Olay, sabah saatlerinde Yenişehir ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İYİ Parti Yenişehir Belediye Meclis Üyesi ve Yenişehir Belediyespor Başkanı Koray Aydın telefonda İ.A. ile tartışmaya başladı. İ.A., Aydın’ı boş bir araziye çağırdı. Burada da tartışma devam ederken, İ.A. Aydın’ı kalçasından ve ayağından silahla vurdu. Vurulan Aydın, kendi imkanlarıyla Yenişehir Devlet Hastanesi’ne gitti. Silah seslerini duyan vatandaşlar ise durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, kısa sürede İ.A.’yı yakalayarak gözaltına aldı.
Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’den kınama
Olay sonrası açıklama yapan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından bizi ve 25 belediye meclis üyesini Yenişehir’i yönetmek için görevlendirdiniz. Tüm Yenişehir Belediye Meclis üyelerimizle birlikte seçildiğimiz günden bu yana Yenişehir’in daha güzel bir ilçe haline gelmesi, halkımızın refah içerisinde yaşaması, vatandaşlarımızın rahat ve konforlu bir hayat sürmesi, ilçemizi daha güzel bir geleceğe taşımak için uyum içerisinde çalışma gayreti içindeyiz. Yenişehir Belediye Başkanı ve Yenişehir Belediye Meclis üyeleri olarak birlikte şehrimiz için çalışırken, ne yazık ki bazı çevreler toplumumuzu kin ve nefrete sürüklemeye yönelik gerçek dışı paylaşımlarla hem Belediye Meclis üyelerimizi hem de şahsımı hedef göstererek birliğimizi bozmaya, huzurumuzu kaçırmaya çalışıyor. Vatandaşlarımız emin olsunlar ki, bu çatı altında yaşanan her şey, alınan her karar onların daha gelişmiş bir Yenişehir’de yaşaması içindir. Bugün yaşanan menfur olay tüm Yenişehirli hemşehrilerimizi derinden üzmüştür. Bu sabah saat 05.30 sıralarında dostumuz, çalışma arkadaşımız Meclis Üyemiz Koray Aydın’ın canına kast edilmeye çalışılmış, silahlı saldırıya uğramıştır. Arkadaşımızın bacağına 3 adet kurşun isabet etmiş ve Yenişehir Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalelerin arından Bursa’ya sevk edilmiştir. Meclis üyemizin şu anda sağlık durumu iyidir, ancak tedavisi devam etmektedir. Değerli Meclis Üyemiz Koray Aydın’a bu saldırıyı gerçekleştirenler elbette hukuk karşısında hesap verecektir. Saldırganların bu tutumu elbette cezası kalmayacaktır. Ancak Yenişehir halkının seçmiş olduğu bir meclis üyesine karşı yapılan bu saldırının şartlarının iyi araştırılması, kimlerin meclis üyelerimize karşı halkı kin ve nefrete sürüklediğinin kamuoyu tarafından bilinmesi ve onların da cezasız kalmaması için elimizden geleni yapacağımızı bildirmek isterim. İftiralarla, dedikodularla, yalan beyanlarla, halkımız tarafından seçilen meclis üyesinin kanını dökecek kadar ileri gidebilen saldırganların ve onların arkasındaki güçlere karşı belediyemizin tüm meclis üyeleriyle ve partilerimizin ilçe başkanlarıyla birlikte karşılarında duracağız. Şüphesiz ki, Belediye Meclis Üyemiz Koray Aydın’a karşı gerçekleştirilen bu saldırı, bugüne kadar yapılan art niyetli paylaşımların, toplumu kin ve nefrete sürükleyen ifadelerin doğurmuş olduğu sonuçtur. İlk günden itibaren söylediğimiz gibi, Yenişehir’imizin her şeyden önce birlikteliğe ihtiyacı var. Yenişehirli vatandaşlarımızı yalan beyanlarla kin ve nefrete sürükleyen zihniyetten korkmuyoruz. Meclis üyelerimizi ve şahsımızı toplum nezdinde dedikodularla, yalan beyanlarla ve iftiralarla itibarlarını zedelemeye, küçük düşürmeye, düşman edindirmeye çalışanlara ve hedef gösterenlere karşı bir aradayız ve bir arada olmaya devam edeceğiz. Art niyetli paylaşım yapanlardan, toplumumuzun huzurunu kaçırmaya çalışanlardan halkımızın uzak durmasını, onların bu tutumlarına yönelik eylem ve söylemlerine itibar etmemelerini rica ediyoruz. Bu tür sözlü veya fiziki saldırılara karşı kim tarafından ve kime karşı yapılırsa yapılsın Belediye Meclisimiz ortak hareket edecektir. Bu tür saldırıları yapanlar hakkında hukuki ve cezai yollara hiç çekinmeden başvuracağız. Son olarak saldırıda yaralanan Meclis Üyemiz Koray Aydın’a, ailesine, belediye meclisimize ve tüm Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.
Siyasi partilerden kınama
Saldırıyı kınayaşan AK Parti İlçe Başkanı Mehmet İleri, “AK Parti İlçe Teşkilatı olarak 31 Mart seçimlerinde halkın iradesiyle seçilmiş olan Meclis Üyemiz Koray Aydın’a yapılan bu menfur saldırıyı ‘Allah’ın verdiği canı yine Allah alır’ diyerek kınıyoruz. Sebebi ne olursa olsun cana kast eden saldırı politik bir mesele olmamalıdır. Koray Aydın’a, ailesine ve tüm Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.
CHP İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş ise, “Sabah saatlerinde yaşanan bu olayı üzülerek öğrendik. Öncelikle geçmiş olsun ve acil şifalar diliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tip olayların karşısında olacağız. Yapılan saldırıyı kınıyoruz” dedi.
İYİ Parti İlçe Başkan Yardımcısı Ramazan Eliaçık da, “Halkın oylarıyla seçilmiş olan Koray Aydın’ın saldırıya uğramasına Yenişehir adına çok üzüldük. Halkın iradesine yapılan saldırı kabul edilemez. Bizler her şeyi kurallar çerçevesinde ve konuşarak yapmalıyız. Ben Koray Aydın’a, ailesine ve tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Toplumsal olaylarda bazı kısıtlamaların hukuka uygun olduğunu söyleyen Avukat Emir Akpınar, “Toplumumuz meşgul eden en büyük sorunlardan biri Kayseri’de meydana gelen olaydır. Valimizin olayla ilgili yaptığı açıklamaya göre, ‘İlimiz Danişmentgazi Mahallesi’nde Suriye uyruklu bir şahsın, küçük yaştaki Suriye uyruklu bir çocuğa yönelik taciz davranışı neticesinde emniyet birimlerimizce şahıs gözaltına alınmış olup, çocuğumuz ise birimlerimizce koruma altına alınmıştır. Konu tarafımızca titizlikle takip edilmekte olup vatandaşlarımızın itidalli davranarak resmi makamlarca belirtilen açıklamalar haricinde herhangi bir eylemin içerisinde olmamaları hususunda kamuoyuna saygıyla sunulur’ şeklinde açıklama yapılmıştır. Bu ayaklanmalar sonucu yetkili makamlarımız ve emniyet güçleri oldukça sıkıntılı süreçler geçirmektedir. Halkımızın yetkili makamlarımızı anlayışla karşılamaları gerekmektedir. Yaşanan olayın ardından toplanan kalabalık grup şahsa saldırmaya başlamış ve şahsı almak için taşkınlık çıkarmıştır. Ardından bölgemizde olayın seyri şiddetlenmiştir. Halkı sakinleştirmek isterken bazı kolluk kuvvetlerimiz yaralanmış hastaneye kaldırılmıştır. Görüldüğü gibi halkımız bir grup kesim tarafından yapılan eylemlerden galeyana gelip emniyet güçlerimizin işini zorlaştırmıştır. Olayın ardından İl Emniyet Müdürümüz ise şu şekilde açıklama yapmıştır ‘Tepkinizi gösterdiniz. Sizi anladık, mesajınızı aldık. Bundan sonraki yapacağınız her türlü hareket sizinle ilgili konulara dönecek. Buradaki mağdur şahıs Türk değil. Şu anda şüpheli şahıs gözaltında. Mağdur şahsın sağlığıyla ilgili herhangi bir problem gözükmüyor. O şahsın ve ailesiyle ilgili sınır dışı dahil her türlü işlemlerinde size söz veriyorum. Bir hafta sonra tekrar bu mahalleye geleceğim. Bu olayla ilgili neler yaptığımızı söyleyeceğim. Lütfen ailelerinizi alın, evlerinize geçin. Biz gerekeni yapacağız, bunun sözünü veriyorum.’ Halkımız iletişimin kısıtlanması, sosyal medyalara girememe gibi sorunlar yaşamaktadır. Kısıtlamalar olayın daha fazla büyümemesi adına bu tür olaylarda uygulanmaktadır. Nasıl ki olağanüstü durumlarda insanların anayasal temel hak ve özgürlükleri kısıtlanıyorsa bu durumda da bazı hak kısıtlamaları gerçekleştirilmesi hukuka uygun ve yadsınamaz bir gerçektir” dedi.
Akpınar, kamu güvenliği açısından bir tehlikenin ortaya çıkması durumunda 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası olacağını söyleyerek, “Bazı provokatif insanların yaptığı dükkan yakma, ev taşlama gibi eylemler ne bizim milletimize ne de insanlığa yakışan hareketler değildir. Kamu düzenini ortadan kaldırmaya yönelik bu eylemler suç sayılmaktadır ve gereken cezalandırma da yapılacaktır. Gecesini gündüzüne katan, halkı için günlerdir uykusuz kalan valimizin çağrısına halkımızın kulak vermesi gerekmektedir. Valinin ve emniyet müdürlerinin emir ve talimatı dışında, resmi makamların verdiği bilgiler dışında başka hiçbir çağrıya itibar edilmemelidir. Tüm bu çağrıya rağmen halkı provoke eden, niyeti asla Türk Milliyetçiliği olmayan insanlara emniyet güçlerimiz günün sonunda gereken işlemleri yapacaktır. Halkımıza ehemmiyetle duyurmaktayız. Yasa dışı yollara başvurularak gerçekleştirilen provokatif eylemler sonrası 474 kişinin gözaltına alındığını belirtildi. Yerlikaya gözaltına alınanların 285’inin göçmen kaçakçılığı, yaralama, uyuşturucu, yağma, hırsızlık, mala zarar verme, cinsel taciz, dolandırıcılık, parada sahtecilik, tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma gibi çeşitli suçlardan adli kaydı olduğunun tespit edildiği açıklandı. Bu ayaklanmalar masumane olmayıp aşağıdaki suçları da beraberinde getirmektedir. Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu TCK Madde 216 da düzenlenmiş olup halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların resmi açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya inanmaması gerektiğini vurgulayan Emir Akpınar, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır şeklinde cezası bulunmaktadır. Mala zarar verme suçu Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesinde düzenlenmiş olup ‘Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır’ şeklinde cezası vardır. Kasten yaralama suçu TCK madde 86’da düzenlenmiş olup, ‘Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ şeklinde cezası bulunmaktadır. Eğer kamu düzenini bozmaya yönelik bu eylemlere halkımız devam ederse yukarıda sayılan ve özel kanunlarda sayılan suçlardan yargılanacak olup bu yaşanacakları önceden halkımıza duyuruyor ve uyarıyoruz. Tekrar söylemek gerekir ki halkımız bölgemizdeki resmi makamların yaptığı açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya kulak asmamalı ve sosyal medyada yayılan bilgi kirliliğine itibar etmemelidir.” – KAYSERİ
]]>Fransız hükümetinin “anayasal reform” adı altında Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanakları seçimlerde etkisizleştirmek için Ada’ya yerleştirilen Fransızları seçmen listesine alma girişimi, buradaki halkın tepkisini çekti.
Fransa’nın 1853’te kolonisi haline getirdiği Hint-Pasifik bölgesindeki Yeni Kaledonya’da seçmen sayısını artıracak ve dolayısıyla seçimle siyasi süreçleri etkileyebilecek potansiyele sahip reform, Ada’dan 17 bin kilometre uzakta Fransız Parlamentosunda görüşülürken, 13 Mayıs’tan itibaren bağımsızlık yanlısı Kanaklar gösterilere başladı.
Fransız hükümeti, Ada’nın bağımsızlık sürecini Paris’te alınacak karara terk etmek istemeyen yerel halka karşı kısıtlayıcı önlemler alırken başta başkent Noumea olmak üzere Ada’nın farklı noktalarında yaşanan olayları bastırmak için bölgeye polis ve jandarma sevk etti.
Ardından Ada’da 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu TikTok yasaklandı ve 12 günlüğüne olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.
Ada’da Fransız resmi kaynaklarına göre, 7 kişi hayatını kaybederken 370’ten fazla kişi gözaltına alındı.
Yeni Kaledonya halkı Kanakların köklü partilerinden Kaledonya Birliğinin Genel Sekreteri Dominique Fochi, Ada’nın Fransa tarafından bugüne kadar nasıl koloni olarak kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan olayları AA muhabirine anlattı.
