Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, Tokat’ta 5.6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Sulusaray ilçesinde incelemelerde bulundu. Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Bakan Yardımcısı Tuzcuoğlu’na deprem hasarı hakkında bilgi verdi. İlçe hükümet konağı önünde gazetecilere açıklama yapan Tuzcuoğlu, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız olarak da Sayın Bakanımız Mehmet Özhaseki beyin hemen talimatlarıyla biz de kendi bakanlığımızın çalışmaları açısından her türlü önlemi, tedbiri ve gayreti ortaya koyduk. Arkadaşlarımızı çok hızlı bir şekilde bölgeye sevk ettik. Gerek çevre illerden buraya transfer ettiğimiz teknik arkadaşlarla, gerekse bakanlık merkezinden buraya yönlendirdiğimiz teknik ekiplerimize, hasar tespit ekiplerimizle birlikte gerek Yozgat ve Tokat’ta çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda 20 ekip 50 teknik personelle birlikte bu çalışmalarımız yürüyor, ihtiyaç halinde yine Sayın Valimizin, yine AFAD’ımızın koordinasyonunda teknik ekip sayılarımızı arttırabiliriz. Birkaç gün içerisinde de inşallah bu bölgedeki tüm hasar tespitlerini de tamamlamayı düşünüyoruz” dedi.
“Ağır hasar 99 öncesi yapılan binalarda”
Tuzcuoğlu yaptıkları incelemede depremde ağır hasar alan binaların 1999 yılı öncesi yapılan binalar olduğuna dikkat çekerek, “Gerek Tokat’ta gerek Yozgat’ta baktığımız zaman ağırlıklı olarak hasar gören yapıların yine 1999 öncesi binalar olduğunu tespit ediyoruz. Bunların çoğunluklu olarak 40-50 yıl öncesine ait kerpiç yapılar, yığma yapılar, mühendislik ve fen hizmetlerinden yoksun olan yapılmış olan binalar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ülkemiz bir deprem bölgesidir. Gerek kuzeyden geçen fay hatları, gerek Doğu Anadolu ve güneyden geçen fay hatları, gerekse Ege ile Ege’deki fay hatlarını göz önüne aldığınız zaman ülkemizin tamamı çok önemli bir deprem bölgesi oluyor. Himalayalar’dan Alp’lere kadar uzanan bu hat içerisinde bizim ülkemiz depremsellik açısından, risk açısından beşinci ülke konumunda. Öyle olunca muhakkak suretle biz yapılarımızı sağlam, sıkı ve mühendislik hizmetleri çerçevesinde inşa etmek zorundayız. Depremden çok fazla bir şey olmayabilir. Ama yapılarımız eğer ona dayanaklı değilse o zaman maalesef istenmeyen tablolarla karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu.
“500 ihbar geldi, 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı”
Tuzcuoğlu, depremin ardından 500’e yakın ihbar alındığını ifade ederek şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar Tokat ilimizde bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarda 500 ihbar aldık şu ana kadar. Bu ihbarların sayısı artabilir. Özellikle şu anda hemşehrilerimizin bir kısmı evlerine giremiyorlar. Bunlar giriş yapmaya başladıkları zaman muhtemeldir ki orada birtakım ihbarlar da alınacak. Bu ihbarların sayısı artabilecek ve biz de yapılan her türlü ihbara teknik ekiplerimizle beraber hemen gidip yerinde inceleme, araştırma ve neticelerimizi ortaya koyacağız. Şu ana kadar incelenen 50 yapıdan 5 tanesi yıkık görünüyor. Yine 15 tane ağır hasarlı yapı görünüyor. Az önce de bahsetmiş olduğum gibi bunların büyük çoğunluğu yine kerpiç işte yığma yapılar. Mühendislik hizmetinden yoksula yapılmış olan yapılar. Diğerlerini de yine en kısa sürede tamamlamış olacağız. Kamu binalarımızla alakalı bir hasar görünmüyor. Bu sevindirici bir şey. Aslında depremle alakalı bizi en çok teselli bulduran konu bir can kaybı olmaması.” – TOKAT
]]>Vali Aksoy, Valilik’te İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir ve İl Emniyet Müdürü Yaman Ağırlar’ın da katıldığı “İl Güvenlik ve Asayiş Değerlendirme Toplantısı”nda, emniyet ve jandarma teşkilatlarının sorumluluk bölgelerinde yürüttüğü asayiş, terör, kaçakçılık organize, göçmen kaçakçılığı, siber suçlar ve trafiğe ilişkin çalışmaları paylaştı.
