
NEDEN OLAN FAKTÖRLER
Boz, karaciğer yağlanmasına neden olan faktörleri şöyle sıraladı:
Genetik faktörler.
Yanlış yaşam tarzı alışkanlıkları ve beslenme davranışları.
Beden kitle indeksinin yüksek olması, bel çevresi ölçüsünün referans değerlerinin üzerinde olması, hızlı kilo artışı.
Yetersiz fiziksel aktivite.
Rafine karbonhidrat tüketiminin fazla olması, trans ve doymuş yağların beslenmede çok yer alması.
Asitli, şekerli ve alkollü içecek tüketimi.

SİROZA NEDEN OLABİLİR
BOZ, karaciğerin pek çok yaşamsal göreve sahip olduğunu belirterek, “Kanın temizlenmesi, kan plazma proteinlerinin üretiminin desteklenmesi, vücudun zararlı maddeleri detoksifiye etmesi, amonyağın eliminasyonu, çeşitli makro ve mikro besin ögelerinin depolanması, bağışıklık için immun yanıt, vücuda gerekli olan birçok biyokimyasal ve endokrin madde salınımı gibi pek çok yaşamsal göreve daha sahiptir. Bu görevlerinin hepsini veya bazılarını yerine getiremiyor olması sonucu hepatit, siroz, damar tıkanıklığı, inme, kalp ve damar hastalıkları, çeşitli kanserler, bağışıklık sisteminin zayıflaması, diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, obezite gibi hastalıkları tetikleyebilir” dedi.

BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZI DÜZENLEYİN
Karaciğerin, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ile kendini yenileyebilen bir organ olduğunu söyleyen Boz, karaciğer dostu beslenme önerilerini ise şöyle sıraladı:
Düzenli ve yeterli su tüketin.
Akdeniz tipi beslenin.
İşlenmiş ve rafine edilmiş besinlerden kaçının.
Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye dikkat edin.
Çiğ ceviz, zeytinyağı, avokado, badem, fındık, hindistancevizi yağı gibi bitkisel yağ kaynaklarını düzenli tüketin.
Yağlı tohumları (kuruyemişleri) kavrulmuş ve tuzsuz olarak tüketin.
Hayvansal ve doymuş yağların tamamından kaçının.
Bütün sakatat ve şarküteri ürünlerinden, sucuk, sosis, hindi füme, salam vb. kaçının.
Kırmızı et, beyaz et veya balık ürünleri asla kızartılmamalı, derileri ve yağlı kısımları tüketilmemeli.
Yoğurt ayran, peynir, kefir gibi süt ürünlerinin hepsi yarım yağlı ve kaymaksız olacak şekilde tercih edilmeli.
Kaymak, krema, ketçap, mayonez, salça, tahin, susam gibi ürünlerden kaçınılmalı.
Karaciğeri detoksifiye edecek şekilde çok renkli beslenilmeli.
Karbonhidrat ve basit şekerlerden uzak durulmalı.
Şuruplu, kremalı, tatlandırıcılı, şekerli, asitli bütün içeceklerden uzak durulmalı.
Alkol tüketiminden kaçınılmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>28 Temmuz’daki Dünya Hepatit Günü için gönderdikleri başlıca mesaj bu.
Hepatit dünya genelinde bir milyondan fazla ölümden sorumlu ve bu sayı son yıllarda artıyor.
Hepatit ne ve neden bu kadar ölümcül?
Hepatit genelde bir viral enfeksiyonun yol açtığı karaciğerde enflamasyor.
Karaciğer kanserine, yetmezliğine ve çok sayıda başka karaciğer hastalığına neden olabiliyor.
Virüsün A’dan E’ye kadar değişen beş farklı çeşiti var.
Hepatit B ve C en çok zarar vereni. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünya genelinde her yıl 1,3 milyon kişinin bu virüsün yol açtığı hastalıklar nedeniyle öldüğünü tahmin ediyor. Bu, her 30 saniyede bir Hepatit kaynaklı bir ölüm anlamına geliyor.
Hepatit ne kadar yaygın?
WHO, dünya genelinde 250 milyon kişinin kronik Hepatit B, 50 milyon kişinin de kronik Hepatit C hastası olduğunu tahmin ediyor. Kuruluş her yıl 2 milyondan fazla yeni vakanın eklendiğini söylüyor.
WHO’ya göre Hepatit B:
WHO, Hepatit B’nin dünya genelinde her yıl 20 milyon kişiye bulaştığını ve 2015’te 44 bin ölüme yol açtığını belirtiyor. En çok da Güney ve Doğu Asya’da yaygın.
