Heyelan – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 09 Jun 2024 21:09:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Elazığ Maden’deki evlerin yıkım kararı AK Partili vekille belediye başkanını karşı karşıya getirdi https://www.haber60.com.tr/elazig-madendeki-evlerin-yikim-karari-ak-partili-vekille-belediye-baskanini-karsi-karsiya-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/elazig-madendeki-evlerin-yikim-karari-ak-partili-vekille-belediye-baskanini-karsi-karsiya-getirdi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:09:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35091 AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, Elazığ’ın Maden ilçesinde rezerv çalışmaları esnasında dökülen hafriyatın heyelan riskine neden olduğu gerekçesiyle 400’e yakın ev ve dükkana verilen yıkım kararıyla ilgili ilçe sakinleriyle toplantı yaptı. İlçedeki vatandaşların geçimini köy koruculuğu ve emekli maaşıyla sağladığını belirten Maden Belediye Başkanı AK Partili Musa Orhan, “Burada gelir seviyesi üst düzeyde olan kimse yok. Yarın TOKİ, AFAD kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak olan 2 milyon lira maliyetli konutları alabilecek geliri olan insan sayısı sadece yüzde 10’dur” dedi.

Elazığ’ın Maden ilçesinde, 2007 yılında yapılan ihale ile rezerv çalışmalarına başlayan bir firmanın, bölgeye boşalttığı hafriyat, ‘doğal olmayan heyelan” riskine neden oldu. Firmanın 2014’ten beri döktüğü hafriyat sonrasında ilçede heyelan tehlikesi olduğu gerekçesiyle birçok ev ve dükkanın boşaltılmasına karar verildi. Karara tepki gösteren Madenli vatandaşlar üç gün önce AK Parti Elazığ İl Başkanlığı önüne giderek il başkanı ve milletvekillerine tepki göstermişti. Tepkilerin ardından AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, AFAD il Müdürü Cafer Giyik, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ali Şiş ilçe sakinleriyle bir araya gelerek ev ve dükkanların yıkımıyla ilgili şikayet ve talepleri dinledi. İlçe sakinleri ev dükkanlarının yapılıp teslim edilmesinin ardından evlerini boşaltmak istediklerini aksi takdirde ev ve dükkanlarından çıkmayacaklarını kaydetti.

“BURADA GELİR SEVİYESİ ÜST DÜZEYDE OLAN KİMSE YOK”

İlçedeki vatandaşların geçimini emekli aylığı ve köy koruculuğu yaparak sağladığını belirten Maden Belediye Başkanı AK Partili Musa Orhan, şunları söyledi; ‘Biz geçen çarşamba günü belediye olarak fabrikaya yürütmeyi durdurma yönünde dava açtık. Burada görmüş olduğunuz vatandaşın yüzde 80’i ya emeklidir ya köy korucusudur. Onun haricinde burada gelir seviyesi üst düzeyde olan kimse yok. Yarın TOKİ, AFAD kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak olan 2 milyon maliyetli konutları alabilecek geliri olan insan sayısı sadece yüzde 10’dur. Onun için sadece yüzde 50’si devletimiz tarafından karşılanacak olursa daha iyi olur. Görmüş olduğunuz bu insanların gelir seviyesi ya emekli maaşıdır veya köy korucusudur. Biri alıyor 12 bin TL ile 15 bin TL arası diğer alıyor 18 bin TL ile 20 bin arası. Bu adam 2 milyonluk bir evi 8- 10 bin TL taksit ödeyerek alamaz. Ama kentsel dönüşüm için göstermiş olduğumuz mahallede vatandaş iyi ya da kötü ev kendisinin, kira vermiyor ve idare ediyor. Onun için halkımızın isteği budur.’

“EVLERİMİZİ YAPSINLAR ONDAN SONRA BOŞALTALIM”

Şehit kardeşi olduğunu söyleyen bir vatandaş, ‘Sayın vekilim ben şehit kardeşiyim, biz burada doğduk, burası bizim toprağımız biz milliyetçi insanlarız. Biri kalkıyor diyor ki ‘elektriğinizi keseceğiz’ biz Rusya’dan mı geldik? Gelin yapın bizde insan gibi evimizden çıkarız niye çıkmayalım? Biz artık huzursuz olmuşuz, karaciğer nakli yapıldı bana sabaha kadar yatamıyorum. Bize evlerimizi yapsınlar biz ondan sonra boşaltalım yoksa bu şekilde bir yere gidemeyiz, devlette bizi öldürecek değil yüzde 80’de oy vermişiz” dedi.

“BUNLARIN HEPSİ İLÇENİN BOŞALTILMASI İÇİN BİLİNÇLİ BİR PROJEDİR”

Heyelan tehlikesini yaratan fabrikayı şikayet eden bir başka vatandaş ise, ‘Bu heyelan tehlikesini fabrikanın yaratmış olduğu değil de doğal bir heyelan kabul ettik diyelim. Bu heyelana sebep olan fabrika pasayı döktü maliyetini bize ödetmeye çalışıyor. Biz burayı boşaltmayı mecburen kabul edeceğiz durum onu gösteriyor. Peki bizim bu mağduriyetimizi fabrikaya hesabı ödetebilir misiniz? Bu heyelana sebep olan fabrikanın hafriyatıdır, patlatılan dinamitlerdir. Bunların hepsi ilçenin boşaltılması için bilinçli bir projedir. Bundan belki sizin haberiniz yok kimse size anlatmadı ama biz başından beri olayın içerisindeyiz. Hepimizde neyin ne olduğunu biliyoruz. Bu insanların paraları yok bu insanların paralarını o şirkete ödemeye devletin bir yetkisi yok mu? Kaç tane avukat getirdik başvurduk kimse dava bile açamadı” diye konuştu.

