Hekim – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 19 Jul 2024 08:30:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz: “Hastanede Dikiş Malzemesi, Ameliyathane Eldiveni Olmadığı İçin Ameliyatlar Erteleniyor” https://www.haber60.com.tr/hatay-tabip-odasi-baskani-sevdar-yilmaz-hastanede-dikis-malzemesi-ameliyathane-eldiveni-olmadigi-icin-ameliyatlar-erteleniyor/ https://www.haber60.com.tr/hatay-tabip-odasi-baskani-sevdar-yilmaz-hastanede-dikis-malzemesi-ameliyathane-eldiveni-olmadigi-icin-ameliyatlar-erteleniyor/#respond Fri, 19 Jul 2024 08:30:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40831 HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: CEMAL BERK AYTEKİN

(HATAY) – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen Hatay’da, aradan bir buçuk yıla yakın zaman rağmen sağlık hizmetlerindeki sorunlar devam ediyor. Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz, Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği yaşandığını belirterek, “Hastanede sütür malzemesi (dikiş malzemesi), ameliyathane eldiveni olmadığı için ameliyatlar 1-2 hafta sonraya erteleniyor” dedi. Hatay’ın Samandağ içesinde bulunan konteyner Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) görev yapan hekim Sabri Kimyon ise en önemli sorunlarının altyapı olduğunu söyledi. Kimyon, “Bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz, bunun artık bitmesi lazım” diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde en çok zarar gören illerden biri Hatay’dı… Depremin üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen Hatay’da sağlık hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşanıyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz; depremlerde 66 Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) yıkıldığını ve şu an konteyner ASM’lerde hastaların muayene edildiğini, Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatların ertelendiğini söyledi. Yılmaz, Hatay’da yaşanan sağlık sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini Hatay İl Sağlık Müdürlüğü’ne ilettiklerini ancak çağrılarının yanıtsız kaldığını, sorunlarıyla ilgili Hatay Valisi Mustafa Masatlı’ya bir rapor sunacaklarını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı yeni ASM yapmadı

6 Şubat’ta 198 Aile Sağlığı Merkezinden 66 tanesinin yıkıldığını hatırlatan Yılmaz, “Bu yıkılan ASM’lerin hepsi apartman altı aile sağlığı merkezi. Yani, Sağlık Bakanlığı’nın, devletin yapmış olduğu ASM’ler değil, özelden kiralanmış olan ASM’ler. Bu da gösteriyor ki ASM’lerin devlet tarafından yapılması gerekiyor. ASM’lerin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılıp aile hekimlerine teslim edilmesi gerekiyor. Bunun yanında maddi olarak içeride o kadar çok kayıp oldu ki. Her bir Aile Sağlığı Merkezi’nin kurulumu nereden baksanız 4-5 milyon lira. Bunun bilgisayarından klimasına, buzdolabından jeneratörüne, ekstra güç kaynağına vs. malzemeleri 4-5 milyon lira tutuyor. Bunların hepsi yıkılan o 66 Aile Sağlığı Merkezi’yle birlikte yok oldular. Bunlar aile hekimlerinin kendi cebinden ya da devletin vermiş olduğu Sağlık Bakanlığı’nın ödemiş olduğu cari giderden karşılanmış olan, şimdi bunu tekrar karşılamak zorundalar bu arkadaşlarımız. Sağlık Bakanlığı, bu konuda ne aile hekimlerine yeni bir ASM yaptı, ne de bu malzeme konusunda bir destek oldu” diye konuştu.

“Konteyner ASM’lerde 70-80 ekran televizyon arıyorlar”

Yılmaz, depremde yıkılan 66 ASM’de çalışan hekimlerin, konteyner kentlerde ve konteyner ASM’lerde çalıştığını belirtti. Yılmaz, “20 metrekarelik bir ASM düşünün, genelde 2’şer tane konteyner veriyorlar, birinde hemşire kalıyor, birinde doktor kalıyor. Bu arkadaşlarımıza, bu dönemde Sağlık Bakanlığı ya da Sağlık Müdürlüğü, -yerel yöneticiler artık nereden emir aldılarsa- muhtemelen Sağlık Bakanlığı’nın yönlendirmesi ya da yönlendirmesi yoksa buradaki arkadaşların işgüzarlığı diye düşünüyorum, sınıf denetlemesi yapıyorlar. Yani, Sağlık Bakanlığı’nın verdiği konteynerlerde, olmadığını bildikleri halde, engelli tuvaleti arıyorlar, olmadığını bildikleri halde 70-80 ekran televizyon arıyorlar. Yani, orada çalışılıyor mu, orada aşı yapılıyor mu, orada hasta muayenesi yapılıyor mu, bakmadan sınıf denetlemesine geliyorlar. Sınıf denetlemesinde, bu arkadaşların sınıf düşmesi demek, en az 200’ün üstünde sağlık çalışanının işsiz kalması demek” ifadesini kullandı.

“Şu an emekli bir hekimle aktif çalışan bir hekimin maaşı arasında fark yok”

Yılmaz, aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekimlerin maaşının yüksek olmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Bizim maaşımız nüfusumuza bağlıdır. Nüfusumuz ne kadar fazlaysa maaşınız da o kadar. Tabii onun da sınırı var ama o sınırın yarısına düşmüş durumda. Yani Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Kayseri’de çalışan hekimin nüfusunun yarısı nüfusa sahibiz. İkincisi, nüfusumuza ulaşamıyoruz. Yani kimisi köye gitmiş, kimisi il dışına çıkmış, oradaki bebeklere aşı, gebelerin izlemleri vs, onları yetişemediğimiz için, ulaşamadığımız için ya da Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği alan dışında bu izlemler, aşılar yapıldığı için ceza alıyorsunuz. Bir gebe izlemi kaçırdığınız zaman, tarihler dışında izlem yapıldığı zaman maaşınızın yüzde 10’u gidiyor. Aşıyı aynı şekilde, izlem aralığı dışında yapsanız dahi maaşınızın bir yüzde 10’u daha gidiyor. Bebeğin izlemini yine aynı şekilde aralıklar dışında yaparsanız bir yüzde 10 daha gidiyor. Teşviki kaldırdılar. Nüfus yarı yarıya düştü. Maaşlar, emekli bir hekimin aldığı maaşa kadar düştü. Şu an emekli bir hekimle aktif çalışan bir hekim arasında neredeyse fark kalmadı, aile hekimleri için söylüyorum. Hangi bölgeler biliyor musunuz? Özellikle yıkımın fazla olduğu Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Hassa’da. Bu sorunu buralarda yaşıyoruz, yani yıkımın olduğu yerlerde yaşıyoruz.

Sağlık Bakanlığı bu konuyla ilgili şu ana kadar 6 Şubat 2024’ten beri bir tedbir almış değil. 2023 ile 2024 arasında şubat aylarında, tedbir almışlardı bu konuda, sıkıntı yaşanmıyordu ama 2024 6 Şubat’ından itibaren Hatay’ı biraz önce bahsettiğim iller gibi Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir gibi normal bir ile çevirin. Normal görüyor şu an. Herkes, evinde oturuyor; herkes, hastasına, bebeklerine ulaşabiliyor şeklinde kabul etmiş durumda ve bu nedenle maaşlarımız oradaki çalışan arkadaşlarımızın yarısına düştü. Bu neyi getirdi? O dönemlerden dedik, arkadaşlar bakın bunu yaparsanız birçok hekim istifa edecek, tayin yaptıracak, emekliye ayrılacak. Çalıştıracak hekim bulamayacaksınız dedik. İnanmadılar.”

“26 kişilik kadroya sadece 1 kişi başvurdu”

Hatay’da Aile Hekimliği Ek Yerleştirme kurasına 26 boş birim olmasına rağmen sadece 1 hekim başvurmuştu. Yılmaz, konuya ilişkin “1 Temmuz’da 26 kişilik kadro açtılar; Defne, Antakya, Samandağ ve Kırıkhan’a. Başvuran bir arkadaşımız var onunda bu şartlarda çalışıp çalışmayacağının garantisi yok. 26 kadroda sadece bir tane ASM’in binası var o da cezaevi, diğerleri de ya yıkık, ya ağır hasarlı, ya da bina yok. Çalışabileceğiniz hemşireniz yok. Yani tek başınasınız. Aşıyı da, izlemleri de siz yapacaksınız, tahlil için kanları da siz alacaksınız, muayeneleri de siz yapacaksınız ve bu hastaları siz arayıp getirip bulacaksınız, bu şartlarda çalıştıracak hiç kimseyi bulamazsınız tabii” değerlendirmesinde bulundu.

“Malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatlar erteleniyor”

Yılmaz, depremden yıkılmadan önce Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi’nde 175 doktorun aynı anda poliklinik yaptığını ve şu anda 80 doktorun aynı anda çalıştığını söyledi. Yılmaz, “Bu da 100 küsur doktorumuzun oturması demek. Bu hem ciddi bir israftır. Siz maaş ödüyorsunuz 100 hekime, 100 hekime döner sermaye ödüyorsunuz ve bu kişilere çalıştıracak yer bulamıyorsunuz” dedi. Yılmaz, dahiliye bölümünde 16 hekimin olduğunu, 6 hekimin aktif çalıştığını, 2 hekimin poliklinik yaptığını ve diğer hekimlerin iş yapacak yerlerinin olmadığını belirtti.

Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatların ertelendiğini söyleyen Yılmaz, “Hastanede sütür malzemesi (dikiş malzemesi), ameliyathane eldiveni olmadığı için ameliyatlar 1-2 hafta sonraya erteleniyor” diye konuştu.

“Sağlıkta yaşanan sorunları rapor halinde valiye sunacağız”

Sevdar Yılmaz, Hatay’da yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünün çözüm getirmediğini belirterek, Valiye sağlıkta yaşanan sorunlara ilişkin rapor sunacaklarını açıkladı. Yılmaz, “18 ay oldu deprem olalı, Hatay İl Sağlık Müdürü ile sadece bir kere görüşebildik o da ‘lütfen’ görüştüm. Bu sorunları Sağlık Müdürüne direkt anlatmak istiyoruz, çözüm önerilerini sunmak istiyoruz, beraber bir çözüm arayalım istiyoruz ama Sağlık Müdürlüğü nedense bizden uzak duruyor. Şu an bir rapor hazırlıyoruz. Bu raporu Valimiz Mustafa Masatlı’ya sunacağız ve bu konuların çözümü için ondan talepte bulunacağız” dedi.

“Bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz”

Hatay’ın Samandağ içesinde bulunan konteyner Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan hekim Sabri Kimyon, en önemli sorunlarının altyapı olduğunu söyledi. Kimyon, 18 aylık süreçte yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Mesela bu konteyner da çalışıyoruz ama tuvaletimiz yok, ellerimizi yıkayacağımız yer yok. Bağlantı sorunumuz var. Altyapıyı gördünüz, toprak üzerine halen kurulmuşuz. Yaklaşık 1,5 yıldır biz burada hizmet vermeye çalışıyoruz. Konteyner sayımız arttırdık eskiden bir konteyner da 2-3 hekim çalışıyorduk. Bazen sıcaktan dışarıda çalışmak zorunda kalıyorduk çünkü klima da yoktu, hiçbir şey yoktu, sadece bir konteyner. Tabii halkın ciddi bir sağlık ihtiyacı da vardı, bunu karşılamak adına bazen dışarıda hastalara baktık. İçeride reçete yazdık böyle bir süreç yaşadık.

Halen bu süreç biraz konteyner adına iyileşmeler sağlanarak sorunlar devam ediyor. Nasıl iyileşmeler oldu? Biz kendimiz klima bulduk, taktık. Konteyner bulmaya çalıştık. Konteyner sayısını arttırdık. Hemşire arkadaşların, yardımcı sağlık personeli olan arkadaşların, sağlık hizmetini daha iyi verebilmesi için bu sefer onlara klima bulmaya çalıştık. Böyle bir çabamız oldu ama halen ben ilkel diyorum, bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz, bunun artık bitmesi lazım.”

Konteyner ASM’nin bulunduğu alana “Aile Sağlık Merkezi” kurulsun talebi

Hekim Sabri Kimyon, sorunlarının çözümü için yetkililerle görüştüklerini ifade ederek, konteyner ASM’nin bulunduğu alana “Aile Sağlığı Merkezi” kurulmasını istediklerini söyledi. Kimyon, şöyle konuştu:

“Burada 5 kişilik bir ASM merkezi kurmak istiyoruz. Burası yaklaşık Samandağ’ın 7 tane büyük mahallesinin tam ortasında olan bir yer. Biz bir kış geçirdik bu koşullarda, daha ilkel koşullarda yazı geçirdik çok daha ilkel koşullarda. Şu an yazı geçiyoruz kısmen iyileşmiş olsa da halen 3 konteynerimiz var. Biz 5 hekimiz 3 konteynerle hizmet ediyoruz. 2 konteynere daha ihtiyacımız var. İvedi olarak, kliması olan konteynere ihtiyacımız var. Ama asıl önemli olan artık burada sağlıklı bir Aile Sağlık Merkezi’nin oluşması. Bu projenin bitirilmesi lazım artık. İnşallah İlçe Sağlık Müdürümüzün, İl Sağlık Müdürümüzün ve Kaymakamımızın katkılarıyla bu iş bitecek, böyle ummak istiyoruz. Kışı artık konteynerlerde geçirmek istemiyoruz.

Hastamızın özeline önem göstererek hekimliğimizi daha doğru bir şekilde yapmak istiyoruz. Hizmeti en sağlıklı bir şekilde hastamıza ulaştırmak istiyoruz. Bizim koşullarımız bunlar. Biz kendi koşullarımızın olumsuzluğunu söylemek çok istemiyoruz. Çünkü halkın bizden çok daha kötü koşullarda yaşadığını biliyoruz. Buna tanığız, depremden bu yana buna tanığız. Psikososyal olarak hastalarımız çok kötü durumda, nispetten onları burada rehabilite etmeye o küçücük kalan zamanımız içinde rehabilite etmeye çalışsak da zaman olarak çok yetersiz kalıyor bu. Çünkü aile sağlığı hekiminin yasa gereği yapması gereken zorunluluklar var. Aşılar, gebe takipleri, eğer bir sınıfa bağlıysa o sınıfın kimliğini koruma, ekonomik getirisini koruma gibi bir çabası da oluyor. Halkımız çok daha kötü sosyal ve psikolojik koşulları yaşıyor. Ekonomik olarak da çok kötü ama en azından bakanlığımızdan isteğimiz var. Sağlıklı bir sağlık merkezinde bu hizmeti biz çok daha iyi verebiliriz. Bu konuda daha ivedi, daha çabuk, daha pratik olmalarını bekliyoruz, bunu talep ediyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hatay-tabip-odasi-baskani-sevdar-yilmaz-hastanede-dikis-malzemesi-ameliyathane-eldiveni-olmadigi-icin-ameliyatlar-erteleniyor/feed/ 0
Hekim Birliği Sendikası: Mobbing ve psikolojik baskılara acil önlem alınmalı https://www.haber60.com.tr/hekim-birligi-sendikasi-mobbing-ve-psikolojik-baskilara-acil-onlem-alinmali/ https://www.haber60.com.tr/hekim-birligi-sendikasi-mobbing-ve-psikolojik-baskilara-acil-onlem-alinmali/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:27:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38582

Hekim Birliği Sendikası: Mobbing ve psikolojik baskılara acil önlem alınmalı

ANKARA, – Hekim Birliği Sendikası’ndan yazılı yapılan açıklamada ” Türkiye’de sağlık sektöründe yaşanan mobbing olaylarının arttığını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Sağlık hizmetleri sunumunda hayati öneme sahip olan hekimler, iş yerlerinde maalesef psikolojik baskı ve zorbalığa maruz kalmaktadır. Bu durum, yalnızca bireysel hayatları değil, aynı zamanda toplum sağlığını da ciddi biçimde tehdit etmektedir. Son dönemde yapılan araştırmalar ve medyada yer alan haberler, mobbingin sağlık sektöründe ne denli yaygınlaştığını gözler önüne sermektedir. Bu vahim tablo, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve güvenilirliğini de derinden sarsmaktadır” denildi.

Hekim Birliği Sendikası, sağlık sektöründe mobbing, kötü çalışma koşulları iddiasıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Asistan hekimler, mesleklerinin başında, yoğun iş yükü ve uzun çalışma saatleriyle mücadele ederken, aynı zamanda iş yerlerinde maruz kaldıkları mobbing ve psikolojik baskılar nedeniyle büyük bir stres altındadır. Bu genç hekimler, yeterli destek ve rehberlikten yoksun kaldıklarında, tükenmişlik ve umutsuzluk hisleriyle baş başa kalabilmektedirler. Ne yazık ki, bu zorlu süreç bazı asistan hekimleri intihara sürükleyebilmektedir. Mobbing ve psikolojik baskılar nedeniyle sağlık sektöründe acil önlemler alınmasını gerektirmektedir. Asistan hekimlerin ruh sağlığını korumak ve onlara destek sağlamak hem bireysel hem de toplumsal sağlığın sürdürülebilirliği için büyük önem taşımaktadır.

Hekimler, uzun ve zorlu eğitim süreçlerinden geçerek halk sağlığını korumak ve iyileştirmek için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Hekimlerin maddi olarak yeterli koşullara sahip olamamaları, iş yerlerinde maruz kaldıkları şiddet olayları ve mesleki itibarlarının zedelenmesi, hekimler arasında ciddi bir ruhsal çöküntüye yol açmaktadır. Bu olumsuz faktörler, hekimlerin mesleki motivasyonlarını ve yaşam kalitelerini düşürmektedir. Hekimlerin karşılaştıkları bu zorluklar, onların işlerine ve hastalarına olan bağlılıklarını olumsuz etkilemekte, aynı zamanda toplum sağlığını da tehdit etmektedir. Bu nedenle, hekimlerin maddi ve manevi açıdan desteklenmesi, güvenli çalışma koşullarının sağlanması ve itibarlarının korunması hem bireysel hem de toplumsal sağlığın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.”

