İNGİLTERE’deki müzayede evinde satışa sunulan ve Aydın’ın Milet Antik Kenti’nden kaçırıldığı ispat edilerek, Türkiye’ye iade edilen milattan önce 6’ncı yüzyıla ait ‘kore torsosu’, yakın zamanda Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi uzmanları, İngiltere’nin Londra şehrinde faaliyet gösteren Christie’s Müzayede Evi’nin 8 Aralık 2021 tarihli ‘Antiquities’ isimli müzayedesinde yayımlanan kataloğunda 65 lot numarası ile satışa sunulan mermer ‘kore torsosu’nun Anadolu kökenli olabileceğinden şüphelendi. Türkiye’nin girişimleriyle eserin satışı askıya alındı ve yasa dışı yollarla Türkiye’den çıkarıldığına ilişkin delil niteliğinde bilgi ve belgelere ulaşıldı. Bu doğrultuda eserin kökenini belirleyecek arşiv belgeleri İngiliz makamlarına sunuldu. Konuya ilişkin Didim Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı ve eserin iadesi için talep gönderildi. Talep kapsamında eser Türkiye’ye iade edildi. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne getirilen eser için sergileme çalışmaları tamamlandı. Eser, yakın zamanda müzede ziyarete açılacak.
‘HEPİMİZ İÇİN GURURLU BİR ANDI’
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanı Zeynep Boz, ‘kore’nin Yunan mitolojisinde Persephone’nin adı ve bakire anlamına geldiğini söyleyerek, eserin Türkiye’ye kazandırılma sürecini anlattı. Boz, eserin 2021 yılında satışa sunulduğunda kaçakçılıkla bilinen bir koleksiyoncunun ismini fark ettiklerini ve konunun üzerine gittiklerini söyledi. Boz, “Bu durum bize doğrudan bir kanaat oluşturdu. Daha sonra arşiv belgeleri, isimlerin şaibeli olması ve bunun Anadolu kökenli olduğunu ispatlayan bilimsel verilere ulaşabilmemiz sayesinde Didim Cumhuriyet Başsavcılığımızca da başlatılan bir soruşturma yoluyla adli iş birliği yapabilmiş olmanın avantajıyla, Dışişleri Bakanlığımız Londra Büyükelçiliği ile bağlantılar gerçekleştirdi. Eseri ülkemize getirdik. Hepimiz için gururlu bir andı. Çünkü burada hem bu eserimizin iadesini alırken, hem de İngiliz meslektaşlarımız veya İngiliz yetkililer tarafından ülkemizin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında ne kadar etkin olduğumuzu duymak, onların bakış açısıyla da bunu bir kere daha teyit etmek bizleri çok mutlu eden bir başka yanı oldu” dedi.
Zeynep Boz, eserin önemine de dikkat çekerek, “Milattan önce 6’ncı yüzyıla tarihlenen bu tür kadın yontularına ‘kore’, bunların erkek versiyonuna da ‘kouros’ deniyor. Bunların önemi plastik sanat ürünlerinin ilk örneği olması. Plastik sanat ise üç boyutlu şekilde ürettiğimiz heykel ürünleri aslında plastik sanat olarak geçer. Bunların çok özel örnekleri bunlar. Özelikle Didim tarafında yoğunlukla gördüğümüz eserler. Her şeyden önce yerinden edilmiş, ülkesinin bağrından koparılmış bir kültür varlığıdır bu. Bunu kaçakçılıkla ilişkideki, kriminolojik verilerini ortaya koymak suretiyle iade almak çok önemli. Biliyorsunuz yıllar geçtikçe birtakım arkeolojik objeler eskidikçe nadiriyetlerinin arttığını düşünmek mümkün. Günümüzde daha az korunarak gelmelerini beklemek mümkün. Bu parçanın kondisyonunun da iyi olması aynı zamanda bizim için önemli” dedi.
‘SERGİ ÇALIŞMALARINI TAMAMLADIK’
Eserin müzeye gelmesiyle koleksiyonun zenginleştiğini belirten Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Yusuf Kıraç da “Bu eserler bilimsel makalelerle bilim camiasına açıklamalarda bulunuyor. Son yıllarda insanlarımızın müzelere daha çok yurt dışına kaçırılmış eserleri görmeye geldikleri, daha çok sahiplendiklerini görüyor, sevinçle karşılaşıyoruz ve anlatıyoruz. Müzeye gelen eserler bilimsel olarak raporlanır ve bu raporlama yapılırken hangi teşhirde hangi bölümde sergileneceğine karar verilir. Bu eser Helenistik döneme ait bir eser. Diğer eserlerle ilgili sıralaması yapılır ve o envanter numarasını alır. Daha sonra artık bu eser ömür boyu o isimle kalır. Şimdi biz o çalışmaları tamamladık. Biz de artık bir gün bekliyoruz. Yakın bir zamanda teşhire konulur ve ziyaretçilerin beğenisine sunulur” dedi.
]]>ZONGULDAK’ta Büşra Akın’ın (14) hayatını kaybettiği, 18 öğrenci ile sürücü Fikret Bayrak’ın (68) yaralandığı okul servisi kazası davasında araç sahibi Ramazan Atmaca, aracın kendisine iadesini istedi. Mağdur avukatı talebin reddini istese de mahkeme heyeti, gerekli raporların alındığını ve incelemelerin tamamlandığını ifade ederek, midibüsün sahibine iadesine ve üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verdi.
Kaza, 14 Aralık 2022’de Çatalağzı beldesi Trafo Caddesi’nde meydana geldi. Fikret Bayrak’ın kullandığı 67 AT 873 plakalı öğrenci servis midibüsü, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu 50 metreden uçuruma yuvarlandı. Kazada Büşra Akın hayatını kaybetti, sürücü ile 18 öğrenci yaralandı. Kalp krizi de geçiren sürücü Bayrak, tedavisinin ardından taburcu oldu. Gözaltına alınan Bayrak ile araç sahibi Ramazan Atmaca, tutuklandıktan bir süre sonra serbest bırakıldı. Fikret Bayrak, Ramazan Atmaca ve babası Müslüm Atmaca hakkında ‘taksirle bir kişinin ölümüne ve birden çok kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İtirazlar sonrası tutuklanan Bayrak ile Ramazan Atmaca, bir süre sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kaza sonrası ayrıca Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Yıldız ve Şube Müdürü Mustafa Yılmaz da görevden alındı.
KAMU GÖREVLİLERİNE DE DAVA AÇILDI
Olayın ardından haklarında soruşturma izni verilmeyen bazı kamu görevlileri için aileler, itiraz etti. İtirazın kabulünün ardından kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlileri hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Taşımalı Eğitim Muayene Kabul Komisyon Başkanı Mustafa Yılmaz (46), Şef M.S. (37) ve Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni K.B. (42) hakkında ‘Doğrudan Temin Sözleşmesi’nin imzalama aşamasında araca ve sürücüye ait belgelerin kontrol ve denetiminde kusurlu olduğu, görevlerini yerine getirmedikleri belirtildi. Karayolları 156’ncı Şube Şefi S.A. (38) hakkında soruşturma izni verildi. S.A.’nın ‘yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayolunda can ve mal güvenliği yönünden gerekli tedbirleri almaması nedeniyle görevinin gereklerini yerine getirmediği’ gerekçesiyle kusurlu olduğu belirtildi. Toplamda 7 kamu görevlisi hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan 2 yıla kadar hapis istemiyle ayrı dava açıldı. Dava 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilerleyen tarihlerde görülecek.
Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ramazan Atmaca, babası Müslüm Atmaca ve sürücü Fikret Bayrak ile 2 mağdur öğrenci ve taraf avukatları hazır bulundu.
‘ARAÇTA GÜVENLİĞİMİZ YOKTU’
Kazadan yaralı kurtulan ve ilk kez mahkemede ifade veren Senanur Oruç (18), “Sanıklardan şikayetçiyim. Kaza sırasında ağır hasar aldığım için o ana ilişkin pek bir şey hatırlamıyorum. Kazadan sonra tedavim hala bitmedi. Ameliyat oldum ağrı ve acılarım devam ediyor. 2 yıldır servis aracını değiştirmeye çalışıyorduk. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe yazmıştık. Ancak hiçbir şekilde dönüş yapılmadı. Servis aracı gitmemesi gereken ve trafiğe kapalı yollarda gidip geliyordu. Araçta hiçbir güvenliğimiz yoktu. Emniyet kemeri takamıyorduk, bozuktu. Çekince gelmiyordu. Çoğu koltuk da kırıktı” dedi. Sanık avukatının sorusu üzerine Oruç, sigorta şirketi tarafından tazminat ödendiğini söyledi.
‘SANIKLAR TUTUKLU YARGILANMALI’
Sanık Fikret Bayrak için kaza anında kalp krizi geçirip geçirmediğine dair adli tıp raporu beklenirken, rapor alınmasına gerek olmadığını ifade eden bazı mağdurların avukatı, “Olaya hastalığın sebebiyet vermesi mümkün değil. Şoför kazadan sonra aklıselim orada oturuyor. Daha sonra diğer yaralılarla birlikte hastaneye gidiyor. Bu yüzden rapor alınmasının düşünülmemesini talep ediyoruz. Yargılamanın tutuklu devam etmesi talebimizi yineliyoruz. Sanıklar tutuklu yargılanmalı” dedi.
‘GÜZERGAH DIŞINA ÇIKMA ŞANSIMIZ YOK’
Güzergah dışına çıkma iddialarını reddeden araç sahibi Ramazan Atmaca, “İddia edildiği gibi güzergah dışına çıkma şansımız yok. Milli Eğitimin belirlediği yoldan gidiyoruz” diye konuştu.
‘ARAÇ İADE EDİLSİN’
Sanık avukatı, “Servis aracı, emniyet otoparkında yatmaktadır. Müvekkilim yazdığı dilekçede aracın iadesini talep etmiştir. Dilekçeyi tekrarlayarak aracın müvekkile iadesini talep ediyoruz” dedi.
’19 ÖĞRENCİYİ UÇURUMDAN ATMIŞLAR’
Tekrar söz alan mağdur avukatı, “Bu sıradan bir trafik kazası değil. Öğrencilerin 2 sene ‘bunu değiştirin’ şeklinde talepler var. Yani kaza geliyorum demiş, 19 öğrenciyi uçurumdan atmışlar. Olayda infial oluştu, infial bile soğumadan tahliye edildiler. Aracın iadesine de karşıyız. Göz göre göre hurda bir araç kullandığı için kaza meydana gelmiştir. Bu nedenle aracın sanığa iadesi talebini reddederiz” ifadelerini kullandı.
ADLİ TIP RAPORU BEKLENECEK
Mahkeme heyeti, bilirkişi incelemesinin tamamlandığı ve gerekli raporların alınmasını dikkate alarak servis midibüsünün sahibine iadesine karar verdi. Dava, Fikret Bayrak’ın Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek rapor sonucunun beklenmesi için ileri bir tarihe ertelendi.
]]>KARABÜK’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir gazetecinin Eylem Tok ve oğlunun iade süreciyle ilgili sorusuna, “Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz” diye cevap verdi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Karabük’te ziyaretlerde bulundu. İlk olarak Karabük Valiliğini ziyaret eden Yılmaz Tunç’u Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Tunç, Vali Mustafa Yavuz ve İl protokolü ile bir araya geldi. Bakan Tunç, valilik ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunup sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin sorusu üzerine yeni yargı paketiyle ilgili konuşan Bakan Tunç, özellikle adalet hizmetlerinin etkinliğini arttırmak, yargı süreçlerinde vatandaşların örselenmeden, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttırırken, hem hızlandırılması hem de adaletin tecellisi noktasında uygulamadan ve akademisyenlerden gelen öneriler doğrultusunda bazı düzenlemeler bulunduğunu belirterek, “9’uncu Yargı Paketi’ne alamadığımız toplumun ve uygulamanın beklediği birtakım özellikle hem ceza mahkemesi kanunumuzu ilgilendiren hem Türk Ceza Kanunu’nu ilgilendiren bazı düzenlemeler de var. Onlar da yeni yasama döneminin başlarında, 10’uncu Yargı Paketi’nde elbette ki değerlendireceğimiz hususlar var” diye konuştu.
Bakan Tunç, Yediemindeki araçlarla ilgili icra dairelerindeki hacizli araçların tasfiyesiyle ilgili çalışmayı yaptıklarını ifade ederek, “Şimdi Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten men edilen bağlanan ve yediemine alınan araçlar var. Ama sahipleri bunları terk ediyor. Bir daha da arayıp sormuyor ve orada çürümeye terk ediliyor. Bunların yeniden tasfiyesine yönelik, hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik bir düzenlemeyi de bu yargı paketinde inşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
‘GÖRSEL, YAZILI BASIN YA DA SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA HAKARET SUÇLARI YARGIDA BÜYÜK YER TEŞKİL EDİYOR’
Görsel, yazılı basın ya da sosyal medya aracılığıyla hakaret suçlarının yargıda büyük bir yer teşkil ettiğini dile getiren Tunç, bu suçların önlenmesi gerektiğini söyledi. Tunç, sosyal medya aracılığıyla, fikir özgürlüğü denilemeyecek, hakaret içeren, kişilik haklarına saldırı içeren, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir takım paylaşımlar yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:
“Bu paylaşımlar özellikle uzlaştırmaya tabi olan bu uyuşmazlıkları artık bundan sonra ön ödeme kapsamına alıyoruz. Kanun teklifimiz de bu da var. Ön ödeme kapsamına alınarak kişi işlediği fiilin yaptırımını cumhuriyet savcılıklarında ön ödemeye davet edilerek, kamu ihlali nedeniyle bu yaptırıma tabi tutulacak. Ama diğer yandan suçun mağduru olan kişi de hukuk mahkemesinde manevi tazminat davasını açabilecek. Buna yönelik bir düzenleme söz konusu. Çocuk Koruma Kanunuyla ilgili düzenlemeler var. Özellikle çocukların bir meta gibi o kişisel ilişki kurulmasında velayet konularında anne babadan verilmesinde, icra yoluyla alınıp veriliyordu. Bunları ortadan kaldırmıştık. Şimdi onun uygulaması çerçevesi içerisinde, sosyal çalışmacıların görevlendirilmesi, mağdur hizmetleri ve destek hizmetlerimizin özellikle birtakım ihtiyaçlar nedeniyle bazı düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.”
