Hüküm – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 17 Jul 2024 03:39:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 MH17 Faciası: Uçağın Düşürülmesiyle İlgili Gelişmeler https://www.haber60.com.tr/mh17-faciasi-ucagin-dusurulmesiyle-ilgili-gelismeler/ https://www.haber60.com.tr/mh17-faciasi-ucagin-dusurulmesiyle-ilgili-gelismeler/#respond Wed, 17 Jul 2024 03:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40123 17 Temmuz 2014’te Malezya Havayolları’na ait Amsterdam’dan Kuala Lumpur’a giden MH17 sefer sayılı yolcu uçağı, Ukrayna semalarında bir Rus füzesi tarafından vuruldu. Taşıdığı 300’e yakın kişinin hayatını kaybetti.

O dönem bölgede Rusya kontrolündeki milis gruplar ve Ukrayna Ordusu arasında çatışmalar yaşanıyordu.

Uçakta yer alan 80’i çocuk, 15’i mürettebat olmak üzere 283 yolcunun tamamı yaşamını yitirdi.

Hollandalı yetkililer uçağın düşürülmesi hakkında soruşturma başlattı ve ilerleyen yıllarda onlarca görgü tanığını dinledi, yüzlerce delili inceledi.

Rusya, uçağın düşürülmesinde sorumluluk kabul etmedi, ancak soruşturmacılar Rus yetkililerle bağlantılar ortaya çıkardı.

Uçağın düşürülmesiyle ilgili kimler hüküm giydi?

2022’de Lahey Bölge Mahkemesi üç kişiyi yolcu uçağının düşürülmesinde rol oynamaktan suçlu buldu.

Şüphelilerin hepsi eskiden Rusya iç istihbarat kurumu Federal Güvenlik Servisi’nde (FSB) görev alan subaylardı ve Ukrayna’nın doğusunda bağımsızlığını ilan eden Rusya destekli Donetsk Halk Cumhuriyeti hükümeti mensubuydu.

Rusya, Donetsk Halk Cumhuriyeti’ni ve işgal altındaki diğer Ukrayna topraklarını Eylül 2022’de ilhak etti.

Şüphelilerden İgor Girkin Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin eski “savunma” bakanıydı, Sergei Dubinsky eski istihbarat şefiydi, Leonid Kravchenko ise Dubinsky altında çalışıyordu.

Hollanda’da görülen davada dördüncü bir isim daha sanık olarak yer aldı, ancak mahkeme daha sonra bu zanlının suçlu bulunması için yeterli delil olmadığına hükmetti.

Hüküm giyen üç kişi de müebbet hapse mahkum edildi, ancak üçü de mahkeme salonunda değildi.

Moskova, hem Girkin hem de Dubinsky’nin Rus vatandaşı olmasına rağmen uçağın düşürülmesiyle ilgili yürütülen uluslararası soruşturmayla işbirliği yapmadı.

İgor Girkin daha sonra Rusya’da başka bir suçtan hapse girdi.

Girkin, Rus komuta kadrosunu Ukrayna’nın topyekûn işgali sürecinde yetersizlikle suçladı. Ocak 2024’te “aşırıcılık” suçlamasıyla yargılandı ve dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra Rus ordusunu eleştirmek ülkede suç kapsamına alındı.

Füzeyi kim fırlattı?

Hollanda liderliğinde görev yapan soruşturmacılar video ve fotoğraf delillerini inceledi ve yüzlerce telefon konuşması dinledi.

Bu deliller sayesinde uçağın Rusya yanlısı ayrılıkçılar tarafından kontrol edilen bölgedeki bir Buk hava savunma sistemindedn ateşlenen füze ile düşürüldüğünü kanıtladılar. Bu savunma sistemi ayrılıkçılara Rusya tarafından verildi.

Buna karşın mahkeme, hüküm giyen üç kişinin de füzenin fırlatılması için düğmeye basmadığını belirtti.

Uluslararası araştırma grubu Bellingcat, bahsi geçen Buk sisteminin Rusya’nın 53. Hava Savunma Tugay’ının Üçüncü Taburuna ait olduğunu ortaya çıkardı. Bu da potansiyel zanlı sayısının 30’un altında olduğu anlamına geliyor. Bu isimlerden üçü ya da dördü, uçağın vurulduğu 17 Temmuz 2014’te muhtemelen Buk sistemini kullanıyordu.

