Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen’in açılış konuşmasıyla başladı. 49. Gayrimenkul Faaliyetleri Meslek Komitesi Başkanı Gülçin Okay’ın moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda, T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Sektörel Ticaret ve Taşınır Rehni Dairesi Başkanı Erdem Karaman, Ticaret Uzmanı Sevil Özakca, Sahibinden.com Mevzuat ve Rekabet Uyum Başkanı Derya Genç ile Emlakjet Müşteri Deneyimi Direktörü Cansu Demir birer konuşma gerçekleştirdi.
Toplantıya, İzmir Ticaret İl Müdürü M. Çağrı Ergünen, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Adnan Bozbay, Dilek Katal ve Dilek Güleroğlu, İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Koordinasyon Müdürü Hatice Çeliker, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Koordinasyon Müdürlüğü Bölüm Şefi Cansın Özer, 49. Gayrimenkul Grubu Meslek Komitesi Üyesi Mesut Yılmaz Gazioğlu, Sahibinden.com İzmir Bölge Müdürü Murat Siper, Emlakjet Bölge Müdürü Pınar Akın katıldı.
İşleyen: “Sektörün soru işaretlerini gidere fırsatı sunacak”
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, toplantının Elektronik İlan Doğrulama Sistemi Uygulaması hakkındaki yeni gelişmeler ve uygulamadaki işleyişin öğrenilmesinin yanı sıra sektörün geleceğine dair önemli gelişmeleri de öğrenme ve ilgili soruları doğrudan aktarma fırsatı sunduğunu dile getirdi.
Karaman: “EİDS yakında uygulanmaya başlayacak”
T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Sektörel Ticaret ve Taşınır Rehni Dairesi Başkanı Erdem Karaman, kimliği belli olmayan ilan portalları üyelikleri, manipülatif fiyat artışları, sahte ilanlar, tüketici mağduriyeti, ilanlardaki bilgi kirliliği gibi sorunların çözülmesi amacıyla Elektronik İlan Doğrulama Sisteminin oluşturulduğunu belirtti. Teknik çalışmaların tamamlanmasının devamında EİDS’yi yakın zamanda uygulamaya geçirmeyi planladıklarını ifade eden Karaman, toplantının sistemi geliştirmeye katkı sağlayacağını ifade etti.
Özakca, mevzuat değişikliği ile ilgili bilgi verdi
Sunumunda 31 Ağustos 2023 tarihli taşınmaz ticaretine dair mevzuat değişikliğine dair bilgiler veren T.C. Ticaret Bakanlığı Ticaret Uzmanı Sevil Özakca, bu kapsamda; düzenlemenin gerekçesi olan ilan verme sürecinde yaşanılan sorunlar ve mevzuat değişikliği ile gelen süreç içerisinde yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmede bulundu.
Kasım 2023’te kimlik ve yetki doğrulamalarıyla ilgili düzenlemenin sektör hayatına girdiğini ve ilk uyum gösteren platformun Sahibinden.com olduğunu ifade eden Sahibinden.com Mevzuat ve Rekabet Uyum Başkanı Derya Genç, bu konuda Ticaret Bakanlığından beklentilerinin, her mecraya aynı düzenlemelerin uygulanması yönünde olduğunu belirtti. Genç, ayrıca, EİDS uygulaması için bir pilot süreç belirlenerek ortaya çıkabilecek sorunların kayıt altına alınması ve çözüme yönelik sektör temsilcileriyle görüş alışverişinde bulunulması yönünde beklentileri olduğunu dile getirdi.
Demir: “Sistemle ilgili daha fazla duyuru yapılsın”
Emlakjet Müşteri Deneyimi Direktörü Cansu Demir ise, Elektronik İlan Doğrulama Sistemine ilan girişi ve sistemin aktif ilan, pasif ilan ve süresi dolan ilan panellerine ilişkin bilgiler verdi. Ayrıca taşınmaz sahiplerinin, e-devlet üzerinden ilan izni vermesine ilişkin basın bülteni, haber ve kamu spotları, TV ve dijital mecralarda yayın yapılması gerekliliğine dair görüşünü dile getirdi. Konuşmaların ardından yetkililer katılımcıların sorularını yanıtladı.
