Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nde (KETEM) görevli hekimler, dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanserinden korunma yöntemleri ve tarama programları hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Erhan Aktürk, kadınlar arasında yaygın görülen ve dünyada önlenebilir ölüm sebepleri arasında yer alan serviks kanserinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
Türkiye’de bu kanser türünün görülme sıklığının ve ölüm oranlarının yıllar içerisinde Sağlık Bakanlığının düzenlediği kanser tarama programları sayesinde azaldığını anlatan Aktürk, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) serviks kanserinin 2120 yılında ortadan kaldırılmasını hedeflediğini dile getirdi.
Doç. Dr. Aktürk, rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’unun cinsel temas yoluyla bulaşan HPV virüsünden kaynaklandığını, bu virüsün de bazı tarama yöntemleriyle tespit edilebildiğini belirterek, “Rahim ağzından aldığımız hücrelerde ‘Bu virüs var mı?’ diye bakabiliyoruz. İkinci bir yöntem de smear testi. Smearle lezyonları kansere ilerlemeden önce ya da çok erken evrede kanseri kolayca tedavi edilebilecek şekildeyken tespit edebiliyoruz. Bütün kadınlar düzenli aralıklarla bu testleri yaptırırsa ölüm oranlarını daha da düşürebiliriz.” diye konuştu.
Kadının hayat standartları ile sağlığının korunması adına farkındalık oluşturulması ve erken önlem alınması gerektiğini vurgulayan Aktürk, bu kanser türündeki bir numaralı önlemin kadınların rahim ağzı kanserinin ne olduğunu, nasıl bulaştığını bilmesi, doğru kaynaklardan bilgi alması ve etrafını da bilgilendirmesi olduğunu ifade etti
“Aşı ne kadar erken yaşta yapılırsa koruyuculuğu o kadar iyi oluyor”
Doç. Dr. Aktürk, ikinci basamak korunma yönteminin ise aşılar olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bu aşılar, HPV virüsünün kansere ilerlemesinin engellenmesi için oluşturulmuş. Türkiye’de de 9’lu aşı var. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 93’üne HPV’nin 7 tipi sebep oluyor. Aşı bu 7 tipi içeriyor. HPV’nin ‘siğil’ dediğimiz, kanser olmayan ama rahatsızlık veren hastalığı da oluşturan 2 tane tipi var. Aşı bunu da içeriyor. 9-46 yaş aralığındaki tüm kadınlara öneriliyor. Hedef kitle, özellikle 9-14 yaş arasındaki çocuklar. Ne kadar erken yapılırsa koruyuculuğu o kadar iyi oluyor ama 46 yaşına kadar da bu aşı yapılabilir. Üç doz şeklinde yapılıyor.”
HPV aşısına yönelik halk arasında “kısırlığa sebep oluyor” veya “öldürüyor” gibi bazı yanlış düşüncelerin olduğunu aktaran Aktürk, “Bu aşıyı olduğunuz zaman (genital) siğillerin yüzde 90’ını engellemiş oluyorsunuz, rahim ağzı kanserine yüzde 93 olasılıkta daha az yakalanıyorsunuz. DSÖ, 2030’da tüm dünyadaki 15 yaşına gelmiş kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanmış olmasını hedefliyor. Bu kadar önemli ve üzerinde durulan bir konu.” diye konuştu.
Türkiye’deki tarama programı kapsamında 3 yılda 1 smear, 5 yılda 1 de HPV testi yapıldığını, böylece tanının erken konulduğunu, tedaviye erken başlanıldığını anlatan Aktürk, aşı olunsa dahi tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Türkiye’de rahim ağzı kanseri taraması üzerinde titizlikle duruluyor”
Doç. Dr. Aktürk, HPV kansere dönüştüğünde yüz güldürücü olmayan sonuçlara yol açabildiğine dikkati çekerek, kanser belirtilerini “artan yoğun akıntı, hastalığın evresine göre lekelenme şeklinde veya yoğun kanama, kasık ağrısı, idrar veya büyük abdestle ilgili problem” olarak sıraladı.
