İran – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 05 Nov 2024 11:15:46 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İran’da üniversitede kıyafetlerini çıkaran kadının psikolojik sorunlarının olduğu iddia edildi https://www.haber60.com.tr/iranda-universitede-kiyafetlerini-cikaran-kadinin-psikolojik-sorunlarinin-oldugu-iddia-edildi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-universitede-kiyafetlerini-cikaran-kadinin-psikolojik-sorunlarinin-oldugu-iddia-edildi/#respond Tue, 05 Nov 2024 11:15:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/iranda-universitede-kiyafetlerini-cikaran-kadinin-psikolojik-sorunlarinin-oldugu-iddia-edildi/ İran’ın başkenti Tahran’daki İslam Azad Üniversitesi’ndeki kadın öğrenci, başörtüsü uyarısına tepki göstermek için kampüste kıyafetlerini çıkararak, iç çamaşırlarıyla dolaştı. Dünyanın gündemine damga vuran bu görüntüler, uluslararası basında kadın öğrencinin başörtüsü zorunluluğuna bir protesto olarak yorumlamıştı.

Ancak İran basınında çıkan haberlerde, kadının bir süredir psikolojik sorunları olduğu iddia edildi. İki çocuk annesi kadının yakın zamanda boşandığı ifade edildi. Kadının eski eşi sosyal medyadan yaptığı açıklamada, görüntülerin paylaşılmamasını istedi ve eski eşinin kötü olan ruh sağlığının bu haberlerden etkilenebileceğini dile getirdi.

REKLAM

Olayın ardından kadın gözaltına alınmıştı.

Olay

Diğer yandan her ikisi de olay yerinde olduklarını söyleyen bu iki görgü tanığı, BBC Farsça’ya verdikleri röportajda, polisle yaşandığı belirtilen tartışmanın farklı detaylarını anlattılar.

Tanıkları genç kadının, “elinde cep telefonuyla birkaç sınıfa girdiğini, sanki öğrencileri videoya çekiyormuş gibi davrandığını” söylediler.

Buna göre, bu kadının sınıfa izinsiz girmesinden sinirlenen profesörlerden biri, ne yaptığını anlamak için öğrencilerden birini peşinden gönderdi. Ancak tanıkların biri, öğrenciler genç kadınla yüzleştikten sonra kadının “çığlık attığını ve bağırdığını” söyledi.

Tanıklardan biri, avluya ulaştığında kadının kıyafetlerini çıkardığını gördüğünü söyledi.

Bu tanıklara göre genç kadın ve polis arasında tartışma yaşanmadı. Ancak bu öğrenciler kızın sınıflara ani girişinden sonraki anlara tanık olmuştu. Kadının kıyafetlerini çıkardığı anı da görmemişlerdi.

REKLAM

Tanıklara göre genç kadın bina içinde öğrencilere, “Sizi kurtarmaya geldim” dedi.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-universitede-kiyafetlerini-cikaran-kadinin-psikolojik-sorunlarinin-oldugu-iddia-edildi/feed/ 0
İsrail medyası Tel Aviv’in İran’a saldırmak üzere olduğunu iddia etti https://www.haber60.com.tr/israil-medyasi-tel-avivin-irana-saldirmak-uzere-oldugunu-iddia-etti/ https://www.haber60.com.tr/israil-medyasi-tel-avivin-irana-saldirmak-uzere-oldugunu-iddia-etti/#respond Thu, 24 Oct 2024 07:59:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/israil-medyasi-tel-avivin-irana-saldirmak-uzere-oldugunu-iddia-etti/ İsrail devlet televizyonu KAN, Tel Aviv’in, “ABD’nin saldırıyı yumuşatması yönündeki baskısına rağmen” İran’a saldırmak üzere olduğunu öne sürdü.

KAN’ın adını vermediği İsrailli yetkilerinin sözlerine dayandırılan haberinde, “İsrail’in İran’a olası bir saldırıya hazırlık aşamasında, İsrail tarihinin en gergin ve karmaşık zamanlarından birine tanık olduğu” ifade edildi.

“İsrail’in İran’a bir saldırı başlatmak üzere” olduğu belirtilen haberde, “ABD’nin İsrail’in İran’a yönelik saldırısına odaklandığı ve saldırının hafifletilmesi için baskı yaptığı” kaydedildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant dün, askeri üsse gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ülkesinin İran’a olası saldırısı hakkında açıklamalarda bulunarak, “İran’a saldırdıktan sonra herkes sizin hazırlık ve eğitim sürecinde neler yaptığınızı anlayacak.” diye konuşmuştu.

REKLAM

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaşamını yitirmesinin ardından başlayan Orta Doğu turu kapsamında dün ilk olarak İsrail’e gelmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İsrail ziyaretinin ardından Suudi Arabistan’a geçmişti.

İran, 1 Ekim’de İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. Tel Aviv yönetimi, İran’ın bu saldırısına karşılık verileceğini bildirmişti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan haberde, ABD’nin Tel Aviv’den İran’a yapacağı saldırıyı “yumuşatmasını” istediği iddia edilmişti.

Bu iddiaya ilişkin İsrail yönetiminden ise bir açıklama yapılmadı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bugün Tel Aviv’de yaptığı açıklamada, İsrail’in İran’a yanıtının “gerginliği artırmaması” uyarısında bulunmuştu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-medyasi-tel-avivin-irana-saldirmak-uzere-oldugunu-iddia-etti/feed/ 0
Türkiye ve İran’dan Ortak Sözler https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-irandan-ortak-sozler/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-irandan-ortak-sozler/#respond Mon, 21 Oct 2024 13:14:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-irandan-ortak-sozler/ İranDışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Türkiye ile ilişkilerin çok ayrıcalıklı olduğunu belirterek, iki ülkenin İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarının durdurulması için çaba harcadığını belirtti.

Bekayi, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen haftalık basın toplantısında, ülkesinin dış politika gündemini ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırı tehditlerinin sorulması üzerine Bekayi, konuya ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ve Ajansın Genel Müdürü Rafael Mariano Grossi’ye protesto notası ilettiklerini aktardı.

İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda tüm bölge ülkeleriyle istişarelerini sürdürdüklerini belirten Bekayi, “Mesajımız çok açık ve Siyonist rejimin herhangi bir saldırısına İran tarafından kesinlikle karşılık verileceğini söyledik. İran’a yönelik bir saldırıda komşu ülkelerin topraklarını kullandırma izni vermeyeceğine güveniyoruz.” dedi.

Bekayi, İsrail’in muhtemel saldırısına hazırlıklar kapsamında bu ülkede vurulacak hedeflerin belirlendiğini belirtti.

Türkiye ile bölgesel işbirliği ve terörle mücadele konusuna değinen Bekayi, “Türkiye ile ilişkilerimizde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi ve terörle mücadele iki önemli konu başlığı. Suriye konusunda Türk mevkidaşlarımız ile Astana çerçevesinde iletişim halindeyiz. Türkiye’nin ve diğer ortaklarımızın da yardımı ile Suriye’de barış ve istikrarı sağlamak için çalışıyoruz. ABD’nin Suriye’yi işgali ve istikrarın sağlanmaması terör örgütlerini güçlendiriyor.” diye konuştu.

Bekayi, “Ortak sınırlarda ve bölgede terörizmle mücadele etmek için Suriye’de istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmamız gerektiği konusunda Türkiye ile aynı fikirdeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İran’ın İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda da ortak hareket ettiğini vurgulayan Bekayi, “İslam dünyasının iki büyük ülkesi ve bölgesel gücü olan İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok ayrıcalıklı. Dışişleri Bakanı’nın (Abbas Erakçi) son Türkiye ziyareti, Türk yetkililerle görüşmek için de iyi bir fırsattı ve Hamas yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler de Hamas’ın hayatta olduğunu gösterdi. İki ülke İran ve Türkiye kararlılıkla Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırıyı durdurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.

Bekayi, ABD ile İsviçre’nin aracılığı üzerinden mesaj alışverişinin sürdüğünü de aktardı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-irandan-ortak-sozler/feed/ 0
Trump, İsrail-İran gerilimini yorumladı: Bu durum okul bahçesinde kavga eden çocuklara benziyor https://www.haber60.com.tr/trump-israil-iran-gerilimini-yorumladi-bu-durum-okul-bahcesinde-kavga-eden-cocuklara-benziyor/ https://www.haber60.com.tr/trump-israil-iran-gerilimini-yorumladi-bu-durum-okul-bahcesinde-kavga-eden-cocuklara-benziyor/#respond Thu, 03 Oct 2024 02:06:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/trump-israil-iran-gerilimini-yorumladi-bu-durum-okul-bahcesinde-kavga-eden-cocuklara-benziyor/ ABD’de eski başkanı ve Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump, İsrail ve İran arasındaki gerilim için “okul bahçesinde kavga eden çocuklar” benzetmesi yaptı.

Trump, Wisconsin eyaletinin Milwaukee kentinde düzenlenen seçim kampanyasında konuştu.

İsrail ve İran arasındaki gerilime işaret ederek “Olanlar çok kötü.” diyen Trump, “Görünen o ki süreci tamamlamaları gerekiyor. Bu (durum) biraz okul bahçesinde kavga eden iki çocuğa benziyor.” ifadelerini kullandı.

Trump, “Bazen bırakıp ne olacağını görmeniz gerekiyor. Ama bugün gördüğünüz, korkunç bir savaş. Nerede sona erecek?” şeklinde konuşarak, kendisi başkan olsaydı durumun bu şekilde olmayacağını savundu.

REKLAMFÜZE SALDIRILARI

İran Devrim Muhafızları Ordusu, dün İran’ın “ulusal güvenliğini” hedef alan İsrail’e füze saldırısı düzenlendiği bildirilmişti.

Saldırının Hamas lideri İsmail Heniyye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın öldürüldüğü İsrail saldırılarına karşılık düzenlendiği belirtilmişti.

İran devlet televizyonu, daha sonra İsrail’e yaklaşık 200 füzenin atıldığını ve hipersonik Fettah-1 füzelerinin de ilk kez kullanıldığını duyurmuştu. Füzelerin fırlatılmasının ardından başta Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde sirenler çalmıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yayımladığı görüntülü açıklamada, füze saldırısıyla İran’ın “büyük bir hata yaptığını ve bedelini ödeyeceğini” söylemişti.

*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/trump-israil-iran-gerilimini-yorumladi-bu-durum-okul-bahcesinde-kavga-eden-cocuklara-benziyor/feed/ 0
İran’da Okula Silahlı Saldırı: 4 Ölü https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/ https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/#respond Tue, 01 Oct 2024 10:37:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/ İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, Nikşehr Kaymakamı Mucib Hüseyni olaya ilişkin bilgi verdi.
Hüseyni, “Muhsinin Şeyhan Bent Okulu’nda öğrenciler dışarıda etkinlikteyken, açılan ateş sonucu Bent Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Perviz Kedhudayi, Bent Kent Şurası Başkanı Yusuf Şirani ve 2 asker hayatını kaybetti.” dedi.
İranlı yetkili saldırganların kimlikleri hakkında bilgi vermedi. Saldırganların yoldan geçen otomobilden ateş açtığı kaydedildi.
İran’ın “terör örgütü” ilan ettiği “Ceyşül Adl”, ülkedeki “Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu” ileri sürerek, Tahran yönetimine karşı silahlı mücadele veriyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/feed/ 0
Netanyahu’dan Hizbullah ve İran’a uyarı https://www.haber60.com.tr/netanyahudan-hizbullah-ve-irana-uyari/ https://www.haber60.com.tr/netanyahudan-hizbullah-ve-irana-uyari/#respond Mon, 26 Aug 2024 11:00:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/netanyahudan-hizbullah-ve-irana-uyari/

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF), Lübnan’a yaklaşık 100 uçakla düzenlediği hava saldırısı sonrası açıklamasında, “Yaşananlar hikayenin sonu değil” dedi ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e uyarıda bulundu.

İsrail Başbakanı Netanyahu, yaptığı açıklamada, “Yaşananlar hikayenin sonu değil. Bu sabah (25 Ağustos) erken saatlerde Hizbullah, İsrail Devletine roketler ve insansız hava araçlarıyla saldırmaya çalıştı. IDF’yi bu tehdidi ortadan kaldırmak üzere yoğun bir önleyici saldırı gerçekleştirmesi için yönlendirdik. IDF, tamamı Celile’deki vatandaşlarımıza ve kuvvetlerimize saldırmak üzere tasarlanmış olan binlerce kısa menzilli roketi imha etti. Ayrıca IDF, Hizbullah’ın ülkenin merkezindeki stratejik bir hedefe fırlattığı insansız hava araçlarının tamamını ele geçirdi. Hizbullah’a şaşırtıcı ve ezici darbeler vuruyoruz. Üç hafta önce Genelkurmay Başkanını ortadan kaldırdık ve bugün de saldırı planını bozduk. Beyrut’taki Nasrallah ve Tahran’daki Hamaney, bunun kuzeydeki durumu değiştirmek ve halkımızı güvenli bir şekilde evlerine döndürmek için ilave bir adım olduğunu bilmelidir. Tekrar ediyorum, bu hikayenin sonu değil” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/netanyahudan-hizbullah-ve-irana-uyari/feed/ 0
ABD ve diğer ülkeler, Lübnan’da savaş endişesiyle vatandaşlarını tahliye çağrısı yaptı https://www.haber60.com.tr/abd-ve-diger-ulkeler-lubnanda-savas-endisesiyle-vatandaslarini-tahliye-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/abd-ve-diger-ulkeler-lubnanda-savas-endisesiyle-vatandaslarini-tahliye-cagrisi-yapti/#respond Sun, 04 Aug 2024 08:27:59 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43467 Orta Doğu’da savaşın yayılabileceği endişeleri artarken ABD, vatandaşlarına “uygun herhangi bir biletle” Lübnan’ı terk etmeleri çağrısında bulundu.

İngiltere, İsveç, Fransa ve Kanada’nın yanı sıra Ürdün de benzer uyarılar yayınladı.

İran, Hamas lideri İsmail Haniye’nin Çarşamba günü Tahran’da öldürülmesinden sorumlu tuttuğu İsrail’e karşı “şiddetli” misilleme sözü verdi. Haniye suikastından saatler önce de İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ü öldürmüştü.

İran’ın desteklediği Lübnan merkezli Hizbullah’ın bu tür bir misillemede rol oynayabileceğinden ve bunun da İsrail’in ciddi bir karşılık vermesine yol açabileceğinden korkuluyor.

Hizbullah Pazar günü yerel saatle 00:25 sularında İsrail’in kuzeyindeki Beyt Hillel kasabasına onlarca roket fırlattı.

Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sisteminin roketleri engellediği görüldü. Olayda herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

ABD Büyükelçiliği, Cumartesi günü yaptığı açıklamada vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmeleri çağrısı yaptı. Lübnan’da kalmayı tercih edenlerin “acil durum planları yapmaları” ve “uzun bir süre boyunca yerlerinde kalmaya” hazır olmaları gerektiğini belirtti.

Birçok havayolu şirketinin uçuşlarını askıya aldığı ve iptal ettiği, birçoğunun da biletlerinin tükendiği ancak “Lübnan’dan ayrılmak için ticari ulaşım seçeneklerinin halen mevcut olduğu” belirtildi.

Pentagon, İsrail’i İran ve desteklediği grupların olası saldırılarından korumaya yardımcı olmak için söyledi.

İngiltere de tahliyelere yardımcı olmak üzere bölgeye ilave askeri personel, konsolosluk personeli ve sınır gücü yetkilileri gönderdiğini açıkladı; ancak vatandaşlarını “ticari uçuşlar devam ederken” Lübnan’ı terk etmeye çağırdı.

İki İngiliz askeri gemisi bölgede bulunuyor ve Kraliyet Hava Kuvvetleri nakliye helikopterlerini hazır bekletiyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy bölgedeki durumun “hızla kötüleşebileceğini” söyledi.

Gazze’de ise Hamas yönetiminin Cumartesi günü yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir okulda en az 17 kişinin İsrail saldırısı sonucu öldüğünü söyledi.

İsrailli bakanlar, ülkenin iletişim altyapısına yönelik bir saldırı ihtimaline karşı bu hafta sonu uydu telefonlarıyla evlerine gönderildi.

‘İran meşru hakkını kullanacak’

Nisan ayında İran, İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’daki İran konsolosluğunu bombalamasına misilleme olarak onlarca İHA, seyir füzesi ve balistik füze ile İsrail’e hava saldırısı düzenlemişti.

Pek çok kişi İran’ın bu seferki misillemesinin de benzer şekilde olmasından korkuyor.

İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri Kani Cuma günü AB Dış Politika Şefi Josep Borrell ile yaptığı telefon görüşmesinde İran’ın İsrail’i “cezalandırmak” için “kuşkusuz doğal ve meşru hakkını kullanacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Binymin Netanyahu İsraillileri “önümüzde zorlu günler var… Her taraftan tehditler duyuyoruz. Her türlü senaryoya hazırlıklıyız” diye uyardı.

İsrail ve İran arasındaki gerilim, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne düzenlenen bir saldırıda 12 çocuk ve gencin öldürülmesiyle tırmanmıştı.

İsrail Hizbullah’ı suçladı ve “şiddetli” misilleme sözü verdi, ancak Hizbullah suçlamaları reddetti.

Günler sonra Hizbullah’ın üst düzey komutanı Fuad Şükür, İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği bir hava saldırısında öldürüldü. Saldırıda ikisi çocuk dört kişi daha öldü.

Bundan saatler sonra Hamas lideri . Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenin için başkent Tahran’da bulunuyordu.

İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in bu cinayet nedeniyle “ağır bir cezaya” çarptırılacağını söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-ve-diger-ulkeler-lubnanda-savas-endisesiyle-vatandaslarini-tahliye-cagrisi-yapti/feed/ 0
ABD, vatandaşlarını “acil” koduyla uyardı: Hemen Lübnan’ı terk edin https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/ https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:34:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43412 ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, vatandaşlarına yaptığı güvenlik uyarısında, ” Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesini kullandı.

ABD’DEN VATANDAŞLARINA “LÜBNAN’I TERK EDİN” ÇAĞRISI

İran’ın başkenti Tahran’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesinin ardından bölgede tansiyon iyice yükseldi. İran ve İsrail’den karşılıklı “savaş” açıklamaları gelirken, ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği dikkat çeken bir açıklama yaptı. Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.

“HERHANGİ BİR UÇAK BİLETİNİ ALIN”

Uyarıda, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesi kullanıldı. ABD vatandaşlarının mali konuda destek almaları için Büyükelçiliğe başvurabilecekleri vurgulanan uyarıda, ülkeyi terk etmeyeceklerin ise “acil durum planı” hazırlaması tavsiye edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilim dolayısıyla 1 Ağustos’ta vatandaşlarına “Lübnan’a seyahat etmemeleri” uyarısında bulunmuştu. ABD, Hollanda, Hindistan, İngiltere, Almanya, İsviçre, İtalya, Yunanistan, Fransa ve Polonya hava yolu firmaları, Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler üzerine güvenlik gerekçesiyle İsrail ve Lübnan’a bazı uçuşları iptal ettiklerini açıklamıştı.

HANİYE SUİKASTI

Hamas lideri İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 31 Temmuz’da sabaha karşı yaptığı açıklamada, Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutuna saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran ve Hamas Hareketi alçak suikasttan İsrail’i sorumlu tuttu.

İsmail Haniye

1962 yılında Gazze’deki bir mülteci kampında doğan İsmail Haniye, Hamas’ın kuruluşundan bu yana önemli bir isimdi. İsrail tarafından birçok kez hapse atılan Haniye, 2003 yılında İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştu. 3 yıl sonra Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından kısa bir süre Filistin Başbakanı olan Haniye, 2017 yılında Hamas’ın siyasi büro başkanlığına seçilmişti. Haniye, Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Hamas heyetine liderlik ediyordu.

Öte yandan ABD İran’ın misilleme saldırı planlarına karşı İsrail’in savunmasını güçlendirmek üzere harekete geçti. ABD Savunma Bakanlığı’nın gerilimin artmasının ardından İsrail’in savunmasına yardımcı olmak amacıyla ek savaş uçakları ve donanma savaş gemileri göndermesinin ardından gözler bölgeye çevrildi.

ARADA SADECE 10 KİLOMETRE VAR

İsrail Ordu Radyosu, ABD’nin nükleer enerjili uçak gemisi USS Theodore Roosevelt’in İran kıyılarından sadece 10 km (6,2 mil) uzaklıktaki Hürmüz Boğazı’na ulaştığını bildirdi.

“DÜNYA ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELERE SAHNE OLACAK”

Öte yandan İran medyasında da sık sık yayın akışı kesilerek askeri marşlar yayınlanmaya başladı. İran Devlet Televizyonu, “Önümüzdeki saatlerde dünya çok önemli gelişmelere sahne olacak” açıklamasını yaparak İsrail’le savaş imasında bulundu.

“SİYONİST REJİM BİTTİ”

İsmail Haniye suikastı sonrası İsrail’e misilleme sözü veren İran lideri Ayetullah Hamaney de, “Siyonist rejim bitti” paylaşımını X’teki sosyal medya profiline sabitledi.

BEKLENEN SALDIRI BİR TÜRLÜ GELMEDİ

İsrail-İran arasındaki topyekun savaş gerilimi Orta Doğu’yu sararken dünya Tahran’ın yapacağı saldırıya kilitlendi. Bütün dünya gece saatlerinde İsrail’in vurulacağını tahmin ederken beklenen saldırı bir türlü gelmedi. Batı istihbarat kaynakları İran’ın 12 Ağustos’ta başlayıp 13 Ağustos’ta sona erecek bir saldırı hazırladığını tespit ettiklerini söylüyor. İran’ın saldırısının, Lübnan’daki Hizbullah ile koordineli olacağı bildiriliyor.

TARİH MANİDAR

Saldırının 12 ve 13 Ağustos tarihlerini seçilmesi ise bir hayli manidar. Bu tarihler Yahudiler için yas ve oruç günüdür. Tişa beAv cumartesi gününe denk gelemez böyle bir durumda bir gün ertelenerek pazar günü icra edilir. Bu günün yas ve oruç günü olmasının sebebi, Yahudilerin kutsal mabedi olan Kudüs’teki Süleyman mabedinin MÖ 586 ve MS 70 yıllarında iki kez İbrani takvimine göre Av ayının 9’una denk gelen gün yıkılmış olmasıdır ve çeşitli felaketlerin hep bu güne denk gelmesidir. Bu bağlamda New York Times gazetesine konuşan istihbarat kaynakları bu saldırı tarihinin İran Dini Lideri Hamaney tarafından özellikle seçildiğini belirtiyor. İran kanadı bu tarihlerde yapılacak olan bir saldırının halkın psikolojisini etkileyeceğini de düşünüyor. Son olarak, İran’ın bu günde saldırmasının tatilde olan İsrail kanadı için bir sürpriz olması da bekleniyor. Dahası İran’ın asıl amacının başarılı bir saldırı gerçekleştirerek vekil güçleri dahil bölgede kontrolü tekrar sağlama isteği olduğu belirtiliyor.

ODASI DIŞARIDAN VURULDU

Orta Doğu’yu alev çemberine alan Haniye suikastında detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak İran Devrim Muhafızları, Hamas liderinin odasının dışarıdan ateşlenen kısa menzilli bir roketle vurulduğunu duyurdu.

İSRAİL ORDUSUNDAN BİR SUİKAST DAHA

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Tulkarim’e hava saldırısı düzenledi. Seyir halindeki bir otomobilin hedef alındığı saldırıda, toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırıda hayatını kaybedenlerden birinin Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Haitham Balidi olduğu ortaya çıktı bu iddia Hamas tarafından da kısa sürede doğrulandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/feed/ 0
Heniyye suikasti sonrası İran’da cadı avı! 20 kişi tutuklandı https://www.haber60.com.tr/heniyye-suikasti-sonrasi-iranda-cadi-avi-20-kisi-tutuklandi/ https://www.haber60.com.tr/heniyye-suikasti-sonrasi-iranda-cadi-avi-20-kisi-tutuklandi/#respond Sat, 03 Aug 2024 07:54:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43330 Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için gittiği başkent Tahran’da İsrail tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürülmesi sonrası gözleri bu ülkeye çevirdi.

ÜLKEDE CADI AVI BAŞLADI

İçişleri bakanlığı ve ordu bünyesinde kurulan özel bir birim, Heniyye’nin İran’a ilk gelişinden suikast anına kadarki geçirdiği tüm anları ve Hamas liderinin korumasından sorumlu Ensar el-Mehdi Komutanı Fetullah Camiri başta olmak üzere temas kurduğu kişiler ve kurumları sorgulamaya başladı. Şimdiye kadar çok sayıda kişi gözaltına alınırken 20’den fazla kişi de tutuklandı.

SUİKASTIN SIRRI 140 DAKİKADA GİZLİ

İran kaynakları, Heniyye suikastının şifreleri odasına girdiği 23.40’tan patlama anı olan 02.00’ye dek geçen 140 dakikalık dilimde gizli olduğunu belirtti.

GÖREV-YETKİ KARMAŞASI VAR

İranlı eski istihbaratçı Ali Rezai, koruma ve istihbarattan sorumlu birimler arasında çok ciddi görev-yetki karmaşası ve iç çekişme yaşandığını ve son olayda bu zafiyetin zirve noktasına ulaştığını söyledi. Kendi içinde ayrılan İran istihbarat kurumlarına ciddi anlamda sızmaların olduğunu kaydeden Rezai “Devlet içerisinde şu an Heniyye suikastı özelinde ‘Kimler hangi harici servislerle iş birliği içerisinde ve ihanet hangi mevki ve makamlara kadar uzanıyor’ sorusunun cevabı aranıyor. Son suikast nokta istihbarat desteği olmadan kesinlikle yapılamaz” dedi.

İRANLILAR NET DEĞİL

Hamas kaynakları ise ilk andan itibaren bilgi akışı sorunu yaşandığını ve İranlı yetkililerin net tanımlamalar yapmaktan kaçındığı bilgisini paylaştı. Heniyye’nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin saldırı silahı ve yöntemi ile ilgili belirsizlikler devam ederken İranlı kaynaklar, “Gaziler Misafirhanesine gece saat 23.40’ta giriş yapan Heniyye’nin vurulduğu 02.00’ye kadarki bütün görüşmeleri ve orada olduğunu kimlerin bildiği, sorumluların o esnada telefon ya da benzeri araçlarla kimlerle temas kurduğu araştırılıyor” bilgisini paylaştı.

PATLAMA SONRASI HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ AKTİVE EDİLDİ

Heniyye’nin konakladığı binada yaşanan patlamanın ardından Devrim Muhafızları Ordusunun hava savunma sistemlerini aktive ettiği ve birkaç füze fırlattığı da gelen bilgiler arasında. Olaya ilişkin bir başka çarpıcı gelişme ise Gaziler Konağı’nı çevreleyen tepelerde ilk andan itibaren arama tarama faaliyeti başlatıldığı ve özellikle Tuchal Tepe bölgesinde yürüyüş yaptıklarını iddia eden 10’dan fazla kişinin gözaltına alınarak sorgulanması oldu.

MOSSAD, LİSTEYİ REVİZE ETTİ

Öte yandan Hamas kaynakları olayla ilgili bir inceleme heyetini Tahran’a gönderdiklerini kaydetti ve MOSSAD’ın suikast listesini revize ettiğini belirtti. Bu doğrultuda MOSSAD’ın Yahya Sinvar ve Halid Meşal’e yoğunlaşarak Gazze, Kudüs ve Batı Şeria’yı yeniden Netanyahu’nun kendi ajandasına göre şekillendireceği görüşü hâkim. İsrail-Batı- Körfez müşterek stratejisi dahilinde Muhammed Dahlan seçeneğini dayatılacağı ve bu noktada bir Bergusi’nin de serbest bırakılabileceği, Hamas’ın tasfiyesi ve radikal değişim ve devşirme faaliyetlerinin hız kazanacağı kaydedilmekte.

İran uzmanlarına göre Cumhurbaşkanı Reisi’nin helikopteri ve Ukrayna uçağının düşürülmesi, Muhsin Fahrizade, Kasım Süleymani dahil düzenlenen suikast ve saldırılar MOSSAD başarısından çok İran’ın iç ihanetleri ile ilgili. Bundan sonrasına dönük beklenti ise Tahran suikastı yine birçok belirsizlikle birlikte örtbas edilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/heniyye-suikasti-sonrasi-iranda-cadi-avi-20-kisi-tutuklandi/feed/ 0
Haniye suikastı sonrası Hamas’ın başına kim geçecek? Kritik görev için 3 aday var https://www.haber60.com.tr/haniye-suikasti-sonrasi-hamasin-basina-kim-gececek-kritik-gorev-icin-3-aday-var/ https://www.haber60.com.tr/haniye-suikasti-sonrasi-hamasin-basina-kim-gececek-kritik-gorev-icin-3-aday-var/#respond Thu, 01 Aug 2024 05:28:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42932 Hamas lideri İsmail Haniye İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülmesi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye’nin öldürülmesinin ardından akıllara Hamas’ın başına kimin geçeceği sorusu gelirken, bu görev için 3 adayın bulunduğu iddia edildi.

YEMİN TÖRENİ İÇİN TAHRAN’DA BULUNUYORDU

İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği saldırıda Hizbullah’ın üst düzey komutanı Fuad Şükrü’yü hedef almasından hemen sonra, çok daha yüksek profilli bir suikast ile dünya gündemini sarstı. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreni için Tahran’da bulunuyordu. Suikast hem İran Devrim Muhafızları hem de Hamas tarafından doğrulandı.

Hamas’tan yapılan açıklamada, Haniye’nin, İsrail’in Tahran’daki konutuna yerel saatle 02:00’de düzenlediği saldırı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi. Haniye’nin kaldığı evin bir güdümlü füzeyle vurulduğu belirtiliyor. Saldırıda Haniye’nin yanı sıra koruması da hayatını kaybetti. İran devlet televizyonu, Haniye’ye yönelik suikastın sınır ötesinden gerçekleştirildiğini duyururken, yarı resmi Tasnim Haber Ajansı ise Haniye’nin başkent Tahran’ın kuzeyinde gazilere ait özel bir konutta hava saldırısıyla hedef alındığını aktardı.

TAHRAN SEÇİMİ ÖNEMLİ

Haniye, suikasttan önce gerçekleştirdiği temaslarda, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ve İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya gelmiş, Pezeşkiyan’ın yemin töreninde görüntülenmişti. Haniye’nin ölümü Gazze’de ateşkes çabalarına ciddi bir darbe olarak görüldü. Haniye’nin İran’da öldürülmesi ise bu ülkeye bir mesaj olarak görülürken, İran’ı da zor duruma soktu. Haniye’yi başka bir ülkede de vurabilecek olan İsrail’in bunu İran’da yapması, İsrail’in gücünün ne olduğunu göstermesi açısından önemli olarak görülüyor. Öte yandan İran’da yaşanan bu güvenlik zaafiyeti tüm dünyada dikkat çekti. Yeni cumhurbaşkanının yemini sonrası yaşanan suikast, İran’ı küçük düşürdü. İran Başsavcılığı, suikastın tüm yönlerinin incelenmesi, olası ihmal veya hatalarla ilgili yasal işlem yapılması, faillerin tutuklanıp yargılanması talimatını verdi. Öte yandan uzmanlar, Haniye suikastının, İsrail’in Gazze konusunda elini rahatlatacağını ve Gazze’ye yönelik saldırıların azalacağını tahmin ediyor.

DOHA’DA DEFNEDİLECEK

İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından İran’da 3 günlük, Filistin’de ise 1 günlük ulusal yas ilan edildi. Öte yandan Haniye’nin cenaze töreninin İran’ın başkenti Tahran’da düzenleneceği, cenazenin Cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da defnedileceği belirtildi. Katar Ulusal Camii’ndeki törenin ardından Haniye’nin cenazesi Lusail’de defnedilecek.

İLK DEĞİL: HAMAS’IN VURULAN LİDERLERİ

Haniye, suikasta kurban giden ilk Hamas lideri değil. ‘Mühendis’ lakaplı Yahya Ayyaş’ın cep telefonu elinde patlamıştı. Eski siyasi lider Halid Meşal ise Ürdün’de Mossad ajanları tarafından zehirlenmişti. Dönemin Ürdün Kralı Hüseyin’in ve ABD Başkanı Clinton’ın çabasıyla İsrail Ürdün’e panzehiri sağlamış, Meşal kurtulmuştu. Hamas’ın dini lideri Şeyh Ahmed Yasin Gazze’de bir camiden çıkarken helikopterden atılan bir füzeyle öldürülmüştü. Hedef alınan diğer isimler ise Abdülaziz El Rantisi, Adnan El Gul, Nizar Rayan, Said Seyyam ve son olarak Salih Aruri olmuştu.

Yahya Sinvar

HAMAS’IN BAŞINA KİM GEÇECEK?

Haniye’nin öldürülmesinin ardından örgütün başına geçecek isim konusunda çeşitli iddialar bulunuyor. İlk akla gelen isim Hamas’ın Gazze’deki lideri olan Yahya Sinvar. Ancak Sinvar’ın Gazze dışına İsrail’e hedef olmadan çıkması oldukça zor gözüküyor. Bir diğer isim ise Hamas’a daha önce de liderlik etmiş olan Halid Meşal. İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkumlardan sorumlu isim Zahir Cebarin de liderliğe aday.

Halid Meşal
Zahir Cebarin
]]>
https://www.haber60.com.tr/haniye-suikasti-sonrasi-hamasin-basina-kim-gececek-kritik-gorev-icin-3-aday-var/feed/ 0
İran’da İsmail Haniye Suikasti: Bölgedeki Gerginlik Artıyor https://www.haber60.com.tr/iranda-ismail-haniye-suikasti-bolgedeki-gerginlik-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-ismail-haniye-suikasti-bolgedeki-gerginlik-artiyor/#respond Thu, 01 Aug 2024 03:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42929 Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülmesi, zaten gergin olan bölgede gerginliğin büyük ölçüde artması geliyor.

İsmail Haniye, düzenlenen bir hava saldırısı sonucu öldürüldü.

Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreni için Tahran’daydı.

İran yetkilileri suikastla ilgili olarak hızla İsrail’i işaret etti.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, “İsrail’i sert şekilde cezalandırma” sözü verdi.

Hamaney yaptığı açıklamada, “İsmail Haniye İran İslam Cumhuriyeti topraklarında şehit edildiği için, onun intikamını almayı görevimiz olarak görüyoruz” ifadelerini kulllandı.

Nisan ayında, İsrail’in İran’ın Suriye’deki üst düzey bir komutanını düzenlediği hava saldırısında öldürmesinin ardından, iki ülke neredeyse savaşa girecekti.

İran, saldırıya yanıt olarak, İsrail’e yüzlerce insansız hava aracı ve roket gönderdi. İsrail de İran’ın İsfahan kentindeki askeri havaalanına hava saldırısı düzenleyerek misilleme yaptı.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, son yıllarda sık sık İran’a gidiyor ve düzenli olarak İran’da dini lideri Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerle görüşüyordu.

Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreninde en ön sırada Haniye, İslami Cihat örgütünün lideri, Lübnan Hizbullahı’nın iki numaralı ismi ve Yemen’dekli Husilerin üst düzey liderlerinden biri vardı.

Hepsi de daha önce Ayetullah Hamaney ile görüşmüş, dini lider onları sıcak şekilde karşılamıştı.

İran, Haniye ve koruma görevlisinin, Tahran’ın kuzeyindeki bir misafirhanede yerel saatle 02.00’da ülke sınırları dışından atılan bir füzeyle öldürüldüğünü açıkladı.

Son 10 yılda ülkenin nükleer programıyla bağlantılı bir dizi İranlı bilim insanına düzenlenen suikastların arkasında İsrail’in olduğuna inanılıyor. Ancak İran’da daha önce saygın ya da önde gelen bir siyasi lider hedef alınmamıştı.

Suikast İran için derin bir utanç kaynağı olacak ve güvenlik teşkilatlarının kapasitesi konusunda soru işaretleri doğuracak.

3 yıl önce eski İran İstihbarat Bakanı Ali Yunusi, “İsrail, İran’a o kadar derinden sızdı ki, tüm yetkililer hayatlarını kaybedebilirler korkusuyla yaşamalı” demişti.

Tahran’daki suikast, İran istihbarat yetkililerinin rutin olarak ülkedeki İsrail şebekelerini “yok ettikleri” iddialarına rağmen düzenlendi.

İran milis güçlerine çağrıda bulunabilir

Şimdi asıl endişe İran’ın tepkisi, bunun nasıl şekil alabileceği ve elbette böyle bir tepkinin zaten gerilimin sürdüğü bölge açısından ne anlama geleceği.

Haniye suikastı, İsrail’in Beyrut’un güneyinde Lübnan Hizbullahı’nın en üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’yü öldürmesinden sadece birkaç saat sonra düzenlendi. Bu da Hizbullah’a, İsrail ile sınır ötesi füze savaşını tırmandırmak için bir gerekçe sundu.

İran bölgede vekalet savaşını yürüttüğü milis güçlerinden İsrail’e yönelik saldırılarını artırmalarını isteyebilir.

Bölgede şimdiden İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin yeni bir zirveye ulaşacağına ve taraflar arasında geniş çaplı bir savaş çıkması ihtimalinin belirginleştiğine inanan yorumcular var.

Pezeşkiyan: Dün elini kaldırdım, bugün tabutunu omuzlamak zorunda kaldım

Haniye, İran’ın, dış dünyayla diplomatik ilişkileri geliştirme sözü veren, nispeten ılımlı yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreninden sonra öldürüldü.

Pezeşkiyan, Çarşamba sabahı daha önce Twitter olarak bilinen X hesabından yaptığı açıklamada dün Meclis’te Haniye’nin elini kaldırdığını, bugün ise onun tabutunu omuzlamak zorunda kaldığını söyledi.

Pezeşkiyan, Filistin’i desteklediğini söyledikten sonra, hükümetinin dengeli ve uyumlu bir dış politika izleyerek İran’ın ulusal çıkarları ile küresel barış ve güvenliği korumak isteyeceğini söyledi.

Haniye suikastı, Pezeşkiyan’ın planlarını en azından şimdilik torpilleyecek.

İran, yeni cumhurbaşkanı dünyayla ilişkileri onarmaya istekliyken, İsrail’e karşı kapsamlı bir saldırı başlatmakta tereddüt edebilir.

Ancak Hamas yönetimindeki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre Haniye suikastı, 7 Ekim’den bu yana 38 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail’in saldırılarını sona erdirmek için yürütülen ateşkes ve barış müzakerelerine gölge düşürüyor.

İsrail ile Hamas arasındaki ana arabulucu olan Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, müzakerelerde yer alan çok önemli bir figür olduğu göz önüne alındığında, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesinin müzakereleri ciddi şekilde tehlikeye attığını söyledi.

Tüm bu gelişmeler bölgede topyekün bir savaşa mı yol açacak?

Bu konuda şu an bir şey söylemek zor.

Görünüşe göre halen kimse böyle bir sonucu istemiyor.

Ancak savaşlar da her zaman, hesaplanmış risklerin sonucu çıkmıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-ismail-haniye-suikasti-bolgedeki-gerginlik-artiyor/feed/ 0
Hamas Lideri İsmail Haniye İran’da Saldırı Sonucu Öldü https://www.haber60.com.tr/hamas-lideri-ismail-haniye-iranda-saldiri-sonucu-oldu-2/ https://www.haber60.com.tr/hamas-lideri-ismail-haniye-iranda-saldiri-sonucu-oldu-2/#respond Thu, 01 Aug 2024 02:39:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42926 Hamas, lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen saldırıda öldüğünü açıkladı.

Hamas’tan yapılan açıklamada, Haniye’nin, İsrail’in Tahran’daki konutuna yerel saatle 02:00’de düzenlediği saldırı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi. Haniye’nin kaldığı evin bir güdümlü füzeyle vurulduğu belirtiliyor.

İran Devrim Muhafızları Haniye’nin Çarşamba sabahı düzenlenen saldırıda koruma görevlilerinden biriyle birlikte hayatını kaybettiğini belirtti.

Devrim Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, ” Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin Tahran’daki evi vuruldu. Haniye ve bir koruması, saldırı sonucu şehit oldu” denildi.

dün Tahran’da İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmıştı.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney “Haniye’nin intikamını almanın Tahran’ın görevi olduğunu söyledi.

Hamaney “Siyonist haydut ve terörist rejim, bu hamleyle ağır bir ceza için zemini hazırladı. Dökülen kanının intikamını almayı, İran İslam Cumhuriyeti topraklarına şehit olduğu için görevimiz olarak görüyoruz” dedi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezekşiyan da dünkü yemin töreninde görüştüğü Haniye’nin öldürülmesinin ardından “İran’ın toprak bütünlüğünü, itibarını, onurunu koruyacağını ve terörist işgalcileri bu korkak eylemden dolayı pişman edeceklerini” söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Hamas yetkilisi Sami Ebu Zuhri de Haniye’nin İran’da suikast sonucu öldürülmesinin bölgede şiddetin ciddi şekilde artması anlamına geldiğini söyledi.

Ebu Zuhri, “İsrail hedeflerine ulaşamayacak. Hamas’ın direniş iradesini kıramayacak. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. Zaferden eminiz” diye konuştu.

Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin öldürülmesini “korkakça bir hareket” olarak nitelendirdi.

Suikastı kınayan Abbas, Filistin halkına, İsrail’e karşı birlikte hareket etme, sabırlı olma ve işgale karşı sağlam durma” çağrısı yaptı.

Suudi televizyon kanalı El Hadath’a konuşan kaynaklar, Haniye’nin konutuna güdümlü füze ile saldırı düzenlendiğini aktardı.

Türkiye, Rusya, Çin ve Katar kınadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haniye’nin öldürülmesini kınadı.

X hesabından paylaşım yapan Erdoğan “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’ye yönelik Tahran’da gerçekleştirilen kalleş suikastı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.” dedi.

Erdoğan “Bu suikast; Filistin Davasını, Gazze’nin şanlı direnişini ve Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesini akamete uğratmaya, Filistinlilerin moralini bozmaya, onları sindirmeye yönelik bir alçaklıktır” ifadelerini kullandı.

“Daha önce Şeyh Ahmed Yasin’e, Abdülaziz El Rantisi’ye ve daha pek çok Gazzeli siyasi isme yapılan menfur saldırıların amacı ne ise, İsmail Heniye kardeşime yönelik düzenlenen suikastın amacı da odur” diyen Cumhurbaşkanı “siyonist barbarlığın bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacağını” belirtti.

Rusya da saldırıyı kınadığını açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin ölümünü “kabul edilemez bir siyasi suikast” olarak tanımladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mikhail Bogdanov, Haniye’nin ölümünün bölgedeki gerilimin artmasına yol açacağını belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin öldürülmesi kınadıklarını ve karşı çıktıklarını belirtirken, olayın bölgesel istikrarsızlığı artırabileceğini vurguladı.

Katar Dışişleri Bakanlığı da yazılı bir açıklamayla Haniye’nin öldürülmesinin güçlü bir şekilde kınandığını belirtti. Bakanlık Haniye’nin öldürülmesinin tehlikeli bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Tahran’da yemin törenine katıldı

Kurulduğu günden bu yana Hamas’ın önde gelen isimlerinden olan Haniye, 2006’da Filistin Başbakanı olarak atandı ancak ertesi yıl Gazze’deki şiddet olayları sonrası El Fetih örgütü tarafından görevden alındı.

Haniye 2017 yılında Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı seçildi. ABD, 2018’de Haniye’yi “teröristler listesine” ekledi.

Aynı yıl Gazze’den ayrılan Haniye, daha çok Katar’da yaşıyordu.

Haniye, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrası ayrıca sık sık örgütün İran ve Türkiye’deki diplomatik misyonlarını ziyaret ediyordu.

Haniye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la en son 20 Nisan’da İstanbul’da görüşmüştü.

Basına kapalı yapılan görüşmede, Gazze’ye yardım ve ateşkes konuları ele alınmıştı.

Haniye’nin üç oğlu da İsrail’in 10 Nisan’da Gazze’de düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybetmişti.

İsrail ordusu yorum yapmıyor

İsrail ordusu, Haniye’nin ölümüne ilişkin direkt olarak bir yorum yapmadı.

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, X’ten paylaştığı mesajında “savunma politikalarında bir değişiklik olmadığını ve durum değerlendirmesi yaptıklarını” ifade etti.

İsrail’in aşırı sağcı Kültürel Miras Bakanı Amichay Eliyahu ise Haniye’nin ölümünün “dünyayı daha iyi bir yere” dönüştürdüğünü söyledi.

Amichay Eliyahu, X hesabından yaptığı açıklamada, “Dünyayı bu pisliklerden temizlemenin doğru yolu budur. Artık hayali barış/teslimiyet anlaşmaları yok, bu ölümlülere merhamet yok. Onlara vuracak demir el, barışı arzulayanlarla barış içinde yaşama yeteneğimizi güçlendirecek” ifadelerini kullandı.

ABD’den ise henüz Haniye’nin ölümüyle ilgili bir açıklama gelmedi.

İsrail dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği saldırıda da Hizbullah’ın üst düzey komutanı ‘yü öldürdüğünü , Hizbullah bu haberi doğrulamamıştı.

Cumartesi günü İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’nde düzenlenen 12 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili olarak Hizbullah’ı sorumlu tutmuş, Hizbullah ise saldırıyı düzenlemediğini açıklamıştı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’de düzenlediği saldırılarda ise çoğu sivil 1200’e yakın kişi hayatını kaybetmiş, 251 kişi rehin alınmıştı.

İsrail ordusu rehinelerin 39’unun öldüğünü, 111’inin hala Gazze’de olduğunu açıklamıştı.

2006’dan bu yana Hamas’ın kontrolünde olan Gazze Sağlık Bakanlığı ise İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda en az 39 bin 400 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Ekim saldırıları sonrası Hamas’ı yok edeceklerini ve tüm rehineleri geri getireceklerini söylemişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hamas-lideri-ismail-haniye-iranda-saldiri-sonucu-oldu-2/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın reformcu kimliği ve zorlu görevi https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:06:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38181 Mesud Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde sertlik yanlısı rakibi Said Celili’ye karşı kazanması beklenmiyordu.

Pezeşkiyan’ın reformcu olması seçim sırasında ve sonrasında dikkat çekti. Ancak yeni cumhurbaşkanı, yaygın olarak kabul ettiğimiz, liberal görüşlü, demokrasiyi seven türden bir reformcu değil.

İran’da reformcular, İslam Cumhuriyeti’nin yönetici seçkinlerinin ideolojik bir fraksiyonu.

Muhafazakar rakipleri gibi İslamcılar, ancak rejimin ideolojisinin daha ılımlı bir halini savunuyorlar ve bunun hem iktidardaki din adamları hem de İran toplumu için daha yararlı olacağına inanıyorlar.

Reformcular 1997’den 2005’e kadar yönetimde yer aldılar ve muhafazakar bir merkezci olan Hasan Ruhani’nin 2013-2021 yılları arasında cumhurbaşkanı olduğu dönemde oluşan fiili bir koalisyonun parçası oldular.

Bu dönemlerde reformcular sık sık daha özgür ve daha demokratik bir toplum çağrısında bulundular.

Ancak 2024’te, önceki reformcu yönetimlerin aksine, bu tür vaatler seçim kampanyalarında yer almadı.

İran 1990’lardan bu yana muhalefetin yükseldiği ve ardından baskıcı güçlerin hakim olduğu çok sayıda dönemden geçti.

Reformcular da ciddi siyasi baskılarla karşı karşıya kaldı ve son 20 yılda birçok üst düzey isim hapse girdi.

Yönetimin üyeleri olmalarına rağmen, reformcuların Dini Liderin Ofisi, Muhafız Konseyi, Devrim Muhafızları ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi gibi önemli güç merkezleri üzerinde etkilerinin olmadığı yaygın olarak kabul ediliyor.

Sertlik yanlısı eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Mayıs ayında bir helikopter kazasında öldüğünde Pezeşkiyan cumhurbaşkanlığı kampanyasını hazırlamaya başladı.

2013’te Hasan Ruhani’ninkine çok benzer bir strateji seçen Pezeşkiyan, Batı yaptırımları nedeniyle ülkenin yıllardır karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklara odaklandı ve muhafazakar rakiplerini “radikal” Batı karşıtı tutumlarıyla bu duruma neden olmakla suçladı.

Pezeşkiyan, 2015 yılında nükleer anlaşmanın imzalanmasına yardımcı olan ülkenin eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’i de kampanyasına dahil etti.

Zarif reformcu olmasa da Pezeşkiyan için yoğun bir kampanya yürüttü.

Pezeşkiyan seçim bildirgesinde dış politikasının Doğu ya da Batı karşıtı olmayacağını söyledi.

Eski cumhurbaşkanı Reisi’nin ülkeyi Rusya ve Çin’e yakınlaştırma politikasını eleştiren Pezeşkiyan, ekonomik krizi çözmenin tek yolunun nükleer anlaşmazlığı sona erdirmek ve yaptırımları hafifletmek için Batı ile müzakere etmek olduğunda ısrar etti.

Ancak kampanya sırasında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney bu fikirleri eleştirdi. Hamaney, ABD ile daha dostane ilişkiler yoluyla refaha ulaşılacağı fikrinin “aldatmaca” olduğunu söyleyerek nükleer anlaşmadan çekilen tarafın İran değil ABD olduğunu hatırlattı.

İran Anayasası’na göre Hamaney ülkedeki ana karar mercii.

1979’da devrimci olan ve 1989’da cumhurbaşkanı olmak için iktidar basamaklarını tırmanan 85 yaşındaki Şii din adamı Hamaney, İsrail ve ABD’ye karşı ideolojik düşmanlığı, Batı’ya karşı derin güvensizliği ve son 20 yılda küresel sahnede Çin ve Rusya’ya yönelimi desteklemesiyle tanınıyor.

İran’ın bölgedeki politikalarının en önemli unsurlarından biri Kudüs Gücü’nün (Devrim Muhafızları’nın dış kolu) yaptıkları.

Cumhurbaşkanının bu güçler üzerinde doğrudan bir kontrolü yok ve karar verme yetkisi dini lidere ait.

Hamaney, seçimin ilk turundan üç gün öncesine kadar defalarca Kudüs Gücü’nün ülkenin güvenlik doktrini için elzem olduğunu ifade etti.

Dolayısıyla Pezeşkiyan Batı’ya daha dostane yaklaşan farklı bir dış politikadan söz etse de, İran’ın Lübnan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki faaliyetlerinde değişiklik olması ihtimali zayıf.

Ama tüm bunların yanı sıra cumhurbaşkanı İran’ın en kıdemli diplomatı ve dışişleri bakanlığı hala dış politikanın şekillendirilmesine ve uygulanmasına yardımcı olabilir.

Tıpkı 2015 yılında dönemin merkezci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, aralarında Hamaney’in de bulunduğu sertlik yanlılarını nükleer anlaşmayı kabul etmeye ikna etmesinde olduğu gibi, Pezeşkiyan hükümeti de kapı arkası siyasi lobi faaliyetleriyle kendi vizyonunu kabul ettirme fırsatına sahip.

Dahası, yönetimin ülkedeki kamusal söylemi önemli ölçüde etkilemesi ve Hamaney’in duruşuyla tam olarak örtüşmeyen politikaları teşvik etmesi mümkün.

Bu tür eylemler, reformcuların söz verdikleri şeyleri yapmak ve Pezeşkiyan’ın deyimiyle “sertlik yanlıları tarafından ülkenin etrafına örülen duvarları” yıkmak için tek umudu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/feed/ 0
İran’da siyasi deprem: Reformcuların zaferi neden şaşkınlıkla karşılandı? https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37970 İran’da cumhurbaşkanlığı, 50 günden kısa bir süre içinde katı ve Batı karşıtı bir isimden reformcu bir isme geçti. Bu, seçim öncesinde pek olası görünmüyordu.

Cumartesi günü seçilen Mesud Pezeşkiyan, İran’da reformcu olarak tanımlanan siyasi kanatta yer alan son cumhurbaşkanının 19 yıl önceki iktidarı sırasında sağlık bakanıydı.

O zamandan beri reformcular cumhurbaşkanlığı yarışlarında kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

Pezeşkiyan’ın kendisi bile onlar için ideal aday değildi. Ancak reformcular şanslarının zayıf olduğunu anlayınca, tüm güçleriyle bu fırsatı değerlendirmek istediler.

Neden sarsıntıya neden oldu?

İran anayasasına göre, tüm cumhurbaşkanı adayları güçlü Muhafız Konseyi tarafından yürütülen bir inceleme sürecinden geçerek onaylanıyor.

Konsey, 1997’den 2005’e kadar yönetimde olan reformculara karşı önyargılı olmakla suçlanıyor. Reformcular, son üç seçimde tüm yüksek profilli adaylarının Konsey tarafından diskalifiye edildiğinden şikayetçi olmuştu. Yalnızca daha az tanınan adayları seçimlere katılma şansı buldu.

Dolayısıyla muhafazakar rakiplerine karşı eşit olmayan koşullarda yarışırken seçimi kazanmaları mümkün olmamıştı.

Eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi 19 Mayıs’ta gerçekleşen helikopter kazasında hayatını kaybettiğinden bu yana çok sayıda kişi benzer bir senaryoya hazırlanıyordu.

Muhafız Konseyi’nin 9 Haziran’da inceleme sonuçlarını açıklamasından sonra bile reformistlerin iyi performans göstereceğine dair beklentiler oldukça düşüktü.

Mesud Pezeşkiyan, dışında yarışan tüm adaylar statükoyu savunan ilkeci kanattandı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney de bu gruptan geliyordu ve bu nedenle İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) reformistlerden çok ilkecilere daha yakındı.

Rejimin karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdit

??Ülkede son yıllarda reformcuları medyada “homojenleştirme” olarak bilinen koordineli bir süreçle ilkecileri iktidardan uzaklaştırdı. Bu süreçte Hamaney’i desteklemeyen herhangi birinin yerine muhafazakar biri getiriliyordu.

Bunların bir sonucu olarak 2009’da reformistlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını iddia etmesi ve milyonlarca kişinin sokaklara dökülmesiyle ciddi bir direniş başladı.

Devrim Muhafızları bu protestoları şiddetle bastırdı.

??İbrahim Reisi 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında bazı yorumcular sürecin tamamlandığını ilan etti.

İran’ın tamamiyle kendilerine Devrim Cephesi adını veren ve dini liderle benzer düşüncelere sahip muhafazakarlarının kontrolü altına girmişti.

Reisi, yalnızca Hamaney’in hem iç hem de dış politikadaki prensiplerini benimsiyordu.

Hamaney, kendine yeten bir ekonomi için çabalamanın yanı sıra Çin ve Rusya ile çok daha yakın ilişkiler geliştirmek gerektiğine inanıyor.

??Elbette, topluma yönelik daha fazla “İslami” kısıtlamalar politikalarının önemli bir dayanağıydı, bu da kadınlara daha sert muamele anlamına geliyordu.

Bu, Eylül 2022’de genç bir kadının gözaltında ölümü sonrasında İran’da tüm “İslam Cumhuriyeti” rejimine karşı en büyük halk muhalefetinin patlak vermesiyle sonuçlanan bir politikaydı.

İktidarın tepkisi 2009’daki protestolardan çok daha şiddetliydi.

İnsan hakları örgütlerine göre, yaklaşık altı ay süren sokak protestoları sırasında, 60’tan fazlası 18 yaş altındakiler olmak üzere 500’den fazla kişi öldürüldü.

2022-2023’teki rejim karşıtı protestoların ardından sansür, toplu tutuklamalar, genç protestoculara yönelik davalar görüldü; hatta bunların dördü idam edildi.

?Bu tür siyasi baskılar sonucunda sokak gösterileri durdu. Aynı zamanda, rejimin ülke dışındaki laik muhalefeti örgütlenmeyi başaramadı ve bunun yerine şiddetli rekabet ve anlaşmazlıklara sürüklendi.

Rejim kurulduğu 1979’dan bu yana karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdidi başarıyla savmıştı.

Boykot çağrıları

Ancak son kitlesel protesto dalgasının ardından yaşanan sükunet sadece görüntüdeydi.

Ağır baskının yarattığı öfkenin yanı sıra ekonomik sıkıntılar da önemli memnuniyetsizlik kaynaklarından biriydi.

Bu nedenle eski cumhurbaşkanının kaza haberiyle gelen seçimler rejim için bir kabustu.

İtirazlarını dile getiremeyen insanlar ve aralarında Nobel ödüllü Narges Mohammadi’nin de bulunduğu pek çok önemli muhalif hapisteyken, seçim, boykotlarını ortaya koyabilecekleri barışçıl bir alan gibi görünüyordu.

Yine de reformcular, özellikle de eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi gibi üst düzey isimler, pasif kalma yönündeki son seçim taktiğini değiştirmeye ve Mesud Pezeşkiyan’ı coşkuyla desteklemeye karar verdiler.

Böylece seçim ilk etapta insanları oy vermeye çağıranlarla boykotu destekleyenler arasında bir katılım mücadelesine dönüştü.

Sonuç, ülke tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında en düşük seçmen katılımı oldu.

Katılım yüzde 40 ile sınırlıydı ve hiçbir adayın seçimi kazanmak için gerekli yüzde 50 oy oranının geçememesi nedeniyle ikinci tura gidildi.

Yarış, Mesud Pezeşkiyan ve tanınmış muhafazakar Said Celili arasındaydı.

Celili’nin görüşlerinin İran’ın dini lideriyle ne kadar yakın olduğu hakkındaki tüm konuşmalara ve hatta seçimin güvenilirliğine ilişkin spekülasyonlara rağmen, dünya Pezeşkiyan Cumartesi günü İran’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.

Pezeşkiyan ne vadediyor?

Pezeşkiyan’ın seçim stratejisinin özü, muhafazakarların Batı karşıtı dış politikasına saldırmaktı.

Reformcu politikacıların yanı sıra, 2015 yılında yapılan tarihi bir anlaşmayla nükleer müzakereleri savunan ülkenin eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’i de işe aldı.

Pezeşkiyan, manifestosunda, Zarif’le birlikte, dış politikasının “Batı ya da Doğu karşıtı” olmayacağını ilan etti.

Her iki isim de Reisi’nin ülkeyi Rusya ve Çin’e yakınlaştırma politikalarını eleştirdi.

Ülkenin nükleer çıkmazına bir çözüm bulmak ve yaptırımları hafifletmek için Batı ile müzakereler yoluyla ekonomik krizi çözebilecek tek grup olduklarında ısrar etti.

?Hem diğer aday hem de ülkenin dini lideri Hamaney bu fikirleri eleştirdi. Hamaney, ABD ile daha dostane ilişkiler yoluyla refah elde edileceğine inananları “aldatılmış” olarak nitelendirdi.

Hamaney’in anayasal yetkisi ve uluslararası ilişkilere olan kişisel ilgisi nedeniyle dış politikaya ilişkin görüşleri oldukça önemli görülüyor.

?Pezeşkiyan, İran’da cumhurbaşkanının dış politikayı yeniden yönlendirme yetkisine sahip olmadığı konusunda ısrar eden boykot kampanyası nedeniyle önemli bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

İran’ın bölgedeki politikalarına yön veren en önemli araçlarından biri de Devrim Muhafızları’nın dış kolu olan Kudüs Gücü. Cumhurbaşkanının bu güç üzerinde doğrudan bir kontrolü yok. Emirleri yalnızca İran’ın dini liderinden alıyorlar.

??7 Ekim sonrasında İran’ın Ortadoğu’daki yapılanması ve İran güçlerinin Lübnan, Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki faaliyetleriyle ilgili değişiklik yapmak daha da zorlu hale geldi.

İran, son sekiz aydır Hamas’ın bölgedeki ana destekçisi oldu. Yemen’deki Husiler gibi müttefikleri, İsrail ve Batı çıkarlarına zarar vermek için Kızıldeniz’deki ticaret yoluna saldırılar düzenledi.

Hatta İran Devrim Muhafızları doğrudan İsrail’e saldırdı. Bu iki ülke arasında benzeri görülmemiş bir gerilimdi.

Buna karşın İran’da cumhurbaşkanı en üst düzey diplomat ve sadece kendi ofisi değil, dışişleri bakanlığı da politikaların uygulanması ve hatta şekillendirilmesinde halen önemli bir rol oynuyor.

Bunun yanında vizyonlarını siyasi lobicilik yoluyla zorlama şansına sahipler.

Dahası, yönetim kamusal söylemi önemli ölçüde etkileyebilir ve Hamaney’in tutumuyla yüzde 100 uyumlu olmayabilecek politikaları destekleyebilir.

Bu tür nüanslar, reformistlerin vadettiklerini yerine getirmeleri ve Pezeşkiyan’ın deyimiyle “ülkenin dört bir yanında katı görüşlüler tarafından örülmüş duvarlar”ı yıkmaları için tek şans olabilir.

Ancak önceki reformcu yönetimin aksine, bu kez daha özgür ve demokratik bir toplum vaadi neredeyse yok denecek kadar azdı.

Reformcular, önde gelen düşünürlerin suikaste uğraması, gazetelerin kapatılması ve siyasi savunucularının toplu davalara maruz kalması gibi ciddi siyasi baskılarla karşı karşıya kaldı.

İran’da Dini Liderlik, Muhafız Konseyi ve Yüksek Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli merkezi güçler üzerinde nüfuzları yok. Bağımsız seçim yapamazlar, sansür yasalarını değiştiremezler veya ahlak polisini kontrol edemezler.

Pezeşkiyan, 62 milyon seçmenin yaklaşık 16 milyonunun oyunu alarak kazandı. 13 milyondan fazla kişiyse İran’ın çıkarlarını güvence altına almak için daha da Batı karşıtı olması gerektiğini savunan daha radikal rakibi Said Celili’ye oy verdi.

Bu, Pezeşkiyan’ın değişim konusundaki yetkisini değerlendirirken önemli bir gerçek olarak duruyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/feed/ 0
İran’ın Türk kökenli cumhurbaşkanı! Seçim zaferini kutladığı şarkı törene damga vurdu https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:18:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37805 İran’da reformcu Tebriz Milletvekili ve eski sağlık bakanı Mesud Pezeşkiyan, dün yapılan 14’üncü dönem cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 53,7’sini alarak ülkenin 9’uncu Cumhurbaşkanı oldu.

“TÜRKÜN BELİ BÜKÜLMEZ”

Seçim kampanyası boyunca halka umut ve değişim mesajları veren Pezeşkiyan, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından coşkulu bir kutlama gerçekleştirdi. Ülkenin dört bir yanında kutlamalar gerçekleştirilirken, Pezeşkiyan’ın seçim zaferini kutladığı şarkı ise dikkat çekti. Zaferin ardından salonda “Türkün beli bükülmez” şarkısı çalarken, Pezeşkiyan köklerine ve kültürel mirasına olan bağlılığını gösterdi.

ZAFER SONRASI İLK AÇIKLAMA

Mesud Pezeşkiyan, X sosyal medya hesabından halka yönelik ilk mesajında, “Sevgili İran halkı, seçimler sona erdi. Bu birlikteliğimizin başlangıcı. Önümüzdeki zorlu yolu, birliktelik ve güven olmadan aşamayız. Elimi size uzatıyorum ve sizi bu yolda yalnız bırakmayacağıma şerefim üzerine yemin ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKLÜĞÜMLE İFTİHAR EDİYORUM”

Pezeşkiyan, büyük bir titizlikle yürüttüğü seçim sloganlarında “Evde çocuklarımla Farsça değil, her zaman Türkçe konuştum. Ben Türküm. Anam da atam da Türk. Türklüğümle iftihar ediyorum” ifadelerini kullanıyordu.

PEZEŞKİYAN KİMDİR?

Reformist siyasetçi Pezeşkiyan, 29 Eylül 1954’te Mahabad kentinde, İranlı Türk bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Türk kimliğiyle iftihar ettiğini her fırsatta dile getirdi. Soyadı, Farsçada “Doktorlar” anlamına gelen Pezeşkiyan, Tebriz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1980-1988 yıllarında yapılan İran- Irak savaşında hem muharip hem de doktor olarak görev yaptı. Pratisyenlik kursunu 1985 yılında tamamlayan Pezeşkiyan, savaştan sonra Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesinde genel cerrahi ihtisasını yaparak eğitimine devam etti.

EŞİNİ VE OĞLUNU KAYBETTİ

Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesinden 1993 yılında kalp cerrahisi uzmanlığını alan Pezeşkiyan, 1994-1999 yıllarında Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı. Eşini ve oğlunu trafik kazasında kaybetti, şefkatli ve dirençli bir figür olarak sempati kazandı Pezeşkiyan, 1994 yılında eşi Fatma Mecidi ve bir oğlunu trafik kazasında kaybetti, geriye kalan iki oğlunu ve bir kızını tek başına büyüttü ve bir daha evlenmedi. Pezeşkiyan’ın bu kaybı ve özveri hikayesi, onu şefkatli ve dirençli bir figür olarak gören İran toplumundaki birçok kişiden sempati ve saygı kazandı.

