Irk – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 23 Apr 2024 23:30:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Azerbaycan, Ermenistan’a karşı etnik temizlik suçlamasıyla davayı sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistana-karsi-etnik-temizlik-suclamasiyla-davayi-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistana-karsi-etnik-temizlik-suclamasiyla-davayi-surduruyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 23:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29005 Azerbaycan, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda ve Ermenistan’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı sistematik etnik temizlik politikası uyguladığını belirtti.

Azerbaycan tarafından, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan’a karşı açılan davada, Divan’ın yargı yetkisine ilişkin duruşmalar sürüyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) yargı organı UAD’nin Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Barış Sarayı’ndaki yerleşkesinde yapılan duruşmalarda, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Elnur Mammadov, Ermenistan’ı Azerbaycan Türklerine karşı etnik temizlik yapmakla suçladı.

Mammadov, Divan yargıçları karşısındaki sunumunda “Ermenistan, 1991’deki yasa dışı işgalinin ardından, daha önce işgal ettiği topraklardaki Azeri nüfusa ve kültürüne yönelik 30 yıllık etnik temizlik ve buna bağlı kültürel yok etme kampanyası yürütüyor.” dedi.

Ermenistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) birçok kararına açıkça meydan okuduğunu belirten Mammadov, “Ermenistan, Azerbaycan Türklerini atalarının evlerinden sürmek, yerlerine tek etnikli bir Ermeni nüfusu yerleştirmek ve Azerbaycanlıların geri dönmelerini engellemek için sistematik bir kampanya yürütmüştür.” ifadelerini kullandı.

Mammadov, Ermenistan’ın Karabağ’da kasıtlı olarak kara mayınları ve bubi tuzakları yerleştirdiğini anlatarak, “Azerbaycan’ın sunduğu gerçekler ve kanıtlar, bu sistematik, ırkçı motivasyonlu kampanyanın sadece bir parçasını oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.

Ermenistan’ın, BMGK’nin birçok kararında, Azerbaycan egemenliğindeki topraklardaki güçlerini “derhal, tamamen ve koşulsuz” olarak çekmesi çağrısına uymadığından bahseden Mammadov, Ermenistan’ın uluslararası ve insan hakları mahkemelerinin kararlarına da karşı hareket ettiğini aktardı.

Mammadov, sunumunda, Ermeni ırkçı hareketinin ana liderlerinden biri haline gelen Garegin Nzhdeh’in sadece Ermeni ırkından oluşan ve Ermenistan toprakları dışındaki bölgelere de yayılmayı hedefleyen tek uluslu devlet ideolojisinin bugünkü Ermenistan’da giderek daha yaygın ve görünür hale geldiğini anlatarak, bu ideolojinin Azerbaycan Türklerine karşı yapılan ırkçı ve ayrımcı saldırılara kaynaklık ettiğini vurguladı.

Azerbaycan Türkleri topraklarına geri dönmek istiyor

Ermenistan işgali öncesinde, Karabağ’daki birçok noktada Azerbaycan Türklerinin nüfusun büyük bölümünü oluşturduğunu fakat işgal süresince bu durumun tersine döndürüldüğünü aktaran Mammadov, Ermenistan tarafından sürülen Azerbaycan Türklerinin topraklarına geri dönme hakkı talep ettiğini söyledi.

Mammadov, Ermenistan’ın mayın ve bubi tuzakları yerleştirerek, Azerbaycan Türklerinin topraklarına dönüşünü engellediğini ifade etti.

Mammadov, Ermenistan’ın kasıtlı olarak mayınların yer aldığı haritaları Azerbaycan’a vermediğini ve bunun yanında Azerbaycan Türklerine karşı yürütülen nefret söylemini ve dezenformasyonu engellemediği gibi, sorumluları cezalandırmadığını vurguladı.

Ermenistan’ın Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı uygulamaları

Azerbaycan’ın avukatlarından Stephen Fietta, Ermenistan’ın Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı uygulamalarını anlatarak, Ermenistan tarafının iddia ettiğinin aksine Divan’ın yargı yetkisi olduğunu ve davayı esastan incelemesi gerektiğini belirtti.

Fietta, UAD’nin söz konusu davaya ırk ayrımcılığı sözleşmesi kapsamında bakmaya yetkili olduğunu vurguladı ve bu sebeple davanın esasına girerek Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik iddialarını incelemesini talep etti.