İl Jandarma Komutanlığının 1242, Emniyet Müdürlüğünün 3 bin 475 personelle sürdürdüğü çalışmalarda 2 aylık süreçte genel güvenlikle ilgili 41 terör olayı, 37 göçmen kaçakçılığı, 6 bin 198 asayiş, 195 siber, 67 kaçakçılık ile organize, 3 trafik olmak üzere işlem yapılan toplam 6 bin 539 olayın bulunduğunu bildirdi.
Aksoy, uyuşturucu ve kimyasal madde ticareti yapanlara yönelik 39 operasyonda 59 şüphelinin tutuklandığını, maddeye özendirme kapsamında gerçekleştirilen 3 operasyonda ise 3 kişinin gözaltına alındığını, madde kullanımıyla ilgili 176 operasyonda ise 220 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
Kadına Destek Programı çerçevesinde alınan 799 KADES ihbarının 611’inin gerçek, 88’inin asılsız ihbarlardan oluştuğunu açıklayan Aksoy, Eskişehir genelinde 28 mevcutlu kelepçenin koruyucu etki oluşturduğunu aktardı. Aile içi ve kadına yönelik şiddette önleyici olarak 392’si koruyucu olmak üzere 622 karar alındığını bildiren Aksoy, ilgili birimlerin risk durumlarına göre faaliyetlerini sürdürdüklerini dile getirdi.
Son dönemde siber suçların artma eğitiminde olduğuna dikkati çeken Aksoy, ocak ve şubatta yasa dışı bahis, 14 banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması, 2 bilişim sistemini engelleme ve bozma, 55 kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşma, 21 müstehcenlik, 89 nitelikli dolandırıcılık olmak üzere çeşitli suçlara işlem yapıldığını ifade etti.
Eğitici ve bilgilendirici faaliyetler
Güvenlik güçlerinin eğitici ve bilgilendirici faaliyetlerine de değinen Vali Aksoy, “Narkogençlik”, “En İyi Narkotik Polisi Anne” ve “Narko Nokta” çalışmaları aracılığıyla düzenlenen 18 etkinliğe 19 bin 239 vatandaşın katıldığı bilgisini verdi.
Narkotik veri analiz sistemi “Narvas”ın 112 Acil Çağrı Merkezi ve güvenlik birimlerince hassasiyetle takip edildiğini açıklayan Aksoy, vatandaşların da güvenlik güçlerine yardımcı olduğunu belirtti. Ocak ve şubat aylarında toplam 150 ihbarın ulaştığını, bu ihbarların titizlikle değerlendirilerek operasyon haline geldiğini aktaran Aksoy, ihbarlar yoluyla güvenlik güçlerine yardımcı olan vatandaşlara teşekkür etti.
Ocak ayının başından bu yana 3’ü ölümlü, 594’ü yaralanmalı, 246’sı hasarlı 843 trafik kazasının meydana geldiğini duyuran Aksoy, sürücülere kurallara uymalarını, emniyet kemeri takmalarını ve araç kullanırken cep telefonu kullanmamalarını tavsiye etti.
Yayaların ve sürücülerin trafik kurallarına uyması için güvenlik birimlerinin çalışmalarını titizlikle yürüttüğünü vurgulayan Aksoy, Trafik Dedektifleri Projesi kapsamında 2 bin 129 öğrenci ve 2 bin 133 servis aracı sürücüsü ile personeline eğitim verildiğini duyurdu. 8 bin 576 kişiye eğitim faaliyeti yürütüldüğünü anlatan Aksoy, okul servis denetimlerini dikkatle sürdürdüklerini belirtti.
