MARDİN’de otomobilin yaya geçidinde çarpması sonucu yaşamını yitiren İbrahim Halil Bumanhan (10) ile Orhan Kemal Duva’nın (11) anneleri Esra Bumanhan (37) ve Büşra Duva (35), DHA’ya konuştu. Hız yaptığı videoları sosyal medyada paylaşan ve bir videosunda da 180 kilometre hıza çıktığı görülen sürücünün en ağır cezayı almasını isteyen Esra Bumanhan, “Karşıya geçerken, fenomenlik uğruna beğeni almak için hız yapan bir cani, yaya geçidinde çocuklarımıza kıydı” dedi. Büşra Duva ise “Adaletimize güveniyoruz. İnşallah o oradan çıkmayacak” diye konuştu.
Kaza, 14 Temmuz akşamı Artuklu ilçesi Vali Ozan Caddesi’nde meydana geldi. Nurullah Çiçek’in kullandığı 34 JZ 0089 plakalı otomobil, yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isteyen İbrahim Halil Bumanhan ve Orhan Kemal Duva’ya çarptı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Ambulanslarla Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan çocuklardan İbrahim Halil Bumanhan aynı gün, Orhan Kemal Duva da bir gün sonra hayatını kaybetti. Çocukların cenazeleri, otopsinin ardından Arap Mezarlığı’nda defnedildi.
Bu arada kaza, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Bumanhan ve Duva’nın otomobilin çarpmasıyla metrelerce savrulduğu görüldü.
180 KİLOMETRE HIZLA GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Kazanın ardından gözaltına alınan Nurullah Çiçek, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Kazayla ilgili tutulan tespit tutanağında Çiçek’in trafiği tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirdiği, hız limitinin 50 kilometre olduğu ve geçiş üstünlüğünün yayalarda bulunduğu, yaya geçidinde çocuklara 50 kilometrenin üzerinde hızla çarptığı kanaatine varıldığı belirtildi. Ayrıca, Nurullah Çiçek’in sosyal medyada aracıyla hız yaptığı videoları paylaştığı ve bir videosunda 180 kilometre hızla gittiği görüntüleri ortaya çıktı. Bazı sosyal medya kullanıcılarının da paylaşımların altına ‘cani, katil’ gibi kelimeler yazdığı görüldü.
‘FENOMENLİK UĞRUNA İKİ CANA KIYDI’
Kazada hayatını kaybeden İbrahim Halil Bumanhan’ın annesi Esra Bumanhan, sürücünün sosyal medyada beğeni almak uğruna iki cana kıydığını belirterek, “Olay günü arkadaşları ile gezmeye gitmişlerdi. Karşıya geçerken, fenomenlik uğruna beğeni almak için hız yapan bir cani, yaya geçidinde çocuklarımıza kıydı. İstediğimiz tek şey adalet. Bizim canımız yandı. Başka canlar yanmasın. İçimizi bir nebze soğutacak tek şey onun iyi bir ceza almasıdır. Türk adaletine güveniyorum. Çocuklarımız gitti. Evladımız, suçsuz sebepsiz bir serseriye kurban gittiler. Bu gibi kazaların tekrarlanmaması için mahkemenin en ağır cezayı vermesini istiyorum. Bizim yüreğimiz yandı, başkasının yüreği yanmasın diye bu tür insanlara haddinin bildirilmesini istiyorum” dedi.
‘İÇİMİZİ SOĞUTACAK TEK ŞEY, ONUN EN AĞIR ŞEKİLDE CEZA ALMASIDIR’
Orhan Kemal’in annesi Büşra Duva da sürücünün en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyerek, “Sırf fenomenlik uğruna makas atarak, trafik kurallarını ihlal ederek 2 çocuğun canına kıyıyor. En ağır şekilde ceza almasını istiyoruz. Hiçbir şekilde oradan çıkmasını istemiyoruz. Bizim içimizi soğutacak tek şey onun en ağır şekilde ceza almasıdır. Fenomenlik uğruna sürekli makas atarak başka canlar ölmesin, başka anneler bizim yaşadığımız acıları yaşamasın istemiyoruz. Adaletimize güveniyoruz. İnşallah o oradan çıkmayacak. Adalet Bakanlığı’na çağrımız; onun oradan hiçbir şekilde çıkmaması, en ağır şekilde cezalandırılmasıdır. Herkesin sesimizi duymasını istiyoruz. Canımız o kadar çok yandı ki, diyecek söz bulamıyoruz artık” diye konuştu.
