Tatil sezonunda özellikle uçak, otobüs ve otomobille yapılan uzun yolculukların sıklığı artıyor. Bu yolculuklarda uzun süre hareketsiz kalmaya bağlı emboli riskinin de artabileceğine işaret eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, yolculuğun süresi uzadıkça riskin de artacağına işaret etti. Akduman, bu sorunun tüm toplumu ilgilendirmekle birlikte, KOAH hastaları, kanser hastaları, obezite sorunu yaşayanlar, kalp hastaları gibi kronik hastalıkları olanlar, hamileler ve doğum kontrol hapı kullananlarda riskin çok daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Genellikle bacaklardaki derin damar trombozu (DVT) sonucu oluşan bir kan pıhtısının kan dolaşımı yoluyla başka bir bölgeye taşınması ve burada bir damarı tıkaması olarak tanımlanan emboli, özellikle akciğer gibi hayati organları etkilediğinde yaşam kaybıyla sonuçlanabiliyor. Hayati öneme sahip olmasına karşın bu konuda yeterli bilgi ve bilinç düzeyine sahip olunmadığını belirterek, özellikle yolculuk sırasında yeterli sıvı alınmadığını söyleyen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Yetersiz sıvı alımı nedeniyle vücut susuz kalır. Beraberinde hareketsizlik de eklendiğinde dolaşım sistemi toplardamarlar içerisinde kan dolaşımı yavaşlar ve buna bağlı olarak da pıhtı riski artar. Özellikle uçak yolculuklarında düşük kabin basıncı ve nem seviyesi de kanın koyulaşmasına neden olur. Sonuçta, emboli için hareketsizlik, düşük kabin basıncı ve nem seviyesi ve yetersiz sıvı alımının risk yaratan unsurlar olduğunu söylemek mümkün” diye konuştu.
TEK TARAFLI BACAKTA ŞİŞLİĞE DİKKAT
Ani göğüs ağrısı ve nefes darlığının emboliyi düşündürdüğünü söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Bunun yanında tek taraflı bacakta şişme de çok önemlidir. Emboli sırasında öncelikle bacaklarda pıhtı oluşur. ve bu pıhtı akciğere gittiğinde pıhtının büyüklüğüne bağlı olarak şikayetler ortaya çıkmaya başlar. Çok küçük pıhtılarda hiçbir şikayet görülmese de ve pıhtı aniden attığı için, ani başlayan oksijen düşüklüğü ile seyreden, nefes darlığı, nefes açlığı gibi şikayetler ortaya çıkar” dedi.
“ŞİKAYETLER BAŞLADIĞINDA VAKİT KAYBETMEDEN HASTANEYE BAŞVURULMALI”
Embolinin acil durumlardan biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü. Akduman, sözlerine şöyle devam etti:
“Şikayet oluştuğunda mutlaka en yakın sağlık kurumuna başvurulması gerekir. Tedavi edilmeyen pıhtılarda yaşam kaybı oranın yüksek olduğu unutulmamalı. Ne kadar erken başvurulur, kalp etkilenmeden tedaviye ne kadar erken başvurulursa tedavi başarısı ve embolinin olumsuz etkilerinden kurtulma da o kadar rahat olur. Bununla birlikte daha önce bu sorunu yaşayan kişilerde riskin normal popülasyona göre daha yüksek olur. Özellikle akciğer ya da kalbi etkilenmiş hastaların ikinci embolide yaşam kaybı riski artar.”
BU ÖNLEMLERİ ALMADAN YOLCULUĞA ÇIKMAYIN
Uzun yolculuklar emboli riskini artırsa da alınacak önlemlerle bu riski yönetmenin mümkün olabildiğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Akduman şu önerilerde bulundu:
“Düzenli Hareket Edin: Özellikle uzun uçak yolculuklarında her 1-2 saatte bir kalkıp yürüyün. Eğer bu mümkün değilse, bacaklarınızı ve ayak bileklerinizi hareket ettirerek kan dolaşımını sağlayın. Otomobille yapılan seyahatlerde mutlaka mola verin ve yürüyün.
“Bol Su İçin: Her ne kadar yolculuğa çıkarken sıvı tüketmeyi birçok kişi tercih etmese de alınması gereken önlerden biri de yeterli miktarda su içerek vücudunuzu nemli tutun. Bunun yanında dehidrasyon özelliği olduğu ve vücudu susuz bırakabileceği için kafein ve alkol tüketimini sınırlayın.
“Rahat Kıyafetler Tercih Edin: Dar kıyafetler kan dolaşımını engelleyebileceği için mümkün olduğunca Rahat ve gevşek kıyafetler tercih edin.
“Destek Çorapları Kullanın: Özel olarak tasarlanmış destek çorapları (kompresyon çorapları) bacaklarda kan dolaşımını artırarak pıhtı oluşumunu önleyebilir. Özellikle riskli grupta yer alan kişilerin uzun yolculuklara bu çoraplarla çıkması çok önemli.
“Doktorunuza Danışın: Özellikle daha önce DVT veya emboli geçirdiyseniz, uzun yolculuklar öncesinde doktorunuzla konuşun. Gerekirse, pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar kullanabilirsiniz.”
]]>TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve AB-Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Avrupa Hareketlilik Haftası 2024 Lansman Etkinliği’ne katıldı. Etkinliğin ev sahipliğini yapan İmamoğlu, açılış konuşmasında şöyle konuştu:
“Hepinizle TBB görevimizin ilk seramonisinde buluşmamızdan ötürü duyduğum memnuniyeti ve bu buluşmanın da Avrupa Hareketlilik Haftasıyla ilgili olmasından ötürü ayrıca ilave bir memnuniyetle bir arada olmanın keyfini yaşıyorum. Dolayısıyla Belediyeler Birliği çatısı altında böylesi önemli bir hususu bütün Türkiye’ye anons etmenin de gurur içerisindeyim. Bu ilk toplantıda ümit ederim ki Türkiye Belediyeler Birliği adına yerel yönetim olarak, Türkiye’nin yerelde güçlü bir yönetim dönemine kavuşması noktasında en değerli adımların atıldığı demokratikleşmenin ve özellikle toplumun şehirlerde mutlu olduğu bir dönemin var edilmesi hususuyla ilgili en değerli, en güçlü çalışmaları yapma noktasında değerli bir dönemi bütün ekip arkadaşlarımla, çalışma arkadaşlarımızla belediye başkanlarımızla, yönetimlerimizle yapabiliriz. Tabii bu vesileyle Türkiye Belediyeler Birliği çatısı altında benden önceki dönem görev yapmış çok kıymetli başkanlara, belediye başkanlarına, TBB başkanı, encümenlerine, üyelerine hepinizin huzurunda kurumumuz adına teşekkürleri bir borç biliyorum.