Yerel seçimler
Yaklaşan 31 Mart yerel seçimlerine değinen Vali Aksoy, il genelinde 2 bin 370 sandıkta kayıtlı 696 bin 60 seçmeni bulunduğunu bildirdi.
Seçime katılacak siyasi partilerin seçim çalışmaları için 114 büro açtığını açıklayan Aksoy, yerel seçimlerin huzur ve güven ortamında gerçekleşmesi konusunda güvenlik birimlerinin büyük hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
Tüm güvenlik planlamalarının yapıldığını, seçimlere yönelik şu ana kadar olumsuz bir durumla karşılaşılmadığını anlatan Aksoy, belediye başkan adaylarına ve muhtar adaylarına hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ederek, “Herkes kendini anlatacak, halkımız da kararını verecek. Seçimlerimizin ilimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Seçilecek olanları şimdiden tebrik ediyorum.” dedi.
Eskişehir özelinde dilencilik yapanlara karşı faaliyetler organize edildiğini aktaran Aksoy, güvenlik birimlerinin dilenciliğin önlenmesi için dikkatle çalıştığını belirtti.
Ocak ve şubat ayında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen 13 ihbar doğrultusunda 58 dilenciye işlem yapıldığını bildiren Aksoy, “Dilencilerimizi aldığımızda ‘Burada bir daha sizi görmeyelim’ demenin yanı sıra sağlık kontrollerini yaptırıyoruz. 41 kişi sağlık taramasından geçmiş, 48 dilencinin eğer dilenmediği takdirde yaşamını sürdürmekte zorlanabilir mi konusunda sosyal ve ekonomik durumunu Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüzün elemanlarına inceletiyoruz.” diye konuştu.
]]>CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Bankoğlu, soru önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:
“SEZGİN BARAN KORKMAZ İLE İLGİLİ İDDİALARIN ACİLEN YANITLANMASI GEREKİYOR”
“ABD makamlarıyla anlaşma yaparak serbest bırakılan Sezgin Baran Korkmaz ve ekibinin Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin son dönemde çok sayıda haber yer alıyor. Korkmaz’ın özellikle Adalet Bakanlığı’ndaki bir üst düzey personelle kurduğu rüşvet ilişkileriyle işlediği suçları örtbas etmeyi başardığını, sadece medyada değil aynı zamanda eski İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu tarafından da dile getirildi. Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili iddiaların acilen yanıtlanması gerekiyor.”
“MEHMET AKİF EKİNCİ’NİN YAPTIĞI 220 BİN TL’LİK ALIŞVERİŞİN SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN HESABINA YATIRILIP YATIRILMADIĞINA İLİŞKİN SORUŞTURMA AÇILDI MI”
CHP’li Bankoğlu’nun Bakan Tunç’a soruları ise şöyle:
“01/07/2019 tarihinde resmi kayıtlara geçen olayda Sezgin Baran Korkmaz’ın İstanbul’da tanınan bir AVM’de bir mağaza çalışanını dövmesi ve ölümle tehdit etmesi sonucunda mağdur edilen mağaza personelinin kolluk kuvvetlerine verdiği ifadesinde Sezgin Baran Korkmaz’ın kendisini arayarak ‘Ankara’dan önemli bir adamın aradığını, sen kimsin benim neler yapabileceğimi biliyor musun, adam ol, sağda solda konuşma senin kemiklerini kırarım’ şeklindeki sözlerinde bahsi geçen ‘Ankara’daki önemli adamın’ HSK Başkanvekili ve 2. Daire Başkanı Mehmet Akif Ekinci olduğuna dair haberler çıkmıştır. Mehmet Akif Ekinci’nin ilgili mağazada eşiyle birlikte Haziran 2019 tarihlerinde tek seferde 220 bin TL alışveriş yaptığı ve işbu alışverişin Sezgin Baran Korkmaz hesabına yapılıp yapılmadığına dair iddialarla ilgili Adalet Bakanlığı bir soruşturma açıldı mı? Yine HSK Başkanvekilinin şahsi ve birinci derece yakınlarının malvarlığı üzerinde olağandışı bir zenginleşme olup olmadığı araştırılmış mıdır? Mağdurun iddiaları, ilgili mağazanın kamera görüntüleri üzerinden kanıtlanmasına rağmen, mağdurun ifadesini geri çekmesinde bu Ankara’daki ‘önemli adamın’ bir etkisi olup olmadığı araştırılmış mıdır?
