Olay, Manisa’nın Akhisar ilçesine bağlı Hürriyet Mahallesi’nde meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, 219 Sokak’taki bir apartmanda yaşayan Ömür Ö. ve kızı A.Ö.’den haber alamayan yakınları eve geldiklerinde baba ve kızın ölü olduğunu fark etti.
Durumun haber verilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri Ömür Ö.’nün önce 10 yaşındaki kızı A.Ö.’yü iple boğarak öldürdüğünü ardından da intihar ettiğini tespit etti.
Baba ve kızının cenazeleri İzmir Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Olay yerinde sinir krizi geçiren aile yakınlarına sağlık ekipleri müdahale etti.
Adreste, baba Ömür Ö.’nün yazdığı belirlenen iki adet mektup bulunurken olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İZMİR) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Sosyal-İş İzmir Şubesi, işçi Muhammed Yavuz’un mobbing ve psikolojik şiddet nedeniyle intihar etmesini, Alsancak LC Waikiki mağazasının önünde protesto etti. DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Mangal, “Bunun bir intihar değil göz göre göre gelen bir cinayet olduğunu, cinayetin birinci derece sorumlularının ise LC Waikiki patronları ve şirket yöneticileri olduğunu biliyoruz” dedi.
Samsun’un Çarşamba ilçesinde LC Waikiki mağazasında reyon yöneticisi olarak çalışan Muhammed Yavuz, maruz bırakıldığı mobbing ve psikolojik şiddet nedeniyle intihar etti. Yavuz, arkasında eşine ve çocuklarına veda mektubu bıraktı, mağazaya ve yöneticilere ise bir e-posta gönderdi.
Yavuz, gönderdiği e-postada intiharını “cellatlığını E.C’nin yaptığı bir idam vakası” olarak nitelendirdi. LC Waikiki, Yavuz’un intiharının ardından “Merhum çalışma arkadaşımızın bugüne kadar şirketimizde çalıştığı süre boyunca etik hattına ya da üst yönetime iletmiş olduğu mobbing ile ilgili bir şikayeti bulunmamaktadır” açıklaması yaptı.
DİSK Sosyal-İş İzmir Şubesi, Muhammed Yavuz’un intiharı nedeniyle Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki LC Waikiki mağazası önünde basın açıklaması yaptı.
LC Waikiki, basın açıklaması nedeniyle mağazayı erken kapattı.
DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Mangal, şunları söyledi:
“Yoksulluğa çare bulamadığını belirten işçi arkadaşımız adım adım intihara sürüklenmiştir”
“Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan LC Waikiki mağazasında reyon müdürü olarak çalışan Muhammed Yavuz işyerinde uzun yıllardır süren baskı ve mobbinge dayanamayarak geçen hafta hayatına son verdi. Evli, bir çocuk babası ve yakında bir bebeği daha doğacak olan işçi kardeşimizin ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Muhammed Yavuz hayatına son vermeden önce paylaştığı notta ‘bu bir intihar vakası değildir, bir idam vakasıdır’ diyerek aslında yaşanan cinayeti ve sorumlularını bizzat kendisi işaret etmiştir. Muhammed Yavuz, aynı şirkette çalıştığı eşinin işten çıkarılmasının ardından başlayan süreç boyunca şirket yöneticileri tarafından kendisine nasıl sistematik olarak baskı uygulandığını detaylarıyla açıklamış, bu sürecin kendisi üzerindeki olumsuz etkilerinin ne derece ağır olduğunu ifade etmiştir. Yıllara yayılan baskılara ve haksızlıklara ek olarak gittikçe ağırlaşan yoksulluğa ve ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirememenin yarattığı bunalıma çare bulamadığını belirten işçi arkadaşımız adım adım intihara sürüklenmiştir.
“Şirket, bir sürü olumsuz uygulamayı görmemiş, duymamış ve bilmiyormuş”
İntiharın ülke gündemine girmesinin ardından bir açıklama yayınlayan LC Waikiki şirketi ‘etik hattına ya da üst yönetime iletmiş olduğu mobbing ile ilgili bir şikayeti bulunmamaktadır’ diyerek kendi sorumluluğunu gizlemeye çalışmaktadır. Diğer bir deyişle şirket, 14 yıldır kendi bünyesinde çalışan bir işçinin eşinin işten çıkarılmasını, ailesinden uzaktaki bir mağazaya cezalandırılmak amacıyla ve statüsü düşürülerek sürülmesini, taşınma yardımı istemesine ve hakkı olmasına rağmen bunun kabul edilmemesini, şirket adına yöneticilerin yaptığı ayrımcılığı, performans baskısını ve başka bir sürü olumsuz uygulamayı görmemiş, duymamış ve bilmiyormuş.
