Hak – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 00:57:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Bir daha Türkiye’de internet ve sosyal medya erişimine hiç yasak gelmeyecek https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bir-daha-turkiyede-internet-ve-sosyal-medya-erisimine-hic-yasak-gelmeyecek/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bir-daha-turkiyede-internet-ve-sosyal-medya-erisimine-hic-yasak-gelmeyecek/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:57:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43309 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Genel seçimlerde de hep beraber bunlardan kurtulacağız. Bir daha Türkiye’de internet ve sosyal medya erişimine hiç yasak gelmeyecek.” dedi.

Özel, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’yi ziyaretinde, Giresun’un ve Karadeniz’in kendisi için çok önemli olduğunu çünkü bir uyanış başlayacaksa, bir iktidar değişikliği olacaksa bunun Karadeniz’den başlayacağını söyledi.

Artık el birliğiyle CHP’yi genel seçimlerde de en iyi sonuca taşıyacaklarını dile getiren Özel, “Zamanında yapıldığı takdirde 3 yıl, 3,5 yıl sonra ümit ediyorum erken bir seçimle önce genel iktidarı alacağız, sonra 2029 yılında Sakarya’dan Artvin’e kadar bütün bölgeyi hak ettiği gibi al bayrağımızın renklerine boyayacağız ve başarılı olacağız.” diye konuştu.

Bulancak Belediyesi önünde toplanan vatandaşlara da hitap eden Özel, parti olarak birlik içinde omuz omuza çalışarak yüzleri güldürmeye, önlerine gelen bütün sandıklardan başarıyla çıkmaya kararlı olduklarını vurguladı.

Özel, hep birlikte çalışarak ilk seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini genel seçimlerde de birinci parti yapacaklarının altını çizerek, “Bu ülkeyi, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi yönetecek. Cumhuriyet Halk Partisi bu seçimlere resmi bir ittifakla girmedi. Parti olarak tektik ama büyük bir ittifakımız vardı. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ittifakının Milli Takım gol atınca ayağa kalkanlar, Filenin Sultanlarıyla gözyaşı dökenler olduğunu dile getiren Özel, “İnşallah Filenin Sultanları yarınki maçı da başardıktan sonra çeyrek finale çıkacaklar ve buradan ilan ediyorum ki sizin torununuz İpek ile birlikte çeyrek final maçında Filenin Sultanlarını desteklemek için o salonda olacağım. Hepinizin selamlarının Fransa’ya, Paris’e götüreceğim.” dedi.

Özel, “Biz ötekisi olmayan bir partiyiz. Biz 31 Mart’ta kaybedeni olmayan bir zafer kazandık. 31 Mart’ın galibi Bulancak’tır, kaybedeni yoktur. O yüzden Bulancak’taki herkesi baba ocağına davet ediyorum.” çağrısı yaptı.

Baba ocağının CHP olduğunu belirten Özel, şu değerlendirmede bulundu:

“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin kurulan ilk partisidir. Bu partinin kapıları geçmişte olduğu gibi şimdi de herkese açıktır. Herkes baba ocağında doğar, baba ocağında büyür, günü gelince kimi büyüğünü arar gider, kimi küçüğüyle yetinir, kimi baba ocağında oturur. Ama giden bilir ki ‘Bir gün başım sıkılırsa döneceğim yer bellidir.’ Baba ocağının çorbası kaynamaktadır. Bacası 101 yıldır tütmektedir. O baba ocağı hepinizindir. Dedenizin partisidir, babanızın partisidir. Ne zaman gelirseniz yeriniz hazırdır. Baba ocağının tapusu ne bendedir ne Kemal Bey’dedir. Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İsmet Paşa’da da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.”

Özel, başı sıkışanı, dara düşeni, 130 liralık fındık parasıyla geçinemeyeni, zorluk çekeni, borcunu ödeyemeyen esnafı CHP’ye sahip çıkmaya çağırarak, “70’lerde Ecevit’in Başbakanlığında nasıl Türkiye’deki işçilerin, köylülerin, mazlumların, mağdurların, yoksulların, esnafın yüzü güldüyse, yine yüzünü güldürmeye geliyoruz. Hepinizi birden iktidar yapmaya geliyoruz. Halkın iktidarını kurmaya geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hepinizi çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Instagram konusunda bir küresel saçmalık, bir de ulusal saçmalık yaşanıyor”

CHP Genel Başkanı Özel, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ı ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Özel, Instagram’a erişim engeline ilişkin soru üzerine, şu açıklamada bulundu:

“Instagram konusunda bir küresel saçmalık, bir de ulusal saçmalık yaşanıyor. Küresel saçmalık, Meta denen Instagram ve Facebook’un sahibi olan kuruluşun Haniyye ile ilgili paylaşımlardan dolayı, o paylaşımlara kısıtlama getirmesi. Ulusal saçmalık da bunu protesto etmek için Instagram’ın tamamen kapatılması. Bu kararların ikisinin de kabul edilebilir tarafı yok. Bu tip bir hizmet sağlayıcının, böyle bir sosyal medya ortamının kendi ülkesinin çıkarlarını ya da kendi ülkesinin eleştirildiği durumda özgürlükleri kısıtlaması kendi bindiği dalı kesmektir. Orası bir özgürlük ortamı, her fikir özgürce ve kısıtlanmadan suç içermedikten sonra paylaşılabilmeli. Bunu kısıtlayan Meta da yanlış yapıyor ama bunu görüp de buna misilleme yapmak için Instagram’ı… Dünya kadar insan oradan haberleşiyor, oradan ticaret yapıyor, oradan sipariş veriyor ve dünya kadar genç Türkiye’de Instagram’ı kullanıyor ve buna kısıtlama getiriyorsunuz. Tamamen saçmalık, tamamen yanlış ve bu kararı hangi kafa nasıl alıyor? Mesela bu kararı alıp da nerede ilan ettiniz? Bu karara hangi yargı mercinde nasıl itiraz edilecek? Bunların düzenlemeleri yok ortada ve tamamen kabul edilemez, sansürcü bir zihniyet. Bunu yapanlar gerçekten çağ dışı insanlar.”

CHP Genel Başkanı Özel, gençlere şöyle seslendi:

“Ben bütün gençlere şunu hatırlatmak istiyorum, bugün Türkiye’yi yönetenler canları istediğinde bir gün, iki gün, üç gün Instagram’ı kapatabiliyorlar. Mesela çok başvurduğunuz Wikipedia’yı hiçbir sebep yokken yıllarca kapalı tuttular. Böyle bir zihniyet yönetiyor Türkiye’yi. Bu yasakçı zihniyetten Türkiye’yi gençlerin oyları kurtaracak. Önümüzdeki seçimde birçok yeni seçmen olacak. Ne zaman yapıldığına göre 5,5-6 milyon genç seçmen olacak. Bu sefer o genç seçmenler yerel seçimlerde bu yasakçı zihniyete dersini vermişti, genel seçimlerde de hep beraber bunlardan kurtulacağız. Bir daha Türkiye’de internet ve sosyal medya erişimine hiç yasak gelmeyecek. Bunlara yasak gelmemesi için gençlerin bugünkü iktidarı, iktidardan engellemesi gerekiyor, yasaklaması gerekiyor. Hep birlikte bugünkü iktidarı engelleyeceğiz. Bir daha kimse Instagram’ı, Twitter’ı, sosyal medyayı engelleyemeyecek.”

“Bunu yapamazlar. Yapamayacaklarını hakimler söylüyor”

Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelelim Anayasa Mahkemesi’nin kararına. Anayasa Mahkemesi, partimizin başvurusuyla altında benim de imzam olan başvurumuzda, İletişim Başkanlığının yetkilerini tarif eden, sınırlarını çizen ve yapabileceklerini söyleyen üç maddeyi, ikisini ikiye karşı, birisini de üçe karşı geri kalan üyelerin oyu ile iptal etti. Zaten bunu söylüyorduk, ‘İletişim Başkanlığı sansürün başkanlığı olamaz.’ diyorduk. ‘İletişim başka bir şey, sansür başka bir şey.’ diyorduk. Ama onlar o kanunu yaptılar. Ben de o gün Meclis’te demiştim ki ‘Göreceksiniz bunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz ve iptal edilecek.’ Bugün iptal edildi. İptal edilmesini duyuran Twitter paylaşımı kondu, birkaç dakika sonra tweet silindi, ardından da AYM’nin sitesine erişim engellendi. ya nasıl bir memlekette yaşıyoruz? Anayasa Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır ve bu millet için adına verilen kararlardır. Tutuyorlar bu kararın önce tweetini kaldırıyorlar, sonra erişimini engelliyorlar. Tam bugün yaşananlar bizim ne kadar haklı, Anayasa Mahkemesi kararının ne kadar doğru, İletişim Başkanlığının da ne kadar gözü dönmüş olduğunu gösteriyor. Çıkarılan kanunlarla İletişim Başkanlığı adeta hiçbir demokratik bir ülke ve hiçbir kanunla kurulmuş kurumda olmaması gereken yetkileri kullanıyor. Bunun adı sansürcülüktür. Bunun adı baskıdır.”

“Bunu yapamazlar. Yapamayacaklarını hakimler söylüyor.” ifadelerini kullanan Özel, şunları kaydetti:

“Ona da erişim engeli getiriyorlar. Bu hakimler ki tamamına yakını, hatta 1 üye hariç tamamı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanmış hakimler. Yani Recep Tayyip Erdoğan’ın adaletine güvendiği hakimler. Biz eleştirebiliriz, biz tartışabiliriz ama Recep Tayyip Erdoğan, ‘Bunlar, bu göreve atanabilecek en iyi hakim’ diyerek hatta sonuncusunu malum dura düşüne 3 ayda, 4 ayda falan atadılar. Her bir hakimi kendileri atıyorlar, o hakimler diyor ki ‘Yanlış yapıyorsunuz.’ O hakimlerin kararlarına da uymuyorlar, saygı duymuyorlar veya işte böyle saçmalıklarla üstüne gitmeye çalışıyor. O site de açılır. O karar da uygulanır. Ama bunların hepsinden birden kurtulmanın bir tane yolu var, artık sandıktan başka çare yok. Bunları gençler, bunları demokratlar, bunları bu ülkenin artık hukuka saygılı bütün insanları seçimde, bir daha gelmemek üzere geri gönderecekler. Başka çaresi kalmadı bu işin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bir-daha-turkiyede-internet-ve-sosyal-medya-erisimine-hic-yasak-gelmeyecek/feed/ 0
AYM, İletişim Başkanlığı’na basın ve ifade özgürlüğüne müdahale yetkisi veren kararnameleri iptal etti https://www.haber60.com.tr/aym-iletisim-baskanligina-basin-ve-ifade-ozgurlugune-mudahale-yetkisi-veren-kararnameleri-iptal-etti/ https://www.haber60.com.tr/aym-iletisim-baskanligina-basin-ve-ifade-ozgurlugune-mudahale-yetkisi-veren-kararnameleri-iptal-etti/#respond Fri, 02 Aug 2024 21:21:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43203 (ANKARA) – Anayasa Mahkemesi (AYM), İletişim Başkanlığı’na basın ve ifade özgürlüğüne müdahale yetkisi veren Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni iptal etti. Anayasa Mahkemesi, iptal kararını resmi X hesabından da paylaştı ancak paylaşım bir süre sonra silindi. Instagram hesabına erişim yasağı getirildiği gün Resmi Gazete’de yayımlanan kararın X hesabından silinmesi dikkati çekti.

Anayasa Mahkemesi, CHP’nin yaptığı “İletişim Başkanlığının 17 Eylül 2020 tarihli ve 66 numaralı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin bazı maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin” başvurusunu inceleyerek, karara bağladı.

CHP’nin dava dilekçesinde, “Kurallarla, Başkanlığa verilen stratejik iletişim ve kriz yönetimine ilişkin görevlerin, haberleşme ve basın özgürlüğüyle ilgili olması nedeniyle kanunla düzenlenmesi gerektiği, temel hak ve özgürlüklerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi  ile düzenlenemeyeceği, kurallarda öngörülen görevler kapsamında alınacak tedbirlerin genel çerçevesinin ilke ve esaslarının belirlenmediği ve kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunu” belirtilmişti.

Davaya konu olan kurallarda ise “Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik iç ve dış tehdit unsurlarını analiz ederek stratejik iletişim ve kriz yönetimi açısından gerekli tedbirleri uygulamanın ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ile dezenformasyona karşı faaliyette bulunmanın, İletişim Başkanlığı bünyesinde ihdas edilen Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğunun düzenlendiği” ifade edildi.

AYM kararında, söz konusu kuralların düzenlendiği 66 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesiyle 14 numaralı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne eklenen 6/A maddesinin c ve ç bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildi.

Mahkemenin kararında, “Anayasa’nın 104. maddesinde, ‘Anayasa’nın İkinci kısmının Birinci ve İkinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle düzenlenemeyeceğinin belirtildiği” vurgulandı.

“Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alana ilişkin düzenlemeler içerdiği anlaşılmıştır”

Mahkeme kararında şu ifadelere yer verildi:

“Dava konusu kurallarla, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen algı operasyonu faaliyetleri neticesinde oluşan krizin stratejik iletişimle yönetilmesine ilişkin tedbirler alınması ve her tür manipülasyon ile dezenformasyona karşı faaliyette bulunulması amaçlanmaktadır. Kurallar uyarınca alınacak tedbirler ve yapılacak faaliyetlerin Anayasa’nın 26. maddesinde yer alan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile 28. maddesinde yer alan basın hürriyetine müdahale teşkil edeceği açıktır. Bu bağlamda kuralların, kapsamları itibarıyla Anayasa’nın İkinci Kısım İkinci Bölümü’nde yer alan kişi hakları ve ödevleri ile ilgili düzenlemeler içerdiği görülmüştür. Sonuç olarak kuralların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alana ilişkin düzenlemeler içerdiği anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralların konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar vermiştir.”

AYM’nin kararı Instagram’a erişim engeli getirildiği gün yayımlandı

Öte yandan, AYM, söz konusu kararı, resmi X hesabından “İletişim Başkanlığının Basın Özgürlüğü ve İfade Özgürlüğüne Müdahale Etmesine İmkan Tanıyabilecek Kuralların İptali” başlığıyla paylaştı. Ancak paylaşım bir süre sonra silindi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında AYM kararının, BTK’nın instagram hesabına erişim yasağıyla aynı güne denk gelmesi dikkati çekti. BTK, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un,  sosyal medya platformu Instagram’a bugün erişim engeli getirmişti. İletişim Başkanı Altun Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından, “Heniye’nin şehadeti dolayısıyla insanların taziye mesajı yayınlamasını herhangi bir gerekçe göstermeden engelleyen sosyal medya platformu Instagram’ı da şiddetle kınıyorum” mesajını paylaşmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aym-iletisim-baskanligina-basin-ve-ifade-ozgurlugune-mudahale-yetkisi-veren-kararnameleri-iptal-etti/feed/ 0
KKTC’nin 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı Ankara’da Kutlandı https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:21:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43169 (ANKARA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı” Ankara’da kutlandı. Resepsiyonda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız” dedi.

Ankara Gazi Orduevi’nde, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun (TMT) 66’ncı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın (GKK) 48’inci yıl dönümü olan “1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı” kutlandı. Resepsiyona Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile ataşeler katıldı. Saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı okundu.

“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”

Bakan Güler, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Güler, “Türkiye, bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır” diye konuştu.

Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekti. Güler, şunları söyledi:

“Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz.”

“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”

Güler, KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirtti. Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Bakan Güler sözlerinin sonunda Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesinde emeği geçen devlet büyüklerini, komutanları, şehit Mücahit, Mücahide ve Mehmetçiği, kahraman gazileri hayırla yad etti. Konuşmaların ardından yıl dönümü pastası kesildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: KKTC’nin hak ve çıkarlarını korumakta kararlıyız https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:18:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43166 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Gazi Orduevi’ndeki KKTC Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonuna katıldı. Saygı duruşu sonrası okunan İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı’nın ardından konuşan Güler, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun 66’ncı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ise 48’inci kuruluş yıl dönümleriyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Toplumsal Direniş Bayramını ve Silahlı Kuvvetler Gününü bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını vurguladı.

“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”

Bakan Güler, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye de bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır.”

Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi, diplomatik süreçler içeren bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekerek, “Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”

KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirten Bakan Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/feed/ 0
Hak-İş Genel Başkanı Arslan’dan DEM Partili belediye başkanlarına çağrı https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslandan-dem-partili-belediye-baskanlarina-cagri/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslandan-dem-partili-belediye-baskanlarina-cagri/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:57:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43034 Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) Genel Başkanı Mahmut Arslan, 800 işçinin işine son veren DEM Partili belediye başkanlarına seslenerek, “Biz kavga etmek istemiyoruz. Gelin bu arkadaşlarımızın hepsini işe gönderin. Sürgünlerden vazgeçin. Herkes işine dönsün” dedi.

Van’daki belediyelerden çıkarılan çok sayıda işçinin DEM Partili İpekyolu Belediyesi önündeki eylemi 3 aydır sürüyor. DEM Partili Van Büyükşehir Belediyesi ile İpekyolu Belediyesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan 1 gün sonra çok sayıda işçinin iş akdine son vermişti. İşten çıkarılan işçiler, Hak-İş Van Şubesi öncülüğündeki eylemlerini 3 aydır sürdürüyor. Bugün belediye önünde devam eden eyleme Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan da katıldı.

“Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın”

İşçiler tarafından atılan sloganların ardından bir basın açıklaması yapan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, sendika olarak mazlumun yanında mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. 31 Mart yerel seçimleri sonrası işten çıkarılan işçilerin mücadelesine destek vermek için Van’da olduklarını ifade eden Genel Başkan Arslan, “Hak-İş olarak bölgemizin bütün mağdur ve mazlumlarının yanında hep mücadelemizi sürdürdük. Bu topraklarda onurlu bir yaşam isteyen, bu topraklarda ekmeğiyle, aşıyla, ayakta kalmaya çalışan belediye emekçilerinin herhangi bir soruşturma geçirmeden sırf kendi zihniyetleri olmadığı için işten çıkarılın 800’den fazla arkadaşımızla dayanışma için buradayız. Bu arkadaşların haklarını hukuku, ekmeğini, elde edene kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi seçim öncesi vaat ettiklerinin tam tersini yapan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu iki yüzlülüğü, bu sahtekarlığı, bu riyakarlığı lanetle kınıyoruz. VASKİ, Gevaş, Tuşba, Edremit ve diğer belediyelerden işten çıkarılan arkadaşlarımızın tekrar işe dönmesine kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın. Sakin bunların baskılarına, bunların tehditlerine boyun eğmeyin. Direne direne kazanacağız” dedi.

“İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil”

Belediyelerin DEM Parti’nin mülkiyetinde olmadığını dile getiren Arslan, “Van’ın tek helal oylarıyla seçildiniz. Halkların kardeşliği dediniz, halkların dediği olacak dediniz, barış, kardeşlik, adalet, hukuk dediniz ama yaptıklarınız ne? Adaleti yerinden ettiniz, hukuku tanımadınız. Halkların kardeşliğini de halkları da böldünüz. Yazıklar olsun size. Hak-İş olarak 40 yıldır buradayız. Çok belediye başkanları gördük. Çoğu da gelip, gittiler. Ancak biz bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz. İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil, yalan söylüyorlar. İşten çıkarılan 800 arkadaşımızın hakkında işlem yapılmamıştır. Bu işçilerin kusuru nedir? İşe gitmişler, işe başlamışlar. 6 ay önce işe başlamışlar diye işten çıkarma hakkı nereden geliyor” diye konuştu.

“Sürgünlerden vazgeçin”

Konuşmasında DEM Parti’nin belediye başkanlarına seslenen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yanlıştan vazgeçin. Bu işçilerin emeğini, alın terini, hakkını, hukukunu düşünün. Bu süreler çabuk gelip geçer. Bir gün hesap günü gelir, hesabını da bu millet size sorar. Biz kavga etmek istemiyoruz. Gelin bu arkadaşlarımızın hepsini işe gönderin. Sürgünlerden vazgeçin. Herkes işine dönsün. İşini yapmayanlarla ilgili atacağınız her adımı destekleyeceğiz. Ama önce bu arkadaşlarımızı işe gönderin.”

İşçiler, yapılan konuşmanın ardından belediye önündeki eylemlerine devam etti. – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslandan-dem-partili-belediye-baskanlarina-cagri/feed/ 0
Akçakoca’da Haşema İle Havuza Giren Kadının Engellenmesi İhlal İddiasıyla Suç Duyurusu Yapıldı https://www.haber60.com.tr/akcakocada-hasema-ile-havuza-giren-kadinin-engellenmesi-ihlal-iddiasiyla-suc-duyurusu-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/akcakocada-hasema-ile-havuza-giren-kadinin-engellenmesi-ihlal-iddiasiyla-suc-duyurusu-yapildi/#respond Wed, 31 Jul 2024 23:09:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42908

DÜZCE Valiliği’nden yapılan açıklamada, Akçakoca ilçesinde, haşema ile havuza giren Meral Algül’ün (35) engellendiği sitenin yönetimi hakkında, genel kurul kararıyla, haşema ile havuza girmeyi yasaklamaları nedeniyle Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi.

Olay, 24 Temmuz’da Akçakoca ilçesinde, Akevler Plajı yanında bulunan yazlık bir sitede meydana geldi. Meral ve Muhammet Algül çifti, hafta sonunu geçirmek üzere yazlık sitede aldıkları daireye geldi. Kadın, kendilerine ait evin bulunduğu sitedeki ortak havuza inancı gereği giydiği haşema ile girdi. Bu sırada site yöneticisi Avni K. (67), uzaktan bağırarak havuza haşema ile girilmeyeceğini ve yasak olduğunu söyledi. Meral Algün duruma itiraz edince Avni K., kadının yanına doğru yöneldi. Bunun üzerine Meral Algün havuzdan çıkıp, cep telefonuyla yaşananları kayda almaya başladı. Görüntüde Avni K., Meral Algün’ün haşema ile havuza girmesinin yasak olduğunu söylerken, “Buranın kuralı var” dedi. Daha sonra havuzun yanına gelen güvenlik görevlisi Süleyman D. (64) de “Buraya haşema ile girmek yasak” dedi. Kadının girmeye devam edeceğini söylemesi üzerine güvenlik görevlisi, “Havuzu kapatmak zorunda kalacağım” dedi. Havuz, kadının girmemesi için kapatılırken, Meral Algün yaşananlara tepki gösterip şikayetçi oldu.

ADLİ KONTROLLE SERBEST KALDILAR

Avni K. ve Süleyman D. gözaltına alınırken, ‘Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik’ ve ‘İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme’ suçlamalarıyla adliyeye sevk edildi. Yönetici ve güvenlik görevlisi çıkarıldıkları mahkeme tarafından adli kontrolle serbest bırakılırken, haklarında adli süreç başlatıldı.

VALİLİK, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Düzce Valiliği de konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Valilikten yapılan açıklamada, sitedeki havuz kenarında asılı olan ‘Haşema ile girilmez’ yazılarının kaldırıldığı belirtilerek, site yönetimi hakkında Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Akçakoca İlçemizde özel bir sitede 24.07.2024 tarihinde yaşanan tesettür mayosu (haşema) ile havuza giren vatandaşımıza müdahale edilmesi olayı ile ilgili olarak adli süreç başlatıldığı ve sürecin Cumhuriyet Başavcılığı koordinesinde sürdürüldüğü kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ayrıca ayrımcılık içeren bu konu ile ilgili olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda idari işlemler uygulanmıştır. Emniyet ve zabıta ekipleri tarafından site havuzundaki ‘haşema ile girilmez’ yazıları tutanakla kaldırılmış, sağlık ekiplerimizce havuz işletimi denetlenmiştir. Akçakoca İlçe İnsan Hakları Kurulu tarafından Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı’nın ihlali tespitiyle İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 13’üncü Maddesi gereğince, fiilin dayanağı olarak gösterilen söz konusu tatil sitesinin 07.07.2024 tarihli Genel Kurul Kararının 9’uncu maddesi ve bu maddeye dayanılarak gerçekleştirilen uygulama ile Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiğine, tespiti yapılan insan hakkı ihlali nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına, tatil sitesinin Genel Kurul Kararı ve site yönetiminin bu karara dayanarak gerçekleştirdiği ayrımcılık içeren uygulamanın incelenmesi ve idari yaptırım takdiri için Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) gönderilmesine karar verilmiştir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/akcakocada-hasema-ile-havuza-giren-kadinin-engellenmesi-ihlal-iddiasiyla-suc-duyurusu-yapildi/feed/ 0
Ünlü fenomen ”foşur foşur” ödediği cezaya isyan etti! Rakam öyle böyle değil https://www.haber60.com.tr/unlu-fenomen-fosur-fosur-odedigi-cezaya-isyan-etti-rakam-oyle-boyle-degil/ https://www.haber60.com.tr/unlu-fenomen-fosur-fosur-odedigi-cezaya-isyan-etti-rakam-oyle-boyle-degil/#respond Fri, 26 Jul 2024 09:09:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42302 Sosyal medyada yayınladığı temizlik videolarıyla ve “Foşur foşur” lakabıyla tanınan Cem Özkök, ürün tanıtımı yaparken ”Reklam” ibaresini kullanmadığı için 500 bin TL para cezasına çarptırıldı. Özkök, verilen bu cezaya adeta ateş püskürdü.

“LAVANTA YAĞI”NIN CEZASI AĞIR OLDU

Kendi evindeki temizlik videoları ile gündeme gelen sosyal medya fenomeni Cem Özkök, son dönemde farklı farklı mekanları temizleyerek bu görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşıyor ve milyonlar tarafından izleniyordu.

Videolarında kullandığı lavanta yağı için kendi adına bir marka çıkaran ve bu markanın tanıtımını da kendi sosyal medya hesabından yapan Cem Özkök’e Ticaret Bakanlığı’ndan ağır bir ceza geldi. Başına gelen olayı sosyal medya hesabından duyuran Cem Özkök, Ticaret Bakanlığı’na yönelik mesajında, ”Şimdi sorarım bu hak mı? Helal mi gerçekten” şeklinde tepki gösterdi.

“HERKES SAHTEKARLIKLARI VE VERGİ KAÇIRANLARI BİLİYOR”

Özkök’ün 50 bin TL’lik para cezasına tepki olarak yaptığı paylaşımdaki, “Herkes her şeyi biliyor ortalıkta olanları, sahtekarlıkları, vergi kaçıranları o bu. Bir kez ağzımı açıp tek bir söz etmedim. Bunca bunlar yaşanırken, ne hesaplar varken, para için 7/24 sahte reklam yapanlar varken Türkiye’de bu derece faydalı işler yapan, kazandığı parayı hayır işlerine yatıran, ihtiyacı olanlara yardım eden, doğru ve helal yaşayan, gençlere ve her yaşa örnek olan, Allah korkusu olup helal para kazanan ve paşa paşa bir fabrikanın ödediği kadar bu devlete vergi ödeyen birine gerçekten büyük ayıp yapıldı.” ifadeleri dikkat çekti.

Özkök’ün yaptığı paylaşımın tamamı şu şekilde;

“Ticaret Bakanlığı’na;

Az önce 500 bin TL bir ceza ödedim. Üstelik kendi markam olan Ceef’in lavanta yağını anlatırken yalnızca bir storysine reklam yazmadım diye. (Yüzlerce story attım #reklam diye belirterek ve Türkiye biliyor kendi markam olduğunu). Dediler ki ‘gizli reklam bu’, dedim ki ‘kendi markam, buyrun bu da levham şirket bilgilerim vergilerim vs vs’ dediler ki, ‘reklam yazsaydın’ bir #500 bin TL. Şimdi sorarım bu hak mı? Helal mi gerçekten? Mesela gerçekten bir gizli reklam olur ya da beyana aykırı bir durum söz konusu olur. Göz göre göre paylaşırım, eyvallah. Haklılar der aslanlar gibi öderim. Ama bu duruma hakkımı helal etmiyorum. Neden mi? Herkes her şeyi biliyor ortalıkta olanları, sahtekarlıkları, vergi kaçıranları o bu. Bir kez ağzımı açıp tek bir söz etmedim. Bunca bunlar yaşanırken, ne hesaplar varken, para için 7/24 sahte reklam yapanlar varken Türkiye’de bu derece faydalı işler yapan, içerikler üreten, çevresel tüm kamu alanlarının temizliği başta olmak üzere, yardım projelerine başlayan, kazandığı parayı hayır işlerine yatıran, ihtiyacı olanlara yardım eden, toplumu bilinçlendiren, doğru ve helal yaşayan, gençlere ve her yaşa örnek olan, Allah korkusu olup helal para kazanan ve paşa paşa bir fabrikanın ödediği kadar bu devlete vergi ödeyen birine gerçekten büyük ayıp yapıldı. Vardır elbet bunun da bir hayrı. Allah başka yerden helal şekilde verir. O ayrı mesele! Ama bu derece verici birinin kendi markasına ceza kesemezsin! Olmaz! Belki o parayla ben bir yardım yapacaktım? Yeni ihtiyacı olan birini buldum, onun evini tadilat yaptıracaktım? Neden çöpe attım ben bu parayı haksız yere? Şimdi sorarım; hakka girmek değil mi? Avukatım bu haksızlığa karşı dava açtı, süreci takip ediyor. Herkes kalbinin ekmeğini yer…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/unlu-fenomen-fosur-fosur-odedigi-cezaya-isyan-etti-rakam-oyle-boyle-degil/feed/ 0
Hayvan Hakları Savunucuları Protesto Eylemlerine Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-protesto-eylemlerine-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-protesto-eylemlerine-devam-ediyor/#respond Thu, 25 Jul 2024 00:24:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42100 HABER: KADİR DEVİR/ KAMERA: CEMAL AYTEKİN

(ANKARA) – Yaşam hakkı savunucularının, Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilmesi sonrası protesto eylemleri devam ediyor. Ankara’da Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi üyeleri ve yurttaşlar yaptıkları basın açıklamasıyla teklife tepki gösterdi. Meclis’e yürümek isteyen kitleye polis müdahale etti, 4 kişi gözaltına alındı.

17 maddeden oluşan Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni 62 gündür Sakarya Caddesi’nde protesto eden yaşam hakları savunucuları, teklifin Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından TBMM’ye yürümek istedi. Kitlenin yürüyüşüne izin vermeyen polis ile eylemciler arasında çıkan arbedede 4 kişi gözaltına alındı. Polisin eylemcileri sürüklereyerek ve yere yatırarak gözaltına aldığı görüldü. Protestoya oturma eylemi ile devam eden yaşam hakkı savunucuları gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.

Kitle adına basın açıklamasını okuyan Ezgi Eylem Geziş, yasa teklifinin maddelerine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Kabul edilen 4. madde ile birlikte Yakala-Kısırlaştır-Aşıla-Bırak metodu yerine Yakala-Kısırlaştır-Tut-Sahiplendir metoduna geçilmiştir. Bu da yıllardır uygulanmayan mevcut kanunun 6. maddesinin iptali anlamına gelmektedir. Bu madde ile sokaklardan alınan ve kısırlaştırılan hayvanlar sokaklara bırakılmayacak, barınaklara hapsedileceklerdir. Türkiye’de 4 milyon köpek olduğu iddia edilirken, bin 390 belediyenin sadece 237 tanesinde barınak varken ve mevcut barınakların kapasitesi 130 bin iken sokaktan toplanan köpeklerin ölüme gönderileceği açıktır. Kabul edilen 5. madde ile Türkiye’de katliam yasalarla güvence altına alınmıştır. Maddeye göre ‘İnsan ve hayvanların sağlığı için tehlike teşkil eden, olumsuz davranışları kontrol edilemeyen ve bulaşıcı hastalığı olan yada sahiplendirilmesi yasak olan hayvanlara Veteriner Hizmetleri Kanunu 9. maddesi uygulanacaktır’ denmektedir. Her ne kadar ‘ötanazi’ kelimesi maddeden kaldırılmış olsa da bu maddeyle birlikte yasaklı ırklar, herhangi bir bulaşıcı hastalığı olan hayvanlar veya travmaya maruz bırakılmış hayvanlar doğrudan öldürüleceklerdir. Yine 5. maddenin kabulüyle ‘hiçbir farklı gerekçe aranmaksızın sadece sayıyı azaltmak üzere’ sokakta yaşayan hayvanların katledilmesinin önü açılmıştır. Hak savunucularının ‘Ötanazi, rıza verebilen bireylere uygulanır. Hayvanlar rıza veremez. Bunun adı katliamdır’ söylemlerinin ardından AKP, hayvanları katletmek istediğini açıkça tekrardan belirtmiştir. Bu maddeyle birlikte yaşadıkları yerlerden alınıp dağ başlarına bırakılan, açlığa, şiddete, tecavüze maruz bırakılan ve buna tepki veren hayvanlar öldürüleceklerdir. Aşılama ve bakımları sağlanmadığı için hastalık kapan hayvanlar öldürüleceklerdir. ‘Yasaklı ırk’ olarak tabir edilen, hayvan üreticileri para kazansın diye üretilen, üretiminin, ithalatının ve satışının yasaklanmadığı hayvanlar öldürüleceklerdir. Yani yine iktidar ve belediyelerin yerine getirmedikleri sorumlulukları bu hayvanlar canlarıyla ödeyeceklerdir.

“Bu komisyon toplantısı Türkiye’nin tarihine kanlı bir leke olarak geçmiştir”

Geziş, komisyon toplantısının antidemokratik şartlarda geçtiğini vurgulayarak açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

” Ne yazık ki bu komisyon toplantısı Türkiye’nin tarihine kanlı bir leke olarak geçmiştir. Komisyon toplantısı başlamadan önce Meclis’e ismini daha önceden yazdıran ve randevu alan hak savunucularının, bilim insanlarının, avukatların Meclis’e alınmamasının ardından, komisyon salonunun önündeki televizyonun ‘bozuldu’ diyerek kaldırılması ve toplantının halka kapatılması, bu toplantının antidemokratik şartlarda gerçekleştirileceği öngörüsünü yaratmıştır. Bütün bunların takibinde meclis önündeki hak savunucuları saatlerce polis tarafından tehdit ve darp edilmiştir. Komisyon toplantısında ise konuşma yapacak olan vekillerin sözleri sınırlandırılmış, sorulan sorulara cevap verilmemiştir. AKP Konya Milletvekili Mehmet Baykan’ın bir kadın milletvekiline yönelik ‘Sizin gibileri de uyutmak lazım’ sözleri Meclis tutanağına yansımıştır. Halkın ve vekillerin tüm itirazlarına rağmen, hiçbir bilimsel veriyi dikkate almayıp koltuklarında uyuyan ve sadece oylama sırasında ellerini kaldıran AKP ve MHP’li vekillerin suratlarını hiçbir zaman unutmayacağız. Bu yasayı halkın tüm itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirseniz dahi sokaktan geçiremeyeceğinizi bir kez daha buradan bildiriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-protesto-eylemlerine-devam-ediyor/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Çelik: Sahipsiz hayvanlarla ilgili yasa teklifi ‘katliam yasası’ gibi sunulması büyük bir haksızlıktır https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-sahipsiz-hayvanlarla-ilgili-yasa-teklifi-katliam-yasasi-gibi-sunulmasi-buyuk-bir-haksizliktir/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-sahipsiz-hayvanlarla-ilgili-yasa-teklifi-katliam-yasasi-gibi-sunulmasi-buyuk-bir-haksizliktir/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41774

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, TBMM’de görüşmeleri süren sahipsiz hayvanlara ilişkin yasa teklifiyle ilgili “Bir ‘katliam yasası’ gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doğru itmektir. Herhangi bir şekilde sokaklarda çocuklarımızın, yaşlı insanlarımızın bu saldırılara uğramasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, genel merkezde gerçekleşen Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken açıklamada bulundu. Çelik, “Birinci meselemiz Gazze’dir. Gazze’de İsrail’in, daha önceden Filistinliler için ‘güvenli bölge’ olarak ifade ettiği yerlere bile saldırısı söz konusu. En son Uluslararası Adalet Divanı, bunun gayrimeşru olduğunu ilan etmesine rağmen maalesef İsrail aynı vahşeti sürdürmeye devam ediyor. Tabii İsrail’in buradaki resmi söylemi Hamas’a karşı bir eylem gerçekleştirdiği, yapılan saldırılara karşı bir eylem gerçekleştirdiği şeklindeydi. Gelinen noktada herhangi bir şekilde bunun İsrail’in güvenliğini sağlamaya dönük değil tam tersine bütün bir bölge güvenliğini tehlikeye atacak şekilde saldırgan, provokatif, soykırımcı bir katliam siyaseti olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bunun neticesinde de 2 devletli çözümün en insani, en hakkaniyetli çözüm olduğu noktasında herkes bir mutabakat içerisindedir ve pek çok devlet İspanya’dan diğer devletlere kadar Avrupa devletleri başta olmak üzere Filistin devletini tanımıştır” dedi.

‘VATANDAŞLARIMIZLA TEKRAR BULUŞACAĞIZ’

Çelik, Ağustos ayı içerisinde AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünü kutlayacaklarını ifade ederek, ” Türkiye’de her türlü vesayete karşı sivil siyasetin üstünlüğünü savunmak üzere, Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlanmasını gerçekleştirmek üzere ilerici ve devrimci adımlara imza attığımız bunca yıldan sonra halen aynı ruhu koruyarak Türkiye’yi daha ileriye taşımak şeklinde bu kuruluş yıl dönümümüzde de ahdimizi tazeleyeceğiz. Vatandaşlarımızla tekrar buluşacağız ve geleceğe daha büyük güçle bakacağız. Partimiz kurulduğunda ‘Partimizi millet kurdu, tabelasını biz astık’ demiştik. Aynı ilerici, aynı vatandaş yanlısı, aynı millet odaklı siyaset, sivil siyasetin üstünlüğü, cumhuriyetin değerlerinin korunması, demokrasinin güçlenmesi şeklindeki irademiz aynı şekilde yoluna devam edecektir. Ağustos ayı içerisinde de inşallah bu kuruluş yıl dönümünde hep beraber sizlerle beraber olacağız” diye konuştu.

‘İNSANIMIZIN CANINI YAKAN BİR MESELE’

Çelik, sahipsiz hayvanlara ilişkin düzenlemeye ilişkin, “O ‘ötanazi’ ifadesinin düzeltilmesi ve veterinerlikle ilgili yasaya atıf yapılmasıyla ilgili bir düzenleme söz konusu. Burada esas mesele; ortada bir problem yokta biz bununla ilgili bir yasal düzenleme yapıyor değiliz. İnsanımızın canını yakan bir mesele var. Çocuklar saldırıya uğruyor. Yaşlılar saldırıya uğruyor. Sokaklarda bir durum var. Bakın tekrar dün de bir görüntü gerçekleşti. Bir hanımefendiye sokak köpeklerinin saldırısı söz konusu oldu. Ondan evvel biliyorsunuz birçok çocukla ilgili bu saldırılar söz konusu oldu. Arzu ettiğimiz şey bu manzaraları sokaklarımızda görmemektedir. Ama bunu böyle bir ‘katliam yasası’ gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doğru itmektir. Herhangi bir şekilde sokaklarda çocuklarımızın, yaşlı insanlarımızın bu saldırılara uğramasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Onun ötesinde ‘böyle hesap sorarız, sokağa dökülürüz’, tabii ki demokratik protesto hakkı başımızın üzerinde yeri vardır. Şiddete başvurmamak koşuluyla vatandaşlarımızın demokratik protesto hakkına yüksek bir saygıyla yaklaşırız. Bununla ilgili herhangi bir eleştirimiz olmaz. Ama Türkiye’nin geçmişte yaşadığı bir takım kötü günlere atıf yaparaktan bir hak savunuculuğu yanlıştır” değerlendirmesinde bulundu.

‘AMERİKAN HALKININ İRADESİNE SAYGILIYIZ’

Çelik, ABD Başkan Biden’ın adaylıktan çekilmesiyle ilgili, “Biz ister demokratların adayı seçilsin, ister cumhuriyetçilerin adayı seçilsin sonuçta Amerikan halkının iradesine saygılıyız. Ama şunu söylemek isterim hem hükümet olarak kabine olarak hem de parti olarak hangisi seçilirse seçilsin hangi argümanlarla çalışacağımıza, hangi dosyalarla çalışacağımıza dair bizim hazırlığımız tamdır” dedi.

‘BU CÜMLENİN ALTINI DOLDURMASI GEREKİR’

Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Kürtler kendini eşit hissetmediği sürece mücadele edeceğiz” sözüyle ilgili de “Sayın Özel’in bu cümlenin altını doldurması gerekir. Tarih olarak geç kalmış bir açıklama çünkü eşitsizlikle ilgili uygulamalar, Kürt vatandaşlarımıza dönük olarak eşitsizliklerle ilgili uygulamalar, birtakım eylemler, geçmiş zamanlarda ortaya koyulmuş bir takım yanlış uygulamalar AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar yaptığımız reformlarla, ortaya koyduğumuz düzenlemelerle, büyük adımlar attık. TRT’de bununla ilgili bir kanal açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı temel eserleri bastı. Birçok yasaklarla ilgili düzenlemeleri kaldırdık” dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esad ile görüşme takvimine ilişkin de “Burada Sayın Putin’in de bir iradesi söz konusu başından beri. Bunu değerlendiriyor Türkiye. Bu dosya üzerinde çalışma devam ediyor. Şu anda herhangi bir takvim yok” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-sahipsiz-hayvanlarla-ilgili-yasa-teklifi-katliam-yasasi-gibi-sunulmasi-buyuk-bir-haksizliktir/feed/ 0
Bahçeli: MHP’ye karşı yapılan haksızlıkların hesabını hukuk zemininde soracağız https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:33:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41633

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, parti genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Bahçeli, ABD Başkanı Joe Biden’ın, 5 Kasım 2024’te yapılacak başkanlık seçimlerinde adaylıktan çekilmesine ilişkin, “Muhalefetin umut bağladığı, siparişiyle siyaset yaptığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın, ABD başkanlık yarışından çekilmesi bölgesel ve küresel zeminde etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımızı ve iktidarını devirme planı yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. ABD’nin tazyikiyle güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devletinin bağlantı noktaları, yol haritası, ana güzergahı, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla mücavir bölgelerde hiçbir terör örgütü nefes dahi alamayacaktır. Sürekli operasyon stratejisi Allah’ın izniyle başarıya ulaşacak, terörün ve bölücülüğün kökü kazınacaktır” diye konuştu.

‘CHP DEMOKRASİMİZE LEKE SÜRMEKTEDİR’

Doğu ve Güneydoğu’daki bazı il ve ilçelerde fiili durum yaratmak için belediye hizmetlerinin kötüye kullanıldığını söyleyen Bahçeli, “Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu azgınlaşmış tahrikleri dikkatle ve yakinen takip ettiğimiz herkesçe bilinmelidir. Türkiye’nin bölünmesi hususunda kapalı devre iş birliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM’in ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam da bugünlerde CHP Genel Başkanı’nın, ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa, onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bir bölücü ağzıdır. DEM’lenen CHP, milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP, demokrasimize leke sürmektedir. Terörist Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenler, profili çeşitlenen Soros’çu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanların, ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzu muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır. Türk milleti köksüz ve kötü niyetli müflisleri görmektedir. Bu nedenle emperyalizmin içimize kadar yuva yapmış piyonları muhakkak çuvallayacak, alayının birden oyunları bozulacak, mahcubiyet ve mağlubiyet, akıbetleri olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜKSELİŞ KULVARINDADIR’

Ekonomiye ilişkin karamsar tablolar çizenlerin, Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin iradesini kavramaktan aciz olduğunu belirten Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’nın, tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Halbuki Türkiye ekonomisi, güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır. Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte; büyüme, istihdam, ihracat, yatırım, üretim ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler ekonomik dengelenmeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi en kötü senaryoların engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir. Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek, özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal, ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır. MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi de budur. Kaldı ki ülkenin bekası ile milletin refahı en üst düzeyde tesis edilecektir. CHP Genel Başkanı’nın her çiftçiye bedava traktör vaadiyle yoksul ve geliri olmayan vatandaşlarımıza tam altın sözü, hem aldatma hem de popülizmin ve demagojinin batağına saplanmış bir siyasetçinin kuyruklu yalanı olarak şu an bile hafızalardaki tazeliğini korumaktadır” açıklamasında bulundu.

‘KIBRIS TÜRKÜNÜN AĞITLARI DİNDİRİLMİŞTİR’

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümüne değindiği açıklamasında, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir Ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, var oluş anıtıdır. Kıbrıs, muhterem ceddimizin göz nuru, gönül yurdu olmasının yanı sıra; siyasi, stratejik, kültürel, ekonomik, jeopolitik miras ve müktesebatıyla bölgenin ve küresel sistemin kilit taşıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası var oluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir. Girit’te ne yapıldıysa Kıbrıs’ta da aynısı planlanmıştır. Şayet Türkiye’nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğü Hocalı’da, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Türkünün gözyaşları silinmiştir. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkünün ağıtları dindirilmiştir. Bundan dolayı Türk düşmanları huzursuzdur, sancılıdır, uykuları kaçmıştır. Kıbrıs Türklüğü duruşuyla, haklı mücadelesiyle, uluslararası hukuk kapsamındaki tanınma çabalarıyla ve Türkiye’nin sonuna kadar desteğiyle muhasımları çileden çıkarmaya devam edecektir.”

‘BİDEN’IN GİDİŞİ MÜJDEDİR’

Daha sonra soruları yanıtlayan Bahçeli, ABD’deki seçimlerin Türkiye ile ilişkileri nasıl etkileyeceğine ilişkin, “Biden’ın gidişi bir müjdedir. Netanyahu’nun gidişi de 2’nci müjde olacaktır” dedi.

‘MHP ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR’

Sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili kanun teklifine dair konuşan Bahçeli, “Türk milleti hayvanları sever. Köpekleri dost kabul eder. O sebepten dolayı, köpeklere karşı uygulanacak her türlü yanlışın karşısında durur. MHP de üzerine düşeni yapacaktır. Hiç kimse merak etmesin” ifadelerini kullandı.

‘YAKIN TAKİP ALTINDAYIZ’

Basın toplantısının sonunda, bir konuyu hatırlamak istediğine işaret eden Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Bu gerçeği hatırlatmak istiyorum. Sizlerle çok zaman beraber oluyoruz; ama televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Onları kabul etmekte zorlanıyoruz. Ama yakın takip altındayız. Şu görmüş olduğunuz liste kimin hangi gün hangi saatte hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. ‘Bizi hedef gösteriyorlar’ saçmalığından da korkaklığında da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Liste Elimizde, Günü Geldiğinde Bu Dosya Eyleme de Geçecektir. Eylem Hukuki Nitelikte Olacaktır” https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:18:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41618 (ANKARA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bazı çevreler, 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Şu görmüş olduğunuz lise kimin hangi gün hangi saatte, hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. Bizi hedef gösteriyorlar saçmalığından da korkaklığından da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz” dedi.

Devlet Bahçeli, MHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, “yeni yüzyılın Türkiye için emsalsiz fırsatlarla dolu olduğunu” belirterek, milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayabileceklerini düşündüğünü ifade etti. “Fakat milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, tahrip etmek için çaba harcayanlar çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

” ‘Terörist’ Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenlerin, profili çeşitlenen Soroscu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanların ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzun muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. Demlenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elindedir. Mersin’de bölücü örgüt adına halay çekenler, şımarıklıklarına katlanacaktır. Azgınlaşmış tahrikleri yakından takip ediyoruz. CHP ile DEM ateş ile oynuyor. Bugünlerde CHP liderinin ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum, onlar eşit hissedene kadar mücadeleye devam edeceğiz’ ifadesi bölücü bir ağızdır. Demlenen CHP demokrasimize leke sürmekte, milli birliği kundaklamakta, CHP şifreleri DEM’in kullanımındadır. CHP milli güvenliğe zarardır.

“Türkiye ekonomisi, yükseliş kulvarındadır”

Karamsar tablolar çizenler, kötümser telaffuz ve telkinlerle vakit geçirenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin gürbüz iradesini kavramaktan aciz düşenlerdir. CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Halbuki Türkiye ekonomisi güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır.

“İstismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri ekonomik seviyeye kavuşacaklardır”

Dezenflasyon süreci, her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, ihracat, yatırım ve üretim cari fazla hedefleri iyimser beklentileri karşılamaktadır. Uluslararası derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi, ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler, ekonomik dengelemeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi, en kötü senaryoların, engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir. Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek, özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal, ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır.

“Cumhur İttifakı’nın gayesi budur”

MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi budur. Kaldı ki ülkenin bekası ile milletin refahı en üst düzeyde tesis edilecektir. Dar gelirli ve muhtaç vatandaşlarımıza her desteğin verilmesi, sosyal devlet anlayışının bir mecburiyetidir. Aynı şekilde emeklilerimizin, memurlarımızın, işçilerimizin, esnaflarımızın, çiftçilerimizin ekonomisinin ve hayat standartının yükseltilmesi, siyasi ve manevi sorumluluk listesinde ilk sıradadır. Ancak CHP’nin siyasi ve ekonomik temelli söz ve eylemleri, esasen çelişkiler yumağıdır. Dişe dokunur ve sadra şifa hiçbir plan, proje ve teklif iktifa etmemektedir. CHP’nin tek yaptığı bol keseden atıp tutmaktadır. Üstelik parti içi gerilim ve hesaplaşmalar, CHP yönetimini sürekli zora sokmakta, gündemi değiştirme hevesleri de kursaklarında kalmaktadır. Krizlerin, kulislerin ve kutuplaşma dalgalarının partisi CHP’dir.

“Tuzağın mimarı da dış güdümlü zillet cephesidir”

Bu kimliksiz ve köşesiz partinin siyasi kozmik odası işgale uğramış, güvenlik duvarları yıkılmış, karar ve irade bünyesi çoklu organ yetmezliği ile komaya girmiştir. Yumuşama dayatması altında Türkiye’nin Türk siyaset ve demokrasi sisteminin ilkelerinden uzaklaşması, yine yumuşama, dedikodu altında ihanetin ve melanetin aklanma ve temize çıkarma uğraşları, stratejik bir tuzak olarak karşımızdadır. Bu tuzağın mimarı da dış güdümlü zillet cephesidir. Rotasını kaybeden CHP’nin yumuşama veya normalleşme çağrıları, zemzem diye ikram edilen baldıran zehrinden başka şey değildir. Nitekim CHP Genel Başkanı’nın Kıbrıs sorununun çözümünü vatan toprağından pay vermekle mümkün olacağını söyleyen eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ziyaret etmesi, akıl tutulması olduğu kadar 50. yıl kutlamalarına gölge düşürmüştür.

“Tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’inci yıldönümü münasebetiyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmak, hasret gidermek, ortak bir gelecek etrafında kenetlenmek kuşkusuz milli bir heyecan yaratmıştır. Türk milleti tek yürek halinde Kıbrıs davasına inanmakta ve arkasında durmaktadır. Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, var oluş anıtıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını ve tarihi emanetlerini göz ardı eden, yok sayan, hatta imhası için fırsat kollayan karanlık çevrelerin tahrikleri, tacizleri ve tuzakları hiç bitmemiştir. On yıllar boyunca çözümsüzlüğün çözüm olarak dayatılması, kurulan müzakere masalarının ve makul uzlaşma vasatının tahrip edilmesi boşuna değildir. Çünkü Kıbrıs’ta barış, huzur ve refah ikliminin tesisinden ödü kopanlar vardır ve bunların oyunları kesintisiz şekilde sahne almaktadır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası var oluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir.

“Ada’dan yükselen çığlıklara, kardeşin kardeşe feryat içindeki çağrılarına sessiz ve seyirci kalamazdık”

Girit’te ne yapıldıysa Kıbrıs’ta da aynısı planlanmıştır. Şayet Türkiye’nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğü Hocalı’da, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. Sanmasınlar ki Taşkent, Taşpınar, Sinde, Gönyeli, Yuvalı, Paşaköy, Kanlı Noel, Limasol, Gazi Mağusa, Geçit Kale, Murat Ağa, Sandallar, Atlılar katliamlarını unuttuk. Sanmasınlar ki bebeklerimize, çocuklarımıza, kadınlarımıza, masum ve mazlum soydaşlarımıza yönelik kanlı saldırıları hafızamızdan çıkardık. 50 yıl önce Ada’dan yükselen çığlıklara, kardeşin kardeşe feryat içindeki çağrılarına sessiz ve seyirci kalamazdık. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti, Zürih ve Londra Antlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakları temelinde 20 Temmuz 1974 sabahı Ayşe’yi tatile, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini de Kıbrıs’a göndermiştir. Bu askeri çıkarma Kıbrıs Türklüğünün hürriyetini, can ve mal güvenliğini, asayiş ve barış özlemlerini temin hedefini esas almıştır.

“Türk milleti Ada’ya barışın hakim olmasıyla ilgili kesin tavrını ve tarafını göstermiştir.”

Kıbrıs’ta işlenen vahşi cinayetlere, yapılan baskı ve zulümlere sözde medeni ülkeler tepkisiz kalırken, hatta alttan alta körüklerken, Türkiye haksızlığa boyun eğmemiş, soydaşlarımız çaresiz ve kimsesiz bırakılmamıştır. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkü’nün gözyaşları silinmiştir. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkü’nün ağıtları dindirilmiştir. Beşparmak Dağları’na istiklal şerefinin ebediyen çıkmayacak izleri şehit kanlarıyla kazınmış, Kıbrıs’taki Türk varlığının ebedi varlığı nice kahramanlıklarla yazılmıştır. Mehmet’lerimizle Mücahit’lerimiz ele ele vererek eziyetlere, çilelere, işkencelere, saldırılara ve suikastlara cesaretle direniş sergilemişlerdir. Kıbrıs Türklüğü bir yanda hürriyetine kavuşurken diğer yanda Türk milleti Ada’ya barışın hakim olmasıyla ilgili kesin tavrını ve tarafını göstermiştir.

Geçen günlerde Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Savunma Bakanı’nın, 50’inci yıl kutlamalarını karalamak için ‘Kıbrıslı Türklerin utanç şenlikleri’ iftirası atması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığından rahatsızlığını telaffuz etmesi kabalık, korkaklık, su katılmamış küstahlık olarak değerlendirilmelidir. 50’inci yıl kutlamalarına utanç şenlikleri demek bir müstevlinin hezeyanı, bir utanmazın hesap hatasıdır. 20 Temmuz Barış Harekatı, Kıbrıs Türklüğü’ne karşı yapılan soykırım teşebbüslerini sonlandırmış, EOKA’cılara bedel ödetmiş, Kıbrıs’ın bir Helen adası olmasını engellemiş, Kıbrıs Türkü’nün varlığını güvence altına alarak müteakiben 50 yıllık barış ve istikrar döneminin kapısını açmıştır. Bundan dolayı Türk düşmanları huzursuzdur, sancılıdır, uykuları kaçmıştır. Kıbrıs Türklüğü duruşuyla, haklı mücadelesiyle, uluslararası hukuk kapsamındaki tanınma çabalarıyla ve Türkiye’nin sonuna kadar desteğiyle muhasımları çileden çıkarmaya devam edecektir.

“Kıbrıs Türk devleti muhakkak tanınmalıdır”

Bir Yunan şarkıcının İzmir Çeşme’de Türk bayrağına ve Atatürk posterine karşı sergilediği saygısızlık ile egemenliğimiz altındaki bazı adalarda fiili durum yaratılması sabrımızı zorlayan ilkel ve istilacı ahlaksızlığa bir başka örnektir. Bu kafa yapısıyla iyi komşuluk hukuku ilişkisi kurmanın ne kadar mümkün ve muhtemel olduğu ayrıca ele alınmak durumundadır. CHP Genel Başkanı’nın, Kıbrıs’ta federasyon tezine ve AB sürecine aynen döneceklerini iddia etmesi Rumların değirmenine su taşıma gafletidir, çatlak bir sestir ve esef verici bir savrulmadır. Kıbrıs’ta eşit haklara sahip iki halk vardır. Kıbrıs’ta egemen iki devlet bulunmaktadır. Kıbrıs Türklüğünün eşit statüsüyle egemen eşitliği mutlaka teyit ve tescil edilmelidir. Uluslararası toplum Kıbrıs Türk halkının mahkum edildiği hukuk dışı ve insan haklarına aykırı izolasyonlara derhal son vermelidir. Kıbrıs Türk devleti muhakkak tanınmalıdır. Bunun dışında her öneri, her temenni ölü doğmaya müstahaktır.

“Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile güçlü dayanışmasını sonuna kadar azimle sürdürecek”

Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Türkü asla yalnız değildir, asla kimsesiz değildir, asla yetim değildir. Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türk vatanını her şart altında bağrına basmaya, anıda olduğu gibi acıda ve sevinçte de bir olmaya, ortak bir gelecek ülküsü etrafında tek nefes olmaya her zaman olduğu gibi yine hazırdır, buna kararlıdır. Allah’ın izniyle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine birlikte ulaşılacaktır. Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar tarafından 2021 yılında Cenevre’de muhataplarıyla paylaşılan çözüm vizyonu egemen eşitliğin ve eşit statünün tezahürü için tek çare, tek çıkar yoldur. Bizim de iki devletli çözüm vizyonuna desteğimiz tamdır. Ada’da iki halkın çıkarını ve varlığını, aynı zamanda eşit egemenlik haklarını müzakere etmekten kaçan ve kaçınan bir anlayışın barışa hizmeti düşünülemeyecektir. Kıbrıs’ın huzuru demek Doğu Akdeniz’in huzuru demektir. Bu huzur ortamı içinde, Akdeniz’in potansiyel yer altı kaynaklarının adaletli ve hukuk temelli paylaşımından başka bir seçenek de bize göre yoktur. Kıbrıs’ın refahı bölgenin yükseliş ve toparlanışı demektir. Şartlar ne olursa olsun Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile güçlü dayanışmasını sonuna kadar azimle sürdürecek, dostluk ve kardeşlik köprülerini titizlikle koruyacaktır.

“Kıbrıs Türk devletiyle Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını bilmelerinde yarar vardır”

20 Temmuz 1974 yılının kutlu iradesi her zaman yaşayacaktır. Yükselen Türkiye, aynı şekilde yükselen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti anlamına gelecektir. Çünkü bizim iki devletimiz olsa da milletimiz tektir, adı da Türk’tür. Ada’nın ve tarihin gerçeklerinden tamamıyla kopuk, maksimalist, dürüstlükten uzak ve şımarık bir anlayışla Kıbrıs’ın tamamında hak iddia edenlerin ulaşacağı hiçbir yer yoktur.

Güney Kıbrıs’ı İsrail’in lojistik merkezi haline getirme çabaları, Rum yönetiminin Yunanistan’la dayanışma içinde Larnaka’da deniz üssü kurma girişimleri istikrarsızlık ortamını tırmandırmaktan ve Gazze katliamına destek vermekten başka bir anlam taşımayacaktır. Bu yanlışın faili olanlar samimi değildir. Umudum bu vahim skandaldan geri dönülmesidir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kurduğu tarih, kültür ve stratejik üssü her türlü mütecaviz emele cevap niteliğindedir ve gerekirse askeri olarak da tahkim edilmelidir. Çözüm yollarını tıkayarak alınacak bir mesafe, ulaşılacak bir hedef yoktur. Verilen sözde durmak bir erdemdir. Kıbrıs Türklüğü erdemlidir, sözü de senettir. Egemen eşitlik temelinde yapılacak müzakereleri reddedenlerin, Kıbrıs Türk devletiyle Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını bilmelerinde yarar vardır.

Biden’ın gidişi müjdedir”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bahçeli, ABD Başkanı Joe Biden’ın 2024 Kasım ayındaki seçimlerde başkan adaylığından çekilmesine ilişkin “Biden’ın gidişi bir müjdedir. Netanyahu’nun gidişi de ikinci müjde olacaktır” ifadelerini kullandı.

Türk milleti, köpekleri dost kabul eder”

Bahçeli, Meclis’te görüşmeleri devam eden sokak hayvanlarına yönelik yasa teklifi hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine “Türk milleti hayvanları sever, köpekleri dost kabul eder. O sebepten dolayı köpeklere karşı uygulanacak her türlü yanlışın karşısında durur. MHP de üzerine düşeni yapacaktır. Hiç kimse merak etmesin. Köpekleri dost olanlar, köpekleri dost zannedenler, sokaklara dökülerek köpekleri taşlamaya devam etmesinler. Onlar Cenab-ı Allah’ın bir yaratığıdır” dedi.

Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir”

Devlet Bahçeli, MHP’nin Sinan Ateş cinayetinde değerlendirmelerde bulunan gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların yer aldığı listeye ilgili  “hesaplaşacaklarını” söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bazı çevreler, 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. MHP olarak basın mensupları olan değerli kardeşlerime bu gerçeği hatırlatmak istiyorum; sizlerle çoğu zaman beraber oluyoruz ama televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Onları kabul etmekte zorlanıyoruz. Ama yakın takip altındayız. Şu görmüş olduğunuz liste kimin hangi gün hangi saatte, hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. Bizi hedef gösteriyorlar saçmalığından da korkaklığından da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz. Ama hukuk zemininde mutlaka hesaplaşacağız. Olayları abartıyorlar ve saptırıyorlar. Konuşmaması gerekenleri, konuşmaya mecbur ediyorlar. Bizim hedefimiz adalettir. Kendileri muhatabımız dahi değildir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Cemevi’nde Aşure Etkinliği’ne Katıldı https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediye-baskani-vahap-secer-mersin-cemevinde-asure-etkinligine-katildi/ https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediye-baskani-vahap-secer-mersin-cemevinde-asure-etkinligine-katildi/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41376 (MERSİN) – Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Cemevi tarafından düzenlenen 24. Aşure Etkinliği’ne katıldı. Seçer, “Mersin, her rengin buluştuğu; bütün kültürlerin, anlayışların, yaşam biçimlerinin bir potada eridiği; barışın, kardeşliğin, birliğin ve beraberliğin hakim ve daim olduğu Türkiye’nin kardeşlik, barış, huzur ve Atatürk’ün kentidir” dedi.

Başkan Seçer, eşi Meral Seçer ile aşure etkinliğine katıldı. Mersin Cemevi’nde düzenlenen etkinlik; Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin tarafından Gülbeng okunmasıyla başladı. Gülbengin ardından semah dönüldü ve protokol konuşmalarına geçildi.

Konuşmasına Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 74 yoldaşının şehit edilmesinin Alevilik inancı açısından bir milat olduğunu belirterek başlayan Başkan Seçer, şunları dile getirdi:

“Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır”

“Alevilik muhalif bir inançtır. Mevcut statükoya karşı çıkıp, İslam adına yapılan tüm haksızlıklara ve zulümlere tepki gösteren bir olaydan ilham almıştır. Kerbela’da Hz Hüseyin’in şehadetinden doğmuştur. Bu öyle bir tepkidir ki başta Hz. Hüseyin olmak üzere direnen ve muhalif olan öncüler dik duruşlarını hayatlarını feda ederek göstermişlerdir. Bu tavırları, bedenen şehit olsalar da mana ve değer bakımından onları ölümsüz kılmıştır. Bu sebeple de Alevilik ritüellerden çok bir ‘mana’ ve ‘değer’ inancıdır. Alevilikte dıştan çok iç-öz önemlidir. Alevilik ahde vefa inancıdır. Aleviler 1300 küsur yıldır hak yolunda şehit edilen Hz. Hüseyin ve yoldaşlarını asla unutmamış, ahde vefa göstermişlerdir. Kutsallık üzerinden yürüyen hanedan yönetimini her zaman sorgulamışlardır. Bu sebeple de Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır. Alevilikte en makbul kişi; mezhep, tarikat, meşrep üzerinden değerlendirilmez, aksine; eline, beline, diline sahip olan kişi makbuldür. İnsanlar inançlarıyla değil, evrensel etikle ve değerleriyle nitelenirler. Akla, bilime ve çağdaş eğitime büyük önem vererek her zaman toplumun aydın yüzü olmuşlardır. Bildiğiniz üzere Alevi kesiminin Türkiye’de ne yazık ki özellikle devlet katında çözülemeyen adeta katmerleşmiş birçok sorunu vardır. Bu sorunların en başında gelen ise Alevi inancının ne olup olmadığının Aleviler dışındaki kesimler -özellikle de hükümet katında- tartışılıyor hale getirilmesi ve Alevi taleplerinin göz ardı edilmesidir.

“Aleviler ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar”

Hükümetin ‘Alevi Açılımı’ adı altındaki yaklaşımları ise ne yazıktır ki hiçbir sonuç vermeyen popülist birer girişim olarak kalmıştır. Hükümet katında Cemevi’nin statüsü bile diyanet ve iktidar mensupları tarafından tartışma konusu yapılarak neredeyse sadece bir dernek ya da kültür faaliyeti olarak addedilmiştir. Alevi talepleri çok nettir ve bu taleplerin karşılanması gerekir. Eşit vergiye, eşit hizmet anlayışı bunu gerektirir. Aksi durum aynı zamanda anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu anlayış, sayısı ne olursa olsun tüm inanç grupları için de geçerli olmalıdır. Böylesi bir temsiliyet içeren uygulamada iddia edildiği gibi bölünme-ayrışma değil, tam tersine birleşme-bütünleşme olur. Hiçbir inanç kitlesi, kendisini ayrık hissetmez. Aksine kendisini sisteme, devlete daha çok ait hissedip bu bağları güçlendirir. İktidarın bu talepleri karşılamak ve sorunu çözmek yerine, anayasal değişikliklerle ilişkilendirmesi ve işi sürüncemede bırakması ‘Acaba iktidar sorunu çözme iradesi mi ortaya koymak istemiyor mu ya da koymuyor mu’ sorusunu akla getiriyor. Aleviler kimseden himmet, inayet beklemiyorlar, ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar.”

Mersin’in, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen insanların yaşadığı bir yer olduğuna değinen Seçer, “Mersin her rengin buluştuğu; bütün kültürlerin, anlayışların, yaşam biçimlerinin bir potada eridiği; barışın, kardeşliğin, birliğin ve beraberliğin hakim ve daim olduğu Türkiye’nin kardeşlik, barış, huzur ve Atatürk’ün kentidir” dedi.

Başkan Seçer, Kerbela’nın sadece tarih bilgisi olarak değil, içeriğiyle ve verdiği derslerle önemli bir kılavuz olduğuna vurgu yaparak, “Kerbela, onun için Alevi topluluğunda değerlidir. Onun için matem ayıdır, onun için zulme karşı mazlumların mücadelesini ifade eder. Biz yöneticiler zalim değil, şefkatli olmak zorundayız. Sevmek durumundayız. Bu böyleydi, böyle devam edeceğiz. Muharrem ayındayız, matem ayındayız. Tuttuğunuz matem oruçları hak katında kabul olsun. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz, dayanışmamız, bolluk ve bereketimiz daim olsun. Sizleri seviyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından aşure dağıtımı ile devam eden etkinlik, sanatçı Zeynep Karababa’nın konseriyle sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediye-baskani-vahap-secer-mersin-cemevinde-asure-etkinligine-katildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Aşkın Genç, Sağlık Çalışanlarının Sorunlarının Araştırılmasını İstedi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-askin-genc-saglik-calisanlarinin-sorunlarinin-arastirilmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-askin-genc-saglik-calisanlarinin-sorunlarinin-arastirilmasini-istedi/#respond Mon, 22 Jul 2024 08:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41342 (ANKARA) – CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorunların ve bu sorunların çözümüne yönelik alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için Meclis araştırması açılmasını istedi.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorunların ve bu sorunların çözümüne yönelik alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için araştırma önergesi verdi.

Genç, önergenin gerekçesinde şunları ifade etti:

“Sağlık çalışanları, performansa dayalı ücretlendirme sistemi nedeniyle adaletsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır”

“Sağlık çalışanları, ülkemizin dört bir yanında gece gündüz demeden, ailelerinden ve sevdiklerinden fedakarlık ederek, büyük bir özveriyle görevlerini yerine getirmektedir. Onlar, toplumun sağlığı ve refahı için kendi sağlıklarını ve huzurlarını riske atan, büyük bir adanmışlıkla çalışan kahramanlarımızdır. Ancak, bu fedakar insanlar yıllardır çözülmeyen sorunlarla boğuşmakta ve hak ettikleri değeri görmemektedir. Sağlık çalışanlarımız, performansa dayalı ücretlendirme ve taban-teşvik sistemi nedeniyle adaletsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu sistem, çalışanlar arasında huzursuzluk yaratmakta, motivasyonu düşürmekte ve hastaların tedavi süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Sağlık çalışanlarımızın emeğinin karşılığını adil bir şekilde alması, hizmet kalitesinin artması için elzemdir.

“Sağlık çalışanları, yıllık izinlerini kullanırken maaş kesintileri ile karşı karşıya kalmaktadır”

Sağlık çalışanlarımız, yıllık izinlerini kullanırken maaş kesintileri ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, çalışanlarımızın ruh sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratmakta ve onların hak ettikleri dinlenme sürecini tam anlamıyla yaşamalarını engellemektedir. Yıllık izinlerin kullanımı sırasında maaş kesintisi yapılmamalıdır, sağlık çalışanlarımız huzurla dinlenebilmelidir. Döner sermaye ödemeleri adaletsiz bir şekilde dağıtılmakta ve bazı meslek gruplarına hiçbir şekilde ödeme yapılmamaktadır. Bu adaletsizlik, sağlık çalışanlarımızın motivasyonunu kırmakta ve iş barışını zedelemektedir. Bu ödemelerin adil ve şeffaf bir şekilde yapılması sağlanmalıdır.

“Sadece çıplak maaş emekliliğe yansıtılmakta ve bu durum sağlık çalışanlarımızı mağdur etmektedir”

Sağlık çalışanlarımızın emeklilik haklarının iyileştirilmesi, onların emeklilikte de insanca yaşayabilmelerini sağlamak zorunludur. Mevcut durumda, sadece çıplak maaş emekliliğe yansıtılmakta ve bu durum sağlık çalışanlarımızı mağdur etmektedir. Emeklilik hakları, sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarının bir karşılığı olarak yeniden düzenlenmelidir. Şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarımızın korunması ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması elzemdir. Sağlık çalışanlarımızın güvenli bir ortamda hizmet verebilmeleri sağlanmalıdır. Şiddet olaylarının son bulması için etkin ve caydırıcı önlemler alınmalıdır.

“Birçok alanda acil düzenlemelere ihtiyaç var”

Taşeron olarak çalışan sağlık personelinin kadroya geçirilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışanlarımız, eşit haklara sahip olmalı ve adil çalışma koşullarında görevlerini yerine getirebilmelidir. Ayrıca, sağlık çalışanlarımızın temel ücretlerinin emekliliğe yansıtılması, sağlık hizmetlerinin ağır ve tehlikeli iş kapsamına alınması, nöbet ücretlerinin artırılması ve düzenlenmesi, sağlık hizmetlerinde şiddetin önlenmesi, personel istihdamı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi birçok alanda acil düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Sağlık çalışanlarımız, ülkemizin sağlık sisteminin temel direkleridir. Onların hak ettikleri değeri görmeleri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve karşılaştıkları sorunların çözülmesi, sadece sağlık çalışanlarımız için değil, tüm toplum için büyük önem taşımaktadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-askin-genc-saglik-calisanlarinin-sorunlarinin-arastirilmasini-istedi/feed/ 0
Mansur Yavaş, “Aşure Lokması” Etkinliğine Katıldı: “Her Zaman Direnenlerin Yanında Yer Alacağız” https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-asure-lokmasi-etkinligine-katildi-her-zaman-direnenlerin-yaninda-yer-alacagiz/ https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-asure-lokmasi-etkinligine-katildi-her-zaman-direnenlerin-yaninda-yer-alacagiz/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:03:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41225 (ANKARA) – Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Muharrem ayı dolayısıyla Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen “Aşure Lokması” etkinliğine katıldı. Yavaş, “Yezit aynen devam ediyor, çocukları öldürmeye devam ediyor. Yezitler oldukça mazlumlar da olacak. Her zaman mazlumların yanında, direnenlerin yanında yer alacağız” dedi.

Keçiören Belediyesi, Muharrem ayı dolayısıyla “Aşure Lokması” etkinliği düzenledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle gerçekleştirilen etkinliğe Mansur Yavaş,  Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güler, CHP Ankara milletvekilleri Adnan Beker ve Gamze Taşçıer, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, CHP Keçiören İlçe Başkanı Berk Kılıç, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Belediye Meclis üyeleri ve bürokratlar katıldı.

Çok sayıda başkentlinin bir araya geldiği etkinlikte Dede Ali Yahya Kalender ile Dede Feyzullah Güvenç’in duasının ardından, aşure kazanının başına geçen Başkan Yavaş, aşureyi karıştırdıktan sonra kaplara koyarak vatandaşlara dağıttı.

“Yezit gibi haksız olmaktansa Hüseyin gibi ölmeyi tercih ediyoruz”

Etkinlikte konuşma yapan Yavaş, şunları kaydetti:

“Bugün burada insanlık açısından trajik ama tarihi öneme sahip bir olayı anmak üzere aşuremizi paylaşıyoruz. Bundan 1344 yıl önce yani 680 yılında, Sevgili Peygamberimizin Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin evladı Hz. Hüseyin ve onun ailesinden 72 kişi Yezidin askerlerince katledilmişti. Kerbela katliamı, herhangi bir katliama benzemez. Orada, başta Hz. Hüseyin ve masum çocuklar olmak üzere önce susuz bırakılmış sonra da katledilmişlerdi. İslam tarihi ne o güne kadar ne de o günden sonra çocukların bile öldürüldüğü böyle bir vahşet görmemişti. Bu olay sadece Müslümanlar arasında değil, tüm insanlık aleminde derin izler bıraktı. Yezit aynen devam ediyor, çocukları öldürmeye devam ediyor. Yezitler oldukça mazlumlar da olacak. Her zaman mazlumların yanında, direnenlerin yanında yer alacağız. O güne kadar İslam tarihinde ‘Allah’ın ayı’ olarak kabul edilen Muharrem, o tarihten sonra ‘Matem ayı’ olarak tarihe geçti. O gün bugündür Anadolu coğrafyamızın temel renklerinden birini oluşturan Alevi canlarımız, acısını diri tutmak için her Muharrem ayında 12 gün oruç tutar. Biliyorum oruç boyunca yas tutup, içten içe ağlayıp acınızı içinize attınız. Kerbela katliamı sırasında Hüseyin’in yanında olamadığınız için yasınızı tutup, tarafınızı belli ettiniz. Bu anlamda Muharrem ayına ‘Matem ayı’ diyoruz. O gün bugündür, yezit gibi haksız olmaktansa Hakk’ın ve haklının bayrağını yükselten Hüseyin gibi ölmeyi tercih ediyoruz. O günden bu yana Hz. Hüseyin, bütün mazlumların sembolü ve kahramanıdır.”

Muharrem ayının birlik ve beraberlik için önemine vurgu yapan Yavaş, Keçiören’de inşa edilen Cemevi’nin yakında açılacağının müjdesini verdi. Mansur Yavaş, şöyle devam etti:

“Sizler, bizler Matem ayı boyunca acımızı içimize akıtır ve tuttuğumuz yasın Allah katında kabul görmesini dileriz. Zalimin zulmüne karşı Hakk’ın ve haklının yanında durarak şehit olan Hz. Hüseyin’i saygıyla anıyor, tuttuğumuz matem orucunun Hak katında kabul görmesini diliyorum. Bu vesileyle aşurenin bereketinin ve paylaşım ruhunun, birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmesini ve ülkemize huzur getirmesini dilerim. Bizler de aynı şekilde kimseyi ötekileştirmeden, ayrıştırmadan çalışmaya devam ediyoruz. İncitseler de incitmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir olduğumuz zaman iri olacağız, diri olacağız ve Türk milleti hiçbir şekilde bölüp parçalayamayacaklar. Keçiörenli hemşehrilerimize verdiğimiz bir söz vardı. Keçiören Cemevi’miz çok yakında hizmete açılıyor. Mamak’ta da bir cemevi projemiz vardı. Şu anda maalesef tasarruf tedbirlerine takıldı ancak bu konuda da Sayın Bakan’a yazı yazarak buranın da temelinin atılması için kendisinden izin isteyeceğiz.”

Etkinlikte sahne alan sanatçılar Tolga Sağ, Ersin Perçin, Deniz Soluğan, Gülseren Kılıç ile Sadık Erkmen’in türkülerine eşlik eden Başkentliler, Yozgat Demokrat Dernekler Federasyonu Semah Topluluğu’nun semah gösterisini izledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-asure-lokmasi-etkinligine-katildi-her-zaman-direnenlerin-yaninda-yer-alacagiz/feed/ 0
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-anayasa-mahkemesine-basvurdu/ https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-anayasa-mahkemesine-basvurdu/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40984 (ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 7511 sayılı “Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 7512 sayılı “Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu”nun bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi’ne yapacağı başvuru öncesinde açıklama yaptı. TBMM’nin yoğun çalışma programına ve komisyonların uzun saatler çalışmasına ilişkin de konuşan Günaydın, “Sokak hayvanlarına ilişkin komisyon aralıksız 16 saat çalıştı. Bütün gece o komisyonu çalıştıranlar, sinirlerin gerilmesinden, insanlık dışı çalışma koşullarından medet umanlar sonra o komisyonu tatil ettiler” dedi.

AK Parti grubuna seslenen Günaydın, ” Türkiye’nin yararına olan acil düzenlemelere CHP her türlü katkıyı sunmaya devam etmektedir. Sizin gündemi oluşturmak amacıyla Meclis’i kullanmanıza izin vermeyeceğiz. Önümüzdeki hafta da AKP’nin bu dayatmacı anlayışı devam ederse, CHP Meclis İç Tüzüğü’nden kaynaklanan tüm haklarını kullanacaktır. O zaman Meclis’i ağustosta, eylülde hep beraber çalıştırırız. Bu düzenlemeler ancak 2,5 aylık zaman dilimi içerisinde müzakere edilebilir” ifadelerini kullandı.

“Dilimizde tüy bitti”

“29 Mayıs tarihinde Resmi Gazete’de Türk Ticaret Kanunu’nda bazı değişiklikler içeren düzenlemeler getirdiler. Rekabet Kurumu’na kurumun personelinin özlük haklarını düzenleme yetkisi veriyorlar. Dilimizde tüy bitti. Bu ancak devlet memurlarını kanunu ile düzenleme ile yapılabilir. Rekabet Kurulu’nun böyle bir düzenlemeye yetkisi yoktur. Adil yargılama hakkının aksine Rekabet Kurulu’nun firmalara ilk savunma hakkını yeterince süre vermeden tanımasını Anayasa Mahkemesi’ne götürüyoruz. Ürün, ihtisas borsalarında alınacak olan teminatların ve oluşturulacak garanti fonunun usul ve esaslarının belirleme yetkisinin, kanunu bir ölçüt belirtmeksizin idarenin takdir yetkisine bırakılması, yine Anayasa’ya aykırıdır. Reklam Kurulu’nun ifade hürriyetinin aksine, erişimin engellenmesi kararları verebilmesi elbette aykırıdır. Bunun için de düzenleme yapıyoruz.

“Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yapmak isteyenler var”

CHP, Türkiye’deki ekonomik sıkıntının farkındadır. Ekonomideki bozulma, AKP’nin uyguladığı ve hiçbir iktisat teorisine uymayan ekonomi politikasının sonucudur. Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yapmak isteyenler vardır. Bunların mutlaka engellenmesi ve cezalandırılması gerekir. Stokçuluk ve fahiş fiyat artışını kanunda tanımlamazsanız, idareye ucu açık bir yetki ve keyfilik veriyorsunuz. Bu ticaret yaşamı açısından geri dönülmesi zor zararlar doğurabilir. Yeni ve uygun düzenlemelerin kanunda belirtilmesine olanak vermek üzere bunun da iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş bulunuyoruz.

“Vakfın mütevelli heyetine sınırsız düzenlenmemiş hak tanıyorsunuz”

Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Yasası da 6 Haziran tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu vakıf, bir özel hukuk tüzel kişisidir. Bu vakfın mütevelli heyetine sınırsız düzenlenmemiş hak tanıyorsunuz. Daha önemlisi, Dışişleri Bakanlığı’nın taşınır, taşınmaz sahip olduğu tüm mallarda bunları kanunen yetkili yapıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Paralel bir Dışişleri Bakanlığı’dır.

“Kabul edilebilir tarafı yok”

Bu vakıf aynı zamanda Yükseköğretim Kanunu’nun aleyhine üniversite kurabilecek durumda. Vize aracılık hizmetlerinden elde ettiği geliri kendisine alabilecek durumda. Vergi muafiyeti, kamu yararını aşacak bir biçimde kendilerine tanımlanmış durumda. Emekli ve yaşlılık aylığı da sosyal güvenlik düzenlemelerinin aleyhine bunlardan alınmıyor. Bu iki hususun da bizim açımızdan kabul edilebilir tarafı yoktur ve Anayasa Mahkemesi’ne bunları taşıyoruz.

“Anayasa tanımamazlık”

Plan ve Bütçe Komisyonu sabaha kadar Vergi Kanunu’nu çalıştı. Çalışma yaşamında yüzde 1’den fazla örgütlenme hakkına sahip olan sendikalara 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpılmasına yönelik bir ayrıcalıklı düzenleme getiriyorlar. Bu açıkça örgütlenme özgürlüğüne aykırı, yandaş sendikaları güçlendirici bir düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiğini bir önerge ile yasaya sokmak, Anayasa tanımamazlıktır.

” Kızılay’da çalışanlar için iptali hiçe sayarak düzenleme yapıyorlar”

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olan kişilerin, bu aylığı kesilmeden başka bir yerde çalışmasına izin vermediğini biz biliyoruz. Oysa ki bunlar daha evvel Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Vakfı, Türkiye Kızılay Derneği, Yeşilay Vakfı, Antalya Diplomasi Forumu Vakfı için bu rijit düzenlemenin dışına taşarak bunların hem emekli aylığı hem de buralardan ayrıca yararlanabilmesine olanak taşımıştı. Anayasa Mahkemesi bunları da iptal etmişti. Bu iptali hiçe sayarak Kızılay’da görev yapanların hem emeklilik aylığı hem de ayrıca özlük hakları alabilmek için düzenleme yapıyorlar. Bu da açıkça bir Anayasa tanımamazlıktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-anayasa-mahkemesine-basvurdu/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nu kabul etti https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40963 – KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nu kabul etti

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

LEFKOŞA – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları kapsamında KKTC’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde, Adana Milletvekili, Türk Dünyası ve Yurtdışı Teşkilatlandırma Başkanı Ayyüce Türkeş Taş, Uluslararası İlişkler Başkanı Ahmet Kamil Erozan, İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın ve İYİ Parti KKTC Temsilcisi Cihangir Bütün de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Tatar kabulde yaptığı konuşmada, İYİ Parti heyetini Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları dolayısıyla KKTC’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Türkiye ve Azerbaycan’dan çok sayıda misafirin coşkulu kutlamalara katılması dolayısıyla duyduğu mutluluğu da ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nin federal temelde bir anlaşma için ortaya koyduğu zorlamalarına rağmen federal temelde görüşmelerin artık geride kaldığını tüm dünyaya ifade ettiklerini belirtti. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak AB’ye üye yapılması ile Kıbrıs Türklerine büyük haksızlık yapıldığını vurgulayan Tatar, izolasyonların kaldırılacağı sözünün ise üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen tutulmadığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının baskılara uğratılarak çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir yapıda Türkiye Cumhuriyeti’nin adadan çekilmesinin hedeflendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, oynanan bu oyunlara izin verilmeyeceğini söyledi.

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

Tatar, “İki devletli siyasetin temelinde bir antlaşmada kuzeydeki Türk devleti antlaşmanın bir parçası olacaktır” dedi. Tatar, egemen halk olarak Kıbrıs Türk halkının geleceğini kendi isteğine göre tayin etmesi gerektiğini belirtti. Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün devamının Kıbrıs Türk halkı için barış, huzur ve güvenliği bakımından öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” şeklinde konuştu. Rumların milli siyasetinin ve emelinin Türkiye’nin adadan çekilmesini ve kuzeyi de Yunanlaştırmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur. Biz kendi müktesep haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Tarihi mücadeleden ve özden gelen haklarımız uluslararası anlaşmalardan kaynaklanmaktadır. Buna herkesin saygı duyması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı halkın olduğunu tüm dünyanın da gördüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti’nin uyum içinde hareket ederken hak ve hukukun korunması bakımından güçlü bir pozisyonda olduklarını belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı’nda da ifade ettiği gibi KKTC’nin en güneydeki Türk devleti olarak Akdeniz’e açılan bir pencere olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Akdeniz’de bir serhat bekçisi olarak Türk dünyasının hak ve hukukunu korumakla varlığımızı sürdürmekteyiz” dedi. Tatar, “Anavatan Türkiye ile her konuda uyum içerisinde hareket etmek bizi güçlü kılacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamle, tüm adaya barış getirdi”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da konuşmasında, vatanlarının bir parçası olarak gördükleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihinin ve mücadelesinin bilinci içerisinde hareket ederek verilen mücadeleden iftihar ettiklerini kaydetti. Bugün Barış Harekatının 50. yılında davet üzerine Kıbrıs’ta bulunduklarından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiren Dervişoğlu, kendilerine gösterilen misafirperverlik için teşekkürlerini ve şükranlarını sundu. Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamlenin tüm adaya barış getirdiğini ve o günden sonra olumsuz herhangi bir çatışmayı da engellediğini belirten Dervişoğlu, ambargo ve izolasyonlara da atıfta bulunarak uluslararası platformlarda Kıbrıs’ın hak ve hukukunun savunulması noktasında üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini ve getirmeye de devam edeceklerini belirtti. Dervişoğlu, bu uğurda yaşamının tüm şehitleri rahmetle andı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ile görüştü https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40930 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları kapsamında KKTC’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde, Adana Milletvekili, Türk Dünyası ve Yurtdışı Teşkilatlandırma Başkanı Ayyüce Türkeş Taş, Uluslararası İlişkler Başkanı Ahmet Kamil Erozan, İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın ve İYİ Parti KKTC Temsilcisi Cihangir Bütün de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Tatar kabulde yaptığı konuşmada, İYİ Parti heyetini Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları dolayısıyla KKTC’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Türkiye ve Azerbaycan’dan çok sayıda misafirin coşkulu kutlamalara katılması dolayısıyla duyduğu mutluluğu da ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nin (AB) federal temelde bir anlaşma için ortaya koyduğu zorlamalarına rağmen federal temelde görüşmelerin artık geride kaldığını tüm dünyaya ifade ettiklerini belirtti. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak AB’ye üye yapılması ile Kıbrıs Türklerine büyük haksızlık yapıldığını vurgulayan Tatar, izolasyonların kaldırılacağı sözünün ise üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen tutulmadığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının baskılara uğratılarak çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir yapıda Türkiye Cumhuriyeti’nin adadan çekilmesinin hedeflendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, oynanan bu oyunlara izin verilmeyeceğini söyledi.

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

Tatar, “İki devletli siyasetin temelinde bir antlaşmada kuzeydeki Türk devleti antlaşmanın bir parçası olacaktır” dedi. Tatar, egemen halk olarak Kıbrıs Türk halkının geleceğini kendi isteğine göre tayin etmesi gerektiğini belirtti. Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün devamının Kıbrıs Türk halkı için barış, huzur ve güvenliği bakımından öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” şeklinde konuştu. Rumların milli siyasetinin ve emelinin Türkiye’nin adadan çekilmesini ve kuzeyi de Yunanlaştırmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur. Biz kendi müktesep haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Tarihi mücadeleden ve özden gelen haklarımız uluslararası anlaşmalardan kaynaklanmaktadır. Buna herkesin saygı duyması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı halkın olduğunu tüm dünyanın da gördüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti’nin uyum içinde hareket ederken hak ve hukukun korunması bakımından güçlü bir pozisyonda olduklarını belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı’nda da ifade ettiği gibi KKTC’nin en güneydeki Türk devleti olarak Akdeniz’e açılan bir pencere olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Akdeniz’de bir serhat bekçisi olarak Türk dünyasının hak ve hukukunu korumakla varlığımızı sürdürmekteyiz” dedi. Tatar, “Anavatan Türkiye ile her konuda uyum içerisinde hareket etmek bizi güçlü kılacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamle, tüm adaya barış getirdi”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da konuşmasında, vatanlarının bir parçası olarak gördükleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihinin ve mücadelesinin bilinci içerisinde hareket ederek verilen mücadeleden iftihar ettiklerini kaydetti. Bugün Barış Harekatının 50. yılında davet üzerine Kıbrıs’ta bulunduklarından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiren Dervişoğlu, kendilerine gösterilen misafirperverlik için teşekkürlerini ve şükranlarını sundu. Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamlenin tüm adaya barış getirdiğini ve o günden sonra olumsuz herhangi bir çatışmayı da engellediğini belirten Dervişoğlu, ambargo ve izolasyonlara da atıfta bulunarak uluslararası platformlarda Kıbrıs’ın hak ve hukukunun savunulması noktasında üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini ve getirmeye de devam edeceklerini belirtti. Dervişoğlu, bu uğurda yaşamının tüm şehitleri rahmetle andı. – LEFKOŞA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında TBMM’den anlamlı tezkere https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/#respond Fri, 19 Jul 2024 01:01:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40741 TBMM Genel Kurulu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne ilişkin önemli bir tezkereyi kabul etti. Böylelikle Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı resmiyet kazandı.

“KARANLIK DÖNEM BU HAREKATLA SON BULMUŞTUR”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünün büyük bir gurur ve mutlulukla idrak edildiği belirtilen tezkerede, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı’nın içtenlikle tebrik edildiği aktarıldı. Tezkerede, “20 Temmuz, yıllardır çektiği acı ve zorluklara cesaret ve sabırla karşı koyan Kıbrıs Türk halkının kurtuluş günüdür. Ada’daki egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolüdür. 1963 yılında, Kıbrıslı Rumların ortaklık devletini gasbetmesiyle başlayan, sürgün ve katliamlarla devam eden karanlık dönem bu harekatla son bulmuş, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve güvenliği teminat altına alınmış, Ada’da huzur ve güven ortamı tesis edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

“ADA’DAKİ ENOSİS HAYALLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMİŞTİR”

İzleyen yarım asır boyunca Kıbrıs Adası’nda kan dökülmemiş olmasının Barış Harekatı’nın kalıcı mirası ve başarısının tartışılmaz kanıtı olduğunun altı çizilen tezkerede, “Adını barıştan alan, Kıbrıs Türkü’nü mutlak bir yok oluştan kurtaran bu harekat, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir. Bu sayede Ada’nın Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman askerleri ve Kıbrıslı mücahitlerin el ele ulaştıkları zaferin, bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin teşekkülünde atılan ilk adım olduğu kaydedilen tezkerede, şu ifadelere yer verildi: “Harekat kararını alan Başbakan Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, zorluklarına rağmen harekatı büyük bir başarıyla icra edip zaferle sonuçlandıran Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ı, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde omuz omuza çarpışan Mehmetçik ve mücahitlerimizi, harekatın isimsiz kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla yad ediyoruz. Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekatı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında, Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın önderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır.”

“RUM TARAFININ UZLAŞMAZ TAVRI NEDENİYLE SONUÇ ALINAMADI”

Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin de desteğiyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için iyi niyetle çaba sarf ettiği vurgulanan tezkerede, “Ancak, 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakere sürecinde Türk tarafının yapıcı rolüne rağmen, Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle sonuç alınamamıştır. Kıbrıslı Rumlar Avrupa Birliği üyeliği ile ödüllendirilirken Kıbrıslı Türkler haksız ve insanlık dışı bir izolasyona, kısıtlama ve ambargolara maruz bırakılmıştır. Kıbrıs Türkü bu duruma ne layıktır ne de razıdır. Oyalanmaya, siyasi eşitliği ve Ada’nın doğal kaynaklarını eşitlik temelinde paylaşımı öngörmeyen önerilerle zaman kaybına tahammülleri de kalmamıştır.” görüşleri ifade edildi.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM SİYASETİ, KALICI BARIŞI SAĞLAMANIN YEGANE YOLUDUR”

Ada’da tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının teslim edilmesi, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkün olacağı aktarılan tezkerede, şu ifadelere yer verildi: “İki devletli çözüm siyaseti, Akdeniz bölgesinde istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın da yegane yoludur. Ada’da iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin, bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin, uluslararası toplumun bağımsız ve eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez. Bu çerçevede, Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatında ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinde gözlemci üye statüsü kazanması memnuniyet vericidir. Bu gelişmelerin ileri adımlarla tamamlanması en tabii beklentimizdir.”

“TÜRKİYE, KIBRIS TÜRKLERİNİN ÖZGÜRLÜK VE REFAHININ TEMİNATI OLMAYA DEVAM EDECEK”

“Uluslararası toplumu Ada’daki gerçekleri kabul ederek, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona bir an önce son vermeye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hak ettiği şekilde tanımaya davet ediyoruz.” ifadeleri kullanılan tezkerede, şunlar kaydedildi: “Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte bu yöndeki gayretlerimizi sonuca ulaşana dek sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve refahının teminatı olmaya devam edecek, ‘garantör devlet’ ve ‘Anavatan’ olarak sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir. Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarının aşındırılmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tam desteği her koşulda ve kesintisiz olarak devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde, Kıbrıslı soydaşlarımızla gönül ve dava beraberliğimizi teyit ediyoruz, sarsılmaz birlik ve dayanışmamızı bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyoruz. Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında ve kendi bayraklarının gölgesinde barış, huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/feed/ 0
TBMM’de Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kabul edildi https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:48:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40729 (TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. Tezkerede, “Kıbrıs Türk Devleti’nin, uluslararası toplumun bağımsız ve eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez” denildi.

TBMM Genel Kurulu’nda bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü dolayısıyla Meclis Başkanlığı tezkeresi okundu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş imzalı tezkerede şu ifadeler yer aldı:

“Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü büyük bir gurur ve mutlulukla idrak ediliyor. Kıbrıs Türk halkının barış ve özgürlük bayramını içtenlikle tebrik ediyoruz.

“Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir”

20 Temmuz yıllardır çektiği acı ve zorluklara cesaret ve sabırla karşı koyan Kıbrıs Türk halkının kurtuluş günüdür. Adadaki egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolüdür. 1963 yılında Kıbrıslı Rumların ortaklık devletini gasp etmesiyle başlayan sürgün ve katliamlarla devam eden karanlık dönem bu harekatla son bulmuş, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve güvenliği teminat altına alınmış, adada huzur ve güven ortamı tesis edilmiştir. İzleyen yarım asır boyunca Kıbrıs adasında kan dökülmemiş olması Barış Harekatı’nın kalıcı mirası ve başarısının tartışılmaz kanıtıdır. Adını barıştan alan Kıbrıs Türkü’nü mutlak bir yok oluştan kurtaran bu harekat, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir. Bu sayede adanın Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahraman askerleri ve Kıbrıslı mücahitlerin el ele ulaştıkları zafer, bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin teşekkülünde atılan ilk adım olmuştur. Bu vesileyle harekat kararını alan Başbakan Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, zorluklarına rağmen harekatı büyük bir başarıyla icra edip zaferle sonuçlandıran Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ı, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde omuz omuza çarpışan mehmetçik ve mücahitlerimizi, harekatın isimsiz kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla yad ediyoruz.

“Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir”

Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekatı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın önderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır. Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin de desteğiyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için iyi niyetle bir çaba sarf etmiştir. Ancak 50 yıldır devam eden müzakere sürecinde Türk tarafının yapıcı rolüne rağmen Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle sonuç alınamamıştır. Kıbrıslı Rumlar, Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirilirken haksız ve insanlık dışı bir izolasyona, kısıtlama ve ambargolara maruz kalmıştır. Kıbrıs Türkü, bu duruma ne layıktır ne razıdır. Oyalanmaya siyasi eşitliği ve adanın doğal kaynaklarını eşitlik temelinde paylaşımı öngörmeyen önerilerle zaman kaybına tahammülleri de kalmamıştır. Artık adada tek ve kesin çözüm, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının teslim edilmesi. Egemenlik eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. İki devletli çözüm siyaseti, Akdeniz bölgesinde istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın da yegane yoludur. Adada iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin uluslararası toplumun bağımsız ve eşit, egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez. Bu çerçevede, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatında ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinde gözlemci üye statüsü kazanması memnuniyet vericidir. Bu gelişmelerin ileri adımlarla tamamlanması en tabii beklentimizdir. Uluslararası toplumu Ada’daki gerçekleri kabul ederek Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona bir an önce son vermeye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hak ettiği şekilde tanımaya davet ediyoruz. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte bu yöndeki gayretlerimizi sonuca ulaşana dek sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve refahının teminatı olmaya devam edecek, garantör devlet ve anavatan olarak sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir, Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarının aşındırılmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tam desteği her koşulda ve kesintisiz olarak devam edecektir.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde Kıbrıslı soydaşlarımızla gönül ve dava beraberliğimizi teyit ediyoruz, sarsılmaz birlik ve dayanışmamızı bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyoruz. Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında ve kendi bayraklarının gölgesinde barış, huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir.”

Tezkere, Genel Kurul’da okunduktan sonra oylanarak kabul edildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/feed/ 0 Resmi olmayan sonuçlara göre yeni TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu https://www.haber60.com.tr/resmi-olmayan-sonuclara-gore-yeni-tff-baskani-ibrahim-haciosmanoglu-oldu/ https://www.haber60.com.tr/resmi-olmayan-sonuclara-gore-yeni-tff-baskani-ibrahim-haciosmanoglu-oldu/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:36:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40708 Türkiye Futbol Federasyonu yeni başkanını seçmek için Ankara’da toplandı. Ankara’da 11.00’de başlaması gereken Olağan Seçimli Mali Genel Kurul toplantısı yaklaşık 25 dakika geç başladı.

Genel kurula, TFF Başkanı ve Başkan Adayı Mehmet Büyükekşi, TFF Yönetim Kurulu üyeleri, FIFA, UEFA temsilcileri, TFF Başkan Adayı İbrahim Hacıosmanoğlu, kulüp başkan ve yöneticileri ile delegeler katıldı. TFF’den yapılan açıklamada Mehmet Büyükekşi, Servet Yardımcı ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun adaylık başvurularının kabul edildiğini belirtilmişti. Servet Yardımcı, 11 Temmuz’da yaptığı açıklamada başkan adaylığından çekildiğini duyurdu.

Genel kurulda, başkanlık seçiminden önce TFF Başkanı, Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun 1 Haziran 2023-31 Mayıs 2024 dönemindeki hesap ve faaliyetlerinden dolayı ibrası görüşüldü. İki başkan adayı Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun konuşmalarının ardından da başkanlık seçimi için kongre delegeleri oy kullandı.

TFF’NİN BAŞKANI BELLİ OLDU

Oy sayım sürecinin sona ermesi sonrasında başkan açıklandı. TFF’nin Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu.

1. Sandık sonucu

  • 25 – İbrahim Hacıosmanoğlu
  • 15 – Mehmet Büyükekşi

2. Sandık sonucu

  • 14 – İbrahim Hacıosmanoğlu
  • 21 – Mehmet Büyükekşi

3. Sandık sonucu

  • 17 – İbrahim Hacıosmanoğlu
  • 23 – Mehmet Büyükekşi

4. Sandık sonucu

  • 18 – İbrahim Hacıosmanoğlu
  • 19 – Mehmet Büyükekşi

5. Sandık sonucu

  • 15 – İbrahim Hacısomanoğlu
  • 15 – Mehmet Büyükekşi

6. Sandık sonucu

  • 38 – İbrahim Hacısomanoğlu
  • 21 – Mehmet Büyükekşi

274 DELEGE KATILDI

Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkanlık seçimine girebilmesi için Genel Kurul Divanı’na 65 delegenin ıslak imzalı desteğini sunması gerekiyordu.

Yeni seçilecek federasyon başkanı Haziran 2027’te kadar görev yapacak.

TFF’nin olağan seçimli mali genel kurulu 261 delegenin imzasıyla açıldı. Kongrede salt çoğunluğun sağlanabilmesi için 161 delegenin katılımı gerekiyordu. Genel kurula 274 delege katıldı.

DİVAN BAŞKANI SEÇİLDİ

TFF genel kurulunda divan başkanı için oylama yapıldı.

Mehmet Baykan ve Murat Sancak aday gösterildi. Mehmet Baykan 146 oy alarak divan kurulu başkanı, Cantürk Alagöz başkan vekili seçildi. Murat Sancak ise 84 oy aldı.

YÖNETİM KURULU LİSTELERİ BELLİ OLDU

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurulunda başkan adayları Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yönetim kurulu listeleri belli oldu. Büyükekşi ve Hacıosmanoğlu’nun 65 olan yeterli imzayı topladıkları için başkan adaylıkları divan kurulu tarafından kabul edildi.

Mehmet Büyükekşi’nin 160, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ise 72 geçerli imza topladığı açıklandı. 23 delegenin iki adaya da imza attığı gerekçesiyle imzaları kabul edilmedi.

Mehmet Büyükekşi’nin yönetim kurulu asil listede şu isimler bulunuyor:

Mustafa Eröğüt, Alkın Kalkavan, Yalçın Orhan, Müslüm Özmen, Hamit Altıntop, Ali Düşmez, Volkan Can, Ruşen Çetin, Haluk Kalyoncu, Ramazan Üçdan, Şafak Müderrisgil, Talat Papatya, Yunus Egemenoğlu, Veysel Bilen

İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yönetim kurulu asil listesi şöyle:

Mecnun Otyakmaz, Bayram Saral, Zehra Neşe Kavak, Lale Cender, Fuat Gökdaş, Cengiz Gökay, Zafer Bahadır Saraç, Mevlüt Aktan, Bayram

BÜYÜKEKŞİ YÖNETİMİ İBRA EDİLDİ

TFF Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurulunda başkan Mehmet Büyükekşi ile kurulları, oy çokluğuyla ibra edildi.

Bu arada Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından verilen ve Tahkim Kurulunca onaylanan para ve hak mahrumiyeti cezalarının kaldırılmasına yönelik bir önerge sunuldu. Divan Kurulu Başkanı Mehmet Baykan’ın yaptığı oylamada, çoğunluk önergenin genel kurul maddesi olarak eklenmesini kabul etti. Bu önerge gündemin son maddesi olarak görüşülecek. Maddenin kabul edilmesi için üçte iki kabul oyu gerekli olacak.

Mehmet Büyükekşi’nin açıklamaları:

“2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda tarihimizde ilk kez play-off oynamadan katıldık. Milli takım hepimizin göğsünü kabarttı. İnşallah böyle devam edecek. EURO 2024’teki başarılarımız, Uluslar Ligi ve 2026 Dünya Kupası’nda devam edecek. Bizi sevindiren bir diğer gelişme, EURO 2032’ye ülkemizin ev sahipliği yapacak olması. Ayrıca şampiyonanın ülkemizin tanıtımına yapacağı katkı düşünüldüğünde heyecan verici bir tablo çıkıyor ortaya. Dilerim ev sahipliği yapacağımız UEFA finallerinde Türk takımlarını görmenin mutluluğunu yaşarız.”

“REKOR KIRDIK”

“Hakemlerin performanslarını daha yukarıya çekmek ve geliştirmek için hakem akademisi kurduk. Bu sistemde hakemlerimiz eğitim almaya başladı. Avrupa’da İtalya’dan sonra yarı otomatik ofsayt sistemini kullanan ülke olduk. Ofsayt tartışmalarını ortadan kaldırdık. İspanya’dan sonra Avrupa’da VAR kayıtlarnı yayınlayan ülke olduk. Süper Lig ve 1. Lig’in gelecek 3 sezonunu kapsayan yayın haklarını mevcut yayıncıyla yaptığımız anlaşmayla artırdık. 2021-2022 sezonunda 250 milyon TL olan sponsorluk gelirlerini 2023-24 sezonu itibariyle 786 milyon TL’ye ulaştırdık ve rekor kırdık. İlk defa hakem formalarına sponsor aldık. TFF 2. ve 3. Ligleri’nin gelirlerini 5 kat artırdık. 2. ve 3. Lig’de her hafta 10 maçı TFF YouTube hesabından yayınlamaya başladık. Uzun süre sonra deplasman seyirci yasağına son vererek gerginliğin önüne geçmeye çalıştık. E-Bilet ve Passolig için kulüplerle ortak çalıştık. 2025-26 sezonundan sonra kulüplere kendi biletlerini satma hakkı tanıdık. Ziraat Türkiye Kupası’nın yeni formatını oluşturduk ve bu formatla gelirini 3 kat artırdık. Kadınlar Süper Ligi’nde canlı yayınlanması için TRT ile anlaştık ve maçlar ilk defa ulusal bir kanalda yayınlanmaya başlandı. Sizlerin desteğiyle Türk futbolunun genetik kdolarında yer alan kardeşlik duygusunu çoğaltmak, güven temelli bir futbol ortamını güçlendirmek istiyoruz. Yeni dönemde bu başarılardan güç alarak Türk futbolunun yapısal dönüşümünü tamamlamak istiyoruz.”

“Türk futbolunun geleceği için dostluk, kardeşlik ve barış mesajlarını aralıksız verdik. Ancak az önce çok değerli camialarımızdan birinin başkanın hakaretlerine maruz kaldık. Bunu kınıyorum. Her türlü eleştiriyi kabul ederiz ancak doğru üslupla. Türk futbolunun gideceği çok yol var. Çözüm bekleyen çok konu var. MHK yapısının gözden geçirilmesi ve yeniden yapılanması için tarihi bir sorumluluk üstelendik. Yeniden seçilmemiz halinde bu adımlarımızı hızlandırmak istiyoruz. Seçilmemiz halinde kulüplerimizle bu ortak hareket edebilme imkanını elde edeceğiz.

“Kulüplerimizin Spor Toto ve İddaa gelirlerini artıracağız. Teknik ekip ve sporcuların serbest meslek statüsünde değerlendirilmesi ve Bağ-Kur’lu olabilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kulüp başına ortalama gelirleri yükseltmeye devam edeceğiz. Seyahet giderleri için bir şirketle anlaşmayı planlıyoruz. Yeni statüsüyle Türkiye Kupası’nın gelirlerini artırdık. Yeni hedefimiz 2. ve 3. Lig maçlarının tamamını TFF YouTube kanalından yayınlayacağız. 22 yıldır katılamadığımız Dünya Kupası’nda da milletimizi gururlandıracağız. Gelin hep birlikte Türk futbolunun menfaatlerine odaklanalım. Hepimiz eçok büyük sorumluluklar düşüyor. TFF olarak görevimiz bu ortak menfaatler etrafında toplanan tarafları karar sürecinin bir parçası haline getirmemiz gerekiyor. 2 yıl önce göreve gelirken Türk futbolunu ileriye taşıyacak vaatlerde bulunduk. Tüm bunları yerine getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere düşen bugün seçilecek yönetimin arkasında durmaktır.”

İbrahim Hacıosmaoğlu’nun açıklamaları:

“TEMİZ BİR SAYFA AÇMAK İSTİYORUZ”

“Türk futbolunda beyaz bir sayfa açmak istiyoruz. Aday olduğumda Mecnun başkanı aradım. Türk futbolunun barış ve huzura ihtiyacı var. Ufak bir halkayla yola çıktık. Sonrasında bu halka büyüdü. Türk futbolunun sorunlarını biliyoruz. İçinden geliyoruz. Teknik olarak benim anlatmama gerek yok. Bunun çözümünü pratik olarak yürütmemiz gerekiyor.”

“Sorunları çözeceğiz ama federasyon olarak biz yaptık olduyla değil. Amatörden başlayarak bizim ve kulüplerin teknik ekiplerle konuşarak ortak noktada buluşacağız ve karar alacağız. Adalet diyoruz futbolda, bütün sorunlarımız adaletsizlikten çıkıyor. Bunu sağlamak çok zor bir şey değil. Her takıma eşit mesafedeyiz. Bunu sağlarken irade ortaya koyamazsanız, güzide Anadolu kulüplerimizi figuran olarak koyarsanız elbette adaletsizlik olur. Güçlünün hakim olduğu değil, haklının hakim olduğu bir ortam yaratırsanız hakem arkadaşlarımızın performansı artacaktır. Başkan olursam ilk işim kulüp başkanlarının PFDK’ya sevk edilmesini yasaklamak olacak. Süper Lig’de geçen sezon yaşanan rezalet, hiçbir zaman yaşanmamıştır. “

“Milli takımımız çeyrek final oynadı. İnanıyorum ki bu yakalanan jenerasyon çok ses getirecek. Avusturya maçında sonra final oynayacağımıza kesin inanıyordum. Milli takım başarılı oldu. Kulüpler seçimi erken yapalım diyor, siz turnuvadan sonra yapalım diyorsunuz moralleri bozulmasın diye. İspanya’nın federasyon başkanı yok, şampiyon oldular. Sonuçta kazansam da kaybetsem de bu genel kurulda Türk futboluna hizmet ettiğimi düşünüyorum. Heyecan ve alternatifiniz var. Uzun süredir gelen sistemi değiştirecek bir kardeşinizim. Sizin tercihiniz ne olursa saygı duyacağız. Adil ve adaletli bir yönetim istiyorsanız, bunu sağlayacak irade bizde var. Bizimle uzlaşı için bir adım atan kulüplerimize 10 adım atacağımızdan kimsenin endişesi olmasın. Bu genel kurulun Türk futbolunda yeni bir çağ açacağını, sizlerin oylarıyla bu devrim başlayacağına inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/resmi-olmayan-sonuclara-gore-yeni-tff-baskani-ibrahim-haciosmanoglu-oldu/feed/ 0
Tff Başkanlık Seçimi… Ali Koç, “Bu Seçim Fenerbahçe İçin Yok Hükmümdedir” Bekleyecek https://www.haber60.com.tr/tff-baskanlik-secimi-ali-koc-bu-secim-fenerbahce-icin-yok-hukmumdedir-bekleyecek/ https://www.haber60.com.tr/tff-baskanlik-secimi-ali-koc-bu-secim-fenerbahce-icin-yok-hukmumdedir-bekleyecek/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:18:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40690 (ANKARA) – Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, “Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugün yapılacak seçim, bizler açısından yok hükmündedir. Hiçbir kıymeti yoktur” dedi.

TFF Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurul Toplantısı devam ediyor. Genel Kurul’da söz alarak konuşan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye tepki gösterdi.

Ali Koç, “Futbol hepimize aynı dili konuşturan, bize bir ve bütün olduğumuzu hatırlatan. Doğru konumlandırdığını zaman topluma olumlu etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Futbol doğru konumlandırılmadığı zaman ise, toplumda tahribat gücü en yüksek unsurların başında gelmektedir. Ne yazık ki, ülke futbolumuzun her anlamdaki yönetiş şekli ve bugünkü durumu birleştirici değil ayrıştırıcı olarak görülmektedir. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugün yapılacak seçim, bizler açısından yok hükmündedir. Hiçbir kıymeti yoktur. Zira 18 Temmuz seçim gününe varan süreçte yaşananlar, son derece anti demokratiktir. Çünkü milyonlarca futbolseveri temsil eden siz delegeler, sizlerin, bizlerin hür iradesi gasp edilmiştir. Ne yazık ki, bugün ‘Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir’ diyemiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sayın Büyükekşi, sizin devam etmenizi sağlayan, lobiyi de canı gönülden kutlarım”

Mehmet Büyükekşi’yi lobi yapmakla suçlayan Koç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir tebrik de Sayın Büyükekşi’ye ve onun için lobi yapanların hak ettiğini düşünüyoruz. Yönetim şekli toplumun hiçbir yerinde kabul görmeyen, pek çok kesim tarafından, 100 yıllık futbol tarihimizin en kötü federasyon başkanı olarak gösterilen, tarihin hiçbir sezonunda görülmemiş skandalları 1 sezonda yaşatan, yaşanan krizlerin ana sebebinin TFF’nin süreç yönetme beceriksizliğinden kaynaklanmasına rağmen hiçbir sorumluluk almayıp olağanüstü manevra kabiliyeti ile suçu başkalarının üzerine atan, ben bunu defalarca yaşadım, Fenerbahçe ve Beşiktaş statlarına gelemeyen, pek çok statta yuhalanan bir başkan olmanıza rağmen, bugün karşımıza başkan adayı olarak çıkmanızı tebrik ederim. Bu olağanüstü bir başarıdır, helal olsun. ve sizin devam etmenize olanak sağlayan, tam da adını koyamadığımız lobiyi de canı gönülden kutlarım. Bravo size.”

Mehmet Büyükekşi’nin önce aday olmayacağını söylemesi ve ardından aday olmasına tepki gösteren Ali Koç, “Futbol paydaşlarının büyük çoğunluğunun TFF’den rahatsızlığı nedeniyle bir imza kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanya şahsıma mal edilmesine rağmen, sürecin başında Dört Büyükler olmak üzere pek çok kulüp destek vermiştir. Ancak demokratik hak olan bu süreç, anti demokratik baskılar ve sayın başkanın 18 Temmuz’da aday olmadan olağanüstü seçime gidilecek vaadiyle baskılanmaya çalışılsa da 147 imza toplanmıştır. TFF başkanımız bu ikazı ciddiye alması gerekirken, azınlık 3-5 kulüp olarak dillendirmesi, kendisini seçen siz delegelerin iradesine saygısızlıktır. 18 Temmuz’da seçim yapılacak ve Büyükekşi aday olmayacak vaadine inanarak imzalarını geri çeken kulüplerimize soruyorum. Kendinizi aldatılmış hissediyor musunuz? Biz size birebir anlattık. Bu süreçte devlet erkanı da kullanılarak imza veren birçok kulüp imzasını geri çekmiş, imza verecekler de imtina etmiştir. Bu süreçte imza verenlere ve vermeyi düşünenlere ‘Ali Koç’un kayığına binmeyin’ telkininde bulunulmuştur” şeklinde konuştu.

“Bu iddialara hiçbir futbol ailesi ses çıkarmadı”

“Başkanlık seçiminin şaibeli olduğunu” ileri süren Koç, şöyle devam etti:

“Futbol dünyası çok küçük. Hepimiz birbirimizle konuşuyoruz. Kimi kulübe geçmiş borçlarını ödeme vaadi, kimi kulübe ‘dikkat edin imza vermeyin, maçlarınıza atacak hakemleri dikkatle seçiyorlar’ gibi saçma sapan anti demokratik söylemlerle son derece demokratik olan süreç baltalanmıştır. Sonrasında bahsettiğim anti demokratik yaklaşımlar, bu seçimde aday olmayı düşünen kişilere de uygulanmıştır. Türkiye’yi UEFA’da temsil eden Servet Yardımcı, kendisine yapılan baskılara boyun eğerek geri çekildiğini açıklamıştır. Soruyorum Yardımcı’ya, ‘malum kirli yapı’ derken neyi kastetmektedir? ‘Mevcut sistemin devamı’ derken neyi ifade etmektedir? Yalanlar, iftiralar, kumpaslarla kendisini ve ailesini kimler hedef almaktadır? Bunu bilmek bizim hakkımızdır Esas garip olan ise, bu iddialar sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ne hiçbir yargı görevlisinin harekete geçmemesi, futbol ailesinin ses çıkarmamasıdır. Medyanın çoğunluğunun, haksızlık etmeyeyim, bu yaşananları sorgulama gereği duymamasıdır. Bu seçimin ne kadar şaibeli olduğunu hepimiz görüyoruz.”

“UEFA, oyuncumuza haksızca yaptırım uyguladı”

UEFA’nın Milli Futbolcu Merih Demiral’a ceza vermesine tepki gösteren Koç, şunları kaydetti:

“Bozkurt işaretini siyasi bulup bundan rahatsız olarak turnuvanın en kritik dönemecinde oyuncumuza haksızca yaptırım uygulayan UEFA, TFF seçimleri öncesi olup bitenleri bilse acaba neler yapardı? UEFA yönetim kurulunda yer alan Servet Yardımcı’nın seçim yarışından çekilirken yaptığı açıklama, UEFA ve FIFA kurumlarını rahatsız etmiş midir? Bu açıklamalar, derinlemesine incelenecek midir? Seçim süresinde gariplikler sadece bununla kalmamakta. Türk futbolunun duayenlerinden, büyüğümüz Şenes Erzik’in TFF Başkanı ve yöneticilerinin bulunduğu sohbet ortamında söylediklerinin kayda alınıp, seçimlerde avantaj sağlamak için Şenes Bey’in izni alınmaksızın açıklama haline getirilip kamuoyuna servis edilmesi başlı başına skandaldır. Devletimizin kurumu olan Anadolu Ajansı buna alet edilmiş ve çok kısa süre sonra yaptığı haberi kaldırmış ve haberi yapan kişinin görevine son vermiştir.”

Koç: “Onurlu, haysiyetli, şerefli olan kimse bu şekilde aday olmaz”

Mehmet Büyükekşi’yi yönelik eleştirilerini sürdüren Koç, şu ifadelerde bulundu:

“Ancak çok geç tabi. Zira o algı kamuoyuna yerleşti. Bunu yapanlar amacına ulaştı. Bu yöntem ve yaklaşımlar, yani itibarsızlaştırma, kimin tipik taktikleridir? Kısacası aday olma sürecinde ve muhtemel başkanların önünü kesme hamlelerinde klasik FETÖ modellemesi ve yöntemlerine tanık olduk. Bu salondaki futbolun değerli paydaşlarına sesleniyorum. Yaşananları hepiniz biliyorsunuz. Özelde konuşuyorsunuz ‘ama ne yapalım’ diyorsunuz. Pek çoğunuza, ‘verin imzanızı zaten bir yarış yok, size pahalıya mal olmasın’ dedim mi, demedim mi soruyorum. Ancak şunu sormak istiyorum, özgür irademize bu şekilde yön verilmesinden hiç mi rahatsız olmuyoruz? Sayın Büyükekşi, seçildiğiniz takdirde, bu şekilde seçilmeniz içinizi hiç rahatsız etmiyor mu? Onurlu, haysiyetli, şerefli olan kimse bu şekilde aday olmaz. Bu ısrarın sebebini anlamakta zorlanıyorum. Pek çok mevkiye atanarak gelindiği için bu durum yadırganmamış olabilir. Bu federasyon göreve geldiğinden bu yana sorunları kendi haline bırakarak çözüleceği inancı ile TFF’yi yönetmiştir. Halının altına süpürerek sorunlardan kurtulmamız söz konusu değildir. Bu anlayış durumun vahametini daha da artırmış, Türk futbolundaki kaosu içinden çıkılamayacak hale getirmiştir. Sadece geçen sezon yaşadıklarımızı düşündüğümüzde, bu kadar skandalı bir sezona sığdırabilmek büyük bir beceridir. Ortaya çıkan bu garabet durum hepimizi rahatsız etmektedir.”

“Türk futbolundaki adaletsizlik her geçen gün derinleşmektedir”

Türk futbolunda adaletsizliğin olduğunu belirten Ali Koç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türk futbolundaki adaletsizlik her geçen gün derinleşmektedir. Sorun sadece hakem marifetiyle yaratılan haksızlıklar değildir. Sistemde topyekün adaletsizlikten ve haksız rekabetten bahsetmek mümkündür. Yıllardır hepimiz ne istiyoruz? Özerk ve bağımsız TFF. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, bırakın özerk olmayı her geçen gün bu hedeften uzaklaşıyoruz. Ligler bilinçli şekilde dizayn edilmektedir. Kurullar liyakat bazlı değil, sadakat bazlı ahbap çavuş ilişkileriyle oluşmaktadır. TFF kadroları bilgi ve beceriden ziyade çoğunlukla torpil mekanizmasıyla oluşturulur. Hakem atamaları keyfi yapılır. TFF hukuk kurulları, TFF yönetiminin yanında olmayanlara keyfi cezalar uygular.

Transfer tahtası kapanan takımların bazıları illerin siyasetçilerinden destek alarak tahtaları açarlar. Bu konu öyle çığrından çıkmıştır ki, geçtiğimiz seçimlerde bir belediye başkanı 3 vaat vermiştir, bir tanesi ilin takımının transfer tahtasını açmaktı. Biz artık ülkemizde çare arama umutlarımızı yitirdiğimiz için hak arayışımızı UEFA ve FIFA’da aramaya karar verdik. Kapsamlı bir dosya hazırladık. Bunu birkaç hafta içinde yapacağız. Bu seçim süreci de bu dosyaya veriler eklemiştir. Fenerbahçe, FETÖ’ya karşı isyan bayrağını açan ve ilk ses yükselten kulüp olmuştur. FETÖ hala Türk futbolunun içindedir ve bize göre giderek güçlenmektedir. Bugünkü TFF seçimlerine bu gözle bakmanızı tavsiye ederim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tff-baskanlik-secimi-ali-koc-bu-secim-fenerbahce-icin-yok-hukmumdedir-bekleyecek/feed/ 0
Doğu ve Güneydoğu’da İnsan Hakları İhlalleri Raporu Açıklandı https://www.haber60.com.tr/dogu-ve-guneydoguda-insan-haklari-ihlalleri-raporu-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/dogu-ve-guneydoguda-insan-haklari-ihlalleri-raporu-aciklandi/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40243 AHMET ÜN

(DİYARBAKIR) – İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin hazırladığı ‘Doğu ve Güneydoğu İnsan Hakları İhlalleri Raporu’ açıklandı. İHD Genel Başkan Yardımcısı Rümeysa Deniz Kaya, bölgede 6 ayda 3 bin 895 hak ihlalinin yaşandığı belirterek, “Otoriter politikalar ekseninde uygulamaların sürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2024 yılı ilk 6 aylık döneminde insan hakları ihlalleri yoğunlaşarak ve sistematik bir şekilde devam etmiştir” dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi’nin hazırladığı ‘Doğu ve Güneydoğu İnsan Hakları İhlalleri Raporu’ açıklandı. Şube binasında düzenlenen basın toplantısında raporla ilgili değerlendirme yapan İHD Genel Başkan Yardımcısı Rümeysa Deniz Kaya, hak ihlallerinin sistematik olarak devam ettiğini belirtti.

Bölgede özellikle kolluk görevlilerinin faili olduğu binlerce insan hakkı ihlali vakasının yaşandığının aktaran Kaya, “Otoriter politikalar ekseninde uygulamaların sürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2024 yılı ilk 6 aylık döneminde insan hakları ihlalleri yoğunlaşarak ve sistematik bir şekilde devam etmiştir. Şiddete dayalı bu politikalar ile ırkçı yaklaşımlar, ayrımcı uygulamalar ve cinsiyetçi politikalar derinleşmiş, bölgede özellikle kolluk görevlilerinin faili olduğu binlerce insan hakkı ihlali vakası yaşanmıştır. Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemlerle çözülemeyişi nedeniyle süren çatışma ortamı, Türkiye’nin iç ve dış politikadaki istikrarsızlığının devam etmesine neden olmaktadır. Siyasi iktidar tarafından geliştirilen ayrımcı dil nedeniyle çatışmaların sonlandırılmasına yönelik diyalog ve müzakere yöntemlerinden gün geçtikçe uzaklaşılmış, soruna güvenlik odaklı ve askeri yöntemlerle yaklaşımın sonucu olarak, bölgede toplumsal yaşamı tümüyle etkileyen ağır bir çatışma bilançosu ortaya çıkmıştır. Yargı mekanizmasının tarafsızlığının rafa kaldırıldığı, siyasi iktidarın söylemlerinin etkisi ile örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılar artmış, haksız gözaltı ve tutuklamalar artarak devam etmiştir” dedi.

‘Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller de ne yazık ki devam etti’

Bölgede 2024 yılı ilk 6 ayında ‘kişi güvenliği ve özgürlüğü’, ‘örgütlenme özgürlüğü’, ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ haklarına yönelik baskılar sonucu haksız gözaltı ve tutuklamaların da artarak devam ettiğini söyleyen Kaya, şöyle konuştu:

“Devlet ile hükümetin antidemokratik karar ve uygulamalarına itiraz eden yurttaşlar, gözaltı ve tutuklama uygulamalarıyla karşılaşmış, birçok yurttaş ise muhalif kimliğinden dolayı ekonomik ve sosyal haklarından mahrum bırakılmıştır. Bu bağlamda, bölge kentlerinde en az 88’i çocuk bin 164 yurttaş gözaltına alınarak 4’ü çocuk en az 165 yurttaş tutuklandı. En az 3 yurttaş hakkında ev hapsi kararı verilmiş olup bu süreçte bölgede en az 527 ev ve iş yeri baskına uğramıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller de ne yazık ki devam etti. Bölgede en az 4 etkinliğin gösterimi yasaklanmıştır. 74 soruşturma dosyasında en az 520 yurttaş hakkında soruşturma başlatıldı. 10 dava dosyasında 39 yurttaş hakkında dava açılmış olup aralarında siyasetçi, gazetecilerin bulunduğu 13 dosyada 56 yurttaş hakkında değişik hapis ve para cezaları verilmiştir. 3 siyasi parti binası, 1 gazete, 1 belediye binası saldırı veya baskına uğramıştır.”

‘İhlaller hatalı devlet politikalarının bir sonucudur’

“Hayatımızdaki ihlaller, yanlış ve hatalı devlet politikalarının bir sonucudur. Bu nedenle biz insan hakları savunucuları, hayatımızdaki ihlallerin önlenebilir olduğuna inanıyoruz” diyen Kaya, “Bir denetim mekanizmasına da dönüşen hak savunuculuğunun özneleri olarak bizler, insan hakları ihlallerinin meydana gelmesine sebebiyet veren hatalı hükümet politikalarına karşı etkili bir savunuculuk faaliyeti içerisinde olacağız. Bu gerçekle, insan hakları ihlallerinin oluşumuna yol açan politikalardan vazgeçilmesi, çatışmalı ortamın bir an önce son bulması ve çatışma çözüm araçlarıyla sürecin demokratik çözümünün yeniden müzakere edilmesi talebinde bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

Kaya’nın ardından raporun detaylarını açıklayan İHD Bölge Temsilcisi Tahir Saçaklı, Doğu ve Güneydoğu’da 6 ayda 3 bin 895 hak ihlalinin yaşandığını bildirdi.

]]> https://www.haber60.com.tr/dogu-ve-guneydoguda-insan-haklari-ihlalleri-raporu-aciklandi/feed/ 0 CHP Heyeti Eti Krom işçilerine destek için Elazığ’a geldi https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi-2/ https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi-2/#respond Mon, 15 Jul 2024 08:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39491

EVREN DEMİRDAŞ

(ELAZIĞ) – CHP heyeti, Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde Eti Krom A.Ş’ye ait maden ocaklarında çalışan işçilere grevlerinde destek olmak ve şirket yönetimiyle görüşmek için Elazığ’a geldi. İşçilerle görüştükten sonra açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “Şirketin ortaklarından biri diyor ki, ‘madeni kapatırım’. Maden senin babanın malı mı? Maden devletin malı, devletin. O özelleştirme sürecinin içinde, o özelleştirme yapılırken sen madeni bir gün kapatacaksın canın istediğinde veya bu madeni kapatarak ben bu işçiyi hizaya getiririm diye düşünüyorsan çok beklersin” dedi.

Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde bulunan Eti Krom Yıldırım A.Ş.’ye ait maden ocaklarında çalışan 350’den fazla maden işçisi, haklarının verilmediği gerekçesiyle iş bırakmıştı. Eti Krom A.Ş.’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım’ın bir araya geldiği işçilere yönelik sözlerinin tepkiyle karşılanması sonrasında şirket yönetimi Eti Krom’u geçici süreliğine kapattığını, işçilerin ise ücretsiz izne çıkarıldığını duyurmuştu. Yaşanan bu olaylar sonrası CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay ve beraberindeki heyet, Eti Krom A.Ş.’ye ait maden sahalarında 14 gündür grev yapan işçilerle bir araya geldi. Burada işçi ve işçi temsilcileri ile bir araya gelen heyet, sorunları ve taleplerini dinledi.

“Hak arayışınızı tüm ülkeye duyuracağız”

Eti Krom A.Ş.’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım’ın işçilere sarf ettiği sözlerden rahatsız olduklarını belirten Gürsel Erol, şunları söyledi:

“Bir işletme kar amaçlı kurulur. Tabii ki yatırım yapar, tabii ki yatırımın karşılığında, hizmetinin karşılığında tabii ki para kazanacak. Burası ticari bir işletme, amacı para kazanmak. Ancak her şeye rağmen önceliği para kazanmak olmayacak. Para da kazanacak, işçi haklarına saygı da duyacak, işçisinin emeğini de verecek. Bunu dengeleyeceğiz. Bize göre bir taraf haklı bir taraf haksız değil. Bize göre hak edenin hakkını vermek her zaman yönetene, patrona düşer. Bugün burada sizlerle görüşmeler yapacağız zaten konuyu biliyoruz. Bizim bu ziyaretimiz diğer siyasetçilerin gelip ‘merak etmeyin yanınızdayız’ dediği gibi bir ziyaret değil. Genel Başkanımızın görevlendirdiği milletvekillerimizle bu sorunu ne yapıp edip çözeceğiz ve sizi mutlu huzurlu bir şekilde evlerinize göndereceğiz. Çözeceğiz, biz çözüm için buradayız. Ayrıca sizin bu hak arayışınızın, eyleminizin suistimal edilmemesi için buradayız.”

“Bu hakları söke söze alacağız”

İşçilerin büyük fedakarlıklarla çalıştıklarını belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz Zonguldak’a emeğin başkenti denir. Yerin binlerce altında çalışan madenciler yeri gelir canını verir ama bir avuç kömür çıkarmak için, burada sizler krom çıkarmak için büyük fedakarlıklarla çalışıyorsunuz. Ancak bazen herkese yerini, haddini, hududunu bildirmek zorunda da kalıyorsunuz. Öyle bir olayın içindeyiz. Bir şirket önce kömür ithal ediyor, yurt dışından kömür getiriyor. Sonra ‘gemi de alayım’ diyor, sonra limanlar alıyor. Bu arada özelleştirmeden devletten kelepir olarak gübre fabrikası ve krom madenini alıyor ve servetine servet katıyor. Peki, bu servetini kazanmasına borçlu olduğu işçilere ne yapıyor, bu işçiler fedakarca çalışmalarının ardından bir ekonomik krizle karşılaştıklarında çocuklarına bir ayakkabı alabilmek için, çocuklarının boğazından bir lokma geçirebilmek için, yükselen bu enflasyon seviyesinin altında ezilmemek için haklı olarak ara zam talep ediyorlar. Yani işçi keyfinden bir sabah uyanıp ara zam talep edeyim, zenginliğime zenginlik katayım, varlığıma varlık katayım diye bir talepte bulunmuyor. Şirket yöneticileri, şirket sahipleri lüks ve şatafat içinde yaşayabilirler ama onlar için çalışan işçilerin hakkını verecekler. Biz bu hakları hep birlikte söke söke alacağız.”

“Maden senin babanın malı mı?”

Maden ocaklarının kapatılmasına tepki gösteren Yavuzyılmaz, “Şirketin ortaklarından biri diyor ki, ‘madeni kapatırım’. Maden senin babanın malı mı? Maden devletin malı, devletin. O özelleştirme sürecinin içinde, o özelleştirme yapılırken, sen madeni bir gün kapatacaksın canın istediğinde veya bu madeni kapatarak ‘ben bu işçiyi hizaya getiririm’ diye düşünüyorsan çok beklersin. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, milletvekilimizle ve Eti Krom işçileri olarak buradayız. Madeni kapatamazsın, işçilerinin anayasa hakkı olan sendika haklarını kullanmasına engel olmazsın. Anayasa’ya mı karşı çıkacaksın? İşçilerimiz bu haklarını kullanacaklar ve bu mücadele de sonunda başarıya ulaşacak. Eğer çok para kazandık bizim artık bu madeni çalıştırmaya ihtiyacımız yok diyorlarsa o zaman özelleştirmede ödedikleri 52 milyon doları alıp gitsinler. Böyle ‘yurt dışında, adalarda şirketimiz var şu kadar zenginiz burayı işletmeye mecburiyetimiz yok kapatırız’ diyerek burada işçilere karşı olan sorumluluklarınızdan kurtulamazsınız. Sizden büyük devlet var” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi-2/feed/ 0 CHP Heyeti Eti Krom İşçilerine Destek İçin Elazığ’a Geldi https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi/ https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39346 EVREN DEMİRDAŞ

(ELAZIĞ) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz başkanlığındaki CHP heyeti, Eti Krom maden işçilerinin grevlerine destek vermek ve ziyaretlerde bulunmak üzere Elazığ’a geldi. Yavuzyılmaz, “KEF bölgesinde çalışan işçileri yok saymak demek tüm Elazığ’ı yok saymak demektir. CHP olarak bu anlayışı karşısındayız. Hiç kimse devlete ait madenin işletme hakkını aldı diye kapatma hakkına sahip değil” dedi.

Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde bulunan Eti Krom A.Ş. işçileri maaşlarında iyileştirme isteğiyle 13 gündür eylemlerine devam ediyor. İşçiler eylemlerine kararlılıkla devam ederken şirkete bağlı Kef Maden İşletmesi geçici süre ile aksi karar alınıncaya kadar kapatıldı, çalışanların ücretsiz izne çıkartıldığı duyurulmuştu.

İşçilerin mücadelesine destek vermek için CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz başkanlığında, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan, Karabük Milletvekili Cevdet Akay Elazığ’a geldi. CHP heyetine CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol da eşlik etti.

“Hiç kimse madeni kapatma hakkına sahip değil”

Yeraltı zenginliklerinin milli servet olduğunu ve vatandaşların  zorlukla o madeni çıkartarak ülke ekonomisine katkı yaptığını belirten Yavuzyılmaz, şöyle konuştu:

“Öyle ki her bir işçi ancak geçinebilecek kadar para kazanabilirken bu maden ocaklarının sahipleri ise servet üstüne servet kazanıyor. Maalesef ‘altta kalanın canı çıksın’ o servetin sahip olmalarını sağlayan işçilere çok kıymetli emekçilere hiç hak etmedikleri şekilde kötü bir üslupla onların taleplerini geri çeviriyor ve onları yok saymaya çalışıyor. KEF bölgesinde çalışan işçileri yok saymak demek tüm Elazığ’ı yok saymak demektir Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu anlayışı karşısındayız. ‘sizin taleplerinizi yapmayacağız gerekirse madeni kapatırız’ dedi. Kapatamazsın. Ne deniyor ‘yüzde 50 işçi sayısını buldun da mı geldin karşıma? O yüzde 50 işçi sayısını bulamazsan canında yansa, gırtlağına da bassam benden bu derin ekonomik kriz içinde zırnık alamazsın mı’ diyor?’ Vermek zorundasın. KEF bölgesindeki krom maden işletmesi çalışacak çünkü bu maden devlete ait. Hiç kimse devlete ait madenin işletme hakkını aldı diye kapatma hakkına sahip değil. Bizim buraya gelme nedenimiz işçilerimizin bugün AK Parti’nin yarattığı ekonomik krizin altında ezilmesini engellemek, bu haklı taleplerini hayata geçirmeleri için destek vermek aynı zamanda sendikal haklarını elde etmeleriyle de birlikte de uzun vadede burada belirli bir standartta yaşamlarını sağlayabilecek şekilde örgütlü mücadele verebilmelerinin imkanlarını yaratmaktır. Değerli dostlar şirketle ilgili konuşabileceğimiz çok şey var Türkiye’deki yatırımları var, yurtdışındaki yatırımları var, çeşitli adalardaki şirketleri üzerinde yapılan yatırımlar var bu kadar söylüyorum altını çiziyorum bırakıyorum.”

“İşçilerin hakları verilmesi koşuluyla tüm tarafları sağduyuya çağırabiliriz”

“Şirket yöneticileriyle işçi temsilcilerinin de bulunduğu bir ortamda bir araya gelmemiz mümkün olabilir” diyen Yavuzyılmaz, “Bu noktada hem Eti Krom’a ait maden ocaklarıyla işletmeleri yerinde bir inceleme ve denetim bizlerin eliyle de gerçekleşmiş olacak. Hem de Elazığ halkı şunu bilecek Elazığ’ın yiğit bir milletvekili TBMM’yi ayağa kaldırıyor, Elazığ’ın sorunlarını dile getiriyor. Bir gidiyor buraya bugün beş geliyor, beş giderse buraya 100 geliriz tüm Elazığ halkıyla birlikte de gerekli cevabı bu şirketin yöneticilerine hep birlikte vermeyi de biliriz. İşçilerimizin haklarının verilmesiyle koşuluyla tüm tarafları sağduyuya çağırabiliriz ama önce taleplerimizin kayıtsız şartsız ortak bir paydada çözülmesini şart koşuyoruz. Şunu da söylemek istiyorum ki işçi kardeşlerimize söylenen bir ifade vardı ‘siz işçi sayısını yüzde 50’yi buldunuz da mı geldiniz karşınıza?’ Bugün şirket ortaklarından birinin yaptığı bir düzeltme açıklaması oldu. Bende şirket yetkililerine sesleniyorum, şirketin yüzde 50 öyle diyor diğer yüzde 50’si böyle diyor. Hangi yüzde 50’ye itibar etmemiz gerektiğini şirket yetkilileri işçiler lehine atacakları adımla birlikte bize göstermek zorundadır. Bunu da Elazığ’da bulunduğumuz süre içerisinde görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-heyeti-eti-krom-iscilerine-destek-icin-elaziga-geldi/feed/ 0 Adalet Bakanı Tunç: Türkiye Yüzyılı için yeni bir anayasaya ihtiyaç var https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39152

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan, tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak ve özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım” dedi.

Adalet Bakanı Tunç, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) düzenlenen ’15 Temmuz Sempozyumu’na katıldı. Bakan Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bazı kesimlerce seviyesiz ifadeler kullanıldığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışına kaçacağı gibi akıl tutulması içeren birtakım sözler maalesef sarf edilebiliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, 15 Temmuz’un o karanlık gecesini milletiyle beraber aydınlatan ve canı pahasına milletiyle beraber darbecilere karşı direnen bir liderdir. Maalesef, bu saçma sapan iddiaları böyle televizyon ekranlarında konuşanlar ülkemizde var. Ama milletimiz hiçbir zaman onlara itibar etmeyecektir. 15 Temmuz karanlık gecesi, milletimizle beraber, o şanlı direnişle aydınlığa çevrildi. Sonrasında darbeci anlayışla, darbecilerle hukuk içerisinde mücadele etmek gerekiyordu. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hemen devreye girdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın OHAL (Olağanüstü Hal) Kararnamesi’ni içeren teklifi, Meclis’te oy çokluğuyla kabul edildi” ifadelerini kullandı.

‘ASLOLAN YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMEK’

15 Temmuz darbe girişimi yargılamalarına değinen Tunç, her bir dosyanın kendi özelliği olduğunu aktararak, “Yargımız o dosyaları kılı kırk yararak inceleme yapıyor. Varsa bir hata elbette ki düzeltiliyor. İstinafta düzeltiliyor. Yine hata yapılmışsa temyiz mahkememizde, Yargıtay’da düzeltiliyor. O nedenle yargımıza sonuna kadar güvenmemiz lazım. Bundan sonra asıl olan bu ülkede darbeler gerçekleşmemesi için neler yapabiliriz? Asıl önemli olan bu. Büyük bir tecrübe yaşadık. Önleyemediğimiz darbeler var ve önlenen darbeler var. 367 kriziyle beraber e-Muhtırası, önlenen darbe kalkışması ve Gezi Olayları da önlenen darbe kalkışması. 17/25 de önlenen darbe kalkışması. 15 Temmuz hain FETÖ kalkışması da önlendi. Bundan sonra bu tür kalkışmalara tevessül edilmemesi için özellikle tedbir almak gerekir. Hem bu tür sempozyumlar önemli, gençlerimize geçmiş siyasi tarihimizi anlatmamız, aktarmamız, çok değerli akademisyenlerimiz, tecrübeli yazarlarımızla beraber olmamız; ama asıl olan tabii ki yapısal dönüşümü gerçekleştirmek” diye konuştu.

‘YENİ ANAYASA BORCUMUZU ÖDEMİŞ OLURUZ’

Tunç, Türkiye’nin yapısal dönüşüm anlamında çok önemli reformlara sahne olduğunu kaydederek, “Anayasamızda gerçekleştirilen değişiklikler; Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının daha demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirilmesi, Anayasa Mahkememizin yapısının demokratikleştirilmesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleştirilmesi, hak arama yollarının arttırılması, Kamu Denetçiliğinden bilgi edilme hakkına varıncaya kadar temel hak ve özgürlüklerin daha da tahkim edilmesi. Artık bu ülkede ‘laik’ diye aykırı eylemler, başörtüsü yasağı, katsayı yasağı, bunlar artık tamamen tarihe karıştı. Hak arama yollarını alabildiğine açan, kadın haklarını, çocuk haklarını güçlendiren düzenlemeleri anayasamızda yaptık. Sıkıyönetim ilan edilebileceğine yönelik madde vardı anayasada, bu kaldırıldı. İç hizmet kanunu 35 hep tartışıldı, hep konuşuldu. Bunlar hepsi tarihe karıştı, kaldırıldı. ‘Darbeciler yargılanamaz’ diye madde vardı anayasamızda, kaldırıldı. 12 Eylül darbecileri de ahir ömürlerinde milletin huzurunda yargılandılar. 28 Şubat darbecileri de gerekli cezalara çarptırıldılar. Dolayısıyla bu ülkede bir daha bu yüz kızartıcı suça hiç kimse tevessül edemesin diye mekanizmalar oluşturulmaya çalışıldı. Hükümet sistemi değişikliği de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de bu reformlardan en önemlerinden bir tanesi” dedi.

Tunç, tüm bu değişikliklerin darbe anayasasının üzerinde yapılan değişiklikler olduğunu vurgulayarak, “Vesayetçi anlayışla oluşturulmuş olan bir anayasanın üzerinde yaptığımız kısmi değişiklikler. Asıl olan bu ülkenin artık yeni bir anayasayı hak ettiği, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan demokratik sivil katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım. İnşallah Türkiye bu şansı yakalar, Mecliste bir uzlaşma inşallah sağlanır ve o uzlaşma gerçekleştikten sonra da milletimize olan yeni anayasa borcumuzu da ödemiş oluruz” diye konuştu.

‘SOYADI DÜZENLEMESİ KOMİSYONDA KORUNDU’

Tunç, sempozyumdan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tunç, evlenen kadının kocanın soyadını almasını öngören teklifle ilgili soruya, “Sorduğunuz soru 9’uncu Yargı Paketi’yle alakalı. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlandı Cuma günü sabaha karşı. 9’uncu Yargı Paketi’nde sadece kadının soyadıyla ilgili madde yok. 30’dan fazla madde var. Özellikle yargı hizmetlerinin etkinliğini daha da arttırmak, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin, verimli bir şekilde faydalanmasını sağlamaya yönelik, yargının hızlandırılmasına, adil bir şekilde tecelli etmesine yönelik önemli düzenlemeler var. Başta alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi olmak üzere; arabuluculuk gibi. Yine istinaf sürecinde dosyaların, davaların gecikmemesi için, hızlı bir şekilde sonuçlanmasına yönelik birtakım düzenlemeler var. Sosyal medya ve görüntülü ya da yazılı basın yoluyla hakaret suçlarını en aza indirmek için özellikle bu suçlarla mücadeleye yönelik de önemli düzenlemeler var. ve yine usule ilişkin gerek icra-iflas sistemimizdeki elektronik satışa ilişkin birçok husus var. Anayasa Mahkememizin süreç içerisinde iptal ettiği Medeni Kanunu’na ilişkin düzenlemeler var. Bunlardan bir tanesi kadının soyadına ilişkin. Medeni Kanunu’muza göre; kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Eğer kadın isterse kocasının soyadıyla beraber kendi kızlık soyadını da kullanabilir. Mevcut düzenlememiz bu şekilde Medeni Kanun’da. Anayasa Mahkemesi burada bir iptal kararı verdi ve bu iptal kararı sonrasında o boşluğun yeniden düzenlenmesi gerekti. Taslak çalışmamızı biz TBMM grubumuza ilettik ve onlar da değerlendirmelerde bulundular. Komisyonda da mevcut düzenleme, ‘Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. İsterse kızlık soyadı bununla beraber kullanabilir’ hükmü Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korundu; ama Anayasa Mahkememizin gerekçelerine de atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildi. Durum bundan ibaret” yanıtını verdi.

‘İSTİNAFA VE YARGITAY SÜRECİ VAR’

‘Balıkesir’deki kurye cinayetiyle ilgili yargı kararına ilişkin Tunç, “Bağımsız ve tarafsız yargımız, gerekli cezayı verdi. 18 yaşından küçük olması nedeniyle 24 yıl ceza vermek durumunda kaldı. Azmettiricinin beraat etmesiyle ilgili bir karar söz konusu oldu. Cumhuriyet başsavcısı da bu açıdan aykırı karar verildiği için temyiz etti. Bağımsız ve tarafsız yargı süreci içerisinde devam edecek. İstinaf ve Yargıtay incelemesi var. Dolayısıyla yargının kararını bu konuda beklememiz gerekiyor” dedi.

Tunç, eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızının karıştığı kazadan sonra adli kontrolle serbest bırakılmasına ilişkin soruya da “Dosyayla ilgili benim bu konuda henüz bir bilgim yok. Ama şuna bakalım; eğer dosyanın içeriğinde bir hata varsa mutlaka bu itiraz yoluyla düzeltilir. Bu konuda dosyayla ilgili, yargının vereceği kararla ilgili bizim şu anda buradan bir yorum yapmamız doğru olmaz. Ama hatalı bir işlem varsa da bu itiraz yoluyla düzeltilebilecek bir durumdur” cevabını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/feed/ 0
İmamoğlu, Alevi Vatandaşların Muharrem Matemi Lokmasına Ortak Oldu https://www.haber60.com.tr/imamoglu-alevi-vatandaslarin-muharrem-matemi-lokmasina-ortak-oldu/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-alevi-vatandaslarin-muharrem-matemi-lokmasina-ortak-oldu/#respond Sat, 13 Jul 2024 00:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39038 (İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile birlikte Kıraç Cemevi’nde Alevi vatandaşların Muharrem matemi lokmasına ortak oldu. Cemevleri’nin Alevilerin ibadethanesi olduğunu belirten İmamoğlu bunun üzeine hiç yorum yapılmaması gerektiğini söyledi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Muharrem orucunun 6’ıncı gününde Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Muharrem matemi lokması, dede Ferhat Bozkaya’nın okuduğu duayla dağıtıldı. Dua öncesinde, İmamoğlu kısa bir konuşma yaptı.

Sofrada bulunmaktan ve birlikte dua etmekten onur duyduğunu dile getiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dünyanın en güzel, çok güzel bir vatanda, topraklarda yaşıyoruz. Elbette birbirimizi çok seviyoruz. Birbirimize çok şeyler borçluyuz. Bu ülkede kardeşçe bir arada yaşamanın hayalini, hep beraber güçlendirmeye, asla sıkıntıya uğramaması için büyük bir gayret içindeyiz” diye konuştu.

“Geçmişte yaşanan bu sıkıntıları yok saymak, bastırmak sanki o sorunu çözmek anlamına gelir diye düşünenler olabilir” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:

“Asla böyle bir şey değil, doğru değil. Tam aksine birbirini anlamak, acılarını, acı günlerini anlamaktan ve kavramaktan geçer. Dolayısıyla acıları hatırlamak, yüzleşmek hepimizin sorumluluğudur. Bu anlamda üzerinden ders çıkartmak ve düşünmek, birbirine destek olmak, katkı sunmak hepimizin sorumluluğu. Muharrem matemini yaşarken aslında zalimin zulmüne karşı hep birlikte olmak ve birlikte düşünmek, bir olmayı, diri olmayı yaşatmak hepimizin şiarı olmalıdır. Zalime karşı mazlumun yanında olmak ve ihtiyacı olanların, zalimin zulmü altında inleyenlerin yanında olmak ve onlara destek olmak aynı zamanda cesur olmayı gerektirir.”

