLARIN BİRÇOĞUNUN, YARISI BİLE TAMAMLANMAMIŞTI: Göreve geldiğimizde, ‘bitiriyoruz’ dedikleri metroların inşaatları yüzde 1 ile 4’ler seviyesindeydi. Hatta bazılarının güncel projesi, kurulu bir şantiyesi bile yoktu; sadece kağıt üstünde bir ihaleden ibaretti. ‘Açtık’ diye reklamını yaptıkları hatların birçoğunun, yarısı bile tamamlanmamıştı: 2019 seçimlerinden önce, daha sonra zeminle ilgili bir çalışma yapılmadığı için, raylar için dökülen betonların bile yamulduğu ve kaldırmak zorunda kalıp, yeniden kazıklı bir sistem kurarak, 60-70 metreye yakın kazıkları, 3 kilometre boyunca çakarak hazırladığımız Eminönü- Alibeyköy hattında, dünyada rastlamayacağınız, Hollywood filmi tarzında bir tasarımla, deneme sürüşü yapmaya bile kalktılar. Bir mobil trafo getirdiler, mobil jeneratör getirdiler. 100-150 metre sözüm ona bir ray döşediler. Üstüne de zorla, o hatta kullanılmayacak, o hat için yapılmış değil, başka bir hat için yapılmış olan, firmayı da zorlayarak, yerli firmadan bir tramvay trenini getirip, onun üstünde, o dönemin adayıyla 50-100 metre yürütüp, ‘deneme sürüşü yaptık’ dediler. Yani bugün, ulaşım üzerinden, açık söyleyeyim, hakkımızda kumpas kurmaya çalışan, otobüsü yanıyor gibi gösteren, yol kenarında film çeken bugünün prodüksiyonlarını, o günün prodüksiyonlarına göre sınıfta kalmış kabul ediyorum. Onu söyleyeyim. O gün daha güçlü prodüksiyonlar kurgulamışlardır.
YARIM BIRAKILAN BU PROJELERİN TÜNELLERİ, ÇÖKME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYDI: Göreve geldiğimizde, 140 kilometrelik 12 metro ihalesinin bir kısmında, 2 yılı aşkın bir süredir hiç yapıma başlanmamış, bir kısmında da inşaatlar durmuştu. Bu projelerin hiçbirinin finansal planlaması olmadığı gibi, İBB’nin yüklenicilere yaklaşık 70 milyon euronun üzerinde borcu vardı. Daha da önemlisi, yarım bırakılan bu projelerin tünelleri, çökme riskiyle karşı karşıyaydı, açılan birçok tünelin betonarmesi bile yapılmamıştı. Bu durumda olan 40’a yakın nokta belirledik. Bunlara acil müdahale gerekiyordu. Düşünebiliyor musunuz; deprem tehdidi altında yaşayan, üzerinde eski yapıların olduğu bir kentin altına, pimi çekilmiş bombayı koymuş, adeta kaderine bırakmışlar. Çok şükür, bu büyük ihmalkarlığın bedelini vatandaşlarımıza ödetmedik. 3 ay göreve gelmemizi engellemelerine rağmen, hızlıca müdahale ederek, çökme risklerini ortadan kaldırdık.
İLK İŞİMİZ, DURAN METRO İNŞAATLARINI BAŞLATMAK OLDU: Biz her işimizi planlı yaparız, şeffaf yaparız, katılımcı yaparız. Bizde, ‘ben yaptım oldu’ yok. Bilim var, liyakat var, uzmanlık var, demokrasi var. İstanbul için, Türkiye’nin ilk ‘Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı’nı, ilk ‘Yaya Master Planı’nı, ‘Otopark Master Planı’nı katılımcı bir yaklaşımla tamamladık. Toplu taşıma ve yaya öncelikli, alternatif ulaşım modlarında hizmet veren çevreci, sürdürülebilir bir İstanbul ulaşımına her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz. İBB başkanlarının en zorlu sınavı, metro sınavıdır. Metro sınavından geçemeyen belediye başkanı, diğer bütün derslerden geçse bile, sınıfta kalır. Çünkü metro, raylı sistemler, İstanbul’un ulaşım sorunlarının en temel, en acil çözümüdür. Eğer yeterince verimli ve hızlı bir biçimde metro yapamıyorsanız, İstanbul’u yönetirken çok büyük bir yanlış yapıyorsunuz demektir. İşte bu nedenle, göreve geldiğimizde ilk işimiz, duran metro inşaatlarını başlatmak oldu.
BU, 5 YILLIK SÜREÇTE EKREM İMAMOĞLU’NUN METRO KARNESİDİR: 2019 yılı Haziran ayında 233 kilometre olan raylı sistem hattını; İBB Meclisi’nde ve bakanlıkta birkaç ayda sonuçlanacak izin süreçlerinin, ortalama 1 yıl ve daha uzun süreler bekletilmesine, pandemi sürecine ve ağır ekonomik koşullara rağmen, bugüne kadar açtığımız hatlar ile birlikte 367 kilometreye çıkardık. 5 yıldan kısa bir sürede, 65 kilometre raylı sistem hattı ve tüm İstanbulluların erişebileceği tam 62 istasyonla, tarihi bir rekora imza atmış olacağız ki, bu da yıllık ortalama 13,7 kilometre ediyor. Bu, 5 yıllık süreçte Ekrem İmamoğlu’nun metro karnesidir. Bu da yerel yönetim tarihinde bir rekordur. Son 25 yıla bakın, hangi belediye başkanları yıllık ortalama ne yapmış diye; herkesin karnesini orada görebilirsiniz. O karneye göre milletimiz notunu vermekte serbesttir. Bu rekorumuzun 6. hattı olan Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının 1. etabını 16 Mart Cumartesi günü Sancaktepe’de hizmete açıyoruz. Açılışımıza tüm halkımızı bekliyoruz.
EN AZ OY ALDIĞIMIZ YERLERE HİZMET YAPIYORUZ: Birkaç spot vereyim. Bir; ‘bize oy verin, hizmet getirelim’in tam tersi bir durum. İstanbul’da en az oy aldığımız Sultanbeyli’ye uzanan metro hattını yapıyoruz. En az oy aldığımız, siyasi olarak… İki; yüzde 4 seviyesinde, ki bunun anlamı sadece şantiye kurulmuş bir noktada, gelir gelmez ilk kaynak bulup start verdiğimiz metroların başındadır. Üç; bir başka husus, pandemiye rağmen, Türkiye’nin en zor ekonomik koşullarına rağmen, Türkiye’nin borçlanmada en sıkışık dönemine rağmen, izinlerimizin ortalama mecliste veya hükümetin masalarında bir 1-1,5 yıl bekletilmesine rağmen, kimi zaman öz sermayeden, kimi zaman kaynak bularak, zorlayarak, süreci yöneterek başardığımız işlerden biridir. Onun için çok gurur duyuyorum. Bütün bu işe emek veren yüklenici firmasından, diğer çalışanlarına, bizim çalışanlarımızdan, yer altındaki emekçilere, yürekten teşekkür ediyorum. Hem Çekmeköy’e hem Sancaktepe’ye hem de inşallah önümüzdeki yıl bir yıl geçmeden Sultanbeyli’ye ulaşacak olan ucuyla beraber Sultanbeyli’ye hayırlı uğurlu olsun.
BU DA BAKANLIĞA KAPAK OLSUN: Bu anlamda, İBB başkanlığı görevini yapanlar arasında, yıllık ortalamada ve toplamda, en uzun hat yapan başkan olmanın mutluluğu ve gururunu tarif etmem mümkün değil. Aynı anda 10 metro inşaatı yürütmenin yanı sıra, bakanlıkça yapılan, ancak bütçeleri maliye payımızdan kesilen 2 metroyu da düşündüğümüzde, aslında toplam 12 metro hattının inşaatını gerçekleştirmiş olduk. 16 milyon İstanbullunun parasıyla metro ihalesi yapıp, kendi tabelalarını asanlara sakın itimat etmeyiniz. Bakın; Sabiha Gökçen Havalimanı’na olan hattın, bakanlık tarafından işin yüklenicisine 7 yılda ödenen tüm maliyeti, İBB’nin Hazine’den payından ne kadar zamanda kestiler biliyor musunuz? 5 milyarın üzerinde rakamı 10 ayda bizim paramızdan kesip, bakanlığa aktardılar. Bunu kendine marifet gören, küçük hesaplar peşinde koşan bir hükümetle karşı karşıyayız. Bizden önce, bu tür bakanlığın yapıp İBB’ye devrettiği hatların parasının kesilmesi 16-17 yıl. Bizde ise 10 ay. Sonuç olarak açtığımız hatlarla, raylı sistemin toplu ulaşım içindeki payını, böyle de hesaplamak lazım. Yani biz aslında 10 metroyla diyoruz ama, bakanlıkça yapılan iki metronun da parasını böyle çatır çatır, 10 ayda aldıkları için, ’12’sini de yaptık’ demek de hakkımız aslında. Bir nevi parayı peşin almayı kendine marifet sayan, İBB’nin taşeronu durumuna gelen bakanlık. Buradan onun altını çizeyim. Bu da bakanlığa kapak olsun. Sonuç olarak açtığımız hatlarla, raylı sistemin toplu ulaşım içindeki payı ne oldu biliyor musunuz? Yüzde 30’dan yüzde 45’e çıktı. Yani yüzde 50 arttı.
BUNLAR, FİLM ÇEVİRME İŞİNİ İYİ BİLİYORLAR: Özel halk otobüslerini İETT çatısı altında birleştirerek, birbiriyle yarışan dağınık ve düzensiz otobüs taşımacılığını disiplin altına aldık. Otobüslerle ilgili çevrilen filmleri de biliyorsunuz. Valilik izinli bir film. Öyle bir izin ki, tüm İstanbul’da geçerli. Ajansın parasını, iznini veren belli. Bakın tek bir ses yok. Bunlar, film çevirme işini iyi biliyorlar. Geçmişte de İBB bütçesinden birtakım dizileri fonladıkları için, prodüksiyon ekipleri donanımlı. Hiç merak etmeyin, 31 Mart’tan sonra bildikleri işi yapmaya devam edecekler. Adalar’da yaşanan fayton sorununu, bölgenin doğal yapısına uygun 170 adet elektrikli araçla çözüme kavuşturduk. 252 yeni metrobüs, 150 otobüs ile filomuzu yenilemeye başladık. Halkımıza daha iyi hizmet etmek için gösterdiğimiz bu çabalara engel olmak isteyenler oldu. Parasını bulduğumuz raylı sistem hatlarını, yine parasını bulduğumuz otobüs alımlarını engelleyerek, İstanbul halkını cezalandırmaya çalıştılar. Ne bizi vazgeçirebilirler ne de halkımızı korkutarak bir yere varabilirler. 1 Nisan sabahı bu konuda gerekli cevabı halkımızdan alacaklarına dair en ufak bir şüphemiz yok.
BOĞAZA YAKIŞMAYAN VAPURLARIN ALIMINI DURDURDUK: En önem verdiğimiz konulardan biri deniz ulaşımıydı. Liyakatli yöneticilerimiz ve kadrolarımızla, İstanbul’un gözden çıkarılan en köklü kurumlarından Şehir Hatları Haliç Tersanesi ile en önemli simgelerinden vapurlarımıza yeniden hayat verdik. Paşabahçe ve Kızıltoprak vapurlarımızı restore ettik. İsmail Hakkı Durusu tamamlanmak üzere. Boğaza yakışmayan, vatandaşlarımızın şikayetçi olduğu, iyi tasarlanmamış vapurların alımını ise durdurduk. İlave 7 iskele, 10 yeni hat ve günlük 700’den 891’e çıkardığımız sefer sayılarımız ve gece seferlerimiz ile kapasitemizi yukarılara taşıdık. Hat sayısını yüzde 51, sefer sayısını yüzde 27 artırmış olduk. Ayrıca 5’i hibrit, 50 deniz taksimizi de Haliç Tersanemizde ürettik ve vatandaşlarımızın hizmetine sunduk.
168 KAVŞAK, 232 CADDE DÜZENLEMESİNE, 52 SOKAK YAYALAŞTIRMASINA İMZA ATTIK: Farklı ulaşım entegrasyonunu sağladığımız Eminönü, Beşiktaş, Maltepe Meydanı gibi, Kabataş Transfer Merkezi gibi önemli noktalarda yaptığımız düzenlemelerle hem ulaşım türleri arası entegrasyonu arttırdık hem de nitelikli kamusal alanları İstanbul’a kazandırdık. Ayrıca 168 kavşak düzenlemesi, 232 cadde düzenlemesine, 52 sokak yayalaştırmasına imza attık. Tarihi Yarımada’da, yaptığımız meydanlar, yayalaştırma projeleriyle vatandaşlarımızın, esnafımızın ve ziyaretçilerimizin yüzü güldü. Ordu Caddesi’ni, Beyazıt Meydanı’nı yürüyerek, tarihi mirasın tadını doya doya çıkarmanızı mutlaka tavsiye ediyorum. Tarihi Yarımada’yı, bu eşsiz mirasımızı, 2030 yılına kadar tamamen karbon sıfır noktasına getireceğiz. 94.332 araçlık otopark kapasitesini, yeni açtığımız otoparklarla birlikte yüzde 32 oranında artırarak, 123.406’ya çıkardık. Ayrıca raylı sistem hatlarımız ve toplu taşımayla entegre ‘Park Et & Devam Et’ otopark alanlarımızın ilkini, pilot olarak Yenikapı otopark alanında hayata geçirdik. İstanbul’da taksi sorununu, yetersizlikleri herkes biliyor. Mesele sadece sayının artması da değil. Sektörü düzenleyecek, denetimi sağlayacak, kaliteyi, konforu artıracak bir model önerdik ve bu öneriyi tam defalarca UKOME’den geçirmediler. UKOME’nin yapısını, hizmetlerimizi engellemek için, değiştirdiler.
KÖTÜLÜKÇÜ AKILLARA DAYANIKLIYIZ ALLAH’A ŞÜKÜR: Yani bizim aklımıza hiç gelmezdi. Adamlar öyle işler tasarlamışlar ki seçimden önce. Yani biz seçimden çıktık, daha kendimize gelmeden, yapıyı değiştirdiler. Kendimize gelmeden. Yani ‘Seçimi kazanırsak nasıl yaparız? Seçimi kaybedersek nasıl yaparız?’ Bu şeye benziyor: 23 Haziran seçiminden tam 10 gün önce, o ayın sonunda, 30 Haziran’da kasamıza yatması gereken Hazine payı ve bir kısım kamulaştırma parasının, tam 1 milyar 600 milyon lirayı, o günün parası, 13 ya da 14 Haziran’da yatırıp, 23 Haziran’dan önce seçimi kaybedeceğini anlayan akıl, bu akıl. Şimdi onun için bu seçimi kaybedeceğini anlayınca, aynı o günün senaryoları gibi, Ramazan’ın ilk gününde seçimi iptal etmeleri gibi, bu Ramazan’ın da ilk gününde, kumpaslarına ve iftiralarına başladılar. Aynı senaryo işliyor. Ama karşılarında o günden çok daha dayanıklı bir İstanbullu, bir İstanbul ekibi ve bir Belediye Başkanı var, belediye başkan adayı var. Öyle hiçbir iş, bizim karşımızda bu başarıyı elde edemez. Kötülükçü akıllara dayanıklıyız Allah’a şükür.
UNUTTUKLARI HER ŞEYİ BİZ AYAĞA KALDIRDIK: Buna rağmen, yıllar sonra İstanbul’a yeni 2918 taksi kazandırdık. ‘Ulaşım Akademisi’ni kurarak, 70 bine yakın toplu ulaşım şoförümüze eğitim verdik. Bu anlayışa 23 Haziran’da en iyi cevabı, halkımız verdi. Ama bunlar, o cevabı da anlamadı, fark 800 bine çıktı. Bu anlayışı, ‘oy vermeyene tabii ki metro yapmayacağız’ diyerek metro inşaatlarını durdurdukları zamanlardan tanıyoruz. Çözümün parçası olamayan bu anlayış, yaşadığımız sorunların kaynağı haline gelmiştir. Ekonomide de bu böyledir, kentlerimiz için de köylerimiz için de. Seçimden önce ‘liyakat’ dediler, ‘mülakatı kaldıracağız’ dediler, bir gün sonra unuttular. Daha neleri unutmadılar ki? İstanbul Otogarı’nı da unutmuşlardı; biz ayağa kaldırdık. Kadınları unutmuşlardı; Anne-Kart uygulamasıyla ihtiyacı doğru tespit ettik ve en doğru şekilde çözüm ürettik. Öğrencilerimizi unutmuşlardı; üniversite sınavını ilk yıl kazanamayan evlatlarımız, bir sene daha sınavlara hazırlanabilsin diye, liseden sonra bir yıl daha indirimli kart kullanma hakkı tanıdık. Ulaşım konusunda her kesimden vatandaşımızın ihtiyacına cevap verdik. Dini bayramlarımızın yanı sıra, milli bayramlarımızda da ulaşımı ücretsiz yaptık. Pandemi döneminde sağlık çalışanlarımızı ücretsiz taşıdık ve ücretsiz otopark hizmeti almalarını sağladık”
“YENİ DÖNEMDE YAPILACAKLARI SIRALADI”
“HIZRAY VE YENİ METRO HATLARI: İstanbul yeni dönemde açtığımız ve önümüzdeki dönemde tamamlayacağımız metrolarla, karayolları ağırlıklı bir sistemden, raylı sistemler ağırlıklı sürdürülebilir bir ulaşım sistemine geçiş yapmış olacak. Dünyada örneği sayılı, Türkiye’de ise ilk olacak HIZRAY ekspres metro sistemini İstanbul için tasarladık. Saatte 140 kilometre hız yapacak, 75 kilometre uzunluğunda, tamamı yeraltında olmak üzere, her istasyonunda en az bir raylı sistem hattı ile entegre 13 istasyonu ile HIZRAY, 12 ilçeden geçecek ve İstanbul’u bir ucundan diğer ucuna birleştirecek, günde 1,5 milyon yolcu taşıyacak. HIZRAY ile Beylikdüzü-Sabiha Gökçen Havalimanı arasını, yaklaşık 55 dakikadan daha kısa bir sürede aşmak mümkün olacak. Bir mega projeden daha ötesi, mevcut ve devam eden metro hatlarını birbirine bağlayan HIZRAY, İstanbul’un 3 havalimanını birbirine bağlayan ve hızlandıran bir sistemin omurgası haline gelecek. HIZRAY’ın tasarımları ve fizibilitesi tamamlandı, bakanlığa başvurusu yapıldı. Dolayısıyla gerekli onaylar alındığı zaman, başlamasına engel, hiçbir teknik ve finansal durum yok. Hem ulusal hem uluslararası düzeyde, çok ciddi ilgi gören bir projedir.
CUMHURBAŞKANI’NA “İMZA” TEPKİSİ: “ATACAĞIMIZ FARKA GÖRE, İMZANIN ATILACAĞI GÜN GERİ ÇEKİLECEK: Çok mutluyum. Çünkü biz, tarihimizin en çok ve en hızlı metro yapan ekibi olduk. Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattından sonra, Ataköy-İkitelli metro hattımızı da 18 Mart Pazartesi günü İstanbulluların hizmetine sunuyoruz. 6 metro hattımızda ise inşaatlarımız hızla devam ediyor. Samandıra-Sultanbeyli, Ümraniye-Ataşehir-Göztepe, Kaynarca-Pendik-Tuzla, Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt, Yıldız-Kabataş ve Kirazlı-Halkalı hatlarımızı hızla tamamlayıp, hizmete açacağız. Bunlarla da kalmayacağız. Projesini, finansını hazırladığımız metro hatlarına, önümüzdeki dönem hızla başlayacağız. İşte o hatlar: Yaklaşık 19 kilometre ve 10 istasyondan oluşan, benim de oturduğum yer olan Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metro hattı. ve o tek bir imzayı, 31 Mart’taki atacağımız farka göre hızını göreceğiz. Bir haftada mı imzalanacak? 15 günde mi, 1 ayda mı, 40 günde mi? Atacağımız farka göre, imzanın atılacağı gün geri çekilecek. Bundan eminim ben. 2022 Temmuz ayından beri, 3 milyon insana hizmeti engelliyor. Biliyorsunuz; 2022 yılının Temmuz ayından bu yana, hattın Cumhurbaşkanlığı Kamu Yatırım Programı’na alınması için 4 defa başvurmamıza rağmen, gerekli imza atılmadı. Tek bir imza! İlk etapta Sefaköy’e kadar olan kısmını açacağımız hattımızın İncirli’ye kadar uzatılmasıyla, metro erişimi olmayan batı bölgesindeki 4 milyonu aşan İstanbulluyu, 2000’li yılların başından beri bekledikleri metrolarına kavuşturmuş olacağız.
HİÇBİR İŞİMİZİN ÖNÜNDE DURAMAYACAKLAR: Yenidoğan-Sancaktepe-Finans Merkezi-Söğütlüçeşme metro Hattımızın ilk etabı, Yenidoğan- Emek hattının temelini geçtiğimiz günlerde attık. Eminönü-Alibeyköy tramvayının Eyüpsultan Feshane’den Bayrampaşa Meydanı’na kadar uzatması olarak planlanan Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvayımız da tüm tasarımları ve fizibilite raporları onaylanmış olmasına ve finansal kredisi bulunmasına rağmen, 2023 ve 2024 yılı yatırım programına alınmadı. Ama biz, onların keyfini bekleyecek değiliz. Burayı öz kaynaklarımızla yapabileceğimizi planladık ve hızlıca buranın inşaatına başladık. Şu anda, daha birkaç gün önce mukavelesini imzaladık ve yola çıkıyoruz. Tabii bir bu iş yaptırmama zihniyetini, 5 yıl boyunca her seferinde mağlup ettik, bundan sonra da mağlup etmeye devam edeceğiz. Halbuki bizim isteğimiz, galibiyet-mağlubiyet değil. Omuz omuza yapalım. Birlikte açılış yapalım. Biz bakanlığın yaptığı açılışa gidelim. Onlar bizim yaptığımız açılışa gelsin. Allah aşkına Büyükşehir Belediyesi de milletin bakanlık da milletin. Yani kimin malını kiminden kaçırıyorsun? Kimin parasını kimden esirgiyorsun? ‘Allah’tan korkun’ diyorum. Ramazan gününde dua ediyorum. Allah sizi ıslah etsin. Göreceksiniz, hiçbir işimizin önünde duramayacaklar.
750 KİLOMETREYE ULAŞARAK, İSTANBUL’U HAK ETTİĞİ RAYLI SİSTEM AĞINA KAVUŞTURACAĞIZ: Yine Esenyurt için planladığımız Esenyurt-Saadetdere metro hattımız, Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt ile Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metrosu arasındaki bağlantıyı kuracağız. Anadolu yakasında ilk tramvay projesi, Anadolu TRAM ile Üsküdar-Kadıköy-Maltepe olarak üç ilçemizin meydanlarını buluşturacak. Esenler Cadde tramvayımız ve Üsküdar-Harem Nostaljik tramvayı ile toplam 8 hattımız da imalat için hazır durumda. Ayrıca 8 hattımız da tasarım aşamasında; Sultanbeyli-Kurtköy metro hattı, Altunizade– Çengelköy–Kavacık (Beykoz) raylı sistem hattı, Yıldız–Ortaköy füniküler hattı, İTÜ Maslak–Kağıthane metro hattı, Hacıosman–Çayırbaşı–Sarıyer metro hattı, Kartal Sahil–Uğur Mumcu raylı sistem hattı, Taksim–Okmeydanı metro hattı, Ambarlı–Beylikdüzü–Esenyurt–Hadımköy raylı sistem hattı kesimini tamamladığımızda, İstanbul raylı sistemlerinde tarihinde eşi görülmemiş bir atılımı yapmış olacağız. 2029 sonunda 650 kilometreleri bulacak raylı sistemimiz, 2029’dan sonraki ilk dönemde 750 kilometreye ulaşarak, İstanbul’u hak ettiği raylı sistem ağına kavuşturacak. Ayrıca 1000’e yakın araç alımı yaparak raylı sistem hatlarımızda konforlu bir yolculuk sağlayacağız.
İSTANBUL’A 7 YENİ KENT MERKEZİ: HIZRAY, İstanbul’u ve birçok raylı sistem hattı ile bağlayarak, hızlandıran bir sistem olmasının yanı sıra, İstanbul’un kuzey ormanlarının daha da betonlaşmasının önüne geçecek. Kentin kuzeye büyüme baskısını kontrol altına alacak. Kentteki dengesiz büyümeyi orta ve uzun vadede daha dengeli hale getirecek. Bu kapsamda; HIZRAY ve diğer metro hatlarımızın kesiştiği bir toplu taşıma odak noktası niteliğindeki 7 noktada, İstanbul’a yeni 7 kent merkezi kazandıracağız. 7 yeni kent merkezimiz doğudan başlayarak batıya doğru Kurtköy, Sancaktepe, Erenköy, Ümraniye, Kağıthane, Bağcılar-Kirazlı ve Esenyurt-Beylikdüzü bölgelerinde olacak. 7 yeni kent merkezimizde aynı zamanda konut, ofis, ticaret gibi karma kullanımların yanı sıra, kentimizin ve vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kültür-sanat, spor alanları ile meydanlar ve yeşil alanlar yer alacak. Bu merkezler ile İstanbul, tek merkezli yapıdan çok merkezli bir kentsel yapıya ulaşacak. Kent merkezlerinin yeniden organizasyonuyla, tek merkeze ve tek merkezden çepere doğru oluşan yoğunluk dağıtılmış, trafik yükü azalmış olacak.
YENİ NESİL YAYA VE BİSİKLET ULAŞIMI: D-100 güzergahı boyunca uzanan metrobüs hattımızın; Zincirlikuyu, Altunizade, Uzunçayır gibi metro istasyonlarıyla kesiştikleri yoğun noktalarda, yeni nesil yaya erişimi projemiz BULUT’u hayata geçireceğiz. Yaya öncelikli, engelli erişimine uygun bu projelerimizle artık toplu taşımaya erişim daha konforlu olacak. Yine bu hat üzerinde Yenibosna ve Merter gibi yoğun duraklarımızda transfer merkezi projelerimizi hayata geçireceğiz. Kurbağalıdere yaşam vadimizi takip ederek, Dudullu’ya kadar yaklaşık 15 kilometre mesafede kent içi ulaşıma yönelik ‘Bisiklet Otobanı’ projemizi hayata geçireceğiz. Bisiklet kullanımını teşvik edeceğimiz bu projenin giriş-çıkış noktalarında, kapalı ve açık bisiklet otoparkları ve bisiklet kiralama imkanları sunacağız. Metrobüs hattımızı Büyükçekmece-Mimar Sinan’a kadar uzatacağız. Hattın Silivri’yle bağlantısını, İETT’nin uygun büyüklükte ve sefer sıklığı yüksek araçlarıyla entegre bir şekilde sağlayacağız. Ancak metrobüse yapacağımız en büyük iyilik, kuşkusuz İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metro hattı ile ekpsres metro HIZRAY’ın hayata geçmesiyle, metrobüs üzerindeki yoğunluğu düşürmek ve yolculuğu daha konforlu hale getirmek olacak.
KARAYOLU ULAŞIMINDA YENİ EKSPRES HATLAR VE KAVŞAK DÜZENLEMELERİ: Biliyorsunuz; Mahmutbey kavşağının yeniden düzenlenmesine yönelik bir projemiz vardı, Karayolları’nın yetkisinde kalıyor. Yine de ‘biz yapalım’ dedik, bakanlık, kendi yetkisinde olduğunu söyleyerek yapmadı. Seçim dönemi geldi, şimdi iktidarın adayı, bizim projemizi anlatıyor. Biz mutlu oluyoruz, ama burayı yapmaları için seçimi hiç beklemesinler, Ulaştırma Bakanlığı bir an evvel projeyi hayata geçirebilir. Yetki onlarda. Yine biliyorsunuz; ‘Kanal İstanbul’a temel atıyoruz’ diye başladıkları bir bağlantı yolu köprüsü vardı. Tamamen algı oluşturmaya yönelik o yol ne oldu biliyor musunuz? Unutuldu. Dünyanın da kredisi kullanıldı orası için. Biz, vatandaşa hizmet etmek için başkalarının keyfini bekleyecek değiliz. Başakşehir’in kuzeyine doğru, TEM otoyoluna paralel bir hat oluşturarak, Mahmutbey yoğunluğunu baypas etmiş olacağız. Bir başka yoğun bölgemizi rahatlatmak üzere, Dolmabahçe Levazım ve Baltalimanı Tüneli ile ikinci köprüye bağlayacak biçimde yeniden projelendirdik. Böylece Beşiktaş-Ortaköy trafiğine de rahat bir nefes aldırmış olacağız.”
YENİ NESİL DENİZ ULAŞIMI: Raylı sistemler yatırımlarımız ve karayolu çözümlerimizle birlikte, deniz ulaşımında gerçekleştirdiğimiz atılımlara, bu dönemde devam edeceğiz. Tuzla, Pendik’ten ve yaz dönemlerinde, Avcılar’dan Adalar’a, yeni vapur seferleri koyacağız. Haliç boyunca, tramvay duraklarımızla entegre bir mekik hattımız ve kültür, sanat mekanlarını birbirine bağlayacağımız ‘HOP ON HOP OFF’ hattımız olacak. Ayrıca; gelecekte açılacak raylı sistemler ile entegre olacak şekilde, Ortaköy-Beylerbeyi-Çengelköy arasında ring hattı düzenleyeceğiz. Zeytinburnu-Maltepe ve Yenikapı-Harem arasında, daha hızlı olan ‘ferry-cat’ tekneler ile özellikle trafiğin yoğun olduğu saatlerde, çay içerek yolculuğun keyfini çıkaracaksınız. Deniz taksilerimizin yanına, deniz dolmuşlarımızı da ekliyoruz. Haliç Tersanemizde inşa etmeye başladığımız, 28 kişi kapasiteli 7 deniz dolmuşumuzla hızlı, uygun fiyatlı ve konforlu bir ulaşım imkanı sağlayacağız.
ULAŞIM SEKTÖRÜNDE TAM ENTEGRASYON: İstanbul’da taşınan her yolcudan biz sorumluyuz. Esnafımızın sorunlarını çözerek, sistemin eksiklerini kapatacağız. Yeni servis aracı plakası tahsis etmeyeceğiz. Çünkü toplu taşımayı arttırıyoruz, birilerine karşı iş yapmıyoruz. Arnavutköy ilçemizden başladık, yakında minibüs hatlarımızın tamamını toplu ulaşım sistemimize entegre edeceğiz. Vatandaşlarımız, İstanbulkart ile minibüse binerek tüm indirimlerden ve aktarma imkanından faydalanabilecek. İstanbul’a yakışan taksi sistemini, önümüzdeki dönem mutlaka uygulayacağız. Önümüzde kimse duramaz. Zaten perperişan. Milletin huzuruna çıkacak halleri de kalmadı. Yolcu memnuniyeti ve taksiye erişilebilirlik artacak. Esnaf ve şoförlerin gelir kaygısı ortadan kalkacak. Gayri yasal kiralama hizmetleri kayıt altına alınacak ve şoförlerin özlük hakları güvence altına alınacak.
ULAŞIM İNDİRİMLERİ: Ülkemizdeki ekonomik koşullar, maalesef büyük kentlerde yaşamı giderek zorlaştıran bir hal aldı. Gençlerimizin iş bulma umudu azalıyor. Biz, bu dönem Bölgesel İstihdam Ofislerimizi açtık ve 180 bin vatandaşımızın iş bulmasına aracı olduk. Önümüzdeki dönemde, vatandaşlarımızın iş bulmasını kolaylaştırmak için bir başka kolaylığımız da ulaşımda olacak. Bölgesel İstihdam Ofislerimize iş başvurusunda bulunan vatandaşlarımıza, 3 ay süreyle, günde dört seferlik ücretsiz toplu ulaşım imkanı sağlayacağız. Abonman İstanbulkart kullanan vatandaşlarımızın kalan bakiyelerini, bir sonraki aya aktarma olanağı sunacağız. Tek asgari ücret ile geçinen hanelere, nakdi destekte bulunacağız. Bu kapsamda, hanedeki bir kişi için, yıl boyunca toplam 10.000 TL ulaşım desteği vereceğiz. Bunun yanı sıra, İstanbul’da eğitimine devam eden ve eğitim bursundan yararlanamayan 100.000 öğrenciye, her yıl ücretsiz ulaşım desteği sağlayacağız.
2 YENİ OTOGAR: Otogar işletmek de yapmak da bizim işimiz. Yeri hazır, projesi hazır iki alanımızda, iki yeni otogarımızı halkımızın hizmetine sunacağız. Pendik-Kurtköy ve Habipler’de, raylı sistemlerle tam entegre, iki yeni otogarımızın inşaatına başlayıp, önümüzdeki dönemde tamamlayacağız. Bunda da engelleniyoruz. Buna da üç yıldır çalışıyoruz, yazılarımıza cevap bile verilemiyor. Milletin eli titriyor Ekrem’e cevap vermekte Ankara’da. Garip bir durum var yani. Anlamış değilim. Rahat olun ya. Siz milletin evladısınız. Milletin verdiği makamlarda, milletin verdiği koltuklarda oturuyorsunuz. Kimseye bağlı değilsiniz. Burada çalışan her bir arkadaşım, bir tanesi beni, ‘Başkanım şunu imzalayabilir miyim’ diye aradı mı? Aramaz. Kendi iradesi ona yeter, kendi aklı ona yeter. Her birisi kıymetli, her birisi milletin evladı, her birisini bu ülkenin okulları, güzel Cumhuriyetin, Atatürk Cumhuriyeti’nin evlatları onlar. Fikri hür, vicdanı hür insanlar onlar. Bir gün. Böyle bir şey olur mu?
İMZALAYACAK, YUKARIYA BAKIYOR; TAVUĞUN SU İÇİP, YUKARIYA BAKMASI GİBİ: İmzalayacak; yukarıya bakıyor. Tavuğun suyu içip, yukarıya bakması gibi bir durum. Allah muhafaza. Böyle bir durum olur mu? Özgür olacak, özgür iradesi olacak insanların. Böyle bir şey olur mu? Memleketin bundan kurtulması lazım. Memleketin başındaki en büyük bela budur. Bakın söyleyeyim; her insanın kendi birikimiyle, kendi yeteneğiyle, kendi işini yapamıyor olmasıdır. Bırakın milleti rahat. Bu nasıl bir sıkışmışlık? Aday? Ne aday? Bakacak, ne yapayım diye. Böyle bakacak. Ne söyleyeyim diye bakacak. Ne söylemeyeyim diye bakacak. Biliyoruz. Deneyimlerim var. 5 yıldır yaşıyorum. Onla da yaşadım. Diğerleriyle de yaşadım. Yaşadım. Milletimizden gerçekleri saklamak için kumpas, bilmem ne, otobüs yandı, yok CHP, yok CHP’nin işi falan yok. Geçin o işi. Millet o işi yemez. Ekrem’in üstüne toz bile konmaz. Böyle toz bile konmaz, toz. İşinize bakın, işinize. İşinize bakın. Neyse. Otopark sayısına gelelim.”
OTOPARK SAYISINI 2 KATINA ÇIKARACAĞIZ: Mevcut otoparklarımızı, yenilikçi ve akıllı teknolojileri kullanarak, mekanik otoparklara dönüştüreceğiz. Doğal yapıya, parklarımıza zarar vermeden, caddelerimizden ve atıl alanlardan yararlanarak, yeraltı otoparkları yapacağız. Ayrıca Tarihi Yarımada’da trafik yoğunluğu ve karbon emisyonunu düşürmek amacıyla, Yenikapı’da pilot çalışmasına başladığımız, Park Et & Devam Et otoparkımız gibi, raylı sistemlerle entegre ilk etapta devreye alacağımız 5 yeni Park Et & Devam Et otoparkımızda, toplu taşımaya geçiş yapan vatandaşlarımıza indirim uygulayacağız.
ULAŞIMDA YENİLİKÇİ DÖNÜŞÜM: Otobüslerimizde başladığımız elektrikli araç dönüşümünü, hızla devam ettireceğiz. 2024-29 arasında, toplam 575 otobüsümüzü dönüştürmüş olacağız. Metrobüslerimizde de elektrikli sisteme geçiş için hazırlıklarımız tamam. 250 elektrikli metrobüs, 1300 elektrikli otobüsle filomuzu güçlendireceğiz. Yine deniz taksilerimizde başlattığımız karbonsuz deniz ulaşımı projemizi, tüm deniz filomuz için hayata geçireceğiz. ‘Kaza Tahmin ve Önleme Sistemi’ni hayata geçirerek, trafik kazaları kaynaklı can ve mal kayıplarını azaltacağız.
BİZ MİLLETİ ALDATMAYIZ: Getirdiğimiz bütün çözümler, İstanbul halkının güvenli, konforlu ve çevreci ulaşımını merkezine alarak, uzmanlıkla, bilimle teknolojiyle planlandı. Biz öyle milleti aldatmayı. Yani yukarıdan onu uçuracağız, aşağıdan onu geçireceğiz. Yok 5 yılda 650 bin konut yapacağız… 5 yılda 8,500 konut yapamadın TOKİ’yle, İstanbul’a 5 yılda 650 bin konut yapacaksın. Allah’tan korkun ya. Bir de 650 elli bin konutu nereye yapacaksın? İstanbul’da millet geçinemiyor ki zaten. Kime yapacaksın 650 bin konutu? Ayıptır. Ayıptır. Bu insanların evlerini güçlendirelim, evlerini yerinde yapalım. Bak; biz yapıyoruz. ‘İstanbul Yenileniyor’la sokak sokak yapıyoruz. Gelin iş birliği yapalım. ‘650 bin konut yapacağız!’ Yani ‘Tuzla’da 250 bin konut yapacağız’ dediler geçen, hatırlayın. Bir milyon insan. Tuzla’ya. Tuzla’ya ne işi var 1 milyon insanın. Yani şaka gibi. 650 bin konut. Türkiye hane ortalaması, 3 küsur kişi. Çarptığın zaman, 3 milyon insan yapmıyor. Yahu, İstanbul’un 100 bin insan daha kaldıracak kapasitesi yok. Zaten 2,5 milyon mülteci getirdin bu şehre. Bu gerçekleri görmeden, havaya sıçratıyorlar yani.
İSTANBUL YARALARINI SARDI. İYİLEŞİP, GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE AYAĞA KALKTI: Bu bakımdan biz de akıl, bilim, insanıyla düşünen bu safsataları boşa çıkartan, her şeyi insanlarımıza açık, şeffaf şekilde anlatan eee uygulamalarımıza devam edeceğiz. Göreceksiniz; önümüzdeki dönemde de İstanbul’da ulaşım, her geçen gün daha iyiye gidecek. İstanbul zor koşullarda iş yapıyor. Onu da söyleyeyim. Çünkü biz, İstanbul’da liyakatli ve erdemli bir yönetim tarzını hakim kıldık. Bu artık yıkılmayacak. İhmali, israfı ve ihaneti bu şehirde 2019 itibariyle tarihe gömdük. O, bir daha dirilemeyecek. İcraatla, hizmetle, yatırımla dolu, yepyeni bir dönemi başlattık. İstanbul, bu sayede yaralarını sardı. Kendine geldi. İstanbul’un Meclis koridorlarında, milletin elinde dosyalarla, parsel parsel, ‘ben nasıl parselime imar alırım’ koşuşturmalarını tarihe gömdük. Giremiyorlar artık onlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne. Son 5 yıl hiçbir yere giremezlerdi ama, Allah’tan -yani onlar için Allah’tan diyorum, Allah korusun- bir tek Şehircilik Bakanlığı’nın kapısı açıktı. Oradan imar çıkarıyorlardı son 5 yıldır. Çünkü, İstanbul’da kapıları kapalıydı. Onun için İstanbul yaralarını sardı. İyileşip, güçlü bir şekilde ayağa kalktı.
O BİR AVUÇ İNSAN, YARI YOLDA YERLERE SERİLECEK: Bu iyileşip, toparlanmış, güçlenmiş halimizle daha büyük hedeflere, daha güçlü ve daha hızlı adımlarla yürüme zamanı sevgili hemşehrilerim, değerli dostlarım. Hepimiz için, hep birlikte, oralı, buralı; şu partili yok, bu partili yok. Etnik kökeni, şu, bu yok. Benim canım vatandaşım, kardeşim…. Hepsinin yeri burası, burası. Hiçbir zaman buradan, buraya inmedi. Bak burası. Onun için daha fazlasını başarmak üzere, yeniden yola koyulma zamanı. İstanbul’un hızını kesmeye, rotasını geri çevirmeye çalışanlara izin vermeyeceğiz. İstanbul; refah ve mutluluk, adalet ve kardeşlik hedefinden sapmadan, dosdoğru, kararlı adımlarla yürümeye devam edecek. Geçen bir ablamız böyle yanaştı, fotoğrafını gösterdi. 2019’da da Sultanbeyli’de fotoğraf çekilmişiz. Dedi ki, ‘Uşağım hiç değişmemişsin’ dedi. Dedim, ‘Abla, ben hala gencim Allah’a şükür gençliğimiz var. Heyecanımız yüksek. Yolumuza devam ediyoruz.’ Bu sefer öyle bir koşacağız ki, peşimizden koşamayacaklar bile. Yarı yolda o bir avuç insan, yerlere serilecek. Sevgili dostlarım, değerli hemşehrilerim, hep birlikte, Allah’ın izniyle tam yol ileri.
]]>Kurum, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.
Seçim çalışmalarının nasıl gittiği sorusuna yanıt veren Kurum, İstanbul’da artık bir yorulmuşluk ve bıkmışlık olduğunu, yağmur nedeniyle insanların 3 saat yolda kaldığını söyledi.
Kurum, öğrenci evinde yapılan sahurun hatırlatılması üzerine, sahura katılan öğrencilerden birini kendisine oy vermeye ikna ettiğini belirtti.
Yerel seçimin hizmet seçimi olduğuna işaret eden Kurum, “İnsanlar artık bıkmış, usanmış. Düşünebiliyor musunuz, eviniz, çocuklarınız bekliyor, evinize gideceksiniz, gidemiyorsunuz. Nasıl olur böyle bir şey? Metro ve metrobüs kuyruklarını, duraklarını her gün izliyoruz. Ben çok net söylüyorum, bırakın yeniden ikinci bir 5 yıla aday olmayı şu an görevinden istifa etmelidir. İstifa etmelidir, çok net söylüyorum. Ben böyle bir durumda olacağım, bir dakika oturmam orada. 5 sene bu kadar çalışacağım ondan sonra da metrobüste bu çileyi millet çekecek, olmaz öyle şey.” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun “650 bin konut yapılmamalı” açıklamasını talihsizlik olarak değerlendiren Kurum, “Sen eğer bu şehrin şehreminiysen, bu şehri yöneten belediye başkanıysan bunlara çözüm getirmek zorundasın, bu iradeyi ortaya koymak zorundasın.” diye konuştu.
Kurum, pazar akşamı konuk olduğu gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un programında bir gencin Gazze ile ilgili soru sormak istemesi, ancak programın formatına uymadığı için başka bir soruya geçilmesine ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:
“Maalesef eleştirebilecek bir konu bulamadıkları için orada ‘Ne yapsak da algıyı farklı yerlere çeksek’ çalışması. 5 yıldır yapılan da aynı. Orada bir kızımız Gazze’yle ilgili bir soru soracaktı. Orada da çocukların biri aldı. Hatta Mehmet Akif Bey de müdahale etti, ‘Bu programın içeriği böyle değil’ şeklinde, ki Mehmet Akif Bey’in Gazze konusundaki hassasiyetini hepimiz çok iyi biliyoruz. Gazze’ye gitmiş, Gazzeli kardeşlerimizin o acılarına ortak olmuş, onu tüm dünyaya duyurmuş, belki orada canı pahasına mücadele etmiş bir arkadaşımız, başarılı bir gazeteci. Hem Mehmet Akif Bey’e, hem programa, hem televizyona böyle insafsızca bir müdahale ve topyekun bir çalışma, aynı merkezden, aynı anlayışla saldırı gerçekleştirdiler. Bu saldırılardan da haberim yokken hem kızın sorusunu da merak ettim hem de üzüldüm, sonra çağırdık, konuştuk onunla. Sordu sorusunu, ben de cevapladım.”
“Ne oldu da bugün hafriyat dökerek tarihe geçtiğin işle alakalı gidip alelacele ‘işe başlama töreni’ yapıyorsun”
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin “metro yapım çalışmalarına başlama töreni” yapmasını değerlendiren Kurum, şöyle devam etti:
“Şimdi o kadar kafaları karıştı ki. Ne yapacaklarını bilmiyorlar, korkuyorlar. Bu kadar paraları kendi gelecekleri için harcadılar, oradan genel başkanlarını ettiler, delegeleri ayarladılar. İstanbul’un kaynaklarını, yönetimini kendi menfaatleri için bir rant olarak görerek her yere dağıttılar. Kendi içlerinde nasıl bir ittifak yaptığını da kimsenin bilmediği her türlü icraat orada var. O yüzden o kadar telaşlılar ki çünkü 31 Mart’ta biri eş genel başkanlığı kaybedecek, biri de sevemediği, bir türlü ilgilenemediği İstanbul’u kaybedecek ve onu biz süresiz tatile gönderiyoruz. Gidecek o çok sevdiği tatilini yapacak. O çok sevdiği, yapmak istediği o icraatların içinde onu kendiyle baş başa bırakacağız. Burada da ne yapacağını bilmediği için daha önce hafriyat dökerek tarihe geçtiği Sancaktepe’deki metro hattıyla alakalı ‘işe başlama töreni’ mi dersiniz, başka bir şey mi dersiniz adına bilemiyorum, işini yapmadığı, aslında yapmakla ilgili bir irade ortaya koymadığı süreçte gelip işe başlama töreni düzenliyor. Ne oldu da bugün sen hafriyat dökerek tarihe geçtiğin işle alakalı gidip alelacele ‘işe başlama töreni’ yapıyorsun. Hani nerede makine? Sen gel o hafriyatı bir kaldır. İsrafa bakar mısın? Yapacaktın madem niye hafriyat döktün? 4 senedir niye yapmadın? Zaten yapılıyor hat, ihalesi, projesi, kredisi var. Sen dokunmasan iş yapılacak zaten.”
“İsrafı bitirdik deyip israf ettiği tabelalara 350 milyon lira harcamış”
İmamoğlu’nun “israfı bitirdik” sözlerine atıfta bulunan Kurum, “İki günlük konser 550 milyon. İsrafı bitirdik deyip israf ettiği tabelalara 350 milyon lira harcamış, ikisi 900 milyon eder. 900 milyonla bugün Tuzla’da otobüs bekleyen Tuzlalıların sorununu çözerdiniz. Kartal’da Uğur Mumcu Mahallemizde bekleyen orada vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderebilirdiniz. Arnavutköy’de otobüs hatlarını iptal ettiniz, otobüsleri koyabilirdiniz. O metrobüs hatlarında yanan otobüslerin yerine yeni otobüsler alabilirdiniz.” ifadesini kullandı.
Kurum, İmamoğlu’nun 11 Kent Lokantası’nı marifetmiş gibi anlattığını belirterek, “Bizim Fatih Belediyesinin 16, Pendik Belediyesinin 11, Ümraniye’nin 15 sosyal tesisi var. Bizim vardı ya, ben 2 günde açarım 2 günde. Yine söylüyorum 2 günde. Bizim Kadir ağabey zamanında ramazanda 500 bin kişiye ücretsiz yemek veriliyordu, yılda 1,5 milyon kişi ücretsiz yemek alıyordu. Şimdi ücretli verdikleri yemeği marifetmiş gibi anlatıyorlar, biz bunun katbekat fazlasını yapabilecek iradeye sahibiz. Biz orada vatandaşımızın ihtiyaç olduğu ne varsa oraya koşan bir anlayışız. Yani ücretsiz yemek dağıttığımız yerden, sen yemeği ücretli dağıtır hale getirmişsin. Bunu da marifetmiş gibi anlatıyorsun ya.” şeklinde konuştu.
Okullarda sadece süt dağıtmayacaklarını, tüm öğrencilere yemek hizmeti de vereceklerini söyleyen Kurum, mevcut İBB yönetiminin tek yaptığı icraatın polemik ve algı olduğunu dile getirdi.
“İsrafın hesabını tek tek soracağız”
Kurum, sahurda öğrenci evinde yaptığı menemenin ateşinin açık olup olmadığının İstanbul’un gündemine taşınmasını acizlik olarak gördüğünü belirterek, ” Bizim öyle sihirli güçlerimiz var. Öyle hokus pokus yapıyoruz, bir bakıyorsunuz menemen hazır oluyor. O yüzden işte o korktuklarının göstergesi bunlar, korkmaya devam etsinler. 31 Mart akşamı Saraçhane’ye geliyoruz. Bu israfın da bu yaptıklarının hesabını tek tek soracağız.” dedi.
Gençlere yönelik gerçekleştirecekleri projeleri anlatan Kurum, sanat ve sporda uluslararası faaliyetlerde bulunacaklarını belirtti.
İmamoğlu’nun ev kadınlarının AK Parti’ye verdiği oy oranlarının yüksek olduğu yönündeki sözlerine ilişkin Kurum, şunları söyledi:
“Bunların işte hayatı böyle milleti ayrıştırmakla geçti. Yani ev kadınlarımızı şimdi siyasi tercihlerinden dolayı ayrıştırıyorlar. Kadın statüsünde değerlendirmiyorlar yani, düşünebiliyor musunuz? Yani o annelerimizi, ev kadınlarımızı, biz her bir vatandaşımızı eşit görüyoruz. Yani hiçbir kimseyi ayırt etmedik, ayrıştırmadık. Nedir bu bakış açısı ya? Bu bakış açısı işte CHP zihniyetinin tezahürü, yansıması. Aynı anlayış devam ediyor, ne yaparsanız yapın, değişmez. Yani sen şimdi geliyorsun benim ev hanımı kardeşimi siyasi tercihinden dolayı ayrıştırıyorsun. Az bekle hesabını sabret, bak ev kadınları da yüksek oy verecek, gençlerimizin en yüksek oyu verecek o vatan sevdalısı arkadaşlarımız, dostlarımız da onlara gereken cevabı sandıkta verecek.”
“Bizi arayanlar, deprem dönüşümünü yaparken bulacaklar”
İBB yönetiminin 5 yılda 5 bin konutu dönüştüremediğini, ancak kendilerinin 650 bin konutu dönüştürme noktasında kararlı olduklarını kaydeden Kurum, depremi yaşayan 11 ilde çalışırken “Ulusal Risk Kalkanı” projesi kapsamında bütün bilim insanlarının görüş ve fikirlerini aldıklarını, bu doğrultuda da 3 ay içinde deprem bölgesinde 180 bin konutun inşasını başlattıklarını anlattı.
Kurum, bilim insanlarının “İstanbul bir deprem şehridir” dediğini anımsatarak, “Biz burada depremle mücadele etmek zorundayız. Bu, ülkenin beka meselesidir.” dedi.
Bakanlığı döneminde 173 bin konutu başlattığını hatırlatan Kurum, 81 ilde yaptıklarının aynısını İstanbul’da da başaracaklarını kaydederek, “İstanbul’da 650 bin konutu bu anlayışla yapacağız. Senin gibi yarı zamanlı belediye başkanlığı yaparak yapmayacağız. Geleceğiz, İstanbul’un sorunlarıyla ilgileneceğiz, o riski ortadan kaldıracak ve işin sonunda tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız, üreteceğiz.” diye konuştu.
Dedikodunun tarafında olmayacaklarını vurgulayan Kurum, “Bizi arayanlar, deprem dönüşümünü yaparken bulacaklar. Yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Kentsel dönüşüm sorunlarını giderirken bulacaklar.” ifadelerini kullandı.
Kurum, yapacakları 100 bin kiralık konutla birlikte kira fiyatlarını da aşağı çekeceklerini vurguladı.
İstanbul’daki sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin konuşan Kurum, “Öncelikle bu konuyu kontrol altına almamız lazım. 39 ilçemizde sahipsiz hayvanlarımızla ilgili hayvan bakım merkezleri kuracağız. Yine hem Anadolu Yakası’nda hem Avrupa Yakası’nda hayvan bakım merkezleriyle sahipsiz hayvanlarımızı bu barınaklara alacağız ve bu barınaklarda bakımlarını, tedavilerini sağlayıp kısırlaştırma işlemlerini yürüteceğiz. Bu korkuyu gidereceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Siz bu kadar yanan otobüsle karşılaştınız mı?”
Kurum, İmamoğlu’nun “İETT otobüslerindeki arıza sayısında inanılmaz düşüş yaşattık. İETT otobüsleri arıza yapıyor ama arıza yapmayan araç olmaz” açıklamasının hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:
“Her şeyi normalleştirmeye çalışıyorlar bakış açıları bu olduğu için 2019’da da bu İETT otobüsleri vardı. Daha az otobüs vardı ama bu kadar arıza yoktu. Siz bu kadar yanan otobüs, metrobüs kuyruklarında, metro duraklarında böyle bir çileyle karşılaştınız mı? Ama şimdi gelinen süreçte bunu görüyoruz, yaşıyoruz. Neden? Şimdi baktığımızda işte bakım ihalesini kendi yandaşına vermek için bir ihale düzenliyor, onlara veriyor ve bu işin aslını yapan liyakatli ekipler yok ortada. Ondan sonra otobüs de yanar, metrobüs de yanar. Sen belediye personelinin yarısını değiştirirsen oraya işten anlamayan insanları getirip koyarsan her şey olur.”
Cumhur İttifakı’nın adayı olarak MHP’den ve BBP’den destek gördüğünü kaydeden Kurum, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’ye de geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Uyum ve ahenk içerisinde çalışıyoruz. Gerçekten derdimiz İstanbul, derdimiz İstanbul’un sorunlarının çözümü. Bu birliktelik bir menfaat birlikteliği değil. Yani gördünüz mü hiç hani biz işte şurada şu işi paylaşalım veya işte bir menfaat üzerine bu ilişkiyi kuralım gibi birliktelik söz konusu değil. En değerli ve kıymetlisi de bu. 15 Temmuz’da meydanlarda can verilerek, şehit verilerek kurulmuş bir birliktelik.” şeklinde konuştu.
Kurum, seçim sürecinde başta eşi olmak üzere tüm aile üyelerinden destek gördüğünü anlatarak, Cumhur İttifakı adayı olarak MHP ve BBP ile uyum içerisinde çalıştıklarını söyledi.
]]>Kurum, Bahçelievler Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Erzurumlular ile İftar Sofrası” programında yaptığı konuşmada, bugün Erzurum’un kurtuluşunun yıl dönümü olduğunu, Erzurum’un dadaşlarının bundan 100 yıl önce ülkenin en karanlık, en umutsuz milli günlerinde milli mücadelenin ve umudun meşalesini yaktığını söyledi.
Türkiye’nin 81 iline en güzel hizmetleri götürmenin gayretiyle çalıştıklarını belirten Kurum, “Gece gündüz demedik, zor gününde, her anında hep yanında olduk. Hiçbir zaman bahaneleri ve o bahanelerin arkasına sığınmayı seçmedik. Hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların arkasında yer almadık her zaman milletimizle birlikte yol yürüdük.” diye konuştu.
“İstanbul’umuzun 39 ilçesinde kentsel deprem dönüşümü yapmamız gerekiyor”
Kurum, İstanbul’un sorunlarına, problemlerine odaklandıklarını, hiçbir zaman milletin kendilerinden beklentilerini, taleplerini görmezden gelmeyeceklerini dile getirdi.
Yaklaşık 70 gündür İstanbul’a hizmet etmek için hayallerini vatandaşlarla paylaştıklarını aktaran Kurum, “Bugün buraya bile gelmenin eziyet, çile olduğu, birçok misafirimizin maalesef iftara dahi yetişemediği bir durumla karşı karşıyayız. İstanbul’da yaşamak çile haline geldi. Bugün İstanbul’da maalesef şu koca 5 yılda yapılmış bir ulaşım yatırımı yok. Yapılmayı bırakın bizim ihalesini yaptığımız metro hatlarını bile iptal ettiler. O da yetmedi gittiler hafriyat döktüler, bizim tünellerimize beton dökerek tarihe geçtiler. Onlar ne yaparsa yapsın, onlar hangi yalanın peşinden koşarsa koşsun biz milletimizle birlikte yol yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kurum, İstanbul’da metro hattını 5 yıl içinde 650 kilometreye çıkaracaklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’da metro gitmeyen tek bir ilçemiz kalmayacak. Vatandaşlarımız nereye, ne zaman gideceğini en iyi şekilde bilecek ve o hizmeti en güzel şekilde alacak. İstanbul’umuz bir deprem şehri. İstanbul’umuzda deprem olacağını, olası depremlerle ilgili de çok büyük kayıplar yaşayacağımızı bilim insanlarımız söylüyor. Bugünden tezi yok İstanbul’umuzun 39 ilçesinde kentsel deprem dönüşümü yapmamız gerekiyor. Biz deprem dönüşümüne ilişkin 650 bin konut yapacağımızı, bunun yarısını büyükşehir belediyesi olarak biz karşılayacağınızı ve tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar İstanbul’da dönüşümle alakalı alınması gereken tüm sorumluluğu alacağımızı ifade ettiğimizde, bu yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan zat, ‘Bunların yapılmasına gerek yok, 650 bin konut İstanbul’da yapılmamalı’ diyor. Bunlar geçtiğimiz 5 yıl içerisinde reklam bütçesini, deprem bütçesinin 2 katı olarak harcadılar. Reklama para ayırdılar, reklama zaman ayırdılar, algıya zaman ayırdılar ama bizim deprem dönüşümüne maalesef ne kaynak ne de zaman ayırdılar.”
Kurum, 31 Mart’ta İstanbul’un sadece başkanı değil, İstanbulluların kardeşi, evladı, yoldaşı olmaya talip olduklarını vurgulayarak, “Ben inanıyorum ki, ‘Birlikte rahmet vardır’ hadisinin müjdesine kavuşacak ve Cumhur İttifakı olarak 31 Mart’ta İstanbul’umuzu hep birlikte yeniden ayağa kaldıracağız, İstanbul’umuzu sizlere layık bir şehir haline getireceğiz.” dedi.
Programa, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ile bazı milletvekilleri de katıldı.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’nın Nallıhan ilçesinde Çayırhan Mahallesi’ni ziyaret etti. Vatandaşlar ile bir araya gelen Bakan Tunç, Çayırhan Kültür Merkezinde iftarını açtı. Ardından vatandaşlara hitap eden Bakan Tunç, AK Parti belediyeciliğinin başarılarından bahsetti.
“Suları akmayan bir İstanbul”
Bakan Tunç, 1994 yılında İstanbul’da yaşadığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinde yaşanılamaz hale getirilen bir İstanbul vardı. Havası solunamayan, çöpleri toplanamayan, suları akmayan bir İstanbul. Çöpten, çukurdan, çamurdan ibaret bir İstanbul. Bu İstanbul’u CHP’den aldı. Beş yıl gibi kısa bir süre içerisinde yaşanılır hale getirdi ve orada başlatmış olduğu gerçek belediyecilik AK Parti’nin kurulmasına neden oldu ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğine yol açtı.”
“Her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık”
AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından itibaren Türkiye’ye adaletin, özgürlüklerin, eser ve hizmet belediyeciliğinin geldiğini işaret eden Bakan Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken biz bunu sadece bir slogan olarak söylemedik. Bunu icraata dönüştürdük. Eğitimde yaptıklarımızla icraata dönüştürdük. Sağlıkla yaptıklarımızla icraata dönüştürdük. Sosyal politikalarda, kültürde, adalette, güvenlikte her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık” ifadesini kullandı.
“Savunma Sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 80’in üzerine çıkardık”
Üretimin, istihdamın ve iş imkanlarının artması için enerjiden savunma sanayiye kadar tüm alanlarda dev projelerin ve yatırımların gerçekleştirildiğine dikkati çeken Bakan Tunç, “Savunma Sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 80’in üzerine çıkardık. Terörle başarılı bir şekilde mücadele edebiliyorsak, dış tehditlere karşı kendimizi güçlü bir şekilde savunabiliyorsak, güneyimizde bir terör devletine müsaade etmemişsek yerli ve milli silahlarımız sayesinde” şeklinde konuştu.
