İzmir’de şiddetli yağış sırasında Konak ilçesi Alsancak Enver Dündar Başar Sokak’ta su birikintisinden karşıya geçmeye çalışırken elektrik akımına kapılarak İnanç Öktamay ile birlikte hayatını kaybeden Tıp Fakültesi 5’inci sınıf öğrencisi Özge Ceren Deniz için okul arkadaşları anma töreni düzenledi. Olayın gerçekleştiği sokakta toplanan İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, üzerlerinde beyaz önlükleriyle Özge Ceren Deniz anısına karanfil bıraktı, saygı duruşunda bulundu.
Özge’nin arkadaşı babasının mesajını okudu
Düzenlenen törende Özge Ceren Deniz’in babasının mesajını okuyan Ezgi Sarıcı, “Çok sevdiğim kimya hocamın kızı, sıra arkadaşım, meslektaşım Özge Ceren için burada Ahmet hocam adına konuşuyorum. Tüm hayatını diğer insanların yaşamasına adayan Özge’nin ihmal başlığına sığınılan bu vahşetle katledilmesini kabul etmiyoruz. Özellikle bu konuşmada şuna dikkati çekmek istiyorum ki sorumluluklarını göz ardı edenler çıkıp hesap vermelidir. Ahmet hocamın en büyük isteği başka Özge’lerin de canının yanmamasıdır. Ailesi, arkadaşları ve bizler yani meslektaşları, sorumlular hesap verene kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Hiç düşünmeden Özge’ye yardıma koşan İnanç Öktemay’ın ailesinin, sevenlerinin ve bizlerin başı sağolsun” ifadelerini kullandı.
“İhmal değil, göz yumulan bir cinayet…”
İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri adına Selin Kurşun tarafından okunan basın açıklaması metninde ise şu ifadelere yer verildi:
“İzmir’de etkili olan sağanak yağmurda elektrik kaçağından akıma kapılan İnanç Öktemay’ı ve sınıf arkadaşımız Özge Ceren Deniz’i kaybettik. Bir kez daha önlemler alınmadığı ve ihmaller birbirini kovaladığı için bir arkadaşımızı kaybettik. Bu olay bu şehirde yaşayan herkesin başına gelebilirdi. Yeri geliyor sokakta yürürken yeri geliyor sadece asansöre bindiği için arkadaşlarımız hayatını kaybediyor. Günlük yaşamımızı yaşarken güvende değiliz ve bu sebeple yaşadığımız bu olayları sadece ‘kaza’ diyerek geçiştirmek yetmez. Arkadaşımız Özge Ceren Deniz’in elektrik akımına kapıldığı yer için defalarca kez uyarıda ve şikayette bulunulmasına rağmen önlem alınmamıştır. Olay sonrası sahada inceleme yapan EMO İzmir Şubesi’nin oluşturduğu teknik heyetinin ilk tespitlerine göre olayın gerçekleştiği bu sokakta trafo merkezlerinden dağıtım panosuna giden kablolarda izolasyon hatası olduğu belirlenmiştir. Yeterince izole edilmeyen kablonun iletken olan suyla temas etmesiyle kazanın yaşandığı düşünülmektedir. Yıllarca uyarısı yapılan buradaki elektrik kaçağının önlemlerinin alınmamış olması yalnızca bir ihmal değil, göz yumulan bir cinayet gibi adım adım gelmiştir.