Açıklamanın devamında hekimlerin haklarını korumak, iş yerlerinde sağlıklı ve güvenli bir ortam sağlamak için çağrıda bulundukları belirtilerek şöyle denildi:

“Mobbinge karşı daha etkili yasal düzenlemeler yapılmalı ve mevcut yasalar etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Yasal boşlukların doldurulması, mobbing mağdurlarının haklarının korunmasında hayati öneme sahiptir.

Sağlık kurumlarında mobbingin tanınması ve önlenmesi için düzenli olarak farkındalık ve eğitim programları düzenlenmelidir. Bu programlar hem yöneticiler hem de çalışanlar için zorunlu hale getirilmelidir.

Mobbing mağdurlarına yönelik psikolojik destek ve rehberlik hizmetleri sunulmalıdır. Bu destek hizmetleri, çalışanların ruh sağlığını korumalarına yardımcı olacak profesyonel danışmanlık ve terapi seçeneklerini içermelidir.

Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının mobbing şikayetlerini güvenli bir şekilde iletebileceği ve etkin bir şekilde değerlendirileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır. Şikayetlerin bağımsız ve tarafsız bir şekilde incelenmesi sağlanmalı, mağdurların korunması garanti altına alınmalıdır.

Hekimler başta olmak üzere sağlık sektöründe görev yapan tüm çalışanların insanca çalışma şartlarına sahip olma hakları vardır. Mobbing mağdurlarının sesine kulak verilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, öncelikle hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hayatı açısından ve sağlık sistemimizin kalite standartlarında sürdürülebilirliği için hayati önem taşımaktadır.

Bu konudaki çabalarımıza destek olmak, bilgi almak ve iş birliği yapmak isteyen tüm paydaşları bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hekim-birligi-sendikasi-mobbing-ve-psikolojik-baskilara-acil-onlem-alinmali/feed/ 0
İzmir’de Sağlıkta Şiddete Sağlık Emekçilerinden Tepki: “Sağlık Ekibinin Hiçbir Üyesi Artık Nefes Alamıyor” https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglikta-siddete-saglik-emekcilerinden-tepki-saglik-ekibinin-hicbir-uyesi-artik-nefes-alamiyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglikta-siddete-saglik-emekcilerinden-tepki-saglik-ekibinin-hicbir-uyesi-artik-nefes-alamiyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36240 (İZMİR)- İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Dr. Hüseyin Emrah Keskin ile asistanı Dr. Hazal Yaşar Çokyaman’ın hasta yakınlarının şiddetine uğraması, sağlık emekçileri tarafından protesto edildi. “Ölüyoruz, öldürülüyoruz, tükeniyoruz” diyen sağlık emekçileri, sağlıkta şiddetin son bulmasını istedi. Açıklamada, “Sağlık sistemindeki kargaşa ve huzursuzluk nedeniyle, hekimlerimiz, hemşirelerimiz, ebelerimiz, teknikerlerimiz, teknisyenlerimiz; genel idari, teknik ve yardımcı hizmetler sınıflarındaki çalışanlar gibi sağlık ekibinin hiçbir üyesi artık nefes alamıyor. ‘Nefes alamıyorum, imdat!’ demeyen kimse kaldı mı aramızda” denildi.

İzmir’de Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi’nde görevli Dr. Hüseyin Emrah Keskin ile asistanı Dr. Hazal Yaşar Çokyaman’a hasta yakınları tarafından şiddete uğraması sağlık emekçileri tarafından bugün hastane önünde protesto edildi. İzmir Tabip Odası,  Hekim Birliği Sendikası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası üyesi sağlık emekçilerinin katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasına, şiddete uğrayan Dr. Hüseyin Emrah Keskin de katıldı.

Sağlık emekçileri adına konuşan Dr. Nihan Kızıltuğ Gençdal, doktorlara yönelik şiddeti kınayarak “Bu hadise ne ilk ne de son şiddet olayı olacaktır. Bugün tek tesellimiz 2 hekim arkadaşımızın yaşıyor olmasıdır. Bize ölümü gösterip sıtmaya razı eden bu çarpık sağlık sistemini reddediyoruz” dedi.

“Ölüyoruz, öldürülüyoruz, tükeniyoruz”

Sağlıkta şiddet nedeniyle vefat eden hekimlerin isimleri sayılarak sürdürülen açıklamada, şöyle dendi:

“Şiddete maruz kalmış tüm görev şehidi hekimlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Ölüyoruz, öldürülüyoruz, tükeniyoruz. Tırnak makasıyla AVM’lere dahi girilemeyen bir zamanda, silahla polikliniğe girip sağa sola ateş edebilen kişilerle iç içeyiz. Şiddetin gölgesinde hizmet üretmeye çalışırken, her an bu silahtan çıkan bir kurşunla, hatta başımıza indirilen bir oksijen tüpüyle, gelecek bir bıçak darbesiyle ölebiliriz. Şiddeti engellemek için sadece kanunların yeterli olmayacağını biliyoruz. Rant alanına dönüştürülen ve kışkırtılan sağlık talebi, saygının yok edilmesi, eksik istihdamla verilmeye çalışılan hizmet, sanal kuyruklar, 5-10 dakika muayene süreleri.

“Sağlık ekibinin hiçbir üyesi artık nefes alamıyor”

?Şiddeti üreten, bu sistemin kendisi biliyoruz. Sağlık sistemindeki kargaşa ve huzursuzluk nedeniyle, hekimlerimiz, hemşirelerimiz, ebelerimiz, teknikerlerimiz, teknisyenlerimiz; genel idari, teknik ve yardımcı hizmetler sınıflarındaki çalışanlar gibi sağlık ekibinin hiçbir üyesi artık nefes alamıyor. ‘Nefes alamıyorum, imdat!’ demeyen kimse kaldı mı aramızda? Daha ne kadar dibe vurabiliriz? Artık göğsümüzü gere gere hekimim, hemşireyim, ebeyim, sağlık çalışanıyım demeyi geçtik, çalışanlar olarak memurum demekten utanır hale geldik. Ne yapacağız? Kafamızı öne eğip ‘boş ver, böyle gelmiş böyle gider, başımı derde sokmayayım’ mı diyeceğiz? Yoksa bize yapılan zulme sesimizi çıkarıp tepkimizi mi göstereceğiz? Tabii ki, demokratik tepkimizi meşru zeminde göstererek, hep beraber, tek bir ağızdan artık yeter, şiddete son verin uygun çalışma ortamları sağlayın diyeceğiz.

“Yaşatabilmemiz için öncelikle bizlerin yaşaması gerekmektedir”

Biliyoruz ki sağlık, en temel haktır. Ancak yaşatabilmemiz için öncelikle bizlerin yaşaması gerekmektedir. Dün olan sağlıkta şiddet olayında yaklaşık 1 yıldır bıçaklanma nedenli yoğun bakımda tedavi gören ve vefat eden hastanın yakınlarına Dr. Emrah Keskin ve Dr. Hazal hanım tarafından bilgilendirme yapılmıştır. Bu esnada vefat eden kişinin kuzeni olduğu ifade edilen kişi defaatle Dr. Emrah beyin kafasına ve gözüne vurarak ve Dr. Hazal hanımı da darp etmiştir. Bilgilendirme alanında güvenlik kameralarının olmaması, güvenlik görevlisi arkadaşların özür dilemek amaçlı hasta yakınlarını defaatle hekim arkadaşımızla yan yana getirmesi de olayın tarafımızca vehametini göstermektedir.

“İktidara değil, Hipokrat’a sadık kalın”

Bizleri koruyamamakla görevli güvenlik güçlerinin hasta yakınları ile arkadaşlarımızı tekrar bir araya getirme çabası sonrası arkadaşlarımızın bir kez daha ölümle tehdit edilmesine neden olmuştur. bu olay da göstermektedir ki hastanemizde ciddi bir güvenlik zafiyeti bulunmaktadır. Bu kadar vahim bir olayda ne yazık ki hastane yönetiminden hiçbir meslektaşımızın hekim arkadaşlarımızı aramaması bir o kadar düşündürücü ve üzücüdür. Şu saate kadar İl Sağlık Müdürlüğü’nden herhangi bir açıklama dahi yapılmamıştır. Bu da sağlıkta şiddetin idareciler tarafından ne kadar münferit bir olay olarak algılandığının acı bir göstergesidir. Unutmayın ki sizler de hekimsiniz ve o koltuklar kalıcı değildir. Sizlere şunu hatırlatmak isteriz iktidara değil, Hipokrat’a sadık kalın. Bizler usulsüz geçici görevlendirmelerde trafik kazası geçirerek ölmek istemiyoruz. Bizler hasta ve hasta yakını şiddetine maruz kalarak ölmek istemiyoruz. Bizler mobbinge maruz kalıp intihar etmek istemiyoruz. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.”

“Şiddet olaylarıyla bir araya gelmek zorunda bırakılıyoruz”

Hekim Birliği Sendikası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bahar Sarı Narğis ise “Maalesef daha üç ay önce Şehir Hastanesi’nde üzücü bir olayla bir araya gelmiştik. Hep bu üzücü şiddet olaylarıyla bir araya gelmek zorunda bırakılıyoruz. İdareciler tarafından hala bir adım atılmış değil. Randevu taleplerimiz, şikayet dilekçelerimiz kabul görmüş değil. Biz hastalarımıza yardımcı olmak isterken bu şiddet olaylarına maruz kalmak istemiyoruz. Artık bunu yeterince kolay anlatabildiğimizi düşünüyoruz. Demokratik yollarla anlatabildiğimizi düşünüyoruz. Sesimizi duymayan idareciler ve yönetimler bir sonraki dönemde belki aramızda olacaklar. Onlar şiddete uğradıklarında yine biz onların hakkını savunacağız. Yine bu meydanlarda onlarla birlikte olacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglikta-siddete-saglik-emekcilerinden-tepki-saglik-ekibinin-hicbir-uyesi-artik-nefes-alamiyor/feed/ 0
TÜİK Verilerine Göre Türkiye’de Hekim Dağılımı Eşitsizliği https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/ https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36021 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “TÜİK verileri hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il dört hekimle Ankara. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye iki hekim düşüyor. Ancak bu oran, Doğu ve Güneydoğu’da bir olarak haritada yer alıyor. Niğde, Nevşehir, Aksaray gibi illerimizde bin kişiye bir hekim düşüyor. Ülke içinde ve yurt dışına hekim göçü, şehir hastaneleri, büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı bölgeler arası hekim dağılımını olumsuz etkilemiş bulunuyor” dedi.

CHP Sağlık Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı ve TÜİK verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Aksaz Şahbaz, hekim ve hastane dağılımındaki adaletsizliğin sağlık göçüne neden olduğunu belirterek, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da  hekimlerin özlük hakları ve çalışma ortamının düzeltilmesi, yetersiz olan kamu yatırımlarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Aksaz Şahbaz’ın açıklaması şöyle:

“Ülkemizde sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik gün geçtikçe artıyor. TÜİK verileri hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il dört hekimle Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye iki hekim düşüyor. Ancak bu oran, Doğu ve Güneydoğu’da bir olarak haritada yer alıyor. Niğde, Nevşehir, Aksaray gibi illerimizde bin kişiye bir hekim düşüyor. Hakkari gibi bazı kentlerde bu sayı biri bile bulmuyor. Ülke içinde ve yurt dışına hekim göçü, şehir hastaneleri, büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı bölgeler arası hekim dağılımını olumsuz etkilemiş bulunuyor.

“Hekim ve hastane sayısının az olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için sağlık göçü artıyor”

Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastaneyle hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır. Hekim ve hastane sayısının az olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için ülke içinde sağlık göçü de artıyor. Çalışma şartlarının ağırlığı, idarecilerin baskısı ve ekonomik sorunlara sağlıkta şiddete dayanamayan hekimlerimiz ya bölgeler arası ya da ülkemizden göç ediyor. Sağlık çalışanlarımızı koruyan caydırıcı bir yasanın olmaması nedeniyle şiddetin arttığı ülkemizde kendini güvende hissetmeyen hekimlerimiz, mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyor.

“Sağlık hizmetlerine erişimde adaleti sağlamak ve hekimlerimizin haklarını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz”

Sorunların ve yetersizliğin hem hekimlerimiz hem de vatandaşlarımız için her geçen gün artmasına rağmen ülkeyi yönetenler önlem almak yerine, ‘Giderlerse gitsinler’ diyorlar. Mağduriyetin yaşandığı Doğu ve Güneydoğu illerimizde sağlık göçünü bir an önce durdurmak için hekimlerin özlük hakları ve çalışma ortamı düzeltilmeli, yetersiz olan kamu yatırımları iyileştirilmeli ve sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Ayrıca, dezavantajlı bölgelerdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için özel teşvikler ve destekler sağlanmalıdır. CHP olarak sağlık hizmetlerine erişimde adaleti sağlamak ve hekimlerimizin haklarını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızın eşit ve kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi her zaman önceliğimiz olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/feed/ 0
Ttb Seçimleri…Tabip Odaları İnisiyatifi Listesini Açıkladı: “Birlikte Ortak Liste ile Girmenin Yollarını Aradık. https://www.haber60.com.tr/ttb-secimleri-tabip-odalari-inisiyatifi-listesini-acikladi-birlikte-ortak-liste-ile-girmenin-yollarini-aradik/ https://www.haber60.com.tr/ttb-secimleri-tabip-odalari-inisiyatifi-listesini-acikladi-birlikte-ortak-liste-ile-girmenin-yollarini-aradik/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:45:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35831 (ANKARA) – Tabip Odaları İnisiyatifi, 28-30 Haziran’da yapılacak Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 76. Büyük Kongresi’nde yönetime aday olduklarını açıkladı. İnisiyatifin TTB Merkez Konseyi adayları arasında yer alan Prof. Dr. Alpay Azap, mevcut yönetimden ayrı bir liste oluşturmaları ve oyların bölüneceğini yönündeki eleştirilere karşı “Onlarla da birlikte görüşmeler yürüttük ve fikir alışverişinde bulunduk. Birlikte ortak liste ile girmenin yollarını aradık. Son ana kadar da birlikte ortak listeyi oluşturabilme arzumuz devam edecek. Hedefimiz esas olarak budur. TTB’nin önümüzdeki iki dönem bazı somut ihtiyaçları var. Sağlık alanında yaşanan çok ciddi bir tahribat var” dedi.

TTB’nin 76. Büyük Kongresi 28-30 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Yeni Merkez Konseyi’nin belirleneceği kongrede, mevcut TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, iki dönem başkanlık yaptığı gerekçesiyle yeniden aday olmayacak. Seçimlerde Tabip Odaları İnisiyatifi’nin listesi dışında hem mevcut TTB yönetiminin hem de iktidar bloğuna yakın hekimlerin listeleri yer alacak.

TTB yönetimine aday olan Tabip Odaları İnisiyatifi’nin TTB Merkez Konseyi adayları, Ankara Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

İnisiyatifin Merkez Konseyi adayları arasında ilk sırada yer alan Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, “TTB’de bir yönetim değişikliği yaşanacak. O yüzden önemli bir kongre” dedi.

“Bu basın açıklamasını TTB Genel Merkezi’nde yapmayı çok istedik ama mevcut yönetim uygun olmadığını söyledi. Bu bizler için üzücü bir durum” ifadelerini kullanan Azap, “Hekimlerimiz ve hastalarımızın mutsuz olduğu bir sağlık sistemi mevcut. Her alanda çok büyük sorunlar var. Çalışanların umutsuzluğu söz konusu. Çok sayıda hekim arkadaşımıza temas ettik. Diğer sağlık çalışanları da çok mutsuz. Sağlıkta dönüşüm politikaları, sağlığın her alanını etkilemiş durumda. Bu kadar çalışmaya rağmen mutsuzuz. Maddi ve manevi olarak emeklerimizin karşılığını alamıyoruz. TTB’nin daha çok çalışması ve daha çok hekimlerle bağlantı kurarak bu kötü tabloyu değiştirmesi gerekir.” diye konuştu.

“Son ana kadar da birlikte ortak listeyi oluşturabilme arzumuz devam edecek”

Azap, oyların bölünmesi ve seçimleri iktidara yakın hekimlerin listesinin kazanma ihtimaline karşı mevcut TTB yönetimi ile ortak bir liste oluşturma isteklerinin devam ettiğini söyledi. Azap, seçime girecek listelere ilişkin yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

“Biz 35 tabip odasına gönderdiğimiz çağrıda, içerisinde mevcut Merkez Konseyi ile çok yakın çalışan tabip arkadaşlarımız da vardı. Onlarla da birlikte görüşmeler yürüttük ve fikir alışverişinde bulunduk. Birlikte ortak liste ile girmenin yollarını aradık. Son ana kadar da birlikte ortak listeyi oluşturabilme arzumuz devam edecek. Hedefimiz esas olarak budur. TTB’nin önümüzdeki iki dönem bazı somut ihtiyaçları var. Sağlık alanında yaşanan çok ciddi bir tahribat var. Tabip odalarına ve TTB’ye küsme söz konusu. Hekimler ve TTB arasında kopan bağları tamir edecek ve ülkenin sağlık sistemine karşı güçlü çıkış yapabilecek bir konsey oluşması gerekiyor. Seçimlere tek liste altında girmek için yürüttüğümüz tüm görüşmelerde tek hedefimiz budur. Bizler bir inisiyatifiz. Kendi beklentileri ve çıkarları olan grup değiliz. Seçim gününe kadar böyle bir konseyi oluşturmanın yolları açık. Diğer arkadaşlarımızın da bir kaygısı olduğunu biliyoruz. Birleşemesek bile seçimleri bu liste ile alabileceğimizi, aldıktan sonra da büyük işler başarabileceğimizi düşünüyorum”

Tabip Odaları İnisiyatifi TTB Merkez Konseyi Adayı Doktor Nilüfer Ustael tarafından okunan basın açıklamasında da “Tabip Odalarının/TTB’nin sağlık hakkı, hekimlik değerleri ve hekim hakları savunusuyla toplumsal sorumlulukları arasında ise bir öncelik tartışması yapmıyor, ikilem görmüyoruz. Hekimlerle güçlü bağları olan bir Tabip Odalarının/TTB’nin toplumsal sorumluluklarını çok daha layıkıyla yerine getireceğini biliyoruz.” ifadelerine yer verildi. Hekimlerin dağınık, umutsuz, yılgın ve örgütsüz olduğuna ve hekimlerin Tabip Odası seçimlerine katılımının azaldığına dikkat çekilen açıklamada, özellikle genç hekimlerin Tabip Odası çalışmalarından uzak durduğu kaydedildi.

