Hakimler ve Savcılar Kurulu Adli Yargı Kararnamesi doğrultusunda tayini çıkan hakim ve savcılar ile görev yeri değişen ve emekliye ayrılan personeller onuruna veda programı düzenlendi. Nazilli Cumhuriyet Başsavcısı Murat Dilsiz’in ev sahipliğinde ilçedeki özel bir kır bahçesinde düzenlenen veda etkinliğine Nazilli Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy, Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Adalet Komisyonu Başkanı Menduh Yalvaç, Nazilli Baro Temsilcisi Emel Şahin, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ahmet Refik Özsoy, İlçe Emniyet Müdürü Şafak Yıldırım, Cumhuriyet Savcıları, Hakimler ve adliye çalışanları ile eşleri katıldı.
Tayinleri çıkan, görev yerleri değişen ve emekli olan hakim, savcı ve adliye personeline plaket ve hediyelerini protokol üyeleri takdim edildi. Gecede birer konuşma yapan Kayseri’nin Melikgazi ilçesine tayini çıkan Nazilli Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy ve Bursa Ağır Ceza Başkanlığına tayini çıkan Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Menduh Yalvaç, görevleri süresince birlikte çalıştıkları mesai arkadaşlarına yeni görev yerlerinde de başarılar diledi.
“Herkese hayatlarında ve görevlerinde başarılar diliyorum”
Adli Yargı Komisyonu Başkanı Menduh Yalvaç, “Öncelikle devlet adamı kişiliği ile sayın kaymakamımızla burada tanışmaktan ve yollarımızın burada kesişmesinden dolayı duyduğum mutluluğu dile getirmek istiyorum. Kendisine yeni görev yerinde de başarılar diliyorum. Başsavcım ve eşiyle de burada tanışmaktan ve beraber çalışmaktan ve bir hukuk insanı olarak kendileriyle bir arada olmaktan dolayı çok mutluluk duydum. Hakim-savcı arkadaşlarıma da yeni görev yerlerinde başarılar diliyorum. Geride kalan meslektaşlarıma da aynı duyguları paylaşıyorum. Herkese hayatlarında ve görevlerinde başarılar diliyorum” dedi.
“Adliyemizin neredeyse yarısını adli kararname ile uğurluyoruz”
Nazilli Cumhuriyet Başsavcısı Murat Dilsiz ise konuşmasında, “Bugün adliyemizin neredeyse yarısını adli kararname ile uğurluyoruz. Bizim için aynı zamanda üzücü. Nazilli’de göreve başladığımızda sanki ilk defa göreve başlıyormuşuz heyecanı ile başladık. Kararname ile ilk defa görev yerleri değişen arkadaşlarımız da o heyecan olacak. İnsanlığı, çalışkanlığı ve kaderdaşlığı ile çok iyi bir yol arkadaşı olarak gördüğüm komisyon başkanımız başta olmak üzere tüm mesai arkadaşlarıma emeklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda devlet adamlığı ve kişiliği ile bizlere yol gösterici ve örnek olan, birlikte çalışmaktan büyük gurur duyduğum Kayseri Melikgazi Kaymakamlığı’na tayini çıkan Sayın Kaymakamımız Sedat Sırrı Arısoy’a da çok teşekkür ediyorum. Bu aynı zamanda belki de son kez bir araya geleceğimiz bir veda gecesi oldu” dedi.
“Pandemi sürecini hep birlikte başarıyla atlattık”
Nazilli’nin hem kendisi hem de beraber mesai yaptığı arkadaşları için çok önemli bir tecrübe kattığını ifade eden Nazilli Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy, “Bugün burada hakim Savcılar ve adli personelin Vedası için bir arada olacaktık. Ancak benim de tayinim çıkması nedeniyle benim de veda gecem oldu. Yeni tayin yerimle beraber benim 14 görev yerim oldu. Hayatta zaten sona ermeler ve başlangıçlar söz konusudur. Nazilli’de görev yaptığım sürece belki de hayatta ilk kez başımıza gelen pandemi sürecini hep birlikte başarıyla atlattık. Dolayısıyla Nazilli tecrübesi hiçbir zaman unutulmayacak bir tecrübe olarak hafızamızda kalacak. Herkese yeni görev yerlerinde de başarılar ve mutluluklar temenni ediyorum” dedi.
Protokol üyelerinin plaket ve hediye takdimlerinin ardından etkinlik müzik konseri ile son buldu. – AYDIN
]]>Adana Adliyesi’nde görev yapan kadın hakim Gül A.’nın 2019 yılından beri yasak aşk yaşadığı Ş.L.’nin birlikteliklerine ait videoları silmesi için tehdit edilmesiyle birlikte başlayan soruşturmada çok sayıda iddia ortaya atılması sonrası Adalet Bakanlığı harekete geçti.

AÇIĞA ALINIP İHRAÇ EDİLDİ
Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Adana Adliyesinde görevliyken tehdit ve şantaj olaylarına adı karıştığı ifade edilen hakim Gül A, mesleğinin nüfuz ve itibarını kullanarak yaptığı bu işlemler nedeniyle açığa alınmış olup, başka bir dosya nedeniyle de ihraç edilmiştir.” bilgisine yer verildi.
NE OLDU?
Hakim Gül A., Adana’da kiracı olarak yaşadığı sitenin yönetici Ş.L. ile 2019 yılı Eylül ayında tanıştıktan sonra birliktelik yaşamaya başladı. Hakim, bir gün Ş.L.’ye “Benim bazı sıkıntılarım var. Sen güçlü bir erkeksin bana yardımcı olmanı istiyorum, ben daha önce Edirne’de görev yaptım. Orada görev yaparken hakkımda rüşvet iddialarında bulunduğu, sahtecilik yaptığımı söylediler. Senin beni bu suçlamalardan kurtarman, dosyalarımı kapattırman ve o kişilerden beni korumanı istiyorum.” dedi.
Gül A.CİNSEL BİRLİKTELİKLERİNİ KAYDA ALDILAR
Sabah gazetesinden Halit Turan’ın haberine göre, soruşturma dosyasında resmiyette evli olan ve 20 yaşında oğlu olan hakim Gül A., Ş.L. ile cinsel birlikteliklerinin görüntülerini kaydedip karşılıklı olarak birbirleriyle paylaştı.
BAŞKA ERKEKLERLE BİRLİKTE OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE AYRILDI
Hakimin başka erkeklerle de menfaat karşılığında ilişki yaşadığını öğrenen Ş.L. ayrılmak istedi. Ş.L. hakimi telefonla arayıp 4 yıl süren birlikteliklerini sona erdirip kendisiyle irtibat kurmamasını aksi halde Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunacağını söyledi.

VİDEOLARI SİLMESİ İÇİN ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ
Bunun üzerine Mayıs ayında Ş.L. tehdit edilmeye başlandı. Galericiler sitesinde bir işyerine giden Ş.L.’yi karşılayan iki kişi “Sende hakim hanımın videoları varmış, bunların silmen gerekiyor. İşyerine girerken veya çıkarken öldürülebilirsin, bu işleri başkaları yapacak.” dedi. Bunun üzerine Ş.L. hakim hakkında şikayetçi oldu.
500 MİLYON LİRA KARŞILIĞINDA KAÇAK AKARYAKIT DOSYASI KAPATMIŞ
Ş.L.’nin şikayeti üzerine hakim Gül A. hakkında HSK 1. Dairesi tarafından soruşturma izni verildi. Gül A.’nın Osmaniye Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Akaryakıt kaçakçılığı” iddiasıyla yargılanan sanıktan beraat etmesi karşılığında 500 milyon TL rüşvet aldığı iddia edildi.

Gül A.’nın yargılaması olan kişiye Edirne ilinde birlikte görev yaptığı Cumhuriyet Savcısı F.A.’nın duruşmada beraat mütalaasında bulunup beraat kararı verdireceğini belirterek, 500 milyon TL talep ederek parayı elden teslim aldığı, o Cumhuriyet Savcısının yargılanan sanık hakkında beraat kararı verilmesi yönünde talepte bulunduğu ancak o celse karar verilmeyip sonraki celsede başka bir Cumhuriyet Savcısının mahkûmiyet mütalaasında bulunmasıyla ceza aldığı ortaya çıktı.