“Alevi Yurttaşlarımızın hakkı hukuku için mücadele edeceğim”

Sevginin, saygının, hoşgörünün artmasının herkesin en büyük arzusu olduğunu kaydeden İmamoğlu, Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğuna şu sözlerle vurgu yaptı:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevim esnasında ve öncesinde yapılması gereken hangi husus var ise o konuda adım atmaya ve bu süreci mutlaka ve mutlaka hak ettiği noktaya taşıma konusunda Alevi yurttaşlarımızın hakkı ve hukuku anlamında bir nefer gibi mücadele edeceğimi siz kıymetli canlarla, hemşehrilerimle paylaşmak isterim. Türkiye ve dünyanın her noktasında Alevi vatandaşların ihtiyaçları ya da karar alma noktasında en üstün gayreti göstereceğiz. Bu manada her daim söylediğim bir şey vardır. Bunu söylemekten de elbette geri durmayacağız. Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethaneleridir, nokta. Bunun üzerine hiçbir yorum yapılmamalıdır, yapılamaz. Bu yönüyle Cemevlerinin ibadethane olduğuyla ilgili eksik kalan yerelde veya genelde tüm hususlarla ilgili en doğru, en sağlam, en güçlü adımları atacağımızdan da kimsenin kuşkusu olmasın.”

Tüm canların yanında olacağımı tahaüüt ederim”

Alevi vatandaşların hak ve hukuk mücadelesine destek sözünü tekrarlayan İmamoğlu:

“Ben sadece ve sadece Alevi yurttaşlarımızın bu şehre kattığı değer üzerinden Alevi vatandaşlarımızın bu şehrin insanları, hemşehrileri olması itibariyle, onların hakkı hukuku ne var ise onların yanında olduğumuzu ve olacağımızı buradan bütün canlara taahhüt ederim. Bizler bu yönüyle sizlerin yanındayız. Kimsenin, bırakın ayrımcılığı tam anlamıyla eşit olması için mücadele eden yöneticileriz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-alevi-vatandaslarin-muharrem-matemi-lokmasina-ortak-oldu/feed/ 0
Iğdır Belediyesi İşçileri İşten Çıkarıldı, Oturma Eylemi Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesi-iscileri-isten-cikarildi-oturma-eylemi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesi-iscileri-isten-cikarildi-oturma-eylemi-devam-ediyor/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:30:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38940

SERDAR ÜNSAL

(IĞDIR) – Iğdır Belediyesi’nin tasarruf tedbirleri kapsamında işten çıkardığı 204 belediye işçisinin ve ailelerinin oturma eylemleri sürüyor. Belediye İş Sendikası Iğdır Şube Başkanı Himmet Bozan, “Sayın Nuri Güneş biz hayvan haklarına saygılıyız, biz kedi, köpek miyiz ki bizleri beslemekle itham ediyorsunuz. Biz alın teri ile çalışan işçileriz. Biz hak arama mücadelesi yapıyoruz, provokasyon yapmıyoruz, bunu en iyi sosyalistim diyen siz bilirsiniz” dedi.

Iğdır Belediyesi’nin tasarruf tedbirleri kapsamında işten çıkardığı 204 belediye işçisinin ve ailelerinin oturma eylemleri sürüyor. Belediye İş Sendikası Iğdır Şube Başkanı Himmet Bozan, konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Bozan, açıklamada şunları söyledi:

“Iğdır Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş bir basın toplantısı düzenleyerek kendisiyle çelişen sözlerle bizlere hakaret eden bir açıklama yapmıştır. Güneş açıklamasında; ‘Hayatımın en zor 4- 5 gününü yaşıyorum. Ne gariptir ki 35- 40 yıla yakın mücadele tarihimde hem işçinin yanında olan hem emeği savunan sosyalist biri olarak tarihin garabetine bakınız 204 kişinin ekmeğin kesilmesine imza atan birisiyim. Adına işçi denilen bu torpillileri ya besleyecektik ya da çıkaracaktık diyor.’ Sayın Güneş, biz hayvan haklarına saygılıyız, biz kedi, köpek miyiz ki bizleri beslemekle itham ediyorsunuz. Biz alın teri ile çalışan işçileriz. Hem, hayatımın en zor 4- 5 gününü yaşıyorum diyorsunuz hem bizleri işçi kabul etmiyorsunuz hem de bizleri beslemekle itham ediyorsunuz. ‘Adına işçi denilen bu torpillileri’ diyorsunuz. Biz sizin gözünüz de neyiz sayın Güneş? İşçi miyiz, değil miyiz? İşçi değilsek niçin üzülüyorsunuz? Niçin ‘hayatımın en zor 4-5 gününü yaşıyorum’ diyorsunuz. Velev ki torpil ile girdik, önceki sizlerin iktidarınızda 170’e yakın işçi alındı, bu alınan işçiler bizlerin canı ciğeri hiçbir şekilde ayrım olamaz. Sizin zihniyetinizin bakış açısını göstermek için bu örneği vermek zorundayım. Sizin zamanınız da alınan işçiler kura ile mi yoksa KPSS ile mi girdiler? Sayın Güneş, sizin gözünüzde işçinin değeri bir SMS yani kısa mesaj kadar değeri var mıdır? Iğdır tarihinde işçinin emeği ile oynayan başkan olarak geçtiniz.

Sayın Güneş, yine basın toplantısında ‘Bütçemiz yeterli değildir demektesiniz.’ İşçiler alınırken kanun gereği personel şirketi ile bütçenin yüzde 40’ını kullanabilirsiniz. Önceki dönemde bütçenin yüzde 40’ı durumu aşılmadı. Iğdır Belediyesinin bütçesi yeterlidir. Siz ve yönetiminiz kaynak bulmada yetersiz ve beceriksizsiniz, gizli ajandanız gereği bizleri çıkardınız, sizler işçi alırken onları da mı bizler gibi besleyeceksiniz?

Sayın Güneş yine basın toplantısında, ‘204 kişinin belediyemize maliyeti 2,5 aylık 110 milyon TL demektesiniz.’ Sayın Güneş, 204 kişinin belediyeye maliyeti SGK ve vergisi dahil 9 milyon TL’dir. 2,5 aylık maliyet 22,5 milyon TL’dir. Nerede 110 milyon TL? Niçin kamuoyuna yanıltıcı bilgi veriyorsunuz. Belediyenin bütün personel gideri 40 milyon TL’dir. İller Bankası’ndan gelen Iğdır Belediyesi payı bu ay 80 Milyon TL, artı belediyenin kendi gelirlerini de bırakınız. Hani bütçe yetmiyordu, hani bütçe yetmiyordu, insaf sayın başkan insaf, lütfen kamuoyuna yanlış, eksik ve yanıltıcı bilgi vermeyiniz. Sayın Güneş biz hak arama mücadelesi yapıyoruz, provokasyon yapmıyoruz, bunu en iyi sosyalistim diyen siz bilirsiniz, hak arama mücadelesi yapıyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesi-iscileri-isten-cikarildi-oturma-eylemi-devam-ediyor/feed/ 0 Hizmet-İş Sendikası Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz, Gevaş Belediyesi tarafından işten çıkarılan işçilere destek verdi https://www.haber60.com.tr/hizmet-is-sendikasi-van-sube-baskani-fatih-akdeniz-gevas-belediyesi-tarafindan-isten-cikarilan-iscilere-destek-verdi/ https://www.haber60.com.tr/hizmet-is-sendikasi-van-sube-baskani-fatih-akdeniz-gevas-belediyesi-tarafindan-isten-cikarilan-iscilere-destek-verdi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:45:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38901 Hizmet-İş Sendikası Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz, Gevaş Belediyesi tarafından işten çıkarılan 36 işçinin yanında olduklarını ifade ederek, “Emekçilerin haksız ve hukuksuzca işten çıkarılmasına asla boyun eğmeyeceğiz. İççilerin işlerine geri iadesini istiyoruz” dedi.

Hizmet-İş Sendikası Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz, geçtiğimiz günlerde DEM’li Gevaş Belediyesi tarafından işten çıkarılan 36 işçiyi ziyaret ederek, yanlarında olduğunu belirtti. Burada işçilerin yaptığı eyleme destek veren Başkan Akdeniz, 31 Mart seçimleri sonrası belediyelerde yaşanan işçi kıyımı ve emek düşmanlığının Gevaş Belediyesinin de görüldüğünü ifade ederek, “Gevaş Belediyesi emekçileri de parti değişikliği yaşanan birçok belediyede olduğu gibi açık bir emek düşmanlığı ile karşı karşıyadır. 36 arkadaşımız keyfi gerekçelerle, haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldı. Bugün haksız, hukuksuz ve keyfi olarak işlerinden edilen Gevaş emekçilerinin yalnız olmadığını göstermek için buradayız. Gevaş’ta emekçilere reva görülen uygulamalar sadece işçi kıyımlarıyla da sınırlı kalmadı. Yıllardır Gevaş için hizmet vermiş, şehri için çabalayan arkadaşlarımızın; maaşlarında kesinti yapılıyor, fazla mesai ücretleri ödenmiyor, ikramiyeler ve birçok hakları emanete alındı diyerek verilmiyor. Belediye başkanı bununla da yetinmeyip çeşitli yollarla emeklilik baskısı yaparak, arkadaşlarımızın görev yerlerini değiştirerek ve farklı görevler vererek yıldırmaya çalışıyor. Seçim öncesi ‘Gevaş için değişim zamanı’ diye vaatlerde bulunan DEM partili başkanın değişim anlayışı; işçi kıyımı yapmak mı? Mobing uygulamak mı? Emekçinin haklarını vermemek mi? Aileleriyle birlikte emekçileri perişan etmek mi? Şimdi buradan soruyoruz: Size göre değişim bu mu? Bu resmen zorbalıktır, hak gaspıdır, emeği hiçe saymak ve insan onuruyla oynamaktır” dedi.

“Yapılan haksızlığa asla boyun eğmeyeceğiz”

Emekçilerin kimsesiz ve yalnız olmadığına vurgu yapan Akdeniz, “İş akdinin feshedilmesini gerektiren haklı bir neden olmaksızın, sözde gerekçelerle arkadaşlarımızın ekmeğiyle oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Arkadaşlarımıza keyfi kararlarla görev yerleri değiştirilmek suretiyle baskı ve mobing uygulanmasına göz yummayacağız. Belediye başkanlarının asli görevi, kendisine yetkiyi veren vatandaşlara hizmet üretmektir. 31 Mart seçimleri sonrası Gevaş Belediye Başkanı hizmet etmek yerine, “Nasıl emek düşmanlığı yapabilirim, belediye emekçilerini nasıl mağdur edebilirim’in derdine düşmüştür. Emekçilerin işlerinden edilmesi hangi vicdana sığar. Yaptığı işin gerektirdiği hiçbir riskten çekinmeden gece-gündüz, kar-kış fedakarca, onuruyla, alın teriyle çalışan bu insanlar, işten çıkarılmayı, baskı ve mobinge maruz bırakılmayı gerektirecek ne yaptı? Suçları nedir? Bu zor ekonomik şartlarda aileleriyle birlikte hayatta kalmaya çalışan bu insanlar, işten çıkarılmayı hak etmiyor. Hak-İş ve Hizmet-İş olarak haksızlık ve hukuksuzluklara boyun eğmeme gibi bir düsturumuz var. Yarım asırlık sendikal mücadelemizde emek hareketi adına ne grevler, ne eylemler yaptığımızı çalışanlar, üyelerimiz ve işverenler çok iyi bilirler. Türkiye’nin en büyük, en güçlü ve en etkin sendikası olarak Gevaş Belediyesi emekçilerinin sonuna kadar yanındayız. Tüm Türkiye’de yaşanan işçi kıyımlarına karşı sürdürdüğümüz haklı mücadeleyi Gevaş’ta da kararlılıkla sürdüreceğiz. Üyelerimize yapılan haksızlığa asla sessiz kalmayacağız. Gevaş Belediyesi emekçilerinin hak ve hukukuna sahip çıkacağız. Üyelerimizi korumak için tüm hukuki, yasal girişim ve eylemi yerine getirmekten çekinmeyeceğiz. İşten çıkarılan üyelerimiz işlerine iade edilinceye, hukuksuz görev değişiklikleri son buluncaya kadar mücadelemizi hem burada, hem de hukuki süreçte kararlılıkla sürdüreceğiz. Kararlıyız, haklıyız, kazanacağız” ifadelerini kullandı.

Açıklama sonrası işçiler oturma eyleminde bulundu. – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/hizmet-is-sendikasi-van-sube-baskani-fatih-akdeniz-gevas-belediyesi-tarafindan-isten-cikarilan-iscilere-destek-verdi/feed/ 0
Alanya Belediye Başkanı Özçelik: “Biz yıkmaya değil, var olanı daha iyi yapmaya geldik” https://www.haber60.com.tr/alanya-belediye-baskani-ozcelik-biz-yikmaya-degil-var-olani-daha-iyi-yapmaya-geldik/ https://www.haber60.com.tr/alanya-belediye-baskani-ozcelik-biz-yikmaya-degil-var-olani-daha-iyi-yapmaya-geldik/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38766 Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, “Ben Alanya için üretim yapmış, Alanya’nın faydasına bir değer katmış herkesin arkasından giderim. Ben hiçbir zaman yıkacağım demedim, var olanı daha iyi hale getireceğim dedim. Ağzımdan çıkan kelimelerden görebilir, duyabilirsiniz ki; bu yatırımlarda emeği geçen herkese teşekkür ederim dedim. Bu benim kişiliğimde var. Güzel yapılan her şeye teşekkür ederim” dedi.

Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, Haftalık Olağan Encümen Toplantısı sonrası düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Encümen’de alınan kararların hayırlı olmasını dileyen Başkan Özçelik, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Hijyen konusunda denetlenmesi gereken işletmelerin bir listesini hazırladıklarını belirten Özçelik, “Bu konuyla ilgili çalışmamızı tamamladık. Zabıta ekiplerimizin çalışması sonucu Alanya’da hijyenle ilgili denetlenmesi gereken 2 bin 165 nokta çıktı. Bunların içerisinde örneğin; 17 tane simit fırını, 23 tane yufkacı, 12 tane yemek fabrikası, 270 tane kasap gibi detaylar var. 2 bin 165 işletmemiz şu an devam eden çalışmayla günlük olarak planlanacak ve 2 ayrı ekibimiz sadece bu noktaları denetlemekle ilgilenecek. Hedefimiz, gerekirse 3 ekip yaparak söz konusu işletmeleri ayda en az 1 defa hijyen kontrolü için gitmektir” dedi.

“Kimsenin hakkını yemedik”

Cuma Pazarı ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Başkan Özçelik, “Bu Cuma günü Cuma Pazarı’nı yukarıya çıkarıyoruz. 254 pazarcımızın kura çekim işlemini yaptık. Üst üste 4 hafta üreticilerle ilgili sayım ve isim tespiti yaptık. 202 üreticimizin pazar yerine gelip, tezgahını açtığını ve satış yaptığını gördük. 254 pazarcıya karşılık, 254 üreticiye yer verelim dedik. Aslında kitaba göre 254 pazarcının yüzde 20’lik kısmına üreticiler için yer gösterebilmemiz lazım. Ancak geçmişten beri gelen ve insanların sahip olduğu bir hak vardı. Bu hakkı devam ettirelim dedik. 254 pazarcı ve 254 üretici yeri açalım dedik. 202 kişinin sürekli olarak pazarda yer açtığını gördük. Kura çekimi günü 264 üretici geldi. Bu 264 kişinin 202’si direkt kuraya girdi, 52 tanesi numaralandırıldı, 12 kişi boş olarak kuraya girdi ve toplam 254 kişiye numarası ile yer verdik. Dün oda başkanlarımızdan bir tanesi 400 kişinin hakkından bahsetti. Biz hiç kimsenin hakkına girmedik. 264 kişi kuraya geldi ve 254 üreticinin yerini kurayla belirledik 12 kişi boş kaldı. Bahsedildiği gibi 124 kişi hiç ortalıkta yoktu eğer bir hak yediysek 120 kişinin değil, 12 kişinin hakkını yedik ama biz onu da yediğimize inanmıyoruz. Çünkü 4 haftadır sürekli olarak gelip tezgahını açan 202 kişi vardı. Bu kişilerin tamamı geldi, kuraya girdi ve yerleri belirlendi. Bu konuyla ilgili herhangi bir polemiğe girmek istemiyorum. Bu konuşmaları yapan başkanlarımız bu sayılara bir fiil haizler. Kendileri de oradaydı” diye konuştu.

“Rant uğruna kira ve devirlere izin vermeyeceğiz”

Pazar yerinde fiyat etiketlerinin büyük halde olması ve her üründe ayrı ayrı fiyat etiketi olmasına çok dikkat edeceklerinin altını çizen Başkan Özçelik, “Biz bundan 4 ya da 5 hafta önce toplantılar yaptık. 30 Haziran’a kadar devir işlemlerini tamamlaması için, devir aldığını söyleyen ve devir ettiğini belirtenlere süre verdik. Hatta zaman yetişmediği için ayın 5’ine kadar da uzattık. Şu ana kadar devir işlemlerinin tamamı bitti. 1 Ekim’e kadar da kiralığız diyenler bitecek ve 2 Ekim’den itibaren biz pazar yerlerine çıktığımızda o pazar yeri kime ait ise o insan o pazar yerinde olacak. Pazar yerlerinin kiralanması veya bazı şahıslar tarafından 3-5-8 hatta 10 tane alınarak rant haline getirilip buradan para kazanılması engellenecek. Devirlere de 2 Ekim’den itibaren izin vermeyeceğiz. Sadece yaşlanmıştır, hastalık ve vefat vardır, böyle durumlarda çocuklarına veya eşine devir yapmasına izin vereceğiz. Rant adına pazar yerlerinde kira ve devirlere izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Hem pazarcıların hem de üreticilerin şikayetini sonlandıracağız”

Üretici esnaflarla ilgili denetimlerin başlayacağını belirten Başkan Özçelik, “3 ya da 4 hafta sonra hem pazarcıların hem de üreticilerin ortak bir şikayetini sonlandıracağız. Pazarcılar da üreticiler de diyor ki, ‘üreticiler üretici değil, gidip halden alıp ürünleri getirip burada satıyorlar’ diyorlar. Bunun için de bugün Ziraat Odası Başkanı’yla yapmış olduğumuz toplantı sonunda bir karar aldık. 3 veya 4 hafta sonra Alanya Belediyesi Zabıta Ekipleri ve Ziraat Odası’ndan bir yetkili çünkü, üreticilik belgesini Ziraat Odası veriyor, ben vermiyorum, pazara çıkacağız, üreticilerin belgeli üretici olup olmadığına bakacağız. Eğer elinde üretici belgesi yoksa ürününü gidip halden alıp gelip burada pazarlıyorsa o arkadaşımızın oradaki hakkını iptal edeceğiz. Geride kuraya giremediği söylenen sayı kaçsa o kişiler içinden kura çekilerek çıkan kişi ya da kişilerin yerine yerleştirilecektir” dedi.

“Yaptığımız hizmetlerle anılacağız”

Bir gazetecinin sosyal medya üzerinden Alanya Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu hakkında tehdit ve hakaret içeren paylaşımlar yapıldığını sorması üzerine Başkan Özçelik, ” Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem yönetim kurulunda hem de benim başkanlığımdaki meclis üyelerimizin içinde sarı öküz yok. Bunlar tamamen provokatif amaçla sosyal medyada yapılmış şeylerdir. Bizzat kendimin izlediği ve takip ettiği yerlerde o ağır eleştirileri yapan kişilerin maalesef yüzde 90’ı troldür. Bir tek gönderileri bile yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi içinde kimse sarı öküzü bulamayacak. Ben ve benim ekibim yapmış olduğumuz hizmetlerle anılacak, bizi siyasi arenaya taşıyamayacaklar. Hakkımızda bir tane, ‘birisini kayırdı, hırsızlık yaptı’ vesaire gibi bir söz söylüyorlarsa buyursunlar hepimiz buradayız. Bunları söyleyemeyince bizi siyasi arenaya çekmek istiyorlar ama ben ve ekibim siyasi arenaya geçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Başkan Özçelik açıklamalarına, “Biz 5 yıllığına Alanya’ya hizmet için geldik. 4 yıl 8 ayımız kaldı ve bu süre boyunca Alanya’ya hizmet edeceğiz. Bazen sosyal medyada ‘3 ay geçti, 4 ay geçti bir şey görmedik’ diyorlar. Toparladığınızda bizim, fiili olarak 40 gün, 45 gün civarında bir çalışmamız var ama Osman Tarık Özçelik ve ekibinin taahhüt ettiği şeylerin bir kısmının hatta planlarımız içerisinde en erken 2 sene sonra yapabileceğimiz bazı şeylerin bile çiçeğinin meyve dönüştüğünü görmeye başlayacaksınız. Bir tanesinin bir ay sonra, yine önemli bir projemizin de 3 ay sonra meyveye dönüştüğünü görmeye başlayacaksınız. Takdir edersiniz ki ben dahil tüm Türkiye’de hiçbir belediye başkanının elinde sihirli değnek yok, bu işler yavaş yavaş olur. Bizim önde gittiğimizi söyleyebilirim” şeklinde konuştu.

“Hiçbir zaman yıkacağım demedim, var olanı daha iyi hale getireceğim dedim”

Sosyal medya konusunda bir konuya daha açıklık getirmek istediğini belirten Başkan Özçelik, “Önceki belediye yönetimimiz tarafından planlanmış, ihale edilmiş, daha tamamlanmamış güneş enerji santrallerini ziyaret ettik. Arkasından asfalt şantiyemize ve beton fabrikamıza gittik. Bazı arkadaşlarımız işte ‘Adem Bey ve ekibinin arkasından gidiyorsunuz’ demişler. Ben Alanya için üretim yapmış, Alanya’nın faydasına bir değer katmış herkesin arkasından giderim. Ben hiçbir zaman yıkacağım demedim, var olanı daha iyi hale getireceğim dedim. Ağzımdan çıkan kelimelerden görebilir, duyabilirsiniz ki; bu yatırımlarda emeği geçen herkese teşekkür ederim dedim. Bu benim kişiliğimde var. Güzel yapılan her şeye teşekkür ederim. Adem Bey yapmış, Hasan Bey yapmış, Hüseyin Bey yapmış kimin yaptığının önemi yok, yeter ki güzel bir şey yapılsın. Kendilerine, geçmiş dönemde başlatılanlar için teşekkür ederim. Beton santralindeki araçlarımızı gösterdik. Orada 5 tane araç vardı ve eski yönetim tarafından planlanmış ve ödemesi yapılmış olan bir araç daha vardı. Biz o aracı görüntülerin dışında tuttuk. Çünkü bizim dönemimizde değildi. Oradaki araçların tamamı bizim dönemimizde planlandı, siparişi verildi, parası da ödeniyor. Orada da biz, başkasının ekmeğine yan gözle bakmadık. Güneş Enerji Santrali’ni de yapanlara, başlatanlara, emeği geçenlere teşekkür ettik. Osman Tarık Özçelik ve ekibinin böyle bir anlayışı vardır” ifadelerine yer verdi.

“Haftada 4-5 tır asfalt alacak pozisyona geliyoruz”

Asfalt konusundaki soruları da yanıtlayan Özçelik, “İlk başladığımızda yaklaşık 1 ay boyunca asfalt alamadık ve paramız yoktu. Bu hafta itibariyle haftada 3 tır asfalt alabilecek pozisyona geldik. Önümüzdeki hafta veya ondan sonraki süreçte, haftada 4 ve 5 tır almaya kadar yükseleceğiz. 8 tır almanın kapasite için bize bir faydası yok, aldığımızı bekletmek durumunda kalıyoruz. Önümüzdeki hafta Alanya’nın ihtiyacı olan asfaltı alacak kadar ekonomimizle ilgili pozitif gelişmeler oluyor. Çiçekler meyveye dönecek, dönmeye başlıyor” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/alanya-belediye-baskani-ozcelik-biz-yikmaya-degil-var-olani-daha-iyi-yapmaya-geldik/feed/ 0
Sendikalar, asgari ücret ve emekli maaşı taleplerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/sendikalar-asgari-ucret-ve-emekli-maasi-taleplerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/sendikalar-asgari-ucret-ve-emekli-maasi-taleplerini-acikladi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:36:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38208

TÜRKİYE İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) bir araya gelerek, asgari ücret, emekli maaşı, çalışan ücretleri ve vergi adaletsizliğine ilişkin talepleri içeren 10 maddelik bildiri açıkladı.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş’te bir araya gelerek ortak açıklama yaptı. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, ülke olarak bir ekonomik krizden geçildiğini belirterek, “Bundan 14 ay evvel kamuda Hak-İş’le beraber bir toplu iş sözleşmesi yaptık. Kamuoyunun tamamına yakınının memnun olduğu yüzde 90 oranında zammın bulunduğu bir ücret alındı. Zaman zaman ‘Odacının maaşı müdürü geçti, çöpçü öğretmeni geçti’ gibi meselelerle 1 ay boyunca muhatap olduk. Aradan 14 ay geçti, ekonomik yönden darmadağın olduk. Baktığınız zaman o dönemde bizim fazla aldığımızı söyleyen kesimler, şu anda kamuda öyle ücret dengesizlikleri var ki iki misline yakın ücret alıyorlar. 17 bin lirayla bırakın bir ayı bir hafta geçinme şansınız yok. Hala ‘ülkemizde asgari ücret fazladır, asgari ücret 10 sene önce şöyleydi’ gibi konuşmalar var. Bunları konuşmak anlamsız, ayıp ve günahtır. Tablo ortada, alınan paralar ortada ve marketlerde, raflarda olan fiyatlar da ortada” dedi.

‘BİZİM ÜZERİMİZDEN ELLERİNİ ÇEKSİNLER’

Depremin, savaşın, pandeminin maliyetini bildiklerini vurgulayan Atalay, “Fakat kötü bir ekonomik yönetimde bu maliyetleri de biz ödüyoruz. Düşünün enerji sektöründe 20 yıldır çalışan bir işçi 25 bin ile 30 bin arasında bir ücret alıyor. Patronuna sorduğunuz zaman ‘bu ücret yüksek bir ücret, bu ülkede çok rahat geçinilebilecek bir ücret’ diyor. ‘Allah size nasip etsin’ demek istiyorum; ama beddua etmek istemiyorum. Ülkemizde yüzde 20’lik bir kesim refah içinde yaşıyor, bedelini ise yüzde 80’lik bir kesim ödüyor. Özel sektördeki patronlar, kazandıkları para ve karları ortada. Ona rağmen 10 yıllık, 20 yıllık bir işçiye 10-15-20 bin lira parayı çok görüyorlar. Bunlar bizi köle zannediyorlar. Bu meseleyle ilgili üzerimize ne düşüyorsa noksansız yapmak zorundayız. Bu meseleyi emekçinin üstüne, dar ve sabit gelirlinin üstüne yıkmanın anlamı yok. Kemeri sık, faizi arttır, vergiyi yükselt, ‘bahşişten vergi nasıl alırım’ onun yoluna bak. Böyle bir yetkiyi bundan önceki Maliye Bakanı’na versen o da yapardı. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler. 17 bin liranın ekonomiyi düzeltmeyle ilgili bir alakası yok. Bir yerde ekonomik kriz varsa orada huzur yoktur.”

‘ÜCRETLİLERİN PAYI AZALIYOR’

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, makroekonomik göstergelere bakıldığı zaman büyüyen bir Türkiye’nin görüldüğüne dikkat çekerek, “Kişi başına düşen milli gelirler 13 bin dolara çıktı TÜİK’in rakamlarına göre. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektörde pek çok şirket 3 vardiya çalışıyor. Büyüme de devam ediyor, ihracat artıyor, işsizlik azalıyor. Bütün bu makroekonomik veriler ışığında çalışanların, emek hareketinin, dar gelirlinin, asgari ücretlinin tablosuna bakıldığında ise büyümeye rağmen, Gayrisafi Milli Hasıladaki artışa rağmen ücretlilerin aldığı pay artmıyor, azalıyor. Bu çerçevede bakıldığı zaman asgari ücretle çalışanların oranı da artıyor. Türkiye’de refahın adil paylaşımıyla ilgili tersine bir gidiş söz konusu. Seçim sonrası sadece bizim konfederasyonda 5 bin işçi işini kaybetti. Bunlar hiçbir suçları yokken, hiçbir cezai işlem uygulanmadan tamamen belediye başkanlarının inisiyatifiyle çıkarılıyor. Bu işten çıkarmalar bizi son derece üzüyor. Muhalefet partilerinin söyledikleri ve yaptıkları arasında ciddi fark var. Ekonomik kriz varsa işçiyi çıkartmak çözüm değildir, yeni istihdam üretmek çözüm olur. İşten çıkarmalara son verilmesini istiyoruz” dedi.

10 MADELİK BİLDİRİ

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 3 konfederasyonun imzası bulunan 10 maddelik taleplerinin yer aldığı bildiriyi okuyarak, şöyle dedi:

“Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut sistem ve tarife çalışanları mağdur ediyor. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı. Çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK’in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla açıklanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı. Asgari ücret acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi, sermayenin bitmek bilmeyen kar hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakarlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur. Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki haklar kaldırılmalı. 696 KHK’nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler kadroya alınmalıdır. Bu işçiler sürekli kadroya geçirilmeli ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir. Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmamalı. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez. İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem oluşturulmalıdır. Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sendikalar-asgari-ucret-ve-emekli-maasi-taleplerini-acikladi/feed/ 0
Prof. Dr. Yasemin Açık: Çıkan haberler karalama kampanyasıdır https://www.haber60.com.tr/prof-dr-yasemin-acik-cikan-haberler-karalama-kampanyasidir/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-yasemin-acik-cikan-haberler-karalama-kampanyasidir/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:18:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38193 Türkiye’nin önde gelen kadın sanayicilerinden Prof. Dr. Yasemin Açık, Elazığ’da 10 bin kişinin hayatına dokunan çimento fabrikasıyla ilgili olarak son dönemde çıkan haberlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu bir karalama kampanyasıdır, hukuka aykırı hiçbir iş yapılmamıştır. Karalama kampanyasını yürütenler ile ilgili hukuki sürecin başlatıldı” dedi.

Elazığlı iş kadını Prof. Dr. Yasemin Açık, son dönemlerde çıkan haberlere ilişkin açıklamalarda bulundu. İftira kampanyasının bir grup tarafından yürütüldüğünü aktaran Prof. Dr. Açık, “Bugüne kadar kıymetli babamın hatırasını incitmemek, annemi, ağabeylerimi, tüm ailemi bu gündemden uzak tutmak ve saygınlığımızı zedelememek için sessiz kaldım. Fabrikanın kuruluş aşamasından günümüze kadar yapılan tüm iş ve işlemler yasalara uygun olarak yapıldı. Karalama kampanyasını yürütenler ile ilgili hukuki sürecin başlatıldı. Cumhuriyet tarihi boyunca Doğu Anadolu Bölgemize yapılmış en büyük özel sektör yatırımlarından biri olarak memleketim Elazığ’a kazandırdığımız fabrikamız ile ilgili son dönemde sistematik bir şekilde iftira, saldırı ve karalama kampanyası yürütülmektedir. Bir grup tarafından yürütülen bu asılsız suçlamalar karşısında, kıymetli babamın hatırasını incitmemek, annemi, ağabeylerimi, tüm ailemi bu gündemden uzak tutmak ve saygınlığımızı zedelememek için bugüne kadar sessiz kaldım. Ancak uzun zamandır kamuoyu önünde maruz kaldığım bu iftiralar karşısında şahsıma, aile itibarımıza ve kurumumuza daha fazla zarar verilmesinin önüne geçmek adına artık sessiz kalamayacağımı anladım ve bu açıklamayı yapmam zaruri hale geldi. Doğup büyüdüğüm, akademisyen olarak binlerce öğrenci yetiştirdiğim, bir sivil toplum gönüllüsü olarak başta kız çocuklarına ve kadınlara katkı sağlamak için gece-gündüz çalıştığım memleketim Elazığ ile ilgili en büyük hayallerimden biri, şehrin ekonomisine ve hemşehrilerimin sosyal yaşamına, istihdamına katkı sağlayabilmekti. Bu hayali gerçekleştirebilmek için 2012 yılında yola çıktım. Doğu Anadolu Bölgesi’nde girişimci bir kadın olarak yığınla sorunu ve bariyeri aşmak zorunda kalmama rağmen bir an bile yılmadım. Devletimiz, yatırım yapanı ve istihdam sağlayanı teşvik etmek için Elazığ dahil birçok yerde bedelsiz arsa tahsisi yaparken, biz fabrikanın kurulduğu alanı devletimize ücretini ödeyerek aldık. Mera vasfı bulunmadığından dolayı tahsisi kaldırılmış, bir dağın taşlık yamacında bulunan, yolu, suyu, elektriği olmayan bu arazide, doğup büyüdüğüm topraklara vefa borcumu ödemek amacıyla fabrikamızı kurduk. Kamunun sağladığı hiçbir imkan ve teşvikten yararlanmadık ama pek çok yatırımcı gibi bu yatırımı yüzde 100 öz kaynakla yapmak mümkün olmadığından sanayi alanına yapılacak bu yatırımın bir kısmında banka kredisi kullandık. Halen taşeronlar dahil 500 kişiye istihdam sağlayan, tedarikçilerimiz, paydaşlarımız ve aileleriyle birlikte yaklaşık 10 bin kişinin hayatına dokunan fabrikamızda tüm zorlukları göğüsleyerek aralıksız olarak üretmeye, çalışmaya devam ediyoruz. Fabrikamızın kuruluş aşamasından günümüze kadar geçen süreçte, hiçbir zaman ve hiçbir konuda hukuksuzluk, kanun ve kurallara aykırı herhangi bir işlem, kayırma ya da haksızlık olmamıştır. Tüm iş ve işlemler, kanunlara, kurallara, vicdana, adalete, hak ve hukuka uygun bir şekilde ve sosyal sorumluluk anlayışıyla yürütülmüş, ilgili kurumlardan ve bakanlıklardan tüm yasal izinler olması gerektiği şekilde ve sırasıyla alınmıştır. Kuruluş aşamasında olduğu gibi günümüzde de tüm denetimlerden başarıyla geçmekteyiz” diye konuştu.

“Ülkemizin hazinesine çok ciddi katkılar sağladık”

Bugüne kadar mali yükümlülükler kapsamında zamanında ve kuruşu kuruşuna vergi ödediklerini dile getiren Prof. Dr. Açık, “Hammadde saha harçları, devlet hakkı payları, primler, hibeler ile ülkemizin hazinesine çok ciddi katkılar sağladık. Daha geçtiğimiz ay kazandığımız ihracat şampiyonluğu ödülü ile ülkemizin cari açığının azalmasına destek olmanın gururunu yaşadık. Sadece şahsımı değil, aynı zamanda binlerce kişinin hayatına dokunan fabrikamızı ve yerel ekonomiyi de hedef alan bu karalama kampanyasına rağmen bundan sonra da yılmadan yolumuza devam edeceğiz. Şirketlerimizden hakkı olmadığı halde pay elde etmek için şimdiye kadar uyguladığı pek çok yöntemde ve açtığı davalarda haksız olduğundan dolayı sonuç alamayan kardeşim ve beraberindekilerin halihazırda yürüttüğü bu yakışıksız kampanyaya, ‘çamur at izi kalsın’ mantığıyla ve yalan iddialarla hakkımda açıklama yapanlara karşı her türlü adli ve hukuki süreç başlatılmış, tüm bilgi ve belgeler de ilgili mercilerle paylaşılmıştır. Kamuoyunun ve kamuoyu oluşturma potansiyeli olan vicdan sahibi kişilerin bu konudaki gerçek dışı ve dezenformasyon içeren asılsız iddiaları ciddiye almayacağına olan inancımız tamdır” diye konuştu. – ELAZIĞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-yasemin-acik-cikan-haberler-karalama-kampanyasidir/feed/ 0
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK ortak basın toplantısı düzenledi https://www.haber60.com.tr/turk-is-hak-is-ve-disk-ortak-basin-toplantisi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/turk-is-hak-is-ve-disk-ortak-basin-toplantisi-duzenledi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:12:57 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38187 TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu çalışma hayatı gündemine ilişkin ortak basın toplantısı düzenleyerek, asgari ücret zammı başta olmak üzere 10 maddelik talepte bulundu.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ücretler üzerindeki vergi yükü ve enflasyonla mücadele başta olmak üzere çalışma hayatının gündemindeki konulara ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, ülke olarak bir ekonomik krizden geçtiklerini belirterek, “Bundan 14 ay evvel kamuda HAK-İŞ’le beraber bir toplu iş sözleşmesi yaptık. Kamuoyunun tamamına yakının memnun olduğu yüzde 90 oranında zammın bulunduğu bir ücret alındı. Zaman zaman sizlerin bir hafta sonra televizyonlarda ve gazetelerde ‘odacının maaşı müdürü geçti, çöpçü öğretmeni geçti” gibi meselelerle 1 ay boyunca muhatap olduk. Aradan 14 ay geçti, ekonomik yönden darmadağın olduk. Baktığınız zaman o dönemde bizim fazla aldığımızı söyleyen kesimler, şu anda kamuda öyle ücret dengesizlikleri var ki iki misline yakın ücret alıyorlar” açıklamasında bulundu.

Çalışma hayatında birçok sıkıntının olduğunu bunlardan birinin de asgari ücret olduğunu dile getirerek, “17 bin lirayla bırakın bir ayı bir hafta geçinme şansınız yok. Hala ülkemizde asgari ‘ücret fazladır, asgari ücret 10 sene önce şöyleydi’ gibi konuşmalar var. Bunları konuşmak anlamsız, ayıp ve günahtır. Tablo ortada, alınan paralar ortada ve marketlerde, raflarda olan fiyatlarda ortada bu meselede 3 sendika başkanı olarak depremin maliyetini biliyoruz, savaşın maliyetini biliyoruz, Covid’in maliyetini biliyoruz. Fakat kötü bir ekonomik yönetimde bu maliyetleri de biz ödüyoruz.

Kamuda ve özel sektörde verilen ücretlerin yeterli olmadığını dile getiren Atalay, “Düşünün enerji sektöründe 20 yıldır çalışan bir işçi 25 bin ile 30 arasında bir ücret alıyor. Patronuna sorduğunuz zaman ‘bu ücret yüksek bir ücret, bu ülkede çok rahat geçinilebilecek bir ücret’ diyor. ‘Allah size nasip etsin’ demek istiyorum ama beddua etmek istemiyorum. Ülkemizde yüzde 20’lik bir kesim refah içinde yaşıyor bedelini ise yüzde 80’lik bir kesim ödüyor” ifadelerini kullandı.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yaptığı konuşmada ise makroekonomik göstergelere bakıldığı zaman büyüye bir Türkiye’nin görüldüğünü dile getirerek, “Kişi başına düşen milli gelirlere 13 dolara çıktı TÜİK’in rakamlarına göre. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektöre pek çok şirket 3 vardiya çalışıyor. Büyüme de devam ediyor, ihracat artıyor, işsizlik azalıyor. Bütün bu makroekonomik veriler ışığında çalışanların, emek hareketinin, dar gelirlinin, asgari ücretlinin tablosuna bakıldığında ise büyümeye rağmen, Gayrisafi Milli Hasıladaki artışa rağmen ücretlilerin aldığı pay artmıyor azalıyor. Bu çerçevede bakıldığı zaman asgari ücretle çalışanların oranı da artıyor. Türkiye’de refahın adil paylaşımıyla ilgili tersine bir gidiş söz konusu” şeklinde konuştu.

Arslan, Belediye işçilerinin de sorunlarına değinerek, “Seçim sonrası sadece bizim konfederasyonda 5 bin işçi işini kaybetti. Bunlar hiçbir suçları yokken, hiçbir cezai işlem uygulanmadan tamamen belediye başkanlarının inisiyatifiyle çıkarılıyor. Bu işten çıkarmalar bizi son derece üzüyor. Muhalefet partilerinin söyledikleri ve yaptıkları arasında ciddi fark var. Ekonomik kriz varsa işçiyi çıkartmak çözüm değildir yeni istihdam üretmek çözüm olur. İşten çıkarmalara son verilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise enflasyonunun sebebinin sabit gelirli olmadığını, asgari ücrette artış yapılması gerektiğini ifade etti. Çerkezoğlu, üç konfederasyonun taleplerinin yer aldığı ortak bildirisindeki 10 maddeyi de şu şekilde özetledi:

“Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut sistem ücretleri mağdur ediyor. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı. Çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır.

Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK’in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla açıklanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.

Asgari ücret acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kar hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakarlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.

Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.

En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.

Sendikal örgütlenmenin önündeki hakların kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.

696 KHK’nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.

Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmamalı. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.

İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem oluşturulmalıdır.

Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-is-hak-is-ve-disk-ortak-basin-toplantisi-duzenledi/feed/ 0
Türk-İş, DİSK ve HAK-İŞ’ten 10 maddelik manifesto: Ülkemizde yüzde 20’lik kesim refah içinde yaşıyor, bedelini yüzde 80 ödüyor. https://www.haber60.com.tr/turk-is-disk-ve-hak-isten-10-maddelik-manifesto-ulkemizde-yuzde-20lik-kesim-refah-icinde-yasiyor-bedelini-yuzde-80-oduyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-is-disk-ve-hak-isten-10-maddelik-manifesto-ulkemizde-yuzde-20lik-kesim-refah-icinde-yasiyor-bedelini-yuzde-80-oduyor/#respond Tue, 09 Jul 2024 08:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38172 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Türk-İş Genel Merkezi’nde ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan katıldı. 3 konfederasyon tarafından yayımlanan ortak bildiride “Ülkemizde yüzde 20’lik kesim refah içinde yaşıyor, bedelini yüzde 80 ödüyor. Dayanma gücümüz kalmadı” ifadeleri yer aldı.

“BUNLAR BİZİ KÖLE SANIYOR”

Basın toplantısında ilk konuşmayı yapan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; “Şu an bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Bu kriz ne 94 krizine, ne 2001 krizine, ne de 2008 krizine benzemiyor. Yaşanan ekonomik kriz öncekilere benzemiyor, asgari ücretle 1 ay değil 1 hafta geçinme şansınız yok, dayanma gücümüz kalmadı.

TÜİK’in açıkladığı rakamları kamuoyu gerçekci bulmuyor ve rakamlar piyasayla özdeşmiyor. Ülkemizde yüzde 20’lik kesim refah içinde yaşıyor, bedelini yüzde 80 ödüyor. Geçmişte kamuda ücretler yüksekti, normal bir ücret alıyordu. Şimdi kamu en düşük duruma düştü. Ama maalesef özel sektördeki patronlar, kazandıkları para ve kârları ortada. Ona rağmen 10 yıllık 20 yıllık bir işçiye 10-15-20 bin lira parayı çok görüyorlar. Bunlar bizi köle sanıyorlar. İşçiyi maraba zannediyor. Bizim üzerimizden ekonominin düzelmesinin şansı yok. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler.”

CHP VE DEM PARTİLİ BELEDİYELERE ELEŞTİRİ

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Başkanı Mahmut Arslan’ın açıklamaları ise şöyle: “Biz rekabet ediyoruz ama temel sorunlarda bir araya gelme mecburiyetimiz var. Belli konularda birleşmiş olmamız çok kıymetli. Makro ekonomi göstergelerine bakarsak olumlu bir seyir var. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektörde pek çok şirket üç vardiya çalışıyor. İşsizlik azalıyor. Peki emek hareketinin tablosu ne? Büyümeye rağmen emekçilerin milli gelirden aldığı pay azalıyor.

Maalesef en kolay iş, işten çıkarmalar. Muhalefet partilerindeki belediyelerden işten çıkarmalara son vermelerini istiyoruz. Refahın adil dağılımını gerçekleştirmek için yapılacak ilk iş sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasıdır.”

“GELİR VE VERGİ DAĞILIMI ADALETLİ OLSUN”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da şunları kaydetti; “Hepimizin yarattığı değer bu ülkede yaşayan 85 milyon rahatça yaşamasına yeter. Yeter ki kaynaklar adil dağıtılsın, gelir ve vergi dağılımı adaletli olsun. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz. İşçi sınıfı başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin seçimden seçime değil hayatın her alanında söz hakkına sahip olduğu bir ülkede bu sorunu çözebiliriz.

Emekten yana bütün siyasi partileri omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz ve insan onuruna yakışan bir zam istiyoruz. Ortak açıklama metninde, asgari ücretten vergiye çalışmaya hayatına dair 10 başlık altında topladığımız konular yer alıyor. Yaşadığımız bu tablo tesadüfen ortaya çıkmış değil. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın siyasal ve sınıfsal tercihlerinin bir sonucudur.

Gerçek bir demokrasiyle bu sorunların üstesinden gelinebilir. Emeğine ekmeğine sahip çıkan herkesin, bütün sendikaları, emeğin yanında olan bütün siyasi partileri memlekete sahip çıkmak için herkesi yan yana omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz.”

Çerkezoğlu, üç konfederasyonun ortak bildirisinde yer alan 10 maddeyi şöyle anlattı:

1- Vergide adalet: Ücretliler için gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 110 bin TL olarak belirlenmiştir. 2002 yılında brüt asgari ücret asgari ücretin 17 katıydı. Günümüzde 5 katına kadar gerilemiştir. Yılda 1,5 aylık ücretini vergi olarak ödemektedir. İşçinin eline geçen net tutar azalmaktadır ve refahının düşmesine neden olmaktadır. Vergi sistemi gelir adaleti göz önünde bulundurularak yeniden tasarlanmalıdır.

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-is-disk-ve-hak-isten-10-maddelik-manifesto-ulkemizde-yuzde-20lik-kesim-refah-icinde-yasiyor-bedelini-yuzde-80-oduyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Hakkında Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukuk-mesleklerine-giris-sinavi-hakkinda-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukuk-mesleklerine-giris-sinavi-hakkinda-aciklama-yapti/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:21:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37923

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Bu yıldan itibaren eylül sonunda hukuk mesleklerine giriş sınavını ilk kez yapacağız. Hakim, savcı yardımcılığı sistemine geçtik. Onun sınavını da yaptık. 1000 hakim ve savcı yardımcımız bu sene itibarıyla görevlerine başlayacaklar. Artık 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine 3 yıl süren hakim ve savcı yardımcılığı olacak. Usta-çırak ilişkisi içerisinde tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yetişecek olan genç hukukçularımız, kürsüde daha başarılı olacaklar” dedi.

Bakan Tunç, Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2023-2024 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Bakan Tunç, mezun olan öğrencilere hayırlı olsun temennisinde bulundu. Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunlarının son 4 yılda hakim ve savcılık sınavlarında ilk üçte yer aldığını ifade ederek, “Bu da Hacettepe Hukuk Fakültesi’nin eğitim kalitesini gösteriyor. Bu eğitim kalitesinin giderek yükselmesinde emeği olan başta akademisyenlerimize çok teşekkür ediyoruz. Öğrencilerimizi iyi yetiştiriyorlar ve iyi hukukçular yetiştiriyorlar” dedi.

‘HUKUK DEVLETİNİ GÜÇLENDİRDİK’

Ardından son 22 yılda yargıda ve hukukta yapılan hizmetleri anlatan Bakan Tunç, “Anayasamızda yapmış olduğumuz önemli değişikliklerle hukuk devletini güçlendirdik. Gerçekleştirilen reformlarla hak arama özgürlüğünü genişlettik. Mevzuatı büyük ölçüde çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Yargı teşkilatımızın fiziki imkanlarını arttırdık, teknolojik imkanlarını artırdık. Ben de sizler gibi 29 yıl önce hukuk fakültesinden mezun olduğum yıllarda çok daha karamsar bir tablo vardı. Adliyeler, kiralık dairelerde, köhne binalarda; merdiven altlarında yapılan duruşmalar, avukatlar perişan. O sıkıntılı günlerden bugünlere geldik. Genç hukukçularımıza şu tavsiyelerde bulunuyorum; ilk yıllar biraz zorlukla geçer, sabretmeniz gerekecek, güçlü olmanız gerekecek, dirayetli olmanız gerekecek. İlk yıllardan sonra her şey çok daha kolay olacak inşallah. Hiç şüpheniz olmasın. İlk yıllardaki direncinizi kırmadığınız zaman, sonraki yıllarda başarınız giderek artacaktır. İster hakim olun, ister savcı, ister avukat, isterse hukuk meslekleri dışında diğer meslekler ve iletişim fakültesinden mezun olan kardeşlerimiz; ilk yılların güçlüklerinden yılmayın, sabredin ve mücadele edin. O mücadelenin sonunda da başarılı olacak olan sizlersiniz” diye konuştu.

‘HAKİM, SAVCI YARDIMCILIĞI SİSTEMİNE GEÇTİK’

Hukuk fakültelerinden mezun olan savcı, hakim, avukat adaylarının bundan sonra artık hukuk mesleklerine giriş sınavıyla karşı karşıya kalacaklarını dile getiren Tunç, “Daha nitelikli hukukçuların yetişmesi için mücadele ediyoruz. Hukuk fakültesi dekanımızın da ifade ettiği gibi hukuk fakültesi sayımız hayli fazla. Kontenjanlarımız biraz yüksek, 190 binden 120 bine kadar yükselttik başarı çıtasını. Bunu daha da yükseltmenin gayreti içerisindeyiz. Başarılı gençlerimiz hukuk fakültesini kazansınlar. O zorlu mücadelenin ardından iyi bir eğitim alsınlar ve sonrasında da bir süzgeçten geçirerek hukuk mesleklerine adım atsınlar istiyoruz. ve bu yıldan itibaren eylül sonunda hukuk mesleklerine giriş sınavını ilk kez yapacağız. Hakim, savcı yardımcılığı sistemine geçtik. Onun sınavını da yaptık. 1000 hakim ve savcı yardımcımız bu sene itibarıyla görevlerine başlayacaklar. Artık 2 yıl süren hakim-savcı adaylığı yerine 3 yıl süren hakim ve savcı yardımcılığı olacak. Usta-çırak ilişkisi içerisinde tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yetişecek olan genç hukukçularımız, kürsüde daha başarılı olacaklar” dedi.

‘TÜRKİYE OLARAK HEP ADALETİN YANINDAYIZ’

Ardından İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinen Bakan Tunç, “Maalesef 9 aydan bu yana Filistin’de bir katliam yaşanıyor. Soykırım yapılıyor, çocuklar katlediliyor. Okullar, ibadethaneler, mülteci kampları bombalanıyor, kadınlar katlediliyor ama maalesef dünya sessiz. Haklının sesi duyulamayabiliyor. İşte o haklının sesini duyurabilmek için Türkiye olarak hep adaletin yanındayız. Hakkaniyetin yanındayız. İnsan haklarının savunucusu olmaya, Filistinli kardeşlerimizin sesini duyurmaya devam edeceğiz. Sizler de kürsüde görev yaparken haksızın şiddet çığlıkları arasında haklının sessizliğini duyabiliyorsanız; işte o zaman iyi birer hukukçu olacaksınız. Bizler sizlere güveniyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukuk-mesleklerine-giris-sinavi-hakkinda-aciklama-yapti/feed/ 0
Ankara’da kentsel dönüşümde ev değeri düşen vatandaş dava açtı https://www.haber60.com.tr/ankarada-kentsel-donusumde-ev-degeri-dusen-vatandas-dava-acti/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-kentsel-donusumde-ev-degeri-dusen-vatandas-dava-acti/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37570

ANKARA’da kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binada 1’inci katta oturan Ayfer Dalkıran (52), yeni projede zemin kattan daire verilince evinin değeri düştüğü gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamadı. Çevre, Şehircilik ve İl Müdürlüğü, Dalkıran’ın arsa payını, diğer kat maliklerine açık artırma ile satışa çıkardı. Dalkıran, yargıya başvurarak satış işlemini durdurdu.

Ayfer Dalkıran’ın da oturduğu Çankaya ilçesi Küçükesat Mahallesi’nde 5 katlı bina, riskli yapı olması nedeniyle kentsel dönüşüm kapsamına alınarak 2022’de yıkıldı. Yıkılan binanın bulunduğu arsa, kat malikleri arasında paylaştırılarak tapuya kaydedildi. Binada oturanların üçte iki çoğunluğunun aldığı kararla yeni bina yapılması için müteahhit firma ile arsa karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandı. Dalkıran, yıkılan binada evi 1’inci katta olmasına rağmen, yeni projede kendisine zemin katta değeri daha düşük ev verildiği gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamadı. Dalkıran, söz konusu sözleşmenin hakkaniyete aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle hem kat maliklerince alınan kararların iptali istemiyle Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, hem de arsa payının düzeltilmesi talebiyle Ankara 5’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Bu sırada sözleşmeyi imzalamayan Dalkıran’ın tapuya kaydedilen arsa payı, Ankara Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından diğer paydaşlara açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. Dalkıran, söz konusu satış işleminin iptali için de Ankara 17’inci İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

‘İDARE YETKİSİNİ KEYFİ KULLANAMAZ’

Dosyayı inceleyen idare mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kararlarına atıf yaparak, üçte iki çoğunluğun taşınmazın yeni paylaşım şekline ilişkin kararına rıza göstermeyen hissedarların paylarının satılması yolunda düzenleme yapılması kamu makamlarının takdir yetkisinde olsa da bu durumun, idarenin söz konusu yetkisini keyfi bir biçimde kullanabileceği anlamına gelmediğine vurgu yaptı. İdare mahkemesi kararında, “Bu bağlamda hissedarların yeterli bir müzakere sonucu bir karara varmış olması, bu kararın azınlıkta kalan hissedarların menfaatlerini açık bir biçimde zedelememesi gerekir. Azınlıkta kalan hissedarların, kendi çıkarlarına açıkça aykırı olan taşınmazın eski durumuna kıyasla açık dengesizlikler içeren bir projeyi kabul etmeye zorlayan karara iştirak etmemiş olmaları hisselerin satışı gibi ağır bir müdahaleyi haklılaştırmamaktadır” dedi.

Mahkeme, üçte iki çoğunluk kararıyla imzalanan inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olmadığı ve paylaşım sözleşmesi hukuka aykırı bulunan dava konusu satış işleminde hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetti. Mahkeme, bu nedenle dava konusu olan Dalkıran’ın arsa payının diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satış işleminin iptaline karar verdi.

‘KAZANAMAZSIN DEDİLER, PES ETMEDİM’

Ayfer Dalkıran, kentsel dönüşümü, evinin riskli yapı olması nedeniyle, kendisinin de istediğini belirterek, “Fakat yıkılan binada, daha sonra üçte iki çoğunluk, toplam 16 kişi bir müteahhit firmayla anlaşma imzaladı. ve yapılan anlaşma doğrultusunda bana ait dairenin katının nitelik ve nicelik olarak sunulmadığını gördüm. Bu doğrultuda hukuki yollara başvurdum. Satışa sunulan yerin iptali hususunda idare mahkemesinde dava açtık. Toplam 1,5 yıla yakın süren bir hukuki mücadele sonucunda davayı emsal bir karar olarak kazandık. Bana 1’inci kat daire olmama rağmen, zemin kat teklif edildi. Bu da evimin dörtte iki değerinin düşürülmesi anlamına geliyordu. Büyük bir hak kaybına uğramıştım. Mağdur edilmiştim. Evimin değeri düşürülmüştü. Böyle sunulan bir projeyi kabul etmem olanaksızdı. Daha önce kentsel dönüşüm süreçlerinde idarenin yapmış olduğu bu işlem idari hukukta ya da idare mahkemesinde çok yanıt alamıyor diye duymuştum. ‘Kazanamazsın, kaybedersin’ şeklinde pek çok yorumlara da maruz kaldım. Ama pes etmedik. Avukatımla birlikte mücadele ettik. Hakkımızı aradık. Yapılan bilirkişi incelemeleri, raporlar doğrultusunda da hakkımız olanı ortaya çıkarttık” dedi.

‘EVİN STANDARDI AYNI OLMALI’

Dalkıran’ın avukatı Dilhan Aydın, kararın emsal olduğunu söyleyerek, “Müvekkilim kendisine verilen, değer olarak daha düşük olan yeri kabul etmediği için bir hukuki mücadele başlattık. Kentsel dönüşüm sürecinde, vatandaşın evi 1’inci kattaysa, 1’inci kat verilmeli, zemin kattaysa zemin kat verilmeli. ya da metrekare olarak daha düşüğü veya daha kötü bir cephe verilmemeli. Biz bu taleplerimizi ilettik. İdari davada bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerimiz haklı bulundu. Ancak bugüne kadar vatandaşlar, hakkı olan yeri alamasa bile yine de bu sürece maruz kalmak zorunda kalıyordu. Ancak bu emsal kararla birlikte artık vatandaş böyle bir şeye maruz kalmayacak. Ankara 17’nci İdare Mahkemesi, ‘Vatandaş 1’inci kattaysa evini 1’inci kattan almalı. Evi 100 metrekareyse 100 metrekare olmalı’ şeklinde bir karara imza atmış oldu” diye konuştu.

Aydın, müvekkilinin arsa payının satışının durdurulduğunu söyleyerek, “Proje artık onaylı bir proje değil. Bundan sonra artık müteahhit de yeni bir bina yapmak zorunda kalacak. Bu da vatandaşlar için olumlu haber. Vatandaşlar artık kentsel dönüşüm süreçlerinde dava yoluna başvurmaktan çekinmemeli. Çünkü artık bu bir emsal karar. Bu emsal kararla birlikte artık tüm haklarını istedikleri şekilde alabilecekler. Eski evlerinin standardı neyse, yeni evlerinin de standartları aynı olacak” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-kentsel-donusumde-ev-degeri-dusen-vatandas-dava-acti/feed/ 0
663. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başlıyor https://www.haber60.com.tr/663-tarihi-kirkpinar-yagli-guresleri-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/663-tarihi-kirkpinar-yagli-guresleri-basliyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:00:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37332

Edirne’de bugün 28 başpehlivanın ön eleme karşılaşmalarıyla başlayacak 663’üncü Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne, lig usulü sistemle katılmaya hak kazanan 852 pehlivanın kayıt işlemi, Mimar Sinan Spor Salonu’nda başladı. Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Yağlı Güreş Merkez Hakem Komitesi Sekreteri Metin Şenel, “Liglerdeki yapılan yüksek seviyedeki kaliteli güreşlerin burada daha çok perçinleneceğini düşünüyorum. Güzel müsabakalar olacak. Tüm yağlı güreş seyircimizi de buraya bekliyoruz” dedi.

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ndeki Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, 663’üncü randevu bugün 28 başpehlivanın ön eleme karşılaşmalarıyla başlayacak. Bu yıl ilk kez uygulanan lig usulü sistemle Kırkpınar’a katılmaya hak kazanan 852 pehlivan, sabah saat 08.30 itibarıyla Mimar Sinan Spor Salonu’nda kurulan masalarda fiziksel muayenelerini olup, kayıtlarını yaptırmaya başladı. Güreşçiler, kayıt işlemlerinin ardından kuralarını çekerek, çayıra çıkacakları saati beklemeye koyuldu.

“KAYITLAR 12.00’YE KADAR”

Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Yağlı Güreş Merkez Hakem Komitesi Sekreteri Metin Şenel, kayıt işlemlerinin öğlen saat 12.00’ye kadar süreceğini belirtip, “12.00’den sonra da saat 13.00’da CV Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi’nde ilk 32’ye giren başpehlivanlarımızın haricindeki kalan 28 tane başpehlivanımızdan 8 kişiyi belirleme ön eleme müsabakaları yapılacak. Onların da bugün saat 12.00’de belli olacak sayıları. Öğleden sonra da müsabakalar devam edecek. İki tur güreşimiz olacak başpehlivanlık kategorisinde. Yarından itibaren de cuma namazından sonra saat 14.00 itibarıyla Sarayiçi Er Meydanı’nda Minik-1 boyu itibarıyla başaltı boyu dahil bütün bu boylarda güreşler yapılacak” diye konuştu.

“GÜZEL MÜSABAKALAR OLACAK”

Bu yıl ilk kez uygulamaya konulan lig sisteminin heyecanının olduğunu anlatan Şenel, “Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Türkiş’in başkan olmasıyla yeni uygulaması yapılan CV Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi başlatıldı. Herkes bunun bir heyecanı içinde. Liglerdeki yapılan yüksek seviyedeki kaliteli güreşlerin burada daha çok perçinleneceğini düşünüyorum. Burada insanların ilk uygulama sebebiyle de daha çok ilgisini çekiyor şu anda. Yaşayıp göreceğiz, ben güzel olacağına inanıyorum, güzel müsabakalar olacak. Tüm yağlı güreş seyircimizi de buraya bekliyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

“KALİTEYİ ÖN PLANA ÇIKARTTIK”

Lig sisteminin kaliteyi ön plana çıkardığını dile getiren Şenel, “Bugün burada tahminen söylüyorum serbest kalsaydı belki benim beklediğim rakam 3 bin 500 altına düşmezdi. Bu 3 bin 500 pehlivanın da burada üç günde eritilmesi gerçekten hem sporcu için hem hakemlerimiz için çok üstün performans gerektiriyor. Yani gerçekten seyir açısından da seyircimizin de bir anda sahada yüz çift pehlivanı seyretmek ve oradaki hakemlerimizin de o işi çok adaletli yönetmesi siz hak verirseniz çok zor. Yani sabahın çünkü 8’inden başlayıp akşam 7-8’e kadar süren bir serüven. Burada hem kaliteyi ön plana çıkarttık, hem katılım seyir zevkini hem medyadaki görünüm sebebiyle bunun daha izlenir ve kalitesini ortaya koyarak güzel bir uygulama olacağını düşünüyorum. İnşallah da bunu yaşayıp göreceğiz” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/663-tarihi-kirkpinar-yagli-guresleri-basliyor/feed/ 0 Okay Yokuşlu ve Orkun Kökçü, Hollanda maçı öncesi açıklamalarda bulundu https://www.haber60.com.tr/okay-yokuslu-ve-orkun-kokcu-hollanda-maci-oncesi-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/okay-yokuslu-ve-orkun-kokcu-hollanda-maci-oncesi-aciklamalarda-bulundu/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:21:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37254 Milli futbolcular Okay Yokuşlu ve Orkun Kökçü, Hollanda maçının hazırlıklarının başlayacağı antrenman öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

A Milli Futbol Takımı, Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Çeyrek Final maçında Hollanda ile oynayacağı karşılaşmanın hazırlıklarına başladı. Antrenman öncesinde milli futbolcular Okay Yokuşlu ve Orkun Kökçü, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çok mutluluk verici bir galibiyet aldıklarını söyleyen Okay Yokuşlu, “Bütün milletimiz gibi biz de kutlamalar yaptık. Pek uyuduğumuz söylenemez. Yoldan geldik zaten. Çok mutluk verici. Bütün yüzler gülüyor. Milletimizi, taraftarımızı, mutlu görmek bizi gururlandıran bir şey. Her şey çok güzel” dedi.

“TARİHİ BİR KURTARIŞTI”

Avusturya karşılaşmasının son dakikalarında Mert Günok’un yaptığı kurtarışın müthiş bir kurtarış olduğuna değinen milli futbolcu, “O an hatırlanması ve anlatması zor bir an. Top elinin üstünden geçti ve döndüğümde rakip futbolcuyu Ferdi’nin üzerinde gördüm. Kafayı vurduktan sonra topun Mert ağabeyin eline değdiğini bile görmedim. Tepkilerden anladım kurtardığını. Müthiş bir kurtarıştı. Çocuklarına, torunlarına bile anlatılır. Maçtan sonra pek şey konuşmadık ama onu gördüğümüzde ‘ne kurtarış yaptın’ diye takılıyoruz. Bence tarihi bir kurtarıştı” ifadelerini kullandı.

“BU TAKIM DAHA ÇOK TURNUVALAR GÖRECEK”

Avusturya galibiyetinin ardından duygu patlaması yaşadığını belirten Okay Yokuşlu, “Turnuvanın içinde olduğumuz için belki çok anlamıyoruz ama çok güzel bir şey. Ben maçlardan sonra duygulandığımı hatırlamam ama son düdükten sonra bir duygu patlaması oldu. Barış da beni yakalamış. Değişik ve güzel duygular. Yolumuzun devam etme ihtimali de var. Bu jenerasyona tarih yazmak da yakışır. Daha çok turnuvalar görecek bu takım” şeklinde konuştu.

Sürekli kendini hazır tuttuğunu aktaran 30 yaşındaki futbolcu, “Bu süre zarfında yapacağım tek şey kendi futboluma odaklanmaktı. Ben de bunu yaptım. 2 sene West Bromwich Albion ile yaklaşık 80 maça çıktım. İstikrarlı performansımı devam ettirdiğimi düşünüyorum. Bu süreçte mili takıma dönmek istedim hep. Böyle bir turnuvada ülkemi temsil etmek benim için daha da önem kazanıyor. Gelmediğim dönemlerde kendi içimde bunu hak ettiğimi ve buraya verebilecek şeylerim olduğunu biliyordum. Geldiğim için hem çok mutlu hem de çok gururluyum. Süre aldığım zaman bunu tekrar gösterip kendi haklılığımı başkalarının da görmesini istiyorum” sözlerini sarf etti.

Okay Yokuşlu sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Grup aşamasındayken hepimiz ilk hedefimiz gruptan çıkmak diyorduk. Bunu gerçekleştirdik. Son 8 takımın arasındayız. Diğer takımlar da Avrupa’nın elit takımları. Bu saatten sonra her şey olabilir. Hiçbir takım yenilmez değildir. Bize göre zor bir maç olacak ama ne kadar zor olursa o kadar coşkulu kutlayacağız. Hayallerimiz var ama ayaklarımızın da yere sağlam basması lazım.”

“SKORU KORUMAK İÇİN SAVUNMA YAPIYORSUNUZ”

Maça savunma yapmak için çıkmadıklarını söyleyen Okay, “ikinci yarı maç olması gerektiği gibi oldu. Erken golle öne geçtik, 2-0’ı bulduk. Aynı durumda biz de olsaydık onları geriye yaslardık. Orada biraz geriye çekilmek ve skoru korumak için savunma yapıyorsunuz. Takım olarak kalecisinden en ucuna sağlam durmak çok önemliydi. Bunu gösterdik” diyerek sözlerini noktaladı.

ORKUN KÖKÇÜ: ARKA ADALEMDE SIKINTI VARDI AMA CİDDİ DEĞİL

Ciddi bir sakatlığının olmadığından bahseden Orkun Kökçü, “Arka adalemde bir sıkıntı vardı ama ciddi bir şey değil. Daha çok kramp diyebiliriz, durumum iyi. Cezalıyım ama takım arkadaşlarıma yardım edeceğim ve bu turu da geçeceğiz” dedi.

23 yaşındaki futbolcu, çok fazla uyuyamadığını ve Avusturya karşılaşmasının ardından Ferdi Kadıoğlu ile değerlendirmeler yaptıklarını da söyledi.

“UMARIM BÖYLE DEVAM EDERİM”

Maçtan sonra Hakan Çalhanoğlu’nun kendisini tebrik ettiği aktaran Orkun, “Hakan ağabeyin açıklamalarını gördüm. Maçtan sonra da bana iyi bir maç çıkardığımı söyleyip, tebrik etti. Milli takımla kulüp arasında çok değişiklik var. Kulüpte her gün antrenmanlara çıktığında alışabiliyorsun, daha az baskı oluyor. Milli takımda zor oluyor ama elimizden gelenin en iyisini yapamaya çalışıyoruz. Dün benim için de güzel bir maç oldu. İyi bir performans sergilediğimi söyleyebilirim. Umarım böyle devam ederim” ifadelerini kullandı.

“2008’İ ÇOK İYİ HATIRLIYORUM”

A Milli Futbol Takımı’nın 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda oynadığı maçlar hakkında konuşan milli futbolcu, “2008’de 7 yaşındaydım ama maçları hatırlıyorum. O dönem ağabeyimle hayalini kurardık; ‘Avrupa şampiyonasına katılıp, yarı finale kalsak nasıl bir duygu olur’ diye. Maçtan sonra da Hollanda’da Türk Mili Takımı yendikten sonra herkes toplanır ve kutlama olur. Biz de oraya giderdik. 2008’i çok iyi hatırlıyorum. Sosyal medyada da aynı görüntüleri görüyorum” sözlerini sarf etti.

Orkun sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Başlangıçta maç öncesi de Mert Müldür ile bu konu hakkında konuşmuştuk. Avusturya’ya karşı erken gol yemiştik, rövanşı almak istiyorduk. İlk dakika gol oldu, bu bize motivasyon ve güç verdi. İlk dakikada 1-0 olunca daha da özgüven geliyor, daha rahat futbol oynuyorsun. İkinci yarıda da erken golle 2-0 oldu. 2-1’den sonra heyecanlandık biraz ama defansımız da iyi performans sergiledi. Her şey güzle oldu bizim için.”

“İKİNCİ OLMAMIZ ŞANS DİYEBİLİRİZ”

Gruptan ikinci olarak çıkmanın bir şans olduğunu söyleyen Orkun Kökçü, “Bizim için bir şans bu, bunun farkındayız. Hollanda, İngiltere, İsviçre onlar da güçlü. Ama diğer taraf daha güçlü gibi. İkinci olmamız şans diyebiliriz ama turnuvayı kazanmak isteyince her rakibi yenmek gerekiyor. Biz kim gelirse yenmeye çalışacağız” diye konuştu.

Hollanda’ya karşı forma giyemeyeceği için üzgün olduğunu belirten Orkun, “Bu maç oynamak isterdim çünkü Amsterdam’da kaybettiğimiz maçta oynamıştım ve o hissi asla unutmayacağım. Ne yazık ki oynamıyorum. Benim için hayal kırklığı diyebilirim ama takım arkadaşlarıma güveniyorum. İnşallah bu maçı da yeneceğiz. Avusturya maçı gibi Hollanda’ya karşı da rövanşı alacağımızı düşünüyorum” dedi.

“BİR HAYALİNİZ VARSA ONA ODAKLANMALISINIZ”

Orkun Kökçü sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Bir hayaliniz varsa ona odaklanmalısınız. Ferdi ile de bu konu hakkında konuştuk. Programa da baktık hangi ülkelerle eşleşebiliriz diye. Biz daha kolay tarafta olduğumuz için hayal kurmak daha kolay oluyor. İnşallah finale kadar çıkabiliriz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/okay-yokuslu-ve-orkun-kokcu-hollanda-maci-oncesi-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0
Yalova Belediyesi İşçileri İçin Çadır Kuruldu https://www.haber60.com.tr/yalova-belediyesi-iscileri-icin-cadir-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/yalova-belediyesi-iscileri-icin-cadir-kuruldu/#respond Fri, 05 Jul 2024 03:06:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36790 Yalova Belediyesi’nde işten çıkarılan yaklaşık 150 işçi için çadır kurulurken düzenlenen basın açıklamasıyla duruma tepki gösterildi.

Hak-İş Hizmet-İş Sendikası, Yalova Belediyesi’nden çıkarılan işçilerle ilgili çadır kurdu. Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde kurulan çadır önünde basın açıklaması gerçekleştirilen sendika işçilerin geri işe alınmasını istedi. Grup adına konuşma yapan Hak-İş Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, “Yalova Belediyesi emekçileri açık bir emek düşmanlığı ile karşı karşıyadır. 31 Mart Seçimleri sonrası belediyelerde yaşanan işçi kıyımı ve emek düşmanlığına maalesef Yalova Belediyesi de eklenmiştir. 150’ye yakın arkadaşımız keyfi gerekçelerle, haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmıştır. Bugün, haksız, hukuksuz ve keyfi olarak işlerinden edilen Yalova emekçilerinin yalnız olmadığını göstermek için buradayız. Ülkemizde her yerel seçim sonrası parti değişikliği yaşanan belediyelerde baş gösteren işçi kıyımları, emek hareketi adına bir utanç kaynağı olagelmiştir. Bu, tahammül edilebilecek bir durum değildir. Belediye başkanlarının asli görevi, kendisine yetkiyi veren vatandaşlara hizmet üretmektir. 31 Mart Seçimleri sonrası Yalova Belediye Başkanı olarak seçilen Mehmet Gürel, Yalova’ya hizmet etmek yerine, ‘Nasıl emek düşmanlığı yapabilirim, belediye emekçilerini nasıl mağdur edebilirimin derdine düşmüştür” dedi.

Maaşlar zamanında ödenmiyor

Yalova’da yerel seçimlerden bugüne 3 aydır belediye emekçisinin maaşları günü ve zamanında ödenmediği anlatan Yıldız, şöyle konuştu:

“Bir de üstene, iş kanununa aykırı olarak görev yerleri değiştirilmektedir. Arkadaşlarımız ikramiyeleri, bayram paraları ve mesaileri 3 aydır ödenmeyerek mağdur edilmektedir. Bu zulümdür, adaletsizliktir. İnsanların ekmeğiyle oynamaktır. Yalova Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Gürel’e sesleniyoruz, Belediyede her türlü etkinliğe para bulunurken, şehri için emek verenlerin alın terinin karşılığı neden ödenmiyor? ‘Maaşlarını ödeyemiyoruz’ diyerek, emekçilerin işlerinden edilmesi hangi vicdana sığar! Yaptığı işin gerektirdiği hiçbir riskten çekinmeden gece-gündüz, kar-kış fedakarca, onuruyla, alın teriyle çalışan bu insanlar, işten çıkarılmayı, baskı ve mobinge maruz bırakılmayı gerektirecek ne yaptı, suçları nedir? Bu zor ekonomik şartlarda aileleriyle birlikte hayatta kalmaya çalışan bu insanlar, işten çıkarılmayı hak etmiyor. Siz, çalışanlarınıza, gece başını yastığa koyduğunda yarın ne olacağım diye düşünmeyecek, endişeden uzak, huzurlu bir iş ortamı sağlamak zorundasınız.”

“Kararlıyız, haklıyız, kazanacağız”

Yıldız, yapılan haksızlığa asla sessiz kalmayacaklarını dile getirerek, “Yalova Belediyesi emekçilerinin hak ve hukukuna sahip çıkacağız. Üyelerimizi korumak için tüm hukuki, yasal girişim ve eylemi yerine getirmekten çekinmeyeceğiz. Bugün, haklılığımızı ve kararlılığımızı ortaya koymak için Eylem Çadırımızı kuruyoruz. İşten çıkarılan üyelerimiz işlerine iade edilinceye, hukuksuz görev değişiklikleri son buluncaya kadar mücadelemizi hem burada, hem de hukuki süreçte kararlılıkla sürdüreceğiz. Kararlıyız, haklıyız, kazanacağız” diye konuştu.

Belediyede Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nde görev yapan Polimer Yüksek Mühendisi ve doktora öğrencisi Rümeysa Beyaz, ilk etap 280 kişinin içten çıkarıldığı söylendi fakat bu sayının daha sonra 80’ne kadar düşürüldüğünü belirterek, “Avrupa Birliği projelerinin yapılması takibinden sorumluydum. Geçen Cuma günü işten çıkışımız 2 mühendis olarak verildi. Bugün itibariyle 80 kişinin işten çıkarıldığı söylendi. Öncelikle buradaki işçi çıkarma gerekçe gösterilerek yapıldı. Peki neden arkasında durulmadı. Bu 80 kişi neden kaldı. Diğerleri neden tekrar işe alındı. Madem geri alacaktınız neden, çıkardınız. İlla araya birilerini mi sokmak gerekiyordu. Biz araya birilerini sokamadığımız için değil, sokmak istemediğimiz için yapmadık ama burada araya birilerini sokamayacak insanlar var. Bu insanların günahı neydi. Bankamatik çalışını ithamıyla gururumun zedelenmesini istemiyorum. Ben bankamatik çalışanı değilim. Bunu da müdürlükte çalıştığım arkadaşlarım da herkes biliyor” dedi. – YALOVA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yalova-belediyesi-iscileri-icin-cadir-kuruldu/feed/ 0
İçişleri Bakanı, 6 Organize Suç Örgütünün Çökertildiğini Açıkladı https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-6-organize-suc-orgutunun-cokertildigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-6-organize-suc-orgutunun-cokertildigini-acikladi/#respond Fri, 28 Jun 2024 22:15:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36388 Mersin’de Yüsri Altın’ın (Firari), İstanbul’da Taha Kutay Karasoy’un (Yurt Dışı Firar) Antalya’da Sami Cerit’in (Firari) Aydın’da Çetin Gül’ün, Kahramanmaraş’ta Mehmet Aşçı’nın, İzmir’de Ercan Çelik’in elebaşılığını yaptığı organize suç örgütlerine yönelik ‘Kuyu-6’ operasyonları düzenlendi. Operasyonlarda 3 elebaşının da içerisinde olduğu 75 şüpheli yakalandı.

MERSİN’DE TEFECİLERE OPERASYON

Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı koordinesinde; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Tarsus KOM Büro Amirliğince; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonlarda; Örgüt Kurmak, Tefecilik, Tehdit ve Kasten Yaralama suçlarını işledikleri tespit edilen elebaşılığını Yüsri Altın’ın (Firari) yaptığı organize suç örgütü üyesi 10 şüpheli yakalandı. 5’i tutuklandı. 5’i hakkında adli kontrol kararı verildi.

ÖRGÜT YÖNETİCİSİ YURT DIŞINDA ÇIKTI

İstanbul elebaşılığını Taha Kutay Karasoy’un (Yurt Dışı Firar) yaptığı organize suç örgütü üyesi 8 şüpheli yakalandı. Organize Suç Örgütü Üyesi şüphelilerin; Tehdit, Mala zarar verme, genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarını işledikleri tespit edildi.

ANTALYA’DA ESNAFLARI HEDEF ALIYORLARDI

Antalya’da ise Serik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Antalya İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; “Tefecilik, Silahla Tehdit ve Kasten Yaralama” suçlarını örgütlü olarak işleyen Elebaşılığını Sami Cerit’in yaptığı organize suç örgütü üyesi 10 şüpheli yakalandı.

Organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; Suçtan elde ettikleri gelirleri “Oto Galeri, Restoran, Emlak” vb. sektörler aracılığıyla aklamaya çalıştıkları, Yüksek faiz karşılığında borç para verdikleri, Tehdit, cebir ve şiddet kullanarak yüksek meblağlarda para tahsil ettikleri, Zorla imzalattıkları boş senetleri doldurarak, mağdurlara ait gayrimenkul ve menkul değerlere el koydukları, Turizm bölgesindeki esnaflarla yaptıkları ticaret karşılığında karşılıksız çek vererek, çok sayıda esnafı mağdur ettikleri tespit edildi.

AYDIN’DA SAHTE RAPOR ÇETESİ ÇÖKERTİLDİ

Aydın’da Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Aydın İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Aydın Merkezli, İzmir, İstanbul ve Tunceli’de düzenlenen operasyonlarda elebaşılığını Çetin Gül’ün yaptığı organize suç örgütü üyesi 17 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin; Gerçeğe aykırı sağlık kurul raporları düzenleyip bu raporları kullanarak, “Engelli araç alımı, haksız emekliliğe yardım, haksız engelli aylığı yardımı ve haksız istihdam gibi tanımlanmış hak ve hizmetlerden usulsüz yararlanarak “Nitelikli Dolandırıcılık” suçunu işledikleri tespit edildi.

KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCUYA GEÇİT YOK

Kahramanmaraş’ta Göksun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Kahramanmaraş ve Kayseri’de düzenlenen operasyonlarda “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti” suçunu örgütlü olarak işlediği tespit edilen Elebaşılığını Mehmet Aşçı’nın yaptığı Organize suç örgütü üyesi 20 şüpheli yakalandı. 19’u tutuklandı, 1i hakkında adli kontrol kararı verildi.

İZMİR VE AYDIN’DA 13 FARKLI ADRESE BASKIN

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İzmir İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu İzmir ve Manisa’da 13 ayrı adrese düzenlenen operasyonlarda organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; Nitelikli yağma, tehdit, kasten yaralama gibi pek çok suça karıştığı belirlendi.Aralarında elebaşı Ercan Çelik’in de bulunduğu 10 şüpheli yakalandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-6-organize-suc-orgutunun-cokertildigini-acikladi/feed/ 0
CHP Milletvekili Bankoğlu, Avrupa Konseyi’nde kadın hak savunucularını hedef alan popülizmi eleştirdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bankoglu-avrupa-konseyinde-kadin-hak-savunucularini-hedef-alan-populizmi-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bankoglu-avrupa-konseyinde-kadin-hak-savunucularini-hedef-alan-populizmi-elestirdi/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36225 (ANKARA) – CHP Bartın Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Üyesi Aysu Bankoğlu, Avrupa Konseyi’nin Strasbourg’da gerçekleşen haziran oturumunda kadın hak savunucularına ilişkin konuşma yaptı. Bankoğlu, “Popülist hükümetler genellikle ahlak, aileyi koruma ve güçlü bir ülke olma bahanesi ve ataerkil düzeni sürdürme amacıyla kadın hakları savunucularını bir kalıba sokup hedef almaktadır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu tutumun açık bir örneğidir” dedi.

Avrupa Konseyi oturumundaki konuşmasını Gezi Davası tutuklularından Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile birlikte Cumartesi Anneleri’ne ithaf eden Bankoğlu, popülist hükümetlerin en çok kadın hareketlerini hedef aldığını belirtti. Bankoğlu, AKPM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında şunları söyledi:

“Feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına…”

“Popülizmin yükselişiyle birlikte kadın insan hakları savunucularının karşılaştığı zorlukları anlatan bu rapor için Sayın Petra Bayr’a teşekkür ederim. Türkiye’de hak savunucularının, hükümetin ataerkil zihniyetine karşı etkili muhalefet oluşturduğunu belirtmekten gurur duyuyorum. Bir parlamenter olarak ve daha da önemlisi, Türkiye’de kadın hakları aktivizmine katılan binlerce kadından biri olarak, bugün sözlerimi haklarını erkeklerin veya siyasi gücün lütfuyla değil, kendi mücadeleleriyle elde eden kadınlara, İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek için hala direnen kadınlara, her yıl 8 Mart’ta İstanbul’da feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için mücadele eden Cumartesi Annelerine, Gezi protestoları nedeniyle cezaevinde olan çevre insan hakları savunucuları Çiğdem Mater ve Mine Özerden’e ithaf ediyorum.

“Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız”

Raporda popülizme yapılan vurgu çok önemli. Popülizmin kadın hakları savunucularını nasıl hedef aldığını gördük. Hak savunucuları, siyasi görüşlerinden dolayı birçok platformda, sosyal medyada ve siyasi mecralarda linç edilmektedir. Online nefret kampanyaları, kadın düşmanlığı yani mizojiniyle iç içe geçmiş durumda. Popülist hükümetler genellikle ahlak, aileyi koruma ve güçlü bir ülke olma bahanesi ve ataerkil düzeni sürdürme amacıyla kadın hakları savunucularını bir kalıba sokup hedef almaktadır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu tutumun açık bir örneğidir. Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Güç ve ahlak üzerinde düşünmeliyiz, popülist yönetimlerin amaçlarını ve popülizmin nasıl kullanıldığını iyi analiz etmeliyiz. Eğer kadınlar, iktidar pozisyonlarına veya ahlaki bir yapıya sığdırılamıyorsa, bu mevcut yapıları yeniden tanımlamalıyız.

“Kadın hakları savunucuları hedef alınmaktadır”

Tam da bu yüzden, kadın hakları savunucuları, insan haklarının temel bir parçasıdır ve aynı zamanda popülist hareketlere karşı önemli bir direnç kaynağıdır. Yine bu nedenle dünya genelinde sürekli olarak kadın hakları savunucularını hedef alınmaktadır. Dolayısıyla, Avrupa Konseyi’nin hak savunucularını koruma konusundaki desteği, her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.”

CHP’li Bankoğlu ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nin mimarlarından, GREVIO başkanlığı ve CEDAW üyeliği yapmış ve Avrupa Konseyi’nin 75.yılında rol model gösterilen 75 kadından biri seçilen Prof. Dr. Feride Acar’ı ve AKPM tarafından onursal üyelik ve Meclis madalyası ile ödüllendirilen CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’yi tebrik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bankoglu-avrupa-konseyinde-kadin-hak-savunucularini-hedef-alan-populizmi-elestirdi/feed/ 0
İzmir’de Moto Kuryelerden Adalet İstemi https://www.haber60.com.tr/izmirde-moto-kuryelerden-adalet-istemi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-moto-kuryelerden-adalet-istemi/#respond Thu, 27 Jun 2024 22:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36195 (İZMİR) – İzmir’de onlarca moto kurye, trafik kazalarında veya saldırılar sonucu ölen moto kuryelere dikkat çekmek ve adalet istemiyle eylem düzenledi. “Yaşamak istiyoruz” sloganıyla düzenlenen eylemde ölen arkadaşlarını hatırlatan moto kuryeler, kuryelik mesleğinin tehlikeli işler statüsüne alınmasını istedi.

İzmir’in Konak ilçesi Fahrettin Altay bölgesinde toplanan moto kuryeler, buradan Cumhuriyet Meydanı’na konvoy oluşturdu. Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yapan moto kuryeler, “Bizler sizlerle varız. Hayallerimizi, yarınlarımızı, geleceğimizi elimizden almayın. Yaşamak istiyoruz. Ailelerimizi de yaşatmak istiyoruz” diyerek kuryelik mesleğinin bir an öce tehlikeli işler statüsüne alınmasını istedi. Ata Emre Akman, Tevfik Arayıcı, Muhammet Çetinkaya başta olmak üzere moto kurye ölümlerine dikkat çeken moto kuryeler, çalışırken ölen arkadaşlarının davalarının takipçisi olacaklarını kaydetti.

“Adaletin yerini bulmasını istiyorum”

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde 9 Aralık 2023 tarihinde moto kuryelik yaparken hayatını kaybeden 25 yaşındaki üniversite öğrencisi Tevfik Arayıcı’nın annesi Bahar Arayıcı, “Eşim vefat ettiği için evlere temizliğe giderek, merdiven yıkayarak oğlumu okutmaya çalışıyordum. Oğlum Karabük’te okuyordu. Gönderdiğim harçlık yetmediği için moto kuryelik yapıyordu. Orada alkollü bir cani oğlumun şeridine geçerek, oğluma vurup öldürüp kaçmış, ölüme terk etmiş. Bir de caniyi serbest bıraktılar. Sanki ödül verir gibi tahliye verdiler. Benim oğlumun suçu neydi? Niye öldü? Oğlum, tüm kuryeler ve tüm gençlerimiz için adalet istiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Oğlumu öldürenlerin yargılanmasını, tutuklanmasını istiyorum. Gençlerimizi sokakta bulmadık” diye konuştu.

“Ekmeğimizin peşindeyiz”

4 yıldır moto kuryelik yaptığını belirten Fatih Cem Yılmaz “Bu iş uğruna bir sürü arkadaşımızı kaybettik. Bir sürü canımız gitti. Samet Özgül, Ata Emre Akman, Tevfik Arayıcı. Ekmeğimizin peşindeyiz, öldürülmek istemiyoruz. Lütfen bizi öldürmeyin” dedi.

“Adalet arayışımız devam edecek”

6 yıldır moto kuryelik yapan Mahsun Korkmaz da “Şu anki konumuz trafikte öldürülen kuryeler değil. Hunharca katledilen Tevfik Arayıcı. 17 saat boyunca can çekişerek öldü. Şu an katili serbest bir şekilde dolaşıyor. Ata Emre Akman’ın da mahkeme süreci başlayacak. Onun da takipçisi olacağız. Muhammed Çetinkaya da 12 kurşunla öldürüldü. Samet arkadaşımız boğazı kesilerek öldürüldü. Bizim buradaki sorunumuz trafikte ölen kuryeler değil, hunharca katledilen kuryeler. Adalet arayışımız devam edecek. Eğer ki bu adalet arayışında istenilen sonuç halkın kalbini ferahlatmıyorsa, adalet arayışımız süresiz nöbet haline gelecek” ifadelerini kullandı.

“Yarınlarımızı, geleceğimizi elimizden almayın, yaşamak istiyoruz”

10 yıldır moto kuryelik yapan Taner Bişilen ise şunları söyledi:

“Bizler kuryeyiz. Bu hayatı sizler için kolaylaştırmaya yarayan aracılarız. Bizler trafikte ya da kendini bilmeyen birileri tarafından öldürülmek istemiyoruz. Yarınlarımızın, geleceğimizin ve çocuklarımızla geçireceğimiz birkaç günün hunharca elimizden alınmasını istemiyoruz. Kuryeler olarak biz de bu hayatta varız. Bizler de sizler gibi yaşamayı hak ediyoruz. Hiçbir insan 25 bıçak darbesiyle ya da son sürat gelen bir arabanın çarpmasıyla öldürülmeyi hak etmiyor. Hiçbir insan ölümü hak etmiyor. Hele böyle bir ölümü asla hak etmiyor. Bizim adalet anlayışımız, adalet çabamız mahkeme süresinde değil, failler cezalarını alıp hükümleri kesinleşene kadar. Hiçbir kurye arkadaşım yalnız değil. Biz bir topluluğuz. Bizler sizlerle varız. Hayallerimizi, yarınlarımızı, geleceğimizi elimizden almayın. Yaşamak istiyoruz. Ailelerimizi de yaşatmak istiyoruz. Kuryelik mesleğinin tehlikeli işler statüsüne bir an önce alınmasını istiyoruz. Haklarımızın savunulmasını ve bu hayatta varoluş çabamızın vatandaşlar ve halk tarafından görülmesini istiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-moto-kuryelerden-adalet-istemi/feed/ 0
DEM Parti, kayyım uygulamasına son verilmesi için kanun teklifi verdi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kayyim-uygulamasina-son-verilmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kayyim-uygulamasina-son-verilmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:30:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36033

(ANKARA)- DEM Parti, kayyım uygulamasına son verilmesi ve bugüne kadar yerine kayyım atanan belediye başkanlarının göreve iade edilmesi için kanun teklifi verdi. Teklifin gerekçesinde “Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır” denildi.

DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, kayyım uygulamasına son verilmesi için Belediye Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi verdi. TBMM Başkanlığı’na sunulan teklifte, anayasaya aykırı olan kayyım uygulamasına son verilmesi önerilirken, belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili şu düzenleme öngörüldü:

“Görevleriyle ilgili zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından biri nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.

Görevden uzaklaştırma kararı ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahküm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.”

Teklifte kayyım uygulamasının getirildiği 31 Mart 2019 tarihli yasa değişikliğinin ardından görevden uzaklaştırılan ve yerine kayyım atanan belediye başkanlarının da görevlerine iade edilmesi önerildi.

Teklifin genel gerekçesinde ise şu görüşler dile getirildi:

“OHAL KHK’si ile getirilen ve yasalaşan düzenlemeler öncesi, bir belediye başkanı hakkında soruşturma veya kovuşturma açılmışsa İçişleri Bakanlığı’nın tasarrufunda kesin hükme kadar görevden uzaklaştırma kararı alınabiliyordu. Bu geçici ‘önlem’ sürecinde de belediye meclisi toplanıp kendi üyeleri arasından bir başkanvekili seçiyordu. Ayrıca isnat edilen suçun görevle ilgili olması da gerekiyordu. Kayyım politikaların Kürt halkına tek zararı, seçme seçilme hakkının ihlal edilmesi, halk iradesinin yok sayılması olmamış; yolsuzluk, rüşvet, talan, usulsüzlük kayyımların belediyelerde temel yönetim anlayışı olmuştur. Kayyım atamalarının ardından, yerel yönetimlerde birçok usulsüzlük ve hukuksuzluk yaşanmış, bu durum defalarca kamuoyuna yansımış olmasına rağmen hiçbir siyasi sorumluluk alınmamış, denetim görevleri yerine getirilmemiştir.

“Maddelerin demokratikleştirilmesi gerekmektedir”

Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sadece kayyım atamasına olanak veren yasa maddeleri değil, belediye eşbaşkanlarının görevden uzaklaştırılmalarına olanak sağlayan maddelerin de demokrasinin temel ilkeleri, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri gibi evrensel kurallar gereğince demokratikleştirilmesi gerekmektedir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kayyim-uygulamasina-son-verilmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/feed/ 0
Hatay’da Barınma Hakkı Platformu Kuruldu https://www.haber60.com.tr/hatayda-barinma-hakki-platformu-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/hatayda-barinma-hakki-platformu-kuruldu/#respond Mon, 24 Jun 2024 22:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35731 (ANKARA) – Hatay’da 6 Şubat’taki depremlerden etkilenen yurttaşlar, barınma haklarına sahip çıkmak için farklı mahalle ve kuruluşların bir araya gelmesiyle Barınma Hakkı Platformu’nu kurdu.

6 Şubat depremlerinde büyük yıkıma uğrayan Hatay’da yurttaşlar, yaşamları ve barınma haklarına sahip çıkmak için farklı mahalle ve kuruluşların bir araya gelmesiyle Barınma Hakkı Platformu’nu oluşturdu.

Ortak taleplerini ve kuruluş amacını duyurmak üzere düzenlenen basın açıklamasında platform adına konuşan Gülhan Bilhan, şunları söyledi:

“Depremin üzerinden iki yıla yakın bir süre geçmişken Hatay halkı olarak temel ihtiyaçlarımıza dahi ulaşamıyoruz ve her alanda ciddi mücadeleler içindeyiz. Bizler yaşamsal sorunlarla boğuşurken riskli alan ile başlayıp Kentsel Dönüşüm Yasası ve değiştirilen Rezerv Alan Yasası ile devam eden süreçte kentimizi, kültürümüzü, tarihsel dokumuzu da kaybetme riski ile karşı karşıyayız.

Rezerv alan yasasındaki belirsizliklerin giderilmemesi ve halka güvence verilmemesi; yasa değişmediği sürece sadece Hatay ya da depremden etkilenen diğer 10 il için değil tüm ülke için kanun yapıcıların ve kendileriyle iş birliği yapacak şirketlerin rantı, talanı ve yağmayı kolaylıkla gerçekleştirebileceği bir alan açma tehlikesi barındırıyor. İktidar, kentteki inşa sürecini ancak bu yasayla tamamlayabileceğini söyleyerek evleri yıkılmış vatandaşları çaresizliğe iterken, konutları yapabilmenin bir yolunun da binası hasarsız, az veya orta hasarlı binaları yıkmaktan ve bunlarla beraber boş arsalara el koymaktan geçtiğini söylüyor. Bu yolla evi yıkılıp rezerve mecbur hissedenle evi az hasarlı veya hasarsız olup rezervi istemeyeni karşı karşıya getirmiş oluyor.

“Karar süreçlerinin tümünde söz sahibi olacağımız bir memleket kurmak istiyoruz”

Memleketimizin yeniden inşasında söz sahibi olmak isteyen bizleri ısrarla görmezden gelen ve sürecin dışında tutan bu yaklaşım devam ettiği sürece sadece rezerv alan değil bütün meseleleriyle memleketimizin yeniden inşasına dair aidiyet duygusu geliştirmemizin mümkün olmayacağı ve iktidarın dayatması ile halkın talepleri ve duygularının karşı karşıya geleceği aşikar. Bu memleketin sokaklarında bir defa bile yürümeyenler, havasını solumayalar bir araya gelerek binlerce yıllık kadim geçmişe sahip bu memleketin insanına hiçbir şey sormadan bir kent kurmaya çalışıyor, yasalar çıkarıyor, malımıza el koyuyor üstelik bu belirsiz ve tehlikeli yasayla kendilerine güvenmemizi istiyorlar.

Kentin ruhunu, kültürünü, yaşam biçimini bilmeyen kanun yapıcıların kuracağı bir memleket değil bilim insanlarının, tarihçilerin, kentin hafızasına hakim olan bizlerin öncülüğünde bizlere danışılarak ve karar süreçlerinin tümünde söz sahibi olacağımız bir memleket kurmak istiyoruz.

“Sözünü verdiğiniz kalıcı konutları ivedilikle ve bedelsiz istiyoruz”

Bu ortak duygudan hareketle farklı mahallelerden insanımızla; dernek, sendika ve meslek odaları ile yürüttüğümüz rezerv alan tartışmasına dair değerlendirme yolumuz ve mücadele hattımızın başlıkları belirginleşti. Hatay’ın yeniden inşa sürecinde evet/hayır tartışmasına boğulmadan ortak taleplerimizi yükseltebileceğimiz bir mücadele platformu kurarak mücadelemizi en geniş tabanda sürdüreceğiz. Bizler, bu kentin yurttaşları olarak bu sorumlulukla kurduğumuz Barınma Hakkı Platformu’yla farklı mahallelerle, dernek, sendika ve meslek odalarıyla birlikte kentin sözünü söyleyebileceği bir alan açmak istiyoruz. Bunun için mahallelerle bir araya gelişlerimizde ortak taleplerimizi belirledik ve artık platformumuzun çatısı altında taleplerimiz için mücadele edeceğimizi basın ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Söz, yetki karar kentin asıl sahipleri olan bizlerde olmalıdır, diyerek çıktığımız bu yolda taleplerimiz nettir:

Sözünü verdiğiniz kalıcı konutları ivedilikle ve bedelsiz istiyoruz.

Rezerv alan içindeki az hasarlı binalarımızın ve güçlendirilmesi yapılmış orta hasarlı binalarımızın yıkılmasını kabul etmiyoruz.

6306 sayılı kanunla birlikte bizleri bekleyenlerin bütün şeffaflığı ile ortaya koyulmasını ve kentin yeniden inşa sürecinin halkla birlikte yürütülmesini istiyoruz.

Hatay halkına rağmen yürütülecek bir planın parçası olmayı reddediyoruz.

Boş arsası, müstakil evi olanların ya da daire sahiplerinin arsa payları üzerinden hak kaybı yaşamasını kabul etmiyoruz.

Kentimizin renginin, kimliğinin, kültürünün, tarihinin, demografik yapısının bir bütün olarak korunmasını ısrarla ve inatla istiyoruz.

Geçen bir buçuk senelik süreçte yetkililerin sözlerine güvenemeyeceğimizi defalarca deneyimledik. Bundan sonrası için sözle değil yasayla teminat istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hatayda-barinma-hakki-platformu-kuruldu/feed/ 0
Deniz Yücel: “Diyanet, Beş Ayda 2 Milyon 312 Bin Asgari Ücretlinin Maaşına Eşit Harcama Yaptı” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/#respond Mon, 24 Jun 2024 22:48:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35725 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, ” Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılının ilk beş ayında 39 milyar lira para harcadı. Basında çıkan haberlere göre, bu paranın büyük bir kısmı lüks makam araçlarına ve beş yıldızlı otellerde yapılan toplantılara harcanmış. Yani Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı” dedi.

CHP MYK saat 14.25 itibarıyla toplandı. MYK’nın gündeminde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe’nin dört saat süren görüşmesi vardı. Toplantının gündeminde ayrıca 30 Haziran’da Kocaeli’nde yapılacak ‘Geçinemiyoruz’ mitingi, tüzük kurultayı, kampanya döneminde parti aleyhine çalışanlar ve vergi paketi de vardı. MYK toplantısı sürerken CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yücel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağı ilçelerinde çıkan ancak 85 milyonun yüreğine dokunan yangınlar, buruk da olsa yaşamaya çalıştığımız bayram sevincimizi maalesef kursağımızda bıraktı. Bu iki ilçemizin birbirine yakın köy ve mahallelerinde meydana gelen yangın nedeniyle ne yazık ki 15 vatandaşımız yaşamını yitirdi, çok sayıda vatandaşımız yangından etkilendi. Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum. Tabii, can kayıplarımız sadece insandan ibaret değil. Yüzlerce hayvan sessiz sedasız kurtarılmayı beklerken alevler içinde telef oldu. Her birine canımız yandı, yüreğimiz dağlandı. Sorumlularının ivedilikle tespit edilmesini ve hak ettikleri cezaları almalarını temenni ediyoruz. Bölge halkının yanı sıra, 85 milyon vatandaşımız acısını yaşarken birileri sosyal medyada, bölgedeki belediyelerin yangını kasıtlı söndürmediği gibi senaryolar dillendirdiler. Açıkçası bizim de kulaklarımızda Erdoğan’ın ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse oraya hizmet gelmez’ sözleri bir kez daha çınladı. Ülkede yangın çıkıyor, iktidara mensup tek bir kişi bile üzerine alınmıyor. Anlaşılan, devletin yangın söndürme uçaklarını, her an uçmaya hazır halde bekleyen uçan sarayları kadar tetikte tutmuyorlar. Ülkemizin deprem, sel gibi doğal afetlere yönelik hazır bir eylem planı olmadığı gibi yangınlara yönelik de yok. Ülkeyi yönetmek konusunda yetki aldıkları 85 milyon vatandaşımızı, her seferinde yitirdiğimiz canlarımızın acısıyla küle dönen tarlalarımızın, ekinlerimizin, bereketli topraklarımızın acısıyla baş başa bırakıyorlar. Bu millet daha iyi bir yaşamı hak ediyor, bu ülke daha iyi yönetilmeyi hak ediyor.

“Vatandaşlarımız bu yıl da Kurban Bayramı’nı ekonomik zorluklar içerisinde kutlamaya çalıştı”

Dokuz günlük bayram tatilini geride bıraktık. Vatandaşlarımız bu yıl da Kurban Bayramı’nı ekonomik zorluklar içerisinde kutlamaya çalıştı. Ne yazık ki bu bayramda; otobüs bileti alamadığı için memleketine gidemeyen, evindeki ikramları küçülten, torunlarına harçlık vermekte zorlanan, kurban kesemeyen vatandaşlarımızın sayısının çok ama çok arttığını gördük. Emekliler de emekçiler de çok zor günler geçiriyor. Paranın alım gücü her geçen gün daha da düşüyor. 17 bin liralık asgari ücretle, 10 bin liralık emekli maaşıyla hayata tutunmak neredeyse imkansız hale geldi. Gençlerin iş bulma ümidi tükendi. İnsanlarımız mutlu olmayı unuttu. Birleşmiş Milletler (BM) destekli yıllık Dünya Mutluluk Raporu’na göre, Türkiye Avrupa’nın en mutsuz ikinci ülkesi oldu. AKP iktidarıysa sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranmayı sürdürüyor.

“Sen itib ar sahibi olacaksın diye benim vatandaşım yoksulluk çekecek öyle mi”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir yıldır görevde. Göreve geldiği günden bu yana çalışanların kazanılmış haklarına göz dikmek dışında ekonomiyi düze çıkaracak, halka rahat bir nefes aldıracak tek bir adım dahi atmadı. Sarayın ‘itibardan tasarruf olmaz’ anlayışıyla yaptığı hesapsız harcamalara ses çıkarılmadı. Neyin itibarı arkadaşlar? Senin vatandaşın aç. Senin emeklin hayatta kalma mücadelesi veriyor. Senin gençlerin gelecekten umutsuz. Senin 9 buçuk milyon işsizin var. Sen itibar sahibi olacaksın diye, gösteriş yapacaksın diye, 85 milyonun hakkıyla, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hava atacaksın diye, benim vatandaşım açlık, yokluk, yoksulluk çekecek öyle mi? Yok öyle. Bu düzen değişecek.

“Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı”

Diyanet İşleri Başkanı, resmen lüks otomobil koleksiyonu yapıyor. Diyanet, beş yıldızlı otellerde etkinlikler düzenlenmeye devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılının ilk beş ayında 39 milyar lira para harcadı. Basında çıkan haberlere göre, bu paranın büyük bir kısmı lüks makam araçlarına ve beş yıldızlı otellerde yapılan toplantılara ve başkanlığa harcanmış. Yani Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı. AKP milletvekilleri ıstakozlu masalarıyla, pahalı saatleriyle millete hava atıyor. Bakanlar devletin uçaklarını kendi özel işlerinde kullanıyorlar. Bunlardan tasarruf yapamayan Mehmet Şimşek memurların servisinden, fazla mesai ücretinden, lojmanından kesinti yaparak ekonomiyi düzeltebileceğini zannediyor.

“TFF, EURO 2024 davetlileri için 3 milyon euro para harcadı”

Mehmet Şimşek bu etkisiz önlemlerle aklı sıra ekonomiyi düzeltmeye çalışırken Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Almanya’da gerçekleştirilen EURO 2024 davetlileri için 3 milyon euro para harcadı. Meğer İngiltere’den de Fransa’dan da İsviçre’den de daha zenginmişiz. İngiltere’nin futbol federasyonu, sadece takım kafilesinin masraflarını karşıladı. Fransa, kafile dışında 27 kişiyi; İsviçre ise 14 davetliyi götürdü. TFF ise tam 197 kişiyi götürdü. İngiltere hiç kimseyi götürmezken Türkiye 197 kişiyi götürebilecek bütçeye ve imkana sahip. Ki bu federasyonun açıkladığı sayı. Bunun 600 kişiye kadar çıktığını söyleyen birçok yetkili var. Daha garibi bunların bir kısmı sponsorlardan seçilmiş. Yani TFF sponsorlara sponsor olmuş. Yazık, tasarruf için attığınız bu adımları ibretle izliyoruz.

“Ekonomideki kötü gidişata dur demek için Karatepe, Mehmet Şimşek ile görüştü”

Ekonomideki bu kötü gidişe dur demek, emeklilerin, asgari ücretlilerin omuzlarındaki yükü hafifletebilmek için Genel Başkan Yardımcımız, Gölge Bakanımız Sayın Yalçın Karatepe, bugün Mehmet Şimşek’le bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Sayın Yalçın Karatepe, kendisinin de açıkladığı gibi CHP olarak ekonomi alanında yaşanan sorunları dört ana başlıkta Sayın Mehmet Şimşek’e iletti. Asgari ücrete ve emekli maaşlarında artış yapılmasının zorunlu olduğu, vergide adaletin sağlanmasının da bir zorunluluk olduğu ve çiftçiye, üreticiye verilmesi gereken tarımsal desteklerin arttırılmasının ulusal güvenlik meselesi olduğu gerekçeleriyle birlikte Sayın Karatepe tarafından Sayın Şimşek’e aktarıldı. Şu anda en çok ezilen kesim olan emeklilerle ilgili, emekli maaşlarına sadece enflasyon oranında artış yapılmasının yeterli olmadığı, bunun yanında refah payı verilmesi gerektiği ve en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi gerektiği vurgulandı.

“Bunun adı harç değil, haraçtır”

Şunu bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum: Biz iktidarın milletimize yaşattığı ekonomik sıkıntıların sorumluluğuna ortak olacak değiliz. Biz bu görüşmeyi, AKP iktidarının yarattığı enkaza ortak olmak için değil; tam aksine AKP’nin yanlış ekonomi politikalarının bedelini ödeyen, dar gelirli vatandaş olmasın diye yaptık. ve Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Yalçın Karatepe’nin de yaptığı basın toplantısında detaylı bir şekilde ifade ettiği gibi; AKP’nin yanlış ekonomi politikalarının acı reçetesini vatandaşa çıkaran anlayışında bir değişiklik yapma iradesi olmadığını gördük. Hal böyleyken enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezilen milyonlar, yanlış vergi politikalarıyla daha da büyük bir çıkmazın içine itiliyor. İktidar, tasarrufu toplumun dar gelirli kesiminden beklerken bir yandan da yine dar gelirli vatandaşlarımızı adaletsiz bir vergi sistemiyle kıskaca almakta hiçbir sakınca görmüyor. Bakın, iktidarın koruması altındaki şirketlere sürekli vergi muafiyeti getirilirken moto kuryelerin vergi yükünü artırmak gibi saçma sapan öneriler getiriliyor. Ne üzücüdür ki aynı iktidar, moto kuryelerin can güvenliğini sağlamak, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini arttırmak konusunda bu kadar istekli değil. Neymiş, bahşişlerden de vergi alınacakmış. Bir başka saçmalık da yurt dışı çıkış harcındaki anormal artış miktarları. Seyahat hakkına darbe vuracak biçimde, yurt dışı çıkış harcını 10 kat arttırmak nedir? Bunun adı harç değil, haraçtır. Bu akla ziyan öneriler, sadece vatandaşımızı daha da zora sokar.

“Çocuklarımızın geleceğini bu şahsa teslim etmek, ülkemizin ve milletimizin bekasını tehlikeye atmak demek”

Ekonomi kadar önem verdiğimiz diğer bir konu da eğitim… Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda, maalesef bir yıldır Atatürkçü düşünce karşıtı, aklı ve bilimi, fenni reddeden, eğitimi çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre değil tarikatlara göre şekillendiren ve her fırsatta Cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma gayretinde ve çabasında olan bir kişi oturuyor. Bu kişi, o koltuğu kesinlikle hak etmiyor. Bu adamın her davranışı, her konuşması, her adımı faul. Çocuklarımızın geleceğini bu şahsa teslim etmek demek, ülkemizin ve milletimizin bekasını tehlikeye atmak demek. Göreve geldi, ÇEDES denilen ucube projeyi başlattı. Sınıfa mezar maketi koydurdu, gelişim çağındaki çocukların üzerine kefen örttürdü. Çocuklarımızı, Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katleden alçakların sözde türbesine götürdü. Camide palyaçolu etkinlik düzenlendi. Bu zat, adından içeriğine her şeyiyle berbat bir müfredat hazırladı. Akıldan, bilimden, çağdaşlıktan, evrensel değerlerden, Atatürk’ün gösterdiği aydınlık yoldan sapmak için her yolu deneyeceğini her fırsatta gösterdi.

“Yusuf Tekin derhal görevden alınmalıdır”

Bu zihniyet, mezuniyet törenlerini bile evlatlarımıza zehir etti. Kız çocuklarımızın kıyafetlerine müdahale ettiler. Bu zat, göreve geldiği günden bu yana toplumun tepkilerine hep kulak tıkadı. Bayramda ise sınırı iyice aştı. Öğretmenlerimize ‘fonlanan grup’ deme cüretini gösterdi. Milli eğitime ayırılan kaynakları, tarikatlara peşkeş çekmekten utanmayan bu kişi, öğretmenlerin emeğini hiçe saydı.   Tarikatları fonlayan bu kişi, öğretmenlik mesleği gibi kutsal ve kamusal bir görevi ‘fonlama’ diye nitelendirecek kadar hadsiz, insafsız, izansız. Bu zatın bir saniye bile o koltukta oturması çocuklarımızın, gençlerimizin ve ülkemizin geleceği açısından tehlike ve tehdit oluşturuyor. Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, evlatlarının gelişim ve öğrenim sürecinden kaygı duyan velilerimiz, kutsal bir meslek için emek harcayan öğretmenlerimiz, atanmayı bekleyen binlerce öğretmen adayımız bu eziyetten bir önce kurtarılmalıdır. Bu zat derhal görevden alınmalıdır. Köy Enstitülerini kuran Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç gibi isimlerden, tarikat sevdalısı Yusuf Tekinlere… Türk milli eğitim sisteminin ışığını işte böyle söndürdüler. Sözü geçmişken, Köy Enstitülerini hayata geçiren iki efsane ismi; Milli Eğitim eski Bakanımız Hasan Ali Yücel’i ve bugün ölüm yıl dönümü olan dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum.

“Terkoğlu, Pehlivan, Soykan ve Ağırel gibi mesleğini gazetecilik ilkelerine göre icra eden tüm gazetecilerin yanındayız”

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Timur Soykan ve Murat Ağırel… Son yıllarda yaptıkları haberlerle, ortaya çıkardıkları gerçeklerle Uğur Mumcu’ların, Abdi İpekçi’lerin yolundan yürüyen, hepimizin okumaktan, izlemekten, tanımaktan mutluluk duyduğu isimler. Özellikle Sinan Ateş cinayetiyle ilgili yaptıkları haberler nedeniyle açıkça hedef gösteriliyorlar. Gazetecilerin görevi toplumu yakından ilgilendiren olayları, eğer varsa bu olayların arkasındaki kirli ilişkileri aydınlatmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Sinan Ateş Cinayeti de böyle bir olaydır. Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Timur Soykan ve Murat Ağırel gibi mesleğini gazetecilik ilkelerine göre icra eden tüm gazetecilerin yanındayız. Basın özgürlüğünü tartışmayız, tartıştırmayız. Daha önce de söyledik, bu gazetecilerin başına gelecek her türlü olumsuzluktan onları hedef gösteren siyasetçiler sorumludur.

“Kabadayılara, Şerafettin Bahadır için hukuk önünde hesabı sorulacaktır”

31 Mart yerel seçimlerinde Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde, CHP’den belediye meclis üyesi adayı olan Şerafettin Bahadır’ı siyasi hazımsızlıklarından dolayı darp edenleri de unutmadık. Seçim sonucunu hazmedemeyip seçimi haksız yere tekrar ettiren anlayış, bu kez de suçsuz günahsız bir insana, kızının yanında, savunmasızken sopalarla saldırıp kurşun sıktı. Beş kişi bir araya gelip de pusu kurup savunmasız bir kişiye silahlarla saldırmak düpedüz namertliktir. Yapan da yaptıran da alçaktır. İki aydır tehditleri devam eden kabadayılara, Şerafettin Bahadır için ve büyük bir travmaya maruz kalan kızı için hukuk önünde hesabı sorulacaktır.

“Asgari ücretle yaşam savaşı verenleri 30 Haziran’da Gebze’de bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz”

Son olarak ekonomik krizin en can yakıcı halinin yaşandığı bugünlerde, tarafımız elbette emekten ve emekçiden yana. Ezilen, hor görülen, mağdur olan kim varsa; sesi, soluğu, çığlığı olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle yerel seçimlerden sonra bugüne kadar atanmayan öğretmenler ve mülakat mağdurları, emekliler, çay üreticileri ve buğday üreticileri için düzenlediğimiz mitinglerden sonra 30 Haziran’da Kocaeli’nde ‘Emek Mitingi’ düzenliyoruz. Asgari ücretle yaşam savaşı verenleri, hayat pahalılığı altında ezilenleri, yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı koyan emekçileri ve onların yaşadığı bu zulmü yüreklerinde hisseden herkesi 30 Haziran’da Kocaeli Gebze’de bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/feed/ 0
İzmir Şehir Hastanesinde Emekçiler İş Bıraktı https://www.haber60.com.tr/izmir-sehir-hastanesinde-emekciler-is-birakti/ https://www.haber60.com.tr/izmir-sehir-hastanesinde-emekciler-is-birakti/#respond Mon, 24 Jun 2024 22:03:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35693 Haber: FATİH ÖZKILINÇ Kamera: KERİM UĞUR

(İZMİR)- İzmir Bayraklı’da bulunan şehir hastanesinde çalışan emekçiler, düşük ücret ve yoğun çalışma koşullarını protesto ederek iş bıraktı. Emekçiler, hastane yönetiminden ve bağlı bulundukları şirketten koşullarının iyileştirilmesini istedi.

İzmir Şehir Hastanesinde çalışan temizlik işçileri düşük ücret ve yoğun çalışmaya karşı iş bıraktı. Sabah saatlerinde hastane önünde toplanan emekçiler, ücretlerinin asgari ücret düzeyinde olduğunu belirterek, ücretlerinin ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için hastane yönetimine ve bağlı bulundukları şirkete seslendi.

“Bizim sesimizi duyun”

ANKA Haber Ajansı’na konuşan hastane personelinden Halil İbrahim Ortaboğaz, “İzmir Şehir Hastanesinin inşaatında bu yana 4 senedir temizlik personeli olarak İSS personeli olarak çalışıyorum. Bin 500 kişi olarak çalışmamız gerekirken 500-600 kişi çalışıyoruz. İşçi yetersizliğinden iş yükümüz artıyor, hastalara gerekli hizmeti veremiyoruz. Bizim sesimizi kimlerin duyması gerekiyorsa duysun artık. Ankara Etlik Şehir Hastanesinde maaşlara iyileştirme yapıldı. Bizler de maaşlarımıza iyileştirme yapılmasını istiyoruz. Asgari ücrete çalışıyoruz. Kiramız, çoluğumuz çocuğumuz için buradayız. Baştakilere iyileştirme yapılmasını söylüyoruz, iyileştirme yapmadıkları için buradayız. Bizim sesimizi duyun, bizlere yardımcı olun” dedi.

“Asgari ücretle kimse geçinemiyor”

Hastane personeli Mecit Çınar ise “5 seneden bu yana burada çalışıyorum. İSS’le 2,5 seneden bu yana hiçbir hakkımız yok burada. Yol parasını bile cebimizden veriyoruz. Yemekler çok kötü. İşçi sayısı çok az. 3-4 kişilik işi zorla yaptırmaya çalışıyorlar. ‘Yapmazsanız işten çıkartırız’ diye tehdit ediyorlar. Eleman yokluğundan izinli arkadaşlarımızı çağırıyorlar. 500 hastaya 2 kişi bakıyor. Maaşlarımız çok kötü, asgari ücretle çalışıyoruz. Yetmiyor bize, çoğu hastanelerde maaşlar yükseldi. Kadroya geçmek istiyoruz. Asgari ücretle kimse geçinemiyor. Belediyede ya da kamuda çalışanlar 35-40 bin lira alırken bizim onlardan ne eksiğimiz var. Biz onlardan daha fazla çalışıyoruz. Maaşlarımıza artış istiyoruz” diye konuştu.

“Emekçiler hak ettikleri değeri alsınlar, istedikleri sağlıklı çalışma ortamına kavuşsunlar”

Hak-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Gültekin Şimşek de şunları söyledi:

“Arkadaşlarımızın hem idareye hem de bağlı bulundukları şirkete yönelik taleplerini iletmek üzere toplandıklarını gördük. Bize de taleplerini ilettiler biz de Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş Sendikası olarak arkadaşlarımızın taleplerinin aracılığını yapmak adına burada yer alıyoruz. Kendilerine hem sendikamıza üyelikleri konusunda yönlendirdik hem de haklarının iyileştirilmesi hususunda sendikamızın neler yapabileceğini anlattık. Ne yazık ki ülkemizde sendikalı olmak biraz sıkıntılı. 16 milyon çalışanın sadece 2.5 milyonu sendikalı. Ne kadar az sendikalı çalışan var olduğunun göstergesidir söylemiş olduğum rakamlar. Biz istiyoruz ki emekçiler hak ettikleri değeri alsınlar, istedikleri sağlıklı çalışma ortamına kavuşsunlar. Biz de Hak-İş’e bağlı sendikalar olarak elimizden geldiğince buna uygun zemin hazırlamaya çalışıyoruz. Türkiye genelkinde şehir hastanelerinde farklı firmalar bünyesinde çalışan arkadaşlarımız sendikalarımıza üye olarak şartların iyileşmesi hususunda bir güç birliği yapmış olacaklar. Bizim amacımız devletimizin kurumlarının işleyişini sıkıntıya sokmak değil, biz sadece emek dünyasının hak ettiği görmesi için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-sehir-hastanesinde-emekciler-is-birakti/feed/ 0
Ortalık çok fena karışacak! Okan Buruk’tan Fenerbahçe’ye olay sözler https://www.haber60.com.tr/ortalik-cok-fena-karisacak-okan-buruktan-fenerbahceye-olay-sozler/ https://www.haber60.com.tr/ortalik-cok-fena-karisacak-okan-buruktan-fenerbahceye-olay-sozler/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:48:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35140 Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk şampiyon tamamladıkları sezonu ve yeni sezon öncesi merak edilenler hakkında konuştu. Okan Buruk, Tivibu Spor’a yaptığı açıklamalarda ezeli rakibi Fenerbahçe’ye de göndermede bulundu.

Buruk’un dikkat çeken açıklamaları şu şekilde;

“ÖNÜMÜZDEKİ SEN DAHA FAZLASINI YAPACAĞIZ”

“Çok uzun bir sezon oldu. Geçen sene 5 Haziran’da son maçımızı oynadık. 20 günlük ara sonrası yeni sezona başladık. 11 aylık bir maraton oldu bizim için. Çok uzun bir yol kat ettik ve çok zorlu geçti. Yorucu, stresli geçti. O yorgunluğu üzerimden en çok alan şey maç kazanmak. Çok önemli seriler yaptık. Şampiyonlar Ligi çok güzel bir tecrübeydi. Son maça kadar şansımızı koruduk. Bizim için önemli bir tecrübe oldu. Galatasaray’ı Avrupa’ya hatırlatmak adına da önemliydi. Oyun olarak da etkili işler yaptık. Hem Şampiyonlar Ligi’nde oynayıp hem ligde başarılı olan bir takım yoktu uzun zamandır. O da etkili oldu. Bir de konsantrasyonumuzu gösteriyor bu. Önümüzdeki sene daha fazlasını yapacağız.

“5. YILDIZIN HAYALİNİ KURMAYA BAŞLADIK”

İlk şampiyonluk çok değerliydi. Bu seneki biraz daha başa baş gitti. Rekorlarla kırmak daha önemli oldu. 102 puan, hiç olmamış bir şey. Kolay kolay da olmayacak bir şey. Başakşehir’de 34 maçta 69 puanla şampiyon olmuştuk. O zaman ile bu zamanı düşündüğünüzde sadece bu sene 5 maçı kazanamamışız. Bu mutluluk veriyor. İnşallah bir sonraki şampiyonluk daha değerli olacak. Hedef 25. şampiyonluk, 5. yıldız. Bizim için önemli bir motivasyon bu. Bunun hayalini kuruyoruz. Bir sonraki senenin hayalini kurmaya başladık.

“FENERBAHÇE MAĞLUBİYETİ BİZE DERS OLDU”

Oraya 6 puan farkla girmemiz, o maçın havasını bizim için biraz azalttı. Beraberlik şampiyon yapıyor. Herkeste şampiyonluk hazırlığı var. Herkes gelmiş. Oyunculardan hafta içinde bunu görmedim ama bu tabii ki olabiliyor. Diğer takım motivasyonu da Galatasaray’ı şampiyon yapmamaktı. O motivasyon da çok yüksekti. Mücadele gücü yüksek Fenerbahçe vardı. Çok iyi kapattılar. Ligde oynadığımız en kötü maçtı. Sınıfta kaldık o maçta. Belki 11’e 11 olsa daha iyi olabilirdi bizim için. Ama her maça aynı hazırlanmak zorundasınız. Bu sene ilk mağlubiyetimizi almış olduk kendi sahamızda. Rakibi, maçı önemsemezsiniz bu tür zorluklar oluyor. Bu da bize ders oldu tabii ki.

“SÜPER KUPA’YA NİYE ÇIKMADIKLARINI KİMSE BİLMİYOR”

Geçen sene biz şampiyon olduktan sonra Fenerbahçe maçı vardı, orada da aynı şeyi söyledim. “Eğer biz yenemezsek, haksız şampiyon oldunuz” diye açıklama yapacaklar dedim. Orada yendik, ondan sonra kimsenin sesi çıkmadı. Bu sene kaybedince… Ben net olarak, ‘Şu yüzden dolayı haksız oldular’ deseler anlarım. Süper Kupa’ya da niye çıkmadığını kimse bilmiyor.

“KOMİK DURUMA DÜŞTÜLER”

İki sene sonra Galatasaray’ı yenmeyi de haklı bir sevinç olarak buluyorum. 10 kişi ile kazanmışsınız deplasmanda Galatasaray’ı yenmişsiniz, oradaki haklı sevinç de çok haklı. Ama bu bir maraton. Bu yarışın içinde 11 aylık bir emek var. 11 aylık emeğin hakkını vermeniz gerekiyor. Sadece bu sene için konuşulmuyor, bu 10 sene için konuşuluyor. 10 sene içinde 3 Beşiktaş şampiyonluğu var, Trabzonspor ve Başakşehir şampiyonlukları var. Bunların da hak edilmediğini söylüyorlar. “10 senedir biz şampiyon yapılmıyoruz” deniyor. Tüm takımları kapsıyor bu. Gerçekçi bakmak gerekiyor. Elini uzatıp tebrik etmen gerekiyor. Çok mücadele ettiler ve hak ettiler ve bizim maçı kazandılar. Ama şampiyonluk maçı olarak değerlendirirseniz komik duruma düşersiniz.”

“RAKİBİ KIZDIRMAK GÜZEL BİR ŞEY”

“Bizi motive ettiler. Bizim takım motive oldu orada. Çok fazla şeye bakmamak gerekiyor dedik. Kendimize odaklandık biz. Onun dışında bunlar olacak, bu sene de olacak belki, daha fazlası yapılacak belki. Herkesin buna hazır olması gerekiyor. Futbolda çekişme var, bu güzel olan tarafı. Kızdırmak güzel bir şey. Bu aile içinde de olabiliyor. Ama belirli kişilerin provokasyonuyla ülke futbolunun farklı bir yere getirilmesi işin çirkin olan kısmı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ortalik-cok-fena-karisacak-okan-buruktan-fenerbahceye-olay-sozler/feed/ 0
Ali Koç: Siz sadece Fenerbahçe başkanı olmayı ya da sizin başkanı olduğunuz Fenerbahçe’yi seviyorsunuz https://www.haber60.com.tr/ali-koc-siz-sadece-fenerbahce-baskani-olmayi-ya-da-sizin-baskani-oldugunuz-fenerbahceyi-seviyorsunuz/ https://www.haber60.com.tr/ali-koc-siz-sadece-fenerbahce-baskani-olmayi-ya-da-sizin-baskani-oldugunuz-fenerbahceyi-seviyorsunuz/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:33:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35070 Fenerbahçe Başkanı ve Başkan Adayı Ali Koç, “Siz sadece Fenerbahçe başkanı olmayı ya da sizin başkanı olduğunuz Fenerbahçe’yi seviyorsunuz. Siz benden nefret ediyorsunuz ama ben sizden nefret etmiyorum. Sizin Ali Koç nefretiniz, Fenerbahçe sevginizin önüne geçmiş durumda. Bu çok acı bir durum” dedi.

Fenerbahçe Olağan Seçimli Genel Kurulu’nun ilk günü Ülker Stadyumu’nda tamamlandı. Mevcut başkan ve başkan adayı Ali Koç, Genel Kurul toplantısında üyelere seslendi. Olağan Seçimli Genel Kurul’a bugün katılım gösteren bütün üyelere teşekkür ederek sözlerine başlayan Koç, “Bugün ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Şunu bilmenizi isterim, ruhumun, ruhunuzu en ihtiyaç olduğu dönemde buraya geldiniz. 9 bin kişi bugün kayıt yapmış. Gerekse sayın Aziz Yıldırım’ı gerekse beni desteklediniz. Aziz Yıldırım’ı destekleyenlere de şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Çok farklı bir gün bekliyorduk, özellikle ben. Niye farklı bir gün bekliyordum? Çünkü 6 senedir hayal ettiğim, çok istediğim ama gerçekleşmeyen buluşma gerçekleşecekti. Ama olmadı, yine olmadı. O kadar çok şey söylendi ve yapıldı ki. İnsan olan insan bunlara cevap veremediği zaman atılan iftiralarda, söylenen yalanlarda bir gram bile doğruluk payı olmadığında isyan ediyorsunuz. Benim en büyük hayalim, öncelikle 3 sene sonra kayıtsız şartsız son 6 senede benim arkadaşlarımı destekleyen insanlara, bundan 3 sene sonra ‘İyi yapmışız, iyi dayanmışız, iyi ki ona dayanacak gücü vermiş, bakın iş nereden nereye geldi’ dedirtebilmek. Buna karşın ‘karşıma kaldırım taşı çıksa dahi ona oy verirdim’ diyen, kayıtsız şartsız beni istemeyen arkadaşların da 3 sene sonra ‘İyi adam dayanmış’ demesi en büyük arzumdur” diye konuştu.

Aziz Yıldırım, Olağan Seçimli Genel Kurul’dan erken ayrıldığı için söylemek istediği bazı şeyleri söylemeyeceğini ifade eden Başkan Ali Koç, “Burada çok şey anlatıp çok şey söyleyecektim. Bugüne kadar 3-5 bilemediniz 10 kişinin bildiği şeyleri istemeyerek, 6 yıl boyunca içime attığım konuları sizlerle paylaşacaktım. Ben mertçe mücadele eden, insanların gözünün içine bakarak savaşan biri olduğumdan, söyleyeceğim kişi burada olmadığından mertçe söyleyemeyeceğim için ne kadarını söyleyebilirim emin değilim” ifadelerini kullandı.

“BİLEREK VE İSTEYEREK FENERBAHÇE’YE YANLIŞ YAPMADIK”

6 senelik dönemde kulübü finansal anlamda bulunduğu kötü durumdan çıkardıklarını belirten Ali Koç şöyle konuştu:

“6 seneyi beraber geçirdik. Bana sorarsınız futbol dışında 6 sene sonunda geldiğimiz nokta itibariyle önemli aşama kat ettiğimizi söyleyebilirim. Futbol dışındaki tüm takım sponsorlarında ve olimpik branşlarda çok büyük başarılar elde ettik. Borç şuydu, borç buydu, hepsini bir kenara koyun. Avrupa’nın batmaya en riskli takımından kalkıp bugün Jose Mourinho’yu transfer edebilecek konuma geldik. Bunu kim küçümsüyorsa art niyetlidir. Benim ağzımdan şöyle yaptık, böyle yaptık tarzı şeyler duymadınız, duyamayacaksınız. Bu kulüp için, renklerin için elinden geleni yapmak bizim için zaruridir. Bilerek ve isteyerek Fenerbahçe’ye yanlış yapmadık. Niyetimizi bir gram sorgulayamazsınız.”

“BU ÇAĞRI SON KEZ OLACAKTIR”

Aziz Yıldırım’ı tekrardan tartışmak için televizyona çıkmaya davet eden Ali Koç, “Ayrılış şekli, demokrasimize yakışmadı. Onların iddialarının hepsinin altı boş. Ben hafif gitmeyi düşünüyordum. Yoksunuz burada. Çok geç değil. Akşam istediğiniz yerde televizyona çıkalım. Burada muhtelif sebeplerden dolayı hakkınızın yendiğini savunabilirsiniz. Bize göre öyle değil. Şimdi de bizi İçişleri Bakanlığı ve Emniyet’e şikayet ediyorsunuzdur. Bu çağrı son kez olacaktır. Siz söyleyemediklerini söyleyin. Ben de sizin yüzünüze bakıp söyleyeceğim” dedi.

“BENİM KULÜPTEN ALACAK BİR KURUŞ PARAM YOKTUR”

“Benim kulüpten alacak bir kuruş param yoktur” diyen Koç, “Sayın Aziz Yıldırım hiç çekinmeden, mahcubiyet duymadan tehditler ediyor. Kulübümüzün 2014 yılından evvelki kayıtları yok. Tamer Yelkovan, finans departmanını doğru dürüst yönetmemiş. Ben ve arkadaşlarım, yaptığımız ticari ilişkilerde mahsuplaşmaya gitmedik. Ben kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi size hiçbir zaman yapmadım” açıklamasında bulundu.

Popülist söylemlerle hareket etmediklerinin altını çizen Ali Koç, “6-0, 6-0. Hep bunu ağzınıza taktınız. Haklı da olabilirsiniz. Unutmayın ki benim ilk 6 senem ile sizinki arasında sadece 1 kupa farkı var. Belki aynı şey bizim için de geçerli olacak. Biz sizin gibi gündelik savrulmalarla, popülist söylemlerle, altı boş vaatlerle değil; somut, ayağı yere basan şeylerle geleceğe hazırlamaya başladık” diye konuştu.

“SİZE ‘İYİ Kİ ALİ BAŞKAN İLE DEVAM ETMİŞİZ’ DEDİRTECEĞİM”

Üyelere seslenen Ali Koç, “Sadece sizin güvenmenizi istiyoruz. Güvenmemeniz için de sebepleriniz olabilir. Onun için de çok mahcubum. Bu öyle bir mahcubiyet ki ifade ettiğim hayallerimin fitilini ateşleyen bir mahcubiyet. Size ‘İyi ki Ali başkan ile devam etmişiz’ dedirteceğim. Bana karşı olumsuz düşünce içerisinde olan, sayın Aziz Yıldırım’ı destekleyen ya da hiçbirimizi istemeyenler… Hepinize borcum var. Biz bu işi kafaya taktık. Cam tavanı seneye kıracağız” açıklamasında bulundu.

“SİZ HİÇ ATEŞ ETTİNİZ Mİ?”

Türk futbolunda yaşanan bu sezon özelinde yaşanan değişimlere değinen Ali Koç, “Bana göre haksızca çok sert vuruyorsunuz. Bu bir yol haritası. Öyle kolay değil takımı ligden çekmez. Fenerbahçe başkanı kuru sıkı ateş etmez diyor. Siz hiç ateş ettiniz mi? Hangi konuda ateş ettiniz de bir şey elde ettiniz? Biz isyan bayrağını çektikten sonra Türk futbolunda neler olduğunu size anlatayım. Bahis operasyonu başladı, yabancı VAR hakemleri geldi, saha hakemleri yabancı olacaktı ama yumruk olayından sonra cesaret edemediler. Kulüpler imza kampanyası başlattı. İstemeyerek seçim çağrısı yapmak zorunda kaldı. Bu işi Avrupa boyutuna taşıdığımızda taşlar yerinden nasıl oynamaya başlayacak, göreceksiniz” şeklinde konuştu.

“BİZ HEM ŞAMPİYON YAPMALI HEM DE SAĞLIKLI BİR OMURGA OLUŞTURMALIYIZ”

Bankalar Birliği’nden çıkmaları gerektiğini ve yeni yapılacak stat isim anlaşmasından gelen parayı direkt oraya aktaracaklarını ifade eden Koç, “İlk 2 sene futbolda gidişatımız bu kadar kötü olmasaydı, bir sürü yapısal konuyu önceden adresleyecektik. Başladığımız konuyu bitirmek istiyoruz. Fenerbahçe, Türkiye’nin en güçlü ekonomisine sahip kulübü olmalıdır. En iyi ekonomiyi bırakmak için önce Bankalar Birliği’nden çıkmak zorundayız. Sürekli faiz ödemek durumunda kalıyoruz. Devletimiz sağ olsun, güzel bir anlaşma yaptı. Stat ismimizi seneye yenileyeceğiz. Şimdi yine 90 milyon Euro diyelim. 90 milyondan fazla olur ama onu söyleyeyim. Bunu kırdırtıp direkt bankaya vereceğiz ve anaparaya kullanacağız. Biz hem şampiyon yapmalı hem de sağlıklı bir omurga oluşturmalıyız” şeklinde konuştu.

Yeniden başkanlığa seçilmesi durumunda yapacağı projelere değinen Koç, “Stadımızın ismini, Atatürk ismiyle değiştirme çabalarımız var. Devletimiz inanıyorum ki bize hoşgörüyle yaklaşıp imkanı bize sağlayacaktır. Resmiyete kavuşana kadar da çatıya onun ismini yazmak çok güzel olacaktır. 125 dönümlük Maltepe’deki akademi. 7 saha ile bu yapacağımız tesisin sadece Fenerbahçe için değil Türkiye için gurur kaynağı olacak. Önümüzdeki sezon değil ondan sonraki sezonun sonunda idmanlarımız ve hazırlıklarımız orada olacak” diye konuştu.

“SİZİN ALİ KOÇ NEFRETİNİZ, FENERBAHÇE SEVGİNİZİN ÖNÜNE GEÇMİŞ DURUMDA”

Aziz Yıldırım’dan nefret etmediğini ancak onun kendisinden nefret ettiğini söyleyen Koç şunları söyledi:

“Fenerbahçe’ye çok büyük emekler verdiniz. Uğruna hapis yattınız. Maddi, manevi fedakarlıklar yaptınız. Hepsine minnettarız. İnsanlar değişir ve siz de değiştiniz. Çok ve garip değiştiniz. Sizin bu kulübe olan aidiyetinizin temelden sarsıldığını görmek benim için içler acısı bir durumdur. Geçmişte çok büyük fedakarlıklar yapan siz, Fenerbahçe’yi sevmiyorsunuz. Kendinizi, Fenerbahçe’den daha çok seviyorsunuz. Siz sadece Fenerbahçe başkanı olmayı ya da sizin başkanı olduğunuz Fenerbahçe’yi seviyorsunuz. Siz benden nefret ediyorsunuz ama ben sizden nefret etmiyorum. Sizin Ali Koç nefretiniz, Fenerbahçe sevginizin önüne geçmiş durumda. Bu çok acı bir durum. Ben Fenerbahçe’yi çok seviyorum. Hiçbir zaman benim niyetimi sorgulayamazsınız. 6 yıldır tüm hırsıyla, samimiyetiyle mücadele eden bir profil mi yoksa Fenerbahçe için mücadele eden bir adayın tarafında mı olacaksınız?”

“GÜYA HAKSIZLIĞA UĞRADIĞINIZI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BU SEÇİMDE HAKKINIZI SAVUNMADAN KAÇIP GİDİYORSUNUZ”

Aziz Yıldırım’ın Olağan Seçimli Genel Kurulu terk etmesine değinen Başkan Koç, “Siz 20 sene başkanlık yaptınız. Tek başınıza oradan buraya gelip iddia ettiğiniz sükünet talebini yapabilirdiniz. Kürsüye çıkmak için, divan başkanından izin almaksızın 25 kişiyle divan başkanımızın tabiriyle kürsüyü işgal etmenize hiç gerek yoktu. ‘Kavga çıkacak’ demiş, ‘Kavga edelim’ demişim. Hiç de öyle değil. Geldiniz, elimi sıktınız, hayırlı olsun dediniz. Konuşmanızın uygun olmayacağı söylendi, kavga çıkacak dediniz. Ben de ‘Kavga çıkacaksa çıkacaktır’ dedim. Neden böyle dedim başkan? Hafızanızı zorlayın. Biz kavga falan yapmak istemiyoruz ama insanları korkmakla, dağılmakla suçluyorsunuz. Siz kongreye geldiğinizde biz niye kendimizi korumak durumunda kalalım ki? Bugünkü divan başkanlık seçimine itiraz ediyorsunuz ve ‘çift kol kaldırdınız’ diyorsunuz. Güya haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz bu seçimde hakkınızı savunmadan kaçıp gidiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“KENDİNİ KULÜBÜN SAHİBİ GÖRMEK NE DEMEK BİLİYOR MUSUNUZ?”

Aziz Yıldırım’ın başkanlığı döneminde yaşanan maddi durumlara değinen Ali Koç, “Ali Koç kendini kulübün üstünde görüyor, holding mi olmalı halkın takımı mı olmalı gibi enteresan açıklamaları var. Kendini kulübün sahibi görmek ne demek biliyor musunuz? Kulübün kaynaklarını belli dönemlerde kendi özel ihtiyaçları için kullanıp sonra tekrardan kulübün kasasına koymak, aradaki faizi vermemek veya bir yöneticinizin yaptığı gibi futbolcularımıza yaptığımız ödemeleri, iki çekte toparlayıp sonra o çekin arkasına imza atıp, futbolculara da ileri tarihli kişisel çek vermek. Futbolculara soruyoruz, niye böyle bir şey yaptınız? Finansal Fair-Play ve kulüp menfaatleri için dediler. Siz kendinizi Fenerbahçe’nin sahibi olarak görmüşsünüz. Siz futbolcularla olan konuyu bilmiyordunuz. Bilmediğinizi de biliyorum. Öğrendikten sonra da bir şey yapmadınız. Bunların hiçbirisi bizim yönetim anlayışımızla bağdaşmaz” açıklamasında bulundu.

“26 YILDIR BU KULÜBE BAŞKANLIK YAPMIŞ İKİ KİŞİ, BU DURUMDA OLUNCA CAMİA KÖKÜNDEN AYRIŞIR”

Aziz Yıldırım ile arasında var olan negatif durumu bitirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğunu belirten Başkan Ali Koç, “Son 6 yılda olanları ben unutmaya razıyım. Siz bende ne suç görüyorsanız her şeyi affedin. Bizden bunu bekleyen milyonlarca taraftarın istediğini yapalım. Güç birliği içerisinde bulunalım. Bu camianın hak ettiği yere gelmesinde sizin de tuzunuz olsun. Size söz veriyorum, geçmişten gelen hiçbir konuya tekrardan girmeyeceğim. Camianın da buna ihtiyacı var. Ne Aziz Yıldırım ne Ali Koç, kendi yönetimleriyle anti Fenerbahçe lobisiyle tek başına mücadele edebilir. Camia gücü olmadan bu mümkün değildir. 26 yıldır bu kulübe başkanlık yapmış iki kişi, bu durumda olunca camia kökünden ayrışır. Aynen bugün olduğu gibi. Ben bunu gidermek için her şeyi yapmaya ve her şeyi sineye çekmeye razıyım. Yeter ki Fenerbahçe, menfaat sağlasın. Bu camia, birbiriyle uğraşmaktan çok enerji kaybetti. Bundan hep rakipler faydalandı. Şimdi Fenerbahçe için birleşme zamanı. Yaşa Fenerbahçe, en büyük Fenerbahçe, iyi ki Fenerbahçe. Pazartesi günü yepyeni bir yolculuğa hep beraber çıkıyoruz. Hazırlanın” diyerek sözlerini noktaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ali-koc-siz-sadece-fenerbahce-baskani-olmayi-ya-da-sizin-baskani-oldugunuz-fenerbahceyi-seviyorsunuz/feed/ 0
TBMM’de kayyum gerginliği! AK Partili Osman Gökçek, DEM Partili Şenyaşar’a tekme attı https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kayyum-gerginligi-ak-partili-osman-gokcek-dem-partili-senyasara-tekme-atti/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kayyum-gerginligi-ak-partili-osman-gokcek-dem-partili-senyasara-tekme-atti/#respond Wed, 05 Jun 2024 22:36:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34909 TBMM Genel Kurulu’nda belediyeye kayyum atanmasının neden olduğu hak ihlallerinin araştırılması amacıyla DEM Parti’nin verdiği Meclis araştırılmasının öne alınarak görüşülmesi için sunulan grup önerisi sırasında gerilimli anlar yaşandı. DEM Partili vekillerin kürsü eylemine müdahale eden AK Partili vekil Osman Gökçek, DEM Partili Şenyaşar’a tekme salladı. Hareketin ardından ortalık karışırken, kadın vekiller de arbedenin ortasında kaldı.

“BU İKTİDAR 8 YILDIR AYNI ŞEYLERİ YAPIYOR”

DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak, grup önerisinin gerekçesiniaçıkladığı konuşmasında Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına seçmenin iradesinin elinden alındığını belirterek tepki gösterdi. Parlak, “Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek aslında delilik belirtisidir.” diyerek şöyle devam etti: “Bu iktidar 8 yıldır aynı şeyleri yapıyor. Farklı sonuçlar alınmayacağını da defalarca belirtti. Biz bunu delilik değil faşizm olarak görüyoruz. Faşizmden o kadar gözümüz dönmüş ki yaptıklarınızın sonuçlarını bile kestiremiyorsunuz. Siz kayyım ataması yaparak sadece DEM Parti’ye oy verenlerin iradesini gasp etmiyorsunuz.

“SEÇMENİN İRADESİNİ, ELİNDEN ALIYORSUNUZ”

Seçme, seçilme hakkını ortadan kaldırdığınız için tüm partilere oy veren seçmenin de iradesini elinden alıyorsunuz. Partimiz olan derdiniz Kürt halkıyla olan derdinizdir. Siz Kürt’ün kimliğini, kültürünü seçme ve seçilme hakkı dahil hiçbir siyasi, sosyal, kültürel hakkını tanımıyorsunuz. Kürtlere düşmanlık tutuklu uyguluyorsunuz. Kayyum sisteminin basit bir idari işlem olmadığını dünya alem biliyor. Kayyum sistemi bir rejimdir, darbe sistemidir. Kürk halkına yeterince zulüm edersek boyun eğerler diye düşünüyorsunuz.

“KAYYUM BİR GASPÇI OLARAK ANILMAYA MAHKUM”

Biz parmakla sayılacak, vurmakla tükenecek bir halk değiliz. Kendini galip sayıp böbürlenenler bilsin ki sizin parti militanınız olarak atadığınız kayyum halk iradesini çalan bir gaspçı olarak anılmaya mahkumdur. Hakkari halkının özgür iradesiyle yaptığını siz siyasi yargıyla, polis copuyla, asker tüfeğiyle yıkamazsınız. Biz eş başkanlarımıza, belediyemize, halkımızın demokratik iradesine ne pahasına olursa olsun canımıza da mal olsa sahip çıkacağız. Biz seçimden önce şunu söyledik: ‘Müthiş kazandığımızı göreceksiniz’ dedik. Müthiş direndiğimizi de göreceksiniz. Hakkari’de asla sizlere boyun eğmeyecek ve kazanan bizler olacağız, kaybedecek olanlar da sizlersiniz.”

KÜRSÜDE NÖBETE BAŞLADILAR

Parlak’ın konuşmasının bitimiyle DEM Partili milletvekilleri Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasını protesto etmek için ellerinde “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” yazılı dövizlerle kürsünün etrafında toplanarak Genel Kurul’da nöbete başladı. Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın uyarısına rağmen kürsüden inmemekte ısrar eden DEM Partililer nedeniyle birleşime ara verildi.

KAVGA SONRASI GENEL KURUL KAPANDI

DEM Parti’nin kürsü eylemi devam edince Meclis Başkanı Gülizar Biçer Karaca genel kurulu kapattı. DEM Partililer “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarken, AK Partililer “Kahrolsun PKK” sloganları attı. AK Partili vekiller pankartları almak isterken kavga çıktı.

OSMAN GÖKÇEK’TEN YUMRUK VE TEKMELER

AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek çıkan kavga sırasında DEM Partili Ferit Şenyaşar’a tekme attı. CHP’li Mahmut Tanal’ın paylaştığı görüntülerde Gökçek’in kalabalığın arasından Şenyaşar’a tekme savurduğu rahatlıkla görülürken, olayın ardından gerilen ortamda Gökçek’in yumruk da savurduğu görüldü. Kadın vekiller kendilerini kavganın ortasında buldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kayyum-gerginligi-ak-partili-osman-gokcek-dem-partili-senyasara-tekme-atti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu çalışanlarımız için Kurban Bayramı tatili 9 gün https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/#respond Wed, 05 Jun 2024 22:27:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34905

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran Pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki iki günlük süreyi de idari izin kapsamına aldık. Böylelikle perşembe ve cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bir tatil imkanı sağlamış oluyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen Kabine Toplantısı, 1 saat 15 dakika sürdü. Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Erdoğan, uçak kazasında şehit olan pilotlara başsağlığı dileyerek, “Bu sabah eğitim sırasında kaza kırıma uğrayan uçağımızda şehit olan iki pilotumuza Allah’tan rahmet, ailelerine, Türk Hava Kuvvetlerine ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin” dedi.

’18 KEZ SANDIKTA MİLLETE HESAP VERDİK’

14- 28 Mayıs seçimleri sonrasında oluşturdukları kabinelerinin görevdeki birinci yılını dün itibarıyla tamamladıklarını hatırlatan Erdoğan, “Öncelikle Rabbimize, mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz necip milletimize ve Türkiye’ye hizmet etme imkanını bizlere bahşettiği için hamd ediyoruz. 85 milyonun her bir ferdine şahsımıza, partimize ve ittifakımıza duydukları güven için yürekten teşekkür ediyorum. Kabine üyeleri olarak hep birlikte aziz milletimizin teveccühüne mazhar olabilmenin gayretindeyiz. Demokrasilerin ilk ve öncelikli şartı halka hesap vermektir. 22 yıla yaklaşan iktidarlarımız döneminde 18 kez sandıkta millete hesap verdik ve hepsinde de ibra olduk. Her yıl bütçe ve kesin hesap görüşmelerinde milli iradenin tecelligahı olan Meclis’e hesap verdik, veriyoruz. Bunların dışında 81 vilayetimizin tamamında katıldığımız toplantılarda ve mitinglerde doğrudan milletimize hesap verdik. Türkiye’nin kaynaklarının nereye gittiğini, neye, ne kadar harcandığını ayrıntılarıyla insanımıza anlattık. Vatandaşa hesap veren, şeffaf, etkin ve güven duyulan bir yönetim geleneğinin ülkemizde yerleşmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız” diye konuştu.