Fransa’nın 171 yıl önce 1853’te Yeni Kaledonya’yı ele geçirdiğini belirten Fochi, Ada’nın yerlisi Kanakların topraklarında Fransa’nın sömürgesini asla kabul etmediklerini, sürekli mücadele halinde olduklarını belirtti.
Fochi, “Ülkenin tarihi boyunca Fransa ve yerli Kanak halkı arasında sadece çekişmeli ilişkiler oldu.” ifadesini kullandı.
Fransa’nın Ada’yı elinde tutmak için yürüttüğü iskan politikasının yanı sıra burayı dışarıdan getirilen mahkumlar için hapishane olarak da kullandığını anlatan Fochi, Paris’in iskan politikasına karşı 19. yüzyılda Ada’da birçok direniş olayının yaşandığını kaydetti.
Fochi, Yeni Kaledonya topraklarının gaspı sırasında başkent Noumea bölgesinde yerli kabile üyelerinin, Fransız sömürge güçlerince öldürüldüğünü ve 1878’deki direniş hareketi sırasında 1000 Kanak ve 200 Avrupalının yaşamını yitirdiğini aktardı.
“Fransız tebaası olarak görülüyorlardı”
Kanakların 1887-1946 tarihlerinde oy verme hakkı olmadığını ve ABD’deki Kızılderililer gibi ayrı bir yasal yaşam alanı olan “rezervlere” sürüldüklerini söyleyen Fochi, şunları kaydetti:
“Yerli kanununa tabi tutuldular. Vergi ödemeleri, rezervlerden izinsiz çıkmamaları gerekiyordu. Oy verme hakları yoktu. Büyük Dünya Savaşları sırasında Fransa’nın kurtulmasına katkı sağlamalarına rağmen onlar vatandaş olarak değil, Fransız tebaası olarak görülüyorlardı.”
“Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi”
Fochi, Kanakların bir kısmının 1946’da, tamamının ise 1957’de oy kullanma hakkına erişebildiğini söyledi.
Çok sayıda Fransız’ın 1970’te çalışmak için Ada’ya geldiğini kaydeden Fochi, “Bu yüzden demografik ve özellikle de seçmen dağılımı dengesizleştirildi. Böylece Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi.” ifadesini kullandı.
Hükümetin 1972’de Messmer Kararnamesi ile Fransa’dan gelen sömürgecilerin özellikle Yeni Kaledonya’ya yerleşmelerini teşvik ettiğini belirten Fochi, “bu sömürgecilerin Ada’nın bağımsızlık taleplerini bastırmak için geldiklerini” ifade etti.
Fochi, 1980’lerde farklı Fransız hükümetlerinin Yeni Kaledonya dosyasını Paris’ten çözmeye çabaladığına işaret ederek, seçmen kütüğünün o dönem de tartışma konusu olduğunun altını çizdi.
Dominique Fochi, Kanakların 1983’te Nainville-les-Roches’da kaderlerini tayin etme haklarını sömürge döneminde Fransızlarca Ada’ya yerleştirilenlerle kullanmaya karar verdiklerini kaydetti.
Fochi, bu nedenle 1988’deki Matignon Anlaşması, yerli halkın bağımsızlık süreci için önem taşıyan 1998’deki Noumea Anlaşması ve ardından yapılan 3 referandumun tarihin mağdurlarını da kapsadığını anlattı.
Ada’da 1980’li yıllarda 90 kişinin öldüğü olayların ardından Matignon Anlaşması’nın biraz da olsa bölgede barışı pekiştirdiğini ifade eden Fochi, “sömürgesizleştirme anlaşması” olan Noumea Anlaşması’nın Fransız devletinin elindeki yetkilerinin Yeni Kaledonya’ya transfer edilmesini kapsadığını anlattı.
Fochi, bu anlaşmanın Ada’nın egemenliğine tümüyle kavuşması için en fazla 3 referandumun düzenlenmesini öngördüğünü, Yeni Kaledonya’da 2018’deki bağımsızlık referandumunun yüzde 43 “evet”, 2020’dekinin de yüzde 47 “evet” oyu aldığını aktardı.
Referandumlar her 2 yılda bir düzenlenirken, dönemin Fransız hükümetinin aceleci davranarak 3. referandumun Aralık 2021’de düzenlenmesine karar verdiğine değinen Fochi, aslında Kanakların, bu 3. referandumun Fransa’daki 2022 cumhurbaşkanı seçimi ve yerel seçimlerden sonra düzenlemesini istediğini dile getirdi.
Fochi, her şeye rağmen bağımsızlık yanlıları bu tarihi kabul edip referandum kampanyası için hazırlandığını belirterek, ardından Kovid-19 salgını nedeniyle, Ada’daki Geleneksel Senato ve bağımsızlık yanlısı Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisinin (FLNKS) kampanyanın uygun koşullarda düzenlenebilmesi adına referandumun ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiğini söyledi.
İlk iki referandum arasında bağımsızlıktan yana olan oyların artığına dikkati çeken Fochi, özellikle 3 referandumu kazanma şansları olduğunu ifade etti.
“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı”
Fochi, Kanakların erteleme talebine rağmen Paris’in 3. referandumu 2021’de düzenlemesini şöyle değerlendirdi:
“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı. Sonuç olarak Noumea Anlaşması’nı bozdu. Bu andan itibaren devleti tarafsızlığını kaybetmiş olarak kabul ettik.”
Kanakların gelenekleri gereği, salgın nedeniyle hayatını kaybedenler için 2021’de yas döneminde olduğunu, bu nedenle insanların evine girip siyasi kampanyalar yürütemeyeceklerini anlatan Fochi, salgın nedeniyle Ada’da 300 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.
Fochi, tüm bu nedenlerden ötürü 3. referandumun meşruiyetini kaybetmesi için bağımsızlık yanlılarının halkı oylamaya katılmamaya çağırdığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Her şeye rağmen bugüne kadar Fransa sadece hukuka bakarak bu 3. referandumun meşruiyetini tanımaya devam ediyor. Sömürgeleştirilmiş Kanak halkı katılmamışken referandumun meşru olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu ülkenin tarihine karşı bir hakaret. Ardından FLNKS’nin Fransız devletiyle her türlü bağı kestiği bir dönem oldu.”
Ada’da sükunetin sağlanması için uzlaşı sağlanması ve Fransız devletinin “tarafsız” davranması gerektiğinin altını çizen Fochi, seçmen kütüğünde değişiklere yol açacak anayasal reformun Ada’da uzlaşı sağlanmadan Fransa tarafından Parlamentoya sunulduğunu dile getirdi.
“Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu”
Fochi, hükümetin şu an yaptığı yanlışları, dönemin hükümetinin 1980’lerde Ada’da yaşanan olaylara götüren süreçte yaptığını kaydederek, reform mecliste geçmeden önce 6 kişilik Kanak delegasyonuyla Paris’e gelerek bu projenin riskleri konusunda milletvekillerini uyardıklarını söyledi.
Fransız yetkililerin kendilerine dinlemediğini ve oylamanın mecliste kabul edildiğini belirten Fochi, “Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu. Yasa tasarısı geri çekilseydi bunların hepsi engellenebilirdi.” dedi.
Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da olağanüstü hal ilan ederek, Kanak temsilcilerinin ev hapsine koyduğunu anlatan Fochi, diyaloğa devam edebilmek için FLNKS’nin Ada’ya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan reformun geri çekilmesini, OHAL’in kaldırılmasını ve ev hapsindekilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini anlattı.
“6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz”
Fochi, “Hedefimiz, ülkenin tam egemenliğine kavuşması” diyerek, bağımsızlık yanlılarının barışçıl şekilde hareket ettiğini söyledi.
“Ne FLNKS ne de Saha Eylemleri Koordinasyon Birimi CCAT ülkeyi yakıp yağmalamaya çağırmadı. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ilgili devleti, Fransız hükümetini uyarmak için 6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz.” ifadesini kullanan Fochi, Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da barışa götüren yoldan saptığını belirtti.
Fochi, “Herkesin Yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmiş ülke olduğunu kabul etmesine ihtiyacımız var.” diyerek, Ada’nın “dekolonizasyon sürecinin” devam ettiğine dikkati çekti.
Noumea Anlaşması’nın 1998’den sonra Ada’ya gelenlere Yeni Kaledonya’daki yerel seçime oy hakkı verilmemesini öngördüğünü hatırlatan Fochi, anayasal reform yürürlüğe girdiği takdirde yerel seçime çoğu Fransa’dan gelen ek 25 bin 900 seçmenin katılacağını kaydetti. Fochi, bunun seçmenlerin yüzde 14’üne tekabül ettiğinin altını çizdi.
“Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar”
Bağımsızlık sürecindeyken Ada’ya dışarıdan gelenlerin oy kullanmasına izin veremeyeceklerini söyleyen Fochi, “Yeni Kaledonya, Okyanusya’da, Melanezya’da, Avrupa’da değil, Fransa’da değil. Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar.” dedi.
Fochi, Ada’da son haftalarda yaşanan olayların Kanak halkının sömürgeciliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini gösterdiğini vurgulayarak, “Mücadelemiz doğru ve meşru ancak uluslararası düzeyde de gelip bize yardım etmeleri için çağrı başlatıyoruz çünkü ülkemizde sömürgesizleştirme sürecine saygı gösterilmesi için desteğe ihtiyacı olan Pasifik’teki küçük bir halkız.” diye konuştu.
Kanak gençlerin reforma tepki için seferber olduğunu aktaran Fochi, Yeni Kaledonya’daki olaylar sırasında milislerin genç Kanakları öldürdüğünü söyledi.
]]>Trabzon’un Tonya ilçesinde geçtiğimiz Cuma günü mesai bitiminde Tonya Belediyesi’nde çalışan memurlar H.K. (64) ve H.U. (63), haklarında mesai saatine uymadıkları gerekçesiyle tutanak tutturulduğunu öğrenince Belediye Başkanı Osman Beşel’in makam odasına girerek kendisi ile tartışmaya başladı. Memurlardan biri Başkan Beşel’e kafa atarken, diğeri de tokatla vurdu. Makam odasından gelen sesler üzerine içeri giren diğer memurların araya girmesi ile olaya karışan memurlar odadan çıkartılırken, belediyeye polis ve sağlık ekipleri çağrıldı. Gözaltına alınan 2 belediye memuru Tonya ilçesinde mahkemeye çıkartılırken, memurlardan H.U. tutuklanırken, H.K. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Darp edilen Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel’e Türkiye’nin değişik illerinden destek mesajları gelirken, Trabzon Büyükşehir Belediye Ahmet Metin Genç ve beraberindeki 17 ilçe belediye başkanı, Osman Beşel’i ziyaret etti. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Ahmet Metin Genç, yaşanan olayı şiddetle kınadıklarını ifade etti.
Başkan Genç, “Bütün değerli ilçe belediye başkanlarımızla birlikte, geçtiğimiz günlerde Tonya Belediye’mizde meydana gelen bir hadiseyi kınamak üzere buradayız. Tonya halkının iradesine bir saygının gereği olarak, yerel yönetimler olarak bu tür menfur hadiselerin bir platform dahilinde kınamanın, halkımızın iradesiyle mütenasip olduğu düşüncesiyle değerli ilçe belediye başkanı arkadaşlarımı davet ettim. Üzüntülerimizi bireysel olarak ifade etmekten ziyade hep beraber, halkımızın bize verdiği iradenin sorumluluğu olarak da bu kınamayı Tonya Belediye’mizde yineliyoruz. Değerli başkanımıza da bu vesileyle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu olay Tonya Belediye Başkanımız Osman Beşel’e olan kişisel bir hadise değildir. Bunu bir kez daha burada vurgulayalım. Görevi gereği bir hadisedir. O görev Tonya Belediye Başkanı’na Tonyalılar tarafından tevdi edilmiştir. Tonyalı hemşerilerimiz sağ olsunlar hem bize yüksek bir oranla destek verdiler hem de Tonya’da başarılı bir dönem geçiren değerli belediye başkanı arkadaşımız Osman Beşel Bey’e bir kez daha vazife tevdi ettiler. Görevi gereği halkımızın iradesini temsil ederken bu tür hadiselerle karşılaşabiliriz. Ancak belediye başkanları görevinden dolayı halkı tarafından ancak seçim zamanı sorgulanabilir” ifadelerini kullandı.
“Takipçisi olacağız”
Başkan Genç, yaşanan bu saldırıyı kesinlikle kabul etmediklerini söyleyerek “Biz belediye başkanıyız. Halkımız tarafından vazifelendirdik. Bu tür müessir olaylar bizi yıldırmasın. Karşılaşabiliriz ama bunları bu platformlarla beraber, halkımızın da iradesi gereği her zaman teslim ederiz. Tonya’mız başta olmak üzere aldığımız iradeyi en iyi şekilde neticelendirmek adına hizmet yolculuğumuza devam edeceğiz. Ben bir kez daha değerli başkanıma geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tonya’mızın güzel insanlarına mal etmeden bireysel manada yapılan eylemin adli sonuçlarıyla da idari sonuçlarıyla da takipçisi olacağız. Bu davetime icabet eden bütün ilçe belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Bir kez daha bu müessir eylemi kınadığımızı net bir şekilde ifade ediyorum” şeklinde konuştu.
Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel: “Tonyamız üzerinden bütün ülkemizi derinden etkilemiştir”
Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel de yaptığı konuşmada, destek için ilçeye gelen belediye başkanlarına teşekkür etti. Başkan Beşel, “Her ne sebepte olursa olsun sizi burada görmekten mutlu olduğumu ancak böyle Tonya halkımızı, Trabzon’umuzu ve ülkemizi üzen böyle bir hadise nedeniyle burada bulunmanızın çok daha büyük mana ifade ettiğinden hareketle sizleri en kalbi duygularımla bağrımıza basıyorum. ‘Hoş geldiniz’ diyorum. ‘Bizleri onurlandırdınız’ diyorum. Bizlere manevi güç verdiniz kuvvet verdiniz diyorum” şeklinde konuştu.
Olayı hiçbir şekilde bireysel ve şahsi olarak değerlendirmediğini kaydeden Başkan Beşel, “Ben bu hadiseyi şahsıma karşı değil, bireysel olarak değil hepimizin icra etiği, halkın iradesinden kaynaklanan kamu görevine, kamu görevi paylaşımı kapsamında belediye başkanlığı makamına ve görevine yapılmış bir başkaldırı ve akabinde bir saldırı olarak tespit ve tanım ve değerlendirmesini sizlere arz ediyorum. Hepimizin görevi bulunduğu noktada kamuya bu ülkeye en güzel hizmeti verebilmektir. Elbette ki bu hizmeti verebilmek bizim diğer organlarımızla çalışma arkadaşlarımızla bir birliktelik ve disiplin içerisinde hareketle mümkündür. Kamu kurumlarında disiplinin bozulması dolayısıyla görevin aksaması ve dolayısıyla görev borcumuz olan halkımızın, halkımız üzerinden ülkemizin mağduriyeti bizim de borcumuzu layıkıyla yerine getirememiş olmamız gibi bir netice doğurur. Hepimiz olduğumuz yerde çalışanımızda biz de kurallara, disiplin kurallarına ve kamu görevinin isterlerine en uygun şekilde gücümüzün bilgimizin ve donanımızın yettiği ölçüde en üst düzeyde ve en uygun şekilde davranarak en güzel hizmeti ortaya koyabilmek gibi bir mükellefiyet içerisindeyiz. Elbette ki bu mükellefiyete uymayanlara karşı da yine kamu görevinin gereği olarak gereğini yapmak gibi bir mükellefiyetimiz de bizim sorumluluğumuz, yetkimiz ve görevimizdir. Belediyemizde sadece bir disiplin içerisinde ilçe halkımıza en güzel görevi ortaya koymaktan başka bir davranışın bir etkinin olmadığı bir sebeple, onun dışında bir davranışın olmadığı sebeple belediye personelimizin bir davranışı vuku buldu. Tonya’mız üzerinden bütün ülkemizi derinden etkilemiştir. Ben neticede sayın bakanlarımız sayın teşkilatlarımız ve özellikle büyükşehir belediye başkanımız ve sizlerin ve Tonya halkımızın ülkemizde tanıyan tanımayan birçok kurum ve müessesenin bu konuda gösterdiği ilgiye kalben teşekkür ediyorum. Gösterilen bu ilgi birliktelik gelecekte daha güzel ve daha disiplinli olmamızın bir adımıdır. Olayları hiçbir şekilde bireysel, şahsi olarak değerlendirmiyorum. Bunlar görevlerimiz de kamu hizmetleriyle ilgili olaylardır, Tonya halkının da bu yönde süreçte gösterdiği ilgiye ve olaya karşı gösterdiği tepkiye teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Başkan Kaya: “Bu tür şeylerle hepimiz karşılaşıyoruz”
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ise yaptığı konuşmada, Tonya’da belediye başkanına yapılan saldırıyı kınamak için toplandıklarını belirterek “Tonya’mızda gerçekleştirilen belediye başkanımıza gerçekleştirilen ağır kabul edilemez bir hadiseyi kınamak için hep birlikte buradayız. Masaya baktığım zaman parti, siyaset hiç bunun ayrımı olmaksızın her siyasi partiden, her görüşten arkadaşımın belediye başkanının masada olduğunu görüyorum. Bu çok kıymetli, çok değerli. Bu birlikteliği tesis eden ve bizleri burada toplayan Büyükşehir Belediye Başkanıma bu anlamda teşekkür ediyorum. Doğrusu budur arkadaşlar. Çünkü hepimiz seçildiğimiz bu onurlu görevleri en iyi şekilde yapma gayretiyle kamu kaynaklarını verimli kullanarak vatandaşımıza en iyi şekilde hizmet etme gayretiyle yapıyoruz. Bu hizmetlerimiz sırasında tabii bu işin doğasında maalesef bu tür talihsizlikler de olabiliyor. Biz de yaşadık, ben de yaşadım. Daha dün bir arkadaşımız belediyenin kendini yakmakla beni tehdit etti. Bu tür şeylerle hepimiz karşılaşıyoruz. Karşılaşacağız da. Fakat tabii yapılanı kabul etme, onaylamak mümkün değil. Yapılanı şiddetle kınadığımızı tekrar ifade ediyorum. Bizler seçildiğimiz şehirlerin seçildiğiniz beldelerin ve ilçelerin şehri eminleriyiz. Dolayısıyla hem kamu görevini yapmakla mükellefiz hem de oradaki huzurun tesisiyle de bir noktada sorumluyuz. O anlamda ben hem üzüntülerimi hem kınama duygularımı güçlü şekilde ifade ederken Tonya’mızda huzurun tesisi anlamında da bu istenmeyen olayın bir şekilde sulhe bağlanması anlamında da inisiyatif alınmasının hayırlı olacağı kanaatindeyim. Yani elbette burada yapılanı kınıyoruz. Yapılan doğru değildir. Yapılanın yasal yaptırımları olacaktır. Sorumluluğu olacaktır. Ama bu hadise yapan insanların gelip başkanımızdan belediyemizden çünkü halkın iradesine karşı yapılan bir saygısızlıktır aynı zamanda bu yapılan özür dilemesini ve kendilerine af dilemesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca o yaptıkları büyük hatanın affını dilemeleri gerektiğine inanıyorum. Ayrıca Tonya halkının burada devreye girip bir şekilde Tonya’mıza sulhe sağlanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Başkan Genç’in davetine icabet eden ilçe belediye başkanları da Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel’e geçmiş olsun dileklerini iletirken, Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ın yurtdışında olduğu için destek toplantısına katılamadığı bildirildi. – TRABZON
]]>(ADANA) Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana’da bu yıl 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’yla ilgili olarak, “Bir etkinlik, kentte yapılan bir güzellik, kentin üst dinamikleriyle halkı tam sahiplenmezse onun başarıya ulaşması mümkün değil. Bütün atanmış ve seçilmişlerle birlikte halkın sahiplendiği bir etkinlik oldu karnaval” dedi.
Adana’da bu yıl 13-21 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı nedeniyle Çukurova Gazateciler Cemiyeti sosyal tesislerinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Kültür Yolu Festivalleri Genel Müdürü Selim Terzi, Adana TSO Başkanı Yücel Bayram, Karnaval Komitesi Başkanı Ali Haydar Bozkurt katıldı.
“ADANA’DA 12 YILDIR MUHTEŞEM BİR İŞ YAPILIYOR”
Kültür yolu Festivalleri Genel Müdürü Selim Terzi, “12 yıldır Adana’da muhteşem bir iş yapılıyor. Biz de bu vesile ile bir kez daha müşahede etmiş olduk. Şehre ilk keşfe geldiğimizden bugüne kadar, kimle temas ettiysek güzel bir birliktelik yaşamış olduk. 2021 yılında İstanbul’da Beyoğlu’nda Kültür Yolu projesi ile restore ettiğimiz mekanlarla insanlarımızı nasıl tanıştırırız diye başladık Sayın Bakanımızın bu projesi. Bugün çok şükür Türkiye’nin 7 bölge 16 şehrinde 8 ay boyunca devam ediyor. 2024 yılı ilki olan Türkiye’nin en özellikli ili olan Adana’da Portakal Çiçeği karnavalı ile start vermiş olduk” dedi.
Karnaval Komitesi Başkanı Ali Haydar Bozkurt festivalin ekonomiye değer kattığını belirterek, “Bugün karnavalımız yaklaşık 5 milyar liranın üzerinde bir ekonomik değere ulaşacak karnavalımız, konuştuğumuz esnaf diyor ki kazancımızla 3 aylık kiramızı ödedik diyor elde ettikleri gelirle. Katılan insanlara bakıyorsunuz Adana halkı ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen insanlar geldikleri için mutlu olduklarını söylüyorlar gelecek sene daha kalabalık geleceklerini belirtiyorlar” dedi.
“HALKIN SAHİPLENDİĞİ BİR ETKİNLİK OLDU”
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise şunları söyledi:
“Keşke bizim dijital bir şansımız olsa da dünyaya bir koku yayabilsek, inanın bütün dünya o olağanüstü huzur verici portakal çiçeği kokusunu tenefüs etmek için buraya gelir. Ben portakal çiçeği kadar olağanüstü kokan ve insanı rahatlatan bir koku görmedim. Bir etkinlik, kentte yapılan bir güzellik, kentin üst dinamikleriyle halkı tam sahiplenmezse onun başarıya ulaşması mümkün değil. Adana, Sayın Valimizin önderliğinde ve bütün atanmış ve seçilmişlerle birlikte halkın sahiplendiği bir etkinlik oldu karnaval” diye konuştu.
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Karnavalımız kültür yolu festivaliyle birlikte gerçekleştiriliyor olmasını önemsiyorum. Şu anlamda önemsiyorum; yeni bir yerel seçimden çıktık, yeni yönetimler oluştu. Türkiye’de yeni bir aşamaya geçildi. Portakal çiçeği karnavalı ve Kültür Yolu Festivalinin bakanlığımız, yerel idareler ve sivil toplumla birlikte gerçekleştiriliyor olması bundan sonra ülkemizde eş uyum içinde hizmet etmenin bir başlangıcı ve bir baş örneği olsun diyorum. Yani burada hem sivil toplum var, halkın eli var, hem yerel yönetim var, hem de merkezi idare var. Bu anlamda önemsenmesi gerek bir iş olduğunu değerlendiriyorum ve çokta başarılı yürüttük, şu ana kadar 30’un üzerinde noktada binlerce kültürel sosyal etkinlik gerçekleşti” diye konuştu.
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer eski belediye binasında Esenyurt halkı ile bir araya geldi. Tebrikleri kabul eden Özer, birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Özer, “Yaklaşık kırk gündür sahada çalıştık. Sizlerle beraber emek verdik, ter döktük. Bu güzel ve güzide şehrimizi ev ev, cadde cadde, mahalle mahalle, fabrika fabrika dolaştık ve halkımızın yüreğindeki umuda, gözlerindeki inanca hep güvendik. Onlar bizi, biz onları sevdik. Zaten ben Esenyurt’a yabancı biri değildim. Yaklaşık on senedir İstanbul’a hizmet veren biriyim. Sayın İmamoğlu ile birlikte bir yol arkadaşlığımız vardı ve nihayet bu yol arkadaşlığı burada, Esenyurt’ta bir adaylaşma sürecine dönüştü. Bizim halkla kurduğumuz bağı gören bazıları, bizimle ilgili bir takım karalama kampanyaları başlattı. Zannettiler ki bu yalanlarla halkı kandıracaklar. Bu yalanların büyük kısmına cevap vermedim çoğu kez. İstedim ki halkım cevabını versin ve öylede oldu. Halka selam olsun. Biz zaten halkımız için varız. ve geldiğimiz günden itibaren şunu söyledik: Biz halkımızla beraber yürüyeceğiz. Adil olacağız, eşit olacağız, kapsayıcı ve ulaşılabilir olacağız. Bu sözlerimiz bizim yönümüz olacak. Asla şımarmayacağız, şaşırmayacağız. Her zaman, her daim halkımızın emrinde olacağız. Halkımızın başımızın üstünde yeri olacak.”