‘TERÖRÜN FİNANSMANININ ÖNLENMESİ VE KARA PARAYLA MÜCADELEDE KARARLIYIZ’
Tunç, terörün finansmanının önlenmesi ve kara parayla mücadelede çok kararlı olduklarını ifade ederek, “Gri listeden çıkmamız noktasında bu soruşturmalar ve el koyma kararları etkili oldu. Bunu daha kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özel terörizmin finansmanı, suç gelirlerinin aklanması suçları bakımından el koyma ve müsadere kararları ve sonrasında da tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayiniyle ilgili düzenlemeler var. Bu pakette de” dedi.
EYLEM TOK VE OĞLUNUN İADESİ
Bakan Tunç, İstanbul’da karıştığı ölümlü trafik kazasından sonra 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’u ABD’ye kaçıran ve ardından Türkiye’nin talebi üzerine Boston’da yakalanan anne Eylem Tok ve oğlunun Türkiye’ye iade sürecine ilişkin soru üzerine, ABD’de yargılama sürecinin başladığını, anne ve oğlunun tutukluluk hallerinin devam ettiğini hatırlattı.
ABD’deki adli makamlarla görüşmelerinin devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:
“Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz.”
EV KİRALARINDA YÜZDE 25 ARTIŞ SINIRININ KALDIRILMASI
Kiralarda yüzde 25 artış sınırının kaldırılmasının ardından yeni bir düzenlemenin olup olmayacağı sorulan Tunç, şu cevabı verdi:
“1 Temmuz itibarıyla düzenleme sona erdi. 2022 ve 2023 yıllarında birer yıl süreyle uzatılmıştı, Borçlar Kanununa eklenen geçici maddeyle bu uzatılmıştı. Meclisin takdirinde olan bir husus. 1 Temmuz itibarıyla Mecliste böyle bir düzenleme de gerçekleşmedi. Enflasyonu düşürme hedefimiz var. Bu hedefimizde kararlı bir şekilde ekonomi yönetimimiz, program çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu hedef doğrultusunda inşallah bu tür sınırlamalara gerek kalmadan kendi mecrasında yürüyecektir. Borçlar Kanunumuzun ilgili maddesi zaten kira miktarının nasıl artırılacağına yönelik düzenlemeleri içeriyor. Meclis de 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanununun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.”
Bakan Tunç, daha sonra Karabük Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Tunç, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya hayırlı olsun dileklerini iletti. Karabük Belediyesi’ndeki ziyarete Karabük Valisi Mustafa Yavuz, milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç da katıldı.
]]>ABC News’ün haberine göre, Assange’ın içerisinde olduğu uçak, yerel saatle 19.30 sıralarında Canberra Havalimanı’na iniş yaptı. Assange, uçaktan indikten sonra eşi Stella Assange, babası John Shipton ve kalabalık bir grup destekçisi tarafından karşılandı.
Julian Assange“BU OLAYIN SONA ERMESİNDEN ÇOK MEMNUNUM”
Assange’ın Avustralya’ya varmasının ardından basın açıklaması yapan Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, “Bu olayın sona ermesinden çok memnunum.” ifadesini kullandı. Albanese, Assange’ın eylemleri hakkında “çeşitli görüşler”in varlığının farkında olduğunu belirterek “Ancak Assange’ın daha fazla hapsedilmesiyle kazanılacak bir şey yok.” dedi. Assange ile telefonda görüştüğünü belirten Albanese, kendisine hoş geldin dileklerini ilettiğini aktardı.
Assange’ın eşi ile avukatlarından Jen Robinson, WikiLeaks kurucusunun kaldığı otelin lobisinde, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Robinson, Assange’ın, Avustralya Başbakanı Albanese’e “hayatını kurtardığını” söylediğini kaydetti. Assange’ın bu uzun süreç sonrası eve gelmekten oldukça mutlu olduğunu kaydeden Robinson, Julian Assange’ın eve dönmüş olmasının, “14 yıllık hukuki mücadele, politik girişimler ve toplum desteği”nin bir ürünü olduğunu vurguladı.
Stella AssangeAssange’ın eşi Stella da başta Albanese olmak üzere eşini destekleyen herkese teşekkür ederek, “Julian kendisi burada bulunup teşekkürlerini sunmak isterdi ancak toparlanmaya ihtiyacı var.” diye konuştu. Eşinin hapishanede “bir gün bile geçirmemiş olması” gerektiğini savunan Stellla, kamuoyundan eşi ve ailesine kendilerini toparlamak için zaman tanımalarını istedi.
ASSANGE’IN DAVA SÜRECİ
Julian Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 28 Ekim 2010’da ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren 251 bin gizli belgeyi yayımlamıştı. Assange, Haziran 2012’de sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu. Mahkeme, 50 hafta hapse mahkum edilen Assange’ın, iade talebi çerçevesinde cezasını tamamladıktan sonra da tutuklu kalmasına karar vermişti. Yüksek Mahkeme, 10 Aralık 2021’de Assange’ın ABD’ye iade edilebileceğine hükmetmişti. Westminster Sulh Ceza Mahkemesinin 20 Nisan 2022’de iadeye hükmetmesiyle dönemin İçişleri Bakanı Priti Patel, 17 Haziran 2022’de Assange’ın ABD’ye iade edilmesi kararını imzalamıştı. Assange’ın avukatları da 1 Temmuz 2022’de karara ilişkin Yüksek Mahkemeye itiraz başvurusunda bulunmuştu.
Julian AssangeJulian Assange’ın ABD’ye iade davasına ilişkin duruşmalar, 20-21 Şubat’ta Yüksek Mahkemede görülmüş, kararın ileri tarihte verileceği kaydedilmişti. Mahkeme 26 Mart’ta ise ABD tarafından bazı güvenceler verilmezse Assange’ın ABD’ye iade edilmeyeceğine hükmetmişti. Avustralya hükümeti ile muhalefet kanadının girişimleri sonucunda, ABD Adalet Bakanlığıyla yapılan anlaşma sonucu Assange, 25 Haziran’da İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Belmarsh Hapishanesi’nden ayrılarak mahkemeye gitmek üzere özel uçakla ABD toprağı Kuzey Mariana Adaları Bölge Mahkemesine gitmişti. Assange mahkemede “casusluk yasasını ihlal ettiği” suçlamasını kabul ettikten sonra, 62 ay hapis cezasına çarptırılması kararlaştırılmış ancak İngiltere’de cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak serbest kalmasına hükmedilmişti.