EİDS Hakkında
1 Kasım 2023’te hayata geçirilen EİDS’nin ilk aşaması olan kimlik doğrulama uygulamasında, ilan sitelerinde ilan vermek isteyen herkesin E-Devlet Kapısı üzerinden kimlik bilgileri doğrulanıyor. Böylece, kimlik bilgileri doğrulanmayan kişiler, ilan platformlarında ilan girişi yapamıyor.
İkinci aşama olan yetki doğrulama uygulaması ise yakında devreye alınıyor. Yetki doğrulaması uygulaması ile ilan platformlarındaki emlak ilanları sadece taşınmazın sahibi, taşınmaz sahibinin 2. dereceye kadar kan hısımları veya eşi ile taşınmaz sahibince EİDS üzerinden yetkilendirilen yetki belgeli emlak işletmelerince verilebilecek.
EİDS ile birlikte ilan platformlarında yer alan sahte ve aldatıcı ilanların ve bu ilanların yol açtığı spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi, ilan kirliliğinin, tüketici mağduriyetlerinin, yetki belgesiz ve kayıt dışı emlakçılık faaliyetlerinin engellenmesi amaçlanıyor. – İZMİR
]]>ANKARA’da internete koyduğu ilanla evini 15 bin 850 TL’ye kiraya vermek isteyen S.K (59), kendisine ulaşan emlakçının ‘Evini 20 bin liraya kiraya verebilirim’ teklifini, ‘Sizin gibiler yüzünden ev kiraları tavan yaptı’ diyerek reddetti. S.K., emlakçı ile yazışmalarını sosyal medyada paylaşıp, Ticaret Bakanlığı’na şikayette bulundu. Bakanlık tarafından konut ilan fiyatlarında fahiş artış yaptığı belirlenen 889 emlak işletmesine 88 milyon 900 bin lira para cezası uygulandığı belirtildi.
Daha önce emlak işi yapan S.K., evini internetteki ilan sitesi aracılığıyla 15 bin 850 TL’ye kiraya vermek istedi. S.K.’ye ulaşıp mesaj gönderen emlakçı, ‘Evini 20 bin liraya kiraya verebilirim’ teklifini iletti. Ev sahibi S.K. ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak sizin bu kiraları yükseltme çabanız vicdanınızı rahatsız etmiyor mu ‘ Benim 15 bin 850 liraistediğim kirayı siz nasıl 20 bin liraya çıkarabiliyorsunuz ‘ Sizin gibi emlakçılar yüzünden kiralar tavan yaptı’ yazarak, tepki gösterdi. Ev sahibi emlakçı ile yazışmalarını da sosyal medyada paylaştı, ayrıca Ticaret Bakanlığı’na ve Ankara Tüm Emlakçılar Odası’na şikayette bulundu.
DHA’ya konuşan ev sahibi S.K., daha önce kendisinin de emlak işi ile uğraştığını belirterek, “Ben bir kiralık daire ilanı verdim. İlana 16 bin lira civarında bir fiyat yazdım. Bir emlakçı arkadaş bana ulaştı, ‘Dairenizi 20 bin liraya kiraya verebilirim, memur kefili var, kendileri de memur’ dedi. Ben de kendisini yanıtladım; ‘Neden böyle bir şey yapmak istiyorsunuz, ben 16 bin liraya razıyken siz neden 20 bin lira rakam belirttiniz?’ dedim. Kendisine bunun piyasayı yükseltmek olduğunu ve örnek olacağını söyledim. Ben diğer emlakçıları tenzih ediyorum. Tüm emlakçılar elbette bu şekilde değildir. Belki o emlakçının kimliği belli olsa, dürüst çalışan emlakçılar da buna tepki gösterir. Belki acemidir, belki fevri davrandı, bilemiyorum ama bu şekilde davranmanın sonucunda fiyatların yükseldiğini düşünüyorum” dedi.
