Hdp – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 17 May 2024 21:42:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Dem Parti’den Kobani Davası Kararı Sonrası Üç İlde Buluşma Çağrısı…”Yumuşama Siyasetinin Emareleri Buysa Normalleşmeyi Düşünemiyoruz” https://www.haber60.com.tr/dem-partiden-kobani-davasi-karari-sonrasi-uc-ilde-bulusma-cagrisi-yumusama-siyasetinin-emareleri-buysa-normallesmeyi-dusunemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/dem-partiden-kobani-davasi-karari-sonrasi-uc-ilde-bulusma-cagrisi-yumusama-siyasetinin-emareleri-buysa-normallesmeyi-dusunemiyoruz/#respond Fri, 17 May 2024 21:42:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32204 (ANKARA)- Kobani Davası’nda kararların açıklanması üzerine DEM Parti, Merkez Yürütme Kurulu olağanüstü toplandı. Toplantı sonrası açıklama yapan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, ” Türkiye’nin umuduna dönük bir tuzak kurulmaya çalışıldığını söylüyoruz. Biz bu tuzağa düşmedik, düşmeyeceğiz. Yumuşama siyasetinin emareleri buysa normalleşmeyi düşünemiyoruz Muhalefet beraber ses yükseltseydi bugün HDP’li siyasetçiler içeride olur muydu? diye düşünmeye kamuoyunu davet ediyoruz. Yarın ‘Herkes için demokrasi herkes için özgürlük’ diyerek üç şehirde Adana’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da bir araya geliyoruz” dedi.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Kobani Davası’nda mahkeme toplamda 5 tahliye, 12 beraat, 13 tutukluluğa devam kararı verirken, firari 72 sanık hakkındaki dosya da ayrıldı. Çıkan kararlar sonrasında DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu olağanüstü toplandı.

Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Bu bir intikam davası dediğimizde, bile isteye bir iktidar bloğunun çıkarları uğruna kullanılıyor bu dava dediğimizde dünkü kadar karşılık bulsaydı bugün biz 400 yılı aşan cezalandırmadan bahsediyor olmazdık” dedi.

“TALİMATLI YARGILAR BİLE BU GERÇEĞİN ÜSTÜNÜ ÖRTECEK KARAR VEREMEDİ”

Kobani davasının iktidar tarafından araçsallaştırıldığını belirten Doğan, şunları söyledi:

“Kobani IŞİD’e karşı verilen mücadele ortaya koyulan dayanışma HDP’nin siyaset felsefesini, bedeller ödeyerek geldiği yolu alaşağı ettiği yüzde on barajını hatırlayalım. Farklı inançlar temsil edilmesin diye o baraj tutuldu. O baraj HDP tarafından alaşağı edildi. Siyasetçilere 400 yıl ceza verildi. Yumuşama tartışmaları sürerken. Yumuşama siyasetinin emareleri buysa normalleşmeyi düşünemiyoruz. Mahkumiyet kararlarının hukuken hiçbir karşılığı yok. Her defasında hukukun işletilmediğini söyledik. Bu talimatlı mahkemeler dahi bu gerçeğin üstünü örtecek bir karar veremedi. Kumpas nasıl kuruldu? 6-8 Ekim olayları gerekçe gösterildi, can çekişen bir çözüm süreci vardı. Kobani kuşatma altındaydı, bir çağrı yapıldı. Yaşanan her şeyin müsebbibi olarak HDP gösterildi. Öldürülen insanların HDP’li olduğunun söylenmesine rağmen, mecliste komisyon kurulması talebinin reddine rağmen, o insanları bu siyasetçiler öldürdü denildi. Mahkemeler bu konuda beraat verdi.”

“ERDOĞAN SİYASİ MÜHENDİSLİK YARATMAYA ÇALIŞTI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın miting alanlarında Kürt siyasetçiler ve HDP ile ilgili algı yaratmaya çalıştığını söyleyen Doğan, “Erdoğan siyasal mühendislik yaratmaya çalıştı. Yıllarca bu propagandayı yaymak ve toplumsal karşılık yaratmak için devletin bütün imkanları kullanıldı, kullanılmasına göz yumuldu.” dedi.

