Hastalar – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 24 Jul 2024 22:21:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar hayata daha sıkı tutunuyor https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/ https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:21:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41975 Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar hayata daha sıkı tutunuyor

MERSİN – Mersin Büyükşehir Belediyesinin başlangıç evre alzheimer hastaları için açtığı Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar, gerçekleştirilen zihinsel ve fiziksel aktiviteler sayesinde hayata daha sıkı tutunuyor. Yaklaşık 4 ay önce açılan merkezden 16 hasta faydalanıyor.

Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde başlangıç evre alzheimer hastalarına hizmet veren merkezde hastaların yüzü gülüyor. Hafta içi her gün sabah evlerinden alınan ve merkeze getirilen katılımcılar, gün boyu farklı etkinliklerle buluşturuluyor. Zihinsel ve fiziksel aktivitelerin yaptırıldığı merkezde, haftanın farklı günlerinde geziler ve Yeşilçam Günleri de düzenleniyor. Merkeze gelen hastalar gün içinde yapılan mandala, taş ve ahşap boyama, zeka oyunları ve egzersizlerle kaliteli vakit geçiriyor. Etkinlikler hastaların fonksiyonlarının hızlanmasını ve hastalık seyrinin yavaşlamasını da sağlıyor. Merkezde müzik eşliğinde etkinlikler yapan hastalar, eğlenceli vakit geçiriyor. Rutin sağlık kontrolleri hemşireler tarafından yapılan hastaların, gün içinde ilaç takipleri de yapılıyor. Annesini ya da babasını gönül rahatlığıyla merkeze emanet eden hasta yakınları da gün içinde rutin işlerini halledip, kendilerine vakit ayırabiliyorlar.

“Hastalıklarının seyrindeki yavaşlamayı görebiliyoruz”

Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nda Gerontolog olarak görev yapan Cihan Tanrıverdi, merkezin 4 aydır faaliyette olduğunu söyledi. Merkezin, başlangıç evresi alzheimer hastalarını misafir ettiğini belirten Tanrıverdi, hastaların sosyalleşmesi ve hastalığın seyrinin yavaşlaması adına önemli bir hizmet verdiklerini ifade ederek, “Merkezimizde zihinsel ve fiziksel etkinlikler yapılıyor. Mandala, ahşap ve taş boyama ile zeka oyunları ve ritim etkinlikleri var. Cuma günleri fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı arkadaşlarımız tarafından, basit egzersizler yaptırılıyor. Haftanın bir günü dış mekan etkinliklerimiz olurken, bir gün de Yeşilçam günleri yapıyoruz. Hastalar birbiriyle arkadaş oldular. Hastalıklarının seyrindeki yavaşlamayı da görebiliyoruz” dedi.

Hastaların sabah evlerinden alınıp akşam evlerine bırakıldığını kaydeden Tanrıverdi, “Günlük rutin sağlık kontrolleri, hemşire arkadaşlarımız tarafından yapılıyor. Gün içerisinde kullandıkları ilaçların takibini yapıyoruz. En mutlu olduğumuz konu; hastalar buraya başladıktan sonra, doktor kontrollerine rutin olarak gitmeye başlamaları. Kontrol sonrası bize güzel dönüşler oluyor. Hasta yakınları aradıklarında, ‘annemin, babamın hastalığının seyrinde ciddi bir yavaşlama var’ diyorlar. Onların yaşadıkları bu mutluluk, hastaların sabah buraya geldiklerinde yüzlerindeki gülümseme, gün içinde eğlenmeleri bizleri de hem mutlu, hem daha fazla motive ediyor” diye konuştu.

“10 yıllık durgunluktan sonra, hayata yeniden başladım”

Yaklaşık 10 yıl boyunca yatarak hayatını sürdürdüğünü belirten Saime Soylu, bu süreçte kimseyle iletişim kurmak istemediğini ifade etti. Merkezin kendisine iyi geldiğini ve 10 yıllık durgunluğun ardından hayata yeniden başladığını dile getiren Soylu, çalışanların yaklaşımlarının kendilerini özel hissettirdiğini kaydetti.

Merkezden hizmet alan Saime Soylu’nun kızı Hatice Örs de, “Bizim için bir nefes oluyor. Annem çok mutlu. Önceden evde tek başınaydı. Şimdi merkezde kendi yaşıtlarıyla sosyalleşiyor, hocalarla sohbet ediyor” dedi. Annesinde önemli gelişmeler olduğunu sözlerine ekleyen Örs, “Annemin hiç iletişimi yoktu, çok durgundu ve çok mutsuzdu. Şimdi bir çocuk gibi merkeze gitmek için hevesleniyor” diye konuştu.

Merkezden faydalanan eczacılık mesleğinden emekli Ayşe Çağlayan, çocuk doktoru Turhan Ergene ve hava kuvvetlerinden emekli Mustafa Taner Sarıgül de memnuniyetlerini dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/feed/ 0
Bronşenktazi Hastalığına Dikkat! https://www.haber60.com.tr/bronsenktazi-hastaligina-dikkat/ https://www.haber60.com.tr/bronsenktazi-hastaligina-dikkat/#respond Fri, 05 Jul 2024 10:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37117

GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, bronşların kalıcı olarak genişlediği bir sağlık sorunu olan ‘bronşenktazi’ hastalığına ilişkin uyarıda bulundu; “Sabahleyin uyandıktan sonra gece boyu atamadığınız birikmiş balgamı uyandıktan 5-10 dakika sonra öksürerek atıyorsanız; sizde de bronşenktazi olabilir. Kalp hastalığı ya da böbrek fonksiyonları üzerinde de olumsuz etkileri ortaya çıkabilir. Onun için bu hastalarda tanının bir an önce konup, takip altına alınmaları ve tedavileri önemlidir” dedi.

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, akciğerlere hava taşıyan solunum yolu (bronşlar) duvarlarının iltihap ve enfeksiyon nedeniyle genişlediği ve kalıcı olarak kalınlaştığı kronik bir akciğer rahatsızlığı olan ‘bronşenktazi’ hastalığına ilişkin uyarı ve tavsiyelerde bulundu. ‘Bronşektazi’ belirtilerinin pek çok hastalıkla karıştırıldığına dikkati çeken Özlü, “Bronşektazi aslında çok ilginç bir hastalık. Çünkü bronşektazi hastaları uzun yıllar tanı alamıyorlar. Bu hastalar farklı tanılarla izleniyor. Farklı tedaviler alıyorlar ve tanı gecikiyor. Çünkü bu hastalıktaki belirtiler pek çok hastalıkla, başka akciğer hastalığıyla karışabiliyor. Astım diye tedavi ediliyorlar. KOAH diye tedavi ediliyorlar ya da akciğer enfeksiyonları, zatürre diye tedavi görebiliyorlar. Uzayan süreç içerisinde bronşektazi tanısı gecikebiliyor. Bu da tabii tedavi ve yaklaşımı biraz ötelemiş oluyor. Hastalar hem bundan zarar görebilir hem süreç ilerleyici olabilir” diye konuştu.