“Esenyurt’u barış ve kardeşlik şehrine dönüştüreceğiz”
Ayrım gözetmeksizin Esenyurt’u barış ve kardeşliğin şehrine dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Başkan Özer; “Esenyurt küçük bir İstanbul, İstanbul küçük bir Türkiye demiştim. Esenyurt’u aldığımızda İstanbul’u alacağız. İstanbul’u aldığımızda ise Türkiye’de demokrasinin yolunu açacağız demiştim. Şimdi bu yolu hep birlikte açtınız. Meşaleyi Esenyurt’tan yaktınız. Ahmet Özer olarak bugünden itibaren Esenyurt’un belediye başkanıyım. Ayrım gözetmemek ve birbirimizi sevmek bizim düsturumuz olacak. Biz burada bir kent uzlaşısını gerçekleştirdik. Çünkü demokrasinin temeli diyalog ve uzlaşıdır. Esenyurt’u sizlerle beraber bir barış ve kardeşlik şehri haline getireceğiz. En büyük iddiam bu benim”
“Gece demeden gündüz demeden halkımızın hizmetinde olacağız”
Seçim sürecinin artık geride kaldığını ve zaman kaybetmeden çalışmalara başlayacağını vurgulayan Özer; ” Esenyurt, Türkiye’nin en büyük ilçesi. 7 büyük şehir, 57 ilden daha büyük bir kent. Sizlerle birlikte bu şehri 21. yüzyıla yakışır bir şehir haline getireceğiz. Seçim süreci artık geride kaldı. Bundan böyle biz önümüze bakacağız. Esenyurt’un çok güçlü yanları var. Önemli bir üretim gücü, genç bir nüfusu ve 81 ilden gelen insanlarımız var. Bu da bizi güçlü kılıyor. Çünkü göçle gelen insan çalışkandır, hırslıdır ve sürekli ileri gitmek ister. İleri gittiğinde de kentine, kendine, ailesine, ülkesine büyük katkı sağlar. Bu özellikler yetenekli yöneticilerin elinde nimettir, yeteneksizler ise bunu külfet olarak görür. Bu nimetle beraber Esenyurt’u sizlerle dönüştüreceğiz. Liyakat, ehliyet, çalışkanlık ve uyum en temel düsturumuz olacak” dedi.
“Bundan sonra işimiz gücümüz Esenyurt”
Bugüne kadar yaşanan olumsuzlukları her bir Esenyurtlu vatandaşın desteği ile aşacaklarını belirten Prof. Dr. Ahmet Özer; Esenyurt’ta yetişmiş yüksek bir insan gücü, köklü sivil toplum kuruluşları, halk önderleri ve kanaat önderleri var. Onlar her zaman benim doğal danışmanlarım olacak. Ben bir profesör olarak sayısız okul okudum, onlarca ülke gezdim. Ancak siz olmazsanız, sizinle beraber yürümezsek asla başaramayız. Bunun için bize el verin, güç verin bu yolu beraber yürüyelim. Birlikte toplumsal barış ve huzur içinde üreteceğiz, bölüşeceğiz. ve beş yılın sonunda her bir Esenyurtlu gururla ben Esenyurtluyum diyebilecek. Bundan sonra işimiz gücümüz Esenyurt.”
“Yolunuz, yolumuz açık olsun”
İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim başarısına da değinen Başkan Ahmet Özer; ‘Biz Esenyurt’u, Sayın İmamoğlu da İstanbul’u kazandı. Ayrıca 26 tane belediyeyi daha kazandık. Türkiye’de muhalefet büyük bir zafer elde etti. İstanbul gibi bir devin bizimle beraber olması, bizim yol arkadaşımız olması Esenyurt için büyük bir avantaj. Halkın belediye başkanı olarak asla böbürlenmeyeceğiz. Halkımıza üstten bakmayacak, fil dişi kulelere çekilmeyeceğiz. Bu işe halkla başladık, halkla nihayete erdireceğiz. Yolunuz, yolumuz açık olsun” dedi. – İSTANBUL
]]>TYB, İsrail’in Gazze saldırıları ve insanlık dışı zulme dikkat çekmek amacıyla birlik binasında “Gazze Çalıştayı” düzenledi.
Çalıştayın açılışında bir konuşma yapan Arıcan, Gazze’deki saldırıların başlangıcından itibaren ilk tepkiyi birlik olarak verdiklerini ve imza kampanyası başlattıklarını söyledi.
Arıcan, 7 Ekim’den itibaren bilinçli şekilde İsrail’in Gazze halkını yeryüzünden silmek istercesine yaptığı soykırımın tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini belirtti.
Arıcan, “Müslümanların mübarek ayı ramazanda dahi bu mazlum ve asil halka bu zulüm devam ediyor. Hiçbir inanca saygısı olmayan, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, canlı, cansız, hukuk tanımayan bu zulmün biran önce sona erdirilmesi ve buradaki halka acilen insani yardımların ulaştırılması insanlığın boynunun borcudur.” dedi.
Gelinen noktada işin çok büyük bir boyuta ulaştığını kaydeden Arıcan, şunları söyledi:
“İsrail terör devletini hiçbir güç şu an durduramıyor. Kanun, yasa, uluslararası hukuk, hiçbir insani değer tanımaksızın çocuklar, kadınlar hunharca şehit ediliyor. Oruç tutulan bu mübarek ayda inançlarını, vecibelerini yerine getirmeye çalışan bu insanlara sahur, iftar yapacak en asgari düzeydeki beslenmelerine bile müsaade edilmiyor. İnsanlığın bittiği yerdeyiz. Bunlar olurken, Gazze, Filistin halkı asaletini koruyor, duruşunu koruyor ve varlığını ayakta tutmaya çalışıyor sadece. Aslında yaşanan bir savaş da değil. Karşıda düzenli bir ordu yok. Karşıda bir mukavemet yok. Artık kontrolden, insanlıktan çıkmış bir terör devletinin Gazzelileri silme çabası olarak görüyoruz. Gazze’deki masum halkın sesi olmayı, sözcüsü olmayı şiar edindik.”
Arıcan, yazar, akademisyen, dış politika uzmanı ve ilim adamlarının katılımıyla yüz yüze ve çevrimiçi olarak iki oturum halinde yapılacak çalıştayda siyaset, uluslararası ilişkiler, ekonomi, hukuk, kültür-edebiyat, psikoloji, sosyoloji alanlarında Gazze’nin durumunun masaya yatırılacağını söyledi.
Musa Kazım Arıcan, Türkçe, Arapça, İngilizce ve İbranice olarak hazırlanacak çalıştay sonuç bildirisinin, basın yoluyla kamuoyuna açıklanacağını ayrıca Türkiye ve dünyadaki ilgili-sorumlu kurum-kuruluşlarla paylaşılacağını belirtti.
“Hristiyanlar, Yahudilere her türlü desteğin sağlanmasını dini bir görev olarak kabul ediyor”
Açılış konuşmasının ardından, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şinasi Gündüz, “Gazze soykırımının teopolitik boyutu” isimli sunumunda, 7 Ekim sonrasında İsrail’in katliamı nasıl meşrulaştırdığını anlattı.
Gündüz, işgalci İsrail yapılanmasında iktidarın, halkın kendisine destek verdiğini ve halkı motive ettiğini belirterek, “Gazze’de katliam yaparken, ‘Biz seçilmiş bir halkız. Tanrı tarafından seçildik. Diğer halklardan farklı bir konumumuz var. Dolayısıyla bu topraklar bize vadedildi’ diye kendilerini ve halkı motive ediyorlar.” diye konuştu.
İsrail’in Filistin ve Gazzelileri, Hz. Musa döneminde Yahudilerin Mısır’dan Kenan bölgesine geçtiklerinde düşman olarak gördükleri Amaleklilerle özdeşleştirdiklerini söyledi.
İsrail’in kutsal kitaplarından referans alarak soykırım yaptığını söyleyen Gündüz, şunları kaydetti:
“Bu soykırımın ilk günlerinde ABD bunun din savaşı olduğunu söyledi. Hristiyanlar da Yahudilerin ‘seçilmiş halk’ olduğunu kabul ediyor. Hristiyan ve Yahudi siyonistlerin mesih düşüncesinde de bir ortak nokta var. Netanyahu ve etrafındaki kişiler, kutsal kitaplarından atıfta bulunarak şu anda yapmakta oldukları mücadelenin, adeta mesih döneminin inşasına yönelik bir mücadele olduğu çağrışımında bulundular. Hristiyan siyonisitler bir Yahudi mesih beklemiyor ama her iki kesim de mesih beklentisi noktasında ittifak yapmış durumdalar. Hristiyanlar, Yahudilere kayıtsız, şartsız her türlü desteğin sağlanmasını dini bir görev olarak kabul ediyor. Soykırım, analiz edilirken teopolitik arka planın kesinlikle ihmal edilmemesi gerekiyor. Çünkü insanları yönlendiren ve zihin yapılarını inşa eden temel argüman dindir.”
Programda, Prof. Dr. Ali Osman Kurt, Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir, Prof. Dr. Kudret Bülbül, Prof. Dr. Mete Gündoğan, Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Doç. Dr. Muhammet Enes Kala, Doç. Dr. Halid Üveysi, Doç. Dr. Mustafa Yetim, Doç. Dr. Recep Yorulmaz, Dr. Nuri Salık konuşma yaptı.
]]>Sabahın ilk ışıklarından itibaren Mersin’i karış karış gezen Soydan, kurum, kuruluş ziyaretlerinin yanı sıra halk buluşmalarına da katılarak sorunlarını bire bir dinlemeye devam ediyor. Mersin halkının artık hizmet istediğini, algı ve israf belediyeciliği istemediğini vurgulayan Soydan, “Son günlerde seçim telaşı ile bir takım çalışmalar yapıldığını görüyoruz. 5 yıldır sadece algı ve israf yapan belediye yönetimi, son günlerde gidici olduğu anlamış olmalı ki daha önce yaptıkları yerleri söküp yeniden yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
“Mersin’in değişime ihtiyacı var”
Yaptığı ziyaretlerde Mersin’in sorunlarını not ettiklerini dile getiren Soydan, “İş dünyası, üretici, çiftçi, ev hanımı veya esnaf aynı şeyi söylüyor ve Mersin’in değişime ihtiyacı olduğunu belirtiyorlar. Mersin’in artık zaman kaybetme lüksü kalmadı. Halkımızda bunu bize ifade ediyor. Bizim vaatlerimiz değil, gerçekçi projelerimiz var. Mersin’in sorunlarını çok iyi biliyoruz ve ona göre çözümlerimizle geliyoruz” diye konuştu.
“Mersin’in ulaşım ve trafik sorununu çözeceğiz”
İşçi çıkarmayacaklarını bir kez daha yineleyen Soydan, “Mersin halkı en pahalı suyu içiyor. Trafik sorunu en önemli sorun haline gelmiş. Ulaşım sorunu giderek büyüyor. Sosyal yardımlara ayrılan bütçe çok az, biz bunu arttıracağız ve sorunların çözümü için tüm projelerimizi hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
Hizmet odaklı bir yönetim modeli ile çalışacaklarını kaydeden Soydan, “Çalışan hiçbir işçimizin, emekçinin alın teri ile oynamak gibi bir şey olamaz. Sonuçta bunun hem vicdanen hem de Allah katında yeri yoktur. Biz işini düzgün yapan, işini sahiplenen bütün emekçi kardeşlerimizle birlikte, özlük haklarında da iyileştirmeler yaparak, herkesin eşit ücretlerle işinin karşılığını alabileceği huzurlu ve mutlu çalışma ortamında birlikte olacağız” dedi.
“Su fiyatlarını indireceğiz”
Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanan illerin başında Mersin’in geldiğini hatırlatan Soydan, şöyle devam etti; “Mersin Büyükşehir Belediyesi büyük bir belediyedir. Cumhur İttifakı meclis üyeleri olarak Mersin Büyükşehir Belediyesinde yönetim tarafından gündeme getirildiğinde iki defa oy vererek zamları önleme adına karar almıştık ama mahkeme kararıyla bu zamlı tarife Mersin’de hemşerilerimize uygulandı ve Mersin pahalı bir içme suyu içiyor. Farklı Büyükşehir Belediyelerini de inceledik, aynı dilimde içme suyu kullanılmış ve aynı elektrik sarfiyatı sarfedilen şebekelerden kaynağa getirilen sularda baktığımız zaman yüzde 30 Mersin Belediyesi su faturaları fazla. İlk işimiz meclis gündeminde su faturalarımızı indirip, kaliteli ve ucuz içme suyunu halkımıza temin etmektir.”
“Kimin hangi ittifakı yaptığına bakmıyoruz. Tüm halkımızın oyuna talibiz”
DEM Parti’nin Büyükşehirde aday çıkarmaması ile CHP -DEM ittifakı soruları üzerine de konuşan Soydan, “Biz Cumhur İttifakıyız ve ittifakımıza sahip çıkıyoruz. Cumhur İttifakı’nın Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, hangi siyasi görüşten olursa olsun her vatandaşımızın oyuna talibiz. Kim, ne ittifak yaptı, biz ona bakmıyoruz. Karşı taraf sürekli farklı söylemlerle bu ittifakı kabul etmiyor, konuyu birbirlerine atıyorlar. Onun için biz Mersin’e kazandıracağımız hizmetlere odaklandık. Her kesimi de kucaklayacağız. Kimin ne yaptığına bakmıyoruz” İfadelerini kullandı.
