İşkence – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 12 Jul 2024 23:03:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TİHV, Türkiye’nin İşkenceye Karşı Komite’ye sunduğu rapora alternatif raporunu açıkladı https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38973 (ANKARA) – Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’ye Türkiye’nin Beşinci Dönemsel Raporu için sunduğu rapora alternatif raporunu açıkladı. Türkiye’de işkencenin son bulmadığı ifade edilen raporda, Ocak 2016 – Haziran 2024 döneminde işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan 5 bin 553 kişinin tedavi, rehabilitasyon ve belgeleme amacıyla TİHV’e başvurduğu bildirildi. Raporda, 2022 yılından bugüne en az 73 mahpusun hastalık, intihar, şiddet, ihmal gibi çeşitli gerekçelerle yaşamını yitirdiği, çok sayıda siyasi mahpusun keyfi kararlarla denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hakkından mahrum bırakıldığı da belirtildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Türkiye’nin de 1988 yılından beri taraf olduğu İşkence ve Diğer Zalimane Gayrıinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komite’ye alternatif rapor sundu.

Raporda hem mevzuatın hem de yargının işkence suçunun cezasız kalmasına imkan sunduğu kaydedilirken “İşkence ve diğer kötü muamele sokağa taşarken, bu suçu işleyenler değil, işkenceye maruz kalanlar yargılanıyor” denildi.

Komite 17-18 Temmuz’da  Türkiye’yi değerlendirecek

Türkiye’nin Beşinci Periyodik Raporu’na alternatif olarak sunulan ve 2016 yılından bugüne gelen süreci kapsayan raporda, Türkiye’nin işkence ve diğer kötü muamele fiillerini önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğine, işkence iddiaları ve yaşam hakkı ihlallerinin etkili ve bağımsız şekilde soruşturulmaması başta olmak üzere sözleşmenin uygulanmasına yönelik birçok sistematik soruna dikkat çekildi. TİHV, dikkat çekilen sistematik sorunların çözümüne ilişkin 108 öneriyi Komite’ye sundu. Komite, 17-18 Temmuz’da Cenevre’de yapılacak oturumlarda Türkiye’yi değerlendirecek.

“Türk Ceza Kanunu’nun ‘işkence’ suçunu düzenleyen 94. maddesinin BM İşkenceye Karşı Sözleşme ile uyumlu değil”

Rapor, TİHV Başkanı Metin Bakkalcı tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Raporun hazırlanmasına katkı sunan insan hakları savunucularının da katıldığı basın toplantısında, Türk Ceza Kanunu’nun “işkence” suçunu düzenleyen 94. maddesinin BM İşkenceye Karşı Sözleşme ile uyumlu olmadığı belirtilen raporda, bu durumun yarattığı yasal boşlukların işkence ve diğer kötü muamele iddialarının etkili ve tarafsız biçimde araştırılamamasına ve dolayısıyla cezasızlığa sebep olduğu kaydedildi.

“232 çocuk işkence ve kötü muameleye maruz kaldı”

Ocak 2016 – Haziran 2024 döneminde Türkiye sınırları içerisinde işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan 5 bin 553 kişinin tedavi, rehabilitasyon ve belgeleme amacıyla, TİHV’e başvurduğu ve bu kişilerin 232’sinin çocuk olduğu aktarılan raporda, gözaltı araçlarında ve sokakta işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında artış kaydedildiği belirtildi. Rapora göre, söz konusu dönemde fiziksel şiddet ve pozisyonel işkence uygulamalarında da artış görülürken, cinsel şiddet de bir işkence yöntemi olarak varlığını korudu. Sıkı kelepçe ve ters kelepçe uygulamalarının 2016 yılından itibaren giderek arttığı ve bir cezalandırma aracı olarak rutin bir uygulama haline geldiğinin de raporda altı çizildi.

