Hayatı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 21:15:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Anemi Hastası Kadının Köy Hayatı https://www.haber60.com.tr/anemi-hastasi-kadinin-koy-hayati/ https://www.haber60.com.tr/anemi-hastasi-kadinin-koy-hayati/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:15:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43353 DÜZCE (İHA) – Yıllarca İstanbul’da yaşayan ve anemi hastası olan Gülşen Aygün’ün hayatı, eşi Adem Aygün’ün iş dolayısıyla Düzce’ye taşınmasıyla tamamen değişti. Düzce’de aldıkları arsaya yaptıkları evde köy hayatına başlayan Aygün, hem hastalığının seyrini yavaşlattı hem de hayvanlarla uğraşarak şehir stresinden uzaklaştı.

Hayatının büyük kısmını geçiren İstanbul’da geçiren Gülşen Aygün (34), uzun yıllar anemi hastalığıyla mücadele etti. İstanbul’da muhasebeci olarak çalışan ve şehir hayatının stresinden bunalan Aygün’ün hayatı, eşi Adem Aygün’ün bir iş dolayısıyla Düzce’ye gelmesiyle değişti. Develi Besni köyünde bir arsa satın almaya karar veren çift, köy evini inşa etti. Gülşen Aygün, kızı Fatma Elfida ile birlikte köyde yaşamaya başladı. Eşi Adem Aygün ise İstanbul’daki işine devam ederken, hafta sonları Düzce’ye gelerek ailesinin yanında vakit geçiriyor.

Gülşen Aygün, köyde hayvancılıkla uğraşarak ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. Keçi, tavuk ve ördek gibi hayvanları besleyen Aygün, her gün keçilerinin sütünü sağarak yoğurt ve peynir yapıyor.

“Çok memnunum, mutluyum”

Köye geliş sürecini anlatan Gülşen Aygün, “Düzce’ye 2016 yılında eşimin bir işi dolayısıyla gelmiştik. Sonrasında burada arazi aldık. Birkaç sene öncesinde evimizi tamamladık ve ben buraya taşındım. İstanbul’da muhasebecilik yapıyordum. Masa başında çalışıyordum. Köye yerleşmem eşimin işi vesilesiyle oldu. Zaten tabiatı seviyoruz. Kamp yapmayı çok seviyoruz. İyi ki de buraya gelmişiz. Çok memnunum, mutluyum. Keşke çok daha önce gelseymişiz. İstanbul’un yoğunluğu, trafiği, işi, koşturmacası daha çok yoruyordu. Hayvanlar biraz sorumluluk istiyor ama beni yormuyor. Tatlı bir yorgunluk diyelim ona. Ben çok severek ilgileniyorum. Galiba o yüzden çok zor gelmiyor” dedi.

“İstanbul’da odadan odaya gidemiyordum, köyde hayvan besliyorum”

Gülşen Aygün, anemi hastası olduğunu ve köye yerleştiğinden beri hastalığının iyileştiğini de belirterek, “Anemi kansızlık hastasıyım. İstanbul’da çok kötüydüm. Haftada 1-2 ünite kan alan birisiydim. Odanın birinden diğerine geçerken bile zorlanıyordum. Burada da ilk başlarda biraz zorlandım ama havası, suyu, hayvanlarla koşturmacası beni resmen iyileştirdi. Şu anda çok iyiyim. En azından ünite kan almak zorunda değilim. Daha sağlıklıyım açıkçası. Kendime geldim. Köy hayatı yaradı herhalde. Kesinlikle kan almıyorum. İlaçlarımı bazen takviye yapıyorum. Onları da arada bir kullanıyorum. Devamlı ilaçlarımı da kullanmıyorum” diye konuştu.

“Biriktirdiğim ata tohumlarını ekiyorum”

İstanbul’da ata tohumu biriktirdiğini ifade eden Aygün, “Kendi mahsullerimi de yetiştiriyorum. İstanbul’da 5-6 senedir ata tohumu biriktiriyordum. Burada kendi ata tohumumdan fidelerimi yapıyorum. Fideleri daha sonra ekiyoruz. Kendi bahçemi yapıyorum. Yetiştirdiğim ürünlerde kesinlikle kimyasal kullanmıyorum. Hem biz yiyoruz hem de eşe dosta veriyoruz. Gayet güzel oluyor” şeklinde konuştu.

