İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. İki lider, yaklaşık 40 dakika süren görüşmelerinin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Görüşme sonrası ilk açıklamayı yapan Dervişoğlu, “Sayın Erbakan ile bu görüşmeyi daha önceden planlamıştık. Bazı aksaklıklar söz konusu olduğu için bugüne kaldı. Kendileri hayırlı olsun ziyaretinde bulunmak için bizleri şereflendirdiler. Kendilerine ve ekibine teşekkür ediyorum. Türkiye’nin yakın zaman içindeki bütün sorunlarını, Türkiye’deki adaletsizliği, ekonomiyi, emeklinin çektiği çileyi, geleceğe dair vizyonunu tüm konuları ele aldık. Dış politikadaki açmazlıkları, yanlış politikaları konuştuk. Rahmetli Erbakan hocamızı da andık. Türk siyasetine sağladığı yüksek katkıları konuştuk” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gündemiyle ilgili meselelerde fikir alışverişinde ve değerlendirme bulunduklarını dile getiren Erbakan ise, “Biz Yeniden Refah Partisi olarak her zaman söylediğimiz gibi doğruya doğru yanlışa yanlış politikasını sürdürme noktasındayız. Tabii bu vesileyle İsmail Haniye’nin vefatı dolayısıyla duyduğumuz üzüntüyü de ifade etmek istiyorum. Tüm Filistin halkına ve bütün İslam alemine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Dün oğlu ile telefonda görüşerek taziyelerinizi kendisine ilettik. Bugün de inşallah akşam saatlerinde yarın Doha’da kılınacak cenaze namazına iştirak etmek üzere heyetimizle birlikte Katar’a hareket edeceğiz. Bu vahşi saldırıyı Yeniden Refah Partisi olarak lanetliyoruz” dedi.
“Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü Kürecik üssü İsrail’e haber verir”
Milli Görüş olarak 55 yıldır Amerika’dan Türkiye’ye dost olamayacağını söylediklerini vurgulayan Erbakan, “Tabii yine Amerikan Kongresi’nde katil bir soykırımcının alkışlanmasını insanlık adına utanç verici bir olay olduğunu ifade etmek istiyorum. ‘Amerikan yönetimi, Amerika kurulduğu günden itibaren Siyonizmin emrindedir’ sözümüzde, ne kadar haklı olduğumuz ve ‘bizim stratejik ortağımız olamaz’ tezimizde ne kadar haklı olduğumuz bu sahneyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandan beri ifade ettiğimiz Kürecik Radar Üssü’nün kapatılmasıyla ilgili gerekli girişimlerin iktidar tarafından yapılmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bir gece ansızın Gazze’ye de gireriz, İsrail’e de gireriz dedi. Ancak kendisine şunu hatırlatmak istiyoruz ki Yeniden Refah Partisi olarak; bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü her şeyden önce bizim kendi topraklarımızdaki Kürecik radar üssü bizim gireceğimizi İsrail’e önceden haber verir. Bu nedenle NATO üyeleri olan İngiltere ve Fransa, Amerika aracılığıyla NATO üssü olan Kürecik üssünden alınan bilgileri İsrail ile paylaşması dolayısıyla kendi topraklarımızda İsrail’in füze kalkanlarını destek vermiş oluyoruz. Kürecik Radar Üssü kapatılmasını söylüyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir”