‘BRONŞEKTAZİ HASTALARININ YAKINDIĞI KRONİK ÖKSÜRÜKTÜR’

‘Bronşektazi’ hastalığını tanımlayan Prof. Dr. Özlü, “Bronşektazi aslında iletici hava yollarımızda anormal, lokal, kalıcı genişlemelerdir. Bu genişlemeler hava yollarının dinamiğini bozuyor ve oralarda sekresyonlar birikiyor, oralarda enfeksiyonlar ortaya çıkıyor ve hastada bazı semptomlar görülüyor. Bronşektazi hastalarının en çok yakındığı, kronik öksürüktür. Yıllardır bitmeyen, her gün, her gün tekrarlayan öksürükler. Ama bu öksürüklerin önemli bir farkı var. Her seferinde balgamla birlikte gelen bir öksürüktür veya her öksürdüğünde bir miktar balgam atar. Bu hastayı aslında hayattan bezdirir. Çünkü sosyal ortamlarda; işte, otobüste, uçakta, iş yerinde, ofiste, evde başka insanlarla beraberken öksürük, balgam atma ihtiyacı doğar. Bu da hastayı zor duruma sokabilir. Balgam dışında ara ara bu hastalarda balgamda kan görülebilir. Onun dışında hırıltılı solunum olabilir, nefes alıp verirken bir hırıltı olabilir” dedi.

ÖKSÜREREK BALGAM ATANLAR DİKKAT

‘Bronşenktazi’ hastalığının tedavisinde erken tanının önemine vurgu yapan Özlü, “İleri olgularda nefes darlığı, özellikle yokuş, merdiven çıkarken nefes darlıkları eşlik edebilir. Ara ara ateşlenmeler, halsizlik, kırgınlık gibi alevlenmeler dönemi ortaya çıkabilir. Bu süreç devam ederse ve ilerlerse bunun sağ kalp yüklenmesi, kalp hastalığı ya da böbrek fonksiyonları üzerinde de olumsuz etkileri ortaya çıkabilir. Onun için bu hastalarda tanının bir an önce konup, takip altına alınmaları ve tedavileri önemli. Hastalığın tedavisi, hafif formlarda ilaçlarla, medikal takiple olabilir. Enfeksiyonların önlenmesi, aşılamaların yapılması, hastanın balgam çıkarabilmesi için bazı yardımcı ilaçlar veya bazı yöntemlerin kullanılması enfeksiyonlardan korunma, bazen nefes açıcı ilaçlar bu konuda ona yardımcı olabilir. Çok rahatlatabilir, sorunları çözebilir. Eğer çözmüyorsa da cerrahi bir müdahaleyle o anormal genişlemelerin ameliyat edilerek çıkarılabilmesi mümkünse, eğer çok yaygın değilse bu da yapılabilir. Burada esas olan erken tanının konmasıdır. Onun için eğer bu şekilde balgamlı öksürük yakınmalarınız varsa ve özellikle de sabahleyin uyandıktan sonra gece boyu atamadığınız birikmiş balgamı uyandıktan 5-10 dakika sonra öksürerek atıyorsanız sizde de ‘bronşenktazi’ olabilir” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bronsenktazi-hastaligina-dikkat/feed/ 0
CHP heyeti, Burdur’da diyalize girdikten sonra rahatsızlanan hastalarla ilgili incelemelerini tamamladı: “Bu olayın dünyada örneği yok, Sağlık Bakanlı https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-diyalize-girdikten-sonra-rahatsizlanan-hastalarla-ilgili-incelemelerini-tamamladi-bu-olayin-dunyada-ornegi-yok-saglik-bakanli/ https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-diyalize-girdikten-sonra-rahatsizlanan-hastalarla-ilgili-incelemelerini-tamamladi-bu-olayin-dunyada-ornegi-yok-saglik-bakanli/#respond Wed, 29 May 2024 21:34:00 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33675 Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde diyalize girdikten sonra rahatsızlanan ve hastaneye kaldırıldıktan sonra 1 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili Burdur’da incelemelerde bulunan CHP heyeti, Sağlık Bakanlığının devreye girmesi çağrısında bulundu.

CHP Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ve Samsun Milletvekili Murat Çan’dan oluşan CHP heyeti, Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde diyalize girdikten sonra rahatsızlanan ve çevre hastanelere sevk edilen hastalar hakkında bilgi almak ve süreç hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Burdur’da incelemelerde bulundu. Afyonkarahisar ve Antalya’daki hastaları da ziyaret eden heyet, CHP Burdur İl Başkanı Kadir Koç ile birlikte parti binasında açıklama yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, şunları kaydetti:

“25 Mayıs Cumartesi günü Burdur Devlet Hastanesi’nde hemodiyaliz tedavisi alan 30’dan fazla hastamız diyaliz işlemi sonrasında aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılıyorlar. Bu hastalardan 14 tanesi entübe ediliyor ve durumları ağır olduğu için de çevre illerdeki hastanelere sevk ediliyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak olayı incelemek üzere Burdur’a geldik. Çevre illerde yatan hastalarımızı da ziyaret ederek durumları hakkında bilgi almak üzere bir inceleme çalışması gerçekleştirdik. Burada çok ciddi iddialar var. Bugün giderek hakkında bilgi aldığımız Akdeniz Üniversitesi’nde entübe vaziyette yoğun bakımda tedavisi devam eden bir hastamızın hayatını kaybettiğini hasta yakınları tarafından öğrendik. Bundan dolayı da çok üzgünüz. Bu tedavi sonrası yaşanan üzüntü verici hadise, hastalarımızın hayatını tehlikeye atan, durumlarını sıkıntılı bir tablo gelişmesine neden olan ve bir hastamızı da kaybettiğimiz bu olay konusunda çok üzgünüz. Kendisine Allah’tan rahmet, acılı ailesine ve hemşehrilerimizi de başsağlığı diliyoruz.”