“Daha önce yerleşmediğime pişmanım”

Gülşen Aygün, köy hayatına daha önce başlamadığı için pişman olduğunu da söyleyerek, sözlerini şöyle noktaladı:

“Köy hayatı beni gençleştirdi, dinçleştirdi, motive etti. İnsanlarla daha samimiyiz, komşuluk ilişkilerimiz var. Komşularımız bağında, bahçesinde yetiştirdiklerini getiriyor, birlikte yufkalar açıyoruz, sarmalar sarıyoruz. Hamurlar, makarnalar açıyoruz. Bunları imece usulü yapıyoruz. İstanbul’da böyle bir şey yok. Çok mutluyuz” – DÜZCE

]]>
https://www.haber60.com.tr/anemi-hastasi-kadinin-koy-hayati/feed/ 0
Beykoz’da Motosiklet Kazası: 16 Yaşındaki Genç Hayatını Kaybetti https://www.haber60.com.tr/beykozda-motosiklet-kazasi-16-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/beykozda-motosiklet-kazasi-16-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:39:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39193

Beykoz’da, otomobille motosikletin çarpıştığı kazada, motosikletin arkasında yolcu olan 16 yaşındaki Batın Barlas Çeki hayatını kaybetti. Motosiklet sürücüsü ve kaldırımdaki iki yaya da yaralandı. Otomobil sürücüsü Kızılay eski başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Zehra Kınık çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Kazada hayatını kaybeden Batın Barlas Çeki’nin ailesi ve arkadaşları duruma tepki gösterdi. Teyze Didar Şahin “Biz bu davanın peşini bırakmayacağız. Bir insanın canı bu kadar kolay alınmamalı. Bunun bir cezası, bir bedeli olmalı” dedi.

Kaza, 9 Temmuz Salı günü saat 13.30 sıralarında Kavacık Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre; 34 FKJ 390 plakalı otomobilin sürücüsü Fatma Zehra Kınık, kasksız halde arkasında yolcuyla ilerleyen Yavuz Selim Öztürk’ün kullandığı 34 HUT 980 plakalı motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosikletteki sürücü ve yolcu düşerken sürücüsüz motosiklet, kaldırımdaki yayaların arasına daldı. Kazada, motosiklet sürücüsü Yavuz Selim Öztürk, arkasındaki yolcu Batın Barlas Çeki ve kaldırımdaki iki yaya yaralandı. Kazada ağır yaralanan 16 yaşındaki Batın Barlas Çeki, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kazaya karışan otomobilin sürücüsü, Kızılay eski başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Zehra Kınık, polis merkezindeki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“BİZE İYİ NİYETLERİNİ GÖSTERMEK İSTİYORLARSA EN BAŞINDAN GELMELERİ GEREKİRDİ”

16 yaşındaki Batın Barlas Çeki’in ailesi ve arkadaşları sürücünün adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösterdi. Yaşananları anlatan teyze Didar Şahin “Biz haberi alır almaz hemen hastaneye gittik. Hastanede çarpan insanları, kaza yapan insanları herkesi bekledik, kimseden dönüş olmadı. Tabi ki bu bir kaza. Ama en azından bir iyi niyet göstergesi gösterebilirlerdi. Biz bunun sitemini ettikten sonra cenazenin 3. gününde bize başsağlığı dilemeye geldiler, bir şeye ihtiyacınız var mı diye. Bize iyi niyetlerini göstermek istiyorlardıysa en başından gelmeleri gerekiyordu. ve şu çok acı 16 yaşındaki bir çocuğun ölümüne sebebiyet veriyorsunuz ve aynı gün serbest bırakılıyorsunuz. Sanırım babası eski Kızılay başkanıymış. Adalet herkesi için olmalı. 16 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybediyor, hanımefendi her gün imza vererek serbest kalıyor. Bu ülkede insanların hayatı bu kadar kolay olmamalı, çifte standart işlememeli. Acımız çok büyük. Küçücük oğlumuz vefat etti, çok zor şartlarda büyüttük. Hiçbir anne baba bu acıyı yaşamasın” dedi.

“BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Hukuki olarak şikayette bulanacaklarını söyleyen Şahin “Salı günü adliyeye gidip şikayette bulunacağız. Avukatlarımız takip edecek. Biz bu davanın peşini bırakmayacağız. Bir insanın canı bu kadar kolay alınmamalı. Bunu bir cezası, bir bedeli olmalı” diye konuştu.