Bugün Türkiye’de açlık sınırının 20 bin 700 liraya geldiğini hatırlatan Erbakan, “Yoksulluk sınırı 62 bin lirayı aşmıştır. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında gelire sahip. Emekliler ve asgari ücretliler açlık sınırının altında. ve milyonlarca insan da yoksulluk sınırının altında Türkiye’de evine ayda 62 bin liranın üzerinde gelir giren kaç hane var? Türkiye’nin yüzde 15’i. Çünkü bunun dışındaki yüzde 85 bugün yoksul. En son yapılan ciddi araştırmalarda da AK Parti seçmeninin dahi yüzde 65’i ekonominin kötü yönetildiğine inandığını ortaya koydu. MHP seçmeninin yüzde 67’sinin ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Türkiye’de halkın yüzde 86’sı ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Yani açlık sınırının altında ve yoksulluk sınırının altındaki kesim olan yüzde 85’lik kesim açık bir şekilde haklı olarak, doğal olarak ekonomi iyi yönetilmiyor diyor. Tabii neden böyle oluyor? İmkanlar, her zaman söylediğimiz gibi kamudaki israfa bir avuç imtiyazlı holdinge ve faiz ödemelerine gidiyor. 1.4 trilyon liralık bir imkan, kur korumalı mevduat sahiplerine gitti. Bu sene 1.25 trilyon lira faize gidecek. 163 milyar lira garanti ödemesiyle imtiyazlı holdinglere para aktarılacak. ve yine bu senenin bütçesinden 1.65 trilyon lira kurumlar vergisi ve gelir vergisi muafiyeti yapıldı. Bu da büyük ölçüde bir elin parmakları kadar imtiyazlı holdingin vergi muafiyetlerine sağlanmış olacak. Böyle olunca bu trilyonlar, imtiyazlı holdinglere, korumalı mevduata, israfa ve faize gittiği için de dar gelirliye, emekli çiftçiye, işçiye imkan kalmıyor. Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Belediyeler SGK borçlarını ödesin” şeklindeki sözüne ilişkin Erbakan, “Tabii son olarak ifade etmek istediğim iktidarın yerel yönetimlerdeki seçimlerde görmüş olduğu büyük hezimet sonrasında Türkiye genelinde yüzde 70’lik kısımda yerel yönetimleri, yerel iktidarı kaybetmesi sonrasında birden aklına belediyelerin SGK borçları geldi. Yirmi senedir AK Partili belediyelerin yapmış olduğu bu borçlar tahsil edilmezken şimdi belediyeler el değiştirip muhalefet partilerine geçince bu borçların tahsil edilmesi akla geldi. Bu aslında hem muhalefet partilerine, hem de bu belediye seçimlerinde bu partilere oy veren seçmeni cezalandırma manasına taşıyor. Çifte standartçı bir yaklaşım ve bu yaklaşımı kabul etmediğimizi kınadığımızı ifade etmek istiyorum” dedi. – ANKARA
]]>Nikaragualı Büyükelçisi Argüello Gomez, İsrail’in Gazze’deki soykırımına siyasi, mali ve askeri destek vermekle suçladığı Almanya aleyhinde UAD’de açtıkları davanın tedbir duruşmalarının ardından AA muhabirine, davayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Argüello Gomez, dava ile amaçlarının İsrail’e silah gönderen üçüncü ülkelerin soykırım ve diğer suçlara destek olmama yükümlülüklerini hatırlatmak olduğunu, İsrail’e giden bütün askeri yardımların kesilmesini amaçladıklarını kaydetti.
İsrail’e giden askeri yardımların kesilmesi
Almanya’nın yüzlerce otorite ve kurum tarafından, Filistin’deki, hem soykırım hem de diğer savaş suçlarına ilişkin bilgilendirildiğini aktaran Argüello Gomez, “Amaçlarımızdan biri uluslararası topluma, tüm ülkelerin soykırım önleme yükümlülüğü olduğunu hatırlatmak.” dedi.
Argüello Gomez, Gazze’deki soykırımın önlenmesi yükümlülüğünün üçüncü ülkeler için de geçerli olduğunu belirterek, davanın Almanya aleyhine açılmasına karşın, amaçlarının İsrail’e giden tüm askeri yardımların kesilmesi noktasında ülkelere bir hatırlatmada bulunmak olduğunu ifade etti.
Gazze’de soykırım işlendiği kanaatinde olduklarını dile getiren Argüello Gomez, “Almanya, Soykırım Sözleşmesi kapsamında Filistin’de gerçekleştirilenleri önleme yükümlülüğüne sahip. Sözleşme sadece soykırıma karışanların cezalandırılması yükümlülüğüyle kalmıyor, aynı zamanda soykırımı önleme yükümlülüğü de getiriyor.” diye konuştu.
