(HATAY) – Hatay’da evlerinin bulunduğu bölgelerin rezerv alanı ilan edilmesine vatandaşlar tepki göstermeye devam ediyor. Vatandaşlar, binalarına asılan boşaltma kararına karşı çıkarak bir araya geldi ve tepkilerini dile getirdi. Evi rezerv alanı içinde kalan bir kadın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Şimdi ortada kalacağım… İstemiyorum, gelsin beni öldürsünler ondan sonra evimi alsınlar” dedi. Rezerv alan yasasında hak sahiplerine aynı yerde ev vereceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmadığına dikkat çeken eski Hatay Barosu Başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın, “Rezerv alanı ilan edilen bölgeler şehrin dışında sağlam arazide olur ama Hatay’da ne yapılmaya çalışılıyorsa özel mülkte yapılmaya çalışılıyor” diye konuştu.
Hatay’da merkez ilçe Defne, Samandağ ve Kırıkhan merkezlerinin bir çok mahallesinde rezerv alan ilan edildi. Rezerv alanda evlerinin ellerinden alınmasına karşı çıkan yurttaşlar dün Samandağ’da yürüdü. “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Bu memleket bizim sermaye defol” sloganları atan vatandaşlar, “Mahallemizi terk etmiyoruz, rezerve ranta, talana geçit yok” pankartı taşıdı.
“çadırın altında kalmaya razıyız”
Antakya bağlı Akevler Mahallesi’nde evi rezerv alanına giren bir kadın, “Hem canımızdan hem malımızdan olduk. Muhtarlarında büyük payı var. Sesimizi duyun, sesimizi duyan yok mu? Depremdeki gibi kimse duymadı. Bir de gelmişler evimizden yurdumuzdan etmişler. Biz çadırın altında kalmaya razıyız yeter ki yurdumuzdan etmesinler” dedi.
“İnsanların gidecek evi yok”
Mahalleli bir çocuk ise, “Mahallemizde bütün evlerde 15 güne kadar çıkma kararı alındı. İnsanların gidecek evi yok. Eğer bu evleri gelip yıksalar buradaki insanlar eşyalarını nereye koyacak, nereye gidecekler” diye konuştu.
“Üç aile eşyalarla beraber evimizi nereye götüreceğiz”
Akevler Mahallesi’nden bir başka kadın ise, “Soruyorlar mı ‘ne yediniz ne içtiniz, nerede oturdunuz’ diye. Şimdi evimizden ediyorlar. Biz tırnağımızla bu mahalleyi yaptık, yıkmak için mi yaptık, yaşamak için yaptık. Üç aile eşyalarla beraber evimizi nereye götüreceğiz” diyerek sitem etti.
“Cumhurbaşkanına sesleniyorum…”
Antakya Ürgenpaşa Mahallesi’nden bir kadın ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Ben para pul, daire istemiyorum. Huzurum, mutluluğum olsun. Huzurumu elimden almasınlar. Evim yıkıldı, dört yakınım öldü, bu kadar üzülmedim. Şimdi ortada kalacağım, kendime üzülüyorum. İstemiyorum gelsin beni öldürsünler ondan sonra evimi alsınlar” dedi.
Yasa 9 Kasım 2023’de değiştirildi
Kahramanmaraş depremlerinin ardından 9 Kasım 2023 tarihinde Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapıldı. Yasa Kanunda “rezerv alan” ve “mülkiyet hakkı” ile ilgili düzenlemeler tartışmaların odağına yerleşti.
Hataylıların tedirdinliği ise nüfusun demografik yapısının değişmesi… Rezerv alan yasasında hak sahiplerine aynı yerde ev vereceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmuyor. ANKA haber Ajansı’na konuşan Hatay Barosu eski başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın, “Rezerv alanı ilan edilen bölgeler şehrin dışında sağlam arazide olur ama Hatay’da ne yapılmaya çalışılıyorsa özel mülkte yapılmaya çalışılıyor. Bu da vatandaşta kaygıya sebep” olduğuna dikkat çekiyor.
Hatay Barosu eski başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın, afet yasasında değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu söylüyor. Açıklanın, “Rezerv alanı ilan edilen bölgeler yerleşim yeri dışında olmalı. Yerleşim yeri afet riski altındaysa Hatay gibi tekrar yerleşime açılması için zemin etütü, yeni imar planın yapılması gerekir” diyerek Hatay için yeni felaketlere kapı aralandığına dikkat çekti.
