Buca ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Ece Uluer, 2018 yılında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde eğitim alırken İzmir Demokrasi Üniversitesi Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde staj yaptı.
Daha sonra 2021’de üniversiteden mezun olan Uluer, 2022 yılında kas hareketlerinde zayıflama ve denge kaybı şikayetiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu.
Kovid-19’a yakalanan Uluer, yoğun bakım servisinde tedaviye alındı. Genç fizyoterapiste yapılan tetkikler sonucu beyin iltihabı teşhisi de konuldu. Uluer, 4 ay boyunca solunum cihazına bağlı tedavi gördü. Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen Uluer daha sonra solunum cihazına bağlı olarak taburcu edildi.
Yaşamına evinde yatağa bağlı olarak devam eden genç fizyoterapistin durumu öğrenen staj yaptığı hastanedeki meslektaşları, onu yeniden ayağa kaldırmak için tedavi programı başlatmaya karar verdi. Yakınlarının desteğiyle 2023 yılında, öğrencilik yıllarında staj yaptığı hastaneye gelen Uluer’e fizik tedavi uygulamaya başlandı. Uygulanan tedavilere olumlu yanıt veren Uluer, yeniden adım atmaya başladı.
“Onların yeri benim için çok farklı”
Ece Uluer, hastanede AA muhabirine, yaşadığı zor günlerde staj yaptığı hastanedeki meslektaşlarının kendisine umut olduğunu, onların verdiği destek sayesinde yeniden yürümeye başladığını söyledi.
Her şeyin bir anda olduğunu anlatan Uluer, “Daha önce normal bir hayatım vardı. Bir anda bir insanın yüzde yüz yatağa bağımlı duruma gelmesi farklı bir şey. Rahatsızlığımda uyuyordum bir şey hatırlamıyordum. Benim için psikolojik açıdan da kötüydü. Şu anda ayakta olmak benim için mucize bir şey, güzel bir şey. Staj yaptıktan sonra da onlarla görüşmeye devam ediyordum. Çok sevdiğim insanlardı hocalarım. Bana çok yardımları dokundu. Onların yeri benim için çok farklı. Bana çok yardımcı oldular.” diye konuştu.
Tedavisinin sürdüğünü belirten Uluer, “Mesleğime devam etmek istiyorum. KPSS sınavına girdim atama bekliyorum. Yürümek benim için bir mucizenin gerçekleşmesi gibi. Bu nedenle çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.
“Elimizden ne geldiyse yaptık”
Hastanenin fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesi sorumlusu uzman fizyoterapist Ali Suluova da Uluer ile staj yaptığı dönemde tanıştığını, hastalandığını öğrendiğinde yakınlarına ulaşarak, tedavisine destek olmak istediklerini anlattı.
Uluer’i ayağa kaldırmak için herkesin seferber olduğunu anlatan Suluova, şunları kaydetti:
“Elimizden ne geldiyse yaptık. Diyetisyenlerle görüştük. Çünkü hastalığı süresince çok kilo kaybetmişti. Kilosu düzenlendi. Psikolog ile görüştük. Fizik tedavi ve rehabilitasyonda tedaviler yürüttük. Birçok branşla tedavisini yürüttük ve başarıya ulaştık. Yürümeyi çok istedi. Zaten fizik tedavi ve rehabilitasyonda hastanın yürümeyi istemesi çok önemli. Bizim onula iletişime geçmemizden mutlu olduğunu söyledi. ‘İyi ki sizler varsınız’ dedi. Yürüyemeyecektim diye düşünmüş. Hastamız tedavi olmasaydı yatağa bağlı halde kalırdı.”
Uluer’e tedavi uygulayan uzman fizyoterapist Mukaddes Betül Reyhan da kendisiyle hastanede tanıştığını, hastasının zayıflayan kaslarını güçlendirip yürümesini sağlamak için tedavi programı uyguladığını anlattı.
Reyhan, hastasıyla arasında duygusal bir bağ oluştuğunu vurgulayarak, “Hastam yürüdüğü için mutluyum. Çalışmalarımız devam ediyor. Kısa bir sürede eski günlerine döneceğini düşünüyorum.” dedi.
Hastane başhekimi Prof. Dr. Yekta Öncel ise Uluer’in hastaneye kucakta geldiğini artık rahat bir şekilde yürüdüğünü anlattı.
]]>Kastamonu’dan yaz tatili için Adana’ya gelen Hüda ve Gazi Demir çiftinin oğulları 9 yaşındaki Doğukan Demir’in şikayetlerinin artması üzerine başvurdukları hastanede, küçük çocuğa lösemi teşhisi konuldu. 2006 yılında Çocuk Hematolojisi Uzmanı ve Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Bülent Antmen’in kontrolünde tedaviye başlandı.