“ADALETİN YERİNİ BULMASINI İSTİYORUZ”

16 yaşındaki gencin arkadaşı Oğuz Ayhan, “Motorda iki kişi ilerlediği sırada sokaktan çıkan araba motora arkadan çarpıyor. Motorun dengesini kaybedip yere düşüyorlar. Hastaneden vefat ettiğini öğreniyoruz. Üzgünüz, böyle bir ölümü hak etmedi benim kardeşim. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Sürücü nasıl adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor” şeklinde konuştu.

Emirhan Ayhan ise, “Kazada canımızı kaybettik, kardeşimizi toprağa verdik. Burada canımız kaybettik. Ne olursa olsun herkesin başına gelebilirdi. Herkesin evladı, herkesin kardeşi olabilirdi. Biz bu olayı kınıyoruz” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/beykozda-motosiklet-kazasi-16-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti/feed/ 0 Çorum’un Ovasaray Köyünde Ulu Çınarlar Buluşuyor https://www.haber60.com.tr/corumun-ovasaray-koyunde-ulu-cinarlar-bulusuyor/ https://www.haber60.com.tr/corumun-ovasaray-koyunde-ulu-cinarlar-bulusuyor/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:00:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34480 Çorum’un Ovasaray köyünde ulu çınarlar, her yıl düzenlenen Saray Bahçe Buluşmaları etkinliğinde bir araya geliyor. İş insanları Mustafa ve Ali Ilıca tarafından düzenlenen organizasyonda köy nüfusuna kayıtlı 70 yaş ve üzeri ulu çınarlar hatıralarını tazelerken, deneyim ve tecrübelerini genç nesillerle paylaşma imkanı buluyor.

Ovasaray köyünde ulu çınarlar, her yıl düzenlenen Saray Bahçe Buluşmaları etkinliğinde bir araya geliyor. Saray Bahçe Buluşmaları amacı hakkında davetlilere bilgi veren Öğretim Görevlisi Ali Ilıca, modern dünya şartlarının hayatımızı çok kolaylaştırırken her birimizi bir kenara savurduğunu belirterek, “Bireysel olarak hayata tutunma zorunda bıraktı. Pek çoğumuzu köyümüzü terk etmeye zorladı. Cenaze merasimleri dışında bu gibi toplantılar olmaz ise büyüklerimizi çok fazla göremez olduk. Oysa kırsalda yaşarken böyle değildik. Köy meydanlarında oturup muhabbet ediyorduk. Köy konaklarımız ve odalarımız vardı. Oralarda çok derin muhabbetler yapardık. Herkesin her türlü sorunu bu odalarda çözülürdü, mutluluklar buralarda paylaşılırdı. Köyümüzde 10 üzerinde köy odası vardı, misafirleri hiç eksik olmazdı. Sofralarımız hiç misafirsiz kalmazdı. Sofralarımız misafirle şenlensin isterdik. Bunlar artık hatıralarda kaldı. Her geçen gün o güzelim kıymetlerimizi kaybediyoruz. Yerine yeni değerler koyamıyoruz. Şehirlerin ışıltılı cazibelerine aldanıyoruz. Köylerimizi terk ediyoruz. Oysa şehirlerde yaşamak daha da zor oluyor. Topraktan uzaklaşmak insana acı veriyor, sorunlar peş peşe geliyor. Şehrin evleri daha konforlu ama içerisinde huzur yok. Eskiden çoraplarımız yamalı, ayakkabılarımız siyah lastik idi ama biz onlarla çok mutlu oluyorduk. Şimdi yamalı giysilerimiz yok, marka ayakkabılarımız var ama bir türlü memnun olamıyoruz. Şehirde evlerimizin odaları daha fazla ama her birimizin telefonu var, odalarda televizyonları var fakat muhabbet edemiyoruz. Çocuklarımızla iletişim kuramıyoruz. Ayrı dilden konuşuyor, ayrı dünyalarda yaşıyoruz. Küçük çocuklarımızın şehirde özgürlüğü yok, kendi başına sokağa çıkamıyor. Apartman hayatında çocukça bağıramıyor çünkü üst komşu rahatsız oluyor, koşamıyor alt komşu hemen tepki veriyor. Oysa benim çocukluğumda sabah erken evden çıkardık, harman yerinde top oynardık, çoraklıkta çamurdan oyuncaklarımızı kendimiz yapardık, Derinçay’da balık tutar hem de çok büyük balıklar tutardık, hatta suyundan içerdik” dedi.

