TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin düzenlemeye, “Bu bir ‘katliam’ yasası değildir, bu bir ‘sahiplendirme’ yasasıdır. Lütfen bu açıdan bakılsın” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, katıldığı televizyon programında sokak hayvanları düzenlemesine ilişkin konuştu. Yumaklı, bu yasadan önce birçok nahoş olay olduğunu söyleyerek, “Bu sorun hayvanların sahipsiz olma sorunudur; başıboşluluk. Çünkü eğer bir sahip yoksa sorumlu da yok. Dolayısıyla gittikçe büyüyen, çözüm mümkün olmayan bir süreç başlamış oldu. Biz evvel emirde sokaklarda sahipsiz hayvan, sahipsiz köpek olmamasına dönük bir çalışma başlatmış olduk. Süreç içerisinde çok doğru bilinen yanlışlar oldu. Aslında hiç olmayan veya gündeme getirilmeyen konular sanki varmış gibi söylendi. Hatta o kadar ileri gidildi ki, ‘katliam yasası geldi’ dendi. Çünkü böyle bir şey değil. Sokaklarda sahipsiz başıboş köpeklerin insanlara saldırması ya da sosyal alanları bir anlamda işgal etmesi normal midir? Buna taraflı-tarafsız herkes ‘hayır’ diyor. ‘Katliam yasası’ diyerek toplumun algısını gerçeklerden başka yere doğru yönlendirmek isteyenlere bir daha kanunu okumalarını tavsiye ediyorum. Sokaklarda sahipsiz hayvan olmaz, sosyal hayatı etkileyecek bu tür hususları engellemek için barınakları oluşturmanız lazım, kısırlaştırmalar yapmanız lazım, sahiplendirme kampanyaları yapmanız lazım, bütün bunlardan sonra yine hala başıboş hayvan varsa, belediyeler, yerel yönetimler bunları barınaklarda kendileri sahiplenmiş olarak hayatlarını idame ettirmelerine, devam ettirmelerine ortam hazırlamaları gerekiyor. Dolayısıyla şunu söylüyoruz; bu bir ‘katliam’ yasası değildir, bu bir ‘sahiplendirme’ yasasıdır. Lütfen bu açıdan bakılsın” dedi.
Yumaklı, önceki dönemde uygulamanın hayvanları yakalayıp, kısırlaştırdıktan sonra alınan yere bırakma şeklinde olduğunu; ancak bunun yapılmadığını söyleyerek, “Sorunu çözecek düzeyde kısırlaştırma ve rehabilitasyon süreçleri olmadı. Bir süre sonra da kendi haline bırakıldı zaten. Kendi haline bırakıldığından itibaren de hepimizi rahatsız eden ve hatta küçük çocuklardan başlayarak sokakta normal yürünmesini bile engelleyecek hususlar ortaya çıkmış oldu” ifadelerini kullandı.
‘TOPLUMSAL MUTABAKATIN OLUŞTUĞUNU HERKES GÖRDÜ’
Yumaklı, belediyeler CHP’ye geçtikten sonra özellikle bu düzenlemenin yapıldığı iddialarına ilişkin, “Yasada parti ayrımı mı var? Sorumluluklarla ilgili ‘şu parti, bu parti’ diye doğrudan ya da dolaylı bir ayrım mı yapılmış? Burada mevcut hali hazırda sorun teşkil eden hususların ortadan kaldırılması söz konusu idi. Hem çalışma böyleydi, hem meclis sürecindeki kanunlaşma sürecindeki gidişat da bu şekilde oldu. Zaten şu anda çıkmış olan yasa bu problemin çözümü için en uygun halidir. Burada aslında toplumsal mutabakatın oluştuğunu herkes gördü. Hakikaten maalesef böyle sessiz çoğunluk çok dar bir çevrenin tabiri caizse baskısına maruz kaldı; ama şu anda bu sorun çözülmüş oldu” diye konuştu.
‘SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE YAPMAK ZORUNDALAR’
Kanununun, Resmi Gazete’de yayımlandığı andan itibaren yürürlüğe gireceğini belirten Bakan Yumaklı, “Belediyeler bununla ilgili bütün tedbirlerini o yürürlüğe giriş tarihinden itibaren almak durumundalar. Burada hali hazırda mevcutta barınakları olan belediyeler var. Olmayanlar da süratli bir şekilde bunun yapımına girmek zorundalar. 2028’e kadar bir mühlet diye bir şey yok. Zaten kanundaki şuydu; öncesinde de vardı, hali hazırda da devam eden bir husus bu. Belediyeler türüne göre kesinleşmiş olan bütçe gelirlerinin binde 3’ünü ya da ya da binde 5’ini ayırmak zorundalar bunlar için” dedi.
‘YAPTIRIMLARDA PARTİ AYRIMI YOK’
Bakan Yumaklı, yasayı uygulamayanlara ilişkin, “Bence en büyük yaptırım halkın vicdanıdır. Milletimiz gereğini yapar. Kanunda da yapmayanlara karşı hapis cezaları da dahil olmak üzere yaptırımlar var. Bu yaptırımlarda şu parti, bu parti ayrımı yok, yerel yönetimlerde. Kim görevini yerine getirmiyorsa buradaki yaptırımlara tabi olur. Biz bu kanundan sonra ikinci mevzuatın zaten hazırlıklarını büyük oranda tamamladık. Kanunun son haline gelmesini bekliyorduk. Kanunun son haline göre kanunda yer alan hususları uygulamasını da tarifleyerek bir yönetmelik çıkartmış olacağız. Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü, bu konuda görevli genel müdürlüğümüz. Dolayısıyla bütün denetim hususlarını bu genel müdürlüğümüz takip edecek. Bu kayıtlık sistemi içerisinde bununla ilgili herhangi bir şekilde bunun istismarı noktasına giderse biz bunları takip edebilmiş olacağız zaten. Yine kanunda herhangi birisinin ister barınaktan sahiplenmiş olsun, isterse hali hazırda mevcutta sahipli hayvanını sokağa bıraktığında bunun da cezai yaptırımları var. Onlar da buna maruz kalmış olacaklar” ifadelerini kullandı.