]]>Mobilya sektöründe e-ticaret kullanımının da yaygınlaşmasıyla, müşterilerin iade ve değişim talebi son yıllarda hızla arttı. Mobilya üreticilerinin iddiasına göre müşteriler, görüp beğenerek aldıkları ürünleri, kullanıcı hatası olmasına rağmen iade ve değişim talebinde bulunuyor. İade edilen ürünün nakliye maliyetinin yanı sıra kullanılmış olmasından kaynaklı tekrar satılamayacağını söyleyen üreticiler, tüketici hakem heyeti bilirkişilerinin kusur tespiti noktasında yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, yanlış kararlar aldıklarını belirtiyor.
Kusur tespitlerini meslek okulu öğretmenleri yapıyor
Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası Başkanı Cemil Vardar, “2018’de göreve geldiğimizde, Tüketici Hakem Heyeti’nden gelen şikayetler odamıza iletiliyordu. Bu şikayetleri meslektaşlarımız ile birlikte değerlendiriyorduk. Ürünleri denetleyip, bilirkişi masamızda toplantı yapıp, kusurun nerede olduğunu esnaf arkadaşlarımız ile birlikte masaya yatırıp sorunları çözüyorduk. 2020’den sonra yapılan değişiklikle artık biz değil meslek liselerindeki öğretmenler bu işi üstlendi. Meslektaşlarımız, ustalarımız, zanaatkarlarımız varken okulda öğretmenlik yapan bir kişinin doğru tespit yapması imkansız. Mesleğin içinde değil sadece öğretim üyesi. Biz çekirdekten yetişen insanlarız . Mobilyada, koltukta, yatakta tüm meslek erbaplarımız ile birlikte sorunların, kusurların çok daha doğru tespitini gerçekleştiririz. Biz bu eski düzenlemenin geri getirilmesini istiyoruz. Bunun için Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası olarak gerekli yerlere sorunlarımızı ilettik. İnşallah bu hatadan çok çabuk dönülecek” ifadelerini kullandı.
“Şartsız değişim talebi, üreticiye darbe vuruyor
BTSO Halı ve Mobilya Perakende Komitesi Başkanı Serkan Feytek, “Perakende sektöründe nihai tüketici, ürünü görerek, beğenerek alıyor. Mağazalar ürünü satarken bazı tavizler vererek müşterinin istediği tarzda modeli geliştiriyor. Müşteri ürünü teslim aldıktan 15-20 gün sonra ‘bu benim istediğim gibi olmamış’ diyerek mağazaya kayıtsız şartsız iade etmek istiyor. Bu da inanılmaz derecede mağazacıları rahatsız ediyor. Üretim ve sevkiyat maliyetleri çok yüksek olduğu için kar oranı da az olduğundan zarar görüyorlar ve bunun önüne geçmek istiyoruz. Tüketici hakem heyeti önceden gelen şikayetleri Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası tahkim heyetine sunardı. Onlar da işin erbapları ile beraber boya kusuru varsa boyacıyla, döşeme hatası varsa döşemeciyle müşteriye giderek hatayı tespit ederdi. Hata kullanıcı hatasıysa belirtilirdi, üretim hatası varsa hata giderilirdi. Ne tüketici ne de üretici üzülmez, adaletli olurlardı. Şu anda benim bildiğim kadarıyla meslek liselerinin emekli öğretmenleri ve mevcut bilirkişilere görev veriliyor. Bunlar üretici değil, sadece öğretmen ve teorik olarak eğitim görmüş kişilerin kararıyla iadeler oluyor. Bu tarz iadeler hem mağazacıyı hem de üreticiyi ciddi manada üzüyor. Çünkü birçok karar yanlış veya müşteri arzusuna istinaden veriliyor. Mobilya sektöründe tüm meslektaşlarım internet satışları için platformlar kuruyor. Ürünlerini internet sitelerinde yayınlayarak satıyorlar. Tüketiciler ürünleri beğenerek alıyor. Ürün evlerine gittiğinde birçoğunu tenzih ediyorum ama ürün birkaç gün kullanılıp sonrasında vazgeçilerek iade ediliyor. Mobilya ürünleri metreküp bazında çok yer kapladığı için sevkiyat maliyeti de bir hayli yüksek oluyor. Geri iadelerinde de aynı bedeli ödediklerinden dolayı meslektaşlarımız e-ticareti çok arzulamalarına rağmen satış yapamıyorlar. E-ticaret korkulu rüyaları oldu. Gerekirse bununla alakalı bir platform kurulup ürünün gerçekten hatalı olduğunu, istedikleri ürün olmadığı ispatlama şartı getirilirse bu sektör e-ticarette sürdürülebilir konuma gelebilir” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Bu olayda söz konusu ülkenin ABD olduğuna işaret eden Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Hasan Sınar, iade kararı verilen kişilerin, karara itiraz hakkı bulunduğunun altını çizdi. Kural olarak iade sürecinin mahkümiyet kararına bağlı olduğunu belirten Sınar, “Ancak bu somut olaydaki gibi bir tutuklama kararı varsa ona ilişkin olarak da talepte bulunulabilir. Bunun için öncelikle ilgili yargı makamları tarafından Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili ülkeye iade talebini iletmeleri gerekir” dedi.
“Avrupa kıtasındaki Avrupa Konseyi Suçları İadesi Sözleşmesi’ne de tarafız”
Sınar, iade kararı verilen kişilerin karara itiraz hakkı bulunduğunun altını çizdi. Uluslararası Ceza Hukukundaki temel prensibe göre ülke vatandaşları iade edilmez. Ancak bu kuralın istisnaları da olduğunu kaydeden Hasan Sınar, “Bizim anayasamıza göre bir Türk vatandaşı, yabancı bir ülke talep ettiği zaman iade edilmez. Ancak Uluslararası Ceza Divanına taraf olmaktan doğan yükümlülüklerimiz saklıdır. Aynı şekilde Amerika’da da kural olarak kendi vatandaşını iade etmez. Ancak talep eden ülke ile mütekabiliyet esasına yani karşılıklılık esasına bağlı bir ikili antlaşma var ise o zaman işler değişebilir. Nitekim Türkiye ile Amerika arasında böyle bir antlaşma var. Aynı zamanda Avrupa kıtasındaki Avrupa Konseyi Suçları İadesi Sözleşmesi’ne de tarafız. Dolayısıyla biz bu iade müessesini işletebiliriz. Oraya kaçan kişi Amerikan vatandaşı olsa dahi aradaki mütekabiliyet karşılıklılık prensibi uyarınca Türkiye’ye iadesi mümkün olabilir” açıklamasını yaptı.
“Adalet Bakanlığı’nın bu kadar hızlı aksiyon aldığı başka vaka bilmiyorum”
Adalet Bakanlığı’nın bu kadar hızlı aksiyon aldığı başka vaka bilmediğini söyleyen Hasan Sınar’a göre bunda kamuoyu ve sosyal medya baskısı etkili oldu. Bununla prosesin kendisinin uzun ve yorucu bir süreç olması nedeniyle her an için bu insanların Amerika’dan kaçma ihtimaline de dikkati çekti.