“KAFANA TAKMA, BERAAT KARARI ÇIKARTIRIZ”
Sanığın Hakim Gül A.’ya hem para verip hem de ceza aldığını söylemesi üzerine ise, hakimin, “Kafaya takma, istinaf sürecinde beraat kararı çıkartırız.” dediği öne sürüldü.

ADLİ EMANETTEN METAMFETAMİN ALIP ALEM YAPMIŞLAR
Hakim Gül A. hakkındaki iddialar bunlarla da sınırlı kalmadı. Gül A.’nın bir özel hastaneden reçetesiz olarak uyuşturucu özelliği bulunan ilaç temin edip içtiği, pandemi döneminde nöbeti olduğu hafta sonu adli emanetten aldığı metamfetamin maddesi ihtiva eden hapları kullanması nedeniyle nöbetini başka bir hakimle görüşerek değiştirdiği belirlendi.
3 HAKİMLE BERABER İÇKİ VE UYUŞTURUCU İÇMİŞ
Yine pandemi döneminde Hakim Gül A.’nın Adana Adliyesi’nde bir Cumhuriyet Başsavcı vekili bir Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi ve bir Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi ile birlikte içki içip Başsavcı vekilinin adli emanet deposundan çıkarttığı metamfetamin olarak bilinen uyuşturucuyu kullanıp birlikte parti yaptıkları belirlendi.
]]>KOCAELİ Barosu’na kayıtlı Avukat Doğukan Karabaş, Darıca ilçesindeki bir ilkokulda öğretmen Mehmet Demir’i darbettiği iddiasıyla gözaltına alınan öğrenci velisi M.A. (32) ve yakını S.A.’nın (28) çıkarıldığı mahkemece, adli kontrol tedbiri kapsamında 300’er bin TL güvence bedeli şartı ile serbest bırakılmasına ilişkin konuştu. Türkiye’de nadir olarak kullanılan, halk arasında ‘kefalet’ olarak bilinen ‘güvence bedeli’ adli kontrolünün ‘Parası vardı, kurtuldu’ gibi lanse edilebildiğini belirten Avukat Karabaş, “Burada ‘Güvence bedeli’ denmesindeki amaç, sanığın veya şüphelinin soruşturma yahut kovuşturma aşamasında dosyayı takip etmesi, duruşmalarına gelmesi, yahut işte soruşturma aşamasında da hakimliğe gelip ifade vermesi gibi aşamaları garanti altına almak” dedi.
Olay, 28 Mayıs’ta Darıca ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi İnönü Caddesi’ndeki Ressam Osman Hamdi Bey İlkokulu’nda meydana geldi. Kavga eden 1’inci sınıf öğrencisi 2 kız çocuğundan biri, eve gittiğinde olayı babası M.A.’ya anlattı. Bir gün sonra okula giden M.A., sınıf öğretmeni Burak Laçin’den çocuğuyla kavga eden öğrenciyi kendisine göstermesini istedi. M.A., Laçin’den olumsuz cevap aldı. Bunun üzerine M.A. okula çağırdığı yakınlarıyla öğretmen Laçin’in üzerine yürüdü. Grup, araya giren öğretmen Mehmet Demir’e de tekme ve yumruklarla saldırıldı. O anlar, cep telefonuyla görüntülendi.
Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden Mehmet Demir, darp raporu alıp, şikayetçi oldu. Şikayet sonrası M.A. ile yakınları S.A. ve İ.A., gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün Gebze Adliyesi’ne sevk edildi. Şüphelilerden İ.A., savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, hakim karşısına çıkan M.A. ve S.A., adli kontrol tedbiri kapsamında halk arasında ‘kefalet’ olarak bilinen ayrı ayrı 300 bin TL ‘güvence bedeli’ ile serbest bırakıldı.
‘GÜVENCE BEDELİ DEDİĞİMİZ ASLINDA HALK ARASINDA KEFALET DİYE BİLİNENDİR’
Türkiye’de nadir olarak adli kontrollerden biri olarak mahkemelerin verdiği ‘güvence bedeli’ sonrası adli kontrolle serbest kalma kararıyla ilgili, Kocaeli Barosu’na kayıtlı Avukat Doğukan Karabaş, bilgi verdi. Avukat Karabaş, “İlimizde Darıca ilçesinde meydana gelen, velinin sınıfı basıp, öğretmeni darbetmesi olayında sulh ceza hakimliği velinin, adli kontrol şartıyla serbest kalmasına hükmetmiş. Adli kontrol nedir? Adli kontrol, tutuklama gerektiren veya gerektirmeyen suçlarda savcılık tarafından tutuklama talep edilmediği hallerde hakimliğe talep edilebilen seçenek, tedbir türlerinden biridir. Bu tedbirlerden biri de güvence bedeli. ‘Güvence bedeli’ dediğimiz aslında halk arasında ‘Kefalet’ diye bilinendir ama bunun kanuni karşılığı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109’uncu maddesinde yazan ‘Belirlenebilecek güvence bedeliyle adli kontrole hükmedilebilir’ hükmüdür” dedi.
‘BİZİM HUKUKUMUZDA ÇOK UYGULANAN BİR KONU DEĞİL’
“Güvence bedeli şüphelinin yapılacak ekonomik ve sosyal durum araştırmasında tespit edilen maddi durumu göz önüne alınarak belirlenebilir” diyen Karabaş, “Bu olayda 300 bin lira olarak belirlenmiş. Bu yapılan araştırma sonucunda hakim tarafından buna hükmedilmiş olabilir; bu bedel artabilir, azalabilir veya hiç güvence bedeli de belirlenmeyebilir. Güvence bedeli konusu, bizim hukukumuzda çok uygulanan bir konu değil. Yapılan araştırmalar neticesinde tespit edildiği durumda hakim buna hükmedebiliyor. Genelde adli kontrollerde imza veya ev hapsi gibi seçenek kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
NASIL UYGULANIYOR?
Güvence bedeli kararının uygulanmasına ilişkin de konuşan Avukat Karabaş, “Güvence bedeli kararı çok kullanılan bir şey değil ama güvence bedeli şöyle uygulanıyor; ekonomik, sosyal durum araştırması yapıldıktan sonra belirlenen bedel, şüpheli tarafından mahkemeye yatırılıyor. Hakimlik tarafından sanık hakkında verilen karar, daha sonra sanık hakkında iddianame hazırlanıp ceza aşamasına geçildiğinde kaldırılıp iade edilmeye karar verilebiliyor ya da karara kadar da iade kararı verilmeyebiliyor. Güvence bedeli bizim de mahkemelerde, hakimlikte, sulh ceza hakimliğinde çok karşılaştığımız bir bedel olmasa da zaman zaman bu tür uygulamalar görülebiliyor” dedi.
‘CAYDIRICI BİR ADLİ KONTROL DEĞİL’
Mahkemenin kararını da yorumlayan Karabaş, “Ekonomik, sosyal durum araştırması yapılmış; belli ki maddi durumları iyi olduğu tespit edilmiş. İmza yerine böyle bir tedbir öngörülmüş. İmza da olabilirdi; haftanın belirli günlerinde, belirli saat aralığında karakola gidip imza da verilebilirdi; ev hapsi de verilebilirdi. Aslında bu caydırıcılığı bence daha arttırırdı. Güvence bedeli halk arasında sanki biraz ‘Parası vardı, kurtuldu gibi’ lanse edilebiliyor ama dediğim gibi bizim kanaatimizce bu suçtan alacağı ceza da aslında caydırıcı bir ceza olmayacağı için belirlenen adli kontrolde caydırıcı bir adli kontrol değil” dedi.