“DEVLETİMİZ HİÇ KİMSENİN MAĞDURİYETİNİ İSTEMEZ”

Yapılan konuşmaların ardından AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, ev ve dükkanların yapılması için mücadele edeceklerini belirterek, şunları kaydetti; “Bana göre söylediğiniz şeyler makul. ‘Biz bir an önce konut ve işyerlerinin yapılıp teslim edip sonrasında ise yıkıma başlayalım’ diye mücadele edeceğiz. Bu hafta işi gücü bırakacağım sadece bu konuyla uğraşacağım. Ama sizden rica ediyorum belediye başkanımıza, ilçe başkanımıza, AFAD müdürümüze, özel idaremiz sizin mağdur olmamanız için mücadele ediyor. Hep beraber uğraşalım, hep beraber gayret edelim. Devletimiz hiç kimsenin mağduriyetini istemez. Böyle bir şey olmazda vatandaş sokakta bile kalsa canı daha kıymetli. Ama bakış açısı budur can her şeyden önemli. Ben bayram sonra yine geleceğim.’

]]>
https://www.haber60.com.tr/elazig-madendeki-evlerin-yikim-karari-ak-partili-vekille-belediye-baskanini-karsi-karsiya-getirdi/feed/ 0
İstanbul’da Deprem Sonrası Tetiklenen Heyelan Tehlikesi İzleniyor https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelan-tehlikesi-izleniyor/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelan-tehlikesi-izleniyor/#respond Tue, 06 Feb 2024 08:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6262 İSTANBUL Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm tarafından yürütülen, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi NATO ve TÜBİTAK tarafından destekleniyor. Projeyle deprem sonrasında tetiklenen heyelanlar ve risk noktaları belirlendi.

Elde edilen bulguların AFAD’A ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılmasıyla deprem ve heyelan meydana gelen bölgede ölümleri en aza indirecek gerekli tedbirleri almak amaçlanıyor.

Prof. Dr. Tolga Görüm, Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’ye yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. 3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. şeklinde konuştu.

Görüm, İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece Küçükçekmece bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var. dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi üzerinde çalışıyor.

Bu projeyle depremlerin ardından meydana gelen heyelanlar tespit ediliyor. Proje kapsamında heyelanların haritalanması, uydu teknolojileriyle izlenmesi, gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği alanların belirlenmesi ve modellenmesi üzerine çalışmalar yürütülüyor. Çalışmalar sonucu elde edilen bulguların AFAD’a ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılarak, deprem bölgelerinde alınması gereken tedbirler konusunda çalışma yürütülmesi amaçlanıyor.

Depremler sonrası oluşan heyelanlar doğalgaz boru hatları, elektrik hatları, barajlar gibi kritik yerleri etkiliyor. Şimdiye dek yürütülen çalışmalarda 3 bin 670 adet heyelan belgelendiğini belirten Görüm, depremlerin tetiklediği heyelanlar sonucu 100’e yakın kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.

NATO ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin ortakları arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), University of Twente, METU, MIT Lincoln Laboratory, Abdul Wali Khan Üniversitesi ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yer alıyor.

PROJENİN ANA AMACI DEPREM SONRASI TETİKLENEN HEYELANLAR

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm Projemiz NATO tarafından desteklenen bir proje. Aynı zamanda TÜBİTAK desteğimiz de var bu proje kapsamında. İki projeyle destekleniyor.

Projenin ana amacı deprem sonrası tetiklenen heyelanlar. Çünkü bildiğiniz gibi deprem sadece ev ve alt yapıda değil dağlık alanları da sarstığı için, bütün topografyayı etkilediği için, birçok heyelan gerçekleştiriyor. Depremlerin ikincil etkilerinden bir tanesi. Proje kapsamında özellikle kritik yapılar için örneğin, yerleşim alanları, doğalgaz boru hatları, elektrik hatları ya da barajlar yollar gibi kritik alanlarda deprem sonrası oluşan heyelanların haritalanması, bu heyelanların uydu teknolojileriyle izlenmesi, saha çalışmalarıyla izlenmesi ve gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği veya bunların ürettiği moloz veya moloz akmaları gibi ikincil etkileriyle yağışlar sonrası gelişen alanlarda bunları belirlemek, bunları modellemek bunların tahmini üzerine bir proje yürütüyoruz dedi.

TOPLAM 3 BİN 670 ADET HEYELAN BELGELEDİK

6 Şubat depremleri sonrası yürüttükleri çalışmalara değinen Görüm, Biz depremden hemen sonra bölgede çalışmalar yürütmeye başladık. Açıkçası bütün arama kurtarma işlemleri bittikten sonra biz sahaya ulaştık. Mart ayının başlangıcından Haziranda da aynı şekilde haritalama işlemlerimizi ve uzaktan algılama teknolojilerini ve insansız hava araçlarını da kullanarak hem de birebir gözlemler yaparak, toplam 3 bin 670 adet heyelan belgeledik. Bunları diğer kurum ve kuruluşlarla açık bir şekilde paylaştık ve yayına dönüştürdük bu işlemleri belgeledikten sonra şeklinde konuştu.

