Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 10 yıldır komada olan ve önceki gün hayatını kaybeden Kenan Işık (76) için öğle namazının ardından Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze namazı kılındı.
Işık’ın cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kıldırdı. Kenan Işık’ın 10 yıldır komada olduğunu hatırlatan Erbaş, “Cenabıhak, yaşamış olduğu bu süreçte çektiği sıkıntıları seyyiatının hasenata tebdiline vesile eylesin. Biz kendisini tanıyoruz, çok iyi bir insan, çoluğunu çocuğunu en güzel şekilde yetiştirmeye çalışan bir kardeşimizdi. Örnek sanatçıydı.” dedi.
En büyük sanatçının Cenabıallah olduğunu ve yarattığı kulları üzerinde Esma-ül Hüsnası’nı yansıttığını belirten Erbaş, “Kenan Işık kardeşimiz, bilgisiyle, birikimiyle, duruşuyla, ahlakıyla örnek bir sanatçımızdı. Tanıyanlar onun için her zaman hüsnü şahadette bulunmuştur.” diye konuştu.
Cemaatten Kenan Işık için helallik isteyen Erbaş, dua etti.
Işık’ın fotoğrafını, hiç göremediği torunu taşıdı
Sanatçının eşi Beril Işık, oğlu Ahmet ve Mehmet Işık’ın taziyeleri kabul ettiği cenaze törenine, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ile eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanı sıra bazı milletvekilleri de katıldı.
Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ve kültür ve sanat dünyasından çok sayıda ismin hazır bulunduğu törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk çelenk gönderdi.
Sanatçının 8 yaşındaki torunu Doruk Işık, dedesinin fotoğrafını tören boyunca taşıdı.
Cenaze törenin ardından Işık’ın cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.
“Bütün Türkiye’nin ağabeyiydi”
Kenan Işık’ın kardeşi Cengiz Işık, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ağabeyinin tüm Türkiye’nin ağabeyi olduğunu belirterek, “İnsanlığa ışık tutan bir rol modeldi. Başımız sağ olsun. Ankara’da defnedilmesi ailenin isteğiydi. Annemin yanına defnedeceğiz.” dedi.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ise Kenan Işık’ın sadece bir oyuncu değil, yönetmen ve yazar olduğunu, ekran önünde çok iyi işlere imza attığına işaret ederek, “Çok insanın kalbine dokundu, acımız çok büyük.” dedi.
Devlet Tiyatroları oyuncusu Eray Eserol da “Yönettiği ve oynadığı oyunlardaki oyuncularla iletişimi çok güçlüydü. Değerli bir sanatçıyı, büyük üstadı, yazarı, oyuncuyu kaybettik. Ülkemizin başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.
Kenan Işık
1 Ekim 1947’de Malatya’da dünyaya gelen Kenan Işık, ortaöğrenimini devam ettirdiği yıllarda okul tiyatrosunda oyunculuğa başladı. Işık, lise eğitimi için gittiği Ankara’da Meydan Sahnesi’ne girdi.
Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde sürdüren Işık, öğrencilik yıllarında tiyatrodan kopmadı ve 1973’te Devlet Tiyatrosu sanatçısı oldu.
Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliği ve senaristlik de yapan usta isim, çeşitli dizilerde de rol aldı.
Bir dönem gazetecilik de yapan Kenan Işık, “Kim Milyoner Olmak İster” isimli yarışma programıyla seyircilerin beğenisini kazandı. Işık, 10 yıl önce fenalaşıp dengesini kaybetmiş, başını yere çarparak beyin kanaması geçirmişti.
]]>İstanbul’da özel bir hastanede 76 yaşında hayatını kaybeden Kenan Işık’ın cenazesi sabah saatlerinde ailesine teslim edildi. Ardından hastaneden alınan Kenan Işık’ın cenazesi ilk tören için Atatürk Kültür Merkezine (AKM) getirildi. Araçtan indirilen Kenan Işık’ın Türk bayrağına sarılı tabutu yakınları tarafından sahneye taşındı. Törene Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kenan Işık’ın eşi Beril Işık, çocukları Ahmet ve Mehmet Işık, kardeşi Mehmet Cengiz Işık, torunu Doruk Işık, Burcu Akar, tarihçi İlber Ortaylı, sanatçı Zafer Algöz ile yakınları katıldı.
“Onun sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır”
Törende bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Ayrılması sadece aile ve yakınları için değil, sanat camiamız ve tüm Türkiye için büyük bir kayıptır. Kenan Işık sadece sahnede sergilediği eserlerle değil aynı zamanda yönetmenlik ve televizyon programcılığı alanlarında eşsiz katkılarıyla da hepimizin kalbinde çok özel bir yer bulmuştur. Onun sanata olan doğal aşkı her zaman ilham kaynağı olmuştur. Merhum Kenan Işık eserleri kadar kişiliğiyle de yediden yetmişe tüm halkımızın sevgisini kazanmış bir isim oldu. Geçirdiği kaza sonrasında tüm Türkiye onun için derin bir üzüntü duydu. Bugün onun ardından yaşadığımız bu acısını hep birlikte paylaşıyoruz. Bakanlığımıza da bir süre müşavir olarak görev almış olan Sayın Işık yönetmen olarak da pek çok ödüle layık görülmüş bir isim. Onun kültürümüze kattığı değerler, sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır. Sayın Işık’ın hayatı boyunca sergilediği sanatçı duruşu, çalışkanlığı ve azmi bizler için daima bir yol gösterici olacaktır” dedi.
“Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız”
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, “Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız. Kıymetli bir tiyatro sanatçısını aynı zamanda televizyon dünyasının çok önemli bir üyesini emekli sanatçımız sayın Kenan Işık’ı kaybetmenin verdiği derin üzüntü ile burada toplanmış bulunuyoruz. Uzun zamandır hafızalara kazınmış olan duayen sanatçıyı oyuncuyu yazar ve yönetmen olan Türk tiyatrosunun en seçkin kişileri arasına giren Kenan Işık, tiyatro sahnelerinde ve ekranlardaki başarısıyla kalplerimizde yer ediyor. O, sanatını icra ederken sadece yeteneğiyle değil, aynı zamanda insanlığını ve samimiyetini de seyirciye geçirebilen ender isimlerden biridir. Yüzlerce makaleye, kitaba ve tiyatro demecine imza atan Kenan Işık, 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin Ertuğrul’un mirası olan koltuğa oturarak, genel sanat yönetmenliğini üstlenmiştir. Onun yolu bizler için büyük bir kayıp. Ancak biliyoruz ki Sevilen bir hayatıyla sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısı, yönlendiricisi ilham kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle Kenan Işık’ın bıraktığı eserler ve hatıralar onun adını ve mirasını yaşatmaya devam edecektir. Her ölüm bir kayıptır, büyük bir acıdır” dedi.
“Ülke bir rol modelini kaybetti”
Gözyaşlarını tutamayan Kenan Işık’ın kardeşi Mehmet Cengiz Işık, “O bir rol modeldi. Bugün hangi sanatçı izleyicisine bu kadar saygılı, bu kadar dürüst, bu kadar içten, bu kadar sevecen kim var. Kimse yok. Ülke bir rol modelini kaybetti. Sadece biz ailesinin değil onu seven herkesin başı sağ olsun” diye konuştu.
“Oğlum sağlıklı halini göremedi”
Gözyaşlarıyla usta sanatçıyı anlatan Kenan Işık’ın gelini Burcu Akar, “Keşke bu 10 yılda da ayakta olsaydı üretmeye devam etseydi. Çok üzgünüz. Biz hiç ümidimizi kaybetmedik. Hep ümit ettik ama olmadı. Oğlum sağlıklı halini göremedi. Hep yattığı halini biliyor” ifadelerini kullandı.
“Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır”
Oyuncu olmasında büyük katkılarının olduğunu ifade eden ünlü oyuncu Zafer Algöz, “Ben Kenan abiyle 1976’da tanıştım. Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır. Onun bize güvenmesi, onurlandırması, güvenmesiyle oyuncu olduk. Sonrasında Kenan Işık yıllarca Devlet Tiyatrolarında oyuncu olarak çalıştı. Şehir tiyatrolarında genel sanat yönetmenliği yaptı” dedi.