Hollandalı soruşturmacılar Rus yetkililerden bu taburun komutanı Albay Sergei Muchkayev’in sorgulanmasını talep etti. Ancak Moskova, MH17 soruşturmasına erişiminin reddedilmesinden şikayetçi olmasına rağmen bu talebi karşılıksız bıraktı.

Dinlenen telefon görüşmelerinde bir isim daha ortaya çıktı; kıdemli FSB subayı Andrey Burlaka. Görüşmelerden elde edilen delillere göre Burlaka, Buk sisteminin Rusya’dan Ukrayna’nın doğusuna taşınma sürecinde yer aldı.

BBC, Burlaka’nın Ukrayna’nın doğusundaki aktif silahlı çatışma dönemine denk gelen 2014-2015 yıllarında ülkenin en prestijli “Rusya’nın Kahramanı” nişanını aldığını tespit etti.

Putin nasıl bir rol oynadı?

Üç zanlının hüküm giymesinden aylar sonra, Şubat 2023’te soruşturmacılar Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalar ve MH17’nin düşürülmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Kanıt olarak ele geçirilen iki telefon görüşmesi sundular, ikisinde de Buk hava savunma sisteminin Ukrayna’ya götürülmesi kararının “en üst isim” tarafından alındığına atıfta bulunuluyordu. Bu muhtemelen Başkan Putin’e bir atıftı.

Hollanda liderliğinde çalışan Müşterek Soruşturma Ekibi bir basın toplantısında “Putin’in Buk hakkındaki kararlara doğrudan müdahil olduğuna dair çok güçlü göstergeler var, ancak bu göstergeler tamamlanmış ve inkar edilemez delil olacak seviyede değil” dedi.

Ekip ayrıca, Putin’in Rusya devlet başkanı olduğu için Hollanda yasaları nezdinde dokunulmazlığı olduğunu ve görevde kaldığı süre boyunca herhangi bir ulusal mahkeme tarafından yargılanamayacağını da söyledi.

Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov o dönem Rusya’nın soruşturmaya katılmasına izin verilmediğini söylemiş, bunun soruşturmanın “objektifliğine katkıda bulunmadığını” ifade etmişti.

Kurban yakınları tazminat alabilecek mi?

Hollanda hükümeti 2020’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Rusya’nın MH17 uçuşunda hayatını kaybeden 298 yolcu ve mürettabın ölümünden ve uçağın düşürülmesini reddetmekten sorumlu tutulması çağrısında bulundu. Dava hala sürüyor.

Hollanda Hükümeti, Rusya’nın faciada kilit rol oynadığını söylüyor ve Kremlin’in uçağın düşürülmesiyle ilgili hala devam eden dezenformasyon kampanyasının kurban yakınlarının haklarının açık ihlali olduğunu savunuyor.

Moskova hala Rusya’ya yönelik tüm suçlamaları reddediyor ve MH17 davasını propagandasında aktif olarak kullanıyor. Uçağın Ukrayna ordusu tarafından düşürüldüğünü ve hatta yolcuların uçak düşürülmeden önce öldüğünü iddia ediyor.

Rusya AİHM davasını kaybederse, mahkemenin Rusya’ya kurban yakınları için tazminat ödemesi yönünde hükmetme ihtimali var. Böyle bir kararın fiilen uygulanma ihtimali düşük.

Ukrayna’nın topyekûn şgalinin hemen ardından Rusya meclisi “AİHM kararlarının uygulanmaması” üzerine bir yasa geçirdi ve yasa 15 Mart 2022’de yürürlüğe girdi.