“Şehrin sıkıntılı ve kalabalık hayatı artık bize keyif vermiyor”

Artık ekmeklerin mis gibi kokan lezzetinin kalmadığını anlatan Ilıca, “Derinçay’da değil balık artık kurbağa dahi yaşayamaz oldu. Tandır ekmeği, tek yüzlü çörek, omaç, unutmabeni, kellecoş, hasıda, pelte yiyemez olduk. Şehrin sıkıntılı ve kalabalık hayatı artık bize keyif vermiyor. Geçmişimizi, köy hayatını özlüyoruz. Köyümüzü çok seviyoruz, köylülerimizle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. İnsan yaşlanınca toprak daha sevimli geliyor. Toprağın o kendine has kokusunu hissetmek, hatıralarımızı canlı tutmak istiyoruz. Hasret gidermek, geleneği yaşatmak, sosyal dayanışmayı artırmak hem de aramızda zenginlik olarak gördüğümüz sosyal sermayeye katkı yapmak üzere her yıl büyüklerimizle bir araya geliyoruz. Siz devlet büyüklerimizin de bu mutluluğumuza, buluşmamıza şahit olmanızdan onur duyuyoruz. İlk toplantımızdan bu zamana kadar hatıra fotoğraflarımızdan ayrılan büyüklerimize rahmet diliyorum. Hasta olduğu için bugün toplantımıza gelemeyenlere Rabbimden şifa niyaz ediyorum. Bize zaman ayırarak davetimize katılımınız nedeniyle başta protokol yetkililerimiz olmak üzere Ovasaraylı tüm büyüklerime Ilıca ailesi adına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Dünyanın fani ve hayatın kısa olduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın da, “Gönül kırmaya, gönül yıkmaya gerek yok. Onun içinde hepimiz gönül alarak, güzellikleri paylaşmalıyız. Rabbim, sevgi, saygı içerisinde hayatımızı tamamlamayı, son nefesimizi vermeyi nasip etsin. Sadakayı cariyeler bırakalım. Güzel ve hayırlı evlatlar bırakalım” şeklinde konuştu.

Ulu çınarların bir araya geldiği Vali Zülkif Dağlı da, “Ovasaray kadim bir köy. Tarihi olan, tarımın yapıldığı, gelir seviyesinin yüksek olduğu bir köy. Bizim geleneğimizde oda kültürü vardı. Gelen misafir burada ağırlanır misafir edilirdi. 10 yıldır devam eden bu gelenekte onun devamı ve başlangıcı. Hatta 65 yaş üzeri ve 70 yaş üzeri olarak sınırlandırılması da anlamlı. Ilıca ailesine teşekkür ediyorum. Ne yaparsak çocuklarımız, çevremiz onu görecek. Böyle gelenekleri devam ettirmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Programa İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, daire amirleri katıldı. – ÇORUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/corumun-ovasaray-koyunde-ulu-cinarlar-bulusuyor/feed/ 0
Deniz Akkaya, kızından şiddet gördüğünü ve kurtulduğunu açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33703 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi.

Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında.

Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün.

Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık.

Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim.

Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz?

Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor!

Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı.

Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

DENİZ AKKAYA’DAN YENİ AÇIKLAMA

Deniz Akkaya, gündem olan açıklamalarına devam etti. “Geldik ikinci raund’a… Ben konuyu sakince kapatmaya çalıştıkça, en yakınımızdakiler ellerine geçirdikleri veya geçirdiklerini sandıkları bir konu ile kişisel husumetlerinin hesabına oturma peşindeler.

Bu olayın benim hayatımda bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum” diyen manken, peş peşe videolar yayınladı.

“Merak edenler için bilgi vereyim. Kızımın babasının bu konuyu duymama ihtimali yok. Bu konuyu haber verdik. İletişimi avukatlar kurdu. Babasından ‘Deniz Akkaya bunları hep yapıyor, para için’ cevabı geldi.

Konunun parayla bir ilgisi yok. Gidip Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kızını alsaydı. Kızını alsa ve vakit geçirse o bile ona iyi gelirdi. Ama gelmedi. Daha sonra Avukat bir hanımefendi, benden habersiz bir şekilde benim babama gitmiş.

Sonra da benim avukatıma ulaşarak; kızımın pişman olduğu ve tek isteğinin dedesinin yanında kalmak olduğu bilgisini vermiş. Ben de bunu kabul edemeyeceğimi söyledim.”