]]>KOCAELİ’nin Gölcük ilçesinde, kullandığı servis midibüsüyle kaldırımda yürüyen Ayfer Başkurt (35) ve kızı Nur Eylül Başkurt’a (6) çarpıp ölümüne neden olan Ümit Orhan ve şirket yetkilisi R.K.’nin yargılandığı davada, Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. Savcı, araçta fren arızası olduğunu, bunun da bakım eksikliğinden kaynaklandığını belirterek 2 sanığın ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçunda 15’er yıla kadar hapsini talep etti. Kazada yaralanan servis midibüsündeki 5 işçinin ise sanıklardan şikayetçi olmadığı bildirildi.
Kaza, 15 Eylül 2023’te sabah saatlerinde Gölcük ilçesi Yeni Mahalle 1 Mart Caddesi’nde meydana geldi. Ümit Orhan yönetimindeki 41 P 9013 plakalı, tekstil işçilerini taşıyan servis midibüsü, rampa inerken sürücünün kontrolünü kaybetmesi sonucu kaldırımda yürüyen Ayfer Başkurt ve kızı Nur Eylül Başkurt’a çarpıp devrildi. Anne Başkurt olay yerinde kızı ise hastanede hayatını kaybetti. Midibüs şoförü Ümit Orhan, işçiler K.A., H.G., Ö.Y., H.Y. ve P.K. da yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Yaralılar, buradaki tedavilerinin ardından taburcu edildi. Anne ve kızın cenazeleri, aynı ilçedeki 17 Ağustos Mezarlığı’nda toprağa verildi.
YARALI İŞÇİLER ŞİKAYETÇİ OLMADI
Şoför Ümit Orhan ve şirketin yetkilisi R.K., kaza sonrası gözaltına alındı. Ümit Orhan tutuklanırken, R.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kazada yaralanan servisteki işçiler K.A., H.G., ÖY., H.Y., ve P.K., şikayetçi olmadı.
‘HİDROLİK SİSTEMİNDE PATLAK VAR’
Kocaeli 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde Orhan ve R.K. hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan dava açıldı. Davanın 3’üncü duruşması bugün yapıldı. Duruşmada tutuklu sanık Ümit Orhan, tutuksuz sanık R.K. ile taraf avukatları hazır bulundu. Sanık Orhan’ın avukatı yaptığı savunmada aracın hidrolik sisteminde patlak olduğunu, müvekkilinin sürüş tekniği ile son ana kadar gayret gösterdiğini söyledi. R.K.’nin avukatı ise müvekkilinin kusuru olmadığını belirterek, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.
’17 METREYE YAKIN FREN İZİ VAR’
Başkurt ailesinin avukatı 17 metreye yakın fren izi olduğunu söyledi. Avukat, sanıklar hakkında şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, “Müvekkilimizin eşi ve çocuğuna çarparak vefatına neden oluyor. Gerekli hızını ayarlamadığı ve kontrollü gitmediği bellidir. 17 metreye yakın fren izi var. Müvekkilimin ailesine çarparak öldürmüş, devamında da duvara çarpmak suretiyle durabilmiştir. Bununla ilgili Yargıtay kararları vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararında belirtildiği üzere meskun mahallelerde hız sınırını aşma eyleminin bilinçli taksir kapsamında kaldığı belirlendiğinden olayda da bu durumun değerlendirilmesini istiyoruz” dedi.