“Hepimiz Özge’yiz ve öfkeliyiz”
Bugün buradayız, burada hepimiz birer Özge olarak duruyoruz. Kaybettiğimiz arkadaşımızı bize hiçbir güç geri getirmeye yetmeyecek biliyoruz. Özge’nin hayatı, bizim arkadaşımız olarak, geleceğin doktoru olarak yapılan her türlü masraftan çok daha kıymetliydi. İnsan hayatının bu kadar ucuzlaştırılmasını, hayatlarımızın hiçe sayılarak günlük yaşantımız esnasında dahi önlemlerin alınmamasını kabul etmiyoruz. Bizim hayatlarımızın her anından tasarruf yapılmasını daha fazla kabul etmek istemiyoruz. Bizim yaşamlarımızdan, geleceğimizden, eğitimimizden vazgeçilmesini kabul etmek istemiyoruz. Hepimiz Özge’yiz ve öfkeliyiz. Daha önce de pek çok olayın yaşanmasına sebep olan bu mantığın son bulmasını, insan hayatını merkeze alan politikaların yürütülmesini talep ediyoruz. Var olan sorunların tespit edilmesini ve varsa ihmalden sorumlu olan kişi ve kurumların hesap vermesini istiyoruz. Hep birlikte Özge için buraya birer karanfil bırakacağız, hep birlikte. Özge’yi anacağız ancak bu anma bir kez daha aramızdan bir arkadaşımızın eksilmemesi için de olacak. Bu sürecin takipçisi olacağız ve Özge’nin ölümünün sorumluları hesap verene kadar bu işin peşini bırakmayacağız.”
“Tek derdi insanlara yardımcı olmaktı”
Özge Ceren Deniz’in arkadaşı Hatice Soğancı ise gözyaşlarıyla duygularını şu şekilde paylaştı:
“Tek derdi insanlara yardımcı olmaktı. Zor bir bölümde okuyor ve bunun stresini yaşıyordu. Sınavlarını geçmekle ilgili çok umutluydu. Çok tatsız, çok önemli bir ihmal sonucu böyle bir şey yaşandı. Ne diyeceğimi de bilmiyorum. Babası tanıdığım en duyarlı insanlardan biriydi, herkesin hakkını gözetirdi. Özellikle öyle bir babanın kızının başına böyle bir şey gelmesi… Umarım her şey yapılır ve suçlu olan herkes yargılanır.”
]]>(ANKARA) -ABD’de Kasım ayında yapılacak seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan adayı Donald Trump’ın miting alanında suikasta uğramasını ANKA Haber Ajansı’na değerlendiren Türk askeri uzmanlar, büyük bir güvenlik ihmali olduğu yorumunda bulundu. Emekli Tuğgeneral Özgür Tor, “Her şey ihtimal dahilinde ama bu büyük ihtimalle öldürmek için yapılan bir saldırı. Büyük bir güvenlik ihmali var. İhmal ötesi bir durum da olabilir” değerlendirmesini yaparken, Emekli Kurmay Albay Çağlar Özer “Güvenlik boyutuyla ele aldığımızda çok ciddi ihmallerle karşılaşıyoruz. Bu tarz mitinglerde bölgede çok büyük güvenlik tedbirleri alınır. ABD istihbaratı ve koruma ekibi sınıfta kalmıştır” dedi.
ABD eski Başkanı ve Kasım 2024’te yapılacak seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan adayı Donald Trump’a, Pensilvanya eyaletinin Butler şehrinde seçim mitingi esnasında suikast girişiminde bulunuldu. Trump kulağından hafif yaralanırken, 20 yaşında olduğu belirtilen suikastçi öldürüldü.