Hatay’da Armutlu, Çekmece, Dikmece eski Antakya merkez zemin sıvılaşması olduğu nedeniyle “riskli bölge” alanı ancak bu bölgeler şimdilerde rezerv alanı…
Açıkalın ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada şu değerlendirmeyi yaptı:
“Rezerv alanı ilan edilen bölgelerde evi hasarsız ya da az hasarlı olan binalarda ‘sana yeniden ev yapacağız’ deniliyor. Yeni yapılacak konutların yüzde 60 devlet yüzde 40 vatandaş tarafından karşılanacak. Evini onarmış yurttaşlarımız için yeniden yapılacak evlerle vatandaşın borçlandırılması hukuka ve vicdana uygun değil.
“Demografik yapının korunmasıyla ilgili yasada bir değişiklik yapılsın”
Yasada hak sahiplerine aynı yerden ev verileceğine dair herhangi bir düzenleme yok. Kanun da bunun karşılığı yok. Rezerv alanı ilan ederken iki şeyi gözetilmeli. Vatandaş aynı yerden kimlerle komşuluk yapmışsa onlarla kültürünü sürdürmesine imkan tanınmalı. Biz çok dilli çok dinli bir toplumuz, bunları gözetebilmek oradaki kültür dokusunu korumakla olur. Demografik yapının korunmasıyla ilgili yasada bir değişiklik yapılmasını istiyoruz.
“Acı yaşamış bir şehirde, vatandaşı milyonlarca borcun altına sokmak vicdani mi”
Öte yadan kaça mal olacak bu evler burada da belirsizlik var. Ayrıca ciddi bir mali riskin altına vatandaşı niye sokuyoruz. Bu kadar acıyı yaşamış bir şehirde, evine getireceği boyacıya parası olmayan vatandaşı milyonlarca borcun altına sokmak vicdani midir? Öte yandan orta hasarlı binalarla ilgili güçlendirme çıktıktan sonra rezerv alanı ilan edilen yerlerde güçlendirme çalışmalarını yapan yapı denetimle anlaşan vatandaşlar da mağdur edildi. ‘Biz size ev yapacağız diyorlar kimsenin ev yapılmasına itirazı yok ama hem hukuki hem de ekonomik yönden zarar verilmemesi lazım…”
“7 milyonluk dairenin sadece 3 milyonunu devlet karşılıyor”
Açıkalın, “Hatay’da ilk günden bu yana belirsizlik var ve ısrarla vatandaşı bilgilendirmeden uzak tutuyorlar. Arada bir muhtarları çağırıp söylüyorlar. Şu anda 110 metrekare dairenin fiyatı 7 milyon… 4 milyona yakın rakamını devlet karşılıyor, geri kalanını vatandaş nasıl karşılayacak?” diye sordu.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcıları Murat Bakan, Gökçe Gökçen ve Meryem Gül Çiftçi Binici, Hatay’daki seçim sonuçlarına yaptıkları itirazlara ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Bakan, 5 gün boyunca Hatay’da tüm itiraz sürecini yürüttüklerini söyledi.
Hatay’da siyasal ve hukuki boyut iki farklı durum olduğunu belirten Bakan, “Biz tüm ilçelerde geçersiz oyların sayılmasıyla ilgili itirazlarımızı yaptık. Mesela Antakya 1 Nolu Seçim Kurulu’nda gerekçesi belirtilmeyen geçersiz oyların sayılmasıyla ilgili itirazımız, 3 defa oylamada ‘Sayılsın’ denmesine rağmen ara verilerek, siyasal iktidar tarafından telefonlarla baskı yapılarak dördüncü defa oylamayla reddedilmiştir.” diye konuştu.
Hukuki süreci dört başı mamur yürüttüklerini ifade eden Bakan, “Hatay’da siyasal baskılarla seçim kurulları üzerinden alınacak bir mazbata ne hukukidir ne de meşrudur. Geçersiz oylar yeniden sayılmazsa ve mazbata AKP adayına verilirse Hatay’da meşruiyeti tartışmalı, hukuki meşruiyeti tartışmalı bir kişi belediye başkanı olacaktır.” dedi.