“MAHKEME HENÜZ A HARFİNDEYKEN TWEET ATTI”

Kobani davasının kararları okunurken sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın kullandığı ifadelere de tepki gösteren Doğan, “İçişleri Bakan yardımcısı, mahkeme henüz a harfindeyken bir tweet attı. Aynı algıyla devam ettiler. Kobani davası hakikaten bir kumpas davasıymış. Sadece Kürt siyasetçilere değil bizatihi Türkiye’ye kurulmuş bir kumpas. Buna tepki koymazsak hepimize hep birlikte kaybettirir. Biz o yüzden herkes için özgürlük ve demokrasi diyoruz. Can Atalay davası, Gezi davası, Kobani davaları arasında ayrım yapmadan tutum alınması gerektiğini söylüyoruz. Türkiye’de bir arada yaşama dönük bir kumpas davası bu.” dedi.

Ayşegül Doğan, sözlerini şöyle devam etti:

“GURUR DUYULMASI GEREKEN YARGININ MİLLİ KARAKTERİ DEĞİL, ADİL KARAKTERİ”

Türkiye’nin umuduna dönük bir tuzak kurulmaya çalışıldığını söylüyoruz. Biz bu tuzağa düşmedik, düşmeyeceğiz. Siyaseten ısrardan vazgeçmeyeceğiz. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ milyonların iradesi. Siz milyonlarca insanın iradesiyle böyle talimatlarla, bazı siyasi partilerin koridorlarında kararlar veremezsiniz. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı diyor ki; ‘Milli yargımızla ne kadar gurur duysak az’ gurur duyulması gereken şey yargının milli karakteri değil, bağımsız, adil karakteri olmalı. Bir parti lehine kararlar veren bir yargı nasıl olabilir. Cezaların nedeni söz konusu siyasetçilerin yaptığı konuşmalar ve açıklamalar başka bir şey yok.

Muhalefet beraber ses yükseltseydi bugün HDP’li siyasetçiler içeride olur muydu? diye düşünmeye kamuoyunu davet ediyoruz. Hepimiz biliyoruz ki Demirtaş’ları, Yüksekdağ’ları özgürleştirecek tek güç adalet ve eşitlik talebini örgütlemektir. Tarih bunun ispatlarıyla dolu. Hiçbir iktidar ve mahkeme adil bir yargılama söz konusu olmadığı için milyonlarca kişinin seçtiği, kendine adına konuşma yetkisi verdiği insanları bu kadar yıl haksız hukuksuz yere hapiste tutamaz. Bu davada sonuç, Kürt meselesinde çözümsüzlük politikalarına dönüldüğü ve bu yöntem tercih edildiği için karşımıza çıktı. Tahliye edilmeyen herkesin o hapishanelerde çıkarılması lazım. Aksi halde bizim normalleşmeden bahsetmemiz mümkün olamaz.

“ADANA, DİYARBAKIR VE İSTANBUL’DA BULUŞMA YAPACAĞIZ”

Yarın ‘Herkes için demokrasi herkes için özgürlük’ diyerek üç şehirde Adana’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da bir araya geliyoruz. Bir arada ses çıkarmazsak bizi daha da zor günler bekler. Zor günleri yan yana gelerek, sesleri çoğaltarak alt etmeyi başardı. Adana’da Diyarbakır’da İstanbul’da yapacağımız buluşmaya demokratik kamuoyunu, özgürlük eşitlik talebi olan herkesi davet ediyoruz. Bu buluşmalar sürecek. Kobani davası kararları DEM Parti için yeni bir mücadele kavşağı. Mümkün olsa demek ki idam cezası verilecekti siyasetçilere; sadece düşüncelerini açıkladıkları için.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-partiden-kobani-davasi-karari-sonrasi-uc-ilde-bulusma-cagrisi-yumusama-siyasetinin-emareleri-buysa-normallesmeyi-dusunemiyoruz/feed/ 0
Kobani Davası’nda Verilen Cezalar Protesto Edildi https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi-2/ https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi-2/#respond Fri, 17 May 2024 00:42:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32124 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- Kobani Davası’nda verilen cezalar İzmir’de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyeleri tarafından protesto edildi. DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Mehmet Kuruş, İl Başkanlığı binası önünde yaptığı açıklamada, verilen kararların siyasi olduğunu ifade ederek, “Demokratik siyasetten asla uzaklaşmayacağız. Demokrasi siyaseti sokaklarda, meydanlarda Türkiye’nin bütün halkları, bütün ezilenleri adına yüksek sesle ifade etmeye devam edeceğiz” dedi.

