Merkezefendi Belediyesi, iş arayanları ve işverenleri buluşturacak ‘Kariyer ve İstihdam Ofisi’ hazırlık toplantısı Başkan Doğan’ın katılımıyla, iş dünyasının temsilcileri ile bir araya gelerek gerçekleştirildi. Toplantıda ‘Kariyer ve İstihdam Ofisi’nin kamu kurum ve kuruluşlarından da destek alarak hareket edileceğinden, ofisin kariyer danışmanlığı vereceğinden, staj imkanı sağlayacağından ve CV Bank kurulacağından bahsedildi. Odalar, STK’lar ve derneklerin de bu işin içinde olacağı belirtildi.
“Daha mutlu bir Merkezefendi için hep birlikte çalışalım”
Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, “Ortak akıl ve iş birliği ile Denizli’mizin ve ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan işsizliğe çözüm olarak istihdama katkı sağlamayı istiyoruz. Hep birlikte, güçlü ve etkili bir iletişimle bu ‘Kariyer ve İstihdam Ofisi’ projesini hayata geçirebilir, liyakati olanı, liyakat arayanla buluşturabiliriz. Merkezefendi olarak biz buna tüm kalbimizle talibiz. Hep beraber, ilçemizde işsizliğe karşı bir set oluşturalım. Hemşehrilerimizin işe, sizin de nitelikli çalışana ihtiyacı var. O halde gelin, bu birlikteliği hep beraber kuralım ve daha iyi, daha mutlu bir Merkezefendi için hep birlikte çalışalım. İş arayanla işveren arasında liyakatli bir köprü kuracağız. Ayrıca, belediyemize sosyal yardım noktasında destek için gelen hemşehrilerimizden çalışabilir durumda olanları da iş dünyasına yönlendirerek balık vermek yerine balık tutmayı öğreteceğiz. Birlikte, daha güçlü Merkezefendi, daha güçlü Denizli için çalışıyoruz” dedi.
“Üyelerimizin ağırlıklı bölümü personel istihdamı konusunda kronikleşen bir soruna sahip”
Sanayi Odası olarak üzerlerine düşen görevi yapmakta hazır olduklarını ifade eden Denizli Sanayi Odası Genel Sekreteri Sezgi Akbaş da “Burada biz insanların iş aramama sebeplerine genel itibariyle baktığımızda temel sebebinin ev işleriyle meşgul olmaları olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla kadınların işgücü piyasasına katılımı söz konusu olduğunda Merkezefendi Belediyemizin hali hazırda yürüttüğü çocuk bakım yükümlülükleri ile ilgili hususunda gündemde kalması gerektiğini düşünüyorum. DSO olarak bin 800 üyemiz var. Yaklaşık 900’ü yüzde 51’i Merkezefendi sınırları içerisinde. Bu üyelerimizin ağırlıklı bölümü personel istihdamı konusunda kronikleşen bir soruna sahip. Merkezefendi Belediyesi ile yapılacak her faaliyete DSO olarak hazırız” ifadelerini kullandı.
“Ancak biz artık üretimde personel bulmakta zorlanıyoruz”
Her geçen gün büyüyen sanayisi ve istihdam sayısına rağmen personel bulmakta güçlük yaşadıklarını dile getiren DENİB Yönetim Kurulu Üyesi Selim Yaymanoğlu ise “Maalesef insanlarımız son zamanlarda çalışmama, kolay para kazanma peşinde. Biz bunu ailelere anlatarak çocukları bu şekilde yönlendirmemiz gerekiyor. Proje çok güzel. Biz buna destek olmalıyız. Biz sanayiciler olarak bu işin sonuna kadar takip edip, bizlere görev verildiği takdirde üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Denizli yüksek istihdam sağlayan bir il. Ancak biz artık üretimde personel bulmakta zorlanıyoruz. Bu konuda hepimiz birlikte programa dahil olup, elimizi taşın altına koyup üzerimize düşen görevleri yapacağız” şeklinde konuştu. – DENİZLİ
]]>İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, bazı yaş gruplarında ölümcül seyredebilen ‘yaz ishali’ne dikkat çekerek, “Özellikle güneşli bölgelerde ve plajlarda güneş tam tepedeyken hava 40 dereceyi bulabiliyor. Sıcaklık bakteri için istemediğimiz bir şey. Sıcak ortamlarda ve plajlarda kendi hazırlamış olduğunuz ürünler dahi olsa kısa sürede tüketin. Özellikle 65 yaş üstü ve 5 yaşın altındakileri yakın takip etmek gerekir. Riske atılabilecek bir durum değil” dedi.
İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, ‘yaz ishali’ ya da ‘turist ishali’ olarak adlandırılan hastalıklarda artışa dikkat çekti. Hastalıkla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Şener, “Bağırsak alışkanlıklarında değişim olarak adlandırılıyor. Bazen tamamen sulu olabiliyor, ağırlıkla katılıklar da olabiliyor. Beraberinde bulantı ve kusma da olabiliyor. Klinik tabloda hepsi birbirinden farklı. Viral ya da bakterinin eşlik ettiği besin zehirlenmeleri, gıda zehirlenmeleri şeklinde de olabiliyor. Birbirinden ayırt etmek aslında hem kolay hem zor. Eğer karın ağrısıyla birlikte tuvalete gittiğinizde sıklıkla büyük abdest çıkarıyorsunuz, su şeklindeyse ve birkaç gün öncesinde şüpheli bir gıda aldıysanız gıdaya bağlı bağırsak alışkanlığı değişimi yani yaz isaline yakalanmışsınızdır” diye konuştu.
‘HERHANGİ BİR BULAŞICI HASTALIK OLMADAN BAĞIRSAK ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİM OLABİLİR’
Yaz tatilinde yer, bazen ülke değişikliğinde alışkın olunmayan gıdalar tüketildiğinde, herhangi bir bulaşıcı hastalık olmadan bağırsak alışkanlıklarında değişimler olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Şener, “Bu da gayet doğal. Gıdalarla ilgili olan kısmına baktığınız zaman, eğer besin zehirlenmesi ise buna mutlaka beraberinde bulantı, kusma eşlik ediyor. Çünkü o besin içerisinde bir toksin oluyor. Bir bakteri artık maddesi oluyor. Bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı ve ateşe sebep olabiliyor. Bu bazen ağır ishal tablosu salmonella ve shigella gibi enterik patojenlerle karışabiliyor. Dolayısıyla bunları birbirine ayırt etmek lazım. Çünkü gıda zehirlenmesinde antibiyotik tedavisi kesin vermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘HAZIR GIDALARA DİKKAT’
Prof. Dr. Alper Şener hazır gıdalara da değinerek, bu ürünlerin plajlarda soruna neden olabileceğini belirtti. Şener, “Mesela hazır tüketilen bazı gıdalar var. Yaz aylarında sirkülasyonu ne kadar hızlı bile olsa bunlar toplu halde hazırlanıp, perakende satışa dönüyor. Örnek vermek gerekirse kumpir. Hepimizin bildiği gibi mayonez, yoğurt ve diğer katkılı ürünler bunun içerisine katıldığı için bakteri birikmesi sık oluyor. Biriken bakteriler insanlarda bulantı, kusma ve ishal gibi tablolara sebep oluyorlar. Diğer taraftan açık alanda satılan gıdalar da biraz sabıkalı maalesef. Çünkü kullanılan hazır gıda ürünleri sosis, salam ve salçalar ile kullanılan katkı maddelerinin saklanma koşulları önemli hale geliyor. Dikkat edilmesi gereken şey, gıdanın bozulmaması için 19 ila 20 santigrat derecenin üstünde bir ısıya maruz kalmaması gerekiyor. Mesela plajlarda büyük sıkıntı. Örnek vermek gerekirse midye, kontaminasyon anlamında riskli bir gıda. Çünkü bu bakterilerin bir kısmı aslında bizde deride, ciddi var olan bakteriler. Siz yerken dahi bunları onun içerisine bulaştırabiliyorsunuz. Dolayısıyla özellikle açık alanlarda ve plajlarda kendiniz dahi hazırlamış olsanız, plajda kontaminasyona açık hale geliyor. İdeali 3-6 saatte tüketmek. Aldığınız, yediğiniz yerdeki ürünlerin üstünde kurumalar, üstünde pürifikasyon, çürüme, erime, sümüksü gibi yapıların olup olmadığına dikkat edin” dedi.
’65 YAŞ ÜSTÜ VE 5 YAŞIN ALTINDAKİLERİ YAKIN TAKİP ETMEK GEREKİR’
Vatandaşları uyaran Prof. Dr. Şener, “Özellikle güneşli bölgelerde ve plajlarda güneş tam tepedeyken hava 40 dereceyi bulabiliyor. Sıcaklık bakteri için istemediğimiz bir şey. Bakteriler çok rahat ürüyor, yerleşiyorlar, toksin de fazla üretiyor. Dolayısıyla sıcak ortamlarda ve plajlarda kendi hazırlamış olduğunuz ürünler dahi olsa kısa sürede tüketin. Çünkü bu tip ürünlerin tüketimiyle ortaya çıkabilecek yaz ishalleri belli yaşlarda ölümcül seyredebiliyor. Poliklinik şartlarına baktığımızda bu tür hastalar daha çok acil servise başvuruyor. Özellikle 65 yaş üstü ve 5 yaşın altındakileri yakın takip etmek gerekir. Riske atılabilecek bir durum değil” diye konuştu.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “3. Dünya Savaşı ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğine” ilişkin açıklamalarının ardından, Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarından da benzer bir mesaj geldi.
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma gücüne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) olan güvenini vurguladı. Bağcıoğlu, açıklamasında şunları kaydetti:
“Biz CHP olarak her ne kadar savaş bir seçenek olmamalı ve barışçıl çözümler aranmalı düsturuyla hareket etsek de, ülkemizin güvenliği söz konusu olduğunda Silahlı Kuvvetlerimizin hazırlık seviyesinin üst düzeyde tutulması gerektiğine inanıyoruz. Ancak karamsar senaryolara kapılmadan, acı tecrübelerden dersler çıkararak hazırlıklı olmak zorundayız. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muharebe kabiliyetinden hiçbir şüphemiz bulunmuyor. Ordumuz her zaman güven kaynağımız olmuştur. Bununla birlikte, böylesine kritik bir konuda samimi tespitler yapmak ve hazırlıkları gözden geçirmek zorundayız. Bu kapsamda, 3’üncü Dünya Savaşına hazır olacaksak öncelikle ve ivedilikle; Askeri Sağlık Sistemi alınan derslerle revize edilerek en kısa sürede, öncelikle harekat faaliyetlerini destekleyecek birimler olacak şekilde, tekrar tesis edilmeli. Askeri Sağlık Sisteminin acilen revize edilerek yeniden faaliyete geçirilmesi gerekmektedir.
Diğer bir husus ise Milli Savunma Bakanı’nın mevcut durumda yaptığı uygulamalarla olumsuzluğu bir ölçüde gidermeye çalıştığı, TSK komuta yapısı süratle komuta birliği ve sadelik prensibine uygun hale getirilmeli, TSK komuta yapısının komuta birliği ve sadelik prensiplerine uygun hale getirilmesidir. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın, Kara ve Deniz Kuvvetleri ile bağları süratle yeniden tesis edilmeli, gerginlik ve savaşta Kara ve Deniz Kuvvetlerinin emrine girecek birlikler şu andan itibaren belirlenmeli. Ayrılmadan birleşerek sinerji oluşturulmalıdır.
“Milli savunma sanayi hamlemizi daha da ileriye taşımalıyız”
Rusya- Ukrayna savaşında, Montrö Sözleşmesi hükümlerinin titizlikle uygulanması, bölgedeki tansiyonun daha da tırmanmasını engellemiştir. Türkiye, tarafsız bir şekilde sözleşmeyi uygulayarak, savaşan tarafların gemilerine kısıtlı geçiş hakkı tanımış, büyük savaş gemilerinin ise boğazlardan geçmesine izin vermemiştir. Ne yazık ki bu süreçte Montrö Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan amirallerimiz haksız bir muameleye maruz kalmıştır. Emekli amirallerin, sözleşmeyi ve Türkiye’nin çıkarlarını savunan açıklamalarından ötürü yargılanmaları, derin bir üzüntü kaynağı olmuştur. Bize düşen, bu olaydan dersler çıkarmak ve benzer hataların tekrarlanmamasını sağlamaktır. Öncelikle, ülkemizin milli çıkarlarını savunan her görüşe saygı duyulmalı ve ifade özgürlüğü tartışmasız bir şekilde teminat altına alınmalıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Karadeniz’deki hakları ve Montrö Sözleşmesi’nin önemi, tüm vatandaşlarımız tarafından daha iyi anlaşılmalıdır. TSK’nın eğitimli personelinin yanı sıra gelişmiş platform, araç, silah ve sistemler ile de teçhiz edilmesi önemli bir zorunluluktur. Ulusal savunma sanayi; hepimizin ortak milli gururu, her siyasi görüşten binlerce kişinin onlarca yıllık büyük emeğidir. Bu çerçevede bölgesel veya küresel ölçekte her türlü olumsuz gelişmeye hazır olmak için mevcut uygulamalardan alınan dersler ve elde edilen tecrübeler çerçevesinde personel politikası, projelerin etkin yönetimi, gizlilik ve güvenlik, ayrımcılık ve nepotizmden uzak politikalarla milli savunma sanayi hamlemizi daha da ileriye taşımalıyız.
Biz CHP olarak, ülkemizin güvenliğinin ve milletimizin huzurunun teminat altına alınması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Savaş bir tercih asla değildir, ancak hazırlıksız da yakalanmayacağız. Silahlı Kuvvetlerimizin her türlü senaryoya muktedir olması için gereken tüm desteği vereceğiz. Barıştan yana olan tutumumuz, hazırlıklarımızı ihmal etmemizi gerektirmez. Tam tersine, barışı kalıcı kılmak için atılacak en önemli adımlardan biridir.”
]]>KESK İzmir Şubeler Platformu, 12 kişinin hayatını kaybettiği Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçelerinde çıkan yangınla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Kayıpların önüne geçilemedi”
“Diyarbakır Çınar ile Mardin Mazıdağı ilçeleri arasındaki 66 kilometrelik alanda içindeki tarım arazilerinden yerleşim yerlerine kadar yayılan yangında maalesef ki 12 kişi yaşamını yitirdi; 78 kişi de yaralandı. Yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Çınar ilçesine bağlı kırsal mahalde elektrik tellerinden kaynaklı başladığı düşünülen yangın kısa sürede büyük bir alana yayıldı. Bölge belediyelerinin ve halkın kendi imkanlarıyla müdahale etmeye çalıştığı yangını söndürmeye yönelik devlet kurumlarına yapılan çağrılar sabaha kadar yeterli karşılık bulamadığı için kayıpların önüne geçilemedi.
Oysaki ülke genelinde sıcakların artmasına bağlı olarak hem kırsal alanlarda hem de ormanlarda olası yangınlara karşı başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurumları hem karadan hem de havadan hızlı müdahale gerçekleştirmeye yönelik hazırlıklarını yapsa; bu kapsamda her bölge için özgün yangın müdahale planları hazırlanıp, araç ve gereçler hazır bulundurulsa; yangınlara başladıktan kısa sürede etkin müdahale yapılabilir böylece can ve mal kayıplarının önüne geçilebilirdi.
Yaşadığımız coğrafya iklim değişikliği ve önceki yıllarda yaşadığımız ve doğamızın yok edildiği büyük yangınlardan gerekli sorumlulukların ve tedbirlerin alınmadığından, bu itibarla Diyarbakır-Mardin arasında yaşanan yangında canlarımızı yitirmemiz, içinde yaşayan tüm canlılarla birlikte doğanın adeta imha olması, maddi ve manevi kayıplar yaşanması kader değil; devlet kurumlarının olası yangınlara hızlı ve etkili müdahale edebilecek yeterli hazırlıklarının olmaması ve hükümetin yangın gibi acil insani bir durumda dahi bölge belediyeleri ve demokratik kitle örgütleriyle gerekli koordinasyonu göstermemesidir.
“Bütün yetkililer acilen sorumluluk almalıdır”
Yangına karşı köylüler kendi kısıtlı imkanları ile mücadele etmeye çalışmış, ancak büyük yangın karşısında çaresiz kalmıştır. Günün acısını bugüne taşımamak için bütün yetkililer acilen sorumluluk almalıdır.
Hükümetin, Diyarbakır ve Mardin sınırında yaşanan bu yangını derhal doğal afet bölgesi ilan etmesini öneriyoruz. Bu adım, bölgeye gerekli tüm kaynakların acilen yönlendirilmesini ve afetle mücadelede etkin bir koordinasyonun sağlanmasını mümkün kılacaktır.
Yangın, sel veya deprem gibi doğal afetlerin bir kez daha felakete dönüşmemesi için bu tür felaketlere yönelik gerekli hazırlıkların yapılması ve yangından etkilenen halkın maddi ve manevi kayıplarının telafisi için hükümet yetkililerini ivedi bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz.”