‘EMEKÇİNİN OLDUĞU KADAR İŞVERENİN DE HÜKÜMETİYİZ’

Erdoğan, kendilerinin 85 milyonun tamamının hükümeti olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Emekçinin olduğu kadar işverenin de hükümetiyiz. Köylünün olduğu kadar şehirlinin de hükümetiyiz. Çiftçinin olduğu kadar memurun, emeklinin de hükümetiyiz. Gençlerin olduğu kadar kadınların, yaşlılarımızın da hükümetiyiz. Batıda yaşayanların olduğu kadar doğuda yaşayanların da hükümetiyiz. Bize oy verenler kadar tercihini farklı yönde kullananların da hükümetiyiz. Vatandaşımız, ülkenin direksiyonunda nasıl idareciler görmek istiyorsa, biz işte öyle bir kadro olmanın peşindeyiz. 783 bin kilometrekare vatan toprağının her karşına, 85 milyon insanımızın her bir ferdine aynı nazarla yaklaşıyor ve aşkla hizmet ediyoruz. Felaket tellallarına aldırmıyoruz, fitne tüccarlarına kulak asmıyoruz. Bahanelerin arkasına sığınmadan Türkiye’yi büyütmenin, kalkındırmanın ve daha da yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. Hükümetlerimizin ismini, milletimizin gönlüyle birlikte büyük bir başarı hikayesi olarak siyaset literatürüne yazdıran temel vasfımız, işte budur. Hükümet olarak yegane referansımız hizmetlerimiz ve eserlerimizdir. Türkiye’ye kazandırdıklarımız ortadadır, hedeflerimiz ortadadır; milletimiz de yaptıklarımızı, yapacaklarımızı çok net biçimde görmektedir. Bizim için esas olan da zaten milletimizin takdiridir, duası ve kararıdır. Allah ömür verdikçe ‘bugün hak için, halk için ve Türkiye için ne yaptık’ sorusunu kendimize sormaktan geri durmayacağız.”

‘SON BİR YILDA TOPLAM 2 BİN 294 HAKİM VE SAVCI ATAMASI YAPTIK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son bir yılda teşkilatımızın fiziki altyapısını güçlendirmek için toplam 52 bin metrekare kapalı alana sahip 5 adalet sarayını hizmete açtık. 11 ilimizde toplam 972 bin metrekare kapalı alana sahip adliye binasının inşaatına başladık. İki yeni adli tıp binasının inşaatını tamamladık; inşaatı ve proje çalışmaları devam eden adli tıp kurumu binası sayısı ise 5’tir. Bu dönemde toplam 11 bin 307 kişi kapasiteli 14 Ceza İnfaz Kurumu ile 2 denetimli serbestlik binası faaliyete geçti. Hakim ve savcı sayımız 24 bin 829’a ulaştı. Son bir yılda toplam 2 bin 294 hakim ve savcı ataması yaptık. Son bir yıllık süreçte alınan hakim- savcı adayı 1498 oldu. Aynı dönemde atanan yardımcı personel sayısı ise 20 bin 779’dur. Yargılamanın hızlandırılması için ilk derecede 168 adli, 9 idari olmak üzere toplam 177 mahkemenin yanı sıra; istinaf kanun yolu incelemelerinin daha hızlı sonuçlanması için 21 istinaf dairesi faaliyete geçirildi. Duruşmalara uzaktan katılımı sağlayan 386 SEGBİS cihazının kurulumu yapılmış ve 1 milyon 708 bin SEGBİS görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Kurulumu yapılan elektronik duruşma sistem sayısı ise 340’tır. İhdas edilen 40 yeni noterlik ile toplam noterlik sayısı 2 bin 385’e yükseldi” dedi.

‘BİR YILDA 1 MİLYON 340 BİNE YAKIN UYUŞMAZLIK ÇÖZÜME KAVUŞTURULDU’

Bu dönemde 8’inci Yargı Paketi ile önemli değişikliklere imza attıklarını anlatan Erdoğan, “9’uncu Yargı Paketimiz halihazırda Meclisimizin gündemindedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin etkin bir şekilde uygulanmasını sağladık. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk mekanizmasıyla son bir yıllık süreçte 1 milyon 340 bine yakın uyuşmazlık çözüme kavuşturuldu. Son bir yılda uzlaştırma kapsamında 324 bin 744, seri muhakeme usulü kapsamında 141 bin 243 ve basit yargılama usulü kapsamında 256 bin 826 dosya hızlı bir şekilde sonuçlandırılmıştır. Önümüzdeki dönemde adaletin tecellisini hızlandıracak, toplumumuzdan gelen bazı şikayetlerin önüne geçecek adımları atmaya devam edeceğiz. Reform irademizin somut sembolü olacak bazı hazırlıkların içindeyiz. ‘Yeni Yargı Reformu Stratejisi’ ve ‘İnsan Hakları Eylem Planı’yla inşallah bu alanda beklentileri karşılayacağız. ‘Mülkün temeli olan adaletin’ etkin, hızlı ve tarafsız bir şekilde işletilmesi için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

‘LGBT DAYATMASI, TOPLUMU YOZLAŞTIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun temel direği olan aile kurumunun önemini daha iyi anladıkları günlerden geçtiklerini belirterek, “Aile müessesesi bir bütün olarak tarihinin en çetin sınavını veriyor, en ağır saldırılarına maruz kalıyor. Küresel kültürün desteklediği ve teşvik ettiği cinsiyetsizleştirme politikaları, insan neslini ve fıtratını tehdit eder boyutlara ulaştı. LGBT dayatması, faşizmi dahi aratır bir zorbalığa, baskıya ve toplumu yozlaştırma aracına dönüştü. Ekonomik zorluklardan şehirleşmeye, bireyselleşmeden değişen algılara kadar çok farklı alanlarda ailenin ciddi sıkıntılarla yüzleştiğini görüyoruz. Yakın zaman önce açıklanan 2023 yılı doğum istatistikleri, bu tehditlerden ülkemizin de azade olmadığını göstermiştir. Biliyorsunuz uzun bir süredir, muhalefetten gelen eleştirilere rağmen, aile meselesinin önemine her vesileyle dikkat çekiyorduk. Son veriler, bizim haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. İnşallah bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız” dedi.

‘1,7 MİLYON KİŞİYE PSİKO- SOSYAL DESTEK VERDİK’

Son bir yılda aile kurumunu güçlendirecek, tehditler karşısında dirençli hale getirecek pek çok çalışma yaptıklarını söyleyen Erdoğan, “‘Ailemiz, İstikbalimiz’ temasıyla 8’inci Aile Şurası’nı düzenledik. Evlenecek çiftlere Aile ve Gençlik Fonu ile faizsiz kredi desteğinin yanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Fonun ilk uygulamasını deprem bölgesindeki illerimizde başlattık. Bugüne kadar 9 bin 617 başvuru oldu; başvurusu kabul edilenlere ödemeleri peyderpey gerçekleştiriliyor. İlk kez hazırlanan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planını hayata geçirdik. Aile Enstitüsü’nün kuruluş hazırlıklarına başladık. Türk Devletleri Teşkilatı’nın Birinci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısına ülkemizde ev sahipliği yaptık. Dünyada bir başka örneği bulunmayan Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’ni hizmete açtık. 145 bin 727 metrekareyi bulan inşaat alanıyla sosyal hizmet şehrimiz; 928 yatak kapasitesi, idari binaları, polikliniği, ibadethaneleri, rehabilitasyon ve fizik tedavi merkezleriyle örnek bir eser oldu. ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi’ ve ‘Eylem Planını’ hayata geçirdik. 2023 yılı OECD değerlendirmesinde Türkiye, OECD genelinde kadın- erkek eşitliğine duyarlı bütçelemeyi uygulayan 23 ülke arasında yer aldı. ‘Şiddete sıfır tolerans’ anlayışıyla kadına yönelik şiddetle mücadeleyi temel politikamız haline getirdik. 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi’ni çıkardık. Savaş mağduru Filistinli kadın ve çocuklara sosyal yardım ve psiko- sosyal destek hizmeti sağlıyoruz. 6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşlarımız dahil 1,7 milyon kişiye psiko- sosyal destek verdik. Evde bakım yardımı kapsamında 36 milyar 360 milyon lira ödeme yaptık. 171 bin 915 çocuğu ailesinin yanında destekledik. Son 1 yılda 1033 çocuğumuzu koruyucu aile yanına yerleştirerek, çocuk sayısını 10 bin 213’e çıkardık. Ayrıca 1345 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın; devlet korumasında yetişmiş 2 bin 990 gencimizin, 2 bin 114 engelli kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik. ‘Güçlü aile, güçlü Türkiye’ vizyonuyla bu alandaki faaliyetlerimizi genişleterek sürdüreceğiz” diye konuştu.

‘EMEKLİLERİN KURBAN BAYRAMI İKRAMİYESİNİ 10- 14 HAZİRAN ARASINDA YATIRIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik bugüne kadar tarihi nitelikte birçok adım attıklarını anlatarak, şöyle dedi:

“Dünyanın en kapsayıcı, yaygın ve kuşatıcı sosyal güvenlik sistemine sahip ülkesiyiz. Çalışanı, memuru, emekliyi, ücretli kesimi enflasyona ezdirmeme ilkemize bugüne kadar sadakatle bağlı kaldık. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olan asgari ücret, net 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Böylece, bir önceki döneme göre net asgari ücret artış oranı yüzde 49; 2023 Ocak dönemine göre artış oranı ise yüzde 100 olarak gerçekleşti. Memurlarımızın maaşlarını, söz verdiğimiz üzere, Temmuz 2023’te en düşük 22 bin liraya, Ocak 2024 itibariyle de 33 bin liraya çıkardık. 7’nci Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, genele ilişkin oransal zam dışında; 11 hizmet kolunun tamamında mutabakat sağlandı. En düşük emekli aylığında Ocak 2023 tarihine kıyasla net yüzde 82 artışa gittik. 2023 yılı Ekim ayında emeklilerimizin tamamına bir defaya mahsus olmak üzere 5’er bin lira ödedik. Ramazan ve Kurban bayramlarında ödediğimiz emekli ikramiyesi 2024 yılı itibariyle yüzde 50 artışla 3 bin liraya çıktı. Kurban Bayramı ikramiyesini 10-14 Haziran tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Böylece tek kalemde emeklilerimize toplam 42 milyar tutarında bir ödeme yapmış olacağız. Kamu Bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyon tutarlarının yükseltilmesini temin ettik. Ortak Paylaşım Platformu ve Çalışma Meclisini; sendikalarımızla, işverenlerimizle ve çalışma hayatının tüm temsilcileriyle gerçekleştirdik.”

‘İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANIMIZI YÜZDE 54,2’YE YÜKSELTTİK’

İşgücü piyasasına yönelik aldıkları tedbirler ve faaliyetleri neticesinde Cumhuriyet tarihinin rekorlarının kırıldığını belirten Erdoğan, “İstihdam sayımızı 32,6 milyon kişiye, istihdam oranımızı yüzde 49,5’e, işgücüne katılım oranımızı ise yüzde 54,2’ye yükselttik. İşsizlik oranımız ise yüzde 8,6’yla son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Kadın istihdam oranını yüzde 32,5’e, istihdam sayımızı 12,3 milyon kişiye yükselttik. Kadın istihdamını desteklemeye yönelik ‘İş Pozitif’ programıyla 250 binden fazla kadını istihdama kazandırdık. Kadın, Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi olanların istihdamına verdiğimiz teşviki 2025 yılı sonuna kadar uzattık. Bu teşvik sayesinde yılda 650 bin kişi için sosyal güvenlik primi işveren paylarını karşılıyor, reel sektöre yaklaşık 25 milyar lira destek oluyoruz. Son bir yıl içinde İŞKUR aracılığıyla 1,3 milyon kişiyi işe yerleştirdik. 2024 yılında bu sayı 570 bini geçmiş durumdadır. 6 Şubat depremleri nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen il ve ilçelerdeki işveren ve sigortalılarımızın SGK’ya olan borçlarının ödenmesi, 28 Şubat 2025 yılına kadar ertelendi. 2023 Aralık ayında genel sağlık sigortası prim borcu bulunan 1 milyon 879 bin vatandaşımızın yaklaşık 1,8 milyar liralık borcu silindi. İşverene asgari ücret desteği uygulamasında destek tutarını 700 liraya çıkardık. 2024 Mart ayı itibarıyla işverene toplam 99,1 milyar lira asgari ücret desteği verildi. Son 1 yılda geri ödeme listemiz genişletilerek 128 adedi kanser ilacı olmak üzere toplam 570 adet ilaç geri ödeme kapsamına alındı. Böylelikle 858’i kanser olmak üzere Geri Ödeme Listelerinde yer alan ilaç sayısı 8 bin 457’ye ulaştı. Sağlık raporu olan hastalarımızın hastanelerde sıra alıp beklemeksizin, aile hekimlerine giderek ilaçlarını yazdırmalarını kolaylaştırdık” ifadelerini kullandı.

‘ADIYAMAN, HATAY, KAHRAMANMARAŞ VE MALATYA’YA ‘ŞEHİR MEYDANI’ PROJESİ YAPIYORUZ’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği alanında çok yönlü bir mücadelenin içinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin bu alanda; birinci gündemi deprem bölgesi ve afetlere hazırlıktır. 6 Şubat 2023 tarihinde millet olarak hem kendi tarihimizin, hem de insanlık tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. Asrın felaketi olan depremlerde 680 bini konut, 170 bini ticari alan olmak üzere 850 bin bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi. Yıkılan binaların altında kalan 53 bin 614 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden ve inşallah şehit olduklarına inandığımız tüm kardeşlerimize bugün bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. 6 Şubat’tan beri, tıpkı önceki kabinemiz gibi, yeni kabinemizin de önceliği depremin yaralarının süratle sarılmasıydı. 2024 yılının bütçesinde, deprem çalışmalarına 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Geçtiğimiz yıl da aşağı- yukarı aynı tutarda bir harcama yaptık. Kira yardımı, taşınma yardımı, destek ödemesi, tahliye ödemesi gibi farklı kategorilerde vatandaşlarımıza doğrudan yaptığımız ödemelerin tutarı 126 milyar lirayı aşıyor. Depremzedelerimize verdiğimiz sözü tutmak için gece- gündüz çalışıyoruz. Depremden etkilenen 11 şehrimizde 451 bin 297 bağımsız bölümün büyük kısmının ihale sürecini tamamlayarak inşasına başladık. 4 bin 333 köyde, 50 bini çelikten, toplamda 100 bin köy evi inşa ediyoruz. Ayrıca inşası biten konutlarımızın hak sahipliğini belirliyoruz. Şubat ve mart aylarında 76 binden fazla konutumuzun hak sahiplerini belirleyip, vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu sayı tabii ki bir başlangıç. İnşallah her ay 10- 15 bin konut bitirerek yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz. 2025 yılının son aylarına doğru tüm hak sahiplerini konut ve iş yerlerine kavuşturmayı hedefliyoruz. Şehirlerimizi, konutları ve iş yerleri yanında; caddeleriyle, meydanlarıyla, üretim ve istihdam altyapısıyla yeni baştan tasarlıyoruz. Özellikle depremde en çok hasar gören Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’ya ‘Şehir Meydanı’ projesi yapıyoruz. İçme suyu, atık su, kanalizasyon, arıtma tesisi gibi altyapı projeleri için İLBANK aracılığıyla yerel yönetimlere 64 milyar lira hibe desteği veriyoruz. Afetzedelerimizin talepleri doğrultusunda Yerinde Dönüşüm Projesini devreye aldık. Projede konutlar ile köy evleri için 1,5 milyon lira finansman sağlıyoruz. Projeye başvuruların sayısı 256 bine ulaştı, 28 binden fazla vatandaşımız işlemlere başladı” dedi.

‘İSTANBUL’DA 600 BİNİ BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN ACİLEN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ GEREKİYOR’

Kentsel dönüşüm çalışmalarının önündeki hukuki engelleri yeni yasayla kaldırdıklarını ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nı kurduklarını söyleyen Erdoğan, ” İstanbul’un depreme hazırlanması için hayata geçirdiğimiz Yarısı Bizden Kampanyasıyla hak sahiplerine 1,5 milyon lira destek veriyoruz. 1 milyon vatandaşımızın başvurduğu proje kapsamında şu ana kadar 30 bin bağımsız bölüm için dönüşüm süreci başladı. Biliyorsunuz, 31 Mart seçimleri öncesinde İstanbul’un karşı karşıya olduğu riskleri konuşmalarımızda her fırsatta gündeme getirmiştik. İstanbul’da bulunan toplam 7,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Pazar günü Küçükçekmece ilçemizde çöken bina, kentsel dönüşümün İstanbul için ne kadar hayati bir mesele olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır. Şunu bir defa kabullenmemiz lazım; İstanbul, bu konuda adım atmakta geciktikçe, riskler daha da artacaktır. Şehirlerimizi depreme dayanıklı hale getirmek, hangi parti olursa olsun, sorumluluk makamındaki herkes için milli bir görevdir. Ancak bu meselenin halen yeterince idrak edilemediğini görüyoruz. Hükümetimizin ve bakanlığımızın sergilediği hassasiyetin bir an önce yerel yöneticiler tarafından da gösterilmesini bekliyoruz. İzmir’in depreme hazırlanması kapsamında Dünya Bankası iş birliğiyle Dirençli Şehirler Projesi’ni başlattık. İzmir dahil 5 şehrimizde hak sahiplerine 180 ay vade ve yüzde 0,69 gibi çok düşük maliyetle 2,5 milyon liralık finansman sunuyoruz. Küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık ile 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı, 2023’te yüzde 35’e çıkardık. 2024’te hedefimiz; yüzde 60’dır” diye konuştu.

’20 KOYU KORUMA ALTINA ALIYORUZ’

Göcek Mapa- Şamandıra Projesi ile 805 kilometrekarelik alanındaki 20 koyu yaklaşık 700 mapa- şamandıra ile koruma altına aldıklarını ifade eden Erdoğan, “Vatandaşlarımızın denize ulaşmasına engel olan hukuk dışı yapıları yıkıyoruz. ‘Türkiye- Deniz’ projesiyle halkımızın denizlere erişimini kolaylaştırarak, deniz kıyılarında yaşam kalitesini artıracağız. Ayrıca deniz varlığımızı korumak ve kirliliği önlemek için kapsamlı tedbirler alacağız” diye konuştu.

‘YILSONUNDA İNŞALLAH GÜNLÜK 100 BİN VARİLE ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ’

Erdoğan, enerji alanında son yıllarda tarih yazdıkları bir başka alan olduğunu vurgulayarak, “Ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ekonomimizin istifadesine sunma noktasında büyük mesafe aldık. ‘Enerjide tam bağımsız Türkiye’ vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Filyos’ta günlük doğal gaz üretimi 5,1 milyon metreküpü aştı. 2 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını artık buradan karşılayabiliyoruz. Karadeniz gazının sevincini milletimizle paylaşmak için başlattığımız 25 metreküplük ücretsiz doğal gaz desteğimizi bir yıl boyunca devam ettirdik. İlk ay ısınma dahil konutlardan hiç ücret almamış, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödemiştik. Böylece insanımıza toplam 87 milyar liralık doğrudan destek sağlamış olduk. Fatih Sondaj Gemisi, Sakarya Gaz Sahası’nda yeni keşifler için Göktepe-1 ve Göktepe-2 kuyularında sondaj çalışmasına başladı. Gabar’da günlük petrol üretimini 43 bin 380 varilin üzerine çıkararak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Yılsonunda inşallah günlük 100 bin varile ulaşmayı hedefliyoruz. Hakkari ve Siirt başta olmak üzere bölgenin diğer yerlerinde arama- tarama ve sondaj faaliyetlerimiz devam ediyor. Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgemizin üzerinden terörün karanlık ve kanlı gölgesi kalktıkça, Allah’ın izniyle çok daha güzel neticeler alacağız. Türkiye, on yıllar boyunca hain terör saldırıları sebebiyle kullanamadığı kaynaklarından istifade etmeye, faydalanmaya başlamıştır” dedi.

’20 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ VERİMLİLİĞİ YATIRIMI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’

Terörle mücadeleleri çok boyutlu bir şekilde, hukuk içinde, sürdüreceklerini söyleyen Erdoğan, “Terör, bölgede zemin kaybettikçe sadece ekonomimiz büyümeyecek; aynı zamanda demokrasimiz de serpilecek, güçlenecek. Yeraltı zenginliklerimizin ekonomimize kazandırılması yanında, en temiz enerji olan nükleer konusunda da yoğun çaba harcıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin birinci reaktörünün inşaatı yüzde 90 oranında tamamlandı; reaktörde mekanik testler yapılmaya başlandı. Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve 2024- 2030 yılları arasında uygulanacak İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planını devreye aldık. Eylem planı ile 2030 yılına kadar enerji tüketimimizi yüzde 16 azaltacağız. Ayrıca 100 milyon ton emisyon azaltımına katkıda bulunacak, kamu ve özel sektör birlikte 2030 yılına kadar 20 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

‘BOTAŞ, BULGARİSTAN, MACARİSTAN VE ROMANYA’YA GAZ İHRACINA BAŞLADI’

Körfez Bölgesi başta olmak üzere pek çok ülkeyle enerji ve madencilik işbirliklerini imzaladıkları yeni anlaşmalarla güçlendirdiklerini belirten Erdoğan, ” Cezayir, İran, Irak, Japonya, Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri, Azerbaycan, Gürcistan, Çin Halk Cumhuriyeti’yle bu kapsamda işbirlikleri tesis ettik. Doğal gaz ticaret merkezi olma hedefimiz doğrultusunda büyük bir atılım içindeyiz. BOTAŞ; Bulgaristan, Macaristan ve Romanya’ya gaz ihracına başladı. Böylelikle ilk kez sınır komşumuz olmayan iki Avrupa ülkesine doğal gaz ihraç ediyoruz. Türkiye Taşkömürü Kurumuna, Eti Maden’e, Türkiye Petrollerine aldığımız 2 bin 370 personelle bu kurumlarımızın insan kaynağını güçlendirdik. Ayrıca Iğdır- Nahçıvan Doğal Gaz Hattı’nın temeli atıldı. Hattın tamamlanması ile Nahçıvan’ın 500 milyon metreküplük yıllık doğal gaz ihtiyacının tamamı artık Türkiye üzerinden karşılanacak” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİMİZİN TANITIMINI YAPACAĞIZ’

Erdoğan, bugün ancak 5 bakanlığın son bir yıldaki karnesini ortaya koyabildiklerini kaydederek, “Cuma günü Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin tanıtımını yapacağız. Eğitime dair çalışmalarımızı bu vesileyle detaylıca açıklayacağız. Cumartesi günü de Türkiye İhracatçılar Meclisinin 31’inci Olağan Genel Kuruluna iştirak edeceğiz. Orada da dış ticaret rakamları dahil, ekonomiyle ilgili son bir yılda neler yaptığımızı kamuoyumuzun ve iş dünyamızın bilgisine sunacağız. Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili de kapsamlı bir değerlendirmeyi inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

‘NET REZERVLERDEKİ ARTIŞ SON 1 YILDA 67 MİLYAR DOLARA ULAŞTI’

Türkiye’nin Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı’yla belirlediği hedeflere doğru emin adımlarla ilerlemekte olduğunu anlatan Erdoğan, “İşte son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri yaklaşık 44 milyar dolar artışla, 142 milyar doların üzerine çıktı. Swap hariç net rezervlerdeki artış son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Üretim, istihdam, ihracat ve kaliteli büyümeden taviz vermeden tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren bir süreç olduğunun çok iyi farkındayız. Hükümet olarak, hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük bir şüphemiz bulunmuyor. Milletimizden de ekonomi programımızı sahiplenmeye ve desteklemeye devam etmesini bekliyorum. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz. Türkiye’yi hayalleriyle buluşturmak için yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan koşturacağız” dedi.

‘8- 15 TEMMUZ ARASINDA UYDUMUZU YÖRÜNGESİNE GÖNDERMEYİ PLANLIYORUZ’

Bugün, ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın yolculuğunun başlayacağını hatırlatan Erdoğan, “TÜRKSAT-6A uydusu fırlatmada görev alacak personelle birlikte ANTONOV kargo uçağıyla Space X’in Uzay Üssü’ne gidecek. 8- 15 Temmuz tarihleri arasında da uydumuzu yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. TÜRKSAT-6A’nın devreye girmesiyle birlikte uydularımızın ulaştığı nüfus 3,5 milyardan 5 milyara çıkacak. TÜRKSAT-6A’nın üretimi ile ülkemiz haberleşme uydusu üreten ilk 10 ülke arasında yerini aldı ve uydu ihracatçısı konumuna yükselmiş oldu. Uydumuzun tasarımı ve üretiminde emeği geçenleri tebrik ediyorum” dedi.

BAYRAM TATİLİ

Bayram tatiliyle ilgili kararı tüm vatandaşlarla paylaşmak istediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran Pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki 2 günlük süreyi de idari izin kapsamına aldık. Böylelikle perşembe ve cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bir tatil imkanı sağlamış oluyoruz. Kurban Bayramı’nın şimdiden milletimiz için İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunuyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-3/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-3/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:54:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34882 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta ardından düzenlenen kritik Kabine Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki basına kapalı toplantı 2 saat 15 dakika sürdü. Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası basın açıklaması düzenliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“( Kayseri’de düşen eğitim uçağı) Türk Hava Kuvvetlerine ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad mekanlarını inşallah cennet eylesin. Aziz milletim 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında oluşturduğumuz kabinemizin görevdeki 1 yılını dün itibarıyla tamamladık. Vatandaşımız ülkenin direksiyonunda nasıl idareciler görmek istiyorsa biz işte öyle bir kadro olmanın peşindeyiz. 783 bin kilometrekare vatan toprağının her karışına 85 milyon insanımızın her bir ferdine aynı nazarla yaklaşıyor ve aşkla hizmet ediyoruz, felaket tellallarını aldırmıyoruz.

“TÜRKİYE’YE KAZANDIRDIKLARIMIZ ORTADADIR”

Yegane referansımız hizmetlerimiz ve eserlerimizdir. Türkiye’ye kazandırdıklarımız ortadadır, hedeflerimiz ortadadır, milletimiz de yaptıklarımızı yapacaklarımızı çok net biçimde görmektedir. Bizim için esas olan zaten milletimizin takdiridir, duasıdır. Allah ömür verdikçe bugün hak için halk için ve Türkiye için ne yaptık sorusunu kendimize sormaktan geri durmayacağız. Kıymetli arkadaşlar adalet hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesi 2002’den beri üzerinde hep titizlikle durduğumuz bir konudur.

ADALET ALANINDA YAPILAN HİZMETLER

Son bir yılda teşkilatımızın fiziki alt yapısını güçlendirmek için toplam 52 bin metrekare kapalı alana sahip 5 Adalet Sarayı’nı hizmete açtık 11 ilimizde toplam 972 bin metrekareye kapalı alanına sahip adliye binasının inşaatına başladık. İki yeni adli tıp binasının inşaatını tamamladık. İnşaatı ve proje çalışmaları devam eden Adli Tıp Kurumu binası sayısı ise 5’tir. Bu dönemde toplam 11 bin 307 kişi kapasiteli 14 Ceza İnfaz Kurumu ile iki denetimli serbestlik binası faaliyete geçti. Hakim ve savcı sayımız 24 bin 829’a ulaştı. Son bir yılda toplam 2 bin 294 hakim ve savcıya ataması yaptık. Son 1 yıllık süreçte alınan hakim savcı adayı 1498 oldu, aynı dönemde atanan yardımcı personel sayısı ise 20 bin 779’dur. Reform irademizin somut sembolü olacak hazırlıkların içindeyiz. Yeni Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planıyla beklentileri karşılayacağız. Yeni Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planıyla inşallah bu alanda beklentileri karşılayacağız. Mülkün temeli olan adaletin etkin hızlı ve tarafsız bir şekilde işletilmesi için hiçbir fedakarlıktan çekilmeyeceğiz.

“AZALAN DOĞUM ORANLARI ALARM VERİYOR”

Toplumun temel direği olan aile kurumunun önemini daha iyi anladığımız günlerden geçiyoruz. Aile müessesesi bir bütün olarak devam edeceğiz. Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. İnşallah bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız.

“BAYRAM İKRAMİYELERİ 10-14 HAZİRAN ARASINDA HESAPLARA YATIRILACAK”

En düşük emekli aylığında net yüzde 82 artışa gittik. Ekim ayında emeklilerimizin tamamına bir defaya mahsus olmak üzere 5’er bin lira ödedik. Kurban Bayramı ikramiyesini 10-14 Haziran tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Tek kalemde 42 milyar tutarında ödeme yapmış olacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-3/feed/ 0
PTT, 200 bin liralık kayıp kargo için 700 TL tazminat ödedi https://www.haber60.com.tr/ptt-200-bin-liralik-kayip-kargo-icin-700-tl-tazminat-odedi/ https://www.haber60.com.tr/ptt-200-bin-liralik-kayip-kargo-icin-700-tl-tazminat-odedi/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:21:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34819 Eskişehir’de yaşayan Halil İbrahim Sarıkaya, iddiasına göre, Ocak ayında yolladığı 200 bin liraya kadar değer bulabilen kargosu için PTT Kargo’dan 700 TL tazminat aldı. 5 aydır mağduriyet yaşadığını belirten Sarıkaya, durumu gerekli yerlere bildirdiğini ve hakkını arayacağını belirtti.

Eskişehir’de yaşayan Halil İbrahim Sarıkaya, gazetecilik ve yazarlıktan emekli olduktan sonra antika işine yöneldi. Yazılı eserler koleksiyonerliği ve bilirkişi olarak antika mezatlarında da görev yapan Sarıkaya geçtiğimiz ocak ayında PTT Kargo ile ‘rubu tahtası’nı İstanbul’a göndermek istedi. Fakat Sarıkaya’nın iddiasına göre kargosu bir türlü istediği adrese ulaştırılmadı. 5 aydır kargosunun nerede olduğunu öğrenmek için çalmadık kapı bırakmayan antika meraklısı, bir sonuç elde edemedi. Yetkililerden de bu süreçte sağlıklı bir cevap alamadığını belirten Sarıkaya, 5 ay sonunda kargosunun kayıp olduğunu ve bunun bedeli olarak ise PTT tarafından hesabına 700 TL yatırıldığını iddia etti. Gönderdiği on binlerce liralık antikasının kaybolmasına karşılık yatırılan rakamı komik bulan Halil İbrahim Sarıkaya, PTT yetkililerinin ilgisiz olduğundan dert yandı. Durumu gerekli yerlere bildirdiğini belirten Sarıkaya, hakkını arayacağını ifade etti.

“BİRİNCİ AYDA KARGO GÖNDERDİM, ŞU AN BEŞİNCİ AYDAYIZ”

Halil İbrahim Sarıkaya, “Yaklaşık 17 yaşından beri ticaret yapıyorum, yani 37 yıldır ticaretle uğraşıyorum. Şu anda 57 yaşındayım. Bugüne kadar kendimi bildim bileli PTT Kargo ile çalıştım. Kurumsal bir kimliği, resmiyeti olduğu için tercih ettim. En son Ocak ayında kargo gönderdim, şu an beşinci aydayız, 5 aylık verdiğim mücadele sonucunda PTT Genel Müdürlüğü dahil ulaşamadığım, görüşemediğim insanlar nedeniyle kargom kayboldu ve mağdur oldum. Mağdur olunca haber oldum, dolayısıyla hak arama noktasında bugün PTT Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nün önünde açıklama ihtiyacı hissettim. Elimizde kayıp olduğuna dair gönderdiğimiz evraklar var. Tabii arzu ediyoruz ki, bu tür şeylerin olmasın, insanların mağduriyet yaşanamasın veya erişilebilirlik olsun. Yani en çok üzüldüğüm şey de kaybettiğim emtianın miktarından ziyade PTT Genel Müdürlüğü’nde ulaşılacak kimsenin olmaması. Kargo sürecinde mesaj gelmemesi, hiçbir şekilde yetkililere ulaşamamak ve ciddiye alınmamak bir vatandaş olarak açıkçası beni çok üzdü” dedi.

“HESABIMA 700 TL GİBİ BİR BEDEL YATTI”

Gönderdiği ‘rubu tahtası’nın Osmanlı zamanından kaldığını ve değerinin en az 35 bin TL olduğunu belirten Halil İbrahim Sarıkaya, tazminat olarak verilen 700 TL’yi komik bulduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

“Osmanlı döneminde zaman zaman karşılaştığımız mezatlarda gördüğümüz astronomiyle ve güneşle takvimiyle ilgili Osmanlı’nın kullandığı rubu tahtası denilen bir şey vardır. Yani ahşap bir ağaç üzerine yapılmış rubu tahtası şeklinde bir emtia. Bunları zaman zaman kendi aramızda arkadaşlarımıza gönderiyoruz, değiştirme durumlarımız oluyor veya bedeli karşılığında el değiştirdiği oluyor. Mezatlardan aldığımız da olabiliyor. Yine buna benzer bir rubu tahtası şeklinde bir aracımız vardı. Bunu bedeli karşılığında İstanbul’daki bir arkadaşımıza gönderdik. Ancak PTT Kargo karşı tarafla iletişime geçiyor, onlar almadıklarını bize aylar sonra bir yazı göndererek kaybolduğunu resmi olarak belgeliyor ve bir tazminat hakkımız doğduğunu söylüyorlar. Bunu alıcı tarafına iletiyorlar, satıcıya herhangi bir bilgi verilmiyor. O da beni aradı, ‘Tazminat hakkı doğdu, bunu da gönderici olarak senin alman gerekiyormuş, müracaat eder misin’ dedi. Yine Eskişehir PTT Müdürlüğü’ne geldim, kargo servisine müracaatımı yaptım. Onlar da bir dilekçe vermem gerektiğini söylediler ve bedelini sordular. En alt 35 bin lira bir bedel olduğunu, bunun ucunun açık yani 150-200 bin liraya kadar da piyasa değeri olduğunu söyledim. Ancak yazmış olduğum dilekçeden sonra vermiş olduğum banka iban numarama 700 TL gibi bir bedel yattı. Yani 35 bin liranın karşılığında bırakın yarısını yatırmayı, yani sadaka ya da fitre verir, dalga geçer gibi oldu. Üstelik bu süreçte ben vermiş olduğum mücadele içerisinde ne PTT Genel Müdürlüğü kaldı, ne AKİM’i, BİMER’i, CİMER’i kaldı, ne PTT Eskişehir Baş Müdürlüğü kaldı, ne de oradaki yetkililer kaldı. Hiçbir kimseye hiçbir şekilde ulaşamadım. Bulunması durumunda o bedel benden talep edilecekmiş. O kadar trajikomik ki keşke benim 35 bin TL değerindeki ürünüm bulunsa da bana verdikleri 700 TL’yi geri iade etsem. Yani güler misiniz, ağlar mısınız? Biz bugün PTT Müdürlüğüne güvenemezsek, nereye güveneceğiz? Özel şirketlerin kargolarının durumu malum zaten. Ben hukuksal anlamda bütün haklarımın saklı kalması şartıyla yasal haklarımı kullanacağım. Sonuna kadar mücadele edeceğim. Belki o 700 liranın karşılığında 70 bin lira harcayacağım ama en azından bu örnek olsun istiyorum. Herkesin PTT kargonun ne kadar vasat, ne kadar işine sadık olmayan ve ehil olmayan insanlar tarafından bilmesini istiyorum. PTT Genel Müdürü’nü de istifa etmeye davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ptt-200-bin-liralik-kayip-kargo-icin-700-tl-tazminat-odedi/feed/ 0
Hatay’da kız çocuğu cinsel istismara uğradığını iddia etti, Bakanlık harekete geçti https://www.haber60.com.tr/hatayda-kiz-cocugu-cinsel-istismara-ugradigini-iddia-etti-bakanlik-harekete-gecti/ https://www.haber60.com.tr/hatayda-kiz-cocugu-cinsel-istismara-ugradigini-iddia-etti-bakanlik-harekete-gecti/#respond Mon, 03 Jun 2024 22:06:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34600

HATAY’da G.S. (17) adlı kız çocuğu, sosyal medya üzerinden yayımladığı videoyla çalıştığı kuaförün sahibi M.A.’nın cinsel istismarına uğradığını öne sürdü. Delilleri olduğunu, şikayette bulunduklarını ancak şüphelinin serbest kaldığını belirten G.S.’nin çağrıları üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı harekete geçti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Müdahillik talebinde bulunduğumuz dava sürecini titizlikle takip edeceğiz” denildi.

Hatay’da çalıştığı kuaförün sahibi M.A.’nın cinsel istismarına uğradığını öne süren kız çocuğu G.S., çektiği vidoyla yardım istedi. 6 Şubat depremlerinde Hatay’da enkaz altında kaldığını ifade eden, depremden 10 gün önce de kalp ameliyatı olduğunu söyleyen G.S., “Depremden sonra toparlanabilmem için bir kuaförde çalışmaya başladım. Kuaförün sahibi tarafından cinsel istismara uğradım. Aileme bu durumdan bahsedemedim çünkü ‘Eğer ailene anlatırsan sana daha kötülerini yaparım ve aileni öldürürüm’ tehditlerinde bulundu. Ne yapacağımı bilemedim, bir süre sustum. Ama artık dayanamayıp aileme anlattım” dedi.

‘SESİMİ DUYUN İSTİYORUM’

Babasının 13 yıldır cezaevinde, ağabeyinin engelli, annesinin hasta olduğunu belirten kız çocuğu, “Ben ayakta durmaya çalışıyorum. Ama artık yapamıyorum. Sesimi duyun istiyorum. Umarım bu video ses getirebilir. Delillerim vardı, gidip şikayette bulunduk ama adam hala elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşıyor. Ben dışarıya çıkmaya korkuyorum. Arkadaşlarımdan iftira alıyorum sırf o adam dışarıda gezdiği için. Ben artık dayanamıyorum. 17 yaşında hak etmediğim şeyler yaşadım. Benim için de ‘Rızası var’ demiş. Benim rızam yoktu. Kuaförde hiç kimse olmadan bir köşeye sıkıştırıp cinsel istismarda bulundu. Hiçbir şey yapamadım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Çok korkuyorum. Ailemize onun yüzünden 3 kişi geldi silahlarıyla. Herkes şantaj yaptığımızı zannediyor, iftiralar atılıyor. Ben bu iftiralara maruz kalmaktan artık çok sıkıldım. Gerçekten yapamıyorum, dayanamıyorum artık. Çok çaresizim. Adam niye hala dışarıda, onu anlamıyorum. Başka kızların da canı yansın istemiyorum. Başka kızların da sesi olmaktan gurur duyuyorum. İnşallah hak ettiğini yaşar. Ben hak ettiğimi yaşamadım çünkü. Hak ettiğimi hiç yaşamadım ben. Çok sıkıldım. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Bir aydır eve kapanmış durumdayım. Dayanamıyorum artık, olmuyor. Kaç kere ya kaç kere… Ben kasım ayından beri bu cinsel istismara maruz kalıyorum. Ama yok olmuyor” diye konuştu.

BAKANLIK: KARARA İTİRAZ EDİLDİ

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “16.05.2024 tarihinde olayın emniyet birimlerine intikal ettiği anda Hatay Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerimiz ivedilikle harekete geçmiştir. Aynı gün aile bireyleri ile yapılan görüşme neticesinde paylaşımlara konu olan çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık ve sağlık tedbir kararı talep edilmiş ve çocuk sosyal ekonomik destek hizmetimizden faydalandırılmaya başlanmıştır. Ayrıca olay günü itibarıyla aile bireylerinin her birine yönelik psikososyal destek süreci başlatılmıştır. Bakanlık avukatlarımızca, şüpheli şahıs hakkında verilen adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılama kararına itiraz edilmiştir. Bakanlık olarak müdahillik talebinde bulunduğumuz dava sürecini titizlikle takip edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hatayda-kiz-cocugu-cinsel-istismara-ugradigini-iddia-etti-bakanlik-harekete-gecti/feed/ 0
Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34446 (İZMİR) – Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı. KESK Dönem Sözcüsü Nihat Filiz, iktidara seslenerek, “Talebimiz kısa, net ve somuttur: Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın. Serbest bırakmak zorundasınız çünkü bu dava öncesinde verilen beraat kararlarında da açıkça ifade edildiği gibi ortada gerçek anlamda bir ‘suç’ ya da ‘suçlu’ yoktur” dedi.

Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi GüçleriGüçleri tarafından “Karanlık gider Gezi kalır” başlıklı basın açıklaması yapıldı.

Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önündeki basın açıklamasına İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinin yanı sıra; Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, CHP İzmir eski Milletvekili Musa Çam da katıldı.

Gezi Parkı eylemlerinde öldürülenlerin de anıldığı eylemde, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Gezi’de düşene, dövüşene bin selam” ve “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı.

Basın açıklamasını İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına KESK Dönem Sözcüsü Nihat Filiz yaptı. Açıklamada, Gezi Davası tutukluları Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden de hatırlatılarak “Arkadaşlarımıza yaşatılan bu uzun tutukluluğun siyasi, hukuki ve insani sorumluluğundan hiç kimse kendini vareste tutamaz. Sadece sizlerin değil, çocuklarınızın da geleceğini bağlayacak bu utanç dolu siyaseti yürütmekten veya buna karşı büründüğünüz sessizlikten vazgeçin” denildi.

“Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak…”

Gezi Parkı eylemlerinin ülke tarihinde silinemeyecek bir yere sahip olduğunu belirten Filiz, Gezi’ye ilişkin yapılan ‘karalamaların’ toplumsal hak arayışının sekteye uğratılması olduğu mesajını vererek, şunları kaydetti:

“11 yıl önce bugün ülkemiz tarihinin en demokratik, en katılımcı, en barışçı, en feminist, en adaletli, en ekolojist, en genç, en renkli ve en mücadeleci halk hareketi, dünyadaki ve ülkemizdeki adaletsizliklere karşı Gezi Parkı’nda buluştu. Buluşmakla kalmadı, ülkemizin siyasal, toplumsal ve kültürel tarihinde silinemeyecek kadar derin ve gökkuşağı gibi renkli bir iz bıraktı. Meydanları dolduran milyonların direnişi tüm renkleriyle dirençliliği, kararlılığı, çok sesli bir ezgiyi, yeryüzü sofrasında sıcak bir paylaşımı, kardeşleşmeyi, umudu simgeledi. Tüm bu gerçekliğin karşısında Gezi direnişini darbeyle, terörle ilişkilendirmek akılla, mantıkla, hukukla ve vicdanla izah edilemez.

Bilinmelidir ki, Gezi davası ve benzeri tüm siyasi davalarda ‘adalet’ mekanizmasını iktidarın siyasi emellerinin aracı haline getirmiş olmak ülkemize yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; kadın cinayetlerinden doğa katliamlarına, 1 Mayıs Taksim meydan yasağından eğitim ve sağlıktaki piyasalaştırma ve yozlaştırma uygulamalarına kadar süren onlarca sorun karşısında tepkisizliği amaçlar. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; İliç’te milyonlarca ton toprağın altında nefessiz kalan işçilerin haklarına ve hatırasına kayıtsız kalmayı, 11 kenti yıkan depremlerin öncesi ve sonrasında yaşanan zafiyetlere, eksikliklere, aksaklıklara göz yummayı ve hepsinden önemlisi binlerce insan enkaz altında iken iktidarı korumak için yaşanan insanlık suçlarına ses çıkarmamayı amaçlar. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; tahammül edilemez boyutlara varan hayat pahalılığının ve yüksek enflasyon karşısında bütün emekçilerin ve emeklilerin ücretlerini baskılayarak yoksullaştırmayı hedefleyen ‘sıkılaştırma’ politikalarına sessiz kalınmasını amaçlar.”

“Büründüğünüz sessizlikten vazgeçin”

Gezi davasında 7 yıldır tutsak edilen Osman Kavala için verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası, 2 yıldır hapsedilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden için verilen 18’er yıllık hapis cezalara dikkati çeken Filiz şöyle devam etti:

“Daha önce hakkında iki kez beraat kararı verilen Gezi davasındaki sözde delilleri yeniden kıymetlendiren intikamcı, hukuk ve akıl dışı bir yargılama ile arkadaşlarımızın özgürlüklerini gasp edenlere, Gezi’yi kriminalize etme çabaları karşısında sessiz kalanlara eğip bükmeden şunu söylemek istiyoruz… ‘Ağırlaştırılmış müebbet’ cezasının ne anlama geldiğini, 7 yılı aşan tutukluluğun mahiyetini ve tüm bunların tek bir manalı delil içermeyen keyfi mahkeme kararlarına dayandığını bildikleri halde suskun kalanların bu hukuksal kumpası kuranlardan bir farkı kalmamaktadır. Arkadaşlarımıza yaşatılan bu uzun tutukluluğun siyasi, hukuki ve insani sorumluluğundan hiç kimse kendini vareste tutamaz. Sadece sizlerin değil, çocuklarınızın da geleceğini bağlayacak bu utanç dolu siyaseti yürütmekten veya buna karşı büründüğünüz sessizlikten vazgeçin.”

“Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın!”

Kavala, Atalay ve diğer Gezi Davası tutuklularının tutukluluk hallerinin sona erdirilmesi gerektiğinin altını çizen Filiz, şu ifadeleri kullandı:

“Bu utançtan kurtulmanın yolu topluma yaşatılan hukuksuzluk, haksızlık ve mağduriyetler karşısında ses çıkarmak, itiraz etmek, suskunluğu bozmaktır. Bu durum herkes için geçerlidir. Televizyon ve gazetelerde her gün etik, hukuk, hakkaniyet dersi veren gazeteci ve televizyonculara, demokrasinin bir bileşeni olduklarını iddia eden tüm sendikalara, meslek örgütlerine, derneklere, vakıflara, ülke yönetme iddiasındaki tüm siyasi partilere, sosyalist, muhafazakar, sosyal demokrat veya liberal bütün kişi, kurum ve kuruluşlara seslenmek istiyoruz. Gezi davasında yaşatılan bu haksızlığın son bulması için ses verin! Sessiz kalmak, görmezden gelmek bu haksızlığa, adaletsizliğe ortak olmaktır! Talebimiz kısa, net ve somuttur: Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın! Serbest bırakmak zorundasınız çünkü bu dava öncesinde verilen beraat kararlarında da açıkça ifade edildiği gibi ortada gerçek anlamda bir ‘suç’ ya da ‘suçlu’ yoktur. Sermayeden ve iktidardan yana olan dünya düzeninde mücadele etmenin haklı ve meşru olduğunu yıllardır söylüyoruz.”

“Gezi Direnişinin unutturmayacağı değerleri ve kayıpları var”

Gezi Parkı eylemlerinde görülmesi gereken davaların Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin faillerine ilişkin davalar olduğunu belirten Filiz, şunları söyledi; “11 yıldır söylediklerimizi bugün de hatırlatıyoruz: Gezi Direnişinin gerçekten görülmesi gereken bir davası, unutturmayacağı değerleri ve kayıpları var. Gezi Direnişinin Berkin’in, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in, Mehmet’in, Abdo Can’ın, Medeni’nin, Ethem’in katillerinden ve azmettiricilerinden sorulacak bir hesabı var. Gezi Direnişi bu ülkenin dünü değil geleceğidir. Eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyecek bir umut olmaya devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Hukukun üstünlüğü tarafsız ve objektif yargı süreçlerini zorunlu kılar https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/#respond Fri, 31 May 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33909

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Hukukun üstünlüğü herkesin kanun önünde eşit olmasını ve hukukun keyfi uygulamalara karşı bir koruma sağlamasını ifade eder. Bu ilke yargı süreçlerinin tarafsız ve objektif olmasını zorunlu kılar” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da Anayasa Mahkemesi’nin ‘Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şeklide Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi’ kapsamında hakimler ve savcılara yönelik düzenlenen Adil Yargılama Hakkı Eğitimi’nin açılış törenine katıldı. Törene Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ile birçok yargı mensubu katıldı. Bakan Tunç, “Başarılı projelerimiz var. Yargıya çok önemli faydalar getirdiğine yürekten inanıyoruz. Bütün insanlar temel hak ve özgürlüklerinden eşit bir şekilde faydalanmalıdır. Üzülerek ifade ediyorum ki biz buradayken Filistin’de 8 aydan beri soykırım suçu işleniyor, insanlık suçu işleniyor. Evleri bombalanan insanlar çadırlarda kalıyorken, çadırların üzerine bomba atıyorlar. Mülteci kampları bombalanıyor. Maalesef 8 aydan beri insan haklarının tüm unsurları dünyanın gözü önünde yok sayılıyor” diye konuştu.

‘FİLİSTİN’İN YANINDA OLMAK ZORUNDAYIZ’

Filistin konusunda sessiz kalanların da suça ortak olduğunu belirten Tunç, “Filistin’in yanında olmak zorundayız. Birileri sessiz kalıyorsa bu suça ortak oluyor demektir. Uluslararası hukuk maalesef Filistin konusunda hiçbir etki sağlayamıyor. Mahkeme soykırım yapan kişileri yargılamak için soruşturmayı açtı, ancak henüz davaya dökemedi. Başsavcının bu adımı, olumlu bir adım ancak hayata geçmediği takdirde bir anlamı kalmıyor. Uluslararası sistemin etkisizliği hepimizi derinden üzüyor. Cumhurbaşkanımız ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken bunu ifade ediyor. O zaman uluslararası kuruluşların mahkemelerin bir geçerliliği olduğunu savunuyorsak tam bu aşamada soruna bir çare bulması gerekli. Buradan İsrailli saldırganları bir kez daha lanetliyoruz. Buna destek veren kişileri kınıyoruz. Susanları da kınıyoruz. Orada çocuklar katledilirken, çocuk haklarından bahsetmenin ne anlamı var? Biz mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. 16 bin çocuk, 10 bin kadın ve 36 bin insandan bahsediyoruz. 80 bin yaralı var ve biz insan haklarından bahsediyoruz. Çocuklar öldürülürken bunlardan bahsediyoruz. İnsan haklarını ihlal eden saldırganlar elbet bir gün cezalarını çekecektir. Biz buna yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HER BİREYİN SAYGI GÖRMESİ ESASTIR’

Tunç, “Adalet, haklıya hakkını vermektir. Adalet, toplumsal barışın teminatıdır. Adalet, insan onurunu korumak için insan haklarını korumak için vardır. Adaletin tecellisi için de hukuk devleti şarttır. Hukuk devleti için de tarafsız ve bağımsız yargı olmazsa olmaz şarttır. Tabii tarafsız ve bağımsız yargının uyacağı en önemli kural da adil yargılanma hakkını en geniş anlamıyla tesis ederek kararlarını vermektir. Bu şekilde gerçekleşir ve bu şekilde insan onuru ve insan hakları korunur. Adil yargılanma hakkının temeli, doğal adalet ilkesine dayanır. Doğal adalet ilkesi, insanların doğuştan gelen haklarının korunması ve adil bir şekilde yargılanması üzerine kurulmuştur. Bu ilke tarafsızlık, dinlenilme hakkı ve taraflara eşit muamele gibi temel prensipleri içerir. Adil yargılanma hakkı ayrıca insan onurunu ve temel hakların korunması gerektiği fikrindendir” dedi.

Adil yargılanma hakkının, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin de bir yansıması olduğunu belirten Bakan Tunç, “Hukukun üstünlüğü herkesin kanun önünde eşit olmasını ve hukukun keyfi uygulamalara karşı bir koruma sağlamasını ifade eder. Bu ilke yargı süreçlerinin tarafsız ve objektif olmasını zorunlu kılar. Adil yargılanma hakkının felsefi temellerinden biri de toplumsal sözleşme teorisidir. Bu teoriye göre kişiler toplumsal düzenin sağlanması için bazı haklarından feragat ederken, devlet de bu düzeni sağlamak ve adaleti temin etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda adil yargılanma hakkı bireylerin devlete devrettikleri hakların adil bir şekilde korunmasını sağlar. Adil yargılanma hakkı, bütün bunların yanında adaletin, evrensel bir değer olduğunu kabul eder. Bu evrensel değer, adil yargılanma süreçlerinin her yerde ve herkes için aynı standartlarda olmasını gerektirir. Yargılama süreçleri açısından böylesine önemli ilkeleri barındıran ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6’ncı maddesiyle Anayasamızın 36’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı konusunda hakim ve Cumhuriyet savcılarımızın bilgi birikiminin arttırılmasına büyük önem veriyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/feed/ 0
İzmir’de Hayvanseverler Sokak Hayvanlarının Uyutulmasına Karşı Yürüdü https://www.haber60.com.tr/izmirde-hayvanseverler-sokak-hayvanlarinin-uyutulmasina-karsi-yurudu/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-hayvanseverler-sokak-hayvanlarinin-uyutulmasina-karsi-yurudu/#respond Thu, 30 May 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33821 (İZMİR)- İzmir’de meslek örgütleri ve hayvan hakları dernekleri ile hayvanseverler, sokak hayvanlarının uyutulmasına yönelik yasa hazırlığını, yürüyüş yaparak protesto etti. İzmir Barosu önünde toplanan grup, Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca yürüdü. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Yaşamı paylaştığımız mahalle sakinlerimizin, dostlarımızın tek bir tanesinin dahi tecrit edilmesine, katledilmesine izin vermeyeceğiz. Bin yıllardır bu topraklarda hep birlikte vardık, var olacağız. Sokakta yaşayan hayvanlar yalnız ve savunmasız değildir” açıklaması yapıldı.

İzmir’de baro, tabip odası ve TMMOB’a bağlı meslek odaları ile hayvan hakları dernekleri ve hayvanseverler, sokak hayvanlarına yönelik yasa çalışmasına karşı yürüyüş düzenledi. İzmir Barosu önünde toplanan grup “Uyutma değil öldürme! Katliam yasasına hayır” pankartı açarak “Kan kokuyor barınaklarınız kan kokuyor”, “Toplayamazsın, hapsedemezsin, öldüremezsin” “İktidar elini dostlarımızdan çek”, “Susma haykır yaşamak haktır”, “Kısırlaştır aşıla sokaklarda yaşat”, “Hayvana insana yeryüzüne özgürlük”, “İktidar yasanı al başına çal” sloganlarıyla Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca yürüdü. Grup daha sonra Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

İzmir Barosu üyesi avukat Melike Özdemir Ballı tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Son günlerde basına yansıyan haberlerden ve siyasilerden yapılan açıklamalardan öğrendiğimiz üzere sokakta yaşayan köpeklerin toplatılıp bakım evlerine kapatılarak otuz gün içinde sahiplendirilmeyenlerin uyutulacağı bir yasa teklifi meclis gündemine girmek üzeredir. Bu teklif ile sokakta yaşayan köpeklerin tamamının ‘uyutma’ adı altında öldürülmesi planlanmaktadır. Bugün buradayız çünkü 2021 yılı yasa değişikliği sürecinde bize verilen sözlerden ve Hayvanları Koruma Kanunun 6’ıncı maddesinden vazgeçileceğinden endişe etmekteyiz. Aylardır yürütülen algı operasyonları ile sokakta yaşayan hayvanlar insanlar için tehdit ve bir güvenlik sorunu olarak gösterilmiş, görevini ihmal eden ve mevcut yasaları dahi uygulamayan başta yerel yönetimler ve kurumlar ile bu kurumları denetlemekle yükümlü Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan hesap sorulmamıştır. Asıl failler kendilerini görünmez kılarken yoksulluğun, ihmaller sonucu meydana gelen ölümlerin, ekonomik krizin ve çarpık kentleşmenin faturası her şeyden habersiz sokaklarda yaşam mücadelesi veren bir canlı türüne kesilmiştir. Sonuç olarak doğal yaşam alanı, Avrupa modeli, medeniyet, uyutma gibi sevimli ama aldatıcı ifadeler ile sokakta yaşayan hayvanları tecride ve ölüme götürecek bir yaklaşımın topluma kabul ettirilmeye çalışıldığına şahit olmaktayız” denildi.

“Medeniyet, sokak hayvanlarına gösterilen şefkattir”

Sokakta yaşayan hayvanların yalnız ve savunmasız olmadığının vurgulandığı açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:

“‘Avrupa’da nasıl çözüme kavuşturulduysa aynı uygulamaları hayata geçireceğiz’ diyen siyasi iktidar temsilcilerine buradan seslenmek istiyoruz. ‘Medeniyet, sokak hayvanlarına gösterilen şefkattir.’ Biz biliyoruz ki Avrupa’da sokakta yaşayan hayvanlara gösterilen muamelenin medeniyet ile bir ilgisi yoktur. Bazı Avrupa ülkelerinde yapıldığı bilinen ‘hayvanların hapsedilmesi ve belirli bir süre sonunda yuvalandırılamayan hayvanların öldürülmesi’ bir çözüm değil katliam olmakla birlikte bizim yüzyıllardır var olan geleneklerimize, birlikte yaşam kültürümüze ve mevzuatımıza aykırıdır. Çünkü bu kadim ve köklü kültürde bizler; hayvanlarla kendi suyumuzu bölüşen, evlerimizin önüne bir kap da onlar için koyanlarız. Onların yanından başlarını okşamadan geçip gitmeyenleriz. Bu dünyanın yalnızca bize ait olmadığını, onların da hak ve özgürlüklerinin var olduğunu bilenleriz. Bizler vicdanlı, yaşamdan ve yaşatmaktan yana olanlarız. Hepimizi birleştirmesi gereken bir alan olan hayvan hakları ve hayvan sevgisi; bu ülkenin tarihi ve kültürü değerlerinin bir parçasıdır. Çözüm hiçbir zaman öldürmek veya hapsetmek olamaz. 2004 yılına kadar bu yöntemler maalesef denenmiş, hayvanlar ‘yasal olarak’ zehirlenmiş ve öldürülmüştür. Seksen bin köpeğin, bir adada aç ve susuz bırakılarak birbirlerini yiye yiye katledildiği Hayırsız Ada Katliamı toplumsal belleğimizde halen onarılmaz bir yara olarak durmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen popülasyon kontrol altına alınamamıştır. Çünkü yetkililer esas çözüm olan ‘Kısırlaştır, aşılat, yaşat, kayıt altına al’ politikasını hiçbir zaman uygulamamıştır. Toplumun ve sokakta yaşayan hayvanların sağlığı için bu uygulamanın titizlikle yerine getirilmesi gerekmektedir.

“Hayvanların kaderini şaibeli anketleriniz ile belirlemenize izin vermeyeceğiz”

2004 yılında çıkarılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun ana maddelerinden biri olan kısırlaştırmayı TBMM Araştırma Komisyonu raporu da tek yöntem olarak önermiş ancak kurumların, 20 yıldır hayvanları kısırlaştırmaması, beslememesi, bakım ve rehabilitasyonu üstlenmemesi ve yasada yer alan görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle popülasyon artmıştır. Eğer bir sorumlu arıyorsanız sorumlu köpekler değil, gerekli bütçe, ekipman, personel desteği sağlamayan, kısırlaştırma, aşılama, bakım ve rehabilitasyon yapmayan, denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, STK ve gönüller ile işbirliği yapmanın önünü açmayan, üretim çiftliklerini kapatmayan, hayvan satışını yasaklamayan, hayvan sahiplenme konusunda gerekli eğitim ve prosedürü koymayan, eğitim ve öğretim müfredatlarında, yazılı ve görsel basında birlikte yaşama kültürü ve hayvan davranışları konusunda eğitim ve farkındalık yaratmayan, konu üzerinde politikalar üretmeyen siyasi iktidar, görevini gereği gibi yerine getirmeyen yerel yönetimler ve 5199 sayılı yasada görevli olan diğer kurumlardır. Onca emek ve çabaya rağmen hak savunucularının ve TBMM Araştırma Komisyonu raporunun önerilerini dikkate almayan yasa koyuculardır. Yıllardır görevlerini yerine getirmeyen kurumlardan hesap sormak yerine; görev ihmallerinin bedelinin hayvanlara ödetilmesini kabul etmiyoruz. Doğal yaşam alanı, uyutma adı altında hayvanların yaşam hakkını ve özgürlüklerini ellerinden alacak her türlü düzenleme ve uygulamanın karşısında olacağımızı bildiriyoruz. Gerçek dışı haberler ve sosyal medya çalışmaları ile katliamları meşru kılmanıza, nefret söylemleri ile şiddeti teşvik etmenize, hayvanların kaderini şaibeli anketleriniz ile belirlemenize izin vermeyeceğiz!

“Sokaktayız, yanınızdayız”

Sizleri en temel hakları dahi görmezden gelinen, ormanlara, çöplüklere, otoyol kenarlarına atılan, barınak ve doğal yaşam alanı denilen toplama kamplarında ölüme, hastalığa, açlığa mahküm edilen, zehirlenen, açlıktan birbirini yiyen, canlı canlı gömülen, yakılan, işkence gören, tecavüz edilen, vahşice öldürülen hayvanlardan yana saf tutmaya ve yüzyıllardır var olan birlikte yaşam kültürümüze sahip çıkmaya davet ediyoruz. Kültürümüzün, inançlarımızın, değerlerimizin, geleneklerimizin, vicdanımızın, bilimin, hak ve özgürlüklerin ışığında; yine gerekirse can veririz, canlarımızı vermeyiz diyerek hiçbir hayvanı sürgüne, toplama kamplarına, ölüme göndermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Yaşamı paylaştığımız mahalle sakinlerimizin, dostlarımızın tek bir tanesinin dahi tecrit edilmesine, katledilmesine izin vermeyeceğiz. Bin yıllardır bu topraklarda hep birlikte vardık, var olacağız. Sokakta yaşayan hayvanlar yalnız ve savunmasız değildir! Sokaktayız, Yanınızdayız!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-hayvanseverler-sokak-hayvanlarinin-uyutulmasina-karsi-yurudu/feed/ 0
Aylin Nazlıaka, CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı İçin Yeniden Aday Olduğunu Açıkladı https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-chp-kadin-kollari-genel-baskanligi-icin-yeniden-aday-oldugunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-chp-kadin-kollari-genel-baskanligi-icin-yeniden-aday-oldugunu-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 22:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33701

(ANKARA) – CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yeniden aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka, “Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım” dedi.

CHP Kadın Kolları, 4 Ağustos 2024 tarihinde 15’inci Olağan Kurultayı’nı düzenleyecek. Mevcut Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkez binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla başkanlık için tekrar aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka’ya il kadın kolları başkanları eşlik etti. Nazlıaka, şunları söyledi:

“Siyasete adım attığım o ilk günden beri şuna inandım, şuna inanıyourm:  Kurucu Genel Başkanımız, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi, ‘Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.’ Yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak, çalışmak. Haklarımız, geleceğimiz, ülkemiz, Cumhuriyet, halk, adalet için çalışmak. Bizim yolumuz yorulana kadar değil, dinlenmek için değil; başarmak, kazanmak için çalışmak. Kazandırdıklarımızı korumak, geliştirkmek, büyütmek için çalışmak. Ben hayatım boyunca hep çalışarak var oldum. Herkes gibi benim de önüme zaman zaman çeşitli engeller çıktı. Bütün kız kardeşlerimin yaşadığı gibi zaman zaman bana da çelmeler takıldı. O engelleir hep çalışarak aştım. Ne zaman düştüysem çalışarak ayağa kalktım. Kendi ayaklarımın üzerinde çalışarak yükseldim. ve hep örgütlü mücadeleye ve dayanışmanın gücüne inandım. Kadınlardan aldığım gücü yine kadınlara vermeye çalıştım. Hep şunu söyledim:  Hiçbirimiz, hepimiz kadar güçlü değiliz.

Siyasi hayatıma kadın kollarında başladım. Buradaki kız kardeşlerim gibi ben de mücdele ederek partimizde birçok görevler ve sorumluluklar üstlendim. Şu anda Kadın Kolları Genel Başkanı ve Aile ve Sosyal Hizmetlerden sorumlu Gölge Bakan olarak ülkeme, partime, milletime hizmet etmekten büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Meydanlarda hep bir ağızdan söylemiyor muyuz, biz çalışa çalışa kazanacağız. Çünkü biz kendini yenileyen, gücünü tarihinden alan, geleceğe umutla ve cesaretle bakan 100 yıllık bir çınarın mensuplarıyız. Ne mutlu ki CHP’liyiz. Geçmişte kökümüz, gelecekte imzamız var. Geçmişin mirasıyla yeni yüzyılı kuracak yine bizleriz. ‘Değişimin yüzyılı, yüzyılın değişimi’ sloganıyla Genel Başkanımız Özgür Özel’in önderliğinde yürüdüğümüz bu yolda, 1977 yılından beri ilk defa Türkiye’de birinci parti olmanın haklı gururunu ve aynı zamanda da büyük sorumluluğunu yaşıyoruz. Biz CHP’li kadınlar önce yerelde iktidarı kazanan, şimdi de Türkiye’de iktidara yürüyen partinin öz gücü, öncü gücü olmak için çalışmaya devam ediyoruz.

“Dört yıl önce, ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşe başlamıştık”

Dört yıl önce, CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yola çıkarken ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşümüzü başlatmıştık. Şimdi yine bir kurultay süreci içerisindeyiz. Bu ay ilçe kongrelerimiz başladı. İl kongrelerimiz ise temmuz ayında sonuçlanacak ve 4 Ağustos’ta da Büyük Kadın Kolları Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Dört yıl önce Kadın Kolları Genel Başkanlı’na adaylığımı açıklarken şunları söylemiştim: ‘Bizler bu partinin emektarıyız. Biz partimizi karşılıksız seviyoruz. Biz ülkemizi, Cumhuriyetimizi karşılıksız seviyoruz. Kadın kadının yurdudur diyoruz ve birbirimizi de karşılıksız seviyoruz çünkü ben değil, biz varız. Ben değil, biz oldukça biz mutlaka başaracağız.’ İşte o günlerde başardığımız bu ‘biz olma, hep birlikte olabilme hali’ bugün Türkiye’de yaşadığımız baharın müjdecisiydi. Göreve geldikten sonra partimizi Türkiye’de toplumsal muhalefetin öncüsü olan kadın mücadelesinin merkezi haline getirdik. ‘Kadın umuttur, mücadeledir, eşitiktir, gelecektir, azimdir, emektir’ dedik. ‘Yaşam kadındır’ dedik. ‘Kadın dönüştürücü güce sahiptir, değişimin kendisidir’ dedik. Bu anlayışla birçok başarıya imza attık.

“YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik”

Ortalama her ay 81 ilde ve 973 ilçede eş zamanlı basın açıklamaları yaptık. YaşamHak projemizle kadınlara dokunduk. Ülkemizin en can yakıcı sorunlarından olan kadına yönelik şiddet -fiziksel, cinsel, ekonomik, dijital, psikolojik şiddet diye açmalıyım bunu- türlerine ve kadın cinayetlerine karşı bir mücadele başlattık. İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik. ve partimizde genel merkezimizde kurduğumuz 7/24 faaliyet gösteren Alo Şiddet Hattı ile 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadınlara ve istismara uğrayan çocuklara ve yakınlarına destek olduk. Projemizin sloganı ‘Yalnız değilsin, biz varız.’ Mağdur arkadaşlarımıza ücretsiz hukuki ve psikolojik destek verdik, vermeye de devam ediyoruz. Projemizin ülke genelinde bilinirliğini arttırmak ve şiddet mağduru kız kardeşlerimize ulaşmak amacıyla YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik, dünyanın çevresini dört kez dolaşacak kadar yol katettik. Gittiğimiz her ilde, her ilçede, her beldede, her mahallede, her köyde şiddet mağduru olan kız kardeşlerimizle buluştuk. ve onlara elimizi uzattık. Projemiz kapsamında barolar ve meslek odalarıyla 120 protokol metninin altına imza attık. Böylece şiddet mağduru kadınlara barınma ve istihdam, çocuklarına da burs gibi çeşitli imkanlar sağlayabildik.

Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk

Afet bölgelerinde hızla ihtiyaçları tespit ettik ve örgütlü gücümüzle çözüm ürettik. Doğa katliamlarında halkımızla nöbet tuttuk, hukuk mücadelelerine omuz verdik. Toplumsal mücadeleyi büyütmek adına nerede bir hak gaspı varsa orada hak arayanlar bizler olduk. Ülke tarihimizin en büyük felaketlerinden olan Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremde bölge halkının yanından hiç ayrılmadık. Bizzat 41 gün deprem bölgesinde kaldım. Enkaz altında yakınlarını arayanlarla nöbet tutup, yakınlarını kaybedenlerin acısına ortak oldum. Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk ve kadınların, çocukların özel ihtiyaçlarını giderdik.

9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz

CHP olarak ana hedefimiz toplumsal cinsiyet eşitliği, tam eşitlik. Bu konuda dev bir adım attık ve kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduk. Listelerin bir kadın, bir erkek şeklinde ‘fermuar yöntemi’ ile yapılmasını şart koştuk. Teklifimiz, AKP ve MHP oyları ile reddedildi ancak bu konudaki haklı ve kararlı mücadelemiz sürüyor. Bugün Genel Başkanımızın atadığı Merkez Yönetim Kurulu’muzun da yarısı kadınlardan oluşuyor. Genel ve yerel seçimlere stratejik programlarımızla ve planlamalarımızla hazırlandık.  Ülke tarihimizde hiç kadın milletvekili seçilmemiş 20 ilden 2’sinde kadın milletvekili çıkardıysak, CHP’li kadın belediye başkanı sayısını ve kadın belediye meclis üyesi sayısını 4’e katladıysak, Türkiye’yi kırmızıya boyadıysak, partimizin bu başarısında Kadın Kolları olarak kararlı, örgütlü ve eşgüdümlü olarak yürüttüğümüz çalışmaların payı büyük. Bu dönemde CHP Kadın Kolları’ndan belediye başkanları, milletvekilleri, il, ilçe başkanları çıkardık.  Yeter mi? Yetmez. Hedefimiz net: Tam eşitlik. Dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketiyle sımsıkı kenetlendik. İstanbul Sözleşmesi’ne nasıl sahip çıktıysak, budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’a da, sil baştan yazılmak istenen Medeni Kanun’a da aynı karalılıkla sahip çıktık, çıkıyoruz. Şimdi de 9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz. Bu haklarımızın elimizden alınmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz.

“Kadın voleybol takımımızı,tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları kınıyorum

Başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bu ülkenin kadınlarının her şeyi başarabileceklerini tüm dünyaya kanıtlayan sporcularımız… A Milli Kadın Voleybol Takımımız, elde ettiği zaferlerle bayrağımızı en yukarıya taşıdı. Milli oyuncumuz İlkin Aydın ne güzel söylemişti: ‘Filenin Sultanları diyoruz ama nam-ı diğer Atatürk’ün Kızları demek benim daha çok hoşuma gidiyor.’ Gururumuz olan bu kadın sporcularımız, birilerinin her türlü karartma, ötekileştirme, yok sayma çabalarına rağmen hiç yılmadan, yorulmadan, vazgeçmeden mücadele etmeye devam ediyor. Yalnızca kazandıkları maçlar, kaldırdıkları kupalar için değil çocuklarımızın hayallerine ışık oldukları için de her birine ayrı ayrı bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum. Dünyanın en iyisi olmayı başarmış kadın voleybol takımımızı, ülkemizi temsil etmek için katılacağı turnuvaya tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları da bir kez daha kınıyorum. Bu ayrımcılığı, bu ötekileştirmeyi asla unutmayacağız ve günü geldiğinde hesabını mutlaka soracağız.

“Kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var

4 yıllık görev sürecinde yaptıklarımızı kısaca özetlemeye çalıştım. Görevde olduğumuz her günün, her dakikanın hakkını vermeye çalıştık. Bundan sonra da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefe doğru; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye inşası için en iyi bildiğimizi yapmaya; yani çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi sırada ne mi var?  Kadın Sivil Toplum Kuruluşları’nın da katkısıyla hazırladığımız ‘Eşit temsil ve fermuar sistemini’ partimize getirmek var. Kadın kollarımızı daha da güçlendirmek var. Kadın üye sayımızı 1 milyona çıkarmak var. Her il ve ilçede ‘Ev Kadınları Komiteleri’ kurup; her iki ev kadınından birinin partimize oy vermesini sağlamak var. Partimizin ve belediyelerimizin eşitlikçi politikalarını tüm Türkiye’ye yaymak var. Toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamda kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olması adına Medeni Kanun’a sahip çıkmak var. ‘Medeni Kanun’u sil baştan yazacağız’ diyenleri siyaset sahnesinden silmek var. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’unu değiştirmeye çalışanlara karşı kadın mücadelesini büyütmek var.  Şiddet uygulayanı durdurmaya yönelik verilen zorlama hapsine itiraz yolunu açmak isteyenlere ‘Haddinizi Bilin’ demek var.  9. Yargı Paketi’nde yer alan ve haklarımızı gasp eden düzenlemelere karşı, ülke genelinde kadın örgütleriyle mücadeleyi büyütmek var. Kadınlar çantalarında koruma kararları varken öldürülürken, 6284’ün işlevsizleştirilmesine izin vermemek var. Kadının soyadını kullanma hakkına sahip çıkmak var. ‘Etki ajanlığı’ adı altında demokrasinin askıya alınmasına karşı demokrasiden yana saf tutmak var.  Mahkemede sırf kravat taktı, efendi durdu diye verilen ceza indirimlerini ifşa etmeye ve yargı kararlarını üst mahkemeye taşımaya devam etmek var.  ‘Şüpheli ölüm’ adı altında kadın cinayetlerinin gizlenmeye çalışılmasına, kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var.

Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var”

Kadınları şiddet sarmalına mahküm eden zihniyetle mücadele etmek, YaşamHak projemizle daha fazla mağdura destek olmak var. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, anneliği en büyük kariyer olarak sunan zihniyetin karşısında dimdik durup, kadın istihdamını artırmak var.  ‘Evdeki işler yetmiyor mu?’ diyenlere, meslekleri kadın-erkek mesleği diye ayıranlara karşı, cinsiyet kodlarını kırmak var, kadın otobüs şoförleri, kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlarla çalışan belediyelerimiz kanalıyla kadın istihdamını her alanda teşvik etmek var.  AKP iktidarının hayata geçirdiği ‘evlenen, nişanlanan öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilir, açık öğretime yönlendirilir’ uygulamasıyla çocukların okuldan uzaklaştırılmasına son vermek var.  Erken yaşta ve zorla evliliklere hukuki kılıf hazırlayanların karşısında dimdik durmaya devam etmek var.  4+4+4 ucube sistemi ile uygulamaya giren ‘ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi için okula ara verilebilir’ maddesi ile zorunlu eğitimin fiilen düşürülüp çocukları tarikatlara teslim eden anlayışı yerle bir etmek var. Çocuk istismarı davalarında utanmaksızın ‘çocuğun rızasından’ bahsedenlerin iktidarına son vermek var. 2018 yılında Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile uygulamaya geçen; Çok Programlı Anadolu Liseleri üzerinden yaptıkları değişiklikle liselerde karma eğitim yapılmamasına imkan tanıyan yönetmeliği kaldırmak var. Laik, eşit, adil, özgür, demokratik ve herkesin tok olduğu bir Türkiye tesis etmek var. Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var.  Şimdi sırada CHP’yi iktidara taşımak var.

Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım”

İktidara geldiğimizde ilk iş olarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya koymak var. Eşitlik, demokrasi, laiklik için, kadının insan hakları mücadelesini büyütmek için, birlikte, el ele, kol kola, yürek yüreğe mücadeleyi ileriye taşımak için, ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Partimizi iktidar yapmak için yeniden kadın kolları genel başkanlığına adayım. Evine ekmek götürmek, çocuğunun okul masraflarını karşılamak için sigortasız, güvencesiz çalışan, çalıştırılan kız kardeşlerimizin hakkı için; gülmeyi unutan yüzleri için adayım. Ev işçileri için, tekstil işçileri için, tarım işçileri için adayım. Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım. Elinde diplomasıyla her gün iş kuyruklarından evine çaresizce yürümek zorunda kalan gençler için adayım.  Görünmeyen emeğin iktidarı için adayım. Bu ülkede iki cinsiyetten biri değil de ikinci cinsiyet olarak görülen kadınların kazanılmış haklarını savunmak; gasp edilen haklarımızı söke söke geri almak için adayım. Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-chp-kadin-kollari-genel-baskanligi-icin-yeniden-aday-oldugunu-acikladi/feed/ 0
Avukatlar, Adalet Bakanlığı’nın ücret zam talebine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/#respond Wed, 29 May 2024 21:27:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33671 HABER: MEHMET OFLAZ

(ANKARA) – Avukatlar, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığının “uygun görülmemesine” tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan avukatlar, kemer sıkma politikasının genç avukatları vurduğunu belirterek, “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırıdır. Bakan Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz” dedi.

Avukatın Sesi İnisiyatifi adına Kerim Bütün, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından “uygun görülmemesi” kararının kendilerine verilmesine ilişkin bilgi edinme başvurusunda bulunmuştu.

Bakanlıktan itiraf gibi yanıt

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevapta, “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife”nin 13 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlandığı hatırlatılarak, şöyle denildi:

“Zorunlu Müdafilik Tarifesinde; 2019 yılında yüzde 24, 2020 yılında yüzde 20, 2021 yılında yüzde 20, 2022 yılında yüzde 30, 2023 yılında yüzde 123 oranında artış yapılmıştır. 2024 yılı tarifesinde ise yüzde 58.4’lük bir artış oranı söz konusudur.”

“Kemer sıkma politikası genç avukatları vurdu”

Avukat Kerim Bütün ve Avukat Muhammed Said İlhan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

2024 CMK ücret tarifesine karşı eylemler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bütün, “Hazine ve Maliye Bakanlığı başvurumuza vermiş olduğu cevapta ücret hakkımıza menfi bir müdahalede bulunduğunu kabul etmiş oldu. Kemer sıkma politikası yine dar gelirli olarak sayılabilecek bir kesimi, genç avukatları vurdu” dedi.

“Adaletten tasarruf olmaz”

“Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırı niteliği de taşımaktadır” diyen Bütün, “Bakan Mehmet Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz. Bu yanlışın sürdürülmesi halinde geri dönüşü mümkün olmayan hak ihlalleri yaşanacaktır. Değindiğimiz gibi yurttaşın savunma hakkını etkilemek pahasına açlık sınırının altındaki ücretleri bizlere reva görenlerle mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Avukat Muhammed Said İlhan ise “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevap, meslek örgütümüzün müzakere dışında tutulduğunu, asgari ücretin dahi altında çalışıp her sene onlarcası intihara sürüklenen avukatların sorunlarının bu sene de görmezden gelineceğini ifade etmekten başka bir anlam taşımamaktadır” diye konuştu.

“CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyoruz”

İlhan, şu ifadelere yer verdi:

“Takibi belki on seneyi aşacak bir dosyada avukatın neredeyse ücretsiz çalıştırılması, yurttaşın hakkını savunmayı fiilen imkansızlaştırmakta, hukuk mekanizmasının içini boşaltmaktadır. Üstelik CMK Tarifesi ile hak kazanılan ‘ücret’, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen tutarın dahi katlarca altındadır. Haliyle bu, avukatın daha aşağısında kabul edemeyeceği bir işi, aynı nitelikle ve çok daha düşük bir ücrete icra etmesi gerektiği gibi çelişik bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Bu konuda Avukatın Sesi İnisiyatifi olarak tavrımız nettir. Hukuk, bakanlığın kemer sıkarak ya da başka türlü saiklerle daraltabileceği bir alan değildir. CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyor ve artırılmasına yönelik mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna sunuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Emekliler İnsanca Yaşam İstiyor: Maaşlarımız Yetersiz https://www.haber60.com.tr/emekliler-insanca-yasam-istiyor-maaslarimiz-yetersiz/ https://www.haber60.com.tr/emekliler-insanca-yasam-istiyor-maaslarimiz-yetersiz/#respond Mon, 27 May 2024 03:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33352 HABER: DİLAN KUTLU-MEHMET OFLAZ/ KAMERA: ONUR BİNGÖL-UĞUR DEMİRCİ

(ANKARA) – CHP’nin Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği “Büyük Emekli Mitingi”ne katılan binlerce emekli, mitingin başlamasından saatler önce doldurdukları meydandan “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı. ANKA Haber Ajansı muhabirlerinin görüştüğü emekliler, hayat pahalılığından, aldıkları maaşın asgari ücretin altında kalmasından yakındı.

Mitinge katılmak için Aydın’dan gelen 63 yaşındaki Özer Demir, yıllarca çalıştıktan sonra emeklilik hayallerini yaşayamadığını ifade etti. Demir,  torunlarına harçlık verecek parası olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Ben Aydın Çine’den geliyorum. Emekli maaşım yetmediği için, sağlığım da yerinde değil ama mecburen çalışmaktayım. 63 yaşındayım, çiftçilik yapıyorum. Ne iş denk gelirse çalışıyorum, yetmiyor. Eşim var, çocuklarım var, torunlarım var. Bayram gelecek onlara harçlık verecek para bulamıyoruz. 5 tane torunum var. Normalde bizim maaşımız 20-25 bin lira olması lazım ama bu 2008’de çıkan kanuna göre bizim emekli maaşı hakkımızı kesti şu andaki yönetim. Çok haksızlıklar var, bu haksızlıkların giderilmesini istiyoruz. Bu yönetimin de yapacağından ümidimiz yok. 20 yıldan beri deniyoruz olmuyor. Çine Barajı’nda 24 saat çalıştığım zamanlar oldu. Hep bugünlerde rahat edeyim diye çalışmıştım ama tam tersine ümit ettiğimizi bulamıyoruz. Cumhurbaşkanı’ndan talebimiz maaşımızın yükseltilmesi. Enflasyona bakarsan 25-26 bin lira olması lazım maaşımızın.”

“Kim ekonomiyi düzeltiyorsa başımın üzerinde yeri var”

62 Yaşındaki emekli Salih Demir de emekli maaşının en az 20 bin lira olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Ekonomiyi düzeltsinler, böyle olmaz. Türk parasını sıfıra getirmişler bir şey alamıyor, bir yere gidemiyorsun. Kim geliyorsa, ekonomiyi düzeltiyorsa başımın üzerinde yeri var. Önemli olan ekonomidir, Türkiye’nin kalkınmasıdır. Ekonomiyi sıfıra getirmişler. Aldığın şeyi ikinci gün alamıyorsun. Ekonomiyi düzeltsinler onların ellerini öperim. Benim maaşım da önemli değil. Ekonomiyi düzeltmezlerse Türkiye kalkınmaz. 10 bin lira alıyorum onun 20-25 olması lazım.”

“Sadaka ücreti kabul etmiyoruz”

İzmir Aliağa’dan Ankara’ya gelen 67 yaşındaki emekli Osman Durmaz 15 bin lira emekli maaşı aldığını söyleyerek, şöyle konuştu:

“Şu anda çoğu arkadaşlarımızın maaşı 10 bin lira civarında. Bu tür emekli maaşına hayır demek için buradayız. Bunların vermiş olduğu sadaka ücreti kabul etmiyoruz. En kısa zamanda bu hakkımızı alacağız. DİSK Emekli-Sen adına teşekkür ederim. En az asgari ücretin bir buçuk katıydı bizim ilk emekli maaşlarımız, şu an onun da altına indi. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu ülkede 10 bin liraya, çok aşağı düştü. Bunun en alt limitinin 20 bin lira olması gerekiyor.”

“Bize katı atık muamelesi yaptılar”

Bandırma’dan Büyük Emekli Mitingi için gelen 59 yaşıdaki Levent Balkış da “Bayramlardan korkar olduk” dedi. Balkış, “Siyasi iktidar bize katı atık muamelesi yaptı. 22 yıldan beri bizi görmezden geldi. Çıkardığı yasalarla bizi o kadar zor duruma düşürdü ki Cumhuriyet tarihinde ilk defa asgari ücretin altında maaş aldı emekli. Biz bayramlar gelsin istemiyoruz bayramlardan korkar olduk. Niye? Çocuklarımıza, torunlarımıza hediye alamıyoruz. O yüzden emeklinin durumu ortada ama emekliler mücadeleden vazgeçmediler görüyorsunuz, vazgeçmeyecekler. Örgütlendiler. Hak ettiğimiz değere kavuşmak istiyoruz.  Bize katı atık muamelesi yapanlara yerel seçimlerde cevap verdik. Bundan sonraki seçimlerde de bilsinler ki emekli özgürlük ve demokrasi mücadelesinden emekli olmayacak.”

“Emeklilerimiz onurlu bir şekilde emekliliğini yaşamak istiyor”

Osmaniye’den gelen emekli Asu Kaya da emeklilerin mücadelesi için alanlarda olduklarını ifade etti. Kaya, “Osmaniye’den emeklilerimizin hak mücadelesi için geldik buraya. Belki de kalan ömürlerinin son döneminde insanlar, emeklilerimiz onurlu bir şekilde emekliliğini yaşamak istiyor. Torunlarına bir harçlık vermek istiyor. Bunun için burada alandayız” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekliler-insanca-yasam-istiyor-maaslarimiz-yetersiz/feed/ 0
Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş’ın 5 maçlık cezası 4 maça indi https://www.haber60.com.tr/fenerbahceli-futbolcu-mert-hakan-yandasin-5-maclik-cezasi-4-maca-indi/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahceli-futbolcu-mert-hakan-yandasin-5-maclik-cezasi-4-maca-indi/#respond Mon, 27 May 2024 01:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33304 TFF Tahkim Kurulu, Galatasaray – Fenerbahçe maçı sonrası Fenerbahçeli futbolculardan Mert Hakan Yandaş’a verilen 5 maçlık cezanın 4 maça düşürüldüğünü açıkladı. Jayden Oosterwolde’nin 1 maçlık cezası ve İrfan Can Eğribayat’a verilen 3 maçlık cezalarda ise değişiklik olmadı.

Tahkim Kurulu’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“Fenerbahçe Futbol A.Ş., Başkanı Ali Yıldırım Koç, idarecisi Selahattin Baki, futbolcuları İrfan Can Eğribayat, Mert Hakan Yandaş, Jayden Quinn Oosterwolde, doktoru Ertuğrul Karanlık ve görevlisi Emre Kartal ile ilgili PFDK’nın 23.05.2024 tarih ve E.2023-2024/1213 – K.2023-2024/1530 sayılı kararına itirazı incelendi. Duruşma için tayin edilen 25.05.2024 Cumartesi günü icra edilen duruşmada Kulüp vekilleri Av. Ali Topuz ve Av. Doğukan Şenol’ un hazır oldukları görüldü, sözlü beyanları alındı. Yapılan müzakere neticesinde;

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 11. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 620.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Misafir Tribün 418, 419, 420 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesinde sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin taraftarlarının ve mensubunun neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 336.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin zaman çizelgesine uygun hareket edilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca 112.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 40/2. maddesi uyarınca 31.500,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin antrenör lisansı ve TFF’ye tescil edilmiş bir sözleşmesi bulunmayan Emre Kartal’ın müsabakada analiz antrenörü olarak görevlendirilmesinden dolayı Antrenörlerin Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatı’nın 9/2. maddesi uyarınca 250.000,00TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin yöneticilerinin müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabından (youtube) yapmış oldukları açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d maddesi uyarınca 600.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin Başkanı Ali Yıldırım Koç’un müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabından (youtube) yapmış olduğu beyanlarında yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-b maddesi uyarınca FDT’nin 11. maddesi uyarınca 90 gün hak mahrumiyeti ve 780.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oyçokluğu ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin idarecisi Selahattin Baki’nin müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabından (youtube) yapmış olduğu beyanlarında yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-b maddesi ve FDT’nin 11. maddesi uyarınca 32 gün hak mahrumiyeti ve 150.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oyçokluğu ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin futbolcusu İrfan Can Eğribayat’ın, rakip takım mensuplarına yönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakadan men ve 58.500,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin futbolcusu Mert Hakan Yandaş’ın, rakip takım mensubuna yönelik saldırısı nedeniyle FDT’nin 44/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca verilen 5 resmi müsabakadan men ve 39.000,00 TL para cezasının itirazın kısmen kabulüne; FDT’nin 12. maddesinin uygulanması neticesinde 1/5 oranında indirim yapılarak 4 resmi müsabakadan men ve 31.200,00 TL para cezası şeklinde sübut yönünden oybirliği, cezanın tayini ve uygulanmasında oyçokluğu ile kararın düzeltilerek onanmasına,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin futbolcusu Jayden Quinn Oosterwolde’nin, rakip takım tribünlerine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca 1 resmi müsabakadan men ve 39.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin doktoru Ertuğrul Karanlık’ın rakip takım mensubuna yönelik saldırısı nedeniyle FDT’nin 44/1-c ve 35/4. maddeleri uyarınca verilen 5 resmi müsabakadan men ve 39.000,00 TL para cezasının itirazın kısmen kabulüne; FDT’nin 12. maddesinin uygulanması neticesinde 1/5 oranında indirim yapılarak 4 resmi müsabakadan men ve 31.200,00 TL para cezası şeklinde sübut yönünden oybirliği, cezanın tayini ve uygulanmasında oyçokluğu ile kararın düzeltilerek onanmasına,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin görevlisi Emre Kartal’ın, antrenör lisansı ve TFF’ye tescil edilmiş bir sözleşmesi bulunmamasına rağmen müsabakada analiz antrenörü olarak görevlendirilmesinden dolayı Antrenörlerin Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatı’nın 9/2. maddesi uyarınca 1 yıl hak mahrumiyeti ve 100.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile,

– Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin görevlisi Emre Kartal’ın, rakip takım mensubuna yönelik saldırısı nedeniyle FDT’nin 44/1-c maddesi uyarınca 90 gün hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasında sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, oybirliği ile karar verilmiştir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahceli-futbolcu-mert-hakan-yandasin-5-maclik-cezasi-4-maca-indi/feed/ 0
CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, emeklilere yapılan indirimi yetersiz buldu https://www.haber60.com.tr/chp-parti-sozcusu-deniz-yucel-emeklilere-yapilan-indirimi-yetersiz-buldu/ https://www.haber60.com.tr/chp-parti-sozcusu-deniz-yucel-emeklilere-yapilan-indirimi-yetersiz-buldu/#respond Sat, 25 May 2024 21:40:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33072 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, emeklilere kamu sosyal tesislerinde yüzde 15 indirime imkan tanıyan ve 21 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyi yetersiz bularak tepki gösterdi. Yücel, “Emeklilere sosyal tesislerde yüzde 15 indirim yapmak, emekli vatandaşlarımızın 10 bin lira emekli maaşıyla verdikleri yaşam mücadelesini hiçe saymak ve normalleştirmektir. Sanki emeklilerin tek dertleri sosyal tesislerden indirimli yararlanmakmış gibi, ağızlarına bir parmak bal çalan düzenlemelerle emekli vatandaşlarımızla alay ediyorlar. Hiç utanıp sıkılmadan 2024’ü ‘Emekli Yılı’ ilan ettiler, sonra da emeklileri 10 bin liralık maaşlarıyla baş başa bıraktılar” dedi.

Deniz Yücel, yaptığı yazılı açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın ’emekli destekleri’ açıklamasını değerlendirdi. CHP’li Yücel, “Emekli desteği diye açıkladıkları şey, sosyal tesislerdeki yüzde 15’lik indirim. Aklımızla dalga geçer gibi uygun olan KYK yurtlarından da emeklilerin 1 ay süreyle yararlanabileceğini söylemiş. Nedir şimdi bu? Emeklilere tatil fırsatı mı? Sayın Bakan da emeklilerin 10 bin lira ile sadece KYK yurtlarında kalabileceğini kabul etmiş anlaşılan. Emekliye, insan onuruna yaraşır yaşam koşulları sunun dedikçe, aksinde ısrarcılar” dedi.

2024 yılının “Emekli Yılı” ilan edildiğini hatırlatan Yücel, “Sayın Bakan’a açık çağrıda bulunuyoruz; Önce emekli maaşlarını asgari ücret seviyesine çekin sonra da tüm kamu sosyal tesislerinden emeklilerin ücretsiz yararlanmalarını sağlayın” ifadelerine yer verdi.

“Emeklilik bizim ülkemizde çileye dönüşüyor”

AKP iktidarının yanlış ekonomi politikalarına, bir o kadar yanlış sosyal politika kararları da eklenince 22 yıllık AKP iktidarında emeklilik döneminin adeta bir çileye dönüştüğünü belirteren Yücel, şunları kaydetti:

“Emeklilik insanın huzurla geçireceği bir dönemken, bizim ülkemizde çileye dönüşüyor. Oysa sosyal güvenlik sadece çalıştığımız döneme ilişkin bir güvenceyi ifade etmez. Emeklilik dönemini de kapsar. Anayasa’nın 60’ıncı maddesi ile ‘Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar’ düzenlemesi getirilmiştir. Bunun yanında Anayasa’nın başlangıç hükümlerinde ‘Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu..’ denilmek suretiyle, tüm vatandaşların eşit olduğuna, sosyal adalete ve onurlu bir hayat sürme haklarına vurgu yapılmıştır. Yani emeklilere insan onuruna yaraşır bir hayat sağlamak sosyal devletin gereğidir. 2008 yılında AKP’nin sözde reform adı altında Meclise sunduğu yasa ile emeklilik yaşı yükseltilmiş, emekli aylık bağlama oranları düşürülmüş, emekli aylığına hak kazanma koşulları ağırlaştırılmıştır. İktidarın yanlış ekonomi ve sosyal politikaları yüzünden, 22 yıllık AKP iktidarında emeklilik dönemi adeta bir çileye dönüşmüştür.”

Deniz Yücel, CHP’nin 26 Mayıs’ta Ankara’da yapacağı Büyük Emekli Mitingi ‘ne de değindiği açıklamasında,”Emeklileri yoksullukta eşitleyen iktidara hep birlikte seslenmek, onların haklı taleplerini bir kez daha Tandoğan’dan söylemek için 26 Mayıs Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan emeklilerimizle buluşuyoruz. Enflasyon karşısında eriyen maaşları asgari ücret seviyesine çekilinceye, emeklilerimiz hak ettiklerini alıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-parti-sozcusu-deniz-yucel-emeklilere-yapilan-indirimi-yetersiz-buldu/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Cumartesi Anneleri’nin adalet arayışına destek çağrısı yaptı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-cumartesi-annelerinin-adalet-arayisina-destek-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-cumartesi-annelerinin-adalet-arayisina-destek-cagrisi-yapti/#respond Sat, 25 May 2024 02:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33023 (ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Cumartesi Anneleri’nin bir araya geleceği bininci haftada adalet arayışlarına kulak verilmesi çağrısında bulundu. Gökçen, “Her Cumartesi, yalnızca 10 kişinin alana girmesine izin veriliyor. Diğer aileler meydana giremiyor. Yaşı ilerlemiş, elinde çiçekle meydana gelen kadınlara, ‘Bugün evladını anamayacaksın’ demiş oluyoruz. İlk yıllarda bu insanlara ne olduğunu soran ve adalet arayanlar, artık anmalarını gerçekleştirmek için mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Her gün gözaltı işlemi neyse ki terk edildi, fakat bu hak halen kullanılamıyor” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin ‘Cumartesi Anneleri’nin gündeme getirdikleri zorla kaybedilme olaylarının araştırılması’ için verilen grup önerisi reddedildi.

“Adalet arayanlar anma yapmak için mücadele etmek zorunda kalıyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, grup önerisine ilişkin şunları söyledi:

“Bugün sizlere son derece insani bir adalet arayışından bahsedeceğim. Dünya tarihinin en uzun süredir devam eden periyodik barışçıl eylemi artık ülkemizde gerçekleşiyor. Benim de çocukluğumun geçtiği, büyüdüğüm Galatasaray Meydanı’nda bir genç olarak şahit olduğum, merak ettiğim ve hikayesini erken yaşta öğrendiğim bir hak arayışı bu. Gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan insanların yakınları, bu cumartesi bininci haftalarında bir araya gelecekler. Hepimiz kaybettiğimiz aile bireylerimizi mezarı başında ziyaret etmek, orada bir dua etmek ve bir çiçek bırakmak isteriz. Bu, son derece insani bir ihtiyaçtır. Cumartesi Anneleri, yakınlarının bir mezarı olmadığı için, Galatasaray’ı bir mezar yeri olarak görüyorlar. Fakat Galatasaray, uzun bir süredir onlara yasaklanmış durumda. Her Cumartesi, yalnızca 10 kişinin alana girmesine izin veriliyor. Diğer aileler meydana giremiyor. Yaşı ilerlemiş, elinde çiçekle meydana gelen kadınlara, ‘bugün evladını anamayacaksın’ demiş oluyoruz.

İlk yıllarda bu insanlara ne olduğunu soran ve adalet arayanlar, artık anmalarını gerçekleştirmek için mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Anayasa Mahkemesi, üç ayrı kararında bu yasağın anayasal hakların ihlali olduğuna hükmetti. Kararların ikisinde toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, birinde ise eziyet yasağının ihlal edildiğine karar verildi. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen uygulama değişmedi, her gün gözaltı işlemi neyse ki terk edildi, fakat bu hak halen kullanılamıyor. Yani üç ayrı Anayasa Mahkemesi kararı daha, aynı 1 Mayıs’ta olduğu gibi, aynı Can Atalay kararında olduğu gibi, uygulanmıyor. Bu durum, anayasaya bağlılık yemini ederek göreve başlayan hepimizin sorumluluğunda. Nasıl ki abisinin mezarına gitmek isteyen bir kadına, ‘başkasının mezarına çiçek bırak, zaten aynı şey’ diyemiyorsak, ‘eylemini yap, ama Galatasaray dışında bir yerde yap’ da diyemeyiz.

“Zorla kaybettirmede zamanaşımı vicdanları sarsan bir engeldir”

Sözde darbe eleştirisiyle, 90’lı yılları lafta eleştirmekle değil, kamu görevlileri dahil olmak üzere kimin sorumluluğu varsa ortaya çıkması için çalışmakla; askeri ve sivil tüm darbelere karşı çıkmakla samimiyetiniz belli olacaktır. Geçmişte Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan alt komisyonda, iddiaların ne derece gerçekçi olduğu farklı partilerin ortak çabasıyla görülmüştü. Devamı bir şekilde gelmeyen bu çalışmaların, Cumartesi Anneleri’nin bininci haftası sebebiyle yeniden başlaması gerektiği ortadadır. Bir daha askeri ya da sivil, hiçbir darbenin amacına ulaşamaması için, gerçekliğe ulaşmak için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin bu özgüvenle hareket etmesi gerekir. Ülkemizin Birleşmiş Milletler’in Herkesin Zorla Kaybedilmelere Karşı Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’ne taraf olması; zorla kaybetmelerde zaman aşımının, artık vicdanları sarsan bir engel olmaması gerekir. Bu cumartesi, bütün vatandaşlarımızla birlikte Galatasaray Meydanı’nda buluşacak, geçmişte görüştüğünüz, sözler verdiğiniz Berfo Ana’nın gözünün açık gitmesine sebep olan ne varsa ortaya çıkması için çağrımızı tekrarlayacağız. Bu nedenlerle, Cumartesi Anneleri’nin ve hakikat hakkı için mücadele eden herkesin hak arayışını bininci haftalarında selamlıyorum.”

“Kendi vatandaşlarımıza hesap vermek bu kadar zor olmamalı”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir de şunları söyledi:

“İlk kez 27 Mayıs 1995’te bir araya gelen Cumartesi Anneleri 28 yıldır gözaltında kaybedilenlerin akıbetini soruyor. Faillerin bulunup yargılanması ve bir daha yaşanmaması için mücadele veriyor. Oradaki anneler evlatları, eşleri, babaları, kardeşleri, yakınları için nöbet tutuyor. Cumartesi annelerinin yaşadığı 28 yıllık zulüm artık son bulsun. 12 Eylül 1980 darbesinden bugüne toplam 1352 gözaltında kaybedilmiştir. Gelin Cumartesi Anneleri’nin sesine kulak verelim. Bir araştırma komisyonu kuralım, sonuç ne ise çıkıp açıklayalım. Kendi vatandaşlarımıza hesap vermek bu kadar zor olmamalı.  25 Mayıs’ta Cumartesi Anneleri bininci kez Galatasaray Meydanı’nda buluşacak. Galatasaray Meydanı’nı annelere tamamen açın ve bir an önce bu zulmü bitirin. Kayıplar bulunsun, kaybedenler yargılansın.”

“Anneler, bir kemiğe hasret bu dünyadan göçüp gittiler”

DEM Parti Mardin Milletvekili Salihe Aydeniz de şöyle konuştu:

“27 Mayıs 1995’ten bu yana Cumartesi Anneleri yılmadan usanmadan, bütün engellemelere rağmen, bütün onur kırıcı yaklaşımlara rağmen, şiddete rağmen onlar gözaltında kaybettikleri faili meçhul olarak belirlenenlerin yakınlarının akıbetini sorudular ve bininci haftaya geldiler. Bin hafta boyunca kemiklerini arayan anneler, bir kemiğe hasret bu dünyadan göçüp gittiler. Galatasaray Meydanı’nda herkes orada her hafta bir hikaye dinlediler, her hafta bir acıyı dinlediler. Bu devletin vatandaşına karşı katliamını, kaybetmesini dinlediler. 1990’lı yıllarda Cumartesi Anneleri’nin verdiği bu mücadeleye sahip çıkmamız gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-cumartesi-annelerinin-adalet-arayisina-destek-cagrisi-yapti/feed/ 0
Murat Emir’den Cumartesi Anneleri’nin 1000. Haftası İçin Çağrı: “Galatasaray Meydanı’nı Annelere Açın. https://www.haber60.com.tr/murat-emirden-cumartesi-annelerinin-1000-haftasi-icin-cagri-galatasaray-meydanini-annelere-acin/ https://www.haber60.com.tr/murat-emirden-cumartesi-annelerinin-1000-haftasi-icin-cagri-galatasaray-meydanini-annelere-acin/#respond Sat, 25 May 2024 01:39:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32980

(ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 1995 yılından beri Galatasaray Meydanı’nda toplanarak kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri’nin bu cumartesi 1000. kez toplanacağını hatırlatarak, “İktidar sahiplerine, İçişleri Bakanı’na ve Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz. İvedilikle meydanı annelere açın. Anneler, çocuklarının akıbetini öğrenmek, kemiklerine ulaşmak istiyorlar. Bizim, Türkiye’nin, dünyanın gözü cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’nde olacak” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Emir, şunları söyledi:

“Çevre Bakanlığı’nın Çukurambar’da 15 milyon TL’ye kiraladığı, 15 katlı binayla ilgili olarak sayın Şimşek ‘Daha önceden yapılmış bir sözleşme yok’ demişti. Söz konusu olan memurların servis araçları olduğunda sözleşmeye uymayabiliyorlar. Ama söz konusu olan bir yandaş holdinge ait bina  ve o binaya da yılda 15 milyon TL kira vermek söz konusu olunca tasarrufu unutuyorlar. Tasarruf Bilgi Sistemi’ne bunu da yazsınlar. Bilsinler ki Tasarruf Paketi’ni tek tek takip edeceğiz. Ne kadar samimi olduklarını hep birlikte izleyeceğiz.

“Bu geziyi kim finanse ediyor sayın Bakan”

Ulaştırma Bakanı Uraloğlu’nun bir fuara bir özel jetle gittiğini öğrendik. Özel jetle gidiyor. Bugün de oradaki işleri bitecek, geri dönecek. Bu jet kimin? Kamu parasıyla mı gidiyorsunuz? Cumhurbaşkanlığına ait uçaklardan birisi mi? Özel jeti kiraladınız mı? Yoksa bir firmanın karşıladığı bir jet mi? Bu geziyi kim finanse ediyor sayın Bakan? Kimin uçağına biniyorsun? Açıkça söyleyeceksin. Siz Ulaştırma Bakanısınız. Milyonlarca dolarlık ihaleler veriyorsunuz. Bu ihalelerin de neredeyse yarısı 21/B ile yapılıyor. Pazarlık usulü. ‘Gel kardeşim’ deyip veriyorsunuz ihaleyi. Birilerine  milyarlarca dolar kazandırıyorsunuz. Onu yaptığın bir firmanın uçağına binip gittiysen çok ayıp ve yanlış. Son derece suç sayılabilecek bir şey. Buna rüşvet denir. Kamu kaynaklarıyla gittiyseniz onu da açıklayın. İşte o zaman da Tasarruf Paketi’ne karşı gelmiş olursunuz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

“Çay üreticisini 17 liralık fiyata mahkum etmeyin, emeğinin hakkını verin”

Hükümet çay taban fiyatını 17 TL olarak belirledi. Bu, maliyeti dahi karşılamayan bir rakamdır. Çay üreticisini açlığa mahkum edecek bir fiyattır. Bunu kabul etmiyoruz. Çay üreticisinin yanındayız. Çay üreticisini 17 liralık fiyata mahkum etmeyin, emeğinin hakkını verin. Hiç olmazsa masrafını karşılayın. Hangi fiyatı verirlerse versinler, çay üreticisi mecburen emek çektiği, para harcadığı ve başka bir seçeneği olmadığı için o çayı topluyor. Bir şekilde pazara ulaştırıyor. Siz de bunun rahatlığıyla dilediğinizce ve vicdansızca fiyat belirliyorsunuz. Bu yoldan vazgeçin.

” Milli Eğitim Bakanı’nı şu görüntünün oluşmasından sorumlu tutuyoruz”

ÇEDES projesi, MEB kaynaklarının vakıflara, tarikatlara aktarıldığı ve çocuklarımıza milli eğitim sistemi dışında kimi idelojik saplantıların, düşüncelerin aşılandığı bir kavrama dönüştü. Gaziosmanpaşa’da Küçükköy Kız Anadolu Meslek Lisesi’ndeki şu görüntüye bakıp rahatsız olmayacak bir tek kişi var mı? Bir tek anne, baba var mı? Güya Filistin’e destek olacaklar, İsrail’in yaptığı soykırıma ses yükseltecekler. 7-8 yaşındaki çocukları yatırıp üstlerine beyaz kefen örtüyorlar. Bir başka çocuğa da dua ettiriyorlar.  Çağ dışı mı dersiniz ilkel mi dersiniz pedogojik cinayet mi dersiniz çocukların psikolojisiyle oynama, psikolojik travma mı dersiniz… İstediğiniz kelimeyi beğenin. Ama bunda eğitim, bilim, akıl yok. Milli Eğitim Bakanı’nı şu görüntünün oluşmasından sorumlu tutuyoruz, gereğini yapmasını bekliyoruz.

“Demirören kimi gayrimenkullerini bu borcu karşılığında veriyormuş”

Demirören Medya Grubu’na 6 yıl önce bir medya grubunu satın alsın diye Ziraat Bankası’ndan 800 milyon dolar kredi verildi. Ziraat Bankası’nın görevi çiftçiyi desteklemek. Yapıyor mu? Yapmıyor. Çiftçiyi, üretimi unutmuşlar. Demirören’e medya kuruluşu alsın diye kredi veriyorlar. Bu zaten bir skandal. Peki Demirören parasını ödüyor mu? Ödemiyor. Bunun hesabını kim soruyor? Hiç kimse. Biz buradan soruyoruz, Demirören duymuyor. Bu borç 2 defa yapılandırıldı. Buna rağmen ödemiyor. Şimdi de anlıyoruz ki Demirören kimi gayrimenkullerini bu borcu karşılığında veriyormuş. Her şeyi bilen, ekonomi dehası olan, dünyadaki tüm ekonomistlerin tersine ‘faizi sıfırlarsam enflasyonu düşürürüm’ zanneden kişi kendi bataklığında gayrimenkul fiyatlarına tavan yaptırdı. Demirören’in gayrimenkullerinin bir kısmı hak ettiğinin çok üstünde sanki bir şey vermiş gibi borcuna tekabül alınıyor. Çifte kazanç. Demirören, devletin kasasından düşmüyor. Bu pazarlık bitmiyor, bu borç ödenmiyor. Milletin kemiğini, iliğini emmeye devam ediyorlar.

“Cumartesi Anneleri’nin talebi anayasal”

Cumartesi Anneleri, ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullarda, terörün tırmandığı durumlarda, ciddi sorunların yaşandığı yıllarda anneler evlatlarını kaybettiler. Evlatlarından haber bile  alamadılar. Evlatlarının cenazesini bulamadılar. Evlatlarını bir mezara koyamadılar, başında bir Fatiha okuyamadılar. Cumartesi Anneleri, 1995 yılından beri alandalar. Galatasaray Meydanı’nda her cumartesi saat 12.00’de ‘Çocuklarımızı bize bulun. Çocuklarımız öldüyse kemikleri bulun’ dediler. Son derece anayasal, haklı ve de kutsal bir talep. Bir annenin feryadı. Bundan daha doğal ne olabilir?

“Bizim, Türkiye’nin, dünyanın gözü cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda…”

Galatasaray Meydanı’nda darp ettirdi, coplattırdı, gaz sıktırdı, gözaltına aldırdı. Ondan beri de Galatasaray Meydanı, annelere kapalı. Şimdi ise barikatların arasından belirli sayıda anne alınıyor. Biz onlara ‘utanç barikatları’ diyoruz. Orada çocuklarını arıyolar, çocuklarının kemiklerini talep ediyorlar. Süleyman Soylu, bu kanunsuz emri verdikten sonra üç defa AYM karar verdi. AYM ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı anayasal bir haktır. Soylu, gerekçesi açıklanmadan bu hakkı engellemiştir, kanunsuz emir vermiştir’ dedi. AYM’nin bu kararını önemseyen var mı? Bugün itibarıyla dünyadaki hak arama mücadelesinde sürekli yapılan en uzun eylem olma niteliğine kavuşuyor. Önümüzdeki cumartesi 1000. haftasına girecek. İktidar sahiplerine, İçişleri Bakanı’na ve Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz. İvedilikle meydanı annelere açın. Anneler, çocuklarının akıbetini öğrenmek, kemiklerine ulaşmak istiyorlar. Anneler, çocuklarını kimin öldürdüğünü bulmak istiyorlar. Anneler, adalet, yargılama istiyorlar. Bunun için annelerin elinden tutacağınız yerde onları bırakıyorsunuz. Bu anneleri zorluyorsunuz. Anneleri polis marifetiyle darp ettiriyorsunuz. Bunu yapmayın. Bizim, Türkiye’nin, dünyanın gözü cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’nde olacak.

“Cumartesi Anneleri’ni Galatasaray Meydanı’na almıyorsun. Sonra da diyorsun ki (Türkiye’ye sivil anayasa yapalım)”

Anayasa açık. Bu Anayasa’dan biz utanıyoruz diyorlar. Niye utanıyorlar? Çünkü askeri anayasaymış. Doğru, anayasa bir darbe ürünü olarak yapıldı. Biz de bundan rahatsısız. Ama Anayasa’nın 34. maddesinde askerler biler yazmış. ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşleri bir haktır. Önceden haber vermeksizin yapılabilir.’ AYM kararları var. Sen buna uymuyorsun. AYM kararına uymayıp anneleri haksız, hukuksuz bir biçimde Galatasaray Meydanı’na almıyorsun. Sonra da diyorsun ki ‘Türkiye’ye sivil anayasa yapalım hep beraber.’ Buna kargalar bile güler. Anayasa ihlalini bir an evvel kaldırın. Anneler, Galatasaray Meydanı’na girsin. Biz de sizin samimiyetinizi görelim.”

]]> https://www.haber60.com.tr/murat-emirden-cumartesi-annelerinin-1000-haftasi-icin-cagri-galatasaray-meydanini-annelere-acin/feed/ 0 İMÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi: Dijital Telif Yasası Zorunlu https://www.haber60.com.tr/imu-hukuk-fakultesi-ogretim-uyesi-dijital-telif-yasasi-zorunlu/ https://www.haber60.com.tr/imu-hukuk-fakultesi-ogretim-uyesi-dijital-telif-yasasi-zorunlu/#respond Fri, 24 May 2024 23:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32920 İstanbul Medeniyet Üniversitesi (İMÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cahit Suluk, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) hazırlıkları yapılan Dijital Telif Yasası’na ilişkin, “Bu düzenlemenin yapılması zorunlu. Aksi halde haber sektörü göz göre göre yok oluyor. İçerik üretenler üretemediğinde çer çöp, ‘misenformasyon’ dediğimiz yalan yanlış bilgileri, bir de şirketlerin reklamvari bilgilerini haber diye topluma yutturacaklar.” dedi.

Doç. Dr. Suluk, TBMM Dijital Mecralar Komisyonunca dijital ağların hukuksal ve yönetsel çerçeveye alınmasına yönelik çalışmaları, AA muhabirine değerlendirdi.

Dünyada telif tarihinin 4-5 yüz yıllık bir geçmişi olduğunu kaydeden Suluk, Google, Facebook gibi dijital platformlarla birlikte yeni yeni hukuki sorunların ortaya çıktığını anlattı.

Dijitalleşmeyle birlikte “dijital telif hakları” diye bir kavramın ortaya çıktığını dile getiren Suluk, “Bu artık Türkiye Büyük Millet Meclisinin de dikkatini çekmeye başladı. Hemen her gün medyada dijital telif haklarıyla ilgili haberler duyuyoruz, okuyoruz. Bunun sebebi eserlerin dijitalleşmesi. Müzik eserleri, sinema eserleri, kitaplar… Bu fikri ürünlere eser diyoruz. Bunların dijitalleşmesine bağlı olarak da telif sorunları ortaya çıkıyor. Bu sorunların yasa koyucu tarafından çözüme kavuşturulması gerekiyor. Son dönemde Avrupa Birliği bu konuda çok fazla hukuki düzenleme yaptı, yapmaya da devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Yapay zeka kanununun Avrupa Birliği’nde (AB) kabul edildiğini anımsatan Suluk, teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni hukuki sorunların çıkabildiğini ve düzenlemelerin devam edeceğini söyledi.

Suluk, haber alma ve verme özgürlüğünün zarar görmemesi için yakın zamana kadar haberin telif dışında tutulduğunu ve yasa koyucuların buna müdahale etmek istemediğini ancak dijitalleşmesiyle beraber 2000’li yılların başından itibaren bu konunun Avrupa’da önce sektörün, ardından yasa koyucuların dikkatini çekmeye başladığını aktardı.

“Reklamları alanlar haber üreten basın-yayıncılar değil, dijital platformlar”

Önce Almanya’nın, ardından İspanya’nın, daha sonra da Avrupa Birliği düzeyinde konunun ele alındığını hatırlatan Suluk, “Digital Single Market Directive’ dediğimiz 2019/790 sayılı bir yönergeyi Avrupa Birliği kabul etti. Bu yönerge, haberi üreten yayıncılara bir telif hakkı tanıdı, ‘bağlantılı hak’ dediğimiz bir hukuki statü getirdi. Yönerge, dijital platformların izinsiz bir şekilde haberleri alıp yeniden kullanmasını izne tabi kıldı ve 2 yıllık bir koruma verdi. Tabi Avrupa’da kıyamet koptu. Çünkü 400 yıldır tanınmayan bir hak tanınmış oldu. Buna ilgili çevreler çok fazla karşı çıktılar ve tepki verdiler. Buna rağmen Avrupa Birliği bu düzenlemeyi yaptı. Bu düzenleme şu anda Avrupa Birliği’nde uygulanıyor.” diye konuştu.

AB’nin bu zor konuya müdahil olup düzenleme yapmasının önemine dikkati çeken Suluk, şöyle konuştu:

“Avrupa Birliği neden 400 yıldır uyuyordu, şimdi düzenleme yaptı? Dijitalleşmeyle beraber haber de dijitale kaymış oldu. Basın yayıncıları daha önce gazete, dergi gibi fiziki ürün satışı yapıyorlardı. Bir de reklam gelirleri vardı. Bu reklam gelirleri de yine dijitale kaydı. Ama şimdi bu reklamları alanlar haber üreten basın yayıncılar değil, dijital platformlar. Bu tamamen teknik bir konu. Bir medya şirketine reklam vereceğinize bütün medyaya hakim, eşik bekçisi durumundaki Google, Facebook gibi bir, iki oyuncuya reklamınızı veriyorsunuz ve hedef kitleye doğrudan ulaşıyorsunuz. Kapıda bekleyen kişiye reklamınızı veriyorsunuz. İçeri girip de bin tane oyuncudan birine reklamınızı vermiyorsunuz. Böylece çok daha doğru bir adım atmış oluyorsunuz. Bu, reklamların basın yayıncılarının elinden, dijital platformların eline geçmesine yol açtı. Avrupa Birliği yasa koyucusunu harekete geçiren tam da bu oldu. Çünkü basın artık haber üretemez hale geldi, çok ciddi kan kaybetti. Reklam gelirlerinin sadece yüzde 10’u basın yayıncılarının elinde kalmaya başladı. Yüzde 80-90 gibi çok yüksek oranda dijital platformların eline geçti.”

Türkiye’deki yasa düzenlemesi çalışmaları

Doç. Dr. Suluk, bu konuda Türkiye’de de çalışmalar yapıldığını anımsatarak, “Meclis artık harekete geçmiş durumda. Telif Hakları Genel Müdürlüğü, bu işin ev sahibi durumunda. Metinler hazırlandı. Artık Meclise gelecek ve haber ekseninde dijital telif hakları konusu dediğimiz konuyu yasa koyucu düzenleyecek. Buna bağlı olarak da birtakım sonuçlar alınması bekleniyor.” dedi.

Bu düzenlemenin kesinlikle yapılması gerektiğini vurgulayan Suluk, “Avrupa’daki telif hukukçuları buna karşı çıkmasına rağmen AB bu düzenlemeyi yaptı. Türkiye’de de bu düzenlemenin yapılması zorunlu. Aksi halde haber sektörü göz göre göre yok oluyor. İçerik üretenler üretemediğinde haber diye topluma çer çöp, ‘misenformasyon’ dediğimiz yalan yanlış bilgileri, bir de şirketlerin reklamvari bilgilerini, haber diye topluma yutturacaklar. Bu durumun düzelmesi için yasa koyucunun işe müdahil olup, basını ayakta tutuyor olması lazım. Bu, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir.” değerlendirmesinde bulundu.

Suluk, yasa koyucunun, basın yayıncıları ile dijital platformların menfaatlerini ortada bir yerde dengelerken, çalışır bir sistem kurması gerektiğini kaydetti.

İtalya’da AGCOM isimli bir kamu kuruluşunun taraflar arasında hakemlik yaparak ihtilafları çözdüğünü, buna benzer bir yapının ülkemizde de kurulabileceğini belirten Suluk, bu sistemin iyi çalışabilmesi için bürokrasi engeli olmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imu-hukuk-fakultesi-ogretim-uyesi-dijital-telif-yasasi-zorunlu/feed/ 0
Emek Partisi Milletvekilleri Cumartesi Anneleri’nin adalet taleplerini TBMM gündemine taşıdı https://www.haber60.com.tr/emek-partisi-milletvekilleri-cumartesi-annelerinin-adalet-taleplerini-tbmm-gundemine-tasidi/ https://www.haber60.com.tr/emek-partisi-milletvekilleri-cumartesi-annelerinin-adalet-taleplerini-tbmm-gundemine-tasidi/#respond Fri, 24 May 2024 21:03:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32825

(ANKARA) – Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, gözaltında kaybolan yakınları için bu cumartesi 1000. kez bir araya gelecek olan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın adalet taleplerini ve eylemle ilgili getirilen kısıtlamaları TBMM gündemine taşıdı. EMEP’li milletvekilleri, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ” Galatasaray Meydanı’nın etrafının bariyerle engellenmiş olmasının ve anıtın önünde basın açıklama yapılmasının engellenmesinin hukuki dayanağı nedir? Bakanlığınız kısıtlama ve engellerin tamamen kaldırılması için bir adım atacak mıdır” diye sordu.

Gözaltında kaybolan yakınlarının bulunması için eylem yapan Cumartesi Anneleri/ İnsanları bu hafta cumartesi günü 1000. kez bir araya gelecek. EMEK Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Cumartesi Anneleri/ İnsanları’na getirilen kısıtlamalar ve hak talepleri ile ilgili TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Bayhan ve Karaca, ayrı ayrı verdikleri soru önergelerinde, Cumartesi Anneleri/İnsanlarının adalet talebinin sürdüğünü hatırlatarak şu görüşlere yer verdi:

“Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın mücadelesinin neticesinde Galatasaray Meydanı’ndaki engellemeler hafifletilmiş olsa da güvenlik güçleri demir bariyerlerle ve fiziki olarak meydanda bulunmaya devam etmektedir. Ayrıca, buluşmalara katılan kişi sayısı keyfi bir şekilde 10 kişi ile sınırlandırılmaktadır. 29 yıldır barışçıl bir şekilde aynı yerde eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği sınırların dışında ve insan hakları kurumlarının idari taciz olarak nitelendirdiği şekilde, çok sayıda kamera ile kolluk kuvvetleri tarafından kayıt altına alınmaktadır. Cumartesi Anneleri/İnsanları’nı demokratik bir toplumda gerekli olduğu hiçbir şekilde söylenemeyecek şekilde kayıt altına alan polis, vatandaşları ve gazetecileri de gözle görülür biçimde kayıt altına alarak “caydırıcı etki” yaratmak peşindedir.

Anayasa Mahkemesi’nin Kasım 2022 ve Mart 2023 tarihli ve başvurucuların barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine ve ihlallerin tekrarlanmaması gerektiğine ilişkin iki kararının bir örneği Beyoğlu Kaymakamlığı’na gönderilse de keyfi kısıtlamalarla bu hukuksuz uygulamalar devam etmektedir.”

Bayhan ve Karaca, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın eylem yaptığı Galatasaray Meydanı’nda uygulanan kısıtlama ve engellerin tamamen kaldırılması için bir adım atılıp atılmayacağını sordu.

Bayhan ve Karaca, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:

Anayasa Mahkemesinin (AYM), Anayasa’nın 34. maddesince garanti altına alınan “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlali olduğuna dair iki ayrı kararı ve “oturma eylemi ve basın açıklamasına saygı duyulmalıdır” ifadelerine rağmen protestocuların keyfi bir sayı belirlenerek sınırlandırılmasının, Galatasaray Meydanı’nın etrafının bariyerle engellenmiş olmasının ve anıtın önünde basın açıklama yapılmasının engellenmesinin hukuki dayanağı nedir?

İHD İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokak ve derneğe yakın noktalardaki polis varlığı; Galatasaray Meydanı’ndaki basın açıklamasına katılabilecek kişi sayısının 10 ile sınırlandırılması; bu sayı kısıtlamasına uyulup uyulmadığının toplantı süresince birçok kez kontrol edilmesi; açıklamanın birden fazla kamera ile kayıt altına alınması ve açıklamayı takip eden vatandaşlar ile gazetecilerin de kamera ile kayıt altına alınması gibi kolluk kuvvetleri tarafından uygulanan ve idari taciz teşkil eden kısıtlamalar, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın ve insan hakları savunucularının toplanma özgürlüklerini kullanmaları üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Bu caydırıcı etki aynı zamanda toplanma özgürlüğüne de yönelik bir müdahaledir. Bakanlığınız kısıtlama ve engellerin tamamen kaldırılması için bir adım atacak mıdır?

AYM kararları ve Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın buluşmalarına yönelik başlatılan soruşturmaların 28’inde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar (takipsizlik kararları) hiçe sayılarak Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 10 Haziran 2023 tarihindeki 950. Hafta buluşmasına katılan 20 kişi hakkında dava açılmıştır. Gerçekleştiği koşullar yönünden birbirinden farklılık göstermeyen bu basın açıklamaları hakkında açılan ceza soruşturmalarının neredeyse tamamında takipsizlik verilmesi birinin ise davaya dönüştürülmesinin gerekçesi nedir?

AYM kararlarını tanımayarak her hafta ve birçok kez de usule aykırı olarak yasaklama kararı talep eden ve bu talepleri kabul eden emniyet yetkilileri ve idari amirler hakkında suç duyurusunda bulunarak soruşturma başlatılmış mıdır? Başta Maside Ocak Kışlakçı ve Gülseren Yoleri kararları olmak üzere AYM kararlarının gerçek anlamda uygulanmasını garanti altına almak üzere bir adım atacak mısınız?

Hakkında işkence ve kötü muamele iddiaları bulunan ve görevini kötüye kullanan kolluk kuvvetleri için herhangi bir idari ya da adli yaptırım uygulanmış mıdır? Tüm Türkiye’nin gözleri önünde çeyrek asırdan fazladır barışçıl bir şekilde toplanarak hak ve adalet talep eden yurttaşlara işkence eden polis memurları halen neden Galatasaray Meydanı’nda görevlendirilmektedir?

1995 yılından beri Galatasaray Meydanı’nda demokratik protesto hakkını kullanarak adalet isteyen aileler, gözaltında kaybedilen kişilerin faillerinin bulunması, yargılanması ve cezalandırılmasını talep etmektedir. Bu konuda henüz bir adım atılmadığı gibi birçok dava zaman aşımından dolayı kapatılmıştır. Hükümetiniz için gözaltında zorla kaybetmeler ile mücadele etmek bir öncelik değil midir?

]]> https://www.haber60.com.tr/emek-partisi-milletvekilleri-cumartesi-annelerinin-adalet-taleplerini-tbmm-gundemine-tasidi/feed/ 0 Türkiye, 2026 UEFA Avrupa Ligi ve 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi finallerine ev sahipliği yapacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-2026-uefa-avrupa-ligi-ve-2027-uefa-avrupa-konferans-ligi-finallerine-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-2026-uefa-avrupa-ligi-ve-2027-uefa-avrupa-konferans-ligi-finallerine-ev-sahipligi-yapacak/#respond Fri, 24 May 2024 21:01:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32823 beyazlılara ait Tüpraş Stadyumu’nda yapılacak. Konferans Ligi finali ise yine aynı statta ya da Ankara’da düzenlenecek.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de UEFA İcra Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya UEFA İcra Kurulu üyesi olan Servet Yardımcı da katıldı. Toplantıda 2026 UEFA Avrupa Ligi ve 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi finallerinin Türkiye’de oynanacağı duyuruldu.

Buna göre, 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ne, daha önce 2019 yılında UEFA Süper Kupa’ya ev sahipliği yapan Tüpraş Stadyumu, ev sahipliği yapmaya hak kazandı.

Ankara’daki stat tamamlanırsa UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ne ev sahipliği yapacak

Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu tarafından ilgili paydaşlarla yapılan istişareler neticesinde, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) sonrasında UEFA’ya, 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ne ev sahipliği yapması için inşası devam eden Yeni Ankara Stadyumu ile ilgili başvuru yapılması kararı alındı. UEFA’nın onay vermesi durumunda ise 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali, Yeni Ankara Stadyumu’nda yapılacak. Böylece süreçlerin tamamlanması halinde başkent Ankara ilk kez bir UEFA final organizasyonuna ev sahipliği yapacak.

Yeni Ankara Stadyumu ile ilgili süreçlerin tamamlanmaması durumunda ise 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali de planlandığı gibi yine Beşiktaş Park’ta oynanacak.

Mehmet Büyükekşi: “İki büyük finali daha Türkiye’ye armağan etmenin haklı gururunu yaşıyoruz”

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Ülkemize, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapma hakkı kazandırmanın haklı gururunu yaşattık. 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na da gurubumuzu lider tamamlayarak katılma hakkı kazanmanın gururunu da hep birlikte yaşıyoruz. 2023 Şampiyonlar Ligi Finali’ne ev sahipliği yapmanın gururu ve mutluluğunu da yaşamıştık. Bugün de iki büyük finali daha Türkiye’ye armağan etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Şu anda İrlanda’nın başkenti Dublin’deyiz. Uzun süredir yaptığımız başarılı çalışmalar neticesinde 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali’ni UEFA’da kayıtlı ismiyle Beşiktaş Park’ta, yani Tüpraş Stadyumu’nda yapma hakkı kazandık. Bu da yetmedi ayrıca 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ni de yine Beşiktaş Park’ta yapma hakkı kazandık” ifadelerini kullandı.

“2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ni tarihimizde ilk kez başkentimize alabiliriz”

Adaylık başvurusunda bulunulan süreç ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili de konuşan Başkan Büyükekşi, “UEFA, 17 Mayıs 2023 tarihinde bu finaller için adaylık sürecini başlatmıştı. 17 Temmuz 2023 tarihine kadarda başvurular için süre vermişti. Biz de TFF olarak Beşiktaş Park ile iki finale de aday olmuştuk. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali için Almanya, Romanya ve İskoçya Futbol Federasyonları da aday olmuştu. Ancak yoğun çalışmamızla Türkiye kazandı. 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali için de Almanya, İsrail, Norveç ve İskoçya aday olmuştu ancak yine yoğun çalışmamızla onu da biz kazandık. Ayrıca inşası devam eden Yeni Ankara Stadyumu’nun işlemleri yetişirse 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ni tarihimizde ilk kez başkentimize alabiliriz. Bütün bu süreçleri UEFA yönetimiyle, TFF yönetimiyle ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü yönetimiyle istişare ederek geliştirdik. Bu muhteşem stadyumları yaptığı, ulaşım ve konaklama imkanlarımızın dünya standartlarının üstüne getirdiği için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve devletimize teşekkür ederim. Biz de çok çalışarak üzerimize düşeni yaptık ve 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapma hakkı, 2023 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’ne ev sahipliğinden sonra bugün de 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ni Türkiye’ye getirdik” şeklinde konuştu.

“İnşallah ülkemizde oynanacak olan finallerde Avrupa kupaları Türkiye’de kalır”

Türk futbolunun gelişeceğine ve daha iyi seviyelere geleceğine inançlı olduklarına değinen Büyükekşi, “Türkiye, Avrupa ve dünya futbolunun yükselen yıldızı olacak. Milli takımımız FIFA dünya sıralamasında üst sıralara yükselmeye devam edecek. Ev sahibi olacağımız 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Avrupa şampiyonu olacağız. İnşallah 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali’ni ve 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’ni de Türk kulüpleri oynar ve ülkemizde oynanacak finallerde Avrupa kupaları Türkiye’de kalır” diye konuştu.

6 farklı üye federasyon başvuruda bulundu

Türkiye Futbol Federasyonu ile birlikte UEFA Avrupa Ligi finallerine ev sahipliği yapmak için Almanya, Romanya ve İskoçya; UEFA Avrupa Konferans Ligi finallerine ev sahipliği yapmak için ise Almanya, İsrail, Norveç ve İskoçya olmak üzere toplamda altı farklı üye federasyon başvuruda bulundu. İlgili finallerin ev sahipliği adaylık ön dosyaları 15 Kasım 2023 tarihinde, final dosyaları ise 21 Şubat 2024 tarihinde UEFA’ya teslim edildi. – İSTANBUL

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiye-2026-uefa-avrupa-ligi-ve-2027-uefa-avrupa-konferans-ligi-finallerine-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0 CHP Sözcüsü Deniz Yücel: Etki ajanlığı düzenlemesi AKP’nin otoriteleşme dönemini başlatacak https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-etki-ajanligi-duzenlemesi-akpnin-otoritelesme-donemini-baslatacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-etki-ajanligi-duzenlemesi-akpnin-otoritelesme-donemini-baslatacak/#respond Wed, 22 May 2024 21:39:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32753 (ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “9’uncu Yargı Paketi’nde yer alması beklenen ‘etki ajanlığı’ düzenlemesi yasalaşırsa AKP’ye yönelik getirilen bütün eleştiriler, bu yasa kapsamında yargılanabilecek. Böylece hak arama hürriyeti ajanlık kapsamına alınacak. Eleştirilmez ve dokunulmaz olacaklar. Etki ajanlığı düzenlemesinin yasalaşması demek, AKP’nin yepyeni bir otoriteleşme dönemini başlatması demek. Anlaşılan AKP seçim yenilgisinden zerre gram ders çıkarmamış” dedi.

9’uncu Yargı Paketi taslağına göre, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere, kamuoyunda “etki ajanlığı suçu” olarak bilinen suç tanımı “diğer faaliyetler” başlığıyla yer aldı.

Buna göre, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, söz konusu düzenlemeye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:

“9’uncu Yargı Paketi’nde yer alması beklenen ‘etki ajanlığı’ düzenlemesi yasalaşırsa AKP’ye yönelik getirilen bütün eleştiriler, bu yasa kapsamında yargılanabilecek. Mesela artık kimse İsrail ile ticareti eleştiremeyecek. Hiç kimse insan hakları ihlallerini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyamayacak. Böylece hak arama hürriyeti ajanlık kapsamına alınacak. Eleştirilmez ve dokunulmaz olacaklar. Etki ajanlığı düzenlemesinin yasalaşması demek, AKP’nin yepyeni bir otoriteleşme dönemini başlatması demek. Anlaşılan AKP seçim yenilgisinden zerre gram ders çıkarmamış. Kısıtlayıcı ve kutuplaştırıcı AKP iktidarına yerel seçimlerde vatandaş sarı kart göstermişti. AKP ‘ders almıyorum’ ısrarıyla bu şekilde devam ederse ilk genel seçimlerde kırmızı kartı görecek.

” Gürcistan’da protestolar günlerdir devam ediyor”

Etki ajanlığı yasası olarak da bilinen ve Gürcistan’daki sivil toplum kuruluşlarının finansmanını hedef alan ‘yabancı etkinin şeffaflığı’ konulu yasa tasarısına karşı Gürcistan’da günlerdir protestolar devam ediyor. Binlerce insan Tiflis’te bu yasayı protesto ediyor. Çünkü özgürlüklerini elinden alan bir yasa olduklarının farkındalar. Bunun farkında olmak için hukukçu olmaya gerek yok. Muhalif tüm söylemler, muhalefetin her eleştirisi bu yasa kapsamına rahatlıkla alınabilir. AKP hükümetine yönelik tüm eleştirileri, Türkiye aleyhine diyerek bu yasa kapsamına alacaklar. Gürcistan Cumhurbaşkanı, bu yasayı özü ve ruhu itibarıyla Rusya’ya özgü buldu, Gürcistan yasasına ve Avrupa standartlarına aykırı olduğu gerekçesiyle veto etti. Ancak parlamenter sistemden, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçen Türkiye, tek adam rejimiyle yönetilen bir ülke olduğu için veto etme yetkisi bir yana dursun, saraydan hazırlanan düzenlemelerin dayatılmasıyla karşı karşıya kalmakta.

“Korku iklimi yaratacak bu düzenlemenin karşısında, ifade özgürlüğünün yanındayız”

Bu yasayla birçok sivil toplum kuruluşu, aktivist de artık tehlike altında ve ajanlık kapsamında faaliyetler yürüttüğü iddia edilebilecek. Soyut, kapsamı belirsiz ve ihtiyaç halinde başvurulabilecek bir yasa özelliğine sahip bu düzenlemeyle sözde ‘Türkiye’nin çıkarlarını koruyoruz’ adı altında, sivil toplum kuruluşlarının söylemleri, basın yayın organları ve hatta muhalefet partilerinin her türlü iktidara yönelik eleştirileri de yasa kapsamında etki ajanlığı olarak değerlendirilebilecek. Toplumsal huzur ve güven ortamını bitiren, muhalif her düşüncenin makul şüphe sayılacağı, toplum içinde kuşku ve korku iklimi yaratacak olan bu tehlikeli düzenlemenin tam karşısında, ifade özgürlüğünün de yanındayız.

“İktidarın duyulmasını istemediği her türlü düzenleme ve uygulamayı duyuranlar ajan ilan edilecek”

Bu düzenleme, baskıcı uygulamaları arttıran bir düzenleme olacak. Taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda, sosyal medya üzerinden hükümete yönelik eleştirilerde bulunmak imkansız hale gelecek. Ülkemizdeki mülteci akınını dile getirmek, kaçak ve sığınmacıların nüfusundan bahsetmek dahi imkansız hale gelecek. Böylece ülkemize yönelik mülteci akını, Türk halkından gizlenebilecek. Aslında bu yasa işte tam da bu yüzden ‘ihtiyaç halinde başvurulabilecek’ bir yasa niteliğinde. İktidarın duyulmasını istemediği her türlü düzenleme ve uygulamayı duyuranlar ajan ilan edilecek. Hem halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanacak hem de ifade özgürlüğü gasp edilecek.

“Bu yasa, Anayasa’ya aykırıdır”

Kanun yapma tekniğine, ceza hukukunun temel prensiplerine, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlere de aykırı olan bu düzenlemeye benzer düzenlemeler geçmişte de yapılmaya çalışıldı. Geçmişte buna benzer düzenlemeler Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edildi. Ancak AKP ısrarla meclisteki çoğunluğuna güvenerek AYM kararlarına aykırı düzenlemeleri meclise getirmeye devam ediyor. Bu yasa; Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, 11. maddesindeki Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine, 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, 25. maddesindeki düşünce ve kanaat hürriyetine, 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine, 28. maddesindeki basın hürriyetine aykırıdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-etki-ajanligi-duzenlemesi-akpnin-otoritelesme-donemini-baslatacak/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ihtiyaç sahiplerine destek olmaya devam edeceklerini belirtti https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-ihtiyac-sahiplerine-destek-olmaya-devam-edeceklerini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-ihtiyac-sahiplerine-destek-olmaya-devam-edeceklerini-belirtti/#respond Tue, 21 May 2024 23:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32713 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ihtiyaç sahiplerine destek olmaya devam edeceklerini belirtirken, esnafı korumak adına da zincir marketlere belirli nüfus kriteri getirmek için çalışma yaptıklarını söyledi.

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin mayıs ayı ikinci olağan toplantısı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in başkanlığında yapıldı. Gündem maddelerinin ve komisyondan gelen evraklarının görüşülmesinin ardından konuşan Başkan Mustafa Bozbey, göreve atanan yöneticilere başarılar dileyerek, Bursalılar olarak güzel hizmetlerini beklediklerini söyledi. Meclis üyelerinden gelen soruları da cevaplayan Başkan Mustafa Bozbey, ihtiyaç sahiplerine destek olacaklarını söyledi. Devletin belirlediği kriterler çerçevesinde taleplerin alındığını belirten Başkan Bozbey, “Kart16 ile ilgili bir sıkıntı yok. Kart16’dan yararlananlar zaten var. Bu listeyle ilgili değerlendirme ve tetkik yapılıyor. Gerçekten hak edip hak etmediği araştırılıyor. Bu paralar hepimizin cebinden çıkıyor. Bizim hak edenleri ayırmamız lazım. Hiç merak etmeyin, biz hak edenlere ‘helal olsun’ diyoruz. Ama hak etmeyip aldılar ise doğru değil. Bunu iyi ayırt etmeliyiz. Arkadaşlarımız titizlikle bu çalışmayı yürütüyorlar” dedi.

“Bakkal amca hikayesini yok etmemeliyiz”

Sosyal yardımlar konusunda anlaşmalı esnafa da ödemelerin yapıldığını hatırlatan Başkan Bozbey, yaklaşık yüzde 85’ine ödemenin ulaştırıldığını dile getirdi. Esnaf odalarıyla görüşme halinde olduklarını belirten Başkan Bozbey, “Destek çeklerini esnafımızla tekrar görüşeceğiz. Bir düzenleme yapmak zorundayız. Uygulamayı tüm esnafa yaymak gerekir. Vatandaş nereden alışveriş yapmak istiyorsa oradan yapsın. Mahallesindeki tüm esnafına ulaşabilsin. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bu kentte zincir marketlerle ilgili belirli nüfus kriterini getirmek zorundayız. Büyükorhan’da iki üç tane zincir market olmaz. O izinleri vererek esnafın iflas etmesine fırsat veriyoruz. Doğru değil ve kabul etmiyoruz. Hukuki olarak araştırması devam ediyor. Bu konuda meclisimizden de destek isteyeceğiz. ‘Benim bakkalım, benim kasabım, benim fırınım’ diyeceğimiz bir anlayışı sunmalıyız. Eskiden annelerimiz bir yere giderken evin anahtarını karşıdaki bakkala bırakırdı. Biz de anahtarı oradan alırdık. Artık böyle bir durum yok. Bakkal amca hikayesini yok etmemeliyiz. Bizim kültürümüz ve yerli marketleri korumalıyız. Bunu yaparsak Bursa’yı koruyup kollarız” diye konuştu.

“Bizim yaptığımız iş doğrudur”

Son dönemde konuşulan atamalar konusuna da değinen Başkan Bozbey, “Geçtiğimiz günlerde yaptığımız toplantıda bu konu hakkında net açıklamalar zaten yaptım. Arkadaşlarımızın tümü hem liyakatli hem de önceki dönem Nilüfer Belediyesi’nde başarılara imza atmış kişilerdir. Kamuoyunda farklı farklı yazılar çıkabilir. Bizim yaptığımız iş doğrudur ve bunun arkasındayız. Bu karar kamuoyuyla da paylaşılmıştır. Ehil, liyakatli ve işlerini daha önce nitelikli yapmış, Nilüfer’deki insanların yüzünü güldürmüş arkadaşlarımızla şimdi de Bursalıların yüzünü güldürmesi için yola çıktık” dedi.

” Gazze’deki soykırımı nefretle kınıyoruz”

İsrail’in dünyanın gözü önünde Gazze’de sürdürdüğü soykırıma da değinen Başkan Bozbey, “Yaşanan dramı, katliamı kabul etmek mümkün değil. Tam tersine kınıyoruz. Bir an önce buradaki katliamın ve savaşın durması gerekir. Çocukların, kadınların ölmemesini diliyoruz. Meclisimiz de bu konuda aynı fikirde. İnsanlarımız da aynı fikirde. Ama bir türlü savaş durmuyor. Yine çocuklar ölüyor. Yine kadınlar ölüyor. Yine insanlar ölüyor. Bunu nefretle kınadığımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-ihtiyac-sahiplerine-destek-olmaya-devam-edeceklerini-belirtti/feed/ 0
Erdoğan: 6-8 Ekim hadisesi terör kalkışmasıdır, karar yüreklere su serpmiştir https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/#respond Mon, 20 May 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32567 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde; Kobani Davası kararına ilişkin “6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“Bugün farklı dönem adli ve idari yargı adaylarımızın bir kısmının kurasını çekeceğiz. Böylece bugünkü kura törenimizle 1044 hakim ve Cumhuriyet savcımızı ülkemizin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceğiz. Hakim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. İnşallah biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle birlikte hakim savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. İktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını 2,5 kattan fazla artırmak suretiyle mahkemelerimizin yükünü hafiflettik.

“Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık”

Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına arabuluculuk müessesesine hasılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran tarihi reformlara imza attık. Güven veren adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Anayasa’yı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık. İktidarlarımız döneminde milli iradeye kasteden darbeciler yargılandı geç de olsa hak ettikleri cezaları aldılar. 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanlar bağımsız Türk mahkemeleri tarafından mahkum edildi. Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir.”

“Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız”

15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Erdoğan, “253 insanımızı şehit edenler gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Vatanımızın bekası, milletimizin birlik ve dirliği, milli iradenin egemenliğine kim kastederse karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır” dedi.

“Karar yüreklere su serpmiştir”

Erdoğan, Kobani Davası kararlarına ilişkin ise şöyle konuştu:

“6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Bu isyan girişiminde 37 insanımız şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geçte olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/feed/ 0
CHP Myk, Samsun’da Toplandı…Deniz Yücel: “Süleyman Soylu’nun Derhal Dokunulmazlığının Kaldırılarak Yargılama Sürecine Dahil Edilmesi Gerekmektedir” https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/ https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/#respond Mon, 20 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32553 HABER: GÜLARA SUBAŞI – MEHMET REBİİ ÖZDEMİR/ KAMERA: ÜNAL AYDIN

(SAMSUN) – CHP MYK, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında, Samsun’da toplandı. Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “Bu olayların en kilit isimlerinden biri de bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir” dedi. AKP’nin ‘etki ajanlığı’ düzenlemesini de içeren ‘9. Yargı Paketi’ni eleştiren Yücel, “Bu düzenleme, ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek” diye konuştu. Yücel, ” Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla dün Samsun’a geldi. Burada kutlama ve yürüyüşlere katılan Özel, bugün ilk olarak Atakum Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, Samsun programının kapanışında ise CHP MYK’yı topladı.

Parti Sözücüsü Deniz Yücel, saat 11.30’da başlayan toplantı devam ederken açıklama yaparak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran halkına başsağlığı dileyen Yücel, tasarruf tedbirleri üzerinden iktidarı eleştirdi. Yücel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

” Öncelikle Tokat’ın Erbaa ilçesinde bir evde meydana gelen patlamada yaralanan beşi jandarma personeli yedi yaralımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendilerine acil şifalar diliyoruz. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir, Abdullah Yanik’in vefatları nedeniyle komşumuz İran’a ve İran halkına baş sağlığı diliyoruz.

Dün, Türk milleti için umudun yeşerdiği, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ilk adımının atıldığı bu güzel vatanın kurtuluş mücadelesinin başladığı gündü. Bu nedenle köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nden alan Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu olarak 19 Mayıs’ta ve bugün Samsun’da bu mücadelenin başladığı topraklardayız. Ordunun elinden silahı ve cephanesi alınmış, millet yorgun ve fakir bir halde dört bir yanı işgal altında emperyalist devletlerce paylaşılmasına kesin gözüyle bakılan, parçalanmakta olan bir imparatorluktan özgür ve bağımsız bir cumhuriyet kuran büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmadan bir yıl önce şunu diyor: “Her şeye rağmen, muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.” Mustafa Kemal Atatürk bu sözleriyle Türk gencine olan inancını ve umudunu ifade etmiştir. Bu ülkeyi gençlere emanet eden, kendisinin doğum günü olduğunu söylediği günü, gençlik ve spor bayramı yapan bir dünya lideridir Mustafa Kemal Atatürk. Yokluklar içerisinde yeşertilen umudun imkansızlıklar içerisinde büyütülen inancın ve bağımsızlığa duyulan özlemin adıdır 19 Mayıs. Bugün 105 yıl önceki inanç ve kararlılıkla Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz.”

Açıklanan tasarruf tedbirlerine değinen Yücel, iktidarın seçim intikamını aldığını belirterek şunları söyledi:

“Tasarruf paketine baktığımızda alınan tedbirlerin geneli üç yıllık bir program haline getirilmiş. Yani 2027 kadar tasarruf tedbirleri uygulanacak. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri zamanında yapılırsa 2028’de. Yani tasarruflar seçimden bir yıl öncesine kadar. En başta şunu açık ve kesin bir dille ifade edelim. Kamuda israfa son verilmeli, israfı sona erdirecek her türlü tedbir alınmalıdır. Bu konuda tavrımız açık ve net. Ancak kamuda tasarruf diye emekliye, işsize, işçiye bu ülkenin dar gelirli vatandaşlarına dayatılacak adı tasarruf özü hak ve hizmet gasbı olan her türlü uygulamanın da karşısındayız. İktidar mensupları şatafat içerisinde yaşıyor, saray için günde 15 milyon lira harcama yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanı için adeta oto galerisi kuruluyor. Uçak inmeyen havaalanlarına dolarla ödeme garantisi veriliyor. Yüzlerce araç bu konvoylarla seçim kampanyaları yürütülüyor. AKP’den devralınan belediyelerdeki korkunç israf her gün belgeleriyle ortaya çıkılıyor. Ama bir tasarruf paketi açıklanıyor. Bu saydıklarımız hiçbirinden bahsedilmez. Tasarruf adı altında memurun ulaşım hakkına, lojman hakkına göz dikiliyor, binlerce işsiz gencin umudu yok ediliyor. Bu sözde tasarruf paketi bu haliyle çalışanın hakkına göz diken bir düzenlemeden başka bir şey değildir. Sarayların lambaları ışıl ışıl yanmaya devam edecek. Uçak sayıları, makam araçları azalmayacak ama emekçi servise binmeyecek, kamuda gençlere yer açılmayacak. Bunun adı tasarruf değil. Bunun adı seçim intikamı. Ekonomideki kötü gidişatın faturası yine emekçiye çıkarıldı.”

