Yılmaz, Dünya Gazetesi öncülüğünde İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu’nda düzenlenen “İklim Ekonomisi-Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, ekonominin diğer birçok alanla bağlantılı olduğunu söyledi.
Ekonominin insan ve yaşam için olduğunu anlatan Yılmaz, güçlü çevre ve sürdürülebilirlik politikalarının bulunmadığı bir ortamda nesiller arası adaletin sağlanmasının mümkün olmayacağını vurgulayarak, küresel anlamda da bunun çok tartışıldığını, çevre konularının dünyanın da sıcak gündemi olduğunu dile getirdi.
Artık gelecekten değil şu an etkilerinin hissedildiği somut süreçten bahsedildiğine işaret eden Yılmaz, bir taraftan “Dünyayı bu hale kim getirdi?” tartışmasının diğer taraftan da dünyayı hep birlikte ortak çabayla koruma ihtiyacının olduğunu, bu ikisi arasında denge kurulmasının gerektiğini kaydetti.
Yılmaz, sorumlulukların ortak ancak kapasitelerin eşit olmadığını belirterek, özellikle gelişmiş ülkelerin teknoloji transferi ve finans desteğiyle bu sürece katkıda bulunmalarının hem tarihsel hem de bugünkü kapasitelerinin kendilerine yüklediği sorumluluğun gereği olduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, iklim ekonomisinin, çevresel sürdürülebilirliği ve düşük karbonlu teknolojilere geçişi destekleyen politikaların uygulanmasını gerektirdiğini belirterek, yeşil tahvillerin ve diğer sürdürülebilir finansman araçlarının çevresel fayda sağlayan projelere sermaye akışını artırıp iklim değişikliğiyle mücadelede önemli rol oynadığını dile getirdi.
Temiz enerjiye, kaynak verimli teknolojilere ve sürdürülebilir gelişmelere yatırımların artmasının biyolojik çeşitliliğin korunmasına da yardımcı olduğunu söyleyen Yılmaz, sürdürülebilir projelere yapılan yatırımların istihdam oluşturduğunu kaydetti.
Yılmaz, 2023’te yeşil tahvil ihraçlarının dünya çapında 1 trilyon doları aştığını, bunun 2022’ye kıyasla yüzde 42’lik artış anlamına geldiğini belirtti.
Bununla birlikte dünya çapındaki en büyük 1200 şirketin kazancının yüzde 49’unun “sürdürülebilir kalkınma amaçları”na katkıda bulunan ticari faaliyetlerden elde edildiğini anlatan Yılmaz, pandemi süreci ve sonrasındaki etkilerle dünyanın ilk defa sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde geriye gittiğini, bunun telafisi için şimdi dünya olarak daha fazla çalışılması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, dünyada sürdürülebilir finans piyasasının büyüklüğünün 2030’da 30 trilyon dolara geleceğinin öngörüldüğüne dikkati çekerek, bu verilerin küresel sürdürülebilir finans piyasasının hızla büyüdüğünü, yeşil finansman araçlarına talebin arttığını gösterdiğini ifade etti.
2053 Yılı Net Sıfır Emisyon Hedefi ve Yeşil Kalkınma Vizyonu
Türkiye’de de yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir finans alanlarındaki çalışmaların hızlandığına dikkati çeken Yılmaz, Türkiye’nin 2053’e ilişkin önemli hedeflerinun bulunduğunu vurguladı.
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyetimizin 100 yılını geride bıraktık. 100 yıllık bir birikim zemininde ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı. Bu yüzyılda yeni hedefler ve ufuklarla yolumuza devam ediyoruz. Bunlar arasında en önemli hedeflerimizden biri 2053 Yılı Net Sıfır Emisyon Hedefi ve Yeşil Kalkınma Vizyonumuz çerçevesinde düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik somut adımlar. Cumhurbaşkanımız, bu konuda gerekli vizyonu ortaya koymuş durumda. Ülkemizin resmi politika dökümanlarına da bu vizyon yansımış durumda.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın başlattığı “Sıfır Atık” hareketinin de çevre ve atık yönetiminde yenilikçi çözümler sunup dünyaya ilham verdiğine işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarıyla uyumlu yol haritası belirlemek açısından güçlü bir birikime ve altyapıya sahip olduklarının altını çizdi.