Ünlü sanatçı için düzenlenen törene yakınları ve sevenleri katılırken, sanat dünyasından birkaç isim dışında gelenin az olması ve salonda büyük boşluklar oluşması dikkat çekti. Törenin ardından Işık’ın tabutu alkışlarla salondan alındı. Kenan Işık, 31 Temmuz Çarşamba günü Ankara Ahmet Hamdi Akseki Cami’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek. – İSTANBUL
]]>Oyuncu Ali Düşenkalkar’ın sunuculuğunu yaptığı tören, Işık için saygı duruşuyla başladı.
Törende bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, sanat camiası adına çok acı bir gün yaşandığını, Türk tiyatrosunun ve televizyon dünyasının duayen isimlerinden Kenan Işık’ı son yolculuğuna uğurlamak üzere bir araya gelindiğini söyledi.
Kenan Işık’ın vefatının sadece ailesi ve yakınları için değil sanat camiası ve tüm Türkiye için büyük bir kayıp olduğunu dile getiren Ersoy, “Kenan Işık sadece sahnede sergilediği eserlerle değil aynı zamanda yönetmenlik, yazarlık ve televizyon programcılığı alanlarında eşsiz katkılarıyla da hepimizin kalbinde çok özel bir yer edinmiştir. Onun sanata olan aşkı her zaman ilham kaynağı olmuştur.” dedi.
Eserleri kadar kişiliğiyle de yediden yetmişe tüm halkın sevgisini kazanmış bir isim olan Işık’ın geçirdiği kaza sonrasında tüm Türkiye’nin onun için derin bir üzüntü duyduğunu aktaran Ersoy, şu ifadeleri kaydetti:
“Bugün onun ardından yaşadığımız bu büyük kaybın acısını hep birlikte paylaşıyoruz. Bakanlığımızda da bir süre müşavir olarak görev almış olan Işık, yönetmen olarak da pek çok ödüle layık görülmüş bir isimdi. Onun kültürümüze kattığı değerler, sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır. Kenan Işık’ın hayatı boyunca sergilediği sanatçı duruşu, çalışkanlığı ve azmi bizler için daima bir yol gösterici olacaktır. Onun bıraktığı miras sanat camiamız için bir hazine niteliğindedir ve bu mirası yaşatmak, onun anısına gösterebileceğimiz en önemli vefadır.”
“Toplumun her kesimi tarafından sevilen biriydi”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Işık’ın toplumun her kesimi tarafından sevilen ve saygı gören biri olduğuna dikkati çekerek, “Gerek sahnede gerekse kamera arkasında birbirinden başarılı bir çok çalışmayla insanların sevgisini kazanmıştı. Oyunculuğun yanı sıra yönetmenliği, yazarlığı, sanat çalışmalarıyla birlikte bir sunucu olarak sanat camiasında yer almıştı.” diye konuştu.
Işık’ın sanatçılığının yanı sıra beyefendiliğinin de akıllardan çıkmayacağına vurgu yapan İmamoğlu, “Onun bir başka yönü de gazeteciliğiydi, ama çok özel bir taraftarı da bu şehre hizmet etmiş olması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının Genel Sanat Yönetmenliği’ni üstlenerek güzel kentimize hizmetler sunmasıydı. On yıl önce yaşamış olduğu beyin kanaması ve devamındaki süreçte kendisinden iyi bir haber alma dileğinde bulunduk. Eminim milyonlarca insanımızın duası da onunla olmuştur ama ne yazık ki aramızdan ayrıldığı haberini hep beraber aldık. Bugüne kadar hayatımıza kattığı birçok güzellik için kendisine yürekten teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Tiyatro sahnesinde, ekranlardaki başarısıyla özel bir yer edindi”
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı da Kenan Işık’ın kıymetli bir tiyatro sanatçısı ve televizyon dünyasının önemli bir ismi olduğunu belirterek, “Uzun yıllardır hafızalarımıza kazınmış olan duayen sanatçı, oyuncu, yazar ve yönetmen olarak Türk tiyatrosunun en seçkin isimleri arasına giren Kenan Işık, tiyatro sahnesinde ekranlardaki başarısıyla kalplerimize özel bir yer edindi.” dedi.
Işık’ın sanatını sadece yeteneğiyle değil aynı zamanda insanlığı ve samimiyetiyle de icra ettiğinin altını çizen Karadağlı, şunları söyledi:
“Yüzlerce makaleye, kitaba ve tiyatro metnine imza atan Kenan Işık, 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un mirası olan koltuğa oturarak Genel Sanat Yönetmenliği’ni de üstlenmiştir. Onun yokluğu bizler için büyük bir kayıp. Ancak biliyoruz ki mesleğine adanmış hayatıyla sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısı, yönlendiricisi ve ilham kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle Kenan Işık’ın bıraktığı eserler ve hatıralar onun adını ve mirasını yaşatmaya devam edecek. Her ölüm bir kayıptır. Büyük bir acıdır. Bazı vefatlarda acı, hüzün, ıstırap onurla birlikte gelir ve acıyı hissederken yüreğinizde duyduğunuz geniş sızıyla gönlünüzdeki büyük gururu birleştirirsiniz. Kenan Işık’ın hayatı ve başarıları, özellikle tiyatro camiamız için büyük gururdur. Onun hatırasını yaşatmak da bizlere nasip olacak.”
“Ülkenin bütün insanları için babalık görevini üstlendi”
Usta sanatçının ailesi adına konuşan oğlu Mehmet Işık, “Babam, ömrü boyunca her şeyden çok, iyi, adaletli ve merhametliydi. Memleketinin insanını çok iyi tanımış, bir o kadar da sevmişti. Sanatını da hep memleketi ve insanı için icra etti. Sanatı vasıtası ile dünyayı olduğundan daha iyi bir yer olarak bırakmak için çalıştı. Kime sorarsanız sorun, bence bunu da başardı. Sadece bana değil, ülkenin bütün insanları için babalık görevini üstlendi.” sözleriyle babasını anlattı.
Mehmet Işık, babasının Anadolu ve Türk kültürünü sanatının merkezine koyduğunu belirterek, “Sahnelediği oyunlarda, Moliere olsun Sophocles olsun Shakespeare olsun, hepsini Anadolu’nun ruhu ile harmanlayarak insanımıza yol gösterdi. Sanatının ve kişiliğinin zenginliği, samimiyeti ve sahiciliğiyle bütün memleketimizin gönlü oldu. Hayatının en büyük tutkusu olan sanatı ile hem ailesine bakma fırsatı buldu hem de ülkesinin insanına fayda sağladı. Şu an bu sahneden kendisine minnetimi sunarken eminim hepiniz aynı minnet duygusu içerisindesinizdir. Babamın ruhu huzur içindedir. Nur içinde yatsın.” ifadelerini paylaştı.
Usta oyuncunun naaşı, helallik duasının ardından sevenlerinin omzunda taşındı.
Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, oyuncu Zafer Algöz ve tiyatrocu Ahmet Yenilmez’in yanı sıra kültür ve sanat dünyasından çok sayıda isim, törende bulundu.
Kenan Işık’ın cenazesi, yarın Ankara Ahmet Hamdi Akseki Cami’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek.
Kenan Işık kimdir?
Tam ismiyle Yusuf Kenan Işık, 1 Ekim 1947’de Malatya’da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini devam ettirdiği yıllarda okul tiyatrosunda oyunculuğa başlayan Işık, lise eğitimi için gittiği Ankara’da Meydan Sahnesi’ne girdi.
Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okumaya başlayan Işık, öğrencilik yıllarında tiyatrodan hiç kopmadı ve 1972’de Devlet Tiyatrosu sanatçısı oldu.
Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliği ve senaristlik de yapan usta isim, çeşitli dizilerde de rol aldı.