Aynı zamanda MH17 kurbanları için tazminat zaman aşımına tâbi değil. Gelecekte farklı bir Rusya hükümetinin siyasi bir kararla böyle bir anlaşmaya varma ihtimali söz konusu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mh17-faciasi-ucagin-dusurulmesiyle-ilgili-gelismeler/feed/ 0
Hollanda Senatosu, suçlu göçmenlerin sınır dışı edilmesine olanak tanıyan yasayı onayladı https://www.haber60.com.tr/hollanda-senatosu-suclu-gocmenlerin-sinir-disi-edilmesine-olanak-taniyan-yasayi-onayladi/ https://www.haber60.com.tr/hollanda-senatosu-suclu-gocmenlerin-sinir-disi-edilmesine-olanak-taniyan-yasayi-onayladi/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38359 Yusuf Özkan / Lahey

Sağ ve aşırı sağcı partilerin çoğunlukta olduğu Hollanda Senatosu, ciddi bir suçtan hüküm giyen göçmenlerin süresiz oturma izni başvurularının reddedilerek, sınır dışı edilmelerine olanak tanıyan yasayı onayladı.

Yeni düzenleme ile süresiz oturma izninin reddine ilişkin suçların kapsamı genişletildi ve en az 60 ay hapis cezası giymiş olma koşulu da kaldırıldı.

Geçen hafta iş başına gelen hükümetin aşırı sağcı Sığınma ve Göç Bakanı Marjolein Faber, önümüzdeki günlerde daha çok benzer öneriyi gündeme getireceklerini söyledi.

Hollanda’da 2000 yılında yürürlüğe giren Yabancılar Yasası uyarınca, ülkede doğan ya da büyüyen suçlu göçmenlerin sınır dışı edilmesine izin verilmiyordu.

Hollanda Senatosu, yaz tatilinden önceki son toplantısında, suçlu yabancıların sınır dışı edilmesini önleyen yasal korumaya son veren yasa değişikliğini onayladı.

Yeni yasal düzenlemeye, senatoda çoğunluğa sahip olan merkez ve aşırı sağcı bütün partiler destek verdi.

Hükümet tarafından hazırlanan tasarı, Ocak ayında Temsilciler Meclisi’ndeki sağ partilerin oylarıyla kabul edilmişti.

Hollanda’da şu ana kadar yalnızca, 60 aydan fazla hapis cezası gerektiren ciddi uyuşturucu suçlarına karışan göçmenlerin daimi oturma izni başvuruları reddediliyordu.

Senato tarafından kabul edilen yeni yasa ile artık ceza yasasında yer alan ve hapis gerektiren birçok suç, kalıcı oturma izninin reddedilmesine neden olacak.

Aşırı sağcı Doğru Cevap 2021 Partisi (JA21), Yahudi düşmanlığının (antisemitizm), kalıcı oturum hakkından mahrum bırakma için gerekçe olarak kabul edilmesini içeren bir önerge verdi.

Oturma izni iptali için 60 aydan fazla hapis cezası eşiği de kaldırılacak. Ceza süresi yerine, ciddi bir suçtan hüküm giymiş olmak, oturma izninin reddi için yeterli sayılacak.

Yeni yasal düzenleme, oturma izni başvurularının kamu politikası gerekçesiyle reddedilmesi konusunda hükümete geniş yetkiler veriyor.

Göç ve Yabancılar Dairesi (IND), aile durumunu dikkate almadan hükümlülerin süresiz oturma talebini reddedebilecek.

Dilan Yeşilgöz liderliğindeki iktidar ortağı Özgürlük ve Demokrasi Halk Partisi’nin (VVD), suçlu göçmenlerin geldikleri ülkeye iade edilmesi ve artık yeni bir oturma izni hakkına sahip olmamalarına ilişkin önergesi düzenlemeye eklendi.

Senatoda Yabancılar Yasası’nın daha katı hale getirilmesinin destekleyen sağ ve aşırı sağcı partiler, düzenlemenin, “kamu düzeninin ve ulusal güvenliğin suçlu yabancılara karşı daha fazla korunmasına yönelik bir adım olduğunu” savunuyor.

Yasa aleyhine oy kullanan sol ve sol liberal muhalefete göre, düzenleme yasal eşitsizlik yaratıyor.

Muhalefete göre, yeni yasa, hükümete ceza mahkemesinin yetkisinin çok daha ötesinde bir takdir yetkisi veriyor.

Muhalefet partisi temsilcileri, “göçmenlerin ve özellikle de farklı etnik kökenden gelen insanların ‘beyaz’ Batı kültürünün yerini aldığını” içeren Nazilerin tartışmalı “ikame teorisinin” ateşli bir savunucusu olan Bakan Faber’in yasayı uygulama biçimine yönelik kaygılarını dile getirdi.

Aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) üyesi Hollanda Sığınma ve Göç Bakanı Marjolein Faber, yasanın kabulünü memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Aşırı sağcı bakan, “Sınır dışı edebileceğimiz her terörist bir kazançtır. Hükümet gelecekte bu yönde daha fazla öneri sunacak” dedi.

Yeni yasanın 18 yaş ve üzeri yabancıları kapsadığını vurgulayan Faber, suçlu yabancıların cezalarını çektikten sonra Hollanda’da kalmalarının, kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu savundu.

Yeni yasa resmi gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollanda-senatosu-suclu-gocmenlerin-sinir-disi-edilmesine-olanak-taniyan-yasayi-onayladi/feed/ 0
9. Yargı Paketi Taslağına Anka Haber Ajansı Ulaştı: Tekerrür Halinde İşlenen Suçlar İçin de Koşullu Salıverme Geliyor https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-tekerrur-halinde-islenen-suclar-icin-de-kosullu-saliverme-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-tekerrur-halinde-islenen-suclar-icin-de-kosullu-saliverme-geliyor/#respond Sat, 11 May 2024 00:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31254 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – 9. Yargı Paketi taslağına ANKA Haber Ajansı ulaştı. Taslak, mükerrir (tekrar eden) suçlar için de koşullu salıverme getiriyor. Buna göre, ikinci defa tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olanlardan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılını, müebbet hapis cezasının otuzüç yılını, birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılını, süreli hapis cezasında ise dörtte üçünün infaz kurumunda iyi halli olarak infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanabilecek.

9. Yargı Paketi taslağına ANKA Haber Ajansı ulaştı. Taslak, 38 maddeden oluşuyor. Söz konusu taslakta 3’üncü maddede yer alan 1512 Sayılı Noterlik Kanunu’nda yer alan Madde 52 yeniden düzenleniyor. Buna göre noterlerin tatil gün ve saatleri çalışmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye Noterler Birliği’nin mütalaası ve Adalet Bakanlığınca yürürlüğü konulan yönetmelikte düzenlenmesi planlanıyor.

Taslakta 10’uncu maddede yer alan 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki Madde 45’de idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı konusu 5 bin TL’yi geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamazken yeni yapılacak düzenlemede bu rakam “31 bin TL” olarak yenilendi.

Taslakta 11’inci maddede yer alan 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki Madde 46’da mevcut kanunda konusu yüz bin TL’yi aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaların temyiz edileceği kaydedilirken, taslakta bu miktarın 920 bin TL olarak yeniden düzenlendiği görülüyor. Öte yandan, bu maddeye ise “Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar.” bendi ekleniyor.

“CUMHURİYET BAŞSAVCIVEKİLİ” EKLEMESİ

Taslakta 17’nci maddede yer alan 5235 Sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunu’un 30’uncu maddesi de yeniden düzenleniyor. Buna göre, mevcut kanunda bulunan “Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur. En kıdemli Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet başsavcıvekili olarak görev yapar.” ifadesi “Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet başsavcıvekili ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlere birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanabilir. Cumhuriyet başsavcıvekili 19’uncu maddede belirtilen görevleri yerine getirir.” şeklinde düzenleniyor. Söz konusu değişikliğin gerekçesi ile şöyle anlatıldı:

GEREKÇE

MADDE 17- Maddeyle, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 30 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Halihazırda bölge adliye mahkemelerinde Cumhuriyet savcılarından en kıdemlisi başsavcıvekilliği görevini yerine getirmektedir. Bu durum, emeklilik ve atama gibi nedenlerle başsavcıvekillerinin sürekli değişmesine neden olmaktadır. Bu sakıncanın önüne geçilmesi amacıyla bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıvekilinin Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından atanması yönünde değişiklik yapılmaktadır. Ayrıca, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanabileceği kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle ise Cumhuriyet başsavcıvekilinin görevleri belirleniyor. Taslakta 5235 Sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunu’na 35’inci maddesinden sonra gelmek üzere de yeni bir madde ekleniyor. Bu madde ve eklenme gerekçesi şöyle:

Hukuk daireleri iş bölümü incelemesi MADDE 35/A – İstinaf incelemesi için dosya kendisine gönderilen ilgili hukuk dairesi, bir ay içinde yapacağı ön inceleme sonucunda iş bölümü bakımından kendisini görevli görmez ise gerekçesiyle birlikte dosyayı görevli olduğu kanısına vardığı ilgili hukuk dairesine gönderir. Bir aylık sürenin bitiminden sonra veya duruşma günü verilen dosya hakkında gönderme kararı verilemez.