“Vesayetçi anlayışı tarihin karanlık sayfalarına gömdük”
2002 yılından günümüze kadar cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir siyasi istikrarın olduğunu dile getiren Bakan Tunç, “Ülkemizin dört bir yanını fiziki olarak imar ederken demokrasisini de güçlendirdik. Darbelere dayanıklı hale getirdik. Vesayetçi anlayışı tarihin karanlık sayfalarına gömdük. Ülkemizi demokrasi standartları noktasında daha yükseğe taşıdık. Bunu hep sizlerle beraber yaptık. Sizlerin verdiği destekle sizlerin desteği olmasa bunu başarmak mümkün değildi” İfadelerini kullandı.
“18. sandıkta da milletimiz en doğru kararı verecek”
AK Parti’nin 2002 yılından günümüze kadar art arda kazandığı 17 seçimi hatırlatan Bakan Tunç, hedeflerinin 18’inci seçimi kazanmak olduğunu belirterek, “18. sandıkta da milletimiz en doğru kararı verecek. Biz ondan hiç şüphe duymuyoruz ve biz de milletimizin o güvenine layık olabilmenin gayreti içerisinde çok çalışacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizin refahını arttırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“Bugün başörtüsü meselesi var mı?”
AK Parti’nin 2002 yılında kötü bir ekonomi devraldığını hatırlatan Bakan Tunç, Dünya Bankasına borçlu bir ülkeden borç veren bir Türkiye’ye dönüştüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:
“Tüm badirelere rağmen ve inşallah önümüzdeki süreçte bu istikrarlı kalkınma hamlelerine hız kesmeden devam edeceğiz. 22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlükleri genişlettik. Bugün başörtüsü meselesi var mı? Tartışılıyor mu? Tarihe karıştı. Ama bir problemdi. Bu nedenle partiler kapatılıyordu. Öğretmenler öğretmenlik yapamıyordu. Öğrenciler okullardan atılıyordu. Bir katsayı meselesi vardı bugün yok. Kimsenin kılık kıyafetine karşılıyor mu? Yok. Hiç kimsenin düşüncesinden dolayı özgürlüğü kısıtlandığı oluyor mu? Eğer teröre destek verirsen, eğer şiddeti teşvik edersen o zaman tabii ki yargının konusu olursun.” – ANKARA
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSTAÇ, kentte AB standartlarında kurulan ilk endüstriyel atık yakma tesisini hizmete açtı. ‘İSTAÇ Endüstriyel Atık Termal Bertaraf Tesisi’ açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “5 yıl öncesine döndüğümde, Ramazan’ın ilk günü (6 Mayıs 2019) seçimi iptal eden bir akılla mücadele etmek zorunda kaldık. Yine dün, Ramazan’ın ilk günü de olsa, bazı kötülükler rahat durmuyor. Bir bakıyorsunuz böyle bir, ‘Haydi Ekrem’i nasıl alaşağı ederiz, buradan ne çıkartırız’ diyerek, seçime 20 gün kala, CHP İstanbul İl binasının satın alınması sürecinde, bir hukukçu ofisinde yapılan bir işlem üzerinden fırtına koparmaya çalışan insanların kötülükçü akılları var. Buna, Ramazan’ın ilk gününde seçimi iptal ederek tarihe geçen, o dönemin içinde olan herkes, hani ‘çaldılar’ diyen, ‘hırsız’ diyen, işin en başındaki kişi, Sayın Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere, aday da dahil olmak üzere, o siyasi partinin bütün bakanları, hepsi dahil olmak üzere sebep olmuşlardır. Kumpasla seçim kazanacağını zanneden ve bu uğurda kul hakkı yemekten de imtina etmeyenler zannediyorlar ki Ekrem yılacak. Yılmaz. Sizi süründüre süründüre yıldıracak, o bir avuç insanı; göreceksiniz. Kararlılığımı tarif bile edemem bu kötü ve kötülüklerle mücadelede” dedi.
İBB iştiraki İSTAÇ, kentte AB standartlarında kurulan ilk endüstriyel atık yakma tesisini hizmete açtı. Şile Karakiraz Köyü, “İSTAÇ Entegre Atık Yönetim Tesisleri” yerleşkesinde inşa edilen “İSTAÇ Endüstriyel Atık Termal Bertaraf Tesisi”; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ve İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay’ın katılımlarıyla gerçekleştirilen törenle hizmete girdi. Törende konuşan İmamoğlu, Ramazan ayına girildiğini hatırlatarak, “Ben, bütün vatandaşlarımızın, insanlarımızın İslam aleminin ve bütün insanlığın Ramazan ayının güzelliklerinden faydalanmasını, bu güzel ayın bütün bolluk, bereket dualarımızdan, paylaşım dualarımızdan faydalanmasını diliyorum ve istiyorum. Herkesin aklından iyi şeyler geçmesini, kötü şeyler geçmemesinin elbette diliyorum” dedi.
İmamoğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle:
“RAMAZANIN İLK GÜNÜ SEÇİMİ İPTAL EDEN BİR AKILLA MÜCADELE ETMEK ZORUNDA KALDIK: Ramazan ayındayız. Açıkçası Ramazan ayında insanın içinde başka bir huzur var oluyor. İyiliklerin böyle iyi düşüncelerin her insana iyi bakabilmenin güzel düşünceler üretebilmenin hatta birine bakarken acaba bir eksiğim var mı? Bunu gidip düzelteyim ya da bir ortamı gözlerken burada yapmamız gereken bir şey var mıydı? Bunu eksik bıraktık mı acaba diye sorgulayan bir kimliğe bürünüyorsunuz? Ben çocukluğumdan beri kendimi bildim bileli Ramazan ayında başka bir sabır diyeyim, başka bir erdem, başka bir bakış açısı, hücrelerime kadar işleyerek, beni etkilemiştir. Böyle bir ruh hali var. Nasıl oldu, nasıl büyüdü bilmiyorum. Herhalde önce insan ailesinden bu duyguyu alır. Ben bütün vatandaşlarımızın, insanlarımızın İslam aleminin ve hatta bütün insanlığın bu Ramazan ayının güzelliklerinden faydalanmasını bu güzel ayın bütün bolluk bereket paylaşım dualarımızdan faydalanmasını diliyorum ve istiyorum. Herkesin aklından iyi şeyler geçmesini, kötü şeyler geçmemesinin elbette diliyorum. Her şeyden önce bu duygularla her ne kadar adım atsak da canımızı sıkan, üzen şeyler olmuyor değil. Beş yıl öncesine döndüğümde dün akşam ben yanlış hatırlamıyorsam ilk günü değildi. Ramazan ayının ama annem ısrarla ilk günüydü diyor. Konuşunca hatırıma o geldi tabii. Ramazan’ın ilk günü böyle seçimi iptal eden bir akılla mücadele etmek zorunda kaldık. Yine dün Ramazan’ın ilk günüydü ve ailemle ilk iftar sofrasını paylaşmak arzusunda oldum. İyi de oldu. Böyle güzel dayanışma içerisinde büyüklerimizle, küçüklerimizle birlikte olabilmenin bir sofrada paylaşabilmenin birlikteliğini yaşadık.
BAZI KÖTÜLÜKLER RAHAT DURMUYOR: Ama tabii yine ilk günü de olsa bazı kötülükler rahat durmuyor. Bir bakıyorsunuz böyle bir Haydi Ekrem’i nasıl al aşağı ederiz, buradan ne çıkartırız diyerek seçime 20 gün kala işte İstanbul Cumhuriyet Halk Partisi il binasının satın alması sürecindeki bir hukukçu ofisinde yapılan bir işlemin ki orada benim çok değer verdiğim can bir yol arkadaşım var görüntüde. Yine o dönem siyasi yol arkadaşlarım var görüntüde. O görüntü üzerinden işte fırtına koparmaya çalışan insanların kötülükçü akılları var. Bu yaygara ile servis edilmesi, bunu tabii bir kısım birkaç meczubun ne bulduk hani buradan Ekrem’e ne sıçratırız? Nasıl bir leke bırakırız, iz bırakırız arayışıyla koca koca kanallarda ve hatta buna kısmen de alet olan devletin, hepimizin vergisiyle yayın yapan kanalları da dahil olmak üzere herkes bir yerinden böyle Ekrem’e çamur sıçratma çabası içinde oldular. Tabii bunları alıştığımız şeyler dedim ya Ramazan’ın ilk gününde seçimi iptal ederek tarihe geçen o dönemin içinde olan herkes, hani çaldılar diyen, hırsız diyen, işin en başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere aday da dahil olmak üzere o siyasi partinin bütün bakanları hepsi dahil olmak üzere benim bu anlamda dilimin kemiği yok. Sebep olmuşlardır sonra bu kararı alanlar Türkiye Cumhuriyeti Demokrasi Tarihi’ne kara bir leke olarak kaydolmuşlardır izlerini o şekilde bırakmışlardır. Bu izi silemeyecekler. Ben de Allah’a şükür o akşam hak yemedim. hakkımı yedirmem, hak da yedirmem diyerek tarihe geçmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum.
ZANNEDİYORLAR Kİ EKREM YILACAK. YILMAZ. SİZİ SÜRÜNDÜRE SÜRÜNDÜRE YILDIRACAK: Bunlar tabii kumpasla özellikle seçim kazanacağını zanneden ve bu uğurda kul hakkı yemekten de imtina etmeyen Allah’ım ya Rabb’i deriz ya yani Allah korusun bilerek asla bilmeyerek de bir kul hakkı yememize müsaade etme fırsat verme diye dua ederiz. Tabii bunlar imtina etmiyorlar böyle süreçlerden. İnsanlara iftira atan, bu tarz işlemle işlerine gelince de FETÖ işi oluyor, tukaka oluyor vesaire ama kendileri yapınca da bunu savunan silahşör gibi savunan, kalemini kul hakkı yemi üzerine kullanan, dilini çok affedersiniz ama izlemenin bile yanlış olduğunu düşündüğüm dün babam onlardan birinin ismini verdi ben ismini vermeyeceğim. Yabancı bir kanalın ismini taşıyan bir kanalda yayın yapan bir meczubun ifadelerinden…dedim baba Allah’ını seversen izleme dedim. Hani izleme ben izlemiyorum dedim. O bakımdan aynı o tukaka FETÖ’cü dedikleri taktikle yol yürüyen bu aklı bu memleketin tarihinden, onun izlerini bu şehrin ve bu memleketin hafızalarından milletçe sileceğiz. Bu yolculuk o yolculuktur. 15 yıllık siyasi yaşamımda ve bütün yaşamımda kimsenin hakkında bir iftirada bulunmadım, bulunmam. Kimsenin onuruna, namusuna laf getirmedim, getirmem hayatımı böyle geçirdim. İnşallah anamın güzel duası, Allah seni iyi insanlarla buluştursun duasına karşılık söyleyeyim. Allah böyle insanlardan memleketimizi de bütün insanlarımız da anamın duası gereği beni de korusun ne diyeyim? Allah yolumuzu açık etsin. Allah bunlara akıl versin. Ama zannediyorlar ki Ekrem yılacak yılmaz. Sizi süründüre süründüre yıldıracak. O bir avuç insanı göreceksiniz. Kararlılığımı tarif bile edemem. Bu kötü ve kötülüklerle mücadelede.
MİLLETİMİZ 31 MART’TAN SONRA O İMZAYI TAKIR TAKIR ATTIRACAK: Değerli dostlarım şimdi burada çok değerli bir tesis açacağız. Tesisi açarken şunu söyleyeyim. Dün ve bugün yani şu birkaç günü özetlesek iki üç gününe bile yarışamazlar. Bakınız üç gün önce ben artık o kadar açılış yapıyoruz ki yaptığım açılışları unutuyorum. Yani üç gün önce çok değerli açılışlar yaptık. Sancaktepe Belediye Başkan adayımız Alper Yeğin’de burada. Sancaktepe için önemini biliyorum. Ama Yenidoğan Emek sürecinin oradaki metro başlangıcının çok önemli olduğunu biliyorum. Onu Kadıköy’e Söğütlüçeşme’ye götüren Anadolu yakasının en etkin yoğun ve kalabalık nüfusu birbirine bağlayan muazzam bir başlangıcı yaptık. Hikayesi uzun, o gün anlattım elbet bugün anlatmayacağım. Beykoz’da Çubuklu’da bulunan petrol tanklarının kültür sanat, kütüphane, çöp çerçeve at böyle bir baraka gibi duran yerlerin nasıl bir biblo gibi bir sanata, yaşama, çocuklara, gençlere öğreten eğiten alana dönüştüğünü 65-70 bin metrekarelik alanda gidip görmenizi dilerim ve isterim. Bayrampaşa, Eyüpsultan, alanında yapmış olduğumuz tesisi görmenizi isterim. Tramvayın inşallah bittiğinde hep beraber açtığımızda Eyüpsultan -Bayrampaşa hattında o yoğun nüfusu dört beş tane metro, metrobüs, tramvaya bağladığını yaşayacağız hep birlikte. Dün İSKİ Genel Müdürümüz de bugün burada çok güzel bir tesisi alanı milletimizin kullanımına Terkos’ta karşıda aştığımızı görmenizi isterim. Bakınız sadece burada geçen hep birlikte aştığımız çöp sızıntı suyu ki bugün öğleden sonra da Tuzla’da olacağım. Tuzla’ya bile negatif etkisinin ne kadar derin olduğunu tespit ettiğimiz çöp sızıntı suyunu arıtma tesisini açmıştık. Bakın o tesis, bu tesis, bu ikisi bile bu dönemin çok önemli işleridir. Yani tek başına bu tesisler bile gurur duyulacak, övünülecek işlerdir. Yine atık, katı atık yakma tesisi, ÇED onaylarımız, her şey bitmiş, ihale sürecine gelmiş, hızlıca başlayabileceğimiz ve karşıda oda yerinde açtığımız atık yakma tesisinin aynısını burada da Kömürcü Oda’da da açtığımızda İstanbul’da katı atık yakma tesisleri noktasında güçlü bir seviyeye erişeceğimizin de altını çizmek isterim. Onun da ne yazık ki yatırım planına alınmamasından ötürü, kredisi hazır, imalatı hazır, projesi hazır, yeri hazır. Sadece bir imza hazır. Ama o imzayı da milletimiz 31 Mart’tan sonra böyle takır takır attıracak.
KİMSE, BU YOLCULUKTAN BİZİ GERİ BIRAKAMAZ: Bu eşsiz şehre tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla bize emanet edilmiş paha biçilmez bir hazine olduğunun hepimiz farkında olmalıyız. Onun için ben İstanbul Belediye Başkanlığı’nı İstanbul’un muhafızı olmak şeklinde tarif ediyorum. Kimse, bu yolculuktan bizi geri bırakamaz. İstanbul’un adaletsiz, özgürlükten yoksun, tek renkli, tek seksli bir şehir haline getirilmesine karşı güçlü bir muhafızlık yapıyoruz. İstanbulluların iradesinin yok sayılmasına, hukukun ve demokrasinin askıya alınma girişimlerine karşı, güçlü bir muhafızlık yapıyoruz. Muhafızlık sorumluluğunu ve duygusunu en çok hissettiğim alanlardan birisi de tam da bugün hizmet ettiğimiz ve açılışını yaptığımız çevre konusudur. Rant uğruna çevreyi talan etmeye dayalı projelere asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. Kanal İstanbul denen o büyük ihanet projesine karşı, ilk günden bu yana kararlılıkla sergilediğimiz tavır ve ortada olan o güçlü duruşu asla bırakmayacağız. O ihaneti İstanbul’a yaptırtmayacağız, yapamayacaklar.
HERKES KENDİSİNE ŞU SORUYU SORMALIDIR: İstanbul’un doğasını korumayı dert edinen çevre kirliliğinin yol açtığı büyük sağlık sorunlarının farkında olan herkes, kendisine şu soruyu sormalıdır. İstanbul’da 2019 öncesine dönmek istiyor muyum, istemiyor muyum? Yeşil alanların yapılaşmaya açılmasını isteyen, İstanbul’u kent ormanlarıyla, yaşam vadileriyle yemyeşil görmek isteyen herkes, kendisine bunu sormalıdır. Biz, bu dönemde tek bir yeşil alanı bile, tek bir kamusal alanı bile, tek bir kamuya hizmet eden alanı bile imar değişikliği için Meclis’e götürmedik. Tek bir vatandaşa ait bir yerde, imar rantı yakalamak ve yaratmak adına, İBB Meclisi’ni meşgul etmedik. Ama 5 yılda, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İstanbul’a dair gündemi bu oldu. Onlarca örneğini size sunabiliriz. O bakımdan İstanbul, 2019 öncesine dönerse, rant uğruna çevre katliamları yeniden başlar. Hem de eskisinden daha acımasızca… İstanbul, 2019 öncesine dönerse, bu şehrin başına, her şeyden daha önemlisi Kanal İstanbul gibi, tarihin ve bu coğrafyanın en büyük belası açılır. Çok net.
KANAL İSTANBUL MESELESİNDE, ONLARIN SAMİMİYETSİZLİĞİNİ BİLİYORSUNUZ: 31 Mart seçiminin anlamı budur. Siz, başlarına bela olacak diye, ağızlarına kelimesini bile alamadıkları Kanal İstanbul meselesinde, onların samimiyetsizliğini biliyorsunuz. Asla inanmayın, asla. Bu kadar olmaz. Ben bir şey yapacak olsam, çıkar bunu anlatırım. ‘Yapacağım’ derim yani. ‘Yapmayacağım’ derim. Kanal İstanbul kelimesini ağızlarına alamıyorlar. Birazcık dürüstlük, birazcık mertlik varsa, çık açıkla. Çık o zaman imza ver, de ki milletin huzurunda, ‘Ben buna gidiyorum ve dava açıyorum, yokum.’ Yapamaz. Tek kişi var baktığı… İki dudağının arasından ne çıktığının, onun için hayati bir mesele olduğu, tek kişi var. Oraya bakar; ona göre hareket eder. Oraya bakar; imza atar ya da atmaz. Biz de diyoruz ki, ‘Kardeşim, bu seçim, milletin özgürleştiği seçim olmaya devam edeceği seçimdir. İstanbul, 2019 öncesine dönmeyecek.’ 2019 öncesine dönmek istemiyor musunuz? İstiyor musunuz? Buna bakacaksınız.
SANDIĞA GİTMEZSENİZ, OYLARI BÖLERSENİZ, İSTANBUL, 2019 ÖNCESİNE DÖNME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA KALIR: Buradan çok net söylüyorum: Sandığa gitmezseniz, oyları bölerseniz, İstanbul, 2019 öncesine dönme riskiyle karşı karşıya kalır. Hem de her alanda 2019 öncesine dönme riskiyle karşı karşıya kalır. Bir avuç insan, sosyal yardımları eski seviyesine indirir. Metro yapımı yavaşlar ve hatta durur. Deprem toplanma alanları, ranta kurban gider. İmara açılmaya devam eder. Daha da kötüsü, kentsel dönüşüm mağduru yaratmaya devam ederler. Fikirtepe gibi rezil ortamlar yaratırlar. Partizanlığın, rantçılığın kirli elleri, yeniden İstanbul’un bütün kurumlarına, kreşlere, yurtlara kadar uzanmasına sebep olur. İstanbul’u tek renkli, tek sesli bir şehir yapmak için, müdahalelere başlarlar. İstanbul’un çeşitliliğini kaldıramazlar. İstanbul’un her kesimine, her grubuna, her yaşam biçimine saygıyı ortadan kaldırırlar. Onun için ben buradan herkese söylüyorum: Uyanık olun, uyanık olalım ve İstanbul’un 2019 öncesine dönmesine geçit vermeyelim. İstanbul’u çevreye duyarlı, adil, üretken, huzurlu ve mutlu bir şehir yapma hedefi doğrultusunda hep birlikte yürüyelim. Bu anlamda hızımızı düşürmeyelim. Geri dönmeden, daha büyük hedefler, daha güzel yarınlar için hep birlikte üretmeye devam edelim. Eğilmeden, bükülmeden, yalpalamadan dosdoğru yürümeyi milletimize gösterdik, hep birlikte yürümeye devam edelim. Gelin bir avuç insanın kaybetmesi, 16 milyon İstanbullunun kazanmaya devam etmesi için, hep birlikte tam yol ileri diyelim. Yolumuz, böyle bir yol olsun.”
“TESİSİN HİKAYESİ VE ÖZELLİKLERİ”
Sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan tehlikeli atıklar ve hastanelerden kaynaklanan tıbbi atıkların yakılarak bertaraf edilmesini sağlayacak tesisin yapımına 4 Nisan 2019 tarihinde başlanıldı. Tesisin yapımında ağırlıklı olarak yerli üretim malzeme kullanıldı. İSTAÇ’a ait Endüstriyel Atık Tesisleri’nden Ara Depolama ve Elleçleme Tesisi’ne alınan atıklar, daha önce, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait Termal Bertaraf Tesisi’ ne gönderilmekte ve bertarafı sağlanmaktaydı. Bu tesis sayesinde İstanbul’un atıkları, yine İstanbul’da bertaraf edilmeye başladı. Böylece, sevk nedeniyle oluşan yüksek nakliye maliyetlerinin, fosil yakıt tüketiminin ve atık taşıma araçlarından kaynaklı emisyonların önüne geçildi. Tesisin bir diğer olumlu katkısı ise, sera gazı emisyonu ve sera etkisi oluşturan fosil kaynaklı yakıtların kullanımı azaltacak olması. Bu şekilde, atıkların nakliyesi esnasında muhtemel çevre kazası riskleri de minimize edilmiş olacak. Tesiste işlem görecek atıkların, hacimsel olarak yüzde 80 oranında azaltımı sağlanacak. 77 bin metrekare alana inşa edilen tesis, yıllık 33.000 ton atık yakma kapasitesine sahip. 7/24 çalışma esası ile işletilecek olan tesis, “döner fırın yakma” prosesi sonrasında yer alan buhar türbini sayesinde elektrik üreterek, yılda yaklaşık 18.000 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak. Tesisin kurulu gücü 5,6 MWatt.
]]>Gökçeoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zarar verme potansiyeline sahip doğa olaylarının, yapılaşma ve planlamadaki yanlışlar, mühendislik prensiplerinin yeterince veya hiç dikkate alınmaması sonucu afete dönüştüğünü vurguladı.
Özellikle depremlerin, afete karşı hazırlıklarını tamamlamayan, yoğun yerleşik nüfus ve ekonomik aktiviteye sahip bölgelerde gerçekleşmesi sonucu kayıp ve zararların arttığına dikkati çeken Gökçeoğlu, nerede hangi doğal tehlikenin gelişebileceğinin farkında olunması gerektiğini söyledi.
Gökçeoğlu, “Bu farkındalığa göre yapacağımız planlamalarla, seçeceğimiz yerleşimlerle, yapacağımız binalarımızla, kamu ve hizmet binalarımızla, demir yolu, kara yolu, otoyol gibi ulaştırma yapılarımızla; bunların altyapı sistemlerini, elektrik, kanalizasyon, su sistemlerini buna göre planlar, projelendirir ve yaparsak hiçbir doğal tehlike bizim için afete dönüşmez. Ufak tefek kayıplarımız olabilir ama afete dönüşmez.” dedi.
Depremin ardından deniz altı heyelanları tsunami etkisi gösterebilir
Karlıova’dan başlayıp Saros Körfezi’ne kadar giden Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun birçok segmentten oluştuğuna değinen Gökçeoğlu, bu segmentlerin neredeyse tamamının son yüzyılda kırıldığını dile getirdi.
Gökçeoğlu, kırılmayan iki segmentten birinin Marmara Denizi, diğerinin Bingöl-Erzincan arasındaki Yedisu segmenti olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla bu ikisi üzerinde bilimsel olarak da teknik olarak da deprem beklentisi var. Depremin, Marmara Denizi’nde daha yakın zamanda olması muhtemel çünkü 1999 depreminden 3 ay sonra Düzce Depremi gerçekleşti. Oradaki segment de kırıldı. 1912’de Saros Depremi var. 1912 ile 1999 depremleri arasındaki bölge şu anda depreme hazır biçimde bekliyor. Halk arasındaki deyimle artık eli kulağında bekliyoruz. Kimilerine göre bu iki parçada kırılır 7’yi bulmaz, kimilerine göre tek parçada kırılır 7,4’e ulaşır.”
Gökçeoğlu, Marmara Denizi’nde sismik çalışmalardan yola çıkılarak elde edilen verilerin olduğunu ancak deniz dibini karadaki kadar net göremediklerine değinerek, “Bu deprem ister 6,9 ister 7,2 olsun öyle ya da böyle İstanbul’u, Kocaeli’yi, Yalova’yı, Bursa’yı, Bandırma’yı hatta Tekirdağ’ı ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip. Yani Marmara Bölgesi’ne hep ‘İstanbul İstanbul’ deniyor ama o bölgenin neredeyse tamamını ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip.” değerlendirmesinde bulundu.
Depremi üretecek aktif fay Marmara Denizi içinde kaldığından kıyısı bulunan kentlerin etkileneceğine işaret eden Gökçeoğlu, İstanbul’a dikkati çekerken diğer şehirleri de gözden kaçırmamak gerektiğini çünkü fayın diğer illere de oldukça yakın konumda bulunduğunu söyledi.
Gökçeoğlu, Marmara Denizi’ndeki fayın kuzey bölgesinde olan ciddi boyuttaki deniz altı heyelanlarının depremin ardından tetiklenmesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle tsunami etkisinin görülebileceğini kaydetti.
Bu kapsamda Anadolu yakasının Avrupa yakasına göre jeolojik açıdan biraz daha şanslı olduğunu belirten Gökçeoğlu, yine de yapı kalitesi, ulaşım ve altyapı ağının, yaşanması muhtemel depremdeki kayıpların boyutunu etkileyecek parametreler olduğunu anlattı.
İstanbul’daki yeni yapıların birçoğunun iyi mühendislik hizmeti aldığını ifade eden Gökçeoğlu, olası depremde İstanbul’daki köprü, tünel ve metro sistemlerinde hasar oluşmasını beklemediklerini, eski, birbirine girmiş, planlama ve mühendislik hizmeti doğru olmayan eski yapılarda ise hasarın kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.
]]>İSKİ’nin 140 yıllık tarihi canlandırarak restore ettiği ‘Terkos Kültür Evi’ açılışında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu süreçte hep birlikte üretmeye devam edeceğiz. Biz, gündüzleri temellerimizi sığdıramadığımız için gece de zamanınızı alıyoruz; kusurumuza bakmayın. Gece, gündüz çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
İBB İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), yapımı 1883 yılına tarihlenen ve 1885 yılından itibaren Terkos Gölü’nden İstanbul’a su gönderen, Osmanlı döneminin ilk modern su tesisi pompa istasyonunu restore etti. Kentin kültür-sanat ve sosyal hayatına kazandırılan Terkos Kültür Evi; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Cem Aydın, İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve CHP Arnavutköy Belediye Başkan Adayı Tekin Aras’ın katılımlarıyla bu akşam açıldı. “Terkos” kelimesinin suyla özdeşleşmiş bir anlamı olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Terkos denince, aklımıza İstanbul’un en büyük su kaynağı gelir. ve bunu korumak hepimizin sorumluluğu” dedi.
“5 TARİHİ YAPININ BAKIM VE ONARIMINI YAPTIK”
Terkos Kültür Evi’ne dönüştürdükleri alanın, teknolojik gelişimlerin hızlanmasıyla süreç içerisinde müze vasfına büründüğünü aktaran İmamoğlu, “Burada, tarihi bir mirasa sahip çıkıyoruz” diye konuştu. Terkos Kültür Evi bünyesinde müzeyle birlikte kültür alanları ve BELTUR Kafe gibi sosyal alanların bulunduğu bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Burasının Arnavutköy, Çatalca bölgesine hitap etmesini arzu ediyorum. Ama ben eminim ki, bu alanı Tekin Aras Başkanımla birlikte, çok güzel buluşmalara, çok değerli kültürel buluşmalara, çok değerli sanatsal buluşmaları açacağız. Burada 5 tane tarihi yapının bakım ve onarımını yaptık. ve yapımızın hizmete sunulmasıyla beraber, özellikle yeme-içme alanımızın ve buradaki çok kıymetli kültür alanımızın ilgi göreceğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“YARADAN, GÖNLÜ GÜZEL VE İYİ İNSANLARIN DUASINI KABUL EDER”
“Bugün Ramazan’ın ilk günü” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Ramazan ayında ben hep derim ki, ‘Ya Rabbi, bizi hep güzelliklerle buluştur. Bizi güzel insanlarımızın sağlıklı, mutlu, huzurlu olduğu günlerde bir araya getir. Yüzümüz hep güleç olsun. Birbirimize selam verelim. Birbirimize hoşgörümüz bol, önyargımız hiç olmasın. Birbirimizi sevelim, sayalım, yaygı duyalım. Birbirimizin iyiliği için mücadele edelim.’ Bu memleketin her insanı, bizim insanımız. Allah, bu memleketin her insanını iftiradan, yalandan, gıybetten korusun. Onun için ben diyorum; Yaradan, gönlü güzel ve iyi olan insanların duasını kabul eder. Bizim milletimiz, öyle bir millet. Bu güzel millet, şu anda İstanbul’da, Arnavutköy’de bir arada yaşıyor. Daha mutlu olacak. Çok güzel işler başaracağız. Size hak ettiğiniz ortamları oluşturacağız. Siz, buralarda huzurlu olacaksınız. Bizim inancımızın, bizim dinimizin bize bahşettiği güzel günlerde, güzel aylarda, Ramazan ayında da bir arada olacağız, milli bayramlarımızda da bir arada olacağız.
“CUMHURİYET, HER VATANDAŞI EŞİTLER”
Cennet vatanımızın bir karış toprağına sıkıntı gelemez, getirmeyiz. Bir vatandaşımızı bile geride bırakmayız, bırakamayız. Hepsi bizim. Bu vatanın her parçası bizim. Cumhuriyet nedir biliyor musunuz? Cumhuriyet, her vatandaşı eşitler. Şu gördüğünüz İstanbul’a belediye başkanı seçtiğiniz kardeşinizin, hemşehrinizin hakkıyla, hukukuyla; Tekin Aras’ın hakkı, hukuku eşittir. Sizlerin herhangi birisiyle benim hakkım, hukukum eşittir. Hiç kimse bir milim fazla, bir milim az değildir. Onun için biz, eşitlik hukuku içerisinde insanlarımızın hakkını, hukukunu koruyan bir düzeni şehirlerimizde var edeceğiz. Güzel, liyakatli insanları yönetici seçeceğiz. Ahlaklı ve erdemli bir dönemi İstanbul’un her yerinde harekete geçireceğiz göreceksiniz. Ne kazanacak? Sevgi kazanacak, sevgi. Ne kazanacak? Arnavutköy’de Tekin Aras kazanacak. Ona göre hemşehrilerimizden destek istiyoruz.
“BİRLİKTE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Burada hemen yanı başındayız. Çatalca’da da -televizyon programı vardı yetişemedi- Erhan Güzel kardeşimi unutmayın. O da güzel bir kardeşimiz. İki genç arkadaşımız, Tekin Aras ve Erhan Güzel, iki ilçede gençliğiyle, enerjisiyle, iyi niyetiyle, kalbiyle, çalışkanlığıyla iki ilçeyi omuz omuza, İstanbul’un en yaşanılır ilçesi haline getirecek. Bu kardeşiniz de onlara ağabeylik yapacak. Birlikte, ortak akılla, çok başarılı olacağız. Size söz veriyoruz. Şafak Bey, Suat Bey ve diğer arkadaşlarımızın özenli çalışmaları, bize bugünü kazandırdı. Elbette bu süreçte hep birlikte üretmeye devam edeceğiz. Biz, gündüzleri temellerimizi sığdıramadığımız için gece de zamanınızı alıyoruz; kusurumuza bakmayın. Gece, gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”
]]>
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beyoğlu’ndaki Hasköy Kültür Sanat ve Gösteri Merkezi’nde düzenlenen Engelsiz Gönüller İftar Sofrası programında vatandaşlarla bir araya geldi. Kurum, programda Ramazan ayının ilk iftarını engelli vatandaşlar ve aileleriyle birlikte yaptı. İlgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Hangi makamda olursak olalım ilk makamımızı asla unutmayacağız”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Ramazan demek birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşma demektir. Onun da ötesinde Ramazan bereket demektir. Ramazan sabrın, şükrün, affın, bağışlanmanın ve merhametin adıdır. Bu yüzden hangi makamda olursak olalım ilk makamımızı asla unutmayacağız. Adaletten, merhametten, yaşamdan ve haklıdan yanayız. Biz Ramazan ayında kendimiz için olduğu kadar ümmetin yetim evlatları için de merhamet diliyoruz. Özellikle de zulümle, işgalle, savaşla, açlıkla mücadele eden kardeşlerimiz için de merhamet diliyoruz. Gönül coğrafyamızda yara alan her bir bölgemiz için, her bir kardeşimiz için Allah’tan yardım, kurtuluş, barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum. Bugün yüreklerimiz Filistin için, Gazze için çarpıyor. Bu mübarek Ramazan ayında da insanlığın kalbi, gözü, kulağı Gazze’de. Gazze ümmetin ve insanlığın sesi, nefesi, canı, kanı, yarası, derdi olmuş durumda. Bu Ramazan ayında istiyoruz ki Gazze insanlığın yarası değil sevinci olsun. İstiyoruz ki, Gazze insanlığın acısı değil, umudu olsun. Gazze’de hukuksuzluk dursun. Gazze’de acımasız, insanlık dışı saldırılar dursun. Abluka son bulsun. Ramazan ayının Gazze başta olmak üzere tüm dünya mazlumlarına barış getirmesini, huzur getirmesini, hayırlar getirmesini yüce Rabbim’den niyaz ediyorum” dedi.
“İstanbul’umuzu hep birlikte dirençli hale getireceğiz”
“İstanbul’umuzu tüm doğal afetlere karşı koruyacağız” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz her zaman 81 ilimize en güzel hizmetleri götürmenin gayretiyle çalıştık. Gece gündüz demedik, milletimizin acı gününde, zor gününde, her anında hep yanında olduk. İşte asrın felaketinde 11 ilde üç ayda 180 bin konutun yapımını biz başlattık. Elazığ depreminin ardından yaptığımız konutlarla milletimize huzurlu ve güvenli bir yaşamı biz sunduk. Manavgat’ta tarihin en büyük felaketi sonrası 1 yıl geçmeden yaptığımız yeni sıcak yuvaları biz teslim ettik. Kastamonu’daki sel felaketinin ardından Bozkurt’u kısa sürede yeniden biz ayağa kaldırdık. İzmir’de binlerce sağlıklı konutu vatandaşlarımıza biz kazandırdık. Giresun’da sel felaketinin ardından Dereli’yi adeta yeniden biz inşa ettik. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz, yapacaklarımızı anlatıyoruz. 81 ilde 350 bin konut dönüştürmüş, sadece İstanbul’da 170 bin afete dirençli yuvalar yapmış bir kardeşiniz olarak aynı anlayışla 1 Nisan’da İstanbul’da kentsel dönüşümü başlatacağız. 650 bin konut projemizi gereksiz görenlere rağmen biz İstanbullu hemşehrilerimizi yeni ve güvenli yuvalarına kavuşturacağız. Deprem başta olmak üzere İstanbul’umuzu tüm doğal afetlere karşı koruyacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte dirençli hale getireceğiz.”
“İstanbul Özel Eğitim Kampüsü’nün inşasına süratle başlayacağız”
Engelliler için engelsiz seferberlik ilan edeceklerini belirten Kurum, “İstanbul’umuzda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı yürütürken yaşam alanlarımızı tamamen engelli kardeşlerimize uygun bir şekilde tasarlıyoruz. Sizleri risksiz İstanbul’un yanında engelsiz İstanbul’a, çilesiz İstanbul’a kavuşturacağız. İstanbul’da yaşamak özellikle siz değerli kardeşlerimiz için artık çileye, eziyete dönüştü. Kullandığınız asansörler çalışmıyor. Otobüslerdeki, metrobüslerdeki engelli rampaları açılmıyor. Metrolardaki yürüyen merdivenler bakımsızlıktan dolayı çalışmıyor. Kaldırımlarda engelli kardeşlerimiz için ayrılan alanlar işgal edilmiş durumda. Bu yüzden biz sizlere uğraştıran değil, ulaştıran bir İstanbul vaat ediyoruz. 1 Nisan’dan itibaren engelli kardeşlerimiz için ‘Engelsiz Seferberlik’ ilan edeceğiz. Tüm İstanbulluların ellerini engelli kardeşlerimizin mutluluğu için birleştireceğiz. İşe tesisleşmeden başlayacağız. İçerisinde okulların, spor merkezinin, hobi bahçesinin, atölyenin ve inovasyon merkezinin olduğu İstanbul Özel Eğitim Kampüsü’nün inşasına süratle başlayacağız. Burada çalışacak uzmanlarımız 7 gün 24 saat engelli kardeşlerimin hizmetkarı olacak” şeklinde konuştu.
“İstanbul’umuzda 10 yeni engelsiz yaşam merkezimizi hızla açacağız”
Engelli vatandaşlar için projelerini anlatmaya devam eden Murat Kurum, “İstanbul’umuzda 10 yeni engelsiz yaşam merkezimizi hızla açacağız. Mevcut merkezlerin niteliklerini de dünya standartlarına ulaştıracağız. Engelsiz sosyal yaşam alanları ve koordinasyon merkezlerinin sayısını da, çeşidini de artıracağız. Otizmli kardeşlerimiz için eğitim, bakım ve gelişim hizmetleri vereceğiz. İki otizm merkezini, Anadolu ve Avrupa yakasında inşa edeceğiz. Engelli kardeşlerim, şehrin her imkanından eşit bir şekilde faydalanacak. Bizim dönemimizde engelsiz şehir uygulamaları şehrin her yerine yayılacak. İstanbul erişilebilir bir şehir olacak. Akıllı uygulamalarla engelli kardeşlerimin şehirde çok rahat bir şekilde hareket etmesine imkan sağlayacağız. Yeni engelliler şehri artık İstanbul’un tüm ilçelerinde engelli kardeşlerimizle uyum içerisinde bu hizmetler sunulacak. Engellilere evde bakım hizmeti kapsamında vereceğimiz eğitimlerle uzmanlaştırdığımız kadrolarla hizmet edeceğiz. Biz engelli kardeşlerimizin her anında hep yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Programa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, AK Parti İl Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Mehmet Fatih Serdar, AK Parti İstanbul Engelliler Komisyonu Başkanı Yusuf Demir ve çok sayıda engelli vatandaş ile aileleri katıldı. – İSTANBUL
]]>ERDOĞAN’IN “BİZİM YAPTIKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYOR” SÖZLERİNE DE YANIT VERDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İBB 5 yılda kaç metro yaptı, bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor’ açıklamasını da değerlendiren İmamoğlu, “Vallahi tabii bir imza bile atmaktan imtina ediyorsanız bir insanın yapmış olduğu 65 kilometreyi görme şansınız yok. Bu demek oluyor ki İstanbul’dan çok uzak. Umarım bir gün vatandaşın arasına karışır da o metroya binme şansı olur, bekleriz. Her birine gezdirebilir, bindirebilir, dolaştırabiliriz” şeklinde konuştu.

“MURAT KURUM ÖNCE MİLLETTEN ÖZÜR DİLEYECEK”
Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un ‘Yarı zamanlı belediye başkanı’ sözlerini ve ‘Metro ve metrobüs duraklarını görmüyor, ben olsam istifa ederdim’ açıklamaları hakkında da konuşan İmamoğlu, “Açık söyleyeyim, yani kendisinin istifa edeceği hayatına dair çok şey var ama ben milletten özür dileyene kadar bu seviye düşüklüğü gösteren sözlerini asla muhatap almayacağım. Kent Lokantası ve bu süt dağıtımıyla dalga geçen bir insanın önce ağzı dolu dolu bir şekilde bu milletten özür dilemesi lazım. Dil sürçmesi ile 4 cümle kurulmaz. Dil bir kelimeyle sürçebilir yani. O normal ama öyle değil. Diş sürçmesi değil. Önce milletten özür dileyecek ondan sonra belki muhatap alabilirim kendisini” diye konuştu.
BAŞAKŞEHİR’DE BELEDİYE OTOBÜSÜNÜN BOZULMASI HAKKINDA
‘Başakşehir’de belediyeye ait bir otobüs bozuldu gibi gösterilerek çekim yapıldığı iddia ediliyor, siz gördünüz mü?’ sorusuna da yanıt veren Ekrem İmamoğlu, “Gördüm evet. Yine bir otobüsün bozukluğuyla ilgili çekim yapan aklı kıt arkadaşlar, bu aklı kıt arkadaşlara ajans denir mi bilmiyorum ama daha da aklı kıt arkadaşlar bu ajansla çalışan kim varsa, adı neyse, parti, yönetici, o, bu şu beni çok ilgilendirmiyor. Gerçekten sıradan bir durum. Ahlak dışı bir durum ama milletimiz görüyor yani. Ramazan’ın ilk gününde yaradan onlara akıl versin. Allah onları ıslah etsin. Allah herkese doğru yolu göstersin. Doğru yoldan ayırmasın. Milletimize de huzurlu bir Ramazan ayı diliyorum” dedi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İstanbul’da 5 yıl bitti. İBB kaç metro yaptı? Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor” açıklamasına tepki göstererek “Bir imza bile atmaktan imtina ediyorsanız bir insanın yapmış olduğu 65 kilometreyi görme şansınız yok. Bu demek oluyor ki; İstanbul’dan çok uzak. Umarım bir gün vatandaşın arasına karışır da o metroya binme şansı olur.Bekleriz. Her birini de gezdirebilir, dolaştırabiliriz.” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattının sözleşme imzalama töreninin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
“KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİM YOLUMUZ AÇIKTIR“
Bir gazetecinin. “Cumhurbaşkanı ‘Tam yol ileri’ sloganınızı dile getirdi ve ‘yolu açık olsun’ dedi sizin için. Nasıl cevap verirsiniz?” sorusu üzerine İmamoğlu, “Duyunca birkaç kez izledim açıkçası. Söylemişti de sayın cumhurbaşkanı da bir gün bana oy verecek. Dinleyince de direkt o geldi aklıma tam yol ileri, yolu açık olsun cümlesi oy vereceğin insana söylenir. Muhtemelen gönlünden geçen şey, yani oyun kimin hakkı olduğu çok noktasında bu duygu dile getirilir diye düşünüyorum. Kendisine teşekkür ederim. Yolumuz açıktır. Merak etmesin. İstanbul için çok başarılı bir 5 yılı daha İstanbul’umuza yaşatacağız. Bana verdiği duygu bu. Açık söyleyeyim. Yolu açık olsun.” dedi.
“UMARIM BİR GÜN VATANDAŞIN ARASINA KARIŞIR DA O METROYA BİNME ŞANSI OLUR”
İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’da 5 yıl bitti. İBB kaç metro yaptı? Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor” açıklamasının hatırlatılması üzerine şu cevabı verdi:
“Vallahi. Tabii bir imza bile atmaktan imtina ediyorsanız bir insanın yapmış olduğu 65 kilometreyi görme şansınız yok. Bu demek oluyor ki İstanbul’dan çok uzak. Umarım bir gün vatandaşın arasına karışır da o metroya binme şansı olur. Bekleriz. Her birini de gezdirebilir, dolaştırabiliriz.
“ÖZÜR DİLEYENE KADAR ASLA MUHATABA ALMAYACAĞIM”
Rakibi Murat Kurum’un kendisiyle ilgili “yarı zamanlı belediye başkanı” tabiri ve “Otobüs durakları, metrobüs duraklarıyla ilgili o görüntüleri ben görsem istifa ederdim” açıklaması hakkında da İmamoğlu şöyle konuştu:
“Bunu açık söyleyeyim. Yani kendisinin istifa edeceği, hayatına dair çok şey var ama ben milletten özür dileyene kadar bu seviye düşündüğü gösteren sözlerini asla muhataba almayacağım. Kent lokantası ve bu süt dağıtımıyla dalga geçen bir insanın önce ağzı dolu dolu bir şekilde bu milletten özür dilemesi lazım. Dil sürçmesin falan… O dil sürçmesiyle dört cümle kurulmaz. Dil bir kelimeyle sürçebilir yani o normal ama dil sürçmesi değil. Önce milletten özür dileyecek ondan sonra belki muhatap alabilirim kendisini”
“ALLAH ONLARI ISLAH ETSİN”
Sosyal medyaya yansıyan Başakşehir’de bir belediyeye ait bir otobüsün bozulduğu gibi gösterilerek yapılan çekim hakkında İmamoğlu “Yine bir otobüsün bozukluğuyla ilgili çekim yapan aklı kıt arkadaşlar, bu aklı kıt arkadaşlara ajans denir mi bilmiyorum ama daha da aklı kıt arkadaşlar, bu ajansla çalışan kim varsa, adı neyse, parti, yönetici, o, bu, şu beni çok ilgilendirmiyor. Gerçekten sıradan bir durum. Ahlak dışı bir durum ama milletimiz görüyor yani. Ramazan’ın ilk gününde Yaradan onlara akıl versin. Allah onları ıslah etsin. Allah herkese doğru yolu göstersin. Doğru yoldan ayırmasın. Milletimize de huzurlu bir Ramazan ayı diliyorum” diye konuştu.
]]>Doğum tarihi çeşitli kaynaklarda 22 Mart 1936 olarak belirtilen sanatçı, gazeteci Seral Cumalı’ya verdiği bir röportajda, “8 Ağustos 1936’da Adana’da doğdum. Babam Kafkasyalı Türkmen. Anne tarafından Giray Han’ın soyundan geliyorum. Babam Suphi Bey, Devlet Demiryolları güney hattında veznedardı.” ifadelerini kullanmıştı.
Babası Sufi Beyin görevi dolayısıyla eğitimine Halep’te, Frere Maristes’te başlayan ve Adana Kemal Paşa İlkokulunda devam eden sanatçı, o günleri ise şu sözlerle aktarmıştı:
“Halep’teki Frere Maristes adlı Fransız mektebine gidiyor, tatillerde Adana’ya geliyordum. Annem keman ve ud çalar keyfince, ablam piyano çalarak Fransızca şarkılar söylerdi. Babamın tarafında herkes bir enstrüman çalar, güzel şarkı söylerdi. Evde fasıl kurulur, hepsi birer radyo icracısı gibi öyle güzel icra ederdi ki şarkıları. Ben de onları dinler, feyz alırdım. Doğduğumda dedem anneme bir gramofon vermiş. Dedem ve babamın getirdiği taş plaklardan Tino Rossi, Caruso, Mozart, Hafız Burhan, Münir Nurettin plaklarını dinlerdik. Dinlediğim şarkıları çok güzel söylüyordum. İstanbul’a yerleşince, ortaokulda teneffüslerde arkadaşlarımın ısrarı üzerine bahçe duvarına çıkar, şarkı söylerdim.”
İlk müzik grubunu lise yıllarında kurdu
İstanbul’da Fatih Gelenbevi Ortaokuluna giden sanatçı, 1951’de başladığı Sultanahmet Ticaret Lisesinden mezun oldu. Lise yıllarında İstanbul’da Şevket Uğurluel, Kanat Gür, Salim Ağırbaş ve Metin Ersoy ile kurduğu ilk grubuyla Florya plajında müzik yaptı.
Erol Büyükburç, bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarına devam ederken diğer yandan Alis Rosental’dan şan dersleri aldı.
İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisinin Yüksek Ticaret bölümünde okuyan sanatçı, üçüncü sınıfta okuldan ayrıldı.
Başarılı sanatçı, kendi adına kurduğu ilk orkestrası Erol Büyükburç Vokal Grubu ile çeşitli müzik türlerinin Türkiye’deki öncü uygulayıcısı oldu. “Little Lucy” adlı bestesini 1961’de plak yapan sanatçı, ardından “Kiss Me”, “Lover’s Wish” ve “Memories” adlı bestelere imza attı.
1964’te Balkan Melodileri Festivali’ne katıldı
Büyükburç,1950’li yıllarda İngilizce sözlü yabancı besteleri yorumlamaya başladı ve daha sonra folk düzenlemelere imza attı.
Milli Orkestra ile 1964’te Belgrat’ta yapılan Balkan Melodileri Festivali’ne katılan sanatçı, farklı giyim tarzına ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Anadolu popunun ortaya çıkışı, benim halk türkülerini aranje etmemle başlayan süreçtir. Farklı olmak istiyordum. Zeki Müren ve diğer şarkıcılar sahnede siyah smokinle şarkı söylüyordu. ‘O kadar ciddiyete gerek yok.’ dedim. Las Vegas ve Hollywood’un pırıltısını sahne şovlarıma uyguladım ve kıyafetlerimde çok cüretkar davrandım.” ifadelerini kullanmıştı.
Sanatçı, 1992’ye kadar çocuk şarkılarının yanı sıra kendi hazırladığı kukla karakterleri ve kukla oyunları için şarkılar yaptı, 1990’dan 2007’ye, TRT için tango emisyonlarına imza attı, yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp yorumladı.
İlk albümü “Sevgi Çiçekleri”ni 1975’te müzikseverlerle buluşturan sanatçı, 1981’de “Sevemem” adlı şarkısının da aralarında olduğu “Sen Varsın”ı yayımladı. Albümdeki Sevemem şarkısı ile ün kazandı.
İstanbul’daki evinde 12 Mart 2015’te yaşamını yitiren sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
200’e yakın ödül aldı
“Kırık Kalp”, “Yasemin”, “Hop Dedik”, “Dünya Durdukça”,”Karakaş Gözlerin Elmas”, “Ağlarım”, “Aşk Yolunda” ve “Zeynebim” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu 6 taş plak, 5 long play, 75 tane 45’lik, 9 kasete imza atan sanatçı ayrıca, 20 fotoromanda yer aldı.
Türkiye’nin Elvis’i olarak da anılan sanatçı, kariyerinde 200’e yakın ödüle değer görüldü, 1800 kadar şarkı yorumladı.
Yaşamı boyunca 33 filmde rol alan sanatçının oynadığı filmlerden bazıları şöyle:
“Neşeli Aşıklar”, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Gençlik Türküsü”, “Sus Sus Kimseler Duymasın”, “Menekşe Gözler”, “Turist Ömer Arabistan’da”, “Kavanoz Dipli Dünya”, “Kader Rüzgarı”, “Kurban Olayım”, “Nerdesin Firuze”, “Hababam Sınıfı Merhaba” ve “Hırçın Kız Kadife”
]]>Fatih Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Başkan Adayı M. Ergün Turan’ın proje tanıtım ve lansman programı Fatih’te bulunan Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, AK Parti İstanbul Milletvekili Yıldız Konal Süslü, AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker, AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, siyasi parti yöneticileri, il ilçe protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. AK Parti Fatih Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Turan, 5 yıl içerisinde gerçekleştirilen 400 projenin anlatıldığı sunumda kentsel dönüşüm, otopark sorunu ve kültürel miras gibi konuları anlattı.
Sürdürülebilir bir şehircilik anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Fatih Belediye Başkanı Turan, “Biz Fatih’te kimliksiz görünüme, niteliksiz yapılaşmaya müsaade etmedik bundan sonra da etmeyeceğiz. Fatih’te olanı, Fatih’e ait olanı mutlaka koruyacağız, Fatih’i, Fatihliler için avantajlı bir şehir haline getireceğiz. İlçemizi, kendi sakinleri için, ailelerimiz için öncelikli ve avantajlı bir hale getireceğiz. Çünkü bu şehir bize emanet. Bu emaneti gözümüz gibi sakınacağız. Suriçi’nde, günümüzün ihtiyaçlarına çözüm üreten, aynı zamanda geleceği de düşünen, sürdürülebilir bir şehircilik anlayışıyla hareket ediyoruz. Hepimiz, şiir mısralarında, şarkı nağmelerinde yüceltilen, tablolarda zevkle resmedilen “bir zamanların İstanbul”unu hasretle yad ediyoruz. Hepimiz, üzerinde medeniyetlerin yeşerdiği bu güzel şehirde, hayatı yavaş, tadına vara vara, güven ve sükünet içinde yaşamayı çok istiyoruz. Bu beş yılda, bunun adımlarını attık, devamını getirmeye kararlıyız: İnsanı yaşatan, çevreye ve canlı yaşamına saygılı, bütün yönleriyle mamur, ihya olmuş İstanbul’u Suriçi’ne mutlaka getireceğiz” dedi.
“Türkiye Yüzyılı’nın Fatih’ini inşa ediyoruz”
Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için kararlılıkla ilerlemeyi hedeflediklerini söyleyen Turan, “Biz, Fatih’i bir köprü kabul ediyoruz. Geçmişle geleceği birbirine bağlayan, Doğuyla Batıyı, klasikle çağdaşı, hayalle gerçeği, gayretle başarıyı, umutla mutluluğu buluşturan yarınlara açılan bir köprü yarınlara uzanan bütün yollar bizden, bu köprüden geçiyor. Bu köprünün her taşını aşkla döşüyoruz, Türkiye Yüzyılı’nın Fatih’ini inşa ediyoruz. Tüm bu felsefe ile oluşturulan, önümüzdeki 5 yılı kapsayan 2024-2029 vizyonumuz ile Fatih’in; afetlere ve iklime karşı fiziksel, sosyal ve ekonomik dayanıklılığını sağlamayı, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için kararlılıkla ilerlemeyi, konforlu bir ulaşım altyapısı ile erişilebilirliği artırmayı, gelişen dünya şartlarına entegre olarak her alanda yeniliği ve inovasyonu desteklemeyi, yerel ekonomiyi büyütüp geliştirmeyi, kent içi güvenliği artırarak halkın huzur ve güvenliğini sağlamayı, kültürel mirası koruyup değerleriyle geliştirmeyi, herkes için kapsayıcılığı ve eşitliği güçlendirmeyi, ve son olarak kadınların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve dezavantajlı herkesin kazanacağı bir Fatih’i birlikte oluşturmayı amaçlar” ifadelerini kullandı.
“400 proje ile Fatih’i daha yaşanabilir hale getirmek için adımlar attık”
Fatih’i daha yaşanabilir hale getirmek için adımlar attıklarını söyleyen Turan, “Geçmiş dönemde gerçekleştirdiğimiz 400 projenin başarısıyla, Fatih’i daha yaşanabilir bir ilçe haline getirmek için önemli adımlar attık. Çizdiğimiz vizyon ile; kişi başına düşen yeşil alan ve donatı alanlarının olması gereken noktaya gelmesini amaçlıyoruz. Bu çalışmalar; şehirdeki bütün paydaşların katılacağı ortak bir yönetişim anlayışıyla icra edilecektir. Bu sunum; vaatler belgesinden ziyade; şehrin gelecekteki değişimini ve gelişimini ortaya çıkaracak bir vizyon belgesinin 5 yıllık kısmını içermektedir. Tüm bu koyduğumuz ilkeler ve stratejiler; üst ölçekte, bu önemli bir vizyonun parçalarını oluşturmaktadır” diye konuştu.
“Murat Kurum Başkanımız ile İstanbul’un en uzun yeşil koridorunu hayata geçirmek istiyoruz”
Marmara’dan Haliç’e kadar, İstanbul’un en uzun yeşil koridorunu hayata geçirmek istediklerini söyleyen Turan, “Gelecekteki dönem Murat Kurum Başkanımız ile; toplam yeşil alan miktarımızı 2019’a göre yüzde 106 artırarak, 1 milyon 801 bin metrekareye çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında park alanları olarak belirlenmiş ancak henüz projelendirilmemiş 197 bin metrekarelik alanları kamulaştırarak, üzerlerinde bulunan 429 adet yapının kaldırılmasını sağlayacağız. 2019 yılından bugüne kamulaştırma süreci yürüterek; 2 bin kişi ile uzlaşarak kazandırdığımız; Topkapı’dan Yedikule’ye kadar büyük bir kısmını tamamladığımız Kara Surları Millet Bahçesi Projesinin devamı olarak; önümüzdeki dönem; Topkapı’dan Ayvansaray’a kadar olan hattı, halkımızın kullanımına açarak; Marmara’dan Haliç’e kadar, İstanbul’un en uzun yeşil koridorunu hayata geçirmek istiyoruz” dedi.
“İstanbul Emniyet Müdürlüğü taşınacak”
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün taşınmasıyla şehri daha yaşanabilir kılmak adına önemli bir adım atacaklarını söyleyen Turan, “Vatan Bulvarı üzerinde konumlanan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün taşınmasıyla şehri daha yaşanabilir kılmak adına önemli bir adım gündemimizde. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, hali hazırda yaklaşık 4 hektarlık bir alanı kaplamaktadır ve taşınmasıyla şehri daha yaşanabilir kılmak adına önemli bir adım atılmış olacaktır. Emniyet Müdürlüğü’nden boşalacak alan, çevresiyle birlikte yeniden ele alınacak; konut ve yaşam alanı olarak planlanmaktadır. Bu proje, şehrimizin dönüşümü ve gelişimi adına önemli bir adımı temsil ediyor” ifadelerini kullandı.
“İBB tarafından herhangi bir proje hazırlanmamış olan 80 yapı adası bulunuyor”
İBB tarafından 2019 yılından bu yana herhangi bir proje hazırlanmamış olan 80 yapı adasının olduğunu belirten Turan, “2006 yılında Yenileme Alanı ilan edilen toplam 95 hektarlık alan 198 yapı adasından oluşmakta, Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında 13 ha büyüklüğündeki alan (39 ada) Belediyemiz, 82 ha büyüklüğündeki alan (159 ada) ise Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Bizim sorumluluğumuzda olan 39 adadan 25’inin proje süreçleri tamamlanmış, 14’ünün ise onay süreci İBB de devam etmektedir. İBB sorumluluğunda kalan 159 adanın 63’ünün onay süreci tamamlanmış, 55 adedinin ise onay süreci devam etmektedir. Ancak, 2019 yılından bu yana herhangi bir proje hazırlanmamış olan 80 yapı adasının olduğunu belirtmek isterim. Bu adalara çalışılmadığı gibi; Büyükşehir Belediyesince plan yapımına yönelik bir zorunluluk bulunmadığı halde Süleymaniye Yenileme Alanının tamamında nazım imar planı hazırlıklarına başlandı ve bu süre içerisinde onay bekleyen yenileme avan projelerine ait onay süreçleri durduruldu. Bu bağlamda, ilçemiz sorumluluğundaki 39 adaya ilişkin proje onay süreçlerinin tamamlanması hedeflenmektedir. Ayrıca, Murat Kurum Başkanımızla Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki alanlar ile ilgili proje süreçlerinin eşzamanlı olarak yürütülmesi planlanmaktadır. İBB ve Fatih Belediyesi işbirliğinde Süleymaniye Kentsel Dönüşüm Projesi ile Fatih yine kazanacak, geçmişiyle geleceği buluşturacak ve daha yaşanabilir bir şehir haline gelecektir” diye konuştu.
