Olayda ihmaller zinciri: Facia adeta “geliyorum” demiş
İki arkadaş beraber can verdi: Akıma kapılmak isteyen arkadaşını kurtarmak istemiş
Ocak 2024’te de dumanlar çıkmış, o anlar kamerada
İZMİR – İzmir’in Konak ilçesinde, yağmurda karşıdan karşıya geçmek isteyen 2 kişinin elektrik akımına kapılıp hayatını kaybettiği görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde 23 yaşındaki Özge Ceren Deniz’in karşıya geçmek isterken akıma kapılarak düştüğü, bu sırada arkadaşı İnanç Öktemay’ın da yardım etmek isterken akıma kapıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Öte yandan, esnafın daha önce defalarca konuyu şikayet ettiği ortaya çıktı.
Olay, dün Konak ilçesi Alsancak semtinde meydana gelmişti. Kentte etkili olan şiddetli yağış cadde ve sokakları göle çevirirken, bu sırada Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay yağmura yakalandı. Yoldaki su birikintisinden karşıya geçmek isteyen Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay, suda elektrik akımına kapılmış ve hayatını kaybetmişti.
2 arkadaşın ölüme gittiği anların görüntüleri ortaya çıktı
Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay’ın hayatını kaybettikleri anların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde 23 yaşındaki Özge Ceren Deniz’in karşıya geçmek isterken mazgalın bulunduğu noktada akıma kapılarak düştüğü, bu sırada arkadaşı İnanç Öktemay’ın da yardım etmek isterken akıma kapıldığı anlar yer aldı. Kamera görüntülerinde ayrıca, bölge esnafının da yardım etmeye çalıştığı görülüyor.
Mazgallardan daha öncede dumanlar çıkmış, belediye çalışma yapmış
Öte yandan, 9 Ocak 2024 dönemine ait görüntülerde ise yine yağmur sırasında mazgalların olduğu noktada dumanların çıktığı kameralarca kaydedildi. Bir başka görüntü olan 4 Ocak 2024 tarihinde ise belediye ekiplerinin bölgede balyozlarla çalışmalar yaptığı görüntülerde yer alıyor.
23 yaşındaki Deniz, tıp fakültesi 5. sınıf öğrencisiydi
Hayatını kaybedenlerden Özge Ceren Deniz’in, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi olduğu öğrenilirken, kendisine yardım etmek isterken akıma kapılıp hayatını kaybeden İnanç Öktemay ile de İzmir Müzisyenler Derneği’nden arkadaş oldukları belirtildi. Öktemay’ın da İzmir’de esnaflık yaptığı öğrenildi.
Bölgede incelemeler devam ediyor
Olayın yaşandığı bölgeye gelen elektrik firması yetkilileri ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri, bölgede incelemelerde bulunuyor. Yetkililer, ilk olarak kanalizasyon çevresinde elektrik kaçağının olduğu şüphesiyle kazı çalışması yaptı. Ekipler yine bölgede de cihazlarla elektrik kaçağı olup olmadığını kontrol etti.
Avukat Sırma: “İhmaller var”
Bölge esnafı ise daha önce defalarca elektrik kaçağını şikayet ettiğini söyledi. Bölgede incelemelerde bulunan Avukat Çiçek Sırma da, olayda ihmallerin olduğunu ifade etti. Şikayetlere rağmen önlem alınmadığını aktaran Sırma, “Rögardan elektrik akımının geçtiği sabit olup, daha öncede elektrik kabloların yanması nedeniyle rögardan dumanlar çıkmaktadır. Olayın marketle bir ilgisinin olmadığı açık. Bu sorumlular bilirkişilerce tespit edilecektir” dedi.