Pezeşkiyan’ın siyasi hayatı, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde 1997 yılında Sağlık Bakanı Yardımcısı olarak atanmasıyla başladı. Daha sonra Hatemi döneminde 2001’de Sağlık Bakanı olarak atandı, 2005’e kadar bu görevde kaldı. Ülkede 2008’de yapılan genel seçimde Tebriz Milletvekili olarak Meclis’e girmeyi başaran Pezeşkiyan, o tarihten bu yana beş dönem Tebriz’i temsilen görev yaptı.

BATI’YLA İYİ İLİŞKİLERİ DESTEKLEDİ

Pezeşkiyan, hükümetin muhaliflere karşı tutumuna sert eleştirilerden geri durmadı. 2009’daki cumhurbaşkanı seçimi sonrası çıkan olaylardan sonra Meclis’te güvenlik güçlerinin müdahalelerini eleştiren bir konuşma yapan Pezeşkiyan, muhafazakar vekillerle gerginlik yaşadı. İran’da 2013’teki cumhurbaşkanı seçimlerine adaylık başvurusu yapan ancak daha sonra adaylığını geri çeken Pezeşkiyan, 2016’da İran Meclis Başkan Yardımcısı olarak 4 yıl görev yaptı. Bu süreçte nükleer anlaşma ve Batı’yla iyi ilişkileri savundu. Pezeşkiyan’ın 2021’deki seçimlerdeki adaylık başvurusu ise Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından reddedildi. 1 Mart’ta yapılan Milletvekili Seçimlerinde ise Tebriz Milletvekili olarak yeniden Meclis’e girdi.

MAHSA EMİNİ’NİN ÖLÜMÜNDEN SONRAKİ SÖZLERİ OLAY OLDU

İran’da Eylül 2022’de Mahsa Emini adlı genç bir kadının polis nezaretinde hayatını kaybetmesinin ardından devlet televizyonunda katıldığı bir programda konuşan Pezeşkiyan, kadınlara zorunlu başörtüsü yasasından kaynaklı müdahalelerin durumu kötüleştirdiğini ve sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan, “Biz çocuklarımızın iffetli olmasını istiyoruz ancak bu davranışlar onları dinden uzaklaştırıyorsa bu yöntemi sürdürmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

EKONOMİ VE ADALET VAADİ DİKKAT ÇEKTİ

Eski Cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ile Hasan Ruhani, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gibi isimlerin açık desteğini alan Pezeşkiyan, seçim kampanyalarında, ülkedeki “etnik ve mezhebi ayrımcılık” ile zorunlu başörtüsü sorununa vurgu yaptı. Ekonomi ile adalet konusundaki sorunları çözeceğinin vaadini verdi. İnternet yasaklarını da büyük oranda kaldıracağının sözünü veren Pezeşkiyan, iç ve dış politikada önemli reformlar ve Batı ile daha iyi ilişkilerin kurulması gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan, 2005’ten sonra İran’da cumhurbaşkanı seçilen ilk reformist isim oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/feed/ 0
İran cumhurbaşkanını seçiyor: Reformcu aday Pezeşkiyan’ın tepkili halk kesimlerini sandığa çekip çekemeyeceği merak ediliyor https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskanini-seciyor-reformcu-aday-pezeskiyanin-tepkili-halk-kesimlerini-sandiga-cekip-cekemeyecegi-merak-ediliyor/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskanini-seciyor-reformcu-aday-pezeskiyanin-tepkili-halk-kesimlerini-sandiga-cekip-cekemeyecegi-merak-ediliyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 22:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36382 İran’da seçmenler ülkenin 14. cumhurbaşkanını belirlemek için bu sabahtan itibaren sandık başına gitmeye başladı.

Ülke genelinde yaklaşık 59 bin noktada sandık kuruldu ve 61milyona yakın seçmenin bulunduğu ülkede katılımın nasıl olacağı büyük merak konusu.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Mayıs ayında helikopter kazasında ölmesi sonrası yapılan seçimlerde 6 adayın seçime girmesi rejim tarafından onaylanmıştı.

Ancak bu adaylardan ikisi, muhafazakar oyların bölünmesini önlemek için yarıştan çekildi. Bu çekilmelerin dini liderliğin isteğiyle gerçekleştiği yorumu yapıldı.

Bugün yarışan dört cumhurbaşkanı adayı arasında olan Mesut Pezeşkiyan, kampanya sürecindeki söylemleri ile diğer isimlerden farklılaştı.

Pezeşkiyan, iki eski reformcu cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ile eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’in desteğini almış durumda.

Son yapılan kamuoyu yoklamaları Pezeşkiyan’ı, İran Devrim Muhafızları’nın eski komutanı ve şu anda parlamento başkanı olan Muhammed Bakır Galibaf ve Said Celili’nin önünde gösteriyor.

Celili, İran’ın nükleer programı ile ilgili görüşmelerde ülkeyi temsil eden heyete başkanlık etmişti.

Bugün sandıkta yarışacak 4 isim arasında olan Mustafa Purmuhammedi, adaylar arasındaki tek din adamı konumunda.

Muhafazakar cumhurbaşkanı adayları Batı’yla ilişkilerin iyileştirilmesine karşı çıkıyor ve İran’ın yaptırımlara rağmen başarılı olabileceğini savunuyor.

Reformcu kanatta yer alan eski sağlık bakanı Mesut Pezeşkiyan, kadınlara karşı katı başörtü kurallarını dayatan ahlak polisinin eylemlerinin “ahlaksız” olduğuna yönelik açıklaması ile dikkat çekti.

69 yaşındaki Pezeşkiyan bu dayatma için, “Eğer belli kıyafetleri giymek günahsa, bu nedenle kadınlara yapılanlar 100 kat daha büyük bir günah. Bir kimseye giyiminden dolayı baskı yapma izni verildiği dinin hiçbir yerinde yazmıyor” dedi.

Pezeşkiyan ayrıca İran ekonomisine büyük zarar veren yaptırımları ortadan kaldırmak için Batı ile ilişkileri iyileştirmeye ve nükleer müzakereleri yeniden canlandırmaya çalışacağına söz verdi.

Seçime katılım oranı İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyetinin önemli bir testi olarak görülüyor.

2021’deki son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve Mart ayındaki parlamento seçimlerinde katılım rekor seviyelerde düşük gerçekleşti.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney halka “maksimum” katılım çağrısında bulundu.

Rejimi destekleyen halk kesimlerinin, seçime büyük bir katılım göstermesi sürpriz değil.

Gençler ve çoğunlukla toplumun orta sınıfında yer alan İranlılar ise büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.

Bu kesimler devlet yönetimindeki herhangi bir siyasi sürece güvenmiyor.

BBC’nin telefonla temas kurduğu Tahran’da yaşayan 20 yaşındaki bir öğrenci, “Sokaklarda, ‘daha iyi bir yarın için’ oy isteyen bir sürü reklam panosu var, ancak artık bunları yemiyoruz. Kimse oy vermek istemiyor” diyor.

Mahsa Amini’nin 2022’de ahlak polisi nezaretinde ölümünden sonra başlayan tarihi protestolarda, toplumun bir bölümü ile yönetim arasındaki uçurum dramatik bir şekilde genişledi.

Protestoculara yönelik acımasız tutum, özellikle Z kuşağı arasında rejime yönelik nefreti derinleştirdi.

Geçmişte yapılan seçimlerde, reformcu cumhurbaşkanlarına bağlanan umutlar da değişim getirmedi.

Ülkede reform isteyenler giderek daha fazla marjinalleştirildi.

Eski bir cumhurbaşkanı olan Hasan Ruhani dahi adaylık izni alamadı.

Pek çok İranlı, sandık yoluyla anlamlı bir değişim sağlanabileceğine dair umudunu yitirdi.

Tahran’da daha önce reformcu adaylara oy veren 70 yaşındaki bir kadın BBC’ye “Bu yıl oy vermeyeceğim. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorum. Ekonomi o kadar kötü durumda ki, bir nesil genç artık İran’ı terk etmek istiyor” diyor.

Protestolar sırasında hapsedilen kadın hakları savunucusu Azad (gerçek adı değil) yapılanı bir “seçim sirki” olarak tanımlıyor.

Bir sosyal medya uygulaması üzerinden BBC’yle mesajlaşan Azad, “Kuklacı, ismi Hamaney olan tek bir kişi olduğunda, sandıktan hangi ismin çıktığı önemli değil” yorumunu yapıyor.

Azad, Mahsa Amini protestolarının zirve yaptığı günlerde sokaklarda “Reformcu olsun, muhafazakar olsun, onlar için oyun bitti” sloganı atıldığını hatırlatıyor.

İran’da bazıları, seçime katılımı artırmak amacıyla dini kurumların Pezeşkiyan’ın yarışmasına izin verdiğine inanıyor.

Azad da bu görüşte ve Pezeşkiyan’ın adaylığını rejimin oynadığı bir “oyun” olarak nitelendiriyor:

“Onlara güvenmiyoruz ve manipüle edilmek istemiyoruz.”

Son birkaç gündür Tahran’dan BBC’ye bu haber için konuşan birçok kişi bu görüşü yineledi.

Bir hukuk öğrencisi BBC’ye “Oy vermek bir görev ama ben vermeyeceğim. Çünkü önceki tüm seçimler, cumhurbaşkanlarının halk için çalışmadığını gösterdi” diyor.

Ancak Pezeşkiyan’ın açık görüşlü İranlılar için temsil ettiği küçük değişim umudu ışığı, diğerlerini de sandık başına gitmeye ikna edebilir.

Tahranlı 54 yaşındaki Meryem, “Pezeşkiyan’a oy vereceğim” diyor ve ekliyor: “Değişimin yalnızca İran’ın içinden, reform yoluyla gelebileceğine inanıyorum.”

Meryem, Pezeşkiyan’ın güvenlik kurumları ile ilgisi olmadığına ve hakkında herhangi bir yolsuzluk iddiası bulunmadığına işaret ediyor.

Ayrıca İran’ın dış dünyayla ilişkilerini geliştirebileceğini umuyor ve kazanacağına inanıyor.

Eğer bunu yaparsa ne kadar manevra alanına sahip olacağı konusunda büyük bir soru işareti var.

Düşünce kuruluşu Chatham House’tan Senem Vekil bu noktaya dikkat çekiyor ve “Pezeşkiyan yalnızca ismen reformist” diyor:

“İslam Cumhuriyeti’ni destekliyor ve dini lidere derinden bağlı. Onun adaylığı potansiyel olarak halkın sandığa katılımını artırabilir ancak seçilmesi halinde üslup farklılığından daha fazlasını beklememek gerekir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskanini-seciyor-reformcu-aday-pezeskiyanin-tepkili-halk-kesimlerini-sandiga-cekip-cekemeyecegi-merak-ediliyor/feed/ 0
İran yeni Cumhurbaşkanını seçiyor! 4 adaylı yarışta 62 milyon seçmen oy kullanıyor https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/ https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:22:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36338 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından gelecek yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öne çekildi. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışıyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor.

İran’da 14. Dönem Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için oy verme işlemi yerel saatle 08.00’de başladı ve 18.00’de sona erecek İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, oyunu Tahran’da kabullerini gerçekleştirdiği İmam Humeyni Hüseyniyesi’ndeki salonda kurulan sandıkta kullandı.

HAMANEY’DEN “OY VERİN” ÇAĞRISI

Oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklama yapan Hamaney, konuşmasına 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ve diğer yetkilileri anarak başladı.

Seçim günlerinin İranlılar için “Mutluluk ve sevinç günü” olduğunu söyleyen Hamaney, kararsız seçmeni sandığa çağırarak, “İslam Cumhuriyeti’nin devamlılığı, istikrarı, izzeti ve dünyadaki itibarı, halkın varlığına bağlıdır. Bu nedenle değerli halkımıza oy vermeyi ciddiye almalarını ve bu önemli siyasi sınava katılmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi. Hamaney, “İnşallah bu ülke için en iyi ve en faydalı tercih seçilir, önümüzdeki yıllar Allah’ın izniyle güzel ve hayırlı yıllar olur ve insanlar tercihlerinden memnun olur.” ifadelerini kullandı.

88 MİLYON NÜFUSLU İRAN’DA SEÇİM HEYECANI

İçişleri Bakanlığı Seçim Merkezinin verilerine göre, 88 milyon nüfusa sahip ülkede, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Ayrıca, 95 ülkede kurulan seçim merkezlerinde ülke dışındaki İran vatandaşları da sandığa gidebilecek.

6 ADAYLI YARIŞTA 2 KİŞİ ÇEKİLDİ

Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışıyor.

Muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ise “Muhafazakar kanatta birliği sağlamak için” seçime saatler kala adaylıktan çekildi.

REFORMİST ADAY ANKETLERDE ÖNDE

Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran’da ülke genelinde 3 bin 589 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı.

Anketlere göre, Pezeşkiyan’ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranı aldığı görülüyor.

Reformist aday Mesud Pezeşkiyan

50+1 OY ALAN 4 YIL YÖNETİMİ ELE ALACAK

Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1’in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz’da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçim sonuçlarına dair ilk verilerin gece yarısı yayınlanması ve kesin sonuçların ise yarın açıklanması bekleniyor. İran’da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve üst üste en fazla 2 defa seçilebiliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/feed/ 0
İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için yarın sandık başına gidiyor https://www.haber60.com.tr/iranlilar-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-yarin-sandik-basina-gidiyor/ https://www.haber60.com.tr/iranlilar-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-yarin-sandik-basina-gidiyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 00:12:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36294 İran’da halk, yarın ülkenin 9. Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gitmeye hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından bir yıl öne alınan cumhurbaşkanlığı seçimleri yarın yapılacak.
Seçimde yarışan adayların kampanya süreci seçimden 24 saat önce sona erdiği için bu sabah 08.00 itibarıyla her türlü propaganda faaliyeti yasaklandı.
İran’da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve en fazla 2 defa üst üste seçilebiliyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor.
İlk turda yüzde 50+1’in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz’da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak.
Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışacak.
Seçimde yaklaşık 62 milyon kişi oy kullanabilecek
Yaklaşık 88 milyon nüfusa sahip İran’da, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek.
Mevcut seçim kanununa göre, seçmenlerin oy verme tarihinde 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekiyor. Buna göre, 29 Haziran 2006 ve öncesinde doğanlar, oy kullanma hakkına sahip.
Oy kullanma işlemi yarın yerel saatle 08.00’de başlayacak ve 18.00’de sona erecek. Bu süre ihtiyaç halinde İçişleri Bakanlığına bağlı Seçim Merkezinin kararıyla birkaç saat daha uzatılabilir.
Anayasayı Koruyucular Konseyinin adaylıklarını onayladığı 6 isimden muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi, “muhafazakar kanatta birliği sağlamak için” seçime saatler kala adaylıktan çekildi.
Adaylar, halka ekonomi konusunda vaatler sundu
İran’da halkın en önemli gündemi ekonomi olduğu gibi adaylar da münazaralarda ve seçim kampayanlarında ekonomiyi önceleyen vaatler verdi.
Reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile ılımlı muhafazakar Mustafa Purmuhammedi, kampanyalarında ekonomik sorunlarda yaptırımların ve bundan kaynaklı olarak dünya ile etkileşim eksikliğinin olumsuz etkilerini dile getirdi.
Diğer muhafazakar adaylar Said Celili, Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ve Ali Rıza Zakani, ekonominin dış gelişmelere bağlı olmaması gerektiğini ifade etti.
Meclis Başkanı muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise bu üçlüden daha itidalli görüşleri savunurken yaptırımların etkisi olduğunu, göreve gelmesi halinde yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını ve yaptırımların “adım adım” kaldırılmasının önemini vurguladı.
İnternet yasakları ve zorunlu başörtüsü uygulamasına dair söylemler
Adayların kampanyalarında, ülkedeki hassas ve kronik meselelerden internet yasakları, zorunlu başörtüsü uygulaması ve etnik ve mezhebi ayrımcılık konuları da gündeme geldi.
Bu konularda ise özellikle reformist aday Pezeşkiyan, mevcut hükümete ciddi eleştirilerde bulundu. Pezeşkiyan, cumhurbaşkanı olması halinde internet yasaklarının büyük kısmını kaldıracağını, başörtüsü konusunda kadınlara baskıyı sona erdireceğini ve hükümeti etnik ve mezhebi ayrımcılıktan arındıracağını belirtti.
Kalibaf, diğer muhafazakarlara göre açılımı savunan söylemler geliştirdi
Pezeşkiyan, Purmuhammedi ve Kalibaf, seçim kampanyalarında ve münazaralarda açılımı savunan söylemler geliştirirken Celili ile seçim yarışından muhafazakarlar lehine çekilen Zakani ve Kadızadehaşimi ise daha çok mevcut durumu sürdürme niyetinde olduklarını belirtti.
Adayların bir kısmının ve hususen Pezeşkiyan’ın danışmanı eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in nükleer müzakereler gibi hassas konularda Reisi hükümetini eleştirmesi ve muhafazakarlara göre, “Batı’ya teslimiyetçi” yaklaşım sergilemesi sonrasında İran lideri Ali Hamaney’in, bu konudaki uyarı niteliğindeki açıklamaları dikkatleri çekti.
Kalibaf ve Celili arasında son saatlerde uzlaşma olmazsa seçim ikinci tura kalabilir
Ülkede hava, seçimin Kalibaf-Pezeşkiyan veya Celili-Pezeşkiyan rekabetine sahne olacağı yönünde esiyor ancak Pezeşkiyan’ın seçimi kazanması için gerekli olan küskün seçmenin sandığa çekilmesi konusunda halk arasında yeteri kadar büyük bir heyecan oluşturup oluşturmadığı da halen soru işareti. Tahran’da İranlıların önemli bir kısmı halen oy vermeyeceğini belirtiyor.
Pezeşkiyan, son ankette öne çıktı
Muhafazakarlar hala seçime tek adayla girme konusunda anlaşmaya varamadı. Celili ile Kalibaf ayrı olarak devam etmeyi tercih ederse Pezeşkiyan’ın ilk turda olmasa da ikinci turda seçimi kazanma ihtimali az değil.
Öte yandan ülkede yapılan anketlerde, farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha önce Kalibaf önde görünürken şu anda bazı anketlerde Celili bazılarında ise Pezeşkiyan öne çıkıyor.
Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran’da ülke genelinde yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı.
Anketlere göre, Pezeşkiyan’ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranına sahip olduğu görülüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranlilar-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-yarin-sandik-basina-gidiyor/feed/ 0
İran’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi Afgan Göçmenleri Nasıl Etkiliyor? https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:39:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36267 “ İran’da son aylarda düzenli ya da düzensiz göçmenler için durum iyi değil. Caddelerde bazılarının onlara küçümseyici bakışlar attığını ve aşağılandıklarını görmek mümkün. Düzensiz göçmenlerin yakalanmasına hız verildi. Ve artık seçim tartışmalarının konusu haline geldiler, durum daha da kötüleşecek.”

Bu mesaj, izleyicilerine İran’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkedeki milyonlarca Afgan göçmeni nasıl etkilediğini soran BBC Farsça servisinin bir Afgan dinleyicisinden aldığı yanıt.

İçişleri Bakanlığına göre İran’da 5 milyondan fazla Afgan göçmen yaşıyor.

On yıllardır İran’da yaşıyor olsalar da İran’daki Afganlar meselesi ilk kez 28 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine aday olan adayların yaptığı tartışmayla gündeme geldi.

Nesiller boyu göçmen aileler

İran’da 40 yıldan uzun süredir farklı nesillerden yüz binlerce Afgan yaşayageldi. Birçoğunun orada çocukları oldu. Buna rağmen göçmen statüsünde kaldılar ve İran vatandışlığı verilmedi.

İran kendi ağır ekonomi sorunlarıyla boğuşmak zorunda olduğu için göçmen dostu bir ülke olmadı. Ancak milyonlarca Afgan göçmenin İran’da kalmasına izin verilmesi, İran’ın savaştan zarar gören komşusunun vatandaşlarına yönelik insani bir jest olarak görülüyor.

Sovyet ordusunun 1979’da İslamcı güçlere karşı Sovyet yanlısı hükümeti desteklemek için Afganistan’ı işgal etmesiyle yaklaşık 100 bin Sovyet askeri ülkede on yıl süren bir savaşa sürüklendi ve yaklaşık 15 bin asker kaybetti. Bir milyona yakın Afgan öldürülürken birkaç milyon Afgan da İran ve Pakistan gibi ülkelere göç etti.

Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, Sovyet işgali altındaki Afganistan’ın İran ve Pakistan için bir tehdit olduğunu söyledi. O tarihten bu yana savaş ve huzursuzluk devam etti ve göç durmadı.

İran’daki Afgan göçmenlerin kesin sayısı belirsiz. Önceki Afgan hükümetinin devrilmesi ve 2021’de Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin ardından, kırk yıldır ülkede yaşayanlara ek olarak çok daha fazla Afgan İran’a taşındı.

İranlı yetkililer ülkedeki Afganların sayısına ilişkin beş ila yedi milyon arasında değişen rakamlar veriyor.

Afganistan’ın nüfusunun 40 milyon civarında olduğunu düşünürsek (ki bu da kesin olarak bilinmiyor), yaklaşık her yedi Afgan’dan biri İran’da göçmen durumunda.

İran’da Afgan nüfusunun hızla artmasına bazı İranlılar uzunca bir süredir tepki gösteriyor. Buna ülkenin ciddi uluslararası yaptırımlar nedeniyle yüzleştiği ekonomik kriz etkili.

İranlılar Afganları “ucuz işgücü” olarak görüyor. Bu da işverenlerin onları sigortasız çalıştırmasına ve İranlı işçilere kıyasla daha düşük ücret ödemesine neden oluyor.

Güvenlik endişeleri

Bundan yaklaşık iki yıl önce, düzensiz bir Afgan Sünni göçmen, Şiilerin en kutsal mekanı olan İran’ın kuzeydoğusundaki İmam Rıza Türbesi’nde üç İranlı Şii din adamına bıçaklı saldırı düzenlemiş; ikisini öldürmüştü.

Bu olay, Afgan göçmenlerin ekonomik ve kültürel-sosyal farklılıkların yanı sıra İran’da kabul edilmesinden doğabilecek güvenlik sorunlarına da dikkat çekti.

Son yıllarda IŞİD’in IŞİD-H olarak bilinen Horasan kolu İran’da en az iki ölümcül saldırı gerçekleştirdi. IŞİD-H’nin Afganistan’da konuşlandığı, faaliyetlerini buradan planladığı ve militanlarını gönderdiği söyleniyor.

Afgan göçmenleri kabul etmenin ekonomik, sosyal ve güvenlikle ilgili sonuçlarından endişe duyan İranlılar, geçtiğimiz yıl sosyal medyada birkaç kez “Afganların Sınır Dışı Edilmesi Ulusal Bir Taleptir” etiketiyle paylaşımlar yaptılar.

Böylelikle İran cumhurbaşkanı adayları ilk kez seçim öncesindeki tartışmalarında göçmenler konusunu gündeme getirdi.

‘Sınıra duvar inşa etmek’

Cumhurbaşkanlığı yarışının ana adaylarından biri olan ve iki dönem İran parlamentosunun başkanlığını yapan Muhammed Bakır Kalibaf, güvenliği sağlamak için ülkenin doğusundaki Pakistan ve Afganistan sınırına bir duvar inşa edeceğini açıkladı.

Kalibaf, “Düzensiz vatandaşlar (göçmenler), uyuşturucu, işsizlik ve boşanma gibi tüm ciddi sosyal sorunların kökeni… tüm ciddi sorunlar ülkenin doğusundan kaynaklanıyor.” dedi.

Bunun yanında yeni kurulacak hükümetin yasadışı göçmenler sorununu ele alacağını da belirtti.

Ilımlı bir aday olarak değerlendirilen Masud Pezeşkian da X hesabında, “Daha fazla Afgan göçünü önlemek için sınırların tamamen kapatılması ve Avrupa ülkeleriyle müzakereler sırasında İran’daki mevcut göçmenlerin düzenlenmesi” gerektiğini belirtti.

Pek çok Afgan’ın İran ekonomisinde önemli bir rol oynadığını kabul etti, ancak onları düzenlemek ve bazılarını kabul etmek ya da maliyetlerini karşılamak için Avrupa ülkeleriyle müzakere etme ihtiyacını vurguladı. Ancak bunu pratikte nasıl yapmayı planladığını söylemedi.

‘Her günümüz sınır dışı edilme korkusuyla geçiyor’

İran’daki seçimlerde Afgan göçmenlerle ilgili bu tartışmalar Afganlar arasında da endişelere yol açtı. İran’daki bir Afgan göçmen, cumhurbaşkanı adaylarının vaatlerinin hayatlarını olumsuz etkilediğini söylüyor.

Seçim kampanyası sırasında bu tür yorumların “aşırı milliyetçi duyguları ve ırkçılığı güçlendirdiğine ve İran vatandaşları arasında Afgan korkusu yaratarak onları riske attığına” inanıyor.

BBC’ye konuşan bir başka bir göçmen de, “İran’ın içinde ve dışında olup biten her şey, İran’daki Afganların yaşamlarını doğrudan etkiliyor. İran’da doğan ağabeyim şimdi yasa dışı olarak Avrupa’ya seyahat etmeyi planlıyor. Afganistan’a dönme şansımız yok. İran’da da bizim için bir gelecek yok.

“Elektrik mühendisliği alanında yüksek lisans derecem var. İran’da doğdum ve okudum. Afganistan’da üniversite profesörüydüm. Taliban’ın dönüşünden sonra kaçtım. Eşim de üniversite profesörüydü ve şu anda İran’da işçi olarak çalışıyor. Her gün sınır dışı edilme endişesi yaşıyoruz… Neden normal bir yaşamdan mahrum kalıyoruz?”

Afganların İran’daki yaşamları birçok zorluk ve fırsatı da beraberinde getirdi. Örneğin Afganlar uzun süre telefonlarına SIM kart alamadılar. Artık mümkün ama yine de kolay değil.

Ancak İran, çalışma imkanı ve diğer ekonomik fırsatların yanı sıra Afganlara geniş eğitim fırsatları da sunuyor.

BBC Farsça’nın Afgan dinleyicilerinin çoğu, İran’a gitmelerinin keyfi olmadığını vurguladı: “Hepimiz buna mecbur kaldık.”

Bu göçmenlerden biri olan bir öğrenci dinleyici, kadınları her geçen gün daha da kısıtlayan bir rejim varken Afganistan’a dönmekten korktuğunu söylüyor.

“İran’da yerleri yoksa, burada her gün saygısızlık görerek büyük bedeller ödemek yerine, başka ülkelere giden bir yolun açılmasını umuyorlar” diye ekliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Reisi’nin cenaze törenine katılacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/#respond Fri, 24 May 2024 21:28:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32841 AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleşti. Toplantı sonrası basına açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin cenaze törenine katılacağını belirtti.

“NETANYAHU’NUN TUTUKLANMASI İÇİN KARAR TALEBİ ÖNEMLİDİR”

AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Netanyahu’nun tutuklanması için karar talebi önemlidir. Bu talep Netanyahu ve bakanları doğrudan savaş suçlarından sorumludurlar. Burada umarız ki mahkemenin ön yargılama dairesi talebe uygun karşılık verir ve tarihin doğru yerinde durmak adına tutuklanma kararı çıkar. Başsavcı kararındaki nitelikli değerlendirmeler de çok önemli. Sivillerin aç bırakılması, kasten eylemlerde bulunulmasının altını çiziyor, savaş suçu işlendiğini ifade ediyor. Bütün eylemlerin Netanyahu’nun ve hükümeti tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Gecikmiş bir talep de olsa bizim için olumludur.

3 ÜLKENİN FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI

Diğer önemli gelişme İspanya, Norveç ve İrlanda’nın Filistin’i devlet olarak tanıyacak olduklarını duyurmasıdır. Bu ülkelerle sınırlı kalmamalıdır. İspanya tutumunu değiştirmedi, bir kez daha İspanya’ya teşekkür ediyoruz. Umarız bu Avrupa’nın temel duruşu olur. Bu ülkeler tarihin doğru tarafındadurduklarını göstermiştir. Bunlar olurken ABD’den duymamız gereken sesleri duyamıyoruz. Hiroşima ve Nagazaki’yi örnek göstererek yaptığı açıklama korkunçtur.

İsrail’in soykırım yaptığını söylemeyi suç haline getirmeye çalışıyorlar. Bu kafayla gidilirse düşünürleri mahkum edebilecekler. Öğrencileri antisemitik olarak yargılamaya yol açacaklar. Netanyahu hükümeti dünyadaki Yahudilerin duruşunu da gölgeleyen bir tutum sergiliyor. İsrail’in kendini savunma hakkı var deniyor ama bir ülkenin kendini savunma hakkı cinayet işleme hakkı anlamına gelmez. Başka ülkelere saldırma şeklindeki cinayetin hafifletici sebebi olamaz. Netanyahu hükümetinin insanlık adına mahkum edilmelidir.

BAŞIBOŞ KÖPEK DÜZENLEMESİ

Bu adı üstünde taslak. Toplumda zıt talepler var. Henüz üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki hafta Meclis’e gelmesi planlanıyor. Çalışma henüz tamamlanmadı.

“AK PARTİ’DE DEĞİŞİM OLAĞANÜSTÜ BİR DURUM DEĞİL”

Bir değişim sürecinin başlangıcı yorumlarını gördüm. AK Parti’de değişim olağanüstü durum değil. Sürekli değişim içinde olan partiyiz.

Bazı yerlerde değiştirme bazı yerlerde görev değişimi olacak. Bugün yarın da başka illerle ilgili tasarruf olacak.

SEFERBERLİK HALİ DÜZENLEMESİ

Tüzük kaldırılıp yönetmenliiğe çevrilince gündem oldu. Bu da olağan bir gündem. Seferberlik tüzüğü 1990 yılında hayata geçmişti. Bizim 2011 yılından itibaren değişen savaş koşulları ve teknolojileri etrafında bu tip belgelerin güncellenmesi gerekiyor. Burada stratejik olan şudur. Savaş durumunda bütün milli güç unsurlarının TSK’ya destek verecek şekilde koordine edilmesi esastır.

“KAZA YERİNİ AKINCI İHA TESPİT ETTİ”

İran’a taziyelerimizi sunuyoruz. Bu zor günlerinde kardeş İran’ın yanındayız. Cumhurbaşkanımız da Reisi’nin cenaze törenine katılacak. Kaza yerini Akıncı İHA tespit etti. Akıncı İHA zorlu koşullarda bir uçuş gerçekleştirdi.”

HAKAN FİDAN VE CEVDET YILMAZ İRAN’DA

Helikopter kazasında ölen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan için Tahran’daki Konferans Merkezi’nde taziye merasimi düzenlendi. Başkentteki taziye merasimine İran’ın geçici Cumhurbaşkanı Muhammed Muhbir ile Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri ev sahipliği yaptı. Taziye programına Türkiye’den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve beraberindeki heyet katıldı. Yılmaz ile Fidan, dua okuduktan sonra Muhbir ve Bakıriye ile diğer yetkililere taziyelerini iletti. Taziyeye 10 ülke Cumhurbaşkanı ve Başbakan, 20 ülke Bakan, yaklaşık 20 ülke de Parlamento Başkanı veya Özel Temsilci düzeyinde katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/feed/ 0
İranlı İHA’lar, Cumhurbaşkanı Reisi’nin helikopter enkazını buldu https://www.haber60.com.tr/iranli-ihalar-cumhurbaskani-reisinin-helikopter-enkazini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/iranli-ihalar-cumhurbaskani-reisinin-helikopter-enkazini-buldu/#respond Tue, 21 May 2024 23:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32717 İranlı yetkililer Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ın da içinde bulunduğu helikopterin Pazar günü düşmesinin ardından enkazın İran’a ait İHA’lar tarafından bulunduğunu açıkladılar.

İran medyasındaki haberlerde, Reisi’yi taşıyan helikoptere 12 saatten uzun süre ulaşılamadığı aktarılmıştı.

Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Rusya ve Türkiye helikopterin bulunması için yürütülen arama kurtarma çalışmalarına destek önerisi yapmıştı.

Türkiye’den kalkan Akıncı İHA da kurtarma görevine katılmıştı. Anadolu Ajansı’na göre hava aracı helikopter enkazı ile görsel teması gece sağlamış ve görev sırasında edindiği bilgileri İran ile anlık olarak paylaşmıştı.

BBC Monitoring‘e (BBC İzleme Servisi) göre İranlı yetkililer konuyla ilgili açıklamalarında enkazın bulunmasında İranlı İHA’ların kullanıldığını belirttiler.

İran Kızılhaçı’nın başındaki Pirhossein Kolivan 20 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, helikopterin konumunu kendi imkanlarıyla bulduklarını belirtti:

” Operasyon tamamen İranlı kurtarma ekipleri tarafından yürütüldü. Dışarıdan yardım almak, dış ülkelerden yardım alındığı yorumları söylentiden ibaret. Sahadaydım. Sevgili [kurtarma ekiplerimiz] bir saniye bile dinlenmeden ve uyumadan çalıştı. Helikopter enkazını gören İHA İran Kızılayı’na aitti”.

Devlete ait IRTV1 kanalı da aynı gün TSİ 19.30’daki yayınında düşen helikopterin enkazını İranlı İHA’ların bulduğunu söyledi.

Yayına katılan kanalın Savunma Masası Muhabiri Younes Şadlou, yerel saatle 5.30 sularında İslami Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü’ne ait özel bir İHA’nın helikopteri Uzi köyünün güneybatısında tespit ettiğini söyledi.

‘Enkaz Akıncı’nın paylaştığı konumdan 10 km uzaktaydı’

Şadlou, operasyonda Türkiye ve Rusya’nın rolü hakkındaki soruya şöyle yanıt verdi:

“Türk İHA’sı, Türkiye’nin isteği ve İranlı yetkililerin kabul etmesiyle kurtarma operasyonu için yardıma geldi. Dahası Rusya da katılmak istedi ve kendi özel kurtarma donanımlarını gönderdiler.”

Ermenistan’dan iki İHA ve Moskova’dan özel donanımın Tebriz’e ulaştığını söyleyen Şadlou, “Ancak İran İHA’sının bulduğu helikopterin konumu, Türk Akıncı’nın paylaştığı konumdan 10 km uzaktaydı”.

Şadlou, Akıncı’nın helikopterin yerini “tam olarak bulamadığını” söyledi ve Devrim Muhafızları’nın İHA’sının enkazın yerini tespit ettiğini açıkladı.

İran basınında, bir grup gönüllü bisikletlinin helikopter enkazına ilk ulaşan kişiler olduğu haberleri de yer aldı.

Reform yanlısı günlük Arman-e Emrouz gazetesi, Akıncı’nın helikoper enkazını bulmasının Türkiye’nin başarılı mali kalkınmasıyla ilgili olduğunu ve İran’ın “ekonomik izolasyonu” ve “yaptırımlar nedeniyle yeni teknolojilere erişmekteki başarısızlığını” gösterdiğini yazdı.

Gazete, Türkiye’nin gece görüşü araçları ve İHA’lara sahip 32 kişilik bir kurtarma ekibini İran Dışişleri Bakanlığı’nın talebiyle İran’a gönderdiğini belirtti.

Sosyal medyada nasıl yorumlandı?

İranlı reform yanlısı din adamı Rahmatollah Bigdeli, X hesabından, İranlı yetkililerin Akıncı’nın İran’daki bazı stratejik bölgeleri ve “askeri konumları” taramasına izin vermesini eleştirdi ve İran’ı “mahçup ettiklerini” söyledi.

İran’da rejim yanlısı bir kullanıcı ise, X hesabından, İran İHA’ları farklı hava koşullarında gece operasyonlar düzenleyebiliyorken, hangi İran makamının Türkiye’nin İHA gönderme önerisini kabul ettiğini sorguladı. İHA biriminin başındaki İranlı kumandanların bundan sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.

Bazı kullanıcılarsa İran’ın “dünyada İHA sektöründe lider olma” iddialarıyla alay ettiler ve Akıncı’nın başarısının Türkiye’nin İHA satışlarını artırmasına yardım edeceği yorumlarını yaptılar.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranli-ihalar-cumhurbaskani-reisinin-helikopter-enkazini-buldu/feed/ 0
İran’da Öğrenciler, Helikopter Kazasında Hayatını Kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Beraberindekileri Anmak İçin Toplandı https://www.haber60.com.tr/iranda-ogrenciler-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybeden-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-ve-beraberindekileri-anmak-icin-toplandi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-ogrenciler-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybeden-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-ve-beraberindekileri-anmak-icin-toplandi/#respond Tue, 21 May 2024 22:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32711 İran’da öğrenciler, helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekileri anmak için toplandı.

İran’ın başkenti Tahran’da yüzlerce öğrenci, geçtiğimiz pazar günü helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmeti, Tebriz Cuma İmamı Ayetullah Ali Haşim, Reisi’nin koruması Seyit Mehdi Musevi, pilotlar Tahir Mustafavi ve Muhsin Deryanuş ile teknik personel Behruz Gadimi’yi anmak için Tahran Üniversitesi önünde toplandı.

Öğrenciler ellerinde, “Reisi, yorulmak bilmezdi” yazılı pankartlar ile Reisi ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın fotoğraflarını taşıdı. Öğrenciler Tahran Üniversitesi’nin önünden yöresel müzik aletleri eşliğinde ağıtlar okuyarak cumhurbaşkanlığı ofisine doğru yürüdü.

“Bu yaşananlar sanki bir kabus”

İranlı Öğretmen Fatemeh Gaffari, “Reisi’ye oy vermek iftihardır. Gerçekten çok doğru ve dürüst bir insandı. Her zaman halkı için çabalardı. Bu ülkenin bir öğretmeni olarak halkı için çabalayan cumhurbaşkanının anma merasimine katılmak benim görevimdi. Asla inanamıyorum. Bu yaşananlar sanki bir kabus. Çocuğumu buraya getirdim ve umut ediyorum ki onun yolundan ilerlesin. Allah bize sanır versin. Gerçekten çok büyük bir musibet” dedi.

“Son anına kadar halkına hizmet etti ve şehit oldu”

İranlı öğrenci Zohre Hodavend, “Hem gururluyum hem de değerli birini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Neden birini kaybedince kıymetini daha iyi anlıyoruz? Gururlu olmamın sebebi, kaybettiğimiz cumhurbaşkanımız masa başında oturmazdı aksine halkına hizmet ederdi. ve Son anına kadar halkına hizmet etti ve şehit oldu. Bu sebeple onunla gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Kum’dan Tahran kentine götürülecek

Cenazeler Kum’daki törenin ardından bugün yerel saatle 21.00’da başkent Tahran’a doğru yola çıkarılacak. Yarın 07.30’da cenaze töreni gerçekleştirilecek. Son olarak Meşhed kentinde perşembe günü saat 08.00’de başlayacak olan törenin ardından Reisi’nin cenazesi burada defnedilecek.

İran’ı yasa boğan helikopter kazası

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırındaki görüşmesinin ardından Tahran’a doğru yola çıkan Reisi’nin bulunduğu helikopter, İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanına sert iniş yapmış, bölgeye arama-kurtarma ekipleri yönlendirilmişti. Yoğun sis ve hava şartlarının elverişsizliği nedeniyle arama-kurtarma çalışmaları olumsuz etkilenmişti.

Akıncı İHA helikopterin enkazını tespit etmişti

Havanın kararması, yoğun tipi ve yağışın olumsuz etkilediği arama- kurtarma çalışmalarında yaşanan zorluklar nedeniyle Tahran yönetimi Türkiye’den gece görüşlü helikopter talebinde bulunmuştu. Gece boyu devam eden enkaz tespit çalışmalarında sabah karşı Türkiye’ye ait Akıncı İHA’nın belirlediği konuma yönelen İranlı yetkililer, helikoptere ait enkazı bulmuştu. Konuya ilişkin ilk açıklamayı yapan İran Kızılay Başkanı Pirhüseyin Kulivend, bölgeye ulaşmaya çalıştıklarını belirterek Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindekilerin hayatta kalma şanslarının düşük olduğunu söylemişti. Ardından İran İHA’larının kullanıldığı arama kurtarma çalışmalarında Reisi ve beraberindekilerin cenazelerine ulaşılmıştı.

5 gün ulusal yas ilan edilmişti

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney yayımladığı taziye mesajı mesajında İran halkına başsağlığı dileyerek ülkede 5 gün ulusal yas ilan etmişti. Hamaney, Anayasanın 131. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Muhbir’e 50 gün süreyle Cumhurbaşkanlığı yetkisinin verildiğini aktarmıştı. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-ogrenciler-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybeden-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-ve-beraberindekileri-anmak-icin-toplandi/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türkiye’nin tutumu çok önemli https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-tutumu-cok-onemli/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-tutumu-cok-onemli/#respond Tue, 21 May 2024 22:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32686 (ANKARA) -Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesiyle ilgili “Türkiye güvende değil, dünyada bütün ülkelerin savaş hazırlığı var. Türkiye’nin tutumu çok önemli. İran ve Slovakya devlet yöneticilerinden hareketle dünyanın başka bir konjonktüre evrildiğini şu anda gözlemlememiz lazım. Bunu basit ve adi olaylar olarak adlandırırsak yanılmış oluruz” dedi.

BTP lideri Baş, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin içinde bulundukları helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesini ve olayın olası sonuçlarını değerlendirdi. Baş’ın kişisel sosyal medya hesabında yaptığı değerlendirme şöyle:

“Öncelikle İran halkının başı sağ olsun, kaybettikleri Cumhurbaşkanı’na Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu bir kaza mıdır yoksa bir sabotaj mıdır, suikast mıdır bilmiyoruz. İran’dan kaza olduğuna dair söylemler çıkıyor, bu tip haberler çıkıyor ama şöyle de değerlendirmek lazım; bu bir suikast veya sabotaj olsa aslında bir Cumhurbaşkanı’nın suikasta uğraması ihtimali sözün bittiği yerdir. Buna çok güçlü bir reaksiyon veremeyecekseniz bunu itiraf etmek de zor bir durumdur dolayısıyla kaza ihtimali masada bunu söyleyenler var.

“İran- Suudi Arabistan yakınlaşması ABD’yi rahatsız ediyordu”

Olaya bir dünya perspektifiyle bakmakta fayda görüyorum. Şimdi Reisi’nin en öne çıkan özelliği aslında başta Suudi Arabistan olmak üzere çevre ülkelerle ilişkileri düzelten adam olması, Reisi böyle anılıyordu. İran’ın Suudi Arabistan’la yakınlaşması, bir Rusya’yla yakınlaşma, bir Çin’le yakınlaşma Suud adına söylüyorum bunu ve dolayısıyla bu Amerika’nın dünyada kurduğu petro-dolar sistemi üzerinden oluşturduğu hegemonyayı ciddi anlamda rahatsız eden bir şey. Milli paralarla ticaret dediğimiz denklem aslında ABD’nin ve Amerikan dolarının dünyadaki baskın havasını bozan bir ortam oluşturuyor. Yani ülkeler milli paralarıyla ticaret yaptığı zaman Amerika’nın hiçbir şekilde işine gelmiyor bu durum. Şimdi İran burada bir baş çekiyor. Suudi Arabistan petro-dolar sisteminde çok önemli bir aktör çünkü OPEC’in en büyük üreticilerinden dolayısıyla Suud’un pozisyon değiştirme ihtimali Amerika’yı çok ciddi rahatsız eden bir şey.

Burada bir Ermenistan vakası var. Bugüne kadar İran’ın tutumu genelde Ermenistan yanlısı gibi görünüyordu çünkü İran’ın içinde ciddi bir Azerbaycan Türkü nüfusu var ve bu nüfusun bir blok oluşturmasından endişe ediyordu ama Aliyev ile görüşmesinin hemen arkasından kaza olması… Aliyev de aslında biraz Rusya’yı da ifade etmiş oluyor İran adına. Diğer taraftan Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun Aliyev ile görüşmeden 3 gün sonra suikasta uğraması. Slovakya Başbakanı’nın Avrupa’daki hem İsrail olaylarında hem diğer olaylarda, Rusya- Ukrayna olayında Rusya’ya yakın tutum ortaya koyması, Avrupa’nın küreselci emperyalist veya sömürgeci mantığına karşı durur bir yapıda olması Slovakya Başbakanı’nın uğradığı suikastın daha farklı bir anlam taşıdığını ifade ediyor. İran’da da aynı durum var.

“Dünyada kartlar yeniden karılıyor, pozisyonlar yeniden belirleniyor”

İran hem Ermenistan-Azerbaycan meselesi hem milli paralarla ticaret hem Suudi Arabistan’la yakınlaşma gibi unsurların hepsini bir sepet düşünürsek… ABD bir eksen oluşturuyor, İngiltere başka bir eksen oluşturuyor, Ortadoğu’da İran’ın başını çektiği bir eksen oluşuyor, Suudi Arabistan’ın tutumu farklılaşıyor, Çin-Rusya başka bir denge vesaire. Şunu anlatmaya çalışıyorum; dünyada kartlar yeniden karılıyor, pozisyonlar yeniden belirleniyor ve burada bir ülkenin aslında en önemli emniyet alanı çevre ülkelerle olan ilişkiler yani siz derseniz ki ‘ya benim çevremden bana bir problem gelmeyecek ve çevrem güvenlik içerisinde’ o zaman siz de güven içinde olursunuz.

Bütün bu anlatıyı şu yüzden yapıyorum: Türkiye’ye işi getirdiğimiz zaman, Türkiye güvende değil. Dünya farklı bir moda girmiş vaziyette, dünyada çok açık söylüyorum bütün ülkelerin savaş hazırlığı var yani bu kadar askeri yatırım boşuna yapılmaz zaten. Birçok yerde savaş var ama bölgesel kalıyor şimdi bunun büyük bir savaşa dönüşme ihtimali şu anda masada duruyor. O zaman Türkiye’nin tutumu çok önemli. Türkiye’nin en büyük arızası şu: ülkemizin etrafı problemli, etrafıyla ilişkileri de problemli şimdi Cumhurbaşkanı belki bunu fark ediyor ve etrafıyla ilişkileri düzeltme yoluna gitmeye başladı diyebiliriz, böyle adımlar atıyor olabilir. Ama etrafın içi problemliyken, senin ilişkin iyi olsa ne olur! Bak sığınmacı olarak bedelini ödüyorsun veya bir anda sınırdan içeri bir bomba düşebiliyor, bir şeyler olabiliyor Dolayısıyla etrafımız temizlenmesine, oradaki merkezi hükümetlerin  bağımsızlaşması bizim de en azından engel olmayan bir tutum izlememiz, bu noktada önemli. İran ve Slovakya devlet yöneticilerinden hareketle dünyanın başka bir konjonktüre evrildiğini şu anda gözlemlememiz lazım. Bunu basit ve adi olaylar olarak adlandırırsak yanılmış oluruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-tutumu-cok-onemli/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı’nın Helikopter Kazası: Güvenlik Zafiyeti ve Seçim Süreci https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-guvenlik-zafiyeti-ve-secim-sureci/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-guvenlik-zafiyeti-ve-secim-sureci/#respond Tue, 21 May 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32684 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin hayatını kaybetmesine sebep olan helikopter kazasını değerlendiren BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, “Bu kadar eski bir helikopterle uçuş yapılması ciddi bir güvenlik zafiyeti. Cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanının aynı helikopterde bulunması da güvenlik protokollerine aykırı” dedi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve 7 kişinin bulunduğu helikopterin kaza yapmasının yankıları sürerken Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, İran’da anayasa gereği 50 gün içerisinde yeni cumhurbaşkanının seçilmesi gerektiğini söyledi. Darıcılı, “İran’daki bu seçim sürecini, Dini Lider Hamaney’in atayacağı cumhurbaşkanı yardımcısı, yargı erkinin başkanı ve meclis başkanı yönetecek. 50 gün sonra yeniden seçime gidilecek. Ancak yaklaşık iki aylık süreçte İran’da herhangi bir istikrarsızlık ya da dış politikasında farklılık beklemiyoruz. Çünkü İran rejimi, Hamaney ve Anayasayı Koruma Komisyonu tarafından çok sıkı bir şekilde yönetiliyor. Görev ve yetki olarak Cumhurbaşkanı’nın sistemde zaten çok fazla rolü yoktu. Ana politikaları Hamaney belirliyordu, dolayısıyla sistemde bir istikrarsızlık olacağını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

“Eldeki veriler olayın kaza olduğunu gösteriyor”

Yaşanan olayın bir kaza ya da sabotaj olduğunu söyleyebilmek için yeterli bilgi olmadığını ancak İran tarafından bunun hava şartlarına bağlı bir kaza olarak bildirildiğini kaydeden Ali Burak Darıcılı, “Kullanılan helikopterin 30 yaşını aşmış olması, yedek parça konusunda ciddi bir ambargo durumunun söz konusu olması, helikopterin teknik özelliklerinin çok zor hava şartlarında uçmaya müsait olmadığı gibi bilgiler var. Bu bilgilere bakınca kaza olma ihtimali daha yüksek gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

“Uçuşta ciddi bir güvenlik zafiyeti söz konusu”

Reisi’nin uçuşunda ciddi bir güvenlik zafiyeti olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Darıcılı, “İran, ambargo sebebiyle helikopter alamıyor. Kendisi de üretim yapamıyor. Ancak bu kadar eski tip helikopterle Reisi’nin uçması büyük bir güvenlik zafiyeti. Yine cumhurbaşkanı ile dışişleri bakanının aynı helikopterde olması güvenlik protokollerine aykırı. Koruma ekibiyle alakalı da zafiyet söz konusu. Reisi uçmak için talimat vermiş olabilir. Ama mevcut şartlarda koruma ekibinin uçuşu yaptırmaması gerekirdi” ifadelerine yer verdi.

“Türk İHA’sının kapasitesi küresel çapta tanındı”

İran’ın nükleer kapasitesi, balistik füzeleri ve kendi insansız hava araçlarının olduğunun altını çizen Ali Burak Darıcılı, “Helikoptere ulaşmakta zorluk çeken İran sisteminin, teknolojik anlamda belli bir mesafe aldığını ancak önemli konularda mesafe alamadığını görüyoruz. Burada Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait insansız hava aracı Akıncı tarafından helikopterin yerinin tespit edilmesi çok önemli. Türk İHA’sının helikoptere ulaşım rotasını 200 bin kişi izlemiş. Bu durum inanılmaz bir yumuşak güç ve kamu diplomasisi enstrümanı. Bu tespit sayesinde Türk silah ve İHA sektörünün ne kapasitede olduğunu da küresel düzeyde göstermiş olduk. Diğer taraftan ise İran sisteminin bu konuda zafiyet içerisinde olduğunu uluslararası sistem gördü” diye konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-guvenlik-zafiyeti-ve-secim-sureci/feed/ 0
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin vefatını taziye ziyaretiyle anıyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisinin-vefatini-taziye-ziyaretiyle-aniyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisinin-vefatini-taziye-ziyaretiyle-aniyor/#respond Tue, 21 May 2024 21:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32654 Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, büyük devlet insanı, seçkin siyasetçi ve büyük şahsiyet olarak gördüğü İbrahim Reisi’nin trajik vefatının sadece İran için değil tüm İslam alemi için büyük kayıp olduğunu söyledi.

Aliyev, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile beraberindekilerin helikopter kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle İran’ın Bakü Büyükelçiliğine taziye ziyaretinde bulundu.

İran’ın Bakü Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Seyit Cafer Ağayi tarafından karşılanan Aliyev, büyükelçilikte açılan taziye defterine yazdı.

Aliyev, büyükelçilikte yaptığı konuşmada, Reisi’nin trajik vefatının kendisini derinden sarstığını belirterek, “Bu büyük kayıp sadece İran’ın değil tüm İslam aleminin kaybıdır.” dedi.

Reisi’nin İran halkının güvenini kazanmış büyük devlet insanı, seçkin siyasetçi ve büyük şahsiyet olduğunu vurgulayan Aliyev, şöyle devam etti:

“Onunla son görüşmemiz tarihi bir görüşme oldu. Hem o hem de ben bu görüşmeyi ‘tarihi görüşme’ olarak adlandırdık. İki ülke sınırında büyük bir altyapı projesinin açılışına ortak katılımımız İran-Azerbaycan ilişkilerinin ne kadar güçlü olduğunu gösterirken, hem halklarımıza hem de tüm dünyaya dost ve kardeş olduğumuzu ve bundan sonra birlikte olacağımızı gösteren çok açık mesajdı. Benim ve rahmetli Reisi’nin tören sonrasında yaptığımız açıklamalar çok ciddi siyasi anlam taşıyordu. İkimiz de bölge ülkelerinin bölgenin kalkınmasına aktif olarak katılmaları gerektiğini açıkça ifade ettik.”

Aliyev, Reisi’nin trajik vefatının hem yakınları hem de onu tanıyanlar açısından büyük bir acı olduğunu belirterek, “Fakat onun hayatını İran halkının kalkınmasına adaması bir teselli vericidir. İran devletinin ulusal çıkarlarının savunulmasında özel rolü vardı. Hem Cumhurbaşkanlığı döneminde hem de öncesinde İran halkının refahını artırmaya çalışmış ve ulusal çıkarların korunmasında büyük rol oynamıştır.” ifadelerini kullandı.

Trajik olay öncesinde Reisi ile 2 saatten fazla birlikte olduklarını hatırlatan Aliyev, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İkili görüşmemizde birçok önemli konuyu müzakere ettik. İran-Azerbaycan ilişkilerinin gelişiminin gelecekteki yönleri bir kez daha teyit edildi ve her iki tarafın güçlü siyasi iradesi bir kez daha sergilendi. Aynı zamanda spesifik altyapı projeleri konusunda da geniş fikir alışverişinde bulunduk ve önemli kararlar aldık. Eminim o toplantıya katılanlar bunu İran’ın yeni yönetimine aktaracaklardır. Varılan tüm anlaşmaların uygulanacağına eminim. Çünkü bu, İran ve Azerbaycan halkının iradesine dayanmaktadır ve bundan sonra hem ikili hem de çok taraflı olarak çok sayıda büyük projenin gerçekleşeceğine dair merhum Cumhurbaşkanı Reisi ile yaptığımız görüşmede bu kararlılığımızı dile getirdik.”

Aliyev, “Ne yazık ki gelecekteki projelerin hayata geçirilmesini görmek ona nasip olmadı. Herkes kaderi kabullenmelidir. Teselli edici olan onun İran’ın kalkınması için canını feda etmesidir. O, İran halkının ve Azerbaycan halkının hafızasında parlak bir kişilik, büyük bir devlet adamı ve Azerbaycan devletinin ve halkının büyük dostu olarak kalacaktır. Bir kez daha başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin.” diye konuştu.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, 19 Mayıs’ta İran-Azerbaycan sınırında baraj açılış törenine katılmıştı. Reisi, beraberinde Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve bazı yetkililerle dönüşte helikopter kazası geçirerek hayatını kaybetmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisinin-vefatini-taziye-ziyaretiyle-aniyor/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanının Ölümü İran Siyasetini Nasıl Etkileyecek? https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-olumu-iran-siyasetini-nasil-etkileyecek/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-olumu-iran-siyasetini-nasil-etkileyecek/#respond Tue, 21 May 2024 02:09:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32606 İbrahim Reisi, İslam Cumhuriyeti’nde iktidarın zirvesine yakın bir yerde duruyordu ve beklentiler en tepeye yükseleceği yönündeydi.

Ama hayat ona farklı bir yol çizdi.

Reisi’nin Pazar günü helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi, sağlık durumu uzun süredir ilgi odağı olan 85 yaşındaki dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in yerine kimin geçeceği konusunda artan spekülasyonları da altüst etti.

Ama İran’da sert politikalar izlemekle tanınan Reisi’nin trajik kaderinin İran siyasetinin yönünü değiştirmesi ya da İslam Cumhuriyeti’ni önemli bir şekilde sarsması beklenmiyor.

Bunu Hamaney de henüz Reisi’nin ölümü teyit edilmeden önce sosyal medya platformu X’ten yaptığı bir paylaşımla duyurdu ve “İran halkının endişelenmemesi gerektiğini” ve “herhangi bir aksama olmayacağını” vurguladı.

Ama cumhurbaşkanın ölümü, muhafazakar ve sertlik yanlısı siyasetçilerin artık hem seçilmiş hem de seçilmemiş tüm iktidar organlarına hakim olduğu bir sistemin sınırlarını test edebilir.

Chatham House adlı düşünce kuruluşunda Orta Doğu ve Kuzey Afrika programı direktörü olan Dr. Sanam Vakil’e göre, “Sistem, muhafazakarların birliğini ve Hamaney’e sadakati koruyabilecek yeni bir aday arayışına girerken, onun [Reisi] ölümüyle ilgili büyük bir gösteri yapacak ve işlevselliğini göstermek için anayasal prosedürlere bağlı kalacak”.

Reisi’nin muhalifleri ise 1980’lerde siyasi mahkumların toplu infazında belirleyici bir rol oynamakla suçlanan ve bunu inkar eden eski savcının gidişini selamlayacak ve iktidarının sona ermesinin bu rejimin de sonunu hızlandırmasını umacaklar.

İran hükümeti için Reisi’nin cenaze töreni duygu yüklü olmanın yanı sıra devamlılık sinyalleri göndermek için de bir fırsat olarak değerlendirilecek.

Biliyorlar ki dünyanın gözü İran’ın üzerinde.

BBC’ye konuşan Tahran Üniversitesi’nden Profesör Muhammed Marandi, “Batı, yaklaşık 40 yıl boyunca İran’ın çökeceğini ve dağılacağını varsayıyordu. Ama mucizevi bir şekilde hala burada ve tahmin ediyorum ki önümüzdeki yıllarda da burada olacak” diyor.

Uzmanlar Meclisi’nde bir yer açıldı

Reisi’nin ölümüyle boş kalan ve doldurulması gereken bir diğer kritik pozisyon da zamanı geldiğinde yeni dini lideri seçecek olan Uzmanlar Meclisi’nde boşalan koltuk.

Uzmanlar Meclisi, İran’ın dini liderini seçme, denetleme, gerektiğinde görevden alma yetkilerine sahip.

Chatham House’tan Dr. Vakil, “Reisi potansiyel bir halefti çünkü Hamaney’in de seçildiği dönemde olduğu gibi nispeten genç, çok sadık, sisteme bağlı ve tanınan bir kişiydi” diyor.

Uzmanlar Meclisi’ndeki seçim süreci pek şeffaf değil ve Hamaney’in oğlu Mojtaba Hamaney de dahil olmak üzere bir dizi isim liderlik pozisyonu için yarışıyor.

Bundan daha acil olan ise erken cumhurbaşkanlığı seçimlerinin düzenlenmesi olacak.

Cumhurbaşkanlığı yetkisi şimdilik Reisi’nin Yardımcısı Muhammed Muhbir’e devredildi. Yeni seçimlerin 50 gün içinde yapılması gerekiyor.

İran’da Mart ayında yapılan parlamento seçimlerine katılım rekor düzeyde düşüktü.

Cumhurbaşkanlığı seçimi de bir zamanlar seçimlere coşkulu katılımla övünen bir ülkede gerçekleşecek.

Öte yandan Reisi’yi cumhurbaşkanlığı görevine taşıyan 2021 seçimleri de dahil olmak üzere, ülkedeki son seçimlere ılımlı ve reform yanlısı adayların gözetim organı tarafından sistematik bir şekilde dışlanması damgasını vurdu.

Londra merkezli haber sitesi Amwaj.media’nın editörü Mohammad Ali Shabani, “Erken cumhurbaşkanlığı seçimleri Hamaney’e ve devletin üst kanatlarına bu gidişatı tersine çevirmek ve seçmenlere siyasi sürece geri dönüş yolu açmak için bir fırsat sunabilir” diyor ve devam ediyor:

“Ancak ne yazık ki şu ana kadar devletin böyle bir adım atmaya hazır ve istekli olduğuna dair hiçbir belirti görmedik.”

Reisi’nin yerine kim seçilebilir?

Reisi’nin saflarında bile belirgin bir halef yok gibi görünüyor.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu SWP’de misafir araştırmacı olarak görev yapan Hamidreza Azizi, “Bu muhafazakar grup içinde daha sertlik yanlısı olanlar ve daha pragmatik olarak değerlendirilenler olmak üzere farklı kamplar var” diyor.

Azizi, bu durumun yeni parlamentoda ve yerel düzeyde mevcut pozisyon kapma yarışını daha da kızıştıracağına inanıyor.

Reisi’nin koltuğuna kim oturursa otursun, göz korkutan bir gündemi ve sınırlı yetkileri devralacak.

İran’da iktidar nasıl şekilleniyor?

İran İslam Cumhuriyeti’nde nihai karar alma yetkisi dini lidere ait.

Dış politika, giderek artan bir güce sahip olan İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) kontrolünde.

İran’ın son aylarda İsrail ile eşi benzeri görülmemiş düzeyde gerginlik yaşadığı dönemde karar verici kişi cumhurbaşkanı değildi.

Iran’ın bu dönemde İsrail’e yanıtı tehlikeli bir kısasa kısası tetikledi ve başta Tahran olmak üzere pek çok yerde daha da riskli bir tırmanma sarmalına dair alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

Reisi günlük işlere başkanlık ederken İranlılar, uluslararası yaptırımların yanı sıra kötü yönetim ve yolsuzlukla bağlantılı olarak derinleşen mali sıkıntılarla başa çıkmakta zorlanıyorlar.

Ülkede enflasyon %40’ın üzerine çıktı; riyal para biriminin değeri düştü.

Reisi’nin döneminde İslam Cumhuriyeti aynı zamanda İran’ın katı kıyafet kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla ahlak polisi tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin gözaltındayken hayatını kaybetmesi üzerine başlayan olağanüstü protesto dalgasıyla da sarsıldı.

Eylemlerden haftalar önce Reisi, kadınların başörtüsü takmak da dahil olmak üzere mütevazı bir şekilde davranmalarını ve giyinmelerini zorunlu kılan İran’ın “Tesettür ve İffet Yasası’nın” sıkılaştırılması talimatını vermişti.

İnsan hakları grupları protestolar sırasında yüzlerce kişinin öldürüldüğünü ve binlerce kişinin gözaltına alındığını söylüyor.

Reisi ülkede popüler miydi?

Amwaj.media’nın editörü Mohammad Ali Shabani, Reisi’nin İran tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kaydedilen en düşük katılımla göreve geldiğini ve selefi Hasan Ruhani’nin sahip olduğu popüler yetkiye sahip olmadığını söylüyor.

Ruhani’nin popülaritesi kısmen 2015’te imzalanan, ancak üç yıl sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesini tek taraflı olarak çekmesiyle dağılan nükleer anlaşmadan kaynaklıydı.

O zamandan bu yana Reisi’nin ekibi ile ABD Başkanı Joe Biden yönetimi arasındaki dolaylı görüşmelerde de çok az ilerleme kaydedildi.

Shabani, “[Reisi] İslam Cumhuriyeti karşıtlarının Ruhani’ye yönelttiği öfkenin çoğundan kaçındı, bu da kısmen daha az etkili görülmesinden kaynaklıydı” diyor.

Dışişleri Bakanı da ölenler arasındaydı

Helikopter kazasında ölenler arasında Hüseyin Amir Abdullahiyan da bulunuyor.

Abdullahiyan, İran’ı dünyaya tanıtma ve ülkeye yönelik yaptırımların etkisini hafifletmenin yollarını bulma çabalarında aktif bir rol oynadı.

İsrail- Gazze savaşı etrafındaki acil diplomasi sırasında, İran’ın müttefiklerinin yanı sıra gerginliği yatıştırmak ve kontrol altına almak isteyen Arap ve Batılı dışişleri bakanlarıyla yapılan toplantılarda ön plandaydı.

BBC’ye konuşan üst düzey bir Batılı diplomatik kaynak Abdullahiyan hakkında, “Mesajları iletmek için faydalı bir kanaldı” yorumunu yaptı, “Ancak güç dışişleri bakanlığında olmadığı için oldukça kalıplaşmış mesajlar verme eğilimindeydi” diye konuştu.

Bourse and Bazaar adlı düşünce kuruluşunun CEO’su analist Esfandyar Batmanghelidj ise Reisi hakkında, “Bir cumhurbaşkanının ani ölümü normalde önemli bir olaydır ama potansiyel bir dini lider olarak görülmesine rağmen siyasi destekten ve net bir siyasi vizyondan yoksundu” diyor ve devam ediyor:

“Ancak onu seçtiren siyasi aktörler onsuz da uyum sağlayacak ve ilerleyecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-olumu-iran-siyasetini-nasil-etkileyecek/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mevcut Anayasa Yeni Türkiye’yi Taşıyamaz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/#respond Mon, 20 May 2024 23:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32599

(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Karşımızda bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Mevcut Anayasa’nın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Türkiye’de 1 günlük milli yas ilan edildiğini duyurdu. Anayasa’nın değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Adliyenin kapısını adaletin kapısı haline dönüştürmek için son 21 yılda pek çok adım attık. Hükümetlerimiz döneminde, milletimizin takdiriyle gerçekleştirilen anayasa değişiklikleri mevcut Anayasa’nın artık kangrene dönüşmüş sorunlarını giderdi.Yamalı bohçaya dönüşen 1982 Anayasası ile ağır aksak bugünlere kadar gelebildik. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü üzülerek ifade ediyorum darbe anayasası ile karşıladık ve geçirdik. Bunu Türk siyaseti adına bir eksiklik olarak gördüğümü daha önce de dile getirdim. Karşımızda insicamı bozulmuş, bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Gelinen aşamada şunu çok net görebiliyoruz. Mevcut anayasanın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir.

“Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasayı ülkemize kazandırmalı”

85 milyon olarak yeni yüzyılda yeni anayasa ülküsünü gerçeğe dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum. Bunu kendimiz için istemiyoruz, Türkiye’nin milletimizin buna ihtiyacı var. Siyaset kurumu sivil anayasa yapabilecek kudrete, toplumsal temsiliyete sahiptir. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasasını ülkemize kazandırmalıdır. Yeni anayasa sadece siyasetin konusu da değildir. Sivil toplum, akademi, baro, gazetecilerin ve darbelerin mağdur ettiği tüm kesimlerin de süreci sahiplenmesini arzu ediyoruz.

“İHA bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı”

İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin vefat ettiği helikopter kazasında İHA’ların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bayraktar Akıncı TİHA İranlı kardeşlerimizin talebi üzerine arama kurtarma çalışmalarında aktif görev üstlendi. Bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı. Görevini başarıyla tamamladıktan sonra da ülkemize döndü. Savunma sanayimizin ülkemizdeki belli çevreler tarafından sık sık hedefe konulduğunu biliyoruz. Özveriyle çalışan savunma şirketlerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

“Evlilikler ve doğurganlık hızı azalıyor”

Ne mutlu bizlere ki, aileye değer veren, aile yaşantısını önemseyen, mukaddes sayan bir köklü geleneğe sahibiz. Aile Türk toplumunun temelidir, tespitini yapan Anayasamız devletin aileyi koruma görevlerini tek tek sıralamıştır. Alkol, içki, uyuşturucu gibi insan sağlığını ve aileyi tehdit eden belalarla mücadelede geniş bir yelpazede devletin sorumlulukları ayrıntılı bir şekilde ifade edilmiştir. Aile kültür emperyalizmine karşı en sağlam kalemizdir. Son yıllarda aileye yönelik tehditlerin giderek arttığını müşahade ediyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde artık toplumlar yaşlanıyor. Yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısı ve boşanma oranları artarken, evlilik oranları buna bağlı olarak hane başına düşen çocuk sayısı azalıyor. Evlilikler ve doğurganlık hızı azalırken tek ebeveynli ya da parçalanmış ailelerin sayısı günden güne çoğalıyor. Bu küresel trendden maalesef biz de olumsuz etkileniyoruz.

“Nüfus millet olarak en büyük gücümüzdür”

TÜİK’in 2023 yılı doğum istatistikleri endişe vericidir. Buna göre 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51’e gerilemiştir. Yani nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındayız. Açık söylüyorum bu Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir bir felakettir. Biz bu tabloyu gördüğümüz için sürekli 3 çocuk tavsiyesinde bulunuyorduk. Maalesef zaman öngörülerimizde bizi haklı çıkardı. En az 3 çocuk çağrımızın önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Nüfus millet olarak en büyük gücümüzdür bunu korumak zorundayız. Önümüzdeki dönem bu konularda daha kararlı olacağız. Küresel dayatmanın en bariz olduğu alanların başında cinsiyetsizleştirme politikaları geliyor. Bunun dünyada nasıl vahim boyutlarına önceki hafta düzenlenen Eurovision yarışmasında şahit olduk. Gençlere takdim edilen tuhaf tiplerin toplumsal yozlaşmanın Truva atı oldukları açıktır.

“Belediyelerin görevi gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivaline götürmek değil gençlerimizi alkol belasından uzak tutmaktır”

Bunun bilinçli bir politika olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Türkiye’yi son 10-12 yıldır bu kepazelikten uzak tutarak ne kadar isabetli karar verdiğimizi görüyoruz. Ülkemizde 31 Mart seçimleriyle el değiştiren bazı yerel yönetimlerin ilk icraatlarından biri görüyoruz ki içki tüketiminin yaygınlaştırılması oluyor. Milletin onca talebi ve beklentisi varken bu toplantıları kaygı verici görüyorum. Belediyelerin görevi gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivaline götürmek değil gençlerimizi alkol belasından uzak tutmaktır. Aile müessesesi ile bireyin ruh ve vücut sağlığını tehdit eden her türlü politikanın karşısındayız. Güçlü aile yapısının tesisi için üzerimize düşen her görevi sorumluluk bilinciyle adım adım fert fert planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ailenin korunması ve geçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planı bu hassasiyetimizin ürünüdür. Tüm paydaşların katkısını almaya gayret ettik. Eylem planında yer alan 100 faaliyetinin yakından takipçisi olacağız.

“1 günlük milli yas ilan ediyoruz”

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşim sayın İbrahim Reisi ve heyet üyelerinin vefatından derin üzüntü duyduk. Hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Kabine toplantımız esnasında Cumhurbaşkanı vekili sayın Muhammed Muhbir ile telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Taziyelerimizi kendilerine ifade ettik. İran sınır komşumuz, İran halkı da kardeşimizdir. Asırlardır aynı coğrafyayı paylaşıyor, barış içinde yanyana çalışıyoruz. İran’ın Filistin davasına verdiği güçlü desteği her zaman takdirle karşıladık. Astana sürecinden itibaren İran’la yakın diyalog içindeydik. İran’a karşı uygulanan tek taraflı yaptırımlara katılmayarak komşuluk hukukumuzu yerine getirdik. Merhum Reisi’yi 24 Ocak’ta Ankara’da ağırlamış, ilişkilerimizi ileriye taşımıştık. Helikopter kazasından sonra İran makamlarıyla temasa geçerek arama kurtarma çalışmalarına katkı vermek için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Kabine toplantımızda İran halkının yaşadığı derin acıyı paylaşmak üzere ülkemizde 1 günlük milli yas ilan edilmesini kararlaştırdık. İranlı kardeşlerimizin tekrar başı sağolsun diyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/feed/ 0
İran’da İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu ölümü üzerine Muhammed Muhbir geçici cumhurbaşkanı olarak atandı https://www.haber60.com.tr/iranda-ibrahim-reisinin-helikopter-kazasi-sonucu-olumu-uzerine-muhammed-muhbir-gecici-cumhurbaskani-olarak-atandi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-ibrahim-reisinin-helikopter-kazasi-sonucu-olumu-uzerine-muhammed-muhbir-gecici-cumhurbaskani-olarak-atandi/#respond Mon, 20 May 2024 23:06:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32582 İran’da cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesinin ardından, İran’ın dini liderleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Muhbir’i geçici cumhurbaşkanı olarak atadı.

Peki Muhammed Muhbir hakkında ne biliniyor? BBC Farsça Servisi derledi.

İran İslam Cumhuriyeti’nin anayasasına göre, Cumhurbaşkanı’nın ölmesi durumunda cumhurbaşkanlığı birinci yardımcısı göreve getiriliyor.

Cumhurbaşkanının ölümünden sonra en geç 50 gün içinde erken seçime gidilmesi gerekiyor.

Bu seçimlere kadar tüm devlet meselelerinde son sözü söyleyen, üç kişilik bir konseyin parçası olan geçici lider Muhammed Muhbir olacak.

68 yaşındaki diplomat Muhammed Muhbir, Dezful şehrinde doğdu.

Muhafazakar bir aileden gelen Muhbir’in babası Şeyh Abbas Muhbir, bir dönem Dezful’un geçici olarak imamlığını yaptı.

Muhbir’in 1979 İran Devrimi’nden önceki faaliyetleri hakkında bilinenler sınırlı.

Ancak İranlı gazete Hamamihan’da yer alan bilgilere göre Muhbir, bir dönem İran Şahı Rıza Pehlevi hükümetine karşı aktif olarak muhalefet eden, Kuzistan merkezli bir grubun üyesiydi.

Kuzistan’da İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun kurulmasının ardından Dezful’un sağlıktan sorumlu yetkilisi oldu ve İran- Irak savaşı boyunca da görevde kaldı.

Savaş bittikten sonra da, önce Dezful Telekomünikasyon Şirketi’nin, ardından da Kuzistan Eyaleti Telekomünikasyon Şirketi’nin CEO’su oldu.

Bir süre Kuzistan’ın vali yardımcılığı görevini üstlendi.

İslam Devrimi Mostazafan Vakfı’nın (Bonyad Mostazafan) denetimindeki Sina Bank’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

15 yıla yakın ülkenin en zengin kurumlarından biri olan ve dini lidere bağlı yatırım fonu Setad’ın başkanıydı.

Aşırı İslamcı rakiplerini geride bırakarak İbrahim Reisi’nin iktidara geldiği 2021 seçimlerinin ardından cumhurbaşkanı yardımcısı seçildi.

Ülke ekonomisine yön veren Direniş Ekonomisi adlı modele liderlik etti ancak başarılı olamadı.

Muhbir de İbrahim Reisi gibi dini lider Ali Hamaney’e yakınlığıyla biliniyor.

‘Nükleer faaliyetlere karıştığı’ iddiasıyla AB’den yaptırım

2010 yılında Avrupa Birliği Muhbir’i, “nükleer veya balistik füze faaliyetlerine” karıştığı iddiasıyla yaptırım uyguladığı kişi ve kuruluşlar listesine dahil etti.

Muhbir, iki yıl sonra listeden çıkarıldı.

2013 yılında ise ABD Hazine Bakanlığı, Muhbir’in başkanı olduğu Setad ve denetlediği 37 şirketi, yaptırım uygulanan kuruluşlar listesine ekledi.

Reuters’ın araştırmasına göre kurum, o dönem değeri 95 milyar dolara yakın olan “dev bir ekonomi imparatorluğuydu”.

Petrol, doğalgaz, tarım, madencilik, sağlık ve inşaat gibi sektörlerde onlarca şirket, “mafya sistemi” ile yönetildiği eleştirisi getirilen kurumun çatısı altındaydı.

Muhammed Muhbir’in Sedat’ın başkanlığını yaptığı dönemde, Barakat isimli hayır vakfı kuruldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, vakfı, “siber uzay ve bilgi teknolojileri” alanında Setad’ın temel yatırım destekçilerinden olarak niteliyordu.

Covid-19 pandemisi sırasında bu vakfın çatısı altında ulusal aşı projesi gündeme geldiğinde, Muhammed Muhbir’in ismi uluslararası medyada daha çok duyulmaya başladı.

Tartışmalı proje kapsamında, Muhbir’in kızı bu aşının ilk uygulandığı kişi oldu.

2021’de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak göreve geldikten sonra Direniş Ekonomisi stratejisinin başkanlığını yürüten Muhbir, ilk aylarda Reisi’nin seçimlerdeki rakibi olan Muhsin Rezai’nin de aralarında olduğu rakiplerine karşı ekonominin yönetimini elinde tutmak için çabaladı.

Reisi yönetiminin başa geçmesinin üzerinden bir yıl dahi geçmeden, seçim vaatlerine rağmen ülke ekonomisi kötüye gitti.

Seslerini yükselten radikal İslamcılar, Reisi’nin Muhbir’in yetkisini sınırlamasını istiyordu.

Bazı muhalif isimler, Muhbir’in “bu görev için gereken yetkinliğe sahip olmadığı” eleştirisini dile getiriyordu.

Ancak eleştiriler sonuç vermedi ve Reisi de muhafazakârların çağrılarına kulak asmadı.

Reisi’nin üç kişilik konseyle olan toplantısına katılan Muhbir ile çektirdiği ve basına yansıyan fotoğraflar da, cumhurbaşkanının muhalif seslere karşılık verdiği bir mesaj olarak görüldü.

Daha sonraki dönemde Muhbir, İran ekonomisindeki çalkantılar devam ederken görevde kalmayı sürdürdü.

Genel olarak basında ismi çok fazla yer almayan Muhbir, son olarak İran’ın Rusya ordusuna karadan karaya füzeler ve daha fazla insansız hava aracı sağlamayı kabul etmesi üzerine Ekim ayında Moskova’yı ziyaret etti.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümünün ardından, geçici cumhurbaşkanlığı görevine geldi.

Geçici görevi, erken seçimler düzenlenene dek devam edecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-ibrahim-reisinin-helikopter-kazasi-sonucu-olumu-uzerine-muhammed-muhbir-gecici-cumhurbaskani-olarak-atandi/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin Hayatını Kaybetmesi… ABD ve İsrail’den Henüz Resmi Bir Açıklama Yok https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-hayatini-kaybetmesi-abd-ve-israilden-henuz-resmi-bir-aciklama-yok/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-hayatini-kaybetmesi-abd-ve-israilden-henuz-resmi-bir-aciklama-yok/#respond Mon, 20 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32572 (ANKARA)- İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesi uluslararası alanda geniş yankı buldu. ABD ve İsrail’den henüz resmi bir açıklama gelmedi. Lübnan ve Suriye’de üç, Pakistan’da bir gün ulusal yas ilan edildi.

Suriye Başkanı Beşar Esad, Raisi’nin ölümü üzerine üç gün ulusal yas ilan etti. Esad, Reisi’nin geçen yılki İran gezisini hatırlatarak, Suriye’nin  İran’la stratejik ilişkilerini geliştirmek için Reisi ile çalıştığını söyledi. Esad, İran ile dayanışma mesajı vererek, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.

Lübnan’da da geçici Başbakan Najib Mikati üç gün ulusal yas ilan ederken, Parlemento sözcüsü Nabih Berri kazayla ilgili “‘İran ve İslam dünyası bir dizi öncü liderini kaybetmiştir”‘ dedi.

Pakistan Başbakanı Shehbaz Sharif, İran medyasının Reisi’nin helikopter kazasında ölümünü duyurmasının ardından ülke genelinde bir gün ulusal yas ilan etti. Sharif, X hesabı üzerinden “‘Pakistan, Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindekilerin anısına saygı göstermek ve Kardeş İran’la dayanışmasını göstermek amacıyla bir gün yas boyunca bayrakları yarıya indirecek” dedi.

Abbas’dan dayanışma mesajı…

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da “Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı’nın vefatı üzerine kardeş İran halkına içten başsağlığı dileklerimizi sunuyor, Allah’ın merhum Cumhurbaşkanı ve diğerlerine geniş rahmetini bahşetmesini ve ailelerine sabır ve teselli vermesini diliyoruz. Filistin Devleti ve halkının bu büyük acıda İran liderliği ve halkıyla dayanışmasını teyit ediyoruz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dini lider Hamaney’e gönderdiği taziye mesajında, “Reisi, bütün hayatını vatanına hizmet etmeye adamış olağanüstü bir siyasetçiydi. Reisi, Rusya’nın gerçek dostu olarak ülkelerimiz arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine paha biçilmez katkıda bulundu, ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine çıkarılması için büyük çaba sarf etti. Reisi ile birçok kez görüşme fırsatım oldu ve bu güzel adamı hep hatırlayacağım”  ifadelerini kullandı.

Hindistan Başbakanı Nareendra Moodi “çok üzgün ve şokta” olduğunu söyled ve.  Reisi’nin İran ve Hindistan’ın ikili ilişkilerine bulunduğu katkının her zaman hatırlanacağını ifade ederek, başsağlığı dileğinde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Çin Başkanı Xi Jingping’in Reisi’nin görevini vekaleten yürüten Muhammed Muhbir’e bir mesaj gönderdiğini söyledi. Xi’nin mesajında,”Cumhurbaşkanı Reisi’nin Çin ile İran arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın geliştirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu” söylediği belirtildi.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmad Aboul Ghei da Reisi’yle birlikte helikopter kazasında hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden  şimdilik açıklama yok...

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah El Sisi Mısır’ın “İran liderliği ve halkı ile dayanışma içerisinde” olduğunu ifade etti ve “Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ölen İran Cumhurbaşkanı ve vefat edenlerin Allah’ın merhametine kavuşmasını diler, ailelerine sabır ve teselli vermesini temenni eder” dedi.

Irak Başbakanı Shia Al Sudani ve IKBY Başkanı Neçivan Barzani de başsağlığı ve dayanışma mesajlarını ilettiler. Bununla birlikte Körfez ülkelerinden BAE Başbakanı Şeyh Muhammed Bin Reşit, Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman’dan bir açıklama gelmedi.

OPEC Genel Sekreteri  Haitham Al Ghais, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Malezya Başbakanı Anwar İbrahim, Sri Lanka Başkanı Ranil Wickremesinghe, Japonya Hükümet Sözcüsü Yoshimasa Hayashi ve Venezuela Başkanı Nicola Maduro da helikopter kazasında hayatını kaybedenlerle ilgili başsağlığı mesajları yayınladılar.

AB’den açıklama…

İtalya başbakanı Georgia Melon da “‘İran yetkililerinin kaza söylentilerini doğruladığını görüyorum. İran’ın iç düzeninde bir farklılık görmüyorum. Avrupa ve G7 müttefikleriklerimizle karmaşık bir bölgesel çerçevenin parçası olan olayla ilgili sürekli iletişim halindeyiz. Gelecekteki İran liderliğinin bölgenin istikrarı ve sakinleştirilmesine katkıda bulunmayı istemesini umuyorum” ifadesini kullandı.

AB Dış İlişkiler Şefi Josep Borrell yazılı açıklamasında, İran Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve hayatını kaybeden diğer İranlı yetkiler için başsağlığı dileklerini iletti ve “AB, hayatını kaybedenlerin ailelerine ve etkilenen İran vatandaşlarına başsağlığı diler” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran İslam Cumhuriyeti’ne “başsağlığı” diledi ve “kazada hayatını kaybedenlerin ailelerinin acılarını paylaştıklarını” ifade etti.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ise X hesabı üzerinden, “AB, Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri bakanı Abdullahiyan ve helikopter kazasında ölen diğerleri için içten başsağlığı dileklerini iletir” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-hayatini-kaybetmesi-abd-ve-israilden-henuz-resmi-bir-aciklama-yok/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı Helikopter Kazasında Hayatını Kaybetti https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakani-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakani-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybetti/#respond Mon, 20 May 2024 22:45:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32570 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin değerlendirmeler yapan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, “Reisi’nin ölümü İran’daki düzeni etkilemeyecektir. Ayrıca bunun bir kaza olması ihtimalinin daha fazla olduğunu düşünüyorum” dedi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın helikopter kazasında hayatını kaybetmesi tüm dünyada şoke etkisi oluşturdu. Dünya gündemine oturan kaza kırıma ilişkin İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

“Yüzde 30 gibi en düşük oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçilmişti”

Cumhurbaşkanı Reisi’nin ölümünün İran siyasetindeki muhtemel etkilerine ilişkin konuşan Karaca, “İran’da en önemli kişi dini liderdir. Dini bir konsey var ve devrim konseyinden geçen kişiler ancak belli yerlerde aday olabiliyorlar. Reisi’nin seçildiği seçime bakarsanız da karşısındaki tüm adayların bu konsey tarafından engellendiğini ve Reisi’nin yüzde 30 gibi en düşük oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlarsınız. Dolayısıyla İran’daki düzen, Cumhurbaşkanı kaybıyla tamamen değişecek ya da farklı noktalara gidebilecek bir düzen değil” açıklaması yaptı.

“İran için Uluslararası görünüm etkisi olur”

Karaca sözlerine şu şekilde devam etti:

“Cumhurbaşkanı’nın yetkisi de Devrim Konseyi’nde ve dini liderde. Dolayısıyla yerine yardımcısı vekaleten getirilecek. Dini liderin ve devrim konseyinin işaret ettiği kişi, bir şekilde seçimle Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak. İran içerisinde bunun etkisi şöyle olur: Bunun bir uluslararası görünüm etkisi olur. Sonuçta Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı güvenliği en ön planda olması gereken kişiler ancak koruyamıyorsunuz” dedi.

“Suikast olduğu ortaya çıkartılmazsa ilişkiler üzerinde hiçbir etkisi olmaz”

Güvenliği sağlayamama, hava durumunu ön görememe gibi faktörler olursa bunun İran’ için kötü algı oluşturacağını ifade eden Karaca, “Bu olayda bir dış mihrak ya da dış bir etken var mıdır? İsrail’in İran’a karşı düzenlediği bu tip eylemlere bakarsak en son İran Konsolosluğu vuruldu. Daha önce bilim insanları öldürüldü. Yani doğrudan iç işlerine karışacak bir nokta yok” şeklinde konuştu.

Suikast ihtimalini de değerlendiren Karaca, “Şimdi bu işleyişe baktığınız zaman İsrail, Cumhurbaşkanına yapılacak bir suikastı üstlenmeyecekse bir anlam ifade etmeyecektir. Yalnızca ölenler kalacaktır ve bu bir kaza kırım olarak geçecektir. İsrail suikast beyanında bulunmazsa ya da bunun bir suikast olduğu ortaya çıkartılmazsa o zaman İran-İsrail ya da İran ABD ilişkileri üzerinde hiçbir etkisi olmaz” diye konuştu.

“Reisi, ABD ile açık görüşmeler yapmak istiyordu”

Kaza kırım olması durumunda İran’ın uluslararası siyasetteki itibarını zedeleyeceğini vurgulayan Karaca son olarak şunları söyledi:

“Reisi, Amerika’yla daha açık görüşmeler yapılmasını isteyen bir kişiydi. Bu iç mücadelenin bir sonucu olur mu? O olursa zaten bunun bir suikast değil kaza kırım olduğu açıklanır. Bunun bir kaza olması ihtimalinin daha fazla olduğunu düşünüyorum. Kaza olmuş olsa bile İran adına çok olumsuzluk içeren bir pozisyona neden olur. Uluslararası algı olarak enkazın yerini tespit edememe, gece görüşü olmayan uçaklar, bütün bunlar olumsuz etkiye neden olur.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakani-helikopter-kazasinda-hayatini-kaybetti/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı’nın Helikopter Kazası İran İçinde Rekabeti Tetikleyebilir https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/#respond Mon, 20 May 2024 21:25:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32506

Haber: Gülara Subaşı – Kamera: Ünal Aydın

(SAMSUN) – CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında ölümüne ilişkin, “Aynı anda hem Cumhurbaşkanı’nın hem Dışişleri Bakanı’nın hem de baraj açılışı gibi bir toplantıdan dönerken kaza geçirmeleri üzücü bir olay. İran içinde yeni bir siyasi gündemi ortaya çıkaracak çünkü Reisi, Hamaney’den sonra ülkenin başına geçecek lider olarak görülüyordu. Dolayısıyla ileride Hamaney’in yerine geçecek olası liderini kaybetti İran. Hem bir Cumhurbaşkanı hem de ileride Hamaney’in yerine geçecek birini bulmaları gerekecek. Bunun getirdiği, içeride rekabet de olabilir. Bir sıkıntılı dönem başlıyor olabilir İran için” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Uzgel, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın dün geçirdikleri helikopter kazası sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirme yaptı.

İran halkına başsağlığı dileyen Uzgel, şöyle devam etti:

“Bu iyi bir şey değil. Aynı anda hem Cuhmurbaşkanı’nın hem Dışişleri Bakanı’nın hem de baraj açılışı gibi bir toplantıdan dönerken kaza geçirmeleri üzücü bir olay. İran içinde yeni bir siyasi gündemi ortaya çıkaracak çünkü Reisi, Hamaney’den sonra ülkenin başına geçecek lider olarak görülüyordu. Orada tabii Cuhhurbaşkanı’nın bir rolü var ama esas ülkenin hakimi konumunda olan, daha çok vekil konumundaki Hamaney şu an bu rolü yerine getiriyor. Çok yaşlandı Hamaney. Dolayısıyla ileride Hamaney’in yerine geçecek olası liderini kaybetti İran. Hem bir cumhurbaşkanı hem de ileride Hamaney’in yerine geçecek birini bulmaları gerekecek. Bunun getirdiği içeride rekabet de olabilir. Bir sıkıntılı dönem başlıyor olabilir İran için.”

“İran’ın istikrar içinde olması, Türkiye için de önemli”

Uzgel, “İran’da önümüzdeki süreçte nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalırız” sorusuna şu yanıtı verdi:

“İran’da çok sorun var ve çok sorun birikti. Birincisi bizdeki gibi ekonomik sorunlar. Devalüasyon, işsizlik, hayat pahalılığı… Bununla bunalıyor İran halkı çünkü burada bir de bizden farklı olarak İran yaptırım altında bir ülke. Amerika’nın yaptırımları var. Rahat ticaret yapamıyor. İkincisi, toplumsal huzursuzluk var. Biliyorsunuz, Mahsa Amini’nin öldürülmesi sonrasında bütün ülkeye yayılan bir protesto dalgası oldu. Toplumun rejime olan desteğinin azaldığını görüyoruz. Seçimlere katılım çok düşük. Ciddi rahatsızlık var. İran rejimi ya toplumla uzlaşacak ya da daha da sertelşmeye gidecek. Biz bu ülkede, bu bölgede istikrar istiyoruz. İran çok önemli bir komşumuz. Ticari ilişkilerimiz var, enerji işbirliğimiz var, çok istikrarlı bir sınırımız var. O yüzden de İran’ın istikrar içinde olması, Türkiye için de önemlidir.”

” ‘Bu bir kompludur’ diyemeyiz. Yıllarca tartışılır ama kimse kanıtlayamaz”

Uzgel, devam eden İsrail- Filistin savaşının konuyla bağlantılı olup olmadığı konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Üç tane helikopter havalanıyor ve içinde Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı’nın helikopteri düşüyor. Tabii ki akla bir sürü ihtimali getirir. Bunların hepsini düşünüyoruz. Herkesin de aklına geliyor ama şöyle söyleyeyim, genelde buradan bir şey çıkaramayız. Ne parti adına ne de bir uzman olarak şunu diyemem ben; ‘Evet şu ülke yapmıştır, şu istihbarat örgütü yapmıştır. Bu bir suikasttır. Bu bir komplodur…’ Bunu söyleyemeyiz. Kahvehaneden başlayıp televizyon programlarına, akademik mecralara kadar yıllarca bu tartışılır ama hiç kimse bunu kanıtlayamaz. İran yönetimi böyle bir şeyi dile getirmiyor. ‘Olağan şüpheli’ olarak görülen İsrail de ‘Bizim bununla bir ilgimiz yok’ diyor. Olabilir mi olamaz mı bunu net olarak söyleyemeyiz. Bunun araştırılması bile yeterince sonuç vermez. Dediğim gibi bu ucu açık kalır ve yıllarca tartışılır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/feed/ 0
İran’da yönetimi geçici olarak cumhurbaşkanı yardımcısı Muhbir devralacak https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/ https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/#respond Mon, 20 May 2024 21:01:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32486 – İran’da yönetimi geçici olarak cumhurbaşkanı yardımcısı Muhbir devralacak

İran hükümet kabinesi acil toplandı

TAHRAN – İran Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü Hadi Tahan Nazif, İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin hayatını kaybetmesinin ardından ülke yönetimine ilişkin yaptığı açıklamada, önümüzdeki 50 gün içinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını belirterek, “İran dini lideri Hamaney’in onayıyla ülke yönetimi cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Muhammed Muhbir’in sorumluluğunda olacak” dedi.

İran’da Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesinin ardından acil duruma geçildi. İran devlet televizyonu, Hükümet Kabinesi’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Muhbir’in başkanlığında acil toplantı gerçekleştirdiğini duyurdu. Söz konusu toplantıda Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’a ait cenazelerin Tahran’a nasıl getirileceği ve cenaze programının görüşüldüğü belirtildi. Öte yandan yeni cumhurbaşkanın kim olacağı ve bu sürecin nasıl işletileceği de görüşülen konular arasında yer aldı.

İran’da 50 gün içinde seçim yapılacak

Öte yandan, İran Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü Hadi Tahan Nazif, ülke yönetiminde herhangi bir aksamanın yaşanmayacağını ve önümüzdeki 50 gün içinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını belirtti. Nazif, “İran dini lideri Hamaney’in onayıyla ülke yönetimi cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Muhammed Muhbir’in sorumluluğunda olacak” dedi.

Anayasaya bağlı hareket edileceğini söyleyen Nazif, Yargı Erki Başkanı, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı birinci yardımcısından oluşan heyetin 50 gün içerisinde yeni cumhurbaşkanını seçmek için ülkeyi seçime hazırlayacaklarını ve Reisi’nin yerine seçilecek olan yeni cumhurbaşkanının da ülkeyi 4 yıl boyunca yöneteceğini söyledi.

Ne oldu?

Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırındaki görüşmesinin ardından dönüş yolunda olan Reisi’yi taşıyan helikopter, İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanında sert iniş yapmış ve bölgeye arama-kurtarma ekipleri yönlendirilmişti. Yoğun sis ve hava şartlarının elverişsizliği nedeniyle arama-kurtarma çalışmaları olumsuz etkilenirken, helikopterde Reisi’nin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmeti, Tebriz Cuma İmamı Ayetullah Ali Haşim, Reisi’nin koruması ile pilot ve yardımcılarının da bulunduğu aktarılmıştı.

İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi ise olayın ardından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanını taşıyan helikopter, yoğun sis nedeniyle sert iniş yapmak zorunda kaldı” ifadelerini kullanmıştı.

Akıncı İHA’sı helikopterin enkazını tespit etti

Havanın kararması, yoğun tipi ve yağışın etkilediği arama- kurtarma çalışmalarında yaşanan zorluklar nedeniyle Tahran yönetimi Türkiye’den gece görüşlü helikopter talebinde bulunmuştu. Gece boyu devam eden enkaz bulma çalışmalarında sabah karşı Türkiye’ye ait Akıncı İHA’sının belirlediği konuma yönelen İranlı yetkililer helikoptere ait enkazı bulmuştu.

Konuya ilişkin ilk açıklamayı yapan İran Kızılay Başkanı Pirhüseyin Kulivend, bölgeye ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindekilerin hayatta kalma şanslarının düşük olduğunu söylemişti. Ardından İran İHA’larının kullanıldığı arama kurtarma çalışmalarında Reisi ve beraberindeki heyetin cenazelerine ulaşılmıştı.

Reisi kimdir?

İran’ın Meşhed kentinde din adamı bir ailenin çocuğu olarak 14 Aralık 1960 tarihinde dünyaya gelen İbrahim Reisi, 1981 yılında Kerec savcılığına atandı. Kerec savcılığı yaptığı sırada, Hemedan Savcısı olarak da atanan Reisi, her iki görevi de birlikte yürütürken, 1985’te de Tahran Savcı Yardımcılığı görevini yaptı. Reisi, 1988 yılında İranlı siyasi mahkumların idam edilmesine karışan 4 kişiden biri olarak adlandırıldı. İbrahim Reisi, 1989-1994 yılları arasında Tahran Başsavcılığı’nda, 1994 yılında ise Devlet Denetleme Kurumu Başkanlığına atanarak 10 yıl boyunca görev yaptı. Reisi, 2004 yılında Yargı Erki Başkanı Birinci Yardımcılığı görevine atanan, 2014 yılında İran Genel Başsavcılığı ve 2016’da yine İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanarak Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbe ve Külliyesi Vakfı Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2019’da İran Yargı Erki Başkanı olarak ülke içerisinde yürüttüğü yolsuzluk ile mücadele ve aldığı kararlar ile gündeme gelen Reisi, 18 Haziran 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, yüzde 62 oy alarak İran’ın 8. Cumhurbaşkanı oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın ölümüne ilişkin açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakaninin-olumune-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakaninin-olumune-iliskin-aciklama-yapti/#respond Mon, 20 May 2024 08:57:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32483 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’a Allah’tan rahmet dileyerek, “Dost ve kardeş İran halkının acısını derinden paylaşıyoruz.” dedi.

Fidan, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Bakan Fidan, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin şunları söyledi:

“Maalesef İran’dan gelen vefat haberleri bizleri derinden üzmüştür. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve kıymetli mevkidaşım, değerli dostum Hüseyin Emir Abdullahiyan’a Allah’tan rahmet diliyorum. Dost ve kardeş İran halkının acısını derinden paylaşıyoruz. Kaza haberini ilk aldığımız andan itibaren İran makamlarıyla, kardeşlerimizle temas halinde olduk.”

Türkiye’nin arama kurtarma çalışmaları için AFAD, Milli Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarıyla elindeki tüm imkanları seferber ettiğini belirten Fidan, “Ama maalesef bu üzücü haber bizi derinden üzdü. Başta Sayın Reisi, Sayın Abdullahiyan ve vefat eden diğer şahıslara Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. İran halkının başı sağ olsun.” diye konuştu.

Pakistan-Türkiye dostluğu

Fidan, Pakistan’ın Türkiye için ayrı öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Pakistan ve Türkiye arasında köklerini tarihten alan sarsılmaz bir dostluk ve kardeşlik bulunmaktadır. Bu dostluk ve kardeşlik ruhuyla her zaman ve her konuda birbirimize destek olmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz.” dedi.

Pakistan’ın aynı zamanda Türkiye’nin stratejik ortağı olduğunu dile getiren Fidan, “İşbirliğimiz, bölgesel istikrarı ve güvenliği de desteklemektedir. Pakistan’ın terörle mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Terörle mücadelede şehit olan Pakistan kolluk kuvvetleri mensuplarına ve hayatını kaybeden masumlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm açılardan ele alındığını ifade eden Fidan, Pakistan’da düzenlenmesi planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın da gözden geçirildiğini kaydetti.

Fidan, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını ve potansiyelini hayata geçirmek için ileri adımlar atılması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Özellikle ticaret alanında var olan 1 milyar dolarlık ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak için ortak bir hedef koyduk. İkili ilişkileri sadece ticari alanlarda değil daha da yaygınlaştırarak başta savunma sanayisi olmak üzere yatırımlar, bankacılık, bilim, teknoloji, inovasyon alanları da dahil olmak üzere çok geniş bir alanda eş zamanlı olarak kurumsal bir şekilde ilerletme konusunda prensip kararı aldık.”

“İslam dünyasının sesini duyurabilmek için birlikte çalışma devam edecek”

Bakan Fidan, Türkiye’nin Pakistan’ı bölgesel ve küresel konularda desteklediğinin altını çizdi.

Pakistan’ın Afganistan’la uzun bir sınırının bulunduğuna dikkati çeken Fidan, “Başta terör olmak üzere birçok konuda Pakistan, Afganistan’daki gelişmelerden etkilenmekte. Bu konuda neler yapılabilir, son durum nedir, onu da etraflıca görüşme imkanımız oldu. Afgan kardeşlerimizin kalıcı huzura ve istikrara kavuşması ortak temennimizdir. Bu amaçla Pakistan’la beraber neler yapabiliriz, bunu masaya yatırma imkanımız oldu.” dedi.

Fidan, Pakistan’ın Umman Denizi’ne ulaşan coğrafi konumuyla büyük ve stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Afganistan’a komşu olması hasebiyle küresel güvenlik bağlamında da önemli bir rolü bulunmaktadır. Türkiye ve Pakistan, İslam dünyasının sesini duyurabilmek için birlikte çalışmaya devam edecek, Türkiye ve Pakistan’ın ortak çabaları çok kritik coğrafyalarda barış, huzur ve refahın sağlanması için büyük katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-iran-cumhurbaskani-ve-disisleri-bakaninin-olumune-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
Diplomatik arenada gündem İran! Dünya liderleri, Cumhurbaşkanı Reisi için taziye mesajları paylaşıyor https://www.haber60.com.tr/diplomatik-arenada-gundem-iran-dunya-liderleri-cumhurbaskani-reisi-icin-taziye-mesajlari-paylasiyor/ https://www.haber60.com.tr/diplomatik-arenada-gundem-iran-dunya-liderleri-cumhurbaskani-reisi-icin-taziye-mesajlari-paylasiyor/#respond Mon, 20 May 2024 08:28:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32477 İran’ı sarsan ölümlere ilişkin dünyadan çok sayıda taziye açıklaması geldi. Hamas, Reisi’nin, Filistin davasını desteklediğinden övgü dolu sözlerle bahsederek en derin taziye ve dayanışma duygularını iletti. Rusya ise, “İran Cumhurbaşkanı Reisi, Rusya’nın gerçek, güvenilir dostuydu.” açıklaması yaptı.

RUSYA’DAN “GERÇEK BİR DOSTTU” AÇIKLAMASI

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “İran Cumhurbaşkanı Reisi, Rusya’nın gerçek, güvenilir dostuydu. Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın İran-Rusya ilişkilerini geliştirme çabaları, güvenilir ortaklıkları paha biçilemezdi. Hayatını kaybeden dostlarımız için derin taziyelerimizi gönderiyoruz. Kalplerimiz dost İran halkının yanında” açıklamasını yaptı.

HAMAS: FİLİSTİN DAVASINI VE DİRENİŞİNİ DESTEKLEDİLER

Cumhurbaşkanı Reisi ve Bakan Abdullahiyan’ın ölüm haberi üzerine, Hamas’tan da konuya ilişkin açıklama yapıldı. Hamas, İran’ın dini lideri Ali Hamaney, İran hükümeti ve İran halkına, yaşadıkları büyük kayıp karşısında en derin taziye ve dayanışma duygularını iletti. İran liderlerinin İsrail’e karşı Filistin davasını ve direnişini desteklemesinden ötürü övgülerini dile getiren Hamas, İran’ın ‘en köklü kurumlarının bu büyük kaybın etkilerinin üstesinden gelmesini sağlayacağına olan güvenini dile getirdi.

PAKİSTAN’DA 1 GÜNLÜK YAS İLAN EDİLDİ

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif taziye mesajında Pakistan bayraklarının bir gün yarıya indirileceğini duyurarak “Pakistan, bir aydan kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı tarihi bir ziyarette ağırlama mutluluğunu yaşadı. Pakistan’ın iyi dostlarıydılar. Pakistan bir günlük yas tutacak, Cumhurbaşkanı Reisi ve arkadaşlarına saygı ve Kardeş İran’la dayanışma göstergesi olarak bayrak yarıya indirilecek” dedi.

LÜBNAN’DA 3 GÜNLÜK YAS

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın helikopter kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle ülkede 3 günlük resmi yas ilan edildiğini ve bayrakların yarıya indirildiğini duyurdu. Mikati’nin taziye mesajı, Lübnan resmi haber ajansı NNA tarafından paylaşıldı.

Taziye mesajında, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın elim bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle Lübnan’da 3 günlük resmi yas ilan edildiği kaydedildi. Ayrıca, Lübnan’daki tüm resmi kurumlarda bayrakların yas boyunca yarıya indirileceği ve devlet televizyonları ile radyolarının programlarını bu acı hadiseye göre düzenleyeceği ifade edildi.

AZERBAYCAN’DAN İRAN’A DESTEK VE DAYANIŞMA MESAJI

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı yayımladığı taziye mesajında “Helikopter kazasında İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, Doğu Azerbaycan Valisi Malek Rahmati, Tebriz imamı Muhammed Ali Haşim ve beraberindeki diğer kişilerin hayatını kaybettiği yönündeki korkunç haberden derin üzüntü duyduk. Ölenlerin ailelerine ve sevenlerine en içten taziyelerimizi sunuyoruz. Kelimelerle anlatılamayacak kadar trajik bir kayıp olan bu yürek parçalayıcı ölümlerin yasını tutuyoruz. Azerbaycan, kardeş ve dost İran İslam Cumhuriyeti’ne destek ve dayanışma sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov mesajında “İran Cumhurbaşkanı, sevgili dostum Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve diğer yetkililerin ölüm haberi beni derinden sarstı. Kardeş İran milletine, bu trajik kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine ve dostlarına en derin başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.

AB KONSEYİ BAŞKANI TAZİYELERİNİ İLETTİ

AB Konseyi Başkanı Charles Michel mesajında “AB, Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın yanı sıra diğer heyet üyeleri ve mürettebatın helikopter kazasında hayatını kaybetmesinden dolayı içten taziyelerini ifade ediyor. Düşüncelerimiz aileleriyle birlikte” dedi.

“HİNDİSTAN İRAN’IN YANINDADIR”

Hindistan Başbakanı Modi, kazanın ardından şoke olduğunu ve bu trajik kaza nedeniyle derin üzüntü duyduklarını belirtti. Reisi’nin Hindistan-İran ilişkilerine katkılarının her zaman minnetle hatırlanacağını söyleyen Reisi, “Bu kötü zamanda Hindistan İran’ın yanındadır” dedi.

IRAK VE KATAR TAZİYE MESAJI PAYLAŞTI

Irak Başbakanı Şiya el-Sudani de, “Bu trajik kaza nedeniyle Iran halkına ve liderlerine desteğimizi sunuyoruz” ifadesini kullandı.

Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani, İran hükümetine ve halkına taziyelerini sundu.

CHP VE İYİ PARTİ LİDERLERİNDEN BAŞSAĞLIĞI MESAJI

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin helikopter kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle İran halkına başsağlığı diledi.

Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın yaşamlarını yitirmiş olması nedeniyle komşumuz İran’a ve İran halkına başsağlığı diliyorum.” ifadesini kullandı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu da, “İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve heyetinde yer alan Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ın bir helikopter kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş olduklarını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.

İran halkına bu acı kayıplardan dolayı başsağlığı diler, vefat edenlere Allah’tan rahmet dilerim. Yeni bir Cumhurbaşkanı’nın seçimi sürecinin suhuletle ve İran halkının yüksek katılımıyla gerçekleşmesini umarım. Bu kayıpların İran ve bölgemiz açısından yeni krizlere ve fırsatçı arayışlara yol açmaması en samimi dileğimdir.” sözlerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diplomatik-arenada-gundem-iran-dunya-liderleri-cumhurbaskani-reisi-icin-taziye-mesajlari-paylasiyor/feed/ 0
İsfahan’daki tarihi binalar zemin çökmesi tehdidiyle karşı karşıya https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/ https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/#respond Fri, 17 May 2024 21:30:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32196 İran’da Selçuklu ve Safevi gibi devletlere başkentlik yapan ve tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirasıyla öne çıkan İsfahan kentinde, Mescid-i Cuma ve Mescid-i Şah gibi Dünya Mirası Listesi’ndeki tarihi binalar kuraklık ve kötü su yönetiminden kaynaklanan zemin çökmesi nedeniyle zarar görmüş durumda.

Tarihe yön vermiş büyük devletlere başkentlik eden İsfahan, yüzlerce yıllık birçok tarihi esere ev sahipliği yapıyor.

Zengin bir tarihe sahip olan İsfahan, bir zamanlar İran’da uluslararası ticaret ve diplomasinin kavşak noktası iken, bugün tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirası sebebiyle yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği İran kentlerinin başında geliyor.

Dünyanın en büyük meydanlarından biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı, Mescid-i Şah, Mescid-i Cuma, Ali Kapu Sarayı, Si o Se Pol, Şeyh Lütfullah Camisi, Çehel Sütun gibi ülkede İslam dönemi mimarisini yansıtan şaheserlere ev sahipliği yapan İsfahan’daki tarihi mekanlar son yıllarda kuraklıktan kaynaklanan ve kenti besleyen Zayende Nehri’nde yeterli su olmaması nedeniyle zemin çökmesi tehdidiyle karşı karşıya.

Aslında İsfahan’da uzun yıllardır devam eden zemin çökmesi sorunu, son yıllarda tekrarlayan kuraklıklar ve yeraltı suyu ve nehirlerinin tarım ve sanayi tarafından kullanılmasıyla daha da kötüleşti.

Şehre özgün bir güzellik katan ve “hayat veren nehir” anlamına gelen Zayende Nehri’nin Çeharmahal Bahtiyari eyaletindeki Zagros Dağları’ndan gelen suları yılın büyük bir bölümünde su yetersizliği nedeniyle başka bölgelere yönlendiriliyor.

Uzmanlara göre, kuraklıktan ve kötü su yönetiminden kaynaklanan bu durum nedeniyle kenti besleyen nehrin kuru kalması ve yer altı sularının azalması kentte zemin çökmesine yol açıyor.

AA ekibi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi mekanlardaki hasarları görüntüledi.

Yüzlerce yıllık tarihi mekanlar dahil olmak üzere İsfahan’ın pek çok tarihi eserinde şehrin yüzeyinin hafif çökmesi nedeniyle yıkım tehlikesinin işaretleri görülüyor.

İkonik mavi çini ve mozaikleri, göz alıcı işlemeleri ve devasa yapısıyla adeta ihtişamlı bir anıt görüntüsü oluşturan 17. yüzyılda inşa edilen Mescid-i Şah’ta bazı noktalarda derin çatlakların yanı sıra, caminin yüksek kubbelerini destekleyen taş sütunların bozulmakta olduğu da dikkatleri çekiyor.

Büyük Selçuklu Devleti’nin başkenti İsfahan’da inşa ettiği Cuma Cami olarak da bilinen Ulu Cami’de de benzer çatlakların oluştuğu göze çarpıyor.

Uluslararası tedbir alınmazsa zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayabilir

Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İran Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı Tarihi Binalar, Dokular ve Alanların Korunması ve Restorasyonu Dairesi Genel Müdürü Fatma Daveri, sorunun temel kaynağının dünya genelinde hakim olan iklim değişikliği olduğunu ve su yönetiminin de bunda etkili olduğunu söyledi.

Sorunun küresel olduğuna işaret eden Daveri, “Bu mesele, kapsamının genişliği nedeniyle bölgesel tedbirler yerine uluslararası toplumun el ele verip çözmesi gereken bir meseledir. dedi.

Zemin çökmesi sorununun yalnızca İran’da olmadığını ve bölge genelinde de görüldüğünü aktaran Daveri, “Zemin çökmesi daha fazla şiddetlenmeden temelden bu sorunun çözülmesi gerekir. Mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda bölgesel düzeyde bu şekilde devam etmemiz halinde zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayacak şekilde genişleyecektir.” diye konuştu.

Zemin çökmesine karşı tarihi mekanların dayanıklılığının artırılması gerektiğini belirten Fatma Daveri, bu konuda hükümetin hem güçlendirme hem de restorasyon çalışmaları hazırladığını dile getirdi.

Sorunun kaynağı kötü yönetim

Konuyu İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) değerlendiren Coğrafya Araştırmacısı Prof. Dr. İran Gazi ise meselenin temelinin kuraklık değil, kenti besleyen su kaynaklarının kötü yönetilmesinden kaynaklandığını belirtti.

Sürekli olarak yağış istatistiklerini gözlemlediğini aktaran Gazi, “Zayende Nehri’nin kaynağı olan İsfahan’ın batısındaki dağları biliyorum. Dolayısıyla su sıkıntısı olmuyor ve sorun kötüye kullanım oluyor.” ifadelerini kullandı.

Tarihsel olarak, İsfahan’ın kimliğinin Zayende Nehri ile yakından ilişkili olduğuna ve nehri kurutmanın etkisinin İsfahan halkının halet-i ruhiyesine yansıdığını söyleyen Gazi, “Nehre biraz su ve malzeme girdiğinde insanların ruh halinin ne kadar değiştiğini fark etmişsinizdir. Birçoğu apartman adı verilen kafeslerde yaşayan bu insanlar, birkaç gün bu kafeslerden çıkıp suya sığınıyorlar.” diye konuştu.

Yaklaşık on yıl önceki gözlemlerini anlatan Gazi, Pol-i-Kale’den baraj alanına doğru yürüdüğünü ve sulama amacıyla yüksek rakımlara su çeken 600’den fazla büyük pompaya tanık olduğunu anlattı.

Prof. Dr. İran Gazi, “Suyun nereye gittiğini sorduğumda yüksek arazide yeni kurulan bahçelerin sulanmasında kullanıldığı söylendi. Çevreye, insanlara, nehir aşağısındaki sulak alana ne olacağını sorguladım ancak hiçbir cevap alamadım.” dedi.

Tarihi yeraltı su seviyeleri hakkında bilgi veren Gazi, kurak bölgelerden birindeki yeraltı suyunun eskiden 20 metre yükseklikte erişilebilir olduğunu şu anda ise suyun ancak 300 metre derinlikte erişilebildiğine dikkati çekti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/feed/ 0
İran’ın petrol ihracatı yaptırımlara rağmen artıyor https://www.haber60.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/#respond Fri, 03 May 2024 03:24:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30167 İran’ın Nisan ortasında İsrail’e 300’den fazla füze ve insansız hava aracıyla düzenlediği saldırı, ekonomisinin can damarı olan petrol ihracatına yönelik daha sıkı yaptırım uygulanması yönünde çağrıların yenilenmesine yol açtı.

İran’dan yapılan resmi açıklamaya göre ülkenin petrol ihracatı, yaptırımlara rağmen 2024 yılının ilk çeyreğinde 35,8 milyar dolara çıkarak son altı yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Peki İran, petrol ihracatını uygulanan yaptırımlara rağmen nasıl sürdürüyor?

ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi tarafından hazırlanan bir rapora göre yanıt, İran’ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik ihracatının yüzde 80’inin varış noktası olan ve İran’ın en büyük petrol alıcısı Çin’in kullandığı ticaret yöntemlerinde yatıyor.

Çin neden İran’dan petrol alıyor?

İran ile ticaret yapmanın, başta ABD yaptırımları olmak üzere riskleri olmasına rağmen dünyanın en büyük petrol alıcısı Çin neden bu yola başvuruyor?

Bunun basit bir cevabı var: İran petrolü ucuz ve kaliteli.

Küresel petrol fiyaları uluslararası çatışmalarla birlikte artıyor ancak İran yaptırımlar nedeniyle petrolünü satmak için indirim uyguluyor.

Reuters tarafından Ekim 2023’te elde edilen ticaret ve sevkiyat verilerine göre Çin, İran, Rusya ve Venezuela’dan indirimli fiyata rekor düzeyde petrol satın alarak 2023’ün ilk dokuz ayında yaklaşık 10 milyar dolar tasarruf etti.

‘İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası’

Ham petrolin küresel gösterge fiyatı dalgalı bir seyir izliyor, ancak varil ücreti genellikle 90 dolar seviyesinin altında.

Uluslararası ticaret verilerini izleyen Kpler’in Kıdemli Petrol Analisti Homayoun Falakshahi, İran’ın ham petrolünü varil başına 5 dolar indirime sattığını tahmin ediyor. Geçen yıl bu fiyat indirimi varil başına 13 dolara kadar çıkmıştı.

Falakshahi’ye göre jeopolitik çıkarlar da işin içinde.

“İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası” diyor.

İran ekonomisini destekleyerek, “Çin, son dönemde İsrail ile gerilim yaşayan ABD’nin Orta Doğu’da karşılaştığı jeopolitik ve askeri zorlukları artırıyor ” diye ekliyor.

‘Çaydanlık rafineriler’

İran ve Çin’in Tahran petrolünün yaptırımları aşması için yıllar içinde karmaşık bir sistem geliştirdiğine inanılıyor.

BBC’ye konuşan Atlantik Konseyi’nde Sorumlu Direktör Yardımcısı Maia Nikoladze, “Bu ticaret sisteminin temel unsurları, Çin’in ‘çaydanlıklar’ı (küçük bağımsız rafinerileri), ‘karanlık filo’ tankerleri ve sınırlı uluslararası nüfuza sahip Çin bölgesel bankaları” dedi.

İran petrolünün rafine edildiği “çaydanlıklar”, devlete ait büyük firmalara alternatif küçük, yarı bağımsız rafinerileri ifade ediyor.

Falakshahi: “Bu bir sanayi jargonu çünkü rafineriler başlangıçta çaydanlıklara benziyordu, sadece temel bazı tesisleri vardı ve çoğunlukla Pekin’in güneydoğusundaki Shandong bölgesinde bulunuyorlardı.” diye açıklıyor.

Bu küçük rafineriler, uluslararası alanda faaliyet gösteren ve ABD finans sistemine erişim gerekliliği olan devlete ait şirketlerle karşılaştırıldığında Çin için daha az risk oluşturuyor.

Falakshahi, BBC Farsça’ya verdiği demeçte, “Yurtdışında faaliyetleri olmayan, dolar ticareti yapmayan, dış finansmana erişmeye ihtiyaç duymayan küçük özel rafineriler” ifadelerini kullandı.

‘Karanlık filolar’

Petrol tankerlerinin okyanuslarındaki konumları, hızları ve rotaları yazılımlar aracılığıyla takip edilebiliyor.

Nikoladze, İran ve Çin’in takip sisteminden kaçınmak için “doğru konumlarını bildirmeyen ve kimin olduğu belli olmayan bir tanker ağı kullandıklarını” söylüyor.

“Batılı tankerleri, nakliye ve aracılık hizmetlerini tamamen devre dışı bırakabilirler. Bu şekilde yaptırımlar da dahil olmak üzere Batılı düzenlemelere uymak zorunda kalmazlar” diye ekliyor.

Petrol taşıyan bu “karanlık filo”nun uluslararası sularda, Çinli alıcılarla, yetkili transfer bölgelerinin dışında ve bazen faaliyetlerini gizlemek için kötü hava koşullarında, gemiden gemiye transferler yaptığına inanılıyor. Dolayısıyla petrolün kaynağının tam olarak belirlenmesinin zorlaştığına inanılıyor.

Kpler’den Falakshahi, bu transferlerin genellikle güneydoğu Asya sularında gerçekleştiğini öne sürüyor.

” Singapur ve Malezya’nın doğusunda, tarihsel olarak her zaman çok sayıda tankerin geçtiği ve yüklerini birbirine aktardığı bir bölge var” diyor.

Daha sonra “isim değiştirme” aşaması geliyor.

Falakshahi, bu yöntemle “ikinci bir gemi Malezya sularından kuzeydoğu Çin’e doğru yola çıkıyor ve ham petrolü taşıyor. Amaç bir kez daha ham petrolün sanki İran’dan değil de Malezya’dan geliyormuş gibi görünmesini sağlamak” diye açıklıyor.

ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne (EIA) göre, Çin’in Malezya’da petrol ithalatı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 54 arttı.

Atlantik Konseyi Analisti Nikoladze’ye göre, Malezya’nın Çin’e ihracat yaptığını bildirdiği miktar, toplam ham petrol üretim kapasitesini aşıyor: “Bu nedenle Malezya’nın açıkladığı meblağın aslında İran petrolü olduğuna inanılıyor”.

Küçük bankalar

Maia Nikoladze, Batı’nın uluslararası finans sistemi üzerindeki denetiminden sakınmak için ticaretin daha küçük Çin bankaları aracılığıyla yapıldığını belirtiyor:

“Çin, yaptırım uygulanan İran petrolünü satın almanın getireceği risklerin gayet farkında, bu nedenle büyük ve önemli bankaları bu işleme dahil etmek istemiyor” diyor.

“Bunun yerine uluslararası etkisi olmayan küçük bankaları kullanıyor.”

İran petrolü ödemelerinde doların hakim olduğu finansal sistemi atlatmak için yuan kullanıldığına inanılıyor.

Falakshahi, “Paranın, Çin bankalarında İran rejimiyle bağlantısı olan hesaplara yatırılması gerekir. O zaman bu paranın Çin mallarını ithal etmek için kullanılması ve bir kısmının da İran’a geri gönderilmesi beklenir.

“Ancak bunun nasıl yapıldığını ve İran’ın tüm parasını ülkesine geri götürüp götüremediğini anlamak çok zor” diye ekliyor.

İran’ın mali izleri daha da karmaşıklaştırmak için kendi ülkesi içindeki “döviz bürosu evleri” kullandığını öne sürenler de var.

‘Biden başkanlık seçimlerinden önce benzin fiyatlarının artmasını istemeyebilir’

24 Nisan’da ABD Başkanı Joe Biden’ın imzaladığı, Ukrayna için dış yardım paketi İran petrolüne yönelik yaptırımların genişletilmesini de içeriyordu.

Yeni yasa, yaptırımları, mevcut ABD yaptırımlarını ihlal ederek İran ham petrolünü bilerek işleyen veya nakleden yabancı limanları, gemileri ve rafinerileri kapsayacak şekilde genişletiyor.

Ayrıca ikincil yaptırımlar olarak adlandırılan yaptırımları, Çin finans kurumları ile yaptırım uygulanan İran bankaları arasındaki petrol ve petrol türevi ürünleri satın almak için kullanılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde genişletiyor.

Kpler Analisti Falakshahi, Washington’un artan petrol fiyatları nedeniyle tam yaptırım uygulama konusunda isteksiz olabileceğini söylüyor.

İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ndeki (OPEC) üçüncü en büyük üretici konumunda ve günde yaklaşık üç milyon varil petrol üretiyor. Bu dünya genelindeki toplam üretimin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor.

Uzmanlara göre arzdaki kesinti uluslararası petrol fiyatlarında artışa neden olabilir.

Falakshahi, “Biden, ABD’nin İran’ın ihracatını azaltması durumunda piyasada arzı düşüreceğini ve bunun ham petrol fiyatlarını artıracağını biliyor. Böyle olursa, ABD’de benzin fiyatı artacaktır” diyor. Ve bunun Biden’ın başkanlık seçimleri öncesinde kaçınmak isteyeceği bir durum olduğunu belirtiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/feed/ 0
Gizli belge, İran protestolarında gözaltında öldürülen Nika Şakarami’nin taciz edildiğini ortaya koydu https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/ https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29900 İran güvenlik güçleri tarafından yazıldığı anlaşılan ve sızdırılan bir belge, protestolarda gözaltına alınan bir genç kızın, üç güvenlik görevlisi tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürüldüğünü ortaya koydu.

2022 yılında rejim karşıtı bir protestoya katılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Nika Şakarami’nin cesedi dokuz gün sonra bulunmuş, hükümet intihar ettiğini iddia etmişti.

BBC rapordaki iddiaları İran hükümeti ve Devrim Muhafızlarına sordu, ancak yanıt gelmedi.

“Çok Gizli” ibareli rapor, Nika’nın davasıyla ilgili olarak, ülkenin İslami kurumlarını savunan güvenlik gücü Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan bir duruşmayı özetliyor. Raporda Nika’nın katillerinin ve gerçeği gizlemeye çalışan üst düzey komutanların isimleri de yer alıyor.

Rapor, güvenlik güçlerinin Nika’yı alıkoyduğu gizli bir minibüsün arkasında yaşananlara ilişkin rahatsız edici ayrıntılar içeriyor. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinden birinin Nika’nın üzerinde otururken onu taciz ettiği, kelepçeli tutulan Nika’nın tekmeleyerek ve küfrederek karşılık verdiği ve bunun üzerine görevlilerin onu copla dövdüğü var.

Nika Şakarami’nin kaybolması ve ölümü geniş yankı uyandırdı ve fotoğrafı İran’da kadınların özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri oldu.

22 yaşındaki Mahsa Amini adlı kadının başörtüsünü düzgün takmadığı suçlamasıyla Eylül 2022’de polis gözetimindeyken aldığı darbeler nedeniyle ölümünün ardından Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi doğmuş, sokak protestoları İran’ın dört bir yanına yayılmıştı.

Bu protestolardan birinde kaybolan Nika’nın cesedini ailesi 9 gün sonra bir morgda buldu. İranlı yetkililer Nika’nın ölümünün gösteriyle bağlantılı olduğunu reddetti ve soruşturmalarını yürüttükten sonra intihar ederek öldüğünü söyledi.

Nika kaybolmadan hemen önce 20 Eylül akşamı Tahran’ın merkezindeki Lale Parkı yakınlarında bir çöp konteynırının üzerinde başörtüsü yakarken görüntülenmişti.

Etrafındaki diğer kişiler İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e karşı “diktatöre ölüm” sloganları atıyordu.

Raporun anlatımına göre gösteriyi izleyen birkaç gizli güvenlik birimi vardı.

Bunlardan biri olan Ekip 12, “alışılmadık davranışları ve sürekli cep telefonundan yaptığı aramalar nedeniyle” genç kızın liderliğinden şüpheleniyordu.

Ekip, bunu teyit etmek için ajanlarından birini protestocu kılığında kalabalığın içine gönderdi, o da Nika’yı tutuklamak için ekibini çağırdı, ama Nika kaçmıştı.

Teyzesi daha önce BBC Farsça’ya Nika’nın o gece bir arkadaşını arayarak güvenlik güçleri tarafından takip edildiğini söylediğini anlatmıştı.

Rapora göre Nika yaklaşık bir saatin ardından, tekrar görüldükten sonra gözaltına alındı ve ekip aracı olarak kullanılan plakasız bir dondurucu minibüsüne bindirildi.

Nika arka bölmede üç ekip üyesiyle – Araş Kalhor, Sadık Moncazi ve Behruz Sadegi – birlikteydi. Ekip liderleri Murtaza Celil önde şoförün yanındaydı.

Rapora göre ekip Nika’yı götürecek bir yer bulmaya çalıştı. Yakınlardaki geçici bir polis merkezini denemişler ama aşırı kalabalık olduğu için geri çevrilmişler.

Bunun üzerine arabayla 35 dakika uzaklıktaki bir gözaltı merkezine gitmişler ve komutan önce Nika’yı kabul etmiş ama sonra “sürekli küfredip slogan attığı” için fikrini değiştirmiş.

Daha sonra rapor için müfettişlerle konuştuğunda, “O sırada karakolda 14 kadın tutuklu daha vardı ve diğerlerini de kışkırtabilirdi. Bir isyana neden olmasından endişe ediyordum” demişti.

Rapora göre Murtaza Celil tavsiye almak için bir kez daha Devrim Muhafızları Karargahı ile temasa geçti ve kendisine Tahran’ın kötü şöhretli Evin Cezaevi’ne gitmesi söylendi.

Yolda, minibüsün karanlık arka bölümünden gelen çarpma sesleri duymaya başladığını söyledi.

Faillerin ifadeleri

Arkada Nika ile bulunan görevlilerin belgede özetlenen ifadeleri, neler olduğunu yansıtıyor.

Bunlardan biri olan Behruz Sadegi, gözaltı merkezi tarafından geri çevrilen Nika’nın minibüse geri bindirildiğinde küfretmeye ve bağırmaya başladığını söyledi.

“Araş Kalhor çoraplarıyla ağzını tıkadı ama Nika debelenmeye başladı. Sonra Sadık [Moncazi] onu dondurucunun üzerine yatırdı ve üzerine oturdu. Durum sakinleşti.”

“Ne olduğunu bilmiyorum ama birkaç dakika sonra küfretmeye başladı. Hiçbir şey göremiyordum, sadece kavga ve dayak seslerini duyabiliyordum.”

Araş Kalhor ise daha da tüyler ürpertici ayrıntılar verdi.

Telefonunun ışığını kısa süreliğine açtığında Sadık Moncazi’nin “elini kızın pantolonunun içine soktuğunu” gördüğünü, bundan sonra kontrolü kaybettiklerini söyledi.

“[Bunu] kimin yaptığını… bilmiyorum ama… copun sanığa [Nika] vurduğunu duyabiliyordum… Tekmelemeye ve yumruklamaya başladım ama bizimkilere mi yoksa sanığa mı vurduğumu gerçekten bilmiyordum.”

Ancak Sadık Moncazi, Araş Kalhor’un mesleki kıskançlıktan kaynaklandığını söylediği ifadesini yalanladı. Elini Nika’nın pantolonuna soktuğunu inkar etti ama Nika’nın üzerinde otururken “tahrik olduğunu” ve kalçasına dokunduğunu kabul etti.

Bunun üzerine Nika’nın – elleri arkadan bağlı olmasına rağmen – kendisini tırmaladığını ve yere düşürdüğünü söyledi. “Yüzüme tekme attı, ben de kendimi savunmak zorunda kaldım” dedi.

Murtaza Celil minibüsün kabininden şoföre kenara çekmesini emretti.

Arka kapıyı açtığında Nika’nın cansız bedeniyle karşılaştı. “İyi durumda olmayan” yüzündeki ve kafasındaki kanı temizlediğini söyledi.

Nika’nın ölüm belgesinde de “sert bir cisimle aldığı darbelerin neden olduğu çoklu yaralanmalar” nedeniyle öldüğü belirtiliyor.

Ekip lideri Murtaza Celil ne olduğunu öğrenmeye çalışmadığını itiraf etti.

“Sadece onu nasıl nakledeceğimi düşünüyordum, kimseye soru sormadım. Sadece ‘Nefes alıyor mu?’ diye sordum. Sanırım Behruz Sadeki ‘Hayır, öldü’ diye cevap verdi.”

Elinde bir cesetle Celil, Devrim Muhafızları’nın karargâhını üçüncü kez aradı. Bu sefer kod adı “Naim 16” olan daha kıdemli bir subayla konuştu.

Naim 16, soruşturmaya ifadesinde “Zaten karakollarımızda ölümler oluyordu ve bu sayının 20’ye çıkmasını istemiyordum. Onu üsse getirmek hiçbir sorunu çözmeyecekti” dedi.

