İZMİR’de, ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İlayda Alkan’ı (20) öldürüp, annesi Oya Taran’ı (45) yaralayan sanık Yunus Yılmaz’ın (32), yargılandığı davanın ilk duruşmasında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde böyle bir olayın yaşanmasından ötürü tüm kadınlardan özür dilediğini söyledi. Yılmaz’ın bu sözleri üzerine baba Rıza Alkan mahkeme salonundan çıkmak istedi. Ancak mahkeme başkanı Alkan’ın dışarıya çıkmasına izin vermedi.
Olay, 8 Mart’ta saat 23.30 sıralarında Konak ilçesinde, Konak Üst Geçidi yakınlarında meydana geldi. Aynı yemek şirketinde çalışan Oya Taran ile kızı İlayda Alkan, ‘Dünya Kadınlar Günü’ nedeniyle gittikleri eğlence mekanından dönerken dinlenmek için banka oturdu. Anne-kız, bu sırada, bir hastanede veri giriş memuru olan Yunus Yılmaz’ın bıçaklı saldırısına uğradı. Yaşanan arbedede anne ve kızı vücutlarının çeşitli yerlerinden, Yunus Yılmaz da bacağından yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye gelen sağlık ekipleri, anne ile kızını, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Tedaviye alınan yaralılardan İlayda Alkan, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. İlayda Alkan, olaydan bir gün sonra Torbalı ilçesindeki Ayrancılar Mezarlığı’nda toprağa verildi. Şüpheli Yunus Yılmaz ise olay günü mahalle bekçileri tarafından yakalandı.
Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Yılmaz, Cinayet Büro Amirliği’ne götürüldü. Şüphelinin kullandığı bıçağın dışında, olay yerinde kanlı bir bıçak daha bulundu ve incelenmek üzere el koyuldu. Yunus Yılmaz, ilk ifadesinde alkollü olduğunu ve tartışmanın nedenini hatırlamadığını söyledi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
KARŞILIK VERDİĞİNİ İDDİA ETTİ
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianame, İzmir 4 Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede tutuklu sanık Yılmaz için ‘Kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve ‘Kadına yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanık Yunus Yılmaz’ın da ifadesi iddianamede yer aldı. Alkollü bir mekanda arkadaşlarıyla beraber içki içtikten sonra eve gitmek üzere otobüs durağına doğru yürüdüğünü hatırladığını belirten Yılmaz, “Yürüdüğüm esnada bankta oturan 2 kadın gördüm. Yanlarına doğru gittim. Ancak ne sebeple gittiğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, kadınların yanına yaklaştığımda birinin beni sağ bacağımdan bıçaklaması oldu. Ancak hangi kadının beni bıçakladığımı hatırlamıyorum. Sonrasında montumun cebinde taşıdığım bıçağı alarak kendimi korumak amacıyla karşımdakilere salladım. İsabet ettirip ettirmediğimi hatırlamıyorum. Sonrasında yürüyerek biraz uzaklaştığım ve sonrasını ise hiç hatırlamıyorum. Kendime geldiğinde ambulansın içindeydim. Üstümde bıçak taşımamın sebebi ise olaydan 2-3 ay önce gasbedilmemdi. Bu olaydan dolayı kendimi savunmak amacıyla bıçak taşımaya başladım” dedi.
‘DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NDE BU OLAYIN YAŞANMASINDAN DOLAYI KADINLARDAN ÖZÜR DİLERİM’
Olayla ilgili açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Yunus Yılmaz, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanırken, İlayda Alkan’ın annesi Oya Taran, babası Rıza Alkan ve taraf avukatları katıldı. Yılmaz, mahkemedeki ifadesinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde böyle bir olayın yaşanmasından ötürü tüm kadınlardan özür diledi. Yılmaz’ın bu sözleri üzerine baba Rıza Alkan mahkeme salonundan çıkmak istedi. Ancak mahkeme başkanı Alkan’ın dışarıya çıkmasına izin vermedi.
‘BIÇAĞI BANA DOĞRU SAVURURKEN KIZINA DENK GELDİĞİNİ GÖRDÜM’
Savunmasını yapan Yılmaz, Olay günü alkol aldıklarını ve otobüs durağına doğru yürüdüğü sırada önünde İlayda ile annesinin ‘Bizi mi takip ediyorsun, şerefsiz’ dediklerini duyunca tartışma yaşandığını ve kendisini bacağından bıçakladıklarını iddia etti. İlayda’nın elinde bıçak olduğunu gördüğünü söyleyen tutuklu sanık Yılmaz daha sonra bankta oturdukları sırada konuşmaya gittiğini tartışma sırasında kendini koruma amaçlı cebindeki bıçağı çıkardığını ve sadece savurduğunu hatırladığını söyledi. Sarhoş olduğunu belirten Yılmaz, “Oya Hanım araya girdi, ayırmaya çalışıyordu. Oya Hanım’ın da elinde bıçak vardı. Bıçağı bana doğru savururken kızına denk geldiğini gördüm. Sarhoştum, kaç bıçak darbesi savurduğumu hatırlamıyorum” dedi.
