Heykel – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 09 Feb 2024 08:54:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Moldova Asıllı Sanatçı Hurdalardan Heykeller Yapıyor https://www.haber60.com.tr/moldova-asilli-sanatci-hurdalardan-heykeller-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/moldova-asilli-sanatci-hurdalardan-heykeller-yapiyor/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6691

EDİRNE’de, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu Moldova asıllı Serghei Gulpea (27), hurdalıktan topladığı metallerden heykeller yapıyor. Eğitimi sürecinde sanayide demircilerle de çalıştığını anlatan Gulpea, “Rahatlıkla söyleyebilirim ki, üretmek adına gittiğim ve aradığım bir şey yok. Tamamıyla geri dönüştürülmeye müsait, bulduğum ve tekrar hayat bulmasını istediğim materyalleri bir araya getirmek, şu andaki işim” dedi.

Moldova’dan ailesiyle geldiği İstanbul’a yerleşen Serghei Gulpea, Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi’nden 2016’da mezun olduktan sonra Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne birincilikle girdi. Küçük yaşlardan itibaren resme ilgisi olan Gulpea, üniversite eğitimi sırasında heykele yönelip, topladığı geri dönüşüm malzemelerini eser haline getirmeye başladı. 2021’de üniversiteden mezun olan ve çalışmalarını Edirne’de sürdüren Gulpea, heykel yapım sürecinde tasarım aşamasından, malzeme seçimine ve işçiliğe kadar birçok alanda, geri dönüştürülebilir malzemelerin ilham kaynağı olduğunu söyledi.

‘UZMANLAŞMAK İSTEDİĞİM ALAN METALDİ’

Edirne’de hurdalıktan topladığı metalleri, çalıştığı üniversitenin atölyesinde heykellere dönüştüren Gulpea, sanata olan yeteneğini 5 yaşında ailesinin desteğiyle keşfettiğini söyledi. İlkokuldan beri birçok yarışmaya katıldığını belirten Gulpea, “İlkokulda birtakım yarışmalarda dereceler almaya başladım. Bir yarışma sonrasında Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nin özel kursuna burslu olarak girme fırsatı buldum. Liseyi de bu sayede kazanmış oldum. Liseden sonra da 2 boyutlu anlamda yani resim konusu bana biraz daha sınırlı alan olduğu için üniversitede heykel alanını tercih ettim. Heykelde de uzmanlaşmak istediğim alan metaldi. Metal üzerine yoğunlaştım. Bu süreçlerde de daha çok doğal malzemeler ve metal ağırlıklı işler yapıyorum. Heykele olan merakım da 2 boyutlunun sınırlarının dışına çıkmak” dedi.

‘HAYAT BULMASINI İSTEDİĞİM MATERYALLERİ BİR ARAYA GETİRİYORUM’

Topladığı metalleri heykele dönüştürmeden önce kağıt üzerinde tasarladığını anlatan Gulpea, “Tasarımı kağıda geçirdikten sonra birtakım hurdacıları gezerek ya da yolda rastgele denk geldiğiniz herhangi bir malzeme, sizleri tamamlayıcı anlamda zaten o tasarıma götürüyor. Sonrasında birtakım parçalar bir araya geldikten sonra, ilk başta yaptığınız tasarımın biraz ötesine çıkmaya başladığınızda, ortaya çıkarttığınız işin nereden nereye geldiğini görmek çok keyif veriyor. Özellikle hurda ve geri dönüştürülmeye müsait ürünleri kullanmak da yaptığım işlerde aslında ön plana çıkartmak istediğim konulardan bir tanesi oluyor. Bu yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki, üretmek adına gittiğim ve aradığım bir şey yok. Tamamıyla geri dönüştürülmeye müsait ve bulduğum ve tekrar hayat bulmasını istediğim materyalleri bir araya getirmek, benim şu andaki işim diyebilirim. Geri dönüşüme müsait malzemeleri tekrar organize ederek gerek dış mekan, gerekse de iç mekanlarda estetik anlamda altyapıya uygun şekilde işler üretmeye özen gösteriyorum” ifadelerini kullandı.

‘SANAYİDE DEMİRCİLERLE ÇALIŞTIM’

Edirne’de eğitimi süresinde, sanayi alanında deneyim kazandığını dile getiren Gulpea, “Daha güzel işler çıkartmak için sanayilerde demircilerle birlikte çalıştım. Edirne’nin demir ustalarıyla beraber çalışırken, geri kalan zamanlarda kendi işlerimi üretebiliyordum. Bu işi yaparken hurdalıkları gezme fırsatı buldum. Hurdacıları gezmek benim için çok verimli geçiyor. Çünkü geri dönüştürülmeye müsait ürünleri sanata kazandırmaya başlayınca işin çok daha keyifli kısmını keşfetmiş oldum. Bu nedenle de yaptığım işlerde özellikle geri dönüştürülmeye müsait malzeme kullanmaya özen gösteriyorum” diye konuştu.