“Cezasızlık politikası güçlenerek devam ediyor

İşkence ve diğer kötü muamele iddiaları dahil, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlık politikasının güçlenerek devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) de kararlarıyla bu cezasızlık politikasını tahkim ettiği belirtildi. 2015 yılında sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerde askeri operasyonlar sonucunda meydana gelen yaşam hakkı ihlallerinin takipsizlikle sonuçlanmasıyla ilgili başvurularda AYM’nin yalnızca 4 başvuruda usul yönünden ihlal kararı vermesi, yüksek mahkemenin bu tutumuna örnek olarak gösterildi. Zorla kaybetmelere ilişkin hukuki süreçlerin de zaman aşımı gerekçe gösterilerek birer birer sonlandırıldığı Komite ile paylaşıldı.

“Karşı dava” kalkanı

Raporda, işkence suçunun soruşturulmasının önüne geçmek amacıyla işkenceye maruz bırakılanları yıldırmaya yönelik “görevi yaptırmamak için direnmek” (TCK 265) suçlaması gibi suçlamalarla karşı davalar açılmaya devam edildiğine dikkat çekildi. Savcılıkların, kamu görevlilerinin şüpheli olduğu “işkence” soruşturmalarda genellikle takipsizlik kararı verirken, işkenceye maruz bırakılanlar hakkında başlatılan soruşturmaların ise çoğunlukla kamu davasıyla sonuçlandığı Komite ile paylaşıldı.

Cezasızlığın kovuşturma aşamasında da ortaya çıktığı belirtilen raporda, mahkemelerin “işkence” suçlamasıyla yargılanan kamu görevlilerini beraat ettirme eğiliminde oldukları, buna karşılık “görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasıyla görülen davaların beraat ile sonuçlanma oranının yüzde 30’un üzerine çıkmadığı Komite ile paylaşıldı.

TİHEK eleştirisi: 4 bin 708 başvurunun yalnızca 15’inde “ihlal” tespit etti

Raporda, Ulusal Önleme Mekanizması olması gereken Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK), İşkenceye Karşı Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol’de (OPCAT) belirtilen ilkelerden, Paris İlkeleri’nden ve BM İşkenceyi ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Alt Komitesi’nin (SPT) Kılavuz İlkeleri’nden son derece uzak, tamamen yürütmeye bağlı bir yapı olduğu değerlendirmesi de İşkenceye Karşı Komite ile paylaşıldı.

TİHEK’in BM’nin kılavuz ilkelerine aykırı bir şekilde “soruşturma” yürüttüğü belirtilen raporda, kurumun 2016 – 2023 yılları arasında kendisine yapılan 4 bin 708 başvurunun yalnızca 15’inde “ihlal” tespit ettiğine dikkat çekildi. “Soruşturma” iddiasıyla yürütülen, ancak BM İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü) uygun işlemeyen bu süreçlerin, işkence ve diğer kötü muamele iddialarının etkili ve tarafsız bir şekilde araştırılmasını engellediği vurgulandı.

“Uzman kurumlar süreçlerin dışında bırakıldı”

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen bir günlük İstanbul Protokolü eğitimlerinin, BM tarafından kabul edilen bu protokolün hazırlanması ve güncellenmesinde aktif ve öncü rol oynayan TİHV’e ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) gibi diğer uzman kurumlara danışılmadan organize edildiği belirtilen raporda, bu eğitimlerin akademik yeterliliğinin olup olmadığının değerlendirilmesine imkan veren bir yöntemin de ortaya koyulmadığı Komite ile paylaşıldı.

“Eğitim” adı altında yapılan söz konusu toplantıların yalnızca hekimlere yönelik olduğu ve kapsam dahilinde olmasına rağmen hakim ve savcılar, gözaltı yerleri idari denetçileri ve kolluk görevlilerine yönelik yapılandırılmış herhangi bir eğitim programının yapılıp yapılmadığının bilinmediği belirtildi.