HEYELANIN ÜZERİNDE 480 METREYE KADAR YER DEĞİŞTİRME SÖZ KONUSU

Görüm, Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’e yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. Özellikle Doğanşehir’de farklı alanlarda, farklı yerlerde, dağlık bölgelerde, örneğin Kahramanmaraş Ekinözü’nde 8 kişinin yaşamını yitirdiği bir heyelan var. Belli bölgelerde de doğrudan yerleşimi etkilediği hatta Doğanşehir’de Karanlıkdere’de özellikle bir köyde 15-20 haneyi etkileyen, bir köyü tamamen ortadan kaldıran, bir okulu tamamen ortadan kaldıran bir heyelan var. Onlarda da mesela sevindirici bir şekilde can kaybı yok. Onlarda 40’ncı saniyesinde başlamış, bütün evleri yıkılmış heyelan nedeniyle. Heyelan üzerinde yaklaşık 480 metreye yakın yer değiştirme söz konusu. 40’ncı saniyesinden itibaren olduğu için depremin ilk anında evlerinden kaçmışlar. Bu bölgelerin birçoğu heyelanlar aktif olduğu için tehlike arz ettiği için yerleşime kapatıldı, artık bu alanlarda kimse oturmuyor. Büyük heyelanların çoğu Malatya Doğanşehir, Adıyaman, Çelikhan, Tut, Yarpuzlu ve diğer köyleri çok yoğun şekilde etkilenen alanlar var, Sinci’ye doğru olan kısımlar var. Büyük heyelanlarımızın birçoğu burada. Gaziantep’te örneğin bir heyelan set gölümüz var. Bunun dışında bölgede aslında bu deprem göründüğünün aksine neredeyse geçmişte katastrofik büyük dini olaylarda bile Nuh Tufanı gibi benzer olaylarda abartılabilecek bir boyutu da vardı. Çünkü bir günde 2 büyük deprem gerçekleşti. Bunlar birçok heyelanı tetikledikleri gibi, bu alanda daha sonra 14 Mart’ta başlayıp 15 Mart’ta devam eden aşırı yağışlarla ki, son 20 yılın en yüksek yağışı bu, o yağışlarla birlikte yaklaşık 20’nin üzerinde 23 kadar vatandaşımız hayatını kaybetti. Bunlar moloz akmaları dediğimiz, çoğu yerde sel taşkın gibi tabir edilen ama bu bölgede özellikle Adıyaman Tut’ta heyelanların ortaya çıkardığı, deprem sonrasında tetiklenmiş malzemelerin moloz akmasına dönüştüğü yerlerde. Örneğin Tut’ta 4 vatandaşımız hayatını kaybetti dedi.

DEPREMLER UZUN SÜRECEK BİR TEHLİKE ZİNCİRİNİ BAŞLATIYOR

Görüm, 3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak, hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. Bilinen bir realite var. Deprem 2 dakikaya yakın sürdü. Bu depremlerin anlık etkilerinin dışında uzun süre bir tehlike zincirini de başlatıyor. Bu tip heyelanlar ve büyük çatlak sistemlerine bağlı deformasyonlar ve bunun dışında da bu deformasyonların yanı sıra, özellikle tarımsal alanda etkilenebilecek ortaya çıkan moloz akmalarıyla hem yer fıstığı hem de badem gibi ağaçların yetiştirildiği Adıyaman, Gaziantep ve kuzey alanlarında tarımın da nasıl etkilendiği bizim için önemli. Çadır alanlarının veya geçici yerleşim yerlerini tahsis edildiği noktalarda bizim projemizin ana kapsamı da bu. Bu projenin öyle bir çıktısı da var. Halkı bilinçlendirmek için özellikle QR kodlarıyla birlikte AFAD ile ortak bir şekilde çadırların nerelere konuşlandırılması gerektiği, onları bekleyen tehlikeler nelerdir Erken uyarı sistemleri geliştirmeye çalıştığımız için bu tip afetlerin tabii ki bu etkileri her ne kadar geçici olsa bile, gelecekte ülkemiz bir deprem bölgesi olduğu için bunların çıktıları ve bizim için en büyük öğrenme vakalarından bir tanesi. Çünkü bu tip olaylardan biz öğrenip gelecekte potansiyel olan olaylara nasıl bunu uygulayabiliriz bunu aktarmaya çalışıyoruz şeklinde konuştu.

İSTANBUL’DA 7 BİNE YAKIN AKTİF HEYELAN SAHASI VAR

İstanbul’da 7 bin adet aktif heyelan sahası olduğunu belirten Görüm, İstanbul bildiğiniz gibi büyük bir depremi bekliyor. İstanbul’da bu deprem sonrasında bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yürüttüğü birtakım çalışmaları var. İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece, Küçükçekmece; bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelan-tehlikesi-izleniyor/feed/ 0
İstanbul’da deprem sonrası tetiklenen heyelanlar izleniyor https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor-2/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor-2/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6256

İSTANBUL Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm tarafından yürütülen, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi NATO ve TÜBİTAK tarafından destekleniyor. Projeyle deprem sonrasında tetiklenen heyelanlar ve risk noktaları belirlendi. Elde edilen bulguların AFAD’A ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılmasıyla deprem ve heyelan meydana gelen bölgede ölümleri en aza indirecek gerekli tedbirleri almak amaçlanıyor. Prof. Dr. Tolga Görüm, “Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’ye yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. 3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. ” şeklinde konuştu. Görüm, “İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece Küçükçekmece bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi üzerinde çalışıyor. Bu projeyle depremlerin ardından meydana gelen heyelanlar tespit ediliyor. Proje kapsamında heyelanların haritalanması, uydu teknolojileriyle izlenmesi, gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği alanların belirlenmesi ve modellenmesi üzerine çalışmalar yürütülüyor. Çalışmalar sonucu elde edilen bulguların AFAD’a ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılarak, deprem bölgelerinde alınması gereken tedbirler konusunda çalışma yürütülmesi amaçlanıyor. Depremler sonrası oluşan heyelanlar doğalgaz boru hatları, elektrik hatları, barajlar gibi kritik yerleri etkiliyor. Şimdiye dek yürütülen çalışmalarda 3 bin 670 adet heyelan belgelendiğini belirten Görüm, depremlerin tetiklediği heyelanlar sonucu 100’e yakın kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. NATO ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin ortakları arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), University of Twente, METU, MIT Lincoln Laboratory, Abdul Wali Khan Üniversitesi ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yer alıyor.

