Hatimoğulları – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 16 Jul 2024 22:21:03 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Muhalefetin Yenikapı Ruhuyla Hesaplaşması Gerekiyor https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 22:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40024 (TBMM)- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “20 Temmuz OHAL darbesinden sonra rejimin değişmesini muhalefet ne yazık ki oturup izledi. Bizler ne darbenin ne darbecilerin bir parçası olduk. Yenikapı ruhunun figüranları olmayı reddettik, halkın yanında olduk. Yeni dönemin siyaseti muhalefet tarafından şekillendirilirken bu konuştuğumuz konuları, o dönem Yenikapı ruhunu oluşturarak bu iktidarın kendini kurumsallaştırmasının önünü açan anlayışla muhalefetin hesaplaşması gerekiyor” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da uygulamaya konulan OHAL şartlarının asıl darbe olduğunu belirten Hatimoğulları, OHAL nedeniyle mağduriyet yaşayan kesimlerin sorunlarına dikkat çekti. Hatimoğulları, özetle şu açıklamaları yaptı:

“Hangi darbe yaşandıysa en ağır bedeli bu ülkenin halkları, işçileri, emekçileri, yoksulları, solcuları ve muhalifleri ödemiştir. Bizlerin DEM Parti geleneği olarak siyasi darbelere karşı tutumuz çok açık ve nettir. Darbelerin kazananı o darbeyi gerçekleştiren klik ve ona bağlı güçler olur. Kaybedeni ise Türkiye olmuştur. 15 Temmuz darbe girişinden de nemalanan AKP iktidarı oldu. 15 Temmuz Türkiye halklarına karşı kurulmuş büyük bir komplodur. 15 Temmuz ve 20 Temmuz, hukukun ortadan kaldırıldığı günlerdir. AYM, AİHM, Yargıtay… Neredeyse yargının doğru düzgün işleyen hiçbir tarafı kalmadı. Yargı yargıya darbe yapmıştır. 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’le beraber gerçekleşen siyasi darbeyle ve tabii ki kolluk kuvvetinin desteğiyle Türkiye’deki bütün muhalifler, vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Onlara biat etmeyeni vatandaşlıktan çıkardıkları günün başlangıcı olarak tarihin sayfalarına yazılacaktır.”

“Üniversiteleri; muhalif akademisyenleri ihraç ederek, cübbelerini polise ezdirerek siz bitirdiniz”

Hatimoğulları, OHAL ve KHK’lar ile mağdur edilen kesimler ile polislerin akademisyenlerin cübbelerinin üzerine bastığı fotoğrafları kürsüden göstererek şunları söyledi:

“Çiğnenen akademisyenlerin cübbeleri aynı zamanda bilimin, muhalif olan akademisyenlerin, bilimsel eğitime gönül vermiş olan insanların bilinçleri ve gelenekleri çiğnenmiştir. Erdoğan, bir üniversitenin açılışında konuşma yaparken şunu söyledi: ‘Eskiden Türkiye, dünya üniversitelerinde ilk 500’de yer alırken şimdi biz niye artık derecelere girmiyoruz’ diye sordu. Bu sizin sayenizde oldu. Üniversiteleri siz bitirdiniz, muhalif akademisyenleri ihraç ederek, cübbelerini polise ezdirerek siz bitirdiniz.

12 Eylül’de faşistler; solcu, yurtsever, sosyalist gençlerin üzerine salındı ve gençleri katletmeye başladılar. Aynı görüntüleri 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve 20 Temmuz OHAL darbesinden sonra üniversitelerde gördük. Eli satırlı öğrenciler, eli kalem tutan öğrencilerin üzerine o satırları salladılar. Üniversiteler ve öğrenciler için YÖK’ün yarattığı neyse, aynısını şimdi AKP’nin eliyle gerçekleşen siyasi darbe üniversitelerde yaratmıştır.”