‘HİÇBİR ŞEY ATIL DEĞİLDİR, YETER Kİ GÜZEL GÖREBİLELİM’

İnsanların çöp olarak gördüğü atıl malzemeleri dönüştürdüğünü söyleyen Gulpea, “Sanat değimiz şey, bakış açınızı biraz değiştirip ve işin içerisine estetik girdikten sonra, etrafa bakındığım zaman, insanların çöp olarak gördüğü şeyler, elim değdikten sonra güzel köşelere yerleştirilebilecek eserlere dönüşebiliyor. Bunun tadını alabilmek, bu süreci izlemek, bu hazzı alabilmek, bu işi yapmama sebep oluyor. Çünkü insanlara bunları teslim ediyorken bile enerjiyi hissetmek beni besleyen bir duygu. Hiçbir şey atıl değildir, yeter ki güzel görebilelim” dedi.

Gulpea’nın çalışmalarından bazıları Edirne’de çeşitli mekanlarda sergileniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/moldova-asilli-sanatci-hurdalardan-heykeller-yapiyor/feed/ 0
2023 Yılında Türkiye’de Ortaya Çıkan En Önemli 10 Arkeolojik Keşif https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-ortaya-cikan-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/ https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-ortaya-cikan-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/#respond Sun, 31 Dec 2023 08:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1761 ARKEOLOJİ oluşumu Arkeofili’nin arkeologları tarafından 2023 yılında Türkiye’de ortaya çıkarılan en önemli 10 keşif arasında Göbeklitepe’de gerçek boyutlu ve boyalı domuz heykeli ilk sırayı alırken, Burdur’daki ‘hortlak’ mezarı ikinci en önemli keşif oldu.

Arkeolojiyi insanlara anlatmak, sevdirmek ve Türkiye’de arkeoloji bilimi ile kültür varlıkları için farkındalık yaratmak üzere kurulmuş olan arkeoloji oluşumu Arkeofili’nin lisans, yüksek lisans ve doktora programlarında öğrenim gören arkeolog ve arkeoloji öğrencilerinin hazırladığı, 2023 Yılında Türkiye’de Öne Çıkan 10 Arkeolojik Keşif Listesi belli oldu.

GÖBEKLİTEPE’DE DOMUZ HEYKELİ

Hazırlanan listenin ilk sırasında Göbeklitepe’de gerçek boyutlu ve boyalı domuz heykeli yer alıyor. Kazı başkanlığını Prof. Dr. Necmi Karul’un yaptığı Şanlıurfa’da yer alan Göbeklitepe’nin D yapısında, kireçtaşından yapılmış, gerçek boyutlu ve üzerindeki boyaları hala duran bir yaban domuzu heykeli bulundu. Yüzeyinde kırmızı, beyaz ve siyah pigment kalıntıları görülebilen domuz heykeli, o dönemden günümüze uzanan nadir boyalı heykellerden biri olma özelliğini taşıyor.

BURDUR’DA ‘HORTLAK’ MEZARI

Listenin ikinci sırasında Burdur’daki ‘hortlak’ mezarı bulunuyor. Kazı başkanlığını Doç. Dr. Peter Louis Mariette Talloen’in yaptığı Burdur’daki Sagalassos Antik Kenti’nde, canlanıp yaşayanları rahatsız etmesinden korkulan bir kişiye ait mezar bulundu. Kasıtlı olarak bükülmüş çiviler dökülen, iki düzine tuğlanın yanı sıra sıva tabakasıyla kapatılıp, yakılarak gömülmüş mezar, o dönem Sagalassos’ta insanların ‘huzursuz ölüler’den korktuğunu gösteriyor.

OSMANİYE’DE KUBABA’YA ADANAN TAPINAK

Kazı başkanlığını Doç. Dr. Faris Demir’in yaptığı Osmaniye’de yer alan Kastabala Antik Kenti’nde, Anadolu tanrıçası Kubaba’ya adandığı düşünülen yaklaşık 2 bin 500 yıllık tapınağın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Ovalık Kilikya’nın en eski tek kutsal kenti olan Kastabala, Anadolu’nun yerli halkı Luvi ve Hurri kültür bölgesinin merkezinde yer alıyor. Antik kentteki Sütunlu Cadde kazılarında yeni ortaya çıkarılan tapınak kalıntıları, mimari bezemeye göre, MÖ 540’lara, Arkaik döneme tarihleniyor.

KARAHANTEPE’DE ANITSAL İNSAN HEYKELİ

Prof. Dr. Necmi Karul’un kazı başkanı olduğu Şanlıurfa’da Taş Tepeler projesi kapsamında kazılan ve Göbeklitepe ile çağdaş olan Karahantepe’de 2,3 metre yüksekliğinde bir insan heykeli bulundu. Gerçekçi yüz ifadesiyle tarih öncesi sanatın eşsiz örneklerinden biri olarak değerlendirilen heykel, oturur pozisyonda iki eliyle cinsel organını tutan bir insanı tasvir ediyor. Heykel, yaklaşık 20 metre çapında, köşeleri yuvarlatılmış özel bir yapıda, zemine sabitlenmiş olarak bulundu.