“SEZGİN BARAN KORKMAZ SUÇLARINI MEŞRULAŞTIRMAK İÇİN 280 MİLYON TL PARA ÇIKIŞI GERÇEKLEŞTİĞİ İHBAR EDİLMİŞTİR. BU İHBAR ÜZERİNDE İNCELEME YAPILMIŞ MIDIR”
Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD makamlarına verdiği bilgiler ve sözler kapsamında yasal engelleri aşmak ve Türkiye’deki suçlarını meşrulaştırmak için ABD’den cep telefonuyla ülkemizde bazı ilgili makamları arayarak çalışanları tarafından usulsüz yollarla bu şirketler üzerinden 280 milyon TL para çıkışı gerçekleştiğini ihbar etmiştir. Bu ihbar üzerine bir inceleme yapılmış mıdır? Sezgin Baran Korkmaz’ın daha önce Sayın İnan Kıraç’a karşı nitelikli dolandırıcılık yöntemleri kullanarak aynı zamanda tertiplediği yargı ayağının nüfusunu kullanmak suretiyle ve yine yönetimindeki yasa dışı silahlı baskı unsurlarıyla elindeki hisseleri yağmalamaya çalışması nedeniyle önceki dönem İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun açık kaynaklardaki ikrarıyla da sabit olduğu üzere, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatları doğrultusunda ‘devletin emir komutası’ olaya el koyup Sayın Kıraç’a yardım ettiği bilinmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın İnan Kıraç dışında aynı örgütün mağduru olan sayın Yalçın Ayaslı gibi başka iş insanlarının da ağır mağduriyetinin engellenmesi için gerekli talimatları vermiş midir? Aksi halde diğer mağdurların kanun önünde eşitlik ilkesi ve hak arama kabiliyeti çiğnenmiş midir?
“SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN İADESİ İÇİN PROSEDÜRLER BİLİNÇLİ OLARAK ENGELLENMEKTE MİDİR”
Ayrıca Adalet Bakanlığı resen anayasal sorumluluğu çerçevesinde bu mağduriyetleri araştırmış mıdır? Yargı sistemi içerisinde menfaat odaklı Sezgin Baran Korkmaz tarafından tertiplenen çeteleşmeyi dağıtacak yetki ve görev tamamen ve münhasıran Adalet Bakanlığının ve Hakim ve Savcılar Kurulu’nun emredici görevleri arasında değil mi? Söz konusu suçlar ve mevcut davalar karşısında Sezgin Baran Korkmaz’ın kamuoyuna ve bazı resmi evraklara yansıdığı üzere Adalet Bakanlığındaki ilişkileri sayesinde halen korunmakta olduğu iddiaları doğru mudur? Bakanlığınız bu konuda bir soruşturma talimatı vermiş midir? Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesi için ulusal ve uluslararası hukuk yönünden zaruri olan adli ve idari prosedürler bazı Bakanlık görevlilerince bilinçli olarak engellenmekte midir?”
]]>KAHRAMANMARAŞ Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı personeli Mehmet Demir, 6 Şubat’ta 112 Acil Çağrı Merkezi’nde görev yaparken yatılı Kur’an kursundaki oğlu Muhammed Nejat’ın (14) enkaz altında kaldığını öğrenmesine rağmen görev yerine terk etmeyerek yönlendirdiği itfaiye ekiplerinin 1050 kişiyi kurtarmasını sağladı. O gecenin kendisi için bir sınav olduğunu belirten Demir, “Rabb’ime şükürler olsun evladım Kur’an kursunda, ilim yolunda şehit oldu yeğenimle birlikte. Elhamdülillah sınavı geçtik diye umut ediyoruz” dedi.