‘DOSYASINI TAKİP EDİYORSA BU BEDEL YARGILAMA SONUCUNDA KENDİSİNE İADE EDİLİYOR’
“Burada ‘Güvence bedeli’ denmesindeki amaç, sanığın veya şüphelinin soruşturma yahut kovuşturma aşamasında dosyayı takip etmesi, duruşmalarına gelmesi yahut işte soruşturma aşamasında da hakimliğe gelip ifade vermesi gibi aşamaları garanti altına almak” diyen Avukat Karabaş, “Eğer şüpheli veya sanık dosyasını takip ediyor, duruşmalarına geliyorsa zaten bu bedel yargılama sonucunda kendisine iade ediliyor. Eğer takip etmezse, cebinden çıkmış bir para olarak kalacağı için bu da insanları kendi dosyasını takip etmesine teşvik amaçlı olarak, devletin de bunu güvence altına alması olarak değerlendirilip güvence bedeli deniliyor” ifadelerini kullandı.
]]>EN ÇOK OYU MUHSİN ŞENTÜRK ALDI
Seçimin ilk 10 turunda hiçbir adayın, 348 Yargıtay üyesinin salt çoğunluğu olan en az 175 oyu alamaması üzerine bugün, Mehmet Akarca, Ömer Kerkez ve Muhsin Şentürk’ün katıldığı 11’inci tur oylama yapıldı. Oylama sonucu Mehmet Akarca 85, 3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez 102, 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk ise 117 oy aldı. Seçime katılım 320 olarak kayıtlara geçerken, kullanılan oylardan 4’ü boş, 12’si ise geçersiz sayıldı.
Seçime 2 Nisan Salı günü 12’nci tur oylamayla devam edilecek. Seçimlerde üye tam sayısının salt çoğunluğunun hazır bulunması gerekiyor.
MEHMET AKARCA KİMDİR?
21.01.1963 tarihinde Şirvan’da doğmuştur. Karşıyaka Havva Özişbakan Lisesini bitirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Kütahya’da kısa dönem olarak yapmıştır.
İzmir hakim adayı olarak mesleğe başlayan Akarca; sırasıyla Uşak/Ulubey, Van/Gevaş, Aydın/Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
18.01.2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Mehmet Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 21.10.2013 tarihinde Yargıtay Ondördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasında Cumhurbaşkanınca 18.05.2015 tarihinde birinci kez, 21.05.2019 tarihinde ikinci kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 24.03.2020 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş olup halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

ÖMER KERKEZ KİMDİR?
01/07/1966 tarihinde Antakyada doğmuştur.Antakya Lisesini bitirmiş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1988 yılında mezun olduktan sonra askerliğini Trabzonda yapmıştır.
Hatay hakim/savcı adayı olarak mesleğe başlamış;sırasıyla Elbistan,Kozluk,Erzin Cumhuriyet savcılığı, Adalet Bakanlığında Tetkik Hakimliği, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Evli ve 3 çocuk babasıdır.
05/07/2017 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilmiş olup Üçüncü Hukuk Dairesi Üyesi olarak görevini sürdürmekte iken 14.02.2023 tarihinde Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılan seçim sonucunda Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.

MUHSİN ŞENTÜRK KİMDİR?
Dairede en kıdemli üye olarak başkanvekilliği görevini de yürüten Muhsin Şentürk, 1968’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlayan Şentürk, sırasıyla Kars Susuz, Sivas Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığı, Yargıtay 3.Ceza Dairesi tetkik hakimliği, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu.
Yargıtay üyeliğine 2012’de seçilen Muhsin Şentürk, evli ve iki çocuk babası.

Çağlayan’da 2015 yılında İstanbul Adalet Sarayı’ndaki makam odasında DHKP-C’li teröristlerce şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına Haliç Kongre Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. İftar programına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, bakan yardımcıları, HSK üyeleri ve İstanbul’da görev yapan 500 hakim ve savcı katıldı.
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anısına tertip edilen iftar yemeğindeki konuşmasına Selim Kiraz’ı yad ederek başlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün şehidimiz Mehmet Selim Kiraz’ın şehadete ulaşmasının 9. yıldönümü münasebetiyle İstanbul Adliyesi’ndeydik. Bir anma programı gerçekleştirdik, onu dualarla yad ettik. Terörle mücadelemizdeki kararlılığımızdan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Ona sıkılan kurşun Türkiye’ye sıkılan kurşundu. Ona sıkılan kurşun adalete, hukuka sıkılan kurşundu. Hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Adaletin tecellisi hususunda hem fiziksel kapasite hem yargı reformları gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Sizler kürsüde adaletin tecellisi için fedakarca çalışıyorsunuz. İstanbul’daki yargı hizmetlerinin aksamadan devam etmesi, adaletin tecellisi ve sizlere destek olma noktasında gerek Adalet Bakanlığımız gerekse Hakimler ve Savcılar Kurulu olarak yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Fiziki mekanların teknoloji ile donatılması önemli. Ama kürsüde görev yapan insan unsuru, adaletin tecellisi noktasında sizlerin gayretleri her şeyden daha önemli. Kıymetli yargı mensuplarımız, ülkemiz 22 yıldan bu yana güvenilir adalet sisteminin tesisi bakımında önemli mesafe kat etti. Fiziki mekanların, kapasitenin artırılması konusunda önemli mesafe aldık. Müstakil adliye sarayları bakımından bakıldığı zaman, 500 bin metrekare kapalı alandan bugün 6 milyon metrekare kapalı alana çıktık. Sadece fiziki kapasite yargı teşkilatımızın, güvenilir bir yargı sisteminin tesisi bakımından elbette yeterli değil. İyi ve ihtiyaca cevap veren bir mevzuatın olması gerekiyor. Dolayısıyla bu konuda da temel kanunlarımızı çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Hukuk fakültelerinde kontenjanın azaltılıp kalitenin yükseltilmesi, hukuk fakültesi mezunlarının hukuk mesleklerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavlarına katılabilmesi, avukatlık stajına başlayabilmesi 2024’ten itibaren uygulamaya geçecek. Hem savunmayı güçlendireceğine hem de hakim savcı sınavından önce bir ön elemenin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Mevzuatımızın iyileştirilmesi bakımında yargı reformu strateji belgemizi de seçimden sonra inşallah Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak. Hazırlıklarımızı tamamladık. Sizlerle beraber vatandaşımızın yargıya güvenini daha üst noktaya taşımanın gayreti içerisinde gece gündüz çalışacağız. Hedefimiz daha güvenilir bir adalet sistemini tesis etmek ve bu uğurda da sizlerin gayretlerine müteşekkiriz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Çeşitli programlar kapsamında Rize’de bulunan Bakan Tunç, Valiliği ziyaret ederek Vali İhsan Selim Baydaş’tan çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Ardından Rize Adliyesi’ne geçen Tunç, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Patlak ve Baro Başkanı Ümit Peçe ile görüştü.
Atatürk Caddesi’nde esnafı ziyaret eden Tunç, AK Parti Gençlik Kolları üyeleriyle trafikteki vatandaşlara iftarlık ikram etti.
Bakan Tunç, daha sonra Rize Öğretmenevi’nde Valilik ve Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iftar programına katıldı.
Tunç, burada yaptığı konuşmada, hükümetleri döneminde kentin adalet alanında yaklaşık 2,5 milyar liralık yatırım aldığını belirterek, şehircilik anlamında gelişen Rize’de kentsel dönüşümle güzel yatırımlar yapıldığını söyledi.
Hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisi anlamında 22 yıldan bu yana büyük mesafeler katedildiğini vurgulayan Tunç, “550 bin metrekare kapalı alanı vardı tüm yargı teşkilatımızın, müstakil adliye olarak, bütün Türkiye geneli, bundan 22 yıl önce. Şimdi sadece Ankara Adliyesi 600 bin metrekare, inşaatına başladığımız. Dolayısıyla nereden nereye gelmişiz, şu anda 6,5 milyon metrekare kapalı alana ulaşmış durumdayız.” diye konuştu.