“Türkiye’nin eli kuvvetli diplomatik imkanlar seferber edilmeli”
Bu davanın ABD tarafında nasıl bir yankı bulacağının izlenmesi gerektiğini ifade eden Hasan Sınar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aslında Türkiye’nin eli kuvvetli. İsnat edilen suç, Amerikan hukukunda bizden daha ağır cezalandıran bir suç. Türkiye’de bir insana bu şekilde çarpıp kaçtığınız zaman hapiste yatma süreniz çok azdır. Belki infaz sistemi nedeniyle cezaevinde kalmazsınız bile. Ama Amerika’da çok ağır cezalar alırsınız bu fiil nedeniyle. Yani suçun niteliğine göre sürecin hızlanması, diplomatik imkanların seferber edilmesine bağlı. Eğer Amerika üzerinde bir baskı grubu oluşturulursa ve derhal bu konuda bir karar alınması için çaba sarf edilirse iade mümkün olabilir.”
Amerika’da da yargısal bir sürecin işleyeceğini anlatan Sınar, “Netice itibariyle bu kişiler şu an özgürce sokakta dolaşıyor. Bu kişinin yakalanması için bir yakalama emri çıkacak. Aynı zamanda yurt dışına çıkış yasağının da mutlaka çıkması lazım” değerlendirmesini yaptı. – İSTANBUL
]]>Türkiye, en üst düzeyde desteklenen ‘sıfır atık’ konusunda dünyaya öncülük ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca başlatılan ‘Sıfır Atık Projesi’ 2017 yılından bu yana başarıyla uygulanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçen yıl Eylül ayında ABD’nin New York kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu’ndaki konuşmasında tüm dünyayı Sıfır Atık Hareketi’ne destek vermeye davet etti.
Emine Erdoğan’ın desteklediği israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya minimize edilmesini sağlayan ‘Sıfır Atık Projesi’nin en önemli ayaklarından ‘Depozito Yönetim Sistemi’nin (DYS) tüm hazırlıkları tamamlandı.
Hem altyapısı ile hem de sistemin uygulanmasıyla dünyaya örnek olacak Depozito Yönetim Sistemi’nde Türkiye genelinde pilot uygulama aşamasına gelindi.
Altyapı tamam, sıra iade noktalarında
Hem ekonomi hem çevre ve insan sağlığı açısından önemli olan sistemin altyapısı hazır. Sisteme kayıtlar da büyük oranda gerçekleşti. Şimdi sıra depozito iade noktalarının oluşturulmasında. Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) yönetiminde, başta market zincirleri olmak üzere birçok noktada oluşturulacak iade noktalarının 2024 yılı içerisinde devreye alınması planlanmakta. İade noktalarında boş ambalajlar tüketicilerden elden teslim alınabileceği gibi, kurulumuna hızla başlanacak olan Depozito İade Makineleri (DİM) de uygulamaya alınacak. Tüketicilerin başlıca temas noktası olacak olan DİM’ler Depozito Yönetim Sistemi için büyük önem taşıyor. Tüketicilerin getirdiği cam, polietilen tereftalat (PET) ve alüminyumdan yapılmış olan tek kullanımlık ambalajları kabul eden ‘Depozito İade Makineleri’ (DİM), ambalajların her birinin şeklini, boyutlarını ve özel DYS logosunu kontrol ediyor ve onaylama işlemini gerçekleştirerek mobil uygulama üzerinden tüketiciye depozito iade bedelini ödüyor.
İade noktalarını bu yıl her yerde görülecek
Halihazırda Yalova, Kızılcahamam gibi pilot uygulama bölgelerinde kamu noktalarında hem yerli hem yabancı DİM’ler sayesinde, vatandaşlar mevcutta dolaşımda olan tek kullanımlık içecek ambalajlarını iade ederek iade puanı ve parayı almaya hak kazanabiliyor. Depozito sistemi kapsamında DİM’leri önümüzdeki dönemde hemen hemen her yerde görülebilecek. Gelecek 3 yılda tüm ülke genelinde 30 bin DİM’in kurulumu planlanıyor. Türkiye Çevre Ajansı’nın belirleyeceği depozito bedeli ürünlerin satış ücretine dahil olacak, ancak iade edilen ambalajla bu bedelin de tüketiciye iade edilecek olması sebebiyle tüketicilerin DİM’leri yoğun olarak kullanması bekleniyor. Sistem dahilinde yıllık 20 milyar adet iade edilen ambalaj hacmi oluşması öngörülüyor; bu da günde 55 milyon adet ambalaja tekabül ediyor. Bu veriler, DİM’lerin tüketicilerin büyük bir kısmı tarafından çok yoğun olarak kullanılacağını gösteriyor.
Geniş coğrafya ve yüksek nüfus göz önünde tutulduğunda tüketicilerin sisteme erişimin kolaylaşması amacıyla yüksek sayıda otomatın marketlere ve benzeri satış noktalarına, restoran ve otellere yerleştirilmesi planlanıyor. Bu da yerli üreticiler için önemli bir fırsat oluşturuyor. Ayrıca, DİM’lerin dünyadaki pazarı düşünüldüğünde ihracatta yeni bir kapı oluşturma potansiyeli de yüksek.
Ambalajlarda DYS logosu olacak
Türkiye’de ilk başta içeceklerin piyasaya sürülmesinde kullanılan cam, polietilen tereftalat (PET) türünde plastik ve alüminyum türünde metal malzemeden yapılmış olan tek kullanımlık ambalajlar öncelikli olarak zorunlu depozito uygulaması kapsamına alınacak.
Tüketicilerin sahte, kaçak ve kayıt dışı üretilen içecekleri tüketmemesi ve depozitoya tabi olan ambalajlı içeceklerin kolayca ayrıştırılabilmesi için, sisteme dahil olan içeceklerin etiket veya ambalajlarında, depozito programına dahil olduklarını gösteren Depozito Yönetim Sistemi logosu (DYS Logosu) yer alacak. Depozito uygulaması kapsamındaki içeceklerin DYS logolu etiketleri, özel ve kopyalanamaz bir mürekkeple basılıyor.
Özel mürekkepli, kopyalanamaz etiket
Verilen bilgiye göre, Depozito Yönetim Sistemi (DYS) Logosu’nun ambalajlar üzerine uygulamasında kullanılan özel güvenlik mürekkebinin sahtesinin üretilmesi söz konusu değil. Özel güvenlik mürekkebi sahip olduğu ayrıştırıcı özellikler sayesinde özel cihazlarla kontrol edildiğinden, içecek ambalajının üstündeki DYS logosunun Depozito Yönetim Sistemi özel güvenlik mürekkebini taşıyıp taşımadığı anlaşılabiliyor. Mürekkep projeye özel tasarlandığı için piyasadan doğrudan veya dolaylı yöntemler ile temin edilmesi mümkün değil. Sadece proje kapsamında yetki belgesi almış ambalaj ve etiket üreticileri özel güvenlik mürekkebini kullanma hakkına sahip olacak.
Sistemin güvenliği açısından önemli
Mürekkep tasarımı, üretim aşamaları ve mürekkebin dağıtılması ile kullanılması, kısaca tüm tedarik zincirinde çok az sayıda kurum yetkili. Üstelik mürekkebin şişe ve kutulara nasıl uygulanması gerektiği de yine özel bir uzmanlık gerektiriyor. Bu özel yöntemler ve kısıtlı erişim sayesinde özel güvenlikli mürekkep elde ediliyor. DYS logosu üzerinde kullanılan özel güvenlikli mürekkep aynı zamanda tersine mühendislik yollarıyla da yeniden üretilemez özellikte.