“Doğacak sonuçların bedeli, sadece TTB için değil, örgütlü mücadele ve demokrasi açısından da ağır olacaktır”

“Bu koşullar altında, en örgütlü ve geleneksel kurumumuz TTB’nin, tarihine yakışır biçimde yeniden kapsayıcı ve ‘merkez’ olmasına büyük ihtiyaç vardır” denilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Aksi takdirde doğacak sonuçların bedeli, sadece TTB için değil, örgütlü mücadele ve demokrasi açısından da ağır olacaktır. Bu tehlikeyi kavradığımızdan, birbirimize sarılarak ülkemize, mesleğimize ve geleceğimize sahip çıkmak için birlikte adım atıyoruz. Bu yola hep beraber dayanışmayla çıkalım, bir sorumluluk hareketi örelim, yaratalım ve tabip odaları/TTB olarak hekimler arasında yeniden umut olalım istiyoruz. TTB’yi başta hekimlerin ve elbette tüm sağlık çalışanlarının, toplumun tüm kesimlerinin yüzünü döndüğü, söyledikleri ve yaptıkları ile referans alınan bir kurum olma hedefine daha da yakınlaştıralım istiyoruz. Gelin hep birlikte TTB seçimlerini vesile kılarak daha iyi; demokratik-laik, anayasal eşit yurttaşlık temelinde, özgür, çatışmadan uzak, barış içerisinde, umutlu, heyecanlı ve dirençli bir Cumhuriyet’in, bugün ve gelecek kaygısı duymadan hastalarımızın ve toplumun sağlığı için çalışan mutlu hekimleri olma özlemimizi bu yüzyıla taşıyalım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ttb-secimleri-tabip-odalari-inisiyatifi-listesini-acikladi-birlikte-ortak-liste-ile-girmenin-yollarini-aradik/feed/ 0
Dr. Kamil Furtun için anma töreni düzenlendi https://www.haber60.com.tr/dr-kamil-furtun-icin-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/dr-kamil-furtun-icin-anma-toreni-duzenlendi/#respond Thu, 30 May 2024 22:51:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33801

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN)- Samsun Tabip Odası ve sağlık emekçileri, 9 yıl önce görevi başındayken öldürülen Dr. Kamil Furtun için anma töreni düzenledi. Samsun Tabip Odası Başkanı Sema Aydoğdu, “Bugün bu ülkede bir hekim katledildiğinde sadece bir hekim ölmüyor, bu dokuz yılda hayatları kurtarılabilir, şifalarına kavuşabilir binlerce hastanın, hasta yakınının umudu da ölüyor. Kamil Furtun hiçbir zaman ölmeyecek ama bugün bu ülkede, bu ahlaksızlıklara, bu suçlara göz yumuldukça, ortak olundukça çare bulunmak için gayret edilmedikçe daha çok acılarımız olacak” dedi.

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 9 yıl önce görevi başında öldürülen Dr. Kamil Furtun sağlık emekçileri tarafından anıldı. Basın açıklamasının ardından hastane yerleşkesinde bulunan Kamil Furtun’un heykeline karanfiller bırakıldı.

“Ortak çare bulunmadıkça daha çok acımız olacak”

Samsun Tabip Odası Başkanı Sema Aydoğdu, şöyle konuştu:

“Dile kolay 9 yıl… Söylemesi ne kadar kolay değil mi? Hala dün gibi, hala bugün gibi ve hep de öyle olacak gibi. Bugün bu ülkede bir uzman hekim, bir cerrah tam 23 yılda yetişiyor. Bugün bu ülkede hiçbir meslek mensubunun almadığı uzunlukta bir eğitimden geçerek hekim, uzman hekim, cerrah, göğüs cerrahisi uzmanı olunabiliyor. Yani bugün bu ülkede bir hekim katledildiğinde sadece bir hekim ölmüyor, bu dokuz yılda hayatları kurtarılabilir, şifalarına kavuşabilir binlerce hastanın, hasta yakınının umudu da ölüyor. Kamil Furtun hiçbir zaman ölmeyecek ama bugün bu ülkede, bu ahlaksızlıklara bu suçlara göz yumuldukça, ortak olundukça, çare bulunmak için gayret edilmedikçe daha çok acılarımız olacak. Kamil ağabey bizlerin en savunmasız olduğumuz, kollarımızı gönlümüzü siz hastalarımıza şifa verebilmek için açtığımız, evlerimizden çok yuva eylediğimiz, bildiğimiz hastanelerimizde katledildi.

“Toplumdaki şiddet çığ gibi büyüyor”

Bugün hala aynı korunaksızlıkla çalışmaya, sizlere şifa vermeye yaşamaya çalıştığımız, yuvalarımızdan daha çok yuvalarımız olan iş yerlerimizde yani kime sorsanız ‘naif, beyefendi, mütevazi, güler yüzü eksik olmazdı’ der onun için. Meslektaşlarına her zaman yardımcı olan, durumu olmayan hastalarının dolmuş yol paralarını ceplerine koyan, birçok canı kurtaran Kamil Furtun yuvası gördüğü hastanesinde, ailesi gibi gördüğü hastalarının yanında katledildi. Sağlıkta şiddet, toplumdaki şiddetten elbette ki ayrılamaz, günümüzde toplumdaki şiddetin etki etmediği neredeyse hiçbir yer yok. Öğretmenlerimiz de öldürülür oldu bu ülkede artık. ‘Doktor dövüyoruz’ diye övünmeye cüret edenlerin cezasız kalmasına, sağlık çalışanlarına olan dilin saygısızlaştırılmasına müsaade edilmeye devam edildikçe korkarım ki biz daha çok üzüleceğiz. Sağlıkta şiddete karşı sözde alınan önlemler oyalamadan öteye geçemiyor ne yazık ki. Öyle ki bu toplumda artık şiddet bir çığ gibi büyüyor.  Bu ülkede artık insanlar şiddetle konuşuyor, şiddeti konuşuyor, şiddete uğruyor. Şiddet artık en sık kullanılan iletişim dili haline geliyor. Hatta yetmiyor şiddetten övünülür hale geliniyor. Arttıkça artan iş yükü, insan üstü çalışma saatleri, hekim ve sağlık çalışanları hakkında değersizlik söylemlerine devam edilmesi bizleri bu kabul edilemez olaylara hedef haline getiriyor.

“Sıfır tolerans için mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz”

Bizleri anlamak, ne zor eğitimlerden geçip ne zor işler yaptığımızı görmek, saygı duymak için illaki hekim eşi, hekim anne babası, hekim kardeşi mi olunmalıdır? Yaşatmak için bulunduğumuz yerlerde yaşamlarımızdan olmamak, istemek durumunda kalmak ne ironiktir. Hiçbir zaman bu kadar kutsanmamış, kabul görmemiş cehalet bizden aldı onu, önlemler hastaneye sokaklara isim vermek olmamalı sadece. Daha çok hakarete uğramamak, daha çok ölmemek için etkin sağlıkta şiddet yasasına ihtiyaç olduğunu bir kez daha yineliyorum. Bugün hastanelerimizde, ASM’lerimizde, iş yerlerimizde can güvenliği birinci sorunumuz oluyorsa bu bizim değil bize bu güvenli çalışma ortamlarını sağlayamayanların ayıbıdır. Hastayı müşteri, biz hekimleri ve sağlık çalışanlarını ucuz iş gücü gibi görmeye evrilen bir sağlık reformu ne kadar başarılı olabilir sorarım size. Şiddetin çözümü, şiddete karşı sıfır tolerans ve etkin yasaların bir an önce gündeme konulmasıyla sağlanacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda bir an önce adım atmalıdır. Biz şiddete sıfır tolerans için mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/dr-kamil-furtun-icin-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0 İSTAHED, SUT düzenlemelerini eleştirdi ve çözüm önerileri sundu https://www.haber60.com.tr/istahed-sut-duzenlemelerini-elestirdi-ve-cozum-onerileri-sundu/ https://www.haber60.com.tr/istahed-sut-duzenlemelerini-elestirdi-ve-cozum-onerileri-sundu/#respond Mon, 27 May 2024 03:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33380 (İSTANBUL) – İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödeme koşullarını belirleyen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) düzenlemeleri ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın yaptığı açıklamayı eleştirdi. Dernek tarafından yapılan açıklamada “Masa başında yapılan SUT değişiklikleri yetersiz kalmaya mahkumdur” denildi, 4 maddelik çözüm önerisi sunuldu.

İSTAHED açıklamasında bakan Işıkhan’ın, “Aile hekimlerinin yazabileceği ilaç sayısının arttırdıklarını böylece hastanelerdeki yoğunluğu azaltarak hastaların işlerini kolaylaştırdıklarını” belirttiği ve “Kronik Hepatit B ve D tedavisi, Diyabet tedavisi, Kardiyoloji hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçların ilgili sağlık raporlu hastalarımızca hastanelerde sıra beklemeden, aile hekimlerine giderek yazdırabilmelerinin önünü açıyoruz” sözleri anımsatıldı.

“Elbette hastalarımızın kaliteli sağlık hizmetine en kısa sürede ulaşmaları adına atılan-atılacak her adım kıymetlidir ve desteklenmelidir, ne var ki sorunu doğru tespit etmediğimiz, doğru soruları sormadığımız takdirde atılan adımların yaşanmakta olan sorunu çözmekteki etkisinin de beklentileri karşılamayacağı açıktır” denilen açıklamada, hastanelerdeki yoğunluğa ve reçete yazımına ilişkin şu noktalara dikkat çekildi:

Sorunun temeli derinlerde…

“Hastanelerde yaşanan yoğunluğun asıl sebebinin ‘özelliği olan kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yazımı’ndan kaynaklı olmadığını bizler sahayı en yakından gözleyebilen sağlık profesyonelleri olarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Sorunun temelinin çok daha derinlerde olduğunu ve ancak bu sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik alınacak önlemler ile sağlık sistemimizde istenen ölçüde rahatlama sağlanabileceğini biliyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödeme koşullarını belirleyen SUT düzenlemeleri ile hastalarımızın uzman hekim randevusu alamama sorunun sadece çok az bir kısmına çare olabiliriz ki bunu dahi doğru teşhisle yapıldığında etkili ve değerli buluruz.

Bu haliyle Yetkili olsa dahi yetkin olunmayan, tanısında-tedavisinin planlanmasında ve tedavinin olası komplikasyonlarının takibinde yetkin olmadığımız bir alan ya da hastalığa dair reçete düzenlememizin istenmesinin temelden yanlış olduğunu yüksek sesle ve tekraren belirtiyoruz.

ÇSGB’nın sosyal medyada aile hekimlerinin tedavilerini yazabileceği müjdesini verdiği hastalıklar ve tedavileri tam da bu tür tedavilerdir. Dolayısı ile yapılan bu düzenlemenin hukuken aile hekimlerine sıkıntı yaratabileceği, hastaların takiplerinde meydana gelebilecek ve ilgili uzmanca fark edilmesi – tetkiklerinin yapılması mümkün olan olası alarm durumlarının gözden kaçabileceği dikkate alınmamış, hastaların kolayca ilaçlarına ulaşması gibi çok kolay halledilecek bürokratik bir konuya yoğunlaşılmıştır. Başta da söylediğimiz üzere gerçek sorun daha derindir ve sadece SUT değişiklikleri ile çözülmesi mümkün değildir”

4 maddelik öneri

İSTAHED, sorunun çözümünde daha etkili olacak 4 maddelik bir öneri de sundu. O öneriler şöyle:

“1. Birinci basamakta tanısı ve tedavisi yapılabilecek tüm hastalıklara dair SUT’taki ilaç bedeli ödenmesine dair kısıtlamaların kaldırılması. (Gerekçe: Hipertansiyon, diyabet astım ve benzeri birinci basamakta tanısı konmakta olan ve mevcut haliyle sadece eski kuşak tedavileri ödenen bu hastalıklara dair tüm ilaçların aile hekimlerince reçete edilmesi halinde bedelinin SGK tarafınca ödenmesi gerekmektedir. Zira bu hastalıkların tedavisi sırasında yeni kuşak ilaçlara ihtiyaç duyulması halinde hastalar ilk rapor için uzmana gitmek zorunda kalmakta oysa devam tedavisi sorumluluğu ile birlikte birinci basmaktaki aile hekimine bırakılmaktadır)

2. İlaç kullanım raporlarının ‘çok imzalı ve çok özellikli ilaçlar (bakanlık onayı gerektiren vs) dışında kalanların’ tümden kaldırılarak yerine ‘Kronik, takipli hastalık reçetesi’ adı altında her hekimin yetkin olduğu alanda yazabileceği bir reçete tipinin uygulamaya konması. (Gerekçe: Birinci basamakta bir çok kronik hastalığın teşhisi ve tedavisi zaten yapılmakta olup sadece yüzde ödememek veya üç alık doz alabilmek adına hastanın hastaneye başvurma zorunluluğu tamamen bürokratik bir işlemdir. Kaldırıldığı takdirde hatırı sayılır ölçüde hasta başvurusu ortadan kalkacaktır)

3. Kronik takipli ilaç reçetesinde hekim bilimsel veriler ışığında hastası için bir maksimum kontrol süresi belirler. Hasta kontrol süresi gelene kadar özel bir durum oluşmadıkça tekrar ilaç yazdırmak için hiç bir kuruma başvurmak zorunda kalmaz. Bu süreçte tedavisi için gereken ilaçları aylık veya üç aylık periyotlarla eczaneden reçetesiz olarak temin eder. (Gerekçe; Birçok özellikli ilaç aile hekimlerince sadece kurum ödemesi yapılsın diye tekrar reçete edilmekte ancak bu reçetelendirmede ilaç ve hastanın o hastalıkla ilgili sağlık durumu zaten kontrol edilememektedir. Glokom ilaçları buna çok iyi bir örnektir. Hastalar göz tansiyonu ölçmeyen aile hekimlerine göz uzmanınca yazılmış rapor ile gelmekte hem gereksiz bir başvuruya neden olmakta hem de aylarca glokom ilacını göz tansiyonu kontrolü yapılmadan kullanmaktadır)

4. Aile hekimlerinin hastalarını uzmana sevk etmeleri durumunda bu hastaların öncelikli işlem görmesi sağlanır. (Gerekçe: Kayıtlı hastasının sağlığını en yakından takip eden aile hekiminin kendi muayene ve tetkikleri ile yaptığı değerlendirmenin sonucunda hızla ilgili uzmana gitmesini istediği durumlarda dahi hastaların ellerindeki sevkler işe yaramamakta, bu hastalar da diğerleri gibi randevu almaya zorlanmaktadır)

]]>
https://www.haber60.com.tr/istahed-sut-duzenlemelerini-elestirdi-ve-cozum-onerileri-sundu/feed/ 0
İzmir Tabip Odası Başkanı: Onaylı randevu uygulaması sağlıkta şiddeti artırabilir https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-onayli-randevu-uygulamasi-saglikta-siddeti-artirabilir/ https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-onayli-randevu-uygulamasi-saglikta-siddeti-artirabilir/#respond Thu, 16 May 2024 21:15:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31990 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı hastanelerde onaylı randevu uygulamasının hastanelerde çatışma ortamı meydana getirebileceğini, sağlıkta şiddeti daha da artırabileceğini söyledi. Özyurt, yeni sistemin çok yürüyebilecek bir uygulama olmadığını ifade etti.

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt, Merkezi Hekim Randevu Sisteminde (MHRS) başaltılan onaylı randevu uygulamasını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Yeni uygulamaya giren onaylı randevu sistemi üzerine çalıştıklarını belirten Özyurt, “Üstünde epeyce çalıştık bunun. Çok yürüyebilecek bir uygulama değil. Yani randevu aldı, randevudan bir gece evvel randevusunu onaylamak zorunda. Onaylamazsa iptal oluyor. Bir sonraki randevuya kalıyor. Onayladığı halde gelmezse yine 15 gün randevu alamıyor. Ama acil durumlarda ‘hastam ağır, muayene olması lazım’ derse gidip muayene olabiliyor. Böyle olunca bu sisteme gerek duyulmayabilirdi. Çok doğru değil” dedi.

MESLEK ODALARININ GÖRÜŞÜ ALINMAMIŞ

Bakanlığın, meslek odalarının, sendikaların ve hekimlerin görüşünü almadan MHRS’de değişiklik yaptığını kaydeden Özyurt, “Mutlaka bu işin tamamen içinde olan; tabip odalarının, sağlık sendikalarının karar aşamasında fikirlerinin alınması gerekir. Sadece onlar da değil; önde gelen üniversite tıp fakülteleri, eğitim veren devlet hastanelerinin de mutlaka görüşünün alınması lazım. Çünkü işin içinde, mutfağında olan onlar. Bu işin ne kadar yürüyeceğini, ne kadar yürümeyeceğini, nasıl ters sonuçlar oluşturabileceği onlar da mutlaka Sağlık Bakanlığı kadar yetkin olarak biliyorlardır. O yüzden bu uygulama yürürlüğe girmeden evvel bu fikirlerin alınmış olmasını çok önemsiyorum. Ama alınmadan ortaya kondu. Göreceğiz nasıl yürüyeceğini” diye konuştu.

