TBMM Genel Kurulu, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve AKP’li milletvekilleri arasında “hırsızlık” atışmasıyla başlayan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine verilen aranın ardından yeniden toplandı. Yaklaşık 1 saatlik aranın ardından başlayan oturumda, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, partilerin grup başkanvekillerine söz verdi.
DEM Parti’li Temelli: “En fazla hakarete, saldırıya maruz kalan grup DEM Parti grubudur”
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, şunları söyledi:
“Yaşadığımız sahneler içimize sindirebileceğimiz sahneler değil, toplumun gözü, kulağı burada. Herkes derdine çare arıyor. Bizim de içimize sindiremediğimiz sözleri tabi kabul etmiyoruz. Geçmişte de dedik ki kürsüde temiz bir dil kullanalım, siyaset üretelim ama bazen sataşmaların etkisi bu türden yerlere bizi sürüklüyor. Böyle durumlarda sözle belki de ama bu Meclis’in hukukuna uygun davranışlarla aşılabilecek şeylerin şiddette sürüklenmesi asla kabul edilebilir değil. Buna son verme iradesini dile getirdikten sonra hala bu saldırganlığı kabul etmek mümkün değil. Bu Meclis’te sürekli olarak şiddet yoluyla bir şeyleri yapabilme, sayısal çoğunluğa dayalı olarak bir şeyleri yapabilme aklından, anlayışından kendimizi kurtarmalıyız. Muhakkak o üslubun düzeltmesinin bir yolu vardır ama bu saldırganlıkla sonlanmaz aksine toplumu daha fazla gereriz. Biz grubumuz olarak bugünden itibaren temiz bir dil ve güçlü bir siyaset ilkesel olarak kabulümüzdür ama bütün gruplar için de bir ilke olmasını ve bu konuda tutarlı davranılmasını istiyoruz.
Hakaret olarak dile getirilen şeyler karşılıklı olarak geliştiği konusunda hepimiz hemfikiriz çünkü tutanaklar ortada. Ama sonrasında yaşadığımız sahne kabul edilebilir değildir. Kaldı ki en fazla hakarete, saldırıya maruz kalan grup DEM Parti grubudur. Söz demek, hakaret değildir. Eğer hakaret de olmuşsa o da söze dahildir sözün içerisinde halledilmelidir.”
AK Partili Usta: “Ağza alınmayacak sözlerle iş çığrından çıkmıştır”
Temelli’nin konuşması sırasında AKP ve DEM Parti milletvekilleri birbirine laf attı. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, tutanakların tek tek okunarak bir değerlendirme yapılarak karar alındığını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “Meclis’te yaşanan şiddet görüntülerinden hepimiz rahatsızız. Milletin kürsüsünden konuşmanın da bir edebi usulü var. Zaman zaman kasıtlı olarak grubumuza dönülerek hakaretlerin edildiğini gördük ve ısrarla devam eden hakaretleri gördük. Hatibin kürsüden ağza alınmayacak sözlerle iş çığrından çıkmıştır. Her grubun hatiplerinin kürsüye çıktığında kendi ürettiği siyasetiyle, temiz dille konuşmasını istiyoruz. Eğer hatip kürsüde bu hakaretleri başlatmamış olsaydı bunları yaşamamış olacaktık” diye konuştu.
Saadet Partili Kaya: “Meclisin itibarını düşürücü görüntüler”
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, “Bizde sözün gücünün temiz bir dilden geçtiğini, itirazın gücünün de temiz bir itirazdan geçtiğini düşünüyoruz. TBMM çalışmalarında öncelikle kürsüdeki hatibin ve miletvekillerinin, TBMM’nin itibarına yakışır bir dil ve tutum içinde olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Meclisin itibarını düşürücü görüntülerden hep beraber kaçınmamız gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
İYİ Partili Kavuncu: “Zorlu bir süreç bizi bekliyor”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, “Zorlu bir süreç bizi bekliyor. Tartışmaya konuşmaya birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Burada Türk milletine yakışır uslüpla, yakışır şekilde konuşmamış reaksiyon vermemiz lazım. Oturum kapandıktan sonra da herkesin serbest istediğini söyleyip yapabileceği davranış bu Meclis’e yakışmaz. Oturum kapandı diye her türkü şiddeti veya küfürü kullanacağımız anlamına gelmez” dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Kınanması gereken uslüplara, davranışlara tanık olduk. TBMM’de zaman zaman benzeri durumlar yaşandı. Kürsüde ve yerinden söz alan hatiplerin hakaretten, hatta küfüre varan hakaretten tahriklerden kaçınması gerekir. Bir şahsı, grubu hedef alan küfre varan ifadeler asla kabul edilemez” diye konuştu.
