İmplant – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 21 Apr 2024 23:57:29 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bursa’da Yanlış Müdahale Sonucu Beyin Omurilik Sıvısına Giren Kişi Diş Hekiminden Şikayetçi Oldu https://www.haber60.com.tr/bursada-yanlis-mudahale-sonucu-beyin-omurilik-sivisina-giren-kisi-dis-hekiminden-sikayetci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/bursada-yanlis-mudahale-sonucu-beyin-omurilik-sivisina-giren-kisi-dis-hekiminden-sikayetci-oldu/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:57:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28725 Bursa’da, diş tedavisi için özel bir kliniğe giden ve doktorun yanlış müdahalesiyle implantın çene kemiği ile sol gözünün arkasındaki “orbita tabanı”nı delip beyin omurilik sıvısına giren kişi, diş hekiminden şikayetçi oldu.

Bursa’da yaşayan Ramazan Yılmaz (40), geçen yıl temmuz ayında, çene kemiğinde sızlama şikayetiyle Nilüfer ilçesindeki özel bir kliniğe gitti. Diş hekimi A.D, dişlerinin sallandığını, bu nedenle çekilmesi gerektiğini söyleyip, implant tedavisi önerdi.

Dişini çektiren Yılmaz, implant uygulamasını kabul etti. İddiaya göre, çekilen dişin yerine yerleştirilmek istenen implant, Yılmaz’ın çene kemiği ile sol gözünün arkasındaki “orbita tabanı” olarak tabir edilen kemik çukurunu delerek beyin omurilik sıvısına girdi.

Acı içinde kalan Yılmaz’ın röntgenini çeken doktor, vidanın kemik çukurunda olduğunu görünce Yılmaz’ı, Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne götürdü.

Hastanede çekilen tomografi sonrası Yılmaz, ameliyata alındı. Sol gözünde geçici körlük oluşan 2 çocuk babası Yılmaz, operasyon sonrası sağlığına kavuşurken, diş hekimine maddi ve manevi tazminat davası açtı.

“İmplantı el yordamıyla ağzıma sokmaya çalıştı”

Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, geçen yıl temmuz ayında gittiği diş hekimi A.D’nin, dişlerinin sallandığını ve çekilmesi gerektiğini söylemesi üzerine tedaviyi kabul ettiğini belirterek, “Kendisine güvendik. Kendimizi emanet ettik. Dişlerimi çekti aynı gün röntgen bile çekmeden implant uygulaması yapmaya çalıştı. İmplant uygulamasını yaparken elindeki aletin bozuk olduğunu yardımcısına söyledi. Yardımcısı aleti aldı. Daha sonra bu arkadaş galiba tecrübesine dayanarak el yordamıyla sokmaya çalıştı vidayı ağzıma. İmplantı sokarken de kemik sesleri geldi. Normal olduğunu, sonuçta kemiğe monte edilen bir şey olduğunu söylediler. Daha sonra ikinci denemede çene kemiğim kırılıp ani bir sancı hissettim.” diye konuştu.

Doktorun kendisini Bursa Uludağ Üniversitesi acil birimine götürdüğünü dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

“Daha sonra oraya bıraktı, kaçtı. Yapılan tespitler sonucu implantın göz duvarını delip oradan beyin omurilik sıvısının olduğu bölgeye girdiği saptandı. Ameliyatımı yapmak için bayağı bir zorlandılar. Üç tane doktor kabul etmedi ameliyatı. Daha sonra Prof.Dr. Selçuk Yılmaz başarılı bir şekilde implantı yerinden çıkardı. Kendisi kaş üzerinden girip bunu yapabileceğini ama bu işlem sonucunda hayatımı kaybedebileceğimi, en iyi ihtimalle kör kalabileceğimi söyledi. Biz de kendisine güvendiğimizi söyledik. Başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Daha sonrasında diş hekimine defalarca görüşme talebinde bulundum ama kendisi duyarsız kaldı. Kendisinden şikayetçiyiz. Hukuki süreç başlatıldı.”

“Yaşanan bu kaza neticesinde müvekkilim engelli raporu aldı”

Yılmaz’ın avukatı Edanur Akagündüz Turan da konuyla ilgili hukuki süreçleri başlattıklarını vurguladı.

Diş Hekimleri Odasına disiplin soruşturması için başvuru yaptıklarını aktaran Turan, “Soruşturmanın neticesinde karar çıktı. Hekime ‘mesleki kurallara uymamak’tan ceza verildi. Biz bu cezayı yeterli bulmadık ve meslekten uzaklaştırılması kanaatine başvurduk. Yaşanan bu kaza neticesinde müvekkilim engelli raporu aldı.” dedi.