Türk askeri uzmanlar, miting alanındaki güvenlik önlemleri açığını ve “suikast girişiminin Trump’ın seçimi kazanmaya yönelik bir planı olduğu” iddialarına ilişkin görüşlerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Emekli Tuğgeneral Özgür Tor: “Her şey ihtimal dahilinde ama bu büyük ihtimalle öldürmek için yapılan bir saldırı. Bu tip saldırılarda bir tane suikastçı olmaz. Saldırıyı yapanın tek kişi olduğunu zannetmiyorum. Diğer bağlantıların yakalanması için o şahsın sağ ele geçirilmesi gerekirdi. Orada tedbir alınmaması da büyük bir güvenlik açığı. Velev ki tedbir alınmadı, oradaki keskin nişancıların görmesi lazımdı. Böyle durumlarda hem el dürbünleriyle hem de dronlarla alan taraması yapılır. Hatta 130 metreden dürbünle bakmaya da gerek yok, gözle görülebilinecek bir mesafe. Büyük bir güvenlik ihmali var. İhmal ötesi bir durum da olabilir. Dürbünsüz bir silah kullanılmış. O yüzden ikinci bir suikastçı olabilir diyorum. Dürbünsüz silahla saldırı yapmak zor. Buna rağmen Trump başını çevirmeseydi kulağını sıyıran mermi beynin arka tarafına girebilirdi. Bu da ya öldürürdü ya da merminin yön değiştirmesiyle beynin içerisinde büyük bir hasar oluşturabilirdi. Bu tür suikastlerde genellikle 7.62 mermi kullanılır ama burada kullanılan 5.56 mermi de öldürür. Trump, kafasını çevirmiş olmasaydı ölmüştü.
Kendi reklamını yapmak için yaptırılacak bir atış değil, çok riskli. Kafasını çevirmesiyle ölümden kurtuldu. Bunu kendisinin yaptırması çok düşük bir ihtimal. Yani havaya vesaire sıkılsaydı olabilirdi ama bu şakaya gelir bir atış değil. Bunu yaptırmak isteseniz, 20 yaşında bir gence dürbünsüz tüfekle yaptırmazsınız. Bu kadar da yakından yaptırılmaz. Adli yönden durduramadıkları Trump’ı Kenedy gibi vurarak durdurma yoluna gidilmiş gibi. Profesyonel bir keskin nişancı tutulmuş olsaydı arkasında çok iz bırakırdı. Suikastı yapan kişinin Trump’tan nefret ettiğini söylediği videosu çıktı. Bu şekilde saldırının bireysel nefret olduğu söylenecek. Saldırıyı yapanın kim olduğu, nerede eğitim aldığı ortaya çıkarılmalı. Bence öldürmeye yönelik bir suikast, başarısız bir suikast. Profesyonel bir suikastçıya yaptırılsaydı kimin yaptırdığı vesaire ortaya çıkardı. Bu şekilde bir gencin öfkesi diye kapatılabilir. Suikastçı sağ yakalansaydı arkasında başka bir durum olup olmadığı öğrenilebilinirdi. Keskin nişancıların, elinde silahla çatıda duran birini farketmemeleri çok ilginç. Atış yaptıktan sonra vuruluyor. Sanki ateş yapması beklenmiş gibi. Daha önce Trump’a suikast yapılabileceğini söylemiştim. Koruma sayısı arttırılmıştır ama tekrardan bir suikast yapılması olası. Bu başarısız suikasttan sonra Trump’un oy oranı aşırı derecede artacaktır. Bu durumda da Biden’ın yerine başka bir aday belirlenebilir. Çatıda vurulan suikastçı eğitim almış biri fakat yeterince profesyonel değil. Açıyı, yüksekliği, güneşi vesaire hesaplayacak kadar profesyonel olmaması sayesinde Trump kurtulmuş.”
Emekli Kurmay Albay Çağlar Özer: “Konuyu güvenlik boyutuyla ele aldığımızda çok ciddi ihmallerle karşılaşıyoruz. Bu tarz mitinglerde bölgede çok ciddi güvenlik tebirleri alınır. Bölgede yaşanabilecek muhtemel eylemlere karşı platformu gören bütün yüksek katlı binalarda muhakkak güvenlik tedbirleri alınır. Bu, bütün dünyada uygulanan bir kuraldır. Bunun çok ciddi ihmal edildiğini görüyoruz. Şüpheli bir şahsın görüldüğü emniyet güçlerine bildirilmiş fakat herhangi bir işlem yapılmamış. Bu tarz saldırılar birkaç kişi tarafından yapılır. Ateş edildikten sonra alanın güvenliğinin sağlanmasında büyük eksiklik görülüyor. Miting alanının güvenlik tedbirlerinde ciddiyetsizlik var. ABD istihabaratı ve koruma ekibi sınıfta kalmıştır. Neticede bunun bir suikast saldırısı olduğu FBI tarafından da açıkça söylendi. Çok ciddi bir güvenlik zaafiyeti var. Burada şöyle bir çelişki de var; güvenlik zaafiyeti mi var yoksa güvenlik zaafiyeti yaratıldı mı? ABD’nin eski başkanının bu şekilde korunamaması ilginç. Sanki güvenlik tedbirleri bilerek minimalize ettirilmiş gibi. Bu tarz mitinglerde bölge tamamen sterilize hale getirilir, dron uçurulur. Özellikle bu kadar yakın mesafedeki birinin görülememesi mümkün değil.