]]>Küçük Sanayi Sitesi esnafıyla birlikte gerçekleştirdiği kahvaltıya Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Mehmet Yılmaz, MTSO Meclis Başkanı Ümit Türek, Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi temsilcileri ile belediye başkan yardımcıları katıldı. Kahvaltıda yaşadıkları sıkıntıları anlatan sanayi sitesi esnafı, işlerini büyütebilmek adına yeni bir sanayi sitesinin oluşturulması için gereken çalışmaların başlatılması, bu konuda ilgili kurum veya yetkililerin gerekli çalışmalar yapması talebinde bulundu. Esnaf ayrıca, önümüzdeki günlerde içinde siyasilerin, ilgili kurumların yetkililerinin ve belediye başkanlarının yer aldığı geniş kapsamlı bir toplantı düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Yılmaz: “Taşın altına elimizi koymaya hazırız”
Esnafları dinleyen MTSO Başkanı Mehmet Yılmaz yaptığı konuşmada, Küçük Sanayi Sitesi esnafının sorunlarını yakından bildiğini ve sorunun çözümü noktasında özellikle siyasi idarenin büyük etken olacağını ifade etti. Yılmaz yaptığı konuşmada, “Küçük Sanayi Sitesi esnafımızın yıllardır beklediği soruna çözüm bulunması noktasında paydaşlar olarak biraraya gelmeye her zaman hazırız. Özellikle yeni bir sanayi sitesi taleplerinin çözümü noktasında siyasi iradenin etkisi çok büyük. Kanun verdiği yetki çerçevesinde hem ilçe belediyelerimiz hem Büyükşehir Belediyemiz hem de odamız çözüm üretmek için taşın altına elini koymaya hazır” diye konuştu.
“Uzlaşmacı bir anlayıştan yanayız”
Belediye olarak esnafın sorunlarını ortadan kaldırma konusunda üzerlerine düşen görevleri yapmaya hazır olduklarını kaydeden Yunusemre Belediye Başkanı Balaban ise, sorunların çözümünde katkıda bulunacak herkese de teşekkür etmeye hazır olduklarını söyledi. Başkan Balaban yaptığı konuşmada, “İyi şeyler yapmak, sorunlara çözüm üretmek istiyorsunuz. Bunun farkındayız. Bizim de amacımız sorunları ortak akılla, paydaşlarla bir araya gelerek birikimlerinden yararlanarak bunları çözmek. Bu konuda uzlaşmacı bir anlayışla belediyecilik yapacağız. AK Parti’nin saygıdeğer milletvekilleriyle de ii ilişkilerimiz var. Bize oy versin vermesin bütün yurttaşlara saygımız var. Merkezi hükümet, ticaret ve sanayi odası, oda başkanları, Küçük Sanayi Sitesi’nin değerli başkanı ve belediye ile büyükşehri ilgilendiren kısımlarda onları da yanımıza alarak ortak akılla çözülebilecek bir şey. Bu anlamda her türlü uzlaşmaya varız. AK Partili arkadaşlarımız buna çözüm üretip, katkıda bulunurlarsa onlara da kamuoyu önünde teşekkür etmeye hazırız” ifadelerini kullandı.
“Sorunlar ortak akılla çözüme kavuşur”
“Sorunlar ortak akılla çözüme kavuşur” diyen Başkan Balaban, bu konuda paydaşlardan oluşan bir komisyonla sorunlara çözüm üretilebileceğinin altını çizerek, “Biz partizanlıkla değil kazan-kazan ilkesiyle Manisa’nın sorunlarını çözmekten yanayız. Genel iktidar, yerel iktidar el ele vererek sorunları çözelim. Herkes bir tarafa çekerse bu işten hiçbir sonuç alamayız. Bu konuda Yunusemre’nin belediye başkanı olarak yasanın bana verdiği yetkiye göre esnafımız için ne yapmam gerekiyorsa belediyemizin de çıkarlarını düşünerek hareket etmek durumundayım. Bunu da seve seve yapmaya hazırım. Bu konuda sizler bir komisyon oluşturun. AK Parti’ye de gidin, bize de gelin. Büyükşehre de gidin. Bizleri siz buluşturun. Ben çağrı yapsam belki yanlış anlaşılır. Ancak kamuoyunun yaptığı çağrıya kayıtsız kalınmaz. Burada da görev size düşüyor” dedi. – MANİSA
]]>Bünyesindeki 56 kadın derneği bulunan Açık, Avrupa Birliği’nin kadına yönelik şiddeti önleme ve şiddetle mücadele etme amacıyla tarihinde ilk kez yaptığı ortak yasa hakkında değerlendirmede bulundu. Kadınların dünyanın her yerinde benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirten Prof. Dr. Açık, “AB, kadınları her türlü şiddetten korumak için güçlü bir yasal çerçeve sundu. Ülkemizde de benzer adımların atılması, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecinde de kritik bir adım olacaktır. Bu alandaki çalışmalara destek vermeye hazırız” dedi.
“Bu yasa şiddetle mücadelede bir kilometre taşı”
Yeni yasanın dünyanın her yerinde şiddetle ve eşitsizlikle mücadele eden kadınlar için bir umut ışığı olduğunu aktaran Prof. Dr. Yasemin Açık, “Avrupa Birliği’nin hazırladığı yasa, kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı her türlü eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle mücadelede bir kilometre taşıdır. Güçlü bir yasal çerçeve sunan bu ortak metin, kadınların temel haklarını güvence altına alarak tacizden ve şiddetten korkmadan yaşayabilecekleri, kendilerini evde, sokakta, sosyal medyada güvende hissedebilecekleri bir zemin hazırlıyor. Gerçek eşitlik ancak kadınların güvende oldukları bir dünyada sağlanabilir. Bu yasa da bu hedefe ulaşmada önemli bir adım” diye konuştu.
“Ülkemizde yapılacak çalışmalara katkı sunmaya hazırız”
Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını ifade eden Prof. Dr. Açık, “Toplumun yarısını oluşturan kadınların toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde, hayatın her alanına etkin ve yetkin bir şekilde katıldığı, şiddetin her türünden uzak bir Türkiye hayal ediyoruz. AB’nin bu yasasının sadece üye ülkelerde değil, ülkemizde de şiddetle ve eşitsizlikle mücadele etmek için son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Üye ülkelerin kendi yasalarını bu yasa doğrultusunda yeniden düzenlemek için üç yıl zamanları var. Bizim de benzer adımlar atmamız, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecimizde de kritik bir adım olacaktır. Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadele etmek için elimizden gelen desteği sunmaya, bu alanda kamu nezdinde yapılacak tüm çalışmalara katkı sunmaya, daha adil ve eşit bir toplum için şiddetin ve eşitsizliğin her türüyle kararlılıkla mücadele etmeye hazırız” şeklinde konuştu.
13 Mayıs 2024/ İstanbul – Avrupa Birliği (AB), kadına yönelik şiddeti önleme ve bu şiddetle mücadele etmeye yönelik ortak bir yasa hazırladı. Nisan ayında Avrupa Parlamentosu’nda, geçtiğimiz hafta da üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi’nde onaylanan yasada, kadın sünneti, zorla evlilik, mahrem görüntülerin rızasız paylaşımı, siber alanda ısrarlı takip-taciz, nefret ile şiddetin teşvik ve tahrik edilmesi suç sayılırken bu suçların mağdurlarının korunması için standartlar belirlendi. AB ülkelerinin yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren ilgili hükümleri/kuralları ulusal hukuklarına aktarmak için üç yıl süreleri olacak. – ELAZIĞ
]]>Ordu Büyükşehir Belediye Meclisi, mayıs ayı olağan toplantısını gerçekleştirdi. Mayıs ayı toplantısını, meclisi yerinde takip etmek isteyen Fatsa Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Kerem Özyurt açtı.
“İlimize 5 yılda 15 milyar liralık yatırım yaptık”
Toplantının başında açıklamalarda bulunan Başkan Güler, geride kalan 5 yılı değerlendirdi. Kendi kendine yeten bir Ordu inşası için çalıştıklarını belirten Başkan Güler, “5 yıl geçirdik, 21 arkadaşımız hariç 75 arkadaşımız yani büyük bir çoğunluğu yenilendi. Emeği geçen arkadaşlarımıza kıymetli faaliyetleri nedeniyle teşekkür ediyoruz. Geçtiğimiz dönemde meclisimizin başarılı katkılarıyla çok güzel bir demokrasi örneği verdik. Bu çalışmaların neticesinde 2 bin 200 kilometre yol, bin 800 kilometreyi aşan içme suyu altyapıları ve tesisler yapılarak, 19 ilçemiz ve 772 mahallemize 15 milyar liralık hizmetlerde bulunuldu. Burası güzel bir coğrafya burada hem çevreye duyarlı küresel ısınma ve iklim değişikliği dahil olmak üzere yeni dönemde de çalışmalar yapmamız gerekiyor. Ordumuzu yeni döneme hazırlayacağız. Kendi kendine yeten bir il olmamız çok önemli. Bunun alt yapısını biz sizlere hazır hale getireceğiz” diye konuştu.
“Klasik belediyeciliğin dışına çıktık”
Havza yaklaşımıyla klasik belediyecilik dışına çıkarak çalışma yaptıklarına dikkat çeken Başkan Güler, “Farklı bir belediyecilik anlayışıyla klasik belediyeciliğin dışında daha geniş bir tanımla bölgenin refahını da düşünerek havza yaklaşımıyla bir belediye yaklaşımını devreye sokuyoruz. İşin ekonomisi ve yaşam şartları önem arz ediyor. Ben bu konuda belediye olarak faaliyetleri iki gruba ayırıyorum. Birincisi yaşam kalitesini geliştirmek, şehir hayatı açısından yaşam kalitesini geliştirmek, bu belediyeciliğin klasik yönü. Birde şehir ekonomisi dediğimiz kısım var. Üretimiyle istihdamıyla aç ve açıkta kalmayacak olan insanlarıyla sosyal haklarıyla üretim ve bölüşümüyle bir kısmı daha var. Şehir ekonomisi konusunu da kendimize yeni dönemde hedef edindik. 2019 yılında havza yaklaşımıyla mesela buranın bir fındık havzası olduğunu düşünerek buna el attık. Fındığın makus tarihini değiştirmek noktasında önemli sonuçlar elde ettik. Ordu olarak İtalya gibi bir devletin ürettiği fındığın 4 katını üretiyoruz ama fiyatını biz yüzde yüz belirlemiyoruz. Buna müdahale ettik. Normal bir belediye edemez ama biz şirketlerimizi kurduk, paydaşlarımızı oluşturduk. Bununla ilgili büyük bir perspektif çizdik. Rekabet kuruluna başvurduk” ifadelerine yer verdi.
“Ordu için hep birlikte omuz omuza çalışacağız”
Ordu’da yapılması beklenen bütün çalışmaları gerek alt, gerekse üstyapıdaki çalışmaları bu 5 yıllık sürede tamamlayacaklarını belirten Başkan Güler, Ordu için hep birlikte omuz omuza çalışacaklarını söyledi. Konuşmasında muhalefet kelimesini hoş karşılamadığını ve kullanmadığının altını çizen Başkan Güler, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Ben asla muhalefet kelimesini kullanmak istemiyorum. Hepimiz bu şehrin değerleriyiz. Bu şehri birlikte geleceğe taşıyacağız. Ordu üst kimliği bizim için 364 gün olsun kalan 1 günü ise seçim çalışmaları nedeniyle askıya almış olalım. Bunu her zaman ön plana alarak çalışmaları yapalım.”
“Yeni yatırımlar yapılacak”
Konuşmasında yeni yatırımların yapılacağını da aktaran Güler, “Yapılan çalışmaları hepiniz görüyorsunuz. Ordu’da sosyal ve kültürel alanda yapılan yatırımlara ek olarak yeni yatırımlar yapılacak. Bakın Ünye’den başlayıp, Gülyalı’ya kadar Ordu’nun sahil şeridinde bisiklet ve yaya yolları var. Her zaman dediğimiz gibi sahiller halkındır. Belde evlerde olduğu gibi kanunsuzluğa ve hukuksuzluğa asla izin vermedik, vermeyeceğiz. Herkes buna uyacak. Uymayanı da kanuna uyması için her şeyi yapacağız” dedi.
2025-2029 stratejik plan hazırlıkları başladı
Ordu’da, yeni dönemde neler yapılması gerektiği konusunda ilçe belediye başkanlarıyla 2025-2029 yılı stratejik plan hazırlıklarına başladıklarını ifade eden Başkan Güler şöyle konuştu:
“Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin 2025-2029 stratejik plan hazırlıkları başladı. Önümüzdeki 5 yılın stratejik planı için 19 ilçemizde siz değerli başkanlarımız meclis üyelerimizle birlikte ülkemizin en güzel vatan parçalarından birisi olan ilimizde neler yapmamız gerektiğini stratejik planla hazırlamamız gerekiyor. Mahalli idareler seçimlerinden itibaren 6 ay içerisinde bu planın hazırlanması gerekiyor. İlçe belediyelerinin görüşlerini alarak Büyükşehir Belediyesi’nin stratejik planını hazırlayacağız. Bunun için hedefler, yatırım programları ve buna uygun olarak bütçeleri bize önerilmek üzere sizlere veriliyor. Buradaki temel konu neredeyiz? Nereye ulaşmak istiyoruz? Gitmek istediğimiz yere nasıl varırız? Bununla ilgili başarımızı nasıl takip eder, nasıl değerlendiririz? Sorularını oluşturacağız. Her ilçemiz bununla ilgili uygulanabilir, sürdürülebilir çalışmalarını hazırlayacaklar. Planların hazırlanması bizim temel sorumluluğumuz.” – ORDU
]]>Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, İncesu OSB demiryolu iltisak hattına Lojistik Koordinasyon Kurulu tarafından onay çıktığını belirterek, başta Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etti.
Vize problemlerinin artarak devam ettiğin ve krediye ulaşım ve faiz oranlarının sanayiciyi zorladığını ifade eden Özkaya, ticari kredi kartlarına getirilen limit ve taksit sınırlandırılmasının üretimi engelleyici bir şekle dönüştürülmemesi gerektiğini ifade etti.
Son olarak Özkaya, sosyal yardımlarda daha seçici olunması ve çalışabilir yaş aralığında sosyal yardım alanların yeniden değerlendirilerek ekonomiye katkı sağlamalarının özendirilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.
KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, yerel seçim sonuçlarının ülkemize hayırlı olması temennisinde bulunarak, başta Kayseri belediye başkanları olmak üzere, seçimi kazanan tüm başkanları tebrik edip başarılı bir dönem diledi.
Önümüzde seçimsiz geçecek 4 yıllın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Başkan Büyüksimitci, “Bu süre zarfında orta vadeli programı eksiksiz bir şekilde uygulayarak, ekonomiye odaklanmamız gerekiyor. Enflasyon başta olmak üzere yapısal reformlar konusunda etkin ve kararlı adımlar atmalıyız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında her alanda dünya liginde daha üst sıralara yükselmek adına, istihdam politikaları, mesleki eğitim, vergi reformu, şehirlerimizin deprem direncinin artırılması, yeni sanayi havzalarının oluşturulması, ülkemizin yeşil ve dijital dönüşüme hazırlanması gibi birçok alanda reformlar bizi bekliyor” dedi.
Bu manada ekonomi yönetimine güvendiklerini belirten Başkan Büyüksimitci, alınan tedbirlerle birlikte enflasyondaki ivme kaybının etkilerinin özellikle yılın ikinci yarısında daha net hissedileceğini, en kısa zamanda tüm olumsuzlukların bertaraf edilerek, ekonomimizin yeniden istikrara kavuşacağına inançlarının tam olduğunu söyledi.
Kamu tarafında tasarrufla ilgili yapılan çalışmaların memnuniyet verici olduğunu ifade eden Büyüksimitci, iş dünyası olarak, kendilerinin de üzerlerine düşen sorumluluğun bilincinde olduklarını, var güçleri ile yatırıma, üretime, ihracata ve istihdama devam edeceklerini söyledi.
Sanayicilerin yeşil dönüşüm sürecine çok iyi hazırlanmaları gerektiğinin altını çizen Başkan Büyüksimitci, “Avrupa Yeşil Mutabakatı politikasının bir parçası olarak gündeme gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda 1 Ocak 2026’da asıl uygulama dönemi başlayacak ve mali yükümlülükler devreye girecek. Demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik sektöründe başlayan bu süreç ilerde tüm sektörleri etkileyecek. Ülke olarak toplam ihracatımızın yüzde 40’ını, Kayseri olarak ise yaklaşık yüzde 50’sini AB ülkelerine yapıyoruz. Bu nedenle geçiş dönemini çok iyi değerlendirip, işletmelerimizi 2025 sonuna kadar sürece hazır hale getirmeliyiz” dedi.
Başkan Büyüksimitci, bu konuda Sanayi Odası olarak, Bakanlıklarla ve ilgili kurumlarla çok yakın çalıştıklarını ve bu güne kadar birçok eğitim ve seminer düzenlediklerini belirterek, bu konuda da üyelerine ellerinden gelen her türlü desteğe hazır olduklarını söyledi.
Firmaları yakından ilgilendiren kurumsal sürdürülebilirlikle ilgili üyelerine yönelik bir takım çalışmalar yürüttüklerini açıklayan Büyüksimitci, “Bu konuda ORAN 2024 Yılı İmalat Sanayi Teknik Destek Programı’na, “Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Raporlaması (TSRS) Eğitimi” için proje başvurusu yaptık. Proje başvuru sonucuna sizleri bilgilendireceğiz. Sürdürülebilirlik konusunda da üyelerimize eğitimler vererek farkındalık düzeyini artırmaya devam edeceğiz. İnşallah bu süreçlere en güzel şekilde hazırlanabilirsek, hem firmalarımızı ilave mali yükümlülüklerden kurtarmış oluruz hem de rekabette avantajlı konuma getirmiş oluruz” diye konuştu.