Gönderme kararı üzerine dosya kendisine gelen hukuk dairesi, iki hafta içinde yapacağı ön inceleme sonucunda görevli olmadığı kanaatine varırsa, varsa geçici hukuki koruma tedbirlerine dair talepler hakkında da karar vermek suretiyle dosyayı hukuk daireleri başkanlar kuruluna gönderir. İki haftalık sürenin bitiminden sonra gönderme kararı verilemez. Kurul tarafından yapılan ön inceleme sonunda verilen iş bölümüne ilişkin karar kesindir.

GEREKÇE

MADDE 18- Maddeyle, istinaf kanun yolunda hukuk daireleri arasındaki iş bölümü uyuşmazlıklarının hızlı bir şekilde giderilmesi amacıyla, 5235 sayılı Kanuna 35/A maddesi eklenmektedir. Birinci fıkraya göre, istinaf incelemesi için dosya kendisine gönderilen ilgili hukuk dairesi, bir ay içinde yapacağı ön inceleme sonucunda iş bölümü bakımından kendisini görevli görmemesi halinde, gerekçesiyle birlikte dosyayı görevli olduğunu değerlendirdiği ilgili hukuk dairesine gönderecektir. Bir aylık sürenin bitiminden sonra veya duruşma günü verilen dosya hakkında gönderme kararı verilemeyeceği açık bir şekilde düzenlenmektedir. İkinci fıkrayla, dosya kendisine gönderilen hukuk dairesi iki hafta içinde yapacağı ön inceleme sonucunda görevli olmadığı kanaatine varırsa, varsa geçici hukuki koruma tedbirlerine dair talepler hakkında karar vermek suretiyle dosyayı hukuk daireleri başkanlar kuruluna göndereceği düzenlenmektedir. Bu iki haftalık sürenin hitamından itibaren gönderme kararı verilemeyeceği ve kurulca yapılan ön inceleme sonunda verilen kararın kesin olacağı düzenlenmektedir.

Taslakta 5235 Sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunu’nun 44’üncü maddesinde yapılan düzenleme ile artık Cumhuriyet başsavcıvekillerinin de birinci sınıf olup Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanacağı kaydediliyor.

HAKARET SUÇU DÜZENLEMESİ

Taslakta 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73’üncü maddesinde yapılan düzenleme ile de soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımında şikayet süresinin, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemeyeceği kaydedildi. Mevcut kanunda bu süre ise 6 ay olarak yer alıyor..

5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında da bir düzenleme yapılıyor. Buna göre düzenlemeyle, Türk Ceza Kanununun 125’inci maddesinin ikinci fıkrasında, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bendinde ve dördüncü fıkrasında düzenlenen hakaret suçu, önödeme kapsamına alınmakta ve kurumun kapsamı genişletilmektedir. Buna göre, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret suçunun işlenmesi halinde Kanunun 75 inci maddesine göre önödeme hükümleri uygulanacaktır. Aynı şekilde, Kanunun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hakaret suçunun aynı maddenin üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bendi kapsamında ve/veya alenen işlenmesi halinde de önödeme hükümleri tatbik edilecektir. Bu suçun beş yıl içinde yeniden işlenmesi halinde altıncı fıkra uyarınca önödeme hükümleri uygulanmayacak ve fail hakkında kamu davası açılacak. Ayrıca 125’inci maddenin birinci fıkrasındaki hakaret suçunda önödeme hükümleri uygulanmayacağı kaydedilirken “Dolayısıyla bu suçun üçüncü fıkranın (b) ve (c) bendi kapsamında ve/veya alenen işlenmesi halinde de önödeme yoluna gidilmeyecek ve uzlaştırma hükümleri uygulanacaktır.” denildi.