Serviks kanserinde hastalığın evresine göre kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi gibi tedavi metotları bulunduğunu anlatan Aktürk, bu kanser türünde de ileri evrede ölüm riskinin yüksek olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Aktürk, “Türkiye’yle ilgili 2021 verilerine göre, 43 milyon kadın nüfusunda 100 binde yüzde 4-5 oranında yıllık yeni vaka görülüyor. Dünya genelinde de yılda 600 bin yeni vaka ve 350 bin ölüm oluyor. Türkiye’de de 2021’de 43 milyon kadın nüfusunda 1300 ölüm gerçekleşmiş. Dünyada görülen rakamlara göre oldukça düşük. Çünkü Türkiye’de Ulusal Kanser Tarama Programı çerçevesinde rahim ağzı kanseri taraması üzerinde titizlikle duruluyor ve bunun sonuçları da alınıyor, ölüm oranları düşüyor.” ifadelerini kullandı.
Rahim ağzı kanserine yönelik taramaların devlet bünyesindeki kuruluşlarda ücretsiz yaptırılabildiğini belirten Aktürk, kamu hastanelerinin hepsinde smear alındığını, HPV taramalarının da KETEM ile Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) 5 yılda bir düzenli yaptırılabildiğini sözlerine ekledi.
KETEM’lerdeki taramada HPV riski tespit edilenler hastaneye yönlendiriliyor
Ümraniye İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Dudullu KETEM’de sorumlu hekim olan Dr. Ayşe Keleş ise bu merkezlerde Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında DSÖ’nün önerdiği rahim ağzı, meme ve kolorektal kanserlerine yönelik tarama yapıldığını söyledi.
Rahim ağzı kanserine karşı 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV tarama programını uyguladıklarını aktaran Keleş, bu yaş aralığındaki kişilerin tarama programına dahil edilmesiyle erken evrede kanser oluşumunun engellendiğini ve tedavinin sağlandığını ifade etti.
Dr. Ayşe Keleş, İstanbul’da geçen yılki tarama programına katılım oranına ilişkin, “Rahim ağzı kanseri için İstanbul’daki birinci basamak sağlık tesislerinde yaklaşık 81 bin tarama gerçekleştirildi. Erken evredeki ya da hiçbir belirtisi olmayan kişilere daha fazla ulaşmamız gerekiyor.” dedi.
Merkezde tanı koymadıklarını, bir kişinin riski olup olmadığını tespit ettiklerini anlatan Keleş, rahim ağzından aldıkları akıntı örneğinde HPV pozitiflik durumu saptanırsa ileri tetkik ve tedavi için kişinin hastaneye sevkinin sağlandığını aktardı.
Dr. Keleş, tarama yaptırmak için KETEM’den randevu almak isteyenlerin Sağlık Bakanlığının internet sitesinden kendilerine en yakın merkezin bilgilerine ulaşıp oraya direkt başvurabileceklerini, ayrıca telefon ya da “Kanser Randevu Sistemi”nden randevu oluşturabileceklerini kaydetti.
]]>Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Orhan Ünal, Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranının kadınlarda yaklaşık yüzde 85, erkeklerde ise bu oranının yüzde 91’lere çıktığını söyledi. HPV ve buna bağlı kanserlere karşı farkındalık oluşturulmasının önemine de değinen Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Farkındalık, bilinçlendirmek suretiyle olmalıdır. Aşılamanın ve rahim ağzı kanserinin önemini televizyonlarda kamu spotları aracılığıyla vurgulamak gerekiyor. Aşı karşıtları kanser oranının çok düşük olduğunu söylüyor ve abartıldığını düşünüyor. Ama ben kanser üzerine çalışan ve kadın doğum hekimi olarak şunu söylüyorum; bu kanser karşımıza önlenebilir bir dönemde çıkmadığında ve yayıldığında oldukça ıstıraplı bir yol izliyor. Kanserin kemiğe ve diğer organlara sıçraması durumunda tedavisi mümkün olmuyor. Bir insanın organlarını kaybetmesini, ağrı çekmesini ve ıstırabını görmek gerekiyor. Dolayısıyla bu farkındalığı yaratmak lazım. İnsanları bilgilendirerek cinselliği tabu olmaktan çıkarmak lazım’ ifadelerini kullandı.