“Diğer hastaların durumları stabil”

Hastanede bir gün önce hemodiyaliz işlemleri tamamlandıktan sonra bir bakım yapıldığını aktaran Şahbaz, şöyle devam etti:

“Hemodiyaliz ünitesindeki sıvılara bir arıtma işlemi gerçekleştiriliyor ve sabahında yapılan işlem sonrasında 30’un üzerinde özellikle ilk sabah saatlerinde hemodiyaliz tedavisi alan hastalarımızda aniden bilinç bulanıklığı, solunum sıkıntısı gibi ağır bir tablo gelişiyor. Hastaların 14 tanesi geri çağırılarak entübe edilerek çevre illerdeki hastanelere sevk ediliyorlar. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde biz hastalarımızı ziyarete gittiğimizde sağlık idarecileri, hastane yöneticileri bize hastaların durumları hakkında herhangi bir bilgi vermedi ve hasta yakınlarıyla görüşmemizde engellendi. Dün Burdur’daydık, Sayın Sağlık Müdürü ve sayın Vali’den durum hakkında bilgi almak ve geçmiş olsun dileklerimizi sunmak üzere randevu istedik fakat, kendileri bizimle görüşmekten imtina ettiler. Bugün tekrar Sayın Valimizden randevu istedik fakat sayın Vali bizimle görüşmeyi gene birtakım bahanelerle kabul etmedi. Biz bu tavrı çok sıkıntılı buluyoruz. Bugün Antalya’da hastalarımızın durumlarıyla ilgili bir inceleme gezisi gerçekleştirdik. Orada Akdeniz Üniversitesi’nde takipte bulunan, tedavi altında olan bir hastamız vardı. Onu kaybettik, diğer hastalarımızın durumları hakkında şehir hastanesi ve eğitim araştırma hastanesinden bilgi aldık. Onların da şu anda tedavileri devam ediyor ve durumları stabil.”

“Çok ciddi iddialar var”

Şahbat, dile getirilen iddialarla ilgili şunları söyledi:

“Burada çok ciddi iddialar var. Tedavinin uygulandığı hastane son birkaç aydır kullanımda olan yeni yapılan bir hastanedir. Burdur Devlet Hastanesi. Diyaliz tedavisinde kullanılan su tanklarına antifiriz içinde bulunan etilen glikolün karıştığı yönünde birtakım iddialar var. Bunlar çok vahim iddialar, böyle bir şey nasıl olabilir, nasıl gerçekleşebilir? Biz bunların araştırılmasını bu konuda aydınlatıcı bir tahkikatın yapılmasını bekliyoruz. Bu arada devlet yetkililerinin, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin bizimle görüşmeyi reddetmeleri ve şeffaf bir şekilde kamuoyunu aydınlatmaları gerekirken bu şekilde davranmalarının arkasında ne var, biz bunu da sorguluyoruz, neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Neyi saklamak istiyorsunuz? Bu olayın takibini yaparak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve kamuoyunda sorumluların cezalandırılması ve olayın aydınlatılması için de üzerimize düşen görevi sonuna kadar yerine getireceğimizi ve takibini bırakmayacağımızı da ifade etmek istiyorum.”

“Burada hatalar, eksiklikler ve ihmaller zinciri üst üste geliyor”

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala da şöyle konuştu:

“Cumartesi gününden itibaren Burdur Devlet Hastanesi’nde diyalize gelen hastalardan bir tanesini kaybetmiş olmamız bizde büyük üzüntü yarattı. Ailesine, sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Umuyoruz ki geriye kalan 32 tane hastamız bir an önce sağlıklarına kavuşsunlar. Burada çok önemli bir kamu yönetimi sorunu var. Biz hem dün hem bugün Sayın Başhekimi, Sayın İl Sağlık Müdürünü, Sayın Valiyi ziyaret etmek istedik. Hem geçmiş olsun dileklerimizi iletmek hem konu hakkında bilgi almak istedik. Çünkü anayasa milletvekillerine yürütmenin denetlenmesi görevini vermiş durumda. Ancak maalesef o kapıların açılmasını bir türlü sağlayamadık. Bu, Türkiye’deki kamu yönetiminin geldiği noktayı göstermesi bakımından çok dramatik ve üzücü bir durumdur. Ayrıca Vali’nin ve diğer yetkililerin bize bilgi vermekten kaçınması burada ciddi bir sorun olduğu endişesini bir kez daha gündeme getiriyor. Şu ana kadar edindiğimiz bilgiler 5 ay önce açılmış bir hastane olmasına rağmen bir tasarım sorunu olduğunu gösteriyor. Bir bakım sonrası aslında hiçbir zaman hastaya ulaşmaması gereken kimyasal önce hastanenin arıtma sistemine karışıyor ki arıtma sistemine karıştıktan sonra suyun renginin değiştiği ve köpüklendiğine ilişkin görüntüleri gördük. Daha sonra bu arıtma sistemindeki kirlenmenin yanı sıra bu aynı zaman da içinde hiçbir şekilde kirletici madde olmaması gereken diyalizdeki saf su tankına da erişiyor. Burada hatalar, eksiklikler ve ihmaller zinciri üst üste geliyor. Bir yandan hastanenin tasarımında bir sorun olduğu anlaşılıyor öte yandan bakım yeterince iyi yapılmamış hastaneye özgü bir bakım sürecinin işlememiş olduğunu anlıyoruz. Daha sonra da böyle bir bakım süreci işlememiş olsa bile diyaliz teknisyenlerinin ve görevlilerin bu süreci denetleyemedikleri, izleyemedikleri anlaşılıyor. Bunun için de bize ‘Cumartesi olduğu için diyaliz teknisyenleri görevde değildi’ gibi bir açıklama yapılmaya çalışılıyor ama açıkcası insan hayatının söz konusu olduğu yerde böyle bir açıklamanın asla kabul edilemeyeceğini de söylemek isteriz.”