“Sizin birlikte başarmadan anladığınız elbirliğiyle bir işçiyi intihara sürüklemek midir”
LC Waikiki’nin internet sitesinde ‘Kurumsal Politikalar’ bölümünde ‘Değerlerimiz’ başlığında şu maddeler sıralanmış: Erdemli Olma, Birlikte Başarma, Derinlemesine Uzmanlaşma, Müşteri Odaklı Olma ve Zorluklara Meydan Okuma. LC Waikiki patronlarına soruyoruz: Sizin erdemden anladığınız işçilerin alabildiğine sömürülmesi midir? Sizin birlikte başarmadan anladığınız elbirliğiyle bir işçiyi intihara sürüklemek midir? Sizin derinlemesine uzmanlaşma dediğiniz işçilere yönelik baskıda ve mobbingde uzmanlaşmak mıdır? Sizin müşteri odaklı olmadan kastettiğiniz üç kuruş daha fazla kazanmak için işçileri canı pahasına çalıştırmak mıdır? Sizin zorluklara meydan okuma dediğiniz iş cinayetlerini ört bas etmek için yalanlar uydurmak mıdır? Tüm bu soruların cevabını ve tıpkı LC Waikiki işçisi Muhammed Yavuz’un dediği gibi, bunun bir intihar değil göz göre göre gelen bir cinayet olduğunu, cinayetin birinci derece sorumlularının ise LC Waikiki patronları ve patronlar adına işçiye yapmadıkları baskıyı bırakmayan şirket yöneticileri olduğunu biliyoruz. Sosyal-İş Sendikası olarak bu cinayetin sorumluları hesap verene kadar sürecin takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.
“Yavuz gibi sınıf kardeşlerimizin acı kayıplarının tekrarlanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz”
LC Waikiki’de, aynı sektörde veya işkolunun farklı alanlarında çalışan tüm işçilere bir çağrı yapmak istiyoruz. Baskılara, sömürüye ve yoksulluğa karşı yalnız değilsiniz. Dayanışmayla ve birlikte mücadeleyle aşamayacağımız zorluk yok. Sosyal-İş Sendikası olarak işyerinde yaşadığınız her sorunda yanınızda olacağımızı tekrar hatırlatıyoruz. İşyerlerinde baskı ve mobbingin son bulması, Muhammed Yavuz gibi sınıf kardeşlerimizin acı kayıplarının tekrarlanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz. Baskıya, mobbinge, sömürüye ve iş cinayetlerine son. Yaşasın örgütlü mücadelemiz ve dayanışmamız.”
]]>MANİSA’nın Demirci ilçesinde polis lojmanında başından tabanca ile vurulmuş halde bulunan güzellik salonu işletmecisi Yeşim Akbaş’ın (27) ölümüyle ilgili tutuklu yargılanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız (28); suçu sabit görülmeyerek beraat etti.
?Demirci ilçesindeki polis lojmanında geçen yıl 14 Nisan’da, saat 08.00 sıralarında silah sesi duyuldu. Sesin geldiği komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu. Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Yeşim Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet Savcılığı’nın itirazı üzerine 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Yıldız, bu kez tutuklandı.
‘SEKME YÖNÜ DE İNCELENDİĞİNDE, MERMİ ÇEKİRDEĞİNİN O POZİSYONDA BULUNMA İHTİMALİ YOK’
Doğan Can Yıldız hakkında Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile dava açıldı. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, mermi çekirdeğinin Yeşim Akbaş’ın sağ temporoparietal bölgesinden girip sol temporal bölgeden vücudu terk ederek tavana çarptığı hususu dikkate alındığında; kovanın olay yerinde ne amaçla bulunduğu belli olmayan, evin tabanından da bağımsız yaklaşık 20 santim uzunluğundaki 3 santim enindeki beyaz bir mermer blok üzerinde yan yatmış şekilde, çekirdeğin de hemen bloka bitişik vaziyette bulunmasının böyle bir pozisyonda intihar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi. Çekirdeğin sekme yönü de incelendiğinde, o pozisyonda bulunma ihtimalinin olmadığına da iddianamede yer verildi. Ayrıca Akbaş’ın sağlak olduğu ve merminin sağ taraftan girdiği hususu nazara alındığında her iki elinden atış artığı çıkmasının mümkün olmadığı belirtildi.