“BABAM, BENİ HAPSE ATTIRACAĞINI SÖYLEDİ”

“Ben bugün bu konuyu sakince aramızda kapatıp, adı ergenlik olan bu sorunu çözmek için profesyonellerle konuşmaya niyet etmiştim. Fakat barodan kızıma atanan ve babama giden avukat, babamı bana dava açmak için ikna etmiş.

Benim avukatıma, babamın benim kızımın velayetini alması için vekalet vereceğini söylemiş. Bu bilginin sabah gazetecilere bildirileceğini bildiğim için bu yayını açtım. Aklı selim aile bireylerimiz, kuzenim babamı arayarak benim ve kızımın çok zarar gördüğünü söyledi ve babamı defalarca uyardı.

Kuzenim, ‘Deniz ile kızı sorunlarını çözerler, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dedikçe babam, ‘Deniz’i hapse attıracağım’ dedi.”

Aslında ben bu hikayeyi daha sonra anlatacaktım. Anlattıklarımla babamın ölümüne sebep olmak istemiyorum demiştim. Ki babam ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşayan bir adamdır. Benim annemle babam hiç ayrılmadı.

Ama bir aşk hikayesi değildi. Annemin erken ölüşünde de bu hikaye başrol oynuyor. Babam eski bir bürokrat. Müthiş egolu, narsistik kişilik bozukluğunun son boyutunda biri. Bu tip insanlar kimseyi beğenmez, herkesi aşağılar.

Babam günde 20 saat televizyon seyredip dışarı çıkmıyor, kimseyi beğenmiyor. ve hayatta en beğenmediği kişi hep bendim. Bana bir gün böyle ateş edeceğini hiç düşünmedim.

Çocuğumun onun yanına gitmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Sen torununa zarar vermek için böyle bir hamle yaptıysan, ben kendimi korumak zorundayım.

“TEYZEM, KIZIMA ŞİDDET UYGULADI”

“İşin bir de teyzem boyutu var. Annem öldüğünden beri, teyzem babamla birlikte yaşıyor. Teyzem daha önce de bizimle yaşıyordu, genelde bize dayak atarak büyüttü.

Teyzemin nörolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Hastalık hastasıdır, her gün hastaneye gider. Geceleri çığlıklar atarak uyanırdı. Teyzem, iki defa kızımı boğmaya kalktı. Kızım dedesine gitmek istiyor çünkü evde onu kötü cezalar bekliyor.

Teyzem kızıma şiddet uyguladığı ve bunu aile büyüklerimize düzgün bir şekilde anlatamadığım için yaklaşık iki ay önce ihtarname çektim. Kamera görüntüleri de var elimizde. Kızıma tuhaf tuhaf sorular da sordular.

Ben hayatımda kızıma ‘erkek arkadaşın var mı, erkeklerle gizli gizli mi buluşuyorsun’ şeyler diye sormam. Kızıma sürekli cinsel içerikli sorular sordular. Bu haberler basına yansımadan size bilgi vermek istedim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/feed/ 0
Deniz Akkaya, kızının şiddet görmesi sonucu devlet korumasına alındığını açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 21:06:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33657 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi. Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında. Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün. Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık. Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim. Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz? Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor! Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı. Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/feed/ 0
Depremde kurtarılan genç kızı destekleyen madenciler https://www.haber60.com.tr/depremde-kurtarilan-genc-kizi-destekleyen-madenciler/ https://www.haber60.com.tr/depremde-kurtarilan-genc-kizi-destekleyen-madenciler/#respond Fri, 01 Mar 2024 03:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13547 Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman’da enkaz altında kalan Songül Göksu’yu kurtaran madenciler, Türkiye Para Karate Şampiyonası’na katılan genç kızı desteklemek için Zonguldak’tan Ankara’ya geldi.

Songül Göksu, 6 Şubat 2023’teki depremlerin ardından Zonguldak’tan bölgeye giderek kurtarma çalışmalarına katılan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) maden işçilerinin hayatını kurtardığı onlarca kişiden biri.

Adıyaman’da yıkılan 7 katlı yurt binasının enkazından üçüncü günde iki arkadaşıyla beraber çıkarılan 20 yaşındaki Songül’ün bacakları, hayati risk taşıdığı için ampute edildi.