6 Şubat depremlerinin merkez üssü Kahramanmaraş’taki 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, o gece aldıkları ihbarlara sağlık ve kurtarma ekiplerini sevk ederek hayatlarının en kritik görevlerinden birini yaptı. Bu çalışanlardan biri de Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı personeli Mehmet Demir idi. Demir, oğlu enkaz altında olmasına rağmen arama kurtarma ekiplerine katıldı.
EN ACI İHBAR EŞİNDEN GELDİ
Saat 04.17’de meydana gelen depremin ardından sayısız ihbar alan Mehmet Demir, il genelindeki itfaiye ekiplerini depremin yerle bir ettiği binaların bulunduğu adreslere yönlendirdi. Demir, depremden yaklaşık yarım saat sonra mesleki hayatının en acı ihbarını eşinden aldı. Eşi, Mevlana Mahallesi’ndeki yatılı hafızlık Kur’an kursundaki çocukları Muhammed Nejat ile yeğeni Tayfur Kayra’nın (12) enkaz altında kaldığını belirterek Mehmet Demir’in yanına gelmesini istedi. Eşine çok sayıda ihbar aldığını belirten Demir, ekipleri yönlendirmesi gerektiği için gelemeyeceğini söyledi. Mehmet Demir, 6 saat sonra 112’den ayrılarak Kur’an kursu enkazına gitti ve yapılan çalışmaların ardından enkazdan oğlu ve yeğeninin cenazelerini çıkardı.
‘BUGÜN, SINAV GÜNÜMÜZ’
1 yıldır oğlunun ve yeğenin acısıyla görevine devam eden Mehmet Demir, o gece yaşadıklarını şöyle anlattı:
“6 Şubat günü Kahramanmaraş 112’de görevliydim, nöbetteydim o gece. 04.17’de deprem oldu, depremin etkisiyle biz dışarıya çıktık 112 personelleri hep birlikte. Dışarıya çıktığımızda 112’ye yakın evlerden çığlık, yardım sesleri geliyordu. Akıbetinde tekrar 112 içerisine girmemiz gerektiğini, ihbarları alıp sağlık itfaiye, jandarma ekiplerini olaylara müdahale etmek üzere ekipleri yönlendirme kararı aldık. İhbarlardan enkaz altında olanları kırmızı kalemle enkazdan çıkanları mavi kalemle durum konum bilgilerini not etmeye başladım. Diğer illerden gelecek takviye ekiplere sağlıklı bilgi verme adına notlar almaya başlamıştım, yarım saat geçmedi beni eşim aradı. Oğlum Muhammed Nejat ile yeğenim Tayfur Kayra’nın yatılı olarak kaldığı Kur’an kursuna çocukları almak üzere gittiklerini ama Kur’an kursunun göçük vaziyette olduğu bilgisini verdi. Bu esnada ben birçok ihbar almıştım ve aynı zamanda aldığım ihbarları Kahramanmaraş’taki tüm itfaiye birimlerini yönlendiriyordum. Bırakıp gidemedim orayı. Eşime de söyledim, ‘Çok fazla ihbar aldım, tüm ekip sahada. Aldığım ihbarları arkadaşlara iletmek zorundayım. Tüm bilgiler şu an ben de mevut, yani burayı bırakırsam bir sürü yardıma muhtaç insanın vebalini almış oluruz. Devletin bu zamana kadar bize emeğin, verdiği maaşın bugün sınav günümüz. Biz bugün burayı bırakırsak olmaz’ dedim. Orada bu şekilde çalışmaya 6 saat devam ettim. Elimde, itfaiyeye dair yönlendireceğim hiçbir ekip kalmadı. Bunu anladıktan sonra kendi çocuğumun ve yeğenimin bulunduğu enkaz yerine geçtim. Sonraki yapılan istatistikler sonucunda elhamdülillah 1050 kişinin kurtarılmasına vesile oldum. Tabi bir tarafta acım bir tarafta da böyle bir sınavı geçmiş olmanın gururuyla hayatımızı idame ettiriyoruz. Rabbime şükürler olsun evladım Kur’an kursunda, ilim yolunda şehit oldu yeğenimle birlikte. 6 Şubat’tan bize, itfaiyemiz adına, şu yalan dünyada bir anımız kaldı. Yaptığımız işin ne olduğunu biliyoruz, farkındayız. Elhamdülillah sınavı geçtik diye umut ediyoruz.”