AKP’nin amacı yargı reformu değil, yargıyı ele geçirmek

Gündemdeki ‘9. Yargı Paketi’ne ilişkin eleştirilerini sıralayan Yücel, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Mayıs tarihinde Yargı Reformu Strateji belgesini açıkladı. Şatafatlı sözlerle süsleyip anlattığı bu strateji belgesinden hemen sonra adı yargı reform paketi olan ama içeriğinde reformun R’si dahi olmayan kanun teklifleri Meclis’e geldi. 2019’dan bugüne kadar tam 8 reformu paketini Meclis’e getirdiler. Hiçbiri gerçek anlamda yargı reformu değildi. Çünkü AKP’nin amacı aslında yargı reformu yapmak değil, yargıyı ele geçirmek. ya ülkücü, AKP’li, tarikat dalgası yüzünden 36 tur boyunca Yargıtay Başkanı’nı seçemedi. AKP bunu sistematik bir şekilde bilerek ve isteyerek yaptı. Hak ve özgürlükler korunup geliştirilecek dediler. AKP’ye muhalif olan herkesi hedef gösterip apar topar gözaltına aldılar. Savunma hakkı dediler. Sonra kalkıp baroları bölüp parçalayan, avukatları kutuplaştıran, çoklu baro denilen bir garabet teklifi tüm baroların itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirdiler. Adalete erişim kolaylaşacak dediler. Anayasa Mahkemesi binlerce dosyada makul sürede yargılanma hakkını ihlal edildiğine karar verdi. AKP iktidarı öğrencisinden sanatçısına, esnafından işçisine herkesi susturmak ve baskı altına almak için yargıyı kullandı. Üstelik de bunu yargı reformu adı altında yaptılar. Şimdi Meclis’te bu yargı paketlerinin dokuzuncusu geliyor. Bu yargı paketinde AKP etki ajanlığı denen bir hukuk garabetini Meclis’e getirmeyi hedefliyor. Nedir bu etki ajanlığı düzenlemesi? Basında yer alan haberlere göre bu düzenlemenin gerekçesi şöyle, devletin iç ya da dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması söz konusu olacak. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi alanlar devletin iç ya da dış siyasal yararları kavramı içerisinde değerlendirilecek. Bu gibi alanlarda yapılan eleştiriler haberler, açıklamalar ya da faaliyetler suçun konusunu oluşturabilecek. Böyle bir düzenleme kanun yapma tekniğine, ceza hukukunun temel prensiplerine, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlere aykırı ve sadece ve sadece AKP’nin keyfi uygulamalarına hukuki bir kılıf bulma çabasından başka bir şey değildir. Bu düzenleme ne demek biliyor musunuz? ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek. Geçmişte buna benzer düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak AKP ısrarla Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı düzenlemeleri Meclis’e getirmeye devam ediyor.

“Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı”

Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yücel, şunları söyledi:

“Emniyet teşkilatımızın mensuplarıyla çetelerin üst düzey bürokratların da adının karıştığı bir darbe yapılanmasından devlet içerisinde bir hesaplaşmadan bahsediliyor. Üç-beş sene öncesine kadar sokaklarda torbacılık yapan, sonradan çete liderliğine terfi eden biri nasıl olur da devletle bu denli üst düzeyli ilişki kurar, oralara sirayet eder. Emniyet teşkilatına yıllarca FETÖ’den referans almadan polis almazsanız, liyakati değil çeşitli tarikatları ve FETÖ referansını dikkate alırsanız netice böyle olur. Ne yaparsanız yapın, dikiş tutmaz. Korkarız ki daha kötü günler bizi bekliyor. Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı. Bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir.”

“Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ” Türkiye’de Kuvayı Milliye ne ise HAMAS da odur” açıklamasını eleştiren Yücel, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetiyor ve diyor ki ‘ama Anadolu’yu savunuyor’. ya arkadaş bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek kendi tarihini bilmemek, atalarının bu topraklarda verdiği mücadeleyi hafife almak demektir. Bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir. Kuvayı Milliye’nin her bir mensubuna hakarettir. Kuvayı Milliye’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mustafa Kemal Atatürk öyle büyük bir liderdir ki bir taraftan vatanını ve milletinin bağımsızlığı için ordularının başında savaşmış bir komutan. Bir taraftan da “bayrak bir ulusun bağımsızlığını simgesidir. Onurudur, şerefidir. Ne olursa olsun çiğnenmez diyerek önüne serilen bayrağı yerden kaldırtan ve çiğnemeyen bir lider. Siz hiç Kuvayı Milliyecilerin sivilleri katlettiğini duydunuz mu? Anadolu’yu savunmak, biz varken Hamas’a düşmez. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık davasını hala sürdüren ve bu uğurda ölmeyi göze alanlarız. İhtiyaç olursa Anadolu’yu biz savunuruz. Net bir şekilde ifade edeyim Kuvayı Milliye, dünya siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir halk hareketidir.”

CHP MYK, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında, Samsun’da toplandı. Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “Bu olayların en kilit isimlerinden biri de bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir” dedi. AKP’nin ‘etki ajanlığı’ düzenlemesini de içeren ‘9. Yargı Paketi’ni eleştiren Yücel, “Bu düzenleme, ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek” diye konuştu. Yücel, “Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla dün Samsun’a geldi. Burada kutlama ve yürüyüşlere katılan Özel, bugün ilk olarak Atakum Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, Samsun programının kapanışında ise CHP MYK’yı topladı.

Parti Sözücüsü Deniz Yücel, saat 11.30’da başlayan toplantı devam ederken açıklama yaparak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran halkına başsağlığı dileyen Yücel, tasarruf tedbirleri üzerinden iktidarı eleştirdi. Yücel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

” Öncelikle Tokat’ın Erbaa ilçesinde bir evde meydana gelen patlamada yaralanan beşi jandarma personeli yedi yaralımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendilerine acil şifalar diliyoruz. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir, Abdullah Yanik’in vefatları nedeniyle komşumuz İran’a ve İran halkına baş sağlığı diliyoruz.

Dün, Türk milleti için umudun yeşerdiği, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ilk adımının atıldığı bu güzel vatanın kurtuluş mücadelesinin başladığı gündü. Bu nedenle köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nden alan Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu olarak 19 Mayıs’ta ve bugün Samsun’da bu mücadelenin başladığı topraklardayız. Ordunun elinden silahı ve cephanesi alınmış, millet yorgun ve fakir bir halde dört bir yanı işgal altında emperyalist devletlerce paylaşılmasına kesin gözüyle bakılan, parçalanmakta olan bir imparatorluktan özgür ve bağımsız bir cumhuriyet kuran büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmadan bir yıl önce şunu diyor: “Her şeye rağmen, muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.” Mustafa Kemal Atatürk bu sözleriyle Türk gencine olan inancını ve umudunu ifade etmiştir. Bu ülkeyi gençlere emanet eden, kendisinin doğum günü olduğunu söylediği günü, gençlik ve spor bayramı yapan bir dünya lideridir Mustafa Kemal Atatürk. Yokluklar içerisinde yeşertilen umudun imkansızlıklar içerisinde büyütülen inancın ve bağımsızlığa duyulan özlemin adıdır 19 Mayıs. Bugün 105 yıl önceki inanç ve kararlılıkla Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz.”

Açıklanan tasarruf tedbirlerine değinen Yücel, iktidarın seçim intikamını aldığını belirterek şunları söyledi:

“Tasarruf paketine baktığımızda alınan tedbirlerin geneli üç yıllık bir program haline getirilmiş. Yani 2027 kadar tasarruf tedbirleri uygulanacak. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri zamanında yapılırsa 2028’de. Yani tasarruflar seçimden bir yıl öncesine kadar. En başta şunu açık ve kesin bir dille ifade edelim. Kamuda israfa son verilmeli, israfı sona erdirecek her türlü tedbir alınmalıdır. Bu konuda tavrımız açık ve net. Ancak kamuda tasarruf diye emekliye, işsize, işçiye bu ülkenin dar gelirli vatandaşlarına dayatılacak adı tasarruf özü hak ve hizmet gasbı olan her türlü uygulamanın da karşısındayız. İktidar mensupları şatafat içerisinde yaşıyor, saray için günde 15 milyon lira harcama yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanı için adeta oto galerisi kuruluyor. Uçak inmeyen havaalanlarına dolarla ödeme garantisi veriliyor. Yüzlerce araç bu konvoylarla seçim kampanyaları yürütülüyor. AKP’den devralınan belediyelerdeki korkunç israf her gün belgeleriyle ortaya çıkılıyor. Ama bir tasarruf paketi açıklanıyor. Bu saydıklarımız hiçbirinden bahsedilmez. Tasarruf adı altında memurun ulaşım hakkına, lojman hakkına göz dikiliyor, binlerce işsiz gencin umudu yok ediliyor. Bu sözde tasarruf paketi bu haliyle çalışanın hakkına göz diken bir düzenlemeden başka bir şey değildir. Sarayların lambaları ışıl ışıl yanmaya devam edecek. Uçak sayıları, makam araçları azalmayacak ama emekçi servise binmeyecek, kamuda gençlere yer açılmayacak. Bunun adı tasarruf değil. Bunun adı seçim intikamı. Ekonomideki kötü gidişatın faturası yine emekçiye çıkarıldı.”

AKP’nin amacı yargı reformu değil, yargıyı ele geçirmek

Gündemdeki ‘9. Yargı Paketi’ne ilişkin eleştirilerini sıralayan Yücel, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Mayıs tarihinde Yargı Reformu Strateji belgesini açıkladı. Şatafatlı sözlerle süsleyip anlattığı bu strateji belgesinden hemen sonra adı yargı reform paketi olan ama içeriğinde reformun R’si dahi olmayan kanun teklifleri Meclis’e geldi. 2019’dan bugüne kadar tam 8 reformu paketini Meclis’e getirdiler. Hiçbiri gerçek anlamda yargı reformu değildi. Çünkü AKP’nin amacı aslında yargı reformu yapmak değil, yargıyı ele geçirmek. ya ülkücü, AKP’li, tarikat dalgası yüzünden 36 tur boyunca Yargıtay Başkanı’nı seçemedi. AKP bunu sistematik bir şekilde bilerek ve isteyerek yaptı. Hak ve özgürlükler korunup geliştirilecek dediler. AKP’ye muhalif olan herkesi hedef gösterip apar topar gözaltına aldılar. Savunma hakkı dediler. Sonra kalkıp baroları bölüp parçalayan, avukatları kutuplaştıran, çoklu baro denilen bir garabet teklifi tüm baroların itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirdiler. Adalete erişim kolaylaşacak dediler. Anayasa Mahkemesi binlerce dosyada makul sürede yargılanma hakkını ihlal edildiğine karar verdi. AKP iktidarı öğrencisinden sanatçısına, esnafından işçisine herkesi susturmak ve baskı altına almak için yargıyı kullandı. Üstelik de bunu yargı reformu adı altında yaptılar. Şimdi Meclis’te bu yargı paketlerinin dokuzuncusu geliyor. Bu yargı paketinde AKP etki ajanlığı denen bir hukuk garabetini Meclis’e getirmeyi hedefliyor. Nedir bu etki ajanlığı düzenlemesi? Basında yer alan haberlere göre bu düzenlemenin gerekçesi şöyle, devletin iç ya da dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması söz konusu olacak. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi alanlar devletin iç ya da dış siyasal yararları kavramı içerisinde değerlendirilecek. Bu gibi alanlarda yapılan eleştiriler haberler, açıklamalar ya da faaliyetler suçun konusunu oluşturabilecek. Böyle bir düzenleme kanun yapma tekniğine, ceza hukukunun temel prensiplerine, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlere aykırı ve sadece ve sadece AKP’nin keyfi uygulamalarına hukuki bir kılıf bulma çabasından başka bir şey değildir. Bu düzenleme ne demek biliyor musunuz? ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek. Geçmişte buna benzer düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak AKP ısrarla Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı düzenlemeleri Meclis’e getirmeye devam ediyor.

“Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı”

Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yücel, şunları söyledi:

“Emniyet teşkilatımızın mensuplarıyla çetelerin üst düzey bürokratların da adının karıştığı bir darbe yapılanmasından devlet içerisinde bir hesaplaşmadan bahsediliyor. Üç-beş sene öncesine kadar sokaklarda torbacılık yapan, sonradan çete liderliğine terfi eden biri nasıl olur da devletle bu denli üst düzeyli ilişki kurar, oralara sirayet eder. Emniyet teşkilatına yıllarca FETÖ’den referans almadan polis almazsanız, liyakati değil çeşitli tarikatları ve FETÖ referansını dikkate alırsanız netice böyle olur. Ne yaparsanız yapın, dikiş tutmaz. Korkarız ki daha kötü günler bizi bekliyor. Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı. Bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir.”

“Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’de Kuvayı Milliye ne ise HAMAS da odur” açıklamasını eleştiren Yücel, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetiyor ve diyor ki ‘ama Anadolu’yu savunuyor’. ya arkadaş bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek kendi tarihini bilmemek, atalarının bu topraklarda verdiği mücadeleyi hafife almak demektir. Bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir. Kuvayı Milliye’nin her bir mensubuna hakarettir. Kuvayı Milliye’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mustafa Kemal Atatürk öyle büyük bir liderdir ki bir taraftan vatanını ve milletinin bağımsızlığı için ordularının başında savaşmış bir komutan. Bir taraftan da “bayrak bir ulusun bağımsızlığını simgesidir. Onurudur, şerefidir. Ne olursa olsun çiğnenmez diyerek önüne serilen bayrağı yerden kaldırtan ve çiğnemeyen bir lider. Siz hiç Kuvayı Milliyecilerin sivilleri katlettiğini duydunuz mu? Anadolu’yu savunmak, biz varken Hamas’a düşmez. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık davasını hala sürdüren ve bu uğurda ölmeyi göze alanlarız. İhtiyaç olursa Anadolu’yu biz savunuruz. Net bir şekilde ifade edeyim Kuvayı Milliye, dünya siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir halk hareketidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/feed/ 0
Bakan Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı Dar ile görüştü https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-pakistan-disisleri-bakani-dar-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-pakistan-disisleri-bakani-dar-ile-gorustu/#respond Mon, 20 May 2024 21:27:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32508 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı ortak basın toplantısında, İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden bombardımanına değinerek, “Halen Filistin’i tanımamış ülkeler, hak ve adalet namına en kısa sürede Filistin’i tanısınlar, İsrail’in işlediği suçlara kalkan olan ülkeler de bu yanlıştan çok geç olmadan dönsünler” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan temasları çerçevesinde başkent İslamabad’da basın toplantısı düzenledi. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile ortak düzenlenen toplantıda konuşan Fidan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin geçirdiği helikopter kazasına değinerek, “Maalesef İran’dan gelen vefat haberleri bizleri derinden üzmüştür. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve kıymetli mevkidaşım, değerli dostum Hüseyin Emir Abdullahiyan’a Allah’tan rahmet diliyorum. Dost ve kardeş İran halkının acısını derinden paylaşıyoruz” dedi.

Kaza haberini ilk aldıkları andan itibaren İran makamlarıyla temas halinde olduklarını belirten Fidan, “Elimizde bulunan bütün imkanların seferber edilmesi için uğraştık. Gerek AFAD, Gerek Milli Savunma Bakanlığı, gerek diğer kuruluşlarımız ellerinden gelen bütün çabayı gösterdiler. Ama maalesef bu üzücü haber bizi derinden üzdü. Başta Sayın Reisi, Sayın Abdullahiyan ve vefat eden diğer şahıslara Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. İran halkının başı sağ olsun” şeklinde konuştu.

“Pakistan’ın terörle mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu vurgulamak istiyorum”

Konuşmasında Pakistan ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler hakkında konuşan Fidan, Pakistan’ın aynı zamanda Türkiye’nin stratejik ortağı olduğunu söyleyerek, “İş birliğimiz, bölgesel istikrarı ve güvenliği de desteklemektedir. Pakistan’ın terörle mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Terörle mücadelede şehit olan Pakistan kolluk kuvvetleri mensuplarına ve hayatını kaybeden masumlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Ticaret alanında var olan 1 milyar dolarlık ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak için ortak bir hedef koyduk”

Pakistan temaslarında ikili ilişkilerin tüm açılarıyla ele alındığını belirten Fidan, Pakistan’da düzenlenecek Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 7’nci Toplantısı ile ilgili görüşlerin gözden geçirildiğini kaydetti. İki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını ve potansiyelini hayata geçirmek için ileri adımlar atılması gerektiğinin altını çizen Fidan, “Özellikle ticaret alanında var olan 1 milyar dolarlık ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak için ortak bir hedef koyduk. İkili ilişkileri sadece ticari alanlarda değil daha da yaygınlaştırarak başta savunma sanayisi olmak üzere yatırımlar, bankacılık, bilim, teknoloji, inovasyon alanları da dahil olmak üzere çok geniş bir alanda eş zamanlı olarak kurumsal bir şekilde ilerletme konusunda prensip kararı aldık” diye konuştu.

Pakistan’ın başta terör olmak üzere birçok konuda Afganistan’dan etkilendiğini dile getiren Fidan, “Bu konuda neler yapılabilir, son durum nedir, onu da etraflıca görüşme imkanımız oldu. Afgan kardeşlerimizin kalıcı huzura ve istikrara kavuşması ortak temennimizdir. Bu amaçla Pakistan’la beraber neler yapabiliriz, bunu masaya yatırma imkanımız oldu” ifadelerini kullandı.

“Başkalarına sürekli insan hakları dersi verenlerin bu suça ortak olmalarını kınıyoruz”

Fidan, Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ile görüşmesinde Gazze Şeridi’nde devam eden insani felaketin sona ermesi ve Filistin Devleti’nin bir an önce kurulması için yapılan çalışmaların da masaya yatırıldığını vurguladı. İsrail’in insanlık vicdanının ve uluslararası hukukun bütün kırmızı çizgilerini aştığını vurgulayan Fidan, “Zafer arayışıyla tüm bölgeyi topyekun yıkım ve savaşa sürüklemektedir” diye konuştu.

İsrail-Filistin savaşında geçmişte yaşananlardan da ders alınması gerektiğini söyleyen Fidan, “Diplomasinin bütün araçlarını kullanarak elimizden gelen ne varsa hepsini yapmaya gayret edeceğiz. Hep söyledik, İsrail arkasına siyasi ve askeri destek almasa bu savaşı devam ettirmek imkanı yoktu. Başkalarına sürekli insan hakları ve demokrasi dersi verenlerin bu suça ortak olmalarını kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Filistin’i tanımamış ülkeler, hak ve adalet namına en kısa sürede Filistin’i tanısınlar”

İsrail’e destek veren ülkelere seslenen Fidan, “Gelinen noktada, İsrail-Filistin ihtilafında geçmişte yaşananlardan da ders alarak iki devletli çözüme uluslararası toplumun odaklanması gerekmekte. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum, hala Filistin’i tanımamış ülkeler, hak ve adalet namına en kısa sürede Filistin’i tanısınlar, İsrail’in işlediği suçlara kalkan olan ülkeler de artık bu yanlıştan çok geç olmadan dönsünler” şeklinde konuştu.

Bakan Fidan konuşmasına, “Türkiye ve Pakistan, İslam dünyasının sesini duyurabilmek için birlikte çalışmaya devam edecek, Türkiye ve Pakistan’ın ortak çabaları çok kritik coğrafyalarda barış, huzur ve refahın sağlanması için büyük katkı sağlayacaktır” sözleriyle son verdi. – İSLAMABAD

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-pakistan-disisleri-bakani-dar-ile-gorustu/feed/ 0
CHP Milletvekili Nalbantoğlu, 9. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/#respond Thu, 16 May 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32030

(ANKARA)- CHP İzmir Milletvekilive TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Rıfat Nalbantoğlu, taslağı kamuoyuna yansıyan 9. Yargı Paketi’ndeki düzenlemeleri eleştirerek, “İnsan hakları adına hiçbir kazanım getirmiyor” dedi.

CHP İzmir Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını Komisyonu Üyesi Rıfat Nalbantoğlu, iktidar tarafından hazırlanan 9. Yargı Paketi’nin yargının yapısal sorunlarına çözüm getirmekten uzak olduğunu söyledi. Nalbantoğlu, yaptığı yazılı açıklamada; “Bir kez daha görüldü ve anlaşıldı ki; yargı reformu paketi hazırlayanlar yargının karşı karşıya olduğu sorunlardan bihaber. Yargıdan ve dünyadan haberleri yok” ifadelerini kullandı.

Kamuoyuna yansıyan haliyle 38 maddeden oluşan paketteki düzenlemelerle yeni suçlar ihdas edildiğine dikkat çeken Nalbantoğlu, “Bırakın temel hak ve özgürlükleri korumayı tam tersine muğlak ifadeler ve kanunda yeri olmayan yeni suç ihdas edilmek suretiyle düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik siyasi bir amaç taşıdığına dair kuşkular doğurmaktadır” değerlendirmesini yaptı.

Nalbantoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Açıklanan her yeni ekonomi ve tasarruf paketi nasıl ki dar gelirlilere, işçiye, emekçiye, memura, çiftçiye, emekliye, köylüye fatura ediliyorsa, her yeni yargı paketi de hukukun genel ilkeleri ve temel hak ve özgürlükler açısından güven ve kuşkuya neden olmaktadır.

Özellikle taslakta 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere eklenmesi önerilen 22’nci madde kamuoyunda ‘etki ajanlığı’ olarak tartışmalara yol açmıştır. 2012 yılında Rusya’da yaşama geçirilen ancak savaş nedeniyle 2022’de kapsamı genişletilen etki ajanlığı kavramı son yıllarda bütün dünyada tartışılmaya başlanmıştır. Halen Rusya’nın dışında ABD, İngiltere, Avustralya, Bosna Hersek gibi ülkelerde de benzer yasal düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Son olarak Gürcistan’da da ‘Yabancı Etkinin Şeffaflığı’ adı altında parlamentoya sevk edilmiş, yoğun protestolara karşın komisyonda kabul edilmiştir. Ancak bu ülkelerdeki düzenlemelerde suç ve cezaya konu olacak iş ve eylemler açık bir şekilde belirtilmiştir. Tanımlar ve ifadeler nettir.

Önümüzdeki günlerde Meclis’e sevk edilecek 9’uncu Yargı Paketi taslağında yer alan söz konusu düzenleme ise muğlak ifadeler ve belirsizlikler nedeniyle keyfi ve takdire bağlı suçlamalar ve cezalandırmalara yol açacağı kuşkusu doğurmaktadır. Devletin güvenliği, iç ve dış siyasi yararlar, stratejik ortaklık ve benzeri kavramlar açık ve net olarak tanımlanmalı, neyin iç ve dış yarar olup olmadığı, stratejik iş birliği ve ortaklıktan ne kastedildiği açık bir şekilde ifade edilmelidir.

Öte yandan siyasi yararlar iktidardan iktidara değişebildiği gibi dönemsel olarak konjonktüre bağlı bir değişim gösterebilir. Yani bugün suç olarak görülebilecek bir haber ya da yorum, yarın suç olmayabilir. Bütün bu ve benzeri sorular nedeniyle henüz taslak olarak kamuoyuna yansıyan düzenlemeyle ilgili belirsizlikler giderilmeli, temel hak ve özgürlükler bağlamında yeni kısıtlara yol açmayacak netlikte adımlar atılmalıdır. Aksi durumda, yani taslağın bu şekilde yasalaşması halinde söz konusu düzenleme AKP’nin kendisi gibi düşünmeyen toplumun bütün kesimlerine aba altında sopa göstermesi gibi algılanacak, yeni ihlallere ve hak kayıplarına zemin oluşturacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0 AK Parti Kütahya İl Başkanı ve Milletvekilleri, Kentsel Dönüşüm Taleplerini İletti https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-ve-milletvekilleri-kentsel-donusum-taleplerini-iletti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-ve-milletvekilleri-kentsel-donusum-taleplerini-iletti/#respond Thu, 16 May 2024 00:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31952 AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkan Yardımcısı Mehmet Sabri İnce ile görüşerek Kütahya’ya dair taleplerini ilettiklerini belirtti.

İl Başkanı Mustafa Önsay, konuyla ilgili yaptığı açıklamada,” Kütahya’mızda devam eden Vefa Mahallesi Kentsel Dönüşümü Ekim 2022′ de başlanılan 495 konut 10 ticari birim ve 1 adet cami inşaatında yüzde 85 seviyesine ulaşılmış durumdadır. 650 milyon TL tutarındaki projenin 2-3 ay içerisinde tamamlanması hedeflenmektedir.

“Talebimiz”

Hak sahipliği çalışmaları tamamlanmış olan Vefa mahallesinde, hak sahipleri ile yapılacak olan uzlaşma görüşmelerine hemen başlanılması, Vefa mahallesinde yapılan 495 konut yeterli olmadığından dolayı, mahallenin dönüşümü için 2.etap yapım işine başlanılması.

“Osmangazi Mahallesi Kentsel Dönüşümü”

Ekim 2022′ de başlanılan 495 konut 5 ticari birim ve 1 adet cami inşaatında yüzde 85 seviyesine ulaşılmış durumdadır. 510 milyon TL tutarındaki projenin 2-3 ay içerisinde tamamlanması hedeflenmektedir.

“Talebimiz”

Osmangazi mahallesinde, hak sahipliği çalışmalarının bir an önce tamamlanarak, hak sahipleri ile yapılacak olan uzlaşma görüşmelerine başlanılması.

“Paşam Sultan, Maruf ve Börekçiler Mahalleleri Kentsel Dönüşümü”

Ocak 2023’te Rezerv alan olan Parmakören Mahallemizde başlanılan 166 daire 4 ticari ünitenin yapımında yüzde 45 seviyesine ulaşılmıştır. 250 milyon TL tutarındaki yatırımın 2024 sonunda tamamlanması hedeflenmektedir.

“Talebimiz”

Hak sahipliği çalışmaları tamamlanan 3 mahallemizde Hak sahipleri ile yapılacak olan uzlaşma görüşmelerine hemen başlanılması.

“Uzlaşma Uygulaması”

Uzlaşma görüşmelerinde vatandaşa mevcut taşınmazının(arsa+bina) değeri açıklanarak eğer vatandaş yeni daire almak istiyorsa, mevcut taşınmazın değerine göre aradaki bedel farkını ödemek kaydı ile vatandaşa daire verilerek uzlaşma tutanağı düzenlenecek, eğer vatandaş yeni daire istemiyorsa, vatandaşa mevcut taşınmazın değeri verilecektir. Vatandaş her iki durumda da uzlaşmak istemiyorsa, alan içerisindeki hak sahiplerinin en az yüzde 50+1 oranında uzlaşma olması şartıyla Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından vatandaşın taşınmazı kamulaştırılmaktadır.

“Sultanbağı Mahallesi Kentsel Dönüşüm 1.Etap”

Sultanbağı Mahallesi sınırları içerisinde riskli alan edilen 30,50 hektarlık riskli alanının dönüşümünde, Bakanlık tarafından riskli alan büyüklüğü dikkate alınarak etaplar halinde yapılması kararı alınmıştır.

İlk Etap kapsamında yapılacak olan alanda hak sahipliği ve uzlaşma görüşmeleri yapılarak, yaklaşık yüzde 78 uzlaşma sağlanarak imza altına alınmıştır.

“Talebimiz”

Mevcut yapıların yıkılarak, yerinde dönüşüm ile yapılması planlanan 380 konutun yapım işi ihalesinin bir an önce yapılması ve inşaata başlanılması.

“Merkez Küçük Sanayi Sitesi Kentsel Dönüşümü”

2013 yılında Riskli Alan olarak ilan edilen Küçük Sanayi Sitesinde bulunan iş yerleri için, İnköy mahallemizde TOKİ tarafından ilk etapta 372 işyeri (Bölüntü yapılarak 530 işyeri yapılması planlanıyor) 3 adet kargo, 3 adet banka, 1 adet sosyal tesis binası yapımına Ekim 2022 tarihinde başlanılmıştır. 1 Milyon 200 bin TL tutarındaki yatırımın 2025 yılının ortasında teslim edilmesi planlanmaktadır. 8 Nisan 2021 tarihinde imzalanan protokole göre işyeri almak isteyenlerden, proje bedelinin yüzde 10’u alınmış olup, işyeri teslim aşamasında, başvuru sırasındaki başvuru bedeli düşülmek üzere yüzde 25 peşinat alınacak olup geriye kalan tutar 60 ay vade ile ödenecek ve artış oranında 6 aylık memur maaşları esas alınacak, işyerleri TOKİ tarafından çekilecek kura ile teslim edilecektir.

“Talebimiz”

Mevcut yapılan ilk etaptaki işyeri sayısı ve işyeri büyüklükleri yeterli olmadığından, TOKİ tarafından 2. Etap çalışmalarına başlanılması gerekmektedir. Mevcut devir edilen arazi yaklaşık 950 dönüm olup 2.etapta yapılacak olan işyerleri için yeterli alan bulunmaktadır. Başkan yardımcımıza 5 başlıkta ilettiğimiz taleplerimize gösterdiği ilgi ve yaklaşım için teşekkür ederiz” dedi. – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-ve-milletvekilleri-kentsel-donusum-taleplerini-iletti/feed/ 0
CHP Milletvekili Tanrıkulu, Engelli Hakları Sözleşmesinin Uygulanmasını İstedi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/#respond Wed, 15 May 2024 21:07:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31789 (ANKARA) – CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, engelli yurttaşlara ödenen maaş ve engelli bakım ücretlerinin yetersiz olduğunu, bu maaşlarda yaşamlarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirterek, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme hükümlerinin uygulanmasını istedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası nedeniyle

yaptığı açıklamada, engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Tanrıkulu, Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 30 Mart 2007 tarihinde kabul edildiğini ve Türkiye’nin de de bu sözleşmeye 2008 tarihinde taraf olduğunu hatırlattı. Tanrıkulu, Türkiye’de iş gücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 53 iken engellilerin katılım oranının yüzde 22 dolayında, kadın engellilerde ise yüzde 12,5 düzeyinde olduğunu belirtti.

2024 yılı Ocak Ayında yüzde 40-69 engelli oranına sahip vatandaşların aylıklarının yüzde 75 artışla 2 bin 797 liraya, engelli bakım aylıklarının da yine yüzde 75 artışla 7 bin 608 liraya çıkarıldığını söyleyen Tanrıkulu, “Türkiye’de engelli kişilerin yaşadıkları en temel sorunlar, sürekli ertelenen erişilebilirlik, tamamlanmayan istihdam kotaları, yetersiz engelli aylıkları, engelli bakım hizmetleri, eğitim ve sağlık hizmetleri, dil ve söylemde engellilere yönelik ayrımcılıktır” dedi.

Tanrıkulu, evde engelli bakım desteğinin en az bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Tanrıkulu, “Evde Bakım Desteği için hak sahibi olma durumu değerlendirilirken, aile bireylerinin ortalama geliri değil, varsa bakım hizmeti alan engelli bireyin geliri dikkate alınmalıdır. Evde engelli bakımı hizmetinin kapsamı genişletilerek ihtiyaç sahiplerine cevap verir nitelikte olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Engelli çocukların eğitim sorunlarına da işaret eden Tanrıkulu, açıklamasında şu ifadeler yer verdi:

“Türkiye, AB ülkeleri içinde, engelli çocukların ilkokuldan sonra okulu bırakma oranı yüzde 60 ile en yüksek olan ülkedir. Eğitim hakkı engelli öğrenciler için de tam olarak sağlanmalıdır. Engelli çocuklar için ayrımcılığa asla yer vermeyen kapsayıcı eğitim ortamı sağlanmalıdır. Tüm eğitim mekanlar, bilgi ve kullanılan teknolojiler engelli çocuklar için erişilebilir olmalıdır. Türkiye’de engelli vatandaşlarımızı görünür kılmayan, evde kalmaya zorlayan sosyal ve kültürel pratiklerin kırılmasını sağlayacak kamusal politikalar geliştirilmelidir.”

Tanrıkulu, öncelikle Türkiye’nin çekince koymadan kabul ettiği BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin gerçek anlamıyla yaşama geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Sözleşme ile engelli yurttaşların haklarının güvence altına alındığını vurgulayan Tanrıkulu, açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye’de 11 milyon civarında engelli yurttaş var. 5 milyon kamu çalışanı var, bunlardan sadece 70 bini engelli yani engelli yurttaşlarımız kamuda yeteri kadar istihdam edilmiyorlar. Yine engelli yurttaşlarımıza bütçeden ayrılan pay öngörülen kadar değil, çok az bir miktarda pay ayrılmış durumda, bu payın artırılması lazım. Bunun dışında engelli yurttaşlarımıza ödenen maaş, engellilere yapılan bakım ücretleri de yoksulluk, açlık sınırının dibinde ve bunlarla engelli yurttaşlarımızın hayatlarını idame ettirmeleri mümkün değil. Engelli yurttaşlarımız ile ilgili olarak bu sözleşme hükümlerinin tam anlamıyla yürürlüğe sokulması gerekir. Bunun için Parlamentoda, Parlamento dışında çalışmaya, engelli yurttaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/feed/ 0
Malatya’da Sosyal Güvenlik Haftası Etkinlikleri Düzenlenecek https://www.haber60.com.tr/malatyada-sosyal-guvenlik-haftasi-etkinlikleri-duzenlenecek/ https://www.haber60.com.tr/malatyada-sosyal-guvenlik-haftasi-etkinlikleri-duzenlenecek/#respond Tue, 14 May 2024 21:21:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31662 13-19 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak olan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında, Malatya’da da toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan hafta, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanıyor. Bu yıl da 13-19 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak olan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında, toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Malatya SGK İl Müdürü Tekin Kutlu, düzenlediği basın toplantısında etkinliklerle ilgili bilgiler verdi. Sosyal Güvenliğin bireylerin hastalık, yaşlılık, işsizlik ve kaza gibi risklere karşı koruyan ve yaşam standartlarının korunmasını sağlayan bir sistem olduğunu ifade eden Kutlu, “SGK tarafından yürütülen sosyal güvenlik sistemi, sağlık sigortası, emeklilik sigortası, işsizlik sigortası ve kaza sigortası gibi çeşitli dalları kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Haftası, toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için önemli bir fırsattır. Bu hafta kapsamında düzenlenen çeşitli etkinlikler ile vatandaşlara sosyal güvenlik sisteminin işleyişi, hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi verilmektedir” dedi.

Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yapılacak etkinliklere de değinen Kutlu, “SGK tarafından Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenecektir. Bu etkinlikler arasında, SGK’nın il ve merkez müdürlüklerinde kurulacak bilgilendirme stantlarında vatandaşlara sosyal güvenlik sistemi hakkında bilgi verilecektir. Sosyal güvenlik sisteminin farklı dalları ile ilgili seminerler ve konferanslar düzenlenecektir. Sosyal medya platformları üzerinden sosyal güvenlik sistemi ile ilgili bilgiler paylaşılacaktır” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin yüzde 99,3’ünün GSS kapsamında olduğunu da ifade eden Kutlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Türkiye olarak ne kadar güçlü olduğumuzu salgın döneminde tüm dünyaya gösterdik. Ülkemiz, bu sıkıntılı günlerde sağlam temeller üzerine inşa edilen Genel Sağlık Sigortası sistemimiz sayesinde tüm dünyaya örnek oldu. 2002’de yüzde 70 olan Genel Sağlık Sigortasının kapsamı bugün yüzde 99,3’e ulaşmış durumda. 2016 yılında yapılan düzenlenme ile Genel Sağlık Sigortası primi tek kaleme indirildi. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin üzerinde olan kişilerin ödemesi gereken prim tutarı 2024 yılı için 600,08 TL’dir. Bu kişiler aylık olarak ödeyebilecekleri bu cüzi tutarla hem kendileri hem de bakmakla yükümlü oldukları eşleri, çocukları ile anne ve babaları sağlık güvencesine sahip olmasalar bile GSS kapsamında olup sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkına sahip oluyorlar.”

Kayıt dışı istihdam ile mücadele ettiklerinin de altını çizen İl Müdürü Kutlu, “Sosyal Güvenlik Reformu’nun hayata geçmesi ile birlikte atılan önemli adımlardan bir tanesi de kayıtlı istihdamın özendirilmesi ve bu bilincin arttırılmasına yönelik çalışmaların önem kazanmasıdır. Cezanın yerini teşvikin, denetimin yerini rehberliğin aldığı bir anlayışı hayata geçirmeye çalıştık ve bilinçlendirme, farkındalık, etkin rehberlik ve denetim faaliyetlerine öncelik verdik. Kayıt dışı istihdamın genişlemesi, bir taraftan çalışanların güvencesiz kalmasına yol açarken, diğer taraftan da kayıtlı istihdam aleyhinde haksız rekabete yol açmaktadır. Hafta kapsamında kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda çalışmalarımıza değinerek toplumun tüm kesimlerinde sigortalı çalışmaya destek verilmesi konusunda farkındalık oluşturmak istiyoruz. SGK çalışanlarımızın da gayretiyle çalışmalara katma değer katacak tüm taraflarla iş birliği içerisinde bir çalışma anlayışı yürütüyoruz. Kurum olarak verdiğimiz hizmetlerin iyileştirmesi, prim teşviki uygulamaları, veri paylaşımına dayalı çapraz denetimler, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları, yenilikçi uygulamalarımız ve tabii ki kayıt dışı istihdamın yoğun olduğu alanlarda hayata geçirdiğimiz projeler kayıt dışı istihdamın düşürülmesine önemli katkı sunmaktadır” şeklinde konuştu.

Tüm vatandaşları Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında düzenlenecek etkinliklere katılmaya ve sosyal güvenlik sistemi hakkında bilgi edinmeye davet eden Kutlu, “Sosyal güvenlik hepimizin hakkıdır. Sosyal Güvenlik Haftası’nı kutlar, tüm vatandaşlara sağlıklı ve huzurlu bir yaşam dileriz” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/malatyada-sosyal-guvenlik-haftasi-etkinlikleri-duzenlenecek/feed/ 0
Soma’da 301 maden şehidi için anma yürüyüşü yapıldı https://www.haber60.com.tr/somada-301-maden-sehidi-icin-anma-yuruyusu-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/somada-301-maden-sehidi-icin-anma-yuruyusu-yapildi/#respond Mon, 13 May 2024 23:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31578 Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde Eynez maden ocağında meydana gelen facianın 10. yılında hayatını kaybeden 301 maden işçisi için Anma Yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşte CHP Genel Başkanı Özgür Özel madenci aileleri ile birlikte 301 madencinin adının yazıldığı pankartı tutarak yürüdü.

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasının 10. Yılında anma yürüyüşü yapıldı. CHP genel Başkanı Özgür Özel, maden şehidi aileleriyle birlikte Cumhuriyet Meydanından Madenci anıtına kadar yürüdü. Madenci anıtı önünde 3 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, Saygı duruşunun ardından cezaevindeki Selçuk Kozağaçlı ile Can Atalay’ın mektubu okundu. Basın bildirisinin okunmasının ardından, avukatlar ve maden mühendisleri birer konuşma yaptı.

301 maden şehidi ailesinin adına konuşan İsmail Çolak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in olayın balından bugüne kadar hep yanlarında olduklarını belirterek teşekkür etti.

“Sendika görevini yapsaydı işçiler hayatını kaybetmeyecekti”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise maden şehidi aileleriyle birlikte çıktığı platformda yaptığı konuşmasında, “Burada bulunan bu ailelerin tamamı Soma’nın ve Türkiye’deki vicdan sahibi herkesin ailesi, evlatları, anneleri, babaları, kardeşidir. Bu aileler 301 maden şehidimizin geride bıraktıkları emanetlerdir. Buradaki çocuk o gün ya kundaktaydı ya da beşikte. Bu çocuklar kadar olanlar bugün hukuk fakültelerinde okuyor babalarının haklarını savunmak için. Soma’da sömürü, belki birinci kademe mahkemede Akhisar’da cezalandırılamadı. Aileleri adalet arayışı o salonda karşılık bulmadı. Süreç boyunca çok şey yaşadık. Öyle kanunlar çıkardılar ki kimin tarafında olduklarını gördük. Öyle hakimleri alıp kimleri getirdiler ki kimlerin yanında olduklarını gördük. İş cinayetlerinin hesabı sorulana kadar, bu ülkede emekçiler iş cinayetinde ölmeyene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Soma’nın olduğu gün 301 kişi hayatını kaybetti. Sadece Türkiye’den değil dünyanın her yerinden televizyonlar gelip madeni gören bir tepeden bir hafta canlı yayın yaptılar. Bugüne geldik. Arada ne oldu 649 madenci öldü. 10 yılda Soma’dan iki katı fazlası maden işçisi hayatını kaybetti ama bu televizyonlar yok. İşçiler, emekçiler mesaj net: size sermaye diyor ki, örgütlenin, birlikte olun, ölecekseniz bile birlikte ölün ki gözümüz sizi görsün. Buradan sesleniyorum. Ölmek için değil, ölmemek için sendikalı olun. Yaşamı savunanlar örgütlensin. Karşımızdaki organize kötülük ayrı ayrı olduğumuzda bizi öldürüyor, öldürmekle kalmıyor yok sayıyor. Acıyı görmüyor bunun için örgütlülük önemlidir mutlaka sendikalı olun ama sarı sendikadan olmayın. Açık açık konuşuyorum her türlü örgütlenmenin arkasındayım. Türk-İş’in, Maden İş’in Zonguldak Havzasında örnek işleri var ancak bunlar Soma’daki çizgide oldukça benim gözümde sendika değillerdir. Sendika görevini yapsaydı işçiler hayatını kaybetmeyecekti. Sendika ağalarının kendilerini yeniden seçtirip bu sarı sendikacılığa Soma’dan isyan ediyoruz. Soma’daki çarpık yapıyla, aidatları keserken sendika olan hak aramaya gelince olmayanların emekçilerle yürüyecek bir adım yeri yoktur. Buradan bütün madencilere sesleniyorum. Sırtınızdaki kenelerden, emeğinizi sömürenlerden kurtulun. Hakkınızı arayacak bir yerde örgütlenin.” dedi.

“Herkesin hakkını söke söke alalım”

Özel konuşmasını şöyle tamamladı: “Bu arada çok soruldu, sloganlar duydum. Neyi unutmadınız atılan tekmeyi. Erdal Kocabıyık o tekmeden sonra işinden oldu. Dönemin Bergama Belediye Başkanından rica ettik seraya koydular. Belediyeyi kaybettik AK Parti geldi çöpe verdiler. 5 yıl boyunca zulüm gördü. Mücadeleden vazgeçmedi. Biz de tekmeyi yiyeni unutmadık. Kimseyi arkada bırakmamak şiarımızdır. 301 kişi o ölüme otobüslerle gitti. 6 ilçeye cenazeleri döndü. O gün o ilçelerde iktidar hüküm sürüyordu. Bu kente küfür ettiler. Bu kente siyasi tercihleri yüzünden baskıyı bilmeden küfür ettiler. Soma’ya laf eden karşısında beni bulur dedim. Her gün adım adım, emek emek mücadele verdik. Bugün Savaştepe’de, Kınık’ta, Bergama’da, Soma’da, Kırkağaç’ta ve Akhisar’da artık onlar yok biz varız. Bugün 6 ilçede de artık onlar yok biz varız. Emek dostu, gerçek sendikacılık dostu bir mücadeleye destek vereceğiz. Soma’nın AK Parti’lisine de MHP’lisine de sahip çıkacağız. Alın terinin karşılığını alacak, örgütlenmeyi başaracak, gün gelecek bu güzel evlatlarla elbet saygı duruşunda da bulunacağız bu çocukların yüzü gülene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bundan sonra nereye çağrılırsak koşup gidelim. Nerede bir hak arama mücadelesi varsa, koşun gelin. Birlikte olalım, meydanları dolduralım. Herkesin hakkını söke söke alalım. Hatırları önünde saygıyla eğiliyorum. Yoksullar, kazanacak, kimsesizler kazanacak, biz kazanacağız.”

Özel’in konuşmasının ardından yürüyüşe katılanlar anıta karanfil bıraktı.

Yürüyüşe CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra CHP genel başkanları, CHP MYK üyeleri, belediye başkanları, STK’lar, sendikalar, maden mühendisleri, 301 madencinin aileleri ve çok sayıda vatandaş katılarak destek verdi. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/somada-301-maden-sehidi-icin-anma-yuruyusu-yapildi/feed/ 0
Soma Maden Katliamının 10. Yılında Can Atalay’dan Mektup: ‘İşçinin Canı Değersiz Görülüyor’ https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/ https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/#respond Mon, 13 May 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31571 HABER: FATİH ÖZKILINÇ, GÜLARA SUBAŞI

KAMERA: KERİM UĞUR, ÖZGÜR ŞENGÜL

(SOMA)- Soma Madenci Heykeli önünde düzenlenen anma töreninde, cezaevinde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın mektubu okundu. Atalay mektubunda “Soma ile başlayan yol, Aladağ’dan, Sakarya’ Hendek’e, Çorlu’ya yalnızca ölmüşlerimiz için değil gelecek kuşaklarımız için de yurttaşın canını, hakkını en yüksele, hak ettiği mertebeye çıkarma mücadelesidir. Soma’dan Türkiye’nin geleceğine aydınlık bir yol açıldı. Bu yolun açık kalması için her hal ve şartta her birimiz ve hepimiz sorumluyuz ve sorumluluğumuzun farkındayız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet tarihine en büyük maden felaketlerinden biri olarak geçen, 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde Eynez ocağında meydana gelen faciada yaşamını yitiren maden işçileri anılıyor. Facianın 10’uncu yılında Soma Madenci Heykeli önünde düzenlenen anma töreninde cezaevinde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın mektubu okundu.

“İŞÇİNİN CANI DEĞERSİZ GÖRÜLÜYOR”

Atalay mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Bundan tam 10 yıl önce 301 maden işçisi Soma ‘da öldü. O günlerde ana rahmine düşen bebekler Soma’da babalarını hiç göremeden 10 yaşına geldiler. Ülkemizin diğer şehirlerinde 10 yaşında olan çocuklar ise şimdi 20’li yaşlarındalar.  İçine doğdukları teknolojik gelişmeler Soma’da ya da bir başka madende 301 işçinin ölümünün engellenememiş olduğuna onları inandıramaz. İşçinin canının basit bir kontrol aletinin maliyetinden daha değersiz görüldüğü, ‘daha daha’ sistemi ile ihaleyi alan şirketin işçileri zamanla yarıştırdığı ya da ‘ısınma’ vb. işaretlere rağmen üretime ara verilmesinin imkansız kılındığını anlatarak ikna edemeyeceğimiz biliniyor.

Soma maden katliamının 10. yıldönümünde ben öncelikle bu yolun baş emektarları; o eşlere, o kardeşlere, o annelere babalara, oğullar ve kızlara seslenmek istiyorum; buradan Silivri’den bir kez daha o emektarlara, o cefakarlara teşekkür etmeyi görev biliyorum. Elmas teyzeye, Gülfidan ablaya, Gülten’e, Şaban dayıya, Şerafettin amcaya, Senem neneme, Seniha anneye, rahmetli Ali dedeye, Seher anne ve İsmail amcaya, Ergül kardeşime, Durmuş amcaya, Aliye kardeşime, Bayram dayıya, Havva anneye, Salih dedeye, Hüseyin amcaya, Davut amcaya, Menekşe anneye, Vesile kardeşime, Betül ve Furkan’a, Nermin ve Berkan’a, Umut’a, Hakan ve Efe’ye selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. İnadımızın ve kararlılığımızın azalmayacağının bilinmesini istiyorum.

“ADALET MÜCADELESİ HALA GÜNCEL”

Peki 2014’te Soma’da ne farklıydı da aradan geçen 10 koca yıla karşın 301 işçi için verilen adalet mücadelesi hala bu denli güncel? Soma, Gezi’nin toplumsal etkisi hala dipdiriyken oldu. İşçinin hakkı hukuku sadece bizim mahallelerde değil toplumsal formasyonun tam da merkezinde yankılandı. Tüm Türkiye’nin gözü kulağı buradaydı, nabzı burada attı. Bu toplumsal iklim içinde avukatlar atak davrandı doğrudur. Beraberinde bir avuç hak savunucusu ile birlikte emek ve demokrasi güçlerinin çabaları da önemliydi. Yokluklar içinde gecelerini gündüzlerine katarak adalet mücadelesini köy köy, gün gün örgütlediler. Soma’nın kime oy verdiği gibi anlamsız tartışmalara kulaklarını tıkayıp kendi kurtuluşlarının, memleketin feraha çıkışının ancak işçi sınıfımızın hakkının teslimi ile mümkün olduğunu bilerek ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL DE HEP ‘ADALET’ DEDİ”

Belki bütün muhalefet partilerinin gündemine girdi Soma… Ama bu bir avuç insan içindeki bir milletvekilini ayrıca anmak isterim. Bu milletvekili sağdan soldan fısıldananlara kulağını tıkadı, elinin ucuyla tutabilecekken dört elle destek oldu adalet isteyen ailelere… Biz avukatlara yoldaş oldu ‘özel’ bir çabayla… Evet CHP Genel Başkanı Özgür Özel de hep adalet dedi. Evet ve aileler 301 işçi, eşti, kardeşti, evlattı ve babaydı… 301 işçinin eşleri, kardeşleri, anneleri, babaları, oğulları ve kızları her şeye rağmen, hiçbir şeye boyun eğmeden sadece ölmüşleri için değil gelecek kuşaklarımız için de adalet dediler. Ve eksiği ve gediği ile onca yalana dolana oyuna baskıya tehdide rağmen o ‘içtihat’ ile yeni bir yol açıldı işçi sınıfımızın ve tüm yurttaşlarımızın önünde…

“AYDINLIK YOL AÇILDI”

Soma ile başlayan yol, Aladağ’dan, Sakarya’ Hendek’e, Çorlu’ya yalnızca ölmüşlerimiz için değil gelecek kuşaklarımız için de yurttaşın canını, hakkını en yüksele, hak ettiği mertebeye çıkarma mücadelesidir. Soma’dan Türkiye’nin geleceğine aydınlık bir yol açıldı. Bu yolun açık kalması için her hal ve şartta her birimiz ve hepimiz sorumluyuz ve sorumluluğumuzun farkındayız. Bu yolu açan tüm emektarlara sonsuz teşekkürler… Silivri’den selamlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/feed/ 0
Sosyal Güvenlik Haftası: Toplumda Sosyal Güvenlik Bilincinin Geliştirilmesi https://www.haber60.com.tr/sosyal-guvenlik-haftasi-toplumda-sosyal-guvenlik-bilincinin-gelistirilmesi/ https://www.haber60.com.tr/sosyal-guvenlik-haftasi-toplumda-sosyal-guvenlik-bilincinin-gelistirilmesi/#respond Mon, 13 May 2024 22:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31555 13-19 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak olan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında, toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan hafta, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanıyor. Bu yıl da 13-19 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak olan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında, toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Sosyal güvenlik nedir?

Sosyal güvenlik, bireylerin hastalık, yaşlılık, işsizlik ve kaza gibi risklere karşı koruyan ve yaşam standartlarının korunmasını sağlayan bir sistemdir. SGK tarafından yürütülen sosyal güvenlik sistemi, sağlık sigortası, emeklilik sigortası, işsizlik sigortası ve kaza sigortası gibi çeşitli dalları kapsıyor.

Sosyal Güvenlik Haftası’nın önemi

Sosyal Güvenlik Haftası, toplumda sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için önemli bir fırsat. Bu hafta kapsamında düzenlenen çeşitli etkinlikler ile vatandaşlara sosyal güvenlik sisteminin işleyişi, hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi veriliyor.

Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yapılacak etkinlikler

SGK tarafından Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinlikler arasında;

Bilgilendirme stantları: SGK’nın il ve merkez müdürlüklerinde kurulacak bilgilendirme stantlarında vatandaşlara sosyal güvenlik sistemi hakkında bilgi verilecek.

Seminerler ve konferanslar: Sosyal güvenlik sisteminin farklı dalları ile ilgili seminerler ve konferanslar düzenlenecek.

Basın-yayın çalışmaları: Sosyal güvenlik sistemi ile ilgili basın-yayın çalışmaları yapılarak toplumda farkındalık oluşturulacak.

Sosyal medya çalışmaları: Sosyal medya platformları üzerinden sosyal güvenlik sistemi ile ilgili bilgiler paylaşılacak.

Türkiye’nin yüzde 99,3 GSS kapsamında

SGK’dan yapılan açıklamada şu ifadeler yer verildi: “Türkiye olarak ne kadar güçlü olduğumuzu salgın döneminde tüm dünyaya gösterdik. Ülkemiz, bu sıkıntılı günlerde sağlam temeller üzerine inşa edilen Genel Sağlık Sigortası sistemimiz sayesinde tüm dünyaya örnek oldu.

2002’de yüzde 70 olan Genel Sağlık Sigortası’nın kapsamı bugün yüzde 99,3’e ulaşmış durumda. 2016 yılında yapılan düzenlenme ile Genel Sağlık Sigortası primi tek kaleme indirildi. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin üzerinde olan kişilerin ödemesi gereken prim tutarı 2024 yılı için 600,08 TL’dir. Bu kişiler aylık olarak ödeyebilecekleri bu cüzi tutarla hem kendileri hem de bakmakla yükümlü oldukları eşleri, çocukları ile anne ve babaları sağlık güvencesine sahip olmasalar bile GSS kapsamında olup sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkına sahip oluyorlar.

Kayıt Dışı İstihdam ile mücadele ediyoruz

Sosyal Güvenlik Reformu’nun hayata geçmesi ile birlikte atılan önemli adımlardan bir tanesi de kayıtlı istihdamın özendirilmesi ve bu bilincin arttırılmasına yönelik çalışmaların önem kazanmasıdır. Cezanın yerini teşvikin, denetimin yerini rehberliğin aldığı bir anlayışı hayata geçirmeye çalıştık ve bilinçlendirme, farkındalık, etkin rehberlik ve denetim faaliyetlerine öncelik verdik.

Kayıt dışı istihdamın genişlemesi, bir taraftan çalışanların güvencesiz kalmasına yol açarken, diğer taraftan da kayıtlı istihdam aleyhinde haksız rekabete yol açmaktadır. Hafta kapsamında kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda çalışmalarımıza değinerek toplumun tüm kesimlerinde sigortalı çalışmaya destek verilmesi konusunda farkındalık oluşturmak istiyoruz.

SGK çalışanlarımızın da gayretiyle çalışmalara katma değer katacak tüm taraflarla iş birliği içerisinde bir çalışma anlayışı yürütüyoruz. Kurum olarak verdiğimiz hizmetlerin iyileştirmesi, prim teşviki uygulamaları, veri paylaşımına dayalı çapraz denetimler, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları, yenilikçi uygulamalarımız ve tabii ki kayıt dışı istihdamın yoğun olduğu alanlarda hayata geçirdiğimiz projeler kayıt dışı istihdamın düşürülmesine önemli katkı sunmaktadır.

Vatandaşlara çağrı

SGK, tüm vatandaşları Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında düzenlenecek etkinliklere katılmaya ve sosyal güvenlik sistemi hakkında bilgi edinmeye davet ediyor.

Sosyal Güvenlik hakkında bilgi edinebileceğiniz kaynaklar

SGK web sitesi: sgk.gov.tr/

Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi “ALO 170”

Sosyal güvenlik il ve merkez müdürlükleri

SGK sosyal medya hesapları

Sosyal Güvenlik hepimizin hakkıdır

Sosyal Güvenlik Haftası’nı kutlar, tüm vatandaşlara sağlıklı ve huzurlu bir yaşam dileriz.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sosyal-guvenlik-haftasi-toplumda-sosyal-guvenlik-bilincinin-gelistirilmesi/feed/ 0
Sezai Temelli, ‘Kamuda Tasarruf Paketi’ni Eleştirdi: “Yine Emekçinin Haklarına, Toplumun Kamusal Haklarına Göz Dikmiş Durumdalar” https://www.haber60.com.tr/sezai-temelli-kamuda-tasarruf-paketini-elestirdi-yine-emekcinin-haklarina-toplumun-kamusal-haklarina-goz-dikmis-durumdalar/ https://www.haber60.com.tr/sezai-temelli-kamuda-tasarruf-paketini-elestirdi-yine-emekcinin-haklarina-toplumun-kamusal-haklarina-goz-dikmis-durumdalar/#respond Mon, 13 May 2024 22:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31553 ANKARA – DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bugün açıklanan ‘Kamuda Tasarruf Paketi’ne ilişkin “Ne kadar tasarruf edileceğine dair hiçbir veri yok ortada. Sadece niyetlerini söylüyorlar ve bütün bu niyetlerin odaklandığı yer yine kamu hizmetleridir, kamu emekçileridir. Esas bakmaları gereken yere yine bakmamışlar, dönmüşler her zamanki gibi o neoliberal aşkları ile yine emekçiye, emekçinin haklarına, toplumun kamusal haklarına göz dikmiş durumdalar ve tasarrufu hala orada arıyorlar” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, TBMM’de gündemdeki konulara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Van’da 12 kişinin gözaltına alındığı operasyona değinen Temelli, şunları söyledi:

“Sabah Van’da şu ana kadar bildiğimiz kadarıyla 12 kişi gözaltına alındı. Şehrin üzerinde helikopterler dolaşıyor. Şehri adeta terörize eden bir anlayış var. Neden bu arkadaşlarımız gözaltına alındı diye dönüp baktığımızda hala yerel seçimleri içine sindirememiş, mazbatayı gasp etmeye çalışan zihniyet, halkın demokratik haklarını kullanarak iradesine sahip çıkmasına karşı bu yöntemlerle algı yönetimine devam ediyor. Bildiğiniz gibi Van’da seçimi kazandıktan sonra çeşitli ayak oyunlarıyla mazbatamızı gasp etmeye çalışmışlardı fakat halk buna gerekli direnişi gösterdi. İradesini ortaya koydu, demokratik bir şekilde hak mücadelesiyle mazbatanın DEM Parti’ye verilmesini sağladı. Bunu içine sindiremeyenler hala kentte biraz önce de söylediğim gibi terör estirmeye devam ediyorlar. Evet, biz şunu çok net söylüyoruz. Türkiye’de bugün bir hukuk devleti söz konusu değildir. Her türlü hukuk tanımazlık, yasa tanımazlık hala geçerlidir. Ben buradan İçişleri Bakanlığı’na bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum. Hukuka uyun, yasalara uyun, bu hukuk dışı uygulamalara bir an önce son verin.”

“SOMA İLK DEĞİLDİ SON OLMADI”

13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan 301 işçinin öldüğü maden faciasına değinen Temelli, “Suçların cezalandırılmasını isteyenler maalesef bugün cezaevinde” diyerek Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay’ın serbest bırakılmasını istedi. Temelli, şöyle konuştu:

“Bildiğiniz gibi bugün 13 Mayıs. 10 yıl önce 13 Mayıs 2014’de Soma faciasını yaşadık. Bu faciada 301 emekçimiz emekçi yaşamını yitirdi. Onların acısı hala dinmiş değil. Bu acıyla yaşayan ailelerine bir kez daha buradan sabırlar diliyorum. Evet bu maden faciası aslında Türkiye’de yaşanmış ilk maden faciası değil de son da olmadı. Yakın zamanda İliç’i yaşadık. Dokuz canımızı kaybettik. Dokuz emekçiyi kaybettik. Sadece daha dördünün bedenine ulaşılabildi. O acımız da tazeliğini koruyor. Evet maden faciaları, işçi cinayetleri, iş güvenliğinin olmaması gibi konular bu ülkede artık normalleşmiş diyebilirim. Maalesef biz iş sağlığı ve güvenliği konusunda tüm girişimlerimize karşı işçi cinayetleri devam ediyor. Maden kazaları, maden faciaları devam ediyor. Neden? Çünkü bu iktidarın doğayı talan eden bir madencilik anlayışının olduğunu çok iyi biliyorum. Bu doğa atalarının yanında aşırı emek sömürüsüne bağlı olarak da aslında bu tür facialarla karşılaşmamız bu uygulamaların bir sonucu oluyor. Buna karşı direnenler, hak mücadelesi verenler, suçların cezalandırılmasını isteyenler maalesef bugün cezaevinde. Evet. Selçuk Kozağaçlı’dan Can Atalay’dan bahsediyorum. Bu davada emekçilerin, emekçi ailelerin yanında yer alan bu çok değerli iki hukukçu bugün maalesef cezaevinde. Selçuk Kozağaçlı’nın ve Can Atalay’ın da bir an önce serbest kalmaları çağrısını da buradan bir kez daha yineliyorum”

“ENGELLİLERİ YOK SAYMAYA DEVAM EDİYORLAR”

Engelliler Haftası nedeniyle engellilerin yaşadıkları sorunlara değinen Temelli, iktidarın Türkiye’de yaşayan 12 milyon engelliyi mağdur ettiğini vurgulayarak şunları dile getirdi:

“10-16 Mayıs haftası bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler tarafından Engelliler Haftası olarak ilan edildi. Her gün farklı bir engellilik alanı üzerinde bir duyarlık yaratmaya yönelik bir haftayı engeller haftası olarak belirlediler. Dünyada yaklaşık bir milyarı aşkın engelli bulunmakta, Türkiye’de de 12 milyon civarında engelli yaşamakta. Türkiye’deki engelli vatandaşlarımızın, yurttaşlarımızın sorunları saymakla bitmiyor. Engelsiz bir yaşamı bırakın mümkün kılmayı her geçen gün daha fazla engelliliğin onların yaşamlarına katıldığını söyleyebiliriz. Sağlamcılık anlayışıyla her şeyi biçimlendiren ideolojiler ve onun partileri, onun siyasi anlayışı bugünkü iktidar maalesef engellileri mağdur etmeye devam ediyor. Sadakalara muhtaç edip aslında onları yaşamdan dışlayan sosyal dışlamaya maruz bırakan bir anlayışla engellileri yok saymaya devam ediyorlar. Oysa engelliler yoksul. Engellerin istihdam sorunu var. Engellerin kentte yaşamlarını sürdürebilmeleri için engellerden kurtulmaya ihtiyaçları var ama biz karşımızda her geçen gün daha fazla engellerin yaşamlarının zorlaştığı durumlarla karşılaşıyoruz. Bu konuda bir kanun teklifi hazırladık. Bu kanun teklifini genel kurula indireceğiz. Dolayısıyla umarım iktidar bu konudaki bizim hassasiyetimize onlar da bir duyarlık gösterir. Yıllardır engellilerin vermiş olduğu mücadeleye kulaklarını tıkamaz ve gereken adımı atma konusunda bir samimiyet ortaya koyar.”

“İNSANLARIN MUHALEFET OLMAKTAN KAYNAKLI HAKLARINI ORTADAN KALDIRACAK”

Temelli, ‘9. Yargı Paketi’ çalışmalarıyla ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yine bir yargı paketi hazırlığı arifesindeyiz. Geride sekiz yargı paketi bıraktık, dokuzuncusu hazırlanıyor. Gerideki sekiz yargı paketine bakarsanız şunu görürsünüz. Her yargı paketi sonrası Türkiye’deki adaletsizlik artmış. Türkiye bütün hukuka dair dünyada ne kadar indeks varsa hepsinde gerilemiş. Yani paket yaptıkça Türkiye hukuk devleti adına ne varsa yıkıyor, adaletsizlik adına ne varsa yaygınlaştırıyor. Dolayısıyla ‘9. Yargı Paketi’ de şu anda hazırlığı yapılan konulara baktığımızda yeni bir adaletsizlik adımı atmak üzere. Uğraştığı şeye bakın 9. yargı paketinin, kadınlar evlendikten sonra sadece kendi soyadlarını kullanamasınlar. Mutlaka kocalarının da soyadını kullanabilsinler. Bu erkek egemen anlayış Türkiye’de zaten AKP iktidarıyla doruğa ulaşmıştır. Kadınları toplumsal yaşamda yok sayan, çalışma hayatında yok sayan bu anlayış ancak ve ancak kendi tarihinde kadın cinayetleriyle, kadına yönelik şiddetle anılacaktır. Dolayısıyla bu teklifte bile, bu hazırlanan pakette bile bunun izlerini görmek mümkün. Bir başka başlık etki ajanlığı. Dolayısıyla aslında insanların muhalif olmaktan kaynaklı haklarını ortadan kaldıracak. Bir adımın da hazırlığını görüyoruz. Daha önce biliyorsunuz bir dezenformasyon yasası söz konusu olmuştu. Bu dezenformasyon yasası tartışılırken dedik ki ‘Siz bunu gündeme getirdiğinizde niyetiniz bir dezenformasyon ortadan kaldırmak değil, dezenformasyonunu kendi tekeline almaktır’. Evet öyle de oldu. İletişim Başkanlığı merkezli bir dezenformasyon merkezi vardır. Bir algı yönetim merkezi var. vardır. Bir yalan haber üretim merkezi vardır. Bir troll merkezi vardır. Dolayısıyla amaç özgür basını susturmaktı. Amaç sosyal medya üzerinden özgürlüklere yani muhalif olma halklarına saldırmaktı. Nitekim öyle oldu. Bugünlerde bu konu Türkiye’de çok konuşuluyor. Anayasa mevzusuyla gündeme geldi. Yeni bir anayasadan bahsediliyor. Ama bu yeni bir anayasanın nasıl yapılacağı konusunda muhtelif tartışmalar da bir yandan sürüyor. O zaman bir yargı paketi niye hizmet eder? Hukuk devletini yeniden var etmeyi, inşa etmeyi. Bu yargı paketinde bunu göremiyoruz ama olması gereken budur. Bunun yaparsanız ancak Türkiye’de barışı, siyasi barışı, iktisadi barışı, toplumsal barışı sağlamak için adım atmış olursunuz. Fakat niyet bu değil. Çünkü Türkiye’nin öncelikle ihtiyaç duyduğu şey siyasi barıştır.”

“45 DAKİKA İÇİNDE TEK BİR RAKAM VERMEDİLER”

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’ni eleştiren Temelli, ’45 dakika içinde tek bir rakam vermediler’ dedi. ‘Esas bakmaları gereken yere yine bakmamışlar’ diyerek paketin içeriğine dikkat çeken Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelelim günün mizahına. Dağ fare doğurdu. Tasarruf tedbirleri. Evet. Dinledim. Sayın Yılmaz ve Sayın Şimşek ikisi beraber açıklamalarda bulundular. Gerçekten insan  bir an hayrete düşüyor. Sanırsınız ki Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Hazine ve Maliye Bakanı göreve bir hafta önce gelmişler. Oturmuşlar, kamuyu incelemişler. Demişler ki bu böyle gitmez. Ortada israf var. Biz tasarruf tedbiri almalıyız. Bu iki bakan hem Cevdet Yılmaz hem Sayın Şimşek bundan çok değil, beş ay önce genel kurulda öve öve bitiremedikleri bir ekonomi hikayesi bize anlattılar. Orta Vadeli Program’ın gücünden bahsettiler. Kalkınma planının ne kadar muhteşem olduğunu söylediler ve hala hafızalarımızda. O gün onlara ne söylediysek dinlemediler. Hatta bizi itham ettiler. Hatta bizi suçladılar. Fakat bugün gelinen noktada sanki beş ay önce bu konuşmaları yapan onlar değilmiş gibi kamuda bir tasarruf tedbirine ihtiyaç olduğunu bunun enflasyonla mücadele ve istikrar için kaçınılmaz olduğunu dile getiriyorlar. Peki tamam kendinizi inkar ettiniz. Söyledikleriniz yalanmış, halkı kandırmışsınız, algı yönetimi yapmışsınız. Beş ay sonra şimdi artık yolun sonuna geldiğinizi gördünüz ve tasarruf tedbiri almak istediniz. Peki bize anlattıkları bir tasarruf tedbiri midir? Kamuda bir tasarruftan mı söz ediyorlar? Hayır. Bakın bütün söylediklerine dair tam 45 dakika konuştular, 45 dakika içinde tek bir rakam vermediler. Ne kadar tasarruf yapacaklarının hesabını bile yapmadan basının önüne çıkmışlar. Yani bu kamu tasarruf tedbirlerinden ne kadar tasarruf edileceğine dair hiçbir veri yok ortadan. Niyet, sadece niyetlerini söylüyorlar ve bütün bu niyetlerin odaklandığı yer yine kamu hizmetleridir, kamu emekçileridir. Dolayısıyla esas bakmaları gereken yere yine bakmamışlar, dönmüşler her zamanki gibi o neoliberal aşkları ile yine emekçiye, emekçinin haklarına, toplumun kamusal haklarına göz dikmiş durumdalar ve tasarrufu hala orada arıyorlar. Oysa biz burada söyledik, tasarruf barıştadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sezai-temelli-kamuda-tasarruf-paketini-elestirdi-yine-emekcinin-haklarina-toplumun-kamusal-haklarina-goz-dikmis-durumdalar/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yeni anayasa yapım sürecini başlatmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-yeni-anayasa-yapim-surecini-baslatmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-yeni-anayasa-yapim-surecini-baslatmayi-hedefliyor/#respond Thu, 09 May 2024 23:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31063 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bu ülkenin artık süreç içerisinde ‘yamalı bohça sözü’ çok tekrarlanıyor, böyle bir anayasa değil de daha bütüncül, temel hak ve özgürlükleri öne alan, herkesin görüşlerinin alındığı, tüm siyasi partilerin uzlaşmasıyla inşallah yeni bir anayasa yapım sürecini başlatırız ve milletimize olan borcumuzu da ödemiş oluruz.” dedi.

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin açılışında konuşan Tunç, Kocaeli’ye yakışacak 104 bin metrekare kapalı alana sahip adalet sarayının proje ihalesini gerçekleştirdiklerini belirterek, kısa sürede proje çalışmalarını tamamlayıp hizmete sunmaya çalışacaklarını söyledi.

Tunç, eğitime, sosyal politikalara ve sağlığa önem verdiklerini dile getirerek, vatandaşların daha sağlıklı bir ortamda yaşayabilmesi, onların en geniş imkanlardan yararlanabilmesi için 22 yıldan bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde önemli mesafeler alındığını kaydetti.

İstikrarlı kalkınma hamleleriyle Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’nin 81 vilayetini geliştirmeye, kalkındırmaya, kesintisiz bir şekilde bunu sürdürmeye devam ettiklerini belirten Tunç, şöyle devam etti:

“Temel hak ve özgürlükler noktasındaki aldığımız mesafe küçümsenemez. Demokrasinin standartlarının yükseltilmesi, adalet alanındaki ilerlemeler noktasında aldığımız mesafe küçümsenemez. Daha fazlasına layık insanımız diyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz. Türkiye’yi dünyanın en güçlü ülkelerinden, savunma sanayinde bağımsız, enerjide bağımsız, her alanda güçlü, eğitimde güçlü, kalkınan bir ülke olarak dış politikada sözü geçen Türkiye eksenini kurmaya Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam ediyoruz. Türkiye’yi her türlü tehlikeden uzak, kötülükten uzak, her türlü terör örgütünün temizlendiği, çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuştuğu bir ülke olarak inşallah hep beraber milletçe, birlik beraberlik içerisinde yolumuza devam ediyoruz.”

Tunç, KOSTÜ’nün sağlık alanında sürekli gelişen bir üniversite olduğuna değinerek, açılan merkezin hem ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vereceğini hem de burada yetişecek diş hekimlerinin ülkenin dört bir tarafında hizmet edeceğini anlattı.

Geçen yıllarda memleketi Bartın’da meydana gelen selde altyapı, üstyapı, köy ve beldelerin yenilenmesine destek veren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür eden Tunç, merkezin hayırlı olmasını diledi.

Dua edilmesinin ardından Bakan Tunç, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOSTÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Talip Emiroğlu, KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ve protokol üyeleri merkezin açılış kurdelesini kesti.

“Darbe anayasasıyla yönetilmek Türkiye’ye yakışmaz”

Konuşmanın ardından bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarına ilişkin sorusu üzerine Tunç, Türkiye’nin yeni anayasaya ihtiyacı olduğunu hep söylediklerini dile getirdi.

Tunç, siyasi düşüncesi farklı olan herkesin Türkiye’nin demokratik, sivil, yeni, katılımcı bir anayasaya sahip olması gerektiğini ifade ettiğini aktararak, kendilerinin de bunu söylediğini kaydetti.

Darbe anayasasıyla yönetilmenin, Türkiye Yüzyılı’nın başında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girilen zamanda Türkiye’ye yakışmayacağını belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O nedenle Türkiye’nin demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım. Bunu yapacak olan da Türkiye Büyük Millet Meclisi. Meclis Başkanımız bu konudaki çalışmaları da başlattı. Siyasi partilerle görüşmeleri başlattı ve devam ediyor. Bu süreç devam edecektir. Ümit ediyoruz inşallah Meclis’te bir uzlaşma sağlanır. Öncelikle anayasanın yapımıyla ilgili olarak usulde anlaşılması lazım. Usulden sonra da diğer esasa ilişkin konuların konuşulması lazım. Anayasamızda bugüne kadar özellikle son 15 yılda temel hak ve özgürlükler alanının genişletilmesi, hak arama hürriyetinin artırılması, toplu sözleşme hakkı da dahil olmak üzere düşünce ve ifade özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları için bunlarla ilgili çok önemli değişiklikler yapıldı.”

Tunç, darbeci, vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik, demokrasinin standardını yükselten önemli yapısal dönüşümlerin de gerçekleştirildiğini aktararak, “Çok sayıdaki değişiklik anayasadaki hem maddeler arasındaki yeknesaklığı bozdu hem de vesayetçi ruhu tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi. Bu ülkenin artık süreç içerisinde ‘yamalı bohça sözü’ çok tekrarlanıyor, böyle bir anayasa değil de daha bütüncül, temel hak ve özgürlükleri öne alan, herkesin görüşlerinin alındığı, tüm siyasi partilerin uzlaşmasıyla inşallah yeni bir anayasa yapım sürecini başlatırız ve milletimize olan borcumuzu da ödemiş oluruz.” ifadelerini kullandı.

Toplam 60 diş ünitesi ve 1 genel anestezi ünitesi bulunan sağlık merkezinin açılış törenine, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İl Jandarma Komutanı Albay Murat Bozkurt, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, KOSTÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Hakan Develioğlu, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, BBP İl Koordinatörü Metehan Küpçü, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-yeni-anayasa-yapim-surecini-baslatmayi-hedefliyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli’de Yeni Adalet Sarayı Müjdesini Verdi https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-kocaelide-yeni-adalet-sarayi-mujdesini-verdi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-kocaelide-yeni-adalet-sarayi-mujdesini-verdi/#respond Thu, 09 May 2024 23:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31059 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli’de 104 bin metrekare kapalı alana sahip yeni adalet sarayının inşa edileceği müjdesini verdi. Anayasa çalışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, “Siyasi düşüncesi farklı olan herkes, Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Darbe anayasası ile yönetilmek Türkiye Yüzyıl’ının başında, Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına girerken Türkiye’ye yakışmaz. Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi açılış törenine katıldı. İzmit ilçesi Kadıköy Mahallesi Turan Güneş Caddesi’ndeki merkez öğrencilerin eğitimine modern klinik uygulama alanlarıyla katkı sağlarken, bölge halkına da hizmet verecek. 60 diş ünitesi ve bir genel anestezi bulunan merkezde farklı uzmanlık alanına göre birçok merkez bulunuyor. Bakan Yılmaz Tunç, açılışta kentte yeni inşa edilecek adliye sarayının müjdesini verirken, yeni anaysa çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

“104 bin metrekare kapalı alanı olacak adalet sarayı proje ihalesini gerçekleştirdik”

Kocaeli’nin ülke ekonomisine katkı olarak önde gelen şerhlerden bir olduğunu söyleyen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Kocaeli’ye adaletle ilgili bir müjde vermemiz gerek. Belediye başkanımız, valimiz, ve başsavcımız sürekli olarak bu ihtiyacı dile getirdiler. Biz de Adalet Bakanlığı olarak süreci başlattık. Kocaeli’mize yakışacak olan 104 bin metrekare kapalı alanı olacak adalet sarayı proje ihalesini gerçekleştirdik. 2024 yılı yatırım programında, etik projeyi almıştık. İnşallah kısa süre içerisinde proje çalışmalarını tamamlayarak, Kocaeli’ye yakışacak Kocaeli’nin büyüklüğüne yakışacak bir adalet sarayını hemşerilerimizin hizmetine sunmak için çalışacağız.

“Eğitim, kalkınmanın ön şartı”

İstikrarlı kalkınma hamleleriyle Türkiye’yi kalkındırdıklarını söyleyen Bakan Tunç, “Eğitim, kalkınmanın ön şartı. Üniversitelere verdiğimiz önem, geçtiğimiz 22 yılda 76’dan 207’ye ulaştı. Vakıf üniversitelerimizin sayısı da arttı. Onların hastanelerindeki imkanlar tıp fakültesi olan yerlerde de imkanlar arttı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversite’miz sağlık alanında sürekli gelişen bir üniversite. Mütevelli heyeti çok büyük gayret gösteriyor. Sağlık alanında, lisans, ön lisans eğitimlerinin olduğunu görüyoruz. Bu uygulama merkezi de özellikle hem Kocaelili hemşerilerimize ağız ve diş sağlığı alanında hizmet verecek hem de buradan yetişecek olan diş hekimlerimiz ülkenin dört bir tarafına yayılarak hizmet verecektir” dedi.

“Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım”

Programın ardından yeni anaysa çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye’nin yeni anayasaya ihtiyacı olduğunu hepimiz söylüyoruz. Siyasi düşüncesi farklı olan herkes, Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Darbe anayasası ile yönetilmek Türkiye Yüzyıl’ının başında, Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına girerken Türkiye’ye yakışmaz. Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım. Bunu yapacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi. Meclis Başkanımız bu konuda çalışmalara başladı. Siyasi partilerle görüşmelere devam ediyor, ümit ediyoruz inşallah mecliste bir uzlaşma sağlanır. Öncelikle anayasanın yapımıyla ilgili usulde anlaşılması lazım, usulünden sonra da diğer esasa ilişkin konuların konuşulması lazım” dedi.

“Bu ülkenin yamalı bohça anayasası değil, bütüncül temel hak ve özgürlükleri öne alan herkesin görüşlerinin alındığı anayasaya ihtiyacı var”

Son 15 yılda toplu sözleşme hakkı da dahil olmak üzere düşünce ve ifade özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları bunlarla ilgili çok önemli değişiklikler yapıldığını söyleyen Bakan Tunç, “Demokrasinin standardını yükselten darbeci, vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik önemli yapısal reformalar gerçekleştirildi. Anayasa Mahkemesinin, Hakimler ve Savcılar Kurumu’nun yapısı, devlet güvenlik, askeri mahkemelerin kaldırılması ile yargı birliğinin sağlanması adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi gibi doğrudan milletin yürütmeyi sandıkta belirlemesi gibi önemli değişiklikler hayata geçirildi. Çok sayıda değişiklik anayasadaki hem maddeler arasındaki yetkiyi bozdu hem de vesayetçi ruhu tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi. Bu ülkenin yamalı bohça anayasasına değil, bütüncül temel hak ve özgürlükleri öne alan herkesin görüşlerinin alındığı anayasaya ihtiyacı var. Tüm siyasi partilerin uzlaşmasıyla inşallah yeni anayasa yapım sürecini başlatırız” ifadelerini kullandı.

Programa Bakan Tunç’un yanı sıra Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOSTÜ Rektörü Muzaffer, KOSTÜ Mütevellit Heyeti Başkanı Talip Emiroğlu ve vatandaşlar katıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-kocaelide-yeni-adalet-sarayi-mujdesini-verdi/feed/ 0
Trafik Kazalarında Sigorta Şirketlerinden Alınan Tazminatlar Hakkında Yanlış Bilgiler Dolaşıyor https://www.haber60.com.tr/trafik-kazalarinda-sigorta-sirketlerinden-alinan-tazminatlar-hakkinda-yanlis-bilgiler-dolasiyor/ https://www.haber60.com.tr/trafik-kazalarinda-sigorta-sirketlerinden-alinan-tazminatlar-hakkinda-yanlis-bilgiler-dolasiyor/#respond Thu, 09 May 2024 21:15:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30949 Trafik kazalarında sigorta şirketlerinden alınan tazminatların ilerleyen süreçte kazaya karışan kusurlu araç sürücülerinden veya araç sahiplerinden geri alındığına (rücu edildiğine) dair bir takım yanlış bilgiler dolaştığını dile getiren Malatya Barosu Avukatlarından Çağdaş Karaoğlan, konu hakkında açıklamalarda bulundu.

Malatya Barosu Avukatlarından Çağdaş Karaoğlan, “Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında her yıl binlerce vatandaşımız aramızdan ayrılmakta, on binlercesi ise yaralanarak sakat kalmaktadır. Meydana gelen can kayıpları ve sakatlıklar da ilerleyen aşamada sigorta uyuşmazlıkları ile hukuk dünyasına yansıyarak, oldukça fazla sayıda dava mahkemeleri meşgul etmektedir. Ancak sigorta bilincinin yüksek olmadığı ülkemizde, sigorta şirketlerinden alınan tazminatların ilerleyen süreçte kazaya karışan kusurlu araç sürücülerinden veya araç sahiplerinden geri alındığına (rücu edildiğine) dair bir takım yanlış bilgiler dolaşıyor” dedi.

“Trafik kazaları mağdurlarının bir takım tazminat hakkı var”

Avukat Karaoğlan, “Meydana gelen bir trafik kazası sonrası yaralananların, yahut vefat eden kişinin destekten yoksun kalan yakınlarının bir takım tazminat hakları bulunduğunu belirten Karaoğlan, bu tazminatların ancak mevzuatta yer alan rücu sebeplerinden birinin varlığı halinde ilgililere rücu edilebileceğinden bahisle; “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 maddesinde rücu sebepleri sayılmıştır. Kısaca değinecek olursak; olay sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, aracın yeterli ehliyete sahip olmayan ya da ehliyetine el konulmuş kimseler tarafından kullanılması halinde, aracın uyuşturucu madde veya yasal sınırın (0.50 promil) üzerinde alkol almış kişilerce kullanmış olması halinde, istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması halinde, kazanın aracın çalınması/gasp edilmesi sonucunda olması halinde çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş şartlarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hallerinde sigorta şirketince ödenen tazminat ilgililere rücu edilebilmektedir. Bahsi geçen unsurların bulunmadığı hallerde ise tazminat sigorta şirketi tarafından ödenmekte, ödenen miktar daha sonra kimseden geri alınmamaktadır” diye konuştu.

“Akraba fertlerinin yer aldığı kazalarda hak sahipleri daha hassas oluyor”

Trafik kazasında yaralanan hak sahiplerinin, özellikle araç sürücüsünün akrabası yahut arkadaşı olduğu durumlarda daha hassas olunduğuna değinen Karaoğlan, rücu sebeplerinin mevzuatta açıkça sayıldığı, bu sebeplerden birinin bulunmadığı hallerde sürücüye bir zarar gelmeyeceği konusunda müsterih olunması gerektiğini belirterek, kimi zaman bilgi eksikliği sebebiyle, kimi zaman da rücu sebebinin bulunduğu bir olayda tazminat alan kişilerin daha sonra rücu ile karşılaşması sonrası yanlış bilgilerin toplumda yayıldığını vurguladı. Sırf bu sebeple hakları zamanaşımına uğrayan birçok mağdur bulunduğunun altını çizen Avukat Çağdaş Karaoğlan, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına uzman bir hukukçudan destek almadan hareket edilmemesi konusunda uyarıda bulundu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/trafik-kazalarinda-sigorta-sirketlerinden-alinan-tazminatlar-hakkinda-yanlis-bilgiler-dolasiyor/feed/ 0
Özhaseki: Deprem sonrası 76 bin konut teslim edildi https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-deprem-sonrasi-76-bin-konut-teslim-edildi/ https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-deprem-sonrasi-76-bin-konut-teslim-edildi/#respond Wed, 08 May 2024 23:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30877 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem sonrası 76 bin konutun teslim edildiğini belirterek, “Önümüzdeki aydan itibaren her ay 10 bin, 15 bin ve 20 bin civarında bitirebildiğimiz evlerin kuralarını çekip, onları da hak sahiplerine teslim edeceğiz. Bu yılsonunda 200 bini bulmuş olacağız” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hatay’a geldi. İlk olarak Antakya ilçesi EXPO yerleşkesinde bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Özhaseki, şehrin farklı noktalarındaki şantiye alanlarını da ziyaret etti. Çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Özhaseki, ardından Mustafa Kemal Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Hatay İl Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. Türkiye genelinde bin 240 şantiye alanının olduğunu belirten Bakan Özhaseki, bu zamana kadar yapımı tamamlanan 76 bin konutun da teslim edildiğini söyledi.

“Depremden doğrudan ve dolaylı olarak 14 milyon insan etkilendi”

Türkiye’nin 15 ay önce büyük bir felaketle karşı karşıya geldiğini hatırlatan Bakan Özhaseki, Hatay’da 9 saat arayla uzun süren iki tane şiddetli deprem olduğuna değinerek, “Bundan dolaylı veya doğrudan etkilenen insan sayısı 14 milyonu buldu. 18 tane şehrimizde de hasar var. Yapılan tespitlerde ara ara bu sayılar düşebilir ama ortalama 850 bin bağımsız birimin zarar gördüğünü biz de tescil etmiş olduk. Ülke olarak çok şükür büyük bir milletiz. Böyle bir milletin ferdi olmak ve üyesi olmak hepimiz için şereftir” dedi.

“Türkiye genelinde bin 240 yerde şantiye alanımız var”

Türkiye genelinde bin 240 yerde şantiye olduğunu ifade eden Bakan Özhaseki, AFAD’ın deprem bölgelerinde bildirmiş olduğu hak sahipliği sayısının 400 bin civarında konut ve 40 bin civarında da iş yeri olduğunu belirterek, “Mahkemelik durumlar nedeniyle arada sayılar değişiyor veya süreler uzatılıp yeni müracaatlar alınıyor. Bu sayının 500 bine doğru yaklaşacağını kabul ediyoruz. Biz bakanlık olarak 500 bin civarında konut ve iş yeri yapma planlamalarımızı sürdürüyoruz. Ülke genelinde şu anda bin 240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik bir çalışan ordusuyla bu işleri sürdürmeye gayret ediyoruz. Genel olarak bin 240 yerde şantiyemiz var. Hatay merkezde bugün arkadaşlarımız 68 yerde şantiyemizin olduğunu söylediler” diye konuştu.

“Depremden bu zamana kadar 76 bin kadar konutu teslim ettik”

Köylerde de hasar olduğunu dile getiren Bakan Özhaseki, “Bu köylerde önce normal inşaatlarımız devam ederken, deprem konusundaki uzman hocalarımızın tavsiyesiyle çelik evlere başladık. O çelik evlerimiz de çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Şu ana kadar 76 bin kadar konut teslim ettik. Önümüzdeki aydan itibaren her ay 10 bin, 15 bin ve 20 bin civarında bitirebildiğimiz evlerin kuralarını çekip, onları da hak sahiplerine teslim edeceğiz. Bu yılsonunda 200 bini bulmuş olacağız. 400 bin civarında hak sahibinin 395 bin konut için bir ay içerisinde ihalesini yapacağız. Bunlara da en fazla bir yıl gibi bir süre veriyoruz. Ufak tefek aksamalar olabilir ama büyük ihtimalle gelecek sene ortası veya güz ayları gibi bütün konut ve iş yerleri için hak sahiplerinin tamamının haklarını inşallah bitirmiş ve teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-deprem-sonrasi-76-bin-konut-teslim-edildi/feed/ 0
Aktaş’tan Bozbey’e cevap… https://www.haber60.com.tr/aktastan-bozbeye-cevap/ https://www.haber60.com.tr/aktastan-bozbeye-cevap/#respond Wed, 08 May 2024 22:42:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30857 Eski başkan Alinur Aktaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gündeme getirdiği iddiaları cevaplandırdı. Yaptığı atamalarla gündeme oturan Bozbey’in algı, yalan ve iftiralarla gündemi değiştirmek istediğini belirten Aktaş, bütçesi 47,9 milyar, olan Büyükşehir belediyesinin yatırımlardan doğan borcunun 20 milyar lira olmasının doğal olduğunu söyledi. Aktaş, “Türkiye’nin en yalın ve verimli Büyükşehir Belediyesini kasada 200 milyon nakitle devrettik” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş şahsına yapıldığını ve asılsız olduğunu belirttiği iddialara cevap vermek için Ak Parti Bursa İl Başkanlığında Davut Gürkan ile birlikte basın toplantısı düzenledi.

Sözlerine demokratik haklarını kullanıp belediye başkanlarını seçen Bursalılara teşekkür ederek başlayan Alinur Aktaş, “Her bir vatandaşımız ve adayımıza teşekkür ediyorum. Her vatandaşımızın kararına saygı duyuyorum. Bu şehrin evladı olarak şehre 13,5 yıl ilçe belediye, 6,5 yıl büyükşehir başkanı olarak hizmet ettim. Yapılacak hizmetlerden en çok memnun olacak kişinin ben olacağımı ifade etmek istiyorum” dedi.

Türkiye gündemine oturan Bursa Büyükşehir Belediyesi Mustafa Bozbey’in yaptığı yakın akraba atamaları ile ilgili gelişmeleri ve ardından Bozbey’in yaptığı açıklamaları büyük şaşkınlık ve hayretle izliyorum diyerek değerlendiren Aktaş, “Seçim akşamı tırlarla belediyeden evrak kaçırıldığını bahsederek valiyi göreve çağıran belediye başkanı nasıl dönem hizmet edeceğinin sinyalini verdi. Dün tamamen yalan ve iftiralarla dolu iddialar panik halinin yansımasıdır. Yaptığı atamalarda gündeme oturan Bozbey algı oyunlarıyla gündemi değiştirmeye çalışıyor. Her ay basın toplantısı yapacaklarını söyledi. Ben 31 martta yaptığım açıklama ve sonrasında 2 nisandaki toplantıda yapılanları ve dönemimde gerçekleştirdiklerimi özetledim. Eksiklerim aksaklıklarım vardır daha çok çalışmamız lazımdı dedim. Genel konulardan bahsettim. Ama her bir emeği geçen milletvekilimize belediye başkanımıza ilçe başkanlarımıza teşekkürlerimi ilettim. Bu süreçte benim böyle bir basın açıklaması yapmak niyetim yoktu. 4 nisan günü İstanbul ve sonrasında Umre için yurtdışına gittim. 16 nisan sabahı Bursa’daydım. Öğleden sonra da işimin başındaydım. Bu vesileyle il başkanımızı ziyaret ettim, belediye başkanlarımıza hayırlı olsun ziyaretlerinde bulundum. Süreçle ilgili mevcut belediye ve başka iş ve işlev içinde bulundum. Dünkü basın açıklamasından sonra bu şehri yalanlarla iftiralarla boğmaya çalışan hiç bir anlayışa müsaade etmeyeceğim. Maalesef bir algı oluşturulmaya çalışıldığı, klasik algı oyununa şahit oluyoruz. Verilen sözlerin başta il başkanım ve parti büyüklerim olmak üzere takipçisi olacağımızı hemşerilerimizle paylaşmak istiyorum” dedi.

“İşçinin emekçinin yanında her fırsatta olduğunu dile getiren bu zihniyet neden tazminattan rahatsız olur”

Belediye seçimlerinden önce bazı çalışanların tazminatları verilerek işten çıkarılmalarıyla ilgili konuşan Alinur Aktaş, “Tazminat ile işten çıkartılanlardan bahsediyor. Yakın çalışma ekibimin çalışmasının etik olmadığını düşünerek böyle bir karar aldık. Görevine son verdik. İşçinin emekçinin yanında her fırsatta olduğunu dile getiren bu zihniyet neden tazminattan rahatsız olur. Bu arkadaşlar fiilen görev yapan, görevlerini hakkıyla yerine getiren kişilerdir. Bankamatik memurları asla değillerdir. Eğer bu arkadaşlarımızın verilen haklarını da hak ettiklerinden fazlası olduğunu söylüyorsanız kamuoyuna açıklamalısınız.

Devir teslim öncesi içeride işlemlerin sürdürüldüğünden bahisle gizli kapaklı işler algısı oluşturan şahsa işte halep işte arşın diyoruz. Yalın belediyecilik ortaya koyan ilk ve tek belediyeyiz. İsrafın önlenmesi ve kamu kaynaklarının en verimli kullanılması konusunda başarılar elde ettik. Bozbey dersine iyi çalışmamış. Alinur Aktaş’ı eleştirebilirsiniz. Eksikleri olabilir. Alinur Aktaş’ın en güçlü olduğu alan personel, mali yönetimdir. Bir çok ödüle layık görülmüştür. Elde ettiğimiz başarıları kamuoyu ile paylaştık. Şeffaf ve hesap verebilir hale önem verdik.

Alinur Aktaş’a bu konudan yüklenmek size bir şey kazandırmaz” dedi.

“Batık belediyeden dem vuruyor. O zaman neden indirim yaptınız”

Mustafa Bozbey’in göreve geldikten sonra suya yaptığı yüzde 25’lik indirime de değinen Aktaş, “Suya yüzde 25 indirim vaat eden başkan ilk mecliste kararını aldı. Ak Parti meclis üyesi arkadaşlarımız il başkanımız ile destek verdik. 1 milyar liralık kredi için onay verildi. Batık belediyeden dem vuruyor. O zaman neden indirim yaptınız. Bu güzelliği bildiği için arkadaşlarımız buna evet dediler.

Ulaşımda öğrenciye indirim ve 0-4 yaş refakatçılarına ücretsiz ulaşım kararını neden ilk mecliste almadınız?

Göreve başlamasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala belediye bütçesine hakim olamayan zat ile karşı karşıyayız. Sadece bilançolara bakarak bile 3 saatte belediyenin mali durumuna hakim olmak mümkün iken, 30 günde belediyenin mali durumuna hakim olamamış 6 ay muhabbeti yapan bir kişiden bahsediyoruz

Basın toplantısında verdiği rakam ve bilgiler hatalı ve kasıtlı. Borç bin bin değil milyon milyon değil, milyar milyar artıyor diyor. Yaptıkları tek şey algı. Söylemleri ile bunu destekliyorlar” dedi.

Yazılımla, personel, araç, mali durum ve tüm detaylara bir ekrandan ulaşmak mümkün iken verilere ulaşmamak iş bilmezliktir. Yapılmak istenen tam bir algı yönetimidir diyen Aktaş, “Sosyal medyadan yapılan yorumlar öyle görülüyor ki başkanın kimyasını fazlasıyla bozmuş. Dünkü basın toplantısında kamuoyunun algısını olumsuz yönde etkilemeye çalışan Başkan Bozbey’in açıkladıklarının gerçeğini açıklıyorum. 2024 tahmini bütçeyle alakalı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 20 milyar, BUSKİ’nin 11 milyar 700, BURULAŞ 8 milyar ve diğer şirketlerle Toplam 47 milyar 900 milyon liralık bütçe öngörüldüğünü ifade etmek istiyorum. Mustafa Bozbey gerçek dışı rakamlar ortaya koymuştur. BESAŞ’ın genel müdürünün görevine son verdiler. Genel kurulda teşekkür ettiler. 46 milyon lira ile kasayı devretti. Bu borçları nasıl buluyorlar. Hayret ediyorum. Bilançonun bir kısmına bakıp bir kısmına bakmazsanız. Mali müşavir olmayabilirsiniz ama çalıştığınız ekip arkadaşlarınıza sorarsanız anlatırlar. BURFAŞ’ın 73 milyon borcu var. BURFAŞ’ın 180 milyon lira belediyeden alacağı var. BİNTED’in 971 milyon borcu gözüküyor. Bu yalan 629 milyon lira. SSK ve diğer borçlarla alakalı. BİNTED’in büyükşehirden 522 milyon alacağı var. 971 milyon borcu gözüken BİNTED büyükşehirden alacaklı.

Bu borçları ikiyle çarpmışlar

Tarım AŞ ile ilgili 418 milyon borçtan bahsetmiş. Tarım AŞ’nin 447 milyon büyükşehirden alacağı var. Bu borç büyükşehirde gözüküyor. Kıymetli kardeşlerim Tarım AŞ büyükşehirin tüm yeşil alanlarına bakan kuruluş. İstanbul’da Ağaç AŞ yıllardır bu işi yapıyor. Bölgedeki tüm fidancıları da tüm çiçekçileri de harekete geçirmiş kuruluş. İleride yapacakları olumsuz operasyonlara zemin hazırlamak adına Tarım AŞ’ye ithamlarda bulunuyorlar.

BURULAŞ 2 milyar 755 bin borç gösterilmiş. BURULAŞ’ın büyükşehir tarafından desteklendiğini söylemiştim. Büyükşehirden verilen paraları borç hanesinde gösteriyorlar. Büyükşehirin alacak hanesinde gözükmüyor. 1 milyar şişirmişler

Alacak ve borçlar toplandığında 8 şirkette 1 milyar 590 milyon olduğunu ve işleyişin sıkıntılı olmadığını ifade etmek istiyorum” dedi.

Bozbey’in belediye personeli ile ilgili söylediği sözleri de hayretle ve esefle izlediğini anlatan Aktaş, “Böyle bir yalan ve iftira olamaz. Kasım 2017’de verilen karardan sonra, ertesi gün göreve başlayıp mazeret üretmedim. 2017 kasımında 13 bin 135 personeli olan bir kurumdu. 14 bin kişi ile aldığımız belediye 2024 mart ayı itibariyle üzerine yüzde 11 nüfusumuz artması yüzde 20 hizmet alanı artmasına ve onlarca tesise rağmen 12 bin 980 personel ile 155 personel azaldığımızı özellikle ifade etmek istiyorum.

7.1 milyardan 20 milyara ve 25 milyara borcun çıktığı ifade ediliyor

Sadece büyükşehir bütçesiyle ilgili 7.1 milyar lira borç olduğunu söyledim. BUSKİ ve iştiraklerin ve tamamının borcu gibi bir söylem ifade etmedim. 2024 yılı itibariyle borçlar ortada. Ayrıca 2017 yılında 4.67 olan Euro’nun 2024 senesinde 34 lira olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu arkadaşınız hiç bir müteahhide ödeme yapmıyor. BESAŞ’a ve diğer şirketlere ürünler geliyor. Borçlar birikiyor. Üzerine koyulacak. Ben 31 Mart itibariyle borcu bıraktım. 3 Nisan Emirsultan iftar çadırındaydım. 4 nisanda şehirden ayrıldım. Maaşlarla alakalı polemik konusu yaptı, maaşlar bırakıldığı gibi 200 milyon TL kasada para bırakıldı. 237 milyon 500 Euro olarak devraldığım borç o günkü TL olarak 1 milyar 109 milyon lira idi. Ağlamadım. Ekibimiz ve il başkanımızla kafa kafaya verdim. BUSKİ ile alakalı İnegöl, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da su kanalizasyonla ilgili 150 milyon Euro’luk kredi, 2023’ün ikinci yarısında başlayan Çınarcık Barajı’nın faturaları 3 Nisan itibariyle işlenmiş. Onun da 1,5 milyarı bunun içerisinde olmak kaydıyla, Büyükorhan’ın Mazlumlarına kadar 70 yıllık susuz köyleri suya kavuşturduk. BUSKİ’de toplam borcumuz 9 milyar 880 milyon. O gün devraldığımda bütçenin 1,37 katı olan borcun bugün bütçenin 0,44 katı olduğunu tekraren ifade etmek istiyorum. BUSKİ’de bütçenin 1,19 katı olan borcun tarihi yatırımlara rağmen 0,85 katı olduğunu tekraren ifade etmek istiyorum. Bu adam rakamlara hakim değil. Vallahi çok üzülüyorum. 45 bin lira geliri olan bir kişinin 20 bin lira borcu var diye düşünün. Yalnız bu borç 15 aya yayılmış. Büyükşehir’in borçları 2034’e kadar, BUSKİ’nin borçları 2048’e kadar. Ortalama 15 yıl aldık. Bu borçları 15 ay vadeye böldüğünüzde 1500 lira borç düşer” dedi.

“Türkiye’de böyle bir büyükşehir bütçesi bulmanız mümkün değil”

Borç 7 milyardan 25 milyara çıkıyor algısının etik dışı olduğuna dikkat çeken Alinur Aktaş, 47 milyar 900 milyon bütçesi olan belediyenin şirketlerle 20 milyar 224 milyon borcu var. Buna da baktığınızda sadece yüzde 41, tüm bütçelerin yüzde 41’lik kısmına tekabül eder ki, devraldığımızda bütçenin 1,37 katıyken üçte biri düştüğü ortada. Bu tablo yeni hizmetlere engel olabilir mi? Birileri önümüzdeki dönem başarısızlıklara karşı asılsız iddialarda bulunuyor

Bursa Büyükşehir Beldeyesi’nin BUSKU ve tüm şirketlerinde 4 milyar liralık satışa hazır gayrimenkulu var. Büyükşehir ve BUSKİ’nin 2 milyar liralık alacağı var. 6 milyar lirayı 20 milyardan düşerseniz 14 milyara düşer. Algı şu; bütçe 45 milyar, evet bu bir yıllık bütçe. 47 milyar 900 milyon. Sizin borcunuz 2048’lere kadar dayanan bir borç. Başkana bir soru sormak istiyorum. 2019 yılında Nilüfer belediye başkanlığını devrederken bütçen ne kadardı, ne kadarlık borçla teslim ettin. Çık burada paylaş. Var mı yüreğin. Asla yok” diye konuştu.

Mustafa Bozbey’in nereye gitti bu paralar? diyerek gerçeği yansıtmayan rakamlar üzerinden tamamen algı oluşturmak istediğini aktaran Alinur Aktaş, “Uluslararası bağımsız tomtoma göre trafik 5. sıradan 9. sıraya gerilemiş. Görev sürem boyunca 136 akıllı kavşak, 25 köprü, 10 kilometre raylı sistem, T2 hattı. Taşıma kapasitesinde yüzde 60 artış. Sinyalizasyon optimizasyon 12 milyon Euroluk yatırım, 12 bin konut kentsel dönüşüm, 3,2 milyon yeşil alan, 4 millet bahçesi, 20 park, Doğu atık entegre tesisi, 6 yenilenebilir enerji, 5 büyük mesire

16 gençlik merkezi, 45 hizmet tesisi ve mahalle konağı, 33 kreş ana kucağı merkezi 45 spor tesisi, İlçelerimize kültür merkezi ve pazar alanları

Hanlar ve Çarşıbaşı Projesi, Sahil ve kıyı düzenlemeleri 5 bin kilometre altyapı çalışması, 3 bin 400 kilometre asfalt, 8 milyon fide ve fidan desteği

34 atık su arıtma tesisi, 24 içme suyu tesisi ve bir çok projeyi hayata geçirme gururunu cenabı hak bana yaşattı. Bozbey’in 2019 yılında nasıl bir Nilüfer devrettiğini tüm kamuoyu biliyor. Tüm dezenformasyona rağmen hak ediş ve maaşları ödeyen belediyeyi devrettim. Mudanya ve Nilüfer’in maaş ödeme konusunda ne olduğunu sağır sultan duydu” dedi.

“Sen hiç 20 yıllık belediye başkanlığında kentsel dönüşüm yaptın mı? Ben bilmiyorum”

Mustafa Bozbey’in Büyükşehir belediyesi tarafından yapılan kentsel dönüşüm ile ilgili ortaya attığı iddialara da cevap veren Aktaş, Arabayatağı kentsel dönüşüm projesi 14 adet 1+1 55 metrekare 91 adet 2+1 daire. 112 daire ve 1800 metrekare ticari alan ihalesi gerçekleşti. Toplam inşaat alanı 17 bin 772 metrekare. İhale bedeli 281 milyon TL KDV dahil bir işten bahsediyoruz. İhale rakamını metrekareye bölündüğünde 2+1 daire KDV dahil 2 milyon 250 bin lira çıkıyor. Bir dairenin 4,5-5 milyon olduğu bilgisi yalan ve çarpıtmadır. Hem belediyeci olacaksınız, hem inşaat yüksek mühendisiyim diyeceksiniz ihale yapılmış bir işin fiyatını hesaplamaktan aciz olacaksınız. Sen hiç 20 yıllık belediye başkanlığında kentsel dönüşüm yaptın mı? Ben bilmiyorum.

Emsal ve kat artışlarıyla bu iş benzemez. Millet acilen sizden kentsel dönüşüm bekliyor. Devletin açıkladığı 15 bin 300 TL iken BURKENT marifetiyle yapılan kentsel dönüşüm maliyeti 13 bin 209 lira metrekare bedeli olarak 2 bin 100 lira daha ucuza mal edilmiştir. Hem kamu hem milletin hukuku korunmuştur. Sizin yaptığınız hesaplamalarda bunları Türkiye’nin gündemindeki liyakatlı yeğeniniz mi hesapladı” dedi.

Mustafa Bozbey’in Tarım AŞ ile ilgili ortaya attığı iddialarında asılsız iddialar olduğunu savunan Aktaş, “352 aracın dron çekimlerini yapmış, fiili olarak görev alanında çalışıyor, bunu belirlemişsin. Faturalandırma işlemleri aylık hak ediş bazında araçların görevde olup olmadığı üzerinden gerçekleşmektedir. Ruhsat ve puantaj ile hak ediş ile desteklenmiş olup hesaplamaları eksiksiz ve kamu menfaati doğrultusunda yapılmıştır. Tarım AŞ. bunları kendisi yaptığı için bir yılda Bursa Büyükşehir Belediyesi 300 milyon kara geçmiştir. Bahsedilen 5 milyon 800 bin liralık fazla ödemeden ne dediğini anlamadım. Türkiye genelinde hakkındaki olumsuz gündemden sıyrılmak adına algı çalışmasında kantarın topuzunu kaçırmış” diye konuştu.

Aktaş, ortaya atılan diğer iddialarla ilgili olarak ta şu şekilde konuştu;

“BURSKOP’u tüm şeffaflığı ile inceleyebilirsiniz. Burs verenler, alanlar belli. Kimlikleri, aile durumları, isimleri belli. Vatandaş beni yolda çeviriyordu. Benim oğluma burs çıkmadı. Sıralamada 16 bininci sırada, size ait gayrimenkul var. Gelen herkesi sıralıyoruz. Sizinki ilk 5 bine girememiş diyorduk. Karar defterleri, müracaat formları ve inceleme raporlarının hepsi şeffaftır. Gizli saklı işlem yapılmamıştır. BURSKOP devletin mevzuatlarına göre işleyen yapıdır. Bağışçılar ve hak kazananların inceleneceği durum ortada. Kişisel kanaatlere göre hareket etmedik. Partili arkadaşlarım bir tane isim vermediler. Bazı usulsüzlükler yapıldığını düşünüyorum diyorsun. Çık açıkla o zaman. Hem beni hem ekip arkadaşlarımı mahcup etmiş olursun. Her zamanki gibi çamur at izi kalsın mantığıyla hareket ediyorsunuz. Hak kazananları ve ailelerini zan altında bıraktınız. Mustafa Bozbey’in gerçek ihtiyaç sahibi söylemini kullanması, burs ve sosyal yardıma hak kazanan vatandaşlarımızı töhmet altında bırakmıştır. Algı yapıyorsunuz, dersine iyi çalışmamışsın. KDV ödendiği söz konusu değil, BURSKOP en adil en şeffaf yardım sağlayan belediye kuruluşudur. Kişi kendinden bilir işi aile vakfınla BURSKOP’u karıştırma. Tüm belgeleri açıklamaya hazırız. BURSKOP’un gelirleri, Bursa’nın önde gelen sanayicilerinden oluşmaktadır. 60’arlı gruplar halinde iş adamlarıyla yemek yedik, bir çoğu bağışlarda bulundu. Dolayısıyla bu kadar sağlıklı bir sistem varken, NİLVAK’ın gelirleriyle buranın gelirleri karıştırılmasın. Valiliğe mal beyanında bulunduğunu söylemiş, kaçamazsınız. Ben de İyi Parti’nin adayı da açıkladık. Senden de aynı hassasiyeti bekliyoruz. Çıkacak mert bir şekilde mal beyanını açıklayacaksın. Bunu kamuoyunun bilmeye hakkı var”

Büyükşehir belediyesinin bir önceki dönem yaptığı sosyal yardımlarla ilgili eleştirilere de sert yanıt veren Alinur Aktaş, “Kart 16 projesi benim döneminde hayata geçmiş, Türkiye’nin gündemine oturmuş bir proje olmuştur. Hak sahipleri detaylı tarama ile tespit edilerek belirlendi. Bozbey’in basın toplantısında bahsederken çekler; hediye çeki dedi. Bunlar hediye çeki falan değil. Türkiye’de bir ilk olarak tarafımızdan gerçekleştirilen ihtiyaç sahibi ailelere verilen sosyal yardım çekleridir. Objektif kriterler gözetilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır.

Soruyorum 4 yıldan beri aktif görevi olmayan huzurevi sorumluluğundan başka bir işi olmayan atadığın çok liyakatli baldızından mı alıyorsun bu bilgileri. Sosyal yardımlarımız tüm Türkiye’ye örnek olmuş ve gurur kaynağımız olmuş. Türkiye’de ilk defa yapay zeka sistemi kullanılarak yardımlar el değmeden sahiplerine ulaştırılmıştır. Keles’teki amcamın teyzemin buraya gelmesi mümkün değil, muhtarlar aracılığıyla dağıtıldı. Bütün destekler BESOB işbirliğiyle yapılmıştır” dedi.

Mustafa Bozbey’in göreve geldikten sonra bazı atama ve icraatlarıyla gündeme gelişini, Atatürk’ün arkasına saklanarak örtmeye çalıştığını iddia eden Alinur Aktaş, “2023 Milli Bayramları kutlama videolarına bakarsa, bizim kurucu değerlerimize ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakış açımızı çok iyi anlar.

524 personel alındığı iddiasıyla yeni algı projesi peşinde. Kimse bunları çıkart ortaya. Ben seni bu algından dolayı esefle izliyorum. Emeklilikle ilgili işten ayrılanları neden vermiyorsun. BURULAŞ’tan 81 personel ayrılmış. Biz 71 personel almışız. Otobüsü mü durduracaktım. Bakımcı lazım. BESAŞ’ta 13 personel emeklilik sebebiyle ayrılmış, 14 personel alınmış. Ekmek üretimini mi azaltacaktım. 5 tane BURFAŞ kafe açmışız. 85 civarı adam almışız. Sadece 2024 yılında 3 ayda 2 tane ana kucağı, 4 gençlik merkezini açmışız. Bu tesisler haliyle personel ile hizmet verecek. Bu iddialara gülüp geçiyorum. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu iddiaları cevaplama ihtiyacım var. 41 milyon maliyet değil. Bölerseniz kişi başına 79 bin lira çıkıyor. Daire başkanı bu kadar maaş almıyor. Rakamları büyütme ve abartma konusunda üzerlerine yok. Rakamı iki ile çarpıp o şekilde belirtmiş. Konuya hakim değil. Bilançoyu bütçeyi incelememiş. Ben bu işlemlerin tamamını 3 Kasım’dan 6 Kasım’a kadar 3 günde hallettim. Cumartesi Pazar bayram tatili bahanesi uydurmadım. Personelin bütçeye oranı yüzde 28 diyor. BİNTED’liler dahil bütçeye oran yüzde 14. Türkiye’de böyle bir oran yok. Örnek belediyeyiz. Bütçemiz genişlemiş. Personel sayımız azalmış. Ayrıca özellikle şunun altını çizmek istiyorum, mali yapısıyla örnek gösterilen belediyemizin 100 personelden 1300 personele çıkaran ve 2 milyar liralık bütçeye ulaşan Tarım AŞ’yi, sadece hafriyat sahası işleten BURKENT’i, kent mobilyaları ile ve dönüşümle gözbebeği hale getirdik.

Bu şirketlerimizi borç batağındaki kuruluşlar gibi göstermek kurumsal itibarı zedeler. Elde edilen başarıların üstünü örterek kurumları yıpratmak sayın Bozbey en çok sana zarar verir. Yanlış yoldasın acilen dön. Kendisini bir kez daha uyarıyorum. Mevcut başkan daha ilk günden itibaren şehre değer katacak projelerle mesai harcamak yerine bir devri sabık oluşturma ve bunun üzerinde tepinme peşinde. Kendisiyle ilgili oluşan algıyı değiştirme uğraşısı içinde.

Bu makamlar bahane değil, çözüm ve hizmet üretme makamlarıdır. Sudan bahane ve iftiralarla algı yaşatma ve yeğen baldız atamaları gündemdedir. Bursalılar bahane değil hizmet bekliyor. 1 ay sonunda verilerin yüzde 60’ına ulaştığını, 6 ayda verilere hakim olacağını beyan etmiş. Bu kızgınlığıma, yalan ve iftiraya rağmen biz kendisine 6 saatte tüm bilgileri izah erebiliriz. İş ve işleyişle ilgili her ortamda bilgi verebilirim. Ben bu payeyi bana veren Bursalılar için yaparım onun kara kaşı kara gözü için değil. Verilen desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanımıza, Genel Başkan Vekilimiz Efkan Ala ve önceki dönem bakanımız Mustafa Varank, milletvekillerimize, il başkanımıza, ilçe başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum. Artık vakit, maazeret üretme, yalan ve algı zamanı değil, icraat dönemidir. Ben büyükşehirin sayfasını, tvitter, instagramını bilmem. 2019 30 Ağustos’ta yaptığım konuşmayı kamuoyuna yansıtan bunlardı. Bu isimlerle başlık açıp hakarete varan küfre varan söylemlerde bulunuyorlardı. Bunlarla alakalı arkadaşlarımız kısıtlama getirdiler. Ben 10 Kasım törenlerini kaçırmadım. Cumhuriyet Bayramında en iyi tören düzenleyen benim. 30 Ağustos’taki yaptığımız film herkesin gözünü yaşarttı. Benim bu değerlerle hiç bir problemim yok. Rahmetli Atatürk bu ülkenin kurucu değeridir. Ben de makamda olduğum sürede bu şekilde ifade ettim” dedi.

Bir gazetecinin Mustafa Bozbey hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz? şeklindeki sorusuna cevap veren Aktaş,

“Ben kızgınlığıma rağmen yardıma hazırım diyorum. 20 yılı nasıl geçirdiğini herkes biliyor. 5 yıl ara verince bazı şeyleri unutmuş. Benle ilgili ailemle ilgili iftiraya varan durumlar olursa suç duyurusunda bulunurum. Özellikle bizim dönemimizle ilgili bu arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmalara atıf olduğu için burada açıklama yapıyoruz. 20 yıl belediye başkanlığı yaptım diyor ya, ben kendisini sükunete ve doğru adımlar atmaya davet ediyorum. Atama yapılmadan vazgeçildi diyor, genel kurul kararı herkese dağıtıldı. Doğruyu görecek ve gereğini yapacaksınız.

Tarım AŞ. parkların bakımlarını, yeşil alanların bakımını yapıyor. Teoman Özalp parkını yeniledik. Bunu Tarım AŞ yaptı. Bunu başka yerde yaptırıp belediyeye nasıl fatura ettireceksiniz. Tarım AŞ’yi devre dışı mı bırakacaksınız. Ben kooperatiflerden alışverişler yapıyordum. Devam ediyor musun o çiçekçilerle fidancılarla çalışmaya. BURSKOP’un her şeyi ortada, şeffaf. Kendi hikayeni yazacaksın. Tamam. Ben ciddi kaygılar taşıyorum. Tarım AŞ ciddi kuruluş. Orada dönen rakamlar başka yerlerde mi halledilecek. Bizim dokunmadığımız yer kalmadı. İnşallah aynı duyguyu Allah ona yaşatır. Yarısının yarısının yarısını yaparsa ben onu ayakta alkışlarım. Nilüfer’de ne yaptın diye sordum, Gülümseyin Nilüfer’desiniz diyordu. Gülümseyin Bursadasınız diyor. Slogan devam ediyor. Mecliste Ak Parti ve Cumhur ittifakının çok olumlu yaklaştı. Suya indirime onay verdi. 1milyar borçlanma yetkisi verdi. Ben olsam 1 milyar borçlanma yetkisini vermezdim. Borç erteleme ile alakalı ben de geçmişte hareket ettim. Belediye bakanlığa diyor ki, iki dış kredimden birisini erteledim diyor. 12 aya yayıyor. Hazine üstleniyor. Borç ödenemiyor gibi bir algı ile ortaya çıkılmamalı. Bursa belediyesi çok rahat yatırım da yapar, tüm harcamalarını yaptıktan sonra yatırım da yapar. Yatırım aylık gelen paraya göredir. Nilüfer, Mudanya Belediyesi gibi maaş ödeyemez halde asla değil. Siz yılda alınan 45 bin lira ile 15 yılda ödenecek 20 bin lirayı aynı kefeye koyarsanız, bu katekullidir.

Algı ile kendi yanlışlarını örtmeye çalışıyor” diyerek sözlerini tamamladı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aktastan-bozbeye-cevap/feed/ 0
Özgür Özel, Devlet Bahçeli ile Görüşmesi Hakkında Konuştu: “Seçim Sonuçlarını Samimiyetle Değerlendirdik” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-devlet-bahceli-ile-gorusmesi-hakkinda-konustu-secim-sonuclarini-samimiyetle-degerlendirdik/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-devlet-bahceli-ile-gorusmesi-hakkinda-konustu-secim-sonuclarini-samimiyetle-degerlendirdik/#respond Tue, 07 May 2024 23:00:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30728 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin; “Sayın Bahçeli’yle seçim sonuçlarını samimiyetle değerlendirdiğimiz, kendisinin değerlendirmelerini, memnuniyetle dinlediğimiz, tebriklerini kabul ettiğimiz ve bundan sonraki sürece dahil olarak da son derece yapıcı bir şekilde bu değerlendirmeleri gerçekleştirdiğimizi paylaşabilirim… Ayrıca kendisinin de daha önce seçimlerden önce paylaştığı gibi 10 bin liralık emekli maaşıyla geçinmenin imkansızlığı noktasında görüşlerimizi ifade ettik” dedi. Özel, önümüzdeki dönemde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik adaylık tartışmalarını değerlendirirken, “CHP’nin Genel Başkanı olarak kendi adaylığımı dayatmak, CHP’nin tarihi bir fırsatı kaçırmasını sağlamak, birilerinin tükenmekte olan iktidarına tekrar fırsat vermek gibi bir hata yapmayacağımdan herkes emin olsun” diye konuştu.

Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, Ankara’da katledilen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile yaptığı görüşmeye değindi. Ayşe Ateş’in CHP’nin desteğinden dolayı memnuniyetini dile getirdiğini ifade eden Özel, cinayet ile ilgili hazırlanan iddianameyi eleştirdi. Özel, “İddianamelerle yeni gerçekler, yeni şahitler, yeni zanlılar ortaya çıkar ve iddianame gerçeğe, hakikate ve adalete atılmış adımdır. O adımı hepimiz adına savcılar yapar. İddianamede yeni hiçbir şey görmedik. Ama iddianamede olması gereken birçok şeyi de görmedik. Bu iddianamenin iade edilmesi, asla kabul edilmemesi, böyle bir iddianameyle yargılamaya başlanmaması gerekmektedir. Bu meseleyi takip edeceğiz. Ayşe Ateş’in adalet yürüyüşü hepimizin adalet yürüyüşüdür” dedi.

Özel’in açıklamaları şöyle:

“SAYIN BAKAN YAPTIĞINIZI TARİF ETSEK, ÖĞRENCİLERİMİZE SORSAK HEPSİ ‘KÜSTAHLIK’ SEÇENEĞİNİ İŞARETLER”

Milli eğitim müfredatının bir siyasi partinin sloganı alıntılanarak, onun altında hazırlanmasını geçen hafta da kınamıştım, ifade etmiştim. Türkiye yüz yılı maarif planı diye bir çalışmanın asla kabul edilemez olduğunu söylemiştim. Yeterince mücadele edilmediğini söyledik. 10 yılda hazırladık diyorlar, yedi gün süre veriyorlar. Bu süreyi uzatın dedik. Yetmez. Milli Eğitim Komisyonu’nu çalıştırın. Bütün partiler kendilerinin temasta olduğu sendikaları, dernekleri mutlaka çağırsınlar. Eğitimciler, akademisyenler, her görüşten eğitim alanındaki sendika, veli dernekleri, öğrencilerin annelerinin babalarının görev yaptığı okul aile birlikleri olmadan, öğrencilerin katkıları katılımları alınmadan bu iş olmaz dedik. Dinlemediler. Müfredat yapmak, anayasa yapmak gibidir dedik. Anayasa yapmaktan önemlidir dedik. Katılımcı olmalısınız. Çünkü eğer katılımcı bir müfredat yapmazsanız kötü bir anayasadan kötü sonuçlar doğurur. Bu müfredatta yetişen çocuklar ileride anayasa yapacaklar. İleride anayasaya uyacaklar ya da doğru yetişmezlerse anayasayı tanımayacaklar. O yüzden müfredat önemli dedik ama bugüne kadar sesimizi duyuralım. Yedi gün yetmez dedik çıkmış Milli Eğitim Bakanı ‘yüzde 50 artış yaptım 10 günde görüşlerini bilsinler’ diyor. Evlatlarımızın, hepimizin evlatlarının, AK Parti’nin, MHP’nin oy verenlerinin de evlatlarının üzüldüğü, rahatsız olduğu bu yalan yanlış eğitim sistemine yedi günde görüş bildir hadi yüzde 50 zam yaptım deyip gülüyor. Sayın Bakan, yaptığınızı tarif etsek ve öğrencilerimize desek ki ‘bunu yapan bakanın davranışı aşağıdaki ışıklardan hangine uygundur.’ Hepsi birden aynı seçeneği işaretler; küstahlık.

“ATANAMAYAN DEĞİL, ATANMAYAN HER BİR ÖĞRETMENİMİZİN ARKASINDAYIZ”

Sayın Erdoğan 22 yıl önce rahmetli Ecevit’i madem atamayacaktın niye mezun ettin? 86 bin öğretmeni derdi. Bugünlere geldik. Atanmayan öğretmen sayısı 1 milyonu aştı. O gün Ecevit’e en ağır sözleri söyleyenler bugün atamadıkları öğretmenlere, atanamayan öğretmenler diyor. Sanki öğretmenin kusuru varmış ya da sanki kendi dahili yokmuş gibi. O öğretmenlere geçen seçimden önce tüm kamuya alımlarla birlikte müfredatsız KPSS’yle alım sözü verdiler. Bunu seçim bildirgesine yazdılar. Bunu Ankara Arena Stadı’nda okudular ve ardından bu vaatle oy topladılar. Şimdi mülakatı kaldırmayız gidiyor. Ecevit KPSS’yi getirerek kim sınavı başarıyorsa o atansın kayırmacılık, partizanlık, haksızlık, kul hakkı kalksın demişti. ve o kuralı getirmişti. Bu arkadaşlar müfredat getirerek ayrımcılığı, partizancılığı, partizanlığı kul hakkı yemeyi kurumsallaştırdılar. İtirazlardan sonra söz verdiler, oy topladılar ama şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. 80 bin 68 bin atama beklenirken, 20 bin mülakatlı atama söylediler. Bütün gençlerin umutlarını kırdılar, ailelerini yasa boğdular. Biz atanamayan değil, atanmayan her bir öğretmenimizin arkasındayız, yanlarındayız, mücadeleleri mücadelemizdir.

“İSRAİL’LE TİCARETİ DURDURARAK KENDİLERİNİ ELEŞTİRENLERİ HAKLI ÇIKARDILAR”

Seçim öncesi miting meydanlarında İsrail ile ticaret utancı son bulsun diye pankart açanları yaka paça gözaltına alanlar, bizim İsrail ile ticareti durdur çağrılarımıza 30 ramazan iftar sofralarından, miting meydanlarından çağrılarımıza kulak tıkıyanlar önce 54 ürün grubunun ticaretine sınırlama getirdiler. Nihayet şimdi eski iddialarını çiğnediler ve İsrail’le ticareti durdurarak bizi ve kendilerini eleştirenleri haklı çıkardılar. Biz 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin dünya ülkeleri tarafından tanınmasına kadar mazlum Filistin halkının yanında durmaya devam edeceğiz. Gazze’de katliam başladığı günden itibaren İsrail ile yürütülen tüm ticari faaliyetlerin şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasını isteyeceğiz. Ayrıca dün Hamas’ın kabul ettiği ateşkes çağrısına İsrail’in refah sınır kapısına saldırarak yanıt vermesini kabul edilemez buluyoruz. Çoğu kadın ve çocuk olan 35 bin kişinin katline daha fazla seyirci kalamayız. İsrail’in en kısa sürede ateşkesi kabul etmesi için uluslararası alandaki her imkanın her baskının her yaptırımın derhal devreye sokulmasını bir kez daha CHP olarak ifade ediyoruz, çağrıda bulunuyoruz.

“SEÇİM SONUÇLARINI SAMİMİYETLE DEĞERLENDİRDİK”

Bugün sayın Devlet Bahçeli’yle gayet olumlu verimli geçen bir görüşme gerçekleştirdik. Hem ev sahipliği için hem de görüşmedeki fikir alışverişleri, geçmiş tecrübeleri, geçmişte Türkiye siyasetinde şahit olduğu bazı gelişmelerden yaptığı kıymetli aktarımlar için istifade ettiğimiz görüşler için kendisine teşekkür ediyorum. Yapılan görüşmelerden sonra eğer ortak bir açıklama yoksa görüşme taraflardan kendi ifadelerini paylaşabilecekleri ancak verilen cevapları paylaşmayacakları bir anlayışla sürmelidir. Erdoğan görüşmesinde ‘efendim gizli kapaklı ne konuştunuz.’ Görüşmede Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı’nın en büyük görevlerinde bulunmuş bir büyükelçinin devlet geleneklerine uygun tutulmuş notları partinin arşivine girmiştir. Önümüzdeki dönem benden sonra görev yapacak genel başkanlarımıza aktarılmak üzere genel başkanlığın ilgili güvenceli birimine muhafaza edilmiştir. ve kayıt dışı siyasete itiraz eden anlayışımızla bütün bilgiler, merkez yönetim kurulumuzla ve grubumuzla, parti meclisimizle paylaşılmış, paylaşılmaya ilgili organlar toplandıkça devam edilmektedir. Ancak biz neler söylediğimizi söyledikten sonra ‘ne cevap aldınız’ o konuda onu söylemek bizim işimiz değildir. Ancak onu beklemek, onu izlemek ve o konuda iyimserlikle beklenti içinde olmak bizim pozisyonumuzdur.

Bugün Sayın Bahçeli’yle yaptığımız görüşmeden sonra Sayın Bahçeli büyük bir nezaketle bana ‘açıklama yapabilirsiniz’ dediği halde ben kendisinin orada grubunun kapısının önünde ayakta bekleterek bir açıklama yapmayı doğru bulmadım. ve toplantıda görüşmede görüşülen her hususu bu kürsüden paylaşacak değilim. Ancak Sayın Bahçeli’yle seçim sonuçlarını samimiyetle değerlendirdiğimiz, kendisinin değerlendirmelerini, memnuniyetle dinlediğimiz, tebriklerini kabul ettiğimiz ve bundan sonraki sürece dahil olarak da son derece yapıcı bir şekilde bu değerlendirmeleri gerçekleştirdiğimizi paylaşabilirim. Dış politikada Filistin, Kıbrıs konusu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm dış politikasını hangi gözle gördüğümüzü kendisiyle paylaşmaya, CHP’nin burada bir ana muhalefet partisi olduğunu, milletimiz yapılacak ilk seçimlerde başka bir görev verene kadar ana muhalefet partisi olduğumuzu ancak yurt dışında Türkiye’nin partisi olduğumuzun altını bir kez daha çizdim. Ayrıca kendisinin de daha önce seçimlerden önce paylaştığı gibi 10 bin liralık emekli maaşıyla geçinmenin imkansızlığı noktasında görüşlerimizi ifade ettik. Asgari ücretin eridiğini, temmuz ayında zam yapılmamasının yaratacağı sıkıntıyı, temmuz zammının sadece küçük işletmelere, KOBİ’lerin sırtına bırakılmayıp bu konuda devletin yapması gerekenler konusunda her ikimizin de birer milletvekili genel başkanı olarak üzerimize düşenleri hatırladık, konuştuk. Atanmayan öğretmenlerden, staj mağdurlarına, çıraklık mağdurlarına, kademeli emeklilik beklentisinden uzman çavuşların emekli astsubayların sorunlarına kadar pek çok konuda görüş alışverişinde bulunduk. 28 Şubat davasının mağdur tutuklarında Anayasa marjındaki görülen davalara yönelik Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasında duyduğumuz endişeye kadar kendileriyle görüşlerimizi ifade ettik. Kendilerinin pek çok husustaki olumlu katkılarını ve elbette farklı düşündüğü noktaları dikkatle takip ettik ve not aldık. Müfredat konusundaki duyduğumuz rahatsızlığı ve daha pek çok başlıkta kendisiyle görüş alışverişinde bulunduk. Kendisinin değerlendirmelerinin ve kendisinin bu konudaki ifadelerinin neler olduğu konusunda daha fazla bir detay benim tarafımdan verilmemesini tüm kamuoyunun anlayışına bırakıyorum. Bu konuda kendilerinden, sözcülerinden yapılabilecek tüm açıklamaların bizim tarafımızdan da  saygıyla karşılanacağını ifade etmek istiyorum.

“HATAY’DA YAPILAN TÜM HAKSZILIKLARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Bugün CHP’nin üçü genel başkan yardımcısı olan milletvekilleri Hatay’da bir çalışma yapmak üzere gittiler. Ayrıca deprem komisyonunda görev almış ve bu konuda eğitimli partimize yeni katılmış milletvekilimizle de güçlenen hem dirençli kentler konusunda hem vatandaşın hukukunu korumak noktasında CHP Hatay’a bir teknik heyet görevlendirmesi de ayrıca yapmıştır. Bu eğitim en çok rezerv alan sorunu olan ve haklının hakkını alıp rezerv alan bahanesiyle oraları zenginlere, rantçılara rezerve edip o kentin gerçek sahiplerini o mahalin gerçek hak sahiplerini uzaklara yollamaya çalışan bir takım uygulamalara yapılan itirazları duyuyoruz. Az hasarlı belirtilen yerlere son anda yıkım kararları verildiğini takip ediyoruz, izliyoruz. Elbette zeminin inşaata mümkün olmadığı yerde yerinde dönüşümle daha ileride bir tarihte oluşacak bir depremle yeniden faciayı çağırmayacağız. Ancak zemin etütleri sağlam olan yerlerde, rezerv alanları ilan edilip birtakım hak sahiplerinin hakkına el atmaya asla izin vermeyeceğiz. Hatay’da yapılan tüm haksızlıkların, tüm hukuksuzlukların, seçim boyutuyla da hak sahiplerinin hak arayışları boyutuyla da takipçisi olacağımızı, hukuki desteğin, teknik desteği sonuna kadar sağlayacağımızı herkes bilsin.

Bugünden CHP’nin Sayın Erdoğan’ın da daha sonra benim değil ama partisinin yetkilileri tarafından basın mensuplarıyla paylaşılan ve kamuoyunun da hakim olduğu ifadesiyle CHP’nin yukarıya doğru ivmelenmesinde hakkımızı teslim etmeyen kimse yok. Nisan ayı anketleri geldi. ’31 Mart seçimleri bir yerel seçimdir genele yansımaz’ diyenler yanıldılar. Şu ana kadar CHP’nin bu pazar milletvekili seçimleri olsa oyunuzu kime verirsiniz sorusunda birinci parti olmadığı hiçbir anket yok.

“ADAYLIĞIMI DAYATMAK GİBİ BİR HATA YAPMAYACAĞIMDAN HERKES EMİN OLSUN”

Hazır birinci partiyken, işler yolunda gidiyorken, seçim yeni geride kalmışken, gelecek seçime daha zaman varken aday tartışması dostumuz tarafından iyi niyetle yapılsa da hiçbirimize faydası olmayan bir tartışmadır. Buradan gelecek seçim için şimdiden aday tartışmaları başlatmanın CHP’nin ivmesini düşürmek, gücünü azaltmak, deyim yerindeyse ona çelme takmaktan başka bir gayreti yoktur. Dün MYK toplantısında açıkça ifade ettim; hiçbir arkadaşımın ne kadar iyi niyetle de olsa ne kadar soru da gelse bu tartışmalara dahil olmasını doğru bulmam bundan sonra da istemem. Bizim her birimiz gönlümüzdeki adayı gönlümüzde tutarak, gönüllerimizdeki ortak bir duyguyu ön plana çıkarmak lazımdır. Kimin gönlünden kimin geçtiğinin hiçbir önemi yoktur. Günü gelince CHP’nin bir adayı olacak. O aday, CHP’nin seçilmişleriyle, üyeleriyle, halkın sesini dinleyerek, bu seçim başarısı nasıl geldiyse öyle belirlenecektir. Kimsenin şüphesi olmasın. CHP’nin Genel Başkanı olarak kendi adaylığımı dayatmak, CHP’nin tarihi bir fırsatı kaçırmasını sağlamak, CHP’nin birilerinin tükenmekte olan iktidarına tekrar fırsat vermek gibi bir hata yapmayacağımdan herkes emin olsun.”

(BİTTİ)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-devlet-bahceli-ile-gorusmesi-hakkinda-konustu-secim-sonuclarini-samimiyetle-degerlendirdik/feed/ 0
Bahçeli’den Sinan Ateş Cinayeti İddianamesi Açıklaması: “Chp’sinden İp’ine Kadar Malum Partiler Neyi Biliyorsa Acilen Mahkemeye Yetiştirmelidir” https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/ https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/#respond Tue, 07 May 2024 21:39:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30682

(ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine yönelik hazırlanan iddianameye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Bahçeli, “Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şu görüşlere yer verdi:

“Olgunlaşmak demek, hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz, yaşadığımız ve şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor, şaşkınlığa sürüklemiyor. Fırsatını buldukları anda, kavramların içini boşaltan, değerleri çarpıtan, anarşi mekaniğini çalıştıran, istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları bile sıradanlaşmakla kalmamış, hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir.

“İŞLERİNE GELİNCE İNSAN HAKLARI BİLİRKİŞİLİĞİ YAPIYORLAR”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararı çok önemli bir adımdır. Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. İsrail’in Gazze katliamı geçtiğimiz hafta sonunda; Almanya, Fransa, Küba, Kanada, ABD, Arnavutluk başta olmak üzere pek çok ülkede protesto edilmiştir. Sivil ve masum bir halka reva görülen hunhar ve barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta, saldırıların durmasını talep etmektedir. Birçok ülkede üniversite öğrencileri ayaktadır. ABD’deki bir üniversitede yapılan mezuniyet töreni sırasında, öğrenciler, mezuniyet cübbeleri üzerindeki kefiyelerle Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmışlardır. Demokratik ve meşru gösterilere zorbalıkla karşılık veren, öğrencilere ters kelepçe vuran, gözaltı uygulaması yapan bazı ülkelerin hali pür melali rezalettir, melanettir. Hani nerede özgürlük ve insan haklarına riayet? İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ve bu konuda raporlar ve ev ödevleri hazırlayan ülkelerin, işlerine gelmedi mi hak ve hukuk ihlallerinde sınır tanımamaları utanç duyulacak bir ikiyüzlülüktür.

“NETENYAHU’NUN BEDEL ÖDEMESİ ARTIK HUKUK NAMUSUDUR”

Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netenyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netenyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden önşartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır.

“KUTUPLAŞMA YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIM”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyacağımızı hiçbir komplekse veya kuşkuya kapılmadan ifade etmek isterim. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. Nitekim kapımıza değil de, kalbimize vuranı buyur ederiz. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir.  Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.

“OSMAN KAVALA’NIN SERBET KALMASI İÇİN SİPARİŞ SÜREÇ DEVAM EDİYOR”

Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. Türkiye’de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Bir davada sanıkların, tanıkların veya mağdurların lehlerine veya aleyhlerine olacak şekilde yargı yetkisi kullananlara baskı yapmak, talimat vermek suçtur. Bu suç şikayete bağlı bir suç da değildir. Bilhassa Gezi Parkı Davası’nda hüküm alan Osman Kavala’nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş bir süreç devamlı surette ilerletilmektedir.

“DAVAMIZI YARGILAMAK İÇİN KUYRUĞA GİRDİLER”

Devletin üç unsuru vardır. İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Televizyon ekranlarında mahkeme yargılanamaz.  CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/feed/ 0 Engin Fırat: Galatasaray’ı şampiyonluk yarışında bir adım önde görüyorum https://www.haber60.com.tr/engin-firat-galatasarayi-sampiyonluk-yarisinda-bir-adim-onde-goruyorum/ https://www.haber60.com.tr/engin-firat-galatasarayi-sampiyonluk-yarisinda-bir-adim-onde-goruyorum/#respond Mon, 06 May 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30577 Kenya Milli Takım Teknik Direktörü Engin Fırat, Trendyol Süper Lig’deki şampiyonluk yarışında Galatasaray’ı bir adım önde gördüğünü söyledi. Fırat, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2024) ise A Milli Takım’ın gruptan çıkacağına inandığını dile getirdi.

Kenya Milli Takım Teknik Direktörü Engin Fırat, D-Smart’ta yayınlanan Haftanın Konuğu programına katıldı. Kenya Milli Takımı’nda göreve başladıktan sonra zor bir süreç geçirdiklerini söyleyen Fırat, “Zor bir süreç geçirdik. FIFA tarafından verilen ceza yüzünden yaklaşık 500 gün ülkede maç oynanamadı. Biz de neredeyse her şeye sıfırdan başladık. Tesis yok, stat zeminleri çok kötü. FIFA standartlarına uygun stat olmadığı için hep deplasmanda oynamak zorunda kalıyoruz. Bir sene içinde aralarında Katar gibi takımların da bulunduğu beş ülkeyi mağlup ettik. Rusya ile son dakika golüyle 2-2 berabere kaldık. Bir uluslararası kupa kazandık. Dünya Kupası elemelerinde istediğimiz sonuçlar elde ederek finallere kalma hedefimizi gerçekleştirmek istiyoruz. Burundi maçında favoriyiz. Fildişi Sahili’ni de yenerek grubu lider tamamlamak istiyoruz. 2027 Afrika Kupası Kenya’da olacak. O zamana kadar iyi bir takım bırakmak istiyorum” diye konuştu.

“Şampiyonluk yarışında Galatasaray’ı bir adım önde görüyorum”

Süper Lig’deki şampiyonluk yarışını da yorumlayan deneyimli çalıştırıcı, “Fenerbahçe ve Galatasaray arayı çok açtılar. Galatasaray’da özellikle son haftalarda Hakim Ziyech ve Kerem Demirbay’ın takıma katkıları sarı-kırmızılıları bir adım öne taşıdı. Fenerbahçe bu konuda eksik kaldı. Kilitlenen maçları açacak oyuncu bulmakta zorlanıyor. Ben bu yüzden Galatasaray’ı bir adım önde görüyorum. Fenerbahçe bu sene çok iyi bir kadro kurdu. Fenerbahçe’nin bu sezon UEFA Konferans Ligi’ni alması gerekirdi. Beni en çok hayal kırıklığına o uğrattı. Galatasaray’ın Sparta Prag, Fenerbahçe’nin Olympiakos gibi takımlara elenmesi başarısızlık. Fenerbahçe turu kendi eliyle verdi. Olympiakos turu geçmeyi hak etmedi. Türkiye’ye bir Avrupa kupası daha gelmesi çok yakındı. Ama olmadı. Avrupa’nın ilk 5 ligindeki takımlara karşı sadece Galatasaray’ın, Manchester United galibiyeti var. Gerçekçi olmak lazım. Galatasaray, Avrupa’da iyi işler yaptı. Ama Galatasaray’ın bir üst seviyeye gelmesi için defansif anlamda gelişim sağlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Engin Fırat, yabancı VAR hakemi ile ilgili de, “Bu konuyu çok anlamsız buluyorum. Ama federasyon bunu istekli yapmıyor, üzerindeki baskı nedeniyle böyle bir uygulamaya gidiyor. Dortmund’un son oynadığı Şampiyonlar Ligi maçında hakemi göremiyoruz. Oyunun temposu çok yüksek. Hakemi tartışacak, konuşacak bir durum yok” dedi.

“EURO 2024’te çok yüksek ihtimalle gruptan çıkarız”

Türkiye’nin EURO 2024’deki şansını değerlendiren Fırat, “Çok yetenekli oyuncularımız var. Ama biraz daha zamana ihtiyaçları var. En büyük sıkıntımız santrfor mevkisinde. İyi bir bitirici oyuncuya sahip olmadığımızı düşünüyorum. Eğer savunmadan pas yaparak çıkacaksak Ozan Kabak’ın oynaması gerektiğini düşünüyorum. Tabii bunlar teknik direktörün tercihi olacaktır. Taraftar desteğimiz de olacak. Ben son iki hazırlık maçında aldığımız yenilgilerin takıma faydası olacağını ve turnuvada daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Çok yüksek ihtimalle gruptan çıkarız. Gruptaki rakiplerimiz tam bize göre” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/engin-firat-galatasarayi-sampiyonluk-yarisinda-bir-adim-onde-goruyorum/feed/ 0
1 Mayıs’ta Taksim’de Tutuklamalar: CHP’den Tepki https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/ https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/#respond Sun, 05 May 2024 00:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30423 (İSTANBUL) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, 38 kişinin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istediği için tutuklanmasına ilişkin; “1 Mayıs’ta gözaltıların hemen ardından İçişleri Bakanı’nın mahkemeyi etkileyecek şekilde yaptığı açıklamalar neticesinde gözüküyor ki mahkeme de iktidarın bu baskısından etkilenmiş ve hukuksuz bir tutuklama süreciyle karşı karşıyayız” dedi.

1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak isterken Saraçhane, Beşiktaş, Şişli ve Beyoğlu gibi semtlerde polisle karşı karşıya gelen ve gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

CHP Genel Başkan Yardımcıları Özgür Karabat, Pınar Uzun Okakın ve Sevgi Kılıç, Parti Meclisi Üyesi Erbil Aydınlık, Yüksek Disiplin Kurulu üyesi Ali Emre Telci ve milletvekilleri Fethi Açıkel ile Ali Gökçek’ten oluşan CHP heyeti, tutuklamalara tepki göstermek için Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Taksim’deki kutlamalara ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen hukuksuz bir süreçle 38 kişinin tutuklandığına dikkati çeken Karabat, Adliye önünde şu açıklamayı yaptı:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararı çok net. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını engellemek aslında anayasal bir hak ihlali. Binlerce yurttaşımız, bu anayasal garantiyle Taksim’e yürümek ve 1 Mayıs’ı kutlamak için Saraçhane’de toplandı. Bir kısmı daha Saraçhane’ye gelmeden gözaltına alındı. Bugün 1 Mayıs kutlamalarında gözaltına alınan 60 yurttaşımız ve Cumhurbaşkanı’na hakaretle suçlanan 5 yurttaşımız savcılığa sevk edildiler. Bunların neticesinde 52 vatandaşımız tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. 52 vatandaşımızdan 38’i tutuklandı.

“TUTUKLAMAYI GEREKTİREN BİR DURUMUN OLUŞMADIĞINI HEPİMİZ GÖRÜYORUZ”

Mahkeme kararına bakınca suç konusu işlerin; Cumhurbaşkanı’na hakaret, toplantı gösteri yasasına muhalefet, polise mukavemet ve örgüt propagandası olduğunu ve vatandaşların bu suçlardan tutuklandığını görüyoruz. Bu suçların hemen hemen hepsi üst sınırdan cezalandırılsa dahi infazı yok denecek kadar az. Yani aslında tutuklamayı gerektiren bir durumun oluşmadığını hepimiz görüyoruz. 1 Mayıs’ı kutlamak anayasal bir haktır. Dolayısıyla Taksim 1977 olayları toplum hafızasında Anayasa Mahkemesi’nin dediği gibi önemli bir yer tutmaktadır ve Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamak da bir anayasal haktır.

“GÖZALTINA ALINANLARIN KOLLARINDA DARP İZLERİ OLDUĞUNU GÖZLEMLEDİK”

Bugün gözaltından sonra tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen yurttaşlarımızın mahkemesini takip ettik ve bazı şeylere yakından tanıklık ettik. Kolu kırılmış yurttaşlarımızı gözlemledik. Gözaltına alınan kadınların tuvalet ihtiyaçlarını gideremediğini, kollarında darp izlerinin olduğunu ne yazık ki gözlemledik. Dolayısıyla aslında burada yaşananın bir düşmanlık olduğunu, bir cezalandırmayla karşı karşıya olduğumuzu gözlemliyoruz. 1 Mayıs’ta gözaltıların hemen ardından Vali’nin yaptığı açıklamada ‘Yarına kalır ama yanına kalmaz’ ifadeleri, aynı şekilde İçişleri Bakanı’nın mahkemeyi etkileyecek şekilde yaptığı açıklamalar neticesinde gözüküyor ki mahkeme de iktidarın bu baskısından etkilenmiş gözüküyor ve hukuksuz bir tutuklama süreciyle karşı karşıyayız. Yarın bu tutuklamalara itiraz edilecek. Biz de kamuoyu nezdinde hem 1 Mayıs kutlamalarının bir hak olduğunu hem 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının bir hak olduğunu ve tutuklanan yurttaşlarımızın da hukuki sürecini yakından takip edileceğini kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/feed/ 0
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, AK Parti Milletvekili İsmail Güneş’e cevap verdi https://www.haber60.com.tr/usak-belediye-baskani-ozkan-yalim-ak-parti-milletvekili-ismail-gunese-cevap-verdi/ https://www.haber60.com.tr/usak-belediye-baskani-ozkan-yalim-ak-parti-milletvekili-ismail-gunese-cevap-verdi/#respond Thu, 02 May 2024 23:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30151 31 Mart Yerel seçimlerinde rekor farkla Uşak Belediye Başkanlığını kazanan ve AK Partili yönetimden görevi devralan CHP’li Özkan Yalım; TBMM’de konuşma yapan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş’e cevap verdi.

Güneş’in konuşmasına yaptığı atıfta “Sayın Güneş hak ve hukuk kavramlarından bahsediyor, bizi 31 Mart’tan sonra haksızlık hukuksuzluk yapmakla itham ediyor” diyen Başkan Yalım; Güneş’e sert sözlerle karşılık verdi.

“Hak ve hukuktan bahseden Sayın Güneş’e sesleniyorum” diyen Yalım; “Vatandaşımızın ödediği vergilerin bu derneklere nasıl harcandığı, Uşak Belediyesi’nin mülklerinde bu derneklerin ve vakıfların nasıl bedava oturtulduğu, giderlerinin belediye tarafından karşılandığı aşikardır ve apaçık ortadadır. Eğer hak hukuk istiyorsanız bir an önce bu mülklerde bedava oturan, vatandaşın ödediği vergilere kene gibi yapışan bu derneklerden hep birlikte kurtulalım. Siz de bunların öncülüğünü yapıp mecliste sözcüsü olmayın. Ben Uşak Belediye Başkanı olarak halkımın parasını koruyacağım ve bu sistemi durdurmak için gerekli kararı da en kısa sürede meclisten çıkarttıracağım” dedi.

Kamuoyunu yanıltan iddiaların aslını açıkladı

Öncelikle Gediz Uluyolunda bulunan TÜGVA binasının önünde konuşan Başkan Yalım; Uşak Belediyesi’ne ait olan bu binanın 7 Ağustos 2017 yılında TÜGVA’ya tahsis edildiğini, 7 yıl boyunca bu vakfın hiçbir ücret ödemeden bu binayı kullandığını anlattı.

-Kamu malına bilerek zarar verdiler

Seçimi kazandıktan sonra binanın bağlı olduğu birim müdüründen bilgi istediklerini ve binaya geldiklerinde gördükleri manzara karşısında şok olduklarını ifade eden Başkan yalım; “Buraya gelince karşılaştığımız ortam maalesef çok kötüydü. Binada bulunan her şeyi, tavandaki lambadan dolaplara, raflardan masalara, kombiden peteklere kadar aklınıza gelebilecek her şeyi kırmış ve dağıtmışlardı. Açıkçası kamu malını ve vatandaşın vergileriyle yapılan yatırımları bu şekilde tahrip etmeleri bizi çok üzdü.

Daha sonra biz yetkilere açıklama yapınca olayın kamuoyuna yansımasıyla birlikte TÜGVA yetkilileri buraya gelip üstün körü temizleyip kırılan dökülen eşyaları düzeltmeye çalışmış. Hatta içeride bulunan bir panoya “Bir gün elbet geri döneceğiz” diye yazılmış.

Bunlar hiç hoş şeyler değil. Ben buradan açıkça diyorum ki, dönemeyeceksiniz. Uşak halkı size bir daha milletin malını har vurup harman savurma hakkını vermeyecek” dedi.

-Eski yönetim yıllarca faturayı belediyeye ödetmiş

TÜGVA binasının ardından hemen ilerisinde bulunan ÖNDER İmam Hatipliler Derneği binasının önüne giden Başkan Yalım; daha önce Uşak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün kullandığı bu binanın 2 Ağustos 2021 yılında bu derneğe tahsis edildiğini söyledi. Aynı şekilde bu derneğin de hiçbir ücret ödemeden binayı kullandığını hatırlatan Başkan Yalım, “Maalesef bu giderlerin hepsi Uşaklı vatandaşlarımın ödediği vergilerle karşılanmış” dedi.