Bir dönem gazetecilik de yapan Kenan Işık, “Kim Milyoner Olmak İster” isimli yarışma programıyla seyircilerin beğenisini kazandı. Işık, 10 yıl önce fenalaşıp dengesini kaybederek kafasını yere çarpması sonucu beyin kanaması geçirmişti.
]]>Fırat AKAY/ BODRUM,
MUĞLA’da tarihi boyunca amatör liglerde sürdürdüğü futbol serüveninde 9 yıl içinde basamakları tek tek çıkarak kentin Süper Lig’deki ilk temsilcisi olmayı başaran Bodrum FK, 1’inci Lig’deki Play-Off şampiyonluğunu taraftarıyla kutladı. Amatör kümeden 4 lig birden atlayıp bir zamanlar hayali bile kurulamayan Süper Lig’e ulaşan Bodrum, coşkulu kutlama programına imza attı. Futbolcular ve teknik ekip üstü açık otobüsle kentte tur atarken, taraftarlar meşalelerle takıma eşlik etti. Binlerce Bodrumlu’nun Belediye Meydanı’nı doldurduğu gecede şampiyonluk turu attıktan sonra meydandaki platforma tek tek seçtikleri şarkılarla anons edilerek çıkan futbolcular ile teknik heyet, kupayı havai fişek ve ışık gösterileriyle bir kez daha havaya kaldırdı. Bodrum şampiyonluk kutlamasında kentteki tüm siyasilerle birlik mesajı verirken, gecenin finalini takımın 3 yıldır üst üste oynadığı 3 finalde kulüple özdeşlen, “Aşk Bodrum’da Yaşanıyor Güzelim” parçasını seslendiren Bülent Serttaş yaptı.
BAŞKAN ÖZTÜRK: BORÇSUZ OLARAK SÜPER LİG’E ÇIKTIK
Belediye kulübüyken 4 yıl önce şirketleşen kulübü hisselerinin çoğunluğunu devralarak önce 1’inci Lig’e, ardından Süper Lig’e taşıyan Bodrum FK Başkanı Fikret Öztürk, borçsuz bir şekilde başarıya ulaştıklarını söyledi. Öztürk gecede şirketleşme sürecini de anlatıp, “Kulübün buraya gelmesinde temel taşını atan, Bodrumspor’u dernek halinden anonim şirket haline çeviren ve çevirdiği zaman büyük eleştirilere uğrayan Rıza Karakaya’ya ve ekibine canı gönülden teşekkür ederim. Bodrumspor’un sıkıntıda olduğu zamanda ben Ahmet Aras başkana dedim ki, ’20 tane iş adamı gelsin yüzde 5’er hisse alalım ve Bodrumspor’u belli bir yerlere taşıyalım’. Fakat 20 kişi değil yanıma 3 tane aslan ortak geldi. Desteklerini esirgemeyen yönetim kuruluna teşekkür ederim. Bu ekip bugüne kadar 24 milyon Euro para harcadı, şu anda Bodrumspor Süper Lig’de ve beş kuruş borcu yok. Biz buraya kadar getirdik, bundan sonra giderse değerli devlet adamlarının, yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin desteği olmadan bu takım gitmez” dedi.
İLÇE STADI İÇİN IŞIKLANDIRMA İZNİ ALINDI
Bodrum FK Başkanı Fikret Öztürk, Süper Lig’de iç saha maçlarını Bodrum İlçe Stadı’nda oynayabilmek için yapılacak yenilikler konusunda ışıklandırma izni aldıklarını söyledi. Öztürk, “İnşallah maçları burada oynayacağız. Yapılması gereken her şeyi elimizden geldiği kadar yapmaya çalışacağız. Sayın valimize ışıklandırma için gittik ve 1 hafta içinde gerekli ön izinler alındı. Işıklandırma işine bir an önce başlayacağız” dedi. Süper Lig standartlarına uygun olmayan 3925 kapasiteli statta önce gece maçlarını oynayabilmek için ışıklandırma yapılması planlanıyor. Bodrum sanayisinin içinde, çevresi SİT alanı olan statla ilgili ışıklandırma için 4 metre kazı izni alındığı, kazıda ekiplere yetkililerin de eşlik edeceği öğrenildi. Işıklandırmanın yanında kapasite artırımı için de çözüm aranacak.
İSMET TAŞDEMİR: BU DUYGUNUN TARİFİ YOK
Bodrum Futbol Kulübü’ne üst üste 3 final oynatıp 2’nci Lig’den ilk kez Süper Lig’e taşıyan teknik direktör olan İsmet Taşdemir, şampiyonluk gecesinde, “Bu duyguların tarifi yok. O son düdük çaldığı andan itibaren içimi çok farklı bir his kapladı. Hem şampiyonluk hem de Süper Lig’de hocalık benim hayalimdi. Nasip olursa bir aksilik olmazsa hayalimizi gerçekleştireceğiz. Yavaş yavaş her hayalimizi gerçekleştirdik diyebilirim ama hepimiz insanız hayallerimiz bitmez. Yazı atlattıktan sonra yeni hayaller ve yeni hedefler çizeriz inşallah. Biz kendi adımlarımızı ve hedeflerimizi kendi içimizde doğru atmayı tercih ediyoruz. Kadro kalitesi olarak düşük bir kadro kalitemiz var ama farklı yönlerimizle farklı özelliklerimiz çok fazla. Biz herkesin gözüne soka soka değil sahada konuşarak iş yapmaya çalıştık” diye konuştu.
KENAN ÖZER: İNŞALLAH SÜPER LİG’DE KALICI OLUR
Yıllardır kadro istikrarını koruyan Bodrum FK’da 1’inci Lig’de 2 sezondur forma giyen takımın yıldız oyuncusu Kenan Özer, “Son maça kadar çok güzel çok tatlı heyecanlar yaşadık. Bütün takımı tebrik ediyorum, hepimiz çok büyük fedakarlıklar gösterdik. Sonuç alınca her şey çok daha değerli hala geliyor. İnşallah Bodrumspor Süper Lig’de kalıcı olur” diye görüş belirtti. Kutlama gecesinde taraftarlar futbolculara büyük ilgi gösterirken en çok alkışı amatör liglerden bu yana kadroda yer alıp altyapıdan itibaren tüm kariyerini Bodrumspor’da geçiren Celal Dumanlı aldı.
VALİ AKBIYIK: SÜPER LİG’DE DE BAŞARI GELECEK
Muğla Valisi İdris Akbıyık, takımın başarılı çizgisini Süper Lig’de de sürdüreceğine inandığı söyledi. Vali Akbıyık, “Bu sevince ortak olmaktan dolayı kendimi mutlu sayıyorum. 1931’den beri Bodrumspor ve Bodrumlular büyük meşakkatlere katlandı çok çalıştı arzu etti ve bugün başardı. Bodrum, Süper Lig’de artık inşallah sizlerin desteğiyle Muğla ve tüm ilçeleri tek yürek olmuş hepsinin kalbi Bodrumspor için çarpıyor. İnşallah futbolcularımız Süper Lig’de büyük başarılara imza atacaklar” dedi.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ARAS: SAHİP ÇIKMAK BOYNUMUZUN BORCU
Önceki dönemde Bodrum Belediyesi’nde başkan olup 31 Mart’ta Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde başkanlığa seçilen Ahmet Aras, yeşil-beyazlı kulübe sahip çıkacaklarını dile getirdi. Aras, “Çok tarihi bir an yaşıyoruz. Yaklaşık 100 yıllık kulüp tarihinde son yıllarda başarıdan başarıya yelken açtık. Bu sene çok farklı oldu, Muğla’da ve Ege’de sayılıdır bir ilçenin Süper Lig’e çıkması, Bodrum’umuzun Süper Lig’e çıkması hepinizin başarısıdır. Bundan sonra iş bizlere düşüyor. Onlar sonuna kadar görevlerini yaptılar ama bu takıma sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” diye konuştu. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ise, “Allah yaşatmayacağı hiçbir şeyin hayalini kurdurmaz. Bu meydanda bugün Bodrumspor’umuzun 93 yıllık çınarımızın Süper Lig’e çıkışını kutluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Gaziemir Belediye Başkan Adayı Ünal Işık, belediye başkanı seçildikten görev süresi bitene kadar geçen süreçte mal varlığında görevinden kaynaklı bir artışın olmayacağını belirterek; “Bu göreve nasıl başlarsam öyle de bitireceğim” diye konuştu.