Celil’e onu “sokağa atmasını” söyledi. Celil, Nika’nın cesedini Tahran’ın Yadigar-ı İmam otoyolunun altındaki ıssız bir sokağa bıraktıklarını söyledi.

Rapor, minibüsün arka bölümündeki kavgaya bir cinsel saldırının neden olduğu ve 12. Ekip’in saldırılarının Nika’nın ölümüne neden olduğu sonucuna varıyor.

“Üç cop ve üç şok tabancası kullanılmıştır. Hangi darbenin ölümcül olduğu belli değil” deniyor.

Sorumlular cezalandırılmadı

Hükümetin Nika’ya dair açıklamaları raporla çelişiyor. Cenazesinden yaklaşık bir ay sonra devlet televizyonu, Nika’nın bir binadan atlayarak öldüğü sonucuna varan resmi soruşturmaya yer vermişti.

Nika’nın annesi Nesrin Şakarami daha sonra bir BBC belgeselinde yetkililerin protestocuların ölümleriyle ilgili iddiaları için “Hepimiz yalan söylediklerini biliyoruz” dedi.

Bazen resmi İran belgeleri gibi görünen ve internette dolaşan materyallerin sahte olduğu anlaşıldığından, BBC Eye sadece raporun içeriğini değil, güvenilir olup olmadığını da inceledi.

Eski bir İran istihbarat subayı, belgenin var olduğunu ve rapor numarasından 2022’de hükümet karşıtı protestocularla ilgili bir dava dosyasının parçası olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Eski istihbarat subayının Devrim Muhafızları’na erişimi sayesinde, Nika’nın cesedinin atılması emrini veren “Naim 16″nın bu kurumda görev yapan Yüzbaşı Muhammad Zamani’nin kod adı olduğu bilgisi verildi.

Nika’nın ölümüyle ilgili raporda özetlenen ve beş saat süren duruşmaya katılanlar arasında bu isim de var.

Devrim Muhafızları ve İran hükümeti iddialara yanıt vermedi.

Bildiğimiz kadarıyla Nika’nın ölümünden sorumlu olan kişiler cezalandırılmadı.

Hizbullah güçleri

Belgede bunun nedenine dair bir ipucu da var. Duruşmaya katılan 12. Ekip’in tamamı raporda listelenmiş. İsimlerinin yanında ait oldukları grup yer alıyor: “Hizbullah”.

Burada kastedilen İranlı paramiliter grup Hizbullah ve aynı adı taşıyan Lübnanlı grupla ilgisi yok. Bu grubun üyeleri Devrim Muhafızları tarafından kullanılmakta ancak raporun da kabul ettiği gibi bazen onun yetki alanı dışında faaliyet gösterebiliyor:

“Yukarıdaki kişiler Hizbullah güçlerine mensup olduklarından, gerekli taahhüt ve güvenlik garantilerinin alınmasının ötesinde bu davanın takibi mümkün olmamıştır” deniyor.

Devrim Muhafızları subayı Naim 16’ya yazılı bir kınama cezası verildiği de belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’in bilgi toplama misyonuna göre, İran’daki Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında 551 protestocu güvenlik güçleri tarafından öldürüldü ve bunların çoğu silahla vuruldu.

Protestolar birkaç ay sonra güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle azaldı. Bunun ardından İran ahlak polisinin faaliyetlerinde bir durgunluk yaşandı, ancak bu ayın başlarında İslami kıyafet kurallarının ihlaline yönelik yeni baskılar başladı.

Tutuklananlar arasında Nika’nın ablası Ayda da var.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/feed/ 0
İran ve İsrail Arasındaki Saldırılar: Bir Ders mi, Yoksa Yeni Bir İttifak mı? https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:18:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29671 Orta Doğu’da haberler çok hızlı ilerliyor. İran ve İsrail arasındaki eşi benzeri görülmemiş füze ve insansız hava aracı saldırıları birden gündeme damga vururken, ardından manşetler Gazze’deki çatışmalara ve yaşanan acılara dönüyor.

Ancak politika belirleyiciler, siyasi yorumcular ve askeri liderler hâlâ birkaç gün önce iki eski düşman arasında yaşanan ve yıkıcı bir uluslararası çatışmayı tetikleme potansiyeli belki de küçük bir teknolojik nedenle engellenmiş olan karşılıklı saldırıların niteliğini anlamaya çalışıyor.

İran ve İsrail ilk kez birbirlerine doğrudan saldırmışlardı. Bazı analistler İran saldırısının şimdiye kadarki en büyük birleşik füze ve İHA saldırısı olduğunu söylüyorlar. Bu 1991’de Saddam Hüseyin’in Scud füzelerinden bu yana İsrail’e yönelik ilk dış bombardımandı.

İran’a ait 300’den fazla İHA ve füzenin çoğu düşürüldü. Ancak GPS yönlendirme sistemlerinden birinin arızalanması, bir füzenin yerleşim alanına düşerek büyük sivil can kaybına yol açabilirdi.

Üst düzey bir Batılı güvenlik yetkilisinin ifadesiyle, o zaman “Çok farklı bir sonuç olabilirdi.”

Yine de bazı Batılı yorumcular 13 Nisan’daki saldırıdan ve İsrail’in geçen haftaki sınırlı misillemesinden olumlu sonuçlar çıkarılabileceğini düşünüyor. İsrail’in savunmasının müttefikler arası askeri işbirliğinin iyi bir örneği olduğunu ve hem İran hem de İsrail’in tırmanma merdiveninden nasıl ineceklerini öğrendiklerini savunuyorlar.

İstihbarat bakımından, ABD’nin İran’ın planlarını Cumartesi akşamı yapılacak saldırıdan önceki Çarşamba sabahı öğrendiği söylendi. Üst düzey bir Batılı kaynak, “İran’ın vereceği yanıtın beklentilerin en üst sınırında olacağını öğrendik” dedi. “Ve bu biraz şok etkisi yarattı. Ama uluslararası tepkinin güçlenmesine yardımcı oldu.”

İran’a karşı yeni bir bölgesel ittifak mı?

En önemlisi de, ABD böylelikle Körfez’de Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkeleri İsrail’in savunmasına katılmaya ikna edebildi.

Bu ülkeler, İran’ın saldırı planlarının boyutunu anladıklarında, İsrail’in sert bir misillemeye yönelmesi halinde bölgesel bir savaşın tırmanmasından korkuyordu. Dolayısıyla iyi bir istihbarat ve (ABD reddetse de) İran’ın verdiği özel sinyallerle İsrail ve müttefikleri hazırlanmak için zaman kazandı.

Ürdün ve Suudi Arabistan’ın oynadığı roller hala tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Ürdün, egemenliğini korumak için meşru müdafaa kapsamında İran’a ait İHA’ları düşürdüğünü kabul etti. Ürdün’ün ayrıca İsrail savaş uçaklarının hava sahasına erişimine de izin verdiği anlaşılıyor. Suudilerin ABD’ye bilgi sağladığı ve Yemen’deki İran destekli silahlı gruplardan gelebilecek her türlü tehdidi izlediği düşünülüyor.

ABD, İngiliz, Fransız, Ürdün ve Suudi orduları ortak hava savunması konusunda birlikte çalışabileceklerini gösterdiler.

Güvenlik kaynağına göre, “Olağanüstü başarılı bir taktik operasyondu. İstihbarat bunu işaret etti, tüm bölgeyi görebiliyorduk ve birlikte çalıştık. Dünyada başka hiçbir ülkeler grubu bunu yapamaz”.

Bazıları bunun İran’a karşı yeni bir bölgesel ittifakın başlangıcı olabileceğini de söylüyor. Bazılarına göre ise bu, teknolojik başarıyı kutlarken daha büyük siyasi resmi gözden kaçıran tipik bir güvenlik ve askeri bakış açısı.

Daha kötümser analistler de İran’ın İsrail’e önemli bir zarar vermeyi istemesi halinde önceden uyarıda bulunmaktan kaçınabileceğini, hedeflerini genişletebileceğini, ikinci bir saldırı dalgası başlatabileceğini, hatta Hizbullah’a Lübnan’dan büyük bir saldırı düzenlemesi emrini verebileceğini savunuyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü adlı düşünce kuruluşundan Emile Hokayem’e göre, operasyon İsrail’in savunması için müttefiklerine ne kadar güvenmesi gerektiğini gösterdi. Hokayem ayrıca İsrail’in daha yüksek yoğunluklu bir çatışma için yeterli hava savunma füzesine sahip olup olmadığını da merak ediyor.

“Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşta gördüğümüz gibi, stokta ne kadar iyi malzemeye sahip olduğunuz önemli” diyor.

Hokayem ayrıca bu krizin yeni bir bölgesel askeri ittifakın başlangıcı olabileceği fikrine katılmıyor.

“Yeni bir dönemin eşiğinde değiliz. Arap devletleri işbirliği yaptı çünkü öncelikle bölgesel bir çatışmadan kaçınmak istiyorlar. Batılı müttefiklerine iyi bir ortak olduklarını göstermek istiyorlar. Bu aynı zamanda basit bir ulusal egemenlik meselesi. Gökyüzünde bir şeylerin uçmasını ve patlamasını istemiyorlar.”

İki ülke ders çıkardı mı?

İyimserlerin ikinci iddiası ise İran ve İsrail’in bu deneyimden ders çıkardığı yönünde. Her iki ülkenin de niyetlerini doğru bir şekilde ifade ettiklerini; itibar kaybetmeden gerilimi azaltabileceklerini fark ettiklerini ve karşılıklı caydırıcılığı yeniden tesis edecek bir korku yaşadıklarını söylüyorlar.

İran İsrail’e saldırmış olabilir ama müttefiklerini niyeti konusunda uyardı ve bunun bir defaya mahsus olduğunun sinyalini verdi.

İsrail, İran’ın merkezindeki hava savunma sistemlerini hedef alarak İran’ı istediği zaman ve istediği yerde vurabileceğinin sinyalini verdi.

Hatta İsrail’in misilleme konusunda İran’ı uyarmış olabileceği bile söylendi. İran’ın ise İsrail’in misillemesine hemen karşılık verme niyetinde olmadığının sinyalini verdi.

Her iki tarafın askeri dersler çıkardıkları kesin. Savaş Araştırmaları Enstitüsü’ne göre “Saldırı muhtemelen İran’ın İsrail hava savunma sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmesine yardımcı oldu”. İsrail ve ABD de İran’ın taktik stratejilerini daha iyi anlamış olacak.

Doğrudan saldırı kolay bir seçenek haline mi geldi?

Bazıları ise bunun tersini, hem İran’ın hem de İsrail’in bir tabuyu yıktığı ve doğrudan saldırının artık daha kolay bir seçenek olduğunu savunuyor.

Foreign Affairs dergisi için kaleme aldığı makalede Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden Afshon Ostovar’a göre, İran’ın saldırısının boyutu artık itidal politikası konusunda ikna olmadığını gösteriyor.

“İran’ın kasıtlı olarak zayıf bir saldırı düzenlediği düşüncesi temelsiz. İran İsrail’e karşı etkili bir darbe indirmeyi umuyordu.”

Hokayem, İran ve İsrail’in birbirlerini anlamayı öğrendikleri fikrine karşı çıkıyor. İsrail’in, İran’ın Şam’daki konsolosluğunda İran Devrim Muhafızları’nın birkaç komutanını öldürme kararının sonuçlarını idrak edememesini örnek gösteriyor.

“Bu iki ülke birbiriyle konuşmuyor. Bunun yerine askeri duruşları ve üçüncü taraflar aracılığıyla sinyal veriyorlar. Bu işler oldukça hızlı bir şekilde kötüye gidebilir. Karşı tarafın niyetini ya da risk iştahını yanlış okumak ilişkilerde hatadan ziyade bir özellik.”

İki tarafın da caydırıcılığı yeniden tesis ettiğine dair şüpheler de var. İsrail gazetesi Haaretz’in savunma analisti Amos Harel’e göre “İki ülke de oyunun önceki kurallarını ihlal etti ve bunun maliyeti sınırlı oldu… İki ülke arasındaki caydırıcılık dengesi (şu anda) sarsılmış durumda”.

Belki de bu krizden pek çok kişinin çıkardığı en önemli ders, bölgenin tam ölçekli bir savaşa ne kadar yaklaşmış olduğuydu.

Batılı bir diplomatın ifadesiyle “Büyük bir rahatlama oldu. Her şey çok farklı olabilirdi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/feed/ 0
Vanlı İş İnsanları Türkiye Tebriz ve Urumiye Başkonsolosluklarını Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/vanli-is-insanlari-turkiye-tebriz-ve-urumiye-baskonsolosluklarini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/vanli-is-insanlari-turkiye-tebriz-ve-urumiye-baskonsolosluklarini-ziyaret-etti/#respond Wed, 24 Apr 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29170

İSHAK KARA

(VAN) – Vanlı iş insanları, Türkiye Tebriz ve Urumiye Başkonsolosluklarını ziyaret etti. Görüşmede Türkiye ile İran arasındaki ticaret konuları ele alındı. Urumiye Başkonsolosu Adil Cüneyt Akbal, “Kapıköy sınır kapısının bittiği noktada sosyal bir tesis yapılacak (yeme-içme-vs). İran’dan Türkiye’ye karayolu ile geçecek olan turistlerin koşullarını iyileştirecek önemli bir nokta adım olacaktır” dedi.

VATSO Derneği ve Yönetim Kurulu Başkanı Zahir Kandaşoğlu ve beraberindeki heyet, 5 günlük İran ziyaretleri kapsamında Türkiye Tebriz ve Urumiye Başkonsolosluğunu ziyaret etti. 20 kişilik iş insanı heyeti ilk olarak Urumiye Başkonsolosu Adil Cüneyt Akbal ile Ticaret Ateşesi Milad Khoshnoo daha sonra Türkiye Tebriz Başkonsolosu Çetin Taner ve Ticaret Ateşesi Tahir Dingil’i makamlarında ziyaret etti. Ziyarette Türkiye ve İran arasında iş birliği noktasında önemli adımların atılabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.

İLK ZİYARET URUMİYE BAŞKONSOLOSLUĞUNA

İş insanı Zahir Kandaşoglu ve beraberindeki heyet, Urumiye Başkonsolosu Adil Cüneyt Akbal ile Ticaret Ateşesi Milad Khoshnoo tarafından karşılandı. Yapılan görüşmede Başkonsolos Adil Cüneyt Akbay Türkiye ve İran arasında ki ticareti hakkında açıklamalarda bulunarak, şunları söyledi:

“Biz de sizinle iş birliği yapmayı bekliyoruz. Razı Khoy yolu düzeltilmediği sürece ihracatın artması gerektiği dönemlerde oradan tır geçmediği zaman bunlar yetersiz kalır. Bazı şeyler daha da hareketlenecek daha iyi olacak. 7 ayda 5-6 toplantımız oldu. Sınır illeri ekonomi işbirliği, af güvenlik toplantıları gibi karşılıklı Dışişleri Bakanlığı’nın ziyaretleri ve Cumhurbaşkanı ziyareti oldu, aslında gerçekten olumlu gelişmeler oluyor. 10 tane anlaşma imzalandı. Bundan sonraki ilk hedef karma ekonomi komisyonu toplantısı. Esendere’de gümrük geçişleri arttı, Kapıköy Razı Khoy yolunda inşaat halen tam olarak tamamlanmadı ancak İran’dan Türkiye’ye 15 yıl sonra günde 30 tane tır geçişi gerçekleşmektedir.

“KAPIKÖY SINIR KAPISINA TESİS YAPILACAK”

Bizler İran’dan Türkiye’ye gelecek turistlerle ilgileniyoruz. Van bu konuda bölgenin öncüsüdür. Kapıköy için kamulaştırma yapıldı, Kapıköy sınır kapısının bittiği noktada sosyal bir tesis yapılacak (yeme-içme-vs). Nevruz ve tatil dönemlerinde 5-6 saat insanlar kapıda bekliyor. İnşallah bu sorunun çözümü için Temmuz – Ağustos aylarında inşaata başlanacak. İran’dan Türkiye’ye karayolu ile geçecek olan turistlerin koşullarını iyileştirecek önemli bir nokta adım olacaktır.”

VAN TURİZM MASTER PLANINI HAZIRLADIK

İş İnsanı Zahir Kandaşoğlu, “Bizler 2 yıl süre içerisinde yeni bakanımız ile birlikte Van’ın turizm master planını hazırladık. Kapıköy vs tesisleşme durumu o master planında yer aldı. Bütçesi çıktı, ihalesi yapıldı. Allah nasip ederse yıl sonuna doğru tesisimiz de bitecektir. Önemli bir heyetle geldik, içimizde her farklı meslek örgütünden iş insanları var” dedi.

İKİNCİ ZİYARET İSE TEBRİZ BAŞKONSOLOSLUĞUNA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Van’dan giden İş insanları heyetini Türkiye Tebriz Başkonsolosu Çetin Taner ve Ticaret Ateşesi Tahir Dingil karşıladı. Görüşmede, konuşan iş İnsanı Zahir Kandaşoğlu, görüşmeden dolayı başkonsolos Çetin Taner’e teşekkür etti.

Türkiye Tebriz Başkonsolosu Çetin Taner ise, “Daha önce arkadaşlarla görüştük ilk defa bu kadar ağır toplarla bir araya gelmekten dolayı memnunuz. Van müstesna bir ilimiz potansiyeli büyük bunun da farkındayız. Potansiyelini gerçekleştirmesi gereken bazı adımlar var. Gayretleriniz takdire şayandır” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/vanli-is-insanlari-turkiye-tebriz-ve-urumiye-baskonsolosluklarini-ziyaret-etti/feed/ 0 İran’ın Ankara Büyükelçiliği Ordu Günü’nü kutladı https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/#respond Tue, 23 Apr 2024 01:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28879 İran’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından Ordu Günü’nün 45. yıl dönümü nedeniyle resepsiyon düzenlendi.

Resepsiyona, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, İran’ın Ankara Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Pilot Albay Toraj Zeinoddin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, çok sayıda üst düzey yetkili ve davetli katıldı.

Askeri Ataşe Zeinoddin, etkinlikte yaptığı konuşmada, 18 Nisan’ın “İran Ordu Günü” olarak kutlandığını söyledi.

Zeinoddin, “İran İslam Cumhuriyeti Ordusu ve Silahlı Kuvvetleri, onlarca yıl ağır yaptırımlara rağmen, sadece bölgenin değil, dünyanın en güçlü ve kendine yeten ordularından biridir.” dedi.

İran ve Türkiye’nin askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ikili iyi ilişkilere sahip olduğunu kaydeden Zeinoddin, iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin de tehditler konusunda ortak bir anlayışla, bölge istikrarını ve ortak sınırların güvenliğini sağlamada gerekli işbirliğinin bulunduğunu ifade etti.

Bu işbirliği sonucunda iki ülke arasında uzun yıllar boyunca barış, istikrar ve dostluk olduğunu belirten Zeinoddin, iki ülkenin orduları arasındaki işbirliğinin gelişmeye devam ettiğini ve daha da güçlendirme konusunda azimli ve kararlı olduklarını söyledi.

Büyükelçi Habibullahzade de konuşmasında Gazze’de son 7 aydır çok sayıda masum çocuk ve kadının İsrail ve “Batılı müttefikleri” tarafından öldürüldüğüne dikkati çekti.

Habibullahzade, “Uluslararası toplumun son 70 yıldır siyonist rejimin Filistin’deki işgalini ve sistematik çeşitli insan hakları ihlallerini görmezden gelmesi ve ayrıca çocukların öldürülmesine, hastanelerin bombalanmasına, okulların yıkılmasına, gazetecilere ve uluslararası yardım kuruluşlarına saldırılmasına ve son olarak diplomatik ve her türlü dokunulmazlığa sahip İran İslam Cumhuriyeti’nin Şam Büyükelçiliğinin konsolosluk bölümüne yapılan saldırıya gözlerini kapaması büyük bir talihsizliktir.” ifadelerini kullandı.

İran’ın, Şam Büyükelçiliği’nin konsolosluk bölümüne yapılan saldırı konusunda oldukça itidalli davrandığını ve İsrail’in uygun bir yanıt aldığını kaydeden Habibullahzade, “İran’ın bağımsız ve yerli savunma gücü İran Silahlı Kuvvetlerinin kendi kendine yetmesi, bölge milletlerinin hizmetindedir.” dedi.

İran ve Türkiye’nin iki komşu ülke olarak bölgenin istikrar ve güvenliğinin korunması ve terörle mücadelede sürekli görüştüğünü ve görüş alışverişinde bulunduğunu dile getiren Habibullahzade, bölgenin güvenliğinin sağlanmasının hem İran hem de Türkiye açısından önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye ve İran bölgenin kadim ve güçlü ülkeleri

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kadıoğlu da İran’ın Silahlı Kuvvetler Günü’nü kutlayarak Türkiye’nin komşusu İran’la ilişkilere önem atfettiğini belirtti.

Orgeneral Kadıoğlu, bölgenin iki kadim ve güçlü ülkesi Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin bölgenin istikrarı, güvenlik ve refahı bakımından da önemli olduğunu vurguladı.

Kadıoğlu, söz konusu bu ilişkilerin ortak tarih ve kültür temelinde siyasi ekonomik ve kültürel alanlarda her geçen gün daha da geliştiğini söyledi.

İki ülke arasında devam eden üst düzey ziyaretlerin, ilişkileri daha da güçlendirme yönündeki karşılıklı iradeyi yansıttığını kaydeden Kadıoğlu, bu mekanizmaların yakın iyi komşuluk ilişkilerine verilen önemin ve tarihe dayanan köklü ikili ilişkilerin tezahürü olduğunu ifade etti.

Gazze’deki gerilime atıfta bulunarak bölgenin kritik bir dönemden geçtiğini kaydeden Kadıoğlu, bölgesel gelişmeler karşısında İran ile güçlü bir diyalog sürdürdüklerine işaret etti.

Kadıoğlu, “Türkiye ile İran arasındaki yoğun temaslar Filistinli kardeşlerimize karşı devam eden mezalimin önlenmesi ve bölgemizdeki istikrarın sağlanması çabaları bakımından önemlidir.” dedi.

Ekonomik işbirliğini engelleyen tek taraflı yaptırımları ilke olarak tasvip etmediklerini kaydeden Kadıoğlu, gelecek dönemde İran ile ilişkilerin daha da ilerletilmesi için gerekli iradeye sahip olunduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/feed/ 0
İran’ın İsfahan kentindeki askeri üslere saldırı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/iranin-isfahan-kentindeki-askeri-uslere-saldiri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/iranin-isfahan-kentindeki-askeri-uslere-saldiri-duzenlendi/#respond Sat, 20 Apr 2024 08:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28432 Baran Abbasi ve Tom Spender

BBC Farsça

Patlama seslerinin duyulduğu İsfahan saraylarıyla, mozaiklerle süslü camileri ve minareleriyle meşhur. Aynı zamanda, İran’ın askeri sanayinde büyük bir merkez.

İran’ın üçüncü en büyük kentinin lakabı “Nesf-i Cihan” yani dünyanın yarısı. Ülkenin orta kesimlerinde, Zagros Dağları’nın yakınlarında yer alıyor.

Kent ve etrafındaki bölge, insansız hava aracı ve füze fabrikalarına ev sahipliği yapıyor.

İran’ın nükleer zenginleştirme programındaki önemli merkezlerden Natanz Nükleer Tesisi’ne görece yakın.

İsfahan, İran’ın nükleer tesisleriyle birlikte anılan bir yer olduğu için saldırının sembolik önemi var.

Benyamin Netanhayu bir yandan bu aşamada tam anlamıyla vurmaktan geri durmuş, bir yandan da İran’a bu bölgedeki hassas hedefleri vurma kabiliyeti olduğu mesajını vermek istemiş olabilir.

Saldırı haberlerinin ardından İranlı yetkililer hızla, İsfahan bölgesindeki nükleer tesislerin “tamamen güvende” olduğunu duyurdular. Şu an nükleer silahı olmayan İran, sivil nükleer programını nükleer silahlı bir ülkeye dönüşmek için kullanmaya çalıştığı iddialarını reddediyor.

Ancak olanlar konusunda birbiriyle çelişen haberler var. İran’ın Uzay Kurumu Sözcüsü Hüseyin Daliryan, “birkaç” insansız hava aracının “başarıyla düşürüldüğünü” söyledi ve bir füze saldırısı olduğu haberlerini reddetti.

Daha sonra, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahyan, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İsrail yanlısı medyanın” haberlerine karşın, “birkaç mini insansız hava aracının başarıyla düşürüldüğünü” savundu ve bir füze saldırısı olduğu haberlerini kabul etmedi.

İran medyasının bir kısmı da İsfahan Havaalanı ve askeri üssü yakınlarında üç patlama olduğunu duyurdu.

İran Kara Kuvvetleri Komutanı Abdülrahim Musavi bunun “şüpheli bir nesneye doğru ateş eden uçaksavar sistemi olduğunu” belirtti.

İran Hava Kuvvetleri’nin İsfahan Havaalanı yakınlarında bir üssü var ve üste İran’ın elinde yaşlanan F-14 tipi savaş uçaklar da var.

İran, ABD yapımı F-14’leri ilk olarak 1970’li yıllarda, Şah döneminde almıştı ve bu uçaklar hala faal. Hatta bu uçakların hala faal olduğu tek ülke.

İsfahan’da daha önce de İsrail’in düzenlediğinden şüphelenilen bir saldırı olmuştu. İran, Ocak 2023’te kentin orta kesimlerindeki bir cephane fabrikasına düzenlenen insansız hava aracı saldırısından İsrail’i sorumlu tuttu. Saldırının, dört pervaneli küçük insansız hava aracıyla düzenlendiği bildirilmişti.

Benzer İHA saldırıları haberleri son yıllarda İran’ın farklı yerlerinden geldi. İsrail, bu saldırıların sorumluluğunu hiç üstlenmedi.

İngiltere ve NATO Nükleer Güçleri’nin eski komutanlarından, kimyasal silah uzmanı Hamish de Bretton-Gordon, BBC’ye yaptığı açıklamada, İsfahan’ın hedef alınmasının, etrafındaki askeri üsler nedeniyle “çok önemli” olduğunu söyledi.

De Bretton-Gordon, füze saldırısının “İran’ın nükleer silah geliştirdiğine inanılan yere çok yakın olduğunu, belki de buna bir gönderme olabileceğini” belirtti.

Kimyasal silah uzmanına göre İsrail saldırısı “bir kabiliyet ve belki de niyet gösterisi” olabilir. Uzman, İran’ın geçen hafta sonu yolladığı 300’den fazla SİHA ve füzenin imha edildiğine, İsrail’in ise yolladığı “bir ya da iki füzenin” hedefe ulaştığını ve “hasara” yol açtığını belirtiyor.

De Brotton Gordon, İranlı yetkililerin, saldırıyı küçümsemeye çalıştığını ve İsrail’in İran’ın “antik” hava savunma sistemini geçmekteki başarısının kamuoyunda duyulmasını istemediklerini belirtti.

“İsrail askeri anlamda İran’ın çok üzerinde ve bunlar da bunun göstergesi. İran, İsrail ile büyük bir darbe alacağı konvansiyonel bir savaşa girmek yerine, terör örgütlerini ve vekil güçlerini kullandığı, gölgelerin altındaki bir savaşı tercih edecektir.”

İran ile giderek daha yakın bir askeri işbirliği içine giren Rusya ise Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a göre, İsrail’e İran’ın “gerilimi yükseltmek istemediği” mesajını verdi.

Lavrov “Rusya ve İran lider kadrosu, bizim temsilcilerimiz ve İsraillilerin yer aldığı telefon temasları oldu. Bu görüşmelerde, İsraillilere İran’ın gerilimi yükseltmek istemediği mesajını net bir şekilde verdik” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-isfahan-kentindeki-askeri-uslere-saldiri-duzenlendi/feed/ 0
İsrail’in İran’a yönelik saldırısı haberleri yayıldı https://www.haber60.com.tr/israilin-irana-yonelik-saldirisi-haberleri-yayildi/ https://www.haber60.com.tr/israilin-irana-yonelik-saldirisi-haberleri-yayildi/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:00:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28262 Tel Aviv yönetimi İran’ın 300 füze ve İHA ile gerçekleştirdiği “Gerçek Vaat” operasyonuna beklenen misillemeyi yaptı. Dün gece saatlerinde İsfahan’a 3 İHA ile saldırı gerçekleştiren İsrail ordusu, beklemediği bir karşılık aldı. Dronelar hava savunma sistemleri tarafından havada imha edilirken, güvenlik amacıyla İran’da tüm uçuşlar askıya alındı. İsfahan’da duyulan patlama seslerinin füze kaynaklı olmadığını da belirten İranlı yetkililer, sesin hava savunma sistemlerinin karşı hamlesinden kaynaklandığını açıkladı.

ABD: İSRAİL, İRAN’IN BAZI NOKTALARINI FÜZELERLE VURDU

İlk olarak Amerikan ABC News kanalının ABD’li bir yetkiliye dayandırarak verdiği İsrail’in İran’a yönelik saldırı haberi, daha sonra CBS News ve CNN tarafından da takipçilerine aktarıldı. Adı açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırılan haberlere göre İsrail, İran’ın içinde bazı noktaları füzelerle vurdu. Sadece İran değil aynı zamanda Suriye ve Irak’ta da bazı noktalar hedef alındı.

İRAN: FÜZE SALDIRISI OLMADI

İranlı yetkililere dayandırılan haberlerde ise İran’a füze bir saldırısı olmadığı belirtildi. İranlı yetkililer, “İsfahan’da duyulan patlama İran’ın hava savunma sisteminin aktivasyonu sonucu gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.

ABD: İSRAİL VURACAĞINI ÖNCEDEN BİLDİRDİ

Dün ABD ve İsrail arasında yapılan Refah operasyonu toplantısında İsrail’in 24 veya 48 saat içinde İran’ı vuracağını ABD’ye bildirdiği belirtildi. CNN’e konuşan ABD’li yetkili ise Biden yönetiminin İsrail’in “İran’a yönelik bu karşı saldırısına yeşil ışık yakmadığını” ve ABD’nin bölgede kapsamlı bir çatışma istemediğini vurguladı. Yetkili, İsrail’in saldırıdan önce, “İran’a yönelik sınırlı bir karşı saldırı düzenleyeceğini” perşembe günü haber verdiğini ve ABD’nin bu saldırıyı desteklemediğini kaydetti. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon, söz konusu saldırıyı henüz doğrulamadı.

İSFAHAN’DA PATLAMA SESLERİ

İran basını, İran Hava Kuvvetleri Üssüne ev sahipliği yapan İsfahan eyaletinin kuzeydoğusunda patlama seslerinin geldiğini duyurdu. Devlet televizyonunun haberinde, “Haber kaynakları, İsfahan eyaletinde nispeten şiddetli patlama sesi duyulduğunu bildiriyor. Bu sesin kaynağının ne olduğu henüz açıklanmadı.” ifadelerine yer verildi. Yarı resmi Fars Haber Ajansı da yerel kaynaklara dayandırarak, İsfahan’ın kuzeydoğusundaki Kehcavaristan şehrinde bir patlamanın duyulduğunu bildirdi.

Bu seslerin nedeninin henüz bilinmediğini belirten Fars, Kehcavaristan şehrinin, İsfahan Havalimanı’nın ve Ordu Hava Kuvvetleri’nin 8’inci Üssü’nün yakınında yer aldığını aktardı. İran devlet televizyonu tarafından, İsfahan şehrinde bulunan nükleeer tesislerin etkilenmediği veya nükleer sahaların hedef alınmadığı belirtildi. İran’ın başka kentlerine saldırı olup olmadığı henüz belli değil. İran’da tüm uçuşlar askıya alındı.

İSRAİL ORDUSU: KUZEY İSRAİL’DE SİRENLER ÇALIYOR

İsrail’in İran’a karşı başlattığı misilleme saldırısının ardından İsrail ordusundan da bir açıklama geldi. İsrail ordusu Kuzey İsrail’de sirenlerin çaldığını açıkladı.

İRAN-İSRAİL GERİLİMİ

İsrail, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general rütbesinde toplam 7 İranlı yetkili ölmüştü. İran, İsrail’in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran’ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran 13 Nisan’da İsrail’e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı. İran bazı hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı. İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin İran’ın hava saldırısına karşı “açık ve etkili” şekilde karşılık verme kararı aldığını iddia etmişti. İran ise, İsrail’in muhtemel saldırısına “süratli”, “daha güçlü” ve “daha kapsamlı” yanıt vereceklerini duyurmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israilin-irana-yonelik-saldirisi-haberleri-yayildi/feed/ 0
AB, İran’a yönelik yaptırımları genişletme kararı aldı https://www.haber60.com.tr/ab-irana-yonelik-yaptirimlari-genisletme-karari-aldi/ https://www.haber60.com.tr/ab-irana-yonelik-yaptirimlari-genisletme-karari-aldi/#respond Thu, 18 Apr 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28162 Avrupa Birliği (AB) liderleri, İsrail’e yönelik hava saldırılarının ardından İran’a uygulanan yaptırımların genişletilmesi kararı aldı.

AB Dışişleri Bakanları’nın üzerinde çalıştığı yeni yaptırımlar, özellikle İran’ın insansız hava araçları (İHA-drone) ve füze üretimine yönelik olacak.

Hamas ve Hizbullah’ın yanı sıra Yemen’deki Husilere silah sağlayan İranlı kişi ve kuruluşlar yaptırım listesine alınacak.

İran Devrim Muhafızları’nın “AB terör örgütleri listesine alınması” önerisine ise’ şimdilik sıcak bakılmıyor.

Liderler zirvesinden hangi kararlar çıktı?

Brüksel’de Çarşamba akşamı Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında bir araya gelen AB liderleri, İran’ın İsrail’e yönelik hava saldırısına ilişkin gelişmeleri de ele aldı.

AB devlet ve hükümet başkanlarının, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını “güçlü ve net bir şekilde” kınadığı bildirildi.

Zirve sonrası yapılan açıklamada, AB Konseyi’nin, “İsrail halkıyla tam dayanışmasını, İsrail’in güvenliğine ve bölgesel istikrarına olan bağlılığını yinelediği” vurgulandı.

Taraflara itidal çağrısında bulunan AB liderleri, İran’dan tüm saldırıları tamamen durdurmasını istedi.

Liderler, başta İHA ve füze üretimi olmak üzere İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik kısıtlayıcı önlemlerin genişletilmesini kararlaştırdı.

AB, ciddi insan hakları ihlalleri nedeniyle 2011 yılında İran’a karşı yaptırım uygulamaya başladı.

Brüksel yönetimi tarafından her yıl yenilenen yaptırımlar listesi, son olarak 13 Nisan 2025 tarihine kadar uzatılmıştı.

Hangi yaptırımlar üzerinde duruluyor?

İran’ın İsrail’e yönelik saldırısı nedeniyle, AB Dışişleri Bakanları’nın Salı günü gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda da yaptırımların genişletilmesi kararlaştırıldı.

AB Komisyonu Dış Politika Yüksek Temsilciliği, İran’a uygulanacak yeni kısıtlamalar konusunda çalışmaya başladı.

AB Dışişleri Bakanları, önümüzdeki Pazartesi günü yeniden bir araya gelerek, yeni yaptırımlara son şeklini verecek.

AB’nin hedefinde öncelikli olarak İran’ın insansız hava aracı ve füze üretimi var.

AB Konseyi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından zaten 2022 ve 20223’te İranlı İHA üreticilerini yaptırım listesine almıştı.

AB yönetimi, geçen yıl 20 Temmuz’da İran’ın, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırılarına verdiği askeri destek nedeniyle, yaptırımlar için özel bir çerçeve oluşturulmasını kararlaştırdı.

Bu kapsamda, insansız hava araçlarının yapımında ve üretiminde kullanılan malzemelerin AB ülkelerinden İran’a ihracatı yasaklandı.

İnsansız hava aracı programında yer alan İran vatandaşlarının AB ülkelerindeki varlıklarının dondurulması ve Avrupa’ya seyahat yasağı uygulanması da benimsendi.

AB Dışişleri Bakanlarının, Pazartesi günü yapılacak toplantıda, yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluş sayısını daha da genişletmesi bekleniyor.

Yeni listenin, Yemen’deki Husilere veya Hizbullah ve Hamas gibi İsrail’le savaşan örgütlere silah sağlayan İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar içereceği belirtiliyor.

Hollanda başta olmak üzere, bazı AB üyesi ülkeler, İran Devrim Muhafızları’nın, terör örgütleri listesine alınmasını istiyor.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, son zirvede bu öneriyi tekrar gündeme getirdi.

AB yönetimi bu konuda yeni bir hukuki tavsiye istese de, Rutte’ye göre, birlik içerisinde bu konuda yeterli destek yok.

AB İran yönetimini neyle suçluyor?

AB Komisyonu Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran’la yapılan nükleer anlaşmayı olumsuz etkileyeceği ve bu ülkeyi AB’den daha fazla uzaklaştıracağı gerekçesiyle, yaptırımların genişletilmesine olumlu bakmıyordu.

Ancak 22 yaşındaki İranlı kadın Mahsa Amini’nin 16 Eylül 2022’de polis tarafından öldürülmesi sonrasında AB-İran ilişkileri yeniden gerildi.

AB yönetimi, Ekim 2022’den bu yana, İran’da insan haklarının daha da kötüleştiği gerekçesiyle 10 yaptırım paketi hazırladı.

AB, Tahran yönetimine yönelik şu suçlamalarda bulunuyor:

AB yönetimi İranlı yetkililerden kamusal ve özel hayatta kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü sistemik ayrımcılığı ortadan kaldırmalarını, kadınlara yönelik her türlü cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önlemelerini de istiyor.

AB yönetimi daha önce İran’a hangi kısıtlamaları getirdi?

Avrupa Birliği tarafından, 2011 yılından bu yana 227 İran vatandaşı ile 42 kuruma yaptırım uygulandı.

Yaptırım uygulanan kişiler arasında İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanı Issa Zarepour ile milletvekilleri, emniyet, yargı ve ordu mensupları ve Siber Uzay Yüksek Konseyi üyeleri yer alıyor.

AB’nin kısıtlama getirdiği İran resmi kurumları arasında ise Kültür ve İslami Rehberlik Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Ahlak Polisi, İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC), Emniyet Güçleri (LEF), Kültür Devrimi Yüksek Konseyi, Siber Uzay Yüksek Konseyi ve resmi medya kuruluşları yer alıyor.

İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar da şu kısıtlamaları içeriyor:

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi de 2006 yılından bu yana İran’ın nükleer silahların yayılması amacıyla uranyum zenginleştirmeyi durdurması için bir dizi yaptırım kararı almıştı.

Bu kapsamda AB yönetimi de, İran’a silah ve hammadde satışının yasaklanması ile petrol ithalatının durdurulması da dahil birçok konuda yaptırım uygulamaya başlamıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-irana-yonelik-yaptirimlari-genisletme-karari-aldi/feed/ 0
İran-İsrail Gerilimi: Bölgedeki Durum ve Olası Etkiler https://www.haber60.com.tr/iran-israil-gerilimi-bolgedeki-durum-ve-olasi-etkiler/ https://www.haber60.com.tr/iran-israil-gerilimi-bolgedeki-durum-ve-olasi-etkiler/#respond Wed, 17 Apr 2024 06:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27788 İran’ın İsrail’in Şam’daki konsolosluk binasına saldırısına yanıt vermesinin ardından bölgedeki gerilim art arda yapılan açıklamalarla sürüyor. Bölgede yaşananlarla ilgili açıklama yapan Siyaset Bilimci Dr. Atahan Birol Kartal, “İran’ın İsrail’e daha önce asimetrik unsurlarla yaptığı ‘başarılı görünmeyen’ bu saldırı aslına bakıldığında İsrail’in yanı sıra bölgede bulunan diğer ülkelere karşı da bir uyarı niteliğinde. Ayrıca çatışmaların uzaması veya muhtemel bir İsrail karşı saldırısı bölgenin istikrarsız hale gelmesine ve özellikle İran’dan Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelere bir göç dalgası oluşmasına sebep olacaktır” ifadelerini kullandı.

Orta Doğu’da İran-İsrail gerilimi sonrası tansiyon yükseldi. Gerilimin bölgesel çatışmaya dönme endişesi sürerken, İsrail’in nasıl bir karşılık vereceği merakla bekleniyor. Siyaset Bilimci Dr. Atahan Birol Kartal, bölgede yaşananlarla ilgili yaptığı açıklamada önemli değerlendirmelerde bulundu. İran’ın başarılı görülmeyen saldırılarının, bölgede bulunan diğer ülkelere karşı da bir uyarı olduğunu belirten Kartal, çatışmaların uzamasının bölgeyi istikrarsızlaştırarak, özellikle İran’dan Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelere göç dalgası oluşmasına sebep olacağını belirtti.

“Dronlar ve balistik füzelerin %99’unun önlendiği açıklandı”

Kartal, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“13 Nisan’ı 14 Nisan 2024’e bağlayan gece ülkeler İran’ın İsrail’e saldırdığı haberiyle acaba Ortadoğu’da yeni bir savaş mı başlıyor ya da İsrail’in Filistin’de başlattığı saldırıların yeni bir boyuta mı evriliyor diye düşünmeye başladı. İsrail tarafından İran’ın saldırıda kullandığı dronlar ve balistik füzelerin yüzde 99’unun önlendiği açıklandı. Ancak bu saldırılarda ABD’nin, İngiltere’nin hatta Fransa’nın bile İsrail’e doğru gelen bu dron ve füzelerin daha İsrail’e ulaşmadan havada imha edilmesinde yardımcı olduğu bu ülkelerin açıklamalarından ortaya çıktı. İran’ın bu etkisiz saldırısı yetkili makamlarınca yeterli görüldü ve meşru müdafaa hakkı olarak açıklandı.

“İran’a yeni yaptırımlar işaret edildi”

İsrail’in çağrısı üzerine acil toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaşananları değerlendiren Kartal, “Birleşmiş Milletler daimi üyesi 5 ülke arasında farklı açıklamalar dikkati çekiyor. ABD, İngiltere ve Fransa İran’ı kınayıp İsrail’e destek verirken, İran’a yeni yaptırımları da işaret etti. Ancak Rusya ve Çin, İran’ın konsolosluk binasına yapılan saldırının uluslararası hukukun ihlali ve bir savaş nedeni (casus belli) olduğunu belirtti. Toplantıya çağrılan İran temsilcisi ise meşru müdafaa hakkının açıkça ifade edildiği BM anlaşmasının 51. maddesi gereğince hiçbir kimsenin zarar görmediği bir saldırı düzenlendiğini açıkladı. Toplantıda bulunan İsrail temsilcisi tüm sorumluluğu İran’a yüklerken Çin ise toplantıda petrol fiyatlarındaki muhtemel artışa dikkat çekti fakat şu ana kadar korkulan henüz olmadı” şeklinde konuştu.

“Petrol bağımlısı ülkelerde daha fazla bir etki oluşturacaktır”

İran’ın daha önce asimetrik unsurlarla yaptığı başarılı görünmeyen saldırıların, İsrail’in yanı sıra bölgede bulunan diğer ülkelere karşı da bir uyarı niteliği taşıdığını belirten İstanbul Beykent Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Atahan Birol Kartal, “Ayrıca çatışmaların uzaması veya uhtemel bir İsrail karşı saldırısı bölgenin istikrarsız hale gelmesine sebep olacak Almanya, Çin ve Türkiye gibi petrol bağımlısı ülkelerde daha fazla bir etki oluşturacaktır. Çatışmanın uzaması ve yayılması özellikle İran’dan Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelere bir göç dalgası oluşmasına sebep olacaktır” dedi.

Kartal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İran’ın 2 bin kilometreye kadar ulaşabilen füzeleri ve insansız hava araçlarının çatışmanın devamı halinde İsrail’in kendi topraklarında zayiat verdirebileceği ayrıca bunun yanı sıra alt yapısının önemli ölçüde zarar verdirebileceği açıktır. Aynı zamanda İsrail’e komşu ülkelerden asimetrik unsurlar ile İsrail’in vurulabileceği ve sabotajlar düzenlenebileceği de değerlendirilmektedir. İsrail hava savunma sistemlerinin iyi çalıştığı bu saldırılarda gözlemlenmiştir ancak tüm roket ve dronların da imha edilemediği ve savaşın uzamasıyla “demir kubbe” de daha fazla açıklar bulunulabileceği beklenmektedir.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-israil-gerilimi-bolgedeki-durum-ve-olasi-etkiler/feed/ 0
İran’ın saldırısı, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya ‘can simidi uzattı’ https://www.haber60.com.tr/iranin-saldirisi-israil-basbakani-netanyahuya-can-simidi-uzatti/ https://www.haber60.com.tr/iranin-saldirisi-israil-basbakani-netanyahuya-can-simidi-uzatti/#respond Wed, 17 Apr 2024 02:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27786 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kısa süre önce dev bir baskı altındaydı.

Gazze’de yiyecek dağıtan World Central Kitchen adlı yardım kuruluşunun çalışanları 1 Nisan’da İsrail Ordusu tarafından ve ABD Başkanı Joe Biden’ın, bu zor müttefike karşı sabrı sonunda taşmış gibi görünüyordu.

İsrail aynı gün, Suriye’nin başkenti Şam’daki İran diplomatik temsilciğine saldırdı, üst düzey bir generali ve en az altı subayı öldürdü. Saldırıyla, büyükelçiliklerin hedef alınmasını yasaklayan uluslararası anlaşmaları ihlal etti.

İsrail pek inandırıcı bir şekilde olmasa da, İran’ın diplomatik temsilciliğini bir askeri ileri komuta merkezine dönüştürerek, bu korumadan vazgeçtiğini iddia etti. İran misilleme taahhüdünde bulundu, ancak daha önce üst düzey komutanlarına karşı saldırılar somut hamlelerden çok, kızgın açıklamalarla karşılanmıştı.

İran dışındaysa, Şam’daki saldırı, ABD merkezli yardım kuruluşu World Central Kitchen’ın çalışanlarının öldürülmesine yönelik öfkeyle gölgelenmişti.

Beyaz Saray, Başkan Biden’ın öfkeli açıklamalarını kamuoyuna yansıttı. Başkan “öfkeli ve kalbi kırıktı”. Münferit bir olay da değildi. İsrail yardım çalışanlarını ve Filistinli sivilleri korumak adına yeterli çaba göstermiyordu.

Biden, Netanyahu ile yaptığı öfkeli telefon görüşmesinde büyük ödünler talep etti. Gazze insani yardım seline boğulmalıydı. İsrail daha fazla geçiş noktası açmalı, aynı zamanda Gazze’nin kuzeyinde açlıktan ölen çocuklara bir saatten az sürüş mesafesindeki Aşdod konteyner limanı devreye girmeliydi.

Başbakan Netanyahu, işlerin değişeceğini söyledi. Buna karşın, İsrail oyalıyordu.

Netanyahu, sadece Beyaz Saray’ın değil, koalisyon hükümetini ayakta tutan aşırı milliyetçilerin de baskısı altındaydı. Gazze’ye yardımın artırılmasına karşı çıkmakla kalmıyor, savaşın Gazze’ye yeniden Yahudi yerleşimi için altın bir fırsat sunduğuna inanıyorlardı. Yahudi yerleşimleri, 2005’te İsrail’in bölgeden tek taraflı çekilmesinden sonra İsrail tarafından yıkılmıştı.

Geçen haftanın sonlarına doğru ABD baskıyı artırmaya başladı. Perşembe günü ABD’nin en üst düzey insani yardım yetkilisi Samantha Power, Gazze’nin bazı kesimlerinde şimdiden açlık yaşandığı haberlerinin “gerçek” olduğunu söyledi.

İsrail’in dostları ve aynı zamanda düşmanları da, altı aylık kuşatmanın Gazze’de dünyanın en acil gıda krizine neden olduğunu açıkça görüyordu. ABD’nin, İsrail’e verdiği silahların kullanımına koşullar getirdiği spekülasyonları da vardı.

Cumartesi sabahı, İsrail’e yönelik İran saldırısından saatler önce New York Times gazetesi, özellikle Kongre’deki önde gelen Demokrat Partililer arasında derinleşen öfkeyi haber yapıyordu. İsrail’e silah sevkiyatına ara verilmesi çağrıları yapılıyor ve öfke Netanyahu’ya yönlendiriliyordu.

Gazetenin “İsrail’e askeri yardım koşulsuz olamaz” başlıklı yazısında, Netanyahu ve hükümetindeki sertlik yanlıları Amerika’yla “güven bağının” zedelendiği söyleniyordu. Yazıda ABD’nin İsrail’e taahhütleri ve kendisini savunma hakkının, başkanın “Netanyahu’nun iki tarafı da birden idare eden oyunlarına devam etmeye izin vermesi anlamına gelmediği” söyleniyordu.

İran’ın İsrail’e yönelik şimdiye kadarki ilk doğrudan saldırısı, başbakana bir can simidi uzattı.

Askeri işbirliğinin kayda değer bir örneği olarak, ABD ve diğer Batılı müttefikleri, İsrail’in İran’ın gönderdiği 300’den fazla SİHA ve füzeyi düşürmesine yardımcı oldu.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarını Ürdün Kralı Abdullah’tan daha sert eleştiren bir Arap lideri yoktu. Ancak Ürdün Hava Kuvvetleri de operasyona katılıp, İsrail’e doğru giden füze ve SİHA’ları vurdu.

İsrail’e askeri yardıma koşullar getirilmesi çağrılarının yerini, dayanışma açıklamaları aldı.

Başbakan Netanyahu’ya yeni siyasi fırsatlar verildi. Gazze en azından birkaç günlüğüne manşetlerden düşmüştü.

Ancak Netanyahu’ya baskı değişti, tam anlamıyla ortadan kalkmadı. İsrail’in atacağı bir sonraki adım baskıyı iki katına çıkartabilir.

Başkan Biden, ne olması gerektiğini düşündüğü konusunda çok net. İsrail bu aşamada zafer ilan etmeli “galibiyeti kabul edip”, karşılık vermemeli. Biden ayrıca ABD’nin İsrail’e desteğinin “sarsılmaz” olduğunu da tekrar dile getirdi.

Bu tavır, Hamas’ın 7 Ekim saldırısından sonra uygulanan politikayla uyumlu.

Başkan ve yönetimi, bir yandan Orta Doğu’da daha büyük, topyekûn bir savaşı durdurmak için sıkı çalışırken, diğer yandan İsrail’e Gazze’de yıkıcı ve ölümcül bir şekilde kullanılan büyük silah tedarikini sürdürdü.

Ekim’den bu yana İsrail silahları ve yanında gelen diplomatik desteği kabul ederken, Biden’ın savaş hukukuna uyulması ve sivillerin korunması konusundaki umutsuz ve öfkeli çağrılarını görmezden geldi.

İran’a karşı müttefiklerinden gelen daha önce görülmemiş askeri işbirliğinden daha birkaç gün geçmiş olmasına karşın, İsrail Biden’ın misillemede bulunmama tavsiyesini değil, Cumartesi gecesi yardımcı olan diğer ülkelerin benzer duygularını da dikkate almamakla kararlı.

Biden gibi, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savaş uçaklarını konuşlandırdı, her ikisi de İran’ı kınadı ve yine her ikisi de İsrail’e karşılık vermeme çağrısı yaptı.

Bu çağrılar, İsrail’de uzun süredir hakim inançlara ve iç güdülere aykırıydı. İsrail’de ülkenin yaşayabilmesi için, saldırılara ezici bir güçle yanıt verilmesi gerektiği uzun süredir hakim bir kanı.

Bir diğeri de, iktidarda geçirdiği yıllarda birçok kez tekrarladığı gibi Benyamin Netanyahu’nun İran’ın Yahudi devletini yok etmeye kararlı, en tehlikeli düşman olduğu inancı.

1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana yıllar süren düşmanlıktan sonra, İran ilk kez İsrail’e doğrudan bir saldırı düzenledi. Uzun süredir gizli yürüyen savaş, gölgelerin ardından çıktı.

İsrail, sorunun karşılık verip vermeyeceği değil, ne zaman ve nasıl vereceği olduğunu söylüyor. Savaş kabinesi, topyekun savaşı tetiklemeden bunu nasıl yapabileceğini tartışıyor. Sonuç itibariyle, herhangi bir karşı saldırı, İran’ın topyekun savaş istemediği ve buna uygun bir yanıt vereceği kumarını oynamak olacak. Bu tehlikeli bir varsayım. Her iki taraf da daha şimdiden karşısındakinin niyetlerini yanlış hesapladı.

Binyamin Netanyahu ve hükümeti, bir kez daha düşmanlarına karşı İsrail’e yardımcı olmak için elinden geleni yapan müttefiklerinin dileklerini görmezden gelmeye kararlı. Aşırı milliyetçi müttefikleri İran’a karşı yıkıcı bir saldırı izliyor. Birisi İsrail’in “çıldırması gerektiğini” söyledi.

Aynı zamanda, Gazze’deki insani facia sürüyor. Uluslararası toplumun dikkati buradan uzaklaşsa da, geri dönecek. İsrail Ordusu hala Gazze’de saldırılarını sürdürüp, sivilleri öldürüyor. Batı Şeria’daki Filistinliler ve Yahudi yerleşimciler arasındaki ölümcül şiddet yine tırmandı. İsrail’in Hizbullah ile sınır savaşı da hızla büyüyebilir.

İran, İsrail saldırırsa daha güçlü bir misillemede bulunacağını söyledi. İran Genelkurmay Bakanı Hüseyin Bagheri, İsrail’e saldırılarının “kısıtlı” olduğunu söyledi ve misillemede bulunulursa, “çok daha büyük bir tepki” verileceğini belirtti.

Amerikalılar, İsrail İran’a saldırırsa buna yardımcı olmayacaklarını söylediler. Ancak, İran, İsrail’in olası misillemesine bir başka saldırıyla yanıt verirse, Joe Biden’ın İsrail’in güvenliğine “sarsılmaz” bağlılık tanımının, ABD’yi kenarda tutacağına inanmak zor.

Orta Doğu’da daha yaygın bir savaş ve daha derin bir küresel krize doğru kayış devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-saldirisi-israil-basbakani-netanyahuya-can-simidi-uzatti/feed/ 0
Ürdün, İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarına karşı ABD, İngiltere ve Fransa ile güçlerini birleştirme kararı aldı https://www.haber60.com.tr/urdun-iranin-israile-yonelik-saldirilarina-karsi-abd-ingiltere-ve-fransa-ile-guclerini-birlestirme-karari-aldi/ https://www.haber60.com.tr/urdun-iranin-israile-yonelik-saldirilarina-karsi-abd-ingiltere-ve-fransa-ile-guclerini-birlestirme-karari-aldi/#respond Wed, 17 Apr 2024 01:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27782 Ürdün’ün, 13 Nisan gecesi İran tarafından İsrail’e fırlatılan insansız hava araçları ve füzeleri engellemek için ABD, İngiltere ve Fransa ile güçlerini birleştirme kararı alması ülke içinde ve bölgede tepkiyle karşılandı.

Tahran’ın tehditkar yorumları üzerine Amman Pazar günü İran Büyükelçisi’ni çağırdı.

Fars haber ajansı, İran silahlı kuvvetlerinin “Siyonist rejime karşı cezalandırıcı saldırı sırasında Ürdün’ün hareketlerini dikkatle izledikleri” ve Ürdün’ün müdahale etmesi halinde “bir sonraki hedef” olacağı uyarısı yapıldığını bildirdi.

İsrail ile sınırı olan Ürdün, en fazla sayıda Filistinliyi barındıran ülke ve tarihsel olarak bölgedeki en büyük destekçileri olarak görülüyor. Gazze’deki savaşa karşı eleştirel bir tutum sergileyen ülkenin lideri Kral Abdullah bölgeye hava yoluyla yardım ulaştırılması çabalarını açıkça destekledi.

Bu tutum Ürdün kamuoyunda da yankı bulmuş, çoğu Filistinli mülteci olan binlerce kişi Amman’daki ABD Büyükelçiliği önünde son iki haftadır Washington’un İsrail’e desteğini protesto etmek için gösteri yapmıştı.

14 Nisan günü erken saatlerde Amman hükümeti, krallığın güvenliği için ülkenin hava sahasına giren nesnelerin “icabına bakıldığını” belirten bir dizi açıklama yayımlayarak pozisyonunu netleştirmeye çalışırken, sosyal medyada krallığın rolüyle alay eden ve tepki gösteren yorumlar paylaşıldı.

Beyrut’ta yaşayan tanınmış İranlı siyasi yorumcu Sharmine Narwani sosyal medya platformu X’te Kral 2. Abdullah’ın İsrail ordusu üniforması giydiği bir fotoğrafı paylaştı ve altına şu notu düştü:

“Abdul Bin-Hüseyin, İbranilerin kralı”

İsrailli yorumcu Mairav Zonszein ise X’te şu paylaşımı yaptı:

“İsrail’de bu sabahın en önemli manşeti Ürdün Hava Kuvvetleri’nin İsrail’e giden insansız hava araçlarını hava sahasında durdurması, özellikle de Ürdün’den gelen saldırıları hatırlayan İsrailliler için dikkat çekici.”

Yorumcu, diplomatik anlaşmaların “istikrar için hayati önem taşıdığını” belirterek 1994’te imzalanan ve iki ülke arasında son yıllarda gerginleşen ilişkilere rağmen hala geçerli olan Ürdün-İsrail barış anlaşmasına atıfta bulundu.

Filistinli bir yorumcu ise İran’ın saldırısı ardından “İran’ın insansız hava araçlarını engellemeye çalışan Arap ülkesini hatırlayın” diye yazdı.

Bir başka haber yorumcusu ise şu paylaşımda bulundu:

“Ürdün Kralı İran’a ait bir avuç insansız hava aracının düşürülmesine yardım etti. Bu adam sözde bir Arap lideri ve karısı da Filistinli. Bundan daha büyük bir skandal olamaz. Bunlar, İsrail’i korumak ve askeri üslere ev sahipliği yapmak için Batı tarafından yerleştirilen ‘kraliyet’ aileleri.”

İsrail karşıtı protestolara atıfta bulunan paylaşımlar

Filistin asıllı Amerikalı bir yorumcu Kral Abdullah’ın bir resmini paylaşıp altına ” Google, bana bir Arap haininin resmini göster” diye yazarken, bir başkası buna “Hava sahanızdan geçen silahlı insansız hava araçlarını engellemek sizi hain yapmaz. Sizi hava sahasını koruyabilen bir ulus yapar” diye cevap verdi.

Filistinli-Amerikalı film yapımcısı Alexandra Miray, İsrail’in yardımına koştuğu için Kral 2. Abdullah’ı öven ve onu “gerçek bir dost” olarak niteleyen İsraillilerin bir dizi “Teşekkür” mesajına yanıt olarak “Bunun sonu iyi olmayacak” dedi.

Miray devamında “Keşke Amerikalılar [Başkan] Biden’ın bölgede nasıl bir karmaşa yarattığını anlayabilseler. Tarihe en kötü kışkırtıcı olarak geçecek” ifadesini kullandı.

Film yapımcısı son haftalarda Amman’da İsrail Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen İsrail karşıtı büyük protestolara atıfta bulunarak, göstericilerin krallığın İsrail ile tüm bağlarını koparması yönündeki çağrılarını, Faslıların son aylardaki büyük gösterilerde yaptıkları benzer çağrılarla paralellik kurdu.

Fas, 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile birlikte İsrail ile ilişkilerini normalleştirdi ve krallık Ekim ayından bu yana birçok İsrail karşıtı gösteriye tanık oldu.

Hükümet mesajları

Sosyal medya kullanıcıları 13 Nisan günü geç saatlerde İran’ın İHA ve füze fırlattığı haberlerine tepki gösterirken Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ertesi sabah yaptığı açıklamada ülkesinin güvenlik ve egemenliğini korumak için gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini söyledi.

Yetkililer, İHA’ları düşürmek için İsrail ordusuna Ürdün hava sahasını kullanma izni verildiğine dair haberleri kabul etmedi.

İran’ın bölgesel rakibi olan komşu Suudi Arabistan’da ise medya, yaşanan olaylarla ilgili farklı bir tablo çizdi ve yerel kanallar İran’ın saldırılarına Al Arabiya gibi bölgesel ve uluslararası kamuoyuna da seslenen kanallardan daha az yer verdi.

Al Arabiya hem İsrail hem de İran’ın açıklamalarını aktararak ve Arapça konuşan İsrail ordu sözcüsü Avichay Adraee’yi konuk ederek gelişmelere geniş yer verdi.

İran, Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’den atılan İHA ve füzeleri İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Ürdün’ün düşürmesiyle askeri tırmanışa on ülke dahil oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/urdun-iranin-israile-yonelik-saldirilarina-karsi-abd-ingiltere-ve-fransa-ile-guclerini-birlestirme-karari-aldi/feed/ 0
İran ve İsrail’in askeri güçleri ve savunma kapasiteleri ne durumda? https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/#respond Tue, 16 Apr 2024 22:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27704 İran Cumartesi gecesi ilk kez doğrudan kendi topraklarından İsrail’e yönelik saldırılar gerçekleştirdi.

Şimdi ise tüm gözler İsrail’de. İsrail savaş kabinesi, İran’ın insansız hava aracı ve füze saldırılarına verilecek cevabı tartışmak için görüşüyor.

Peki İran ve İsrail’in askeri güçleri ve savunma kapasiteleri ne durumda? Ülkelerin nükleer silahları var mı?

İran’ın eksiği modern hava savunması ve savaş uçakları

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari’ye göre İran, Cumartesi gecesi başlayan saldırısında 170 insansız hava aracı, hiçbiri İsrail topraklarına girmeyen 30 seyir füzesi ile bir kısmı İsrail’e ulaşan en az 110 balistik füze kullandı.

İran, İsrail’den çok daha büyük bir coğrafyaya ve nüfusa sahip.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülke, İsrail’in neredeyse 10 katı büyüklüğünde.

Ama bu İran’ın daha büyük bir askeri güç olduğu anlamına gelmiyor.

İran yıllar içinde füze ve insansız hava araçlarına büyük yatırımlar yaptı.

Kendisine ait geniş bir cephaneliğe sahip olmakla birlikte, Yemen’deki Husiler ve Lübnan’daki Hizbullah gibi uzantılarına da önemli miktarda silah tedariği sağlıyor.

İran’ın eksiği daha ziyade modern hava savunma sistemleri ve savaş uçakları.

Rusya’nın, Tahran’ın Ukrayna savaşında Moskova’ya verdiği askeri desteğe karşılık olarak bunları geliştirmek için İran ile işbirliği yaptığına inanılıyor.

İran’ın gönderdiği Şahed adlı insansız hava araçlarını Rusya’nın üretmeye çalıştığı da bildiriliyor.

İsrail’in envanterinde hangi savaş uçakları var?

İsrail ise dünyanın en gelişmiş hava kuvvetlerinden birine sahip.

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (IISS) hazırladığı, küresel askeri kapasiteleri değerlendiren ve savunma bütçelerini içeren rapora göre İsrail F-15, F-16 ve en yeni F-35 uçakları da dahil olmak üzere en az 14 savaş uçağı filosuna sahip.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) küresel silah transferlerine ilişkin yayınladığı son araştırmasına göre 2019-2023 yılları arasında İsrail’in silah ithalatının yüzde 69’u ABD, yüzde 30’u ise Almanya tarafından gerçekleştirildi.

Gelişmiş hava savunma sistemi

İsrail bunun yanı sıra dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemlerinden birine sahip.

10 yıldan uzun süredir kullanılan Demir Kubbe, İsrailli savunma şirketi Rafael ile İsrail devletine ait Hava ve Uzay Sanayileri kurumu tarafından ortak geliştirildi.

İsrail basınında yer alan haberlerde, üretiminin ilk etapta tamamen ülkenin kendi kaynaklarından karşılanması planlanıyordu.

Ancak seri üretime geçilmesinin ardından ABD’den alınan finansal destek karşılığında sistem bileşenlerinin yarısı ABD’de üretilmeye başlandı.

Demir Kubbe, roket, füze ve havan toplu gibi kısa menzilli saldırılara karşı kullanılıyor.

İran ve İsrail’in nükleer silahları var mı?

İsrail’in kendi nükleer silahları olduğu düşünülüyor ancak bu konudaki resmi açıklamalarında muğlak yanıtlar vermeyi sürdürüyor.

İran’ın nükleer silahı olmadığına inanılıyor ve Tahran yönetimi sivil nükleer programını nükleer silah geliştirmek için kullanmaya çalıştığı yönündeki iddiaları reddediyor.

Geçen yıl Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran’ın yer altındaki Fordo adlı nükleer tesisinde yüzde 83,7 saflığa kadar zenginleştirilmiş uranyum parçacıkları tespit etmişti.

Zenginleştirilmiş uranyum, nükleer yakıtın yanı sıra nükleer silah yapımında da kullanılabiliyor.

Nükleer silah için uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerekiyor.

İran, yanıt olarak zenginleştirme seviyelerinde “istenmeyen dalgalanmalar” meydana gelmiş olabileceğini söyledi.