‘HAYVANA EZİYETİN ÖNÜ AÇILMIYOR’
Bakan Yumaklı, sokak hayvanları için oluşturulan barakalara ilişkin, “Yakında yayımlayacağımız ikinci mevzuatta zaten bunların standartları belirlenmiş olacak. Onun dışındakilere izin vermeyeceğiz. Bu yasa çıktıktan sonra maalesef bazı spekülasyonlar yapılmaya başlandı. İşte efendim, ‘hayvanlara daha önceden yapıldığı gibi işkence edilecek.’ Bu yasa bundan önce olduğu gibi her hangi bir hayvana eziyet etmeyi, işkence yapmayı ya da insanlık dışı bir faaliyette bulunmayı gerektirecek bir şeyi haklı kılmıyor ya da bunun önünü açmıyor. Dolayısıyla orada mevcut halinde bunun yaptırımları neyse hiçbir eksilme olmadan aynısı devam edecek” dedi.
]]>Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesi’nde Mimar Sinan’ın evinin bulunduğu sokakta oturan Mustafa Halıcıoğlu’nun babası İsmail Halıcıoğlu, geçmiş yıllarda el dokuma halı imalatçılığı yaptı. Babasından sonra işi devralan Mustafa Halıcıoğlu, 1988’e kadar halı imalatçılığını devam ettirdi. Fabrika halılarının çıkması ile Halıcıoğlu ailesi, halı imalatçılığına son verdi. Bu süreçten sonra Mustafa Halıcıoğlu, halı dokumasında kullanılan, dönemin ilkokul öğrencileri ile genç kızları tarafından el işçiliğiyle yapılan yaklaşık 1500 halı motifini muhafaza ederek sahip çıktı.
‘BABAMIN KÖYDE 100’E YAKIN TEZGAHI VARDI’
Yaklaşık 80 yıllık motifleri gün yüzüne çıkarıp, evinin odasında sergileyeceğini belirten Mustafa Halıcıoğlu, “Halıcılığın içine doğduk. Babam halı imalatçısıydı, köydeki en büyük halıcılardan biriydi. Köyde kime sorsanız, ‘Halıcı İsmail Ağa’ diye bilirler. Bu köyde, çok uzun yıllar halıcılık yaptık. Bu köyün bütün geliri eskiden halıcılıkla sağlanıyordu. Kışın kadınlar halı dokuyarak kocalarına yardım ederlerdi. Bundan 25 yıl öncesine kadar köyümüzün bütün geliri halıyla karşılanıyordu. Halıcığı 1988’e kadar devam ettirdik. Fabrika halıları çıkınca, bizim el dokuma halılara rağbet azaldı. O zamanki kadınlarımız halı dokuyarak kocalarına destek oluyorlardı ama yeni gelen nesil bu işe sıcak bakmadı. Halının dibinde oturmadılar. Bu sanat yok olmaya başladı. Babamın köyde 100’e yakın tezgahı vardı. Bu tezgahları topladık” dedi.
‘MOTİFLERİN HEPSİ GÖZ NURU, EL İLE ÇİZİLİRDİ’
Elinde bulunan motiflerin çok eski olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Yok olmaya yüz tutmuş tarihi gün yüzüne çıkarmak için böyle bir yola girdik. Elimizdeki bu modeller, 70-80 yıllık. Bu motifler çok eski. Bunları bulmak artık çok zor. Motiflerin hepsi göz nuru, el ile çizilirdi. Bu modelleri gençler çizerdi. Bu sayede onlar da para kazanıyordu. İlkokula giden çocuklar, buraya gelip model çizerek, her modele para alırlardı. Bu da yok oldu. Halısı, ipi, halı çözmesi gibi halı dokuyanlardan hariç 5 kişi ayrıca çalışırdı. Büyük halıları 3 veya 4 kadın dokurdu ve 1 ayda bitirirlerdi. Küçük halıları ise bir kadın evinde 15 günde dokur ve bitirirdi. Bunlar unutulmaya yüz tuttu. Gelecek nesillere bunu anlatmak lazım. Bunların unutulmaması için gelecek nesillere bir şeyler bırakacağız” diye konuştu.
‘BU MOTİFLERİN GEÇMİŞİ 80 YILA YAKIN’
Yaklaşık 1500’e yakın motif olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Bunları takım haline getirirsek, bu 800-900’e düşer. Çünkü her halıya 6-7 motif gidiyor. Bu motiflerin geçmişi 80 yıla yakın. Gözümüz gibi bakmaya çalışıyoruz. Maalesef birçok şey kayboldu. Bunları tamamlamaya çalışıyoruz. Benim ağabeyim çok güzel model çizer. Onunla birlikte bunları yeniden gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. İnşallah Mimarsinan’ın doğum yeri Ağırnas kasabası, yine eski imece usulü yapılan işlere yeniden dönecek. Çok güzel şeyler olacağını ümit ediyoruz” dedi.