“Almanlar bu ticareti inkar etmiyor”
UAD’nin, iki devlet arasındaki uluslararası bir yükümlülük hakkında üçüncü devletleri de sorumlu tuttuğu kararlarının bulunduğuna işaret eden Argüello Gomez, “Almanya’nın savunmasında İsrail’e olan ticareti azalttığını ifade etse de biz Almanya’nın sözlerine değil ne yaptığına bakıyoruz.” ifadesini kullandı.
Argüello Gomez, “Almanya öncelikle burada İsrail ile silah ticaretini azalttığını göstermeye çalışıyor. Almanlar bu ticareti inkar etmiyor, inkar edemezler de.” dedi.
Davanın geçici tedbir aşamasında olduğunu ve bu aşamada Almanya ile İsrail arasındaki silah ticaretinin kuvvetli delillerle ve kesin şekilde ispatlanmasının gerekmediğini anlatan Argüello Gomez, geçici tedbire hükmedilebilmesi için silah ticaretinin İsrail’in işlediği suçlara katkı sağladığının “muhtemel olduğunu” ispatlamanın yeterli olduğunu aktardı.
Almanya, İsrail’e en çok silah veren ikinci ülke
Almanya ile İsrail arasında Kasım 2023’teki tek bir anlaşma ile 3,6 milyar dolarlık silah ticareti yapıldığını belirten Argüello Gomez, “Bu bilgiler kamuya açık değil. Biz bu bilgilerin ucundan yakalayarak, uğraşlar sonucu elde etmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
Argüello Gomez, İsrail’in silah tedarik hacmi bakımından dünyadaki sayılı ülkelerinden biri olduğunu ve Almanya’nın, İsrail’e en çok silah veren ikinci ülke konumunda bulunduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“İsrail küçük bir ülke olmasına rağmen askeri bütçesi komşularınınkinden çok daha fazla. İsrail’in askeri bütçesi kendisinden 20 kat büyük nüfusa ve 50 kat büyük toprağa sahip Mısır’dan daha fazla. Yine kendisinden 10 kat büyük nüfusa ve 50 kat büyük toprağa sahip İran’dan daha fazla. Burada sadece birkaç milyonluk ticareti konuşmuyoruz, çok büyük bir askeri bütçeden bahsediyoruz ve Almanya bunun en büyük ikinci tedarikçisi.”
Nikaragua’nın, Almanya aleyhine istediği tedbirler
Nikaragua’nın Uluslararası Adalet Divanında İsrail’in Gazze’deki soykırımına destek olmakla suçladığı Almanya aleyhine açtığı davada talep ettiği 5 ihtiyati tedbir şöyle:
“- Almanya, Soykırım Sözleşmesi, uluslararası insancıl hukuk veya Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı gibi genel uluslararası hukukun diğer emredici normlarının ihlalinde ve Filistinlilerin apartheid rejimine tabi olmasında kullanılabilecek, özellikle de askeri teçhizat dahil olmak üzere İsrail’e yaptığı askeri yardımları derhal askıya almalıdır;
Almanya, İsrail’e teslim edilmiş olan silahların soykırım işlemek için kullanılmaması, soykırım eylemlerine katkıda bulunmaması veya uluslararası insancıl hukuku ihlal edecek şekilde kullanılmaması için derhal her türlü çabayı göstermelidir;
Almanya, insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek için mümkün olan her şeyi derhal yapmalıdır;
Almanya, soykırım, soykırım eylemlerini ve Filistin halkının insani haklarının ihlalini önleme yükümlülüklerine uymanın bir parçası olarak Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) finansmanını askıya alma kararını geri almalıdır; bu karar, insani yardımın Filistin halkına, özellikle de Gazze’ye ulaşmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapma yükümlülüğünü de içerir;
Almanya, uluslararası hukuktaki suçların ihlallerinde kullanılabilecek askeri teçhizatın İsrail’e tedariki de dahil olmak üzere desteğini keserek ve bu kuruluşun faaliyetlerini dayandırdığı UNRWA’ya desteğini sürdürerek uluslararası hukukun emredici nitelikteki kurallarının ağır ihlallerinin sona erdirilmesi için işbirliği yapmalıdır.”