Tahran yönetimi, 2015 yılında ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya ile imzaladığı bir nükleer anlaşma kapsamında sadece düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum üretmeyi kabul etmişti.

Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yaptırımları sürdürme kararı almasından bu yana anlaşma çökmeye yakın.

Tahran yönetimi anlaşmayı ihlal ederek iki yılı aşkın süredir uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştiriyor.

İsrail, İran’a askeri yaptırım uygulanmasını talep ediyor

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz sosyal medyadan yaptığı paylaşımda 32 ülkeye yazıp İran’ın füze programına yaptırım uygulanması yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi.

Füze ve insansız hava araçlarıyla yapılan saldırıya yönelik askeri yanıtın yanı sıra “İran’a karşı diplomatik bir saldırı yürüttüğünü” söyleyen Katz ayrıca “İran’ı frenlemenin ve zayıflatmanın bir yolu olarak” İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) “terör örgütü ilan edilmesi” çağrısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/feed/ 0
İran’ın İsrail’e yönelik saldırısı analistler tarafından değerlendirildi https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-yonelik-saldirisi-analistler-tarafindan-degerlendirildi/ https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-yonelik-saldirisi-analistler-tarafindan-degerlendirildi/#respond Tue, 16 Apr 2024 03:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27613 Bazı analistler, İran’ın İsrail topraklarına yönelik ilk saldırısını, “İran lehine bir beraberlik” olarak tanımlıyor.

İsrail ordusuna göre, Tahran yönetimi Cumartesi gecesi İsrail’e doğru 300’den fazla insansız hava aracı ve füze fırlattı.

İran ordusu saldırının ” Şam’daki İran konsolosluğuna yapılan saldırıya yanıt olarak gerçekleştirildiğini ve tüm amaçlara ulaşıldığını” duyurdu.

İsrail, 1 Nisan’da Suriye’nin başkenti Şam’daki İran konsolosluğuna hava saldırısı düzenlemişti. Bu saldırıda yedi İran Devrim Muhafızı mensubu ve altı Suriye vatandaşı ölmüştü. İran ise İsrail’i sert bir yanıt vermekle tehdit etmişti.

İsrail, konsolosluk saldırısının doğrudan kendileri tarafından gerçekleştirildiğini açıklamadı ancak saldırının arkasında kendilerinin olduğuna inanılıyor.

Kazançlar ve kayıplar

İran, İsrail’e yönelik saldırıyı bir başarı olarak nitelendirdi.

Ancak İranlı araştırmacı ve Londra merkezli Arap-İran Araştırmaları Merkezi Direktörü Ali Nouri Zadeh’e göre saldırı İran’a hiçbir puan kazandırmadı. Zadeh’e göre bu saldırı İran rejiminin zayıflığını ortaya çıkardı çünkü İsrail içinde hiçbir hedef vurulmadı.

Bu durum İran’da bazıları arasında alay konusu oldu.

Zadeh, “psikolojik savaş” olarak adlandırdığı saldırılara devam etmesi halinde İran’ın çok daha fazlasını elde edebileceği görüşünde.

Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Merkezi’nde Orta Doğu Çalışmaları araştırmacısı Dr. Eric Rundtski ise İsrail’in yüksek alarm durumu ilan ederek kaybettiğini söylüyor. Bunun İsrailliler arasında endişeye yol açtığını ve pek çok kişinin bu tür saldırıların tekrarlanmasından korktuğunu kaydediyor.

Zadeh ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun artık kendini daha güçlü hissettiğini dile getiriyor. Saldırı, Cumartesi gününden önceki ağır eleştirilerin ardından ABD ve diğer Batılı ülkelerle güçlü ilişkilerin yeniden kurulmasına yardımcı oldu.

Rundtski, İsrail’in saldırıdan bazı kazanımları olabileceğini ancak başka açılardan da kaybettiğini ifade ediyor.

Ona göre saldırı İsrail’in Orta Doğu’daki güç dinamiklerini tanımakta başarısız olduğunu ve İran’ın kendi sınırları içinden gerçekleştirdiği saldırıyı engelleyemediğini gösterdi.

İsrail’in diğer ülkelerin desteğini yeniden alması

İsrailli araştırmacı Eric Rundtski, İran’ın saldırısının İsrail için kazanımları da olduğuna inanıyor. Bunun siyasi açıdan bir dönüm noktası olabileceğini, çünkü İsrail’in aylardır ilk kez Batı’nın desteğini aldığını söylüyor.

Rundtski’ye göre İsrail, ilişkilerinde daha önce görülmemiş bir gerilimin ardından başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin desteğini yeniden alabilir.

Buna karşılık İranlı araştırmacı Ali Nouri Zadeh, Tahran’ın hem içeride hem de dışarıda siyasi olarak kaybettiğini düşünüyor. Zadeh, İran’ın komşu ülkelerin desteğini kaybettiğini ve hiçbir ülkeden destek görmediğini söylerken, söz konusu saldırıların İran’ı ABD ile doğrudan bir savaşa sürükleme girişimleri olabileceğine dikkat çekiyor.

İki araştırmacı da her iki ülke üzerindeki iç baskıları da gözardı etmiyor.

Rundtski İsrail içinde büyük bir endişe olduğunu işaret ediyor. Savaşla eş zamanlı olarak iç siyasi meseleler nedeniyle artan öfkenin, Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılması konusunda ilerleme kaydedilmemesiyle daha da şiddetlendiğini söylüyor.

Zadeh’e göre İran’ın dini lideri Ali Hamaney sadece sokaklardan değil, rejiminin önde gelen isimlerinden de yoğun baskı görüyor.

” Kudüs Tugayları liderlerinin İsrail tarafından öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları’ndan baskı var, çünkü Muhafızlar intikam istiyor.”

‘Ateşle verilen mesaj’

Beyrut’taki Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin direktörü, askeri ve strateji uzmanı Lübnanlı emekli general Hişam Cabir, BBC Arapça‘ya yaptığı değerlendirmede “saldırının sürpriz olmadığını” söyledi.

Bunun nedeninin ise 1 Nisan’dan itibaren hava saldırısına kadar geçen iki haftalık süreçte, tam da İsrail “panik halindeyken”, verilen “psikolojik savaş” olduğunu söylüyor.

Bu durumun, birçok tesisin devre dışı kalması ve birçok İsrail vatandaşının evlerini terk etmesi nedeniyle psikolojik ve maddi hasara yol açtığını belirtiyor.

Cabir, İran’ın “operasyonunu”, İsrail’in derinliklerine ulaşma ve İsrail hava savunmasının hazır olup olmadığını test etme kabiliyetini göstermek için “ateşle verilen bir mesaj” olarak tanımlıyor.

Ayrıca Cabir, bu saldırının İran’ın son yıllarda “stratejik sabır politikası” olarak adlandırdığı politikasıyla kaybettiği prestijini yeniden kazanmasına ve aynı zamanda askeri ve stratejik açıdan fayda sağlamasına olanak tanıdığına inanıyor.

Lübnanlı askeri uzman, İran’ın bu kadar çok sayıda insansız hava aracını İsrail hava savunmasını şaşırtmak için fırlattığına inanıyor. İsrail’in Demir Kubbe’sinin tek başına tüm füzeleri engelleyemediğini ve Orta Doğu’daki üslerde konuşlu ABD ve İngiliz güçlerinden yardım alması gerektiğini belirtiyor.

“İsrail askeri bir karşılık vermeyi seçerse,” diye sözlerine başlayan Cabir, “Füzeleriyle İran anakarasına ulaşabilir, ancak İran’ın beklenen sert tepkisi nedeniyle daha derine inemez” diye devam ediyor.

“İsrail uçakları İran’ı isabetli bir şekilde bombalayabilir ama bunun için Arap ülkelerinin üzerinden uçmaları gerekir -ki İran buna karşı uyarıda bulundu- ya da ABD’nin bölgedeki askeri üslerinden kalkış yapmaları gerekir ki ABD buna izin vermeyebilir.”

Rotayı değiştirmek ve güveni yeniden tesis etmek

London School of Economics’te Uluslararası İlişkiler Profesörü Fawaz Gerges, İsrail’in bu saldırılardan İran’a kıyasla daha fazla kazanç sağladığını savunuyor.

İran’ın saldırılarının İsrail’de önemli bir hasara ya da can kaybına yol açmadığını ve şimdi tüm Batı’nın İsrail’i desteklediğini belirtiyor. ABD’nin silah, istihbarat işbirliği ve mali destek açısından Batı’nın İsrail’e desteğini harekete geçirmeye çalıştığını söylüyor.

Gerges, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’e destek için G7 ülkelerine acil bir zirve çağrısında bulunarak ülkeyi mağdur olarak gösterdiğini söylüyor:

“Netanyahu, Gazze’de meydana gelen feci ve çirkin olaylardan dikkatleri geçici de olsa başka yöne çekerek siyaseten kazançlı çıkacaktır.”

Gerges, Batılı ülkelerin Gazze’deki “vahşet” nedeniyle İsrail’i ağır bir şekilde eleştirdiği bir dönemin ardından Netanyahu’nun Batı ile, özellikle de Biden ile ilişkilerini düzeltmekten fayda sağlayacağını belirtiyor.

‘İsrail için stratejik kayıp’

Ancak bunun İsrail için bir dezavantaj olduğunu da düşünen Gerges, bunun stratejik bir kayıp olduğunu ve ülkenin kırılganlığını vurguladığını söylüyor.

Ayrıca İran’ın, halkına, müttefiklerine ve düşmanlarına İsrail’le yüzleşmeye istekli olduğunu doğrudan göstererek siyasi olarak kazançlı çıktığını söylüyor.

ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün İran’ın birçok füzesini düşürdüğünü hatırlatan Gerges’e göre İran, İsrail’in Batılı müttefikleri dışında kendisini tek başına savunamayacağını da kanıtladı.

Gerges’e göre İsrail’in son dönemde İran’a yönelik tekrarlanan saldırılarındaki temel amacı İran’ın zayıf olduğunu ve yüzleşmeye cesaret edemediğini göstermekti. Ancak Gerges’e göre İran’ın saldırıları bu görüşü yerle bir etti.

Gerges, “Bölge şu anda zor bir sürecin ortasında ” diyor ve her iki ülkenin de gerilimi tırmandırmaya yeminli olduğunu söylüyor; bölgenin siyasi, askeri ve ekonomik olarak uçurumun kenarında olduğu uyarısında bulunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-yonelik-saldirisi-analistler-tarafindan-degerlendirildi/feed/ 0
İran ve İsrail Arasındaki İlişkiler: Geçmişten Günümüze ‘Örtülü Savaş’ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/#respond Tue, 16 Apr 2024 01:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27611 İran ile İsrail arasındaki ilişkiler aslında 1979’daki İslami Devrim’e kadar barışçıldı. Bunun yanında Filistin’in bölünmesine yönelik planlara karşı çıkmasına rağmen, 1948’de kurulan İsrail Devleti’ni tanıyan ikinci İslami devleti, Mısır’dan sonra İran olmuştu.

O dönemde monarşiyle yönetilen ülkenin başında Pehlevi hanedanlığı vardı ve ülke, Orta Doğu’da ABD’nin en büyük müttefiklerinden biriydi. Bu nedenle İsrail Devleti’ni kuran ilk hükümet lideri David Ben-Gurion, yeni Yahudi devletinin Arap komşuları tarafından dışarı itilmemesini sağlamak amacıyla İran’ın dostluğunu kazanmaya çalıştı.

Ancak 1979’da Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin öncülüğündeki İslam Devrimi ile Şahlar tahttan indirildi; yeni yönetim, ABD ve müttefiki İsrail’in “emperyalizmini” reddeden, baskı altındaki toprakları savunma üzerine kurulu olduğunu söylediği bir kimlik inşa etmeye çalıştı.

Ayetullah Humeyni yönetiminde ülke, İsrail’le olan köprüleri yıktı ve İsrail vatandaşlarının pasaportlarını tanımamaya başladı.

Tahran’daki İsrail Büyükelçiliği’ni ele geçirerek, kontrolünü bir Filistin devleti kurulması amacıyla İsrail hükümetine karşı mücadele veren Filistin Kurtuluş Örgütü’ne devretti.

BBC’ye konuşan İran uzmanı Ali Vaez, İran rejiminde liderlerin önemli bölümünün daha önce Filistinlilerin yanında Lübnan gibi bazı bölgelerde gerilla savaşına destek verdiğini, dolayısıyla da Filistin davasına büyük sempati duyduklarını ve İsrail’e karşı düşmanlığın buradan da beslendiğini söylüyor.

Vaez’e göre yeni İran, “Arap Müslüman ülkelerin terk ettiği Filistin davasına destek veren pan-İslamcı bir güç olarak” kendini göstermek istiyordu.

Nitekim Humeyni Filistin davasını kendi davası olarak göstermeye başladı ve büyük çaplı Filistin destekçisi yürüyüşler Tahran’da yaygınlaştı.

Öte yandan bu dönemde İsrail’de İran’a yönelik düşmanlık 1990’lı yıllara kadar baş göstermedi çünkü Irak’taki Saddam Hüseyin’in varlığı, o dönemde daha büyük bir bölgesel tehdit olarak görülüyordu.

1980-1988 yılları arasında ABD’nin İran’ın komşusu Irak’a yönelik savaşta kullanılan silahları gizli bir şekilde İran’a yönlendirdiği ortaya çıktı ve bu skandalla bağdaştırılan “İran-Kontra” isimli yapılanmada İsrail hükümeti bir aracıydı.

Zaman içinde İsrail ve İran arasındaki sözlü rekabet açık bir düşmanlığa dönüştü.

İsrail-İran arasındaki ‘örtülü savaş’

Sünni ve Arap ülkelerin baskın olduğu İslam dünyasında Şii kimliği nedeniyle yalnız kaldığını fark eden İran, kendi topraklarında düşmanlarının saldırısına uğramama amacıyla bazı stratejiler geliştirdi.

Tahran’ın çıkarları için silahlı eylemler gerçekleştiren bir örgütler ağı oluştu.

ABD ve Avrupa Birliği’nin “terörist” olarak nitelediği Lübnanlı örgüt Hizbullah bunların başında geliyordu.

Günümüzde İran’ın “direniş ekseni” diye nitelediği bu ağ Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’e kadar uzanıyor.

İran ile İsrail arasındaki gerilimin bir “örtülü savaş” olarak nitelenmesinin başlıca sebebi, iki ülkenin birbirine hükümetlerin resmi olarak üstlenmediği eylemler üzerinden saldırması.

İran ve müttefiklerine karşı açıkça düşmancıl eylemlerde bulunmaktan kaçınan İsrail, diğer yandan İran destekçilerine karşı savaşan üçüncü ülkelerdeki silahlı gruplara finansal destek veriyor.

Hizbullah lideri Abbas El Musavi’nin öldürülmesi sonrası gözler İsrail’e çevrildi. Ardından İran destekçisi İslami Cihad örgütü 1992’de Buenos Aires’teki İsrail Büyükelçiliği’ne bombalı saldırı düzenledi. 29 kişi hayatını kaybetti.

İsrail, İran’ın nükleer programının önüne geçme konusunda eskiden beri takıntılıydı.

Nükleer programı için çalışan bilim insanlarına yönelik bazı saldırılardan İsrail istihbaratını sorumlu tutuyordu. Son olarak 2020’de Muhsin Fahrizade Mahabadi suikaste uğradı.

İsrail şu ana dek İranlı bilim insanlarının öldürüldüğü saldırılarda parmağı olduğu iddialarını kabul etmedi.

İsrail ve Batılı müttefikleri İran’ı geçmişte kendi topraklarını insansız hava aracı ve roket saldırıları düzenlemekle suçluyordu.

Suriye’de 2011’de iç savaşın patlak vermesiyle ilişkiler yine gerildi. Batılı istihbarat kuruluşları İran’ı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ordusunun direnişçilere karşı yürüttüğü mücadeleye silah desteği vermekle suçladı.

İsrail, Lübnan merkezli Hizbullah’a silah yardımı için İran’ın, komşu ülkesi Suriye’yi bir geçiş yolu olarak kullandığını öne sürüyordu.

ABD merkezli istihbarat platformu Stratfor farklı zamanlarda hem İsrail hem de İran’ın Suriye topraklarında bir diğerini püskürtme amacıyla geniş çaplı eylemler düzenlediğini iddia ediyor.

2021’de iki devlet arasındaki “örtülü savaş” denize kadar ulaştı.

İsrail, Körfez’de kendi gemilerinin uğradığı saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu. İran da Kızıldeniz’de kendi gemilerini hedef aldığı gerekçesiyle İsrail’i suçladı.

Hamas’ın İsrail’e saldırısı

7 Ekim 2023’te Filistinli örgüt Hamas’ın, Gazze’de yürüttüğü kapsamlı askeri operasyonlara misilleme olarak İsrail’i vurması, uzmanlar arasında saldırıların bölgede bir gerginlik zincirine dönüşeceği kaygılarına neden oldu.

İsrail ve İran arasındaki gerginliğin de daha doğrudan ve açık bir şekilde devam edeceğinden endişe ediliyor.

Lübnan sınırında Hizbullah’a bağlı olduğu iddia edilen milisler ile İsrail güçleri arasındaki çatışmalar son aylarda arttı.

Taraflar yıllar boyu gerginliğin tırmanmaması yönünde bir duruş sergilese de, İran’ın Cumartesi günü İsrail’i ilk kez doğrudan hedef almasıyla işler değişti.

“İronik olan şu ki; aslında kimse şu an büyük çaplı bir gerginlik istemiyor” diyen Vaez, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İsrail altı aydır Gazze’de Hamas’a karşı yıkıcı bir savaşı sürdürüyor. Bu da ülkenin uluslararası itibarını etkileyerek hiç olmadığı kadar yalnızlaşmasına sebep oldu. Hamas’tan farklı olarak İran bir devlet ve dolayısıyla çok daha güçlü bir aktör.”

Öte yandan İran’da hükümet sadece ekonomik sorunlarla değil, özellikle kadınların dini sınırlamalara karşı aylardır düzenlediği protestolardan dolayı bir meşruiyet krizi ile karşı karşıya.

Suriye’nin başkenti Şam’da İsrail’in konsolosluk binasına düzenlenen, İranlı üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 13 kişinin öldüğü saldırı Tahran’a zarar verdi.

İran Dışişleri Bakanı’nın yanında İran’ın Suriye’deki büyükelçisi, kararlı bir şekilde karşılık verecekleri mesajlarını verdi.

Bu olası karşılığın, iki ülke arasındaki uzun soluklu mübadelenin sonu olmayacağı açık.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/feed/ 0
Türkiye, İran-İsrail geriliminde politikasını belirliyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-iran-israil-geriliminde-politikasini-belirliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-iran-israil-geriliminde-politikasini-belirliyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 22:24:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27506 Türkiye’nin İran ve İsrail’i karşı karşıya getiren bunalım süresince izlediği politikanın iki temel boyutu var. Bu kapsamda verdiği en önemli uyarı, İsrail-Hamas savaşının “bölgesel savaşa dönme” tehlikesinin çok da uzak olmadığı oldu.

Ortadoğu’da gerilimin başladığı Ekim ayından bu yana başta Batı olmak üzere tüm ilgili tarafları bir an önce ateşkes sağlanması için uyaran, sürecin devam etmesi durumunda çatışmanın yayılacağı kaygısını dile getiren Türkiye, İran-İsrail arasında yaşanan karşılıklı saldırıların kendisini haklı çıkardığını açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan 14 Nisan günü yapılan açıklamada, “İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü savaşın yayılma ve tırmanma riski barındırdığına dair uyarılarımızı uzun süredir tüm muhataplarımıza hatırlatmaktayız. İsrail’in, İran’ın Şam Büyükelçiliğine gerçekleştirdiği uluslararası hukuka aykırı saldırı, kaygılarımızı haklı çıkarmıştır. İran’ın bu saldırıya yaptığı misilleme ve takip eden gelişmeler, olayların hızlı biçimde bölgesel bir savaşa dönüşebileceğini bir kez daha göstermiştir” görüşü dile getirildi.

Dışişleri Bakanı Fidan, geçen aylarda yaptığı açıklamalarda, insanlığın Gazze’de bir yol ayrımına geldiğini, buradan “ya daha büyük bir savaş ya da büyük bir barış çıkacağını,” vurgulamış, Türkiye’nin tercihinin barış olduğunu kayda geçirmişti.

İran saldırısına kınama yok

Dışişleri’nin açıklamasında, İran’ın ilk kez kendi topraklarından İsrail’e saldırmasına ilişkin eleştirel bir ifade kullanılmaması dikkat çekti.

Türkiye, 1 Nisan’da İsrail’in İran’ın Şam Büyükelçiliği’ne saldırıp üst düzey askeri yetkililerini öldürmesini kınamış ve uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıklamıştı.

İran’ın saldırısını “misilleme” olarak değerlendiren Dışişleri açıklamasında, “Yaşanan hadise öncesinde İran ve ABD makamlarıyla görüşerek itidal çağrısında bulunmuştuk. Tarafların karşılıklı beklenti ve mesajları da ülkemiz üzerinden iletilmiş, tepkilerin orantılı olması yönünde gerekli girişimler yapılmıştır” ifadeleriyle İran’ın tepkisinin sınırlı kalması yönünde yapılan diplomasiye atıfta bulunuldu.

ABD ve İran’la iki kanaldan diyalog

Genel mesajların yanı sıra Türkiye, başta İran ve ABD olmak üzere gerilimin ilgili taraflarıyla aktif bir diplomasi yürüterek gerilimin kontrol dışına çıkmasının önlenmesine katkıda bulundu.

Bu çabaların İran’ın saldırıya ilişkin olarak Türkiye’yi ve diğer önde gelen bölge ülkelerini 72 saat öncesinde bilgilendirmesiyle başladığı biliniyor.

İran’ın İsrail’e saldıracağı bilgisinin kesinleşmesinin ardından ilk temas 10 Nisan’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında gerçekleşti.

Bu görüşmede, İran’ın tepkisinin sınırlı ve orantılı olması gerektiği yönünde görüş alışverişinin yapıldığı Türk ve Amerikalı yetkililerce teyit edildi.

Aynı zaman biriminde ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Başkanı William Burns’ün de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile temasa geçerek İran’ın İsrail’e saldırısına ilişkin Washington’un mesajlarının Tahran’a iletilmesi ricasında bulunduğu Türk basınına yansıdı.

Fidan ve Kalın’ın İranlı muhataplarıyla yaptıkları temaslarda Washington’un mesajlarının yanı sıra Ankara’nın da gerilimi daha da tırmandıracak adımlar atılmaması çağrısını Tahran’a ilettikleri kaydedildi.

Blinken’dan Fidan’a teşekkür

Ankara-Washington hattındaki diyalog, İran’ın saldırısının tamamlanmasından sonra da devam etti.

Dışişleri Bakanı Fidan, 14 Nisan’da İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile görüştükten sonra ABD Dışişleri Bakan Blinken ile bir kez daha telefonda görüş alışverişinde bulundu.

Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre Fidan, İranlı muhatabına Türkiye’nin İsrail’e yönelik misillemenin ardından bölgede daha fazla gerilimin tırmanmasını istemediğini kaydetti.

Abdullahiyan’ın da Fidan’a operasyonun sona erdiği, İsrail yeni bir saldırı gerçekleştirmezse harekâta geçmeyeceğini aktardığı belirtildi.

Fidan’ın Blinken’a İran Dışişleri Bakanı’nın sözlerini aktardığı ancak gerilimin asıl kaynağının İsrail-Hamas savaşı olduğunu anımsatarak acilen ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması gerektiğini, aksi halde krizin büyüyerek devam edeceğini hatırlattığı da vurgulandı.

Fidan, İsrail üzerinde etkisi olan ülkelerin de gerilimin tırmandırılmaması için doğru mesajlar vermesi gerektiğinin altını çizdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller da Fidan-Blinken görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut gerilimin tırmanmasını önlemek için devreye giren Hakan Fidan’a teşekkür bakanın ettiğini vurguladı.

‘Gerilimin yönünü İsrail’in adımları belirleyecek’

İran-İsrail arasında yaşanan gerilimin daha büyük bir olaya yol açmadan sönmesine karşın bölgesel savaş tehlikesinin geçmediğini düşünen Türkiye, bundan sonraki süreçte olayların İsrail’in atacağı adımlara göre şekilleneceğini değerlendiriyor ve Batılı muhataplarından ona göre pozisyon almasını istiyor.

İsrail’in İran’a askeri bir yanıt vermesi ya da uzun süredir gündemde olan Refah operasyonunu başlatması durumunda gerilimin çok daha tırmanacağını öngören Türkiye, Dışişleri açıklamasında bu değerlendirmesini “Bugün de İranlı yetkililere ve İsrail üzerinde etkisi olan Batılı ülkelere, tırmanmaya son verilmesi yönündeki mesajlarımızı açık biçimde aktarmaktayız. Bölgemizin istikrarına kalıcı biçimde zarar verecek ve küresel düzeyde daha büyük çatışmalara neden olacak bir sürecin tetiklenmemesi için çabalarımızı sürdüreceğiz” ifadeleriyle kayda geçirdi.

Hamas’la artan diyalog

Türkiye, bu adımların yanı sıra İsrail-Hamas arasında devam eden ancak sonuç alınamayan ateşkes görüşmeleri kapsamında da etkisini artırma girişimlerini sürdürüyor.

Özellikle MİT Başkanı Kalın’ın CIA Başkanı Burns ile yaptığı görüşmenin ardından Hamas yetkilileri ile iki defa temasa geçmiş olması ve pazarlık edilen unsurlar hakkında görüş alışverişinde bulunması dikkat çekiyor.

Kalın’ın 13 Nisan günü Hamas’ın siyasi örgüt lideri İsmail Haniyye ile yaptığı görüşmede ateşkes müzakereleri, insani yardımların ulaştırılması, rehinelerin takası ve Gazze’nin güneyine sürülen Filistinlilerin kuzeye dönmeleri gibi konuları ele aldığı bildirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-iran-israil-geriliminde-politikasini-belirliyor/feed/ 0
İsrail, İran’a verilecek yanıtı tartışırken, ABD ve müttefikleri savaşı durdurabilir mi? https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/ https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:45:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27489 İsrail savaş kabinesi, İran’a karşı bir sonraki hamleleri için, aşina olunan, “Kendi seçtiğimiz şekilde ve zamanda karşılık vereceğiz” ifadesini tercih etti.

7 Ekim sonrası kurulan savaş kabinesinin önemli isimlerinden Benny Gantz da İsrail ve Batılı müttefiklerinin birlikteliğinin altını çizdi ve “İsrail, İran’a karşı; dünya İran’a karşı. Sonuç budur. Bu, İsrail’in güvenliği için kullanmamız gereken stratejik bir başarıdır.” ifadelerini kullandı.

Gantz’ın kullandığı ifadeler, İran’a yönelik bir başka saldırıyı (İsrail, İran’ın nükleer programını, bilim insanlarına yönelik suikastlar da dahil defalarca hedef aldı) ya da İsrail’in İran topraklarında yapabileceği ilk açık saldırıyı ihtimal dışı bırakmıyor.

ABD Başkanı Joe Biden’ın, G7 üzerinden verilmesini istediği diplomatik yanıtın gelmesi zaman alabilir.

İsrail, 1 Nisan’da İran’ın Şam’daki büyükelçiliğini hedef aldı ve üst düzey bir İranlı general ile yardımcılarını öldürdü.

Ancak bu saldırı kararı Amerikalılarla koordine edilmemişti. İsrail, İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanlarını öldürme fırsatını, alınabilir bir risk olarak değerlendirmiş olmalı.

İsrail, diplomatik binalarda üst düzey askeri yetkililerin bulunmasının bu binaları meşru bir hedef haline getirdiği yönünde ikna edici olmayan bir argüman sunuyor.

İran’ın bu saldırıya karşılık vereceği hızla belirginleşti. Tahran’ın mesajı imalarla değil, dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kesin ifadeleriyle duyuruldu.

İsrail, ABD ve müttefikleri, İran’ın yaklaşan saldırısı konusunda yeterince uyarıldı.

Biden, hafta sonu gezisinden Beyaz Saray’a dönmek için de zaman bulabildi.

İran saldırıyı süpersonik balistik füzelerle değil, hedeflerine yaklaşırken iki saat boyunca radar ekranlarında kalan yavaş insansız hava araçlarıyla başlatmayı tercih etti.

‘ABD, itidal istiyor’

Bu birçok uzmanın beklediğinden çok daha büyük bir saldırıydı. İran ilk kez kendi topraklarından İsrail’i hedef aldı. 300 civarında insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze fırlattı. Bunların neredeyse tamamı, ABD, Birleşik Krallık ve Ürdün tarafından desteklenen İsrail’in hava savunma sistemleri tarafından durduruldu.

Müttefikleri İsrail’e gece boyunca büyük askeri destek verdi. Bu anlamda Biden, İsrail’e “sarsılmaz” güvenlik sözünü yerine getirmiş ve “arkanızdayız” demiş oldu.

Bu desteğe karşın Amerikalılar da İsrail’den itidal bekliyor. Başkan Biden Başbakan Binyamin Netanyahu’ya açık bir mesaj gönderdi: “İran’ın saldırısı engellendi, İsrail zafer kazandı, bu yüzden İran topraklarına askeri saldırılarla karşılık vererek olayı daha fazla tırmandırmayın.”

Konuştuğum üst düzey bir Batılı diplomat, gerilimin daha da tırmanmasını engellemek için bir çizgi çizmenin artık hayati önem taşıdığını söyledi. Bir çizgi, İran’ın da umudu gibi görünüyor. İranlılar, İsrail’in Şam’daki diplomatik yerleşkelerine saldırmasıyla başlayan iki haftalık krizi soğutmak istiyor gibi görünüyor.

İran Cumartesi günü yapılan saldırıda, İsrail’e daha fazla zarar vermeyi ummuş olabilir. Buna karşın İsrail’e olası bir misilleme için daha az neden vermek istemiş de olabilir.

İran, İsrail’in Şam’daki elçilik binasına saldırmasıyla kaybettiği caydırıcılık gücünü geri kazanmak istedi. Ancak İsrail’e doğru sıktığı neredeyse tüm kurşunlar durdurulmuşken aradığı gücü kazanması zor olabilir.

‘Netanyahu memnun olabilir’

Bu İsrail’e yönelik topyekün bir saldırı değildi. İran yıllardır roket ve füze gücünü artırıyor. Tahran’ın elinde çok daha güçlü silahlar bulunuyordu.

Lübnan’daki Hizbullah da saldırıya katılabilirdi ama katılmadı. Hizbullah, roket ve füze cephaneliğiyle İran’ın en güçlü müttefiki durumunda.

Başbakan Netanyahu ise, Gazze’nin manşetlerden uzaklaşmasından bir miktar memnuniyet duyabilir. Bu saldırı sayesinde, rehineler, Hamas’ı ortadan kaldırma ve insani felaket eksenli baskılara karşı biraz olsun nefes aldı.

Daha birkaç gün önce uluslararası kamuoyu, Gazze ablukasının yarattığı açlık nedeniyle Biden ve Netanyahu arasında yükselen sürtüşmeye odaklanmıştı.

Ancak şimdi birlikten bahsediliyor. Netanyahu, ülkesindeki pek çok kişi görevden alınmasını istese de kendisini kararlı ve makul bir lider, halkının koruyucusu olarak sunabiliyor.

Muhaliflerine göre Netanyahu, 7 Ekim’den önceki politikalarıyla Hamas’ın İsrail’in savunmasız olduğuna inanmasına neden oldu.

Değişmeyen şey ise Amerikalıların topyekün bir Orta Doğu savaşına doğru gidişi durdurmanın yolunu bulmak istemesi.

İsrail’in, İran’ın diplomatik merkezini hedef alması; İran’ın da İsrail’e doğrudan füze saldırısıyla yanıt vermesi ile kırmızı çizgiler aşıldı.

İsrail’deki bazı sağ siyasetçiler, İran’a derhal bir yanıt verilmesi çağrısını yapıyor. Ve bu çağrılar azalmayacak.

G7’deki diplomatların görevi, bölgenin geniş çaplı daha yıkıcı bir çatışmaya girmesini önlemek olacaktır. Hamas’ın İsrail’e saldırmasından bu yana geçen altı ayda, korkulan yöne doğu, yavaş ama istikrarlı bir ilerleyiş devam ediyor.

Eğer İsrail, Biden’ın karşılık vermeme tavsiyesine uyarsa, Orta Doğu coğrafyası biraz nefes alabilir. Gelinen noktanın bu tehlikeli bölümün sonu olabileceği görüşü hiç ama hiç kesin değil.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/feed/ 0
BM Güvenlik Konseyi Orta Doğu Gündemiyle Toplandı https://www.haber60.com.tr/bm-guvenlik-konseyi-orta-dogu-gundemiyle-toplandi/ https://www.haber60.com.tr/bm-guvenlik-konseyi-orta-dogu-gundemiyle-toplandi/#respond Mon, 15 Apr 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27423 – BM Güvenlik Konseyi, Orta Doğu gündemiyle toplandı

Guterres: “Daha fazla savaşı ne bölge, ne de dünya kaldırabilir”

NEW YORK – Orta Doğu’da gerilimi azaltmak için tüm ülkeleri sorumluluk almaya çağıran BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Daha fazla savaşı ne bölge, ne de dünya kaldırabilir” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İran’ın İsrail’e düzenlediği saldırı sonrasında İsrail’in talebiyle acil toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Orta Doğu’nun uçurumun eşiğinde olduğunu belirterek, bölge halkının yıkıcı ve büyük bir çatışma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. “Şimdi gerilimi azaltma ve azami itidal zamanıdır” diyen Guterres, “Uçurumun kenarından geri adım atmanın zamanı geldi. Orta Doğu’da birden fazla cephede büyük askeri çatışmalara yol açabilecek herhangi bir eylemden kaçınmak hayati önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Sivillerin çatışmalar nedeniyle halihazırda en büyük bedeli ödediğine vurgu yapan Guterres, gerilimin daha da tırmanmasını önleme konusunda tüm ülkelerin ortak sorumluluk sahibi olduğunu ifade etti.

“Gazze konusunda ortak sorumluluğumuz var”

1970 yılında kabul edilen Dostça İlişkiler Bildirgesi’ni hatırlatan Guterres, güç kullanımını içeren misilleme eylemlerinin uluslararası hukuka göre yasak olduğunu söyledi. “Gazze’de derhal insani ateşkes sağlanması, tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardımın engellenmeden bölgeye ulaştırılması konusunda ortak sorumluluğumuz var” diyen Guterres, “İşgal altındaki Batı Şeria’daki şiddeti durdurmak, Mavi Hat boyunca gerilimi azaltmak ve Kızıldeniz’de güvenli ulaşımı yeniden sağlamak konusunda ortak bir sorumluluğumuz var” şeklinde konuştu. Herkesin barış için çaba gösterme konusunda ortak sorumluluk sahibi olduğunu hatırlatan Guterres, “Bölgesel ve tabii ki küresel barış ve güvenlik her geçen saat zayıflıyor. Daha fazla savaşı ne bölge, ne de dünya kaldırabilir” ifadelerini kullandı.

ABD, İngiltere ve Fransa’dan İran’a kınama

ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Robert Wood ise İran’ı kınadı. BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yönelik adım atması gerektiğini söyleyen Wood, “İran’ın pervasız davranışları sadece İsrail halkı için değil, Ürdün ve Irak gibi BM üyesi diğer ülke halkları için de tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. İran’ın Hizbullah ve Husiler gibi unsurları kullanarak uluslararası güvenliği tehdit ettiğini savunan Wood, İran’ın bölgede tansiyonu yükselten eylemlerinin yakından takip edilmesi ve İran’ın BM Güvenlik Konseyi nezdinde sorumlu tutulması gerektiğini ifade etti. İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Barbara Woodward da İran’ı kınayarak Tahran’ın saldırılar dolayısıyla sorumlu tutulması gerektiğini söyledi. İsrail’e desteklerinin tam olduğunu yineleyen Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Nicolas de Riviere ise İran’ı şiddetle kınadıklarını kaydetti. Riviere, BM Güvenlik Konseyi nezdinde İran’ın sorumlu tutulması için çaba göstereceklerini vurguladı.

“Diplomatik misyona saldırı uluslararası hukuka aykırı”

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise İsrail’in İran’ın Şam’daki diplomatik misyonunu hedef aldığını hatırlattı. Herhangi bir ülkenin diplomatik misyonuna saldırının uluslararası hukukun açıkça ihlali olduğunu ve savaş nedeni sayılacağını vurgulayan Nebenzia, bu konuyu BM Güvenlik Konseyi’nde gündeme getirdiklerinde kınama kararının ABD, İngiltere ve Fransa tarafından engellendiğini söyledi. Nebenzia, BM’nin İran ve İsrail’e yönelik tutumunda çifte standart olduğu görüşünü dile getirdi.

İran’dan meşru müdafaa vurgusu

İran’ın BM Daimi Temsilcisi Ali Kerimi Makam da BM Güvenlik Konseyi’nin İsrail’in İran’ın Şam’daki diplomatik misyonunu vurmasına tepkisiz kaldığına dikkat çekti. Saldırının uluslararası hukukun açıkça ihlali olduğunu hatırlatan Makam, İran’ın meşru müdafaa hakkı çerçevesinde İsrail’deki askeri tesisleri hedef aldığını vurguladı. İran’ın hava saldırılarını şiddetle kınadıklarını belirten İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan ise İran’ı durdurmak için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini savundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bm-guvenlik-konseyi-orta-dogu-gundemiyle-toplandi/feed/ 0
İran İsrail’e saldırılar gerçekleştirdi, misilleme korkusu ve meşruiyet krizi https://www.haber60.com.tr/iran-israile-saldirilar-gerceklestirdi-misilleme-korkusu-ve-mesruiyet-krizi/ https://www.haber60.com.tr/iran-israile-saldirilar-gerceklestirdi-misilleme-korkusu-ve-mesruiyet-krizi/#respond Mon, 15 Apr 2024 01:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27421 İran ilk kez doğrudan kendi topraklarından İsrail’e yönelik saldırılar gerçekleştirdi. İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları’nın (DMO) bölgedeki müttefikleri ve içerideki destekçileri nezdinde güvenilirliğini koruması açısından son derece önemli görülen bu saldırı, İran’ın iradesinin yanı sıra füze ve insansız hava araçlarının kapasitesini göstermeyi amaçlıyordu.

45 yıl önce ülkenin İslami sistemini savunmak ve düzenli silahlı kuvvetlere karşı denge sağlamak amacıyla kurulan Devrim Muhafızları, o zamandan bu yana İran’da ve bölgede önemli bir askeri, siyasi ve ekonomik güç haline geldi.

Cumartesi gecesi gerçekleşen saldırıların ardından, çok sayıda İran İslam Cumhuriyeti destekçisi Filistin sembolleriyle Tahran’daki kutlamalara katıldı.

İran hükümetini destekleyen 20’li yaşlarındaki bir kadın BBC Farsça’ya gönderdiği sesli mesajda “ Suriye’de de başka yerlerde de İranlı komutanların daha fazla öldürülmesini önlemek için İsrail’e saldırmanın doğru bir karar olduğuna inanıyorum” dedi.

Ancak İran İslam Cumhuriyeti’ni eleştiren çok sayıda İranlı, rejimin tüm İran halkının görüşlerini temsil etmediğini söylüyor.

40’lı yaşlarındaki bir erkek, BBC Farsça’ya gönderdiği sesli mesajda, “Biz İslam Cumhuriyeti değiliz, biz gerçek İran’ız. İranlıların kendileri mevcut rejimle savaş halinde. İsrail de dahil olmak üzere hiçbir ulusa karşı düşmanlık beslemiyoruz” diyor.

50’li yaşlarındaki bir başka kadın ise saldırının bölgesel bir savaşa dönüşerek İran, İsrail ve Batılı müttefikleri arasında geniş çaplı bir çatışmaya yol açabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

Bu duygu, İran para biriminin ABD doları karşısındaki değerinin daha da düşmesinde de hissedildi.

Misilleme korkusu: Uzun kuyruklar ve panik

İranlıların, saldırının ardından İsrail ve müttefiklerinin misillemesinden korkmaları, Cumartesi gecesi sokaklarda telaşa neden oldu. İran halkı, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaç maddelerini stoklamak için çaba sarf etti.

Tahran ve diğer büyük şehirlerdeki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşurken süpermarketler alışveriş yapanların akınına uğradı.

İsrail, kendi topraklarına fırlatılan 300 füze ve insansız hava aracının yüzde 99’unu başarıyla önlediğini iddia etti. Ancak İranlı yetkililer başarı olarak nitelendirdikleri saldırının somut zararlarından ziyade sembolik etkisini vurguladı.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İsrail içindeki hedefler arasında, iki hafta önce Şam’daki İran Konsolosluğu’nda yedi Devrim Muhafızları komutanının ölümüyle sonuçlanan saldırılarda İsrail F-35’lerinin uçtuğu İsrail Notam Hava Kuvvetleri üssünün de bulunduğunu belirtti.

Bakıri, İran’ın amacına ulaştığını ve operasyonlara devam etme niyetinde olmadığını ileri sürdü. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi olası yeni saldırılara çok daha güçlü karşılık verebilecekleri uyarısında bulundu.

İran’daki havanın gerilimi azaltma ve tansiyonu düşürme yönünde olduğu görülüyor. Hem askeri hem de hükümet yetkilileri dün geceki saldırıdan hoşnut görünüyor.

İsrail’in savunma önlemlerini alması için yeterli zamanı tanıyan İran’ın daha fazla zarar ya da zayiat vermeye niyeti yok gibi görünüyor.

Meşruiyet krizi

Birçok İranlı, İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki müdahalelerine karşı.

İran’daki son protestolarda ” Gazze’ye hayır, Lübnan’a hayır, İran için canımı feda ederim” gibi sloganlar geniş yankı buldu.

Pek çok İranlı, yurtdışındaki milisleri örgütlemek, eğitmek ve silahlandırmak için harcanan milyarlarca doların ülkelerinin kalkınması için daha iyi bir yatırım olabileceğini savunuyor.

İran’ın bölgedeki müdahalesi yaptırımlara ve ülkenin izole edilmesine davetiye çıkarttı ve ekonomiyi felce uğrattı. Enflasyonun hızla yükselmesiyle birlikte ekonomi de sendeliyor. İranlı orta sınıf bile ay sonunu getirmekte giderek daha da zorlanıyor.

İran’dan gelen sesler, mevcut rejimin, özellikle bir savaş durumunda, halkın çoğunun desteğinden yoksun olduğunu işaret ediyor.

Bu, 80’li yıllarda sekiz sene boyunca Saddam Hüseyin rejimine karşı Irak’la verilen savaşta tanık olunan dayanışmanın aksi bir görüntü.

İran-Irak savaşında yaralanmış gazi bir asker, hükümete ve muhaliflere karşı uygulanan baskıya karşı olduğunu belirterek, kesin bir dille “Bir daha asla onlar için savaşmam” dedi.

Rejimin politikaları eski destekçilerinin bile fikirlerini değiştirmiş ve manzarayı önemli ölçüde değiştirmiş durumda.

İran, Lübnan, Suriye ve Irak’taki Şii milislerin yanı sıra Yemen’deki Husilerden aldığı güçlü destekle daha ağır füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleme kapasitesine sahip. Ancak İsrail’e karşı en az kayıp verdirmenin bilinçli bir tercih olduğu anlaşılıyor.

Savaş zamanlarında İran İslam Cumhuriyeti sadece İsrail’in ve zorlu müttefiki ABD’nin askeri gücünden endişe duymakla kalmaz, aynı zamanda olası iç huzursuzluklardan da kaygı duyar.

Mahsa Amini’nin gözaltında ölümünün ardından patlak veren 2022 protestoları rejimin kırılganlığının altını çizdi.

İran İslam Cumhuriyeti’ndeki pek çok üst düzey devlet yetkilisi ve karar mercii, İsrail ve ABD ile yaşanabilecek olası bir savaş durumunda İran güvenlik güçlerinin ve Devrim Muhafızları’nın komuta ve iletişim merkezlerinin hedef alınmasının protestoları yeniden alevlendirebileceğinden ve rejim karşıtlarını yeniden ayaklanmaya teşvik edebileceğinden korkuyor, ancak rejim olası bir ayaklanmayı kontrol altına almayı hedefliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-israile-saldirilar-gerceklestirdi-misilleme-korkusu-ve-mesruiyet-krizi/feed/ 0
Eski Büyükelçi Göktürk: Ankara’daki sessizlik dikkat çekici https://www.haber60.com.tr/eski-buyukelci-gokturk-ankaradaki-sessizlik-dikkat-cekici/ https://www.haber60.com.tr/eski-buyukelci-gokturk-ankaradaki-sessizlik-dikkat-cekici/#respond Sun, 14 Apr 2024 23:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27414 MELİS YILDIRIM

Türkiye’nin eski Kahire Büyükelçisi Şafak Göktürk, İran’ın İsrail’e yaptığı misilleme saldırının ardından Ankara’da uzun süre hakim olan sessizliğe ilişkin, “Ankara’daki bu sessizlik dikkat çekici, alışılmış değil. Düşündürücü bir durum. Çünkü Türkiye’nin gerek bölgesinde gerek uluslararası konularda belli bir saygınlığı, ağırlığı vardır. Bu konuda konuşmak ince hesaplar gerektiriyor. Ama bunları yapabilecek bir diplomasimiz bizim öteden beri olmuştur” değerlendirmesini yaptı.

İran’ın 300’den fazla insansız hava aracıyla İsrail’e yönelik “Gerçek Vaat Operasyonu” adı verilen saldırısının, İsrail’in 1 Nisan 2024 tarihinde Şam’daki İran Konsolosluğu’na düzenlediği saldırıya misilleme olarak yapıldığı açıklandı.

Türkiye’nin eski Kahire Büyükelçisi Şafak Göktürk, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, Ankara’dan uzun süre resmi bir açıklama yapılmayışına değindi. Göktürk, ilk haberin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile yaptığı telefon görüşmesine dair olduğunu belirterek, “Bu kadar büyük bir olayın yaşanmış olmasının ardından Ankara’daki bu sessizlik dikkat çekici, alışılmış değil. Düşündürücü bir durum. Çünkü Türkiye’nin gerek bölgesinde gerek uluslararası konularda belli bir saygınlığı, ağırlığı vardır. Bunlar sanki yokmuş gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Evet, bu konuda konuşmak ince hesaplar gerektiriyor. Ama bunları yapabilecek bir diplomasimiz bizim öteden beri olmuştur” dedi. Göktürk devamında şunları kaydetti:

“TÜRKİYE BÜYÜK ÖLÇÜDE KENDİSİNİ ETKİSİZ KILDI”

“Saldırı zaten gerçekleşmiş. Dolayısıyla bu işin adresi İran değil. İsrail ile konuşabilecek menzilin dışına çıktık bir süredir. O bakımdan herhangi bir temas imkanı olamayacağı anlaşılıyor. Türkiye büyük ölçüde kendisini etkisiz kıldı. Hükümet bölgede etkisiz kıldı, yanlış zamanlarda, gereksiz derecede sert çıkışlarıyla.”

Yaşananların ardından Irak, Ürdün gibi hava sahalarını kapatan kimi ülkelerin hava sahalarını açtıklarını anımsatan emekli Büyükelçi Göktürk, “Bu işin can alıcı noktası İran hava sahasının tekrar ne zaman ulaşıma açılacağı değil” dedi.

İran’ın, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla başlayan çatışmaların tetikçisinin kendisi olmadığını belirttiğini aktaran Göktürk, “Bu büyük ölçüde uluslararası alanda kabul görmüş bir açıklamaydı. İran’ın esasen bölgesinde ve onun da ötesindeki hareket tarzına bu uygundu. İran genellikle vekillerini kullanarak bir şey yapmayı öngörür. Bu sayede kendisini bir koruma zırhı altına alır. Doğrudan kendisini husumet içinde olduğu devletler arasında bir çatışma menziline sokmamaya özen gösterir. 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yapmış olduğu saldırıda da kendisi bunun talimatını vermediğini veya vekili dahi olsa bunun talimatını vermediğini, bunun bağımsız bir Hamas kararı olduğunu söylemişti” ifadelerini kullandı. Sonraki gelişmelerin bölgenin genelinde yaşanmaya başlanan, İsrail ve İsrail ile birlikte hareket eden diğer devletlerin varlıklarına karşı sürdürülen eylemlerde İran’ın arkasında olduğunu gösterdiğini kaydeden Göktürk, şöyle devam etti:

“İSRAİL BU ÇİZGİYİ 15 GÜN ÖNCE AŞTI”

“İsrail, İran’ın bölgedeki hem askeri varlıklarını hem de komutanlarını hedef almaya başladı. Bunları nerede hedef aldığı önemliydi. Özellikle Lübnan’da daha dikkatli davrandı. Evet, Beyrut’ta Hamas’ın liderliğini hedef almıştı. Ama İran’ın, özellikle Devrim Muhafızları’nın uluslararası gücü olarak bilinen Kudüs Gücü’nün komutanlarını Lübnan dışında hedef aldı. Bunun için de Suriye’de onları vurdu ve operasyonlarını gerçekleştirdi.

Bundan 15 gün öncesine kadar İsrail’in bu şekildeki nokta vuruşlarında yer çok önemliydi çünkü genellikle İran askeri varlıkları veyahut onunla bağlantılı bulundukları yerleri hedef alıyordu. Hiçbir zaman bir diplomatik misyonu, ki diplomatik misyon devletlerin kendi toprağı kabul edilir, dolayısıyla siz bir diplomatik misyona saldırdığınızda o devlete doğrudan bir saldırıda bulunmuş addedilirsiniz. İsrail bu çizgiyi 15 gün önce aştı. Aşarken şunu söyledi; ‘Bu İran’ın Suriye’deki Büyükelçiliği’nin konsolosluk şubesi olabilir ama bunu başka amaçlarla kullanıyorlar. Viyana Diplomatik İlişkiler Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi çerçevesinde belirtilen kuralların dışında, askeri amaçlarla, terör amaçlarıyla kullanıyor’ diyerek bu eylemi gerçekleştirdi. İran açısından durum açıktı, diplomatik misyonuna yönelik bir saldırıydı, yani İran toprağına yönelik bir saldırı olarak kabul edildi. O zaman İran İsrail’in kendisinin hedef alması gerektiği bir duruma geldi. Bu tür merdivenleşmelerde bu yeni bir aşamayı ifade ediyor. Çünkü İran’ın İsrail’e yönelik, İsrail birlikleri veya şehirlerine yönelik saldırılar hep bu dolaylı unsurlar, vekiller üzerinden gerçekleştirilmişti. Bunu bu şekilde yapamayacağını, doğrudan kendisinin bir hamlede bulunması gerektiğine karar verdi.”

“İSRAİL’İN İRAN’I ENDİŞEDE BIRAKACAK BİR ÇİZGİDE HAREKET EDECEĞİ ANLAŞILIYOR”

İran’ın İsrail’e doğrudan saldırmasıyla İsrail’de meşru olarak karşılık verme hakkı olduğu düşüncesi olduğunu kaydeden Göktürk, “Bu merdivenleşme devam ederken bu aşamalar önceden değerlendiriliyordu” diye konuştu. Emekli Büyükelçi Göktürk, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile görüşmesinde İsrail’i desteklediklerini anımsatarak, ABD’nin “Ama bunun ötesinde İran’a dönük bir eyleminizin içinde biz olmayız” mesajını verdiğini söyledi. Göktürk son olarak şunları söyledi:

“İsrail bunu kendi başına yapar mı, hangi hedeflere yönelik yapar, İsrail Silahlı Kuvvetleri ve istihbaratı bu füzelerin ve insansız hava araçlarının hangi rotalardan fırlatıldığını biliyor. Bu askeri tesisleri mi hedef alır yoksa nükleer kapasitesini mi hedef alır, onları bilemiyoruz, hedef alır mı almaz mı onu da bilmiyoruz. Ama İsrail’in bu konuda İran’ı sürekli bir endişe ve düşüncede bırakacak bir çizgide önümüzdeki günlerde hareket edeceği anlaşılıyor. İran’ın bugün hava sahasını açıp açmamış olması da çok önemli değil.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-buyukelci-gokturk-ankaradaki-sessizlik-dikkat-cekici/feed/ 0
İran’ın İsrail’e SİHA ve füze saldırısı hakkında neler biliniyor? https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/ https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/#respond Sun, 14 Apr 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27399 İran, ilk kez doğrudan İsrail topraklarına yönelik bir saldırı düzenledi.

Cumartesi gecesi İsrail’de hava saldırısı sirenleri çaldı ve halka sığınaklara gitmeleri çağrısı yapıldı ve hava savunma sistemleri devreye girerken, patlamalar duyuldu.

Ülke genelindeki bazı noktalarda İran’ın yolladığı çok sayıda SİHA ve füzeler imha edilirken, bir çoğu da İsrail topraklarına giremeden önce İsrail ve müttefiklerince vuruldu.

Çatışmada en az dokuz ülke rol oynadı. İran, Irak, Suriye ve Yemen’den yollanan SiHA’lar ve füzeler İsrail, ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün tarafından vuruldu.

Saldırı hakkında bilinenleri derledik.

Saldırıda SİHA’lar, güdümlü ve balistik füzeler kullanıldı

İsrail Ordusu, İran’ın İsrail’e doğru 300’den fazla SİHA ve füze gönderdiğini açıkladı.

İsrail’e göre 170 SİHA, 30 güdümlü füze yer alırken, bunların hiç biri İsrail hava sahasına ulaşamadı. İsrail Ordu Sözcüsü Amiral Daniel Hagari ateşlenen 110 balistik füzenin de küçük bir kısmının ülkeye ulaşabildiğini söyledi. BBC, bu sayıları bağımsız kaynaklarca doğrulatamadı.

İran’dan İsrail’e en kısa mesafe Irak, Suriye ve Ürdün üzerinden 1000 kilometre civarında.

Bombardıman farklı ülkelerden yapıldı

İran Devrim Muhafızları (IRGC) Cumartesi gecesi SİHA ve füzelerin ateşlendiğini açıkladı.

Irak güvenlik güçleri, Reuters’a yaptıkları açıklamada, Irak üzerinden İsrail’e yönüne giden füzeler görüldüğünü söyledi.

ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan güçlerinin İran, Irak, Suriye ve Yemen’den gönderilen onlarca füze ve SİHA’yı imha ettiğini duyurdu.

Lübnan’daki İran destekli örgüt Hizbullah da İsrail işgali altındaki Golan tepelerine iki ayrı roket saldırısı düzenlediklerini belirtti.

İsrail ve müttefikleri SiHA ve füzelerin çoğunu imha etti

İsrailli Sözcü Hagari, füze ve SİHA’ların % 99’unun ya İsrail’e giremeden ya da İsrail üzerinde imha edildiğini söyledi.

Gönderilen SİHA ve güdümlü füzeler düz bir güzergah izliyor. Balistik füzelerse, çok büyük hızlara ulaşabilmesi için yerçekimini kullanan yay şeklindeki bir güzergahta ilerliyor.

ABD Başkanı Joe Biden, ABD güçlerinin İran tarafından yollanan SİHA ve füzelerin “neredeyse tamamının imhası için” İsrail’e yardımcı olduğunu söyledi. Biden ayrıca, ülkesinin saldırıdan önce bölgeye savaş uçakları ve gemileri kaydırdığını belirtti.

Güvenlik kaynakları Reuters Haber Ajansı’na, bölgedeki açıklanmayan üslerden faaliyet gösteren ABD güçlerinin Suriye’nin güneyinde, Ürdün sınırı yakınlarında bir çok İran SİHA’sı düşürdüklerini söyledi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Typhoon tipi savaş uçaklarının bazı İran SİHA’larını imha ettiğini doğruladı. Sunak İran’ın saldırısını “en güçlü ifadelerle kınadığı, tehlikeli ve gereksiz bir gerilim” diye tanımladı.

İsrail’le barış anlaşması bulunan, ancak aynı zamanda İsrail’in Gazze’deki saldırılarını kınayan Ürdün’de ise kabine, vatandaşlarının güvenliği için hava sahasına giren bazı uçan cisimleri imha ettiklerini duyurdu.

İsrail Ordusu, Fransa’nın da hava sahasının devriyesine yardımcı olduğun belirtti ancak herhangi bir SİHA ya da füze düşürüp düşürmedikleri bilinmiyor.

Kaç füze İsrail’e ulaştı ve ne hasar verdi?

Kudüs’teki BBC Muhabirleri, siren sesleri duyduklarını ve İsrail’in Demir Kubbe adlı füze savunma sisteminin faaliyetini gördüklerini aktardı. Sistem gelen roketleri takip ediyor ve meskun mahallere düşecek ya da düşmeyecekleri ayırt edebiliyor.

Savunma sistemi roketleri sadece meskun mahallere düşmesi beklendiğinde imha ediliyor.

İsrailli Sözcü Hagari, birkaç balistik füzenin İsrail hava sahasına girmeyi başardığını belirtti ve birinin ülkenin güneyindeki Necef Çölü’nde bulunan Nevatim Hava Kuvvetleri Üssüne hafif zarar verdiğini aktardı. Sözcü üssün “hala faaliyet gösterdiğini” bildirdi.

İran’ın resmi haber ajansı IRNA ise, saldırıda hava üssüne “ağır darbeler vurulduğunu” söyledi.

Sözcü Hagari, 10 yaşındaki bir kız çocuğunun evine düşen şarapnel parçasıyla ağır yaralandığını ve yoğun bakımda olduğunu açıkladı.

Ürdün de bazı şarapnel parçalarının topraklarına düştüğünü, ancak “önemli bir hasara ve yaralanmaya yol açmadığını” duyurdu.

Şimdi ne olacak?

İsrail Kanal 12 televizyonu, adını açıklamak istemeyen İsrailli bir yetkilinin İran’ın saldırısına “önemli bir karşılık vereceğini” söylediğini aktardı.

İsrail ve komşu ülkelerin hava sahası yeniden açıldı, ancak İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran’la çatışmanın “henüz sona ermediğini” söyledi.

Bu arada İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bagheri de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İsrail’in İran’a karşılık vermesi halinde misillemenin dün gecekinden çok daha büyük olacağı” uyarısında bulundu.

Bagheri, İsrail’in muhtemel karşılığına ABD’nin yardımcı olması halinde Amerikan üslerine saldıracaklarını söyledi.

IRGC Komutanı Hüseyin Salami de Tahran’ın çıkarlarına, yetkililerin ve vatandaşlarına İsrail’in saldırması halinde, karşılık verileceğini belirtti.

BM Güvenlik Konseyi, İsrail’in talebi üzerine Türkiye saatiyle 23:00’te acil bir toplantı yapacak.

Biden da, İran’ın saldırısına “ortak bir diplomatik tepki” vermek için G7 ülkelerinin liderleriyle bir toplantı yapacağını açıkladı

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/feed/ 0
Davutoğlu, İran-İsrail Gerilimine İlişkin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/#respond Sun, 14 Apr 2024 22:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27390 İran, Şam’daki konsolosluk saldırısına misilleme yaparak dün akşam saatlerinde İsrail’i 300’e yakın füze ve İHA ile vurdu. Saldırı dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuya ilişkin Türkiye’den herhangi bir açıklama yapılmamasına tepki gösteren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu sosyal medyadan hükümete seslendi.

“BİR TEK ANKARA SESSİZ VE ISSIZDI”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, X hesabından İran-İsrail arasındaki gerilime ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Uyan Ankara uyan! Dün bölgemiz için de dünya için de uzun bir geceydi. Bütün başkentler ayakta iken ve açıklamalarla tutumlarını ortaya koyarken bir tek Ankara sessiz ve ıssızdı. Gece boyu ne bir açıklama ne de bir kriz toplantısı yapıldı.

“ABD ZİYARETİ ÖNCESİ…”

Şu ana kadar da bir açıklama gelmedi. Bunun izahı mümkün değil. Ama devlet tecrübesi bana iki ihtimal olduğunu düşündürüyor. İlki, yetkili kurumların açıklama hazırlamış ama Cumhurbaşkanı’ndan onay alamamış olması. İkincisi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaklaşan ABD ziyareti öncesi Washington’daki çevreleri rahatsız edecek bir açıklamadan kaçınmış olması.

“PASİF BİR YAKLAŞIM ÜLKEMİZİN İTİBARINI YOK EDER”

Birinci gerekçe Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet kurumlarını etkisiz kılarak devlet reflekslerini dumura uğratmış olmasının vahim bir sonucudur. İkinci gerekçe geçerli ise durum daha da vahimdir. Türkiye bölgesel konulardaki tutumunu ne kadar güçlü olursa olsun başka bir küresel güce endeksleyemez. Önce kendi tutumunu belirler. Daha sonra da bölgesel ve küresel aktörler nezdinde bu çerçevede aktif girişimde bulunur. Edilgen ve pasif bir yaklaşım ülkemizin itibarını da etki gücünü de yok eder.”

ATILMASI GEREKEN ADIMLARI 15 MADDEDE SIRALAMIŞTI

Davutoğlu, konuyla ilgili bir başka paylaşımında da İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımları 15 maddede sıralamıştı. Davutoğlu şu ifadeleri kullanmıştı; “İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve bu gece İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımlar:

  1. Ankara’da 24 saat görev yapacak -başta Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay ve MİT olmak üzere- kurumlar arası bir kriz masası oluşturulmalıdır.
  2. İsrail ile İran arasındaki gerilimin kaynağının Gazze’deki soykırım olduğu gerçeği çıkış noktası olmalıdır.
  3. Bu bağlamda, ABD ile en üst düzeyde -tercihen doğrudan liderler arasında- acilentemas kurularak Gazze’de ateşkes sağlanmadıkça bölgesel savaş riskinin tırmanmakta olduğu vurgulanmalı ve ABD’den Gazze’de derhal ateşkes için İsrail’e baskı yapması talebinde bulunmalıdır.
  4. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanının ABD ziyaretinin zamanlama açısından önem taşıdığı aktarılarak taraflar nezdinde atılabilecek ortak adımlarla ilgili bir çalışma başlatılması talebinde bulunulmalıdır. Gazze’de soykırım devam ederken yapılacak bu ziyaretin başarısının bir ateşkes çabasına bağlı olduğu vurgulanmalıdır.
  5. ABD’ye başta İncirlik olmak üzere Türkiye’deki üslerin bölgedeki bir savaşta kullanılamayacağı bildirilmelidir.
  6. Krizin ilk anından itibaren vurguladığımız gibi Türk hava sahası İsrail’e giden bütün uçuşlara kapatılmalıdır.
  7. İran ile karşılıklı saygıya dayalı komşuluk ilişkisinin bir gereği olarak Türkiye’yi etkileyebilecek gelişmeler konusu başta olmaküzere süreçle ilgili istişari kanallar işletilmelidir.
  8. Komşu ülkeler olarak krizdendoğrudan etkilenecek ülkelerin başında gelen Irak, Suudi Arabistan, Ürdün ve Lübnan ile ikili kriz koordinasyon mekanizmaları kurulmalıdır. Suriye ile de güvenlik ve istihbarat kanalları açık tutulmalıdır.
  9. Gerilimin Körfeze yayılması ihtimaline karşı başta Katar olmak üzere Körfez ülkeleri ile yakın istişari temaslar gerçekleştirilmeli ve KİK nezdinde girişimde bulunulmalıdır.
  10. Doğrudan temaslar için Dışişleri Bakanı düzeyinde acil bir bölge turu gerçekleştirilmelidir.
  11. İsrail ile İran arasındaki gerilimin artması ihtimali üzerine bölgedeki tek NATO üyesi ülke olarak Türkiye’nin bu durumdan etkilenmemesi için NATO’nun taraf olmaması açık bir şekilde vurgulanmalıdır. Ayrıca, Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği risklerle ilgili ihtimaliyet çalışmaları başlatılmalıdır.
  12. Bölgedeki gerilimi düşürecek tek unsur olan Gazze’de acil ateşkes için BMGK’nin daimi üyeleri ile her düzeyde düzenli görüşmeler gerçekleştirilmelidir.
  13. Bu bağlamda ayrıca Güney Afrika, Brezilya, İrlanda ve Norveç başta olmak Gazze soykırımı konusunda aktif tavır almış ülkelerle bir “Ateşkes Girişim Grubu” oluşturularak uluslararası kamuoyu baskısı artırılmalıdır.
  14. Türkiye’nin Irak, Katar ve Somali’deki üslerinde acil güvenlik tedbirleri alınmalıdır.
  15. Türkiye bu süreçte hem kendi güvenlik öncelikleri ile ilgili tedbir alan, hem Filistin halkının haklı davasına desteğini sürdüren hem de bölgesel ve küresel barış için çaba gösteren bir ülke konumunu korumalıdır.”
]]>
https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
AB ve ABD, İran’ın İsrail’e düzenlediği hava saldırısını kınadı https://www.haber60.com.tr/ab-ve-abd-iranin-israile-duzenledigi-hava-saldirisini-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/ab-ve-abd-iranin-israile-duzenledigi-hava-saldirisini-kinadi/#respond Sun, 14 Apr 2024 07:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27356 Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile ABD ve Birleşik Krallık’ın aralarında bulunduğu bazı ülkeler İran’ın İsrail’e gece saatlerinde düzenlediği hava saldırısını kınadı.