“Otopark sorununa çözüm sağlayacağız”
Otopark sorununun çözmek için Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemini oluşturacaklarını söyleyen Turan, “Otopark sorununu çözmek amacıyla hayata geçireceğimiz bir diğer önemli proje Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi olacak. Fatih’te, toplam otopark kapasitesinin yüzde 70’ini yol üstü parklanma alanları oluşturuyor ve bu alanlar özellikle dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından kullanılıyor, bu sebeple, yol üstü otopark alanlarını önceliklendirerek projelendirme çalışması yaptık. 2023 yılı Aralık ayında yaptığımız “Otopark Araştırma Çalışması” na göre; Yol kenarında otopark bulmak için harcanan ortalama sürenin 30 dakika olduğu, araç park edilen nokta ile ev arasında yürüme mesafesinin ortalama 11 dakika olduğu, Yolüstü Otopark projesini destekleyenlerin yüzde 65 oranında olduğu tespit edildi, 2018 yılında sadece Akşemsettin-İskederpaşa bölgesinde yol üstüne park etmiş araç sahipleriyle birebir yapılan görüşmeye göre, yol üstündeki parklanmaların sadece yüzde 18.5’i konut sakinlerine ait. Yüzde 41.2 müşteri veya misafir, yüzde 24.4’ü ise işyeri sahibi veya çalışanı. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda; İlk etapta, yol üstü parklanma için en zor bölgelerden biri olan Akşemsettin-İskenderpaşa bölgesini seçtik.İkinci etapta ise Seyyid Ömer, Şehremini, Ali Kuşçu ve Molla Gürani mahallelerinde de benzer projeleri hayata geçireceğiz. Bu projelerle, yol üstü park alanları mahallede yaşayanların hizmetinde olacak ve iskan dışı kullanımı kısıtlayarak otopark sorununa çözüm sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
“Önümüzdeki dönem; tarihi hanları canlandıracağız”
Turizmin ekonomik faydalarını herkes için erişilebilir hale getirmeliyiz diyen Turan, “İstanbul’un fethiyle beraber Suriçi’nde inşa edilen cami ve mescitler şehrin Müslüman-Türk kimliği kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Fatih Belediyesi olarak, günümüze ulaşamayan 26 cami ve mescitin ihyasına yönelik envanter, proje ve rekonstrüksiyon çalışmaları yürütüyoruz, bu kapsamdaki çalışmalarımıza, önümüzdeki dönem de devam edeceğiz. Fatih; tarihi ve kültürel mirasıyla sadece İstanbul’un değil, aynı zamanda ülkemizin de gözde turizm destinasyonlarından biridir. Bu değerli mirasın sürdürülebilir bir şekilde korunması ve turizm ekonomisinin Fatih halkına adil bir şekilde yansıtılması, ilçenin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları olarak iş birliği içinde hareket ederek, turizmin ekonomik faydalarını herkes için erişilebilir hale getirmeliyiz. Bu anlamda önümüzdeki dönem; tarihi hanları canlandıracağız. Eminönü’ndeki hanlar bölgesinin ekonomik ve mekansal dönüşümü, hedefimizin merkezinde yer alıyor. Bu kapsamda, 1. etapta Büyük Valide Han, Büyük Yeni Han ve Balkapanı Han’ı yeniden hayata döndüreceğiz. 2. etapta ise Yol Geçen Han, Bodrum Han, Çukur Han, Cebeci Han ve Astarcı Han’ı da kapsayan geniş bir dönüşüm sürecini başlatacağız. Projemizin temel amacı, hanlarımıza tarihi dokusuna uygun şekilde yeniden işlev kazandırmaktır. Kapalıçarşı modeli ile tarihi hanları dönüştüreceğiz, kuruldan onaylatılan Yönetim Planı ile hak sahipleri ve kamunun; tarihi yapı üzerinde söz sahibi olmasını sağladık ve mülk sahipleri arasında uzlaşmayı sağlayarak tarihi yapıların dönüşümünü gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı olan mevcut Belediye Başkanı M. Ergün Turan ve belediye meclis üyesi adayları sahneye çağrılarak tanıtıldı. Programın sonunda Turan, protokol üyeleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi. – İSTANBUL
]]>Özel, Tele 1 TV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
CHP’nin, 2019 seçimlerinden sonra bir anda 11 büyükşehir yöneten bir parti olduğunu hatırlatan Özel, bunun siyasete bir denge getirdiğini ve bu şekilde genel seçime gittiklerini söyledi.
Özel, 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi’nde kazanmaları gereken bir seçimi kaybettiklerini vurgulayarak, “Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefinin ne olduğunu biliyorduk. 2019 yerel seçimi bunu engelledi. Seçmen yine umutsuzdu ama CHP kurultaya gitti ve yeni bir süreç başlattık. Şimdi yine seçimlere gidiyoruz. Şimdi seçmen yeniden bir denge kuracak mı? Kuracağımızı gördüler ve bin bir tedbir aldılar. Recep Tayyip Erdoğan ittifakına sarıldı. Millet İttifakı bileşenleri gayretlerimize rağmen ittifaktan çekildi. O günkü HDP, bugünkü DEM de iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Adaylarını çıkardılar.” diye konuştu.
Özel, “İstanbul seçimleri genel seçim havasında mı geçiyor?” sorusuna karşılık, “İstanbul’un böyle bir yönü var. Bir metropol, her şey burada. Erdoğan, ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.’ diyordu ki az kalsın da kaybediyordu.” dedi.
Mitinglerinin ana konusunun emekliler ve emekçiler olduğunu kaydeden Özel, 31 Mart günü acı reçetenin bu kesime içirileceğini söyledi.
Özel, şu andaki trendin lehlerine göründüğünü belirterek, “Erdoğan, kaybettiğini gördüğü anda bir hamle yapabilir. ‘Zam yapacağım.’ derse, ‘Yap’ deriz, ‘Meclisi açalım.’ derse, ‘Aç’ deriz. Sonuçta emeklinin cebine girecek her para bizi memnun eder ama şu an böyle bir ihtimal görmüyorum.” dedi.
“Ben yoksulluğu, zamları konuşmak istiyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisiyle kavga etmek için can attığını öne süren Özel, “Ben emekli maaşları, çiftçiler üzerinden kavga ediyorum. ‘Bu son seçimim.’ dedi. Bunu konuşmak istiyor. Ben yoksulluğu, zamları konuşmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Özel, zamlar konuşulmasın diye sürekli kendileriyle ilgili DEM Parti vurgusu yapıldığını ifade ederek, “Biz bu oyuna gelmeyiz. Kongremiz bitti, DEM eş genel başkanları ayrı ayrı aradı, bir eş genel başkan, ‘Yüz yüze de görüşmek isteriz.’ dedi. CHP, her partiyle bayramlaşabilen tek parti. AKP ve MHP, DEM Parti ile bayramlaşmıyor. Peki Meclis’te ne oluyor? Sarılıyorlar.” diye konuştu.
“Mansur Yavaş rekor oyla geliyor”
Özel, ne İYİ Parti ne de diğer partilerle varılmış bir anlaşmaları olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“İYİ Parti ile denedik olmadı. Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temaslarımız oldu. Temel Karamollaoğlu ile ‘Yerel örgütlere yetki verelim.’ dedik. Belli yerlerde ufak temaslar var. Hatay’da kafa kafayayız artık. Lütfü Savaş dediği gibi kendi trendini yükselterek devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok. Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme var, iyi gidiyoruz. İstanbul’da KONDA’nın anketine göre 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. “
Özel, CHP’nin jandarma komando tugayı olmadığını ve herkesin partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebileceğini dile getirdi.
Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Ekrem İmamoğlu ile çalışma talebinin ise Soyer’den geldiğini belirtti.
“Burcu Köksal’ın ilk açıklaması kabul edilemez”
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu yanlıları tasfiye ediliyor” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Bu bana sorulacak soru değil. Bizim partimizde Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Bunlarla meşgul değilim.” dedi.
CHP’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın DEM Parti ile ilgili sözlerinin sorulması üzerine Özel, şöyle konuştu:
“Burcu Köksal Afyon’da belediyeyi alıyor zaten esas telaş ondan. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. Ahmet Türk, ‘Ekrem başkanla Genel Başkan’ın tavrı sorunu çözdü.’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnunum. Burcu Köksal’ın ilk açıklaması kabul edilemez. Bütün taraflarla konuştuk ve meseleyi hallettik. Burcu Köksal’ın bu açıklamadan sonra kimseye ayrımcılık yapmayacağını ve belediyenin kapısının herkese açık olacağını söylemesi bir özür niteliğinde. Biz bu konuyu geride bıraktık. Yaşanmasaydı daha iyiydi.”
“Seçim akşamı kim ne duyacaksa Özgür Özel’den duyacak”
Özel, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un performansına ilişkin, “Murat Kurum’un performansı bizim için memnuniyet verici. Böyle devam etmesini umuyorum.” dedi.
CHP Anayasa Mitingi’ni terör olayları yüzünden ertelediklerini söyleyen Özel, “İlk fırsatta yapacağız ama yerel seçim gündemine sıkıştırmak olacak iş değil. Önümüzdeki süreçte yapacağız. 1 Nisan’dan sonra bütün hakların ihlali ve demokrasi için sokağa ineceğiz. 31 Mart’ta bir topu ileri atın, en iyi savunma hücum.” ifadelerini kullandı.
Özel, seçim gecesi için tüm hazırlıkları yaptıklarını ve dijital bir sistemleri olduğunu belirterek, “Seçim akşamı kim ne duyacaksa da Özgür Özel’den duyacak.” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Esenyurt’ta vatandaşlara seslendi. Türkiye’nin 81 ilinde eser ürettiklerini, milletin hizmetkarı olduklarını söyleyerek konuşmasına başlayan Kurum, “Bakanlığım döneminde Diyarbakır’dan Van’a, Erzurum’dan Ardahan’a, Mardin’den Iğdır’a, Kars’tan Tokat’a, Ordu’dan Samsun’a, Muş’tan Sivas’a, Malatya’dan Sinop’a kadar yüzlerce eseri siz değerli hemşehrilerimizin emrine sunduk. İstanbul’umuza, İstanbullulara eserler kazandırdık, bugün de dev bir eser kazandırıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattımızın açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu hattımızla, vatandaşlarımız trafik çilesinden kurtularak Kayaşehir’den Bakırköy Sahil’e 39 dakikada, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nden İncirli’ye 31 dakikada, Kayaşehir’den Kirazlı’ya 27 dakikada, Metrokent’ten-Özgürlük Meydanı’na sadece 30 dakikada gidecek” dedi.
“İstanbullular 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz yönetimin elinde çile çekiyor”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Maalesef İstanbul’umuz, İstanbullular 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz yönetimin elinde çile çekiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetiminden en ufak bir proje gördünüz mü? Esenyurt’un bu kadar problemi varken en ufak bir yatırım yaptıklarını gördünüz mü? Beş yıldır Esenyurt’umuzu CHP’li belediye yönetmedi mi? İBB CHP’nin yönetiminde değil miydi? Şu Esenyurt’umuza neden bir yatırım yapmadılar. Tapu sorununu neden çözmediler? Kentsel dönüşümü neden başlatmadılar? İşte, bu şehrin, Esenyurt’umuzun en önemli sorunlarının başında ulaşım problemi geliyor” şeklinde konuştu.
“Yalancı Başkan emek hırsızlığı yapıyor. Proje hırsızlığı yapıyor. İcraat hırsızlığı yapıyor”
Son 5 yılda tek bir metro ihalesi yapılmadığına vurgu yapan Kurum, “Taş üstüne taş koymadılar. Temelini attığımız metro hatlarına hafriyat döktüler. Başlattığımız metroları dahi bitiremediler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de bu ‘Yalancı Başkan’ çıkıp ne yapıyor? Rahmetli Kadir ağabey döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diye yalan söylüyor. Emek hırsızlığı yapıyor. Proje hırsızlığı yapıyor. İcraat hırsızlığı yapıyor. Şu 3 günlük dünyada yalan söylemedikleri tek bir gün dahi yok. Her güne bir yalan sığdırıyorlar. Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece ve sadece 8 kilometresi bu yalancı başkanın döneminde yapılmıştır. Biz gittiğimiz her yerde bunu anlattıkça, metro konusunda elleri ayaklarına dolaştı. Öyle korkmuşlar ki; 4 yıl önce hafriyat döktükleri Sancaktepe-Yenidoğan metrosunun temelini hemen apar topar, yarım yamalak atmaya karar vermişler. Ama ne zaman? 4 yıl geçtikten sonra, İstanbulluları 4 yıl metrosuz bıraktıktan sonra. Ne için? Seçim için, koltuk için, göz boyamak için. 4 yıldır aklın neredeydi? Peki, bu millet buna kanar mı? Kanmaz! Millet sandığa gelecek, 4 yılın hesabını sana teker teker soracak” dedi.
Ulaşımda yapacakları projelere değinen Murat Kurum, yeni metro hatlarıyla birlikte 2 yakaya yapacakları tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs filolarıyla İstanbul’u ve İstanbulluları hem yalanlardan hem de trafik çilesinden kurtaracaklarına dikkat çekti.
“Bunlar İstanbul’a tek bir çivi çakmadı”
1 Nisan’dan sonra trafik çilesini bitirecekleri gibi kentsel dönüşümü de tamamlayacaklarını ifade eden Kurum, “İstanbullu kardeşlerimiz 5 yıldır kentsel dönüşümden şikayetçi. İBB eliyle yapılması gereken kentsel dönüşüm ne yazık ki yapılmadı. Bugün İstanbullu kardeşlerimiz riskli ve güvensiz evlerde can korkusuyla yaşıyor. Güya 100 bin konut yapacaklardı? 5 bin bile yapamadılar. Bunlar İstanbul’a tek bir çivi çakmadı. Hemşehrilerimizin canı bunların umurunda değil. Bu yalancı ve tembel başkan kar yağdı İstanbul’dan kaçtı, sel oldu İstanbul’dan kaçtı. Kaçtı da kaçtı. Sürekli İstanbul dışı gündemlerle meşgul. Nerede kendi menfaatini görse hemen oraya çadır kuruyor. İsrafı bitirdik deyip Esenyurt’un parasını çarçur ediyor. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 350 milyon lira para harcıyor. İki günlük konsere 550 milyon lira para harcadılar. Sen Esenyurt’un parasını konsere harcarsan, Esenyurt’un metrosunu yapmayıp kendi ikbalin için paraları çarçur edersen, Esenyurt’un tapu sorununu çözmeyip CHP’yi dizayn etmeye kalkarsan Esenyurt bunun hesabını 31 Mart’ta sorar. Ama İstanbul’a el uzatmayanlara 31 Mart’ta artık dur diyeceğiz. Asrın felaketinde biz 11 ilimize gittik. 11 ilimizde, ilçemizde gitmediğimiz yer kalmadı. Ben 81 ile gitmiş bir kardeşinizim. 550’yi aşkın ziyaret gerçekleştirdim. O ziyaretlerin bazıları bir ay sürdü. Gittik, milletimizin elini sımsıkı tuttuk. O eli milletimizin yüzünde mutluluğu görene kadar, milletimiz huzur ve güven içerisinde olana kadar asla bırakmadık. Biz bir söz verdik ve tuttuk. Bugün Türkiye’nin neresine giderseniz gidin Murat Kurum söylüyorsa eğer, Murat Kurum yapar derler. Biz bu anlayışla çalıştık, bu anlayışla çalışmaya da devam edeceğiz” sözleriyle de İstanbul’a el uzatmayanlara 31 Mart’ta artık dur diyeceklerini dile getirdi.
Bakanlığı döneminde yaptığı projelerden bahseden Kurum, “Asrın felaketinde 11 ilde 180 bin konutun temelini biz attık. Elazığ depreminin ardından yaptığımız konutlarla milletimize huzurlu ve güvenli bir yaşamı biz sunduk. İşte Elazığ’da, Malatya’da yaptığımız tek bir TOKİ konutumuz dahi asrın felaketinde yıkılmadı. Manavgat’ta büyük yangın sonrası 1 yıl geçmeden yaptığımız yeni sıcak yuvaları biz teslim ettik. Kastamonu’daki büyük sel felaketi sonrası Bozkurt’u kısa sürede yeniden biz ayağa kaldırdık. İzmir’de binlerce sağlıklı konutu vatandaşlarımıza biz kazandırdık. Giresun’da sel felaketinin ardından Dereli’yi adeta yeniden inşa ettik. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz, yapacaklarımızı anlatıyoruz” dedi.
“Sen bareti görünce tatilde ‘acaba bununla kayılır mı?’ diye üstüne binersin”
“Türkiye’nin en büyük bütçesiyle 5 yılda İstanbul’a sadece 5 bin konut yapan bir Başkanın bırakın makamına gitmeyi, sokağa bile çıkamaması lazım” diyen Kurum, “Ama yüzleri kızarmıyor. Sempozyum var, kentsel dönüşüm yok. Reklam var, kentsel dönüşüm yok. Konser var, eğlence var, kentsel dönüşüm yok. Ortada deprem gerçeği var başkan yok, plan yok, proje yok, hazırlık yok. Hele hele şu aralar ne var biliyor musunuz? ‘Panik var, telaş var.’ Orada burada bize laf yetiştirmeye çalışıyor. Bu yalancı başkan artık bizim dil sürçmelerimizden medet umuyor. Yok efendim ‘rakibimin dili sürçtü, ayak dedi, baret dedi; şöyle oldu, böyle oldu.’ Yahu sen bareti, çizmeyi ne bilirsin? Baret; eser yaparken, yangında, depremde, selde milletine hizmet ederken takılır. Sen, afet bölgelerine değil de tatil bölgelerine kaçtığın için bilemezsin. Sen bareti sadece poz vermek için kullanırsın. Sen bareti görünce tatilde ‘acaba bununla kayılır mı?’ diye üstüne binersin. Baret senin gibi algıcıların değil; baret, eser yapan adamların işidir. Eser, hizmet bizim alanımız; sen iyisi mi yalanlarına devam et; o eser alanlarına hiç girme” sözleriyle kentsel dönüşüm yerine reklama para ayıran İBB yönetimini eleştirdi.
Kurum, “İstanbul’da 1 Nisan’da kentsel dönüşüme başlıyoruz. 650 bin konut projemizi gereksiz görenlere rağmen biz İstanbullu hemşehrilerimizi yeni ve güvenli yuvalarına kavuşturacağız. Yaptık, başarılı olduk, milletimizin duasını aldık, Allah’ın izniyle yine yapacağız. Bizim 1 Nisan’dan itibaren gecemiz gündüzümüz İstanbul olacak. İstanbulluların canı da malı da bize emanet olacak. Deprem başta olmak üzere İstanbul’umuzu tüm doğal afetlere karşı koruyacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte dirençli hale getireceğiz” diyerek kentsel dönüşüme öncelik vereceklerini söyledi.
“Örnek ve Çınar mahallelerimizde tapu sorununu 1 Nisan’da çözüyoruz”
Esenyurt’un ulaşım ve tapu sorununa değinen Kurum, “2 buçuk yıl içerisinde Mahmutbey-Esenyurt, Esenyurt-Avcılar metro hatlarını hızlıca tamamlıyoruz. TÜYAP-Hadımköy Kavşağını yapıyoruz. Böylece o bölgede trafik sorununu ortadan kaldırıyoruz. Haramidere – Akçaburgaz yolunu da yapıyoruz. Esenyurt’un en büyük sorununu kökten çözüyoruz. Örnek ve Çınar mahallelerimizde tapu sorununu 1 Nisan’dan itibaren çözüyor, sizleri tapularınıza kavuşturuyoruz. Esenyurt’umuzun en büyük problemlerinden biri olan otopark sorununu da çözüyoruz. Gençlik merkezimizi, e-spor merkezimizi gençlerimizin hizmetine sunacağız. Esenyurtlu gençlerimiz artık tüm ihtiyaçlarını buralarda karşılayacaklar. Esenyurt’ta kreşi olmayacak tek bir mahallemiz bile kalmayacak. 7/24 nöbetçi kreşlerimiz sizlere hizmet verecek. Gençlerimiz için Esenyurt’umuza güzel bir kütüphane ile kendi işlerini kursunlar diye bir de paylaşımlı ofisler kazandıracağız” diyerek Esenyurt ile ilgili projelerini sıraladı.
Anne ve babalara müjde veren Kurum, okulların temizlik ve güvenlik sorunlarını Büyükşehir olarak çözeceklerini söyleyerek konuşmasını tamamladı.
Mitingde konuşma yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erken Kandemir, “Murat Bey gerek bakanlığı döneminde yaptığı hizmetlerle, gerek öncesinde İstanbul’a kazandırdığı hizmetlerle işin ehli, yüreği milletiyle beraber atıyor. Hamit Bey zaten Esenyurt’un evladı. İnanıyorum ki Esenyurt’u Hamit Bey’e, İstanbul’u işin ehli, çalışkan, bu milletin evladı, yüreği sizlerle atan, sizin sofranızda büyümüş, derdinizle dertlenecek, çalışkan başkanıma İstanbul’u emanet edeceksiniz. İnanıyorum ki bu aşkı, bu sevdayı, yüreğindeki mücadele azmini, sizin sofranıza oturup sizinle beraber muhabbet edecek, lokmayı bölecek başkanımı İstanbul’u muradına erdirmek suretiyle yakasına rozeti takacaksınız” dedi.
Murat Kurum’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakırköy- Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Törene Erdoğan’ın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum katıldı. Metro istasyonunun duvarlarında “Türkiye’de 85 milyonun kalbi Filistinli çocukların barış içinde yaşaması için atıyor” mesajı ve Filistin ile ilgili süslemeler yapıldığı görüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, “Bir projenin daha açılışı vesilesiyle bir aradayız. Metro ve raylı sistem seferliğimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Ocak ayının son günlerinde İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 37.5 kilometre uzunluğundaki metro hattının Gayrettepe Kağıthane arasındaki bölümünü hizmete sunmuştuk. Böylece İstanbul’umuzu hızı saatte 120 kilometreye çıkan günlük 600 bin yolcu kapasiteli çok önemli bir yatırıma kavuşturduk. İki hafta önce de Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini devreye aldık. Neredeyse bir buçuk asır boyunca şehrimize hizmet etmiş bu hattı, tarihi kimliğine uygun şekilde yeni bir tasarımla, teknolojinin son imkanlarıyla tekrar ayağa kaldırdık. Bu projeyle İstanbul’umuz raylı sistem hattı yanında turizm, spor, gezinti, bisiklet ve diğer imkanlarıyla göz kamaştırıcı bir sosyal ve kültürel değere sahip oldu. İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev addediyoruz” dedi.
“Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul” olacağını belirten Erdoğan, “5 yıl bitti, 5 yıl. Büyükşehir belediyesi acaba kaç metro hattı yaptı? Yalandan başka bir şey yok. Rahmetli Kadir beyin yaptıklarına sahip çıkıyor. Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor. Veyahut da metronun adımı atılıyor geliyor ona dolgu yapıyor. Sen busun ya. Yaptığın bir şey yok. Dürüst ol dürüst. Fakat 31 Mart akşamı ben inanıyorum ki İstanbullu kardeşlerim bu yalana, dolana, talana prim vermeyecek, yolun açık olsun diyecek. Buna hazır mıyız. Öyleyse 31 Mart akşamına kadar ana kademe pardon kadın kolları, gençler çalışıyor muyuz? Çok çalışıyor muyuz? Bu duvarlardaki hani tam ileri diyor ya işte o tam ileriye, şimdi ona tam ileri yolun açık olsun demek lazım. ve ben İstanbul bu kararı verdi diyorum. Yeni ulaştırma projelerini yeni metro hatlarını tek tek hayata biz geçiririz” diye konuştu.
“Mevlüt beyle devam eden süreç ve biz gittik geldi 5 yıl en ufak bir şey yok”
Erdoğan, “Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy sahil Bahçelievler Güngören Bağcılar Kirazlı metro hattı bu çabalarımızın en son örneğidir. Uzunluğu 8,4 kilometre olan günlük 1 milyon yolcu kapasiteli hattımızın üzerinde 7 istasyon bulunuyor. Metro hattımız Kirazlı istasyonunda Başakşehir kirazlı hattı ile incirli istasyonunda metobüs ve Aksaray Atatürk Havalimanı hattı ile özgürlük meydanı istasyonda Marmaray ile Bakırköy İstasyonunda ise İDO deniz otobüsleri ile entegre olacaktır. Şu andaki belediye acaba kaç tane metrobüs hattı yaptı. Nereye kadar metrobüs hattı uzadı. Yapmaz ve yapamazlar sadece yalan. Bunlara gerekli dersi, gerekli cevabı inşallah metrobüsü İstanbul’un hayatına kazandıran kim? AK Parti. AK belediyecilik. Aynı şekilde bütün metro hatlarını yapan yine AK Parti yine bizim belediyelerimiz. Belediye başkanlığımdan başlayan bu süreçte Kadir beyle devam eden süreç ve ondan sonra yine Mevlüt beyle devam eden süreç ve biz gittik, geldi 5 yıl en ufak bir şey yok. Şimdi bu hattın devreye girmesiyle çok geniş bir çevrede yaşayan İstanbullu kardeşlerimizin hayatı daha da kolaylaşacaktır. İstanbullu vatandaşlarımız bugünden itibaren Kayaşehir-Bakırköy sahil arasında 39 dakikada Çam ve Sakura Şehir Hastanesi İncirli arasında 31 dakikada. Yahu Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu yapmadı yolunu. O yolu biz yaptık. Ulaştırma Bakanlığı’na talimat verdim ve de Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu da yine biz yaptık. Ne işe yarıyorsun. Şunu da ben yaptım de” dedi.
“İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak”
“Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kayaşehir Kirazlı arasında 27 dakika Metro kent özgürlük meydanı arasında 30 dakika da seyahat edebilecekler. Metro hattımızın İstanbul’un en yoğun yerleşim yerinin olduğu bölgede ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inanıyoruz. Bunları söylerken İstanbul’un dışından birisi olarak değil bir İstanbullu olarak söylüyorum. Burada doğmuş, burada büyümüş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Dertliyiz dertli. Bunlara gereken dersi 31 Mart akşamı verelim diye söylüyorum. Tabii bu hattın hem İstanbul’a hem Türkiye’ye ekonomik anlamda da önemli katkıları olacaktır. Motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde akaryakıttan araç ve yol bakımına kadar kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapabileceğiz. Ulaşım trafik en büyük sıkıntı burada ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız. Bu hattı devreye almak suretiyle trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybını da inşallah azaltacağız. Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz. Elbette burada durmayacağız. Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var. İstanbul Havalimanı Arnavutköy Halkalı ile Altunizade Çamlıca Camii Bosna Bulvarı metro hatlarındaki çalışmalar devam ediyor. Biri 31,5 kilometre diğeri 4,5 kilometre uzunluğundaki bu iki projemizi de en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin istifadesine sunacağız. Böylece İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak. Bakırköy sahil Bahçelievler Güngören Bağcılar kirazlı metro hattının ülkemize milletimize şehrimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
“Yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez”
İstanbul’u daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için, İstanbul’u gelecek nesillere en güzel şekilde emanet etmek için canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu şehrin her meselesini kendi meselemiz, her sıkıntısını kendi sıkıntımız, her sevincini de kendi mutluluğumuz olarak görüyoruz. Şunu, altını çizerek belirtmek isterim; İstanbul’a bu nazarla bakmayan hiç kimse Fatih’in emaneti olan bu aziz şehri anlayamaz, İstanbulluyu anlayamaz. Gerçekten de İstanbul öyle büyük bir adanmışlık gerektirir ki kendi dışında başka hiçbir işle meşgul olunmasını kaldırmaz. Yani yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez. İstanbul’u bırak hadi, kayağa git. İstanbul’u sel afeti almış götürüyor, nerede? Anlayın işte. Kardeşlerim, her şeyiyle kendini buraya adayacak olan İstanbul’a kendini adamış olur. Biz işte bunun için her fırsatta ne diyoruz? ‘Sadece İstanbul.’ Bunun için hep İstanbul’a hizmet etmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğuna dikkat çekiyoruz. Böyle bir anlayışa ve odaklanmaya sahip olmayanların elinde İstanbul’un son dönemde nasıl büyük bir irtifa kaybı yaşadığını herkes kabul ediyor” dedi.
“İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinci ile 2019’dan sonrada İstanbul’u kaderine terk etmedik”
Trafiğin İstanbullu için artık sorundan öte zulüm haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Daha önce belli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı artık günün hemen her saatinde sıradan hale geldi. İstanbullu kardeşlerimizin ömrü trafikte geçiyor desek, yanlış bir ifade kullanmış olmayız. Şayet biz vakti zamanında CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara Otoyolu’nu yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Biz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attığımız zaman bunlar ne yaptılar? Geldiler, gösteriler yaptılar. ‘Bu köprüye ihtiyacımız yok.’ dediler. Ama biz onları dinlemedik. Niye? İstanbul’un neye ihtiyacı olduğunu İstanbul’la dertlenen bizler biliyorduk da onun için. CHP’nin ve onun güdümünde hareket eden ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık. İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinci ile 2019’dan sonrada İstanbul’u kaderine terk etmedik. Ulaştırma Bakanlığımız vasıtasıyla metro hatları başta olmak üzere raylı sistem projelerinin inşasını sürdürdük. Yine bu dönemde İstanbul’un transit trafik yükünü hafifletecek 1915 Çanakkale Köprüsü gibi devasa yatırımları hizmete sunduk. Bunlar kalsa Çanakkale Köprüsü’ne ne gerek diyorlardı. Tüm bu eserlerin inşa sürecinde karşılaştığımız zorlukları CHP tarafından önümüze çıkartılan engelleri İstanbullu kardeşlerim çok iyi hatırlıyor. Ama biz bunların hiç birine aldırmadık. Hiçbirine prim vermedik. İstanbul’un neye ihtiyacı varsa nerede bir eksiklik varsa sorunlar nerede içinden çıkılmaz bir hal alıyorsa oraya yoğunlaşarak İstanbul’un daha fazla kan kaybetmesinin önüne geçtik.”
“İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var”
Erdoğan, “Avrasya Tüneli gayet güzel bir şekilde işliyor mu? Denizin altından gidiyor, aynı şekilde Marmaray denizin altından gidiyor. Bunlar ne diyorlardı? ‘Gerek yok.’ Peki niye kullanıyorsun? Kullanma. Fakat biz isteseler de istemeseler de insanoğluna hizmet için varız. Kardeşlerim, İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin İstanbul için bir kader ve karar seçimi olduğu anlaşılıyor. Bu şehirde yaşayan, meselelere vicdan penceresinden bakan herkes artık şu gerçeği görebiliyor. İstanbul’u, tarihi vazifesi olarak görmeyen, yapacak başka işi olmadığı vakitlerde burayla ilgilenen zihniyetin şehri layıkıyla yönetmesi mümkün değildir. Çünkü İstanbul, maddi ve manevi cesametiyle kendisi dışında gül koklanmasına tahammülü olmayan bir şehirdir. Yarı zamanlı olarak bu şehri idare edebilecekleri vehmine kapılanların nasıl yanıldıklarını hep birlikte çok acı bir şekilde gördük, görüyoruz. İstanbul’un kendine nimet olarak bakanlardan ziyade emanet olarak bakan, görev şuuru yüksek, sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacı var. İstanbul’un, 31 Mart’ta muradına erdiğinde aynı zamanda emaneti hakkıyla taşıyacak bir şehreminine de kavuşacaktır.”
“5 yıl boyunca 650 bin konutun dönüşümü sağlanacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Farklı siyasi tercihlerimiz olsa da bu şehirde yaşayan İstanbullular olarak İstanbul’un acil meseleleri konusunda hepimizin aynı düşündüğüne, aynı kanaatleri paylaştığına inanıyorum. Nedir bunlar? Tabii ki öncelikle geçtiğimiz günlerde Çanakkale’de meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki sarsıntı bize deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. İstanbul’un bir an önce sağlıksız yapı stokunu yenilemesi ve depreme hazırlanması gerekiyor. Murat kardeşimin bu konuda ihmalkar davranıldığında ne kadar büyük bedeller ödeyeceğimize dair tespitine biz de katılıyoruz. Kısa süre önce devreye aldığımız Yarısı Bizden Kampanyası, İstanbul’un depreme hazırlanmasına verdiğimiz önemin bir göstergesiydi. Önümüzdeki 5 yıl boyunca 650 bin konutun dönüşümünü sağlayarak, inşallah şehrimizi depreme karşı daha dirençli hale getireceğiz. Bakanlığının neredeyse yarısını afet bölgelerinde geçmiş Murat kardeşim Allah’ın izniyle bunu yapabilecek tecrübeye, vizyona ve iradeye sahiptir. Bir diğer hem fikir olduğumuz konu trafiktir, ulaşımdır” ifadelerini kullandı.
“2029 yılına kadar kara yolunun payını yüzde 60’a düşürecek, raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracak bir altyapıyı kurmaktır”
Kara yolunun ağırlığının yüzde 72’ler seviyesinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trafik meselesinin İstanbul’da nasıl bir çile haline geldiğini az önce ifade ettim. İstanbullu kardeşlerim zaten her gün, her saat bu sorunla yüzleşiyor. Murat kardeşim, raylı sistem ağırlıklı olarak şehrin ulaşım sorununun çözümüyle ilgili projelerini paylaştı. Şu anda toplu ulaşımda kara yolunun ağırlığı yüzde 72’ler seviyesinde. Raylı sistemlerin payı ise yüzde 26 civarında. Bunun daha dengeli bir yapıya kavuşturulması önemlidir. Trafik sorununu ortadan kaldırmak, kara, raylı ve deniz yolu altyapısını eş zamanlı olarak geliştirmekle mümkündür. Amacımız, 2029 yılına kadar kara yolunun payını yüzde 60’a düşürecek, raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracak bir altyapıyı kurmaktır. Bir sonraki adımda kara yolu ağırlığıyla raylı sistem ağırlığını eşitlemiş olacağız. Dolayısıyla raylı sistem uzunluğunu 2029 yılına kadar 650 kilometrenin, 10 yıl sonra da 1000 kilometrenin üzerine çıkaracağız. Böylece Beylikdüzü-Avcılar’dan metroya binen bir İstanbullunun Boğaz’ın altından geçerek, Söğütlüçeşme’ye kadar güvenle, metro konforunda ulaşmasını temin edeceğiz. Deniz ulaşım payını üç yeni hat ile iki kat artıracağız. İstanbul’un iki yakasına iki büyük tünel yaparak, ulaşımı rahatlatacağız. Ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürerek trafiği bir sorun olmaktan önemli ölçüde çıkaracağız. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. İstanbullu kardeşlerimin tercihinin hizmetten, eserden, Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına yürekten inanıyorum” dedi.
“Ramazan-ı Şerifinizi şimdiden tebrik ediyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın ramazan ayının ilk günü olduğunu hatırlatarak, “Yarın günlerden ne? Akşam ne yapıyoruz? Teravihimiz var. Gece ne yapıyoruz? Ertesi gün iftardayız. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi şimdiden tebrik ediyorum. Rabb’im bizleri Ramazan-ı Şerif’e ulaştırdığı gibi Ramazan Bayramı’na da kavuştursun inşallah. Birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Bu vesileyle sözlerime son verirken hepinizin tekrar mübarek Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyorum. Açılışını yaptığımız Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören Bağcılar Kirazlı Metro Hattı’nın İstanbul’a, İstanbullulara hayırlı olmasını diliyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>Hattın açılışı dolayısıyla Molla Gürani İstasyonu’nda düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimini eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu andaki belediye acaba kaç tane metrobüs hattı yaptı? Nereye kadar metrobüs hattı uzadı? Hiçbir şey duydunuz mu? Yok. Yapmaz ve yapamazlar. Sadece yalan. Metrobüsü İstanbul’un hayatına kazandıran kim? AK Parti, AK Belediyecilik. Aynı şeklide bütün metro hatlarını yapan yine AK Parti, yine bizim belediyelerimiz. ve belediye başkanlığımdan başlayan bu süreçte Kadir Bey’le devam eden süreç ve ondan sonra yine Mevlüt Bey’le devam eden süreç ve biz gittik, geldi 5 yıl en ufak bir şey yok.” ifadelerini kullandı.
Bugün açılışını yaptıkları hattın devreye girmesiyle çok geniş bir çevrede yaşayan İstanbulluların hayatının daha da kolaylaşacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbullu vatandaşların bugünden itibaren Kayaşehir-Bakırköy Sahil arasında 39 dakikada, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi-İncirli arasında 31 dakikada, Kayaşehir-Kirazlı arasında 27 dakikada, Metrokent-Özgürlük Meydanı arasında 30 dakikada seyahat edebileceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yahu Çam ve Sakura Hastanesi’nin yolunu yapmadı, yolunu. ‘O yolu peki kim yaptı Sayın Cumhurbaşkanım?’ derseniz, biz yaptık. Ulaştırma Bakanlığına talimat verdim. Çam ve Sakura Hastanesi’nin yolunu da yine biz yaptık. ya ne işe yarıyorsun? ‘Şunu da ben yaptım.’ de. Yok. Metro hattımızın İstanbul’un en yoğun yerleşim alanlarının olduğu bölgede ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inanıyoruz. Bunları söylerken İstanbul’un dışından birisi olarak değil, bir İstanbullu olarak söylüyorum. Burada doğmuş, burada büyümüş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Dertliyiz, dertli. Bunlara gereken dersi 31 Mart akşamı verelim diye söylüyorum.”
Bu hattın hem İstanbul’a hem Türkiye’ye ekonomik anlamda da önemli katkıları olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde akaryakıttan, araç ve yol bakımına kadar kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapılabileceğini vurguladı.
“Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var”
İstanbul’un en büyük derdinin trafik ve ulaşım olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız. Bu hattı devreye almak suretiyle trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybını da inşallah azaltacağız. Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz. Elbette burada durmayacağız. Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var. İstanbul Havalimanı-Arnavutköy-Halkalı ile Altunizade-Çamlıca Cami-Bosna Bulvarı metro hatlarındaki çalışmalar devam ediyor. Biri 31,5 kilometre, diğeri 4,5 kilometre uzunluğundaki bu iki projemizi de en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin istifadesine sunacağız. Böylece İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak.
Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı’nın ülkemize, milletimize, şehrimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ulaştırma Bakanlığımızın yanı sıra yüklenici firmalarımızı mühendisinden işçisine, projede emeği geçen herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Bu hattı kullanacak İstanbullu kardeşlerime şimdiden hayırlı, güvenli, huzurlu, konforlu yolculuklar temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un kendileri için aşk, sevda ve tutku demek olduğunu ifade ederek, İstanbul’un aynı zamanda Türkiye’nin en büyük değeri ve en büyük hazinesi olduğunu söyledi.
İstanbul’a hizmet etmenin, İstanbul’un hizmetkarı olmanın, İstanbul’a eser kazandırmanın kendileri için şeref, onur ve bahtiyarlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu şehri sadece insanı kendine meftun eden fiziki güzellikleriyle değil tarihiyle, kültürüyle, en az İstanbul kadar güzel insanlarıyla da seviyoruz. İstanbul’un sadece taşına, toprağına, havasına değil Eyüp Sultan’ın sembolü olduğu o eşsiz manevi atmosferine de sevdalıyız. Gençler; öyleyse ‘Yeniden İstanbul’. Bu anlayışla tam 30 yıldır hangi görevde olursak olalım İstanbul’a aşkla, büyük bir tutkuyla, tüm kalbimizi ortaya koyarak hizmet ediyoruz.” diye konuştu.
“Yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez”
İstanbul’u daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için, İstanbul’u gelecek nesillere en güzel şekilde emanet etmek için canla başla çalıştıkları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un her meselesini kendi meseleleri, her sıkıntısını kendi sıkıntıları, her sevincini de kendi mutlulukları olarak gördüklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunu, altını çizerek belirtmek isterim: İstanbul’a bu nazarla bakmayan hiç kimse Fatih’in emaneti olan bu aziz şehri anlayamaz, İstanbulluyu anlayamaz. Gerçekten de İstanbul öyle büyük bir adanmışlık gerektirir ki kendi dışında başka hiçbir işle meşgul olunmasını kaldırmaz. Yani yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez. İstanbul’u bırak hadi, kayağa git. İstanbul’u sel afeti almış götürüyor, nerede? Anlayın işte. Kardeşlerim, her şeyiyle kendini buraya adayacak olan İstanbul’a kendini adamış olur. Biz işte bunun için her fırsatta ne diyoruz? ‘Sadece İstanbul.’ Bunun için hep İstanbul’a hizmet etmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğuna dikkati çekiyoruz. Böyle bir anlayışa ve odaklanmaya sahip olmayanların elinde İstanbul’un son dönemde nasıl büyük bir irtifa kaybı yaşadığını herkes kabul ediyor.”
“Trafik, İstanbullu kardeşlerim için artık sorundan öte zulüm haline geldi.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Daha önce belli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı artık günün hemen her saatinde sıradan hale geldi. İstanbullu kardeşlerimizin ömrü trafikte geçiyor desek, yanlış bir ifade kullanmış olmayız. Şayet biz vakti zamanında CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara Otoyolu’nu yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Biz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attığımız zaman bunlar ne yaptılar? Geldiler, gösteriler yaptılar. ‘Bu köprüye ihtiyacımız yok.’ dediler. Ama biz onları dinlemedik. Niye? İstanbul’un neye ihtiyacı olduğunu İstanbul’la dertlenen bizler biliyorduk da onun için. CHP’nin ve onun güdümünde hareket eden ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık.”
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı Açılış Töreni’nde konuşan Uraloğlu, İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donatmak için özveriyle hayata geçirdikleri projelerle büyük bir hız kazandırdıklarını söyledi.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Türkiye genelinde 12 ilde işletme altında olan 936 kilometre şehir içi raylı sistem hattının tam 407 kilometresini de kendilerinin inşa ettiklerinin altını çizdi.
Uraloğlu, şunları kaydetti:
“İstanbul dışında Ankara’da; Batıkent-Sincan, Kızılay-Çayyolu, Keçiören-Kızılay Metrolarını ve Başkentray’ı Kayseri’de; Anafartalar- Yüksek Hızlı Tren Gar Tramvayı’nı, Antalya’da; Expo Havalimanı Tramvay Hattını, İzmir’de; Büyükşehir Belediyesi ile ortak bir çalışma yaparak İzban’ı, Gaziantep’te de yine Büyükşehir ile birlikte çalışarak Gaziray’ı hayata geçirdik. Şu anda da Kocaeli, Konya, Bursa ve İstanbul’da 7 projede toplam 90 km uzunluğunda raylı sistem hattında çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Türkiye genelinde de 82 kilometresi İstanbul’da olmak üzere 372 kilometre planlama aşamasında projemiz bulunmaktadır. Hizmete açacağımız Bakırköy Sahil- Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu projesinin yanında İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden diğer hatlarımıza bakacak olursak Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı ve Altunizade-Çamlıca Camii-Bosna Bulvarı Metro Hatlarıdır. İstanbul’daki bu 3 projemizin toplam uzunluğu da 44,4 km’dir. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Bakırköy Sahil- Bahçelievler-Güngören- Bağcılar Kirazlı Hattımız 8,4 km uzunluğundadır ve 7 istasyonu bulunmaktadır. Bu istasyonlar; Bakırköy Sahil, Özgürlük Meydanı, İncirli, Haznedar, İlkyuva, Yıldıztepe ve Molla Gürani istasyonlarından oluşmaktadır.”
Bu hatla Kayaşehir’den yola çıkan yolcuların Kirazlı’da son bulan bir yolculuk yerine Bakırköy’e kadar tek trenle seyahat edebileceklerini belirten Uraloğlu, özgün mimari tasarıma sahip 7 istasyonda toplam 105 bin metrekare kapalı alan inşa ettiklerini ve çevre düzenlemesi ile peyzaj işlerini de tamamladıklarını açıkladı.
Uraloğlu, “Projemizi tamamlayarak; İncirli İstasyonunda; Metrobüs ve Yenikapı-Atatürk Havalimanı Metro Hattı ile, Özgürlük Meydanı İstasyonunda; Marmaray ve Yüksek Hızlı Tren Hattı ile, Bakırköy Sahil İstasyonunda da İstanbul Deniz Otobüsleri ile entegre ederek İstanbul’a kesintisiz bir ulaşım sistemini daha devreye sokuyoruz.” dedi.
Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı’nı ve Bakırköy Sahil- Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı’nı
İstanbul’a kazandırdıklarının altını çizen Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Verdiğimiz sözü yerine getirdik. Şimdi sırada Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arasındaki 14 kilometrelik kesim kaldı. Bu projemiz için de çalışmalarımıza süratle devam ediyoruz ve inşallah size ve İstanbullulara verdiğimiz sözü tutmuş olacağız. Arnavutköy’den binen bir vatandaşımız şimdilik İstanbul Havalimanından Kağıthane, Gayrettepe’ye kadar seyredecek. İnşallah bu proje Halkalı-İstanbul Havalimanı arasındaki projede tam anlamıyla bittiği zaman sizler buradan Kayaşehir üzerinden İstanbul Havalimanı’na ulaşma imkanı sağlamış olacaksınız.
Sayın Cumhurbaşkanım, yüksek vizyonunuz ile bizlere hedef gösterdiniz ve milletimize hizmet için imkan verdiniz ve yetki verdiniz. Çok şükür bizler de gereğini yapmak için büyük gayret gösteriyoruz. Liderliğinizde birçok projeyi tamamlayarak hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımıza bu projelerin önemini anlatırken bir düşünsenize diyerek aslında geçmişi hatırlatıyoruz. Bir düşünsenize, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu’nu bir an yapılmadığını düşünelim. İstanbul Boğazı’nın iki yakasını sadece iki köprüyle; Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüleriyle geçtiğimizi düşünelim. İstanbul Boğazı kaç saatte geçilirdi, trafik nasıl olurdu? Sadece İstanbul değil, tüm Türkiye felç olurdu. Bu düşünce bile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’mızın hayata geçirdiği projelerin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir ama elbette bu çalışmalar burada kalmayacak.”
Uraloğlu, bütün çalışmalarına devam edeceklerini belirterek, “Size daha iyi hizmet edebilmemiz için 31 Mart’ta inşallah İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum kardeşimizi seçeceğiz ve onla 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’a hep beraber daha güzel hizmetler yapacağız.” diye konuştu.
]]>“BİZİM YAPTIKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları şöyle; “İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev addediyoruz. Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul. 5 yıl bitti, 5 yıl. Büyükşehir belediyesi acaba kaç metro hattı yaptı? Yalandan başka bir şey yok. Rahmetli Kadir beyin yaptıklarına sahip çıkıyor. Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor. Veyahut da metronun adımı atılıyor geliyor ona dolgu yapıyor. Sen busun ya. Yaptığın bir şey yok. Dürüst ol dürüst. Fakat 31 Mart akşamı ben inanıyorum ki İstanbullu kardeşlerim bu yalana, dolana, talana prim vermeyecek, yolun açık olsun diyecek. Bu duvarlardaki tam ileri diyor ya, şimdi ona tam ileri yolun açık oldun demek lazım. Yeni metro hatlarını tek tek hayata biz geçiririz. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy-Kirazlı metro hattı bu çabalarımızın en son örneği. Hattımız metrobüs, deniz otobüsleri ile entegre olacak. Şu anki belediye acaba kaç tane metro yaptı. Yapmaz yapamaz da. Sadece yalan. Metrobüsü İstanbul’a kazandıran AK Parti belediyeciliği. Bütün metro hatlarını yapan yine bizim belediyelerimiz. Kadir bey ile devam eden ve ondan sonra devam eden Mevlüt bey ile devam eden süreç. Bizden sonra hiçbir şey yok. Bu metro ile İstanbul’un hayatı daha da kolaylaşacak. Çam ve Sakura hastanesinin yolunu yapmadı. O yolu biz yaptık. Ya ne işe yarıyorsun, şunu da ben yaptım de.
“2019’DAN SONRA İSTANBUL’U KADERİNE TERK ETMEDİK”
CHP’nin güdümündeki ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık. İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinciyle 2019’dan sonra da İstanbul’u kaderine terk etmedik. Ulaştırma Bakanlığımız vasıtasıyla metro hatları başta olmak üzere raylı sistem projelerin devamını sağladık.
“31 MART İSTANBUL İÇİN KADER SEÇİMİ”
CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Bunlar ne diyorlardı gerek yok… E peki Niye kullanıyorsun? Kullanma. Fakat biz isteseler de istemeseler de insanoğluna hizmet için varız. Kardeşlerim İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var. 31 Mart seçimlerinin İstanbul için bir kader ve karar seçimi olduğu anlaşılıyor
“İSTANBUL’UN SORUMLULUK SAHİBİ YÖNETİCİLERE İHTİYACI VAR”
İstanbul’un kendine nimet olarak bakanlardan ziyade emanet olarak bakan sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacı var. Bu şehirde yaşayan İstanbullular olarak İstanbul’un acil meseleleri konusunda hepimizin aynı düşündüğüne inanıyorum. Nedir bunlar? Geçtiğimiz günlerde Çanakkale’de meydana gelen sarsıntı bize deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. İstanbul’un bir an önce depreme hazırlanması gerekiyor. Kısa süre önce devreye aldığımız Yarısı Bizden kampanyası İstanbul’un depreme hazırlanmasına verdiğimiz önemin göstergesiydi. Şehrimizi depreme karşı daha dirençli hale getireceğiz. Bir diğer hemfikir olduğumuz konu trafiktir. Trafik meselesinin İstanbul’da nasıl çile haline geldiğini az önce ifade ettim. İstanbullu kardeşlerim her saat bu sorunla yüzleşiyor. Murat kardeşim şehrin ulaşım sorununun çözümüyle ilgili projeleri paylaştı.
Deniz ulaşım payını artıracağız. İstanbul’un iki yakasında iki büyük tünel yaparak ulaşımı rahatlatacağız. Trafiği bir sorun olmaktan önemli ölçüde çıkaracağız. Ramazan’ı Şerifi’nizi şimdiden tebrik ediyorum. Birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin”
]]>Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Beykoz Kastamonu Buluşması’na katılan Bakan Yumaklı, bugün itibarıyla İstanbul’da nüfus olarak Kastamonuluların ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Yumaklı, “AK Parti olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 senedir bu şehre, bu ülkeye olması gerektiği gibi sizlerin, evlatlarımızın ve geleceğimizin teminatı olmak üzere gece gündüz çalışan bir ekip olduk.” ifadelerini kullandı.
Memleketinden, milletinden yana olanların her zaman için yanı başında olduklarını, bu vefayı gösterdiklerini, bundan sonra da aynı şekilde çalışmaya devam edeceklerini dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Sizler 14-28 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanımıza Türkiye Yüzyılı’nın inşasıyla ilgili yeniden icazet verdiniz ve dediniz ki ‘Biz sana güveniyoruz. Çünkü yaparsa AK Parti yapar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söylerse yapar.’ dediniz ve bu izni, bu icazeti kendisine verdiniz. Sayın Cumhurbaşkanımız da sizlerin arasından birisi. Beni yol arkadaşlarından birisi olarak seçti. Bu gerçekten benim için inanılmaz gurur verici ve kelimelerle anlatılabilir bir onur değil. Ancak ben biliyorum ki her biriniz de benim bu hissiyatımı içinizde taşıyorsunuz. Bizim mayıs ayından sonra Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmekle alakalı mücadelemiz başladı. Yalnız 31 Mart seçimleri Türkiye Yüzyılı’nın inşası için önemli olan ikinci merhaledir. Bizler yaşadığımız ilçelerde, şehirde güçlü olursak, bir de hükümette güçlü olursak ki öyleyiz Türkiye Yüzyılı’nın inşasını, şehirlerin, illerin, ilçelerin gelişmesini hep beraber sağlamış olacağız.”
“Murat Kurum, İstanbul için, İstanbul’un geleceği için talip”
Yumaklı, İstanbul’da son 5 yıldır bir “fetret devri” olduğunu, son dönemde kentte hiçbir uluslararası toplantı olmadığını, şehrin adeta “sessizliğe” gömüldüğünü belirterek, “İstanbul, dünyanın gözünün üzerinde olduğu şehir, artık yanan metrobüsleri, otobüsleri ve trafiği söylemiyorum.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un kimin, neye ihtiyacı varsa anında orada yer aldığını ve gerekeni yaptığını vurgulayan Yumaklı, “Kurum, şimdi İstanbul için, İstanbul’un geleceği için talip.” dedi.
Bakan Yumaklı, AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş’ın da gerçek belediyecilikle Kastamonu’yu kavuşturmak üzere çalışmalarına devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“O yüzden sizlerden de istirhamım mutlaka Kastamonu’daki eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı arayalım ve aynı şekilde bir AK Partili Bakan olarak bütün bunlarla alakalı, tabiri caizse desteğini arkamızda hissettiğimiz hemşehrilerimiz olarak bu sonucu da Kastamonu’da beklediğimi kendilerine iletmenizi istirham ediyorum. Kent uzlaşısı diye bir şey çıkardılar. PKK terör örgütünün yargılanmaması, daha doğrusu uluslararası arenada da zor durumda kalmaması için ona başka isimler takmışlardı. Hatırlarsınız işte YPG falan demişlerdi. Sonra da ‘Onun PKK’yla hiçbir alakası yok.’ demişlerdi. Şimdi kent uzlaşısı dediler adına ve gerçekten hepinizin de bildiği ve benim insanımın, Kastamonuluların asla kabul etmeyeceği terörle uzantısı olanlarla demlenmeye başladılar. Bunu da aklımızdan hiçbir zaman için çıkarmayalım. Her şey Beykoz için olsun. Her şey İstanbul için olsun. Her şey Türkiye’miz için olsun.”
]]>Kurtuluş Savaşı yıllarında ordudan bir istiklal marşı yazılması isteği gelmesi üzerine Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) 500 lira ödüllü bir yarışma açtı.
Bakanlık, yarışmaya gönderilen 724 şiirden 6’sını seçip bastırdıktan sonra milletvekillerine dağıttı. Ancak bu şiirleri yeterli bulmayan dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi (Tanrıöver), yarışmaya para ödülü olduğu için katılmadığını öğrendiği Burdur Milletvekili Mehmet Akif’e (Ersoy) bir mektup yazarak kendisinden yarışmaya katılmasını istedi.
Meclisin, 12 Mart 1921’de Başkanvekili İstanbul Milletvekili Dr. Adnan (Adıvar) Bey başkanlığında yaptığı toplantıda, Mehmet Akif’in şiiriyle birlikte 7 şiir ele alındı. Tartışmalardan sonra İstiklal Marşı olarak kabul edilen Mehmet Akif’in şiiri, Meclis kürsüsünden Bakan Hamdullah Suphi tarafından okundu.
Mehmet Akif ise para ödülünü almak istemedi. Yarışmanın şartnamesi uyarınca ödülü almak zorunda olduğu belirtilince, Mehmet Akif, parayı “Darül Mesai” adlı bir yardım kurumuna bağışladı.
Marşın kabulünden sonra Maarif Vekaleti bu kez beste yarışması açtı. 24 müzisyenin katıldığı yarışmanın sonuçlanması savaş yüzünden gecikti ve Bakanlık, 1924’te oluşturulan özel bir komisyonun, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini “İstiklal Marşı” olarak belirlediğini duyurdu.
Ancak Çağatay’ın bestesinin, klasik musiki etkisi altında olduğu gerekçesiyle 1930 yılında alınan karar uyarınca Osman Zeki Üngör’ün bestesi “İstiklal Marşı” olarak benimsendi.
Belli başlı öteki olaylar:
11 Mart
1938- Avusturya Şansölyesi Schuschnigg istifa etti, yerine gelen Nazi yanlısı Seyss-Inquart’ın daveti üzerine Alman birlikleri Avusturya’ya girdi.
1941- İngiltere’nin Sofya Elçisi Rendell’a, İstanbul’da Pera Palas Oteli’nde suikast girişiminde bulunuldu. Olayda 4 kişi öldü, Rendell kurtuldu.
1947- Türkiye, Uluslararası İskan ve Kalkınma Bankası (Dünya Bankası) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) örgütüne katıldı.
1949- İsrail ve Ürdün, Rodos’ta ateşkes antlaşması imzaladı.
1958- Türkiye, Mısır, Suriye ve Yemen devletlerinin oluşturduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni tanıdı.
1968- İstanbul Belediye Başkanı Haşim İşcan, beyin kanaması sonucu 70 yaşında vefat etti.
1976- Eski ABD Başkanı Richard Nixon, Şili’deki seçimler sırasında Salvador Allende’nin seçilmesini önlemek için CIA’ye emir verdiğini itiraf etti.
1983- İki Ermeni teröristin silahlı saldırısında yaralanan Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar yaşamını yitirdi.
1985- Konstantin Çernenko’nun 10 Mart’taki ölümünün ardından Mihail Gorbaçov, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliğine getirildi.
1988- Montajının tamamı Türkiye’de yapılan ilk F-16, Hava Kuvvetlerine teslim edildi.
1990- Litvanya, tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.
1993- Türkiye’nin Hamburg Din Ataşesi Ali Mangaoğlu, Alman polisi tarafından vurularak öldürüldü.
2011- Japonya’da merkez üssü Sendai olan 8,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem ve neden olduğu tsunami felaketinde 13 bin 400 kişi öldü, Fukuşima’da bir reaktör patladı, bölgedeki halk tahliye edildi.
2013- İsveç’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, Kral Carl XVI. Gustaf tarafından İsveç’in yabancı devlet ve hükümet başkanlarına verilen en üst düzey nişanı olan “Serafim Nişanı” takdim edildi.
2016- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Isparta’da 2007’de, 57 kişinin yaşamını yitirdiği uçak kazasına ilişkin davada, Atlasjet tarafından uçağın kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdürü Aydın Kızıltan ve Teknik Müdürü İsmail Taşdelen’in 11 yıl sekizer ay, Bakım Müdürü Fikri Zafer Dinçer’in 5 yıl 10 ay hapis cezasını onadı.
2017- Suriye’nin başkenti Şam’ın Bab Musalla bölgesinde meydana gelen iki patlamada 41 kişi öldü, 100 kişi yaralandı.
2020- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de Kovid-19 şüphesi olan bir kişinin test sonucunun pozitif çıktığını bildirdi.
2020- Dünya Sağlık Örgütü, Kovid-19’u küresel salgın ilan etti.
2022- ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Rusya ile ticari ilişkilerini askıya aldıklarını ve bu ülkeden deniz ürünleri, alkol, pırlanta dahil başlıca ürünlerin ithalatını durdurduklarını açıkladı.
2022- Milli sporcu Elvira Kamaloğlu, Bulgaristan’da düzenlenen 23 Yaş Altı Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 57 kiloda altın madalya kazandı.
12 Mart
1918- Erzurum düşman işgalinden kurtuldu.
1921- Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı, milletvekillerince ayakta dinlenildi ve TBMM’de Ulusal Marş olarak kabul edildi.
1921- Londra Konferansı sona erdi. İtilaf Devletleri barış önerdi.
1930- Hindistan’da Mahatma Gandi, tuz üretimindeki hükümet tekeline karşı çıkmak amacıyla Ahmetabat’tan denize doğru yürüyüşe başladı.
1933- Türk Dili Tetkik Cemiyetince eski sözcüklere Türkçe karşılık bulmak için “Dil Anketi” başlatıldı.
1947- ABD Başkanı Harry Truman, Kongre’den Sovyetler Birliği’nin baskısı altında bulunan Türkiye ve Yunanistan’a toplam 400 milyon dolarlık bir yardımda bulunulması ve bu devletlerin sivil ve askeri personeline ABD’de eğitim verilmesi için yetki istedi.
1971- Silahlı Kuvvetler “12 Mart Muhtırası”nı verdi. Başbakan Süleyman Demirel, bu gelişme üzerine istifa etti.
1979- Pakistan ve İran, CENTO’dan (Merkezi Antlaşma Teşkilatı) çekileceklerini açıkladı.
1985- Ermeni teröristler, Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliği’ne saldırı düzenledi. Kanadalı polisi öldüren teröristler, elçilikte 11 kişiyi rehin aldı. Büyükelçi Coşkun Kırca, pencereden atlayarak kurtuldu.
1985- Sovyetler Birliği ile ABD arasında, Cenevre’de Stratejik Nükleer Kuvvetler, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler, Uzay ve Savunma sistemleri ile İlgili Yeni Silahların Kontrolü Görüşmeleri başladı.
1995- Bir taksiyi gasbeden teröristler, Gazi Mahallesi’nde Alevilere ait olduğu bildirilen üç kahvehaneyi gece otomatik silahlarla taradı, bir kişi öldü, 20 kişi yaralandı. 14 Mart’ta Gaziosmanpaşa’da çıkan olaylarda 96 iş yeri tahrip edildi, 13 araç yakıldı.
1999- Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan, NATO’ya katıldı.
2000- Papa II. John Paul, kilisenin geçmişte Yahudilere, muhaliflere, kadınlara ve yerlilere karşı işlediği günahlardan ötürü af diledi.
2004- Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın özel kalem müdürlüğünü yapan Haldun Derin 92 yaşında vefat etti.
2017- Hollanda’da Türk toplumuyla ve diplomatik temsilcilerle bir araya gelmek amacıyla yapacağı ziyaretler engellenen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Almanya’dan uçakla İstanbul’a geldi.
2018- Dünya Uluslararası Pediatri Kurumu, mülteci çocuklara yönelik hizmetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Uluslararası Barış Ödülü” verme kararı aldı.
2019- ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), SDG ismini kullanan terör örgütü YPG/PKK’ya 300 milyon dolar, DEAŞ’la mücadele eden Suriye’ye sınır ülkelerin sınır güvenliğinin sağlanması için de 250 milyon olmak üzere toplam 550 milyon dolar ayırdı.
2020- Kovid-19 nedeniyle Türkiye’de ilk, orta, lise ve üniversitelerin 16 Mart itibarıyla tatil edilmesine, spor müsabakalarının da nisan sonuna kadar seyircisiz oynanmasına karar verildi
2021- New York Eyalet Meclisinde, 6 kadının ortaya attığı cinsel taciz iddiaları nedeniyle New York Valisi Andrew Cuomo hakkında azil soruşturması başlatıldı. Cuomo’nun, suçlamalar üzerine, 10 Ağustos’ta görevinden istifa etmesiyle soruşturma düşürüldü. Cuomo hakkında cinsel taciz iddiasında bulunan kadın sayısı, 2021’de en az 12 oldu.