EMLAKÇILAR ODASINDAN İNCELEME
Ankara Tüm Emlakçılar Odası Başkanı Hakan Akçam, emlakçı ile ilgili inceleme başlattıklarını belirterek, “İlanı ben de gördüm, takip ediyorum. Ev sahibine mesaj atıp fiyatı yükseltmek istemiş. Emlak danışmanları fiyatın belirleyen tarafı değildir. Böyle kendisini bilmeyen, yaptığı işi bilmeyen kişileri görerek bizim meslektaşlarımızı aynı kefeye koymak yanlış olur. Her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimizde de bu tarz insanlar mutlaka çıkacaktır. İlk çıktığı zaman müdahalemizi yapıyoruz. 16 bin liralık bir evi bir emlakçının ’20 bin TL’ye veririz’ demesinin kabul edilebilir bir yönü yok. Bu noktada emlak danışmanı bize kayıtlıysa gerekli yasal işlemlerini yapacağız, eğer bize kayıtlı değilse de zaten ilgili kurumlara resmi başvurularını başlatacağız. ‘Emlak danışmanıyım’ diyen vatandaşın, bu çıkışı, böyle bir pazarlama statüsü vatandaşı etkiler mi? Bence çok etkilemez. Ancak art niyetli, zaten malının ederini yükseltmek isteyen fakat böyle bir pozisyon bekleyen insanları etkiler” ifadelerini kullandı.
BAKANLIK: GEREKİRSE İLAVE TEDBİR ALIRIZ
Ticaret Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre; satılık ve kiralık konut ilan fiyatlarında fahiş artış yaparak piyasayı ve serbest rekabeti bozan ve tüketici mağduriyetine sebep olduğu belirlenen 889 emlak işletmesine toplam 88 milyon 900 bin TL idari para cezası uygulandı. 81 ilde ticaret il müdürlükleri aracılığıyla yapılan denetimlerde geçen yıl ayrıca bin 201 emlak işletmesine çeşitli eksiklikler nedeniyle 91 milyon 207 bin 655, bu yıl ise şimdiye kadar 353 emlak işletmesine 27 milyon 103 bin 27 lira idari para cezası uygulandı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bakanlık olarak, manipülatif fiyat artışlarına yol açan ve vatandaşımızın güncel ekonomik konjonktür kaynaklı yaşadığı zorlukların suistimal edilmesine sebebiyet veren ve ilan platformlarından temin ettiğimiz konut ilanlarına yönelik inceleme ve denetimlerimiz 81 ilimizde ticaret il müdürlüklerimiz aracılığıyla devam etmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak gerek piyasanın adil, rekabetçi ve istikrarlı şekilde işlemesini sağlamak gerekse manipülatif fiyat artışlarının piyasada yarattığı olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla emlak sektörüne yönelik denetimlerimiz önümüzdeki günlerde de hız kesmeden devam edecek olup, ihtiyaç duyulması halinde sektöre yönelik bakanlığımızca ilave tedbirlerin alınmasında herhangi bir tereddüt duyulmayacaktır” denildi.
]]>Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kamu kurum ve kuruluşlarının aldığı gazete sayısını kısıtlanmasını eleştirdi. SGK’nın da ilan yayımlama zorunluluğu getiren rayiç bedeli beş kat artırmasının ciddi endişe yarattığını vurgulayan Bilgin, yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Son dönemde Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan ‘Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’, kamu harcamalarında tasarruf sağlamak amacıyla çeşitli kısıtlamalar getiriyor. Ancak bu paketin en dikkat çekici ve tartışma yaratan yönlerinden biri, basına yönelik uygulamalarda kendini gösteriyor. Son olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), basın kuruluşlarının ilan gelirlerini doğrudan etkileyecek bir düzenlemeye imza attı. İlan yayımlama zorunluluğu getiren rayiç bedelin 500 bin liradan 2,5 milyon liraya çıkarılması, yerel medya için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum çok ciddi bir endişe kaynağıdır.