“Sağlık skandalıyla karşı karşıyayız”

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan ise konuşmasında şöyle konuştu:

“Cumhuriyet tarihinin en kötü sağlık yönetimiyle karşı karşıyayız. Yine Cumhuriyet tarihinin belkide en çapsız en niteliksiz sağlık politikalarıyla karşı karşıyayız. Kurtuluş Savaşı’ndan verem savaşla, sıtmayla başa çıkarak bütün dünyaya örnek olmuş sağlık politikalarıyla, Hıfzıssıhha’yla dünyaya örnek olmuş sağlık politikalarının geldiği yerdiği yerden bugün 21. yüzyılda Burdur ili için çok büyük çapta denilebilecek bir sağlık skandalıyla karşı karşıyayız. Bir hemodiyaliz ünitesinde 30’un üzerindeki hastada aynı gün içerisinde çok ağır klinik tablolar birbirinden farklı değişken olsa da neredeyse yarısından çoğu makine ile soğutulmaya ihtiyaç duyulacak kadar çok ağır klinik tabloların ortaya çıktığı bir toksik maddeye maruz kalmayla karşı karşıyayız. Bunun maruziyet sonrasındaki yönetilmeye çok bir söz yok. Ama daha sonrasında Afyon’da, Burdur’da ve Antalya’da yaptığımız değerlendirmelerde şunu görmekteyiz; Antalya’daki hastaların ve hastaların yönetiminin bir çoğunda başarıya ulaşılmış ancak biz hasta yakınlarıyla dahi bir araya getirilememiş bir durumda kaldık. Buradan başka bir sorun ortaya çıkıyor. Bu da aynı zaman da genel politikalar üzerinden 2017’den bu zamana evrilmiş tek adam rejiminin Burdur’da geldiği noktadır. Her politikada her branşta çökmüş bu sistem maalesef sağlıkta, sağlığın sonuçlarının yönetilememesine, denetilememesine bağlı olarak gizlenmesiyle ortadan kaldırılmasını öngören bir yöneticiyle Burdur maalesef yönetiliyor.”

Heyet son olarak yaşanan olayın dünyada örneğinin olmadığını belirterek,Burdur Valisi, İl Sağlık Müdürü ve Hastane Başhekimi’nin bu yaşanan olaylarla birlikte hemen görevden alınmasının gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-diyalize-girdikten-sonra-rahatsizlanan-hastalarla-ilgili-incelemelerini-tamamladi-bu-olayin-dunyada-ornegi-yok-saglik-bakanli/feed/ 0
CHP Heyeti, Burdur’da: “Sayın Sağlık Müdürü ve Vali’den Randevu İstedik. https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-sayin-saglik-muduru-ve-validen-randevu-istedik/ https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-sayin-saglik-muduru-ve-validen-randevu-istedik/#respond Tue, 28 May 2024 21:45:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33530

(BURDUR) – CHP heyeti, Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde diyalize girdikten sonra rahatsızlanan ve çevre hastanelere sevk edilen hastalar hakkında bilgi almak için Burdur’a geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “Burdur’da hem geçmiş olsun dileklerimizi sunmak hem de durum hakkında bilgi almak üzere sayın Sağlık Müdürü ve Sayın Vali’den randevu istedik. Kendileri bizimle görüşmekten imtina ettiler. Değişik bahanelerle görüşmekten kaçındılar. Bu gerçeklerin üzerini kapatma girişimidir. Bu kamuoyundan gerçekleri saklamaktır” dedi.

CHP Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ve Samsun Milletvekili Murat Çan’dan oluşan CHP heyeti, Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde diyalize girdikten sonra rahatsızlanan ve çevre hastanelere sevk edilen hastalar hakkında bilgi almak ve süreç hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Burdur’a geldi.

CHP heyeti, Burdur Devlet Hastanesi önünde açıklama yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, şunları söyledi:

“Bizimle en ufak bir bilgi paylaşımında bulunmadılar”

“Cumartesi günü Burdur Devlet Hastanemizde diyaliz ünitesinde diyalize giren 31 hastamızın işlemden sonra fenalaştığı duyumunu aldık. Biz öncelikle Burdurlu hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi sunmak istiyoruz. Bu olay bizi çok üzdü. Gerçekten çok üzücü bir olay. Daha sonra bu hastalarımızın 21 tanesinin çevre illere bilgisine ulaştık ve 14 tanesinin de entübe edildiği yönündeydi bu bilgiler. İlerleyen süreçte olayları takip ettik ve şu anda kamuoyuna yansıyan dört hastanın entübe olduğu, diğer hastaların genel durumunun iyileşmeye başladığı yönünde. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hastalarımızı görmek, durumlarını değerlendirmek, hasta yakınlarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi sunmak üzere bugün Afyonkarahisar’a geldik. Burada dört hastamız Devlet Hastanesi’nde, iki hastamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde olduğu bilgisi bize ulaşmıştı. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde hastalarımızın durumu konusunda bilgi istediğimizde idare, böyle bir bilgi paylaşımı yapamayacaklarını söylediler. ‘Biz hasta yakınlarımızla görüşmek istiyoruz, mümkünse hastalarımızı ziyaret etmek istiyoruz’ denildiğinde de hasta yakınlarıyla da görüşemeyeceğimiz şeklinde bir yaklaşımla karşılaştık. Kimse yok gibi bir yaklaşımla karşılaştık. Bizimle en ufak bir bilgi paylaşımında bulunmadılar. Daha sonra Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne gittik. Orada da hastaların durumuyla ilgili herhangi bir bilgi paylaşamayacaklarını, hastaları ziyaret etmemizin mümkün olmadığını söylediler. Fakat bir hastanın eşiyle görüşebildik.

“Bu demokrasiye aykırı otoriter bir tavırdır”

Şimdi Burdur’dayız. Burdur’da hem geçmiş olsun dileklerimizi sunmak hem de durum hakkında bilgi almak üzere sayın Sağlık Müdürü ve sayın Vali’den randevu istedik. Kendileri bizimle görüşmekten imtina ettiler. Değişik bahanelerle görüşmekten kaçındılar. Biz milletvekillerimizle birlikte bir kamu görevi yapıyoruz. Kamu adına görev yapmak, bilgi almak ve bunu kamuoyuyla paylaşmak milletvekillerimizin anayasal görevi. Fakat idare bu görevi hiçe sayarak, yok sayarak milletvekillerimizin bu hakkını ana muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kamuoyu adına bilgi almak ve bunu paylaşma hakkını yok sayarak bizimle hastaların durumu konusunda herhangi bir bilgilendirme yapmaktan kaçınıyorlar. Bu gerçeklerin üzerini kapatma girişimidir. Bu kamuoyundan gerçekleri saklamaktır. Bu devlet adetiyle, devlet geleneğiyle örtüşmeyen bir davranıştır. Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Biz ana muhalefet partisi olarak bu üzücü hadiseden sonra durumu yerinde tetkik etmek, hastalarımızın durumunu öğrenmek ve kamuoyunu aydınlatmak, bilgi paylaşmak için bu incelemeye çıktık. Bu üzüntü verici hadiseyi yaşayan hastalarımızın durumlarını öğrenerek kamuoyuyla paylaşacağız. Sayın Sağlık Bakanı’nı, Sayın Vali’yi, Sağlık Bakanlığı’nı şeffaf olmaya ve bu tavırlarından vazgeçmeye çağırıyoruz. Biz burada kamu adına görev yapıyoruz ve bizim amacımız bu tip hadiselerin tekrarlanmaması için gerekli çabayı göstermek ve hastalarımızın güven içinde tedavi olması, halkımızın sağlığının, sağlık hakkının korunması amacıyla yapılan bir çalışmadır. Bu nedenle biz iktidarı ve Sağlık Bakanlığı’nı uyarıyoruz. Yaptıkları bu tavırdan dolayı da Sayın Valimizi, Sağlık Müdürü’nü ve Sağlık Bakanlığı teşkilatını da uyarmak istiyoruz. Bu yaptıkları hoş bir şey değil, demokratik bir tavır değil demokrasiye aykırı otoriter bir tavırdır.