2009 yılında Acıbadem Adana Hastanesi’nin açılması ve Bülent Antmen’in hastanede çalışmaya başlamasıyla Doğukan Demir, tedaviye bu hastanede devam etti. Yaklaşık 5 yıl tedavi gören Doğukan, zorlu tedavi sürecinin ardından kemik iliği nakline gerek kalmadan lösemiye karşı verdiği savaşı kazandı.
Kontrolleri devam etti
Lösemiye karşı verdiği mücadeleyi kazanan Doğukan, 3 ayda bir yine doktorunun yanına gelip kontrollerini yaptırdı. Bu sırada Doğukan, önce liseyi ardından da üniversitede sosyal hizmetler bölümünü başarıyla tamamladı.
Lösemili çocuklara umut oldu
Hem lise hem de üniversite döneminde Doğukan Demir, Acıbadem Adana Hastanesi’ndeki gönül bağını hiç koparmadan ve doktorların izin verdiği ölçüde lösemili çocuklarla moral etkinliklerine katıldı. Kendisi gibi hastanede tedavi gören kardeşlerini yalnız bırakmayan Doğukan, onların gönüllü ağabeyi oldu.
Lösemiyi yendiği hastanede işe başladı
Üniversiteyi tamamlayan Doğukan, lösemi savaşını kazandığı hastaneye iş başvurusunda bulundu. Gerekli yetkinliklere sahip olduğu tespit edilen Doğukan işe alındı ve hastanenin tıbbi arşiv bölümünde çalışmaya başladı. Şimdi hastanede kendisi gibi tedavi gören lösemili çocuk hastaların dosyalarının ona geldiğini, bu dosyaların onu ayrıca duygulandırdığını söyleyen Doğukan, aynı süreci yaşamış biri olarak neler yaşadıklarını çok iyi bildiğini belirtti.
“Zorlu tedaviyi atlattı”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan ve Çocuk Hematolojisi Uzmanı ve Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Bülent Antmen, Doğukan’ın kendisi için çok özel olduğunu söyledi. Antmen, “Doğukan ile 2006 yılında tanıştık. Tetkiklerimizden sonra Doğukan’a lösemi teşhisi koyduk. Çok yoğun tedaviye başladık. Onun ilk 1 yılı Doğukan hastanede kaldı ve çok ciddi tedaviler gördü. Toplam 6 kürü 10-11 ayda aldı. Bu kürlerden sonra oral tedavi süreci sürdü ve o süreyi de Doğukan başarıyla bitirdi. Tedavisiz olduğu dönemde de kontroller devam etti. Doğukan tedaviden sonra okuluna döndü ve üniversiteden sonra karşımıza bir delikanlı olarak çıktı. Doğukan, hastanemizde işe başladı. Onun sağlıklı büyüdüğünü görmek güzel, ama Doğukan aynı zamanda tüm çocuk hastalarımız için bir umut. Kanseri yenip, iyileşebileceklerine dair canlı örnek ve çok büyük bir umut oldu” ifadelerini kullandı.
Hastalarının büyüyüp yetişkin olduklarını görmenin, aynı hastanede çalışmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bülent Antmen, Doğukan’ın hastanede işe girmesinden dolayı mutlu olduğunu belirtti.
“Bülent hocam benim ikinci babam”
Doğukan Demir ise yaşadığı zorlu sürecin ardından lösemiyi kazandığı hastanede işe girdiği için mutlu olduğunu belirterek, “İlk 4 sene çok ağır olmak üzere toplamda 5 sene tedavi gördüm. Ağır kemoterapiler uygulandı. Bu süreçte çok zorluklar çektim çünkü çocuktum. 9 yaşındaki bir çocuk için gerçekten zor günlerdi. Ağır kemoterapiler alıyordum. Bazı yiyecekler kısıtlanıyordu, çorbayı bile pipetle içtiğim günler yaşadım. Dışarı çıkmak istiyordum, top oynamak istiyordum ama bana yasaktı. O zaman Bülent hocama biraz kızıyordum. Büyüdükçe anladım tabii; Bülent hocama o kadar büyük saygı ve sevgi duydum ki anlatamam. Şu anda beni hayata bağlayan doktorumla aynı hastanede çalıştığım için çok mutluyum. O benim ikinci babam. Kendisine minnettarım. Beni tedavi eden doktorumla aynı hastanede çalışmak çok güzel bir duygu. Bülent hocam benim ikinci babam, o da beni oğlu gibi görüyor, onunla aynı hastanede çalışmak çok ayrı, çok güzel bir duygu” diye konuştu. – ADANA
]]>Üniversitenin Kezer Yerleşkesi’nde geçen yıl 8 bin 300 metrekarelik alanda kurulan ve kentin yanı sıra çevre illere de cerrahi, iç hastalıkları, doğum ve jinekoloji, suni tohumlama ve döllenme klinikleriyle hizmet sunulan hastanede, inek, koyun, keçi, at gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra sahipli ve sahipsiz kedi, köpek ve egzotik hayvanların da tedavileri yapılıyor.