CHP Gaziemir Belediye Başkan Adayı Ünal Işık, Gaziemir’de proje tanıtım toplantısı düzenledi. Toplantıya, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, kadın kolları ve partililer katıldı.
CHP Gaziemir Belediye Başkan Adayı Ünal Işık, proje tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“31 Mart’ta sizlerin desteğiyle ben bu kente belediye başkanı olacağım. Benimle birlikte her binaya koşa koşa çıktığımız gençlerimiz belediye başkanı olacak. Bu kentin sokaklarında her seçiminde, her seçimde adım adım birlikte gezdiğimiz kadın kollarımızla birlikte belediye başkanı olacağım. Ömrünü bu partiye adamış ilçe başkanlarımız, ilçe yöneticilerimiz, il başkanlarımız, il yöneticilerimiz, sizlerin adına belediye başkanı olacağım. Suyu kesilmesin diye yanında durduğum ablamızla birlikte belediye başkanı olacağım. İşten haksız yere atılan işçilerle birlikte belediye başkanı olacağım. Aktepe’den yürüyerek gelen kadın emekçilerimizle birlikte belediye başkanı olacağım. Oyun parkı olmayan çocuklar adına belediye başkanı olacağım. Taziye evi, cemevi olmayan bu hizmetlerini yerine getirmek istediğim büyüklerimizle birlikte belediye başkanı olacağız. ATM’ye, internete, otobüse, yeteri kadar ulaşamayan yurttaşlarımız adına belediye başkanı Gaziemir’de yaşayan tüm halkımız adına ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu dönem belediye başkanı olacağım. “
“HALKIMIZ ADINA MÜCADELEYİ HER ORTAMDA YAPACAĞIZ”
Çalışma arkadaşları ile birlikte toplumun her kesimine eşit mesafede, adil ve dürüst çalışacaklarını belirten Işık, “Çözemediğimiz işlerimizi mutlaka toplumumuzda, sivil toplum örgütlerimizle, muhtarlarımızla paylaşacağız. Çözememe sebeplerimizi mutlaka kendilerine anlatacağız. Kimseyle kavga etmeyeceğiz. Ama halkımız adına gerekse mücadeleyi her ortamda yapacağız. Halkın malını çalmayıp çaldırmayacağız. Şantiyede olacağım, bayramda olacağım. Halayda kolunuzda acı da yanınızda olacağım. Buna söz veriyorum. Gülerseniz sizinle gülüp ağlarsanız birlikte ağlayacağım. Size söz veriyorum” dedi.
“BU GÖREVE NASIL BAŞLARSAM ÖYLE DE BİTİRECEĞİM”
Göreve geldiği takdirde hizmet süresi bittiğinde mal varlığında bulunduğu makamdan kaynaklı bir artışın olmayacağının da altını çizen Işık, “Benim, eşimin ve çocuklarımın 44 yıllık emeklerinin karşılığında edindiğimiz varlıklarımızda, benim bulunduğum makamdan kaynaklanan bir artış, asla olmayacak. Bu göreve nasıl başlarsam öyle de bitireceğim” diye konuştu.
“En büyük projem 150 bin kişilik Gaziemir’in gönlünde taht kurmak. Gaziemirmizin gönlünde taht kurduktan sonra bu kentte yaşayan herkese huzuru en büyük proje olarak açıklıyorum” diyen Işık, göreve geldiği takdirde hayata geçireceği projelerini aktardı.
GAZİEMİR METRO PROJESİ; GAZİEMİR’İN TOPLU ULAŞIMDAKİ TÜM SORUNLARINI ORTADAN KALDIRACAK
Ulaşımı, alt ve üst yapısıyla dirençli kent Gaziemir projelerinden söz eden Işık, Sevgi Yolu Düzenlemesi ve Tramvay Projesi kapsamında Eski Seydiköy İstasyonu ile Gaziemir İzban arasında çalışacak olan tramvay hattı kurulacağını söyledi. Gaziemir Metro projesinden bahseden Işık, Karabağlar-Gaziemir Metro hattının Gaziemir’in toplu ulaşım konusunda tüm sorunlarını ortadan kaldıracağını ifade etti. Işık, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından projelendirilen Karabağlar-Gaziemir Metrosu’na entegre olarak projelendirilen Sarnıç tramvayının da İzban ve Sarnıç Cumhuriyet Meydanı arasında çalışacağını belirtti.
GAZİEMİR 12 AY BOYUNCA FESTİVALLERE EV SAHİPLİĞİ YAPAN KÜLTÜR TURİZM KENTI HALINE GELECEK
Sosyal ve kültürel alanlarda parlayan Gaziemir projesi kapsamında yapılacak çalışmalarını da anlatan Işık, Gaziemir Kent Festivalleri ile Gaziemir’in 12 ay boyunca festivallere ev sahipliği yapan bir kültür- turizm kenti haline geleceğini söyledi. Atıfbey Mahallesi’nde bulunan eski Tansaş olarak bilinen alanda 100. yıl sanat merkezi projesinin planlamasının yapıldığını vatandaşlardan da gelen yeşil alan taleplerinin de oldukça fazla olduğunu belirten Işık, halkın talepleri doğrultusunda projeyi gerçekleştireceklerini söyledi. Beyazevler Rekreasyon Alanı projesi kapsamında alanın önemli bir bölümünün yeşil alan olarak planlanacağını ayrıca yüzme havuzu, tenis kortu gibi spor alanlarının olacağını söyledi. Toplumsal Refahı Yükselen Kent Gaziemir projeleri kapsamında Gaziemir’in tüm bölgelerinde kreşlerin açılacağını, kreşlere kayıtlarda, anne kart sahipleri ve gelir seviyesi baz alınarak, düşük gelirli veya sosyal yardım alan ailelerin öncelikli faydalanmasının sağlanacağını ifade etti.
ANNE KART VE EMEKLİ KART POJESİ
Anne kart ve emekli kart projesi kapsamında 0-15 yaş arası çocuğu olan her kentli annelere anne kart ve Gaziemir’de yaşayan her emekliye emekli kart tanımlanacağını kaydeden Işık, vatandaşların belediye hizmetlerinde sıra önceliği sunularak, belediyenin düzenlediği tiyatro, konser, kafeterya ve sosyal tesisler gibi alanlardan ücretsiz veya indirimli faydalanacaklarını belirtti. Gaziemir’de yaşayan 15-30 yaş arası gençlerin sahip olacağı gençlik kart sisteminin de kurulacağını söyleyen Işık, kart sahiplerinin belediye kurslarından, tiyatro ve konserlerden, festivallerden, sosyal tesislerden ve kafeteryalardan ücretsiz ya da indirimli faydalanacaklarını vurguladı.