Hapishanelerde aşırı kalabalıklaşma sorunu

Raporda, hapishanelerde giderek ağırlaşan koşulların ve rutin hale getirilen insan haklarına aykırı uygulama ve kısıtlamaların başlı başına işkence ve diğer kötü muamele niteliği taşıdığı vurgulandı. Hapishanelerdeki aşırı kalabalıklaşma sorununun kemikleştiğine dikkat çekilerek, yalnızca raporun yazım sürecinde hapishanelerde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının 78 bin 50 kişi arttığı belirtildi.

Yeni açılan “S Tipi Ceza İnfaz Kurumu”, “Y Tipi Ceza İnfaz Kurumu” ve “Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu” olarak adlandırılan hapishanelerde tecridin olağan rejim olarak kabul edildiği belirtilen raporda, hasta mahpusların durumuna da dikkat çekilerek, 2022 yılından bugüne en az 73 mahpusun hastalık, intihar, şiddet, ihmal gibi çeşitli gerekçelerle yaşamını yitirdiği aktarıldı. Raporda, çok sayıda siyasi mahpusun keyfi kararlarla denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hakkından mahrum bırakıldığının da altı çizildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/feed/ 0 Türkiye’de İşkence, İnsan Hakları Sorununun Başatıdır https://www.haber60.com.tr/turkiyede-iskence-insan-haklari-sorununun-basatidir/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-iskence-insan-haklari-sorununun-basatidir/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35988 (DİYARBAKIR) – Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarınca 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, ” Türkiye’de işkenceye dair tespitler, mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğunu ortaya koymaktadır” denildi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, ÖHD Diyarbakır Şubesi, Rosa Kadın Derneği ve SES Diyarbakır Şubesi’nin de aralarında yer aldığı sivil toplum kuruluşları 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla merkez Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

Sivil toplum kuruluşları adına açıklama yapan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Murat Aba, Türkiye’de işkencenin sadece askeri darbeler döneminde değil, Cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını koruduğunu söyledi. Türkiye’nin “İşkenceye Karşı Sözleşme”yi 1988’de kabul ettiğini ve Anayasa ve Ceza Kanunu’nda işkenceyi yasakladığını anlatan Aba, şöyle konuştu:

“Maalesef Türkiye’de işkence ve diğer kötü muamele sadece askeri darbeler döneminde değil tüm Cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını korumuştur. Ancak, ekonomiden toplum sağlığına ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren mevcut siyasal iktidarın, her geçen gün daha da artan baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu, günümüzde tüm ülke adeta işkence mekanı haline gelmiştir. Türkiye’de işkenceye dair tespitler, mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.

‘İşkence ve diğer kötü muamele uygulamaları daha önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta varmıştır’

Türkiye’de işkence ve kötü muamele uygulamalarında artış yaşandığını söyleyen Aba, şunları kaydetti:

“Kolluk güçlerinin barışçıl toplanma ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekanlarda, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları daha önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta varmıştır. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen, kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, siyasal iktidar tarafından görmezden gelinen, hatta teşvik edilen bu şiddeti sıradanlaşmış, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Yıl boyunca, demokratik bir toplumun temelini oluşturan ve Anayasa tarafından da teminat altına alınmış olan toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini kullanmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, kadınlar, LGBTİ+’lar, işçiler, öğrenciler, yaşam savunucuları, gasbedilen iradelerine sahip çıkmak isteyen seçmenler, siyasi partilerin, meslek örgütlerinin üye ve yöneticileri, insan hakları savunucuları, farklı dini cemaat ve gruplar, mülteci ve sığınmacılar bu zalimane kolluk şiddetine maruz bırakılmıştır.”