“PROJENİN ANA AMACI DEPREM SONRASI TETİKLENEN HEYELANLAR”

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm  “Projemiz NATO tarafından desteklenen bir proje. Aynı zamanda TÜBİTAK desteğimiz de var bu proje kapsamında. İki projeyle destekleniyor. Projenin ana amacı deprem sonrası tetiklenen heyelanlar. Çünkü bildiğiniz gibi deprem sadece ev ve alt yapıda değil dağlık alanları da sarstığı için, bütün topografyayı etkilediği için, birçok heyelan gerçekleştiriyor. Depremlerin ikincil etkilerinden bir tanesi. Proje kapsamında özellikle kritik yapılar için örneğin, yerleşim alanları, doğalgaz boru hatları, elektrik hatları ya da barajlar yollar gibi kritik alanlarda deprem sonrası oluşan heyelanların haritalanması, bu heyelanların uydu teknolojileriyle izlenmesi, saha çalışmalarıyla izlenmesi ve gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği veya bunların ürettiği moloz veya moloz akmaları gibi ikincil etkileriyle yağışlar sonrası gelişen alanlarda bunları belirlemek, bunları modellemek bunların tahmini üzerine bir proje yürütüyoruz” dedi.

“TOPLAM 3 BİN 670 ADET HEYELAN BELGELEDİK”

6 Şubat depremleri sonrası yürüttükleri çalışmalara değinen Görüm, “Biz depremden hemen sonra bölgede çalışmalar yürütmeye başladık. Açıkçası bütün arama kurtarma işlemleri bittikten sonra biz sahaya ulaştık. Mart ayının başlangıcından Haziranda da aynı şekilde haritalama işlemlerimizi ve uzaktan algılama teknolojilerini ve insansız hava araçlarını da kullanarak hem de birebir gözlemler yaparak, toplam 3 bin 670 adet heyelan belgeledik. Bunları diğer kurum ve kuruluşlarla açık bir şekilde paylaştık ve yayına dönüştürdük bu işlemleri belgeledikten sonra” şeklinde konuştu.

“HEYELANIN ÜZERİNDE 480 METREYE KADAR YER DEĞİŞTİRME SÖZ KONUSU”

Görüm, “Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’e yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. Özellikle Doğanşehir’de farklı alanlarda, farklı yerlerde, dağlık bölgelerde, örneğin Kahramanmaraş Ekinözü’nde 8 kişinin yaşamını yitirdiği bir heyelan var. Belli bölgelerde de doğrudan yerleşimi etkilediği hatta Doğanşehir’de Karanlıkdere’de özellikle bir köyde 15-20 haneyi etkileyen, bir köyü tamamen ortadan kaldıran, bir okulu tamamen ortadan kaldıran bir heyelan var. Onlarda da mesela sevindirici bir şekilde can kaybı yok. Onlarda 40’ncı saniyesinde başlamış, bütün evleri yıkılmış heyelan nedeniyle. Heyelan üzerinde yaklaşık 480 metreye yakın yer değiştirme söz konusu. 40’ncı saniyesinden itibaren olduğu için depremin ilk anında evlerinden kaçmışlar. Bu bölgelerin birçoğu heyelanlar aktif olduğu için tehlike arz ettiği için yerleşime kapatıldı, artık bu alanlarda kimse oturmuyor. Büyük heyelanların çoğu Malatya Doğanşehir, Adıyaman, Çelikhan, Tut, Yarpuzlu ve diğer köyleri çok yoğun şekilde etkilenen alanlar var, Sinci’ye doğru olan kısımlar var. Büyük heyelanlarımızın birçoğu burada. Gaziantep’te örneğin bir heyelan set gölümüz var. Bunun dışında bölgede aslında bu deprem göründüğünün aksine neredeyse geçmişte katastrofik büyük dini olaylarda bile Nuh Tufanı gibi benzer olaylarda abartılabilecek bir boyutu da vardı. Çünkü bir günde 2 büyük deprem gerçekleşti. Bunlar birçok heyelanı tetikledikleri gibi, bu alanda daha sonra 14 Mart’ta başlayıp 15 Mart’ta devam eden aşırı yağışlarla ki, son 20 yılın en yüksek yağışı bu, o yağışlarla birlikte yaklaşık 20’nin üzerinde 23 kadar vatandaşımız hayatını kaybetti. Bunlar moloz akmaları dediğimiz, çoğu yerde sel taşkın gibi tabir edilen ama bu bölgede özellikle Adıyaman Tut’ta heyelanların ortaya çıkardığı, deprem sonrasında tetiklenmiş malzemelerin moloz akmasına dönüştüğü yerlerde. Örneğin Tut’ta 4 vatandaşımız hayatını kaybetti” dedi.