“Yerel basın ayakta kalma mücadelesi veriyor”
Yerel medya kuruluşları, özellikle pandemi sürecinden bu yana ekonomik anlamda büyük zorluklar yaşadı. Zaten sınırlı olan gelir kaynakları, ekonomik kriz ve reklam bütçelerindeki daralmalarla iyice azalırken, SGK’nın yeni düzenlemesi bu kuruluşlar için bir darbe daha anlamına geliyor. İlan gelirlerinin büyük bölümünü kaybetme riski taşıyan yerel medya, bu gelişmelerle birlikte ayakta kalma mücadelesi veriyor. Rayiç bedelin bu denli yüksek bir oranda artırılması, birçok küçük ve orta ölçekli yerel basın kuruluşunun ilan yayımlayamaz hale gelmesine neden olabilir.
“Aksamalara yol açabilir”
Bu gelişme, sadece basın kuruluşlarının ekonomisini değil, aynı zamanda halkın haber alma hakkını da olumsuz etkiliyor. Basın, demokrasinin dördüncü kuvveti olarak kabul edilir ve kamuoyunu bilgilendirme, denetleme ve eleştirme görevini yerine getirir. Ekonomik zorluklar nedeniyle basının zayıflaması, bu görevlerin yerine getirilmesinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, yerel medyanın zayıflaması, yerel haberlerin yaygınlaşmasında ve kamuoyunun yerel konularda bilgi sahibi olmasında büyük eksiklikler yaratacaktır.”
“Demokratik yapıyı da zayıflatma riski taşıyor”
“Tasarruf tedbirlerinin medya üzerinden yapılması, kısa vadede devlet harcamalarında bazı düşüşler sağlamış gibi yansıtılabilir” ifadelerini kullanan Bilgin, yerel basının ekonomik sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maliye Bakanlığı ve ilgili kurumların tasarruf tedbirlerini planlarken, basın sektörünün mevcut ekonomik koşullarını ve halkın haber alma hakkını göz önünde bulundurması gerekmektedir. Ekonomik krize karşı alınacak önlemler, toplumun temel ihtiyaçlarını ve haklarını koruyacak şekilde dengelenmelidir. Basına yönelik bu tür düzenlemeler, sadece yerel medyayı değil, aynı zamanda demokratik yapıyı da zayıflatma riski taşımaktadır. Bu nedenle, basın kuruluşlarının ilan gelirlerine yönelik bu tür sınırlamaların yeniden değerlendirilmesi, basının sürdürülebilirliği ve halkın haber alma hakkının korunması açısından elzemdir.
Yerel medyanın desteklenmesi, hem demokrasinin hem de toplumun sağlıklı işleyişi için gereklidir. Tasarruf ve verimlilik adına atılacak adımlar, bu temel ilkeler göz önünde bulundurularak atılmalı, yerel basının ekonomik sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Aksi takdirde, yerel medya kuruluşlarının kapanması veya işlevini yitirmesi, toplumun bilgi edinme hakkına ciddi zararlar verecektir. Yerel basının kapanması, sadece haber alma özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda yerel ekonomiyi de olumsuz etkiler. Yerel basın kuruluşları, bölgedeki küçük işletmelerin reklam ve ilan vermesi için önemli platformlardır. Bu nedenle, yerel medyanın ekonomik olarak zayıflaması, bölgedeki ticari faaliyetlerin de olumsuz etkilenmesine neden olabilir.”
]]>Kahramanmaraş’ta depremin yıktığı onlarca binanın ortasında hiç hasar almadan ayakta kalması nedeniyle sembolleşen İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) binası, rezerv alan içinde kalması nedeniyle yaklaşık üç aydır yıkımla karşı karşıya. Planlarda üzerinden yol geçtiği görülen binanın yıkılmaması için yetkili makamlar nezdindeki girişimlerin henüz sonuç vermediğini söyleyen İMO yöneticileri, şantiyeler arasında kalan binanın bir sembol olarak yaşatılmasını istiyor.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde ayakta kalarak, depremin simgesi haline gelen İMO Kahramanmaraş Şubesi hizmet binası rezerv alanı içerisine alındı. Depremde hiç hasar almasa da binanın rezerv alan nedeniyle yıkılması bekleniyor. İMO binası bugün, rezerv alan ve yeni imar planı uyarınca başlatılan çok sayıda inşaatın arasında kalmış durumda.