12. Kalkınma Planı’nın omurgasını yeşil ve dijital dönüşüm oluşturuyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonomik büyümeyi çevresel sürdürülebilirlikle destekleyecek politikaların, Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planı’nda geniş şekilde yer aldığını belirterek, ekonomik büyümeyi arzu ettiklerini, bunu da sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle sağlamaya gayret ettiklerini söyledi.
12. Kalkınma Planı’nın omurgasını yeşil ve dijital dönüşümün oluşturduğunun altını çizen Yılmaz, “Sürdürülebilirlik Endeksi”, “Sürdürülebilir Tahvil Çerçeve Dokümanı”, “2022-2025 Sürdürülebilir Bankacılık Stratejik Planı”, “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”, “Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın yayımlanması” gibi çalışmaların da tamamlandığını, Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerini sınıflandırmak ve çevresel hedeflere ulaşmak için standartlar belirlemek amacıyla yapılan “taksonomi” adı verilen çalışmanın da çok önemli olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliğinin (AB) “Yeşil Taksonomisi”ni sürdürülebilir ekonomik faaliyetleri sınıflandırmak için ayrıntılı kriterler sunan ve örnek oluşturan model olarak kendilerinin de örnek aldığını söyleyen Yılmaz, Türkiye’de hazırlık çalışmaları devam eden “Ulusal Yeşil Taksonomi”yle “AB Taksonomi”sinin uyumunu sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
“2023’te ülkemiz hazinesinin ilk yeşil tahvil ihracı gerçekleştirilmiştir”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, iklim dostu politikalarla hedeflere ulaşmak için sürdürülebilir finansmana erişim sağlamanın ve finansmandan faydalanmanın da önemli olduğunu vurguladı.
Dünyadaki bu tartışmalara işaret eden Yılmaz, “Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine sadece devletlerin, kamunun kaynaklarıyla ulaşmamız mümkün değil. Hele hele pandemi sonrası dönemde artan kamu borçluluğunu düşündüğünüzde, kamunun genel tablosuna baktığınızda, mutlaka özel sektörle birlikte bu hedeflere ulaşmanız gerektiğini görürsünüz.” değerlendirmesini yaptı.
Merkez Bankasının “Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK)” programını yeni bir çerçevede yapılandırdıklarına değinen Yılmaz, finansmanın tesisinde firmalara Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca verilen “Teknoloji/Strateji” puanında yatırımın yeşil üretim performansına ve sürdürülebilirliğe katkısına da ilave not eklendiğini dile getirdi.
Yılmaz, farklı piyasalardan fonlama sağlama konusunda uluslararası sermaye piyasalarında aktif ülkelerden biri olduklarına dikkati çekerek, geleneksel borçlanma piyasalarının yanı sıra son yıllarda önemi giderek artan uluslararası sürdürülebilir tahvil ve sukuk piyasalarından finansman sağlanması yönünde de adımlar attıklarını belirtti.
Bu doğrultuda ön koşul olan “Sürdürülebilir Finansman Çerçeve Dokümanı”nın uluslararası mevzuat ve ilkelerle uyumlu şekilde 12 Kasım 2021’de tamamlanarak yayımlandığına dikkati çeken Yılmaz, şunları ifade etti:
“İklim finansmanı ve sürdürülebilir kalkınma stratejimizin önemli bir kaynağı olan bu belge, aynı zamanda özel sektörümüz için de yol göstericidir. Bu belge, ülkemiz hazinesinin yeşil, sosyal ve/veya sürdürülebilir tahvil ve sukuk ihracı gerçekleştirmesine olanak tanımaktadır. Çerçeve doküman kapsamında 5 Nisan 2023’te ülkemiz adına uluslararası sermaye piyasalarında 2,5 milyar ABD doları tutarında ülkemiz hazinesinin ilk yeşil tahvil ihracı gerçekleştirilmiştir. Tahvil ihracı öncesinde gerçekleştirilen yatırımcı görüşmelerinin de yardımı ve yayımlanan bu belgenin etkisiyle, yatırımcılardan güçlü bir talep geldiğini görüyoruz.”