Azerbaycan’ın avukatlarından Uluslararası Hukuk Profesörü Stefan Talmon ve Profesör Vaughan Lowe, Ermenistan’ın itirazlarının hukuken geçerli olmadığını anlatarak, Azerbaycan’ın, Ermenistan’a karşı açtığı davanın konu ve zaman bakımından Divan’ın yetkisine uygun olduğunu belirtti.

Azerbaycan’ın avukatlarından Samuel Wordsworth, Ermenistan’ın, savunma amaçlı değil, aksine Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı saiklerle mayınları yerleştirdiği ve geri dönmelerini engellemek için kullandığını dile getirdi.

Cenevre Üniversitesinden Uluslararası Hukuk Profesörü Laurence Boisson de Chazournes, Ermenistan’ın, 1991’den Karabağ’ın kurtarılmasına kadar devam eden süreçte, Azerbaycan Türklerine yönelik kültürel unsurları bilinçli şekilde yok ettiğini ve bunu yaparken çevreye ağır tahribat verdiğini vurguladı.

Ermenistan suçlamaları reddetti

Ermenistan avukatları, dün yapılan duruşmada UAD’nin davaya bakmaya konu ve zaman bakımından yetkisi olmadığını belirterek, Azerbaycan’ın açtığı davanın yetkisizlik sebebiyle düşürülmesini istemişti.

Duruşmalar yarın Ermenistan, 26 Nisan Cuma günü ise Azerbaycan tarafının yapacağı ikinci tur sunumların ardından sona erecek.

İki ülke arasındaki karşılıklı dava

İki ülke birbirine karşı karşılıklı aynı davayı açtı.

Ermenistan, 16 Eylül 2021’de “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Azerbaycan aleyhine UAD’de dava açtı.

Ermenistan’ın Azerbaycan aleyhine iddiaları, Azerbaycanlıların “Vatan Muharebesi” dediği, Eylül 2020’de başlayarak 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşananları kapsıyor.

Azerbaycan, 21 Nisan 2023’te, mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlar hakkında verilecek karara kadar davanın esası hakkındaki yargılamanın askıya alınmasını istedi.

Divanın, 15-19 Nisan’da her iki ülkenin de yargı yetkisine ilişkin sözlü beyanlarının alındığı duruşmalarda Azerbaycan, mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını, Ermenistan’ın gerekli kabul edilebilirlik şartları oluşmadan siyasi amaçla dava açtığını ve UAD nezdindeki dava açma amacını kötüye kullandığını belirterek, davanın reddini istemişti.

Bugün başlayan duruşmalar ise Azerbaycan’ın, 23 Eylül 2021’de, yine aynı sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan aleyhine açtığı davaya ilişkin.

Ermenistan, 21 Nisan 2023’te Azerbaycan’ın açtığı davada mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlara ilişkin bugün başlayan duruşmalar 26 Nisan’da sona erecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistana-karsi-etnik-temizlik-suclamasiyla-davayi-surduruyor/feed/ 0
Sosyal medya fenomeni Banu Parlak’ın köpeği komşusunun köpeğini öldürdü https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-banu-parlakin-kopegi-komsusunun-kopegini-oldurdu/ https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-banu-parlakin-kopegi-komsusunun-kopegini-oldurdu/#respond Wed, 27 Mar 2024 07:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23898 Sosyal medya fenomeni Banu Parlak’ın ‘Drago’ isimli köpeği, komşularının köpeğine saldırarak öldürmüş ve dehşet anları cep telefonu kamerasına yansımıştı. Konuyla ilgili açıklama yapan aile avukatı Sevde Canik, “Elde edeceğimiz bütün tazminatı sokak hayvanlarına bağışlayacağız” dedi.

Edinilen bilgilere göre olay geçtiğimiz pazar günü öğle saatlerinde Beylikdüzü Marmara Mahallesi’nde bulunan lüks sitede yaşandı. Yasemin Kılıç ve annesi köpekleri Leo’yu site içerisinde gezdirdikten bir süre sonra eve döndüğü esnada komşuları Banu Parlak ile karşılaştı. Bu sırada Banu Parlak’ın elinden kurtulan Drago isimli köpeği, Leo’ya saldırarak parçaladı. Site sakinleri köpekleri güçlükle ayırmaya çalıştı. Leo’yu ağır yaralayan Banu Parlak’ın köpeği Drago, Yasemin Kılıç’ın da kolunu çizdi. Olay sonrası veterinere götürülen Leo isimli köpek, öldü. Köpeklerinin ölüm haberiyle adeta yıkılan Kılıç ailesi, komşuları Banu Parlak ile tartıştı. İddiaya göre Banu Parlak’ın yanına çağırdığı kişiler, Kılıç ailesi mensuplarına saldırdı.