13 Mart
1781- Alman kökenli İngiliz astronom William Hershel, Uranüs gezegenini keşfetti.
1899- Mustafa Kemal Atatürk, 1283 yaka numarasıyla Harp Okulunun piyade sınıfına yazıldı.
1919- Kazım Karabekir, Erzurum’da 15. Kolordu Komutanlığına atandı.
1923- Mustafa Kemal, Adana’dan başlayan bir geziye çıktı.
1926- Mustafa Kemal Paşa’nın, Falih Rıfkı (Atay) ve Mahmut (Soydan) Bey’e anlattığı hayat hikayesi ve hatıralarının kısaltılmış şekli, Milliyet gazetesinde yayımlandı.
1970- Dublaj sanatçısı ve yazar Adalet Cimcoz 60 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Beylerbeyi’nde restorasyonu süren tarihi İsmail Hakkı Efendi Yalısı, gece çıkan yangında kül oldu. Yalının yanındaki 205 yıllık Beylerbeyi Camisi’nin kubbesi de tamamen hasar gördü.
1992- Erzincan’da 6,8 büyüklüğündeki depremde 653 kişi öldü.
1994- İstanbul Boğazı’nda iki Rum gemisinin çarpışması sonucu yangın çıktı. 15 denizcinin öldüğü, 17 denizcinin kaybolduğu kazada, denize yayılan petrol çevre kirliliğine yol açtı.
1996- Efes Pilsen basketbol takımı, Avrupa Koraç Kupası’nı kazandı.
2003- Anayasa Mahkemesi HADEP’i kapattı.
2003- 1998 yılından bu yana tadilat gören Etnografya Müzesi yeniden açıldı.
2012- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nin yakılması ve 37 kişinin ölümüne ilişkin ana davadan dosyaları ayrılan 7 sanık hakkındaki davanın, 2 sanık yönünden ölmeleri, 5 sanık yönünden ise zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verdi.
2013- Vatikan’da papalık seçiminin ikinci gününde Arjantinli Kardinal Bergoglio, Katolik dünyasının yeni lideri seçildi.
2015- Almanya Anayasa Mahkemesi, öğretmenlerin derslerde başörtüsü takmasına getirilen yasağın anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.
2015- Birleşmiş Milletler, İran’da geçen yıl 753 kişinin idam edildiğini açıkladı. Bunun, son 12 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtildi.
2016- Ankara Kızılay Güvenpark’ta bir araca yerleştirilen bomba patlatılarak düzenlenen terör saldırısında 37 kişi hayatını kaybetti, 71 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü PKK üstlendi.
2016- Fildişi Sahili’nin Abidjan kentine 40 kilometre mesafedeki bir tatil köyünde düzenlenen silahlı saldırıda, aralarında turistlerin de olduğu 22 kişi öldü.
2017- NASA, 8 yıl önce Ay’ın yörüngesindeyken Dünya ile irtibatı kesilen Hindistan Uzay Araştırma Örgütüne (ISRO) ait bir keşif uydusunun yerini tespit etmeyi başardı.
2019- ABD yönetimi, 2018 İnsan Hakları Raporu’nun İsrail bölümünde, daha önce “işgal altında” şeklinde tanımladığı Golan Tepeleri için ilk kez “İsrail kontrolündeki” ifadesini kullandı.
2019- İngiliz Parlamentosu, Avrupa Birliğinden (AB) anlaşmasız ayrılmayı her koşulda reddeden teklifi kabul etti.
2019- Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hastanede tedavi gören Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu ile Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, 58 yaşında hayatını kaybetti.
2023- Suriye’de sivillere yönelik hak ihlallerini belgeleyen Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Beşşar Esed rejimi güçlerinin Suriye’de iç savaşın başladığı Mart 2011’den bu yana en az 22 bin 981 çocuğu öldürdüğünü açıkladı.
2023- Nepal’de 5 yıl önce getirilen Everest’e yalnız tırmanma yasağının ülke genelindeki tüm dağlarda uygulanmasına karar verildi.
14 Mart
1827- II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda “Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adıyla kurulması, daha sonra “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı.
1879- Fizik bilgini Albert Einstein, Ulm’da doğdu.
1919- Yunanlıların, İzmir’e çıkarma planı, İngiltere Başbakanı Lloyd George, Fransa Başbakanı Clemenceau, İtalya Başbakanı Orlando ve ABD Başkanı Wilson tarafından kabul edildi.
1935- İstanbul Belediye Meclisi, Darülaceze’nin adını Düşkünler Evi olarak değiştirdi.
1939- Hatay Meclisi, Türk lirasını resmi para olarak kabul etti.
1953- Sovyetler Birliği Komünist Partisi 1. Sekreteri Stalin’in ölümü üzerine yerine getirilen Malenkov, görevini 8 gün sonra Kruşçev’e devretti.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Barış Gücü’nün Kıbrıs’a gitmesini kararlaştırdı.
1980- ABD Hava Kuvvetlerine ait C-130 tipi askeri nakliye uçağı, İncirlik Hava Üssü’ne iniş yaparken düştü, 18 ABD askeri öldü.
1983- Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulmasını öngören yasa tasarısı, Danışma Meclisinde kabul edildi.
2000- Greenpeace, yıllardır çevre kirliliği konusunda mücadele ettiği uluslararası kuruluşlardan Shell petrol şirketine ortak oldu.
2003- Türkiye Cumhuriyeti’nin 59. Hükümeti, Siirt Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kuruldu.
2008- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.
2011- Türkiye’nin ilk haber spikerlerinden Jülide Gülizar, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 82 yaşında vefat etti.
2013- Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilim adamları, parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve “Higgs Bozonu” adı verilen atomaltı parçacığının varlığından emin olduklarını açıkladı.
2016- Foto muhabiri Ara Güler’in hayatını ve fotoğraflarını konu alan “İstanbul’un Gözü” adlı belgesel film, Washington DC Bağımsız Film Festivali’nde tüm kategorilerdeki yapımlar arasında “En İyinin İyisi” seçildi.
2016- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Suriye’deki Rus güçlerin büyük bölümünün çekilmesi için emir verdiği duyuruldu.
2017- Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen ve iki gün süren Suriye konulu 3. tur görüşmelerinde, Türkiye ve Rusya’nın yanı sıra İran’ın da resmen ateşkesin garantörü olmasına karar verildi.
2018- Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özçelik’in “uykusuzluk geni”ni keşfettiği çalışma, ABD merkezli uluslararası bilim dergisi Cell tarafından “2017 Dünyanın En İyi Bilimsel Buluşları”ndan seçildi.
2018- Dünyanın önemli kozmologlarından kabul edilen ve ALS hastalığı nedeniyle tüm iletişim yetilerini kaybetmesine rağmen kendisi için özel olarak tasarlanan bir bilgisayar desteğiyle bilimsel çalışmalarını devam ettiren Stephen Hawking, 76 yaşında hayatını kaybetti.
2020- Kovid-19 salgınıyla mücadele amacıyla Türkiye, 08.00’den itibaren tüm hudut kapılarını Almanya, İspanya, Fransa, Avusturya, Norveç, Danimarka, İsveç, Belçika ve Hollanda’dan gelen yolculara kapattı.
2021- Kosova’nın Kudüs Büyükelçiliği açıldı. İsrail ile diplomatik ilişkilerin resmen başlatılması için 1 Şubat’ta anlaşmaya varan Kosova, Kudüs’te büyükelçilik açan, nüfusunun çoğunluğu Müslüman ilk ülke oldu.
2023- Pakistan’da eski Başbakan İmran Han’ı gözaltına almak isteyen polislerle Pakistan Adalet Hareketi Partisi destekçileri arasında çatışma çıktı. İki gün süren çatışmanın ardından ülke genelindeki protestolarda Han taraftarı 198 kişi gözaltına alındı.
15 Mart
1921- Son Osmanlı sadrazamlarından, İttihat ve Terakki liderlerinden (Mehmed) Talat Paşa, suikast sonucu hayatını kaybetti. Berlin’de sokakta bir Ermeni’nin arkasından kurşunladığı Talat Paşa, 1 Eylül 1874’te Edirne’de doğmuştu.
1933- Almanya’da Hitler, Üçüncü Reich’ı ilan etti.
1938- Sovyetler Birliği’nde olağanüstü mahkemede ölüm cezasına çarptırılan, aralarında Ekim Devrimi’nin önderlerinden Nikolay Buharin’in de bulunduğu 18 kişinin cezaları infaz edildi.
1955- Tiyatro sanatçısı Muammer Karaca’nın yaptırdığı “Karaca Tiyatrosu” İstanbul’da açıldı.
1961- Turkish Daily News kuruldu.
1964- Sinema yıldızı Elizabeth Taylor ile aktör Richard Burton evlendi.
1983- Maliye Bakanlığı, Hisarbank ve İstanbul Bankasına el koydu.
1996- Aydın Menderes, Afyon’un Sandıklı ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonucunda felç oldu.
2001- İktisat Bankasına el konuldu.
2001- İstanbul-Moskova seferini yapan Tupolev-154 tipi uçak, Atatürk Havalimanı’ndan kalkışından kısa süre sonra Çeçen korsanlarca kaçırıldı. Medine’ye indirilen uçağa Suudi antiterör timlerince düzenlenen operasyonda, Türk yolcu Gürsel Kambal ve Rus hostes Yuria Fomina hayatını kaybetti, bir korsan öldürüldü.
2006- Genelkurmay Başkanlığı, vatandaşların da görüşlerine başvurarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığının yeni birlik sembolünde Atatürk’ün Kocatepe sırtlarında resmedildiği figürün yer almasına karar verdi.
2012- Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke olarak onay belgesini Avrupa Konseyine sundu.
2017- Pakistan’da 19 yıl aradan sonra nüfus sayımı yapıldı.
2019- Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında düzenlenen silahlı saldırıda 51 kişi yaşamını yitirdi, 49 kişi yaralandı.
2020- Türkiye ile Gürcistan, koronavirüsü önleyici tedbirler kapsamında, iki ülke arasındaki mevcut üç sınır kapısından biri olan Sarp/Sarpi sınır kapısını yolcu trafiğine karşılıklı kapattı.
16 Mart
1920- İtilaf devletleri, İstanbul’u işgal etti.
1921- Sovyetler Birliği, Ankara Hükümetini resmen tanıdı, Moskova Antlaşması imzalandı.
1940- Nobel Ödülü’nü kazanan ilk kadın yazar Selma Lagerlöf, 82 yaşında öldü.
1956- Keman sanatçısı Suna Kan, İtalya’da ödül aldı. Gazeteler, “Paganini sağ olsaydı, Suna Kan’ı alnından öperdi.” diye yazdı.
1964- TBMM’de gizli yapılan olağanüstü toplantıda, hükümete gerektiğinde Kıbrıs’a müdahale yetkisi verildi.
1971- Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, Sivas’a bağlı Gemerek’te jandarmayla girdikleri çatışma sonunda yakalandı.
1972- Cumhuriyet Senatosu, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararını onayladı.
1978- İstanbul Üniversitesinden çıkan öğrenci grubuna bomba atıldı, yedi öğrenci öldü. Silahlı kişilerce gruba ateş açıldı, çok sayıda kişi yaralandı.
1978- İtalya’da eski başbakanlardan Aldo Moro, terör örgütü Kızıl Tugaylarca kaçırıldı.
1994- TBMM tarafından dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra gözaltına alınan beşi DEP’li altı milletvekili, TCK’nin 125’inci maddesine muhalefet ettikleri gerekçesiyle DGM’ye sevk edildi. Vatana ihanetle suçlanan milletvekilleri, 17 Mart’ta tutuklanarak cezaevine konuldu.
1999- Kosova’daki Sırp güçlerine karşı, 70 gün sürecek hava harekatı başlatıldı.
2004- Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) Karadon Maden Ocağı’ndaki grizu patlamasında 8 Çinli işçiden 5’i öldü, 3’ü yaralandı.
2012- Afganistan’da NATO’ya bağlı Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) bünyesinde Kabil Bölge Komutanlığında görevli Türk askerlerini taşıyan helikopterin düşmesi sonucu 12 asker şehit oldu.
2017- Halep kentinin Etarib ilçesinde bir camiye namaz vakti düzenlenen hava saldırısında 58 kişi hayatını kaybetti.
2018- Eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, “terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan yargılandığı davada 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
2020- İçişleri Bakanlığı genelgesiyle, koronavirüs tedbirleri kapsamında pavyon, diskotek, bar ve gece kulüplerinin faaliyetleri geçici süreyle durduruldu.
2023- İngiltere, güvenlik endişeleri nedeniyle bakanlar ve devlet memurlarının kullandığı telefon ve diğer elektronik cihazlarda, Çinli sosyal medya platformu TikTok kullanımına yasak getirdi.
2023- Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 12 yıl aradan sonra devlet başkanı düzeyinde ilk resmi ziyaret için Japonya’ya gitti.
17 Mart
1816- 38 tonluk “Elise” adlı buharlı tekne, kaptan Pierre Andriel yönetiminde, Manş Denizi’ni aşan ilk buharlı tekne oldu.
1939- Hatay’da Türk posta ve telgraf ücretleri uygulamaya konuldu.
1948- Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere ve Lüksemburg dışişleri bakanları arasında, 50 yıl süreli Brüksel Anlaşması imzalandı.
1954- Türk Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası grup elemelerinde, Madrid’de 4-1 yenildiği İspanya’yı, İstanbul’da 1-0 yendi. Milli Takım, yönetmelik gereği, 1954 yılının 17 Mart günü Roma’da yapılan üçüncü karşılaşmada İspanya ile 2-2 berabere kalınca, kura çekildi. Kurada kazanan Türk Milli Takımı, finallere katılma hakkı elde etti.
1966- Varto’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremde 14 kişi yaşamını yitirdi.
1972- Uzun süredir araları açık olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ile Genel Sekreter Bülent Ecevit barıştı.
1976- Amerikan Northrop uçak şirketi, uçak alım satımlarıyla ilgili Türkiye’de rüşvet dağıttığı iddialarını doğruladı.
1985- İki ünlü oyun yazarı Arthur Miller ve Harold Pinter, hapiste bulunan Pen üyesi yazarları ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye geldi.
2005- Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Sugözü köyü Kuzucu Mahallesi’ndeki toprak kayması sonucu 15 kişi ve 21 ev toprak altında kaldı.
2015- İsrail’de düzenlenen erken genel seçimlerden Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önderliğindeki sağcı Likud Partisi birinci çıktı.
2016- Yemen’de Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyona bağlı savaş uçakları tarafından düzenlendiği iddia edilen saldırıda, Hacce kentinde 22’si çocuk 119 kişi öldü, 47 kişi yaralandı.
2016- Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD, Suriye’nin kuzeyinde kontrolünde tuttuğu bölgelerde federasyon ilan ettiğini duyurdu.
2018- Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, parlamentoda yapılan seçimle ikinci dönem devlet başkanlığına getirildi.
2020- Türkiye, Kovid-19 önlemleri kapsamında, İngiltere, İsviçre, Suudi Arabistan, Mısır, İrlanda ve Birleşik Arap Emirlikleri ile uçuşları yasakladı. Uçuş yasağı uygulanan ülke sayısı 20’ye yükseldi.
2021- HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, hakkında mahkemece verilen ve kesinleşmiş cezaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi okunarak düşürüldü.
2023- Finlandiya’nın NATO’ya Katılımına İlişkin Protokol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak TBMM Başkanlığına sunuldu.
2023- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.
]]>Yeniden Refah Partisi’nin seçim otobüsüne gerçekleştirilen silahlı saldırı, dün saat 17.00 sıralarında Arnavutköy’ün Hadımköy Mahallesi’nde meydana geldi. Kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen saldırıda silahla araca 3 el ateş edildi. Kurşunlardan biri aracın şoför tarafında bulunan camına isabet ederken, o sırada araçta oturan şoför saldırıdan yara almadan kurtuldu. Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Mehmet Altınöz, gerçekleştirilen saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Bu saldırılar bizim gücümüzü hiçbir zaman kıramaz”
Bu menfur saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirten Altınöz, “Bizim hareketimize, davamıza yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırılar bizim gücümüzü hiçbir zaman kıramaz. Bizim yapmış olduğumuz çalışmaları da en ufak bir sekteye uğratamaz, aksine heyecanımızı, azmimizi artırır. ‘Türkiye’yi yönetmeyi, dünyaya değiştirmeye hazırız’ yazısını bu saldırıyı yapanların çok iyi anladığını biliyoruz. Bizden başka Türkiye’yi yönetmeye, dünyayı değiştirmeye hazır olan hiçbir parti, ideoloji ve görüş yoktur. İşte o biziz. Paylaşımda ve yönetimde adaleti sağlamaya geliyoruz. Bu adaleti bizden başka kimse sağlayamaz. Bizim partimizin güçlenmesi, yükselmesi; özellikle de yerel seçimlerde sahada görmüş olduğumuz hava bazılarını rahatsız etti. Kim rahatsız olursa olsun hiçbir zaman davamızdan geri dönmeyeceğiz ve çalışma azmimizi artırarak 31 Mart’a doğru gideceğiz. 31 Mart’ta da sandıklarda Yeniden Refah Partisi’nin oylarını patlatacağız” ifadelerini kullandı.
“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’den faillerin derhal bulunmasını talep ediyoruz”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’e çağrıda bulunarak saldırıyı gerçekleştiren faillerin derhal bulunmasını talep eden Altınöz, “Teşkilatımızın moralini ve motivasyonunu hiç kimse kıramaz. Biz İstanbul’da 39 ilçemizde ve büyükşehirde seçim çalışmalarımızı hummalı bir şekilde yürütmeye devam ediyoruz. Görmüş olduğumuz teveccüh gerçekten muazzam. Vatandaşımız ‘Refah’ın vakti geldi’ diyor” dedi.
“Bizim en büyük gücümüz teşkilatımız”
Çalışmaların yüksek bir tempoda devam ettiğini ve bu saldırılardan dolayı vitesi biraz daha yükseltmek gerektiğini ifade eden Altınöz, “Biz 7 gün 24 saat değil de 7 gün 20 saat esasında çalışıyorduk çünkü 4 saat uyku bize yetiyor diyorduk. Artık 7 gün 24 saat esasına göre çalışmamız gerekecek. 31 Mart’a 21 gün kaldı. Bu 21 gün içerisinde sıkı bir şekilde çalışacağız. Tüm teşkilatımızla birlikte İstanbul’da ana kadememizden 15 bin kişi ile yan kollarımızda dahil olmak üzere üyelerimizle birlikte 100 bin kişilik bir kadro ile çalışıyoruz. Şu anda en aktif bir şekilde çalışan, en teşkilatlı çalışan parti Yeniden Refah Partisidir. Bazı partiler gibi bizim arkamızda havalı ve paralı güçler yok. Bizim arkamızda medya gücümüz yok. Holding gücümüz yok. Bizim arkamızda dış güçler yok. Bizim arkamızda kim var? İşte o bizim gidip de oy talebinde bulunduğumuz, destek istediğimiz bu ülkenin aziz ve muhterem evlatları var. Aynı zamanda bizim samimi ve ihlaslı teşkilat mensuplarımız var. Bizim en büyük gücümüz teşkilatımız” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan Altınöz, gece gündüz çalışarak hem Ankara’yı hem de İstanbul’u kazanacaklarını ifade etti. – ANKARA
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Pendik’te düzenlenen Çankırılı Yarenler Hemşehri Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, Çankırı Dernekler Federasyonu Başkanı Önder Tozan, Çankırı Dernekler Konfederasyonu Başkanı Kaptan Mustafa Can, Pendik Çankırılılar Dernek Başkanı Engin Yıldırım, siyasi partilerin ilçe başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Çankırı’nın yöresel türkü ekibi türküler söyledi. Kurum, konuşmasını Çankırı’ya özel giydiği yöresel kıyafet ile yaptı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip, hatıra fotoğrafı çektirdi.
“11 ilimizde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “22 yıllık bu yürüyüşünüz için, bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmadığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. O toprakların bir evladı olarak ülkemizin 81 iline hizmet ettim. Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de depremler oldu. Bu kardeşiniz 2 saat sonra oraya gidip gece gündüz çalıştı. Sizin evladınız sizin yüzünüzü hiçbir zaman kara çıkarmadı. Kastamonu’da, Bartın’da, Rize’de seller oldu. Orada yine seferberlik anlayışıyla çalışmalarımızı yaptık. 11 ilimizde 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir deprem yaşadık. 11 ilimizi ayağa kaldıracak çalışmaları başlattık. 11 ilimizde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık” dedi.
“CHP’li İBB yönetimi İstanbul’la ilgili hiçbir yatırım yapmadı”
“Olmayan işi olmuş gibi algı oluşturmakta bunların üstüne yok” diyen Kurum, İBB yönetimini şu sözlerle eleştirdi:
“İstanbul ilgisizliğin, sevgisizliğin elinde her gün geriye gidiyor. Bugün evden işe ve okula gitmek bir çile haline geldi. CHP’li İBB yönetimi İstanbul’la ilgili hiçbir yatırım yapmadı. Bırakın yatırım yapmayı, bizim ihalesini yaptığımız 10 metro hattının 3’ünü iptal etti. Sancaktepe’de projesini ve ihalesini yaptığımız metro tüneline hafriyat dökerek tarihe geçti. Bizim karayolu tünelleriyle alakalı yapmış olduğumuz projeleri beton dökerek kapattılar. Ondan sonra da hiçbir şey olmamış gibi milletin karşısına geçip ‘Biz en fazla metro hattı, karayolu işi, yol kavşak işi yaptık’ diye yalan söylediler. Olmayan işi olmuş gibi algı oluşturmakta bunların üstüne yok. ‘Biz bunlara 8 kilometre metro yaptınız’ dediğimizde hiçbir şey söylemiyorlar. 230 kilometre metro sözü verip, 8 kilometre yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Rahmetli Kadir abinin döneminde temellerini attığımız metroları biz yaptık diye yalan söyleyerek milletimizin aklıyla alay edercesine bu sözleri sarf ediyorlar. Onlar İstanbul’un kaynaklarını çarçur ederken biz Çankırı’da Çerkeş’in dönüşümünü yapıyorduk. Onlar CHP’yi dizayn etmeye çalışırken, biz Çankırılı kardeşlerimizle 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlatıyorduk. Onlar yürüdükleri genel başkanlarını sırtından hançerlerken, biz 81 ilimize milletimizle beraber hizmet ediyorduk. Onlar tabelalara 175 milyon harcarken, biz Antalya’da Manavgat’ta İbrahim amcamızın evini inşa ediyorduk.”
“İstanbul’un koca 5 yılını yok ettiler”
Kentsel dönüşümün önemine değinen Kurum, “Pendik 31 Mart’ta gereken cevabı sandıkta verecektir. İstanbul vizyonumuzu paylaştığımızda bu şehrin en önemli sorunlarından biri deprem dedik. Artık aynı acıları yaşamak istemiyoruz. Başka ocaklara ateş düşsün istemiyoruz. Biz 5 yılda 650 bin konutun dönüşümünü gerçekleştireceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar gece gündüz çalışacağız. Yarı zamanlı belediye başkanı, ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diyor. Bizim vatandaşımız o riskli binalarda depremi mi bekleyecek? Sorduğunuzda cevap yok. Bunlar hep bir algıyla, farklı gündemle bizi meşgul etti. İstanbul’un koca 5 yılını yok ettiler. Hiçbir mahallede ulaşımla ilgili istenen hizmet yoktur. Bir otobüsü koymaktan acizler. Bunlar ne yaparsa yapsın İstanbul’umuzu bunların ehliyetsizliğine, liyakatsizliğine ve beceriksizliğine terk etmedik. Milletimiz bozulan, patlayan otobüslerin, sökülen yeşillerin, ihmal edilen caddelerin hesabını teker teker soracak. Haksız yere işinden, ekmeğinden edilen emekçiler hesap soracak. Otobüs duraklarında saatlerce bekleyen öğrenciler, karda kışta mahsur kalan insanlar bir bir hesap soracak” şeklinde konuştu.
“Algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapacağız”
İstanbul’un beklediği ve özlediği günlere kavuşturulacağının altını çizen Kurum, “İstanbul 1 Nisan’da rekor bir oyla Cumhur İttifakı’yla, gerçek belediyecilikle tanışacak. Algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapacağız. Haksızlıklara karşı daima adaletten yana olacağız. Ayrı gayrıdan değil, birlikten yana olacağız. Kibirli değil mütevazı olacağız. Milletin değerlerine daima saygılı olacağız. Koltuğumuza değil, halkımıza bağlı olacağız. Kendimiz için değil bu şehrin geleceği için çalışacağız. 31 Mart seçimleri İstanbul’umuzun, Türkiye’nin yeni yüzyılında lokomotif bir şehir olacağının kararının verileceği bir seçimdir. Mesele Murat Kurum değil, mesele İstanbul’dur. Mesele 5 yıldır çiğnenen 571 yıllık onurun yeniden dirilişidir. İstanbul’umuzu özlediğimiz, beklediğimiz günlere hep birlikte kavuşturacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Beykoz Sahili’nde 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesi projelerini açıklayan Aydın, 2024-2029 döneminde ilçede hız kesmeden vites yükselterek devam etmeyi düşündüklerini söyledi.
Boğaz’ın en güzel yerinde olan Yalı Kütüphanesi’ni önümüzdeki hafta açacaklarını belirten Aydın, buranın 24 saat açık olacağını belirtti.
Kazım Karabekir Camisi’ni de 15 Mart’ta ramazanda hizmete açacaklarını anlatan Aydın, caminin deprem açısından problemli bir yer olduğu için yıkılarak kısa sürede yeniden yapıldığını kaydetti.
Beykoz’un ulaşım sorununa değinen Aydın, “Riva-Karlıtepe arası bölünmüş yol haline gelecek. Sayın İBB Başkan adayı Murat Kurum’la görüştük. İBB Başkanı olacak inşallah. Onun öncülüğünde 15 kilometrelik kısım Riva’dan Karlıtepe’ye kadar bölünmüş yol haline gelecek.” diye konuştu.
Karlıtepe’ye bir teleferik hikayesi olduğunu ifade eden Aydın, şöyle devam etti:
“Sultaniye Parkı’ndan Karlıtepe’ye teleferikle gidip gelebileceğiz. Bu trafik yükünü, otopark yoğunluğunu alacak. Yukarıda geniş otopark alanları var. Karlıtepe’deki otopark alanlarını artıracağız ve bu Beykoz’un ulaşımına, turizmine, ticaretine çok büyük bir rahatlama getirecek. Deniz ulaşımıyla da ilgili çalışmalar olacak.”
Beykoz’daki bina stoku hakkında bilgi veren Aydın, yapılan deprem şartlarına uygun yapılmadığını, dolayısıyla sağlıklı hale getirilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“İstanbul’daki bir depremde yaralar sarılamaz. İstanbul’daki depremi atlatabilmenin yolu buradaki çürük binaların yıkılıp yeniden yapılmasıyla ilgilidir. Tokatköy ve benzeri projelerin desteklenmesi lazım. Belediyeler olarak seferberlik ilan etmemiz lazım. Merkezi yönetim bu anlamda seferberlik ilan etti. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İstanbul’daki ilçelerin, bütün siyasilerin, bu topraklarda yaşamayı arzu eden herkesin, bu konuyu dikkate alması gerekiyor. Bizim bir avantajımız olacak. Biz Tokatköy’ü bütün zorluklara rağmen başarmış oluyoruz. Şimdi binaların içine insanlar girdiğinde yapılanlar gözükecek.”
“Beykozlu Beykoz’un dışına çıkarılmadan, yerinden edilmeden burada yenileme çalışmalarının yapılması gerekiyor.” ifadesini kullanan Aydın, “Bu amaca hizmet etmek üzere biz 5 bin konut ücretsiz olarak Beykoz’da yapacağız ve hak sahiplerine, Beykozlulara vereceğiz. Öncelik bina yapma imkanı olmayan, derenin içerisinde son derece riskli yerdeki binalar, öncelik onlara vermek kaydıyla 5 bin konut yapacağız.” açıklamasında bulundu.
Boşatılan yere de kesinlikle hiçbir bina yapılmayacağını vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:
“Zaten bina yapılamayacak yerler de yenilenmiş olacak. Herhangi bir ücret de alınmayacak. Bu Beykoz’un geleceği, Beykoz’un yaşam konforunu son derece arttıracak bir projedir. Allah’ın izniyle sizden alacağımız destekle ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de yapacakları var. Merkezi yönetim oradan alacağımız destekler, arsa tedariki konusunda alacağımız destekler, her şeyden önemlisi hemşerilerimizin bu işe inanmasıyla bunu Allah’ın izniyle başaracağız.”
Riva Deresi projesiyle ilgili çalışmalarına değinen Aydın, “Riva Deresi inanılmaz bir proje. Temennimiz Büyükşehir Belediyemiz buradaki kirlilik oluşturan unsurları ortadan kaldırdıktan sonra burası İstanbul’un ve Türkiye’nin en önemli dinlenme, eğlenme, gezme, kültürel etkinlik yapma alanı haline dönüşecek.” diye konuştu.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ilçeye yapılacak hastaneyle ilgili açıklamalarını anımsatan Aydın, şöyle konuştu:
“Paşabahçe Devlet Hastanesi onun tam dört katı büyüklüğünde bir hastanemiz önümüzdeki üç yıl içerisinde hizmete girmiş olacak. Paşabahçe ne olacak, orası açıldıktan sonra hastane olarak hizmet vermeye devam edecek. Tepeüstü orası da devam edecek. Şimdi 3 tane hastanemiz olacak. Son gelen ilk ikisinin tam 4 katı hizmet üretme kapasitesine sahip olacak.”
Yerel seçimlerde ilçe sakinlerinden destek istediğini belirten Aydın, “31 Mart’ta sizlerden hem karnemize olumlu not vermenizi hem de gelecek 5 yılla ilgili bizlere vize vermenizi arzu ediyoruz.” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Sultangazi’de düzenlenen Malatyalılar Hemşehri Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, Malatya Dernekler Federasyonu (MADEF) Başkanı Yılmaz Durmuş ve çok sayıda vatandaş katıldı. Protokol konuşmalarıyla başlayan program Malatya’da ki depremzedelerin yaşadıklarını anlatan film gösterimi ile devam etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Malatya’mızı yeniden ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışıyoruz”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Malatya’mız, medeniyet bayrağımızın yükseldiği kutlu bir beldedir. Malatyalı kardeşlerimiz her zaman bizim dert ortağımız, yol arkadaşımız oldular. Malatya vefadır. Malatya dostluktur. Fatih’in emaneti İstanbul’umuz 400 binin üzerinde Malatyalı kardeşimize ev sahipliği yapıyor. Malatya ve İstanbul’umuz arasında güçlü bir bağ vardır. Bu aziz şehir, hepimize yuva oldu. Soframızdaki ekmeğe vesile oldu. Bu aziz şehir, bizi aynı potada, aynı kardeşlik ikliminde buluşturdu. Gönüllerimizi birbirine bağladı. Asrın felaketinde Malatya’daki kardeşlerimin çektiği acıları İstanbul’daki kardeşlerimiz de paylaştı. Milletimizin asaletli duruşuyla, devletimizin sarsılmaz kudretiyle, milletimizin kardeşlik bağıyla, seferberlik ruhuyla bir olduk. Depremde el ele verdik. Tüm dünyaya ne kadar büyük bir aile olduğumuzu bir kez daha gösterdik. O gün tüm afetlerde olduğu gibi Malatya’daki felaketin de ilk anından itibaren hep sizlerin yanında olduk. Malatyalı kardeşlerimizin acılarını paylaştık, yaralarını sarmanın gayreti içerisinde olduk. Aynı hüznü yaşadık, aynı acıya ağladık, aynı kederi, aynı kaderi paylaştık. Vatandaşlarımız, en ufak bir mağduriyet yaşamasın diye tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bugün Malatya’mızı yeniden ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışıyoruz” dedi.
“Malatyamız eskisinden çok daha güzel bir şehir olacak”
Malatya’da yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü:
“Malatya’mızda afetzede kardeşlerimiz için 8 bin konut inşa edip teslim ettik. Malatya’nın depremden etkilenen her bir ilçesine ve köyüne gittik. Malatyalı kardeşlerimize 1 yıl içerisinde bu konutları bitirip teslim edeceğiz dedik. Geçtiğimiz Şubat ayında deprem bölgesinde 3 ayda yapımı tamamlanan 180 bin yuvanın inşasını başlattık. Malatya’daki her bir kardeşimizin elinden tuttuk ve o eli asla bırakmadık. Tüm illerimizi devletimizin kudretiyle ayağa kaldıracağız. Biz, evlatlarımızın huzurlu ve mutlu yarınları için tüm imkanlarımızı seferber etmeyi en büyük vazife olarak görüyoruz. 2020 depreminden sonra Pütürge ve Doğanyol’u nasıl yepyeni şehirler yaptıysak, Battalgazi Yeşilyurt’u Doğanşehir’i Akçadağ’ı nasıl yaptıysak, 6 Şubat depreminde en büyük yıkım alan yerlerimizi de yepyeni şehirler haline getireceğiz. Malatyalı hemşerilerimizin hafızası, ruhu Yeni Cami’mizi, Akpınarı, Söğütlü’yü, Malatya’nın Kadim çarşısını Malatya’mızın dokusuna uygun, bir şekilde inşa edeceğiz. Bir yıl içerisinde bunları da Malatyalı hemşerilerimize teslim edeceğiz. Malatya’mız eskisinden çok daha güzel bir şehir olacak ve kısa zaman içerisinde katlanarak büyüyecek.”
“Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemli”
“Riskli konutlarımızın 650 binini ilk 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” diyen Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü:
“Malatya, maddi sermaye gücüyle, yetiştirdiği insan gücüyle, kültürel birikimi ile Türkiye’ye her zaman öncülük etmiş bir şehrimizdir. Türkiye’nin en önde gelen isimlerini çıkarmış Anadolu’muzun lokomotif şehridir. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, depremi en az hasarla atlatabilmek için çalışmalarımızı yaptık. 1 Nisan’dan sonra aynı kentsel dönüşümü aynı acıyı yaşamamak için İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Riskli konutlarımızın 650 binini ilk 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemli. Biz sizi CHP’nin bu beceriksiz, bu liyakatsiz, bu umursamaz yönetimine teslim etmeyeceğiz. Biz, İstanbulluların, annelerimizin, evlatlarımızın, ailelerimizin evlerinde huzurla ve güvenle yaşaması için canla başla çalışacağız. Ben inanıyorum ki; Malatyalı hemşerilerim, milletimiz, İstanbul’u israfa, felakete, borca sürükleyenlere fırsat vermeyecektir. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek.” – İSTANBUL
]]>Kurum, Tuzla mitinginde yaptığı konuşmada, iki aylık süreçte İstanbul’da yüz binlerce vatandaşla kucaklaştıklarını, İstanbul’un kararını verdiğini söyledi.
Mevcut İBB yönetiminin 5 yıldır metro ihalesine çıkmadığını dile getiren Kurum, şöyle konuştu:
“İstanbullular 5 yıldır bu beceriksiz yönetimin elinde çile çekiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetiminden en ufak bir proje gördünüz mü? İşte, bu şehrin en önemli sorunlarının başında ulaşım problemi geliyor. 5 yılda tek bir metro ihalesine bile çıkamadılar. Taş üstüne taş koymadılar. Temelini attığımız metro hatlarına hafriyat döktüler. Başlattığımız metroları dahi bitiremediler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de bu yalancı Başkan çıkıp ne yapıyor? Rahmetli Kadir ağabey döneminde temelleri atılan metro projelerinin ‘temelini ben attım’ diye yalan söylüyor. Emek hırsızlığı yapıyor. Proje hırsızlığı yapıyor. İcraat hırsızlığı yapıyor.”
Kurum, İBB’nin internet sitesindeki verilere işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“İBB’nin resmi internet sitesi bile bu beceriksiz başkanı yalanlıyor. Oradaki verileri paylaşıyorum, ‘Sıfırdan başlayıp yaptım.’ dediği projelerin tarihlerine bir bakın; Mahmutbey-Esenyurt metro hattı başlama tarihi 21 Ağustos 2017, Çekmeköy-Sancaktepe metro hattı başlama tarihi 28 Nisan 2017, Göztepe-Ataşehir metro hattı başlama tarihi 28 Nisan 2017. Demek ki neymiş, yalan mı, yalan hem de kuyruklu yalan. Dahası da var, 3 metro hattının yapımı için 2017’de İBB Meclisi’ne gelen kredi talebine CHP grubu ‘Hayır’ oyu verdi. Hatırlarsınız bu beceriksiz başkan o tarihlerde Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak İBB Meclisinin bir üyesiydi. Yani karşı çıktıkları projeleri, şimdi sıfırdan yaptığını iddia ediyor. Gerçekten hayretler içerisinde kalıyorum. Nasıl bu kadar rahat yalan söylenebilir? Yalandan terliyor ama hiç yüzü kızarmıyor. Şu 3 günlük dünyada yalan söylemedikleri tek bir gün dahi yok. Her güne bir yalan sığdırıyorlar.”
“Son 5 yılda yapılan tek bir metro ihalesi yok”
Son 5 yılda yapılan tek bir metro ihalesi olmadığını kaydeden Kurum, “Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece ve sadece 8 kilometresi bu yalancı başkanın döneminde yapılmıştır ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Millete yalan söylemeyi bırakın, bu millet kendini aldatanı, kendine yalan söyleyenleri tarihten silmiştir. İnşallah 31 Mart’ta da bu beceriksiz yönetimi sizlerle birlikte süresiz tatile göndereceğiz.” dedi.
Kurum, daha sonra İstanbul’da yaşanan trafik sorununa değinerek hazırladıkları projeleri anlattı.
Ulaşımla birlikte kentsel dönüşüme de öncelik vereceklerini belirten Kurum, mevcut yönetimin 100 bin konut vadettiğini ancak 5 bin konut bile dönüştüremediğini, çalıştaylardan öteye gidemediğini söyledi.
Kurum, kendilerinin millete hizmet etmenin gayreti içerisinde olduklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
“Ama bugün bir bakıyorsunuz bu beceriksiz İBB yönetimi hiçbir şey yapmadığı gibi hala İstanbul dışında her türlü gündemle meşgul oluyor. Oysa ki 5 yıldır boş polemiklere ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı bugün aslına yakışır bir İstanbul’da yaşıyor olabilirdik. 5 yıldır tatile ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı, bugün daha güzel bir İstanbul’da yaşayabilirdik. Beş yıldır reklama ayırdığı bütçeyi kentsel dönüşüme ayırsaydı, bugün daha dirençli bir İstanbul’da yaşayabilirdik. Beş yıldır yabancı ülkelerin temsilcilerine ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı, bugün trafiksiz ve çilesiz bir İstanbul’da yaşayabilirdik. Bugün İstanbul’umuzun trafik çilesinin çözülmemesinin en büyük sebebi işte bu ilgisizliktir, ihmalkarlıktır. Beceriksiz aday kendi siyasi ikbali için yaptığı görüşme ve kulis yoğunluğundan İstanbul trafiğinin yoğunluğunu unuttu. Siz, İstanbul’un sorunlarını ikinci plana atarsanız, bunun sandıkta cevabını alırsınız.”
Tuzla’da 1 Nisan sonrası hayata geçirilecek projeleri sıralayan Kurum, “Tuzla Hastane-Tuzla Merkez Metro Hattını hızlıca tamamlayarak sizlerin hizmetine sunacağız. Hatırlarsanız, CHP’li beceriksiz başkan, Tuzla’ya metro sözü vermişti, Tuzla metrosu için durmadan açılış törenleri düzenlediler. Önce 86 milyon avro, sonra 34 milyon avro kredi aldılar. Hani nerede? Hiçbir ilerleme yok. Tuzla’nın ulaşım için en önemli akslarından biri olan D-100 E-5 Karayolu’nun yapımına, bu beceriksiz İBB yönetiminden önce, 2018 yılı Haziran ayında başlanmıştı. Koskoca 5 yıl geçti, hala kalan kısmı bitmedi. İşte, 2019’da yüzde 20’si tamamlanan Aydıntepe Sabiha Gökçen Bağlantı Yolu hala bitmedi, bu yolu da biz bitireceğiz. Yine Hünkar Çayırı Geçiş Köprüsü, hala bir ilerleme yok. Burayı da biz bitireceğiz. Sabiha Gökçen-Tuzla OSB Raylı Sistem projemizi 2,5 yılda tamamlayacağız. Samandıra-Tuzla Raylı Sistem Hattımızı en kısa zamanda bitirecek ve Tuzlamıza armağan edeceğiz. Beşevler Mahallemize de yeraltı otoparkı ve mahalle bahçesi yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Kurum, 2018’de yapımına başlanan Tuzla Hal Binası’nın 5 yılda bitirilemediğini, yönetime geldiklerinde 2 yılda tamamlayacaklarını söyledi.
Programda söz alan eski TBMM Başkanı ve Başbakanlardan Binali Yıldırım, “31 Mart’ta yapacağımız seçimde üçlü olması, güçlü olması lazım. Tuzla’da Şadi Bey, İstanbul Büyükşehir’de Murat Kurum ve Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan. Üçlü olsun güçlü olsun. Seçimlerde şehir farklı olursa, ilçeler farklı olursa kaybolan yıllar oluyor. Olan İstanbul’a oluyor.” dedi.
Programa Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı da katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Esenler’de düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, milletvekilleri, siyasi partilerin ilçe başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar, konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti.
” Türkiye’nin 60 bin konutluk akıllı şehrini Esenler’imize kazandırdık”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Tarihin en büyük kentsel dönüşümünü olan Türkiye’nin 60 bin konutluk akıllı şehrini Esenler’imize kazandırdık. Onlar 100 bin konut dönüştüreceğiz dediler ama 5 bini bile dönüştüremediler. Bu kafayla, giderlerse vaat ettiklerini ancak 100 yılda yaparlar. Bu da yetmezmiş gibi milletin aklıyla alay ettiler. Aynı deprem planını 3 kez yayınladılar. Deprem seferberliği ilan etmekten öteye gidemediler. Reklama değer verdikleri kadar İstanbullu kardeşlerimize değer vermediler. Ne yaptılar? Reklama ayırdıkları bütçe kadar depreme bütçe ayırmadılar. Yine tembel başkan bizim 650 bin konut vaadimizi de yapılmaması gereken bir proje olarak görüyor. 1.5 milyon konutun riskli olduğu bir şehirde 650 bin konut gereksiz olabilir mi? Biz sizi CHP’nin beceriksizliğine, liyakatsizliğine, insafına terk etmeyeceğiz” dedi.
“Bu millete yaya trafiğini reva gördüler”
“Bu şehrin bir diğer önemli sorunun da trafik ulaşım problemi olduğunu biliyoruz” diyen Kurum mevcut İBB yönetimini şu sözlerle eleştirdi:
“İstanbul’da araç trafiğini çözemedikleri gibi bu millete yaya trafiğini reva gördüler. Ben belediye başkanı olsam benim vatandaşım metrobüs durağında öyle bir çile çekse o koltukta 1 dakika oturmam. İstanbulluların bu çilesini görünce bile bunların hiç yüzü kızarmıyor. Utanmadıkları gibi bir de yalan söylüyorlar. İstanbul’a yabancı ve yalancı başkan; Kadir Ağabey döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diyor. Halbuki İBB’nin resmi internet sitesi onu çok güzel yalanlıyor. Oradaki verilere göre; sıfırdan başlayıp yaptım dediği Mahmutbey- Esenyurt metro hattının başlama tarihi 21 Ağustos 2017. Sıfırdan başlayıp yaptım dediği Çekmeköy- Sancaktepe metro hattının başlama tarihi 28 Nisan 2017. Temelini attım dediği Göztepe- Ataşehir metro hattının başlama tarihi 28 Nisan 2017. Üstelik 3 metro hattının yapımında kullanılmak üzere 2017’de İBB Meclisi’ne gelen kredi talebine CHP grubunun ‘hayır’ oyu verdiği ortaya çıktı. O gün bu yalancı başkan Beylikdüzü Belediye Başkanı’ydı. O da hayır oyu verenlerden.”
“Sen git önce oturduğun koltuğun hakkını ver”
Ev kadınlarının ayrıştırılması ve CHP Genel Başkanı Özel’in bedelli askerlikle ilgili sözlerine tepki gösteren Kurum, “Şimdi ev kadınlarını diğer kadınlardan ayrıştırıyorlar. Bunların ömrü ayrımcılıkla geçti. Bunların ömrü milleti bölmek, ötekileştirmekle geçti. Özgür Özel ben bedelli askerlik yapanlardan oy istemiyorum diyor. Sen kimsin? Sen daha dün bizim Kur’an kurslarına giden çocuklarımızı orta çağ zihniyeti olarak tarif ettin. Sen şehit cenazemizde kahkahalar attın. Şimdi kalkmış ben bedelli askerlik yapanların oyuna talip değilim diyorsun. Sen milletin vatan sevgisini sorgulayacak bu ülkedeki son adamsın. Sen git önce oturduğun koltuğun hakkını ver. Onlar masa arkası ittifaklarla birlikte milletimizi kandırmaya çalışıyorlar. Siz çeşme açılışından öteye gidememiş bir anlayışsınız” şeklinde konuştu.
“Esenler’e 29 bin metrekarelik Çocuk Köyü yapacağız”
Esenler’de hayata geçireceği projelerini açıklayan Kurum, “1 Nisan’dan itibaren şu anda bulunduğumuz bu meydandan başlayarak Nostaljik Tramvayımızın projesini hemen başlatacağız. Oruç Reis Mahallemizde, Türkiye’nin büyük kentsel dönüşümünü Tevfik Başkanım ile birlikte yaptık. Buradaki alana bir de yeni bir Millet Bahçesi yapacağız. Esenler’imize 29 bin metrekarelik bir yeşil alan üzerine bir Çocuk Köyü yapacağız. Esenler’imize yeni ve modern bir nikah salonu kazandırıyoruz. Bu nikah salonumuzun zemin altına da 669 araçlık bir otopark yapacağız. Esenler’imize bir Engelsiz Yaşam Merkezi inşa edeceğiz. Engelli kardeşlerimizin her anında hep yanında olacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Koca, ilçede ilk olarak partisinin seçim standını ziyaret etti, burada vatandaşlarla sohbet etti.
Ardından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan Kadın ve Yaşam Festivali’ni ziyaret eden Koca, yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin iki yıllık pandemi sürecinde sağlık sisteminin sınavını geçtiğini ve ülkenin sağlık sisteminin altyapısının dünyaya örnek olduğunu söyledi.
Pendik’teki sağlık altyapısının yetersiz olduğunu ifade eden Koca, “İki yıla yakın bir zaman diliminde ısrarla dar olan devlet hastanesinin, 5-6 dönümlük yanındaki otoparkın olduğu yerin genişletilerek hizmet verilmesi talebi yoğundur. Ben de ısrarla gelişen bir ilçemiz olduğunu ve sağlık hizmetine erişim anlamında uzun vadede sorunların daha ciddi yaşanabileceği için daha büyük bir hastanenin vatandaşın da kolay erişebileceği bir lokasyonda olmasında ısrar ettim. Tabii Pendik’te boş alan yok. Kamunun alanı yok. Hatta periferili olsa, gerektiğinde kamulaştırmaya da razıydık. Ona rağmen bulamadık.” diye konuştu.
Koca, sözlerine şöyle devam etti:
“En sonunda ısrarla Tarım Bakanlığına ait sahile yakın olan Batı Mahallesi’ndeki arazinin alt kısmını daha önceki Bakanımız Vahit Bey’den istedim. Dediler ki, ‘Biz alt kısmını vermek istemiyoruz. Üstü verebiliriz.’ Eyvallah üst kısımdan da razı olalım dedik. Üst kısmıyla ilgili de var olan binanın birtakım sorunları nedeniyle bitişiğinde belediyenin de küçük alanı vardı. Bu alanı önce Sağlık Bakanlığımıza Sayın Başkanımız kullanımını vermiş oldu. En son iki gün önce yeni Tarım Bakanımız İbrahim Bey’in bu noktadaki çabasıyla o arazide karar kılındı. Sözleşme yapılarak o arazi Bakanlığımıza geçmiş oldu.”
Araziye yoğun bakımla birlikte 600 yataklı hastane yapılacağını belirten Koca, birimlerini projelendirerek eğitim araştırma hastanesi fonksiyonunda hizmet verilmesi gerektiğini ve sahile yakın olduğu için felaket durumunda bütün birimleriyle üçüncü basamak hizmeti verebilir bir hastane olmasını planladıklarını anlattı.
Koca, yerel seçimlere de değinerek 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin siyasi polemikler yerine eser ve hizmetin ihya edildiği gün olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
İstanbul ve Pendik’in ihya edildiği gün olacak. İstanbul için İstanbul’un muradına kavuşacağını, vereceğimiz kararların kendisine hizmetin önünü açacağından eminim. Bundan bir şüphem yok. Beş yıl boyunca kabinede birlikte yol aldık, arkadaşlık yaptık. Nasıl hizmet yapabildiğini ve yaptığına Elazığ, Hatay, Van ve İzmir’de şahidim. Dolayısıyla ben İstanbul’u ihyasında önemli hizmetlerini olacağına inanıyorum. 31 Mart Türkiye Yüzyılı için ben de varım dediğimiz günün adıdır.”
Konuşmasından sonra Gazi Paşa Caddesi’ndeki esnafı da ziyaret eden Koca, ardından Çarşı Camii’nde namaz kıldı.
Bakan Koca’ya Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin de eşlik etti.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Tuzla’da düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra eski Başbakan Binali Yıldırım, Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, AK Parti Tuzla İlçe Başkanı Talha Tayfur, MHP Tuzla İlçe Başkanı Aslan Ali Baş ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum’un miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.
“5 yılda tek bir metro ihalesine bile çıkamadılar”
Mevcut İBB yönetiminin 5 yıldır metro ihalesine çıkmadığına dikkat çeken Kurum, “İstanbullular 5 yıldır bu beceriksiz yönetimin elinde çile çekiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetiminden en ufak bir proje gördünüz mü? Bu şehrin en önemli sorunlarının başında ulaşım problemi geliyor. 5 yılda tek bir metro ihalesine bile çıkamadılar. Taş üstüne taş koymadılar. Temelini attığımız metro hatlarına hafriyat döktüler. Başlattığımız metroları dahi bitiremediler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de bu Yalancı Başkan çıkıp ne yapıyor? Rahmetli Kadir ağabey döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diye yalan söylüyor. Emek hırsızlığı yapıyor. Proje hırsızlığı yapıyor. İcraat hırsızlığı yapıyor” diyerek mevcut yönetimi eleştirdi.
“İBB’nin resmi internet sitesi bile bu beceriksiz başkanı yalanlıyor”
“İBB’nin resmi internet sitesi bile bu beceriksiz Başkan’ı yalanlıyor” diyen Kurum, “Oradaki verileri paylaşıyorum: Sıfırdan başlayıp yaptım dediği projelerin tarihlerine bir bakın. Mahmutbey-Esenyurt metro hattı başlama tarihi 21 Ağustos 2017. Çekmeköy-Sancaktepe metro hattı başlama tarihi 28 Nisan 2017. Göztepe-Ataşehir metro hattı başlama tarihi 28 Nisan 2017. Demek ki neymiş, Yalan mı, yalan. Hem de kuyruklu yalan. 3 metro hattının yapımı için 2017’de İBB Meclisi’ne gelen kredi talebine CHP grubu ‘hayır’ oyu verdi. Hatırlarsınız bu ‘Beceriksiz Başkan’, o tarihlerde Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak İBB meclisinin bir üyesiydi. Yani karşı çıktıkları projeleri, şimdi sıfırdan yaptığını iddia ediyor. Gerçekten hayretler içerisinde kalıyorum. Nasıl bu kadar rahat yalan söylenebilir? Yalandan terliyor ama hiç yüzü kızarmıyor. Şu 3 günlük dünyada yalan söylemedikleri tek bir gün dahi yok. Her güne bir yalan sığdırıyorlar” dedi.
“Bu yalancı başkanın açtığı metro hattı sadece 8 km’dir”
‘Açılışını yaptım’ dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece 8 kilometresinin mevcut İBB yönetimi tarafından yapıldığını belirten Kurum, “Bir kez daha söylüyorum. Son 5 yılda yapılan tek bir metro ihalesi yoktur. Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece 8 kilometresi bu yalancı başkanın döneminde yapılmıştır. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Millete yalan söylemeyi bırakın. Bu millet kendini aldatanı, kendine yalan söyleyenleri tarihten silmiştir. İnşallah 31 Mart’ta da bu beceriksiz yönetimi sizlerle birlikte süresiz tatile göndereceğiz” dedi.
“328 kilometre metro hattını 2029’a kadar iki katına çıkaracağız”
İstanbulluların her geçen gün büyük bir çile haline gelen trafik sorununu da çözeceğini söyleyen Kurum, “İstanbullu hemşerilerimi, hem yalanlardan hem de trafik çilesinden kurtaracağım. Hedefimiz; trafikte 65 dakika olan ortalama yolculuk süresini 39 dakikaya düşürmek. Bu anlayışla mevcut 328 kilometre metro hattını 2029’a kadar iki katına çıkaracağız. Yeni metro hatlarıyla, 2 yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs filolarıyla sizleri, İstanbulluları trafik çilesinden, ulaşım probleminden tamamen kurtaracağız” diye konuştu.
“100 bin konut vaat ettiler ancak 5 bin konut bile dönüştüremediler”
1 Nisan’dan sonra ulaşımla birlikte kentsel dönüşüme de öncelik vereceğini belirten Kurum, “Bu beceriksiz yönetim İstanbul’u depremlere, afetlere hazırlamak için tek bir adım attı mı? 100 bin konut vaat ettiler ancak 5 bin konut bile dönüştüremediler. Çalıştaylardan öteye gidemediler. Reklama ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Üstüne üstlük biz şehri depreme hazırlamak için 650 bin konut inşa edeceğiz derken bu projemize de karşı çıktılar. Kardeşlerim, şimdi soruyorum. 1.5 milyon konutun riskli olduğu bir şehirde 650 bin konut gereksiz olabilir mi? Ama bu iş bilmez CHP’li yönetime göre deprem tedbirleri, projeleri, yatırımları tamamen gereksiz. Biz sizi CHP’nin bu beceriksiz, bu liyakatsiz, bu umursamaz yönetimine teslim etmeyeceğiz. Dün, Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop ve Bartın’daki sellerde, asrın felaketinde, yüz binlerce yuvamızı nasıl yaptıysak, şimdi de İstanbul’da 650 bin yeni yuvamızı da aynı azimle ve kararlılıkla yapacağız. 650 bin konutun 300 binini KİPTAŞ dönüştürecek. 250 binini, kolaylaştırıcı dönüşüm planımızla özel sektörümüz dönüştürecek. Kentsel dönüşüme özel 100 bin konut inşa edeceğiz. Bu konutlar hiçbir şekilde satılmayacak. Evleri kentsel dönüşüme girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla kiralayacağız. Böylece kira fiyatlarını da düşüreceğiz. Dirençli İstanbul hedefimizle bu şehirde tek bir riskli yapı kalmayınca kadar çalışacağız. Çünkü bizim derdimiz var” dedi.
“İstanbul’un sorunlarını ikinci plana atarsanız, bunun cevabını sandıkta alırsınız”
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul dışında her türlü gündemle meşgul olduğunu söyleyen Kurum, “Biz milletimize hizmet etmenin gayreti içerisinde çalışıyoruz. Ama bugün bir bakıyorsunuz bu beceriksiz İBB yönetimi hiçbir şey yapmadığı gibi İstanbul dışında her türlü gündemle meşgul oluyor. Oysa ki 5 yıldır boş polemiklere ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı bugün; aslına yakışır bir İstanbul’da yaşıyor olabilirdik. 5 yıldır tatile ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı, bugün daha güzel bir İstanbul’da yaşayabilirdik. 5 yıldır reklama ayırdığı bütçeyi kentsel dönüşüme ayırsaydı, bugün daha dirençli bir İstanbul’da yaşayabilirdik. 5 yıldır yabancı ülkelerin temsilcilerine ayırdığı vakti İstanbul’a ayırsaydı, bugün trafiksiz bir İstanbul’da yaşayabilirdik. Bugün İstanbul’umuzun trafik çilesinin çözülmemesinin en büyük sebebi işte bu ilgisizliktir, ihmalkarlıktır. Beceriksiz aday kendi siyasi ikbali için yaptığı görüşme ve kulis yoğunluğundan İstanbul trafiğinin yoğunluğunu unuttu. Siz, İstanbul’un sorunlarını ikinci plana atarsanız, bunun cevabını sandıkta alırsınız” şeklinde konuştu.
“Tuzla metrosu için 120 milyon euro aldılar ama hiçbir ilerleme yok”
Tuzla’da 1 Nisan sonrası hayata geçirilecek projeleri sıralayan Kurum, “Tuzla Hastane-Tuzla Merkez Metro Hattını hızlıca tamamlayarak sizlerin hizmetine sunacağız. Hatırlarsanız, CHP’li Beceriksiz Başkan, Tuzla’ya metro sözü vermişti. Tuzla metrosu için durmadan açılış törenleri düzenlediler. Önce 86 milyon euro, sonra 34 milyon euro kredi aldılar. Hani nerede? Hiçbir ilerleme yok. Tuzla’nın ulaşım için en önemli akslarından biri olan D-100 E-5 Karayolunun yapımına, bu beceriksiz İBB yönetiminden önce, 2018 yılı Haziran ayında başlanmıştı. Koskoca 5 yıl geçti. Hala kalan kısmı bitmedi. İşte, 2019’da yüzde 20’si tamamlanan Aydıntepe Sabiha Gökçen Bağlantı Yolu hala bitmedi. Bu yolu da biz bitireceğiz. Yine Hünkar Çayırı Geçiş Köprüsü, hala bir ilerleme yok. Burayı da biz bitireceğiz. Sabiha Gökçen-Tuzla OSB Raylı Sistem projemizi 2,5 yılda tamamlayacağız. Samandıra-Tuzla Raylı Sistem Hattımızı en kısa zamanda bitirecek ve Tuzlamıza armağan edeceğiz. Beşevler Mahallemize de yeraltı otoparkı ve mahalle bahçesi yapacağız” ifadelerine yer verdi.
“Sen milletin vatan sevgisini sorgulayacak en son kişisin Özgür Özel”
CHP’nin vatandaşları ayrıştırdığını söyleyen Kurum, “Siyasi tercihlerinden dolayı annelerimizi ayrıştırıyorlar. Sen ev kadınlarını nasıl ayırırsın? Bunların geçmişi de böyle. Bedelli askerlik yapanların oylarına talip değiliz diyor Eş Genel Başkanları. İster bedelli yapsın, ister uzun yapsın, sana ne? Sen milletin vatan sevgisini sorgulayacak en son kişisin eş genel başkan” diyerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştirdi.
E5 altı ve üstü spor tesislerini ve Su Sporları Merkezini Tuzla’ya kazandıracaklarını söyleyen Kurum, 2018’de yapımına başlanan Tuzla Hal Binası’nın 5 yılda bitirilemediğini, yönetime geldiklerinde 2 yılda tamamlayacaklarını da söyleyerek konuşmasını bitirdi.
Kurum’un ardından söz alan eski Başbakan Binali Yıldırım ise, “31 Mart’ta yapacağımız seçimde üçlü olması, güçlü olması lazım. Tuzla’da Şadi Bey, İstanbul Büyükşehir’de Murat Kurum ve Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan. Üçlü olsun güçlü olsun. Seçimlerde şehir farklı olursa, ilçeler farklı olursa kaybolan yıllar oluyor. Olan İstanbul’a oluyor” dedi. – İSTANBUL
]]>Pendik’teki bir otelde düzenlenen Ülkü Ocakları Buluşması’na katılan Kurum, seçim şarkısı eşliğinde çıktığı sahnede katılımcıları selamladı.
Kurum, konuşmasında, seçim kampanyasına tüm İstanbul sevdalılarıyla birlikte heyecanla başladıklarını ve 2 aydır sahada olduklarını hatırlattı.
Çalışmalara ilk günkü heyecanlarıyla devam ettiklerini dile getiren Kurum, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye desteğinden dolayı teşekkür etti.