Yılmaz, orta ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin finansmanına, iklim hedeflerinin sağlanmasına, özellikle depremden etkilenen bölgelerde yeniden sürdürülebilir altyapı sistemlerinin oluşturulmasına ve ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla sürdürülebilirlik temalı tahvil ihraçlarına devam edeceklerini vurguladı.
“Elde edeceğimiz kaynaklar, özel sektörümüzün yeşil dönüşüm ihtiyacında kullanılacak”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sürdürülebilir finansın, daha iyi bir gelecek inşa etmenin temel taşını oluşturduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Türkiye Yüzyılı’nda iklim dostu politikalarla geleceğimizi güvence altına alırken sürdürülebilirlik finansmanını güçlendirerek ekonomik büyümemizi de destekleyeceğiz. Geçmişte çok yaşandı bu tartışmalar, ‘Çevre mi, ekonomik büyüme mi?’ şeklinde. Tabii ki kısa vadede veya dar çerçevede bu tartışmalar zaman zaman anlamlı olabilir ama geniş bir perspektifle bakarsanız bu tartışmanın hiçbir anlamı yok. Özellikle de Türkiye için çevreyi koruyucu, sürdürülebilirliği sağlayıcı politikalarla rekabet gücünü arttırıcı, cari açığı düşürücü, makro istikrarımızı sağlayıcı politikaların birbirini destekler mahiyette olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim.”
Ana politikalarına çevre politikalarının da entegre edildiğine dikkati çeken Yılmaz, “Karbon nötr hedeflere ulaşmak için yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımları artırarak hem çevreyi koruyucu hem de ekonomik kalkınmamızı sürdürülebilir kılacağız. Bu noktada Yatırım Ortamının İyileştirilmesi ve Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmaları kapsamında en önemli başlıklarımızdan biri olan ‘İklim Yasası’ hazırlıklarında son aşamaya gelmiş durumdayız. Kanunun 2024 yılı içerisinde TBMM’nin takdirine sunulmasını bekliyoruz. Böylece yakın zamanda ülkemizde, AB Yeşil Mutabakatı’yla uyumlu ulusal bir ‘Emisyon Ticaret Sistemi’ de kurulmuş olacaktır. Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında elde edeceğimiz kaynaklar, özel sektörümüzün yeşil dönüşüm ihtiyacı için kullanılacaktır, ana felsefemiz bu.” şeklinde konuştu.
]]>TÜRK Silahlı Kuvvetlerinin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliğini taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’nün gece safhası gerçekleştirildi. Seçkin Gözlemci Günü’nün gece safhasında, planlanan senaryo kapsamında topçu atışları ile desteklenen amfibi harekatı icra edilerek, hedefler kara ateş destek vasıtaları, savaş uçakları ve taarruz helikopterleri ile vuruldu.
Türkiye’nin ev sahipliğinde, Ege Ordusu Komutanlığı sevk ve idaresinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliği taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’nün gece safhası düzenlendi. İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey mevkisinde düzenlenen Seçkin Gözlemci Günü’nün ilk gününü Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, kuvvet komutanları ve diğer ülkelerden seçkin gözlemciler takip etti. Seçkin Gözlemci Günü’nün gece safhasında planlanan senaryo kapsamında, topçu atışları ile desteklenen amfibi harekatı icra edilerek hedefler, kara ateş destek vasıtaları, savaş uçakları ve taarruz helikopterleri ile vuruldu. Tatbikata 9 bin 139’u milli ve 45 ülkeden bin 745 misafir olmak üzere toplam 10 bin 884 personel katıldı.