“OHAL ve darbe girişimini Allah’ın lütfu olarak görerek çıkardıkları kanundan destek alıp kayyım atıyorlar”

En düşük emekli maaşının 12 bin 500 liraya çıkarılmasına tepki gösteren Hatimoğulları, “Bu ülkede 16 milyon emekli var. Bunların verdiği zam, ne bir kıyaktır. Saray 15 saniyede bir emekli maaş harcarken emekliye verdiklerinin 12 bin 500 lira olduğunu biraz önce öğrenmiş olduk. DEM Parti olarak emekli maaşının yoksulluk sınırının yarısı kadar olması gerektiğinin altını çizdik” dedi.

Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından valiliğin önündeki polis ablukasının fotoğrafını gösteren Hatimoğulları, iktidarın darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak nitelediğini ve OHAL’den destek alarak kayyım atadıklarını söyledi. Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Geçmiş dönemde yaşanmış olan askeri darbe dönemlerinde dahi kayyum atanmadı. Geçmiş dönemde kamu emekçileri mesleklerinden men edildi ama birkaç sene içerisinde bütün hakları tazmin edilerek görevlerine iade edildi ama bu darbe, 12 Eylül askeri darbesinden daha beter bir darbedir. 12 Eylül askeri darbesinin, anayasasının gerisine düşmüş bir anlayıştır iktidar. Siyaseten diz çöktüremediklerine yargı yoluyla, OHAL ve darbe girişimini Allah’ın lütfu olarak görerek çıkardıkları kanundan destek alıp kayyım atıyorlar. Eylemlerimizle, atanmış olan kayyım el çektirilene dek ve orada seçilmiş olan yasal prosedürlere uygun olarak başkan seçilmiş olan Viyan Tekçe başkanvekili atanana dek mücadelemiz devam edecektir.”

“Rejimin bu otoriterleşmeyi seçmesinin en önemli sebebi, zenginlerin sermayesini korumak”

Cudi ve Akbelen’de doğa katliamları ve eylem yapan emekçilerin fotoğraflarını göstererek iktidarın sermayeyi koruduğunu ileri süren Hatimoğulları, “Bu darbeci anlayış, aynı zamanda sermayenin daha da palazlanması için Türkiye’nin bütün doğasını sermayeye peşkeş çekmekten geri adım atmadılar. Türkiye’nin dört bir yanını yaktılar, yıktılar, doğal afetlerle bir felakete sürüklediler. Şimdi ise KHK’larla, yasaları kendi kafalarına göre değiştirip onlardan da güç alarak rezerv alan ilan ediyorlar. Bunun adı, yaşama darbedir. Bu darbenin sermaye düzenini korumak için yapıldığını da çok iyi biliyoruz çünkü Türkiye’de artan bu işsizlik ve yoksulluk, 50 milyon insanın yoksulluk sınırında yaşadığı bir ülkede elbette sendikalar da ayağa kalkar, yoksullar da alanlara dökülür. Bu olağan bir şeydir. İşte rejimin bu otoriterleşmeyi seçmesinin en önemli sebebi, zenginlerin sermeyesini korumak, yoksulları susturmak” ifadelerini kullandı.

Kayseri ve diğer illerde yaşanan mülteci karşıtı eylemlerin fotoğraflarını gösteren Hatimoğulları, “Bu iktidar sanki mültecilerden yanaymış gibi mesaj verip aslında bu tablonun açığa çıkmasını kendileri sağladılar. Ahmet El-Naif, ailesinden uzakta daha çocuk yaşta nefret söylemlerine maruz kalarak bir cinayete kurban gitti. İşte bu fotoğraf, aynı zamanda darbecilerin Türkiye’yi savaşla birlikte mahkum ettikleri fotoğrafın ve mültecilerin görüntüsüdür” dedi.

“Bu darbeyi, senaryoyu kendileri yazdılar, kendileri oynadılar”

Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Bütün darbelerin ortak özelliği; darbe süreçlerinde ilk basına saldırılır çünkü yaptıkları kirlilikler, otoriterleşme ve insan hakları ihlalleri kamuoyuna gösterilmesin diye en büyük darbeyi basına yaparlar. En çok gazeteciyi hapishaneye atmış olan bir ülke Türkiye. Bunu darbe döneminde daha da yaptı. Sermaye gruplarıyla daha da güçlendirdiler kendi medyalarını. Bu süreçte KHK’larla 204 medya kuruluşu, 6 haber ajansı, 70 gazete, 20 dergi, 41 radyo, 38 televizyon kapatıldı. Yüzlerce basın kartı iptal edildi, gazeteciler tutuklandı. Özgür basına olan bu baskıların benzerini 12 Eylül darbesinde yaşadık.