‘İşkence insan eliyle gerçekleşen bir fiil olduğu için, insan eliyle de önlenmesi mümkündür’

Aba, Türkiye’de işkence uygulanmasının cezasızlık politikasından kaynaklandığını söyleyerek, şöyle devam etti:

“Endişe verici bu gerçeklik uluslararası önleme mekanizmalarının ve insan hakları kurumlarının raporlarına da yansımaktadır. Ne var ki Anayasa başta olmak üzere hiçbir kural ve normla kendine sınırlandırmak istemeyen siyasal iktidar, uluslararası mekanizmaları, onların yaptığı eleştiri ve uyarıları dikkate almamakta, işkenceyi önlemeye yönelik iyileştirmeleri yapmamaktadır. Aksine, mevzuatta işkence yasağının mutlak niteliğine aykırı düzenleme ve değişiklikler yaparak cezasızlığı güvence altına almaya çalışmakta, ihlalleri görünür kılmaya çalışan insan hakları savunucularına yönelttiği tehdit ve tacizlerle işkenceye karşı mücadeleyi engelleyebileceğini düşünmektedir. Bu iç karartıcı hakikate rağmen işkence insan eliyle gerçekleşen bir fiil olduğu için, insan eliyle de önlenmesi mümkündür. İşkencenin Türkiye’de bu boyutta olmasının en temel nedeni, işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden cezasızlık politikalarına derhal son verilmelidir”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-iskence-insan-haklari-sorununun-basatidir/feed/ 0
İzmir’de Gözaltındaki Kişilere İşkence ve Çıplak Arama İddiası https://www.haber60.com.tr/izmirde-gozaltindaki-kisilere-iskence-ve-ciplak-arama-iddiasi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-gozaltindaki-kisilere-iskence-ve-ciplak-arama-iddiasi/#respond Wed, 15 May 2024 23:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31919 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- İzmir’de Van protestolarına katıldığı gerekçesiyle bu sabah gözaltına alınan 16 kişiye, işkence ve çıplak arama yapıldığı iddia edildi. Hukuk örgütleri, İzmir Adliyesi önünde açıklama yaparak işkence ve kötü muameleyi protesto etti. İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, gözaltına alınanların insanlık onuruna yakışmayacak, insanlık onuruna aykırı bir muameleye tabi tutulduğunu belirterek “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” dedi.

İzmir’de yerel seçim sonrasında DEM Parti adayı Abdullah Zeydan’ın Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmasına rağmen mazbatanın AKP adayı Abdulahat Arvas’a verilmesi üzerine basın açıklamasının ardından yürümek isteyen Emek ve Demokrasi Güçleri üyelerine polis müdahale etmiş, 6 kişi gözaltına alınmıştı. Bir polis memuru da atılan taş sonucu başından yaralanmıştı.

Bugün sabah saatlerinde ise 2 Nisan tarihindeki olayla ilgili İzmir Emniyet’i tarafından gözaltına alınan 16 kişiye çıplak arama ve işkence yapıldığı ileri sürüldü. Hukuk örgütleri, konuyla ilgili İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Bugün ülkemizde neredeyse her gün yaşanan bir hukuksuzluğun yenisini ki bu hukuksuzluk olmaktan artık çıktı. İşkencenin bir yenisini bugün ne yazık ki yurttaşlarımız sabah saatlerinde itibaren yaşamaya başladı. Evet, yapılan işlem çağrı üzerine gidebilecek olan yurttaşlarımız ne yazık ki sabaha karşı bir operasyonda gözaltına alındı. Bu gözaltı işlemi sırasında da ne yazık ki insanlık onuruna yakışmayacak, insanlık onuruna aykırı bir muameleye tabi tutulmaya çalışıldılar. Oysa bu konuda yasal düzenlemeler o kadar açık ki; bunu her toplantıda, her misyonda söylüyoruz. İnsanlık onuruna aykırı olan bütün davranışlara İzmir Barosu bugüne kadar karşı durdu. Bundan sonra da karşı durmaya devam edecektir” dedi.