“Toplumsal uyum ve dayanışmayı bütün ülkemizdeki şehirlerimizde güçlendirmeliyiz”
Tabii her yıl 16-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenen bu hafta ülkemizde de oldukça rağbet görmekte ve belediyelerimiz bu kampanyaya çok aktif katılım göstermekte. Türkiye Belediyeler Birliği olarak Avrupa Hareketlilik Haftası’nın ulusal koordinasyonunu yürütüyor ve bu anlamda tüm belediyelerimizde destek veriyoruz ve önümüzdeki hareketlilik haftasında da daha güçlü destek verme konusunda hamlelerimiz olacaktır. Bu yönüyle ulusal koordinasyon görevini üstlendiğimizden beri Avrupa Hareketlilik Haftası’na katılım gösteren belediyelerin sayısı ve ilçesinin önemli ölçüde artmış olduğunu bilmek ve görmek elbette beni memnun ediyor. Kaldı ki bu konuda Avrupa’da da güçlü bir başarıya sahip ülke konumundayız. Az önce Sayın Büyükelçiden bunu duymak beni mutlu etti. Bu yıl temamız paylaşılan kamusal alanlar ve bu kapsamda kamusal alanların daha verimli ve adil bir biçimde nasıl paylaşılabileceği konusunda çalışmalar yürüteceğiz. Kamusal alan kavramı şehirlerde çok kıymetli, çok değerli. Bir nevi kentin özgürlüğünü, kentin hissedilebilirliğini, çok yüksek seviyede insanlarına yaşatan bir kavram. Bu yönüyle tabii bir başka parçası da toplu taşımanın teşvik edildiği, yürüyüş ve bisikletle ulaşımın erişilebilir olduğu, temiz, sakin ve güvenli bir şehirde yaşamak her vatandaşımızın hakkıdır prensibiyle hareket eden yöneticiler olmalıyız. Vatandaşlarımıza yakışır bir yaşam kalitesi sunabilmek için kamusal alanlar elbette daha erişilebilir ve kullanışlı hale getirerek toplumsal uyum ve dayanışmayı bütün ülkemizdeki şehirlerimizde güçlendirmeliyiz.
“Büyüyen kentlerimizde özellikle gaz salınımını azaltmak hatta sıfırlama hedefi olan kentlerimizde raylı sistemin çok önemli bir yatırım”
Sürdürülebilir kentsel hareketlilik planlarının arzu ettiğimiz etkiyi yaratabilmesi tek bir şartla mümkün; o da bütün vatandaşlarımızın bunu hissedebilmesi ve bunu sahiplenebilmesiyle mümkün. Biraz önce kıymetli büyükelçi ve genel müdürümüze ifade ettim. Örneğin İstanbul’umuzda çok hızlı büyüyen bir raylı sistem ağına sahibiz ama bir bölgeye raylı sistemi getirdikten sonra oradaki insanların hızlıca raylı sistem kullanımına geçişte alışkanlıklarından ötürü ciddi bir zaman kaybediyoruz. Bu bazen hak ettiği seviyeye ulaşması iki yılı üç yılı bulabiliyor. Çünkü geçmişten bugüne gelen gelenekte insanlar kapısının önüne inip, elini atıp bir minibüse binmeyi toplu taşıma hizmeti konforu olarak görüyorken, bugün artık büyüyen kentlerimizde özellikle gaz salınımını azaltmak hatta sıfırlama hedefi olan kentlerimizde raylı sistemin çok önemli bir yatırım olduğunu ve insanlarımızın raylı sisteme erişimde çok faydalı bir iş yaparak aslında toplu taşımaya katıldıklarını anlatıyoruz defalarca bunu ifade ediyoruz. Burada yürümek hatta bazen bisikletle beraber ki bu bir kilometreye kadar makul mesafeler kabul edilen metro duraklarına erişimde yürümenin insanlarımıza çok büyük bir külfet olarak ya da sıkıntı olarak yansıdığını dinliyorum birebir vatandaşlarımızdan. Çok uzak, yürümek istemiyoruz, minibüsümüzü bize verin, otobüsümüzü bize verin diye tarifleyen vatandaşlarımız var. Ama böylesi büyük kentlerde ki bunu Ankara’da, İzmir’de ve diğer bazı kentlerimizde dahil toplu taşımaya erişimin bir parçası olan yürümenin ve bisikletin hayatımıza çok şey kazandıracağını elbette o yürüyüş koridorlarını ya da bisiklet parkurlarını, alanlarını geliştirmenin de bizim sorumluluğumuz olduğunu her yerde anlatıyoruz. Bu karşılıklı gelişimi sağladığımızda ve vatandaşlarımızın bu projemize katılımını aynı şekilde bir alışkanlık haline getirdikleri takdirde gerçekten kentlerimizi çok daha çağdaş, yaşanabilir, bizi zehirleyen gazlardan uzaklaşan ve kamusal alanları daha özgür kullanan hatta yaşandığı şehri keşfeden ve keşfettikçe daha çok seven ve sahiplenen bireyler haline gelmesinin yolunu açacaktır. Bu manada gerçekten çok önemsiyoruz vatandaşlarımızın bizimle birlikte hareket etmelerini. Tabii belediyelerimizin yapmış oldukları çalışmaları, etkinlikleri vatandaşlarımız için daha görünür kılmak, vatandaşlarımızın kentsel hareketlilik konusundaki davranış değişikliğini teşvik etmek ve sürdürülebilir kentsel hareketlilik yöntemlerinin daha fazla tercih edilmesini sağlamak bu haftanın tam da belli başlı faydaları olarak özetlenebilir.
TBB bu hedeflerde doğrultusunda birçok projeye destek veriyor ve koordine ediyor. Bunlardan en önemlisi; sözleşme makamı olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın nihai faydalanıcı olarak ise Türkiye Belediyeler Birliği’nin yer aldığı Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin eş finansmanıyla 2022 Ağustos ayından bu yana yürütülen Şehirlerde Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik İçin Avrupa Birliği Destek Projesi. Tabii aynı zamanda Türkiye’de Avrupa hareketlilik haftasını tanıtan sürdürülebilir kentsel ulaşım planı projemiz ulusal bir politika çerçevesi oluşturarak sürdürülebilir kentsel hareketlilik planlama yaklaşımının ülke genelinde benimsenmesine öncülük edecek.