Hayatını kaybeden Özge Ceren Deniz’in memleketi Osmaniye’de defnedileceği öğrenilirken, İnanç Öktemay’ın ise bugün Buca ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Avusturya-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın 60. yılı kutlamaları kapsamında Viyana’da, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Bakan Göktaş, Gazze’de yaşanan insani dram nedeniyle duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, İsrail’in dünyanın gözü önünde çok büyük bir ‘soykırım’ gerçekleştirdiğini ve pek çok ülkenin buna sessiz kaldığını söyledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik 8 aydır süren aralıksız saldırılarının ‘soykırım’ olduğunu belirterek, “Bu soykırımda hayatını kaybeden kadın sayısı, son 4 yılda yapılan savaş ve katliamlarda hayatını kaybeden kadınların 4 kat fazlası” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde her zaman Filistin davasına sahip çıktıklarını ifade eden Göktaş, “Görüştüğümüz her muhatabımıza bu konunun ehemmiyetinden bahsediyoruz. Filistinli kadınların ve çocukların durumundan bahsediyoruz” şeklinde konuştu. Göktaş, İsrail’in Refah kentinde Filistinli sivillerin bulunduğu kampları bombaladığını hatırlatarak, dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu saldırılarda çok sayıda Filistinli çocuğun hayatını kaybettiğine dikkati çekti. Göktaş, “Bu soykırımda hayatını kaybeden kadın sayısı, son 4 yılda yapılan savaş ve katliamlarda hayatını kaybeden kadınların 4 kat fazlası. Kadınların ve çocukların hayatını kaybettiği, sivillerin her gün bombalandığı bir ortamda kamuoyu daha ne kadar sessiz kalacak?” ifadesini kullanan Göktaş, bu sayıların da işaret ettiği gibi Gazze’de ciddi bir ‘soykırım’ dedi.
“TÜRKİYE GİBİ FİLİSTİN DAVASINA SAHİP ÇIKILMASI” ÇAĞRISI
Türkiye olarak her ortamda muhataplarına bu konuyu hatırlattıklarını ve hatırlatmaya devam edeceklerini bildiren Göktaş, Birleşmiş Milletlerde (BM) de bu konunun Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirtti. Göktaş, “Burada da muhataplarımıza bu konudaki hassasiyetlerimizi dile getiriyoruz ve bütün dünyanın Türkiye gibi dimdik bu davaya sahip çıkmasını önemsiyoruz ve bu minvalde telkinlerde bulunuyoruz” dedi.
GÖÇÜN 60. YILI KUTLAMASI
Göktaş, Avusturya’ya göçün 60. yılı vesilesiyle düzenlen programın çok kıymetli olduğunu söyledi. İki sene önce benzer bir programın Almanya’da yapıldığını dile getiren Göktaş, bu yıl da bu ülkenin yanı sıra Hollanda, Belçika gibi ülkelerde anma programları düzenlendiğini ifade etti. Göçmen bir ailenin torunu olarak bu programların kendisi için farklı anlam taşıdığını anlatan Göktaş, bu programlar vesilesiyle kendisinin de bir kez daha hem dedelerini hem diğer büyüklerini andığını belirtti.
Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen ilk neslin çetin şartlar altında başlattığı göç serüveninin, bugün 60. yılının kutlandığı bir sürece evrildiğine dikkati çeken Göktaş, ilk neslin, maden ocaklarında, ağır şartlarda çalışarak ailelerine daha güzel bir gelecek sunmak için gayret gösterdiğini ancak gelinen noktada artık sosyal yaşamın birçok alanında ciddi başarılar elde etmiş dördüncü nesle ulaşıldığını ifade etti. Göktaş, bu anma programının hem kendi göç hikayesi hem de buradaki vatandaşlarla buluşmak, hasbihal etmek amacıyla çok önemli olduğunu, bu vesileyle yaşadıkları sıkıntıları konuşma imkanı bulduklarını, ileride de benzer çalışmaların, birlik ve beraberliğin uzun yıllar sürmesini dilediğini kaydetti.
AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ailenin güçlendirilmesine ilişkin çalışmalarına değinen Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılımıyla Ekim 2023’te 8. Aile Şurası’nı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Göktaş, burada yapılan çalışmalar doğrultusunda, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik vizyon belgesini 15 Mayıs’ta, BM tarafından ilan edilen Uluslararası Aile Günü’nün 30. yıl dönümünde kamuoyuna duyurduklarını ifade etti.