“DEPREMLER UZUN SÜRECEK BİR TEHLİKE ZİNCİRİNİ BAŞLATIYOR”

Görüm, “3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak, hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. Bilinen bir realite var. Deprem 2 dakikaya yakın sürdü. Bu depremlerin anlık etkilerinin dışında uzun süre bir tehlike zincirini de başlatıyor. Bu tip heyelanlar ve büyük çatlak sistemlerine bağlı deformasyonlar ve bunun dışında da bu deformasyonların yanı sıra, özellikle tarımsal alanda etkilenebilecek ortaya çıkan moloz akmalarıyla hem yer fıstığı hem de badem gibi ağaçların yetiştirildiği Adıyaman, Gaziantep ve kuzey alanlarında tarımın da nasıl etkilendiği bizim için önemli. Çadır alanlarının veya geçici yerleşim yerlerini tahsis edildiği noktalarda bizim projemizin ana kapsamı da bu. Bu projenin öyle bir çıktısı da var. Halkı bilinçlendirmek için özellikle QR kodlarıyla birlikte AFAD ile ortak bir şekilde çadırların nerelere konuşlandırılması gerektiği, onları bekleyen tehlikeler nelerdir? Erken uyarı sistemleri geliştirmeye çalıştığımız için bu tip afetlerin tabii ki bu etkileri her ne kadar geçici olsa bile, gelecekte ülkemiz bir deprem bölgesi olduğu için bunların çıktıları ve bizim için en büyük öğrenme vakalarından bir tanesi. Çünkü bu tip olaylardan biz öğrenip gelecekte potansiyel olan olaylara nasıl bunu uygulayabiliriz bunu aktarmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“İSTANBUL’DA 7 BİNE YAKIN AKTİF HEYELAN SAHASI VAR”

İstanbul’da 7 bin adet aktif heyelan sahası olduğunu belirten Görüm, “İstanbul bildiğiniz gibi büyük bir depremi bekliyor. İstanbul’da bu deprem sonrasında bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yürüttüğü birtakım çalışmaları var. İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece, Küçükçekmece; bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor-2/feed/ 0
İstanbul’da deprem sonrası tetiklenen heyelanlar izleniyor https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:42:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6247

İSTANBUL Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm tarafından yürütülen, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi NATO ve TÜBİTAK tarafından destekleniyor. Projeyle deprem sonrasında tetiklenen heyelanlar ve risk noktaları belirlendi. Elde edilen bulguların AFAD’A ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılmasıyla deprem ve heyelan meydana gelen bölgede ölümleri en aza indirecek gerekli tedbirleri almak amaçlanıyor. Prof. Dr. Tolga Görüm, “Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’ye yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. 3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. ” şeklinde konuştu. Görüm, “İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece Küçükçekmece bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm, ‘Deprem sonrası tetiklenen heyelan tehlikesinin izlenmesi’ projesi üzerinde çalışıyor. Bu projeyle depremlerin ardından meydana gelen heyelanlar tespit ediliyor. Proje kapsamında heyelanların haritalanması, uydu teknolojileriyle izlenmesi, gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği alanların belirlenmesi ve modellenmesi üzerine çalışmalar yürütülüyor. Çalışmalar sonucu elde edilen bulguların AFAD’a ait Afet Risk Azaltma Sistemiyle paylaşılarak, deprem bölgelerinde alınması gereken tedbirler konusunda çalışma yürütülmesi amaçlanıyor. Depremler sonrası oluşan heyelanlar doğalgaz boru hatları, elektrik hatları, barajlar gibi kritik yerleri etkiliyor. Şimdiye dek yürütülen çalışmalarda 3 bin 670 adet heyelan belgelendiğini belirten Görüm, depremlerin tetiklediği heyelanlar sonucu 100’e yakın kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. NATO ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin ortakları arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), University of Twente, METU, MIT Lincoln Laboratory, Abdul Wali Khan Üniversitesi ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yer alıyor.

“PROJENİN ANA AMACI DEPREM SONRASI TETİKLENEN HEYELANLAR”

İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Katı Yer Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm  “Projemiz NATO tarafından desteklenen bir proje. Aynı zamanda TÜBİTAK desteğimiz de var bu proje kapsamında. İki projeyle destekleniyor. Projenin ana amacı deprem sonrası tetiklenen heyelanlar. Çünkü bildiğiniz gibi deprem sadece ev ve alt yapıda değil dağlık alanları da sarstığı için, bütün topografyayı etkilediği için, birçok heyelan gerçekleştiriyor. Depremlerin ikincil etkilerinden bir tanesi. Proje kapsamında özellikle kritik yapılar için örneğin, yerleşim alanları, doğalgaz boru hatları, elektrik hatları ya da barajlar yollar gibi kritik alanlarda deprem sonrası oluşan heyelanların haritalanması, bu heyelanların uydu teknolojileriyle izlenmesi, saha çalışmalarıyla izlenmesi ve gelecekte heyelanların tekrardan reaktivite olabileceği veya bunların ürettiği moloz veya moloz akmaları gibi ikincil etkileriyle yağışlar sonrası gelişen alanlarda bunları belirlemek, bunları modellemek bunların tahmini üzerine bir proje yürütüyoruz” dedi.

“TOPLAM 3 BİN 670 ADET HEYELAN BELGELEDİK”

6 Şubat depremleri sonrası yürüttükleri çalışmalara değinen Görüm, “Biz depremden hemen sonra bölgede çalışmalar yürütmeye başladık. Açıkçası bütün arama kurtarma işlemleri bittikten sonra biz sahaya ulaştık. Mart ayının başlangıcından Haziranda da aynı şekilde haritalama işlemlerimizi ve uzaktan algılama teknolojilerini ve insansız hava araçlarını da kullanarak hem de birebir gözlemler yaparak, toplam 3 bin 670 adet heyelan belgeledik. Bunları diğer kurum ve kuruluşlarla açık bir şekilde paylaştık ve yayına dönüştürdük bu işlemleri belgeledikten sonra” şeklinde konuştu.