‘ELİNDEKİ KAN İZLERİNİ KOLONYA İLE SİLMİŞ’
İddianamede; daha önceki ifadesinde yüzündeki yaralanmayı sevdiği kedinin yaptığı ve vücudundaki izlerin görev yaptığı sırada yakaladığı suçlu ile boğuşurken olduğunu ileri süren Doğan Can Yıldız’ın, olaydan sonra hemen üzerini değiştirdiği, elinde ve tırnak aralarında bulunan kanı silmek için kolonya kullandığı vurgulandı. Yeşim Akbaş’ın sol el tırnak aralarındaki doku örneklerinin Yıldız’ın doku örneği ile örtüştüğüne de dikkat çekildi. Doğan Can Yıldız’ın olaydan hemen sonra üzerinde gördükleri şortta ve görmedikleri ikinci bir şortta atış artığının tespit edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu kaydedildi. Yıldız’ın, görevinde kullandığı beylik tabancasıyla Akbaş’ı, başına tek el ateş ederek öldürüp, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarını işlediğine yönelik yeterli delil oluşturduğu belirtildi.
İNTİHAR ETTİĞİNİ SÖYLEDİ
Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 22 Mart’taki ilk duruşmada tutuklu sanık Doğan Can Yıldız hakkındaki tüm suçlamaları reddederek Akbaş’ın psikolojik sorunları olduğunu öne sürüp intihar ettiğini söyledi. Duruşmada dinlenen tanıklar ise Yeşim Akbaş’ın hayat dolu bir insan olduğunu, intihar etmesinin mümkün olmadığını belirtti. Davanın 3’üncü duruşması bugün görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Doğan Can Yıldız, hayatını kaybeden Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş ve tarafların avukatları katıldı. Duruşmada Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çağlar Özdemir, tarafından hazırlanan bilirkişi raporu okundu. Raporda Yeşim Akbaş’ın aldığı alkolün ve kullandığı ilaçların etkisiyle intihar etmiş ya da etmemiş de olabileceği belirtildi. Raporda ayrıca, Akbaş’ın silahı tutuş şekliyle de intihar etmiş ya da etmemiş de olabileceği kaydedildi.
Bilirkişi tarafından verilen bu rapor hakkında tarafların avukatları söz aldı. Akbaş Ailesi’nin avukatı Barış Özbay, bilirkişi raporunun çelişkilerle dolu ve taraflı olduğunu ifade ederek bir heyet tarafından yeniden rapor hazırlanarak mahkemeye sunulmasını talep etti. Sanık avukatları ise komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın bilirkişi raporuna göre de masum olduğunu ve üzerine atılı tüm suçlardan aklandığını belirterek beraatini talep etti. Sanık avukatları ayrıca dosyada Yıldız’ın söz konusu eylemi gerçekleştirdiğine dair hiçbir delil bulunmadığını belirtti.
‘ŞAHSIMA AİT EN UFAK BİR DELİL YOK, BERAATİMİ İSTİYORUM’
Sanık Doğan Can Yıldız ise “Yeşim’i çok seviyordum. Keşke hayatta olsaydı. Olaydan sonra onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama ne yazık ki kurtaramadım. Bu olayla bir ilgim olmadığını, daha önceki duruşmalarda da söyledim. Her iki bilirkişi raporunda da şahsıma ait en ufak bir delil yok. Bu nedenle beraatimi istiyorum” dedi.
SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI
Tarafların dinlenmesinin ardından savcı mütalaasını açıklayıp, sanık Yıldız’ın ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasın talep etti. Mütalaanın ardından duruşmaya 20 dakika ara verildi.
BERAAT ETTİ
Aranın ardından mahkeme heyeti, suçunun sabit olmaması nedeniyle tutuklu sanık Doğan Can Yıldız’ın ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gözetilerek beraatına karar verdi.
‘BUGÜN YAVRUMUN KEMİKLERİ SIZLADI’
Mahkeme çıkışında maktul Yeşim Akbaş’ın yakınları gözyaşı dökerek karara tepki gösterdi. Mahkemenin kararına tepki gösteren Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş, “Benim kızım intihar etmedi. Bugün beklediğimiz adalet sağlanmadı. Ama Türkiye’de adaletin olduğuna inanıyorum. Bugün alınan bu kararla kızımın kemikleri sızladı” dedi.