“Çevreye duyarlı, hızlı ve vatandaşımızın yaşam kalitesini arttıracak ulaşım modellerini yaygınlaştırmalıyız”
Kentlerimizi gerçekten daha hareketli kentler yapmak için şehir planlamamızda yaşam kalitesini arttıracak çevre dostu ulaşım alternatiflerini az önce ifade ettiğim örnekleri gibi kurgulamalıyız. Metro, bisiklet yolları, yürüyüş yolları gibi çevreye duyarlı, hızlı ve vatandaşımızın yaşam kalitesini arttıracak ulaşım modellerini yaygınlaştırmalıyız ve özellikle gaz salınımını düşürecek farklı yakıt türleriyle ya da enerji takviyeleriyle farklı araçların kullanımını da kentlerimizde arttırmak zorundayız. Bu hafta kapsamında da hafta boyu bisiklet eğitimleri, otomobilsiz kent günü etkinlikleri, spor festivalleri, yarışmalar, yürüyüşler, bisiklet sürüşleri başta olmak üzere pek çok etkinlikler gerçekleştirdik ve gerçekleştirilecek. Kentlerin hareketinin arttırılması ve daha sağlıklı bir toplum için çalışmalarımıza da hız kesmeden devam edeceğiz.
İstanbul Türkiye’nin ama aynı zamanda Avrupa’nın en büyük ve en kalabalık şehri. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde ortaya koyacağımız bu kabiliyetler hem ülkemizin şehirlerini hem Avrupa’nın hatta bütün dünyanın şehirlerine ilham verici hamleler olmalıdır diye iddiamızı ortaya koymalıyız. Yerel yönetimler olarak kesinlikle kendimize şu soruyu sormalıyız; tüm aktörlerin katkıda bulunabileceği, kapsayıcı kamusal alanlar ve kurumları nasıl yaratabiliriz? Ben yerel aktörleri ve kentleri her yerde ifade ettiğim gibi başlangıçta da söylediğim gibi güçlü demokrasinin umut ışığı olarak görüyorum. Çünkü bu birlik, beraberlik ve dayanışma duygusu belediye başkanı ile hemşehriler arasına ilişkinin temelini oluşturur. ve bu kamusal alanlar aslında hepimizin bir arada coşkulu, mutlu, dayanışmacı, müzakereci, konuşabilen, tartışabilen, iletişim kurabilen bir modeli de en güçlü şekliyle harekete geçirebileceğimiz sahalar olduğunu da ifade etmeliyim.”
]]>Feridun AÇIKGÖZ/ İSTANBUL BEYOĞLU’nda katıldığı Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel “Biz son seçime bir siyasi partiyle ittifak yaparak girmedik. ve tek başımıza son 47 yılın en yüksek oyunu alarak Türkiye’nin birinci partisi olduk. O yüzden de ittifak ortağımız olmadığı için de kavga edecek kimse yok yanımızda. Kimseyle bir tartışmamız, gerginliğimiz yok” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Beyoğlu’nda bir otelde 10.00’da düzenlenen Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı’nın ardından gazetecilerin sorularının yanıtladı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, siyasi partiler arasında ‘normalleşme’ ve ‘yumuşama’ başlıkları altında yaptığı açıklamaya ilişkin konuşan Özel,” Belli ki sorunlar var. Cumhur İttifakı’nın sorunları Cumhur İttifakının sorunudur. Bizim sorunumuz değil. Biz son seçime bir siyasi partiyle ittifak yaparak girmedik. ve tek başımıza son 47 yılın en yüksek oyunu alarak Türkiye’nin birinci partisi olduk. O yüzden de ittifak ortağımız olmadığı için de kavga edecek kimse yok yanımızda. Kimseyle bir tartışmamız, gerginliğimiz yok. Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Sorunları çözmek için bir metinde, hem bir kopuş, hem bir sadakat, hem bağlılık, hem bir sitem, hem bir umut, hem bir tehdit barındırılmış. Bunların hiçbirisinden meşgul değiliz. Çünkü şöyle bir yaklaşım var. Ben Sayın Bahçeli’ye de bir davette bulunayım; eğer kendisi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza katılabilir. Bizim ittifakımızın adı Türkiye İttifakı. O yüzden siyasi partileri birleştirmeye gerek ya da Cumhuriyet Halk Partisi ile bir başka siyasi partiye ittifak teklif etmesine gerek yok. Gelsin Türkiye ittifakına katılsın” dedi.
“TÜRKİYE İTTİFAKINA KATILSIN”
Özel, “Burada şöyle bir zorlukları olur; bizim ittifakımızda örneğin bir genel başkan yardımcımızın eşini Sayıştay üyesi yapmak için Sayıştay’a seçtirmek için ricacı olmayız. Biz en düşük emekli maaşını asgari ücret olması için gider konuşuruz. Bununla ilgili mücadele veririz. Mesela biz “Papa Seçimi”ne dönmüş Yargıtay seçimini önce kitleyip sonra da bize yakın bir yüksek yargıcı Yargıtay Başsavcısı yapmak için pazarlık etmeyiz. Biz bütün asgari ücretlilerin enflasyona ezdirilmemesi için mücadele ederiz. Eğer Türkiye ittifakında olacaklarsa, partinin partideki Genel başkan yardımcılarını, adalet ya da diğer bürokrasideki kendilerine yakın kişilerin bir yerlere gelmesi için pazarlıkları, itişmeleri, kakışmaları bırakıp; bu krizi yaratan Adalet ve Kalkınma Partisi ve kendilerinin birlikteliğinin sorumluluğundan kaçmayıp, gelip emekliye, asgari ücretliye, buğday üreticisine, çay üreticisine, yarın fındık üzüm üreticisine, çiftçilere, emekçilere ve emeklilere sahip çıkacak bir mücadeleye varsa gelsin Türkiye ittifakına katılsın” ifadelerini kullandı.