Kobani Davası’nda kararın açıklanmasının ardından DEM partililer verilen cezaları protesto etmek için İl Başkanlığı önünde toplandı. Polis, İl Başkanlığı önünde geniş güvenlik önlemleri aldı. DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Mehmet Kuruş yaptığı açıklamada, “Kamuoyunda Kobani Kumpas Davası olarak biliniyor bu dava. Esasen HDP MYK üyesi Kürt siyasetçilerin ve sosyalist arkadaşlarımızın yargılandığı bir davadır. Bir bütün olarak Kürt siyaseti ve HDP siyaseti yargılanıyor. HDP’li siyasetçiler yargılanıyor. Aslında bir dönemin çözüm ve barış siyaseti yargılanmak isteniyor. Kürt halkının statüsü eşit egemen yurttaşlıktan uzaklaştırılmak isteniyor. Bu davada olup bitenler doğruları bilmek isteyenler için yakın dönemin her yönüyle tanıklığıdır” diye konuştu.

“IŞİD VAHŞETİNİ DURDURMAYA ÇALIŞAN HDP’LİLER YARGILANMIŞTIR”

Kuruş açıklamasında şunları söyledi:

“Sayın Demirtaş’ın, Sayın Yüksekdağ’ın, Sayın Kışanak’ın Sayın Tuncel’in, Sayın Akat’ın ve diğer birçok arkadaşımızın savunmalarında ifade ettikleri yakın döneme tanıklık eden şeyler. Bu davayla ilgili olarak daha önce partimizin açıkladığı raporlar ve açıklamalar var. Gerçekler orada yazılmıştır. Gerçekleri görmek isteyen arkadaşlarımızın savunmalarına baksınlar. Düzmece davalar ile emek ve özgürlük mücadelesini durduramazsınız. 6-7 Ekim 2014’te neler oldu? DAEŞ Kobani sınırlarına dayanmıştı. Kobani halkı yardım istiyordu. O zaman Türkiye’yle yakın ilişki içinde olan PYD de yardım istiyordu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 6 Ekim’de tüm dünyada Kobani ile Dayanışma diye çağrı yaptı. Aynı Bir gün Türkiye’de HDP MYK’sı da sosyal medya hesaplarından dayanışmayla ilgili olarak demokratik gösteri hakkının kullanılmalarını istedi. HDP ve insan haklarından yana kurumlar vahşetin durdurulması için çağrı yaparken IŞİD’in saldırılarını müjdeler gibi duyuran ve ardından sokakta şiddet ve saldırıların büyümesine zemin hazırlayan siyasi iktidarın tam da kendisidir. Yargılanması gerekenler vahşeti yapanlar neden olanlar olması gerekirken IŞİD vahşetini durdurmaya çalışan HDP’liler yargılanmıştır.

“KOBANİ KUMPAS DAVASI HÜKÜMSÜZDÜR”

Bu topraklara demokrasi ve barışın gelmesi için ortak mücadele yürütenlerin kumpasla 8 yıldır tutsak edilmesinin anatomisi olan Kobani Kumpas Davası’nda verilen siyasi bir karardır. Bu temelde Türkiye kamuoyunun tamamını ilgilendiren bu siyasi kumpası boşa çıkarmak ve eşitlik, özgürlük, emek mücadelesinden yana, güçlü bir tavır almak, tüm emek ve demokrasi güçlerinin görevidir. Haksız, hukuksuz tüm davalar gibi Kobani Kumpas Davası da hükümsüzdür. Tüm yargılananlar hemen serbest bırakılmalı. Bu yanlıştan dönülmeli, dava tüm sonuçları ile bozulmalıdır. Dosta, düşman da bilsin ki bedelini ödeyerek kazandığımız demokratik haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Baskılarınız, cezalarınız bizi yıldıramaz. Bu temelde son olarak şunu söyleyebiliriz. Demokratik siyasetten asla uzaklaşmayacağız. Demokraktik siyaseti sokaklarda, meydanlarda Türkiye’nin bütün halkları, bütün ezilenleri adına yüksek sesle ifade etmeye devam edeceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi-2/feed/ 0 DEM Parti Ankara İl Örgütü, Kobani Davası için çağrıda bulundu https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ankara-il-orgutu-kobani-davasi-icin-cagrida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ankara-il-orgutu-kobani-davasi-icin-cagrida-bulundu/#respond Tue, 14 May 2024 23:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31744 (ANKARA) – DEM Parti Ankara İl Örgütü, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yargılandığı Kobani Davası’nın, 16 Mayıs Perşembe günü yapılacak 83’üncü duruşması öncesi “Gelin yol yakınken bu çıkmazdan geri dönün, diyalog ve müzakerelerin, adil ve toplumsal bir barışın önünü açın” çağrısında bulundu.