Bunun seçim çalışması olarak yaptırıldığını düşünmüyorum. Mermi 5 milimetre daha sağına gitse Trump ölecekti. Anlık bir hareketle kurtuldu. Bu, oy getirilsin diye yaptırılacak bir şey değil. Siyaseten yapıldığını düşünmüyorum fakat bu tarz olaylar kişinin popülaritesini arttırır. Son zamanlarda Trump iktidara gelme olasılığı artan bir ivme kazanmıştı. Biden ile yapılan münazaradan üstün çıktı. Trump’ın anketlerde de öne geçtiği görülüyor. Dünyada şu an dört tane kriz bölgesi bulunuyor. Bunlar; Rusya- Ukrayna, İsrail- Filistin, Çin- Tayvan ve Suriye. Trump iktidara geldiği takdirde Ukrayna konusundaki fikri ortada. Zelensky desteklenmeyecek. Trump gelirse bu savaş bambaşka bir boyuta evrilir. Ukrayna’yı yalnız bırakabilir. Bunu istemeyenler var. Çin-Tayvan tarafındaki krizlerin de Trump tarafından sonlandırılma girişimleri olabilir. İsrail-Filistin konusunda bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Küresel olarak baktığımızda Trump’ın gelişiyle ABD’nin politikalarında önemli değişiklikler olabilir. Bu durumdan da bazı küresel ve bölgesel aktörler etkilenecektir.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Bayrampaşa Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi’nde 4 Temmuz 2023 tarihinde girdiği yüzme havuzunda 17 yaşındaki Emirhan Erdönmez, boğularak hayatını kaybetmişti. Emirhan Erdönmez’in ablası Ayşen Erdönmez, ön bilirkişi raporunu anlatmıştı. Acılı aile, ön bilirkişi raporunda belirtilen ihmalleri anlattı. Emirhan’ın 17 yaşında ve küçük yaştan beri düzenlin spor yapan bir genç olduğunu söyleyen abla Ayşen Erdönmez, “Okuldaki futbol, basketbol, voleybol gibi her türlü turnuvaya katılırdı. Bu tesiste küçükken yüzmeye gitti. Annemle beraber gittiklerinde, annem orada yüzme antrenörlerinin olduğunu görüp de, güvenerek yolladı. Son olayda kardeşime görevli ‘ben sizin kaydınızı açayım’ diyerek, veli imzasının olması gerektiği yerde, çocukların imzasını kabul ederek bu kaydı açtı. Biz Emirhan’ın yüzmeye gittiğini biliyorduk. Gönderirdik de zaten ama burada bir usulsüzlük söz konusu. Veli imzasının olması gerektiği yerde, veliye haber vermeden kayıt açıyorlar. Emirhan’dan sağlık raporu istenmedi. Ne kadar yüzme bilgisi olduğu sorulmadı” dedi.