“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ, SAYGIN İNSANLARDAN, ÜYELERDEN OLUŞAN BİR PARTİ”
Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılması için tavır koyduklarını ifade eden Özel, “Sayın İzzet Ulvi Yöntel ile Semih Yalçın arasında bir fark yok. İkisi aynı yapılar, aynı sorumlulukta, aynı korkuda, aynı telaştalar. Normalleşmeden en çok onlar korkuyor. Çünkü normalleşen Türkiye’de kimse başkentin göbeğinde bir ülkü ocakları eski başkanının cenazesini sahipsiz bırakmaz. Biz Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılması için tavır koyuyoruz. Eşine ve çocuklarına da Türkiye’nin bütün vicdanlı insanlarıyla sahip çıkıyoruz. Sinan Ateş gibi birisi için bir taziye tweeti atmayanların bu saldırgan tweetlerinin milletin gönlünde hiç yeri yoktur. Onlarda aynı seviyeye inersek, çıkarken vurgun yeriz. O yüzden onları o seviyede bırakalım. Ama bir tek şey biliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi çok samimi, saygın insanlardan, üyelerden oluşan bir parti. Bunların da o iki isimden yaka silktiğini bizzat Milliyetçi Hareket Partililerden biliyorum. Samimi ülkücülerle, MHP’lilerle konuşan herkes, o iki ismin partiyi temsil etmediğini ve hareketlerinin sırtında yük olduğunu söylüyorlar” dedi.
]]>
Şurası bir gerçek ki, özellikle son birkaç yıldır rejim muhalifi partilerin bu ve benzer amaçlarla ilan ettikleri gösteriler artık kanıksanmıştı. Bu nedenle de, baharın tadının çıkarılabileceği sıcak bir Nisan gününde Budapeştelilerin kitlesel olarak bu gösteriye itibar edeceklerine pek kimse de inanmıyordu.
Ama gösteri, beklentileri ve tahminleri boşa çıkardı. İki ay önce kimsenin tanımadığı, Viktor Orban ve ekibinin çok ciddiye almadığı, muhalefetin de önemsemediği 43 yaşındaki Peter Magyar’ın çağrısı ülkenin dört bir yanından yüz bini aşkın destekçisinin bir araya geldiği, son yılların en büyük gösterisine neden oldu.
Parlamento’nun önündeki büyük meydan, son on dört yılda beş muhalefet partisinin değil ayrı ayrı, birlikte düzenlediği gösterilerden bile daha fazla insanı bir araya getirdi.
Bu gösteriyle Peter Magyar rüştünü ispat etmiş ve Viktor Orban’ın en ciddi siyasi rakibi haline gelmiş oldu.
Orban rejimi destekçilerinin endişeleri ve şimdiye kadar rejime muhalefet eden partilerin tabanlarını yitirme kaygıları arasında tüm yorumcuların ortak kanısı, Macaristan’da siyasi anlamda artık yeni bir dönemin başladığı idi.
Kim bu Peter Magyar?
Macar siyasi yaşamının yeni yıldızı Peter Magyar aslında Orban rejiminin elit prensleri arasından çıkıp gelen bir genç.
Bundan bir ay öncesine kadar rejimin bir avuç ayrıcalıklı ekibinin içinde yer alan, arpalık gibi kullanılan devlet şirketlerinde, banka yönetim kurumlarında, devlet ihaleleriyle semirtilen yandaş holdinglerde çalışan bürokratlardan biri.
Ama Peter Magyar’ın asıl kartviziti, bundan iki ay önce pedofil bir mahkûma af çıkarılması üzerine istifa eden Cumhurbaşkanının ardından, bu af kararına ortak olduğu için siyasi hayatı sona eren dönemin eski Adalet Bakanı Judit Varga’nın eski kocası olması.
Çok tartışılan af döneminde artık eski Adalet Bakanı eşinden de ayrılmış bulunan Peter Magyar bu istifaların ardından, ülkede pek de tanınmayan adını, çok izlenen sol liberal bir YouTuber’a 16 Şubat’ta uzun bir mülakat vererek duyurdu.
On milyon nüfusa sahip Macaristan’da iki gün içinde bir buçuk milyon kişinin izlediği bu mülakatta Peter Magyar eski karısına haksızlık yapıldığı iddiasından yola çıkıp kendisini geçmişe bağlayan bütün köprüleri yakıyor, rejimi içerden ve iyi tanıyan bir bürokrat olarak ağır ithamlarda bulunuyordu.
Peter Magyar’ın iddiaları yenilir yutulur gibi değildi. “Hükümet bir mafya örgütü” gibiydi. “Yolsuzluklar yandaşların mal mülk sahibi olması, ülkeyi paylaşmaları amacıyla” gerçekleştiriliyordu. Adalet mekanizması “asla tarafsız değildi.” Kamu medyası hükümetin borazanı olmuştu. Doğrudan Başbakanlığa bağlı propaganda mekanizması “sürekli yalan üretiyor, bu yalanlar yukarıdan aşağıya yine devlet kaynakları kullanılarak ülke çapında yayınlaştırılıyordu.”
Soyadı Macar anlamına gelen Peter Magyar halka, “Sizi kasıtlı olarak bölen, Macar’ı Macar’a düşmen edenler giderler, yeter ki bir araya gelin, yeter ki korkmayın” diyordu. En önemli mesajı olan “korkmayın” uyarısı dalga dalga büyüdü.
Hükümet bu çıkışa nasıl tepki gösterdi?
Rejim ve hakim medya önce Peter Magyar’ı görmezden gelmeyi denedi, kısa sürede izlenme rekorları kılan bu mülakatı görmedi, göstermedi.
Ardından birkaç gün içinde gündeme gelen diğer mülakatları ve açıklamaları da suskunlukla karşıladı. Ancak Peter Magyar inat ediyor, kapıdan atıldığı yere bacadan yeni iddialarla giriyordu.
Birkaç günde bir ortaya attığı yeni iddialarla, açıklamalarla gündemde kalmayı başarıyordu. Hakim medyada hakkında çok bilgi ve haber yayınlanmasa da adı artık biliniyordu.
Ancak Peter Magyar’ın suskunluk buzlarını kırdığı tarih 15 Mart oldu. Macaristan’ın en büyük resmi bayramlarından biri olan 15 Martta taraftarlarını ortak bir kutlama yapmak için şehrin bir meydanına davet etti.
Bu miting her şeyi değiştirdi: Bayraklarla, Macar ulusal renklerini taşıyan flamalarla bir araya gelen ve gençlerin çoğunluğunu oluşturduğu çok büyük ve coşkulu bir kitle önünde Peter Magyar yeni hedeflerini açıklıyordu: “Bu rejimin elimizden aldığı tüm ulusal sembolleri geri alacağız! Bayrağımıza, dilimize, değerlerimize, yurtdışında yitirdiğimiz itibarımıza sahip çıkacağız! Onlar gidecek, biz kalacağız” diyordu.