İstanbul’u liyakatsiz ellerden kurtarıp emin ellere kavuşturmayı hedeflediklerini, tüm İstanbulluları kucaklayacaklarını, sorunlarına çözüm bulmak için gerekli her türlü gayreti sergileyeceklerini anlatan Kurum, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İBB Başkanı İmamoğlu’nun, katıldığı bir programda yöneltilen “Temelini attığınız bir metro projesi var mı?” sorusuna “Mahmutbey- Esenyurt, Çekmeköy- Sancaktepe ve Göztepe Ataşehir Metro hatlarının temelini attığını” söylediği” hatırlatılması üzerine Kurum, şu değerlendirmede bulundu:
“Değersiz ve ilgisiz başkan dediğimiz zaman zoruna gidiyor ama işte ilgisiz olduğunu buradan da anlayabiliyoruz. Maalesef yapılan işlerin, yapılan metro hatlarının ne zaman başladığını dahi bilmeyen çok rahat bir şekilde de yalan söyleyip ‘Ben attım’ diyebilecek kadar ileriye gidebilen bir belediye başkanı.”
Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde CHP’li meclis grubunun, 2017’de söz konusu 3 hattın yapımı için verilecek krediye itiraz ettiğine dikkati çeken Kurum, “Bırakın temelini atmayı, yapılan işe her zaman olduğu gibi yine engel olmak, takoz olmak için aynı anlayıştalar.” dedi.
İstanbulluların artık yorulup sıkıldığını ifade eden Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İstanbul bir an önce bu hizmetlerin yapılmasını bekliyor. Sokakta metro, metrobüs kuyruklarındaki sıkıntıları her gün görüyoruz. Bunlar bir film değil, korku filmi. Metro duraklarındaki o durumu, metrobüs duraklarındaki o eziyeti görsem ben olsam emin olun istifa ederim. Bırakın 5 yıllık yeni bir dönemde kendisini İstanbul’da görmeyi şu an görevinden istifa etmesini bekliyoruz. Böyle bir anlayış olabilir mi? Hem iş yapmayacaksın, yapılan işe sahip çıkmaya çalışacaksın hem de oradaki emekleri, alın terini yok sayacaksın.”
“Hiçbir anne çocuğunun güvenliğinden endişe etmeyecek.” vaadi hatırlatılarak “İstanbul’da nasıl bir güvenlik açığı var?” sorusu yöneltilen Kurum, İstanbul’da kadınların metrobüse, otobüse bindiklerinde evlerine gidemedikleri, buna ilişkin bir hizmet olmadığını söyledi.
Gece geç saatlerde okuldan veya işinden çıkan kadınların otobüsler ve hatlar kaldırıldığı için endişe içinde metrobüse bindiğini, metrobüslerin yandığını ve insanların dip dibe yolculuk yaptığını belirten Kurum, kentin sokaklarını huzurlu ve güvenli hale getirecekleri vaadinde bulundu.
Kent Lokantaları sorusu
Murat Kurum, “seçimi kazandığı takdirde Kent Lokantaları ile ilgili bir planlama yapıp yapmayacağı” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Kent lokantasını bir proje olarak İstanbul’a sunmak, çok büyük bir projeymiş gibi bahsetmek bizi hayretlere düşürüyor. İki gecede İstanbul’un 39 ilçesine lokanta, sosyal tesis açarız. Bunu sanki bir işmiş gibi, sanki marifetmiş gibi anlatıp, yarım çay bardağı su verip, süt verip bunu bir hizmet gibi milleti kandırmaya yönelik söylemlerden artık biz sıkıldık, yorulduk. İstanbul’un her yerine o sosyal tesislerimizi o zarar ettirdikleri Beltur’la yeniden kazandıracağız.”
İstanbul’un 39 ilçesindeki 964 mahalleye kahve dükkanları, gençlerin faydalanacağı kıraathaneler, kütüphaneleri 6 ayda kazandırabileceklerini anlatan Kurum, “Öyle 4 tane lokanta açıp ‘Biz iş yaptık’ diye milletin karşısına çıkmaktan utanırız.” değerlendirmesinde bulundu.
Programa, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ile Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Alparslan Doğan da katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum seçim çalışmalarına devam ediyor. Kurum Bahçelievler’de düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Murat Kurum’un yanı sıra Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Fatih Tuna, MHP Bahçelievler İlçe Başkanı Osman Çakan ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlar ve sloganlarla eşlik etti. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“100 bin konut sözü verip 5 bin konut bile dönüştüremediler”
Mitingde konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum mevcut İBB yönetimini şu şekilde eleştirdi: “İstanbul’umuz, bu aziz şehir 5 yıldır beceriksizlerin elinde mağdur oluyor. 100 bin konut sözü verip 5 bin konut bile dönüştüremediler. Deprem seferberliği ilan etmekten öteye gidemediler. Reklama ayırdıkları bütçe kadar depreme ayırdıklarının iki katıdır. Onlara göre bizim 650 bin konut vaadimizin yapılmaması gerekiyormuş. 1.5 milyon konutun riskli olduğu bir şehirde 650 bin konut gereksiz olabilir mi? Annelerimiz, babalarımız burada huzursuz bir şekilde uyurken, sen kendi geleceğin adına İstanbul’un kaynaklarını çar çur ettin. Bu iş bilmez CHP’li yönetime göre deprem tedbirleri, projeleri, yatırımları tamamen gereksizmiş. Öyle diyorlar. Biz sizi CHP’nin bu beceriksiz, bu liyakatsiz, bu umursamaz yönetimine teslim etmeyeceğiz. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde; Antalya ve Muğla’daki yangınlarda; Kastamonu, Giresun Bartın’daki sellerde; asrın felaketinde, yüz binlerce yuvamızı nasıl yaptıysak, şimdi de İstanbul’da 650 bin yeni yuvamızı da aynı azimle ve kararlılıkla yapacağız. 650 bin konutun 300 binini KİPTAŞ dönüştürecek. Bu mahallelerimizde vatandaşlarımızın imardaki kayıplarını vermek suretiyle, onların rızasıyla 250 bin konutumuzu dönüştüreceğiz. 100 bin konut yaparak kiralanacak konutlarımızla birlikte İstanbul’da konut fiyatlarını ve kira fiyatlarını aşağı çekeceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayınca kadar çalışacağız” dedi.
“Kadir abi döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diyor”
İmamoğlu’nun yaptığını dile getirdiği projeler hakkında konuşan Kurum, “5 yılda tek bir metro ihalesine çıkamadılar. Temelini attığımız metro hatlarına hafriyat döktüler. Başlattığımız metroları dahi bitiremediler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de çıkıp mevcut aday metro ile ilgili yalan söylüyor. Kadir abi döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diyor. Yalan söylerken de çok rahat, çok profesyonel. CHP’li mevcut başkanı kendi başkanlık yaptığı İBB’nin resmi internet sitesi kendisini yalanlıyor. Oradaki verileri paylaşıyorum: Sıfırdan başlayıp yaptım dediği Mahmutbey-Esenyurt metro hattının başlama tarihi 21 Ağustos 2017. Sıfırdan başlayıp yaptım dediği Çekmeköy-Sancaktepe metro hattının başlama tarihi 28 Nisan 2017.Başka bir yalanı ise Göztepe-Ataşehir metro hattının başlama tarihi 28 Nisan 2017’dir. Üstelik 3 metro hattının yapımında kullanılmak üzere 2017’de İBB Meclisi’ne gelen kredi talebine CHP grubunun hayır oyu verdiğini bugün gördük. Hatırlarsınız bu beceriksiz rakip o tarihlerde Beylikdüzü belediye başkanı olarak İBB’nin meclis üyesiydi. Karşı çıktıkları projeleri şimdi sıfırdan yaptığını iddia ediyor. Nasıl bu kadar rahat yalan söylenebilir? Bunun artık hangi sözüne inanacağız? Son 5 yılda yapılan tek bir metro ihalesi yoktur. Açtım dediği 47,3 km metro hattının sadece 8 kilometresini kendi döneminde yapmıştır. Mevcut yönetim trafiği çözmeye, İstanbul’u depreme hazırlamak için harcayacağı parayı, siyasi ikbali için CHP’nin dizaynına ayırdı. Bahçelievler’in kaynaklarını kendi geleceği için harcadı. Artık reklamlarınız ve algı çalışmalarınız yalanlarınızın üzerini örtemez. Bu millete artık yalan söylemeyi bırakın. Bu millet kendini aldatanı, kendine yalan söyleyeni geçmişte siyasetin tozlu raflarına kaldırmıştır. 31 Mart’ta da bu beceriksiz yönetimi sizlerle birlikte süresiz tatile göndereceğiz. İstanbullu hemşerilerimizi hem yalanlardan hem de bu trafik çilesinden kurtaracağız” şeklinde konuştu.
“Utanmadan sıkılmadan bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyor”
“İstanbul’u artık bu esaretten kurtaracağız” diyen Murat Kurum, sözlerine şöyle devam etti: “Bu beceriksiz yönetim hiçbir şey yapmadığı gibi bir de utanmadan sıkılmadan bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyor. Sen, cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u terk ederken, ben deprem bölgesinde 180 bin konutun temelini atıyorum. Sen, kendi genel başkanını devirmek için gizli toplantılar yaparken, ben İstanbul’da 365 milyar liralık yatırım yapıyordum. Sen, İstanbul’u, vatandaşlarımızı kara kışa teslim edip büyükelçilerle yemek yerken, ben İstanbul’un 39 ilçesinde 80 bin yuvayı vatandaşlarımıza teslim ediyordum. Sen İBB bütçesinden milyarları kendi seçim kampanyan için çar çur ederken, ben belediyelerimizle birlikte kentsel dönüşüm projelerini başlatıyordum. İstanbul’u artık bu esaretten kurtaracağız.”
“Şirinevler’e altı otopark olacak yepyeni bir meydan kazandırıyoruz”
Bahçelievler’de hayata geçireceği projeleri açıklayan Kurum, “Biz göreve gelir gelmez İncirli-Sefaköy Metrosu’nu tamamlayıp bir an önce sizlerin hizmetine açacağız. 1 Nisan’dan itibaren metromuzu hızlıca tamamlayıp Bahçelievler’in hizmetine getireceğiz. Yenibosna-Sefaköy ve Ataköy kavşağında yapacağımız düzenlemeyle akıcı bir trafiği Bahçelievler’e kazandıracağız. Kağıthane-Büyükçekmece Tüneli’mizin, Bahçelievler’den bir çıkışı olacak. Şirinevler’e altı otopark olacak yepyeni bir meydan kazandırıyoruz. Çobançeşme’miz, metro transfer merkezi, otopark ve metro kesişimi projelerimizle ulaşımda adeta altın çağını yaşayacak. İstanbul’umuzda, Bahçelievler’imizde tüm bu ulaşımı rahatlatacak, trafik çilesini bitirecek projelerimizin yanı sıra Ayamama Deresi’nin ıslahını yapacağız ve orayı yeşil bir koridor haline getireceğiz. Yenibosna’mıza da bir fidanlık borsası kazandırıyoruz. Biz, daha güzel bir Bahçelievler için Hakan başkanımla el ele verip Bahçelievler’in geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye genelinde Ramazan öncesi yaptığı denetimlerini sürdürüyor. İstanbul’daki denetime İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, Eyüpsultan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Fatih İke katıldı. Fırın, cafe, restoran, marketler iş yeri, ürün ve çalışan hijyeni, fiyat, son kullanma tarihi, kızartma yağı başta olmak üzere çok sayıda başlıkta denetlendi. Denetlenen işletmelerde eksikleri tespit eden ekipler gerekli müeyyideleri uygularken, söz konusu işletmelere eksiklerin giderilmesi için süre verildi.
42 milyon 201 bin 969 Türk Lirası idari para cezası uygulandı
Verilen bilgiye göre, İstanbul ilinde toplam 131 bin 667 gıda işletmesi bulunuyor. 2023 yılında gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde toplam 228 bin 595 resmi kontrol gerçekleştirildi. Yapılan resmi kontrollerde uygunsuzluk tespit edilen 6 bin 716 işletmeye yasal işlem uygulandı, 62 işletme hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan resmi kontrollerde et ve et ürünleri, süt ürünleri, zeytinyağı vb. taklit ve tağşişe açık ürünler başta olmak üzere toplam 9 bin 40 numune alınmış ve olumsuzluk tespit edilen 822 adedi hakkında yasal işlem uygulandı. İl ve İlçe Müdürlükleri gıda kontrol ekiplerince 1 Ocak tarihinden bugüne kadar 4 bin 938 adet ekmek, pide, unlu mamuller, şerbetli tatlılar, üreten ve satan işyeri, 747 adet şekerleme, çikolata, helva üretim ve satış yapan işyeri, 11 bin 992 adet manav, pazar, şarküteri, market, kuruyemişçi, toptancı halleri, 612 adet hazır yemek üretimi yapan işyeri, 20 bin 420 adet lokanta, restoran gibi toplu tüketim yerleri, bin 205 adet kasap başta olmak üzere toplam 46 bin 810 işyeri resmi kontrole tabi tutuldu. 2024 yılı içerisinde gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde gerçekleşen resmi kontrollerde uygunsuzluk tespit edilen bin 13 işletmeye toplam 42 milyon 201 bin 969 lira idari para cezası uygulanırken, 7 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Toplam bin 660 numune alındı ve uygunsuzluk tespit edilen 59 numune hakkında işlem başlatıldı.
“Denetimlerimiz 7 gün 24 saat esasına göre yapılıyor”
Gazetecilere açıklama yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca Karaca, “Denetimlerimiz 7 gün 24 saat esasına göre yapılıyor, sürekli gıda denetimlerimizi yapıyoruz ancak ramazan ayı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, yılbaşı öncesi gibi dönemlerde belli alanlarda biraz daha sıkılaştırıyoruz. Bugün de girdiğimiz bir işletmede hijyen yönünden ciddi noksanlıklar var, idari para cezası uygulanacak. Fırın ile ilgili de hijyen sorunu var, orası ile ilgili de gerekli işlemler yapılacak. Bu sene yapılan denetimlerimiz yoğun şekilde devam ediyor, biraz zeytinyağı konusunda sıkıntılıyız. Et, bal, zeytinyağı gibi ürünler biraz daha taklit ve tağşişe konu olabilen, taklit ve tağşişle daha çok karşılaştığımız ürünler” dedi.
“Piyasa fiyatının çok altında buldukları üründen şüphelensinler”
Zeytinyağı ile ilgili fiyatların düşük olmasının sebebini açıklayan İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca Karaca, “Zeytinyağı ile ilgili problemlerimiz oldu bu sene. En iyi denetçi tüketicinin kendisi. İşletmelerde, alışveriş yaptıkları yerlerde bir eksiklik gördüklerinde mutlaka bir noksanlık varsa bize iletsinler. Gıda okuryazarlığı çok önemli, aldıkları ürünlerin üstlerine mutlaka baksınlar. Piyasa fiyatının çok altında buldukları üründen şüphelensinler. Bu tür ürünleri de bize ihbar etsinler. İstanbul’da 39 ilçede 730 denetçimizle denetimlerimize devam ediyoruz. Yaklaşık 132 bin işletmemiz var, bu sene ilk 2 ayda 50 bin civarında denetim yaptık” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, açılış programında yaptığı konuşmada, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi’nin ilçeye ve mahalleye çok yönlü faydalar sunacağını söyledi.
Bu projenin, aslında bir kütle projesi olduğuna değinen İmamoğlu, “Arkadaşlarım, buraya yeni bir mimari, yeni fonksiyonlarla donatılmış, çevreyi üzmeyen, çevreyi baskılamayan, çevreye güzellikler katan bir proje oluşturmanın çok değerli olduğunu söylediler. Mimarımızın kaleminden böylesi güzel, çevreye uyumlu ve fonksiyonları, bizim yönetim anlayışımıza uygun hale geldi.” ifadelerini kullandı.
Yaşam merkezinde modern bir pazar yeri olduğunu belirten İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Burada zemin otoparkının yanı sıra yarı olimpik muazzam bir yüzme havuzumuz var. Aynı zamanda çocuk yüzme havuzumuz da var. Fitness salonumuz var. Çocuk oyun alanları var. Çok şık bir kafeteryası var. Bir de olimpiyatlara şampiyon yetiştirsin diye, Gaziosmanpaşa’nın yetenekli çocukları olduğunu biliyorum, onlar için gerçekten uluslararası seviyede bir jimnastik salonumuz da var.
Aynı zamanda İstanbul’un en güzel kütüphanelerinden birini de açtık. Üst tarafta en modern, en kaliteli saha üniteleriyle iki basketbol, bir voleybol sahamız var, iki çok amaçlı salonumuz var. İstanbul’da özellikle kadınlara en önemli hizmetleri sunan Enstitü İstanbul İSMEK Eğitim Alanları Merkezi’miz de var. Bir de biliyorsunuz, bu konuda büyük atılım yaptık, yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un, iddia ediyorum açtığımız 100 kreşin içinde en güzel ilk 5 kreşin arasına girecek, 100’e yakın öğrenci kapasiteli bir kreşimizi de açmış bulunuyoruz.”
Atom Karınca gibi çalıştıklarını söyleyen İmamoğlu, “Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur. Onun için kimseyi, ‘Git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık, zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Böyle şeyler yapmadık, yapmayız.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve beraberindekiler Yaşam Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Beşiktaş Jimnastik Kulübünü ziyaret
İmamoğlu, Beşiktaş Jimnastik Kulübüne (BJK) ziyarette bulundu. Beşiktaş’taki Tüpraş Stadyumu’na gelen İmamoğlu’nu, BJK Başkanı Hasan Arat karşıladı.
Görüşmenin ardından basın mensuplarına konuşan İmamoğlu, Beşiktaş’ın, Fenerbahçe ve Galatasaray ile birlikte İstanbul’un en güçlü üç markasından biri olduğunu söyledi.
İstanbul’un bütün değerleriyle her alanda işbirliği içerisinde dayanışmacı ve güçlü bir toplumsal ittifakı temsil ettiklerini ifade eden İmamoğlu, “İstanbul’umuzu bütün değerleriyle büyütecek yeni bir 5 yıla adım atmak, bizim için en büyük hedef.” dedi.
Arat ise İmamoğlu’nun ziyaretinin önemli olduğunu söyleyerek “Türkiye için bir demokrasi yarışı var. Bu yarışta siz, rakiplerinizle birlikte yarışıyorsunuz. Centilmence, güzel bir yarış temenni ediyoruz. Beşiktaş camiası olarak, tüm adaylara güzel çalışmalar diliyoruz.” diye konuştu.
Arat, ziyarette İmamoğlu’na adının yazılı olduğu 34 numaralı BJK 100. yıl özel formasını hediye etti.
Eyüpsultan’da Kadınlar Günü Etkinliği
İmamoğlu, daha sonra Eyüpsultan’daki Artİstanbul Feshane’de düzenlenen “Kadınlar Günü Etkinliği”ne katıldı.
İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada, kadının iş hayatındaki yerini güçlendirmenin, kendileri için büyük bir sorumluluk olduğuna dikkati çekti.
Fırsat eşitliğini sağlama gayreti içinde olduklarını dile getiren İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Bu anlamda meslek kollarını kadınlara açarak İBB’de, ülkenin diğer kurum ve kuruluşlarına da örnek olma gayreti içerisinde olduk. Şöyle ifade edeyim. İşte otobüs şoförü kadın olur mu? Olur. Bal gibi oluyor işte. İstedik, oldu ve çalışıyorlar ve başarılılar.”
Üsküdar halk buluşması
İmamoğlu, Üsküdar’da halk buluşması programına katıldı. Mimar Sinan Meydanı’ndaki buluşmada katılımcılara otobüsten seslenen İmamoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde destek istedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir programda metro hatlarıyla ilgili söylediği ifadelere karşılık AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından basın açıklaması düzenlendi. Açıklamalarda bulunan AK Parti İstanbul Yerel Yönetimlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Dr. Maliki Ejder Batur, “Dün, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın katıldığı bir televizyon programında yaptığı bir açıklama üzerine, doğruları ifade etme zaruriyeti doğduğundan dolayı bir aradayız. Büyükşehir Belediye Başkanı maalesef son 5 yılda olduğu gibi yine doğruları söylemeyerek, İstanbullu hemşerilerimizi yanıltarak, siyaset yapmaya devam ediyor. Biz siyasi ahlakımız gereği Büyükşehir Belediye Başkanı’na ‘siz yalancısınız’ diyemeyiz. İstanbullu hemşerilerimize doğru söylemediği hususları bilgilendirerek, açıklama yapma zaruriyeti hissettiğimizi ifade etmek istiyorum. Katıldığı televizyon programında, her zaman olduğu gibi kendisine soru soran hanımefendiye aşağılayıcı bir üslupla 3 metro hattı projesinin, isimlerini de kendi ifadesiyle okuyacağım. Çünkü metro hatlarının orijinal ifadesini de Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı doğru ifade edememiştir. Onun ifade ettiği şekliyle açıklamak istiyorum. ‘Mahmutbey – Esenyurt, Göztepe – Ataşehir ve Çekmeköy – Sancaktepemetro hatlarını’ temelinden itibaren kendisi yapıp, bitirdiğine dair maalesef doğru olmayan sözler sarf etmiştir. Bu 3 projeye de bizim dönemimizde başlanmıştır. 2014 – 2019 döneminde Büyükşehir Belediye Meclisinin bir üyesi olarak Murat Bey ile beraber AK Parti grubumuzun içinde lehte oy kullandığımız bu 3 metro hattının yapımının, finansmanıyla ilgili karar da bütün CHP grubuyla beraber Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak günümüzde Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da ret oyuyla beraber bu 3 metro hattının finansmanı için onay çıkmıştır. Bizim dönemimizde başlanmıştır. Kendisi buraların temelini atmamıştır. Kendisi son 5 yıl içerisinde ulaşım adına gerek karayolu sistemi açısından, gerek raylı sistemler açısından, gerek denizyolu taşımacılığı ulaşımı açısından yine İstanbullu hemşerilerimize sıfırdan hiçbir şey sunmadığı gibi bu 3 metro hattının da yapımıyla alakalı ‘temelden alıp, bitirdim’ ifadesini kesinlikle doğru olmadığını ifade etmek istiyorum. 13 Ekim 2017 tarihli Büyükşehir Belediyemizin meclis kararını da sizinle paylaşacağımız üzere CHP grubunun bir üyesi olarak Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, o zamanki Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak bu kararın aleyhte oy kullanmıştır. Her zamanki üslubuyla yine kendisine soru soran hanımefendi kardeşimizi de aşağılayıcı bir üslupla da ‘temel atma nedir’ sorusunu da kendisine sorulan soruları, şimdiye kadar olduğu gibi karşı soru sorarak, yanıltmaya çalışarak ifade etmiştir. Algı oluşturmaya çalışmıştır” ifadelerini kullandı.
“Biz Büyükşehir Belediye Başkanı’nı en azından görev süresinin son 23 gününde doğruları söylemeye davet ediyoruz”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ifadelerine karşılık basın açıklaması gerçekleştirileceğini belirten Batur, “Bir inşaat mühendisi, İstanbullu hemşerisi olarak öncelikle bir metro inşaatında temel atmanın belirlenen güzergahta, teknik olarak belirlenen noktalarda, metro şaftları açılarak başladığını da kendisine cevaben vermek istiyorum. Şöyle ifade edeyim; Sancaktepe – Yenidoğan metro hattında yine dönemimizde başlayan, metro şaftlarının inşaatının yapılabilmesi için tabiri caizse temel atması olarak kabul edilebilecek olan inşaat şaftlarını hafriyat kamyonlarıyla, molozlarla doldurarak, Sancaktepe – Yenidoğan metro hattının kapatılmasını sağlamıştır. Tıpkı karayolu ulaşımında Dolmabahçe – Levazım Karayolu Tüneli’nde yaptığı gibi. Büyükşehir Belediye Başkanı, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu ve Belediye Meclisi’nin bir üyesi olduğu halde ‘hayır’ oyu vererek engellemeye çalıştığı o metro hatlarını bugün temelinden itibaren ben yaptım diyerek bir kez daha maalesef doğru söylememiştir. Büyükşehir Belediye Başkanı bu ifadelerine 5 yıldır devam etmektedir. Biz Büyükşehir Belediye Başkanı’nı en azından görev süresinin son 23 gününde doğruları söylemeye davet ediyoruz. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak bundan sonraki süreçte de doğru söylemediği her açıklama için bunları tekzip edecek şekilde basın açıklamalarımıza devam edeceğiz. Bizim AK Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak ona tavsiyemiz şu son 23 günde, 5 yıldır tamamen bozduğu İBB’nin kurumsal yapısını düzeltmek üzere, vatandaşlarımıza da ‘telaşlanmayın’ uyarısıyla beraber AK Partimizin olduğunu, bu bozulan kurumsal yapının yine AK Partimiz ve onun adayı Murat Kurum tarafından tekrar kurumsal bir yapı haline getirilerek, inşallah 1 Nisan’da itibaren kaldığımız yerden hizmete devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın AK Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak doğru söylemediği her cümlenin son 23 günde tekzibini yapacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
“Kendisi ’48 kilometre metro hattı açtım’ diyor, 48 kilometre metro hattının sade 8 kilometresini yaptı”
5 yıllık hizmet süresince 48 kilometre metro hattı yaptığını ifade eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 8 kilometre olduğunu söyleyen Dr. Maliki Ejder Batur, “Biz yalan söylemeyi bilmiyoruz diyerek aslında bunun başlangıcını yaptı. Bu cümleden sonra yaptığı bütün açıklamaları biz rasyonel olarak ve meslek olarak mühendis olduğum için şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Biz de bilgiye, belgeye ve veriye dayalı ifadeler var. AK Parti siyasetine de bu yakışır. Bunu temel alarak konuşuyoruz. Kendisi ’48 kilometre metro hattı açtım’ diyor. Bu 48 kilometre metro hattının sade 8 kilometresini yaptı. Kümülatif olarak metro inşaatı; kaba inşaatı, elektromekanik sistemleri, sinyalizasyonuyla beraber bir bütünlük arz eder. Bu bütünlük çerçevesinde ’48 kilometre açtım, temelini attım, yaptım, bitirdim’ cümleleri tamamen havadadır. Bu açıklamaların yalını, gerçeğini nereden ayıracağız? Bugün benim karşıdan, buraya gelişim 2 saat 10 dakika sürdü. İnsanımız bunu gündelik hayatında yaşıyor. Ne karayolu sisteminde, ne raylı sistemlerde ne de denizyolu taşımacılığında son 5 yılda sıfırdan iş yapılmamıştır. Bizim Kadir Başkan döneminde ‘Her yere metro, her yerde metro’ söylemimize dahi tabiri caizse çökmüştür. Dünyanın aynı anda en çok metro yapılan şehri diye onu bile revize ederek sunmuştur. İnsanımız gündelik yaşamında neyle karşılaştığını, son 5 yılda nasıl hizmet yaptığını görmektedir. Algı oluşturmaya çalışarak İstanbul’umuzun gündelik yaşamındaki gerçekleri değiştiremezsiniz. Benim 2 saat 10 dakika da karşıdan buraya geldiğim gerçeğini değiştiremez. İnsanımız bunu görüyor, görmeye devam ediyor. 23 gün sonrada 5 yılda gördüklerinin faturasını kendisine kesecektir. Büyükşehir Belediyesi gibi dünya çapında kurumsal bir yapıya sahip olan kurumumuzu ne hale getirdiğini görüyoruz. Ama tekrar ediyorum AK Partimiz var. Hiçbir İstanbullu hemşerimiz telaşlanmasın. Bir noktadan bir noktaya daha hızlı ve daha konforlu bir ulaşım için bozulan bu kurumsal yapıyı da değiştirmek, güzelleştirmek, onarmak ve geçtiğimiz 5 yıldaki eksiklikleri de gidermek üzere Murat Kurum gibi de adayımız var. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren geçtiğimiz 5 yılın sıkıntılarını giderecek şekilde önümüzdeki 5 yılda güzel bir hizmet dönemimiz olacak” diye konuştu.
“Seçilen bir Belediye Başkanı’na ‘yalancısın’ demek istemiyoruz”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ilginç bir özelliğinin olduğunu aktaran Batur, “Birkaç örnekle de ifade etmek istiyorum. Bahsettiğiniz örnekte olduğu gibi önce hayır verip sonra başlangıcını yapıyormuş gibi yapmak. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak bir dönem ‘mış gibi yapmak’, ‘yapıyormuş gibi davranmak’ özelliğini de bundan 3 sene evvel net bir şekilde ortaya koymuştuk. Bunu yapmaya devam ediyor. 70 dakikalık süreyi, 5 dakikaya indirecek olan ve 2019’da 200 milyon lira masraf ederek bir karayolu tünelinin açılmasını neredeyse tamamladığımız Dolmabahçe – Levazım hattını kameraların gözü önünde, insanların gözünün içine baka baka ‘günde 40-50 bin araç geçecek diye ne diye yatırım yapayım’ deyip, iptal ettiği projeyi 3 sene sonra açılan tünelde birtakım kaymaların olması ve bununla beraber bir kamu zararının olmasına rağmen 3-4 ay evvel tekrar başlıyormuş gibi yaptı. Aslında bu onun bir tür İstanbul’u yönetme veya yönetememe örneğine net bir örnektir. Sürücüsüz metro olarak açmış olduğu, bizim dönemimizde başlayan ve o süreç içerisinde duraklardan iki tanesini açtığı metro hattında hala yürüyen merdivenlerin indiği şaftlar iskelet halinde duruyor. Açmış olmak için yaptı. Tıpkı Dolmabahçe – Levazım tünelinde olduğu gibi. Göz boyama, algı operasyonları ve AK Parti siyasi anlayışından dolayı imtina ediyorum, seçilen bir Belediye Başkanı’na ‘yalancısın’ demek istemiyoruz ama net bir şekilde ‘doğru’ söylemediğini ifade etmek istiyoruz. Görev süresine son 23 gün kala bari en azından bu süre zarfında, kendisine 2019 yılında oy veren insanların hukuku adına doğru söylemeye davet ediyorum. Söyleyeceği her bir eğri, yanlış, doğru olmayan ifade için AK Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak daha önce yaptığımız üzere tekzip mahiyetinde bu ve benzeri açıklamaları yapacağız. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın doğru söylemesi gerektiğini görevinin sonuna kadar hatırlatacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen 8 Mart Kadınlar Günü Buluşması’nda kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekilleri Belma Satır, Rabia İlhan, Özlem Zengin, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, Ak Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve Ak Parti Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, MKYK üyeleri, milletvekilleri, siyasi parti üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı. Programda kadınlar için hazırlanan film gösterimi yapıldı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum”
“Başımızın tacı her bir hanım kardeşimi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum” sözleriyle konuşmasına başlayan Kurum, “Bugün burada, İstanbul’umuzun vefakar, fedakar kadınlarını görüyorum. Hamdolsun, böylesine anlamlı, böylesine güzel bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin şahsında, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Bu günün, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. ‘Yeniden İstanbul’ diyerek çıktığımız bu kutlu yolda, bizi daima destekleyen, yanımızda yol yürüyen tüm kadınlarımıza; hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz diyorum” dedi.
“Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz”
Kadın elinin değdiği her yerin çok daha güzel ve huzurlu olacağına vurgu yapan Murat Kurum, “Bunun en güzel ispatlarından biri de hiç şüphesiz İstanbul’dur. Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz. İstanbul’umuzun silüetinde Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Üçüncü Ahmet kadar, Hürrem Sultan’ın, Haseki Sultan’ın ve Bezmialem Valide Sultan’ın eserleri de yer alır. İstanbul, Vakıf Medeniyetimizin merkezi olmuşsa bunda kadınların imzası, emeği ve sermayesi vardır. Bu yüzden bu şehrin mayasında sevgi, şefkat ve merhamet iç içedir. İstanbul’un Sultanları gizliden gizliye birbiriyle hayırda yarışmıştır. Her biri bir öncekinden daha güzelini, daha faydalısını, daha hayırlısını yapmaya çalışmıştır. Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a inşa ettirdiği Haseki Hastanesi ve Külliyesi, dünyanın ilk kadın hastanesi olarak tarihe geçmiştir. İkinci Abdülhamit’in 8 aylıkken ölen kızının hayrına yaptırılan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İstanbul’daki ilk çocuk hastanesidir. Hatice Turhan Sultan’a ait olan ve baharat kokan Mısır Çarşısı, İstanbul Üniversite’mize maddi kaynak sağlayan bir kuruluştur. Bunlar gibi tarih boyunca kadınların inşa ettiği nice eserler, halen günümüzde İstanbul’a hizmet ediyor, İstanbul’umuzu zenginleştiriyor” diyerek sözlerine devam etti.
“AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir”
Çocukluğunun anne merkezli bir yuvada geçtiğine ve kadının el üstünde tutulduğu bir ortamda yetiştiğine dikkat çeken Kurum, “Şu anda da evimizin kalbi, evimizin merkezi eşim ve kızlarımdır. Onlar, sadece evimizin değil, hayatımın da merkezindeler. İşte bugün de hepimizin ortak sevdası, ortak evi İstanbul’dur. Aynı şekilde, siyasi kariyerim kadını el üstünde tutan, hatta kadınların omuzları üzerinde yükselen bir davanın neferi olarak başladı. AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir. ve bu kadın hareketi, aynı zamanda bir merhamet hareketidir. Bir adalet hareketidir. Çünkü, bu hareket, en başta kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı bir duruştur. Ben de böyle bir hareketin bir mensubu, bir parçası olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizler gibi adaletin yılmaz savunucusu kadınlarımızla yol arkadaşı olduğum için son derece bahtiyarım. Ben, bu vesileyle birkaç hafta önce trafik kazasında kaybettiğimiz İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcımız, dava arkadaşımız Fatma Sevim Baltacı kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun” şeklinde konuştu.
“85 milyon benim ailem”
Türkiye’nin her yerinde bir ailesi olduğunu ifade eden Kurum, “Bugün Türkiye’nin neresine gidersek gidelim orada bir ablamızla, bir annemizle, bir babamızla karşılaşıyoruz. Çünkü orada yaşadığınız süreçte artık dost, arkadaş, kardeş oluyorsunuz. Gittiğimiz her afette o hikayeleri yaşadık. O yüzden benim çok büyük bir ailem var. 85 milyon benim ailem. Biz o ailenin güzelliğiyle yaşamaya devam edeceğiz. Yolda beni gördüğü zaman, ‘Sen bizi Hatay’da yalnız bırakmadın. Sen gelip Giresun’da Dereli’de, Antalya’da yangında bizim yanımızdaydın’ demesi, ‘Allah senden razı olsun. Allah seni yetiştiren anadan, babadan razı olsun.’ Demesi bizim için şereflerin en büyüğü” dedi.
“İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız”
İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını belirten Kurum, şöyle konuştu: “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, 81 ilde 365 bin konut yapmışız, 80 tarihi meydanın ihyasını yapmışız, yine 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmişiz ve her ilimiz her ilçemiz için bir hikayemiz olmuş. Bu anlayışla şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. Dün nasıl Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop ve Bartın’daki sellerde, asrın felaketinde 100 binlerce yuvamızı yaptıysak şimdi de İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız. İstanbul’da 650 bin yuvamızı azimle aşkla kararlılıkla yapacağız. İlk kez bu manada yine bir şey daha yapacağız. 100 bin kentsel dönüşüm konutuyla birlikte kiralanacak konutları inşa edeceğiz. Bu konutlar asla satılmayacak, evleri kentsel dönüşüme girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla kiralayacağız. İstanbul’a söz veriyoruz, tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar, şu acıları bir kez daha yaşamamak için gece gündüz çalışacağız.”
“İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız”
Geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği ‘Eşsiz İstanbul Lansmanı’nda, “Kadınlar ve aileler İstanbul’un en büyük gücü” dediğini hatırlatan Kurum, “İşte bu yüzden biz de ‘Aile Dostu Belediyecilik’ diyoruz, ‘Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyoruz. 1 Nisan’dan itibaren; tüm kadın girişimcilerimize 100 bin lira hibe vererek, İstanbul’u büyütecek kadınları destekleyeceğiz. Belediyemizden başlamak üzere, İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız” diye konuştu. Kadınlara yönelik projelerini açıklayan Murat Kurum, çocukları da unutmadı, şöyle devam etti: “İşlerini büyütmek istediklerinde; pazarlama, e-ticaret gibi alanlarda doğrudan desteklerimiz hazır. Ürettikleri el emeklerini, alım garantili e-ticaret ve pazar yeri uygulamalarımızla kazanca dönüştüreceğiz. 964 mahallemize, bir bölümü 7/24 esasıyla çalışacak yeni kreşler armağan edeceğiz. Her gün yüzlerce anneyle dertleşiyorum. Göreve gelir gelmez; şu anda 6 yaşa kadar ücretsiz olan ulaşım hizmetini değiştireceğiz. Artık, ilk ve orta öğretimdeki yavrularımızdan toplu ulaşımda tek bir kuruş bile almayacağız. İlkokul çağındaki çocuklarımıza da; öyle plansız programsız değil, sistematik ve düzenli bir şekilde beslenme desteği vereceğiz. Ayrıca, çocuğu 6 yaşına kadar olan anne ve babalara da yavrularıyla ücretsiz seyahat hakkı tanıyacağız. Yine 6 yaşına kadar çocuğu olan annelerimizi; yavruları yanlarında olsun olmasın, toplu ulaşımdan tamamen ücretsiz faydalandıracağız. Anne babalarımız okullarımızın temizlik ve güvenlik sorunlarından dolayı çok dertliler. Büyükşehir burada da çocuklarımızın yanında olacak; tüm devlet okullarımızın temizlik ve güvenlik hizmetlerini biz yapacağız.”
“31 Mart çok kritik bir seçim olacak”
31 Mart’ın çok kritik bir seçim olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Bir tarafa baktığınızda bizim rahmetli Kadir Ağabeyimizin temelini attığı metrolara sahip çıkanlar var. Siyasi kibri aklının önüne geçmiş Belediye Başkanı, Kadir Abimizin temelini attığı metro işine ‘Temelini ben attım’ diyor. Bu işin temelini attım demek emek hırsızlığı yapmak, orada çalışanların emeklerine sahip çıkmak, onların alın terini yok etmek. Böyle pervasızca açıklamalar yapan, İstanbul’la ilgisi olmayan, İstanbul’un sorunlarına odaklanmayan Belediye Başkanı’nın bu söylemlerinden artık İstanbul’umuz yoruldu. Artık İstanbul gülmek istiyor. Artık İstanbul özgürlüğüne kavuşmak istiyor. 31 Mart’ta da bu kararı vereceğiz ve 31 Mart’ta İstanbul’la birlikte İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizle birlikte geleceğimizi inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Reklama 175 milyon lira harcayanlara İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek”
Bu seçimde İstanbul için çalışanlarla, İstanbul’un kaynaklarını kendi çıkarları için harcayanların karşı karşıya geleceğini belirten Kurum, “Bu seçimde ya 5 yıldır verdiği sözleri tutmayanlar ile bu 5 yıllık süreçte İstanbul’a 365 milyar lira yatırım yapmış, milletin en zor anında yanında olmuş, her zaman milletin yanına gidip söz vermiş, o sözleri tutmak için gece gündüz çalışmış bir iradeyi tercih edeceğiz. Bir tarafta İstanbul’un kaynaklarının İstanbul’a, İstanbul’un kadınlarına harcanması için çalışan; bir tarafta da İstanbul’un kaynaklarını geleceği adına harcayan, İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul’un kaynaklarını Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongrelerinde harcayanlar var. ‘İsrafı Bitirdik’ diyerek tabelalara 175 milyon harcayanlara 31 Mart’ta İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek” dedi.
“İSMEK’i özüne döndüreceğiz”
İSMEK bünyesinde sanat ve meslek eğitimlerinin önemini vurgulayan Kurum, eğitim vaatlerini ” ‘Önce İstanbul’ diyorsak, ‘önce eğitim’ de diyeceğiz. En çok kadınlarımızın yararlandığı İSMEK’i yeniden ele alacağız, özüne döndüreceğiz. Müfredatını güncelleyecek eğitmen ve bina sayısını süratle artıracağız. Buralarda kadınlarımıza yeni iş imkanları, yeni eğitim fırsatları sunacağız” şeklinde sıraladı.
“Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız”
Kültür ve Sanat’ta İstanbul’un marka değerini yükseltmek için çalışacaklarını söyleyen Kurum, bu alandaki projelerini de paylaştı. Kurum, “Süratle, İstanbul’un turizm planlamasını yapacağız. İstanbul’u dünyanın en popüler üç destinasyonundan biri haline getireceğiz. İstanbul Turizm Şurası’nı düzenleyecek, Uluslararası Boğaziçi Festivali’ni hayata geçireceğiz. Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız. Atatürk Kültür Merkezi’mizi 1 yıl içinde muhteşem bir görünüme kavuşturduk. Şimdi de Ataşehir’de, sahneleri, galerileri, kütüphanesi ve yeme-içme mekanlarıyla Anadolu Kültür Merkezi’ni kazandıracağız. Biri Anadolu Yakasına olmak üzere, Harbiye Cemil Topuzlu Sahnesi gibi görkemli 2 yeni konser alanını daha İstanbul’a hediye edeceğiz. İstanbullu genç sanatçılarımıza ilk eser desteği vereceğiz. Genç sanatçılarımıza yurt içi ve yurt dışı eğitim desteği vereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız”
İstanbul’a 3 yeni Şehir Kütüphanesi ile birlikte her ilçeye en az 1 çocuk kütüphanesi yapacaklarını söyleyen Kurum, “Rami kütüphanemize kardeş olacak 3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız. Çocuklarımızın okuma zevkiyle büyümesi için her ilçemize en az 1 çocuk kütüphanesi yapacağız. 37 bin tescilli yapımızın olduğu şehrimizde, kaybolmaya yüz tutan Tarihi Surlarımızı, tüm cami, türbe, hazire, eski mezar ve tarihi çeşmelerimizi ihya edeceğiz. Fetih yolunu yeniden canlandıracağız. Buradan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, tüm İstanbullulara söz veriyorum; İstanbul, kadınların güven içinde yaşadığı, huzur içinde yaşadığı bir şehir olacak. Hatta, müzeleriyle, kültür sanat merkezleriyle, parklarıyla, tarihi mekanlarıyla, gastronomisiyle hem ülkemiz hem de dünya kadınlarının ilk tercih edecekleri bir destinasyon olacak” dedi.
“Bu zihniyetin kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor”
“Ev hanımlarımızı bile siyasi tercihlerinden ötürü ayrıştıran bir zihniyetle karşı karşıyayız” diyen Kurum, “Bu zihniyetin geçmişte de Kur’an kurslarımızı orta çağ zihniyeti olarak tabir eden, kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor. İşte yaptıkları bu çalışmalar, yaptıkları bu söylemlerle İstanbul’u getirdikleri yer malum. İstanbul bugün maalesef yaşanamaz, çile çekilen, trafikte saatlerce beklediğimiz, gideceğimiz yeri bildiğimiz ama ne zaman gideceğimizi bilmediğimiz bir şehir haline geldi. O yüzden bu yerel seçimde bu kararı vermek için buradaki tüm iş insanlarımız, buradaki tüm misafirlerimizle birlikte kalan 22 günde herkese ulaşacağız. Herkese projelerimizi, hayallerimizi anlatacağız. Mesele Murat Kurum değil, mesele İstanbul’dur. Mesele aziz İstanbul’un emin ellere teslim edilmesidir. Liyakatli kadrolarla birlikte İstanbul’un sokaklarının güvene, huzura kavuşmasıdır” şeklinde konuştu.
“Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz”
Program sonrası basın açıklaması yapan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, “AK Parti kurulduğu günden bugüne, temel insan haklarını göz önüne alarak kadınların; bilimden sanata, spordan siyasete, eğitimden kültür hayatına kadar tüm alanlarda karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdi. 5 milyon 506 bin 206 kadın üyesiyle dünyadaki pek çok siyasi partiden daha fazla üyeye ve Türkiye’nin en büyük kadın teşkilatlanmasına sahip tek parti AK Parti’dir. Cumhurbaşkanımız, kadının siyasetin nesnesi değil öznesi olduğunu vurgulayarak 22 yıldır kararlı bir duruş sergilemiştir. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok adım atılmıştır. Politikalarımızı bu yönde oluşturuyoruz. Elde ettiğimiz kazanımların yanında yeni ihtiyaçlarla birlikte daha da yapılacak çok iş var. Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonunu hep birlikte hayata geçireceğiz. Kadim doğrular ve yeni gerçekler ışığında; evinde, ofisinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teri ve akıl teriyle, emeğiyle fedakarca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bu vesileyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, daha güçlü, daha eşit ve daha adil bir toplum için kadın erkek omuz omuza, birlikte azim ve kararlılıkla çalışacağımızı yinelemek istiyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığında en büyük destekçisinin kadınlar olduğunu ifade eden Murat Kurum, konuşmasına, “Biz hep şuna inandık; kadınlarımızın var olmadığı hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz. Bugün kadınlarımızın ülkemizin ve şehirlerimizin sorunlarına daha fazla eğilmesi, bu sorunlara çözüm üretmeleri bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Ancak geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırmaya çalışıyor. Biz, hiçbir şekilde bu ayrımcı tutumu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz” sözleriyle devam etti.
İstanbul’un onurunu, kadınlarla birlikte ayağa kaldıracaklarını sözlerine ekleyen Murat Kurum, “5 yıldır onuru çiğnen güzel İstanbul’umuzu 31 Mart’ta İstanbul’un kadınlarıyla birlikte yeniden onurlu günlerine kavuşturacağız. Tüm kadınlarımızla birlikte ‘Aile Dostu Belediyecilik’ anlayışıyla, ‘Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyeceğiz. İstanbul’u kadınlarımızla birlikte büyüteceğiz.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar’ programında konuştu.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak konuşmasına başlayan Kurum, “Bu anlamlı günde, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Bu günün, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
“Bu şehir hem Şehirlerin Sultanı hem de Sultanların Şehridir”
İstanbul’un dünyada en çok kadın elinin değdiği şehir olduğunu ifade eden Kurum, konuşmasına, “Bu şehir hem ‘Şehirlerin Sultanı’ hem de ‘Sultanların Şehri’dir. Seyyahların ifadesiyle, ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir.’ Bugün İstanbul’umuzun dört bir yanında, belki de dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar kadınların imzası bulunmaktadır.
Hürrem Sultan’dan Haseki Sultan’a, Bezmialem Valide Sultan’dan Nur Banu Sultan’a kadar bütün Sultanlar, bu şehirde adeta hayırda yarışmışlardır. Her biri bir vakfiye, bir cami, bir hastane, bir mektep veya bir çeşme ile bu şehri eserlerle donatmış, bu şehre hizmet etmiştir. Ne mutlu ki, bugün, kadınların yücelttiği ve kadınları yücelten bir şehre hizmetkar olabilmenin gururunu, heyecanını, mutluluğunu yaşıyoruz” sözleriyle devam etti.
“AK Parti dünyanın en büyük kadın hareketleri arasındadır”
AK Parti’nin dünyanın en büyük kadın hareketleri arasında olduğunu dile getiren Kurum, “Benim siyasi kariyerim kadını el üstünde tutan, hatta kadınların omuzları üzerinde yükselen kutlu bir davanın, AK Parti’mizin neferi olarak başladı. Ne mutlu ki, mensubu olmaktan iftihar ettiğim AK Parti’miz, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir. Dünyanın en büyük kadın hareketleri arasındadır. ve bu kadın hareketi, aynı zamanda adalet ve merhamet hareketidir. Bu hareket, en başta kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı bir duruştur. Haksızlık karşısında susmayan, zorluklar karşısında yılmayan, daima milletinin hizmetine koşan AK Parti teşkilatlarının asil kadınları ile yol arkadaşı olduğum için son derece bahtiyarım” dedi.
“Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırmaya çalışıyor”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığında en büyük destekçisinin kadınlar olduğunu ifade eden Murat Kurum, konuşmasını, “Biz hep şuna inandık; kadınlarımızın var olmadığı hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz. Bugün kadınlarımızın ülkemizin ve şehirlerimizin sorunlarına daha fazla eğilmesi, bu sorunlara çözüm üretmeleri bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Ancak geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırmaya çalışıyor.
Biz, hiçbir şekilde bu ayrımcı tutumu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bizim için bu ülkede yaşayan 85 milyon vatandaşımızın her biri eşittir. Biz bugüne kadar hiçbir vatandaşımızın arasında dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı, ayrımcılığı yapmadık, yapmayız. Bu ülkenin bütün kadınları, İstanbul’umuzda yaşayan bütün kadınlar; hangi düşüncüye, hangi siyasi tercihe sahip olursa olsun bizim için eşittir, değerlidir, kıymetlidir” diyerek sürdürdü.
“5 yıldır onuru çiğnen güzel İstanbul’umuzu İstanbul’un kadınlarıyla birlikte onurlu günlerine kavuşturacağız”
İstanbul’un onurunu kadınlarla birlikte ayağa kaldıracaklarını sözlerine ekleyen Murat Kurum, “5 yıldır onuru çiğnen güzel İstanbul’umuzu, 31 Mart’ta, İstanbul’un kadınlarıyla birlikte yeniden onurlu günlerine kavuşturacağız. Tüm kadınlarımızla birlikte ‘Aile Dostu Belediyecilik’ anlayışıyla, ‘Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyeceğiz. İstanbul’u kadınlarımızla birlikte büyüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kadınların gurur duyacağı İstanbul’u her birlikte hazırlayacaklarını sözlerine ekleyen Kurum, “1 Nisan’dan itibaren kadınlarıyla geleceğe yürüyen, kadınların gurur duyacağı bir İstanbul’u hep birlikte hazırlayacağız. Biz inanıyoruz, güçlü İstanbul güçlü kadınlarla mümkündür. Ben bu duygularla başta şehit anneleri olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Sizleri saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun” diyerek konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Kripto para dünyası, her geçen gün yeni bir heyecan, yeni bir gelişme ile karşımıza çıkıyor. Bu dinamik evrende, şehirler artık kendi dijital kimliklerini ve ekonomik varlıklarını oluşturarak, teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanıyorlar. Bu bağlamda, İstanbul Token, şehir bazlı tokenlerin en yeni örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor ve bu yenilikçi adım, Bzetmex borsasında listelenmesiyle yeni bir boyut kazanıyor.
İstanbul Token’ın Yükselişi
İstanbul, tarihi, kültürel zenginliği ve ekonomik dinamizmiyle dünya şehirleri arasında her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Şimdi bu özel şehir, İstanbul Token ile dijital alanda da kendine güçlü bir yer edinmeye hazırlanıyor. İstanbul Token, şehrin kültürel ve tarihi değerlerini dijital bir platformda temsil ederek, hem yerel halka hem de dünya çapındaki yatırımcılara benzersiz fırsatlar sunuyor.
Bzetmex’te Yeni Bir Dönem
Bzetmex, önde gelen kripto para borsalarından biri olarak, İstanbul Token’ı listelemeye hazırlanıyor. Bu listeleme, İstanbul Token için önemli bir dönüm noktası niteliğinde. Yatırımcılar için yeni bir yatırım fırsatı sunarken, İstanbul’un dijital dönüşümüne de katkıda bulunuyor.
Yatırımcılar için Fırsatlar ve Yenilikler
İstanbul Token, yatırımcılara sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda İstanbul’un kültürel ve tarihi mirasına katkıda bulunma şansı sunuyor. Token, öncelikli erişim hakları, özel indirimler ve teşvikler gibi birçok avantaj sağlıyor. İstanbul Token, şehir tokenleri kavramına yeni bir boyut getiriyor. Şehrin dijital dönüşümünü destekleyerek, yerel ve global düzeyde İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunuyor.
Kültürel ve Ekonomik Etki ve Teknolojik Altyapısı
İstanbul Token, şehrin kültürel ve ekonomik yaşamına önemli katkılarda bulunacak. Turizm, sanat, eğlence ve yerel işletmeler, İstanbul Token sayesinde yeni bir ivme kazanabilir. Ethereum blockchain üzerine inşa edilen İstanbul Token, güvenlik ve şeffaflık konusunda yüksek standartlar sunuyor. ERC-20 token standardını kullanarak, yatırımcılara güvenli bir yatırım ortamı sağlıyor.
Gelecek Vizyonu ve Yol Haritası
İstanbul Token, önümüzdeki dönemde daha da geniş bir kullanım alanına sahip olmayı hedefliyor. Turizmden sanata, eğitimden teknolojik projelere kadar geniş bir yelpazede İstanbul’un dijital temsilcisi olacak. İstanbul Token için belirlenen yol haritası, akıllı kontratlar, güvenlik sertifikasyon süreçleri ve global pazarlama faaliyetlerini içeriyor. Ayrıca, NFT koleksiyonları ve çoklu blockchain desteği gibi yenilikler de planlanıyor.
İstanbul Token, Bzetmex’de listelenmesiyle birlikte, hem yatırımcılara hem de İstanbul’un kültürel ve ekonomik yaşamına yeni bir soluk getiriyor. Bu yenilikçi adım, İstanbul’un dijital dönüşümünü hızlandıracak ve şehri global bir dijital varlık haline getirecek. İstanbul Token, sadece bir kripto para birimi olmanın ötesinde, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasını geleceğe taşıyan bir köprü görevi görüyor.
]]>Kaya, ???????AK Parti İstanbul Kadın Kolları tarafından Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” buluşmasında yaptığı konuşmada, bu yıl 8 Mart’ı çok buruk şekilde kutladıklarını, dünyanın bir yanında Filistinli kadınların ve annelerin büyük bir soykırıma maruz bırakıldığını söyledi.
Dünyanın adaletsiz şekilde bazı kadınların haklarını savunmadığını dile getiren Kaya, “Filistin’deki direnişçi, onurlu kadınların yanında olan Sayın Cumhurbaşkanımız ve onun eşi var ve onun arkasında yürüyen bu partideki kadınlar var. Ben biliyorum ki hepinizin duaları, her türlü destekleri oradaki kadınların da özgürlüğüne kavuşması için. Çünkü ben de her gece mutlaka oradaki kadınlar için yatmadan dua ediyorum. Sizlerin de öyle olduğunuzu biliyorum.” diye konuştu.
Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1989’da kadın kollarını kurduğunda ona “Kadın kolları teşkilatına ne gerek var?” diyenler olduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonuyla Ankara’daki bazı olumsuz sözlere rağmen kadın kolları teşkilatını İstanbul’da kurduğuna dikkati çeken Kaya, eşi Emine Erdoğan’ın da 40 kadın kurucudan biri olduğunu anlattı.
Kaya, o kadınların 1988’den 1994’e kadar İstanbul’da büyük bir çalışmaya imza attığını anlatarak, “Ev ev herkese o dönemin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onun vizyonunu anlattılar. O kadınlar, 1994’te İstanbul’u çöp, çamur ve çukurdan kurtaracak ve Türkiye’yi bugünlere taşıyacak Recep Tayyip Erdoğan’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı. Bizim siyasi hareketimizin temelinde kadınlarımız, onların çalışması ve onların özverisi var. AK Parti’nin kuruluşundan bugüne dek kadınlarımızın çok büyük emeği var.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ile eşinin de bu programa katıldığını ifade eden Kaya, kentin yaşadığı en büyük sorunun ulaşım ve kentsel dönüşüm olduğunu anlattı.
Kaya, “Bu sorunların hepsine çözüm üretecek bir başkan adayımız var. İstanbul çok şanslı. İstanbul inşallah bu şansını Murat Kurum’u belediye başkanı yaparak daha da arttıracak. Ben buna yürekten inanıyorum.” dedi.
“Kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu birlikte inşa edeceğine inandık”
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir de “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla programda yaptığı basın açıklamasında, emek veren, alın teri döken ve üreten tüm kadınların gününü kutladı.
Keşir, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘Kadınların bireysel özgürlüklerinden siyasi ve sosyal alandaki varlıklarına kadar her konuda gösterdikleri gayreti, bir lütuf veya imtiyaz değil, hak mücadelesi olarak gördük.’ sözleriyle de vurguladığı gibi, biz kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu birlikte inşa edeceğine inandık.” diye konuştu.
AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar temel insan haklarını göz önüne alıp kadınların hayatın tüm alanlarında karar alma mekanizmalarına katılımlarının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdiğini dile getiren Keşir, 2004’de ilk defa Anayasa’nın 10. maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” hükmünün eklendiğini bildirdi.
Keşir, 2010 yılında Anayasa’da yapılan düzenlemeyle kadın erkek fırsat eşitliğini daha da güçlendirdiklerine dikkati çekerek, “2013 yılında kamusal alanda kılık kıyafet özgürlüğünün getirilmesiyle kadınlar arasındaki ayrımcılığı tamamen ortadan kaldırdık. 7 Haziran 2015 tarihinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını tam olarak kullanmaya başladı.” ifadelerini kullandı.
Eğitimin en önemli fırsat eşitliği aracı olduğunun altını çizen Keşir, şunları kaydetti:
“İş gücü piyasasına katılım, karar alma mekanizmalarına katılımın da anahtarıdır. Yasakların tarihe gömülmesiyle, 81 ilde açılan üniversitelerle, üniversiteye devam eden kız öğrenci sayısında büyük bir artış yaşandı. Kız öğrencilerin üniversiteleşme oranı iktidara geldiğimiz 2002 yılından bugüne yüzde 13.5’ten yüzde 51’lere ulaştı. Kamuda kadın istihdamı yüzde 40’ı aştı.”
Keşir, AK Parti hükümetleri döneminde kadınların iş hayatına katılımını teşvik eden hibe ve teşvikleri artırdıklarını sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti İstanbul milletvekillerinin yanı sıra AK Parti İBB Başkan adayı Murat Kurum ve eşi Şengül Kurum ile partinin kadın kolları üyeleri katıldı.
]]>Bahçelievler Belediye Başkanı ve Adayı Dr. Hakan Bahadır, yeni dönemde yapılması planlanan proje ve faaliyetlerini düzenlenen programda açıkladı. Şehit Mustafa Özel Spor Kompleksi’nde gerçekleşen programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti İstanbul Milletvekili Oğuz Üçüncü, STK temsilcileri ve birçok vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Bahçelievler’de yapılan faaliyetler ile ilgili video gösterimi yapıldı. Protokol konuşmalarının ardından lansman, dans gösterisi ile devam etti. Programda kürsüye çıkan Başkan Dr. Hakan Bahadır, yeni dönemde yapılması planlanan faaliyet ve projeleri açıkladı. Eğitim, sosyal hizmet, kentsel dönüşüm, çevre düzenlemesi, parklar, kütüphaneler, doğa gibi konulardaki projelerin açıklanmasının ardından meclis üyesi adaylarının tanıtılmasıyla program sona erdi.
“Bahçelievler’de çok çalışan Hakan Bahadır var. Ona destek olacağız”
Programda konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Bahçelievler her zaman bizim kalemiz. Bahçelievler her zaman AK Parti’nin kalesi. İnşallah Dr. Hakan Bahadır ile beraber yine 5 yıl boyunca destan yazmaya devam edeceğiz. Biz, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak belediyelerimizle çok uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. Başlangıçtaki en önemli konularımızdan bir tanesi bağımlılıkla mücadeledir. Çocuklarımızı, gençlerimizi, spor salonlarına, yüzme havuzlarına getirelim ve onlara gerçek Türkiye’yi, büyüyen Türkiye’yi, gelişen Türkiye’yi gösterelim. Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde spor devrini yaşamaktadır. Avrupa’nın en büyük stadyumları, kapalı spor salonları, en büyük organizasyonlar Türkiye’de, İstanbul’da olacak. Yolumuzu açın. Murat Kurum geliyor. İstanbul muradına kavuşsun. Algı siyaseti değil, tatilde yatan değil, tatile giden değil bize çalışan adam lazım. İstanbul’a çalışan adam lazım. Depremde, selde çalışan adam lazım. Sokaklarda çalışan adam lazım. İstanbul 5 yıl boyunca kötü talihini yenemedi. Şimdi Bahçelievler’de çok çalışan Hakan Bahadır var. Ona destek olacağız. Sandıkları patlatacağız. 31 Mart’ta herkese ‘Burası Bahçelievler, ayağa kalk Bahçelievler, göster İstanbul’a kim geliyor’ diyeceğiz” dedi.