-Asıl tecavüz vatandaşın ödediği vergilere yapılmıştır

AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in TBMM içerisinde yaptığı açıklamada kamuoyunu yanıltacak bilgiler verdiğini ifade eden Başkan Yalım; “Ben Sayın Güneş’e buradan sesleniyorum; bunca yıllık tecrübeli bir milletvekili olarak önce beni arayıp bu konu hakkındaki gerçekleri öğrenip ondan sonra konuşması gerekirdi. Kendisinin iddia ettiği gibi ekiplerimiz bu binalara tecavüz etmedi. Tam tersi ortada bir tecavüz varsa o da TÜGVA ve ÖNDER’in Uşak halkının ödediği vergilere ettiği tecavüzdür” dedi.

Açıklamasında ÖNDER yetkililerine de seslenen Başkan Yalım; “Bu bina Uşaklı vatandaşlarımındır. Ben bu binayı halkıma açacağım ve halkımın rahatça kullanabileceği şekilde bir kreş yapacağım. Bir an önce bu binayı boşaltın” dedi. – UŞAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/usak-belediye-baskani-ozkan-yalim-ak-parti-milletvekili-ismail-gunese-cevap-verdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Antisemitizme karşı gösterilen hassasiyet İslam düşmanlığından esirgeniyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antisemitizme-karsi-gosterilen-hassasiyet-islam-dusmanligindan-esirgeniyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antisemitizme-karsi-gosterilen-hassasiyet-islam-dusmanligindan-esirgeniyor/#respond Thu, 02 May 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30135 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bazı prestijli Amerikan üniversitelerinde aralarında antisiyonist Yahudilerin de olduğu vicdanlı öğrenciler ve akademisyenler katliama tepki gösteriyor. Bu insanlar ‘Gazze’de katliam dursun’ dedikleri için şiddete, zulme, eziyete, hatta işkenceye maruz kalıyor. Sırf Filistin’e destek verdikleri için rektörler, profesörler işten atılıyor, linç ediliyor. Ancak söz konusu Türkiye olunca başımıza demokrasi havarisi kesilenlerin hiçbirinin bu hadiseler karşısında gıkı dahi çıkmıyor. Ne kadar meşhur demokrasi savunucusu akademisyen, aydın, gazeteci ve siyasetçi varsa hepsi başını kuma gömmüş, olanların yatışmasını bekliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliği Kapasite Geliştirme ve Eğitim Çalıştayı katılımcılarını Cumhurbaşkanlığı’nda kabul etti. Katılımcılara hitap eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Özellikle kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı, ayrımcılık hatta antisemitizmle mücadelede Birlik, Avrupa’da daima en ön saflarda yer aldı. Uluslararası Demokratlar Birliği Avrupa’daki kardeşlerimizin haklarının korunması, Avrupalı Türklerin entegrasyon süreçlerinin kolaylaştırılması, genç kuşakların asimile olmadan içinde yaşadıkları topluma katılımı, siyaset, ekonomi, sivil toplum ve akademide insanlarımızın desteklenmesi gibi çok geniş bir yelpazede kıymetli faaliyetler yürüttü, yürütüyor. Avrupa’daki Türk diasporasının karşılaştığı sınama ve tehditler değiştikçe, Birliğin faaliyet sahası da genişliyor.

Uluslararası Demokratlar Birliği’nin son dönemlerde kendi insanımızla birlikte kardeş topluluklara da el uzatmasını çok kıymetli buluyorum. Hak ve adalet eksenli yürüttüğü çalışmalarla 20 yılda bir marka haline dönüşen birliğimizi canı gönülden tebrik ediyorum.

“AVRUPA TÜRK TOPLUMU OLARAK SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRMALIYIZ”

Sadece bizim değil, Avrupalı Türklerin yanı sıra kimliğini ve kültürünü koruma mücadelesi veren 10 milyonlarca kardeşimizin de Uluslararası Demokratlar Birliği’nden büyük beklentileri var. İslam düşmanlığından ırkçılığa, pek çok tehdidin Avrupa’da tırmandığı bir dönemde sizlerin omuzlarınızda gerçekten ağır bir yük bulunuyor. Çalışmak, daha çok çalışmak, daha fazla gayret etmek zorundayız. ‘Hak verilmez, alınır’ şiarıyla mücadele tempomuzu biraz daha artırmalıyız. Avrupa Türk toplumu olarak saflarımızı sıklaştırmalı, her zamankinden daha dinamik, daha kuşatıcı ve kucaklayıcı bir anlayışla hareket etmeliyiz. Her zaman söylüyorum, biz nerede yaşarsak yaşayalım milletçe güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Asırlar boyu İslam’ın sancaktarlığını yapmış, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir milletin evlatlarına zayıflık yakışmaz, geride olmak asla ve asla yakışmaz.

“ALMANYA’NIN ÇİFTE VATANDAŞLIĞI KOLAYLAŞTIRMASINI OLUMLU KARŞILIYORUZ”

Bugün yaklaşık 7 milyon insanımız Avrupa’da yaşıyor. Avrupalı Türklerin neredeyse yarısı Almanya’da ikamet ediyor. Vatandaşlarımız uzun yıllar haklarını kullanma noktasında sıkıntı çektiler. Alman makamları ile olan görüşmelerimizde sizden gelen taleplere göre biz de bu konuda yaşanan sıkıntıları pek çok kez gündeme taşıdık. Almanya’nın uzun yıl direndikten sonra çifte vatandaşlığı kolaylaştıran düzenlemeleri kabul etmesini şu anda olumlu karşılıyoruz. Bu imkandan yararlanmanız hak ve eşitlik mücadelenizde sizlere fayda sağlayacaktır. Bu konudaki yaklaşımımızı geçen hafta Külliye’de misafir ettiğimiz Almanya Cumhurbaşkanı sayın Steinmeier’e de ifade ettim. Solingen faciasından 31 yıl sonra 25 Mart’ta yine aynı yerde ikisi çocuk dört kardeşimize yönelik düzenlenen ırkçı saldırıyı gündeme getirdik. Bu saldırının hiçbir karanlık nokta bırakılmadan tamamen aydınlatılması ve sorumluların da mutlaka cezalandırılması gerektiğini kendisine söyledim. Yurt dışında yaşayan onlarca vatandaşını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak bu menfur hadiseler karşısında sessiz kalamayız. Vatandaşlarımızla birlikte soydaşlarımızın haklarını da korumak devletimizin asli görevlerinden biridir. Büyükelçiliklerimizin ve Konsolosluklarımızın kapıları sizlere daima açıktır.

Antisemitizme karşı gösterilen hassasiyet ne yazık ki İslam düşmanlığı ve ırkçılık kaynaklı saldırılardan esirgenmektedir. Hatta bu suçlar güvenlik birimlerinin karıştığı cinayetlerde olduğu gibi dönerci cinayeti denilerek önemsiz hale getirilmeye çalışılıyor. Müslümanlara ve göçmenlere yönelik düzenlenen ırkçı saldırıların çoğunun daha soruşturma aşamasında örtbas edildiğini hepimiz biliyoruz.

“İÇERİDE KÖŞEYE SIKIŞAN SİYASETÇİLERİN AKLINA ÖNCE BİZE VE TÜRKİYE’YE SALDIRMAK GELİYOR”

Aşırı sağcı akımların kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet tarafından himaye edilmesi Batı demokrasileri adına tam bir faciadır, utançtır, skandaldır. Meselenin daha vahim tarafı Türk ve Türkiye karşıtlığının son yıllarda bazı siyasetçiler ve medya eliyle körüklenmesi, teşvik edilmesi, vatandaşlarımızın hedef tahtasına konulmasıdır. İçeride köşeye sıkışan hangi siyasetçi varsa aklına önce bize ve Türkiye’ye saldırmak geliyor. Seçimde başarısız olan kabahati kendinde aramak yerine bize ve ülkemize saldırarak temize çıkmaya çalışıyor.

Şahsımızı ve bizim üzerimizden ülkemizi hedef alan kampanyaların son dönemde artması tesadüf değildir. Bu kampanyaların tek bir hedefi vardır. O da bizi ve Türkiye’yi susturmaktır. Çünkü Türkiye sadece İslam ve yabancı karşıtlığı meselesinde değil, 7 aydır devam eden Gazze krizinde de dirayetli ve cesur bir duruş sergilemiştir.

Yıllardır bize demokrasi ve özgürlük dersi veren batılı yöneticilerin Gazze katliamlarında takındığı ikiyüzlü politikaları ise ibretle takip ediyoruz. ‘Gösteri hakkı kutsaldır’ diyenlerin 7 Ekim’den sonra ilk icraatı kendi sokaklarında Filistin’e destek gösterilerini yasaklamak oldu. Sağa sola insan hakları karnesi düzenleyenler 15 bini çocuk toplam 35 bin Filistinlinin ölümünü sadece seyrettiler. Lafa her başladıklarında özgür basından dem vuranlar İsrail saldırılarında hayatını kaybeden 140’tan fazla gazeteci hakkında tek bir cümle kurmadılar.

Tüm bu vahşet sahneleri yaşanırken bir avuç vicdan sahibi devlet adamı dışında hiçbir batılı lider tepki göstermedi, sesini yükseltmedi. İsrail’e artık yeter diyecek bir cesur yürek maalesef çıkmadı. Aylarca ateşkes çağrısı yapacak cesareti dahi gösteremediler. Hiçbir şey olmamış, 35 bin masum insan ölmemiş gibi İsrail’in arkasında durmaya, diplomatik ve askeri destek sağlamaya devam ettiler. Bazı prestijli Amerikan üniversitelerinde aralarında antisiyonist Yahudilerin de olduğu vicdanlı öğrenciler ve akademisyenler katliama tepki gösteriyor. Bu insanlar ‘Gazze’de katliam dursun’ dedikleri için şiddete, zulme, eziyete, hatta işkenceye maruz kalıyor. Sırf Filistin’e destek verdikleri için rektörler, profesörler işten atılıyor, linç ediliyor. Ancak söz konusu Türkiye olunca başımıza demokrasi havarisi kesilenlerin hiçbirinin bu hadiseler karşısında gıkı dahi çıkmıyor. Ne kadar meşhur demokrasi savunucusu akademisyen, aydın, gazeteci ve siyasetçi varsa hepsi başını kuma gömmüş, olanların yatışmasını bekliyor.

“ANTİSEMİTİK LEKESİ BİZE YAPIŞMAZ”

Türkiye’yi düşmanlaştırarak hiçbir yere varamazsınız. Ne yaparsanız yapın antisemitik lekesi bize yapışmaz. İslam düşmanlığına, yabancı karşıtlığına ve küresel ırkçılığın her çeşidine nasıl karşıysak antisemitizmi de aynı şekilde reddediyoruz. Coğrafyamızda kargaşa, savaş, istikrarsızlık görmek istemiyoruz.

Bugün kabinemizde, partimizde, Meclis’te ve Cumhurbaşkanlığı’nda sizlerin içinden gelen pek çok başarılı arkadaşımız görev alıyor. 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde verdiğimiz sözlerin hepsinin arkasındayız. Bu sözleri de daha öncekiler gibi aşama aşama hayata geçireceğiz.

Yakında Avrupa Parlamentosu seçimleri olacak. Sizin sesinizin o salonlarda yankılanması çok ama çok önemlidir. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmayı ihmal etmeyin. Seçimlerin şimdiden sizler ve Avrupa’daki kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antisemitizme-karsi-gosterilen-hassasiyet-islam-dusmanligindan-esirgeniyor/feed/ 0
Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan: 1 Mayıs, işçi iradesinin ve insan olma onurunun yükseldiği gündür https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-1-mayis-isci-iradesinin-ve-insan-olma-onurunun-yukseldigi-gundur/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-1-mayis-isci-iradesinin-ve-insan-olma-onurunun-yukseldigi-gundur/#respond Wed, 01 May 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30035 Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ” 1 Mayıs, işçi iradesinin ve insan olma onurunun yükseldiği gündür” dedi.

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş), 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Kocaeli’de bulunan Seka Park’ta bir miting gerçekleştirdi. Mitingde konuşan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, tüm dünyadaki mazlum ve mağdurların yanında olduklarını belirterek, “Gözyaşı, dili ve vicdanı olmak zorundayız. Onun için savaşın acılarını yaşayanlara, iklim değişikliği, açlık ve yoksulluğun pençesinde çırpınanlara, mültecilere, göçmenlere merhamet elimizi uzatıyoruz. Filistin’de, Gazze’de, Kudüs’te, Yemen’de, Mısır’da, Suriye’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Afganistan’da ve dünyanın neresinde olursa olsun yapılan zulüm, soykırım ve vahşete karşı çıkıyoruz. Dünyanın tüm mazlum ve mağdurları için barış, özgürlük, demokrasi ve adalet talebimizi güçlü bir şekilde haykırıyoruz. 1 Mayıs, işçi iradesinin ve insan olma onurunun yükseldiği gündür” diye konuştu.

“Kişi başına düşen milli gelirin artması, daha iyi ücret seviyelerinin belirlenmesini talep ediyoruz”

Arslan, dayanışma için birlik ve beraberlik mesajı vererek, 1 Mayıs’ta Kocaeli’den sendikal taleplerini şöyle sıraladı:

“Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin daha ileriye taşınmasını, sendikalara üye olduğu için işçilerin işten çıkarılmasının doğru bulmuyoruz, son bulmasını istiyoruz. Bugün, bu alanda ücretler üzerindeki ağır vergi yüküne bir kez daha dikkat çekiyoruz. Vergide adalet sağlanmasını, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz. Aile yükümlülüklerini dikkate alan, adil bir vergilendirme sistemi, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik modeli ve vergi denetiminde etkinliğin artırılmasını talep ediyoruz. Artan hayat pahalılığına karşı emekçileri koruyacak daha etkin politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Enflasyon rakamlarının aşağı seviyelere inmesi, kişi başına düşen milli gelirin artması, daha iyi ücret seviyelerinin belirlenmesini talep ediyoruz. Ücretlilerin milli gelirden aldığı payın artırılmasını, ekonomik büyümeden ve refah artışından hak ettiğimiz payı istiyoruz. Büyüyen, gelişen Türkiye’den emekçiler daha fazla pay alsın istiyoruz. İnsanı merkeze alan, daha adil ve sürdürülebilir bir dünya ve Türkiye ekonomisi istiyoruz. Kayıt dışı istihdamın azaltılması, insan onuruna yakışmayan, güvencesiz çalışma sisteminin sona erdirilmesi, iş kazalarının son bulması ve daha iyi bir sosyal güvenlik sistemi için alanlardayız. İstihdamda kadın ve gençlere daha çok yer verilmesini istiyoruz. Annelik hakkının korunmasını, kreş ihtiyacının karşılanmasını istiyoruz. Gençlerin eğitim, staj, işe giriş ve istihdam imkanlarının geliştirilmesini istiyoruz. Çocuk işçiliği ile daha etkin mücadele edilmesini istiyoruz. Engellilerin toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılımının sağlanmasını istiyoruz. Asgari ücret tespit komisyonunun yapısının katılımcı bir anlayışla yeniden belirlenmesini istiyoruz. 4857 sayılı iş kanunun, işgücünün değişen şartlarına uygun olarak iş güvencesi kapsamının genişletilmesini ve sendikal hak ve özgürlüklerin güçlendirilerek korunmasını talep ediyoruz. Kapsam dışında kalan emekçiler için kadro istiyoruz. 696 sayılı KHK ile kadroya geçen emekçiler için tayin, becayiş ve nakil hakkı istiyoruz. Mevsimlik ve geçici işçilerin sorunlarını da yakından biliyor ve tam çözümü için mücadele ediyoruz. Çaykur başta olmak üzere mevsimlik, geçici kamu işçileri ile kampanya işçilerinin sorunlarının çözülmesini istiyoruz. Kamu çerçeve protokolüne belediyelerin ve özel idarelerin de dahil edilmesini istiyoruz. Mahalli idarelerin iştiraklerinde/ şirketlerinde çalışan işçilere yılda 52 günlük ilave tediye ödenmesini istiyoruz. Belediyeler, belediyelere bağlı kuruluşlar ve belediye şirketlerinde çalışanların da enflasyon farkı, ilave artışlar ve iyileştirmelerden istisnasız olarak yararlanmasını istiyoruz. Ev işçileri ve bakım işçilerinin iş kanunu kapsamına alınarak sendikal haklarının sağlanmasını istiyoruz.”

Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Çalışanlar Derneği yöneticilerinden Tamer Kızılgün, 1 Mayıs’ta haklarını savunmak için buraya geldiklerini ifade ederek, “Bizler buraya 1 Mayıs’ta haklarımızı savunmak için geldik. 1 Mayıs işçiler için her ne kadar bayram olsa da biz taşeron çalışanlar için bayram olarak geçmiyor. Bizler 696 sayılı kanunda kadro dışı kalan taşeron kesimiz. Hastanede yaptığımız görev çok kritik ve önemli. Seçimlerden önce bakanımız Vedat Bilgin müjde verdi. Bu müjdeyi hala bekliyoruz. Bakanımız değişti ama hala müjde gerçekleşmedi. Şu an da hiç kimse bundan bahsetmiyor. Bize her seçim öncesi sözler verildi. Bizler artık bu sözlerin yerine getirilmesini istiyoruz” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-1-mayis-isci-iradesinin-ve-insan-olma-onurunun-yukseldigi-gundur/feed/ 0
İzmir’de binlerce emekçi 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/#respond Wed, 01 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30029 HABER: FATİH ÖZKILINÇ-ECE AZAK KAMERA: KERİM UĞUR-ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) –1 Mayıs İşçi Bayramı’nda İzmir’de binlerce emekçi sabahın erken saatlerinden itibaren Basmane, liman, Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı’nda toplanarak Gündoğdu Meydanı’na yürüdü. Meydanda düzenlenen mitingde taleplerini dile getiren emekçiler “Her yer Taksim, her yer direniş”, “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Hak, hukuk, özgürlük” sloganları attı.

Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Taksim’e selam gönderdi. Memiş, bu düzen böyle gitmez diyenlerin alanları hınca hınç doldurduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Bugün Gündoğdu Meydanı’ndan Taksim’e selam gönderiyoruz. Taksim’de düşene, dövüşene bin selam olsun. Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan ve yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında, kendilerini ifade etmek için yan yana geldiler. Umutlarımızı ve tepkilerimizi dile getiriyoruz. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında 1 Mayıs ülkemiz için önemli bir dönemeçte kutlanacak. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten işçilerin, emeklilerin, gençlerin, kadınların hesap sorma ve değiştirme iradesini güçlü bir şekilde ortaya koyduğu siyasi iktidarın yoksullaştırıcı ekonomik politikalarına, hukuksuzluklarına ‘dur’ dediği bir ortamda 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ekmeğimizin her gün ama her gün küçüldüğü; gelirde, vergide ve ülkede adaletsizliklerin arttığı; hak ve özgürlüklerimizin alabildiğine kısıtlandığı bu süreçte, hükümetin yoksullaştırıcı ekonomi programına seçimden sonra uygulayacağını söylediği kemer sıkma politikalarına karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ülke için, barış için, adalet için 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ülkemizde güçlü bir tarihi olan 1 Mayıs, iş yeri iş yeri, sokak sokak, meydan meydan yaşasın 1 Mayıs. Emek, dayanışma, mücadele günü.”

“ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDAN TAKSİM’ E ÇIKANLARA ‘SELAM OLSUN'”

Mitingde Türk-İş Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak ortak basın açıklamasını okudu. Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Ekmek, adalet, hürriyet için emek bizim, gelecek bizim. 1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü. 1 Mayıs emeğin, alın terinin, barışın, demokrasinin ve güvenli bir gelecek için dayanışmanın günüdür. Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’müz 1 Mayıs kutlu olsun. 2024 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı coşkuyla kutlarken, işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin haklarını savunmak için canlarını ortaya koyanlar; emek ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz, 1977 1 Mayısı’nda Taksim’ de katledilen canlarımızı bir kez daha saygı ile anıyoruz ve buradan 1 Mayıs’ ı kutlamak için ülkenin dört bir yanından Taksim’ e çıkanlara selam olsun diyoruz.

Ücretli çalışanların geçim ve yaşama şartları her geçen gün zorlaşırken, daha yılın ilk aylarında vergi oranları yükselmekte, ücretli çalışanlar ağır vergi yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Asgari ücret artışları enflasyon karşısında kısa bir sürede etkisini kaybetmekte, ülkedeki çalışanların ücretleri asgari ücret seviyesinde yoğunlaştırılmaktadır ve asgari ücret ortalama ücret haline gelmektedir. Kayıt dışı istihdam sorunu devam ederken başta kadın emekçiler olmak üzere, tüm emekçilere daha güvencesiz bir çalışma yaşamı dayatılmaktadır. Ülkemiz her alanda güvencesizler cumhuriyeti haline gelmiştir. Kadın işsizliği ve güvencesiz, kayıt dışı çalışma ortamlarında taciz, şiddet ve mobbing her geçen gün artmaktadır.”

Anayasa’da tanımlanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin işler hale gelmesi için, eşitlik, demokrasi ve adalet için mücadelenin inatla,  ısrarla ve kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanan açıklamada, şöyle devam edildi:

“Gelecek, işçi sınıfının ve tüm emekçilerin ellerinde yükselecektir. Bizler sadece işçilerin değil, tüm emekçilerin, kadınların, çocukların ve ötekileştirilen tüm kesimlerin, doğanın ve tüm canlıların haklarını sonuna kadar savunacağız. ve insan onuruna yaraşır koşullarda yaşayabilmek için azim ve kararlılıkla kavgamızı sürdüreceğiz.

Bizler emeğin sömürülmediği, sendikal hak ve özgürlüklerin engellenmediği, grev hakkının yasaklanmadığı, herkesin güvenceli, kadrolu çalıştığı, bir işinin ve insanca yaşamaya yetecek bir ücretinin olduğu, KHK ve fiili OHAL rejimine son verildiği, ekonomik krizlerin, salgınların, depremlerin, afetlerin faturasının halkımıza ve emekçilere kesilmediği, emperyalist güçlerin yarattığı savaşların hiç olmadığı, kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı, çocuk istismarının ve çocuk işçiliğinin olmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün suç olarak sayılmadığı, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz.1 Mayıs mücadeledir, 1 Mayıs birliktir, 1 Mayıs umuttur, 1 Mayıs gelecektir. 2024 1 Mayısı’ndan yeni bir başlangıç için ‘bu düzen böyle gitmez’ diyerek umutla ayağa kalkıyoruz. Yaşasın 1 Mayıs.”

1.VİDEO

SENDİKALARIN ALANA GELİŞLERİNDEN DETAY GÖRÜNTÜLER

2.VİDEO

İZMİR GÜNDOĞDU MEYDANINDAKİ 1 MAYIS KUTLAMALARINDAN DETAY

İZMİR GÜNDOĞDU MEYDANINDAKİ TERTİP KOMİTESİNİN KONUŞMALARI

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/feed/ 0
Ankara’da binlerce kişi 1 Mayıs’ı yoğun yağmur altında kutladı https://www.haber60.com.tr/ankarada-binlerce-kisi-1-mayisi-yogun-yagmur-altinda-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-binlerce-kisi-1-mayisi-yogun-yagmur-altinda-kutladi/#respond Wed, 01 May 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30025 HABER: ESRA TOKAT -NİSANUR YILDIRIM/ KAMERA: DURSUN ALKAYA – UĞUR DEMİRCİ – ONUR BİNGÖL

(ANKARA) – Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce vatandaşın katılımıyla yoğun yağmur altında Tandoğan Meydanı’nda (Anadolu Meydanı) kutlandı. Burada yapılan basın açıklamasında, “Bizler, ekonomik krizi sürekli hale getiren haramilerin saltanatının ilelebet sürmesine izin vermeyeceğiz. Bizler, işçi haklarının bir bir yok edilmesine; işçilerin, emekçilerin esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırılmasına karşı duranlarız! Bizler parasız eğitim, parasız sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkımıza sahip çıkmak için buradayız” denildi.

Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce yurttaşın katılımıyla Tandoğan Meydanı’nda kutlandı. DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası (ATO) ve Ankara Diş Hekimleri Odası tarafından yapılan çağrı ile saat 12.00’de AKM önünden çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi partiler, yoğun yağmura rağmen Tandoğan Meydanı’na yürüdü. Tandoğan Meydanı’ndaki miting, 1 Mayıs’larda hayatını hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapılarak başladı.

Mitinge, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve milletvekilleri Aliye Timisi Ersever, Aylin Nazlıaka, Aylin Yaman, Semra Dinçer, Mahmut Tanal, Talat Dinçer, Deniz Demir, Mustafa Adıgüzel de katıldı. Mitignte, “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs alanlardayız”, “Direne direne kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, İş, ekmek, özgürlük”, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir işçilerin ve emekçilerin 1 Mayıs’ını kutladı ve “Bugün Tandoğan’dayız ancak yüreğimiz 1 Mayıs’ta Taksim’de polisin orantısız gücüne maruz kalan emekçilerle birlikte.” dedi.

Mitingte konuşan KESK Ankara Şubeler Platformu Sözcüsü Tülay Yıldırım yaptı. Yıldırım, “Üzerimize düşen karanlığı aydınlatmaya hoşgeldiniz. 1 Mayıs Taksim’de direnmek, barikatlara, cemaatlere karşı durmaktır 1 Mayıs” dedi ve şunları söyledi:

“EŞİT YURTTAŞLIĞIN VE BARIŞIN HAKİM OLDUĞU BİR DÜNYA İSTİYORUZ”

“Ey İktidar; bize yaşattığınız derin yoksulluğun, yok saymanın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin bedelini emekçiler ödetecek size. Bizler her türlü ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe ve ötekileştirmeye karşı eşit yurttaşlığın ve barışın hakim olduğu bir dünya istiyoruz. Gezi tutuklularının serbest bırakılmasını istiyoruz. Madımak’ta, Ankara Tren Gar’ında yitirdiğimiz canların hesabı sorulsun istiyoruz.”

DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya ise ortak basın açıklamasını okudu. Kaya, “Haklarımızı savunmak, taleplerimizi haykırmak için yine 1 Mayıs meydanlarında buluştuk. Bugün tüm dünyanın güzelliklerini var eden emeğin ve alın terinin günüdür. Bugün çocuklarımıza yaşanabilir bir gelecek armağan etme günüdür! Bugün bizi karanlığa itenlere, zulmü reva görenlere karşı bir arada mücadele etme günüdür. Bugün bizi bir arada tutan birlik, mücadele ve dayanışma ruhuyla birlikte mücadele etmenin günüdür” dedi. Kaya’nın açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

“ÇALIŞANLAR AÇLIK SINIRININ BİLE ALTINDA ASGARİ ÜCRETE MAHKUM EDİYOR”

“İş cinayetleri katliam boyutunu aştı. Katliamlara “kader” ve “fıtrat” deyip geçen siyasi sorumlular size söyleyecek sözümüz var; çalışanlar açlık sınırının bile altında asgari ücrete mahküm ediliyor. Emeklilere yaşamayın dercesine bir ücret reva görülüyor, vergi yükü işçinin, emekçinin, emeklinin sırtında.

“DEPREMDE YAŞAMLARINI YİTİRENLERİN HESABI HALA VERİLMEDİ”

İktidarın rant politikaları nedeniyle büyük bir yıkım yaratan depremde yaşamlarını yitirenlerin hesabı hala verilmedi. Bizler, ekonomik krizi sürekli hale getiren haramilerin saltanatının ilelebet sürmesine izin vermeyeceğiz. Bizler, işçi haklarının bir bir yok edilmesine; işçilerin, emekçilerin esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırılmasına karşı duranlarız! Bizler parasız eğitim, parasız sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkımıza sahip çıkmak için buradayız.

“BİZLER YOK SAYILAN KÜRTÜZ, HOR GÖRÜLEN ALEVİYİZ”

Bizler yok sayılan Kürt’üz hor görülen Aleviyiz! Bizler Hacı Bektaş-i Velinin dediği gibi bir olmak, iri olmak ve diri olmak için buradayız. Bizler eşit yurttaşlık haklarımızı savunmak için buradayız. Toplumsal yapılar, inanç gruplarına yönelik baskı ile kamu kaynaklarının eşitsiz kullanımı son bulmalıdır. Demokrasi için, savaşa karşı barış için, adalet için bir aradayız. Sömürüye, yoksulluğa ve faşizme karşı birlikte mücadele ve dayanışma zamanı.

KÜRSÜDEN 10 TALEP SIRALANDI

Ortak basın metninde işçi ve emekçilerin talepleri 10 maddede sıralandı. Bu maddeler şöyle:

“* Asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretler artırılmalı, en düşük emekli aylığı en az asgari ücret düzeyine çekilmelidir.

Tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmeli, herkese güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı, faturalar tüm vergilerden muaf tutulmalıdır.

Anayasal hakkımız olan örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Kamu varlıklarının özelleştirilmesinden vaz geçilmeli, eğitim, ulaşım, sağlık başta olmak üzere tüm kamu hizmetleri devlet eliyle ücretsiz verilmelidir.

Sendikalı olma, grev gibi hak arama yolları açık olmadır.

Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüz son bulmalı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ortadan kaldırılmalıdır.

Çocuk işçiliğine karşı ve çocuk istismarının ortadan kaldırılması için koruyucu tedbirler ivedilikle alınmalıdır.

İstanbul Sözleşmesi, işyerinde şiddete ve tacize karşı ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi derhal uygulanmalıdır.

Gazze’de sivillere yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz! Direnen Filistin halkının yanındayız!

Emperyalizme karşı barışı, faşizme karşı halkların kardeşliğini savunarak, Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin hakim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz.”

“ANKARA ÜNİVERSİTESİ KIDEM TAZMİNATLARIMIZI GASP ETMEYE ÇALIŞIYOR”

Öte yandan kıdem tazminatsız işten çıkarılan Ankara Üniversitesi Antıp (Ankara Tıplılar Vakfı) işçileri de mitingte söz aldı. İşçiler adına konuşan Ümit Bolatbaş, “72 işçi dostumuz için buradayız. Söz verildiği halde tazminatlarımız ödenmedi. Bizleri yok yerine koyan Ankara Üniversitesi kıdem tazminat haklarımızı gasp etmeye çalışıyor. Kıdem tazminatı hakkımızı söke söke alacağız. Hak verilmez alınır.” ifadelerini kullandı.

Miting, Bandista konserinin ardından sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-binlerce-kisi-1-mayisi-yogun-yagmur-altinda-kutladi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Taksim’e Gitmek İsteyenlerin Anayasal Haklılığı Var https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksime-gitmek-isteyenlerin-anayasal-hakliligi-var/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksime-gitmek-isteyenlerin-anayasal-hakliligi-var/#respond Wed, 01 May 2024 21:06:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29989 HABER: MEHMET OFLAZ/ KAMERA: MEHMET MEHMETLİOĞLU

(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane’de yaptığı açıklamada, “Demokrasilerde bir hakem vardır o da yargıçtır. Geçtiğimiz yıla kadar emekçiler, Taksim’e gitmek istedi. Hükümet ‘gidemezsiniz’ dedi. Hakeme başvurdular, hakem ‘Gitmeleri lazım’ dedi. Bugün Taksim’e varmak isteyenlerin anayasal ve mahkeme kararına dayanan bir haklılıkları var. Götürmeyenler de Anayasa’ya aykırı iş yapıyorlar. Biz sendikaların kararıyla ilgili bir şey diyemeyiz ama bir gerçeklik var ki oraya emekçileri sokmamak Anayasa’yı çiğnemektir. Türkiye’de anayasa tartışması, anayasa çalışması başlamasını istiyorlar. Mevcut Anayasa’ya daha üç ay önce uygun olarak alınmış bir kararı uygulamamak, mevcut Anayasa’ya uymamak yeni bir anayasayla ilgili taleplerin de ne kadar suni talepler olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla emekçilerle birlikte Taksim’e yürümek üzere Saraçhane’ye geldi. Özel’e; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP grup başkanvekilleri, genel başkan yardımcıları, milletvekilleri ve İstanbul ilçe belediye başkanları eşlik etti. Özel, burada Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ayfer Koçak, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile görüştü.

ÖZGÜR ÖZEL: “ORAYA EMEKÇİLERİ SOKAMAMAK ANAYASA’YI ÇİĞNEMEKTİR”

CHP lideri Özel, burada gazetecilere yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Demokrasilerde bir hakem vardır o da yargıçtır. Geçtiğimiz yıla kadar emekçiler, Taksim’e gitmek istedi. Hükümet ‘gidemezsiniz’ dedi. Hakeme başvurdular, hakem ‘Gitmeleri lazım’ dedi. Bugün Taksim’e varmak isteyenlerin anayasal ve mahkeme kararına dayanan bir haklılıkları var. Götürmeyenler de Anayasa’ya aykırı iş yapıyorlar. Biz sendikaların kararıyla ilgili bir şey diyemeyiz ama bir gerçeklik var ki oraya emekçileri sokmamak Anayasa’yı çiğnemektir. Türkiye’de anayasa tartışması, anayasa çalışması başlamasını istiyorlar. Mevcut Anayasa’ya daha üç ay önce uygun olarak alınmış bir kararı uygulamamak, mevcut Anayasa’ya uymamak yeni bir anayasayla ilgili taleplerin de ne kadar suni talepler olduğunu ortaya koyuyor.

“AYM KARARINA RAĞMEN KANUNSUZ EMİRLERİ VERENLERİ BU KARARLARINI GÖZDEN GEÇİRMEYE DAVET EDİYORUZ”

Tabii sendikaların Sayın Başkanlarına ne yapacaklarını sorabilirsiniz ama bizim burada gözettiğimiz en önemli şey, bayramın bayram gibi kutlanması. Bugün Saraçhane önemli bir kazanım alanıdır çünkü bütün sendikalar, en son Beşiktaş’a çağrı yapan sendikalar da Saraçhane’ye geldiler. Emekçiler kol kola girdi ve birlikteler. Bu birliktelik, burada toplanabilmek önemlidir. Taksim’e çıkılmasına karşı kaba kuvvet, kanunsuz emir olursa bu onu uygulayanların ayıbı olur. Biz çatışma olsun istemeyiz, ne emekçiler ne polis yaralansın, gaz sıkılsın, istenmeyen görüntüler ortaya çıksın istemeyiz. O yüzden de Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen kanunsuz emirleri verenleri bir kez daha bu kararlarını gözden geçirmeye, suç işlememeye, suç işlettirmemeye davet ediyoruz. Onun dışında gün içinde buraya çağrı yapan legal örgütler, sendikalar ne söylüyor, ne yapıyorlarsa ona göre davranılacak.”

EKREM İMAMOĞLU: “5 YILDIR SARAÇHANE’DE HALK NE DİYORSA O OLUYOR”

Ekrem İmamoğlu da şu açıklamayı yaptı:

“Son 5 yıldır Saraçhane hak arama noktasına dönüştü. Bugün de ne tesadüftür ki ne yazıktır ki 1 Mayıs ile ilgili hak arama buluşmasına dönüştü Saraçhane’deki buluşma. Sonuçta Saraçhane’deki hak arama mücadelesi her zaman başarıyla sonuçlandı, halkın istediği oldu. Muhtemelen bunun da sonunda Taksim’de bir buluşmaya dönüşecek, ama bugün ama seneye. Bu hak arama mücadelesini umuyorum ki şu anda bu sürece karar verenler iyi izlerler ve vicdanlarıyla hukuka uygun davranmalarıyla bir an önce bu tür sertleşen, şehri kıskaç altına alan böyle bir bayramı yok saymaya gayret eden anlayıştan vazgeçerler. Temennimiz o. 5 yıldır Saraçhane’de halk ne diyorsa o oluyor. Muhtemelen bundan sonra da böyle bir yolculuk başlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksime-gitmek-isteyenlerin-anayasal-hakliligi-var/feed/ 0
CHP Genel Başkanı: “İşçiler Taksim’e Yürüyorsa CHP Olarak Onlarla Birlikte Olacağız” (2) https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/#respond Tue, 30 Apr 2024 23:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29928

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Yarın CHP 55 ilde, 120 merkezde. Ancak hangi ilde, nerede 1 Mayıs kutlaması varsa bu gruptan bir temsilcimiz o kutlamada yer alacak. HAK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz, TÜRK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz. Her ne kadar Kocaeli, Bursa yerine o kutlamaların doğru yerinin Taksim olduğunu düşünsek de hiçbir sendikayı ayırmadan üyelerine, kurumsal yapılarına hürmeten zaman zaman farklı düşünsek de her sendikanın her yerde yaptığı her şehirdeki etkinlikte olacağız. Yarın işçiler Anayasa’ya uygun olarak, AYM ‘İşçiler haklı’ dediği için Beşiktaş’tan ve Saraçhane’den toplanarak Taksim’e yürüyorlarsa CHP olarak onlarla birlikte olacağız” dedi.

Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamamayı ve MHP’nin ‘AYM kapatılsın’ söylemlerine sessiz kalmayı anayasa tanımamak” olarak değerlendirdi. Özel, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben siyasilerin el sıkışmasını hep savundum, savunacağım. Siyasiler el sıkışmazsa demokrasi düşmanları ellerini ovuşturmaya başlarlar. 1970’lerin sonunda siyasetin el sıkışamamasının Türkiye’ye nelere mal olduğunu hep beraber yaşadık. O yüzden müzakere başka bir şeydir, iletişim başka bir şeydir, aynı fikirde olmak başka bir şeydir. Ama Anayasa’ya sadakate yemin etmiş bizlerin birbirine yeminine sadık kalmasını beklemek, hatırlatmak da her birimizin görevidir.

Yarın CHP -şu ana kadar alınan bilgi- 55 ilde, 120 merkezde. Ancak hangi ilde, nerede 1 Mayıs kutlaması varsa bu gruptan bir temsilcimiz o kutlamada yer alacak. HAK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz, TÜRK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz. Her ne kadar Kocaeli, Bursa yerine o kutlamaların doğru yerinin Taksim olduğunu düşünsek de hiçbir sendikayı ayırmadan üyelerine, kurumsal yapılarına hürmeten zaman zaman farklı düşünsek de her sendikanın her yerde yaptığı her şehirdeki etkinlikte olacağız. Yarın işçiler Anayasa’ya uygun olarak, AYM ‘İşçiler haklı’ dediği için Beşiktaş’tan ve Saraçhane’den toplanarak Taksim’e yürüyorlarsa CHP olarak onlarla birlikte olacağız.

“1 MAYIS’TA GAZ, COP, KELEPÇE GÖRMEK İSTEMİYORUZ”

Buradan tek uyarım, en önemsediğim uyarım şudur: 1 Mayıs bayramdır. 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramıdır. Bu ülkenin -her ne kadar sendikal hakları olmasa da- polisi de emekçidir, askeri de emekçidir, güvenlik görevlileri de emekçidir. Onlara kanunsuz emirler verenler yüzünden, ekmekleriyle oynandığı için o emre uymadığında her türlü disiplin sürecinde tehdit edildikleri için uygulamak zorunda oldukları kararlar, o kardeşlerimizin kişisel kararları değildir. Bazı ortamlarda işçilerle polisleri, güvenlik güçleriyle emekçileri çatıştırmak isteyen, yasa dışı yapılar olabilir ya da yasal zeminde görev yapan birtakım kötü niyetli kişiler olabilir. Her iki tarafın da provokasyonları olabilir. Onun için herkesi 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlamaya, 1 Mayıs’ta gaz, cop, kelepçe görmek istemediğimizi, 1 Mayıs’ta güvenlik güçleriyle çatışma görüntüleri görmek istemediğimizi bir kez daha hatırlatarak tüm kamu görevlilerini sorumluluğa, tertip komitelerini de bu konuda kanunsuz emini veren anayasa tanımazlarla, evladına ekmek götürmek için bu emirlere uymak zorunda olan emekçi polis kardeşlerimi birbirinden ayırmak, özdeşleştirmemek konusundaki hassasiyeti bekliyor; 1 Mayıs İşçi Emekçi Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.

“ODTÜ’DE, BOĞAZİÇİ’NDE ÖĞRENCİLERİ TUTUKLAYAN ZİHNİYETİN AMERİKA’DAKİ EYLEMLERİ ÖVMESİ İKİYÜZLÜLÜKTÜR”

Diğer yandan Gazze’de tüm insanların yüreklerini sızlatan katliamlara, batı üniversitelerinden tepki yükseliyor. Bu tepkiler şiddetle bastırıldığında son derece utanç verici görüntülerdir, biz de ona tepki gösteriyoruz. Öğrencilerin yaptığı İsrail karşıtı Filistin dayanışma eylemlerine Türkiye’den destek veren, o eylemleri öven iktidarın ki o eylemleri ben de övüyorum, dönüp Türkiye’de Boğaziçi’nde öğrencilerin yaptığı eylemlere müdahale etmesinin; Boğaziçi’nin kampüsüne öğretim görevlilerini, önceki dönem dekanlarını sokmayacak kadar ileri gitmesinin; ODTÜ’de Devrim Stadı’nda mezuniyet töreni yapılmasına izin vermeyenlerin; öğrencilerimizi ODTÜ’de, Boğaziçi’nde kriminalize eden, gözaltı yapan, tutuklayan zihniyetin Amerika’daki eylemleri övmesi ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. ODTÜ’deki Devrim Stadı’na o silinemez ‘devrim’ yazısını yazan, Filistin davasında hepimizin önderi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıdır. Aklınızı başınıza alın. Bu kadar ikiyüzlülüğün ne siyasette ne beşeri ilişkilerde kaldırılır tarafı yoktur. Bunları görmemek ve Filistin meselesinde Amerika’ya demokratlık taslayıp Boğaziçi’nde ODTÜ’de bir anda despot kesilmenin izahı yoktur. İzah arıyorsanız bunun izahı için bakmanız gereken yer, 31 Mart seçim sonuçlarıdır. İzahı orada yaptılar size.

MADEM ATAMAYACAKSINIZ, NİYE OKUTTUNUZ”

25 Ağustos 2023, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) bitmiş. Bu sınavdan o günden bugüne sekiz ay geçmiş, halen daha atanmayan öğretmenler… ‘Atanamayan öğretmen’ lafını lügatınızdan çıkarınız. Dilimiz alışmış, bazen ben de söylüyorum. Atanamayan öğretmen; öğretmenin kendine kusur atfeden ya da kendisine masumiyet atfeden… Atanamayan öğretmen yoktur, bu iktidar tarafından atanmayan öğretmen vardır. Milli Eğitim Bakanlığı 85 bin ücretli öğretmen çalıştırıyor. Bir taraftan öğretmenler 85 bin atama bekliyor, atamalarını yapmıyor. Sayın Erdoğan seçim sözü verdi: ‘Mülakat kaldırılacak.’ Kaldırmıyorlar. Milli Eğitim Bakanı, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ diyor. Siz seçimde bu milletten bunu diyerek oy almadınız. ‘Mülakatı kaldıracağız’ diyerek oy aldınız. Şimdi mülakatı kaldırmamak, seçmeni kandırmanın itirafından başka bir şey değildir. Bundan 22-23 yıl önce, rahmetli Ecevit’e, ’68 bin atanmamış öğretmen var. Niye atamıyorsun? Madem atamayacaksın, neden okutuyorsun’ diyen Erdoğan, bugün itibarıyla 1 milyon öğretmeni okutmuş ve atamamıştır. Rahmetlinin manevi huzurunda, o hesabı şimdi size soruyoruz: Madem atamayacaksınız, niye okuttunuz kardeşim? Hafta sonu, atanmayan öğretmenlerin mitingindeydik. Ben memleketim Manisa’da ilk kez yaptığımız Mesir Festivali’nde ve ev sahibi hüviyetinde olduğum için orada grup başkanvekillerim, milletvekillerim bizi teslim etti. Önemli bir mücadele verildi. O mücadeleyi saygıyla karşılıyoruz. Öğretmenlerimizin sonuna kadar arkasındayız. Verdikleri her mücadele bizim tarafımızdan desteklenecek. Her görüşmede, her platformda imkan buldukça onların haklı mücadelelerini ifade etmeye, hatırlatmaya, onları takip etmeye devam edeceğim.

“TÜM HUKUKÇULARA DAYANIŞMA DUYGULARIMIZI İLETİYORUZ”

Bu parlamento en çok temsil edilen meslek grubu hukukçulardır, avukatlardır. Hem yüksek belagatleri hem aldıkları hukuk eğitimi gereğince, hukuk yapılan bu yüce çatının altında en çok onların bulunması da gayet doğaldır. Kendileri bu hafta ‘Büyük Savunma Mitingi’ gerçekleştirdiler 27 Nisan Cumartesi günü. ‘Avukat için adalet’ dediler ve avukatların sorunlarını dile getirdiler. Aralarına siyasetin, görüş ayrılıklarının girmesine izin vermeden bir bütün olarak mesleklerini savunmaya, sosyoekonomik sorunlarına, kendilerine yönelik her geçen gün artan şiddete, yargı ve hukuk düzenine ilişkin sıkıntılara yönelik tepkilerini dile getirdiler. Hukuk ve yargı sisteminde yaşanan her türlü aksaklığın savunma mesleğine nasıl yansıdığını ifade ettiler. Biz savunma hakkının en kıymetli insan haklarından bir tanesi olduğunu, savunma mesleğinin en saygın mesleklerden bir tanesi olduğunu ve adalet arayan her yurttaşımızın gece gündüz imdadına koşan bu önemli mesleğin mensuplarının sorunlarının takipçisi olduğumuzu ifade ediyor; tüm avukatlara, tüm hukukçulara CHP Grubu adına dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

“AK PARTİLİ KADIN SEÇMENİN EN AZ MEMNUN OLDUĞU KONU ÇOCUĞUNUN ALDIĞI EĞİTİMDİR”

Biraz önce Sevinç Hanım’ın katılımıyla CHP’nin eğitim takımı bir kat daha güçlendi. Bugünlerde eğitimde müfredat değişikliği gündemde. Eğitim sisteminde büyük bir reform yapılmasına ihtiyaç olduğu konusunda bir milli mutabakat var. AK Parti’nin anketlere baktığınızda, doğru bakarlarsa görmeleri gereken en önemli nokta şudur: AK Partili kadın seçmen kırılımına bakın ve AK Parti’den az memnun olduğu nedir diye bakın. Çocuğunun aldığı eğitimdir. Memnuniyet düzeyi yüzde 19. AK Partili kadın seçmen, Recep Tayyip Erdoğan’a en yüksek oy veren seçmen gruplarından birisi, evladının eğitiminden 100 üzerinden 19 veriyor. Kültür bakanından sonra en çok değiştirilen bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı. Yapboz tahtası, ger gelen reform yapıyor. Bu milli eğitimi, reforma muhtaç hale getireni kim atadı? Aynı dolma kalem, aynı mürekkep, aynı kişi atadı. ‘Kindar bir nesil yetiştirelim, değerleri bizim gibi olsun, bize bağlı olsun, potansiyel seçmen olsun’ bakış açısı, eğitimci bakış açısı değildir.

“KUSUR, MİLLİ EĞİTİMİ BİR PARTİNİN PROPAGANDASI YAPAN ANLAYIŞTADIR”

Bu yüzden yapboz tahtasına dönmüş, sürekli kuralları, müfredatı değişen ve siyasetçilerin elinde, zihninde oyuncak haline getirilen eğitim sistemine şimdi bir müfredat değişikliğiyle; hem de adı ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olarak bütün AK Partili, AK Parti’ye oy vermiş seçmenlere sesleniyorum: Bir an için geçen mayısta seçimi AK Parti’nin, Tayyip Bey’in değil de CHP’nin, Kemal Bey’in kazandığını düşünelim. ve bugün CHP’nin hepimizin evlatlarının okuyacağı müfredatın adını kendi partisinin sloganı olarak koyduğunu düşünelim. Ne hissedersiniz? ‘Türkiye Yüzyılı’ AK Parti’nin bakanlıkları da alet ederek, imkanlarını kullanarak bir seçim kampanyasının sloganıdır. Bir yerde mütabakat olacaksa her yerde olacak. Almanya’yı dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri yapan eğitimlerindeki milli mutabakattır. Sosyal demokratların gelip değiştirdiği, Hristiyan demokratların gelip altüst ettiği bir eğitim sistemleri yoktur. Oturmuştur, tıkır tıkır yürür ve Alman çocuğu, anası-babası hangisi siyasi görüşte olursa olsun PISA sınavını takır takır çözer. Senin çocuğun okuduğunu anlamıyorsa, senin çocuğun hesapta-kitapta, PISA’da sondan ikinciyse kusur çocukta değil, kusur senin seçtiğin kafada. Milli eğitimi bir partinin propagandası yapan, bir partinin gençleri devşirmek için aracı olarak gören anlayıştadır.

“BU MÜFREDATI REDDEDİYORUZ”

Şimdi yollamış, ’10 yılda hazırladık. Yedi günde görüş verin’ diyor. 10 gün bile demiyor. Bu ülke haftalar süren milli eğitim şuraalarını biliyor. Ortak akıl olmadan milli eğitim olmaz. Bilimsel eğitim olmadan milli eğitimde başarı olmaz. Çağdaş, laik, bilimsel eğitimden uzaklaşınca kalkınma olmaz, zenginleşme olmaz. O yüzden bu müfredatı reddediyoruz. Bu müfredatı elbette çalışacağız, elbette uyaracağız, elbette eleştireceğiz. Ancak bir oldu bittiyle, boyacı küpüne sokar çıkarır gibi bir müfredat yapılması son derece sakıncalıdır. Bu konuda bir kez daha ilgilileri uyarıyorum. Milli Eğitim Bakanı’nı uyarmıyorum çünkü onun en zayıf olduğu konu okuduğunu ve duyduğunu anlama. O dersten baştan kalmış bu arkadaş.

“ASTSUBAYI KORURUZ’ DİYENLERİN KANUN TEKLİFİNDE OYLARINI GÖRECEĞİZ”

Çok yağmurlar yedim, hasta oldum, sesim kısıldı, perişan oldum. Bir gün Edremit’e gittim, güneş açmış. O güneşin altında birileri tadını çıkarırken ben de derdimi anlatmaya çalışırken Ahmet’ime oy isterken bir baktım aşağıda mavi bereliler var. Dedim ki ‘Sizin derdinizle dertlenen arkadaşlarım var. Benim gölge İçişleri Bakanım Murat Bakan, astsubay çocuğudur. Her fırsatta derdinizi dile getirir ancak -yanımda Umut Akdoğan arkadaşım vardı- buradan talimat veriyorum; bir araştırma önergesi yazın, grup başkanvekillerimize danışın, uygun haftada gündeme alın. Astsubaylarımızın sorunlarını bir kez daha gündeme getirin.’ Bugün 43 emekli astsubayımız Türkiye’deki bütün emekli astsubayların sorunlarını görünür kılmak için çareyi bu Meclis’e gelmekte buldular. Önümüzdeki günlerde bir kanun teklifimiz, bir acil eylem planımız var astsubay emeklileri ile ilgili. Bunun yasalaşması için mücadele edeceğiz. Astsubaylara 10 bin gösterge rakamı üzerinden tazminat verilmesinden başlayıp göreve başlangıç derecenizin dokuza iki olmasından, alınan disiplin cezalarının bir kereye mahsus affına kadar, tabi ki devlete karşı işlenen şuçlar gibi meslekte bağdaşmayan suçları kapsamıyor. 60 yaşına kadar görevde kalıp emekli edilenlerin subaylardaki gibi kadrosuzluk tazminatından yararlanmasından tutun, astsubay yetiştiren okulların ön lisanatan lisans düzeyine, astsubay meslek yüksek okullarının da lisans düzeyine çıkartılmasıyla ilgili dört başı mamur, sahadan gelen, sizin sesinizi duyan bir kanun teklifimizi de önümüzdeki haftalarda Meclis’te görüştüreceğiz. Kim kabul edecek, kim etmeyecek göreceğiz. Çıkıp da MHP sıralarından ‘biz uzman çavuşu severiz’, ‘astsubayı koruruz’, ‘ordumuzun arkasındayız’ diyenlerin o kanun teklifinde oylarını göreceğiz.

“HASTA TUTUKLAR KONUSUNDA BİR KEZ DAHA VİCDANA DAVET EDİYORUM”

Türkiye cezaevlerinin en önemli sorunlarından bir tanesi hasta, tutuklu ve hükümlülerdir. Bu konuda geçtiğimiz hafta 83 yaşındaki Çetin Doğan’ın hastaneden hapishaneye taburcu edildiğini üzülerek ifade etmiştim. Yine dilini bilmediği bir hastayı muayene ettiği için kim olduğunu bilmeden ettiği için şifacı Makbule Özer’in yeniden hapishaneye konulduğunu, hasta hasta konuduğunu ifade etmiştim. Bu konuda yetkilileri vicdana ve insafa davet ediyorum. Yine bir başka bitmez tükenmez AKP çalışmasını, yine AKP grubu gururla sunar; kamuda tasarruf. Nasıl Milli Eğitim’de her değişen bakan reform yapıyorsa, kamuda tasarruf genelgesinin de 8.’si geliyor. Bugüne kadar yedi tane yayınladılar, yedisine de uymadılar. 7.’de Meclis’le Saray’ı kapsam dışı tuttular.  Şimdi sekizinciyi göreceğiz ama kamuda tasarruf deyince bunu sadece merkezi yönetim hiyerarşisindeki kamu olarak düşünmüyoruz. Türkiye’deki nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediyeler olarak yönetiyoruz. Ekonominin yüzde 80’ini yönetiriz, verginin yüzde 86’sı bizim yönettiğimiz belediyelerden toplanırken biz tasarrufun dışında kalamayız. Hazırlanmakta olan CHP’nin tasarruf genelgesi ile belediyelerimizin geçmiş dönemde israfı bitirip hizmeti getirdikleri anlayışı tüm belediyelere örnek tutan, uygulama birliği sağlayan ve israfın, kötüye harcamanın ortadan kalktığı, tasarruf edilen paranın sosyal belediyecilik uygulamaları ile gerçek hak edenlere harcandığı bir süreci başlatıyoruz.

“İSRAFIN KAYNAĞI OLANLAR İSRAFI DURDURAMAZ”

Geçtiğimiz günlerde Denizli’deydim. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımı makamında ziyaret ettim. Kendisi bana belediyede 45 lüzumsuz makam aracı tespit ettiğini, başkanların, daire başkanlarının, özel kalemlerine kadar makam arabası tahsis edildiğini, dışarıda makam araçları olduğunu, il ve ilçe başkanlarına araçların gittiğini, bunların 45’ini tez elden iade ettiğini kendi ekibine de herkes arabasına biner, işine gelir, gün içinde görevi gereği araba lazım olan aşağıdaki havuzdaki araçlardan birini kullanır’ dediğini söyledi. Ben de ona şunu söyledim hepiniz adına; helal olsun sana dedim. Denizli Belediye’sinin o iade edilen araçlar için birikmiş toplam 11 milyarlık borcunun 70 milyon TL’si lüzumsuz makam araçlarından. Bu sadece Denizli, sadece buzdağının görünen yüzü. Ekrem İmamoğlu geçen sefe önce 13 bin oy farkıyla büyük haksızlıktan sonra 806 bin farkla kazandığı seçimi bu sefer 1 milyonun üzerinde farkla kazanıyorsa sen ‘ben yanlışı nerede yağtım’ diye bakmayacaksın. Ekrem İmamoğlu’nun binlerce lüzumsuz makam aracını iade edip bu tasarruf ettiği paraları senin görmezden geldiğin yoksulun kursağından geçirmesinde arayacaksın başarıyı. Mansur Yavaş, senin beleidye başkanlarının gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi Ankara’dan talimat beklerken, veresiye defterlerini kapttırıyorsa, dolmuşçuya katkı sağlıyorsa b’iz nasıl yüzde 30 aldık da bunlar yüzde 60 aldı’ diye düşünmeyeceksin. Fakirin, fukaranın dostunun CHP olduğunu bileceksin. İsrafın sebebi, kaynağı olanlar israfı durduramazlar. Biz CHP olarak kendi genelgemize de uyarız, yayınlanacak kamu genelgesine de uyarız.

“MİLLET UMUDU BİZDE GÖRDÜYSE BU SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ”

Millet son seçimlerde sıkıntıların çözümü için umudunu bize bağladığına göre, yetkiyi bize verdiğine göre kendisini 10 ay önce yetkilendirdiklerine bir uyarı, bir sarı kart gösterip bizden umudu olduğunu söylediğine göre, bu görevi yerine getirmek hepimizin sorumluluğudur. İçilerin, işsizlerin, emeklilerin, atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının, staj ve çıraklık mağdurlarının, emekli astsubayların, alın terini toprağa döken çiftçilerin, umudunu kaybetmiş gençlerin, gözü yaşlı annelerin umudu Cumhuriyet Halk Partisi ise, yok sayılanların, hor görülenlerin hakkını nerede arayacağını bilemeyenlerin bir tane dostu vardır; Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Eğer Cumhuriye Halk Partisi bu sorunları görüyor, nasıl çözüleceğini biliyor ama bunu kimseye söylemiyor elini taşın altına koymuyorsa iktidara hazır değil demektir. Bunun için doğru yolu göstermeye, doğru politikaları önermeye, milletin itirazlarını seslendirmeye ve bu konuda kiminle görüşmek, müzakere etmek ve bu uğurda çaba sarfetmek gerekiyorsa orada olacağız. Ancak bunlar yapılırken kim, nerede mücadele ediyorsa sokakta, maydanda, Saraçhane’de, Taksim’de, Meclis’te onlar için mücadeleye devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

“ANAYASA DAHİL, HALKIN DERDİ OLMAYAN HİÇBİR MESELEYLE İLGİLENMİYORUZ”

Yerel seçim kampanyasında olduğu gibi bu yeni dönemde halkın derdi olmayan hiçbir meseleyle meşgul olmayıp, zaman kaybetmeyeceğimize, halkın gündemi dururken gündem saptıranların peşine takılmayacağımıza, birileri istiyor diye gerilimi yükseltip esas meseleleri konuşulamaz kılmaycağımıza ve vatandaşın gerçek derdini sisleyerek görünmez kılmak isteyenelerin gündem ne ise ister adı anayasa olsun ister babayasa olsun… O işlerle meşgul olmadan önce bizim, milletin aç karnıyla, düşük maaşıyla, kısıtlanan özgürlükleriyle, işsizlik ve güvencesilikle mücadele edeceğimize bütün milletim haberdar olsun, emin olsun, müsterih olsun.”

(BİTTİ)

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/feed/ 0 İçişleri Bakanı: Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmeyecek https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-taksimde-1-mayis-kutlamalarina-izin-verilmeyecek/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-taksimde-1-mayis-kutlamalarina-izin-verilmeyecek/#respond Mon, 29 Apr 2024 21:09:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29754 (ANKARA)- İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının yapılmasına izin verilmeyeceğini belirterek “Taksim Meydanı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında belirlenen ve ilan edilen, yer ve güzergahlar arasında değildir. Çünkü, Taksim Meydanı ve çevresi, konumu itibarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü için uygun değildir. Araç ve yaya akışının çok yoğun olduğu bu bölge, güvenlik tedbirlerinin alınmasını zorlaştırdığı gibi, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasında da ciddi riskler barındırmaktadır” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bugün düzenlediği basın toplantısında 1 Mayıs kutlamaları ile ilgili açıklama yaptı. Yerlikaya, 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmayacağını duyurdu.

Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:

“Malumunuz üzre; iki gün sonra, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlanacak. Hatırlanacağı gibi 12 Eylül darbesi sonrasında 1 Mayıs yasaklanmıştı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeyse, 2008 yılında Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmaya başlandı. 2009 yılında da resmi tatil olarak ilan edildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi, emek bizim inancımızda ve kültürümüzde, müstesna bir kıymete ve öneme sahiptir. Bu hassasiyetle işçi hakkının korunmasına her zaman öncelik verdik; bu hakkın istismar edilmesine, örselenmesine hiçbir zaman müsaade etmedik. Bu anlayışla, ekmeğini alnının teri ve gözünün nuruyla kazanan, ülkemizin gücüne güç katan, kamu ve özel sektörümüzdeki işçi kardeşlerimin, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü can-ı gönülden tebrik ediyorum.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü, demokratik bir haktır. ve bu hak, Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Ancak burada çok önemli bir hassasiyet var. O da demokratik hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, toplumumuzun huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini aksatmamasıdır. Başkalarının hak ve özgürlüklerini engellememesidir. Anayasamızın 34. maddesiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi de işte bu hassasiyetlere yer vermiştir.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ 54 SOSYAL MEDYA HESABINDAN ‘TAKSİM’E GELİN’ ÇAĞRISI YAPIYOR”

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle, şimdiye dek 55 ilimizde, 103 ayrı etkinlik müracaatı yapılmıştır. ve bunların tamamına izin verilmiştir. Tam da burada İstanbul’la ilgili olarak ayrı bir parantez açmak istiyorum. Zira İstanbul, medeniyetimizin baş tacı. Dünyanın 15. büyük metropolü ve nüfusu, 131 ülkeden daha fazla. 2023 yılında yaklaşık 17.5 milyon turist ağırlayan İstanbul aynı zamanda eğitimin, kültürün, sanatın, ticaretin ve üretimin de merkezidir. Bizim önceliğimiz de böylesine önemli bir mega şehrin huzuru, güvenliği ve kamu düzenidir elbette. Yine bildiğiniz üzre İstanbul genelinde, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı, Valiliğimizce her yıl ocak ayında tespit ve ilan edilmektedir. ve bu yıl İstanbul’da 40 ayrı yer ve güzergah ilan edilmiştir. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi.

İşçi konfederasyonları ve onlara bağlı sendikaların ilan edilen yerlere yaptıkları müracaatlara izin verilmektedir. Ancak bu yıl; 1 konfederasyon ve bazı sendikalar 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için, hem yazılı başvuruda bulundular hem de ‘Taksim’de buluşalım’ çağrısı yapmaya devam ediyorlar. Oysa kendilerine bu taleplerine izin verilmeyeceği, İstanbul Valiliğimiz tarafından yazılı olarak bildirildi. Ayrıca görüyoruz ki, terör örgütleri de son bir haftadır 54 ayrı sosyal medya hesabından ‘Taksim Meydanı’na gelin’ çağrısı yapıyorlar.

Burada çok açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum; Taksim Meydanı, ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’ kapsamında belirlenen ve ilan edilen, yer ve güzergahlar arasında değildir. Çünkü, Taksim Meydanı ve çevresi, konumu itibarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü için uygun değildir. Araç ve yaya akışının çok yoğun olduğu bu bölge, güvenlik tedbirlerinin alınmasını zorlaştırdığı gibi, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasında da ciddi riskler barındırmaktadır.

Bir hak ve özgürlüğü koruma adına, mülkiyet hakkı, serbest ticaret yapma hakkı, seyahat hak ve özgürlüğü ile diğer kişisel hak ve hürriyetleri riske edilemez. Hele ki; sosyal medyadan çağrı yapan terör örgütlerinin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarını bir eylem ve propaganda sahası haline getirmelerine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz.

“İL GENELİNDE 264 NOKTADA 42 BİN 434 POLİSİMİZ GÖREV YAPACAKTIR”

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün, huzur ve güven ortamında kutlanması amacıyla, 1 Mayıs’ta İstanbul’da toplam 29 cadde ve bu caddelere açılan sokaklar trafiğe kapatılacaktır. Yine il genelinde de 264 noktada toplam 42 bin 434 polisimiz görev yapacaktır. Ayrıca; 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde İstanbul Valiliği’ne başvuran konfederasyon ve bağlı sendikaların belirli sayıdaki temsilcileri, Taksim Anıtı’na çelenk koyabilecek, basın açıklaması yapabilecek, kazancı yokuşuna karanfil bırakarak, saygı duruşunda bulunabileceklerdir.

Göreve başladığımız ilk gün de ifade ettiğimiz gibi; bizim temel referansımız hukuk ve insan haklarıdır. Kişi hak ve özgürlüklerinin kullanılmasından ödün vermedik, vermeyeceğiz. Emek çok kutsal bir kavram. ve yürekten ifade ediyorum ki; ‘Emek olmasaydı, Türkiye olmazdı.’ Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettikleri gibi; ‘Milli hedef belli olmuştur. Ona ulaşacak yolları bulmak zor değildir. Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz. Yalnız bir tek şeye çok ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak.’

Yüreği kocaman işçilerimiz, sağduyu sahibi, çalışkan emekçilerimiz, büyük ve güçlü Türkiye’nin harcında, onların yani sizlerin kutsal alın terleri vardır. Bir kez daha tüm emekçi kardeşlerimin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-taksimde-1-mayis-kutlamalarina-izin-verilmeyecek/feed/ 0 Türk Veteriner Hekimler Birliği, Dünya Veterinerler Günü Dolayısıyla Basın Açıklaması Yaptı https://www.haber60.com.tr/turk-veteriner-hekimler-birligi-dunya-veterinerler-gunu-dolayisiyla-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/turk-veteriner-hekimler-birligi-dunya-veterinerler-gunu-dolayisiyla-basin-aciklamasi-yapti/#respond Sat, 27 Apr 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29637

Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

(ANKARA) – Türk Veteriner Hekimler Birliği, Dünya Veterinerler Günü dolayısıyla Ulus Atatürk Anıtı önünde bir araya geldi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, “Gelinen noktada, insan onuruna yakışır yaşam ve görev yapma şartlarımız tamamen ortadan kalkmış, önlem alınması kaçınılmaz hale gelmiştir. Veteriner hekimler özellikle son 40 yıldır her geçen gün hak kayıpları yaşamış, sorunlar dayanılmaz noktaya gelmiştir” dedi.

Türk Veteriner Hekimler Birliği, bugün Dünya Veterinerler Günü dolayısıyla Ankara Ulus Meydanı Atatürk Anıtı önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr Murat Arslan, konuşmasında şunları söyledi:

“Her yıl tüm dünyada Nisan ayının son Cumartesi günü Dünya Veteriner Hekimler Günü olarak kutlanmaktadır. Kutlamayla, hayvan, çevre ve halk sağlığına olan katkıları ve insanlık yararına verdiği hizmetler nedeniyle veteriner hekimler onurlandırılmaktadır. Ancak üzülerek ifade etmek isteriz ki 1800’lü yıllardan itibaren, yaptıkları çalışmalarla dünya literatürüne girmiş, çığır açan araştırmalar yapmış Türk Veteriner Hekimleri aynı takdiri görmemiş, aksine 1980’li yıllardan itibaren hem çalışma alanları daralmış hem de özlük hakkı kayıpları giderek artmıştır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi olarak odalarımızla birlikte meslektaşlarımızın  insan onuruna yakışır şartlarda çalışmaları ve yaşamaları için çaba harcıyoruz.  Mesleğimizin uğradığı haksızlıklara karşı yıllardır sürdürdüğümüz diyalog yolları artık tükenmiş, sorunlarımızı kamuoyuna açık ifade etmekten başka bir yol kalmamıştır.

“SORUNLAR DAYANILMAZ BİR NOKTAYA GELMİŞTİR”

Bu nedenle; geçen yıldan itibaren başlayarak, mesleğimizin yıllardır yaşadığı hak kayıplarını, bunun toplum, hayvan ve çevre sağlığına muhtemel etkilerini kamuoyu ile paylaşmak ve yetkililerin dikkatini çekmek  için, kutlama yerine alanlardan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Veteriner hekimler olarak çok uzun zamandır, yaşadığımız hak kayıplarına, ötekileştirilmeye ve yok sayılmaya rağmen fedakarca ve sabırla görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Çünkü üstlendiğimiz görevlerin ihmal edilmesi, koruyucu hekimlik, aşı üretimi, güvenilir ve yeterli gıdaya erişim, hayvan, insan ve çevre sağlığı gibi hayati alanlarda ciddi sorunlara sebep olabilecek niteliktedir. Ancak aldığımız risklere ve yıllardır süren sabırlı bekleyişimize rağmen, yaşanan haksızlık ve mesleki değersizleştirme artarak devam etmektedir. Gelinen noktada, insan onuruna yakışır yaşam ve görev yapma şartlarımız tamamen ortadan kalkmış, önlem alınması kaçınılmaz hale gelmiştir. Veteriner hekimler özellikle son 40 yıldır her geçen gün hak kayıpları yaşamış, sorunlar dayanılmaz noktaya gelmiştir.

“VETERİNER HEKİMLER İŞ VE ÜCRET GÜVENCESİZ ÇALIŞMAKTA”

Mesleğimizin hemen her alanında benzer sorunlar yaşanmaktadır; Cenevre veteriner hekimliği sözleşmesine aykırı olarak Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve bağlı birimleri reorganizasyon adı altında kapatılmış, mesleğimize ve hayvancılığa önemli bir darbe vurulmuştur. Zaman geçirilmeden doğrudan Bakana bağlı Veteriner  İşleri Genel Müdürlüğü yeniden açılmalıdır. Plansız arttırılan fakültelerle eğitimde nitelik tartışılır hale gelmiş, her yıl mezun olan 3000’in üzerinde genç veteriner  istihdam sorunu yaşamaya başlamıştır. Hiçbir uygulama dersi almadan iki yıllık uzaktan eğitim bölümlerinden mezun olanların veteriner fakültelerine geçiş yapması bilime aykırı olup, hayvan ve insan sağlığı açısından da risktir. Atanamayan binlerce genç meslektaşımızın umutları kırılmış, geleceklerini yurt dışında aramaya başlamışladır. Son iki yılda yurt dışına gitmek için başvuranların sayısı 20 kat artmıştır. İnsana yapılan yatırım boşa gitmiş, nitelikli beyinler ülkeyi terk etmeye başlamışlardır. Serbest çalışan veteriner hekimler orantısız mevzuatın getirdiği ağır ceza ve baskılarla  hastalarına yeterli zaman ayıramaz, işlerini yapamaz hale getirilmişlerdir. Belediyelerde çalışan veteriner hekimler, merkezi ve yerel idarecilerin inisiyatif almamaları nedeniyle hedef haline getirilmiş, mobbing, psikolojik ve fiziki şiddet altında çalışmak zorunda kalmışlardır. Veteriner hekimler sağlıkta şiddet yasası kapsamı dışında tutulduğundan çalıştıkları her alanda şiddet girişimlerine  açık hale gelmişlerdir. Gıda, ilaç ve diğer alanlarda çalışan veteriner hekimler yıllardır iş ve ücret güvencesi olmadan çalıştırılmaktadırlar.

“ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE DEMOKRATİK HAKLARIMIZI KULLANACAĞIZ”

Tüm bunlara ek olarak uzun soluklu hayvancılık politikalarının uygulanmaması ve ithalat nedeniyle yetiştirici zor duruma düşmüş, sürdürülebilir bir hayvancılık maalesef her geçen gün zorlaşmıştır. Büyükbaş ve küçükbaş alanında çalışan meslektaşlarımız yıllardır çalıştıkları bu alanı bırakmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum önümüzdeki yıllarda bu alanda çalışan veteriner hekim yokluğu nedeniyle hayvancılığa daha çok zarar verecektir. Dünya Veteriner Hekimler Birliği her yıl bu özel gün için bir tema belirlemektedir. Bu yıl belirlenen tema ‘Veteriner hekimler temel sağlık çalışanıdır’. Ancak ülkemizde yürürlükteki mevzuata rağmen veteriner hekimler kanuna aykırı olarak sağlık sınıfı dışında değerlendirilmektedir. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki, bu alanlarda yaşanan olumsuzluklar esasen, toplum, hayvan ve çevre sağlığı ile hayvansal gıdaya ulaşmada yaşanacak sorunlar anlamına gelmektedir. Bir dahaki Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü tüm bu sorunların çözüldüğü bir ortamda kutlamak için mücadelemizi sürdüreceğimizi, sürdürülen ayrımcılığın devam etmesi durumunda da önümüzdeki süreçte, iş bırakma dahil tüm demokratik haklarımızı kullanacağımızı meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

“HAKLARINIZIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM”

Mitinge katılan CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ise şunları söyledi:

“Bugün sizin konuşma gününüz ama ben milletvekili olarak değil, bir tıp doktoru olarak söz istedim. Sağlık hizmeti bir bütündür asla ayrılamaz. Yani hayvan, insan ve çevre sağlığı bir bütündür, birbirinden ayrılamaz. Sağlık hizmetinin hekimler gibi olmazsa olmaz bir diğer parçasını veteriner hekimler olduğunun bilinciyle konuşuyorum. Gıda, insan, hayvan, çevre sağlığında ve bütün bilimsel araştırmalarda heryerde olması gereken bir meslektaşlarım olarak sizleri görüyorum. Bu nedenle sosyal haklarınızı, ek ödemeler dahil özlük haklarınızın hepsinin takipçisi olacağımı buradan söylemek istiyorum. Tüm meslektaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/turk-veteriner-hekimler-birligi-dunya-veterinerler-gunu-dolayisiyla-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0 2023 Medya İzleme Raporu: Türkiye Yeniden En Çok Gazeteci Tutuklayan Ülkeler Arasında https://www.haber60.com.tr/2023-medya-izleme-raporu-turkiye-yeniden-en-cok-gazeteci-tutuklayan-ulkeler-arasinda/ https://www.haber60.com.tr/2023-medya-izleme-raporu-turkiye-yeniden-en-cok-gazeteci-tutuklayan-ulkeler-arasinda/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29543 (ANKARA) – Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü Demokrasi için Medya/Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında hazırladığı 2023 Medya İzleme Raporu ve Gazetecilerin Mesleki Memnuniyeti Araştırması yayınlandı. Raporlarda, 2023 yılında gazetecilerin içinde bulunduğu şartlar ayrıntılı olarak ele alındı. 2023 Medya İzleme Raporu’na göre Türkiye yeniden “en çok gazeteci tutuklayan” ülkeler kategorisine girdi.

Gazetecilerin Mesleki Memnuniyeti Araştırması, Gazeteciler Cemiyeti tarafından 5 yıl önce başlatıldı ve yıllık raporlar halinde yayınlandı. 2023 yılı sonunda 401 gazeteciyle yapılan anket sonucunda toplanan yanıtlar araştırmaya temel oluşturdu ve bu yanıtların değerlendirilmesiyle birlikte yıllık araştırma raporu hazırlandı. Gazetecilerin çalışma yaşamı, ücretler, mesailer, basın kartı sahipliği gibi özlük ve çalışma haklarına ilişkin durumun fotoğrafını da çeken araştırma, gazetecilerin meslekleriyle kurdukları ilişkiyi de tespit ediyor.

35 GAZETECİ CEZAEVİNE KONULDU

2023 Medya İzleme Raporu’nda da gazetecilerin mesleğini yaparken karşı karşıya kaldıkları hak ihhalleri, haklarında açılan davalar ve yargılamalara ilişkin verilere yer verildi.

2023 Medya İzleme Raporu’nda yer alan bazı veriler şöyle:

Haber faaliyetleri nedeniyle ya da görevi sırasında 85 gazeteci gözaltına alındı. 2022’de gözaltına alınan gazeteci sayısı 78 olmuştu.

Saldırıya uğrayan, fiziksel zorla haber yapması engellenen, ekipmanına zarar verilerek görevini yapması engelenen gazeteci sayısı 67 oldu.

-Türkiye yeniden “en çok gazeteci tutuklayan” ülkeler kategorisine girdi. 2016 yılındaki darbe girişimindeki tutuklamaların ardından geçen yıl tutuklanan gazeteci sayısı açısından Türkiye bu kategoriye geri dönmüş oldu. 35 gazeteci 2024’e cezaevine konuldu.

Dezenformasyon bahaneli/gerekçeli yeni Basın Yasası’yla suç olarak tanımlanan “halka yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla soruşturmaya uğrayan gazeteci sayısı tespit edilebildiği kadarıyla yıl boyunca 33 oldu.

2023 boyunca gazetecilere açılan davalara bakıldığında, suçlamaların yine en çok Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğu görüldü. Gazeteciler hakkında en çok, “örgüt üyesi olmak”, “örgüt propagandası yapmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanuna Muhalefet Etmek”, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlarını işledikleri iddiasıyla soruşturma başlatıldı. En az 13 gazeteci toplam 18 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasına ve toplam 14 bin 500 TL adli para cezasına mahkum edildi.

RTÜK 2023’te 31 Aralık’a kadar Tele 1’E 17 para cezası, 8 kez program durdurma, 7 gün yayın durdurma (ekran karartma) cezası verdi. Halk TV’ye 12 para cezası, 15 kez program durdurma cezası kesti. FOX TV’ye 7 para cezası 2 kez program durdurma, Flash Haber’e 6 para cezası, 8 kez program durdurma, Show TV’ye 3 para cezası 7 kez program durdurma, KRT TV’ye 4 para cezası, 3 kez program durdurma cezası verildi.

“GAZETECİLER DÜŞÜK ÜCRETLERE KARŞIN UZUN MESAİ SAATLERİYLE ÇALIŞIYOR”

Mesleki Memnuniyet Araştırması sonuçlarından öne çıkanlar ise şunlar:

Gazetecilerin üçte birinden fazlası (yüzde 35,4) gazetecilik faaliyetlerinden ötürü gözaltına alındığını ya da yargılandığını ifade etti.

Gazetecilerin neredeyse yarısı (yüzde 45,4) yaptığı haber nedeniyle yargılanma ya da suçlanma kaygısı taşıyor.

Gazetecilerin üçte biri asgari ücret ya da bunun altında maaş alıyor (yüzde 36,7). İki asgari ücret kadar maaş alan gazetecilerin oranı ise sadece yüzde 7,7.

Gazeteciler bu düşük ücretlere karşın uzun mesai saatleriyle çalışıyor. Yasal çalışma süresi olan 8 saat çalışan gazetecilerin oranı sadece yüzde 28,2. Gazetecilerin büyük bölümü (yüzde 39,4) günlük 9 ila 12 saat arasında çalışıyor. 13 saat ve üzeri çalıştığını belirtenlerin oranı ise yüzde 14,7.

]]>
https://www.haber60.com.tr/2023-medya-izleme-raporu-turkiye-yeniden-en-cok-gazeteci-tutuklayan-ulkeler-arasinda/feed/ 0
TMMOB Samsun Şubesi, Gezi Davası tutuklularının serbest bırakılmasını istedi https://www.haber60.com.tr/tmmob-samsun-subesi-gezi-davasi-tutuklularinin-serbest-birakilmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-samsun-subesi-gezi-davasi-tutuklularinin-serbest-birakilmasini-istedi/#respond Fri, 26 Apr 2024 08:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29456

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN)– TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu sekreteri Veli Kebapçı, “Dostlarımız suç işledikleri için değil, halkın çıkarlarını savundukları için, Taksim Meydanı’na ve Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için, mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirdikleri için cezaevindeler. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır” dedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Samsun Şubesi, Süleymaniye geçidinde Gezi Davası tutuklarının serbest bırakılması için basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan İl Koordinasyon Kurulu sekreteri Veli Kebapçı, şunları söyledi:

“BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

“Bugün 25 Nisan 2024 ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen hukuksuz kararının üzerinden tam iki yıl geçti. Bu iki yıl boyunca büyük bir hukuk skandalına şahitlik ettik. TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mücella Yapıcı, Hakan Atalay bu süreçte serbest bırakılsa da Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi’nin eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 2 yıldır, Osman Kavala ise 6 buçuk yıldır cezaevinde tutuluyor. Artık hepimiz biliyoruz ki bu karar, sadece arkadaşlarımıza yönelik değildir. Bu karar, 2013 Mayıs- Haziran aylarında iktidarı sarsıp korkutan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu idarelerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. Her tarafı lime lime dökülen tek adam rejimi hukuku, adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktır. Halkın taleplerini özgürce ifade etmesini, bunun için meydanlara çıkmasını bir darbe girişimi olarak gören bu dava, bu ülkeyi yönetenlerin antidemokratik zihniyetinin göstergesidir. Mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirerek toplumu aydınlatan ve iktidarı uyaran mühendis, mimar ve şehir plancılarını darbeci olarak suçlayarak, ülkenin bilim dışı, akıl dışı kararlar ve zihinler tarafından yönetildiğinin göstergesidir. Ancak şunu unutmasınlar; bu ülke sahipsiz değildir. Gezi bu ülkenin yarınlarına sahip çıkan, hakları ve geleceği için mücadele eden, AKP’nin her tarafımızı saran gerici politikalarına itiraz eden milyonların sesidir. Bu sesi ne hapsedebilirsiniz ne durdurabilirsiniz.

“HAKLI MÜCADELEYİ DURDURAMAZSINIZ”

Dostlarımız suç işledikleri için değil, halkın çıkarlarını savundukları için, Taksim Meydanı’na ve Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için, mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirdikleri için cezaevindeler. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır. İktidarın ve yandaş medyanın pervasız saldırılarına rağmen, hiçbir iftira, hiçbir senaryo, hiçbir karar arkadaşlarımızın masumiyetine ve haklılığına leke düşürmeyi başaramamıştır. Gezi Direnişinin arkasında dimdik durduğumuz gibi, Gezi Davasında yargılanan ve ceza alan arkadaşlarımızın da yanında dimdik durmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Gezi biziz. Açlığa, yoksulluğa, baskıya, zulme karşı yükselttiğimiz en örgütlü sesimizdir.  Bir avuç sermayedara, bir avuç zorbaya karşı milyonların haykırışıdır Gezi. Parklarımız, ağaçlarımız, ormanlarımız, derelerimiz. Gezi bu ülkenin kendisidir. Tarihidir, mirasıdır, geleceğidir. Arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelemize devam edeceğiz ve buradan bir kez daha inatla söylemeye devam ediyoruz; halkın haklı mücadelesini durduramazsınız. Gezi’nin karşısında duramazsınız. Hukuksuzluğun 2. yılında Gezi davasında tutuklu olan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu hukuksuzluğa son verin. Arkadaşlarımızı serbest bırakın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-samsun-subesi-gezi-davasi-tutuklularinin-serbest-birakilmasini-istedi/feed/ 0
Eskişehir’de 1 Mayıs Mitingi’ne Çağrı… https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-1-mayis-mitingine-cagri/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-1-mayis-mitingine-cagri/#respond Fri, 26 Apr 2024 08:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29452

MELTEM KARAKAŞ

(ESKİŞEHİR) – Eskişehir’de sendikalardan oluşan 1 Mayıs Komitesi,  vatandaşları mitinge davet etti. KESK Eskişehir Dönem Sözcüsü Umut Özge Yılmaz, “İktidar partisinin milletvekilleri ıstakoz yediği sofraları sosyal medya hesaplarından paylaşıp, yarım milyon değerinde saatler takarken; emekliler, emekçiler açlığa mahkum ediliyor” dedi.

TÜRK İŞ, DİSK, KESK, TMMOB ve Eskişehir Bilecik Tabip Odası’ndan oluşan Eskişehir 1 Mayıs Tertip Komitesi, İsmet İnönü Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. 1 Mayıs Tertip Komitesi adına açıklayı okuyan KESK Eskişehir Dönem Sözcüsü Umut Özge Yılmaz, tüm işçi ve emekçileri Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşecek olan 1 Mayıs Mitingine davet etti.

“ÜRETENLERİN TOPLUMSAL ZENGİNLİKTEN ALDIĞI PAY AZALIYOR”

Umut Özge Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan, yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında kendilerini ifade eder; taleplerini, umutlarını, tepkilerini omuz omuza paylaşır. 1 Mayıs, tüm değerleri üreten işçilerin, emekçilerin bugüne dair itirazlarını ve yarına dair hedeflerini ifade ettiği bir gündür. 1 Mayıs alanları yüz binlerin birbirlerine ve tüm dünya işçi sınıfına yüzünü döndüğü ve elini uzattığı alanlardır. Bugün işçi sınıfının, emekçilerin sesine, sözüne, gücüne hem dünyada hem de ülkemizde her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Bugün dünyanın dört bir yanında hakları için, adalet için, demokrasi için, barış için mücadele eden işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların sesleri 1 Mayıs meydanlarında buluşacak. Tüm dünyada işçi sınıfı sayısal olarak hızla büyürken, ücretli emek yaygınlaşırken; biz üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay azalıyor. Sermayeyi emek sömürüsü de doyurmuyor. Doğa, sermayenin sınırsız yağmasına açılıyor; yetmiyor, savaşlarla milyonlar yerinden yurdundan ediliyor. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm insanlık sermaye düzeninin bu ağır tahribatına ses çıkarmasın diye baskıcı rejimler destekleniyor.

“VEKİLLER ISTAKOZ YİYİP YARIM MİLYONLUK SAAT TAKIYOR”

Kapitalizm ve onun en vahşi biçimi olan neoliberalizm bugün dünya halklarına daha fazla sömürü, daha fazla eşitsizlik, daha fazla yağma, daha fazla yıkım ve yarattıkları bu cehennemin bekçisi olarak daha fazla otoriter rejim vaat ediyor. Bu korkunç hikayenin en kötü, en ağır süreçlerinden biri ülkemizde yaşanıyor. Bugün burada memleketin içinde bulunduğu hali uzun uzun anlatmaya, sorunların hepsini sıralamaya elbette ihtiyaç yok. Karşı karşıya olduğumuz hakikat belli. İnsanca çalışmamız ve insanca yaşamamız bir yana, hayatta kalmamızı bile sağlamaktan çok uzak bir düzenle karşı karşıyayız. İktidar partisinin milletvekilleri ıstakoz yediği sofraları sosyal medya hesaplarından paylaşıp, yarım milyon değerinde saatler takarken; emekliler, emekçiler açlığa mahkum ediliyor. BİSAM Mart 2024’te açlık sınırını 16 bin 646 TL, yoksulluk sınırını 57 bin 578 TL olarak açıkladı. Ancak ülkemizde asgari ücret açlık sınırının biraz üzerinde, emekli maaşları açlık sınırının çok altında.

“MEMLEKETİN TÜM DEĞERLERİNİ ÜRETEN MİLYONLARI YOKSULLAŞTIRDILAR”

İşçiden alıp patronlara verdiler, fakirden çalıp zenginin kasasını doldurdular, dar gelirliden alıp rantiyeye kaynak aktardılar, rant için kentleri ve doğayı betona boğdular, doğal afetleri felakete çevirdiler. Patronlar sermayesini büyütmek için doğayı harap ederken, işçiler madenlerde, toprak kaymalarında can verdi. Şirket gibi yönettikleri ülkede salgında, depremde, ekonomik krizde en ağır bedelleri biz ödedik ama onların geliri de serveti de katbekat büyüdü. Memleketi şirket gibi yönetenler, bu memleketin tüm değerlerini üreten milyonları yoksullaştırdılar, güvencesizleştirdiler, geleceksizleştirdiler. Güvencesiz çalışmayı hemen her alanda hakim hale getirdiler, bizlerin işini, ekmeğini iktidarın ve patronların insafına terk etmeye çalıştılar. KHK’ler ile çalışma hakkını gasp ettiler, Anayasa’yı rafa kaldırdılar, mahkeme kararlarını uygulamadılar. Hak, hukuk tanımadılar. Memlekette, hak aramayı, sendikalı olmayı, grev yapmayı engellediler, üstelik bu yaptıklarıyla övündüler. Ama yine de başaramadılar. İşçiler işine, aşına, ekmeğine sahip çıktı; gençler geleceklerine. Haklarını savunan kamu emekçileri, iyi hekimlikten vazgeçmeyen hekimler, bilimi ve tekniği halkın çıkarları için kullanan mühendisler susmadı, susmayacak. Kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini, şiddete karşı mücadelemizi hiçbir şiddetle bastıramadılar. Doğasına ve kentine sahip çıkanların önünü alamadılar. Adalet, barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık mücadeleleri dimdik ayakta.

“CUMHURİYET MEYDANI’NDA BİRLİK OLACAĞIZ”

Nasıl bir dünya, nasıl bir memleket, nasıl bir gelecek istediğimizi; umutlarımızı, taleplerimizi, haklarımızı 1 Mayıs meydanlarında buluşturacağız. Büyük bir çoğunluğu ücret gelirleriyle yaşamını sürdüren nüfusuyla ülkemizin demokratik yeniden kuruluşunun ancak ve ancak işçi sınıfıyla, emekçilerle mümkün olduğunu 1 Mayıs meydanlarında haykıracağız. Bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten biz işçilerin, emekçilerin yöneten olduğu bir düzen kurma irademizle Cumhuriyet Meydanı’nda birlik olacağız. 1 Mayıs birliktir. 1 Mayıs dayanışmadır. 1 Mayıs mücadeledir. 1 Mayıs gelecektir. Bu ülkenin gerçek sahipleri olarak geleceğimize sahip çıkacağız.”

]]> https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-1-mayis-mitingine-cagri/feed/ 0 Özkaya’dan Bireysel Başvuru İçin Değişiklik Sinyali: “Ülkemizde Sorun Olarak Görülen Bazı Durumlar İçin Bir Takım Düzenlemeler Düşünülebilir” https://www.haber60.com.tr/ozkayadan-bireysel-basvuru-icin-degisiklik-sinyali-ulkemizde-sorun-olarak-gorulen-bazi-durumlar-icin-bir-takim-duzenlemeler-dusunulebilir/ https://www.haber60.com.tr/ozkayadan-bireysel-basvuru-icin-degisiklik-sinyali-ulkemizde-sorun-olarak-gorulen-bazi-durumlar-icin-bir-takim-duzenlemeler-dusunulebilir/#respond Fri, 26 Apr 2024 00:00:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29380 (ANKARA) – Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay ve AYM arasında Can Atalay kararıyla ilgili yaşanan tartışmalara isim vermeden değindi. Bireysel başvuruyu kabul eden bazı ülkelerde de tartışmaları yaşandığına, sıkıntıların ortaya çıktığına işaret eden Özkaya, “Dolayısıyla ülkemizde de sorun olarak görülen bazı durumlar için birtakım düzenlemeler düşünülebilir” dedi.

AYM’nin 62. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, YSK Başkanı Ahmet Yener, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Konseyi üyesi Cemil Çiçek, eski başbakan Binali Yıldırım, eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanları Mustafa Şentop ve Bülent Arınç ve AKP Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ katıldı. Törende, AYM Başkanı Kadir Özkaya, 62. yıl açış konuşması yaptı. Programda AYM’ye yeni atanan üye Prof. Dr. Ömer Çınar’ın yemin töreni de yapıldı.

Özkaya’nın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Yükseköğretim Genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından AYM üyeliğine seçilen ve biraz sonra and içerek üyelik görevini ifa etmeye başlayacak olan Sayın Profesör Doktor Ömer Çınar’ı tebrik ediyor, üyeliğinin şahsına, ailesine, Mahkememize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum ve başarılar diliyorum. En adil ve isabetli sonuçlara ulaşabilmek için farklı mesleki kaynaklardan gelen liyakatli kişilerin oluşturduğu AYM’ye yeni üyemizin de kendisinden beklenen katkıyı hakkıyla sağlayacağına inanıyorum. Bu vesileyle öncelikle Genel Kurulumuzun takdiri ile devraldığım Başkanlık görevimde, necip Türk milletinin bizlerden beklediği adaletin tecellisine, hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerinin korunması gayesine hizmet etmek iradesiyle, çok kıymetli mesai arkadaşlarımla birlikte bize emanet edilen bu bayrağı daha ileriye taşıyacağımıza olan inanç ve kararlılığımızı ifade etmek istiyorum.

“ADALET TERAZİSİ KEYFİ ARZULARIN DEĞİL, GERÇEK HAKLININ MEMNUN EDİLMESİ İÇİN KULLANILMALIDIR”

‘Adalet mülkün temelidir’ sözü gereğince toplumlarda da barış, huzur ve refahın sağlanmasının ancak adaletin var olmasıyla temin edilebileceğini belirtmemiz gerekmektedir. Adalet her devirde, her toplumda, her inanç ve anlayışta en çok konuşulan, tartışılan konuların başında gelmiştir. Hukukla, felsefeyle, sosyolojiyle, psikolojiyle, sosyal bilimlerin neredeyse her alanıyla ilişkili anlamlar yüklenmiş bir kavramdır, ahlaki bir erdemdir. Toplumun örgütlü şekli olan devletin temeli adalettir, toplumsal yaşamın olmazsa olmazıdır. Yalnızca söz ve söylem değil, davranış ve eylem meselesidir. Bir şeyi yerli yerince yapmak, her şeyi yerli yerine en uygun şekilde koymaktır. Adil olmak, adaletli davranmak insanlara ve toplumlara en üst seviyede değer katan bir özelliktir. İnsanlar ve toplumlar adalete ve hakka uymazlar ve hakkı kendi keyfi arzularına uydurmaya kalkışırlarsa yeryüzünde düzen ortadan kalkar, kargaşa başlar. Herkes kendini haklı görmeye başlar, gerçek hak ve haklı asla bulunamaz. Zulüm egemen olur. Bu yüzden adalet terazisi hep hak ve haklıyı gözeterek keyfi arzuların değil, gerçek haklının memnun edilmesi için kullanılmalıdır. Ayrıca unutmamalıyız ki hiçbirimiz ebedi değiliz. Gün gelecek hepimiz için ortaya bir terazi konulacaktır.

“ADALET EN YÜCE İDEALDİR”

Öte yandan şu da bilinmelidir ki adil olan insandan, adil olan toplumdan, adil olan akıldan ve adil vicdanlardan tüm kainat yararlanır. Dolayısıyla hiçbir neden, insanları ve toplumları hiçbir zaman hakkı ayakta tutmaktan alıkoymamalı, adaletsiz davranmaya yöneltmemelidir. Yeryüzündeki kavgaların, hırgürlerin, çatışmaların, ölüm olaylarının birçoğu haksızlıktan, adaletsizlikten çıkmaktadır. Her kavganın, her kargaşanın, her çatışmanın, her ölüm olayının içinde bir mutlaka haksızlık vardır. Zira hakkı bilen, hakkı gözeten haksızlık yapmaz. Bütün yargısal çabaların gayesi adaleti tesis etmektir. Adalet esasen bir dengeyi ifade etmektedir. Adalet mutlak eşitliği değil, hak ettiği ölçüde davranılmayı anlatmaktadır. Adalet en yüce idealdir, evrenin ve hayatın üzerinde yürüdüğü temeldir.

“HAKİMLER FİKRİ, VİCDANI VE İRFANI HÜR İNSANLAR OLMALIDIR”

Bununla birlikte hakkın ayakta tutulması ve adaletin sağlanması bakımından en önemli sorumluluk hakimlere düşmektedir. Hakimin terazisi aynı biçimde, hiçbir ayrım kayrım yapmadan hep doğru tartmalıdır. Hakimler daima hak ve haklının yanında olmalıdır. Mesleğin vakarını korumalı fakat aynı zamanda yeryüzü gibi geniş ve alçak gönüllü olmalı, aklı ve bilimi ölçüt almalıdırlar. Hiçbir neden, onları hakkı ayakta tutmaktan hiçbir zaman alıkoymamalı, adaletsiz davranmaya yöneltmemelidir. Örnek ahlak sahibi olmalı, kişilik ve vicdanlarını asla kirletmemelidirler. Çekinmeden, endişe duymadan, iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dahil olmak üzere herhangi bir dışsal etki altında kalmadan tarafsız bir tutumla özgürce karar vermelidirler. Unutulmamalıdır ki anayasal kimliğimizi oluşturan ilke ve değerlerin en önemli güvencesi olan bağımsız ve tarafsız yargının varlığı ancak bağımsız ve tarafsız hakimlerin varlığıyla mümkündür. Dolayısıyla hakimler fikri, vicdanı ve irfanı hür insanlar olmalıdır.

“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, YETERLİ HUKUKİ MEVZUAT VE GÜVENCELERİN VARLIĞI HALİNDE KORUNABİLİR”

Nihayet hukukun nihai amacı adaleti sağlamaktır. Bu noktada ayrıca belirtmem gerekir ki söz konusu sorumluluk bakımından bütün yüksek mahkeme üyelerinin verdikleri kararların içtihat olma niteliğini ve doğurduğu sonuçları dikkate alarak diğer mahkemelere kıyasla adaleti tesis etme konusunda daha da hassas olmaları icap etmektedir. Bilindiği üzere toplum sözleşmeleri sayılan anayasalar, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alarak egemenlik yetkisinin nasıl kullanılacağını düzenlerler. Anayasa mahkemeleri de anayasal denetim yaparak demokratik toplumların insanı ve devleti adalet temelinde yaşatma ortak amacını gerçekleştirmeye hizmet eden kurumlardır. İnsan hak ve özgürlüklerinin korunması, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik toplumlarda temel öneme sahiptir. Hak ve özgürlükler demokrasinin esaslı unsurudurlar. Ancak bağımsız ve tarafsız mahkemeler ile yeterli hukuki mevzuat ve güvencelerin varlığı halinde korunabilir.

“BİREYSEL BAŞVURU CUMHURİYETİMİZİN HUKUK SİSTEMİMİZE İLİŞKİN EN BÜYÜK KAZANIMLARINDAN BİRİDİR”

Anayasa’mız, AYM’ye diğerlerinin yanında bazı normların anayasaya uygunluğunu denetlemek ve bireysel başvuruları karara bağlamak görev ve yetkisini vermiştir. Türk yargı tarihinin en büyük reformlarından biri olan bireysel başvuru, yüz yıllık Cumhuriyetimizin hukuk sistemimize ilişkin en büyük kazanımlarından biridir. Bu kurumun kabul edilmesindeki amaç, anayasa koyucunun ifadesiyle ‘Bireylerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlamak ve sorunu ülke sınırları içinde çözerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru sayısını azaltmaktır.’ AYM, bugüne kadar bireysel başvuru kapsamında yaşama hakkından ifade özgürlüğüne, mülkiyet hakkından örgütlenme özgürlüğüne hak ve özgürlüklerle ilgili olarak yüz binlerce karar vermiştir. Mahkememizin bireysel başvuruları karara bağladığı yaklaşık 12 yıllık süreçte, ülkemiz aleyhine AİHM’e yapılan başvurular önemli ölçüde azalmış bulunmaktadır.

“ÖNÜMÜZDE DERDEST HALDE 102 BİN BİREYSEL BAŞVURU BULUNMAKTADIR”

Mahkememize bugüne kadar toplam 601 bin bireysel başvuru yapılmış, bunların 500 bini yani yüzde 83’ü sonuçlandırılmıştır. 2023 yılında çıkan, işin gelen işi karşılama oranı yüzde 101 olarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte bugün için önümüzde derdest halde yaklaşık 102 bin bireysel başvuru bulunmaktadır. Bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı hariç, karara bağlanan yaklaşık 355 bin başvurudan 16 bin 646’sında başvurucuların temel hak ve özgürlüklerinden en az birinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. 16 bin 646 ihlalin önemli bir kısmının da usul güvencelerinden kaynaklı ihlaller olduğunu gözettiğimizde ortaya çıkan esaslı ihlal oranının yaklaşık yüzde 3-3 buçuk rakamlarına denk geldiğini görüyoruz. Sonuç olarak AYM, verdiği kararlarla adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve hürriyetler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaktadır. Bu kararların, bireylerin adalet duygularını tatmin etmek suretiyle onların devlete ve hukuka olan güvenlerini artırdığına inanıyoruz.

“BİREYSEL BAŞVURU YOLUNUN MUTLAK GEREKLİLİĞİ KONUSUNDA TOPLUMUMUZDA ORTAK BİR KANAAT OLUŞMUŞTUR”

Bu bağlamda ayrıca belirtmeliyim ki AYM’nin hak ve özgürlükleri sağlama bakımından, hayatın her alanına dokunan kararları arasında kamuoyunda tartışmaya konu olanı esasen çok az sayıdadır. ve bireysel başvuruyu kabul eden bazı ülkelerde de tartışmaların yaşandığı, zaman zaman birtakım sorunların ortaya çıktığı, yaşanan veya yaşanılması muhtemel olan sorunların ortaya çıkmasının önlenmesi veya giderilmesi için bazı tedbirlerin alındığı müşahede edilmektedir.

Dolayısıyla ülkemizde de sorun olarak görülen bazı durumlar için birtakım düzenlemeler düşünülebilir.

Bununla birlikte zatıalilerinizin de büyük katkısıyla hukuk sistemimize kazandırılmış olan bireysel başvuru yolunun bugünkü işlevselliğiyle mutlak gerekliliği konusunda toplumumuzda ortak bir kanaat oluşmuştur. Bu kanaatin de bir gereği olarak yapılabilecek anayasal veya yasal düzenlemelerde müessesenin bugünkü işlevselliğini kaybetmeden korunması gerektiğini düşünüyoruz. Zira yaklaşık 12 yılını geride bıraktığımız bireysel başvuru yolu, geldiğimiz nokta itibarıyla, birçok dertlinin derdine derman olmak suretiyle insan haklarına dayanan demokratik bir hukuk devleti olarak Cumhuriyet’imizin topluma dokunmasının, insanımızın temel haklara ilişkin sorunlarını çözmesinin bir aracı olarak kurumsallaşmış bulunmaktadır. Bu bağlamda ayrıca belirtmem gerekir ki Mahkememiz, bireysel başvuruyla birlikte Anayasa ile kendisine verilen tüm görevleri herhangi bir aksama olmadan Anayasa ve kanunlara uygun şekilde yerine getirmeye devam etmektedir.

“HAKİMLER OLARAK KULLANDIĞIMIZ YETKİYİ, TÜRK MİLLETİ ADINA KULLANIYORUZ”

Mahkememizin bugünlerinde olduğu gibi bir başkanın ayrılıp diğerinin başladığı anlar bize bu makamların geçici olduğunu hatırlatmaktadır. Hiç kuşkusuz ‘Mahkeme kadıya mülk değil’ sözü, kadim kültürümüzün bizi bu bilinçte tutmaya yönelik uyarılarından biridir. AYM üyeleri olarak bizlerin de görevlerimizi makamların geçici olduğunu unutmadan emanetin, adaletin, hürriyetin ve milletçe birlik ve beraberliğin ne demek olduğunun idraki içinde, tam bir sorumluluk duygusu ile Anayasa ve kanunlara uygun şekilde yerine getirme gayreti içinde olduğumuzun bilinmesini isterim. Bu noktada unutmamamız gereken bir başka husus da hakimler olarak kullandığımız yetkiyi, huzurunda yemin ettiğimiz Türk milleti adına kullandığımız gerçeğidir. İki gün önce idrak ettiğimiz 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı bize her sene bir kez daha olmak üzere Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanılan egemenliğin esasen Türk milletine ait olduğunu hatırlatmaktadır.

“YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ORGANLARI ARASINDA HİYERARŞİK BİR İLİŞKİ OLMADIĞI GİBİ YÜKSEK YARGI ORGANLARI ARASINDA DA BÖYLE BİR İLİŞKİ YOKTUR”

Temel anayasal prensiplerden biri olan kuvvetler ayrılığı ilkesinde yer alan ‘ayrılık’, aslında büsbütün bir ayrışmadan ziyade, başta temel hak ve özgürlüklerin hayata geçirilmesi olmak üzere, devlete yüklenen görevlerin daha iyi yerine getirilmesi için işlerin anayasal organlar arasında bölünmesini ancak bunların tam bir uyum ve iş birliği içinde yerine getirilmesini ifade etmektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, erklerin kendi anayasal sınırlarını aşmadan iş birliği içinde çalışmalarını gerektirmektedir. Anayasa’nın Başlangıç bölümünde de kuvvetler ayrılığının ‘medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu’ ifade edilmiştir. Dolayısıyla anayasa koyucunun anayasal organların kendilerine verilen görevleri yerine getirirken birbirleriyle işbirliği içinde, düzenli ve uyumlu çalışmalarını arzu ettiği görülmektedir. Anayasa’ya göre yasama, yürütme ve yargı organları arasında hiyerarşik bir ilişki olmadığı gibi yüksek yargı organları arasında da böyle bir ilişki yoktur. Her bir yüksek mahkeme, Anayasa ve kanunlarda kendilerine yüklenilen görevleri yapmakla mükelleftir. Her birinin görev ve yetkileri, işleyiş biçimleri, kararlarının nitelikleri Anayasa ve kanunlarda açık bir biçimde düzenlenmiştir. Her birinin görevlerini, Anayasa ve kanunlarda kendilerine verilen yetki çerçevesinde, Anayasa ve kanunlara uygun şekilde yerine getirecekleri tabiidir.

“TEFRİKACILIKTAN, ZÜMRECİLİKTEN VE NİFAKTAN HER DAİM UZAK DURMALIYIZ”

Bununla birlikte anayasal organlar arasında iş birliği, düzen ve uyumun sağlanabilmesi için, bu organların insanlardan müteşekkil olması, insanın olduğu yerde her zaman için farklı yaklaşımların, farklı fikirlerin oluşabilmesinin ve ihtilaf doğabilmesinin muhtemel olması nedeniyle Anayasa ve kanunlara uygun hareket etmenin yanında, aralarında daima iyi bir iletişimin bulunmasına da ihtiyaç bulunmaktadır. Bu yaklaşımla geliştirilecek çözümlerin milletimizin genel olarak devletine ve tek tek anayasal organlara güvenini artıracağına olan inancımı da paylaşmak isterim. Bu bağlamda ayrıca ifade etmek isterim ki başta Cumhuriyet’imizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere birçok devlet büyüğümüzün, birçok düşünce ve fikir insanımızın defaatle söylediği gibi; tefrikacılıktan, zümrecilikten ve nifaktan her daim uzak durmalıyız. Millet olarak ortak menfaatlerimiz ve ortak geleceğimiz için, insanlık için ortak noktada toplanıp, birleşip, kenetlenip bir vücut gibi ahenkle çalışmalıyız.

“GÜÇSÜZ ADALET ACİZ KALMAKTA, ADALETSİZ GÜÇ DE ZULÜM HALİNE GELMEKTEDİR”

Türk milleti neciptir, her güzel şeyi başarabilecek güç ve kabiliyettedir. Bunun için gücünü ve enerjisini israf etmemeli, doğru kullanmalıdır. Birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere fırsat vermemelidir. Bu durum, yeryüzünde adaletin hakim kılınmasında söz sahibi olabilmek bakımından elzemdir. Unutulmamalıdır ki güçsüz adalet aciz kalmakta, adaletsiz güç de zulüm haline gelmektedir. Güç ve kudretin insanların ve toplumların barış ve huzur içinde daha mutlu, müreffeh ve güzel yaşamalarına imkan sağlansın diye verildiğine, verilen bu güç ve kudretin insanlığın yararına kullanılması halinde güç ve kudret sahibi insan ve devletlerin uzun ömürlü olacaklarına, aksi yönde kullanılması halinde ise söz konusu güç ve kudretin bir gün ellerinden uçup gideceğine, varsa yaptıkları zulmün bir gün dönüp dolaşıp kendilerine geleceğine, Hazreti Süleyman’ın varisi olduklarını düşündükleri halde onun misyon ve adaletine uygun davranmayanların da bu kapsamda olduklarına inanmaktayım. Bu vesileyle Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan zulümlere karşı gösterilen çifte standardı, ikiyüzlülüğü kabullenemediğimizi maşeri vicdanın sesi olarak dile getirmeyi bir görev biliyorum.

“BARIŞ ANCAK AHLAKİ DEĞERLERE VE ADALETE DÖNÜLMESİYLE, YERYÜZÜNDE ADALETİN HAKİM KILINMASIYLA MÜMKÜNDÜR”

Ayrıca ifade etmeliyim ki adaletin insanlığın evrensel ortak değeri olması gerektiği gerçeğine karşın insanlığa adaleti, hakkaniyeti, insan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi anlatan, bunları kutsayan birçok söylem geliştiren, birçok etkinlik düzenleyen, pek çok kitap basıp yayımlayan, üniversite açıp eğitim veren ekonomik ve askeri güç sahibi devlet ve kurumların ne yazık ki dünyanın birçok yerinde mağdur ve mazlum insanlara karşı yapılan insanlık dışı muamelelere, zulme ve haksızlığa, ölçüsüzlüğe gözlerini ve vicdanlarını kapatmaları, insanlığı gelecek adına umutsuzluğa düşürmektedir. Bununla birlikte yine de belirtmem gerekir ki insanlığın ortak geleceği ve sürekli barış ancak ahlaki değerlere ve adalete dönülmesiyle, yeryüzünde adaletin hakim kılınmasıyla mümkündür.”

Başkan Özkaya’nın konuşmasının ardından AYM’nin yeni üyesi Prof. Dr. Ömer Çınar’ın özgeçmişi okundu. Çınar’ın kürsüde yemin metinin okumasının ardından Özkaya, Çınar’a kisvesini giydirdi. Çınar törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına giderek kendisiyle selamlaştı. Çınar’ın çocukları Erdoğan’ın elini öptü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte AYM Başkanı ve üyeleriyle makam odasında bir süre sohbet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozkayadan-bireysel-basvuru-icin-degisiklik-sinyali-ulkemizde-sorun-olarak-gorulen-bazi-durumlar-icin-bir-takim-duzenlemeler-dusunulebilir/feed/ 0
TMMOB Üyeleri Gezi Davası Kararlarına Karşı Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/#respond Thu, 25 Apr 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29238 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyeleri, Gezi Davası’nda çıkan kararların ardından başlayan Adalet Nöbeti’nin ikinci yıl dönümünde İzmir’de açıklama yaptı. Açıklamada, cezaevinde bulunan Tayfun Kahraman, Can Atalay ile Osman Kavala’nın serbest bırakılarak hukuksuzluğa son verilmesi gerektiği ifade edildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve bağlı meslek odaları tarafından Gezi Davası kararlarına karşı başlatılan Adalet Nöbeti’nin ikinci yıl dönümü kapsamında bugün İzmir Mimarlık Merkezi önünde açıklama yapıldı. TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Yıldırım’ın okuduğu açıklama şöyle:

“Hukuksuzluğun ikinci yılında inatla haykırıyoruz! Gezi Davası tutukluları serbest bırakılsın! Bugün 24 Nisan 2024. Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen hukuksuz kararın üzerinden tam iki yıl geçti. Bu iki yıl boyunca büyük bir hukuk skandalına şahitlik ettik. TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mücella Yapıcı, Hakan Atalay bu süreçte serbest bırakılsa da Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi’nin eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 2 yıldır, Osman Kavala ise 6 buçuk yıldır cezaevinde tutuluyor. Artık hepimiz biliyoruz ki bu karar, sadece arkadaşlarımıza yönelik değildir.

“BU ÜLKEYİ YÖNETENLERİN ANTİDEMOKRATİK ZİHNİYETİNİN GÖSTERGESİ”

Bu karar, 2013 Mayıs-Haziran aylarında iktidarı sarsıp korkutan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu idarelerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. Her tarafı lime lime dökülen tek adam rejimi, hukuku adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktır. Halkın taleplerini özgürce ifade etmesini, bunun için meydanlara çıkmasını bir darbe girişimi olarak gören bu dava, bu ülkeyi yönetenlerin antidemokratik zihniyetinin göstergesidir. Mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirerek toplumu aydınlatan ve iktidarı uyaran mühendis, mimar ve şehir plancılarını darbeci olarak suçlamak, ülkenin bilim dışı, akıl dışı kararlar ve  zihniyet tarafından yönetildiğinin göstergesidir. Ancak şunu unutmasınlar; bu ülke sahipsiz değildir.

“AKP’NİN POLİTİKALARINA İTİRAZ EDEN MİLYONLARIN SESİ”

Gezi bu ülkenin yarınlarına sahip çıkan, hakları ve geleceği için mücadele eden, AKP’nin her tarafımızı saran gerici politikalarına itiraz eden milyonların sesidir. Bu sesi ne hapsedebilirsiniz, ne durdurabilirsiniz!  Biz buradayız. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır. İktidarın ve yandaş medyanın pervasız saldırılarına rağmen, hiçbir iftira, hiçbir senaryo, hiçbir karar arkadaşlarımızın masumiyetine ve haklılığına leke düşürmeyi başaramamıştır.

“HUKUKSUZLUĞA SON VERİN”

Gezi Direnişi’nin arkasında dimdik durduğumuz gibi, Gezi Davası’nda yargılanan ve  cezalandırılan arkadaşlarımızın da yanında dimdik durmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Gezi biziz. Gezi, açlığa, yoksulluğa, baskıya, zulme karşı yükselttiğimiz en örgütlü sesimizdir. Bir avuç sermayedara, bir avuç zorbaya karşı milyonların haykırışıdır Gezi. Parklarımız, ağaçlarımız, ormanlarımız, derelerimiz…Gezi bu ülkenin kendisidir. Tarihidir, mirasıdır, geleceğidir. Arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelemize devam edeceğiz. ve buradan bir kez daha inatla söylemeye devam ediyoruz; halkın haklı mücadelesini durduramazsınız. Gezi’nin karşısında duramazsınız. Hukuksuzluğun 2’inci yılında Gezi davasında tutuklu olan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu hukuksuzluğa son verin!  Arkadaşlarımızı serbest bırakın!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/feed/ 0
Turgutluspor Kulüp Başkanı Elazığspor’a Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-kulup-baskani-elazigspora-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-kulup-baskani-elazigspora-tepki-gosterdi/#respond Wed, 24 Apr 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29187 TFF 3. Lig 2. Grup ekiplerinden Turgutlu spor’da, ligin son haftasında evinde ağırlayacağı lider Batman Petrolspor maçı öncesi, ligde ikinci sırada bulunan Elazığspor’dan yapılan açıklama, tepkiye neden oldu. Kulüp Başkanı Gökhan Akın, “Şanlı kulübümüzün adını kirli oyunlarına alet etmeye çalışanlara hatırlatmak isteriz ki Turgutluspor’umuz, hem Manisa’mızı hem de Turgutlu’muzu Türk futbolunda örnek bir şekilde temsil etmiştir ve etmeye de devam edecektir” dedi.

TFF 3. Lig 2. Grup’ta 4. sırada bulunan ve play-off maçları oynamaya hak kazanan Turgutluspor, cumartesi günü evinde 57 puanlı lider Batman Petrolspor ile karşı karşıya gelecek. Şampiyonun belirleneceği son maçta ikinci sırada yer alan 55 puanlı Elazığspor ise deplasmanda ligden düşmesi kesinleşen Eynesil Belediye ile karşılaşacak. Önemli karşılaşma öncesi Turgutluspor tesislerinde çalışmalarını sürdürürken, Elazığ cephesinden gelen açıklama Turgutluspor kulüp yönetimini kızdırdı. Turgutluspor Kulüp Başkanı Gökhan Akın, Elazığspor kulübünden yapılan açıklamaya sert tepki gösterdi. Akın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Elazığspor Kulübü’nün kulübümüzü hedef göstermesi, ne spor ahlakına nede şanlı kulübümüzün tarihine yakışır. Elazığspor Kulübü tarafından yapılan yazılı açıklamadaki ifadeleri gereksiz bulduğumuz kadar üzüntüyle takip ettik. Şanlı kulübümüzün adını kirli oyunlarına alet etmeye çalışanlara hatırlatmak isteriz ki Turgutluspor’umuz, hem Manisa’mızı hem de Turgutlu’muzu Türk futbolunda örnek bir şekilde temsil etmiştir ve etmeye de devam edecektir. Kurulduğumuz günden itibaren mücadele ettiğimiz tüm liglerde şerefi ile oynamış hakkı ile kazanmış bir kulübüz. Bu güne kadar adımız ne bir şaibeye karışmıştır ne de oynadığımız bir maçta hakkaniyetsiz bir şekilde mücadele etmişizdir. Bizi ne şampiyonun kim olacağı ilgilendirir ne de kimin düşeceği. Biz 2023-2024 sezonunda hem bütün maçlarda hem de Elazığspor maçlarında olduğu gibi Batman Petrolspor maçına da kazanmak için sahaya çıkıp, şanlı kulübümüze yakışır bir şekilde mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.”

Elazığspor’un, ‘Gelen duyumların çok çirkin olduğu camiamızı derinden üzmüştür’ cümlesini açıklamasını isteyen Akın, “Bu açıklamanın altının doldurulması için duyumlarını gerek bizlerle gerekse spor kamuoyu ile paylaşmalarını rica ediyoruz. Aksi taktirde, kulübümüz üzerinden kendi başarısızlıklarını kulübümüzü önplana atarak örtbas etmeye çalıştıkları düşüncesi hakim olacaktır” ifadelerini kullandı.

Elazığspor Kulübü’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“TFF 3.Lig’de 2023-2024 sezonun bitimine 1 hafta kalırken, daha önce birçok maçımızda hakem hatalarından canı yanmış bir kulüp olarak Türkiye Futbol Federasyonu ve Turgutluspor camiasına açık çağrımızdır. Koca bir sezonun emeklerinin sahada karşılık bulmasını beklerken, gelen duyumların çok çirkin olduğu camiamızı derinden üzmüştür. 22 maçlık yenilmezlik serisiyle profesyonel liglerde her kesimin takdirini toplayan takımımız, topladığı puanları hakkaniyetle ve büyük taraftarının desteğiyle kazanmıştır. Umuyoruz ve diliyoruz ki cumartesi günü Turgutlu’da oynanacak Turgutluspor – B. Petrolspor müsabakası da hakkaniyetle oynansın ve hiçbir şaibenin olmadığı bir maç olsun. Türkiye Futbol Federasyonu’ndan bu önemli maçı naklen yayın programına almasını ve müsabakaya üst klasman hakemlerinin atanmasını talep ediyoruz. Sezonun büyük bir bölümünde performansıyla takdir toplayarak liderliği kovalayan ve 40 yıllık mazisiyle bugüne kadar hiçbir şaibeye karışmamış Turgutluspor Kulübü’nden ise camialarına yakışır bir şekilde mücadele etmelerini bekliyoruz. Gözümüz de kulağımız da cumartesi günü Turgutlu’da olacak.” – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-kulup-baskani-elazigspora-tepki-gosterdi/feed/ 0
Özgür Özel: “Bu Ülkede Eğer Devlet Olacaksa En Üstteki Cumhurbaşkanından En Sade Vatandaşa Kadar Herkes Bu Anayasa’ya Bağlı Olacak” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bu-ulkede-eger-devlet-olacaksa-en-ustteki-cumhurbaskanindan-en-sade-vatandasa-kadar-herkes-bu-anayasaya-bagli-olacak/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bu-ulkede-eger-devlet-olacaksa-en-ustteki-cumhurbaskanindan-en-sade-vatandasa-kadar-herkes-bu-anayasaya-bagli-olacak/#respond Wed, 24 Apr 2024 23:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29180

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye Cumhuriyeti bir anayasa devletidir. Sahip çıktığımız maddelerin yanında elbette eleştirdiğimiz, değiştirilmesini istediğimiz maddeler olabilir ama bu ülkede eğer devlet olacaksa, yani insanların canı ve malı güvende olacaksa en üstteki cumhurbaşkanından en sade vatandaşa kadar herkes bu Anayasa’ya bağlı olacak. Meri anayasanın işine gelen kısımlarını uygulayıp, oradan güç alıp, yetki alıp kullanıp işine gelmeyen kısımlarını ihlal edersen bu hak bir kişide değil, herkeste olur. Orada devlet, anayasal düzen ortadan kalkar ve keşmekeş, karmaşa olur. İşte o zaman beka sorunu olur” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşması öncesinde, uzun süre sonra CHP grubundaki milletvekili sayısındaki ilk artışı yaşayacaklarını söyleyen Özel, İYİ Parti’den istifa ederek partisine katılan İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’na CHP rozeti taktı.

Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Ayşe Hanım çağrımıza uydu ve baba evine geldi. Aslında kurultay sonrasında büyük bir heyecan olmuştu ancak yerel seçim gündemiyle birbirine girmemesi için ve yerel seçimde sadece CHP’nin değil, Türkiye İttifakı’nın kampanyasını yürüttüğümüz için başlatmamıştık. Şimdi buradan CHP Genel Başkanı olarak tüm gençleri, kadınları, Türkiye’de hangi siyasi görüşte olursa olsun artık umudun değişimde olduğunun ve artık hep birlikte baba ocağına gelmenin…Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti olduğu için baba ocağı, yeni bir üye kampanyasını başlatıyoruz, hep birlikte baba ocağının kapılarını ardına kadar açıyoruz. Gençlerin gözündeki ışıltıyı görüyorum, bütün Türkiye’de görüyorum. Gençlik Kolları Başkanım; gençleri davet edin. Gençleri CHP’ye gelmeye, üye olmaya; bayrak asmaya, broşür dağıtmaya değil bu partide siyaset yapmaya, bu partiyi geliştirmeye, güçlendirmeye ve iktidara taşımak için gençleri davet edin. CHP’ye üye olmayan ancak ilgi duyan gençlere buradan sesleniyorum: Gelin, bu partiye kaydolun, siyaset yapın size çok ihtiyacımız var.

“CHP İKTİDARINDA KANUNLAR KARARLAR BAŞKANLIĞI’NA LEVENT BAYRAKTAR’IN RESMİNİ ASACAĞIM”

Yüreğimizde bir ateş yanıyor. Levent Bayraktar’ı anlatırken kapalı grupta da hepimiz çok duygulu anlar yaşadık. Hayatımda tanıdığım en dürüst, en çalışkan insanlardan bir tanesiydi. Grubumuzun müdürüydü, partimize emeği, önceki Genel Başkanımıza katkısı çoktur. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da kendisine emeği çoktur. Bu muhteşem insan; parlamento hukukunu çok iyi bilen, içtüzüğü çok iyi bilen, biz parlamentoda görev yaparken takıldığımız ya da takılmamız olası her noktayı önceden düşünen, ‘Özgür Özel ne kadar içtüzüğe hakim’ deniyorsa aslında o işin görünmez kahramanı Levent Bey’dir. Benim en büyük hayalim; onu yürütmede olduğumuz sırada, güçlendirilmiş bir parlamentoda parlamentonun ya da başbakanlığın ‘kanunlar kararlar başkanı’ yapabilmekti. Ancak maalesef o günleri göremedi. Ben 31 Mart seçim başarısının milletvekillerimize ve grubumuza düşen payını kendisine atfediyorum, ruhu şad olsun. Bir gün CHP iktidarında kanunlar kararlar başkanlığına onun bu resmini asmak üzere, Grup Müdür Vekilimiz bu resmi buradan alsın. İktidar olduğumuz gün kendisinden isteyeceğim.

“BİRİLERİ AKSİNİ SÖYLESE DE BU MECLİS TEK SANDIKLA KURULMUŞ MECLİSTİR”

Dün, TBMM’nin 104’üncü kuruluş yıl dönümünü birlikte kutladık. Birileri aksini söyleyip tarihi bir gaf yapmış olsa da bu Meclis belki de dünyada tek sandıkla, demokrasiyle kurulmuş meclistir. Bu ülke, Meclis’ten sonra kurulmuş ülkedir. Bu Meclis, savaşı yürütmüş meclistir, Cumhuriyet’i ilan etmiş meclistir. Biz de Ata’mızın vasiyetine uygun olarak ilk kongremiz olan Sivas Kongresi’nden bu yana millet iradesine saygılı olduk, saygılı olmaya da devam edeceğiz. Bu vesileyle savaş koşullarında Millet Meclisi’mizde bulunan mebusların gündemiyle ilgili bir bilgiyi sizlerle ve vatandaşlarımızla paylaşmak isterim: Savaşın en çetin günleridir. O günlerde, 1921 yılında Büyük Millet Meclisi’nde Yazı İşleri Sorumlu Müdürü Necmeddin Sahir Bey, mebuslara anket yapar. Birileri CHP anket yaptırınca, ‘Parti anketle mi yönetilir’ diyordu ya… Bütün mebuslar yanıtlar, hiçbir yerde yayınlanmaz. 1992’de vefat edene kadar bilinmez ama o anket sonuçları 2004 yılında nihayet Meclis kayıtlarına girer. Bir şey Meclis kayıtlarındaysa CHP’nin genel başkanı, grup başkanvekilleri onu bilirler.

“ZENGİN VE ADİL BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMENİN YOLU ÜÇ ALANDA ADALETİ SAĞLAMAKTAN İBARETTİR”

‘Kazanılacak olan milli istiklal mücadelemizin bereketli ve verimli olması neye bağlıdır’ sorusuna en çok verilen yanıt, ‘Adalet, adil yönetim ve yasaların egemen kılınması’ der. Ankete en çok verilen ikinci yanıt da ‘Ekonomik gelişmeler belirleyici olacaktır’ der. Cumhuriyetimizin kurucu kadroları, bu beklentileri karşılamak için çalıştı, mücadele etti, milletimizi tebaa olmaktan çıkardılar, yurttaşlık hakkını verdiler, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı verdiler, medeni ve çağdaş bir toplumu var etmek için büyük devrimler yaptılar, üretime dayalı bir ekonomiyle genç Cumhuriyetimizin ilk 15 yılda yüzde 196 büyümesini sağladılar. Ancak Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki devrimci anlayışından uzaklaşan Türkiye; yanlış politikalardan, yanlış hedeflemelerin sonucunda yerinde sayan, sorunlarını aşamayan bir ülke haline geldi ve son 20 yılda bunu iliklerimize kadar hissettik. Bu nedenle 1921’de yapılan anketten çıkan toplumsal beklentiler, milletvekillerinin 1921’de, daha cumhuriyet ilan edilmeden ‘Bu millet ne ister’ dediğinde, ‘Adalet, iyi yönetim ve yasaların hakimiyetini, ekonomik gelişmeler iyiye gitsin ister’ denmişti. Halen daha sorulduğunda anketlerdeki en üstte çıkan iki cevap da budur. O yüzden zengin ve adil bir Türkiye’yi inşa etmenin yolu ve önümüzdeki görev üç alanda adaleti sağlamaktan ibarettir. İlki hukukun üstünlüğüyle yönetilen bir ülke ve mahkemelerdeki adalet. İkincisi eşit haklar, eşit yurttaşlık için sosyal adalet. Üçüncüsü de adil gelir paylaşımıyla ekonomik adalet.

“EN ÜSTTEKİ CUMHURBAŞKANINDAN EN SADE VATANDAŞA KADAR HERKES BU ANAYASA’YA BAĞLI OLACAK”

Biz, bu ülkeye bu adalet gelene kadar, bu adaleti getirene kadar, mahkemedeki adaletten herkes memnun olana kadar, sosyal adalet; her yurttaş Kürdü, Türkü, Alevisi Sünnisi bu ülkede yaşayan herkes kendini eşit yurttaşlar olarak okuyana değil hissedene kadar ve kimsenin hakkını kimsede bırakmadan bu ülkede ekonomik adaleti sağlayıp önce açlığı sonra da yoksulluğu bitirene kadar, sonuna kadar çalışacağız ve mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bir anayasa devletidir. Sahip çıktığımız maddelerin yanında elbette eleştirdiğimiz, değiştirilmesini istediğimiz maddeler olabilir ama bu ülkede eğer devlet olacaksa, yani insanların canı ve malı güvende olacaksa en üstteki cumhurbaşkanından en sade vatandaşa kadar herkes bu Anayasa’ya bağlı olacak. Bir ülkede meri anayasanın işine gelen kısımlarını uygulayıp, oradan güç alıp, yetki alıp kullanıp işine gelmeyen kısımlarını ihlal edersen bu hak bir kişide değil, herkeste olur. Orada devlet, anayasal düzen ortadan kalkar ve keşmekeş, karmaşa olur. İşte o zaman beka sorunu olur.

“ANAYASA’YA UYMAK AİHM VE AYM KARARLARINA UYMAKLA OLUR”

Anayasa’ya uymak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararlarına, bağlayıcılığına uymakla olur. Örneğin, önümüzdeki günlerde 1 Mayıs geliyor. 1 Mayıs Taksim’de kutlanması gereken, hak olan işçi bayramıdır. 1 Mayıs’ta işçiler Taksim’e çıkmak, Taksim’de kutlamak, kanlı 1 Mayısların yasını, matemini, gelecekteki güzel günler için mücadeleyi orada yaşamak istiyorlar. Bir zamanlar Taksim 1 Mayıs’a yeniden açıldığında övünenler, şimdi yasaklıyorlar, izin vermiyorlar, Taksim’e gitmek isteyenlerin karşısına dikilip kendisi de birer emekçi olan, kamu personeli olan polise kanunsuz, Anayasa’ya aykırı emirler veriyorlar. Yetmez, bu konuda DİSK AYM’ye gitti. Mahkemeyi kazandı, daha önce başka mahkemeleri de kazandı. Yargı, ‘Taksim 1 Mayıs’ta açık olsun’ derken hala Taksim’i 1 Mayıs’ta kapalı tutmak bir kompleksten, bir evhamdan, bir vehimden, boşa bir kaygıdan başka bir şey değil. Siz Taksim meydanını egemenliğiniz bayrağı görürseniz ve oraya insanların çıkmasını size karşı bir şey sanırsanız zaten siz aslında egemen değil, muktedir değilsiniz demektir.

“TAKSİM’İ 1 MAYIS’A AÇIN”

Oysa o Taksim açıksa; işçileri öğrenciler, Cumartesi Anneleri, hak araya herkes çıkıp, hakkını arayıp oradan evine dönebiliyorsa sen muktedirsin demektir. Ordu gücüyle, jandarmayla, polisle, panzerle korunmaya başlandıysa egemenlik, egemenlik elden gitmiş demektir. Onun için buradan çağrım: Özgüvenle, işçilere inanarak, güvenerek Taksim’i 1 Mayıs’a açın. Kontrol noktalarında polisin yanında DİSK, üzerimize düşerse CHP, birer görevlisiyle kontrol noktasından başlayarak, tansiyonu düşürerek içeriye bir tek 1 Mayıs dışı pankart sokmayarak ve orayı bir kutlama, bayrama yakışan, kanlı 1 Mayısların matemine yakışan şekilde kutlanmasına izin vermek ve 1 Mayıs’ın salimen Taksim’de kutlanmasını sağlamak bugünkü iktidarın kendi için yapabileceği en doğru iştir. Yasaklarsanız, engellerseniz o zaman belki o gün o meydanın işçilere bırakılmasını bir başka 1 Mayıs’a bırakırsınız ama o 1 Mayıs’ta artık siz olmazsınız çünkü bittiniz, tükendiniz demektir. Karar alıcılara sesleniyorum; ben kefilim, orada olacağım işçilerle birlikte bir kişinin burnu kanamadan 1 Mayıs’ın kutlanmasına ve o meydanın boşalmasına kefaleti ben koyuyorum. Taksim’i 1 Mayıs’a açın 31 Mart’ın mesajını aldığınızı anlatın, özgüvenli olduğunuzu gösterin. 1 Mayıs’ta Taksim’in kazanılması bu ülkenin yeni iklimine hizmet edecektir. Emekçilerin elini havada bırakmayınız.

“YAŞLI İNSANLARI BU ZOR GÜNLERİNDE HAPİSHANEDE TUTMAK YAKIŞMAZ, BU DA GÜÇ DEĞİL”

“Yaşları 80-90 arasında olan yaşlı insanı, 28 Şubat’tan hesap soruyoruz diye bu zor günlerinde hapishanede tutmak yakışmaz, bu da güç değil” diyen Özel, yine hasta tutuklu 83 yaşındaki Makbule Özer’in durumuna da değindi. Özel, şöyle konuştu:

“Bu da terörle mücadele değil aksine o terör örgütünü güçlendirirse, senin yaptığın böyle uygulamalar güçlendirir. 83 yaşında Türkçe bilmeyen şifacı kadını bilmeden muayene ettiği birisi için hapse atmak taban bulur terör örgütüne. Güçsüzleştirmek için demokrasi, kendine güvenmen lazım. Hatta bir araştırma komisyonu kurulmasını teklif edelim. Güçlü demokrasilerin siyasetçileri hastanın ve hükümlünün siyasi görüşüne partisine kördür. Sadece insan ve hasta görüyle bakmadan yapılan her şey hak ihlalidir. Diğer partilerle görüşelim böyle bir komisyonun kurulmasını talep edelim, kurmazsa partimiz kursun. Biz siyaset üstü bir şekilde tüm siyasi partileri hasta, tutuklu ve hükümlüler konusunda iş birliğine davet ediyoruz. Ancak Çetin Doğan, tutuklu komutanlar, Makbule Özer gibi kişilerin bu komisyonu bekleyecek ne vakti ne dayanabilecek takati vardır. Orada görev yürütmededir.

“O GÜN 68 BİN ÖĞRETMEN VARSA ECEVİT’İN ATAMADIĞI BUGÜN ERDOĞAN’IN ATAMADIĞI 1 MİLYON 100 BİN ÖĞRETMEN VAR”

22 yılın sonunda bugün Türkiye’de 1 milyondan fazla atanmayan öğretmen var. Atanmayan öğretmenlere hiç sıkılmadan kusuru üstlerine atarak ve kendilerini masumlaştırarak atanamayan öğretmenler diyor. O gün 68 bin öğretmen varsa Ecevit’in atamadığı bugün Erdoğan’ın atamadığı 1 milyon 100 bin öğretmen vardır. 23 bin 900 öğretmenin atanması asla kabul edilemez. Mülakatın derhal kaldırılması, gençlerin talebine uygun olarak 100 bin öğretmen atamasının yapılması gerekiyor. 28 Nisan’da Ankara Ulus’ta bir mitingleri var. Ben o gün Cumhuriyet tarihinde ilk kez yapılan ve bizim belediyemizin kazandığı Mesir Şenliklerinde Manisa’da olmak durumundayım. Ama atanmayan öğretmenlerin mitingi için sözüme değer veren herkesi o mitinge destek olmaya davet ediyorum.

“HATAY’I YÜZDE 60’LA ALMAYA ANT İÇİYORUM”

Hatay çok yüreğimizi yaktı. 6 Şubat’ta yüreğimizdeki yangın sönmez. Hatay’da bir seçim yapıldı. Büyük hukuksuzluklarla ilçede, ilde ve maalesef YSK’da Hatay’ın iradesi gasp edildi. Aynı örnek AK Parti ve MHP lehineyken sayılan oylar sayılmadı. Geçersiz oy rakamı farktan büyükse geçersizlere baktılar, 15 kat büyüktü, bakılmadı. Bir tek torba açılmadı. 3 bin 900 ölüye oy kullandırttılar, açıp baksalar görecekler, kapağını açmadan reddettiler. Tarih önünde kendilerini çok zor bir duruma soktular. Biz Hatay’a sahip çıkacağız, Hatay’ı asla yalnız bırakmayacağız. Önümüzdeki haftalarda Hatay’da belediye ve iktidarı nasıl takip edeceğimizi; nasıl yapıcı, net ve sert bir muhalefet yapacağımızı; nasıl Hatay’da bundan sonra gelecek seçimi de öyle küçük farkla değil, Hatay’ı yüzde 60’la almaya buradan ant içiyorum, söz veriyorum.

“ANTAKYA’DA BİR DEPREM KONUTU İÇİN VATANDAŞTAN 6 MİLYON 750 BİN LİRA PARA İSTENMEKTE”

Şu anda, Hatay’da yedi ilçede rezerv alan krizi yaşanmakta. Eğer zemin etüdünde bir sorun yoksa, zemin sağlamsa biz hak sahiplerinin haklarının orada ya da çok yakında, yani orayı ranta çevirip, birileri için rezerve edip depremzedelerin başka yere yollanması asla kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Bunun için sosyal devlet olarak bakmak, haklara saygılı olmak lazım. Ayrıca biz seçimlerde Hatay’daki her bir deprem konutunun bir aileye ilk konutun, tek konutun bedava verileceğini söylerken birileri bir yıl içinde evlere girme garantisi veriyordu. Bir yıl içinde 100 depremzededen sadece 11’i şu ana kadar evlere girebilmiş durumda. 89’u konteynerde, çadırda. Bir yılın üzerinden de neredeyse iki ay geçti. O söz tutulmadığı gibi, biz olsaydık bedava olacak evler, örneğin Antakya’nın 600 Evler bölgesinde bir mütevazi deprem konutu için 6 milyon 750 bin lira vatandaştan para istenmekte. Taksitlendirip, faizlendirip dünyanın borcu insanların sırtına yüklenmektedir. Bunu takip ediyoruz, bu bir sosyal devlet değildir.

Önümüzdeki günlerde bu konuyu siyasi muhataplarımla görüşeceğim ancak zeminde sorun yoksa, yerinde dönüşüm ve o mahallede konut verilmesini çok yakından takip edeceğiz. Rezerv alan bilimsel yapıldığında saygı duyduğumuz ama sağlam zeminde de olsa, ‘Ben sizi değersiz bir yerde rezerv alana attım. Burayı yandaşa rezerve ettim’ rezaletini deşifre edeceğim, metrekare metrekare göstereceğim. Buna asla kalkışmayın, kul hakkına girmeyin. Kul hakkını da yedirmem Hatay’ın hakkını da yedirmem.

“MESUT KOCAGÖZ’Ü ÖZGÜRLÜĞÜNE VE KEPEZ’E KAVUŞTURUN”

Kepez Belediye Başkanımız, AK Parti döneminde yapılan bir teleferiği işleten şirketin geçmişte genel müdürü olduğu için, sonra ayrıldı, üstüne üç kere denetim geçirmiş, bakım geçirmiş olan teleferikte maalesef bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Biz suçluların kamu görevlisi de olsa kovuşturulmasını, soruşturulmasını, suçluysa cezalandırılmasını savunuyoruz. Başkanımız kendisinden sonra üç kez denetlenmiş teleferiğin kazasından sorumlu, olacak iş değil. Tutuklama siyasi. İtirazlarımız da reddedilmişti ama şimdi delil durumu değişti. Yeni bir video ortaya çıktı. Videoda görevli arızayı görüyor, sistem otomatik kapatıyor. Bir süre telefonla konuşuyor, bakıyor ve sistemi açmaması gerekirken manuel çalıştırıyor ve kaza oluyor. Hemen durdurup koşarak ayrılıyor oradan. ve maalesef dosyada sistemin otomatik kapattığı sistemi manuel başlatan kişinin ifadesi: ‘Seçimler yaklaşıyordu. ‘Seçimlerden önce teleferik hemen çalışsın’ dediler. Üç aylık olması gereken bakımı, 15 günde yaptırdılar. Sorumlusu da Mesut Kocagöz’dür.’ Oysaki genel müdür falan değil, o sırada Kepez Belediye Başkan Adayı. Ortaya çıkıyor ki sistem durmuş, bu ifadenin sahibi çalıştırmış. Mutlaka yeni bir itiraz yapılacak. Artık vicdan diyorum, artık insaf diyorum, yeter artık biraz edep diyorum ve Mesut Kocagöz’ü özgürlüğüne ve Kepez’e kavuşturun diyorum.

“IĞDIR TUZLUCA TAM BİR PUSUİ, TAM BİR TUZAK”

Iğdır Tuzluca’da, daha önce de başka belediye başkanlarına yapılan bir hukuksuzluk bu sefer de CHP’ye uygulandı. Belediye Başkan Adayımız Cemal Kurnaz aday adayı oldu, dosyasını aldık, her şey tamam. Aday gösterdik, incelendi ve aday olmasında hiçbir engel olmadığına ilişkin temiz kağıdı dosyasına girdi, ilçe seçim kurulu baktı, aday yaptı. Askıya çıktık, ilan edildi, itiraz olmadı, adaylığı kesinleşti. Iğdır Tuzluca’dakiler gittiler, kendisine partimizin adayı olarak oy verdiler. Seçimden sonra ‘Bu kişi belediye başkanı olamaz’ itirazıyla mazbata kendisine verilmedi, ikinciye verildi. Seçimi yenilese haksızlık ama hiç olmazsa Tuzluca’nın yeniden karar vermesi sağlanacak. Madem engel bir hal var ki yok, sen bunu nasıl gidiyorsun zamanında görmeyip aday yapıyorsun, CHP’nin bir başkasını aday göstermesini istemiyorsun. Tam pusu, tam tuzak. Bu hukuksuzluk akıl alır gibi değil. Mazbatayı alan kişi de nasıl oluyorsa ‘bana ver’ diye itiraz ediyor, ikinciye mazbata veriliyorlar. Mazbatayı alan kişiye de partisine de derhal bu haksızlığı durdurmak, istifa etmek, seçimlerin yenilenmesini sağlamak gerekir. CHP böyle bir mazbata alsa, alana ‘Nasıl yaptın bunu’ derim. Ama birileri içlerine sindiriyorlar.

“SEÇİMLERDEN BUGÜNE DURMADAN MİLLETİMİZİN KARŞISINDAYIZ”

Biz CHP olarak 31 Mart yerel seçimlerindeki sonuçlardan sonra, o günden bugüne durmadan milletimizin karşısındayız. Başarıyı nasıl okuduğumuzu, bu başarı öyküsünde kimin, nasıl haklarını teslim ettiğimizi ve bunu bir zafer değil bir görev olarak gördüğümüzü, zaferin bu ülkeyi yeniden demokrasiye kavuşturduğumuzda, bu ülkeyi yeniden hukuk devleti yaptığımızda, kuvvetler ayrılığının olduğu günde ve bunun doğal sonucu olarak güçlü bir parlamentoyla bu ülke zenginleşmeye başlayınca, insanların can-mal güvenliği sağlandığında ve bu ülke kurucumuzun gösterdiği hedeflere yürürken hem ekonomide doğru işleri yaparak hem de zaten demokrasinin geldiği bu güzel ülkeye her yönüyle yatırımın arttığı, herkesin güvenle gelip yatırım yapabildiği, paranın buralarda değerlendirildiği, yoksulluğun hem acil sosyal devlet tedbirleriyle hem de kalkınma ekonomisiyle tarihe karıştığı gün o zaman biz zaferi kazanmış, kendimizi kutlamayı hak eder durumda göreceğiz.

“YARIN ÇORLU’DA ANNELERİN ARKASINDA MAHKEME SALONUNA YÜRÜYECEĞİM, BENİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN”

Milletin yüzü gülmeden sevinmeye hakkımızın olmadığını biliyoruz, bu sorumlulukla davranıyoruz. ‘Milletin sesini duyarak siyaset yapacağız, meydanda olacağız, hak arayan kimse yanında olacağız’ demiştim. Yarın 25 Nisan, Çorlu tren kazasında canı yanan olmaya gideceğiz. Birileri seçimden önce o kararı açıklamaya cesaret etmediler. Yarın Çorlu’da sabah 09: 00’da Santral Park’ta buluşarak annelerin arkasında, onların haykırışlarına eşlik etmek için onlarla mahkeme salonuna doğru yürüyeceğim. Çorlu’ya yakın olan herkesten ricamdır yarın Çorlu annelerini yalnız bırakmayın. Beni seven arkamdan gelsin. Bundan sonra hiçbir suni gündemle meşgul değiliz. Çok yakında Türkiye’deki bütün emeklilerle birlikte mitingdeyiz, eylemdeyiz. Emekliyle, staj, çıraklık mağdurlarıyla, emeklilikte kademe bekleyenlerle birlikteyiz. Bu Meclis’in şimdilik ana muhalefet partisi olarak onlarla birlikte yürümeye, seslerini duyurmaya, haklarını almaya geliyoruz. CHP ayağa kalkmıştır, Türkiye’yi ayağa kaldıracağız ve biz kazanacağız, Türkiye kazanacak.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bu-ulkede-eger-devlet-olacaksa-en-ustteki-cumhurbaskanindan-en-sade-vatandasa-kadar-herkes-bu-anayasaya-bagli-olacak/feed/ 0 Aym Kararına Rağmen Taksim’in İşçilere Kapatılmasına Tepki Gösteren Çerkezoğlu: Milyonların Gözü Kulağı Taksim 1 Mayıs Alanında Olacak https://www.haber60.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/ https://www.haber60.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/#respond Wed, 24 Apr 2024 23:15:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29176 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı için bu yıl da yasaklanan Taksim Meydanı kararına karşı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile açıklama yaptı. Çerkezoğlu “Milyonların gözü kulağı İstanbul Taksim 1 Mayıs alanında olacak ve milyonlarca yürek Taksim Meydanı’yla atacak. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu hukuksal, tarihsel, toplumsal bir hakikattir. Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğinin 2013 yılından beri tamamen keyfi bir biçimde yok sayılmasına, inkar edilmesine 11 yıl sonra 2024 1 Mayıs’ında artık son verilmelidir.” derken Sağkan da Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararına uyulması çağrısı yaptı.

DİSK, bu yıl yapılacak 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlaması için yıllardır yasaklı olan Taksim Meydanı’na işaret etmişti. DİSK heyetinin konuya ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiği İstanbul Valisi Davut Gül ise dün yaptığı açıklamayla Taksim Meydanı’nının kitlesel kutlama yapılmasına kapalı olduğunu açıklamıştı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Taksim’deki bir otelde basın toplantısı düzenledi. Çerkezoğlu, 1 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanında sınıf kardeşleriyle birlikte demokrasiye, adalete, özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve kardeşliğe dair umutlarını ve taleplerini ifade edeceklerini belirtti. Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk 1 Mayıs’ı ülkemiz açısından da önemli bir dönemeçte kutlanacak. Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşacak, ekmeğimizin her gün küçülmesine, adaletin terazisinin tamamen bozulmasına, en temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine karşı hep bir ağızdan sesimizi yükselteceğiz. Evlerinden, işlerinden, mahallelerinden, sokaklarından yola çıkıp el ele vererek 1 Mayıs alanına yürüyecek olan işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler, çocuklar başı dik, alnı ak bir biçimde hakkını, hukukunu savunacak. Ülkemizde 1 Mayısların bir simgesi var; işçilerin, emekçilerin mücadelesinin, geleneğinin bir simgesi var ve hepsinden önemlisi emeğe saygının bir simgesi var. Taksim Meydanı, 1977’den beri yüreğimizdeki yaradır ve yeniden yasaklandığı 2013 yılından beri de en büyük hasretimizdir. 2024 1 Mayıs’ında Türkiye’nin ve dünyanın meydanlarında buluşan milyonların gözü kulağı İstanbul Taksim 1 Mayıs alanında olacak ve milyonlarca yürek Taksim Meydanı’yla atacak. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu hukuksal, tarihsel, toplumsal bir hakikattir. Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğinin 2013 yılından beri tamamen keyfi bir biçimde yok sayılmasına, inkar edilmesine 11 yıl sonra 2024 1 Mayıs’ında artık son verilmelidir. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu artık hukuksal bir hakikattir”

SAĞKAN: İŞÇİLER, SIKINTILARINI İSTEDİKLERİ MEKANDA DİLE GETİRME HAKKINA SAHİP

Erinç Sağkan da Taksim yasağına karşı geçen yıl Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararına değinerek şöyle konuştu:

“Tüm dünyada 1 Mayıs’ın coşkusu, bayram şöleni olarak yaşanacakken bizler yeni anayasa tartışmalarının içerisinde mevcut anayasanın uygulanması için hukukçular olarak da kendimizi anayasanın temel hak ve özgürlükler başlığındaki ilkeleri hatırlatmak zorunda buluyoruz. DİSK ve diğer bir başvuru neticesinde bundan yaklaşık 5 ay önce Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyorum. Çünkü eğer Türkiye bir hukuk devletiyse, anayasamız halen yürürlükte ise Anayasa Mahkemesi’nin uygulanmasını talep etmek, bu ülkenin vatandaşları olarak her birimizin de en temel hakkıdır. Tabii Anayasa Mahkemesi’nin kararına baktığımızda karar, sadece bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine ilişkin bir tespitle sınırlı kalmıyor. Tarihsel bir çerçeve de çiziyor bu karar ve özellikle 1 Mayıs’ın anlamından bahsederek 1977’de Taksim’de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayların halen cezasız kalması nedeniyle Taksim’in 1 Mayıslar bakımından artık bir ortak hafızayı temsil ettiğini ve bu anlamda da simgesel önemi bulunduğundan bahsediyoruz. İşçiler, emekçiler yaşadıkları sıkıntılarını, dertlerini, beklentilerini istedikleri mekanda dile getirme hakkına sahipler. Aynı karar, şunun da altını çiziyor, ki bence bu kısım ayrıca çok önemlidir. İşçilerin, emekçilerin toplantı yapacağı yeri kendilerinin belirleme hakkı da vardır. Çünkü mekan belirleme özgürlüğünü de içermektedir toplantı, gösteri ve ifade özgürlüğü hakkı”

İbrahim Kaboğlu da İstanbul Valisi Davut Gül ile amirlerini hukuka uymaya davet etti, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bağlayıcı olduğunu vurguladı.