Demek ki 15 Temmuz darbe girişimini yapan akılla 20 Temmuz OHAL ilanıyla birlikte bu ülkede siyasi darbeyi gerçekleştiren akıl, aynı akılmış, bu iktidarmış. AKP’nin öncülüğünde ve onların küçük ortaklarıyla birlikte ve daha bu ortaklığa eklenen yeni kuvvetlerle beraber faşist-otoriter bir rejimi inşa etmek için bu darbeyi, senaryoyu kendileri yazdılar, kendileri oynadılar. Şu an bizim yaşadığımız, zamana yayılmış bir darbenin ta kendisidir. Darbenin siyasi ayağı şu an siyasetin başı olmuş durumda. Bizler, darbenin siyasi, yargı, toplumsal ayağıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

20 Temmuz OHAL darbesinden sonra rejimin değişmesini muhalefet ne yazık ki oturup izledi. Bizler ne darbenin ne darbecilerin bir parçası olduk. Darbe rejiminin sahte oyununun perdesini açarak Türkiye halklarına gösterenler olduk. Yenikapı ruhunun figüranları olmayı reddettik, halkın yanında olduk. Yeni dönemin siyaseti muhalefet tarafından şekillendirilirken bu konuştuğumuz konuları, o dönem Yenikapı ruhunu oluşturarak bu iktidarın kendini kurumsallaştırmasının önünü açan anlayışla muhalefetin hesaplaşması gerekiyor. Bu hesaplaşma gerçekleşmezse demokratik bir cumhuriyetten bahsetmek mümkün olmayacak diye bunun altını özellikle çiziyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/feed/ 0 DEM Parti ve CHP Genel Başkanları bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ve-chp-genel-baskanlari-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ve-chp-genel-baskanlari-bir-araya-geldi/#respond Fri, 03 May 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30268 (ANKARA) – DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Bakırhan, Türkiye’deki sorunların çözülmesi için muhalefetin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı. Hatimoğulları da “DEM Parti olarak bayrakla sembolle hiçbir sorunumuz yoktur” ifadelerini kullandı.

Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ı CHP Genel Merkezi’ne gelişlerinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer karşıladı. Görüşmede, DEM Parti’den Özlem Gündüz, CHP’den ise Selin Sayek Böke ve Gamze Taşçıer de bulundu.

Yaklaşık 2 saat süren görüşmeden sonrası Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile  CHP Lideri Özel ortak açıklama yaptı.

İlerleyen süreçte bütün muhalefet partileri ile daha sık bir araya geleceklerini söyleyen Bakırhan, açıklamasında şu noktalara değindi:

” Hem seçim sonuçlarını hem Türkiye ve bölgedeki gelişmeler üzerine konuştuk. Verimli bir görüşme oldu, görüş alışveişinde bulunduk. Aynı zamanda kendilerini yerel seçimlerde aldıkları sonuçlardan dolayı tebrik ettik, başarılarını diliyoruz. Siyaset kurumu arasında duvarlar örülmüştü bir kutuplaşma vardı. Bu kutuplaşmalar neticesinde aslında siyaset kurumu özgürce rahat bir ortamda hem Türkiye hem bölge meselelerini tartışamıyordu ya da yeterince tartışamıyordu. Ama 31 Mart’ta halk aslında siyaset kurumuna çok önemli bir mesaj vermiştir. Türkiye’de artık mevcut krizler mevcut iktidar yaklaşımıyla çözülmüyor daha da derinleştiriliyor. Demokrasi özgürlükler konusunda ciddi sorunlar var. Düşünceyi ifade konusunda her gün çeşitli örneklerle karşılaşıyoruz. Henüz seçim sonuçlarında ortaya çıkan siyasi iradeyi kabüllenmeme durumu söz konusudur. Tam da siyasetin bir araya gelmesinin sebepleri bunlardır. Ülkemizde ciddi sorunlar var bunları çözülmesi gerekiyor bu da aynı zamanda ana muhalefetin temel görevidir. Önümüzdeki günlerde biz muhalefet olarak daha çok bir araya geleceğiz. Meselelerin diyalogla müzakere ile çözülmesi için çaba içinde olacağız. Türkiye halkları seçimde bu mesajı bizlere vermiştir. Siyaset kurumu rol sorumluluk alsın diye. Bu konuda CHP’ye de büyük görevler düşüyor. Önümüzdeki günlerde halkın dili sesi olma halkın emekçilerin yaşamış oldukları sorunların çözümü için muhalefetin bir arada aynı zeminde  buluşması ortak görüş alışverişinde bulunarak hareket etmesinin değerli olduğunu biliyoruz. Bu konuda Sayın başkan da yapıcı bir rol oynacağını içerde belirtti. Bugüne kadar uygulanan politikalar ülkeyi bir kriz içerisine götürmüştür.Gezi davası, Kobane davası yargı ve ekonomik anlamda yaşanılan meselelerin tamamı iyi bir durumda olmadığımızı gösteriyor. Başta CHP olmak üzere diğer siyasi partilerle bir araya gelerek bu sorunların çözümü konusunda görüş alışverişinde de bulunacağız.