“AİLE GENÇLİK FONUNU HAREKETE GEÇİRDİK”
Böylelikle 2024-2028’i kapsayan bir vizyon belgesini hayata geçirdiklerini anlatan Göktaş, “Bununla beraber Aile ve Gençlik Fonu’nu hayata geçirdik. Milletvekillerimizin kıymetli destekleriyle, deprem bölgesini pilot bölge olarak başlattık. 4 ilimiz, 2 ilçemiz olmak üzere şu ana kadar 9 bin 350 başvurumuz var. Dolayısıyla bu tür çalışmalarla ailenin korunmasına yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Geçen hafta Türkiye’nin ev sahipliğinde Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı düzenlendiğini anımsatan Göktaş, “İlk defa gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda ana temamız aileydi. Biliyorsunuz küreselleşme ve dijitalleşmeyle beraber aile kavramı tehdit altında. Bizler de ailenin korunmasının çok kıymetli olduğunu defaatle vurguluyor ve çalışmalarımızı bu minvalde sürdürüyoruz. Aileye şu anda her zamankinden fazla sahip çıkmamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Demografik bir değişimin de gerçekleştiğini belirten Göktaş, nüfusun yaşlanması, doğurganlık hızının düşüş göstermeye başlaması nedeniyle, ailenin güçlenmesine yönelik vizyon belgesinin önem arz ettiğini sözlerine ekledi.
]]>2023 yılında en az 68 motokuryenin, 54 çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini ifade eden Süleyman Bülbül, AKP iktidarında iş güvenliğinin olmadığına dikkati çekti. Bülbül, şunları kaydetti:
“2023 YILINDA 147 KADIN İŞÇİ, 54 ÇOCUK İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”
“Türkiye son 22 yılda iş güvenliği konusunda korkunç bir tabloyla karşı karşıya kaldı. AKP iktidarının göreve gelmesinin ardından işçi ölümleri, çocuk işçi ve kadın işçi ölümleri, ülkede iş güvenliğinin olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. İşçi Sağlığı ve İs Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre; 2023 yılında bin 932 isçi yaşamını yitirdi. Bunların 147’si kadın işçi, 54’ü çocuk işçi, 95’i 65 yaş üstü, 163’ü ise yaşını bilmediğimiz yurttaşlarımızdır. 2024 Ocak ayında da en az 158 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Son 5 yılda ise toplam 10 bin 108 işçi yaşamını yitirdi. 2022 yılında en az 55, 2023’te ise en az 68 motokurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti”
“AKP’Lİ YILLARDA 2 BİN 42 MADEN İŞÇİSİ HAYATINI KAYBETTİ”
Bülbül, “3 Kasım 2002 tarihinden itibaren AKP iktidarı döneminde, en az 32 bin 478 işçi hayatını kaybetti. Yine AKP’li yıllarda en az 2 bin 42 maden işçisi hayatını kaybetti. Bu veriler, iktidarın işçiye verdiği değeri ve sorumsuzluğu bir kez daha göstermektedir. İSİG’in çocuk iş cinayetleri raporuna göre son 11 yılda en az 671, AKP’li yıllarda ise en az 907 çocuk çalışırken hayatını kaybetti” dedi.
Kötü ekonomiden dolayı işçilerin denetimsiz ortada mecburiyetten çalıştığını söyleyen Bülbül, “Çocukların okullarda eğitim alması gerekirken, kötü ekonomi yönetiminin sonucunda okulu değil çalışmayı tercih etmekte ve bunun sonucunda iş güvenliği denetiminin de olmadığı yerlerde çocuk işçi ölümleri gerçekleşmektedir. Bunun başlıca sorumlusu da mevcut iktidardır. AB’nin resmi istatistik kurumu Eurosat ve SGK’nın verilerine göre en fazla işçi ölümlerinin yaşandığı ülke Türkiye oldu. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre Türkiye, çalışma koşullarının en kötü olduğu ülkelerin arasında yer almaktadır. Türkiye’de her yıl yaklaşık 12.000 işçinin işle ilgili hastalılardan ölmüş olabileceği düşünülmektedir. AKP iktidarının beceriksiz yönetiminin sonucunda işçilerimizin hiçbir güvenliğinin olmadığı aşikardır. Mevcut ekonomik tabloda işçilerin güvenlik, denetim olmasa bile mecburiyetten çalışma koşullarını kabul ettiği ve bundan dolayı da işçi ölümlerinin hızla arttığı ortaya çıkmaktadır.” ifadelerini kullandı.
]]>Üzengili Köyü Derneği tarafından düzenlenen anma programında, 18 Ocak 1993 yılında meydana gelen felakette hayatını kaybedenler mezarları başında anılarak, dualar edildi.