Bakan Tunç, fiziki mekanlar, teknolojik imkanların yanı sıra hakim savcıların kürsüde uygulamak durumunda olduğu mevzuatın geliştirilmesi konusunda da çok önemli mesafe aldıklarının altını çizerek şöyle devam etti:
“Türkiye Büyük Millet Meclisimiz son 22 yılda yoğun çalıştı. Yine en son seçim nedeniyle Meclis ara vermeden önce 8. yargı paketini hayata geçirdi. Bakın yıllardır konuştuğumuz temyiz süreleri, istinaf süreleri, farklı mahkemelerde 7 gün olan vardı, 8 gün olan vardı, 15 gün olan vardı, iki hafta olan vardı. Bunların artık hepsi tarihe karıştı. Eski alışkanlıklardan kurtulmak için çabalıyoruz. Daha pratik, sadeleştirme nasıl olmalı, daha çabuk nasıl sonuca ulaşabiliriz, hızlı kararı nasıl verebiliriz, adaletin gecikmeden tesisini nasıl sağlayabiliriz, bu konuda Meclisimiz, Bakanlığımız bunları yaparken yargıdan gelen seslere kulak veriyor.”
“En modern, çağdaş kanunlarla yolumuza devam ediyoruz”
Mevzuatın iyileştirilmesi konusunda önemli mesafeler aldıklarını anlatan Tunç, “Bizim meslekte olduğumuz, avukatlık yaptığımız yıllardaki kanunlar, 80 yıllık uygulanan kanunlar artık hepsi geride kaldı. Şimdi en modern, çağdaş kanunlarla yolumuza devam ediyoruz. Onlarda da değişiklik ihtiyaçları oluyor. Zaman içerisinde uygulamadan gelen taleplerle, vatandaştan gelen taleplerle onlarda da değişiklik ihtiyacı söz konusu oluyor.” ifadesini kullandı.
Tunç, hukuk sistemini güçlendiren sessiz devrimlere imza attıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hukuk devleti niteliğimizi güçlendiren önemli reformlara imza attık. Yani biz bir darbe anayasası ile yönetiliyoruz. 82 Anayasası darbecilerin yazdırdığı bir anayasa ve bu anayasamızda devletin kurumları, Milli Güvenlik Kurulundan Yüksek Askeri Şuraya varıncaya kadar, Hakimler Savcılar Kurulundan Anayasa Mahkemesine varıncaya kadar, tüm bu kurumlar özellikle vesayetçi anlayışın, darbeci anlayışın kurguladığı ve her an bir sıkıntıya yol açabilecek, demokraside kesintiye yol açabilecek, birtakım sorunlara yol açabilecek yapısal kurumlardı. Tüm bunların yapısını hukuk devleti ilkesine uygun hale getirerek ülkemizin, devletimizin hukuk devleti niteliğini güçlendirdik, anayasamızda yaptığımız değişikliklerle. Tabii hedefimiz daha yeni anayasa, katılımcı, sivil, demokrat bir anayasa. Bunu da inşallah eğer bir uzlaşma sağlanırsa inşallah 28. Dönem parlamentosunda hayata geçirmek nasip olur.”
Adalet personelinin sayısını artırdıklarına dikkati çeken Tunç, hakim ve savcıların 9 binden 24 bine çıkarıldığını söyledi.
Gelişen teknoloji, yeni suç tipleri ve değişimin yeni ihtiyaçları ortaya çıkardığını belirten Tunç, şunları kaydetti:
“200 bine yakın bir kadroyla ülkemizde adaletin tecellisi noktasında, yargıya güveni sağlama noktasında hep beraber gayret gösteriyoruz. Yeni dönemde artık hakim ve savcılarımızın özellikle mesleğe kabul edilmeden önce kürsüye daha güçlü ve donanımlı çıkmaları ile ilgili tedbirler ve yasal düzenleme yapmıştık. 2024 yılından itibaren uygulamaları başladı. Hakim savcı yardımcılığı sistemine geçtik. Hakim savcı adaylığı sistemini kaldırdık. 2 yıl süren adaylık yerine artık 3 yıl süren hakim savcı yardımcılığı. Bunun bir yılı Adalet Akademisi’nde eğitim, 2 yılı da tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında usta çırak ilişkisi içerisinde geçecek olan uygulama. Dolayısıyla o 3 yıllık süre kürsüye çıkmadan önce kardeşlerimizin daha donanımlı hale gelmelerini sağlayacak. Tabii kürsüde görev aldıktan sonra da 1. sınıfa yükselebilmesi için de Adalet Akademisi’nde muhtelif zamanlarda eğitime katılması kuralını getirdik.”
Tunç, hukuk fakültelerinin önemine değinerek, “Hukuk fakültesini bitiren kardeşlerimizin hakim, savcı yardımcısı sınavına girmeden önce ya da avukatlık stajına başlamadan önce de bir ön elemeden geçmesi ile ilgili mesleklerine giriş sınavını uygulamaya koyuyoruz. 2024’ün yarısından itibaren senede iki kere bu sınavı yaparak özellikle hem avukat meslektaşlarımızın hem de hakim ve savcılarımızın sınavlardan önce, stajlardan önce bir ön elemeden geçmesi ve daha donanımlı hale gelmeleri noktasında çabalıyoruz.” diye konuştu.
Teftiş kurullarını önemsediklerini dile getiren Tunç, “Teftişi daha sıklıkla yapmak durumundayız. Uzun süren yargılamaları biliyoruz. Bu noktadaki gayretinizi biliyoruz, bu gayretinize karşılık biz de acaba uygulamaya yönelik nasıl faydalı olabiliriz, Bakanlık olarak hangi çözümleri bulabiliriz, tüm bunların çalışmasını yapmanın gayreti içerisindeyiz. Hep beraber vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya taşımanın gayreti içerisindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Milletimiz en doğru kararı verecektir”
Bakan Tunç, Türkiye’nin seçim sürecinde olduğunu dile getirerek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Milletimiz en doğru kararı verecektir. Rize’mizde, ülkemizin her tarafında vatandaşlarımız illerinin, ilçelerinin en güzel şekilde yönetilmesi, o şehirlerin daha müreffeh hale getirilmesi noktasındaki kararlılıklarını da göstereceklerdir. Biz milletimize her zaman güvendik ve güvenmeye de devam ediyoruz. Ne yapsak onlar için azdır. Çünkü onlar sayesinde ülkemiz 22 yıldan bu yana hem fiziki kalkınmasını çok ileriye taşıdı hem de demokrasinin standartlarının yükseltilmesi noktasında çok büyük mesafeler aldık ve dış tehditlere karşı da savunma sanayiinde, bağımsız enerjide, bağımsız ekonomide, bağımsız bir ülke olarak inşallah Türkiye Yüzyılı’nın inşasını gençlerimizin omuzunda yükseltmeye devam edeceğiz.”
]]>Tunç, Giresun Adalet Sarayı Yer Teslimi ve Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, 2002’de ülke genelinde 78 olan müstakil adalet sarayı sayısının bugün 366’ya ulaştığını söyledi.
Bu mekanlarda adaletin tecellisini sağlayacak olan mevzuatın iyileştirilmesi noktasında da Türkiye’nin çok önemli mesafeler aldığını belirten Tunç, 22 yıldan bu yana temel kanunların tamamını yenilediklerini aktardı.
Tunç, temel kanunların tamamını vatandaşların ve çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdiklerini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Yine Anayasamızda gerçekleştirmiş olduğumuz sessiz devrim sayılan reformlarla da ülkemizin, devletimizin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirdik, daha da tahkim ettik. Yüksek Askeri Şura’nın yapısından tutun da Hakimler Savcılar Kurulunun yapısına varıncaya kadar, Anayasa Mahkemesinin yapısından tutun da Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasına, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasına varıncaya kadar tüm bu yapısal dönüşüm, ülkemizin demokratik niteliğini daha da güçlendirdi. Vesayetçi ve darbeci anlayışı tarihe gömmeyi, bu yapısal reformlar sayesinde başardık.”
Milletin sivil, demokratik ve katılımcı bir anayasaya kavuşması gerektiğine dikkati çeken Tunç, “Türkiye Yüzyılı’na başlarken inşallah 28’inci dönem parlamentosunda bir uzlaşma sağlanır ve milletimize olan bu önemli borcumuzu da yerine getirmiş oluruz.” diye konuştu.
Tunç, 2002’de 9 bin civarındaki hakim ve savcı sayısının bugün 24 bine ulaştığına işaret ederek, sayının giderek arttığını belirtti. Genç bir kadroya sahip olduklarını aktaran Tunç, “Gelecek vadeden bir yargı teşkilatımız söz konusu.” dedi.