‘AŞILAMA DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMELİ’
Türkiye’de HPV aşısına ulaşma noktasında bir sıkıntı yaşanmadığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Eczanelerden aşıya ulaşılabiliyor. Eskiden ikili aşı dediğimiz ve HPV’nin en çok kanser yapan tipi 16 ve 18’e etkili aşı vardı. Sonrasında erken yaşlarda sıklıkla karşılaşılan, HPV 6 ve 11 tipleriyle bulaş sonucu oluşan siğillerden de korunmak adına dörtlü aşı dediğimiz kombinasyon kullanıldı. Son olarak da HPV’nin 9 tipine karşı etkili dokuzlu aşı Türkiye’ye de yakın zamanda geldi ve kullanılmaya başlandı. Korunma için 9-15 yaş arasında 6 ay arayla iki doz yeterli olmaktadır. 15 yaşını doldurduktan sonra ise 26 yaşına kadar 3 doz aşı öneriliyor. Avustralya’da, İngiltere’de, Amerika’da olduğu gibi bu aşılama devlet politikası haline gelirse daha çok kişi aşıya ulaşabilecektir’ diye konuştu.
‘CİNSEL YAŞAM NE KADAR AKTİF OLURSA RİSK O KADAR ARTIYOR’
Türkiye’de rahim ağzı kanserine yakalanma oranının yüz binde 4 buçuk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünal, ‘Türkiye’de yılda bin 500 kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerle aramızda büyük bir fark yok. Bu anlamda bizim bulunduğumuz nokta olumlu bir yerdedir. Bunun sebeplerinden biri ülkemizde cinsel yaşamın Amerika ve Avrupa’ya göre daha geç yaşlarda başlamasıdır. Cinsel ilişki ne kadar erken yaşta olursa ve partner sayısı ne kadar fazla olursa HPV’ye yakalanma oranı da o kadar yüksek oluyor’ dedi.
‘TÜRKİYE’NİN AŞILAMA PROGRAMINA DAHİL OLMASI GEREKİYOR’
Rahim ağzı kanserinin en önemli etkeninin ‘human papilloma’ virüsü olarak adlandırılan HPV etkeniyle olduğunu sözlerine ekleyen Ünal, şöyle devam etti:
‘Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranı kadınlarda yaklaşık yüzde 85’ken erkeklerde ise bu oran yüzde 91’lere çıkıyor. Ortalamaya baktığımızda Türkiye’de yüzde 85 oranında HPV enfeksiyonuyla karşılaşma olasılığı var. Dolayısıyla bu kadar yüksek bir oran söz konusu olduğu için bu konuda bir önlem almamız gerekiyor. Cinsel yaşam ne kadar aktif olursa bu olasılık o kadar artıyor. Bu nedenle önlem olarak da Türkiye’nin aşılama programına dahil olması gerekiyor.’