Işık, toplantı sonunda ‘Halkçı Belediyecilik Taahhütnamesi’ni imzaladı ve mal varlığını açıkladı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan da yaptığı konuşmada, “Çok önemli bir seçim. Bu seçimde asıl sahnenin yıldızı belediye başkan adayımız Ünal Bey. Ama ben de kısaca buraya gelmişken düşüncelerimi açıklayayım. Bu seçim birkaç açıdan önemli değerli arkadaşlar. Bir defa yerel yönetimleri belirlerken yerel dinamiklere bakıyorsunuz. Bu projelere bakıyorsunuz ama en önemli şey kamu kaynaklarının kime aktarıldığı. Bizim de karşımızdaki Cumhur İttifakı’nın adayı, AKP’nin aday arasındaki fark böyle. Bunu nereden görüyoruz? İşte İstanbul’da biliyorsunuz, daha önce bir büyükşehir belediye başkanı vardı AKP iktidarında. Kamu kaynaklarını kime aktardılar? TÜRGEV’e aktardılar, Ensar’a aktardılar, TÜGVA’ya aktardılar. Nur Cemaati’nin kırk tane alt koluna, tarikatlara, cemaatlere, yurtlar yaptırdılar, tahsisler verdiler. Sadece bunu yapmadılar. 1999 depreminde ben ablamı ve eniştemi kaybettim. Yalova’da. O 1999 depreminden sonra kamu kaynaklarıyla deprem toplanma alanları belirlendi İstanbul’da. O deprem toplanma alanlarını sattılar. Ne yaptılar? AVM ve rezidans yaptılar. Dolayısıyla şu an ne yapılıyor? O kamu kaynakları doğrudan halka aktarılıyor. İzmir’i örnek vermedim. Çünkü İzmir’de hep biz iktidardık. Ama İstanbul’da bu burs olarak çocuklara dönüyor. O yurtları İstanbul Büyükşehir Belediyesi yapıyor. Hiçbir ayrım yapmadan, toplumun her kesimine hizmet ediyor. Yine kamucu belediyecilikle bu rantçı belediyecilik arasında bir örnek. Benim için çok böyle önemli majör örnektir. Eski İzmir’de gençliği geçmişi olanlar bilirdi. Güzelyalı’da bir troleybüs garajı vardı. Boynuzlu derdik biz çocukken. O troleybüs garajı şu an dünyanın en iyi konser salonlarından Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi. Çoğunuzca kendiniz ve eşiniz, çocuğunuz gitmiştir. Benzer bir yer İstanbul’da vardı. İETT Garajı’ydı. Çok önce Dubai şeyhine sattılar. Sonra satış olmadı. Sonra Cevahir Alışveriş Merkezi yaptılar. Mesela İzmir Havagazı Fabrikası. Herhalde AVM yapsaydınız birkaç yüz milyon dolar ederdi. Ama kentin kullanımına tahsis edildi. Bir tarafta kamunun kaynakları kamuya aktaran bir belediyecilik anlayışı. Diğer tarafta mesela Mavişehir’de spor alanları TOKİ’ye satan, rekreasyon alanlarını Ünal Bey’in burada proje yapacağını söylediği alanları TOKİ’ye satan bir anlayıştan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu anlamda yerel yönetim kamu kaynaklarını kime aktarılacağı açısından önemli” dedi.
“BU İKTİDAR DÖNEMİNDE İNSANLAR ELİNE İŞ, AŞ, YAZIP İNTİHAR EDİYOR”
Türkiye derin bir yolculuk içinde olduğuna dikkat çeken Bakan şunları söyledi:
“İkinci bir bu seçimin önemli tarafı var. Genel siyaset açısından da çok önemli. Türkiye arkadaşlar gelip yoksulluk içinde birkaç gün önce ben Torbalı’da Ayrancılar’da pazar yerinde bir emekli vatandaşımızla karşılaştım. Burada içinizde çokça emekli vardır tahmin ediyorum. Dedi ki ben 10 bin 300 lira maaş alıyorum. Evim kira pazara geldim alışveriş yapmaya. Ben buradan nasıl alışveriş yapacağım? Sayın vekilim siz söyleyin dedi. Bu derin yoksulluk sadece emeklide değil; çiftçide de öyle. Yani Menderes’in köylerine gidin. Traktörüne koyacak mazot yok. Gübre alacak parası yok. Tohum alacak parası yok. Çiftçi bu durumda. Ürünü para etmiyor. İçinizde esnaf olanlar vardır. Siftahsız kepenk kapatan esnafımız var. Bu derin yoksulluktan herkes etkileniyor. Atanamayan öğretmen etkileniyor. Kadro alamayan uzman çavuşlar var mesela. Vatan için şehit oluyor değil mi? Ama kadrosu yok. Sözleşmeli personel ama vatan için canını veriyor. Dünyada en çok intihar eden meslek polislik mesleği değil ama ekonomik gerekçelerle polisler intihar ediyor. Güvenlik görevlisi olan emekli astsubay var. İş hanına giderken karşılaştım. Beni tanıdı, ‘vekilim’ dedi. Sağ olun bizim haklarımızı savunuyorsunuz. Ben dedi güvenlik görevlisiyim. Emekli astsubay vatana hizmet etmiş 30 yıl. Emekli olmuş güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Mesela binbaşı olup emekli olduktan sonra Buca’da çaycılık yapan var. Türkiye derin bir yolculuk içinde. Biz Cumhuriyet tarihinde çok zor zamanlar yaşadık. Hep beraber seferberlik dönemlerini yaşadık. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı yılları, o zamandaki yokluğu, yoksulluğu, işte her evden çorap alıyor. Tekareti milliye emirleri gereği. Herkes çamaşır vesaire veriyor. Mesela petrol krizi yetmişli yıllarda yaşandı. Soğuk savaş dönemleri yaşandı. Çok zor dönem geçtik ama hiç açlıktan, yoksulluktan intihar eden kimseyi duymadık. Bu iktidar döneminde insanlar eline iş, aş, yazık intihar ediyor. Hatay’da vatandaş kendini ateşe veriyor, yoksulluktan. Beni çok etkileyen bir hikaye var. Saç kurutma makinesini çocukları ısınsın diye prize takıp açıp içeride anne kendini asıyor. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla bu seçim iktidara bir mesaj vermek, genel siyaset anlamında da önemli. İktidara sen tek başına bu ülkeyi yönetemezsin demek için önemli. Bizim İzmir’i Gaziemir’i almamız İstanbul’u, Ankara’yı, Antalya’yı, Mersin yeniden almamız yetmez. Biz Kırıkkale’yi almak zorundayız. Biz Kastamonu’yu almak zorundayız. Manisa’yı, Balıkesir’i, Bursa’yı almak zorundayız. Ancak bu şekilde önümüzde iktidarı değiştirecek bir güç yeniden bir motivasyon toplayabiliriz. Bu açıdan da çok önemli.”
“ÜNAL BEY BU BELEDİYEMİN BÜTÇESİNDEN DAHA BÜYÜK BÜTÇELERİ YÖNETMİŞ BİR ARKADAŞIMIZ”
Bir belediye başkanından ne beklersiniz? Bir defa liyakat beklersiniz. İş yaşamında başarı beklersiniz. Çünkü hayatında başarılı olamamış, muvaffak olamamış siyaseti kendi kariyeri için yapan, kendi ikbali için yapan insandan siyasette de bir yere gelse de başarı beklemeyin. Ama kendi yaşamında başarılı olmuş, iş yaşamında hayatını idame ettirmiş birisi, döndüğünde siyasette de başarılı olur. Ünal Bey tam da öyle bir insan. Bu belediyenin bütçesinden daha büyük bütçeleri yönetmiş bir arkadaşımız. Bir belediye başkanından başka ne beklersiniz? İletişim becerisi beklersiniz. Ahlaklı olmasını beklersiniz. Yasal deneyim beklersiniz. İki dönem belediye meclis üyeliği yapmış, tüm seçimlerde hiçbir beklentisi olmadan mücadele etmiş, çalışmış, alın teri dökmüş. Niçin? Cumhuriyetin ilke ve değerleri için. Bir siyasal hedef için değil. ve gün gelmiş burada belediye başkan adayı olmuş. Ne beklersiniz? Vizyon beklersiniz. İşte o vizyonu buradaki projelerde gördük. Halkçı belediyecilik, kamucu belediyecilik ne demek projelerinde onu anlattı. Dolayısıyla ben Ünal Bey’in Cumhuriyet Halk Partisi olarak genel merkez, parti meclisi olarak adaylaştırmış olmamızdan bir kere daha mutlu oldum.”
]]>
Görme engellerine rağmen, neşeli tavırlarıyla dikkat çekiyorlar
SİVAS – Sivas’ta yaşayan görme engelli 3 kardeş engellerine rağmen neşelerinden vazgeçmeyerek herkesin dikkatini çekiyorlar.