Hukuk eğitiminde kalitenin artırılması çalışmaları
Bakan Yılmaz Tunç, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’na ilişkin de şunları kaydetti:
“Hukuk fakültelerindeki eğitim kalitelerinin artırılması noktasındaki çalışmalarımız kontenjanlarla ilgili, YÖK ile ilgili devam eden görüşmelerimiz hem hukuk eğitiminin kalitesi, hukuktan mezun olan kardeşlerimizin bir ön elemeye tabi tutularak Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı kazananların avukatlık stajına başlayabilmesi ve hakimlik ve savcılık sınavına girebilmesi noktasındaki sınavı da 2024 yılından itibaren uygulamaya koyuyoruz. Yürürlüğe giriş tarihi 2024, inşallah eylül, ekim gibi bu ilk sınavı gerçekleştirmiş olacağız.”
Hakim ve savcıların mesleğe kabul edilmeden önce 2 yıl süren adaylığının söz konusu olduğunu belirten Tunç, “Artık bundan sonra 2 yıl süren bir adaylık değil, 3 yıl süren hakim ve savcı yardımcılığı sistemine başladık. İlk sınavı 23-24 Aralık’ta yazılı sınavları yaptık, şimdi mülakatları gerçekleştirilecek ve 1000 hakim, savcı yardımcımız inşallah o sınavları başardıktan sonra göreve başlayacaklar.” diye konuştu.
Tunç, bunun bir yılının Adalet Akademisinde eğitimle geçeceğinin altını çizerek, “Diğer 2 yılı da istinafta, ilk derecede, Yargıtay’da değişik kademelerde hakim ve savcıların yanında hakim, savcı yardımcısı olarak görev yapacaklar. Usta çırak ilişkisi içerisinde kürsüye hazırlanacaklar ve 3 yılın sonunda akademideki ara sınavları da verdikten sonra Hakimler ve Savcılar Kurulumuz tarafından mesleğe kabul edilmiş olacaklar.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından Bakan Tunç, protokol üyeleriyle birlikte butona basarak, Giresun Adalet Sarayı’nın inşa edileceği alandaki eski Giresun Cezaevi binasının yıkım işlemini başlattı.
Törene, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, AK Parti Giresun Milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Giresun Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu, Giresun Cumhuriyet Başsavcısı Zeynel Abidin Akkiraz ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Yılmaz Tunç, programı kapsamında Vali Serdengeçti, Belediye Başkanı Şenlikoğlu, AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz ve MHP Giresun İl Başkanı Abdullah Karaosmanloğlu’nu da ziyaret etti.
]]>Giresun ziyareti kapsamında Giresun Valiliği, Giresun Adliye Sarayı, Giresun Belediyesi ile AK Parti ve MHP İl Başkanlıklarını ziyaret eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ardından Teyyaredüzü Mahallesi’nde eski E Tipi Cezaevi’nin bulunduğu alana yapılacak olan Giresun Adalet Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Tunç, Türkiye’nin son 22 yılda almış olduğu mesafeye dikkat çekerek, “Adaletin tecellisi hukuk devletinde mümkündür. Hukuk devleti olabilmek için de tarafsız ve bağımsız yargı şarttır. Tabii tarafsız ve bağımsız yargının da adaleti tecelli edebilmesi için önemli unsurlara ihtiyacı vardır. Tabii bunlardan en başı insan kaynağı hakim, savcı ve avukat, etkin çalışan kaliteli meslek mensuplarımız ve yine o meslek mensuplarının çalışacağı fiziki mekanlar ve bu fiziki mekanların donanımı, teknolojik imkanlar ve tabii burada uygulanacak olan mevzuatın ihtiyaca cevap veren mevzuat kanunları olması. Bu noktada tabii üç noktayı ele aldığımız zaman özellikle fiziki mekanlar bakımından Türkiye’nin 22 yılda nereden nereye geldiği hepimizin malumu” ifadelerini kullandı.
Yeni adalet sarayında 34 hakim ve 39 savcı görev yapabilecek
Açıklamasında yeni yapılacak adalet sarayıyla ilgili detaylara da yer veren Tunç, “Bugün Giresun’da 35 bin metrekare kapalı alana sahip olan ve teknolojinin tüm imkanlarının içerisinde bulunacağı ve içerisinde özellikle 34 hakim ve 39 savcının görev yapabileceği, icra müdürlükleriyle, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri ile denetimli serbestlik birimleriyle, 33 adet duruşma salonuyla bodrum, zemin kat üzerine 4 kat ve yemekhane katıyla beraber ve muhteşem bir mimarisi var. Özellikle özenerek yapılmış bir mimari ve geçmiş dönem milletvekillerimizin, yeni dönem milletvekillerimizin, başsavcılığımızın, komisyon başkanlığımızın, bakanlığımızın, özellikle Giresun adalet teşkilatımıza yakışır bir mimaride olması ve Giresun’u en güzel şekilde temsil etmesi açısından önemli bir eseri bugün yargımızın hizmetine sunuyoruz” şeklinde konuştu.
“Adalet sarayı sayımızı yüzde 99 artırdık”
AK Parti iktidarı öncesi Türkiye genelinde 78 olan müstakil adalet sarayı sayısının 366’ya çıkarıldığının altını çizen Tunç, “Türkiye genelinde 2002’de 78 tane müstakil adalet sarayı vardı. Bugün baktığımız zaman 366 adet müstakil adalet sarayı var. Tabii bu adalet saraylarımızda mahkeme sayılarımızda da yüzde 99’luk bir artış sağlandı. İdari yargıda da yine yüzde 51’lik artış sağladık. Bölge adliye mahkemelerini kurarak ülkemizde 3 dereceli bir sistemi yürürlüğe koyduk. İstinaf mahkemelerimiz de yürürlüğe girmiş oldu. Tabii yargı teşkilatımızın fiziki mekanları dendiğinde sadece mahkemelerimiz değil, adli tıp teşkilatımız, sadece 25 ilde adli tıp teşkilatımız varken bugün 81 vilayetimizde adli tıp hizmetleri, bilirkişilik hizmetleri vermeye devam ediyor. Yine ceza infaz sistemimiz de özellikle adaletin tecellisi dediğimiz zaman bu soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamasında meydana geliyor. Yani suçun unsurlarının araştırılması, suçlunun ortaya çıkarılması, yargılama aşaması ve sonrasındaki infaz aşaması. Hepsi de ceza adaletinin sistemi içerisinde olan hususlar. Dolayısıyla ceza infaz sistemi, ceza infaz koşulları, bunlarda da önemli ilerlemeler sağlandı” dedi.
“Gelecek vaat eden yargı mensuplarımız mevcut”
2002 yılından bugüne hakim ve savcı sayılarında artış olduğunu açıklayan Bakan Tunç, “2002 yılında 9 bin civarında hakim-savcımız varken, bugün bu sayı 24 bine ulaştı. Sayımızı giderek artırıyoruz. Genç bir kadromuz var. Yüzde 70’i 10 yılın altında kıdeme sahip, yüzde 45’i de 5 yılın altında kıdeme sahip. Gelece vadeden bir yargı teşkilatımız söz konusu. Bu teşkilatımızı daha da güçlendirmenin yollarını aramaya ve uygulamaya devam ediyoruz. Önemli mevzuat değişiklikleri yaptık bu konuda. Yargı reformu strateji belgelerinde düzenlediğimiz özellikle kürsüdeki kardeşlerimizi daha donanımlı hale getirecek uygulamaları başlattık. Hukuk mesleklerine giriş sınavı bunlardan bir tanesi. Hukuk fakültelerindeki eğitim kalitesinin artırılması noktasındaki çalışmalarımız, kontenjanlarla ilgili, YÖK ile ilgili devam eden görüşmelerimiz, hem hukuk eğitiminin kalitesi hukuktan mezun olan kardeşlerimizin bir ön elemeye tabi tutularak hukuk mesleklerine giriş sınavını kazananların avukatlık stajına başlayabilmesi ve hakimlik ve savcılık sınavına girebilmesi noktasındaki sınavı da 2024 yılından itibaren uygulamaya koyuyoruz. Yürürlüğe giriş tarihi 2024. İnşallah eylül, ekim gibi bu ilk sınavı gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.