“HEYELANIN ÜZERİNDE 480 METREYE KADAR YER DEĞİŞTİRME SÖZ KONUSU”

Görüm, “Bizim tespit ettiğimiz saha çalışmalarında 100’e yakın vatandaşımız depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle hayatını kaybetti. Özellikle Doğanşehir’de farklı alanlarda, farklı yerlerde, dağlık bölgelerde, örneğin Kahramanmaraş Ekinözü’nde 8 kişinin yaşamını yitirdiği bir heyelan var. Belli bölgelerde de doğrudan yerleşimi etkilediği hatta Doğanşehir’de Karanlıkdere’de özellikle bir köyde 15-20 haneyi etkileyen, bir köyü tamamen ortadan kaldıran, bir okulu tamamen ortadan kaldıran bir heyelan var. Onlarda da mesela sevindirici bir şekilde can kaybı yok. Onlarda 40’ncı saniyesinde başlamış, bütün evleri yıkılmış heyelan nedeniyle. Heyelan üzerinde yaklaşık 480 metreye yakın yer değiştirme söz konusu. 40’ncı saniyesinden itibaren olduğu için depremin ilk anında evlerinden kaçmışlar. Bu bölgelerin birçoğu heyelanlar aktif olduğu için tehlike arz ettiği için yerleşime kapatıldı, artık bu alanlarda kimse oturmuyor. Büyük heyelanların çoğu Malatya Doğanşehir, Adıyaman, Çelikhan, Tut, Yarpuzlu ve diğer köyleri çok yoğun şekilde etkilenen alanlar var, Sinci’ye doğru olan kısımlar var. Büyük heyelanlarımızın birçoğu burada. Gaziantep’te örneğin bir heyelan set gölümüz var. Bunun dışında bölgede aslında bu deprem göründüğünün aksine neredeyse geçmişte katastrofik büyük dini olaylarda bile Nuh Tufanı gibi benzer olaylarda abartılabilecek bir boyutu da vardı. Çünkü bir günde 2 büyük deprem gerçekleşti. Bunlar birçok heyelanı tetikledikleri gibi, bu alanda daha sonra 14 Mart’ta başlayıp 15 Mart’ta devam eden aşırı yağışlarla ki, son 20 yılın en yüksek yağışı bu, o yağışlarla birlikte yaklaşık 20’nin üzerinde 23 kadar vatandaşımız hayatını kaybetti. Bunlar moloz akmaları dediğimiz, çoğu yerde sel taşkın gibi tabir edilen ama bu bölgede özellikle Adıyaman Tut’ta heyelanların ortaya çıkardığı, deprem sonrasında tetiklenmiş malzemelerin moloz akmasına dönüştüğü yerlerde. Örneğin Tut’ta 4 vatandaşımız hayatını kaybetti” dedi.

“DEPREMLER UZUN SÜRECEK BİR TEHLİKE ZİNCİRİNİ BAŞLATIYOR”

Görüm, “3 yıl sürecek bu projede geleceğe yönelik de hem halkımızı korumak, hem yerleşim alanlarını, hem de devletin büyük yatırımlarını korumak için geliştirdiğimiz birtakım makine öğrenmesiyle birlikte uyguladığımız tekniklerle burada uzun dönemler sürebilecek deformasyonu modellemeyi düşünüyoruz. Bilinen bir realite var. Deprem 2 dakikaya yakın sürdü. Bu depremlerin anlık etkilerinin dışında uzun süre bir tehlike zincirini de başlatıyor. Bu tip heyelanlar ve büyük çatlak sistemlerine bağlı deformasyonlar ve bunun dışında da bu deformasyonların yanı sıra, özellikle tarımsal alanda etkilenebilecek ortaya çıkan moloz akmalarıyla hem yer fıstığı hem de badem gibi ağaçların yetiştirildiği Adıyaman, Gaziantep ve kuzey alanlarında tarımın da nasıl etkilendiği bizim için önemli. Çadır alanlarının veya geçici yerleşim yerlerini tahsis edildiği noktalarda bizim projemizin ana kapsamı da bu. Bu projenin öyle bir çıktısı da var. Halkı bilinçlendirmek için özellikle QR kodlarıyla birlikte AFAD ile ortak bir şekilde çadırların nerelere konuşlandırılması gerektiği, onları bekleyen tehlikeler nelerdir? Erken uyarı sistemleri geliştirmeye çalıştığımız için bu tip afetlerin tabii ki bu etkileri her ne kadar geçici olsa bile, gelecekte ülkemiz bir deprem bölgesi olduğu için bunların çıktıları ve bizim için en büyük öğrenme vakalarından bir tanesi. Çünkü bu tip olaylardan biz öğrenip gelecekte potansiyel olan olaylara nasıl bunu uygulayabiliriz bunu aktarmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“İSTANBUL’DA 7 BİNE YAKIN AKTİF HEYELAN SAHASI VAR”

İstanbul’da 7 bin adet aktif heyelan sahası olduğunu belirten Görüm, “İstanbul bildiğiniz gibi büyük bir depremi bekliyor. İstanbul’da bu deprem sonrasında bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yürüttüğü birtakım çalışmaları var. İstanbul’da heyelan konusunda 17 binin üzerinde tabii hepsi aktif değil, 7 bine yakın aktif olan heyelan sahası var. Özellikle Büyükçekmece, Küçükçekmece; bunların güney kıyılarında bu tip heyelan alanları var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-deprem-sonrasi-tetiklenen-heyelanlar-izleniyor/feed/ 0
Doğu Karadeniz’de yapılaşma sorunu: Yamaçlardaki ev ve yollar heyelanları tetikliyor https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/ https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5702 DOĞU Karadeniz’de dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin de (KTÜ) ortağı olduğu ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ kapsamında mercek altına alındı. İncelemelerde; arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktada, yol ve altyapıların ‘vahşi boşaltma’ metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği ortaya kondu. KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, ‘Vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların pek çoğu heyelanları tetikleyen unsurlardandır. Eğimli arazilerde yol yapmak, doğal eğime müdahale etmek demektir” dedi.