DYS logolu özel etiketler, sistemin sağlıklı ve güvenli işlemesini sağlarken diğer taraftan sistemin kötü niyetli kullanımının da önüne geçiyor. Depozito makineleri sadece DYS logosu taşıyan özel etiketli ürünleri kabul edecek. Böylece, kayıt dışı üretim yapılan içeceklerin sisteme girmesi engellenmiş olacak.
Firmalar uyum sağladı
Üretici firmalar ve ürünler de sisteme büyük çoğunlukta uyum sağladı. Türkiye Çevre Ajansı’nın (TÜÇA) 30.12.2022 tarihli ‘Zorunlu Depozito Yönetim Sistemi Uygulamalarına İlişkin Duyurusu’na göre, 1 Ağustos 2023 tarihinden itibaren içecek ambalajları üzerinde ‘Depozito Yönetim Sistemi İşareti (logosu)’ zorunlu olarak kullanılmaya başlandı. Yüksek güvenlik özelliklerine sahip etiketlerin basımı için özel yetkilendirilen baskı tesisleri de sisteme hazır hale geldi. Şu ana kadar özel yetkilendirilen baskı tesisleri, proje kapsamında sisteme dahil olacak ürünlerin tamamına yakınının özel etiketlerini basacak kapasiteye sahip.
Tüm üreticiler sistemde
Çok sayıda firma Depozito Yönetim Sistemi logosu ile üretime geçti ve DYS logolu ürünleri market raflarında yer almaya başladı. DYS logosu olmayan ürünler satılamayacağı için firmalar hızlı bir şekilde onay süreçlerini tamamlıyorlar. Böylece önümüzdeki günlerde market raflarında DYS logolu daha fazla ürün görülecek.
Türkiye Çevre Ajansı yönetecek
Zorunlu Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yönetilecek. Sistem, tek kullanımlık ambalajlı ürünleri piyasaya sürecek firmalar, perakende sektörü oyuncuları ve tüketiciler gibi çoklu bir yapıdan ve çeşitli süreçlerden oluşuyor. Süreç, depozitolu ambalajın TÜÇA tarafından belirlenen kriterlere uygun üretilerek piyasaya arz edilmesi ile başlayıp boş ambalajın toplanarak geri dönüşüm tesislerine gönderilmesi ile tamamlanan bir döngüde işleyecek.
Sistemin işleyişi
Sistem şöyle işleyecek:
Ambalajlı içeceği piyasa süren firmalar, Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kaydolacak. Bu firmalar, DYS logolarını, özel güvenlikli mürekkep ve basım tekniğiyle ambalajlar üzerine uygulayacak.
Türkiye Çevre Ajansı, depozito fiyatıyla ilgili düzenlemeyi yapacak ve kamuoyuna açıklayacak.
Firmalar piyasaya sürdüğü her ürünün depozito bedelini Türkiye Çevre Ajansı’na ödeyecek. Firmalar sisteme aktarmış olduğu bu depozito bedelini market, bakkal gibi satış noktalarına yaptıkları ürün satışı ile tahsil edecekler.
Market, bakkal gibi satış noktaları da depozito ücretini ödeyerek aldıkları ambalajlı ürünlerin, tüketicilere satışında depozito ücretini tahsil edecekler.
Depozito Yönetim Sistemi’nin sağlıklı işlemesi için en önemli aşama tüketicilerin sisteme katıldığı bölüm olacak. Tüketiciler, depozito ücretini ödeyerek aldıkları tek kullanımlık ambalajlı ürünleri tükettikten sonra, boş ambalajları depozito iade makinelerine iade ettiklerinde DBYS Mobil Uygulaması aracılığıyla depozito bedellerini geri alabilecekler.
Sürecin bundan sonraki bölümü tabi ki biraz daha teknik ve tüketicilerden bağımsız işleyecek. Ama asıl ekonomiye katkı burada başlıyor.
Tüketicilerden gelen boş ambalajların teslim alındığı ve depozito bedellerinin iade edildiği noktalarda Depozito İade Makineleri olacak. Makineler, ambalajları ayrıştırarak alacak. Depozitolu boş ambalajlar, TÜÇA’nın yetkilendirmesiyle boş ambalaj taşıyıcıları tarafından depo/aktarma merkezlerine, doğrulama tesislerine ve son olarak da geri dönüşüm tesislerine teslim edilecek. Sistem dahilinde geri dönüşümü sağlanan malzemelerin türü ve miktarına göre belirlenen hurda geliri ise sisteme gelir olarak aktarılacak.
Sistemin çevreye, ekonomiye büyük katkısı var
DYS’nin çevre başta olmak üzere insan sağlığı ve ekonomiye önemli katkıları var. Döngüsel ekonominin önemli oyuncularından atıkların, geri dönüşümü ve geri kazanımı tüm dünyada artık çok önemli hale geldi. Hatta atıklar, ülkelerin ekonomileri için önemli bir kaynak olarak değerlendiriliyor.
Depozito Yönetim Sisteminin hayata geçmesiyle ilk etapta 20-25 milyar ambalaj geri dönüşüme kazandırılacak. Bu sayede 37 bin ton sera gazı emisyonu azaltılırken, 1,3 milyar kWh enerji tasarrufu ve 3,6 milyon varil petrolden tasarruf sağlanacak. Sanayide ise temiz bir geri dönüşüm imkanı sağlayacak.
Proje kapsamında, 20 yıllık süreçte 100 milyar lira tasarruf ve 20 bin vatandaşa da doğrudan istihdam alanı açılacak.
İthal edilen ham maddelerin yeniden üretimde kullanması sayesinde üretime ve istihdama katkı sağlanacak. Piyasaya sürülen içecek ambalajlarının ham maddesi için yıllık 150-200 milyon dolara yakın gerçekleşen ithalat hacmi önemli oranda düşürülerek cari açığın yönetilmesine kayda değer bir katkı sağlanmış olacak.
Türkiye dünyaya örnek olacak
Son teknolojilerle tüm hazırlıklarının tamamlandığı Depozito Yönetim Sistemi, devreye girince Türkiye çevre konusunda batılı ülkelere fark atacak. ‘Sıfır Atık’ konusunda dünyaya öncülük eden Türkiye, depozito iadesi konusunda da liderlik edecek. Almanya ve Danimarka’dan sonra Avrupa’da sistemi kapsamlı olarak uygulamaya alan üçüncü ülke olacak.