‘KADIN O ANKİ DUYGULARINI MOTİFLERE YANSITIYOR’
Bazı türkülerin, halı dokuyan kadınlar tarafından ortaya çıkarıldığını aktaran Halıcıoğlu, “Gesi Bağları türküsünün Ağırnas Kasabası’ndan çıktığı söyleniyor. ‘Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?’ türküsü, halı diplerindeki kadınların kocalarına duydukları hasreti dile getirmek için söyledikleri bir türkü. Halı bittikten sonra motifler ile halıların renginde farklılıklar görebilirsiniz. Kadın o anki duygularını motiflere yansıtıyor ve doğaçlama bir halı ortaya çıkıyor. Biz motifi veriyoruz ama halı ortaya çıktıktan sonra bakıyoruz ki renkler değişmiş. Güllerin şekli değişmiş. Bu motiflerdeki desenlerin her birinin ayrı anlamı var. Motiflere, daha çok bu bölgedeki bitkiler ve çiçekler yansıtılmış. Bunları herhangi bir ressam çizmedi. Motiflerin birçoğunda isimlerin yazıldığı desenler var. Halı bittikten sonra, genç kızların kendi isimlerini ve sevgililerinin isimlerini dokuduklarını gördük” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE MUHTEMELEN BU KADAR ÖRNEĞİ YOK’
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı’nın (ÇEKÜL) Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy ise “Ağırnas’ta önceden beri geçim kaynağı, endüstriyel üretim boyutu olan ve Türklerin Orta Asya’dan bu tarafa taşıdığı, günümüze kadar gelen kilimler ve motifler aslında bir uğraş. Bunları bir medeniyetin birikimi olarak görüyoruz. Ağırnas’taki ilgi çekici halı modelini, birikimini veya bu işin bir koleksiyona dönüşmesini önemsiyoruz. Türkiye’de ve taşrada muhtemelen bu kadar örneği yok. Umarım bu ‘halı modeli evi’ enteresan bir başlık şeklinde gelişerek devam eder. Çünkü bu halı modellerinden zamanında her yerde vardı. Yerine göre sobalarda yakıldı veya çöpe atıldı” dedi.
]]>Ortadoğu Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarın açılışına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi Mahsum Altunkaya, Gaziantep protokolü ve sektör temsilcileri katıldı.
“Halı sektöründe 60 bin kişi çalışıyor”
Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, fuarın açılış töreninde yaptığı konuşmada, dış pazarlardaki daralmalara ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Halı sektörünün sadece Gaziantep için değil Türkiye için de çok önemli bir sektör olduğuna vurgu yapan Başkan Zeynal Abidin Kaplan, “Sektörümüz yani halı sektörü bereketli ve kıymetli bir meslektir. Halıcılar olarak 60 bin civarında çalışanınız var. Yan sektörlerle birlikte çalışan sayısı 300 bini buluyor. Çarklar döndüğü müddette OSB çalışır, çarklar durursa herkes durur. Birlik ve beraberlik içinde çalışmalıyız. Birlik olduk, İstanbul Uluslararası Halı Fuarını ülkemize kazandırdık. Birlik olduk bugün bu fuarı gerçekleştiriyoruz. Bu fuar benim hayalimdi. Üretici biz isek fuarı da biz yapalım dedik ve başardık” dedi.
“Yeni pazarlar bulmak için çalışıyoruz”
Özellikle komşu ülkelerle Ortadoğu ülkelerindeki pazarlarda meydana gelen daralmaların sektörü yeni arayışlara yönelttiğini kaydeden Başkan Kaplan, “Komşu ülkelerin hemen hepsi anti damping uyguluyor. Irak, İran, Mısır, Cezayir, Ürdün gibi ülkelerdeki pazarlar daralıyor. Halıda dünya liderliğini kaybetmek istemiyoruz. Bunun için de sorunların çözümünü ve destek bekliyoruz. Finansmana ulaşımda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Faizler çok yüksek. Diğer taraftan faizler çok yüksek. Yüzde 60 faizle nasıl kredi alacaksınız, nasıl çalışacaksınız? Hükümetin faizleri gözden geçirmesi ve sorunlara çözüm bulmasını bekliyoruz. Komşu ve Ortadoğu’daki yakın ülkelerdeki pazarlarımız daraldığı için halıcılar olarak üç ayda bir uzak ülkelere gidiyoruz. Geçen ay Moritanya ve Senegal’deydik. Önümüzdeki ay Japonya’ya gideceğiz. Gümrük vergisinin olmadığı ülkelere gidiyoruz. Yeni pazarlar bulmak için çalışıyoruz. Hükümetimizden de destek bekliyoruz. Fuarın sektörümüze, şehrimize ve şehrimize hayırlara vesile olmasını diliyor, tüm katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Gaziantep gelecekte yeni Marmara olacak”
Gaziantep Valisi Kemal Çeber de açılışta yaptığı konuşmada, Gaziantep’in üretim, istihdam ve ihracatıyla ülkenin en önemli kentlerinden birisi olduğunu belirtirken, Basra’dan İstanbul’a kadar uzanacak olan Kalkınma Yolu Projesinin hayata geçmesiyle de dünya ticaretinin yeni güzergahının merkezi olacağını ifade etti. Vali Çeber, “Gelecekte burası Gaziantep merkezli olarak Türkiye’nin yeni Marmara’sı olacaktır. Bu çok açıktır” şeklinde konuştu.
“OSB’yi merkeze aldık”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de, sanayicilerin büyük zorluklarla üretim yaparak, ülke ekonomisine büyük katkı sağladıklarını söyledi. Başkan Şahin, “Her türlü zorluklara rağmen büyük riskler alarak ülkemiz için, şehrimiz için üretim yapıyorsunuz. Hepinizi tek tek kutluyor, alkışlıyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak biz OSB’yi merkeze aldık. Bunu seçim beyannamemize de koyduk. Ulaşımı kolaylaştırmak, çalışanların konut sorununu çözmek için önemli projelerimiz var. Hep birlikte başaracağız” ifadelerine yer verdi.
“Yüksek faiz ve düşük kur sorunu çözülmeli”
Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım da törenin açılışında yaptığı konuşmada, yüksek faiz ve düşük döviz kurunun ihracata darbe vurduğunu ifade etti. Başkan Yıldırım, Gaziantep’in dünya halı üretiminin merkezi olmasında emeği geçen tüm sektör temsilcilerini ve çalışanlarını kutlayarak başladığı konuşmasında, “Finansmana erişimdeki sorunlar, enflasyonist baskı, yüksek faiz ve düşük kur ihracatımızı düşürüyor, rekabet gücümüzü zayıflatıyor” diye konuştu.