“UZLAŞMA” DETAYI

Taslakta yer alan 24’üncü maddede 5271 Sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu’nun 254’üncü maddesi de düzenleniyor. Buna göre 5271 sayılı Kanunun 254’üncü maddesinin ikinci fıkrası “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.” şeklinde değiştiriliyor. Gerekçe olarak ise “Maddeyle, 5271 sayılı Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, kovuşturma evresinde uzlaşma gerçekleştiği takdirde, edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde dava hakkında durma kararı verileceği ve uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, mevcut düzenlemeye göre sanık hakkında daha aleyhe sonuçlar doğurabilecek nitelikte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi uygulamasından vazgeçilerek uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilebilmesi bakımından durma kararı verilmesi sağlanmaktadır. Durma süresince zamanaşımı işlemeyecektir.” ifadeleri gösteriliyor.

5271 sayılı Kanuna ayrıca aşağıdaki geçici madde de ekleniyor:

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından uygulanmaz.

(2) Soruşturma veya kovuşturma evresinde olup da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla uzlaşmanın sağlanmış olduğu dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve 5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 254 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 254 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 254 üncü maddenin ikinci fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır.”

KAPALI CEZA İNFAZ KURUMLARINDA BULUNAN İYİ HALLİ HÜKÜMLÜLERE EĞİTİM DÜZENLEMESİ

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 76’ncı maddesi açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerindeki hükümlülerin örgün ve yaygın eğitimden yararlanmasına ilişkin madde, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan iyi halli hükümlüleri de içine alarak genişletiliyor. Söz konusu maddeye eklenenler şunları:

MADDE 76- (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin tüm öğretim türlerinden; diğer ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ise kurum içinde verilebilen yaygın, dışarıdan ve açık öğretim programlarından yararlanmaları sağlanır.

(2) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan iyi halli hükümlüler, kurum içinde açılan örgün öğretim programlarına kurum disiplin, düzen ve güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumsal kapasite ve imkanların uygunluğu ölçüsünde devam edebilir. Yaş, eğitim düzeyi, engellilik durumu, sosyal ve ekonomik durum ile benzeri ölçütlere göre ihtiyacı olan hükümlülere öncelik verilir.

(3) Kayıtlı olduğu eğitim kurumlarının ilgili mevzuatına göre gerekli şartları taşıyan ve kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin sınavları, kişi ve kurum güvenliği ile kurum disiplin ve düzeninin bozulmasını önleyici tedbirler alınarak aşağıda belirtilen usule göre ceza infaz kurumu içinde yapılır:

a) Kayıtlı oldukları ortaöğretim, ön lisans, lisans ve benzeri öğretim programları kapsamındaki sınavlar ile mesleki yeterlilik gibi yazılı veya sözlü sınavlar, ilgili kurum ile koordinasyon sağlanarak öncelikle çevrim içi, bunun mümkün olmaması halinde ise ilgili eğitim kurumu görevlisinin gözetiminde yüz yüze yapılır.

b) Hükümlüler, merkezi sınavlar ile açık öğretim kurumları sınavlarına, sınav merkezi olarak belirlenen ceza infaz kurumlarında katılır.

(4) Kurum ve kuruluşlar ile üniversiteler, sınavlara ilişkin olarak üçüncü fıkrada belirtilen konularda gerekli düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almakla yükümlüdür.

(5) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin öğretimden yararlanması veya sınavlara katılması, hükümlünün; başarısız olması, devamsızlık göstermesi, eğitim ve sınav alanlarında bu Kanunda yazılı disiplin cezasını gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirmesi veya öğretim programının ceza infaz kurumunun işleyişine yer ve zaman itibarıyla uygun olmaması halleri dışında engellenemez.