“Sorumluları sorumlu davranmaya davet ediyoruz”

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan ise konuşmasında şunları belirtti:

“Burdur’da bu olay olduktan hemen sonra Burdur Belediye Başkanımız büyük bir sorumluluk örneği göstererek belediyeye ait bir sorumluluğun olup olmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Kendisine teşekkür ediyoruz. Ayrıca vatandaşın sağlığından sorumlu olanlar, sağlığının denetiminden sorumlu olanlar diyaliz ünitelerini denetlemek yerine bizlerin haber alma, bilgi alma, kamu görevini yerine getirme görevimizi denetlemeye kendilerini tabi tutmuşlar. Bizim hem Afyonkarahisar’da hem de Burdur’da bilgi almamızı engellemişlerdir. Bunu da 85 milyonluk ülkemizin vatandaşlarına emanet ediyorum ve biz bu görevimizi 31 Mart’ta yerelde birinci parti olmanın sorumluluğuyla haber alır almaz ilk iş gününde hayata geçirmek üzere buraya geldik. Ben sorumluları sorumlu davranmaya davet ediyorum.”

“Sürecin takipçisi olacağız”

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ise şöyle konuştu:

“Resmi açıklamalar olmamasına rağmen bu yaşanan olayın arkasında bazı iddialar var. İlk iddia bu hastanenin diyaliz ünitesiyle ilgili bir tasarım sorunu yaşadığı biçimindedir. Yeni açılmış bir hastane olmasına rağmen eğer bir tasarım sorunu varsa bu gerçekten kabul edilemez. İkincisi diyaliz ünitesinde teknik bakım sırasında bazı sıkıntılar yaşandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca diyaliz teknisyenlerinin hafta sonu görevlendirilmemesi gibi birtakım sorunların yaşandığı da iddia ediliyor. Bütün bu iddiaların kısa zamanda şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması, müfettiş raporlarının medyada yer bulması, sorumluların cezalandırılması ve bir daha böyle bir sorun yaşanmasın diye Sağlıklı Bakanlığı’nın bütün hastanelerinde hatta Türkiye’deki bütün sağlık kuruluşlarında gerekli önlemlerin alınması yapılacak iş olmalıdır. Şu ana kadar kesin bilgiler açıklanmamış olmakla birlikte bir hastanın çok kötü etkilenmediği anlaşılmaktadır. Umarız bundan sonra bu diyaliz ünitesinde tedavi görmekte olan hastaların tümü kısa sürede sağlıklarına kavuşur ve bu tip olaylar bir daha tekrarlanmaz. Ama özellikle Sağlık Bakanlığı’nın, sağlık müdürlerinin, başhekimlerin, yardımcılarının milletvekilleri olarak Anayasa’dan kaynaklanan yürütmenin denetlenmesi işlevini yerine getirmemizi engelleyen tavırlarını da toplumla paylaşma ihtiyacı duyuyoruz. Bu sürecin hep birlikte takipçisi olacağız. Hasta ve hasta yakınlarının en az etkilenecek bir şekilde bu süreci sonlandırmaları için elimizden geleni yapacağız.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-burdurda-sayin-saglik-muduru-ve-validen-randevu-istedik/feed/ 0 Kök hücre nakliyle lösemi hastası Zeynep Öztürk yeniden sağlığına kavuştu https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/ https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/#respond Fri, 12 Apr 2024 08:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27144 Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören akut lenfoblastik lösemi (ALL) hastası 21 yaşındaki Zeynep Öztürk, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK) kayıtlı gönüllü bir bağışçıdan nakledilen kök hücreyle yeniden yaşama tutundu.

Lösemi, lenfoma, kemik iliği yetmezliği gibi hastalıkları nedeniyle kök hücre nakli bekleyen hastalara en uygun bağışçının bulunabilmesi için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılay tarafından 2014’te hayata geçirilen TÜRKÖK, bugüne kadar binlerce hastanın şifa bulmasına olanak sağladı.

O hastalardan biri de Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeynep Öztürk oldu. Kök hücre nakli için uygun bağışçı aranan genç hastaya, beklediği güzel haber TÜRKÖK’ten geldi.

Bilgileri kayıtlı gönüllü bağışçıyla dokuları tam uyan ve başarılı şekilde kök hücre nakli gerçekleştirilen Zeynep, hastalığı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı üniversite eğitimini tamamlayacağı günü iple çekiyor.

“TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu”

Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Zeynep, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığıyla birlikte kök hücre bağışının önemini de çok iyi anladığını vurguladı.

Hastalığını öğrendiğinde önce korku ve umutsuzluğa kapıldığını, sonrasında ise doktorlarının verdiği güvenle durumunu kabullendiğini dile getiren Zeynep, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben bu hastalıkla birlikte kök hücre naklinin ne kadar önemli olduğunu da gördüm. TÜRKÖK üzerinden uygun bir gönüllü kök hücre bağışçısının bulunması sayesinde eylül ayında nakil oldum. Şu an kendimi hastalığımın ilk günlerine göre çok daha iyi hissediyorum.

TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu. Bu kadar kısa sürede uygun bir donör bulunabileceğini beklemiyordum, umutsuzluğa düştüğüm bir süreçteydim. Hastanedeki doktorlarım bana güzel haberi verdiğinde çok mutlu oldum. Sağlığı el veren herkes, hastalar için gönüllü bağışçı olmalı.”