“Hepimizin gözü Hatay’da”
Meryem Gül Çiftçi Binici de partisinin 31 Mart günü büyük bir sınav verdiğini belirtti.
Seçimin ardından itiraz sürecini yakından takip ettiklerini söyleyen Binici, Ardahan’da, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde ve Kütahya Merkez’de olduğu gibi ülkedeki bütün seçim çevrelerinde itiraz sürecini yönettiklerini anlattı.
Binici, şöyle konuştu:
“Ancak biliyoruz ki hepimizin gözü Hatay’da. Şu anda Yüksek Seçim Kurulu Sistemi’nde Hatay Büyükşehir Belediyesi oylarında partimizin oyları ve AKP arasındaki oy durumu sadece 2 bin 569’dur. Burada dikkat çekmek istediğimiz nokta şudur; Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde geçersiz oyların toplamı 38 bin 888’dir.”
Binici, Kütahya ve Gaziosmanpaşa’da AK Parti’nin itirazları aynı gerekçelerle kabul edilirken Hatay’da kendilerinin aynı gerekçeyle bulundukları başvurunun “hukuksuz bir şekilde” reddedildiğini savundu.
“Lütfü Savaş ve AKP’li aday arasındaki fark 2 bin 569’a kadar gerilemiş durumda”
Gökçe Gökçen ise Hatay’daki durumu anlık olarak takip ettiklerini bildirdi.
Bundan sonraki sürecin büyük ölçüde YSK’da olduğunu belirten Gökçen, şöyle devam etti:
“İlk gün gittiğimiz zaman Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Lütfü Savaş ve AKP’li aday arasındaki fark 3 bin 890 olarak görünüyordu. Bugün itibariyle 2 bin 569’a kadar gerilemiş durumda. Bu sadece ilk itirazlar maddi hataların düzeltilmesi başvuruları sonucunda gerçekleşti. ‘Tek bir oyun bile peşine düşeceğiz’ diye ilk günden söylemiştik. 1455 oyumuzun vaktinde hukuka aykırı şekilde yazılmamış olduğunu tespit etmiş olduk ve süreç devam ediyor.”
Gökçen, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı oylarında toplam geçersiz oy sayısının yaklaşık 38 bin 900 olduğunu aktararak, şöyle konuştu:
“298 sayılı Seçim Kanunu’na göre bir geçersiz oy varsa o oyun neden geçersiz sayıldığının gerekçesinin tutanağı işlenmiş olması gerekiyor. Fakat gördük ki Hatay’da birçok geçersiz oyun gerekçesi bu şekilde yazılmamış. Geçersiz oyların sayısı iki aday arasındaki oy farkının 15 katını geçer duruma geldi artık. Dolayısıyla bizim itirazlarımızın sonucu artık seçim sonuçlarına kolaylıkla etki edebilecek bir noktaya gelmiş durumda.”
YSK’nin hukuka uyması ve objektif olması gerektiğini belirten Gökçen, “Biz sadece CHP olarak değil veya sadece bize oy veren seçmenin iradesi ortaya çıksın diye değil ama daha geçtiğimiz yıl Hatay halkının iradesinin ortaya çıkması için geçersiz oyların yeniden sayılmasını ve hakkımız olanın Hatay halkına iade edilmesini bekliyoruz.” diye konuştu.
]]>Özel, Halk TV’de “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Hatay’da aday belirleme süreci yönetimi konusunda öz eleştirisi olup olmadığı sorulan Özel, Hatay’da süreci kötü yönettiklerini düşünmediğini söyledi.
Özel, 5 anket yaptıkları Hatay’a 3 farklı heyet yolladıklarını belirterek, “Bir gerçek var. Hatay’da biz yüzde 20-30 arası oy alabiliyorken, iki dönemdir Hatay’ı kazanan, Hatay’da önemli bir mücadele veren bir belediye başkanı var. Bizim yaptırdığımız bütün anketlerde Lütfü Savaş CHP’nin gösterebileceği en iyi aday.” diye konuştu.