İran, dün gece İsrail’e insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. İran’ın hava saldırısı AB ülkeleri ile ABD ve Birleşik Krallık’ın aralarında bulunduğu bazı ülkeler tarafından kınandı. ABD Başkanı Joe Biden yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün erken saatlerde İran -ve Yemen, Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren vekilleri- İsrail’deki askeri tesislere eşi benzeri görülmemiş bir hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıları mümkün olan en güçlü şekilde kınıyorum” ifadelerine yer verdi. Biden açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“ABD ordusu geçtiğimiz hafta boyunca bölgeye talimatımla İsrail’in savunmasını desteklemek üzere, uçak ve balistik füze savunma destroyerleri sevk etti. Bu konuşlandırmalar ve ordumuzun olağanüstü becerisi sayesinde İsrail’in gelen insansız hava araçlarının ve füzelerin neredeyse tamamını düşürmesine yardımcı olduk.

Amerika’nın İsrail’in güvenliğine olan sarsılmaz desteğini bir kez daha teyit etmek üzere Başbakan Netanyahu ile az önce görüştüm. Kendisine İsrail’in eşi benzeri görülmemiş saldırılara karşı savunma ve bu saldırıları bertaraf etme konusunda olağanüstü bir kapasite sergilediğini ve düşmanlarına İsrail’in güvenliğini etkili bir şekilde tehdit edemeyeceklerine dair açık bir mesaj gönderdiğini söyledim.

Yarın, İran’ın saldırısına karşı birleşik bir diplomatik yanıtın koordine edilmesi amacıyla G7 lideri dostlarımla bir araya geleceğim. Ekibim bölgedeki mevkidaşlarıyla temas halinde olacak. İsrail liderleriyle de yakın temas halinde olacağız. Bugün kuvvetlerimize ya da tesislerimize yönelik bir saldırı görmemiş olsak da, tüm tehditlere karşı tetikte olacağız ve halkımızı korumak için gerekli tüm adımları atmakta tereddüt etmeyeceğiz.”

Diğer ülkelerden yapılan açıklamalar ise şöyle:

BİRLEŞİK KRALLIK BAŞBAKANI RISHI SUNAK: İran rejiminin İsrail’e yönelik pervasız saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyorum. İran bir kez daha kendi arka bahçesinde kaos tohumları ekmeye niyetli olduğunu göstermiştir.

Birleşik Krallık, İsrail’in ve Ürdün ve Irak da dahil olmak üzere tüm bölgesel ortaklarımızın güvenliğini savunmaya devam edecektir. Müttefiklerimizle birlikte durumu istikrara kavuşturmak ve gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için acilen çalışıyoruz. Kimse daha fazla kan dökülmesini istemiyor.

AVUSTURYA BAŞBAKANI KARL NEHAMMER: İran’ın İsrail’e yönelik saldırısı mümkün olan en güçlü şekilde kınanmalıdır. Avusturya, İsrail’in güvenliğini destekliyor ve İran’a çatışmaları derhal durdurması çağrısında bulunuyoruz.

HOLLANDA BAŞBAKANI MARK RUTTE: Orta Doğu’da çok endişe verici bir durum var. Bugün erken saatlerde Hollanda ve diğer ülkeler İran’a net bir şekilde İsrail’e saldırmaktan kaçınmasını söyledi. Hollanda, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını şiddetle kınamaktadır. Olayların daha fazla tırmanmasının önlenmesi gerekiyor. Az önce Hollanda Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı ile son durum hakkında temasta bulunduk. Gelişmeleri çok yakından takip etmeye devam ediyoruz.

FRANSA DIŞİŞLERİ BAKANI STEPHANE SEJOURNE: Fransa, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını mümkün olan en güçlü ifadelerle kınamaktadır. Daha önce benzeri görülmemiş bir eylemde bulunmaya karar vermekle İran, istikrarı bozucu eylemlerinde yeni bir eşiği aşmakta ve askeri tırmanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

İTALYA DIŞİŞLERİ BAKANI ANTONIO TAJANI: Orta Doğu’daki gelişmeleri dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Tel Aviv ve Tahran’daki İtalyan Büyükelçilikleri ile sürekli temastayım. Başbakan ve Savunma Bakanı ile konuştuk. Hükümet her türlü senaryoyla başa çıkmaya hazırdır.

POLONYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: Polonya, İran tarafından İsrail’e karşı başlatılan saldırıları en güçlü şekilde kınıyor. İran ve müttefiklerini itidalli davranmaya ve düşmanlıklarını derhal sona erdirmeye çağırıyoruz. Bölgede istikrar ve barışın sağlanması her şeyden önemlidir.

BM GENEL SEKRETERİ ANTONIO GUTERRES: İran’ın İsrail’e karşı başlattığı geniş çaplı saldırının temsil ettiği ciddi tırmanışı şiddetle kınıyorum. Bu düşmanlıkların derhal durdurulması çağrısında bulunuyorum. Ne bölge ne de dünya yeni bir savaşı kaldırabilir.

AVRUPA KONSEYİ BAŞKANI CHARLES MICHEL: İran tarafından İsrail’e yönelik olarak başlatılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Bölgesel gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için her şey yapılmalıdır. Daha fazla kan dökülmesi önlenmelidir. Ortaklarımızla birlikte durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-ve-abd-iranin-israile-duzenledigi-hava-saldirisini-kinadi/feed/ 0
İran, İsrail’e “Gerçek Vaat” operasyonu! 300’e yakın füze ve İHA ile saldırdılar https://www.haber60.com.tr/iran-israile-gercek-vaat-operasyonu-300e-yakin-fuze-ve-iha-ile-saldirdilar/ https://www.haber60.com.tr/iran-israile-gercek-vaat-operasyonu-300e-yakin-fuze-ve-iha-ile-saldirdilar/#respond Sun, 14 Apr 2024 05:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27341 İsrail, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in Şam’daki İran konsolosluğuna saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini belirterek, “Kötü rejim bir hata yaptı, cezalandırılmalı ve cezalandırılacak.” ifadelerini kullanmıştı.

SALDIRIYI İSRAİL DEVLET TELEVİZYONU DUYURDU

İran’ın İsrail’e İHA saldırısı başlattığını duyuran İsrail devlet televizyonu, İsrailli yetkililerin bir kaç gün sürecek çatışmalara karşılık vermeye hazırlandığını bildirirken, İran’ın 300’e yakın füze ve İHA gönderdiğini açıkladı. İran operasyonun adını “Gerçek Vaat Operasyonu” olarak ilan etti.

İSRAİL ORDUSU’NDAN İLK AÇIKLAMA

İsrail Ordusu, İran’ın İsrail’e yönelik insansız hava aracı ile saldırı başlattığını ve İsrail’in hava savunma sisteminin saldırıya karşı hazır durumda olduğunu açıkladı. İsrail Ordusu, İran’a ait insansız hava araçlarının İsrail’e ulaşmasının saatler alacağını ve tehlike oluşması muhtemel bölgelerde sirenler çalacağını bildirdi.

DEVRİM MUHAFIZLARI: BELİRLİ HEDEFLER VURULDU

İran devlet televizyonuna göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından bildiri yayımlandı. Bildiride “İsrail’e yönelik İHA saldırısı, İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluğuna saldırısına cevap olarak Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri, siyonist rejimin topraklarındaki bazı hedefleri onlarca İHA ve füzeyle vurdu.” ifadelerine yer verildi.

BALİSTİK FÜZE DALGASI FIRLATILDI

İran devlet televizyonuna konuşan kaynaklar, Tahran’ın İsrail’e yönelik ilk balistik füze dalgasını fırlattığını duyurdu.

ABD GÜÇLERİ ONLARCA İHA’YI HEDEF ALDI

ABD güçlerinin konuşlandığı Suriye’nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi. Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA’ya isabet etti. Hedef alınan İHA’lardan bazı parçaların Suriye-Ürdün sınır hattındaki sivil yerleşimlere düştüğü öğrenildi.

Ayrıca Beşşar Esed rejimine yakın sosyal medya hesapları, Suriye’nin Şam, Humus, Dera ve Süveyda illerinde patlama sesleri duyulduğunu iddia etti. Paylaşımlarda, patlama seslerinin üzerine Humus’un batı kırsalındaki rejime ait hava savunma sistemlerinin devreye sokularak, bazı füzelerin havada imha edildiği ileri sürüldü.

SALDIRILARIN YÜZDE 99’U ENGELLENDİ

İsrail Yedioth Ahronot gazetesinin İsrail güvenlik kaynaklarından aktardığı bilgiye göre balistik füze ve İHA’ların yüzde 99’u engellendi.

BİR KIZ ÇOCUĞU YARALANDI

İsrail Ordusu, İran’ın saldırıları sonucunda bir kız çocuğunun yaralandığını ve bir askeri tesiste küçük çaplı hasar meydana geldiğini duyurdu.

İSRAİL HAVA SAHASI KAPATILIYOR

İsrail Havaalanları İdaresi (IAA) tarafından yapılan açıklamada, İran’ın saldırısı nedeniyle İsrail hava sahasının yerel saatle 00.30’dan itibaren kapatılacağı belirtildi. Açıklamada, uçuşların yeniden ne zaman başlayacağına ilişkin ayrıntıya yer verilmezken, gelişmelere göre güncelleme yapılacağı aktarıldı.

İRAN BM YETKİLİSİ: SALDIRININ SONUÇLANDIĞI VARSAYILABİLİR

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği, X hesabından yaptığı açıklamada İran’ın İsrail’e hava saldırısını değerlendirdi. İran’ın, BM Anlaşması’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını uyguladığı kaydedilen açıklamada, İran’ın askeri karşılığının “Siyonist rejimin Şam’daki diplomatik misyonuna yönelik saldırganlığına karşılık” olduğu bildirildi.

Açıklamada, “Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. Eğer İsrail bir hata daha yaparsa İran’ın karşılığı daha ağır olacaktır.” ifadeleri kullanıldı. Çatışmanın İran ile İsrail arasında olduğu belirtilen açıklamada, “ABD bundan uzak durmalı.” değerlerdirmesi yapıldı.

İSRAİL SAVAŞ KABİNESİ TOPLANDI

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında Tel Aviv’deki Kiryat askeri karargahında savaş kabinesi toplantısı yapıldı. Toplantıya Netanyahu’nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant, Bakan Benny Gantz, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzli Halevi, Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi ve diğer üst düzey yetkililer katıldı. Kabine, Başbakan Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve savaş kabinesi üyesi eski genelkurmay başkanı Benny Gantz’a İsrail’in tepkisine karar verme yetkisi verdi.

BEYAZ SARAY: İSRAİL’İN GÜVENLİĞİNE DESTEĞİMİZ TAM

Beyaz Saray’dan saldırıyla ilgili yapılan açıklamada “İran, İsrail’e hava saldırısı başlattı. İsrail’in güvenliğine desteğimiz tam. ABD, İran’dan gelen tehditlere karşı İsrail’in savunmasını destekleyecek.” ifadeleri kullanıldı.

İRAN: İSRAİL’İN SALDIRISI İÇİN HAVA VEYA KARA SAHASINI AÇAN ÜLKELERE KARŞILIK VERECEĞİZ

İran medyasında yer alan haberlere göre İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, ülkesine yönelik saldırılara karşı uyarılarda bulundu. İranlı Bakan, “İsrail’in İran’a saldırması için hava ve kara sahasını açan ülkeler, kararlı cevabımızı alacaktır.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-israile-gercek-vaat-operasyonu-300e-yakin-fuze-ve-iha-ile-saldirdilar/feed/ 0
İran-ABD Gerilimi: İran Seyir Füzelerini Taşıyor, ABD İstihbaratı Hareketlilik Tespit Etti https://www.haber60.com.tr/iran-abd-gerilimi-iran-seyir-fuzelerini-tasiyor-abd-istihbarati-hareketlilik-tespit-etti/ https://www.haber60.com.tr/iran-abd-gerilimi-iran-seyir-fuzelerini-tasiyor-abd-istihbarati-hareketlilik-tespit-etti/#respond Sat, 13 Apr 2024 08:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27247

İsrail’in nisan ayı başında Şam’daki İran Konsolosluğu’na ikisi general yedi İranlı yetkilinin ölümüyle sonuçlanan saldırısının ardından İran’ın karşılık vereceğini açıklamasıyla başlayan gerilim tırmanıyor. ABD basınında perşembe günü istihbarat bilgilerinin “bir-iki gün içinde” İran’ın harekete geçeceği yönünde olduğu haberleri yazıldı. Pek çok ülkenin de bu bilgileri doğrular biçimde vatandaşlarına seyahat uyarısı yapması üzerine cuma günü ve gecesinden beri dünya diken üstünde. Son olarak ABD Başkanı Biden’ın İran’a “yapma” diye seslenmesi ve İsrail’e destek açıklamasının ardından ABD basınında İran’ın seyir füzelerini ülke içinde bir noktadan bir başka noktaya taşıdığı haberleri yer aldı.

Cuma gününün en önemli gelişmesi ABD Başkanı Joe Biden’ın İran’a gözdağı olarak yorumlanan “yapma” açıklaması ve Hizbullah’ın Lübnan sınırındaki İsrail üssüne roket saldırısı başlatması oldu. İran’ın olası misillemesiyle ilgili Cuma günü yaşananlar ve bugüne yansıyan gelişmeler şöyle:

İRAN İHA VE SEYİR FÜZELERİNİ TAŞIYOR”

ABD yayın kuruluşu CNN’in haberine göre İran seyir füzesi ve insansız hava aracı gibi silahlarını hareket ettirmeye başladı. Bu, İran’ın olası misillemesiyle ilgili cumartesi sabahına yansıyan son gelişme oldu. CNN’e bilgi veren iki istihbarat kaynağı, ABD’nin İran’ın insansız hava araçları ve seyir füzeleri gibi askeri varlıklarını ülke içinde hareket ettirdiğini tespit ettiğini söyledi. Yine de kaynaklar bu harekete karşın, misilleme saldırılarının İran topraklarından yapılıp yapılmayacağının belli olmadığını dile getirdi. ABD kaynakları, İran’ın saldırılarda “vekil güçleri” de kullanacağı yönünde beklentilerini de aktardı.

WASHINGTON’DAN TEL AVİV’E: KARŞILIK VERMEDEN ÖNCE BİLGİ VER

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Jarusalem Post’a göre; İran’a yönelik herhangi bir İsrail saldırısından önce ABD, Tel Aviv tarafından bilgilendirilmek istediğini iletti. Gazete, Biden yönetiminin, İsrail’i İran’a yönelik herhangi bir saldırıdan önce ABD ile istişarelerde bulunmaya ve iletişim kurmaya çağırdığını belirtti. ABD’nin İran misillemesinin önlenmesinde İsrail’e yardımcı olmayı planladığı ancak bölgede İsrail’in olası sert karşılığıyla daha büyük bir alevlenmeden de kaçınmak istediği yorumu yapıldı.

ABD BAŞKANI BIDEN’DAN İRAN’A: YAPMA

ABD Başkanı Joe Biden, İran’ı “yapma” diyerek uyardığı olası misilleme için “Güvenli bir bilgi almak isterdim ancak beklentim her an olabileceği yönünde” dedi. Cuma günü akşam saatlerine denk gelen ve İran’a gözdağı olarak yorumlanan açıklamasında Biden, “İsrail’i destekleyeceğiz. İsrail’in savunulmasına yardımcı olacağız ve İran başarılı olamayacak” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Kirby de olası İran saldırısının “gerçek” bir tehdit olduğunu ve Washington’un durumu “olabildiğince yakından takip ettiğini” söyledi.

CENTCOM KOMUTANI İSRAİL’DE

Ortadoğu’daki ABD askeri gücüne komuta eden Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, bölgedeki birliklerinin alarm seviyesini arttırdı. ABD basınına konuşan üst düzey bir Pentagon yetkilisi, ABD’nin olası İran misillemesi nedeniyle bölgedeki askeri gücünü ek güçlerle arttırdığı bilgisini verdi, bölgedeki savaş gemileri ve diğer güçler takviye edildi.

CENTCOM Komutanı General Erik Kurilla İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile bir araya geldi. İsrail Savunma Bakanlığı, Hatzor hava üssünde bir araya gelen Kurilla ve Gallant’ın bölgesel gerilime yol açabilecek olası İran saldırısı hakkında görüşme gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmeyle ilgili duyuruda, uzun menzilli insansız hava aracı hangarında çekilmiş bir fotoğraf paylaşıldı. Kurilla ayrıca İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve ekibiyle de bir toplantı düzenledi.

İSRAİL SAVUNMA BAKANI: NASIL KARŞILIK VERECEĞİMİZİ BİLİYORUZ

İsrail Savunma Bakanı Gallant görüşmeyle ilgili açıklamasında, “Düşmanlarımız İsrail ile ABD’yi birbirinden ayırabileceklerini sanıyorlar ancak gerçek tam tersi, onlar bizi bir araya getiriyor ve bağlarımızı güçlendiriyorlar” dedi. Gallant sosyal medya hesabında da şu açıklamayı yaptı: ” Dünya, Ortadoğu’daki terör vekillerini destekleyen ve finanse eden, şimdi de İsrail’e saldırmakla tehdit eden İran’ın gerçek yüzünü görüyor. Ortaklarımızla yakın işbirliği içinde kendimizi karada ve havada savunmaya hazırız ve nasıl karşılık vereceğimizi biliyoruz.”

CENTCOM VE İSRAİL ORDUSU TOPLANTISI

CENTCOM Komutanı Erik Kurilla ve kurmayları İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve ekibiyle bir araya geldi. Toplantıdan bir fotoğraf paylaşan İsrail ordusu, ABD’li ve İsrailli askeri yetkililerin “İsrail ordusunun tüm senaryolarda savunma ve saldırı operasyonlarına hazır olup olmadığı konusunda kapsamlı bir durum değerlendirmesi” yapıldığını duyurdu. Halevi, “İsrail Ordusu, İran’da ve farklı alanlarda neler olup bittiğini yakından izlemeye devam ediyor, ABD Silahlı Kuvvetleri ile koordineli olarak mevcut ve potansiyel tehditlerle başa çıkmaya hazırlanıyor” açıklamasını yaptı.

HİZBULLAH’IN KATYUŞYA SALDIRISI

Cuma günü akşam saatlerinde Lübnan’da bulunan Hizbullah güçleri İsrail’e roketli ve insansız hava araçlı saldırı düzenledi. İsrail-Lübnan sınırında Yukarı Celil bölgesindeki bir askeri üsse 40 civarında Katyuşya roketi atıldı. İsrail’in hava savunma sistemleri bazı roketleri havada imha etti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın adına açılan X hesabında, Türkçesi “Üzerlerine sürülerle kuşlar gönderdi” olan ayetle paylaşılan video ile saldırı duyuruldu.

HİZBULLAH’TAN SÜLEYMANİ MESAJI

Hasan Nasrallah adına açılan hesapta Hizbullah, 2020’de Bağdat’ta ABD’nin hava saldırısıyla öldürülen İran Devrim Muhafızlarının “efsanevi komutanı” Kasım Süleymani’nin portresi etrafında İran, Suriye, Filistin, Lübnan ve Yemen bayraklarının olduğu bir poster paylaşıldı. Mesajda “Bu onurun sınırları yok” ifadeleri kullanıldı.

İSRAİL SAVUNMA BAKANLIĞI: YARALANAN OLMADI

İsrail Savunma Bakanlığı, Hizbullah’ın iki patlayıcı yüklü insansız hava aracı saldırısının etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Lübnan’dan kuzey İsrail’e fırlatılan yaklaşık 40 roketin bir kısmının havada durdurulduğunu da bildiren bakanlık, diğer roketlerin hedeflerine ulaşamadan açık alanlara düştüğünü duyurdu. İsrail Savunma Bakanlığı, saldırılarda ölen ya da yaralanan olmadığını açıkladı.

İHA VE BALİSTİK FÜZELER

New York Times gazetesine göre; ABD’li ve İsrailli yetkililer, İran saldırısının insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle yapılacağı konusunda hemfikir. Gazete, uzmanlara dayandırdığı haberinde İran’ın seyir füzeleri ve gemi savar füzelerinin yanı sıra 2 bin kilometreye (bin 250 mil) kadar menzile sahip kısa menzilli ve uzun menzilli balistik füzelerle Ortadoğu’daki en büyük balistik füze ve İHA cephaneliğine sahip olduğunu yazdı. İran’ın ayrıca radardan kaçabilecek şekilde alçaktan uçan ve bin 200 ila bin 550 mil menzilli geniş bir İHA envanterine sahip olduğu bilgisini okurlarıyla paylaştı.

]]> https://www.haber60.com.tr/iran-abd-gerilimi-iran-seyir-fuzelerini-tasiyor-abd-istihbarati-hareketlilik-tespit-etti/feed/ 0 İran’dan ABD’ye Mesaj: İsrail’le Yaşanacak Çatışmaya Müdahil Olma https://www.haber60.com.tr/irandan-abdye-mesaj-israille-yasanacak-catismaya-mudahil-olma/ https://www.haber60.com.tr/irandan-abdye-mesaj-israille-yasanacak-catismaya-mudahil-olma/#respond Fri, 12 Apr 2024 23:53:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27215 İran’ın, Joe Biden yönetimine İsrail ile yaşanacak bir çatışmaya müdahil olmaması gerektiği, aksi takdirde ABD’nin Orta Doğu’daki askeri üslerinin hedef alınacağı uyarısında bulunduğu ileri sürüldü.

İRAN’DAN ABD’YE MESAJ: İSRAİL’LE YAŞANACAK ÇATIŞMAYA MÜDAHİL OLMA

ABD’de yayın yapan Axios internet sitesinin 3 ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İran’ın İsrail’le yaşanacak bir çatışmaya ilişkin Washington yönetimine birkaç Arap ülkesi aracılığıyla bu hafta başında mesaj yolladığı belirtildi.

Yetkililer, İran’ın Arap ülkeleri aracılığıyla yaptığı uyarının, İsrail’e yönelik misilleme saldırısının ardından ABD’nin devreye girmesi durumunda bölgedeki ABD üslerinin hedef alınacağı yönünde olduğunu aktardı.

“BİZİMLE UĞRAŞMAYIN, BİZ DE SİZİNLE UĞRAŞMAYACAĞIZ”

Yetkililerden biri, “İran’ın mesajı şuydu; bize saldıran güçlere saldıracağız, bu yüzden bizimle uğraşmayın biz de sizinle uğraşmayacağız.” dedi.

MÜDAHİL OLURSA ABD’NİN ORTA DOĞU’DAKİ ÜSLERİ HEDEF ALINABİLİR

İran’ın ABD yönetimine ilettiği mesajın net olmadığını belirten söz konusu yetkili, Washington’daki istihbarat yetkililerinin değerlendirmesinin İsrail’in yapacağı bir karşı saldırıya ABD’nin katılması durumunda bölgedeki üslerinin hedef alınabileceği yönünde olduğunu kaydetti.

Yetkililerden ikisi ise İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın İngiliz, Alman ve Avustralyalı mevkidaşları ile yaptığı görüşmelerde, Tahran yönetiminin bölgesel bir gerilime yol açmayacak sınırlı bir tepkiyi hedeflediğinin sinyalini verdiğini ileri sürdü.

NE OLMUŞTU?

ABD basınında çıkan haberlerde, İran’ın, 1 Nisan’da Suriye’deki büyükelçilik yerleşkesindeki konsolosluk binasını vuran İsrail’e karşı bugün veya en geç yarına kadar karşılık vermeye hazırlandığı belirtilmişti.

İsrail, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan 2’si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in Şam’daki İran konsolosluğuna saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini belirterek, “Kötü rejim bir hata yaptı, cezalandırılmalı ve cezalandırılacak.” ifadelerini kullanmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden da İran’ın İsrail’e yönelik saldırı tehditleri karşısında Tel Aviv’e “sarsılmaz” şekilde destek vermeye devam edeceklerini belirtmişti.

ABD, İSRAİL AÇIKLARINA SAVAŞ GEMİSİ DEMİRLEDİ

ABD’nin gelişmiş savunma sistemlerine sahip savaş gemisinin İsrail kıyılarına demir attığı bildirildi. Konuya dair haber, İsrail televizyonu Kanal 14’te yayımlandı. Haberde, ABD’ye ait gelişmiş savunma sistemleriyle donanımlı füze gemisinin İsrail açıklarına demirlediği belirtildi.

“İRAN SALDIRISININ 24-48 SAATTE GERÇEKLEŞME İHTİMALİ VAR”

Bunun, yakın zamanda İran’ın İsrail’e füze saldırısı düzenlemesi durumunda yardımcı olacağı vurgulanan haberde, ismini açıklamak istemeyen İsrailli bir yetkilinin şu sözlerine yer verildi: “İsrail, İran’ın kendisine doğrudan düzenleyeceği saldırıya hazırlanıyor. İsrail’in kuzeyi veya güneyine düzenlenmesi muhtemel İran saldırısının önümüzdeki 24-48 saatte gerçekleşme ihtimali var.”

BEYAZ SARAY: TEHDİT GERÇEK VE ÇOK CİDDİ

Beyaz Saray, İran’ın Suriye’deki konsolosluk binasının bombalanmasına misilleme olarak İsrail’e saldırı düzenleme tehdidinin çok ciddi olduğunu bildirdi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, çevrim içi toplantıda gazetecilere verdiği demeçte, “Burada İran’dan gelebilecek potansiyel tehdidin hala gerçek, geçerli ve kesinlikle inandırıcı olduğuna inanıyoruz ve bunu elimizden geldiğince yakından izliyoruz.” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby

Kirby, “Odak noktamız İsrailli mevkidaşlarımızla görüşmeler yapmak ve sadece konuşmak değil, aynı zamanda onların ihtiyaç duydukları şeye sahip olduklarından ve kendilerini savunabildiklerinden emin olmak.” diye konuştu. ABD’nin İsrail’in savunması ve meşru müdafaası konusundaki taahhütlerinde “ciddi olduklarını” ifade eden Kirby, İran’ın muhtemel saldırısına karşı alınan tedbirlerle ilgili detay vermedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/irandan-abdye-mesaj-israille-yasanacak-catismaya-mudahil-olma/feed/ 0
İsrail, İran’ın tehdidine güçlü bir karşılık vereceğini açıkladı https://www.haber60.com.tr/israil-iranin-tehdidine-guclu-bir-karsilik-verecegini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/israil-iranin-tehdidine-guclu-bir-karsilik-verecegini-acikladi/#respond Wed, 10 Apr 2024 23:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26959 – İran’ın “cezalandıracağız” açıklamasına İsrail’den tehdit: “Herhangi bir saldırıya güçlü bir karşılık vereceğiz”

TAHRAN – İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in İran konsolosluğuna yönelik saldırısının “cezalandırılacağını” söyledi. İsrail yönetimi ise herhangi bir saldırıya güçlü bir karşılık verileceğini belirtti.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdüren İsrail yönetimiyle ilgili sert açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Hamaney, “Bu yıl Ramazan ayı boyunca Gazze’de yapılan katliam, dünya çapındaki Müslümanları üzdü. Ramazan ayında kadın, çocuk ve savunmasız insanlara yönelik katliamlarını durdurmayan, hatta cinayetleri daha da arttıran gaspçı Siyonist rejime lanet olsun” ifadesini kullandı. İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluğuna saldırmasının İran toprağına saldırmış sayıldığını belirten Hamaney, “Bu kötü niyetli rejim yanlış bir hamle yaptı. Cezalandırılmalıdır ve cezalandırılacaktır” dedi.

Gazze konusunda herkesin sorumluluk hissetmesi gerektiğini vurgulayan Hamaney, “Filistin meselesinin Londra’nın, Paris’in, Washington’un en önemli meselesi haline gelmesi küçümsenecek bir konu değil. Bu daha önce görülmemiş bir şey. İslam dünyasında yeni bir değişimin yaşandığı açıktır” ifadelerini kulandı.

İsrail ile ilişkileri kesin çağrısı

İsrail’e yapılan yardımlarla ilgili eleştirilerde bulunan Hamaney, “Bazı Müslüman hükümetlerin Filistin’deki çatışmanın ortasında Siyonist rejime yardım etmesi üzücü. Siyonistler bir ülkede yer edinirken kendi çıkarları için o ülkenin kanını emerler. Siyonist rejime yardım edenler, kendi yıkımlarına yardım ediyorlar” dedi.

Müslüman ülkelere çağrıda bulunan Hamaney, “Müslüman hükümetler Siyonist rejimle ekonomik ve siyasi ilişkilerini en azından geçici olarak kesmeli. İlişkiler kesilmeli ve bu suçları işlediği sürece kimse onlara yardım etmemelidir. Müslüman ülkelerin Siyonist rejimle ilişkilerini kesmesi sadece bizim beklentimiz değil. Müslüman milletler bunu bekliyor. Müslüman ülkeler referanduma giderse, hiç şüphesiz herkes kendi hükümetlerinin ilişkileri kesmesi yönünde oy kullanacaktır” diye konuştu.

İsrail’den tehdit

Hamaney, başkent Tahran’daki Büyük Musalla Camii’nde kendisinin kıldırdığı bayram namazı hutbesinde de İsrail’e yönelik benzer ifadeleri kullandı. Hamaney’in açıklamalarına İsrail yönetimi tepki gösterdi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant yaptığı açıklamada, İsrail’e yapılacak herhangi bir saldırının güçlü bir savunmayla karşılanacağı, sonrasında ise saldırıya İran topraklarında güçlü bir karşılık verileceğini söyledi. Gallant, “Bu savaşta birden fazla cepheden, farklı yönlerden saldırıya uğruyoruz. Bize saldırmaya çalışan herhangi bir düşman, öncelikle güçlü bir savunmayla karşılanacaktır” dedi.

Herhangi bir saldırıya tüm Orta Doğu’da nereden olursa olsun çok hızlı karşılık verileceğini belirten Gallant, “İsrail’in tepkisi çok etkili, çok güçlü olacak. Yıllardır üstün olduğumuz şeylerden biri de düşmanın kendisine ne gibi sürprizler hazırladığımızı asla bilmemesidir” şeklinde konuştu.

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz ise yaptığı açıklamada, “İran kendi topraklarından saldırırsa İsrail karşılık verecek ve İran’a saldıracak” ifadesini kullandı.

İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’daki İran Konsolosluğuna 1 Nisan’da gerçekleştirdiği hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Ordusu Suriye ve Lübnan’dan sorumlu Kudüs Gücü Komutanı Muhammed Rıza Zahedi ile yardımcıları Muhammed Hacı Rahimi, Hüseyin Aminullah dahil 7 kişi hayatını kaybetmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-iranin-tehdidine-guclu-bir-karsilik-verecegini-acikladi/feed/ 0
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney: İsrail’in Saldırısı Cezalandırılacak https://www.haber60.com.tr/iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-israilin-saldirisi-cezalandirilacak/ https://www.haber60.com.tr/iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-israilin-saldirisi-cezalandirilacak/#respond Wed, 10 Apr 2024 23:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26955 İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in İran konsolosluğuna yönelik saldırısının “cezalandırılacağını” söyledi. İsrail yönetimi ise herhangi bir saldırıya güçlü bir karşılık verileceğini belirtti.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdüren İsrail yönetimiyle ilgili sert açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Hamaney, “Bu yıl Ramazan ayı boyunca Gazze’de yapılan katliam, dünya çapındaki Müslümanları üzdü. Ramazan ayında kadın, çocuk ve savunmasız insanlara yönelik katliamlarını durdurmayan, hatta cinayetleri daha da arttıran gaspçı Siyonist rejime lanet olsun” ifadesini kullandı. İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluğuna saldırmasının İran toprağına saldırmış sayıldığını belirten Hamaney, “Bu kötü niyetli rejim yanlış bir hamle yaptı. Cezalandırılmalıdır ve cezalandırılacaktır” dedi.

Gazze konusunda herkesin sorumluluk hissetmesi gerektiğini vurgulayan Hamaney, “Filistin meselesinin Londra’nın, Paris’in, Washington’un en önemli meselesi haline gelmesi küçümsenecek bir konu değil. Bu daha önce görülmemiş bir şey. İslam dünyasında yeni bir değişimin yaşandığı açıktır” ifadelerini kulandı.

İsrail ile ilişkileri kesin çağrısı

İsrail’e yapılan yardımlarla ilgili eleştirilerde bulunan Hamaney, “Bazı Müslüman hükümetlerin Filistin’deki çatışmanın ortasında Siyonist rejime yardım etmesi üzücü. Siyonistler bir ülkede yer edinirken kendi çıkarları için o ülkenin kanını emerler. Siyonist rejime yardım edenler, kendi yıkımlarına yardım ediyorlar” dedi.

Müslüman ülkelere çağrıda bulunan Hamaney, “Müslüman hükümetler Siyonist rejimle ekonomik ve siyasi ilişkilerini en azından geçici olarak kesmeli. İlişkiler kesilmeli ve bu suçları işlediği sürece kimse onlara yardım etmemelidir. Müslüman ülkelerin Siyonist rejimle ilişkilerini kesmesi sadece bizim beklentimiz değil. Müslüman milletler bunu bekliyor. Müslüman ülkeler referanduma giderse, hiç şüphesiz herkes kendi hükümetlerinin ilişkileri kesmesi yönünde oy kullanacaktır” diye konuştu.

İsrail’den tehdit

Hamaney, başkent Tahran’daki Büyük Musalla Camii’nde kendisinin kıldırdığı bayram namazı hutbesinde de İsrail’e yönelik benzer ifadeleri kullandı. Hamaney’in açıklamalarına İsrail yönetimi tepki gösterdi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant yaptığı açıklamada, İsrail’e yapılacak herhangi bir saldırının güçlü bir savunmayla karşılanacağı, sonrasında ise saldırıya İran topraklarında güçlü bir karşılık verileceğini söyledi. Gallant, “Bu savaşta birden fazla cepheden, farklı yönlerden saldırıya uğruyoruz. Bize saldırmaya çalışan herhangi bir düşman, öncelikle güçlü bir savunmayla karşılanacaktır” dedi.

Herhangi bir saldırıya tüm Orta Doğu’da nereden olursa olsun çok hızlı karşılık verileceğini belirten Gallant, “İsrail’in tepkisi çok etkili, çok güçlü olacak. Yıllardır üstün olduğumuz şeylerden biri de düşmanın kendisine ne gibi sürprizler hazırladığımızı asla bilmemesidir” şeklinde konuştu.

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz ise yaptığı açıklamada, “İran kendi topraklarından saldırırsa İsrail karşılık verecek ve İran’a saldıracak” ifadesini kullandı.

İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’daki İran Konsolosluğuna 1 Nisan’da gerçekleştirdiği hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Ordusu Suriye ve Lübnan’dan sorumlu Kudüs Gücü Komutanı Muhammed Rıza Zahedi ile yardımcıları Muhammed Hacı Rahimi, Hüseyin Aminullah dahil 7 kişi hayatını kaybetmişti. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-israilin-saldirisi-cezalandirilacak/feed/ 0
Suriye’de Ekonomik Eşitsizlik ve Bölgesel Ayrımlar Artıyor https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/#respond Wed, 10 Apr 2024 03:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26846 BBC Orta Doğu muhabiri Lina Sinjab, Suriye’nin başkenti Şam’daki evini 2013 yılında, iç savaşın başlamasından kısa bir süre sonra terk etti. Yıllar sonra ilk kez geri dönebildiğinde ise hem çok tanıdık hem de tamamen değişmiş bir ülke buldu.

Ekonomik eşitsizliğin giderek şiddetlendiğini söyleyen Sinjab, ülkede hükümetin kontrol ettiği bölgeler ile kuzeyde Kürt savaşçılar ile Suriyeli muhalif savaşçıların kontrolündeki bölgeler arasındaki ayrımların da artığını belirtiyor.

Sinjab, İran ve Rusya gibi ülkelerden çok sayıda insanın gelmesinin de halk arasında öfke yarattığını aktarıyor.

‘İşgalcilere’ duyulan öfke

Suriye’ye girdiğimde manzara hatırladığım gibiydi. Aynı dağlar, aynı meşe ağaçları ve kimin lider olduğunu hatırlatan devlet başkanının aynı büyük posterleri.

Ancak ülkeye gelenlerin çok azı Suriyeli. Çoğu Lübnan ve Irak’tan gelen dini turistler. Bazıları da Şam’ın çarşılarında alışveriş yapmaya gelmiş kişiler.

Şehre doğru ilerlerken kontrol noktaları başlıyor. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca burada pek çok insan kayboldu. Rejimi eleştiren görüşleri dile getirmek ya da muhalefete sempati duyan bir sosyal medya paylaşımını beğenmek bile bunun için yeterli.

Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Suriyesi’nde neredeyse hiçbir şey değişmemiş gibi görünse de burası savaş ile tamamen dönüşmüş bir ülke.

Suriye’nin müttefiki olan ülkelerden gelen çok sayıda insanın varlığı halk arasında öfke yaratıyor.

Şehir merkezinde yürüyüşe çıktığınızda Irak, Lübnan, İran ve hatta Yemen’den gelen ziyaretçilerin seslerini duyuyorsunuz.

Bu kişiler arasında İran’ın Suriye’deki nüfuzunu güçlendirmek, ya da Şam halkına göre bölgedeki Şii nüfuzunu genişletmek için getirdiği Şii Müslümanlar da var.

Suriyelilerin büyük bir kısmı ve savaştan kaçan yaklaşık 5 milyon mültecinin çoğu Sünni.

Yönetimin çoğu ise nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan Alevilerden oluşuyor.

Geçmişte İran’ın ülkedeki varlığının stratejik olduğunu düşünen rejim yanlıları bile artık bunu “işgal” diye nitelendiriyor.

İsrail saldırıları

Hoşnutsuzluk, İsrail’in Şam’ın yerleşim bölgelerinde konuşlanan İranlı askeri ve güvenlik personeline saldırmasıyla daha da arttı.

İsrail, ezeli düşmanı İran’ın Suriye’deki varlığını büyük bir tehdit olarak görüyor.

Şam’ın güneybatısındaki Mezzeh bölgesinde yaşayan bir kadın saldırılardan birini şöyle anlatıyor: “Bütün binamız sallandı. Neden çocuklarımla birlikte bunu yaşamak zorundayım? Neden gelip sivil halkın yaşadığı bölgelere yerleşiyorlar?”

Bu hafta İsrail tarafından düzenlendiği düşünülen bir hava saldırısında İran’ın Mezzeh’teki büyükelçiliğinin konsolosluk bölümü yerle bir oldu ve üst düzey İranlı komutanlar öldürüldü.

Kuzeybatının Türkiye tarafından yönetildiğine inanılıyor

Ruslar da Suriye halkı arasında hoş karşılanmıyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana ülkedeki Rus askerlerinin sayısının azaldığı bildirilse de, düzenli olarak orada konuşlanan Rus askerleri ve Çeçenistan’dan gelen savaşçılar dahil ülkede hala önemli bir Rus varlığı bulunuyor.

Suriye’nin kuzeybatısı hala Suriyeli muhalif savaşçılar tarafından kontrol ediliyor ancak Şam’daki pek çok kişi ülkenin bu bölgesinin başka bir “işgalci”, yani orada askeri varlığı olan Türkiye tarafından yönetildiğine inanıyor.

Öte yandan ülkenin petrol kaynaklarının bulunduğu kuzeydoğunun büyük bölümünü Kürt güçler kontrol ediyor.

Yaşam standartları bu bölgelerin her birinde farklılık gösterirken, Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgeleri en yoksul bölgeler arasında yer alıyor.

Esad’ın müttefikleri sahada hala etkili olsa da, kendisi ve rejimi umutlarını başka bir büyük oyuncuya bağlamış durumda.

Suriyeli elitlerin Suudi Arabistan rüyası

Hükümete yakın çevrelerde Suudi Arabistan büyük bir bölgesel oyuncu olarak tanımlanıyor ve ayaklanmanın ilk günlerindeki gibi artık Suriye’de terörü körükleyen bir ülke olarak görülmüyor.

Bazı Suriyeliler, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Arap dünyasını yeni bir yola sokma potansiyeline sahip bir “dahi” olduğunu düşünüyor.

Yıllarca Arap Birliği’nden dışlanan Beşar Esad’ın geçen yıl Riyad’daki bir zirveye davet edilmesi rejime eski güzel günlerin yakında geri geleceği umudunu verdi.

Yönetim, ülkeyi yeniden inşa etmek ve iflas eden rejimin maaşları ödemesine yardımcı olmak için Körfez ülkelerinden para akışı hayal ediyor.

Ancak şu anda ülke yoksulluğa sürükleniyor ve çaresiz durumdaki pek çok kişi, “tünelin ucunda ışık olmadığını” söylüyor.

Sokakta uyuyan aileler ve çöp kutularından yiyecek bulmaya çalışan insanlar görmek normal hale gelirken, diğer bölgelerde Londra ya da Paris’in en lüks semtlerini andıran üst sınıf yaşam tarzı değişmeden devam ediyor.

Ekonomi çökerken kültür canlanıyor

Suriye yönetiminin başlıca kaygısı siyaset değil ekonomi.

Şam’a gece vardığımda şehir karanlığa gömülmüştü. En lüks mahalleler bile karartılmış. Bu durum yıllardır böyle. Neredeyse her şeyin kıt olması Suriyelileri temel ihtiyaçlarını karşılamak için uzun kuyruklarda beklemeye zorluyor.

Sübvanse edilmiş ekmeğinizi ya da size ayrılan yakıt veya gazı almak için bilgilerinizin kayıtlı bulunduğu bir akıllı karta ihtiyacınız var. Telefonunuza gelen bir mesaj size kuyruğa girme zamanının geldiğini söylüyor.

Hükümet, insanların faturalarını bir mobil uygulama aracılığıyla banka havalesi yoluyla ödemeleri için bir sistem geliştirdi. Ancak pek çok kişinin bankalara ya da cep telefonlarına erişimi yok.

Kültür-sanat dünyası hızla gelişiyor

Suriye’de yepyeni bir nesil savaş, patlamalar, bombalar ve sürekli ölüm ve kayıp haberleriyle büyüdü.

Bu gençler savaşa aldırış etmiyor, ancak güvende kalmak için aşmamaları gereken sınırlar olduğunu da biliyorlar.

Bu yüzden de kültüre, kültürel mirasa, sanata ve müziğe değer veriyorlar. Bu alanlar bir şekilde ülkedeki şiddetten korunuyor.

Suriye’de her şeye rağmen sanat ve kültür dünyası hızla gelişiyor.

Müzik grupları her türden müzik çalıyor, yeni galeriler açılıyor ve Suriye’nin tarihi yerlerinden geriye kalanları keşfetmek için yeni bir heves var.

Öte yandan savaş sırasında siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ayrı düşen pek çok insan birbirine yakınlaştı ve insanlar mümkün olduğunda bir araya gelip kahve, içki ya da yemek eşliğinde sosyalleşiyor.

Gece geç saatlerde restoranlar dolup taşıyor. Barlarda her yaştan insanlar görmek mümkün. Bazı yerlerde geleneksel müzik çalınıyor.

Bir arkadaşım ülkedeki belirsizlik ile kültürün gücünü karşılaştırırken şunları söylüyor:

“Biz yok olacağız ama şarkılar hikayelerimizi ve kültürümüzü nesiller boyu taşıyacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/feed/ 0
İran’da Dünya Kudüs Günü yürüyüşlerine on binlerce kişi katıldı https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 23:18:56 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26396 İran’da Ramazan ayının son cuma günü Filistin halkına destek vermek amacıyla gerçekleştirilen “Dünya Kudüs Günü” yürüyüşlerine on binlerce kişi katıldı. Yürüyüşte İsrail’in İran Konsolosluğuna yönelik saldırısında hayatını kaybeden 7 İranlı askerin tabutları taşındı.

İran’ın başkenti Tahran’da on binlerce kişi, her yıl Ramazan ayının son cuma günü düzenlenen “Dünya Kudüs Günü” yürüyüşlerine katıldı. Yürüyüşte İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başta olmak üzere İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve birçok isim yer aldı. İsrail’e karşı Filistin direnişine destek vermek amacıyla sokaklara dökülen İranlılar, “Kahrolsun ABD” ve “Kahrolsun İsrail” sloganları atarak, “İntikam”, “Filistin yalnız değildir” ve “Çocuk katili İsrail” yazılı pankartlar taşıdı. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği saldırıların kınandığı yürüyüşlerde İranlılar Filistin bayrakları ve Filistin’e destek dövizleri taşırken, İsrail’e ait markaların pankartları ile ABD doları pankartı ateşe verildi.

Saldırıda ölen askerlerin tabutları taşındı

Yürüyüşte İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’da İran Konsolosluğuna düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden 2’si general 7 askerin tabutları taşındı. Tabutlar yürüyüşe katılanlar eşliğinde Cuma namazının kılınacağı Tahran Üniversitesi’ne götürüldü.

“Batı dünyası desteğini bırakırsa İsrail rejimi yok olacaktır”

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Dünya Kudüs Günü’nde yaptığı konuşmada, İsrail’in İran konsolosluğunu hedef almasına ilişkin, “İsrail’i buradan uyarıyorum, ülkemizin güvenliğine yönelik hiçbir eyleminiz karşılıksız kalmayacak. Dini liderimizin de söylediği gibi ülkemizin yiğit evlatları Siyonist İsrail rejimini cezalandıracak” ifadelerini kullandı.

ABD ve Batılı ülkeleri İsrail’e askeri ve siyasi destek vermekle suçlayan Selami, “Siyonistler ve onların destekçisi ABD, ne kadar fazla Müslüman öldürürlerse kendi güvenliklerini o kadar sağlayacaklarını zannediyor. Ama gerçek böyle değil. İsrail bugün Gazze’den geri çekilse dahi savaşta yenilmiştir ve kaybeden taraf olmuştur. Siyonist İsrail rejimi, ABD sayesinde hala nefes alabiliyor. Batı dünyası İsrail’e olan desteğini bıraktığı an bu rejim yok olacaktır” şeklinde konuştu.

Selami, İsrail’in neden olduğu felaket ve suçlardan kaçamayacağını söyleyerek, “Siyonist rejim, savaşı bölgeye yaymaya çalışarak kendi varlığını devam ettireceğini sanmasın. İsrail rejimi tehlikede olduğunu ve hedef alınabileceğini artık çok iyi biliyor. Siyonistler için savaş ve yaşam arasında bir seçim söz konusu değil, onların tek seçimi tamamen teslim olmaktır” ifadelerini kullandı.

“Saldırılarına misliyle karşılık vereceğiz”

Yürüyüşe katılan İranlı Ali Ekber Shamhalu yaptığı açıklamada, “Bizim halk olarak İsrail’e gösterdiğimiz ilk tepki, meydanlara çıkmak oldu. Her şehide ve saldırılarına misliyle karşılık vereceğiz. Konsolosluğumuza yönelik saldırının karşılığını da Allah’ın izniyle İsrail rejimini yok ederek vereceğiz” dedi.

İranlı İsa Ahmedipur, “İsrail rejiminin Şam’da konsolosluğumuza yönelik saldırısını kınıyoruz. Bugün Kudüs gününe bu saldırıyı kınamak için de katıldık. Bu saldırı çok açık bir şekilde uluslararası sözleşmelerin ihlalidir. Bu sözleşmelere göre her ülkenin büyükelçiliği o ülkenin toprağı sayılır. İsrail’in bu vahşi saldırısına misliyle karşılık verileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

“İsrail gerçekten güçlü ise Filistinli kadınlar ve çocuklar yerine bizimle savaşsın”

İranlı Zöhre Asedullahi ise açıklamasında, “Ramazan ayının son cuması olan Kudüs gününde bu yürüyüşlere katıldık. İsrail saldırıları ve katliamları altında yaşamak zorunda kalan Filistinli anneler ve çocuklar için çok üzülüyoruz. Onların çaresizlikleri karşısında hiçbir şey yapamıyoruz. İsrail gerçekten güçlü ise Filistinli kadınlar ve çocukların yerine bizimle savaşsın” ifadelerini kullandı.

Dünya Kudüs Günü’nde Müslümanların yaşadığı ülkelerde Filistin topraklarının işgalden kurtarılması ve dünya kamuoyunun Filistin sorunu hakkında bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. İran İslam Cumhuriyeti kurucusu Ayetullah Humeyni, Ramazan ayının son cuma gününü Dünya Kudüs Günü olarak ilan etmiş ve ülke çapında İsrail’i kınayan gösteriler yapılmasını istemişti. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/feed/ 0
Türkiye ve İran arasında elektrik ticareti için anlaşma sağlandı https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/#respond Fri, 05 Apr 2024 01:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26241 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İran’ın başkenti Tahran’daki İran Enerji Bakanı Ali Ekber Mehrabian ile gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Türkiye aslında tüm komşuları ile ama dost ve kardeş ülke İran ile de elektrik iletim şebekesini birbirine bağlayan ve bu kapasiteyi artıran çok önemli yatırımlar gerçekleştirdi. İnşallah en kısa süre içerisinde, belki birkaç ay içinde bu çalışmalarımız neticesinde elektrik ticareti iki ülke arasında başlayacaktır” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İran’da temaslarına devam ediyor. İran Petrol Bakanlığının ardından İran Enerji Bakanlığını ziyaret eden Bakan Bayraktar, İran Enerji Bakanı Ali Ekber Mehrabian ile ikili ve heyetlerarası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Mehrabian, “Türkiye Enerji Bakanı Sayın Bayraktar ile enerji alanında işbirliğini artırma ve geliştirmeye yönelik olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. İki ülke enerji ve özellikle elektrik alanında çok iyi potansiyellere sahip. Türkiye elektriğe ihtiyaç duyan ve tüketen bir ülke. Diğer yandan elektrik tüketimi fazla olan Avrupa ülkeleri ile de bağlantısı bulunmakta. İran elektrik üreten ve tüketen ülke olarak bu alanda önemli işbirliği potansiyeli olan bir ülkedir” dedi.

Yapılan görüşmelerde söz konusu potansiyeller ve işbirliği fırsatlarının ele alındığını belirten Mehrabian, “Görüşmeler neticesinde iki ülke arasında elektrik alışverişinin sağlanması konusunda olumlu anlaşmalara varıldı. En kısa zamanda iki ülke uzman heyetleri varılan anlaşmaların uygulanması noktasında gerekli çalışmaları başlatacaklar” ifadelerini kullandı.

“Elektrik ticaretinde de iki ülke arasında çok önemli fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz”

Bakanı Bayraktar ise, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak İran’a ilk resmi ziyaretimizi yapmış oluyoruz. Esas itibariyle bu ziyaretimizin temel amacı, ocak ayında Sayın Devlet Başkanı Reisi’nin Cumhurbaşkanımızı Ankara’da ziyareti, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 8’inci toplantısı vesilesiyle alınan kararları takip etmek, uygulamaya geçilecek projeleri birlikte değerli meslektaşlarımızla müzakere etmek ve konuşmak için buraya geldik” dedi.

Bakan Bayraktar, “Enerji dediğimizde sadece doğalgaz ağırlıklı, petrol ve petrol ürünleri ağırlıklı alanın yanında, aynı zamanda elektrik ticaretinde de iki ülke arasında çok önemli fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda Türkiye aslında tüm komşuları ile ama dost ve kardeş ülke İran ile de elektrik iletim şebekesini birbirine bağlayan ve bu kapasiteyi artıran çok önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Türkiye’ye İran’dan elektrik iletimi ve zaman zaman da Türkiye’den ihtiyaç duyulan saatlerde İran’a elektriğin ihraç edilmesi noktasında görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah en kısa süre içerisinde, belki birkaç ay içinde bu çalışmalarımız neticesinde elektrik ticareti iki ülke arasında başlayacaktır” ifadelerini kullandı.

“Şirketlerimiz vasıtasıyla inşallah İran’ın çok önemli yenilenebilir kapasitesini, potansiyelini hayata geçirme noktasında da çalışmalarımızı sürdürme kararı aldık”

Bakan Bayraktar, “Bugün Sayın Bakan ile üzerinde konuştuğumuz iki önemli konu daha var. Bunlardan bir tanesi yenilenebilir enerji alanında işbirliği. Türkiye’de bugün ulaştığımız, rüzgarda ve güneşte toplam 25 bin megawattlık kapasite ile oluşturduğumuz bu müktesebatı ve buradaki tecrübeyi şirketlerimiz vasıtasıyla inşallah İran’ın çok önemli yenilenebilir kapasitesini, potansiyelini hayata geçirme noktasında da çalışmalarımızı sürdürme kararı aldık. Son olarak diğer alanımız da enerji borsamız EPİAŞ’ın kazanımları ve tecrübelerini de yine İran’da oluşturulması planlanan enerji borsasına aktarabilmek ve burada da iki kurumun bir arada işbirliğini önümüzdeki süreçte daha da artırarak devam ettirmek” dedi. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/feed/ 0
Türkiye ve İran, Doğal Gaz Tedarik Anlaşmasını Geliştirmek İçin Müzakerelere Başladı https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-dogal-gaz-tedarik-anlasmasini-gelistirmek-icin-muzakerelere-basladi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-dogal-gaz-tedarik-anlasmasini-gelistirmek-icin-muzakerelere-basladi/#respond Thu, 04 Apr 2024 23:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26194 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Tahran’da İran Petrol Bakanı Cevad Ovci ile gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Türkiye’nin doğal gaz arzını kesintisiz bir şekilde sağlamak için birçok farklı kaynaktan doğal gaz ithalatı söz konusu. İran da bu anlamda bizim çok önemli bir tedarikçimiz. İnşallah bundan sonraki dönemde bugün itibariyle başladığımız müzakereleri hızlı bir şekilde sonuçlandırıp, bu gaz tedarik anlaşmamızı daha da ileri götürecek adımları atmış oluruz” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli temaslarda bulunmak üzere İran’ın başkenti Tahran’a geldi. Ziyareti kapsamında ilk olarak İran Petrol Bakanlığı’nı ziyaret eden Bakan Bayraktar’ı Petrol Bakanı Cevad Ovci karşıladı. İki bakan, ikili ve heyetlerarası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. İran Petrol Bakanı Cevad Ovci, “Cumhurbaşkanımızın (İbrahim Reisi) Türkiye ziyaretinde gerçekleştirilen görüşmelerde iki ülkenin enerji alanında iş birliğini artırması kararlaştırılmıştı. Bu kapsamda Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar Bey ile görüştük. Görüşmemizde Türkiye ile mevcut doğal gaz sözleşmesinin uzatılmasına ilişkin müzakerelerin yapılması kararlaştırıldı. Söz konusu sözleşme 2026 yılında sona eriyor. Sözleşme kapsamında bizim Türkiye’ye günlük 30 milyon metreküp doğal gaz göndermemiz gerekiyor. İki ülkenin sözleşmenin uzatılması talebi doğrultusunda bugün resmi olarak İran Milli Gaz Şirketi ve BOTAŞ arasında bu konu müzakere edilecek” ifadelerini kullandı.

“İş birliğini artırmaya hazırız”

Ovci ise, “Ayrıca Türkiye ile İran arasında enerji iş birliğini artırmak, Türk şirketlerinin İran’da enerji alanına yatırım yapabilmeleri konularını ele aldık. Bu konuda Türkiye’nin önde gelen şirketleri bize tanıtıldı ve biz de bugünden itibaren iş birliğini artırmaya yönelik çalışmalarımıza başlayacağız. Sayın Bayraktar ile görüşmemizde, petrol ve doğal gaz sahalarının kalkındırılması, petrol tesisleri ve petrokimya sektörlerinde iş birliğini artırmaya Tahran olarak hazır olduğumuzu belirttik” şeklinde konuştu.

“Türkiye ile İran’ın ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefi koyuldu”

Bakan Bayraktar ise konuşmasında Tahran’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Buraya birçok kez geldim. Ama şimdi burada Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak bulunuyorum. Bu çalışma toplantımızın esas sebebi ocak ayında Sayın İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarında alınan kararların ve orada imzalamış olduğumuz enerji mutabakatı anlaşmasının takibi ve onun kararlarını yerine getirmek için burada bulunuyoruz” dedi.

Bayraktar, “Çok kıymetli kardeşim ve meslektaşım Cevad Bey’in belirttiği gibi iki ülke sayın cumhurbaşkanları Türkiye ile İran’ın ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini koydular. Dolayısıyla bu ticaret hacmine ulaşılabilmek için özellikle bizim alanımızda, enerji ve tabii kaynaklar alanında, petrol, doğal gaz ve elektrik alanında iki ülkenin yapacakları birçok iş birliği alanları var” ifadelerini kullandı.

“İran, bizim çok önemli bir tedarikçimiz”

Doğal gaz alanında İran ile 30 yıla yaklaşan ticaret işbirlikleri olduğunu belirten Bayraktar, “Doğal gaz Türkiye için oldukça önemli. Çünkü biz doğal gazı sanayide, evlerimizde ve elektrik üretiminde kullanıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nın doğal gaz arzını kesintisiz bir şekilde sağlaması için birçok farklı kaynaktan doğal gaz ithalatı söz konusu. İran da bu anlamda bizim çok önemli bir tedarikçimiz. İnşallah bundan sonraki dönemde bugün itibariyle başladığımız müzakereleri hızlı bir şekilde sonuçlandırıp, bu gaz tedarik anlaşmamızı daha da ileri götürecek adımları atmış oluruz” dedi.

Bayraktar, “Bugün bu projelerin hem teknik olarak çalışma grupları arasında müzakerelerin başladığı ve özellikle ticaret hacmini daha ileri götürecek adımları atmakla alakalı bir çalışma ziyareti bugün gerçekleştirmiş oluyoruz. Özellikle konuştuğumuz konulardan bir tanesi, doğal gaz sahalarının, doğal gaz üretiminin geliştirilmesi ve doğal gaz altyapı projelerine yatırım yapılması, bu projelerin gerçekleştirilmesi. Dolayısıyla bu konular da gündemimizdeydi. Hem sayın bakanla hem de ilgi şirketlerle bu projeleri de görüştük ve görüşmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-dogal-gaz-tedarik-anlasmasini-gelistirmek-icin-muzakerelere-basladi/feed/ 0
İran, Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen saldırıya yanıt vereceğini açıkladı https://www.haber60.com.tr/iran-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriya-yanit-verecegini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/iran-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriya-yanit-verecegini-acikladi/#respond Wed, 03 Apr 2024 03:54:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25911 İran, Suriye’nin başkenti Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen hava saldırısına ağır bir yanıt vereceğini söyledi.

İran’ın Şam Büyükelçisi, saldırıda yedisi İran Devrim Muhafızları (IRGC) üyesi ve altı Suriye vatandaşı olmak üzere 13 kişinin öldüğünü açıkladı.

Öldürülenler arasında, IRGC’nin ülke dışındaki kolu Kudüs Gücü’nün önemli isimlerinden Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahedi de vardı. İsrail, herhangi bir açıklama yapmasa da İran ve Suriye bu ülkeyi suçladı.

London School of Economics (LSE) Uluslararası İlişkiler Profesörü Fawaz Gerges “Bu sadece İran devletinin kendisine karşı değil, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün üst düzey liderliğine karşı bir saldırıydı. Kudüs gücü Lübnan’daki Hizbullah ve Suriye’ye silah ve teknoloiji transferinin koordinasyonu için” dedi.

Saldırı, İran hükümetinin üst düzey isimlerinden kızgın tepkilerin yanı sıra misilleme tehditlerini de beraberinde getirdi.

Dini lider Ali Hamaney “Onları, bu suçu işlediklerine ve benzer hamlelere giriştiklerine pişman edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de, Suriyeli mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde saldırıyı “insanlık dışı, saldırgan ve rezil bir hareket” diye tanımladı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahyan da saldırıyı tüm uluslararası zorunluluklar ve anlaşmaların ihlali olarak tanımladı.

Emir Abdullahyan dışişleri bakanlığının internet sitesindeki açıklamasında da doğrudan İsrail’i suçladı ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun “akli dengesini tamamen kaybettiğini” söyledi.

Bu yorumlar, Gazze Savaşı devam ederken İsrail ve İran’ın müttefikleri arasındaki şiddetin yükseleceği korkularını artırdı. Ancak BBC’ye konuşan uzmanlar İran’ın misilleme seçeneklerinin hem boyut hem de sayıları anlamında kısıtlı olduğunu vurguladı.

Orta Doğu uzmanı ve yazar Ali Sadrzade, “İran ekonomik, siyasi ve askeri kabiliyetleri anlamında İsrail ile büyük bir çatışmaya girecek imkanlara sahip değil” dedi.

“Ancak iç tüketim ve bölgesel müttefikleri arasındaki itibarını korumak için bir tür tepkiyle gelmek zorunda.”

Fawas Gerges de bu görüşe katılıyor ve “İsrail İran’ı gerçekten küçük düşürse de, burnunu kanatsa da” Tahran’ın İsrail’e doğrudan bir misillemede bulunmayacağını vurguluyor.

Gerges, İran’ın büyük ihtimalle “stratejik bir sabır” göstereceğini, çünkü daha önemli bir amaca, nükleer silah yapmaya öncelik vereceğini söylüyor.

“İran güç topluyor, uranyum zenginleştiriyor ve ilerleme kaydediyor. Ve İran için büyük ödül 50 balistik füze yollayıp, 100 İsrailli öldürmek değil, stratejik caydırıcılık elde etmek. Sadece İsrail’e karşı değil ABD’ye de.”

Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’de İran destekli milislerin İsrail çıkarlarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları arttı. Ancak , İsrail’i topyekun bir savaşın içine çekmekten kaçınıyor gibi görünüyorlar.

Sadrzade “İran’ın vekil güçlerinin İsrail’in bir diplomatik misyonuna saldırı düzenlemesini bile düşünmek zor” diyor.

Ancak Ali Sadrzadeh, İran destekli Husi milislerinin Kızıldeniz’de özellikle ABD ve İsrail bağlantılı gemilere saldırılarını büyük ihtimalle sürdüreceğini tahmin ediyor.

Ancak, İsrail’le şimdiden kuzey sınırında çatışan İran destekli güçlü Hizbullah milislerinin, Şam saldırısına tepki verecek mi?

Hizbullah, dünyadaki en büyük ağır silahlı ve devlet aktörü olmayan silahlı güç. Bağımsız tahminler örgütün 20 ila 50 bin savaşçısı bulunduğunu söylüyro. Bir çoğu da Suriye iç savaşına katılmış olmalarından dolayı iyi eğitimli bi çatışma deneyimli.

Buna ek olarak, düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezine göre ellerinde tahminen 130 bin roket ve füze var.

Ancak yine de BBC’nin konuştuğu uzmanlar, Hizbullah’ın İsrail ile çatışmayı yoğunlaştırmasının düşük bir ihtimal olduğunu söylüyor.

Fawas Gerges “Hizbullah gerçekten İsrail’in tuzağına düşmek istemiyor. Çünkü Benyamin Netahyanu ve savaş kabinesinin savaşı genişletmek istediğini fark ediyorla. Benyamin Netanyahu’nun siyasi geleceği Gazze’deki savaşın devamına kuzey sınırında Hizbullah’la çatışmanın yoğunlaşmasına ve hatta İran’ın kendisiyle savaşa tutuşmaya bağlı” diyor.

Ali Sadrzade de İran’ın İsrail’le bir savaşı göze almak yerine “sembolik” bir tepki vereceği görüşünde.

İran’ın İrak’takti Al Asad Hava Üssüne düzenlediği saldırıyı hatırlatan Sadrzade “İran en önemli komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesine verdiği karşılık gibi sembolik saldırılar düzenlemede uzman” diyor.

İran’ın “ağır intikam” sözlerine karşın, üsteki ABD’li askerlerden ölen olmamıştı ve ABD Ordusu’nun füzelerin gelişine dair uyarı aldığını söyleyen haberler gündeme gelmişti.

Fawas Gerges Şam’daki saldırının “İran’ın savunmasının altını oymayı, dünyaya İran’ın kağıttan bir kaplan olduğunu göstermeyi ve İran’ın güvenlik aygıtının belini kırmayı” amaçladığını vurguluyor.

Gerges “Ancak İran’dan dünyayı sarsan, doğrudan bir tepki görmeyeceğiz” diye de ekliyor.

Peki, büyük bir askeri tepki olmayacaksa, İran’ın önündeki diğer seçenekler ne?

İsrail Siber Politika Enstitüsü’nden Tel Pavel “İran’ın İsrail’den intikam almak için siber alemi ya da başka bir boyutu kullanması olasılığını yabana atamayız. Felç etmek, bilgi çalmak ya da sızdırmak için enformasyon teknolojisine siber saldırılar düzenleyebilirler” diyor.

Ülkenin nasıl bir tepki göstereceğine İran ve özellikle de dini lider karar verecek. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanani pek renk vermedi.