“İlk yapmak istediğim diplomamı almak”

Konya Selçuk Üniversitesi, Gıda Teknikerliği Bölümü son sınıf öğrencisi Zeynep, “Aslında diplomamı almak üzereydim fakat hastalığım nedeniyle eğitimimi tamamlayamadım. İlk yapmak istediğim de diplomamı alıp, geleceğime yön verebilmek. Son 1,5 yılım hastanede geçti, burada bütün doktorlar, hemşireler bizlerle çok yakından ilgilendi. Hepsine çok teşekkür ederim, bütün hastalara da kalıcı şifa dilerim.” diye konuştu.

“Kök hücre bağışı, hayati önem taşıyor”

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, Hematoloji Kliniği ve Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da Zeynep’in de mücadele ettiği ALL’de önce kemoterapilerin uygulandığını ve ilaç tedavisinin ardından hastalığın risk grubunun tanımlandığını anlattı.

Tekrarlama, komplikasyon gelişme riski yüksek olan ALL hastalarında bunu önlemek için kök hücre naklinin değerlendirildiğini belirten Altuntaş, nakil için öncelikle hastanın aile bireylerinde uygun vericinin araştırıldığını, bu bulunamadığında da TÜRKÖK üzerinden gönüllü bağışçıların tarandığını söyledi.

Prof. Dr. Altuntaş, “TÜRKÖK’te 1 milyonunun üzerinde gönüllü bağışçı bulunuyor. Hastamıza doku grubu uyan bir gönüllü bulunduğunda, TÜRKÖK’le irtibata geçerek nakil için gereken planlamalar başlatılıyor. Gönüllü kök hücre bağışı, nakil bekleyen hastalar açısından hayati önem taşıyor. 18-50 yaş arasındaki sağlıklı her birey, Türk Kızılaya başvurarak, verecekleri üç tüp kanla kök hücre bağışçısı olabilir.” bilgisini paylaştı.

Kök hücre naklinin ALL, lenfoma, kemik iliği kanseri, immün yetmezlik, Akdeniz anemisi gibi rahatsızlıklarda kullanıldığını aktaran Altuntaş, naklin yüksek risk gruplu hastaların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ama “her derde deva” gibi de algılanmaması gerektiğini vurguladı.

Altuntaş, nakil olan hastalara da sonrasındaki tedavi ve kontrollerini asla aksatmamaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları uyarısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nden Engellilere ve Sporculara Özel Hidroterapi Hizmeti https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22277 İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Buca Semt Polikliniği içerisinde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi kentteki önemli bir eksiği giderdi. Engelliler, yaşlılar ve sporcular için su altı tedavilerinin de yapıldığı iki hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu, masaj üniteleri ile hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi, hastalara tam taçhizatlı tedavi imkanı sağlıyor.

Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’nde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi ile önemli bir eksikliği gideren İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, şimdiden hastaların ilk tercihi oldu. Merkez; engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin de yapıldığı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu, masaj üniteleri ile tam teçhizatlı tedavi imkanı sunuyor.

Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren poliklinikte fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetinin yanı sıra nöroloji, üroloji, enfeksiyon hastalıkları, göz hastalıkları, iç hastalıkları, röntgen, laboratuvar ve diş polikliniği hizmetleri de veriliyor.

ÜCRETSİZ SERVİSLER VAR

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi sorumlusu Dr. Ayşegül Özçoban, poliklinikte tedavi görmek isteyen hastalar için Eşrefpaşa Hastanesi ana merkez binasından ücretsiz özel servislerin olduğunu belirtti. Dr. Ayşegül Özçoban, yeni açılan klinikte daha fazla hasta kabul ettiklerini söyleyerek “Bağlı bulunduğumuz bu klinik, Buca Sosyal Yaşam Kampüsü içinde daha geniş, daha rahat ve daha kullanışlı olan bir alana taşındı. Burada klasik bel fıtığı, diz ağrısı, boyun fıtığı yanında ayakta tedavi görebilecek hastaların hidroterapi uygulamalarını da yapıyoruz. Fizik tedavi teknikerlerimiz fizyoterapistlerimiz ile birlikte hem Eşrefpaşa Hastanesi merkez binamızda hem de burada hizmet veriyor. İzmir’de özelde bile bu imkanlara sahip hastane sayısı az. Bizim hidroterapi birimimiz ücretsiz olarak halkımıza hizmet verecek şekilde düzenlendi. Bazı hastaları, uygun olan, yarar göreceğini düşündüğümüz ve sağlık açısından da havuza girmesinde bir sakınca görmediğimiz hastaları yararlanması için yönlendiriyoruz. Birçok insan Eşrefpaşa Hastanesi ile ailevi bir bağ kurdu. Hizmetlerimizin katlanarak artmasından gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.

AMACIMIZ HASTALARIMIZIN MENTAL ANLAMDA DA YAŞAM KALİTELERİNİ ARTTIRMAK

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi içerisinde bulunan havuzda hastalara uygulamalı olarak tedavi yapan fizyoterapist Mehmet Mertkayış, “Buradaki uygulamamız suyun kaldırma kuvvetiyle birlikte eklemlere binen yükü azaltıp kas kuvvetini arttırmak. Aynı zamanda suyun ısı ve hidromasaj etkisi ile birlikte ağrıları azaltmak ve kasları doğrudan gevşetmek. Amacımız hastalarımızın sadece fiziki anlamda değil mental anlamda da yaşam kalitelerini arttırmak. Hastalarımızla yeri geldiğinde grup olarak yeri geldiğinde birebir çalışıyoruz” dedi.

DOKTORLARIMIZDAN ÇOK MEMNUNUM

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi alan Ömer Bircan ise hayata geçirilen bu uygulamanın kendisine çok iyi geldiğini belirterek, “Belimden ve boynumdan rahatsızdım. Sağ olsun fizik tedavi doktorumuz burayı tavsiye etti. Şu an faydasını görmeye başladım diyebilirim. Kaslarımın genişlediğini hissediyorum. Doktorlardan da çok memnunum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/feed/ 0
Diyarbakır’da hastalar Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 07:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18419 Diyarbakır’da hastalar Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor

DİYARBAKIR – Hastalığının yeri tespit edilmeyip Diyarbakır ve bölge şehirlerinden Ankara ve İstanbul’a giden hastalar, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Doç. Dr. Mehmet Güven ile Doç. Dr. Halil Kömek’in geliştirdiği Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor.

Hormon bozuklukları içerisinde sık görülen primer hiperparatiroidinin yeri artık Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kolin PET görüntüleme yöntemiyle tespit edilip tedavi ediliyor.

Hastalık hakkında bilgi veren Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, primer hiperparatiroidinin hormon bozuklukları içinde sık görüldüğü bir hastalık olduğunu söyledi.