“HEKİMLER İÇİN ZORLU BİR SÜREÇ”

Yeni uygulama ile sağlıkta şiddeti artırabileceğine de dikkat çeken Özyurt, “Hekimlere olan şiddeti muhtemelen arttıracak. Çünkü randevu onaylamadı ama ertesi gün muayene olmaya gitti. Sağlık Bakanlığı’nın öyle bir ifadesi de var; ‘çok acil durum varsa gidip muayene olabilir’ diye. Dışarıda bekleyen hastalarla, içeride hasta bakmaya çalışan hekim üstünde yarattığı stresi düşünmek bile istemiyorum. Hem orada bekleyip sırasına gelmesini bekleyen hastalar hem içeride hastaları tedavi etmeye, bir plan yapmaya çalışan hekimler için zorlu bir süreç olacak. Ama ileride daha iyi bir noktaya getirilebilir mi? Bu konuda paydaş olan diğer kurumlardan da fikir alınarak daha ideal bir noktaya çekilebilir” şeklinde konuştu.

“TATSIZ BİR DURUM ORTAYA ÇIKABİLİR”

“Onaylı Randevu” sisteminin hastanelerde bir çatışma ortamı meydana getirebileceğini de dile getiren İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt, “Hekime olan şiddet hiç istemediğim bir şey ama biraz daha artabilir. Hekime olan şiddetin artması, hastanın hastaya sıkıntı yaratması… Dışarıda birileri sırasını bekliyor, ismini görünce içeri girecek ama o ‘dün ben randevu almıştım’ deyip de onaylamayan insanlar da gelecek. Orada bir çatışma ortamı, tatsız bir durum ortaya çıkabilir. Hekimler bu şiddetten çok bıktı” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-onayli-randevu-uygulamasi-saglikta-siddeti-artirabilir/feed/ 0
Sağlık Bakanı Koca: “1 Haziran’dan İtibaren Akılcı Laboratuvar Uygulamasına Başlıyoruz” https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-1-hazirandan-itibaren-akilci-laboratuvar-uygulamasina-basliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-1-hazirandan-itibaren-akilci-laboratuvar-uygulamasina-basliyoruz/#respond Thu, 09 May 2024 23:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31065 (ANKARA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, teyide dayalı online randevu sitemini MR, röntgen, endoskopi gibi sistemlerde de uygulayacaklarını belirterek “MR, tomografi ameliyat vb uygulamalar için de 1 gün önce onam sistemi devreye alınacak. İlk uygulama 1 Haziran’da endoskopi ile başlıyor” dedi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı’nda Ulusal Sağlık Hizmetleri Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’nın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Sağlık alanında yaptıkları çalışmaları anlatan Koca, Türkiye’deki sağlık sisteminin sıradan bir sistem olmadığını belirtti. Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin tamamını bütün vatandaşlarına Sosyal Güvenlik kapsamında bedelsiz sunabilen ender ülkelerden biri olduğunu söyleyen Koca, “Buna bağlı olarak, sınırlı kaynakla sınır konulmayan bir sağlık hizmeti talebini karşılamaya çalıştığımız da bir gerçektir. En büyük gücümüzse sağlık çalışanlarımızdır.” dedi.

Bakan Koca, “Yetkisiz olan kendince hürdür, her istediğini rahatça söyleyebilir. Sorumluların ne söylediğine bakın. Sosyal medya, sağlıklı bir bilgi kaynağı değil. Sağlıkla ilgili konularda doğru bilgi kaynağı Sağlık Bakanlığıdır. Sağlık Koordinasyon Kurulu, yeni dönemdeki en önemli değerlendirme organımızdır.” ifadelerini kullandı.

“RANDEVULU VE RANDEVUSUZ BAKILAN HASTA SAYILARI NEREDEYSE EŞİT”

Pandemi döneminde kalabalık ortamların oluşmasını önlemek için ayakta muayeneye karşı, randevu sistemini yaygın kullanmayı teşvik ettiklerini anlatan Bakan Koca, o dönemden itibaren hastaların, çalışanların, böyle bir gereklilik olmadığı halde randevu sistemine yöneldiklerini söyledi. Koca, “Aynı muayene, randevulu yapılabildiği gibi randevusuz da yapılabiliyor iken tercih, atıl kalma riski olan randevulu muayeneye kaydı. Buna rağmen randevulu ve randevusuz bakılan hasta sayıları neredeyse eşittir” dedi.

“RANDREVU SORUNUNUN NEDENİ KAMUYA TALEP ARTIŞI, ÖZEL SEKTÖRÜN PAYININ AZALMASI”

Bakan Koca, şöyle konuştu:

“Randevulu muayeneye yöneliş, beraberinde bazı uygulama zorlukları getirdi. Birkaç örnek vermek istiyorum, geçen yıl, 23 milyon kişi aldığı randevulardan en az birine gelmedi. Nüfusun yaklaşık 4’te biri demek. Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 milyon. Üç-dört saat kala iptal edilen randevu sayısı ise 21 milyon. Bu gibi sebeplerle randevu kapasitesinin yüzde 30’u kullanılamadı.

Küresel salgın, yaşattıkları yanında, bazı gerçekleri bize apaçık görme fırsatı da verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın en büyük hayalim dediği şehir hastanelerimizin sağlık hizmetlerinde kapasitemizi nasıl artırdığına şahit olduk. Bugün tüm büyükşehirlerimizde şehir hastanesi kurulmasını ve her ilimizde üçüncü basamak sağlık hizmetinin verilebilir olmasını hedefliyoruz. Artık, vatandaşlarımız, sağlık hizmeti almak için en iyi adres olarak kamu hastanelerimizi görüyor, sağlık sorunlarında kamu hastanelerimize müracaat ediyor. Eskiden ‘kamu hastaneleri’ denince anlaşılan ile bugün kamu hastaneleri denince anlaşılan aynı değildir. Söz konusu başarı, kamu hastanelerine yönelişi her geçen gün artırmaktadır. Bu tercihi, kamu hastanelerinde, pandemi öncesi dönemle şimdi bakılan hasta sayılarını kıyasladığımızda açıkça görüyoruz. Bu ve özel sektörün sağlık hizmetlerindeki payının azalması kamuya talepte artış demektir. Talep ise yeni randevu anlamına gelmektedir. Randevu sorununun bir nedeni de budur. Başarı, beraberinde bir sorun da getirmiştir.”

Randevu sorununa çözüm üretmek için yeni bir sistem kurduklarını açıklayan Koca, “MHRS, telefon ve internet erişiminin olduğu her yerde yepyeni bir özellik kazanmış, modifiye olmuş durumda. Sistem artık şöyle işleyecek; ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 8’e kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme Onaylı Randevu Sistemi, MHRS’de başlatılan bu yeni döneme de Onaylı Randevu Dönemi diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor. Yeni dönemde ayrıcalıklı iki hasta grubumuz 65 yaş üstü hastalarla kanser hastaları. Bu gruptaki hastalar, onay işlemlerinden istisnadır.” dedi.

“BOŞ KALAN RANDEVULARLA TALEP BIRAKMIŞ HASTALARA ULAŞACAĞIZ”

Onaylı Randevu Sistemi’nin hastanelere, hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sağlayacağını ifade eden Bakan Koca, “Hasta, gelemeyeceği randevuyu iptal edecek. Böylece, randevu sadakatsizliği sebebiyle, şu an boş kalan kapasitemizi hizmet bekleyen hastalar için kullanabileceğiz. Boş kalan her bir randevuda, sistemden randevu alamayıp, talep bırakmış hastalarımıza ulaşacağız. Öncelik, talep bırakan hastalarda olacak. Onaylı Randevu Sistemi sayesinde, öngörümüze göre, birçok branşta hastamızın talebine 24 saat içinde cevap verebiliyor olacağız.” bilgisini verdi.

“BUGÜN AİLE HEKİMİNE GİDEN HASTA SAYISINDA YÜZDE 54 ARTIŞ VAR”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Koca, aile hekimliğinin daha da kurumsallaşması gerektiğine inandığını söyledi. Koca, “Her bir aile hekimimizin de uzaktan sağlık hizmetini hasta gelmeden çözmesini de planladık. Toplamda 28 bin aile hekimimiz var; toplam hasta sayısı 919 milyon. Bu 919 milyonun 443 milyonu birinci basamak.  Yani yarısına yakını birinci basamağa gidiyor. İkinci ve üçüncü basamağa giren hasta sayısı 476 milyon. Pandemi öncesindeki birinci basamak, aile hekimlerine giden hasta sayısıyla bugün toplam giden hasta sayısına bakığımızda yüzde 54 oranında birinci asamakta artış söz konusu oldu. İkinci ve üçüncü basamakta ise yüzde 23 oranında artış oldu. Toplam artış ise yüzde 36.” şeklinde konuştu.

“1 HAZİRAN’DAN İTİBAREN AKILCI LABORATUVAR UYGULAMASINA BAŞLIYORUZ”

Tetkike erişimle ilgili bir çalışma olup olmadığı konusundaki soruya Koca, “Geçen yıl toplam randevulu bakılan hasta sayısı 160 milyona yakın. Geçen yıl randevusunu alıp gelmeyen hasta sayısı 23 milyon. 44 milyon atıl kapasiteden bahsediyorum. Tetkiklerle ilgili; akılcı laboratuvar uygulamasını başlatttık. Özellikle MR, tomografi, girişimsel işlemler dahil olmak üzere bir algoritma geliştirmeye çalışıyoruz. İlkini endoskopide yaptık, çalışma bitti. 1 Haziran’dan itibaren de başlamış olacağız. Hangi durumda hangi tetkik istenebilir olduğunu bilim insanları ile görüşerek planlıyoruz. Nasıl muayenede onam sistemi devreye giriyorsa benzer şekilde MR, tomografi ameliyat vb uygulamalar için de 1 gün önce onam sistemi devreye alınacak. İlk uygulama 1 Haziran’da endoskopi ile başlıyor olacak” yanıtını verdi.

“2 DAKİKA UYGULAMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”

Hastanelerde bir hastaya 2 dakika muayene süresi ayrıldığına ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine Koca, “Hastaya ne kadar zaman ayırabilirseniz o kadar iyi bir hizmet sunmuş olursunuz. Biz ortalama her hekim arkadaşımıza özellikle kliniklerde 42 randevu açıyoruz, dolayısıyla 10 dakika. 2 dakika uygulaması söz konusu değil. Anlık olarak dijital ortama düşen görüntü servis edilerek 1-2 dakikada muayene ediliyormuş algısı oluşturuldu. Böyle bir uygulama söz konusu değil” dedi.

“İDRARDAN HPV’NİN TARANABİLECEĞİ ÇALIŞMAYI BAŞLATTIK”

HPV aşısının ücretsiz yapılmasına ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Bakan Koca, HPV aşısının ücretsiz uygulanması konusunda henüz tarih veremeyeceğini belirtti. Koca, “HPV aşısını yerlileştirmek istiyoruz. Bunun için taramalarımızı yoğunlaştırdık. İdrardan, muayene olmadan HPV taraması yapmak üzere kit geliştirmek için çalışma başlattık. Dünyada örneği olmayan, özellikle muayene olmak istemeyenler için idrardan taramayı yapmış olacağız. Ülkemiz için riskli olan serotipi de bilmiş olacağız. Riskli olanın hangisi olduğu, nasıl bir aşının daha fayda sağlayacağını bu bilgilendirmeyle anlamış olacağız. Firmalarla ilgili de Türkiye için en uygun hangisi ise bunu araştırıyoruz” şeklinde konuştu.

“TEŞVİKLE İLGİLİ ÇALIŞMAMIZ VAR”

Koca, aile hekimlerinin ödeneklerinin artırılmasına ilişkin bir çalışma olup olmadığına ilişkin “Aile hekimliğini önemsiyoruz, Maliye Bakanlığımız da önemsiyor. Teşvikle ilgili bir çalışmamız var” diye konuştu.

Yeni randevu sisteminde muayeneye gitmeyenler için herhangi bir yaptırım olup olmayacağı konusunda Koca, “Var olan uygulama dışında uygulama getirmedik. Daha önce ikinci kez gelmeme durumunda bir kısıtlamama olsun mu olmasın mı, şimdilik onu düşünmedik” ifadelerini kullandı.

“KAMUDA TASARRUF KAPSAMINDA ARAÇ KİRALAMADIK 17 TOGG ALDIK”

Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında Bakanlığın ne gibi önlemler aldığına ilişkin de Koca, “Cari harcamalarla ilgili tasarruf çalışmamız başladı. Kamudaki araçlarla ilgili rutin kiralama yöntemi olur. Yeni dönem rakamlarının üç katına yakın arttığını gördük, iptal ederek 17 TOGG aldık. Arkadaşlarımız Bakanlıkta artık TOGG kullanacak. Yaptığımız en önemli tasarruf bu” yanıtını verdi.

Kamuda çalışan yabancı uyruklu hekimlerle ilgili iddialara ilişkin Koca, “Bizde yabancı uyruklu olup vatandaşımıza kamu kurumlarında hizmet eden bir kişi bile yok. Hizmet edebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor. Bu, çok istismar ediliyor, ‘yabancı hekimle açık kapatılmak isteniyor’ deniyor. Böyle bir durum söz konusu değil” açıklamasını yaptı.

“YURT DIŞINDA OLAN HEKİM SAYISI GÜNCEL OLARAK 378”

Hekim ve sağlık emekçilerinin yurt dışına göçü konusundaki bir soruya Koca, “11 bin açıktan atamayla hekim geldi, 8 bine yakını sadece uzman. Böyle bir dönüş tarihte yok. 2022’de bin 359 kişi bizden iyi hal belgesi aldı, 450 kişinin yurtdışına gittiği bilgisi geldi bize. Bugün için güncel bilgi 378 kişiye düştü. O 450 kişi artmadığı gibi 450 kişiden 378’e düştü, yani gidenlerin geri dönüşü…” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-1-hazirandan-itibaren-akilci-laboratuvar-uygulamasina-basliyoruz/feed/ 0
İstanbul Tabip Odası ve SES Göztepe Hastanesi’ndeki randevu sistemi protesto etti https://www.haber60.com.tr/istanbul-tabip-odasi-ve-ses-goztepe-hastanesindeki-randevu-sistemi-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-tabip-odasi-ve-ses-goztepe-hastanesindeki-randevu-sistemi-protesto-etti/#respond Wed, 08 May 2024 21:54:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30829 HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – İstanbul Tabip Odası (İTO) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’ndeki bir doktora 10 dakika içerisinde 4 randevu verilmesini protesto etti. Sağlık çalışanları “İki dakikada hekimlik yapılamaz” derken; İTO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, “Bu bir sistem sorunu. Sistemin sahibi de Sağlık Bakanı’dır, hükümettir, iktidardaki tek adamdır. Bunu da biliyoruz. Buna karşı mücadelemizi de sürdüreceğiz” dedi.

İTO’nun dün yayınladığı belgeyle Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde bir doktora 10 dakika içerisinde 4 farklı randevu verildiği ortaya çıkmıştı. Hastanenin sosyal medya hesabından dün yapılan açıklamada, sistemsel bir hata olduğu savunularak “sehven” denildi.

İTO ve SES üyeleri, doktorların ve sağlıkçıların üzerindeki ağır iş yükünü protesto etmek için hastane önünde bugün eylem yaptı. “5-4-3-2-1 sağlık bitti”, “Hekimler köle, hastalar müşteri değildir” ve “Sağlıkta dönüşüm sağlıkçıya zulüm” yazılı dövizlerin taşındığı protestoda, “2 dakikada hekimlik yapılamaz”, “Yapboza dönüştürdüğünüz sağlık sisteminin kölesi olmayacağız” yazılı pankartlar açıldı. Eylem boyunca sık sık “Emek bizim, söz bizim” ve “Sağlıkta dönüşüm, ölüm demektir” sloganları atıldı.

ERTUĞRUL ORUÇ: HİÇBİR HEKİM 1-2 DAKİKADA HASTAYA BAKMAK İSTEMEZ

İTO Yönetim Kurulu üyesi Ertuğrul Oruç, hastaların sağlık hakkının gasp edildiğine vurgu yaparak “Hiçbir hekim 1-2 dakikada hasta bakmak istemez. Hastaya ne kadar süre ayrılacağına kendisinin karar vermesini ister. Hiçbir hekim arkadaşımıza bilgi verilmeksizin geçilen bu sistemi bugün protesto etmek için buradayız” dedi.

OSMAN KÜÇÜKOSMANOĞLU: SİSTEMSEL HATA DEĞİL, SİSTEMİNİZ HATALI

İTO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, hastanenin “sistemsel hata” açıklamasına “Sistemsel hata değil, sisteminiz hatalı” tepkisini gösterdi. Mevcut sağlık sisteminin hastayı müşteri, sağlık kuruluşlarını da ticarethaneye dönüştürdüğünü belirten Küçükosmanoğlu, şunları söyledi:

“Bu gördüğünüz hastane bir kamu hastanesi olabilir ama bir ticarethane mantığıyla yürüyor. Döner sermayesi var. Ne kadar hasta görülürse, ne kadar işlem, ne kadar tetkik yapılırsa ona göre Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir pay alması söz konusu. Hekimler için ücretler de öyle. Bakılan işe, yapılan işleme göre yapılan bir ücretlendirme var; daha çok işlem, daha çok para diye. Sanki vatandaşın sağlığına değil de hastalığına dua edin diyen bir sistem ama bu yürümüyor. Aynı zamanda tabii anamız babamız var, çocuklarımız var. Biz de zaman zaman hasta olarak bu sistemden hizmet almak durumundayız ve görüyoruz sistemin işlemediğini. Sistem nasıl olmalı, kabaca söylemek istersek bizim koruyucu hekimliği önceleyen, birinci basamak dediğimiz şu anda aile sağlığı merkezlerinde yürütülen hizmetin güçlendirilmesi lazım. Bu sistem kurulduğunda bir aile hekimine 4 bin kişi bağlandı. Dendi ki, ‘bu işte 3-2 binlere kadar inecek’ diye. Biz de bekliyoruz yıllardan beri. 10 yılı geçti, hala aynı sayı, hala aynı şekilde çalışan aile sağlığı merkezleri.