DEM Parti Ankara İl Örgütü tarafından, karar beklenen Kobani Davası’nın 83’üncü duruşması öncesi Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yapıldı. DEM Parti milletvekilleri ve sivil toplum örgütleri de basın açıklamasına destek için geldi. Açıklama öncesi “Siyasi tutsaklar onurumuzdur”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları atıldı.

DEM Parti Ankara İl Eş Genel Başkanı Fatin Kara, “Kumpaslara Karşı Demokratik Siyaseti Savunuyoruz. Yargılanan değil yargılayanız. Yoldaşlarımızı rehin tuttuğunuz yeter” yazılı pankart önünde, basın açıklaması yaptı.

“Demokrasiden, haktan, hukuktan, adaletten ve özgürlüklerden yana olan herkesi, tüm duyarlı kamuoyunu, yalan ve iftiralarla içeride rehin tutulan yoldaşlarımızla dayanışmaya, bu son sürüm ağır hukuk kıyımına karşı yanımızda saf tutmaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verilen basın açıklamasında şöyle denildi:

“Bilinmelidir ki haksızlık, hukuksuzluk kime, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, olan demokrasiye, toplumsal huzur ve barışa olmaktadır. Kobani Kumpas Davası, partimizin demokratik faaliyetlerinin bastırılması, parti politikalarımızın ve çalışmalarımızın kriminalize edilmesi ve siyasi faaliyet yürüten arkadaşlarımızın rehin alınarak gücünün etkisizleştirilmesi amacıyla iktidar tarafından, 6-8 Ekim 2014’de Kobane ile dayanışma amacıyla yasal protesto hakkını kullanan halklarımıza karşı siyasi iktidar ve belirli odaklarca kışkırtılmış grupların saldırıları sonucu yaşanan, 37 yurttaşın, ki bunlardan 27’si HDP üyesi ve gönüllüsüdür, hayatını kaybettiği olaylardan tam 6 yıl sonra, demokratik protesto içeriği olan bir tweet bahane edilerek bir kumpas davası olarak açıldı. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu dava üzerinden partimiz hedef gösterilerek AİHM başta olmak üzere ulusal ve uluslararası hukuk askıya alındı.

6-8 Ekim sonrası başlayan olaylar sonrasında yaşanan ölümler ve saldırılara ilişkin gerekli ve etkin soruşturma yapmayan siyasal iktidar aradan 6 yıl geçtikten sonra Kürt Siyasal Hareketinin ve HDP’nin tasfiyesi için tekrar, aslında kendi sorumluluğunda olan, Kobane olayları bahanesine sarıldı. Diğer yandan bu davayı önemli kılan bir başka unsur ise dava dosyası içerisine konulan belgeler ve yapılan suçlamalara dikkate alındığında, bu davayla ‘Çözüm Sürecinin’ de yargılanmak istendiği gerçeğidir.

“TOPLUMU SOKAK MUHALEFETİNDEN UZAK TUTMAYA ÇALIŞMAKTIR”

Bu dava, Kürt siyasal hareketi üzerinden HDP’yi dizayn etmeye, HDP üzerinden Türkiye toplumunu dizayn etmeye çalışan bir siyasal mühendislik pratiğidir. Siyasal iktidar bu dava ve özellikle sık sık ‘Kobane Olayları’ ve ‘Gezi Eylemleri’ kavramlarını kullanarak, bu iki barışçıl ve toplumsal talepli eylemleri itibarsızlaştırma ‘şeytanlaştırma’ algısı ile toplumu sokak muhalefetinden uzak tutmaya çalışmaktadır. Buradan tek çıkış yolu ise bütün baskılamalara rağmen faşizme varan iktidar pratiklerine karşı sokakta yasal, demokratik hakların kullanılmasında ısrarcı olmaktır.