‘TATBİKATTA PLANLANAN HEDEFLER ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’
Tatbikatta ilk olarak, denizden ve havadan sızma harekatı gerçekleştirilerek, planlanan hedefler etkisiz hale getirildi. Ön Kuvvet Harekatı kapsamında, ATAK bot ile süratli bot bölgeye intikal edip, denize bırakıldı ve keşif harekatı gerçekleştirildi. Ön Kuvvet Harekatı ve müteakiben icra edilen Amfibi Harekat ile Hava Hücum Harekatını’nın desteklenmesi kapsamında tespit edilen hedefler; keşif, gözetleme ateş destek unsurları ile taarruz helikopterleri tarafından eş zamanlı ve koordineli olarak ateş altına alındı.
Tatbikatın devam eden kısmında, düşmana yardım götüren gemi ele geçirildi. Ön Kuvvet Harekatı’nı destekleyen atışlar kapsamında, planlı hedefler topçu ve havan unsurları ile ateş altına alındı. Ön Kuvvet Harekatı’nı destekleyen atışlar kapsamında, hedefler hava gücü ile ateş altına alınıp, ardından tespit edilen sualtı mayınlarının tahribi sağlandı. Ön kuvvet harekatını destekleyen atışlar kapsamında planlı hedefler, topçu unsurları ile ateş altına alındı.
MUHAREBE ARAMA KURTARMA GÖREVİNİN İCRASI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Senaryo kapsamında gerçekleştirilen harekatta, amfibi birlikler limbo ve yükleme bindirilerek Amfibi Taktik Aldatma Harekatı yapıldı. Hazırlık atışları kapsamında planlı hedefler, hava gücü tarafından ateş altına alındı. Sonrasında Amfibi Keşif Harekatı gerçekleştirildi. Taarruz helikopterleri, inme bölgesinde tespit edilen hedefleri atışlarla etkisiz hale getirdi.
Harekatın devamında, Hava Hücum Harekatının icrası yapıldı. Düşmana ait unsurlara hava başı tesis eden dost birliklere müdahale edildi. Ardından, karşıt kuvvet topçu atışları ile baskı altına alındı. İnen birlikler tarafından, düşman tankları tanksavar silahı ile ateş altına alındı. Karşıt kuvvet, havan atışları ile baskı altına alındı. Hava Hücum Harekatının icrasında 1’inci dalga kapak atma mevkisine intikal etti ve sahile darbe atışları yapıldı. Topçu ve havan atışları düzenlendi. 1’inci dalganın kapak atmasının ardından, amfibi hücumu destekleyen topçu atışları yapıldı. Amfibi harekatı destekleyen istihkamcılık faaliyetleri gerçekleştirildi.
Muharebe Arama Kurtarma (MAK) görevinin icrası gerçekleştirildi. Ana karada amfibi yükleme/ bindirme yapan unsurlar, hava taarruzuna maruz kaldı ve tespit edilen hava hedefleri, hava savunma silahları ile ateş altına alındı.
BİRÇOK SİLAH VE ARAÇ İLK KEZ KULLANILDI
EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında; Kara Harekatı’nda ilk defa atışlı bir tatbikatta; Yeni Nesil Fırtına-2 ve Boran obüsü, PARS OMTAS Kuleli Tekerlekli Araç, Araca Monteli Mayın Tespit Sistemi, KARGU Hedefe Yönlendirilebilen Mühimmat Sistemi, BAHA İnsansız Hava Aracı, TOGAN Otonom Döner Kanatlı Gözcü İHA Sistemi, Füzyon Silah Gece Görüş Dürbünü, MİLKAR Taarruz Sistemleri, C-70 Termal Silah Nişangahı, E- 60 Termal Silah Dürbünü, A-960 Gündüz Görüş Dürbünü, A-600 Gece Görüş Dürbünleri, Silah Tespit Radarı, SERHAT ve ACAR Radar Sistemleri, İHTAR İhasavar Sistemi, Şişirilebilir Sahte Tank ve Sistemler kullanıldı.