Son olarak firmaların dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarının küresel pazarda rekabet güçlerini artıracağına dikkat çeken Başkan Büyüksimitci, “Firmalarımızın dijital dönüşümü artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Bu nedenle, işletmelerin dijital dönüşüme yatırım yapmalarının ve bu dönüşüm sürecine aktif olarak katılmalarının son derece önemli olduğunu vurgulamak isterim” dedi.
Türkiye’nin dijital dönüşüm seferberliği kapsamında, TOBB bünyesinde hayata geçirilen Akıllı KOBİ Platformunun dijitalleşme kapsamında KOBİ’lerin tüm ihtiyaçlarını karşıladığını açıklayan Başkan Büyüksimitci, firmaların akillikobi.org.tr adresine ücretsiz bir şekilde kayıt yaptırarak, aradıkları ürün ve hizmetleri burada tek çatı alında bulabileceklerini belirtti.
Başkan Büyüksimitci, Akıllı KOBİ Platformu’nun hayata geçmesine vesilen olan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. – KAYSERİ
]]>Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuksuz yargılanan binanın müteahhidi Hüseyin B, statik betonarme projeye onay veren Nasir Ç. hazır bulundu, binanın statik proje müellifi Cihan U. da bulunduğu ilden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya katıldı. Diğer tutuksuz sanık olan bina fenni mesulü Ekrem B. ise duruşmaya katılmadı. Duruşma salonunda bazı mağdurlar ve avukatları da hazır bulundu.
Kimlik tespitinin ardından savunma yapan sanık Hüseyin B, binanın müteahhitti olmadığını ve söz konusu proje hakkında bilgisinin bulunmadığını ileri sürdü.
Mağdur olduğunu savunan Hüseyin B, “Söz konusu apartmanda herhangi bir mülküm yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
Sanık Nasır Ç. ise, dava konusu binanın proje tarihinde İnşaat Odası Diyarbakır Şubesi’nde yönetim kurulu üyesi olduğunu bildirdi.
Üyeleri tarafında uygulanmak üzere hazırlanan projelerin vize işlemleri ile yükümlü olduklarını öne süren Nasır Ç, şöyle devam etti:
“Burada projeyi inceleme, onaylama, uygulamaya sevk etmek gibi bir görev ve sorumluluğum yoktur. Projeyi değerlendirmem söz konusu değildir. Tek yaptığımız işlem projeyi hazırlayan kişinin projeyi hazırlamaya ehliyeti olup olmadığına yöneliktir. Projenin kapağına imza atıyoruz. Ancak inceleme yetkimiz ve görevimiz bulunmamaktadır. Bu inşaatın yapımındaki eksiklikler ve deprem nedeniyle yıkılmasında kusurum bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.”
Sanık Cihan U. da, binanın sadece statik projesini hazırladığını ve inşaatın statik projesine uygun imal edilip edilmediğini denetleme görevinin belediyeye ait olduğunu savundu.
İnşaat yapım aşamasında yıkılan binaya hiç gitmediğini ileri süren Cihan U, şunları kaydetti:
“1999 yılında İzmir’e taşındım ve o zamandan beridir proje hakkında bilgim yoktur. Projemizin 1975 yönetmeliğine göre denetlenmesi gerekmektedir. Ancak biz kendimizi sağlama almak adına değerleri hep yüksek girerdik. Bu nedenle üzerime isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum.”
Mağdur olan müştekiler ise depremde binanın enkazında yakınlarını kaybettiklerini, binanın yakınında köprülü kavşak yapılmasının sarsıntıya sebep olduğunu savundu.
Binanın altında bulunan bankada ise kolon kesme iddialarının bulunduğunu aktaran müştekiler, bu konuların araştırılarak, kusuru bulunanların cezalandırılmalarını istedi. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında dosyadaki eksikliklerin giderilmesi yönünde görüş bildirdi.
Mahkeme heyeti de savunmaların alınmasının ardından ilgili kuruma köprülü kavşak inşaatının bölgedeki yapılara zarar verip vermediğine yönelik araştırma yapılıp yapılmadığının sorulması, Bağlar Belediyesine bölgedeki zeminin bataklık olup olmadığının tespiti ve binanın altında bulunan bankanın da tüm tadilat projeleri hakkında bilgi verilmesi için müzekkere yazılmasını kararlaştırarak, duruşmayı 14 Ekim’e erteledi.
Davanın iddianamesinde, tutuksuz sanıklardan binanın müteahhidi Hüseyin B, binanın statik proje müellifi Cihan U, statik betonarme projeye onay veren Nasir Ç. ve bina fenni mesulü Ekrem B. hakkında, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis isteniyor. – DİYARBAKIR
]]>UEFA Avrupa Konferans Ligi çeyrek final ilk maçında yarın Fenerbahçe, deplasmanda Yunanistan ekibi Olympiakos ile karşılaşacak. Mücadele öncesi Teknik Direktör İsmail Kartal ile oyunculardan Çağlar Söyüncü maçın oynanacağı Karaiskakis Stadyumu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İsmail Kartal, rakiplerinin gücünü bildiklerini belirterek, “Yunan futbolunda önemli yeri olan köklü bir camia. Ateşli bir taraftarı olduğunu da biliyoruz. Sonuçta bu iki aşamalı bir maç. Rakibimizle ilgili yaptığımız analizler neticesinde güçlü yönlerini biliyoruz. Biz de kendi güçlü yönlerimizi rakibe hissettirerek avantajlı bir skorla İstanbul’a dönmek istiyoruz. Orada da taraftarlarımızın önünde iyi futbol oynayarak bu turu geçmek istiyoruz” diye konuştu.
“İkinci maçta daha dengeli oynadılar”
Olympiakos’un bir önceki turda eşleştiği Maccabi Tel Aviv karşısında iki maçta aldığı skorlarla ilgili soruya Kartal, “Yapmış olduğumuz analize göre ilk maçta alınan sonuç bize biraz sürpriz geldi. İkinci maçta daha dengeli oynadılar. Olympiakos takımı kendi gücünü rakibe hissettirerek orada istediğini aldı” yanıtını verdi.
“Rakibe göre planlarımız hazır”
Rakibi analiz ettiklerini ve oyun planlarının hazır olduğunu belirten sarı-lacivertli takımın teknik patronu, “Rakibimizin oyunun gidişatına, skora, zamana göre nasıl bir oyun planı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyoruz. Eğer çift santrfor oynarsa oyun planımız hazır, tek santrfor oynarsa ona göre planlarımız hazır. Yarın ne yapacakları önemli ama bizim de onlara karşı ne yapacağımız önemli. Onun içi rakibe göre planlarımız hazır. Biz her zaman rakiplerimize göre maç maç hazırlanıyoruz. Her maçın hikayesi başkadır. Adana Demirspor maçının hikayesi başka, yarınki maçımızın hikayesi başka. Yaptığımız antrenmanlarla hazırlandık. Yarın Fenerbahçe’ye yakışır şekilde iyi mücadele ve iyi bir sonuçla ayrılmayı düşünüyoruz.” diye konuştu.
“Kulübümüzün yapmış olduğu bu hamlenin karşılık bulduğunu düşünüyorum”
Son olarak Süper Kupa maçıyla ilgili sorulan soruyu yanıtlayan İsmail Kartal, “Lig maçlarında, kupa maçlarında olsun Türkiye’de yaşadıklarımız açık ve net bir şekilde ortada. Haklılığımızı kamuoyuna gösterebilmek için Kulübümüz tarafından bir tepkiydi. Kulübümüzün yapmış olduğu bu hamlenin karşılık bulduğunu düşünüyorum. Ülke futbolunun değişmesini istiyorsak bazı kurumların, herkesin kendisine göre bir değerlendirme yapmasını bekliyoruz. Bu değerlendirmelerin sonucunda her şeyin bundan sonra daha iyi olabileceğini düşünüyoruz ve buna inanıyoruz. Biz işimize bakıyoruz. Sahanın içinde kaldık ve saha içinde kalmaya devam edeceğiz. Yarınki maçla ilgili hazırlıklarımızı bitirdik. İyi mücadele ederek istediğimiz sonuçla İstanbul’a avantajlı şekilde dönmek istiyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
Çağlar Söyüncü: “Kendi planları olan iyi bir takımız”
Fenerbahçe’nin defans oyuncusu Çağlar Söyüncü ise, “Öncelikle tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı kutlu olsun. Sonlara doğru yaklaşıyoruz. Zor bir maç. Ama biz her zaman olduğu gibi rakibe göre değil kendi futbolumuzu oynamak istiyoruz. Çift ayaklı bir tur, bunun bilincindeyiz. Zorluklara alışığız, bir zorluk çekeceğimizi zannetmiyorum. Tabii ki zor maç. Rakibimize de saygı duyuyoruz. Biz kendi planları olan iyi bir takımız. Yarın sahada bunları uygulayıp kazanmak istiyoruz” dedi. – ATİNA
]]>Muğla’nın Marmaris ve Datça ilçelerinde yaşayan yelken sporcuları Hasan Çıplak ve Şeref Özsoy, daha önce defalarca birlikte ülke çapında yarışlara katılarak dereceler elde etti. Yatları ile yelken dünyasında belli bir kademeye gelen iki sporcu, Haziran ayında Norveç’te yapılacak olan Double Handed Dünya Yelken Yarışı Şampiyonası’na Türkiye’den katılacak ilk ekip oldu.
Çeşitli ülkelerden 73 takımın katılacağı Norveç’te yapılacak ve 400 deniz millik 3 gün sürecek olan Double Handed Dünya Yelken Yarışları Şampiyonası’na bu kategoride Türkiye’den ilk kez katılacak olan Hasan Çıplak ve Şeref Özsoy, “Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için yarışacağız” dediler. Mayıs ayının son haftasında orada kendileri için aldıkları yarım tonluk bir yelkenli yatın hazırlıklarına başlayacaklarını belirten Çıplak ve Özsoy, 26 Mayıs’ta Norveç Oslo’da genel antrenman yarışı ve 29 Mayıs’ta tüm takımlar olarak deneme yarışı yapacaklarını ifade ettiler.
“Şimdiden heyecanımız çok yüksek”
30 yıldır yelken sporu ile uğraştığını belirten Hasan Çıplak, “30 küsur senedir denizdeyim ama 2022’de artık kendi teknemi alıp bu işi yapmaya karar verdim. Daha önce arkadaşlarla görüşüyorduk bu yarış hakkında, valla gurur verici biraz da heyecanlıyız. Çünkü teknenin boyu ve özellikleri fark etmeksizin iki kişiyle kullanmanızı gerektiren bir yarış. Şu an 73 katılımcı var çeşitli ülkelerden. Biz de Datça’dan ve Marmaris’ten Şeref arkadaşımla beraber davet edildik kulüp tarafından. Orada da tekne hazırlık aşamaları devam ediyor. Fiyortlar’da test sürüşü yaptık. Bu yarış uzun ve zorlu bir yarış olacak. Ortalama 400 mil mesafe. Oslo, Danimarka şamandıra, İsveç şamandıra tekrar Oslo dönüşlü. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için çaba sarf edeceğiz” dedi. Çıplak ayrıca “Türkiye’den iki kişinin yarıştığı Double Handed yarışına ilk defa katılım sağlayacak olduğumuz için çok heyecanlı ve gururluyuz. Her tür yelkenli tekne olacak rakiplerimizde ama biz elimizden gelenin en iyisini yapacağız” şeklinde konuştu.
“400 mili 3 günde bitireceğiz”
2014’ten beri aktif yat yarışlara katıldığını belirten Şeref Özsoy, “Aynı zamanda meslek olarak da yelkencilik yapıyorum. Geçen yıl burada Norveç Kraliyet takımını misafir ettik. Karşılığında onlar da bizi Dünya Şampiyonası’na davet etti. Dünya Şampiyonası, tekne modeli ya da boyu fark etmeksizin iki kişinin kullandığı ve yaklaşık 400 mil boyunca sürecek olan non-stop bir yarış. Hiç durmadan 400 mil yol alacağız. Ortalama hıza vurursanız da yaklaşık en az 3 gün falan sürecek. Hiç durmadan bunun için hazırlanıyoruz. Kondisyon olarak Hasan’la beraber çalışmalarımızı tamamlayıp sonrasında Haziran başı Norveç’e yola çıkacağız. Yaklaşık orada 10 gün kalacağız. Umarım ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz. Herkese başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Yarışacağımız teknenin hazırlıkları tamamlanmak üzere”
Şeref Özsoy, yarışacakları tekne ile ilgili olarak da “Orada bu teknenin benzeri bir teknemiz var. 9 buçuk metrelik bir tekne kullanacağız. Onun da hazırlık aşaması bitmek üzere, takipteyiz. Yelkenleri yenilendi, üst donanımı yenilendi. Bir kısmını da biz gittiğimizde kendi kullanım amacımıza göre yenileyeceğiz. Kendimiz için optimize edeceğiz tekneyi. Sonrasında da test sürüşleri. Bizden sonra her şey hazır olduğu minvalde start alacağız” diye konuştu. – MUĞLA
]]>Geleneksel Türk yemeklerinin her birinin farklı özellikleri olduğuna dikkat çeken Gelenekten Geleceğe Gaziantep yemekleri adlı kitabın sahibi, Anadolu Mutfağı Araştırma ve Koruma Derneği Başkanı Tahir Tekin Öztan, Gaziantep’te bayram için özel olarak hazırlanan yuvarlama geleneğinin yaşatılması için ellerinden geleni yaptığını ve kadınlar için zahmetli ama bayramlarda vazgeçilmez bir yemek olduğunu söyledi. Öztan, bayram sabahı zengin fakir ayrımı olmaksızın Gaziantep’te veya Gazianteplilerin Türkiye’nin ve dünyanın neresinde olursa olsun mutfaklarında yuvalama hazırlandığını belirterek, “Bayram sofralarımız çok özeldir bizim hele hele, Gaziantep sofraları ayrı bir renk ve tat katar bayrama. Burada yemekler yapılır tatlılar yapılır. Bu coşku 1 hafta önceden başlar. Bayramdan 1 hafta önce bütün komşular ve akrabalar bir araya gelir. Geleneksel bayram yemeğimiz yuvalama, zerde ve kurabiye yapımı için çalışmaya başlarlar. Bu bizim için bir coşkudur, tatlı bir telaştır. Yuvalama yapmak için öncelikle pirinci ıslatırız bu pirinç sonra süzekte kurutulur. Daha sonra havanlarda döverek pirinci un şekline getiririz. Ondan sonra siyah çiğ köftelik etle yoğrulur. Bu işlemler bittikten sonra akraba eş dost bir araya gelerek bunu hep birlikte yoğurmaya ve yuvalamaya başlar. Bir taraftan et pişer nohutla beraber diğer taraftan yoğurt süzülür. Bunların hepsi hazırlanarak yemek için bayram sabahı beklenir. Bayram sabahı evin erkekleri bayram nazmına gider. Evin kadını da sabah erken kalkar bayramdan önce hazırlığını yaptığı o yuvalamanın etin suyunu ısıtır. Yoğurt süzülmüştür yoğurdu pişirir, yuvalamayı hazır hale getirir. Bir taraftan pirinç pilavı şehriyeli sadeyağda hazırlanır. Aile namazdan eve geldiğinde mis gibi koku daha eve girmeden her tarafı kaplamıştır. Yuvalamayla pirinç pilavını yeriz üstüne de zerde ve sütlaçımızı yeriz. Ondan sonra bayramlığımızı giyer ellimize baklavamızı kurabiyemizi alır aile büyüklerine bayramlaşmaya gideriz. Bütün bunları biz inşallah Sahan restoranlarında gerçekleştireceğiz. Misafirlerimizi hem Gaziantep’te hem de İstanbul’da bu nefis yuvalamayı yemeye davet ediyoruz” dedi.
Aileler arası sosyalleşmeni ilacı yuvalama
Bayramlar ve özel günler için yapılan birçok geleneksel Türk yemeklerinin komşuluk ilişkilerini geliştirdiği gibi aileler arasında da sosyalleşmeyi sağladığına dikkat çeken Anadolu Mutfağı Araştırma ve Koruma Derneği Başkanı Tahir Tekin Öztan, “Gaziantep’in bayram sofralarının en güzel özelliklerinden bir tanesi de, lezzeti konuşulamaz yemekler yarında bu yemeklerin yapımı aşamasında bireyler ve aileler arasında gelişen sosyalleşmedir. Hazırlıkları bir hafta önceden başlayan ve Ramazan’ın verdiği rehavete rağmen ailelerin bir araya gelmesi, akrabaların, komşuların bir araya gelmesi ve her aile için ayrı ayrı bu yemeği hep birlikte imece usulü ile hazırlamaları çok önemli. Özellikle hanımlar bayram yemeklerinin hazırlık aşamasında dertlerini sevinçlerini paylaşıyorlar, hasret gideriyorlar. Bu nedenle bayram yemeklerimizin en büyük özelliklerinden biride sosyalleşmedir “şeklinde konuştu.
Gaziantep’te bayram yemekleri içerisinde tatlılarında önemli bir yer tuttuğunu ifade Anadolu Mutfağı Araştırma ve Koruma Derneği Başkanı Tahir Tekin Öztan, “Yine ev hanımlarımız iftardan sonra bir araya gelerek komşularıyla birlikte kendilerinin ve komşularının kurabiye ve kahkesini imece usulü yaparlar. Ailelerimizi bu anlamda sadece bayram yemekleri değil, bayram tatlılarının yapımı da bir araya getiriyor. Zerde, sütlaç, kurabiye, kahke ve en önemlilerinden biriside Gaziantep’e has yufka ekmeklerin pişirilmesi için aileler belirledikleri günlerde bir araya geliyorlar. Bu geleneğin devamlılığını sağlamak için bizlerde elimizden gelenleri yapıyoruz” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Türkiye’nin dört bir yanında ve gök semalarda özgürce uçan çelik kanatların arkasında büyük bir özveri ve takım çalışması yatıyor. Şavaşan Şahinlerin, Baba olarak nitelendirilen F-4 Phantomların ve Koca Yusufların göklerde saatlerce kesintisiz uçabilmesinde kahraman yer bakım personeli önemli bir rol oynuyor.
Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan helikopter, uçak ve jetler; Türkiye’nin çeşitli noktalarında bulunan Ana Jet Üsleri’nde Hat Bakım Komutanlıkları tarafından titizlikle göreve hazır hale getiriliyor. Hava araçlarının fabrika seviyesi bakımları hariç diğer tüm bakımları Ana Jet Üslerinde gerçekleştiriliyor. Çelik kanatlar periyodik olarak; 200, 400 ve 600 saatlik görevleri sonrası gövde bakımları ve motor bakımları yine uçak bakım ekipleri tarafından titizlikle yapılıyor.
‘Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’ düsturu ile çalışan uçak bakım ekipleri, her bakım çalışmasının ardından hava aracını kahraman Türk pilotlarına teslim ediyor ve uçuşa hazırlanmış hava aracı o andan itibaren her türlü göreve hazır hale getiriliyor.
“Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bakım Personeli, “Hat Bakım Bölük Komutanlığı olarak bünyemizde bulunan kalifiye personel ve seçkin yer destek teçhizatları ile bünyemizdeki uçaklarımızın uçuş öncesi, uçuşlar arası ve uçuş sonrası bakımlarını icra etmekteyiz. Bu bakımlar neticesinde uçaklarımız en kısa sürede bir sonraki sorti için harbe hazır hale gelmektedir. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.
“Bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar”
Yapılan kontrol aşamalarına dair açıklamalarda bulunan Bakım Personeli, “Yapmış olduğumuz bakımlar kontrol güvene mani değildir prensibiyle sürekli kontrol edilmekte ve bütün aksaklıklar başlamadan giderilmektedir. Bütün bakımlarımız kayıt altında yapılmaktadır. ‘Technical Order’ dediğimiz teknik emirlerimiz var. Bunlara harfiyen uyarak, bakımlarımızı yapmaktayız ve yapılan bütün bakımlar kayıt altına alınmaktadır. Bakım teşkilatı olarak bünyemizde bulunan Hava Kuvvetleri envanterindeki bütün uçaklarımızın bakımlarını titizlikle yapmaktayız. Bakımını yaptığımız; bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar” diye konuştu.
“Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız”
Uçuş öncesi gerçekleştirilen bakımla mesailerinin başladığını belirten personel, “Titizlikle uçuş öncesi bakımları yapılır. Akabinde uçaklarımız servise verilir. Pilot gelir uçağı kabul eder. Daha sonra uçuşa gider. Uçuştan dönüşünde yine biz bu uçaklarımızı karşılarız. Uçuş sonrası bakımlar ve birtakım servisi ikmal işlemlerini yaparız. Daha sonra herhangi bir arızası varsa pilotla yaptığımız brifing sonrasında uçağımızı gerek sığınakta gerekse hangarda arızaya müdahale için teslim alırız. Herhangi bir arızası varsa en kısa sürede faal ederiz. Arızası olmayan uçaklarımızın da uçuş sonrası bakımlarını yaparak hemen bir sonraki sortiye hazır hale getiririz. Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız” şeklinde aktardı.
Bakım ekiplerinin gerçekleştirdiği bakım sonrasında güvenle uçtuğunu belirten Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı pilot, “Bakım ekibi tarafından faal edilerek uçuşa verilen tüm uçaklara emniyetli bir şekilde göksemalarımızın her alanında uçurarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmekteyiz. Bu konuda tüm çalışan bakım ekibine sonuna kadar güvenmekteyiz. Özellikle kendini geliştirmiş personelle bakım ekibi bize her türlü göreve hazırlanmamızda büyük bir şekilde yardımcı olmakta. Biz kendi görevlerimizi hazırlanırken arkamızda hiçbir şekilde uçakla alakalı bir emniyetsizlik düşünmüyoruz. Bakım ekibi uçaklarımızı son derece emniyetli bir şekilde bize hazır ediyor. Özellikle uçuşlardan sonra bütün bakım faaliyetlerini kendileri bizzat dikkatli bir şekilde yerine getiriyorlar. Hiçbir şekilde gözümüzde arkada kalmıyor. Biz bu şekilde kendi görevimize daha yoğun bir şekilde odaklanarak ve görevimizi icra ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yer bakım personeli sayesinde güvenle Türk semalarında uçan çelik kanatlar yedi gün yirmi dört saat Türkiye’nin hava sahasını titizlikle korumaya devam ediyor. – ANKARA
]]>2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Sıtkı Okumuş bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanık A.B, müştekiler ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu.
Tutuklu sanık Okumuş, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, 36 yıldır inşaat mühendisi olarak görev yaptığını, Kahramanmaraş’ın normalin dışında bir depreme maruz kaldığını söyledi.
1997 yılından bu yana Türkiye’de ve Kahramanmaraş’ta asırlar önce meydana gelen depremleri ayrıntılı bir şekilde incelediğini belirten Okumuş, “1114 yılında Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremden bile daha büyük bir depremi 6 Şubat 2023’te yaşadık. Projelerimi rüzgarı, depremi ve statik şartları göz önünde bulundurarak yasalara uygun olarak yaptım. Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde 2 bin senelik bir birikim boşaldı. Bilimsel kaynaklar da bunu söylüyor. Ben her projemi depremi öncelik alarak oluşturdum.” diye konuştu.
Kentte inşaat sektöründe bilgisayarlı çizimi, ilk hazır betonu kendisinin kullandığını, mesleğinde hassas çalıştığını, 1989 yılından deprem sürecine kadar 2 bine yakın proje hazırladığını, 300’e yakın bina yaptığını dile getiren Okumuş, “Yine ilk tünel kalıbı ben uyguladım. Binalarımda perde beton uyguladım.” dedi.
Depremde yıkılan binanın 1998 deprem şartnamesine göre ve şartname üzerinde bir çalışmayla yapıldığını savunan Okumuş, “Melike Hanım Apartmanı’nda yaptığım, uyguladığım çalışmaları ispata da hazırım. Deprem esnasında bina olduğu yere değil yana devrilerek yıkıldı. Bu yanal ve düşey ivme büyüklüğünü ayrıca zeminde sıvılaşma olduğunu gösterir. Depremin birinci günü eşimi de alarak yıkılan binanın yanına gittim ve proje dışı büyük profiller gördüm. Burada imara aykırı müdahaleler yapıldığını tahmin ediyorum. Çünkü benim projelerimde öyle büyük profiller yoktu. Daha sonra yaptığımız araştırmada da Melike Hanım Apartmanı’ndaki 2 dükkan tek dükkan haline getirilmiş, asma kat kapanmış.” ifadelerine yer verdi.
“Fay hattının üzerine yapılmış”
Melike Hanım Apartmanı’nın olduğu bölgede 2012 yılında yapılan araştırmada aktif fay hattının bulunduğunu dile getiren Okumuş, şu ifadeleri kullandı:
“Biz binayı 2000 yılında yapıp, teslim ettik. Benim burada sorumluluğum olabilir mi? Burada fay hattının üzerine yapılmış Melike Hanım Apartmanı. Ayrıca burası 3 akarsuyun birleştiği bir yatakmış. Alüvyonlu bir zemin oluşmuş. Bu binanın depreme dayanması mümkün değil saymış olduğumuz nedenlerden dolayı. Bu sıvılaşma ve zemin problemi varken bize belediye 11 katlı bir apartmanın yapılmasına nasıl izin verdi. Bu bina depremin büyüklüğü, binanın tesliminin ardından imara aykırı işlemler ve zemin problemlerinden dolayı yıkılmıştır. Hazırlanan iddianamede de şahsımın asli kusurlu yazılmasının da sehven oluştuğunu düşünüyorum. Ayrıca ilk kez bir müteahhit ve inşaat sahibine kusur addedilmemiş. Bayındırlık teknik şartnamesine ve imar mevzuatına göre müteahhitken, inşaat sahibiyken bana kusur addedilmesini en büyük yanlış olduğunu düşünüyorum. Ben kalp, tansiyon ve şeker hastasıyım. 417 gündür tutuklu bulunuyorum ve sağlığım geriye gitmeye başladı. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum ve beraatimi talep ediyorum.”
Tutuksuz sanık A.B. de Melike Hanım Apartmanı’nın arsa sahibi olduğunu, arsayı 4 daire, 2 dükkan karşılığı verdiğini, müteahhit olmadığını söyledi.
Mahkeme heyeti, sanıkların mevcut halinin devamına karar vererek duruşmayı 12 Temmuz’a erteledi.
Duruşmaya katılan tüm müştekiler, sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırmalarını talep etti.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.
]]>Erdoğan, partisinin Sultanbeyli Kent Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı ile yeni bir döneme hazırlandıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda belediyecilik hizmetlerinde yapacakları tarihi atılımlarla şehirlerin de yüz yılı olacağını söyledi.
“İstanbul kendine ortak kabul etmez”
Mitinge katılanlara “Buna hazır mıyız?”, “Pazar gününe kadar buna hazır mıyız?”, “Pazar günü sandıkları patlatacak mıyız?” diye soran Erdoğan’a vatandaşlar, “Evet” yanıtını verdi. Bunun üzerine Erdoğan, “Ben Sultanbeyli’den gümbür gümbür bir sesin geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“İstanbul’da 30 yıl önce başlattığımız yerel yönetim hamlesi, maalesef son 5 yıldır durmuş, hatta ibre tersine dönmüştür. Şehri yönetmesi gerekenler İstanbul’dan başka her işle uğraştıkları için bırakınız yeni projeyi, devraldıkları yatırımları bile sürdürememişlerdir. İşte şu anda İstanbul’u yöneten büyükşehir belediye başkanının acaba Sultanbeyli’ye en ufak bir yatırımı oldu mu? Büyükşehir belediyesinden ne diyor, ‘Tam ileri.’ Ne tam ileri ya, sen tam gaz geri gidiyorsun. Sultanbeyli’yi bir defa hiçbir zaman kalkıp da sahiplenmedin ki. Ulaşımıyla, çevresiyle, depreme hazırlığıyla, sosyal belediyeciliğiyle İstanbul içler acısı bir hale gelmiştir. Lazım olduklarında, hava bozuk olduğunda ya tatilde ya cumhurbaşkanı yardımcılığı peşinde ya büyükelçilerle Sarıyer’de balıkta… Bu şehrin sorunlarını bunlar çözebilir mi? İstanbul’un yönetimi yarı zamanlı mesaiyle olacak bir iş değildir. İstanbul kendine ortak kabul etmez. ya İstanbul’a hizmet ediyorsunuz ya da bu şehri ihmal ediyorsunuz ya İstanbul’a aşkla, tutkuyla bağlısınız ya da gönlünüzde başka hesaplar var. Bu şehir hiç kimsenin şahsi ihtiraslarının aracı, atlama taşı, basamağı, oyuncağı, finans kaynağı haline getirilemez.”
“İstanbul’un birinci önceliği depreme hazırlıktır”
Eyüp Sultan hazretlerinin uğruna surların dibinde can verdiği İstanbul’a böyle bir zulüm yapılmasına rıza gösteremeyeceklerini, Fatih Sultan Mehmet’in emaneti İstanbul’un bu hale düşürülmesine vicdanlarının el vermeyeceğini dile getiren Erdoğan, kentte yaşayan 16 milyon insanın vebali üzerlerindeyken yaşananlara seyirci kalamayacaklarını vurguladı.
Erdoğan, vatandaşlara, “Bunun için ne diyoruz, ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz. Ne diyoruz bunun için, ‘Sadece İstanbul.’ diyoruz.” şeklinde seslendi.
İstanbul’un beklentisi ve ihtiyacının çok olduğunu ama bazı hayati öncelikleri olduğunu da anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“İstanbul’un birinci önceliği depreme hazırlıktır. Son dönemde bu konuda herhangi bir çaba, gayret, proje, icraat gördünüz mü? Hayır. Çünkü depreme hazırlık için kullanılması gereken kaynaklar bavul bavul, ne oldu? Dolar. Ne oldu? Avro ve bunlar bir yere götürülüyor. Peki nereye götürülüyor? Depreme hazırlık için sarf edilmesi gereken vakit, delege avlarında, DEM’le pazarlıkta. Bu DEM’i biliyorsunuz değil mi? Bizim Rize’nin çay demi değil, kazanma değil, kaybettirme hırsıyla hareket edenleri yemlemekte harcanıyor. Sanki İstanbul böyle bir tehditle karşı karşıya değilmiş gibi hareket etmekle bu tehlike ortadan kalkmıyor.”
“Depreme dayanıksız yapıların hepsini dönüştüreceğiz”
Miting alanına gelirken emniyete ne kadar katılım olduğunu sorduğunu ve cuma günü olmasına rağmen 40 bin kişi bulunduğunu öğrendiğini anlatan Erdoğan, “Maşallah, böyle bir cuma gününde 40 bin kardeşimle Sultanbeyli’de buluşmak bizim için hakikaten vefadır.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim insanlarının her gün “İstanbul’u depreme hazırlayın.” diye ikaz ettiğini, bu sebeple kendilerinin İstanbul’da afet bölgelerindeki gayretli çalışmalarıyla milletin takdirini toplayan Murat Kurum’u büyükşehir adayı olarak belirlediklerini aktardı.
İstanbul’a 5 yıl büyükşehir belediye başkanı olarak hizmet ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Sonra beni nereye gönderdiniz? Başbakanlığa gönderdiniz, sonra Cumhurbaşkanlığı ve dediniz ki, ‘İstanbul emin ellere teslim.’ ve bunu yaptık mı? Şimdi de emin eller, Allah’ın izniyle Murat Kurum kardeşimle ve tüm ilçe belediyeleriyle gerçekleşecek. Önümüzdeki 5 yılda İstanbul’daki depreme dayanıksız yapıların hepsini inşallah dönüştüreceğiz. Tam bir seferberlik anlayışıyla 650 bin konutun dönüşümünü inşallah 5 yıl gibi kısa süre içinde tamamlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul trafiği
İstanbul’un ikinci gündeminin artık hayatı çekilmez bir hale getiren trafik olduğuna değinen Erdoğan, şunları söyledi:
“Ya şuraya doğru dürüst otobüs geliyor mu? Devamlı otobüsler ya yanıyor, buradaki ulaşım ne yazık ki yapılmıyor. Şimdi bütün bunlara karşı inşallah otobüslerimiz, metrobüsler olarak, otobüsler olarak, Sultanbeyli yeni bir döneme geçecek. Mevcut yönetim bizden devraldığı metro hatlarını bile yapamadığı, trafiği rahatlatacak başka projeler de geliştiremediği için şehir adeta kilitlendi. ya bu öyle bir belediye başkanı ki şurada, Sancaktepe’de metro ile ilgili açılış yaptık. Orayı geldi, toprakla doldurdu. ya sen nasıl bir belediye başkanısın? Nasıl bunu doldurursunuz? Bunu biliyorsunuz değil mi? Daha ne diyor bir de ‘Akıllı belediyecilik, tam ileri.’ Nasıl bir tam ileri? Sabah işe gitmek, akşam işten eve dönmek, bir yerden bir yere seyahat etmek, kayak yapmak, İstanbul sizin bu zevkinizi çekmeye layık mı? ve İstanbul tam bir çile şehri haline geldi. Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının durak sayılarını yarıya düşürerek, sırf açmış olmak için ne yaptılar açtılar. Sultanbeyli’ye kadar ilerlemedikleri gibi uyduruk sebeplerle hastane önünden geçecek durakları iptal ettiler. Yani bizim dönemimizde başlayan diğer birçok proje gibi metro hattını da ellerine, yüzlerine ne yazık ki bulaştırdılar, beceriksizliklerinden. Hafriyat alanına çevirdikleri metro duraklarını saymıyorum.”
(Sürecek)
]]>Deprem riski yüksek kentte 2 yıl önce gönüllü 27 öğretmen ve 13 kurum personelinin katılımıyla AKUB kuruldu.
AFAD İl Müdürlüğünde ilk yardım, teknik arama, psikososyal destek, güvenlik, cihazla arama ve barınma gibi konularda eğitim alan AKUB ekibi, öğrencileri afetlere karşı bilinçlendirmek için eğitim çalışması başlattı.
Okul okul gezen ekipler, öğrencilere bir afet durumunda yapılması gerekenlerle ilgili teorik ve uygulamalı bilgilendirme yapıyor.
Ekiplerin 33’üncü durağı Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi oldu.
Öğrencilerle görüşerek afetlere karşı bilgilendirmek için sunum yapan ekipler, daha sonra senaryo gereği kentte meydana gelen yıkıcı bir deprem sonrası tahliye, ilk yardım ve enkaz altında kalan yaralıların kurtarılması konusunda tatbikat gerçekleştirdi.