Giresun’un birçok ilçesine adalet sarayı kazandırıldı
Giresun’un birçok ilçesine adalet sarayı kazandırdıklarını belirten Tunç, “Bugün burada temelini attığımız adalet sarayımız, 700 gün gibi bir sürede inşallah inşaatı tamamlanacak. Görele adalet binası kazandırmıştık. Tirebolu ilçemize kazandırmıştık. Espiye ilçemizde kazandırmıştık. Bulancak ilçemizde kazandırmıştık. 2018 yılında Espiye’ye 79 bin 595 metrekare kapalı alana sahip bir cezaevi kazandırmıştık. Şimdi Şebinkarahisar’da ihalesini 22 Nisan’da gerçekleştiriyoruz. Oranın da önemli bir ihtiyacını inşallah karşılamış olacağız. Dereli’de sel afetinden sonra hükümet binamızın içerisinde inşa edilen adalet binamıza ayrılan yer var. Onun da inşaatı bitmek üzere” diye konuştu.
Yeni yapılacak adalet sarayının yanı sıra burada görev yapacak hakim ve savcılar için konut yapımı müjdesi de veren Tunç, “Giresun’a boş gelmedik. Sadece bir temel atma olmasın dedik. Mübarek Ramazan’da Giresunlu hemşehrilerimize 116 milyon lira değerinde 36 tane hakim savcı konutumuzu Giresun’umuza kazandırdık” şeklinde konuştu.
Programın ardından yıkımına başlanacak eski cezaevinin duvarına sembolik balyoz vurma işlemi gerçekleştiren Bakan Tunç, karayolu ile Giresun’dan Rize’ye hareket etti. – GİRESUN
]]>Bakan Tunç, Kemalpaşa Adalet Sarayı temel atma töreninde yaptığı konuşmada, binayı kısa süre içerisinde tamamlamayı amaçladıklarını söyledi.
Yeni adliye binasının yöresel Türk mimarisine uygun şekilde inşa edileceğini anlatan Tunç, adaletin mülkün temeli olduğunu dile getirdi.
Tunç, adaletin tecellisi için hukuk devletinin ön şart olduğunu vurgulayarak, “Hukuk devleti, yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, kuvvetler ayrılığının hakim olmasıdır. Yargının da bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Yargının başta uygulayacağı mevzuatın ihtiyaca cevap verecek, adaletli, hukuka uygun mevzuat olması ve bu mevzuatın uygulanacağı fiziki mekanların da adaletin vakarına uygun fiziki imkanlarda, kapasitede olması ama asıl önemli olan, o mevzuatı uygulayacak insan unsurudur. Bu üç unsuru da son 22 yıldan bu yana daha da geliştirmek için çok önemli mesafeler aldık, almaya da devam ediyoruz.” diye konuştu.
Bakan Tunç, 8 Mart Dünya Kadınları Günü’nü de kutlayarak, kadınların elinin değdiği her yerde başarının geldiğini ifade etti.
Kadınların yargı teşkilatına çok fayda sağladığına işaret eden Tunç, şunları kaydetti:
“Kürsüde görev yapan kadın hakim, savcı sayımız da her geçen gün artıyor. Her geçen gün hukuk fakültelerinde okuyan kızlarımız, kadınlarımızın da sayısı gittikçe artıyor. Bugün 24 bin hakim ve savcımız var. Toplam hakim ve savcı sayısı içerisinde 8 bin 871’i kadınlardan oluşuyor. Diğer meslek gruplarına göre biraz daha önde olduğumuzu belirtmekte fayda var.”
“İnşallah milletimize olan bu borcumuzu yerine getirmek nasip olur
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye’nin son 22 yılda her alanda olduğu gibi adalet konularıyla ilgili de önemli çalışmalara imza attığına dikkati çekerek, Anayasa’da gerçekleştirilen ve sessiz devrim sayılan reformları yeterli görmelerinin mümkün olmadığını anlattı.
“Darbe anayasasıyla Türkiye Yüzyılı’na başlamak istemiyoruz.” diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O nedenle yeni, sivil, demokratik bir anayasanın, inşallah 28. Dönem parlamentomuzda bir uzlaşma sağlanarak gerçekleştirilmesini istiyoruz. Milletimize olan bir borcumuzdur bu. Anayasamızın darbeciler tarafından yazılmış olması bile yeter bir sebeptir. Çok sayıda yapılan değişiklik nedeniyle maddeler arasındaki yeknesaklığın bozulmuş olması da bu değişikliği, yeni anayasayı zaruri hale getiriyor. Yoksa kurumlarımız, yüksek yargı kurumlarımız arasında çıkan çatışmalar, görüş ayrılıkları hep bu madde farklılıklarından, yeknesaklığın bozulmasından kaynaklanan sebepler de ortada. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında ülkemize olan borcumuzu, milletimize olan bu borcumuzu yerine getirmek nasip olur.”
Tunç, 2002 yılında müstakil adliye olarak Türkiye genelinde sadece 78 adliye olduğunu, bugün ise 262 müstakil adliyenin bulunduğunu söyledi.
Yeni binaların eski adliye binalarına göre çok daha modern ve adalete yakışır vaziyette olduğunun altını çizen Tunç, mahkeme sayılarının da çok fazla arttığını hatırlattı.
Yargı kapasitesini güçlendirdiklerini aktaran Tunç, hukuk fakültesi eğitimini önemsediklerini dile getirdi.
Bakan Tunç, mezunların diplomayı alır almaz avukatlığa başlayamayacağını belirterek, “Ya da diplomayı alır almaz hakimlik, savcılık sınavına giremeyecek. Okul bittikten sonra bir ön elemeden geçecek. Hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması lazım. Onu da 2024’ün ekim ayından itibaren başlatıyoruz. Avukatlık stajına başlayacak olan hukuk fakültesi mezunlarımız artık hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak zorunda. Hakim ve savcı adaylığını kaldırdık. 2 yıl sürüyordu hakim, savcı adaylığı. Hakim, savcı yardımcılığını başlattık. O da 3 yıl sürecek.” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bu ay gerçekleştirilecek yerel seçimlerin de önemine değinerek, vatandaşlardan Cumhur İttifakı adaylarına destek istedi.
Programda İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir milletvekilleri Mahmut Atilla Kaya ve Yaşar Kırkpınar ile İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Fahri Mutlu Tosun da konuşma yaptı.
“Kamu vicdanı yargının sonucunu merakla bekledi”
Törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tunç, İzmir’de bindiği taksinin şoförünü öldüren Delil Aysal’la ilgili davada karar verilmesine ilişkin soru üzerine “Süratle sonuçlanan bir yargı işleyişi oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
Soruşturma aşamasının hızlı şekilde tamamlandığını, dava aşamasında da bugün itibarıyla karar verildiğini aktaran Tunç, “Bütün Türkiye’yi ayağa kaldıran bir cinayetti. Vatandaşlarımız gerçekten öfkelendi. Kamu vicdanı yargının sonucunu merakla bekledi. Nitelikli adam öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yine yağma suçu, silahla ilgili suçlardan da ayrıca süreli hapis cezalarına çaptırıldı.” diye konuştu.
Bakan Tunç, 1 Mart’ta İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 kişinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığı trafik kazasının ardından yurt dışına çıktıkları belirlenen 18 yaşından küçük sürücü ile annesi Eylem T’nin Mısır’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçtiklerini ifade etti. Tunç, hem diplomatik yollardan hem de İnterpol vasıtasıyla Türkiye’ye iadelerini istediklerini kaydetti.
Törene AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı.
]]>Hakimler Sadeli Özdemir, Emel Demir, Betül Burgaç Bulut, cumhuriyet savcıları Sıla Bektaş ve Vildan Ertekin, yazı işleri müdürü Aylin Gür, katip Kevser Gamze Koyuncu, Aslı Sarıkaya, mübaşir Merve Matyar kadınlara ilham kaynağı olurken toplumsal farkındalık yaratmada önemli bir rol oynuyor.