Yılmaz’ın implant tedavisi için doktora toplamda 50 bin lira ödeme yaptığını ve bu ücretin iadesini talep ettiklerini anlatan Turan, şunları söyledi:

“Karşı taraf müvekkilimin hayatını tehlikeye sokmasına rağmen ücret iadesini dahi yapmadı. Diş çekimiyle aynı gün implant işlemi yapıldığı için zaten sağlam işçilik yapılmamış. Müvekkilim bu ücret iadesini alamayınca diş hekimiyle birebir iletişime geçmek ve ondan samimi bir özür bekledi açıkçası. Fakat diş hekimi özür dilemeyi geçin hiçbir şekilde müvekkilin yanında olduğunu hissettirmedi. Bu nedenle müvekkilim hukuki süreci başlatmak istedi, savaşmak istedi. Hukuki anlamda da müvekkilimizin maddi manevi haklarını talep ediyoruz. Müvekkilim aylarca çalışamadı. Hala şu an çalışamıyor. Kendisinde kalıcı hasarlar mevcut. Şiddetli baş ağrıları oluyor, gece mesailerinde artık yapamıyor. Bu tarz kayıpları mevcut. Bununla ilgili maddi manevi tazminat haklarımız saklıdır. Müvekkilime yapılan operasyon sonucunda Amerika’da makale yayımlandı. İmplant malzemesi steril olduğu için müvekkilimiz hayatta kaldı. Hukuki savaşımız devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-yanlis-mudahale-sonucu-beyin-omurilik-sivisina-giren-kisi-dis-hekiminden-sikayetci-oldu/feed/ 0
İşitme kaybı yaşayan insanlar evde oturmayı tercih ediyor https://www.haber60.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 06:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15044 Uzmanlar, işitme kaybı yaşayan insanların sohbet ederken söylenenleri anlamadıkları için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih ettiklerini, bu yalnızlığın da demans ve Alzheimer sürecini hızlandırdığını belirtiyor.

“3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” kapsamında Harbiye Askeri Müzesi’nde 4. İşitme Teknolojileri Sempozyumu düzenlendi.

Sempozyumda AA muhabirine açıklamada bulunan Koç Üniversitesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Ana Bilim Dalı Odyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Ataş, Türkiye’de yetişkinlerde meydana gelen işitme kaybının en büyük etmeninin gürültü olduğunu, yaşa bağlı işitme kaybının da 60’lı yaşlarda meydana geldiğini söyledi.

Ataş, yapılan bilimsel çalışmalarda 65 yaş üstü nüfusun yüzde 50’sinde işitme kaybı olduğunu ve işitme kaybıyla demans ve Alzheimer arasında yakın bir ilişki bulunduğunu dile getirdi.

İşitme kaybıyla birlikte zaman içerisinde konuşmayı anlamakta problemler başladığını söyleyen Ataş,” Gürültülü bir ortama, bir arkadaş çevresinde aynı anda birkaç kişinin konuştuğu ortama girdiğinde söylenenleri yanlış anlamaya başlıyor. Birkaç defa tekrar ettiğinde diğer insanların tepkisine maruz kalıyor. Konuyla alakasız bir soruyla karşılaşıldığında insanlar, ‘Ne diyor bu?’ diye yaklaşım sergiliyorlar.” dedi.

Ataş, işitme kaybı yaşayan insanların bu yaklaşım nedeniyle diğer insanlara sorular sormamaya karar verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bir sonraki toplantıda konuşmalara, sohbete katılmama eğilimi başlıyor, zaman içerisinde bu eğilim evde oturmaya dönüyor. Bu da maalesef insanı olağanüstü bir yalnızlaşmaya itiyor. İnsanlar sohbet ederken söylenenleri anlamadığı için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih etmeye başlıyor. Bu yalnızlık da maalesef demans ve Alzheimer sürecini olağanüstü şekilde hızlandıran bir süreç.”

“Hafif derecede kayba da işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz”

İşitme kaybının demans ve Alzheimer üzerindeki etkilerinin bu kadar güçlü olduğunun son 10 yıldır bilindiğini dile getiren Ataş, “20 yıl önce, ‘Gündelik yaşamınızı etkilemeye başladığı zaman gelin, cihaza başlayalım’. derdik. Fakat son 10 yıldır işitme kaybını çok hafif derecede olsa görür görmez işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz. Çünkü işitme kaybı hafif derecede bile olsa üzerinden zaman geçtikçe konuşmayı anlama becerisini olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.