(6) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

TEKERRÜR HALİNDE İŞLENEN SUÇLAR…

5275 sayılı Kanunun 108’inci maddesinin ikinci fıkrasına ise “İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz” cümlesi eklenirken, üçüncü fıkrasında yer alan “durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.” ibaresi “durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.” şeklinde değiştirildi ve aynı fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır.” cümlesi eklendi. Taslakta bu düzenlemenin gerekçesi şöyle yer aldı:

“Dünyanın birçok ülkesinde hükümlülerin mahküm oldukları hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında, kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir. Şartlı tahliye ya da koşullu salıverilme olarak nitelendirilen bu müessese, ülkelerin ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır. Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da kural olarak hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilmekte iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar düşmektedir. Ülkemizde kural olarak hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından ise üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir. Bununla birlikte, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlü, cezasının tamamını ceza infaz kurumunda infaz etmekte ve koşullu salıverilmemektedir. Bu durum, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, maddenin üçüncü fıkrasıyla ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülere koşullu salıverilme imkanı tanınması nedeniyle infaz adaletinin sağlanması ve hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amacıyla ikinci defa mükerrirler hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Böylelikle ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından ikinci fıkra hükümleri dikkate alınmayacaktır. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen hükümlülerin dış dünyaya uyum sağlamaları ve rehabilite edilerek yeniden suç işlemelerinin önlenmesi amacıyla koşullu salıverilebilmelerine imkan tanınmaktadır. Değişiklikle, bu hükümlülerin koşullu salıverilmesi bakımından birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin esas alınacağı ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, ikinci defa tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahküm olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkümiyet halinde en fazla otuziki yılının, süreli hapis cezasının ise dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilecektir.

“HAPİS CEZALARININ İNFAZINDA ADALETLİ BİR SONUCA ULAŞILMAK HEDEFLENMEKTEDİR”

Belirtmek gerekir ki, koşullu salıverilme süresi geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Hükümlü, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesinde, infazın tüm aşamalarında katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacaktır.

Yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilebilme imkanı tanındığı için bu hükümlüler bakımından 108 inci maddenin ilgili diğer hükümlerinin uygulanabilmesi söz konusu olacaktır. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.”

(BİTTİ)

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-tekerrur-halinde-islenen-suclar-icin-de-kosullu-saliverme-geliyor/feed/ 0
KSMMMO Başkanı: Asgari Ücret Kademeli Artmalı https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-asgari-ucret-kademeli-artmali/ https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-asgari-ucret-kademeli-artmali/#respond Wed, 03 Apr 2024 23:48:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26020 Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (KSMMMO) Başkanı Ali Yedikaya, asgari ücretle çalışanlardan enflasyonist ortamda vergi alınmasının doğru olmadığını düşündüğünü söyleyerek, “Asgari ücret kademeli artmalı” dedi.

Asgari ücretlilerin vergilerini içine sindiremediğini söyleyen KSMMMO Başkanı Ali Yedikaya, “Aslında asgari ücretle çalışanlarla ilgili gelir vergisi tamamen muaf oldu. Daha önceki yıllara baktığımızda hep söylemişimdir ben; örnek veriyorum küçük esnaf da diyebilirsiniz buna dönem dönem büyük esnaflar da diyebilirsiniz. Bu kişilerin vergi levhasındaki ödediği vergi tutarına baktığınızda örneğin 20 TL görünüyorsa asgari ücretli olarak fabrikada çalışan işçilerin ödediği 12 aylık bordroların toplamına baktığınızda 40-50 TL gibi bir rakamla karşı karşıya kalıyor. Çoğu platformda da diyorum asgari ücretli kadar iş yeri sahipleri vergi ödemiyor diye. Bununla ilgili son dönemdeki asgari ücretin, emekli maaşlarının enflasyonist ortamda ezilmesi gibi hükümlere baktığınızda asgari ücretlilerle ilgili en azından asgari ücret tutarı kadar olan kısma gelir vergisinde olan bir muafiyet sağlandı. Fakat tabi onun üstündeki rakamlarda alanlara da 2-3 aylık bir süre içinde de artan yüzde 15’ten yüzde 50’ye kadar artan bir vergi dilimi ile karşı karşıya kalıyorlar. Buradaki insanların bu bordrolardan bir şeyleri kaçınma gibi bir boyutları maalesef olamıyor. Kaçınma vergide bir haktır. Şöyle de bir hüküm var EYT dediğimiz kesim maalesef bütün siyasilerimiz bunu dillendirdi; bence yanlış bir karardı ama maalesef uygulamaya konuldu ve EYT’li kişilerin maaşı devlete yük olarak doğdu. EYT’nin hükümlerine bakıldığında bu sefer asgari ücretteki tutarların yetersizliği, daha yüksek SGK primlerinin oradan alınıp o maaş dengesinin sağlanması lazım. Bana kalırsa asgari ücretle maaş usulü alın teri ile çalışanlardan vergi alınmasını ben içime sindiremiyorum. İş verenler benzer hükümde olanlar versin ama organizede ağır şartlarda çalışan işçi grubu insanlarımız var. Enflasyonist ortamda zaten sıkıntılı” dedi.