Fuarın açılış törenine katılanlar kurdele kesiminin ardından stantları gezerek firma yetkilileri ile görüştü. – GAZİANTEP
]]>Dünyanın en büyük ev tekstili fuarlarından birisi olan Hometex 2024 fuarı kapılarını ziyaretçilerini açtı. Yeşilköy’de bulunan fuar merkezinde gerçekleştirilen fuara yerli ve yabancı çok sayıda firma katıldı. Fuar’da bu yıl halı firmaları ön plana çıkarken konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Eva Halı yönetim kurulu başkanı ve Türkiye Dekoratif Halı Üreticileri Derneği Başkanı Levent Yılmaz, Türk halısının dünyada en çok tercih edile halısı olduğunu belirtti.
Fuar alanında ciddi bir yoğunluk olduğunu ifade eden Eva Halı yönetim kurulu başkanı ve Türkiye Dekoratif Halı Üreticileri Derneği Başkanı Levent Yılmaz, “Ciddi bir yoğunluk var. Kendi bünyemizde üretmiş olduğumuz ürünleri müşterilerimize burada sunuyoruz. Türkiye halı sektörü olarak Avrupa da bir numara. Kalite ve satış anlamında bu şekilde. Biz de bu sektörün bir hizmetkarı olarak üretim ve ihracat anlamında hizmet vermeye çalışıyoruz. Bunun yanında 43 ülkeye ihracatımız devam etmekte. Dünyanın pazar olarak baktığınızda dünyanın her yerinde Türk halısı diğer ülkelere göre daha önce tercih edilir” dedi.
Dünyanın en büyük halı fuarı artık Türkiye’de Geçtiğimiz yıla kadar dünyanın en büyük halı fuarının Almanya’nın Hannover şehrinde düzenlenen Domotex fuarı olduğunu ancak artık bunun daha büyüğünün Türkiye’de düzenlendiğini kaydeden Başkan Yılmaz, “Geçtiğimiz yıla kadar Almanya’nın Hannover şehrinde yapılan dünyanın en büyük fuarı olan Domotex fuarı dünyanın en büyük halı fuarı durumundaydı. Biz geçen yıl aralık ayında ilk defa Türkiye’ye getirdik. Biz bunu Türkiye’de tamamen yerli olarak organize ettik. Çok şükür buraya yaklaşık 100’ü yabancı firma toplamda 330 firma katıldı. Dünyanın en büyük halı fuarını organize ettik İstanbul Halı İhracatçılar Birliği ve Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği olarak. Bu fuarımız 2025 yılı ocak ayında yeniden kapılarını açacak. Buna da şu an ciddi bir talep var bütün yerler satıldı” dedi. Dünyanın en büyük fuar alanı Türkiye’de inşa edilecek mevcut fuar alanının artık ihtiyaçları karşılamadığını ve yapılan görüşmelerin ardından İstanbul’da yapılmasına karar verilen fuar alanının dünyanın en büyüğü olacağını belirten Yılmaz “Devlet büyüklerimizle de görüştük bu fuar alanı bize yetmiyor. Kendileri de bize 200 bin metrekarelik bir kapalı alan sözü verdi. Bununla beraber dünyanın en büyük fuar merkezi de ülkemize kazandırılmış olacak. Halıcılık el halısıyla tanındı. Daha sonra tüketici alışkanlıklarıyla beraber bu makine halısına dönüştü. Şimdi de bizim Eva halı bünyesinde üretimini yaptığımız dekoratif halı sektörüne kayma yaptı. Biz de kendimiz şirketimiz olarak Türkiye’de bu birliği daha sağlamlaştırmak için daha disiplinli çalışıp daha kaliteli ihracatlar yapabilmek için kendi bünyemizde Dekoratif Halı Kilim Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜHİAD)’ı kurarak bünyemizde 50’nin üzerinde bizim gibi firmayı bir araya getrdik” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Türkiye’nin dört bir yanından gelen halı üreticileri ve ihracatçıları, sektörel sorunları masaya yatırmak ve önümüzdeki süreçte gerçekleştirilecek çalışmaları görüşmek üzere Antalya’da bir araya geldi. 2025 yılında İstanbul’da yapılacak CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı ile ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunulan toplantıya TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, GAHİB Yönetim Kurulu Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, GAHİB Başkan Yardımcısı Bekir Şahan, Gaziantep Halıcılar ve Dokumacılar Odası Başkanı Mehmet Törer ile yüzlerce halı üretici ve ihracatçıları katıldı.
“Hedef sürdürülebilir ihracatın yanı sıra İstanbul’u halı ticaret merkezi Haline Getirmek”
Halı sektörünün 2023 yılını değerlendiren TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, 2024 yılının ilk dört ayında gerçekleştirilen ihracattaki artışın sektörün toparlanmasıyla ilgili önemli olduğuna dikkat çekerek Türk halı sektörünün ülke ekonomisi ve istihdamı açısından önemini ifade etti. Fuarların ihracat için büyük önem taşıdığına da dikkat çeken Başkan Salahattin Kaplan ilk kez 2023 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı’nın sektörün canlanmasında önemli roller üstlendiğini dile getirerek Mayıs 2024 sonunda Gaziantep’te gerçekleştirilecek olan Gaziantep Halı Fuarı’ndan da umutlu olduğunu sözlerine ekledi. 7-10 Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Uluslararası CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı ile ilgili hol sayısının arttırılmasının ve yurt dışından yoğun talep alınmasının memnuniyet verici olduğunu da sözlerine ekleyen TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, İstanbul’un dünya halı ticaret merkezi haline gelmesi için her türlü çalışmanın içerisinde yer alacaklarını da belirtti.