“5 yıllık Bahçelievler Belediye Başkan dönemliğimde sayısız hizmetlerde bulunduk. Vaatlerimizin yüzde 98’ini gerçekleştirdik”
Yapılması planlanan projeleri anlatan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, “Sevdamız, derdimiz, davamız Bahçelievler’i yeniden şahsıma emanet eden bize inanan bize güvenen bu sorumluluğu veren İstanbul sevdalısı Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlı, dik duran Cumhurbaşkanı AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çok teşekkür ediyorum. İyi ki Recep Tayyip Erdoğan var. Genel merkezimize bizleri bu göreve layık gördükleri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şimdi yeniden Bahçelievler için yola çıkıyoruz. 2019’da aşkla başladığımız bu hizmet yolculuğumuzun ilk 5 yılını alnımızın akıyla rahatlıkla, kazasız belasız vatandaşımıza her konuda destek olarak tamamlamış bulunuyoruz. İkinci 5 yılımızda azimle, gayretle kararlılıkla sizlerin bizlere duyduğu bu güvene ve bu inanca layık olacağımıza şimdiden söz veriyoruz. Aynı kararlılıkla, aynı çabayla Bahçelievler Belediyesi’nin ailesi olarak onlara da teşekkür ediyorum. 5 yıl önce yine seçime hazırlanırken o günün şartlarında hazırladığımız projelerimiz vardı. 5 yıllık Bahçelievler Belediye Başkan dönemliğimde sayısız hizmetlerde bulunduk. Vaatlerimizin yüzde 98’ini gerçekleştirdik. 2 projemizi yapamadık. Bu 2 projemiz İBB ile yapacağımız projeydi. Binali Yıldırım ile yapacaktık ama yapamadık. Ayamama Deresi’ne geriye doğru su basacaktık ve o nehri yaşanılır bir hale getirecektik. Etrafına da bir yaşam vadisi oluşturacaktık. Diğeri ise teknik binamızın olduğu taraftaki metroda bir aktarma istasyonu ve yaşam merkezi olacaktı” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Usta yazar, bazı kaynaklara göre 17 Ağustos, kimi kaynaklara göre ise 19 Ağustos 1864’te İstanbul’da dünyaya geldi. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa ile Ayşe Sıdıka Hanım’ın oğlu olan yazar, üç yaşındayken annesini kaybetti.
Dört yaşındayken Girit’te askerlik yapan babasının yanına giden Gürpınar, medrese eğitimine başladı. Gürpınar, 6 yaşında İstanbul’a geri döndü, çocukluğunu Aksaray’da anneannesiyle teyzesinin yanında geçirdi. Yakubağa (Ağayokuşu) mahalle mektebinde okuyan usta yazar, Mahmudiye Rüşdiyesi sıbyan ve rüşdiye kısmına, oradan da resmi dairelere katip yetiştiren Mahrec-i Aklam’a devam etti. Hocası Abdurrahman Şeref Efendi’nin teşvikiyle iki yıl kadar da Mülkiye Mektebi’nde öğrenim gördü.
Çocukluğunu birlikte geçirdiği akrabaları, Gürpınar’ın edebi duyarlılığının gelişmesinde önemli bir rol oynardı. İstanbul ile çevresinin renkli ve canlı hayatı, masallardan cinayetlere kadar şehrin irili ufaklı bütün olayları yazarın roman ve hikayelerinde kendine bir yer buldu.
Fransızca dersleri de alan Gürpınar, ikinci sınıfta iken hastalanarak bir yıl kadar tedavi gördü, ardından okulu bırakmak zorunda kaldı.
Yazmaya 12 yaşında başladı
İlk eserlerini 12 yaşında kaleme almaya başlayan yazarın, “Gülbahar Hanım” adlı bir piyesi ile sahip olduğu kitaplar, o dönem yaşadığı evde çıkan yangınla yok oldu.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın dönemin yanlış Batılılaşma meselesini ele aldığı ilk romanı “Ayna”, 23 Nisan 1887’de Ahmed Midhat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. Eser 1889’da “Şık” adıyla kitap olarak basıldı.
İlk hikaye denemesi “İstanbul’da Bir Frenk” adıyla 25 Temmuz 1887’de Ceride-i Havadis gazetesinde yayınlanan yazar, yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti:
“Basına Ceride-i Havadis gazetesiyle girdim. İlk yazım ‘İstanbul’da Bir Frenk’ başlıklı yazıdır. İstanbul’da bir Frenk makalesi, adımın yayılmasına sebep oldu. Tercüman’a çağırdılar. Beşir Fuat, o zaman benim için ‘Bu çocukta espri, komik var.’ demişti. Ondan sonra Şık’ı yazdım.”
Tercüman-ı Hakikat’ın maaşlı yazar kadrosuna alınan usta edebiyatçı, okuyucunun bilgi ve kültür seviyesini yükseltmek amacıyla edebi ve toplumsal konuları ele aldı, ayrıca Fransızcadan tercümeler yaptı.
Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarları çeviren Gürpınar’ın “Mürebbiye”, “Metres”, “Tesadüf” ve “Nimetşinas” eserleri 1894’te geçtiği İkdam gazetesinde okuyucuyla buluştu.
1908’den itibaren tamamen yazmaya yöneldi
Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanının ardından resmi görevinden ayrılarak kendini tümüyle yazarlığa verdi.
Ahmet Rasim ile Gürpınar’ın aynı yıl yayımlamaya başladığı mizah dergisi “Boşboğaz ile Güllabi”, 37 sayı okuyucuya ulaştı.
İbrahim Hilmi Bey ile çıkardığı Millet gazetesi uzun ömürlü olmayan başarılı edebiyatçının, daha sonraki yazıları İkdam, Söz, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yer aldı.
Yazılarında 19 ve 20. yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıtan yazarın “Alafranga” adlı romanı sansürlendi. Eser 1911’de “Şıpsevdi” adıyla yeniden yayımlandı.
“Son Posta” gazetesinde 1924’te yayımlanan “Ben Deli miyim?” isimli romanı ahlaka aykırı bulunduğu için yargılanan yazar, bu davadan da beraat etti.
Gürpınar, 1936-1943’te Kütahya milletvekili olarak görev aldı.
Eserlerinde toplumsal değişimleri gözlemci mizah diliyle işledi
Usta yazar, eserlerinde, İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantısını, aile geçimsizliklerini, mahalle kadınlarının kavgalarını, batıl inançları, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirdiği kriz ve değişimleri gözlemci bir mizah diliyle ele aldı.
İstanbul’u tüm canlılığıyla anlatan Gürpınar, sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak bilindi. Toplumcu bir sanat anlayışıyla yazılarını kaleme alan usta edebiyatçı, eserlerinde yalın bir dil kullanırken, çok okunan yazarlar arasında yer aldı.
Gürpınar, roman ve öykülerinde seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuştururken olayları hem komik hem acıklı yönleriyle anlattı. Ertem Eğilmez’in “Gulyabani” isimli romandan sinemaya uyarladığı “Süt Kardeşler” filmi bunun güzel bir örneği oldu.
Eserlerinde sıklıkla, zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savunan yazar, yazılarında dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla İstanbul’u işledi.
Romanın yanı sıra hikaye ve tiyatro eserleri de kaleme aldı
Hüseyin Rahmi Gürpınar, milletvekili olduğu yıllar dışında yaşamını, 1912’de taşındığı Heybeliada’da geçirdi.
Türk edebiyatında daha çok romancılığıyla tanınmasına rağmen hikaye ve tiyatro türünde de eserler veren yazar, hayatı boyunca 41 roman, 9 hikaye ve 4 tiyatro eserinden oluşan 54 ciltlik dev külliyata imza attı.
Gürpınar, 8 Mart 1944’te Heybeliada’da vefat etti ve Abbas Paşa Mezarlığı’na defnedildi.
Bazı eserleri vefatından sonra yayınlanan usta yazarın öykü, hikaye, roman ve tiyatro oyunu eserlerinin birçoğu şöyle:
“Sevda Peşinde” (1912), “Hayattan Sayfalar” (1919), “Hakka Sığındık” (1919), “Toraman” (1919), “Son Arzu” (1922), “Tebessüm-i Elem” (1923), “Cehennemlik” (1924), “Efsuncu Baba” (1924), “Meyhanede Hanımlar” (1924), “Tutuşmuş Gönüller” (1926), “Billur Kalp” (1926), “Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu” (1927), “Mezarından Kalkan Şehit” (1928), “Şeytan İşi” (1933), “Eşkıya İninde” (1935), “Ölüm Bir Kurtuluş mudur” (1954), “Namusla Açlık Meselesi” (1933), “Tünelden İlk Çıkış” (1934), “Gönül Ticareti” (1939), “Melek Sanmıştım Şeytanı” (1943), “Eti Senin Kemiği Benim” (1963)
]]>Kavacık Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen “Beykozlu Kadınlar Buluşması”nda konuşan Göktaş, kadını her daim baş tacı eden bir medeniyetin evlatları olduklarını söyledi.
Göktaş, tarihin hangi safhasında olursa olsun, kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamın her daim merkezinde olduklarını belirtti.
Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de kadınların milli ve manevi değerlerin korunmasında, ülkenin geleceğinde önemli bir role sahip olduğunu kaydeden Göktaş, bürokrasiden siyasete, tıptan sanata, sanayiden ticarete kadar her alanda kadınların ülkeyi kalkındırdığını, büyüttüğünü ve geliştirdiğini dile getirdi.
Göktaş, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin başarıyla gerçekleştirilmesinde en büyük sorumluluğun kadınlarda olduğunu ifade etti.
“Kadınlar bizim hareketimizin en önemli köşe taşlarından biridir”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Göktaş, “8 Mart herkes için maalesef 8 Mart olarak yaşanmıyor. Bizler bugün Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, Gazze’den Ukrayna’ya, Somali’den Arakan’a, dünyanın dört bir yanında hayata tutunmaya çalışan kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da sık sık vurguladığı gibi kadınlar bizim hareketimizin özellikle en önemli köşe taşlarından biridir.” dedi.
Türkiye’de kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletildiği, çalışma hayatında daha etkin yer alabildikleri dönemin AK Parti dönemi olduğunu aktaran Göktaş, “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi” ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımlarını teşvik ettiklerini dile getirdi.
Göktaş, bu kapsamda 1012 yeni kadın kooperatifi kurulmasına destek olduklarını belirterek, “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi ile ülkemizde ne eğitimde ne istihdamda yer alan 18-29 yaş arasındaki genç kadınların iş, staj ve eğitime ulaşmalarına destek oluyoruz. Mühendis kız öğrencileri desteklemek ve mesleğin önde gelen isimleri haline gelmelerini sağlamak amacıyla Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni yürütüyoruz.” diye konuştu.
Yürütülen çalışmaları kadınların geleceği için asla yeterli görmediklerini vurgulayan Göktaş, bu anlamda kadın istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesinin öncelikleri arasında olduğunu söyledi.
“81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede danışmanlık hizmetleri sunuyoruz”
Meclis’teki kadın milletvekili oranının 2002’de yüzde 4 iken, 2023’te yaklaşık yüzde 20’ye yükseldiğini anımsatan Göktaş, en çok kadın milletvekilinin AK Parti Grubu’nda bulunduğunu ve bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleri ve kattığı vizyonla olduğunu vurguladı.
Göktaş, bu hedefleri doğrultusunda, kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ettiklerini belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile başlattıkları “Kadın Girişimcilerimiz ile Güçlü Yarınlara” programı kapsamında kadınların ekonomik hayata katılımlarına destek olmak amacıyla iki protokol imzaladıklarını aktaran Göktaş, “Yarın açıklayacağımız ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile de kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız.” şeklinde konuştu.
Göktaş, kadınları, ekonomik alanda güçlendirirken, bugün küresel bir sorun haline gelen şiddete karşı da mücadelelerini kararlı şekilde sürdürdüklerini, “sıfır tolerans” ilkesinden taviz vermeden mücadele politikalarını uygulamaya devam ettiklerini söyledi.
Bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahip olduklarını belirten Göktaş, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı, kararlı mücadelemizde bizler için önemli bir yol haritasıdır. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Açacağımız yeni merkezlerimizle inşallah hizmetlerimizi daha da yaygınlaştıracağız.” ifadelerini kullandı.
“Sizlerin destekleriyle Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz”
Bakan Göktaş, kadınları hayatın her alanında güçlü kılacak tüm bu çalışmaları yaparken, kadınların da her zaman AK Parti’nin yanında olduğunu kaydederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olduğu zaman yürüttüğü seçim çalışmalarında en büyük destekçilerinin kadınlar olduğunu, İstanbul’u kadınların duruşu, azmi ve kararlılığıyla kazandıklarını anlattı.
O yıllarda devraldıkları bayrağı şimdi hep birlikte taşıdıklarını aktaran Göktaş, “Bu davayı yürüten sizlersiniz. Sizler yol arkadaşısınız Sayın Cumhurbaşkanı’mızın. Sizlerin destekleriyle Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz. Bizler için kadın kadındır. Ev hanımı veya iş hayatındaki öteki kadınlarla ilgili ayrım asla olmadı, asla olmayacak. Bizim için tüm kadınlar kıymetlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Göktaş, şimdi yeni bir hikaye yazma, yeni bir zafere imza atma zamanı olduğunu, el ele vererek 31 Mart’ta “Yeniden İstanbul”, “Sadece İstanbul” diyeceklerini, bu güzel şehri yeniden gerçek belediyeciliğe kavuşturacaklarını söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un tüm enerjisiyle İstanbul için geldiğini belirten Göktaş, şunları dile getirdi:
“Murat Kurum Başkanımız sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor. Aile dostu, kadın dostu, genç dostu, çocuk dostu, İstanbul’a yakışır projelerle geliyor. Şehrimiz çevre, sosyal, kültürel ve tarihi projelerle yeniden ihya olacak. Kadınların ve gençlerin kendi işlerini kurmalarına, projelerini hayata geçirmelerine destek olacak. İlk işini kuran 100 bin kadın girişimciye 100 bin lira hibe desteği sunacak. Sosyal yardımlar, İstanbullu kardeşlerimizin hayatlarına birer can suyu olacak.”
“Hak ve adalet arayışımızı sürdüreceğiz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir arada olduklarını ama bu sene Filistin’de kadınlar katledilirken, insanlık soykırıma maruz bırakılırken, kutlama yapmaktan söz etmenin mümkün olmadığını belirtti.
Herkesin yüreğinin Filistinli kadınlarla çarptığını bildiğini söyleyen Kaya, “Filistinli onurlu kadınlarla birlikte, Türkiye’nin tüm kadınlarının yüreği çarpıyor. Buna yürekten inanıyorum. Dünya mazlumlarının hamisi ve ‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek dünyadaki bütün eşitsizliklere, adaletsizliklere karşı dik duran bir liderin arkasında yol yürüyen kadınlar olarak, dünyada bütün kadınlar eşit ve adil bir şekilde yaşamaya başlayana kadar hak ve adalet arayışımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Programda, AK Parti İstanbul Milletvekili Tuba Işık Ercan, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer de birer konuşma yaptı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu kapsamında “Eşsiz İstanbul” tanıtım toplantısını gerçekleştirdi. İstanbul’da yaşanan tüm eşitsizlikleri bitireceklerini ifade eden Kurum, istihdamdan ulaşıma kadar kadınlar ile ilgili projelerini anlattı. Programa Ataşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Naim Yağcı, AK Parti Ataşehir İlçe Başkanı Burak Çiftçi, MKYK üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları, ilçe başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlk olarak ‘Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu’nu ilan ettiklerini belirterek konuşmasına başlayan Kurum, “Ardından Risksiz İstanbul diyerek, bu şehri afetlere karşı nasıl dirençli hale getireceğimizi detaylarıyla paylaştık. Sonrasında Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul hedefi için yapacağımız ulaşım hamlelerini ilan ettik. Şimdi sıra, eşsiz İstanbul’umuzda” dedi.
“Bu şehirde artık hiç kimse haksızlığa uğramayacak, işten çıkarılmayacak”
İstanbul’da yaşanan tüm eşitsizlikleri bitireceklerini ifade eden Kurum, “1 Nisan’dan itibaren İBB, iyi gününüzde kötü gününüzde, her anınızda hep yanınızda olacak. Bu hedefimizi sosyal belediyecilik uygulamalarımızla, çok kısa bir sürede başaracağız. Her gün sahada; İstanbul’un sosyal belediyecilik yerine, sosyal medya ve algı belediyeciliğiyle yönetilmesine isyan eden on binlerce vatandaşımızla dertleşiyoruz. Dün sokaklarda, bugün bu salonda tarihin ve vicdanın önünde İstanbullulara söz veriyoruz. 1 Nisan’dan sonra haksız yere ekmeğinden edilen emekçilerimiz işlerine geri dönecek. Bu şehirde artık hiç kimse haksızlığa uğramayacak, işten çıkarılmayacak. Geçmişten bu yana devam eden tüm sosyal destekleri çeşitlendirecek ve artıracağız. Sembolik ve plansız sosyal destek dönemini kapatacak, insanımızın ihtiyacını, kalıcı politikalarla gidereceğiz.” şeklinde konuştu.
“Bu vatanın her kadını bizim kutsalımızdır”
Kadınların yatırım ve istihdama katkı sunmalarının önünü açacaklarını söyleyen Kurum, “İstanbul’un en büyük gücü; güçlü kadınları ve aileleridir. Biz de, Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyeceğiz. Kadınlar arasında, ev hanımı veya çalışan kadın ayrımı yapmak, yarı zamanlı Belediye Başkanı’na yakışır. Bizim anlayışımızda kadınlar asla ayrıştırılamaz; çünkü bu vatanın her kadını bizim kutsalımızdır. Bu şehrin kadınları güçlü olacak. Yatırım ve istihdama katkı sunmalarının önünü açacağız.” dedi.
1 Nisan’dan itibaren tüm kadın girişimcilere 100 bin lira hibe vererek, ‘İstanbul’u Büyütecek Kadınlar’ı destekleyeceklerine vurgu yapan Kurum, “Belediyemizden başlamak üzere, İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artırıyoruz. İşlerini büyütmek istediklerinde pazarlama, e-ticaret gibi alanlarda doğrudan desteklerimiz hazır. Ürettikleri el emeklerini, alım garantili e-ticaret ve pazar yeri uygulamalarımızla kazanca dönüştüreceğiz. İstanbul’da çocuğu 6 yaşına kadar olan anne ve babalara, yavrularıyla ücretsiz seyahat hakkı veriyoruz. Yine 6 yaşına kadar çocuğu olan annelerimizi; yavruları yanlarında olsun olmasın toplu ulaşımdan ücretsiz faydalandıracağız.” sözleri ile kadınlara dair projelerini sıraladı.
“İstanbul’un kadınları asla yalnız yürümeyecek”
964 mahallede, bir bölümü 7/24 esasıyla çalışacak yeni kreşler açacaklarını müjdesini veren Kurum, “Şehrin en merkezi yerlerinde yapacağımız Emin Eller Durakları’nda da yavrularımıza göz kulak olacağız. Anne Çocuk Atölyeleri’nde annelerimizin ve yavrularımızın birlikte kaliteli zaman geçirmelerini sağlayacağız. Büyükşehir aracılığıyla istihdam edeceğimiz tecrübeli ekiplerle, güvenilir bakıcı ve yardımcıya ihtiyaç duyan on binlerce vatandaşımızın hizmetinde olacağız. Kadınlara özel kıraathaneler yaparak, ücretsiz kütüphane ve ikram hizmetiyle; bu mekanlarda kendilerine özel toplantı ve programlar icra etme imkanı sunuyoruz. İstanbul’un kadınları asla yalnız yürümeyecek. Çünkü Murat Kurum daima yanlarında duracak.” dedi.
“İlkokul ve ortaokul öğrencilerimizden toplu ulaşımda bir kuruş alınmayacak”
Çocuklar ile ilgili projelerine de değinen Kurum, “Bu şehir, ‘Çocukların İstanbul’u olacak. Göreve gelir gelmez, şu anda 6 yaşa kadar olan ücretsiz ulaşım hizmetini değiştiriyoruz. Artık, ilkokul ve ortaokul öğrencilerimizden de toplu ulaşımda bir kuruş alınmayacak. İlkokul çağındaki çocuklarımıza da sistematik ve düzenli bir şekilde beslenme desteği vereceğiz. Tüm devlet okullarımızın temizlik ve güvenlik hizmetlerini biz yapacağız.” şeklinde konuştu.
“Üniversite öğrencilerimize 10 bin TL burs vereceğiz”
İstanbul’un gençler için ilmin kapısı, umudun anahtarı, başarıların mekanı olacağını dile getiren Kurum, “Bu şehir, Gençlerin İstanbul’u olacak. Tüm üniversite öğrencilerimize bu yıl 10 bin TL olmak üzere, her yıl artan oranda eğitim desteği vereceğiz. Gençlerimize mevcut öğrenci tarifesine ek olarak, yüzde 40 daha indirim yapacağız. Artık öğrenci bileti 5 lira 18 kuruşa, aylık abonman ise 250 liradan 150 liraya düşecek. Belediyemizin kültür, sosyal ve spor tesisleri; yüzde 50’ye varan indirimlerle gençlerimizin emrinde olacak. Bizim dönemimizde hiçbir öğrencimiz; aile hasreti çekmeyecek. Memleketine giderken yılda iki defa olmak üzere otobüs biletinin yarısını biz ödeyeceğiz. Öğrenci evlerinde kalan gençlerimize aylık 25 metreküp doğalgaz desteği vereceğiz. Bu şehirde yuva kurmak zor olmayacak. Bu nedenle 50 bin liralık maddi destekle, yeni evlenecek genç kardeşlerimizin yanlarında olacağız. Büyükşehir bundan sonra diyetisyenleriyle, danışmanlarıyla, öğrenci koçları ve kütüphaneleriyle; Mekan İstanbul’ları hızla hizmete alacak. Gençlerimiz bol bol kitap okuyacak, araştıracak, sorgulayacak. Bunun için de büyükşehir, kitap ve ücretsiz internet hizmetiyle donatacağımız Kitaphane’leri ve kitap-kafeleri 39 ilçemizde süratle açacak. ‘İBB BİKAHVE’ uygulamamızı üniversite yakınları ve toplu kullanım alanlarında kurarak, gençlerimizin kahvelerini çok uygun fiyatlarla içmelerini sağlayacağız.” diyerek gençlerle ilgili yapacaklarından söz etti.
Kurum, gençlerin İstanbul’un yönetiminde sadece söz değil hak sahibi de olacaklarını belirtti. ‘Projem İstanbul’ uygulaması ile gençlerin ‘İstanbul Araştırmalarını’ ayni ve nakdi imkanlarla sahipleneceklerini ifade etti. Gençlerin üretime ve istihdama katkı vermeleri adına ‘ilk işinin sermayesini’ vereceklerini söyleyen Kurum, ” ‘İlk işim’ kampanyamızla girişimci gençlerimiz, bizden hemen 100 bin lira hibe alacak ve işine başlayacak. İstanbul’un en merkezi alanlarında ilk ofisin bizden diyerek; tam 100 bin genç girişimcimize; tam donanımlı paylaşımlı ofisler sunuyoruz. Gençlerimiz yeni ofislerinde mesleklerini yapacak, iş stratejilerini buradan yönetecekler. Üniversiteli gençlerimize Belediyenin faaliyetlerinde saatte 200 lira gelir elde edecekleri yarı-zamanlı iş imkanları sunuyoruz ve gençlerimizi asla çaresiz bırakmıyoruz.” dedi.
“Emeklilerimizin İstanbul kartlarına her ay, 2 bin 500 lira destek ödemesi yapacağız”
İstanbul’un yeniden, vefanın şehri olacağının altını çizen Kurum, “Büyükşehir büyüklerimizin ellerini asla bırakmayacak. Emeklilerimizin İstanbul kartlarına her ay, 2 bin 500 lira destek ödemesi yaparak alışverişlerinde, sosyal hayatlarında, ulaşım ödemelerinde daima yanlarında olacağız. Yaşlı ve engelliler için iki yakada 3 büyük Yaşlı ve Engelli Yaşam Merkezi kuracağız. E-sağlık takip sistemiyle; yaşlılarımızın da her anında hep yanında olacağız. Büyüklerimizin sağlığını online olarak an be an takip edeceğiz. Özellikle de Alzheimer Hastalığı gibi takibe ihtiyacı olan büyüklerimizin sağlık durumları daima gözetimimiz altında olacak. İhtiyaç sahibi büyüklerimize evde yemek ve temizlik desteğiyle, hayır duası almak için koşacağız. Bakıma muhtaç anne-babalarımıza ve engelli kardeşlerimize geçici bakım hizmetini kesintisiz olarak vereceğiz.
İstanbul’un en kutsal görevini kimler yapıyor desem ne cevap verirsiniz? Ben yanıt vereyim. Büyüklerimizin, evde yemek ve temizlik hizmetini gören vefalı kardeşlerimiz yapıyor. Biz bakımını üstlendikleri büyüklerimizi ihtiyaç duydukları zamanlarda bir süreliğine evden alacak, tesislerimizde misafir edeceğiz. Bu vefalı kardeşlerimizi bir nebze de olsa rahatlatacağız.” şeklinde konuştu.
“Engelsiz seferberlik ilan edeceğiz”
Engelsiz Sosyal Yaşam Alanları ve koordinasyon merkezlerinin sayısını artıracaklarına dikkat çeken Kurum, “Göreve gelir gelmez, engelli kardeşlerimiz için ‘Engelsiz Seferberlik’ ilan edeceğiz. Tüm İstanbulluların ellerini, engelli kardeşlerimizin mutluluğu için birleştireceğiz. İşe tesisleşmeden başlayacağız. İçerisinde okulların, spor merkezinin, hobi bahçesinin, atölyenin ve inovasyon merkezinin olduğu İstanbul Özel Eğitim Kampüsünün inşasına süratle başlayacağız. İstanbul’umuzda hem 10 yeni engelsiz yaşam merkezimizi hızla açacağız; hem de mevcutların niteliklerini dünya standartlarına ulaştıracağız. Otizmli bireyler için eğitim, bakım ve gelişim hizmetleri vereceğiz. İki Otizm merkezini, Anadolu ve Avrupa yakasında inşa edeceğiz. Benim engelli kardeşim, şehrin her imkanından, eşit bir şekilde faydalanacak. Bizim dönemimizde engelsiz şehir uygulamaları şehrin her yerine yayılacak. İstanbul erişilebilir bir kent olacak.” dedi.
“Bozuk asansör ve merdiven dönemini sona erdiriyoruz”
Engellilerin duraklardaki yürüyen merdiven ve asansörlerin sürekli arızalı olmasından dolayı çile çektiğinin altını çizen Kurum, “Birkaç gün önce 3 kardeşimiz yürüyen merdiven yüzünden yaralandı. ya orada sıkışan kardeşimiz engelli biri olsaydı. İnanın sonucu düşünmek bile istemiyorum. Biz işte bu ‘bozuk asansör ve merdiven dönemini’ sona erdiriyoruz, İstanbul’u bu utançtan kurtarıyoruz. Bizim dönemimizde tüm bu araçlar 7/24 kesintisiz çalışacak. Sadece duraklarda değil, her yerde sensörlü kent mobilyaları kullanacağız. Akıllı uygulamalarla engelli kardeşimin, şehirde çok rahat ve kolay hareket etmesine imkan sağlayacağız. Yani engelliler şehre uyum sağlamayacak; İstanbul baştanbaşa engellilere uyacak. Engellilere ‘Evde Bakım Hizmeti’ kapsamında vereceğimiz eğitimlerle uzmanlaştırdığımız kadrolarla hizmet edeceğiz.
Engelsiz spor merkezlerinin ve spor branşlarının sayısını artıracağız. Her ilçemize kuracağımız spor tesislerinde; engel gruplarına göre yeni spor salonları dizayn edeceğiz. Madde Bağımlılığı Tedavi ve Rehabilitasyon Köyümüzü hemen kuracağız. Üretim tesislerimiz ve sanat okullarımızla kardeşlerimizin hayata uyumunu kolaylaştıracağız.” sözleriyle konuşmasına devam etti.
“Şubeleri kapatılmış İSMEK’imizi özüne döndüreceğiz”
Önce eğitim diyeceklerini söyleyen Kurum, “Şu 5 yılda özünden uzaklaştırılmış, şubeleri kapatılmış İSMEK’imizi hemen özüne döndüreceğiz. Müfredatını güncelleyecek, eğitmen ve bina sayısını süratle artıracağız. Şimdi buradan eğitim fakültelerinde okuyan genç öğretmen adaylarımıza sesleniyorum. Belediyemizin eğitim projelerine sizleri davet edeceğiz; belli bir ücret karşılığı sizlere görevler vereceğiz. İSMEK, etüt merkezleri, kreş ve kütüphaneler gibi belediye hizmetlerimiz içerisindeki eğitim faaliyetlerine öğretmenlerimizi dahil edeceğiz. Hem alanları ile ilgili pratik yapma imkanı sunacağız; hem de öğretmen adayı üniversiteli gençlere ek bir gelir kapısı oluşturmuş olacağız. Ayrıca bundan sonra, memur öğretmenlerimize olduğu gibi sözleşmeli öğretmenlerimize de indirimli ulaşım desteği vereceğiz.” diye konuştu.
“Ücretsiz insani su kullanma hakkını yüzde 50 artıracağız”
Su tarifelerinde de İstanbullulara müjde veren Kurum, “İstanbullular, kişi başı insani su hakkı olarak ayda 500 litre ücretsiz su kullanıyorlar. Bu miktarı, dünya standartlarına getirecek, yarı yarıya artıracak ve tam 750 litreye çıkaracağız. Yeni tarifelerimizle de vatandaşımızın yanında olacağız. Genç Tarifeyle öğrenci evlerinin, Vefa Tarifesiyle 65 yaş üstü aboneler ile ihtiyaç sahibi tüm emekli abonelerimizin, Büyük Aile Tarifesi ile kamu kurumlarından sosyal destek alan kardeşlerimizin 10 metreküpe kadar su tüketimlerinde, faturanın yüzde 50’si büyükşehirden olacak. Bugün, 237 lira olan faturalarınızı, 118 lira olarak ödeyeceksiniz. Küçük Esnaf tarifemizle 5 metreküpe kadar tüketimde yüzde 50 indirim uygulayacağız.” dedi.
” ‘Kültür, Sanat ve Turizm ile yaşayan bir İstanbul’a ulaşacağız”
İstanbul’un kültür sanat hayatını daha da geliştirecek projelere hızla başlayacaklarını sözlerine ekleyen Kurum, “İstanbul’un kültürel planlamasını yapacak, kültürel mirasımızı gelecek nesillere en güzel şekilde aktaracak, turizm potansiyelini en yüksek seviyeye çıkaracağız. Genç sanatçılar için; ‘İstanbul Kültür-Sanat Ekosistemini’ güçlendireceğiz.” dedi.
“Kültür, sanat ve turizm havuzumuzu, çevre ilçelerimize doğru yayacağız”
Bir bölgede yoğunlaşan kültür, sanat ve turistik ziyaretlerin İstanbul’un geneline yayılması için çalışacaklarını dile getiren Kurum, “Kültür, sanat ve turizm havuzumuzu, çevre ilçelerimize doğru hızla yayacağız. İstanbul’u dünyanın en popüler üç destinasyonundan biri haline getirmek için; kamu-özel sektör, yerel yönetim, üniversite ve turizm kuruluşlarının temsilcilerinden oluşacak İstanbul Turizm Şurasını yapacak ve İstanbul Turizm planlamamızı tamamlayacağız. İstanbul Boğaz Hattı boyunca; gastronomi, müzik gibi etkinliklerin yer alacağı Uluslararası Boğaziçi Festivalini hayata geçireceğiz.” diyerek konuşmasına devam etti.
“Anadolu Kültür Merkezi’ni sizlere kazandıracağız”
Atatürk Kültür Merkezi’ne benzer bir yapının Anadolu Yakasına da kazandırılacağını sözlerine ekleyen Kurum, “Havalimanı yakınına farklı uygulamalar için kullanılabilcek bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız. Sahneleri, galerileri, kütüphanesi ve yeme-içme mekanlarıyla Anadolu Kültür Merkezi’ni Ataşehir’de ‘Gümrük’ olarak bilinen mevkide sizlere kazandıracağız. İstanbul’a biri Anadolu Yakasına olmak üzere, Harbiye Cemil Topuzlu Sahnesi gibi görkemli 2 yeni konser alanını da hediye edeceğiz. İstanbul’umuzun atıl duran tiyatrolarını harekete geçireceğiz; bu şehrin tiyatro sahnesi eksikliğini gidereceğiz. 2 yeni tiyatro sahnesini daha bu şehre kazandıracağız.” dedi.
“İstanbullu genç sanatçılarımıza ilk eser desteği vereceğiz”
Amatör sanatçılara her türlü desteğin verileceğini söyleyen Murat Kurum, “İBB Kültür Merkezlerinin sahnelerini amatör tiyatro gruplarına ücretsiz olarak açacağız. İstanbul Kültür Akademisi’ni kuracağız. Şehrimizi konu alan eğitim projelerine, akademik çalışmalara destek vereceğiz. Ayrıca İstanbul kültürü noktasında uzman insan kaynağımızı da kendi bünyemizde yetiştireceğiz. İstanbullu genç sanatçılarımıza ilk eser desteği vereceğiz. Genç sanatçılarımıza yurtiçi ve yurt dışı eğitim desteği verecek, sokak sanatçılarımızın yanında olacağız.” sözleriyle konuşmasına devam etti.
“3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız”
İstanbullulara 7/24 hizmet edecek 3 yeni şehir kütüphanesinin kurulacağını belirten Kurum, “Dış mekanlarıyla, açık yeşil alanlarıyla, ikramlarıyla; okuma sevdalılarına 7/24 hizmet edecek 3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuruyoruz. Her ilçemizde en az 1 çocuk kütüphanesi açıyor; içinde güncel kitapların da yer aldığı e-kitap platformunu oluşturuyoruz. Bu şehrin hafızası olan sahaflara ve antikacılara destek olmak için, her iki yakanın farklı alanlarında yeni sahaf ve antikacılar çarşıları kuruyoruz. Gastronomi kültürünü yaşatmak için her ilçeye trafiğe kapalı lezzet sokakları oluşturuyoruz.” dedi.
Kaybolmaya yüz tutmuş tarihi yapıların da ihya edileceğini belirten Kurum, “Kaybolmaya yüz tutan tüm cami, türbe, hazire, eski mezar ve tarihi çeşmelerimizi ihya ediyoruz. Tarihi surlarımızın asıllarına uygun şekilde yeniden ihyası için hem bölgedeki bostanları hem de çevre binaları tarihi dokuya uygun şekilde düzenleyeceğiz. Kalelerimizi de ihya edecek; Fetih yolunu yeniden canlandıracağız.” şeklinde sözlerine devam etti.
“2016 yılında temeli atılan, 2019’da kaba inşaatı biten İstanbul Müzesi’ni hızla tamamlıyoruz”
İstanbul’un müzeler şehri haline getirileceğini sözlerine ekleyerek, “Bugün adeta bir açık hava müzesi gibi olan İstanbul’umuz; bir müzeler şehri oluyor. 2016 yılında temeli atılan, 2019’da kaba inşaatı biten; ancak 5 yıldır çivi çakılmayan İstanbul Müzesi’ni hızla tamamlıyoruz. Yenikapı Arkeoloji Müzesini, İstanbul Gravür Müzesi’ni, Etkileşimli İstanbul Biyografi Müzesi’ni ve İstanbul Gastronomi Müzesini kuruyoruz. Gastronomi merkezimize hem lezzetlerimizi tanıtacak hem de bu alanda çalışmak isteyen insanımıza mesleki eğitimler vereceğiz.” dedi.
“Nefes İstanbul projelerimizle İklim Dostu İstanbul’u müjdeliyoruz”
Daha yeşil ve daha güzel bir İstanbul inşa edileceğini dile getiren Murat Kurum, ” ‘Nefes İstanbul’ projelerimizle ‘İklim Dostu İstanbul’u müjdeliyoruz. 2040 yılı hedefimizin net sıfır emisyon olduğunu buradan ilan ediyoruz. 39 ilçemizde tüm yeşil alanlarımızı artırıyor, kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarını 7,80 metrekareden 11,80 metrekareye çıkarıyoruz.” diyerek konuşmasına devam etti.
“45 milyon metrekare yeşil alan üretme sözü tutulmadı”
Mevcut yönetimin İstanbul’un yeşil alanlarının artırılmasına yönelik sözlerini de tutmadığını dile getiren Kurum, ” ’15 yeni yaşam vadisiyle 20 milyon metrekarelik yeşil alan açma sözü; kişi başına düşen yeşil alan miktarını 3 katına çıkarma vaadi; toplam 45 milyon metrekare yeşil alan üretme sözü’ tutulmadı. 5 yılda geldikleri sonuç kendi ifadeleriyle bile sadece 9,4 milyon metrekare. Bu doğru olsa bile, vaatlerinin ancak yüzde 20’sini yapabilmişler demektir. Oysa ‘Kazandırdık’ dedikleri 9,4 milyon metrekare yeşil alanın bile; 6,5 milyon metrekaresi zaten daha önce bizim dönemimizde yapılmıştı. Yani ürettikleri yeşil alan aslında sadece ve sadece 3 milyon metrekaredir. Yani mevcut yönetim, vaadinin sadece yüzde 6,5’unu yapabilmiştir. Biz ise İstanbul’umuza, onların şişirilmiş söylemleriyle ulaşabildikleri yeşil alanı, sadece tek projede kazandırıyoruz. Güngören’den daha büyük ve neredeyse Beyoğlu kadar geniş bir parkı, İstanbul’umuza hediye ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“8 milyon 140 bin metrekare aktif yeşil alana sahip İstanbul Botanik Bahçesi tüm Türkiye’nin sembolü olacak”
Dünyanın sayılı tematik parklarından birinin İstanbul’a inşa edileceğini sözlerine ekleyen Murat Kurum, “8 milyon 140 bin metrekare aktif yeşil alana sahip bu alanın ismi; İstanbul Botanik Bahçesi olacak. İstanbul Botanik Bahçesi; sadece İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin sembolü olacak. İstanbullular ulaşımı çok kolay olan bu parkın içindeki 10 kilometre monoray hattı ve 1 kilometre füniküler hattıyla, keyifli bir gezinti yapabilecekler. Dileyenler 12 km bisiklet yoluyla ve spor alanlarıyla gün boyu doğada spor yapabilecekler. Atlı spor alanları, paintball parkuru, dağ bisikleti rotaları, adrenalin parkları da bir arada bulunacak.” dedi.
“Mahalle Bahçeleri ile 5 milyon metrekare yeşil alan kazandıracağız”
İstanbul’un 964 mahallesinin faydalanacağı ‘Mahalle Bahçeleri’nin süratle açılacağını ifade eden Kurum, “Bu bahçelerde çocuklarımız güvenle oynayacak, spor yapacak. Mahalle kültürümüz bu alanlarda güçlenecek. İstanbul’umuza yaklaşık 5 milyon metrekare yeşil alan kazandıracak bu projelerimizde; uygun olanların altına katlı kapalı otoparklar yaparak İstanbul’un otopark ihtiyacına da büyük oranda cevap vermiş olacağız. Dahası bu Mahalle Bahçeleri, muhtelif afet zamanlarında geçici toplanma alanlarına dönüşecek.” dedi.
“Esenler Otogarı’nı bölgenin en büyük parkına dönüştüreceğiz”
Şehrin ihtiyaçlarına cevap vermeyen Esenler Otogarı’nın taşınacağını belirten Kurum, “Burayı bölgenin en büyük parkına dönüştüreceğiz. Bu parkın içinde atölyeler, bilim merkezi, kuluçka merkezi, kütüphane, aşevi yer alacak; altında ise otoparklar bulunacak. Çevredeki ulaşım rahatlayacak.” diyerek konuşmasına devam etti.
“İstanbullular denizin ve tarihi dokunun keyfini bir arada yaşayacak”
6,2 milyon metrekarelik kıyı şeridinde çevre düzenlemesinin yapılacağının altını çizen Murat Kurum, “Tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı hattını, Kültür ve Turizm Bakanlığımızla ortak bir projeyle düzenliyoruz. Haydarpaşa-Kadıköy Meydanı-Moda arasındaki aksta; İstanbullular denizin ve tarihi dokunun keyfini bir arada yaşayacak. Yine Bostancı’dan başlayan yeşil sahil bandını, Pendik’te yapacağımız çevre düzenlemesiyle birlikte taçlandırıyoruz.
Pendik, Haliç, Çatalca, Arnavutköy, Eyüp Sultan, Sarıyer, Beykoz, Şile, Silivri, Büyükçekmece ve Avcılar’ın kıyılarını, ilçe belediyelerimizle birlikte düzenliyoruz. Bu alanlarda da doğa yürüyüş parkurları, halk plajları ve kamp alanları açıyoruz.” dedi.
“Hedefimiz İstanbul’u sıfır atığın model şehri yapmak”
İstanbul’u sıfır atığın model şehri yapma hedefiyle çalışacaklarını belirten Kurum, “Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde küresel bir çevre seferberliğine dönüşen “Sıfır Atık”, en büyük projelerimizden biri olacak. Ulaşımdan kentsel dönüşüme, şehir planlamadan su yönetimine her projemizde; sıfır atık hedefi merkezde yer alacak, şehrimiz her gün daha yaşanabilir olacak. Bu yolda; her ilçemizde atık geri kazanım merkezleri kuruyoruz. İstanbul’un atıklarının tamamını dönüştürüyoruz. İstanbul’umuza yeni RES, GES ve JES’ler kuruyor; ek olarak 2 adet 3’er bin tonluk katı atık yakma tesisi ve 500 tonluk endüstriyel atık yakma tesisiyle; İstanbul’un doğasını koruyoruz. Hedefimiz açık ve net. Bu şehir enerjisini kendisi üretecek, millete ve çevreye asla yük olmayacak.” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“Üreticilerimize canlı hayvan, tohum, fide, gübre, zirai ilaç ve mazot destekleri, gezici veteriner hizmeti sunacağız”
İstanbul’un köylerinin kırsal kalkınma projeleri ile kalkındırılacağını sözlerine ekleyen Kurum, “Şehir merkezi ve kırsala bütüncül bir yaklaşım getiriyor; sürdürülebilir yönetim sistemini kuruyoruz. Köylerimizi potansiyellerine göre değerlendiriyor; en yüksek üretkenliğe ulaştırıyoruz. Bakanlığımızla birlikte; ‘Tarımsal Amaçlı Arazi Kullanım Planlaması’ yapacağız. Tarım arazilerimizin her metresini değerlendireceğiz. 1 Nisan itibariyle; her bir kırsal mahallemizi: 151 Tematik Köy Projesi ile kucaklıyoruz. Tarımsal üreticilerimize canlı hayvan, tohum, fide, gübre, zirai ilaç ve mazot desteklerini artırıyoruz. Hayvancılık bölgelerinde; gezici veteriner hizmetini İBB eliyle sunuyoruz.” dedi.
“Çiftçilerimizin ürünlerine yüzde 100 alım garantisi vereceğiz”
Çiftçilere yüzde 100 alım garantisi verileceğinin altını çizen Kurum, “Kuracağımız yöresel pazarlarda ve E-Pazaryerlerinde çiftçimize doğrudan satış imkanı sunacağız. Çiftçilerimiz için en güvenilir depolama şekli olan ‘Lisanslı Depo’ hizmetini hayata geçireceğiz. Tüm su havzalarında, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğiyle arıcılık faaliyetlerini teşvik edeceğiz. Eğitim, tohum, kovan ve arı desteği vereceğiz. Balıkçılıkla uğraşan kırsal mahallelerde, balıkçı barınaklarımızı arttırıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Her kırsal mahallemizi birer turizm rotası haline getiriyoruz”
Kırsal alanların turizm potansiyelinin artırılması için geliştirilen projelere değinen Kurum, “Her kırsal mahallemizi birer turizm rotası haline getiriyoruz. Bu alanlardaki özgün yapıları da yeniliyoruz. Çocuklarımızın meyveyi, sebzeyi dalından yiyeceği, yumurtayı kümesten toplayacağı Çocuk Köylerimizin tasarımlarını tamamladık. Bugün en güzel örneği Üsküdar’da olan Çocuk Köylerini 39 ilçemize de kuruyoruz. Kırsalda her mahallemizde; GES, RES, JES gibi yenilenebilir enerji tesisleri kuracağız. Üretimin en önemli girdisi olan enerji ihtiyacını çevreci ve temiz yoldan karşılayacağız.” dedi.
“İstanbul’a 6 yeni içme suyu barajı yapıyoruz”
İstanbul için hayati olan sürdürülebilir su yönetiminin sağlanacağını dile getiren Kurum, “İstanbul’a 6 yeni içme suyu barajı yapıyoruz. Toplamda 1 milyon 200 bin tonluk 64 yeni su deposu ile arıtılmış su depolama kapasitemizi yüzde 40 artırıyoruz. 27 içme suyu terfi istasyonunu hizmete alıyor; 700 km isale hattını süratle inşa ediyoruz. Bu sayede; şehrimizin temiz su kapasitesini 5 yılda, tam yüzde 21 arttıracağız. İklim krizi olsa da; bundan böyle ‘su sorunu yaşanmayacak bir İstanbul’un’ sözünü veriyoruz. Üstelik bunları gerçekleştirirken, aktif karbon filtreleme sistemlerimizi tüm dağıtım hatlarına yayıyoruz. Yani, her abonemizin kapısına kadar doğal kaynak suyu kalitesinde suyumuzu ulaştıracağız.” diyerek konuşmasına devam etti.
“Marmara Denizimize arıtmadan geçmemiş tek bir damla atık su akmayacak”
Denizleri korumak ve gelecek nesillere temiz bırakmakta kararlı olduklarını dile getiren Kurum, “İlk 5 yılımızın sonunda; Marmara Denizimize ileri biyolojik arıtmadan geçmemiş tek bir damla atık su akmayacak. İlk iş olarak; bu öngörüsüz başkanın, ‘yaprakların kendisini alkışlayacağını vehmederek garip bir Temel Atmama Töreniyle’ durdurduğu Silahtarağa ileri biyolojik arıtma tesisini açıyoruz. Silahtarağa’yla birlikte 9 yeni ileri biyolojik arıtma tesisimizi daha bu şehre kazandırıyoruz. Bu tesisler sayesinde, İstanbul’un atık sularını denize deşarj etmiyor, yeniden değerlendiriyoruz. İleri biyolojik arıtma tesisinden çıkacak çamuru dahi hesap ettik. Tuzla ve Odayeri’ne kuracağımız toplam 1600 tonluk 2 adet çamur yakma tesisi ile; çamuru temiz enerjiye çeviriyoruz. Yine yağmur suyu hasat sistemleri ve deniz suyu arıtma tesisimizi kuruyoruz. Su havzaları ve deniz ekosistemlerini rehabilite ediyoruz.” dedi.
“7’den 70’e sporla yaşayan bir İstanbul vadediyoruz”
“Sağlıklı nesiller için 7’den 70’e sporla yaşayan bir İstanbul vadediyoruz.” diyen Kurum, “Göreve gelir gelmez ‘Olimpik Şehir İstanbul! Hedef 2036!’ diyerek çalışmaya başlayacağız. Altyapımızı kurarak, şehrimizi uluslararası tüm spor organizasyonlarına hazırlayacağız. Gençlik ve Spor Bakanlığımız başta olmak üzere tüm paydaşlarla iş birliği yapacağız. Olimpiyat Master Planını tekrar gözden geçirerek ulaşım akslarını, konaklama imkanlarını ve spor tesislerini geliştireceğiz. Olimpiyat köyü, su sporları merkezi, jimnastik merkezi, velodrom gibi tesisleri; 5 sene içinde tamamlıyor; İstanbul’umuzu olimpiyatlara tam hazır hale getiriyoruz. Her branşı içinde barındıran İstanbul Cup’ı yeniden başlatıp, geleneksel hale getiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
“964 mahallemize spor tesislerini süratle inşa edeceğiz”
İstanbul’u bisiklet ve yürüyüşün şehri yapmak için geliştirilen projelerine değinen Murat Kurum, “Bisiklet yolu uzunluğumuzu 2029’a kadar 1000 kilometreye, 2034’e kadar ise 1500 kilometreye çıkarıyoruz. 964 mahallemize farklı olimpik branşlara hitap eden spor tesislerini süratle inşa edeceğiz. Bu tesisleri, halkımızın uygun fiyatlarla, hatta ücretsiz kullanmasını sağlayacağız.” dedi.
Her ilçenin ayrı bir branşın merkezi yapılacağını dile getiren Kurum, “Tesislerimizi, amatör spor kulüplerimizle birlikte planlıyor; kendilerine tesis, malzeme ve ulaşım desteği veriyoruz. Olası bir afet anında ise bu alanları kullanacağız. Bulundukları mahalleye hava ulaşım merkezi ve geçici barınma alanı olarak tasarlayacağız.” şeklinde konuşmasına devam etti.
E-Spor’un tüm şehre yaygınlaştırılacağının altını çizen Kurum, “E-spor geliştiricileriyle iş birliği yapıp daha çok gencimizi e-spor içerikleriyle buluşturuyoruz. Sağlıklı nesiller için; tüm İstanbullular için sporda yetersiz değil, rakipsiz İstanbul diyoruz.” dedi.
“1 Nisan’dan ‘algı belediyeciliği’ değil, ‘gerçek belediyecilik’ yapacağız”
Bugüne kadar verdiği her sözü tuttuğunun altını çizen Murat Kurum, “1 Nisan’dan sonra da birileri gibi ‘algı belediyeciliği’ değil, ‘gerçek belediyecilik’ yapacağız. Haksızlıktan yana değil, daima adaletten yana olacağız. Ayrı gayrıdan değil, birlikten yana duracağız. Öngörüsüz değil, daima vizyoner olacağız. Kibirli değil mütevazı olacağız. Zorlaştırmayacak, kolaylaştıracağız. Milletin değerlerine daima saygılı olacağız. Murat Kurum kardeşiniz; ‘Bakarız’ değil, ‘yaparız’ diyecek. Asla hesap yapmayacak, gerektiğinde hesap verecek. Sadece gerekenleri değil, hep daha fazlasını yapacak. Koltuğuna değil, halkına bağlı olacak. Bahane değil, çözüm bulacak. Daima yapan, daima üreten, daima hizmet eden tarafta olacak. ve bu şehre kazandırdığı her hizmetten sonra; inşallah yediden yetmişe tüm İstanbulluların hayır dualarını alacak.” diyerek konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü hem istihdam hem de ihracat gelirleriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alıyor. 22 bin 640 ihracatçı, 42 bin 434’e yakın imalatçının olduğu sektör, üretimde çalışan yaklaşık 700 bin kişi ile ülke istihdamında da öncelikli sektörler arasında bulunuyor. Perakende ve hazır giyim sektörüyle birlikte toplam istihdam ise 2 milyonu aşıyor.
Öte yandan hazır giyim ve konfeksiyon; Türkiye’de en fazla ihracat yapan 3’üncü sektör konumunda yer alıyor. Türkiye ise; dünyanın en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapan 5’üncü ülkesi. 2023 yılında 19,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, genel ihracat içinde yüzde 7,5’lik paya sahip.
30 yılı aşkın fuarcılık tecrübesine sahip olan ve Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı ITM’i bir dünya markası haline getiren Teknik Fuarcılık, konfeksiyon ve hazır giyim sektörünün yakaladığı başarıyı sürdürülebilir hale getirmek üzere harekete geçti. Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyelerinin destekleri ve Konfeksiyon Otomasyon ve Makine İmalatçıları Derneği’nin (KOMİD) iş birliği ile düzenlenecek GarmentTech İstanbul Fuarı; dünyanın dört bir yanından gelecek profesyonel ziyaretçilere ve küresel alıcılara ev sahipliği yapacak.
“GarmentTech İstanbul Fuarı’nı bir dünya markası haline getireceğiz”
Bu büyük buluşma ve iş birliğinin lansmanı amacıyla düzenlenen GarmentTech İstanbul Fuarı’nın basın toplantısı, İstanbul’da gerçekleştirildi. Sektör birlik başkanları, Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyeleri ve firma yöneticilerinin katıldığı toplantının açılış konuşmasını Teknik Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Necip Güney yaptı. Konuşmasına, “Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu’nun değerli üyeleri ve Konfeksiyon Otomasyon ve Makine İmalatçıları Derneği’nin (KOMİD) destekleri ve iş birliği ile gerçekleştireceğimiz fuarımızın; ülkemize ve tüm konfeksiyon sektörümüze hayırlı olmasını temenni ediyorum.” sözleriyle başlayan Güney, konfeksiyon ve hazır giyim sektörüyle ilgili bilgiler paylaştı.
Güney, “ITM Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı’nı bir dünya markası haline getiren organizasyon ekibi olarak bizler, yıllardır olduğu gibi bugün de yine aynı özveri, aynı titizlik ve disiplin ile GarmentTech İstanbul Fuarı’nın başarı çıtasını yükseltmek için çalışacağız. Sektör birliklerimizin desteği ve Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyelerimizle el ele vererek GarmentTech İstanbul Fuarı’nı da bir dünya markası haline getireceğiz” ifadelerini kullandı.
Güney, konuşmasına şöyle devam etti: “Son dönemlerde Euro bölgesinde düzenlenen fuarlar kan kaybediyor. İstanbul’da düzenleyeceğimiz fuarımız, konaklama, gastronomi ve ulaşım kolaylığı açısından katılımcı ve ziyaretçilere büyük kolaylıklar sunuyor. Ayrıca vize problemi nedeniyle Avrupa’ya giderken zorluk yaşayan ülkelerden gelecek ziyaretçiler fuarımızın ziyaretçi sayısını arttıracak. Fuarımıza Almanya, İtalya, Çin, Japonya, Mısır, Özbekistan, İran’ın aralarında bulunduğu onlarca ülkeden 400’ün üzerinde firmanın katılım göstermesini bekliyoruz. Ayrıca fuarların farklı bir sinerjisi var. Ülkelerin turizm gelirleri arasında fuarlar oldukça önemli bir yer tutuyor. Örneğin Almanya’nın yıllık fuar hacmi Türkiye’nin kat be kat üstünde. Bu nedenle Türkiye’nin fuarcılık alanında turizm gelirlerini arttırmamız şart. Fuar organizatörleri olarak bizlerin ve ilgili bakanlıklarımızın bu konuda yoğun bir şekilde çalışması gerekiyor.”
“Sektör olarak umarım nice 30 yıllar, birlikte başarılı fuarlara imza atarız”
Fuar Danışma Kurulu adına konuşma yapan Çatma Makina Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Çatma, 30 yıl önce kurulan Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu olarak bugüne kadar sayısız fuara imza attıklarını söyledi. Çatma, “Teknik Fuarcılık ile yapmış olduğumuz iş birliğinin sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum. Umarım sektör olarak bundan sonra nice 30 yıllar birlikte başarılı fuarlara imza atarız. Danışma Kurulu olarak Konfeksiyon Makineleri Fuarı alanında dünyada ilk 3 fuar arasında yer alıyoruz. İş birliğimiz neticesinde ilk 2 fuardan biri olmayı hedefliyoruz. Sektör temsilcilerimize ve danışma kurulu üyelerimize destekleri için çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Fuar sayesinde yurt dışındaki fuarlara gitmek zorunda kalmayacağız”
KOMİD Başkanı Haluk Akın ise yerli konfeksyion makine üreticilerinin yurt dışındaki fuarlara giderken vize problemi yaşadığını hatırlatarak, “Fuarı, tıpkı ITM gibi bir dünya markası haline getirirsek yurt dışındaki fuarlara gitmek zorunda kalmayız. Teknik Fuarcılık firmasının, KOMİD ve Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu’nun desteği ve iş birliği ile GarmentTech Fuarı’nı dünya markası yapacağına inancımız tam. KOMİD olarak üyelerimizle birlikte bu fuarın başarılı olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.
“Konfeksiyon Makineleri Sektörünün Teknik Fuarcılık ile iş birliği yapması beni umutlandırdı”
Tekstil Makineleri ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Başkanı Adil Nalbant konuşmasında tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin Türkiye için öneminden bahsetti. Tekstilin dünya ile rekabet edebileceğimiz tek sektör olduğunu söyleyen Nalbant, Teknik Fuarcılık firmasının fuarcılık alanındaki tecrübesine vurgu yaptı. 2004 yılından beri Tüyap ve Teknik Fuarcılık ortaklığı, TEMSAD iş birliği ile düzenlenen ITM Fuarı’nın dünyanın alanında en önemli fuarı haline geldiğini hatırlatan Nalbant, sözlerine şöyle devam etti: “Konfeksiyon makineleri sektörünün, GarmentTech İstanbul Fuarı için Teknik Fuarcılık’la iş birliği yapmakla en doğru kararı verdiğini düşünüyorum. Fuar, sektör adına beni oldukça umutlandırdı. Bizim tekstil makineleri alanında yakaladığımız başarıyı, umarım sizler de konfeksiyon makineleri alanında yakalarsınız. Bu ekip, nasıl ITM’i bir dünya markası haline getirdiyse GarmentTech Fuarı’nı da dünya markası yapacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
Yatırımlarına yön vermek isteyen sektör profesyonelleri fuara katılacak
Yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin alanında en kapsamlı buluşması olacak fuarda; dikişten kesime, ütüleme sistemlerinden paketlemeye, nakıştan baskıya ve denime kadar konfeksiyon ve hazır giyim üretiminde kullanılan tüm teknolojiler sergilenecek. Özellikle Ar-Ge ve inovasyona ağırlık veren yerli ve yabancı üreticilerin küresel alıcılarla buluşacağı fuar; yeni teknolojileri uygulamak ve yatırımlarına yön vermek isteyen sektör profesyonellerini misafir edecek. Kusursuz, hızlı ve uygun maliyetli giyim üretmeyi hedefleyen, kapasitelerini artırmak ve makine parkurunu genişletmek isteyen firma yöneticileri fuara akın edecek.
Konfeksiyon ve hazır giyim sektörüne ivme kazandıracak
Avrupa ve Asya’yı birleştiren İstanbul’da gerçekleştirilen fuar, makine satışları ve yeni ticari iş birlikleri sayesinde konfeksiyon ve hazır giyim sektörüne ivme kazandıracak. Fuar sırasında gerçekleştirilecek makine satışları ve iş birlikleri ile hem Türkiye’nin hem de dünya ticaret hacminin gelişmesine katkıda bulunulacak. Katılımcı firmalar; marka bilinirliğini arttırmanın yanı sıra yeni iş birlikleri başlatma fırsatı yakalayacak.
Ulaşım ve vize kolaylığı, fuara çok sayıda ziyaretçi çekecek
Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretinin merkezinde olan İstanbul, bu büyük buluşmaya ev sahipliği yapacak. Fuarın doğu ile batıyı birleştiren bir köprü vazifesi gören İstanbul’da düzenleniyor olması fuarı bir cazibe merkezi haline getirecek. Coğrafi konumu nedeniyle; hem Avrupa ülkelerindeki hem de Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler, Balkanlar ve Asya ülkelerindeki firmalar uçakla 3 saatlik kısa bir yolculuk sonrası İstanbul’a gelip fuarı ziyaret edebilecek. Schengen vizesi problemi nedeniyle Avrupa’ya giderken sorun yaşayan İran, Cezayir, Mısır, Tunus, Fas, Pakistan, Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelerden gelecek ziyaretçilerin Türkiye’ye gelirken bu sorunu yaşamamaları fuarın çok fazla ziyaretçi ağırlamasını sağlayacak. – İSTANBUL
]]>İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Kemal Kılıçdaroğlu katılmazken, avukatları hazır bulundu.
Mahkeme hakimi, müşteki Erdoğan Bayraktar’ın avukatınca şikayetten vazgeçildiğine dair dilekçe sunduğunu tutanağa yazdırdı.
Söz verilen Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, TBMM’de yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağını belirterek, davada düşme kararı verilmesini talep etti.
Bu davanın en başından beri açılmaması gereken bir dava olduğunu kaydeden Çelik, mahkemelerce daha önceden verilen düşme ve durma kararlarına rağmen, halen yargılamanın sürdüğünü aktardı.
Çelik, yargılamadaki bu uzun sürecin hukuksuzluğun devamını getirdiğini savundu.
Ara kararını açıklayan mahkeme, dava dosyanın mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.
İddianame ve davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.
İddianamede, şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı aktarıldı.
Bu kapsamda Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçunu işlediği belirtilen iddianamede, 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İddianameyi kabul eden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Şubat 2018’te yaptığı duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce Meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, Meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verdi.