Çevre bilincinin yükseldiği dünyamızda toplam 350 milyon nüfusa ulaşan 20’den fazla ülkede ulusal yönetmeliklerle belirlenmiş resmi depozito sistemleri işlemekte. Yeni ülkeler de benzer sistemleri hayata geçirmek üzere hazırlıklarını sürdürüyorlar. 2026 yılında 70 ayrı ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon nüfusu kapsayacak şekilde depozito sistemlerinin kapsamının hızla genişlemesi, yayılması bekleniyor. Avrupa Birliği’nde 2027’ye kadar tüm ülkelerin depozito iade sistemine geçmesi hedefleniyor. Almanya başta olmak üzere Finlandiya, Norveç, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler sistemi hayata geçirdi. Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı eyaletlerde, Kanada’nın bazı bölgelerinde ve Avustralya’da sistem işliyor. – İSTANBUL
]]>ADALET BAKANLIĞI İADESİNİ TALEP ETTİ
Adalet Bakanlığı, kırmızı bültenle aradığı T.C.’yi İnterpol aracılığıyla önce Mısır’dan, ABD’ye gittiği belirtilince de Amerikan makamlarından iadesini talep etti. Adalet Bakanlığı, T.C. ve annesi Eylem Tok’un iadesi için hazırlanan geçici tutuklama talep evrakını hem diplomatik kanaldan hem de İnterpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına ilettiğini, iade süreciyle, adli soruşturmanın titizlikle takip edildiğini açıkladı.
“ABD İADE ETMEYEBİLİR”
VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’na konuşan New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut “ABD, T.C. ve annesi yazar Eylem Tok’u Türkiye’ye iade eder mi?” sorusuna “İsterse iade etmeyebilir” yanıtı verdi. Akbulut, Türkiye ile ABD arasında 20 Kasım 1980 tarihinde Kenan Evren’in imzasıyla yürürlüğe giren Türkiye ile ABD arasındaki suçluların iadesi anlaşması imzalandığını, doğal olarak bu anlaşma kapsamında ABD’nin Türkiye’nin iade talebini değerlendirerek gerekli adli kayıtlarının yapılacağını ancak özellikle Amerikan vatandaşı T.C.’yi isterse iade etmeyebileceğini söyledi.
FETHULLAH GÜLEN VE RIZA SARRAF ÖRNEĞİ
Akbulut, şimdiye kadar Türkiye’nin işledikleri ağır suçlardan dolayı, Amerikan vatandaşı olmayan Türk vatandaşları FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ve Rıza Sarraf’ı da ABD’den istediklerini ancak hiçbir sonuç alınamadığını hatırlattı.
“BU İŞLER O KADAR KOLAY OLMUYOR”
Bir suçlunun iadesinin Amerikan Adalet Bakanlığı’nın izin ve onayıyla gerçekleştiğini belirten Akbulut, “Türkiye ile arasında suçluların iadesi anlaşması olan ABD’de bu işler o kadar kolay olmuyor. Aradaki anlaşmaya göre bir suçlunun ülkesine iadesi ancak Amerikan Adalet Bakanlığı’nın izin ve onayıyla gerçekleşebiliyor. Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın farklı kriterleri var. Anlaşmanın 4’üncü maddesine göre her iki ülkenin de vatandaşını diğer ülkeye iade etmeme yetkisi var. Bu maddeye göre, ‘ABD’nin yürütme makamı kendi isteğine göre eğer uygun gördüğü takdirde, kendi vatandaşının iadesine karar vermeye yetkilidir’ diye bir ek var. Eğer, T.C., ben burada kalmak istiyorum, dönersem ülkemde üzerimde büyük baskı olacak, kaçtı diyecekler gibi çok sayıda gerekçeler bulabilir ve ABD, onu Türkiye’ye asla iade etmez” dedi.
ANNE AMERİKAN VATANDAŞI MI BİLİNMİYOR
Eylem Tok’un da bir Amerikan vatandaşı olup olmadığını henüz bilmediklerini belirten Akbulut, “Yaptığımız tespitler sonrasında T.C., Amerikan vatandaşı olduğu anlaşılıyor. Havaalanı güvenlik kameralarından elde edilen fotoğraflarda elinde Amerikan pasaportuyla çıkış yaptığı gayet net görülüyor. Timur burada doğmuş olabilir. Ya da T.C., ailesi önceden kendilerine vatandaşlık yolu açan EB –5 ya da farklı yatırımlar aracılığıyla aldıkları Green Card’tan sonra vatandaşlığa geçmiş olabilirler” ifadelerine yer verdi.
]]>İngiltere’de 2019’dan bu yana hapishanede olan Assange’ın, ABD tarafından 2010-2011 yıllarında gizli askeri belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle iadesi isteniyor.
Julian Assange kimdir, Wikileaks nedir?
Assange, ergenlik yıllarda bilgisayar programcısı olarak şöhret kazandı.
1995’te ülkesi Avustralya’da bilgisayar korsanlığı suçlamasıyla cezaya çarptırıldı ancak bunu bir kez daha yapmayacağına söz vermesi üzerine hapse girmedi.
2006’da Wikileaks websitesini kurdu. Wikileaks bugüne kadar on milyondan fazla gizli belgeyi yayımladığını iddia ediyor. Belgeler arasında savaş, casusluk ve yolsuzlukla bağlantılı resmi raporlar da var.
2010’da ABD ordusuna ait helikopterden çekilmiş ve Irak’ın başkenti Bağdat’ta 18 sivilin öldürülüş anını gösterdiği belirtilen bir video Wikileaks’te yayınlandı.
Bunlarla birlikte ABD ordusunun eski istihbarat analisti Chelsea Manning’in sızdırdığı binlerce gizli belge de Wikileaks’te yayımlandı.
Bu belgelere göre ABD ordusu Afganistan savaşı sırasında yüzlerce sivili öldürmüş ancak bunlar resmi raporlara girmemişti.
ABD hükümeti Wikileaks’e nasıl tepki verdi?
2019’da ABD Adalet Bakanlığı sızıntıyı ülkenin “tarihindeki en büyük gizli bilgi ifşalarından biri” olarak tanımladı.
ABD yetkililerinin avukatları, bilgilerin yayımlanmasının Afganistan ve Irak’ta adı geçen kişileri “ciddi zarar, işkence ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığını” söyledi.
Assange ise dosyaların ABD silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ciddi ihlalleri ortaya çıkardığını ve kendisine karşı açılan davanın siyasi amaçlı olduğunu vurguladı.
Gizli bilgileri elde etmek amacıyla askeri veritabanlarına sızmak üzere komplo kurmakla suçlandı ve 18 suçtan yargılanmasına karar verildi.
ABD yetkilileri, Assange’ın ABD’ye iade işlemlerini başlattı.
Avukatları suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını söylüyor. Ancak ABD hükümeti dört ila altı yıl arası bir hapis cezasının daha muhtemel olduğunu söylüyor.
Julian Assange neden ABD’ye iade edilmedi?
ABD’nin 2019’daki iade talebi bir dizi duruşmanın ardından alındı ancak Assange bu kararın bozulması için yıllarca mücadele etti.
2019’da ayrı bir suçtan Londra’nın yüksek güvenlikli Belmarsh Cezaevi’ne gönderildi ve firar geçmişi nedeniyle ABD’deki iade davası devam ederken orada tutuldu.
2021’de Yüksek Mahkeme, akıl sağlığının zayıfladığı ve ABD’deki bir hapishanede intihar edebileceği iddialarını dikkate almayarak, iadesine karar verdi.
Karar 2022’de Yüksek Mahkeme ve dönemin İçişleri Bakanı Piri Patel tarafından onaylandı.