“Güneydoğu’nun ürün bazlı ihracatında halı sektörü lider”
Gaziantep sanayisinin lokomotif sektörünün halı sektörü olduğuna dikkat çeken GAHİB Başkanı Zeynal Abidin Kaplan’da, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden gerçekleştirilen ürün bazlı ihracatta, halı sektörünün ilk sırada yer alarak yıllardır önemli bir rekora imza attığının altını çizdi. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik krizin yaşandığına dikkat çeken Başkan Kaplan bunu aşmanın yolunun birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek üretilen ürünlerin dünya pazarlarında hak ettiği gerçek fiyatlarla satışının gerçekleştirilmesi ve iç rekabetin sonlandırılmasıyla mümkün olunabileceğini işaret etti. İşletmelerde tasarrufa gidilmesi gerektiğine de dikkat çeken Başkan Kaplan uluslararası pazarlarda Türk halısının nihai tüketiciler tarafından büyük ilgi gördüğünü ve Türk halısının adeta dünya pazarlarının en geçerli akçesi olduğunu dile getirerek, “Malımızı hak ettiği fiyatlarla satalım. İç rekabet hepimize olduğu gibi sektörümüze de büyük zarar veriyor. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin Türk halısı öncelikli kabul gören ve yüksek kalitesiyle nihai tüketicilerin tercih ettiği ürün olma özelliğine sahip. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de ekonomik kriz var ancak bizler bu krizi fırsata çevirmek ve malımızı hak ettiği fiyatlarla uluslararası pazarlara sunarken mevcut stoklarımızı da eritmek zorundayız. Yeni üretimden ziyade mevcut stokların ihracatına öncelik verilmesi işletmelerin yüksek faizli banka kredilerinden korunmasını sağlayacaktır” dedi.
“İstanbul’un dünya halı ticaret merkezi olması için önemli adım”
CFE Halı ve Yer Kaplamaları 2023’ün başarıyla geçtiğine dikkat çeken İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, sektörün gelişmesi için fuarların büyük önem taşıdığını üretim merkezi Türkiye’nin, aynı zamanda ticaret merkezi olma yolunda atılan bütün adımlara destek vereceklerini sözlerine ekledi.
” CFE Halı ve Zemin Kaplamaları fuarına yurt dışı ilgi yoğun”
7-10 Ocak 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek olan CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı hazırlıkların hızla devam ettiğini dile getiren TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü fuar alanında bulunan toplam 11 holün de bu fuar için kullanılacağını ifade ederek fuara yurt dışından yoğun talep olduğunu belirtti.
“Sektörün büyümesi ve gelişmesi için gerekli desteği vereceğiz”
Gaziantep sanayisi ve ekonomisi için halı sektörünün büyük önem taşıdığını dile getiren Gaziantep Halıcılar ve Dokumacılar Odası Başkanı Mehmet Törer de sektörün gelişimine katkı sağlayacak her türlü organizasyonun içerisinde yer alacaklarını ifade ettiler. 2025 yılında gerçekleştirilecek olan CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı’yla ilgili lansmanın ardından katılımcılar fuarla ilgili beklentilerini dile getirerek dilek ve temennilerde bulundu. – GAZİANTEP
]]>GAİB hizmet binasında gerçekleşen genel kurulda divan başkanlığını Hüseyin Ulutaş, İrfan Kılınç ve Abdulkadir Bozkurt yaptı. Genel Kurula Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, TİM Temsilcisi ve Bakanlık Temsilcisi ve halı ihracatçıları katıldı. Genel kurulda, 2023 yılı yönetim kurulu ve denetim çalışma raporu oy birliği ile kabul edildi. 2023 yılı bilanço, gelir-gider hesaplarının görüşülmesinin ardından Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’nun 2023 yılı iş ve işlemleri açısından ibrası gerçekleşti.
GAHİB Yönetim Kurulu’nun faaliyet raporunda, “Ülkemiz halı ihracatı 2023 yılında 2022 yılına göre sabit kalarak 2 Milyar 752 Milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş iken Birliğimiz halı ihracatı 2023 yılında 2022 yılına göre yüzde 1,25 azalarak 1 milyar 853 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Birliğimizin 2023 yılı Türkiye geneli halı sektörü ihracatı içerisindeki payı yüzde 67,3 olmuştur. 2023 yılında Mal grupları bazında 2022 yılına kıyasla makine halısı ihracatımız yüzde 2,80 azalmış, tufte halı ihracatımız yüzde 12,25 oranında artmıştır. Ülkeler bazında 2023 yılı Halı ihracatımız incelendiğinde, yüzde 3,7’lik azalış ve 558 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 30,1 paya sahip Birleşik Devletler ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada yüzde 128,9’luk artış ve 188 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 10,2 paya sahip Suudi Arabistan, üçüncü sırada ise yüzde 6,4’lük azalış ve 140 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 7,6 paya sahip Irak bulunmaktadır” denildi.
“Astarı bezinden pahalıya geliyor”
Genel kurulun dilek ve temenniler bölümünde söz alan TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, halı üreticisi ve ihracatçılarına, “Gelir ve gider hesaplarınızı doğru yapın. Tedbirli olun. İşinize önem verin ve riskleri azaltmaya çalışın” uyarısında bulundu. Başkan Selahattin Kaplan, “Tüm dünyada piyasalarda daralma var. Maliyetler çok değişken. Öyle bir zaman geldik ki, astarı bezinden pahalıya geliyor. Bu nedenle harcamalarınıza dikkat edin. Maliyetlerinizi doğru hesaplayın. İşinize daha çok sahip çıkın” dedi.
“İstanbul fuarı lokomotif oldu”
Başarılı bir faaliyet dönemini geride bırakan GAHİB Yönetim Kurulu’na teşekkür eden Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, özellikle İstanbul’da düzenlenen halı fuarının sektöre büyük katkısı olduğuna dikkat çekti. Kaplan, “İstanbul Fuarı sektörümüz için önemli bir lokomotif oldu. Çok başarılı geçen fuarımızı bu sıkıntılı süreçte sektörümüzü 4 aydan beri sürüklemeye devam ediyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Gaziantep sanayisinin amiral gemisiyiz”
Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan da, genel kurulun sonunda üyeler teşekkür konuşması yaptı. Başkan Zeynal Abidin Kaplan,”Bereketli ve önemli bir sektörümüz var. Bugün bazı sıkıntılar yaşıyor olabiliriz ancak biz krizden en hızlı şekilde çıkacak sektörlerden biriyiz. Çok kıymetli bir sektörümüz var. En fazla istihdam sağlanan sektörüz. Halı sektörü olarak Gaziantep sanayisinin amiral sektörü olarak devam ediyoruz. Bunun için işimizin, sektörümüzün, şehrimizin, ülkemizin, bayrağımızın kıymetini iyi bilelim. Biz bilmezsek bizim yerimize kıymet bilenler gelir. Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek, daha güçlü bir Türkiye için çalışalım. Genel kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyor ve katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkmaya, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla gereken çalışmaları yapmaya devam ediyor.