Küresel ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, can ve mal kayıplarına neden olan, alt ve üst yapıda hasara yol açan sel, taşkın ve heyelan afetlerinin önüne geçilebilmesi için ilgili kurumların yanı sıra bilim insanlarının da akademik çalışmaları sürüyor. Kırsal alanlarda afetleri tetikleyen plansız yapılaşmanın önlenmesi için TÜBİTAK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Konya Selçuk Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ortaklığında ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ başlatıldı. Tamamlanan projede, dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan özellikle deniz seviyesinden yüksek alanlardaki yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, mercek altına alındı. İncelemelerde, Trabzon, Rize ve Artvin’de kırsal arazilerin büyük oranda yapılaşmaya uygun olmadığı tespit edildi. Sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim açısından dezavantajlı konumda olan bölgede, arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktadaki incelemelerde, yol ve alt yapıların ‘vahşi boşaltma’ (Plansız ve bilinçsiz bir şekilde, arazi yapısına ve afet potansiyeline bakılmaksızın iş makineleri tarafından kazı işleminin yapılması) metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği de ortaya kondu.

‘YAPILAŞMA BASKISI HİSSEDİLİR DERECEDE ARTTI’

Projenin yürütücülerinden, KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, Karadeniz kırsalındaki yapılaşmanın dağınık olması nedeniyle, altyapı hizmetlerinin götürülmesi için yapılan yolların, afetsellik açısından ciddi sorun olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Sancar, ‘Planlama gereği kentsel alanlarda yüzde 35’in üzerinde eğime sahip noktalar; teknik altyapısı, maliyeti ve ekosisteme etkisi düşünülerek yapılaşmaya açılmaz. Fakat Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde dağınık yerleşmenin getirdiği yapılaşma baskısı hissedilir derecede arttı. Kırsal alanda özellikle Karadeniz’de eğimin çok yüksek olması hemen kıyıdan başlayarak da arazinin yükseliyor olması durumu var. Konuyla ilgili projemizde, Karadeniz kırsalında yerleşime uygunluk için yüzde 40-50’leri alt limit olarak kabul edip, araştırma yaptık. Trabzon ve Rize’deki eğimli arazileri dikkate aldığımızda yerleşilebilirlik açısından Trabzon’da araziler ciddi oranda olumsuz çıktı” dedi.

‘DOĞAL EĞİME MÜDAHALE HEYELANA NEDEN OLUYOR’

Doğal eğime müdahale etmenin heyelanlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Sancar, “Bu coğrafyadaki vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların birçoğu heyelanı tetikleyen unsurlardan. Eğimin yüzde 50’nin üzerinde olduğu kırsal alanlarda yapılaşma yapmak ciddi bir sorundur. Bizim bölgemizde kırsalda toplu bir yerleşme olmadığı için de her yerleşme kendisine bir altyapı sistemi talep ediyor. O altyapıyı götürebilmek için de mutlaka yol gerekiyor. İnsanlar da bunu bazen kamu eliyle bazen de kendi girişimleriyle yapıyor. Bunu dikkate aldığımızda da bu eğimli arazilerde yol yapmak demek, doğal eğime müdahale etmek demek. Bu da heyelan ve toprak kaymalarına neden oluyor” diye konuştu.

‘GELENEKSEL YAPILAR TEŞVİK EDİLMELİ’

Aşırı eğimli arazilerdeki yapılaşmanın, doğal döngüye zararlarını önlemek için yerele özgü yapılaşmanın teşvik edilip, geleneksel yapılara uygun yapıların inşa edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sancar, ‘Her noktaya yapı yapılmaması, altyapı gitmemesi ve koruma altına alınması gerekiyor. Yerele özgü yapılaşmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Bu da kırsalın malzemesini, tekniğini, yaşam tarzını, sosyal yapısını bilmekle mümkündür. Karadeniz Bölgesi’nde geleneksel yapıların altı taştır, eğime oturmuştur. Üstü de genellikle bağdadi olarak, ahşap, kerpiç ya da taş göz dolmalı yapılardan oluşur. Önümüzde böyle örnek bir geleneksel yapı modeli var. Bunu geliştirip araziye de aplike edersek hem topografyayı korumuş oluruz hem de afet risklerini en aza indirgemiş oluruz’ diye konuştu.

‘VAHŞİ BOŞALTMA İLE DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYORUZ’

Karadeniz Bölgesi’nde arazi yapısına uygun bir yapılaşma kısıtlılığının getirilmemesi halinde heyelan afetlerinin artacağını da kaydeden Prof. Dr. Sancar, ‘Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektörü de dahil olmak üzere yapılaşma kısıtlılığını mutlaka getirmemiz gerekiyor. Özellikle kamunun oluşturacağı grup mahalle yollarının, tekniğine uygun olacak sanat yapılarıyla birlikte gerçekleştirilmesi ve kontrol altına alınması gerekiyor. Aksi durumda sürekli yaşadığımız heyelan ve toprak kaymalarını yaşamaya devam etmemiz mümkün gözüküyor. Doğaya çok fazla müdahale ediyoruz ve vahşi boşaltma ile doğanın dengesini bozuyoruz. Coğrafyamızda su kıtlığının olduğu, toprağın ve havanın risk altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu açıdan ekosistemi korumak için yerleşilebilirliği mutlaka denetlememiz gerekiyor’ ifadelerini kullandı. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/feed/ 0
Doğu Karadeniz’deki Yamaç Yapıları Heyelanları Tetikliyor https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/ https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 07:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5681

DOĞU Karadeniz’de dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin de (KTÜ) ortağı olduğu ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ kapsamında mercek altına alındı. İncelemelerde; arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktada, yol ve altyapıların ‘vahşi boşaltma’ metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği ortaya kondu. KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, “Vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların pek çoğu heyelanları tetikleyen unsurlardandır. Eğimli arazilerde yol yapmak, doğal eğime müdahale etmek demektir” dedi.