Sivas’ta 5 çocuğundan 3’ü görme engelli olan Fatma ve Recep Işık çiftinin kızları Eda Işık doğuştan görme engelli olarak dünyaya gelirken Emre Işık geçirdiği çiçek hastalığından Hasan Işık ise Menenjit hastalığından dolayı görme kabiliyetini kaybetti. Buna rağmen yaşam azimlerinden hiçbir şey kaybetmeyen 3 kardeş adeta kendilerini müziğe adadı. Eda eğitim alarak bağlama çalmayı öğrenirken diğer iki kardeş ise kendi kendilerini darbuka ve ney çalmayı başardı. Engellerine rağmen neşeli halleriyle dikkat çeken kardeşler, müzik sayesinde hayata tutundu. Eşini yaklaşık 1 yıl önce kaybeden anne Fatma Işık ise çocuklarının mutluluğu için elinden gelen her şeyi yapıyor.
“Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın”
Anne Fatma Işık, çocuklarının mutluluğunun kendisi için önemli olduğunu ifade ederek, ” İlk kızım sağlıklı doğdu, diğer çocuklarımda doğuşta sağlıklıydı. Doğduktan sonra birisi menenjit diğeri de çiçek hastalığı geçirdi. Kızımda ben hamileyken karnımda taşırken geçirdiğim hastalıktan dolayı görme engelli oldu. Eşimle akrabaydık ama çocuklarımızın böyle olmasının akraba evliliği ile bir alakası yok, kanlarımızda bir sorun çıkmamıştı. Çocuklarımla mutluyum, eşimi kaybettim çok üzüldüm ama çocuklarıma yansıtmadım. Babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorum. Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın engelliyim deyip de geride kalmasınlar. Her şeyden önce ben çocuklarıma bakarım önce onların karınlarını doyururum, önce onları giydiririm sonrasında ben kendime bakarım. Eşimi kaybettim içim kan ağlıyor ama çocuklarım mutlu olsun, onların mutluluğu bana yeter. Mutluluğumun kaynağı çocuklarım oldu, eşim oldu her ne olursa olsun mutlu olmaya çalışıyorum. Kimi insanlar engelli diyerek daha çok engel oluyor ama engeller aşılabilir, anne baba aştıktan sonra çocukların engeli olduğunu unutuyor. Benim çocuklarım benim için gören çocuklardan üstündür” şeklinde konuştu.
“Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir”
Ailesinin her zaman arkasında olduğunu belirten Eda Işık, “Biz 5 kardeşiz ben ve abilerim görme engellidir. Ben müzik öğretmeniyim, bu yıl atandım. Annemizden kaynaklı çok neşeliyizdir, babam artık yok onu çok arıyoruz ama annemiz neşe kaynağımız olmaya devam ediyor. Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir. Bağlamayı okuduğum görme engelliler ilkokulunda öğrendim. Bağlama kursu açılmıştı bende oraya gittim, 3 ay içeresinde türkülerden çalmaya çalışıyordum. İlk çaldığımda babamın da duymasını çok istemiştim. Sonrasın da çok gördü beni bağlama çalarken. Babam bana ‘ne güzel öğrenmişsin’ demişti. Azimden hiçbir şey kurtulmaz, ben engelliyim diye pes etmedim. Evet, pes ettiğim oldu ama babam dedi ki ‘başarırsın’, annem dedi ‘başarırsın’ hep arkamda oldular. Ailemin beni sevenlerin duasıyla azim ettim başardım. Öğretmen olacağımdan da pek emin değildim. Arkadaşımın söylemesiyle girdim, nasibimde varmış ki öğretmen oldum” dedi.
]]>Türkiye’nin çeşitli illerinden organik gıda şirketleri, Messe fuar alanındaki Nürnberg Organik Gıda Fuarı’nda stant açtı.
Türk şirketlerinin yeni ürünlerini ve projelerini uluslararası tedarikçilere ve katılımcılara tanıtma fırsatı bulduğu fuara, Türkiye’nin son yıllarda organik ürün sektöründe ulaştığı kalite damga vurdu.
Türkiye’den fuara katılan şirketler, kimyasal gübre ve ilaç kullanılmadan ürettikleri organik sertifikalı ürünleri katılımcılara tattırdı, yeni trendleri yerinde görme fırsatı buldu.
Ege İhracatçı Birlikleri tarafından kurulan Türkiye Pavyonu’nda Türkiye’den milli katılımla etkinliğe dahil olan 16 şirket yer aldı. Fuarın düzenlendiği 9 salonun hemen hepsinde Türk firmalarının güçlü bir şekilde yer aldığı görüldü.
Türk organik sektörü, fuarda, dünyanın organik gıda deposu olduğunu gösterdi.
Işık Tarım, Göknur Gıda, Armada Gıda, Murka Gıda ve Şenocak Gıda gibi Türk şirketlerinin yeni organik ürünlerini sergilediği Nürnberg BioFach Fuarı’na bu yıl 37 Türk şirketi katıldı.
Fuarda, “Gelecek için Gıda: Kadınların Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Üzerindeki Etkisi” ana temasıyla oturumlar düzenlendi. Organik ürünler konusunda güncel araştırma bulguları, küresel gıda sisteminin ekolojik dönüşümü, mevcut zorluklar ve organik sektörünün geleceği, sürdürebilir gıda altyapı ve tedarik zinciri çözümleri 200’den fazla oturumda ele alındı.
“Fuarda, organik ürünlerdeki son gelişmeleri görüyoruz”
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, AA muhabirine, fuarın organik ürünler konusunda 30 yılı aşkın süredir Almanya’nın ve dünyanın en büyük buluşma merkezi olduğunu söyledi.
Bu yıl fuara 94 ülkeden 2 bin 500 firmanın katıldığına dikkati çeken Işık, “Yani dünyanın her tarafından şirket geliyor ve kozmetik dahil birçok sektör var burada. Fuarda 2 çalışma yapıldı. Birincisi firmalar ve ülkeler kendi ürünlerini tanıtıyorlar, ikinci husus da herkes dünyada ne olup bittiğini görüyor. Trendler ve çalışmalar nereye gidiyor, neler oluyor?” dedi.
Işık, fuara Alman Tarım Bakanlığının da çok önem verdiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bir şehir, bir ülke buna hazırlanıyor. Siz Almanya’da uçaktan indiğinizde burada organik bir karşılamayla karşılaşıyorsunuz. Yani trenler, metrolar, her şey ücretsiz, her şey sistemin içinde. Yani ulusal bir kabullenme, bir hedef var burada. Alman Tarım Bakanı fuarın açılışını yaptı. Bakan, fuarın her açılışına geliyor. En başta Almanya’nın tarım politikasını açıklıyor, daha sonra da bütün Avrupa Birliği’nin (AB) politikalarını burada duyurma fırsatı buluyor. Fuarda aşağı yukarı 200 oturum yapılıyor. Burada dünyanın gittiği trendler, pazarlar, çiftçilik konuları bütün hepsi ele alınıyor. Dolayısıyla çok önemli bir fuar. Yani sadece pazarın döndüğü bir şey değil. Organik camianın, dünyanın geleceğinin karar verildiği bir organizasyon, bir sistem burası.”
Işık, AB’nin küresel salgın sürecinde gıda tedarikinde yaşadığı sıkıntıların ardından ilan ettiği “yeşil mutabakatı” hatırlatarak, “Kendi politikası itibarıyla 2030 ve 2050 hedeflerini koydu. İşin güzel tarafı bizim ülkemiz de bu hedeflere imza attı. Bu doğrultuda bizim bakanlığımız yapılanmasını devam ettiriyor.” ifadesini kullandı.
“Sürdürülebilirliğin en güzel örneği organik tarım”
Mehmet Ali Işık, dünyada sürdürülebilirliğin en güzel örneğinin “organik tarım” olduğunu söyledi. Bunun içinde toprağın uzun yıllar kullanılmasının, buradan elde edilen gıdalarla sağlıklı nesiller yetiştirilmesinin, organik tarım sayesinde pestisit ve kimyasal gübre kullanımının azaltılmasının olduğunu anlatan Işık, “Bu harcamalar yapılmıyor. Dolayısıyla buradan kazanılacak kaynakları organik tarıma aktararak bu alanların büyümesi hedefi var.” diye konuştu.