DÜZCE’DE BÜYÜK İSKENDER PORTRESİ

Prof. Dr. Musa Kadıoğlu’nun bilimsel danışmanlığını yaptığı Düzce’de yer alan Prusias ad Hypium Antik Kenti tiyatrosunda sürdürülen kazılarda, Makedonya Kralı Büyük İskender’i tasvir eden bir heykel başı ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 23 santim boyundaki portrede, alnın hemen üzerinde yer alan, yukarıya ve ardından yanlara doğru taranmış saç bukleleri betimleniyor. İdealize edilmiş yüz, başın yana çevrilmiş olması, hafif kalkık kaşlar ile doğru orantılı hafif yukarı bakan gözler ve hafif aralanmış dudaklar da bu portrenin Büyük İskender’i tasvir ettiğini gösteriyor.

ÇANKIRI’DA AFRİKA HOMİNİNLERİNİN ATASI

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un yaptığı Çankırı yakınlarındaki Çorakyerler Fosil Lokalitesi’nde, 8,7 milyon yıl öncesine tarihlenen ve daha önce bilinmeyen bir primat fosili ortaya çıkarıldı. Bulgular, Afrika maymunlarının ve insanların atalarının dokuz ila yedi milyon yıl önce Afrika’ya göç etmeden önce Avrasya’da evrimleştiği teorisine ağırlık kazandırıyor. Anadoluvius turkae adı verilen primat fosilinin analizi, Akdeniz fosil maymunlarının çeşitli olduğunu ve erken homininlerin (şempanzeler, bonobolar ve goriller, insanlar ve onların fosil atalarını içeren grup) bilinen ilk yayılımının bir parçası olduğunu gösteriyor.

MUĞLA’DA ANTİK HEYKELTIRAŞIN ORİJİNAL ESERİ

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün yaptığı Muğla’da yer alan Stratonikeia Antik Kenti’nde, antik dönem mitolojisinin ilham perilerinden olan dans eden mousa heykeli ortaya çıkarıldı. Stratonikeia Antik Kenti’nde Roma Hamamı’nın Frigidarium bölümünde yapılan kazılarda, kaidesiyle bulunan yaklaşık 2 bin 175 yıllık, başı ve kolları eksik heykel, Hellenistik döneme ait Philiskos’a ait bilinen tek orijinal heykel olma özelliğini taşıyor.

ÇORUM’DA BİLİNMEYEN ANTİK DİL

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Andreas Schachner’in yaptığı Hititlerin başkenti Boğazköy Hattuşa’da, şimdiye kadar bilinmeyen dilde yazılmış bir Hint-Avrupa dili keşfedildi. Araştırmacılar ritüelistik bir metnin içinde geçen bu dili, Hitit merkez bölgesinin kuzeybatı ucunda, muhtemelen modern Bolu veya Gerede bölgesinde yer alan Kalaşma ülkesinin dili olarak tanımladı. MÖ 2’nci binyıla ait Anadolu’da henüz bilinmeyen bir Hint-Avrupa dili olduğu kesinlik kazandı. Kalaşma dilinin, Geç Tunç Çağı Anadolusundaki diğer Luvi lehçeleriyle ne kadar yakından ilişkili olduğu incelenecek.

BALIKESİR’DE 2 BİN 500 YILLIK ZAR OYUNU

Prof. Dr. Kaan İren’in kazı başkanlığını yaptığı Balıkesir’de yer alan Daskyleion Ören Yeri’nde, üzerinde Frig alfabesiyle ‘Bagabazos’un zar oyunu’ ya da ‘Bagabazos zar oyuncusu’ yazan 2 bin 500 yıllık zar oyunu tablası bulundu. Bagabazos, Persli bir kişiydi ve Eski Yunan kaynaklarında ismi Megabazos olarak telaffuz ediliyordu. Milattan önce 5’inci yüzyıla ait bu oyun tablasına benzer bir arkeolojik bulgu Anadolu’da ilk defa keşfediliyor.

AMASRA’DA APHRODİTE HEYKELİ

Doç. Dr. Fatma Bağdatlı Çam’ın bilimsel danışmanlığını yaptığı Bartın’ın Amasra ilçesinde Amastris Antik Kenti kazı çalışmalarında Gynmnasium olarak tescilli Bedesten bölgesinde yapılan sondaj çalışmalarında, MS 2. yüzyıla ait olduğu düşünülen, yaklaşık 1800 yıllık Aphrodite heykeli ortaya çıkarıldı. 1,53 santim boyundaki heykel, ilk olarak Nymphe heykeli olarak tanımlansa da daha detaylı yapan incelemelerde hem Aphrodite hem de Nymphe özellikleri taşıdığı anlaşıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-ortaya-cikan-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/feed/ 0