Erdoğan Bayraktar’ın avukatının itirazı üzerine dosyaya bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu.
Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı belirtildi.
Kararda, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği kaydedildi.
Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken, dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.
Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda bu davada durma kararı verdi.
28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni de kaybetti.
Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 suç dosyası 20 Haziran 2023’te işleme konuldu.
Bu kapsamda Bakanlık üzerinden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.
Bunun üzerin mahkeme, dava dosyasını yeni bir esasa kaydederek, duruşma günü verdi.
]]>Kurum, NTV’de katıldığı canlı yayında seçimlere işaret ederek, İstanbul’un yorulduğunu, bazı beklentilerin karşılanmadığını, kendilerinin gittiği yerlerde de ulaşımdan kentsel dönüşüme, yeşil alanlardan sosyal politikalara kadar projelerini paylaştıklarını söyledi.
İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Sürekli biz bu polemiklerle 55-60 gündür karşılaşıyoruz ama şununla karşılaşmadım, Yani ‘Murat Kurum işte 650 bin konut yapacak, bunu yapabilir mi?’ metroyla ilgili ‘Metro hattını 2 katına çıkaracak, bunu becerecek bir ekibi, kadrosu var mı?’ veya ‘Yeşil alanla, çevreyle ilgili hedeflerini paylaştı, bu hedefler yapılabilir mi, yapılamaz mı?’ gibi proje üzerinden, İstanbul sorunları üzerinden hiçbir şekilde konuşmuyoruz. Maalesef bunları konuşamıyoruz, karşıda kibri siyasi aklının önüne geçmiş bir belediye başkanı adayımız var ve bu aday sürekli, her gün bir farklı gündem ve polemik peşinde, aslında 5 yıldır da böyleydi.” diye konuştu.
Kurum, kendisine yönelik “ithal aday” eleştirisiyle ilgili olarak geçmişte İstanbul’da yürüttüğü projeleri aktardı, “Birine ‘Buraya yabancı’ diyebilmeniz için gerçekten sizin buraya çok daha fazla eserinizin, hizmetinizin, geçmişinizin olması gerekir ki böyle bir ifade kullanın. Yani bizim yaptığımız işleri, bitirdiğimiz işleri koyduğunuzda emin olun yanından bile geçemezler. Bizim yanımızda çırak bile olamazlar, çırak.” ifadelerini kullandı.
Gazze ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Dün bizi Gazze, Filistin üzerinden eleştiren belediye başkanı bugün tır dorsesinin arkasına geçip sevimlilik pozu veriyor. Tabii bu pozdan ötürü kendisini ben tebrik ediyorum, iyi poz vermeyi biliyor ve şunun için de seviniyorum, ucunda Gazze’ye iyilik dokunacak her işin biz yanındayız. Ekrem Bey bizi takip ederse aslında böyle iyi örnekleri, böyle iyi hizmetleri yapacaktır. Bizim bu söylemimiz üzerinden Gazze’ye yardım yapmış olması da bizim için sevindirici bir durumdur.” dedi.
Kurum, her zaman mazluma el uzatan bir toplum olunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
“Biz her zaman ülke olarak destek olan bir toplumuz. Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi işte bizim söylemimiz üzerine bir tır gönderiyorsa, bu yanlış bir şey olamaz. Oraya bir çadır kuruyorsa, oraya çocukların ihtiyacı için bir anaokulu yapıyorsa, bir okul yapıyorsa bundan daha büyük güzellik olabilir mi? Yani şimdi bunu siyasi bir malzeme haline getirmek olan yanlıştır. Şimdi biz söyledikten sonra oraya gidip tırın dorsesi önünde fotoğraf çekmek, poz vermek yanlış olan budur. Biz Gazze’ye, oradaki yavrularımıza, çocuklarımıza yardım etmemiz kadar bence insani bir duruş, bunun dışında bir duruş olamaz. Bu gerçekten insani ve vicdani bir duruştur. Bunu söyledim ben, bunun üzerinden tabii yine siyasi polemikler üretmeye çalıştılar. Bunu üretip diğer taraftan da gidip tır dorsesinde poz verdiler. Nasıl bir anlayış bu o zaman? Madem bizim söylemimiz yanlışsa, evet oradaki, Gazze’deki çocuklar sevinecek çünkü onları düşünen birileri var.”
Açıklamasında sanki kazanamazsa ya da rakibi kazanırsa Gazze üzülecek gibi bir anlam çıkabileceğinin söylenmesi üzerine Kurum, “Kaç aydır Gazze’de bir zulüm var, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir yardım yaptığını gördünüz mü, orası için bir mücadele verdiğini gördünüz mü? Şu 5 yıllık süreçte o bekleyen sadece Gazze değil işte Ukrayna’da da var, öbür tarafta Afganistan da var, Pakistan da var. ya ne olur şurada bir araya gelsek de hep birlikte tır yollasak, oraya yemek yollasak, oradaki insanların kıyafetlerini yollasak? İstanbul’un gönlü o kadar büyük ki yani şimdiye kadar niye yapmadılar? Ellerinden tutan mı vardı?” diye konuştu.
Kurum, süreç içinde yaşanan dil sürçmeleri ve bunlara yönelik eleştirilerle ilgili olarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bu konuların geneline baktığınızda İstanbul var mı? Gene yok. İstanbul’un sorunları var mı? Gene yok. Ne var? Aynı 5 senedir yaşanan polemikler var. Sırf o polemiklerle bir yere gelmeye ve bir yerde tutunmaya çalışıyorlar. Aslında bunların tamamının nedeni şu, telaşlandılar. Ne yapacaklarını hem Özgür Özel hem de Ekrem Bey tam olarak bilmiyorlar. Neden? Çünkü kendilerini öyle bir yerde görüyorlardı ki ‘Ya biz bu seçimi açık ara alırız ve büyük bir coşkuyla büyük bir zafer kazanırız ardından da işte başka emellere ve hedeflere yürümek üzere burayı bir basamak olarak kullanırız.’ bakış açısı vardı. Ama gelinen süreçte bunun böyle olmadığını, ‘Nasıl olur da böyle olmaz?’ düşüncesi aslında onların bu anlamda ne yapacaklarını şaşırdıkları bir durum içerisine kendilerini soktu. Dolayısıyla biz insanız, hata da yapabiliriz, gaf da yapabiliriz, farklı bir söylem de bu manada söyleyebiliriz ama en azından samimiyiz. Yani samimi olmak her şeyden daha değerli. İnsansınız, hata yaptığınızda o hatadan dönmek de bir erdemliktir. veya gaf da yaparsınız, hemen arkasından düzelttiğinizde aslolan ‘Adam söyledi ama düzeltti ya olabilir, ne olacak?’ Yani bu bakış açısı doğru olandır. Diğer tarafta ya bunu kendi adına bir siyasi rant meselesi yapmak insanlığa da yakışmaz. Yani onlar da yapıyor, daha büyüklerini yapıyorlar ama ben onları kullanmam, kullanmanın doğru olduğunu da düşünmüyorum. Yani bunu tartışmanın İstanbul’a bir faydası yok ama dönüp dolaşıp oraya geliyorlar.”
İBB Başkan adaylarının performanslarının sorulması üzerine Kurum, “Başında Başak Demirtaş adaylığını ilan etti, sonra Kandil’den bir talimat geldi. O talimat çerçevesinde Başak Demirtaş ‘Ben aday değilim.’ dedi. Orada terör örgütü elebaşı açıklama yaptı, ittifakı işaret etti, ‘İttifak şöyle olmalıdır.’ dedi. Sonra aday değişti, iki tane aday çıktı. O adayların da ne yapıp yapmayacağını göreceğiz. Ama sonuçta masa arkasında her zaman yaptıkları gibi gerçekleri ifade edemedikleri bir ittifak söz konusu. Bunu da niye gizlerler onu da anlamıyorum. Yani yaptıysanız, yaptınız açık bir şekilde çıkıp mertçe deyin ki ‘Biz ittifak yaptık.’ Bunu da söyleyemiyorlar. İşte hep aynı masada bir bakıyorsunuz 6 kişi, 8 kişi, biri üstünde, biri altında. Ucu nereye uzanıyor? Zaten milletimiz biliyor. O yüzden bunların ne yaptığı da açıkçası bizi ilgilendirmiyor. Diğer adayların nasıl bir söylem içerisinde olduğu da beni ilgilendirmiyor, ‘Sadece İstanbul, İstanbul’a odaklanacağız’ dedim.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’da yürütülecek kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık projelerini şöyle anlattı:
“Mesela metrobüs yolunu afette acil ulaşım yolu olarak kullanacağız. Yani ona göre bir tedbir alacağız, bariyerleri olacak. Afet esnasında sadece oraya ambulansların, arama kurtarma ekiplerinin kullanacağı yollar olacak. Yine o metrobüs yolunda kuzeye ve güneye bağlayacağımız afet yolları olacak. Buralarda deprem esnasında vatandaşımızın ulaşabileceği, erişebileceğimiz onlara, yardım götürebileceğimiz ulaşım yolları olacak.”
Kurum, kente yönelik ulaşım projelerinin sorulması üzerine mevcut duruma ilişkin verileri paylaştı ve “Uğraştıran değil ulaştıran İstanbul” sloganıyla hazırladıkları projeleri aktardı.
Murat Kurum, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı’nın açılışıyla ilgili olarak hattın 10,9 kilometre uzunluğunda olduğunu fakat 5,3 kilometrelik kısmının açılacağını, bu kısmın da 3 kilometresinin 2019’dan sonra yapıldığını kaydetti.
Kanal İstanbul projesine ilişkin Kurum, şunları kaydetti:
“Anketler yaptığımızda da sahada da vatandaşımızın en önemli gündemlerinden bir tanesi ulaşım, diğeri deprem, deprem dönüşümü, kentsel dönüşüm, konut, kira fiyatları, hane ekonomisinin yükseltilmesi gibi sosyal yardımlar, gençlerin kütüphane, yeşil alan talepleri gibi sıralanıyor. Yani bu acil gündemlerimiz, bu gündemleri yapmadan biz farklı bir gündem peşinde İstanbul’un kaynaklarını kullanmayacağız, gündemimize almayacağız.”
Kurum, seçmenlere seslenerek, “Kim, ne yapmak istiyor? Geçmişte ne yapmış? Bugün söylediklerini yapar mı, yapmaz mı? Buna baksınlar. ve işin sonunda İstanbullu huzurla, güvenle yaşayacağı, yeşilin arttığı, mavinin korunduğu, ulaşabildiği, sokaklarında huzurla, güvenle gezdiği bir İstanbul olsun istiyoruz. Bunu yapmak için de tüm İstanbulluların oyuna talibiz, onlarla birlikte kazanacağız, onlarla birlikte çalışacağız, onlarla birlikte yöneteceğiz.” ifadesini kullandı.
]]>AK Parti İstanbul İl Binası’nda düzenlenen Okul Sorumluları Buluşması’nda konuşan Tunç, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde vatandaşların belediyecilik için AK Parti’yi tercih edeceğine inandığını ifade ederek, “Gerçek belediyecilik noktasında ara verenler de inşallah 31 Mart tarihinde gerçek belediyecilik uygulamalarını ilçelerinde ve İstanbul’da başlatacaklar.” diye konuştu.
“Yeniden İstanbul” ve “Sadece İstanbul” sloganlarının kullanıldığını anımsatan Tunç, “Özlenen bir İstanbul var demek ki. O nedenle ‘Yeniden İstanbul’un İstanbul için önemli bir slogan olduğunu görüyoruz. ‘Sadece İstanbul’, o da sadece İstanbul’u düşünen bir büyükşehir belediye başkanımız İstanbul’daki 5 yıllık kesintiyi, kayıp dönemi telafi edecek, yeni dönem başlayacak inşallah.” değerlendirmesinde bulundu.
Sandıklara sahip çıkmaları gerektiğini ve atılan oyların milletin emaneti olduğunu vurgulayan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Önceki seçimlerde yaşadık. Özellikle sandıklar belki sayılmış olsaydı 13 bin fark kapanmış olacaktı. 13 bin fark İstanbul için çok büyük bir fark değil. Her sandıktan 2-3 oy zayi olduğunda bu farkın büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin kaybedilmesine kadar varan bir olumsuz tabloya maalesef ulaştığını da önceki seçimde gördük. O nedenle bu seçimde daha dikkatliyiz. Gerçek belediyeciliği İstanbul’da ve tüm ilçelerde başlatacağız. Gerçek belediyecilik AK Parti’dir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994 yılında İBB Başkanı seçilmesinin ardından İstanbul’u “kronikleşmiş ve çözülemeyen” denilen tüm sorunlarından kurtardığını vurguladı.
Belediyecilik başarısının Anadolu’ya yayıldığını ve milletin teşvikleriyle AK Parti’nin kurulduğunu kaydeden Tunç, şunları söyledi:
“AK Parti’nin doğuşu gerçek belediyecilikten gelir. AK Parti’miz birkaç kişinin cumhurbaşkanımızla birlikte masa başında, ‘Hadi arkadaşlar, bir parti kuralım. Millete gidelim, oy isteyelim. ve millet de belki bizi iktidara getirir.’ şeklinde siyaset mühendisliği yapılarak kurulmuş bir parti değil. AK Parti İstanbul’daki başarı ve gerçek belediyecilik nedeniyle milletin talebiyle kurulmuş, milletin adeta teşviki ve zorlamasıyla kurulmuş bir parti. Dolayısıyla ‘Gerçek belediyecilik’ AK Parti’dir.”
Ekonomik ve hizmet anlamındaki başarıların ardından vesayetçi ve darbeci sistemin 367 krizini çıkardığını belirten Tunç, “Sonraki süreçte de kapatma davası, 2012’de MİT krizi, Gezi olayları, ardından terörü azdırdılar, hendekler kazdılar ve son olarak15 Temmuz darbe girişimi ile karşılaştık.” dedi.
AK Parti’nin iktidara gelmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini, Türk demokrasi tarihinde böyle bir örneğin olmadığını kaydeden Tunç, bunun sebebinin ‘önce insan’ demelerinden geçtiğini belirtti.
İktidarları döneminde yapılan hizmetlere değinerek vesayetçi sistemi ortadan kaldıracak, darbelerin önüne geçecek birçok düzenleme yaptıklarını anlatan Bakan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Tüm bu değişiklikler sessiz devrim, sessiz reformlardı. Anayasamızdaki çok sayıdaki değişiklik tabii ki yeknesaklığı da bozdu. Şimdi yapılacak iş yeni bir anayasa. Demokratik, sivil, katılımcı ve kuşatıcı herkesin temel hak ve özgürlüklerini ele alan, devletin görevlerini belirleyen yeni bir anayasayı inşallah 28’inci dönem parlamentosunda bir uzlaşma sağlanarak bunu da gerçekleştiririz ve Türkiye Yüzyılı’na başlarken inşallah bu da bu dönemde gerçekleşir. Bu yönde de yoğun bir çabamız var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm illerde mitingler yaptığını, ortada hiçbir muhalefet liderinin olmadığını kaydeden Tunç, şöyle konuştu:
“Muhalefet nerede? 14-28 Mayıs’ta bunların bir ittifakı vardı. Cumhurbaşkanı adayları vardı. Cumhurbaşkanı adaylarını şimdi partilerinin başına bile layık görmediler, birbirlerine düştüler. Her partinin başkanı cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Ne oldu şimdi? Bir anda dağıldılar. Birbirini eleştirmeye başladılar. Bunlar iktidar olsaydı acaba iktidarı nasıl paylaşacaklardı? Millet bunları gördü. Dolayısıyla onların partilerine artık milletimizin bir güveni söz konusu değil. O nedenle miting yapamadıkları için meydanlar sadece Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na kaldı. İstanbul’da 5 yıllık bir ara dönem, kesinti oldu gerçek belediyecilikte. ve ‘Yeniden İstanbul’, ‘Sadece İstanbul’ diyerek Murat Kurum başkanımızla inşallah İstanbul’da yeni bir dönem başlayacak.”
Kurum’un Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde gece gündüz çalıştığını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“İstanbul’a çok şey katacaktır, çalışkanlığıyla, enerjisiyle, gençliğiyle hiç durmadan İstanbul için çalışacaktır. İstanbul için çok büyük bir fırsat. Sadece AK Partili seçmenler değil, Cumhur İttifakı’na destek verenler değil, başka partilerden de Murat Kurum’a yoğun bir destek olacağına inanıyoruz. Şu 5 yılda İstanbul’u yöneten belediye başkanının durumunu hep beraber gördük. İstanbul’da sel olduğunda Bodrum’daki tatilini bir saatliğine kesip tekrar gidebilen birisi. İstanbul için dertlenen biri değil maalesef. Kar yağdığında nerede yakalandığını hep beraber gördünüz. Ne konuşuyordun büyükelçiyle? İnsanlar yollarda donmak üzere, sen orada balıkçı keyfindesin. Kiminle? Partiden birileriyle mi, genel başkanınla İstanbul’un acaba kar mücadelesini nasıl yaparız diye bir istişarede misin? Yok. İngiliz Büyükelçisi’yle. Sırası mı şimdi? Elazığ’da deprem olur. Erzurum’daki kayak keyfini kesmez. ‘Ben tatilden çok hoşlanırım tatil bana yakışıyor.’ der. Dolayısıyla böyle bir belediye başkanı İstanbul’a yakışmaz.”
Okul sorumlularına sandıklara sahip çıkmaları çağrısında bulunan Bakan Tunç, “Türkiye’nin seçimleri dünyaya örnek seçimlerdir. Şu anda oy kullanacağımız seçmenleri, sandığımızda kimler var, komşularımız kim şeffaf bir şekilde YSK’nın sitesinde görebiliyoruz. Seçim sonuçlandığında da o ıslak imzalı tutanaklar YSK sitesinde hangi sandıkta kaç oy, hangi parti almış hepsi yayınlanıyor ve siyasi partilerde bunların tutanakları veriliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin seçimleri en güvenli seçimler. Hem siyasi partilerimizin gözetiminde, yargının gözetiminde, denetiminde. Burada bizim yapacağımız iş milletin iradesine sahip çıkmak.” diye konuştu.
]]>Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Silivri AK Parti ve MHP İlçe Başkanlığı’nı ziyareti sonrası 19 Mayıs Meydanı’nda düzenlenen Eski Belediye Binası Temel Atma Töreni’ne katıldı. Programda Kurum’a Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, AK Parti Silivri İlçe Başkanı Ekrem Pamuk ve MHP Silivri İlçe Başkanı Zafer Yalçın eşlik etti. Kurum’u parti binalarının önünde gençler meşale ve davul zurnalarla birlikte büyük bir ilgiyle karşıladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören protokol konuşmalarıyla devam etti. Programda Silivri’de yapılan çalışmalarla ilgili film gösterimi yapıldı. Okunan duaların ardından protokollün sahneye çıkıp butonlara basmasıyla temel atma işlemi başlatıldı. Ziyaretleri sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bu meydan 31 Mart’ta kibir siyasetini bitireceğim diyor”
Törende konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Tek hayalimiz sizlersiniz. Eserden, hizmetten bir an olsun ayrılmayacağız. Bu meydan reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik, hizmet belediyeciliği, eser belediyeciliği diyor. Bu meydan 31 Mart’ta kibir siyasetini bitireceğim diyor. Bugün burada tarihi belediye binamızın aslına uygun bir şekilde yeniden inşa edilmesi için bir aradayız. Kıymetli Volkan başkanım bu binanın aslına uygun bir şekilde inşa edilmesi için çok emek harcadı. Silivri’nin şu 5 yılda İBB’nin buraya tek bir çivi çakmamasına rağmen vatandaşının neye ihtiyacı varsa onu gidermek için çalışan bir başkanı var. Volkan Başkanımla el ele verip Silivri’yi küllerinden yeniden doğdurduk. Bu tarihi binamız 1898 yılında inşa edilmişti ancak aradan geçen uzun yıllar nedeniyle kullanılmayan bu bina 1985 yılında yıkıldı. Bu tarihi binamız hem İstanbul Valiliği hem de Silivri Belediyesi’nin iş birliğiyle yeniden atağa kalkacak. Burası tamamlandığında Silivri Meydanı’nda belediyemizin tarihini yansıtacak çok önemli bir mekan olacak. Aynı zamanda altında belediye hizmetlerini verecek ve sosyal tesis olarak da çayın 1 TL, kahvenin 5 TL olduğu hizmetleri sunacak” dedi.
“Silivri ona en büyük dersi sandıkta verecek”
İstanbul’un son 5 yılın kayıtlara tahribat dönemi olarak geçtiğini vurgulayan Kurum, “İstanbul bu yolcu adayın elinde her gün mağdur ediliyor. Bir de kalkmışlar pişkin pişkin İstanbul başardı diyorlar. İstanbul neyi başardı? İstanbul sizin bunca ihmalinize, bunca terk edilmişliğinize rağmen ayakta kalmayı başardı. İstanbul tutulmayan sözlere rağmen hükümetimizin destekleriyle ayakta kalmayı başardı. Bunların da başardığı; yanan otobüsler, ters yönde ilerleyen yürüyen merdivenler, bozulan metrolar ve metrobüsler var. Saatlerce süren trafik bir de koca 5 yılda 8 kilometre metro hattı var. Bir otobüs hattını koymaktan aciz bir belediye anlayışından bahsediyoruz. Silivri’de biz altyapı yaptık diyorlar. O zaman Silivri’yi her selde niye su basıyor? Madem sen altyapıyı ve dere ıslahını yaptın, biraz fazla yağmur yağsa Silivri’yi seller götürüyor. İstanbullular bu kibir abidesi CHP’li başkandan çok bir şey mi istedi? İstanbullular aslında en temel belediye hizmetlerinin yapılmasını istediler ama yapmadılar. Çevre temiz olsun, Silivri’nin altyapısı kanalizasyonu doğru işlesin dediler işletmediler. İstanbullular bu yolcu başkandan ulaşım sorunlarının bitirilmesi ve çözüm getirilmesini beklediler. Bunlar o ulaşım sorunlarını daha da büyüttüler. Metro istediler, otobüs istediler yapmadılar. Parklar, yeşil alanlar söz verdiler yapmadılar. Gençlere gençlik merkezi, kültür merkezi yapacağız dediler onu da yapmadılar. 31 mart geliyor milletin Silivri’nin hesap sorma günü geliyor. Bu millet sana kibirli dilinin hesabını sandıkta bir bir soracak. Bu 5 yılda yapmış olduğun israfın hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Silivri ona en büyük dersi sandıkta verecek. 31 mart akşamı eş genel başkan koltuğunu kaybederek tamamen özgürleşecek. Yarı zamanlı kibirli belediye başkanı da süresiz tatile gidecek” şeklinde konuştu.
“Her şey değişir ama bu CHP zihniyeti değişmez”
Mevcut İBB Başkanı’nın ev kadınlarını ayrıştıran ve küçümseyen tavrını eleştiren Kurum, “Bu CHP’nin İstanbul’a yabancı adayına; ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor?’ diye sordular. ‘Daha çok ev hanımları oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim’ dedi. Rezilliği görüyor musunuz? Ev hanımlarımızı yok sayıyor, ayrımcılık yapıyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama, İstanbul’un belediye başkanına hiç yakışıyor mu? Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Bunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil. Ne yazık ki, bunların zihniyeti, bunların karakteri bu. Her şey değişir ama bu CHP zihniyeti değişmez. Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırıyorlar” diye konuştu.
“Hiçbir şekilde bu ayrımcı tutumu kabul etmiyoruz”
Milletin bu ayrıştırıcı dilden çok çektiğini sözlerine ekleyen Kurum, şöyle devam etti: “Siz hiç eşitlikçi olmayacak mısınız? Siz hiç adil olmayacak mısınız? Bu millet sizin bu ayrımcılığınızdan çok çekti. Yıllardır aynı tas aynı hamam. Geçmişte de çobanların oyunu ayrı tutuyordunuz, milleti mahallelere, kamplara ayırıyordunuz. Bıkmadınız mı, sıkılmadınız mı, yorulmadınız mı? Sen belki bıkmamış olabilirsin ama bu millet senden bıktı. İstanbul senden usandı, senden yoruldu. Biz, hiçbir şekilde bu ayrımcı tutumu kabul etmiyoruz. Bizim için bu ülkede yaşayan 85 milyon vatandaşımızın her biri eşittir. Biz bugüne kadar hiçbir vatandaşımız arasında dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadık. Bu ülkenin ve İstanbul’un bütün kadınları hangi düşünceye, hangi siyasi tercihe sahip olursa olsun bizim için eşittir, değerlidir.”
“Ülkemizin kaderini değiştirecek kentsel dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız”
İstanbul’u hak ettiği hizmetle buluşturacağını dile getiren Kurum, “Biz annelerimize ve çocuklarımıza ‘afetlere dirençli bir İstanbul’ vadediyoruz. Bizim şu an 39 ilçemizde toplam 1,5 milyon evimiz ve işyerimiz risk altında. 600 bin konutumuzun bugünden tezi yok acilen dönüştürülmesi gerekiyor. İstanbul’un bir 5 yıl daha kaybetmeye tahammülü yok. Biz İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Bunun için de ülkemizin kaderini değiştirecek kentsel dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız. 5 yılda 39 ilçemizde yatay mimari eksenli, komşuluk ilişkilerini odağına alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz” dedi.
“Koca 5 yılda 5 bin 500 konutu dönüştürmüşler”
Mevcut yönetimin İstanbul’un dönüşümü için yapılacak yatırımları gereksiz gördüğüne dikkat çeken Kurum, “Çanakkale’de deprem oldu. O deprem burada da hissedildi. Biz 5 yılda 650 bin konutu dönüştüreceğiz diyoruz. 39 ilçede milletin rızasıyla, yerinde, Büyükşehir Belediyesi olarak yarısına bizim destek olduğumuz anlayışıyla yapacağız diyoruz. Bu kibirli belediye başkanı ‘yapılmasına gerek yok’, ‘Yapılmaması lazım’ diyor. Kendilerinin danışman olarak tuttuğu hocaları ‘İstanbul’un deprem riski için sokak sokak deprem dönüşümü yapmak gerekir’ diye söylüyor. Bu bilmiş Belediye Başkanı yapılmamalı diyor. Çünkü yapamayacaklarını kendileri de biliyor. 31 Mart’tan sonra bu dönüşümü biz gerçekleştireceğiz. Sen CHP kongresini dizayn ederken biz milletimizle el ele vermiş, 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Sen yol yürüdüğün arkadaşlarını yolda terk ederken biz sellerde afetlerde milletimiz için yeni yuvalar yapıyorduk. Sen ‘israfı bitirdik’ deyip israf ederken biz milletimizin geleceği için gece gündüz çalışıyorduk. Koca 5 yılda 5 bin 500 konutu dönüştürmüşler. Bu anlayışın İstanbul’da dönüşüm adına bir irade koymasını beklemiyoruz. İstanbul’un Silivri’nin her yerinde Volkan Başkanla dönüşümü gerçekleştireceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Silivrili kardeşlerimizin yaşadığı ulaşım çilesi tamamen son bulacak”
Trafik çilesini bitirmek için dev adımlar atacaklarını söyleyen Kurum, “İstanbul’un trafik çilesini bitireceğiz. Hedefimiz; mevcut 340 kilometre metro hattını 2029’a kadar 650 kilometreye çıkaracağız. İstanbullular daha konforlu seyahat etsin diye filolarımıza her yıl 100 metrobüs ve 250 otobüs katacağız. İlçemize metrobüsü getiriyoruz. Artık Silivri’den metrobüse binen bir kardeşimiz, Tuzla’ya kadar kesintisiz bir şekilde yolculuk yapabilecek. Bu muazzam projeyi hayata geçirdiğimizde Silivrili kardeşlerimizin yaşadığı ulaşım çilesi tamamen son bulacak” şeklinde konuştu.
“Silivri’miz artık su baskınlarıyla gündeme gelmeyecek”
Silivri’deki altyapı sorunlarının hızla çözüleceğini sözlerine ekleyen Kurum, “İstanbul’umuzun göz bebeği olan Silivri’mize 42 kilometrelik sahil düzenlemesi yapacağız. Silivri’ye tam 8 halk plajı kazandıracağız. Eşsiz doğaya sahip Silivri’mizde tarım ve orman alanlarımızı koruyacak, tematik köylerle ilçemizin turizmini canlandıracağız. İBB tarafından bekletilen köylerimizin imar planlarını ilk meclis toplantısında onaylayacağız. Silivri’miz artık su baskınlarıyla gündeme gelmeyecek, dereleri ıslah edeceğiz. Kendi ağzından söylüyor, ‘İSKİ rezalet’ diyerek itiraf ediyor. Bir damla su da sen getir. Bizim yaptıklarımızı anca bozuyor” diye konuştu.
“Alım garantili entegre tesislerimizi hızlıca kuracağız”
Silivri’de yapılacak projelere değinen Kurum, “Çiçekçilik faaliyetleri için alım garantisi vereceğiz. Hayvancılığı ilerletmek için; mezbaha ve alım garantili entegre tesislerimizi hızlıca kuracağız. Silivri’mizin gençleri kendi işlerini kursunlar diye onlara paylaşımlı ofisler yapacağız. Arıtma tesisi olmayan hiçbir köyümüz kalmayacak. Tüm köylerimizin altyapı ve üstyapısını baştan aşağı yenileceğiz. Volkan Yılmaz Başkanımın yeni kavşaklardan otoparklara, prestij caddelerden kapalı Pazar alanlarına, gençlik merkezlerinden kültür parklara kadar sizlere, Silivrili kardeşlerimize vaat ettiği tüm projelerimizin de sonuna kadar arkasındayım.1 Nisan’da Büyükşehir ve Silivri el ele verecek, İstanbul’umuzu hep birlikte geleceğe hazırlayacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanlığı Meclis Toplantısı’na katıldı. İSO’nun Beyoğlu Odakule’deki binasında saat 15.00’te başlayan toplantıda konuşan Bakan Yerlikaya, terör, düzensiz göç ve organize suç örgütleri ile mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu.
“Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur”
Bakan Yerlikaya, dünyadaki devletlerin içerisinde iç güvenliği en iyi yapabilen bir ülke olabilmek için iki önemli unsur olduğunu ifade etti. Yerlikaya, “Bir, suç işlenmesini önleyici duruşunu dirençli hale getirmek. İki, bir suç işlenmesini önleyememiş olduysak, en kısa süre içerisinde yakalayıp adalete teslim etmek. Bu noktada bizim devamlı dirençli olmamız lazım. Huzur ile ilgili iyi bir takım oyunu oynamamız lazım. Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur diyoruz. İstanbul’un huzuru Türkiye’nin huzuru için olmazsa olmaz. İstanbul dünyanın 131 ülkesinden daha büyük, 15. büyük nüfusa sahip bir mega şehir. 16 milyona yakın nüfusumuz var. 1 milyon 90 bin olan yasal kalıcı olan yabancı var. Geçen yıl 17 buçuk milyon turist geldi. Biz böyle bir şehir içerisinde başta asayiş olmak üzere, bölücü hain terör örgütü ve diğer terör örgütü türlerinin her biriyle mücadele ediyoruz. Bir önceki aydan, bir önceki bir yıldan ve diğer yıllardan daha iyi rakamlara kavuşmak için İçişleri ailesi olarak İstanbul’da valilik, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, MİT hep beraber, büyük bir uyum içerisinde, ben değil, biz diyerek bir takım ruhu ile çalışıyoruz” dedi.
“Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız”
Bakan Yerlikaya, terör örgütleri ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. Yerlikaya, “PKK terör örgütüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde bir cümle; ‘Son terörist etkisiz hale getirilene kadar durmayacağız, azimle kararlılıkla çalışacağız’. Türkiye yüzyılında terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız. Zaten 22 yıldan beri onun liderliğinde hain bölücü terör örgütü ile ilgili mücadelede gelinen nokta, nefesleri kesildi. Dosta güven, düşmanlara da kusura bakmasınlar, onları rahatsız etmekte kararlıyız. Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız. 17 bin 757 kırsal operasyon; büyük çaplı, orta çaplı, küçük çaplı. Polisimiz şehirde 3 bin 396. Toplam operasyonlarda 21 bin 782 terörist etkisiz hale getirildi. 60 ölü, sağ, yaralı teslim. 2016’da 2 bin 322 eylem olmuş, geçen yıl 88. Buradan buraya düşmüş. Duvara yazı yazmayı bile bir eylem olarak yazıyoruz. İstanbul’da 9 ayda 79 terörist etkisiz hale getirildi, 2 de eylem var. Şimdi, ‘Su uyur, fetövari örgütler, din istismarcıları uyumaz’ sözü Sayın Cumhurbaşkanımıza ait. Bir sözü daha var; ‘FETÖ bataklığını kuruttuk, şimdi sivrisineklerle uğraşıyoruz’ diyor. 4 bin 278 operasyon, gözaltı, tutuklu adli kontrol. Bir başka din istismarcısı terör örgütü var, dünyanın başına bela DEAŞ. Operasyonlarımız bunlar. Bütün terör örgütlerinde, sözde üst düzey 46 terörist bu zaman diliminde etkisiz hale getirildi. Demin saydığımız terör örgütleri para olursa varlar para olmazsa yoklar. Her şeyin başı, ortası, sonu para. Bunlara 178 operasyon yapılmış. 25 milyon 924 bin TL ele geçirildi. Bunların 15 milyonu DEAŞ, FETÖ 8 buçuk, PKK 2.2, sol da 95 bin. Türkiye genelinde engellenen terör eylemleri. 98 bombalı toplam 128 terör eylemi engellenmiştir. Bizim şehrimizde bir bombalı olmaz üzere 8 eylem engellendi. 3’ünü engelleyemedik. 1 Ekim İçişleri Bakanlı Emniyet Genel Müdürlüğüne saldırı girişimi. 28 Şubat Santa Maria Pazar ayini. İki teröristi 10 saat içinde aldık, adalete teslim ettik. 6 şubat Çağlayan Adliyesinde iki terörist etkisiz hale getirildi” diye konuştu.
“Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayda 384 organize suç çetesi çökertildi”
Organize suç örgütleri ile ilgili istatistik ve detayları paylaşan Yerlikaya, “Aziz milletimizin gücünden daha büyük bir güç tanımıyoruz. Göreve başladığım ilk gün hukuk devleti dedim. Gücümüzü hukuktan alıyoruz dedim. Bizim referansımız da her zaman için insan haklarıdır. Birileri var, hiç kimse bana hiçbir şey yapamaz diyor. Taptığı tek şey var, para. Nereden gelirse gelsin diyor. Hukuk tanımıyor, hak tanımıyor. Haram bilmiyor, helal bilmiyor. Kanun bunu düzenlemiş. ‘Biz bir hukuk devletiyiz. Organize suç örgütleri, git bunları yakala ve bana getir’ diyor. Ama bu öyle kolay değil. Cumhurbaşkanımız, ‘Nasıl inlerindeki terörist eşkıyaları bir bir etkisiz hale getiriyorsak şimdi de şehirlerimde şehir eşkıyası istemiyorum’ dedi. 81 valime şunu söyledim; Şehirde yerel, bölgesel, ulusal vs. insanların bildiği bir organize suç örgütünü eğer fiziki teknik takip, şemalandırmak, belgelendirmek adliyede birlikte bir takım ruhu ile hareket ediyoruz. Ki zamanı gelince tutuklama ve adli kontrol oranlarımız yüksek olsun. Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayı anlatıyorum. 384 organize suç çetesi çökertildi. Çökertilen tüm organize suç örgütleri; KOM 255’i, Narkotik 111’i, Siberde 18. toplamda bu. MASAK var ya MASAK, Mehmet Şimşek Bakanımız ile beraber uçuruyoruz orayı. Fenomenler falan nerede şimdi? Bizim hukuki helal kazançla kişinin çevrimiçi dünyada, sanal ortamda bunlara arzı endam etmesi, laf söylememiz mümkün mü? Yok. Fakat bazı meselelerle ilgili ekranda vatandaş bir şey gördüğü zaman bu kazançla ilgili benim şüphem var, ey devlet diyor. Biz de Mehmet Şimşek Bakanımız ile vatandaşımızın rahatsız olduğu ve ihbarda bulunduğu her türlü görüntü ile ilgili MASAK olarak gece gündüz demeden bakıyoruz. MASAK ile beraber şimdilik, 90 milyar TL’ik mal varlığına el konuldu. Paranın akış şeması doğru bir akış değil; hukuki olmayan bir akış. Ben buna el koyuyorum diyor yargı. Yargı diyor, biz değil” şeklinde konuştu.
Lüks araçların polis otosuna çevrilme sürecini anlattı
Lüks araçların polis otosuna çevrilme süreciyle ilgili Bakan Yerlikaya, bunun sembol bir hizmet olduğunu belirterek, “Bu organize 384 Türkiye geneli, 90 İstanbul. Bu 90 milyara yakın mal varlığına el konulunca mahkemeye gidip denildi ki, bu araçlar yedieminde kalacak orada, duracak. Uygun görürseniz bunu emniyetin envanterine tahsis edelim denildi. Değerlendirdiler, mahkeme bunu millet adına bu araçları veriyoruz dedi. Milletten kibirlenerek, korkutarak gayrimeşru, gayrikanuni bu parayı elde edip de araçlara binilirken, milletin kendi adına karar veren mahkeme ‘alırım anahtarını” dedi ve bunları Türk polisine verdi. Biz de bunu İstanbul’da Türk polisimizin devriye otosu yaptık. Öyle bir selfie yapılıyor ki, sadece Türkiye’de değil, dünyada ses getirdi. Arkadaşlarımız bu firmaların distribütörleriyle görüştü, onlar da ‘siz sadece yakıt parasını verin, diğerlerini biz üstleniyoruz’ dediler” dedi.
“Narvas” sistemini anlattı
Bakan Yerlikaya, zehir tacirlerinin ülke geleceğinin önündeki en büyük tehlike olduğunu ifade ederek, “Biz İstanbul’da tüm mahallelerde, bir anne çocuğunun bunların eline düşmesini isteyebilir mi? 9 aydır aldıklarımızın toplamı 109 ton, 37 milyon adet, 155 milyon kök. 270 bin gözaltı yapmışız. ‘Narvas’ diye bir yazılım kurduk. Narkotik Veri Analiz Sistemi. İstanbullulara çağrıda bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Uyuşturucu ile mücadele bir seferberlik ruhuyla olması lazım’. İstanbullular gördüklerini bize söylerse biz bunları kayıt altına alıyoruz. Kötülerle, zehir tacirleriyle mücadeleyi daha iyi yapmak, gücüme güç katmak istiyorum. Kaybedecek vaktimiz yok. İstanbul’da 14 ton, 20 milyon adet, 4 bin ton uyuşturucu ele geçirildi” dedi.
“Her şeyin başı asayiş”
Şehirlerdeki asayiş olayları ile ilgili istatistikleri paylaşan Ali Yerlikaya, “Her şeyin başı asayiş diyoruz. Asayişle ilgili, kişilere karşı işlenen 10 önemli suçta 9 ayda yerimizde sayıyoruz. Her zaman fiyakalı rakamlar verecek değiliz. Ama mal varlığına karşı işlenen suçlar düşmüş. Her 10 olaydan 9,’unu aydınlatmış ve adalete teslim etmişiz. Evden hırsızlık 2023’te ocak, şubat iki ayda ve şimdiki iki ayda 38.6 düşmüş. Oto hırsızlığı 30. Otodan yapılan hırsızlıkta 53. Kapkaçta 43 düşmüş. İstanbul’da kişilere karşı işlenen suçlarda 6.2 daha iyiyiz. Her gün asayiş daire başkanlarımızdan hesap alıyorum. Türkiye genelinde hırsızlık ortalaması bir günde geçen sene 170’in biraz altındaydı, şu anda 101’e indirdik. Bir aydan beri 100 bandında. Bu rakamları düşürebilmek için bir şey söyledik; Mahkemelerin vermiş olduğu hapis yakalamaları var. Mahkeme hüküm vermiş, henüz cezaevine teslim yapılmamış hırsızları arıyoruz. Arkadaşlara, bunları yakalayın ki içeriye girene kadar hırsızlık yapmasınlar dedik” diye konuştu.
“74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandı”
Türkiye genelinde 74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandığını söyleyen Yerlikaya, “Şehirlerin sultanı İstanbul’da 9 aylık süre içerisinde trafik ve asayiş ekipleri olarak önce sahada görünmemiz lazım dedik. Personel ve araç sayısını artırmamız lazım dedik. Bunun dışında görmek lazım dedik. Kırsalda yerli milli ANKA vs. geldi. Şehir hayatında da bu teknolojik güç KGYS denilen teknoloji ile oluyor. Santa Maria Kilisesinde bir araç görüntüsü bulduk daha 10’uncu dakikada. MOBESE en son burada gördüm dedi. Cumhurbaşkanımızın ’24 saat içinde benim güvenlik birimlerim bunu çözer’ sözünü yerde koymadık” şeklinde konuştu.
“Personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik”
Personel ihtiyacını gidermek için sayının yükseltildiğini belirten Yerlikaya, “İstanbul’da personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik, 6 bin 994 polis verdik. Bin 778 araç verdik. Gündüz ekibimiz bu takviyeden önce 395 idi, 901 araç artırmışız. Gece 146 araç varmış, şimdi artırdık. Asayişte İstanbul’da takviye öncesi 14 bin 816, 3 bin 69. Gündüz bin 225, 2 bin 218. 50 bin 44’den 56 bin 391. Bu daha başlangıç, seneye de böyle yapacağız” dedi.
“İstanbul Emniyeti 2 buçuk sene içinde Hasdal’a gidiyor”
Yerlikaya, Vatan Yerleşkesinin ihtiyaca yanıt vermediğini söyleyerek, “İstanbul’un göbeği olan Hasdal’da 253 dönüm bir arazi. İstanbul’umuzun emrinde, gece gündüz ışığı sönmeyen bir emniyet müdürlüğü artık Cumhuriyetimizin ikinci asrında dünyanın en huzurlu şehri olma iddiası ve gayretiyle böyle modern bir binaya Emlak Konut ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla oturduk, 1.6 milyar da nakit avans verdik. Gerisini arsalarla helalleşeceğiz. 2 buçuk sene içerisinde tüm İstanbul’un emniyetini buraya gidiyor” ifadelerini kullandı.
“Polise yüz tanıma sistemli kamera”
Önümüzdeki seneye kadar güvenlik güçlerinin tamamına yüz tanıma sistemli kamera temin edileceğini ifade eden Yerlikaya, “2024 ve 2025’de bir şeyi tamamlamakta kararlıyız. Artık polisimiz ve jandarmamız, asayiş ve trafik ekiplerinde şanlı bayrağımızın rozeti durduğu gibi bir de kameramız olacak. Aselsan bunu fiyakalı bir şekilde, yerli ve milli bir şekilde yaptı. Yüz tanıma sistemli kamera yaptırıyoruz. Bu yıl yarısını alıyoruz. Bizim polisimizin dili tutumu, vatandaşımızın da dili tutumuna bir ölçü getirecek. Merkezdeki KGYS’den de anbean görebileceğiz. Tüm polislerde kamera sistemi olacak. Bizim yaptığımız kendi yazılımız, kendi üretimimiz” dedi.
“Yasadışı bahise odaklanıyoruz”
Yerlikaya konuşmasının devamında, “Biz neyi yakalıyorsak kaçakçılıkla, vergi dairesi ile oturuyoruz, bunun ne kadar vergi kaybına vesile olduğunu tespit ediyoruz. 2 buçuk milyar vergi kaybını KOM’daki arkadaşlarımız önlemiş oldu. Siber vatan dedik. Bunlar terörle iltisaklı. Dağlarda inleri var ise, inlerinin bir kısmı çevrimiçi dünyanın içinde. Bilişim, ödeme, yasadışı bahise odaklanıyoruz. Çevrimiçi çocuk istismarı ile ilgili yavrularımızı korumakla ilgili tavizsiz çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya konuşmasının sonunda göç sorunu ile ilgili konuştu. Yerlikaya, “Göç, küresel bir sorun. Amerika’nın da Avrupa’nın da, dünyada bizim gibi göçe hedef olan güçlü ülkelerin her birinin bir sorunu. Bunu kabul ediyoruz. Dünyada 300 milyonun üzerinde yerinden yurdundan çıkıp başka bir ülkeye gitme sebebi neyse o sebep uluslararası alanda adaletin tesis edilememesinden bu ivmelenme neden devam ediyor. Bundan da biz çok güçlü bir şekilde sınanıyoruz. Düzensiz göçle 4 başlıkta mücadele ediyoruz. Kaynağında, hudutta, içeride bunları yakalamak ve geldikleri ülkelere geri göndermek. Kaynağında müthiş mücadele ediyoruz. 9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık. 9 ayda 3 bin 413 kişi tutuklanmış göndermişiz. Meydan okumak bunların işi mi? Asıl meydan okumak bizim işimiz, devletin işi. 1 milyon 92 bin İstanbul’da düzensiz göçmen var. 62 bin 754 göçmeni geri gönderme merkezlerine ve ülkelerine göndermişiz. 19 Temmuz’dan bu yana 200 bin araç sorgulanmış, 57 bin düzensiz göçmen var. 255 bin yabancı ülkesine göçtü gitti. Büyükşehirlerde bu sene 6 aydan sonra hepsi İstanbul gibi olacak. İstanbul’da bunu başarıyorsak diğerlerinde başarmamamız mümkün değil. Dünyada hiçbir ülkenin yapmadığı bir deport sistemimiz var. 104 charter özel uçak seferiyle 20 bin 96 göçmeni sınır dışı etmişiz” diyerek konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>İSO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapıldı.
“İstanbul’un Huzuru” başlığıyla İstanbul’da asayiş çalışmalarının ele alındığı toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un tarihinden kültürüne, ekosisteminden çevre ve doğası ile sosyal yaşam alanlarına kadar her şeyiyle gözbebeği gibi korunması gerektiğini belirtti.
Bahçıvan, bunun da tek bir yolu olduğunu vurgulayarak, İstanbul’un “Güvenli Kent” imajının daha da güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
İstanbul’da yaşayan her bir bireyde, suç, kabahat ve saldırılardan arındırılmış emin ve güvenli bir kentte yaşadığı hissinin yaratabilmesine dikkati çeken Bahçıvan, “Bunun için de İstanbul’un huzur ve asayişini her şeyin üzerinde tutmalıyız. Çünkü bir kentte asayiş ve huzur aynı zamanda o kentin ekonomik dinamizmi açısında da son derece hayatidir. Güvenli bir ortam, bireylerin yaşam kalitesini artırır. Ekonomik faaliyetleri teşvik eder. Toplumsal dayanışmayı güçlendirir. Bir kentte ancak huzur ve asayiş ile birlikte insanlar kendini daha güvende ve özgür hisseder. Bu aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma açısından da kritik önemdedir.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul 131 ülkeyi geride bıraktı”
Erdal Bahçıvan, bir kentin huzurunu sadece asayiş ile irtibatlandırmanın doğru bir yaklaşım olmayacağına vurgu yaparak, çevre, barınma, eğitim, istihdam, trafik ve deprem güvenliği başta olmak üzere pek çok faktörün şehir yaşamındaki huzura etki ettiğini aktardı.
Bahçıvan, “İstanbul dünya metropolleri içinde tüm sorunlarına rağmen güvenli metropollerin başında geliyor. İstanbul ve diğer metropollerin suç karşılaştırması yapıldığında, İstanbul’un 131 ülkeyi geride bırakan 15,5 milyonu aşan nüfusuna rağmen düşük suç oranı ve güvenli bir şehir olduğu ortaya çıkıyor. Bu başarıda başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valiliğimiz ve emniyet güçlerimizin özverili çalışmaları en önemli role sahip.” değerlendirmelerinde bulundu.
Avrupa’nın en kalabalık şehri olan İstanbul’un huzurunun ve yaşam kalitesinin daha da yükseltilmesi için elbirliğiyle daha duyarlı, daha fazla sonuç odaklı gayretler sergilenmesi gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, şunları kaydetti:
“Son yapılan bir araştırmaya göre; 39 kriter içinde, 5 kıtada, 450 kenti kapsayan Yaşam Kalitesi sıralamasında İstanbul 137’nci sırada bulunuyor. Bu konularda İstanbul’un daha fazla kaybedecek zamanının olmadığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. İstanbul’un huzuru konusuna, sanayinin ve sanayicinin penceresinden bakarak değinirsek; sanayi, sadece ülke kalkınmasında değil, sağlıklı bir kent kalkınması ve huzuru konusunda da önemli bir role sahip. Sanayi bu açıdan gerçekten önemli. Öyle ki, yaşam kalitesi yüksek, huzur ve refah içinde yaşayan toplumlar, sanayileşmeyi başarmış toplumlardır.”
“İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir”
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un, Avrupa, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı içine alan bir daire içerisinde üretim ve ticaret bağlamında, ülkenin en temel giriş ve çıkış kapısına sahip olduğunu anımsatarak, bugüne kadar nitelikli işgücü oranının yüksek olması, altyapı olanakları, global lojistik ve pazar imkanlarının Türkiye içinde sanayi yatırımları açısından İstanbul’u önemli ve çekici kıldığını belirtti.
Bahçıvan, “Önemle vurgulamak isterim ki, TÜİK’in açıkladığı son nüfus verileri İstanbul açısından da çok dikkatli değerlendirilmeli. ‘Üretim varsa huzur vardır.’ İstanbul’un nüfus dengeleri, özellikle nitelikli iş gücüyle ilgili konular üzerinde önemle durulmalıdır. İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir. Değerli bir emanet olarak gördüğümüz İstanbul’a hep birlikte en iyi şekilde sahip çıkmak hepimizin görevi.” değerlendirmesinde bulundu.
“Huzur varsa, üretim olur.” ifadesini kullanan Bahçıvan, üretimi ve huzuru birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını anlattı.
Bahçıvan, “İstanbul’da huzurun korunması, birçok paydaşın bir araya gelerek işbirliği yapmasını gerektiren bütünsel bir süreçtir. Biz sanayicilerin asli görevi üretim olmakla birlikte huzur için de üzerimize düşen görev ve sorumluluğu nasıl bugüne kadar aldıysak bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Kamu ve sivil toplumun samimiyete dayalı diyalog ve daha fazla işbirliğiyle İstanbul’un huzuru konusunda daha iyi noktalara geleceğimize yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor”
Bahçıvan, İstanbul’un, hem nüfus, hem eğitim, hem göç, hem de bütün bunların istihdamla buluşması bağlamında tam bir laboratuvar imkanı sunduğuna dikkati çekerek, başta sanayi üretimi olmak üzere İstanbul’un, ülke ekonomisinin şah damarı durumunda olduğunun altını çizdi.
Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“TÜİK’in geçen hafta açıkladığı verilere göre; Türkiye 2023 GSYH’sinin yüzde 30,4’ünü İstanbul üretmiş görünüyor. İstanbul ekonomisi, IMF veri tabanına göre 191 ülkenin 144’ünden daha büyük. İstanbul sanayisinin de Türkiye GSYH içindeki payı yüzde 23,9. Türkiye’nin 2022’deki 254,2 milyar dolarlık ihracatının neredeyse yarısını, yani 124,7 milyar dolarlık kısmını İstanbul yaptı. Toplam 31 milyona yaklaşan Türkiye istihdamının da yüzde 20’sini İstanbul’un yarattığını görüyoruz.
2023’te hazinemiz toplam 4,5 trilyon lira vergi toplarken bunun 2,1 trilyon lirasını yani verginin yüzde 47,5’ini İstanbul ödemiş. Böylesine büyük bir ekosistemde ne yazık ki potansiyel istihdam imkanları ile iş gücünü doğru frekanslarda buluşturabildiğimiz söylenemez. Her şeyden önce yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor. Oysa bir toplumun gelişebilmesinin en önemli yolunun üretimden geçtiğini ve üretimin de ancak meslek sahibi bir nüfus ile mümkün olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.”
]]>Kurum, Silivri’de Eski Belediye Binası Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, bugün temeli atılan belediye binasının aslına uygun bir şekilde yeniden inşa edileceğini söyledi.
İstanbul’un son 5 yılının kayıtlara “tahribat dönemi” olarak geçtiğini belirten Kurum, “İstanbul bu yolcu adayın elinde her gün mağdur ediliyor. Bir de kalkmışlar, pişkin pişkin ‘İstanbul başardı’ diyorlar. İstanbul neyi başardı? İstanbul sizin bunca ihmalinize, bunca terk edilmişliğe rağmen ayakta kalmayı başardı. İstanbul, tutulmayan sözlere rağmen hükümetimizin destekleriyle, eserleriyle ayakta kalmayı başardı.” diye konuştu.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin başardığı eserlerin, yanan otobüsler, ters yönde ilerleyen merdivenler, bozulan metrolar ve metrobüsler olduğunu ifade ederek, “Saatlerce süren trafik, bir de 5 yılda 8 kilometre metro hattı var. 5 yılda başlayıp da bitirdiğin tek şey İstanbul oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbulluların, İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini istediğini, ancak bunun yerine getirilmediğini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Çevre temiz olsun, Silivri’nin altyapı, su ve kanalizasyonu doğru işlesin dediler, işletemedin. İşe, okula giderken çile çekmek istemediler, normal bir insan gibi metro istediler, otobüs istediler, yapmadın. Parklar, yeşil alanlar istediler, yapmadın. Şu koca 5 yılda İstanbul’la ilgili hiçbir dertleri olmadı. İstanbullu israf istemedi ama bunlar israf ettiler. ‘İsrafı bitirdik’ pankartlarına yetimin hakkıdır demeden 350 milyon lira para harcadılar. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü geliyor. Bu millet sana kibirli dilinin hesabını sandıkta bir bir soracak. 31 Mart’ta İstanbul sandıkları patlatacak. Silivri ona en büyük dersi sandıkta verecek. 31 Mart akşamı eş genel başkan koltuğunu kaybedecek, tamamen özgürleşecek. O yarı zamanlı kibirli belediye başkanı da süresiz tatile gidecek.”
“Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum”
Kurum, bir televizyon programında “Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor. Ne diyorsunuz?” sorusu yöneltilen İmamoğlu’nun, “Daha çok ev hanımları oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.” şeklinde yanıt verdiğini hatırlattı.
İmamoğlu’nun ev hanımlarını yok saydığını, ayrımcılık yaptığını dile getiren Kurum, “Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama, İstanbul büyükşehir belediye başkanına hiç yakışıyor mu? Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Şunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil.” dedi.
Kurum, dünyada her şeyin değişebileceğini ancak CHP zihniyetinin değişmeyeceğini kaydeden, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı, annelerimizi siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırıyorlar. Siz hiç eşitlikçi, hiç adil olmayacak mısınız? Bu millet, sizin bu ayrımcılığınızdan neler çekti. Yıllardır bunlar aynı tas aynı hamam. Geçmişte de çobanların oyunu ayrı tutuyorlardı. Milleti mahallelere, kamplara ayırıyorlardı. Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu.” ifadesini kullandı.
“Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk”
Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların her birinin eşit olduğunu belirten Kurum, bugüne kadar hiçbir zaman vatandaşların arasında dil, din, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmadıklarını aktardı.
Kurum, bu ülkenin bütün kadınlarının hangi düşüncüye, hangi siyasi tercihe sahip olursa olsun hepsinin değerli ve kendileri için eşit olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Annelerimiz, çocuklarımız endişe etmesin. Biz annelerimize, çocuklarımıza afetlere dirençli bir İstanbul bırakacağız. 3 gün önce Çanakkale’de deprem oldu. Burada da hissedildi. Biz 5 yılda 650 bin konut dönüştüreceğiz diyoruz. 39 ilçede milletimizin rızasıyla yerinde, İBB olarak yarısını bizim destek olduğumuz bir anlayışla yapacağız diyoruz. Bu kibirli belediye başkanı ‘Bunların yapılmasına gerek yoktu, yapılmaması lazım.’ diyor. Danışman olarak tuttuğu o hocaları İstanbul’un deprem riski için ‘Sokak sokak deprem dönüşümü yapmak gerekir.’ diye ifade ediyorlar. Bu bilmiş belediye başkanı ‘Yapılmaması gerekir.’ diyor. Çünkü yapamayacaklarını kendileri de biliyor. Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz milletimizle el ele vermiş, 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Sen o yol yürüdüğün arkadaşlarını yolda terk ederken, biz gidip sellerde, afetlerde milletimiz için yeni yuvalar yapıyorduk. O yüzden bunların heybeleri boş, koca 5 yılda 5 bin 500 konutu dönüştürmüşler. Bu anlayışın İstanbul’da dönüşüm adına bir irade koymasını biz zaten beklemiyoruz.”
Murat Kurum, Silivri’ye metrobüs getireceklerini, bu proje hayata geçtiğinde ilçede yaşayanların ulaşım çilesinin sona ereceğini dile getirdi.
Silivri’de 42 kilometrelik bir sahil düzenlemesi yapacaklarını, ilçeye 8 halk plajı kazandıracaklarını ifade eden Kurum, ilçede köy imar planlarını ilk İBB meclis toplantısında onaylayacaklarını, gençler için de paylaşımlı ofisler yapacaklarını anlattı.
Törende, daha sonra dua edilerek Silivri Eski Belediye Binası’nın temeli atıldı.
]]>Akbaşoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı, gelecek hafta başlayacak ramazan ayının hayırlar getirmesini temenni etti.
Geçen hafta düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun, Birleşmiş Milletlerin Antalya’da bir araya gelmesine vesile olduğunu; ikili ve çoklu gelişmelerle daha acil ve merhametli bir dünyanın geleceğine dair karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğunu belirten Akbaşoğlu, Türkiye’nin diplomasi gücünün yeniden bütün dünyanın gündemine geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldiğini anımsatan Akbaşoğlu, görüşmede, İsrail’in Gazze’deki vahşet ve soykırımının nasıl durdurulması gerektiği konusunda yol haritasının ele alındığını söyledi. Akbaşoğlu, “Gazze’deki insanlık dramı başta olmak üzere yeryüzünün her köşesinde savaş ve katliamlarla gündeme gelen bu süreçlerin, insanlığın huzur ve barış içerisinde bir arada yaşayabileceği bir küresel düzene, gerçek bir Birleşmiş Milletler düzenine evrileceği günleri de inşallah önümüzdeki yıllarda hep beraber idrak etmiş olacağız.” diye konuştu.
Türkiye’nin 31 Mart’ta yerel yönetimler için sandık başına gideceğini ifade eden Akbaşoğlu, “Burada ‘algı ve illüzyon belediyeciliği mi yoksa gerçek belediyecilik mi?’ sorusunu cevaplamamız gerekecek. İnsanımızın hayatını kolaylaştıran, ulaşıma çözüm üreten, dirençli şehirlerle mekanları sağlamlaştıran, insanımızın deprem gerçeği karşısında canını, malını koruyabileceği bir belediyecilik anlayışı mı, yoksa bol bol vadedip o vaatlerin hiçbirisini yerine getirmeden aldatma ve kandırma siyasetiyle tekrar yola devam etmek mi? Bunların hepsini milletimiz kendi vicdanında takdir edecek ve özgür kararını ortaya koyacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kullandıkları seçim sloganlarını eleştiren Akbaşoğlu, şunları söyledi:
“Ankara’nın CHP’li belediye başkanı ‘az laf çok iş’ diyor. Söz güzel ama gerçek ne? ‘Az laf çok iş’ diyor, hiçbir iş yapmıyor. Söylem başka gerçek ise bambaşka. Bu konuda Ankaralılara en büyük destek, onların rahat erişebileceği, ulaşabileceği hizmet ve eserlerin yaygınlaştırılması, bu hizmet ve eserleri üretmek değil mi? Aslında kendisi de bunu itiraf ediyor, ‘benden hizmet ve eser beklemeyin. Ben sadece destek vereceğim’ diyor. En büyük destek hizmet ve eser üretmek ve bütün Ankaralıların buna erişimini kolaylaştırmak ve sağlamak. Bu konuda Ankaralılar kararını verirken ‘az laf, çok iş’ deyip de hiçbir hizmet ve eser üretmeyen CHP’li belediye başkanına gerekli cevabı sandıkta verecek.
İstanbul’un CHP’li Belediye Başkanı ‘İstanbul başardı’ pankartlarıyla caddelere, sokaklara hitap etmeye çalışıyor. Bunu kendi kendine ifade ediyor ama İstanbulluya sorduğunuzda ‘Ekrem İmamoğlu’na 5 yıl fırsat tanıdık, vaatlerini yerine getirmedi, beceremedi, başaramadı’ diyor. Böyle göz boyayıcı pankartlarla İstanbulluyu kandırabileceğine kendi kendini inandırmış bir profil çizen İmamoğlu da gerçekle yüzleşecek. 31 Mart’ta İstanbul muradına erişecek, Murat Kurum’a kavuşacak, gerçek belediye başkanı nasıl olurmuş İstanbullu bunu görecek.”