“DEMİRTAŞ KARARI OLDUKÇA ÖNEMLİDİR”

2015 seçimleri döneminde HDP’nin parti olarak seçime girmeme beklentisi içinde olan AKP, HDP’nin parti olarak seçime girip AKP’nin tek başına iktidar olmasını engellemesi ile hedef olmuştur. Gelinen noktada AKP, AYM ve AİHM kararlarını da uygulamayarak HDP’den ve Kürt siyasetinden intikam almaktadır. Tepeden tırnağa yalanlarla ve uydurma ‘gizli tanık’ beyanlarıyla örülü bu dava, yargılama usulleri de dahil pek çok ihlalin iç içe geçtiği bir davadır. Bu yönüyle de bu dava sadece bir tasfiye davası değil, aynı zamanda bir intikam davasıdır. AİHM Büyük Dairesi’nin Demirtaş-Türkiye kararı, bu yargılamalarda oldukça önemlidir.

“TWEETLERİN İÇERİĞİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”

Dosya kapsamında yargılanan siyasetçilere, HDP’nin Twitter hesabı üzerinden atılan tweetler ile suçlama yapılmaktadır. Oysa AHİM Büyük Dairesi Demirtaş-Türkiye kararında bu tweetler uzun uzun değerlendirilmiş ve sonuçta söz konusu tweetlerin içeriğinin siyasal ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, bu tweetler gerekçe gösterilerek soruşturma yapılamayacağını, dolayısıyla tutuklanma da olamayacağını ve ihlallerin ortadan kaldırılmasına, Sayın Demirtaş’ın tahliyesine karar vermiştir.

YOLDAŞIMIZI ÖZGÜRLÜKTEN ALIKOYMAYA DEVAM ETMEKTEDİR

Ancak mahkeme heyeti, bugüne kadar deyim yerindeyse ‘ihsası rey’ yaparak AİHM Demirtaş-Türkiye kararını uygulamamış ve halen başta 7 yıllık tutukluluk sınırını çoktan dolduran Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve Sabahat Tuncel olmak üzere pek çok yoldaşımızı özgürlüklerinden alıkoymaya devam etmektedir.

“BARIŞIN ÖNÜNÜ AÇIN”

Kobane Davası, birçok tarihi yargılamaların birebir izdüşümüdür. Özcesi, 40 yıldır sürdürülen savaş ve rant politikalarının kurtaranı Kobane, Gezi ve benzeri kumpas davaları değildir. Bu, sadece içinde bulunulan çıkmazı daha da derinleştiren, demokrasiyi işlemez kılan, özgürlükleri ayak altına alan beyhude bir yol olmaz, aynı zamanda çok yakından hissettiğimiz gibi emekçinin, yoksulun sofrasındaki ekmeğe de göz diken kötü gidişatı da perişanlıkla sonuçlandırır. Gelin yol yakınken bu çıkmazdan geri dönün, diyalog ve müzakerelerin, adil ve toplumsal bir barışın önünü açın.”

DEM Parti Ankara İl Örgütü üyeleri basın açıklamasının ardından “Kobani Davası’ndan kumpas, yalanlar ve gerçekler” başlıklı bildiri dağıttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ankara-il-orgutu-kobani-davasi-icin-cagrida-bulundu/feed/ 0
Ayhan Bilgen: Kars’a kayyum atanmaması için çaba sarf ettim https://www.haber60.com.tr/ayhan-bilgen-karsa-kayyum-atanmamasi-icin-caba-sarf-ettim/ https://www.haber60.com.tr/ayhan-bilgen-karsa-kayyum-atanmamasi-icin-caba-sarf-ettim/#respond Sun, 03 Mar 2024 01:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14255

TACETTİN DURMUŞ

Bağımsız Kars Belediye Başkan Adayı Ayhan Bilgen, “Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin, bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim” dedi. Bilgen, o dönem HDP yönetiminin ‘kayyum atanırsa atansın’ modunda hareket ettiğini ileri sürdü.

Bağımsız Kars Belediye Başkan adayı Ayhan Bilgen, bugün basın toplantısı düzenledi. Bilgen, şunları söyledi:

“Türkiye’de başka bir örneği olmayan 5 partinin temsil edildiği bir belediye meclisinde oy birliği ile kararlar alınabiliyor olması Kars için bir gurur vesilesidir. Buna katkı yapan geçtiğimiz dönem birlikte çalıştığımız 5 farklı partiden bütün belediye meclis üyelerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizden dolayı onlar da cezalandırılırlar. Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim. Değerli arkadaşlar bunu belki kamuoyuna çok açıklamadık ama artık bunları bu bir ay boyunca konuşacağız. Başkanı olduğum Kars Belediyesi’ne kayyım atanacağı hemen hemen belli olunca; yani HDP’li bütün belediyelere kayyum atanıp geriye sadece birkaç ilçe ve Kars kaldığında ben ‘Kars’a kayyum atanmasın. Kars farklı bir sosyolojiye sahip, geçmişte Türkiye Cumhuriyeti’nden önce Cumhuriyet kurmuş neredeyse tek şehirdir. Kars geçmişte şura ile yönetilmiş bir şehirdir. Dolayısıyla Kars’ı böyle bir kimliğin diğer kimliğe baskı yaptığı, dışladığı bir şehir haline getirmeyelim, buna izin vermeyelim’ diye partilerin meclis üyeleriyle görüşmeler yapmıştım. Bu meclis üyeleri hala hayatta bu şehirde yaşıyor. İsterseniz teyit için sorabilirsiniz. Yani dedim ki; evet belli ki her yere kayyum atanıyor, muhtemelen bir süre sonra da Kars’a da atanacak. Kars’a kayyum atanmamasının bir yolu var, bir formülü var. Kanun çok açık ve kanun diyor ki; Belediye başkanı istifa ederse belediye meclisi ilk toplantısında önce belediye başkanını seçer. Gündemin ilk maddesi bu olmak zorundadır.’

“SİYASETİN GÖREVİ SADECE SİYASETİ AĞLAMA DUVARINA ÇEVİRMEK DEĞİLDİR”

Ben feragat ederek gözaltına alınabileceğimi ve tutuklanacağımı bile bile daha önce TBMM grup başkan vekilliğinden feragat edip; nasıl bu şehre hizmet için bu göreve talip olduysam aynı şekilde belediye başkanlığı da bırakmayı da bilirim. Yeter ki bu şehre kayyum atanmasın. Belediye Başkanı evet en çok temsil edilen parti HDP ise meclis üyesi hem de o partiden yine HDP’li olsun ama belediye başkan yardımcıları da aldıkları oy oranında kabul eden diğer partilerin meclis üyelerinden oluşsun. Dolayısıyla 5 grup her birisi bir şekilde belediyede temsil edilsin, şehir birlikte yönetilmeye devam etsin ama ne yazık ki benim bu çağrımı bunun altını çizerek söylüyorum; o zaman mensubu olduğum parti HDP dahi kulak tıkandı. Yani sanki kayyum atanırsa atansın modunda hareket edildi. Elbette ki kayyum atanmasının sorumlusu biz ya da mensubu olduğumuz parti değildir ama belli ki Türkiye’de bir kayyum politikası varsa biz bunun önüne geçmek için çözüm üretmek zorundaydık. Siyasetin görevi sadece siyaseti ağlama duvarına çevirmek değildir. Sadece ülkeyi yönetmek değildir. Sadece tepkiyi manipüle etmek değildir. Siyasetin görevi gerilimi bitirecek çözüm üretmektir. Biz kendimizce böyle bir çözüm bulmuştuk ama bu çözümü gözaltına alınmadan önce uygulamaya çalıştığımda da ne yazık ki diğer partilerin olumlu birtakım mesajlarına rağmen kendi partimiz içerisinde bir karar çıkartmadık. Bunu yalanlayacak birisi varsa, partinin genel merkez yöneticileri de ortada bu ildeki yöneticiler de ortada. Çıksınlar ‘hayır’ desinler, böyle olmadı.

“KARS’A KAYYUM ATANMASIN DİYE ELİMDEN GELENİ YAPTIM”