“Emirhan 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldı, uyanmasını çok bekledik ama uyanmadı”
Olay sabahı, Emirhan ve arkadaşı havuza gittiklerini anlatan acılı abla Erdönmez, “Havuza giriyorlar ve arkadaşı bir süre sonra Emirhan’ın çıkmadığını fark ederek tekrar dalıyor. Emirhan’ın havuzun dibinde yattığını gördüğü zaman çevredekilerden yardım istiyor. Emirhanların bulunduğu havuzun en uzak kısmında olan görevli gelip aranızda ‘doktor’ var mı diye soruyor. Orada, yüzenlerden medet umuyor. Sanki o havuzda sağlık görevlisi, sağlık ekipmanı ve ambulansın bulunması gerekmiyormuş gibi. Sonra doktorun olmadığını öğrenen cankurtaran ki aslında cankurtaran değilmiş. Biz bunu bilirkişi raporuyla öğrendik. Kendi kalp masajı ve suni teneffüs yaparak tekrar nefes almasını sağlıyor. ve o şekilde hastaneye kaldırıyorlar. Emirhan’ın kaldırıldığı hastane, tesise sadece 600 metre uzaklıkta. Kucaklayarak götürselerdi belki 10 dakika içinde götürebilirlerdi. Ama burada ambulans bekleniyor. Boğulma vakalarında zaman çok önemli çünkü her saniye o kişinin zararınadır. Emirhan 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldı. Biz uyanmasını çok bekledik ama uyanmadı” diye konuştu.
Abla Erdönmez ön bilirkişi raporunda yer alan ihmaller zincirini anlattı
Ön bilirkişi raporunda havuz derinliği fark etmeksizin her havuzda bir cankurtaran bulunması gerektiğinin belirtildiği ancak kardeşinin bulunduğu havuzda cankurtaran olmadığını iddia eden Erdönmez, “Orada sağlık ve havuz ekipmanlarının, cankurtaran ekipmanlarının bulunmaması. Görevlilere bilgi verilmesi konusunda risk analizi gibi eksikliklerin olduğunu okudum. Düzenli yapılmış bir ihmal var. Sen oraya cankurtaran koymazsın ama başka bir şey koyarsın. Cankurtaran olmaz ama başka ekipmanlar olur. Olimpik atlama havuzunda, herhangi bir ‘girilmez’ yazısı bile bulunmuyormuş. Zaten orada Emirhan’ı çıkaran görevli ifadesinde, ‘Ben çocukların oraya girdiğini göz ucuyla gördüm’ demiş. Sen çocukların havuza girdiğini gördüysen eğer neden uyarmadın? Eğer oraya giriliyorsa neden cankurtaran yoktu? 4 buçuk metre az bir derinlik değil. Olimpik atlama havuzu olarak geçiyor sadece profesyonel yüzücülerin, yüzmesi gereken bir yerde 17 yaşındaki 2 çocuğun yüzerken kimse müdahale etmedi. Görevli çocukların havuza girdiğini belirtiyor. Havuzda her şey yaşanmış olabilirdi. Bayılma, kalp krizi, bilinç kaybı her şey olabilirdi. Bunlar en profesyonel yüzücülerin bile başına gelen şeyler. Neden orada bir cankurtaran yoktu? Emirhan’ın arkadaşının fark etmesi mi gerekiyordu? Arkadaşı fark edene kadar suda ne kadar zaman kaybetti? Su da ne kadar zamana kaybettiğini geçiyorum, sudan çıkarıldıktan sonra ne kadar zaman kaybetti? Neden kimse müdahale etmedi? Normalde havuzlarda aralarda bulunması gereken şeritler, tutamaç diye geçiyor sanırım onlar da yoktu. Normal de yüzen kişi ters bir durum yaşadığında oralara tutunup kendini kurtarabilir. Bu da bir ihmal ve kabul edilemez” dedi.