Olayla ilişkin açıklamalarda bulunan köpeği ölen kişilerin Avukatı Sevde Canik “Olayla ilgili müvekkillerim şikayetçi oldu. Aynı zamanda biz de tazminat davası açacağız. Bu tazminat davası neticesinde de elde edeceğimiz bütün tazminatı ve benim avukatlık ücretimi sokak hayvanlarına bağışlayacağız. Bakanlığın yayınladığı bir genelge var. Bu genelgeye göre saldırgan ve tehlikeli cins olarak geçen köpeklerin tasmasız ve ağızlıksız dolaştırılması tamamen yasak. Bu konuda idari para cezası yaptırımı var. Devam etmesi halinde de köpeğin elinden alınması ve barınağa yerleştirilmesi yaptırımı var. Karşı tarafın iddia ettiği üzere ‘köpeğinin bu sayılan ırklara girmediğini’ söylüyor. Fakat biz bunu mahkeme aşamasına tekrar hangi ırk olduğunun tespiti için başvurumuzu yapacağız. Çünkü melez olsa da yine yasaklı ırklar arasına girebiliyor. Eğer genelgede sayılan yasaklı ırklar arasında değilse dahi burada yine de buna dikkat edilmesi gerektiği çok aşikar. Çünkü kendisinin söylemine göre 65 kilo, çok büyük, bir insan boyunda olan bir köpekten bahsediyoruz. Sitede çocuklar var, köpekler var. Onların arasına tasmasız ve hazırlıksız yine de çıkarılmaması gerekiyordu. Bunun için illa genelgede sayılmasına da gerek yok. Bunun bir tehlike arz ettiğini kendisi de bir hayvan bakıcısı olarak anlayabilir” diye konuştu.

“Müvekkillerim tehdit edildiklerini söylüyor”

Müvekkillerinin kendilerini güvende hissetmediğini vurgulayan Canik, şunları kaydetti:

“Müvekkillerim tehdit edildiklerini ve evlerinin önüne karşı tarafın korumalar getirdiğini söylüyor. Hatta müvekkilimin üzerine saldıran bir kişi de var aynı zamanda. Bunlarla alakalı da yine şikayetçi olduk. Uzaklaştırma kararı talep ettik.”

Avukat Canik, ayrıca büyük ırk köpeklerin sahiplendirmelerinde ve satışlarında kişilere, bu cins köpeklerin kesinlikle tasmasız dolaştırılmaması gerektiğinin, insanlara aşina olmadığının ve herkesi sahibine saldırı olarak anlayabileceğinin söylendiğini belirtti.

“Ağızlıksız ve tasmasız dolaştırılan köpeklerin sahiplerine ağır yaptırım uygulansın”

“Köpekte tasma ve ağızlık olmuş olsaydı böyle bir olay meydana gelmezdi” diyen Canik, sözlerine şunları da ekledi:

“Müvekkillerim gerçekten çok üzüldüler, çok yıprandılar. Bu konudan bahsedemiyorlar bile. Hemen gözyaşlarına boğuluyorlar. Dün müvekkilimle konuşurken kendisi de ‘benim 4 çocuğum vardı, artık 3 çocuğum var’ dedi. Benim 2021 senesinde çok benzer bir davam olmuştu. O davamda da yine bir ‘pitbull’ cinsi köpek, küçük cins bir ırka saldırıp öldürmüştü. Bu davamızda da artık Leo’yu hiçbir şey geri getirmeyecek. Fakat en azından isteğimiz şu; Genelgede yeniden bir güncelleme yapılarak ağızlıksız ve tasmasız bir şekilde dolaştırılan köpeklerin sahiplerine, ciddi bir yaptırım uygulanması, bir hapis cezası uygulanması. Kişinin sadece bir para cezasıyla kurtulabilmesi, toplumda hiçbir caydırıcılık oluşturmuyor ne yazık ki. Her geçen gün bu tarz olaylar olmaya devam ediyor” – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-banu-parlakin-kopegi-komsusunun-kopegini-oldurdu/feed/ 0
Türkiye’deki Saf Arı Irkı Sayısı Azaldı https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21359 Düzce Üniversitesi (DÜ) Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezince (DAGEM) 58 il ve komşu 3 ülkeden alınan örneklerle yapılan çalışmada, bu bölgelerdeki saf arı ırkı sayısının 5’ten 2’ye düştüğü belirlendi.