“Afetlere sürekli hazır olmamız gerekiyor”
İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yiğit, AA muhabirine, Elazığ’ın deprem kuşağında olduğunu ve bugüne kadar depremler yaşadığını ifade ederek, bu depremlerden sonra afetlere karşı bilinçlenmenin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Afetlere karşı hazırlıklı olmak için çalışmalar yaptıklarını, bünyelerinde arama kurtarama ekibi kurduklarını ifade eden Yiğit, şöyle dedi:
“Ekibimiz 40 eğitim çalışanından oluşuyor. Ekibin içinde ‘yiyecek içecek’, ‘arama kurtarma’, ‘barınma’ gibi alt gruplar da var. Bu kapsamda spesifik eğitimler aldılar. Ekibimiz son yaşadığımız 6 Şubat 2023’teki depremlerde başta Malatya olmak üzere diğer illerimizde arama kurtarma faaliyetlerine katıldılar. Bu ekibi güçlendirerek olası afetlere karşı hazırlıklı hale getirmek için bütün çalışmalarımızı yaptık. Afetlere sürekli hazır olmamız gerekiyor.”
Ekibin verilen eğitimlerle olası afetlere karşı hazır durumda olduğunu anlatan Yiğit, bütün öğrencileri ve eğitim çalışmalarını bu doğrultuda bilgilendireceklerini kaydetti.
Yiğit, bu eğitimi alan öğrencilerin diğer aile bireylerini de bilgilendireceğini dile getirerek, ve katkısı olacak. İlimizde bulunan 556 okulumuzda 133 bin öğrencimize bu eğitimleri güncel haliyle verip onları depreme ve afetlere hazırlıklı hale getirmek niyetindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimiz hem deprem anında hem de sonrasında ne yapacaklarının bilincinde olacaklar.” ifadelerini kullandı.
“Elazığ’daki bütün okullarda bu eğitimleri vermekteyiz”
AKUB üyesi Suat Toksöz eğitim çalışanları olarak gönüllülük esasına dayanarak bu hizmeti verdiklerini belirtti.
Afetin hayatın bir parçası olduğunu ifade eden Toksöz, “Öğrencilerimizin afetlerde ilk yardım ve psikolojik olarak durumu yönetebilmeleri konusunda hazırlıklı olmaları için çalışıyoruz. Elazığ’daki bütün okullarda bu eğitimleri vermekteyiz. 2020 depremine hazırlıksız yakalanmıştık. 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerde ise AFAD ile birlikte çalışmalara katıldık. Ekibimiz sahada psikolojik destek de verdi, depremin ilk 3 gününde 380 çadır kurdu. Eğitimin devam etmesi için de çadır kurduk, gıda yardımlarında bulunduk.” diye konuştu.
Öğrencilerden Kemal Yıldızhan, verilen eğitimin çok faydalı olduğunu belirterek, hem deprem anı ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili hem de ilk yardım konusunda bilgi sahibi olduklarını aktardı.
İrem Kalkancı, depremlerin meydana geldiği bir kentte yaşadıklarını ifade ederek, bu eğitim ile olası afetlere karşı hazırlıklı olmaları için bilgilendirildiklerini anlattı.
]]>Özhaseki, Yalova’da Çiftlikköy Seçim İrtibat Ofisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, 1994 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul, kendisinin de Kayseri’den aday olduğunu anımsatarak, mazeret üretmeden hizmet edeceklerini söylediklerini ve sözlerinde durduklarını belirtti.
“22 yıldır iktidardayız, bu bir dünya rekoru”
Bu nedenle vatandaşların kendilerine teveccüh göstermeye devam ettiğini dile getiren Özhaseki, “22 yıldır iktidardayız, bu bir dünya rekoru. Birçok şehirde neredeyse 30 yıldır iş başındayız. Bunlar, dünya rekoru.” dedi.
“Değerli kardeşlerim, siz iyi niyetle yola çıkarsanız, gayret ederseniz, çalışırsanız emin olun Cenab-ı Allah yardım ediyor. İşleriniz rast gidiyor.” ifadelerini kullanan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Naçizane ben de başladığımda benden ilk randevu alanlar ya haciz memurlarıydı ya alacaklı avukatlardı ya da ‘Bir an önce şu paramı ödeyin, ben batmak üzereyim.’ diyen iş adamlarıydı. Öyle başladık. ‘Kasada ne kadar para var?’ diye sordum, ‘700 milyon lira.’ dediler 1994’te. ‘Ne kadar maaş ödeyeceğiz?’ dedim, ’15 milyar.’ dediler. Maaş bile yok ortada. Öyle başladığımız bir şehirde Allah’a hamdolsun, ayrılırken yaptığımız basın toplantısında şunları söyleyerek ayrıldım: ‘Eğer bir tek Allah’ın kulunun ben de hakkı kalmışsa 3 gün boyunca belediyede oturuyorum, lütfen gelsin, o hakkını benden istesin, ödeyeyim. Önce bir helalleşelim ama sizler de şahitsiniz dün taşra gibi gecekondusu olan, çevresi çepeçevre varoşlarla dolu bir şehirden bugün Paris’le yarışacak bir şehir bıraktım. Başım dik, alnım açık elhamdülillah. Çalıştım.’ dedim ve kasası da para dolu bir belediye bıraktık.”
“Arkadaşlarımız, büyük bir gayretle kentsel dönüşümü yapmaya çalışıyorlar”
Özhaseki, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu ve şu anda kırılmamış 497 fay hattının bulunduğunu anlatarak, ne zaman, nerede kırılacağını ve nasıl hasar bırakacağını bilmediklerini söyledi.
Türkiye’nin en önemli gündemlerinin başında kentsel dönüşümün bulunduğuna işaret eden Özhaseki, şunları dile getirdi:
“Bizim arkadaşlarımız, büyük bir gayretle kentsel dönüşümü yapmaya çalışıyorlar. Dün İstanbul’da tam 14 tane ilçemizde 5200 konutluk bir taraftan yıkım bir taraftan da yapım işlerini başlattık. 14 ilçemizin tamamı da bizim AK Parti’li arkadaşlardı. Sabahleyin Ümraniye’de işe başladık. Orada binlerce konutu yeniden yıkıp yapmaya çalışıyoruz. Yine AK Parti’li belediye. Biz inandık bu işe. Türkiye’yi hazırlamak lazım. Onun içindir ki gece gündüz de koşturuyoruz. 2012’de çıkan yasayla 2 milyondan fazla konut değişti, dönüştü ve devam ediyor ama bu bizi kesmediği için yeni yasa çıkardık, hızlandırmaya çalışıyoruz.
Allah korusun, Marmara’da düşünülen ve ikide bir bilim adamlarının ihtar etmiş olduğu Adalar segmenti kırılırsa en büyük hasar İstanbul’da olur, sonra karşısında, Yalova’da olur, Kocaeli’de olur, Bursa’da olur. Onun içindir ki belediyelerimizin birinci işi kentsel dönüşüm. Birinci iş bu. Biz, bunu yapmak için elimizden geldiğince gayret ediyoruz. Yapıyoruz da zaten. Bakanlık olarak hazırız.”
Özhaseki, bütçeleri ayırdıklarını ama belediyelerde bazı yerlerde ayaklarının eksik kaldığını söyleyerek, “Eğer belediye başkanları, nerede kentsel dönüşüm yapılacağını hesaplayıp gelip bizimle işbirliğine girerlerse başarılı oluyorlar. Biz de destekliyoruz. Bütçe veriyoruz, arazi veriyoruz, TOKİ’mizi gönderiyoruz, oraları yeniliyoruz, depreme hazır hale getiriyoruz ama belediye başkanları bunu yapmazlarsa, gelmezlerse ne yazık ki orada bir ayağımız eksik kalıyor.” ifadelerini kullandı.
“Bakanlık olarak biz de hazırız”
Vatandaşların kentsel dönüşüm konusunda hazır olduklarını gördüğünü belirten Özhaseki, “‘Değişsin’ diyorlar. ‘Allah korusun, deprem gelirse hepimizi alır, götürür.’ diyorlar. Bizim belediyelerimiz de hazır. Bakanlık olarak biz de hazırız.” diye konuştu.
Algı belediyeciliğinin başlatıldığını ifade eden Özhaseki, şunları kaydetti:
“Bakanlık olarak biz de hazırız ama biz de Allah iyiliklerini versin, bizim Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Geçen gün İzmir’deyim, 25 senedir burada Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi var mı? Var. İzmir, en önemli deprem bölgesi mi? Evet. ’25 tane bina değiştirdiyse söyleyin.’ dedim. Yok. Çiçek, böcek, akşam düğün, iki yandaş sanatçı, gazeteci, paraları oralara aktarıyorlar. Bir de öğrenmişler, şimdi algı belediyeciliği, başta İstanbul olmak üzere kentsel dönüşüme ayrılan para 500 milyon liranın altında, reklamı için ayırdığı para 900 milyon lira civarında. Yapmadığı halde yapmış gibi göstermek. Olmayanı olmuş gibi göstermek. İktidarın yaptığını kendi yapmış gibi sunmak, böyle bir algı belediyeciliği başladı. Sosyal medyada paraları aktarıyorlar. Dik duruyor adamcağız, alkışlıyorlar. Oturuyor, alkışlıyorlar. Ağzını açıyor, alkışlıyorlar. Gülüyor, alkışlıyorlar. Ben böyle bir şey görmedim. Tatile gidiyor, çalışıyormuş gibi gösteriyorlar. Kayağa gidiyor, ‘Benim insani hakkım, ne var bunda?’ diyor ama çalışıyormuş gibi gösteriyorlar. Böyle bir belediyecilik başladı.”
Özhaseki, başka bir belediyecilik anlayışının ortaya çıktığını belirterek, “Sosyal medyada oynuyorlar. Benim bir sözüm üzerine ‘Sövün bu adama.’ diyorlar. Allah Allah, bir sürü trol ordusu hakarete başlıyor. İş yapacaksınız, mani olmaya çalışıyorlar.” dedi.
“Azıcık vicdanları var mı acaba bunların?”
Bir önceki bakanlık döneminde Hatay’a kentsel dönüşüm için gittiğini anlatan Özhaseki, vatandaşları ikna etmesine rağmen bazı örgüt üyeleri ve CHP’li belediye başkanını ikna edemediğini, kendisine davalar açıldığını ve kentsel dönüşüm yaptırmadıklarını söyledi.
Deprem sabahı Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’le konuştuğunu belirten Özhaseki, “Sonra resmi görevlileri arayarak öğrendim ki benim kentsel dönüşüm yapmak istediğim mahallede bana mani olup yaptırmadıkları yerde taş üstünde taş kalmamış, bütün vatandaşlarımız rahmetlik olmuştu. Şimdi soruyorum, azıcık vicdanları var mı acaba bunların? İşe mani olanların. İşi gücü algı olanların. Bana orada kentsel dönüşümü yaptırmayanların azıcık vicdanları var mı acaba? Değerli kardeşlerim önemli olan hizmet. Vatandaşa hizmet.” diye konuştu.
Kentte de dönüştürülecek alanların bulunduğuna dikkati çeken Özhaseki, Yalova için ne gerekiyorsa üzerine düşeni yapacağını sözlerine ekledi.
]]>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün Orta Doğu Teknik Üniversitesi işbirliğinde AFAD, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi desteği ile CoastWAVE Projesi kapsamında tsunami riskinin azaltılmasında standart olarak tanımlanmış 12 temel göstergeyi karşılamaya yönelik çalışmaların başarıyla gerçekleşmesi Büyükçekmece’ye ödül getirdi. Proje kapsamında Büyükçekmece’de ilk tsunami tahliye tatbikatı gerçekleştirildi. Büyükçekmece, yapılan çalışmalar nedeniyle IOC/UNESCO hazır kent sertifikası almaya hak kazandı. Büyükçekmece Türkiye Tsunamiye Hazır Kent Sertifikası alan ilk kent, Avrupa’da ise ikinci kent oldu. Sertifikanın teslimi Büyükçekmece Belediyesi’nde yapılan törenle gerçekleştirildi. Törene, başta Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, IOC/UNESCO Tsunami birimi yöneticisi Bernardo Aliaga Rossel ve çok sayıda bilim insanı katıldı.
Türkiye’nin deprem kuşağında bir ülke olduğunu hatırlatan Başkan Akgün, “Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı çevresine 7 bin 200 kilometrelik kıyı ile çevrilmiş. Büyükçekmece’nin sahili 30 kilometre, beklemekte olduğumuz büyük depreminde hemen bizim batımızdaki Silivri kentinin biraz güneyinde bin 150 metre derinlikte Marmara çukuru ile doğumuzda 950 metre derinlikte Zeytinburnu arasındaki fay hattını kırılmasıyla yaşayacağımızı dünyanın bütün yer bilimcileri ortaya koymuş durumda. Bu bir gerçek. O zaman bu gerçek üzerinden hareketle neler yapılması gerektiğini önce kentin deprem dayanıklı hale getirilmesi ama eşit zamanlı olarak tsunamiye karşı tedbirlerin alınması gerekiyor. Bugünki konu kentin tsunamiye karşı nasıl hazır hale getirebileceğini kapsamaktadır” dedi.
“Esas olan, devamlılığını sürdürebilirliğini iyi takip etmektir”
Yapılan sistemin önceden tsunami ile ilgili haber verilebilecek bir sistem olduğuna dikkat çeken Akgün, “Bu çalışmalar kapsamında en çok bizi memnun eden şey bu çalışmaların yapılıp halkın bilinçlendirilmesi toplumun topyekün bilinçlendirilmesi noktasında da yine çok değerli çalışmalar yapıldı. Okullara gidilip kitapçıklar dağıtıldı. Bilgilendirilmesi konusunda da yapılması gerekenlerin yapıldığını görmüş olmamızda çok önemliydi. 5 Kasım 2022 tarihinde Türkiye’nin ilk tsunami tahliye tatbikatı da gerçekleştirildi. Büyükçekmece’de kurulan ‘Tsunamiye Hazır Tanınma Sertifikası alan ilk Avrupa kenti Cannes kentidir, ondan sonra da Türkiye’de de ilk defa Büyükçekmece’ye verilmesi hem bizi hem de bu kadar emek veren çalışan dostlarımızı arkadaşlarımızı, bilim insanlarımızı tabii ki mutlu etmiştir. Esas olan, devamlılığını sürdürebilirliğini iyi takip etmektir” şeklinde konuştu.
Büyük İstanbul depremi ile ilgili ön görülen bilimsel tarihlerden bahseden Akgün, “2030’dan itibaren büyük deprem İstanbul’da her an olabilecekse tsunami ile karşı karşıyayız. Yüzbinlerce insanı kaybedeceğiz ama işin için tsunami de var. Büyükçekmece Belediyesi olarak kentsel yönetimi Türkiye’de çok yoğun devam ettiren örnek bir kentsel dönüşüm yapan belediye olmakla birlitke aynı zamanda kendi şehrimiz dahilinde tsunamiye hazırlık çalışmaları yapmış olmamız yapmaya gayret etmiş olmamız siz değerli bilim insanları ile işbirliği yaparak bu işi bu noktaya getirmiş olmamız da bir bakıma sevindirici bir çalışmadır. Esas olan bunun bundan sonraki süreç içerisinde süresiz olarak devam ettirilmesidir” diye konuştu. Başkan Akgün’ün konuşması sonrasında UNESCO tarafından hazırlanan sertifika teslim edildi. – İSTANBUL
]]>Efes Selçuk’ta gençlerin sosyal yaşantısına katkı sağlamak, öğrencilere dinlenme ve sosyalleşme olanağı sunmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Efes Meslek Yüksekokulu yanında bulunan Efes Kantin öğrencilerle buluştu.
Gençlerin isteklerine kulak verdiklerini ve Efes Kantin’in bu şekilde ortaya çıktığını anlatan Başkan Ceritoğlu Sengel, “Hem öğrencilere hem de Efes Selçuk’taki gençlere hitap edebilecek, öğrencilerin okullarının dışında nefes alabilecekleri bir alan oluşturmak istedik. Daha sonrasında da biz buraya geldiğimizde bir grup öğrenci ile karşılaştık, onların fikirlerini aldık. Efes Kantin böyle ortaya çıktı” dedi.
“ÖĞRENCİ DOSTU EFES KANTİN HEPİNİZE HAYIRLI OLSUN”
Öğrencilerin yaşadıkları ekonomik zorlukları Efes Kantin’i hayata geçirirken dikkate aldıklarını belirten Başkan Ceritoğlu Sengel; “Öğrenciler dediler ki; “Başkanım buraya bir yer yapalım ki, manzarası olsun, üst katı olsun. Ama sizden bir ricamız var. Öğrenci dostu bir yer olsun. Değerli öğrenciler, öğrenci dostu Efes Kantin hepinize hayırlı olsun” dedi.
Efes Selçuk’a dair en büyük hayallerinden birinin kentte yaşayan gençlerin kente dair hayal kurmalarını sağlamak olduğunu belirten Başkan Ceritoğlu Sengel, Pamucak’ta düzenlenen festivaller, Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi ile Kültür Merkezi Projeleri ve öğrenci misafirhanesi hakkında önemli bilgiler verdi.