Bir yandan da belediye başkan adayının değişmesi yönünde hem Türkiye’de hem sosyal medyada hem de 6 Şubat’ta gittikleri şehirde birtakım taleplerin, tepkilerin olduğunu aktaran Özel, “İki karardan birini vereceksiniz. Bir yanda Suzan Şahin, enkazın başında günlerce uykusuz, ağlaya ağlaya bütün komşularını, hemşehrilerini kurtarmaya çalıştığını görmüşüm. Anket yapıyorsunuz, Lütfü Savaş her partiden oy alıyor. Lütfü Savaş doğru aday gözüküyor ama başka bir tartışma var. Biz en nihayetinde 10 Ocak günü Lütfü Savaş’ı adaylaştırdık.” ifadelerini kullandı.
Son gün bir anket daha yaptıklarını, Lütfü Savaş’ı da davet ederek onun elindeki anketleri de aldıklarını belirten Özel, fikrini aldıkları bütün ilçe belediye başkan adaylarının, ilçe başkanlarının, il başkanının, eski ve mevcut milletvekillerinin hepsinin “Bu seçimi Lütfü Bey’le alırız” dediklerini dile getirdi.
“Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor”
Özel, bu kararı ince eleyip sık dokuyarak almalarını kötü süreç yönetimi olarak düşünmediğini vurgulayarak, “Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor.” dedi.
Hatay’daki oy oranlarına ilişkin Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Bir AK Parti oyu var, bir CHP oyu var. Bir ölçtürüyoruz 3 puan geride çıkıyoruz, bir ölçtürüyoruz 4 puan önde çıkıyoruz. Diyorum ki ‘Bu nasıl bir şey?’ Diyorlar ki, ‘Normal şartlarda ölçüm yapılamaz durumda Hatay.’ Hatay’da duygular hala travmatik. Bir haberle olumsuz etkilenip bir başka tercihte bulunabiliyor insanlar. Bir başka şeyde başka bir tercihte bulunuyor. Ama bir gerçek var, kararsız ve muhalif bir grup var. O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.”
“Benim tanıdığım Meral Hanım ‘Balıkesir’e borcum vardı. Gereğini yapıyorum’ der”
Seçim hedeflerine dair değerlendirmesi sorulan Özel, ellerindeki 11 belediyenin tamamını korumak, üzerine de Bursa ve Balıkesir gibi yeni belediyeler eklemek istediklerini ifade etti.
Özel, “Aslında Balıkesir çoktan hak ettiğimiz bir yer. Geçen seçim Ahmet Akın adaydı ve kazanmaya gidiyordu. İYİ Parti Balıkesir’i istedi. Ağlaya ağlaya Ahmet Akın’ı çektik. Bir başkası istedi oraya koyduk. O kişi hem seçimi kaybetti hem sonra AK Parti’ye geçti.” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in o dönem Ahmet Akın’a “Bunların hiçbirine borcum yok ama sana bir borcum var Ahmet. Ben o borcu bir gün öderim” dediğini aktaran Özel, “Ben şimdi şunu bekliyorum Meral Hanım’dan; ‘Benim geçmişten bu genç arkadaşıma ve Balıkesir’e bir borcum vardı. Ben gereğini yapıyorum’ der mi? Benim tanıdığım Meral Hanım der.” diye konuştu.
CHP Gebze’de TİP Genel Başkanı Baş’ı destekleyecek
Özel, CHP’nin Gebze’de adaylığını açıklayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a destek verip vermeyeceğine ilişkin, şunları kaydetti:
“TİP’le şöyle bir çalışma yaptık. Onlar bizi kaybettirme riski olan yerlerde aday göstermediler. Biz de bir işçi kenti olan Gebze’de, ilçe belediyesinde Erkan Baş genel başkan olarak oraya bir iddia koydu. Orada biz aday göstermedik, kendisini destekliyoruz. Ama Kocaeli Büyükşehir’de, bütün ilçelerde ve TİP’in aday göstermediği bizim açımızdan yarışmalı yerlerde de TİP seçmeni bu Gebze jestine karşılık CHP’ye destek verecek.”
İstanbul ile ilgili değerlendirmesi sorulan Özel, burada çok önemli bir rekabet olduğunu söyledi. İstanbul’da çok önemli bir başarı elde edeceklerini savunan Özel, “Karşımızdaki rakipleri görüyorsunuz. İktidarın buraya nasıl yüklendiğini görüyorsunuz. İktidar medyasını, iktidarın tüm olanaklarını buraya seferber ettiği bir süreçteyiz ama bir gücümüz var. O da şu; son 5 yılda Ekrem İmamoğlu ve ekibinin İstanbul’da yaptıkları.” dedi.