SAVCI, MÜTALAASINI AÇIKLADI
Duruşmada mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, aracın 2008 model olmasına dikkat çekerek, midibüsteki fren arızasının bakım eksikliğinden kaynaklandığını, aracın bakım ve onarımından sorumlu ilgili şirket yetkilisi R.K.’nin meydana gelen kazanın oluşumunda asli kusurlu olacağını belirtti. Savcı, tutuklu sanık Ümit Orhan ile ilgili de kavşağın da bulunduğu iniş eğimli tehlikeli virajın olduğu yolda, aracının teknik özelliklerini de dikkate alarak uygun vitesle aracı kullanıp, aracın gösterge panellerini kontrol ederek seyrini sürdürmesi, aracın frenleme etkisinin zayıfladığını hissettiğinde de zamanında kademeli olarak imdat frenini kullanması gerekirken, bu hususlara riayet etmediği için olayda tali derecede kusurlu olduğunu ifade etti. Savcı, 2 kişinin öldüğü kazayla ilgili sürücü ve şirket yetkilisi hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçu kapsamında 15’er yıla kadar hapis cezası talep etti.
‘KAZANIN MEYDANA GELMEMESİ İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPTIM’
Duruşmada söz verilen sanık Ümit Orhan, “Rampaya en fazla 35 kilometre hız ile geldim. Rampadan inerken ortalarında fren boşaldı. Fren boşaldıktan sonra araç zaten hızlanmaya başladı. 90 derece viraj var, düz gitsem uçuruma gideceğim. Rampanın ortasında frenin boşaldığını hissettim ve imdat frenini çektim, bu yüzden 18 metre fren izi oldu. Orada zaten hızlı gitmemim imkanı yok. Ben kazanın meydana gelmemesi için elimden geleni yaptım. Olay, fren boşalmasından kaynaklı meydana geldi. Tahliyemi istiyorum” dedi.
Mahkeme, aracın sahibine teslim edilmesine karar vererek dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
]]>Kaza, 4 Kasım 2023 tarihinde akşam saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yeni İstanbul Caddesi Sancak Tramvay Durağı önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaatta işçi olarak çalışan Sefa S. (19) idaresindeki 42 DU 949 plakalı otomobil, Yeni İstanbul Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde, Fadime Aslan (52), kızı Sultan Aslan (33), torunları Fadime Aslan (7), Elif Aslan (14) ve Fadime Azra Atalay’ın (9) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan Emine Atalay (32), çocukları Hasan A. (11), Ali Cemal A. (8), Fadime A. ve araçta yolcu olarak bulunan C.N.Ö. (6) olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazada yaralanan ve durumu ağır olan Emine Atalay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan 19 yaşındaki sürücüye yapılan kan testinde alkol ve uyuşturucu tespit edilmedi. Emniyetteki ilk ifadesinde Sefa S.’nin “Cadde üzerinde seyir halindeyken bir anda kalabalık bir yaya grup karşıma çıktı. Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene de bastım kurtarmaya çalıştım ancak duramadım ve çarptım. Alkol testi yaptılar testim olumsuz çıktı. Olay günü 1 buçuk litre protein tozu içtim, bir önceki gece de 1 litrelik enerji içeceği içmiştim. Daha önce hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Kaç kilometre hızla gittiğimi de hatırlamıyorum o an” diye kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.
Kazaya dair iddianame hazırlandı
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazayla ilgili tahkikat tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede bulunan raporda, sürücü Sefa S.’nin caddenin 82 kilometre olan hız limitinin üstünde seyrettiği tespit edildiği belirtilerek, “Kazanın meydana geldiği anda gece olması sebebiyle seyreden araçların farlarını yakarak seyretmeleri gerektiğinden ve farların etkisiyle görüş açısının yeterli olması açısından araç sürücülerinin gün durumunu da göz önüne alarak gerektiğinde seyretmiş oldukları yol için belirlenen hızın daha da altında seyrederek gün ve trafik durumuna uygun hızla seyretmesi gerekirken, dosyada bulunan tanık ifadelerinde ve kolluk görevlileri tarafından yapılan fren ölçümünde araç sürücüsünün seyretmiş olduğu yol için belirlenen hız limitinin üzerinde seyrederek kazanın oluşumuna engel olamamış ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir” denildi. Raporda hem yayaların hem de sürücü Sefa S.’nin kusurlu olduğu belirtildi.