Deniz harekatında ise TCG ANADOLU çok maksatlı amfibi gemi ve TCG PİRİREİS denizaltı, TCG DERYA ikmal muharebe destek gemisi ile TCG İSTANBUL Fırkateyni, Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (ZAHA) yer aldı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nca; Helikopterden Havadan Tahliye Platformu, MİKON Mikro Kamikaze Dron, BOYGA Havan Mühimmatı Taşıyan Döner Kanatlı İHA, MX-908 Patlayıcı Madde Tespit Cihazı, Urgan İp Kamera Sistemi, Cadex Keskin Nişancı Tüfeği ve Night Force Atacr Silah Üstü Optik Dürbün gibi muhtelif silah ve sistemler farklı şekillerde ve ilk defa atışlı bir tatbikatta kullanıldı.
EFES-2024 Seçkin Gözlemci Günü’nün gündüz safhası, 30 Mayıs’ta gerçekleştirilecek.
]]>Dernekten yapılan açıklamada, Türkiye’nin hızla yaşlandığı, 65 yaş ve üstü insanların genel nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçtiği ve bu oranın gelecek yıllarda hızla artacağı ifade edildi.
Seçmenler arasında yaşlı ve yaşlanmakta olanların oranının çok daha yüksek olduğuna dikkati çekilen açıklamada, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre, her 5 seçmenden birinin 60 yaş ve üzerinde olduğu aktarıldı.
Açıklamada, 65+ Yaşlı Hakları Derneğinin yıllardır çok sayıda belediye ile yürüttüğü çalışmalar, sahada gerçekleştirdiği taramalar, uzman ve akademisyenleri bir araya getirdiği atölyelerden hareketle belediye yönetimine aday olan siyasetçilerin, faaliyet planlarına alabileceği bir dizi somut hedefi içeren “Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” oluşturduğu bildirildi.
Yaşlılar için hizmet üretmenin artık siyasetçiler için de öncelik kazandığı vurgulanan açıklamada, “Bu amaçla, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday olan siyasetçileri Yaş Dostu Kent Sözleşmesi’ni imzalamaya çağırıyoruz.” denildi.
Belediyenin, DSÖ’nün “Yaş Dostu Kentler Ağı”na üye olabilmesi hedefleniyor
Açıklamada, sözleşmede hedeflerin 2 ila 5 yıllık vadeye göre ayrıldığı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:
“İki yıllık vadede, ağırlıkla belediyenin kendi içinde yapacağı, yaşlılık konusunda farkındalık ve bilinç oluşturma eğitimleri, belediye birimleriyle ilgili temel düzenlemeler var. Ayrıca yasal bir hak olan ücretsiz toplu taşımanın güvence altına alınması da kapsanıyor. Beş yıllık vadede ise daha kapsamlı planlama ve bütçeleme gereken hedefler var. Belediyenin en az bir tam donanımlı ve uzman personelli yaşlı yaşam merkezi kurması, bu hedeflerin başında geliyor. Ayrıca, kendi yaşlısına bakan kişilere, her hafta en az yarım gün serbest kalabilecekleri şekilde bir destek programı başlatılması öngörülüyor. 65+ Yaşlı Hakları Derneği, bu sözleşmeyle 5 yıllık dönemin sonunda belediyelerin yaşlı hemşerileri için hak temelli hizmet anlayışı geliştirmesini, yaşlıları muhtaç değil hak sahibi bireyler olarak görmesini, karar verme süreçlerine dahil etmesini hedefliyor.”
Bu hedeflerin amacına değinilen açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) oluşturduğu “Yaş Dostu Kentler Ağı”na belediyenin üye olabilecek duruma gelmesinin nihai hedef olduğu kaydedildi.
“Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” neler içeriyor?
Sözleşmeden kısa başlıklara da yer verilen açıklamada, 2 yıllık vadede hedeflenenler şöyle aktarıldı:
“Yaşlılar için tek noktada çözüm. Çağrı merkezinde yaşlılar için özel düzenleme. Yalnız yaşayan yaşlılar için ‘Alarm Butonu’ uygulaması. Belediye bünyesinde; çalışanlar için yaşlı farkındalık eğitimleri, yaşlılara yönelik şiddet, ihmal, istismar ve sömürüye karşı bilinç oluşturma, yetkinlik belirleme, kurum içi eğitim, uzman istihdamı, yaşlıların beklentilerini karşılayacak erişebilecekleri gündelik kurslar, yaşlıları ayrıştırmayan sosyal ve kültürel faaliyetler, yalnız yaşayan yaşlıların konutlarını güvenli ve yaşlı dostu hale getirmek. Yaşlılar için engelsiz, erişilebilir kullanım alanları, ücretsiz toplu ulaşım güvencesi.”
Açıklamada, 5 yıllık hedefler ise şu şekilde sıralandı:
“En az bir tam donanımlı yaşlı yaşam merkezi, kendi yaşlısına bakanlara destek programı ve gönüllü gençlerle yaşlılar için kuşaklararası program. Yaşlılar için dijital uçurumu kapatmak. Yaşlıların hizmet ve tesislere ulaşımını kolaylaştıracak ek araçlar. Yaşlı hemşerilerimizin karar alma süreçlerine katılmalarını sağlayacak kurumsal çözümler. Yaşlıların kent bilincini canlı tutabilmek için kent belleğini korumak. Stratejik planda kapsama, bütçede kaynak. DSÖ Yaş Dostu Kentler ağına üyelik başvurusu.”
“Yaşlılara hizmet götürmeyi, haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmeliyiz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, yaşlılar için hizmet üretmenin siyasetçiler için de öncelik kazandığını, ancak yaşlılığı bir sorun yumağı olarak görmenin hata olacağını ifade etti.
Prof. Dr. Kazancıoğlu, “Yaşlılığı, yaşamın doğal evresi olarak kabul etmemiz, yaşlılara hizmet götürmeyi bir iyilik ve yardımseverlik tercihi olmanın ötesinde insan olmaktan gelen tüm haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Kuşadası ilçesinde turizm sektörü temsilcileriyle bir otelde bir araya gelen Ersoy, konuşmasında turizmde 2019’da rekorlar kıran Türkiye’nin pandemi sürecinden en hızlı çıkan ülke olduğunu, olumsuzluklara rağmen 2023’ü de rekorla kapattıklarını ifade etti.
2028’e kadar çok ciddi hedefler koyduklarını, bu hedeflere de her sene rekorlar kırarak ulaşacaklarını kaydeden Ersoy,”60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir hedefiyle yıla başladık. İlk veriler de iyi geliyor. Ziyaretçi rakamlarında çok ciddi artışlar var. Rezervasyonlar da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde devam edersek 2024 hedeflerimizi de rahat bir şekilde gerçekleştireceğimizi umuyoruz.” diye konuştu.
Kuşadası ve Ege’nin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Ersoy, Kuşadası’nın turizm geçmişinin çok eskiye dayandığını, özellikle kruvaziyer turizminin ana merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
???????- “Kazı bütçelerini artırıyoruz”
Yabancı kazı başkanlarının görev yaptığı arkeolojik kazılarda çalışmaları 12 aya çıkardıklarını bildiren Ersoy, “Geleceğe Miras” projesiyle gelecek 4 yıl için iddialı hedeflerin konulduğuna işaret etti.