Görüşmede Anayasa tartışmaları değerlendirdirildi. Bir samimiyete ihtiyaç var mevcut iklime bakıldığında bir samimiyet sorunu var. Bir normalleşmeye, yol temizliğine ihtiyaç var. Böylesi bir durumda biz DEM Parti olarak üzerine düşen bütün görev ve sorumlulukları yerine getireceğiz.”

“KAYYIM ATAMAK İÇİN ZEMİN…”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise hem görüşmeyi değerlendirdi hem de gazetecilerden gelen soruları cevapladı. DEM Parti belediyelerinde bayrak ve sembollerin hedef alındığı iddialarına cevap veren Hatimoğulları “DEM Parti olarak bayrakla, sembolle hiçbir sorunumuz yoktur” ifadelerini kullandı. Hatimoğulları, şöyle konuştu:

“Biz bugün hem CHP’nin 31 Mart seçimlerindeki başarısını kutlamak üzere hem de Türkiye ve bölgedeki gelişmeleri konuşmak için görüşmek istedik. Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik krizi, açlığı krizi başta kadınlar olmak üzere tüm kesimlerin yaşamlarına müdahale eden rejimleri muhalefete düşen görevleri değerlendirdik. Bizlerin bayrakla sembollerle hiçbir şekilde hiçbir sorunu yok ve yansıtılan haberler asla doğru değildir. Bunu kayyım atamak için zemin olarak okuyoruz, bir yönlendirme dezenformasyon olarak okuyoruz. Asla DEM Parti olarak bayrakla sembolle hiçbir sorunumuz yoktur.  Bayrak başta olmak üzere bu ve benzeri dezenformasyonla DEM Parti’nin belediyelerine kayyım atamalarının zeminini hazırlama, Türkiye kamuoyunu bunn için hazırlama konusunda bayrağı dahi söz konusu eden anlayışın yanlışlığının altını bir kez daha çiziyoruz. 31 Mart’ta halk tercihini yapmıştır, DEM Parti’yi seçmiştir kayyım atanan yerlerde ve bu halkın iradesinin sonuna kadar tanınması gerekiyor.”

(SÜRECEK)

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-ve-chp-genel-baskanlari-bir-araya-geldi/feed/ 0
Tülay Hatimoğulları: “Anayasa Tartışmalarının İktidara Can Simidi Olmasına Müsaade Etmeyeceğiz” https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-anayasa-tartismalarinin-iktidara-can-simidi-olmasina-musaade-etmeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-anayasa-tartismalarinin-iktidara-can-simidi-olmasina-musaade-etmeyecegiz/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:48:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29683 (ANKARA) –DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “DEM Parti olarak anayasa tartışmalarını toplumla birlikte yapmak üzere hazırlıklarımıza başlamış durumdayız. Anayasa tartışmalarının iktidara can simidi olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Toplumun hakiki ihtiyaçları üzerinden anayasa tartışmaları ilerlemelidir. Siyasi partileri aşan, en geniş yelpazedeki toplumsal mutabakatı hedefleyen bir anayasa tartışması yaşamalıyız” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, parti genel merkezindeki İl Eş Genel Başkanları Toplantısı’nın açılış konuşmasını yaptı. DEM Parti açısından seçimlerin zorlu olduğunu belirten Hatiomoğulları, “Bunun nedeni bizlerin Kürdistan’da yarıştığı parti iktidar partisiydi ağırlıklı olarak ve devletin bütün olanaklarını seferber eden bir partiye karşı bizler yarışmış olduk. Kıt olanaklarla yarıştık. Aynı zamanda geçmiş dönemde atanmış olan kayyum rejimine karşı bizler halkla birlikte güçlü bir varoluş sergiledik ve bir başarıya imza attık” dedi.