İzmirli vatandaşların da CHP’li büyükşehir belediyesinin yönetiminden bıktığını ifade eden Akbaşoğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Hamza Dağ’ın İzmir’de güzel bir sürpriz yapacağına inandığını dile getirdi.
Akbaşoğlu, “Bütün seçmenlerimiz, 31 Mart’ta, algı ve illüzyon ile hizmet ve eseri, belediyeciliğin odak noktasına yerleştiren anlayışları tartacak; daha fazla hayatını kolaylaştıracak belediyecilik anlayışına, emanete hıyanet etmeyecek belediye başkanı profiline, Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine, Cumhur İttifakı’na ‘evet’ diyecek. Buna yürekten inanıyorum. Yapılan kamuoyu yoklamaları da zaten bu yönde mesajlar veriyor.” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akbaşoğlu, “Emekli maaşlarına yönelik 31 Mart’a kadar yeni bir iyileştirme, düzenleme yapılabilir mi?” sorusu üzerine, yerel seçimler nedeniyle 31 Mart’a kadar TBMM’nin olağanüstü toplanmasının gündemlerinde olmadığını söyledi.
Meclisin muhtemelen nisan ayının ortalarında çalışmalarına başlayacağını anlatan Akbaşoğlu, “O tarihten itibaren bu hususları müzakere edeceğiz ve haziran sonu temmuz başı itibariyle de emeklilerimiz başta olmak üzere bütün çalışanlarımızla ilgili daha iyileştirici, alım gücünü arttırıcı değerlendirmelerimizi hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız ve buna dair düzenlemelerimizi de inşallah gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>Spor İstanbul’un paralimpik sporcu yetiştirmede altyapı sağlamayı amaçlayan ‘Sport4All – Herkes için spor’ isimli projesi Avrupa komisyonu tarafından desteklenmeye hak kazandı. Natator PK (Hırvatistan-Zagreb), Inspire-The Foundation for Inclusion (Malta), Sport Union for People with Disabilities (Sırbistan-Belgrad) proje ortaklarıyla hedef ve faaliyetlerin paylaşıldığı toplantı, İBB Haliç Su Sporları Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, proje ortakları Ferdinand Major, Ana Srsen, Elaine Fenech, Ceylan Tarhan, Jelena Radivojevic, Nemanja Radovic, Şükriye Tümay Erdil, Zeynep Naz Demirtaş, Mehmet Özsarı, Kerem Arda, paralimpik komitesi yetkilileri, sporcular ve basın mensupları katıldı.
Proje kapsamında engelli çocuk ve gençlerin takım oyunlarına katılma, arkadaş edinme ve fiziksel aktivitelere katılımda yaşadıkları zorlukların azaltılmasına destek olmak amaçlanıyor.
Programda ilk olarak konuşan Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, İstanbul’da fiziksel aktiviteyi arttırmak için çalışmalar yaptıklarını, bunu da tesisler ve İstanbul içinde yaptıkları etkinliklerle sağlandığını ifade etti. Şehirde mevcut olan 72 tesisi 875 bin kişi kullandığını belirten Onur, “Yıl içinde 35’e yakın spor etkinliği düzenliyoruz. Hareket seven kişi sayısını da arttırmaya çalışıyoruz. 2020 yılından beri İstanbul’un spor aktivitesini ölçüyoruz. Yüzde 30 ne anlama geliyor derseniz, Londra’da bu oran yüzde 60. Yavaş yavaş doğru yolda gidiyoruz. Sporun tabana yayılması için çok önemli” diyerek projede emeği geçenlere çok teşekkür etti.
Daha sonra proje ortaklarından Ana Srsen, Ceylan Tarhan, Jelena Radivojevic sahneye çıkarak sunum eşliğinde katılımcılara bilgiler aktardı. Toplam 200 bin Euro bütçesi bulunan ‘Sport4All’ projesinin amaçları, hedefleri, hedef grupları, proje kapsamında yapılacak faaliyetler tek tek anlatılan toplantıda ayrıca yüzme ve golbol etkinliğine ev sahipliği yapılacağı aktarıldı.
Renay Onur: “Engelli çocukların spor sayesinde toplumla olan ilişkilerin artması amaçlanıyor”
Programın sonunda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, “Bizim için heyecanlı bir an. Çünkü Avrupa Birliği’nin Erasmus projesi dahilinde kar amacı gütmeyen spor projelerine verdiği programlarda, yurt dışındaki ortaklarımızla beraber Türkiye’de bunu alan kurum olduk. Bu projenin önemi şu; engelli çocukların yüzde 53’ünün yakın arkadaşı yok. Bu çok büyük bir eksiklik. Arkadaşlar bizi topluma bağlıyor. Sosyal ilişkilerimizin artmasına fayda oluyor. Projenin önemi de engelli çocukların spor sayesinde toplumla olan ilişkilerin artması, sosyal ilişkilerin kuvvetlenmesi ve bununla beraber paralimpik sporcu yetiştiriyor olmak. Türkiye, özellikle paralimpik başarılar konusunda neredeyse olimpik alanı aşan tempoyla gidiyor. Burada amaç, örnek bir program oluşturmak. Sırbistan, Hırvatistan ve Malta’daki ortaklarımızla beraber buradan çıkan çıktılarla beraber Türkiye’de ve diğer ülkelerde kullanılarak engelli çocukların dahiliyeti açısından örnek program olarak anlatılıyor olması” ifadelerini kullandı.
“Paralimpik komitesi ile çalışıyoruz”
Proje kapsamında Milli Paralimpik Komitesi ile birlikte çalıştıklarını belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hem bu proje dahilinde hem de bunun dışında sürekli irtibattayız. Önümüzdeki sene mart ayında golbol ve yüzme alanında müsabakalar yapıyor olacağız. Bunların hepsinde baştan sona paralimpik komitesi ile çalışıyoruz. Bugün burada başkan ve yardımcıları da programda bizimle beraberdi.” – İSTANBUL
]]>Ward, AA muhabirine, Türkiye’de tedarik zincirlerini büyütmelerindeki ana iş ortaklarından birinin TUSAŞ olduğunu söyledi.
Türkiye’de gövde parçalarından yakıt depolarına, kanatçıklardan perçinlere ve elektrik kablo tesisatlarına kadar çeşitli ürünler üreten, farklı büyüklükte 17 tedarikçilerinin bulunduğunu dile getiren Ward, bunlara ek olarak Türkiye’nin, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarında da öncü bir iş ortağı olmak istediklerini vurguladı.
Ward, “Uzmanlığımızla hangi alanlara katkı sağlayabileceğimize dair farklı alanlarda faaliyet gösteren iş ortaklarımızla görüşmeler yapıyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefimiz var ve bu, tüm sektör katkı sağlamadan gerçekleşebilecek bir hedef değil.” dedi.
İstanbul’un, havacılık sektörü için her zaman dünyanın merkezi olduğunu ifade eden Ward, “4 saatlik bir uçuşla dünya nüfusunun 3’te birine ulaşabiliyorsunuz. Nitekim İstanbul Havalimanı’nın yolcu sayısının giderek arttığını görüyoruz ve ocak ayında Avrupa’daki en kalabalık havalimanı oldu.” diye konuştu.
“İstanbul Havalimanı hızlı büyümeyle başa çıkabilecek kapasiteye sahip”
Simon Ward, Kovid-19 sonrasında hava yolculuğunun bu kadar hızlı bir şekilde iyileşmesinin pek çok kişiyi şaşırttığını belirterek, Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den giden rotaların en hızlı artış yaşanan hava trafiği güzergahları arasında yer aldığını, İstanbul Havalimanı’nın bu büyümeyle başa çıkabilecek kapasiteye sahip olduğunu anlattı.
İstanbul’un hızlı artış sayesinde Avrupa’daki en kalabalık havalimanı olduğunu dile getiren Ward, “3 uçağın aynı anda bağımsız 3’lü iniş ve kalkış yapabilmesini sağlayacak Eş Zamanlı Bağımsız Üçlü Paralel Pist Operasyonları (Triple RWY Operations TRO) uygulamasıyla da eminim ki dünyanın en kalabalık havalimanlarından olacak.” şeklinde konuştu.
Ward, İstanbul’un aynı anda faaliyette olan iki havalimanına sahip olduğunu kaydederek, “İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul Havalimanı’nın cazibesine sahip olmasa da turizm açısından önemli bir merkez olmaya devam etmesinin yanı sıra Türkiye’nin başarılı, düşük maliyetli hava yolu Pegasus’a da ev sahipliği yapıyor.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda uzun süredir beklenen ikinci pistin geçen yıl açıldığını anımsatan Ward, bu doğrultuda Pegasus’un bu yıl filosunu daha da genişletmesini beklediklerini kaydetti.
“Airbus, Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır önemli iş ortağı”
Airbus Türkiye Başkanı Ward, Airbus ile Türkiye arasında ticari ve askeri havacılık alanında başarılı projelerin hayata geçirildiği uzun süreli işbirliğinin olduğunu söyledi.
Airbus’ın, yaklaşık 40 yıldır önemli bir iş ortağı olarak Türkiye’de Türk Hava Yolları, Pegasus, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Türk Hava Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile yakın işbirliği içerisinde çalışmaya devam ettiğini dile getiren Ward, “Airbus’ın Türkiye’deki geçmişine baktığımızda THY’nin 1985 yılında Türkiye’de Airbus A310’ları kullanan ilk hava yolu olduğunu ve Türk Hava Kuvvetlerinin 1991 yılında eski adı EADS Casa olan CN235 teslimatını aldığını görüyoruz.” diye konuştu.
Ward, Türkiye’nin aynı zamanda 2003 yılında Airbus A400M Atlas projesinin iş ortağı olduğunu kaydederek, “Airbus” denince pek çok kişinin aklına ticari uçaklar gelse de şirketin uzay teknolojisi, helikopter, siber güvenlik, sınır güvenliği, askeri iletişim ve hava taksi konularında küresel alanda faaliyet gösterdiğini anlattı.
Airbus’ın Türk havacılık sektörünün yetenek ve kabiliyetlerinin geliştirilmesine de yardımcı olan teknolojilerinin bulunduğunu ifade eden Ward, teknoloji aktarımını da barındıran seçenekler sunarak uzun vadeli ve karşılıklı fayda sağlayan endüstriyel iş birliklerine odaklandıklarını bildirdi.
Ward, Türkiye’deki yönetim merkezlerinin Ankara’da olduğunu ancak Kayseri ve İstanbul’da müşterilerine yönelik destek faaliyetleri sunduklarını belirtti.
“THY’nin 220 adet Airbus uçağı siparişi 2023’te aldığımız en büyük siparişlerden”
Airbus Türkiye Başkanı Ward, geçen yıl tüm iş kollarında güçlü siparişler aldıklarının ve taahhüt ettikleri teslimatları gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin mevcut durumunu göz önünde bulundurduğumuzda bu önemli bir başarı. Ticari uçaklarımız için 2 bin 94 net sipariş aldık ve 735 uçağı teslim ettik. Türk Hava Yollarının 220 adet Airbus uçağı siparişi dünya genelinde aldığımız en büyük siparişlerden biriydi ve 2023’teki sipariş defterimizi çok olumlu etkiledi. Genel olarak 2023 yılının Airbus için global olarak ve özellikle Türkiye’de çok iyi geçtiğini söyleyebilirim. Hem ticari hem de savunma alanlarında tamamlamamız gereken kontratlarımızın olduğu ve Türkiye’deki sürekli artan uçak sayımızı desteklememiz gerektiği için 2024’ün de yoğun bir yıl olacağını öngörüyoruz.”
Ward, 2023’ün havacılık için iyi bir yıl olduğunu, Kovid-19 öncesi yolcu rakamlarının aşıldığını kaydederek, Türkiye’nin havalimanlarının yolcu sayısında rekor kırmaya devam ettiğini, bu sayede Türkiye’nin hava yollarının genişlemesini sürdürdüğünü ve Airbus’ın THY’den tarihi bir sipariş kazandığını ifade etti.
Yalnızca ticari uçak satmak için burada olmadıklarını vurgulayan Ward, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye ve Türk havacılık ekosisteminin iş ortaklarından biri olmaya devam etmek istiyoruz. Turizmin, gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) büyük katkısı olduğu için bu yıl da Türkiye’deki hava yollarının büyümesini ve uçak filolarını modernleştirmesini desteklemeye devam edeceğiz. Yeni uçak satışları konusunda bu kadar baskı hissetmemizin nedenlerinden biri de oldukça popüler olan A321neo gibi yeni nesil uçaklarımızın bir önceki modele göre yüzde 20 daha az yakıt tüketiyor olması ve 4 bin mile yaklaşan uzun menzil kabiliyetinin bulunması. Bu da yakıt maliyetlerini azaltmakla kalmıyor, karbon emisyonlarını da yüzde 20 azaltarak hava yollarının geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamalarına yardımcı oluyor.”
“Türkiye, Airbus için stratejik bir iş ortağı”
Simon Ward, Türkiye’nin hava kuvvetlerini modernleştirme sürecinde olduğuna değinerek, “Nitekim Türkiye, NATO görevlerinde ve Türk hava sahasını korumakta kilit rol oynayabilecek, dünyanın en gelişmiş çok rollü savaş uçağı Eurofighter’a ilgisini de açıkça ortaya koydu. Uzun süre burada olacağız. Türkiye, Airbus için stratejik bir iş ortağı. Uzun vadeli işbirliğimizi devam ettirmek için sektör paydaşlarıyla birlikte çalışıyoruz.” diye konuştu.
TUSAŞ ile birlikte deprem bölgesinde bir havacılık meslek yüksekokulu açmak için çalıştıklarını ve dünya standartlarında eğitim sağlayacak bu meslek yüksekokulunun havacılık alanında kariyer yapmak isteyen gençlere umut vermesini dilediklerini belirten Ward, THY’nin güçlü büyümesi ve tedarik zincirinin başarısı sayesinde Türkiye’nin son 10 yılda havacılık alanında temel global oyunculardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Ala, AA muhabirinin Cumhur İttifakı yerel seçim işbirliği süreci ile seçim gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.
MHP ve BBP ile yapılan işbirliğinin içeriğiyle ilgili bilgi veren Ala, bu işbirliklerini “prensipler anlaşması” olarak niteledi.
Ala, “Öbür partilerle görüşürken de aynı prensipleri dile getirdik ama bazılarıyla anlaşmak mümkün olmadı.” diye konuştu.
Milletin genel seçimlerde ülkenin “Türkiye Yüzyılı” hedeflerine doğru yürümesinin önünü açtığını vurgulayan Ala, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde de Cumhur İttifakı olarak aynı vizyon ve perspektifle hareket ettiklerini söyledi.
Hedeflere ulaşmada bazı lokomotif şehirlerin çok önemli rolleri olacağını belirten Ala, İstanbul’un dünyanın birçok ülkesinden fazla nüfusu, ihracatı, üretimi, Bursa’nın ise 122 ülkeden daha fazla ihracatı olduğuna dikkati çekti.
Ala, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde merkezi idare ve şehir vizyonunun buluşması Türkiye’ye inanılmaz bir sinerji katacaktır.” ifadesini kullandı.
Yerel yönetimlerin de aynı anlayışla işbaşına gelmesini arzu ettiklerinin altını çizen Ala, görüşmelerde bazı partilerle, bu vizyonun kazanması anlayışı yerine kendi partilerinin daha çok ne kazanabileceği saikiyle hareket ettikleri için işbirliği yapamadıklarını dile getirdi.
Ala, şöyle devam etti:
“İttifakta çerçeve şudur; eğer iki parti de ayrı ayrı girdiği zaman ikisinden biri kazanacaksa sorun yok. Mesela bir seçim bölgesinde ya MHP ya AK Parti kazanacak. Burada bir sorun yok. Ama iki parti de seçime girdiğinde eğer CHP kazanacaksa o zaman sorun var demektir. Eğer CHP kazanacaksa ittifak çatısı altında olmanın anlamı yok.”
“O zaman artık Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı çatısı altında değil mi?” sorusu üzerine Ala, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Değil tabii. Bu çok net, açık. Yani Yeniden Refah Partisinin girdiği yerlerde seçimlere kendisinin kazanma ihtimali yok ama kendisi orada seçime girdiği için CHP’nin kazanma ihtimalini artırıyor. Aslında verilen oy o partiye de verilmiş olmuyor, doğrudan CHP’nin, muhalefet partisinin belediyeyi kazanmasına yardımcı olmuş oluyor. Çünkü bütün veriler o seçimi kazanma ihtimallerinin olmadığını gösteriyor. Bunun için artık günümüzde müneccim olmaya lüzum yok. Yani hesap ortada, durum görülüyor. Ama orada sırf seçime girdikleri için bu sefer AK Parti’nin orada seçimi riske giriyor.”
Bu anlayışın Cumhur İttifakı’na da Türkiye’ye de getireceği bir artı bulunmadığına dikkati çeken Ala, şunları kaydetti:
“Bir de talepler ve öneriler burada çok önemli. Bir talepte, öneride bulunurken mutlaka hem Türkiye’nin hem milletimizin hem de partilerin kazançlı çıkıyor olması gerekir. Talepler AK Parti’nin zaten yüzde 50’den fazla oy aldığı yerlerin kendilerine verilmesi yolunda olunca bunun bir anlamı yok. Zaten yüzde 50’nin üzerinde oy alacağımız bir yeri, bir büyükşehir ya da şehri görüşme yaptığımız aynı çatı altında olma arzusunda olan partilerin birbirlerine vermelerinin ne anlamı olabilir. Mesele şehirleri topyekun olarak Cumhur İttifakı çatısı altında tutmak ve kaybetmemek. Türkiye’nin hedeflerine doğru yol alınabilsin. Burada bir anlayış farklılığı ortaya çıktı.”
“Millet AK Parti belediyeciliği özlemi içerisinde”
Ala, İstanbul için yapılan yerel seçim çalışmalarına ilişkin bir soru üzerine, “İstanbul’da şu anda hem sahada, hem de yaptığımız çalışmalarda görüyorum ki millet markalaşmış olan AK Parti belediyeciliği özlemi içerisinde.” dedi.
AK Parti iktidarları dönemlerinde İstanbul’a yapılan yatırımlara değinen Ala, şöyle devam etti:
“Marmaray’dan Avrasya’ya, 3. Köprüden 3. Havalimanı’na ve metro istasyonlarına kadar birçok alanda İstanbul’a yakışır hizmeti alsın diye çok çaba sarf edildi. Son 5 yılda İstanbul’da belediyecilik hizmetlerini yürüten anlayışın, şu ana kadar beş yıl için beş hizmeti yok, sayabileceğim. Yani sadece yapılmış işler üzerinden bir algı belediyeciliği yürütülüyor. Oysa biz proje belediyeciliği yürütüyoruz. Biz gerçek belediyecilik diyoruz. Milletimiz gerçek belediyeciliğin devamını arzu ediyor. Algı belediyeciliği değil, proje belediyeciliği istiyor ve biz de bunu toplumumuzla buluşturmayı hedefliyoruz.
İstanbul, gece gündüz İstanbul’la yatıp kalkacak insanların yöneteceği, yönetmesi gereken bir şehir. Canla başla İstanbul’a kendini adayacak. Yoksa İstanbul’u başta kişisel pozisyonları için, makam ve mevkileri için basamak olarak kullanacak insanların İstanbul’a vereceği bir şeyin olmadığı görülmüştür.”
İstanbul ve Ankara’da seçim çalışmalarına değinen Ala, şu bilgileri verdi:
“AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın gerçekten çok farklı; olumlu anlamda söylüyorum; açık ara sonuçlar alacağı kanaatindeyim ve bu konuda bizim bir tereddüdümüz yok. Onun için de dikkat ederseniz hızla saha çalışmalarımızı yürütüyoruz. AK Parti bir markadır. Bu markayı tahkim edecek sonuçlar da sandıktan çıkacaktır. Ankara ve İstanbul’da da zaten Cumhur İttifakı’nın alacağı ve işbaşına gelip yolumuza devam edeceğimiz çok açık bir biçimde görülüyor. Diğer büyükşehirlerde de tabii.”
Seçimlere yönelik yapılan anket çalışmalarını anımsatan Ala, “Anket sonuçlarını sadece sonuç görmek için değil, vatandaşlarımız ne istiyor, nelere dikkat ediyorlar, ne bekliyorlar, onları da tespit etmek için yaptırıyoruz ve bu şekilde yolumuza devam ediyoruz.” dedi.
AK Parti’nin aday belirleme süreci
AK Parti’nin belediye başkan adaylarını belirleme sürecine ilişkin bilgi veren Ala, süreci önce belediye başkanlarının belirlenmesi olarak ele aldıklarını ve 1 yıl öncesinden saha araştırmaları yaptırmaya başladıklarını anlattı.
Ala, süreci, ucu açık kamuoyu yoklamaları, sivil toplum örgütleriyle görüşmeler, teşkilat ve temayül yoklamaları, milletvekilleri, kadın ve gençlik kollarıyla birlikte aşa aşama değerlendirerek yürüttüklerini ve isimleri belirlediklerini ifade etti.
Bu kapsamdaki komisyonların çalışmalarına da değinen Ala, il genel ve belediye meclis üyelerinin tespitinde de teşkilatlarla değerlendirme yapıldığını, yerel dinamiklerin harekete geçirildiğini kaydetti.
Ala, “Meclis üyelerimizin tespitinde temel kriterlerimiz var. Gençler olacak. Kadın kontenjanı var. Toplum kesimlerinden temsilciler olacak. O yörenin, o bölgenin, o ilin demografisi, göç durumu dikkate alınacak. Meslek grupları dikkate alınacak, belediyelerin ihtiyaç duyduğu, mimarlar, mühendisler, hukukçular.” şeklinde konuştu.
]]>İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’ndaki programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapan, kültürlerin, inançların ve insanlığın buluştuğu bir liman olduğunu söyledi.
İstanbul Mektebi projesinin, kentin zengin mirasını gelecek nesillere aktaracak, onları sadece bilgiyle değil, aynı zamanda şehrin eşsiz ruhuyla da buluşturacak bir okul olduğunu belirten Yentür, “Sizler, İstanbul’un manevi mimarlarısınız. İstanbul Mektebi, sizin rehberliğinizde, öğrencilerimize bu eşsiz şehrin tarihini, kültürünü ve hoşgörüsünü aktaracak, onları milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetiştirecek bir ilim yuvasıdır. Bu mektepte, sizlerin bilgi ve tecrübeleriyle, öğrencilerimiz İstanbul’un ruhunu taşıyan, İstanbul’da yaşama kültürünü bilen bilinçli bireyler olarak yetişecekler.” diye konuştu.
İstanbul’daki her öğrencinin şehrin zengin mirasını geleceğe taşıyacak birer umut olduğunu vurgulayan Yentür, bu tohumların yeşermesinde öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirdi.
“Çocuklarımızın aksanı değişiyor”
Prof. Dr. İlber Ortaylı da İstanbul’u her kesimden insanın bilmesi, yalnız en başta öğretmenlerin olması gerektiğini ifade ederek, “Maalesef İstanbul’u, içinde doğup büyüyenlerin bile büyük çoğunluğu hakkıyla bilmez” dedi.
Kendi çocukluğundaki İstanbul manzaralarına değinen Ortaylı, en dikkat çekici şeylerden birinin, herkesin “İstanbul Türkçesi” konuşması olduğunu anlattı.
Prof. Dr. Ortaylı, kültür aktarımının en önemli ayağının dil olduğunu söyleyerek, “Maalesef bugünkü İstanbul artık Türkçenin ortadan kalktığı, yabancı ve sonradan gelen kültürel zenginliklerin de iyi kullanılmadığı bir bölge haline geldi. Çocuklarımızın aksanı değişiyor, anlaşılmıyor. Bu çok büyük bir problemdir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Mektebi’ne katılan öğretmenlere seslenen Ortaylı, “Sizin sınıfınızdaki kız çocukları gibi sessiz harfleri yutarak konuşulan bir Türkçe olmaz. Bu Türkçe nereden geliyor bilmiyorum. Sizden gelmediğini biliyorum. Anadolu’dan ya da Rumeli’den de gelmiyor. Bu büyük bir tehlikedir ve bu, Türkçeyi konuşan insanların Türklükle bağının kopma tehlikesi de giderek artıyor.” ifadelerini kullandı.
Tarihte Türklerin öğrendikleri tüm dilleri anlaşılır bir aksanla konuştuğunu ancak bugün bunun kaybedildiğini belirten Ortaylı, “Yeni nesillerin artık dünyada Türkiye’yi ve Türklüğü temsil etme kapasitesi, ağızlarını açtıkları anda bitiyor. Sizi bu konuda uyarmak isterim.” dedi.
Ortaylı, İstanbul’un, milattan önce 10 binli yıllara kadar uzanan bir tarihi bünyesinde barındırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’u öğrencilerinize anlatırken ‘Falanca alışveriş merkezinin olduğu yer’ şeklinde değil, doğrudan doğruya eski İstanbullular gibi ‘Falan caminin, filan hanın, falanca medresenin bulunduğu yer’ diyeceksiniz. Şehzadebaşı’ndan bahsederken Nevşehirli İbrahim Külliyesi diyeceksiniz. Bilmem ne otelin olduğu yer denmeyecek. Bunların üzerinde durulması gerekiyor. Kim yapacak bunu? Öğretmenler yapacak.”
İstanbul Mektebi’nin, önemli bir eksikliği gidermeye aday olduğuna işaret eden Ortaylı, projenin, “Beyoğlu Mektebi, Üsküdar Mektebi, Eyüp Mektebi, Dersaadet Mektebi” gibi okullarla genişleyerek devam etmesini umduğunu ifade etti.
Dersin ardından Prof. Dr. İlber Ortaylı, katılımcıların İstanbul’un tarihine ilişkin yönelttikleri soruları yanıtladı.
Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer ile İstanbul Mektebi iştirakçisi akademisyen, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Ayrıca programda, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki İstanbul Oda Orkestrası tarafından İstanbul şarkıları seslendirildi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen “Güvenli Fatih Tanıtım Toplantısı”na katıldı. Programa ayrıca İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da katıldı. Bakan Yerlikaya, yaptığı konuşmada, “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Fatih’te 2.5 sene sonra burada olmayacak. Hasdal’da 253 dönüm Türkiye’nin en iyi mimarlarından bir tasarım. 300 bin metrekarelik bir bina bir yerleşke, bir külliye, bir kampüs. Cumhurbaşkanımız dedi ki derhal bunun yapımını başlatın. Başladık mı başladık. İhale süreci bitmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla oturduk. Emlak konutla bir arsa karşılığı bir protokol yaptık. İstanbul Emniyetimiz 2.5 yıl sonra mükemmel bir binaya sahibi olacak. Polis sayımızı artıracağız. Polisimizin eğitimi tecrübesini daha da artırmaya devam edeceğiz. MOBESE kamera gücümüzü şuan da 10 bin, 25 bin Allah izin verirse en yakın zamanda 50 bin ama 75 bin yapmak hedefimiz var” diye konuştu.
“90 organize suç örgütü İstanbul’da çökertildi”
90 organize suç örgütünün İstanbul’da çökertildiğini belirten Yerlikaya, “Organize suç örgütlerine göreve geldiğimden beri ben şunu söylüyorum. Bu organize suç örgütlerinin tek bir amacı var para. Paraya erişimle ilgili aziz milletimizin çalışanın helal kazancıyla ilgili geliyor oraya çöküyor şekil yapıyor. Milletimize hiç kimse şekil yapamaz. Eğer şekil yapmaya kalkarsa fazla değil biz savcılarımızla beraber öyle bir organize oluyoruz ki 3 ay içerisinde bilemediniz 4 ay içerisinde, bazıları 1-1,5 ay içerisinde öyle bir şekil yapıyoruz ki kafesliyoruz mahzene alıyoruz kendisini cezaevine buluveriyor. 112 operasyon yapmışız İstanbul’da. Bin 254 gözaltı 735 tutuklu, 367 adli kontrol. 90 organize suç örgütü İstanbul’da çökertildi ve adalete teslim edildi. Türkiye’de 384. Bunlar 1 Haziran 4 Mart arasında olmuş. Yani 9 ay içerisinde. 27 milyar 181 milyon TL’lik maddi mal varlıklarına el konuldu. Türkiye genelinde 90 milyar o da şimdilik. İstanbul Emniyeti’ne 23 araç tahsis edildi. Eğer suç işlemekte kibirlenenler siz aziz milletin kazançlarıyla gayri meşru bir para hareketiyle bu malları edinirseniz işte biz sizin elinizden hukukla bunları alırız. Bizim gece gündüz demeden huzurumuz güvenliğimiz için çalışan İstanbul polisimizin altına trafik devriye arabası yaparız dedik. Aslında bu arabalar sembolik sabah akşam kullanmıyoruz. Burada bir mesaj veriyoruz” dedi.
“940 tane metruk binayı yıktık” diyen Belediye Başkanı M. Ergün Turan da, “Fatih’te son 2 yıldır sahaya yansıyan büyük değişimler görüyoruz. 2019’daki mahallelerdeki sorunlara baktığımız da ve bugün geldiğimiz noktada tabi sorunlar bitmedi ama gerçekten güvenlik konusu Fatih’te 3 önemli konudan birisiydi. Göç hep ayrı başlık olarak konuşuluyordu. Bu tüm verilerde gerçekten son 2,3 yıldır büyük bir iyileşme görüyoruz. Geldiğimiz günden beri son 5 yılda bu düzen içerisinde Fatih’imizi hak ettiği yere ulaştırmaya çalışıyoruz. 5 Etapta Karasurları Millet Bahçesi’nin en sorunlu olan 2,5 etabını tamamlamış vaziyetteyiz. Fatih’in en kötü alanları şuanda en nitelikli alanları haline dönmeye başladı. Türkiye’de Fatih Belediyesi kadar metruk bina bir iş kalemi olarak bizde yıkımı görülüyor. 940 tane metruk binayı yıktık. Fatih isteyenin istediği gibi metruk binalara yerleşeceği bir yer değil” dedi. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Şile’de düzenlenen mitinge katılarak konuşma gerçekleştirdi. Mitinge Şile Belediye Başkanı İlhan Ocaklı da katıldı. Kurum yaptığı konuşmada, “İstanbul bize ecdadımızın, tarihin, emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. İstanbul bize ‘En büyük hayalim İstanbul’u yeniden yükseltmektir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan Hocamızın emanetidir. İstanbul bize ‘Vatanseverlik aksiyondur’ diyen Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Dava ve aksiyon adamı’ şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehrin en büyük sevdalısı’ liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. ve bu emanet, 31 Mart’ta ehil ellere, emin ellere yeniden teslim edilecektir. İstanbullular, bu yolcu Başkan’dan ne bekledi, çok mu şey istedi? En temel belediye hizmetlerinin yapılmasını istedi, yapmadın. Çevre temiz olsun, altyapı, su ve kanalizasyon doğru işlesin dedi, işletemedin. Ulaşım sorunlarına çözüm getirmeni bekledi, sorunu daha da büyüttün. İşe, okula giderken çile çekmek istemedi, metro istedi, otobüs istedi yapmadın. Parklar, bahçeler, yeşil alanlar istedi sunmadın. Gençlik merkezleri istedi kültür merkezleri istedi, yapmadın. Sosyal destek istedi, adaletsizlik yaptın. İstihdam istedi, arttırmadın aksine azalttın. Kaynakların doğru kullanılmasını istedi çarçur ettin. En çok da ne istedi biliyor musunuz? Afetlere hazırlık istedi, güvenli yuva istedi yapmadın, üretmedin, sunmadın. Ama bu halkın istemediği ne varsa, hemen gittin çadırı oraya kurdun. Polemik istemediler, işi gücü bıraktın 5 yıl dedikodu ürettin. İhmalkarlık istemedi, İstanbul’a uğramadın. İsraf istemedi israfı bitirdik dedin garip gurebanın hakkıdır demeden 350 milyon lirayı harcadın. Bu milletin seni görmek istediği yerden kaçtın görmek istemediği neresi varsa oraya koştun” dedi.
Kurum, konuşmasının devamında, “Yetmedi kadınlarımıza hakaret ettin. İşte, Ekrem Efendi ne diyor, duydunuz değil mi? Ekrem Efendi’ye şunu sordular: ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor ne diyorsunuz.’ Aynen şunu söyledi: ” ‘v kadınları daha çok oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.’ Görüyor musunuz? Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama hiç yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Bunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil. Ne yazık ki, bunların zihniyeti, bunların karakteri bu. Zaman değişir, dünya değişir, Türkiye değişir, İstanbul değişir ama bu CHP zihniyeti hiçbir zaman değişmez. Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri üzerinden ayrıştıranlar, başörtülü başörtüsüz, açık kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Bunların zihniyetine göre ev hanımları kadın statüsünde değilmiş. Şimdi ben buradan Ekrem Efendi’ye soruyorum. Senin ev hanımları diyerek diğer kadınlardan ayırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oylarından, başka vatandaşlarımızın oyundan daha mı az değerli? Siz hiç eşitlikçi olamayacak mısınız? Siz hiç adil olamayacak mısınız? Nedir bu eş başkanlar olarak ayrımcılık yarışınız. Bir gün biriniz bedelli bedelsiz ayrımcılığı yaparak erkekler arasında ayrım yapar, bir gün biriniz ev hanımı ve diğerleri diyerek kadınlarımızı ayrıştırırsınız. Bir gün de ayrımcılıkta değil birleştirmekte yarışın. Bir gün de hayırda yarışın. Hizmet üretmekte yarışın. Bu millet sizin bu ayrımcılığınızdan çok çekti. Yıllardır aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bıkmadınız mı? ” şeklinde konuştu.
Yaklaşan seçimler ile ilgili konuşan Kurum, şunları kaydetti:
“Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu. İnşallah, 31 Mart’ta İstanbul senden temelli olarak kurtulacak. İstanbullular, seni süresiz izne, süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü yaklaşıyor. Sana bu kibirli dilinin hesabı sorulacak. Sana bu israfın hesabı sorulacak. Trafik çilesinin hesabı sorulacak. Adaletsizliğin hesabı sorulacak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak; sana en büyük dersi sandıkta kadınlarımız verecek. Şimdi 1 Nisan’da görevi bırakacak bu yolcu aday çıkmış ne diyor? ‘Ben metro fatihiyim’ diyor. ya sen 5 yılda sadece 8 kilometre metro yapan adamsın, sen mi fatih olacaksın? Daha dün Sultanbeyli’deydik. ve orada Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattımızı hızlıca yapacağız dedik. Bir anda, hepsi birden, tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya biz zaten bu hattı açacağız’ dediler. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini düşürecekler. Komediyi hep birlikte izleyip göreceğiz. Hakikaten bu adamlar siyasetin konusu değil, karikatürün konusu.
Bunlar yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar, 650 bin konutu nasıl yapacaksınız diyorlar. İşte 1 Nisan’dan itibaren 650 bin konutumuzu dönüştürmek için besmelemizi çekiyoruz inşallah. Artık hiçbir konuda endişe etmeyin; bu şehrin gerçek hizmetkarları geliyor. Bizim yüreğimiz İstanbul için çarpıyor, nabzımız İstanbul için atıyor, Şile’miz için atıyor. Biz bu şehrin her insanının derdini de Şile’mizin sorunlarını da biliyoruz. İşte Şile’mizin eşsiz bir plajı var. Burada çalışan cankurtaran kardeşlerimizi bile ortada bıraktılar. Özellikle gençlerden oluşan bu kardeşlerimiz, İBB’nin bünyesinde yaz mevsiminde çalıştırıldıktan sonra diğer aylarda işsiz kalıyor. Gençler, gönlünüz rahat olsun. Murat Abiniz sizi bu beceriksizlere teslim etmeyecek. İnşallah 12 ay boyunca çalışacağınız işleriniz bizden olacak. Yine İBB’nin aksattığı maaşlarınızı da düzenli bir şekilde ödeyeceğiz.”
Şile hakkında konuşan Murat Kurum, “CHP’nin yolcu adayı; Şile’de ‘sel taşkınlarına son verdik’ demişti. Art arda videolar paylaşmıştı. İşte Şile burada, Şileli burada. Çözülen herhangi bir sorun var mı? Yok. Ama bizim sözümüz söz. İşte bakın daha önceden sözünü verdiğimiz 112 konutumuzu teslim etmeye başladık. Hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun. Biz söz verdik mi o sözü tutarız. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren, Şile’miz için muazzam yatırımlarımızı hemen başlatacağız. Ne yapacağız? Şile’mizde başıboş hayvan sorununu çözeceğiz. Hayvan bakım ve tedavi merkezi kuracağız. Şile’mizde üretimi, üreticilerimizi, çiftçilerimizi sonuna kadar destekleyeceğiz. Tematik köyler yapacağız. Şile’mizde çalışan annelerimizin gözü, evlatları için arkada kalmasın diye kreşler yapacağız. Şile’mizin gençleri kendi işlerini kursunlar diye onlara paylaşımlı ofisler yapacağız; dev bir kültür ve sanat merkezi kazandıracağız. Eşsiz kumsalıyla, deniziyle, ormanlarıyla İstanbul’umuzun oksijen deposu olan Şile’mize yaraşır sahil düzenlemeleri yapacağız. İlçemize kazandıracağımız katı atık yakma tesisiyle; doğayla iç içe olan bu muhteşem ilçemizin havasını, suyunu, toprağını koruyacağız. Daha güzel bir Şile için, çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız. Ben sözlerimi verdim. Şimdi, sizlerden, Şileli hemşehrilerimden söz istiyorum. 31 Mart’ta hep birlikte Yeniden İstanbul diyecek miyiz? 31 Mart’ta hep birlikte Sadece İstanbul diyecek miyiz?” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Şile mitinginde yaptığı konuşmada, İstanbulluların mevcut İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini beklediğini ancak bunun yerine getirilmediğini söyledi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kadınlara hakaret ettiğini belirten Kurum, “Ekrem efendiye, ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor’ dediler. Aynen şunu söyledi, ‘Ev kadınları daha çok oy veriyor, kadınlar statüsünde demeyelim.’ dedi. Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu nezaketsizlik, böylesine önemli bir makama hiçbir şekilde yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili biz reddediyoruz.” diye konuştu.
“Her şey değişir ama CHP zihniyeti değişmez.” diyen Kurum, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri, başörtülü üzerinden açık-kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Hanımlarımızı kadın statüsünde değilmiş gibi değerlendirmeye çalışıyorlar. Senin ev kadınlarıyla alakalı ayırdığın, ayrıştırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oyundan, başka vatandaşlarımızın oyundan daha az mı değerli ya?” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ayrımcılık yarışı yaptığını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Bir gün biriniz bedelli askerlik yapanları ayrıştırıyorsunuz. Orada bedelli askerlik yapanların vatan sevgisini sorguluyorsunuz. Diğer gün biriniz ‘ev hanımı’ ve ‘diğer hanımlar’ diye ayrıştırarak milletimizi bölmeye çalışıyorsunuz. Bunların işi iş, eser yapmak değil. Bir gün de hayırda, hizmet üretmekte, bu millete faydalı bir iş yapmakta yarışın. Yarışamazlar. Yıllardır aynı tas aynı hamam. Sen belki bıkmamış olabilirsin ama bu millet senden bıktı, usandı. 31 Mart’ta İstanbul, Şile artık senden temelli olarak kurtulacak. Şile seni süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, az kaldı. 31 Mart milletin hesap sorma günü. Sana 31 Mart’ta Şile, İstanbul bu kibirli dilinin hesabı soracak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak, sana en büyük dersi kadınlarımız verecek.”
“Bu adamlar olsa olsa siyasetin karikatürü olurlar”
Ekrem İmamoğlu’nun “Ben metro fatihiyim” dediğini de anımsatan Kurum, mevcut İBB yönetiminin 5 yılda sadece 8 kilometre metro yaptığına dikkati çekti.
Dün Sultanbeyli’de düzenlenen mitingde Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattını hızlıca kendilerinin yapacaklarını söylediğini hatırlatan Kurum, “Bir anda, hepsi birden tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya bu hattı biz açacağız.’ diyorlar. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini orada düşürecekler. Bu adamlar olsa olsa siyasetin konusu değil, karikatürü olurlar. Bunların yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, mitingin ardından alanın yanında bulunan MHP seçim ofisinin açılışını yaptı.
]]>Üsküdar sahilde bir restoranda düzenlenen programda mahalle muhtarları ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelen Kavuncu, partisinin 2019’da bir ittifak yaptığını, bu ittifakın İstanbul’da başarılı olduğunu ancak genel seçimlerde arzu edilen neticenin alınamadığını söyledi.
Kavuncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeyi kötüye götürdüğünü ileri sürerek, “Meral Akşener’i de cumhurbaşkanı getirseniz veya herhangi birisini de buraya cumhurbaşkanı yapsanız bu sistem bu ülkeyi kötüye götürür.” dedi.
Parlamenter sistemin güçlendirilerek revize edilmesinin ülke için daha hayırlı olduğunu düşündüklerini ve ittifak yaptıklarını anlatan Kavuncu, “Bu ittifakta başarısız olduk. 2019 yılındaki yerel seçim birlikteliğimizin sebebi genel seçimleri almaktı.” diye konuştu.
Kavuncu, genel seçimlerin ardından İYİ Parti olarak hiçbir ittifak içerisinde yer almadan yola devam etmeyi kararlaştırdıklarını hatırlatarak, bu kararlarının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir ziyarette bulunduğunu, iş birliğinin devam etmesi yönünde talebi olduğunu anlattı.
Özel’in teklifinin Genel İdare Kurulu’nda tartışıldığını söyleyen Kavuncu, neticesinde yola hür ve müstakil devam etme kararının çıktığını vurguladı.
İYİ Parti’nin hiçbir siyasi partinin başarısı, devamlılığı ya da muvaffakiyeti için kurulmadığını, kimsenin siyasi geleceği için gidişatını belirlemediğini aktaran Kavuncu, “İstanbul’daki belediye başkanının siyasi hayatı ya da Ankara’daki belediye başkanı için bir karar almayız biz. Bizim kendi tüzüğümüz, kendi programımız var. Bu tüzük ve program doğrultusunda ittifak yapmayı uygun bulduğumuz dönemde yaptık. Bitirilmesi gerektiği dönemde uzun tartışmalar sonucunda öncelikle ülkemiz için, sonra partimiz için hayırlı olanın bu olduğuna inandık.” değerlendirmesinde bulundu.
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var, o da Buğra Kavuncu”
Buğra Kavuncu, zaman zaman “İYİ Parti seçmeninin, üyelerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecek.” şeklinde iddialar duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var arkadaşlar, o da Buğra Kavuncu. İYİ Parti seçmeni hiçbir yere gitmez bir. İki, İYİ Parti seçmeninin hafızası güçlüdür. İYİ Parti seçmeni zamanında sorduğu sorulara aldığı cevapları unutmaz. Bakın biz 14 Mayıs öncesi ‘Türkiye elden gider, seçimi kaybederiz, Cumhuriyet’in 100. yılında biz bu fırsatı değerlendirelim. Anketlerde ve kamuoyunda kazanma ihtimali en yüksek olan iki adayı değerlendirelim.’ dedik ve bir çağrı yaptık. İYİ Parti seçmeni daha ne yapabilir, İYİ Parti seçmeni size daha ne verebilir? İYİ Parti seçmeni size dedi ki ‘gelin cumhurbaşkanı adayı olun.’ Ne yaptınız? ‘Uygun kişi Kemal Kılıçdaroğlu’ dediniz ve elinizin tersiyle ittiniz. Şimdi bir ‘İstanbul İttifakı’ndan bahsediyorsunuz. İYİ Parti seçmeni zamanında size verebileceği, size önerebileceği, o da bu iki kişisinin şahsında değil, Türkiye için, kazanma ihtimali en yüksek iki kişiden birisi olduğu için bunu önerdi ama aldığı cevap da çok netti. Bugün İYİ Parti seçmeni unutmaz, hele İstanbul’da hiç unutmaz. Siz bırakın İYİ Parti seçmenini, siz Cumhuriyet Halk Partisi seçmenini ikna etmek için biraz çaba gösterin. Zira Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Bana sahada soruyorlar. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin, seçmene bunu anlatın, bizimle uğraşmayı bırakın.”
“25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır”
31 Mart’taki seçimlerin çok kritik olduğunu ifade eden Kavuncu, şunları kaydetti:
“Türkiye, seçmenimiz diyecek ki ‘Artık biz sizin bu kavganızdan bıktık.’ Eğer yine bu yapı arasına biz bu ülkeyi sıkıştırırsak bakın 5 yıl sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Artık tek parti rejimine gider bu ülke. Çünkü 25 yıldır ana muhalefet muvaffak olamıyor. Yani 25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır. ya o iktidar çok iyi çalışıyordur, her şeyi çok iyi yapıyordur ya da muhalefette ciddi bir problem vardır. Biz problemin muhalefette olduğuna inanıyoruz. Eğer bu seçimde de yine Türkiye bu iki yapı arasında sıkışırsa bundan 5 yıl sonra gerçekten ayakta kalan bir muhalefet göremeyiz.”
İstanbul’da sorunları 28 başlıkta topladıklarının altını çizen Kavuncu, ilk dört başlığın barınma, ulaşım, ekonomik problemler ve düzensiz göç olduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, İYİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Hasan Ofluoğlu, İYİ Parti Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven de programda konuşma yaptı.
Kavuncu ve beraberindeki heyet, daha sonra Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Üsküdar Şubesini ziyaret etti.
Esnafın ve emeklilerin sorunlarını dinleyen Kavuncu, il dışında olan TÜED Şube Başkanı Fatma Önerge ile telefonda görüştü. Emeklilerin demokratik haklarını gerekli izinleri alarak meydanlarda araması gerektiğini belirten Kavuncu, bu konuda emeklilerin yanında olacaklarını iletti. Kavuncu, Üsküdar nüfusunun yüzde 30’unun 65 yaş ve üstü yaş grubundan oluştuğunu ifade etti.
İlçedeki temasları kapsamında Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek dua eden Kavuncu, burada esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla sohbet etti.
Üsküdar Belediyesine ait İkinci Bahar Emekliler Kahvesi’ni de ziyaret eden Kavuncu, ardından Güneydoğu Dernekler Birliğinde masaya oturarak vatandaşlarla “101 Okey” oynadı.
Kavuncu, Üsküdar’da bir spor kulübüne de ziyaret gerçekleştirdi.
]]>BEYSEM’de düzenlenen programda kadınlar ile bir araya gelen Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beykoz için yapacağı projeleri anlattı. Düzenlenen programa Beykoz Belediye Belediye Başkanı Murat Aydın, İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve ilçede ikamet eden çok sayıda kadın katıldı. Protokol konuşmaları ile başlayan program ikramların ardından son buldu.
“Bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın”
“İstanbul’un neresine gitsek kadınlarımızın güzel eserlerini görüyoruz” diyen Kurum, “İstanbul’un tarihinde ne zamana bakarsanız bakın bu şehrin kadınlar şehri olduğunu görürsünüz. Sizler ailelerimizin evlerimizin yapıtaşlarısınız. Toplumumuzda her alanda ne kadar önemli rol aldığınızı biliyoruz. Peki Cumhuriyet Halk Partili mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dediğini duydunuz mu? Ev kadınlarının kadın statüsünde değerlendirmeyelim diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor. Bu belediye başkanın kibri aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir söz bulamıyorum. Eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları gereken cevabı verecektir. Seni yetiştiren de bir ev kadını öyle boyundan büyük laflar etme. Sen bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın. Eğer bu ülke bugün bu duruma gelebilmişse kadınlarımız sayesinde olmuştur. Bu eli öpülesi annelerimiz sayesinde olmuştur” dedi.
“Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı İstanbul’un her ilçesine getireceğiz”
“Kadınlarımız da annelerimizle hep birlikte yol yürüyeceğiz” diyen Kurum, “31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler. Onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek. Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı her ilçesine her mahallesine biz getireceğiz. İlk işini kuran Kadın girişimcimize 100 bin TL sermaye desteği sunarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum kardeşin yanında diyeceğiz. İhtiyaç sahipleri bütün büyüklerimizin İstanbul kartlarına 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. İstanbul’da çalışan bir kadınımızın yılda 288 saatte trafikte heba oluyor ömrümüzden üç yıl gidiyor. Trafik süresini yeni metrolarla, tüneller, otopark sistemleriyle ve daha bir çok ulaşım hamle ile süratle gerçekleştireceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız. Benim Beykozlu kardeşim buradan Harem’e gitmek istediğinde yapacağımız tünel ile birlikte 9 dakikada Harem’e ulaşacak. Bunların ulaşımı çözmek gibi bir dertleri yok. Bu noktada verdiği sözleri tutmuyorlar” dedi.
“Şu an İSKİ elektrik parasını ödeyemez hale geldi”
İSKİ’nin borç batağı içinde olduğunu ifade eden Kurum, “Yarı zamanlı belediye başkanı ne diyor biliyor musunuz? İSKİ tam bir rezalet diyor. Evet İSKİ’yi siz bu hale getirdiniz. Siz İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceğiniz için harcadığınız. Şu an İSKİ elektrik parasını halledemez hale geldi. 5 yılda İstanbul’a bir damla içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul susuz kalırsa sorumlusu bunlar çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı Beykoz’un sorunlarını giderecek adımlar atmadı. Bunlar kendi gelecekleri için İstanbul’un kaynaklarını heba etti. İsrafı bitirdik diye tabelalara 175 milyon lira para harcadılar. Beykoz’umuzun uç mahallelerine belediye otobüsü gelmiyor veya saatler sonra geliyor. Sen Beykoz’un kaynaklarını kendi geleceğin için harcadığın için gelmiyor. Sen o kaynakları israf ettiğin için gelmiyor. Biz inşallah 1 Nisan’dan itibaren Beykoz’umuzun özlediği hizmeti getireceğiz. Beykozlu kardeşlerimiz bir yerden bir yere gitmek için saatlerce beklemeyecek. Çavuşbaşı Kavacık yolunun yetmediğini biliyorum. Mevcut CHP’li İBB yönetimi her konuda olduğu gibi bu konuda da tek bir adım atmadı. Hiç merak etmeyin bu yolumuzda genişletip sizin hizmetinize sunacağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Kurum, Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Beykoz Sanat ve Eğitim Merkezi (BEYSEM) Buluşması’ndaki konuşmasında, kadınlar ve gençler için “Yeniden İstanbul” hedefiyle yollarda olduklarını söyledi.
İstanbul’un, kadınların ve gençlerin başrolü oynadığı bir şehir olacağını dile getiren Kurum, “Sizin iş gücüne katılımınızı çok önemsiyoruz. Bunun için de ihtiyaç duyduğunuz eğitimlere, istihdam fırsatlarına dair yaşadığınız eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız. Onların kapattığı o İSMEK’imizi İstanbul’un 39 ilçesine, her mahallesine biz getireceğiz.” diye konuştu.
Kurum, kadınların hangi sektörde iş yapmak isterlerse yanlarında olacaklarını vurgulayarak, “İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, ‘Büyükşehir yanında’ diyeceğiz. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere, ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 lira destek ödemesi yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim”
Kadınların toplumun gelişmesinde, iş hayatında, eğitimde, sanatta, evde ne kadar önemli rol aldığını bildiklerini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Peki kıymetli hanımefendiler, bu CHP’li mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dedi, gördünüz mü? ‘Ev kadınlarını kadınlar statüsünde değerlendirmeyelim. Ev kadınları, kadınlar statüsünde olmasın.’ diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor, ayrıştırıyor, küçümsüyor. İşte bu yarı zamanlı, kibirli belediye başkanının kibri, aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir şey bulamıyorum. Ailemizin temeli, çocuklarımızı yetiştiren eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez, hak bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları sandıkta gereken cevabı verecek. Seni yetiştiren de bir ev kadınıdır. Sen bizim annelerimize, ev kadınlarımıza dil uzatamazsın, onları küçümseyemezsin. Onlar ailelerinin çatısı, direği oldular, yeri geldi annelik, babalık yaptılar. Eğer bu ülke bugün bu durumdaysa kadınlarımız sayesinde oldu. Biz her zaman kadınlarımızla birlikte yol yürüdük. Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim. Her zaman onların fikrine, görüşüne değer vereceğimizi söyledim. Bundan rahatsızlar. Dedim ki, ‘Bu bir kadın hareketi’ olacak. Bundan rahatsızlar, çünkü 31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler, onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek.”
“Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bugün “İSKİ tam bir rezalet.” dediğini, İSKİ’yi bu hale getirenlerin mevcut İBB yönetimi olduğunu dile getirdi.
İBB Başkanının, İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceği için harcadığını söyleyen Kurum, “Şu an İSKİ, elektrik parasını ödeyemez hale geldi. Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor. İstanbul’a şu 5 yılda bir damla yeni içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul eğer bundan sonraki süreçte susuz kalırsa sorumlusu bunlar. Çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı ne de bu konuda Beykoz’un ihtiyaçlarını giderecek adımları atmadılar. Bunların anlayışı bu.” değerlendirmesinde bulundu.
Beykoz’un 3 mahallesine İETT otobüslerinin ya gelmediğini ya da saatler sonra geldiğini vurgulayan Kurum, 1 Nisan’dan itibaren hizmeti Beykozlulara getireceklerini söyledi.
Kurum, 0-6 yaş arası çocukların sadece anneleriyle değil babalarıyla da ücretsiz seyahat edebileceğini, ilköğretim çağındaki çocukların, toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanacağını kaydetti.
İstanbul’un mevcut İBB yönetiminde çok zaman kaybettiğini dile getiren Kurum, İstanbul’un 5 yılının ziya ve heba edildiğini sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>Kurum, Ülke TV’de katıldığı canlı yayında, Çanakkale’de meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki depremi yaşayan tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olunduğunu vurgulayan Kurum, “Biz istiyoruz ki İstanbul’daki riskli bina stokunu bir an önce bitirelim. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu farkındalığıyla daha önce başardığımız gibi İstanbul’u da deprem konusunda hazırlıklı hale getireceğiz. İstanbul, deprem konusunda sempozyum yapmaktan ileri gidemeyen anlayışa teslim olmayacak.” ifadelerini kullandı.
Kurum, depreme ilişkin tedbirler alınarak yaşanması gerektiğini dile getirerek, “Deprem bugün terörle mücadele kadar önemli bir konudur. Biz de projelerimizi, hayallerimizi ortaya koyduğumuzda en önemli gündem maddemiz deprem.” şeklinde konuştu.
“Vatandaşınız için dertli olursanız her şey yapılır”
Kurum, muhalefetin, İstanbul’un deprem gerçeğiyle ilgili son 5 yılda hiçbir proje ortaya koyamadığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“650 bin konut İstanbul’da dönüştürülmemeli.’ diye düşünen bir belediye başkanı şu anda var. Kentsel dönüşümün mahalle mahalle yapılması gerektiğini biz söylerken, bugünkü liyakatsiz belediye başkanı hiçbir şey yapmadı. Bu anlayış, ‘İstanbul’da deprem olsun ve insanlar bu riskli binalarda yaşasın.’ demektir. Biz, nüfusu arttırmadan yerinde konutları dönüştürelim diyoruz. Yapmak isteyeni de eleştiriyorlar, ‘Kaynak bulamazsınız.’ diyorlar. Biz kaynak bulduk, asrın felaketinde 3 ayda 89 bin konutun inşası başladı. İstenirse yapılır, siz vatandaşınız için dertli olursanız her şey yapılır. “
“TOKİ ile kaynak ürettik”
Kurum, kaynakları en iyi şekilde kullandıklarının ve TOKİ ile kaynak ürettiklerinin altını çizerek, “İstanbul’a 5 yılda 1 litre su gelmemiş. Sonra da bizim projeleri karalamak diz boyu. Eğer İstanbul’da Marmaray, Avrasya Tüneli, 3. köprümüz, Kuzey Marmara Otoyolu yapılamasaydı neler olurdu?” dedi.
Murat Kurum, 100 bin sosyal konut için 16 Nisan’da başvuruları alacaklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:
“KİPTAŞ eliyle yarısı bizden 300 bin konut yapacağız. Biz 250 bin konutu dönüştüreceğiz. İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a harcayacağız. Biz İstanbul’da 100 bin konutu neden yapacağız. Memurların İstanbul’dan beklentileri var. Bu konutlar kentsel dönüşüm yapılan binalardaki insanlarımıza düşük kiralı olarak verilecek. Sayın Cumhurbaşkanımızdan, ilgili bakanlarımızdan destek alacağım. İstanbul için ne gerekiyorsa yapacağım.”
“Raylı sistemi 5 yılda 2 katına çıkaracağız”
İstanbul’un en önemli sorunlarının başında ulaşım, deprem ve konut fiyatlarının geldiğini belirten Kurum, “İstanbul’daki trafik artık çile olmuş. Yılda 18 milyon turistin geldiği, araç sayısının her gün arttığı İstanbul’a yatırım yapmak zorundasınız. Birileriyle kirli pazarlıklarla bunu yapamazsınız. İstanbullular neden bu çileyi çekiyor? Metrobüs kuyruğunu görsem ve belediye başkanı olsam utanırım, sokağa çıkamam. Raylı sistemi 5 yılda 2 katına çıkaracağız. 340 kilometreden 650 kilometreye çıkaracağız. Her ilçeye metro gidecek bir sistem yapacağız. İstanbul’un 2 yakasına 2 büyük tünel yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut İBB yönetiminin yeni bir tane bile tünel yapmadığını kaydeden Kurum, “122 kilometrelik tünelle alternatif bir yol oluşturuyoruz. Yerin altından hızlı bir şekilde gidilecek yol olacak. Bunların bittiğini hayal edin, Kilyos’tan çıkan bir vatandaşımız kesintisiz Büyükçekmece’ye kadar gidecek.” dedi.
“250 bin araçlık yeni otoparkı hayata geçireceğiz”
Kurum, vatandaşın evinin önüne ücret ödemeden aracını park edeceğini vurgulayarak, 250 bin araçlık yeni otoparkı hayata geçireceklerini söyledi.
Üstü yeşil alan, altı otopark olan projeyi gerçekleştireceklerini belirten Kurum, okullara otopark yapacaklarını ve okula gelen öğretmen ile velilerin araçlarını buralara park edebileceklerini kaydetti.
Kurum, tek sistemden taksiyi yöneteceklerine dikkati çekerek, “Şu anda birçok uygulama var, biz bunu tek çatı altında toplayacağız. Oldu ya taksiden istediğiniz verimi alamadınız, ödül ve ceza uygulaması getireceğiz. Gerekirse men edeceğiz. Bir yandan taksicilerimize eğitim vereceğiz. Taksicilerin de güvenliğini düşüneceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Sen önce kirli ittifaklarının hesabını ver”
CHP ile DEM Parti arasındaki ittifakın kimlerle nasıl olduğunu milletin bildiğini kaydeden Kurum, “Aynı geçmişte olduğu gibi bakanlıkları paylaşmışlardı. Cumhur İttifakı’nda böyle bir şey gördü mü bu millet? Devlet Bey, ‘Sizin de bu noktada bir talebiniz var mı?’ diye sorulduğunda, ‘Bu millet sizi seçti, sizin yönetmeniz ve bizim uymamız gerekir.’ diye yanıt verdi.” şeklinde konuştu
Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, “Tek millet, tek devlet” söylemiyle ilgili yaklaşımına değinerek, şunları kaydetti:
“Sen git önce kendini özgürleştir, sen ne demek istiyorsun? Sen önce kirli ittifaklarının hesabını ver. Böyle bir aşağılık bakış açısı olamaz. Sen git o büyükelçilerle yaptığın kirli anlaşmaları açıkla. Gelip bize akıl verme. Kendi menfaatin için her türlü kirli ilişkiye giriyorsun sonra bizim ‘tek millet, tek devlet’ dememizden mi rahatsız oluyorsun. Özgür Özel, bedelli askerlik yapan vatandaşlarımızı hedef aldı, kendi belediye başkan adayları bedelli askerlik yapmış kişiler. “
Murat Kurum, seçim yarışında geriden başladıklarını ancak şu an 1,5-2 puan öne geçtiklerini belirterek, tüm İstanbulluların oyunu alarak büyük bir zafer kazanacaklarını söyledi.
]]>