Sürücü Sefa S. hakkında ‘Taksirle yaralanmaya ve öldürmeye neden olma’ suçlamasıyla, 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Sürücü Sefa S., Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Sefa S. savunmasında, “Akşam saat 18.00 sıralarıydı. Evden çıktım arkadaşımı evine bırakmak için şehir merkezi istikametinde seyir halinde olduğum sırada yol karanlıktı, sokak lambaları yanmıyordu. Bir grup bir anda karşıma çıktı. Kurtarmaya çalıştım ancak kurtaramadım, kaza meydana geldi. Pişmanım” dedi.
Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ise kazaya karışan sürücüden şikayetçi olduklarını söyledi.
Kaza sırasında sürücünün aracında bulunan arkadaşı ve mahkemede tanık olarak dinlenen Ceylin Naz Ö. de, “Sefa ile beni evime bırakmak için beraber araçla yola çıktık. Yol çok karanlıktı orta şeritteydik, bir anda kaza oldu. Aracın o anlık hızını bilmiyorum” şeklinde konuştu.
“Karşı taraf bana hakkını helal etsin pişmanım”
Kaza sırasında yolda aracıyla seyir halinde olan ve tanık olarak dinlenen Ayhan A. ise “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada kazaya karışan araç benim sağımdan beni geçti ve o sırada bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesi ile kaza meydana geldi. Eğer Sefa S. kaza yapmasaydı büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Yayaları görmedim, kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının ‘son sözün var mı’ sorusuna sürücü Sefa S., “Karşı taraf bana hakkını helal etsin, pişmanım” şeklinde cevap verdi. Mahkeme heyeti daha sonra tarafların savunmalarının ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. – KONYA
]]>İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Muratcan Türkyılmaz ile avukatı katıldı. Duruşmada, Fatma Sevim Baltacı’nın eşi müşteki Muharrem Baltacı’nın avukatı ile AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığının avukatları da hazır bulundu.
Mahkeme hakimi, dosyaya ulaşan bilirkişi raporunda, meydana gelen kazada Fatma Sevim Baltacı ile sanık Türkyılmaz’ın eşit derecede kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Savunmasını yapan sanık Türkyılmaz, özel bir sağlık kuruluşuna ait ambulansta sağlık personeli olarak çalıştığını, olay günü de nöbetten çıkarak evine döndüğünü anlattı.
Kağıthane’den Beyoğlu’na doğru yaklaşık 55-60 kilometre hızla gittiğini kaydeden Türkyılmaz, virajı döndükten sonra karşısına beyaz bir şey çıktığını, frene bastığını ve direksiyonu sağa kırdığını söyledi.
Türkyılmaz, bunun üzerine aracının kaldırıma çıktığını, arka lastiğinin yarıldığını ve ön camın yüzüne patladığını aktardı.
Neye çarptığını anlamak için olay yerine koştuğunda yerde yaralı Fatma Sevim Baltacı’yı gördüğünü kaydeden Türkyılmaz, kendisinin kanamalarına tampon uyguladığını, bilincini ve nabzını kontrol ettiğini, olay yerinde bulunan kişilere de 112’yi aramalarını söylediğini anlattı.
Olayın ardından karakolda verdiği ifadesinde, polis memurlarının kendisine her iki tarafında kusuru olduğunu söylediğini kaydeden Türkyılmaz, “Kusurumun ne olduğunu sorduğumda hız limitini aştığım söylendi. Tekrar sorduğumda 60 ila 70 kilometre hızım olduğunu ölçtüklerini söylediler. Hatta 70’e yakın olduğunu sonradan eklediler. O şekilde söyledikleri için ben de ifademde öyle söyledim. Normalde hızım daha düşüktü.” diye konuştu.
AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları, davaya katılma talebinde bulundu.
Müşteki Muharrem Baltacı’nın avukatı Taha Sarıcaoğlu, sanığın aracıyla seyir halindeyken aşırı süratli olduğunu ve Baltacı’yı yaklaşık 10 metre havaya fırlattığını söyledi.
Sanığın söz konusu bölgeyi iyi bildiğini, bölgenin trafik ve yayalar açısından yoğun olduğunu öngörmesi gerektiğini dile getiren avukat Sarıcaoğlu, sürücünün mevcut hızıyla söz konusu viraja girmemesi gerektiğini belirtti.