Mehmet Demir ayrıca, 19 Mart 2020’de şehit olan yeğeni ile oğlu Muhammed Nejat’ın yan yana olan fotoğrafını sosyal medyada paylaşırken Allah’tan oğlu için şehitlik dilediğini ve o dileğin de gerçekleştiğini söyledi. Demir, “Yeğenim Kırıkhan’dayken ziyaretine gitmiştik ve bu fotoğrafı o zaman çekmiştim. Yeğenim Oğuzhan Taş’ın 19 Mart 2020’de şehit haberini aldığımda sosyal medyadan oğlumla birlikte olan fotoğrafını paylaşırken şöyle bir yazı yazdım. Yeğenim Oğuzhan Taş, Suriye’de şehit olmuştur. Aslan’ımın cenaze töreni bilgisi gelir gelmez paylaşacağı darısı yanındaki oğluma olsun inşallah.’ Rabbim, ona da şehitlik nasip etti” dedi.
]]>TÜRKİYE’nin önemli kış ve kayak merkezlerinden Uludağ’da, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri, 11 kar motoru ve 3 UTV ile günün 24 saati görev yapıyor. Mahsur kalanlar ile kaybolanları bulmak için termal dron ve eğitimli köpekleri kullanan JAK timleri, ihbar ulaştığı andan itibaren 2 dakika içerisinde müdahale noktasından kar motorlarıyla çıkış yapıp, koordinatlarını belirledikleri tatilciye ulaşıyor. Kuruldukları 1998 yılından bu yana 16 bin 250 olaya müdahale eden JAK timlerinin ‘beyaz cennet’teki nefes kesen kış tatbikatı DHA tarafından görüntülendi.
İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JAK timleri, kayak sezonunun devam ettiği 2 bin 543 metre yüksekliğindeki Uludağ’da 7 gün 24 saat 3 tim ile teyakkuz halinde. Hareket kabiliyetlerini geliştirmek için, belirli periyotlarla arama kurtarma tatbikatları gerçekleştiren JAK timlerinin kış tatbikatı, DHA tarafından görüntülendi. JAK timleri, senaryo gereği, kayakçının pist dışına çıkıp yaralanarak ormanda mahsur kaldığı ihbarıyla harekete geçti. İkişer kişilik ekipler, yanlarındaki arama-kurtarma köpeğiyle, kar motorlarıyla zirveye çıkıp, ihbara göre belirlenen koordinatlara ulaştı. Ardından kayakçının olduğu değerlendirilen bölgede termal dron ve eğitimli köpekle arama başlatıldı. Bulunduğu nokta belirlenen kayakçı, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından termal battaniyeyle koruma altına alındı. Kayakçının, arkasında sedye bulunan kar motoruyla oteller bölgesine götürülmesiyle tatbikat sona erdi.
Bir başka tatbikatta ise bozulan telesiyejde bir tatilcinin mahsur kaldığı ihbarıyla harekete geçen ekipler, yine kar motorlarıyla engebeli ve dik araziye ulaştı. 2 JAK personeli telesiyeje çıkıp gerekli önlemleri aldıktan sonra tatilciyi kurtarmak için harekete geçti. Halatla bağlandığı tel üzerinden telesijeydeki tatilciye ulaşan JAK personeli, koruma setiyle güvenliğini sağladığı tatilciyi 10 metre yüksekten indirerek kurtardı.