]]>Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere İsrail’le 54 üründe ihracata kısıtlama getirildiğini duyurmuş ve kısıtlama kararının, Gazze’de ateşkes ilan edilene kadar devam edeceğini ifade etmişti. Ticari ilişkiler kısıtlandı ancak İsrail, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 13’ncü ülke konumunda yer alıyor. Türkiye’nin sektörlere göre İsrail’e yaptığı ihracatta ise ilk sırada çelik gelirken onu, kimyevi maddeler, otomotiv endüstrisi, elektrik- elektronik ve konfeksiyon ürünleri takip ediyor. İsrail finans gazetesi Globes’te yer alan yazıda, bu kısıtlama kararını nasıl delinebileceğine yönelik alternatif seçenekler kaleme alındı.

İSRAİL’E KISITLAMA SONRASI DOLAYLI İTHALAT
Yazıda, “Konuya yakın kaynaklar, Globes’un İsrailli ithalatçıların Türk mallarını Slovenya limanları üzerinden getirmeyi düşündüğünü söyledi. İsrailli ithalatçılar, Türkiye’nin İsrail’e 54 ürünün ihracatını yasaklama kararını öğrendikten sonra Türk mallarının dolaylı ithalat yollarını incelemeye Salı günü başladılar.” ifadeleri kullanıldı.
ÜRÜNLERİ FARKLI ÜLKE LİMANLARI ÜZERİNDEN ALMA SEÇENEĞİ
Yazıda, kısıtlama kararını delmek isteyen İsraillilerin bulduğu yollardan birisinin farklı ülkelerin liman seçeneği olduğunun altı çizildi. Slovenya’nın Koper veya Ljubljana limanlarına ve oradan da İsrail’e teslimatın yapılmasını düşünen ithalatçılar, taşıma senedi üzerinde İsrail’de bir teslimat limanı listelenmesi halinde sevkiyatın bloke edileceği endişesini taşıyor ancak ülkeler arasında para transferine ilişkin hâlâ herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.
Slovenya Koper Limanı“ÖDEMENİN NEREDEN GELDİĞİNİ KONTROL EDEMİYORLAR”
Habere göre, Türkiye’den ithal edilen ürünlerin evraklarda İsrail yerine başka bir ülkenin limanı olarak gösterilmesi yeterli. “Eğer evraklarda Slovenya’nın Koper Limanı olarak görünüyorsa, dünyanın en zorlu gümrüklerinden biri olarak kabul edilen Türk gümrükleri bile pratikte nihai varış yerini tam olarak araştıramayacaktır. İsrail’e ihracatı yasaklanan ancak dünyanın birçok ülkesine rutin olarak ihraç edilen 54 ürün arasında yer alan herhangi bir mal için ödemenin nereden geldiğini kontrol etme görevini üstlenemiyorlar.” denildi.
BAŞKA GEMİYE YÜKLENEREK İSRAİL’E GÖNDERMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR
Globes’te yer alan yazıda, “İsrailliler, daha yakın olan Kıbrıs’ın düşmanca ilişkileri nedeniyle Türkiye ile çalışmaması nedeniyle Sloven seçeneğini düşünüyor. Öte yandan Slovenya’nın Koper kentindeki gümrüklerle çalışmanın kolay olduğu düşünülüyor. Mallar Slovenya şehrine veya başka bir üçüncü ülkedeki herhangi bir limana varır varmaz, ister tam ister kısmi konteyner olsun, mallar rıhtım kenarında boşaltılabilir. Bu aşamada yerel gümrüğe malların girmeyeceği bildirilir. Ülkede taşıma senedi (konşimento) değiştirilir ve mallar başka bir gemiye yüklenir ve oradan nihai varış noktasına (İsrail) gönderilir.” ifadelerin kullanıldı

NAKLİYE MASRAFLARI 2 KATINDAN FAZLASINA ÇIKACAK
Bu prosedürün nakliye masraflarını iki katından daha fazlasına çıkarabileceği ve Türkiye’den İsrail’e doğrudan nakliye yalnızca birkaç gün sürerken, Slovenya üzerinden nakliyenin üç hafta süreceği ifade edildi. Ancak malı üretip doğrudan teslim edemeyen Türk tedarikçilerin olduğu durumlarda bunun makul bir çözüm olduğunun altı çizildi.