Burada parathormon düzeyi yüksek çıktığını, buna bağlı olarak da kandaki kalsiyum düzeyinin yüksek çıktığını belirten Doç. Dr. Güven, “Kandaki kalsiyum düzeyi yüksek olduğu zaman böbrek taşı oluşabilir, böbrek fonksiyonları bozulabilir, kemiklerde erime olabilir. Yani vücutta birçok yerde hasara neden oluşabilir. Hatta kalsiyum yüksekliği kalpte ritim bozukluğuna kadar varan rahatsızlıklar da yapabilir. Biz bu hastalarımızı tahlillerle tespit ettikten sonra primer hiperparatiroidinin yerini tespit etmeye çalışıyoruz. Bunlar genelde boyun bölgesindeki tiroid bezinin altında ve üstünde sağlı sollu olmak üzere 4 adet bezden oluşmaktadır. Bu hastalıkta bu bezler aşırı çalıştığından dolayı adenom ya da hiperplazi dediğimiz hastalık durumuna gelmektedir” dedi.

“Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu”

Artık hastaların Ankara ve İstanbul’a kadar gitmeyip adenomların yeri tespit edilerek gerekli tedavilerin yapıldığını ifade eden Güven, “Genelde hiperplazi gibi bu tür hastalıkların ultrasonla yeri saptanabilmektedir. Bazen ultrasonla birlikte paratiroid sintigrafisi dediğimiz görüntüleme yöntemleriyle yerini tespit edebilmekteyiz. Ama bazen de çaresiz kalıp hastalığın yerini bir türlü bulamıyoruz. Dünyada ve ülkemizde Kolin PET/CT dediğimiz yeni bir görüntüleme yöntemi çıktı. Bu görüntüleme yöntemi başta İstanbul ve Ankara’da çekilmektedir. Biz de Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu. Şehrimiz ve hastanemiz için bu büyük bir gelişme. Artık hastalarımız Ankara ve İstanbul’a gitmesine gerek kalmadan hastanemizde hastalığı olanların adenomların yeri tespit edilip gerekli tedavileri yapmamız mümkün olmaya başladı. Bu bizim için de sevindirici bir gelişme oldu” diye konuştu.

Hastanede Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Halil Kömek ise, Kolin PET’in özellikle primer hiperparatiroidinde lokalizasyonunu saptayamadıkları vakalarda kullanılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Kömek, “İlk olarak prostat kanserlerinde kullanılan bir görüntüleme yöntemi olan Kolin PET, tesadüfi eseri boyunda tutulmasıyla ve o bölgede paratiroid çıkmasıyla kullanılmaya başlandı. Sensitif ve spesifik değerleri oldukça yüksek, özellikle diğer yöntemlerle bulunamayan lezyonlarda yüksek saptama oranlarına sahip. Bu yöntemle enjeksiyondan 5 dakikadan itibaren görüntü alınabiliyor. Kolin PET, PET BT görüntülemelerinde kullanılan bir yöntem. 5’inci dakika ile 60’ıncı dakikadan sonra görüntüler alınarak daha önceden lokalizasyonunu saptayamadığımız paratiroid adenomlarının lokalizasyon saptamışında kullanılan bir yöntem” ifadelerine yer verdi.

Kolin PET’in Türkiye’de çok nadir merkezlerde yapılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu dile getiren Kömek, “Hastanemizde geçen hafta itibariyle 3 hastamızın görüntülemesini yaptık. Üçü de saptama aşamasında başarılı bir şekilde gerçekleşti. Bundan sonraki süreçte hastalarımız oldukça rutin uygulamamıza devam edeceğiz. Bölgemizde bu görüntülemenin olduğu başka merkez olmamakla beraber hastalarımızı en yakın Ankara’ya göndermek zorunda kalacaktık. Bu da onlar için zaman kaybı ve maliyetli olacaktı” ifadelerinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/feed/ 0
Sakarya’da Evde Hemodiyaliz Hizmeti Başladı https://www.haber60.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/ https://www.haber60.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10912 Sakarya’da evde hemodiyaliz hizmeti başladı

Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”

“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”

SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.

“Bu bizim için velinimet”

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.

“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”

‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.

“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”

Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/feed/ 0
Opr. Dr. Koparan: Her yürüme bozukluğu demans veya normal basınçlı hidrosefali değildir https://www.haber60.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/ https://www.haber60.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/#respond Sun, 11 Feb 2024 06:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7164 Opr. Dr. Koparan: “Her yürüme bozukluğu demans veya normal basınçlı hidrosefali değildir”

ELAZIĞ – Her yürüme bozukluğu ve idrar kaçırma olayının demans veya normal basınçlı hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) olmadığını belirten Op. Dr. Mehmet Koparan, “Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” dedi.

Elazığ Medilines Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan, demans, hidrosefali, alzheimer ve parkinson hakkında önemli bilgiler verdi.

Demansın nörolojiyi ilgilendiren bir olay olduğunu aktaran Op. Dr. Koparan, “Beyin cerrahisini ilgilendiren kısmı ise demans yapan nedenlerden bir tanesinin yüzde 20 bir oranda normal basınçlı hidrosefali tablosu ortaya çıkıyor. Vakanın serüvenine bakıldığı zaman yüzde 21.9’luk bir oran söz konusu. Beyne genel olarak bakıldığı zaman total vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 2’si, kan akımının yüzde 15’ini ve oksijenin ise yaklaşık olarak yüzde 20’sini kullanıyor. Kuru ağırlığı 1400 gram. Fakat beyin günde 3 kez olmak üzere her seansta 150 cc ve toplam yarım litre kadar su üretimi söz konusudur. Bu sular ventrikül dediğimiz yapıların içerisinde toplanıyor. 3 tane ventriküler yapıdan geçiyor. Beyin içerisinde dolaşan bu su sayesinde 1400 gram olan ağırlık yaklaşık 50 gramlara kadar düşüyor. Eğer bu suyun yapımında artma veya emiliminde bir azalma gibi durum olursa beyinde su toplanma başlanıyor. Bu tablo özellikle çocuklarda çok daha belirgin oluyor. Fakat yaşlanmaya birlikte beyinde küçülmelerle ventiküler yapılarda genişlemeler ortaya çıkıyor” dedi.