Ataş, yeni doğan çocuklarda da ülkede yaklaşık 15-16 yıldır işitme testi yapıldığını, bu konuda Sağlık Bakanlığının olağanüstü güzel bir çalışma yürüttüğünü, dünyadaki gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşıldığını, Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 2-3 bin çocuğun tanılamasının bu testlerle mümkün olduğunu aktardı.

Tedavi için kritik yaş: 2

Ataş, amaçlarının, çocukları ilkokula başladığında normal işiten, kendilerini ifade edebilen, konuşabilen insanlar haline getirmek olduğunu vurgulayarak, çocuklarda erken teşhisin önemini şu sözlerle anlattı:

“Doğuştan işitme kayıplarında maksimum 2 yaş mümkün olduğu kadar. Hedefimiz, 1 yaşına kadar bunu yakalamak, taramanın mantığı buna dayanıyor. Ama 2 yaşına kadar yakaladığımızda çocuğu, işitme cihazına ihtiyacı varsa uyguluyoruz, implant gerekiyorsa o uygulanıyor. Amacımız, bir an önce henüz beyninde miyelinizasyon dediğimiz sinirlerin gelişimi tam oluşmadan erken dönemde yakalayıp o gelişime ulaşabilmek.”

“Koklear implant ile yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz”

İleri düzey işitme kayıplarında implantın başarı oranına da dikkat çeken Ataş, “Bunun için radyolojik, odyolojik değerlendirmeler yapıyoruz. İç kulak yapısı, sinir yapısı koklear implant uygulamaya uygunsa çocuğun zihinsel performansı gibi diğer etmenleri de, nörolojik etkilenmesi var mı yok mu bunları da göz önünde bulunduruyoruz. Koklear implant yapılmasında herhangi bir sakınca olmaz ve uygularsak genelde yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz.” dedi.

İşitme Cihazı İthalatçıları Derneği (İŞİTDER) Başkanı Ersin Oray da işitme sorunlarına farkındalık oluşturmak için belirlenen önemli günde sempozyumu düzenlemekten mutluluk duyduklarını söyledi.

Oray, amaçlarının, işitme sağlığının önemini tüm vatandaşlara duyurabilmek olduğunu, işitme bozukluklarının dünyada 1,5 milyardan fazla insanı etkilediğini, ülkede de yaklaşık 15 milyon kişinin bu sorunları yaşadığını düşündüklerini ifade etti.

İşitme kaybı yaşayan insanlara bir an önce ulaşmaları gerektiğini vurgulayan Oray, “Çünkü işitmenin kaybedilmesi, özellikle ileriki yaşlarda demans ve Alzheimer gibi birtakım sonuçlar doğurabiliyor. Bunların giderilmesi açısından bir an önce işitme sağlığımızı ölçtürmemiz gerekiyor. Gerekli önlemleri alıp işitme aletlerini, işitme implantlarını kullanmamız gerekiyor. Bu anlamda Türkiye’de işitme cihazı ve işitme implantı kullanan insanların sayısının şu anda olması gerektiğinden çok daha az olduğunu düşünüyoruz. Halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için bu önemli günde böyle bir sempozyum düzenledik.” ifadelerini kullandı.

Oray, yetişkinlerde işitme kaybının, doğal yaşlanmanın dışında, gürültülü ortamlarda fazla kalma, yüksek sesle müzik dinleme gibi durumlardan kaynaklandığını söyledi.

“İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir”

Zamanında tedavinin önemine vurgu yapan Oray, “Eğer tedavi edilmezse, demans, Alzheimer gibi hastalıklara yol açma, diğer nedenlere göre çok daha yüksek bir oranda seyrediyor maalesef. İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir. Bununla ilgili pek çok bilimsel araştırma var. O yüzden işitme sağlığımızın önemini her ortamda vurgulamalıyız. Mümkünse 6 ayda bir işitme taramamızı yaptırmalıyız, özellikle belli bir yaştan sonra, 65 yaşından sonra.” diye konuştu.

Oray, işitme kayıplarının tedavisinde KBB hekimleri ve odyologların karar vermesi gerektiğini, karara göre işitme cihazı veya koklear implant tedavisinin uygulandığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/feed/ 0