Yılmaz, mahkeme başkanının neden yanında bıçak taşıdığını sorması üzerine olaydan önce çalıştığı Konak ilçesi Tepecik bölgesinde bir büfede gasp edildiği için kendini korumak amacıyla bıçak aldığını söyledi. Mahkeme başkanı mahkemede anlattıklarıyla emniyetteki ifadesinin çeliştiğini söylemesi üzerine Yılmaz, “O zaman tam olarak hatırlamıyordum üzüntü ve şok halinde verdiğim ifadeydi” diye konuştu.
Olayda yaralanan anne Oya Taran ise “Kızımla iş çıkışı anne-kız yemeğe gittik. 2 kadeh alkol aldık. Yılmaz, dönüşte bankta otururken kızıma laf attı, sonra hakaret edip, üzerimize yürüdü ve ilk beni bıçakladı. Sonra kızıma bıçağı defalarca savurdu. İlayda yere yığıldı kaldı, ben de yere düştüm. O da düştü; yerde bile bıçak savurdu daha sonra ayağa kalktı ve yürüdü gitti. Emekleyerek İlayda’nın yanına geldim ve ambulans geldi. En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.
Bu davanın tüm kadınların özgürlüğünü ilgilendirdiğini belirten Avukat Mehmet Sarıkaya ise “İlayda ve annesinin yaşadığı bu dehşeti sokakta yürüyen, sahilde dolaşan, bir kafede çay içmek için oturan herhangi bir kadın da yaşayabilirdi. Yargılama konusu bir anlamda kadınlarımızın özgürlüğüne yapılan müdahaleye ilişkindir. Bu yüzden Sayın Mahkeme’nin kararı herkesi yakından ilgilendirmektedir. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen ilk duruşma itibariyle edindiğimiz kanaate göre sanığın canavarca hisle insan öldürme suçundan en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği düşüncesindeyim” diye konuştu.
Mahkeme başkanı görüntülerin ve olay yerindeki iki bıçağın incelenmesiyle ilgili istenen raporu beklemek üzere davayı erteledi.
]]>Olay, 9 Nisan 2006’da meydana geldi. Buca ilçesinde oturan Saim- Bedriye Taşçı (50) çifti, ailece Kaynaklar bölgesindeki piknik alanına gitti. Gün boyunca piknik yapan, oyunlar oynayan Taşçı ailesi, akşam saatlerinde eve dönmek üzere hazırlık yaptığı sırada, o zaman 5 yaşında olan kızları İlayda’nın olmadığını fark etti. Kendi çabalarıyla arama yapan çifte, jandarma ekipleri de destek oldu. Yol üzerindeki güvenlik kameralarının kayıtlarına bakılırken, köpeklerle piknik alanında günlerce arama yapıldı. Çok sayıda ihbarın değerlendirilmesine rağmen bir sonuç alınamadı. Buca ilçesindeki polis okulunda işçi olarak çalışan baba Saim Taşçı, olayın üzerinden 18 yıl geçmesine karşın acılarının tazeliğini koruduğunu söyledi.
‘YETKİLİLERDEN HALA YARDIM BEKLİYORUM’
Hala kızından bir haber alamadıklarını anlatan Saim Taşçı, İnşallah en kısa zamanda belki kendisi çıkar bizi bulur. O zaman mutlu oluruz. Yetkililerden hala yardım bekliyorum. Olayın yeniden gündeme gelmesini istiyorum. Şu anda bir gelişme yok. Ne bir görgü tanığı ne bir şahit var. Ellerini vicdanlarına koysunlar çünkü mutlaka orada birisi, bu çocuğu gördü. Umudumuz hala var. Çocuğumun yerini söylesinler, kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Sadece bir gece bizim yerimize kendilerini koysunlar. Bize bir telefon açsınlar, çocuğun burada desinler. Gidip onu alayım, davacı bile olmayacağım diye konuştu.
SOKAKTA GÖRSEM BİLE TANIMAM’
İlayda kaybolduğu günden beri yoğun şekilde arama çalışması yaptıklarını belirten 3 çocuk babası Taşçı, Baba olarak gereken bütün girişimleri yaptım. Bugün benim başıma gelen yarın başkasının başına da gelebilir. İlayda o zaman 5 yaşındaydı. Şu anda 23 yaşında. Sokakta görsem bile tanımam. Ancak o bizi bulabilir ya da onu götüren geri getirebilir. İlayda’nın kaybolduğu yere artık kimse gitmiyor. Orada hiçbir Allah’ın kulu yok. Artık ailece kalabalık yerlere ayda, yılda 1 kez gidebiliyoruz. Gittiğimiz zaman aklımıza İlayda geliyor. Hep evimizde oturuyoruz. Pikniğe gidemiyoruz ama umudumuzu kaybetmedik. Çocuğumuz 1 gün gelecek ama ne zaman Sadece ölmeden çocuğumu görsem, o bana yeter. Tek umudum bu. Onun yokluğunu sürekli hissediyoruz dedi.