FESTİVALLER DEVAM EDECEK
Ahmet Ferahlı Parkı’nın düzenlenmesinde de en önemli amaçlarından birinin gençler için sosyalleşebilecekleri bir alan oluşturmak olduğuna dikkat çeken Başkan Ceritoğlu Sengel, “Bana diyorlar ki festivalleri neden yapıyorsun? Yapıyoruz sebebi şu; “Biz hem belediye olarak oradan para kazanıyoruz hem de Efes Selçuk’un yanı sıra tüm Türkiye’deki gençlerin müziğini susturmuyoruz. Her yerde festivaller iptal oldu. Ama Pamucak Sahili’ndeki iptal olmuyor. Çünkü Pamucak Sahili’ndeki o festivaller yapılabilsin diye Filiz Ceritoğlu Sengel şahsi kefaletini ortaya koyuyor. Son zamanlarda soruyorlar. “Bu dönem What A Fest yok mu?” diye. Hayır var. Çünkü Filiz Ceritoğlu Sengel tekrar belediye başkanı olduğunda yine o şahsi kefaletini kullanacak. Festivalleri düzenleyenler o şahsi kefaleti koyabilecek yürek istiyorlar. O yürek de Allah’tan hepimizde var. Cumhuriyet Halk Partili olmanın esas gereklerinden bir tanesi de yürekli olmak ve mücadeleci olmaktır. Hepsine sahip olmaktan dolayı da keyif alıyoruz” diye konuştu.
PROJELER HAZIR
Her zaman ayakları yere basan reel projelerle yol aldıklarını kaydeden Başkan Ceritoğlu Sengel; “Bir projem var gibi bir düşünce değil gerçekten uygulamasına kadar hayata geçirilebilecek projelerimiz var bizim. İşte o yüzden gençlik ve spor merkezimizin üç kez ihalesine çıktık. Ancak ekonominin genel gidişatından ve maliyetlerin yüksekliğinden dolayı müteahhitler projeye girmek istemedi. O anlamda Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezimizin uygulama projesi de dahil olmak üzere projeleri hazır. İçerisinde yine gençlerimize sorduğumuz, cep sinemasının olduğu bir alan da hazır. Yine kültür merkezimizin de projesi ve bütçesi de hazır bir şekilde ikinci dönemimizde başlıyor olacak” dedi.
ÖĞRENCİLER İÇİN MİSAFİRHANE
Öğrencilerin barınma sorununa da dikkat çeken Başkan Ceritoğlu Sengel; “Öğrencilerin barınma sorunu var. Bunu en hızlı şekilde çözecek yöntem ne diye düşündük. Bunun için de bir alan bulduk zaten. Alanı adına yurt diyemesek de misafirhane adıyla öğrenciler için kullanacağız. Tahmin ediyorum ki, toplam 64 yatak kapasitesine ulaşabilecek bir misafirhane yapımı için projemiz hazır. Önümüzdeki öğretim yılına da bunu yetiştireceğiz” diye konuştu.
Başkan Ceritoğlu Sengel, konuşmasının ardından Efes Kantin açılışının ardından kantinde oturarak gençlerle sohbet etti.
]]>Temaslarda bulunmak üzere Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, Valiliği ziyaretinde Vali Mustafa Yavuz, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, Belediye Başkanı Rafet Vergili, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya, daire amirleri ve ilgili kurum müdürleri tarafından karşılandı.
Kentte yürütülen çalışmalar hakkında brifing alan Özhaseki, daha sonra Kent Meydanı’ndaki Millet Bahçesi şantiyesi ile Kartaltepe Mahallesi’nde “İlk Evim İlk İş Yerim” proje alanını inceledi.
Özhaseki, Kemal Güneş Caddesi’nde esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti.
Burada konuşan Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek, şehirleri olası depreme hazırlıklı hale getirmek için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Özhaseki, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından devletin kurumları ve vatandaşların bir araya gelmesiyle dayanışma örneği sergilendiğini dile getirerek, “Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1,5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 4 bin 333 köyde şu anda çelikten köy evleri yapılıyor. 1000’den fazla şantiyemiz var, 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz orada. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda kura çekimiyle 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak üzere de her ay 10-15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün önemine değinen Özhaseki, “Her yerde kentsel dönüşümü anlatıyoruz ve bu işin de hızlanması gerektiğini ifade ediyoruz. Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç ayağı var. Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncüsü de vatandaş tarafı. Bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde kentsel dönüşümü yaparız. Ama bunlardan biri eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor.” ifadelerini kullandı.
Özhaseki, kentsel dönüşümün tüm Türkiye’de hızlı şekilde yapılması için Bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kapıyı açtık. Hangi partili gelirse gelsin, yeter ki kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. Sonuna kadar beraber çalışalım diye de zaten ilan ediyoruz.
Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Bazen anlatıyorum. Hatay’da bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya, şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip orada işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum.”
Kentsel dönüşümde belediyelerin rolünden bahseden Özhaseki, şunları kaydetti:
“Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor, onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra Bakanlığa gelip müracaat edip, ‘Gelin beraberce bu işi yapalım.’ demesi lazım. Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar; ‘Efendim Bakanlık gelsin, bu işleri yapsın.’ Tamam zaten onun için oradayız da 250 kişilik kadromuz var. 10 binden fazla mahalle var. Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya, uydurmaya gelince uyduruyorsunuz, bir sürü lafları arka arkasına sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın. İnsanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız, arazi vermeye de hazırız, TOKİ’yle gelip yapmaya da hazırız. Özellikle bizim CHP’li belediyeler; İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız. 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok.”
“Deprem siyaset üstü bir meseledir”
Özhaseki, kendilerine gelen herkese tüm imkanları sonuna kadar seferber edeceklerinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben Bakanlığı temsil ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanlarını belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşla görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki ‘Buraya gelin, beraber bir çalışma yapalım’. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye hazırız.”
Daha sonra AK Parti İl Başkanlığınca düzenlenen iftar programına katılan Bakan Özhaseki, yaptığı konuşmada, dünyada deprem riski taşıyan ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu söyledi.
Evlerin bir an önce dönüştürülüp depreme dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Özhaseki, “Bakanlık olarak biz hazırız. Elimizde ne kadar imkan varsa bunu seferber etmeye hazırız.” dedi.
Özhaseki, Karabük’ü geleceğe hazırlamaya hazır olduklarını dile getirerek, “Biz varız. İnşallah sizler de önümüzdeki seçimlerde sizin için çalışacak, kentsel dönüşümü birinci iş edinecek Özkan (Çetinkaya) kardeşimizi seçerseniz ben de sonuna kadar ona destek vermeye hazırım.” diye konuştu.
Millet Bahçesi ve TOKİ konutlarının yapımının devam ettiği alanda incelmelerde bulunduklarını anlatan Özhaseki, çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği her sözü yerine getirdiğinin altını çizen Özhaseki, kendilerinin de bu doğrultuda çalıştıklarını sözlerine ekledi.
“Karabük’te yerel bir kalkınma hamlesi başlayacak”
AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya da 22 yıldır Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdikleri desteklerden dolayı Karabüklülere teşekkür etti.
İlde hükümetin yatırımlarının paralelinde yerel kalkınma hamlesinin başlayacağını belirten Çetinkaya, “Karabük’e ilk çıktığımız günde dediğimiz gibi şehri imar, gönülleri ihya edeceğiz. Karabük’ü hak ettiği yere hep beraber getireceğiz. Desteklerinizle inşallah en genç belediye başkanı olacağım. Sizlere söz veriyorum; en genç ama en çok çalışan, en çok hizmet üreten, en çok proje ortaya koyan ve hemşehrilerimin gönlüne en çok dokunan belediye başkanı olacağım.” ifadelerini kullandı.
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’da 15-17 Mart’ta yapılacak seçimler öncesinde Rossiya 1 kanalı ve RİA Novosti Haber Ajansı için Dmitriy Kiselev’in sorularını yanıtladı. Rusya’nın nükleer silah kullanmayı düşünüp düşünmediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Putin, Ukrayna’da nükleer silah kullanımının gerekmediğini söyleyerek, “Neden kitle imha silahları kullanalım ki? Hiçbir zaman böyle bir ihtiyaç olmadı” dedi.
Rusya’ya yönelik bir saldırı durumunda nükleer silah kullanmaya hazır olduklarını ve Rusya’nın havadan, karadan ve denizden nükleer füze fırlatma imkanlarını ifade eden “nükleer üçlemenin” diğer ülkelerden daha gelişmiş olduğunu ifade eden Putin, “Askeri ve teknik açıdan elbette hazırız” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Putin, ABD’li mevkidaşı Joe Biden’ın “geleneksel siyaset okulunun” bir parçası olduğunu ve ayrıca ABD’nin Rusya-ABD ilişkileri ve stratejik caydırıcılık konusunda birçok başka uzmana sahip olduğunu da sözlerine ekledi. Putin, ABD’nin nükleer güçlerini geliştirdiğini ancak bunun yarın bir nükleer savaş çıkarmaya hazır oldukları anlamına gelmediğini ifade etti.
“Rusya’yı bitireceklerine inandılar”
Putin, kolektif Batı olarak adlandırılan ülkelerin Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşı başlatmadan önce kendilerini güçsüz bulduklarını ifade ederek, bazı batılı elitlerin Rusya’yı bölmeye çalıştıklarını ve Ukrayna savaşıyla Rusya’ya yönelik silahlar, yaptırımlar ve Ukraynalı milliyetçiler yoluyla Rusya’yı bitireceklerine inandıklarını dile getirdi.
“Finlandiya ve İsveç üyeliği anlamsız”
Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine yönelik de açıklama yapan Putin, “Ulusal çıkarlarını korumak açısından kesinlikle anlamsız bir adım” dedi. Finlandiya ve İsveç sınırına askeri birlik ve saldırı sistemleri konuşlandırılacağını bildiren Rus lider, “Orada askerimiz, saldırı sistemlerimiz yoktu ancak artık olacak” ifadesini kullandı.
Rus lider, Finlandiya’nın Rusya ile yakınlaşmayı reddederek NATO’ya katılma kararının güvenlik açısından durumu iyileştirmediğini bildirerek, “Her halükarda güvenlik durumunu hiçbir şekilde iyileştirmiyor. Ne ikili ilişkilerde ne Avrupa’da” dedi.
Finlandiya’nın bazı bölgelerinde Rus rublesinin kullanılması
Helsinki ve Finlandiya-Rusya sınırına yakın bölgelerde Rus rublesinin kullanılmasına değinen Putin, “Biliyorsunuz bu bir iç mesele. Ancak son yıllarda Rus rublesi Helsinki ve sınıra yakın bölgelerdeki marketlerde kabul ediliyor. Ne istiyorsanız ruble ile alabiliyorsunuz. Bu ekonomik açıdan iyi bir şey” dedi.
Putin’den Almanya’nın Kırım Köprüsüne saldırı ihtimaline “fantezi” yorumu
Rusya Devlet Başkanı Putin, Alman subaylarının Ukrayna’ya destek görüşmelerini içeren telekonferansın sızdırılması olayına değindi. Vladimir Putin, Alman subayların Kırım Köprüsü’ne saldırma ihtimaline yönelik spekülasyonlarının Rusya’yı korkutmak amaçlı olduğunu ancak bunun “fanteziden” başka bir şey olmadığını kaydederek, “Her şeyden önce hayal kuruyorlar. Kendilerini cesaretlendiriyorlar. Ayrıca bizi korkutmaya çalışıyorlar” dedi.
“Ukrayna ile müzakerelere hazırız”
Rusya’nın Ukrayna ile müzakereye hazır olduğunu söyleyen Putin, “Ukrayna ile görüşmelere hazır mıyız? Evet, hazırız. Ancak, yalnızca sahadaki gereklere dayanan müzakerelere hazırız. Çatışmayı barışçıl yollarla çözmek istiyoruz, ciddi bir müzakereye hazırız. Ancak bunun düşmanın yeniden silahlanmak için istediği bir duraklama olmadığını, Rusya için güvenlik garantileri içeren ciddi bir görüşme olduğunu açıkça anlamalıyız” dedi.
“Yabancı askerlerin Ukrayna’daki varlığının savaş alanındaki durumu değiştirmeyeceğinden eminim”
Yabancı askerlerin Ukrayna’daki varlığı ihtimalinin ve Ukrayna’ya Batı’dan güvenlik yardımı yapılmasının savaş alanındaki çatışmanın gidişatını şekillendirmeyeceğini aktaran Rus lider, “Mesele şu ki Batılı askeri personel bir süredir Ukrayna’da bulunuyor, hatta darbeden önce de bulunuyorlardı. Ancak yabancı ülkelerin resmi askeri birliklerinden bahsediyorsak, bunun savaş alanındaki durumu değiştirmeyeceğinden eminim. En önemlisi de bu. Tıpkı silah yardımının hiçbir şeyi değiştirmediği gibi” açıklamasını yaptı.
Putin, Polonya’nın Ukrayna’ya asker göndermesi durumunda Ukrayna’dan ayrılmayacağını, aksine kendisine ait olduğunu iddia ettiği toprakları geri almak istediğini sözlerine ekleyerek, “Çünkü geri dönmek isteyecekler. Bunun hayalini kuruyorlar, tarihi olarak kendilerine ait olduğunu düşündükleri için buralara dönmek istiyorlar. Eğer Polonya birlikleri o bölgelere girerse, ayrılmaları pek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
ABD-Birleşik Krallık yapımı füzelerin Ukrayna’ya gönderilmesinin savaş alanındaki durumu değiştirmeyeceğini kaydeden Rus lider, “ABD-Birleşik Krallık yapımı füzeleri kullanıyorlar. Evet bizde yalnızca hasara neden oluyor. Ancak gerçekte bu durum savaşın gidişatını ve karşı taraf için kaçınılmaz sonuçları değiştirmez” dedi.
“Batı’yı bölmeye yönelik herhangi bir girişimde bulunmayacağız”
Rus lider, Batı’yı bölmeye çalışmadıklarını sözlerine ekleyerek, “Batı’yı bölmeye yönelik herhangi bir girişimde bulunmayacağız, onlar bunu kendileri başarıyla yapacaklardır. Ancak elbette çıkarlarımıza saygı duyulmasını sağlamak için çaba göstereceğiz” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın iç siyaset sürecine hiçbir ülkenin dahil olmasına izin vermeyeceklerini dile getirerek, “Bunu defalarca ifade ettik. Kimsenin bunu yapmasına izin vermeyeceğiz” dedi. – MOSKOVA
]]>Sancaktepe’de elleri ve ayakları külotlu çorapla bağlı şekilde ölü olarak bulunan Semih Sevim cinayetine ilişkin eski sevgilisi olduğu öne sürülen Seçil Çiftçi ile cesedi birlikte ormanlık alana bıraktığı iddia edilen babası Cemal Çiftçi’nin yargılanmasına devam edildi. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Seçil Çiftçi ile tutuksuz sanık Cemal Çiftçi hazır bulundu. Duruşmaya öldürülen Semih Sevim’nin ailesi ile tarafların avukatları da katıldı.
“Sanık tarafından yapılabileceği gibi başkaları tarafından da yapılabilmiş olabilir”
Mahkemede Adli Tıp Kurumu’ndan rapor geldiğini, raporda ölen Sevim’de tespit edilen yaralanmaların tamamının bağla boğma öncesi meydana getirilmiş olduğu, ayrıca ölende meydana gelen yaralanmaların tamamının sanığın kendisi tarafından yapılabileceği gibi bir başkası ya da başkaları tarafından da yapılmış olabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı aktarıldı. Raporda ayrıca, kişinin bağla boğma sonucu olay esnasında ölmüş olduğu da belirtildi.
“O anda yerde bulduğum kilotlu çorap ile kollarını bağlamak istedim”
Duruşmada savunma yapan sanık Seçil Çiftçi, “Adli Tıp Kurumu raporu benim olayı anlattığım şekli zaten doğrulamıştır. Kafasının arkasına önce alkol şişesiyle vurmuştum ancak herhangi bir şekilde etkilenmedi. Elinde bıçak olduğu için bu defa sopayla birkaç kez kendisine vurdum. Sağ kolundaki yaralanmalar muhtemelen bu sırada oluşmuştur. Semih darbe almasına rağmen etkilenmeyip tekrar kalkmaya çalıştı. Boğma olayına ilişkin olarak da sadece o anda yerde bulduğum külotlu çorap ile kollarını bağlamak istedim, o anda boğazına nasıl geldiğini hatırlamıyorum. Olay sebebiyle çok pişmanım, ben istemeden bu durum yaşandı. Takıntılıydı, olaylara kendisi sebebiyet verdi. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
“Rahatsız edildiği yönündeki cümleleri doğru değildir”
Söz alan müşteki Sevgi Arslan ise ifadesinde, “Seçil’in kendisi de ağabeyimi sürekli cep telefonuyla aramaktaydı. Sürekli barışma talepli konuşmaları vardır, rahatsız edildiği yönündeki cümleleri doğru değildir” diye konuştu. Diğer müştekiler de Seçil Çiftçi’ye yardım eden başkalarının da olduğunu ve sanığın eylemi tek başına yapmasının mümkün olmadığını söyleyerek 2 sanığın da cezalandırılmasını talep ettiler. Ayrıca müşteki avukatları, sanık Cemal Çiftçi’nin de tutuklanmasını istediler.
Bu sırada söz alan sanık Seçil Çiftçi, “Ben eylemi tek başıma yaptım, yanımızda başkası yoktu. Ben yalnız yaşayan bir insanım, deliller ortadadır” ifadelerini kullandı.
Mütalaa hazırlanacak
Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Seçil Çiftçi’nin tutukluluk halinin devamına ve dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 1 Ocak 2023’te Sancaktepe Sazak Çeşme Mesire Yeri yakınlarında bir kişinin ölü olarak bulunması üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı, ölen kişinin ise hakkında öncesinde ‘kayıp şahıs’ ihbarında bulunulan Semih Sevim (40) olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Müşteki olarak ifade veren Sevim’in kardeşi Sebile Selvitopu’nun ifadesine yer verilen iddianamede, kardeşi Semih Sevim’in 22 Aralık 2022’de Tokat’tan İstanbul’a gittiğini, kardeşinin Seçil Çiftçi ile karşılıklı olarak birbirlerini tehdit etmeleri iddiasıyla ilgili duruşması için gittiğini ve kardeşinin Seçil Çiftçi ile yaklaşık 5-6 yıldır Tokat’tan tanıştıklarını söylediği aktarıldı.