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ihmallerinin devam ettiğini duyuyoruz”
Yaşanan olaya ilişkin konuşan Avukat Muhammed Sami Bayram, “Emirhan’ın kuzeniyim. Ayrıca meslektaşlarımla beraber olayın hukuki boyutunu yürütüyoruz. Şu anda sorunsuz bir şekilde devam eden bir soruşturma süreci var. Yargı, sorumluların cezalandırması için elinden geleni yapacak. Buna güvenimiz tam. Diğer yandan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ihmallerinin devam ettiğini duyuyoruz. Havuzdaki sorunlar anladığımız kadarıyla hala çözülmemiş durumda. Havuzdaki yönetimin değiştiğine ve bazılarının istifa ettiğinin, bazılarının da görev yerlerinin değiştiğine dair duyumlar aldık. Bu olay çıktığında sosyal medyada yazılar yazılmıştı. Keza Ekrem İmamoğlu’na bir programda bu konuyla ilgili soru soruldu. Bu soruyu soran kişi, buradaki ihmallerin İBB’ye belirtilmesine rağmen hala devam ettiğini belirtiyordu. Gün sonunda buradaki amacımız, bu olayların başka birinin başına gelmemesi. Olay gerçekleşeli üzerinden yaklaşık 7-8 ay zaman geçti. Bu kadar zaman sonra böyle bir vaka yaşandı, hepimiz inanılmaz üzüldük. Bizim başımıza gelmiş başka bir insanın başına gelmemesi için bu problemlerin düzeltilmesi gerekiyordu. Biz hala bunun düzeltilmediği yönünde duyumlar alıyoruz. Ne olması gerekiyor. Bir şeylerin yoluna girmesi için başka insanlarında mı can kaybı yaşaması gerekiyor? Biz yaşadık başkalarının başına gelmesin. Bizim gördüğümüz büyük kusurlar söz konusu. Gerek havuzda cankurtaran olmaması, gerek sağlık ekipmanlarının olmaması. Sağlık ekipmanlarının dışında, bu sağlık ekipmanları olsa bile onları kullanabilecek bir sağlık görevlisinin de orada bulunmaması çok büyük kusurlar” ifadelerini kullandı.
“İhmali olan herkes hak ettiği cezayı alsın”
Gözyaşları içinde ihmali olanların ceza almasını istediği belirten anne Fatma Erdönmez, “Çok aklı başındaydı. Hedefleri çok yüksekti. Çok mükemmel bir çocuktu. Çok içimiz yandı. Ne diyeyim, Allah kimseye vermesin. Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin. Bir an önce tedbir alınsın. Çok ihmal var. Ben onu defalarca spora götürdüm. O zamanlar eğitmenler vardı. Yine aynıdır diye içim rahattı. Sürekli spor yapan bir çocuktu. Her türlü sporu yapıyordu. İhmali olan hepsi hak ettiği cezayı alsın. Benim canım çok yandı. Benim dünyam karardı. Kaç dakika havuzun kenarında kaldı belli değil. Kucaklayıp taşınsa bile daha hızlı giderdi” şeklinde konuştu.
Genç çocuktan geriye arkadaşlarıyla çekilmiş görüntüleri kaldı
17 yaşında İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Bayrampaşa Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi’ndeki yüzme havuzunda boğularak hayatını kaybeden Emirhan Erdönmez’den geriye videoları kaldı. Genç çocuğun arkadaşlarıyla beraber parkta tahterevallide oynadığı ve keyifli vakit geçirdiği anlar yürekleri burktu. – İSTANBUL
]]>22 Şubat’ta Keçiören’deki okulunda arkadaşlarıyla oyun oynadığı sırada başını sıraya çarpması sonucu beyin kanaması geçiren Mira Şahin’in (10) sağlık durumu iyiye gidiyor. Alınan bilgiye göre, ilkokul 3’üncü sınıf öğrencisi Şahin, alınan ilk ifadesinde, durumun bildirilmesine rağmen öğretmen B.Ö.’nün olayı önemsemediğini ve derse devam ettiğini söyledi. Kız öğrencinin tedavi gördüğü hastanede açıklamalarda bulunan avukatı Hilal Çelik, olayda ihmal olduğunu ileri sürdü. Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Hilal Çelik, “Bakım ve gözetim yükümlüğünün ihmali söz konusu. Bu durumdan dolayı ihmali olan okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin yargılanması için şikayetçi olduk, süreci de takip edeceğiz. Öğretmenle ilgili disiplin soruşturması devam ediyor” dedi.