“BU SİSTEM İŞE YARAMADI, YARAMAYACAK”

Yani kirasını kendi ödeyen, işte merdiven altlarında çalışan ekibi, personeli, ücretleri yetersiz, vergileri alabildiğine yüksek ortamda arkadaşlarımız yeterince koruyucu sağlık hizmeti veremeyince halkımız, hastalar hastanelerde yığılıyor ve randevu bulamıyor. Randevu bulamayınca çözüm ne, randevu sayılarını artırmak, günlük hasta sayısını artırmak, randevu sürelerini kısaltmak ancak bu sistem hiçbir işe yaramadı, yaramayacak. Başka sonuçlar da doğuracak dedik. En başta sağlıkta şiddet. Biz hastalarımızın sanki iyiliğini isteyen değilmişiz gibi karşı karşıya geliyoruz. Sorunu yaratan hekimlermiş gibi yeterli vakit ayıramadığı için, hastayla iyi tedavi uygulayamadığı için sağlıkta şiddet artacak. Onun dışında genç meslektaşlarımızın bu ülkeden umudu kesip yurt dışına gitmesini, bu ülkeyi terk etmelerini istemiyoruz. Bu ülkede kalmalarını ve bu ülkeye hizmet etmelerini, bu sisteme karşı mücadele etmelerini isteriz ama bunun sonuçları, bu kaçınılmaz sonuçlar yaşanacaktır. Bu bir sistem sorunu. Sistemin sahibi de Sağlık Bakanı’dır, hükümettir, iktidardaki tek adamdır. Bunu da biliyoruz. Buna karşı mücadelemizi de sürdüreceğiz.”

HATİCE YAYLA: SAĞLIK EMEKÇİLERİ KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILMAK İSTENİYOR

SES Anadolu Şube Eş Başkanı Hatice Yayla da sağlıkta dönüşüm politikalarının yıkımları anlatmaya çalıştıklarını dile getirerek şöyle konuştu:

“Hastanelerin birer işletme değil, buraların bir sağlık kurumu olduğunu ve buraların da bir fabrika gibi yönetilemeyeceğini yıllardır dile getiriyoruz fakat bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda tamamen ranta ve özelleştirmeye dayalı, sağlık emekçilerin hakkını yok sayan, hastaların sağlık hakkını yok sayan bir sisteme dönüşmüş durumda. Bizler biliyoruz ki, bu muayene sürelerinin kısaltılması demek, aynı zamanda bu alanda çalışan her bir sağlık emekçisinin iş yükünün onlarca, belki yüzlerce kat artması demek olduğunu da biliyoruz. Bizler biliyoruz ki, bu muayene sürelerinin kısaltılması demek, beyaz kod vakalarının daha da fazla artması demek olduğunu da biliyoruz. Sağlık emekçilerinin bu sistemle birlikte yaşadığı ve özellikle de nefes almadan bir köle gibi çalıştırılmak istendiği bir sistem olduğunu da biliyoruz bu sistemin.”

MELTEM GÜNBEYİ: SORUNUN KAYNAĞI AKP İKTİDARI

İki meslek örgütü adına hazırlanan ortak açıklamayı hastanenin İTO temsilcisi Meltem Günbeyi okudu. Randevu sürelerini kısa tutan uygulamadan derhal vazgeçilmesi çağrısı yapan Günbeyi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sorunlarının sebebi biz hekimler, sağlık çalışanları ve hastalarımız değil; sorunun kaynağı, bu programı uygulayan AKP iktidarı ve Sağlık Bakanlığı’dır. O nedenle sistemin tıkanıklığını mesleğimizi, emeğimizi ve halkın sağlığını hiçe sayarak çözme girişimlerini kabul etmiyoruz. Çözüm, dayatmalarda değil; hastayı müşteri, bizleri de ucuz iş gücü olarak gören, sağlığı piyasa haline getiren politikaların terk edilmesidir. İlan ediyoruz. Nasıl dün muayene süresi 5 dakikaya indirilmeye çalışıldığında bu uygulamanın karşısında olduysak bugün de 2 dakikalık muayene dayatmasının da sonuna kadar karşısındayız, bu dayatmayı kabul etmeyeceğiz. Nitelikli sağlık hizmeti talebimizde ısrarcıyız ve hastalarımıza şifa vereceğimiz şartlarda hekimlik yapmak istiyoruz. Sağlık çalışanları köle, hastalar müşteri değildir. Buradayız. Emeğimize, mesleğimize sahip çıkıyor bizlerin yok sayıldığı her türlü uygulamaya itiraz ediyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbul-tabip-odasi-ve-ses-goztepe-hastanesindeki-randevu-sistemi-protesto-etti/feed/ 0 Ankara Tabip Odası Genel Kurulunda Yeni Yönetim Seçimi Yapılıyor https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-genel-kurulunda-yeni-yonetim-secimi-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-genel-kurulunda-yeni-yonetim-secimi-yapiliyor/#respond Sun, 05 May 2024 21:54:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30478 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Ankara Tabip Odası’nın Genel Kurulunda Çağdaş Hekimler Grubu ve Beyaz Önlük Dayanışması yeni yönetimi belirlemek için seçim yapıyor. Çağdaş Hekimler Grubu’ndan Dr. Aliye Mine Coşkun, “Sağlık Bakanı bir anda odalara sahip çıkılması gerektiğini belirten bir paylaşım yaptı ama hocaların, özellikle de asistanlar üzerinde bir baskısı olduğundan, idarecilerin bir baskısı olduğundan şüpheleniyoruz. Bu da bizi üzüyor” ifadelerini kullandı. Beyaz Önlük Dayanışması’ndan Dr.  Mehmet Ali Tokgöz de baskı olmadığını savunarak, “Bunlar haksız ithamlardır. Hekimlerin artık siyasetten uzak ve hekimlerin sorunlarıyla ilgilenen bir odaya ihtiyacı var” diye konuştu.

Ankara Tabip Odası Genel Kurulunda bugün yeni yönetimin belirlenmesi için seçim yapılıyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Morfoloji Binası’nda bulunan Morfo Kantini’ndeki seçimde Çağdaş Hekimler Grubu “Çağdaş, demokratik, laik, katılımcı bir tabip odası için” sloganıyla, Beyaz Önlük Dayanışması ise “Hekimlik için, hekimler için, Ankara Tabip Odası için biz” sloganıyla seçime katılıyor. Oy verme işlemlerinin saat 09.00’da başladığı seçim saat 17.00’de sona erecek.

Çağdaş Hekimler Grubu’nun Yönetim Kurulu aday listesinde bulunan ATO Genel Sekreteri Dr. Aliye Mine Coşkun, Beyaz Önlük Dayanışması’nın Yönetim Kurulu aday listesinde bulunan Dr.  Mehmet Ali Tokgöz ile Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

“ADİL BİR SEÇİM YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Dr. Aliye Mine Coşkun, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 7 Aralık 2023’te “Bütün hekim arkadaşlarımı amacı sadece hekim hakları ve saygınlığını korumak olması gereken tabip odalarını desteklemeye davet ediyorum” çağrısını hatırlatarak, “Bakan’ın bu tweetiyle birlikte odaya bir üye akını oldu. Odamıza hekimlerin üye olması elbette bizim isteğimiz çünkü ne kadar çok hekim üye olursa o kadar çok sorun bize gelir ve biz de bunların hepsini iletebiliriz ama pandemiyle birlikte Sağlık Bakanı, TTB’yi, ATO’yu ve diğer tabip odalarını muhatap kabul etmedi. Şiddet oluyor, önerilerimiz kabul edilmiyor ama bir anda odalara sahip çıkılması gerektiğini belirten bir paylaşım yaptı. Hocaların, özellikle de asistanlar üzerinde bir baskısı olduğundan; idarecilerin bir baskısı olduğundan şüpheleniyoruz. Bu da bizi üzüyor ama adil bir seçim yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“MHRS HEKİM İÇİN ELEKTRONİK KELEPÇEDİR”

Sağlıkta Dönüşüm Programı’na değinen Coşkun, “Bu programın ne olduğunu ve hekimleri ne kadar değersizleştireceğini ve zorlayacağını hep anlattık ama hala devam ediyor. MHRS sorunu var ve bu sorun hekim için elektronik kelepçedir. Şiddet olayları patlıyor. Şiddetin patlamasının sebebi tamamen sağlık sistemidir, MHRS uygulamasıdır,  hekimleri değersizleştiren söylemlerdir. Hastalar açısından ise daha vahim. Randevu alamıyor hastalar. Tetkikleri için aylar sonraya randevu veriyorlar. Dolayısıyla hastalar iyileşemiyorlar ve hekimle direkt yüz yüze oldukları için tepkilerini sağlık çalışanlarına gösteriyorlar. Özellerde ise hekimleri şirket kurmaya zorluyorlar. Bu da güvencesizlik demek. Emekli hekimlerin maaşları yoksulluk sınırının altında neredeyse açlık sınırına yakın. Asistan eğitiminde ciddi sorunlar var. Cumhurbaşkanı ‘giderlerse gitsinler’ dedi. Bunların hepsini şimdi olduğu gibi çözmek için yöntemlerini sunacağız. Bakanlığın arka bürosu olmadık olmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.

MEHMET ALİ TOKGÖZ: “BASKI İDDİALARI HAKSIZ İTHAMLAR”

Dr. Mehmet Ali Tokgöz ise Beyaz Önlük Dayanışması’nın bir taban hareketi olduğunu ve gençlerden oluşan bir ekibin kuruluşunda rol aldığını belirterek, “Kesinlikle baskı, Bakanlık, başhekim, hoca baskısıyla olan herhangi bir şey yok. Bunlar haksız ithamlardır. Araştırma görevlisi arkadaşlar beraber çalıştıkları, beraber zorluk yaşadıkları, nöbet tuttukları meslektaşlarını odalarına üye olmaya ve odalarına sahip çıkmaya davet ettiler. Bu da bir karşılık buldu. Baskı altında üye olan bir kişinin gelip de içerde kime oy verdiğini kimse bilemez. Baskı ve zorlamayla üye olan bir insan kendisine baskı yapan kişinin dediğini yapmayacaktır. Biz de hekimlerden bu baskılara boyun eğmemelerini istiyoruz, herkes özgür iradesiyle kime istiyorsa oyunu verebilir” diye konuştu.

Mesleğin sorunlarına değinen Tokgöz, “Sağlıkta şiddet büyük bir sorun, ücrette adaletsizlikler büyük sorun. Aynı hastanede çalışan hekimlerin eşit ücret alamaması, farklı kurumlarda çalışan ancak benzer işleri yapan hekimlerin ücretleri arasında fark olması gibi sorunlar bizim en fazla dikkatimizi çekenler arasında. Hekimlerin artık siyasetten uzak ve hekimlerin sorunlarıyla ilgilenen bir odaya ihtiyacı var” dedi.

TTB GENEL SEKRETERİ VEDAT BULUT: “BÖYLE BİR DÖNEMDE BU ZOR GÖREVE TALİP OLAN ARKADAŞLARA BAŞARILAR DİLİYORUM”

TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut da “30’a yakın tabip odamızın seçimleri var bugün. Burada tabip odalarının yönetimlerinin belirlenmesi, delegelerin belirlenmesi TTB’nin demokratik sürecinde çok önem arz eden bir konu. Zor bir dönemde görev alıyor arkadaşlar. Pek çok sorun var sağlıkta. Sağlıkta dönüşüm programı, şehir hastaneleri, işçi sağlığı… Yine depremle ilgili olarak hala halkın ihtiyaçları karşılanmış değil. Ben böyle bir dönemde bu zor göreve talip olan arkadaşlara başarılar diliyorum. 14 bin hekimin temsilcileri belirlenecek Ankara’da” ifadelerini kullandı.

İstanbul ve Ankara Tabip Odası genel kurullarında yapılacak seçimler sonucunda, TTB’nin haziran ayı içinde gerçekleştirilcek büyük kongresinde oy kullanacak delegeler belirlenmiş olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-genel-kurulunda-yeni-yonetim-secimi-yapiliyor/feed/ 0
İzmir Tabip Odası Seçimlerinde İki Grup Yönetim Kuruluna Seçildi https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-secimlerinde-iki-grup-yonetim-kuruluna-secildi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-secimlerinde-iki-grup-yonetim-kuruluna-secildi/#respond Sun, 28 Apr 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29715 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) – İzmir Tabip Odası 2024-2026 Dönemi Olağan Genel Kurulu seçimleri yapıldı, İzmir Dayanışmacı Hekimler, Çağdaş Hekimler, Demokratik Katılımcı Hekimler şeklinde üç listenin yarıştığı seçimlerde resmi olmayan sonuçlara göre İzmir Hekim Dayanışması grubundan 4 ve Çağdaş Hekimler grubundan 3 hekim Yönetim Kuruluna seçildi.

İzmir Tabip Odası 2024-2026 Dönemi Olağan Genel Kurulu seçimleri Namık Kemal Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Seçimlerde, Yönetim Kurulu üyeleri, Onur Kurulu üyeleri, Denetleme Kurulu üyeleri ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Büyük Kongre Delegeleri olmak üzere 4 grup belirlendi. İzmir Tabip Odası 2024-2026 Dönemi Olağan Genel Kurulu’nun resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, İzmir Hekim Dayanışması grubu ve Çağdaş Hekimler grubu olmak üzere 2 grup seçimleri kazandı. İzmir Hekim Dayanışması grubundan 4 ve Çağdaş Hekimler grubundan 3 hekim Yönetim Kuruluna seçildi. Denetim Kurulunda ise 2 hekim İzmir Hekim Dayanışması; 1 hekim Çağdaş Hekimler grubundan seçilirken, Onur Kurulu’na 3 hekim İzmir Hekim Dayanışması, 2 hekim Çağdaş Hekimler grubundan belirlendi. Büyük Kongre Delegelikerine ise 12 hekim İzmir Hekim Dayanışması, 3 hekim de Çağdaş Hekimler grubundan seçildi.

“TTB MERKEZ KONSEYİ SEÇİMLERİNE İZMİR ÇOK GÜÇLÜ BİR DELEGE GRUBUYLA GİDECEK”

İzmir Tabip Odası önceki dönem Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Kaynak, konuşmasında şu ifadeler yer verdi:

“İzmir Tabip Odası bugün İzmir Namık Kemal Lisesi’nde seçimini tamamladı. Bu seçime 3 grup katılmıştı. İzmir Dayanışmacı Hekimler, Çağdaş Hekimler, Demokratik Katılımcı Hekimler şeklinde üç grup bu seçime katıldılar. İzmir Hekim Dayanışması, Yönetim Kurulu’nda 4 üyelik; Çağdaş Hekim Grubu ise 3 üyelik aldı. Tabii ki seçmen burada aslında demokrasinin bir gereği olarak iki ayrı grubun bir arada çalışmasını önerdi. Bunu bu şekilde yorumlamak lazım. Buna karşılık TTB Merkez Konseyi’nin seçimi yani TTB’nin genel kurulunda oy kullanmak üzere delegeler de seçildi. İzmir’in delegelerinin çok büyük bir kısmı 3 tanesi dışında İzmir Hekim dayanışması ekibinden seçildiler. Dolayısıyla seçmen şu mesajı verdi. İzmir Hekim Dayanışması ile Çağdaş Hekimler yaklaşık olarak birlikte yönetsin. Fakat TTB Merkez Konseyi’nin şu anki yapısından daha farklı bir yapıya dönüştürülmesi yönünde İzmir Hekim Dayanışması’ndan çok sayıda delegeyi Ankara’ya göndermiş oldu. Dolayısıyla Haziran ayındaki TTB Merkez Konseyi seçimlerine İzmir çok güçlü bir delege grubuyla gidecek. Bunun da İzmir Hekim Dayanışması grubu için çok olumlu ve sevindirici olduğunu söyleyebiliriz.”

“YENİ DÖNEMDE ARKADAŞLARIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUM”

Kaynak, oy kullan hekimlere de teşekkür ederek, yeni dönemde Türk Tabipleri Birliği ve İzmir Tabip Odası’nın sağlık sisteminin daha iyi duruma gelmesi yönünde halkın ücretsiz, ulaşılabilir, kaliteli ve çağdaş bir sağlık hizmetine ulaşması için elinden geleni yapacağına inandığını söyledi. Kaynak sözlerini şöyle noktaladı:

“İzmir’de hekimlerin tümüne öncelikle teşekkür ediyorum. Bu seçime geldikleri, katıldıkları, oy verdikleri için bir Pazar gününü burada geçirdikleri için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yeni yönetim kuruluna giren arkadaşlarımıza onur kuruluna, denetleme kuruluna ve Merkez Konseyi delegelerine de bu dönemde başarılar diliyorum. Türk Tabipleri Birliği ve İzmir Tabip Odası elbette hekimlerin özlük hakları başta olmak üzere hekimlerin son dönemdeki itibarsızlaştırılması politikasına karşı çıkarak gerekli çalışmaları mutlaka yapacaktır ve sağlık sisteminin daha iyi duruma gelmesi yönünde halkın ücretsiz, ulaşılabilir, kaliteli ve çağdaş bir sağlık hizmetine ulaşması için elinden geleni yapacağına inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-secimlerinde-iki-grup-yonetim-kuruluna-secildi/feed/ 0
Hekim App: Doktorlar, Diş Hekimleri ve Tıp Fakültesi Öğrencileri için Dijital Çağın Yenilikçi Platformu https://www.haber60.com.tr/hekim-app-doktorlar-dis-hekimleri-ve-tip-fakultesi-ogrencileri-icin-dijital-cagin-yenilikci-platformu/ https://www.haber60.com.tr/hekim-app-doktorlar-dis-hekimleri-ve-tip-fakultesi-ogrencileri-icin-dijital-cagin-yenilikci-platformu/#respond Sat, 30 Mar 2024 22:30:00 +0000 https://www.haber60.com.tr/hekim-app-doktorlar-dis-hekimleri-ve-tip-fakultesi-ogrencileri-icin-dijital-cagin-yenilikci-platformu/ Hekim.App, sağlık alanında faaliyet gösteren doktorlar , diş hekimleri ve tıp fakültesi öğrencileri için tasarlanmış, çeşitlilik arz eden faydalar sunan kapsamlı bir platformdur. Bu platformda kullanıcılar, sadece güncel sağlık bilgilerine erişim sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kariyer yollarını belirleyecek çeşitli iş olanaklarına da kolaylıkla ulaşabilirler.