Yapılan duaların ardından konuşma yapan Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, “31 yıl önce bugün, 59 vatandaşımız çığdan dolayı vefat etmişti. Hem onların sene-i devriyesinde onları anmak, hem dua etmek, hem de köydeki vatandaşlarımızla bir arada olmak için il protokolümüzle birlikte Üzengili köyündeyiz. 59 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.
Böylesi doğal afetlerin yaşanmaması için alınabilecek önlemler için gayretle çalıştıklarını ifade eden Vali Eldivan, şunları kaydetti: “Ülkemiz coğrafyası gereği doğal afetlerle zaman zaman karşılaşıldığı durumlar meydana geliyor. Bu çığ felaketi de çok öngörülen bir durum değil. Yamaç ve patika olduğu zaman yağışın durumuna göre bu risk mevcut. Bundan sonra bu tür felaketlerin olmaması için, en azından insan gücüyle neler yapılabilir, onları değerlendiriyoruz. Bundan sonra köyümüzün yaz güzelliğinin, kışın da yaşanmasını temenni ediyorum.”
“Çığda anamı bulmak için seferber oldum”
31 yıl önce çığ felaketini yaşayan 48 yaşındaki İrfan Karaaslan, o anları duygulanarak anlattı. O zamanlar 17 yaşında olan Karaaslan, annesi Hatice Karaaslan’ı kurtarabilmek için seferber olduğunu ifade ederek, “93 yılında meydana gelen çığ felaketini birebir yaşamış biri olarak anlatmak istiyorum. Tarih 18 Ocak 1993, saat 07.48’di. Evde annemle ikimiz vardık, evimiz iki bölümdü bir bölümünde annem, diğerinde de ben vardım. Bir uyandım evin köşelerinin birbirine vurduğunu gördüm, çatının uçtuğunu gördüm. O telaşla uyanıp yan odada bulunan annemin yanına geçmek istediğimde kapının, duvarın olmadığını gördüm. Sadece benim uyuduğum oda kalmıştı, evin diğer bölümü komple gitmişti. Bir şekilde kendimi dışarı atabildim, gördüğüm manzara korkunçtu, köyün tamamen dümdüz olduğunu gördüm. 100 metre aşağıda caminin olduğu alanda Mustafa Çakır abimizi çıkarıyorlardı, 90 haneli köyde ancak onu görebildim. O telaş ile anamın derdine düştüm. Üzerimde elbise yok, pantolon yok, çorap yok hiçbir şey yalınayak anamı aramaya çalıştım, bulamadım. Herkes kendi telaşında, herkes ağlıyordu. Ağlama sesleri, inleme seslerinden başka bir şey duymuyordum” dedi.
“Yollar kapanmış, kar 3-4 metreyi bulmuştu”
Kar kütleleriyle kapanan yolların güçlükle açıldığını, o yolları aşarak köye gelen kurtarma ekiplerinin çalışmalarıyla annesinin hayata tutunduğunu kaydeden Karaaslan, “Yollar kapalı, kar 3-4 metreyi bulmuş kimse gelemiyor. Herkes kendi haliyle uğraşıyordu, ben annemi bulamamıştım. Annem odanın kapısının arasında sıkışmış, tahta kapının arkasında yaşam mücadelesi veriyormuş. Saat 16.00 sularında kurtarma ekipleri gelebildi, devletimizin her türlü kolluğu, birimi geldi. Evimizin olduğu yerden annemin sesini duyan ekipler annemi saplandığı yerden çıkardı, kurtardı. Şu an annem 82 yaşında, hayatına devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“29 akrabamızı kaybettik”
59 vatandaşın hayatını kaybettiği felakette, 29 akrabasını yitiren Karaaslan, hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek, “Akrabalarımızdan 29 kayıp verdik. Allah rahmet eylesin. Kendi çekirdek ailemizden kaybımız olmadı ama 29 yakınımız, akrabamız, 59 vatandaşımız, köylümüz hayatını yitirdi. Biz köy olarak bir bütünüz, bir aileyiz, hepsi bizim canımız, hepsi bizim ciğerimizdi. Bunun için hepsine ayrı ayrı üzüldük” şeklinde konuştu.
Programa, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, AFAD İl Müdürü Adil Arslan, Kültür ve Turizm İl Müdürü Bekir Kurtoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Bülent Yardımcı, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Hayrettin Koçyiğit, Üzengili Köy Muhtarı İhsan Aktürk ve vatandaşlar katıldı. – BAYBURT
]]>