“Öğretmen basit bir kontrol yapmış, iyileşeceğini söylemiş ve derse devam etmiş”
Küçük kızın ifadesinde anlattıklarını aktaran Avukat Çelik, “Mira başını çarptıktan sonra yoğun bir baş ağrısı yaşadığı için doğrudan öğretmenle diyalog kurmamış. Arkadaşları bu durumu öğretmene iletmişler. Öğretmen basit bir kontrol yapmış, iyileşeceğini söylemiş ve derse devam etmiş. Bu şekilde en az iki ders geçmiş Mira’nın anlatımına göre. Mira bu süre içerisinde hiçbir şekilde derse aktif olarak katılmamış. Sıranın üzerinde yatarak geçirmiş bütün ders saatlerini. Öğretmenin çocuğun kafasına buz koyduğu, müdahale ettiği yönünde söylemler var ama böyle bir müdahale hiç olmamış. Arkadaşları ilk müdahaleyi yapmış. Üçüncü derste artık kendisi de tamamen konuşamaz hale geldiği için öğretmenin heyecanlandığı ve sınıftan dışarı çıkarak okul müdürünü sınıfa getirdiği söyleniyor. Okul müdürü ve müdür yardımcısı sınıfta çocuğun durumunu gördükten sonra derhal aileye haber verilmiş” diye konuştu.
Şahin’in kendisinin düştüğünü söylediğini de belirten Çelik, “Mira açıkça ‘Kovalamacılık oynarken ayağım takıldı, kafamı sıraya çarptım. Herhangi bir arkadaşım beni itmedi’ şeklinde beyanda bulundu. Olay meydana geldiğinde sınıfta kendisiyle birlikte sadece iki arkadaşı varmış. Ancak ders arasında sağlık durumu hakkında muhtemel tanıklıklar vardır diye düşünüyoruz” dedi.
“Kafatasında kırık ve beyin kanaması ile üç ders geçirmiş”
Baba Çağrı Şahin ise, en çok üzüldükleri durumun ihmalkar tavırlar olduğunu belirterek, “İhmalkarlıktan şüpheleniyorduk. Şu anda kızımın durumu iyi, bilinci açık. Öğretmeni, ‘Otur, birazdan geçer’ gibi ifadeler kullanmış. Öğretmenleri değil de arkadaşları ilgilenmiş. Hemen ameliyata almışlar, zamanla yarışmış. 2-3 saatlik bir kanama mevcutmuş. Yoğun bakımda gözetim altında. Uyanınca pide istedi, bir iki lokma ancak yiyebildi. Şimdi de yürütmeye çalışıyorlar. O aşamadan sonra da normal odaya çıkartılacak. Öğretmeni ile dün görüştük. Üzüntülü olduğunu ve durumun bu noktaya geleceğini tahmin edemediğini söyledi. Bu tahminle olmuyor, düşen bir vatandaş görsek hemen müdahale eder, insanlık görevimizi yerine getiririz. Kafatasında kırık ve beyin kanaması ile üç ders geçirmiş kızım. Bu durum bizi çok üzüyor” dedi. – ANKARA
]]>KOCAELİ Kartepe’deki bir işletmede şambrelle kayak yaparken, pistten çıkıp 5 metre yüksekten düşen 3 çocuk annesi Tuğba Paloluoğlu (50) yaşamını yitirdi. Paloluoğlu’nun ailesi, pistin yanındaki tel örgülerde açıklık olduğunu öne sürerek ihmal iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu, olayla ilgili ‘Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. İşletmeden yapılan açıklamada ise olayda herhangi bir ihmalin olmadığı belirtildi.