‘HPV AŞISI FELÇ YAPIYOR’ İDDİASINA YANIT: VARSAYIMLAR ÜZERİNDEN TOPLUM SAĞLIĞIYLA OYNANMAMALI
HPV aşısı ‘felç yapıyor’ iddialarına da cevap veren Prof. Dr. Orhan Ünal, birtakım varsayımlar üzerinden toplum sağlığıyla oynanmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
‘Her aşıda olduğu gibi HPV koruma aşısında da birtakım yan etkiler olabilir. Lokal ağrılar ve kızarıklıklar olabilir. Düşük tansiyonla karşılaşılabilir. Sinir sistemiyle alakalı otoimmun bir hastalık olan Guillain-Barre dediğimiz bir rahatsızlık iddia ediliyor ama bu konuda yapılan araştırmalar bunu tam olarak doğrulamadı. Aşının yan etkilerinin bildirildiği, toplandığı ve incelendiği bir organizasyon var. Bu incelemeler sonucunda Dünya Sağlık Örgütü ve aşı güvenliği organizasyonları ‘aşının şu yan etkisi var’ diyebileceği bir veri ortaya koymadı. 20 senelik bir aşının şu an böyle bir yan etkisinden söz edemiyoruz, ilerleyen süreçte daha fazla vakanın verilerini görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Felç olma veya birtakım ağır komplikasyonlar olmadığını görüyoruz. Amerika’da, İngiltere’de, Avustralya’da milyonlarca insan HPV aşısı oldu. Bu insanlar felç olduğunu hiç mi bildirmiyor? Böyle bir durumda buralardan bildirimler çıkması gerekirdi.
İnsan sağlığı çok önemli. Birtakım varsayımlarla ve kötü olayları örnek göstererek bir toplumun sağlığıyla oynanmaması gerektiği kanaatindeyim. Onların bu yönde bildireceği vakalar varsa ortaya koysunlar ve öyle tartışalım. Aşılama, insan sağlığı için çok önemli bir konu. Onun için birtakım varsayımlarla hareket edilmemeli. Kadınların bu kanserle karşılaştığında başlarına gelen o kadar kötü şeyler var ki; bunlar dururken, bu olayı yaşamamış insanların ‘bu şöyle tehlikelidir, böyle felç yapıyor’ diye konuşmaları, insanları şüpheye düşürür ve aşı olmaktan vazgeçmelerine neden olur. O nedenle konuşmalarına dikkat etmeleri kanaatindeyim.?
‘HPV AŞISININ ÖMÜR BOYU KORUYUCULUĞU VAR’
Havuz, tuvalet ve hamamlar gibi ortak kullanım alanlarından HPV bulaş riskinin oldukça düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, ‘Bu alanlardan bulaş riski yüzde 0,1’den daha az. Yani neredeyse buralardan enfeksiyon bulaşmaz, yok denecek kadar azdır. Yüzde 99 oranında seksüel yolla bulaşıyor. HPV virüsü 37 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için cinsel temas tek bulaşma yolu diyebiliriz. Prezervatifin virüsten koruma oranı ise yüzde 60’tır. Onun için korunma bakımından en etkili yol aşıdır. Bu noktada Dünya Sağlık Örgütü de aşılamanın son derece etkili olduğunu belirlemiştir ve önermektedir. HPV aşısının yıllar içinde antikor seviyesi azalsa (10-15 yılda) da ömür boyu koruyuculuğu vardır. Aşı sonrası HPV ile karşılaşan bireylerde koruma belleği aktive olduğu için antikor miktarı da tekrar yükseliyor ve koruma sağlanıyor. Tekrarlama durumu söz konusu değildir’ ifadelerini kullandı.
‘ERKEK ÇOCUKLARININ DA AŞILANMASI ŞART’
HPV aşısının erken yaşlarda önerilmesinin sebepleri hakkında da bilgi veren Ünal, ‘Çünkü 9-11 yaşlarında daha yüksek bir antikor cevabı alıyoruz. Bu yaşlarda cinsel yaşam da başlamadığı için antikor seviyesi daha güçlü oluyor. Ama tabi 45 yaşına kadar aşı yapılabilir diyoruz. Bu, erken yaşlardaki aşı kadar antikor seviyesini yükseltmiyor. O bakımdan hem erkek hem de kız çocuklarına erken yaşta aşı yapılmasını öneriyoruz. Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır. Olaya hep rahim ağzı kanseri olarak bakıyoruz. Aslında baş-boyun kanserleri, anal kanserler HPV nedeniyle oluyor. Dolayısıyla erkek çocuklarının aşılanmasını öneriyoruz’ dedi.