Dosyaya sunulan yazışmaların incelenmesine de yer verilen iddianamede, Seçil Çiftçi’nin ölen Semih Sevim’e hitaben, “Ölümün benim elimde, seni vurduracağım, senin kafanın kesildiğini paylaşacağım. Israrla belirtmek isterim ki bu şahsın yaklaşık 5 senedir tehditlerine maruz kaldım, hep beni ailemle tehdit etti. Sıkıldım bu tehditlerden, benim babam baba gibi baba, benim anam ana gibi ana. Seni öldüreceğim, paşa paşa da cezasını yatacağım, seni vurduracağım” gibi mesajlar gönderildiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede şüpheliler Cemal Çiftçi ile Seçil Çiftçi’nin ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki kayak takımı sporcuları, ocak ve şubat aylarında Hakkari, Erzurum ve Bolu’da düzenlenen 4 yarışmada farklı kategorilerde 13 altın, 17 gümüş ve 14 bronz madalya kazandı.
Erzurum’da 13-15 Mart’ta yapılacak Kayaklı Koşu Türkiye Şampiyonası’na 27 sporcuyla katılmaya hak kazanan Muş Kayak Takımı, yeni başarılar elde etmek için hazırlıklarını sürdürüyor.
Muş’taki kayak merkezinde yeterli kar olmaması nedeniyle kentteki yüksek rakımlı karlı dağlara çıkan sporcular, antrenörlerinin gözetiminde antrenman yapıyor.
Gençlik ve Spor Müdürü İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Muş’ta kar seviyesinin düşük olması nedeniyle kayak sezonunun kısa sürdüğünü belirterek, şöyle konuştu:
“Biz de sporcularımızı kar kalınlığı fazla olan ve kayak sezonu uzun süren çevre illere göndererek yarışlara hazır hale getirdik. Bunun meyvesini de almış olduk. Sporcularımız Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Kayaklı Koşu Eleme Yarışması, Erzurum’da yapılan 1. Etap Yarışları ile Biatlon Türkiye Şampiyonası ile Bolu’da düzenlenen 2. Etap yarışmalarında 44 madalya kazandı. Kayaklı Koşu Türkiye Şampiyonası’na 27 sporcumuzu hazırlıyoruz. Hedefimiz Türkiye Şampiyonu olmak. Muş, kayaklı koşularda çok ciddi dereceler elde etti. Avrupa ve Balkan şampiyonalarında ilk üçe giren sporcularımız var. Kayakta il olarak çok iyi noktadayız. Karın az yağması bize engel olmadı. Gençlerimiz yüksek rakımlı dağlarda hazırlıklarını sürdürüyor. Türkiye Şampiyonası için başarılı bir hazırlık dönemi geçirerek ilimizi en iyi şekilde temsil edeceğiz.”
“Karda antrenman yapmadan derece almak zor”
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde görevli kayak antrenörü Veysel Oğlağo da kentteki kayak merkezinde karın az olması nedeniyle sporcuları karla kaplı dağlara götürerek antrenman yaptıklarını belirtti.
Türkiye Şampiyonası’na hazırlandıklarını ifade eden Oğlağo, şunları kaydetti:
“Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutarak kayağa teşvik ediyoruz. Soğuk havaya rağmen antrenman yapıyoruz. Karda antrenman yapmadan derece almak zor. Sporcularımızı Avrupa ve Balkan şampiyonasına gönderiyoruz. Muş, olimpiyat sporcusu çıkarmış bir il. 20 yıldır bu işi yapıyoruz. Birçok kez takım halinde Türkiye Şampiyonu olduk. Elimizden geldiği kadar çocukların daha iyi derece alabilmeleri için uğraşıyoruz. Çıktığımız karlı dağlarda soğuk hava etkili ama antrenmanları aksatmamaya çalışıyoruz. Günde en az 2 saat antrenman yapıyoruz.”
“Yüksek rakımlı dağlara çıkarak antrenmanlarımıza devam ediyoruz”
Sporculardan Ali Zafer Kaya da 2,5 yıldır kayak sporuyla ilgilendiğini ifade ederek, “Takım adına birçok derecemiz var. Türkiye Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Derece almak için antrenmanlarımızı sürdürüyoruz. Merkezde yeterli kar olmadığı için yüksek rakımlı dağlara çıkarak antrenmanlarımıza devam ediyoruz. Çok heyecanlıyız. Yarışlardan birinci olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Sporculardan Ebrar Zamur, Türkiye Şampiyonası’na katılacağı için çok heyecanlı olduğunu bildirerek, Erzurum’dan madalyayla dönmek için çalıştıklarını vurguladı.
]]>Fuad Hüseyin, 3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Anayasa’nın, Irak topraklarından hiçbir grubun ve örgütün başka ülkelere saldırmasına izin verilmemesi gerektiğine işaret ettiğini belirten Hüseyin, “PKK’nın Türkiye’de sorun olduğu doğru ama Irak için de sorun.” diye konuştu.
Bakan Hüseyin, Anayasa’da belirtilen çerçevede Türkiye’yle bu konuda görüşmelere başladıklarını ve aralık ayında Ankara’da bir toplantı yapıldığını hatırlatarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türk heyetine, kendisinin de Irak heyetine liderlik ettiği ortak komitenin oldukça güzel bir toplantı gerçekleştirdiğini aktardı.
Söz konusu ortak komitede bir sonraki toplantıya sunulmak üzere iki bildiri hazırlamaya karar verdiklerini dile getiren Hüseyin, “Irak tarafı güvenlik, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güvenliğiyle ilgili belgeyi şimdiden hazırladı. Gelecek ay Bağdat’ta buluşmayı, bu belgeleri tartışabilmeyi ve bu iki belgeye dayanarak bir plan geliştirmeyi ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Petrol ihracatının yeniden başlaması
Bakan Hüseyin, Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihracatı konusunda verdiği karar sonrası 25 Mart 2023’te Irak’tan Ceyhan Limanı’na petrol akışının durdurulmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Irak’tan Türkiye’ye petrol ihracatının yeniden başlaması konusuna değinen Hüseyin, Türkiye tarafıyla yaptıkları görüşmelerde boru hattının hazır olduğunu belirttiğini ve Türkiye’nin de boru hattını açmaya hazır olduğunu söyledi.
Hüseyin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) de ihracata hazır olduğunu ifade ettiğini aktararak, Bağdat ile Erbil arasında konuya ilişkin anlaşma olduğunu ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi için Bağdat’ın, IKBY’de faaliyet gösteren petrol şirketleriyle görüşmeler yaptığını anlattı.
Federal hükümetin bu sorunu çözeceğini umduğunu vurgulayan Hüseyin, sorun hallolduktan sonra Ceyhan Limanı’na petrol ihracatının konuşulacağını ifade etti.
“Kalkınma Yolu’na Körfez ve Türkiye yatırım yapmak istiyor”
Bakan Hüseyin, Basra Körfezi’nden Ovaköy’e 1200 kilometrelik otoyol, demir yolu, enerji nakil ve iletişim hatlarını içeren Kalkınma Yolu Koridoru’nun önemine ilişkin de şunları söyledi:
“Bu gerçekten de devasa bir proje. Basra’daki Büyük Fav Limanı’ndan başlayan proje Türkiye’de bitiyor. Türkiye’den de Avrupa’ya uzanıyor. Fav ve Irak’tan bahsettiğimde, bu, Irak, Irak ekonomisi, Irak’ın Fav Limanı’nın Türkiye ile güçlü bağını ifade ediyor. Bu, aynı zamanda, Irak ile Körfez ülkeleri arasında ve ayrıca Körfez ülkelerinin Irak aracılığıyla Türkiye ve Avrupa ile bir bağlantı kurduğu anlamına geliyor.”
Hüseyin, projenin büyük finansmana ihtiyaç duyduğuna ve bunun çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapmaya katılabileceği anlamına geldiğine dikkati çekti.
Hüseyin, “Elbette yatırım yapmayı planlayan ve düşünen bazı Körfez ülkeleri var, Türkiye de yatırım yapmak istiyor. Projeyle ilgili Türkiye ile iyi bir görüşme içerisindeyiz.” ifadelerini kullandı.
ABD askerlerinin çekilmesi tartışmaları
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından ABD askerlerinin Irak’tan geri çekilmesi yönünde artan tartışmalara ilişkin konuşan Hüseyin, Amerikan tarafı ile Irak arasında konuya ilişkin müzakerelerin yeniden başladığını anlattı.
Hüseyin, müzakerelerin iki tarafın ordularının temsilcileri arasında yürütüldüğünü dile getirerek, “Geçtiğimiz hafta çeşitli toplantılar yaptılar, biz de bu konuyu tartışabilmek ve tartışmanın nereye gittiğini takip edebilmek için ekibimizin Sayın Başbakan’a (Muhammed Şiya es-Sudani) ve siyasi liderlere sunacağı raporu bekliyoruz.” dedi.
Terör örgütü DEAŞ ile mücadele etmek için ABD askerlerinin ülkeye davet edildiğini hatırlatan Hüseyin, DEAŞ’ın çöktüğünü ve halihazırda küçük bir terör örgütü olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti.
Bakan Hüseyin, Amerikan askerlerinin ülkenin tamamından çekilip çekilmeyeceğini dair değerlendirmede de bulundu.
Bağdat hükümetinin ülkenin bütün bölgelerinden sorumlu olduğuna işaret eden Hüseyin, konuyu müzakere eden ekibin hükümete olduğu kadar siyasi liderliğe de bir rapor sunacağını ve böylece askerlerin geleceğinin belirleneceğini ifade etti.
]]>Uluslararası standartlarda tesisleri, kar kalitesi ve teknik altyapısı bulunan Erciyes’te kar ezme araçlarını (snowtrack) kullanan 11 kişilik ekip, pistleri daha kaliteli ve güvenli bir hale getirmek için gece mesaiye başlıyor.
Erciyes’in 2 bin 188 metre yüksekliğindeki Tekir Kapı’da bulunan tesislerinden gece karanlığında hareket eden ekip, Develi, Hisarcık, Tekir ve Hacılar kapılarındaki pistlerden 3 bin 400 metre yüksekliğindeki Ottoman Tesisi’ne kadar olan pistleri sabahın ilk ışıklarına kadar kayakseverler için hazır ediyor.
Amatör ve profesyonel kayakçıların konforlu şekilde kayak yapabileceği tesislere sahip Erciyes’in toplam 112 kilometre uzunluğundaki pistlerini hazır etmek için gayret gösteren ekip, yer yer 12 kar ezme aracının sığabileceği pistlerden birden fazla kez geçerek kilometrelerce yol katediyor.
Kar ezme aracı operatörü Eyüp Can Arıkan, AA muhabirine, Erciyes’in pistlerini en iyi hale getirmek amacıyla büyük bir gayretle çalıştıklarını söyledi.
Erciyes’in her alanda olduğu gibi pistlerinin de kaliteli olduğunu belirten Arıkan, şunları kaydetti:
“Yabancı ve yerli turistlere hitap etmesi açısından geceleri burada işe başlayıp sabahlara kadar tesislerimiz ve pistlerimizi hazır hale getiriyoruz. Hava şartları ne kadar olumsuz olursa olsun sabaha kadar her şeyin hazır olması için tüm çabamızı pistlere harcıyoruz. Buraya gelen insanlar ve turistler memnun kalsın istiyoruz . Onların güvenliği için de biz ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Bu makinenin özelliği kayak pistlerindeki karı düzeltmesi ve oradaki karı sertleştirmesi. Gelen misafirlerimizin düzgün pistlerde kayak yapmaları ve güvenlikleri için bu makinelerle ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Makinemizin ön tarafındaki küreğiyle kar olmayan bölgelere de kar çekiyoruz ve böylece her tarafta rahatlıkla kayabiliyorlar.”
Arıkan, gece saatlerinde işe başladıklarını, saat 05.00’e kadar süren işlerinin hava şartlarına göre bazen saat 11.00’e kadar devam edebildiğini aktardı.
“Sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz”
Ekip olarak işlerini bitirdiklerinde pistlerin hazır hale geldiğini anlatan Arıkan, şöyle devam etti:
“Toplam pistlerimizin uzunluğu 112 kilometre. Durmaksızın tüm pistleri ezip kontrol ederek, sabaha hazır hale getiriyoruz. Dağ genelinde duruma göre 8 makine çalışıyoruz. 11 kişilik bir ekibiz. Çoğu pistlerimiz acemi ve profesyonel kayakçılara hitap ediyor. Bu pistlerimizin genişliği yer yer 6 makinelik veya 12 makinelik mesafeye kadar çıkıyor. Biz genişliğinden dolayı pistlerimizden bir defadan fazla, bazen 6 defa geçtiğimiz için sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz. Bu da demek oluyor ki bizim makinelerimizin her biri dağ genelinde 100 kilometreden fazla yol yapıyor. Gece saatlerinde başlayıp sabah güneş doğana kadar devam eden çalışmalarımız buraya gelen yerli ve yabancı misafirlerimizin memnuniyeti ve güvenli bir hizmet alması içindir.”
Operatör Ahmet Aslan da turistlere Erciyes’i en iyi şekilde tanıtmak amacıyla pistleri mükemmel hale getirmek için çalıştıklarını söyledi.
]]>İleri, 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı’nda düzenlenen mitingde, Trabzonlu olmanın gururunu yaşadığını söyledi.
Trabzonluların çalışkan, dürüst ve mücadeleci olduklarına işaret eden İleri, “Ama Trabzonlunun tersi de terstir. Bu milleti bölmeye çalışanlara, terörü destekleyenlere, teröriste ‘terörist’, FETÖ’ye ‘FETÖ’ diyemeyenlere, yüzünü içeriye, Anadolu’ya değil de dışarılara dönenlere Trabzon’un tersi terstir.” dedi.
İleri, geçen mayıs ayında gerçekleştirilen seçimlerin önemine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Çok kritik bir seçim geçirdik. Allah’a bin şükürler olsun bu seçimde Trabzon’dan ve Türkiye’den bir ses yükseldi. O ses de şunu diyor, ‘Bizi durduramazsınız. Bizim ilerlememizi, yürüyüşümüzü durduramazsınız. Biz kararlıyız. Biz hazırız ve Türkiye Yüzyılı geliyor.’ O ses bunu söyledi. Bizler o seçimde kimlere karşı mücadele ettik? Bizler, yüzünü Anadolu’ya değil, dışarı dönenlere karşı mücadele ettik. Bizler, terörü kınayamayanlara karşı mücadele ettik. Bizler, yurt dışında çıkan dergilerin kapaklarına bakıp, o kapaklardan feyz alanlara karşı mücadele ettik. Bizler, ‘Yaparız’ değil, ‘Yıkarız’ diyenlere karşı mücadele ettik.”
Ömer İleri, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçtiğimiz 20 yılda bu ülke bütün altyapısıyla ayağa kalktı, ‘Türkiye Yüzyılı’na hazırım’ dedi. Bunu, 15 Temmuz’u planlayan hainlere rağmen yaptı bu ülke. Bunu, her noktada, her fırsatta bizi bölmeye çalışanlara rağmen yaptı bu ülke. Bunu, Gezi olaylarını organize edenlere rağmen yaptı bu ülke. Biz kararlıyız ve biz hazırız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı başlattık. Bunu Togg’la, milli muharip uçakla, Gabar’da bulduğumuz petrolle, Karadeniz’de bulduğumuz doğalgazla, uzaya gönderdiğimiz uydularla başlattık. Bizler hazırız ve kararlıyız. İnşallah 31 Mart yerel seçimlerinde Türkiye Yüzyılı’nı bir kez daha Trabzon’da hep beraber ilan edeceğiz.”
“Eser demek, hizmet demek AK Parti’dir”
TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı, AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, seçimlerde Trabzonluların Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük destek vereceğine inandığını söyledi.
Hizmetin en iyisini yapacaklarını vurgulayan Karaismailoğlu, “Eser demek, hizmet demek AK Parti’dir. Eser demek, hizmet demek Recep Tayyip Erdoğan demektir. Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında dimdik duran Trabzonlular, 31 Mart’ta en büyük gücü, en büyük sesi Trabzon’dan vereceğiz, hazır mısınız? Hep beraber tüm gücümüzle Trabzon’da sandıkları patlatacağız.” dedi.
Karaismailoğlu, AK Parti’nin belediyecilik demek olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
“Gerçek belediyecilik AK Parti’dir. Yıllardır Trabzon’da AK Parti belediyeciliğinin en güzel örneklerini verdik, daha iyisini de vereceğiz ve 31 Mart’ta sizin bize vereceğiniz güçle birlikte inşallah hizmetin en iyisini sizlerle buluşturacağız. 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta Trabzon’un gücünü bütün dünyaya gösterdiniz, inşallah 31 Mart’ta da bu sesimizi bütün dünya duyacak. Hep beraber, büyük, güçlü lider, dünya lideri Cumhurbaşkanımızın arkasında dimdik durmaya devam edeceğiz.”