Seçimlerde 32 merkeze asker ve polisler taşındığını kaydeden Hatimoğulları, “Seçimleri bizden bu şekilde de çalmaya çalıştılar. Ama bizler bunu da bertaraf ettik önemli oranda. 10 merkezimizdeki kayyım seçmenle seçimleri kazandığını zanneden AKP, bu seçimlerde bir kazanç elde etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Kayyımcı rejimin Van’da bir darbe yapmaya çalıştığını söyleyen Hatimoğulları, Belediye Eş Genel Başkanı’na hukuku ve yargıyı yanlarına alarak bir girişimde bulunulduğunu ifade etti. Hatimoğulları, “Bu girişimi boşa çıkaran Van halkına, Van İl Örgütü’ne de burada sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum” dedi. Eş Genel Başkan Hatimoğulları konuşmasında partisinin il örgütlerine yapılan saldırıları anımsatarak, “Bunlar bizi dün yıldırmadığı gibi bugün de yıldırmayacak” diye konuştu.

“TOPLUM OTORİTERLEŞMEYE KARŞI ‘DUR’ DEDİ”

Hatimoğulları, 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde toplumun bütün olarak “Artık yeter” dediğini belirterek “Bu seçimlerde AKP-MHP iktidarına, otoriter rejime geri adım attıran, onları başarısızlığa uğratan bir seçim sonuçları ortaya çıktı. Türkiye’de ortaya çıkan bu seçimin haritasını bütün siyasetçilerin en iyi şekilde okuması gerekiyor. Otoriterleşmeye karşı toplum ‘Dur’ demiştir. Özgürlüklerin kısıtlanmasına toplum ‘Dur’ demiştir” diye konuştu.

“Her alanda özgürlükler kısıtlandı” diyen Hatimoğulları, ODTÜ Rektörlüğü’nün bahar şenliği yasağıyla ilgili “ODTÜ’lü gençlerle dayanışma içinde olduğumuzun altını bir kez daha çiziyoruz” dedi.

“DEM PARTİ SAHADA OLACAK”

Seçimlerde halkın açlığa, yoksulluğa işsizliğe, hayat pahalılığına ‘dur’ dediğini ifade eden Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Türkiye’de asgari ücret 17 bin lirayken, açlık sınırı 17 bine dayanmış durumdadır. Yoksulluk sınırı 57 bine dayanmış durumdadır. Gıda enflasyonu aldı başını gitti. Gıda enflasyonu yükseldikçe evde pişen yemeğimize yansıdığını hepimiz biliyoruz. Bizler sahadayken şunu o kadar açık ve net gördük ki, sebze halinin kapılarında bekleyen aileler ve kenara bırakılacak olan sebzeyi meyveyi götürüp evde çocuklarına yedirmek isteyen aileler, et almak için sabahın 4’ünde et kuyruğuna giren ailelere bizler tanıklık ettik bu seçim döneminde.

Bu açlık ve yoksulluk tablosu ortada dururken Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki, ‘Türkiye sahalara döndü. Son yıllarda yaşanan sıkıntıları geride bıraktık’ diyor. Bunlar vatandaşlar düpedüz alay ediyorlar. Biraz önce bahsini ettiğim tablodan bihaber olarak davranan bu insanlar, esnafın siftah etmeden kepenk kapattığını bilmeyen insanlardır.