CHP’li Başarır: “Eleştiriye tahammül göstermek zorundayız”
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Az önce yaşanan olaylar bana göre sağduyulu yurttaşları, Türkiye’yi hepimizi üzdü. Genelleme yapmak bana göre doğru değil. ‘Hepiniz hırsızsınız’ demek doğru laf değil ama muhatabıyla ilgili eleştiri yapmak bana göre gayet makul. Eleştiri dozu biraz arttığı zaman hukuk çerçevesinde eleştiriyi arkadaşımız yapıyorsa tahammül göstermek zorundayız” dedi.
AK Parti sıralarından tepkiler gelmesinin ardından Başarır, “İşte tahammülsüzlük bu, arkadan bilmeden, anlamadan laf atıyorsunuz” diye konuştu. Bu sırada TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, AK Parti milletvekillerine yönelik sakin olmaları konusunda uyardı.
Başarır, sözlerinin sık sık kesilmesi sebebiyle, “Benim cümlelerimi Türkiye duyuyor. Kapatalım o zaman konuşmayalım. Konuşmaya gerek yok. Siz bu oturumu yönetiyorsunuz, siz konuşurken bile laf atılıyor, bakın böyle olmaz…. Birbirinin üzerine yürümek, küfretmek, vurmak bunlar hoş görüntüler değil olmuyor. Türkiye görüyor şu an benim kullandığım cümlelere bile tahammül edemiyorlar herkes görüyor bunu” dedi.
]]>ANKARA’da avukat Meltem T., doktor kardeşi Y.T. ile trafikte seyir halindeyken, kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ederek, aracının önünü kesen hasta bulunmayan özel hastaneye ait ambulansın şoförü Süleyman A. tarafından darbedildiği iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu. Savcılık, soruşturma başlatırken, ambulans şoförünün trafikte Meltem T.’nin otomobilinin önünü kesmesi, üzerine yürümesi ve yaşanan arbedeye ilişkin kamera görüntüleri dosyaya girdi.
Olay, 28 Mart’ta Çankaya ilçesinde meydana geldi. Özel hastaneye ait hasta bulunmayan ambulansın şoförü Süleyman A., trafikte kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ettiği avukat Meltem T.’nin kullandığı otomobilin önünü kesti. Süleyman A., sürücü Meltem T. ile yanında bulunan doktor kardeşi Y.T.’ye tepki gösterdi, tartışma çıktı. Arkadan gelen başka bir özel ambulansın şoförü de tartışmaya dahil oldu ve arbede çıktı. Çevredekilerin sakinleştirdiği Süleyman A., daha sonra ambulansla yola devam etti. Ambulans şoförünün otomobilin önünü kesmesi, yaşanan arbede ve tartışma cep telefonu kamerası ile görüntülendi, yol kenarındaki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
KAMERA GÖRÜNTÜLERİYLE ŞİKAYET ETTİ
Avukat Meltem T., doktor kardeşi ile birlikte, kamera görüntüleri ve basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığına dair doktor raporu ile savcılığa şikayette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ambulans şoförü Süleyman A., yanındaki sağlık görevlisi E.İ. ve arkadan gelen ambulansın şoförü A.K.G. hakkında ‘darp’, ‘tehdit’, ‘hakaret’ ve ‘mala zarar verme’ suçlarından soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında ifade veren Meltem T., trafikte seyir halindeyken ambulansın hızla aracının önünü kestiğini belirterek, “Süleyman A. inip aracımın camına anahtarla vurup, küfür etti. Şahıs kardeşimi arabadan indirmeye çalıştı. Ben de o esnada ambulans şoförüne ‘Kusura bakmayın, acemiyim. O yüzden yavaş sürüyorum’ dedim. Kardeşim camı indirerek, ‘Yavaş sürün kaza yaptıracaktınız bize’ demesi üzerine Süleyman A. camdan elini sokarak kardeşimin boğazını sıktı. Kardeşim arabadan inince de aynı şahıs elindeki anahtarla kardeşime yumruk attı. Ben araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştım. Ardından yoldan geçen sürücüler ve çevredeki vatandaşlar gelerek kavgayı ayırdı” dedi.