HER TÜRLÜ İKLİM KOŞULUNA GÖRE EĞİTİLİYORLAR
Uludağ’da, 3 timde görev yapan JAK timleri, her türlü iklim koşulundaki çalışmalar için Ankara’da, Jandarma Genel Komutanlığı’nda özel olarak eğitiliyor. Bursa kent merkezi ile ilçeler ve çevre illerdeki olası afet olaylarında da etkin rol oynayan JAK timleri, kış sezonunda çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Uludağ’da, 7 gün 24 saat görev yapıyor.
Yaralanma, mahsur kalma ve kayıp olaylarına, 11 kar motoru ve 3 UTV ile anında müdahale ettiklerini söyleyen JAK Timi Komutanı Başçavuş Yasin Demirkan, “Mevsim şartlarına göre değişen eğitim faaliyetleri ve tatbikatlar icra edilirken, kış sezonunda ise meydana gelebilecek kaybolma, mahsur, kalma, sportif kazalar, telesiyej arızaları gibi olaylara müdahale ve 24 saat esasına göre hazır kıta faaliyeti icra edilmektedir. Değişen hava şartlarına uygun malzeme ve teçhizat seçimi yapılarak, olaylara en emniyetli şekilde müdahale ve arama kurtarma faaliyetleri icra edilmektedir. Bursa Jandarma Arama Kurtarma timleri, 3 tim ile 24 saat esasına göre Uludağ bölgesinde meydana gelebilecek olaylara müdahale etmektedir. Jandarma Arama Kurtarma timleri kuruluş tarihi olan 16 Mayıs 1998 tarihinden itibaren 16 bin 250 olaya müdahale etmiştir” dedi.
1 AYDA 160 OLAYA MÜDAHALE
2023 kış sezonunda 3 bin 804 kaybolma, mahsur kalma ve yaralanma olayına, 2024 yılının ilk 1 ayında ise 160 olaya müdahale ettiklerini söyleyen Başçavuş Demirkan, ihbar geldikten sonra yaşanan süreci ise şu sözlerle anlattı:
“Jandarma Arama Kurtarma Müdahale Noktasında hazır olarak beklediğimiz için, 2 dakika içerisinde olaya müdahale için çıkış yapılmakta, mesafenin uzaklığına göre 4 veya 5 dakika içerisinde olaya müdahale etmekteyiz. İhbarın alınması, kazazede veya ihbarcıyla irtibat kurulması, kazazedenin bulunduğu koordinatların tespiti, AFAD, 112, UMKE gibi diğer birimlerle koordinasyon kurulması, mevsim, hava ve yol durumu gibi şartların değerlendirilmesi, göreve yönelik uygun malzeme ve teçhizat seçimi, göreve çıkış, intikal, kazazedeye ilk müdahale, tahliye planı yapılması ve kazazedenin güvenli bölgeye tahliyesi gerçekleştiriliyor.”
‘HER ZAMAN HAZIR OLDUĞUMUZU BİLMELERİNİ İSTERİZ’
Kayak kazalarının önlenmesi için tatilcilere uyarıda bulunduklarını belirten Demirkan, Uludağ’da dağcılık faaliyetleriyle ilgili alınması gereken önlemlere de dikkat çekerek, “Mevsim şartlarına uygun donanımla Uludağ bölgesine gelmeleri, yapacakları dağcılık faaliyetlerinin öncesinde ve sonrasında ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi vermeleri, kayak yaparken meydana gelebilecek her türlü sportif yaralanma, kaybolma, mahsur kalma gibi durumlarda 112 ihbar hattını arayarak yardım çağrısında bulunmaları gerekiyor. Jandarma Arama Kurtarma timleri olarak, vatandaşımızın can güvenliği için her zaman hazır olduğumuzu bilmeleri ve hissetmeleri gerektiğini söylemek isteriz” ifadelerini kullandı.