TAKSİM ANITI ÖNÜNDEKİ SLOGANLI GÖSTERİYE POLİS MÜDAHALESİ

Basın toplantısının ardından DİSK’ten bir grup, Taksim Anıtı önünde “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız” diye slogan atmaya başladı. Polis, müdahale ederek grubu alandan uzaklaştırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: DEM Parti aynı muameleyle karşılaşır https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-dem-parti-ayni-muameleyle-karsilasir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-dem-parti-ayni-muameleyle-karsilasir/#respond Wed, 24 Apr 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29154 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti’nin kapatılması çağrısına ilişkin, “Kapatılan partiler oldu, şu anda devam eden davalar var. Dolayısıyla DEM Parti aynı yolu izlerse aynı muameleyle karşılaşır.” dedi.

Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda Çocuk Hukuku panelinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

DEM Parti’nin kapatılması yönündeki çağrılara ilişkin soru üzerine Tunç, demokratik siyaset yaptığını söyleyenlerin, teröre karşı tavır koymaları gerektiğini söyledi.

Geçmişte teröre karşı tavır koymadıkları için haklarında dava açılan ve kapatılan partilerin olduğunu anımsatan Tunç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Böyle bir hukuki süreçle karşı karşıya kalmak istemiyorsanız terörle aranıza mesafe koyun, terörü, şiddeti reddedin. Demokratik siyaset yapmak istiyorsanız özgürce siyasetinizi yapın. Çünkü, millet size oy verirken hizmet etsin diye oy veriyor, terörü desteklesin diye oy vermiyor. Terörü destekleyen, şiddete teşvik eden açıklamalarda bulunursanız, uygulamalar yaparsanız, böyle bir politika içinde olursanız, demokratik hukuk devleti elbette buna müsaade etmez, yetkili makamlar devreye girer. Sonuna kadar düşünce ve ifade özgürlüğü… Bu konuda hiçbir kısıtlama olmadan herkes eleştirisini yapabilir ama onun da bir sınırı vardır. Özgürlüğün de bir sınırı vardır. O da ülkemizin bölünmez bütünlüğü, milli birlik ve beraberliğimiz, kişi hak ve özgürlükleri, yaşam hakkı. Yaşam hakkının düşmanı olan terörle mücadele bir tek terörist kalmayıncaya kadar devam edecek.”

Sur’daki devlet büyüklerine hakaret soruşturması

Bakan Tunç, Diyarbakır Sur’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin soru üzerine, devlet büyüklerine yönelik hakaret ifadelerini kabul etmenin mümkün olmadığını vurguladı.

Bu çirkin ifadeler üzerine hemen soruşturma başlatıldığını, gözaltı ve tutuklama işlemlerinin yapıldığını hatırlatan Tunç, şunları kaydetti:

“Buna benzer olayların tekrar etmemesi lazım. Bayrağı kaldırmak, indirmek gibi bu tür milletimizin hassas olduğu, ülkemizin devletimizin birlik beraberliği gibi konularda, milletimizin sinir uçlarıyla oynar, bu hukuksuz uygulamaları gerçekleştirirseniz, adli ve idari soruşturmalarla karşı karşıya kalırsınız. Herkes milletten aldığı yetkiyi anayasa ve kanunlar çerçevesinde kullanmalıdır, millete hizmet etmelidir. Başka yerlere, terör örgütlerine müsaade etmemesi gerekir.”

“Hiç kimse bir belediyeye kayyum atanmasını ister mi”

Terörü destekleme ve suç teşkil eden eylemlerle ilgili geçmişte partilere davaların açıldığını anımsatan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:

“Kapatılan partiler oldu, şu anda devam eden davalar var. Dolayısıyla DEM Parti aynı yolu izlerse aynı muameleyle karşılaşır. DEM Parti’li 78 belediye var. Bu 78 belediyede terörü destekleyen bir uygulama gerçekleştirilirse ne olacak? Anayasamızın 127. maddesi ve Belediyeler Kanunu’nun 45. maddesini okuduğunuzda, eğer terörü destekliyorsa bir belediye yönetimi, o zaman geçmişteki uygulamaları hep beraber gördük. Hiç kimse durup dururken bir partinin kapatılmasını ister mi, istemez. Hiç kimse bir belediyeye kayyum atanmasını ister mi, istemez. Siz halka hizmet yerine milletin kaynaklarını, devletin gönderdiği ödenekleri, millete hizmet yerine başka yerlere, millet düşmanlarına aktarma gayretinde olursanız ki geçmişte bunun örnekleri oldu ve bu uygulamalar gerçekleşti. Eğer yine bunlar tekrar ederse elbette ki o zaman anayasa ve kanunlar çerçevesinde verilen yetkiler kullanılır. Önemli olan o yetkileri kullanmak zorunda kalmamak.”

Anayasa çalışmaları

Yılmaz Tunç, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin soru üzerine de dönem içerisinde anayasada reform sayılabilecek çok sayıda değişikliğe imza attıklarını hatırlattı.

Yapılan çok sayıda değişikliğin, maddeler arasındaki yeknesaklığı zedelediğine dikkati çeken Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin darbe anayasasından kurtularak süreç içerisindeki kazanımlarını da koruyarak yeni, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasa yapması lazım. Bunun yegane yeri de TBMM. Siyasi partilerimiz bu konuda inşallah uzlaşırlar. Meclis Başkanımızın bu yönde büyük bir gayreti var. Partilerin anayasa değişikliği önerileri oldu. Sivil toplumun görüşü alınarak Meclis’te uzlaşma zemini sağlanarak TBMM Başkanımızın öncülüğünde inşallah başarıya ulaşır. Milletimize olan borcu Cumhuriyetimizin ikinci asrına başlarken yerine getirmiş oluruz. 28. dönem parlamentosu da tarihe geçmiş olur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-dem-parti-ayni-muameleyle-karsilasir/feed/ 0
Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamalarına yine kapatıldı https://www.haber60.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/ https://www.haber60.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/#respond Tue, 23 Apr 2024 23:18:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28997 (İSTANBUL) Anayasa Mahkemesi’nin 5 ay önce verdiği hak ihlali kararına rağmen Taksim Meydanı yine 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı. AYM, Taksim’de kutlama yapılmasının engellenmesinin “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğuna karar vermişti. Bu kararı da anımsatan DİSK ve KESK, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için valiliğe başvurmuştu. İstanbul Valisi Davut Gül, konuyla ilgili açıklamayı 23 Nisan kutlamalarının ardından yaptı. Gül, “1 Mayıs 2012 yılında itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Dolaysıyla Taksim bu anlamda bu tür etkinliklerin tamamına kapalı. Biz başta DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar olmak üzere talep eden herkesle konuştuk. Taksim’de bu sene olmayacağını kendilerine izah ettik” dedi.

ÇERKEZOĞLU “TAKSİM’DE KARANFİLLERLE YÜRÜYECEĞİZ” DEMİŞTİ

2 Nisan’da bir açıklama yapan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kitlesel olarak Taksim Meydanı’nda kutlayacaklarını açıklamıştı. Çerkezoğlu, “1 Mayıs’ta demokrasi şimdi, Taksim şimdi diyoruz. Kararımız kesindir. 1 Mayıs sabahında bir elimizde karanfil, bir elimizde çocuklarımızla Taksim Meydanı’na yürüyeceğiz” demiş, ardından da diğer işçi  örgütlerle birlikte resmi başvuruyu İstanbul Valiliği’ne yapmıştı.

Çerkezoğlu, ulusal ve uluslararası mahkemelerce de kabul edilen bu hakkın kullanımı 2013 yılından beri keyfi bir biçimde engellendiğini belirterek, “Son olarak geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir karar verdi. Kararları herkes için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve bu karar kesindir. Anayasa Mahkemesi kararı, açıkça ‘1 Mayıs’ta Taksim’de olmak, her işçinin, emekçinin hakkıdır’ diyor. Bu hakkı engellemek açıkça hukuk dışıdır” demişti.

İSTANBUL VALİSİ GÜL: TAKSİM BU TÜR ETKİNLİKLERİN TAMAMINA KAPALI

Taksim başvurusuna yanıt 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinleri sonrasında İstanbul Valisi Davut Gül’den geldi. Gül, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen Taksim’in 1 Mayıs’a, işçilere kapalı olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Önümüzde 1 mayıs etkinlikleri var. Biliyorsunuz 1 Mayıs 2012 yılında itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Dolaysıyla Taksim bu anlamda bu tür etkinliklerin tamamına kapalı. Biz başta DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar olmak üzere talep eden herkes ile konuştuk. Taksim’de bu sene olmayacağını kendilerine izah ettik. İstanbul’un her hangi bir yerinde uygun gördükleri bir yerde karar verirlerse bunun çoşku içerisinde, günün anlamına uygun bir şekilde kutlanması için üzerimize düşeni yapacağımızı söyledik, kendi aralarında istişare ediyorlar. İnşallah her sene olduğu gibi kutlanır. Bu sene de 1 Mayıs Birlik ve Dayanışma Günü olarak emekçilerimizin bayramı olarak İstanbul’da, İstanbul’umuza yakışır bir şekilde coşku içerisinde kutlanır. Olayın taraflarıyla biz iki kez görüştük, muhtemelen bu hafta içerisinde netleşir. Kutlanacak yer itibariyle netleşir. Biliyorsunuz 2012 yılından itibaren öyle. Taksim’in dışındaki her hangi bir alanda kutlanacak. O alanın neresi olacağına karar verip talep edecekler biz de güvenlik tedbirleri başta olmak üzere ne gerekiyorsa üzerimize yapacağız”

AYM “HAK İHLALİ VAR” DEMİŞTİ

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi 5 ay önce Taksim’de kutlama yapılmasının engellenmesinin “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğuna karar vermişti. Oy çokluğu ile alınan kararda, 1977 yılındaki katliama atıfla Taksim’in işçi ve emekçilerin ‘ortak hafızası’ ve ‘sembolik değeri’ olduğuna vurgu yaparak, meydanın önemine ilişkin şu değerlendirmeye yer vermişti:

“İçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada olanların dayanışmasının değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için burada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekanın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır”

]]>
https://www.haber60.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/feed/ 0
Emekli Orgeneral Çetin Doğan, sağlık sorunları nedeniyle hastaneden cezaevine gönderildi https://www.haber60.com.tr/emekli-orgeneral-cetin-dogan-saglik-sorunlari-nedeniyle-hastaneden-cezaevine-gonderildi/ https://www.haber60.com.tr/emekli-orgeneral-cetin-dogan-saglik-sorunlari-nedeniyle-hastaneden-cezaevine-gonderildi/#respond Tue, 23 Apr 2024 00:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28873

(İZMİR) – Sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan emekli orgeneral Çetin Doğan, yeniden İzmir 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Nilgül Doğan, eşi Çetin Doğan’ın “yurttaşlarım; Sizlere askerce en veciz teşekkür olan ‘Sağ olun’ diyorum. Artık vakit ülkemizde yaşanan bütün haksızlık, hukuksuzluk, yokluk ve yoksulluğa ve de yolsuzluklara savaş açıp, ülkemizde aydınlık yarınlar için taşıdığımız umutları yeşertenlere destek ve güç vermek zamanıdır” mesajını paylaştı.

Nilgül Doğan, sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan 28 Şubat hükümlüsü emekli orgeneral Çetin Doğan’ın yeniden İzmir 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne gönderildiğini duyurdu. Nilgül Doğan’ın eşi Çetin Doğan’ın son durumuna ilişkin bugün yaptığı açıklama şöyle:

“HAYATİ RİSK, CEZAEVİ ŞARTLARINDA GEÇERLİLİĞİNİ KORUMAYA DEVAM ETMEKTEDİR”

“Hoşgo¨ru¨nu¨ze sığınarak, eşim Çetin Doğan’ın sagˆlık durumuyla ilgili en son gelişmeleri ve bunun yanı sıra hak-hukuk arayışımızda kamuoyuna yansımayan gelişmelerle ilgili bilgileri degˆerlendirmenize sunmak isterim. Daha önce duyurduğum gibi, 1 Mart 2023 Cuma gecesi saat 23: 00 sularında sagˆlık durumunda ani olarak başlayan gelişme sonrası, iki aşamalı acil müdahale ve akabindeki yoğun bakım ve tedavisinin ardından eşim bugün itibariyle hastaneden taburcu edilmiş bulunuyor. Şu anda kendisi Buca Yüksek Güvenlikli 1 No.lu Cezaevinde ömrünün yeteceği kadar nöbetine devam etmek üzere yoldadır. Ege Üniversitesi Hastanesinde eşimin hayatını kurtarmak için yoğun ilgi ve tedaviyi esirgemeyen yetkin öğretim üyelerine, yardımcılarına ve de tüm sagˆlık çalışanlarına ailece minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Yaşadığı çok ciddi bir sagˆlık krizini atlatmış olmakla beraber, resmi özel raporlarda belirtilen kronik hastalıklarının eşim için yarattığı hayati risk, özellikle cezaevi şartlarında geçerliliğini korumaya devam etmektedir. Bu vesile ile, kimi basın mensuplarımızın hukuki süreç ile ilgili tarafıma ilettiği soruları maddeler halinde yanıtlamak isterim.

Adalet Bakanlıgˆı’nın 20/1 sayılı Genelgesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen başlatılan su¨reç ile Anayasanın 104/16 Maddesi kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 5 Nisan 2023 tarihinde eşimin ‘sürekli hastalık ve kocama’ durumu ile ilgili verdiği detaylı rapor, diğer sağlık raporlarıyla birlikte yaklaşık bir yıl önce Adalet Bakanlığı tarafından işleme konulması için Cumhurbaşkanlığı’na sunulmuştur.

“SÜRECİN ASKIYA ALINDIĞINI ÖĞRENMİŞ BULUNUYORUZ”

Benzer raporlar verilen 28 Şubat hükümlüsü 8 kişi ile başka suçlardan hükümlü bir kısım şahıslar için Anayasanın belirtilen maddesi uyarınca ‘cezanın kaldırılması’ işlemleri oldukça kısa su¨rede tamamlanmasına rağmen, eşimle beraber 28 Şubat davası hu¨ku¨mlu¨su¨ 5 silah arkadaşı için söz konusu sürecin askıya alındığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kapsamda avukatımız Sayın Dr. Serkan Cengiz, hak ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunmuştur. AYM, detaylı dilekçemizi Adalet Bakanlığı’na göndererek görüş talebinde bulunmuştur.

Adalet Bakanlığı 06.03.2024 tarihli cevabi yazısına Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı’nın degˆerlendirmesini de ekleyerek, özetle ‘Anayasanın 104/16 kapsamındaki yetkinin ve görevin kullanılmasının Cumhurbaşkanı’nın takdirinde ve kişisel bir af mahiyetinde’ olduğunu vurgulamıştır. Avukatımız Sayın Dr. Serkan Cengiz, AYM’ye Adalet Bakanlığı’nın konuya ilişkin yanıtının Anayasaya ve evrensel hak ve hukuk ilkelerine aykırılığını aşağıdaki hususları vurgulayarak yanıt vermiştir.

Anayasamızın 87. Maddesinin açık hükmü uyarınca ‘genel af ve özel af yetkilileri münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhdesindedir. Anayasanın 6/3 Maddesi uyarınca ‘hiçbir kimse veya kurum, kaynağını Anayasadan almayan devlet yetkisini kullanamaz. Anayasa’da 2017 yılında yapılan değişiklikle söz konusu 104/16 maddesinin eski halindeki (‘Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ya da kaldırmak’) ‘belirli’ sözcüğü kaldırılarak metindeki muğlaklık giderilmiş ve Anayasanın diğer maddeleri ile uyumu sağlanmıştır. Anayasanın 104. Maddesinde Cumhurbaşkanının Devletimizin yürütme erkinin başı olarak görevleri belirtilmiş ve kendisi bu görevlerin ifası için yetkilendirilmiştir. Bu yetki, bir keyfiyet/takdir mahiyetinde olmayıp, söz konusu maddede yer alan hükümlerin resmi tıbbi raporlarla ‘sürekli hastalık, sakatlık ve kocamışlık’ hali saptanan bütün hükümlülere ayırım yapmadan uygulanmasını gerektirir. Yukarıda arz edilen çerçevede AYM’nin talep ettiği Adalet Bakanlığı degˆerlendirmesine karşı yapılan nihai savunmaya ilişkin AYM henüz bir karar vermemiştir.

Ülkemizde 28 Şubat davasına ilişkin hak hukuk arayışımızın tükenmesi sonucunda yine avukatımız Sayın Dr. Serkan Cengiz tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel hak ihlali kapsamında 28.07.2023 tarihinde müracaatta bulunulmuştur. Dava sürecindeki ihlallerle ilgili on incelemeyi tamamlayan AİHM, söz konusu davaya esastan bakmaya karar vermiş ve ilgili başvuru numarasını tarafımıza bildirmiştir.

“EŞİM İÇİN AYRICALIKLI BİR MUAMELE ASLA İSTEMİYORUZ”

Daha önce de belirttiğim u¨zere ailem ve ben, eşim için ayrıcalıklı bir muamele asla istemiyoruz. Ancak eşimin, ayrımcılığa maruz bırakılmaksızın, kendisiyle aynı durumda olan kişilere halihazırda tanınmış olan Anayasal sürecin tamamlanmasını bekliyoruz. Hayatta kalabilmesi için tesadüflerin değil, hak ve hukukun, daha fazla gecikme olmaksızın tecellisini umuyoruz. Son olarak, Çetin’i hastaneden cezaevine yolcu ederken, bütün yurtseverlere iletmemi istediği kısa bir mesajı aktarmak istedim.

“SİZLERE ASKERCE EN VECİZ TEŞEKKÜR OLAN ‘SAĞ OLUN’ DİYORUM”

‘Güzel yurdumun her köşesinden, her kesiminden bana destek ve güç veren yiğit yurttaşlarım; Sizlere askerce en veciz teşekkür olan ‘Sağ olun’ diyorum. Artık vakit ülkemizde yaşanan bütün haksızlık, hukuksuzluk, yokluk ve yoksulluğa ve de yolsuzluklara savaş açıp, ülkemizde aydınlık yarınlar için taşıdığımız umutları yeşertenlere destek ve güç vermek zamanıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, sosyal hukuk devleti Cumhuriyetimizin sevdalılarına gönül dolusu sevgi ve saygılar, esenlikler dilerim. Çetin Doğan.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekli-orgeneral-cetin-dogan-saglik-sorunlari-nedeniyle-hastaneden-cezaevine-gonderildi/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcıları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcilari-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcilari-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramini-kutladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:33:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28759 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcıları Burhanettin Bulut ve Ulaş Karasu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Bulut, “22 yıllık AKP iktidarları döneminde Cumhuriyet değerleri aşındırılmış, kurucu iradeye sırt çevrilmiştir. Ulusal egemenliğin yok sayıldığı, ‘tek adam rejiminin’ hakim kılındığı bugünlerde Atatürk’ün kayıtsız ve şartsız millete emanet ettiği ‘milli egemenlik’ tehlike altına girmiştir” dedi. Karasu da “Hiç şüphesiz Meclisimizin asli görevi, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini korumak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini geliştirmek ve ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmasını sağlamaktır. Ancak, bu değerler son yıllarda tüm yetkiyi tek elde toplayan ‘tek adam’ rejimiyle birlikte tahrip edilmiş, millet egemenliği ve ülkemiz adeta bir darboğazın içine sokulmuştur” ifadelerini kullandı.

Burhanettin Bulut, “Demokrasimizin güvencesi, özgür ve bağımsız olarak bir arada yaşama irademizin sembolü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 104. kuruluş yılını kutlamanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz” dedi.

“AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE KURUCU İRADEYE SIRT ÇEVRİLMİŞTİR”

Bulut, şunları kaydetti:

“23 Nisan; ulusal egemenliği baş tacı yapacak kadar halkına güvenen, egemenliğin en son ferdine kadar ulusun olduğuna inanan büyük bir ruhun eseridir. Gazi Meclisimiz, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yürütmüş, laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır. Ancak 22 yıllık AKP iktidarları döneminde Cumhuriyet değerleri aşındırılmış, kurucu iradeye sırt çevrilmiştir. Ulusal egemenliğin yok sayıldığı, ‘tek adam rejiminin’ hakim kılındığı bugünlerde Atatürk’ün kayıtsız ve şartsız millete emanet ettiği ‘milli egemenlik’ tehlike altına girmiştir. Meclis, iktidar eliyle itibarsızlaştırılmış, yetkileri elinden alınmış ve kısıtlanmış, milli egemenlik milletin elinden alınmıştır. Bugün milli egemenliğin yeniden tesis edilmesine ihtiyaç vardır ve ülkemizin içinde bulunduğu ağır siyasi ve ekonomik buhrandan tek çıkış yolu Cumhuriyetin kuruluş değerlerine yeniden dönmektir.

“CUMHURİYET DEĞERLERİYLE HESAPLAŞMAK İSTEYENLERLE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

Cumhuriyetimizin 2. yüzyılında TBMM’yi yeniden ayağa kaldıracak, milli iradeyi yeniden hakim kılacağız. Tek adam rejimine karşı, Cumhuriyet değerlerine bağlılığımız, Cumhuriyet değerleriyle hesaplaşmak, demokrasiyi yok etmek isteyenlerle mücadelemiz daha fazla azim ve kararlılıkla devam edecektir. Atatürk, barış ve kardeşlik gibi yüce değerlerin paylaşılmasına, dünyaya yayılmasına aracılık eden 23 Nisan’ı, milli egemenliğini sonsuza kadar koruyacak, yüceltecek geleceğimizin teminatı çocuklarımıza ve yeni nesillere armağan etmiştir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza demokratik, özgür, yaşanır bir ülke bırakmak boynumuzun borcudur. Bıraktığı eserleriyle gönüllerimizde yaşayan Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Ulusal egemenliğin hakim olduğu, tüm çocukların özgürce çocukluklarını yaşadığı bir ülke ve dünya dileğiyle, milletimizin ve özellikle çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.”

“DEĞERLER ‘TEK ADAM’ REJİMİYLE BİRLİKTE TAHRİP EDİLMİŞTİR”

“Uygar toplumun, çağdaş ülke olmanın ve güçlü demokrasinin, çocuklarımızın omuzlarında yükseleceğine inanan Büyük Önderimiz, bu özel günü Türk Milleti’nin aydınlık geleceği olarak gördüğü çocuklara armağan etmiştir” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu da şunları kaydetti:

“Hiç şüphesiz Meclisimizin asli görevi, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini korumak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini geliştirmek ve ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmasını sağlamaktır. Ancak, bu değerler son yıllarda tüm yetkiyi tek elde toplayan ‘tek adam’ rejimiyle birlikte tahrip edilmiş, millet egemenliği ve ülkemiz adeta bir darboğazın içine sokulmuştur. Bu olumsuz tablodan en değerli varlığımız; sevginin, umudun, kardeşliğin ve aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan çocuklarımız da payını almışlardır. Geleceğimizin teminatı olan ve en kıymetli hazinemiz çocuklarımızı, ülkesini ve milletini seven, vatanı için çalışıp üreten insanlar olarak yetiştirmek; kendi başına karar verebilen, kendine güvenen, ufku geniş, bilimin aydınlığına inanan yetenekli gençler olarak yetiştirilmelerini sağlamak ortak sorumluluğumuz ve en büyük hedefimizdir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcilari-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramini-kutladi/feed/ 0 Emekli Aylıklarını Etkileyen Enflasyon Davası Anayasa Mahkemesi’ne Taşındı https://www.haber60.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/ https://www.haber60.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:01:00 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28608 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Eski Tetkik Hakimi Önder Tekin, “TÜİK’in 2023 yılının ilk altı aylık enflasyon verilerinin emekli aylığını doğrudan ilgilendirdiği ve gerçek dışı tüketici fiyat endeksi açıklamaları ile halkı yoksullaştırdığı” gerekçesiyle açtığı davanın reddedilmesinin ardından, bu defa bireysel başvuru yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

Eski Tetkik Hakim Önder Tekin, Tüketici Fiyat Endeksi’nin altı aylık periyotlar dönemindeki artış oranlarının doğrudan emekli aylığının artışında etken olduğunu gerekçe göstererek 2023 yılı ilk altı aylık enflasyon artış oranına ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Ankara 4. İdare Mahkemesi, davayı görev yönünden reddederek, dava dosyasını Danıştay 10. Dairesi’ ne gönderdi. Danıştay 10. Dairesi de davayı görevden reddederek, yeniden Ankara 4. İdare Mahkemesi’ ne gönderdi. Ankara 4. İdare Mahkemesi ise idari davaya konu edilebilecek bir işlem bulunmadığına yönelik karar verdi.

Bu kararın ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Hakim Önder Tekin, mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasında bulundu ve “Geçen yıl da TÜİK’in 2021 yılı ikinci altı aylık enflasyon oranının iptali istemiyle açtığım davanın reddi kararının kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştum. Her iki başvurum bireysel başvuru olsa da Anayasa Mahkemesi’nce hak ihlali kararı verilmesi durumunda milyonlarca kamu görevlisi ile emeklinin bu karardan olumlu etkilenecek olması nedeniyle bu bireysel başvuruların biran önce sonuçlandırılmasında kamu yararı vardır. Anayasa Mahkemesi’nin kamu yararı olan bireysel başvuruları biran önce ele alarak karar vermesini bekliyorum” dedi.

“TÜİK’E KARŞI AÇILAN BU DAVADA HAKLIYIZ”

“Emeklilerin açlık ve yoksulluk sınırında aylığa mahkum edilmelerinin nedeni TÜİK’in enflasyonu düşük açıklamasıdır” diyen Tekin, şunları söyledi:

“Hak ihlali kararı verilmesi durumunda yeniden davayı ele alacak olan İdare Mahkemesi’nin alanında uzman kişilerden oluşturacağı bilirkişilerin yapacağı inceleme sonucunda davada haklılığım anlaşılacaktır. Sabahattin Ali’nin yıllar öncesinde söylediği gibi ‘Anayasa Mahkemesi ve mahkemelerden beklediğim adalet, vermekle yükümlü oldukları da adalettir.’ TÜİK, enflasyonun artış oranının emeklilerin aylıklarının artışında doğrudan etkisini bulunmadığı kanaati ile davayı reddeden yargıçların aylıklarının alım güçlerinin yüksek enflasyon nedeniyle erimesini kısmen de olsa TÜİK enflasyon artış oranı ile giderilmiştir. Aynı yargıçların geçimini sağladığı, aylığının alım gücünü koruyabilmek için TÜİK enflasyon oranı doğrultusunda artış yapılmasına itirazı olmaz, aylığına yapılan artışı harcarken aynı enflasyon oranının iptali istemiyle açılan davada TÜİK enflasyonunun emekli aylığına doğrudan bir etkisinin olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmesi tam bir çelişkidir. TÜİK enflasyonu yargıç aylık alırken ‘in’, yargıç karar verirken ‘out.’ Enflasyonu TÜİK ezmektedir. TÜİK’in ezdiği enflasyonun gerçeği de emekliyi, memuru ezmektedir. Yıllardır bilinçli bir şekilde TÜİK eliyle yoksullaştırılan kamu görevlileri ve emeklilerinin adalet talepleri insanca yaşama isteklerinin mahkemelerce dikkate alınmasını istiyoruz. TÜİK’e karşı açılan du davada haklıyız, hakkımızın ihlal edilmemesini istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/feed/ 0
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Seçim Sözlerini Gerçekleştiriyor https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediye-baskani-ferdi-zeyrek-secim-sozlerini-gerceklestiriyor/ https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediye-baskani-ferdi-zeyrek-secim-sozlerini-gerceklestiriyor/#respond Sat, 20 Apr 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28505

Haber: DUYGU NİL ÖZER/ Kamera: EYLEM LADİN DEĞER

(ANKARA) Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “Seçim süreci boyunca verdiğimiz sözler vardı; özellikle ilk 2 ton suyun 1 lira olması sonra kademelerde yüzde 30 indirim olması gibi. Gelir gelmez bunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bununla birlikte tabi ki cemevleri bir ibadethanedir bu yadsınamaz bir gerçekti ama bunu görmezden gelen bir yönetim anlayışı vardı. Biz de cemevlerini sudan ücretsiz yararlanması konusunda bir karar aldık, bunun da mutluluğunu yaşıyorum. Çünkü hakkı buydu, hak eden hakkını alacak bundan sonra Manisa’da…” dedi.

74 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisinin kazandığı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, CHP Genel Merkezi’nde başlayan “İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı”na katıldı. ANKA Habere Ajansı’na konuşan Zeyrek, şunları söyledi:

“Seçim süreci boyunca verdiğimiz sözler vardı; özellikle ilk 2 ton suyun 1 lira olması sonra kademelerde yüzde 30 indirim olması gibi. Gelir gelmez sağolsun Meclis’teki arkadaşlarımızın desteğiyle birlikte bunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Daha sonra Manisa’da kartlı sayaç zorunluluğu diye bir uygulama vardı ve vatandaşlarımız bundan çok rahatsızdı. Bunu kaldıracağımızın sözünü vermiştik, yine ilk Meclis toplantımızda bunu da gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bununla birlikte tabi ki Cemevleri bir ibadethanedir bu yadsınamaz bir gerçekti ama bunu görmezden gelen bir yönetim anlayışı vardı. Biz de cemevlerini sudan ücretsiz yararlanması konusunda bir karar aldık, bunun da mutluluğunu yaşıyorum çünkü hakkı buydu, hak eden hakkını alacak bundan sonra Manisa’da…

“ÖDENMEMESİ GEREKEN FATURALAR TESPİT ETTİK”

Borçlar konusunda da 610 milyon lira ödemesi vardı eski başkanın, bunun önüne geçtik ve bunun önüne geçmemizin ne kadar doğru olduğunu da şimdi daha net bir şekilde görüyorum. O cari borçları tek tek incelediğimde içinde ödenmemesi gereken faturaların olduğunu tespit ettim. Onları ayıklıyoruz. Kimseyi mağdur etmiyoruz da. Dün itibarıyla cari borçlardan birçok ödemeyi gerçekleştirdim. Bunun haricinde kıdem tazminatını hakeden işçilerimiz ve emeklilerimiz vardı. Bunların da kıdem tazminatını taksitli bir şekilde değil, direkt olarak onlara ödedim. Çünkü CHP belediyeciliği ve halkçı başkan olarak geldiğimizde bu şekilde taksitlendirerek kişileri mağdur etmek yerine tek seferde bu paraları ödedim ve ekonomilerine bir nebze olsun destek sağladığımı düşünüyorum.

“PARASINI HALK İÇİN HARCAYAN BİR ANLAYIŞ GELİYOR”

Manisam şöyle bir kenttir; tarım var ama tarımı destekleyen yok, turizm var ama bir tane turist yok, üniversite var şehirde öğrenci yok, sanayi var ama sanayinin beyaz yakalıları Manisa’da oturmuyor. Böyle bir kent Manisa, öncelikle buna yönelik projeler hayata geçireceğiz ve bu projeler sayesinde Manisam çok farklı kalemlerde gelir elde edecek. Bu gelirlerle birlikte bu borç açığını çok kısa bir sürede kapatacağımı öngörüyorum. Buna yönelik çalışmalara ilk günden başladık. Artık daha borçsuz, halkın sesini duyan, halk için parasını harcayan bir anlayış geliyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediye-baskani-ferdi-zeyrek-secim-sozlerini-gerceklestiriyor/feed/ 0 AYM Başkanı Zühtü Arslan: Hak eksenli yaklaşım Anayasa Mahkemesi’nde hakim paradigmadır https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/ https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/#respond Sat, 20 Apr 2024 01:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28366 Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, anayasa mahkemelerinin temel görevinin hak ve özgürlükleri korumak olduğunu belirterek, “Hak eksenli yorum ve yaklaşım bugün Anayasa Mahkemesinde hakim paradigmadır. Bu değişimi, dönüşümü biz hep birlikte gerçekleştirdik.” dedi.

AYM Yüce Divan Salonu’nda düzenlenen veda törenine Arslan’ın yanı sıra Yüksek Mahkemenin yeni Başkanı Kadir Özkaya, AYM üyeleri ve personeli katıldı.

Arslan’ın görev sürecine ilişkin kesitlerin yer aldığı video gösterimiyle başlayan törende konuşan Zühtü Arslan, veda konuşmalarının zor olduğunu, 12 yıl görev aldığı bir yerden ayrılırken konuşmanın daha da zor olduğunu söyledi.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 40 metrekarelik bir evde doğduğunu anlatan Arslan, küçük yaşta babasını kaybetmesi nedeniyle erken yaşta “büyüdüğünü”, bu sorumluluk duygusu içinde eğitim hayatıyla birlikte, geçimini de sağlamayı sürdürdüğünü ifade etti.

Akademik hayatla pratiğin birbirinden farklı olduğunu belirten Arslan, AYM’de görev almadan önce Yüksek Mahkemenin kararlarını en fazla eleştiren akademisyenlerden biri olduğunu, 2001’deki bir makalesinde de bu yöndeki eleştirilerinin yer aldığını dile getirdi.

Anayasa yargısı alanında iki temel paradigmanın bulunduğunu belirten Arslan, bunlardan birinin hak eksenli bireylerin haklarını önceleyen, diğerinin ise ideoloji eksenli daha devletçi yaklaşım olduğunu, iki yaklaşımın birbiri ile çatıştığını bildirdi.

“Kişi kınadığını yaşamadan ölmez” ifadelerini kullanan Arslan, 2012’de AYM’de görevine başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“2001 yılında o makalede savunduğum hak eksenli paradigma, hak eksenli yorum ve yaklaşım bugün Anayasa Mahkemesinde hakim paradigmadır. Bu değişimi, dönüşümü biz hep birlikte gerçekleştirdik. Bundan dolayı çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Anayasa Mahkemesi 2012’de getirilen bireysel başvuru hakkından sonra hak eksenli kararlar vermektedir. Vermeye de devam edecektir, benim inancım o yöndedir.”

“Anayasa mahkemelerinin temel görevi temel hak ve özgürlükleri korumaktır”

AYM başkanı Arslan, hak eksenli yaklaşımın Türk toplumuna ithal bir yaklaşım olmadığını, bu yaklaşımın Mevlana’nın yüzyıllar önce verdiği mesajın ete kemiğe bürünmüş hali olduğunu vurguladı.

Hak eksenli yaklaşımın bir zorunluluk olduğunu bildiren Arslan, “Anayasa mahkemelerinin temel görevi, temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Bireyin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu bir zorunluluktur. Bunu yapmak elbette kolay değildir.” diye konuştu.

Görevi boyunca hak eksenli yaklaşımın temel alınması ve sürdürülmesi için tüm gayretini gösterdiğini dile getiren Arslan, şöyle devam etti:

“Bir insan için en zor işlerden birisi karar vermektir. Hele verdiğiniz karar her bir insanın, ülkenin kaderini etkiliyorsa o zaman gerçekten de karar vermek dünyanın en zor işidir. Karar sürecini doğum sürecine benzetiyorum. Karar verdiğinde herkesi memnun edemiyorsunuz, beklentiler farklı olabiliyor. Zaman zaman eleştirinin çok ötesine geçen saldırılarla da karşılaşabilirsiniz. O ağır saldırılar karşısında yutkunursunuz, öfkenizi içinize akıtırsınız. Haksızlık olduğunu bilirsiniz. İçinizde o haksızlığa karşı duyduğunuz isyan çığ gibi büyür. Ağzınızı açmak istersiniz, açamazsınız. Bu da fedakarlığın önemli bir boyutudur. Anayasa yargıcı olmak bedeli ağır olan bir görevdir. Bu görevi önemli olan layıkıyla yapabilmek ve vadesi geldiğinde ayrılabilmektir.”

Zühtü Arslan, görev süreci boyunca birlikte çalıştığı başkan, üye ve personele teşekkürlerini iletti, Yüksek Mahkemenin yeni başkanı Kadir Özkaya’ya başarı dileğinde bulundu.

Özkaya’dan Arslan’a teşekkür konuşması

Yüksek Mahkemenin Başkanlığına seçilen Kadir Özkaya, Arslan’ın görev süresi boyunca disiplinle ve akla dayalı şekilde görev icra ettiğini, AYM’nin kurumsallaşması anlamında önemli işlere imza attığını söyledi.

Arslan’dan devraldığı bayrağı daha ileri götürmenin gayreti içinde olacağını dile getiren Özkaya, “Sayın Başkanımız hak eksenli yargılama anlayışıyla Anayasa Mahkemesi tarihinde, Türk hukuk tarihinde kendisine bir yer edindi. Bu ayrıca bir kez daha takdir edilmesi gereken özelliği. Kendilerini çok özleyeceğiz. Mahkememize yaptıkları tüm katkılarından dolayı müteşekkiriz.” ifadelerini kulandı.

Konuşmaların ardından Aslan’a onur belgesi takdim edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/feed/ 0
Konak Belediyesi 2023 Faaliyet Raporu Oy Çokluğuyla Kabul Edildi https://www.haber60.com.tr/konak-belediyesi-2023-faaliyet-raporu-oy-cokluguyla-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/konak-belediyesi-2023-faaliyet-raporu-oy-cokluguyla-kabul-edildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 07:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28029 Konak Belediye Meclisi’nin nisan ayı ikinci oturumunda görüşülen Konak Belediyesi 2023 yılı Faaliyet raporu oy çokluğuyla kabul edildi.

Konak Belediyesi Meclisi, nisan ayı ikinci olağan oturumunda 2023 yılı Faaliyet Raporu’nu kabul etti. Meclis 1. Başkan Vekili Kazım Umdular başkanlığında toplanan Konak Belediye Meclisi’nde, bir önceki toplantıda meclis üyelerine sunulan rapor değerlendirildi, meclis üyeleri görüşlerini bildirdi. Oy çokluğuyla meclisten geçen rapor hakkında konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, eleştirileri ve merak edilen soruları yanıtladı. Önümüzdeki beş yıl için her türlü eleştiriyi kıymetli ve ufuk açıcı bulduğunu belirterek bir konuşma yaptı.

“YÖNETİLEN DEĞİL YOK EDİLEN BİR YOKSULLUĞUN PEŞİNDEYİM”

Sosyal yardımlar ve kent yoksulluğu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Başkan Mutlu, sosyal yardımların az bulunduğu eleştirilere verdiği yanıtla, yoksulluğun yönetilmesi değil yok edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“İçinde olmadığımız, uzaktan izlediğimiz bir dönemin kuşkusuz savunması değil ama bir takım açıklamalarını ben de yapmak istiyorum. Öncelikle ülke hakikaten zor bir dönemden geçti. Kent yoksulluğu çok fazla arttı. Bence ‘neden bu kadar az kişiye sosyal yardım yaptık’ diye sormak yerine, ‘biz niye biz niye insanlara sosyal yardım yapmak zorunda kaldık’ sorusunun konuşulmasını istiyorum. Ben yönetilen değil yok edilen bir yoksulluğun peşindeyim. Seçimlerde hepimiz sosyal yardım kartları dağıttık. Ben de arkadaşlarımdan market kartları aldım. İçine kaç lira yükleyelim diye baktık. 500, 1000 TL. Bunların hepsi az. 500 liraya bir insan bugün marketten ne alabilir? Bugün birisine 1000 TL verdiğinizde hangi derdine çare olabilirsiniz? İki gün sonra ne yapacak? ve bu yardımların bambaşka şekilde tartışıldığı bir ülke ve bir Konak hayaliyle geldim. Umarım bunu önce Konak’ta, sonra da ülkede başarırız.”

“RANTÇI DEĞİL, HALKÇI BELEDİYECİLİK”

Rantçı değil halkçı belediyecilik yapacaklarını bir kez daha vurgulayan Başkan Mutlu, “Bu zaten partimizin de sloganı. Biz halkçı belediyecilik yapmak için buradayız. Halkçı belediyeciliğimizin el kitabı da var, web sitemizde de var. Bugün seçilmiş bütün belediye başkanlarımızın nasıl bir halkçı belediyecilik politikası uygulayacağının el kitabı var. Biz bütün Türkiye’de halkçı belediyecilik yapmak istiyoruz” dedi.

“İŞÇİNİN MAAŞININ ÖDENMESİ BENİM KIRMIZI ÇİZGİMDİR”

Belediyenin önceki dönemden kalan borçları ve maaş ödemeleri hakkında da bilgi veren Başkan Mutlu, emeğin en yüce değer olduğuna dikkat çekti ve işçi maaşlarının ödeneceğini de müjdeleyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Borç içinde bir belediyeyiz. Bunu söylemekten hiç yüksünmüyorum. Gerekirse pankart da asacağım. Çünkü ben bugüne kadar, çok uzun süre yöneticilik yapmış biri olarak, bir gün bile maaşları geciktirmedim. Bununla da övünen bir insandım. Beni hala maaşların üçüncü günü olup işçilere ödeyemeyen konumuna koyanlara da teessüfümü bildiriyorum. Bu çok ayıp bir şey. Bunu göreve gelmeden de rica etmiştim. Diğer her şey bir yana işçinin maaşının ödenmesi benim kırmızı çizgimdir. Ben solcu bir aileden geliyorum. Emek en yüce değerdir diye öğrendim. Bir gün işçisinin maaşını geciktirmeyen bir babanın çocuğu olarak yetiştim. Üçüncü gündeyiz ve yarın ödüyoruz. Parça parça ödemeyi teklif ettim, sendika bunu kabul etmedi, tam talep etti. Memura ödeme yaptık, işçimizin maaşının tamamı da yarın ödeniyor. Asla dahil olmadığım, içinde hiç payımın olmadığı bir zor durum yaşatıldı. Bu durumdan dolayı, tüm işçi arkadaşlarımızdan bu durumu yaratanlar adına özür diliyorum. Bir daha da böyle bir şey yaşanmaması adına mali disiplin, tasarruf tedbiri, ne varsa Konak Belediyesi de yaşayacak.”

“TUTAMAYACAĞIM SÖZÜ VERMEM”

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, yeni hizmet binası ve devredilen arsalarla ilgili soruları da yanıtladı. Verilen arsaların geri alınması, hizmet binası için kaynak yaratılması ve kente yeni merkezlerin kazandırılması yönünde çalışma yapacaklarını söyleyen Başkan Mutlu şöyle konuştu:

“Bir mimar olarak ve yeni binanın kat planlarını izlemiş, hakedişlerine bakmış biri olarak, bu konuda ben olsaydım o arsaları vermezdim. Seçim zamanında da tutamayacağım sözleri vermemeye çok gayret ettim. Ben gençlik merkezi yapacağım dediğimde nerede yapabileceğimize baktım. Ne kadar mülkümüz var, neler yapabiliriz, sordum. Evet, beş arsa verilmiş. Bence verilmemeliydi. Geri almak için de elimden geleni yapacağım. Çünkü Konak İzmir’in kalbi ve Konak’ta yaptığını her şey aslında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de bir parçası. Hizmet binamızı da umuyorum kendi kaynaklarımızla yapacağız. Kendi kaynaklarımızla yapmamız gerektiğine de inanıyorum. Büyükşehir’in de meclislerini yıllardır izlerim ve kararlarını da didik didik okurum. Büyükşehir’den tabii ki destek alacağız. Ama hizmet binası yerine yaptığınız bir kültür merkezi, birlikte bir spor alanı yapılabilir; birlikte yapıldığı için arsa vermenize de gerek yok. Büyükşehir birçok ilçe belediyesine de destek oldu. Ama siz kongre, kültür merkezinde değil de hizmet binanız için isterseniz o zaman o da yasal olarak haklı konuma düşüyor ve sizden bir şey alması gerekiyor. Bu yüzden anlaşmanın dönüşümü ve kendi hizmet binamızın bütçesini kendimiz bulma; Büyükşehir’in kaynaklarını da söz verdiğimiz merkezleri yapma konusunda kullanmak üzere bir çalışma yöneteceğiz.”

İŞBİRLİĞİ DEVAM EDECEK

Başkan Mutlu, Konak’a hizmette vergilerden edinilen valilik payına da değinerek, “Devlet hepimizin devleti. Valiliğin kaynağı hepimizin kaynağı, onlar bizim vergilerimiz. Sadece, bir bakış açısıyla bunlar bütün Türkiye’de valiliklerde toplanıyor. Tabii ki alacağız, bu bizim hakkımız. Bunları belediyeye ya da Konak halkına bir lütuf olarak görmüyorum. Ama çok da teşekkür ediyorum. Ödediği vergisinden payını bu kadar hızlı geri alabilen bir belediye, bir valilik, bir kaymakamlık. Bu çok güzel bir işbirliği. Bu işbirliğini de devam ettireceğiz” dedi.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZLA BAŞLAYACAK”

Konuşmasının sonunda kentsel dönüşümün de en kısa zamanda başlayacağı müjdesini veren Başkan Mutlu, 6 Şubat’ta yaşanan depremin acısının hala devam ettiğini ve sağlıklı, güvenli binalarda yaşamanın anayasal bir hak olduğunu ifade etti. Başkan Mutlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Kentsel dönüşüm önemli ve ben mimar olarak çok hızlı bir şekilde başlaması gerektiğini söyledim. Bu dönüşümün başlamamış olmasının sancılarını seçim alanında yaşadık. Bir beş yıl sonra aynı şeyi yaşamamak adına kentsel dönüşümü çok hızlı başlatacağım. 2021 yılında biten planların 2024’te neden uygulanmadığı, hangi mahkeme süreçlerine takıldığı, parselasyon süreçlerinin niye geciktiği gibi konuları biz de çalıştık. Dönüşüm en hızlı nereden başlayacaksa, oradan başlatılır. Biz de bu konu üzerine kafa yorup oradan başlayacağız. Güvenli binalarda barınma hakkı anayasal bir hak. Bu aslında devletin politikası olmalı. Biz bunu hep söylüyoruz. 6 Şubat’ta yaşanan depremin acısı hala hepimizin içinde. Bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması aslında ülke politikası olmak zorunda. Tek başına Konak Belediyesi’nin, Büyükşehir’in ya da herhangi bir şehrin değil ülkemizin sorunu. Biz de depremleri ülke olarak Japonya gibi karşılamalıyız. Bu Konak’tan başlayarak bütün ülkenin politikası olsun diye elbirliğiyle çalışmak isterim.”

“PROJELERİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Mutlu, tüm eleştirileri soru işareti bırakmayacak şekilde yanıtladığı konuşmasını, “Konak için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Gıda Çarşısı yakınındaki altgeçit projesi, Kemer’de yüzme havuzu projesi, katlı otopark projesi ve hayata geçmemiş tüm projelerin takipçisi olacağız” diyerek tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/konak-belediyesi-2023-faaliyet-raporu-oy-cokluguyla-kabul-edildi/feed/ 0
Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, TFF seçimlerinin daha yakın ve çok adaylı yapılması gerektiğini söyledi https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-baskani-hasan-arat-tff-secimlerinin-daha-yakin-ve-cok-adayli-yapilmasi-gerektigini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-baskani-hasan-arat-tff-secimlerinin-daha-yakin-ve-cok-adayli-yapilmasi-gerektigini-soyledi/#respond Wed, 17 Apr 2024 00:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27744 Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) 18 Temmuz olarak açıkladığı seçimli genel kurul toplantısının daha yakın bir tarihte ve çok adaylı olarak yapılması gerektiğini söyledi.

Kulüpler Birliği Vakfı, TFF’nin 18 Temmuz olarak açıkladığı seçimli genel kurul toplantısının daha erken bir tarihe alınmasıyla ilgili vakfın Maslak’ta bulunan ofisinde bir araya geldi. Toplantı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, “Beşiktaş Kulübü olarak seçim tarihi açıklandığından itibaren bu tarihin çok geç olacağını gerekçelerle bildirdik. Bu konuda da ısrarcıyız. Çünkü ligin başlamasına çok az bir süre kala genel kurulun yapılması, kurulların oluşturulması problemlerin çözülmesi gibi birçok sorunlar var. Bugün burada Kulüpler Birliği, aklıselim bir karar alarak bu seçimi hızlandırmalıdır. Seçim bir an evvel yapılmalıdır. Türk futbolu açısından bu durum son derece kritik bir virajdır. Bu yapılanmanın Türk futboluna zararı değil faydası olur. Çünkü çekilen sıkıntılar giderek artıyor” diye konuştu.

“Adaylar tarafsızlık sözü vermelidir”

Seçimde aday olacak kişilerin kulüplerle bağlarını koparmaları gerektiğini vurgulayan Başkan Hasan Arat, “Demokratik bir seçim olması lazım. Çok adaylı seçimlerde her zaman fayda vardır. Sonrasında da kurulların demokratik seçilmesinin önünü açmamız gerekmekte. Bu seçimde aday olacak başkan adayları, mutlaka bir kulübün sempatizanı veya üyesidir. Adaylık sürecinde kulüplerinde üyeliklerini mutlaka dondurmalıdır ve tarafsızlık sözü vermelidir. Bunu çok çağdaş bir şekilde yapabileceğimizi düşünüyorum. Yapmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye, özellikle son 4 ayda dünyada iyi bir izlenim vermiyor. Bu resmi hep birlikte düzeltebiliriz. Demokratik yollarla gelecek bir başkan ve heyetin tüm kulüplerin de desteğiyle, alt liglerdeki takımları da çok ciddi benimseyerek bir birlik ve beraberlik oluşturmalılar. Biz Beşiktaş Kulübü olarak baştan beri söylemlerimiz aynıdır. Geri adım atmayacağız. Bütün dünya Türkiye’de yaşananları görüyor. Bu durumun savunulacak bir yanı kalmadı artık. Gelinen nokta çok kritik. Avrupa’da bu kadar sıkıntılı bir sürecin olduğunu söyleyebilir miyiz? Türkiye buna layık değil. Ülke olarak daha iyilerine layığız. Bu iş sadece stadyum yapmakla, iyi takım kurmakla olmuyor. Hepimiz elimizi taşın altına koyarak, aday olacak kişileri gözden geçirmemiz gerekiyor” açıklamalarında bulundu.

“Kullanılan hak, mutlaka doğru bir haktır”

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’in imza kampanyasına karşı tutumunun hatırlatılması üzerine Başkan Arat, “Demokrasilerde doğru yol, herkesin mutlaka kendi düşüncesini söylemesiyle olur. Tüzük bunu kulüplere bir hak olarak veriyorsa, kulüpler bu haklarını kullanır. Hangi yolun doğru, hangi yolun yanlış olduğunu kulüpler belirler. Beşiktaş olarak biz her zaman bu konuda öncülük yapmaya hazırız. Ama doğru yolun hangisi olduğunu içerideki kulüpler ve oy hakkı olan insanlar verecektir. Çünkü tüzük gereği onlar haklarını kullanıyorlar. Kullanılan hak, mutlaka doğru bir haktır” ifadelerini kullandı.

“Önemli olan Türk futboludur”

Aday olacak kişilerin vizyonlu ve Türk futboluna yarar sağlayacak kişiler olması gerektiğini dile getiren Başkan Arat, “Beşiktaş Jimnastik Kulübü, kulüp farkı gözetmeksizin üzerindeki formayı aday olduğu andan itibaren çıkartan, uluslararası niteliğe sahip, Türk futbolunu daha iyi yerlere götürecek her türlü adaya destek olur. O yüzden kişiler burada çok da önemli değil. Önemli olan Türk futboludur. Biz bunu düzeltmek için her türlü öncülüğü yapacağız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-baskani-hasan-arat-tff-secimlerinin-daha-yakin-ve-cok-adayli-yapilmasi-gerektigini-soyledi/feed/ 0
Sudan’da İç Savaş: Milyonlarca Kişi Hak İhlaline Uğradı https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-milyonlarca-kisi-hak-ihlaline-ugradi/ https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-milyonlarca-kisi-hak-ihlaline-ugradi/#respond Tue, 16 Apr 2024 08:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27641 Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki savaş 1’inci yılını tamamlarken çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi hak ihlaline uğradı.

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) tarafından hazırlanan “Sudan’da İç Savaş ve Sebep Olduğu İnsan Hakkı İhlalleri” raporunda, iç savaş sırasında gıda yetersizliği, sağlık ve eğitim sisteminin felç olması, mülteci krizi gibi sorunların yanı sıra çocuklara ve kadınlara yönelik ihlaller, cinsel taciz vakaları ve yaşam hakkının ihlali gibi insan hakları ihlalleri yaşandığına dikkat çekildi.

Raporu hazırlayanlardan doktor İsmail Uzar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fazla gündemde olmayan Sudan’daki iç savaşın milyonlarca sivilin hayatını olumsuz etkilediğini belirtti.

Uzar, “Sudan’da uzun yıllar devam eden iktidar mücadelesi ekonomik ve sosyal sorunlara sebep oldu ve insan hakkı ihlallerinin yaşanmasına yol açtı. Toplumun önemli bir bölümünü oluşturan savunmasız siviller, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar mütemadiyen ihlallere maruz kalıyor ve ihlal tehdidi altında yaşıyor. İç savaş sürecinde ise hak ihlalleri iyice çeşitlendi ve ihlallere maruz kalanların sayısında muazzam bir artış ortaya çıktı.” dedi.

İç savaşın başladığı 15 Nisan 2023’ten itibaren 15 bin kişinin hayatını kaybettiğine, 8,5 milyon kişinin iç veya dış göçe zorlandığına, yaklaşık 25 milyon kişinin barınma, gıda, temiz su gibi en temel ihtiyaçlardan mahrum kaldığına dikkati çeken Uzar, sağlık ve eğitim sistemlerinin de çöktüğünü kaydetti.

Uzar, çatışmalardan en fazla kadın ve çocukların etkilendiğini vurgulayarak, “Sudan’daki çatışmaların ilk günlerinden itibaren kadınlara yönelik kaçırma, tecavüz ve cinsel şiddet olayları kayda geçirildi. Bu hak ihlalleri, çatışmalar ülke geneline yayıldıkça devam etti. Vakalar çoğunlukla Darfur bölgesi ve başkent Hartum’un çevresinde kayda geçirildi.” ifadesini kullandı.

Çatışmalar sırasında yaşanan tecavüz, cinsel kölelik ve diğer cinsel şiddet biçimlerinin uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlali ve uluslararası hukuka göre savaş suçu olduğunun altını çizen Uzar, uluslararası kamuoyuna, bu ihlallerin durdurulması konusunda adım atmaları çağrısı yaptı.

İç ve dış faktörler savaşın uzamasına neden oldu

Raportörlerden Berke Kahraman ise 2011’de Güney Sudan’ın bağımsızlığı sonrası Sudan’da merkezi hükümet ile kabileler arasındaki gerilimin arttığını belirtti.

Kahraman, “Sudan halkı sokağa çıktı ve 2019’da yaklaşık 30 yıllık Ömer el Beşir yönetimi devrildi. Yaklaşık 2 yıl süren demokrasiye geçiş süreci ordu ve HDK arasındaki güç mücadelesinden dolayı sekteye uğradı, ülkede 2023 yılında yeni bir iç savaş patlak verdi.” dedi.

İç savaşın birçok nedeni olduğuna dikkati çeken Kahraman, siyasi ve askeri liderler arasındaki iktidar mücadelesi, yoksulluk, etnik ve kabile çatışmaları ile Sudan’da çok sayıda silahlı grupların varlığının iç savaşın devam etmesinde önemli faktörler olduğunu ifade etti.

Kahraman, Sudan’ın hem jeopolitik konumu hem de sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları nedeniyle farklı uluslararası güçlerin müdahalesine maruz kaldığını ve bu durumun da savaşın uzamasına neden olduğunu belirtti.

Sudan’daki savaş

Sudan’da 30 yıl süren Ömer el Beşir iktidarının halk ayaklanmasıyla devrilmesi sonrası sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümete karşı ortak darbe yapan ordu ve HDK arasındaki güç mücadelesi 1 yıldır devam ediyor.

15 Nisan 2023’te başlayan ve 18 eyaletten oluşan Sudan’ın 10 eyaletinde devam eden savaşta ordu, kuzey ve doğudaki eyaletini kontrol ederken HDK, Batı ve güney eyaletlerini ele geçirmeyi başarmıştı.

Savaşın bitirilmesi için başlatılan Suudi Arabistan ve ABD arabuluculuğundaki Cidde görüşmeleri, Mısır’ın öncülük ettiği Sudan’a komşu ülkelerin barış girişimi, Doğu Afrika’da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinin (IGAD) çabaları ve Bahreyn’in başkenti Manama’da yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.

BM’ye göre, dünyanın en büyük yerinden edilme ve açlık krizlerinden birinin yaşandığı Sudan’daki çatışmalar sonucu 15 binden fazla kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 8,6 milyon kişi yerinden edildi ve 25 milyondan fazla kişi insani yardıma muhtaç durumda bulunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-milyonlarca-kisi-hak-ihlaline-ugradi/feed/ 0
Kılıçdaroğlu, Uğur Dündar’ın ‘siyasi rüşvet’ iddialarına yanıt verdi https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-ugur-dundarin-siyasi-rusvet-iddialarina-yanit-verdi/ https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-ugur-dundarin-siyasi-rusvet-iddialarina-yanit-verdi/#respond Tue, 09 Apr 2024 22:27:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26792 Gazeteci Uğur Dündar, bir televizyon programında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ‘siyasi rüşvet’ iddiasında bulunmuştu. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından Uğur Dündar’a ağır eleştirilerde bulunarak yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem. Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine siyasi rüşvet aldınız imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!” dedi.

Uğur Dündar katıldığı canlı yayında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında iddialarda bulunmuştu. Kemal Kılıçdaroğlu, Dündar’ın kendisine yönelik sözlerine “Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…” ifadeleriyle sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, “Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.” diyerek Uğur Dündar’a sert ifadelerle yüklendi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şu şekilde:

“Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…

Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar… “Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…

Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…”

UĞUR DÜNDAR’A ‘HELALLEŞME’ TEPKİSİ

Kılıçdaroğlu, Dündar’a, ‘helalleşme’ çağrısı üzerinden yüklenerek, “Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey. Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik…

Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik. 1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…

İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…” ifadelerini kullandı.

“SİZE VE TEMSİL ETTİĞİNİZ KİMLİĞE EKMEK ÇIKMAZ”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik. Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz! Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.

Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de… Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de… Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük… Pislikler döküldü yürüdük… Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.” sözleriyle tüm mağdurların yanında olduğunun altını çizdi.

“DIŞ DEVLET AJANI OLUP OLMADIĞIMI SORACAK KADAR DENGENİZİ YİTİRDİNİZ”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.

Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!

Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz. Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.” diyerek Uğur Dündar’a sert ifadeler kullandı.

“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ İMASINA SUSMAM”

Kılıçdaroğlu sözlerinin devamında, “Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem. Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!

Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.

Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım. Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.

Tarih kimi affedecek, kimi affetmeyecek? Bu soruyu da not düşelim zaman göstersin…

Bu vesileyle de vatanperver gazetecimiz Sayın Mehmet Ali Birand’ı saygıyla anmış olalım. Onun şahsında bütün gerçek gazetecilere selam olsun…

“Bizim Uğur”lar sizin olsun, Tarıklar bizimdir… Kalın sağlıcakla…” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-ugur-dundarin-siyasi-rusvet-iddialarina-yanit-verdi/feed/ 0
Bakan Özhaseki: Dünya Bankası’ndan alınan kredi Hatay için kullanılacak https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-dunya-bankasindan-alinan-kredi-hatay-icin-kullanilacak/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-dunya-bankasindan-alinan-kredi-hatay-icin-kullanilacak/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26704 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, YSK’nın aldığı kararın hayırlı olmasını dileyerek, Dünya Bankası’ndan alınan 14.2 milyar TL’lik kredinin Hatay için kullanılacağını söyledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hatay’a geldi. İlk olarak Hatay Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Özhaseki, ardından Antakya ilçesi EXPO yerleşkesinde bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne geldi. Bakan Özhaseki, belediyeyi ziyareti sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Daha önce planlanmış bir iftar programı için Hatay’a geldiklerini dile getiren Bakan Özhaseki, YSK’nın aldığı kararının hayırlı olmasını dileyerek, “Bugün de Yüksek Seçim Kurulu’ndan aldığımız kararla bir kere daha Hatay’ımıza alınan bu kararların hayırlı olması dileğinde bulunuyorum. Allah utandırmasın, bundan sonra tabii ki hizmet dönemi. Eskiler şöyle söylerlerdi; seçim biter, geçim başlar. Evet, bu geçimin en güzelinin yapılacağı günlerdeyiz şimdi. Herkesi kucaklayarak, yaraları sararak, önümüzdeki günlerde Hatay’da eski şaşalı günlerine döndürmek için elimizden ne geliyorsa hep birlikte yapacağız. Bunun çabası içerisindeyiz. Depremde en fazla zarar gören şehrimiz Hatay’dı. Herkes biliyor bunu. 254 bin civarında konutumuz yerle bir oldu. 55 bin kadar da iş yerimiz. Yani bağımsız birim olarak bakıldığı zaman 310 bin civarında Hatay’ımızda hem konut, hem iş yerleri yerle bir oldu. Müthiş bir acı. Bu kolay değil. Binlerce kardeşimizi de toprağa verdik. Allah onlara rahmet etsin. Allah geride kalanlara sağlık, sıhhat versin. Bize düşen bu hasarın altından kalkabilmek. Bir an önce yaraları sarabilmek. Asrın afeti olarak gördüğümüz bu belayı asrın dayanışmasına döndürebilmek. Onun içindir ki gece gündüz demeden uğraşıyoruz. Bir taraftan tabii ki biz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak bütün ekibimizle birlikte Hatay’dayız. Diğer deprem bölgelerimizdeyiz. Ama bunu da söylemekte fayda var hakkı teslim etmek açısından. Sağlık Bakanlığımız burada, Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımız bütün ekipleriyle birlikte buradalar. Onlar da ellerinden geleni yapıyorlar. Üstlerine ne düşüyorsa bir dayanışma içerisinde bu işi beraberce götürüyoruz. Şimdi de inşallah belediyemizin de desteğiyle birlikte çok daha hızlı bir vaziyette yaraları sarmaya devam edeceğiz” dedi.

Bakan Özhaseki, Dünya Bankası’ndan temin ettikleri 14.2 milyar TL’lik krediyi Hatay’ın inşası için kullanacaklarını belirterek, “Dünya Bankası’ndan elde ettiğimiz özel bir kredi var, tam 14.2 milyar TL’yi Hatay için kullanacağız. Projelerimiz hazır, önümüzdeki günlerde ihalelere çıkacağız. İnşallah en güçlü firmalar alacak ve bizim istediğimiz şekilde hızlı davranıp bir an önce bitireceğiz. Bir taraftan su şebekelerinin tamamını yenileyeceğiz. İnşallah önümüzdeki günlerde de bu inşaatlarımız bittikçe de hak sahiplerine bunları da dağıtmaya devam edeceğiz. Herhalde her ay birkaç bin konutu da Hatay’da dağıtırız. Orada vatandaşlarımız da tabii ki normal iskan etmeye başladıklarında da hayatta normalleşmeye başlar. Bizim bütün planımız ve programımız; gelecek sene ortası veyahut da güze kadar Hatay’daki bütün hak sahiplerinin hem evlerini hem iş yerlerini bitirip verebilmek. Bunun manası şu değil. Bütün evleri o zaman teslim edeceğiz anlamına gelmiyor. Zaten şimdi teslim ettiğimiz binlerce konut var. Her ay konut vermeye devam edeceğiz. Ama en son hak sahibinin hakkı gelecek senenin belki de bir müddet sonuna doğru veya ortasına kadar sarkmış olacak ki bunlar da çok normal” ifadelerini kullandı. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-dunya-bankasindan-alinan-kredi-hatay-icin-kullanilacak/feed/ 0
AK Parti Van Belediye Başkanı Adayı Arvas: ‘Mazbata Aldığım Hiçbir Suretle Doğru Değildir’ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:27:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26353 AK Parti Van Belediye Başkanı Adayı Abdulahat Arvas, “”Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir. Parti tarafından uydurulan bu yalan, vatandaşları sokağa dökmek için bilinçli bir şekilde kurgulanmış ve yayılmıştır” dedi.

Van’da 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde ikinci olan ve DEM Parti’nin adayı Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının alınmasıyla ismi gündeme gelen AK Parti adayı Abdulahat Arvas süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

31 Mart tarihinde yapılan Van Belediye Başkanlığı seçimlerin ardından en çok oyu alan DEM Partili Abdullah Zeydan’ın seçme seçilme hakkının alınmasının ardından mazbatanın ikinci olan AK Parti adayı Abdulahat Arvas’a verileceği açıklanmıştı. Fakat, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan itirazların ardından mazbatanın yeniden Zeydan’a verilmesine karar verilmişti. Arvas, konu ile ilgili yazılı bir açıklama yaparak süreç boyunca DEM Parti tarafından yapılan iddialara cevap verdi.

“Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir”

Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla, mazbatanın DEM Parti adayına verilmesini saygı ile karşıladığını ifade eden Arvas, “Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir. Parti tarafından uydurulan bu yalan, vatandaşları sokağa dökmek için bilinçli bir şekilde kurgulanmış ve yayılmıştır. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve aynı mahkeme tarafından 5352 sayılı Adli Sicil Yasasına aykırı olarak, memnu haklarının iadesi yapılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Partisi) Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliliği bulunmadığı, memnu haklarının iadesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle hukuki çerçeve dahilinde belirlenen süre zarfında itirazda bulunulmuştur” ifadelerine yer verdi.

“Van İl Seçim Kurulu ikinci sıradaki partiye mazbatanın verilmesine karar vermiştir”

“Adalet Bakanlığı tarafından itirazların değerlendirilip Abdullah Zeydan’ın memnu hakların iadesinin kaldırılmasına karar verildiğini hatırlatan Arvas, “Kesinleşmiş mahkümiyet açısından 3 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle verilen kararın yasaya uygun olmadığı ve adayın seçilme şartlarını taşımadığını karara bağlamıştır. YSK Başkanlığı Van İl Seçim Kurulu, ilgili mahkemenin vermiş olduğu bu karar doğrultusunda, DEM Partisi Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliğinin olmadığını değerlendirerek mazbata verilemeyeceğini, sonraki en çok oy alan ve seçilme yeterliliğine sahip ikinci sıradaki partiye mazbatanın verilmesine karar vermiştir” açıklamasında bulundu.

“Kayyum olmak gibi bir düşüncemin olmadığını açıkça beyan ettim”

AK Parti olarak kanuni hakları çerçevesinde tespit edilen usulsüzlüğün düzeltilmesi amacıyla müracaatta bulunduklarını söyleyen Arvas, “Seçim çalışmalarımız kapsamında da ifade ettiğim gibi, tek amacımızın kazanmak olduğunu, kayyum olmak gibi bir düşüncemin olmadığını açıkça beyan etmiştim. O gün duruşumuz, tavrımız ve çizgimiz neyse bugün de odur” dedi.

“Van’da hayatın akışını durduracak şekilde şiddeti teşvik eden siyasi anlayışı kınıyorum”

Arvas, tiraz sürecinde hukuki sürecin bitmesini beklemeden, bir hak arama yöntemi olarak insanları sokağa dökenlerin yaşananların sorumlusu olduğunu ifade ederek, “Üç gün boyunca Van’da hayatın akışını durduracak şekilde şiddeti teşvik eden, cadde ve sokakları terörize eden, vatandaşın canına ve malına kast ederek, kamu zararına sebep olan siyasi anlayışı kınıyorum. Bu vandallık başta esnaf, memur, çalışan ve öğrenciler olmak üzere tüm Van’ımızı mağdur etmiş, hemşerilerimizi üzmüş ve geçmiş günleri tekrar hatırlatmıştır” şeklinde konuştu.

Arvas, şu şekilde devam etti:

“Demokrasiyle terör ve şiddet asla bir arada olmaz. On yıllardır kaos ve şiddetten beslenen bu zihniyet her fırsatta şehrimize bu kabusu yaşatmaktadır. Bugüne kadar siyaseti hiçbir zaman menfaatlerim için yapmadım. Siyasetteki yegane gayem hemşerilerime, şehrime ve ülkeme hizmet etmek olmuştur. Kişisel hırslarını ve menfaatlerini memleketimizden büyük görenlere, terör ve şiddet ile şehrimizin huzuruna bozanlara karşı, yılmadan daha kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğim.”

Süreç içerisinde kendisinin ve ailesinin tehdit edildiğini de sözlerine ekleyen Arvas, “Şahsım, ailem ve AK Parti mensuplarımıza günlerdir yapılan hakaret ve tehditler kabul edilebilir değildir” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/feed/ 0
Adıyaman Barosu, Avukatlar Gününü Kutladı https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:21:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26351 Adıyaman Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla düzenlediği basın açıklamasında Avukatlar Gününü kutladı.

Demokratik toplumun temel direği adalet, adalete erişimin güvencesi avukattır diyerek Adıyaman Adliyesi önünde baro üyesi avukatlarla birlikte basın açıklaması yapan Adıyaman Barosu Başkanı Bilal Doğan, avukatın yalnızca müvekkilinin değil, savunma hakkının temsilcisi ve hak savunucusu olduğunu vurguladı.

Bütün avukatların 5 Nisan Avukatlar Gününü kutlayan Başkan Bilal Doğan, “Avukat olmadan adil yargılanma olmaz. Adil yargılanma olmadan, toplumsal barış ve güven tesis edilemez, hukukun üstünlüğü korunamaz. Savunma hakkının güvencesi olarak avukat, hukuk devletinin hayata geçirilmesini sağlar. Bizler, yüklendiğimiz bu onurlu görevi, kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onurla yerine getirmenin çabası içerisindeyiz. Adalete erişim hakkı için güçlü avukat, güçlü avukat için güçlü baro gerekir. Yurttaşın haklarının savunucusu avukat, avukatın savunucusu barodur. Baro yalnızca meslek örgütü değil, yurttaşların başta adil yargılanma olmak üzere, hak ve özgürlüklerinin takipçisidir. Baro ve avukat zayıf düşerse, bundan en büyük zararı yurttaşlar ve hukuk düzeni görür. Ülkemizde avukatların sosyoekonomik sorunları her geçen gün arttı. Mesleğimizin ve baroların ekonomik sürdürülebilirliği tarihimizin en alt düzeyine inmiş durumdadır. Yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve fiziki şiddetle de karşı karşıyayız. Avukatlar, müvekkiliyle özdeşleştiriliyor, yargılanıyor, darp ediliyor, yaralanıyor ve öldürülüyor. Bugün avukat için de adalet diye haykırmak zorunda kalıyoruz. Yaşadığımız sorunlar, mesleğimizin icrasını imkansız hale getirirken adaletin tesisi önünde bir engel oluşturuyor. 5 Nisan Avukatlar Gününde mesleğimizin sorunlarının çözümüne yönelik taleplerimizi bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Nitelikli bir hukuk eğitimiyle hem mesleğimizde hem de adalet hizmetlerinde niteliğin artırılmasını istiyoruz. Yalnızca Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı değil, staj sonrasında Avukatlık Meslek Sınavı istiyoruz.

Avukata yönelik şiddetin son bulmasını, şiddet faillerinin en ağır yaptırımlarla cezalandırılmasını istiyoruz. Kamu avukatlarının özlük haklarının kanunla düzenlenmesini istiyoruz. CMK ücret tarifesinin avukatın emek ve mesaisini karşılayacak düzeyde olmasını istiyoruz. Mesleki faaliyetimizin temeli olarak yargı bağımsızlığının tesisini, hukukun üstünlüğü ilkesine uygun hareket edilmesini istiyoruz. Mesleğimizin itibarının korunmasını istiyoruz. Stajyer avukatlar için Hazine’den karşılanan ücret istiyoruz. Adli yardım ödeneklerinin artırılmasını istiyoruz. Başta CMK ve adli yardım ödemelerinde olmak üzere, avukatlık hizmetleri için KDV indirimi istiyoruz. Avukatlık mesleğinin iş alanlarının daraltılmasının önüne geçilmesini istiyoruz. Kişisel verilerin korunması vb. gerekçelerle mesleki faaliyetlerimizin engellenmemesini istiyoruz. Baroların gelirlerinin artırılmasını sağlayacak hukuki mekanizmaların hayata geçilmesini istiyoruz. Bağlı çalışan avukatların hukuki statülerinin güvence altına alınmasını istiyoruz. Avukatın tekel hakkını olduğu kadar yurttaşın adil yargılanma hakkını da ihlal eden hukuka aykırı faaliyetlere son verilmesini istiyoruz. Türkiye’nin 81 ilinde, 190 bin avukatın kayıtlı olduğu meslek örgütleri olarak, avukat için adaletin sağlanmadığı bir 5 Nisan Avukatlar Günü daha geçirmeyi kabul etmiyoruz. Adalet için sorumluluk yüklenen her avukatla birlikte, avukat için de adalet mücadelesinde kararlılıkla ilerleyecek, onurlu meslek mirasımızı geleceğe taşıyacağız” diye konuştu. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/feed/ 0
Aydın’da İnternet Abonesi Tüketici Şirketle Anlaşmazlık Yaşadı https://www.haber60.com.tr/aydinda-internet-abonesi-tuketici-sirketle-anlasmazlik-yasadi/ https://www.haber60.com.tr/aydinda-internet-abonesi-tuketici-sirketle-anlasmazlik-yasadi/#respond Fri, 05 Apr 2024 07:39:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26306 Aydın’da internet abonesi olan bir tüketici vergileri bahane ederek fiyat yükselten şirketle anlaşmazlık yaşadı. Durumu önce Efeler Tüketici Hakem Heyetine (THH) daha sonra da Tüketici Mahkemesine taşıyan abone, avukat olan hanımının da desteği ile emsal teşkil edecek davayı kazanarak, fazla ödediği tutarları ve mahkeme masraflarını geri alabilecek.

Aydın’da yaşayan Ali Emre Dingin, bir firmanın reklamını görerek telefon aracılığı ile internet abonesi oldu. Ancak bir yıllık taahhüt vermesine rağmen ikinci aydan itibaren anlaşmış olduğu fiyattan daha yüksek fatura gelmeye başladı. Bunun üzerine firmanın müşteri ilişkileri ile görüşen Dingin, vergi artışları nedeniyle bu artışların yapıldığını öğrendi. Ancak bir yıllık taahhüt olmasına rağmen 6 ay sonunda taahhüdünün bitişini erkene aldıkları yeni fiyat üzerinden taahhüdünün otomatik olarak bir senelik daha yenileneceği bildirilen bir SMS mesajı aldı. Bunun üzerine Dingin aboneliğini sonlandırmak istedi. Ancak firma internet sitesi üzerinden, yazılı olarak ve noterden ihtarname ile bildirmesine rağmen aboneliğini sonlandırmadı. Bunun üzerine Efeler Tüketici Hakem Heyetine başvuran Dingin, THH’nin ret kararı vermesi üzerine Aydın Tüketici Mahkemesi’ne itiraz etti. İtirazı kabul eden Tüketici Mahkemesi, THH kararını bozarak tüketiciyi haklı buldu ve fazla ödediği fatura miktarlarını ve yapmış olduğu masrafları şirketin tüketiciye ödemesine karar verdi.

Tüketici THH’ye başvurunca icra şoku yaşadı

Sürekli internet faturasının yüksek geldiğini ve aboneliğini her türlü başvurusuna rağmen sonlandıramadığını söyleyen Ali Emre Dingin, şikayet ve yorum sitelerinde ilgili firma hakkında çok sayıda buna benzer şikayet oluğunu hatta çoğu aboneye hukuksuz icra yollayarak haksız kazanç sağladığı konusunda yazılar olduğunu dile getirdi. Dingin, bunları da gördükten sonra ilgili firma hakkında hak arama mücadelesine girdiğini belirterek, “İlk önce Efeler Tüketici Hakem Heyetine başvurdum. THH ilgili firmadan savunma isteyince firma avukatları bana hukuksuz bir şekilde ilamsız icra takibi başlattı ve bunu savunma olarak ilgili konunun icrada olduğunu hakem heyetinin yetkisiz olduğu konusunda THH’ye yazdılar. THH icra dosyasının konusuna özellikle de tarihlere dikkat etmeden başvurumu reddederek görevsizlik kararı verdi” dedi.

“Tüketici Derneği Başkanı tüketicinin hakkını koruyamadı”

Aydın Tüketici Derneği Başkanının da üyeleri arasında yer aldığı Efeler Tüketici Hakem Heyeti kararına itiraz eden Dingin, “Efeler THH üyeleri arasında Aydın Tüketici Derneği Başkanı da bulunmaktadır. Tüketici hakem heyetlerinin kurulmasındaki amaç 30 bin TL altındaki tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin başvuruları karara bağlamak içindir. Tüketici hakem heyetlerine vatandaşın ulaşımı kolaydır. Masrafı yoktur. Asıl amaç tüketiciyi korumaktır. Mahkeme süreçleri hem masrafı vardır, ayrıca hukuk bilgisi gerektirir ve uzun sürer. Bunu bilen bazı şirketler çeşitli hukuk büroları ile anlaşıp bu işi haksız kazanç yoluna çevirebilmektedir. Bundan dolayı heyette yer alan üyelerin daha dikkatli dosyaları inceleyip ya da bilirkişiye sunmaları tüketicilerin yararına olacaktır. Benim dosyamı inceleyen heyet arasında Aydın Tüketici Derneği Başkanı da varmış. İlgili başkanın tüketicinin hakkını koruyamaması da açıkçası beni üzdü ” dedi.

“İcra takibine mutlaka 7 gün içinde itiraz edin”

Tüketicileri de uyaran Dingin, “Abone olmadan önce mutlaka çeşitli şikayet sitelerinden ilgili firma hakkında yorumlara bakmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca hukuksuz icra takibi başlatıldığını düşünüyorlarsa mutlaka kendilerine tebliğ edilen tarihten sonra 7 gün içinde ilgili icra müdürlüklerine itiraz etmeleri gerekiyor. İtiraz edildiği zaman icra işlemi durmaktadır. 7 gün içinde itiraz etmezlerse haklarında icra takibi başlamaktadır. Bu yüzden süre çok önemlidir. Abonelik sözleşmelerini de mutlaka okumaları gerekmektedir. Çünkü firmalar aboneliklerini sonlandırdıklarında ek ücret taleplerini sözleşmeye yazıp o ücreti ödemeden aboneliklerini sonlandırmamaktadır” dedi.

“Haksız ödeme alınırsa THH’ye başvurun”

Aydın Tüketici Mahkemesinin, Efeler THH kararını iptal ederek kendini haklı bulduğunu ve fazla ödenen tüm miktarın ve masrafların kendisine ödenmesi şeklinde karar verdiğini belirten Dingin, “Efeler THH kararına itiraz ettim ve Aydın Tüketici Mahkemesi THH’nin kararını bozdu. Diğer tüketiciler de haksız bir ödeme yaptıklarını düşünüyorlarsa mutlaka önce THH’ye başvurmalarıdır. Yanlış bir kararla karşılaşırlarsa mutlaka Tüketici Mahkemelerine itiraz etsinler” dedi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinda-internet-abonesi-tuketici-sirketle-anlasmazlik-yasadi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Adalet milletin hak kapısı olmalıdır https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-milletin-hak-kapisi-olmalidir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-milletin-hak-kapisi-olmalidir/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:21:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26258 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Adalet herhangi bir ideolojik grubun elinde olan enstrüman değil milletin hak kapısı olmalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara 2’nolu Baro’nun düzenlediği iftar programına katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutladı. Yılmaz, şehit olan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı başta olmak üzere, vazife sırasında şehit olan adalet camiasının tüm mensuplarına Cenabı Allah’tan rahmet diledi. Adalet kavramının, insanlık tarihi kadar eski ve her daim üzerinde düşünülen ve tartışılan bir kavram olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bizim siyaset ve hukuk anlayışımız, ‘devletin temelinde adalet, adaletin temelinde ise insan’ olduğuna dayanmaktadır. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet alanını dört temel önceliğimizden biri olarak belirlemiştik. 20 yılda adalet yönünden reformlar yaptık. Adaleti mülkün temeli olarak gören bir anlayışla yola çıktık” ifadelerini kullandı.

“Adalet herhangi bir ideolojik grubun elinde olan enstrüman değil milletin hak kapısı olmalıdır”

Anayasada ve temel kanunlarda gereken düzenlemeleri Meclisle birlikte hayata geçirmek ve adalet teşkilatı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttüklerinin altını çizen Yılmaz, “Sadece teknik konularla uğraşmadık vesayet odaklarıyla da ulaştık. En son FETÖ olmak üzere tasfiye etmeyi başardık. Bu da adalet sistemi adına çok büyük bir kazanım oldu. Adalet herhangi bir ideolojik grubun elinde olan enstrüman değil milletin hak kapısı olmalıdır. Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun hukuki reformlardan hiçbir zaman taviz vermedik” diye konuştu.

“Adalet herhangi bir ideolojik grubun elinde olan enstrüman değil milletin hak kapısı olmalıdır”

İnsan Hakları Eylem Planı ile özgür birey ve demokratik toplum için atılması gereken adımları kararlılıkla attıklarını vurgulayan Yılmaz, “Hak ve özgürlüklere dair devrim niteliğinde düzenlemeleri yaparken aynı zamanda adalet hizmetlerindeki altyapı fiziklerini büyük oranda eksikliklerini giderdik. Merdiven altı görünümünde, düşük donanımlı adliye manzaralarını tamamen silmek için çok ciddi çaba harcadık. Bununla birlikte güven veren ve erişilebilir bir adalet siteminin tesisi için anayasadan yasalara, kurumsal işleyişten personel yapısına ve özlük haklarına kadar pek çok reforma imza attık. İyi hukukçular yetiştirmeye de her zaman önem verdik” şeklinde konuştu.

“Avukatlık mesleği ve yargının savunma tarafını güçlendirmeye her zaman önem verdik”

Hukukun üstünlüğünün korunması ve herkesin eşit şekilde hukuki haklardan yararlanabilmesi için avukatlar, önemli bir köprü görevi üstlendiğinin söyleyen Yılmaz, “İddia, savunma ve hüküm makamları yargının sacayaklarıdır. Sizlerin bireylerin haklarını korumak ve adaleti tesis etmek yönünde fonksiyonunuz toplum düzeni için son derece önemlidir. Bu bilinçle avukatlık mesleği ve yargının savunma tarafını güçlendirmeye her zaman önem verdik” dedi.

“Avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik”

2020’de Meclis de kabul edilen yasa ile avukat sayısının 5 bini aştığı illerde, asgari 2 bin avukatın bir araya gelmesi ile baro kurulmasının önünü açtıklarını hatırlatan Yılmaz, “Böylece Ankara’da hizmetlerini sürdüren birbirinden değerli avukatlar ve hukuk dernekleri öncülüğünde Ankara 2 No’lu Barosu kurulmuştur. Sizlerin faaliyetlerinizle hem mesleki gelişime sağladığınız katkılar hem de sosyal sorumluluk projeleriyle oluşturduğunuz birlik beraberlik takdire şayan olduğunu ifade etmek isterim. Çoklu baro sisteminin yanı sıra mesleğe yeni başlayan avukatların mali olarak desteklenmesi için ilk beş yıl baro aidatının hiç alınmamasını gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızın hukuki yardıma erişim maliyetini azaltmak için bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik. Bunun yanında, adli yardım hizmeti için avukatlara ödenen ücret, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen şekilde kademeli olarak artırılmaktadır. Avukat ve vatandaşların internet üzerinden dava açabilmelerini ve işlem yapabilmelerini sağladık. Hukuk yargılamalarına e-duruşma sistemini kazandırdık. Milletimize vaadimiz olan Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte adaletin de yüzyılı yapmakta kararlıyız. Elbette yasama gibi, yürütme gibi, yargımızın da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları vardır. Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları da kesintisiz devam ettiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Bu süreç devam edecektir” değerlendirmelerinde bulundu.

“Hukuk sistemimizde hiçbir metin, kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değildir”

Avukatların yargının sacayağı olmasını gerçekten etkin ve işler kılmaya devam edeceklerini aktaran Yılmaz, “Hukuk sistemimizde hiçbir metin, kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değildir. Yargı sisteminin daha etkin işlemesi, adalete olan güveni artırıcı reformlara devam edeceğiz. Mülkün temeli olan adaletin, sosyal barışın, refahın, istikrarın, kalkınma ve büyümenin de itici gücü olduğunun bilincindeyiz” dedi.

Etkin bir adalet sistemi, Türkiye’nin yatırım ortamı bakımından da son derece önemli bir zeminde olduğunu altını çizen Yılmaz, “Türkiye yüzyılını sadece teknolojinin, enerjinin, dijitalin değil, adaletin de yüzyılı yapmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Adaletin tecellisini iyileştirmek amacıyla bundan sonra da sizlerle daha yakın iş birliği içinde çalışacak, ortak akılla hukuk devletini güçlendireceğiz. Adalet alanında ilgili tüm çalışmaları sizlerin görüşleri bizim için kıymetli. Teknolojinin de getirdiği imkanlar sayesinde adalet hizmetlerinin sunulmasında kaliteyi yükseltmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Programa AK Parti Genel Sekteri Fatih Şahin, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da katıldı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-milletin-hak-kapisi-olmalidir/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Türkiye İttifakı kazandı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-ittifaki-kazandi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-ittifaki-kazandi/#respond Fri, 05 Apr 2024 01:48:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26247 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimlerin ardından geldiği İzmir’de, “Türkiye’de Türkiye İttifakı kazandı. Türkiye kazanacak” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, Adnan Menderes Havaalanı’nda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri ve partililer karşıladı.

Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 14 büyükşehir belediyesini kazandığını ve 15’inci büyükşehir için hukuk mücadelesi içerisinde olduklarını söyledi. “Cumhuriyet Halk Partisi 35 il kazanmıştır. En yakın rakibinden 11 il ileridedir” diyen Özel, “3’ü Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere 35 kadın belediye başkanımız geçen dönemki 11 olan sayıyı 35’e çıkarırken, bu konuda en önemli katkı İzmir’de gösterdiğimiz 9 kadın adaydan 8’ini seçen İzmir’in seçmenlerine aittir. Türkiye’de neredeyse tamamı gençlik örgütlerimizden gelen 58 genç belediye başkanımız vardır” dedi.

“Aday belirleme süreçlerinde kimsenin hakkını yemedik”

“Aday belirleme süreçlerinde kimsenin hakkını yemedik” diyen Özel, “Eğer kusurumuz hatamız varsa, kastımız yoktur. Ancak İzmir’in memnuniyet anketlerinde en üst düzeyde yer alan üç arkadaşımızla devam ettik. Diğer arkadaşlarımıza da şunu anlattık; İzmir’in notu kıt. Haksız mı haklı. En iyisini hak ediyor mu ediyor. En büyük desteği veriyor mu veriyor. Biz İzmir’in beklentilerini gördük. Sesini duyduk. O sese kulak veren, yanıt veren bir listeyle İzmir’in karşısına çıktık ve İzmir, değişime, dönüşüme, gençleşmeye, kadınların siyasetteki eşit temsili noktasındaki büyük adıma ve bundan sonraki gelecek güzel günlere oy verdi. Bundan sonra İzmir hak ettiğini alacak. İzmir iyi belediyecilik uygulamalarını sürdürecek. Yapılanların üstüne koyacak ama o büyük beklentiye de cevap verecek” dedi.

“Belediye başkanını yıpratmaya girişen ilçe başkanlarının karşısında olacağım”

CHP örgütlerine çağrıda bulunan Özel, “Örgüt-belediye dengesini doğru kuran, birbirine destek olan, yapılan icraatları doğru anlatan örgüte, örgütüne hakkıyla sahip çıkan belediye başkanına sonuna kadar ben de sahip çıkacağım. Eski hastalıklarla, bir ilçe seçimini almak üzerinden yapılabilecek her türlü müdahalede belediye başkanının, kamu hizmetinin sunumunda olmadık taleplerle yıpratmaya girişen ilçe başkanının da karşısında olacağımdan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü herhangi bir 5 yıla talip değiliz. Bu 5 yıl kim hata yaparsa Atatürk’ün partisinin girdiği ilk yerel ve ilk genel seçimde birinci parti yapma ve Atatürk’ün partisini ikinci yüzyılın ilk seçiminde iktidar yapma hedefimize engel olur. Bu yolda engel tanımayacağız.”

“Bir tane AK Partili’yi kırarsak, bir tane MHP’liyi üzersek yanlışların en büyüğünü yapmış oluruz”

Özel, “Sakın bu zaferin bize kazandırdığı özgüvenle bir tane AK Partili’yi kırarsak bir tane MHP’liyi üzersek ve pek çoğu bize destek vermiş olan Cumhur İttifakı’ndan gençlere, bu partide kendilerini yabancı hissettirirsek yanlışların en büyüğünü yapmış oluruz. Burası baba evidir. Baba evinde gelen herkes huzur içinde oturabilir. Kardeşin biri başını açar öbürü kapar. Baba kimseye karışmaz. Baba evinin bir odasında biri oturur, eğlenir, biri bir odasında namaz kılar, ibadet eder. Baba evi böyle bir yerdir. İzmir birlikte yaşamanın, birlikte yönetmenin kendinden olmayana da kendi hakkından fazla sahip çıkan hoşgörü ve özgürlüklerin kentidir” dedi.

Özel, Hamza Dağ’ın da İzmir’e katkı sağladığını belirterek, “Büyükşehir Belediye Başkanı adayının her ne kadar kampanyasında partisinden kopma çabasını samimi bulmasak da kullandığı dille, yapmış olduğu kampanyayla, İzmir’e etmiş olduğu iltifatlarla olumlu bir iklime bugüne kadar katkı sağlamıştır. Biz bir kusur ettiysek herhangi bir üyemin kalbini kırdıysam, genel başkan olarak sorumluluğu alıyorum. Tüm seçim döneminin varsa bilinmeden yapılmış hataları için örgütü bazına bizzat özür diliyorum. İzmir’de İzmir İttifakı, Türkiye’de Türkiye İttifakı kazandı. Türkiye kazanacak” açıklamalarında bulundu.

Özel daha sonra memleketi Manisa’da, Milliyetçi Hareket Partisi’nden Cumhuriyet Halk Parti’ye geçen Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etmek üzere havaalanından çıkış yaptı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-ittifaki-kazandi/feed/ 0
Kars Barosu avukatlarından Eylem Othan: Hayvanlara yönelik yasalar daha etkin olmalı https://www.haber60.com.tr/kars-barosu-avukatlarindan-eylem-othan-hayvanlara-yonelik-yasalar-daha-etkin-olmali/ https://www.haber60.com.tr/kars-barosu-avukatlarindan-eylem-othan-hayvanlara-yonelik-yasalar-daha-etkin-olmali/#respond Fri, 05 Apr 2024 00:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26221 Kars Barosu avukatlarından Eylem Othan, hayvanlara yönelik haksız muamelelere karşı yasaların daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Othan, yüzlerce hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Avukat Eylem Othan, “Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır. Doğanın dengesi, insan yaşamının sürebilmesi için insanların hayvanlara ihtiyacı vardır ve hep olacaktır. Yaşadığımız coğrafyada, hayvanları korumak bir yana; türlerini yok edecek düzeyde hak ihlalleri ile hak ettiği değeri görmeyen ve hatta toplumun bir kesimi tarafından görülmek istenmeyen en savunmasız canlı türü olarak hayvanları ilk sıraya koyabiliriz. Her gün sayısız sahipli veya sahipsiz hayvana ‘vicdan’ ‘merhamet’ yoksunu insanlarca kanuni tanımı ile işkence edilmekte veya acımasız ve zalimce muamelede bulunulmaktadır” dedi.

“Günümüzde yüzlerce tür, yüzlerce av hayvanı nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor” diyen Othan, “Avcılığın resmi makamlar nezdinde kabul görmesi neticesinde hayvanların yaşam hakkına devlet eliyle müdahale edilmektedir. Deneylerde kullanılarak öldürülen yunus parklarında, hayvanat bahçelerinde, pet shoplarda sömürülen canlılar insanlık adına affedilemez bir ayıptır. Temelde bu canların yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Maalesef ki bu haksız muamelelerin tek kaynağı da insandır. Kendini her şeyin sahibi sanan, her şey insan için mantığıyla hareket eden insanoğlu, bu canlıların yaşam alanlarına müdahale ettiği yetmezmiş gibi doğanın da yalnız ve daimi sahibi gibi davranmakta ve merhametsiz, canice davranışlarla hayvanların yaşam hakkına haksızca müdahale etmektedir. Yıllardır değişmeyen bu gerçeklik son yıllarda devlet yetkilileri ve kurumların 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 7332 Sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’na ve yönetmeliklere aykırı nefret söylemi denebilecek hayvan düşmanı açıklamaları ile daha vahim bir hal almıştır” diye konuştu.

Othan, “Caydırıcı olmayan yasaların ve devlet kurumlarının hayvanları koruyamamasından güç alan vicdan merhamet duygusundan yoksun kişilerce sosyal medya üzerinden sahipsiz köpeklerin insanlara saldırdıklarına yönelik gerçek dışı video ve haber paylaşımları ile tüm topluma nefret aşılanmaktadır. Yasaya göre yaşam alanlarından alındıktan sonra hayvanların bakım evlerinde rehabilite edilip, aşılanıp, kısırlaştırılmaları sonrasında tekrar alındıkları yere bırakılmaları veya sahiplendirilmeleri düzenlenmişken, ömür boyu hapis olacakları ve haberlerde de gördüğümüz üzere kimi bakım evi çalışanlarınca işkenceye maruz kalmalarına göz yumularak, bilinmezliğe sürüklenmeleri, barınak adı altında ölüm kamplarına kapatılmaları istenilmektedir. Mevzuatımızda mevcut 5199 sayılı kanun ise hayvanların yaşam hakkına yönelik yalnızca sözde bir koruma sağlamaktadır. Adli makamlarca söz konusu hayvanlar olduğunda etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmemektedir. Caydırıcı olmayan yaptırımlar neticesinde hayvanların yaşam hakkına müdahale edenlerin bu eylemleri karşılıksız kalmaktadır. 5199 sayılı kanunun geliştirilmesi ve daha etkin hale getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekliliği aşikardır. Ancak her ne kadar mevcut hali yetersiz kalıyor olsa da sonuç itibariyle mevzuatımızda hayvanların yaşam hakları güvence altına alınmıştır. Adli makamların hayvanların yaşam hakkına yönelik olaylarda 5199 sayılı kanunu mevzuattaki diğer kanunlardan ayırmadan en etkin ve işlevsel şekilde uygulaması gerekmektedir. İlgili makamların hayvanlarla ilgili olaylarda daha az duyarlı inceleme yapmaları kabul edilemez olup başlıca problemlerden biridir. Mevzuat kapsamında yerel yönetimlere yüklenen sorumluluklar yerine getirilmedikçe, kısırlaştırma seferberliği başlatılıp en etkin şekilde yürütülmedikçe, hayvanlar asılsız komplolarla hedef haline getirildikçe, popülasyon artmaya devam edecek ve hayvanlar açlık ve ölüme terk edilecektir. Yanlış politikalara son verilerek, işlevsel mekanizmalar geliştirilerek ve en nihayetinde hayvanlara bir canlı olarak değer verilmesi zihniyetinin topluma aşılanmasına yönelik faaliyetlerle günümüzde sorun olarak yansıtılan durumlar kalıcı çözüme kavuşabilecektir” şeklinde konuştu. – KARS

]]>
https://www.haber60.com.tr/kars-barosu-avukatlarindan-eylem-othan-hayvanlara-yonelik-yasalar-daha-etkin-olmali/feed/ 0
MSB: Son bir haftada 27 terörist etkisiz hale getirildi https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:25:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26137 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil yürütülen operasyonlarda son bir haftada 27 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi de dahil gerçekleştirilen operasyonlarla son bir haftada 27 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne etkisiz hale getirilen terörist sayısının 280’i Irak’ın kuzeyinde, 393’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673’e ulaştığını söyledi.

Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini belirten Aktürk, harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılıkların verildiğini aktardı.

41 bin 521 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu 109 kişinin yakalandığını, 2 bin 109 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini söyledi

Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.” dedi.

Bölgesel ve küresel barışa katkılar

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya, bölgesel ve küresel barış ile istikrara önemli katkılarda bulunmaya devam ettiğini vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:

“Garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında güvenlik, barış ve istikrar için bulunduğumuz ve milli meselemiz olan Kıbrıs’ta, Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyor, tarafları miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemler yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz.”

Azerbaycan Türklerine karşı 106 yıl önce Taşnak ve Bolşevik çeteleri tarafından gerçekleştirilen mezalimde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Aktürk, dost ve kardeş Azerbaycan halkının acısını gönülden paylaştıklarını ifade etti.

Tuğamiral Aktürk, son 6 aydır, İsrail’in hukuk tanımayan saldırılarının şiddetini artırarak devam ettirmesinin, yoğun sivil ölümlerine yol açmasının, özellikle çocuklara karşı vicdansızca davranışlarının, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakmasının, yardım kuruluşlarını bile vurmasının Gazze’deki trajedinin ne kadar vahim boyutlara taşındığının göstergesi olduğunu söyledi.

Çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansımasının kaygı verici olduğunu ifade eden Aktürk, “Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği son ateşkes kararının ve Uluslararası Adalet Divanının açıkladığı ilave tedbirlerin uygulanmasını teminen gerekli önlemlerin vakit kaybetmeksizin alınması gerekmektedir.” ifadesini kullandı.

Envantere giren yeni silah sistemleri

Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.

Aktürk, bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda “Zırhlı Tanksavar Aracı” ile “35 mm Modern Çekili Top”un muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını ifade etti.

Türkiye’nin 1952 yılından bu yana NATO’nun aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olduğu belirten Aktürk, 75’inci kuruluş yıl dönümünü de kutlayarak, “Türkiye, Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren NATO’ya, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktürk, TCG Kınalıada korvetinin, Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, Ertuğrul fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan-19 Ağustos tarihleri arasında Japonya seyrini icra edeceğini ve 20 ülkeye 24 liman ziyareti gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.

Tuğamiral Aktürk, terörle mücadeleden hudutların güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatandaki hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar, üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye azim ve kararlılıkla devam edeceğini kaydetti.

Aktürk, “Milli Mücadelemizin başladığı süreçte Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve bugün dünyanın önde gelen haber ajansları arasında yer alan Anadolu Ajansının 104’üncü kuruluş yıl dönümünü ve başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularla şimdiden kutluyor, tüm halkımıza sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyoruz.” ifadesini kullandı.

Sorular

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bakanlık kaynakları, seçimlerde bazı askerlerin toplu olarak oy kullandığı görüntülere ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

“18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Anayasamız ve ilgili mevzuat kapsamında silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamazlar. Belirtilen statülerdeki personel dışında kalan profesyonel olarak askerlik mesleğini icra eden diğer personel ise vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy kullanma hakkını yürürlükteki mevzuat esasları kapsamında yerine getirmektedir.”

Kaynaklar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kabul ettiği ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin ziyaretinde neler görüşüldüğüne dair sorulara ise “Görüşmede, ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayi alanındaki işbirliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Seçim sonuçları düzeltilebilir https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-secim-sonuclari-duzeltilebilir/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-secim-sonuclari-duzeltilebilir/#respond Thu, 04 Apr 2024 00:48:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26040 BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Genel seçimlere kadar önümüzde 4 yıllık bir süre vardır ve bu süre içerisinde tamir edilmesi gereken her şey tamir edilebilir, düzeltilmesi gereken her şey düzeltilebilir.” dedi.

Destici, partisinin bir otelde düzenlendiği, 2024 Mahalli İdareler Seçimleri Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.

Van İl Seçim Kurulunun, DEM Parti’li Abdullah Zeydan’ın Van Büyükşehir Belediye Başkanı “seçilmemiş sayılması” ve mazbatanın ikinci sıradaki adaya verilmesine yönelik kararının ardından çıkan olaylarla ilgili, eylem ve protestonun ötesinde bir kalkışmanın denendiğini ifade eden Destici, “Terör örgütünün uzantıları olması hasebiyle terör örgütü nasıl bir hadise çıkarmalarını istiyorsa o şekilde sokaklara inmişlerdir.” ifadesini kullandı.

Destici, milletvekili ve belediye başkanlığı seçimlerinde aday olanların seçilme yeterliliklerini yerine getirmesi gerektiğine işaret ederek şöyle devam etti:

“Yargılama süreçlerinde ceza kesinleşmediği için maalesef aday olma imkanı veriliyor. Bence burada bir düzenlemeye ihtiyaç var. Terör suçlarından yargılananlar aday olamamalı, bunlar iyi hal kağıdı alamamalı ve müracaat dahi edememelidir. Ceza almış ama memnu hakların iadesine başvurmuş ve cezasını çektikten sonra, memnu haklarla ilgili süre tamamladıktan sonra adaylık hakkı kazanılıyor. Bizi hayrete düşüren, hem CHP cephesinden hem işte HÜDA PAR, TİP burada sanki demokratik bir hak elinden alınmış, sanki seçilme hakkına hukuken sahip ve mazbatası verilmemiş gibi bir hava oluşturuldu. Bu hava, başlayan bu olaylarla bugün Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) mazbatayı bu PKK uzantısına verilmesi yönünde bir karar aldığını öğrendik. Bu karar bizim içimize sinmemiştir. Açıktan PKK’lı olan birisinin devlete, ülkeye, millete meydan okuyan bir eşkıyanın Van gibi kadim ve büyük bir şehrimize belediye başkanı olmasının yolu açılmıştır. Bu bizim içimizi sızlatmıştır ve bunu kabullenmiş değiliz.”

Türkiye’nin seçimlerini sağlıklı şekilde yaptığını ifade eden Destici, Cumhur İttifakı’nın oylarında bir düşüş olduğunu ancak hala 3 partinin il genel meclisi ve belediye meclisi oylarının yüzde 42-43’ler civarında olduğunu aktardı.

Destici, “Biz kendi partimiz açısından baktığımızda, 2019 yerel seçimlerinde 5 ilçe, 5 de belde belediyesi kazanmıştık. Bu seçimlerde, Sivas Belediyesi, 15 ilçe, 7 belde ve İspir, Kozan, Gerede, Sinop Durağan, Iğdır Karakoyunlu, Aksaray Gülağaç buralarda da itiraz süreçleri devam etmektedir. Bunlar da şayet lehimize sonuçlanırsa Büyük Birlik Partisi, 30’a yakın yerde belediye başkanlığı kazanmış olacaktır.” diye konuştu.

Seçim sonuçlarını etkileyen en önemli faktörün ekonomik gelişmeler olduğunu aktaran Destici, şunları kaydetti:

“Ama tek başına bu mudur? Yani seçim sonuçlarının tek başına ekonomi mi değiştirmiştir ya da etkili olmuştur? Hayır. Başka etkenler de vardır. Tabii ki bir yerel seçimdir ve bu yerel seçimlerde seçmenimiz, halkımız iktidara da hükümete de bir uyarıda bulunmuştur. Ama bu şu demek değildir, ‘Her şey bitti. Artık iktidar gidiyor, Cumhur İttifakı kaybediyor, yeni bir başlangıç geliyor.’ Çünkü genel seçimlere kadar önümüzde 4 yıllık bir süre vardır ve bu süre içerisinde tamir edilmesi gereken her şey tamir edilebilir, düzeltilmesi gereken her şey düzeltilebilir.”

Destici, bir soru üzerine Fenerbahçe’nin Süper Kupa karşılaşmasına çıkması taraftarı olduğunu belirterek, “U19’la çıkacaksa hiç çıkmasın daha iyi. Çünkü karşı takım da tam kadro çıkarsa tarihi bir fark yiyebilirsin. O da aradan 30-40 sene geçtikten sonra kimse U19’u hatırlamaz. Maç kaç kaç bitti onu hatırlar. Dolayısıyla da Fenerbahçelilere böyle bir haksızlığı kimse yapmasın. Ben, Süper Kupa finaline de çıkmasını istiyorum, Türkiye Kupası’nda da devam etsin yoluna.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-secim-sonuclari-duzeltilebilir/feed/ 0
Eskişehir’de 6 yaşındaki çocuğun eziyet sonucu ölümü davasında babaanne ve hala hapis cezası aldı https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/#respond Tue, 02 Apr 2024 23:36:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25818 Eskişehir’de 6 yaşındaki Nur Elif Tiftik’in eziyet görmesi ve aç bırakılması sonucu hayatını kaybetmesi, 2 kardeşinin ise eziyet görmesiyle ilgili görülen davada, babaanne Cihangül Kurumlu 29 yıl 2 ay, hala Deniz Tiftik 26 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

2022 yılı Aralık ayında meydana gelen olayda, cezaevinde bulunan Sibel ile Gökhan Tiftik çiftinin çocukları Nur Elif (6), Y. (10) ve M. (13), hala Deniz Tiftik, amca Sezer Tiftik ile babaanne Cihangir Kurumlu’ya ait Tepebaşı ilçesi Fevziçakmak Mahallesi’ndeki evde yaşamaya başladı. 14 Aralık’ta solunum yetmezliği ve kusma şikayetleriyle rahatsızlanan 6 yaşındaki Nur Elif, ambulansla Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Nur Elif Tiftik’in eziyet gördüğü ve aç bırakıldığı tespit edildi. Olayla ilgili başlatılan incelemenin ardından çocukların yaşadığı evin sahibi olan hala Deniz Tiftik ile amca Sezer Tiftik, polis ekiplerince gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen hala ile amca tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Nur Elif Tiftik’in babaannesi Cihangül Kurumlu ise olaydan 4 gün sonra yakalandı ve tutuklandı.

“Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum”

Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar celsesinde, tutuklu sanıklar mahkeme salonunda hazır bulundu. Nur Elif’in annesi Sibel Tiftik, babası Gökhan Tiftik ve taraf avukatlarının da katıldığı karar duruşmasında tutuklu sanıklara son sözleri soruldu. Karar öncesi söz alan Nur Elif Tiftik’in babası Gökhan Tiftik, Sezer Tiftik’ten şikayetçi olmadığını ifade ederek, “Sezer’den şikayetim yok. Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum, şikayetçiyim. Cezalandırılmalarını istiyorum” diye konuştu.

Sezer Tiftik, suçlamaları kabul etmeyerek, “Bu olayla uzaktan yakından alakam yok. Beraatimi talep ediyorum, ben suçsuzum. Bana iftira atıyorlar” dedi.

Cihangül Kurumlu da suçlamayı kabul etmeyerek, “Sibel, Gökhan ve eski eşim bana iftira atıyor. Çocukların kaldığı evde ben kalmıyordum. Bana iftira atıyorlar, çünkü ben bakmadım. Olayla bir alakam yoktur. Gökhan artık benim oğlum değildir. Eski eşimin de yargılanmasını istiyorum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” dedi.

Deniz Tiftik de çocuklara eziyet iddiasını kabul etmeyip, “Ben bu suçlamaları hak etmedim. Çocuklara çok iyi baktım, abim de biliyor. Abimin bana bunu yapması haksızlık. Suçlamayı kabul etmiyorum, hakkındaki suçlamalar yalandır. Beraatimi istiyorum” diye konuştu.

Babaanneye ve halaya ceza yağdı

Son sözlerin ardından mahkeme heyeti tutuklu sanıklar hakkındaki kararını açıkladı. Babaanne Cihangül Kurumlu hakkında Nur Elif Tikfik’e karşı ‘Kasten öldürme’ suçundan verilen 23 yıl hapis cezası iyi hal indirimiyle 19 yıl 2 aya düşürüldü. Nur Elif’in kardeşlerine eziyet suçundan da iyi hal indirimiyle 10 yıl hapis cezası alan Cihangül Kurumlu, toplamda 29 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hala Deniz Tiftik hakkında Nur Elif Tiftik’e karşı ‘Kasten öldürme’ suçundan verilen 22yıl hapis cezası iyi hal indirimiyle 18 yıl 4 aya düşürüldü. Nur Elif’in kardeşlerine eziyet suçundan da 8 yıl 4 ay hapis cezası alan Deniz Tifik, toplamda 26 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Amca Sezer Tiftik’e beraat

Tutuklu sanık amca Sezer Tiftik hakkında, Nur Elif Tiftik’in ölümü ve kardeşlerine eziyet suçlarından beraat kararı verildi. Mahkeme heyeti Sezer Tiftik hakkında, Nur Elif Tiftik’in ölümünün ardından çıkan tartışmalarda akrabalarını tehdit ettiği gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis kararı verdi.

Kararların açıklanmasının ardından tutuklu sanıklar Cihangül Kurumlu, Deniz Tiftik ve Sezer Tiftik birbirine sarılarak gözyaşı döktü. Babaanne Cihangül Kurumlu, duruşma salonundan çıkarılırken “Ben suçsuzum” diye bağırdı. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/feed/ 0
CHP’li Günaydın: Süleyman Soylu odasına girdiği hakime ‘Beni gördüğünüzde niye ayağa kalkmadınız’ dedi https://www.haber60.com.tr/chpli-gunaydin-suleyman-soylu-odasina-girdigi-hakime-beni-gordugunuzde-niye-ayaga-kalkmadiniz-dedi/ https://www.haber60.com.tr/chpli-gunaydin-suleyman-soylu-odasina-girdigi-hakime-beni-gordugunuzde-niye-ayaga-kalkmadiniz-dedi/#respond Tue, 02 Apr 2024 08:31:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25751 CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, seçim gecesi Gaziosmanpaşa’da eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ilçe seçim kurulunda bir kadın hakime “Beni gördüğünüzde niye ayağa kalkmadınız” dediğini anlattı.

SEÇİM GECESİ YAPTIĞI PAYLAŞIM SORULDU

Katıldığı canlı yayında 31 Mart gecesi Gaziosmanpaşa ilçesinden yaptığı “Gece 04:00, Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu.. Ne hak yeriz, ne de hakkımızı yediririz!” paylaşımı sorulan CHP’li Gökhan Günaydın, “Bu fotoğraf o kadar anlamlı ki, İstanbul’da 39 ilçe var, milletvekillerimizin tamamını, milletvekili olmayan Parti Meclisi üyelerimizi ilçelerin tamamına dağıttık ama yetmedi. Geçmişte milletvekilliği yapmış arkadaşlarımız var, en son kurultayda birisi ‘A’yı, birisi ‘B’yi desteklemiş, hepsine ayrı ayrı telefon ettim beni reddeden bir kişi olmadı” dedi.

“O HALDE BENİM BUNU ENGELLEMEM LAZIM”

1000 oy farkla CHP’nin önde olduğunu belirten Günaydın, şunları söyledi; “Gaziosmanpaşa’da kim vardı, Namık Tan. Bizim Washington Büyükelçimizdi. Namık Bey’e dedim ki, ‘Gaziosmanpaşa’ya gider misiniz’, ‘Ne demek, memnuniyetle giderim’ dedi. Biz niye oraya gitme ihtiyacı duyduk? Sabah saat 04.00, 1000 oy farkla Gaziosmanpaşa’yı aldık, AK Parti itiraz ediyor, sandıklar yeniden sayılıyor. Burada gördüğünüz torbalar, bazıları hala geliyor salona, bazıları ise yeniden sayım için ayrılıyor. Hem buralara nezaret etmeliyiz hem de o torbalara kirli ellerin uzanıp da oyları değiştirmesine engel olmalıyız. Biz bunların tamamının ıslak imzalı tutanaklarını almışız, tamamını taramışız, dijital ortama aktarmışız. Artık orada hiç kimse üç kağıtçılık yapamaz. Geriye bir tek şey kalıyor. İtirazla o torbaların içindeki oyları değiştirirlerse, itirazla yapılan tutanaklarda bu sonuçlar değiştirilebilir. O halde benim bunu engellemem lazım.”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın.

SOYLU’DAN KADIN HAKİME SERT ÇIKIŞ

AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu’na geldiğini ve kuruldaki hakimle görüştüğünü iddia eden Günaydın, “Üstelik de oraya sabık İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bizden 1 saat evvel gitmiş. Biraz önce araçsallaştırılmış yargıyı, hakimi ve savcıyı eleştirdim ya, orada da bir arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Kendisini tanımam. Bir kadın hakim. Odasına giriyor Süleyman Soylu. Hakim, ‘Buyrun’ diyor. Hakime diyor ki, ‘Beni gördüğünüzde niye ayağa kalmadınız?’ Kadın hakim de diyor ki, ‘Çünkü ben hakimim’. Kutlamaya gitsem yanlış anlaşılacak diye kutlamadım. Hakimin yaptığı çok önemli bir şey. Hala Cumhuriyet’in böyle hakimleri var” dedi.

“3 MİLLETVEKİLİMİZ KAPI GİBİ ORADA DURUYORDU”

Soylu’nun seçim kurulunda olduğunu öğrendikten sonra Gaziosmanpaşa’ya gittiklerini ifade eden Gökhan Günaydın, “Biz il başkanlığındaydık, onu duyunca il başkanı Özgür Çelik’le hemen Gaziosmanpaşa’ya gidelim dedik. Oradaki baskıyı görünce milletvekilimiz Ali Gökçek, Pendik’teydi. ‘Rica ediyorum Gaziosmanpaşa’ya geçin’ dedim. Biz oraya ulaştığımızda 3 milletvekilimiz kapı gibi orada duruyordu. Onların yanına 2 milletvekili ve 1 il başkanı daha geldi, hadi çalsınlar bakalım” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-gunaydin-suleyman-soylu-odasina-girdigi-hakime-beni-gordugunuzde-niye-ayaga-kalkmadiniz-dedi/feed/ 0
Ahlat’ta Cumhur İttifakı Adayı Yavuz Gülmez Belediye Başkanı Oldu https://www.haber60.com.tr/ahlatta-cumhur-ittifaki-adayi-yavuz-gulmez-belediye-baskani-oldu/ https://www.haber60.com.tr/ahlatta-cumhur-ittifaki-adayi-yavuz-gulmez-belediye-baskani-oldu/#respond Mon, 01 Apr 2024 02:00:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25480 Bitlis’in Ahlat ilçesinde kesin olmayan sonuçlara göre Cumhur İttifakı Adayı Yavuz Gülmez belediye başkanı oldu.

Kesin olmayan sonuçlara göre kazanan Cumhur İttifakı tarafları ilçe merkezindeki bir alışveriş merkezi önünde bir araya geldi. Burada toplanan kalabalık davul zurna eşliğinde halay çekerek zafer kutlaması yaptı. Ardından toplanan kalabalık alış veriş merkezinin konferans salonuna geçerek burada kutlamalara devam etti. Burada ilk olarak konuşan 28. Dönem Bitlis Milletvekili adayı olan Muaz Ergezen, seçimden zaferle çıktıkları için mutlu olduklarını söyledi. Ergezen, “Ahlatlılar gerçekten bu işe inanmış hem geçmişine hürmetini ifade etmiş hem geleceğine sahip çıkmıştır Allah hepinizden razı olsun. Bu süreci tamamlanıncaya kadar bir çok fitneyi göğsümüze bastık. Hiçbirine cevap vermeden istikametimi koruyarak, insanımızı tümüyle kucaklayarak kardeşçe bir fert olarak bu güzel ve mübarek beldenin bir evladı olarak bizlerde bu yarışta bu mücadele biz bize yakışanı yapmaya çalıştık. Artık bundan sonra bizler kıymetli Yavuz başkanımızla bu memleket için gece gündüz demeden canla başla hizmet etmesi için hep birlikte İnşallah destek vereceğiz, projelerimizi paylaşacağız, en doğru hizmetin en doğru zamanda yerine gelmesi için ona omuz vereceğiz. Geçmişin hatalarından dersler çıkartarak geleceği kucaklayacağız İnşallah. Bu başarıda cumhur ittifakının ortakları olarak destek bu başarıda imza sahibi olan herkese sonsuz teşekkür ediyoruz” dedi.

Daha sonra konuşma yapan Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, kazanılan zaferin hayırlı olmasını dileyerek, “Rabbim Türkiye yüzyılının parlayan yıldızı Ahlat’ı yapabilmek için bizlere güç, kuvvet versin. Makamlar gelip geçicidir. Hakikaten biz de bunun bilincindeyiz. Dolayısıyla makamlar eğer gelip geçiciyse şüphesiz ki biz de imtihana tabi tutulacağız. Bunun bilinciyle Ahlat’a hak ettiği hizmetleri getirebilme noktasında gece gündüz durmadan, yorulmadan gayret etmenin içerisinde olacağız. Kıymetli Ahlatlılar biliyorsunuz yaklaşık iki aydır sahalardaydık. Sizlerle kucaklaştık. Sıkılmalık tek bir el bırakmamak üzere gayret gösterdik. Belki bu noktada sıkılmadık bir el bırakmış olabiliriz. Onlar da kusura bakmasınlar. Yine bizim gönlümüzdedir, halimizdedir. Akıllarından hiçbir şey geçirmesinler lütfen. Aslında bir inancın zaferini burada yaşıyoruz. En başta biz gençlere örnek olma noktasında inancın ne demek olduğunu gösterme noktasına bu gayretleri sarf ettik ve yola düştük, yola koyulduk. Bu noktada bize inandınız, güvendiniz, destek oldunuz ve bugün Allah’ın izniyle sizlerin huzurundayız. Kıymetli Ahlatlılar bu noktada bize çok ciddi destekleri olan kıymetli büyüklerimiz başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli başta olmak üzere herkese çok teşekkür ediyorum. Seçim dönemleri biraz gergin olabiliyor. Diğer rakip arkadaşlarımızda da olduğu gibi bizlerde ister istemez gerginleşiyoruz. Dolayısıyla gönlünü kırmış olduğumuz, hakkına geçmiş olduğumuz kimler varsa onlardan da haklarını helal etmelerini talep ediyorum. Onlar da yine bizim abimizdir, kardeşimizdir, dostumuzdur. Bize ister oy versin, ister oy vermesin onların da hizmetinde olmak bizim oyunumuzun borcudur. Bu süreç zarfında hazırladığımız 42 tane projemiz var. Sokak sokak, hane hane gezerek planladığımız, çizdiğimiz, hazırladığımız projelerimiz var. Yarından itibaren bu projelerimizi hayata geçirmek, Ahlat’ı hak ettiği yere getirmek, istihdam sorunu ortadan kaldırmak üzere ciddi gayretler sarf edeceğiz. Ahlat’ı refahın, huzurun ve kardeşliğin eskiden olduğu gibi bugün de başkenti yapmak üzere koşturacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Hiçbir zaman gerçekleşeceğine inanmadığım şeyleri de söylemedim. Dolayısıyla bugün seçim döneminde açıkladığımız projeleri hayata geçirme noktasında da gayret sarf edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu. – BİTLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/ahlatta-cumhur-ittifaki-adayi-yavuz-gulmez-belediye-baskani-oldu/feed/ 0
Niğde Belediyespor Yönetimi TFF Kararlarını Eleştirdi https://www.haber60.com.tr/nigde-belediyespor-yonetimi-tff-kararlarini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/nigde-belediyespor-yonetimi-tff-kararlarini-elestirdi/#respond Fri, 29 Mar 2024 01:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24614 – Niğde Belediyespor yönetimi, TFF kararlarını eleştirdi

Niğde Belediyespor Futbol Şube Direktörü İdris Gündoğan:

“Bir lobi Niğde Belediyespor’un haklarını yemek için çalışıyor”

NİĞDE – Bölgesel Amatör Lig 7. Grup’ta mücadele eden Niğde Belediyespor yönetimi, verilen seyircisiz maç cezasının haksız olduğunu söyledi.

Niğde Belediyespor Kulüp Başkanı Atilla Tasalı, Başkan Yardımcısı Yahya Dökmetaş ve Futbol Şube Direktörü İdris Gündoğan basın açıklaması yaptı. Niğde Belediyespor’a emsalsiz bir ceza verildiğini söyleyen Başkan Atilla Tasalı, rakipleri Akşehirspor’a ise kaybettiği maçın 3 puanının masa başında verildiğini belirtti. Tasalı, “Niğde Belediyespor olarak ligin başından bu yana, tüm camiamızla birlikte adil bir yarış içerisinde bulunarak, hak edenin şampiyon olacağı bir lig olsun anlayışıyla hareket ettik. Fakat son haftalarda takımımıza futbol sahalarında emsali görülmemiş şekilde seyircisiz oynama cezası verilirken, rakibimiz Akşehirspor’a kaybettiği maçın 3 puanı masa başında veriliyor, yetmiyor hakemler tarafından 3 puanlar hediye ediliyor. Birinci tezgah İmamoğlu maçı öncesinde kuruluyor. İmamoğlu Belediyespor müsabakasında tayin edilen hakemin yanlış davranışları, futbol oynamaya izin vermemesi sonucu mağlup oluyoruz. Mağlup olmamız yeterli gelmiyor, çünkü bizi geçebilmeleri için daha fazla şeye ihtiyaçları olduklarını biliyorlar. Her sahada olan basit münferit bir, iki hadiseyi bahane ederek, iki maç sahamızda seyircisiz oynama cezası veriliyor. TFF’nin aldığı emsal bir karar yok mu? Örneğin, Bingölspor – Hacılar Erciyes maçındaki çıkan hadiselere bakın. Bizim maçın fazlası var. Sadece bir maç seyircisiz oynama cezası verildi. Bu ceza kasten takımımıza şampiyonluk yarışında zarar vermek adına alınmış veya aldırılmış bir karardır. İkinci olarak, Adana 5 Ocak FK’ya 3-1 mağlup olan Akşehirspor statü uygulamasıyla ilgili itirazını ve dekontunu statü süresi içerisinde yapmış mıdır? Yoksa imtiyazlı şekilde kabul edilerek, 3 puan hediye mi edilmiştir?” dedi.

“Bir lobi Niğde Belediyespor’un haklarını yemek için çalışıyor” diyen Futbol Şube Direktörü İdris Gündoğan ise bir şehri temsil ettiklerini belirterek yetkilileri göreve davet etti. Hakemlerin dikkat edilerek atanmasını isteyen Gündoğan, “Hakemi gördünüz, hakem seyirciyi, oyuncuyu provoke etmeye gelmiş. Oyuncularımız kırmızı kart cezası almasın diye dua ediyoruz ancak seyircimizin yapmış olduğu bir, iki münferit olay var. 12 Bingölspor – Hacılar Erciyes maçında sahaya giren var, karşı antrenöre saldıran taraftar var, kırmızı karttan sonra hakemi tartaklayan oyuncu var. Bu maçta sadece 12 Bingölspor’a bir maç seyircisiz oynama cezası verdiler. Allah’ınızı severseniz bizim maçımızda ne vardı iki maç ceza verecek? Bir lobi kurulmuş ve bu lobi Niğde Belediyespor’un haklarını yemek için çalışıyor. TFF’de Konya Akşehir adına kimlerin lobi yürüttüğü konusunda bize çeşitli duyumlar geliyor. Elimizde belge olmadığı için telaffuz ederek kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyoruz ama hakemlerin, gözlemcilerin dikkat edilerek atanması konusunda yetkilileri görece çağırıyoruz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nigde-belediyespor-yonetimi-tff-kararlarini-elestirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24574 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önümüzdeki temmuz ayında yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Küçük esnafın prim gün sayısında yaşadığı adaletsizliği giderecek, buna göre önümüzdeki dönemde bu adımı atacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Gökdere Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitabında, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisinin içine düştüğü tutarsızlık, savrulma, kirlenmişlik halinin utanç verici olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Valizler, çantalar dolusu dolarlar, avrolar… Bunları saymaya bile yetişemiyorlar. Sayma görüntülerini izah edemiyor. Bir tane CHP’li yetkili çıkıp da paradan yapılan kulelerin kime ait olduğunun cevabını veremiyor. Daha darbe güzellemelerini, millete yaptıkları hakaretleri saymıyorum. İşte bu seçimlerde sadece şehirlerinizi yönetecek başkanları seçmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda ülkemizin geleceğinde hangi siyaset tarzının önünün açılacağını da belirleyeceksiniz. Sizlerden 31 Mart’a bu gözle de bakmanızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın en doğru kararı vereceğine inandığını vurgulayan Erdoğan, şu an dünyadaki tüm ekonomileri zorlayan en büyük sorunun son 50-60 yılın zirvesinde seyreden yüksek enflasyon olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, Avrupa’sından Amerika’sına herkesin kontrol altına almaya uğraştığı enflasyonla kendilerinin de mücadele ettiğini dile getirerek, hayat pahalılığından en fazla etkilenen kesimlerin de çalışanlar ve emekliler olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıl başında hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında yaklaşık yüzde 50 oranında artış yapıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini de aynı oranda artırdık. Ayrıca, bir defaya mahsus 5 bin lira ödemede bulunduk. Öncesinde 16 milyon emeklimizin tamamına, tek sefere mahsus 5’er bin lira ödemede bulunduk. Şimdi de banka promosyonlarını 8 bin lira ile 12 bin lira arasına yükselterek emeklilerimize yeni bir imkan sağladık. Önümüzdeki temmuz ayında yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Memurlarımıza yaptığımız ek gösterge ilave edilmesi uygulamasını genişleterek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafın prim gün sayısında yaşadığı adaletsizliği giderecek, buna göre önümüzdeki dönemde bu adımı atacağız. Ev hanımlarımızın isteğe bağlı sigorta prim teşvikleriyle ilgili düzenlemeyi de hayata geçirdik. Gençlerimize çeşitli başlıklarda vereceğimiz ilave destekleri deprem bölgesinden başlayarak uyguluyoruz. Böylece milletimizin farklı kesimlerine verdiğimiz sözlerin takibini yapıyor, tek tek yerine getiriyoruz. Elbette tüm bunlar yüksek enflasyonun çalışanlar ve emeklilerde yol açtığı refah kaybı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.”

“Yapamayacağımız işleri asla söylemedik”

Ekonomi programını kararlılıkla uygulamayı sürdürerek fiyat istikrarının sağlanması gerektiğini kaydeden Erdoğan, yüksek enflasyon ortamında kime ne verilirse verilsin, beklenilen neticenin alınmadığını ifade etti.

Yılın ikinci yarısında enflasyonun inişe geçtiğinin hep birlikte görüleceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Deprem şehirlerimizdeki inşaat çalışmalarının yükünün de hafiflemesiyle birlikte çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hak ettikleri refah seviyesine biraz daha yaklaştıracağız. Biz bugüne kadar milletimize asla yalan söylemedik. İnsanlarımızı kandırmaya çalışmadık. Dün verdiğimiz sözleri bugün hatırlamıyoruz diye kulak arkası hiç yapmadık. Milletimizin her kesimiyle sürekli irtibat içinde olduğumuz için tespit ettiğimiz sıkıntıları, talepleri en kısa sürede karşılayacak adımları attık. Yapamayacağımız işleri asla söylemedik. Hatta emeklilikteki yaş uygulaması gibi aslında içimize sinmeyen birtakım hususları bile milletimizden gelen yoğun talepler karşısında hayata geçirmekten kaçınmadık. Bu uygulamanın kamu maliyesine getirdiği yükün ve sosyal güvenlik sistemimizin dengesine yol açtığı bozulmanın tamiri epeyce vakit alacak.”

“Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitemlerini dile getiren her vatandaşım elbette haklıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahada emekli maaşlarında bununla bağlantılı şekilde kaçınılmaz olarak asgari ücrette ara artış istekleriyle karşılaştıklarını vurgulayarak, “Daha önce sadece emekli maaşlarında on bin liralık bir artışın yol açacağı mali yükün hesabını milletimizle paylaşmıştım. Yatırım bütçemizin tamamını veya eğitime, sağlığa ayırdığımız kaynağın tümünü sadece bu artışa tahsis etsek bile yetmeye mümkün olmadığını göreceksiniz. Takdir edersiniz ki devlet yönetiminde böyle bir durum olmaz, olamaz. Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitemlerini dile getiren her vatandaşım elbette sonuna kadar haklıdır. Peki, çalışanların ve emeklilerin kayıplarını nasıl telafi edeceğiz? Her zaman yaptığımız gibi bunu daha çok çalışarak, daha çok üreterek, devletimizin kaynaklarını daha da çoğaltarak yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın karşısına gelip atıp tutanların hiçbirinin bırakın devletin kaynaklarını çoğaltmayı, mevcuda bile sahip çıkamayacaklarını, vatandaşın derdine derman olamayacağını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Belediyelerde yaptıklarını görüyorsunuz. 5 yılda iflas ettirmedikleri yer kalmadı. Sorunsuz saat gibi tıkır tıkır işleyen hizmetleri bile devam ettiremediler. Sadece yalanlarıyla sizleri kandırmanın peşindeler. Biz tüm samimiyetimizle, tüm içtenliğimizle, tüm hak ve hakkaniyet duygumuzla size gerçeği söylüyor, çözüm yolumuzu paylaşıyoruz. 21 yılda nasıl 3 kat Türkiye’yi büyüttüysek, önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütüp inşallah sözlerimizi fazlasıyla tutacağız. Yeter ki birliğimize, beraberliğimize sahip çıkarak, ülkemizin bütünlüğünde, devletimizin bekasında gözü olanları sevindirmeyelim. Gerisi sadece gayret, vakit ve planlama meselesidir.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/feed/ 0
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın anma töreni düzenlendi https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazin-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazin-anma-toreni-duzenlendi/#respond Thu, 28 Mar 2024 23:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24546 GAYE ŞEYMA CAN

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesinin 9’uncu yılında, İstanbul Adliyesi’nde düzenlenen törenle anıldı. Anma törenine konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz işte bugün olduğu gibi bu ülkenin kahraman bir evladı olarak, hayırla, rahmetle anılıyor ve anılmaya devam edecek” dedi.

İstanbul Adalet Sarayı’nın Atrium alanında düzenlenen anma törenine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, şehit Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul’daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.

“ADALETİ LAYIKIYLA İFA ETMEK DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOK”

Törende konuşan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz,Başta Selim kardeşimiz ve adalet şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek konuşmasına başladı, “Selim Kiraz savcımız 9 yıl önce 31 Mart günü vahşi bir planın, hain bir saldırının hedefi oldu ve şehitlik makamına ulaştı. Onun saygın ismini taşıyan bu yerleşke içinde vatandaşlarımıza adaleti, adalet hizmeti sunmak bizlere de nasip oldu. Yargı mensupları olarak hukuktan, adaletin çizdiği yoldan asla sapmayan, vicdalı, hakkaniyetli biri olarak anılmaktan daha değerli bir miras ne olabilir ki? İşte kendisinin bizlere bıraktığı bu anlamda adalet mirasını layıkıyla ifa etmek dışında başka seçeneğimizin olmadığının da farkındayız” dedi.

“TEHDİTLER DEVAM EDİYOR”

Yılmaz şöyle devam etti:

Maalesef 6 Şubat 2024 günü bu karanlık odaklar bir kez daha ortaya çıktılar ve adliyemize yönelik saldırı girişiminde bulundular. Masum bir vatandaşımızın, Dilfiraz Karataş ablamızın hayatına mal oldular. 6 güvenlik görevlimizi de yaraladılar. Ablamızı rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Saldırıda yaralanan güvenlik görevlilerine de Allah’tan acil şifalar diliyorum. Buradan tekrar ilan etmek isterim ki huzurumuzu, birlik ve beraberliğimizi, güçlü dayanışma duygumuzu hedef alan böylesi hain saldırılar ve maalesef devam eden tehditler var: Tehditler kesinlikle bizi yolumuzdan döndüremeyecek ve asla emellerine ulaşamayacaklar”

“ALLAH BU VATANIN BİRLİK VE BERABERLİĞİNİ BOZANLARA FIRSAT VERMESİN”

Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz şöyle konuştu:

“Hepinizi, en kalbi duygularınla ve hürmetlerimle selamlıyorum. Allah hepinizden razı olsun. Sayın Bakanım biz kadere inanan insanlarız. Elhamdülillah biz kadere iman etmişiz. ve acizane ben kendimi söyleyeyim, öyle bir ailede büyüdüm, Vatan sevgisinin imandan olduğunu, vatanını sevmeyenin imanının olmadığını işite işite, söyleye, söyleye büyüttüler bizi, bizim atalarımız. Onun için vallahi biz vatanımızı, milletimizi, devletimizi seviyoruz. Allah bu millete, bu devlete, bu vatana, zeval vermesin. ve bu vatanın birlik, beraberliğini bozanlara, bu milletin birlik beraberliğini bozanlara bölmeye çalışanlara da Allah fırsat vermesin.”

Adalet Bakan Yılmaz Tunç, anmada yaptığı konuşmada şunlara değindi:

“Ülkemizin birliğini, beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü, anayasal düzenimizi, hain odaklara hiçbir zaman çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Yakarak, yıkarak, cana kıyarak, adaletsizliği ve hukuksuzluğu hakim kılmak isteyenlerle hukuk ve adalet içerisinde gereken cevabı vermeye her zaman hazır ve kararlıyız. Hem milletimizin haklarını hem de adalet teşkilatımızın her bir ferdinin hakkını, hukukunu koruma noktasındaki elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. Nitekim Mehmet Selim Kiraz savcımızın şehit edilmesinin ardından teröristler de onlara yardım edenler de hak ettiği karşılığı buldu. Ülkemizi, milletimizi, adalet teşkilatımızı hedef alan terör örgütü mensupları, hangi kılığa bürünürse bürünsün, adı sanı, cismi… ne olursa olsun eninde sonunda adalet karşısında hesap vermekten kurtulamaz, adaletten kaçamaz.

“6 ŞUBAT’TAKİ SALDIRIYI EN SERT ŞEKİLDE KINADIK”

Türkiye maalesef uzun yıllardır terör belasıyla mücadele eden, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir ülkedir. İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu bu adliyede denediler. O alçak girişim, polislerimizin kahramanlığı sonucu bir faciaya dönüşmeden engellendi. Biz o gün buradaydık. Adalet personelimize, Çağlayan adliyemize yönelik saldırı girişimini en sert şekilde kınadık, sonrasındaki sürecin takibini yaptık ve yapıyoruz.

“ÜLKEMİZİ GELECEĞE TAŞIMAKTA KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin birliğini, beraberliğini korumaya ve ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşımakta kararlıyız. Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz işte bugün olduğu gibi bu ülkenin kahraman bir evladı olarak, hayırla, rahmetle anılıyor ve anılmaya devam edecek. Sözlerime son verirken şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı ve bu vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmetle ve şükranla yad ediyorum. Şehit savcımızın çok kıymetli annesine, babasına, kardeşlerine, ailesine, yargı teşkilatımıza ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazin-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Temmuz’ ayında emekli maaşlarını masaya yatıracağız” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-temmuz-ayinda-emekli-maaslarini-masaya-yatiracagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-temmuz-ayinda-emekli-maaslarini-masaya-yatiracagiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 23:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24528 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaşadığı ekonomik sıkıntıdan dolayı sitem eden her vatandaşın sonuna kadar haklı olduğunu belirterek, ” “Emeklilerimizi hak ettiği refah seviyesine biraz daha yaklaştıracağız. Milletimize asla bugüne kadar yalan söylemedik. İnsanımızı kandırmaya çalışmadık. Temmuz ayında yılın 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Memurlarımıza yaptığımız ek gösterge ilave edilmesi uygulamasını genişletecek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafın prim gün sayısındaki adaletsizliği giderecek adımı atacağız” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bursa Gökdere Meydanı’nda vatandaşlara seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mayıs seçimlerinde yüzde 55 oranındaki destek için Bursalılara teşekkür ederek, “Nice alimi ve evliyasıyla Bursa yüzyıllardır gönüllerimizi imar ediyor. Gönül semamızı billur bir avize gibi aydınlatan bu şehir ecdadımızın medeniyet anlayışının yaşayan örneğidir. Kuruluşun ve yükselişin şehri Bursa bu vasfını tarihinin hiç bir döneminde yitirmedi. Bugün de koruyor. Biz de Bursa’dan aldığımız feyizle bir ayağımız ülkemize sabitleyip diğeriyle tüm dünyaya sesimizi, sözümüzü dostluğumuzu taşıyoruz. Bursa nasıl balkanlardan Kafkaslara başı dara düşen her kardeşimize kucak açmışsa biz de bu coğrafyalarla bağlarımızı daima güçlendiriyoruz. Bursa’nın sanayi ve tarım üretiminin gücüyle dünyaya nam saldığını dile getiren Erdoğan, “Biz de ekonomide ve diplomaside aynı kucaklayıcılığı sergiliyoruz. Bu vesileyle 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakında milletvekilliğinde yüzde 52, Cumhurbaşkanlığında yüzde 55 desteğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Ne diyor o güzel Bursa türküsünde, Ak buğdayım buğdayım, sereyim gurudayım, senin güzel dilini, ben nasıl unutayım. Biz de Bursa’nın bunca bizden esirgemediği ahde vefasını kadirşinaslığını muhabbetini asla unutmayacağız. Her gelişimizde kalbimizin bir köşesini Bursa’da bırakıyoruz. Sordum. Bugün Bursa’da katılım ne durumda diye. Rakamı aldım, 90 bin kişiyiz. Pazara 2 gün kaldı. Pazar günü inşallah sandıkları gümbür gümbür patlatıyoruz. Şimdi buradan Bursa’yla birlikte Türkiye yüzyılına hazırlanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye yüzyılında şehirlerin inşasında Bursa ile yol arkadaşlığın yapmak istediklerini söyleyen Erdoğan, “Bursa’nın boş lafla palavrayla yalanla dolanla işi olmaz. Çünkü Bursa emeğin, alın terinin, üretimin şehridir. Bursa yatırıma, esere bakar. Hizmete bakar, projeye bakar, velhasıl Bursa icraata bakar. Dolayısıyla Türkiye yüzyılı yolculuğumuzda bizi en iyi anlayacak olan Bursa’dır. Bursa ilk yerli markamız Togg fabrikası başta olmak üzere ülkemizin prestij eserlerine ev sahipliği yapıyor. Medeniyetlerin mirası eşsiz birikimi ile vakur insanı ile de Bursa’ya da böylesi yakışır. Bursa 31 Mart’taki tercihi ile büyükşehirde ve ilçelerde belediye yönetimlerine de yansıtacaktır. Bursa’ya güveniyorum. Biz de belediye başkanlarımızla el ele verip Bursa’nın önünde yeni bir dönem açmayı planlıyoruz. Öyleyse şimdi buradan öyle bir ses verin ki Marmara’nın karşı kıyılarından bile duyulsun. Bursa; Emirsultan Hazretleri’nin Üftade Hazretleri’nin şehri Bursa, Eşrefoğlu’nun Süleyman Çelebi’nin şehri Bursa, Uludağ gibi yüze bereketli ovaları gibi dingin. Sanayinin, ticaretin, tarımın, turizmin iftiharı Bursa 31 Mart’ta Türkiye yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe kapı kapı dolaşmaya var mıyız?” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizleri Ramazan-ı Şerif’e eriştiren Rabbimizden sağlıkla huzurla esenlikle bayrama da ulaştırmasını niyaz ediyorum. Kadir Gecenizi ve bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Kardeşlerim, Bursa sadece sahip olduğu maddi imkanların değil, özgürlüğün kıymetini de çok iyi bilir. Çanakkale’de 7 düvele karşı verdiğimiz tarihi istiklal mücadelesinde en büyük desteği veren yerlerden birisi bu şehirdir. 1 asır önce 2 yılı aşkın süre işgal altında kalan Bursa için milletimiz karalar bağlamıştır. Osmanlı döneminde de Bursalı yiğitler gönül coğrafyamızın dört yanında destanlar yazmıştır. Hatta bu mücadele sırasında yaşanan acılar üzerine yakılmış ağıtlar vardır” dedi.

Gazze’de yaşananlara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cezayir’e sefere çıkanların ardından yakılan ağıt bize önemli mesajlar veriyor. Gazze’de yaşananların bundan bir farkı yok. Gazze’de oluk oluk akan Müslüman kanı karşısında kör sağır kesilenler yarın bizim başımıza benzer felaket gelse emin olun aynısını yapacaklar. Aslında biz bunu yaşadık. Rusya ile aramızın açıldığı terör örgütlerinin sınırlarımıza dayandığı bir dönemde batılı ülkeler güney şehirlerimizdeki hava savunma sistemlerini alıp götürmüşlerdi. Hamdolsun o dönemdeki sıkıntıların üstesinden gelmeyi kendi gücümüzle, imkanımızla mücadelemizle başardık. Suriye’de, Libya’da Akdeniz’de, Karadeniz’de, Karabağ’da büyük bir küresel ittifak bulduk. Güven ve istikrar iklimimizi bozmak için yıllardır ülkemizde etki edebildikleri her kesimi kışkırtmaya hareketlendirmeye çalıştılar. Her seçim döneminde aynı senaryoyu devreye soktular” diye konuştu.

“CHP DEM’le neyin karşılığı karanlık ittifaklar kurdu?

“Milletimizle bir olup tüm bu oyunları birer birer bozduk. Kimi tuzakları geçtiğimizi mayısta olduğu gibi hüsrana uğrattık. Kimi zaman 15 Temmuz’da sokakta bertaraf ettik. Kimi zaman askeri operasyonlarda sınır ötesinde durdurduk. Bu uzun soluklu mücadeledir. Her dönemde yeni araçlar argümanlar, taktikler devreye giriyor” diyen Erdoğan sözlerine şöyle devam etti; “Hiç şüpheniz olmasın. Önümüzde bizi zorlu bir süreç bekliyor. Bu toprakları vatan yapmak için verdiğimiz uğraşı, vatanımızı elde tutmak için de sürdürmek mecburiyetindeyiz. Aksi taktirde bir asır öncesi gibi bizi bu topraklardan jiletle kazıyıp atmaktan tereddüt etmeyecekleri açıktır. Muhalefetin anlamadığı, anlıyorsa bile önemsemediği hakikat işte budur. İhtirasları öylesine gözleri bürümüş durumda ki ülkenin ve milletin uzun vadeli çıkarlarının altına dinamit döşemekten çekinmiyorlar. PKK’ya göz kırpıyorlar. Bu uğurda FETÖ’ye göz kırpıyorlar, emperyalist heveslere göz kırpıyorlar. Bu uğurda her türlü arsızlık hırsızlığa yol veriyorlar. Siyasi program sıfır. Proje mevcut değil. İcraat desen zaten yok. Buna karşılık muhalefet cenahında her türlü istismar, kirli pazarlık her türlü entrika kol geziyor. CHP çeşitli şehirlerde DEM’le neyin karşılığı hangi paylaşımların ürünü belli olmayan karanlık ittifaklar kuruyor. Bundan öylesine utanıyorlar ki saklamak için 40 takla atıyorlar. CHP’nin ihtirasları, DEM’in de içini hallaç pamuğuna çevirdi. Kimi diyor ki kendimize oy verelim, kimi diyor ki CHP’nin kuyruğuna takılalım. Yani her kafadan ses çıkıyor. Üye sayısı 500’ü bulmayan partililer sağa sola talimat veriyor” dedi.

“Muhalefetin içine düştüğü tutarsızlık, savrulma, kirlenmişlik hali utanç verici”

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; “CHP’li faşist yöneticiler kapıdan giremezsiniz diyerek her gün bunları tokatlıyor. Ortada savunduklarını iddia ettikleri hak, hukuk, değer, prensip namına bir şey kalmadı. Bize karşı ortalığı ayağa kaldıranlar CHP’nin küstahlıkları karşısında uslu bir kediye döndü. Bir de terazinin diğer tarafı var. Ülkemizin en büyük muhalefet partisinin içine düştüğü tutarsızlık, savrulma, kirlenmişlik hali utanç verici. Valizler, çantalar dolusu dolarlar, avrolar bunları saymaya bile yetişemiyorlar. Sayma görüntülerini kimse izah edemiyor. Bir CHP’li çıkıp da paradan yapılan kulelerin kime ait olduğunun cevabını veremiyor. Daha darbe güzellemelerini, millete yaptıkları hakaretleri saymıyorum. Bu seçimlerde sadece başkanları seçmekle kalmayacaksınız, ülkemizin geleceğinde hangi siyaset tarzının önünün açılacağını da belirleyeceksiniz. Sizlerden 31 Mart’a bu gözle bakmanızı istiyorum. Bursa’nın en doğru kararı vereceğine inanıyorum.”

“Temmuz ayında emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız”

Dünyadaki ekonomileri zorlayan en büyük şeyin enflasyon olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an dünyadaki tüm ekonomileri zorlayan en büyük sorun 50-60 yılın zirvesindeki enflasyondur. Avrupa’dan Amerika’ya herkesin kontrol altına almaya çalıştığı enflasyonla biz de mücadele ediyoruz. Hayat pahalılığından etkilenen en fazla çalışan kesimlerimiz ve emeklilerimizdir. Yılbaşında yüzde 50 oranında artışlar yaptık. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini aynı oranda arttırdık. Ayrıca bir defaya mahsus 5 bin lira ödemede bulunduk. Öncesinde 16 milyon emeklimizin tamamına tek sefere mahsus 5’er bin lira ödemede bulunduk. Şimdi de banka promosyonlarını 12 bin liraya yükselterek yeni bir imkan sağladık. Temmuz ayında yılın 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Memurlarımıza yaptığımız ek gösterge ilave edilmesi uygulamasını genişletecek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafın prim gün sayısındaki adaletsizliği giderecek adımı atacağız” ifadelerine yer verdi.

“Emeklilerimizi hak ettiği

Ev hanımlarımızın isteğe bağlı sigorta prim teşviklerini hayata geçirdiklerini kaydeden Erdoğan, “Gençlerimize çeşitli başlıklarda vereceğimiz ilave destekleri deprem bölgesinden başlayarak uyguluyoruz. Milletimizin farklı kesimlerine verdiğimiz sözlerin takibini yapıp tek tek yerine getiriyoruz. Elbette yüksek enflasyonun çalışanlar ve emeklilerde yol açtığı refah kaybı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ekonomi programımızı öncelikle kararlıca sürdürerek fiyat istikrarını sağlamamız gerekiyor. Yüksek enflasyon ortamında kime ne verirseniz verin istediğiniz neticeyi alamıyorsunuz. Yılın ikinci yarısında enflasyonun inişe geçtiğini göreceğiz. Emeklilerimizi hak ettiği refah seviyesine biraz daha yaklaştıracağız. Milletimize asla bugüne kadar yalan söylemedik. İnsanımızı kandırmaya çalışmadık. ‘Dün verdiğimiz sözleri bugün hatırlamıyoruz’ diyerek kulak arkası yapmadık. Milletimizin tüm kesimleriyle irtibat halinde olduğumuz için talepleri en kısa sürede karşılayacak adımları attık. Yapamayacağımız işleri asla söylemedik. Emeklilikteki yaş uygulaması gibi aslında içimize sinmeyen bir takım hususları bile milletimizden gelen yoğun talepler karşısında hayata geçirmekten kaçınmadık. Bu uygulamanın kamu maliyesine getirdiği yükün ve sosyal güvenlik sisteminin dengesine getireceği tamir epeyce zaman alacak” diye konuştu.

‘Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitem eden her vatandaşım elbette sonuna kadar haklıdır”

“Emekli maaşlarında kaçınılmaz olarak asgari ücrette ara artış istekleri ile karşılaşıyoruz. Sadece emekli maaşlarında 10 bin liralık artışın mali yükün hesabını milletimizle paylaşmıştık” diyen Erdoğan, “Yatırım bütçemizin tamamını ve eğitim sağlığa ayırdığımız kaynağın tümünü bu artışa tahsis etsek bile yetmeye mümkün olmadığını göreceksiniz. Devlet yönetiminde böyle bir durum olmaz olamaz. Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitemlerini dile getiren her vatandaşım elbette sonuna kadar haklıdır. Çalışanların ve emeklilerin kayıplarını nasıl telafi edeceğiz. Her zaman yaptığımız gibi daha çok çalışarak üreterek, devletimizin kaynaklarını çoğaltarak yapacağız. Sizin karşınıza gelip atıp tutanların hiç biri bırakın kaynak arttırmayı mevcuda bile sahip çıkamayacağı için derdinize derman olamayacak” dedi.

“Muhalefet belediyeleri iflas etti. Yalanları ile sizleri kandırmanın peşindeler”

Muhalefet belediyelerini eleştiren Erdoğan, “Belediyelerde yaptıklarını görüyorsunuz. 5 yıldır iflas etmedikleri yer kalmadı. Sorunsuz ilerleyen sistemi bile devam ettiremediler. Yalanları ile sizleri kandırmanın peşindeler. Tüm samimiyet ve içtenlikle tüm hak ve hakkaniyetle size gerçeği söylüyor çözüm yolumuzu paylaşıyoruz. 21 yılda nasıl 3 kat Türkiye’yi büyüttüysek önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütüp sözlerimizi fazlasıyla tutacağız. Yeter ki birliğimize beraberliğimize sahip çıkarak ülkemizin bütünlüğünde devletimizin bekasında gözü olanları sevindirmeyelim. Gerisi sadece gayret vakit ve planlama meselesidir” ifadelerini kullandı.