Hükümetin iç yüzünü ifşa edebilmek için ortaya attığı bir kanıt ortalığı karıştırdı. Peter Magyar Adalet Bakanı olan eski karısıyla olan bir konuşmasını gizlice kaydetmişti. Bu konuşmada o zaman daha Adalet Bakanı olan karısı hükümetin adalet mekanizmasına müdahale ettiğini, yolsuzluk iddianamelerini savcılara telkinle değiştirdiğini söylüyordu.
Yayınladığı bu kaset yeni fırtınalar kopardı. Kasetin içerdiği vahim iddiaların yanı sıra, karısının söylediklerini gizlice kaydetmesinin ahlaki vahameti de lehte ve aleyhte salvoları gündeme getirdi. Artık Peter Magyar’ı herkes tanıyordu.
15 Mart’taki büyük gösterinin ve yayınlanan ses kaydının ardından rejimin tavrı da değişti. Hükümet elbette resmi bir açıklama yapmıyordu. Ancak resmi propaganda mekanizması artık tam gaz harekete geçmişti. Peter Magyar, gazetecilere kendisinin bir “itibar cinayetine” kurban edilebileceğini söylüyordu. Yani hakkında çok ağır şeyler söylenecekti. Dediği gibi de oldu.
Devlet medyası karısına şiddet uyguladığı, çocuklarını aşağıladığı, psikopat olduğu, devlet kurumlarındaki işlerini kaybettiği için intikam almak istediği iddialarıyla yankılandı.
Magyar Peter ise taraftarlarına ümit veriyor, “Gidecekler, yeter ki siz korkmayın, bakın ben de korkmuyorum” demekle yetiniyordu.
Muhalefetin tavrı nasıl oldu?
Geride kalan on yılı aşkın süre içinde, Budapeşte Belediye Başkanlığı hariç hiçbir seçimde, ne ayrı ayrı ve ne de birleşerek Orban’a karşı zafer kazanamayan muhalefet partileri ise önce net bir tavır alamadı.
Peter Magyar, Orban rejiminin içinden çıkıp gelen yeni ve toy bir siyasetçiydi. Kalıcı olup olmayacağı da şüpheliydi. Söylemleri politikanın merkezine oturmak istediğini, sürekli sağa kayan ve bu nedenle merkezi boşaltan Viktor Orban’dan kalan yeri doldurmak istediğini ortaya koyuyordu.
Muhalefet partileri önce Peter Magyar’ın FİDESZ’i yıpratmasını sevinçle karşıladılar, ancak giderek güçlenen ve muhalefetin tabanından da önemli bir kesimi çekeceği anlaşılan bu yeni hareket kısa sürede muhalefette de kaygı yaratmaya başladı.
Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen son gösteride Peter Magyar’ın konuşmasında muhalefete de vurmaya başlaması, Orban ile birlikte muhalefetin önemli ismi Gyurcsany’ı da hedef alması muhalefet açısından da tehlike çanlarının çalınmasına neden oldu.
Macaristan siyasi hayatı son on yıldır hiç görülmemiş bir şekilde hareketlendi, yeni sürprizlere, önemli değişikliklere gebe olduğunu ilan etti.
Önümüzdeki dönemde neler olabilir?
Haziran ayında Macaristan’da yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimleri gerçekleşecek. Peter Magyar liderliğinde ortaya çıkan bu yeni hareket Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılacağını açıkladı.
Yani önümüzdeki iki ay içinde hareketin hızla partileşmesi yerel düzeyde örgütlenmesi ve kadrolaşarak seçimlere girmesi bekleniyor.
Modern milliyetçi, muhafazakâr özellikler taşıyan, sağın ve solun dışında merkeze oturmayı planlayan bu hareket Avrupa Birliği’ni savunuyor, Viktor Orban’ın şiddetle karşı çıktığı Avrupa Savcılığına izin vereceğini ve dengeli bir dış siyaset izleyeceğini ilan ediyor.
Gözlemciler bu hareketin iki ay içinde kazandığı destek ivmesinin seçimlere kadar artması halinde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kayda değer bir başarı kazanması durumunda Peter Magyar’ın Viktor Orban’ın tek gerçek rakibi olacağını düşünüyorlar.
Seçimlere iki ay var. Ama geçmişi de topu topu iki ay olan bu çok genç sürpriz hareketin bir sonraki hedefi Mayıs ayındaki anneler günü için ilan ettiği yeni miting.
Peter Magyar “Bu mitinge bir milyon kişi getireceğiz, biz korkmuyoruz, hasımlarımız iktidarı yitirmekten korksun” diyor.
]]>ESRA NUR PERVAN
Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Yazıcı, “Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle FED’in yapacağı bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Eğer faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibariyle gram altının 3 bin, 3 bin lira 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum” dedi.
Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, son dönemde altın piyasasındaki yaşanan hareketliliğe ve Mayıs ayında FED’in yapacağı açıklamaya dikkatİ çekti. Yazıcı, şunları söyledi:
“Altın piyasaları iki haftadan beri çok yoğun bir şekilde yukarı doğru bir hareket gözlemlemekteyiz. Özellikle Amerika’dan gelen verilerin ve seçim üstü yapılan bu hamlelerin vatandaşın altına rağbet gösterdiği, yükseleceği beklentisinden dolayı kuyumculara aşırı bir yüklenme oldu alımla alakalı. Haliyle darphanede üretimlerde aksaklık yaşadık. Özellikle aksaklık yaşadığımız konu günlük üretimle 300- 600 kilo arasında bir üretim yaptıklarını daha önceki toplantılarda biz 6 ton civarında günlük üretim yapabileceklerini söylemişlerdi. Bir nebze buradan hareketle bakıldığında sıkıntımızın olduğunu görmekteyiz. İthalata getirilen kota, altın ithalatına getirilen kotadan da kaynaklı üretimden dolayı altın bulunamıyor diye böyle baktığımızda bu da bir sıkıntı. Ama vatandaşın altına talebi piyasaların bu denli hareket olması, ONS’un yükselmesi, doların burada yükselmesi de altını TL karşılığı destekler nitelikte fiyatları yukarı doğru itiyor. Bugüne bakıldığında 2 bin 400, 2 bin 500 bandında altın hareketliliği devam etmekte. Bundan sonraki süreç ne olur? Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle Fed’in yapacak olduğu bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Merkez Bankası 500 baz puanla beraber hiç beklemediğimiz bir rakama yukarı doğru faiz arttırmasıyla altında bir gerileme oldu. Şöyle ifade edeyim; 2 bin 540 seviyesinden 2 bin 440 seviyesine kadar düştü 100 TL gibi kayıp oldu. Bundan sonraki sürecin daha yukarı olacağını görüyoruz zaten. Özellikle Fed’in Mayıs ayındaki yapacak olduğu açıklama piyasalar için çok önemli. Eğer bir faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibarıyla gram altının 3 bin, 3 bin 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum.”