Sağlık sektöründe faaliyet gösteren hekimler için önemli bir kaynak olan Hekim.App, tıp fakültesi öğrencileri ve hekimlerin sadece en güncel bilgilere erişimini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kariyerlerine yön verebilecekleri iş fırsatlarını da sunuyor. Bunun yanı sıra, pazaryeri bölümü aracılığıyla ihtiyaç duyulan medikal ekipman ve malzemeleri uygun fiyatlarla bulma imkanı da sağlıyor. Bu yenilikçi platform, gelecek nesil sağlık profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu her şeyi bir arada sunarak, onların profesyonel yaşamlarında bir adım öne geçmelerine yardımcı oluyor. Hekim.App'ın sunduğu bu fırsatları keşfetmek için platformu ziyaret etmek yeterli.

Doktorlar Arası Topluluk ve İletişim Ağı
Hekim.App, bilgi alışverişi ve iş imkanları sunmanın ötesinde, doktorlar arasında güçlü bir topluluk duygusu oluşturmayı amaçlamaktadır. Platform içerisindeki doktorlar, tecrübelerini paylaşabilir, mesleki zorluklara birlikte çözüm üretebilir ve destekleyici bir ağ oluşturabilirler. Özel sohbet odaları ve forumlar sayesinde, aynı ilgi alanlarına sahip doktorlar bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulunabilir ve birlikte büyüyebilirler.

Hekim.App'ın Kolaylaştırdığı İş ve Mesleki Yaşam
Hekim.App, doktorların iş ve profesyonel yaşamlarını daha basit ve etkin hale getirmeyi hedefler. Zengin içeriği, geniş iş olanakları ve pazaryeri ile doktorların ihtiyaç duyduğu her şeyi bir arada sunar. Bu sayede, doktorlar zamandan tasarruf edebilir ve mesleki faaliyetlerine daha odaklanabilirler. Hekim.App, sürekli kendini yenileyerek geleceğin sağlık profesyonellerine daha iyi bir iş deneyimi ve profesyonel gelişim fırsatları sunar.

Geleceğin Sağlık Profesyonellerine Yönelik Destek
Hekim.App, sağlık alanında çalışan hekimler için değerli bir kaynak olarak öne çıkar. İş olanakları, güncel bilgi ve etkileşim fırsatlarıyla dolu olan bu platform, doktorların mesleki gelişimine katkı sağlamayı ve iş yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefler. Doktorların ve tıp öğrencilerinin ihtiyaçları düşünülerek tasarlanan Hekim.App, bu avantajlardan yararlanmak için ziyaret edilmeyi bekliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hekim-app-doktorlar-dis-hekimleri-ve-tip-fakultesi-ogrencileri-icin-dijital-cagin-yenilikci-platformu/feed/ 0
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Malpraktis Yasası Türkiye’de kökten çözülüyor https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-malpraktis-yasasi-turkiyede-kokten-cozuluyor/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-malpraktis-yasasi-turkiyede-kokten-cozuluyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 03:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24715 Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Beyaz reformla birlikte düzenlenen Malpraktis Yasası var. Dünyada benzeri olmayan şekliyle Malpraktis, Türkiye’de kökten çözülüyor” dedi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Zeytinburnu’nda esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Fahrettin Koca’ya Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, eşlik etti. Öğle namazını Millet Camii’nde kılan Bakan Koca, 58. Bulvar esnafını ziyaret etti. Ziyaretin ardında Bakan Koca, Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldi. Başhekimlik binasında hastane yöneticileri ve çalışanları ile bir araya gelen Bakan Koca, daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“Dünyada hekimlik, sigorta şirketleri ile avukatlar arasına sıkışmış durumda”

Hekimlerin yapmış oldukları operasyonlardan sonucu kötü olan ve hekimlerin tazminat ödemelerini sonlandıran yasa ile konuşan Bakan Koca, “Beyaz reformla birlikte düzenlenen Malpraktis Yasası var. Dünyada benzeri olmayan şekliyle Malpraktis, Türkiye’de kökten çözülüyor. Kasıt olmadıkça sağlık çalışanına veya hekime rücu edilme durumu söz konusu değildir. 1 buçuk yıldan fazla zaman geçti, devam eden davalar dahil olmak üzere bugüne kadar hiçbir hekim arkadaşımıza rücu söz konusu olmadı. Kasıt olmadıkça rücu söz konusu olmayacak. Kasıt varlığı mahkeme kararıyla sabitse o zaman cezaevinde olan bir kişiden bahsediyoruz. Bu anlamda beyaz reformun en büyük kazanımlarından bir tanesi Malpraktis Yasası oldu. Dünyada hekimlik, sigorta şirketleri ile avukatlar arasına sıkışmış durumda. Türkiye uygulamada dünyada örneği olmayan bir ülke hekim arkadaşlarımızın uygulamadaki başarılarını biliyoruz” dedi.

“Bahsettiğiniz bilirkişi raporuyla tespit edilen özel sektörde çalışan biriyle ilgili olan bir davadan bahsediyoruz”

Özel sektörde çalışan bir hekimin 39 milyon tazminat ödemesiyle ilgili konuşan Bakan Koca, “Malpraktis, bu uygulamadaki başarımızı sürdürmek için son derece önemli bir yasaydı. Bu yasa ile kasıt olmadıkça rücu söz konusu olmayacak. Bahsettiğiniz bilirkişi raporuyla tespit edilen özel sektörde çalışan biriyle ilgili olan bir davadan bahsediyoruz. Kamuda çalışan hiç kimsenin bu anlamda kasıt olmadıkça rücu durumu söz konusu olmayacak. Özel sektör ayrı. Kamuyla ilgili güvence sağlanmış durumda. Bu anlamda hiçbir hekim arkadaşımız endişe etmesin. Devam eden ve bundan sonra olacak olan davalarla ilgili kasıt, mahkeme kararıyla sabit değilse hiçbir şekilde rücu söz konusu olmayacak. Bu yasa dünyada benzeri olmayan hekimleri güvence altına alan bir yasa olduğunu bilelim” şeklinde konuştu.

“700 yataklı bir hastanenin yakında yapım ihalesine çıkıyoruz”

Zeytinburnu’nda yeni bir hastanenin yapım ihalesine çıkıldığını söyleyen Bakan Koca, “Zeytinburnu’yla ilgili ciddi bir sağlık kuruluşuna ihtiyacımızın olduğunu biliyoruz. Buradan arsasını planladığımız, imar durumunu belediye başkanımın da bu noktada bitirdiği ve projesini de bitirmiş olduğumuz 700 yataklı bir hastanenin yakında yapım ihalesine çıkıyoruz. Var olan hastanenin 300 yataklı hastane ile birlikte sağlık kampüsünde toplam 1000 yataklı eğitim, araştırmasın Zeytinburnu kavuşmuş olacak. Bununla ilgili 2026 yılı sonunda bitirmeyi planladık. Burada göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisinin önemli olduğunu biliyoruz. Göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisinin önde olduğu ama onkoloji, KVC dahil bütün birimleriyle yetkin olan hastanın bir başka hastaneye sevk edilmediği, şehir hastanesi standartlarında bir hastaneye Zeytinburnu kavuşmuş olacak. 2026 yılı sonu için bitirmeyi planladık” ifadelerini kullandı.

Zeytinburnu’na yeni bir sağlık kompleksine ihtiyacı olduğunu söyleyen Bakan Koca, “Başkanımla da konuştum, var olan alanın sağlık alanı olarak, sağlık kuruluşu yapılmasından yanayım. Bu konuyla da ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Mehmet Özhaseki’yle onunla görüşmüş olacağım. Burayı da sağlık alanına katmak istiyoruz. Çabamız o yönde olacak” cümlelerini kullandı.

Bakan Koca, açıklamaların ardından hastaneden ayrıldı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-malpraktis-yasasi-turkiyede-kokten-cozuluyor/feed/ 0
Sağlık Bakanı Koca: Lösemi hastalarının yatak talebi gündemde tutuluyor https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-losemi-hastalarinin-yatak-talebi-gundemde-tutuluyor/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-losemi-hastalarinin-yatak-talebi-gundemde-tutuluyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 03:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24694 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, lösemi hastalarının yatak talebine yanıt verilmediği iddialarına ilişkin, “Seçim öncesi 2-3 ay lösemi hastalarını gündemde tutmanın maksatlı bir yaklaşım olduğundan endişe ediyorum.” dedi.

Koca, Zeytinburnu Millet Camisi’nde kıldığı öğle namazının ardından Millet Çayevi ve Millet Kıraathanesi’ni ziyaret etti.

Burada ders çalışan öğrencilerle bir süre sohbet eden Koca, gençlere meslek tercihlerini sordu, sınavlarda başarılar diledi.

Koca, daha sonra 58. Bulvar Caddesi’ndeki dükkanları gezerek esnafla sohbet etti. Esnafın sorunlarını ve taleplerini dinleyen Koca, kendisine ilgi gösterenlerle de fotoğraf çektirdi.

Ardından Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçen Bakan Koca, burada Başhekim Prof. Dr. Sedat Altın tarafından karşılandı.

Bakan Koca, bir vatandaşın lösemi hastalarının yatak talebi hakkındaki sorusuna, “3 aydır niye sizler bir şekilde bu gündemle meşgul ediliyorsunuz? Niye her defasında seçim öncesi sizler bu şekilde gündemle meşgul ediliyorsunuz? Sizleri istismar etmeye hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimse kendisini devletten büyük görmesin.” şeklinde yanıt verdi.

Kendilerinden lösemi için yatak ve yoğun bakım talebinde bulunulması halinde mevzuat neyse bu çerçevede yanıt verdiklerini belirten Koca, “LÖSEV’e biz 75 yatağı 200’e çıkarırken devamında da 400’e çıkarmayı söylerken çocuklarımızın kemik iliği yatağı ve yoğun bakım, çocuk yoğun bakım talepleri için ‘Biz yapmaya hazırız.’ dedik. Başkasına tanımadığımız ayrıcalığı tanıdık. Buna rağmen bizden çocuklar için yatak talebi olmadığı halde sizlerin gündemine sokulmasını ve birçok yerde haber ve yazılar yazdırılmasının anlamı nedir? Niye istismar ediliyor?” dedi.

Söz konusu hastanelerde diğer hasta grupları için yatak talebinde bulunulmasının doğru bir şey olup olmadığını soran Koca, şöyle devam etti:

“Ben zaten 120 yatak verdim, 200’e tamamladım. Şu an 200 yatak lösemi hastaları için kullanılmıyor. 28 kemik iliği yatağı var, 52 yoğun bakım var, gerisi servis yatağı. Bizden servis yatağı isteniyor kadın doğum ve diğer hizmetler için. Bizden kemik iliği yatağı ve lösemi hastaları için yoğun bakım yatağı istenmiyor, böyle bir talep de yok. Sizi de lütfen istismar etmesinler. Eğer lösemi hastalarımız için yeni bir yatak talebi olursa bununla ilgili branşlardan da talepte kadın doğum ve benzeri bizden istemesinler. Medyaya söylenen ‘Lösemi hastaları için yatak verilmiyor, lösemide başarımız şu kadar niye verilmiyor?’ Ben de diyorum ki lösemi hastaları için niye kemik iliği yatağı, yoğun bakım yatağı istemiyorsunuz? Kadın doğum ve benzeri normal hastalar için yatak istiyorsunuz. Eğer normal hastalar için istiyorsan mevzuata tabiisin. Öbüründe de yine mevzuat. Burada da yine 5 yıldan bu yana ayrıcalık tanıyoruz. Seçim öncesi 2-3 ay lösemi hastalarını gündemde tutmanın maksatlı bir yaklaşım olduğundan endişe ediyorum.”

Malpraktis (Yanlış Tedavi) Yasası

Başhekim Prof. Dr. Altın ile görüşmesinin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Koca, beyaz reformla birlikte düzenlenen hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) yasası hakkında, konunun dünyada benzeri olmayan şekliyle Türkiye’de kökten çözüldüğünü, kasıt olmadıkça sağlık çalışanına veya hekime rücu edilme durumunun söz konusu olmadığını söyledi.

Koca, şöyle devam etti:

“1,5 yıldan fazla zaman geçti. Devam eden davalar dahil olmak üzere bugüne kadar hiçbir hekim arkadaşımıza rücu söz konusu olmadı. Kasıt olmadıkça rücu söz konusu olmayacak. Zaten kasıt varlığı mahkeme kararıyla sabitse o durumda cezaevinde olan bir kişiden bahsetmiş oluyoruz. Dolayısıyla bu anlamda özellikle beyaz reformun en büyük kazanımlarından bir tanesi malpraktis yasası oldu.”

Dünyada hekimliğin sigorta şirketiyle avukatlar arasında sıkıştığını belirten Koca, Türkiye’nin uygulamada dünyada örneği bulunmadığını, hekimlerin uygulamadaki başarısını çok iyi bildiklerini ve malpraktis yasasının bu anlamda son derece önemli olduğunu kaydetti.

Kamuoyunda yer alan ve malpraktis yasasından dolayı bir hekimin 39 milyon lira ceza aldığı iddialarını da değerlendiren Koca, “Bilirkişi raporuyla tespit edilen özel sektörde çalışan biriyle ilgili olan bir davadan bahsediyoruz. Kamuda çalışan hiç kimsenin bu anlamda kasıt olmadıkça rücu durumu söz konusu olmayacak. Özel sektör ayrı, kamuyla ilgili güvence sağlanmış durumda. Bu anlamda hiçbir hekim arkadaşımız endişe etmesin.” diye konuştu.

Zeytinburnu’na 1000 yataklı hastane

İlçede ciddi bir sağlık kuruluşuna ihtiyaç duyulduğuna değinen Koca, “Arsasını planladığımız, imar durumunu Sayın Başkanımın (Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy) bitirdiği ve projesini de bitirmiş olduğumuz 700 yataklı bir hastaneyi yakında yapım ihalesine çıkıyoruz.” dedi.

Zeytinburnu’nun, var olan 300 yataklı hastaneyle birlikte toplam 1000 yataklı eğitim araştırma hastanesine kavuşacağını, bununla ilgili 2026 yılının sonunda bitirmek üzere planlamasını yaptıklarını söyleyen Koca, şunları kaydetti:

“Burada göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisinin önemli olduğunu biliyoruz. Yine göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisinin önde olduğu ama onkoloji, kardiyovasküler??????? cerrahi (KVC) dahil bütün birimleriyle yetkin olan, hastanın bir başka hastaneye sevk edilmediği, şehir hastanesi standartlarında bir hastaneye Zeytinburnu’muz kavuşmuş olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-losemi-hastalarinin-yatak-talebi-gundemde-tutuluyor/feed/ 0
Gazze’deki Çocuk Cerrahisi Uzmanı: Sağlıkçı ve Tıbbi Malzeme İhtiyacı Var https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-cocuk-cerrahisi-uzmani-saglikci-ve-tibbi-malzeme-ihtiyaci-var/ https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-cocuk-cerrahisi-uzmani-saglikci-ve-tibbi-malzeme-ihtiyaci-var/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:18:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24446 Gazze’de 18 Mart’tan bu yana gönüllü hekim olarak çalışan çocuk cerrahisi uzmanı Op. Dr. Taner Kamacı, Türkiye ve dünyadaki meslektaşlarına çağrıda bulunarak “Burada ciddi sağlıkçı, uzman hekim ve tıbbi malzemeye ihtiyaç var. Gelebilme imkanı olanlar, özellikle travma cerrahisi konusunda uzman hekimler buraya gelip hizmet etmeye, gelemeyenler tıbbi malzeme toplayıp göndermeye çalışsınlar.” dedi.

Kamacı, AA muhabirine, Diyarbakır’dan Gazze’ye nasıl gönüllü geldiğine ve Gazze’deki çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu.

Gazze’ye Ürdün Rahma Derneği ve Avrupa Filistinli Hekimler Derneğinin organizasyonuyla, 25 kişilik ekiple Mısır’daki Refah Sınır Kapısı’ndan ulaştıklarını belirten Kamacı, buraya kendisini getiren şeyin hem inancı hem de insani ve vicdani sorumluluğu olduğunu söyledi.

Kamacı, Gazze Avrupa Hastanesi’nde çalıştıklarını, Gazze’deki hastanelerin çoğunun yıkık durumda olduğunu dile getirerek, “Ameliyat yapılabilen iki-üç hastane var. Burada şartlar çok kötü, ameliyathane salonları kısıtlı, acil hastalar çok fazla. Her gün acile onlarca yaralı getiriliyor. Bunlardan en acil, hayati riski en yüksek olanlara müdahale edilebiliyor. Acil olmayan ameliyatlar, hem ameliyat salonunun olmaması hem de tıbbi malzeme stoklarının sınırlı olması nedeniyle acil hastalara saklanmak üzere bekletiliyor, sadece acil ameliyatlar yapılabiliyor.” ifadelerini kullandı.

“Kimsenin dilinden ‘elhamdülillah’ lafı düşmüyor”

Kamacı, çocukların gıda, hijyen, sağlık, açlık-susuzluk, evsizlik ve güvenlik problemleri yaşadıklarına dikkati çekerek, Gazzelilerin gıda yardımından çok savaşın durdurulmasını talep ettiklerini anlattı.