Sarıcaoğlu, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılmasını isteyerek, davaya katılma talebinde bulundu.
Kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılacak
Ara kararını açıklayan mahkeme, sabıkasız oluşu ve tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, sanığın adli kontrol hükümleri kapsamında tahliyesine hükmetti.
Mahkeme, sanığa “yurt dışına çıkış yasağı” şartını içeren adli kontrol tedbiri uygulanmasını karar verdi.
Müşteki Muharrem Baltacı’nın davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığının katılma talebini ise suçtan zarar görmediği gerekçesiyle reddetti.
Mahkeme, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Fatma Sevim Baltacı’nın, 10 Şubat’ta Beyoğlu’nda yolun karşısına geçtiği sırada, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın kullandığı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Olaya ilişkin kamera görüntülerine göre, maktul Baltacı’nın bulunduğu refüj kısmından yolun karşı tarafına gittiği anlatılan iddianamede, görüntünün devamında Baltacı’ya Türkyılmaz’ın aracıyla çarptığının görüldüğü kaydediliyor.
İddianamede, sanığın savunmasında, olay günü saat 22.00 sıralarında kullandığı araçla 60-70 kilometre hızla kendi şeridinde ilerlediği sırada bir anda karşısına çıkan Baltacı’ya çarptığını beyan ettiği ancak olayın ardından sanığın ifadesinin aksine daha hızlı olduğunun tespit edildiği aktarılıyor.
Trafik ekiplerince kazanın ardından yapılan incelemede sanığın, Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma” kuralını ihlal ettiğinin belirlendiği anlatılan iddianamede, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendiriliyor.
İddianamede, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın, “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
]]>İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğinde bir araya gelen Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İTÜ’den Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, Kahramanmaraş merkezli 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı. Doç. Dr. Irmak, “Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz” dedi.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelip, ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlere ilişkin çalışma yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğindeki Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, meydana gelen 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı.
3 İLİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ İLE EŞDEĞER ALAN
Ekibin yaptığı simülasyonlarda; her 2 depremin de fay hatlarındaki kırılma hızının saniyede 5 kilometrenin üzerine çıkan ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğu ve etkilenen alanın yüzde 23 oranında büyüdüğü belirlendi. Tespit edilen 35 bin 100 kilometrelik alanın büyüklüğü, yaklaşık olarak Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinin toplam büyüklüğü ile eşdeğer bir mesafeye denk geldiği görüldü. Ayrıca ekibin çalışmalarında, 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde deprem oluşturduğu bilinen ve Kahramanmaraş merkezli depremlerde kırılarak büyük hasara neden olan Erkenek fayının da kayıtlardaki 1893 depremini gerçekleştirmemiş olabileceği ortaya çıktı.
‘SON 125 YIL İÇERİSİNDEKİ KITASAL ÖLÇEKTEKİ EN BÜYÜK 2 DEPREM’
Çalışmalarla depremin yırtılma özelliklerinin simülasyonlarını çıkardıklarını belirten Doç. Dr. Serkan Irmak, “Kahramanmaraş depremlerinin oluşundan bugüne neredeyse 1 yıllık bir süre geçti. Acılarımız halen taze. Ancak bu 1 yıllık süre içerisinde bilim insanları olarak birçok dersler çıkarttık. Yaptığımız çalışmalarda birçok farklı ve ilginç sonuçlara ulaştık. Dolayısıyla bu çıkartmış olduğumuz sonuçlardan mutlaka dersler almamız lazım. Bu 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile ilgili yapmış olduğumuz son çalışma, dünyanın en saygın dergilerinden birisi olan Science dergisinde yayınlandı. Bu çalışmadaki ilginç özelliklerden bahsetmek gerekirse, bu son 125 yıl içerisinde meydana gelen kıtasal ölçekteki en büyük 2 depremden bahsediyoruz. Depremin yırtılma özellikleri çok ilginç. Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz. Tabii bu hız değişimi oluşan kuvvetli yer hareketi parametrelerini ve etki alanını da arttırmakta. Örneğin, bu yırtılma hızının değişimi olması gerekenden 35 bin 100 kilometrekarelik bir alanın daha fazla etkilenmesine yol açtı” dedi.