‘KAZA TEHLİKESİ ATLATTIK’
Gözaltına alınıp serbest bırakılan Süleyman A. ise ifadesinde, “Orta şeritte sirenim kapalı, tepe lambalarım açık şekilde seyir halindeydim. Önüme bir araba seri şekilde geçti. Ben de çarpmamak için keskin bir manevrada bulundum, kaza tehlikesi atlattık. Ardından araca çarptığımı düşünerek yolun ortasında durdum. Aracıma baktığımda çarpmadıklarını gördüm. Araca doğru ‘ne yapıyorsunuz’ dedim. Araçta bulunan erkek şahıs bir şeyler söylüyordu, duymadım. Etrafta bulunan vatandaşların yardımıyla tartışma noktalandı” dedi.
‘YUMRUK ATIYOR, BOĞAZINI SIKIYOR’
Meltem T.’nin avukatı Gizem Koç, müvekkilinin Etlik Şehir Hastanesi’nden nöbetten çıkan doktor kardeşini alıp eve dönerken ambulans şoförü tarafından trafikte sıkıştırıldığını iddia ederek, “Sonrasında ambulans şoförü önünü kesiyor. Müvekkilimize ve kardeşine karşı hakaretlerde bulunuyor. Aracın camını anahtarla yumruklamaya başlıyor ve sonrasında doktor olan müvekkilimize karşı boğazını sıkıyor. Arabadan çıkartıp hakaret ve tehditlerine devam ediyor. Bunu yapan kişinin ambulans şoförü olması zaten daha da hazin bir duruma getiriyor. Yani bir ambulans şoförü nöbetten çıkmış bir doktora karşı bunları uyguluyor. Bununla da kalmıyor, meslektaşımız kadın, ona karşı da ambulans şoförünün eylemleri mevcut. Darbediyor, hakaret ediyor, tehdit ediyor. Daha sonrasında ambulansta görevli ATT olan hanımefendi iniyor, kendisi de aynı şekilde müvekkilimize karşı darp ve hakaret eylemlerine devam ediyor. Sonrasında bir ambulans daha duruyor. Bu ambulans şoförü de iniyor, olaya karışıyor. O da aynı şekilde doktor olan müvekkilimize karşı darp eylemlerinde bulunuyor” dedi.
Gizem Koç, olaya karışan kişiler hakkında bakanlığa da şikayette bulunduklarını ve soruşturmayı takip edeceklerini söyledi.
]]>ATATÜRK VE ERDOĞAN FOTOĞRAFLARINI KALDIRILMASINI İSTEYEREK HAKARET ETTİ
Diyarbakır Sur Belediyesi’ndeki mazbata töreni sırasında skandal anlar yaşandı. Bir kişi makam odasındaki Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraflarına yönelik hakaret içeren sözler sarf etti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı görüntülerle ilgili “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlarından soruşturma başlattı.

ŞAHIS GÖZALTINA ALINDI
Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hakaret içeren sözler sarf eden U.G isimli şahıs, Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Olaya ilişkin tepkiler büyürken, DEM Parti de sessizliğini bozdu.

DEM PARTİ’DEN AÇIKLAMA GELDİ
Partinin Merkez Yürütme Kurulu’ndan (MYK) yapılan açıklamada şahsın belediye ve parti ile resmi bir ilişkisinin olmadığı kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “31 Mart’ta Türkiye halkları sandık başına giderek yaşadıkları kentleri beş yıl boyunca yönetecek belediye eş başkanlarını ve meclis üyelerini seçmiştir. 31 Mart’tan bu yana DEM Partili yerel yönetimler olarak kayyımların yarattığı tahribatlara ve yönetme yetkisi aldığımız belediyelerdeki büyük soyguna çözüm bulmaya çalışıyor, halka hizmet etmek için var gücümüzle emek veriyoruz.
