Dünyanın her yerinden milyonlarca Müslüman, hac ibadetini gerçekleştirmek için kutsal toprakların yolunu tutuyor. Suudi Arabistan makamları, Müslüman ülkelerin her birine binde bir oranında hac kotası veriyor ve bu rakam Türkiye için 85 bin civarına tekabül ediyor. Bu kotaya dahil olamayan bazı kişiler ise farklı vize türleriyle hac ibadetini gerçekleştirmek istiyor.
“VATANDAŞLARIN İYİ NİYETLERİNİ İSTİSMAR EDİYORLAR”
Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan, Suudi Arabistan makamlarının, seyahat ve ticari vizelerle hac ibadetinin yapılamayacağını duyurduğunu hatırlattı. Bircan, “Ancak buna rağmen bazı kişiler, vatandaşlarımızın saf ve iyi niyetlerini istismar ederek onları hacca götüreceklerini Arafat’a çıkaracaklarını vadetmektedir. Bilinmelidir ki hac mevsimi dışında Mekke’ye seyahat veya işçi vizesiyle de gidilebilir. Ancak hac ibadeti için bu tür vizelerin kullanılamayacağına dikkat edilmelidir.” diye konuştu.

“HAC VİZESİ DIŞINDA GELENLER İZDİHAMA SEBEP OLUYOR”
Hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Mina, Müzdelife ile tavaf alanlarının sınırlı ve kısıtlı sayıda kişiyi aldığını vurgulayan Bircan, “Suudi makamlarınca Arafat, Müzdelife ve Mina hattı boyunca kayıtlı hacılar için aylar öncesinden izdihama sebebiyet verilmemesi için ciddi planlamalar ve kapasiteye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Hac vizesi dışında gelenler bu bölgelerde öngörülemeyen tehlikelere ve ölümle sonuçlanan izdihamlara sebebiyet vermekte, yapılan plan ve programları sekteye uğratmaktadırlar. Dolayısıyla bu uygulama hacıların kutsal topraklarda mağdur olmamaları ve izdihamın olmaması için alınan yerinde ve gerekli bir tedbirdir.” dedi.

“KAÇAK YOLLARLA GELENLER KUL HAKKINA GİRİYOR”
Hacıların kutsal topraklarda daha huzurlu bir ibadet yapmak için ciddi ücretler ödediklerini dile getiren Bircan, “Kaçak yollarla kutsal topraklara gelenler, hacılarımızın verdikleri ücrete mukabil onlara Arafat’ta sunulan konaklama, servis ve sağlık hizmetleri gibi birçok hizmetlerden hakları olmadığı halde faydalanmakta ve kul hakkına girmektedirler. Hac gibi insanı bütün günahlarından arındırması beklenen bir ibadette kul hakkının da hac ibadetine zarar verebileceği unutulmamalıdır.” dedi.
KURALLARA UYMAYANLARA 10 BİN RİYAL CEZA
Diyanet İşleri Başkanlığının hac organizasyonundaki görevlerinden birinin de hacıların güvenliğiyle ilgili tedbirler almak olduğunu vurgulayan Bircan, “Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu sene hac zamanında hac vizesi dışındaki vizelerle kutsal topraklara girenlerin ülkeden derhal çıkaracaklarını ve cezalandırılacaklarını belirtti. Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı da hac vizesi dışında turist, işçi, umre, ticari gibi değişik vizelerle kural dışı hac ibadeti yapmak isteyenlere 10 bin riyal para cezası uygulanacağını bildirdi. Bu çerçevede Türkiye olarak, Suudi makamlarıyla işbirliği içinde olacak ve yasa dışı yollarla hac yapmaya çalışanlarla ilgili her türlü tedbiri alacağız. Bu sebeple istenmeyen manzaraların olmaması, kendimizin ve devletimizin itibarını zedelememek için yanlış yollara tevessül edilmemelidir.”