“Dünyanın görebileceği en büyük sıkıntılar şu an burada, Gazze’de ama kimsenin dilinden ‘elhamdülillah’ lafı düşmüyor. Bu, çok ilginç. Çocuklar ve büyükler artık bu travmayı normalleştirmişler. Bir yandan bombalar yağarken, sesleri kulaklarımızı tırmalarken tepki bile vermiyorlar. 6 ay boyunca her gün insan bomba sesi duyarsa artık ona tepkisizleşir. Bomba sesi geliyor ama insanlar normal hayatına, yapacağı işe devam ediyor. Burada travma artık kabullenilmiş bir şey.” ifadelerini kullanan Kamacı, Gazze’deki hastanelerin çoğunun saldırılardan dolayı kullanılamaz halde olduğunu söyledi.

Kamacı, burada bulunmanın televizyonda izlemekten farklı olduğunu kaydederek, “Sağlıkçıyız, alışkınız bu işlere ama ona rağmen hakikaten insanın yüreğinin kaldırmayacağı manzaralar var.” dedi.

Yanlarında getirdikleri tıbbi malzemelerle günü kurtarabildiklerini söyleyen Kamacı, tıbbi malzeme ihtiyacının olduğunu vurguladı.

Hastanenin iç koridorlarının ve çevresinin tamamen evsiz insanlarla dolu olduğunu anlatan Kamacı, koridorlarda yerlere atılmış minderlerin bulunduğunu, insanların bir kilimin üzerinde burayı ev haline getirdiklerini söyledi.

Hastanede elektrik ihtiyacının jeneratörlerle sağlandığını, hastane dışında hiçbir yerde elektriğin olmadığını belirten Kamacı, temiz suya erişim probleminin bulunduğunu ve salgın hastalıkların görüldüğünü dile getirdi.

Kamacı, şöyle devam etti:

“Buradan Türkiye’deki ve dünyadaki meslektaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum: Özellikle sağlıkçı olarak burada ciddi sağlıkçı, uzman hekim ve tıbbi malzemeye ihtiyaç var. Gelebilme imkanı olanlar, özellikle travma cerrahisi konusunda uzman hekimler, buraya gelip hizmet etmeye, gelemeyenler tıbbi malzeme toplayıp göndermeye çalışsınlar.”

“En çok acile gelen ve kayıp verdiğimiz maalesef çocuklar”

Gazze’ye gitmek isteyen çok sayıda Türk hekimin bulunduğunu belirten çocuk cerrahisi uzmanı Kamacı, “Buraya gelmeye gönüllü, şu anda hazır yüzlerce hekim mevcut. Hazırda bekliyor. Listeleri hazır. ‘Yeter ki bize yolları açsınlar.’ diyen yüzlerce bekleyen hekim arkadaşımız var.” ifadelerini kullandı.

Kamacı, Birleşmiş Milletlerin kalıcı ateşkes için daha aktif çalışması, İsrail’e baskı yaparak savaşı durdurmaya yönelik adımların atılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Onlar (İsrail), bir tane bombayla yüz kişiyi yaralıyorlar. Biz, yüz kişi toplanıp 10-15 beş hastayı ancak tedavi edebiliyoruz, ameliyat edebiliyoruz. Birçoğu da enkaz altında kalıp ölüyor maalesef. O yüzden eğer bir çözüm isteniyorsa savaşın durdurulması lazım.

Burada sadece insanlar değil aynı zamanda insanlık öldürülüyor. En fazla çocuklar öldürülüyor. Savaşın en fazla ancak yetim sayısının belki en az olduğu yer Gazze olabilir çünkü çocuklar yetim kalamıyor, ölüyorlar. En çok acile gelen ve kayıp verdiğimiz maalesef çocuklar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-cocuk-cerrahisi-uzmani-saglikci-ve-tibbi-malzeme-ihtiyaci-var/feed/ 0
Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri ile Yaşlılar Sağlık Kontrollerini Kolaylıkla Gerçekleştiriyor https://www.haber60.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/ https://www.haber60.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 21:55:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22218 Sağlık Bakanlığınca Türkiye’de ilk kez 80 yaş ve üstü kişilerin, kendilerinden sorumlu hekime emanet edildiği Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM) ile yaşlılar bütün sağlık kontrollerini tek çatı altında kolaylıkla gerçekleştirebiliyor.

Bakanlıkça geçen yıl başlatılan uygulama kapsamında, hastaneler bünyesinde faaliyete geçirilen YAŞAM’ların sayısı her geçen gün artıyor.

Bu merkezlerden biri de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yer alıyor.

AA ekibinin görüntülediği merkezde, 80 yaş ve üstü kişilere ihtiyaç duydukları tüm sağlık hizmetleri veriliyor. Rutin sağlık kontrollerini bu merkezde yaptıran yaşlılar, sorumlu hekimlerinin gözetiminde düzenli sağlık taramalarından geçiriliyor.

“Merkezimize 200’e yakın hastamız kayıtlı”

Hastanenin Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, yaklaşık 6 ay önce hizmete başlayan merkeze ilişkin yaptığı açıklamada, YAŞAM projesini ilk başlatan hastanelerin başında geldiklerini söyledi.

Merkezle 80 yaş ve üstü vatandaşlara yönelik sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale getirilmesinin amaçlandığını dile getiren Naharcı, hastaların merkezde görevli hekimlerce takip edilip değerlendirildiğini belirtti.

Hastaların tahlil ve hastanedeki diğer tüm işlemlerinin merkezden koordine edildiğini anlatan Prof. Dr. Naharcı, şöyle konuştu:

“Bölge olarak baktığımızda 200’e yakın 80 yaş ve üstü hastamız merkezimize kayıtlı. Hastalarımız hastaneye geldiklerinde bütün işlemlerinde yardımcı oluyoruz. Kliniğimizde gerektiğinde yatış kararını verebiliyoruz. Bu sayede 80 yaş ve üstü vatandaşlarımız, poliklinik poliklinik gezmek, doktor doktor dolaşmak durumunda kalmıyor. Ayrıca hastalıklarının daha iyi yönetilmesi sağlanıyor.

80 yaş ve üzerindeki bireylerimizin çoğu bir yakını tarafından bakılıyor. Merkezle yaşlılarımıza bakan yakınlarına da sosyal, psikolojik ve yaşlı bakımına ilişkin destek sağlıyoruz.”

Kronik hastalıklar, demans gibi problemler ayrıntılı değerlendiriliyor

YAŞAM’a başvuran bir yaşlının öncelikle ilgili hekim tarafından detaylı değerlendirmeye alındığını kaydeden Naharcı, “Yaşlımızın kronik hastalıkları, depresyon, bunama, demans, idrar kaçırma, çok ilaç kullanma gibi tüm problemleri hekimimiz tarafından ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından bu problemlerinin yönetimine yönelik planlar oluşturuluyor. İlk başvuruda kan, idrar gibi tüm tetkikleri de yapılıyor.” dedi.

Naharcı, merkezde görevli gerontologların hastanın mental durumuna yönelik testleri de yaptığını, sağlıklı yaşlanmasına yönelik önerilerde bulunduğunu ifade ederek, ilerleyen süreçte uzaktan sağlık hizmeti ve yaşlıların ev ziyaretlerine yönelik uygulamaların da devreye alınacağını bildirdi.

“Hastane işlemlerim merkez sayesinde çok kolay yürüyor”

Sağlık kontrolleri YAŞAM’da sürdürülen 85 yaşındaki İsmet Erişen, “Merkeze şu ana kadar iki kez geldim. Burada verilen hizmetten çok memnunum. Buradaki muayenemde kemik erimem olduğu tespit edildi. Doktorumuz hem ilaçlarımı verdi hem de egzersizler önerdi. O egzersizleri evde de yapıyorum. Hastane işlemlerim merkez sayesinde çok kolay yürüyor.” diye konuştu.

81 yaşındaki Macide Özdel Şahin de merkezden aldığı hizmetten çok mutlu olduğunu dile getirdi.

Doktorların burada kendilerini düzenli takip ettiğini belirten Şahin, “Biz de randevularımıza sadık kalarak merkeze geliyoruz. Çünkü sağlık bizim sağlığımız. Hastanedeki tüm işlemlerim merkezden daha rahat yürütülüyor. Tekrar randevu almak zorunda kalmıyorum.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/feed/ 0
Sağlık Bakanı: Uzman hekim sayısı 4 yıl sonra 2 katına çıkacak https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-uzman-hekim-sayisi-4-yil-sonra-2-katina-cikacak/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-uzman-hekim-sayisi-4-yil-sonra-2-katina-cikacak/#respond Fri, 15 Mar 2024 04:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19182 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Şu an uzman hekim sayımız Sağlık Bakanlığı hastanelerimizde 51 bin. Yapılan düzenleme sonucunda 4 yıl sonra 51 bin uzman hekim daha kadromuza katılacak. Uzman hekim sayısı 2 katına çıkacak. 4 yıl sonra geleceğimiz nokta, ülkemizin gelecek 30 yıllık uzman hekim ihtiyacını karşılayacak.” dedi.

14 Mart Tıp Bayramı kapsamında Sağlık Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programında konuşan Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hekimlerin yaşadığı zorlukları aşması için iradesiyle hep yanlarında olduğunu belirtti.

Koca, Tıp Bayramı için 14 Mart’ın seçilmesinin 105 yıl önceki bir “hekim vatanseverliği” örneğine dayandığını söyleyerek, “14 Mart 1919’da tıp öğrencileri, İstanbul’daki işgal kuvvetlerine karşı hürriyet bayrağı açmışlardı. 14 Mart hem modern tıp eğitiminin bizdeki başlangıcını hem de tıbbiyelilerin vatan ve hürriyet aşkını esas alır.” diye konuştu.

“14 Mart, ülkemizde tıbbın bugününe ve geleceğine tutulmuş alkıştır”

Kendileri için özel bir gün olan bu günün arka planında “vatan” ve “modernlik” kavramlarının bulunduğuna işaret eden Koca, “Modernleşme sürecinde ülke olarak çeşitli sancılar yaşadık. Hekimlik alanı modernleşmesini en hızlı tamamlayan alanlar arasındaydı. Bu durumu, bugünün kıvanç verici gerçeğiyle bir arada düşünmeliyiz. Tıp bilimi ve hekimlikte bugün dünya ölçeğinde bir yetkinliğimiz var. 14 Mart bunların da kutlandığı bayramdır. 14 Mart, ülkemizde tıbbın bugününe ve geleceğine tutulmuş alkıştır. Hocalarımızı, hekimlerimizi tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Bakan Koca, hekimin hastaya şifa, devletine gurur veren kişi olduğunu dile getirdi.

Toplum ve insan için böylesine kıymetli, kıymetinden ötürü hakkıyla ayrıcalıklı bir mesleğin mensuplarına karşı devletin de değerbilir olacağına vurgu yapan Koca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesi ve mutlak destekleriyle gerçekleşen “Beyaz Reform”un tamamen bu yaklaşımın sonucu olduğunun altını çizdi.

Koca, bu yıl bayramı pek çok sorunu çözmüş olarak kutladıklarını belirterek şöyle devam etti:

“Pek çok sorun çözülmekle kalmadı, soruna dönüş yolu da kapandı. Malpraktis davalarına karşı, dünyada bir örneği olmayacak şekilde hekim, yasanın güvencesi altındadır. İradeleri için Cumhurbaşkanı’mıza teşekkür ediyorum. Sağlıkta şiddete karşı alınan yasal, kati önlemler ve diğer çözüm bileşenleri için Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ayrıca teşekkür ediyorum. Sağlıkta şiddeti terörle eş tutarak, en yüksek hassasiyeti gösterdiler. Özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapıldı. Birçok sebebe bağlı olan yurt dışına gidişler artık çok az. Öte yandan, 10 binin üzerinde hekim ‘Beyaz Reform’la özel sektörden kamuya döndü.”

Tıpta uzmanlık sınavında yapılan düzenleme ile uzmanlık kontenjanlarına yüzde 100 yerleşme sağlandığını aktaran Koca, “Şu an uzman hekim sayımız Sağlık Bakanlığı hastanelerimizde 51 bin. Yapılan düzenleme sonucunda 4 yıl sonra 51 bin uzman hekim daha kadromuza katılacak. Uzman hekim sayısı 2 katına çıkacak. 4 yıl sonra geleceğimiz nokta, ülkemizin gelecek 30 yıllık uzman hekim ihtiyacını karşılayacak.” dedi.

Yapılan düzenlemeyle yan dal uzmanlık tercihlerinin yüzde 100 dolulukla neticelendiğini dile getiren Koca, yan dal uzmanlıkları konusunda da geleceğin güvence altına alındığını, bunların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” vizyonunun eseri olduğunu kaydetti.

Sırada sağlık eğitiminde yapılacak reformların bulunduğunu anlatan Koca, hekimlerin her meselesini tüm milletin meselesi kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, iradesiyle bu yolu çizdiğini söyledi.

Bakan Koca, son yılların en anlamlı Tıp Bayramı’nı kutladıklarını ve gelecek bayramların daha da güzel olması için kararlı olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-uzman-hekim-sayisi-4-yil-sonra-2-katina-cikacak/feed/ 0
İzmir Tabip Odası ve SES, Tıp Bayramı’nda sağlık çalışanlarının taleplerini dile getirdi https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-ve-ses-tip-bayraminda-saglik-calisanlarinin-taleplerini-dile-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-ve-ses-tip-bayraminda-saglik-calisanlarinin-taleplerini-dile-getirdi/#respond Fri, 15 Mar 2024 02:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19090 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

İzmir Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda açıklama yaptı. Sağlık sistemindeki sorunların çözümü için taleplerini dile getiren sağlık çalışanları, görevi başında yaşamını yitiren sağlık emekçileri için denize karanfil bıraktı. İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, “Gelinen nokta, yoksullaşan, bant çalışanı haline gelmiş, tükenmiş ve mesleğinden soğumuş, mali, idari, fiziki, psikolojik ve hukuki şiddet altında ezilmeye çalışılan, hakları yok sayılmaya çalışılan hekimliktir. Gelinen nokta ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ gibi dünyada söylenmiş en önemli sözlerden birisinden ‘Giderlerse gitsinler’ gibi büyük bir hatadır” diye konuştu.

İzmir Tabip Odası ve SES üyeleri, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek şiddetsiz, güvenli, güvenceli, demokratik bir yaşam talebiyle basın açıklaması yaptı. İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk bırakılırken, görevi başında katledilen sağlık emekçilerinin anısına kordondan denize karanfiller bırakıldı.

“BUGÜN 21 YILINI BULMUŞ” SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM” ÜN SONUÇLARINI HER GÜN YAŞAMAYA DEVAM ETMEKTEYİZ”

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bugün 21 yılını bulmuş sağlıkta dönüşümün sonuçlarını her gün yaşamaya devam etmekteyiz. Sağlıkta dönüşümün temeli, hekimin itibarsızlaştırılmasına dayanmaktadır. Sağlıkta dönüşüm, hastanın müşterileştirilmesine, kurumların kendi yağı ile kavrulmak zorunda bırakılan ticarethanelere dönüşmesine ve tüm hastaların üçüncü basamakta bakılması gibi evrensel sağlık hizmeti değerleriyle hiçbir şekilde bağdaşmayan temellere dayandırılmıştır.”

“GELİNEN NOKTA, HAKLARI YOK SAYILMAYA ÇALIŞILAN HEKİMLİKTİR”

Sağlık çalışanlarının ve hastaların yaşadığı sorunlara değinen Kaynak, “Gelinen nokta, yoksullaşan, bant çalışanı haline gelmiş, tükenmiş ve mesleğinden soğumuş, mali, idari, fiziki, psikolojik ve hukuki şiddet altında ezilmeye çalışılan, hakları yok sayılmaya çalışılan hekimliktir. Gelinen nokta, artık hastanın asla ulaşamadığı ulaşsa da satın alamadığı pahalı, endüstrileşmiş sağlık hizmetidir. Gelinen nokta, halkın artık sağlığını satın almak zorunda bırakılmasıdır. Geldiğimiz nokta, yıllar yılı şehir hastaneleri efsanesine ödenecek ve giderek çoğalan dev bütçelerdir. Gelinen nokta ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’gibi dünyada söylenmiş en önemli sözlerden birisinden ‘Giderlerse gitsinler’ gibi büyük bir hatadır” diye konuştu.

“BİZ HEKİMLER; YOK SAYILDIĞIMIZ, ÖLÜMÜNE ÇALIŞTIRILDIĞIMIZ, EMEĞİMİZİN DEĞERSİZLEŞTİRİLDİĞİ KOŞULLARDA NELER YAPABİLİRİZ?”

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi adına ortak basın açıklamasını okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, sağlıkçıların, şiddetsiz, güvenli, güvenceli, demokratik bir yaşam talebini dile getirerek şunları söyledi:

“Yönetilemeyen, kısmen ertelenen ekonomik krizin ayak sesleri yükselip, üzerinden bir yıldan fazla zaman geçen depremin toplum sağlığına dönük etkileri hafifletilemez, pandeminin artçı etkileri sürüp, insanlarımız pek çok kronik sağlık sorunu ile kalakalmış, yoksulluk daha da derinleşmişken, demokrasi, hukuk, insan hakları ve ifade özgürlüğü her geçen gün ağır darbeler alıyor. Peki biz hekimler; yok sayıldığımız, tüketim nesnesine dönüştürülen sağlığın araçları olarak tepe tepe kullanıldığımız, ölümüne çalıştırıldığımız, emeğimizin değersizleştirildiği koşullarda neler yapabiliriz, bu zorlukların üstesinden birlikte gelebilir miyiz?”