Avusturyalı mimar Robert Oerley tarafından 1937’de modern bir mimariyle tasarlanan ve 86 yıllık bir tarihe sahip olan Ulus Hali eskisine göre daha modern bir tesise dönüştürüldü. Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak tamamlanan çalışmalar kapsamında vatandaşlar daha sağlıklı koşullarda alışveriş yapma imkanı buluyor. Tarihi yapısının aslına uygun olarak restore edilen ve 27 milyon 100 bin liralık maliyetle tamamlanarak hizmete açılan tarihi Ulus Hali’ne esnaf ve vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.
ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından orijinal mimarisine uygun olarak projelendirilerek 20 Aralık’ta hizmete açtığı tarihi Ulus Hali’nin yepyeni hali esnaf ve vatandaşın yüzünü güldürüyor.
320 BİN TON ATIK KALDIRILDI
Yapıldığı yıldan bu yana ilk kez ayrıntılı bir şekilde yenileme çalışması başlatılan Ulus Hali’nden ilk etapta 320 bin ton atık çıkarıldı. Çalışmalar kapsamında 6 yeni yağmur suyu hattının eklenerek çatı sistemi baştan aşağı değiştirildi ve yıllardır çatıdan akan yağmur suyu problemi ortadan kaldırıldı. Çatıya yurt dışından ithal edilecek membranın da serilmesiyle esnaf ve vatandaşların mağduriyeti sona erdi. Halin orta tezgahları yenilenerek daha düzenli bir görünüm elde edilirken, zemine döşenen granit taş parke ile hal daha temiz ve daha ferah bir görünüm kazandı.
ALIŞVERİŞE DAHA ELVERİŞLİ HALE GETİRİLDİ
Ankara’nın tarihi belleği olma özelliği taşıyan Ulus’un tarihi dokusunun yaşatılması ve yepyeni bir görünüme kavuşması için kapsamlı bir dönüşüm çalışması başlatan Büyükşehir Belediyesi, çevre düzenlemesiyle de Ulus’u yeniden cazibe merkezi haline gelmesi için ilmek ilmek işliyor.
Tarihi Ulus Hali esnafı ve alışverişe gelen vatandaşlar, yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti, şu sözlerle dile getirdi:
-Şevki Kaya: “Eskiden tezgahlar daha ilerideydi müşterinin geçiş alanını kısıtlıyordu. Rahat alışveriş yapamıyordu müşteri. Kanallar rahat akıyor, çatıyı yaptılar, tezgahlar genişledi. Bu sayede müşteri potansiyeli arttı. Yer genişleyince insanlar rahat rahat alışveriş yapabiliyor.”
-Faruk Özdemir: “30 senedir Ulus’ta çalışıyorum. 25 senedir hizmet görmeyen Ulus Hali Mansur Başkanımız 1 ayda değiştirdi. Kanalizasyon, dükkanların içi, çatısı, bodrumlar yapıldı, ışıklandırmalar yapıldı. Esnafın yükü hafifletildi. En iyi yapılan işse jeneratör oldu bize tasarruf sağladı. Hal yenilenince müşteriler daha çok gelmeye başladı.”
-Sefer Yurttaş: “1970’den beri halde esnaf olarak çalışıyorum. Ben burada 7 belediye başkanı gördüm. En başarılı Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tır. Hem Ulus’a canlılık getirdi hem de tarihi varlıklarımızı değerlendirdi. Milletin efendisinden köylüsüne kadar herkes bu hale alışverişe geliyor. Ankara nasıl Türkiye’nin başkenti ise Ulus’ta Ankara’nın Başkentidir. Bu hale değer verdikleri için yürekten kutluyorum.”
-Mehmet Özlü: “Güzelleştirdi hali. Bekçisi var güvenliği var zabıtası var. Güzelleştiği için müşteriler arttı. Tarihi yer olduğu için müşteri burayı seviyor. Vatandaş temizliğe geliyor hijyene geliyor. Eskiden pisti kokuyordu. Şimdi tertemiz oldu.”
-Mesut Karaekmek: “Keçiören’den geliyorum. Daha önceki hali çamurdu vatandaş yürüyemiyordu. Ürünler buraya taze geliyor. Burada taze mal satılıyor, hem ucuz hem taze ürün alabiliyoruz. Çok temiz oldu, üstümüz çamur oluyordu şu anda tertemiz oldu memnunuz. Vatandaş hem ucuzluğa hem temizliğe geliyor.”
-Elif Alagöz: “Yeni hali çok farklı ve güzel olmuş. Belediye Başkanımızın eline sağlık. Her şeyi bulabiliyoruz burada fiyatlar da uygun olunca burayı tercih ediyoruz. Eskiden sular içerisinde yürüyemiyorduk şimdi tertemiz olmuş kupkuru teşekkürler.”
-Ömer Duymaz: “Tadilat ve dekorasyon çok güzel oldu. Komple yenilendi. Eskiden tezgahlar ilerideydi rahat edemiyorduk. Artık daha temiz ortamda çalışıyoruz. Müşterimizin artmasına yansıdı.”
]]>Kayseri Üniversitesi Mustafa Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Şahin, alanı gereği, halılarıyla tanınan Yahyalı ve Bünyan ile Sarız, İncesu, Hacılar ve Develi ilçelerde yaptığı araştırmalar sırasında bir araya getirdiği aletleri yok olmaktan koruyor.