Hastanede ultrasonografi, radyoloji ve ekokardiyografi gibi teknolojilerle tanı konuluyor, gelişmiş laboratuvarlarda mikrobiyolojik, patolojik ve parazitolojik analizler gerçekleştiriliyor.
SİÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak, AA muhabirine, geçen yıl kurulan ve 8 ay önce hasta kabulüne başlayan hastanede her türlü hizmetin verilebildiğini söyledi.
Hastanede ameliyat sonrası hasta bakım, karantina ve izolasyon ünitelerinin yer aldığını bildiren Şındak, son teknoloji cihazlarla donatılan hastanede iç hastalıklar, cerrahi ve doğum alanlarındaki kliniklerde tedavilerin yapıldığını belirtti.
“Türkiye’de sayılı hayvan hastaneleri arasında yer almaktadır”
Hastanede 7 gün 24 saat esasına göre hizmet verildiğini dile getiren Şındak, şöyle konuştu:
“Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi, bütün hayvan türlerinin tedavi edilmesi için uygun koşullar taşımakta. Burada muayene, hasta tanısı için laboratuvar tetkikleri, ameliyatlar gerçekleştiriliyor. Türkiye’de sayılı hayvan hastaneleri arasında yer almaktadır. En yüksek teknolojik donanıma sahip ülkemizin en iyi hayvan hastanelerinden biridir.”
“Sahipli ve sahipsiz hayvanlara elimizden geldiğince hizmet veriyoruz”
Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ali Gülaydın, hastanede 5’i idari, 3’ü tekniker olmak üzere 9 destek personeli ve 30 öğretim üyesinin görev yaptığını bildirdi.
Hastanenin acil servisinde her türlü hayvana hizmet verildiğini ifade eden Gülaydın, bölgedeki illerden de hayvanların getirildiğini, klinik muayene, tedavi, teşhis ve hospitalizasyon hizmeti verildiğini söyledi.
Hastanenin bölgede tek, ülkede sayılı hastaneler arasında yerini aldığını kaydeden Gülaydın, şöyle devam etti:
“Hastane tam teşekküllü ve personel açısından tedavi hizmeti veren ekipmanlardan oluşmaktadır. Hastanede Pet Polikliniği, Büyükbaş ve Küçükbaş Poliklinikleri, Egzotik Hayvan ve Acil Polikliniği mevcut. Polikliniklerimizde Cerrahi Ana Bilim Dalı, Doğum ve Jinekoloji Ana Bilim Dalı, İç Hastalıklar Ana Bilim Dalı ile Suni Tohumlama ve Döllenme Ana Bilim Dalı olarak hizmeti vermektedir. Radyoloji ünitemizde, son teknolojiye sahip röntgen cihazı, ultrasonografi cihazı, endoskopi cihazlarımız mevcuttur. Bu şekilde sahipli ve sahipsiz hayvanlara elimizden geldiğince hizmet veriyoruz. Son 8 ayda 969 hayvan tedavi edildi.”
Gülaydın, Siirt Belediyesinin yanı sıra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüyle yapılan protokol ile ortak çalışmalar da gerçekleştirildiğini aktardı.
Özellikle nesli tükenmekte olan hayvanların tedavi rehabilitasyonunun hastanede gerçekleştirildiğini aktaran Gülaydın, “Tedavinin ardından bu hayvanlar, doğal yaşam alanlarına bırakılıyor. Bakımları ve detaylı ameliyatları hastanede sürdürülmekte.” dedi.
Hayvan hastalıklarına yönelik bilimsel araştırma yapılıyor
Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özgül Gülaydın, hastanede hayvan hastalıklarına yönelik bilimsel araştırma da yapıldığını anlattı.
Gülaydın, “Mikrobiyoloji laboratuvarında hayvanlarda hastalıklara neden olan bakteriyel etkenlerin konvansiyonel ve moleküller yöntemleri kullanarak laboratuvar teşhisini gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda antimikrobiyal duyarlılık testlerini yaparak bu bakteriyel etkenlere karşı hangi antibiyotiklerin kullanılması gerektiğine yönelik önerilerde bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>