“PARTİMİZ SEMBOL VE DEĞERLERLE TEK BİR SORUNU OLMADAN SİYASET YAPMAKTA”
Yerel yönetim anlayışımızın gereği olarak her mahalle, ilçe ve kente hizmet götürmek en öncelikli hedefimizdir. Belediyelerimiz, genel siyasi tartışmalara dahil olmadan hizmet odaklı çalışmalarıyla farklarını gösterme adımlarını atmaya başlamıştır. Yerel yönetimlerimiz başta olmak üzere partimizin her kademesi yıllardır bayrak, ulusal, marş vb. sembol ve değerlerle tek bir sorunu olmadan siyaset yapmakta, hizmet üretmektedir. DEM Parti belediyeleri hiçbir ayrım gözetmeden ve yurttaşlarımızın kimliklerine, değerlerine, inançlarına ve saygı duydukları sembollere bakmaksızın eşit hizmet temelli bir yaklaşımı benimsemektedir.
“BELEDİYELERİMİZ KİRLİ KOMPLOLARLA HEDEF HALİNE GETİRİLİYOR”
Bu gerçekler apaçık bilinmesine rağmen belediyelerimizde kirli oyunlar geliştirilmekte, belediyelerimiz asılsız iddialar ve kirli komplolarla hedef haline getirilmektedir. İktidar seçimlerde yaşadığı kayıpların üzerini bu algı operasyonlarıyla örtmeye çalışmaktadır. Türkiye’de artık bayrak, ulusal marş gibi sembollerin ve değerlerin istismarına dayanarak siyaset yapma dönemi miadını doldurmuştur. Demokratik kamuoyu bu ucuz algı operasyonlarını ve kumpasları ciddiye almamaktadır.
“ESKİMİŞ TARTIŞMALARI TEKRAR GÜNDEME GETİRME ÇABASI”
Bugün her kentte kayyımlardan ve iktidar partisinden devralınan belediyelerdeki soygunlar, usulsüz harcamalar ve borç batakları açığa çıkmaktadır. Halkın gerçek gündemi işte bu talan uygulamalarıdır. Söz konusu bu durumu örtmek isteyen İçişleri Bakanlığının ucuz algı operasyonları üzerinden belediyelerimize müfettiş görevlendirmesi, eskimiş tartışmaları tekrardan gündeme getirme çabasıdır. Bakanlığın asli görevi belediyelerde yapılmış olan soygun, yolsuzluk ve talanı araştırmak, sorumluları yargıya teslim etmektir. DEM Parti olarak alnımız ak, başımız diktir. Belediyelerimiz hiçbir soruşturmadan kaçmayacaktır. Ancak bu soruşturmaların soygunları, yolsuzlukları ve belediyelerdeki talanı da içerecek şekilde genişletilmesini talep ediyoruz.
“ŞAHSIN PARTİMİZ VE BELEDİYE İLE RESMİ İLİŞKİSİ YOK”
Son olarak Sur Belediyesinde partimiz ve belediye ile herhangi bir resmi ilişkisi olmayan bir vatandaşın hakaretlerine ve duvarda asılı olan fotoğraflara dair girişimlerine ilk karşı çıkanların ve müdahalede bulunanların Belediye Eş Başkanlarımız olduğu basına yansıyan görüntülerden de açıkça görülmektedir. Algı operasyonlarıyla belediyelerimizi yıpratmaya çalışan kirli odaklara sesleniyoruz; amacınızı ve kim olduğunuzu çok iyi biliyoruz, bu ucuz komplolarınıza asla geçit vermeyeceğiz.
Bu kapsamda semboller ve değerler üzerinden yürütülen bu kirli tezgahları sert biçimde kınıyoruz. Bu tezgahlara rağmen kentlerdeki ve belediyelerdeki tahribatların giderilmesi, halka hizmet verilmesi ve ekonomik krize karşı halkın korunması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
]]>Mevlüde Baş, Edirne Belediye Meclisi’nin son toplantısında yaptığı konuşmayla gündeme damga vurdu. “Belediye Başkanı Recep Gürkan ve tüm meclis üyelerine hakkımı helal etmiyorum” diyen Baş, beş yıllık meclis üyeliği görevi süresince çok kez mobbing ve hakarete maruz kaldığını söyledi. Baş, “Beni en çok üzen ise bana hakaret edilirken, hemcinslerimin bir kadın olarak bana sahip çıkmaması oldu” dedi.