“İSTENMEYEN DURUMLARIN YAŞANMAMASI İÇİN UYARIYORUZ”
Hacı adaylarının Diyanet İşleri Başkanlığı ve resmi sözleşmelerle hizmet veren şirketlere güvenmesi gerektiğini söyleyen Bircan, “e-Devlet hesaplarındaki bilgilere dikkat edilmeli ve hacca gitme izni olmadan hareket edilmemelidir. Suudi Arabistan makamlarının da ciddiyetle takip ettiği bu hususta vatandaşlarımızın mağdur olmamaları ve kutsal topraklarda istenmeyen durumlarla karşılaşılmaması için uyarımızı yapıyoruz.” diye konuştu.
]]>Ramazan ayının gelmesiyle, gözler işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Müslümanların en kutsal üçüncü mekanı Mescid-i Aksa’ya çevrildi. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılar ve buradaki insanlık felaketi devam ederken işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da da Filistinlilere uyguladığı baskı ve şiddet giderek tırmandı. Gazze’ye saldırıların gölgesinde İsrail’in, ramazan ayında Mescid-i Aksa’da başvuracağı engellemeler ve burada çıkabilecek olaylara ilişkin endişe de arttı.
Şeyh İkrime Sabri, AA’ya verdiği röportajında, Müslümanlara Mescid-i Aksa’da ibadet etme çağrısı yaparak, İsrail’in bu kutsal mekana gitmek isteyen Filistinlilere getirdiği kısıtlamaları eleştirdi.
İsrailli yetkililerin sanki Mescid-i Aksa’nın sahibiymiş gibi burada hangi yaştan kimin ibadet edebileceğine ilişkin çelişkili açıklamalar yaptığına dikkati çeken Şeyh Sabri, “Müslümanlar bu kutsal mekana ramazan ayında engel ve endişe duymadan gelebilmeli. Binler, on binler, bu kutsal mekanda bu kutsal ayda vakit namazlarını, cuma ve teravih namazlarını kılmak istiyor.” dedi.
Şeyh Sabri, İsrail’in Gazze’deki savaşına ek olarak ramazan ayında Mescid-i Aksa üzerindeki baskısını artırmak istediğini vurgulayarak, “İsrail, Mescid-i Aksa’da hakimiyet kurmak konusunda açgözlü ve bu ramazanda şaşırtıcı uygulamalara başvurabilir. Müslümanlar uyanık ve tedbirli olmalı. İsrail’in, Aksa’da ibadet etmek isteyenlere yaş kısıtlaması getireceği yönünde göstergeler var. İsrail işgali dışında ibadet yerinde yaş kısıtlaması getiren bir ülke yok. Çünkü Aksa’ya gözlerini dikmişler ve her yöntemle burada hakimiyet kurmaya çalışıyorlar.” ifadesini kullandı.
“İsrail’de geçmişin radikal örgütleri bugün hükümette”
İsrail hükümetinin radikalleştiğini çünkü geçmişin radikal örgütlerinin bugün hükümette yer aldığını vurgulayan Şeyh Sabri, bu dönemde Mescid-i Aksa’ya yönelik emellerine ulaşmak istediklerini ancak Müslümanların “kutsal hakkına engel olamayacaklarını” belirtti.
Müslümanları sünnet üzere Mescid-i Aksa’da ibadet etmeye çağıran Şeyh Sabri, Aksa’ya gitmesi engellenen kişilerin engellendiği noktada namaz kıldıklarında sevabının Mescid-i Aksa’da ibadet etmekle eşdeğer olacağına ilişkin fetva bulunduğuna işaret etti.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in ramazanda “kışkırtıcı yöntemlere” başvurabileceğinin altını çizen Şeyh Sabri, İsrailli siyasetçilerin ramazanı “şiddet ayı” gibi göstererek olumsuz bir algı oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Şeyh Sabri, “Mübarek ramazan ayı ibadet, itikaf ve Kur’an-ı Kerim ayıdır. Ramazan ayının bazı Batı ülkeleri tarafından çarpıtılması İsrail’e Müslümanların Aksa’ya gitmesini engelleme fırsatı veriyor.” diye konuştu.