‘SÜPER HIZLI YIRTILMA OLMASAYDI; YÜZDE 23 DAHA AZ ALAN ETKİLENECEKTİ’
Kahramanmaraş depremlerinde 2 farklı yırtılma hızı tespit ettiklerini belirten Doç. Dr. Irmak, “Depremin yırtılma özelliklerinde 2 farklı yırtılma hızından bahsettik. Bunlardan birisi normal, geleneksel depremlerin çoğunda görmüş olduğumuz, ‘normal hızlı yırtılma’ dediğimiz saniyede ortalama 3 kilometre ve bunun altındaki yırtılma hızlarıdır. Bir de büyük hızlar var. ‘Süper hızlı yırtılma’ adını verdiğimiz, yırtılma hızının saniyede 4 kilometreden daha büyük veya saniyede 5 kilometre civarında ölçüldüğü hızlar var. Her 2 yırtılma hızının oluşan kuvvetleri ile hareket simülasyonunu yaptık. Elimizde bu depremlerden elde ettiğimiz gerçek kuvvetli yer hareketi kayıtları var. Bu kayıtlar ile ‘normal hızda yırtılma olsaydı?’ veya ‘süper hızlı yırtılma olmasaydı; nasıl bir kuvvetli yer hareketi parametreleri elde edecektik?’ sorularının cevabını aradık. Bunların modellemesini yaptığımızda şu sonuca vardık; süper hızlı yırtılma olan bölge veya depremin süper hızlı yırtılmaya sebep olması, etkilenen alanın her 2 deprem için hem birinci deprem hem ikinci deprem için toplamda etkilenen alanın yüzde 23 daha fazla olduğunu bize gösteriyor. Bu da yaklaşık 35 bin 100 kilometrekarelik bir alana karşılık geliyor. Eğer bu depremde bir ‘süper hızlı yırtılma’ görmeseydik 35 bin 100 kilometrekarelik bir alan toplam alandan düşülecekti, daha az etkilenecekti” diye konuştu.
‘ERKENEK FAYI 1893’TE KIRILMAMIŞ OLABİLİR’
“Bunun yanı sıra 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde, birinci depremde özellikle kırılan 2 tane fay segmenti var” diyen Doç. Dr. Irmak, şöyle devam etti:
“Bunlardan bir tanesi, Malatya’ya doğru olan Erkenek fay segmenti. Bu segmentin 1893 yılında 7.1 büyüklüğündeki bir depremle kırıldığı kayıtlarda bulunmakta. Fakat yapmış olduğumuz gerilme modellemelerinde, bu denli bir kırılmanın olabilmesi için Erkenek fayının kırılmamış olabileceği sonucuna vardık. Bu da tabii önemli. Çünkü sismik tehlike çalışmalarında faylardaki kırılmalar, depremlerin oluş zamanları, depremlerin tekrarlama periyotları gibi parametreler de kullanılmakta. Bu açıdan bu bulunan sonuçlar oldukça değerli. Bundan sonraki süreçte yapılması gereken, bu üst düzey dergilerde yayınlanan makalelerdeki sonuçların il afet risk azaltma planlarına ve sismik tehlike çalışmalarına mutlaka entegre edilmesi. Bunların belki de yeni baştan düzenlenmesi ve yeniden sismik tehlike çalışmalarına başlanması olarak söylenebilir. Erkenek fayının 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde bir depremle kırıldığı kayıtlarda var ama gerilme modellemesine baktığımız zaman; bu kadar büyük bir kırılmanın olabilmesi için o depremin olmamış olabileceği görünüyor. Dolayısıyla 1893’te Erkenek fayının, Erkenek segmentinin kırılmadığı veya kırılmamış olabileceği sonucu önemli. Sizin aslında kırılmış olduğunu düşündüğümüz bir segment kırılmadıysa; orada hala birikmiş bir enerji vardır. O segmentin büyüklüğü ve uzunluğu da önemli. Fakat o segment potansiyel bir deprem tehlikesi içermektedir. Siz aslında tehlikenin çok az olduğunu düşündüğünüz bir yerde aslında tehlike sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazla olabilir.”
]]>