Özel, İmamoğlu’nun seçimi kazanıp kazanamayacağına ilişkin soruya ise “Kazanacak, hem de çok rahat bir şekilde kazanacak. İstanbul’a da rahat bir nefes aldıracak.” yanıtını verdi.
İzmir’de büyükşehir belediyesini kaybetme riskleri olmadığını ifade eden Özel, seçimde Ankara ve İzmir’de rekor, İstanbul’da ise seçimi rahat kazanmayı beklediklerini dile getirdi.
“Belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşiyle birlikte mal varlığını açıkladığının hatırlatılması üzerine Özel, belediye başkanlarının, milletvekillerinin mal varlığını açıklamalarını doğru bulduğunu söyledi.
Özel, “Seçilen bütün belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar.” ifadesini kullandı.
]]>İZMİR’de yüzde 100 bursla okuyan üniversite öğrencisi Mehmet Ali Ağca (19) ve Rüya Aktım (19), geçen yıl ara tatil nedeniyle gittikleri memleketleri Hatay’da depreme yakalandı. Deprem korkusunu yaşayan ve evlerini kaybeden üniversiteli iki genç, İzmir’de birbirlerine destek olup acılarını hafifletmeye çalışıyor. Onların tek isteği tüm anılarına ev sahipliği yapan Hatay’a dönüp tekrar orada yaşamlarını sürdürebilmek.
Hatay’da tanışan ve arkadaşlıklarına devam eden Mehmet Ali Ağca ile Rüya Aktım, 2022 yılı Eylül ayında üniversiteyi burslu kazanıp, İzmir’e yerleşti. İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi Mehmet Ali Ağca ve Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencisi Rüya Aktım, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen yıkıcı depremin ardından birbirlerine kenetlendi. O karanlık geceyi anlatan Mehmet Ali Ağca, depremden daha bir gün önce yürüdüğü sokakların dakikalar içinde yerle bir olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Sömestr tatilinde ailemin yanına gittim ve bir gün sonra depreme yakalandım. Depremden birkaç saat önce eve gelmiştim. Arkadaşlarımı özlemiş ve onlarla buluşmuştum. Sallantıyla uyandım. Hatay’da son aylarda zaten sık sık sallantılar oluyordu. Küçümseyip birazdan geçer, diye düşündüm. Ardından cam kırılması sesleri ve çığlıklar duydum. Üzerime gardırop devrildi. Yorganı üzerime çekip beklemeye başladım. Deprem durdu. Yanıma baktım duvarda çatlak vardı ve bina düz değildi. İlk katı yıkıldığı için biz çapraz şekilde duruyorduk. Annem ve kız kardeşimin yanına gittim. Şok içinde bana bakıyorlardı. Sıkıştığı için kapılar açılmıyordu. Ev yamuktu ama ben hala oturduğumuz ikinci kattan aşağı inebileceğimizi düşündüm. Sonra tekrar deprem başladı. Koltukların arasına girdik. ‘Dur artık’, diye bağırmaya başladım. Sonra balkonun camını kırdım ve balkondan dışarı atladık.”
‘YÜRÜDÜKÇE BÜTÜN BİNALARIN YERLE BİR OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Depremin ardından karşılaştıklarının bir kıyamet senaryosunu andırdığını, o anlarda gerçeklik duygusunu kaybettiğini söyleyerek, “Dört sokağın tam ortasındaydık ve binalar devrildiği için yollar kapalıydı. Herkes bağırıyor ve birbirinden yardım bekliyordu. Sağanak yağmur yağıyordu. Atleti ve eşofmanıyla terlik bile giymeden kendini dışarıya atan bir kadın, yardım istiyordu. Binadan az önce çıktığımız için eve tekrar girmemiz mümkün değildi. Ama 15 dakika sonra eve girip annemin tansiyon ilaçlarını aldığımı hatırlıyorum. Kimleri kaybettik, kimler yaşıyor bilmiyorduk. Akrabalarımızdan, arkadaşlarımızdan haber alamıyorduk. Telefon çekmiyordu. Etrafta kanlar içinde bağıran insanlar vardı. Delirmiş ve aklını yitirmiş gibilerdi. Kimse bir şey yapamıyordu. Kaos ortamı vardı. Amcamla iletişim kurduk ve onların çiftlik evine gitmeye karar verdik. Annemlerle birlikte yürümeye başladık. İkinci annem sayılabilecek Fidan ablamın evinin önünden geçtik. Annem hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Çünkü yürüdükçe bütün binaların yerle bir olduğunu gördük. Daha bir gün önce arkadaşlarımla oturduğum kafenin önünden geçerken hepsinin toz bulutunun içinde kaldığını fark ettim. Enkazın altından yardım bekleyenler vardı. Üç katın arasında kalmış vücudunun yarısı enkaz altında, yarısı dışarda bir adamı kurtarmaya çalıştık. Bundan sonra ne olacak bilmiyordum. Evimiz yok, belki akrabalarımız yok henüz kimseden haber alamamıştık” dedi.