Değerli arkadaşlar gözaltına alınışımın son gününde yani 7 gün geçmişti artık 8. gün cuma günüydü. Bir kez daha cezaevinden denedim. Avukatlar aracılığıyla hem HDP Genel Merkezi’ne haber gönderdim, hem de Kars’a haber gönderdim. Dedim ki ‘Bakın ben bugün perşembe akşamı yarın cuma sabahı muhtemelen mahkemeye çıkarılacağım. Mahkeme muhtemelen bizi tutuklayacak. Tutuklandıktan sonra zaten kayyum atanacak. Uygulama belli yani görevinin başında olmadığı için yerine kayyum atanıyor, uygulama her yerdeki gibi Kars’ta da böyle olacak. Bunun önüne geçebiliriz. Perşembe akşamı ya da cuma sabahı ben istifamı vereyim. Cuma günü öğleden sonra saat 2’de belediye meclisinin rutin toplantısı var. Cuma günü saat 14.00’da belediye meclisi daha önce konuştuğumuz üzere diğer partilerin meclis üyelerin de kabul ettiği biçimde Kars yereldeki HDP yöneticileri ve belediye meclisinde birlikte çalıştığımız eş başkanımız ve diğer meclis üyesi arkadaşlarımızın da bilgisi dahilinde uzlaşarak bir yeni yönetim oluştursun. Dolayısıyla da belediyenin ilk meclis toplantısında eğer yeni başkan, yeni bir başkan yardımcıları belirlenirse kayyum atanmanın koşulları ortadan kalkmış olur çünkü benimle ilgili özel bir durum. Yani belediye başkanının kendisi tutuklandığında kayyum atanıyordu çünkü HDP’ye kayyum atanıyor ki, şehre kayyum atanıyor ki, belediye meclisine kayyum atamıyor ki. Ben kendi haklarımdan vazgeçmiş olayım, belediye başkanlığından feragat edeyim. Yani Kars’a çok net biçimde bir yeni şura rolü oynayabilecek, bütün partilerin temsil edildiği bir yönetimi armağan edelim. Hiç olmazsa Türkiye’nin şu kadar şehrinde bu sorunun 30 yıldır çözülmesinden dolayı kayyum atanırken bari Kars’a kayyum atanmasının diye elimden geleni yaptım. Yine avukatlar bana parti genel merkezinden olumsuz görüş getirdiler ve ‘Hayır, böyle bir şey yapılamaz bu mümkün değil, biz bunu doğru bulmuyoruz siz asla istifa etmeyin’ dediler.

“YÜRÜTÜLEN KARALAMA KAMPANYASINDAKİ HİKAYE BUDUR”

Benimle ilgili yapılan sosyal medyada yürütülen karalama kampanyasındaki istifa hikayesinin aslı astarı budur. Utanmadan yüzsüzce, bir de ‘sanki ben keyfim için kendi koltuğum için istifa etmişim gibi Kars’ı bıraktın kaçtın, yok istifa ettin’ gibi bir karalama kampanyası yürütüyorlar. HDP’nin o zamanki yönetimi de ortada, genel merkez yönetimi de ortada. Benim istifayla ilgili bütün niyetim bütün çabam bu şehre kayyum atanmasının diyeydi ama bu konuda üzerine düşeni yapmayanlar gerekli yapıcı sorumluluğu üstlenmeyenler şimdi sanki ben ‘Başka bir niyetle bir istifa süreci işletmişim’ gibi kampanya yürütüyorlar. Biz herkesle her konuyu tartışmaya açığız. Cesareti olan varsa, yüreği olan varsa ister belediyeciliği konuşuruz ister Türkiye siyasetindeki kutuplaşmayı kamplaşmayı ve siyasi partilerin bu ateşe odun taşımasını konuşuruz. Biz bu şehri en azından bu şehri değerli arkadaşlar bu yangından korumak istiyoruz. Bu partilerin kendi hırslarıyla sadece oylarını yüksek çıkartma hesabıyla ve kişilerin şahsi çıkar, şahsi menfaatini şehrini çıkarının, ülke çıkarının önüne üzerine koymasına karşı yola çıktık. Dolayısıyla da bu ateşi Kars’tan yakacağız Türkiye görecek Kars bir örnek ortaya koyacak 31 Mart akşamı bu şehir nasıl birçok şeye öncülük yaptıysa; bağımsız bir il belediye başkanlığı konusunda da bu örneği ortaya koyacak.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ayhan-bilgen-karsa-kayyum-atanmamasi-icin-caba-sarf-ettim/feed/ 0 ‘GAZİ MECLİS’İMİZDE TERÖRİST GÖRMEK İSTEMİYORUZ’ https://www.haber60.com.tr/gazi-meclisimizde-terorist-gormek-istemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/gazi-meclisimizde-terorist-gormek-istemiyoruz/#respond Wed, 27 Dec 2023 22:15:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1305 TÜRKİYE Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Erzurum Şube Başkanı Rıza Demir, HDP önünde yapılan basın açıklamasında HDPDEM Partisi’nin milletin değerlerine, birliğine ve bütünlüğüne kastetmeye devam ettiğini belirterek, Gazi Meclis’te hainlerin, teröristlerin bulunması hem milletimizi hem bizi rahatsız ediyor. Şehit ve gazi aileleri, eli kanlı teröristlerin Meclis’ten maaş almasına dayanamıyor. Biz artık Gazi Meclis’imizde terörist görmek istemiyoruz dedi.

Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Erzurum Şube Başkanı Rıza Demir ve yönetim kurulu üyeleri, Yakutiye ilçesi Mahallebaşı semtinde HDP binası önünde basın açıklaması yaptı. Hafta sonu 12 vatan evladı kahraman Mehmetçik’in şehit olduğunu söyleyen Rıza Demir, Tüm Türkiye, şehitlerimizin haberi ile sarsılırken, yüreklerimiz yanarken, terör sevicisi batının çocukları hem bu millete hem bu vatana ihanet ediyor, aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmaya devam ediyor. İsmi ve cismi oynak, tek amacı terör seviciliği yapmak, dağdaki hainlere kol kanat germek olan HDPDEM partisi; bu milletin değerlerine, insanına, birliğine ve bütünlüğüne kastetmeye devam ediyor. Farklı zamanlarda farklı isimlerle HDPDEM karşımıza çıksa da alçaklığını, hainliğini ve kirli emellerini hiçbir zaman gizleyemeyecektir. Tasması batının elinde olan, kime ve neye hizmet ettiği belli olan, salyasını milletimizin üzerine bulaştırmak isteyenler bilsinler ki bu millet sizin havlamalarınızı susturacak, hak ettiğiniz karşılığı size bildirecektir. HDPDEM Parti Eş başkanı Tuncer Bakırhan denen hain; bebek katili, İmralı canisine özgürlük isterken, Kürt sorunu devam ettikçe Tekirdağlı da Trabzonlu da rahat edemeyecek diye bizleri tehdit etmeyi ihmal etmemiştir. Bizi; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman diye bölmek isteyen, bu milleti parçalamanın farklı yollarını arayan, hainlikte sınır tanımayanlar, her dönem oldu. Biz kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi sadece bu terör örgütlerine değil, bütün dünyanın gözüne soktuk. Dedelerinizin başına gelenleri, ağababalarınızın yaşadıklarını siz de yaşayacaksınız. Bu topraklardan sürüne sürüne ya da gövdeniz başınızdan ayrı olarak gideceksiniz. Birliğimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenler bilsinler ki Türk Milleti’nin sahip olduğu bu yüce ruh var olduğu müddetçe, milli birlik ve bütünlüğümüze kastedenlerin kirli emelleri, asla ve asla gerçekleşmeyecektir diye konuştu.

KRAVATLI HAİNLER

Gazi Meclis’te hainlerin bulunmasından rahatsız olduklarını ifade eden Demir, açıklamasında şunları söyledi

Vatan için bedel ödeyen şehit aileleri ve kahraman gaziler olarak; batı emperyalizminin taşıyıcısı ve iş birlikçisi PKK terör örgütüyle iltisaklı olan, kalkan olmaya çalışan, savunuculuğunu yapan kravatlı hainler Meclis’ten gidene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Gazi Meclis’te hainlerin, teröristlerin bulunması hem milletimizi hem bizi rahatsız ediyor. Şehit ve gazi aileleri, eli kanlı teröristlerin Meclis’ten maaş almasına dayanamıyor. Bu milletin alın teriyle, birikimiyle oluşmuş gelirleri bu hainlerin cebine girmesini istemiyoruz. Bu hainlerin çocukları, batının denizlerinde sörf yaparken, şaşalı hayatlar sürerken, gece hayatlarını sürdürürken; sıvasız evlerde büyüyen evlatlarımızı şehit etmek, Anadolu’muzun kırsalında hayvan otlatan çocuklarımızın dağa kaçırmak istiyorlar. Mağaralarda hayvan gibi yaşayanlar bilsinler ki, kendi pisliklerini yiyerek geberip gideceklerdir. ‘Öcalan içerden çıksın diyenlere’ şehit aileleri ve gaziler olarak şunu söylüyoruz. Şerefsiz APO içeriden çıkacaksa, bu milletin meydanında asılmak, leşi de kurtlara kuşlara yem edilmek için çıkacaktır. Bizler vatan için bedel ödeyen şehit aileleri ve kahraman gaziler olarak sonuna kadar devletimizin yanında ve her zaman devletimizin emrindeyiz. Devlet başkanımıza, Gazi Meclis’imizde bulunan milletimizin temsilcilerine sesleniyoruz. Sizler Meclis’imizde gereken adımları atın, Anayasa Mahkemesi bu partileri kapatmazsa referandum yaparak konuyu milletimizin vicdanına taşıyın. Biz artık Gazi Meclis’imizde terörist görmek istemiyoruz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazi-meclisimizde-terorist-gormek-istemiyoruz/feed/ 0