“Hakkımı helal etmiyorum”
Baş, Edirne şehir merkezinde seçim çalışmaları sırasında yaptığı konuşmada görev süresi içinde çok kez mobbing ve hakarete maruz kaldığını öne sürdü. Baş, “4 İYİ Partili olarak seçilen belediye meclis üyeleri küçük menfaatleri uğruna oradan oraya savruldum. İYİ Parti’de hukuk, kamu düzeni olmazsa olmazımızdır. Bu nedenledir ki halkımızın yararına olan her konuyu irdeleyip soru önergeleriyle aydınlanmayanı aydınlatmayı kendime sorumluluk edindim. Maalesef Edirne Belediyesi Meclis üyeleri ve Türk siyasi partiler sokak ve cadde isimleri dışında hiçbir önerge verip, halkımızın menfaatlerini dile getirmediler. Çünkü herkesin küçük hesapları vardı. Ben ise her toplantıda bir önerge veriyor, Edirne’nin menfaatlerini konu alan ne varsa otogardan alt yapıya, ulaşımdan gereksiz yapılan ihalelerin her birini ayrı ayrı sorguladım. Engelli kadrolarının boş bırakılmasıyla önergeler verdik. ETUS ve kentsel dönüşümle ilgili de önergeler verdim. Takdir edersiniz ki belediye başkanı ve meclis üyeleri bana cephe aldılar. Doğruluk payını bilmediğim ancak duygularımda meclis üyesi seçildikten sonra istifalara alınan meclis üyeleri sessizliğini korudular. Diğer siyasi partilerin seçtiği meclis üyelerinin belediyeyle olan işleri mi yoksa ortak siyasi çalışmaları mı vardı bunları bilemem ama bu işlerin de bir perde arkasının var olduğunu düşünüyorum. Ben sadece İYİ Partili belediye meclis üyesi olarak şahsıma ait hiçbir menfaat olmaksızın sorunları, satılan önemli belediyeye ait yerlerin neden elden çıkarıldığını sorguladım. Bunları suç saydılar, meclis salonunda canlı yayınlarda uğradığım hakaretlere kadar, mikrofonların kapanmasına kadar. Ben de insanım, dayanma gücüm belli bir yere kadar ancak inançla ve hedefle belediye meclisine girmiştim. Bu işittiğim hakaretler ve mobbing uygulamaları ilk önce beni seçen Edirne halkına, partime ve şahsıma yapılmış hakaretleridir. Bu yüzden meclis salonunda bulunan kadın meclis üyesi mevkidaşlarım başta olmak üzere herkes seyirci kalmıştır. Tabii ki hakkımı helal etmiyorum” ifadelerini kullandı.
Mevlüde Baş, Edirne Belediyesi Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ise, “Beş senelik süre içinde hakkım varsa başta Recep Gürkan Başkanım olmak üzere tüm meclis üyesi arkadaşlarıma hakkımı helal etmiyorum. Görevler verilir, süre tamamlanınca biter ve bulunduğunuz koltuklara diğer arkadaşlarımız oturur. İnsan her konuda adaletli olmayı başarırsa insanlık vasfına uygun yaşayabilir. Bütün mesele oturduğumuz koltuğun hakkını verebilmektir. Kötülük de, iyilik de unutulmaz. Edirnelilere sesleniyorum. 5 yıl Edirne Belediyesinde şehrimizin her sorunuyla ilgili önergeler verdim ve yanlış olan her şeyin karşısında oldum. Şimdi de İYİ Parti İl Genel Meclis Üyeliğine adayım” dedi. – EDİRNE
]]>MHP KANADINDAN AYNI SERTLİKTE YANIT GELDİ
MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter’i hedef alan Türkeş, “Sizlerin Türkeş’in evladı olması imkansız, zira Türkeş o.. çocuk yapmadı hiç! Babalarınızı aramaya devam edin” ifadelerini kullanmış ve MHP kanadından Türkeş’e aynı sertlikte yanıtlar gelmişti.
“KİMSENİN KİMSEYE HAKARET ETMEYE HAKKI YOK”
Yaşanan gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alparslan Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş, “O açıklamayı MHP’dekileri muhatap alarak söylemedim. Onlar üstüne alınmışlar. ‘Semih’ yazmışım diye Semih Yalçın niçin üstüne alınıyor? Ben ‘Alparslan Türkeş’in evladıyız’ deyip Türkeş’in öz evlatlarına hakaret edenlere söylüyorum. Onlar üstüne alınıp ortaya çıkmaz. Türkeş’i görmemiş 15-20 yaşında çocuklara, talimatla bize hakaret ettiriyorlar. Ben onu kastediyorum. Kimsenin kimseye hakaret etmeye hakkı yok. Benim de yok. Ama ediyorsan da en azından Türkeş’i bilen bir adam olarak hani bir muhataplığın olur” dedi.