‘KARARI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ’
Akbaş ailesinin avukatlarından Barış Özbay da “Bugün Yeşim Akbaş’ın duruşması için buradaydık. Karar duruşması olacağını beklemiyorduk. Çünkü dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu konuyu, olayı çözebilecek nitelikte olmadığı gibi yanlı ve tam anlamıyla sanık bakış açısıyla ele alınmış bir değerlendirmeydi. Biz itirazlarımızı sunduk ancak mahkeme itirazlarımızı kabul etmeyerek konuyla ilgili mütalaa istedi. Savcılık sanığın kadına yönelik kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istese de mahkeme intihar edip etmediği ya da öldürülüp öldürülmediği konusunda bir şüphe oluştuğunu belirterek beraat kararı verdi. Biz bu kararın takipçisi olacağız. Çünkü Yeşim intihar edebilecek birisi değil. Verilen bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.
]]>İntiharı teşvik eden bir internet sitesinde reklamını yapan Leonid Zakutenko, alıcı rolündeki bir muhabire İngiltere’ye haftada beş koli gönderdiğini söyledi.
BBC, Zakutenko’nun Kiev’deki evine kadar izini sürdü ve iddiaları yüz yüze kendisine yöneltti.
Zakutenko ölümcül kimyasalı sattığını reddetti.
BBC, bu ölümcül kimyasalın adını vermeyi doğru bulmuyor.
Ancak yapılan araştırma, bu maddeyi yıllardır tedarik ettiğini ortaya çıkardı.
Söz konusu kimyasal, İngiltere’de meşru bir amaç için kullanan şirketlere yasal olarak satılabiliyor.
Tedarikçiler, maddenin ne için kullanılacağına dair temel kontrolleri yapmadan müşterilere satış yapamıyor.
Kimyasal, küçük dozlarda bile yutulması halinde ölümcül olabiliyor.
Geçen yıl Londra’da ölen 54 yaşındaki ikiz kız kardeşler Linda ve Sarah, kimyasalı, bilinen bir intihar forumunda Ukraynalı satıcıdan temin etmişti.
Kardeşlerin ailesi, Zakutenko için “aşağılık ve kötü bir insan” ifadesini kullandı.
Kız kardeşleri Helen Kite göre Linda, “birkaç pound karşılığında ‘ölüm kitine’ kolayca” erişebilmişti.
Kite, kız kardeşlerinin ve diğer pek çok kişinin kimyasala erişimini engellemek için yetkililerin harekete geçmemesinin “ulusal bir utanç” olduğunu söyledi.
Zakutenko’nun sattığı kimyasal madde Linda’nın kullandığı forumda açıkça tartışılıyor ve üyeler birbirlerine bu maddenin nasıl satın alınacağı ve kullanılacağı konusunda tavsiyelerde bulunuyor.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nde farmakoloji uzmanı Profesör Amrita Ahluwalia’ya göre kimyasal, 2019’dan bu yana İngiltere’de 130’dan fazla ölümle bağlantılı olabilir.
Ahluwalia, patologlardan ve polisten kendisine gönderilen, hayatını kaybetmiş kişilerden alınan kan ve diğer örnekleri analiz etti.
187 testin %71’inde bu kimyasalın yüksek oranda bulunduğunu tespit etti; bu da en az 133 kişinin bu kimyasalın yutulması sonucu ölmüş olabileceğini gösteriyor.
Ahluwalia’ya göre “ne için kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, sorunların tam olarak araştırılması, kullanımının amacına uygun olması için düzenleme yapılması” gerekiyor.
Cinayet suçlamaları
Geçen yıl tutuklanan ve şu anda 14 cinayet suçlamasıyla karşı karşıya olan Kanadalı Kenneth Law da aynı maddeyi tedarik ediyordu.
Law’un kimyasal maddeyi dünya çapında 40 ülkedeki alıcılara 1.200’den fazla kez sattığı ve İngiltere’de en az 93 ölümle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
BBC araştırması Zakutenko’nun aynı kimyasalı en az Kasım 2020’den beri sattığını ortaya çıkardı.
Hatta Law ile aynı intihar forumunda kısa bir süre kendi reklamını yapmıştı.
Forumun kullanıcıları mesaj yoluyla Zakutenko’nun iletişim bilgilerini iletti.
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de bir sitedeki küçük bir dairede yaşıyordu.