Hepatite nasıl yakalanılıyor?
Hepatit A çoğunlukla dışkıyla kirlenmiş gıda tüketmekten veya su içmekten ve enfekte biriyle doğrudan temasla geçiyor.
Hijyen koşullarının kötü olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde daha sık görülüyor.
Belirtileri kısa sürede ortadan kayboluyor ve neredeyse herkes iyileşiyor. Ancak ölümcül düzeyde karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor.
Hepatit A salgını kirli su ve gıda olan yerlerde ortaya çıkıyor. Örneğin, 1998’de Çin’in Şangay kentinde 300 bin kişiye hastalık bulaşmıştı.
Hepatit B çoğunlukla :
Hepatit C ve D de iğne ve şırınga paylaşımı gibi yollarla enfekte kanla, ya da enfekte kanın nakledilmesiyle geçiyor.
Sadece Hepatit B olanlar Hepatit D’ye yakalanabiliyor ve bu, kronik Hepatit B olanların % 5’ini etkiliyor. Bu da özellikle yoğun bir enfeksiyona yol açıyor.
Hepatit E kirli su ve gıda tüketimiyle geçiyor. En çok Güney ve Doğu Asya’da görülüyor ve ayrıca özellikle hamile kadınlar için zararlı olabiliyor.
Hepatit olduğunuzu nasıl anlarsınız?
WHO’ya göre hepatit belirtileri arasında şunlar olabiliyor;
Ancak hepatit geçiren birçok kişide sadece hafif belirtiler görülüyor ya da hiç belirti göstermeyebiliyor.
WHO’nun 2022’de yayımladığı son verilere göre dünya genelindeki Hepatit B hastalarının sadece % 13’ü, kronik Hepatit C hastalarının ise sadece % 36’sına teşhis konulabildi.
Tehlike, farkında olmadan enfeksiyonu başkalarına geçirebilmeleri. WHO ve tıbbi yardım kuruluşları işte bu nedenle daha çok sayıda insanın test edilmesi çağrısı yapıyor.
Hepatit testleri nasıl yapılıyor ve tedaviler ne?
Hepatit A, B ve C testleri için aile hekiminize ve bir cinsel sağlık kliniğine başvurabilirsiniz.
Hepatit A’nın belirli bir tedavisi yok. Ancak enfekte olanların çoğu çabuk iyileşiyor ve bağışıklık geliştiriyor.
Kronik Hepatit B ve C ise antiviral ilaçlarla tedavi ediliyor ve bu da siroza evrilmesini ve karaciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor.
Hepatit A ve B’ye yakalanılmasını önleyen ilaçlar var. Bebekler doğar doğmaz yapılan Hepatit B aşısı, hastalığın anneden çocuğa geçmesini önlüyor ve aynı zamanda Hepatit D’ye karşı da koruyabiliyor.
Hepatit C’ye karşı geliştirilmiş bir aşı yok ve Hepatit E aşıları ise şu anda yaygın değil.
Hepatite yakalanmaktan nasıl kaçınabiliriz?
WHO’ya göre Hepatit A’dan aşağıdaki önlemlerle kaçınılmalı;
WHO’ya göre Hepatit B, C ve D’den kaçınma yolları da şöyle;
Hepatitis E’dendüzgünhijyenle korunmak mümkün aynı zamanda hayvan karaciğerini, özellikle domuz ciğerini, yemeden önce iyice pişirmek gerekiyor.
Sağlık makamları hepatiti yok etmek için neler yapıyor?
WHO, 2030 itibarıyla Hepatit B ve C’ye yakalananların sayısını % 90 ve bu hastalıklardan ölenlerin sayısını % 65 oranında azaltmak istediğini söylüyor.
Ancak kuruluşa göre hepatit virüsleri kaynaklı ölümlerin sayısı artıyor. WHO yüz milyonlarca kişinin hala hepatit testlerine erişimde zorlandığını ve dünya genelindeki ülkelerin sadece % 60 kadarının bedava ya da sübvanse edilmiş hepatit testi imkanı sağladığını belirtiyor.
Afrika ülkelerinin ise sadece üçte birinin bunu yaptığı kaydediliyor.