“Mersin, tarımın başkenti olmaya aday bir kenttir”
Kentin tarım alanında güçlü olduğuna dikkat çeken Soydan, Mersin’in tarımın başkenti olabileceğini söyleyerek, “Mersin olarak tarımın başkenti olmaya adayız. 329 bin hektarlık tarım arazileri ile Türkiye’de rekoltesi yüksek birçok üründe ilk sıradayız. Tarım A.Ş ile amacımız, girdi maliyetlerini minimum seviyeye çekmek. Bu noktada Bitki Sağlığı Merkezi oluşturarak uzman ziraat mühendislerimiz eşliğinde zirai ilaç desteği, planlı üretim desteği, gübre desteği ve sulama suyu destekleri noktasında çiftçilerimizin yanında olacağız. Pazarlama departmanı kuracağız, ürünlerimizin yeni pazarlar bulması adına beraber çalışacağız. İkinci ürün noktasında tesisler oluşturacağız. Limonata fabrikası kuracağız, soğuk hava deposu ile meyve kurutma tesisleri oluşturacağız. Ürünlerimizi daha katma değerli şekilde değerlenmesi adına çiftçilerimizin her daim yanında olacağız” diye konuştu.
“Metro konusunda Mersin kamuoyu oyalanıyor, mevcut projeyi sil baştan yaptılar”
Metro konusunda yaşayanlara da değinen Soydan, şunları söyledi: “Kamuoyu yoklamalarında birinci çıkan sonuç ulaşım ve trafik sorunumuz, altyapı sorunumuz geliyor. Burada ivedilikle katlı kavşaklarımızı tamamlayıp, yeni otoyol bağlantı yolları ile çevre yollarının açacağız. 2019 yılında onaylanmış bir metro projesi vardı. Yeni yönetim göreve geldikten sonra bu planı revize edip 15 kilometreye düşürdüler ve bunu da maliyeti esas göstererek yaptılar ama proje değiştiği için süreç yeniden başladı. Şu anda 5 yılı kaybettik. Mersin’in şu anda onaylı bir metro projesi yok. Yatırım programına girmiş projesi yok ve bunu bir önceki seçimlerde seçim yatırımı olarak genel başkanlarını çağırıp Mersin’de temel atma töreni yaptılar. Ama maalesef şu anda metro ile ilgili onaylanmış bir proje yok. Mersin kamuoyu oyalanıyor. Biz şunu söylüyoruz, metroyu Cumhur İttifakı kadroları olarak biz yapacağız” – MERSİN
]]>İlk iki etabı tamamlanan Büyükçekmece Gölü Doğal Yaşam Parkı’nın açılışı gerçekleşti. Açılış törenine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün ve vatandaşlar katıldı. Hizmete açılan park içerisinde yürüyüş ve bisiklet yolu, kafe, ibadethane, otopark, büfe, wc, seyir terasları, çocuk oyun alanlarının yanı sıra proje kapsamında Büyükçekmece Gölü’nün mevcut su kalitesi ve doğal yapısı korundu.
“Çeyrek asırdan beri bu millete yalan söyleniyor”
Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Tepecik, Türkoba, Muratçeşme halkına çeyrek asırdır yalan söylendiğini ifade ederek şöyle açıklama yaptı: “Burası Büyükçekmece ilçesinin en muazzam yerlerinden bir tanesi. Ben 40 yıldan beri burada görev yapıyorum. 1969’dan beri Büyükçekmeceliyim. Son 25 yıldan bu yana Tepecik halkımıza, Türkoba halkımıza, Muratçeşme halkımıza Ekrem İmamoğlu’ndan önceki İstanbul Belediyesi’ni yönetenler ve siyasiler her seçimde “Tepecik halkı, Türkoba halkı, Muartçeşme halkı bize oy verin. 6 ay sonra sahilinizi yapıyoruz. Bize oy verin, imar planlarınız çıkartıyoruz.” Sayın başkanım bu millete çeyrek asırdan beri bunlar söyleniyor. 2019 yılında Ekrem Başkan’ımız ile birlikte Tepecik Meydanı’nda bizim konuşmamızdan sonra benim karşımda aday olan o günkü Büyükşehir Belediye Başkanlığını yürüten Sayın Mevlüt Uysal konuşmasında şunu söyledi: “Değerli Büyük Tepecik halkı ve Türkoba halkı bana oy verin, yanda bizim çadırımızın üstüne asmış olduğumuz imar planı sizin imar planınızdır. Haftaya Pazartesi günü gelin, imarlarınızı alın” dedi.
Konuşmasına devam eden Akgün, “Haftaya Pazartesi günü oldu, mazbatayı elime aldım. Büyükşehir Belediyesi’nin kapısını tuttum. Seçimi iptal ettiler. Zaman uzadı. Ben doğru Büyükşehir’in İmar Planlama Dairesine gittim. Tepecik ve Türkoba’nın tasdik etmiş olduğunuz, çıkartmış olduğunuz 1/5000’lik imar planlarını almaya geldim dedim oradaki imar başkanına. Dedi ki: “Başkanım yok, bekliyor. Sizin kadir Topbaş zamanında Büyükşehir ile beraber hazırlamış olduğunuz planlar aynen meclis raflarında bekliyor. Siyasilerin söylediği yalanlar bizi ilgilendirmez” dediler. Biz o gün bunun yalan olduğunu söyledik. “Size yalan söylüyorlar” dedik ama maalesef Tepecik halkımızı, Türkoba halkımızı yine kendi çıkar ve menfaatlerine alet ettiler. Yine sizin oylarınızı kullandılar. Yüzde 65 oy vererek desteklediniz. Çünkü deprem geliyor, imar planı bekliyorsunuz. 2019’da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu başkan yaptık İstanbul’a ama Büyükşehir Meclisi maalesef Ak Parti’nin elinde kaldı. O günden bugüne sizlere eziyet ettiler. Sizlere 20 yıldan beri eziyet ediyorlar. Ben şahidiyim, o günden beri başkanım ben. O günden beri İstanbul depremi gelecek diyor bilim insanları. Sizin binalarınız değil 7.5 büyüklüğündeki deprem 5.5, 6 büyüklüğündeki burayı direkt etkileyecek depremde binalar yerle bir. Bunu hepimiz biliyoruz. İşte şimdi Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart 10 gün sonra Büyükşehir koltuğuna oturup meclisiyle beraber işbaşı yaptığı zaman size söz veriyorum. En geç 3 ay içesinde o imar planlarını tasdik ettirip, koltuğumun altında getirmezsem gelin hepiniz gelin, yakama yapışın. Çünkü imar planları hazır. Sadece meclisin iradesinin oluşması lazım. Çeyrek asırdır size burada sahil yapacaklardı. Söylemekle olmuyor. Ekrem İmamoğlu’nun dediği gibi oluyor. Söyledi, yaptı. “Başkanım bu sahili yapacağız” dedi. Çeyrek asırdan beri bu millete yalan söyleniyor. Şimdi açılışını yapıyoruz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Gazze’den Türkiye’ye tedavi amaçlı gelen Filistinliler ile Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrenciler için Ankara’da iftar programı düzenledi.
Programa katılan Filistinli öğrenciler, Gazze’deki insani kriz hakkında AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
Başkent Üniversitesinde Film Tasarımı Bölümünde öğrenim gören Abdurrahman Essam, Gazze’de durumun çok kötü olduğunu belirterek, denizden, havadan ve karadan abluka olduğunu, tüm kapıların da kapandığını söyledi.
Essam, Gazze’ye ulaşan insani yardımların da hala ihtiyacın çok altında olduğuna dikkati çekerek, Gazze’deki duruma dair hislerine ilişkin, “Dürüst olmak gerekirse utanç duyuyorum. Ben burada yiyebiliyorum, sağlığım iyi. Bir yerlere gidip gelebiliyorum ama orada kahvaltı bile edemiyorlar. Ramazanda tek bir öğün var, o öğünde bile zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar. Gıda ve su eksikliğinden dolayı ölen çocuklar var. Temiz su yok. Burada marketten bir şişe su satın alabilirsiniz ama orada insanlar için durum çok kötü.” ifadelerini kullandı.
Durumun daha iyi olmasını umduğunu dile getiren Essam, ramazanın kutsal bir ay olduğunu ve herkesten Gazze’deki halkı için dua etmesini istedi.
“Gazze’de ramazan 5 ay önce başladı”
Ankara Üniversitesinde gazetecilik bölümünde öğrenim gören Mustafa Alnatsheh de 3 yıldır Türkiye’de yaşıyor.
Alnatsheh, ramazanın Gazze’de nasıl geçtiğini düşünmenin bile üzücü olduğunu ve bunun tüm Müslüman alemi için utanç verici olduğunu söyledi.
Ramazanda Gazze’nin durumuna ilişkin Alnatsheh, “Gazze’de ramazan 5 ay önce başladı. Ne iftar ne sahur var şimdi. 5 aydır ne yemek vardı ne de su vardı. Aynı durumda, onların sevabının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.
Alnatsheh, Gazze’deki halkın mücadelesinin Filistinliler ve İslam alemi için gurur verici olduğuna işaret ederek, ramazanın Gazze için zafer ayı olmasını umduğunu dile getirdi.
“Gazze’de 24 saat oruç tutuyorlar”
Ramazanda Gazze’deki halkı düşündüğündeki hislerine dair Alnatsheh, “Açıkçası ramazanın özellikle ilk gününde yemek yerken iftarda arkadaşlarla birbirimize baktık. Biz iftar yapıyoruz, orucumuzu açtık ama Gazze’deki insanlar, bizim halkımız orada iftarını yaptı mı, orucunu açtı mı? Aslında zaten 24 saat oruç tutuyorlar. Bu sebeple üzücü, bizim halkımız orada savaşırken biz de burada yemeklerimizi yiyip su da içip normal hayatımıza devam ederken, gerçekten diyebileceğim hiçbir söz bulamıyorum.” diye konuştu.
Alnatsheh, dünyanın iki yüzlü olduğunu gördüklerini kaydederek, 5 aydır Gazze’ye hiçbir yardımın ulaşmadığını ve dünyanın Filistin davasına ne kadar karşı olduğunu anladıklarını söyledi.
Bütün ülkelerin propaganda yaptığını da gördüklerini aktaran Alnatsheh, “Filistin halkı adına, Türkiye’ye Filistin halkına destek verdiği için teşekkür etmek istiyorum. İnşallah tez vakitte Filistin ve Gazze’deki insanlar huzurlu şekilde hayatını yaşar.” dedi.
Başkent Üniversitensinde Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören Asil Almabhouh da 3 yıldır Türkiye’de yaşıyor.
Almabhouh, bu ramazanın Gazzeliler için en zoru olduğunu belirterek, gıdanın çok zor bulunduğunu ve az yardım geldiğini dile getirdi.
İnsanların çoğu zaman yiyecek bulamadığını aktaran lmabhouh, buldukları yemeklerin de aşırı pahalı olduğunu söyledi.
Ramazan ayındaki hissiyatına dair Almabhouh, “Ben genelde ramazanda çok heyecanlı oluyorum, çok güzel bir ay bizim için. Ama bu ramazan çok farklı. Hislerimiz, dualarımız hepsi Gazze için. Aslında bazen onların yerinde olmak istiyorum. Orada olmak çok kıymetli bir şey, şehit oluyorsun. O Allah’tan bir hediye gibi. Allah yardımcımız olsun.” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, Konyaaltı ilçesinde bir otelde düzenlenen kahvaltıda basın mensupları ve partililer ile bir araya geldi. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda Cem Kotan’ın seçim çalışmaları anlatılırken, yeni dönemde hayata geçireceği projelerin tanıtımı yapıldı. Parti Meclisi tarafından isminin açıklanmasının ardından 2 aylık surecin geride kaldığını belirten Kotan, “Her kesimle bir araya gelerek kendimizi anlattık. Konyaaltı’nı hep birlikte yöneteceğiz sloganı ile hareket ettik. 100 proje ile yola çıktık. Şu anda 41 tane projemiz Konyaaltı halkının talep ettiği projeler. Çılgın bir projemiz yok, hepsi hayatın içerisine dokunan projelerdir. Biz katılımcı ve demokratik bir yönetim anlayışı ile yola çıktık. Projelerimizi de halkımız belirleyecek. Konyaaltı belediye başkanı ile vatandaşın iletişimi güçlendi. Belediye başkanının kendilerinin yanında olmasını istediler” dedi.
“Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz”
Vatandaşa şu sözü verdiklerini belirten Kotan, “Devamlı vatandaşımız ile birlikte olacağımızın sözünü verdik. Şu anda çalışmalarımız muazzam bir şekilde ittifaka yakın bir oy oranımız var. Konyaaltı halkımıza çok teşekkür ederim. Göreve geldiğimiz zaman belediye halkın içerisinde olduğu gibi ailelerin de içerisinde olacak. Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz. Kreşlerimizin sayısını 2 katına çıkaracağız. Engelli vatandaşlarımıza ait işletmelerde gerekli şartlar yok, bununla ilgili de çalışmamız olacak. Emeklilerin çok yoğun yaşadığı bir ilçede bulunuyoruz. Birtakım merkezlerimizin açılması yönünde çalışmalarımız olacak. Kadınlar ile ilgili olarak hobi atölyelerin açılması, parkların ışıklandırılması ile daha konforlu bir kentte yaşamaları için elimizden geleni yapacağız. Her zaman bir hayaliniz olacak, bizim bu kentte siyaset yaparken bu ilçeye yönelik bir hayalimiz vardı. Hayalimiz olarak aday olduk. Ben her zaman siyasette hayali olan insanlar ile koşmak istedim” ifadelerine yer verdi.
“Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir”
En büyük hayalinin Konyaaltı’nı, halkla beraber yönetmek olduğunu belirten Kotan, “Muhtarlar ile bir ekip oluşturmak istiyoruz. Muhtarlar ile belediye başkanı arasında bir bürokrasi vardır. Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir. Biz muhtarlarımız ile her 3 ayda bir araya gelerek bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Orada sorunlar ve talepler iletilecek. Biz neler yaptığımızı anlatarak onlara hesap vereceğiz. Bir bakıma denetleneceğiz. Bir bakıma yetkimizi paylaşmış olacağız. Daha sonra katılımcı demokrasi ile mahalle toplantıları yapmak istiyoruz. Muhtarımızı yanımıza alarak direk halkımıza giderek onların sorunlarını dinleyeceğiz. Bir hizmet rotası çizeceğiz. 3 ay sonra yine giderek yapılıp yapılmadığını denetleyeceğiz. Konyaaltı halkı ile bütünleşmek istiyoruz. Biz katılımcı demokrasinin daha da gelişmesinden yanayız. 10 yıldır belediyecilik alanında çalışıyorum. Onlarla birlikte hem yöneteceğiz hem de yönetileceğiz. Bütün kararlarda halkımıza gideceğiz” sözlerine yer verdi.
“Güzel bir yolculuğa çıkacağız”
5 yıl boyunca çok güzel bir hikaye yazmak istediklerini belirten Kotan, “Güzel bir yolculuğa çıkacağız. Güzel başarı hikayeleri yazacağız. Çok başarılı genç bir ekibimiz var. Hepsi hayatın içerisinde olan projelerdir. Biz geçmişimize bağlıyız, önceki başkanlarımızın yaptığı projeleri geliştireceğiz. Hizmetleri daha iyi noktaya getireceğiz. Belediye başkanı makam odası ile makam aracının arasına sıkışmayacak” dedi.
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, “Bu zamana kadar ilçemize hizmet eden başkanlarımıza teşekkür ederim. Cem Kotan arkadaşımıza başarılar diliyorum. Kendisi partimizin emekçisidir. İlçemize değer katacak projeleri ile en iyi hizmeti yapacaktır” ifadelerini kullandı.
“23 yıldır sosyal demokrat belediyeciliği ile yönetiliyor” diyen CHP İl Başkanı Nail Kamacı, “Bu dönem bir nöbet değişimi oldu. Parti meclisi kararları bizim için kutsaldır. Bizim adayımız Cem Kotan’dır ve arkasındayız. Cem Kotan 2004-2005 yılında partimizde görevlerde bulundu. O dönemlerde partimizde çalıştı. Parti geçmişi olan bir arkadaşımızdır, kendisine başarılar diliyorum” sözlerine yer verdi.
CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, “Örgüt olarak bilfiil durmadan gece gündüz demeden çalışmaya başladık. Amacımız sıkılmadık el bırakmamaktı. Sadece bir seçim kazanmak için değil rekorunu kırmak için harekete geçtik. Sadece ilçede değil büyükşehir anlamında da bunun peşindeyiz. Çalışmaya devam edeceğiz” dedi. – ANTALYA
]]>Hatay Depremzede Derneği, Defne Hancağız Mahallesi’nde kamulaştırma kararı sonrası yaşanan zeytin kıyımına ilişkin basın açıklaması yaptı. Hatay Depremzede Derneği Hukuk Komisyonu üyesi avukat Fidel Doğru, “Hancağız köylüsü topraksızlaştırılmaktadır. Acele kamulaştırıldığı söylenen 600 dekarlık alanda takriben 30 bin fazla zeytin ağacımız bulunmaktadır. Elinde herhangi bir belgesi olup olmadığını bilmediğimiz kepçe dozer ve kamyonları ile zeytinliklerimizi sökmeye başlayan Binbay inşaatın herhangi bir resmi izni, belgesi iki satır yazısı var mıdır elinde? Son on yılda milyarlarca TL’nin üzerinde ihale alan, 2018 yılında AKP’den milletvekili aday adayı olan Bedrettin Binbay’ın şirketi Binbay yapı yine TOKİ ile anlaşma sağlayarak yeşilimizi griye, zeytinliklerimizi betona büründürüyor” diye konuştu.
Hatay’ın Defne ilçesinin Hancağız Mahallesi’ndeki kamulaştırma kararının ardından zeytin ağaçları kesildi. Hatay Depremzede Derneği, yaşanan zeytin kıyımına ilişkin Hancağız Zeytinliği’nde basın açıklaması yaptı. Hatay Depremzede Derneği Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Fidel Doğru, şunları söyledi:
“Basın açıklamamıza Homeros’un İlyada Destanı’nda geçen bir sözüyle başlamak isteriz. ‘Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım.’ Homeros, zeytinin çığlığını insanlığa ulaştırıyor.
“ZEYTİNLİKLERİ ORTADAN KALDIRARAK HATAY YENİDEN İNŞA EDİLEMEZ, AYAĞA KALDIRILAMAZ”
2021 yılı zeytin üretim istatistiklerine göre Hatay, Türkiye’de üretilen toplam dane zeytinde yüzde 7’lik bir paya sahiptir. Hatay zeytinciliği, ülkemiz zeytin üretimindeki yerinin yanı sıra zeytinin anavatanı olarak kabul edilen bölge içerisinde yer alması ve bölgedeki zeytinciliğin çok eskiye dayanmasıyla da ayrı bir önem taşımaktadır. Zeytin ve zeytinlikler Hatay halkının ekonomik olduğu kadar sosyal ve kültürel hayatının da bir parçasıdır. Hatay halkı hep zeytinlerle, zeytinliklerle iç içe yaşam sürmüştür. Depremle kentsel yaşam ve tarihi kent merkezi ortadan kalksa da zeytinlikler Hatay kimliğinin, kadim-geleneksel yaşam biçiminin sürdürülmesine katkı sunmaya devam ediyor. Zeytinliksiz Hatay olmaz. Zeytinlikleri ortadan kaldırarak Hatay yeniden inşa edilemez, ayağa kaldırılamaz. Dahası zeytinlikleri ortadan kaldırarak Hatay’ı sosyal ekonomik kültürel olarak yaşanılabilir bir yer olmaktan uzaklaştırırsınız. Hatay halkı için zeytinin, zeytin ağacının, üretiminin, var oluşunun değerini anlatmak güç. Fakat yerinden acımasızca sökülen her ağaç yerinde bir kor bırakarak sökülüyor bizler için.
“ACELE KAMULAŞTIRMA KARARI İLE EL KONULAN ZEYTİNLİKLERİMİZ BİZLERİN GEÇİMİNE KATKI SUNAN YAŞAM KAYNAKLARIMIZDIR”
Dün Dikmece, Orhanlı, Gülderen. Bugün Hancağız. Yarın başka bir köy, başka bir mahalle… Bu kıyımı durdurmak için Hancağız’a sahip çıkmak, memleketimize sahip çıkmaktır. Üzerinde binlerce ağacın olduğu yüzlerce dönüm zeytinliğimiz, bini aşkın konutun inşa edileceği betona bürünecek. Toza bulanmış bu kentte en çok ihtiyaç duyduğumuz oksijenin de hayatımızdan çalınmasına neden olacak. Hancağız halkı yıllardır bu topraklarda atadan dededen kalma toprağını işler, zeytinine gözü gibi bakar. Acele kamulaştırma kararı ile el konulan zeytinliklerimiz bizlerin geçimine katkı sunan yaşam kaynaklarımızdır.
“DEFNE’NİN EN KÜÇÜK MAHALLESİNİN TARIM ARAZİLERİ VE ZEYTİNLİKLERİNİN ACELE KAMULAŞTIRILMASI ANLAŞILIR OLMAKTAN UZAKTIR”
Şubat Depremleri ile kaybettiklerimiz saymakla bitmez, Hancağız’da sadece bir ailenin onlarca kaybı var. Köyün yüzde doksanı yıkılmış durumda, barınma sorunları çözülmemiş, verilen sözler tutulmamış, insanlar hala çadırda veya konteynerde yaşamaktayken, sağlık, eğitim, ulaşım hizmeti almakta zorlanırken, bir gün topraklarımızın kamulaştırıldığı haberi ile karşılaşıyoruz. Ne bir tebligat ne bir askı süreci ne bir muhatap varken onlarca yıldır emek emek baktığımız zeytin ağaçlarımızın sökülmeye başlandığını görüyoruz. Onlarca canını, evini, işini kaybetmiş bir yılı aşkın süredir yaşam mücadelesi veren insanların elinden topraklarının habersiz, sorgusuz sualsiz alınması akıl alır gibi değildir. Hatay’da yüzlerce belki de binlerce dekar hazine arazisi varken Defne’nin en küçük mahallesinin tarım arazileri ve zeytinliklerinin acele kamulaştırılması anlaşılır olmaktan uzaktır.
“BAKANIN İŞGALCİ DİYE TANIMLADIĞI KÖYLÜLERİN ÇOĞUNLUĞU TAPU SAHİBİDİR. ASIL İŞGALCİ OLAN KİMDİR”
Hancağız köylüsü topraksızlaştırılmaktadır. Acele kamulaştırıldığı söylenen 600 dekarlık alanda takriben 30 binden fazla zeytin ağacımız bulunmaktadır. Atalarımızın zeytin ağacı ile ihya ettiği bu toprakların tapulu sahibi veya ecrimisilini ödeyen Hancağız köylüsü bu karardan sonra ne ekip ne biçecektir? Ne yiyip içecektir? Neyle geçinecektir? Elinde herhangi bir belgesi olup olmadığını bilmediğimiz kepçe dozer ve kamyonları ile zeytinliklerimizi sökmeye başlayan Binbay inşaatın herhangi bir resmi izni, belgesi iki satır yazısı var mıdır elinde? Son on yılda milyarlarca TL’nin üzerinde ihale alan, 2018 yılında AKP’den milletvekili aday adayı olan Bedrettin Binbay’ın şirketi Binbay yapı yine TOKİ ile anlaşma sağlayarak yeşilimizi griye, zeytinliklerimizi betona büründürüyor. Bakanın işgalci diye tanımladığı köylülerin çoğunluğu tapu sahibidir. Asıl işgalci olan kimdir? Hancağız halkı yasanın izin verdiği ölçüde hazine arazilerini zeytin ağaçları ile ihya etmiştir. Bahsi geçen alanın ne kadarı hazine arazisi, ne kadarı tapulu alandır?
“KENTİMİZİN EKOLOJİK DENGESİ İÇİN BÜYÜK BİR ÖNEME SAHİP ZEYTİNLİKLERİMİZİN ELİMİZDEN ALINMASINI KABUL ETMİYORUZ”
Zeytin ağaçları, kökleri toprağa sıkıca tutunarak erozyonu önler. Zeytin bahçeleri, çok çeşitli bitki ve hayvan türlerine de ev sahipliği yapar. Bu alanlar, kuşlar, böcekler ve diğer canlıların yaşam alanıdır. Zeytin ağaçları, fotosentez sırasında karbondioksiti emer ve oksijen üretir. Bu nedenle, atmosferdeki oksijenin artmasına katkı sağlarlar. Ayrıca toprak altındaki suyun korunmasına yardımcı olur. Kökleri, yeraltı sularını besler ve bu su kaynaklarının sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Zeytinler, zeytinyağı ve doğrudan tüketim için çok önemli bir gıda kaynağıdır. Bu, yerel ekonomilere katkı sağlar. Kentimizin ekolojik dengesi için büyük bir öneme sahip zeytinliklerimizin elimizden alınmasını kabul etmiyoruz. Zeytinlikler onu eken biçen köylüye aittir.
“ZEYTİNLİKLERİMİZİ, TOPRAĞIMIZI, KÜLTÜRÜMÜZÜ, SOFRAMIZI, GEÇİM KAYNAKLARIMIZI SAHİPSİZ BIRAKMAYACAĞIZ”
Hancağız’ın nüfusu bine ulaşmamışken burada köyün içinden binlerce insanın yerleşeceği kocaman bir şehir yaratılacak olması köylüyü düşündüren ve endişelendiren başka bir konu olarak karşımızda duruyor. Yüzyıllardır komşusuyla, akrabasıyla, kültürüyle birlikte yaşayan bu halk, TOKİ inşaatlarıyla birlikte yaşamsal sorunların yaşanabileceğini öngörüyor ve bu konuda yetkililerin nasıl bir planlama yaptıklarını merak ediyor. Bu kıyımları gerçekleştirenlere sesleniyoruz. Zeytinliklerimizi, toprağımızı, kültürümüzü, soframızı, geçim kaynaklarımızı sahipsiz bırakmayacağız. İş makinelerinizi acilen zeytinlik ve ormanlık vasfı taşımayan hazine arazilerine, halkın evlerini kendi yerinde inşa etmek istedikleri alanlara yöneltin ve bu halkın barınma hakkını acilen bedelsiz bir şekilde karşılayın. Her iki başlığın da bizler açısından hayati öneme sahip olduğu barınma hakkımızla zeytinliklerimizi karşı karşıya getirmenize izin vermeyeceğiz.”