“O SEMİH BİR ROMAN KAHRAMANI DİYELİM”
Türkeş sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Sen Türkeş’i ömründe görmemişsin. Neye göre bana, benim öz babamı, öldüğü güne kadar evde yaşamış babamızı bile bile, gece gündüz oradan talimat verilip hakaret ediliyor. Bunu kim kabul eder ki? Ben size ‘Sen o babanın evladı değilsin, onun evladı benim’ desem siz nasıl bir şey hissedersiniz? Bu normal bir şey değil. O yüzden MHP’nin yaptıkları normal bir şey değil. ‘Semih’ yazınca o kendi üstüne alınıyorsa ben bir şey yapamam. Bunun hukuki değeri de yok, farklı yorumlayabilir. O Semih bir roman kahramanı diyelim. Şimdi o konunun birkaç boyutu var. Örneğin Alparslan Türkeş’in kızı olarak o Adana’da aday olmuş. Onu destekleyeceğine, kalkıyor orada AKP adayını destekliyor. Tamam onu desteklesin ama bir de kalkıyor sana ‘hain’ diyor. Söyleyen haindir. Bunu anlamak için ülkücü, Türkeşçi falan olmaya da gerek yok.
“BİZLERİ TEHDİT ETMEYE NE HAKKINIZ VAR?”
Kaldı ki benim tepkim şuna: Binlerce, yüzlerce hakaretle ‘Siz onun evladı değilsiniz. Sen hainsin’ diye başlayan, akla gelmedik çeşitli şeyler yazıyorlar. Bakıyorsun hepsi MHP ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu üyesi. Zaten adamın hesabında ocak başkanı, ocak yönetimi gibi hazır kalıp bazı cümleler, aynı ağızdan çıkmış. O mesajımda kastettiğim bize hakarete edenlerdir. Tabii üzücü bir durum. Necmettin Erbakan’ın oğlu Recep Tayyip Erdoğan’a ne ağır eleştiriler yaptı. Adamlar bir gün kalkıp da küfür etmedi. Onu bırakın, herhangi bir partinin kurucusunun ailesine böyle hakaretler, tehditler yağdıran böyle bir mekanizma yok. Bizleri tehdit etmeye ne hakkınız var? Bu tehdit mekanizmasına kimsenin dokunmadığı bir durum da var. Türkeş’in ailesine hakaret edenleri ben Türkeş’in evladı olarak kabul etmiyorum. Bu kadar basit.
“KİMSE BİR HALT YAPAMAZ”
Diyalog, oturursun konuşursun. Yapılanın Türkçesi şu: Biz size küfrederiz, tehdit ederiz, saldırı düzenleriz, siyaset zeminini kapatırız, her şey yaparız. Ama sen gıkını çıkarmayacaksın. Alparslan Türkeş Vakıf toplantısına saldırmışlardı. Kafa yarıp öldürmeye kalkıştılar. Babamın mezarına gittim, önüme geçip, ‘Giremezsiniz’ dediler. Bunlar normal şeyler değil. Yine bizimle ilgili tehdit yayınladılar. Kimse bir halt yapamaz. Geleceği varsa göreceği de var. Kader kime ölüm yazmışsa ölür gider. Herkes için geçerli. Biz kadere inanıyoruz.” MHP’de “Yedi kat yabancıya” partide görev almaları için çağrılar yapılırken, Ayyüce Türkeş’e hiç davet gitmediğini de belirten Kutalmış Türkeş, “Benim mesajımda kastettiğim, ömründe Türkeş’i görememiş kişiler oraya geliyor, ‘Ben Türkeş’in temsilcisiyim’ diyor. Değilsin, olamazsın. Alparslan Türkeş sizi kabul etmez. Siz bizi aşağılayacaksınız ama size bir şey söylenmeyecek. Böyle bir şey olabilir mi?”