KORUNMANIN 3 YOLU: AŞI, PAP SMEAR TESTİ VE FARKINDALIK
HPV enfeksiyonuna çok yönlü bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ünal, gençlerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını söyledi ve şöyle devam etti:
‘Bu durum sadece kanserden de ibaret değil. Bazı genital akıntılar, enfeksiyonlar ve cinsel yolla bulaşan diğer birçok hastalıkların da tedavi edilmesi gerekiyor. Bu hastalıklar yardımcı faktör olarak etki ediyor ve rahim ağzı kanserinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden oluyor. Sigara kullanımı da bağışıklık sistemini doğrudan etkilediği için HPV enfeksiyonunun kansere ulaşmasına sebebiyet veriyor. Yüzden fazla tipi olan HPV tiplerinin yüzde 90’ı kanser yapmıyor ancak kansere yol açan orta ve yüksek tipleri 30 civarında ve hepsi de yüksek risk taşımıyor. Ayrıca yüksek riskteki tip de olsalar, yıllar içinde kansere yol açıyor bu yüzden de erken teşhisle önlenebiliyor. Yani vajinal smear taraması ile kanser öncesi lezyonlar erken teşhisle önlenebiliyor. Erken tedaviyle; sadece rahim ağzının kazınmasıyla yine gebe kalınabiliyor ve kadınlar hayatına devam edebiliyor. Birinci koruma; aşı, ikinci koruma smear testiyle takip, üçüncüsü ise halkın bilinçlendirilmesiyle farkındalık oluşturulması.’
‘AŞI YAPTIRMAK HER ŞEYİ BİTİRMİYOR’AŞIDAN SONRA TARAMA DEVAM ETMELİ’
Erken teşhisin ve düzenli taramanın hayat kurtardığını ifade eden Prof. Dr. Orhan Ünal, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
‘Bir kadının kanser olabilmesi için kadın doğum uzmanına hayatında hiç gitmemiş olması gerekiyor. Çünkü HPV virüsü alındıktan sonra hemen kanser yapmıyor. 5 yıl, 10 yıl hatta bazen 20 yıllık bir süreç de olabiliyor. Bu, bağışıklık sistemine göre değişkenlik gösterebiliyor. Dolayısıyla bir kez olsun bile bir uzmana gitmek ve pap smear testi yaptırmak erken teşhis açısından önem arz ediyor. Dünya Sağlık Örgütü 21 yaşından 30 yaşına kadar üç yılda bir smear aldırmayı öneriyor. 30 yaşından sonra HPV baktırmaya başlıyoruz. Bu yaştan sonra hem smear hem de HPV’ye bakılıyor ve yüksek riskli bir durum yoksa zaman aralığı 5 yılda 1’e çıkıyor. 30 yaşına kadar, virüs yüzde 90 oranında temizlenebiliyor. HPV aşısını yaptırmak bu enfeksiyonla tekrar karşılaşılmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü 100’den fazla tipi var. Bizim en çok kanser yapan 9 tipine karşı aşımız var. Bu nedenle aşı yapmak her şeyi bitirmek anlamına gelmiyor. Aşıdan sonra tarama devam etmelidir. 65 yaşına kadar bu taramayı yapıyoruz.?
]]>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Türkan Gülpınar, rahim ağzı kanserinin yavaş ilerlediğini ve bu nedenle önlenebilen bir hastalık olduğunu belirterek “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilmektedir. Düzenli jinekoloji muayeneler teşhisi erken koymak, bu hastalığın getirdiği olumsuz etkileri en az düzeye indirip, neredeyse atlatılmasına yardımcı olmaktadır” dedi.
Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Türkan Gülpınar, 1-31 Ocak Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri farkındalık ayına ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin tanımı ile ilgili, “Rahim ağzı, vajina ve uterusun birleştiği bölgedir. Bu bölgede gelişen kanserlere rahim ağzı (serviks) kanseri denir. Dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra dördüncü sıklıkta görülürken, ülkemizde dokuzuncu sıradadır. Rahim ağzı kanserinin yavaş ilerlemektedir ve bu nedenle önlenebilen bir hastalıktır. Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilmektedir. Rahim ağzında görülen kanser öncesi değişikliklerin teşhisini alan kadınların ortalama yaşı 20-30 iken, rahim ağzı kanseri teşhisi alan kadınların ortalama yaşı 50-60 civarındadır. Aradaki bu yaş farkı bize hastalığın yavaş ilerlediğini, gerekli takip ve tedavi alan hastalarda önlenebileceğini gözler önüne sermektedir. Erken teşhis sadece rahim ağzı kanserinde değil, bütün hastalıklarda hayati bir öneme sahiptir. Düzenli jinekoloji muayeneleri rahim ağzı kanserinde teşhisi erken koymak, bu hastalığın getirdiği olumsuz etkileri en az düzeye indirip, neredeyse atlatılmasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.
‘HPV ENFEKSİYONU NEDEN OLABİLİR’
Rahim ağzı kanserinde en önemli risk faktörünün HPV enfeksiyonu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülpınar, “Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu göz ardı edilmemelidir. Cinsel yolla bulaşan başka enfeksiyonların da varlığı, erken yaşta ilk cinsel ilişki, birden fazla cinsel partner varlığı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, birden fazla doğum yapmış olmak, düşük sosyoekonomik düzey, 5 yıldan daha uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi nedenler serviks kanserinde başlıca risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.
‘ORTALAMA 35-55 YAŞLARI ARASINDA GÖRÜLÜR’
Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin en fazla görüldüğü yaş ile ilgili, “Serviks kanseri ortalama 35-55 yaşları arasında görülmesine rağmen, 65 yaş üstünde de kanser gelişme riski bulunmaktadır. Cinsel açıdan aktif olan veya 21 yaşın üstünde olan tüm kadınların 65 yaşına kadar tarama yaptırması gerekmektedir. Bu tarama yöntemlerinin başında pap smear testi gelmektedir. Bu test, jinekolojik muayene sırasında alınan sürüntü örneğinin değerlendirilmesi esasına dayanır. 30-65 yaş grubundaki kadınların her 5 yılda bir HPV testi yaptırması önerilir. Bu test sonucunun pozitif çıkması durumunda ise HPV DNA testi ve kolposkopi önerilir. HPV DNA testi ile kansere neden olan HPV tipi belirlenirken kolposkopi ile kesin tanı konulur” dedi.
‘DSÖ, 9 YAŞINDAN SONRA HPV AŞISININ YAPTIRILMASINI ÖNERİYOR’
Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin erken dönemde belirti vermese de ilerleyen evrelerde adet düzensizlikleri, cinsel ilişki sonrası kanama, cinsel ilişki sırasında ağrı, yorgunluk, kilo kaybı, kabızlık, kötü kokulu vajinal akıntı ve idrar yaparken ağrı şikayetleri ile karşımıza çıkabileceğinin altını çizdi. Rahim ağzı kanserinden korunmanın etkili ve basit yolun başında bu hastalığa neden olan HPV’ye karşı korunmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Gülpınar, “HPV’ye karşı korunma aşılanma ile olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), rahim ağzı kanserine karşı 9 yaşından büyük kız çocuklarına aşı yaptırılmasını önermektedir. Diğer korunma yolları ise sigara kullanmamak, cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, sağlıklı beslenmek ve en önemlisi de 21 yaşından itibaren düzenli tarama testi yaptırmaktır” ifadelerini kullandı.
]]>