Işık, fuarda bu yıl kadınların sürdürülebilirlikteki önemine işaret edildiğini dile getirerek, “Yani gerek gıda tüketiminde gerek yetiştiriciliğinde gerekse işletmelerde olsun her yerde kadın. Kadının daha çok organik tarıma adapte olması, sürdürülebilirliğin daha iyi sağlanması… Sürdürülebilirliğin ana temasının kadın olması, onlar vasıtasıyla bugün bütün dünyaya yayılması hedefleniyor.” dedi.
“Kovid-19 ve Ukrayna’daki savaş, tarımda kırılma noktaları”
Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tarıma ve gıda tedarik zincirine etkisine değinen Işık, bu iki gelişmenin kırılma noktası olduğunu söyledi.
O dönemler marketlerde rafların boşalmasından ve gıdaya erişimde yaşanan olumsuzluklardan bahseden Işık, parası olanın dahi gıdaya ve ürüne ulaşamayabildiğini ifade etti. Işık, ülkelerin kendilerine yetecek üretimi yapma noktasında aksiyon almaya başladığını, ithalatın sıkıntılı noktalarının salgınla birlikte daha net görüldüğünü dile getirdi.
Salgın öncesinde ülkelerin yurt içi üretim daha pahalıya mal olduğu için ithalat yoluna gittiğini belirten Işık, şu değerlendirmede bulundu:
“Küçük çiftçiyi, organik tarım yapan aile işletmelerini küstürdüler. Hep ucuz ve büyük üzerine olan bu politika çöktü. Şimdi ülkeler ‘organik çiftçi’ diyor. Yani, ‘biz topraklarımızı geri kazanacağız ve küçük çiftçimizi destekleyerek onun ayakta kalmasını sağlayacağız’ diyor. Burada alınacak stratejik bir karar gelecek 5, 10, 15, 20 yılı etkiliyor. Avrupa Birliği, ‘pestisitlerimi yüzde 50 düşüreceğim’ dedi ama düşüremedi. Neden? İşte çiftçiler ayaklandı çünkü iklim değişti, ürünü alamıyor. Yani ürüne siz müdahale edemediğinizde hasat ve ürün olmuyor. İşte organik tarım sayesinde bu geçiş yaşanacak. Siz bir yandan topraklarınızı organik gübrelere alıştırırken diğer yandan konvansiyonel kimyasal pestisitlerin kullanımını düşüreceksiniz. Yani bir dönüşüm olacak. Bu döngüsel tarımı yaşayacağız 20 yıl içinde.”
“Türkiye, bazı ürünlerde dünya lideri”
Mehmet Ali Işık, Türkiye’de organik tarıma desteğin arttığını, ülkedeki mevzuatın AB mevzuatıyla uyumlu hale getirilmeye çalışıldığını söyledi.
Türkiye’nin bazı organik ürünlerde dünya lideri olduğunu ifade eden Işık, bunlar arasında üzüm, incir, kayısı, fındık, kiraz ve vişnenin olduğunu, hazırlıklarını bu ürünlerin ihracatını artırmaya yönelik yaptıklarını bildirdi.
Işık, “Nasıl hazırlanıyoruz? Fuarlara katılarak. Dün mesela burada 5 sempozyuma katıldık ve çalışmaları dinledik. Ege İhracatçılar Birliği olarak 30 yıldır koordinatörlüğünü yapıyoruz bu işin. Buradan edindiğimiz tecrübeleri, bilgileri, dünyanın nereye gittiğini, yeni trendlerin ve hedeflerin ne olduğunu üyelerimize ve bütün Türkiye’ye duyuyoruz.” diye konuştu.
Organik gıdada ihracat hedefi 2 milyar dolar
Küresel organik gıda ticaretinin 2022 yılında 135 milyar avroya yaklaştığına dikkati çeken Işık, bu alanda ihracat hedeflerinin ilk etapta 1,5 milyar dolara, daha sonra da 2 milyar dolara ulaşmak olduğunu söyledi. Işık, “Ancak Almanya örneğinde gördüğümüz gibi siz organik tarımı ülkenizde büyütmek istiyorsanız önce kendi iç pazarınızı büyütmelisiniz. Yani kendi tüketicinize organik yeme alışkanlığını sağlayacaksınız ki ürün çeşitliliği artsın. O oluşan kültürle, birikimle birlikte ihracatımız artsın.” dedi.
Organik meyve yetiştirmenin uzun zaman aldığını belirten Işık, bir ürünün organik olabilmesinin 3-4 yılı aldığını dile getirdi.
Işık, organik tarımda tarladan rafa kadar görülen izlenebilirlik ve sürdürülebilirliğin bu işi başarılı kıldığını ifade etti.
“Tüketiciler organik üründe sertifika aramalı”
Mehmet Ali Işık, Kovid-19 salgını sonrasında talep arttığı için konvansiyonel gıdalarla organik gıdalar arasındaki fiyat farkının azaldığını ve organik ürün tüketiminin arttığını belirtti.
Tüketicilerin organik ürün alırken nelere dikkat etmesi gerektiğine ilişkin Işık, “Ürünün arkasına bakın. Organik sertifikası olmak zorunda. Natürel ürünler hiçbir zaman organik ürünlerin yerine geçemez.” dedi.
Organik tarımla uğraşmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Işık, “Bu sadece para için yapılacak bir uğraş değildir. İşinizi, tarımı ve gıdayı severseniz ve işinizi doğru yaparsanız doğru yerlere gelirsiniz. 50 dönümlük alanda başlayan organik yolculuğumuz bugün 4 bin 500 çiftçiye çıktı. 1500 çalışanımız var. Dünyanın yaklaşık 40 ülkesine ihracat yapıyoruz.” diye konuştu.
“Fındıkta daha değerli ürünleri ihraç edebilmeyi hedefliyoruz”
Şenocak Gıda Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Yiğit Şenocak da organik gıda tüketiminin son yıllarda öne çıkan çok önemli bir trend olduğunu, sürdürülebilir tarımın da bunun en önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi.
Şenocak, “Biz de Nürnberg Organik Gıda Fuarı’na ilk defa katılımcı olarak geliyoruz. Öncesinde ziyaretçi olarak gelmiştik. Biz natürel fındıktan füreye kadar bütün çeşitleri yapabiliyoruz ve organik anlamda da özellikle Avrupa’da buna ilgi oldukça iyi durumda.” ifadesini kullandı.
Satışlarının yüzde 5’ini organik ürünlerin oluşturduğunu dile getiren Şenocak, “Bu pazar genellikle Avrupa ağırlıklı. Amerika’da kısmen bir talep var. İngiltere, İsviçre, Almanya, İtalya tarzında ülkeler daha çok ürünlerimize rağbet gösteriyor.” dedi.
Şenocak, katma değeri artırarak daha değerli ürün ihraç etmeyi ve markalaşma anlamında diğer firmalardan ayrışmayı hedeflediklerini bildirdi.
“Organikte de payımızı artırmaya çalışıyoruz”
Pagmat Gıda satış müdürü Nergiz Karadağ, 45 yıllık bir firma olarak kuru meyve sektöründe üzüme ağırlık verdiklerini ancak diğer kuru meyveleri de ürettiklerini söyledi.
Fuarda aktif müşterilerle görüşme fırsatı yakaladıklarını ve potansiyel müşteri portföylerini artırdıklarını belirten Karadağ, “Biz zaten yüzde 90 ihracat yapan bir firmayız. Organikte de payımızı artırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Işık Tarım satış müdürü Can Erim, fuara, yeni müşterilere, satın alma gruplarına ve süpermarket zincirlerine ulaşmak amacıyla geldiklerini, organizasyonun beklentilerini karşıladığını dile getirdi.