“FİYATLARIN YUKARIYA DOĞRU GİTTİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ”
Yazıcı, düğün mevsiminde altın fiyatında her hangi bir artış olmayacağını öngörerek, şöyle devam etti:
“‘Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çok hareket olmuyor altında, altının hareketli olduğu ayları her yıl geriye dönüp baktığımızda Mart Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında bir hareketlilik söz konusu. Bunu da bazı kaynaklarımız da var nedir bu? Şimdi dünya bütün ülkeler birbirine entegre, ticaret birbirine bağlı. Haliyle herhangi bir ülkede bir sıkıntı veya bir savaş iddiası bir şey olduğunda mutlak suretle altına ONS’a ve dolara hemen etki etmekte. Bundan kaynaklı fiyatların yukarıya doğru gittiğini görmekteyiz. İnşallah dünyada barış ve huzur hakim olur, piyasalarda normale döner diye bir beklenti içerisindeyiz.”
]]>
ICARDİ’NİN ANKARAGÜCÜ MAÇINDA YAPTIĞI HAREKET TARAFTARI AYAĞA KALDIRDI
Trendyol Süper Lig’in 26. haftasında Galatasaray deplasmanda Ankaragücü ile karşılaştı. Sarı kırmızılıların 3-0 kazandığı maçta Arjantinli yıldız golcü Mauro Icardi’ye Ankaragücü tribünlerinden yabancı madde atıldı. Bunun üzerine maçın ardından Icardi rakip takım tribünlerine el hareketi yaptı. Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından sosyal medyada Ankaragücülü taraftarlar ayaklandı.
ANKARAGÜCÜ TFF’YE BAŞVURU YAPACAK
MKE Ankaragücü yaptığı açıklamada Icardi’nin tribünlere yaptığı hareket nedeniyle TFF’ye gerekli kurullara başvuru yapacaklarını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada, “18.02.2024 tarihinde oynanan MKE Ankaragücü -Galatasaray A.Ş. müsabakasında, Galatasaray profesyonel futbolcusu Mauro Icardi’nin tribünlerimize doğru yapmış olduğu sportmenlik dışı hareket ile ilgili olarak, gerekli disiplin soruşturmasının başlatılması için TFF ilgili kurullarına başvuru yapılacaktır” denildi.
FENERBAHÇE’DEN SERT TEPKİ
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Burak Kızılhan, Mauro Icardi’ye tepki göstererek PFDK’ya sevk edilmesini istedi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sosyal medyada dolaşan rakip tribünlere yapılan hareketin görüntüsü seviyesizlik ve tribünleri sahaya indirme çabasıdır! Tribün çekimi ile her şeyin gözler önünde olduğu bu hareket TFF tarafından görülecek mi? Bu yanlış PFDK’ya sevk edilecek mi? merakla bekliyoruz…” dedi.

GALATASARAY PFDK’YA SEVK EDİLDİ
TFF, Galatasaray’ın “çirkin ve kötü tezahürat”, “saha olayları” ve “merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle PFDK’ye sevk edildiğini duyurdu. TFF’den yapılan açıklamada, “GALATASARAY A.Ş. Kulübü’nün 18.02.2024 tarihinde oynanan MKE ANKARAGÜCÜ-GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve “merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 49. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
TFF’NİN ICARDİ’YE YER VERİLMEDİ
Ancak TFF’den yapılan açıklamada Mauro Icardi’ye dair bir açıklama yer almadı.
BENZER ÖRNEKLER:
Daha önce ülke futbolunda buna benzer olaylar yaşanmıştı. İşte en bilinen örneklerden bazıları:
SADIK ÇİFTPINAR
Süper Lig’de 2021-2022 sezonunun 30. haftasında Yeni Malatyaspor- Kasımpaşa mücadelesinde Yeni Malatyaspor kaptanı Sadık Çiftpınar 4 resmi müsabakadan men ve 26 bin TL para ceza almıştı.
CANER ERKİN
Süper Lig’de 2017-2018 sezonunda Beşiktaş ile Başakşehir arasında oynanan maçta, siyah-beyazlı takımın futbolcusu Caner Erkin’in hareketi gündem olmuştu. Caner hakem Mete Kalkavan’a yaptığı hareket sonrası “sportmenliğe aykırı hareketleri” ve “hakeme yönelik hakareti” nedeniyle toplamda 6 resmi müsabakadan men ve 43 bin 500 lira para cezası almıştı.
RAUL MEIRELES
2012-2013 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde sarı-lacivertli takımın Raul Meireles hareketi nedeniyle 4 maçtan men ve 20 bin TL para cezası almıştı.
PASCAL NOUMA
Bir dönem Beşiktaş forması giyen ve Fenerbahçe’ye attığı golden sonra elini şortuna sokan Pascal Nouma, skandal hareketi yüzünden ağır bir ceza almıştı. Fransız futbolcu, çirkin hareketi sonrası yedi ay men cezası almış ve Beşiktaş ile ilişiği kesilmişti.
]]>İSTANBUL,(DHA)- Bağcılar Belediyesi tarafından hayata geçirilen ‘5 vakit spor’ projesi kapsamında yaşlılar, camilerde eğitmenler eşliğinde spor yapıyor. Proje kapsamında Abdülhamid Han Camii’nde namaz sonrası cemaate egzersiz yaptıran spor eğitmeni Fatih Yamanoğlu, ‘Etkinlikler fiziksel aktiviteye uygunluk çerçevesi içerisinde yapılıyor. Kültür fizik hareketleri yapıyoruz. Biraz daha yumuşak hareketlerle insanları yormadan yapıyoruz’ dedi.
Bağcılar Belediyesi bazı sağlık sorunlarını önlemek için ‘5 vakit spor’ adlı proje ile namaz kılmaya gelen yaşlılara spor imkanı sunmaya başladı. Yaklaşık 3 hafta önce başlayan etkinlik ile Bağcılar genelindeki 11 camide namaz kılmaya giden yaşlılar, namazdan sonra eğitmen eşliğinde spor yapıyor. Bağcılar Belediyesi tarafından hayata geçirilen projede öğle ve ikindi namazlarından sonra sağlıklı yaşam için eğitmen rehberliğinde temel spor hareketleri öğretiliyor.