]]>DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve DHB’nin (Dünya Hepatit Birliği) 28 Temmuz’u Dünya Hepatit Günü olarak belirlediğini hatırlatan Prof. Dr. Kartal bu seneki temanın “Hepatit Bekleyemez” olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kartal, Yeni enfeksiyonları azaltmak ve bakıma erişimi iyileştirmek için çağrıda bulunulduğunu anlatarak,”Hepatit, genellikle viral etkenlerin neden olduğu karaciğer enfeksiyonudur. Vakaların çoğundan hepatit virüsünün beş ana türü (A, B, C, D ve E) sorumludur. Hepatit B ve C en yaygın olanlardır ve hepatite bağlı ölümlerin yüzde 90’ından fazlasını oluşturur. En çok Hepatit C olmak üzere Hepatit B ve D kronikleşebilir. Kronik hepatit enfeksiyonları siroz, karaciğer kanseri ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünya çapında yaklaşık 325 milyon kişi kronik hepatitle yaşıyor ve hepatite bağlı komplikasyonlar nedeniyle yılda 1,3 milyondan fazla ölüm meydana geliyor. Ülkemizde HBV sıklığı yüzde 4, HCV sıklığı ise yüzde 1 olup, yaklaşık 2-3 milyon hepatit B ve 500 bin hepatit C hastası olduğu tahmin edilmektedir. Hepatit B ve C; virüsle enfekte olmuş kan ve kan ürünleriyle, steril olmayan aletlerle yapılan tıbbi ve cerrahi girişimlerle, damar içi uyuşturucu kullanımıyla, dövme ve piercing uygulamaları ile, doğum sırasında anneden bebeğe ve nadiren korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşmaktadır. Hepatit B ve A virüs enfeksiyonundan aşıyla korunulabilir. Ülkemizde tüm yenidoğanlara 1998 yılından beri hepatit B aşısı uygulanmakta olup, yüzdee 90’ların üzerinde başarı ile bu programına devam etmektedir. Yetişkin grupta ise talep edilmesi de dahil olmak üzere riskli kişilerin aşılanması yapılmaktadır. Hepatit A aşısı da rutin çocukluk aşı takviminde bulunmaktadır” dedi.
“Kronik viral hepatitlerin tedavisi mümkündür”
Tedavinin ve bulaşıcılığın azaltılmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Kartal, “Kronik viral hepatitlerin tedavisi mümkündür. Kronik Hepatit B enfeksiyonu günde tek tabletlik tedavi seçenekleri ile kontrol altına alınabilmektedir. Kronik hepatit C de 2 ay gibi kısa bir sürede günlük bir kez kullanılan yeni antiviral ilaçlar sayesinde %100 yakın tedavi edilebilir bir konumuna gelmiştir. Tedavi edilen hastalarda hastalık bir daha tekrar etmemekte ve siroz ve kansere bağlı ölümleri önemli ölçüde azaltmaktadır. Tedavinin en önemli sonuçlarından biri de hastalığı başkalarına bulaştırma riskini ortadan kaldırmasıdır. Ülkemizde Hepatit B ve C hastaları dünya standartları ölçüsünde tedavi imkanına sahip olup, tüm tedaviler geri ödeme kapsamında karşılanmaktadır. Viral hepatiti ortadan kaldırmaya yönelik küresel ve ulusal çabalara katkı sağlamak için Hepatitler bulaşması, önlenmesi ve tedavisi hakkında bilgi ediniminin ve farkındalığın artırılması gereklidir. Başlıca risk altındakiler olmak üzere hepatit testi yaptırılması geniş çerçevede desteklenmelidir. Ülkemizde tanı alma oranı yaklaşık yüzde 20 olarak tahmin edilmektedir. Bu ise kronik hepatitleri olup da tanısını bilmeyen milyonlarca hastanın tablosunun sessizce siroza ve karaciğer kanserine ilerlemesi, öte yandan da hastalıklarını başkalarına bulaştırarak aramızda yaşamaya devam ettiklerini gösterir. Sessiz giden ve hastalıklarını bilmeden yaşayanlar için mutlaka öncelikli olarak riskli gruplardan başlayarak tarama programları uygulamaya sokulmalıdır. Sonuçta viral hepatitlerin; gerekli aşılama programlarının uygulanması, korunma yolları konusunda toplumsal farkındalığın sağlanması, tarama programları ile olguların tanımlanması ve takiben tedavi edilmesi ile kontrol edilebilir olduğu açıktır. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde bu enfeksiyonların toplumdan uzaklaştırılabilme hedefine her yıl daha fazla yaklaşma çabasına katkı sağlama noktasında kararlıyız” diye konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>