’18 YILDIR ÖLÜ GİBİYİZ’
Her gün telefonundan kızının fotoğraflarına bakan Taşçı, İlayda’nın adına bir sosyal medya hesabı açtıklarını belirtip, Telefonumda kızımın fotoğrafları var. Onun adına sosyal medya hesabı açtık. Her gün kontrol ediyorum, paylaşım yapıyorum. Belki biri insafa gelir, ‘Bu çocuğu gördüm’ der diye bekliyoruz. Çocuğumun yerini bilen varsa söylesinler. Kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Hep telefonumu açtığımda karşımda o var. İnşallah bir gün gelir. O zaman bizden mutlusu olmaz. 18 yıldır ölü gibiyiz diye konuştu.
]]>İZMİR’in Buca ilçesindeki bir piknik alanında ortadan kaybolan ve o zaman 5 yaşında olan İlayda Taşçı’dan (23) 18 yıldır haber alınamıyor. Baba Saim Taşçı (47), umutlarını hala yitirmediklerini belirtip, “Çocuğumun yerini söylesinler, kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor” dedi.
Olay, 9 Nisan 2006’da meydana geldi. Buca ilçesinde oturan Saim- Bedriye Taşçı (50) çifti, ailece Kaynaklar bölgesindeki piknik alanına gitti. Gün boyunca piknik yapan, oyunlar oynayan Taşçı ailesi, akşam saatlerinde eve dönmek üzere hazırlık yaptığı sırada, o zaman 5 yaşında olan kızları İlayda’nın olmadığını fark etti. Kendi çabalarıyla arama yapan çifte, jandarma ekipleri de destek oldu. Yol üzerindeki güvenlik kameralarının kayıtlarına bakılırken, köpeklerle piknik alanında günlerce arama yapıldı. Çok sayıda ihbarın değerlendirilmesine rağmen bir sonuç alınamadı. Buca ilçesindeki polis okulunda işçi olarak çalışan baba Saim Taşçı, olayın üzerinden 18 yıl geçmesine karşın acılarının tazeliğini koruduğunu söyledi.
‘YETKİLİLERDEN HALA YARDIM BEKLİYORUM’
Hala kızından bir haber alamadıklarını anlatan Saim Taşçı, “İnşallah en kısa zamanda belki kendisi çıkar bizi bulur. O zaman mutlu oluruz. Yetkililerden hala yardım bekliyorum. Olayın yeniden gündeme gelmesini istiyorum. Şu anda bir gelişme yok. Ne bir görgü tanığı ne bir şahit var. Ellerini vicdanlarına koysunlar çünkü mutlaka orada birisi, bu çocuğu gördü. Umudumuz hala var. Çocuğumun yerini söylesinler, kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Sadece bir gece bizim yerimize kendilerini koysunlar. Bize bir telefon açsınlar, çocuğun burada desinler. Gidip onu alayım, davacı bile olmayacağım” diye konuştu.
SOKAKTA GÖRSEM BİLE TANIMAM’
İlayda kaybolduğu günden beri yoğun şekilde arama çalışması yaptıklarını belirten 3 çocuk babası Taşçı, “Baba olarak gereken bütün girişimleri yaptım. Bugün benim başıma gelen yarın başkasının başına da gelebilir. İlayda o zaman 5 yaşındaydı. Şu anda 23 yaşında. Sokakta görsem bile tanımam. Ancak o bizi bulabilir ya da onu götüren geri getirebilir. İlayda’nın kaybolduğu yere artık kimse gitmiyor. Orada hiçbir Allah’ın kulu yok. Artık ailece kalabalık yerlere ayda, yılda 1 kez gidebiliyoruz. Gittiğimiz zaman aklımıza İlayda geliyor. Hep evimizde oturuyoruz. Pikniğe gidemiyoruz ama umudumuzu kaybetmedik. Çocuğumuz 1 gün gelecek ama ne zaman? Sadece ölmeden çocuğumu görsem, o bana yeter. Tek umudum bu. Onun yokluğunu sürekli hissediyoruz” dedi.
’18 YILDIR ÖLÜ GİBİYİZ’
Her gün telefonundan kızının fotoğraflarına bakan Taşçı, İlayda’nın adına bir sosyal medya hesabı açtıklarını belirtip, “Telefonumda kızımın fotoğrafları var. Onun adına sosyal medya hesabı açtık. Her gün kontrol ediyorum, paylaşım yapıyorum. Belki biri insafa gelir, ‘Bu çocuğu gördüm’ der diye bekliyoruz. Çocuğumun yerini bilen varsa söylesinler. Kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Hep telefonumu açtığımda karşımda o var. İnşallah bir gün gelir. O zaman bizden mutlusu olmaz. 18 yıldır ölü gibiyiz” diye konuştu.
]]>