Biz Kürdistan’da da çalışmalarımızı yürütürken, oradaki insanların açlık ve yoksullukla nasıl baş başa kaldığını gördük. Hayvancılığın ve tarımın nasıl bitirildiğini o bölgede bir kez daha gördük. Gençlerin özellikle, Kürdistan bölgesi başta olmak üzere Türkiye’deki gençlerin açlık ve yoksulluktan kaynaklı göç yolunu nasıl tuttuklarını hepimiz gördük, tanıklık ettik. Bunlara çözüm üretmek üzere biz sahada olacağız, DEM Parti sahada olacak.”

“HER KESİMDEN KOBANİ KUMPAS DAVASINDA DESTEK BEKLİYORUZ”

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi’nde 17 Nisan 2024 tarihinde 82’nci duruşması görülen, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yargılandığı Kobani Davası’na dair konuşan Hatimoğulları, “16 Mayıs’ta Kobani kumpas davasının karar duruşması gerçekleşecek. Türkiye’de bu iktidara ‘dur’ diyen, bu iktidara ‘artık yeter’ diyen her kesimden Kobani kumpas davasında destek bekliyoruz. Kobani kumpas davasına biz Türkiye halkları, ezilenleri ve sömürülenleri olarak ‘dur’ demeyi başarırsak Türkiye’de aydınlık sayfaların açılmasının zamanı yakın demektir. Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal güçlere buradan çağrımızdır: Kobani kumpas davasında bizler hep birlikte dayanışalım ve kararın gerçekten demokrasinin lehine, siyaset yapma özgürlüğünün lehine çıkmasını sağlayalım” dedi. Hatimoğulları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat ve diğer tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

“Kadınlar, ‘Her gün katledilmek istemiyoruz. Yaşam hakkı bizim de en doğal hakkımızdır ve yaşamak istiyoruz’ dedi. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen AKP iktidarını cezalandırmıştır bu seçimlerde” diyen Hatimoğulları, Alevilerin de inançlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanarak asimile edilmesine karşı “dur” dediklerini aktardı.

İktidarın depremzedelerin yaralarını sarmamaya ant içtiğini kaydeden Hatimoğulları, “Depremzedeyi adeta bir müşteri olarak gören, depremzedenin acısını paylaşmayan, yaşadığı maddi manevi yıkımı ve ölümleri görmeyen anlayışa depremzedeler ‘Artık yeter, ‘dur’ demiştir bu seçimlerde” diye konuştu.

“TOPLUM HUZURA KAVUŞMAK, MUTLU OLMAK İSTİYOR”

Hatimoğulları, topumun her kesiminin güçlü bir örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı. Devamında, “Farklı halkların ve inançların eşit yurttaşlık hakkı temelinde bir yaşamı ortaya koyma talebi vardır. Biz muhalefete düşen en büyük görev bunu sağlamaktır. Toplum yeterince ayrıştırıldı, toplum yeterince kutuplaştırıldı, toplum yeterince bölündü. Artık yeter. Toplum huzura kavuşmak istiyor, toplum mutlu olmak istiyor, toplum sorunlarına gerçek anlamda değecek ve siyasi bir çözüm üretecek siyasetin açığa çıkmasını istiyor. DEM Parti olarak bütün Türkiye halklarına buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki, biz sizin verdiğiniz mesajı gayet iyi anladık. Bu mesaj çerçevesinde siyasetimizi yürüteceğimizin altını bir kez daha çiziyorum” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, seçimlerde siyasetin Kürt halkı ve Türkiye haklarının mesajlarını en iyi şekilde alıp değerlendirme sorumluluğu olduğunun altını çizerek, “DEM Parti olarak bu konuda üzerimize düşen bütün görev ve sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazırız, elimizi taşın altına koyduk” dedi.