Çocuklarda su toplamasının yüksek basınca neden olurken erişkinlerde böyle bir durum gözükmediğini dile getiren Koparan, “Çünkü beyin yapı olarak daha küçülmüş olduğu için çok belirgin fark edilmiyor. Bu hastalara alzheimer, demans veya Parkinson tanısı konuluyor. Bu hastalar demans tedavisi altına alınıyor. Halbuki bu hastanın normal basınçlı hidrosefali olduğu anlaşılsa uygulanacak bir şant ile su, karın içerisine verilebilecek. Böylece hastalar normal yaşantılarına dönebilirler. Normal basınçlı hidrosefali hastalarında genellikle ilk bulgu yürüme bozukluğu ile ortaya çıkıyor. Daha sonra demans tablosu ortaya çıkıyor. Diğer alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklardan en önemli ayırıcı tanısı budur. Nörolojik olarak demansın önce çıkıp yürüme bozukluğu sonra çıkıyorsa biz bunlarda alzheimer ve Parkinson gurubu hastalıkları düşünürüz. Hastalığın ileri safhalarında idrar tutamama gibi şikayetler orta çıkıyor. Bunlar yaşlı hastalar olduğu için erkeklerde prostatla ve kadınlarda rahim sarkması gibi nedenlerle bağdaştırılıp ona yönelik işlemler yapılıyor. Halbuki bu hastalar normal basınçlı hidrosefalidir. Tedavi yaklaşımları da normal basınçlı hidrosefaliye göre yapılırsa tedaviden fayda görürler. Her yürüme bozukluğu, idrar kaçırma ve demans, normal basınçlı hidrosefali veya demans gurubu değildir. Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/feed/ 0
Diyarbakır’da diyaliz hastalarına ev konforunda tedavi imkanı https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-diyaliz-hastalarina-ev-konforunda-tedavi-imkani/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-diyaliz-hastalarina-ev-konforunda-tedavi-imkani/#respond Sun, 07 Jan 2024 09:12:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2594 Diyarbakır’da diyaliz hastalarına, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık ekiplerinin verdiği eğitimle ev konforunda tedavi imkanı sunuluyor.

Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğünün destekleriyle Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Nefroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Organ Nakli Mesul Müdürü Doç. Dr. Ramazan Danış öncülüğünde hemşireler Songül Haşimoğuları ve Zelal Evin ile sağlık teknisyeni Mustafa Dede’den oluşan 4 kişilik ekip, uygun görülen diyaliz hastalarına 3 ay eğitim vererek ev hemodiyalizi uygulamasına geçmelerini sağlıyor.

Bu uygulama ile hemodiyaliz makineleri ve su sistemi hastanın evine kuruluyor.

Ev hemodiyalizi tedavisi sayesinde hastalar haftanın 3 günü merkeze gitmek zorunda kalmadan ev konforunda diyalize girerken, yaşamın her alanında sağlıklı bireyler kadar özgür davranabiliyor.

Hastaların yaşam kalitesinin artırılması hedeflenen uygulama sayesinde diyalize bağlı şikayetler de azalıyor.

“Hasta kendi konfor şartlarına göre diyalize giriyor”

Doç. Dr. Ramazan Danış, beraberindeki sağlık ekibi ile ev hemodiyalizini uygulayan ilk hastaları öğretmen Veysel Aksör’ü ziyaret etti.

Danış, burada AA muhabirine, herhangi bir klinikte diyalize giren hastaların en fazla 3 gün 4’er saat diyaliz yaptığını, bu uygulamayla hastaların bu süreyi uzatarak evde 7-8 saat diyalizde kalabildiklerini söyledi.

“Ev hemodiyalizini uygulayan hastaların yaşam kalitesinde yükselme oluyor, kendilerini daha enerjik ve mutlu hissediyorlar ve daha iyi uyuyorlar. Ev hemodiyalizi hastalara kendi tedavi planını yapabilme, hayatını yönetme özgürlüğünü de veriyor.” diyen Danış, hastanın yapılan bilgilendirmenin ardından evine yönlendirildiğini belirtti.

Danış, bunda kişinin talebinin de önemli olduğuna işaret etti.

Hastayı, şartları uygunsa eğitime aldıklarını anlatan Danış, şu anda 20 kişi ile görüşme halinde olduklarını ancak bu kişilerden sağlık durumları uygun olmayan 2 hastayı elediklerini kaydetti.

Danış, “Hasta kendi konfor şartlarına göre diyalizine giriyor. Kişinin toksin maddesi daha çok temizleniyor, yaşam ömrü uzuyor, iştahı artıyor, ilaç kullanma oranı azalıyor, evliyse çocuk sahibi olma şansı artıyor. Bakanlığımızın ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün destekleriyle hastalara bu imkanı başlattık. Başarılı bir şekilde ev hemodiyalizini uyguluyoruz. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kendisine güvenen bir ekibiz var. Hastalar gelsinler, eğitim alıp evlerinde diyalizlerini kendileri yapsınlar.” ifadelerini kullandı.

“Diyaliz teknikeri, hemşiresi gibi yetiştirdik”

Ekipte yer alan hemşire Songül Haşimoğuları, hastanede 28 yıldır görev yaptığını belirterek, şartları uygun olan diyaliz hastalarına eğitim verdiklerini söyledi.

Haşimoğuları, “Hastamızı bir diyaliz teknikeri, hemşiresi gibi yetiştirdik. Damara nasıl girmesi gerektiğini, makine kullanımında oluşabilecek komplikasyonlar karşısında neler yapması gerektiğini anlattık. Şu anda diyalizini evde yapıyor.” dedi.

“Artık gece diyalizimi yapacağım, gündüz okulumda olacağım”

Ev hemodiyalizi hastası Veysel Aksör da kente farklı hastanelerde 7 yıldır diyaliz tedavisi gördüğünü söyledi.

İş yoğunluğundan dolayı hastaneye düzenli gidemediğini anlatan Aksör, ev hemodiyalizi sayesinde hayatının daha da düzene girdiğini belirtti.

Aksör, “Ev hemodiyalizi sağlıklı oluyor. Yaşam kalitem ve konforum artıyor. Hastaneye gidip gelmekten, ulaşım sıkıntısından kurtuldum. Ev ortamı daha rahat ve daha özgür. Eğitimden geçtim. Allah’a çok şükür istediğim oldu. Artık gece diyalizimi yapacağım, gündüz okulumda olacağım. Zaman kaybının da önüne geçiliyor. Hastalar kesinlikle bu uygulamayı kaçırmasınlar. Devletimiz bu konuda çok yardımcı oldu. Devletimizin bize sunmuş olduğu büyük bir imkan.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-diyaliz-hastalarina-ev-konforunda-tedavi-imkani/feed/ 0