]]>Yaklaşık 1.5 aydır 31 Mart seçimleri için vatandaşlara projelerini ve hedeflerini anlatan Özkan Çetinkaya, kentin vaat siyasetine değil, icraat ve hizmet belediyeciliğine kendi dönemlerinde kavuşacağını söyledi.
“Kentsel dönüşüm projelerinde hiçbir vaadini gerçekleştirilmiş durumda değildir”
“Karabük’e uygulanacak projelerin aslında hep aynı projeler olduğunu, ancak sorulması gereken sorunun neden bu projeler sürekli aynı şekilde ısıtılıp ısıtılıp halkın önüne neden sunuluyor?” diyen Çetinkaya, ” 15 yılda bu projeler tekrar tekrar ısınıp ısınıp halkın önüne neden sunuluyor? Aslı baktığımızda projeler aynı değil. Problemler ve hizmete dönüştürülmesi gereken konular aynı. Ama bakıyoruz, Karabük’te ihtiyaç hali olan şeyler maalesef çözüme kavuşturulmuyor. Seçime 40 gün kala bugün burada verilen bin konut projesi vaadi. Seçime 40 kala halka hizmet için sözde verilen A4 maktu bir evrakla halkın başvurusu toplanıyor. Aslında bu evrakın hiçbir geçerliliği yok. Bir de bakıyoruz aynı belediye geçen iki seçimde Kemiklidere bölgesinde kentsel dönüşüm projesi sundu. Yüne Bayır mahallede bir önceki seçimde aynı şekilde seçim kampanyası olarak halka yapacağız diye sunulan konut vaatleri var. Bu bölgenin ikisinde de herhangi bir konut geçmiş 15 yılda verdiği kentsel dönüşüm vaadini yapmadı. Bugün vadeliden herhangi bir konut çalışması olmadı. Karabük halkı o zaman da heyecanlandı, konut sahibi olacağım dedi. Mahallelerimiz yenilenecek dedi. Daha modern, depreme dayanıklı konutlar yapılacak dedi. Geçtiğimiz on beş yılda bu iki tane konut projesi ve dahası daha nicesi hayata geçirilmedi. Geldik yıl 2024 seçime kırk gün kala yine aynı vaatler. 15 yıl da kaç konut yaptın. Şimdi yine aynı vaatlerle haktan evrak topluyor ve bu form niteliğinde bin tane konut yapacağınızı Karabüklü halkımıza beyan ediyor. Biz etmiyoruz, Karabük Belediyesi vaat ediyor. Maalesef uygun görmüyoruz bunu. Biz arzu ederdik ki 15 yılda Karabük’te konut üretimi mahallelerimizde konut stoku yükselsin. Daha modern daha çağdaş, depreme dayanıklı konutlar üretilsin. Çocuklarımız, ailelerimiz daha modern yapılarda yaşasın. Ama maalesef şu on beş yıllık Karabük Belediyesi son 15 yılında bu konut projesine, kentsel dönüşüm projelerinde hiçbir vaadini gerçekleştirilmiş durumda değildir. Nitekim son yıllarda soğuksu bölgesinde 3. etapta bir kriz halini almıştır. Biz orada da şunu söylüyoruz; Soğuksu Mahallesi’ne, 1 Mayıs’ta inşallah üçüncü etaba ilk kazmayı vuracağız. Kepçeyi sokacağız. Bu noktada da temaslarımız başladı inşallah. Bizler soğuksu mahallesinde üçüncü etabı da çok hızlı bir şekilde halledip halkımızın inşallah hizmetine sunacağız. Burada hızlı bir şekilde icraata hemen dönüşeceğiz. Göreve geldikten bir ay sonra biz Soğuksu Mahallesi’nde inşallah üretimine devam edeceğiz. Burada yine kiralar noktasında orada da yine halkımıza üzerine düşen neyse fazlasıyla yapacağız. Buradakiler bir kayıp varsa bunları da kati ücretle bu kayıpları yok edeceğiz, ortadan kaldıracağız. Bu projelerde bir ticaret değil, bir hizmettir bunlar hemen kentsel dönüşümlerimizi uygulayacağız. Bayır Mahalle olsun ve burada belirttiğimiz birçok mahallemizde halkımızı mağdur etmeden burada halkımızın hakkını koruyarak biz bu kentsel dönüşümleri ve bu modern, konutları, modern yapıları mahallelerimize kazandıracağız. Bu işin ehli de AK Parti’dir. Bugün Türkiye’de 2002’den önce TOKİ’yi konuştuğumuzda hiçbir şey yok ama 2002’den bu yana bakıyoruz şehrimizde de birçok TOKİ projesine bakıyoruz hükümetimizin imzası var. O noktada kentsel dönüşüm ve konut üretimi, modern konut üretimi bizim asli uzmanlık alanımız. İnşallah bu uzmanlık alanımızı göreve gelir gelmez icraata koyacağız” dedi.
“Karabük Belediyesi bu formlarla önümüzdeki 5 yıl size bin tane konut yapmayacak”
“Birçok mahallede sosyal konut üretmeye kuracakları Konut AŞ bünyesinde ve TOKİ’yle iş birliği halinde seri şekilde başlatacaklarını da ifade eden Özkan Çetinkaya, ” Eğer vaat ettiğimiz projelerle göreve geldiğimizde hiçbir çalışma ve ilerleme olmazsa gelsin belediyeye halkımız bize hesap sorsun. Belge topluyorsun, yer belli değil, kaç paraya mal olacak, kaç metre kare olacağı belli değil, insanları belediyede uzun kuyruklar oluşturarak umutları A4 kağıdına bağlıyorsunuz. 15 yılda verdiği vaatlerin hiçbiri yapılmamaış, bugün bu formla başvuru yapan halkımıza şunu söylüyorum, Karabük Belediyesi bu formlarla önümüzdeki 5 yıl size bin tane konut yapmayacak. Ama şunun sözünü veriyorum, AK Parti Belediye Başkan adayı olarak, yapacağımız 2 bin 100 konutu ise hükümetimle, TOKİ işbirliğiyle, istişare ile, Ankara yolunu gide gele Karabüklü hemşerime kazandıracağım. Belediye personelimizin de konut ihtiyacı var. Bizler de gerekirse burada belediye personelimizin bir konut ihtiyacı varsa bunu belediyedeki personel mesai arkadaşlarımla oturur 2100 değil 2500 konut yaparız. Bizim mesai arkadaşımız, personelimiz onlara da gerekli desteği yaparız” diye konuştu.
15 yıldır koskoca bir sürecin geçtiğini de kaydeden Çetinkaya, ” Başka illere bakıldığında nehir akıyor millet etrafında yürüyor. Bizim burada nehrimiz akıyor. Benim hemşehrilerim bakıyor. Karabüklüler bakıyor. Yine burada bir alan var, Gar sahası var. Bakıyorsun işte ben falanca yıl oraya protokole imza attım. Peki işi niye takip etmedik? Niye peşinden gitmedik? Vekillerimiz var burada birçok bürokratımız var Ankara’da. Bu işlerin peşine niye düşmedik? Ben adayım ve aday olduğumdan sonra 3 defa bakanla görüştüm. Bir tanesi de Gar projesi. Bu görüşmeler neden yapılmadı. Yapılsaydı bu gün tekrar tekrar ısıtılıp 15 yıl sonra niye proje olarak sunuluyor? Arzu ederdim ki ilk dönem bunun vaadini veren arkadaşımız Gar sahası icraatı gerçekleştirseydi, hizmete açsaydık. Şimdi konut noktasında ya Allah aşkına 15 yılda yapılmayan konutun seçimin 40 günü vaat eden bir belediye var karşımızda. 15 yıl hiçbir konut çalışması yok. Karabüklü çocuklar hala eski yapılarda. Yine bakıyorsun mevcut apartman kültürü olan mahallelerimiz bakıyorsunuz trafik problemleriyle otopark problemleriyle boğuşuyor. Bugün bakıyorsun konut bulamamaktan millet ilçelere oturmaya gidiyor. Şimdi 15 sonra form topluyoruz. 2019’dan buyan vaat ettiği bir tane konut projesi göstersin. Modern, çağdaş ve yaşanabilir bir Karabük için ben yola çıktım. 2100 tane konutu asgari düzeyde yapacağım. Azami düzeyde de bu rakamın çok çok üzerine çıkacağım. Burada da yine TOKİ’yle seri şekilde iş birliği yapacağız ve burada kentimizi daha güzel müreffeh bir seviyeye taşıyacağız. Bu bir cevap değil, bu bir hizmet aşkıdır. Bu Karabük’e bir kalkınma hamlesinin aşkıdır.” diye konuştu.
1100 Araçlık otopark sorunu millet bahçesi ile gideriyoruz”
AK Parti Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, kentteki en büyük sorunlardan birinin de otopark olduğunu ifade ederek, ” Kent Meydanı millet bahçesinde dönemin bakanı Murat Kurum’un ciddi bir emeği vardır. Yeniden TOKİ tarafından revize edilen Kent meydanı millet bahçesi projesinde bin yüz araçlık bir otopark hedefliyoruz. Millet bahçemiz içerisinde olacak ve halkımızın hizmetinde olacak. Millet bahçemizin içerisinde birçok sportif, sosyal yine gençlerimizin, kadınlarımızın, ailelerimizin kullanacağı alanlar da olacak. Kent meydanı millet bahçemiz içerisinde 1100 araçlık bir otoparkımız. Var. Şehrimizin otopark problemini ortadan kaldırıyoruz. Burada 800 araçlık iki katlı bir otopark ve yatay mimari inşa ediyoruz. Mevcutta da bir 300 araçlık otopark var. Burada da tek gayemiz hizmet. Burası 194 milyon TL, bir bedelle TOKİ tarafından, Çevre Bakanlığımız bünyesinde şehrimizde, hemşerilerimizin hizmetine sunuluyor. 78 dönüm alan üzerine yapılan Millet bahçemiz şehrimizin gözbebeği alanda gün geçtikçe yükseliyor. 26 Kasım 2024’de hemşehrilerimizin hizmetine de bu alanı sunacağız. Burası Karabük’lerin sosyalleşebileceği bir alan. İçerisinde bir çok sosyal alanlar yer alacak. Burası yeşil bir koridor olacak” ifadelerinde bulundu. – KARABÜK
]]>Mahalli İdareler Seçimleri’ne sayılı günler kala, çalışmalarında hız kesmeyen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, saha çalışmaları kapsamında Efeler ilçesinde esnaflarla bir araya geldi. Vatandaşlar ve esnafın yoğun ilgisiyle karşılaşan Başkan Çerçioğlu, CHP’nin Efeler Belediye Başkan Adayı Anıl Yetişkin ile birlikte tüm Aydın halkına gösterdikleri teveccühten dolayı teşekkür etti.
Esnaf ziyareti esnasında basın mensuplarıyla da konuşan Başkan Çerçioğlu, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan Adnan Menderes Stadyumu ile ilgili soruyu yanıtlayarak “Hemen şurada PTT binası var. Yaklaşık 10 yıldır yapılmıyor. Yıkık vaziyette duruyor. Hemen diğer tarafta emniyet müdürlüğü binası var, yıkılmış durumda ve uzun süredir öyle. Yine merkez Efeler’deki huzurevi yıkıldı. Öyle duruyor yıllardır. Şimdi de stadyum yıkıldı. Oraya ne yapılacağı da uzun süre söylenmedi. Aydın halkı merak etti. Oraya ne yapılacağını vatandaşlar merak etti. Üzerinden belki 5-6 hafta geçti, tık yok. Hiç ses, seda gelmedi. Bunun üzerine ben de, belediye başkanı olduğum sürece Anıl başkanım da seçildikten sonra asla orasının bir AVM veya bir rezidans olmayacağını, yeşil alan olacağını ifade ettim ve biran önce buranın yeşil alan veya stadyum olması gerektiğini açıklamalarını söyledim. Benim bu söylemimden yaklaşık 48 saat sonra yeşil alan olacağını ifade ettiler. İlan ettiler ama ne kadar doğruyu söylüyorlar bilmiyoruz. O bir tartışma konusu diye düşünüyorum” dedi.
“Ellerini kollarını tutan mı oldu?”
Gazetecilerin “Seçim öncesi AK Parti iktidarı tarafından stadyumda bir temel atma işleminin yapılacağını düşnüyor musunuz?” sorusuna da yanıt veren Başkan Çerçioğlu; “Projesi olmayan bir şeyin nasıl temeli atılacak? Nerede ihalesi. İhalesi yapılmadı daha. Projesi yok ortada. Onlar sadece söylerler. Ama biz yaparız. Onlar vaat ederler, biz yaparız. Aydın’da taş üzerine taş koymadılar. Bazen sayın vekil, iktidar partisinin milletvekili olduğunu unutuyor, Aydın’da iktidarın yapması gereken işleri de yapacaklarını ifade ediyorlar. Belediye başkanı olursak eğer diyerek. Zaten onlar senin görevin, 22 yıldır AK Parti Aydın’da, Türkiye’de iktidar, kendisi de 10-11 yıldır milletvekili, ellerini kollarını tutan mı vardı. ‘Neden yapmadılar?’ diyor Aydın halkı. Tabi biz bu söylemleri daha önceki 2014’te de 2019’da da duyduk. Hiç kimseye inandırıcı gelmiyor. 5 yıldan 5 yıla vaat ederler. Bizler de icraat yaparız” şeklinde konuştu.