Sözcü “İran tepki verme hakkını saklı tutuyor ve saldırgana karşı nasıl bir misilleme ve cezalandırma olacağına karar verecek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriya-yanit-verecegini-acikladi/feed/ 0
Uzmanlar: İsrail, İran’ın Şam Büyükelçiliği saldırısıyla ABD-İran mutabakatının önüne geçmeyi hedefliyor https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-israil-iranin-sam-buyukelciligi-saldirisiyla-abd-iran-mutabakatinin-onune-gecmeyi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-israil-iranin-sam-buyukelciligi-saldirisiyla-abd-iran-mutabakatinin-onune-gecmeyi-hedefliyor/#respond Tue, 02 Apr 2024 22:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25804 Uzmanlar, Suriye’ye hava saldırısında İranlı iki generalin öldürülmesinin ardından, İsrail’in Şam’daki bu saldırıyla ABD-İran mutabakatının önüne geçmeyi hedeflediğini söyledi.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bayram Sinkaya ve İran uzmanı Dr. Mehmet Koç, dün İran’ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına düzenlenen saldırıya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran’ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına İsrail tarafından düzenlenen füze saldırısında Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile Tuğgeneral Muhammed Hadi Hac Rahimi dahil 7 yetkilinin hayatını kaybettiği duyurmuştu.

“Bu bir devletin diğer devlete defakto savaş ilanıdır”

Aslan, şimdiye kadar İran’da farklı grupları ve unsurları hedef alan İsrail’in, söz konusu saldırısının öncekilerden farklı olduğunu belirterek “Bu bir devletin diğer devlete defakto savaş ilanıdır.” dedi.

İran ve İsrail’in yeni bir evreye girdiğini kaydeden Aslan, “İran, İsrail ve ABD’ye karşı sadece dolaylı, örtülü ve kendisinin ön planda olmadığı saldırıları organize ediyordu. Ancak şu an itibarıyla hem devrim muhafızlarının Suriye’deki komuta kademesinin elimine edilmesi hem de İran toprağı olarak sayılan bir binaya saldırı düzenlenmesi nedeniyle kendi yöntemini biraz değiştirecek.” ifadelerini kullandı.

Aslan, İsrail tarafından İran’ın bölgede emir komuta hiyerarşisini “tamamen felç hale getirecek” bir hedef seçimi yapıldığını söyledi.

İsrail’in bölgede şimdiye kadarki saldırılarının İran’ın pozisyonunda çok büyük değişikliklere neden olmadığını dile getiren Aslan, “Ama dünkü olay kısa süreli olsa da İran’ın sisteminde büyük bir aksaklık meydana getirecek.” dedi.

Aslan, “Benim gördüğüm kadarıyla İsrail, İran’a net bir siyasi mesaj verdi. Çünkü daha önce adı konmamış bir uzlaşı vardı, o da şu; Suriye’de İran milislerinin İsrail sınırından belli bir mesafe geri çekilmesi talep edilmişti. Şu an Gazze’deki bu gelişmeler sonrasında İsrail, İranlı milisleri daha geriye ittirmek istiyor. Bunun için de siyasi bir baskı aracı olarak bu tip saldırıları kullanmak istiyor.” diye konuştu.

İran ve ABD arasında Umman’da bir dizi gizli ve dolaylı görüşmeler yapıldığının bilindiğine işaret eden Aslan, “Bu görüşmelerin amacı İranlılar açısından düşünürseniz yaptırımların hafifletilmesi. Çünkü bir petrol krizi yaklaşıyor. Bu petrol krizinde İran, kendi pozisyonunu sağlamlaştırmak istiyor. ABD açısından okumak gerekirse o görüşmeleri, Amerikan üslerine, Irak ve Suriye’de saldırıların olmamasını istiyorlar ve aynı zamanda özellikle İran’ın Yemen’deki etkisiyle tabii ki bir enerji ajandası var.” ifadelerini kullandı.

Aslan iki ülke arasındaki söz konusu görüşmelerin İsrail açısından istenmeyen görüşmeler olduğunu ifade ederek, “Büyük bir ihtimalle bu saldırının bir diğer ayağı Amerikalılarla İran arasında tesis edilecek muhtemel bir dolaylı diplomasinin önüne geçilmesidir.” dedi.

“İsrail, ABD ile İran arasında bir çatışmayı tetiklemek için bir hayli çaba sarf etti”

İran uzmanı Koç, İsrail’in “Aksa Tufanı” operasyonunun arkasında İran’ın olduğu konusunda ısrar ederek, ABD ve diğer Batılı güçleri İran’a karşı harekete geçirmeyi amaçladığını, buna karşın ABD’nin böyle bir planının olmadığını dile getirdi.

Bölgede ABD ve İran’ın sık sık karşı karşıya geldiğini, son olarak ABD’nin Ürdün-Suriye sınırındaki askeri üssünün İran destekli gruplar tarafından hedef alındığını ve 3 ABD askerinin öldüğünü hatırlatan Koç, “Bu saldırı sonrasında, Amerika ile İran arasında yürütülen diplomatik müzakereler, iki tarafı da daha temkinli hareket etmeye sevk etti. O gün bugündür İran’ın ‘proxy’leri (vekilleri) Amerikalı askerlerin canına mal olacak bir saldırıda bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

Koç, İsrail’in bölgedeki İran unsurlarına yönelik saldırılarını artırdığını hatırlatarak, “Fakat son saldırı askeri amaçların da ötesinde diplomatik misyonların da hedef haline geldiğini gösterdi. İsrail, ABD ile İran arasında bir çatışmayı tetiklemek için bir hayli çaba sarf etti, başarılı olamayınca dozunu artırdı. Böylece İran’ı misilleme yapmaya zorluyor.” dedi.

Diplomatik misyonların hedef alınmasının ülke topraklarının hedef alınması anlamına geldiğini dile getiren Koç, İran kamuoyunun caydırıcı bir karşılık mı verelim yoksa stratejik bir şekilde sabır mı gösterelim ikilemi yaşadığını söyledi.

Koç, “İran, başka bir ülkenin topraklarında İsrail’i hedef alacaksa bunu yine ‘proxy’ler üzerinden yapacaktır.” diye konuştu.

İsrail’in konsolosluk saldırısından sonra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın, “ABD’nin diplomatik anlamda İran’daki temsilcisi sayılan İsviçre’nin maslahatgüzarını” dışişlerine çağırdığını ve bunun sorumlusunun Amerika olduğunu ifade ettiğini kaydeden Koç, İran’ın vekil güçleri üzerinden ABD’nin bölgedeki askeri varlığını hedef alması durumunda İsrail’in amacına ulaşacağını dile getirdi.

Koç, İran milletvekillerinin karşılık olarak İsrail’in Bakü Büyükelçiliği’nin vurulması önerisinde bulunduğunu fakat bunun gerçekçi olmadığını ifade etti.

İsrail’in üç unsura dayanarak bu saldırıyı gerçekleştirdiğini kaydeden Koç, şunları söyledi:

“Bir, İran’ı karşılık verebilecek pozisyonda görmüyor. İki, Amerika ile olan stabil durumu bozmaya çalışıyor. Üç, İran kamuoyunda caydırıcılık fonksiyonunun işlevsiz hale geldiği tartışmalarını daha da derinleştiriyor.”

“İran’ın aynı dozda karşılık vereceğini ve İsrail’de bir hedefin vurulacağını zannetmiyorum”

Doç. Dr. Sinkaya, İran’ın Suriye’deki faaliyetlerinden ve özellikle İran’a ait birliklerin ve yakın grupların sınırlarına yaklaşmasından İsrail’in uzun süredir rahatsız olduğunu, bu kapsamda Rusya ve İsrail’in daha önce mutabakata vardığını ve İran unsurlarının İsrail sınırına 60 kilometreden fazla yaklaşmadığını kaydetti.

İsrail’in zaman zaman İran unsurlarına saldırılar düzenlediğini anımsatan Sinkaya, bu saldırılarda Rusya’nın hava savunma sistemlerinin İran’ı korumamasının da söz konusu anlaşmanın bir parçası olduğunu dile getirdi.

Sinkaya, “Daha önceden İranlı komutanlar kayıp veriyordu Suriye’de. Ama bunlar daha çok Suriyeli muhaliflerle çatışmalarda ya da oradaki terör örgütleriyle çatışmalarda ortaya çıkan kayıplardı. Şimdi İran’ın kayıplarının büyük ölçüde İsrail tarafından verdirildiğini görüyoruz.” dedi.

İsrail’in kendini topyekun bir savaşın içinde gördüğü ve sınırlayacak bir faktör tanımadığından diplomatik misyon vuracak kadar ileri gidebildiğini kaydeden Sinkaya, “İran’ın aynı dozda karşılık vereceğini ve İsrail’de bir hedefin vurulacağını zannetmiyorum. İran’ın söylemlerine göre, halihazırda gerek Hizbullah gerek Hamas gerekse de diğer milisler üzerinden, İsrail’e karşı bir savaş yürütülmekte. Dolayısıyla aynı dozda bir kayıp verdirmeye çalışacaklarını zannetmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Sinkaya, “İran’ın aynı dozda karşılık vermesi savaşın daha çok yayılmasına neden olacak. Bunun yerine, İsrail’e değil de Orta Doğu’da farklı bölgelerdeki, farklı ülkelerdeki İsrail temsilcilikleri ya da İsrail’le bağlantılı yerler hedef olabilir. İsrail’e karşı Amerikan hedeflerini de vuracaklarını zannetmiyorum.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-israil-iranin-sam-buyukelciligi-saldirisiyla-abd-iran-mutabakatinin-onune-gecmeyi-hedefliyor/feed/ 0
İran Büyükelçisi: Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşıyor https://www.haber60.com.tr/iran-buyukelcisi-filistin-halki-ustu-acik-bir-hapishanede-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/iran-buyukelcisi-filistin-halki-ustu-acik-bir-hapishanede-yasiyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:24:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23465 İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Gazze’deki duruma ilişkin, “Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşıyor.” dedi.

İran’ın Ankara Büyükelçiliğince, ramazan ayı dolayısıyla basın temsilcileri için iftar programı düzenlendi.

Büyükelçi Habibullahzade, bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Habibullahzade, Moskova’da Crocus Hall City konser salonuna düzenlenen terör saldırısına ilişkin, buna benzer bir saldırının İran’ın Kirman eyaletinde 3 Ocak’ta Kasım Süleymani’nin mezarının bulunduğu kabristanın yakınında gerçekleştiğini söyledi.

ABD’nin bu hadiselerden haberdar olduğunu ve uyarıda bulunduğunu söyleyen Habibullahzade, Moskova’daki saldırı için de aynı durumun geçerli olduğunu ve Kirman ile Moskova’daki saldırıları yapanların milliyetlerinin de birbirine yakın olduğunu öne sürdü.

İsrail’in Gazze’deki “cinayetleri” durdurmayı kabul etmediğini belirten Habibullahzade, “Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasını önlemek cinayetten ve soykırımdan başka bir şey değildir.” dedi.

“Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşamaktadır”

Habibullahzade, Gazze Şeridi’nin abluka altına alınmasının, Filistin halkının yerinden edilmesinin ve topraklarının elinden alınmasının 70 yıldır devam ettiğini kaydederek “Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşıyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze’de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısının kabul edilmesine ilişkin Habibullahzade, savaşın bir gün bile durdurulmasının hayat kurtaracağını ve bunu destekleyeceklerini söyledi.

Habibullahzade, ramazanın ilk yarısının geçtiğini ve kararın şimdi alınabilmesinin üzücü olduğunu ifade etti.

Uluslararası düzenin tamamıyla işlevsiz halde olduğunu savunan Habibullahzade, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bile Refah sınır kapısından girerek insani durumu göremediğini anımsattı.

Habibullahzade, 1948’den bu yana BM içerisinde alınan Filistin’e ilişkin kararlar alınsa da İsrail’in adım adım Filistin topraklarını “ele geçirmeye çalıştığını” belirtti.

“ABD’nin Suriye’den çıkmasını memnuniyetle karşılarız”

ABD’nin Suriye’deki durumuna ilişkin Habibullahzade, “Biz, ABD’nin Suriye’den çıkmasını memnuniyetle karşılarız. Onlar Suriye devletinin davetiyle gelmediler. Bölgedeki karışıklığın sebebi de zaten ABD.” dedi.

Habibullahzade, bölgedeki ülkelerin kendilerinin güvenliğini sağlayabileceklerine inandıklarını vurguladı.

İran ve Türkiye’nin çeşitli düzeylerde ve konularda devamlı görüşme halinde olduklarını aktaran Habibullahzade, iki ülkenin 550 kilometrelik sınıra sahip olduğunu ve 500 yıldır bu sınırın değişmediğini söyledi.

Habibullahzade, iki ülkenin 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedeflediğini kaydederek, iki ülkenin 3 sınır kapısı sayısının 5’e çıkarılmasını hedeflediklerini ve turizmin de geliştiğini ifade etti.

“Bölgesel işbirliğinden yanayız”

Türkiye ile Irak arasındaki görüşmelere dair bu diyalogdan memnuniyet duyduklarını aktaran Habibullahzade, bölgenin güvenliğinin bölge ülkeleri ve onların arasındaki diyalog sayesinde tesis edilmesi gerektiğine inandıklarını dile getirdi.

Türkiye ile Irak işbirliğindeki Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin Habibullahzade, ülkesinin “bölgesel işbirliğinin peşinde” olduğunu belirterek “İran, Türkiye, Irak ve Suriye işbirliği çok doğal ve gerçekçi bir işbirliğidir.” dedi.

Habibullahzade, bölgede kalkınmayı, refahı ve işbirliğini sağlayacak ticaret ve bağlantı yollarına ilişkin projelere destek vereceklerini aktararak, bölgedeki güvenliği artıracak ve istikrarı sağlayacak çalışmaları da destekleyeceklerini ifade etti.

Türkiye ile de devamlı güvenliği sağlamak için bölgede diyaloğun devam ettiğini söyleyen Habibullahzade, Azerbaycan ile Ermenistan konusunda da iki ülkenin de toprak bütünlüğünü desteklediklerini dile getirdi.

Habibullahzade, ülkesinin bağlantı yollarının kurulmasından yana olduğunu kaydederek, “İran’ın karşı olduğu şey bölgenin jeopolitiğinin değişmesidir. Ekonomik refah kalkınması bölgenin jeopolitiğinin değişmesiyle elde edilmemesi gerekir ama bağlantı yollarının artırılmasından yanayız.” diye konuştu.

Bağlantı yollarının kurulması ve transit yolların sağlanmasının bölgenin refahına ve kalkınmasına yararlı olduğunu belirten Habibullahzade, bağlantı yolları kurulacaksa bir ülkenin topraklarının diğer ülkelerle bağlantısının kesilmemesi gerektiğini söyledi.

Habibullahzade, Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin geleceğine dair iyimser olduğunu aktararak, farklı ya da ortak bakış açıları olabileceğini diyalog ve görüşmelerin devam edeceğini dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-buyukelcisi-filistin-halki-ustu-acik-bir-hapishanede-yasiyor/feed/ 0
Ferhat Göçer, İranlı müzisyenlerle geleneksel İran müziğiyle Türkçeyi bir araya getiriyor https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/ https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 13:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23281 Müzisyen Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu ile geleneksel İran müziğiyle Türkçeyi bir araya getiren müzikal çalışmalara imza atıyor.

AA muhabirine açıklamada bulunan Göçer, İran’da çok fazla dinleyicisi olduğunu ve sosyal medya vesilesiyle İranlı hayranlarıyla da tanıştığını dile getirdi.

Zaman zaman İran’daki müzisyenlerle iş birlikleri üzerine görüşmeler yaptıklarını dile getiren Göçer, arkadaşı Mareechi Asu vesilesiyle de birçok ünlü İranlı sanatçıyla tanıştığını kaydetti.

Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı seve seve kabul ettiğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Çalışmalara başladık. İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti. O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek. Bu 3 şarkı devam ederken, 6 Nisan’da Toronto’da İranlı organizatörlerle bir konser de organize ettik. Ben bu konseri ABD, Kanada turnesinin sonuna yerleştirdim. ABD’de 7-8 konserin arkasından en son Toronto’da İranlı dostlarımızla buluşacağız. Toronto ve etrafındaki bütün dostlarımızı mutlaka konsere bekliyorum.”

“İran müziğinde inanılmaz bir duygu var”

İran müziği ile Anadolu müziğinin çok yakın bağları olduğuna işaret eden Göçer, “Yani ayırt etme imkanınız neredeyse yok bu açıdan. Ama duygusu ve enstrüman çalış teknikleri açısından bir kere dili çok beğeniyorum. Çok asil bir konuşma tarzı Farsça, gerçekten çok kibar bir dil. Mareechi Asu sayesinde enstrümanistleri, vokal sanatçıları daha yakından tanıma şansı edindim. Mehrdad Nasehi ile stüdyoya girdiğimizde onun çalış tekniklerini görüyorum. İnanılmaz bir duygu var. Makamlar, dokunuşlar, nağmeler hem bizden hem de sanki başka bir evrenden gibi geliyor. Bu açıdan çok etkileyici.” dedi.

İranlı şarkıcılarla da düet yapabileceğini kaydeden Göçer, İran müziğinin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

Göçer, dijital medyanın ilerlemesiyle sürekli aktif olmak için farklı mecralarda, sık aralıklarla single tarzı eserler çıkarmak gerektiğinin altını çizdi.

Azerbaycanlı şarkıcı Elnar Xelilov ile yaptığı düetin dünya prömiyerinin yakında gerçekleştirileceğini aktaran Göçer, ” Bakü’de video kliplerini hazırladık, çekimlerini, televizyon programlarını ve tanıtımlarını yaptık. Herhalde klip de 28, 29 Mart gibi bütün dijital platformlarda olacak.” diye konuştu.

Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak da İranlı ve Azerbaycanlı müzisyenlere birliğe üye olmaları çağrısında bulunan Göçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada eserlerinin teliflerini bizle birlikte takip etsinler. Daha doğrusu biz, onlar adına takip edelim. Onların hak ettiği kazançları sağlamaya çalışalım. Bu çok önemli bir şey. Yani eser sahibi olarak bir meslek birliğine üye olmak çok önemli. Dijital platformlarda yayınladığınız bir eseri dünyanın dört bir yanına çok kısa sürede ulaştırabiliyorsunuz. Mutlaka ciddi büyük hak kayıplarına bir an evvel son verilmesi gerekiyor.” ?

“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum”

Kamança sanatçısı Mehrdad Nasehi de Mareechi Asu vesilesiyle tanıştığı Göçer’le güzel bir iş birliği yaptığının altını çizerek, “Göçer, çok güçlü bir müzik adamı. Benim için onunla çalışmak aslında çok ilginçti. Ferhat Bey, işimi titizlikle yapabilmem için tüm ince noktalara dikkatle bakıp, ortamı hazırladı. Yaklaşık 10 kere kayıt yaptık. Bu 10 kayıtta da Türk ve İran musikisindeki o düşünce yapısını müziğimize yansıtmak için titizlikle çalıştık. Sonuçta da böyle bir eser ortaya koyduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Üç yıldır Türkiye’de müzik çalışmalarını sürdüren Nasehi, daha önce Göksel Baktagir’le de çalıştığını belirterek, şunları aktardı:

“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum. Aslında makamlar ve müzik türlerimiz de birbirine çok benziyor. Türkiye’de bulunduğum süreçte de Türk öğrencilere İran kamançası dersi veriyorum. ‘Rah’ adlı yol anlamında bir grubumuz var. Mareechi Asu ve Soudeh Sharhi ile konserler veriyoruz. Yine İranlı çok ünlü orkestra şefi Majid Derakhshani ile Mah grubuyla Avrupa turnelerine çıkıyoruz.”

“Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum”

Müzisyen ve def sanatçısı Mareechi Asu ise İranlılar ve Türklerin çok derin bağları olan bir kültür içerisinde olduklarını ve bunun da müziğe yansıdığını söyledi.

“Cesur Ol” parçasına da değinen Asu, “Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum ve umarım ki hem İranlı hem de Türk dostlarımız eserden keyif alır ve güzel bir anı oluşturabiliriz bütün dostlarımız için.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/feed/ 0
İran, Orta Doğu’da neden birçok çatışmaya müdahil oluyor? https://www.haber60.com.tr/iran-orta-doguda-neden-bircok-catismaya-mudahil-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/iran-orta-doguda-neden-bircok-catismaya-mudahil-oluyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22301 Gazze’de İsrail-Hamas savaşı sürerken, İran’ın Orta Doğu genelinde oynadığı rol dünyanın dikkatini çekiyor.

İran Hamas’ı destekliyor. Irak’ta, Suriye’de ve Pakistan’da saldırılar düzenledi. Silahları da Rusya tarafından Ukrayna’da kullanılıyor.

İran, Orta Doğu’daki bazı saldırılara doğrudan müdahil olduğunu reddediyor. Bunlara Lübnan’dan İsrail’e yönelen saldırılar, Ürdün’deki Amerikan birliklerine insansız hava aracıyla düzenlenen saldırı ve Yemen’den Kızıldeniz’deki Batılı gemileri hedef alan saldırılar dahil. Bu saldırılarda İran destekli gruplar sorumluluğu üstlendi.

Peki bu gruplar kim ve İran’ın bu çatışmalardaki rolü ne?

İran hangi grupları destekliyor?

Orta Doğu genelinde İran’la bağlantılı çok sayıda silahlı grup var. Bunlara Gazze’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler ile Irak, Suriye ve Bahreyn’deki diğer gruplar dahil.

Düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu’nun İran uzmanı Ali Vaez, “Direniş ekseni” diye bilinen bu grupların bir çoğunun Batılı ülkeler tarafından “terörist” ilan edildiğini ve tek bir ortak hedefleri olduğunu söylüyor:

“Bölgeyi Amerikan ve İsrail tehditlerinden korumak.

“İran’ın en büyük tehdit algısı ABD ve hemen ardından İran’ın Amerika’nın bölgedeki vekili olarak gördüğü İsrail geliyor. İran’ın uzun vadede oynadığı bu oyun gücünü göstermesini sağlayan bu müthiş ağ yarattı.”

İran, 28 Ocak’ta Ürdün’de düzenlenen ve üç ABD askerinin öldüğü saldırının doğrudan arkasında olduğu suçlamasını reddetti. Ancak saldırının sorumluluğunu bazıları İran tarafından desteklenen çok sayıda örgütün oluşturduğu Irak’ta İslami Direniş üstlendi.

Bu, Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’deki saldırıları sonrası bölgede ABD askerlerinin öldüğü ilk olaydı ve ABD Başkanı Joe Biden üzerinde misillemede bulunma baskısı oluştu.

ABD karşılık olarak, bir hafta sonra İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) Kudüs Gücü’nü ve Irak ile Suriye’deki İran bağlantılı milisleri hedef aldı. Ardından, ABD ve İngiltere Yemen’deki İran destekli Husilere ait hedeflere ortak hava saldırısı düzenledi.

İran’ın son olarak resmen savaşta olmasından 30 yılı aşkın süre geçmesine karşın, ülke sık sık kendisini çatışmaların çeperinde buluyor.

İran sıklıkla farklı gruplarla doğrudan bağlantısını reddetse de, Tahran 45 yıl önceki devrimden bu yana militan grupları destekliyor ve bu gruplar 1980’li yılların başından bu yana rejimin ulusal güvenlik stratejisinin önemli bir parçası.

İran’ın tarihi ve ABD ile ilişkisi

İran’ın modern tarihindeki iki olay ülkenin tutumunu ve ABD’yle gergin ilişkilerini açıklamaya yardımcı olabilir.

İran’daki 1979 İslam Devrimi, ülkenin Batı’dan izole olmasını beraberinde getirdi.

ABD’de Jimmy Carter yönetimi, başkent Tahran’da yaklaşık bir yıldır rehin tutulan 52 Amerikalı diplomatın serbest kalmasını istiyordu ve İran’ın cezalandırılmayı ve uluslararası arenadan tecrit edilmeyi hak ettiği düşünülüyordu.

Bu durum da ABD ve Batılı müttefiklerinin, 1979’dan 2003’e dek Saddam Hüseyin tarafından yönetilen Irak’ı desteklemelerini beraberinde getirdi.

Daha sonra İran-Irak savaşı çıktı. 1980’de başlayan savaş 1988’e kadar devam etti.

Savaş, İran ve Irak’ın ateşkesi kabul etmesiyle sona erdi. Ancak ağır bir bedel ödendi. Her iki tarafta bir milyon kişi öldü ya da yaralandı, İran ekonomisi yok oldu.

Bu durum, İran’ın yönetim kadrosuna, Tahran’ın gelecekteki herhangi bir işgal girişimini, çok sayıda farklı araçla engellenmesi gerektiğini düşündürdü. Bunlara bir balistik füze programı ve vekil gruplar ağı oluşturmak dahildi.

Daha sonra, ABD’nin 2001’deki Afganistan ve 2003’teki Irak işgalleri, ayrıca 2011’den sonra Arap dünyasındaki çeşitli ayaklanmalar bu tutumu iyice güçlendirdi.

İran ne istiyor?

İran, askeri anlamda ABD’den çok daha zayıf olarak değerlendiriliyor ve çok sayıda uzman bu “caydırma” stratejisinin İran rejiminin hayatta kalması açısından önemli olduğuna inanıyor.

Orta Doğu Enstitüsü’nden (MEI) Alex Vatanka, “ABD ile bir savaş İran ve direniş ekseninin isteyeceği son şey” diyor.

“İran ABD’nin Orta Doğu’dan çıkmasına uğraşıyor. Bu, karşı tarafı yormak için uzun vadeli bir strateji.”

İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nden Kamran Martin de bu görüşe katılıyor ve İran’ın dünya sahnesinde güçlü bir oyuncu olmak istediğini vurguluyor.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Martin, “Antik İran, görkemli bir geçmişe sahip ve 12 asır boyunca Batı Asya’da hakim güçtü. İran, bölgesel ve küresel ilişkilerde önemli bir rolü hak ettiğine inanıyor. Zengin Fars sanat ve edebiyat kültürü de İran’ın büyük bir devlet ve güç olduğu algısını besliyor” diyor.

İran’ın ne ölçüde kontrolü var?

Oxford Üniversitesi’nden siyasi aktivist ve akademisyen Yassamine Mather, İran’ın vekil güçleri üzerinde çok fazla kontrolü olmadığına inanıyor.

Mather, Kızıldeniz’deki gemilere saldıran Yemen’deki Husileri kullanmanın buna bir örnek oluşturduğunu ifade ediyor:

“İran’ın talimatlarını tam anlamıyla uygulamıyorlar. Kendileri de bölgede hatırı sayılır bir güç olarak görünmek istiyorlar.”

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez de aynı görüşte.

“İran gibi bir ülke açısından bölgesel politikasını devlet olmayan aktörlere ihale etmenin sorunlu yanı, bu ağ üzerinde tam kontrolü olmaması.”

Vaez ayrıca, İran’ın gücünün sıklıkla abartıldığını da düşünüyor.

“İran’ın bölge genelindeki satrancı yöneten üst akıl olduğuna dair bir algı var. Ancak İran ve müttefikleri İsrail’i Gazze’de ateşkese zorlamak ya da ABD’yi bölgeden çıkartmaya, başlıca stratejik amaçlarının herhangi birine ulaşamadı.”

Ancak İran’ın bir nükleer programı var ve Vaez’e göre şu anda “son 20 yılın en ileri düzeyinde.”

Vaez bunun “İsrai ve Batı için İran’ın ortakları ve vekil grupları aracılığıyla yaptıklarından daha büyük bir sorun oluşturabileceği” görüşünde.

‘3. Dünya Savaşı mı?’

Bölgedeki saldırılar artarken, internetteki “3. Dünya Savaşı” aramaları da artıyor.

MEI’den Vatanka, İran’ın rejim karşıtı kadınların önderliğindeki daha önce görülmemiş protestoların ardından, kendi sınırları içinden baskı gördüğü için dikkatli olması gerektiğini söylüyor.

“Tahran’daki rejimin bölgede ne yaptığına anlam veremeyen çok kızgın bir İran halkı var.”

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’nın Müdür Yardımcısı Ellie Geranmayeh de, Batı’nın da İran ile bir savaş istemediğini söylüyor.

“ABD Başkanı seçimler yaklaşırken bunu göze alamaz. İsrail de Gazze’deki operasyonları nedeniyle uluslararası açıdan çok zayıf olduğunu bildiği bir ortamda buna kalkışamaz.”

Ayrıca Geranmayeh, diğer birçok uzman gibi topyekun bir savaşın tarafların gündeminde olmadığı görüşünde.

“ABD ve İran, birbirini hedef alıp, vurmak için bölgesel aktörleri kullanıyor. Hiç bir tarafın göze alamayacağı, sonuçları vahim olabilecek doğrudan bir çatışmadan kaçınmak için, bir elleri arkada bağlı bir şekilde savaşıyorlar.”

Ancak Geranmayeh’in “tehlikeli, akışkan ve kaotik” geçen son 10 yıla dikkat çekip, şu uyarıyı yapıyor;

“Ciddi bir diplomasi yürütülmezse, Washington ve Tahran birbirlerini çatışma yoluna çekecektir. Ve sadece başlıca devlet aktörlerden biri dikkatli ve ihtiyatlı olmazsa, gerilim şu ana dek gördüğümüzden daha da çok artabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-orta-doguda-neden-bircok-catismaya-mudahil-oluyor/feed/ 0
İstanbul’da 4 Ton Uyuşturucu Operasyonu: 4 İranlı Doktor Yakalandı https://www.haber60.com.tr/istanbulda-4-ton-uyusturucu-operasyonu-4-iranli-doktor-yakalandi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-4-ton-uyusturucu-operasyonu-4-iranli-doktor-yakalandi/#respond Sat, 09 Mar 2024 07:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17392 Tohum yüklü bir tırla yurda sokulan ve “rekor miktarda yakalama” olarak kayıtlara geçen 4 ton 604 kilogram uyuşturucuyla ilgili soruşturmada, zincirin en kilit halkasında 4 İranlı doktor yer alıyor. Şebekenin, İran-Afganistan- Pakistan üçgenindeki “Altın hilal” olarak tabir edilen bölgede üretilen ve yurda İran’dan sokulduğu anlaşılan uyuşturucuyu üzerlik tohumuna emdirdiği ve söz konusu doktorların ise metamfetamini tohumdan ayırma işleminde görevlendirildiği tespit edildi.

Uyuşturucu trafiğinde tonlarca narkotik maddeyi İran üzerinden Türkiye’ye sokan ve buradan da Balkan rotasını takip ederek Avrupa ülkelerine taşımaya çalışan bir şebeke, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince çökertildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, önceki gün yapılan “Narkoçelik-5” operasyonu kapsamında 4 ton 604 kilogram metamfetamin türü uyuşturucunun ele geçirildiğini duyurmuş, olayla bağlantılı 4’ü yabancı 8 zehir tacirinin yakalandığını açıklamıştı.

Balkan Rotası üzerinden Avrupa ülkelerine gidecekti

İran-Afganistan-Pakistan üçgenindeki “altın hilal” olarak tabir edilen bölgede üretilip Türkiye’ye sevk edildiği ve buradan da Balkan Rotası üzerinden Avrupa ülkelerine aktarılmaya çalışıldığı anlaşılan uyuşturucunun izini süren İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, büyük bir şebekeyi çökertti.

Üzerlik tohumlara emdirilmiş, binlerce çuval yüklü tırla İran’dan Türkiye’ye sokulan ve “rekor miktarda yakalama” olarak kayıtlara geçen uyuşturucu ile ilgili soruşturmada çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı. İran’dan yurda giriş yapan “üzerlik” tohumu taşıyan tırın, çuvallarla dolu tohumları İstanbul’daki 3 ilçede bazı adreslere bıraktığı saptandı. Söz konusu adreslere bırakılan çuvalların bazılarının şebekenin kendi yöntemleri ile kodladığı ve özel işaretli olduğu ortaya çıkarıldı. Bunun üzerine teknik ve fiziki takibi sürdüren polis, Şubat ayı sonlarında İran’ın başkenti Tahran’dan havayolu ile Türkiye’ye giriş yapan 4 yabancı uyruklu zanlının da bu adreslere giriş yaptığını tespit etti.

Kiraladıkları iş yerlerinde “tadilat yapıldığı” görünümü vermişler

Uyuşturucu şebekesinin, bazıları yerleşim bölgesinden uzakta olan ve ilçe merkezlerinde ise tutulan iş yerlerinde “tadilat yapıldığı” görünümü verilen depolarda düzenekler kurduğu anlaşıldı. Çalışmalarını derinleştiren polis, belirlenen adresleri mercek altına aldı, buralara giriş-çıkış yapanları izlemeye tabii tuttu.

Uluslararası uyuşturucu şebekesinin çalışma yöntemi de emniyet güçleri tarafından deşifre edildi, ardından önceki gün İstanbul’un Bahçelievler, Beylikdüzü ve Arnavutköy ilçelerinde 4 adrese peş peşe baskın düzenledi. Zincirleme operasyonda 4’ü İran uyruklu 8 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerdeki aramalarda 108 çuval halinde üzerlik tohumuna emdirilmiş 4 ton 420 kilogram metamfetamin, 146 kilogram sıvı metamfetamin, 38 kilogram reçine halde metamfetamin ve 165 kilogram aseton ele geçirildi.

Metamfetaminli tohumlar kriminal laboratuvarda incelendi

Polis, zehir tacirlerinin “doktor” diye tabir ettiği yabancı uyruklu zanlılar tarafından kurulan düzeneklerle “üzerlik” tohumlarına emdirilen uyuşturucunun, emdirildiği yerden çıkartarak sıvı hale getirdiğini saptadı. Polis Kriminal Daire Başkanlığına bağlı birimlerce laboratuvar ortamında incelenen uyuşturucunun, metamfetamin türü bir zehir olduğu kaydedildi.

Uyuşturucu kaçakçılarının en kilit halkasını 4 İranlı doktor oluştururken, suç ağının çalışma yöntemleri de güvenlik birimlerince deşifre edildi. Buna göre şebekenin içinde yer alan ve İran’dan Türkiye’ye özel olarak getirilen 4 doktor, üzerlik tohumuna emdirilmiş metamfetaminleri ayrıştırıyordu.

Zehrin ana üretim yerinin Afganistan, İran, Pakistan üçgenindeki “Altın hilal” olarak tabir edilen bölge olduğu belirtildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-4-ton-uyusturucu-operasyonu-4-iranli-doktor-yakalandi/feed/ 0
İran’ın Süleymaniye’deki Nüfuzu ve Bölgesel İstikrar https://www.haber60.com.tr/iranin-suleymaniyedeki-nufuzu-ve-bolgesel-istikrar/ https://www.haber60.com.tr/iranin-suleymaniyedeki-nufuzu-ve-bolgesel-istikrar/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:06:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17024 Dr. Hakkı Uygur, İran’ın Süleymaniye’de artan nüfuzunu ve bölgesel istikrarı nasıl tehdit ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

1979 Devrimi’nden sonra ülkedeki Kürt ayaklanmasını sert bir şekilde bastıran Tahran’daki yeni yönetim, Irak savaşının başlamasıyla birlikte Şah döneminden beri ilişkide olduğu Iraklı Kürt grupları tekrar keşfetti ve ciddi bir askeri-siyasi işbirliği içine girdi. Bu noktada muhafazakar ve geleneksel olarak adlandırılabilecek Barzanilerin liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisinin yanı sıra 1975’te İbrahim Ahmed ve Celal Talabani tarafından kurulan daha sol ve modernist eğilimler taşıyan Süleymaniye merkezli Kürdistan Yurtseverler Birliği ile de ilişkiler geliştirmeye başladı.

Irak’ın 2003 yılında kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefikleri tarafından işgal edilmesi, ülke içi ve bölgesel dengeler açısından tarihi bir kırılma anlamına geliyordu. İşgalden sonraki 10 yıl boyunca şiddetli mezhebi-siyasi çatışmalara sahne olan Bağdat’ın aksine Irak Kürt Bölgesel Yönetimi oldukça istikrarlı bir gelişim süreci izledi. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki ihtilaflar ABD’nin de arabuluculuğuyla kabul edilebilir seviyelere geriledi. Öte yandan Ankara, başlangıçta mesafeli olduğu Erbil yönetimi ile ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştirdi. Bölgenin altyapısına yatırımlar yapan Türkiye özellikle enerji sektörü alanında üçüncü aktörlerin de katıldığı önemli projeler gerçekleştirdi. Bu durum Erbil-Ankara ilişkilerini daha önce görülmemiş siyasi, hatta güvenlik işbirliği derecesine getirirken adeta çökmüş şehir görüntüsü kazanan Bağdat’ın aksine Erbil için “ikinci Dubai” yakıştırmaları yaygınlık kazandı.

İran Süleymaniye’de nüfuzunu nasıl artırdı?

İşgalden sonraki birkaç yılda kendisine yakın siyasi ve milis güçler aracılığıyla merkezi yönetim üzerindeki etkisini derinleştirmeye başlayan İran, siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan farklı bir rota izleyen Erbil’in Batı ve Türkiye ile girdiği angajmanı kendisi için tehdit görmeye başladı. Böylece Tahran bir yandan Bağdat’taki kendisine yakın siyasi askeri gruplar üzerinden Erbil’i baskılamaya çalışırken diğer yandan Barzanilerin geleneksel rakibi olan Talabaniler ile ilişkilerini derinleştirdi. Haziran 2017’deki bağımsızlık referandumu İran’a aradığı fırsatı sağladı ve Barzani’nin iyi düşünülmemiş tek taraflı hamlesinden rahatsız olan Ankara ile birlikte Erbil’e yönelik adeta bir kuşatma harekatı düzenledi. Bununla birlikte dönemin İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif aynı yıl vefat eden KYB kurucu başkanı ve eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin Süleymaniye’deki cenaze törenine katılarak tepkisinin odağında Süleymaniye ve KYB değil, Erbil ve KDP olduğunun mesajını verdi.

Gerek referandum sonrası IKBY ile girdiği siyasi ve ekonomik türbülans gerekse de Celal Talabani’nin ölümünün ardından IKBY’nin yaşadığı liderlik rekabetinin şiddetlenmesi İran’a Süleymaniye içindeki nüfuzunu artırma imkanı verdi. İran bir yandan Erbil’e baskı için merkezi yönetimden alınan bütçe meselesi gibi teknik konulardan faydalanırken bir yandan da “iyi Kürtler” olarak gördüğü KYB ile Kerkük’ün statüsü gibi konulardaki işbirliğini artırdı. İran yanlısı Şii milislerin terör örgütü DEAŞ sonrasında Sincar ve Süleymaniye gibi terör örgütü PKK’nın da özel önem verdiği alanlardaki varlığını artırması PKK, KYB ve Şii milisler arasındaki koordinasyonun gelişmesine yol açtı. Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken hususlardan birisi de KYB açısından İran ile geliştirilen ilişkilerin tercih kadar gereklilik boyutunun da bulunduğudur. Kuruluşundan itibaren KDP ile hasmane ilişkilere sahip örgüt, bünyesindeki yolsuzluk ve fraksiyon kavgalarının da etkisiyle gün geçtikçe tabanını Goran ve Yeni Nesil hareketleri gibi dinamik gruplara kaptırıyor. Terör örgütü PKK, bölgede artan askeri varlığından ötürü siyasi bekasını devam ettirebilmek için çözümü, öteden beri Süleymaniye ile yakın ticari, siyasi ilişkilere sahip olan ve ülke üzerinde tartışılmaz etkinliği bulunan Tahran’a yakınlaşmakta buluyor olabilir. Bu durum KYB’de zaman içinde yaşanan lider değişikliklerine rağmen İran ile ilişkilerin neden istikrarlı bir eğilim izlediğini de açıklıyor.

Ankara-Tahran denklemi

Ankara’nın Erbil ile olan yakınlaşmasına, Süleymaniye ile geliştirdiği ilişkisiyle cevap veren Tahran, Barzanilerin ayrılıkçı İranlı Kürt grupları desteklediği gerekçesiyle zaman zaman sınırda askeri operasyonlar düzenliyor, sert ültimatomlar veriyor hatta geçtiğimiz aylarda görüldüğü üzere ünlü Kürt iş insanlarının villalarına İran içinden füze saldırılarında bulunabiliyor. Kuzey Irak merkezli oluşumların İsrail’in İran içindeki birtakım saldırı ve sabotajlarına yataklık yaptığını savunan Tahran bu şekilde Barzani yönetimini cezalandırıyor. Ancak Erbil’in Ankara ile iyi ilişkileri İran’ın bu tavrının bir ölçüde Türkiye’ye de karşı olduğunu düşündürüyor. Zira Tahran yalnızca Barzani ile gerilimi yükseltmiyor aynı zamanda Türkiye’nin gerek bölgede gerekse de Irak’ın genelinde öne çıkmasını engellemek amacıyla kendisine bağlı milisler üzerinden terör örgütü PKK ile de dirsek temasında bulunuyor.

Türkiye’nin son dönemde Süleymaniye üzerindeki baskısını artırması, şehre hava trafiğini durdurma gibi pratik adımların yanı sıra üst seviyeden askeri tehditlerini sıklaştırması örgüt ve Bafel Talabani üzerindeki etkisi bilinen Tahran’ın tepkisini kritik hale getiriyor. Bu noktada Türkiye karşıtı Batılı bazı odakların PKK’lı teröristlere havacılık eğitimi vermek için Süleymaniye’yi tercih etmeleri zihinlere Batı-PKK işbirliğine İran’ın ne ölçüde dahil olduğu sorusunu getiriyor. Ankara bu nedenle İran’la doğrudan diyaloğun yanı sıra Irak merkezi yönetimi içinde İran’a yakın olan gruplarla yakın bir müzakere ortamı oluşturmayı önemsiyor.

Bu doğrultuda gerek Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın yoğun Irak ziyaretlerinde gerekse en son Haşdi Şabi Başkanı Falih el-Feyyaz’ın Ankara ziyaretinde halihazırda İran-ABD gerginliğinden ciddi zarar gören kesimlere Irak’ın istikrarını öncelemeleri önerildi. Ankara, terör örgütü PKK ile tüm ilişkilerin kesin bir şekilde sonlandırmaması halinde ülkenin uğrayabileceği zararları hatırlatarak aleyhindeki olumsuz propagandaya rağmen Irak’ın toprak bütünlüğü hususunda herhangi bir gizli gündeminin olmadığının altını çiziyor. 7 Ekim sonrası dengelerde, Lübnan-Kızıldeniz ve Irak üçgeninde ABD ile yaşadığı askeri gerilim günden güne artan İran ve sahadaki unsurlarının Türkiye’nin güvenlik önceliklerine nasıl yanıt vereceği, ABD sonrası döneme hazırlanan bölgedeki dengeler açısından da önemli olacak.

[Dr. Hakkı Uygur akademisyendir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-suleymaniyedeki-nufuzu-ve-bolgesel-istikrar/feed/ 0
İranlı kadın DJ’ler tabuları yıkıyor https://www.haber60.com.tr/iranli-kadin-djler-tabulari-yikiyor/ https://www.haber60.com.tr/iranli-kadin-djler-tabulari-yikiyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 04:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16467 İran’da kadın ve erkeklerin birlikte katıldığı partiler yasak olsa da ahlak polisinin gözetiminden uzaktaki yerlerde yapılmaya devam ediyor. Kalabalıkları dansa kaldıran ritimleriyle kadın DJ’ler tabuları yıkarken kültürel kalıpları da bozuyorlar. BBC 100 Kadın ekibi bu kadınlarla görüştü.

1979 İran İslam Devrimi ülkenin kültürel yaşamını altüst etti.

Devrime aykırı görülen pop müziğin yasaklanmasıyla birçok müzisyen ülkeden kaçtı. Kadınların şarkı söylemesi de haram ilan edildi.

İran’da devrimden önce yükselişe geçen pop ve kabare sahnesi de bir gecede yok oldu. Yine de kapalı kapılar ardında baze şeyler kaldığı yerden devam etti.

“Uygunsuz” müzik ülkeye yurt dışından kaçakçılık yoluyla girerken yasadışı kaset ve CD’ler evlere gizlice dağıtılıyordu. Akşam yemeğinden sonra ışıklar kapandığında bazı evlerin salonları dans pistine dönmeye başladı.

Bugün Berlin’de yaşayan DJ, yapımcı ve müzik şirketi sahibi Paramida, “Her mehmunide (aile partisinde) dans yıldızıydım” diyor.

Paramida’nın annesi İran’ı terk etti çünkü kızının “kadınların bu kadar kötü muamele gördüğü” bir ülkede yaşamasını istemiyordu. Kadınların başörtüsü giyinme zorunluluğu karşı çıktığı sınırlamalardan sadece biriydi.

Almanya’ya yerleşti ancak 2002’de ailevi nedenlerle dönmek zorunda kaldı. Paramida dört yıl boyunca Tahran’da okula devam etti. Kısa bir süre sonra evde dans etmekle kalmıyor, gizli düzenlenen partilere de katılıyordu.

Paramira, “Kız ve erkekler ayrılıp arabalara doluşuyorduk. Şehrin dışına çıkıyorduk. Müzik ve ışıkları ayarladıktan sonra herkes dans ediyordu ve hepsi bu” diyor.

1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında İran’da yeni bir parti kültürü gelişti. Yasadışı uydularla birlikte MTV gibi müzik kanalları dinleniyor ve yeraltı parti kültürü oluşmaya başlıyordu.

40 yaşındaki Tahranlı DJ Nesa Azadikhah “İlk kez bir partiye gitmiştim ve bir DJ, house müzik çalıyordu.

“Heyecanlıydı. Gözümü DJ’den ayırmıyordum ve kendi kendime ‘ben de bu işi yapmak istiyorum’ diyordum” diye hatırlıyor.

Birkaç sene sonra Nesa, özel mekanlarda ücretsiz ancak sadece davetlilerin katıldığı house ve tekno müzik partilerinde DJ’lik yapan ilk İranlı kadınlardan biri olmuştu.

İlk dönemlerde partiler çoğunlukla İspanya’nın partileriyle meşhur İbiza’ya referansla “Şibiza” diye tanınan Şemşak Kayak Merkezinde yapılıyordu.

Ancak İran’da parti vermek bir suç. Ceza hukukunda tanımlanmasa da yeraltı buluşmalara katılanlar sık sık tutuklanıyor, alkol sağlamaktan ya da tüketmekten ya da karşı cinsle aynı ortamda bulunmaktan hapis ya da kırbaçlama gibi cezalara çarptırılıyor.

Her yıl ne kadar kişinin bu suçlarla tutuklandığı bilinmiyor ancak geçen Kasım’da bir partiye giden 300 kişinin tutuklandığı haberleri yerel basında yer almıştı.

5 Mart’ta ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde okuyan 11 öğrenci karşı cinsle aynı partiye katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve üç döneme kadar kayıtları dondurulmuştu.

Nesa, “Ailem bana hep polis beni bir partide yakalarsa başımın belaya gireceğini söylüyordu. Bu beni çok temkinli biri haline getirdi” diyor.

Ne o ne de Paramida partilere gitmekten tutuklanmadı. Ancak sürekli bir tehlike hissiyle büyümek İranlı müzisyenlerin hayatlarını şekillendirmiş olabilir.

İki DJ’in de İran’da son 45 yıldır değişim isteyen kadın hareketlerine bağlı hissetmelerinin bir sebebi de bu olabilir.

Paramida, başörtüsünü takma şekli nedeniyle polis tarafından gözaltına alındıktan sonra ölen Mahsa Amini’nin ardından 2022’de düzenlenen protestolarda binlerce kadının “Kadın, Yaşam, Özgürlük” diye slogan atmasından çok etkilendiğini söylüyor.

“Bir kadınım ve yaşamak istiyorum, özgür olmak istiyorum. Bu (hareket) bana kadınlar olarak hepimizin arasında bir bağ olduğuna dair umut verdi” diyor.

Nesa da aynı fikirde.

“‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ dünyadaki tüm kadınlar için” diyor.

İran hareketinin dünyanın “kendisine başka bir açıdan bakmasını” sağladığını düşünüyor.

Nesa, bir başka İranlı DJ Aida İranlı bir grup sanatçının elektronik müzik parçalarını bir araya getiren Kadın, Yaşam, Özgürlük projesine başlamış.

Bu, İran ve Orta Doğu’da yeraltı müzik sahnesinden elektronik müzik yapımcılarının işlerini derleyen Deep House Tehran adlı bir başka projesine eşlik ediyor.

Hem Nesa hem Paramida bir kadının yeraltı elektronik müzik partisine gitmesinin İran gibi geleneksel ve dini bir ülkede haddini aşan bir eylem ve siyasi bir tavır olduğunu hissediyor.

Nesa, “İlgilendiğimiz şeylerin çoğunluğu ya tabu ya da yasak olduğu için bunları yapmaya başladığımız andan itibaren tabuları ve kuralları bozuyoruz. Bu eylemler itaatsizlik ve protestoya dönüşüyor” diyor ve ekliyor:

“İran’da bu kadar çok kadın için yasaklı bir şeyi yapabiliyor olduğun gerçeği beni yaşayan bir protesto haline getiriyor.”

Küresel dans müziği sektörü erkek egemen bir sektör, ancak Paramida ve Nesa 2010’da DJ’liğe başladığında durum daha da kötüydü

Nesa aldığı tepkilerin pek de olumlu olmadığını söylüyor: “Dansçılar bana garip garip bakarlardı” diyor.

Bu sorun tamamıyla oradan kalkmadı.

Nesa, “Cinsiyetçilik hala mevcut, sadece farklı” diyor. Ülkenin ilk kadın DJ’lerinden biri olan Nesa, bugün en az 10 kadın DJ’in yeraltı müzik sahnesinde çaldığını söylüyor.

Paramida, “Bütün bir hayatım boyunca, ‘Şunu yapamazsın, bunu yapamazsın çünkü bir kadınsın’ dendi. Ben de ‘yapabilirim ve size göstereceğim’ dedim.”

Berlin’in uluslararası çapta üne sahip tekno müzik kulübü Berghain Panorama Bar’da DJ’lik yapıyor.

Nesa da Berghain’de çalmayı hayal ediyor. Yıllar boyunca Avrupa kentlerine vize başvuruları, birçok İranlı sanatçıda olduğu gibi, reddedildi.

Ve o da kariyerini artık İran’da sürdüremeyeceğini hissetmeye başladı. Kamuya açık sanat galerilerinde lisanslı etkinliklerde çalmaya başladı ama bu etkinliklerin ardı ardına iptal edildiğini söylüyor.

Sonunda yurt dışında çalma şansı doğdu:

“2017’de Ermenistan’ın Erivan şehrine davet edildi. İran Yeni Yılıydı. Gece kulübü doluydu ve harika geri dönüşler aldım. Bu bana güzel bir enerji verdi” diyor.

Şimdilik Fransa’da yetenek vizesiyle bir yıllık oturum izninin sağladığı rahatlığa sahip.

Nesa, İngiltere’nin Liverpool kentinde sahne almaya hazırlanırken, “Daha sıkı ve daha hızlı çalışmak zorunda olduğumu hissediyorum. Burada daha çok rekabet var” diyor.

Diğer yandan kollektif bir sorumluluk hissettiğini de söylüyor:

“Buradayım ve İran’da çok sayıda kadın DJ bu fırsata sahip değil, Avrupa’da çalmalarına yardım etmek benim görevim”.

Paramida bugün Japonya’da Brezilya’ya gece kulüplerinde ve festivallerde çalıyor. BBC 100 Kadın’a konuştuğu sırada İbiza’nın ünlü gece kulüplerinden birinde sahne almaya hazırlanıyordu.

İran’a 2006 yılından beri dönmedi.

“En büyük hayallerimden biri geri dönüp Tahran’da bir parti verebilmek. Bu ne kadar muhteşem olurdu!” diyor.

Nesa bu hissi paylaştığını söylüyor:

“İran dışında çalmak özgürleştirici. Yakalanmaktan endişe etmiyorum. Ama İran’daki yeraltı partilerin havası hiçbir yerde yok”.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranli-kadin-djler-tabulari-yikiyor/feed/ 0
İran’da Milletvekili ve Uzmanlar Meclisi Seçimleri Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/iranda-milletvekili-ve-uzmanlar-meclisi-secimleri-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-milletvekili-ve-uzmanlar-meclisi-secimleri-devam-ediyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 05:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14414 İran’da 12. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ve İran liderini seçme, denetleme ve azletme yetkisine sahip Uzmanlar Meclisi seçimleri için oy verme süreci devam ederken, seçmenler sandığa gitmenin önemini vurguluyor.

Sabah yerel saatle 08.00’de başlayan ve resmi olarak 18.00’de sona ermesi gereken oy verme işlemi saat 20: 00’ye kadar uzatıldı. Seçmenlerin oy kullanmaya devam etmesini gerektirecek bir durum oluşması halinde oy verme işlemi belirli aralıklarla saat 24.00’e kadar uzatılabiliyor.

Ülke genelindeki 50 binden fazla merkezde seçmenler sandık başına giderek İran Meclisindeki 290 sandalye ile Uzmanlar Meclisindeki 88 sandalye için oylarını kullanıyor.

Liyakatsizlik, iş bilmezlik ve yolsuzluklara karşı itirazı sandıkta dile getirerek değişim sağlayabiliriz

Başkent Tahran’da oyunu kullanan eski Tahran Belediye Başkanı Gulam Hüseyin Kerbasçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oy kullanmama çağrısı yapan kişiler olduğuna işaret ederek, “Ben öyle düşünmedim gelip oy verdim. Bana göre (sandığa gitmemek) yanlış bir şey.” diye konuştu.

Kerbasçi, oy verilmezse halkın kendilerinden rahatsız olduğu kişilerin daha da ileri gidebileceğini belirterek, “toplumdaki liyakatsizlik, iş bilmezlik ve var olan yolsuzluklara karşı itirazın sandıkta dile getirilerek değişim sağlanabileceğini” söyledi.

Halkın istediği bazı adayların başvurularının reddedilmesinin oy vermeye engel olmadığını belirten Kerbasçi, “Mesele sadece Meclise vekil göndermek değil, aynı zamanda istemediğiniz kişilerin Meclise girmelerini engellemektir.” ifadesini kullandı.

Mevcut durumu değiştirmek için oy verilmesi gerekiyor

Oyunu Hüseyniye-i İrşad’da kullanan “Milletin Sesi” listesinin öncüsü ve milletvekili adayı eski Meclis Başkan Yardımcısı Ali Mutahhari de yaptığı açıklamada değişim sağlamak istediklerini belirtti.

Mutahhari, “Mevcut duruma itiraz eden arkadaşlar bir kenara oturup oy vermezlerse bu durum devam eder. Mevcut durumu değiştirmek için oy verilmesi gerekiyor.” dedi.

Birçok reformun gerçekleştirilmesi için Parlamentoda güçlü bir azınlık grubu oluşturulması gerektiğini dile getiren Mutahhari, “Bizim kriterimiz itidal ve akılcılığı takip ederek sloganlardan kaçınmak. Bu şekilde parlamentoda ılımlı bir grup oluşturabiliriz.” ifadelerinde bulundu.

Mutahhari, herhangi bir grup ya da cepheye dahil olmadıklarını belirterek insanların seçimlere katılımının artması ile daha iyi ve ılımlı siyasetçilerin Meclise girebileceğini belirtti.

Sorunları bahane edip sandığa gitmemek yanlış

İranlı seçmen Zöhre İranmeniş ise ailece oy vermeye geldiklerini dile getirerek oy vermenin iyi bir fırsat olduğunu söyledi.

Sandığa gitmenin, milletvekillerini seçip ve meclise gönderebilmek için iyi bir fırsat olduğu değerlendirmesinde bulunan İranmeniş, “Her toplumda sorun vardır. Sorun var diye sandığa gitmemek kesinlikle iyi bir şey değil.” diye konuştu.

Oy vermeye gelen öğrenci Dehanı Firuzabadi, seçime katılmanın “doğru bir tercih” olduğunu belirterek, “Seçime katılım hem iyi ve doğru insanların milletvekili olarak Meclise gitmesini sağlayacak, hem de ülkenin güvenliğine katkı verecek. İnşallah katılım fazla olur bana göre katılım iyi görünüyor.” ifadelerinde bulundu.

Bir diğer seçmen Ali Şeki Piledut ise, “Ben bu ülkenin çocuğuyum, oy kullanmayı görevim olarak görüyorum çünkü ülkeme değer veriyorum.” diye konuştu.

İran Meclisinde bulunan 290 sandalye için ülke genelinde 15 binden fazla aday yarışırken Uzmanlar Meclisindeki 88 sandalye için ise 144 aday seçimlere katılıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-milletvekili-ve-uzmanlar-meclisi-secimleri-devam-ediyor/feed/ 0
İran’da hükümet karşıtı gösterilerden sonra ilk seçimler yapılıyor https://www.haber60.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13886 İran’da 2022 yılındaki hükümet karşıtı gösterilerden beri ilk seçimler yarın yapılacak.

Seçimde iki farklı meclis için oy kullanılacak. Bunlardan ilki parlamento diğeri de Uzmanlar Meclisi. Parlamento seçimleri dört yılda bir, Uzmanlar Meclisi seçimleri ise sekiz yılda bir yapılıyor.

Uzmanlar Meclisi, İran’ın ruhani liderini seçen, görevden alan ve denetleyen yapıya deniliyor.

İran Anayasa Koruma Konseyi, her meclis için aday olan kişileri onaylıyor. Bu konsey de İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanıyor.

2009 yılında protestolara yol açan tartışmalı seçimlerden sonra en ufak bir eleştiride bulunan adaylar bile yarıştan alınmıştı.

Bu parlamento seçimleri için ise Anayasa Koruma Konseyi, 290 koltuklu parlamento için rekor sayıda adaya izin verdi. Seçimlere girecek 15 bin 200 kişiden sadece 30’u reformcu kanattan.

2004 yılından beri parlamentoda muhafazakarlar çoğunlukta, bunun değişmesi de beklenmiyor.

Önceki seçimlerde reform yanlısı cephe, adayların yarışa girmesi ve insanların sandığa gitmesi için teşvikte bulunuyordu.

Ancak bu seçimlerde ilk defa “anlamı olmayan, rekabetin bulunmadığı, adaletsiz ve etkisiz” seçimlerin bir parçası olmayı reddediyorlar.

Sosyal özgürlükler ve ekonomi anlamında seçimlerin çok büyük bir rolü yok; bu konularda son kararı hep Hamaney veriyor.

Bu Cuma günü de seçimlere düşük bir katılımın gerçekleşmesi bekleniyor.

2020 yılında yüzde 42 ile rekor düzeyde düşük katılım gerçekleşmişti; ondan önceki seçimlerde ise katılım genelde yüzde 50’nin üzerindeydi. 2016 yılında yüzde 62 ile en yüksek katılım olmuştu.

2021’de düzenlenen son seçimlerde de katılım yüzde 49 düzeyinde kaldı.

3,7 milyon oy geçersiz sayılarak ülke tarihinde bir ilk gerçekleşmişti.

Sonraki yıllarda seçimlere katılım düşerken protesto sıklığı arttı.

2017 ve 2019’daki protestolar da şiddetli bir şekilde bastırılmıştı.

Muhafazakar öğrenciler de şikayetçi

Aynı zamanda hükümete önceden destek veren muhafazakar kesimler tarafında da seçimlere katılım düşmüş durumda.

Bu kesimlerden de hükümeti eleştiren sesler yükselebiliyor.

Hamaney ile buluşan muhafazakar öğrencilerin konuşmaları çoğunlukla kötü ekonomik ve sosyal koşullara yönelik eleştirilerle dolu oluyor.

Batı ve İsrail’e yönelik politikaların da etkisiz ve çıkar odaklı olduğu eleştirileri yöneltiliyor.

Hamaney ise seçimlerin bir görev olduğunu vurgulayarak katılımı kendi destekçileri arasında artırmaya çalışıyor.

Yetkililer seçimlerin özgür ve adil olduğu konusunda ısrarcı olmaya devam ediyor.

Sokaklarda da seçim coşkusunu görmek pek mümkün değil; bazı kamuoyu yoklamalarına göre seçimlerin düzenleneceğinden haberi olmayan çok sayıda insan var.

2022 yılında 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başını düzgün örtmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp, daha sonra da hayatını kaybetmesiyle yüksek katılımlı protestolar düzenlenmişti.

Yüzlerce insan öldürüldü, binlerce kişi yaralandı binlerce kişi hala hapiste.

Bu protestoların ardından siyasi ve sosyal ortam daha da baskıcı bir hal aldı.

Ekonomik kriz de halen etkisini ağır bir şekilde hissettiriyor; altı ay boyunca verileri yayınlamamasının ardından sonbaharda İran Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre enflasyon yüzde 56 oldu.

Hükümetin ekonomiye ilişkin sözlerini yerine getirmemesi de umutsuzluğu körüklüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/feed/ 0
İran Devrimi’nin 45. yılı: Amaçlar ve pişmanlıklar https://www.haber60.com.tr/iran-devriminin-45-yili-amaclar-ve-pismanliklar/ https://www.haber60.com.tr/iran-devriminin-45-yili-amaclar-ve-pismanliklar/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:36:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7242 İran devriminin 45. yıldönümünde, 1979 yılında değişim için savaşanlar, bugünkü düşüncelerini paylaştılar. Bazıları pişmanlık duyarken bazıları o zaman doğru şeyi yaptıklarına inanıyor.

“45 yıl önce, hiçbir devrimci insanların onlara suçlu gözüyle bakacağı bir günün geleceğini düşünemezdi” diyor Sadegh Zibakalam. O, 1979 İslam Devrimi’nde Şah’a karşı protesto için sokağa çıkan milyonlarca İranlıdan biri.

Ancak şimdi, devrimin 45. yılında çoğu genç, İran liderlerini, devrimi ve onu savunanları sorguluyor. 2022 yılında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başörtüsünü olması gerektiği şekilde takmadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından öldürülmesinin ardından rejim karşıtı protestolar güç kazandı.

İnsan hakları ihlalleri, kısıtlanan sosyal özgürlükler ve İran devletinin ekonomisi de hoşnutsuzluk yaratıyor.

İran’ın nükleer aktiviteleri sonucu Batı tarafından uygulanan yaptırımlar ekonomisine zarar veriyor ve enflasyon, Ocak’a kadarki son 12 ayda yüzde 43’e yükseldi. Ayrıca ABD’nin bölgedeki İran destekli gruplara karşı füze saldırıları devam ediyor.

Genç neslin bir kısmı, İran’ın bugünkü durumundan devrimcileri sorumlu tutuyor ve “gerçekten bunun için mi savaştıklarını” soruyor.

Üniversite yıllarını İngiltere’de geçiren Zibakalam, “Bunu dikbaşlılıktan ya da nefretten ya da gurur ve önyargıdan söylemiyorum, ancak 1979’a geri dönsek, aynısını yapar ve devrimde yer alırdım” diyor:

“Ne istedik? Özgür seçimler, siyasi suçluların olmamasını, ülkenin liderinin ne istiyorsa onu yapmamasını istedik.”

Devrimi değil, ülkenin liderlerini suçluyor.

“Ben ve benim gibi insanların hatası, devrimin hedefleri olan özgürlük ve demokrasi yerine, antemperyalist sloganları takip ettik, ‘Amerika’ya ölüm’ ve ‘İsrail’e ölüm’ ya da ‘İsrail’i yok edeceğiz’ gibi.”

Bugün hala 1970’lerde uğruna savaştığı prensiplere inanıyor. Geçen yıl, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarına katıldığı için Tahran Üniversitesi’nde siyaset bilimi öğretmenliği işini kaybetti.

45 yıl önce, İslami Cumhuriyet’in kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin devrimcilere verdiği söz özgürlüktü.

1978 yılında Fransa’da sürgündeyken yaptığı bir konuşmada Humeyni, “Özgürlük bir insan hakkı. Bir ülkenin bağımsızlığı herkesin hakkı. Bir insanı hapsedip özgürce konuşmasını engellememelisiniz” demişti.

Bu konuşmaları dinlemek artık pek çok kişinin, özellikle de Humeyni dönemini hiç yaşamamış kuşakların, aktivistlerle mevcut düzen arasındaki bugünkü mücadeleyi düşünmeye itiyor.

Şah ve Humeyni’nin devrimdeki rolü

Muhammed Rıza Pehlevi, Batılılaşma, ekonomik büyüme, İran’ın antik ve İslam öncesi tarihini ulusal bir gurur olarak aşılamaya odaklandığı 37 yıldan fazla süre ülkeyi yönetti.

1960’larda kadınlara oy hakkı verildi ve görece erkeklerle eşit haklar sağlandı.

Tahran, bütün gece kulüpleri ve kabareleriyle bir parti şehri olarak biliniyordu, İran şarabı dünyaya ihraç ediliyordu.

Ancak bu sosyal özgürlüklere rağmen, Şah otokratik tarzı ve demokrasi yoksunluğu nedeniyle eleştirilerle karşılaşıyordu. Şii Müslüman din adamları onu İslami değerleri yıkmakla suçluyordu. İran’ın komşusu Sovyetler Birliği’nden etkilenen solcu gruplar ise ülke genelinde daha eşit haklar için çağrı yapıyordu.