AA ekibi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla adliyede görev yapan kadınların mesaisini görüntüledi.
“Bu hayatta hiçbir şey bir cinsiyetin mesleği değildir”
Kırklareli Cumhuriyet Savcısı Sıla Bektaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, 14 yaşında hayalini kurduğu savcılık mesleği hayalini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu söyledi.
Hem anne hem de savcı olmanın zorluğunu yaşamadığını dile getiren Bektaş, şöyle devam etti:
“Annelik vazifesini yapan bir insan bana göre bu dünyadaki her mesleği layıkıyla yapar. Herkes sevdiği işi yapsın önemli olan da budur. Bana göre bir toplumun güçlü olmasını istiyorsak güçlü ve faziletli kadınlara ihtiyacımız var. Bir toplumda kadın ne kadar güçlü ve faziletli olursa o toplumun da o kadar güçlü olacağına inanıyorum.”
Matematik öğretmeniyken hukuk okudu
Cumhuriyet Savcısı Vildan Ertekin de 2017 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olarak savcılık mesleğine başladığını belirtti.
Bir yandan matematik öğretmeni olarak görev yaparken diğer taraftan da hukuk fakültesini okuduğunu ifade eden Ertekin, bir kadın olarak hayalini gerçekleştirmenin mutluluğu ve gururunu yaşadığını kaydetti.
Cumhuriyet Savcılığı mesleğini severek icra ettiğini anlatan Ertekin, “Hem öğretmenlik yapıp hem de okula gittiğim yıllardaki azim ve şevkle hayalime ulaştığım için işime her geldiğimde onun mutluluğunu ve heyecanını hissediyorum.” dedi.
“Hukuk fakültesini genç kızlarımıza özellikle tavsiye ediyorum”
8 yıl avukatlık yaptıktan sonra hakim olma hayalini gerçekleştiren Sadeli Özdemir de Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapmaktan onur duyduğunu söyledi.
Hakimlik mesleğini tüm kadınlara öneren Özdemir, “Hukuk mesleklerinin hepsi gençlere tavsiyemdir. Avukatlık, hakimlik, kaymakamlık gibi meslekler arası geçiş imkanı da olduğundan hukuk fakültesini genç kızlarımıza özellikle tavsiye ediyorum. Anneyim iki çocuğum var ve gerçekten büyük bir zorluk ama çok büyük de bir güzellik hem anne olmak, hem hakim olmak.”
“Duruşma günleri daha heyecanlı oluyorum”
Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde üye hakim olarak görev yapan Betül Burgaç Bulut da hayalini gerçeğe dönüştüren hukukçulardan biri.
Her meslekte olduğu gibi hakimliğin de önemli zorlukları bulunduğunu ifade eden Bulut, “Kadın olarak çalışan olmanın yanı sıra evin hanımı, eş ve anne rolü olması sebebiyle sorumluluklarımız daha çok artıyor. Bu sorumluluklar kadınların daha fazla çaba sarf etmesine sebep oluyor. Ancak bir kadın istediği taktirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. Mesleğimiz gereği adaleti tevzi ettiğimiz için severek işe başlıyorum. Duruşma günleri daha heyecanlı oluyorum.” şeklinde konuştu.
“Kadınların mükemmeliyetçi tarzları mesleğe katkı sağlıyor”
Hakimlik mesleğine 7 ay önce başlayan Emel Demir de Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi olarak görev yapıyor.
Mesleki açıdan kadınların genellikle detaycı ve mükemmeliyetçi bir düşünce tarzına sahip olduğuna işaret eden Demir, şunları kaydetti:
“Vicdanen ve hakkaniyete uygun bir yargılama yaptığımızda bu zorluklar biraz daha geri plana düşüyor. Bir kadın olarak mesleki açıdan kadınların daha detaycı, komplike ve mükemmeliyetçi düşünce tarzına sahip olmalarının olayları muhakeme etme ve değerlendirme yönünden faydalı ve önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum.”
“Adalet Bakanlığında çalışmak özveri ister”
2. Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü Aylin Gür de 19 yıldır görevini ilk günkü heyecan ve sevgiyle yerine getiriyor.
İki çocuklu bir anne olarak zorluklarını yaşasa da işini layıkıyla yerine getirdiğini ifade eden Gür, “Çocuklarımız doğdukları günden annelerinin çalışmasına alıştıkları için bir sıkıntı yaşamıyoruz. Özellikle Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışmak farklı bir gururdur. Gençlere her zaman liyakatli çalışmalarını, dürüst olmalarını öneriyorum.”
“Bir kadın olarak adalet sektöründe çalışmak zor değil”
Zabıt katibi olarak 2010 yılında göreve başlayan Aslı Sarıkaya, 14 yıldır Kırklareli Adliyesinde görev yapmaktan onur duyduğunu söyledi.
Sarıkaya, “Bir kadın olarak adalet sektöründe çalışmak zor değil. Burada kadın ve erkek eşit olarak iş yapıyoruz. Bu dosyadaki iş kadına, bu dosyadaki iş erkeğe şeklinde ayrımımız yok. O yüzden kadın ve erkek eşit şekilde çalışıyoruz.” dedi.
-“Zor olsa da başarmanın verdiği duygu insantatmin eder”
Zabıt katipliğine 4 yıl önce başlayan Kevser Gamze Koyuncu da kadının ekonomik özgürlüklerini kazanmasının güzel bir duygu olduğunu bildirdi.
Kadınların iş gücüne ne kadar fazla dahil olursa o ülkenin ekonomisi, refahı, kültür düzeyinin de bir o kadar ilerleyeceğini ifade eden Koyuncu, adliyelerin kadın erkek ayrımının gözetilmediği bir yer olduğunu söyledi.
-“Bizim işimiz daha çok erkek işi olarak görülüyor”
5. Asliye Ceza Mahkemesi mübaşiri Merve Matyar da toplumda erkek mesleği olarak görülen mübaşirliği kadın olarak gerçekleştirmenin gururunu yaşadığını söyledi.
Herkesin kendisini ilk gördüğünde şaşırdığını anlatan Matyar, “Bizim işimiz daha çok erkek işi olarak görülüyor. Vatandaşlar hep “Erkekler mübaşirlik yapar diye biliyorduk ama kadınlar da yapabiliyormuş.” diyorlar. Bu bizi mutlu ediyor. Toplumda özellikle kadınlara karşı çalışma hayatında bazı ön yargılar olduğunu düşünüyorum. Bizi böyle çalışırken gördükleri zaman ön yargıları yıktığımızı düşünüyorum.” diye konuştu.
]]>Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugünkü kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik etti. Erdoğan, sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcıların ülkenin dört bir yanında millet adına adaleti tesis etmenin mücadelesini verdiğini ifade etti.
Adaletin, içinde yaşanılan evrenin ruhu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim, insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Eskiler, ‘Adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz’ derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum.”
“Yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu dile getirdi.
Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemlerin milletin hafızasında çok derin izler bıraktığını, travmalara sebep olduğunu, vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle birlikte hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?”
Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının personelinden binasına kadar vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken aynı zamanda adalet teşkilatını darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştıklarını ifade etti.
Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasiye kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Az önce de söylendiği gibi, merdiven altı bir anlayışla yürüyen bir sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak bir yana dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin, güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz.”
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı
Erdoğan, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Savcı Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere tüm yargı mensuplarını, güvenlik görevlilerini, vatandaşları rahmetle andı.
Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, ülkenin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değil. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.
(Sürecek)
]]>ERDOĞAN’DAN ZİRVEYE DAMGA VURAN SÖZLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; “148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcımız milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin değeri kalmaz.
“REFORMLARI DEVAM ETTİRİYORUZ”
Türkiye geçmişte adaleti salması gereken kurumların başka güçlerin etkisi altına girmesinin bedelini ağır ödedi. Adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle yine darbe teşebbüsünde bulunulduğuna şahit olmadık mı? Merdivenaltı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Şimdi artık 4 4’lük fiziki imkanlarla hizmet veren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda onurlu duruşumuz miras bırakacağımız bir iftihar beratı. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları devam ettiriyoruz.