Yedikaya, asgari ücretin de kademeli olarak artması gerektiğini söyleyerek, “Ben daha önce de asgari ücret bana göre 2 kademeli olmalı demiştim. Bir tanesi 1-3 yıl sigortalı olanlara bu asgari ücret değil de bunun biraz altında olmalı. Çünkü üniversiteyi, liseyi yeni bitirmiş gençlerimizin o 3 yıllık süreçte bir tecrübe kazansınlar. Çıraklığı kalfalığı orada atsınlar istedikleri rakamlara çalışabilirler diye. Yasal hükümlere bakıldığında doğrusu da bu zaten. 3 yıldan sonrakilere de en azından bu gündemdeki asgari ücret tutarında altında olmamak üzere diye bir kademe gelsin demiştim. Fakat maalesef sanki asgari ücretlilerin parasını düşürmek gibi algı ortaya çıktı ama öyle değil. Bence şu andaki gençlerimizin de bir an önce liseyi bitirenlerimizin de en azından sisteme hızlı bir şekilde katılmasıyla ilgili süreçte hem o rakamdan sigortasının yatması hem 3 yıllık süreçte bir işe başlarken insanlar ihtiyaç olduğunda o kişiye farklı bir maaş vereceğini bilir. O gençlerimiz de hem çıraklık hem de kalfalık dönemini 3 yıllık süreçte bitirmiş olurlar” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-asgari-ucret-kademeli-artmali/feed/ 0
8. Yargı Paketi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:09:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14521 Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Yasaya göre, İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılıyor. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.

Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidiliyor. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.
İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılıyor. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak.

Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

KİŞİLİĞİN VEYA MAL VARLIĞININ KORUNMASI KRİTERİ

Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör örgütleri”ne ilişkin düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe uyumlu hale getiriliyor.

Yasayla Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türk Medeni Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülüyor. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma hali doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılıyor. Ergin kişilerin fiil ehliyetinin bulunduğundan hareketle iradeleri ön plana çıkarılarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün kısıtlanması esas olarak kendi isteğine bırakılırken, toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı bakımından hükümlünün kısıtlanması, kişiliğinin veya mal varlığının korunması kriterine bağlanarak bu konuda vesayet makamına takdir hakkı veriliyor.

Buna göre, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.

Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.

VESAYETİN SONA ERDİRİLMESİ

Anayasa Mahkemesi kararı bağlamında Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilecek.

Kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilecek ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecek. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilecek. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilecek. Yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmayacak. İtiraz, denetim makamınca ivedilikle karara bağlanacak.

Yasaya göre, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor.

Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.

ÖRGÜT ADINA SUÇ İŞLEME

Yasa ile Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltiliyor. Bu düzenleme, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek.

Yasa ile Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Kabul Edildi https://www.haber60.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:18:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10738 Kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

Teklife göre, İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.

Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.

İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak.

Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kişiliğin veya mal varlığının korunması kriteri

Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör örgütleri”ne ilişkin düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe uyumlu hale getirilecek.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türk Medeni Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülüyor. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma hali doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılıyor. Ergin kişilerin fiil ehliyetinin bulunduğundan hareketle iradeleri ön plana çıkarılarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün kısıtlanması esas olarak kendi isteğine bırakılırken, toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı bakımından hükümlünün kısıtlanması, kişiliğinin veya mal varlığının korunması kriterine bağlanarak bu konuda vesayet makamına takdir hakkı veriliyor.

Buna göre, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.

Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.

Vesayetin sona erdirilmesi

Anayasa Mahkemesi kararı bağlamında Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilecek.

Kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilecek ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecek. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilecek. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilecek. Yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmayacak. İtiraz, denetim makamınca ivedilikle karara bağlanacak.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor.

Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.

Örgüt adına suç işleme

Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltilecek. Bu düzenleme, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/feed/ 0