Bursa’ya 21 yılda 327 milyar liralık yatırım

21 yılda Bursa’ya 327 milyar lira kamu yatırımı yaptıklarını işaret eden Erdoğan, “Eğitimde 10 bin 632 yeni derslik inşa ettik. İkinci devlet üniversitesi olarak Bursa Teknik Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda 102 bin 78 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. 81 adet spor tesisi inşa ettik. Bu tesisler arasında 43 bin seyirci kapasiteli Timsah Arena Stadyumu, Atıcalar Spor Kompleksi ve Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi de var. Bursalı ihtiyaç sahibi kardeşlerimize 11 milyar kaynak ayırdık. Bin 300 yataklı Bursa Şehir Hastanesi başta 88 sağlık tesisi yaptık. Şehir Hastanesi standardında bin 315 yataklı Çekirge Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi inşaatını tamamladık. Test ve devreye alma işlemleri bittikten sonra 3 ay içinde hasta kabulüne başlıyoruz. Uludağ Üniversitemiz bünyesinde 250 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi inşaatı sürüyor. Bursa’ya bin yataklı bir hastane daha yapmayı planlıyoruz. Bursa’da TOKİ eliyle 23 bin 547 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 2 bin 943 konutun yapımına devam ediyoruz. 54 bin 292 konut ve ticari alanı dönüştürdük. 20 bin 416 adet bağımsız bölümün dönüşüm süreci devam ediyor. Hanlar bölgesi, 14 han bir bedesten 13 açık çarşı, 7 üstü örtülü, 11 kapalı çarşı 4 pazar alanı 21 cami 177 sivil mimarlık örneği yapı 1 okul ve 3 türbesi ile adeta bir açık hava müzesidir. Bursa’daki Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesini eski ihtişamına kavuşturacak bir projeyi hayata geçiriyoruz. Ulucami ile Hanlar bölgesi arasındaki bağlantı ile 3 yeni meydan, 12 bin 500 metrekarelik yeraltı otoparkı kazandırıyoruz. Yeri kaybolan Sıngır Mescidi’nin duvarlarını bularak yeniden ihya edip ibadete açtık. Bursa’daki 11 millet bahçesi projesinden 7’sinin yapımını tamamladık” dedi.

Erdoğan, mitingin finalinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Alinur Aktaş, Ak Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, milletvekilleri ve belediye başkan adayları ile bir araya gelip hatıra fotoğrafı çektirdi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-temmuz-ayinda-emekli-maaslarini-masaya-yatiracagiz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı Anma Töreni’nde konuştu https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazi-anma-toreninde-konustu/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazi-anma-toreninde-konustu/#respond Thu, 28 Mar 2024 22:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24483 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı adalete olan inancıyla hatırladıklarını belirterek, “Her daim vatan ve millet sevgisiyle çalışkanlığıyla hatırlıyoruz. Hak namına zalimlere asla taviz vermeyişiyle dik duruşuyla hatırlıyoruz. Şehit savcımızı, görevini layıkıyla yapan, adaletin tecellisi için çalışan dürüst ve ahlaklı bir vatan evladı olarak her zaman hayırla yad ediyoruz.” dedi.

Tunç, İstanbul Adalet Sarayı’nda düzenlenen Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı Anma Töreni’ndeki konuşmasında, 9 yıl önce 31 Mart 2015’te teröristlerin gerçekleştirdiği menfur saldırı sonucu şehit olan savcı Kiraz’a Allah’tan rahmet, ailesine, yargı teşkilatına ve millete başsağlığı diledi.

Şehit savcıyı sadece bugün değil 9 yıldır her zaman hayırla rahmetle yad ettiklerini dile getiren Tunç, “Onu hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Şehidimiz, hepimizin gönlünde bu ülkenin çok kıymetli bir evladı ve adalet teşkilatımızın çok değerli bir mensubu olarak yaşamaya devam ediyor.” ifadesini kullandı.

Bakan Tunç, Kiraz’ın bir ömür adaletle adalet için yaşadığını ve adalet uğruna şehit olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Biz onu adalete olan inancıyla hatırlıyoruz. Her daim vatan ve millet sevgisiyle çalışkanlığıyla hatırlıyoruz. Hak namına zalimlere asla taviz vermeyişiyle dik duruşuyla hatırlıyoruz. Şehit savcımızı, görevini layıkıyla yapan, adaletin tecellisi için çalışan dürüst ve ahlaklı bir vatan evladı olarak her zaman hayırla yad ediyoruz. Bu ülkenin geleceği, birliği ve beraberliği için canı pahasına hainlerin üzerine giden kahraman bir savcıydı Mehmet Selim Kiraz. Onu her zaman bu duygu ve düşüncelerle hatırlayacağız ve anacağız.”

“Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir”

Kiraz’ın adliye çatısı altında ülkesine, milletine hizmet ederken alçakça hedef alındığını vurgulayan Tunç, “Adalet düşmanları onun görevini layıkıyla yapmasından, terör örgütlerinden millet adına hesap sormasından rahatsız oldular. Hainler, onu bizden kopardılar ama amaçlarına ulaşamadılar. Asla da ulaşamayacaklar.” diye konuştu.

Tunç, Kiraz’ın izinden gidecek, onun gibi vatanına aşkla bağlı, görevini layıkıyla yapacak yüzlerce hakim savcı yetiştiğine, ülkenin 24 bine yakın hakim, savcısının, adaletin tecellisi için görev yaptığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şehidimizin babası Hakkı amcamızın dediği gibi ‘Bir Mehmet gider, bin Mehmet gelir’. Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir. Hainler, alçaklar, millet ve memleket düşmanları ne yaparsa yapsın bunu asla engelleyemez. Bu ülkenin Mehmet Selim savcılarıyla kahraman Mehmetçiğiyle Fethi Sekin’leriyle Ömer Halisdemir’leriyle hiçbir hain yapı, hiçbir terör örgütü baş edemez. Biz bu kahramanlarımızdan aldığımız güç ve ilhamla teröre ve terör örgütlerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Ülkemizin birliğini, beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü, anayasal düzenimizi hain odaklara hiçbir zaman çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Yakarak, yıkarak, cana kıyarak adaletsizliği ve hukuksuzluğu hakim kılmak isteyenlere hukuk ve adalet içerisinde gereken cevabı vermeye her zaman hazırız. Hem milletimizin haklarını hem de adalet teşkilatımızın her bir ferdinin hakkını hukukunu koruma noktasında elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.”

Kiraz’ın şehit edilmesinin ardından teröristlerin ve onlara yardım edenlerin hak ettikleri karşılığı aldığını vurgulayan Tunç, “Ülkemizi, milletimizi, adalet teşkilatımızı hedef alan terör örgütü mensupları hangi kılığa bürünürse bürünsün, adı, sanı, cismi, cürmü ne olursa olsun, eninde sonunda adalet karşısında hesap vermekten kurtulamaz, adaletten kaçamaz. Kim bu suçu işlerse bedelini en ağır şekilde ödemeye mahkumdur.” görüşünü paylaştı.

“Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz”

Adalet Bakanı Tunç, masum bir insanın yaşam hakkını elinden almanın bu dünyadaki en aşağılık, en büyük suçlardan biri olduğunu belirterek, terör örgütlerinin, hakkın, adaletin, insanlığın düşmanı oldukları için bu suçu işlemekten çekinmediklerini söyledi.

Her nerede ve her ne şekilde olursa olsun terörün bir insanlık suçu ve bu suçu işleyenlerin insanlığın ortak düşmanı olduğunun altını çizen Tunç, “Terör, dine, milliyete, coğrafyaya göre farklılık gösterecek bir tehdit değildir, terörün sana göresi, bana göresi olmaz, hiçbir haklı gerekçesi olmaz, olamaz.” dedi.

Türkiye’nin uzun yıllardır terör belasıyla mücadele eden, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir ülke olduğunu hatırlatan Tunç, varlıklarına, birliklerine, kardeşliklerine göz dikenlerin, toplumsal birliklerini parçalamak isteyenlerin her fırsatta terör örgütlerini maşa olarak kullandıklarına işaret etti.

“Sürecin takibini yapıyoruz”

DHKP-C’li teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un, 6 Şubat’ta İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırısını anımsatan Tunç, “İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu, bu adliyede denediler. O alçak girişim, polislerimizin kahramanlığı sonucu bir faciaya dönüşmeden engellendi. Biz o gün buradaydık. Adalet personelimize, adliyemize yönelik saldırı girişimini en sert şekilde kınadık, sonrasındaki sürecin takibini yaptık ve yapıyoruz.” sözlerini sarf etti.

Tunç, bu ülkede, hiçbir zaman, hiç kimsenin, terörle masumların canına alçakça kastederek, kaos, kriz, korku ve kargaşa oluşturarak bir şey elde edemediğini vurgulayarak, “Bundan sonra da elde edemeyecek. Çünkü bu ülkenin mayası sağlamdır. Milletimiz bu tip hain tuzaklar karşısında tek yürek, tek bilek olmasını bilmiş, vatan mevzubahis olduğunda bütün alçak girişimleri, kalkışmaları her zaman boşa çıkarmasını bilmiştir. Hainlerin oyunlarını, tezgahlarını her zaman bozmuştur.” diye konuştu.

15 Temmuz’da verilen mücadelenin, bunun en destansı örneklerinden biri olarak tarihteki yerini aldığına dikkati çeken Tunç, “O gece bu vatan evlatları istiklali, istikbali için gözünü kırpmadan şehadete yürümüştür ve alçaklara, hainlere, terör örgütlerine fırsat vermemiştir. Kahraman milletimiz tanklara karşı vücudunu siper ederek asla bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. O karanlık gecede darbeye karşı duran vatan evlatlarına çirkin ifadelerle hakaret edenler, her zaman milletimizin vicdanında mahkum olacaklardır.” ifadesini kullandı.

Bakan Tunç, o gece, Mehmet Selim Kiraz’ın idealini, vatan ve millet sevdasını paylaşan, demokrasiye, milli iradeye saygılı, hukukun üstünlüğüne inanan kahraman yargı mensuplarının, milletle omuz omuza, hain kalkışmaya gereken cevabı hukuk çerçevesi içinde verdiklerini hatırlattı.

“Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini sürdüreceğiz”

Huzuru ve kardeşliği hedef alan terör örgütlerine gereken karşılığı vermeye devam edeceklerini kaydeden Tunç, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin birliğini, beraberliğini korumaya ve ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşımaya kararlıyız. Adı, sanı ne olursa olsun, bütün terör örgütleriyle mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz. Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Tunç, şehit Savcı Kiraz’ın, bugün olduğu gibi, ülkenin kahraman bir evladı olarak hayırla rahmetle anılmaya devam edileceğini ve milletin gönlünde her zaman yaşayacağını belirterek, onu hain planlarla kalleş ve kanlı pusuyla şehit eden teröristlerin ise her zaman lanetleneceklerini ifade etti.

Terör örgütlerine destek olanlar ile terör örgütlerinin kanlı, hain suçlarına ortak olanların ise adalet karşısında hesap vermekten asla kurtulamayacağını vurgulayan Tunç, vatanın birliğine, milletin kardeşliğine, adalet teşkilatının görevini layıkıyla yerine getirmesine asla engel olunamayacağını kaydetti.

Bakan Tunç ve beraberindekiler, törenin ardından Kiraz’ın makam odasını ziyaret ederek, karanfil bıraktı. Burada Kiraz için Kur’an-ı Kerim okundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kirazi-anma-toreninde-konustu/feed/ 0
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı: Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen bir siyasi anlayışa sahibiz https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24305 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen ve bu konuda pratiği olan bir siyasi anlayışa sahibiz.” dedi.

Yazıcı, Rize’de Kültür Park’ta sivil toplum örgütleri ile gerçekleştirilen iftar programında yaptığı konuşmada, Türk toplumunun yardım sever olduğunu belirtti.

Dünyada en çok yardım eden ülkelerin başında Türkiye geldiğini ifade eden Yazıcı, bu çağda insanların paylaşmaktan uzak olduğunu, dünyada adaletin en çok ihlal edildiği dönemlerin yaşandığını kaydetti.

Afrika’da binlerce insanın gıdadan mahrum kaldığını, Ramazan’ın yaşandığı dönemde İsrail’in tam bir devlet terörü uygularcasına Gazze’yi aylardır bombaladığını vurgulayan Yazıcı, “Kadın çocuk demeden, adeta o insanları bir eşya gibi niteleyerek katletmeye devam ediyor. Dünyada 2. Dünya Savaşı sonrasında önemli kuruluşlar gerçekleşmiş. Birleşmiş Milletler onlardan bir tanesi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Adalet Divanı bunlardan bir tanesi. ‘Savaş, haksızlık, insanlık suç işlenmesin.’ diye bu müesseseler hayata geçirilmiş ama bu müesseseler kuralla çalışır.” diye konuştu.

İsrail’in yaptığı haksızlıkların dünyanın bir türlü engelleyemediğinin altını çizen Yazıcı, “Önleyemiyor. Bu konuda sesini yükselten ülkeler var ama en çok sesini yükselten Türkiye. Sesini yükselten lider Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü, Türkiye insan hakları söz konusu olduğunda insanlığın kazanımı ve değerler bizim için vazgeçilmez. Hak üstündür. Eninde sonunda üstün gelecek olan haktır. Onun vurgusunu yapıyoruz. Dolayısıyla cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ vurgusunu çok daha iyi anlar olduk.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası kuruluşların 5 devletten birini veto etmesi halinde işlevselliğini kaybettiğine değinen Yazıcı, şöyle devam etti:

“Şimdi o devletlerden bir tanesi, Fransa’da dahil, Fransa’da onlarla birlikte hareket ediyor. Orta doğuda devlet soykırımı yapan insanlığa karşı suç işlemekten geri kalmayan hadsiz, ölçüsüz bir davranış içerisinde süreci sürdüren İsrail’in jandarmalığına soyunmuşlar. Durmuşlar, başında jandarmalık yapıyorlar. ‘Aman bu vuruyor, buna kimse bir şey yapmasın, etmesin.’ Korumalığını yapıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Çelişkiler yaşıyoruz. O devletler her yıl İnsan Hakları Raporu yayınlarla. Özellikle ABD, Avrupa. O İnsan Hakları Raporunda bile bizim ülkemizin insan hakları bakımından bir sıralamaya tabi tutan güya notlandırıyor. Şimdi orada bekçilik yapıyorlar. Dünya onlara acımalı.”

Yerel seçimlere 3 gün kaldığını hatırlatan Yazıcı, Türkiye’nin 2. yüzyılının ilk seçiminin yapılacağına, tarihi önemi olduğuna dikkati çekti.

Ölçülü eleştiriye açık olduklarına vurgu yapan Yazıcı, şunları kaydetti:

“İnsanımız eleştiri yapar, sandığa gitti mi muhasebesini yapar. ‘Kim iş üretecek, hizmet üretecek, nasıl üretecek? Türk siyasi hayatında referansı olan tek parti AK Parti’dir. 20 yıllık uygulamamız referansımızdır. Rize’ye yaptıklarımız, Rizeli hemşerilerimize referansımızdır. eksiğimiz yok mu? Var. İnşallah da bunları da bir taraftan imkanları çoğaltmak suretiyle gidereceğiz. Bugün en önemli meselemiz güvenli bir tarafa bırakalım. Güvenliğimiz açısından epey mesafe aldık. Sorun olarak devam ediyor ama güncel en önemli sorun enflasyon, hayat pahalılığı. Gerçekten, Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki kabinemiz bütün unsurlarıyla birlikte enflasyonla mücadele edici, ekonominin gerektirdiği kuralları uygulamak suretiyle çalışmalarını devam ettiriyorlar.”

Enflasyondan en fazla etkilenenlerin emeklilerin bir kesimi olduğuna işaret eden Yazıcı, dezavantajlı kesimlerin satın alma güçlerine takviyede bulunmak için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Tek millet tek vatan tek bayrak tek devlet söyleminin sadece AK Parti’ye ait olmadığını belirten Yazıcı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Rabia dediğimiz dört işaret sadece AK Partililerin önem verdiği bulgular değil. Biz sadece hatırlatıp altını çiziyoruz. Herkesin ortak değeridir bunlar. Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen ve bu konuda pratiği olan bir siyasi anlayışa sahibiz. Eminim ki bu seçimde de özellikle hemşerilerimiz Rizeliler bir numara olacak şekilde ilçelerimizi le birlikte bunu sergileyeceğiz. Yerel seçim olmakla birlikte seçimlerin Türkiye siyasetini etkileyecek bir boyutu da olabilir. Bunu yakından takip edenler bu analizi yapıyor. İnşallah milletimiz de Türkiye aleyhinde sonuç doğurmayı isteyenlere fırsat vermeyecek. Hep birlikte cumhuriyetin 2. yüzyılının temelini güçlendirmek suretiyle yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.”

Yazıcı’nın yanı sıra iftar programına AK Parti Ankara Milletvekili Ömer İleri de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/feed/ 0
Erdoğan: İhtirasları İçin Tapulu Mülkü Olarak Gördükleri Seçmenlerimin İradesini Sağa Sola Peşkeş Çektiler https://www.haber60.com.tr/erdogan-ihtiraslari-icin-tapulu-mulku-olarak-gordukleri-secmenlerimin-iradesini-saga-sola-peskes-cektiler/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-ihtiraslari-icin-tapulu-mulku-olarak-gordukleri-secmenlerimin-iradesini-saga-sola-peskes-cektiler/#respond Thu, 28 Mar 2024 02:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24227

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Batman’da, “Benim Kürt kardeşlerim dahil, seçmenlerine Altılı Masa’ya ve adaya oy verdirdiler. Sırf kendi ihtirasları için tapulu mülkü olarak gördükleri seçmenlerimin iradesini sağa sola peşkeş çektiler. Aynı nobranlığı, ayıbı, küstahlığı aynı milli irade simsarlığını bu seçimlerde de sürdürüyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği Batman’da halka hitap etti. Mitingde vatandaşlar, “Serok Erdoğan” sloganları attı. Konuşmasında enflasyon meselesini göz ardı etmediklerini söyleyen Erdoğan, “Batman’ın bir evladı olan Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bu konuda tam itimadım var” dedi.

Erdoğan şunları söyledi:

” Türkiye’nin en kritik seçimlerinden birini suhuletle atlattık. İktidara giden yolu milletin tertemiz iradesinde değil de terör örgütlerinin desteğinde anlayanlara girdikleri yolun çıkmaz sokak olduğunu gösterdik. Bu seçimlerde 81 vilayetlerimizin her biri kazandı. Millete ballandırarak anlattıkları ittifakın ve adayının temelinin çürük olduğu böylece ortaya çıktı. Altılı Masa dediler, şu anda hiçbirisi parlamentoda değil. Masanın altına birilerine soktular ne çıktı? Hiç. Bugün siyaset arenasına baktığınızda Cumhur İttifakı kararlı bir şekilde yoluna devam ederken Altılı Masanın yerinde yeller esiyor. Siyaset mühendisliklerin ürünü olarak kuruldular sonra da aynı siyaset mühendisleri tarafından tek hamleyle yıkıldılar. Şimdi birbirleri hakkında söylediklerini, birbirlerine kurdukları kumpasları gördükçe onlar adına inanın biz de hicap duyuyoruz. Ne diyelim, milletimizin verilmiş sadakası varmış. Allah Türkiye’nin yüzüne bakmış da bunlar iktidara gelmemiş.

“İŞPORTACI SİYASET ANLAYIŞI”

Benim Kürt kardeşlerim dahil, seçmenlerine masaya ve adaya oy verdirdiler. Sırf kendi ihtirasları için tapulu mülkü olarak gördükleri seçmenlerimin iradesini sağa sola peşkeş çektiler. Aynı nobranlığı, ayıbı, küstahlığı aynı milli irade simsarlığını bu seçimlerde de sürdürüyorlar. CHP’li ve DEM’li bir avuç komprador dışında ne olup bittiğinden kimsenin haberi yok. Her iki partiye gönül verenlerin ne düşündüğünü ne istediğini zaten kimse umursamıyor. ‘Bizim belirlediğimiz adaylara gidip tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dediler. Verdiler mi? Vermediler. Milletimizin bu çirkin dayatmayı kabul etmeyeceğine inanıyorum. 31 Mart’ın Türkiye’nin bu işportacı siyaset anlayışından kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.

“OYLAR, TURGUT ALTINOK’A TURGUT ALTIOK’A DEĞİL”

Pazara kadar hep beraber ana kademe kadın kolları, gençler, hep beraber sandıkları patlatıyor muyuz? Batman bugün bir başka güzel. Ben karşımda pazarlık masasına iradesini meze etmeyecek Batmanlı kardeşlerimi görüyorum… Bu kararlı tavrı başka illerimize de yaymamız lazım. Batmanlı, İstanbulluyu arayacak. İstanbul’daki kardeşlerine hemşehrilerine ne diyecek? Oylar Murat Kurum’a diyecek. Turgut Bey’i arayacak ona diyecek oylar Turgut Altınok’a, Turgut Altıok’a değil. Sizlerden diğer vilayetlerimizdeki Batmanlı kardeşlerimizi aramanızı bu hakikatleri onlara da mutlaka anlatmanızı istiyorum.

“BATMAN’IN EVLADI OLAN ŞİMŞEK’E TAM İTİMADIM VAR”

Hak ve özgürlükler alanında son 21 yılda sesiz devrimi gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Şunu çok iyi bilmenizi istiyorum. Biz görevde olduğumuz sürece eski karanlık ve kaotik günleri kimse geri getiremeyecek. Bölgemizde kritik adımları atarken elbette ülkemizi de tüm dünya gibi olumsuz etkileyen enflasyon meselesini de göz ardı etmiyoruz. Ekonomide gerçekten yetkin isimlerden oluşan  güçlü bir kadro kurduk. Az önce hemşehriniz Mehmet Şimşek kardeşimi dinlediniz değil mi? Sesiniz az geliyor. Batman’ın bir evladı olan Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bu konuda tam itimadım var… Hayat pahalılığından en fazla etkilenen emeklilerimizin sıkıntılarının farkındayız. Her seçim dönemi gibi yine atıp tutarak yine yalan söyleyerek emeklilerimizi bize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar. Ama kendilerine geçen seçimdeki sözleri sorulunca ‘hatırlamıyoruz’ diyerek işi arsızlığa vuruyorlar. Her gün haktan, hukuktan yetim hakkından bahsediyorlar ancak valizler dolusu dolarlar, avrolar paraları nereden geldi nereye gitti, belli değil. Gelin bunu da açıklayın, açıklayamıyorlar. Emeklilerimizin, 6-7 kişinin saatlerce saymakla bitiremeyecekleri kara paranın hesabını veremeyenlerin sözlerine itibar etmeyeceğine inanıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-ihtiraslari-icin-tapulu-mulku-olarak-gordukleri-secmenlerimin-iradesini-saga-sola-peskes-cektiler/feed/ 0 73 Selamet Kuşağı Akıncıları Grubu, Cumhur İttifakı adaylarını destekleyecek https://www.haber60.com.tr/73-selamet-kusagi-akincilari-grubu-cumhur-ittifaki-adaylarini-destekleyecek/ https://www.haber60.com.tr/73-selamet-kusagi-akincilari-grubu-cumhur-ittifaki-adaylarini-destekleyecek/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24137 73 Selamet Kuşağı Akıncıları Grubu, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde Cumhur İttifakı adaylarını destekleyeceklerini açıkladı.

73 Selamet Kuşağı Akıncıları Grubu tarafından Birlik Vakfı Ankara binasında 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan 73 Selamet Kuşağı Akıncıları Grubu Genel Koordinatörü Ahmet Tanrıverdi, seçimlerde Cumhur İttifakı adaylarını destekleyeceklerini açıkladı. Seçimlerin yerel olmasına rağmen İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde çıkacak sonuçların genel etkisinin olacağını söyleyen Tanrıverdi, “Cumhur İttifakı’nın elde edeceği başarı, önümüzdeki dönemde hükümetin başta ekonomide ve dış politikada olmak üzere elini daha da güçlendirecektir. Diğer yandan DEM ile ittifak yapan CHP’nin kısmi başarısı ise Türkiye siyasetinin kurguya açık hale gelmesine yol açacak, eski vesayet sistemini özleyenlere umut ve özgüven verecektir” dedi.

Seçime fikri yapıları birbirlerine yakın olan siyasi partilerin ittifak halinde girmesini sağlamak için 73 Selamet Kuşağı Akıncıları Grubu imzasıyla bir bildiri yayınladıklarını hatırlatan Tanrıverdi, bu bildiride AK Parti ile Yeniden Refah Partisi’ne eşit mesafede durarak, 14-28 Mayıs seçimlerinde oluşan ittifakın devamından yana olduklarını ve yerel seçimlerde de bu ittifakın korunması çağrısında bulunduklarını söyledi. Bütün çabalarına rağmen gelinen noktada ittifakın sağlanamadığını ifade eden Tanrıverdi, şunları söyledi:

“Erbakan hocamızın sağlığında dile getirdiği Türkiye vizyonu ve projeleri o günlerde bazı kesimler tarafından istihza ile karşılanmış olsa da, bugün ilmek ilmek inşa ettiği siyaset ve yetiştirdiği talebeleri eliyle bu vizyon ve projeler büyük oranda gerçeğe dönüşmüştür. Milli silah hamlesi, milli savaş uçağı, savaş gemisi, insansız hava araçları, atom santrali, yerli otomobil, İstanbul’a 3. köprü, Çanakkale Boğazı ve İzmit Körfezi’ne köprü, Boğaz’da tüp geçit, Taksim’e cami yapılması, havalimanları, otoyollar ve daha nice proje merhum hocamız tarafından dile getirilmiş, projeleri hazırlanmış, tüm bu vizyon ve projeler başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere talebeleri tarafından tek tek hayata geçirilmiştir. Vesayet rejimi ortadan kalkmış, milli iradenin tam hakimiyeti sağlanmıştır. Türkiye, başta Azerbaycan ve Libya olmak üzere kardeş ülkelerde oyun kurucu bir dış politika izlemiş, Filistin davasını en cesur şekilde savunarak dünya gündeminde tutmuştur. Her şeyden önemlisi dindar kesim üzerindeki baskılar kalkmış, Ayasofya açılmış, imam hatiplerin önündeki engel kaldırılmış, başörtüsü ile üniversiteye dahi giremeyen kız çocuklarımız bugün başörtüleriyle valilik, öğretim görevliliği, subaylık, polislik, hakimlik, savcılık görevlerini ifa edebilir konuma yükselmiştir.”

“Ayasofya’nın zincirlerini kırdığı için bile Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan vefayı ziyadesiyle hak etmektedir”

Yaklaşık 1 asırdır dışlanan, horlanan, hakir görülen, hakları gasp edilen, milli manevi değerlerine sahip milletin son 22 yılda eşsiz kazanımlar elde ettiğini söyleyen Tanrıverdi, “Merhum Erbakan hocamızın hayalini kurduğu ve bir ömür mücadelesini verdiği bir Türkiye, onun izinden gidenler tarafından inşa edilmiştir. Bütün bu kazanımları görmezden gelmek, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini inkar etmek ya da küçümsemek küfran-ı nimet olacak, haksızlık, adaletsizlik olacaktır. Bütün bu kazanımların lokal, anlık, gelip geçici başarı hevesleri uğruna veya günlük bazı sıkıntılar bahanesiyle heba edilmesi, en başta bizleri üzecek, derin bir hüsrana sevk edecektir. Sadece Ayasofya’nın zincirlerini kırdığı için bile bu hükümet ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan vefayı ziyadesiyle hak etmektedir” şeklinde konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/73-selamet-kusagi-akincilari-grubu-cumhur-ittifaki-adaylarini-destekleyecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye Yüzyılı, şehirlerimizin de yüzyılı olacak https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-sehirlerimizin-de-yuzyili-olacak/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-sehirlerimizin-de-yuzyili-olacak/#respond Wed, 27 Mar 2024 03:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23820 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ” Türkiye Yüzyılı, şehirlerimizin de yüzyılı olacak inşallah. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya, Filistinli mazlumu savunmaya, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ demeye devam edeceğiz.” dedi.

Bartın kent merkezindeki pazar esnafını ziyaret eden ve vatandaşlarla selamlaşan Tunç, Kumluca beldesinde AK Parti Belde Başkanlığınca Yatılı Bölge Okulu Spor Salonu’nda düzenlenen iftar programına katıldı.

Tunç, burada yaptığı konuşmada, 31 Mart’ta ülke için en doğru kararı milletin vereceğini vurgulayarak, cumhurbaşkanlığı seçiminde Kumluca’nın yüzde 83 oy oranıyla Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklediğini anımsattı.

Yerel seçimlerde seçmenlerin vereceği kararla Kumluca’da gerçek belediyeciliğin başlayacağına inandığını belirten Tunç, beldeye kazandırdıkları eserlerin gerçek belediyecilikle artarak devam edeceğini söyledi.

Tunç, beldenin en önemli ihtiyaçlarından biri olan doğal gazı AK Parti’nin getirebileceğini anlatarak, şöyle konuştu:

“Doğal gazı Karadeniz’de kim keşfetti? Recep Tayyip Erdoğan keşfetti. Cumhuriyet Halk Partisi inandı mı doğal gaz keşfine? İnkar ettiler değil mi? Şimdi burada, Kumluca’da aday çıkarmamışlar, gidip ‘Saadet Partisinin adayını destekliyoruz’ diyorlar. Birlikte hareket ediyorlar. ya Cumhuriyet Halk Partisi… Bunlar Yassıada zihniyeti. Bunlar rahmetli Menderes’i astıran zihniyet, bunlar Menderes’in bakanlarını darağacına götüren zihniyet.

Daha dün ne dedi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı? ‘Darbeyi gençler yaparsa başımızın üstünde yeri var.’ demedi mi? Bunların genlerine işlemiş darbecilik. Rahmetli Erbakan Hocamızı bunlar 28 Şubat’ta boncuk boncuk terletenler değil miydi? Şimdi el ele kol kola girip Kumluca’da seçim çalışması yapıyorlarmış. Bunun cevabını 31 Mart’ta vereceğiz. İnşallah oylarımızı AK Parti’nin ışığında birleştireceğiz ve Kumluca’mızın yolunu aydınlatacağız.”

“Sessiz devrim sayılan reformları hayata geçirdik”

İktidarlarında hep “Önce insan” dediklerini, eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını dile getiren Tunç, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri de kaldırdıklarını vurguladı.

Bakan Tunç, başörtüsü ve katsayı probleminin geride kaldığına, yüzyılın hayali Ayasofya’yı açtıklarına değinerek, ülkenin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması, önünün bir daha darbelerle, muhtıralarla kesilmemesi için milletin onayladığı Anayasa değişiklikleriyle “sessiz devrim” sayılan reformları hayata geçirdiklerini kaydetti.

“Terörün her türlüsüyle mücadele ettik. Ülkemizi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın çabası içerisinde olduk.” diyen Tunç, istikrarlı kalkınma hamleleriyle 81 vilayeti yatırımlarla donattıklarını, hastaneler, okullar, barajlar, duble yollar ve organize sanayi bölgelerini dolduran fabrikaların bu dönemde hayata geçtiğini ifade etti.

Tunç, enerjide bağımsız, savunma sanayiinde yerli ve milli, güçlü ülke olarak “Türkiye Yüzyılı”nın inşasına başladıklarına işaret ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye Yüzyılı, şehirlerimizin de yüzyılı olacak inşallah. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya, Filistinli mazlumu savunmaya, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ demeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde hakkaniyetli, adaletli, dengeli dış politikamızla Türkiye eksenini kurmaya devam edeceğiz inşallah.”

AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ve Kumluca Belediye Başkan adayı Mustafa Bozkurt’un da konuşma yaptığı programın sonunda Tunç, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-sehirlerimizin-de-yuzyili-olacak/feed/ 0
Özak Tekstil İşçileri Sendikal Baskıya Karşı Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/ozak-tekstil-iscileri-sendikal-baskiya-karsi-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/ozak-tekstil-iscileri-sendikal-baskiya-karsi-protesto-etti/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23766 Özak Tekstil işçilerinin örgütlendikleri BİRTEK-SEN’e “sendikal baskı” yaptığı gerekçesiyle kesilen 1,5 milyon TL ceza, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde protesto edildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer’in de destek verdiği protestoya, Agrobay işçileri ile diğer sendikalar da katıldı. Taşçıer, “Bu skandal karar geri alınıncaya kadar Meclis’te, sokakta, alanda bu mücadeleyi omuz omuza büyüteceğiz.” açıklaması yaparken, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen “Bakanlıktan bizim yanımızda olmalarını beklemek için gelmedik, bu utanca son vermeleri için bunu düzeltmelerini söyledik. Bu cezanın Türkiye tarihinde örneği görülmemiştir. Skandal bir cezadır.” dedi.

BİRTEK-SEN’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önündeki protestosuna CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, KESK ve bağlı sendika yöneticileri ile Agrobay işçileri de destek verdi.

Basın açıklaması yapan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen “Özak İşçileri, 80 gün boyunca sendika seçme hakları için direndi. İş yerindeki baskıya, mobbinge, işten atmalara, kadın işçilere yönelik tacize, fabrika içinde kurulan ikna sorgu odalarına karşı, kendi seçtikleri sendikada örgütlenmek için mücadele etti.” dedi.

“SÖZ KONUSU PATRON OLDUĞU ZAMAN BÜROKRASİ HIZLI İŞLİYOR”

Türkmen sendikaya kesilen para cezasına ilişkin şunları söyledi:

“Özak patronu direnişin üçüncü günü Bakanlıktan teftiş istiyor, üç gün sonra teftiş yapılıyor, bir ay sonra rapor hazırlanıyor ve sendikamıza ceza veriliyor. Söz konusu patron olduğu zaman bürokrasi öyle hızlı işliyor ki teftiş geliyor, valilik yasak kararı getiriyor, bir talimatla kalkanlar, coplar hazırlanıyor. Bu devletin bürokrasisi patronların hayal edemeyeceği hızda hizmet veriyor. Ama işçilerin, sendikaların şikayeti, haklarının gasbedilmesiyle ilgili şikayetlerde aylarca tık yok. O bürokrasi bize işliyor. Bakanlıktan bizim yanımızda olmalarını beklemek için gelmedik, bu utanca son vermeleri için bunu düzeltmelerini söyledik. Bu cezanın Türkiye tarihinde örneği görülmemiştir. Skandal bir cezadır.”

“BU SADECE BİZİM MESELEMİZ DEĞİL”

Bunun, insanca çalışma koşulları isteyen, sarı sendika düzenine karşı işçilerin iradesiyle örgütlenen bütün sendikalara yönelik bir tehdit olduğunu ifade eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer bunu gerçek bir itirazla püskürtemezsek, bugün BİRTEK-SEN’in başına gelen, yarın iktidar yanlısı olmayan her sendikanın başına gelir,  mali olarak çökertilir ve fiilen sendikacılık yapamaz hale gelir. Bütün emek örgütleri ve siyasi partilere sesleniyoruz; bu sadece bizim meselemiz değil. Buradaki işçi düşmanlığına, sendikal örgütlenme hakkını ortadan kaldıran bu hukuksuzluğa karşı mücadele eden işçilerin yanında durmazsanız haktan hukuktan bahsetmenizin hiçbir inandırıcılığı olamaz.”

CHP’Lİ GAMZE TAŞÇIER: “BÜTÜN EMEKÇİLER İÇİN DE TEHDİT NİTELİĞİNDE”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer de şunları söyledi:

“Biz bugün sadece BİRTEK-SEN’in, Özak İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Agrobay İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Çalışma Bakanlığı’nın idari cezayla Anayasal hak olan sendikal örgütlenme hakkının önüne geçecek olan bu karar, sadece sizi değil, emekten yana sömürünün, köleliğin karşısında olan, sarı sendikalaşmanın önüne geçen hak arayışı olan bütün emekçiler için de tehdit niteliğindedir. Bu saatten sonra aslında amaç sarı sendikanın olduğu yerlere başka sendikaların giremeyeceği, örgütlenmenin önüne geçerek adeta köle düzenini oluşturmaya çalışan bir anlayışı hayata geçirme çabasıdır. Biz CHP olarak her zaman emekten, emekçiden yana olduk. Bu skandal karar geri alınana kadar Meclis’te, sokakta, alanda bu mücadeleyi omuz omuza büyüteceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozak-tekstil-iscileri-sendikal-baskiya-karsi-protesto-etti/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul İttifakı’nın Türkiye İttifakı’na dönüşeceğini söyledi https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-ittifakinin-turkiye-ittifakina-donusecegini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-ittifakinin-turkiye-ittifakina-donusecegini-soyledi/#respond Mon, 25 Mar 2024 18:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23442 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, farklı iş kollarından kadınlarla bir araya geldiği iftar programında; “İstanbul ittifakı olarak bu şehrin bütün duygularını, bütün hissiyatlarını, bütün maneviyatını, her şeyiyle, her yönüyle kendi ruhunda taşıyan bir süreci herkesle paylaşan bir belediye başkanınız ve bir belediye başkanı adayı olarak iddia ediyorum ki; bunu hep birlikte, büyük bir ittifak olarak gerçekleştireceğiz. İnşallah bu İstanbul ittifakı, beraber, güçlü bir Türkiye ittifakına dönüşecek ve bu süreçte Türkiye ittifakı olarak da buradaki bu anlayışı ve bu başarıyı, bütün Türkiye’ye hep birlikte yayacağız” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte bugün farklı iş kollarından kadınlarla iftarda bir araya geldi. Beşiktaş’taki bir otelde yapılan iftar öncesinde konuşan İmamoğlu, sözlerine “Çok güçlü, çok sabırlı, bir o kadar da enerjik kadın topluluğunun karşısında olduğumun farkındayım. Benim için de tabii çok itinalı olmak zorunda olduğum bir ortamdayım. Zorlanıyorum şu anda. Daha spontane konuşabilirim ama dikkat edeceğim olabildiğince. Umarım hatasız bitirebilirim” diyerek başladı.

“KADINLAR HAK ETTİKLERİ YERDE DEĞİL”

Cumhuriyet’in 100 yıllık kazanımlarına karşın kadınların hak ettikleri yerde ve konumda olmadığının altını çizen İmamoğlu, “Bu gerçekle yüzleşmeden bir doğru yolu tariflemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Eşitliği şiar edinmiş bir ülkede kadınlara seçme-seçilme hakkını, eğitim hakkını, medeni haklarını çok erken dönemde vermiş bir Cumhuriyet’te karar vericiler olarak bu emanetin hakkını teslim etmek ne kadar çabalasak az ama hak ettiği seviyeye bunu taşıyamadık. Yani dünyada çok öncü hamlelerin kadınlar adına yapıldığı bir ülke olmamıza rağmen geldiğimiz seviye, gurur duyacağımız bir seviye değil. Elbette çok şey yapıldı. Elbette çok kazanımlar elde edildi. Bütün bu kazanımlar için fedakarlık yapan, hayatını ortaya koyan çok değerli insanları, burada hepinizin huzurunda minnetle anıyorum. Hayatını kaybetmiş olanlara rahmet diliyorum” dedi.

“KIZ BABASI SORUMLULUĞUYLA HAREKET EDİYORUM”

Bu anlamda sorumluluk duygusunun olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, bunu tetikleyen en önemli unsurların başında kız çocuğu babası olmasının geldiğini belirtti. “Hiçbir kız çocuğunun asla haksızlığa uğramasına tabii ki tahammül edemem” diyen İmamoğlu, “Bugünün dünyasının yetenekleriyle, küçüklüğünden beri görüp büyümesini izlediğim kızıma yeteceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla benim kızıma yetmeyen, hiçbir memleket kızımıza yetmeyecektir. Onun için yapacak çok işimiz var diye burada özellikle bu duygumu ifade etmek isterim” diye konuştu.

“KADIN YÖNETİCİ ORANINI YÜKSELTTİK”

İBB’de kadınların hayata, iş gücüne ve karar mekanizmalarına eşit katılımı konusunda değerli işler yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bir kısmı devrim niteliğinde oldu. Örneğin bizden önce İBB’de 12 meslek dalında bir tek kadın çalışmıyordu. Bu meslekler, fiilen kadınlara kapatılmıştı diyebilirim. İnanın her birini, özenli çalışarak kadınlara açık hale getirdik ve gayet başarılı, çok üstün, güzel işlere imza attıkları alanlarda kadınların varlığını sağladık. Bugün İBB çatısı altında çalışan personel sayısını yüzde 15’ten yüzde 19’a çıkarttık. Tabii bu düşük gibi görünse de 4 puanlık bir artış, artık 100 bine yaklaşan bir sayıda, elbette ciddi bir sayısal değişim. Kadın yönetici oranını ciddi anlamda yükselttik. Mesela burada da genel sekreter yardımcılarımız var. Genel sekreter yardımcısı pozisyonunda bizden önce hiçbir kadın yönetici olmadığını, biz atamaları imzaladıktan sonra öğrendim. Hani, ‘Bizden önce öyle atanmamıştır’ diye bir şey düşünerek o atamaları yapmamıştım ama sonrasında danışmanım bana gelip ‘İlk kez kadın genel sekreter yardımcıları atadınız’ deyince gerçekten şaşırdım.

“İSPARK’TA KADIN ÇALIŞAN YOKTU”

Bizim dönemimizde kadın çalışma arkadaşlarımla bu kente hizmet etme onurunu yaşadık. Bütün bunları lütuf olsun diye değil, gerçekten kadınların iş gücünde ve karar mekanizmalarında yeterince yer almalarını sağlamak, çok önemli bir eşitlik ve adalet sorunu olarak gördüğümüz için yaptık. Zaten kadınları dışlayarak, bir adım geride bırakarak kadınların sesine kulak vermeden insani ve toplumsal kalkınma hedeflerine asla ulaşamayacağımızı biliyoruz. Bunu bildiğimiz için yaptık. Çok şaşırtıcı, çok üzücü verilerle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Yani kocaman bir yapımız vardı. Görevi devraldığımızda koca İSPARK kurumunda bir kadın bile çalışmıyor olduğunu duymak, beni şaşkın bir hale düşürmüştü. 2 bine yakın çalışanı olan İSPARK’ta ve genel müdürlüğünün olduğu yerde kadın tuvaleti yoktu örneğin. Yani böyle bir işletmeyi devraldık. Aslında bu, özensizliğin belki de varabileceği en uç noktalarından biri olsa gerek.

“ÇOK ZAMAN KAYBETTİK”

Kadının iş gücüne ve karar mekanizmalarına katılımını ne kadar değerli olduğunu tecrübe etmekte olan bir belediye başkanı olarak söylüyorum. Kadınların insani ve demokratik haklarını kullanmasını fiilen engelleyen, eşitlik fikrinin önünde engel oluşturan tüm sosyal, ekonomik ve siyasi yapıları dönüştürmek için hep birlikte kararlı bir mücadeleyi vermek, bu noktada asla bir milim bile geri adım atmadan atılması gereken adımları da normalin üzerinde daha hızlı atarak bu süreci mutlaka başarıya kavuşturmak zorundayız. Çünkü çok zaman kaybettiğimizi düşünüyorum. Bu noktada İstanbul ittifakı olarak bu şehrin bütün duygularını, bütün hissiyatlarını, bütün maneviyatını her şeyiyle, her yönüyle kendi ruhunda taşıyan bir süreci herkesle paylaşan bir belediye başkanınız ve bir belediye başkanı adayı olarak iddia ediyorum ki; bunu hep birlikte büyük bir ittifak olarak gerçekleştireceğiz. İnşallah bu İstanbul ittifakı, beraber, güçlü bir Türkiye ittifakına dönüşecek ve bu süreçte Türkiye ittifakı olarak da buradaki bu anlayışı ve bu başarıyı bütün Türkiye’ye hep birlikte yayacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-ittifakinin-turkiye-ittifakina-donusecegini-soyledi/feed/ 0
Fenomen Merve Taşkın, eski sevgilisi tarafından öldüresiye dövüldü: Cinsel organımı tekmeliyordu https://www.haber60.com.tr/fenomen-merve-taskin-eski-sevgilisi-tarafindan-olduresiye-dovuldu-cinsel-organimi-tekmeliyordu/ https://www.haber60.com.tr/fenomen-merve-taskin-eski-sevgilisi-tarafindan-olduresiye-dovuldu-cinsel-organimi-tekmeliyordu/#respond Mon, 25 Mar 2024 11:45:58 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23228 Yayınladığı müstehcen pozlarıyla tanınan fenomen Merve Taşkın, eski sevgilisi tarafından darbedildi. Vücudunda ciddi yaralar bulunan fenomen, yaşadığı zor günleri anlattı.

“10 AYLIK İLİŞKİNİN 8 AYINDA ŞİDDET GÖRDÜM”

Instagram hesabından moraran ve kesikler içinde kalan vücudundan fotoğrafları yayınlayan Merve Taşkın, gördüğü şiddeti şu sözlerle anlattı: “Tam bir yıl önce bugün, 10 aylık bir ilişkimin yaklaşık 7-8 ayında şiddet gördüğüm ve her geçen gün bu şiddetin arttığı bir ilişkiye başladım. 3 ay önce değil de neden şimdi paylaşıyorsun sorusuna cevabım ise o zaman güçlü bir ruh halim yoktu. Belki o zaman böyle yorumlar gelecekti; ‘Sen şiddeti hak ediyorsun, iyi olmuş.’ Ama o zaman bu cümleyi kaldıracak bir psikolojik dayanıklılığım yoktu. Paylaşmaktan kaçındım, fotoğraflarıma bakmaktan kaçındım, hatta konuşmaktan bile kaçındım.”

“HER SEFERİNDE AFFEDEREK BUNU HAK ETTİĞİMİ DÜŞÜNÜYORDUM”

“Yaşadıklarımı içimde bastırdım ve sanki hiç olmamış gibi davrandım. Ama maalesef bastırılan duygular er geç ortaya çıkıyor. Kendimi daha güçlü hissettiğim bir zamana kadar mümkün olduğunca bastırdım. Ta bugüne kadar. İlk zamanlar şiddet daha hafif gibiydi ve belki de kabul edilebilirdi ama sonra tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladı. Bir şekilde bunun bana yapıldığını kabul ediyordum. Her seferinde affediyordum çünkü içimdeki sorunlu olduğumu ve bunların benim yüzümden olduğunu ve belki de bunu hak ettiğimi düşünüyordum.”

“KULAĞIMI YUMRUKLAYIP CİNSEL ORGANIMA TEKME ATIYORDU”

“‘O’ da bana bunları hak ettiğimi hatta daha fazlasını hak ettiğimi söylüyordu. Benimki sevgiye muhtaçlık ve bağımlılıktı. En ufak bir sevgi kırıntısına bile razıydım. Ama onunki sevgi olamazdı, çünkü sevdiğin bir insana şiddet uygulayamazsın. Özsaygımı fazlasıyla kaybettim. Kendime bunların yapıldığını kabul ediyorsam kendimi ne kadar seviyor olabilirdim ki? Kendimi sevmezken bir başkası beni nasıl sevebilirdi? Şiddet o kadar tehlikeli bir seviyeye gelmişti ki, şükrediyorum çünkü ölmedim ya da sakat kalmadım. Kafamı, kulağımı, burnumu yumrukluyor, karnıma, cinsel organıma tekme atıyordu.”

“PARMAKLARIMDA KALICI HASAR VAR”

Bazen ise beni öldürmekle ya da sakat bırakmakla tehdit ediyordu. Belki öfkeden tehdit ediyordu ama isteyerek bile olmasa da vururken yanlışlıkla ölebilirdim çünkü tehlikeli yerlerime fazlasıyla vuruyordu. Parmaklarımda kalıcı bir hasar dışında bir şey kalmadı. Parmaklarımda bağlar neredeyse kopuyormuş gibi olmuş, eğer kopmuş olsalardı ameliyat olmam gerekebilirdi, ama şükürler olsun ki kopmadı ve doktor 1 yıl içinde iyileşeceğimi söyledi. Ben bu yazıyı, aynı şeyi yaşayıp kapanan kadınlar için paylaşıyorum.”

“SEÇİMLERİMİN SONUÇLARINI YAŞADIM”

“Yalnız değilsiniz, evet, belki zor olacak ama bir gün içinizde o bırakma gücünü bulup bıraktıktan sonra yavaş da olsa iyileşeceksiniz. Hiçbir şey, her gün şiddet görmekten daha kötü olamaz. Bu yaşadığım travmanın acımın görünür olmasını istedim sadece. Çünkü görünür olursa, ben de kaçamayacağım, yüzleşmek zorunda kalacağım. Bu süreçte beni kurtarmaya çalışan ama ben istemediğim için kurtaramayan, ama her zaman benim eski hayatıma geri dönmemi bekleyen ve döndüğümde de bana destek olan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Her şey benim seçimimdi ve seçimlerimin sonuçlarını yaşadım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenomen-merve-taskin-eski-sevgilisi-tarafindan-olduresiye-dovuldu-cinsel-organimi-tekmeliyordu/feed/ 0
Disk Başkanı Arzu Çerkezoğlu: Emeklinin Çilesinden İktidar Sorumlu https://www.haber60.com.tr/disk-baskani-arzu-cerkezoglu-emeklinin-cilesinden-iktidar-sorumlu/ https://www.haber60.com.tr/disk-baskani-arzu-cerkezoglu-emeklinin-cilesinden-iktidar-sorumlu/#respond Sat, 23 Mar 2024 23:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22754 Haber: EDDA SÖNMEZ- Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İstanbul Şişli’de basın açıklaması gerçekleştirdi. Emeklilikte insanca yaşamanın bir hak olduğunun altını çizen Çerkezoğlu, yıllarca çalışan, üreten, prim ödeyen emeklilerin insanca bir yaşam sürmesinin ülkeyi yönetenlerin görevi ve sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Emekliler, aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olmasını, bayram ikramiyelerinin en az asgari ücret seviyesine çıkarılmasını, emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesini istedi.

Basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Özkan Atar, DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, sendika genel merkez ve şube yöneticileri, DİSK’li işçiler ve emekliler katıldı.

Basın açıklamasında açılış konuşmasını yapan Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, emeklilerin geçim zorluklarını ve taleplerini anlattı. Emekli Sen Genel Başkanı Yavuz, şunları söyledi:

“EMEKLİLERE KAYNAK YOK DİYEN, HER SEÇİM DÖNEMİNDE İSE BİZLERİ OY KAYNAĞI OLARAK GÖRENLERE KARŞI YEREL SEÇİMLERDE DE SANDIKLARDAYIZ”

“Saray buyuruyor: Emeklilere kaynak yok. Saray buyuruyor: Sermayeye kaynak çok. Saray buyuruyor: Oy yoksa hizmet yok. Saray buyuruyor; emekliler saraya biat etmiyor. Milyonlarca emekli ve hak sahibinin sesi, sözü olma sorumluluğuyla bir kez daha buradayız. Kara kışta sokaktaydık, güneşin alnında sokaktaydık. Bugün de buradayız. Emeklileri yoksullukta, sefalette eşitleyenlere karşı her mevsim sokaktayız. Emeklilere kaynak yok diyen, her seçim döneminde ise bizleri oy kaynağı olarak görenlere karşı yerel seçimlerde de sandıklardayız.

“EKONOMİ BÜYÜRKEN EMEKLİYİ YOKSULLAŞTIRANLARA KARŞI BURADAYIZ”

‘Kaynak var, niyet yok’ demek için buradayız. Ekonomi büyürken emekliyi yoksullaştıranlara karşı buradayız. Emekliye milli gelirden pay verilmemesine; istatistik uydurma kurumu tarafından açıklanan ve ertesi gün eskiyen enflasyon oranlarında yapılan sözde zamlara karşı buradayız. Bugün burada; yarın sandıklardayız. Emeklilere yönelik hayata geçirilen ya da geçirilmeyen politikaların hangi tercihin, hangi aklın ürünü olduğunu gördüğümüz için buradayız. İşçiden, emekçiden, emekliden alıp sermayeye aktarılan kaynakları haykırmak için buradayız. Harçlıktan farkı kalmayan üç bin liralık bayram ikramiyesinin, ramazan ayı boyunca, seçime yatırım yapmak için altın kaselerde sundukları iftar yemeklerinin kaçta kaçı olduğunu sormak için buradayız.

“ÇEKTİRENLER BİR AVUÇ, DEĞERLİ DOSTLAR; BİZ ÇEKENLER İSE MİLYONLARIZ”

‘Emekliler rüşvet değil, haklarını istiyor’ demek için buradayız. Açlığın pençesinden kurtulabilmek için çalışmak zorunda kalan, hem de güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalan emekliler için buradayız. Yıllar boyunca çalışan, alın teri döken emeklilerin; tarlayı eken, çarkları döndüren, gemileri yüzdüren, tebeşirle birlikte sesini, madenlerde nefesini, atölyelerde ellerini tüketen ve bunca yorgunluğun sonunda bir oh diyemeyen emeklilerin gerçeğini haykırmak için buradayız. Çöken sosyal güvenlik sisteminin altında kalanın bizler olduğunu haykırmak; ‘kaynak yok diyenler, suyu kurutanlardır; doğayı katledenlerdir; kentleri yaşanılmaz, torunlarımızın yarınlarını öngörülmez kılanlardır’ demek için buradayız. Bugün buradayız, yarın sandıktayız. Çektirenler bir avuç, değerli dostlar; biz çekenler ise milyonlarız! Bizlere çektiren bir avuç doymak bilmeze karşı yoksulluk ve açlık çeken milyonlarca emeklinin sesi olmak için buradayız.

“EMEKLİLERİN SENDİKALAŞMASINI ENGELLEMEYE ÇALIŞANLAR, OY YOKSA HİZMET DE YOK DİYENLERDİR”

Biliyoruz: Emeklileri sırtında yük olarak görenler, işçilere daha çok çalışın, daha az kazanın diyenlerdir. Biliyoruz: Emeklileri her gün biraz daha yoksullaştıranlar, öğrencilerin barınma hakkına göz dikenlerdir. Biliyoruz: Emeklilere sağlıkta katkı payı dayatanlar, sağlık sistemini özelleştirenler, eğitimi piyasalaştıranlardır. Biliyoruz: Emeklilere asgari ücretin altında aylıkları reva gören çift maaşlılar, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekilini hapsedenlerdir. Biliyoruz: Emeklilerin sendikalaşmasını engellemeye çalışanlar, oy yoksa hizmet de yok diyenlerdir. Bu aklı tanıyor, bu zihniyetle inatla, umutla mücadele etmeye devam ediyoruz.

“EMEKLİ AYLIKLARININ ENFLASYONA DEĞİL MİLLİ GELİRE ENDEKSLİ OLMASI HAKKIMIZDIR”

Taleplerimiz açıktır, nettir: Emeklilikte insan onuruna yaraşır ücret hakkımızdır. Emekli aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olması hakkımızdır. Emekli bayram ikramiyelerinin en az asgari ücret seviyesine çıkarılması hakkımızdır. Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi hakkımızdır. Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılması ve sağlığın kamusallaştırılması hakkımızdır. Kendimizle ilgili tüm politikalarda karar alma mekanizmalarında yer almak hakkımızdır. Tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için sendikalaşmak hakkımızdır. Tüm bunlar için kaynak var dostlar, fakat niyet yok. Niyeti bozuklara karşı, bugün burada, yarın sandıklardayız. Barınmak için ekmeğinden, ekmek için sağlığından vazgeçmek zorunda bırakılan emekliler olarak sokakları da sandıkları da terk etmeyeceğiz. Evlerimizde karnımız tok, mahallemizde içimiz rahat yaşamak için; ulaşılabilir, güvenli ve yaşanabilir kentler için, adil, eşit ve özgür bir ülke için mücadele etmeye, DİSK Emekli-Sen’de birleşmeye devam edeceğiz. Dünün işçileri ve emekçileri, bugünün emeklileri olarak saraya biat etmeyeceğiz. Emekliler haykırıyor: Kaynak var, niyet yok. Kaynak var, niyet yok”

DİSK-AR’ın hazırladığı “Emeklilerin Durumu” raporu da basın açıklaması sırasında DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu tarafından paylaşıldı. Çerkezoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan çarpıcı veriler şöyle:

EMEKLİSİNE EN AZ DEĞER VEREN ÜLKELERDEN BİRİ

-Türkiye’de ortalama emekli aylığı merkez Avrupa ülkelerinin 6’da biri düzeyinde: Ortalama emekli aylığı İspanya ve Fransa’da 1400, Almanya ve İtalya’da 1500, Belçika’da 1700, Hollanda’da 2000 avronun üzerinde iken Türkiye’de sadece 237 avro.

-Türkiye’de emekli aylıkları 2012 ve 2021 arasında avro cinsinden yüzde 33,6 oranında azaldı.

-2012 yılında Türkiye’den daha düşük aylığa sahip 9 Avrupa ülkesi varken bu sayı 2021 yılında 1’e düştü.

-Türkiye’de emekli aylıklarına ayrılan kaynak Avrupa’da ayrılan kaynağın yarısından bile az: Emekli ödemelerinin GSYH’ye oranı 27 AB ülkesinde ortalama yüzde 9,5 iken Türkiye’de sadece yüzde 4,1.

-Emeklilerin bu yoksullaşma süreci onları emekliyken de çalışmaya mecbur bıraktı. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken Aralık 2023’te yüzde 55,3’e yükseldi.

-Bütçede emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan pay düşüyor: 2008-2024 arasında SGK’ye yapılan bütçe transferlerinin oranı 5,2 puan azaldı.

-Kaynak yok diyenler doğru söylemiyor. SGK’da emekliler için yeterince kaynak var: Prim gelirlerinin emekli aylıklarını ve sağlık ödemelerini karşılama oranı 2002’de yüzde 61 iken 2023’te yüzde 76,4’e yükseldi.

EMEKLİNİN ÇİLESİNDEN İKTİDAR SORUMLU

Raporda yer alan verileri özetledikten sonra emeklilikte insanca yaşamanın bir hak olduğunun altını çizen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yıllarca çalışan, üreten, prim ödeyen emeklilerin insanca bir yaşam sürmesinin ülkeyi yönetenlerin görevi ve sorumluluğu olduğunu ifade etti. Hepimizin ürettiği kaynakların emeklileri insanca yaşatmaya yeteceğini belirten Çerkezoğlu, bugün emeklilerin açlık ve yoksulluk ile karşı karşıya kalmasına iktidarın politik tercihlerinin neden olduğunu söyledi.

2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emekli aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayılarının düştüğünü, emekli aylıklarının hesaplanmasında milli gelirin payının iyice azaldığını ve aylıkların artırılmasında sadece resmi enflasyonun dikkate alınmaya başladığını anlatan Çerkezoğlu, tüm bunların sonunda aylıklarda ciddi bir gerileme yaşandığını vurguladı. Milyonlarca emekli ve hak sahibinin asgari ücretin çok altında aylık ve gelir elde edebildiğini, emekli aylıklarının insanca bir yaşam sürmekten uzaklaşarak adeta bir ek gelire dönüştürüldüğünü söyleyen Çerkezoğlu, emeklilerin hak ettikleri gibi insanca yaşaması için örgütlü mücadelenin devam edeceğini vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disk-baskani-arzu-cerkezoglu-emeklinin-cilesinden-iktidar-sorumlu/feed/ 0
Emekliler Ankara Ulus’ta haklarını ve isteklerini dile getirdi https://www.haber60.com.tr/emekliler-ankara-ulusta-haklarini-ve-isteklerini-dile-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/emekliler-ankara-ulusta-haklarini-ve-isteklerini-dile-getirdi/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22704 HABER: OGÜN AKKAYA KAMERA: ONUR BİNGÖL

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin hakların sorunlarını ve isteklerini bir kez daha Ankara Ulus’tan dile getirdi. Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, “Barınmak için ekmeğinden, ekmek için sağlığından vazgeçmek zorunda bırakılan emekliler olarak sokakları da sandıkları da terk etmeyeceğiz” dedi. AK Parti’ye oy vermiş emekli bir seçmen ise “Cumhurbaşkanım biz size oy verdik. Biz size oy verdiysek bizi böyle süründürmeye, mahkum etmek için mi oy verdik? Ben senin için arkadaşlarımla kötü oldum. Emeklileri sokakta süründürme” diye konuştu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin hakları için Ankara Ulus’ta basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender “Milyonlarca emekli ve hak sahibinin sesi, sözü olma sorumluluğuyla bir kez daha buradayız. Kara kışta sokaktaydık, güneşin alnında sokaktaydık. Bugün de buradayız. Emeklileri yoksullukta, sefalette eşitleyenlere karşı her mevsim sokaktayız. Emeklilere kaynak yok diyen, her seçim döneminde ise bizleri oy kaynağı olarak görenlere karşı yerel seçimlerde de sandıklardayız.” diye konuştu.

“BUGÜN BURADA YARIN SANDIKLARDAYIZ”

Emeklilere zam yapılması için kaynak olduğunu ancak iktidar tarafından niyet olmadığını söyleyen Kalender, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomi büyürken emekliyi yoksullaştıranlara karşı buradayız. Emekliye milli gelirden pay verilmemesine; ‘İstatistik Uydurma Kurumu’ tarafından açıklanan ve ertesi gün eskiyen enflasyon oranlarında yapılan sözde zamlara karşı buradayız. Bugün burada; yarın sandıklardayız. Emeklilere yönelik hayata geçirilen ya da geçirilmeyen politikaların hangi tercihin, hangi aklın ürünü olduğunu gördüğümüz için buradayız. İşçiden, emekçiden, emekliden alıp sermayeye aktarılan kaynakları haykırmak için buradayız. Harçlıktan farkı kalmayan üç bin liralık bayram ikramiyesinin, ramazan ayı boyunca, seçime yatırım yapmak için altın kaselerde sundukları iftar yemeklerinin kaçta kaçı olduğunu sormak için buradayız. Taleplerimiz açıktır, nettir. Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi hakkımızdır. Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılması ve sağlığın kamusallaştırılması hakkımızdır. Kendimizle ilgili tüm politikalarda karar alma mekanizmalarında yer almak hakkımızdır. Tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için sendikalaşmak hakkımızdır.”

ZAM YAĞMURU ALTINDA İNLEYECEĞİZ”

Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilişkin konuşan bir vatandaş ise şunları söyledi:

“Eğer bu seçimde AKP çıkarsa, emeklinin canını okuyacak. Üç kuruş bize zam yok. Bu kadar haksız, bu kadar adaletsiz bir düzen olamaz. Bir taraftan saraylara, savaşlara, yandaş müteahhitlere milyarlarca dolar paramızı akıtıyorlar. Fakat sıra emekliye, emekçiye, işçiye, çiftçiye gelince bunlara para yok. Nüfusun yüzde 1’ine, 2’sine para var, bütün geniş kesimlerden vergi zamlarıyla topladıklarına para yok. Bu düzene bir dur dememiz için bütün emeklilerin birlikte mücadele etmesi gerekecek. Seçim sandığına sahip çıkmalıyız. Eğer bu seçimde AKP’yi sandığa gömmezsek zam yağmuru altında inleyeceğiz.”

“BİZ SİZE OY VERDİYSEK BİZİ SÜRÜNDÜRMEYE, MAHKUM ETMEK İÇİN Mİ OY VERDİK?”

Seçimlerde AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen bir emekli ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi. “Bu soğukta buraya gelmeye reva mıyız?” diyen emekli, “Biz bu soğukta buraya geldik, emekliler olarak mücadele veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım biz size oy verdik. Biz size oy verdiysek bizi böyle süründürmeye, mahkum etmek için mi oy verdik? Ben senin için arkadaşlarımla kötü oldum. Emeklileri sokakta süründürme. Bize geliyorsun ‘ödenek yok’ diyorsun. Madem polise, askere var da bize nasıl yok? Memur arkadaşımla aramda 2 bin lira fark vardı, şimdi 22 bin lira fark var. O zaman beni niye emekli ettin? Açlığa mahkum ettim. Yapmayın Cumhurbaşkanım” dedi.

“BU SEFER OY VERMEYECEĞİZ”

Bir başka AK Parti seçmeni emekli ise, yerel seçimlerde AK Parti’ye oy vermeyeceğini şu sözlerle anlattı:

“Şu insanların içine girsin de bir görelim bakalım. İnsanların halini, hatırını… O Müslüman olamaz, mümkün değil. Çünkü Müslüman adam halkın içine girer. İnsanların varını, yoğunu öğrenir. Müslümanlığı alet ederek, 25 sene milletçe sana oy verdik. İnşallah bu sefer vermeyeceğiz. Seni sandığa gömeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekliler-ankara-ulusta-haklarini-ve-isteklerini-dile-getirdi/feed/ 0
Feyyaz Uçar, A Milli Takım Teknik Direktörü Montella’yı eleştirdi https://www.haber60.com.tr/feyyaz-ucar-a-milli-takim-teknik-direktoru-montellayi-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/feyyaz-ucar-a-milli-takim-teknik-direktoru-montellayi-elestirdi/#respond Sat, 23 Mar 2024 00:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22342 Beşiktaş’ın yıldız golcüsü Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım kadrosundan çıkarılıp Ümit Milli Takım’a gönderilmesi camiada tepkiye neden olmuştu. Yazılı açıklama ile karara tepki gösteren siyah-beyazlılarda bir açıklama da Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar’dan geldi. A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella için sert ifadelerle eleştiren Uçar, NTVSpor’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Uçar, A Milli Takım kadrosundan çıkarılıp Ümit Milli Takım’a gönderilen Semih Kılıçsoy ile yaptığı özel konuşmayı anlattı. A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella için sert ifadeler kullandı.

İşte Feyyaz Uçar’ın gündem yaratacak o açıklamaları;

“ARDA GÜLER’E YAPAMAZLARDI”

“Semih Kılıçsoy, ağlamaklı bir halde beni aradı. ‘Hocam üç gündür buradayım. Hiçbir teknik, taktik idmana alınmadım. Beni buradan alır mısınız?’ diyor. Ne kadar acı bir şey! Bir yönetici için bunu duymaktan daha acı bir şey var mı? ‘Hocam çok mutsuzum, beni alabiliyorsanız alın’ dedi. ‘Oğlum, orası milli takım, oradan alınmak gibi bir şey olmaz’ dedim. Çok mutsuz olduğunu söyledi çocuk. Samet ağabey ayrı, ben ayrı çocuğu telkin etmeye çalıştık. Uzun zamandır beklediği ve hak ettiği bir şey orada olmak. Erken desen değil, Beşiktaş’ın banko oyuncusu şu anda. Bizim derdimiz, oyuncumuza yapılan kötü tavır. Yoksa milli takım tamamen Beşiktaş’tan oluşsun demiyoruz. Hak eden oynasın diyoruz. Karşı tarafta değişen bir şey yok. Bu şekildeki bir tavrı, Arda Güler’e ya da başka bir oyuncuya yapamazlardı.”

“AHMETCAN’A YAPILAN DA HAKSIZLIK”

“Ümit Milli Takım’ın önemli bir maçı olduğu söyleniyor. Ümit Milli için yaşı tutan birkaç tane oyuncumuz daha var, o zaman onlar niye gitmedi? Bir tek Ahmetcan Kaplan ve Semih gitti. Ben hafta sonu Ajax maçını izlemeye gittim, sahanın en iyisiydi Ahmetcan. Sadece Semih’e değil, o çocuğa yapılan da bir haksızlık var.”

“KONUŞTUKÇA BATIYORLAR”

“Beşiktaş’ın maçına gelen ciddi bir kitle var, birçoğu Semih’i izlemeye geliyor. Konuştukça batıyorlar, sussunlar bari. En önemlisi bizim çocuğumuzun üzülmesi. Üzerine düşünülmemiş bile, ‘İşte onları da alt takıma yollarız, oynarlar’ şeklinde alınmış bir karar. Bunu bize daha net açıklamaları gerekirdi. Açıklamalar, yapılan şeyden daha kötü ve daha berbat.”

“HERHALDE MONTELLA’YA SEMİH’İ ANLATAMADILAR”

“Biz konuyla ilgili milli takım görevlilerinden bazılarıyla kulüp düzeyinde görüşmeler yaptık, onlar da anlamamış zaten. Neyin ne olduğunu bilmiyorlar. Tatmin edici bir cevap alamadık. Montella’ya etki edebilecek bir üst akıl varsa bu daha da üzücü Türk insanı için. Orada bir teknik adam var, kararlarını inşallah o alıyordur. Herhalde Semih’i ona iyi anlatmadılar. Selçuk kardeşimiz (Şahin) var, Montella’nın yardımcısı. Bizim her maçımıza geliyordu Semih ve Mert için. Herhalde yeterince anlatamadı.”

“TARİH, BEŞİKTAŞ’I HEP HAKLI ÇIKARMIŞTIR”

“Semih Kılıçsoy, şu an milli takımda oynayan kanat oyuncularının hepsinden daha iyi kanat oynar ve forvet oynayanların da hepsinden daha iyi bir golcüdür. Semih’e bu hareketi layık görenler, yaptıkları şeyden utanacaklar zaman içinde. Tarih, Beşiktaş’ı hep haklı çıkarmıştır. Son yıllarda Türk futbolunun yetiştirdiği en yetenekli oyunculardan biridir Semih, sakın ola ki Avrupa Şampiyonası’nda bir hata yapmayın. Bunu bir Beşiktaş yöneticisi olarak değil, bir Türk evladı olarak söylüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/feyyaz-ucar-a-milli-takim-teknik-direktoru-montellayi-elestirdi/feed/ 0
Fenerbahçe, Ahmet Metin Genç’in sözleri sonrası suç duyurusunda bulundu https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-ahmet-metin-gencin-sozleri-sonrasi-suc-duyurusunda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-ahmet-metin-gencin-sozleri-sonrasi-suc-duyurusunda-bulundu/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22271 Olaylı Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra yapılan açıklamaların ardı arkası kesilmiyor. Fenerbahçe Spor Kulübü, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç’in dün yapmış olduğu “Beşiktaş ve Fenerbahçe UEFA’nın sitesinde güncel olarak hala şikeci kulüp olarak duruyorken utanmadan 2011’in Süper Kupası’nı oynamaya kalkıyor.” sözleri sonrası suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

KULÜP AÇIKLAMA YAPTI

Sarı lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur.” ifadeleri kullanıldı.

Fenerbahçe’den yapılan açıklamada; “Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısında Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç açıklamaları ile infial yaratmıştır. Futbol üzerinden oy devşirmeye çalışarak siyasi rekabette kendisine avantaj sağlamaya çalışan Ahmet Metin Genç, Türkiye’nin en köklü camialarından ikisini hedef alarak, kazanmak için her yolun mübah olduğu bir anlayışla hareket etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin verdikleri kararları hiçe sayan bu anlayışı ile tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır. Halkı kutuplaştıran ifadelerin sahibi siyasetçiye hatırlatmak isteriz ki; Argümanlarını kullandığı terör örgütü, milli değerlerimizi hedef alan sayısız kumpası ülkemize yaşatmış, 17-25 Aralık operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimleri ile öncelikle devletimizin varlığına ve birliğine kast etmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ailesini hedef almıştır. Bahsi geçen siyasetçinin açıklamaları hem 6222 sayılı Kanun hem de Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından suç teşkil etmektedir. Açıklamalar, aynı zamanda FIFA tarafından düzenlenen etik kurallara da aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılıklar çerçevesinde, konunun FIFA’nın gündemine gelmesi durumunda Türkiye Futbol Federasyonu’nun daha önceki emsal kararlarda göz önüne alındığında, ağır cezalarla karşı karşıya kalma riski yüksektir. Tüm bunların ötesinde, gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur. Spor camiasının her zaman siyaset üstü bir noktada olması gerektiğini defalarca ifade etmeye çalıştık. Bu konudaki duruşumuzdan asla taviz vermemekle beraber, aynı hassasiyeti siyasetçilerin de göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur” ifadeleri yer aldı.

AHMET METİN GENÇ NE DEMİŞTİ?

“Trabzonlular için futbol bir duruştur” diyerek sözlerine başlayan Genç, “Bir karakter ortaya koymaktır. Trabzon şehri ve Trabzonspor güce karşı bir duruşu ortaya koymuştur. Neyle mücadele ettiğimizi bilelim. Biz aynı zamanda güce karşı mücadele ediyoruz. Haklı olduğumuz için her platformda hakkımızı savunuyoruz. Birlikte mücadele edemiyoruz. Trabzonlular birlikte mücadele ettiği zaman başaramayacağı bir şey yoktur. Yarıştığımız takımla bizim bir sorunumuz var. Hakkımızı çaldılar. Ben izliyorum. Rakip takım teknik direktörüne geçmiş olsun dileklerimi ifade edeyim. Maç içerisinde ciddi şekilde provokasyon olduğu kanaatindeyim. 2-0’da mı yoksa 2-2’de mi daha çok provokasyon yapıldı. Bunları görmemiz lazım. Bütün bunlara rağmen sahaya çıkan futbolcu, onların yöneticisi hocaları onları asla kabul etmiyorum. Bunu bir fanatik Trabzonsporlu, bir hukukçu ve bir siyasetçi olarak söylüyorum. O şiddeti asla kabul etmiyorum. ben İsmail Kartal’dan şehrimde yaşandığı için bu olay özür diliyorum.” dedi.

Ahmet Metin Genç, “Aynı İsmail Kartal hocanın sahaya giren o taraftara henüz bir müdahale olmadığı halde Fenerbahçe’nin futbolcusu tarafından darp edilmesi, Fenerbahçe’nin hakem tehdit eden futbolcusunun tribüne karşı yaptığı kışkırtıcı hareketlerden dolayı benim camiamdan özür dilemesini bekliyoruz. İşi her yönüyle beraber takip ediyoruz. 12-13 kişiden tutuklama yapılmış. Devletin adli yargısı değerlendirme yapıyor. Tutuklama olmaması lazım. Her şey milletin gözünde canlı cereyan ediyor. Eğer saha içerisinde bu eylem yapılıyorsa savcı bunu reesen soruşturmalıdır. Taraftara yapılan soruşturma futbolculaya da yapılmalı” açıklamasını yaptı.

Genç, “Rakip takımın başkanı bu işi farklı bir mecraya çekiyor. Bu işi başka bir yere taşımak istiyorlar. Hem olağanüstü genel kurul kararı alıyor hem de benim başkanım ve yönetimimle ilgili güzel sözler söylüyor. Demek istiyorki benim futbolcularımı şampiyonluk yolunda gidiyorum sakın şikayet etme. Olağanüstü bir genel kurulla işin provakosyonunu daha ileri boyuta götürüyor. Sen bu kararı alacaksan ben Trabzonspor’un 3 Temmuz’da çaldığını kupayı orada gündeme almanı isterim. Ses kaydın bizde. Fenerbahçe’yi 1. Lig’e düşürmeye gidiyorum diyen de sendin. Yapamazsın. Şov yapıyorsunuz. Hak yediğinizi göreceksiniz orada. Fenerbahçe ile Beşiktaş Süper Kupa oynamaya kalkıyorsunuz hala. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz. Bu gerekçelerle beraber olağanüstü genel kurul yapın sonra da ligden çekilin. Trabzonspor’u menfaatsiz sevenlerle bu mücadeleyi yapmak lazım. Trabzonspor Başkanı ne adım atacaksa onun yanında ikinci adam olmaya hazırım.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-ahmet-metin-gencin-sozleri-sonrasi-suc-duyurusunda-bulundu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun’da Halk Buluşması Programına Katıldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/#respond Fri, 22 Mar 2024 01:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21986 Haber: GÜLARA SUBAŞI-MEHMET REBİİ ÖZDEMİR/ Kamera: DURSUN ALKAYA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun’da “Staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp ilk maaşlarını çekene kadar Özgür abiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz. 1 Nisan’da seçim bitti, kurtulduk sanma Recep Tayyip Erdoğan. 1 Nisan’dan sonra da meydanlarda, sokaklarda, yollarda, emeklilerle, gençlerle, staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz, sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Uçan saraya, yazlık, kışlık saraya para var, emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok.” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda partisinin Halk Buluşması programına katıldı. Mustafa Kemal Atatür’ün Milli Mücadele yıllarında işgal altındaki toprakları kurtarmak için Samsun İlkadım’dan yola çıktığını anımsatan Özel, “Biz onun izinden yürüyoruz” dedi. Sabahtan bu yana yağan yağmura rağmen meydanı dolduran seçmenlere teşekkür eden Özel, “Bizimle etnik kökenler, mezhepler, kimlikler, farklılıkla üzerinden kavga etmek istiyorlar. Gerekirse kavga ederiz ama kimlikler üzerinden kavga etmeyiz, emeklinin hakkını aramak için, emekçileri, yoksullar, esnaflar, çiftçiler için kavga edeceğiz.” diye konuştu.

Samsunlu emeklilere seslenen Özel, onların yaşadığı ekonomik darboğaza dikkati çekti. AKP’nin iktidara geldiği yılla günümüzdeki emekli maaşının asgari ücret ile kıyasını yapan Özel, en düşük emekli maaşıyla 22 yıl önce ve şu anda kaç çeyrek altın alındığının hesabını yaptı. Özel, “Emekliler yağmur altında size sesleniyorum, siz bu 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz şimdi 31 Mart günü emekliler, sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız? Bu meydanın sesini duymayanlar, ekonomi yüzde 4,5 büyüdü diyenler, bu sesi duyun.” şeklinde konuştu.

AYIN 10’UNU GETİREMEYEN EMEKLİNİN EZİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Emekli bayram ikramiyelerine de değinen Özel, “Ben sizinle beraberim, CHP sizinle beraberdir. Ay sonunu değil ayın 10’unu getiremeyen emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğiz. 16 milyonuz. Karıncaların gücü birlikteliğindedir, yan yana durmasındadır. Ben bu karıncaları ezdirmem, karıncanın kardeşi var o da CHP’dir” ifadelerine yer verdi.

Fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara da işaret eden Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Samsun’daki fındık bahçelerinde Türkiye’nin en yüksek ikinci üretimi gerçekleşiyor. Fındık pazarı dünyada 130 milyarken bunun yüzde 70’i, 100 milyarken Türkiye buradan sadece 2 milyar gelir elde ediyor. 98’i yabancı firmalara gidiyor. Dolara da vursanız mazota da vursanız alan bazlı desteklemenin bugünkü gibi 170 lira değil dönüm başına en az 2 bin 500 lira olması gerekiyor. Ürün bazlı destekleme noktasında da fındık üreticisine büyük haksızlıklar yapılıyor. 4 doları CHP’nin mücadelesi olsa sağlayamazdık. Fındık üreticisinin sonuna kadar arkasında durulması için mücadeleye devam edeceğiz.”

CHP BÜTÜN GENÇLERİN PARTİSİDİR”

Gençlerin yaşadığı sorunlara işaret eden Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir beka sorunu olursa Recep Tayyip Erdoğan söyleyince havaalanına giden 7 tane AK Gençlik’ten kişi, kot pantolon üstüne perdelik kumaştan yalandan kefen çekip ‘Ölmeye geldik’ deyince vatan kurtulmaz. Onlara kalırsa kurtulmaz ama öyle bir şey olursa yine dedeleri, Çanakkale’de Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları kurtarır memleketi, kimse merak etmesin. Ama bizim için beka sorunu gençlerimizin durumudur. Gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Türkiye’nin bir kez daha korkuya, kaygıya değil umuda, özgürlüklere ihtiyacı var. Türkiye’deki tüm gençlere sesleniyorum, umudu kaybetmeyin, kimseden korkmayın biz buradayız, sizinleyiz. CHP bütün gençlerin partisidir.”

EMEKLİYE PARA YOK, O ZAMAN 31 MART’TA RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A DA OY YOK”

Özel, staj ve çıraklık mağdurlarının hak arayışlarına ilişkin de şöyle konuştu:

“Staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp ilk maaşlarını çekene kadar Özgür abiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz. 1 Nisan’a kadar yerel seçim mitinglerini yapıyoruz. Her seçimimiz, her mitingimiz emekli mitingine dönüşüyor. 1 Nisan’da seçim bitti, kurtulduk sanma Recep Tayyip Erdoğan. 1 Nisan’dan sonra da meydanlarda, sokaklarda, yollarda, emeklilerle, gençlerle, staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz, sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Emekliye, staj mağduruna, çalışana, çiftçiye, Bağ-Kur’luya, esnafa para yok ma 5’li çeteye gelince para çok. Uçan saraya, yazlık, kışlık saraya para var, emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok.”

CEVAT ÖNCÜ, KENT SUÇLARINA EVET DEMEYECEK BİR HALK ÖNDERİ”

AKP’nin, Çarşamba Belediye Başkanı’nı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak göstermesine tepkisini dile getiren Özel, “Çarşamba’nın canını okuyana Samsun’da asla geçit vermeyeceğiz. Ayrıca Samsun maalesef madenler konusunda topraklarının yüzde 70’ine yakınının maden arama ruhsatlarına açılmaya çalışmasıyla büyük bir tehdit altında. Hemen yanı başınızda İliç’teki gibi açık liç usulüyle çalışan açık ocaklar var ve şu anda ormanda 250 ayrı noktada maden içi sondaj çalışmaları yapılıyor. Kilometrelerce yollar açıldı binlerce ağaç kesildi. Ama şu anda bile pınarların suyu kesildi. Oradaki ekosistem bozulmaya başladı. Ama esas tehlike altın rezervini bulduklarında…Siyanürle altın araması yapıp altını alıp yurt dışına götürecekler, siyanürlü, arsenikli suları Samsunlu’ya içirecekler. Böyle bir tehlikeye karşı yerel yöneticilerin halkın yanında, arkasında değil, icap ettiğinde önünde yürüyecek kişiler olması lazım. CHP’nin Büyükşehir Başkan Adayı Cevat Öncü çevre suçlarına, vahşi madenciliğe karşı mücadele etmiş, bundan sonra da Samsun’da ne siyanürle altına ne kent suçlarına ne orman katliamına evet diyecek bir halk önderidir. Cevat Öncü’ye güveniyoruz. Onu seçmenizi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

KONUT SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN İBB VE SAMSUN BÜYÜKŞEHİR İŞ BİRLİĞİ YAPACAK”

Samsun’un en önemli sorunlarından birinin de kira sorunu olduğunu vurgulayan Özel, “Bundan sonra Samsun Büyükşehir Belediye Belediye Başkanımızın ortaya koyacağı projelerle Türkiye’nin en büyük toplu konut firmalarından bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki KİPTAŞ’ın engin deneyimleriyle, Samsun’da konut stokunu arttırmaya, kiraları düşürmek üzere konut sayısını arttırmaya ve düşük gelirlilerin kolaylıkla konut sahibi olabilecekleri sosyal konut projelerine destek olmak için de İstanbul Büyükşehir’le Samsun Büyükşehir’i ortak projelerde buluşturmaya, bu sıkıntıyı çözmeye söz veriyoruz Samsunlular.” diye konuştu.

BİLİRİZ Kİ YAKASINDAKİ GÜNEŞİ GÖRDÜĞÜMÜZ İYİ İNSANLAR BİZİMLE BİRLİKTE”

Özel, konuşmasında Nevruz Bayramı’nı da kutladı.

Cumhur İttifakı’nın rakiplerine yönelik tavırlarını eleştiren Özel, “Bizim de ittifakımızdan ayrılanlar oldu. Listelerimizden seçilip karşımızda yer alanlar oldu, çok ağır sözler söyleyenler oldu. Hep iki kelimeyle cevap verdik; ‘Canları sağ olsun’ dedik. Çünkü biliriz ki eski dosttan düşman olmaz. Geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileriyle anlaşamadığımız ama yakasındaki güneşi, gönlündeki güneşi gördüğümüz iyi insanlar, milliyetçi demokratlar, sosyal demokratlarla birliktedir. Haramdan ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar bizlerle birliktedir.” şeklinde konuştu.

(SON)

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/feed/ 0
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: ‘Enflasyondaki yükseliş devam ederse asgari ücret tartışmaları hızlanacak’ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslan-enflasyondaki-yukselis-devam-ederse-asgari-ucret-tartismalari-hizlanacak/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslan-enflasyondaki-yukselis-devam-ederse-asgari-ucret-tartismalari-hizlanacak/#respond Thu, 21 Mar 2024 05:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21706 HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: “Enflasyondaki yükseliş devam ederse asgari ücret tartışmaları hızlanacak”

ANKARA – Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayındaki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte” dedi.

HAK-İŞ tarafından basın mensuplarının davetli olduğu iftar programı düzenlendi. Birçok medya kuruluşunun temsilcilerinin katılım sağladığı programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, çalışma hayatı ve ülke gündemi hakkında açıklamalarda bulundu. Arslan, yaptığı konuşmada İsrail ile Filistin arasında yaşanan olaylarda HAK-İŞ Konfederasyonu’nun Filistin’in işgaline karşı net bir tavır ortaya koyduğunu dile getirdi. Arslan, “Bağımsız ve başkentinin Kudüs olduğu bir Filistin Devleti’nin kuruluncaya kadar HAK-İŞ’in Filistinli kardeşlerimizle dayanışması devam edecektir” diye konuştu.

“Filistin için 15 milyon liralık yardım toplandı”

Gazze’de yaşayan insanların başta yaşama hakkı olmak üzere temel haklarını savunmanın tarihi ve insani sorumluluk olduğunu söyleyen Arslan, özellikle 7 Ekim’deki olayların ardından Konfederasyon olarak olağanüstü toplandıklarını dile getirdi. Türkiye’de çeşitli mitinglerle farkındalık oluşturduklarını ve yardım kampanyaları başlattıklarını ifade eden Arslan, “Konfederasyonumuzun Yönetim Kurulu ve sendikalarımızla bir yardım kampanyası başlattık ilk etapta yaklaşık 15 milyonluk bir kaynak oluşturduk” açıklamasında bulundu.

Arslan Türk Kızılayı öncülüğünde yardımların doğrudan Gazze’ye ulaştırılması şartıyla bir anlaşma gerçekleştirdiklerini söyleyerek, ilk etapta 5 milyon liralık bir kaynağın yardım olarak Gazze’ye ilettiklerini belirtti. Türkiye’nin tüm girişimlerine rağmen Filistin’de bir türlü ateşkesin sağlanamadığını anımsatan Arslan, “Türkiye bu konuda ilk günden beri İsrail’in saldırılarına karşı ciddi şekilde tepki koydu. Biz hükümetimizden bu konuda daha fazla destek istiyoruz. Filistin için daha fazlası yapılabilir. Sivil toplumun daha fazla inisiyatif almasını ve destek vermesini istiyoruz. Çünkü birçok ülkede olduğu gibi Gazze’deki masumların ve mağdurların da gözü Türkiye’de. Türkiye’den bir şeyler bekliyorlar. Biz o beklentileri karşılamak için canla başla çalışıyoruz. Filistin, bizim temel meselelerimizden birisi. Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesini istiyoruz. Bunun için mücadele etmeye ve bunu savunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yabancı işçilere değil yasadışı çalıştırılan işçilere karşıyız”

Arslan, yabancı işçilerin Türkiye’deki varlığı hakkında da ise, “Eğer biz ‘yabancı işçiye karşıyız’ dediğimiz zaman ülkemizde yaklaşık 5 milyona yakın misafirimiz var. Bunların bir kısmı savaştan kaçıp ülkemize gelmişler, bir kısmı başka yollarla ülkemize gelmiş sığınmış insanlar. Prensip olarak biz Suriyeli işçi çalıştırılmasına asla itirazımız yok. Biz yasal mevzuata uygun olarak çalıştırılsın istiyoruz. Gerekli çalışma izinleri alınarak insanlar çalıştırılsın. Bu konu hakkında da bir ‘yüzde 10’dan fazlasını geçmeyecek’ şeklinde bir mevzuatımız var. Bizim itirazımız yasalara uygun olmayan kaçak işçi çalıştırılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Enflasyondaki yükseliş ve fiyatlardaki bu artış devam ederse asgari ücret tartışmalar hızlanacak”

Sene başında belirlenen asgari ücretin ‘2024 yılı için sadece 1 seferlik belirlenmesi’ hakkında konuşan Arslan, asgari ücrette ara zammın yapılması için enflasyondaki yükselişe bakılması gerektiğini kaydetti. Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayına geldiğimiz zaman da tablo önümüzde olacaktır. O zamanki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte. Tabii bir asgari ücret tespit komisyonunun bir tarafı olmadığımız için bizden ziyade asgari ücret tespit komisyonunun üyeleri olan işçi, işveren ve hükümetin bu konuda ortak bir tavır geliştirmesi gerekiyor. Burada işin püf noktası şu; Asgari ücret tespit komisyonunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı toplantıya çağırıyor. Dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı burada belirleyici olacak. Bakanlığın o zamanki tavrına göre biz de kendi düşüncelerimizi ortaya koyacağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-arslan-enflasyondaki-yukselis-devam-ederse-asgari-ucret-tartismalari-hizlanacak/feed/ 0
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: Enflasyondaki Artış Asgari Ücret Tartışmalarını Hızlandırabilir https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21695 Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayındaki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte” dedi.

HAK-İŞ tarafından basın mensuplarının davetli olduğu iftar programı düzenlendi. Birçok medya kuruluşunun temsilcilerinin katılım sağladığı programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, çalışma hayatı ve ülke gündemi hakkında açıklamalarda bulundu. Arslan, yaptığı konuşmada İsrail ile Filistin arasında yaşanan olaylarda HAK-İŞ Konfederasyonu’nun Filistin’in işgaline karşı net bir tavır ortaya koyduğunu dile getirdi. Arslan, “Bağımsız ve başkentinin Kudüs olduğu bir Filistin Devleti’nin kuruluncaya kadar HAK-İŞ’in Filistinli kardeşlerimizle dayanışması devam edecektir” diye konuştu.

“Filistin için 15 milyon liralık yardım toplandı”

Gazze’de yaşayan insanların başta yaşama hakkı olmak üzere temel haklarını savunmanın tarihi ve insani sorumluluk olduğunu söyleyen Arslan, özellikle 7 Ekim’deki olayların ardından Konfederasyon olarak olağanüstü toplandıklarını dile getirdi. Türkiye’de çeşitli mitinglerle farkındalık oluşturduklarını ve yardım kampanyaları başlattıklarını ifade eden Arslan, “Konfederasyonumuzun Yönetim Kurulu ve sendikalarımızla bir yardım kampanyası başlattık ilk etapta yaklaşık 15 milyonluk bir kaynak oluşturduk” açıklamasında bulundu.

Arslan Türk Kızılayı öncülüğünde yardımların doğrudan Gazze’ye ulaştırılması şartıyla bir anlaşma gerçekleştirdiklerini söyleyerek, ilk etapta 5 milyon liralık bir kaynağın yardım olarak Gazze’ye ilettiklerini belirtti. Türkiye’nin tüm girişimlerine rağmen Filistin’de bir türlü ateşkesin sağlanamadığını anımsatan Arslan, “Türkiye bu konuda ilk günden beri İsrail’in saldırılarına karşı ciddi şekilde tepki koydu. Biz hükümetimizden bu konuda daha fazla destek istiyoruz. Filistin için daha fazlası yapılabilir. Sivil toplumun daha fazla inisiyatif almasını ve destek vermesini istiyoruz. Çünkü birçok ülkede olduğu gibi Gazze’deki masumların ve mağdurların da gözü Türkiye’de. Türkiye’den bir şeyler bekliyorlar. Biz o beklentileri karşılamak için canla başla çalışıyoruz. Filistin, bizim temel meselelerimizden birisi. Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesini istiyoruz. Bunun için mücadele etmeye ve bunu savunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yabancı işçilere değil yasadışı çalıştırılan işçilere karşıyız”

Arslan, yabancı işçilerin Türkiye’deki varlığı hakkında da ise, “Eğer biz ‘yabancı işçiye karşıyız’ dediğimiz zaman ülkemizde yaklaşık 5 milyona yakın misafirimiz var. Bunların bir kısmı savaştan kaçıp ülkemize gelmişler, bir kısmı başka yollarla ülkemize gelmiş sığınmış insanlar. Prensip olarak biz Suriyeli işçi çalıştırılmasına asla itirazımız yok. Biz yasal mevzuata uygun olarak çalıştırılsın istiyoruz. Gerekli çalışma izinleri alınarak insanlar çalıştırılsın. Bu konu hakkında da bir ‘yüzde 10’dan fazlasını geçmeyecek’ şeklinde bir mevzuatımız var. Bizim itirazımız yasalara uygun olmayan kaçak işçi çalıştırılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Enflasyondaki yükseliş ve fiyatlardaki bu artış devam ederse asgari ücret tartışmalar hızlanacak”

Sene başında belirlenen asgari ücretin ‘2024 yılı için sadece 1 seferlik belirlenmesi’ hakkında konuşan Arslan, asgari ücrette ara zammın yapılması için enflasyondaki yükselişe bakılması gerektiğini kaydetti. Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayına geldiğimiz zaman da tablo önümüzde olacaktır. O zamanki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte. Tabii bir asgari ücret tespit komisyonunun bir tarafı olmadığımız için bizden ziyade asgari ücret tespit komisyonunun üyeleri olan işçi, işveren ve hükümetin bu konuda ortak bir tavır geliştirmesi gerekiyor. Burada işin püf noktası şu; Asgari ücret tespit komisyonunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı toplantıya çağırıyor. Dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı burada belirleyici olacak. Bakanlığın o zamanki tavrına göre biz de kendi düşüncelerimizi ortaya koyacağız” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/feed/ 0
Trabzonspor’da Fenerbahçe maçındaki olaylara ilişkin basın toplantısı yapıldı https://www.haber60.com.tr/trabzonsporda-fenerbahce-macindaki-olaylara-iliskin-basin-toplantisi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/trabzonsporda-fenerbahce-macindaki-olaylara-iliskin-basin-toplantisi-yapildi/#respond Thu, 21 Mar 2024 02:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21580 Trabzonspor Kulübünde, Fenerbahçe ile yapılan maçlarda yaşanan olaylara yönelik geniş katılımlı basın toplantısı düzenlenirken kulüp başkanı Ertuğrul Doğan, bordo-mavili camiaya yönelik eleştirilere tepki göstererek, “Bu güzide şehrimizin şerefli taraftarları hakkında bugüne kadar konuştuklarının hesabını bize verecekler, bunu net olarak söyleyeyim.” dedi.

Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu tarafından, bir otelde siyasi parti, yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de katıldığı toplantı düzenlendi.

Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Mahmut Ören, toplantının açılış bölümünde yaptığı konuşmada, Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylar ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili olarak, şehrin bütün dinamikleriyle birlikte Divan Başkanlık Kurulu olarak bir açıklama yapma zorunluluğu duyduklarını belirterek, “Herkesin malumudur ki bu sezon şampiyonluk yarışında bulunan iki kulübün başkanı ve yöneticilerinin açıklamaları futbolda ortamı zaten fazlasıyla germiştir. Trabzonspor ve Fenerbahçe arasında tamamıyla sahada kalmasını arzu ettiğimiz ancak iki tarafta da maalesef var olan küçük bir holigan kesimin zaman zaman zarar verdiği uzun yıllara dayalı rekabet de ortadadır. Tüm bunlara ek olarak yakın geçmişte büyük bir travmatik olay yaşayan Halil Umut Meler’in maç boyu devam eden yanlı ve basiretsiz tutumu yaşanan olayların tuzu biberi olmuştur.” diye konuştu.

Ören, rakip futbolcuların tahrik ve provokasyonlarının da objektif bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, “Her ne kadar sonuçlarını tasvip etmesek de rakip takım oyuncularının tümüyle tribünlere yönelik tahrikleri, bu sürecin yaşanmasında belirleyici olmuştur. Özellikle belirtmek isteriz ki müsabaka sonrası gerek yazılı ve görsel medyada, gerekse sosyal medyada Trabzon şehri ve Trabzonspor camiasına yönelik acımasız, mesnetsiz, hakkaniyetten yoksun, büyük çoğunluğu iftira mahiyetindeki karalama kampanyasının kabul edilmesi mümkün değildir. Her fırsatta Trabzon ve Trabzonspor düşmanlığını bir görev bilen bu kişilerin, suç unsurları içeren paylaşımlarıyla ilgili zaten kulübümüzün hukuk birimi gerekli işlemleri yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Ertuğrul Doğan: “Hesabı tek tek sorulacak”

Kulüp başkanı Ertuğrul Doğan ise konuşacak çok şeyin olduğunun altını çizerek, “Ama işin sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim. Bu güzide şehrimizin şerefli taraftarları hakkında bugüne kadar konuştuklarının hesabını bize verecekler, bunu net olarak söyleyeyim. Bu konuşulanlar ve davranış şekli Trabzonspor camiası tarafından asla unutulmayacak ve hesabı çok açık ve net söylüyorum, tek tek sorulacak.” dedi.

Doğan, “Pazar günü bizim de istemediğimiz, sonuçlarını da asla tasvip etmediğimiz bir maç oynandı.” ifadesini kullanarak, şöyle devam etti:

“Ben özellikle ilk başta maça gitmek istiyorum. Biz geldiğimiz günden beri bu gerilen ortamın farkında olduğumuz için özellikle Fenerbahçe ile olan ilişkilerimizi belli bir seviye dahilinde tuttuk. Buna tabii Fenerbahçeli yöneticilerin de ciddi katkısı oldu, bunu da söylemem gerekiyor. İlk maçımızla başlayan güzel süreç ve maç sonu açıklamalarımda da söylemiştim, Fenerbahçe yönetim kurulu gerçekten bizi çok güzel misafir etti ve biz de aynı şekilde kendilerini Trabzon’da misafir edeceğimizi o gün de söylemiştim. O gün de bir hakem katliamı ile karşı karşıya kalmıştık aslında. Trabzonspor’un hakları VAR’da oturan eski hakem tarafından açık bir şekilde çalınmaya kalkışılmıştı. Bir maçın sonucu bir takımdan alınıp, diğer takıma verilmesi için adam elinden geleni yapmaya çalışmıştı. Ama ‘Bundan sonra Türkiye’de hakemlik yapamayacağını’ söylemiştik, hakemlik de yapamıyor. Trabzonspor’la uğraşan her hakemin, hakkımızı yiyen her hakemin bunu gözümüzün içine bakarak VAR’ın karşısında bu işleri yapan herkesin sonu aynı şekilde olacaktır. Bunu buradan tekrar söylüyorum.”

Doğan, Trabzonspor camiasının tek yumruk olduğunu kaydederek, “Trabzonspor camiası, içerde belki biraz birbirimizi yiyebiliriz ama dışarıya çıktığımız zaman her zaman tek yumruk halindedir. Siyasetçisinden iş adamına, sanayicisinden tüccarına her Trabzonlu, Trabzonspor’un haklarını sonuna kadar savunmak için her şeyi yapacaktır, bunun asla unutulmaması lazım.” şeklinde konuştu.

“Trabzonspor Anadolu’nun savunucusudur”

Ligin iki takım üzerine kurulu olduğunu savunan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki takımın mücadelesinin Anadolu takımlarına yansıması olmuştur, Anadolu takımlarının hunharca hesap sorulur gibi hakları gasp edilmiştir. Trabzonspor her zaman Anadolu’nun en büyük savunucusu olmuştur, Anadolu’nun abisidir. Bu şehrin taraftarları, gençleri de futboldan ciddi olarak anlamaktadır ve sahada neyin ne olduğunu görmüştür. Uzun zamandır bizleri, Anadolu takımlarının başkanlarını, yöneticilerini yaklaşık olarak sezonun başından beri germektedir. Trabzonspor’un maçlarında devreye girmeyen o VAR’daki sahtekarlar diyeyim, Galatasaray, Fener maçları olduğu zaman 3 pozisyon, 5 pozisyon geriye giderek bir şekilde bir yerden bir bahane üreterek 90’larda, 90 artılarda yapılanları bu insanların görmediğini mi düşünüyorsunuz? İki takım dışında kalan insanlar nedir, size göre kimsenin aklı çalışmıyor, kimsenin kafası çalışmıyor, kimse bunları anlamıyor mu? Niye Anadolu’ya gittiğiniz zaman tepki görüyorsunuz, niye Trabzon’a geldiğiniz zaman tepki görüyorsunuz? Hiç düşünmüyor musunuz bunları? Varsa yoksa sizin haklarınız.”

Doğan, Fenerbahçe ile oynanan maç öncesi de rakip takımın yönetim kurulu ile aralarında hiçbir sıkıntı olmadığını belirterek, “Üzerine basarak söylüyorum, Ali Bey beni maçtan önce de aradı, durum hakkında bilgi aldı, konuştuk. Biz Fenerbahçeli yöneticilerle konuştuk, onların bizi Kadıköy’de misafir ettikleri gibi Trabzon’un misafirperverliğini göstermek için kendileri ile görüştük. Hatta Ali Bey örnek verdi ‘Ben oğlumu Ertuğrul’a emanet ettim’ dedi. Doğru söyledi. Trabzon’a oğlunu gönderdiği zaman benim kendi çalışanlarım tarafından oğlu ile Trabzon’da ilgilenildi. Gezdirildi, Atatürk Köşkü, Ayasofya gezdirildi, gayet de güzel yaptı beni aramakla. Bunu da üzerine basarak söylüyorum, bunun böyle olması lazım. Yarın benim de oğlum Galatasaray maçına gideceği zaman ben Dursun Başkanı arayabilirim veya Beşiktaş maçına gideceği zaman Hasan Başkanı arayabilirim veya onlar beni arayabilir. Bunlar futbolun güzellikleri, bunlar insanlığın akışı içinde olan şeyler.” değerlendirmesinde bulundu.

Karşılaşmada aleyhlerine hakem kararları olduğunu anlatan Doğan, şunları söyledi:

“Sahada ilk golden önceki VAR’ın devreye girmemesi, faul pozisyonu, penaltı pozisyonundaki kırmızı kartın atlanması, üçüncü golden önceki yine faulün verilmemesi. Bunların gerçekten bizim seyircimizi, yıllardır belli sıkıntılar içerisinde bu dertleri çeken seyirciyi tahrik ettiği doğrudur. Bunlar bizi de çok üzüyor. Ama şunu asla unutmamak lazım, geldiğimiz günden beri ‘adalet’ diyoruz, o zaman kendi içimize de bakacağız, kendi doğrularımızı da gözden geçireceğiz. Sahada ne olursa olsun, seyircimiz davasında ne kadar haklı olursa olsun, ki haklıdır, hiçbir şekilde sahanın içerisine müdahale olmaması gerekiyordu. Sahada bunların yapılması Trabzonspor yönetim kurulu tarafından da kabul edilmemektedir, Trabzon camiası da bunu kabul etmemektedir.”

Doğan, haklarını savunacak güçleri olduğunu belirterek, “Trabzonspor Kulübü yönetimi, Trabzonspor’un haklarını her şekilde, her yerde savunur. Biz böyle yaparak haklı davamızda da haksız oluyoruz. Sahaya inmekle, sahada bir şey yapmakla bir şey yapılıyorsa, inanın bunu da yaparız, kralını yaparız. Ama işler böyle yürümüyor, yıllardır da böyle yürümediğini gördük. Bu yaptığımız işlerin bize zarar vermekten başka bir getirisi yok. Ben Trabzonspor Kulübü Başkanı olarak şunu söylüyorum, Trabzonspor sahasında olan olaylardan dolayı cezayı hak etmiştir, ceza alması gerekmektedir, çok net söylüyorum.” dedi.

“Doğruyu yapıyoruz, doğruyu söylüyoruz”

Adaletin herkes için olması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Sahaya girmek yanlıştır ama bugüne kadar Türkiye’de sahaya birçok yerde su atıldı, sahaya binlerce taraftarın girdiği yerler oldu, statların yakıldığı yerler oldu, polis arabaları yakıldı, ters çevrildi bunları unutmamak lazım. Ama Türkiye’de ilk defa bir şey oldu bunu atlamamak lazım. Sahaya giren bir taraftar güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilmişken, şerefsizce bir saldırıya uğradı. Bu yerde yatan adamın kafasına vurmak delikanlılığa da sığmaz, adamlığa da sığmaz. Bizim her şekilde doğrunun yanında olmamız lazım. Bizim her şekilde Trabzonspor Kulübü olarak doğruyu konuşmamız lazım. Haklı olanın yanında olmamız lazım ki kendi sesimizi gür çıkartabilelim. Ben burada niye sesimi gür çıkartıyorum, kimseye eyvallahım olmadan konuşuyorum çünkü doğruyu yapıyoruz, doğruyu söylüyoruz.” diye konuştu.

Doğan, “Eğer sahada bizim oyuncularımız da bunları yapsaydı şimdi konuşacak bir şeyimiz yoktu.” diyerek, şunları kaydetti:

“Sahayı tahrik etmek, saatlerce tribünlerle göz göze gelmek. Eminim ki Fenerbahçeli arkadaşlarımız da Fenerbahçeli taraftarlar da Fenerbahçeli yönetim kurulundaki kardeşlerimiz de ne demek istediğimi gayet iyi anlıyorlar. Ben bugün onlar için konuşmuyorum. Kim bunları yapıyorsa yarın bir Trabzonspor oyuncusu da yaparsa aynı şeyleri söylerim, bunu bir Beşiktaşlı da yapıyorsa aynı şeyleri söylüyorum, Sivaslı, Samsunlu da fark etmez. Sahanın içerisinde kim tribünleri tahrik ediyorsa, ‘yok olta balık çekiyorum’ işaretleri yapıyorsa, tribünlere el kol hareketleri yapıyorsa bu kadar gergin bir ortamda maçın nasıl bir ortamda oynandığı belli, Trabzon şehrinin yapısı belli. Çünkü diyorlar ki ‘Sevinmek bizim hakkımız değil mi? Sevinmek herkesin hakkı, olmaz olur mu? Bugüne kadar Trabzon ilk defa mı Trabzon’da mağlup oldu, ilk defa mı siz gelip Trabzon’da galip geldiniz veya başka bir şey mi oldu? Her şeyin bir adabı, üslubu vardır.”

Bazı Fenerbahçeli oyuncuların davranışının dikkatini çektiğini belirten Doğan, “Kendi arkadaşlarına görüntülerde var ‘Yapma etme’ diye uyarıyorlar. Örneğin sağ olsun Serdar Dursun. Biz bir şeyi söylüyoruz ama içerisinde doğru olan şeyi de söylemek lazım ki doğruluğumuz, inandırıcılığımız olsun. Adam çıktı 4-5 defa görüntülerde var, emniyet kayıtlarında da var. Kendi arkadaşlarını sakinleştirmeye çalıştı, bunları da söylemem lazım. Ama bunları söylerken sahada tahrik eden oyuncuyu da söylememiz lazım.” diye konuştu.

Doğan, ancak buna rağmen bazı oyuncuların da taraftarı tahrik ettiğini savunarak, şunları kaydetti:

“Yani o kutlamanızı soyunma odasında yapsanız, tekrar ediyorum saha ortasında da yapmaya hakları vardı ama durum ortada, herkes neyin ne olduğunun farkında, teknik kadro da oyuncular da farkında. Yani bu yapılamaz mıydı? Bunlar yaşanmasa. Şunu düşünelim, bu sahada birinin başına bir şey gelseydi bunun hesabını nasıl verecektik? Benim o sahaya giren taraftarımın kafasına vuruldu. Allah göstermesin bu arkadaşımızın başına bir şey gelseydi biz ne diyecektik ailesine? Yazık, günah değil mi? Biz söylemlerimize hep dikkat etmeye çalışıyoruz. Bu işin geriliminin bir şekilde düşürülmesi lazım. Ben ne bir Fenerbahçeli kardeşimizin, o da bir anne babanın evladı başına bir şey gelmesini, isterim, ne bir Trabzonlunun başına bir şey gelmesini isterim. Yani biz yöneticiler dolayısıyla yaptığımız açıklamalarla konuşmalarımızla bunların hepsine dikkat etmemiz gerekiyor.”

Gözaltına alınan taraftarlardan tutuklananların olduğu haberini aldıklarını da belirten Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şöyle bir durum var, merak ediyorum Türkiye’nin neresinde, hangi şehrinde bugüne kadar sahaya giren biri herhangi bir darp olayına karışmadığı halde tutuklanmıştır? ‘Adalet’ diyorsunuz ya herkese sesleniyorum, bunun neresinde adalet var? Trabzonspor camiası açık ve net söyleyeyim yapılan her şeyin farkında. Kendi hatalarımızın da farkında. Burada başkan olarak biraz önce bağıra bağıra söyledim, biz içimizdeki hataların düzeltilmesi için her şeyi yapacağız. Taraftarlarımızla oturup konuşacağız, kendi içimizde değerlendireceğiz. Herkes burada, kendi aramızda konuşacağız. Çünkü bu en fazla bana zarar. Kimse şunu aklından çıkarmasın, Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak, o televizyonda şaklabanlık yapanları da sosyal medyada delikanlılarını da unutmayacak, o klavye delikanlılarını da unutmayacak ve tek tek hepsinin peşinden giderek bu hesabı soracak.”

Toplantıda, AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, Ortahisar Belediye Başkanı ve AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç ve Eski Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen de konuşma yaptı.

Öte yandan Suiçmez ile Genç arasında, Suiçmez’in konuşma yaptığı sırada kısa süreli tartışma yaşandı. Genç ve beraberindekiler daha sonra salondan ayrıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonsporda-fenerbahce-macindaki-olaylara-iliskin-basin-toplantisi-yapildi/feed/ 0
Trabzonspor Başkanı: Cezayı hak ettik, saldırı kabul edilemez https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-baskani-cezayi-hak-ettik-saldiri-kabul-edilemez/ https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-baskani-cezayi-hak-ettik-saldiri-kabul-edilemez/#respond Thu, 21 Mar 2024 01:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21529 Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Fenerbahçe ile oynadıkları maçta yaşananlardan dolayı cezayı hak ettiklerini söyledi. Başkan Doğan ayrıca sahaya giren taraftarın etkisiz hale getirilmesine rağmen saldırıya uğradığını belirterek, “Yerde yatan adamın kafasına vurmak delikanlılığa da adamlığa da sığmaz” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Trabzonspor – Fenerbahçe arasında Trabzon’da oynanan maçında yaşanan olaylar ve eleştirilerle ilgili olarak Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu tarafından toplantı düzenlendi. Divan Başkanı Mahmut Ören’in organize ettiği toplantıya Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, yönetim kurulu üyeleri, Trabzon milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Mahmut Ören: “Tahrikler bu olayın yaşanmasında belirleyici olmuştur”

Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Mahmut Ören, şampiyonluk yarışı içinde bulunan iki takımın başkanlarının yapmış olduğu açıklamaların ortamı gerdiğini belirterek, “Halil Umut Meler’in yanlı tutumu yaşananların tuzu-biberi olmuştur. Sahaya girenleri hoş görüyle yaklaşmamız mümkün değildir. Rakip takım oyuncularının tahrikleri bu sürecin yaşanmasında belirleyici olmuştur. Trabzon’a karşı karalama kampanyasını hoşgörüyle karşılamamız mümkün değildir. Trabzonspor iki yıl önce tüm dünya tarafından takdir edilen bir şampiyonluk kutlamalarına sahne olmuştur” dedi.

Ertuğrul Doğan: “İstemediğimiz bir olay yaşandı”

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Trabzonspor taraftarı hakkında konuşanların bunun hesabını vereceğini ifade ederek, “Trabzonspor’un hakları VAR’da oturan eski hakem tarafından açık bir şekilde çalınmaya kalkmıştı. Bir maçın sonucu bir takımdan alınıp diğer takıma verilmesi için adam elinden geleni yapmaya çalışmıştı. Ama bundan sonra Türkiye’de hakemlik yapamayacağını söylemiştik, hakemlik de yapamıyor. Trabzonspor’la uğraşan her hakemin, hakkımızı yiyen her hakemin bunu gözümüzün içine bakarak VAR’ın karşısında bu işleri yapan herkesin sonu aynı şekilde olacaktır. Bunu buradan tekrar söylüyorum; Trabzonspor camiası içeride belki biraz birbirimizi yiyebiliriz ama dışarıya çıktığımız zaman her zaman tek yumruk halindedir. Siyasetçisinden, iş insanına, sanayicisinden tüccarına her Trabzonlu Trabzonspor’un haklarını sonuna kadar savunmak için her şeyi yapacaktır, bunun asla unutulmaması lazım. İlk maçta yapılan haksızlıklar açık açık konuşuyorum, iki takım üzerinde kurulan bir lig, iki takım üzerinden oynanan bir oyun, iki takımın mücadelesinin Anadolu takımlarına yansıması, Anadolu takımlarından hunharca hesap sorulur gibi haklarının gasp edilmesi, bütün sezon boyunca. Trabzonspor her zaman Anadolu’nun en büyük savunucusu olmuştur, Anadolu’nun abisidir. Bu şehrin taraftarları, gençleri de futboldan ciddi olarak anlamaktadır ve sahada neyin ne olduğunu görmüştür” ifadelerini kullandı.

“Seyircimiz sahanın içerisine müdahil olmaması gerekiyordu”

Ali Koç’a yaptığı açıklamalardan dolayı teşekkür eden Doğan, “Ali Bey beni maçtan önce de aradı, durum hakkında bilgi aldı, konuştuk. Biz Fenerbahçeli yöneticilerle konuştuk, onların bizi Kadıköy’de misafir ettikleri gibi Trabzon’un misafirperverliğini göstermek için kendileri ile görüştük. Hatta Ali Bey örnek verdi ‘Ben oğlumu Ertuğrul’a emanet ettim’ dedi. Doğru söyledi. Trabzon’a oğlunu gönderdiği zaman benim kendi çalışanlarım tarafından oğlu ile Trabzon’da ilgilenildi. Gezdirildi, Atatürk Köşkü, Ayasofya gezdirildi, gayet de güzel yaptı beni aramakla. Bunu da üzerine basarak söylüyorum, bunun böyle olması lazım. Yarın benim de oğlum Galatasaray maçına gideceği zaman ben Dursun başkanı arayabilirim veya Beşiktaş maçına gideceği zaman Hasan başkanı arayabilirim veya onlar beni arayabilir. Bunlar futbolun güzellikleri, bunlar insanlığın akışı içinde olan şeyler” şeklinde konuştu.

“Trabzonspor cezayı hak etmiştir”

Sahaya giren taraftarın etkisiz hale getirilmesine rağmen saldırıya uğradığını sözlerine ekleyen Doğan, “Geldiğimiz günden beri adalet diyoruz o zaman kendi içimize de bakacağız, kendi doğrularımızı da gözden geçireceğiz. Sahada ne olursa olsun seyircimiz davasında ne kadar haklı olursa olsun ki haklıdır, hiçbir şekilde sahanın içerisine müdahil olmaması gerekiyordu. Sahada bunların yapılması Trabzonspor yönetim kurulu tarafından da kabul edilmemektedir, Trabzon camiası da bunu kabul etmemektedir. Biz haklarımızı savunacak güce sahibiz. Trabzonspor yönetimi, Trabzonspor’un haklarını her şekilde her yerde savunur. Biz böyle yaparak haklı davamızda da haksız oluyoruz. Sahaya inmekle sahada bir şey yapmakla bir şey yapılıyorsa, inanın bunu da yaparız, kralını yaparız. Ama işler böyle yürümüyor, yıllardır da böyle yürümediğini gördük. Bu yaptığımız işlerin bize zarar vermekten başka bir getirisi yok.

Ben Trabzonspor Kulübü başkanı olarak şunu söylüyorum; Trabzonspor sahasında olan olaylardan dolayı cezayı hak etmiştir, ceza alması gerekmektedir, çok net söylüyorum. Ama adalet herkes için adaletli olacak. Sahaya giren yanlıştır, ama bugüne kadar Türkiye’de sahaya birçok yerde su atıldı, sahaya binlerce taraftarın girdiği yerler oldu, statların yakıldığı yerler oldu, polis arabaları yakıldı, ters çevrildi bunları unutmamak lazım. Ama Türkiye’de ilk defa bir şey oldu, bunu atlamamak lazım. Sahaya giren bir taraftar güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilmişken bir saldırıya uğradı. Bu yerde yatan adamın kafasına vurmak delikanlılığa da sığmaz adamlığa da sığmaz” ifadelerini kullandı.

“Sahada birinin başına bir şey gelseydi bunun hesabını nasıl verecektik?”

Her şeyin bir üslubu olduğunu ifade eden Başkan Doğan, “Bugüne kadar Trabzon ilk defa mı Trabzon’da mağlup oldu, ilk defa mı siz gelip Trabzon’da galip geldiniz veya başka bir şey mi oldu. Her şeyin bir adamı üslubu vardır. Bunu da özellikle belirtiyorum. Bazı Fenerbahçeli oyuncular da dikkatimi çekti, kendi arkadaşlarında görüntülerde var ‘Yapma etme’ diye uyarıyorlar. Örneğin sağ olsun Serdar Dursun. Biz bir şeyi söylüyoruz ama içerisinde doğru olan şeyi de söylemek lazım ki doğruluğumuz, inandırıcılığımız olsun. Adam çıktı, 4-5 defa görüntülerde var, emniyet kayıtlarında da var, kendi arkadaşlarını sakinleştirmeye çalıştı, bunları da söylemem lazım. Ama bunları söylerken sahada tahrik eden oyuncuyu da söylememiz lazım. Fenerbahçe’den de rica ediyoruz, onlar da kendi içlerinde bu işlerin nasıl yürüdüğünü, nasıl olduğunu biliyorlar. Bir yerde seyirciyi bu kadar tahrik ettikten sonra bunun Trabzon gibi bir yerde keşke olmasaydı üzerine basarak söylüyorum, yanlış olduğunu tekrarlayarak söylüyorum ama burada bu kadar bu işin üzerine gitmenin bir anlamı var mıydı? Yani o kutlamanızı soyunma odasında yapsanız tekrar ediyorum saha ortasında da yapmaya hakları vardı. Ama durum ortada herkes neyin ne olduğunun farkında. Teknik kadro da, oyuncular da farkında. Yani bu yapılamaz mıydı? Şunu düşünelim, bu sahada birinin başına bir şey gelseydi, bunun hesabını nasıl verecektik? Benim o sahaya giren taraftarımın kafasına vuruldu, Allah göstermesin bu arkadaşımızın başına bir şey gelseydi biz ne diyecektik ailesine? Yazık günah değil mi? Biz söylemlerimize hep dikkat etmeye çalışıyoruz. Bu işin geriliminin bir şekilde düşürülmesi lazım. Ben ne bir Fenerbahçeli kardeşimizin o da bir anne-babanın evladı başına bir şey gelmesini isterim ne bir Trabzonlunun başına bir şey gelmesini isterim. Biz yöneticiler dolayısıyla yaptığımız açıklamalarla konuşmalarımızla bunların hepsine dikkat etmemiz gerekiyor” açıklamasında bulundu.

“Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak”

Fenerbahçeli futbolculara saldıran taraftarların tutuklanmasının haberini aldıklarını ifade eden Ertuğrul Doğan, “Merak ediyorum Türkiye’nin neresinde hangi şehrinde bugüne kadar sahaya giren biri herhangi bir darp olayına karışmadığı halde tutuklanmıştır. Adalet diyorsunuz ya bunun neresinde adalet var. Kendi hatalarımızın da farkındayız, yapılanların da farkındayız. Biz kendi içimizdeki hataları düzeltmek için aramızda konuşacağız. Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak” şeklinde konuştu.

Toplantıda daha sonra Trabzon milletvekilleri Yavuz Aydın ve Yılmaz Büyükaydın söz aldı. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-baskani-cezayi-hak-ettik-saldiri-kabul-edilemez/feed/ 0
Kamu Emekçileri Giyim Yardımı Hakkının Ödenmesi İçin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardimi-hakkinin-odenmesi-icin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardimi-hakkinin-odenmesi-icin-aciklama-yapti/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21441 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam Sen), Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM), kamu emekçilerinin giyim yardımı hakkının ödenmesi için bugün İzmir Alsancak Gar’da açıklama yaptı. BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, “Kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz” dedi.

İzmir Alsancak Gar’da bir araya gelen Tarım Orkam Sen, BTS, Enerji, ESM üyeleri, kamu emekçilerinin giyim yardımı bedelinin ödenmesi için ortak basın açıklaması yaptı. Tüm kamu emekçileri adına ortak basın açıklamasını okuyan BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, şunları söyledi:

“Giyim yardımı, yıllardır ‘koruyucu giyim yardımı’ adı altında çek ve giyim kartı gibi yollarla verilirken; bunun yasal altyapısının tüm memurlara giyim yardımı verilmesini ve koruyucu giyim malzemesi yardımının da ayrı bir başlık olarak ele alınmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesini KESK’e bağlı sendikalar olarak her fırsatta dile getirdik. Yine toplu sözleşmede, giyim yardımının usul ve esaslarını belirleme yetkisini yetkili sendika ile ilgili kurumlara vermiştir. Ancak yetkili sendika Memur-Sen yıllarca giyim yardımını kendi kazanımları olarak pazarlarken ve hatta sadece kendi sendika üyelerine verilmesini dahi talep edecek kadar eşitlik ilkesinden uzaklaşırken bu denli basit bir sorunu çözme zahmetine bile girmemiştir.”

“HER FIRSATTA EMEKÇİNİN CEBİNE GÖZ DİKİLMEKTEDİR”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürerek giyim yardımı ödemesinin engellendiğini söyleyen Akyol, “Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir” dedi. Akyol, şöyle konuştu:

“İŞÇİLER VE EMEKÇİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN KEMER SIKMA POLİTİKALARININ, HAK GASPLARININ BUNUNLA SINIRLI KALMAYACAĞINI GÖRÜYORUZ”

“Tarım Orkam Sen, BTS ve ESM olarak bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eliyle işçiler ve emekçiler üzerinden yürütülen kemer sıkma politikalarının, hak gasplarının bununla sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Seçimlerin ardından yeni vergilerin gündeme geleceği, başta elektrik ve doğal gaz olmak üzere temel tüketim kalemlerine fahiş zamların yapılacağı, KİT’lere yönelik özelleştirme saldırılarının hızlandırılacağı şimdiden dile getirilmektedir. Giyim yardımının gasbedilmesi bu sürecin bir parçasıdır.”

“ELİNİZİ EMEKÇİLERİN CEBİNDEN, KAZANILMIŞ HAKLARIMIZDAN ÇEKİN”

Tüm kamu emekçilerine mücadelelerini büyütmek için çağrıda bulunan Akyol, “Bizlerin KESK üyesi sendikalar olarak mücadelesi, kamu emekçilerinin insanca yaşayabileceği ücret mücadelesi ve sosyal haklarımızın geliştirilmesi mücadelesidir. Sadece bizim sesimizi yükseltmemiz de yetmez; tüm kamu emekçilerini sesimizi büyütmeye çağırıyoruz. İktidara ve kamu kurumlarına tehdit dolu yazılar yazan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na buradan bir kez daha sesleniyoruz; elinizi emekçilerin cebinden, kazanılmış haklarımızdan çekin. Kaynak gerekiyorsa size adres gösterebiliriz. Her gün insan emeğinin, doğanın talanından beslenen, vergileri durmaksızın affedilen ve kamu kaynaklarıyla zenginleştirilen sermayedarların cebinde hepimize yetecek kadar kaynak bulunmaktadır. İlla ki bir şeyleri gasbetmek istiyorsanız onların biz emekçilerden çaldıklarından başlayabilirsiniz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; giyim yardımı tüm kamu emekçilerini kapsayacak şekilde derhal ödenmelidir. KESK’e bağlı sendikalar olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardimi-hakkinin-odenmesi-icin-aciklama-yapti/feed/ 0
Büro Memur-Sen Genel Başkanı: CHP, Kamu Çalışanlarının Ekstradan Para Almasını Anlamakta Zorlanıyor https://www.haber60.com.tr/buro-memur-sen-genel-baskani-chp-kamu-calisanlarinin-ekstradan-para-almasini-anlamakta-zorlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/buro-memur-sen-genel-baskani-chp-kamu-calisanlarinin-ekstradan-para-almasini-anlamakta-zorlaniyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21270 Büro Memurları Sendikası (Büro Memur-Sen) Genel Başkanı Yusuf Yazgan, “sendikalarına üye olan üye olmayan kamu çalışanlarının 360 lira ekstradan cebine para girmesi nasıl bir rahatsızlık vermiş olabilir? CHP de bunu da anlamakta zorlanıyoruz” dedi.

Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, yaklaşık 5,3 milyon kamu çalışanını ilgilendiren 3600 ek gösterge düzenlemesi ve CHP başvurusuyla Anayasa Mahkemesi tarafından; kamu görevlilerinin toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanabilmesi için yüzde 2 barajını aşan sendikalara üye olma şartının çalışanların, üye sayısı yüzde 2’nin üzerinde olan sendikalara üye olmaya yönelebileceğinin ‘meşru görülmemesi’ nedeniyle iptali hakkında açıklamalarda bulundu.

“Toplu sözleşme ikramiyesi bir kazanım olarak oluşturulmuştu”

Yazgan, Toplu Sözleşme ikramiyesinden, sendikalara üye olan kamu çalışanlarının yararlandığını ve bunun Türkiye’de sendikacılığı, teşvik etmek için toplu sözleşmede konulmuş bir hak olduğunu belirtti. Yazgan, buna benzer uygulamaların farklı alanlarda da yapıldığını dikkati çekerek, “İşçi sendikalarında dayanışma aidatı var, işçi sendikasına yetkili olan, sendikaya üye olan işçiler, yetkili olmayan sendikalara olan işçiler, burada dayanışma aidatı ödüyorlar. Yani yetkili sendikanın haklarından yararlanabilmek için dayanışma aidatı ödüyorlar. Siyasi partilerde de belirli baraj var. O barajı geçen siyasi partilere yardım yapılıyor, demokratikleşmeyi özendirmek amaçlı bir destek veriliyor. İşte kamu çalışanları açısından da memurlar açısından da sendikamız Büro Memur-Sen ve konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından toplu sözleşme ikramiyesi bir kazanım olarak oluşturulmuştu” ifadelerini kullandı.

“Kamu çalışanlarının cebinden toplu sözleşme ikramiyesi ortadan kaldırıldı”

Söz konusu kazanımın CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldüğünü ve Anayasa Mahkemesi bununla ilgili bir İptal karar verdiğini söyleyen Yazgan, “Kamuda çalışan sendikalı sendikasız memur arasında hiçbir fark kalmadı. Çok az üyesi olan sendikalara üye olan memurlarla yetkili olan sendikaya üye olan memur arasında bir fark bulunmuyor bu düzenlemeyle birlikte. Biz bunun yeniden düzenlenmesini bekliyoruz. Bir taraftan da bu bir toplu sözleşme kazanımıydı. Topu sözleşme kazanımının yeniden yürürlüğe girmesini istiyoruz” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanımız toplu sözleşme ikramiyesi hakkında müjde verdi”

Konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da iletildiğini ifade eden tabii bu konu iletildiğini söyleyen Yazgan, ” İstanbul’da Yüzyılın Emekçileri adlı bir iftar programı düzenlendi. Orada bizler de iştirak ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız orada müjdeyi verdi. Bu düzenlemeyle ilgili ne gerekiyorsa yapılacağını ifade etti. Cumhurbaşkanımız verdiği sözlerin arkasında duran bir lider. Bu hakkın yeniden kazanılmasını istiyoruz. Yetkili olan sendikanın toplu sözleşmede emek veren, ter akıtan ve sorumluluk üstlenen sendikanın elbette bir artısı olması lazım” diye konuştu.

“CHP’yi anlamakta zorlanıyoruz”

Yazgan, kamuoyunda toplu sözleşme ikramiyesinden gelen paraların sendikalara gittiği gibi yanlış bir algı olduğunu söyleyerek, söz konusu paraların tamamen sendikalara üye olan kamu çalışanlarına verildiğini aktardı.

Kamu çalışanlarının Aylık 360 lira kayıplarının olduğunu söyleyen Yazgan, “Bu hakikaten üzüntü verici bir durum. Onun için biz buradan CHP ye de bir çağrıda bulunmak istiyoruz. ‘Kamu çalışanlarıyla ilgili emekçilerle ilgili meseleleri hemen anayasa mahkemeye mahkemesine götürmekten vazgeçin. Daha önemli konular varsa bunları götürün.’ Yani siyasi partiler burada hazine yardımı alıyor, işçi sendikaları burada dayanışma aidatı alıyor da memur sendikalarının yetkili olan sendikalarının sendikalarına üye olan üye olan kamu çalışanlarının 360 lira ekstradan cebine para girmesi nasıl bir rahatsızlık vermiş olabilir? CHP de bunu da anlamakta zorlanıyoruz” açıklamasında bulundu.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan en kısa sürede 3600 ek göstergenin verileceğini ifade etti”

Yazgan birinci dereceye gelmiş kamu çalışanlarının yararlandığı 3600 ek gösterge hakkında da açıklamalarda bulundu. 3600 ek gösterge hakkının kazanımı ve kapsamının genişletilmesi için birçok eylem yaptıklarını söyleyen Yazgan, Toplu Sözleşme görüşmeleri döneminde bunun güvenceye alındığını ve kapsamının da genişletildiğini sözlerine ekledi.

Yazgan 3600 ek gösterge konusunun da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletildiğini aktararak, “İstanbul’daki iftar programında Cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgili de bir müjde verdi. Bu konunun da bir an önce çözümleneceğini birinci dereceye gelmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek göstergenin verileceğini ifade etti. Bu da çok önemli bir ve değerli bir açıklama. Bu 2 konu kamu çalışanları için önemli bir konu. Bu konunun tabii takipçisiyiz inşallah. En kısa sürede bu konunun yasalaşarak kamu çalışanlarının ve sendikalarımızın bu konuda bir nefes alması sağlanır diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/buro-memur-sen-genel-baskani-chp-kamu-calisanlarinin-ekstradan-para-almasini-anlamakta-zorlaniyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21051 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye Yüzyılı’nın başında bu ülke yenilikçi bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor. Türkiye Yüzyılı başında parlamentomuzda inşallah yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz. Bütün temennimiz bu. Herkes aslında mutabık ama oturup konuşulması gerekiyor. Toplumsal sözleşme yapılması gerekiyor” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adana’nın Kozan ilçesinde yeni yapılan Kozan Adalet Sarayı’nın açılışına katıldı.

Burada konuşan Tunç, adalete erişebilirliği arttırmak için çabaladıklarını vurgulayarak, “Adana, Türkiye’nin medarıiftiharı bir kentimiz. Kozan Adalet Sarayı’nın hayırlı olmasını diliyorum. Bugüne kadar bu eserin ortaya çıkmasında emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Adalete erişilebilirliği kolaylaştırılması bu fiziki mekanlar ve teknolojik imkanların arttırılmasından geçiyor. Bu anlamda da Adalet Sarayı’mız Kozanlı hemşehrilerimizin adalete erişimini kolaylaştıracak. Uzun süreler bölge halkına hizmet edecek. Adalet mülkün temelidir. Adalet bütün canlıların hayatını korumaktır. Mülkün temeli adaletin tecelli edebilmesi için hukuk devleti şarttır. Bunun için de tarafsız ve bağımsız yargı olması gerekiyor. Bu yargının adaleti tecelli edebilmesi için 3 önemli unsur var. Fiziki kapasite, teknolojik imkanlar, mevzuat, çağa uygun kanunlar ve o kanunları kürsüde uygulayacak insan unsuru. Bu 3 unsuru ihmal etmeden vatandaşlarımıza adaleti ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Teknolojik imkanları yargımızın hizmetine sunduk”

Bakan Tunç, Türkiye’deki adalet saraylarında kullanılan sistemlerin bazılarının Avrupa ülkelerinde olmadığını kaydederek, “22 yıldan bu yana fiziki kapasite konusunda çok önemli mesafeler aldık. 22 yıl önce müstakil 78 adalet sarayı vardı. Bugün itibarıyla 360’a yükselttik. Teknolojik imkanları da arttırdık. UYAP, görüntülü duruşma, SEGBİS gibi Avrupa ülkelerinin çoğunda olmayan teknolojik kapasiteyi yargımızın hizmetine sunduk” diye konuştu.

“Temel kanunların tamamını yeniledik”

Mevzuatın çağa uydurulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) birçok kanun çalışması yapıldığına değinen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, daha sonra şunları söyledi:

“Yeni gelişen ihtiyaçlara uyarlanmış ticaretin geliştirilmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkmasıyla o kanunların yenilenmesi sürecini de gerçekleştirdik. Temel kanunların tamamını yeniledik. Ne kadar temel kanun varsa hepsi çağa uygun hale getirildi. Anayasamızda sayısız reformlar ile hak arama hürriyetini genişlettik. Kamu denetçisi imkanını bu dönemde getirdik. Bilgi edinme hakkı anayasamızda tanımlanmamıştı. Kişisel verilerin korunması, özel hayatın korunması tüm bu düzenlemeler son yıllarda genişletilen düzenlemelerdi. Kadın haklarından, şehit ailelerinin haklarına kadar birçok düzenleme yaptık.”

“Toplumsal sözleşme yapmalıyız”

Darbeci ruhu anayasada ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attıklarını hatırlatan Bakan Tunç, “Darbeci ruhu ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attık. Anayasamızda askeri mahkemeler vardı. Siviller askeri mahkemelerde yargılanmıştı. Askeri mahkemeleri kaldırdık. Anayasamızda gerektiğinde ‘Sıkıyönetim ilan edilebilir’ maddesi vardı. Bunu sizin onayınızla kaldırdık. ‘Darbeciler yargılanamaz’ maddesini kaldırdık. Anayasamızı demokratik hale getirmenin gayreti içerisinde olduk. Darbelere karşı çok büyük yapısal reformları hayata geçirdik. Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine geçerek anayasamızı daha demokratik hale getirdik. Ancak bunları da yeterli görmüyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın başında bu ülke yenilikçi bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor. Türkiye Yüzyılı başında parlamentomuzda inşallah yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz. Bütün temennimiz bu. Herkes aslında mutabık ama oturup konuşulması gerekiyor. Toplumsal sözleşme yapılması gerekiyor. 22 yıl boyunca anayasamızda reformları kalıcı hale getirecek bir anayasayı inşallah yapmak nasip olur. Milletimize olan borcu yerine getirmiş oluruz” dedi.

“Büyük bir gayret içerisinde çalışıyorlar”

Hakim ve savcıların vatandaşların yargıya güvenini üst noktaya taşıyacak kişiler olduğunu hatırlatan Bakan Tunç, “Demokratik hukuk devleti içerisine bunları uyarladık ama bunu uygulayacak insan unsuru. İnsan unsurunu geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. 2002 yılında 9 bin hakim ve savcı varken şimdi 24 bin hakim ve savcımız var. Genç bir kadroya sahibiz. Vatandaşlarımızın yargıya güvenini üst noktaya taşıyacak olan insan unsurudur. Geçen sene 12 milyon dosyayı sonuçlandırdılar. Şu anda önlerinde 11 milyon dava var. Büyük bir gayret içerisinde çalışıyorlar. Onların özellikle mesleği kabul edilmeden önce TBMM’de hep beraber yasal düzenlemeleri hayata geçirmiştik. Hukuk mesleklerine giriş sınavı. Avukatlık ve hakim-savcılık yapmak isteyen önce bu sınavı kazanacak. Daha kaliteli bir eğitim için çabalıyoruz. hakim ve savcılarımız artık 3 yıl süren donanımlı süreçten sonra kürsüye daha donanımlı bir şekilde geçecekler” ifadelerini kullandı.

“Uzun yargılamaların olmaması gerek”

Yargının hızlanmasının gerektiğini anlatan, ‘Geciken adalet, adalet değildir’ diyen Bakan Yılmaz Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“Uzun süren yargılamaların olmaması gerekir. Hedef süre uygulamalarımız var. İstinaf mahkemelerinde de bu hedef süre uygulamasını sisteme dahil etmenin içerisindeyiz. Artık hangi bölgelerde hangi dairede yoğunluk varsa orada ki yoğunluğu azaltacağız. Adli Tıp Kurumu’nun kapasitesini arttırıyoruz. Artık 81 ilde Adli Tıp Kurumu var. Bugünkü şartlara uygun olmayan 392 cezaevini kapattık. 300’e yakın yeni cezaevini hizmete açtık. Adana’da yatırımlar gerçekleşmiş oldu. Teknolojinin bütün imkanlarından yararlanmak istiyoruz. Hem hakim savcılarımızın hem de vatandaşlarımızın bu sistemden yararlanabilmeleri gayreti içerisindeyiz. Özellikle kira davaları tartışma konusu. 146 bin kira uyuşmazlığı nedeniyle arabuluculuk tarafı oldu. Bunun 76 bini uzlaşma ile sonuçlandı. Demek ki yarıdan fazlası adliyeye gitmeden çözmüş oldu. Diğer uyuşmazlıklarda da bunu hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz. Adalet Bakanlığımızın Adana ve tüm ilçelerine yaptığı önemli yatırımlar var. Bugüne kadar adalet alanında 38 milyar 318 milyon Türk Lirası Adana’nın merkez ve ilçelerine yatırım gerçekleştirmişiz. Adana Adli Tıp Bölge Başkanlığı ihalesini de 30 Nisan’da gerçekleştireceğiz. Yüreğir ilçemizde bu binayı Adanalıların hizmetine sunmuş olacağız. Karataş ilçemize de adalet binamızın projesini hazırladık. Onu da Adana’ya kazandıracağız. 2024 yılı yatırım programına Adana ile ilgili adliye personelimizin kalabileceği konutları yatırım programa aldık. Merkezde 100 daire olmak üzere 232 adliye konutunu kısa süre içerisinde kazandıracağız.” – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/feed/ 0
Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur: Şampiyonluğa İnanıyoruz https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-sampiyonluga-inaniyoruz/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-sampiyonluga-inaniyoruz/#respond Mon, 18 Mar 2024 01:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20256 Trendyol Süper Lig’in 30. hafta maçında Kasımpaşa’yı 4-3 mağlup eden Galatasaray’da Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, bütün camia olarak şampiyonluğa inandıklarını söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Erden Timur, “Çok önemli bir maçtı. Şampiyonluk maçı denilen tarzda bir maçtı. 80’den sonra penaltı kaçırdıktan sonra, geriye düştükten sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. İnanmışlığın göstergesi. Bunu yine söylemiştik biz bu sene şampiyon olacağız. Bütün camiada çok büyük bir inanmışlık, müthiş birlik ve dayanışma var. Bunun neticesi böyle. Bana sokakta soranlara da diyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Bir daha tekrar ediyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Önemli bir aydayız. Tek temennim bu.” ifadelerini kullandı.

Timur, “Sekiz hafta kaldı. Takım ve yönetim içindeki hava nasıl?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Galatasaray biliyorsunuz finallerin takımı. Şampiyonluk yarışına önde girdiğinde önde bitirmesini biliyor. Tarihi bir istatistik. İnşallah bu sene de tekrar edecek. Esas olan şey insanlara o mesajı vermek. Spor bu mücadele veriyoruz. Çok fazla manipülasyon ve yanlış şey yapılıyor. İnsanın dayanacak şeyi kalmıyor. Bundan beslenen insanlar için müthiş bir motivasyon. Ama bizler için dayanılacak bir şey değil. Son 3-4 haftada kaç defa hastaneye gittim. O nefrete dayanamıyorsun. Şunun bilinmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi yalnızca şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal mesaj için… Başkalarının haklarına riayet ettiğinde kendin kadar başkasını düşündüğünde, ahlaklı çalıştığında her zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. Bunun altını çiziyorum. En çok da ona seviniyorum, iyi olan, haklı olan kazanacak.”

Erden Timur, Galatasaray’da sezon sonundaki başkanlık seçiminin hatırlatılması üzerine ise, “Seçim gündemimizde değil. Seçimin s’sini konuşmam. Sağ olsun Dursun Başkan söyledi ama biz şampiyonluğa yürüyoruz. Umurumuzda olan tek şey şampiyonluk. Başka hiçbir şey konsantrasyonumuzu bozamaz. Gözümüzü dikmişiz, damarlarımıza kadar, her hücremizde tek bunu düşünüyoruz. Seçim konuşmak istemiyoruz. Biz şampiyonluğa yürüyoruz. Biz şampiyon olacağız. Buna sonuna kadar inandık. Haklı olduğumuz için ve hakkı sonuna kadar savunduğumuz için olacağız.” şeklinde konuştu.

“Yabancı hakem buyursun olsun”

“Yabancı hakem buyursun olsun. Yabancı hakem her maçı yönetebilir. Okan hocaya her hakem olsun, varsın robot olsun dedim. Ne diyorsanız hepsi olsun. İstenilen şekilde olsun.” sözlerini kullanan Erden Timur şöyle konuştu:

“Yabancı hakemin de evine adam gönderirsin, çocuğunu tehdit ettirirsen, AVM’de yabancı hakemin de aynı şekilde çevresini sararsan yabancı hakem ne yapacak ona bakmak gerek. Bizim için Fenerbahçe’nin teklifi kabuldür. Şartımız şu, aylardır söylüyorum madem yabancı hakemin o an, saniyelik kararının bile adil olduğunu düşünüyoruz, o zaman diyorum ki son 2 sene, 5 sene 10 sene için 3 tane yabancı hakem seçelim. Tüm maçların hepsini haftalarca izlesinler. Bu seneden başlasınlar, tüm pozisyonlara baksınlar. Biz baş üstüne sonucu kabul ediyoruz. Bir saniyede incelediğini adil buluyor ya Fenerbahçe ve Ali Koç, biz de diyoruz ki haftalarca incelesinler. Sonucu neyse bizim başımızın üstüne. Eğer bunu kabul ederlerse biz de onu kabul ediyoruz. ‘Teraziden kaçan hırsız’ derken de bunu kastetmiştim. Deftere bakmaktan kaçıyorsan demek ki savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için, doğruya yönlendirmek için gelin seçelim 5 tane hakem. Eğer buna kimse cevap vermiyorsa, demek ki şimdiye kadar hep haksız kazandığını veya şampiyon olamadıysa da çok haksızlık yapılmasına rağmen şampiyon olamadığını kabul ediyordur. Bağımsız olarak bakılsın. Keşke robot hakem olsa, annesine, babasına baskı yapamazsın, sosyal medyadan kumpas yapamazsın, ailesine, evine insan yollayamazsın, AVM’de çeviremezsin. Bu haksızlıklar kesinlikle sonuca varmayacak. Buna eminim. Değil Süper Kupa, isterseniz her maçı yabancı hakemler yönetsin. Hiç fark etmez. Fakat bu Türk hakemlerinden daha iyi anlamını taşımıyor. Yabancıya da aynı baskıyı yapalım, bakalım sonuç ne oluyor. Bize göre bize çok büyük haksızlık yapılıyor. Bunu da kabul etmiyorsa kimsenin çıtı çıkmasın. Bundan 3-4 ay önce de dedim, imza verelim, telefonlarımız incelensin, banka hesaplarımız incelensin. Başka türlü arınma olmaz.”

Fenerbahçe ile 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynayacakları Süper Kupa maçını da değerlendiren Erden Timur, “Süper Kupa, çok güzel bir maç olsun inşallah. Romantik bir temenni olarak söyleyeyim, keşke taraftarlar arasında güzel bir dostluk olsa. Başka bir şehre gidilecek Süper Kupa için. İnşallah hiçbir olay olmasın. Taraflar hep birbirlerine haksız şampiyon olduğunu söylüyor. Bu açıklığa kavuşsun. Hiç değilse insanlar rahatlayacak. Daha fazla bu işlerin gerilmemesi lazım. Bugün karşınıza çıkmamdaki en temel sebeplerden birini daha söyleyeyim. Deprem bölgesini çok unuttuk. Oralara daha duyarlı olmamız. İnsanların orada çok ciddi ihtiyaçları var.” ifadelerini kullandı.

“Kerem Aktürkoğlu da bizim için çok çok değerli”

Galatasaray’daki iç transfer çalışmaları hakkında da bilgi veren Erden Timur şunları söyledi:

“İç transferde Torreira ile Barış Alper Yılmaz bitti. Kaptanımız Fernando Muslera ile anlaşmak üzereyiz. Çoğu koşulda anlaştık. Abdülkerim ile de çoğu koşulda anlaştık. Kaan Ayhan ile de görüşüyoruz, o da bitmek üzere. İç transferde hiçbir sorun yok. Kerem Aktürkoğlu da bizim için çok çok değerli. Bu oyuncuların hepsi çok değerli işler yapıyorlar. Kerem çok büyük bir kaptanlık yapıyor, büyük bir mücadele veriyor. Ona da buradan çok çok teşekkür ediyorum. Berkan Kutlu gelip çok çok büyük bir enerji verdi. Dries Mertens bakın bu yaşta neler yapıyor. Çok ciddi bir kenetlenme var. O kadar mutluyum ki anlatamam. Sonuçtan dolayı değil. Tabii ki sonuç bizi umutlandırdı ama bu insanların, bu çocukların güzel kalplerinden dolayı çok teşekkür ederim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-sampiyonluga-inaniyoruz/feed/ 0
Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur’dan açıklamalar https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timurdan-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timurdan-aciklamalar/#respond Mon, 18 Mar 2024 01:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20243 Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, Kasımpaşa karşılaşması sonrası çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

“KİM HAK EDİYORSA O ŞAMPİYON OLSUN”

Takımın gidişatını değerlendiren Timur, “Şampiyonluk maçı denilen tarzda bir maçtı. Geriye düştükten, penaltı kaçırdıktan sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. Bu inanmışlığın göstergesi. Biz bu sene şampiyon olacağız. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Müthiş bir birlik var. Dayanışma var. Kenetlenmiş durumdayız. Hep şunu söylüyorum. Kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Çok net. Son 3-4 haftada kaç defa hastaneye yatırıldım. Bu nefrete dayanamıyorsunuz. Şunun bilinmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi neticede sadece şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal bir mesaj için yapıyorsun. En çok mutlu olduğum şey, şampiyon olursak en mutlu edeceğim şey topluma şunu ispatlayacağız, başkasının hakkına riayet ettiğinde, kendin kadar başkasını düşündüğünde, ahlaklı dürüst doğru çalıştığında her zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. Bunun altını çiziyorum” ifadelerini kullandı.

“YABANCI HAKEM OLSUN, BUYURSUN OLSUN”

Ali Koç’un yabancı hakem talebini kabul ettiğini belirten Timur, ” Fenerbahçe’nin teklifini kabul ediyoruz! Yabancı hakem olsun! Buyursun olsun. İçeride Okan Hoca’ya söyledim. Robot hakem olsun, varsın robot hakem olsun. Hiç sorun yok. Otomatik, robot, yabancı olsun. Kabul ediyoruz. Ama siz yabancı hakemlerin evine giderseniz, çocuğunu tehdit ederseniz, AVM’de fotoğrafını çekerseniz, etrafını sararsanız yine olmaz! Aylardır söylüyoruz. Madem ki yabancı hakemin, saniyedeki görüşünü, kararının adil olduğunu düşünüyoruz. 3 tane yabancı hakem seçelim, sonuç neyse başımızın üstüne! 15 aydır söylüyorum. Hiç karşılık alamadım. Tüm maçların hepsini izlesin hakemler. Yabancı hakem olunca Fenerbahçe şampiyon olacağını düşünüyor ya. Tüm 10 seneyi incelesinler. Bu seneden başlasın bu hakemler, basit hata, fazla faul, basit penaltı, seni kazandıran hata, 1-0 gerideyken hata. Her şeye baksın yabancı hakemler, 3-5 yabancı hakem seçelim, 1 saniyede incelediğini doğru buluyor ya Ali koç ve Fenerbahçe, haftalarca incelesinler, sonuç neyse başımızın üstüne. Kabul ederlerse biz de kabul ediyoruz. Teraziden kaçan hırsızdır derken bunu kastetmiştim. Sen madem ki haksızlık yapıldığını düşünüyorsun, dersin ki hakeme gidelim dersin. Deftere bakalım. Deftere bakmaktan kaçıyorsan savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için geri kalanını doğruya yönlendirmek için seçelim 5 hakem. Şimdiye kadar hep haksız kazandığını, şampiyon olamadıysa da zaten çok haksızlık yapmasına rağmen kazanamadığını kabul ediyordur. Hepsine tek tek bakılsın. Ne sonuç çıkıyorsa kabul. Bağımsız olarak kabul. Onun dışında her hakem olur, robot hakem bile olur. Robot hakem daha iyi olur. Annesine, babasına baskı yapamazsın, sosyal medyadan kumpas kuramazsın, robot hakemin evine insan yollayamazsın, robot hakem yumruk atamazsın, robot hakemi AVM’de çeviremezsin. Bunları yaşıyoruz. Bu haksızlıklar, sonuca varmayacak. Tekrar ediyorum, çağrıda bulunuyorum. Her maç yabancı hakem gelsin hiç fark etmez. Türk hakemlerinden daha iyi anlamına gelmiyor bu. Bize acayip haksızlık yapılıyor, çok büyük haksızlık yapılıyor. Yabancı hakemlerin geçmişe bakması da kabul edilmiyorsa, kimse çıtını çıkarmayacak. Gel röntgeni çekelim diyoruz. Röntgenden kaçıyorsan iddianda yanlış bir şey yapıyorsun” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timurdan-aciklamalar/feed/ 0
Galatasaray Başkan Vekili: Yabancı hakemlerle ilgili teklifi kabul ederiz https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-yabanci-hakemlerle-ilgili-teklifi-kabul-ederiz/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-yabanci-hakemlerle-ilgili-teklifi-kabul-ederiz/#respond Mon, 18 Mar 2024 01:39:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20240 Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, Kasımpaşa maçı sonrası yaptığı açıklamada, “Yabancı hakem buyursun olsun. Bizim için Fenerbahçe’nin teklifi kabuldür. Fakat şartımız şu; madem ki yabancı hakemin kararının daha adil olduğunu düşünüyoruz o zaman 3 tane yabancı hakem seçelim, son 10 seneyi incelesinler, tüm maçların hepsini haftalarca izlesinler” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Galatasaray, deplasmanda karşılaştığı Kasımpaşa’yı 4-3 mağlup etti. Karşılaşma sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, “Çok önemli bir maçtı. Genellikle bu tip maçlar şampiyonluk maçı denen maçlardır. Geriye düştükten ve penaltı kaçırdıktan sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. Biz bu sene şampiyon olacağız. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Çok büyük bir inanmışlık var. Tüm camiada müthiş bir birlik var. Hep şöyle derim; kim hak ediyorsa o şampiyon olsun” diye konuştu.