“İTİRAZ, İSTİNAF VE TEMYİZ BAŞVURU SÜRELERİ 2 HAFTA OLACAK”
Yargımızın hala çözüm bekleyen sorunları var. Bir kısmı Anayasa ve yasalarda yapılması gereken değişiklilerle ilgili. 8. Yargı Paketi ile itiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri 2 hafta olarak düzenleniyor. Meclisimizin takdiri ile hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir.
YÜKSEK YARGIDA YETKİ TARTIŞMASI
Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazıları ile ilgili verdiği tartışmaları kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”
İlk adımları 8. Yargı Paketi ile atmaya başladık. Hem Anayasa hem yasa düzeyinde çalışması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Yeni Anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir Anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan kurtulmalıdır.”
]]>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, son olarak Yargıtay tetkik hakimi olarak görev yapan Özmen’in FETÖ’nün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle 7 yıldır arandığı belirtildi.
ByLock kullanıcısı olan sanığın örgüt içerisinde “Necip Bey” kod adını kullandığı bildirilen iddianamede, Özmen’in 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi yüksek yargı seçimleri, hakimlik ve savcılık yükselmelerinde örgüt mensuplarının önerilmesi ve seçilmesi için çalıştığı, FETÖ tarafından “yüksek yargı sorumlusu” olarak görevlendirildiği kaydedildi.
Tablet ve telefonunda özel şifrelendirme
Özmen yakalandığında üzerinde başkasına ait kimliğin yanı sıra elindeki poşet ve bel çantasında 18 bin 240 dolar, 34 bin 870 avro, 500 İsviçre frangı ile 20 bin lira bulunduğu bilgisi paylaşılan iddianamede, paraların yanında bazı isimler ve tablolar bulunan notlar ele geçirildiği, sanığın bu paraları örgüt adına topladığı ve dağıttığı anlatıldı.
Sanığın dijital materyallerine ilişkin inceleme raporuna da yer verilen iddianamede, “Özmen’in cep telefonun IP bloğunun değiştirilerek VPN üzerinden bağlantı kurduğu, mezkur tabletin de aynı şekilde şifreli olduğu, yine tabletin hafıza birimi olan ve verilerin depolandığı bellek alanının tamamen şifrelendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, sanık hakkındaki ifadeler nazara alındığında örgütsel gizlilik amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
Yargıtayda FETÖ’nün fişleme biriminin başında
Ayrıca Özmen’in yargı içerisindeki hakim savcıların örgüte yaklaşımlarını takip ettiği ve fişlemeler yaptığı tanık beyanlarına yansıdı.
İddianamede ifadesine yer verilen tanık S.N.B, Özmen’in tetkik hakimliği döneminde Yargıtayın her dairesinde örgütün bir çalışma grubu olduğunu, örgüt üyesi hakimlerin haftada bir toplandığını, bu grupların sorumlularından birinin de Özmen olduğunu belirtti.
S.N.B, “Bu toplantılarda Yargıtay bünyesinde çalışan yargı mensuplarıyla ilgili fişlemeler yapılırdı. Bunlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu. Bunun dışında örgütün yargı yapılanması kapsamında bir birim oluşturulmuştu. Bu birimin tüm yargıdaki örgüt aleyhine hareket eden yargı mensuplarını fişleme görevi vardı. Necmeddin Özmen de bu birimin başındaydı.” şeklinde bilgi verdi.
Tanık M.Ö. de Özmen’in askeri hakimlik yaptığı dönemde FETÖ’nün Isparta ve Antalya bölgesindeki hakim-savcı sorumlusu olduğunu, daha sonra Yargıtayda çalıştığı dönemde de örgüt adına toplantılar düzenlediğini ifade etti.
32 yıl 3 aya kadar hapis istemi
İddianamede, Özmen’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” suçundan 1 yıldan 4 yıla ve “terörizmin finansmanı” suçundan da 6 yıl 6 aydan 13 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istendi.
]]>MARDİN’de bir hakimin, öğretmen eşiyle tartışan 3 öğrenciyi, 5 polis aracıyla okula gelerek gözaltına aldırdığı iddia edildi. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Akbulut ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü yazılı açıklama yaptı. Açıklamalarda, haberlerin gerçeği yansıtmadığı, olayın öğretmen ve 3 öğrenci arasında yaşanan bir tartışmadan ibaret olduğu belirtildi.
Artuklu ilçesinde Hacı Suphiye Bölünmez İmam Hatip Ortaokulu’nda görevli öğretmen olan N.Y. ile 3 öğrenci arasında iddiaya göre tartışma yaşandı. Tartışmada öğrencilerden birinin kendisine küfrettiğini iddia eden N.Y., olayı hakim olan eşine anlattı. Bunun üzerine hakim H.Y.’nin 5 polis aracı eşliğinde okula gelerek okul yönetimiyle görüştüğü, yönetimin okula girmelerine izin vermemesi üzerine okul çıkışında 3 öğrenciyi gözaltına aldırdığı ve adliyede ifadelerini aldıktan sonra serbest bıraktırdığı iddia edildi.
MARDİN CUMHURİYET BAŞSAVCISINDAN AÇIKLAMA
Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Akbulut konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Bazı yerel haber sitelerinde, yazılı ve görsel basında ve sosyal medya hesaplarında ‘öğretmen eşi olan hakim, polislerle birlikte okul bastı, öğrenciler gözaltına alındı’ yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Mardin İdare Mahkemesi’nde görev yapmakta olan bir hakim meslektaşımızın öğretmen eşinin, kendisine hakaret eden öğrenciler hakkında şikayeti üzerine soruşturma başlatılmış, yaşanan olay sonrasında şikayetçinin eşi hakim sıfatıyla değil, eşine destek olmak için okula gitmiştir. Soruşturmada görev alan polis memurları öğretmen eşinin hakim olarak görev yaptığından dahi haberdar değillerdir. Olayın yerel basına yansıması üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığımızın kimseye ayrıcalık ve imtiyaz tanınmayacağı, yalnızca yasal mevzuatın uygulanacağı yönündeki sözlü talimatlarına rağmen, kimlik tespitleri yapıldıktan sonra ailelerine teslim edilen çocuklarımızın, ısrarlı bir şekilde gözaltına alındıkları ve hakimin polislerle birlikte okula baskın yaptığı yönündeki tezvirat içeren haberler gerçek dışı, görev yapmakta olan bir hakim meslektaşımız nezdinde yargıyı itibarsızlaştırma gayretinden öteye geçmeyen, herkesin malumu olan çarpık bir zihniyetin ürünüdür. Şikayet hakkı herkesin anayasal hakkıdır ve Cumhuriyet Başsavcılıkları şikayetleri soruşturmakla görevlidir. Şimdiye kadar yapılan haberlerin bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmekte iken, konunun ısrarlı bir şekilde gündemde tutulması manidardır. Gerçek dışı haberleri yaymak suretiyle kamuoyunda panik ve endişe yaratarak kamu düzenini bozanlar hakkında TCK 217/A maddesine muhalefet suçundan soruşturma yapılacaktır. Hakkında soruşturma yürütülen çocuklar gözaltına alınmadığı gibi, henüz soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından çocuklarımızın ifadelerine dahi başvurulmamıştır. Soruşturma normal seyrinde devam edecek ve mevcut deliller çerçevesinde gereğine tevessül edilecektir. Adalet mülkün temelidir. Herkes kanunlar önünde eşittir ve kimseye bir ayrımcılık yapılmayacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadelerini kullandı.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de konu ile ilgili açıklamasında, “Bazı basın yayın organları ile sosyal medya hesaplarında Artuklu ilçemizdeki Hacı Suphiye Bölünmez İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşandığı iddia edilen ‘Hakim polislerle okul bastı, 3 öğrenciyi gözaltına aldırdı’ şeklinde paylaşılan haberler ve paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu olay okulumuzda görevli öğretmen ve 3 öğrenci arasında yaşanan tartışmadan ibarettir. Yaşanan bu olay ile ilgili İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzce idari soruşturma yürütülmektedir” denildi.
]]>