Şahin, el emeği olan pek çoğu da artık bulunmayan aletleri “dokuma müzesi” çatısı altında yaşatmayı ya da kendi adına açacağı kültür evinde sergilemeyi planlıyor.
AA muhabirine konuşan Şahin, Kayseri’nin dokumalarıyla ilgilendiğini, kentin dokuma yönünden çok zengin olduğunu, ilçelerde farklı teknikte dokunmuş ürünlere rastlanabildiğini söyledi.
İnsanoğlu var olduğu günden itibaren dokumacılığın da var olduğunu belirten Şahin, “İnsanlar doğduğunda kundağa sarılılar, sarıldıkları kundak dokumadır. Çadırlar, kullandıkları kilimler, çuvallar, heybeler yani temel ihtiyaç duydukları malzemeler dokumadan yapılmıştır. Kıyafetleri dokumadır. Ölürken de insanlar kefene sarılır, bu da dokumadır.” dedi.
Kayseri denilince akla Yahyalı ve Bünyan halıları geldiğini vurgulayan Şahin, “Aynı zamanda Sarız ilçesi, çok iyi düz dokuma dediğimiz cicim, kilim, zili, sumak yöresidir. Kayseri’de hemen her yörede çarpana ve kolon dokumalara rastlarız. Mesela Hacılar yöresinin kumaş dokumaları çok önemli. Sultan Sazlığı’na yakın Sindelhöyük Mahallesi hasır dokumalarıyla ünlü.” diye konuştu.
Şahin, bu kadar dokuma zengini olan yörede “avadanlık” adı verilen dokumada kullanılan yardımcı malzemeler kirkit, halı bıçağı, makas ile iplik yapımında kullanılan kırkı makası, yün yıkanan tokuç, yün tarağı, kirman, çıkrık, tekçe gibi aletlerin eski olduğuna dikkati çekti.
Araçların hepsi sanat eseri niteliğinde
Yörelere göre kullanılan avadanlıkların özelliklerinin değişebildiğini anlatan Şahin, “Avadanlık olmadan dokuma olmaz. Bünyan tarafında halı makası ayarlıdır, düğüm uçlarındaki mesafeyi belirler. Yahyalı yöresinin halı makaslarının ayarı yoktur ama kendisine göre açısı vardır. Araştırmalarımıza göre Yahyalı’da o kadar çok halı dokunmuş ki kirkit yapan ustalar var. Genellikle de armut ağacı kullanmışlardır, armut ağacı hem sağlamdır hem yontulmaya elverişlidir. Bunların hepsi sanat eseri aslında.” ifadelerini kullandı.
Sarız, Yahyalı, Develi, Bünyan, İncesu, Hacılar ilçelerinde yöre araştırmaları yaptığını belirten Şahin, şöyle devam etti:
“Kayseri’nin çok fazla gurbetçisi var. Gurbetçilerle konuştuğumuzda ‘Bu avadanlıkları yurt dışındaki komşularımız istedi, onlara hediye götüreceğiz’ dediklerine şahit oldum. Bu benim çok ilgimi çekti, bu bizim kültürümüz ve dokumacılığımızın temel malzemeleri. Hepsi ayrı ayrı işçilik, hepsinin gerçekten sanatsal boyutu var. Araçların üzerinde motifler, el işçiliği var, damgası var. Bu kültür yok olmamalı, yurt dışına gitmemeli. Antikacılar sürekli yöreleri dolaşıyor, malzemeleri topluyorlar ama kayıt yok, nereye götürüyorlar belli değil. Kimisini satın almaya çalıştım, bazılarını yöre halkı hediye etti, bazılarını da öğrencilerim getirdi. Çok sevdiğimi bildikleri için komşularım, halı esnafı arkadaşlarım getirip veriyor. Sanıyorum 300 parçayı geçti. 25 yıldır yörelerden toplayabildiklerim, satın alabildiklerim ya da yöre halkının hediye ettikleri ya da öğrencilerimin getirdikleriyle bu koleksiyon oluştu.”
“Dokuma müzesi”ne hibe etmeye hazır
Dokumacılık kültürünün yok olmaması gerektiğine dikkati çeken Şahin, insanların genelde dokunmaların yapıldığı malzemeyi göz ardı ettiğini, dokumacılığın azalmasıyla çoğu tezgahın ya yakıldığını ya da bahçelere duvar yapıldığını söyledi.
Bu avadanlıkları gelecek nesillere aktarmak istediğini ifade eden Şahin, “Toplayabildiklerimi zaman zaman sergiliyorum, yayınlarımda kullanıyorum. Kişisel sergilerimde mutlaka bunlara yer veriyorum. Mesela tasarım sergisi açsam bile bunları fon olarak kullanıyorum. Bu avadanlıkları görenler, ‘Hocam bizde de kirman var, anneannemden kalmış, babaannemden kalmış, ben de saklıyorum, hatırası var.’ diyor. İnsanların bu bilince ulaşması beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.
Kayseri’de dokuma müzesi bulunmamasına üzüldüğünü ifade eden Şahin, sözlerini, “Kayseri’ye bir dokuma müzesi yapılırsa ben bunları hibe etmeye hazırım. Dokuma müzesi olmazsa adıma kültür evi kurabilirim.” diye tamamladı.
]]>Ankara’daki görevine Eylül 2023’te başlayan Büyükelçi Hamalainen, Türkiye’deki hayatını ve iki ülke ilişkilerini AA muhabirine anlattı.
Hamalainen, Türkiye’yi kültürel ve tarihi açıdan “hazine”ye benzeterek, Ankara’da diplomat olarak görev yapmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
“Kış mevsiminin uzun ve karanlık geçtiği bir kuzey ülkesinden geliyorum, güneşin gün boyu parladığı daha iyi bir yer (Türkiye) olamaz.” diyen Hamalainen, Ankara’da günlerinin yoğun geçtiğini, yeni insanlarla tanıştığını ve burada çalışmaktan keyif aldığını dile getirdi.