]]>TÜRKİYE’DEN İSRAİL’E İHRACAT KISITLAMASI
Türkiye, Gazze Şeridi’ne yeterli miktarda ve kesintisiz insani yardım akışına izin verilinceye kadar 54 ürün grubunda İsrail ile ticaretini kısıtlama kararı aldı. Kararın ardından Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’dan dikkat çeken bir açıklama geldi.
İhracat kısıtlamasının tek başına yeterli olmadığını belirten Erbakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi. Erbakan şunları söyledi: “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşanan soykırım karşısında ‘Uçak Benzini ve Jet Yakıtı’ başta olmak üzere, Türkiye’den İsrail’e sevk edilen 54 maddeye kısıtlama getirilmesi bugüne kadar çocuk katili Siyonist rejim ile yapılan ticaretin boyutunu, olayın vahametini açıkça gözler önüne sermiştir. Aziz milletimizin bu konudaki hassasiyetinde ne kadar haklı olduğu görülmüştür.
“SON DERECE GEÇ KALINMIŞ KARAR”
Özellikle de Gazze katliamlarında kullanılmış olması kuvvetle muhtemel olan ‘Uçak Benzini ve Jet Yakıtı’nın Türkiye’den gönderilmiş olması tam bir felakettir. Diğer taraftan bu karar 35 bin masum insan katledildikten sonra alınmış, son derece geç kalınmış bir karardır. Hükümetin sadece bu ilan edilen 54 madde ile yetinmeyip, diğer tüm ticari alanlarda da İsrail’e yönelik kısıtlama getirmesi, İsrail’i füze saldırılarına karşı korumak için kurulmuş olan Malatya Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması ve İncirlik Üssü üzerinden İsrail’e yönelik muhtemel silah ve mühimmat sevkiyatının da durdurulması konusunda önleyici tedbirleri acilen alması gereklidir.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan“İSRAİL’E TİCARETE İZİN VERİLMEMELİ”
Ayrıca İsrail’e Türkiye üzerinden sevkiyat yapması muhtemel diğer ülkelere karşı gerekli önlemleri alarak tüm hava sahamız, karayollarımız ve denizlerimiz üzerinden İsrail’le ticarete izin verilmemesi gerekmektedir. Türkiye öncülüğünde D-8 ülkeleriyle acil olağanüstü toplantı yapılarak İsrail’e yönelik kapsamlı önleyici tedbirlerin alınması da sağlanmalıdır.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN GÖREVLERİ BİR AN EVVEL İADE ETMELİ”
Bütün bunlarla birlikte, 2004 yılının haziran ayında ABD’nin Georgia eyaletinde yapılan G-8 zirvesinde ABD’nin, ‘Genişletilmiş Büyük Ortadoğu’ projesi kapsamında ortaya koyduğu ‘Demokrasi Yardım Diyaloğu’nun eş başkanlığı ve ‘Ilımlı İslam’ kavramının sözcülüğü görevlerini üstlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın bu görevlerini bir an evvel iade etmesi de milletimizin arzusudur.”

Türkiye’den İsrail’e ticareti kısıtlanan ürün grupları:
ERBAKAN, AK PARTİ’YE 3 ŞART SUNMUŞTU
Yeniden Refah Partisi yerel seçim sürecinde İstanbul adayını çekmek için AK Parti’ye 3 şart sunmuş, Genel Başkan Fatih Erbakan İsrail’le ticaretin sonlandırılması, Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması, emekli maaşının ise 20 bin TL’ye çıkarılması durumunda adayını geri çekeceğini söylemişti.