]]>Türkiye’de acil durumlarda ihbarda bulunmak için sağlık, emniyet, yangın, güvenlik gibi konularda ayrı ayrı numara kullanılmasına son verilmişti. Bu kapsamda tüm çağrılar artık 112 bünyesinde toplanıyor ve tüm acil ihbarlar 112 üzerinden alınıyor. Yeni Nesil 112 sistemi ile vatandaşların tek bir numarayı öğrenmeleri ve acil yardım çağrısı alındıktan sonra en kısa sürede olay yerine ya da acil durumdaki kişilere ulaşmak kolaylaşırken, arayan kişinin nokta olarak adresinin sistemde görünmesi ile de ekiplerin işlerini hızlandırıyor. Jandarma, emniyet, sağlık, orman, itfaiye ve AFAD olmak üzere toplam 7 kurumun koordineli olarak hizmet verdiği Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak 300’den fazla personelle vatandaşlara hizmet veriyor.
2009 yılında başlayan hizmet kapsamında gelen ihbarların olay ve adres bilgilerini ortalama 25-30 saniye içinde alınıp içeriğine göre ilgili kurumların operatörlerine iletiyor. İhbarın niteliğine göre de ilgili kurum ekipleri yönlendirerek olaylar çözüme kavuşturuluyor.
3,5 milyon çağrı alındı yüzde 62 gereksiz
Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Mehmet Koçak, 2023 yılında 3,5 milyon çağrı aldıklarını ifade ederek, “Bu çağrıların yüzde 38’i gerekli, yüzde 62’isi ise asılsız ihbar olarak kayıtlara geçti. Gelen çağrıların yüzde 51’i emniyete, yüzde 34’u sağlığa, yüzde 8’i jandarma, yüzde 4,5 itfaiyeye duştu. 112 Acil Çağrı merkezi 24 saat vatandaşımıza hizmet veriyor. 350 personelimiz var. 112’yi kullanmak isteyen vatandaşlarımızın aramaları ilk olarak bizim arkadaşlarımıza düşüyor, çalışanlarımız bu aramaların gerekli mi gereksiz mi olduğuna bakıyorlar. Adreslerini tespit ediyorlar, olayın tanımını öğreniyorlar. 30 saniye içerisinde diğer kurumlara aktarılıyor, diğer kurum arkadaşlarımız da 60 saniye içerisinde sahadaki personele bildiriyor” dedi.
“Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar”
Vatandaşları 112 Acil Çağrı Merkezini aradıklarında sakin olmaya davet eden Koçak, “Adresin tam olarak verilmesi gerekir. Bizi en çok gereksiz aramalar yoruyor. Bu gereksiz aramalar arasında genelde, ‘Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar, yine kırmızı ışıkta yaya yolunda meditasyon yapanlar var, kedim doğum yaptı çok acı çekiyor, ambulans istiyorum, sınav döneminde kedi köpek sesleri duyuyoruz, sıfır aracının uydudan kapatıldığını açılmasını talep ediyorum’ gibi ihbarlar alıyoruz. 112 acil bir durumda aranması gerekir. Bunlar dışında bizi gereksiz yere aradıkları zaman ihtiyaç olan vatandaşlarımıza daha geç ulaşabiliyoruz” sözlerine yer verdi.
“Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor”
5 yıldır 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanı Abdürrahim Hacıoğlu ise şu sözlere yer verdi: “Yaz aylarına göre şuanda rahat bir dönemdeyiz. Yazın nüfus artınca bizim de yoğunluğumuz artıyor. Gereksiz çağrılar alıyoruz. Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor. İnsanlar bilmedikleri şeyler için bizi arıyorlar, bilmedikleri numaraları öğrenmek için arıyorlar. Bunlar ciddi bir yoğunluk oluşturuyor. O esnada kaza geçiren ve yardım bekleyen insanlar oluyor. Sırf bu yüzden o kazada yaralanan kişiye 5 dakika daha ambulans genç ulaşıyor. İnsanların daha çok bilgilendirilmesi gerekir, gereksiz yere 112 aramalarının önüne geçilmeli.” – ANTALYA
]]>