Küresel ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, can ve mal kayıplarına neden olan, alt ve üst yapıda hasara yol açan sel, taşkın ve heyelan afetlerinin önüne geçilebilmesi için ilgili kurumların yanı sıra bilim insanlarının da akademik çalışmaları sürüyor. Kırsal alanlarda afetleri tetikleyen plansız yapılaşmanın önlenmesi için TÜBİTAK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Konya Selçuk Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ortaklığında ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ başlatıldı. Tamamlanan projede, dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan özellikle deniz seviyesinden yüksek alanlardaki yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, mercek altına alındı. İncelemelerde, Trabzon, Rize ve Artvin’de kırsal arazilerin büyük oranda yapılaşmaya uygun olmadığı tespit edildi. Sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim açısından dezavantajlı konumda olan bölgede, arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktadaki incelemelerde, yol ve alt yapıların ‘vahşi boşaltma’ (Plansız ve bilinçsiz bir şekilde, arazi yapısına ve afet potansiyeline bakılmaksızın iş makineleri tarafından kazı işleminin yapılması) metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği de ortaya kondu.

‘YAPILAŞMA BASKISI HİSSEDİLİR DERECEDE ARTTI’

Projenin yürütücülerinden, KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, Karadeniz kırsalındaki yapılaşmanın dağınık olması nedeniyle, altyapı hizmetlerinin götürülmesi için yapılan yolların, afetsellik açısından ciddi sorun olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Sancar, “Planlama gereği kentsel alanlarda yüzde 35’in üzerinde eğime sahip noktalar; teknik altyapısı, maliyeti ve ekosisteme etkisi düşünülerek yapılaşmaya açılmaz. Fakat Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde dağınık yerleşmenin getirdiği yapılaşma baskısı hissedilir derecede arttı. Kırsal alanda özellikle Karadeniz’de eğimin çok yüksek olması hemen kıyıdan başlayarak da arazinin yükseliyor olması durumu var. Konuyla ilgili projemizde, Karadeniz kırsalında yerleşime uygunluk için yüzde 40-50’leri alt limit olarak kabul edip, araştırma yaptık. Trabzon ve Rize’deki eğimli arazileri dikkate aldığımızda yerleşilebilirlik açısından Trabzon’da araziler ciddi oranda olumsuz çıktı” dedi.

‘DOĞAL EĞİME MÜDAHALE HEYELANA NEDEN OLUYOR’

Doğal eğime müdahale etmenin heyelanlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Sancar, “Bu coğrafyadaki vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların birçoğu heyelanı tetikleyen unsurlardan. Eğimin yüzde 50’nin üzerinde olduğu kırsal alanlarda yapılaşma yapmak ciddi bir sorundur. Bizim bölgemizde kırsalda toplu bir yerleşme olmadığı için de her yerleşme kendisine bir altyapı sistemi talep ediyor. O altyapıyı götürebilmek için de mutlaka yol gerekiyor. İnsanlar da bunu bazen kamu eliyle bazen de kendi girişimleriyle yapıyor. Bunu dikkate aldığımızda da bu eğimli arazilerde yol yapmak demek, doğal eğime müdahale etmek demek. Bu da heyelan ve toprak kaymalarına neden oluyor” diye konuştu.

‘GELENEKSEL YAPILAR TEŞVİK EDİLMELİ’

Aşırı eğimli arazilerdeki yapılaşmanın, doğal döngüye zararlarını önlemek için yerele özgü yapılaşmanın teşvik edilip, geleneksel yapılara uygun yapıların inşa edilmesi gerektiğini belirten  Prof. Dr. Sancar, “Her noktaya yapı yapılmaması, altyapı gitmemesi ve koruma altına alınması gerekiyor. Yerele özgü yapılaşmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Bu da kırsalın malzemesini, tekniğini, yaşam tarzını, sosyal yapısını bilmekle mümkündür. Karadeniz Bölgesi’nde geleneksel yapıların altı taştır, eğime oturmuştur. Üstü de genellikle bağdadi olarak, ahşap, kerpiç ya da taş göz dolmalı yapılardan oluşur. Önümüzde böyle örnek bir geleneksel yapı modeli var. Bunu geliştirip araziye de aplike edersek hem topografyayı korumuş oluruz hem de afet risklerini en aza indirgemiş oluruz” diye konuştu.

‘VAHŞİ BOŞALTMA İLE DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYORUZ’

Karadeniz Bölgesi’nde arazi yapısına uygun bir yapılaşma kısıtlılığının getirilmemesi halinde heyelan afetlerinin artacağını da kaydeden Prof. Dr. Sancar, “Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektörü de dahil olmak üzere yapılaşma kısıtlılığını mutlaka getirmemiz gerekiyor. Özellikle kamunun oluşturacağı grup mahalle yollarının, tekniğine uygun olacak sanat yapılarıyla birlikte gerçekleştirilmesi ve kontrol altına alınması gerekiyor. Aksi durumda sürekli yaşadığımız heyelan ve toprak kaymalarını yaşamaya devam etmemiz mümkün gözüküyor. Doğaya çok fazla müdahale ediyoruz ve vahşi boşaltma ile doğanın dengesini bozuyoruz. Coğrafyamızda su kıtlığının olduğu, toprağın ve havanın risk altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu açıdan ekosistemi korumak için yerleşilebilirliği mutlaka denetlememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/feed/ 0