PINAR: RAHAT HAREKET EDEBİLİYORUZ
65 yaşındaki Tufan Pınar, ‘Öncelikle belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Bu etkinlik çok güzel bir etkinlik. Hocamız ve ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Mesela biz ihtiyar olarak çalışmayan tembel insanlarız. İhtiyarlık dolayısıyla mecburi tembelleşiyoruz. Bu hareket dolayısıyla rahat rahat hareket edebiliyoruz. Herhangi bir yerimiz ağrımıyor. Bu iyiliğini gördük. Devamlılık da kazandı’ dedi.
UZUNYÜZ: YAPTIĞIM SÜRECE FAYDASINI GÖRDÜM
75 yaşındaki Yusuf Uzunyüz ise ‘Yaptığım sürece faydasını gördüm. Gayet güzel bir şey. Hocamız geldiği müddetçe devamının yapılmasını isteriz. Yapılırsa memnun oluruz’ ifadelerini kullandı.
YAMANOĞLU: ETKİNLİKLER FİZİKSEL AKTİVİTEYE UYGUNLUK ÇERÇEVESİ İÇİNDE YAPILIYOR
Cami cemaatinin yoğun ilgi gösterdiğini belirten spor eğitmeni Fatih Yamanoğlu, ‘Belediyemizin etkinliği kapsamında camilerimize spor aktiviteleri yaptırıyorum. Genelde yaşlı kesimden bir katılım var. Katılım baya yüksek. Her öğlen bu çalışmayı yapıyoruz. Etkinliklerimize çocuklar da katılıyorlar. Etkinlikler fiziksel aktiviteye uygunluk çerçevesi içerisinde yapılıyor. Kültür fizik hareketleri yapıyoruz. Biraz daha yumuşak hareketlerle insanları yormadan yapıyoruz. Yaş ortalamamızın yüksek olmasından kaynaklı da herhangi bir rahatsızlık çıkmaması için küçük aktiviteler yapıyoruz’ şeklinde konuştu.
KOÇ: YAYILMASINI TEMENNİ EDİYORUZ
Bağcılar Demirkapı Abdülhamid Han Camii İmam Hatibi Engin Koç ise projeye dair, ‘Çok yerinde bir karar. Çok güzel bir hareket. Cami cemaatinin yaşı çok üstün olduğu için bu yaşlarda da cemaatinin fizik tedavisiyle ve eklem yerleriyle alakalı çok sıkıntısı var. Yaşlılar oturarak namaz kıldığından veya yerinden kalkamadığından dolayı çok etkili bir hareket. Bunu yaptığından dolayı belediye başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. İnşallah yayılmasını temenni ediyoruz. Daha profesyonelce, daha etkili şekilde spor çatısı adı altında değil de fizik tedavi adı altında yapılırsa büyüklerimize daha faydası olacağını düşünüyorum. Biz üç haftadan beri bunu yapıyoruz. Yavaş yavaş cemaatimiz çok faydalar gördüğünü, rukuya secdeye giderken rahatladığını, daha rahat hareket ettiğini bize ifade ediyorlar. Bunun devam etmesi görsellikten öteye gitmesi ve cemaatimize faydalı olmasını temenni ediyoruz. Belediyemiz yaşlılara, gençlere elinden geldiğince projeler üretiyor. Camilerimizi, gençlerimizi bu anlamda düşünerek bu etkinliklerin devam etmesini istiyoruz’ şeklinde konuştu.
PROJE KAPSAMINDAKİ CAMİLER
Kirazlı Uhud Camii
Abdulhamid Han Camii
Yed-i Beyza Zeliha Hatun Cami
Veysel Karani Camii
Hasan Hüseyin Kozan Camii
Sancaktepe Camii
Yeşilbağ Ulu Cami
Kemalpaşa Hz. Hamza Camii
Bağcılar Merkez Camii
100. Yıl Merkez Camii
İmam Gazali Camii
]]>Bağcılar Belediyesi tarafından hayata geçirilen ‘5 vakit spor’ projesi kapsamında yaşlılar, camilerde eğitmenler eşliğinde spor yapıyor. Proje kapsamında Abdülhamid Han Camii’nde namaz sonrası cemaate egzersiz yaptıran spor eğitmeni Fatih Yamanoğlu, “Etkinlikler fiziksel aktiviteye uygunluk çerçevesi içerisinde yapılıyor. Kültür fizik hareketleri yapıyoruz. Biraz daha yumuşak hareketlerle insanları yormadan yapıyoruz” dedi.
Bağcılar Belediyesi bazı sağlık sorunlarını önlemek için ‘5 vakit spor’ adlı proje ile namaz kılmaya gelen yaşlılara spor imkanı sunmaya başladı. Yaklaşık 3 hafta önce başlayan etkinlik ile Bağcılar genelindeki 11 camide namaz kılmaya giden yaşlılar, namazdan sonra eğitmen eşliğinde spor yapıyor. Bağcılar Belediyesi tarafından hayata geçirilen projede öğle ve ikindi namazlarından sonra sağlıklı yaşam için eğitmen rehberliğinde temel spor hareketleri öğretiliyor.
PINAR: RAHAT HAREKET EDEBİLİYORUZ
65 yaşındaki Tufan Pınar, “Öncelikle belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Bu etkinlik çok güzel bir etkinlik. Hocamız ve ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Mesela biz ihtiyar olarak çalışmayan tembel insanlarız. İhtiyarlık dolayısıyla mecburi tembelleşiyoruz. Bu hareket dolayısıyla rahat rahat hareket edebiliyoruz. Herhangi bir yerimiz ağrımıyor. Bu iyiliğini gördük. Devamlılık da kazandı” dedi.
UZUNYÜZ: YAPTIĞIM SÜRECE FAYDASINI GÖRDÜM
75 yaşındaki Yusuf Uzunyüz ise “Yaptığım sürece faydasını gördüm. Gayet güzel bir şey. Hocamız geldiği müddetçe devamının yapılmasını isteriz. Yapılırsa memnun oluruz” ifadelerini kullandı.