DAGEM uzmanları, “Türkiye Bal Arısı (Apis mellifera L.) Alt Türlerinde Genetik Çeşitlilik Kaybı” isimli TÜBİTAK projesi kapsamında Türkiye’de arıcılığın yoğun yapıldığı 58 il ile komşu ülkeler Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan alınan örneklerle “gen haritası” çalışmalarını tamamladı.

Anadolu, Kafkas, İran, Suriye ve Karniyol (Apilis mellifera Anatoliaca, Caucasica, Meda, Syriaca, Carnica) ırkları üzerinden 48 ayrı lokasyonda işçi arı örnekleri toplanarak yapılan incelemede, yerel ırkların muhafaza edildiği lokal alanlar bulunsa da önceki çalışmalarda bildirilen yurttaki biyoçeşitliliğin korunamadığı belirlendi.

Anadolu ve Kafkas ırkı arılar gözlemlendi

Farklı bölgelerden farklı ırkları temsil eden örneklerin üst üste çakışmasının Türkiye arı biyoçeşitliliğinin ticari ana arı kullanım faaliyetlerinden önemli düzeyde etkilendiğini gösterdiği tespitine yer verilen çalışmada, daha önce görülen 5 saf ırktan Anadolu ve Kafkas ırkı arıların gözlemlendiği kaydedildi.

DAGEM Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, arı kayıplarının multifaktöriyel sebeplerden kaynaklandığını belirtti.

Kekeçoğlu, bu faktörlerin arıcılık uygulamaları ve tabii çevre faktörleri olarak ikiye ayrıldığını anlatarak, “Çevre faktörleri de çok kompleks. Çevre faktörleri deyince ilaçlama geliyor, tarım ilaçları, endüstriyel atıklar karşımıza çıkıyor. Klimatik ısınma, küresel ısınma, iklim değişikliği gibi çok fazla faktörle karşı karşıyayız.” dedi.

Bu faktörler bir araya getirildiği zaman hem arıların sayı olarak azalmasının hem de çok miktarda arı kayıpları yaşanmasının anormal olmadığına işaret eden Kekeçoğlu, bugün arı kayıplarını konuşmaktan ziyade ne gibi önlemler alınabileceğinin masaya yatırılması gerektiğini vurguladı.

Kekeçoğlu, önlemlerin en başında arı ırklarının korunmasının geldiğine dikkati çekerek, “Irk koruması çok önemli çünkü gelecekteki küresel ısınma, iklim değişikliği gibi durumlara karşı her bir ırkın göstereceği performans ve direnç farklı olacaktır. Bazı ırklarımız hırçınlığıyla ön plana çıkarken bazıları gün geçtikçe artan sıcaklıklara karşı daha dirençli olacaktır. Bu çevre faktörlerine karşı dirençli ırkları mutlaka saf olarak muhafaza etmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arıcılık faaliyetinin yerel ırklarla yapılması vurgusu

DAGEM olarak çok fazla ilden örnek toplayarak farklı gen kaynaklarını belirlediklerini ancak söz konusu çalışmanın sonuçlarının kendilerini üzdüğünü dile getiren Kekeçoğlu, “Bu gen kaynaklarına baktığımız zaman şok olduk ve çok üzüldük çünkü çok güzel, çok büyük genetik çeşitliliği olan ülkeyiz. Neredeyse tüm dünyadaki arı ırklarının yüzde 20’si ülkemizde bulunuyor ama ne yazık ki şu an genetik çeşitlilik diye bir şeyden söz edemiyoruz.” diye konuştu.

Doç. Dr. Kekeçoğlu, Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan da alınan öneklerle yapılan incelemelerde, yabancı ırkların yerli ırklara vermiş olduğu zararı ve dejenerasyonu gördüklerini aktardı.

Yurt dışından arı ırkı getirilmemesi ve arıcılık faaliyetlerinin yerel ırklarla yapılmasının gerektiğinin altını çizen Kekeçoğlu, “Çünkü yerel ırklarımız, çevresel faktörlere karşı en dayanıklı, en dirençli ırklardır. Eğer yarın küresel ısınma ve iklim değişikliği ciddi anlamda sorun yaratmaya başlarsa, geleceğimizin güvencesi bu farklı ırk ve biyoçeşitliliktir.” şeklinde konuştu.

Kekeçoğlu, arı ırklarıyla ilgili genetik çeşitlilik çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, “Bilimsel çalışmalara baktığımızda aslında ülkemizde 5 farklı arı ırkı var ancak şu an sadece 2 farklı saf ırk var gözüküyor. Bu, hem göçer arıcılığın hem de yurt dışından farklı ırklar temin etmenin sonucu.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/feed/ 0