]]>ABD, GAZZE’YE 38 BİN ÖĞÜNLÜK GIDA YARDIMI ATTI
ABD Merkez Komutanlığından (CENTCOM) yapılan açıklamada, ABD ordusuna ait 3 adet C-130 kargo uçağının Gazze’ye bugün havadan insani yardım ulaştırdığı belirtildi. Gazze saati ile 15.00-17.00’de Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri ile ortak olarak gerçekleştirilen insani yardım operasyonunda ABD’nin Gazze’nin kıyı şeridine havadan bıraktığı paletlerin yaklaşık 38 bin öğünlük gıda içerdiği kaydedildi.
Açıklamada, “Bu hava yardımları, yardım akışının kara koridorları ve rotaları yoluyla genişletilmesi de dahil olmak üzere Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırmaya yönelik sürekli çabaların bir parçasıdır.” ifadesi paylaşıldı.

İSRAİL’İN KARA YARDIMLARINA İZİN VERMEMESİ ÜZERİNE YARDIMLAR HAVADAN ATILIYOR
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Gazze’deki 2,3 milyon insanın en az dörtte birinin şiddetli açlıkla karşı karşıya bulunduğunu, havadan atılan yardımların yardım dağıtımında etkili bir yöntem olmadığını, ancak son çare olarak başvurulabilecek bir önlem olduğunu belirtiyor.
İsrail’in karadan insani yardımların Gazze’ye girişine izin vermemesinden dolayı Ürdün ve Mısır da daha önce Gazze’ye havadan insani yardım ulaştırmaya çalışmıştı.
Öte yandan, İsrail ordusunun, 29 Şubat’ta Gazze kentinde insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 116 kişi hayatını kaybetmiş, 760’dan fazla kişi de yaralanmıştı.
Gazze’deki hükümet, İsrail’in insanı yardım bekleyenlere yönelik saldırısının “kasıtlı ve planlı” olduğunu vurgulamış ve “İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü.” ifadelerini kullanmıştı.

ABD BİR YANDAN İSRAİL’E SİLAH GÖNDERİYOR
Öte yandan ABD ordusu, İsrail’in Gazze’deki katliamına desteğini sürdürüyor. ABD, 7 Ekim’den bu yana İsrail’e binlerce ton askeri teçhizat sağladı, savaş gemileri gönderdi ve istihbarat desteği verdi. İsrail, 7 Ekim’den bu yana ABD’den, silah ve mühimmat ile üst düzey komutanların danışmanlığına kadar birçok alanda destek aldı.

ABD’NİN İSRAİL’E SAĞLADIĞI SİLAH VE MÜHİMMAT DESTEKLERİ
ABD, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasından bu yana İsrail’e mühimmat, araç, silah, koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme dahil olmak üzere binlerce askeri malzeme sağladı.
ABD, Aralık 2023 itibarıyla İsrail’e 230 kargo uçağı, silah ve askeri teçhizat yüklü 20 gemi gönderdi.
Wall Street Journal’ın (WSJ), Aralık 2023’teki haberinde, ABD tarafından İsrail’e gönderilen mühimmatın 5 bin 400’den fazla MK84 savaş başlığı bombası ve 5 binden fazla MK82 güdümsüz bombadan oluştuğu belirtildi.

Haberde ayrıca, 1000 civarında GBU-39 küçük çaplı bomba ve yaklaşık 3 bin müşterek doğrudan taarruz mühimmatının (JDAM) bulunduğu kaydedildi.
WSJ’a göre, yaklaşık 15 bin bomba ve 57 bin top mermisinin bulunduğu silah sevkiyatı, İsrail’e C-17 tipi askeri kargo uçaklarıyla gönderildi.