Türkiye’nin arkeolojik zenginliğinin yüzde 10’unun kazılarla ortaya çıkarıldığını dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Yüzde 90’ı aslında hala toprak altında. Eğer kazdıklarınızı koruyamayacaksanız, restore edip üst yapıyı oluşturamayacaksanız toprak altında kalması daha faydalı olur. Doğru ve düzenli bir kaynak aktarımı yapmanız lazım. Önce kazmalı sonra korumalı sonra restore etmelisiniz, peş peşe götürürseniz o zaman kazmak faydalı. Ama bunlar bizi turizmde rakiplerimizden ayrıştıran, cazibe noktası olmamızı sağlayan ürünlerimiz. İşte bugün Afrodisias’da göreceksiniz çok ciddi bütçeler ayırdık. Şöyle örnek vereyim. 2019’da bizim kazı bütçemiz 36,7 milyon liraydı. Geçen sene bu rakamı kazı ve restorasyonu da dahil ederek 1,1 milyar liraya çıkardık. Bu seneki bütçemiz de 6 milyar lira olacak. Yani çok ciddi şekilde bütçeleri artırıyoruz. Kazı başkanlarımız, bize projelerini gönderiyor ve hızlı bir şekilde bu sene itibariyle bütün projeleri hayata geçiriyoruz.”
“Yerel yönetimlere çok ciddi görevler düşüyor”
Arkeolojik zenginliğin turizmin 12 aya yayılması hedefi kapsamında önemli olduğunu da kaydeden Ersoy, Kuşadası’nın 8-9 aylık bir sezonla anılması gerektiğini, kültür turizmiyle bunu başaracaklarını aktardı.
Turizmde hedeflerin yakalanması için yerel yönetimlere de ciddi görevler düştüğünü, yol, atık su, içme suyu gibi altyapı yatırımlarının tamamlanmasının önemli olduğunu belirten Ersoy, bu hedeflere ilçedeki tüm paydaşların sahip çıkması gerektiğini kaydetti.
Toplantıda söz alan AK Parti Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Mustafa Savaş da seçildikleri takdirde yerel yönetim olarak turizm alanında hayata geçirmeyi öngördükleri projeler hakkında bilgi verdi.
Programa, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten ve AK Parti MKYK Üyesi Umut Tuncer de katıldı.
]]>Artistik cimnastikte 2019 yılında Almanya’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda halka aletinde altın madalya kazanarak büyüklerde dünya şampiyonu olan ilk Türk cimnastikçi ünvanını elde eden İbrahim Çolak, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.
2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda hem bireysel hem de takım olarak birden fazla madalya hedeflediklerini vurgulayan Çolak, “Tokyo’dan sonra Paris Olimpiyat Oyunları’na ilk defa takım olarak katılmaya hak kazandık. Kota alan tüm arkadaşlarımı ve ekibi tebrik ediyorum. Gerçekten kolay bir şey değil. Orada takım olarak yarışacağız. Aynı zamanda bireysel hedeflerimiz de var, onlar için de yarışacağız. Öncelikli hedefimiz her zaman takımdı ve böyle olmaya da devam ediyor. Antrenman programlarımız planlandı. Bunun önceden planlanması çok önemli. Antrenman programlarımız şu anda yüklenme zamanı olduğu için bizi biraz zorluyor. 2024 yılı içerisinde daha kendimizden emin bir şekilde devam edeceğimize ve yaptığımız antrenmanların bize güzel sonuçlar olarak geri döneceğine inanıyorum. Hedefimiz Paris Olimpiyat Oyunları’nda, Tokyo’da Ferhat Arıcan arkadaşımızın kazandığı bronz madalyanın üstüne koymak, birden fazla madalya kazanmak. Bu gümüş olur, altın madalya olur. Bunu başarmayı hedefliyoruz. Biz de bu kapasite çok fazla var. Potansiyelimiz gerçekten çok yüksek. İnşallah bunu Paris’te tam anlamıyla gösterebileceğiz” diye konuştu.