‘TÜM ARKADAŞLARIM HER TARAFA DAĞILDI’
Depremin dördüncü gününe kadar Hatay’da kaldığını daha sonra İzmir’e geldiğini anlatan Mehmet Ali Ağca, hayırseverlerin desteğiyle ailesinin de bir eve yerleştiğini belirtip, “Ben stajyer olarak çalışmaya başladım. Bir yandan çalışıp bir yandan okuluma devam ettim. Hazırlıkta okuyordum. Annem de bir süre iş aradı. Annem ve kız kardeşim buradaki hayata adapte olmaya çalıştı. Depresif bir dönem geçirdiler. İki hafta önce Hatay’daydım. Tek isteğim en kısa sürede Hatay’ın eski haline gelmesidir. Şu an Hatay’da anılarımı geçirdiğim sokak, cadde ya da doğum günümü kutladığım kafe bile kalmadı. Tüm arkadaşlarım her tarafa dağıldı. Ama hepimiz tekrar oraya dönmek ve Hatay’ın ayağa kalkmasını istiyoruz. Hayallerimden biri okulumu tamamladıktan sonra turizm sektörüne yönelip Hatay’da bir otel inşa etmek. En kısa sürede ailem de oraya yerleşmek istiyor” diye konuştu.
‘MOLOZLAR ÜZERİMİZE DÖKÜLÜYORDU’
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencisi Rüya Aktım ise tatil için gittiği Antakya’da birçok plan yaparken yıkıcı bir depremle karşı karşıya kaldığını belirterek, “Mehmet Ali ile ‘Şuraya gideriz, şurada döner yeriz’ diye planlarımız vardı. O gece yatarken annem kapıyı açık bırakmamı istemişti. Seni çok özledim, gelip bakarım, dedi. Ama alışkanlığım yüzünden o gece kapattım kapıyı. 3’üncü kattaki evimizde sallantıyı hissedince geçer diye düşünmüştüm. İzmir’de de depremlere alışıktım. Soğukkanlıydım kalkıp annemlere bakmak istedim. Kapı zor açıldı. Eşikte beklemeye başladık. Apartmanımız eski olduğu için yıkılacağını düşündük. Aşağı inerken sarsıntılar devam etti. İnerken molozlar üzerimize dökülüyordu. Merdivenden kayarak inmeye başladık. 6 katlı apartmandan hepimiz aynı anda inmeye çalışıyorduk. İndiğimizde babam yoktu. Bacaklarım titriyordu herkese ‘baba’ diye sarılıyordum. Çok karanlık dolu yağıyor ve çok korkuyordum” diye konuştu.
‘KENDİMİ HİÇBİR YERE AİT HİSSETMİYORUM’
Bu yıl da ara tatilde Hatay’a gittiğini ancak doğup büyüdüğü yerlerin tanınmayacak halde olduğunu anlatan Aktım, şöyle devam etti:
“Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Ama oraya gittiğimde mutluyum. Akrabalarımızın bir kısmı hala orada yaşıyor ama artık bu çok zor. Mehmet Ali ile tercih sürecinde puanımıza uygun olduğu için bu okulu seçmiştik. Birlikte buraya geldik. Deprem sürecinde birbirimize çok destek olduk. Okulumuz bir dönem hibrit olmuştu. Ben gelip onların öğrenci evinde kaldım. Ailem Denizli’ye taşınmıştı depremden sonra, şimdi hep beraber İzmir’deyiz.”
]]>