ON MİLYONLARCA DOLAR DEĞERİNDE BOMBA VE MÜHİMMAT DAHA GÖNDERECEKLER
İsrail’in yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’deki katliamı devam ederken, ABD yönetiminin de Tel Aviv’e silah desteği sürüyor. The Wall Street Journal (WSJ) Gazetesi, Biden yönetiminin İsrail’e silah göndermeyi planladığını yazdı. ABD’li yetkililere dayandırılan haberde, İsrail’e gönderilecek silah teslimatının her birinden yaklaşık bin adet olmak üzere MK-82 türü bomba, KMU-572 saldırı mühimmatı ve FMU-139 bomba fitillerini içerdiği kaydedildi.
]]>Ohio Devlet Üniversitesi Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Profesörü Quigley, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, İsrail’e karşı açtığı soykırım davasının duruşmalarının ardından UAD’nin ihtiyati tedbir kararlarının beklendiğini kaydetti.
Quigley, davanın taraflarının iddialarını, muhtemel tedbir kararlarını, kararların diğer devletlere etkisini ve dava duruşmalarında Anadolu Ajansı’nın (AA) fotoğraflarının kullanılmasını AA muhabirine değerlendirdi.
İsrail’in savunması, hukuken elinin zayıf olduğunu gösteriyor
Quigley, İsrail’in savunmasının önemli bir kısmının hukuki meselelerle ilgisi olmayan ve Gazze’deki savaşın 7 Ekim’deki olaylardan kaynaklandığı şeklindeki konulara gereğinden fazla odaklandığını ifade etti.
Devletlerin genellikle hukuki açıdan güçlü iddiası olmadığında bu tür bir yola başvurduğunu kaydeden Quigley, “Güney Afrikalı avukatlar da bu ihtimali öngörerek, bir saldırıya karşılık vermenin, soykırımın gerekçesi olamayacağını ilk günkü duruşmada dile getirmişti.” dedi.
Güney Afrika’nın soykırım tehlikesinin varlığını makul şekilde ispatladığını belirten Quigley, “Divan, dava sonlanana kadar İsrail’in soykırımdan kaçınmasına karar verebilir. İkinci soru ise Divan’ın ihtiyati kararında İsrail’in ordusunu Gazze’den çekmesini emredip emretmeyeceğidir. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı açtığını davada Divan, Rusya’nın Ukrayna’dan askerlerini çekmesini emretti. Dolayısıyla Divan’ın benzer bir karar vermesi mümkün.” diye konuştu.
“Konu Güvenlik Konseyi’ne gidebilir”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, UAD’deki davanın Gazze’ye saldırıları durduramayacağı yönündeki açıklamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getiren Quigley, “Netanyahu geçici tedbirler alınmadan önce, yani geçici tedbirler alınsa bile buna uymayacaklarını söyledi. Bir başbakanın, böyle bir açıklama yaptığını ilk kez görüyorum.” diyerek şaşkınlığını ifade etti.
Quigley, İsrail’in Divan kararlarına uymaması durumunda üçüncü ülkelerin tepkisinin önemli olduğunu ve bu durumun İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) organlarındaki durumunu ve meşruiyeti üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
Quigley, İsrail’in geçici tedbir kararlarına uymaması halinde BM Güvenlik Konseyi’ne başvurulabileceğini, ancak bu durumda ABD’nin vetosunu kullanma olasılığının bulunduğunu belirtti.
ABD’nin ciddi bir baskı altında olduğuna vurgulayan Quigley, “ABD, İsrail’in Gazze’de yaptıkları sebebiyle suç ortağı olarak görülüyor ve dolayısıyla ABD’nin veto etmek yerine kararda çekimser kalması da mümkün.” değerlendirmesinde bulundu.
Quigley; “Güvenlik Konseyi harekete geçmezse, konu Genel Kurul’a gidebilir. Genel Kurul kararı, devletlere, İsrail’e karşı diplomatik girişimde bulunmalarını tavsiye edebilir. Yani, İsrail’deki büyükelçilerini geri çekmelerini, İsrail’e karşı ekonomik yaptırımlar uygulanmasını veya İsrail ile ticaret yapmaktan kaçınmasını tavsiye edebilir.” dedi.