“Bizim işimiz hizmet, gücümüz aziz milletimiz.” ifadesini kullanan Karaismailoğlu, şunları kaydetti:
“Biz her zaman milletimize hizmetkar olmaya aday olduk. Hiç bir zaman efendi olmak gözümüze gelmedi. 22 yıldır Türkiye’de büyük işler yapıldı. 20 milyar dolarlık ihracat rakamlarını, rekorlar kırarak 260 milyar dolarlara çıkardık. İnşallah kısa zamanda bunu 400 milyar dolara çıkaracağız. 3 Mayıs’ta Avrupa’nın en uzun tüneli, Zigana Tüneli’ni açtık. 1987 yılında yine Zigana Tüneli açılmıştı ama dağın tepesinde 1800 rakımda sadece 1800 metre uzunluğundaydı. Bakın işte büyük, güçlü Türkiye, 14,5 kilometre uzunluğuyla 2 tünel tam 29 kilometre uzunluğunda, Trabzon’u Gümüşhane’ye bağladık. İnşallah planlı yatırımlarımızla, planlı büyüyerek Trabzon’u Basra Körfezi’ne bağlayacağız. Büyük güçlü Türkiye için durmadan koşmaya devam edeceğiz.”
]]>KOCAELİ – Şanlıurfaspor karşısında kazanmak istediklerini söyleyen Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” dedi.
Kocaelispor, Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında sahasında Şanlıurfaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü. Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ise antrenman öncesi gazetecilere, her maçın kendileri için önemli, her puana da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Zorlu bir döneme girildiğini dile getiren Sağlam, “Alttakilerin ligde kalma mücadelesi, onun bir üstündeki grubun play-off’a girme mücadelesi, play-off potasında olanların orada kalma, kalanlarında da ilk 2’yi zorladığı bir maraton yaşıyoruz. Bundan önceki senelerde olduğu gibi artık her oynanan maç birbirinden değerli hale geliyor. Rakiplerimizin de bundan sonraki süreçte çok zorlu maçlar oynayacağını göz önünde bulundurursak olası puan kayıpları ile karşılaşabileceğimiz bir lig oynuyoruz. Herkes puan almak istiyor. Şanlıurfa küme düşme potasından çıkmak için canla başla mücadele ediyor. Bolu play-off potasına girmek için mücadelesini veriyor. Haftaya oynayacağımız Keçiören altlardan kurtulmak için elinden geleni yapıyor. Herkesin bir hedefi var. Zaman zaman atmosferler motivasyonu çok düşürüyor, farklı sebepler de oluyor ama sonuçta bizim bu gibi olumsuzluklardan etkilenmemiz gerekiyor. Gerçekçi ve önemli bir hedefimiz var” ifadelerini kullandı.
“İstediğimiz bir maçı oynayamadık”
Boluspor ile 1-1 berabere kaldıkları ve puan kaybı için üzgün olduklarını belirten Sağlam, “Üzüntüden bir önce çıkıp bir sonraki maça, Şanlıurfaspor maçına hazırlanmak zorundayız. İyi de hazırlanıyoruz. Eksikliklerimizin, yapamadıklarımızın farkındayız. Bolu maçı çok enteresan bir maç oldu. İlk devrede kalemize gelen tek topun ki o da kendi ikram ettiğimiz pozisyondu. Bunun gol olması, yine girdiğimiz pozisyonlar var. İkinci yarı istediğimiz gibi olmadı. İstediğimiz bir maçı oynayamadık. Oyuncularımız olayın ciddiyetinin farkında. Taraftarımızın Eyüp maçında olduğu gibi bize yürekten destek vereceklerini düşünüyorum. Güzel bir oyunla girdiğimiz pozisyonları bundan önceki maçlarda olduğu gibi kötü değerlendirmeyip, güzel keyifli bir maç izletmek istiyoruz. Bundan sonraki zorlu sürecimizin hem taraftarımızın, hem camiamızın moralini motivasyonunu artırarak geçmesini sağlamak istiyoruz” diye konuştu.
“Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah”
Kart cezalısı futbolcuları olduğunu, ayrıca birkaç mevkide de değişiklik yapabileceklerini aktaran Sağlam, “Takımdaki herkesi hazır tutmaya çalışıyoruz. Zaman zaman böyle değişikliğe ihtiyacımız olduğunda, ya da sakat, cezalı oyuncularımız olduğu zaman arkadakileri de bizim hedefimize uygun performansı ortaya koyması, takıma yardım etmesi için hazır tutmaya çalışıyoruz. Her oyuncumuz bizim için önemli, değerli. Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
“Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz”
Ertuğrul Sağlam, Gürcü futbolcular ile ilgili gelen soruyu da yanıtlayarak, sözlerini şöyle noktaladı:
“Her oyuncunun hem bireysel anlamdaki yeteneklerini takım için ortaya koyması hem ekip bütünlüğüne verdiği katkıyı göz önünde bulundurursak her iyi oyuncunun takım performansına ciddi katkıları olacağını bekliyorum. Biraz da haksızlık yapıyoruz. Diyelim ki Gürcü bir oyuncuyu getiriyorsun. Giorgi Kharaishvili üzerinden şöyle bir örnek vereyim; oyuncu Gürcü, gitmiş Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde futbol oynamış, en son Macaristan’da devam etmiş. Alıyorsunuz bu adamı Türkiye’ye getiriyorsunuz, 3 gün sonra maça koyuyorsunuz ve ilk maçında mükemmel bir oyun ortaya koymasını bekliyorsunuz. Farklı bir ülke, farklı bir kültür, farklı oyun anlayışı ve sistem. Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz. Bu tamamen bence hayalden öte bir beklenti. Hem kendimize hem de oyuncuya haksızlık ediyoruz. Dileğimiz, adaptasyon sürecinin çok erken tamamlanması, ki buna da ihtiyacımız var. Bir avantajımız da 3 Gürcü oyuncumuz oldu. Onların birbirine vereceği motivasyon ve destek bu süreci aşağıya indirebilir. Bizim kültürümüze de yakın bir kültüre sahipler. Ben de bu hafta sahaya koyalım ve istediğimiz gibi oynasın, yabancılık çekmesin isterim. İnşallah öyle olur.”
]]>Kocaelispor, Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında sahasında Şanlıurfaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü. Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ise antrenman öncesi gazetecilere, her maçın kendileri için önemli, her puana da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Zorlu bir döneme girildiğini dile getiren Sağlam, “Alttakilerin ligde kalma mücadelesi, onun bir üstündeki grubun play-off’a girme mücadelesi, play-off potasında olanların orada kalma, kalanlarında da ilk 2’yi zorladığı bir maraton yaşıyoruz. Bundan önceki senelerde olduğu gibi artık her oynanan maç birbirinden değerli hale geliyor. Rakiplerimizin de bundan sonraki süreçte çok zorlu maçlar oynayacağını göz önünde bulundurursak olası puan kayıpları ile karşılaşabileceğimiz bir lig oynuyoruz. Herkes puan almak istiyor. Şanlıurfa küme düşme potasından çıkmak için canla başla mücadele ediyor. Bolu play-off potasına girmek için mücadelesini veriyor. Haftaya oynayacağımız Keçiören altlardan kurtulmak için elinden geleni yapıyor. Herkesin bir hedefi var. Zaman zaman atmosferler motivasyonu çok düşürüyor, farklı sebepler de oluyor ama sonuçta bizim bu gibi olumsuzluklardan etkilenmemiz gerekiyor. Gerçekçi ve önemli bir hedefimiz var” ifadelerini kullandı.
“İstediğimiz bir maçı oynayamadık”
Boluspor ile 1-1 berabere kaldıkları ve puan kaybı için üzgün olduklarını belirten Sağlam, “Üzüntüden bir önce çıkıp bir sonraki maça, Şanlıurfaspor maçına hazırlanmak zorundayız. İyi de hazırlanıyoruz. Eksikliklerimizin, yapamadıklarımızın farkındayız. Bolu maçı çok enteresan bir maç oldu. İlk devrede kalemize gelen tek topun ki o da kendi ikram ettiğimiz pozisyondu. Bunun gol olması, yine girdiğimiz pozisyonlar var. İkinci yarı istediğimiz gibi olmadı. İstediğimiz bir maçı oynayamadık. Oyuncularımız olayın ciddiyetinin farkında. Taraftarımızın Eyüp maçında olduğu gibi bize yürekten destek vereceklerini düşünüyorum. Güzel bir oyunla girdiğimiz pozisyonları bundan önceki maçlarda olduğu gibi kötü değerlendirmeyip, güzel keyifli bir maç izletmek istiyoruz. Bundan sonraki zorlu sürecimizin hem taraftarımızın, hem camiamızın moralini motivasyonunu artırarak geçmesini sağlamak istiyoruz” diye konuştu.
“Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah”
Kart cezalısı futbolcuları olduğunu, ayrıca birkaç mevkide de değişiklik yapabileceklerini aktaran Sağlam, “Takımdaki herkesi hazır tutmaya çalışıyoruz. Zaman zaman böyle değişikliğe ihtiyacımız olduğunda, ya da sakat, cezalı oyuncularımız olduğu zaman arkadakileri de bizim hedefimize uygun performansı ortaya koyması, takıma yardım etmesi için hazır tutmaya çalışıyoruz. Her oyuncumuz bizim için önemli, değerli. Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
“Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz”
Ertuğrul Sağlam, Gürcü futbolcular ile ilgili gelen soruyu da yanıtlayarak, sözlerini şöyle noktaladı:
“Her oyuncunun hem bireysel anlamdaki yeteneklerini takım için ortaya koyması hem ekip bütünlüğüne verdiği katkıyı göz önünde bulundurursak her iyi oyuncunun takım performansına ciddi katkıları olacağını bekliyorum. Biraz da haksızlık yapıyoruz. Diyelim ki Gürcü bir oyuncuyu getiriyorsun. Giorgi Kharaishvili üzerinden şöyle bir örnek vereyim; oyuncu Gürcü, gitmiş Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde futbol oynamış, en son Macaristan’da devam etmiş. Alıyorsunuz bu adamı Türkiye’ye getiriyorsunuz, 3 gün sonra maça koyuyorsunuz ve ilk maçında mükemmel bir oyun ortaya koymasını bekliyorsunuz. Farklı bir ülke, farklı bir kültür, farklı oyun anlayışı ve sistem. Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz. Bu tamamen bence hayalden öte bir beklenti. Hem kendimize hem de oyuncuya haksızlık ediyoruz. Dileğimiz, adaptasyon sürecinin çok erken tamamlanması, ki buna da ihtiyacımız var. Bir avantajımız da 3 Gürcü oyuncumuz oldu. Onların birbirine vereceği motivasyon ve destek bu süreci aşağıya indirebilir. Bizim kültürümüze de yakın bir kültüre sahipler. Ben de bu hafta sahaya koyalım ve istediğimiz gibi oynasın, yabancılık çekmesin isterim. İnşallah öyle olur.” – KOCAELİ
]]>Trabzonspor Yatırım ve Projelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya, kulüp dergisine verdiği röportajda, nefes aldığı her an Trabzonspor için her zaman göreve hazır olduğunu belirtti. Bordo-mavili kulübü tercih etmesiyle her zaman gurur duyduğunu belirten Kaya, “Özellikle ortaokul ve lise yıllarından itibaren Trabzonspor’a olan sevdam tam bir fanatizme dönüştü. O dönemlerle beraber, uzak-yakın demeden sürekli maçlara gitmeye başladım. Defalarca uçak ve otobüs yolcukları yaptığımı dün gibi hatırlıyorum. O süreçte Trabzonspor, beraberinde bana birçok dostluk da kazandırdı” dedi.
“Nefes aldığı her an göreve hazırım”
Trabzonspor’un kendisi için mücadeleyi temsil ettiğini belirten Nevzat Kaya, “Trabzonspor var oluşunu güçlülerle mücadelelere borçlu. Ben de iş hayatımda 30 yılı aşkındır otomotiv sektöründe mücadele ediyorum. Sürekli bir mücadelenin içerisinde ve farklı güçlerle rekabet halindesiniz ve bunu sürdürebilmek hiç kolay değil. Trabzonspor’un yıllardır süre gelen güce karşı başkaldırışı, ortaya koyduğu ruh, mücadele ve başarı azmi, bana hem ilham oluyor hem de gururlandırıyor. Bu nedenle nefes aldığım her an Trabzonspor için göreve hazırım çünkü benim için Trabzonspor sevgisi her şeyin üstünde” açıklamasında bulundu.
“Sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz”
2001’den sonra Trabzonspor’dan hiçbir dönem elini çekmediğini belirten Kaya, “Hep bir şekilde maçlara gittim, locamı aldım, maddi manevi her konuda kulübümün yanında olmaya çalıştım. Zaten hep iç içeydik ama Başkanımız Ertuğrul Doğan’dan tarafıma teklif geldi, beraber çalışmamızı istedi. Bunu seve seve kabul ettim. Trabzonspor’un ekonomik durumunu en iyi bilenlerden birisiyim. Özellikle son 4 yıldır başkanımızla diyaloglarımız oldukça iyi ilerliyordu. Başkanımız Ertuğrul Doğan’la abi-kardeş, etle-tırnak gibi olduk. Kendisi tarif edilemez bir Trabzonspor sevdalısı ve bu kulüp için yüreğini gövdesini ortaya koyuyor. Hem sevgisi, hem de bilgi ve birikimine güvendiğim için başkanımıza ‘Sonuna kadar yanınızdayım2 deyip bu yola çıktık. Hedefimiz Trabzonspor’un sürdürebilir bir ekonomiye sahip olması. Çünkü her şeyin başı ekonomi. Ekonomisi düzgün olmayan hiçbir kurum veya kuruluş hayatını devam edemez. Trabzonspor’da da bunu düzene oturtturmak istiyoruz. Trabzonspor zaten her zaman hedef takımı, altyapısını hazırladıkça sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz. Bunu başaracak bilgi ve birikime sahip, iyi çalışan, Trabzonspor’u kendisine dert edinen bir ekibiz” ifadelerini kullandı.
“Trabzonspor’u aydınlık yarınla taşımaya kararlıyız”
Kısa sürede kulübün kasasına ortak bir çalışmayla 80 milyon Euro soktuklarını vurgulayan Nevzat Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu rakam Türkiye’de herhangi bir kulübün kısa vadede bulup buluşturabileceği bir miktar değil. Bu ödemelerle kulübümüzü ciddi sorunlardan kurtardık ve geleceğe daha sağlam bakabiliyoruz. Bu rakamı borçlanarak yapmadık, tamamen sponsor ve hibe destekleriyle yolu yürüdük. Önümüzdeki aylarda da sayın Başkanımızın belirttiği üzere 25 milyon Euroluk bir hamlemiz daha olacak. Stadyumun kullanım haklarının bize geçmesiyle beraber bu bölgede de ciddi atılımlar yapacağız. Ayrıca arazi çalışmalarımız devam ediyor buralarla ilgili bürokratik sorunları aştıktan sonra büyük bir memnuniyetle duyuracağız. Sürekli yeni hamleler, yeni projelerle Trabzonspor’umuzu aydınlık yarınlara taşımaya kararlıyız.”
“Haksızlıklar karşısında susmamızı beklemesinler”
Trabzonspor’un haksızlıklarla karşı karşıya kaldığını belirten Kaya, “Bariz şekilde şampiyonluklarımızı çaldılar. Bunu vicdanlı olan herkes biliyor, söylüyor zaten. Maalesef ülkemizde Trabzonspor’un başarılı ve popüler olmasını istemeyen bir kesim var. Trabzonspor yönetim kurulu olarak tüm kademelerimizle söz konusu bu durumun önüne geçiyoruz. Gerekli hakemler gerekli cezaları aldı. Ülkemizdeki hakem yetersizliği nedeniyle birçok sorunla daha karşılaşacağımızın farkındayız. Asla imtiyaz istemeyiz, bunu asla kabul etmeyiz zaten. Herkes için ortak adalet talebimiz var sadece. Biz iyi hakemi de alkışlamayı biliriz. Ama haksızlık karşısında da kimse bizden susmamızı beklemesin. Trabzonspor, her alanda hakkını sonuna kadar arayan ve bu yolda asla geri dönmeyen büyük bir camiadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Hayatımızın her anında Trabzonspor var”
Eşinin Trabzonlu olmasına rağmen kendisiyle tanıştıktan sonra Trabzonsporlu yaptığını belirten Nevzat Kaya, “Eşim Trabzonlu, Trabzon damadıyım. Eşim İstanbul’da büyüdüğü için o dönemde başka takımı tutardı ama benimle tanıştıktan sonra o da Trabzonspor sevdasına tutuldu. Benimle beraber yaşayıp da Trabzonspor sevgisini almamaları imkansız zaten. Çocuklarım iyi bir Trabzonspor taraftarı, okul durumlarına göre sıklıkla maçlara götürüyorum onları. Ailece hayatımızın neredeyse her anında Trabzonspor var. Bu arada Trabzonspor tarihine adını altın harflerle yazdıran isimlerden Nwakaeme ile ailece görüşüyoruz. Çok karakterli ve profesyonel bir futbolcu. Trabzonspor’u her zaman yakından takip ediyor” şeklinde konuştu.
Şampiyonluğu garantiledikleri Antalyaspor maçı öncesi ve sonrasını unutamadığını ifade eden Kaya, “2-3 hafta hiç yerimde duramadım, tansiyonum sürekli iniyor çıkıyordu. Maç bittiğinde gerçekten inanamadım. Ne düdük sesi ne de başka bir şey duyamıyordum. Kısa süreli bir bilinç kaybı ve baygınlık geçirmiştim. Çok şükür ki Allah’ım bize bu görüntüyü görmeyi bir kez daha nasip etti” dedi. – TRABZON
]]>