“HER KESİMİ KAPSAYACAK DEMOKRATİK BİR ANAYASA TARTIŞMASINA İHTİYACIMIZ VAR”

Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Hatimoğulları şu ifadeleri kullandı:

“Biz 82 iki askeri cunta anayasasıyla yol yürümeyeceğini, yaşadığımız bütün bu süreçlerin sorumlularından birinin de aynı zamanda askeri cunta anlayışının, darbeci anlayışın olduğunu bilen bir yerden söylüyoruz: Evet yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Demokratik bir anayasaya ihtiyaç var. Biraz önce ortaya koyduğumuz bütün bu toplumsal sorunların çözümünde demokratik anayasanın oynayacağı rol çok önemli. Ama şunu altını çizmeliyiz, mevcut iktidar 82 anayasasını, askeri cunta anayasasını dahi uygulamayan bir iktidardır. ve bu iktidar şimdi diyor ki ‘Biz demokratik anayasa yapacağız’. O zaman şimdi söyleyeceğimizi iktidar da muhalefet de bütün toplumsal dinamikler de lütfen can kulağıyla dinlesin: Biz DEM Parti olarak anayasa tartışmalarını toplumla birlikte yapmak üzere hazırlıklarımıza başlamış durumdayız. Anayasa tartışmalarının iktidara can simidi olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Toplumun hakiki ihtiyaçları üzerinden anayasa tartışmaları ilerlemelidir. Siyasi partileri aşan, en geniş yelpazedeki toplumsal mutabakatı hedefleyen bir anayasa tartışması yaşamalıyız.

Seçimlerden sonra planlı bir biçimde DEM Parti belediyelerini bayrak üzerinden sınamaya kalktılar. Başta hükümet sözcüleri, temsilcileri olmak üzere, yandaş sarayın yandaşı olan havuz medya başta olmak üzere neyle ilgili açıklama yapıyorlar? İşte DEM Parti bayrak indirdi. Bu külliyen yalandır. Önceki toplantımızda Eş Başkanımız Sayın Tuncer Bakırhan da buna en geniş şekilde açıklık getirmiştir. Bizim sembollerle, bayrakla bir sorunumuz yoktur. Bugün AKP’nin yaratmaya çalıştığı bir algıdır. Türkiye kamuoyunu olası bir kayyım atamayla ilgili hazırladığını düşünmekteyiz.

Kürt sorununun demokratik zeminde çözümü başta olmak üzere Aleviler ve bu topraklarda yaşayan bütün farklı halklardan ve inançlardan her yurttaşımızın, bu ülkede eşit yurttaşlık hakkından faydalanabilmesini garanti altına almak, kendi rengiyle bu ülkede yaşam sürmesini sağlayabilmek için bizlerin bir demokratik anayasa yapmaya ihtiyacı vardır. Aynı zamanda kadınların, gençlerin, işçilerin, emekçilerin, yoksulların, engellilerin ve çocukların ezcümle her kesimi kapsayacak bir demokratik anayasa tartışmasına ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Biz bu çerçevede çalışmaların sürdüreceğiz. Biz bu çalışmalarımızın startını zaten verdik ve çalışmalarımıza başlamış durumdayız.”

“1 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ”

1 Mayıs için çağrıda bulunan Hatimoğulları, “1 Mayıs alanlarında çok daha güçlü olarak, 8 Mart’ın, Nevruz’un ve 31 Mart seçimlerinin ruhunu 1 Mayıs mitinglerine, alanlara taşımak gibi bir görev ve sorumluluğumuz var. 1 Mayıs’ta ‘Emeğin ve özgürlüğün ülkesini kurmak için geliyoruz’ şiarıyla Taksim’de, Van’da, Batman’da, Amed’de, Ege’de, Çukurova’da, Karadeniz’de, İç Anadolu’da, ezcümle Türkiye’nin dört bir yanında emek meslek örgütleriyle ve demokrasi güçleriyle birlikte alanlarda olacağız” diye konuştu.

Sözlerini bugün tutuklanan üç gazeteciye değinerek bitiren Hatimoğulları, “Tutuklanan üç gazeteci arkadaşımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Türkiye gazetecilerin en fazla hukuk talebi olduğu bir ülkedir. Bütün bunlar söz konusuyken kim, hangi anayasadan bahsedebilir ki? Demokratik bir anayasa yapacaksak, başta basın özgürlüğü olmalı ve basın emekçilerinin tamamı cezaevlerinden tahliye edilmelidir” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-anayasa-tartismalarinin-iktidara-can-simidi-olmasina-musaade-etmeyecegiz/feed/ 0