“Biz başarı elde ettikten sonra insanlar cimnastik ile ilgili bilinçlendi”
Son yıllarda kazanılan başarıların ardından Türkiye’de cimnastik sporuna olan bakış açısının olumlu yönde değiştiğinin altını çizen milli sporcu, “Bana önceden cimnastikle ilgili çok komik sorular soruluyordu. ‘Cimnastik bir kız sporu değil mi?’, ‘Cimnastikle bu vücudu nasıl yaptın?, Öyle bir şey olmaz’ gibi sorular soruluyordu. Biz başarı elde ettikten sonra cimnastik medyada daha çok gündem oldu ve insanlar bu konuda daha da bilinçlendi. Böyle sorular soran artık kalmadı. Bunun yanında genç sporcular ve aileleri, cimnastiği o kadar öğrendi, bilinçlendi ki hem çocuklar cimnastikçi olmak istiyor, cimnastik yapmak istiyor hem de aileler çocuklarını bütün sporların temeli olan cimnastikle spora başlatmak istiyor. Bu konuda da tabii ki aldığımız başarılar çok büyük bir etken. Buna ön ayak olabildiğimiz için çok mutlu ve gururluyuz. Türk sporunda bir değişim oldu. Cimnastik zaten dünyada çok popülaritesi olan bir spor branşı ve artık bu Türkiye’de de böyle olmaya başlıyor. Tabii ki daha ulaşamadığımız çok yerler var. Ama son 5 yıla baktığımızda o ilerlemeyi görebiliyoruz. Böyle olması hedeflerimizi başardığımız ve daha büyük hedeflere de ulaşacağımız anlamına geliyor” dedi.
“Genç sporcular kendilerine imkansız gibi görünen hedefleri koysunlar”
İbrahim Çolak, ‘Cimnastik ile ilgilenmek isteyen genç sporculara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz’2 sorusuna ise, “Spor hayatlarına cimnastikle başlamalarını tavsiye ederim. Çünkü cimnastik bütün sporların temeli. Ama herkesin yatkınlığı, fiziksel yapısı, genetiği çok farklı. O yüzden illa cimnastikçi olsun diye değil ama spor yapmalarını tavsiye ediyorum ve o sporda da kendilerine büyük hedefler koysunlar. Başkaları tarafından imkansız gibi görünen hedefleri koysunlar. Böyle olduğu takdirde o hedefe doğru giderken zaten birçok başarı elde ediyorsunuz. En sonunda da herkesin o imkansız gibi baktığı hedefi, başarıyı siz kazanıyorsunuz. Şu anda baktığınızda ilkleri başarmış sporcuların, şampiyon sporcuların o başarıya giden yoldaki hikayeleri birbirine çok benziyor. Herkes fedakarlık yapıyor, sabrediyor, çok çalışıyor. Eğer pes etmezlerse o imkansız gibi görünen hedefe ulaşmış, ismini tarihe yazdırmış ve ülkesi için çok büyük bir başarıya imza atmış oluyorlar” şeklinde cevap verdi.
“Cimnastikte çok güçlü bir jenerasyon geliyor”
Aktif sporculuk kariyerini sonlandırdıktan sonra bilgi ve tecrübelerini genç sporculara aktarmak istediğine de değinen 28 yaşındaki cimnastikçi, “Şu anda ‘Şu isim var’ diyemem ama jenerasyon olarak çok güçlü bir jenerasyon geliyor. Bizim gözümüz arkada kalmayacak. Ben bundan eminim. Tabii ki sporculuk kariyerimiz bittikten sonra da bizden sonraki nesil için bildiklerimizi, tecrübelerimizi en iyi şekilde aktarıp, onların da bizlerin elde ettiği başarılara ulaşmasını sağlayacağız. Bunun için de elimizden geleni yapacağız. Biz çok şükür bu başarıları elde ettik ve onların da belki ufkunu genişletmiş olduk. Bu noktada da bir öncü olmanın mutluluğunu, gururunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>