Songül ile göçük altındayken kendisine yardım eli uzatan maden işçileri arasındaki iletişim, genç kızın Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ndeki tedavi sürecinde de devam etti.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon döneminde karateye başlayan Songül, Türkiye Para Karate Şampiyonası’nda mücadele etmek için Ankara’ya geldi.

Maden işçileri Sinan Durdu, Çağdaş Kahraman, Mahsun Yılmaz, Murat Sönmez ve Ramazan Direk, ilk profesyonel turnuva deneyimini yaşayan Songül’ü burada da yalnız bırakmadı.

Kadınlar K30 kategorisinde kazandığı gümüş madalyanın sevincini madenci ağabeyleriyle yaşayan Songül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Biz enkaz altındayken artık ümidimizi kesmiştik. ‘Çıkamayacağız’ diyorduk. Sonra ağabeylerin ‘Sizi çıkartacağız, sakın uyumayın.’ sesleri geldi. Çıktıktan sonra ağabeylerle görüştük, görüşmeyi de kesmedik. Onları çok seviyorum. Bütün maçlarıma gelsinler istiyorum. Onlar yanımda olunca kendimi hiç yalnız hissetmiyorum.” dedi.

“Spor artık hayatımın bir parçası”

Söngül, sporun hayatındaki anlamına dair, “Sporla ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Hastaneye geldikten sonra öğrendim. Karate bana fiziksel olarak çok iyi geliyor. Kollarım çalışıyor, kendimi çok iyi hissediyorum. Türkiye 2’ncisi oldum ama birinci olmayı da isterdim. Diğer maçlarda inşallah. Sporu bırakmayacağım, devam edeceğim. Spor artık hayatımın bir parçası oldu. Para karateye devam edeceğim. Bir de masa tenisi var.” ifadelerini kullandı.

Lisede ebe yardımcılığı bölümünü bitiren Songül, üniversite sınavına hazırlandığını ve sağlık çalışanı olmak istediğini söyledi.

Söngül, bedensel engelli bireylere, “Bu durumdayken hiç içime kapanmadım. Hiç içlerine kapanık olmasınlar, her şeyi değerlendirsinler. Mesela bazıları odaya kapanıyor. Tam tersi odaya kapanmasınlar. ‘Ne yapabilirim?’ diye düşünüp bulundukları durumdan çıkmalarını istiyorum.” tavsiyesinde bulundu.

Durdu: “Kader bizi Adıyaman’da birleştirdi”

Afet bölgesine giden ekipteki Sinan Durdu, “kara günler” diye tabir ettiği anıları hatırlamak istemediğini belirterek, “Songül ile 9 Şubat’ta tanıştık. Hiç gitmediğimiz bir memleket, hiç görmediğimiz bir toprak, her taraf yıkılmış… Tesadüf, kader bizi orada birleştirdi Songül’le. Burada 11 ay hastanede yattı. 11 ay boyunca biz fırsat buldukça ekip arkadaşlarımızla beraber ziyaretine geldik. Telefon trafiğimiz hiç eksik olmadı. Depremin yıl dönümünde yine Adıyaman’daydık, Songül kızımızı orada da ziyaret ettik. Yani bağımızı hiç koparmadık.” yorumunu yaptı.

Durdu, Songül ile aralarındaki kuvvetli bağın sebebinin ne olduğu sorusuna, “Bazı hayatlar orada kaldı, bazılarının hayatı da Adıyaman’da kesişti. Hiç birbirini tanımayan insanların ortak noktası oldu orası bir anda. İtfaiyecisi, ambulansçısı… Herkesle orada çok sıkı bağlar kurduk. Orada 7-8 gün kaldık ama o 8 gün 80 seneymiş gibi birbirimizden kopamadık.” yanıtını verdi.

Bir diğer maden işçisi Murat Sönmez ise “Deprem dolayısıyla tanıştık. Keşke öyle bir şey olmasaydı, daha güzel bir şekilde tanışabilseydik. Bağımızı koparmadık, bizim ailemizden biri oldu. Kardeşimiz, ablamız, çocuğumuzun yerine koyduk. O bizi arıyor, biz onu arıyoruz. Burada maç olduğunu, karate şampiyonası olduğunu söyledi. Biz de kırmadık, geldik. Dünya şampiyonu olsaydı peşinden gitmeye razıydık. (Avrupa veya dünya şampiyonası) Gidebilirsek gideceğiz yani. Kardeşimizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Ona da başarılar diliyor, ikinci olduğu için tebrik ediyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremde-kurtarilan-genc-kizi-destekleyen-madenciler/feed/ 0
Stoltenberg: “(Navalny’nin ölümü) Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var” https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/ https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8938 – Stoltenberg: “(Navalny’nin ölümü) Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var”

Avrupalı liderlerden Rus muhalif Navalny’nin ölümüne ilişkin açıklamalar

MOSKOVA – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamasında, “Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu” dedi.

Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN), 47 yaşındaki Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu Yamal Yarımadası’ndaki cezaevinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Navalny’nin ölümüyle ilgili yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevinde hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi. Acil servis doktorları Navalny’nin ölümünü raporladı. Ölüm nedeni tespit edilmeye çalışılıyor” denildi. Rus muhalifin ölümünün açıklanmasının ardından Avrupalı politikacılar da açıklama yaptı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin ölümüne ilişkin, “Rusya’dan gelen haberler karşısında üzgün ve endişeliyim. Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu. Bugün, duygu ve düşüncelerim ailesi ve sevdiklerinin yanında ve Navalny’nin uzun yıllar yaptığı gibi demokrasi, özgürlüğe inan herkesi desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Rusya’nın yanıtlaması gereken ciddi sorular olduğunu sözlerine ekleyen Stoltenberg, “Rusya’nın giderek daha otoriter bir güç haline geldiğini ve muhalefete karşı uzun yıllar boyunca baskı uyguladığını gördük, görüyoruz” dedi.

“Cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Rus aktivistin “cesaretinin bedelini hayatıyla ödediğini” söyledi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya paylaşımında demokrasi ve özgürlük değerleri için mücadele ettiğini kaydederek, “İdealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptı. AB, bu trajik ölümden yalnızca Rus rejimini sorumlu tutmaktadır. Ailesine ve dünyanın dört bir yanında en karanlık şartlarda demokrasi için mücadele edenlere en derin taziyelerimi sunuyorum. Mücadele edenler ölür ancak özgürlük için mücadele asla sona ermez” ifadelerini kullandı.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da Navalny’nin hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret sergilediğini dile getirerek ölümünün ise “korkunç bir haber” ifadesini kullandı.

“Rusya sorumludur”

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Münih Güvenlik Konferansı’nda gerçekleştirdiği konuşmasında Navalny’nin bir Rus hapishanesinde hayatını kaybetmesine ilişkin haberini “korkunç bir haber” olarak nitelendirerek, “Elbette korkunç bir haber. Eğer doğrulanırsa Putin’in acımasızlığının bir başka işareti olacaktır. Anlattıkları hikaye ne olursa olsun, açık olalım: Rusya sorumludur” dedi.

“Putin tarafından öldürüldü”

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, Rus muhalifin Putin tarafından öldürüldüğünün “aşikar” olduğunu kaydederek, “Putin hesap vermeli” dedi. Zelenskiy, “Açıkçası, işkence gören diğerleri gibi Putin tarafından öldürüldü” ifadelerini kullandı.

“Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor”

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus muhalif Navalny’nin “Rus zulmüne yönelik direnişini hayatıyla ödediğini” dile getirerek, “Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor” dedi.

Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, Putin’e karşı mücadele ettiği için hapse atılan ve işkenceye uğrayarak hayatını kaybeden bir adamın anısını onurlandırma çağrısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ESHOT Genel Müdürlüğü yöneticileriyle buluştu https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-eshot-genel-mudurlugu-yoneticileriyle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-eshot-genel-mudurlugu-yoneticileriyle-bulustu/#respond Thu, 15 Feb 2024 22:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8319 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ESHOT Genel Müdürlüğü yöneticileriyle buluştu. 5 yıllık çalışma döneminde hayata geçirdikleri proje ve çalışmalar için yönetime ve personele teşekkür eden Başkan Soyer, “ESHOT, Türkiye için çok aydınlık, umut veren bir yüz. Türkiye’de hiçbir belediye 692 aracı 5 yıl içinde filosuna katamamıştır; 180 kadın şoförü yoktur. Bu başarılar tesadüf değildir” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, ESHOT Genel Müdürü Erhan Bey ve ESHOT yöneticileriyle bir araya geldi.