Olay, 14 Ocak günü saat 17.30 sıralarında Kartepe’de, kızak ve şambriyelle kayak yapılan bir işletmede meydana geldi. Tuğba Paloluoğlu, hafta sonunda ailesi ile birlikte kayak yapmak için Kartepe’de bulunan bir tesise gitti. Şambrelle kayan Tuğba Paloluoğlu, pistten çıkarak 5 metre yüksekten düştü. Ağır yaralanan Paloluoğlu, yakınları ve işletmeciler tarafından bulunduğu yerden çıkarıldı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılan Paloluoğlu, kurtarılamadı.
ANNELERİNİN TABUTUNA SARILIP AĞLADILAR
Tuğba Paloluoğlu’nun cenazesi, bir gün sonra Körfez ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Mehmet Akif Ersoy Camii’nde ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Körfez Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenazede oğulları Murat Yaşık (24) ve Muhammed Yaşık (22), Paloluoğlu’nun tabutuna sarılıp ağladı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Tuğba Paloluoğlu’nun oğulları, pistin yanındaki tel örgülerde açıklık olduğunu iddia ederek işletmeden şikayetçi oldu. Yapılan otopsi sonucu oluşturulan Paloluoğlu’nun ölüm raporunda ise kadının çoklu kaburga kırıklarına bağlı yaralanma sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Şikayet kapsamında savcılık, ‘Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi’ suçlamasıyla işletme sahibi ve sorumlu çalışanlar hakkında soruşturma başlattı.
Murat Yaşık, annesinin ölümünde ihmal olduğunu düşündükleri için şikayetçi olduklarını belirterek, “Kayak merkezinde kaymak için 3 tanesi 400 liraya şambrel kiraladık. Sonra orada kayarken aşağıda tellerin yırtık olduğu söylenmedi. Tellerdeki boşluktan annem uçarak uçuruma düştü ve vefat etti. İhmal olduğunu düşündüğümüz için şikayetçi olduk. Annem düşünce hemen oradan 10-15 kişi kaldırdık. Battaniye ile taşıdık. Sobanın yanına götürdük ve orada su içirdik. Daha sonra ambulans geldi ve hastaneye götürdü” dedi.
‘TEL ÖRGÜNÜN YERİNE KOMİK BİR ŞEKİLDE YATAK KOYMUŞLAR’
Tuğba Paloluoğlu’nun dini nikahla birlikte yaşadığı eşinin kardeşi Sümmani Yaşık da işletmenin ihmali olduğunu iddia ederek, “Yengem çocuklarıyla birlikte Kartepe’ye tatile gittiler. Orada kiraladıkları şambrelle pistte kayarken tellerin yırtık olmasından dolayı oradan aşağı düşüp vefat etti. Ne bir güvenlik ne de bir kurtarma ekibi vardı. Yeğenlerim kendi imkanlarıyla kurtarıp kendi imkanlarıyla ambulansa bindirdiler. Bizden sonra tel örgünün yerine komik bir şekilde yatak koymuşlar. Sanki insanlar orada yatacakmış gibi. Jandarmanın çektiği resimlerden gördük. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Yasal olarak orayı işleten kimse, kime ucu dokunuyorsa bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız” diye konuştu.
İŞLETME, TELDEKI AÇIKLIK İDDİALARINI REDDETTİ
Pisti işleten Sis Dağı firmasından yapılan açıklamada ise tellerde herhangi bir açıklık olmadığı belirtildi. İşletme sahibi, yaşanan olayda tesisin herhangi bir ihmali olmadığını öne sürerek, “Kadın şambrelle kayarken, tellere çarptı. Tellerin üstünden aşağıya uçtu. Tellerde herhangi bir açıklık yok. Kadının sağlık durumu buradan giderken iyiydi. Biz burada ilk müdahalede bulunduk. Bulunduğu yerden battaniyeye sarıp taşıdık. Restoranda sandalyede oturdu, kendisiyle konuştuk. Bilinci yerindeydi. Ne olduysa ambulansa bindikten sonra olmuş. Tesisimizle ilgili herhangi bir ihmal yok. Tesisimizde her türlü uyarı levhaları mevcut” ifadelerini kullandı.
]]>