Paketlerini gönderdiği postanenin önünde ona iddialarımızı yöneltip hayatlarına son vermek isteyen insanlara neden zehirli bir kimyasal gönderdiğini sorduk.
Bunun “yalan” olduğunu söyleyip uzaklaşmaya çalıştı.
O gün sipariş verdiğimizden kolilerden en az birinin kimyasal madde içerdiğini biliyoruz.
Ölenlerin ailelerine ne söyleyeceğini sorduğumuzda, “Neden bahsettiğinizi bilmiyorum” dedi.
David Parfett’in 22 yaşındaki oğlu Tom da aynı kimyasalı Kenneth Law’dan satın almış ve Ekim 2021’de yaşamına bununla son vermişti.
Parfett şimdi intihar forumunun kapatılması ve Zakutenko gibi satıcıların durdurulması için kampanya yürütüyor.
İngiliz yetkililer, en az Eylül 2020’den beri bu kimyasaldan ve çevrimiçi ticaretten haberdar.
O tarihten bu yana İngiltere’deki adli tabipler en az beş kez farklı devlet dairelerine yazı yazarak kimyasal madde ve intihar forumu hakkında harekete geçilmesini tavsiye etti.
Parfett, Aralık 2023’te Zakutenko’dan bir sevkiyat satın aldı; yetkililerin paketi durdurup durdurmayacağını görmek için sistemi test etmek istiyordu.
Siparişi verdikten birkaç gün sonra polisten bir “sağlık kontrolü” uyarısı almış, ancak kimyasal madde yine de haftalar içinde eline ulaşmıştı.
Parfett, “Bugün ölümlerin sayısı hakkında bildiklerimiz ortadayken bunun gerçekleştiğine hala inanamıyorum” diyor.
Parfett ve Kite, yakınları Tom ve Linda’nın kimyasal maddeyi öğrendikleri foruma karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulunuyor.
Kite siteyi, “yetkililer tarafından engellenmeden en savunmasız kişileri hedef alan ve geride kalanlar için tarifsiz acıya neden olan bir iğrençlik” olarak tanımladı.
Hükümet, geçen yıl yasalaşan yeni Çevrimiçi Güvenlik Yasası’nın bu tür forumlara erişimi kısıtlamaya yardımcı olacağını söylüyor.
]]>Olay, 21 Aralık 2022’de Çenedağ Mahallesi Cımbızdere Viyadüğü altında meydana geldi. Viyadük altında hareketsiz yatan bir kişiyi görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İncelemede hayatını kaybettiği belirlenen kişinin Gökçe Ergen olduğu tespit edildi. Olayla ilgili Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı. Soruşturma, delillerin tplanmasıyla tamamlandı. Soruşturma kapsamında yapılan incelemede, Ergen’in ölümünün intihar olduğu belirlendi.
KANINDA HERHANGİ BİR UYARICI MADDEYE RASTLANMADI
Soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı’nın raporu da yer aldı. Raporda, Ergen’in olay anında kanında uyuşturucu, uyarıcı madde ya da ilaca dair maddeye rastlanmadığı belirtildi. Otopside de Ergen’in ölümünün genel beden travması sonrası çoklu kemik ve kafatası kırıklarına bağlı beyin kanaması, iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu ölümün meydana geldiği tespit edildi.
‘KISA BİR SÜRE BEKLEDİKTEN SONRA KORKULUĞA TIRMANDI’
Olay anı ile ilgili ilçe polis merkezi amirliğinin kamera incelemeleri tutanağı da dosyada yer aldı. Buna göre, Gökçe Ergen’in köprü üzerinden görüntüye girdiği ve yalnız olduğu belirtildi. Ergen’in köprünün orta kısmına kadar yürüdüğü, bir süre sonra durduğu, kısa bir süre bekledikten sonra korkuluğa tırmanıp, kendini aşağıya bıraktığı ifadeleri tutanakta yer aldı.