Toplantıda ESHOT’un başarıları için tüm yönetime ve personele teşekkür eden Başkan Soyer, “Çocukluğum bu şehirde geçti. ESHOT şoförlerinin benim hayatımda önemli bir izi vardır. Otobüse bindiğimiz anda şoförle babamın selamlaşmasına imrenirdim. ESHOT sadece İzmir için değil Türkiye için çok kıymetli bir kurum. Bahsedilen büyük başarılar tesadüfen ortaya çıkan bir şey değil. Türkiye’de hiçbir belediye 692 aracı 5 yıl içinde filosuna katamamıştır. 180 tane kadın şoför herhalde hiçbir belediyede yoktur. Nereden bakarsanız bakın, neden Türkiye için gurur verici bir kurum olduğu anlaşılıyor” dedi.

“ESHOT, TÜRKİYE İÇİN ÇOK AYDINLIK BİR YÜZ”

Bu başarının tesadüf olmadığını söyleyen Başkan Soyer, “80 yıllık geçmişin ardında bir kurumsal kimlik var. Bu kurumsal kimlik, bir aidiyet ve sevgi getiriyor. Her şeyden kıymetlisi bu. 80 yıllık bir kurum dediğiniz zaman başka bir söz söylemeye gerek yok. 80 yıldır ayakları üzerinde durup sürekli kendini yenileyen, ileri taşıyan bir yapı kurmak, muazzam bir başarı. ESHOT, Türkiye için çok aydınlık, umut veren bir yüz. ESHOT’un kurumsal kimliğinin insanın içini aydınlatan, umut veren bir kurum olduğunu söylemem lazım” ifadelerini kullandı.

“BENİM İÇİN HAYATIN ANLAMI BU”

Başkan Soyer, Türkiye’yi ve İzmir’i iyileştirmek için çalışmaya devam edeceğini ifade ederek, “Bu hikaye burada bitmez. Hepimizin bu memleketle ilgili kaygıları var, inançları var. Ben hep bu memleket için daha fazla ne yapabiliriz kaygısını taşıdım. Siyaset ne bir meslek ne bir araç, sadece bir tutku. Bu memleketin güzel geleceğine inanmak ve onun mümkün olduğunu bilmekle ortaya çıkan bir tutku. Son nefesime kadar nasıl katkı verebilirim bununla geçecek. Herkes için hayatın bir anlamı vardır, benim için hayatın anlamı bu. Muazzam bir gurur duyuyorum ve asla vazgeçmeyeceğim. Siyasetin hayatı iyileştirmekle ilgili bir sanat olduğunu düşündüm hep. O sanatın daha neresinde güzel iş yapmak mümkün olursa onun için çalışacağım” dedi.

Başkan Soyer, “Maalesef çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Tam da o noktada birbirimize sarılmaktan, birbirimize tutunmaktan daha kuvvetli bir şey yok. Bu güzel kurumu bu güzel şehri ileriye taşımak için yapacağınız en iyi şey birbirinize sarılarak çalışmaktır. Asla vazgeçmemenizi rica ederim. İnşallah bu birlikteliğiniz devam etsin; biz de iftihar etmeye devam edelim. 5 yılda ESHOT’la gurur duydum” şeklinde konuştu.

“80 YILLIK ESHOT’UMUZUN KÖKLERİNE CAN SUYU OLDUNUZ”

ESHOT Genel Müdürü Erhan Bey ise “Sizin döneminizde sadece ESHOT’un filosuna 480 yeni otobüs kattık. İZULAŞ’ın da kattığı 16 otobüsle birlikte 496 araca ulaştık. İZTAŞIT’a aldığımız 196 araçla birlikte İzmir’de sizin 500 otobüs hedefinizi 692 otobüsle taçlandırdık. Toplamda bu otobüslerin yatırım maliyeti 4,5 milyara eş değer. 150 milyon dolarlık yatırımı gerçekleştirmiş olduk. Filo değişimi sizin vizyonunuz ve bize olan desteğinizle gerçekleşti. 80 yıllık ESHOT’umuzun köklerine can suyu oldunuz. Her türlü desteği bize sağlamış oldunuz. Kibar, hoşgörülü yapınızla bize bugüne kadar gösterdiğiniz değer ve katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sizlerin desteğiyle İzmir’e çok güzel bir iz bıraktığımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Toplantının ardından Erhan Bey, Başkan Soyer’e ESHOT atölyelerinde üretilen plaket ve ESHOT çalışanı Efe Can Sezer tarafından yapılan portreyi takdim etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-eshot-genel-mudurlugu-yoneticileriyle-bulustu/feed/ 0