Assange 20 ve 21 Şubat 2024’te yeniden Yüksek Mahkeme’ye çıkacak. Patel’in verdiği iznin yeniden görüşülmesini ve 2021’de alınan mahkeme kararının bozulmasını isteyecek.
Destekçileri bunun karşılaştığı son yasal sınav olabileceğini söylüyor.
Assange’ın avukatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) davasının 2022’de değerlendirilmesini talep etmiş, ancak mahkeme duruşma yapılmadan davayı reddetmişti.
Julian Assange neden Ekvador Büyükelçiliği’nden ayrıldı?
İsveç 2010 yılında Assange’ın ülkedeyken bir kadına tecavüz ettiği ve bir diğerini de taciz ettiği suçlamalarıyla hakkında yakalama emri çıkardı.
Assange iddiaların “temelsiz” olduğunu söyledi.
İsveç İngiltere’den tutuklanan ve kefaletle serbest bırakılan Assange’ı iade etmesini istedi.
İki yıl süren yasal mücadelenin ardından 2012’de İngiltere Anayasa Mahkemesi Assange’ın İsveç’e sorgulanmak üzere iade edilmesine karar verdi.
Ancak Assange, İsveç’e giderse ABD’ye iade edileceğini iddia ederek bunun yerine Ekvador Büyükelçiliği’nden siyasi sığınma talep etti.
Dönemin Wikileaks destekçisi Ekvador Cumhurbaşkanı Rafael Correa Assange’ın sığınma başvurusunu kabul etti.
Assange büyükelçilikte yedi yıl geçirdi ve burada şarkıcı Lady Gaga ve oyuncu Pamela Anderson dahil ünlüler tarafından ziyaret edildi.
Nisan 2019’da Ekvador’un yeni Cumhurbaşkanı Lenin Moreno, “saygısız ve saldırgan davranışları”, kişisel hijyeniyle ilgili şikayetler ve büyükelçiliğin güvenlik dosyalarına eriştiğine dair şüpheler nedeniyle Assange’ın büyükelçiliği terk etmesini istedi.
Assange, İngiliz polisi tarafından büyükelçilik içinde tutuklandı ve ardından kefalet koşullarını ihlal ederek İsveç’e iade edilmek üzere teslim olmadığı gerekçesiyle yargılandı.
Kendisine 50 hafta hapis cezası verildi.
Kasım 2019’da İsveçli yetkililer, zaman aşımı gerekçesiyle Assange aleyhindeki davayı geri çekti.
Julian Assange’ın eşi Stella Assange kimdir?
Assange, uzun süredir birlikte olduğu avukat Stella Moris ile 2022 yılında Belmarsh hapishanesinde evlendi.
İlişkileri 2015 yılında başlayan çiftin, Assange Ekvador Büyükelçiliği’nde yaşarken ebeveynlik ettiği iki çocukları var.
Stella Assange, Julian Assange’ın iadesine karşı kampanya yürüten ünlü modacı Vivienne Westwood tarafından tasarlanan bir gelinlik giyinmişti.
Törene Assange’ın babası ve erkek kardeşinin yanı sıra her iki çocuğu da katıldı.
]]>Manisalı avukat TESLA firmasından almak istediği elektrikli otomobili fiyatın iki katına çıkması sonucu almaktan vazgeçti, yatırdığı ön sipariş bedelini hukuk yoluyla geri aldı
MANİSA – TESLA firmasından otomobil almak için ön sipariş bedeli yatıran Avukat Mehmet Salcıoğlu, bu süreç zarfında araç fiyatının neredeyse 2 kat artması sonucu siparişten vazgeçerek firmadan ön sipariş bedelinin geri iadesi istedi. Firma tarafından kendisine olumsuz yanıt verilen Salcıoğlu başlattığı hukuk mücadelesini kazanarak hem ödediği kaparo bedelini geri aldı hem de kendisiyle aynı durumda olan tüketicilere umut oldu.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan bir avukat TESLA firmasına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazanırken, aynı durumda bulunan tüketicilere de umut oldu. Firma sözleşmesinde ilk başvuruda ön sipariş adında ödenen bedelin, sözleşme gereği iade edilmeyeceği yazılı olmasına rağmen Alaşehirli Avukat Mehmet Salcıoğlu, mevcut araç fiyatının ilk başvuru esnasındaki fiyattan hemen hemen iki katına varacak şekilde çok fazla artması nedeniyle siparişten vazgeçerek ödediği ön sipariş bedelinin iadesini istedi. TESLA firmasının kendisine iade yapmaması üzerine Tüketici Hakem Heyetine başvuran Salcıoğlu haklı bulundu ve icra takibi sonrası yatırdığı 10 bin TL’yi firmadan geri aldı.
Tüketici Hakem Heyeti, “Sözleşmeyi düzenleyen bir standart şartın ‘Münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür’ düzenlemesi gereği dosyada yer alan sözleşmenin ilgili maddesi haksız şart kapsamında yer aldığı değerlendirilmiştir. Ayrıca ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik sıkıntılar döviz kurundaki öngörülmeyen değişiklikler nedeniyle teslim edileceği belirtilen tarihte, aracın değeri 2 katına çıkmış ve döviz kurundaki değişiklikler sebebiyle sipariş verilen aracın bedeli tüketici tarafından ödenemeyeceği kadar artmıştır. Tüketici Hakem Heyeti, somut uyuşmazlıkta ekonomik şartların aşırı ağırlaşması, sipariş tarihindeki araç fiyatı ile sonradan teklif edilen fiyat arasındaki dövizden kaynaklı fahiş fark olması ve emsal Yargıtay kararlarında da alınan bedelin iadesinin gerektiği anlaşıldığından uyuşmazlık konusu bedelin iadesine ilişkin tüketici talebinin haklılığına karar verilmesi kanaatine varılmıştır” diyerek tüketici lehine karar verdi.
“Koruyucu ve kapsayıcı bir karardır”
Yaşadıklarını anlatan Avukat Mehmet Salcıoğlu, “2023 yılında eşimin adına TESLA firmasından elektrikli bir otomobil siparişi verdik. Bu siparişi verdiğimiz esnada da 10 bin TL ön sipariş adında bir bedel yatırdık. Daha sonrasında mevcut ekonomik şartlar nedeniyle araç bedelinin çok fazla artması nedeniyle bu siparişimizden vazgeçtik. Fakat bu 10 bin TL’lik bedel ilgili firma tarafından tarafımıza iade edilmedi. Bunun neticesinde de tüketici hakem heyetine başvurduk. Tüketici hakem heyeti de bu 10 bin liralık bedelin iade edilmemesinin haksız bir şart oluşturacağı, bu nedenle de tüketiciye geri iade edilmesine yönelik bir karar verdi. Verilen karar da tüketicinin lehinedir. Yapılan icra takibi sonrasında da 10 bin liralık yatırdığımız bedeli geri iade aldık. Tüketici hakem heyetinin bu yönde verdiği karar ilgili bedeli alamayan tüketiciler için bir koruyucu ve kapsayıcı yönde bir karardır.” dedi.
]]>