1978’in ortalarına kadar çok az kişi İran’ı derinden değiştirebilecek bir devrimi hayal edebilirdi, ancak bu devrim gerçekleştiğinde, solcu aydınları, milliyetçileri, laikleri ve İslamcıları kapsıyordu.

Yıl ilerledikçe Şah karşıtı göstericiler taleplerini giderek daha fazla dini terimlerle çerçevelemeye başladı. Yıl sonunda, sokaklarda İslami söylem üstün gelmişti.

Humeyni kendini, birleştirici bir İslam hükümetinin başı olarak gösteriyordu. Milyonlarca kişi, İran’ı Kur’an’da belirtilen vaat edilen İslam toplumuna dönüştürmeye çalışan kutsal bir figür olarak ona saygı gösteriyordu. Humeyni, Müslüman cemaatinin başı olan İmam unvanını aldı.

1979’da televizyonlarda milyonlarca insanın Tahran sokaklarında 15 yıl sonra sürgünden dönen Humeyni’yi karşılamak için sıralandığı anları gösteriyor. Videolarda, kalabalıklar arabasını durduruyor ve bereket umarak ona doğru kumaş parçaları fırlatıyordu.

İran’a gelmesinden önce, belli bir gün saat 22.00’de gökyüzüne bakıldığında, başarının işareti olarak Ay’ın yüzeyinde Humeyni’nin yüzünün görüleceği dedikodusu yayılmıştı. Çoğu kişi bunu denedi.

İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin eşi Farah Pehlevi şu an sürgünde yaşıyor.

“Çok şaşırmıştık, kendimize ‘insanları buna inanmaya iten ne’ diye soruyorduk” diyen Pehlevi, eşi ve üç çocuğuyla 1979’un başında “tatil” adı altında İran’ı terk etmiş ve bir daha geri dönmemişti.

Devrime giden haftaları düşününce, artık hayatta olmayan eşi için, “bu ülke için sarf ettiği tüm çabadan sonra bu olanları görmek derin bir üzüntüydü” diyor.

Gösterilerde yer alanların çoğunun akademisyen ve entelektüel olduğunu belirtiyor. “Kendimize sürekli, ‘ne çeşit gruplar insanların beyinlerini doldurup onları sokaklara dökebilmişti’ diye soruyorduk.”

Humeyni’yi destekleyen solcu ve din karşıtı gruplar arasında, komünist İran Tudeh Partisi de vardı. Şu an Londra’da yaşayan Shahran Tabari, bu partinin bir üyesiydi ve amcası partinin lideriydi. Şimdi, Şah’ı devirme kararını sorguluyor. “Demokrasinin ne olduğunu anlamadık” diyor.

Muhalefetteki bazı insanların olan biteni kabul etmediğini ancak sessiz aldığını söylüyor:

“Herkes ne olursa olsun Şah’ın gitmesini istedi. Nasıl olduğunu anlamak zor. Sanki hepimizin beyni yıkandı ve manipüle edildik.”

“Hedefe giden her yolda her şey mubahtır”

Ona katılanlardan biri Homa Nategh. Devrim sırasında Tahran Üniversitesi’nde profesördü. 2016’da ölen Nategh, kendisini sorumlu hissediyordu.

Devrimin solcu beyinlerinden biri olarak tanınıyordu. Harekete destek veren kitap ve makaleler yazdı, çeviriler yaptı.

Devrim rejimi başa geldikten birkaç ay sonra, Nategh dini yetkililerle ilgili gerçekleri fark etti ve Fransa’ya kaçtı.

“Benim suçluluğum diğerlerinden daha büyük” diye yazdı 1990’lardaki bir makalesinde:

“Devrim sırasında, hem eğitimci hem araştırmacı olarak görev aldım. Ne yazık ki, ben de bu coşkuya kapıldım, çekincelerimi ve bilgilerimi bir kenara bırakıp sokaklardaki kalabalığa katıldım, kendimi kalabalığın cehaletiyle aynı hizaya getirdim.”

Aynı zamanda BBC’ye verdiği sayısız röportajda, çalışmalarının insanları Şah’ı devirmek için kışkırttığını ve 1970’lerde yazdıklarına artık katılmadığını söylemişti:

“Hedefe giden her yolda her şey mubahtır. Özgürlük için haykırıyorduk ancak bunun gerçek anlamını çok az anlıyorduk. Özgürlüğün özünü ne ben ne de başka biri anladı, onu kendi çıkarlarımıza uyan şekilde yorumladık.”

Sadegh Zibakalam, insanların manipüle edildiğini ve beyinlerinin yıkandığını reddediyor:

“Asla bu şekilde değildi. Fotoğraflara bakın. Habersiz oldukları için onları suçlayamazsınız. Devrimciler kimdi? Öğrencilerdi, üniversite profesörleriydi. Propagandayla yönlendirildiklerini öne sürmek saygısızlıktır.”

Devrimden sonra çeşitli sol gruplar yasaklandı, üyeleriyse Humeyni’nin İslam Devrimi’ni kurmasına yardım eden, devrimin öne çıkan figürlerinden bazılarıyla birlikte infaz edildi.

Yine de Zibakalam eleştirilerin “halkın mevcut rejimden duyduğu memnuniyetsizlikten kaynaklandığına” inanıyor.

İran liderlerine göre devrim İran’ı yabancı ülke, özellikle de ABD ve Batı’dan özgürleştirdi. İslam Devrim Muhafızları’nı ve ulusal silah endüstrisinin kurulmasını savunmadaki bağımsızlığın kanıtı olarak gösteriyorlar. Özellikle en yoksul kesim için sağlık ve eğitim sağladıkları için övgü alıyorlar.

“Acıyı yanımda taşımak istemiyorum”

Ancak Pehlevi yönetimini sona erdiren devrimden 40 yıl sonra, İslam Cumhuriyeti yeni bir problemle karşı karşıya kaldı ve bazı protestocular Pehlevi kralları lehine slogan atıyordu.

“Rıza Şah, ruhun şad olsun” ve “Kralsız bir İran doğru değil” bunlardan bazıları.

Ayrıca bazı eski devrimciler af diliyor.

“Yıllarca devam eden propagandaya rağmen, insanların kralın İran için yaptıklarını şimdi anlaması cesaret verici” diyor eski Kraliçe Farah Pehlevi:

“Çoğu bana devrime katıldığı ancak şimdi pişman olduğunu söyleyen mailler atıyor. Onları affetmemi istiyorlar”.

“Affedecek misiniz?” diye soruyorum.

“Tabii ki” diyor, “Çünkü acıyı yanımda taşımak istemiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-devriminin-45-yili-amaclar-ve-pismanliklar/feed/ 0
İran’ın Ankara Büyükelçiliğinde İslam Devrimi zaferi resepsiyonu düzenlendi https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:33:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6601 İran’ın Ankara Büyükelçiliğince “İran İslam Devrimi zaferinin 45. yıl dönümü” resepsiyonu düzenlendi.

Resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Türk yetkililer, yabancı misyonlardan temsilciler ve birçok davetli katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılışında konuşan Yumaklı, İran’ın ulusal günü vesilesiyle İran halkı ve hükümetiyle Türkiye’de yaşayan İran vatandaşlarının milli gününü kutladı.

Yumaklı, Türkiye’nin İran’ın batıya açılan ve İran’ın da Türkiye’nin doğuya açılan kapısı olduğuna dikkati çekerek, İran’ın geniş kaynakları ve stratejik konumuyla bölge siyasetinde önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi.

Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini belirten Yumaklı, iki ülke arasındaki karşılıklı üst düzey ziyaretlerin ve ikili işbirliği mekanizmaların ilişkilerin güçlendirilmesinin bariz yansıması olduğunu dile getirdi.

Yumaklı, Türkiye ile İran arasında sağlıklı ve güçlü bir diyaloğun bölge barışı, güvenliği, istikrarı ve refahının sürdürülmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki güçlü kültürel ve insani bağlara işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik samimi diyaloğun sürdüğüne işaret eden Yumaklı, birkaç hafta önce Reisi’nin Ankara’ya yaptığı ziyareti hatırlattı.

Yumaklı, ikili ilişkilere dair “Türkiye ve İran, bazı konularda fikir ayrılıkları olsa da ortak çıkarları doğrultusunda birbiriyle yakın temas halindedir. Astana süreci kapsamında Suriye’de kalıcı bir siyasi çözümün sağlanmasına yönelik olarak birlikte çalışmaktayız.” dedi.

Gazze’deki duruma ilişkin Yumaklı, “Türk ve İranlı liderler arasındaki yakın koordinasyon ve yoğun temaslar, Filistinli kardeşlerimize karşı devam eden mezalimin önlenmesi ve bölgemizdeki istikrarın sağlanması çabaları bakımından önemlidir.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, Türkiye ve İran’ın önemli ekonomik ortaklar olduğunu vurgulayarak, tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarının altını çizdi.

30 milyar dolarlık ikili ticaret hedefiyle ticari ve ekonomik ilişkileri genişletmekte kararlı olduklarını vurgulayan Yumaklı, turizm alanında da ikili ilişkilerin insani boyutunun güçlenmeye devam ettiğini dile getirdi.

“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısı”

Büyükelçi Habibullahzade de İran İslam Devrimi’nin her yıl görkemli etkinliklerle kutlandığını belirterek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremin yıl dönümü dolayısıyla hayatını kaybedenleri andı.

İran’ın komşularla ilişkileri ve işbirliğini her boyutta geliştirmenin dış politikanın önemli önceliklerden olduğuna dikkati çeken Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önemli olduğuna değindi.

Habibullahzade, iki ülkenin bölgede refah, kalkınma ve barışa katkı sağlayabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısıdır. Ticari ilişkiler, enerji, ulaştırma, transit, tarım, bilim ve teknoloji, çevre, serbest ticaret bölgeleri, iller arası işbirlikleri ve sınır ticareti, turizm, terörle mücadele ve ortak çıkarlar dolayısıyla bölgesel krizler konusunda işbirliği gibi alanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde eşsiz fırsatlar sunmaktadır.”

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin 24 Ocak’ta yaptığı Ankara ziyaretini anımsatan Habibullahzade, yapıcı görüşmelerde bulunulduğunu, önemli anlaşmalara ve mutabakat metinlerine imza atıldığını anlattı.

Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 12 milyar dolar düzeyinde olduğunu aktararak, 2025’in “İran-Türkiye kültürel işbirliği yılı” olarak ilan edilmesi konusunda mutabakata varıldığını ve bu kapsamda kültürel programlar yürütüleceğini söyledi.

Filistin meselesi ve Gazze’de yaşananların büyük endişe yaratan önemli konulardan olduğunu belirten Habibullahzade, şunları kaydetti:

“Her iki ülke, bu konuda ortak görüşe sahiptir. Gazze’deki Filistin halkı, hala İsrail rejiminin barbarca saldırıları ve bombalar altında can veriyor. Bilinen bazı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların, bu cinayetlerin durdurulması için eylemde bulunmaması ve yetersiz kalması oldukça üzücü ve rahatsız edicidir.”

Habibullahzade, İran-Türkiye ilişkilerinin umut bahşeden aydınlık bir geleceğe sahip olduğunu söyleyerek, komşuluk politikası çerçevesinde potansiyel işbirliği kapasitelerini etkinleştirmede kararlı olduklarını belirtti.

İran-Türkiye ilişkilerini güçlendirme sürecinin sürdürülmesinin ikili ve bölgesel işbirliklerinin artırılması ile mümkün olacağını dile getiren Habibullahzade, sözlerini “Yaşasın İran, Yaşasın Türkiye” diyerek tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Türkiye ziyaretini gerçekleştirecek https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-turkiye-ziyaretini-gerceklestirecek/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-turkiye-ziyaretini-gerceklestirecek/#respond Wed, 24 Jan 2024 04:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4746 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, daha önce iki kez ertelenen Türkiye ziyaretini bugün gerçekleştirecek.

Reisi’nin Kasım ayındaki Ankara ziyareti Gazze’de yaşanan olayların diplomatik yansımaları nedeniyle, Ocak başındaki ise IŞİD’in İran’da 100’e yakın kişinin ölümüne neden olan nedeniyle ertelenmişti.

Reisi’nin Ankara ziyaretinin temel nedeni, 8.’si düzenlenecek olan Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) toplantısına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte liderlik etmek.

Taraflar toplantıda birçok bakanın da yer alacağı kalabalık heyetlerle temsil edilecek.

İki cumhurbaşkanının baş başa görüşmesi de öngörülüyor.

Erdoğan ve Reisi’nin ağırlıklı gündeminde 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırması ve ardından İsrail’in Gazze’ye başlattığı askeri operasyonun yer alması öngörülüyor.

İsrail’i her iki devlet de sert şekilde eleştirse de Türkiye ve İran’ın soruna ilişkin bakış açıları ve sorunun yarattığı yeni güvenlik belirsizliklerine dönük yaklaşımları büyük farklılıklar içeriyor.

İran “düşman” olarak gördüğü İsrail’i ve yakın Batılı müttefiklerini daha da zora sokmak için bölgedeki Şii silahlı grupları giderek artan şekilde kullanmaya devam ediyor.

Suriye ve Irak’taki Amerikan üslerine dönük son dönemde artan saldırılar, Kızıldeniz’de askeri ve ticari gemilere dönük füze saldırıları gibi gelişmeler bu kapsamda değerlendiriliyor.

Türkiye ise İsrail-Hamas savaşının bölgeye yayılmadan acil bir ateşkesle sonlandırılması ve ardından iki devletli çözümü önceleyen kalıcı barış anlaşması için sürecin başlamasını istiyor.

Savaşın yayılması riski

Son haftalarda yaşanan gelişmeler, İran’ı ve İran ile bağlantılı grupların çatışmalara daha fazla müdahil olmasına ve savaşın yayılması kaygılarının artmasına neden oldu.

Yemen’de İran bağlantılı Husilerin Kızıldeniz’den geçiş yapan ticari gemilere saldırı düzenlemesi ve başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batı’nın buna yanıt vermesi, Lübnan ve Suriye’de yerleşik Şii gruplarla İsrail arasında zaman zaman yaşanan askeri gerilim dikkatlerin bölgesel savaş riskine kaymasına neden oldu.

İran’ın IŞİD saldırısına misilleme olarak Pakistan, Irak ve Suriye’deki hedefleri vurması, Pakistan’ın da aynı şekilde askeri bir yanıt vermesi de gerilimin düzeyini artıran gelişmeler oldu.

Bu nedenle, Ankara’daki temaslarda Erdoğan’ın Reisi’ye bölgesel istikrar vurgusu yapması bölge ülkelerinin, gerginliğin yayılmasından çok barışın bir an önce sağlanması için ortak siyaset belirlemeleri gerektiği mesajını vermesi bekleniyor.

Ankara, Pakistan-İran gerilimi kapsamında yaptığı resmi açıklamada, taraflara itidal ve sağduyu çağrısında bulunmuş ve bölgesel istikrar vurgusu yapmıştı.

Ankara’da yapılan değerlendirmeler, İran ve Batı arasında yeni bir gerilimin en çok İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin işine yarayacağı, dolayısıyla Tahran yönetiminin bunu dikkate alması gerektiğini öne çıkarıyor.

Terörle mücadele gündemin üst sırasında

Ankara görüşmelerinde PKK ile mücadele de gündemin üst sıralarında yer alacak.

Türkiye, son bir ayda iki ayrı saldırı gerçekleştiren PKK’nin son dönemde Kuzey Irak’ta faaliyetlerinin artmasından rahatsız.

Hükümet ayrıca İran’ın nüfuz alanı olarak görülen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) ikinci büyük kenti Süleymaniye’de PKK’nin giderek etkinlik artırmasını ciddi bir sorun olarak görüyor.

Süleymaniye kenti, İran ile çok yakın bağları olan Talabani ailesinin Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) otoritesinde.

Ankara, İran-Irak sınır geçiş noktasında giderek etkisini artıran PKK’ye dönük önlem alınması için Bağdat yönetimine ve KYB’ye uyarılarını sürdürüyor. Reisi ile yapılacak görüşmelerde bu konunun da ele alınması bekleniyor.

Suriye ve Kafkasya da gündemde

Türkiye, 7 Ekim sonrasında değişen bölgesel güvenlik denkleminin Suriye ve Irak’ta yeni gerilim ve çatışma noktaları yaratma olasılığından da kaygı duyuyor.

İran’ın her iki ülkenin kuzey bölgelerinde etkin olması özellikle Suriye’de milis güçler aracılığıyla varlığını hissettirmesi Ankara temaslarında gündem gelmesi olası konular arasında.

İran, Türkiye ile Suriye arasında 2022 sonunda Rusya’nın arabuluculuğunda başlatılan normalleştirme sürecine dördüncü aktör olarak katılım göstermişti.

Ancak İran’ın taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmaya çalışmak yerine Şam yönetiminin “Türk askerlerinin ” destek vermesi Ankara’nın not ettiği unsurlar arasında.

Ankara’da Erdoğan-Reisi arasında yapılacak görüşmelerle aynı gün Astana Grubu’nun da Kazakistan’da toplanacak olması dikkat çeken bir gelişme. Astana Grubu, Suriye sorunun çözümü için Türkiye-Rusya ve İran arasında kurulmuştu.

Tarafların ele alacakları diğer bölgesel bir konu Azerbaycan- Ermenistan savaşı sonrası Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanması çabaları.

Türkiye, iki ülke arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanması sonrasında bölge ülkeleri arasında refah ve istikrarı temel alan yeni uluslararası ulaştırma, enerji gibi işbirliği alanlarını öne çıkarmaya çalışıyor.

Bunların başında da Türkiye’yi Azerbaycan’a doğrudan bağlayacak olan Zengezur Koridoru’nun yaşama geçirilmesi geliyor.

İran, bu projeye, kendi toprakları üzerinden transit geçişin sonlanacağı ve Ermenistan ile doğrudan bağının da sıkıntıya gireceği endişesiyle soğuk yaklaşıyor.

Ancak Türk yetkililer, İran’ın koridorun yaşama geçmesine tek başına karşı çıkamayacağını gördüğünü, dolayısıyla sürecin içinde olmak için çaba gösterdiğini vurguluyor.

Dolayısıyla Ankara’da ele alınacak bir konu da Zengezur Koridoru’nun geleceği olacak.

Anlaşmalar imzalanacak

İki ülke arasında yapılacak temasların ardından kültür, bilim, medya, içişleri, taşımacılık, ticaret ve ekonomi gibi alanlarda yaklaşık on anlaşmasının imzalanması öngörülüyor.

Erdoğan ve Reisi’nin ikili gündemde üzerinde duracakları en önemli konunun son yıllarda özellikle Covid-19 salgını nedeniyle düşüş gösteren ticaret hacmini yeniden çıkış eğilimine sokmak.

Türkiye ile İran arasında 2012’de 22 milyar dolar düzeyinde olan ticaret hacmi, yaklaşık 6 milyar dolara kadar inmiş durumda.

Tarafların 30 milyar dolar hedefini bu ziyaret sırasında tekrar etmeleri bekleniyor.

Ticaret hacmindeki düşüşün nedenleri arasında İran tarafının iki ülke Tercihli Ticaret Anlaşması’ndan 68 ürünü çıkarması da yer alıyor.

Bu ürünlerin yeniden anlaşma kapsamına alınması Ankara’nın beklentileri arasında.

Ticareti artırmak için mevcut üç olan sınır kapısını beşe çıkatmak da iki ülke yetkililerin ele aldığı bir diğer konu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-ibrahim-reisi-turkiye-ziyaretini-gerceklestirecek/feed/ 0
Pakistan ile İran arasındaki gerilim değerlendirildi https://www.haber60.com.tr/pakistan-ile-iran-arasindaki-gerilim-degerlendirildi/ https://www.haber60.com.tr/pakistan-ile-iran-arasindaki-gerilim-degerlendirildi/#respond Sat, 20 Jan 2024 07:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4287 Pakistan ile İran arasındaki gerilimi değerlendiren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse, “Pakistan İran için kolay bir hedef. İran hangi devlete saldırsa ağır bir şekilde karşılık görebilirdi. Fakat Pakistan’ın kendisine ağır şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor ve dolayısıyla Pakistan’a sünnileri kışkırttığı iddiasıyla füze saldırısı düzenledi” dedi.

İran’ın son dönemde Ortadoğu’da bir çok problemli noktada aktif rol aldığını ve her sorunun altında İran’ın parmadığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Köse “İran’da siyaset İran toplumunu bir arada tutmaya İran’daki otoriter teokratik iktidarı devam ettirmeye yönelik politikalar doğrultusunda şekilleniyor. İran’da Acemlerin nüfusu Kürt ve Türkmenler’den daha fazla değil. Dolayısıyla demografik olarak sorunlu bir bölge fakat İran tarih boyunca Orta Doğu’da mezhepçi politikaları sonuna kadar acımasız bir şekilde kullanan müslüman coğrafyada katliamlar uygulanmasından herhangi bir şekilde rahatsız olmadan katliam uygulayan terör örgütlerine lojistik sağlayan bir devlet olarak olageldi. Hatırlanacağı üzere PKK’nın Türkiye’de kanlı saldırılar düzenlediği dönemde de İran PKK’nın lojistiğini sağlayan devletti. Hala İran PKK’yı Türkiye’ye karşı bir kaldıraç olarak elinde tutmaya devam ediyor. Aynı İran Suriye’de Şii politikaları acımasız bir şekilde kullanarak Sünnilere karşı Esat ailesinin katliamlarını destekledi ve beş milyondan fazla Suriye halkını mülteci göçmen durumuna düşmesini seyretti. Çocukların, bebeklerin ölmesi İran’ın çok umurunda olmadı. Aynı İran şu anda Filistin’de ve Lübnan’da Hizbullah’ı destekliyor. Hizbullah-Hamas anlaşmazlığında İran’ın Hizbullah’ı kesinlikle desteklediğini ve Sünni Hamas karşı mezhepçi politikalarla her koşulda Hizbullah’a destek sağladığını da biliyoruz. Son gelişmeler bu doğrultuda okunmalı bu doğrultuda ele alınmalı İran neden durduk yere Pakistan’a saldırı düzenledi. Çünkü İran’ın agresif sert söylemine rağmen ne ABD hedeflerine karşı ne İsrail hedeflerine karşı saldırı düzenleyebilme kapasitesi potansiyeli mevcut değil. Dolayısıyla İran’ın kendi içindeki muhalefeti kendisine karşı yükselen sesi bir şekilde susturması gerekiyor. Bunu da zayıf bir hedefe karşı yapabilir. Pakistan zaten kuruluşundan 1948’den günümüze istikrarın sağlanamadığı topraklar bir türlü sorunların, problemlerin çözülemediği Hindistan’la sorunların Keşmir üzerindeki problemlerin çözülemediği topraklar. Dolayısıyla Pakistan İran için kolay bir hedef. İran hangi devlete saldırsa ağır bir şekilde karşılık görebilirdi. Fakat Pakistan’ın kendisine ağır şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor dolayısıyla Pakistan’a karşı sünnileri kışkırttığı iddiasıyla füze saldırısı düzenledi. Başka bir devletin egemen bir devletin toprağına füze atmak bir savaş sebebidir. Ama İran Pakistan’ın kendisine etkili şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor kolay bir hedef seçiyor” diye konuştu.

“Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda”

“İran tarihinde çok güçlü bir şekilde çok sert söylemler kullanmasına rağmen hiçbir hristiyan devletle çatışmış bir devlet değildir” diyen Köse “İran mezhepçi politikalarla kendisine gelebilecek baskıları uzakta karşılıyor. Yemen’de Husileri kışkırtıyor, Birleşik Arap Emirliklerinde Şiileri kışkırtıyor, Mısır’da Şiileri kışkırtıyor, Filistin’de Şiileri kışkırtıyor. Irak’ta şu anda Şiiler üzerinde etki sağlamış durumda. Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda. Tarih boyunca da İran Anadolu’yu ‘da kışkırttı Şii politikalarla. Yine İran son yıllarda PKK’ya lojistik destek sağlayarak Türkiye’nin de istikrarsızlaşmasını kendisinin gelecekteki çıkarları üzerinden fayda görüyor” ifadelerini kullandı. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/pakistan-ile-iran-arasindaki-gerilim-degerlendirildi/feed/ 0
Pakistan ve İran neden birbirlerine saldırıyor, gerilim tırmanacak mı? https://www.haber60.com.tr/pakistan-ve-iran-neden-birbirlerine-saldiriyor-gerilim-tirmanacak-mi/ https://www.haber60.com.tr/pakistan-ve-iran-neden-birbirlerine-saldiriyor-gerilim-tirmanacak-mi/#respond Fri, 19 Jan 2024 05:12:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4085 Pakistan’ın Perşembe sabahı İran’ın Sistan-Belucistan eyaletinde militanlara ait olduğundan şüphelenilen sığınakları hedef alan hava saldırıları sonucunda dokuz kişinin öldüğü açıklandı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı 18 Ocak Perşembe sabahı gerçekleştirilen saldırıları “İran’daki belirli üslere yönelik son derece koordineli bir askeri saldırı” olarak tanımladı. Pakistan ordusu da yaptığı açıklamada “terör örgütleri tarafından kullanılan sığınakların istihbarata dayalı bir operasyonla başarılı bir şekilde vurulduğunu” belirtti.

İslamabad yönetiminin saldırıları, Pakistan’ın Belucistan eyaletinde aşırılık yanlısı Ceyş el Adl örgütünün saklandığı iddia edilen yerlere İran tarafından düzenlenen füze saldırılarının ardından geldi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı’nın aktardığına göre, Pakistan’ın Tahran’daki büyükelçisini ülkeye geri çağırmasına neden olan İran saldırısında iki çocuk öldü ve üç kız çocuğu da yaralandı.

Saldırılara rağmen her iki ülke de birbirlerini hedef almadığı konusunda ısrarcı. Hem İran hem de Pakistan diğerinin topraklarında bulunan Beluç milliyetçisi militan grupları vurduklarını iddia ediyor.

Pakistan’ın saldırıları hakkında neler biliniyor?

Pakistan ordusu, istihbarat bilgileri doğrultusunda hareket ederek Pakistan içinde terörist faaliyetlerde bulunmakla suçladığı Belucistan Kurtuluş Ordusu (BKO) ve Belucistan Kurtuluş Cephesi’nin (BKC) İran’daki üslerini hedef aldığını açıkladı.

Ordu, bu operasyonda insansız hava araçları, roketler, füzeler ve diğer silahların kullanıldığını ve “ikincil zararlardan” kaçınmak için son derece dikkatli davranıldığını söyledi.

Açıklamada üsleri kontrol eden “teröristlerin” adı da verildi ve Pakistan ordusunun ülkenin güvenliğini sağlamak için her zaman hazır olduğu belirtildi.

İran’ın Sistan-Beluçistan eyaleti Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Raza Marhmati, İran televizyonuna yaptığı açıklamada saldırının yerel saatle sabah 04.05’te gerçekleştirildiğini ve Pakistan sınırına yakın ve İran’ın başkenti Tahran’ın yaklaşık bin 800 km güneydoğusunda yer alan Saravan kenti yakınlarındaki bir köyü hedef aldığını söyledi.

Beluç Kurtuluş Ordusu, Beluç Kurtuluş Cephesi ve Ceyş el-Adl kim?

Pakistan’ın Belucistan eyaletinde onlarca yıldır çeşitli Beluç ayrılıkçı örgütleri faaliyet gösteriyor. Bu örgütler zaman içerisinde Pakistan güvenlik güçlerine, polisine ve kilit noktalara yönelik çeşitli ölümcül saldırıların sorumluluğunu da üstlendi

Dr. Allah Nazar Beluç’un lideri olduğu BKC ve Beşir Zeb’in lideri olduğu BKO en büyük iki grup olarak öne çıkıyor.

Pakistanlı yetkililer son birkaç yıldır bu ayrılıkçı örgütlerle bağlantılı militanların İran’a sığındığını iddia ediyordu.

Pakistan hava saldırılarının ardından BKC bir açıklama yayımlayarak İran’da herhangi bir üsleri olmadığını ve herhangi bir savaşçısının da yaralanmadığını söyledi.

BKC’nin Belucistan’ın Makran bölgesi ve çevresinde aktif olduğu biliniyor. Örgüt son zamanlarda Pakistan güvenlik güçlerine yönelik birçok saldırının sorumluluğunu üstlendi.

Bu yasaklı örgüt Ocak 2022’de Belucistan’ın Gwadar şehrinde Pakistan ordusuna ait bir kontrol noktasına saldırmıştı. Bu saldırıda 10 Pakistan askeri ölmüştü.

Ayrıca BKC, eyaletteki göçmen işçilere ve bölge sakinlerine yönelik saldırılarla da suçlanıyor.

Ayrılıkçı BKO ise 1970’lerin başında, eski Başbakan Zülfikar Ali Butto hükümetinin ilk döneminde Belucistan’da Pakistan devletine karşı patlak veren silahlı bir isyanda ortaya çıktı.

Askeri diktatör Zia ul-Haq liderliğindeki darbenin ardından, Beluci milliyetçi liderlerle yapılan müzakereler silahlı isyanın geçici olarak sona ermesini sağladı. Ardından da BKO’nun faaliyetleri azaldı.

Ancak, eski Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref döneminde, Beluci milliyetçisi lider Nawab Khair Bakhsh Murri’nin bir Yüksek Mahkeme hakimini öldürmekten tutuklanmasının ardından çatışma yeniden alevlendi. 2000’lerde Belucistan’ın farklı bölgelerinde kamu yerleşkelerine ve güvenlik güçlerine yönelik yeni saldırılar başladı. O zamandan bu yana şiddet artarak Belucistan’ın farklı bölgelerine yayıldı.

Bu saldırıların çoğu BKOtarafından üstlenildi. Pakistan hükümeti 2006 yılında BKO’yu yasaklı örgütler listesine ekledi.

Örgüt aynı zamanda Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projesine de karşı çıkıyor. Son operasyonlarda Pakistan’daki Çin hedeflerini intihar saldırılarıyla vurdu.

BKO’nun üstlendiği bu türden ilk saldırı Ağustos 2018’de Dalbandin kasabası yakınlarında gerçekleştirildi. Saindak altın ve bakır madeninde çalışan Çinli işçileri taşıyan bir otobüsü hedef alındı. Saldırıda sadece intihar bombacısı öldü.

BKO daha sonra Kasım 2018’de Karaçi’deki Çin Konsolosluğu’na düzenlenen ve üç silahlı saldırgan ve intihar bombacısı tarafından gerçekleştirilen ve en az dört kişinin öldüğü saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Ceyş el-Adl (ya da diğer adıyla “Adalet ve Eşitlik Ordusu”) İran hükümetine muhalif silahlı bir militan grup.

Kendisini İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “Sünni haklarının savunucusu” olarak tanımlayan grup, İran’ın Pakistan’a yönelik saldırılarının hedefindeydi.

Ceyş el-Adl geçmişte İran güvenlik güçlerine (çoğunlukla Sistan-Belucistan eyaletinde) düzenlenen bazı saldırının sorumluluğunu üstlendi. İran, örgütün ABD ve İsrail desteğine sahip olduğunu iddia ediyor.

ABD istihbaratı bu grubu, 2005 yılında eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a yönelik gerçekleştirilen saldırıyla ilişkilendirdi.

İran, 2009 yılında grubun lideri Abdülmalik Rigi’yi İran güvenlik güçlerini bombalamak ve İngiltere ile ABD’nin ajanı olmak suçlamalarıyla tutukladı. Rigi 2010 yılında asılarak idam edildi.

O dönemde İran’da görev yapan eski bir Pakistanlı diplomat Muhammed Abbasi, Rigi’nin tutuklanmasında Pakistan’ın önemli bir rol oynadığını söyledi.

Neden şimdi?

BBC’ye konuşan analist Syed Muhammed Ali, İran’ın şu anda hem kendi içinde hem de müttefikleri Hamas, Hizbullah ve Husiler tarafından operasyonlar düzenlemesi için baskı altında olduğunu söyledi.

İran’ın dikkatleri iç meselelerden ve Orta Doğu’daki durumdan başka yöne çekmek için Irak, Suriye ve ardından Pakistan’a saldırdığını düşünen Ali’ye göre bu saldırıların gerçekleştirildiği gece Pakistanlı ve İranlı yetkililer arasında toplantılar vardı ancak Pakistan provokasyon olmaksızın İran tarafından saldırıya uğradı ve bu da misillemeye yol açtı.

Washington’daki New Lines Strateji ve Politika Enstitüsü’nden Dr. Kamran Bukhari, “Pakistan misilleme yapmaya karar vermiş olabilir çünkü İran’ın Pakistan’a, Irak’a sık sık yaptığı gibi davranmasına izin vermek istemiyor” diyor.

Quaid-e-Azam Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Profesör Qandeel Abbas ise BBC’ye yaptığı değerlendirmede İran-Pakistan sınırının her iki tarafında da ayrılıkçıların ve militanların her iki ülke için de ortak bir sorun teşkil ettiği bölgeler olduğunu vurguladı.

Prof. Abbas’a göre gerek İran gerekse de Pakistan, operasyonlarını diğer ülkenin rızasıyla gerçekleştirdi. Ancak her iki ülkenin yetkilileri de bu tür eylemlere ilişkin haberleri ne doğruluyor ne de yalanlıyor.

Abbas, militanların yol açtığı şiddet, insan ve uyuşturucu kaçakçılığına rağmen 2013 yılına kadar İran ve Pakistan arasındaki bin km uzunluğundaki sınır boyunca hiçbir askerin konuşlandırılmadığını belirtiyor.

Prof. Abbas’a göre hem İslamabad hem de Tahran, İran’ın hedef aldığı militan grup Ceyş el-Adl’ı bir tehdit olarak görüyor ve mevcut durumu kendi lehlerine kullanmayı düşünüyor.

Bundan sonra ne olacak?

İran ve Pakistan’ı yakından izleyen gözlemciler, iki ülke arasında son dönemde yaşanan gerginliğin tüm bölgeyi olumsuz etkileyeceği görüşünde.

Washington’da yaşayan analist Dr. Bukhari, “iki ülke arasındaki ilk raund sona erdi ve şimdi top yeniden İran’ın sahasında: Pakistan’ın eylemine nasıl tepki vereceklerini göreceğiz” diyor ancak saldırılarda bir duraklama beklediğini dile getiriyor.

Pakistan’ın İranlılara değil de İran topraklarındaki Pakistan karşıtı militan grupları hedef alma kararının, Pakistan’ın gerilimi tırmandırmadan tepki veriyor gibi görünmesini sağlayabileceğini, ancak daha fazla çatışmayı da göz ardı etmediğini söyledi.

Ancak Pakistanlı gazeteci ve analist Baqir Sajjad, iki ülke arasındaki gerilimin gelecekte daha da artabileceğine inanıyor.

BBC’nin konuştuğu Sajjad, “Pakistan’ın İran merkezli militanları hedef alan karşı saldırısının ardından iki ülke arasındaki gerilimin aniden azalması pek olası görünmüyor” diyor.

“İran’daki sertlik yanlıları Pakistan’a misilleme yapmakta ısrar edecektir. İki ülke arasında artan güvensizlik, Belucistan bölgesinde İran ve Pakistan arasında yeni bir militanlık dalgasını körükleyebilir ve bölgedeki zaten karmaşık olan güvenlik durumunu daha da karmaşık hale getirebilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/pakistan-ve-iran-neden-birbirlerine-saldiriyor-gerilim-tirmanacak-mi/feed/ 0
İran’dan Pakistan’a saldırı: 3 kadın, 4 çocuk hayatını kaybetti https://www.haber60.com.tr/irandan-pakistana-saldiri-3-kadin-4-cocuk-hayatini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/irandan-pakistana-saldiri-3-kadin-4-cocuk-hayatini-kaybetti/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:21:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3976 – Pakistan’dan İran’daki “terör hedeflerine” saldırı

İran: “Pakistan’ın saldırısında 3 kadın, 4 çocuk hayatını kaybetti”

TAHRAN – Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Sistan-Belucistan bölgesindeki “terör hedeflerine” saldırı gerçekleştirildiği duyurdu. İran tarafı ise saldırıda 3 kadın, 4 çocuk olmak üzere 7 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

İran-Pakistan arasındaki gerilim tırmanıyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan ordusunun sabah saatlerinde İran’ın Sistan Belucistan eyaletindeki “teröristlerin saklandıkları noktalara” hassas saldırı gerçekleştirildiği duyuruldu. Saldırıda çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü belirtildi. Pakistan’ın son birkaç yıldır İran’la görüşmelerinde Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla hakkındaki ciddi endişelerini sürekli olarak paylaştığı vurgulandı. Pakistan’ın ayrıca söz konusu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine dair somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da İran’da paylaştığı ifade edildi. Ancak ciddi endişelere rağmen harekete geçilmemesi nedeniyle söz konusu teröristlerin masum Pakistanlıların kanını dökmeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Bu sabahki operasyon, geniş çaplı terör faaliyetlerinin yaklaştığı yönünde alınan güvenilir istihbarat doğrultusunda gerçekleştirildi” ifadeleri kullanıldı. İran’daki hedeflere yönelik operasyonun Pakistan’ın ulusal güvenliğini tüm tehditlere karşı koruma ve savunma konusundaki kararlılığının bir tezahürü olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Oldukça karmaşık olan bu operasyonun başarıyla yürütülmesi aynı zamanda Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin profesyonelliğinin de bir kanıtıdır. Pakistan, halkının kutsal ve dokunulmaz olan emniyet ve güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edecektir. Pakistan, İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tamamen saygı duymaktadır. Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır” denildi.

“İran kardeş bir ülkedir”

Uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Pakistan’ın üye devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilke ve amaçlarını desteklediği belirtilerek, “Bu ilkelerin rehberliğinde ve uluslararası hukuk kapsamındaki meşru haklarını kullanarak Pakistan, hiçbir bahane veya şartlarda egemenliğine ve toprak bütünlüğüne meydan okunmasına asla izin vermeyecektir. İran kardeş bir ülkedir ve Pakistan halkının İran halkına büyük saygısı ve sevgisi vardır. Terör tehlikesi de dahil olmak üzere ortak zorluklarla mücadelede her zaman diyalog ve iş birliğini vurguladık ve ortak çözümler bulmak için çaba göstermeye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

İran: “Saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti”

İran Sistan ve Belucistan Eyalet Valiliğinin Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Ali Rıza Marhamati ise yaptığı açıklamada, Pakistan ordusunun İran sınırları içerisinde yer alan noktaları hedef aldığını, saldırının yerel saatle 04.30’da gerçekleştiğini duyurdu. Marhamati, Pakistan ordusunun Saravan bölgesinde bulunan bazı noktalara saldırı düzenlediğini belirterek 3’ü kadın, 4’ü çocuk toplam 7 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.

İran, Pakistan’ı vurmuştu

İran, 16 Ocak’ta sınır bölgesinde güvenlik güçlerini hedef alan “Ceyşu’l Adl” isimli örgütün Pakistan’ın Belucistan eyaletine bağlı Panjgur bölgesindeki 2 üssüne füze ve İHA saldırısı düzenlemişti. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, hava saldırısında 2 çocuğun hayatını kaybettiğini, 3 çocuğun da yaralandığını açıklamış, saldırının “egemenlik ihlali” olarak görüldüğünü vurgulayarak BM Güvenlik Konseyi’ne şikayette bulunulacağını duyurmuştu. Pakistan Dışişleri Bakanlığı daha sonra Tahran Büyükelçisi Muhammad Mudassir Tipu’yu geri çağırma kararı aldığını açıklamıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/irandan-pakistana-saldiri-3-kadin-4-cocuk-hayatini-kaybetti/feed/ 0
İran’ın Pakistan’daki saldırıları bölgedeki çatışma endişelerini artırıyor https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/ https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 02:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3918 İran’ın Pakistan’da gerçekleştirdiği ve Ceyş el Adl isimli militan grubu hedef aldığı son saldırıları, Orta Doğu’daki çatışmanın bölge dışına taşacağı yönündeki endişeleri arttırdı.

Pakistan hükümeti saldırıda iki çocuğun öldüğünü ve üç kişinin de yaralandığını .

Füze saldırılarının “kabul edilemez” olduğunu söyleyen İslamabad hükümeti saldırılara misilleme yapılacağı uyarısında bulundu.

İran, Pakistan’la sınırında faaliyet gösteren Sünni militan grup Ceyş el Adl’ın ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ediyor. Grup geçmişte İran güvenlik güçlerine yönelik bazı saldırıların sorumluluğunu üstlenmişti.

Birçok siyasi analist, sert eleştirilerine rağmen İslamabad yönetiminin, risklerin yüksek olduğunu anladığını ve kısasa kısas bir hareketten kaçınacağını söylüyor.

Ceyş el Adl: ‘Adalet Ordusu’

Ceyş el Adl ya da “Adalet ve Eşitlik Ordusu” İran hükümetine muhalif silahlı bir militan grup. Örgüt kendisini İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “Sünni haklarının savunucusu” olarak tanımlıyor.

İran, daha önce Cundullah (Allah’ın Askerleri) olarak bilinen militan grubun lideri Abdülmalik Rigi’yi 2009 yılında İran güvenlik güçlerini bombalamak ve İngiltere ile ABD’nin ajanı olmak suçlamalarıyla tutukladı. Rigi 2010’da da asılarak idam edildi.

O dönemde İran’da görev yapan eski bir Pakistanlı diplomat olan Muhammed Abbasi, Pakistan’ın Rigi’nin tutuklanmasında önemli bir rol oynadığını söyledi.

ABD istihbaratına göre Ceyş el Adl’in birçok patlama ve saldırıya karışmış durumda. 2005 yılında İran’da eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a düzenlenen saldırı da bunlardan birisi.

Ceyş el Adl tarafından üstlenilen operasyonlar genelde Sistan-Beluçistan eyaletinde gerçekleştirildi.

İran neden Pakistan’ı vurdu?

İran Devrim Muhafızları, önce Irak ve Suriye’deki hedeflere saldırdı. Bir gün sonra da Pakistan’daki hedeflere balistik füzeler fırlattı.

Eski bir bakan ve dış politika uzmanı olan Müşahid Hüseyin Sayed, bu hamlenin Pakistan için bir sürpriz olduğunu söyledi.

Eski bakan, “Şahsi kanaatimce, bu onların derin devletinin – İran Devrim Muhafızları’nın – gizli operasyonu gibi duruyor ve daha geniş bir bakış açısını gerektiriyor” dedi.

Sayed, saldırının ikili anlaşmaların ve uluslararası protokollerin ihlali olduğunu belirtti ve “Gazze’de bir soykırım yaşandığını” hatırlatarak, böylesi bir dönemde İslami birlik ruhunun baltalandığını savundu.

Öfkesini İsrail’e yöneltmek yerine Tahran’ın 24 saat içinde üç Müslüman ülkeyi vurduğunu söyleyen Sayed şöyle devam etti:

“Böylesi bir ikiyüzlülük ve çifte standart güçlü bir kınamayı hak ediyor.”

Pakistan-İran gerilimleri

Tarihsel olarak Pakistan-İran ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir sergiledi.

İran, 1947 yılında Pakistan’ın bağımsızlığını tanıyan ve İslamabad yönetiminin yurtdışındaki ilk büyükelçiliğine ev sahipliği yapan ilk ülkeydi. Her iki ülke de Soğuk Savaş sırasında işbirliği yapmış ve jeopolitik olarak geniş ölçüde aynı çizgide yer almıştı.

Pakistan ve Hindistan arasında Ağustos-Eylül 1965 arasında yaşanan 1965 Hint-Pakistan Savaşı sırasında Tahran İslamabad’ı destekledi.

Ancak 1979’daki İran Devrimi ve Suudi Arabistan’dan ilham alan Vahabi İslamcılığın Pakistan’daki artan etkisi (Afganistan’daki çatışmaların da etkisiyle) İran ve Pakistan arasındaki güvensizliğin artmasına neden oldu.

İran 1990’larda Pakistan’da mezhepçiliği ve Şii vekilleri teşvik etmekle suçlandı. Tahran da İslamabad’ın Kabil merkezli Taliban hükümetine verdiği destekle ilgili rahatsızdı.

İran’ın Hindistan ile artan işbirliği ve Pakistan’ın ABD ile yürüttüğü stratejik ittifakı, iki ülkenin arasının daha da açılmasına neden oldu.

2018 yılında İran, Hindistan ile İran’ın Çabahar limanının bir bölümünün kontrolünü Yeni Delhi yönetimine devretmek üzere bir anlaşma imzaladığında İslamabad bu durumla ilgili şüpheci bir yaklaşım sergiledi.

Bu gelişme Pakistan’da Hindistan ve İran’ın, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun önemi noktası Gwadar limanının stratejik önemini azaltmaya yönelik karşı hamleleri olarak yorumlandı.

Tüm bunlara rağmen iki ülke hiçbir zaman büyük bir anlaşmazlığa düşmedi. Ancak ikili ilişkilerinin potansiyelini de tam olarak kullanamadılar.

İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi Arhama Siddiqa’ya göre iki ülke arasındaki ilişkiler 2021’den bu yana olumlu bir seyir izliyor.

Yine de Pakistan son gelişmeleri ihtiyatlı bir biçimde izliyor.

BBC’ye konuşan Arhama, “Pakistan toprak bütünlüğünden ödün veremez ama aynı zamanda başka bir cephe açmak da istemiyor. Hindistan ve Afganistan ile ilişkiler sorunlu. İslamabad başka bir komşusunun iyi niyetini kaybetmeyi göze alamaz” diyor.

Savunma analisti Ikram Sehgal BBC’ye yaptığı değerlendirmede Pakistan’ın İran’la makul ilişkiler kurabildiğini söyledi.

Pakistan’ın “Suudi kampının” bir parçası olmayı reddettiği zamanlar oldu. Özellikle de 2015’te Suudi liderliğindeki Sünni koalisyon Yemen’deki iç savaşa müdahale ettiğinde Pakistan bunun bir parçası olmayı reddetti.

Pakistan, ülke içindeki Sünni ve Şii nüfus arasında yeni fay hatları yaratabileceğini düşündüğü mezhepsel bir bölgesel çatışmaya katılmanın tehlikesini gördü.

Ancak İran ve Suudi Arabistan arasındaki son yakınlaşma bu tür baskıları azalttı.

Sehgal, İran’ın da başka bölgesel çatışmalara dahil olurken komşusuyla yeni bir çatışma başlatamayacağını anladığına inanıyor. Ülke ayrıca ABD yaptırımları altında zorluklar yaşıyor.

Pakistan’ın militan gruplara karşı harekete geçmesi ve topraklarının başka ülkelere saldırmak için kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini savunan Sehgal, şunları diyor:

“İran da bu tür yıkıcı eylemlerden kaçınmalı. İletişim ve koordinasyon içinde olmalılar. Aksi takdirde bu tür hamleler bölgeyi, halkının göze alamayacağı başka bir savaşın eşiğine getirme potansiyeline sahip.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/feed/ 0
İran Devrim Muhafızları, üç farklı ülkedeki hedefleri vurdu https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 00:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3916 24 saat içinde balistik füzeler ve insansız hava araçları fırlatarak üç farklı ülkedeki hedefleri vuran İran Devrim Muhafızları son yıllarda önde gelen bir bölgesel güç olarak konumunu sağlamlaştırdı.

Önceki gün Irak ve Suriye’nin kuzeyini vuran Devrim Muhafızları, bir sonraki akşam da Pakistan’da iki hedefe saldırdı.

Devrim Muhafızlarına yakın medya, Pakistan saldırılarının geçtiğimiz haftalarda İranlı sınır muhafızlarını öldüren Ceyş el-Adl adlı militan gruba misilleme olduğunu bildirdi.

Ceyş el-Adl, İran’ın güneydoğusundaki Beluçların hakları için savaştıklarını söyleyen İranlı Sünni Beluç bir grup.

Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, İran İslam Cumhuriyeti’nin hiçbir düşmanının korkusuzca uyuyamayacağını ilan etti.

Orta Doğu’daki ABD üslerinin yanı sıra Tel Aviv ve Hayfa’daki İsrail üslerinin de balistik füzelerinin menzili içinde olduğunu açıkça ifade ediyor.

Pazartesi gecesi Devrim Muhafızları’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’i hedef alan 11 balistik füze fırlatmasıyla Tahran niyetini açıkça ortaya koydu.

Bölgesel hükümet en az dört sivilin öldüğünü ve altı sivilin de yaralandığını açıkladı. Başbakan Mesrur Barzani bunu “Kürt halkına karşı işlenmiş bir suç” olarak nitelendirdi.

İran Devrim Muhafızları’na yakın Fars haber ajansı, saldırıda İsrail istihbarat servisine bağlı üç Mossad üssünün imha edildiğini iddia etti.

IKBY hükümeti topraklarında yabancı ajanların varlığını reddederken İsrail sessizliğini koruyor.

Ancak Devrim Muhafızları, önde gelen Kürt iş insanı Peşrev Dizayee’nin evini hedef alarak nokta saldırıları düzenleyebileceğini gösterdi.

Dizayee, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalini takip eden yıllarda Falcon Group ve Empire World adlı iki şirketin sahibi ve kurucusuydu. Reuters haber ajansına göre Barzani ailesine yakındı.

Evine dört füze isabet etti ve yerel haberlere göre 11 aylık kızı da saldırıda hayatını kaybetti.

Falcon Group güvenlik, inşaat, petrol ve gaz gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Grubun güvenlik bölümü Irak’taki Amerikan ve çeşitli Batılı temsilci ve şirketlere destek sağladı.

Bu nokta saldırıları, Devrim Muhafızları’nın sadece sivil yapıları hedef almakla kalmayıp, ABD öncülüğündeki koalisyon üssünden sadece birkaç kilometre ötedeki Erbil Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki askeri tesisleri de vurabileceği mesajı veriyor.

ABD’nin Irak’ta, Erbil de dahil olmak üzere, IŞİD örgütüne karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun bir parçası olarak 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Washington, yerel güçleri desteklemek ve bir zamanlar Irak ve Suriye’nin büyük bölümünü kontrol eden IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için orada olduklarını söylüyor.

Ancak bu saldırılar, İsrail’in Suriye’deki son eylemleri göz önüne alındığında, İran açısından ülke içi amaçlara da hizmet ediyor.

25 Aralık’ta üst düzey bir Devrim Muhafızları komutanı Şam’ın dış mahallelerinden birine yönelik İsrail hava saldırısı olduğuna inanılan bir saldırıda öldürüldü.

Devrim Muhafızları 15 Ocak’taki saldırısında da Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetine balistik füzeler fırlattı. Saldırıda IŞİD ve diğer “terörist grupların” hedef alındığı belirtildi.

İdlib, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı 2011’deki ayaklanmaya destek veren 2,9 milyon yerinden edilmiş Suriyeliye ev sahipliği yapan son muhalif kale.

Esad, Rusya ve İran’ın askeri desteğiyle iktidarda kalmayı başardı.

İslamcı grup Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) İdlib’de kontrolü elinde tutan ana grup olmakla birlikte IŞİD ve El-Kaide de İdlib’de varlık gösteriyor.

Devrim Muhafızları saldırının 3 Ocak’ta İran’ın güneyindeki Kerman’da misilleme olduğunu açıkladı.

Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle mezarı yakınında toplanan kalabalığa yönelik iki intihar bombacısının saldırısı olmuştu.

İran Devrim Muhafızları İdlib’i hedef almak için bin 450 km menzile kadar gidebilen Hayber Şekan (Kale Yıkan) füzesi kullandığını açıkladı.

Ayrıca saldırıyı güneydeki Huzistan vilayetinden yaptığını söylüyor.

Ancak Devrim Muhafızları füzeleri İdlib’e çok daha yakın olan Batı Azerbaycan eyaletinden de fırlatabilirdi.

Yer seçimi ve Hayber Şekan füze sistemi, İran’ın Suriye sınırındaki İsrail’in çeşitli noktalarına ulaşma kabiliyetini dünyaya göstermek istediğine işaret ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/feed/ 0
Suriye’de 2023 yılı deprem, Araplarla PKK/YPG çatışması ve ABD üslerine saldırıların gölgesinde geçti https://www.haber60.com.tr/suriyede-2023-yili-deprem-araplarla-pkk-ypg-catismasi-ve-abd-uslerine-saldirilarin-golgesinde-gecti/ https://www.haber60.com.tr/suriyede-2023-yili-deprem-araplarla-pkk-ypg-catismasi-ve-abd-uslerine-saldirilarin-golgesinde-gecti/#respond Sat, 30 Dec 2023 09:09:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1663 ETHEM EMRE ÖZCAN/BURAK KARACAOĞLU – Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, baskı altındaki Arap aşiretlerinin terör örgütü PKK/YPG ile çatışmaları ve ABD üslerine yönelik artan saldırılar, Suriye’de bu yılın en dikkati çeken gelişmeler oldu.

AA muhabirleri, iç savaşın 13 yıldır sürdüğü Suriye’de 2023’te öne çıkan konuları ve dönüm noktalarını derledi.

6 Şubat’taki 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, Suriye’nin kuzeybatısında büyük yıkımlara yol açtı.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinden (OCHA) 8 Mart’ta yapılan açıklamaya göre, Suriye’de 8,8 milyon kişinin etkilendiği depremlerde binlerce insan evsiz kaldı, 10 bin 600 bina yıkıldı.

Depremlerde Suriye’de, yarısından fazlası muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde olmak üzere en az 3 bin 680 kişi hayatını kaybetti, 14 bin 749 kişi yaralandı.

Suriye Müdahale Koordinatörlüğünün verilerine göre, depremler yüzünden Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde 229 bin 747 kişinin oluşturduğu 41 bin 784 aile yerinden oldu.

Öte yandan Suriye muhalefeti ve yerel sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletlerin (BM) Suriye’nin kuzeybatısındaki depremzedelere ilgisizliğine tepki gösterdi.

Göç verilerine ilişkin çalışmalar yürüten Suriye Müdahale Koordinatörlüğünün verilerine göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerde Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelerde 1983 bina yıkıldı, 4 bin 73 bina ağır hasar gördü, 31 bin 498 binanın da bakım-onarımdan geçmesi gerekiyor.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarına paralel olarak ABD’nin Suriye’deki üslerine saldırılar arttı

İsrail’in Gazze’ye 7 Ekim’de başlattığı saldırıların ardından, Suriye’de 22 üste varlık gösteren ABD güçlerine yönelik saldırılarda artış kaydedildi.

ABD askerlerinin konuşlandığı Suriye’nin güneyindeki Tenef bölgesi ile Haseke ve Deyrizor illerindeki toplam 8 üs, karadan karaya atış yapılan silahlar ve aidiyeti bilinmeyen SİHA’larla sıkça hedef alındı.

ABD güçleri de bu saldırıların bazılarına karşılık verdiğini açıkladı.

Arap aşiretleri ile terör örgütü PKK/YPG çatışması

Suriye’nin doğusundaki Deyrizor ilinde PKK/YPG baskısı altındaki Arap aşiretleri ile ABD’nin desteklediği terör örgütü arasında çatışmalar 2023’e damgasını vurdu.

Örgütün yapılanmasında yer alan “Deyrizor Askeri Meclisi’nin” sözde komutanı Ahmet el-Habil’i Ağustos’ta PKK/YPG’li teröristlerce alıkonması bu çatışmaların fitilini ateşledi.

Deyrizor ilinde 27 Ağustos’ta başlayan çatışmalar, diğer Arap aşiretlerinin katılımıyla Rakka ve Haseke illeri ile Halep’in Münbiç ilçesinde hızla yayıldı.

Çatışmalara örgütün işgalindeki Deyrizor’da, Akidat aşireti lideri İbrahim el-Hefıl öncülük etti.

Arap aşiretleri, 27 Ağustos-13 Eylül’de düzenledikleri operasyonlarda Deyrizor, Rakka ve Haseke illeri ile Halep’in Münbiç ilçesine bağlı toplam 33 köyü terörden arındırdı.

Ancak Araplar, terör örgütünün saldırıları sonucu sivil kayıpları önlemek için bu köylerden geri çekilip ABD ile müzakere masasına oturdu.

Halihazırda Arap aşiretler, örgütün sözde yol kontrol noktaları ile karargahlarına ara ara gece saatlerinde baskınlar düzenliyor.

İsrail, Halep ve Şam’daki havalimanlarını hedef almaya devam etti

Esed rejimine iddiasına göre İsrail, 2023 yılında başkent Şam ile Halep, Dera, Hama, Tartus, Humus ve Deyrizor illerinde en az 33 kez Suriye ordusu ile İran destekli grupları hedef aldı.

İsrail, 7 Ekim’de Gazze’ye başlattığı saldırılara paralel olarak, Suriye’de Şam ve Halep’teki havalimanlarını bombalaya yoğunlaştı.

İsrail uçakları, ekimden bu yana söz konusu havalimanlarını en az 8’er kez hava harekatıyla hedef aldı.

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tesnim, 25 Aralık 2023’te İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Suriye’deki komutanlarından Razi Musevi’nin, İsrail’in, Şam yakınlarına düzenlediği saldırıda öldürüldüğü bildirdi.

İsrail makamları, genelde Suriye’de düzenlediği hava harekatları hakkında açıklamalar yapmıyor.

Suveyda ilindeki rejim karşıtı gösteriler sürüyor

Ülkenin güneyinde, Ürdün’e komşu Süveyda ilinde ekonomik kriz ve hayat pahalılığı, uyuşturucunun yaygınlaşması ve bölgede güven ortamı olmaması nedeniyle Esed rejimi karşıtı protestolar, bu yıl dikkati çeken önemli gelişmelerden biri oldu.

Şam yönetiminin 16 Ağustos’ta aldığı akaryakıta zam kararının ardından il genelinde protestolar patlak verdi.

Dürzi nüfusun ağırlıklı olduğu ilde, Esed yönetimi karşıtı barışçıl gösteriler sürüyor.

Suriye’de hakimiyet alanlarında son durum

Türkiye ile Rusya’nın 5 Mart 2020’de sağladığı yeni mutabakatın ardından İdlib’de ateşkes büyük ölçüde korunuyor. Söz konusu tarihten itibaren de ülkede hakimiyet alanlarında önemli bir değişiklik kaydedilmedi.

Suriyeli El Jusur Araştırma Merkezinin harita ölçümlerine göre, halihazırda Rusya ve İran destekli Esed rejimi güçleri, ülkenin yüzde 63 civarındaki alanına hakim.

Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 11’lik bölümü askeri muhalifler ve rejim karşıtı silahlı grupların elinde bulunuyor.

ABD’den silah ve eğitim desteği gören terör örgütü PKK/YPG, ülke topraklarının dörtte birini işgal ederken DEAŞ’lı teröristler ise Humus, Deyrizor ve Rakka’daki çöllerde dağınık ve sürekli yer değiştirerek varlık göstermeye çalışıyor.

Suriye’de 12. yılını geride bırakan iç savaşın oluşturduğu şartlarda hayata tutunmaya çalışan halk, 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerle sarsıldı.

Kronoloji

Suriye sahasında 2023’te öne çıkan olaylar şöyle:

25 Ocak: Suriye’nin kuzeyinde askeri varlığını güçlendirmeyi amaçlayan Rusya, Münbiç ilçesinin güney kırsalında aktif hale getirdiği Cirah Askeri Havaalanı’na konuşlandı.

16 Şubat: ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), SDG ismini kullanan PKK/YPG terör örgütü ile Suriye’nin kuzeydoğusunda bir DEAŞ hücresi olduğu ileri sürülen yere düzenledikleri saldırı sırasında meydana gelen patlamada 4 Amerikan askerinin yaralandığını duyurdu.

20 Şubat: Umman’a giden Suriye’deki rejimin lideri Beşşar Esed ve beraberindeki heyet, Sultan Heysem bin Tarık ile bir araya geldi.

15 Mart: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’deki rejimin lideri Beşşar Esed ile başkent Moskova’da bir araya geldi.

23 Mart: ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran’a ait bir intihar insansız hava aracıyla (İHA) Suriye’nin Haseke vilayetinde DEAŞ ile mücadele koalisyonuna ait bir tesise saldırı düzenlediğini, saldırıda 1 sözleşmeli personelin öldüğünü, 1 sözleşmeli personel ile 5 ABD askerinin yaralandığını açıkladı.

28 Mart: ABD yönetimi, sentetik bir uyuşturucu türü olan “captagon”un üretimi ve ihracatında rol oynadıkları gerekçesiyle aralarında Suriye’deki rejimin lideri Beşşar Esed’in 2 kuzeninin de bulunduğu 6 kişiyi yaptırım listesine aldı.

3 Nisan: Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Suriye’ye büyükelçi atanması yönünde talimat verdi.

4 Nisan: Türkiye, Rusya, Esed rejimi ve İran arasında dışişleri bakan yardımcıları seviyesinde toplantı yapıldı.

7 Nisan: Ukrayna hükümeti, Suriye rejimine 50 yıllık süreyle yaptırım uygulamayı önerdi.

12 Nisan: Tunus Dışişleri Bakanlığı, Suriye’deki Esed rejiminin başkent Tunus’ta büyükelçilik açma kararı aldığını duyurdu.

12 Nisan: Esed rejiminden, 12 yıl aranın ardından dışişleri bakanlığı düzeyinde Suudi Arabistan’a ilk ziyaret gerçekleşti.

18 Nisan: Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Şam’daki rejimin lideri Esed ile Suriye kriziyle ilgili siyasi çözüm çabalarını ele aldı.

25 Nisan: Moskova’da Türkiye, Rusya, Suriye ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında dörtlü toplantı yapıldı.

7 Mayıs: Arap Birliği’ne üye ülkelerin dışişleri bakanları, Esed rejiminin, Birliğe dönmesi konusunda anlaşmaya vardı.

8 Mayıs: Suriye’nin güneyinde Ürdün sınırındaki bazı noktalara hangi ülkeye ait olduğu belirlenemeyen uçaklarca hava saldırısı gerçekleştirildi.

9 Mayıs: Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Suriye’deki diplomatik misyonunun yeniden faaliyete başladığını duyurdu.

10 Mayıs: Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’deki Esed rejimi Dışişleri Bakanlarının “Suriye konulu” toplantısı Rusya’da yapıldı. Toplantıda Türkiye-Suriye ilişkilerinin ilerletilmesi için bir yol haritası hazırlanmasını kararlaştırdı.

16 Mayıs: ABD askerleri, Suriye’nin doğusunda yer alan Deyrizor ilindeki PKK/YPG’li teröristlere tank kullanma eğitimi verdi.

14 Haziran: Suriye’de helikopter kazasında yaralanan 10 ABD askerinin tedavi için Almanya’ya nakledildiği bildirildi.

20-21 Haziran: Suriye krizine çözüm amaçlı Türkiye, Rusya ve İran arasında oluşturulan Astana görüşmelerinin garantörleri, Kazakistan’ın başkentinde 20. kez bir araya geldi.

30 Haziran: BM Genel Kurulu, Suriye’de kayıp kişilerin araştırılması için bir kuruluş oluşturulmasını onayladı.

3 Temmuz: Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Şam’a yaptığı resmi ziyarette Devlet Başkanı Esed ile bir araya geldi.

27 Ağustos: Arap Aşiretleri ile terör örgütü PKK/YPG arasında çatışmalar başladı.

1 Eylül: Münbiç’te yuvalanan PKK/YPG’li teröristlerin Cerablus’a düzenlediği roket saldırısında 6 sivil öldü.

5 Eylül: Terör örgütü PKK/YPG’nin Bab ilçesine saldırısında 4 sivil yaralandı.

21 Eylül: Esed, ülkesinde 12 yıldır süren iç savaşın başından bu yana ilk kez Çin’e resmi ziyarette bulundu.

14 Ekim: ABD ordusu, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor ilinde terör örgütü PKK/YPG işgalinde bulunan petrol sahasında sık sık İran destekli yabancı teröristlerce hedef alınan üslerine yeni Sentinel radar sistemi sevkiyatı yaptı.

1-31 Ekim: Suriye ordusu ile destekçilerinin, ekimde “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içindeki 70 sivil yerleşime düzenlediği saldırılarda 66 sivil hayatını kaybetti, 270 sivil yaralandı.

15 Kasım: Fransa’da mahkeme, Suriye Devlet Başkanı Esed için tutuklama emri çıkardı.

6 Aralık: Münbiç’te esnaf, PKK/YPG’nin “vergi” adı altında topladığı haracı kepenk indirerek protesto etti.

6 Aralık: Suriye yönetimi, 11 yıl aradan sonra Suudi Arabistan’a büyükelçi atadı.

25 Aralık: İran Devrim Muhafızları Ordusunun Suriye’deki komutanlarından Razi Musevi’nin, İsrail’in, Şam yakınlarına düzenlediği saldırıda öldürüldüğü bildirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriyede-2023-yili-deprem-araplarla-pkk-ypg-catismasi-ve-abd-uslerine-saldirilarin-golgesinde-gecti/feed/ 0