ANKA Haber Ajansı’na bilgi veren İMO Yönetim Kurulu Üyesi Özer Akkuş, olası yıkım süreciyle ilgili “Henüz tapu üzerinde bir şerh görmedik. Ama haritada hizmet binamızın rezerv alanı içerisinde yıkılacağı gözüküyor… Korunması ve örnek gösterilmesi gerekirken bir hafıza yok ediliyor” diye konuştu.
İMO yönetimi projenin taslak haline belediyeden ulaştıklarını, valilikten ya da Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünden kendilerine herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını anlattı. Projenin taslak fotoğrafında İMO binasının bulunduğu yer, cadde olarak görünüyor. Rezerv alan ilan edilen bölgede inşaat çalışmaları da tüm hızıyla sürüyor. İMO binasına etrafındaki şantiyelerden geçerek gidilebiliyor.
İMO Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Özer Akkuş, binanın, binlerce yapının hasar gördüğü bir yerde ayakta duran bu binanın 6 Şubat depremlerinin hatırlanması açısından “sembolleştiğini” belirtiyor. Akkuş, “Korunması ve örnek gösterilmesi gerekirken bir hafıza yok ediliyor” dedi.
“BİNAMIZIN HARİTADA REZERV ALANI İÇERİSİNDE YIKILACAĞI GÖZÜKÜYOR”
Bakanlık tarafından rezerv alanı ilan edilen haritalardan öğrendiklerini söyleyen Akkuş, ANKA Haber Ajansı’na şunları söyledi:
“İnşaat mühendislerimizin hizmet binası burada o harita içerisinde yıkılacak yapılar arasında gösteriliyor. Sanırım o rezerv alanı içerisinde yıkılmayacak tek yapı bir ibadethane. Onun dışındaki bütün yapıların harita üzerinde yıkılacağı gözüküyor. Rezerv alanı ilan edilirken dahi kamunun mülk sahiplerine bir bildirimde bulunması gerekiyor ya da tapular üzerinde şerhler görüyorsunuz. Henüz tapu üzerinde bir şerh görmedik. Ama haritada hizmet binamızın rezerv alanı içerisinde yıkılacağı gözüküyor. Yerine ne yapılacağına dahil somutlaşmış bir şey yok. Zaten 15 hektarlık alan şu an bir şantiye.
“HİÇ HASAR ALMADI”
Bizim hizmet binamız neredeyse hiç hasar almadı. Bunun birçok farklı etkeni var. Kat yüksekliğinden tutun imar planlarının uygunluğuna… Aslında en önemli özelliği de mühendislik hizmetlerinin son derece sağlıklı bir şekilde yapılmasına kadar birçok sebebi var. Binamızın olduğu bölgede son derece ciddi yıkımlar oldu.
“LİZBON’DAN AKADEMİK HEYET BİNAMIZI ZİYARET ETTİ”
Uluslararası kamuoyu da buna ilgi gösterdi. En son dün, Lizbon’dan bir akademik heyet Kahramanmaraş’taki binamızı ziyaret etti. Bizim için de özel bir anlamı var. Çünkü bizim hizmet binamız. Binamız, biz sağlıklı yapılaşmayı başarabiliriz umudu taşıyor. Tek başına bütün enkazın arasında kalarak bu umudu taşıyor… Bizim orada valilikle Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü ile görüşmüşlüğümüz var ama görüşmeler neticesinde henüz netleştirdiğimiz bir durum yok.”
REZERV ALAN İLANI
6 Şubat depremlerinin ardından rezerv yapı alanı ilan edilen bölgelerde, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da kentsel dönüşüme yönelik yeni düzenlemeler yapıldı. 9 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğinde, sadece boş alanların değil, meskun mahallerin de rezerv yapı alanı ilan edilebilmesinin önü açıldı. Yönetmeliğin ardından mülklerine rezerv alanı ilan edilen depremzedelerin rızası alınmadan telefonlarına mülklerinin rezerv alanı ilan edildiği bilgisi vatandaşlara iletilmeye başlandı.