“Bu sevgiye layık olabildiysem ne mutlu”
Aydın halkının 31 Mart seçimlerinde gerekeni yapacağını ifade ederek Aydınlıların sevgisinin yaptıkları icraatlar ile olduğuna dikkat çeken Başkan Çerçioğlu, “Öncelikle tüm Aydınlılara, esnaflarımıza göstermiş oldukları teveccühten dolayı Anıl Bey ile beraber çok teşekkür ediyoruz. Tabi ki, hiç kimse bizim kara kaşımıza gözümüze bu sevgiyi göstermiyor. Yaptığımız icraatlar, hizmetler karşısında bu sevgi oluyor. Eğer bu sevgiye layık olabildiysem ne mutlu. Bu zamana kadar vermiş olduğum sözleri birer birer yerine getiriyorum. Hiç bir zaman Aydın halkının başını öne eğdirmedim, bundan sonra da eğdirmem. Tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz. Aydın halkımızdan da 31 Mart’ta yapılacak olan seçimlerde hem Anıl başkanım hem de kendim için oy istiyoruz” dedi.
“Aydın halkının gereğini yapacağından eminim”
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin en güçlü noktalarından birisinin de sosyal projelere verdikleri önem olduğu sözlerine ekleyen Başkan Çerçioğlu; “Her zaman Aydın halkının yanında oldum. 7’den 70’e. Aydın halkının yanında olmaya da devam edeceğiz. Özellikle bu süreçte ekonomik kriz o kadar fazla ki, bütün millet olarak iliklerimize kadar hissediyoruz. Onun için de sosyal projelere çok önem veriyoruz. Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak da bizim en güçlü olduğumuz noktalardan bir tanesi. Biz de buradan hareketle her zaman fakir fukara, garip gurebanın yanında olduk, olmaya da devam ediyoruz. Maalesef onlar halkın ne durumda olduğunun farkında değiller. Ama Aydın halkının 31 Mart’ta gerekeni yapacağına ben eminim” şeklinde konuştu. – AYDIN
]]>Düzenlenen açılış törenine İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, İYİ Parti Melikgazi Belediye Başkan Adayı Sedat Kılınç, parti yönetimi ve parti üyeleri katıldı. Yaptıkları araştırmalarda Sedat Kılınç’ın çok önde çıktığını gördüklerini söyleyen İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, “Bugün burada bir Seçim Koordinasyon Merkezi açıyoruz Sedat kardeşim adına. Bu Seçim Koordinasyon Merkezi’nin Sedat beye, şehrimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Maalesef öyle bir duruma geldik ki hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Seçimden seçime insanlar başını kaldırmaya çalışıyor, onları da bir şekilde bir yerden tehdit ederek oturtturuyorlar. 30 senenin sonunda Kayseri’de geldiğimiz nokta ortada. 30 senedir bu insanlar neyi yapamadı ki şimdi yetki verildiğinde onu yapacaklar. Biz Kayseri’yi de Türkiye’yi de ayağa kaldıracak kadrolarla yürümeye çalışıyoruz. Bunu da bu seçimde açık bir şekilde göstereceğiz. Sedat kardeşime gelince, bu milletin Kayseri’deki her insanın ortak vicdanı haline gelmiş bir kişidir. Söylediği haksızlığa karşı bir cümle yüzünden başına gelmedik şeyler kalmadı. Bunu hepiniz biliyorsunuz ama Sedat kardeşimi sindiremediler. O mutlu, mesut, kendine yeten, çocuklarına da güzel bir gelecek sunabilecek durumda iken “Ben de varım” dedi. Bu millet için, Kayseri için ne koyabilirim, ne katkı sunabilirim dedi. Çocuklarımızın geleceği için bizlerin arasına katılarak 1 yıldır yol yürüyor. Biz kendinden memnunuz. Yaptığımız araştırmalarda da Sedat beyin çok önde çıktığını görüyoruz ve insanların ortak vicdanı haline gelmiş. Bu memlekete 12 bin konut üretmiş, iş yeri üretmiş ve bir tanesi bile kötü bir cümle kurmadı. Bunun için işinde başarılı olan böyle vicdanlı bir insanı ben eminim ki Melikgazi halkı seçecektir ve bu başarıyı belediyede de göstermesine vesile olacaktır. Ben tekrar herkese saygılar sunuyorum” dedi.
“Bizi halkımızın gönlünden koparamazlar”
İYİ Parti Melikgazi Belediye Başkan Adayı Sedat Kılınç da kimsenin kendilerini halkın gönlünden koparamayacağını söyleyerek, “Hazreti Ali’nin dediği gibi, “Devletin dini adalettir”. Adalet yoksa o devlet dinsizdir. Bizim yola çıkma sebeplerimizden biri ülkedeki hukuksuzluk sistemi. Hukuk bozulduğu zaman alta doğru bütün meseleler de bütün kurumlar da buna bağlı bozuluyor. Ben şöyle özetleyeceğim; bugün ülkenin ekonomisindeki bozulmanın sebebi de adaletsizlik, bugün eğitim sistemindeki bozulmanın sebebi de adaletsizlik, sağlıktaki bozulmanın sebebi de adaletsizlik. Bugün aslında ülkemizin bütün konularının temelinde adalet var. Bugün şunu istiyorum aslında; haksızlığa hukuksuzluğa hep beraber tepki göstermemiz lazım. Sedat Kılınç kendi helal parasıyla afişler astı, 26 tane köprüye branda astım. Aynı gece indirdiler. Sadece şu yazıyordu; “Artık yeter”. Buna tahammülleri yok. Daha sonra yine aynı gece maalesef kamunun araçlarıyla, personelleriyle indirdiler hala da indirmeye devam ediyorlar. Afişlerimizi indirebilirler ama bizi halkımızın gönlünden koparamazlar, koparamayacaklar. Kayseri için çalışacağım ve onların iktidarını burada düşüreceğiz” ifadelerini kullandı.
“Projelerle refah düzeyini arttıracağız”
Yapılacak olan projeleri ile halkın refah düzeyini arttıracaklarını söyleyen Kılınç, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Projelerimle çıktım ortaya ve aslında belediyecilik anlayışında bugüne kadar olmayan ki bana diyorlar ki “Siz üretimden bahsediyorsunuz, üreten belediyecilikten bahsediyorsunuz. Belediyenin görevi mi bu?” tabi ki belediyenin de görevi. Belediyenin görevlerinden biri halkın refahını arttırmak. Çarşıya pazara gidiyorum ve her yerde duyduğum şey geçinemiyoruz, yaşayamıyoruz. 10 bin TL alan emekli vatandaşımız nasıl yaşasın? Biz bu milleti bu hale nasıl getirdik, siyasi iktidara sormamız lazım. Bu ülkenin o kadar kaynağı var, bunları ne yaptınız? Bu yüzden çok çalışmam gerektiğini düşündüm ve projelerimle ortaya çıktım. Üreten belediyecilik dedik. Endüstriyel kenevir diye bir ürün var. Türkiye’de 19 ile bu ürünün üretim izni verildi. Bunlardan biri de Kayseri. Kayseri’de şeker pancarı üretiliyor şeker fabrikası var. Fabrika olmasa hiçbir çiftçi pancar üretmez. Endüstriyel kenevir ondan 4 kat daha fazla çiftçiye para kazandıracak bir ürün ama fabrika olmadığı için çiftçi üretmiyor. Melikgazi Belediyesi’nin yıllık geliri 50 milyon dolar bile değil. Biz bu fabrikayı kuracağız ve endüstriyel kenevirden kağıt üreteceğiz. 2,5 milyar dolar ithalatımız var. Cari açığı azaltacağız. Kuracağımız fabrikada yıllık 200 milyon dolar para kazanacağız. Kim kazanacak? Belediye, çiftçi ve sanayici. Bu gelir Kayseri’ye, Melikgazi’ye, çiftçimize, sanayicimize ve vatandaşımıza gidecek. Sadece bu proje ile Melikgazi’nin gelirini 4 kat arttıracağız. Diğer sorunumuz da işsizlik. 6 bin kişiye sadece bu projemizle istihdam sağlayacağız ve vereceğimiz maaş yoksulluk sınırının altında olmayacak. Şu an yoksulluk sınırı 49 bin TL ve biz 49 bin TL’nin üzerinde maaş vereceğiz. Bu projenin haricinde farklı projelerimiz var. Biz bunları yapacağız. Halkın refahını arttıracağız, gelirini arttıracağız, üreteceğiz. Artık frene basmamız lazım. Hep beraber “dur” diyeceğiz.”
Konuşmaların ardından dua edilerek açılış kurdelesi kesilmesinden sonra Sedat Kılınç Seçim Koordinasyon Merkezi açıldı. – KAYSERİ
]]>Yabancı ülkelerin Türkiye’deki büyükelçilikleri ve diplomatik misyonlukları, 6 Şubat depremlerinin birinci yıldönümünde felaketleri andı. Yabancı ülkelerin Büyükelçilikleri, “Türkiye’nin yanında olmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.
GEÇMİŞTE TÜRKİYE’NİN YAPTIĞI GİBİ, KORE’DE TÜRKİYENİN YANINDA
Güney Kore’nin Ankara Büyükelçiliği Instagram’dan yaptığı videolu paylaşımda “6 Şubat depreminin 1. yıl dönümü vesilesiyle hayatını kaybedenlere ve ailelerine başsağlığı diliyor, geçtiğimiz bir yıl boyunca umudunu ve cesaretini hiç kaybetmeden depremin yaralarını sarmaya çalışan Türkiye halkına en derin saygılarımızı sunuyoruz. Geçmişte Türkiye’nin yaptığı gibi Kore de her zaman Türkiye’nin yanında olacaktır” denildi.
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği, arama kurtarma ekibinden görsel paylaşarak “Maalesef Ukrayna halkı olarak enkaz ve yıkımı savaş gibi korkunç bir tecrübe ile deneyimliyoruz. Her enkazın beton yığının ötesinde, yüzlerce can, onlarca yaşanamamış çocukluk demek olduğunu çok iyi biliyoruz.
Bu nedenle depremin ilk saatlerinden itibaren Türk halkına yardım için seferber olduk, arama kurtarma ekiplerimizi gönderdik. Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yük vermezmiş derler. Türk halkının kadim ve dayanıklı olduğunu bilirdik ama, deprem sonrası Kahramanmaraş’ı ziyaret ettiğimizde halkın dirayeti ve her şeye rağmen taşıdığı umut karşısında şaşkın kaldık. İnsanlar onca acının içinde hayata tutunacak neden bulmuştu. ve bugün asrın felaketi olarak adlandırılan trajedinin yıldönümünde şehirlerin yeniden inşa edilmeye devam ettiğini gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘FRANSA, DEPREMZEDELERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEK’
Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont paylaştığı video mesajında “Kıymetli Türk dostlarım, 6 Şubat’taki korkunç depremlerin üzerinden bir yıl geçti. Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği’nin tüm çalışanlarıyla birlikte depremde hayatını kaybedenlerin hatıralarını saygıyla anmak ve ailelerine dayanışma mesajı göndermek istiyorum. Fransa, 6 Şubat günü depremin hemen akabinde sabahın ilk saatlerinde harekete geçti” diyerek Fransa’nın yardımlarla depremzedelerin yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.
Japonya Büyükelçiliği “Japonya, tam bir yıl önce merkez üssü Kahramanmaraş olan depremlerin hemen ardından Uluslararası Acil Yardım Ekibi’ni göndermiş ve yeniden inşa çalışmalarında işbirliği yapmıştır. Bundan sonra da yardımlarımızla Türkiye’nin yanında yer almaya devam edeceğiz” mesajını paylaştı.
“BU AKŞAM BİRÇOĞUMUZUN UYKUSU ZOR GELECEK”
Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis dün gece yayınladığı mesajında Macar ekiplere arama kurtarma çalışmalarında destek olan herkese teşekkür ederek “Bu akşam birçoğumuzun uykusu zor gelecek. Depremlerde vefat edenleri saygıyla anıyorum, onları sevenlere sabır diliyorum. O günlerde oralarda olanların yükü de zamanla azalsın. Macar ekiplere teknik, pratik, eşya destekte bulunan, yardımcı olanlara tekrar teşekkür ederim” dedi.
Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği’nin 6 Şubat mesajında “Yıkıcı 6 Şubat depreminden 1 yıl geçti. Binlerce kardeşimizi hayattan koparan deprem felaketinin yıl dönümünde kardeş Türk halkının kederini tüm kalbimizle paylaşıyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına ve yüce Türk milletine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz” denildi.
“TÜRK HALKININ ACISINI PAYLAŞIYORUZ”
Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği ise “Tam bir yıl önce bugün 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremler nedeniyle Türk halkının acısını paylaşıyor, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Rusya, arama-kurtarma ekibini göndererek Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden biriydi” denildi.
]]>