İsrail’e destek azalabilir
ABD’nin bu süreçte ciddi bir sınavla karşılaşacağını ve İsrail’e olan desteğinin sorgulanabileceğini aktaran Quigley, “Soykırım Sözleşmesine taraf devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğü vardır ve bu da soykırım gerçekleştiğinde soykırımı durdurmak için ellerinden geleni yapmaları anlamına gelir. ABD gibi İsrail’e doğrudan destek veren devletler, soykırımda kullanılan askeri yardımda bulunmamalıdır. İsrail’e aktif desteği olmayan devletler her türlü eylemi gerçekleştirebilir. Birçok devletin İsrail ile diplomatik ilişkileri var, bu nedenle diplomatik ilişkileri askıya alabilirler veya İsrail’deki büyükelçilerini geri çağırabilirler.” diye konuştu.
Quigley, tedbir kararlarının, bu durumun diğer ülkeleri kendi iç hukuklarında İsrailli yetkililer hakkında dava açmaya teşvik edebileceğini UAD’nin soykırım ve savaş suçları konusundaki kararlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki (UCM) süreci etkileyebileceğini söyledi.
“Uluslararası toplum, İsrail’in karara uymamasını ciddiye almalı”
Daha önce de UAD’nin verdiği kararlara devletlerin uyulmadığının görüldüğünü anlatan Quigley, “Bu kesinlikle UAD için bir darbe olur, ancak karara uyulmamasının ortaya çıkaracağı sorumluluk UAD’den çok İsrail’e düşeceğini düşünüyorum.” dedi.
Quigley, tedbir kararını UAD vermesine rağmen, uygulattırma görevinin BM Güvenlik Konseyi’nde olduğunu belirterek, “Uluslararası toplum, İsrail’in karara uymamasını ciddiye almalı ve böylece uluslararası hukukun meşruiyetini yeniden tesis etmeli veya güçlendirmelidir.” dedi.
İsrail’in karara uymaması durumunda küresel çapta bir kınama beklediğini kaydeden Quigley, “Bu durum, ABD’nin, İsrail’e verdiği destek konusunda oldukça yalnız kalacağı daha ciddi eylemlere yol açabilir ve İsrail’e karşı daha ciddi ciddi önlemler alabilir.” diye konuştu.
İsraili destekleyen ülkeler için de bir sınav
İsrail’in, Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarının UAD’nin kararına rağmen devam etmesi durumunda, bunun ABD ve İsrail’e destek veren diğer ülkeler için gerçek bir sınav olacağı uyarısına bulunan Quigley, “Özellikle Almanya, İsrail’i desteklemek için davaya müdahil olma planları olduğunu ima etti. İsrail’e olan güçlü desteği sebebiyle, Almanya’da ABD gibi baskıya uğrayabilir.” dedi.
Gazze’deki duruma yönelik insanların tepki verdiğine değinen Qiugley, Batı’daki hükümetlerin, İsrail’e verdikleri desteği vatandaşlarına açıklamakta zorlandığına dikkati çekti.
“Yaşanan acılara dair elimizde çok fazla kanıt var”
Duruşmalar sırasında AA muhabirleri tarafından çekilen ve Güney Afrika Cumhuriyeti heyeti tarafından kullanılan fotoğraflara da değinen Quigley, bu tür kanıtların mahkeme tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğunu ancak aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirtti.
Quigley, “Güney Afrikalı avukatlar, İsrail saldırısının Gazze’ye getirdiği acının boyutunu hakimlere anlatmak için bu fotoğraflardan yararlandı. Bu fotoğraflar yardımcı olur, hepsi olmasa da bazıları çok yararlı.” dedi.
İsrail’in Gazze’deki nüfusun yok edilmesine yol açacak yaşam koşulları oluşturmayı amaçladığını ifade eden Quigley “Yaşanan acılara dair elimizde çok fazla kanıt var.” ifadesini kullandı.
]]>