MHP’Lİ SEMİH YALÇIN: YALAN SÖYLÜYOR
Sözcü gazetesine açıklamalarda bulunan Kutalmış Türkeş’e MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın cevabı ise şöyle oldu; “Biz kendisinden uzak durmaya, bulaşmamaya çalışıyoruz. Kastettiği Semih de benim. Yalan söylüyor. Anladığım kadarıyla hukuki bir takibata uğramaktan endişe ederek böyle söylüyor olabilir. Bu olay yeni değil 3-4 yıldır devam ediyor. Bir ara beni mahkemeye de verdi. Bir şey söylüyorsa arkasında durmalı. İnanın Saygı Bey bana, bizim çocuklar hiçbir şey yapmıyor. Kendisinde ocak, parti takıntısı ve rahatsızlığı var bu arkadaşın. Doğruyu söylemekte fayda var, kendisi bu ortamı yaratıyor.”
]]>Katıldığı bir düğünde, Atatürk’e yönelik hakaret içeren sözler sarfeden Şevki Yılmaz’a tepkilerden biri de bugün İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinden geldi. Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen yüzlerce vatandaş “Atatürk’e hakaret etmek hiç kimsenin haddine değildir” diyerek Yılmaz’ı kınadı.
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün de katıldığı eylemde; CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Büyükçekmece Gençlik Platformu üyelerinin Atatürk Anıtı’na çelenk takdiminin ardından, İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşu yapıldı.
Büyükçekmece Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Özgür Polat, Büyükçekmece halkı adına hazırlanan basın bildirisini okudu. Bildiride, şu ifadelere yer verildi:
“Dün akşam Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e büyük hakaret içeren videolar yayınlandı. Bitmiş olan Osmanlı külleri üzerine Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mücadele veren en büyük Türk kahramanıdır. Devlet adamıdır, siyasetçidir ve bilim insanıdır. Bu kahramanlıklarla yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün mazlum devletlere örnek olmuştur. Dünyada en saygın devlet adamı olarak Atatürk’e dil uzatmak, Atatürk’e hakaret etmek hiç kimsenin haddi değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ebedi şefimiz, liderimiz, Başkomutanımız, hepimizin ortak paydasıdır. Yüzyılı devirmiş Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği aydınlık yarınları ve çağdaşlığı ancak büyük Atatürk’ün bıraktığı ilkelerin uygulanmasıyla hayat bulacaktır. Yaptıklarıyla 20. yüzyılın lideri olmuş, 21. yüzyılda ışık olmayı sürdüren Büyük Atatürk’e kimsenin ve özellikle milli şuurdan yoksun, tarih bilmezlerin ne hakları, ne de cüretleri olamaz. Bu nedenle ilgili şahıs tarafından modern laik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusu ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı yapılan bu hakaretleri nefretle, şiddetle kınıyoruz ve Cumhuriyet savcılarımızı göreve davet ediyoruz.”
Büyükçekmece halkına destek veren Başkan Akgün de son derece üzgün olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk 21. yüzyılda da dünyanın en büyük devlet adamı olarak yaşamını sürdürüyor. Dünyada Atatürk gibi ikinci bir lider yüzyıldan bu yana hayatta kalamadı. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Şevki Yılmaz gibi haddini bilmeyenlerin dil uzatmalarını çok abartmamak ama takip de etmek gerekir. Hadlerini de bilmek gerekir. Ne mutlu bize ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir liderimiz var. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyebilen bir liderimiz var. O’na Şevki Yılmazların diğerlerinin bu şekilde hakaret etmesi sadece biz, Türk milletini birbirine kenetler. Mutlaka Cumhuriyet’in savcıları hesabını soracaktır.”
Şevki Yılmaz’ı kınama eylemine katılan gençler ise tepkilerini şöyle dile getirdi:
-Beyza Baş: “Bugün burada Büyükçekmece gençleri olarak, Şevki Yılmaz’ı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüze yaptığı hakaretten dolayı kınıyoruz, onun için buradayız. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün bize bıraktığı bu ülkeyi sonuna kadar sahip çıkacağımıza söz veriyoruz, onun için de buradayız. Atatürk heykelimize çelenk bırakmaya geldik.”
-Tunahan Kaya: “Büyükçekmece gençleri olarak Şevki Yılmaz denen zatın Atatürk’ümüze yaptığı hakaretten dolayı başkanımız Dr. Hasan Akgün eşliğinde bugün Büyükçekmece kaymakamlığın önünde Atatürk heykelimize çelenk bırakacağız. Tüm Türk halkı adına Şevki Yılmaz’ın yaptığı hakaret bizi derinden üzdü, bu farkındalığı yaratmak için Atatürk anıtımıza bugün çelenk bırakacağız.”
]]>