Bunlardan biri de 6 Şubat depremlerinin merkezi Kahramanmaraş’ta, hasar almadan ayakta kalan, depremin simgesi haline gelen Kahramanmaraş İnşaat Mühendisleri Odası binası oldu.
]]>Tarım-GFE’nin Aralık ayında aylık yüzde 2.62 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başladığı 2015 yılından itibaren yüzde 2,06 olan Aralık ayları ortalamasının yüzde 27 üzerinde olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Aralık’ta yıllık yüzde 41,43 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Bu yıllık rakam, yüzde 32,40 olan son 9 yılın Aralık ayları ortalamasının yüzde 28 üzerinde olmuştur. Aralık ayı tarımsal girdi fiyat enflasyonu, aylık ve yıllıkta ortalamaların üzerinde ilan edildi” dedi.
Aralık ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini de değerlendiren Başkan Çandır, “Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 2,82 ve yıllıkta ise yüzde 37,64’lük artış ilan edildi. Aralık ayları itibariyle aylıkta 2021 yılından, yıllıkta ise 2021 ve 2022 yıllarından sonraki en yüksek değer kaydedildi” dedi. Aralık’ta aylık, tohumda yüzde 2,24, enerjide yüzde eksi 2,26, gübrede yüzde eksi 0,74, ilaçta yüzde 1,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 1,26, yemde yüzde 5,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 6,37 olarak aylık değişimler ilan edildiğini belirten Çandır, Aralık ayındaki yıllık değişimlerin ise tohumda yüzde 44,15, enerjide yüzde 47,45, gübrede yüzde 9,69, ilaçta yüzde 24,75, veteriner hizmetlerinde yüzde 151,60, yemde yüzde 27,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 89,31 artış kaydedildiğini belirtti. Çandır, veterinerlik hizmetlerinin son 4 aydır ciddi artış gösterdiğini, Aralık ayında da bu artışın devam ettiğini söylerken, “Öyle ki yıllık yüzde 151,60’lık artış, tüm zamanların rekoru olmuştur. Diğer bir dikkat çekici olan gübrede ise aylık azalış ve yıllık tek haneli yükseliş, son 3 yılın en dikkat çekici düşüşü olmuştur” dedi.
TÜİK tarafından Aralık ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 6,81, yıllık ise yüzde 60,62 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilimin, genel olarak üretici aleyhine seyrederken Mayıs ve Haziran aylarında aylık ve yıllık düzeyde Tarım-GFE, Tarım-ÜFE’nin altında kalarak üretici lehine döndüğünü bildirdi. Başkan Çandır, “Aralık ayında bu durum yeniden aylıkta ve yıllıkta üretici lehine ilan edilmiştir. 2024 yılında aylık ve yıllık eğilimin böyle devam etmesi, üretici kesimin birikmiş zararlarının azalmasına katkı sağlayacaktır” dedi.
Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının tarımı dolaylı olarak etkilediğini belirten Başkan Ali Çandır, yurt dışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Aralık’ta aylık yüzde 2,28, yıllıkta yüzde 58,40 arttığına dikkat çekti. Çandır, yurt içi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylıkta yüzde 1,14, yıllıkta yüzde 44,22 arttığını belirtirken, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,58 ve yıllık ise yüzde 63,75 artmıştı. Bu durum Aralık ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir” dedi.
Aralık ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,93, yıllık yüzde 64,77 arttığını belirten Ali Çandır, “Tüketici taraftaki gıda enflasyonu ise Aralık ayında aylık yüzde 4,81 ve yıllık yüzde 72,01 olarak ilan edilmişti. İşlenmemiş gıda enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 7,24, yıllık yüzde 91,23 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 11,39 ve yıllık 81,29 artış olarak ilan edilmişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir” dedi. – ANTALYA
]]>Erkılınç, Bilecik İletişim ve Medya Derneğinin ev sahipliğinde Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) 27. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda, son iki yılın hem BİK hem de sektör için oldukça hareketli geçtiğini söyledi.