“EMNİYETTE ÇIPLAK ARAMA YAPILMASI YÖNÜNDE ISRARLI BİR TUTUM VAR”

“Bizim mücadelemiz haksızlıklarla, hukuksuzluklarla, insan haklarına uzanan ellerle bizim mücadelemiz” diyerek sözlerini sürdüren Yılmaz, şunları söyledi:

“O yüzden diyoruz ki insanlık onuru bir gün evet bu işkenceyi yenecek, insanlık onuru bir gün bu hesapsızlardan, bu kitapsız davranışlardan mutlaka bu hesapları soracak. Bizler İzmir Barosu olarak bugüne kadar insan haklarından temel hak ve özgürlüklerden yana tavrımızı ve düşüncemizi her platformda ifade ettik. Bizler meslektaşlarımızla sabahtan bu yana bu işkenceyle ilgili önüne geçebilmenin yollarını arıyoruz ama ne yazık ki emniyette sistemli ve iradi bir biçimde çıplak arama yapılması yönündeki işkencede ısrarlı bir tutum ve tavır var. İşte bu tavır ve düşünce ne yazık ki bugün ülkemizi bu aşamaya getirdi. Her zaman söyledik. Her zaman söyleyeceğiz. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek.”

“HUKUKA AYKIRILIKLARINI KABUL ETTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Avukat Sena Yazıbağlı Selanik de şunları söyledi:

“Bugün haksız olarak yapılan çıplak aramanın, işkencenin sorumlularının belirlenmesi ve derhal görev yerlerinin değiştirilmesi üzerine arkadaşlarımızla birlikte suç duyurusunda bulunduk. Gözaltı ve yakalama itirazları gerçekleştirdik. Bugün sabah saatlerinde İzmir’de üyelerimizin de aralarında bulunduğu 16 yurttaşımız Van halkının iradesinin gasbedilmesine karşı çıktıkları için şafak baskınıyla gözaltına alındı. Eş zamanlı olarak İstanbul’da DEM Parti üye ve yöneticisi arkadaşlarımızın da ev baskınlarıyla gözaltına alındıklarını öğrendik. Mevcut iktidar, Kürt halkının ve faşizme karşı mücadele veren herkesin kayyum gasbına vermiş olduğu cevabı halen sindirememektedir. İradesini sandığa yansıtmış olan Van halkına karşı uygulanan baskılar bu sabah yeniden hukuksuzca yapılan baskınlar ile karşımıza çıkmıştır. Dün mazbatayı vermeyenler bugün hukuka aykırı gözaltılar ile tüm toplum üzerinde bir baskı kurmaya, hukuka aykırılıklarını kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Adresleri, ikametleri belli olan, telefon araması ile karakola davet edildiğinde ifadeye gelebilecek olan arkadaşlarımızın evlerine sabaha karşı şafak operasyonları düzenlenmiş, uzun namlulu silahlarla evlerine girilerek baskınlar gerçekleştirilmiştir. Karakola götürülen bir kadın arkadaşımız çıplak aramaya maruz bırakılmıştır. Tekli odalarda yapılan bu işkenceyi kabul etmeyip direnenler olmuştur. Avukat meslektaşlarımızca durum tutanak altına alınmıştır. Soruşturmayı yürüten savcı başta olmak üzere, işkenceci kolluk görevlileri hakkında gerekli başvurular meslektaşlarımız tarafından yapılacaktır.

“ADALET İSTİYORUZ”

Toplumsal muhalefetin 12 Eylül sonrası işkence politikaları ile sinmeyeceğini hala öğrenememiş bir devlet aklı ile karşı karşıyayız. Cezasızlık ve keyfi uygulamaları ile yurttaşlara işkence yapanlara ‘bu kantar bir gün sizi de tartar, unutmayın’ diyoruz. Anayasal haklarını kullananların cezalandırıldığı, suç işleyenlerin ise baş tacı edildiği bu düzende insanın canı güvende değildir! Bu adaletsizlik hepimizi ilgilendiriyor. Bu devran böyle gitmez. Biz adalet istiyoruz. Çocuklarımızın yarınlara umutla bakabilmesi için, evimize ekmek götürebilmek için, insanca yaşamak için bu adaletsizliklere son vereceğiz. AKP iktidarı adaletin, özgürlüğün, kadının, gencin, emekçinin düşmanıdır; mücadeleyi hep birlikte yükselteceğiz”

]]> https://www.haber60.com.tr/izmirde-gozaltindaki-kisilere-iskence-ve-ciplak-arama-iddiasi/feed/ 0