‘NE YAPIYORSUN DEMEYE KALMADAN KENDİNİ AŞAĞI BIRAKTI’
Tanıkların ifadesinin de yer aldığı soruşturma dosyasında olayı gören, bölgede bulunan futbol sahasında arkadaşları ile top oynadıktan sonra eve doğru gittiğini söyleyen A.O., “Çenedağ Mahallesi’ndeki köprünün altına doğru geldiğim sırada bir kızın köprünün korkuluklarına tırmandığını gördüm. Sonrasında yürümeye devam ettim. Yine baktığımda kızın korkulukları aşıp, ayaklarını aşağı doğru sarkıttığını gördüm. ‘Ne yapıyorsun’ demeye kalmadan kız kendini aşağı bıraktı ve kafası üzerine düştü. Benim yanımda telefon olmadığı için oradaki 2 bayandan ambulansı aramasını söyledim ve olay yerine ambulans geldi. Köprüden atlayan kızın etrafında ve yanında kimseyi görmedim. Sadece atlamadan önce geriye, sağa doğru baktı ve atladı. Herhangi bir kavga görmedim” dedi.
‘İNTİHAR EDECEĞİM DEMEYE BAŞLADI’
Gökçe Ergen’in arkadaşı E.A. (14) verdiği ifadede Ergen’in sık sık intihar edeceğini söylediğini belirterek, şunları anlattı:
“Gökçe tanıştığımızdan beri gerek benimle konuşurken gerekse diğer arkadaşlarla konuşurken sürekli intihar edeceğini söylemekte idi. Ancak bunu şaka yollu ve sürekli söylediğinden dolayı kendisini ciddiye almıyorduk. ‘İntihar edeceğim’ veya ‘Kendimi öldüreceğim’ derken bunu neden yapacağına dair herhangi bir şey söylemedi. Son 10-15 gündür de ‘İntihar edeceğim’ demeye başladı. Ancak yine kendisini ciddiye almadık. Sene başında bir kez koluna kesik atmıştı ancak bu olayı okul dışında gerçekleştirmişti. Bu kolundaki kesi izini sınıf öğretmenimiz görmüş ve onunla konuşmuştu.”
‘İNTİHAR ETMENİN ÇÖZÜMÜ OLMADIĞINI SÖYLEDİK’
Aile ile daha önce aynı binada oturan T.A., ifadesinde, “Gökçe’nin babası bir konudan dolayı cezaevinde bulunmaktadır. Ancak Gökçe babasının bu durumunu bilmemekteydi. Annesi, babasının iş için yurt dışında olduğunu söylemişti. Gökçe, daha önce birkaç kez çocuklarıma intihar edeceği yönünde söylemlerde bulunmuş. Bu durumu öğrenince daha önce bir kez Gökçe’nin annesi ile birlikte konuşarak uyardık. Ancak Gökçe şakaya vurarak öyle bir maksadının olmadığını söyledi. Yine benzer şeyleri çocuklarımdan duyunca yine Gökçe’nin annesi ile bundan 3 gün kadar önce bize oturmaya geldiklerinde konuştum ve birlikte yine Gökçe’ye intihar etmenin hiçbir şeyin çözümü olmadığını ve doğru olmadığını, bir sorunu sıkıntısı varsa bizimle paylaşabileceğini söyledik. Ancak Gökçe yine şakaya vurdu ve öyle bir niyeti olmadığını söyledi. Gökçe, çok akıllı ve zeki bir kızdı. Kendisini intihara neyin sürüklemiş olabileceğini bilmiyorum” dedi.
‘İNTİHARINA YÖNELİK HERHANGİ BİR SÖYLEMİ FARK ETMEDİK’
Olayla ilgili ifadesi alınan rehber öğretmen S.S. daha önce Gökçe ile konuştuklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Gökçe’nin intihar etmesine yönelik herhangi bir söylemi veya davranışı, buna dair davranış bozukluklarını ne ben ne de sınıf öğretmeni duymadık ve fark etmedik.” Sınıf öğretmeni Ö.A. ise Gökçe’nin derslerinde başarılı, İngilizcesi çok iyi, arkadaşıyla ise arasının iyi olduğunu söyledi. Ö.A., “İntiharın ardından bazı öğrenciler, Gökçe’nin kendi aralarında sürekli olarak intihar edeceğini söylediğini ancak kendilerinin bunu ciddiye almadıklarını söylemeye başladılar. Ancak ne ben ne de diğer öğretmenlerin bu konuya dair herhangi bir şey duymadık. Bu çocukların kuruntuları da olabilir, gerçek de olabilir ancak benim bu duruma dair herhangi bir bilgim yoktur” dedi. Soruşturma dosyasında Gökçe’nin yanında bulunan cep telefonunun kilidinin açılmadığı belirtilirken, olay ile ilgili Gökçe’nin intihara yönlendirildiğine veya azmettirildiğine veya teşvik edildiğine dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı vurgulanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. (DHA)
]]>