YAMANOĞLU: ETKİNLİKLER FİZİKSEL AKTİVİTEYE UYGUNLUK ÇERÇEVESİ İÇİNDE YAPILIYOR
Cami cemaatinin yoğun ilgi gösterdiğini belirten spor eğitmeni Fatih Yamanoğlu, “Belediyemizin etkinliği kapsamında camilerimize spor aktiviteleri yaptırıyorum. Genelde yaşlı kesimden bir katılım var. Katılım baya yüksek. Her öğlen bu çalışmayı yapıyoruz. Etkinliklerimize çocuklar da katılıyorlar. Etkinlikler fiziksel aktiviteye uygunluk çerçevesi içerisinde yapılıyor. Kültür fizik hareketleri yapıyoruz. Biraz daha yumuşak hareketlerle insanları yormadan yapıyoruz. Yaş ortalamamızın yüksek olmasından kaynaklı da herhangi bir rahatsızlık çıkmaması için küçük aktiviteler yapıyoruz” şeklinde konuştu.
KOÇ: YAYILMASINI TEMENNİ EDİYORUZ
Bağcılar Demirkapı Abdülhamid Han Camii İmam Hatibi Engin Koç ise projeye dair, “Çok yerinde bir karar. Çok güzel bir hareket. Cami cemaatinin yaşı çok üstün olduğu için bu yaşlarda da cemaatinin fizik tedavisiyle ve eklem yerleriyle alakalı çok sıkıntısı var. Yaşlılar oturarak namaz kıldığından veya yerinden kalkamadığından dolayı çok etkili bir hareket. Bunu yaptığından dolayı belediye başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. İnşallah yayılmasını temenni ediyoruz. Daha profesyonelce, daha etkili şekilde spor çatısı adı altında değil de fizik tedavi adı altında yapılırsa büyüklerimize daha faydası olacağını düşünüyorum. Biz üç haftadan beri bunu yapıyoruz. Yavaş yavaş cemaatimiz çok faydalar gördüğünü, rukuya secdeye giderken rahatladığını, daha rahat hareket ettiğini bize ifade ediyorlar. Bunun devam etmesi görsellikten öteye gitmesi ve cemaatimize faydalı olmasını temenni ediyoruz. Belediyemiz yaşlılara, gençlere elinden geldiğince projeler üretiyor. Camilerimizi, gençlerimizi bu anlamda düşünerek bu etkinliklerin devam etmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
PROJE KAPSAMINDAKİ CAMİLER
Kirazlı Uhud Camii
Abdulhamid Han Camii
Yed-i Beyza Zeliha Hatun Cami
Veysel Karani Camii
Hasan Hüseyin Kozan Camii
Sancaktepe Camii
Yeşilbağ Ulu Cami
Kemalpaşa Hz. Hamza Camii
Bağcılar Merkez Camii
100. Yıl Merkez Camii
İmam Gazali Camii
]]>BAKÜ – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile bir araya geldi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin resmi temasları kapsamında geldiği Azerbaycan’da görüşmelerini sürdürüyor. Bakan Tekin, başkent Bakü’de Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile bir araya geldi.
“Bu dostluğun, bu kardeşliğin gelecek kuşaklara aks ettirilmesi için bizim üstümüze düşen her ne var ise onu yapmayı şimdiden taahhüt ediyorum”
Görüşmede yaptığı konuşmaya Azerbaycan’da bulunmaktan mutluluk durduğunu belirten Bakan Tekin, “Sizin de ifade ettiğiniz gibi Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler iki devlet olmanın çok ötesinde. Birbirini kardeşçe seven, birbirini dostça. Değerlendiren iki toplumun ilişkisi veya iki kardeşin ilişkisi gibidir. Bizim üstümüze düşen de bu ilişkileri gelecek kuşaklara aks ettirecek, aynı algıyla, aynı yaklaşımla, aynı dostane ve kardeşlik duygularıyla bu ilişkiyi devam ettirecek gelecek kuşakların yetişmesine vesile olmak Milli Eğitim Bakanlıkları olarak, eğitim, bakanlık olarak bunu yapmak bizim vazifemiz. Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti Milli Eğitim Bakanı olarak şunu taahhüt ediyorum. Bu dostluğun, bu kardeşliğin gelecek kuşaklara aks ettirilmesi için bizim üstümüze düşen her ne var ise onu yapmayı şimdiden taahhüt ediyorum. Bu konuda hem sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanımız, hem Azerbaycan Cumhurbaşkanımız her ikisi de bizimle aynı paralelde düşünüyor” dedi.
“Hızlı bir şekilde hareket etmemiz lazım”
İki ülke arasında ilişkilerin daha da geliştirilmesi için Azerbaycan ve Türkiye Cumhurbaşkanları tarafından bütün bakanlara talimat verdiğini vurgulayan Tekin, “Ben bu vesileyle hem sayın Cumhurbaşkanımızın hem Azerbaycan hükümetine hem de toplumuna selamlarını bir kez daha ifade etmek isterim. Bürokraside ve siyasette zaman çok hızlı geçiyor. Geçen zaman yapmak istediğimiz şeylerin aleyhine işliyor. Dolayısıyla zamanı çok iyi değerlendirmek ve hızlı hareket etmek benim ilkesel olarak yaklaşımım. Sizden istirhamım yapacağımız şeylerle ilgili olarak hızlı davranmak, yapabileceklerimiz her ne varsa bir an önce yapmak. Çünkü geciktirdiğimiz her iş bir kuşağın bu düşündüğümüz çerçevede yetişmesine engel oluyor. Bir kuşak kaybediyoruz. Bir kuşak kaybetmek bu dostluğun devamı açısından üstümüze sorumluluklar yüklüyor. Dolayısıyla hızlıca bu konuda hareket etmeyi ben arzu ederim” diye konuştu.
“İşgalden kurtarılan bölgelerde eğitim konularında atacağınız her türlü adımda sizinle birlikte hareket etmekten mutlu olacağız”
Türkiye olarak Karabağ’daki operasyonlar da dahil olmak üzere biz her ortamda Azerbaycan ile birlikte hareket ettiklerini açık bir şekilde ifade ettirdiklerini belirten Tekin, “Bu vesileyle sizi de o operasyonlar dolayısıyla bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Hayırlı olsun. İnşallah bir daha ülkelerimizde bu tür olaylarla karşı karşıya kalmayız, işgalden kurtardığımız bölgelerde atacağımız her türlü adımda ben şahsen Milli Eğitim Bakanı olarak eğitim konularında atacağınız her türlü adımda sizinle birlikte hareket etmekten mutlu olacağız. O konuda kendi coğrafyamızda ayırt etmeden yapabileceğimiz her türlü adımı sizinle beraber yürütmek isteriz” ifadelerini kullandı.
]]>