Hamalainen, “Burası harika bir ülke ve şunu da söylemeliyim ki Türkiye büyük bir ülke. Tükiye’nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu, buraya (Türkiye’ye) taşındığınızda anlıyorsunuz.” diye konuştu.
Daha önce ailesiyle Alanya’da tatil yaptığını kaydeden Hamalainen, İstanbul’a da ilk kez 1986’da eşiyle öğrenciyken geldiğini belirtti.
Hamalainen, Türkiye’ye dair geniş bir bakış açısına sahip olduğunu dile getirerek, Türk halkıyla iletişim kurmanın kolay olduğunu ve bundan keyif aldığını aktardı.
Fin ve Türk halkı arasında pek çok ortak özellik olduğuna işaret eden Hamalainen, “Bu ülkenin her yerinde tanıştığım insanların cömertliği, misafirperverliği ve dostluğu harika ve inanılmaz. Çok özelsiniz.” dedi.
Yaşadığı elçilik konutuna Finlandiya’dan getirdiği, modern ve geleneksel desenlerin yer aldığı halıları seren Hamalainen, büyük bir halı tutkunu.
Hamalainen, yıllar önce Türkiye’ye geldiğinde, buradan da halı satın aldığını, göreve geldiğinden bu yana da halılarıyla ünlü Uşak’ı ve İstanbul’u görme imkanı bulduğunu söyledi.
Uşak’ı, Finladiya’nın Paimio kenti arasında işbirliğini hedefleyen bir projenin açılışı dolayısıyla ziyaret ettiğini anlatan Hamalainen, “Uşak’tan halı almak isteniyorsa önceden sipariş verilmesi gerektiğini öğrendim, bu yüzden son gidişimde alamadım. Ama daha önceki ziyaretlerimde halıları incelemiştim, halı almak için sabırsızlanıyorum, halıları seviyorum.” diye konuştu. Hamalainen, Uşak’ta insanların misafirperverliğinden de çok etkilendiğini dile getirdi.
Kısa süre önce Şebiarus etkinlikleri için Konya’yı ziyaret ettiğini belirten Hamalainen, etkinliği çok özel ve güzel bulduğunu, Türkçe öğrenmeye başladığını kaydetti.
“100 yıllık gerçek bir dostluk”
Finlandiya ve Türkiye’nin, tarihten gelen iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Hamalainen, “Türkiye, Finlandiya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk devletlerden biriydi. İlişkiler o zaman başladı. Bu yıl, 1924’te imzalanan dostluk anlaşmamızın 100. yılını kutlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Hamalainen, 1800’lerin son dönemlerinde Finlandiya halkını anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabına da atıfta bulunarak, “Bizi tarihten bugüne bağlayan birçok şey var. Finlandiya’nın kuzeyinden güneyine kadar pek çok benzerlik olduğunu düşünüyorum. 100 yıllık gerçek bir dostluk olduğunu söyleyebilirim.” diye konuştu.
Finlandiya ve Türkiye’nin arabuluculuk işbirliğinin önemini vurgulayan Hamalainen, dünyada yaşanan son gelişmelere değinerek, “Arabuluculuğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmakta.” dedi.
Hamalainen, Finlandiya-Türkiye arasında yükselen ticaret rakamlarına işaret ederek sürdürülebilir kalkınma, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi alanlarında birçok imkan bulunduğunu ve Türkiye’nin de bu alanlarda işbirliğine istekli olduğunu anlattı.
“İkili ticaret rakamlarımız son yıllarda çok olumlu bir gelişme gösterdi.” diyen Hamalainen, iki ülke arasındaki ticaretin artırılmasına önem verdiğini söyledi.
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine adaylığına ilişkin, “Biz, Türkiye’nin AB perspektifini gerçekten her zaman destekledik.” ifadesini kullandı.
Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği
Hamalainen, Finlandiya’nın NATO’ya katılma sürecine Türkiye’nin katkısından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun Finlandiyalılar için önemini vurguladı.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının ardından ülkesinin NATO’ya katılma gibi önemli bir karar aldığını hatırlatan Hamalainen, şunları kaydetti:
“Ülkenizi savunabilmek için yeteneğinizi ve kapasitenizi yüksek tutmanın önemli olduğunu hissettik ve ittifaka katacağımız çok şey olduğuna inanıyoruz. Aynı zamanda ittifaktan bir şeyler aldığımızın da farkındayız.”
Büyükelçi Hamalainen, yeni NATO üyesi Finlandiya’nın, Türkiye’yi güvenlik ve savunma politikası açısından önemli gördüğünü belirterek, gelecekte bu konularda diyaloğun yoğunlaştırılması gerektiğini aktardı.
“Finlandiya açısından bakıldığında, Türkiye’nin bölgedeki siyasi zorluklardaki uzmanlığı ve savunmaya yaptığı katkı oldukça ilgi çekici.” değerlendirmesini yapan Hamalainen, NATO’nun kuzey kanadı ile güney kanadının işbirliğini gelişmeye başlamasının önemli olduğunu belirtti.
Hamalainen, ayrıca, iki ülke halkı arasında iletişimin artırılması ve ilişkilerin güçlendirilmesi açısından da öğrenci değişim programlarının önemli olduğuna vurgu yaptı.
Gazze’de ateşkes vurgusu
Hamalainen, Finlandiya’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı’na gösterdiği hassasiyeti Gazze’de gösterip göstermediğine ilişkin soruya, “Bence (gösteriyor). Bu soruyu çok tartışıyoruz. İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini düşünüyoruz, bu çok önemli.” yanıtını verdi.
Gazze’de tüm sivillerin çok fazla acı çektiğini vurgulayan Hamalainen, önemli olanın gerilimin daha da tırmanmaması gerektiği ve ateşkesin sağlanması olduğunu söyledi.
]]>