“HALK SAĞLIĞINA ZARARLI NE VARSA TORBAYA ATIP ÇIKARIVERDİKLERİ BİR KANUNLA, SAĞLIK EMEKÇİLERİNİ DE KÖLELEŞTİREN BİR DÜZENİ YERLEŞİK HALE GETİRME ÇABALARI HIZ KESMİYOR”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili verdiği sözlerinin bazılarının tutulmadığını hatırlatan Ayhan, “Halk sağlığına zararlı ne varsa torbaya atıp çıkarıverdikleri bir kanunla, sağlık emekçilerini de köleleştiren bir düzeni yerleşik hale getirme çabaları hız kesmezken, Türk Tabipleri Birliği olarak son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis’te gündeme dahi alınmadı. Elbette bu torbanın içinde bütün toplumun sağlık hakkını yok sayan ve bizleri aba altından artık çıkardıkları sopalarla tehdit eden tüm maddelerin Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi için de elimizden geleni yaptık” diye konuştu.

14 Mart’ta sağlık çalışanlarının 14 talebini sıralayan Ayhan, şunları söyledi:

. TTB’nin sağlıkta şiddet yasa teklifi, şiddetsiz, güvenli çalışma ortamları için mekansal önlem önerileri kabul edilmelidir. Güvenli çalışma ortamlarının sağlanması idarecilerin sorumluluğundadır. Şiddet olaylarında idarecilerin sorumluluğu öncelikli olarak dikkate alınmalıdır.

. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin dinlenme koşulları, sağlık hizmetinde hataya sevk etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Doktor dinlenme odaları, emzirme odaları, kreş her sağlık kurumunda yeterli sayıda sağlanmalıdır. Nöbet ertesi izin, idarecilerin insafına bırakılmamalıdır.

.Pandemilerde, pandemiye yol açan hastalık, sağlık emekçileri için illiyet bağı aranmadan meslek hastalığı kabul edilmelidir.

.Sağlık emekçileri için fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalıdır.

.Hekimlerde ek gösterge üst sınırı 7600’e yükseltilmelidir.

.Tüm sağlık emekçilerine hakları olan, hiçbir koşuldan negatif etkilenmeyen, emekliliğe yansıyan, gerçek enflasyona uygun, insanca yaşayabilecekleri tek kalem maaş verilmelidir.

. Emekli sandığı, SSK, Bağ-Kur emekli aylıkları arasındaki uçurum giderilmeli, tüm emekli hekim aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, tüm hekimler emeklerinin hakkı ölçüsünde emekli ikramiyesi alabilmelidir.

. Vergide adalet istiyoruz. Vergi dilimi üst sınırı yüzde 15 olmalıdır.

. Muayene süreleri, bilimsel ve nitelikli sağlık hizmeti gözetilerek düzenlenmelidir.

. Acil servislerde yeşil alan kaldırılmalı, poliklinik hizmeti verilmemelidir.

. Sağlık ortamına dair düzenlemeler, TTB ve ilgili sağlık emek-meslek örgütlerinin görüşleriyle yapılmalıdır.

. Atamalar bilimsel ölçütlere ve liyakate dayalı olmalıdır.

. Tıp fakültesi ve tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanları, eğitimin niteliği gözetilerek azaltılmalıdır.

. Koruyucu sağlık sisteminin öncelendiği, güçlü ve bölge tabanlı birinci basamak, basamaklandırılmış ve parasız bir sağlık sistemi inşa edilmelidir.”

“YAŞAMDAN VE YAŞATMAKTAN YANA OLAN BİZ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERI BU ÜLKEDE DAHA FAZLA ÖLÜM, DAHA FAZLA YARALANMA, KAN VE GÖZYAŞI İSTEMİYORUZ”

SES 1 Nolu Şube Eş Başkanı Hava Akcan ise şöyle konuştu:

“Katledilen ve kaybettiğimiz sağlık emekçilerinin mücadelesi, mücadelemize ışık tutmaya devam ediyor. Bugün görevi başında katledilen ve kaybettiğimiz sağlık ve sosyal hizmet emekçisi arkadaşlarımızı anmak için buradayız. Yaşamdan ve yaşatmaktan yana olan biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri bu ülkede daha fazla ölüm, daha fazla yaralanma, kan ve gözyaşı istemiyoruz. Bir kez daha bu sorunun önlenebilir bir sorun olduğunun altını çizerek bu soruna sessiz kalmadığımızı ve kalmayacağımızı ilan ediyor ve şiddetin son bulmasını istiyoruz.”

Basın açıklamasının ardından Tıbbiyeli Hikmet Boran Anıtı’na yürüyen hekimler ve sağlık emekçilerin anıta çelenk bıraktı.

]]> https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-ve-ses-tip-bayraminda-saglik-calisanlarinin-taleplerini-dile-getirdi/feed/ 0 Hekimlerden 14 Mart Açıklaması: Torba Kanun Maddeleri Kesinlikle Kabul Edilemez, Acilen Geri Çekilmelidir https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/ https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/#respond Fri, 15 Mar 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19033 EDDA SÖNMEZ

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) öncülüğünde, Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS), Hekim Birliği Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası, Tabib-Sen Sendikası bir araya gelerek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. İSTAHED Yönetim Kurulu üyesi Bilge Mehmetzade, “İdari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir” dedi.

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapan hekim örgütleri adına hazırlanan ortak açıklamayı İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr Bilge Mehmetzade okudu. “Hekimlere reva görülen Anayasaya aykırı Ceza kanunu kabul etmiyoruz”, diyen Mehmetzade, sözlerini şöyle sürdürdü:

“BİRÇOK MESLEKTAŞIMIZ ŞİDDET OLAYLARI SEBEBİYLE ÜLKESİNİ VATANINI TERK ETMEKTEDİR: Bugün 14 Mart 2024. Bundan 105 yıl önce cesaret ve direnişin meşalesini yakan Tıbbiyeli Hikmet’in ruhu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimseyerek mesleğini icra eden biz tıbbiyelilerin günü. Biz hekimlik mesleğini bu duygularla yapmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Ancak bu onurlu mesleğin asla sarsılmaması gereken itibarını azaltma çalışmaları her geçen gün şiddetini arttırmaktadır. Bu durum bir ülkedeki en temel ve en vazgeçilmez kamu hizmeti olan sağlık hizmetinin baş aktörü olan bizleri artık dayanılması güç bir noktaya getirmiştir. Birçok meslektaşımız bu bilinçli itibarsızlaştırma ve bunun sonucunda her geçen gün katlanarak artan ve önlenmesi adına gerekli adımların atılmadığı şiddet olayları sebebiyle ülkesini vatanını terk etmektedir.

ÜLKEMİZDEKİ SAĞLIK HİZMETİNİN KALİTESİNİ ARTTIRMAK İSTİYORSAK ÖNCELİKLE BU HİZMETİ SAĞLAYAN BİZLERİN İŞİMİZİ HUZURLU YAPMASI GEREKTİĞİ AÇIKTIR: Bu terk edişlerin önüne geçilmesi siyasi idarenin en öncelikli konularında biri olması gerekirken maalesef tam tersi söylemlerle bu sorunun daha da alevlenmesine sebebiyet verilmektedir. Ülkemizdeki sağlık hizmetinin kalitesini ve etkinliğini arttırmak istiyorsak öncelikle bu hizmeti sağlayan bizlerin işimizi mutlu ve huzurlu yapması gerektiği açıktır. Bunun sağlanması için pozitif anlamda maaş artışları yapılıyor gibi görünse de yapılan artışların hepsi birer ek ödeme mahiyetinde olup belirli şartlara bağlanmış durumdadır ve bu şartların yerine getirilmediği durumlarda bu ödemelerin yapılmayacağı baskısıyla idari bir mobbing aracına dönüştürülmüş durumdadır.

1 MART 2024 TARİHİNDE RESMİ GAZETE DE YAYINLANAN TORBA YASA ADETA BİZ HEKİMLER VE SAĞLIK PROFESYONELLERİNİN SÖZLEŞME FESHİ TEHDİDİYLE BİR GÖZDAĞI VERİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR: Bu idari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Mevcut ülke nüfusuna oranla ülkemizdeki hekim ve sağlık çalışanı sayısı gelişmiş ülkelere göre çok az sayıda iken bu asgari personelin insanüstü çalışmaları sayesinde sağlık alanında ülkemizin başarısı ile gurur duyanlar maalesef bizlere ceza verme noktasına geldiğinde çok cömert davranıp iş sözleşmelerimizi daha kolay nasıl sonlandırabileceklerinin hesabını yapmaktadırlar. Mevcut çalışanları da en ufak cezalarla bile işlerinden ederek bu ülke ne kazanacaktır. Amaçlanan nedir. 1 Mart’taki torba kanunla, sözde bizlerin bu özverili çalışmalarını teşvik etmek için verildiği belirtilen ek ödemelerin alınan en ufak cezalarda bile kesileceği hükme bağlanmıştır. Uyarı cezasında 1 ay, kınama cezasında 2 ay, aylıktan kesme cezasında 3 ay bu ek ödemelerin kesileceği belirtilmiş ve bu kesintiler 6 ay olursa sözleşmemiz fes olacağı kanunda açıkça belirtilmiştir. Disiplin cezaları neticesinde ek ödeme kesintisi yapılamayacağını vurgulayan Anayasa Mahkemesi kararına ve ayrıca; bir fiile birden fazla ceza verilemez şeklindeki evrensel hukuk ilkelerine de aykırıdır.

TORBA KANUN MADDELERİ KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ OLUP ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR: Örneğin 2 yıllık sözleşme süresinde 3 kez işe geç kalan bir sağlık çalışanının sözleşmesi feshedilecektir. Bu gibi birçok absürt durumla karşı karşıya kalınmasının önü bu kanunla açılmış durumdadır. Bir çalışanın sözleşmesini feshetmek hiçbir kanunla bu kadar karşılaştırılmamalıdır. Afiliye hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarıyla ilgili bu kanun ile sözleşme süresi 3 yıldan 2 yıla indirilmiş ve 3 kez yazılı olarak ikaz halinde sözleşmenin feshedileceği düzenlemiştir. Çalışana motivasyon olsun diye verilen bir ek ödemenin kesilmesinin bir iş akdi sonlanma gerekçesi olması akla ve mantığa uymamakla beraber ne hukuki ne de vicdanidir. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir. Mevcut maddelerle ilgili hukuki mücadelemize başlamış olmakla beraber örgütsel mücadelemizin de davam edeceğini kamuoyuna duyuruyoruz”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/feed/ 0
CHP Milletvekili Aylin Yaman: Sağlık Sistemi Sadece Hekim Sayısına Endekslenmiştir https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aylin-yaman-saglik-sistemi-sadece-hekim-sayisina-endekslenmistir/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aylin-yaman-saglik-sistemi-sadece-hekim-sayisina-endekslenmistir/#respond Sat, 24 Feb 2024 00:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11411

CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, sağlık sistemindeki sorunların sadece uzman hekim sayısını artırarak çözülemeyeceğini belirtti. Yaman, iktidarın sağlık politikasını eleştirdi ve “sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır” dedi.

Yaman yaptığı açıklamad, Türkiye’de hekim sayısının yetersiz olduğunu ve bölgeler arasında sadece hekim sayısının artırımının da eksik olacağını belirterek, “sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir” ifadesini kullandı.

BÖLGELER ARASINDA DAĞILIM SORUNU MEVCUT”

Çözüm önerileri sunarken esas olanın her zaman sorunun doğru tespiti olduğunun altını çizen Yaman,  şunları kaydetti:

“Bu nedenle, sorunlara bakacak olursak hekim sayısının az olduğu doğrudur. Nitekim, 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 228’dir, bu sayı hala açıklanmamış olan 2022 yılı sağlık istatistiklerinden değil, haber bülteninden temin edilmiştir ve Avrupa Birliği ortalaması olan 397’nin çok altındadır fakat hekim azlığından daha çok dağılım sorunu mevcuttur. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 346 hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da 100 bin nüfusa sadece 151 hekim düşmektedir. Uzman hekim özelinde baktığımızda ise tablo daha vahimdir. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 157 uzman hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da sadece 69 uzman hekim düşmektedir.”

KADRO ARTIRILMASI GEREKLİDİR”

Pratisyen hekimler özelinde durumun daha da vahim olduğunu kaydeden Aylin Yaman, şöyle devam etti:

“Tüm ülkede 100 bin kişiye düşen pratisyen hekim sayısı sadece 63’tür. Üstelik uzman egemenliği olan İstanbul’da pratisyen hekim sayısı ülke ortalamasının çok daha altındadır. Bu durum, hekimleri tüketen temel konulardan biridir. Yapılması gereken açıktır, birinci basamak koruyucu hekimliğin merkeze konulması ve güçlendirilmesidir. Bu nedenle, aile hekimi uzmanı ve pratisyen kadrosunun da artırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, kontrollü akışının sağlanması için sevk zincirinin mutlaka konulması gerekmektedir.

Sağlık sistemi maalesef sadece hekim sayısına endekslenmiştir. Sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir.”

SÖZLEŞMELİ ÇALIŞMA HEKİMİ GÜVENCESİZ BIRAKMAKTADIR”

Kamuda istihdam biçimi sözleşmeli çalışmaya yönlendirilmek üzerine kurgulanmıştır. Bu tür çalışmayla sağlık çalışanı daha yüksek ücret alabilmektedir. Önerimiz, sözleşmeli çalışana verilecek yüksek ücretin temel ücret olarak 657 sayılı yasaya bağlı olarak kadrolu şekilde verilmesidir. Sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır. Bazı uzmanlık dallarını artırırken mutlaka uzun vadeli programlar yapılmalıdır. Örneğin, dahiliye uzmanlık dalı çoğunlukla yan dal geçişi olarak kullanılmaktadır. Genel dahiliye yaklaşımı gereken hastalık grupları için dahiliye uzmanı bulunamamaktadır. Planlama yapılırken sadece sayıya değil, bölüme özel duruma da bakılmalıdır.

Tükenmişlik, hekimin önündeki en büyük engeldir. Tükenmişliğin önüne geçmenin en önemli yolu ise hekime kaybettiği itibarı geri vermektir. İadeiitibar hekimi sözleşmeyle çalıştırarak değil güvence altına alarak gerçekleşebilir. Verdikleri emeğin karşılığını hem maddi hem de manevi olarak sunmak gerekir. Tek sorun maddiyat da değildir; özendirilmiş hasta şikayet hatları, bu kanun teklifiyle konulan disiplin ve para cezaları, sopa gibi her an üstlerinde gezdirilen idari takip mekanizmaları, hekimi yoğun hasta yükünden daha fazla tüketen ve değersiz hissettiren konulardır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aylin-yaman-saglik-sistemi-sadece-hekim-sayisina-endekslenmistir/feed/ 0
İzmir Tabip Odası Başkanı: Sağlıkta şiddetin caydırıcı cezalarla durdurulmasını bekliyoruz https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10890

HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’a saldıran üç kişi hakkında verilen 7 yıl 6’şar ay hapis cezasını değerlendirdi. Kaynak, “İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda, İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz” dedi.

İzmir’in Torbalı ilçesinde, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’ı Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadıkları tartışmadan aylar sonra ekmek almak için durduğu fırının önünde sopalarla saldıran üç sanık hakkında görülen davada sanıklara ayrı ayrı 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sanıklara verilen cezayı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Torbalı’da darp edilmiş bir aile hekimi arkadaşımızın mahkemesi sonuçlandı. Birinci derece mahkeme, üç saldırganın her birine yedi yıl altı ay olmak üzere bir hapis cezası öngördü. Bu aslında son derece önemli bir karar diye düşünüyorum. Çünkü sağlıkta şiddet aslında toplumun diğer alanlarında olduğu gibi özellikle de sağlık alanında günlük hayatımızı, sağlık çalışanlarını, hekimleri, hemşireleri ve tüm sağlık çalışanlarının günlük hayatını çok ciddi ve olumsuz etkileyen süreçlerden birisidir” diye konuştu.

“BU KARAR CAYDIRICI NİTELİKTE BİR KARAR KABUL EDİLEBİLİR”

Sağlıkta şiddete özendirici, sağlıkta şiddeti kolaylaştırıcı hiçbir harekette, hiçbir özendirici demeçte ve söylemde bulunulmaması gerektiğinin altını çizen Kaynak, şunları söyledi:

“Ne yazık ki şimdiye kadar kamu yöneticilerinin bir kısmı sağlıkta şiddeti meşrulaştırıcı bir söylem içerisinde de olabildiler. Bu son derece üzücüdür. Bugün verilen karar sağlıkta şiddeti aslında caydırıcı nitelikte bir karar diye kabul edilebilir. Çalışma alanının dışarısında sosyal yaşamda hekim arkadaşımız daha evvel tartışmış olduğu kişiler tarafından takip edilmek suretiyle çok ağır bir şekilde darp edilmiştir ve bu saldırganların daha sonra tutuksuz yargılanmaları ve şu anda da mahkemenin yedi yıl altı aylık her birine verilen cezayla sonuçlandırılması bir anlamda caydırıcı bir unsur olarak caydırıcı bir karar olarak görülebilir. Bu mahkeme sürecinde İzmir Tabip Odası olarak, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz”

Kaynak, sağlıkta şiddetin, hekimler, hemşireler ve tüm sağlık sağlık çalışanlarının hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranmalarına yol açtığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Sağlıkta şiddet gerçekten sağlık ordumuzun yirmi dört saat kesintisiz bir şekilde tüm toplumun sağlığını iyileştirmeye yönelik çabalarını engelleyici bir etki göstermektedir ve sağlık çalışanlarının hem moral olarak hem fizik olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Bu moralsizlik ve şiddet riski gerçekten başta hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının iş barışını, iç huzurunu, çalışma ortamına heveslerini ve insanlara yardım konusundaki çabalarını engelleyici çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle bu kararın çok önemli olduğunu ve sağlıkta şiddet konusunda caydırıcı bir nitelik kazanacağını umuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/feed/ 0