İsrail’in Mescid-i Aksa çevresindeki uygulamalarının gerilimi artırdığını vurgulayan Şeyh Sabri, şunları kaydetti:
“Bir milyon Müslüman Harem-i Şerif’e gelse ve işgal (İsrail) güçleri uzakta beklese herhangi bir olay çıkmaz. Cuma günleri yaşananlarla, İsrail, Mescid-i Aksa’yı, buraya çıkan yolları bir askeri kışlaya çeviriyor. Bu görüntü başlı başına gerilim çıkarıyor ve bunun meşru bir tarafı olamaz. Bu, Müslümanların kalbine korku ve dehşet salmak, Aksa’da cemaatin kalabalık olmasını önlemek için yapılıyor.”
Şeyh Sabri, insanların Aksa’da namaz kılması için Kudüs’teki diğer mescitlerin cuma gününde kapatılması için de çağrılar yapıldığına dikkati çekti.
Kudüs’ün boynu bükük
İsrail’in aralıksız bombardımanı ve ablukası nedeniyle Gazze’de yaşanan insanlık felaketine dikkati çeken Şeyh Sabri, “Ateşkes ve savaşın durması, daha fazla kan akmaması ve hayat kurtarmak için bir gereklilik. Bu sayede insanlar sükunet içinde felaket ve musibetten uzak ibadet edebilir.” şeklinde konuştu.
Şeyh Sabri, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kudüs, Gazze’deki savaş nedeniyle boynu bükük. Ramazanda Kudüs’te evler ışıklarla süslenir, ramazan sevinci gösterilmeye, paylaşılmaya çalışılırdı. Savaş nedeniyle insanlar bunu yapmıyor ama ibadet yapılacak. Oruç, İslam’ın şartlarından.”
Ramazan ayında israf, gösteriş ve şatafattan kaçınılması gerektiğine işaret eden Şeyh Sabri, varlıklı Müslümanların zekat, fitre ve sadakayla fakiri ve ihtiyaç sahiplerini düşünmesi gerektiğini öğütledi.
Şeyh Sabri, savaş nedeniyle birçok insanın ekonomik açıdan zor duruma düştüğünü zengin Müslümanların din kardeşlerinin içinde bulunduğu müşkül durumu göz önüne alması gerektiğini vurguladı.
İsrail yargısında “kışkırtma” dosyası
Şeyh İkrime Sabri, İsrail savcılığında hakkında “tahrik” suçlamasıyla bir dosya bulunduğunu, savcılığın bunun üzerinde çalıştığını daha sonra avukatlarıyla görüşeceğini belirtti. İsrail’deki aşırı sağcı siyasetçilerin savcılık üzerinde baskı kurmaya çalıştığını paylaşan Şeyh Sabri, hakkında dava açılması için uğraştıklarını dile getirdi.
Ramazan ayının başlamasıyla ilgili ise Şeyh İkrime, şunları söyledi:
“Müslümanlara ramazan ayınız mübarek olsun, Allah ibadetlerinizi, oruçlarınızı, Kur’an-ı Kerim tilavetinizi kabul etsin, diyorum. Müslümanlar, Aksa’yı unutmayın, fakir ve ihtiyaç sahiplerini hatırlayın. Müslüman halklar, hükümetleri üzerinizdeki baskısını artırmalı. Bazı Arap ve İslam ülkelerinde yönetimlerin Filistin davasına kayıtsız kaldığını görüyoruz. Gerek Müslüman gerekse gayrimüslim halklar, Filistin davasına daha duyarlı. Yönetimlerin de halklarıyla aynı çizgiye gelmesi gerekiyor.”
]]>