Organik ve sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunun gittikçe daha görünür hale geldiğini belirten Erim, “İnsanlar daha sağlıklı beslenmek istiyor ve bununla ilgili bence fiyatlar da daha makul düzeylere geldi. Organik artarak devam edecek. Bunun hem çiftçi hem de üretici aşaması daha iyiye gidiyor. Trendin artarak devam etmesini bekliyorum.” ifadesini kullandı.
Tunay Gıda Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Leyla Aydın Yüksel de firma olarak sürdürülebilirliği, insanı ve insan sağlığını çok önemsediklerini vurgulayarak, “Odak noktamız organik ürünler. Bu fuar da dünyadaki en büyük organik fuarlarından biri. Hatta en büyüğü bu nedenle de buradayız.” dedi.
Tunay Gıda Genel Müdürü Gonca Kırtıloğlu Demir, sürdürülebilir tarıma ve doğal kaynakların korunmasına önem verdiklerini, bu nedenle fuara katıldıklarını söyledi. Demir, “Şu anda 20 bin dönümün üzerinde 450, 500 civarında üreticiyle ve sürdürülebilirlik ilkelerine uyarak organik tarım yapmaktayız.” diye konuştu.
“Türkiye’nin en büyük avantajı ürün çeşitliliği”
Türkiye’den organik gıda ürünleri tedariki yapan İsviçre merkezli Yourharvest AG Üst Yöneticisi Pascal Schwarz, dünyanın her yerinden tedarikçilerden oluşan küresel bir ağlarının olduğunu ve fuarda tedarikçilerin yaklaşık yüzde 80’ini dünyayı dolaşmadan görme fırsatı bulduklarını dile getirdi.
Türk ortakları Işık Tarım ile 30 yılı aşkın süredir çok yakın ilişkileri olduğunu belirten Schwarz, Türk şirketlerinin üretim gücüne işaret etti. Schwarz, “Özellikle pazarda çok uzun bir geleneğe sahip olan Türk kuru meyve ve kuruyemiş ürünlerinin tekrar yükselişe geçeceği konusunda çok iyimseriz. Türkiye organik gıdada mercimekten fındığa kadar çok çeşitli ürünler sunuyor. Öteki ülkelerde ürün çeşitleri Türkiye kadar değil. Türkiye’nin en büyük avantajı bu.” ifadesini kullandı.
Pascal Schwarz, Türk organik gıda üreticilerine, Avrupa’da daha iyi satış için “inovatif olma ve ürünlerine katma değer katma” tavsiyesinde bulundu.
Organik ürün üreticilerinin sayısı 4,5 milyonu geçti
Fuarda sunulan “Organik Tarım Dünyası-İstatistikler ve Gelişen Trendler 2024” raporuna göre, dünya genelinde organik ürün üretenlerin sayısı 4,5 milyonu aştı.
Organik gıda satışları 2022 yılında 135 milyar avroya yaklaştı. Küresel organik tarım alanı 96 milyon hektara çıktı. Avustralya, 53 milyon hektarla en büyük organik tarım alanına sahip ülke olmaya devam ederken, bu ülkeyi 4,7 milyon hektarla Hindistan izledi. 2022’de dünyadaki tarım arazilerinin sadece yüzde 2’sinin organik tarım için kullanıldığı hesaplandı.
ABD 2022’de organik gıda satışlarında 56,6 milyar avroyla lider pazar olmayı sürdürürken, bu ülkeyi 15,3 milyar avroyla Almanya, 12,4 milyar avroyla Çin izledi.
Küresel ölçekte kişi başına organik gıda harcaması 17 avro olarak hesaplandı. En fazla harcamayı 437 avroyla İsviçreliler yaptı.
]]>İlçede 3 yıl önce bir araya gelen kadınlar, Gürsu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini kurdu.
Özellikle Gürsu Ovası’nın bereketli topraklarında yetişen coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armutlarını katma değerli ürüne dönüştürmeyi hedefleyen 11 kadın, devlet desteğiyle aldıkları ekipmanlarla bunları kurutup pazarlamaya başladı.
Cips şeklinde atıştırmalığa dönüştürdükleri armutların ilgi görmesiyle farklı ürün arayışına geçen üyeler, butik pasta ve butik çikolata üretimi konusunda eğitim aldı.
Müşterilerin isteklerine göre butik pasta ve çikolata imal eden kadınlar, çölyak hastaları için glütensiz üretim yapıyor.
Gürsu’nun isim annesi olarak bilinen “Muazzez Ana” markasıyla patent alan kooperatif üyeleri, ürünlerini kendi sosyal medya hesapları ve internet sitelerinin yanı sıra büyük çaplı e-ticaret sayfalarında satışa sunuyor.
Kooperatif Başkanı Sümeyye Işık, AA muhabirine, Gürsu’nun ilk kadın kooperatifini kurduklarını söyledi.
Coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armudundan ürünler hazırlamak üzere yola çıktıklarını belirten Işık, “Armutlardan farklı atıştırmalıklar yaparak katma değer oluşturmaya çalıştık. Bölgemizde yetişen meyveleri kurutarak farkındalık oluşturmak istedik.” dedi.
Işık, kooperatifin kapılarını diğer Gürsulu kadınlara da açarak butik pastacılık ve butik çikolata eğitimlerinin ardından bu alanda üretim yapmaya başladıklarını anlattı.
Katma değerli üretimde çeşitliliği artırmaya devam ettiklerini vurgulayan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meyvelerden sağlıklı atıştırmalıklar yapabiliyoruz. Bir de glütensiz ürünler üretmeye başladık. Glütensiz tarhana, glütensiz kurabiyeler… Çünkü çölyak hastalarının bu ürünlere ulaşmakta zorluk yaşadığını biliyoruz. Tüm hijyen kurallarına uyarak ürünlerimizi imal ediyoruz. Çölyak hastaları ürünlerimizi gönül rahatlığıyla tüketebilirler. Diyetisyenler, gıda mühendisleri eşliğinde danışarak hata yapmadan ürün çıkartmaya gayret gösteriyoruz. Yöresel ekşi mayalı ekmek, butik pasta, butik çikolata gibi tüm ürünleri yapabiliyoruz. Tüm Türkiye’ye ürünlerimizi ulaştırabiliyoruz.”
“Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik”
“Muazzez Ana” markasının ilham kaynağı olan Hatice Muazzez Kutlay’ın tiyatrocu bir ailenin kızı olduğunu, 1922’deki Bursa ziyaretinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çiçek takdim ettiğini dile getiren Işık, “Gürsu’nun isim annesi” diye anılan Kutlay’ın adıyla markalaştıklarını belirtti.
Kooperatifi kurmalarından itibaren birçok zorluğun üstesinden geldiklerini, önemli mesafe katettiklerini anlatan Işık, “Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik ayrıca bizler ürettiğimiz meyve kurularıyla çocuklarımızın da atıştırmalık alışkanlıklarına değiştirmeye vesile oluyoruz. Ürünlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına göndererek ilçemizi tanıtıyoruz ve aile ekonomisine katkıda bulunuyoruz. Ürünlerimize ilgi yoğun. ‘Meyve kurusu nasıl olur?’ diye tereddüt ediyorlar ancak yedikten sonra tiryakisi oluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Sümeyye Işık, kooperatife desteklerinden dolayı Ticaret Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Gürsu Belediyesi yetkililerine teşekkür etti.
Kooperatifin Başkan Yardımcısı Mehtap Temizci Billor da daha önce farklı bir işte çalıştığını ancak çocukları dünyaya geldikten sonra uzun süre onlarla ilgilendiğini söyledi.
Evde sıkılmaya başladığı sırada yolunun kooperatifle kesiştiğini anlatan Billor, “Kendi kendime evde bir şeyler deniyordum ama bir tık bunu profesyonelliğe taşımak istiyordum. Özellikle pastacılıkta tekniği öğrenmek istiyordum. Sonra burada kurslar aldım ve kooperatife ortak oldum. Burayı çok sevdim. Üretmek, çalışmak çok güzel. Evde oturmak insanı bazen çok yoruyor. Burası hem maddi hem de manevi insana huzur veren bir yer.” diye konuştu.
]]>