Basın sektöründeki dijital dönüşümün ilk aşamasının iki yıl önce yasalaşan mevzuat düzenlemesiyle tamamlandığını belirten Erkılınç, “Söz verdiğimiz ve görüldüğü üzere, gazetelerin ilan pastasından kesinti olmamış, internet haber siteleri için kanunla ikinci bir ilan pastasının oluşturulması sağlanmıştır. İcra satışlarına ait ilan metinleri, menkul veya gayrimenkulün özelliklerine ilişkin kısımlar çıkarılarak gönderilmeye başlandı. Bu ilanları resmi yazı ile geri gönderiyoruz. Önümüzdeki günlerde de ilgili bakanlığımızla resmi görüşme yapmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Erkılınç, son iki yılda resmi ilan fiyat tarifesine öngörülenin üzerinde zam yaptıklarını hatırlattı.
Basılı gazetelerin personel, kalıp, mürekkep, baskı, dağıtım gibi maliyetlerde karşılaştığı zorluklara değinen Erkılınç, şunları söyledi:
“Bu nedenle çözüm üretmemiz gerekiyor. Bizi sonuca götürecek çözüm, basılan, okunan ve gündem belirleyen basılı gazetelerimizin bu alanda devam etmeleri, diğerlerinin ise yeniden güç kazanmak ve nitelikli gazetecilik yapmak üzere internet mecrasını tercih etmeleri. Bugün, yaygın basında tam sayfa resmi ilanın bedeli 90 bin lirayı aştı. Yerelde ise 70 bin liranın üzerinde bir fiyat söz konusu. Sağduyunuza sesleniyorum; tam sayfa renkli ilanı veya reklamı, gazetesine resmi ilanın yarı fiyatı 35 bin liraya alabilen kaç gazetemiz var?”
“Dezenformasyon sonucunda ortaya çıkan birçok mesele var”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü İdris Kardaş da sosyal medya kullanımında tüm dünyada sorunlar yaşandığını vurguladı.
Bu mecraların olumlu olduğu kadar olumsuz yanlarının da bulunduğuna işaret eden Kardaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dezenformasyon, bunlardan sadece biri. Dezenformasyon sonucunda ortaya çıkan birçok mesele var. Bunları zaten yaşıyoruz ve tamamında biraz daha sosyal medya üzerinden gelen dezenformasyon temelli sorunlar yaşıyoruz. Yoksa konvansiyonel medya, gazete, haber siteleri ya da televizyonda buna benzer bir süreç çok gözlemlenmiyor. Çok var, yok demek doğru olmaz. Biz her gün bunlarla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sizlerin daha güçlü, aktif olması, daha iyi ürün üretmesi ve daha iyi gazete çıkarması, daha iyi televizyon yayıncılığı yapması bizim işimizi de kolaylaştırır.”
TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı ise Türk basınının gazetecilik mesleğini düzenleyen bir yasaya sahip olması gerektiğini belirtti.
Çoğu iş kolunun kendisine ait yasasının bulunduğunu kaydeden Kolaylı, “Türk basını, gazetecilik meslek yasasına acilen ihtiyaç duymaktadır. Basın sektöründe böyle bir yasa olmayınca dileyen herkes eğitim ve bilgi birikimine bakılmaksızın ‘gazeteciyim’ diyerek mesleğe başlayabilmektedir. Bu nedenle, gazetecilik mesleğinde ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen gazetecilik meslek yasası, teknolojik gelişmeler de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun olarak çıkarılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bilecik Valisi Şefik Aygöl, Kütahya Valisi Musa Işın ile Bilecik İletişim ve Medya Derneği Başkanı Mehmet Ergün’ün de katılımcılara hitap ettiği programa, TGK Yönetim Kurulu üyeleri ile gazeteciler katıldı.
]]>