“Galatasaray, finallerin takımı”

Galatasaray’ın son haftalarda yarışta olduğu zamanlarda genellikle ipi göğüslediğinin hatırlatılması üzerine değerlendirmede bulunan ve çok fazla manipülasyonun içinde bu mücadelenin verildiğini söyleyen Timur, “Galatasaray, finallerin takımı. Hep de böyle şampiyonluk yarışına önde girdiğinde önde bitirmesini biliyor. Tabii ki bu tarihi bir istatistik. İnşallah bu sene de tekrar edecek. Sonuçta bir spor bu. Çok fazla manipülasyon oluyor, çok fazla yanlış şey yapıyor. O nefretten, o söylemlerden, o ayrıştırmalardan beslenen insanlar için müthiş bir motivasyon. Onun cenneti, o nefreti aşılamak. Onun cenneti, o nefreti her yere yaymak. Fakat bizler için çok dayanılabilecek bir şey değil. Bu mücadeleyi sadece şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal bir mesaj için de yapıyorsun. Başkasının hakkına da riayet ettiğinde, kendin kadar başkasını da düşündüğünde, ahlaklı, dürüst, doğru çalıştığın zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. İyi olan, haklı olan kazanacak. En çok da buna seviniyorum” diye konuştu.

“Seçim gündemimizde değil, biz şampiyonluğu düşünüyoruz”

Gündemlerinde seçim olmadığını ve şampiyonluğa odaklandıklarını vurgulayan Erden Timur, “Seçim bizim gündemimizde değil. Tabii ki Dursun Başkanımız benimle konuştu ama biz şampiyonluğu düşünüyoruz. Şampiyonluktan başka hiçbir şey umurumuzda olamaz. Seçim konuşana kulağımı kapatıyorum. Biz şampiyonluğa koşuyoruz. Kim seçim konuşuyorsa Galatasaray’ın yanında değil karşısındadır. Biz şampiyon olacağız. Haklı olduğumuz için ve hakkı sonuna kadar savunduğumuz için olacağız” sözlerini kaydetti.

“Yabancı hakem buyursun olsun”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un yabancı hakemlerle ilgili açıklamalarını da değerlendiren Timur, “Yabancı hakem buyursun olsun. Okan Hoca ile konuşurken dedim ki ‘Hocam robot hakem olsun’. Hiç sorun yok. Türk hakemleriyle yabancı hakem konusunda kıyas yapmak gerekirse; yabancı hakemin de evine adam gönderirsen, çocuğunu tehdit ettirirsen, AVM’de çevresini sararsan yabancı hakem ne yapacak ona bakmak lazım. Bizim için Fenerbahçe’nin teklifi kabuldür. Fakat şartımız şu; madem ki yabancı hakemin kararının daha adil olduğunu düşünüyoruz o zaman 3 tane yabancı hakem seçelim, son 10 seneyi incelesinler, tüm maçların hepsini haftalarca izlesinler. Yabancı hakemler olursa Fenerbahçe şampiyon olacak diye düşünüyor ya, bu seneden başlasınlar izlemeye, her türlü hatayı yapsınlar yabancı hakemler, biz kabul ediyoruz sonucu. 1 saniyede incelediğini adil buluyor ya Fenerbahçe ve Ali Koç, biz de diyoruz ki haftalarca incelesinler. Sonucu neyse bizim başımızın üstüne. Eğer bunu kabul ederlerse biz de onu kabul ediyoruz. Teraziden kaçan hırsız derken de bunu kastetmiştim. Deftere bakmaktan kaçıyorsan demek ki savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için, doğruya yönlendirmek için gelin seçelim 5 tane hakem. Eğer buna kimse cevap vermiyorsa, demek ki şimdiye kadar hep haksız kazandığını veya çok haksızlık yapılmasına rağmen şampiyon olamadığını kabul ediyordur. Keşke robot hakem olsa, robot hakemin annesine, babasına baskı yapamazsın. Bu haksızlıklar kesinlikle sonuca varmayacak. Buna eminim. Değil Süper Kupa, isterseniz her maçı yabancı hakemler yönetsin. Hiç fark etmez. Fakat bu Türk hakemlerinden daha iyi anlamını taşımıyor. Ona da aynı baskıyı yapalım, bakalım sonuç ne oluyor. Bundan 3-4 ay önce de dedim; imza verelim, telefonlarımız incelensin, banka hesaplarımız incelensin. Başka türlü arınma olmaz” ifadelerini kullandı.

“Süper Kupa, çok güzel bir maç olsun inşallah”

Fenerbahçe ile 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynayacakları Süper Kupa maçına ilişkin de açıklama yapan Erden Timur, “Süper Kupa, çok güzel bir maç olsun inşallah. Romantik bir temenni olarak söyleyeyim, keşke taraftarlar arasında güzel bir dostluk olsa. Başka bir şehre gidilecek Süper Kupa için. İnşallah hiçbir olay olmasın. Taraflar hep birbirlerine haksız olduğunu söylüyor. Bu açıklığa kavuşsun. Hiç değilse insanlar rahatlayacak. Daha fazla bu işlerin gerilmemesi lazım. Bugün karşınıza çıkmamdaki en temel sebeplerden birini daha söyleyeyim. Deprem bölgesini çok unuttuk. Oralara daha duyarlı olmamız. İnsanların orada çok ciddi ihtiyaçları var” şeklinde konuştu.

“Torreira ile Barış Alper bitti, Muslera ve Abdülkerim ile anlaşmak üzereyiz”

Son olarak iç transfer ile alakalı bilgilendirmelerde de bulunan Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, “İç transferde Torreira, Barış Alper Yılmaz bitti. Kaptanımız Fernando Muslera ile anlaşmak üzereyiz. Çoğu koşulda anlaştık. Abdülkerim ile de çoğu koşulda anlaştık. Kaan Ayhan ile de görüşüyoruz, o da bitmek üzere. İç transferde hiçbir sorun yok. Kerem Aktürkoğlu da bizim için çok çok değerli. Bu oyuncuların hepsi çok değerli işler yapıyorlar. Kerem çok büyük bir kaptanlık yapıyor, büyük bir mücadele veriyor. Ona da buradan çok çok teşekkür ediyorum. Berkan Kutlu gelip çok çok büyük bir enerji verdi. Dries Mertens bakın bu yaşta neler yapıyor. Çok ciddi bir kenetlenme var. O kadar mutluyum ki anlatamam. Sonuçtan dolayı değil. Tabii ki sonuç bizi umutlandırdı ama bu insanların, bu çocukların güzel kalplerinden dolayı çok teşekkür ederim” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-yabanci-hakemlerle-ilgili-teklifi-kabul-ederiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Yıl sonunda 200 bin konut hak sahiplerine teslim edilecek” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-yil-sonunda-200-bin-konut-hak-sahiplerine-teslim-edilecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-yil-sonunda-200-bin-konut-hak-sahiplerine-teslim-edilecek/#respond Mon, 18 Mar 2024 00:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20195 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Yıl sonunda 200 bin konut hak sahiplerine teslim edilecek”

MALATYA – Malatya’da, Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ” Deprem bölgelerinde şuana kadar 46 bin civarında konutu teslim ettik her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonunda inşallah 200 bin konutu hak sahiplerine teslim etmiş olacağız.” dedi

Malatya’da yapımı tamamlanan Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nin açılışı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Açılışta konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, merkezi idare ile yerel yönetimlerin bir arada uyum içerisinde çalışması neticesinde önemli işler başarıldığını belirterek, “Bundan sonrada aynı anlayışla inşallah el ele gönül gönüle Türkiye Yüzyılında gerçek belediyeciliği uygulamaya devam edeceğiz. “dedi

Deprem bölgesine 2024 yılı için bir trilyon 28 milyar lira ödenek

Konuşmasında deprem bölgelerinde devam eden çalışmalara ilişkin bilgilerde paylaşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “11 ilimizi 14 milyon nüfusumuzu etkileyen bir deprem yaşadık bazı ülkelerden daha büyük bir yüz ölçümü ve nüfusu ifade ediyor. Malatya’da ve diğer illerimizde hayatlarını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet geriye kalanlara sabırlar diliyorum. Bizlere düşen depremin yaralarını sarmak depremlerde etkilenen illerimizi eskisinden de daha iyi bir noktaya taşımaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde ilk anda itibaren bu gayret içerisinde olduk ve buna da devam ediyoruz. Geçen yıl merkez idareden deprem bölgelerine 930 milyar Türk lirası harcama yaptık. Bu yılın bütçesinde ise sadece merkezi idareden bir trilyon 28 milyar lira ödenek ayırdık. Bu kapsamda neler yapıyoruz öncelikle kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Hak sahiplikleri belirlendi şimdi kalıcı konutları bitirip hak sahiplerine teslim ediyoruz. Şuana kadar 46 bin civarında konutu teslim ettik her ay 15 -20 bin konut teslim ederek yıl sonunda inşallah 200 bin konutu hak sahiplerine teslim etmiş olacağız. Malatya’da, 17 Şubat’ta 6 bin 181 konutun kurası çekildi 18 bin konutun yapımı ise devam ediyor. Ayrıca Malatya’da 54 bin haneye 3 milyar liraya yakın kaynağı aktarmış durumdayız. Çok sayıda vatandaşlarımızda konteynerler de çeşitli hizmetlerden istifade ediyorlar. İnşallah en kısa sürede kalıcı konutlarına kavuşacaklar. ” şeklinde konuştu

“Deprem bölgelerine ciddi manada yatırım yapıyoruz”

Malatya’nın deprem öncesinden daha güzel bir şehre dönüştürüleceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Yakın bir gelecekte cumhurbaşkanımız bir kez daha kura çekimi gerçekleştirecek Malatya’mız da bin civarında hak sahibi çekilecek kura ile konutlarına kavuşacak. Konutlarla yetinmiyoruz bir taraftan da altyapıyı ihya ve imar ediyoruz. Deprem bölgesinde altyapıya ciddi manada yatırım yapıyoruz. Bununla da sınırlı değil üçüncü bir başlık olarak ekonomik ve sosyal hayatını canlandırıcı her türlü projeye destek veriyoruz. Ekonomik olarak Malatya eskisinden daha iyi bir hale gelecektir. Bir süre sonra deprem öncesinde daha fazla nüfus daha fazla güçlü ekonomik bir yapıya deprem bölgeleri kavuşacaktır. Bir taraftanda geleceğe çok fazla dirençli hazırlanmış olacaklar. Türkiye’nin diğer bölgelerinden çok daha güvenli bir şekilde yaşama ve çalışma ortamının olduğu şehirler haline dönüştürüyoruz.”diye konuştu

Yapılan konuşmaların ardında ise Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-yil-sonunda-200-bin-konut-hak-sahiplerine-teslim-edilecek/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Emeklilerin bayram ikramiyelerinde yüzde 50 artış yapıldı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emeklilerin-bayram-ikramiyelerinde-yuzde-50-artis-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emeklilerin-bayram-ikramiyelerinde-yuzde-50-artis-yapildi/#respond Sun, 17 Mar 2024 02:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19929 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan bayramı ikramiyelerini 2-5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı’na katıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen programda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları enflasyona ezdirmediklerini belirterek, “Çalışmak kadar emeğinin karşılığını da hakkıyla almanın öneminin hepimiz şuurundayız. İşçinin ücretini teri kurumadan önce ödeyiniz’ buyuran bir inancın mensupları olarak zaten başka türlü hareket etmemiz beklenemez. İzinden gittiğimiz atalarımızda işçinin hakkının verilmesi hususunda hep itinayla davranmışlardır. Kanuni Sultan Süleyman Süleymaniye Camii’nin inşaatında çalışan işçilerin ücretinin günlük olarak verilmesini emretmiş bunun için inşaatın ortasına bir hesap çadırı kurdurmuştur. Cami inşaatının tamamlanmasından sonra bu güzel hatırayı yaşatmak adına 1792 yılında Çadır Çeşmesi yaptırılmıştır. İBB Başkanlığımızdan itibaren biz de görev aldığımız her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadık. Ülkemizde 1 Mayıs tarihi uzun yıllar gerginliğin, çatışmanın ve 1977 yılındaki menfur olayın sembolü olarak anıldı. Bu tarihi 2008 yılında resmen Emek ve Dayanışma günü 2009 yılından itibaren de remi tatil ilan ederek işçilerimiz ile dayanışmamızı gösterdik. Enflasyona karşı çalışanlarımızı ezdirmeme bir diğer prensibimizdi. Özellikle son yıllarda üst üste yaşadığımız salgından bölgesel savaşlara küresel ekonomik krizlerden asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerine rağmen duruşumuzdan taviz vermedik. 2024 yılında da bu hassasiyetimizi muhafaza ediyoruz” dedi.

“Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik”

“Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanımıza yansıtmanın derdindeyiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Bu anlayışla bir sosyal koruma ücreti olan ve çalışma hayatındaki ücret politikaların en alt sınırını temsil eden asgari ücret 17 bin liraya çıktı. Böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış oldu. Asgari ücret desteğini 700 liraya çıkararak ödemeyi sürdürüyoruz. Memurlarımızın aylıklarında ise 2024 yılı Ocak ayında enflasyon farkıyla birlikte yüzde 50’ye yakın bir artış sağladık. Bu rakamlarla en düşük memur maaşı 2002 yılına göre reel olarak yüzde 300 oranında nominal olarak ise 84 kat artış gösterdi. Aynı şekilde katlanarak artan emekli sayımıza rağmen emeklilerimizin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptık. Daha önce olmayan bayram ikramiyesi bu uygulamayı getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık. Geçen sene emeklilerimizden gelen talepler doğrultusunda her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan bayramı ikramiyelerini 2-5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız. Devletimizin deprem bölgesiyle ilgili yükümlülükleri azaldıkça artan kaynağı emeklilerimiz ve çalışanlarımız başta olmak üzere milletimizin istifadesine sunmaya devam edeceğiz. Bunun yanında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek tüm toplum kesimlerinde daha kalıcı refah artışı sağlayacağız.”

“Memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken muhalefet bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor”

“Emeğin karşılığı kadar önemli bir diğer konu emeğin müdafaasıdır” diyen Erdoğan, “Çok kritik rol üstlenen sendikalarımız ve konfederasyonlarımız yine bizim dönemimizde rahat bir nefes alabilmiştir. Sendikacılık ile işçi işveren ilişkilerinin düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız geçmişte hak ettiği değeri ve ilgiyi görememiş ihmal edilmişti. Son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. İşçilerde sendikalaşma oranı 2024 Ocak istatistiklerinde yüzde 15’i geçti. Memurlarda sendikalaşma oranı ise yüzde 74 oranına yükseldi. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz. Ülkemiz ve milletimiz yararına attığımız her müspet adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleriyle karşılaşıyoruz. Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. 7. dönem kamu toplu sözleşmesiyle üye sayısı yüzde 2’yi geçen sendikaların mensuplarına aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. Bu düzenleme ana muhalefet partisinin başvurusundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından geçenlerde iptal etti. Bu iptal kararıyla ikramiyeden yararlanan 2 milyona aşkın kamu görevlimiz maalesef 345 lira daha az aylık alacak. Bu da 2 yıllık toplu sözleşme sürecinde memurumuzun 8 bin 280 lira kaybı anlamına geliyor. Biz memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken muhalefet ise bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi bize karşı kışkırtmak için meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da maalesef geri durmuyorlar. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Geçtiğimiz yıl yaptığımız 3 bin 600 ek gösterge düzenlemesiyle ek göstergelerini yeniden belirlenmesini sağlamıştık. 3 bin 600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. Bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz. Çalışma Meclisimizin çalışma hayatının gelecek yüzyılı temalı 13. toplantısını önümüzdeki aylarda gerçekleştirmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emeklilerin-bayram-ikramiyelerinde-yuzde-50-artis-yapildi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda Yeni Bir Anayasa İstiyor https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 01:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19921 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Ülkemizi Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasaya kavuşturmak zorundayız. Darbecilerin yaptığı anaysa ile yürüyemeyiz. Türkiye Yüzyıl’ında daha demokratik daha katılımcı herkesin görüşlerinin alındığı temel hak ve özgürlüklerin öne alan sivil, katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam etmek istiyoruz. TBMM’de inşallah bir uzlaşma sağlanır, Türkiye Yüzyıl’ında yeni ve demokratik bir anayasa ile yolumuza devam ederiz” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Darıca ilçesinde Bartınlılar Derneği tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftarın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, “Kocaeli gerçek belediyecilik anlamında Türkiye’ye örnek olacak hizmetlere sahip. 1994’te Cumhurbaşkanımızın İstanbul’da başlattığı gerçek belediyecilik, 2002’den itibaren bütün Türkiye genelinde eser ve hizmet siyasetine dönüşerek büyük atılımlara, gelişmelere ve kalkınmaya sebep oldu. Kocaeli’de bunun en güzel örneğini hem il düzeyinde hem Darıca’da hem de diğer ilçelerimizde görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz Bartın’da sel olduğunda koştu geldi, altyapısı bozulan köyleri, içme sularını, kanalizasyonları hiç kimse duymadan sessiz sedasız yaptı. Bartınlılar adında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyorum” dedi.

“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldan beri politikamızın temeline insanı koyduk”

Gerçek belediyecilik icraatlarının 31 Mart sonrasında da devam edeceğine yürekten inandığını söyleyen Bakan Tunç, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldan beri politikamızın temeline insanı koyduk. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ dedik. Bunu uygulamalarımızla gösterdik, eğitim, sağlık, sosyal politikalar, kültür, adalet ve güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. İnsan güçlü olacak ki aile güçlü olsun. Aile güçlü olacak ki toplum ve millet olarak güçlü olalım. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin 81 vilayetini yatırım, icraat ve eserlerle donattık. Donatmaya da devam ediyoruz, Türkiye’yi enerjide ve savunma sanayide bağımsız, ekonomide güçlü, İMF’ye muhtaç bir ülke olmasın diye çok çalıştık. Dünya da hakkaniyeti, adaleti savunan dengeli bir diş politika siyasetiyle Türkiye eksenini kurmaya, mazlumun yanında olmaya devam ediyoruz. Terörün her türlüsüyle mücadele ederek ülkemizi ve çocuklarımızı huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayretinde milletimizle beraber yürümeye devam ediyoruz” diye konuştu.

“Büyük reformlar sessiz devrimler gerçekleştirdik”

22 yılda hak ve özgürlükler çerçevesinde yaptıkları reformlar ile ülkenin kalkınması sağladıklarını söyleyen Bakan Tunç, “22 yılda ülkemizin fiziki kalkınmasını sağlarken temel, hak ve özgürlüklerin alanını da genişlettik. Demokrasiye genişlettik adaletten ayrılmadık hukukun üstünlüğü dedik. Hak arama hürriyetini genişlettik. Ülkemizin darbe ve vesayetçi anlayışa açık olmaması bir daha milli iradenin önü kesilmememi için büyük reformlar sessiz devrimler gerçekleştirdik. Bunu hem mevzuatta yaptığımız değişikliklerle hem de anayasada değiştirdiğimiz önemli reformlarla hayata geçirdik. Darbeci ve vesayetçilere yol veren, yeşermelerini sağlayan kurum ve kuruluşlarda önemli yapısal reformlar gerçekleştirdik. O kurum ve kuruluşların yapısını değiştirdik; Yüksek Askeri Şuranın (YAŞ), Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), Anaysa Mahkemesi’nin yapılarını demokratik ve hukuk devletinin ilkelerine uygun hale getirdik. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, özel yetkili mahkemeler ve askeri mahkemelerin kaldırılmasına kadar önemli yargısal ve yapısal reformları hayata geçirdik. Anayasamızda darbeciler yargılanamaz, gerektiğinde sıkı yönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı anayasamızda sizlerin onayı ile kaldırdık. Anayasamızdaki darbeci ve vesayetçi ruhu azaltan çok önemli reformları hayata geçirdik bunlarla da yetinmiyoruz, ülkemizi Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasaya kavuşturmak zorundayız. Darbecilerin yaptığı anaysa ile yürüyemeyiz. Türkiye Yüzyıl’ında daha demokratik daha katılımcı herkesin görüşlerinin alındığı temel hak ve özgürlüklerin öne alan sivil, demokrat katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam etmek istiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) inşallah bir uzlaşma sağlanır, Türkiye Yüzyıl’ında yeni ve demokratik bir anayasa ile yolumuza devam ederiz” ifadelerini kullandı.

İftar programına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radie Sezer Katırcıoğlu, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ve vatandaşlar katıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ramazan Bayramı ikramiyelerini 2-5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesabına yatıracağız. https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-ikramiyelerini-2-5-nisan-tarihleri-arasinda-emeklilerimizin-hesabina-yatiracagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-ikramiyelerini-2-5-nisan-tarihleri-arasinda-emeklilerimizin-hesabina-yatiracagiz/#respond Sun, 17 Mar 2024 01:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19902 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde ” Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı”nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Ramazan ikramiyelerini 2 ila 5 nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle;

“GAZZE’DE İNSANİ DRAM YAŞANIYOR”

Bugün 6. orucunu tuttuğumuz 11 ayın sultanı olan mübarek Ramazan-ı Şerif’i hüzünlü karşıladık, hüzünlü yaşıyoruz. Yakın çevremizde savaşların, insani trajedilerin, krizlerin kol gezdiği sancılı günlerde bu mübarek günleri idrak ediyoruz. Bizler iftar sevincini hamdolsun paylaşabiliyoruz; ancak şu an Gazze’de kelimelerin kifayetsiz kaldığı büyük bir insani dram yaşanıyor. Bir kap sıcak yemeği bulmanın lüks olduğu son derece acı verici insanlık adına utanç verici günlere şahitlik ediyoruz.

Adalete, barışa, dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz dönemdeyiz. Rabbim tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum. Milletimizin Gazze’ye ve diğer mazlum coğrafyalara yardımlarını artığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

“ÇALIŞMA HAYATINA ÇOK GENÇ YAŞLARDA İŞÇİ OLARAK BAŞLAMIŞ BİR KARDEŞİNİZİM”

Çalışma hayatını henüz çok genç yaşlarında İETT’de işçi olarak başlamış bir kardeşinizim. Çalışmak kadar emeğinin karşılığının hakkıyla almanın öneminin farkındayız. Kanuni Sultan Süleyman, işçilerin ücretinin günlük olarak verilmesini emretmiş bunun için inşaatın ortasına bir hesap çadırı kurdurmuştu. 1792 yılında çadır çeşmesi yaptırılmıştır. Süleymaniye meydan çeşmesi bu hassasiyetin günümüze kadar uzanan simgelerindendir.

“EMEKLİ İKRAMYELERİ 2-5 NİSAN’DA YATACAK”

Tarihimize ve köklü geleneğimize baktığımız zaman bu tarz pek çok örnek uygulamayı görmek mümkündür. Biz görev aldığımız her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadık. Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanımıza yansıtmanın derdindeyiz. Sosyal koruma ücreti olan asgari ücret 17 bin liraya çıktı. Böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış oldu.

Memurlarımızın aylıklarında ise yüzde 50’ye yakın artış sağladık. Aynı şekilde katlanarak artan emekli sayımıza rağmen emeklilerimizin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptık. Bayram ikramiyesi uygulamasını getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık.

Her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde yüzde 50 artışa gittik. Ramazan ikramiyelerini 2 ila 5 nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız.

“KALICI REFAH ARTIŞI SAĞLAYACAĞIZ”

Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek daha kalıcı refah artışı sağlayacağız. Emeğin karşılığı kadar bir diğer önemli konu emeğin müdafaasıdır. Sendikacılık ile işçi işveren ilişkilerini düzenleyen sosyal diyalog mekanizmalarımız geçmişte hak ettiği ilgiyi görememişti. Son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. Sendikalaşma oranı yüzde 15’i geçti. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz.

Biz memurlarımızın haklarını geliştirmek için gayret ederken muhalefet ise Anayasa mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Geçtiğimiz yıl yaptğımız 3600 ek gösterge düzenlemesiyle ek göstergelerini yeniden belirlenmesini sağlamıştık. 3600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. Bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.

TOPLU SÖZLEŞME İKRAMİYESİ

Memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken muhalefetse bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Geçtiğimiz yıl yaptığımız 3600 ek gösterge düzenlemesiyle ek göstergelerini yeniden belirlenmesini sağlamıştık. 3600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. Bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-ikramiyelerini-2-5-nisan-tarihleri-arasinda-emeklilerimizin-hesabina-yatiracagiz/feed/ 0
Emekli Astsubaylar : Cumhurbaşkanımız ve Genelkurmay Başkanımız Bizi Neden Sokağa Döktünüz? https://www.haber60.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/ https://www.haber60.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/#respond Sun, 17 Mar 2024 00:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19845

HABER: EDDA SÖNMEZ/ KAMERA: HAKAN KAYA

Emekli astsubaylar, İstanbul Maltepe’de, özlük haklarını savunmak ve tazminat taleplerini dile getirmek için iktidara çağrıda bulundular. “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı atan emekli astsubaylar, yıllardır özlük hakları için mücadele ettiklerini ve mevcut hükümet tarafından oyalandıklarını belirterek “Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanımız bizi neden sokağa döktünüz?” diye sordu.

Türkiye’nin dört bir yanından emekli astsubaylar, özlük hakları için İstanbul Maltepe’deki miting alanında bir araya geldi. Miting düzenleme komitesinin çağrısı üzerine toplanan binlerce emekli astsubay “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı attı. Mitinge Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da destek verdi.

Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Deniz Kuvetleri’nden emekli Kıdemli Başçavuş Avukat Yalçın Tunçbilek, haklarını alıncaya kadar, inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “Astsubaylar, sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır” dedi.

Metingte okunan basın açıklaması ise şöyle:

“ORDUMUZ, MEMLEKETİN HER KÖŞESİ, HER BİR HANESİNDEN GELEN İNSAN KAYNAĞIYLA TEŞEKKÜL ETMİŞ, ASİL TÜRK MİLLETİ’NİN ADETA ÇELİKLEŞMİŞ BİR İFADESİDİR: Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazgeçilmez unsuru kahraman astsubayların uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını ve haklı taleplerini dile getirmek üzere milletin kürsüsünden sizlere ve kamuoyuna saygıyla sesleniyorum. Mazisi şan, şeref ve zaferlerle dolu Türk Ordusunu daha nice yüzyıllara taşıyacak yenilikçi değişim ve dönüşümlerin, çağın gereklerine uygun olarak zamanında gerçekleştirilmesi önemli bir husustur. Bu bağlamda, Milletimizin bağrından çıkmış ordumuzun, geleceğinin hassasiyetle planlanması ve aidiyet duygusunu pekiştirecek çok yönlü değişim ve dönüşümlerin vakti geldiğinde yapılarak tüm TSK personeline hissettirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Ordumuz, memleketin her köşesi, her bir hanesinden gelen insan kaynağıyla teşekkül etmiş, asil Türk Milleti’nin adeta çelikleşmiş bir ifadesidir. Toplumumuzda bu niteliği itibariyle de askerlik bir meslek değil bir yaşam biçimi olarak kabul görmüştür. Halk arasında ‘Peygamber Ocağı’ olarak da ifade edilen bu kurum tüm kamuoyu yoklamalarında halen en güvenilir kurumlarımızdan bir tanesi olarak ön sırada yer almaktadır.Türk Ordusu, milletinin zor günlerinde şefkatle yardıma koşan, yolu gözlenen, en çok güvendiği dayanağı olmuştur. Yakın zamanda yaşanan elim deprem felaketinde de tecrübe edildiği üzere, halkımız böyle durumlarda ilk olarak kendi bağrından çıkan ‘Mehmetçiği’ yanında görmek istemiştir. Sırtında bu kadar önemli manevi yükü taşıyan ordumuzun gücü, takdir edersiniz ki, tüm personelinin sahip olduğu moral ve motivasyonuyla da doğrudan orantılıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin (TSK) yakın tarihi incelediğinde; yeniden yapılanması adına 1950’li yıllardan itibaren uygulamaya geçirilen Amerikan modeli politikalar askeri anlamda modernleşme çabaları olarak görülmüş ve bu yeni yapılanmanın çeşitli sorunları da beraberinde getirebileceği karar alıcılar, kanun koyucular tarafından öngörülememiştir.

EN BAŞTAKİ SORUNLAR BÜYÜYEREK BUGÜNE KADAR SÜREGELMİŞTİR: Amerika Birleşik Devleti (ABD) ordu yapısının Türk ordusuna transfer edilmesi bazı temel yapısal sorunları da beraberinde getirmiştir. Ordumuza ithal edilen bu sistem ile, yeni ara statülerin benimsenip işlevsel hale gelmesinde zorluklar yaşanmıştır ve hala da uyumsuzluğun sorunları yaşanmaya devam etmektedir. Uyumsuzlukları olan bu ithal sistem, rasyonel ve güçlü bir yasal temelde, sorunları çözüme kavuşturulmadığı için, en baştaki sorunlar büyüyerek bugüne kadar süregelmiştir. Mevcut sistemimizdeki astsubaylar ve emeklilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar da bu durumun belirgin bir göstergesidir. TSK’da astsubaylar branşlarında en ihtisaslı personel olmalarının yanında liderlik ve amirlik; Kısım ve Takım Komutanlığı, Bölük Komutanlığı, Bando Komutanlığı, Karakol Komutanlığı, Bot Komutanlığı, Bölük Astsubaylığı, Saymanlık, Kısım Amirliği, Öğretmenlik, Müdürlük, Öğretim görevlisi kadroları dahil birçok sorumlulukları olan etkin vasıflı kadro görevlerinin yanında, çeşitli subay kadro görevlerini de asaleten ve vekaleten yürütmektedirler. Bunlara ek olarak astsubay statüsü kritik konumu itibari ile yıllar içerisinde daha da fazla sorumluluk taşıyan bir hale dönüşmüştür. Ancak tarihi süreç incelendiğinde bu kadar ağır sorumluluklarına karşılık statü haklarının iyileştirilmesi ve uyumu noktasında etkin yenilikler yapılamamıştır.

120 BİN EMEKLİ VE 100 BİN ÇALIŞANI VE AİLELERİYLE BİRLİKTE 1 MİLYONU AŞAN ASTSUBAY CAMİASININ ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI NE YAZIK Kİ ÇÖZÜMSÜZ KALMIŞTIR: Astsubaylar, geniş sorumlulukları bulunan bu görevleri icra etmelerine karşın sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır. 120 bin emekli ve 100 bin çalışanı ve aileleriyle birlikte de 1 milyonu aşan astsubay camiasının acil çözüm bekleyen sorunları ne yazık ki çözümsüz kalmıştır. Az önce bahsedilen negatif etkiler altında uzun yıllar görev hayatlarına devam ederek emekli olduktan sonra da çektikleri külfetin nimet dengesi hususunda yeterince tatminkar bir kıymet görememişlerdir. Bahse konu negatif etkiler değerlendirildiğinde; maddi eksiklerin yanında itibari kıymetlendirmeyi de esas alarak astsubaylık statüsünün; ifa etmiş oldukları görevlerin kritik öneminin daha iyi idrak edilerek, bilgi birikim ve tecrübelerinin de göz önünde bulundurularak çağın gereğine uygun bir sisteme kavuşturulması da son derece önem arz etmektedir. Bugünün ve geleceğin harp anlayışı teknoloji-yoğun sistemlerin varlığına bağlı olarak şekillenmektedir. Sadece idari konularda değil aynı zamanda tüm teknik konularda da sorumluluğu üstlenmiş, teknolojik silah, araç gereç ve malzemenin işlerliğini sağlayan ve kritik teknik görevleri icra eden astsubaylarımızın mevcut durumdaki ön lisans olan eğitim seviyelerinin lisans seviyesine çıkartılarak Türk Ordusunun, modern ve güçlü dünya orduları arasındaki yerinin pekiştirilmesi sağlanmalıdır. Siyasi ve askeri karar alma mekanizmaları bu rasyonel tercihi göz ardı etmemelidirler. Astsubayların savaş ve barış koşulları altında, yıllar içerisinde edindikleri tecrübe, bilgi ve birikimleri ile kazandıkları yetkinlik dikkate alınarak yatay nitelikli kadrolardan branşlarında ihtisaslaşmış dikey nitelikli kadrolara açık hale getirilmesi ve potansiyellerinden azami ölçüde fayda sağlanabilmesi de yine çok önemli bir husustur. Astsubaylarımız yaşadığı sorunları uzun yıllar Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve birçok yazılı ve görsel medya organlarında da gündeme getirmeye çalıştılar.

ASTSUBAYLARA VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR: Astsubay camiasının bu talepleri ordumuzun komuta kademeleri ve hükümetlerimizce de haklı görülmüş, çözüm sözleri verilmiş ancak sonrasında herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır. (Türk Dünyasının ünlü Yazarlarından Cengiz Aymatov ‘un dediği gibi; Bütün duyguları anlatmaya yetecek kadar kelime yoktur. Gerek de yoktur. Kelimeler mi yetersiz kalmıştır? Anlaşılmak mı istenilmemiştir, takdirini siz değerli konuklarımıza ve meslekdaşlarımıza bırakıyorum) Yakın zamanda bahse konu bu haklı talepleri tekrar duyurulabilmek adına emekli astsubaylarımızın öz çabaları ile bilimsel nitelikte bir makale çalışmasıyla önemli bir adım atılmıştır. Bu konuların değerlendirileceği bir ‘Çalıştay’ yapılabilmesi için de hala çalışmalarını azim ve kararlılıkla sürdürmektedirler.

TSK İÇERİSİNDEKİ SUBAYLARA TAHAKKUK ETTİRİLEN TAZMİNATLARIN TEMEL DAYANAK NOKTASI ANILAN PERSONELİN “AMİR” SIFATIYLA TANIMLANMIŞ OLMASIDIR: 20 Eylül 2023 tarihinde “Cumhuriyetin 100. Yılında Astsubaylar” başlığıyla yayınlanan makalede, binlerce emekli astsubayın gönüllü katılımı ile görüşlerine başvurulmuştur. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında çalışmalar yürüten kendisi de emekli bir Asb olan Öğr. Üyesi Dr. Fatih Çam tarafından kaleme alınan ve hakemli ulusal bir dergide yayınlanan çalışmanın bulguları sorunların çözümünde tarafsız ve gerçekçi bir biçimde karar alıcılar, kanun koyucular ve tüm paydaşların dikkatine sunulmuş bilimsel bir kaynak niteliğindedir. Makalede elde edilen bulgular ışığında, TSK personelinin aylık bağlama oranları ve net ele geçen maaşların toplamının tazminat faktörü üzerinden değerlendirildiği görülecektir. Tazminatlar sadece subay statüsüne bağlanan maaşlarda yer almaktadır. Aradaki farkın oluşmasındaki temel belirleyici unsur da tazminatın varlığıdır. Çünkü astsubaylarda tazminata konu bir ödeme kalemi değerlendirmeye alınmamıştır. TSK içerisindeki subaylara tahakkuk ettirilen tazminatların temel dayanak noktası anılan personelin “amir” sıfatıyla tanımlanmış olmasıdır. Astsubayların da ifa etmiş olduğu görev ve almış olduğu sorumluluklar dikkate alındığında “amir” sıfatıyla doğrudan emir-komuta yetki ve sorumlulukları olan makamları işgal ettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle söz konusu amir tanımına karşılık olarak statüler arası bir farklılıktan bahsetmek yeterli bir gerekçe değildir.

ARADAKİ BÜYÜK MALİ UÇURUMUN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN YENİ BİR DÜZENLEME ACİLEN TESİS EDİLMELİDİR: Aradaki büyük mali uçurumun ortadan kaldırılması için yeni bir düzenleme acilen tesis edilmelidir. Bu düzenlemenin en önemli gerekçesi ise 926 Sayılı Kanun hükümlerince TSK içerisinde ‘asker kişi’ olarak tanımlanan astsubayların kamu mali yönetimi çerçevesinde ücretlendirilmesi noktasına gelince 657 Sayılı Kanun’a bağlı ‘büro memuru’ statüsünde gösterilmesidir. Arz ettiğim bu mağduriyetlerin giderilmesi için TSK bünyesindeki tüm personelin sorumluluklarını göz önünde bulunduran, insan odaklı bir ücret politikasının tesis edilmesi gerektiği ortadadır. Kamu idaresi içerisinde istihdam edilmiş tüm çalışan ve emeklileri gibi astsubaylarımızın da yaşam standartlarını yükseltmek askeri ve siyasi karar alıcıların acil çözüm bulması gereken konuların başında gelmelidir. Mali iyileştirme ve düzenlemelerin aynı zamanda astsubaylık statüsünün itibari anlamda da iyileştirilmesine doğrudan katkı sağlayacağı da inkar edilemez bir gerçekliktir. Bu mağduriyetleri giderecek olan en yetkili ve en yüce makam ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Astsubayların gerek maddi, gerek itibari anlamda haklı taleplerinin karşılanması ordumuzun gücüne güç katacaktır”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/feed/ 0
Tükoder: “Hayat Pahalılığı Karşısında Tüketiciler Tükenmeye Devam Ediyor” https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 04:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19629 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

İzmir Barosu ve Tüketici Koruma Derneği (TükoDer) ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, hayat pahalılığına dikkat çekilerek, “Çift haneli enflasyon rakamları, üç haneli rakamlara çıkmış, akaryakıta gelen zamlar gıda fiyatlarına yansımış, her geçen gün tüketiciler tükenmiştir” denildi.

İzmir Barosu ve Tüketici Koruma Derneği (TükoDer) Dünya Tüketici Hakları Günü kapsamında ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Türkan Saylan Kültür Merkezi önündeki basın açıklamasına, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da katıldı.

Ortak açıklamayı okuyan TükoDer Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Kavasoğlu şunları kaydetti:

“Bugün sizlere tüketicilerin yaşam kalitesinin yükseldiğini, Evrensel Tüketici Haklarının ülkemizde karşılık bulduğunu ve bu bağlamdaki uygulamaların diğer ülkelere örnek gösterildiğini, hak ihlallerinin yapılmadığını, ekonomik ve sosyal olanaklarının zirvesinde olduğunu, yeterli sağlıklı gıdaya ulaşabildiğini, barınma sorunu yaşanmadığını, depremin kader olmadığını, çürük binaların yapılmadığını, yoksulluk ve açlık diye bir sorun yaşamadığımızı, doğayı çevreyi yeşili koruduğumuzu anlatmak isterdik. Ama anlatamıyoruz, çünkü tüketicinin sadece ismi kaldı, kendisi; enkaz altında kaldı, göçük altında kaldı, sorumlusu olmadığı ekonomik krizin altında kaldı. Kısacası derin yoksullukla yaşam mücadelesi veren tüketici tükendi yok oldu.”

“ÜLKEMİZDE DEPREMİN ADI ‘ÖLÜM’, LİYAKATSİZLİĞİN ADI DA ‘KADER’ OLDU”

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Kavasoğlu, “Yüzyılın en büyük felaketlerini yaşayarak açlık ve yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren tüketici, verilen tüm vaatlere rağmen unutuldu ve sorunları ile baş başa kaldı. Her zaman olduğu gibi bilimin yerine rantın öne çıktığı ülkemizde depremin adı ‘ölüm’ olmuştur. Liyakatsizliğin, denetimsizliğin adı da ‘kader’ olmuştur. Tüketiciler sağlıklı güvenilir ekonomik gıdaya ulaşım sorunu yaşamaktadır. Bu kriz her geçen gün büyümektedir. Merdiven altı gıda üretimleri, taklit ve tağşiş ürün satışları çoğalmış olup tüketicinin sağlığı ciddi tehlike altında kalmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı gerekli denetimleri yapmamakta/yapamamakta yaptıklarının sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşmamaktadır” dedi.

“TÜKETİCİLER TÜKENMİŞTİR”

Hayat pahalılığına ve işsizlik sorununa vurgu yapan Kavasoğlu, “Çift haneli enflasyon rakamları, üç haneli rakamlara çıkmış, akaryakıta gelen zamlar gıda fiyatlarına yansımış, her geçen gün tüketiciler tü-ken-miş-tir, enflasyon rakamları iki haneli rakamlara düşmeye başlamışsa da tüketicilerin gelirlerinde artış olmamış hayat pahalılığı karşısında tüketiciler tükenmeye devam etmektedir. TÜİK tarafından açıklanan 2024 yılı Ocak ayı verilerine göre işsizlik oranı yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. İşsizlik rakamları sosyal sorunlara yol açacak boyuta ulaşmıştır. Türk-İş Şubat ayı açıklamalarına göre; açlık sınırı 16 bin 257 TL. Yoksulluk sınırı 52 bin 955 TL. Yaşanan her türlü krizin faturasının tüketiciye ödetilmesi artık alışkanlık haline gelmiştir. Marketlerde her gün etiket değişmekte, çarşı pazarda tezgahların yanından geçilememektedir. Zamlar geldikçe ÖTV ve KDV artmakta olup tüketicinin tüketimden kaynaklı yükü artmaya ve tüketici yolunacak kaz görülmeye devam edilmektedir. Tüketici tükendi, yönetenler seyretti” diye konuştu.

“AÇLIK VE YOKSULLUK İLE MÜCADELE ÇAĞRISI”

13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden faciasını hatırlatan Kavasoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birçok bilim insanınca da belirtildiği üzere, telafisi mümkün olmayan çok büyük bir çevre felaketine yol açılmıştır. Bu felaketle, halkın yani tüketicilerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ihlal edilmiştir. Türkiye dışındaki ülkelerde bulunan tüketici örgütleri, tüketiciler için dijital çağda tüketici sorunları ile yapay zekanın tüketici üzerinde yaratacağı olumsuz sorunlara çözüm politikaları üreterek farkındalık oluşturma, çevreci projeler, dijital dolandırıcılık ve bankalara karşı tüketicilerin hakları üzerine çalışmalar yaparken, Türkiye’deki tüketici örgütü olarak bizler; evrensel hakkımız olan temel ihtiyaçlarımızın karşılanma hakkımızın karşılığını bulması için, yetkilileri harekete geçirmek, kamuoyu yaratmak için zamlar, açlık ve yoksulluk ile mücadele çağrısı yapmak zorunda kalıyoruz.”

KAVASOĞLU’NDAN DAĞ’IN TÜP GEÇİT PROJE VAADİNE TEPKİ

Cumhur İttifakı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’ın İzmir Körfezi Geçidi proje vaadine tepki gösteren Kavasoğlu, şunları söyledi:

“Barınma hakkımız yok olmuş, sağlıklı güvenilir konutlara ulaşamıyoruz. Başımızı sokacak ev kiraları asgari ücret tutarı kadar olmuş, bir aile kalabilecek konutlarda ikişer üçer aile kalmaya başlamıştır. Depreme maruz kalan bölgelerde bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen kalıcı konutlar yapılamamış ve yurttaşlar çadır ve konteynerlerde kalmaya devam etmektedirler. Deprem nedeniyle kentsel dönüşüm projeleri rantsal dönüşüm projelerine dönüşmüş, tüketiciler yerleşik yerlerinden uzaklaştırılarak, merkezi yerlerdeki kentsel dönüşüm rezerv alan düzenlemesi ile rantçıların önündeki uzayan mahkeme süreçlerinin önü kesilmeye çalışılmaktadır. İzmir’de sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik sıkışıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Yerel seçimler nedeniyle trafiği rahatlatacağı söylenen Mavişehir-Üçkuyular arası tünel projesinin doğal yaşam alanlarını tahrip edeceği bilim insanları tarafından dile getirilmektedir. Trafik sorununu çözecek çevreci ve uygulanabilir projelere öncelik verilmelidir.”

“MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Kavasoğlu, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları gününde İzmir’de tüketici hakları konusunda farkındalık yaratan bir şeyler görmek isterdiklerini söyleyerek, “Giydirilmiş bir belediye otobüsü, toplu taşıma araçlarında bir afiş, yolcu vapurlarının TV ekranlarında dönen kamu spotlarına rastladık mı? Tabii ki hayır. Tüketici öncelikli projeler yerelde de mutlaka hayata geçirilmelidir. ve her yıl olduğu gibi, 2024 yılında da zamlar, yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğimiz için, barınma, sağlıklı ekonomik gıdaya ulaşım, sağlıklı çevrede, güvenilir konutlarda yaşam hakkımızı sağlayamadığımız için kısacası evrensel haklarımızın karşılığı olmadığı için 15 Mart Dünya Tüketici Hakları gününü kutlayamıyoruz. Bilinmelidir ki; Biz tüketici örgütleri olarak bir yandan bu mücadelemizi sürdürürken, diğer yandan da dijital çağda sınır ötesi uygulamalardan kaynaklı yaşanan/yaşanacak olan tüketici sorunları ile de gerek ulusal gerekse uluslararası mücadelemizi sürdüreceğiz. Çözüm önerilerimizin yasal düzenlemelere girmesi için örgütlülüğümüzü ve lobi çalışmalarımızı artırmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Kavasoğlu, taleplerini şöyle sıraladı:

“BARINMA SORUNU”

“Artık bizde 15 Martlarda dünyadaki tüketici örgütleri gibi dijital çağda tüketici sorunları konusunda farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmak, yapay zekanın tüketicilere etkilerini tartışmak istiyoruz. Bu nedenle ülkenin gündeminden yoksulluk ve açlık sorununu çıkarın, barınma sorununu çözün.

Elektrik doğalgaz vb. gibi bazı hizmetlerin kamusal hizmet olarak verilmesini sağlayın.

Yıllardır ülkeye hizmet vermiş emeklilerin, asgari ücretlilerin, kısacası yoksulluk ile mücadele eden vatandaşlarımızın alım gücünü arttıracak yaşam kalitesini yükseltecek ücret/maaş güncellemelerini acilen yapın.

Tüketici yanlısı politikalar oluşturun, tüketicilerin örgütlenmesini engellemeyin,  tüketicilerin temsil hakkını kullandırın.

AB Üyesi ülkelerde olduğu gibi tüketici örgütlerinin çoğunluğunun onaylamadığı hiçbir uygulamayı yürürlüğe koymayın.

Can kaybına ve çevre katliamlarına yol açan vahşi madencilik faaliyetlerini durdurun.

Şehirlerin, ormanların, koruların, dağların, ovaların, meraların, yaylaların talanına son verin. Betonlaştırmadan vazgeçin,

Suyumuzu özgür bırakın, suyumuzu zehirlemeyin,

Tarım arazilerine göz dikerek ranta kurban etmeyin. Küresel şirketleri, doların yeşilini değil, halkı düşünün. Çevreyi, halk sağlığını zehirleyen maden ocaklarını kapatın.

Depreme karşı can kaybını asgariye indirecek, tedbirleri derhal alın, bu konuda bilimin sesine kulak verin ve meslek odaları ile işbirliğini geliştirin.

Tüketicinin can ve mal güvenliği ile güvenli konutlarda barınmasını sağlayın.

Ayıplı bina üretenlerden tüketicinin maddi kaybının karşılanmasını sağlayın.

Kusurları nedeniyle can ve mal kaybının artmasına neden olanlardan hukuk önünde gerekli hesap sorulsun.

Yaşanan konut krizine son vermek için yabancılara konut satışını durdurun.

Gerek merkezi gerekse yerel yönetimlerce tüketici hakları bilincini oluşturmak üzere tüketici örgütleri ile müşterek çalışmalar yapılmasını sağlayın. Anayasanın 172. maddesini somut uygulamalara dönüştürün. Finansman ve lojistik yönden tüketici örgütlerini destekleyin…”

Kavasoğlu, sözlerini şöyle noktaladı: ” TükoDer olarak diyoruz ki; tüketicilerin temel gereksinimlerinin karşılanması için iş istihdamı yaratmak, eğitim, sağlık ve adalet hizmetlerini ücretsiz hale getirmek, herkese sosyal yardım sağlamak yerine hizmetleri paraya bağlayan ve halkımızı dilenciliğe alıştıran anlayışa, Evrensel Haklarımızın Türkiye’de karşılığını bulması, zamlara, yoksulluğa, açlığa, hak ihlallerine karşı,  TükoDer olarak örgütlü gücümüz ile tüketicilerle birlikte yolumuza ve mücadelemize devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye’nin hedefi yeni, demokratik, sivil bir anayasa https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyenin-hedefi-yeni-demokratik-sivil-bir-anayasa/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyenin-hedefi-yeni-demokratik-sivil-bir-anayasa/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19571 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye vizyonunun başlangıcında hedeflerinin yeni, demokratik, sivil bir anayasa yapmak olduğunu belirterek, “Onu da inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerimizin bir uzlaşma sağlayarak gerçekleştireceklerine yürekten inanıyoruz.” dedi.

Tunç, Artvin’de bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında, Artvinlilerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, başarılı bir yönetici olarak tanıttığı AK Parti Artvin Belediye Başkan adayı Mehmet Kocatepe’ye destek istedi.

Türkiye’de gerçek belediyeciliğin temellerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığını dile getiren Tunç, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yapılan çalışmaları anlattı.

Tunç, bu gerçek belediyeciliğin AK Parti’nin kurulmasını sağladığına işaret ederek, “Kısa süre içinde iktidara gelmesine neden oldu. Gerçek belediyecilik 2002 yılında AK Parti’nin iktidara gelmesiyle tüm Türkiye genelinde eser ve hizmet siyasetine dönüşerek, 22 yılda ülkemizin her alanda kalkınmasını sağladı.” diye konuştu.

“Önce insan.” dediklerini vurgulayan Tunç, şu değerlendirmede bulundu:

“İnsanımızı güçlendirmek için çalıştık. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ dedik, hastaneler, okullar, yollar, barajlar, üniversiteler yaptık. Dünya projeleriyle ülkemizi tanıştırdık. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle Türkiye’nin 81 vilayetini eserlerle donattık. Enerjide de bağımsız olsun, savunma sanayiinde de bağımsız olsun, ekonomide de IMF’ye muhtaç olmadan yolumuza devam edelim diye istikrarlı bir şekilde kalkınma hamlelerinden hiç vazgeçmedik.”

“Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdık”

Bakan Tunç, Türkiye’nin fiziki kalkınmasını sağlarken bir taraftan da bu kalkınmanın önünde engel olmak isteyen şer güçlerle hep mücadele ettiklerini söyledi.

Vesayetçi, darbeci anlayışın kendilerine sürekli engel koymaya çalıştığının altını çizen Tunç, “Muhtıralar ilan etti, Gezi olaylarını çıkardı, 17-25 dedi. Terörü azdırmaya çalıştılar, hendekler kazdılar. 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına giriştiler ama tüm bu badireleri milletimizin desteğiyle aştık.” ifadesini kullandı.

Tunç, millete şükran borçlu olduklarını belirterek, “Milletimiz için ne kadar hizmet etsek azdır. İnşallah önümüzdeki süreçte de bu istikrarlı kalkınma hamlelerini sürdürmeye devam edeceğiz. Yine ülkemizin demokrasi standardını yükseltmeye devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdık.” diye konuştu.

Anayasa’da gerçekleştirdikleri, sessiz devrim sayılan reformlarla temel hak ve özgürlükleri genişlettiklerine dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:

“Hak arama hürriyetini arttırdık. Bilgi edinme hakkından kamu denetçiliği hakkına varıncaya kadar, kadın haklarının güçlendirilmesinden çocuk haklarına varıncaya kadar temel hak ve özgürlükleri Anayasa’mızda alabildiğine genişlettik. Anayasa’mızda darbeci ve vesayetçi ruhu azaltan reformları hayata geçirdik. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni, Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırdık. Yüksek Askeri Şura, Hakimler Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi’nin yapısı, tüm bunları demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik.”

Bakan Tunç, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Türkiye vizyonunun başlangıcında hedefimiz, yeni, demokratik, sivil bir anayasayı yapmak. Onu da inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerimizin bir uzlaşma sağlayarak gerçekleştireceklerine yürekten inanıyoruz. Terörün her türlüsüyle mücadele ettiğimiz ve terörün kökünün kazındığı, çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğe güvenle baktığı huzurlu bir Türkiye inşa ediyoruz inşallah. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmaya, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.”???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyenin-hedefi-yeni-demokratik-sivil-bir-anayasa/feed/ 0
HAK-İŞ Konfederasyonu Kayseri İl Başkanı: İnsan Onuruna Yaraşır Bir Ücret İstiyoruz https://www.haber60.com.tr/hak-is-konfederasyonu-kayseri-il-baskani-insan-onuruna-yarasir-bir-ucret-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-konfederasyonu-kayseri-il-baskani-insan-onuruna-yarasir-bir-ucret-istiyoruz/#respond Sat, 16 Mar 2024 00:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19444 HAK-İŞ Konfederasyonu Kayseri İl Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Kayseri Şube Başkanı Serhat Çelik, Kayseri’de yapılan toplu iş sözleşmeleri ve ek protokoller hakkında bilgiler vererek, “Seçim fırsatçılığı yapmıyoruz, insan onuruna yaraşır bir ücret istiyoruz” dedi.

HAK-İŞ Konfederasyonu Kayseri İl Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Kayseri Şube Başkanı Serhat Çelik, Kayseri’de yapılan toplu iş sözleşmeleri ve ek protokoller hakkında konuştu. Büyükşehir Belediyesi, Melikgazi Belediyesi, Kocasinan Belediyesi, Talas Belediyesi ve KASKİ Genel Müdürlüğü’nde çalışan kadrolu işçilerle ilgili tolu iş sözleşmelerinin anlaşma ile sonuçlandığını söyleyerek, “Hizmet İş Sendikası Kayseri Şube Başkanlığımızın yetkili olduğu Kayseri Büyükşehir Belediyesi, KASKİ Genel Müdürlüğü, Melikgazi, Kocasinan, Talas belediyelerinde çalışan kadrolu işçilerle ilgili toplu iş sözleşmelerimiz anlaşma ile sonuçlanarak imza altına alındı. Toplu iş sözleşmesi sürecinde katkılarından desteklerinden dolayı başta Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Memduh Büyükkılıç’a, Melikgazi, Kocasinan ve Talas belediye başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca 13 ilçemizde de süresi gelen yerlerde toplu iş sözleşmeleri ve yanında ek protokoller imza altına aldık. Tüm ilçe belediye başkanlarımıza da şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Toplu iş sözleşmesi sürecinde belediyelerin şirketlerinde çalışan 8 bin üyeleri ile ilgili ek protokol taleplerini işverenlere ilettiklerini dile getiren Çelik, “Toplu iş sözleşmesi esnasında komisyon tarafından talebimizin değerlendirileceği ifade edildi. Daha sonra Genel Başkan Vekilimiz Halil Özdemir’in Kayseri ziyaretinde taleplerimize başkanlar tarafından sıcak bakıldığı kendisine söylendi. Bu hafta Büyükşehir Belediyesinde meclis toplantısından önce de grup toplantısında da konunun değerlendirmesi için olumlu yönde gündeme alan Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Konu ile ilgili Büyükşehir Belediye Başkanımızla ara ara görüşme imkanımız oldu. Başkanımızın olumsuz bir tavrı da olmadı. Talas Belediye Başkanımız Mustafa Yalçın ile de iki defa görüşme imkanımız oldu. Bu sabah da makamında ziyaret ettik. Başkanımızın da tavrı olumlu yöndeydi. Melikgazi ve Kocasinan belediye başkanlarımızdan da randevu talebimiz oldu. Malum seçim yoğunluğu dolayısıyla görüşme imkanımız olmadı. İnşallah Melikgazi ve Kocasinan belediye başkanlarımızla görüşmelerimizin de olumlu geçeceğine inanıyoruz. Bu zamana kadar çalışanları muhannete muhtaç etmediler. Bundan sonra da etmeyeceklerine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Ek protokolle maksatlarının seçim öncesinde fırsatçılık yapmak olmadığını, insan onuruna yaraşır bir hayat yaşamak olduğunu aktaran Çekil, “Bu nedenle taleplerimizi işverenlerimize ilettik. 2024 yılının başından beri bütün kamu kurumları ek protokoller yaptı. Belediyeler içerisinde Gaziantep, Bursa, Kocaeli,,Ordu Samsun, Ankara, İstanbul gibi büyükşehir belediyeleri; Nevşehir, Yozgat, Sivas, Bolu gibi il belediyeleri ve Kayseri’nin 13 ilçe belediyesinde de ek protokoller imza altı aldık. Kayseri Büyükşehir ve Merkez İlçe Belediyelerde çalışan işçiler belirttiğimiz Büyükşehir, il ve ilçelerin çalışanları “bu ücret ve sosyal hakları hak ediyorlar da biz mi haketmiyoruz. Pandemide insanlar evinden çıkamazken belediye hizmetlerinin aksamaması için canımızı hiçe sayarak çalıştık. Deprem felaketinde 11 ilde yararların sarılması için insan üzeri gayret gösterdik. Başkanlarımızın en azından bunu takdir etmelerini bekliyoruz” diyorlar. Bizler de üyelerimizin bu haklı taleplerini sendika olarak işverenlerimize iletiyoruz” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-konfederasyonu-kayseri-il-baskani-insan-onuruna-yarasir-bir-ucret-istiyoruz/feed/ 0
Kamu Emekçileri Giyim Yardımının Gasp Edilmesine Tepki https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesine-tepki/ https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesine-tepki/#respond Fri, 15 Mar 2024 23:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19407

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Samsun Şube Başkanı Mustafa Niyazi Bulut, giyim yardımının gasp edildiğini belirterek “Hazine ve Maliye Bakanlığı yardımı engellemenin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığı’nın 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürmektedir. Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir” dedi.

ESM, Yapı Yol-Sen, Tarım Orkam-Sen ve Tüm Bel-Sen Samsun şubeleriyle Birleşik Taşımacılık Sendikası Samsun İl Temsilciliği, koruyucu giyim yardımının kaldırılmasıyla ilgili ortak açıklama yaptı. ESM Samsun Şube Başkanı Mustafa Niyazı Bulut, şunları söyledi:

“KAMU EMEKÇİLERİNİN HAKLARI GASP EDİLİYOR”

“Siyasal iktidar kamu emekçilerinin haklarına yönelik saldırılara, hak gasplarına devam ediyor. KİT’lerde ve kamu kurumlarında emekçilerin giyim yardımı hakkı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kurumlara 8 Mart’ta yazmış olduğu tehdit dolu yazı gerekçe gösterilerek gasp edilmek isteniyor. Bilindiği üzere 2023-2024 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesinde giyim yardımı da ele alınan başlıklardan biri olurken yine yetkili sendika olarak masaya oturan Memur-Sen’in vurdumduymazlığı ile mevzuatta bir boşluk bırakılmıştı. Giyim yardımı yıllardır ‘koruyucu giyim yardımı’ adı altında çek, giyim kartı gibi yollarla verilirken, bunun yasal altyapısının tüm memurlara giyim yardımı verilmesini ve koruyucu giyim malzemesi yardımının da ayrı bir başlık olarak ele alınmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesini KESK’e bağlı sendikalar olarak her fırsatta dile getirdik. Gelinen noktada Hazine ve Maliye Bakanlığı, hem 7. Dönem toplu iş sözleşmesinde koruyucu giyim yardımının belirli şartları sağlayan teknik personele ayni olarak yapılabileceğine dair ibare ile bırakılan boşluğu hem de 399 sayılı kanun hükmünde kararnamede bulunan giyim yardımının ayni olarak gerçekleştirilebileceğine dair hükümleri kullanarak kamu emekçilerinin giyim yardımı hakkını gasp etmek istemekte ve mevzuata aykırı şekilde verilecek giyim yardımı bedelinin sorumlulardan tahsil edileceğini, ilgililer hakkında idari süreçlerin başlatılacağını belirterek kurum yönetimlerine aba altından sopa  göstermektedir.

“TASARRUF HER FIRSATTA EMEKÇİDEN YAPILIYOR

Hazine ve Maliye Bakanlığı yardımı engellemenin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığının 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürmektedir. Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir. Peki yetkili sahte sendika bu durum karşısında ne yapmaktadır? Koca bir hiç!

KESK’e bağlı sendikalar olarak biliyoruz ki ipleri iktidarın elinde olanlar kamu emekçilerinin haklarını şimdiye kadar koruyamadıkları gibi şimdiden sonra da koruyamazlar. ESM, Tarım Orkam Sen, BTS ve Tüm Bel- Sen olarak bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Şimşek eliyle işçiler ve emekçiler üzerinden yürütülen kemer sıkma politikalarının, hak gasplarının bununla sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Seçimlerin ardından yeni vergilerin gündeme geleceği, elektrik ve doğal gaz gibi temel tüketim kalemlerine fahiş zamların yapılacağı, KİT’lere yönelik özelleştirme saldırılarının hızlandırılacağı şimdiden dile getirilmektedir. Giyim yardımının gasp edilmesi bu sürecin bir parçasıdır.

“YARDIMA MUHTAÇ BIRAKILMAYI HAKARET GÖRÜYORUZ”

Bizler, onurlu kamu emekçileri olarak, ayrıca yardımlara muhtaç bırakılmayı kendimize ve tüm kamu emekçilerine bir hakaret olarak görüyoruz. Mücadelemiz insanca yaşayabileceğimiz, temel ihtiyaçlarımızı karşılarken yardımlara ihtiyaç duymayacağımız bir ücret düzeni içindir. Bu nedenle bulunduğumuz işyerlerinde, alanlarda, sokaklarda gelir dağılımındaki ve ücretlendirmelerdeki adaletsizliklere, vergi yükünün patronlardan alınarak emekçilerin sırtına yıkılmasına, emeklilikte sefalet ücretlerine mahkum edilmeye karşı mücadelemizi durmaksızın sürdüreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesine-tepki/feed/ 0
Kamu Emekçileri, Giyim Yardımının Gasp Edilmesini Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesini-protesto-etti/#respond Fri, 15 Mar 2024 23:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19404

Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (TARIM ORKAM SEN), Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ve Enerji, sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) üyesi işçiler, bugün Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın önünde giyim yardımı yapılmamasını protesto etti. TARIM ORKAM SEN Genel Başkanı Serap Baysal, “Bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. İktidara ve kamu kurumlarına tehdit dolu yazılar yazan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na buradan bir kez daha sesleniyoruz: Elinizi emekçilerin cebinden, kazanılmış haklarımızdan çekin” dedi.

TARIM ORKAM SEN, BTS ve ESM üyesi çalışanlar, bugün Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde giyim yardımı yapılmamasını protesto etmek için bir araya geldi. Eylemde, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Sermayeye değil emekçiye bütçe’, ‘Giyim yardımı gasp edilemez’, ‘Şimşek, elini cebimizden çek’ sloganları atıldı.

“SİYASAL İKTİDAR, KAMU EMEKÇİLERİNİN HAKLARINA GASP EDİYOR”

TARIM ORKAM SEN Genel Başkanı Serap Baysal, şöyle konuştu:

“Siyasal iktidar kamu emekçilerinin haklarına yönelik saldırılara, hak gasplarına devam ediyor. KİT’lerde ve kamu kurumlarında emekçilerin giyim yardımı hakkı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kurumlara 8 Mart’ta yazmış olduğu tehdit dolu yazı gerekçe gösterilerek gasbedilmek isteniyor.

“YANDAŞ SENDİKA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, giyim yardımını engellemenin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığı’nın 2021/14 sayılı tasarruf genelgesini öne sürmektedir. Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir.

Peki yetkili yandaş sendika, bu durum karşısında ne yapmaktadır? Koca bir hiç!

“KEMER SIKMA POLİTİKALARI BUNUNLA SINIRLI KALMAYACAK”

TARIM ORKAM SEN, BTS ve ESM olarak bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eliyle işçiler ve emekçiler üzerinden yürütülen kemer sıkma politikalarının, hak gasplarının bununla sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Seçimlerin ardından yeni vergilerin gündeme geleceği, başta elektrik ve doğal gaz olmak üzere temel tüketim kalemlerine fahiş zamların yapılacağı, KİT’lere yönelik özelleştirme saldırılarının hızlandırılacağı şimdiden dile getirilmektedir. Giyim yardımının gasbedilmesi bu sürecin bir parçasıdır.

“MÜCADELEMİZ, KAMU EMEKÇİLERİNİN İNSANCA YAŞAYABİLME MÜCADELESİDİR”

Bizler, KESK üyesi sendikalar olarak mücadelemiz; kamu emekçilerinin insanca yaşayabileceği ücret mücadelesi ve sosyal haklarımızın geliştirilmesi mücadelesidir.

“VERGİ YÜKÜ PATRONLARDAN ALINIP EMEKÇİLERE YÜKLENİYOR”

Bizler; iş yerlerimizde, alanlarda, sokaklarda gelir dağılımındaki ve ücretlendirmelerdeki adaletsizliklere, vergi yükünün patronlardan alınarak emekçilerin sırtına yıkılmasına, emeklilikte sefalet ücretlerine mahkum edilmeye karşı mücadelemizi durmaksızın sürdüreceğiz.

“İLLA BİR ŞEYLERİ GASP EDECEKSENİZ ONLARIN EMEKÇİLERDEN ÇALDIKLARINDAN BAŞLAYIN”

İktidara ve kamu kurumlarına tehdit dolu yazılar yazan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na buradan bir kez daha sesleniyoruz: Elinizi emekçilerin cebinden, kazanılmış haklarımızdan çekin! Kaynak gerekiyorsa size adres gösterebiliriz: Her gün insan emeğinin, doğanın talanından beslenen, vergileri durmaksızın affedilen ve kamu kaynaklarıyla zenginleştirilen sermayedarların cebinde hepimize yetecek kadar kaynak bulunmaktadır. İllaki bir şeyleri gasbetmek istiyorsanız onların biz emekçilerden çaldıklarından başlayabilirsiniz.

Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Giyim yardımı tüm kamu emekçilerini kapsayacak şekilde derhal ödenmelidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kamu-emekcileri-giyim-yardiminin-gasp-edilmesini-protesto-etti/feed/ 0
Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Türk toplumu için iftar programı düzenledi https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelciligi-turk-toplumu-icin-iftar-programi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelciligi-turk-toplumu-icin-iftar-programi-duzenledi/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19156 Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği, Almanya’daki Türk toplumu temsilcileri için iftar programı düzenledi.

Berlin Büyükelçiliğindeki iftara Alman Dışişleri Bakanlığı Federal Meclis üyesi Serap Güler, Almanya İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Mahmut Özdemir ve Federal Meclis Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Max Lucks, milletvekilleri Nils Schmidt ve Thomas Bareiss ile Almanya Süryani Cemaati Metropolitanı Julius Hanna Aydın ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Şen, burada yaptığı konuşmada, 60 yıldan uzun süredir Almanya’nın ekonomik kalkınmasına ve çok kültürlülüğüne katkıda bulunan Türklerin, bugün Almanya’da ekonomiden sanata, spordan bilime, akademiden siyasete kadar akla gelebilecek her alanda büyük katma değer sağlar hale geldiğini söyledi.

Kalplerin ve düşüncelerin, yoğun saldırı altındaki Gazze’deki Filistinlilerle beraber olduğunu belirten Şen, “Şu anda dahi yüz binlercesi gıda, temiz su, sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarını, güvenli bir ortamda karşılayabilmekten çok uzaklar. Bu acıların bir an önce son bulması, hiç değilse kutsal ramazan ayı vesilesiyle Gazze’de ateşkes sağlanması ümidimizi koruyor, bölgede barışın hakim olması için çabalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Şen, Türkiye’nin bölgesinde ve ötesinde bir istikrar adası, kaynağı ve sağlayıcısı olduğunu vurgulayarak “Filistin’de, İsrail’de, Ukrayna’da, Myanmar’da, Afganistan’da, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dinden, inançtan, mezhepten olursa olsun, sivillerin, çocukların hedef alınmasına, öldürülmesine, eziyet görmesine, aç, susuz bırakılmasına tarihinde ve bugün, her zaman karşı çıkmıştır, kuvvetle karşı çıkmaya da devam edecektir.” dedi.

Almanya’daki ırkçı saldırıları hatırlatan Şen, şöyle devam etti:

“Sadece Türk ve Müslüman oldukları için Almanya’daki insanlarımızın, evlerinin, iş yerlerinin, camilerinin günümüzde dahi saldırılara uğruyor olması, Almanya’da ırkçılıkla mücadelenin her boyutuyla, kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.”

Büyükelçi Şen, son 50 yılda Almanya’da yaklaşık 75 civarında Türk vatandaşının aşırı sağcı, ırkçı ve İslam düşmanlığından kaynaklanan saldırılarda hayatını kaybettiğine dikkati çekerek bu konuda duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Alman güvenlik ve kolluk makamlarına da çağrıda bulunan Şen, “Bu saldırıların her yönleriyle açıklığa kavuşturulması ve bütün suçluların, azmettiricilerin ve destekçilerinin adalet önünde hesap vermelerini kendi içlerindeki hata ve eksiklikleri gidermelerini de kuvvetle talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nefret, ırkçılık ve ayrımcılığın her türüyle; antisemitizm, anti İslamizm, İslamofobi ve Müslüman düşmanlığıyla tüm imkanlar kullanılarak topyekun mücadele edilmesinin haklı bir beklenti olduğunu dile getiren Şen, “Bu konuda Alman makamlarıyla işbirliğine değer veriyor, olumlu çabalarını destekliyor ve ilave adımların da atılmasını bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcileri olan bizlerin Almanya’da bu konuda ciddi çalışma yapan her kurum ve kesimle her türlü işbirliğine açık olduğumuzu buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum.” dedi.

Şen, İslam’ın ve Müslümanların Almanya’nın ve Almanya toplumunun değerli bir parçası olduğu sözünü bu ülkedeki bütün demokratik liderlerden, kurumlardan ve siyasi partilerden tekrar tekrar duymak istediklerini belirtti.

Almanya’daki Türk toplumunu ilgilendiren bir diğer konunun da çifte vatandaşlık meselesi olduğunu hatırlatan Şen, şu değerlendirmede bulundu:

“Alman vatandaşlık yasasının reformu yönünde Federal Meclis ve Federal Konsey’de onaylanan yeni yasanın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni yasanın, insanlarımıza çifte vatandaşlık dahil birtakım yeni hak ve imkanlar sunması öngörülüyor. Federal Hükümetin bu yöndeki çabalarını takdir ediyor, yeni yasanın oluşturulup yürürlüğe girmesinde emeği geçenlere huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Almanya’daki insanımızın ikamet hakları ve vatandaşlık durumlarıyla ilgili herhangi bir baskı ve strese kapılmadan, bugüne kadar hak ettikleri bütün haklardan faydalanmaları temel önceliğimiz olmaya devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelciligi-turk-toplumu-icin-iftar-programi-duzenledi/feed/ 0
TDT Başkanı Binali Yıldırım: Gazze’deki soykırım uluslararası kamuoyu tarafından durdurulmalı https://www.haber60.com.tr/tdt-baskani-binali-yildirim-gazzedeki-soykirim-uluslararasi-kamuoyu-tarafindan-durdurulmali/ https://www.haber60.com.tr/tdt-baskani-binali-yildirim-gazzedeki-soykirim-uluslararasi-kamuoyu-tarafindan-durdurulmali/#respond Thu, 14 Mar 2024 23:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18961 Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Gazze’de yaşananların mevcut uluslararası düzenin ahlaki ve vicdani parçalanmışlığını çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Bu soykırım ve etnik temizliğe uluslararası kamuoyu son vermelidir. Durdurulmazsa beşeriyetin sonu gelecek.” dedi.

Yıldırım, Bakü’de düzenlenen 11. Küresel Bakü Forumu’nun açılışında konuştu.

Katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileten Yıldırım, forumun başarılı olmasını diledi.

Yıldırım, giderek artan küresel ve bölgesel zorluklar ve bu zorluklara yeterince cevap veremeyen uluslararası sistemin dağınık ve düzensiz görünümünün tüm dünyada parçalı imajın oluşmasına yol açtığını belirtti.

Parçalanmanın bölgesel düzeyde başlayıp sorunlar yumağı olarak küresel düzeye taşındığını ifade eden Yıldırım, bölgedeki çatışmaların sadece siyasi ve askeri alanda değil, ekonomi, ulaşım, enerji gibi alanlarda da olumsuzluklara neden olduğunu vurguladı.

Yıldırım, Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin, “Bu savaş, bölgemizde ve ötesinde giderek ağır insani ve maddi zarara yol açıyor. Barışı sağlamak için tarafları bir araya getirmenin yollarını bulmaya acilen ihtiyaç var. Türkiye sorunun barış yoluyla çözümü için çaba harcıyor.” görüşünü paylaştı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlara da değinen Yıldırım, “Güney Kafkasya’nın hak ettiği barış, güvenlik ve refaha kavuşması için bölgedeki tüm ülkelerin yapıcı ve sonuç odaklı çalışmalar yapması gerekmektedir. Karabağ işgalden kurtuldu. Şimdi bölgede barışa yakınız.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, İsrail’in Gazze’ye saldırılarına ilişkin, “Gazze’de yaşananlar, mevcut uluslararası düzenin ahlaki ve vicdani parçalanmışlığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Bu soykırım ve etnik temizliğe uluslararası kamuoyu son vermelidir. Durdurulmazsa beşeriyetin sonu gelecek.” dedi.

Konuşmasında terör, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük, İslam karşıtlığı gibi tehditlerin yoğunlaşmasına dikkati çeken Yıldırım, iklim değişikliğinin de belli ülkeleri değil tüm dünyayı ilgilendiren ve topyekun mücadele gerektiren sorun olduğunu vurguladı.

Yıldırım, uluslararası sistemin mevcut parçalı görünüme çözüm bulamadığını, çok kutuplu yapısının dünyanın parçalanmasını daha da derinleştirdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Uluslararası sistemin etkinliğinin ve meşruiyetinin kaybolması keyfiliğin, düzensizliğin, şiddet ve vahşetin daha da artmasına yol açmaktadır. Toplumlar arasındaki hoşgörüsüzlük ve fikir ayrılıkları devam ettikçe, bu hoşgörüsüzlük ve fikir ayrılıklarından beslenen çevrelerin güçlendiğini, dolayısıyla aşırılıkçı hareketlerin yükselişini sürdürdüğünü görüyoruz. Öte yandan, geçmişin ihtiyaçlarına göre tasarlanan uluslararası kurum ve kuruluşların, mevcut yapılarıyla günümüzün sorunlarına adil ve sürdürülebilir çözümler getiremediği artık aşikardır. Daha güçlü kurum ve ortaklıklara olan ihtiyaç giderek daha belirgin hale geliyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür’ çağrısı, daha adil dünyanın mümkün olduğu inancıyla haksızlığa karşı mazlumların yanında kararlı duruşu temsil ediyor. Dünya çapında herkesi anlayabilecek kurum, kuruluş, yaklaşım ve politikalara ihtiyacımız var. “

Bölgesel işbirliğinin her zamankinden daha acil ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Yıldırım, Türkiye ve Azerbaycan’ın inisiyatifiyle başlatılan “3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu”nu ve TDT’yi örnek gösterdi.

“Uluslararası organizasyonlar ne yazık ki aciz ve çaresiz kalıyor”

Yıldırım, forumun açılışı sonrasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sorunlara “güçlünün haklı değil haklının güçlü olduğu” anlayışla yaklaşıldığında, hukukun üstünlüğü esas alındığında çözüm elde edilebileceğini söyledi.

İsrail’in Gazze’de yaptıklarına, Rusya-Ukrayna Savaşı’na veya Karabağ’da 30 yıldır yaşananlara bakıldığında “güçlünün haklı olduğu” teziyle hareket edildiğinin görüldüğünü söyleyen Yıldırım, “Uluslararası organizasyonlar ne yazık ki aciz ve çaresiz kalıyor. Sorunların çözülmesi için uluslararası kuruluşlar, Birleşmiş Milletler ve diğer bölgesel organizasyonların 2. Dünya Savaşı’ndan kalma anlayışla değil günümüzün beklentilerini karşılayacak şekilde tekrar reforme edilmesi, elden geçirilmesi lazım.” şeklinde konuştu.

Forumda 68 ülkeden 400 katılımcı yer aldı

Nizami Gencevi Uluslararası Merkezi’nce düzenlenen ve açılışını Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yaptığı foruma Yıldırım’ın yanı sıra Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bayram Begay, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp Üyesi Zeljka Cvijanovic, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos da katıldı.

“Parçalanmış Dünyayı Yeniden Kurmak” konulu forumda, eski devlet ve hükümet başkanları, Nobel Ödülü sahipleri, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcileri de dahil olmak üzere 68 ülkeden yaklaşık 400 katılımcı yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tdt-baskani-binali-yildirim-gazzedeki-soykirim-uluslararasi-kamuoyu-tarafindan-durdurulmali/feed/ 0
Tüketicilerin En Çok Şikayet Ettiği Konular Açıklandı https://www.haber60.com.tr/tuketicilerin-en-cok-sikayet-ettigi-konular-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/tuketicilerin-en-cok-sikayet-ettigi-konular-aciklandi/#respond Thu, 14 Mar 2024 08:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18841 ERGİN GARİP – Tüketiciler en çok online alışverişlerde yaşanan sorunlar nedeniyle şikayette bulunurken, bunu GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişlerinde yaşanan sorunlar izliyor.

Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü’nün içinde bulunduğu hafta “Tüketiciyi Koruma Haftası” olarak kutlanıyor.

Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketiciyi Koruma Haftası kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını anlattı.

Koçal, online alışverişlerde genellikle ürünün teslim edilmemesi yönünde şikayetlerin öne çıktığını kaydederek, “Sosyal medya platformlarından verilen siparişlerde ürünün teslim edilmemesi, teslim edilenlerin de verilen siparişlerle alakasının bulunmaması, ödenen ücret talep edildiğinde ücretin iade edilmemesi ve muhatap bulunamaması gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen maalesef sosyal medya üzerinden sipariş verilmeye devam ediliyor.” diye konuştu.

Online satış platformlarından sipariş edilen elektronik ürünlerde ürün kalmadığı yönünde bilgi verilerek ürününün gönderilmemesi, para iadesinin ise 5-6 aylık bir süreçte gerçekleştiği yönde ciddi şikayetler olduğunu dile getiren Koçal, online alışverişlerde 14 günlük cayma süresini bazı satıcıların kabul etmediğini bildirdi.

“Özel okul fiyatlarına ilişkin şikayetler son aylarda yoğunlaştı”

Aziz Koçal, GSM ve internet aboneliklerine yönelik şikayetlere ilişkin, “Firmalar taahhüt süresi bitmeden tüketiciye aldatıcı bilgi verebiliyor. Böylece, tüketicinin 2-3 ay önceden zamlı tarifeye geçmesi sağlanıyor. Ayrıca, taahhütlü abonelikler kapsamında tüketiciye yanıltıcı bilgi verildiğini görüyoruz. Bu durumda, tüketiciler abonelikten vazgeçmek istediğinde cayma bedeli adı altında yüklü fatura ödemesi ile karşı karşıya kalıyor.” diye konuştu.

Son aylarda özel okulların fiyatlarıyla ilgili şikayetlerin de zirve yaptığını ifade eden Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mobilya türü siparişlerde eksik ve kusurlu teslimatlar, ölçülere uygun olmaması, verilen özel siparişlerin taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi, sürekli tüketicinin oyalanması gibi şikayetler yer alıyor. Bu arada finansal kuruluşlara yönelik kredi kartı aidatları, işlem komisyonları gibi şikayetler artmaya başladı. Bir başka şikayet türü ise kredisini veya kredi kartı borçlarını ödeyemeyen vatandaşların bankalar tarafından varlık şirketlerine devir olan borçları nedeniyle sürekli aranarak taciz edilmeleri, yüklü ödemelerin çıkması, bu şikayetlerin önümüzdeki aylarda yükseleceğini tahmin ediyoruz.”

“Zaman zaman çok ilginç şikayetlerle karşılaşıyoruz”

Koçal, tüketicilerden zaman zaman ilginç şikayetler aldıklarını belirterek, “Bir tüketici gece yarısı bize ulaşarak, bir paket sigara aldığını ancak sigaranın içindeki tütün miktarının az olduğunu şikayet etmişti. Bu konudaki hakları öğrenmek istedi, hatta tazminat davası açıp açamayacağını sormuştu. Bir başka ilginç bulduğum şikayeti ise İstanbul’da yaşayan evli bir kadından almıştık. Yeni evlenen kadın, şubemizi arayıp, ‘Ayıplı mallarda hakkımı öğrenmek istiyorum çünkü kocamın ayıpları çok fazla. Ne yapmalıyım, haklarım nedir?’ diye sormuştu.” ifadelerini kullandı.

“Tüketiciler e-devlet üzerinden başvuru yapabiliyor”

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de tüketicilerin karşılaştıkları sorunların zamanla değiştiğini belirterek, “Örneğin, 25 yıl önce tüketicileri en çok kapıya gelen pazarlamacıların yol açtığı sorun mağdur ederken, günümüzde özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde şikayetler öne çıkıyor.” dedi.

Türkiye’nin, mevcut tüketici hukukunun getirdiği koruma mekanizmasıyla dünyadaki birçok ülkenin yasalarından daha üst standart sağladığını vurgulayan Deniz, “Ancak bir yasa ne denli mükemmel olursa olsun, yasanın koruması ancak tüketicinin hakkını aramasıyla mümkün. Bu nedenle uğradığı mağduriyet konusunda hak arama süreçleri tüketici tarafından işletilmeli.” ifadelerini kullandı.

Deniz, tüketicilere, mağduriyet yaşadıklarında mutlaka haklarını aramaları çağrısında bulunarak, şu uyarıları yaptı:

“Mevcut hukuk düzeni tüketicilerin haklarını ararken başvuru yapacakları tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemeleri gibi mercilerde ücretsiz ve hızlı şekilde karar çıkması ilkesine dayanıyor. Yani tüketici hakkını ararken, yapacağı hukuki girişimler için herhangi bir ücret ödemiyor. Yine illerde ve birçok ilçedeki ticaret il müdürlüklerinde bulunan tüketici hakem heyetlerine şahsen başvuru yapılabildiği gibi e-devlet üzerinden de Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru olanağı bulunuyor.”

Deniz, tüketicilerin hakkını aramaları konusunda yıllar içinde olumlu ve büyük değişimler gözlemlendiğini belirterek, bu değişimde tüketici örgütlerinin büyük payının olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuketicilerin-en-cok-sikayet-ettigi-konular-aciklandi/feed/ 0
Altındağ Belediyesi İşçileri Geriye Dönük Ödemeleri İçin Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/altindag-belediyesi-iscileri-geriye-donuk-odemeleri-icin-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/altindag-belediyesi-iscileri-geriye-donuk-odemeleri-icin-protesto-etti/#respond Thu, 14 Mar 2024 02:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18683

Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: ÜNAL AYDIN

Altındağ Belediyesinde çalışan HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikası üyesi işçiler, geriye dönük ödemelerinin yapılmadığı gerekçesiyle Altındağ Belediyesi önünde toplanarak yaşadıkları haksızlıkları protesto etti. Kucağında çocuğuyla belediye önünde protestoya katılan bir işçi, “Bu nankörlük. Biz 1,5 yıldır para bekliyoruz. Anamız ağlıyor. Sabahın 5 buçuğunda işe başlıyoruz. Siz hala feryat ediyorsunuz. İşinize gelmiyor. Sendika bu değil. Yazıklar olsun. Şu çocuğun hakkını yiyorsunuz, utanmıyorsunuz. Allah sizi bildiği gibi yapsın.” diye konuştu.

Altındağ Belediyesi ile HAK İŞ’e bağlı Hizmet İş Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girdi. Sendika üyesi Altındağ Belediyesi işçileri, TİS’in yürürlüğe girmesinin ardından geriye dönük ödemelerinin yapılmadığı gerekçesiyle belediye önünde toplanarak protestoda bulundu.

Altındağ Belediyesi işçileri, hem Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’i hem de AKP’li Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yı protesto etti. İşçiler geriye dönük ödemelerinin yapılmasını talep ederken, Özdemir işçilerin dağılmasını istedi. İşçiler ise “Başkan buraya”, “HAK-İŞ, sendika istifa”, “İşçinin hakkını işçiye verin”, “İşçi burada, başkan nerede” sloganlarını attı.

“CEBİMİZDE 5 KURUŞ PARA YOK”

İşçilerden birinin “Bizim hesabımıza 68 bin lira para yatırılmış. Paramız yok. Hakkımızı alamadık. Cebimizde 5 kuruş para yok.” sözleri üzerine Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir, “Amacımız sizin haklarınızı almak. Birilerini yuhalamaya gelmedik. Biz bu belediyede yıllardır ekmek yiyoruz. Şu ana kadar burada hiç sıkıntı yaşamadık. Şimdi bir sıkıntı yaşandı. Bunu da çözeceğiz.” diye konuştu.

“1,5 YILDIR PARA BEKLİYORUZ. SENDİKA BU DEĞİL”

Kucağında çocuğuyla protestoya katılan işçi de “Bu nankörlük. Biz 1,5 yıldır para bekliyoruz. Anamız ağlıyor. Sabahın 5 buçuğunda işe başlıyoruz. Siz hala feryat ediyorsunuz. Feryat etmeyin. Bunları boşverin. İşinize gelmiyor. Sendika bu değil. Yazıklar olsun. Şu çocuğun hakkını yiyorsunuz, utanmıyorsunuz. Allah sizi bildiği gibi yapsın.” diye konuştu.

Genç bir belediye işçisi ise “Sendika istifa” dediklerinde sendika yetkililerin kendilerine tehditvari baktığını söyledi.

“19 BİN LİRA ALIYORUZ”

Bir diğer belediye işçisi, “Başlayalı 7 ay oldu. Bize ‘maaşınız düzelecek’ dediler. Aynı işi yapıyoruz. Herkes 30 bin alırken biz 19 bin lira alıyoruz. Asgari ücret, yol, yemek dahil çalışmıyoruz.” şeklinde konuştu. Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’in işçiye “Altındağ Belediyesi’nde 27-28 bin liranın altında alan işçi yok.” karşılığını vermesi üzerine, işçi bu ücreti almadığını söyledi.

“BAŞKAN BİZİM SAYEMİZDE BURADA OTURUYOR. GİTTİ, MAMAK’TA ADAY OLDU”

Bir başka belediye işçisi de “Bu başkan bizim sayemizde burada oturuyor. Gururla gitti, Mamak’ta aday oldu. Gelsin burada bir açıklama yapsın. 5 yıldır ben bir kere görmedim. Ben şuradaki müdürlerin hiçbirini tanımıyorum.” diye tepki gösterdi. Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’in konuşması sık sık işçilerin sloganlarıyla kesildi.

“HEPİMİZİN BELEDİYEDEN ALACAĞI BİRİKTİ”

Halil Özdemir, işçilere ve işverene seslendiği konuşmasında şunları söyledi:

“Altındağ Belediyesinde hangi taşı kaldırsak sizin alın teriniz var. Sizin haklarınız ödenemez. Haklarınız parayla kıyaslanacak bir şey değil.  Biz alacaklarımızı aylardır uğraşmamıza rağmen belli bir noktaya gelemedik. Biz buraya kavga etmeye gelmedik. Biz belediyemizi de rahatsız etmeye gelmedik. Burası bizim ekmek teknemiz. Bizler 2023’ün birinci ayında TİS’te bir anlaşma sağlayamadık. Sizler için istediğimiz ücreti alamadık. Alamayınca Yüksek Hakem Kuruluna gönderdik. Daha sonra Kuruldan sözleşme geldi. Belediye bu sözleşmenin çok yüksek olduğunu söyleyerek itiraz etti. Sözleşmemiz 4-5 ay sonra tekrar geldi ve uygulanmaya başladı. Daha sonra ek protokol yaptık. Ortalama yüzde 30’a yakın ek protokol aldık ama bu arada 2023’ün birinci ayında yürürlüğe giren TİS’ten hepimizin belediyeden alacağı birikti. Bu alacakları 8 aydır konuşarak çözmeye çalıştık. Bizim tek hedefimiz konuşarak masa başında uzlaşmak. Biz defalarca işverenimizle görüşmemize rağmen içerdeki alacaklarımızı alamadık. Ramazan ayı geldi. Herkesin 3’er 4’er çocuğu var. Önümüz bayram. Piyasanın hali, enflasyonun hali belli. ’35 biner lira içeride alacağımız var. Bunları ödeyin’ dedik. Belediye bunu ödemedi, ödeyemedi. İmkanlarımız kısıtlı dedi. En kısa zamanda içerideki alacaklarımızı ödeyiniz.

Bizler zaten aldığımız ücretle hayat pahalılığından dolayı anca ucu ucuna geçinen işçileriz, emekçileriz. Bir an önce alacaklarımızın ödenmesi için tekrardan belediyeye sesleniyoruz. Birileri farklı bir yere çekmeye çalışabilir. Ama biz emekçi kardeşlerimin hakları için buraya geldik. Provokatörlere fırsat vermeyiz. Biz emekçiyiz, hakkımızı istiyoruz. Belediye Başkanımıza da buradan sesleniyoruz, Bizim içerdeki ücretlerimiiz ödeyiniz. Çok bir para değil. Ödemediğiniz takdirde biz ücretlerimizi alana kadar oturup görüşüp farklı şekilde eylemlerimize devam edeceğiz.”

Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir konuşmasının ardından işçileri sessizce dağılmaya davet etti. Altındağ Belediye işçileri ise Özdemir’i protesto ederek yuhaladı. İşçiler, belediye önünde beklemeye devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/altindag-belediyesi-iscileri-geriye-donuk-odemeleri-icin-protesto-etti/feed/ 0
Ankara Tabip Odası, Sağlık Çalışanlarının Sorunlarını Dile Getirmek İçin Eylem Yaptı https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-saglik-calisanlarinin-sorunlarini-dile-getirmek-icin-eylem-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-saglik-calisanlarinin-sorunlarini-dile-getirmek-icin-eylem-yapti/#respond Thu, 14 Mar 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18597 Ankara Tabip Odası, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde sağlık çalışanları ile sağlık sisteminin acil çözüm bekleyen sorunlarını dile getirmek için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin önünde eylem yaptı. Yapılan açıklamada, “Fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalı, sağlık çalışanlarının ek göstergesi kademeli olarak artırılmalı, hekimler için 7 bin 600 olmalıdır. Hekimlerin bağımsız çalışma koşullarını zorlaştıran uygulamalar terk edilmelidir. Hak arama olanaklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan, son yasal düzenlemede var olan çifte cezalandırma uygulaması iptal edilmelidir” denildi. Eyleme katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı doktor Zeliha Aksaz Şahbaz da “Bugün 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayamıyoruz çünkü bu bir bayram olmaktan çıktı. Artık halkın sağlık hakkının, sağlık emekçilerinin haklarının arandığı bir direniş haftasına dönüştü” dedi.

Ankara Tabip Odası (ATO), 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde bugün sağlık çalışanları ve sağlık sisteminin acil çözüm bekleyen sorunlarını dile getirmek için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi önünde eylem yaptı. Eylemde ‘sadaka değil hakkımızı isteriz’, ‘herkese sağlık güvenli gelecek’, ‘yaşamak yaşatmak istiyoruz’ sloganları atıldı. ATO üyeleri ‘Haklarımızı ve halkın sağlığını savunuyoruz. 14 Mart’ta acil taleplerimiz’ yazılı pankart açtı. Eyleme CHP Sağlık Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı doktor Zeliha Aksaz Şahbaz ve SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer de katıldı.

“SAĞLIK ALANINA YÖNELİK DÜZENLENLEMELER, SAĞLIK MESLEK VE EMEK ÖRGÜTLERİNİN GÖRÜŞÜ ALINARAK OLUŞTURULMALI”

ATO Özel Hekimlik Komisyonu Üyesi Mine Coşkun yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

“Fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalı, sağlık çalışanlarının ek göstergesi kademeli olarak artırılmalı, hekimler için 7 bin 600 olmalıdır. Çalışırken alınan ücretlerin emekliliğe yansıdığı tek kalemde maaş uygulanmalıdır. Aile sağlığı merkezlerinde çalışanlar başta olmak üzere alınan vergi yüzde 15’i geçmemelidir. Bütün sağlık çalışanların ve emekli hekimlerin aylıkları yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır. 150 milyon başvurunun gerçekleştiği acil servisler, acil hizmetleri sekteye uğratan poliklinik hizmetlerinden arındırılmalıdır. Hekimlerin muayene sayı ve süresini kendisinin ayarlayacağı ( mahkeme kararıyla da onaylanan ) bir sisteme geçilmelidir. Sağlık alanına yönelik bütün düzenlemeler üniversiteler, sağlık meslek ve emek örgütleriyle ilgili kurumların görüşüyle oluşturulmalıdır. Tıpta uzmanlık eğitimi ve uzmanlık öğrenci sayısı ülke gerçekleri ve eğitimin niteliği gözetilerek yapılmalıdır. Sağlığa tedavi edici değil, sağlığı koruyucu bir gözle bakılmalı; başta HPV ve grip aşıları olmak üzere tüm aşılar ücretsiz olmalı ve rutin aşılama programına alınmalıdır. Hekimlerin bağımsız çalışma koşullarını zorlaştıran uygulamalar terk edilmelidir. Hak arama olanaklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan, son yasal düzenlemede var olan çifte cezalandırma uygulaması iptal edilmelidir.”

“HASTALAR EVLERİNDE RANDEVU BEKLERKEN SAĞLIKLARINI KAYBEDİYOR”

CHP Genel Başkan Yardımcısı doktor Zeliha Aksaz Şahbaz da şunları söyledi:

“Bugün 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayamıyoruz çünkü biraz önce de ifade edildiği gibi; bu bir bayram olmaktan çıktı. Artık halkın sağlık hakkının, sağlık emekçilerinin haklarının arandığı bir direniş haftasına dönüştü.

Bizler CHP olarak, sağlığın ticari bir işlem değil, sağlığın bir hak olduğunu savunuyoruz. Bugün sağlıkta bir özelleştirme, ticarileşme ile karşı karşıyayız. Sağlığın, sadece hasta sayısı üzerinden tartışıldığı ve rant kapısı olarak görüldüğü bir sistemi yaşıyoruz. Hastalarımız evlerinde randevu beklerken 5 dakikalık muayene süresi için sağlıklarını kaybediyorlar. Biz, eşit, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hakkını sonuna kadar savunacağız.”

“SAĞLIK EMEKÇİLERİ KÖLELEŞTİRİLMİŞ”

SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer ise “Bugün ülke sağlıksız. Sağlık; fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik halidir. Etrafımıza bakalım; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden iyi bir toplum görüyor muyuz? İyi bir sağlık ortamı görüyor muyuz? Sağlık emekçileri köleleştirilmiş, sağlık hizmeti ticarileştirilmiş. Bizlerin tek bir sihirli formülü, tek bir çıkış yolumuz var; birbirimize, emeğimize, onurumuza örgütlenerek mücadele etmek. Ellerimizi birleştirelim, insanca yaşam, insanca yaşama koşulları için 14 Mart’ları kutlanacak bayramlara dönüştürmek için birleşelim” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankara-tabip-odasi-saglik-calisanlarinin-sorunlarini-dile-getirmek-icin-eylem-yapti/feed/ 0
DİSK Emekli Sen Samsun Şubesi Üyeleri Düşük Emekli Maaşlarına Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/disk-emekli-sen-samsun-subesi-uyeleri-dusuk-emekli-maaslarina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/disk-emekli-sen-samsun-subesi-uyeleri-dusuk-emekli-maaslarina-tepki-gosterdi/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:45:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18471

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

DİSK Emekli Sen Samsun Şubesi üyeleri Gazi Müzesi önünde bir araya gelerek düşük emekli maaşlarına tepki gösterdi. DİSK Emekli Sen Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu, “Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi” dedi.

DİSK Emekli Sen Samsun Şubesi üyeleri Gazi Müzesi önünde düşük emekli maaşı ve 3 bin lira bayram ikramiyesini protesto etti. Basın açıklamasını okuyan DİSK Emekli Sen Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu, “Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş… Her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız” ifadelerini kullandı.

“EMEKLİLERİN PAYINA SEFALET DÜŞÜYOR”

Arif Kutlu, şunları söyledi:

“Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz. Dar gelirlilerin gıda enflasyonu ise resmi enflasyonun çok üzerinde seyrediyor. Biz emeklilerin gıda enflasyonu yüzde 87,3 olmuşken Cumhurbaşkanı şöyle sesleniyor; en düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi, elbette değil. Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla 10 bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır. Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir. Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi. And olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde, tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak. Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak.

“BUZDOLABIMIZ BOŞ”

Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş… Her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız. Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de sokaktayız. Haklarımız için, yalnızca kendi haklarımız için değil; gençlerin, çocukların, torunlarımızın hakları için sokaklardayız. Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor; bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz.

“EMEKLİLERİ AÇLIĞA MAHKUM EDENLERE OY YOK”

Bu bağlamda bir kez daha haykırıyoruz; emeklileri sefalete, açlığa, yoksulluğa mahkum edenlere oy yok. Gençleri umutsuzluğa, işsizliğe mahküm edenlere, emeklilerden oy yok. Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz. En temel tüketim mallarına dahi ulaşmamızın engellendiği; açlık değil ölüm sınırında bir yaşamı kabul etmiyoruz. Her günümüzün bir yaşam mücadelesi içinde geçmesine neden olan bu kara, köhne düzene karşı ses çıkarıyoruz. Dostlar, bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz; emeklilikte insan onuruna yaraşır bir ücret istiyoruz. Vermeyecekler; alacağız! Emekli aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olmasını istiyoruz. En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını istiyoruz. Emekli ikramiyelerinin yılda iki defa ve en az asgari ücret seviyesinde ödenmesini istiyoruz. Emeklilikte intibak yasası çıkarılmasını istiyoruz. Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payının koşulsuz şartsız kaldırılmasını istiyoruz. Emeklilerle ilgili politika yapılacağında emeklilere danışılmasını; sendikal hak ve özgürlüklerimizin teslim edilmesini istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/disk-emekli-sen-samsun-subesi-uyeleri-dusuk-emekli-maaslarina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Emekliler Ulus Meydanı’ndan Seslendi: “Emeklileri Aç Bırak Ölsün. Bizi Yük Olarak Görüyorlar” https://www.haber60.com.tr/emekliler-ulus-meydanindan-seslendi-emeklileri-ac-birak-olsun-bizi-yuk-olarak-goruyorlar/ https://www.haber60.com.tr/emekliler-ulus-meydanindan-seslendi-emeklileri-ac-birak-olsun-bizi-yuk-olarak-goruyorlar/#respond Wed, 13 Mar 2024 01:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18319 Haber: Ogün Akkaya Kamera: Eylem Ladin Değer

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin yaşam hakları için Ankara Ulus’ta açıklama yaptı. DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, “Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır” dedi. Açıklamaya katılan bir emekli ise “Emeklileri aç bırak ölsün. Yük olarak görüyorlar ya bizi… Çalıştık, vergi verdik. Emek verdik, hayatımızı verdik. On bin lira, on iki bir lira nedir ki? Kendi hakkımızı istiyoruz. Başka kimseden bir şey istemiyoruz” diye konuştu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin yaşam hakları için Ankara Ulus’ta basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı okuyan DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, “Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullanarak, dar gelirlilerin gıda enflasyonunun resmi enflasyon rakamlarının çok üzerinde olduğunu söyledi. Emeklilerin hakkını alamadığı koşullarda sosyal devlet anlayışından bahsedilemeyeceğini belirten Yavuz, şöyle konuştu:

“Biz emeklilerin gıda enflasyonu, yüzde 87,3 olmuşken en düşüğü on bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır. Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir.”

“3 KURUŞLUK SÖZDE ARTIŞA EL KALDIRANLAR DİNLENMEYE ÇEKİLDİ”

“Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak” diyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi. Ant olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde; tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak. Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak. Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş; her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız.”

“DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!”

Emeklilerin yalnızca kendi hakları için değil, gençler, çocuklar ve torunları için sokaklarda olduğunun altını çizen Yavuz, “Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar da yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de, sokaktayız. Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar. Ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor; bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.

“BU ÜLKEDE EV KİRASININ NE KADAR OLDUĞUNU BİZDEN İYİ BİLİRLER”

2005 yılında BAĞ-KUR’dan emekli olan Ermiş Bayram ise emekli olduğu ilk yıllarda geçinmeye çalıştığını, ancak şu an ki emekli maaşıyla bunun mümkün olmadığını şu sözlerle anlattı:

“O gün bize bağlanan emekli ücretiyle normal şartlar altında geçinmeye çalışıyorduk. Aynı zamanda da ufak tefek ek işler yapıyorduk ama son yıllarda aldığımız emekli maaşının miktarı yükselmesine rağmen para değerinin kaybından ve enflasyon oranlarının yükselmesinden şu an yeterli gelmiyor.

Sesimizi bir yerlere duyurmaya çalışıyoruz. Ülkeyi yönetenler şunu söylüyor; ‘Emekliye gelince yok. Çiftçiye gelince yok… Üretim olmazsa bu ülkede gelecekte gıda sorunu da olur, geçim sorunu da olur. Bizim sesimizi duymalarını istiyoruz.

Zorlanıyoruz. Bundan önceki Ramazan aylarına rağmen gıda fiyatları korkunç derecede yükseldi. Şimdi Ramazanda iftar ve sahur sofraları yüksek rakamlara… Birini yerine koysan diğerini yerine koyamıyorsun. Nüfusu fazla olan ailelere söylenecek, yardımcıları olsun diyorum. Başka söylenecek bir şey yok. İktidar emeklilerin durumunu görsün. ‘On bin lira’ diyorlar ama bu ülkede ev kirasının kaç lira olduğunu onlar bizlerden daha iyi bilirler. Verdikleri on bin lira ve o civardaki rakamlar yeterli gelmiyor.”

“HAYATINDA HİÇ ÇALIŞMAMIŞ ADAMLARIN FİLOLARI VAR”

26 yıllık emekli Ayşe Güdek ise iktidar tarafından emeklilere uygulanan politikaları “Onlar bizim ölmemizi istiyor” diyerek eleştirdi. Güdek,  “Emeklileri aç bırak ölsün. Yük olarak görüyorlar ya bizi… Çalıştık, vergi verdik. Emek verdik, hayatımızı verdik. On bin lira, on iki bir lira nedir ki? Kendi hakkımızı istiyoruz. Başka kimseden bir şey istemiyoruz. Hiç hayatından çalışmamış adamların filoları var. Nasıl oluyor bu?” dedi.

“TAŞ Mİ YİYELİM”

Başka bir emekli ise maaşların düşük olmasını “On bin liraya nasıl geçinebiliriz? Soruyorum buradan. Kiramız on bin lira olmuş. Emekli maaşımız on bin lira. Biz ne yiyelim taş mı yiyelim” sözleriyle eleştirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekliler-ulus-meydanindan-seslendi-emeklileri-ac-birak-olsun-bizi-yuk-olarak-goruyorlar/feed/ 0
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi Projesi’ni Tanıttı https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:45:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17951 İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA),”Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi için Kapsayıcı Öğrenme Materyalleri Projesi”ni santralistanbul kampüsünde ve çevrim içi buluşmada gerçekleştirdiği lansmanlar ile tanıttı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, etkinliğe Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde, Bilgi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Bilgi Çocuk Çalışmaları Birimi Koordinatörü Gözde Durmuş, proje paydaşları, akademisyenler, çocuklar ve aileleri katıldı.

Çocuk hakları alanında farkındalık yaratmak ve çocukların haklarını öğrenmesini sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi için Kapsayıcı Öğrenme Materyalleri Projesi” kapsamında Çocuk Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, Engelli Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, Söz Küçüğün kutu oyununun dijital versiyonu ve eğitimcilerin materyallerle birlikte kullanılabilecekleri rehberler hazırlandı.

Bilgi ÇOÇA tarafından 2009 yılında hazırlanan Çocuk Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, çocuk hakları ve insan hakları alanlarında ortaya çıkan yeni tartışmalar ve çocukların değişen ihtiyaçları doğrultusunda güncellendi. Filmin Türkçe olan içeriği İngilizce, Arapça, Kürtçe olmak üzere üç farklı dilde de hazırlanarak daha kapsayıcı hale getirildi.

Proje kapsamında özel gereksinimli bireylerin hakları konusunda çocuklarda farkındalık yaratmak, erişebilirlik ve bağımsız yaşam koşullarına dikkati çekmek amacıyla da animasyon filmi hazırlandı. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne dair hazırlanan bu film ve çocuk hakları ile ilgili güncellenen filmler sesli betimleme ve işaret dili çevirisi ile kullanıma sunuldu.

Dijital ortama taşınarak erişebilirliği artırılan Söz Küçüğün kutu oyunu ise çocukların günlük yaşamlarında yaşadıkları veya şahit oldukları haksızlıklarla ilgili kurgusal olaylar üzerinden hak ve özgürlükleri çocuklara eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlıyor.

“Proje kapsamında üretilen materyaller kapsayıcılık hedefiyle hazırlandı”

Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, şunları kaydetti:

“Çocuklarla insan hakları eğitimi dediğimizde çok zor bir konudan bahsettiğimizi biliyoruz. Çocuklar ve muhtemelen yetişkinler de yaşadığımız dünyada var olan birçok sorun içinde ‘Bu haklar nerede? Bu haklara neden erişemiyoruz?’ diyordur. Çocuğun üstün yararı kavramı sıklıkla vurgulanıyor ancak ‘üstün yarar’ nasıl sağlanacak? Çocukları ve çocukların haklarını öğrenmesini önemsemek çok kıymetli. Yılmadan, inatla bu haklara her çocuğun erişilebilmesine yönelik çabayı sürdürmek gerekiyor. Haklara erişimde en temel sorunlardan biri kapsayıcılık. Bu proje kapsamında üretilen materyaller de kapsayıcılık hedefiyle hazırlandı.”

Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde de çocukların haklarının bilincinde olmaları, geleceğin toplumunun mimarları olmaları açısından önemli olduğunu belirterek, “Bugün onların haklarına yatırım yaparak daha şefkatli, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir dünyanın temellerini atabiliriz.” açıklamasında bulundu.

Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Koordinatörü Gözde Durmuş ise 2007’den itibaren çocukların kendi haklarını öğrenmesi ve çocukların etrafındaki yetişkinlerin de çocuk haklarını öğrenmesi için çalışmalar yaptıklarını aktardı.

Çocukların hak sahibi bireyler olarak görülmelerinin mümkün olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Durmuş, “Bu alanda çalışmaya başlarken çocuklara yönelik insan hakları eğitim materyallerine dair büyük bir ihtiyaç olduğunu görmemizden kaynaklı kuruluşumuzdan bu yana bu konuda üretimler gerçekleştiriyoruz. Bu projemizde öğrenme materyallerini daha kapsayıcı kılmak için kullanılan dil, özel gereksinimli bireylere uygunluk, yaş grubu gibi birçok konuyu değerlendirdik.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ’15 sene önce nerede duruyorsam bugün de aynı yerde dimdik duruyorum’ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-sene-once-nerede-duruyorsam-bugun-de-ayni-yerde-dimdik-duruyorum/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-sene-once-nerede-duruyorsam-bugun-de-ayni-yerde-dimdik-duruyorum/#respond Sat, 09 Mar 2024 22:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17476 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tayyip Erdoğan 15 sene önce katillerin yüzlerine karşı ‘one minute’ diye haykırırken nerede duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. En fazla hassasiyet gösterdiğimiz ve bedel ödediğimiz bir konuda bize haksızlık edenleri kendilerini sorgulamaya davet ediyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.

Buradaki konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek’in “Üzülme, davanın sahibi Hak’tır/Hak olan davada zafer muhakkaktır.” sözlerine işaret eden Erdoğan, “Uğruna ömrümüzü adamaktan şeref duyduğumuz ilayi kelimetullah davasının, yeryüzünde adaleti tesis etme davasının, hak ve hakikati yüceltme davasının, medeniyetimizi ihya etme davasının sahibi alemlerin Rabb’i olan yüce Allah’tır.” diye konuştu.

Erdoğan, “Biz niyetimizi temiz tuttuğumuz, samimiyetimizi koruduğumuz müddetçe biiznillah önümüzü kimse kesemez. Rabb’im bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın diyorum.” dedi.

“Esfeli safilinin canlı örneklerini Gazzelilere bomba yağdıran alçaklarda bire bir görüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyası olarak bir ramazanı daha karşılamaya hazırlandıklarını, pazar gününü pazartesiye bağlayan gece ilk sahura kalkılacağını, ilk orucun tutulacağını anımsattı.

Mübarek ramazan ayının tüm İslam alemi ve Türk milleti için şimdiden hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bu mübarek ayı hep birlikte en güzel şekilde idrak etmeye çalışacaklarını belirtti.

Erdoğan, ancak ramazan ayını başta Gazze olmak üzere gönül coğrafyalarının pek çok bölgesinde ciddi insani dramların yaşandığı bir dönemde karşıladıklarını söyledi.

Özellikle 7 Ekim’den beri Gazze’de yaşananların artık tahammül sınırlarını aştığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bir terör devleti olan İsrail, Batılı güçlerin sınırsız askeri ve diplomatik desteğini arkasına alarak Filistinli kardeşlerimize yönelik tam anlamıyla bir soykırım politikası uygulamaktadır. Bugüne kadar, İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu, 72 bin Filistinli ise yaralandı. Yaklaşık 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Camiler, üniversiteler, okullar ve sivil yerleşim yerleri harabeye döndü.”

Erdoğan, gıda almak için sıra bekleyen masumların dahi öldürüldüğü bir barbarlıkla karşı karşıya olunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen esfeli safilinin canlı örneklerini bugün Gazzeli kardeşlerimize bomba yağdıran alçaklarda bire bir görüyoruz. Öyle manzaralara şahit olduk ki içinde en küçük bir insanlık kırıntısı olan birisinin, uluslararası hukuka asgari düzeyde de saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değildir. Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi, Gazze’de işledikleri insanlık suçlarıyla günümüzün Nazileri olarak isimlerini Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in, Pol Pot’un, Franco’nun ve diğer modern dönem canilerinin yanına ekletmişlerdir. İnsanlığın vicdanında zaten mahkum olan bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde de hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.”

“İslam alemi, Filistin halkına kardeşlik görevini maalesef tam manasıyla yerine getirememiştir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana süresi itibarıyla geçen 155 günde yüreklerini dağlayan, içlerini parçalayan, bir insan olarak yüzlerini kızartan, utanç verici pek çok hadiseyle karşılaştıklarını aktardı.

Her şeyden önce, uluslararası kurumların, insan hakları örgütlerinin ve basın kuruluşlarının söz konusu İsrail olunca nasıl hiçbir işe yaramadıklarını hep birlikte gördüklerini, tecrübe ettiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mesele Filistinli çocukların, kadınların, masum sivillerin yaşam hakkı olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin nasıl sadece bir kağıt parçasına dönüştüğüne hep beraber şahitlik ettik. Yine bu süreç bize İslam dünyasının, özellikle ortak hareket etme, İsrail ve destekçileri üzerinde sonuç alıcı baskı kurma, zulmü ve katliamı engelleme noktasında halen çok önemli eksiklerinin bulunduğunu göstermiştir. Yaklaşık 2 milyar nüfuslu İslam alemi, Filistin halkına kardeşlik görevini maalesef tam manasıyla yerine getirememiştir. Elbette çok uğraşıldı, gayret gösterildi, diplomatik açıdan çaba harcandı ama Gazze’deki masum çocukların ya açlıktan ölmesine ya da kurşunlarla ve üzerlerine atılan bombalarla katledilmesine mani olunamadı.”

Erdoğan, böyle bir durumun oluşmasının şüphesiz pek çok sebebi bulunduğuna işaret ederek, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve küresel sistemin İslam dünyasını dışlayan yapısı bu sebeplerden sadece bir tanesidir. İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından kurgulanan mevcut nizamda Müslümanlar üvey evlat olarak görülmektedir. Türkiye, ‘Dünya beşten büyüktür.’ haykırışıyla aynı zamanda bize dayatılan, bize biçilen bu role de itiraz etmektedir.” şeklinde konuştu.

“Mısır makamlarıyla son dönemde gelişen ilişkilerimizi Gazze’ye yardımların ulaştırılması için kullandık”

Ülke ve millet olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkanları seferber ettiklerini aktaran Erdoğan, 7 Ekim’den bugüne kadar yabancı liderlerle yaptıkları tüm görüşmelerde Filistin meselesini ve Gazzelilerin durumunu gündeme getirdiklerini söyledi.

Erdoğan, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda Filistin ve Gazze’nin sesi olduklarını belirterek, “Ülkemizdeki İsrail muhipleri dahil hemen herkesin Hamas’a ‘terör örgütü’ yaftası vurmak için yarıştığı bir dönemde biz buna açıkça itiraz ettik. Topraklarını, onurlarını ve kendi insanlarını savunan Filistinli mücahitlere böyle bir kara çalınamayacağını tüm dünyaya cesaretle ilan ettik. Mısır makamlarıyla son dönemde gelişen ilişkilerimizi Gazze’ye yardımların ulaştırılması için kullandık.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den Gazze’ye gönderilen yardımları aktaran Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

“Şimdiye kadar 19 uçak ve 7 sivil yardım gemisiyle bölgeye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 40 bin tonu buldu. Önceki gün yola çıkan Kızılayımıza ait 3 bin tonluk bir yardım gemisi daha yarın El Ariş’e ulaşıyor. Her gün Refah Sınır Kapısı’ndan Kızılaya ve sivil toplum kuruluşlarına ait tırlar Gazze’ye yardım taşıyor. Bu yardımların içerisinde gıda, su, hijyen, tıbbi ve barınma malzemelerinin yanı sıra 53 adet ambulans, 1551 jeneratör, 8 sahra hastanesiyle 3 bin çadır da bulunuyor. İnşallah ramazan ayı boyunca yardım miktarını daha da artıracağız. Refakatçileriyle birlikte ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralı kardeşlerimizin tedavileri devam ediyor.”

“Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin en başında yine biz varız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinliler arasında milli birliğin ve mutabakatın temini için de yoğun gayret gösterdiklerini belirterek, bu hafta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da misafir ettiklerini hatırlattı.

Gerek İçişleri Bakanı gerekse MİT Başkanı’nın, Hamas ve diğer Filistinli gruplarla yakın diyalog halinde olduğunu aktaran Erdoğan, ellerinin uzandığı, güçlerinin yettiği kadar Filistinlilere tüm imkanlarla yardımcı olmaya çalıştıklarının altını çizdi.

Erdoğan, Türkiye’nin Filistin davası için verdiği samimi mücadelenin en yakın şahidinin tüm gruplarıyla tüm fertleriyle Filistinliler olduğuna işaret ederek, şunları dile getirdi:

“Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin en başında yine biz varız. Şunu çok net ifade etmek isterim; devletiyle milletiyle Filistin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke tartışmasız bir şekilde Türkiye’dir. Hal böyleyken her kim ‘Hiçbir şey yapmadılar.’ diyerek hükümetimizi eleştiriyorsa açık söylüyorum bühtan ediyor, kul hakkına giriyor demektir. Ne sebeple olursa olsun böyle bir cümle kurmak her şeyden önce aziz milletimize yönelik bir hakarettir. Şu gerçeği tüm dünya çok iyi biliyor; Tayyip Erdoğan 15 sene önce katillerin yüzlerine karşı ‘one minute’ diye haykırırken nerede duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. En fazla hassasiyet gösterdiğimiz ve bedel ödediğimiz bir konuda bize haksızlık edenleri, kendilerini sorgulamaya davet ediyorum.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-sene-once-nerede-duruyorsam-bugun-de-ayni-yerde-dimdik-duruyorum/feed/ 0
Büyükçekmece’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlamaları https://www.haber60.com.tr/buyukcekmecede-8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu-kutlamalari/ https://www.haber60.com.tr/buyukcekmecede-8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu-kutlamalari/#respond Sat, 09 Mar 2024 09:00:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17420 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Büyükçekmece’de çeşitli etkinliklerle kutlanırken, kadına şiddetin son bulması için de binlerce mor balon gökyüzüne salındı.

Büyükçekmece ilçesinde ilk kutlama Büyükçekmece Belediye Meydanı’nda gerçekleşti. Büyükçekmece Belediyesi’nde çalışan yüzlerce kadının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, daha sonra kadın mesai arkadaşları ile birlikte kadına şiddete dikkat çekmek amacıyla gökyüzüne mor balon bıraktı.

Çiğdem Gürdal konseri ile unutulmaz bir güne dönüştü

Büyükçekmece’de ikinci kutlama ise 2 bin Büyükçekmeceli kadının katılımıyla gerçekleşti. CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, 24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin de katıldığı etkinlik yoğun ilgiyle karşıladı. Etkinlik şarkıcı Çiğdem Gürdal konseri ile unutulmaz bir güne dönüştü.

“Eğitim, eğitim, eğitim”

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, önceki gün Büyükçekmece’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğine katılan Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray’ın eğitim konusundaki sözlerinden de alıntı yaparak şunları söyledi: “Memleketteki ekonomik sıkıntıyı, zorlukları adaletsizliği, haksızlığı en çok çeken sizlersiniz. En çok itilip kalkılan bu ülkede kadınlardır. Kadına karşı yapılan şiddetler, yapılan eziyetler bir bakıma insanlık ayıbıdır. Bu ayıbın ortadan kaldırılabilmesi için Türkan Şoray dün ne dedi? “Eğitim” dedi. Eğitim, eğitim, eğitim. Toplumun eğitimli olması, toplumun ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması halinde Türk kadını, kadınlarımız bu eziyetlerden kurtulacaklardır.”

“Türk kadının, sizlerin hak etmediğini düşünüyorum”

CHP Milletvekili Engin Altay, kadın olup da emekçi olmamanın imkansız olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Türk kadını Büyük Atatürk tarafından Avrupa’daki kadınlardan önde bir çok hakkını almış, seçme ve seçilme hakkını almış olsa da dünyada en çok kadın cinayetinin, en çok kadına taciz ve tecavüzün yaşandığı bir Türkiye’nin, Türk kadının sizlerin hak etmediğini düşünüyorum. Bundan kurtulmanın yolu ülkeyi yönetenlerin zihniyetinden kurtulmaktır diye düşünüyorum.”

“Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, diyorum”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise “8 Mart’ın çok tarihi bir önemi var. Yıl 1857 ABD’de kadınlar kötü çalışma şartlarını protesto ettiler. Çok az ücretle çalışıyorlardı. O çalışma ücretlerini protesto ettiler ve bir direniş başlattılar. O direnişin sonucunda da uzun bir zaman sonra haklarını elde ettiler. Türkiye’de de kadınların eşitlik mücadelesi, kadınlara eşitlik hakkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhuriyetle beraber verildi. Cumhuriyet eğitim seferberliği demek, cumhuriyet aydınlanma demek, cumhuriyet kadın erkek eşitliği demek, cumhuriyet kadınlara seçme seçilme hakkı demek. Bizlere bu güzel Cumhuriyeti armağan eden, kadınlara seçme seçilme hakkını armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı, saygılarımızı ve minnetlerimizi sunuyorum. Bugün hayatın her alanında kadınların eşitlik mücadeleleri için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun demiyorum. Ne zaman bu ülkede kadın cinayetleri sonlanırsa, ne zaman İstanbul Sözleşmesi hayata geçerse, ne zaman toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanırsa, ne zaman kadınlar ve erkekler hayatın her alanında eşitliğe kavuşursa o gün kutlarız, diyorum. Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, diyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyukcekmecede-8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu-kutlamalari/feed/ 0
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ: Kadınlar arasında büyük bir ayrımcılık var https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-bekir-bozdag-kadinlar-arasinda-buyuk-bir-ayrimcilik-var/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-bekir-bozdag-kadinlar-arasinda-buyuk-bir-ayrimcilik-var/#respond Sat, 09 Mar 2024 03:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17293 TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, “Kamu hizmetlerine alınmada görevin gerektirdiği nitelikten başka hiçbir şey aranmaz kuralına rağmen yıllar yılı üniversiteyi bitirmiş veya herhangi bir meslek sahibi olmuş kadınlar bırakın kamuda memur olmayı, kamu işçisi dahi yapmadılar.” dedi.

Bozdağ, AK Parti Şanlıurfa Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Mehmet Akif İnan Konferans Salonu’nda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programında yaptığı konuşmada, tüm kadınların gününü tebrik etti.

Atatürk’ün Cumhuriyeti kurmasıyla kadın hakları konusunda yeni bir dönem açıldığını aktaran Bozdağ, seçme ve seçilme hakları başta olmak üzere pek çok alanda o zaman çok az ülkede olan yeniliklerin Türkiye’de yapıldığını kaydetti.

Bir zaman sonra Türkiye’de ideolojik yaklaşımlar içerisinde olanların kadınlar arasında büyük bir ayrımcılığa imza attıklarını belirten Bozdağ, anayasada insanların renk, dil, cinsiyet, mezhep, inanç ve benzeri ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olması hükmü bulunmasına rağmen haksızlıkları önlemek, adaleti tesis etmekle vazifeli yargı organlarının verdiği haksız ve hukuksuz kararlarla kadınların arasına büyük bir ayrımcılık girdiğini ifade etti.

Bozdağ, eğitim hakkının herkes için kıymetli bir hak olduğuna işaret ederek, “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz, anayasa söylüyor. Ama bu ülkenin kadınlarının önemli bir kısmı sadece inançları gereği saçlarını örttükleri için tercih ettikleri kıyafet nedeniyle ortaöğretim ve yükseköğrenim hakkından mahrum edildiler. Yıllar yılı bunun adına hak dediler. Mahkemelere gidince kardeşlerimiz, mahkemeler hak sahiplerine siz haksızsınız diye kararlar tesis etti. Yıllar yılı bu ülkede bu haksızlık, bu zulüm devletin kurumları eliyle yargı organlarıyla devam etti. Bu haksızlığı sona erdirmek isteyen partiler beyanlarda bulundu diye kapatıldılar.” diye konuştu.

En son 2008 yılının ocak ayında AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin birlikte anayasanın 10. ve 42. maddelerini değiştirerek hiç olmazsa yüksek öğrenim gören kadınların başı açık, başı örtülü, ayrımsız, öğrenimlerini yapabilmelerine imkan sağlayan anayasa değişikliğini yaptıklarını dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:

“411 el kaosa kalktı diye manşetler atıldı, arkasından bugün başörtülü kadınları partilerine katmak için yarışan CHP koşa koşa Anayasa Mahkemesi’ne gitti, bu değişikliklerin iptalini istedi. Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi de anayasayı ayaklarının altına alarak haksız, hukuksuz anayasaya aykırı bir karar verdi ve bu düzenlemeleri iptal etti. Buradan bu kararın altında imzası olanları bir kez daha kınadığımı ifade etmek isterim. ve arkasından AK Parti’ye kapatma davası açtılar. Siz bir zulme dur demek için meşru yoldan yasal yoldan adım attınız diye adeta AK Parti’mize 14 Mart 2008’de kapatma davası açıldı. Türkiye zor geçti bu dönemde. Eğitim hakkı gasbedilen kadınlar olduğu gibi devletin hastanesine bu ülkenin başbakanının eşi hanımefendi Emine Erdoğan bir sanatçımızı ziyarete gitmek istediğinde GATA’ya kabul etmediler, giremedi GATA’ya. Böyle bir ortamdan geliyor Türkiye.”

Bu eğitim hakkını gasbeden, kadınlar arasına ayrımcılık sokan anlayışı 2012 yılında sona erdirdiklerini hatırlatan Bozdağ, bugün Türkiye’de başı açık, başı örtülü ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretimde bütün kadınlara eğitim imkanını sonuna kadar açtıklarını aktardı.

Bunun büyük bir başarı olduğunu belirten Bozdağ, Türkiye’de kadınları eğitimsiz bırakmayı marifet zanneden cahiliyet zihniyetinin modern Ebu Cehillerine inat bu ülkenin bütün kadınlarının eğitimden azami derecede istifade etmesi için yasakları, engelleri kaldırdıklarını ve eğitim hakkını kadınlara üst düzeyde verdiklerini anlattı.

Bundan sonra Türk kadınının sahip olduğu imkanlarla daha güçlü olacağının altını çizen Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Anayasada her Türk vatandaşı kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Kamu hizmetlerine alınmada görevin gerektirdiği nitelikten başka hiçbir şey aranmaz kuralına rağmen yıllar yılı üniversiteyi bitirmiş veya herhangi bir meslek sahibi olmuş kadınlar bırakın kamuda memur olmayı, kamu işçisi dahi yapmadılar. Memuriyete girmiş, sonradan başörtüsünü tercih edenleri memuriyetten attılar ve iş akitlerini feshettiler. Şimdi bu zulme son verdik mi, verdik. Bugün asker, polis, subay, doktor, hakim, savcı, pilot her meslekte başı açık, başı örtülü bu ülkenin şerefli kadınları görev yapıyor mu? Kıyamet koptu mu? 2012’den sonra attığımız adımlarla seçilme hakkının fiilen kullanılması önündeki haksız, hukuksuz, ayrımcı engeli kaldırdık ve bugün parlamentoda da belediyelerde de nice kadın kıyafetine, yaşam tarzına bakmaksızın siyaset yapma hakkını fiilen elde etmiş olduk. Biz bunu söyleyince hemen ‘vay efendim diyorlar biz ta falan tarihte verdik.’ Verdin de kullandırdın mı? Kim kullandırdı bu hakkı? Kadınlar arasındaki eşitsizliği sona erdiren lider, ayrımcılığa noktayı koyan lider, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Bozdağ, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendirenlerin en güçlülerinin kadınlar olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantıda, AK Parti Şanlıurfa Milletvekilleri Cevahir Asuman Yazmacı ile Abdulkadir Emin Önen, AK Parti İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve AK Parti Şanlıurfa Kadın Kolları Başkanı Demet Saatçi Güven de konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-bekir-bozdag-kadinlar-arasinda-buyuk-bir-ayrimcilik-var/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Türk kadını seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turk-kadini-secme-ve-secilme-hakkini-butun-gelismis-ulkelerden-once-aldi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turk-kadini-secme-ve-secilme-hakkini-butun-gelismis-ulkelerden-once-aldi/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17244 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’de kadın hakları mücadelesi çok önemli inişler ve çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği’nin en güçlü ülkelerinden kiminden 40 yıl evvel, kiminden 30 yıl evvel Atatürk’ün büyük vizyonu ve güveniyle, her birisi teker teker bunu hak ederek Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı.” dedi.

Özel, partisince Odunpazarı Meydanı’nda düzenlenen Eskişehir Halk Buluşması’nda yaptığı konuşmada, seçime 23 gün kaldığını, Eskişehir’de bir cumhuriyet kadınının Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olduğunu söyledi.

Eskişehir ile gurur duyduklarını belirten Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in bozkırın ortasında cennet oluşturduğunu anlattı.

Özel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, şunları dile getirdi:

“Türkiye’de kadın hakları mücadelesi çok önemli inişler ve çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği’nin en güçlü ülkelerinden kiminden 40 yıl evvel, kiminden 30 yıl evvel Atatürk’ün büyük vizyonu ve güveniyle, her birisi teker teker bunu hak ederek Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı. Türkiye Cumhuriyeti, genç cumhuriyet, kadınlar için çok önemli kazanımları, hem miras hukukunu hem nafaka hakkını hem de kadınlarla ilgili pek çok eşitlikçi düzenlemeyi hayata geçirdi.”

Hükümeti eleştiren Özel, “Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde hep birlikte Eskişehir’den haykırıyoruz. Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek cumhuriyet demektir, kadın demek Atatürk devrimleri demektir.” şeklinde konuştu.

“Bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum”

Özel, AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu’na eleştirilerde bulunarak, şunları kaydetti:

“Eskişehir dürüstleri sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir çalışkanları sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir kavga edenleri değil hizmet edenleri sever. Bakıyorum önüne gelenle kavga ediyor. Ayşe Hanım gibi hanımefendi, hizmet odaklı, çalışma odaklı birisiyle her gün kavga etmek istiyor. Allah muhafaza bu gelse Eskişehir’deki barış ortamını, huzur ortamını, refah ortamını bozar. Allah muhafaza gelse her gün bir belediye başkanıyla, birileriyle kavga eder. Kendini düşüneni değil kentini düşüneni, Ayşe Ünlüce’yi 31 Mart’ta büyükşehir belediye başkanı yapacağız.”

Türkiye’nin en mutlu gençlerinin Eskişehir’de yaşadığını anlatan Özel, “Türkiye’de 4 gençten 3 tanesi zihninde bavulları çoktan toplamış. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim.’ diyor. İşte bu anlayışı değiştirmek için Eskişehir, Türkiye’nin en mutlu gençlerinin kentiyken ben Eskişehir’de gençlerden, annelerinden, babalarından, Eskişehir’in bütün güzel insanlarından, gençleri mutlu eden, kadınlara sahip çıkan bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum.” diye konuştu.

Sağanak nedeniyle konuşmasını sonlandıran Özel, partisinin Eskişehir adayları için vatandaşlardan oy istedi.

Etkinlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce de katılımcılara hitap etti.

Programın sonunda CHP’nin Eskişehir belediye başkan adayları tanıtıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turk-kadini-secme-ve-secilme-hakkini-butun-gelismis-ulkelerden-once-aldi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17238 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarının hedef alındığını belirterek, “Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık. Hem belediye başkanlığımız hem de 21 yıllık iktidarlarımız dönemlerimizde bu tavrımızın aksine tek bir örnek gösterilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” programında konuştu. Konuşmasına dünyanın tüm emekçi, mazlum, mağdur kadınlarını selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan tüm yiğit kadınlarımızı rahmetle yad ediyorum. 81 vilayetimizin tamamında, 922 ilçemizin her birinde anne olarak, eş olarak, kardeş olarak, evlat olarak hayatımıza anlam katan kadınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Vatan, millete, ümmete ve tüm insanlara hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan eli öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi iletiyorum. Şehitlerimizin her biri birer metanet abidesi olan anne babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar diliyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum” dedi.

Vatandaşların 22 gün sonra sandıklara giderek yerel yöneticileri belirleyeceklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklediğini, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürüdüğünü kaydeden Erdoğan, “Seçimlere hazırlanan tüm kadın adayları selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılarını diliyorum. Tabi burada bir hususu vurgulamak istiyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegane husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımız, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır. Yine 8 Mart’ı aracı kılarak devletimizin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçiriyor, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit edersek onu gidermeye çalışıyoruz. Kendimizi bugüne kadar asla sloganlara hapsetmedik. Kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülkemiz, milletimiz ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinde koştuk. Bu anlayışla kadınlarla buluşmalarımızda şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, strateji belgeleri açıkladık” dedi.

Kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkanlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, destek mekanizmalarıyla, reform paketleriyle, yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini kaydetti.

“Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz”

Bunun en son örneğinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın genel çerçevesini paylaştığı Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan strateji belgemiz 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanımızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum. Cumhuriyetimizin ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açmış bulunuyoruz. Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim. Bizim inancımızda ve kültürümüzde aile, toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hz. Adem ve Hz. Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hz. Adem ve Hz. Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır” diye konuştu.

“Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı güçlü kadındır”

Ailenin bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki, aile ne kadar güçlüyse, bireyler de o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise güçlü kadındır. Hal böyleyken aileyle kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadınla aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil, tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri var olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların modernleşme ve batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı adeta savaş ilan ettiklerini ifade etti.

“Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlar, Filistin’de katledilen32 bini aşkın masum için seslerini yükseltti mi hiç?”

Bozuk bakış açısının bakanlığın adında yer alan aile kavramından bile rahatsız olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız kadın haklarını savunuyoruz derler fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasp edilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan cinsiyetsizleştirme politikalarına karşı tek bir cümle kurmazlar. Aynı şekilde kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar, ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar. Esasında bahsettiğim ikircikli tablo, sadece ülkemiz için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerlidir. Soruyorum sizlere dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiğini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak, hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli-açık destek dışında bir beyan işittiniz mi? Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların bu katliamları görmezden gelen tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir. Türkiye olarak biz diplomatik girişimlerimizle, yardımlarımızla, kamuoyu oluşturma çabalarımızla kendi duruşumuzu sergiliyor, mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Çünkü biz onlar gibi riyakar değiliz. Hiçbir zaman da olmayacağız” dedi.

“Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk”

“Bizim inancımız, cenneti anaların ayakları altına sermiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak tarihimiz kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örülmüştür. Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz. Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz. 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınlarımızın cesaretlerini biz nasıl görmezden gelebiliriz. Son 21 yılda yazdığımız başarı destanında ülkemiz kadınların emeğini alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz. Şayet ekonomiden eğitime güvenlikten tarıma demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa bunda en az erkeklerin kadar kadınların da katkısı ve emeği vardır. Önümüze çıkartılan engellerin hayatımıza kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep siz kadınların desteğiyle geldik. Yürek yüreğe omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı. Kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak, yani mücadeleyle elde ettiniz. Ne olursa olsun yılmadınız, geri adım atmadınız, böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata, farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk. Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yaptığımızı en iyi sizler biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı”

Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞÖNİM, kadın konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha pek çok alanda tarihi nitelikli adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı. Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle kadın girişimcilerin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halkbank aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik” diye konuştu.

“Siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık”

Bu süreçte bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırı ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, “Attığımız her adım itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık. Hem belediye başkanlığımız hem de 21 yıllık iktidarlarımız dönemlerimizde bu tavrımızın aksine tek bir örnek gösterilemez. Bugün de aynı çevrelerin laf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. ‘Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak’ diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar, ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırılarda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz. Kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inanıyorum. 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizde kadınlardan yine güçlü destek beklediğimizi ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz.” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyilinin-hazirliklarini-guclu-kadin-guclu-aile-guclu-turkiye-ekseninde-yurutuyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyilinin-hazirliklarini-guclu-kadin-guclu-aile-guclu-turkiye-ekseninde-yurutuyoruz/#respond Sat, 09 Mar 2024 01:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17228 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte yaşananlardan ders alarak, her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasında olduklarını belirterek, ” Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”ndaki konuşmasında, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.

Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.

Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkanlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum.” diye konuştu.

“Aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak, her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”

Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hal böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”

“Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı savaş ilan etmiş durumdalar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı adeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz.’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.

Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar.”

“Biz onlar gibi riyakar değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız”

Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?

Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir.”

Türkiye olarak, diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakar değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız.” ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyilinin-hazirliklarini-guclu-kadin-guclu-aile-guclu-turkiye-ekseninde-yurutuyoruz/feed/ 0
Meral Akşener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Anıtkabir’i ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-8-mart-dunya-kadinlar-gununde-anitkabiri-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-8-mart-dunya-kadinlar-gununde-anitkabiri-ziyaret-etti/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17076 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Anıtkabir’e ziyaret gerçekleştirdi. Akşener, beraberindeki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri, 81 il ve ilçe teşkilatından gelen kadınlarla Aslanlı Yol’dan yürüyerek Atatürk’ün mozolesine geldi. Mozoleye çiçek bırakan Akşener, daha sonra kadınlarla birlikte saygı duruşunda bulundu. Daha sonra beraberindekilerle Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Akşener, imzaladığı Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:

“Aziz Atatürk; Türk kadınlarının yazgısını değiştiren o büyük vizyonunuza duyduğumuz şükranla bir kez daha huzurunuzdayız. Dünyanın dört bir yanında kadınların yaşadığı sorunlar, uğradığı haksızlıklar, karşı karşıya kaldığı adaletsizlikler karşısında bizler tüm dünyadan önce kavuştuğumuz haklarımızın ne kadar kıymetli olduğunun farkındayız. Nice zor şartların ve imkansızlıkların içerisinde, Cumhuriyetimizin bizlere sunduğu fırsat eşitliğinden faydalanan köy kızları olarak bizlere bıraktığınız kutlu mirasın ne derece paha biçilmez olduğunun da farkındayız ve her ne kadar bugün Cumhuriyetimizin ikinci asrında bizi o kutlu mirastan mahrum etmeye çalışanlar olsa da istiklal ve istikbalimizin yılmaz savunucusu Türk kadınları olarak bizler tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de yılmayacak, yıkılmayacak ve işaret ettiğiniz hedef doğrultusunda mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Çocuk yaşta içtiğimiz andımıza duyduğumuz sadakatle Cumhuriyetimizin kazanımlarına her zamankinden daha büyük bir güçle sarılacağız. İYİ Parti olarak ‘Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?’ sözünüzden aldığımız ilhamla Türkiye’nin demokratik milli yükselişini Türk kadınlarıyla birlikte gerçekleştireceğiz. Türkiye’nin güçlenmesi için önce Türk kadınlarını güçlendireceğiz. Türkiye’nin başarılı olması için önce Türk kadınlarının önünü açacağız. Kadının adını hayatın her yerine altın harflerle kazıyana kadar durmayacak, dinlenmeyecek, yorulmadan yürümeye devam edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle büyük Türk milleti için verdiğiniz o büyük mücadeleyi ve biz Türk kadınlarının istikbalini aydınlatan o büyük ufku bir kez daha şükranla selamlıyor, aziz hatıranız önünde minnet ve saygıyla eğiliyorum. Ruhunuz şad olsun.”

“Atatürk’ümüz sayesinde dünyadaki bütün kadınlardan önce hak ve hukuk açısından pek çok hakka sahip olduk”

Akşener, ardından Çankaya ilçesinde bulunan Kuğulu Park’a geldi. İYİ Parti tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle çiçek dağıtılan standı ziyaret eden Akşener, buradaki kadınlarla bir araya geldi. Burada konuşan Akşener, şunları kaydetti:

“Atatürk’ümüz sayesinde dünyadaki bütün kadınlardan önce hak ve hukuk açısından pek çok hakka sahip olduk. Dünyada birçok şey değişirken kadınlarla ilgili pek çok alanda geriye gidilmesine de dikkat çekmek isterim. Dijital bir dünyaya girilmişken, dijital iletişimin arşı kapladığı bir zamanda yapay zekalar, şunlar bunlar derken hala kadınlarımız hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok yerinde eziyet görüyorsa, ayrımcılığa uğruyorsa bu konuda görevlerimizi tam olarak yerine getirmemişiz anlamını taşıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Doğu Türkistan’daki kamplarda yaşananları, Çin Devleti’nin yaptığı zulmü hatırlatmak isterim. Gazze’de çoluğunu çocuğunu kaybeden kadınlarımıza, kadınlara dikkat çekmek isterim. Çocuğunu besleyemediği için en büyük acıyı çeken, belki ölümü göze alan kadınlara dikkat çekmek isterim.”

Akşener, Kuğulu Park’taki kadınlarla hatıra fotoğrafı çekinerek buradan ayrıldı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-8-mart-dunya-kadinlar-gununde-anitkabiri-ziyaret-etti/feed/ 0
PFDK, Caner Erkin’e 6 maç ceza verdi https://www.haber60.com.tr/pfdk-caner-erkine-6-mac-ceza-verdi/ https://www.haber60.com.tr/pfdk-caner-erkine-6-mac-ceza-verdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16904 Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Eyüpsporlu Caner Erkin’e, hakeme ve temsilciye yönelik hakaretleri nedeniyle 6 maç men cezası verdi. Galatasaray maçında kırmızı kart gören Beşiktaşlı oyuncu Omar Colley de 1 maç men cezası aldı.

PFDK’nın bugün yaptığı toplantı sonrası aldığı kararlar şöyle:

“1- Adana Demirspor’un, 04.03.2024 tarihinde oynanan Adana Demirspor-Fatih Karagümrük Trendyol Süper Lig müsabakasında, akreditasyon sisteminin işletilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

2- Fatih Karagümrük Kulübü sporcusu Federıco Ceccherini’nin, 04.03.2024 tarihinde oynanan Adana Demirspor-Fatih Karagümrük Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle 3 resmi müsabakadan men ve 39.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

3- Pendikspor’un, 03.03.2024 tarihinde oynanan Pendikspor.- Konyaspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan kale arkası B blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

4- RAMS Başakşehir’in 03.03.2024 tarihinde oynanan RAMS Başakşehir-Samsunspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan güney tribün güney üst A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

5- Samsunspor Kulübü’nün, 03.03.2024 tarihinde oynanan RAMS Başakşehir-Samsunspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 200.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün kuzey alt-kuzey üst bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Samsunspor Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Samsunspor Kulübü sporcusu Marius Moundilmadji’nin, rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle 2 resmi müsabakadan men cezası ile cezalandırılmasına,

6- Çaykur Rizespor idarecisi Hasan Türüt’ün, 02.03.2024 tarihinde oynanan Çaykur Rizespor-Kayserispor Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım mensubuna yönelik hakareti nedeniyle 30 gün hak mahrumiyeti ve 140.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Çaykur Rizespor görevlisi Tufan Birinci’nin, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 15 gün hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına,

7- Kayserispor Kulübü’nün, 02.03.2024 tarihinde oynanan Çaykur Rizespor-Kayserispor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 2. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 80.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü antrenörü Burak Yılmaz’ın, rakip takım tribünlerine ve rakip takım mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketleri nedeniyle 1 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 39.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

8- Corendon Alanyaspor Kulübü’nün, 04.03.2024 tarihinde oynanan Corendon Alanyaspor-Trabzonspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Corendon Airlines kuzey tribünü kuzey kale arkası A, Corendon Airlines maraton tribünü maraton B blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

9- Trabzonspor’un, 04.03.2024 tarihinde oynanan Corendon Alanyaspor-Trabzonspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 6. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 320.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Roof Lounge misafir tribünü misafir A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

10- Hatayspor Kulübü’nün, 02.03.2024 tarihinde oynanan Hatayspor-Fenerbahçe Trendyol Süper Lig müsabakasında, akreditasyon sisteminin işletilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Hatayspor Kulübü’nün, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı 60.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Hatayspor Kulübü’nün, stadyuma usulsüz seyirci alınmasından dolayı 480.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

11- Fenerbahçe’nin, 02.03.2024 tarihinde oynanan Hatayspor-Fenerbahçe Trendyol Süper Lig müsabakasında, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 6. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 285.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

12- Beşiktaş’ın, 03.03.2024 tarihinde oynanan Beşiktaş-Galatasaray Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 224.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 52/3. maddesi uyarınca saha olaylarına karışan taraftarların bulunduğu Baba Hakkı doğu alt tribün 113 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Beşiktaş’ın, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Spor Toto kuzey alt tribün 107-108-109, Spor Toto kuzey üst tribün 408-409, Baba Hakkı doğu alt tribün 114-115-116-117 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Beşiktaş sporcusu Omar Colley’in, rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle FDT’nin 43. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 1 resmi müsabakadan men cezası ile cezalandırılmasına,

Beşiktaş’ın, müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki Açıklamalar nedeniyle 400.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Beşiktaş Başkanı Hasan Arat’ın, müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki Açıklamalar nedeniyle 400.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

13- Galatasaray’ın, 03.03.2024 tarihinde oynanan Beşiktaş-Galatasaray Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 6. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 320.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün 404-405-406 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Galatasaray antrenörü Dursun Genç’in, akreditasyon kartını görünür bir şekilde boynuna asmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

14- Sakaryaspor’un, 02.03.2024 tarihinde oynanan Sakaryaspor-Manisa Futbol Kulübü Trendyol 1. Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan doğu alt tribün 114 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Sakaryaspor sporcusu Burak Süleyman’ın, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle FDT’nin 43. ve 35/4. maddeleri uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle 1 resmi müsabakadan men ve 6.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

15- Bodrum FK’nın, 02.03.2024 tarihinde oynanan Bodrum FK-Eyüpspor Trendyol 1. Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 2 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama ve 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 52/3. maddesi uyarınca saha olaylarına karışan taraftarların bulunduğu maraton tribünü C blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Bodrum FK’nın, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan maraton tribünü C ve D blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

1. ve 2. maddede 2 farklı eylem nedeniyle bloke edildiği belirtilen maraton tribünü C bloka giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının toplamda takip eden 2 ev sahibi müsabakada bloke edilmesine,

Aynı müsabakada Bodrum FK’nın, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı 24.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Bodrum FK teknik sorumlusu İsmet Taşdemir’in, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

16- Eyüpspor Kulübü’nün, 02.03.2024 tarihinde oynanan Bodrum FK-Eyüpspor Trendyol 1. Lig müsabakasında, müsabaka isim listesine en az bir sezon veya 12 ay kulüpte yetişmiş 01.01.2001 ve daha sonra doğmuş bir futbolcunun yazılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Eyüpspor Kulübü antrenörü Arda Turan’ın, müsabakanın devre arasında gerçekleştirdiği sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Eyüpspor Kulübü antrenörü Arda Turan’ın, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Eyüpspor Kulübü sporcusu Caner Erkin’in, ihraç sonrası müsabaka hakemine yönelik hakareti ve çift sarı kart görmesi nedeniyle yer almaması gereken müsabaka dışında ayrıca 3 resmi müsabakadan men cezası ve 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Eyüpspor Kulübü sporcusu Caner Erkin’in, cezalı olmasına rağmen akredite alanda yer almasından dolayı 5.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Eyüpspor Kulübü sporcusu Caner Erkin’in, müsabaka temsilcisine yönelik hakaretleri nedeniyle 3 resmi müsabakadan men cezası ve 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

17- Ahlatcı Çorum FK’nın, 03.03.2024 tarihinde oynanan Ahlatcı Çorum FK-Bandırmaspor Trendyol 1. Lig müsabakasında, müsabakanın yaklaşık 2 dakika durmasına sebebiyet verecek şekilde müsabaka esnasında sulama sisteminin çalıştırılmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Çorum FK’nın, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan doğu tribün D4-D5, kuzey tribün E1-E2 bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

18- Bandırmaspor Kulübü görevlisi Erkan Taşkıran’ın, 03.03.2024 tarihinde oynanan Ahlatcı Çorum FK-Bandırmaspor Trendyol 1. Lig müsabakasında, müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle 3 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 19.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/pfdk-caner-erkine-6-mac-ceza-verdi/feed/ 0
Kars’ta ‘Kars’ın Huzuru’ Temalı Asayiş ve Güvenlik Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı https://www.haber60.com.tr/karsta-karsin-huzuru-temali-asayis-ve-guvenlik-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/karsta-karsin-huzuru-temali-asayis-ve-guvenlik-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/#respond Thu, 07 Mar 2024 22:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16630 Kars’ta Vali Ziya Polat, başkanlığında ‘Kars’ın Huzuru’ temalı Asayiş ve Güvenlik Bilgilendirme Toplantısı yapıldı.

Valilik Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya İl Emniyet Müdürü Mehmet Ömür Saka ve İl Jandarma Komutanı Albay Fatih Cemal Kiper, ulusal ve yerel basının temsilcileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Ziya Polat, “Anadolu’muzun Kafkaslara ve Orta Asya’ya açılan kapısı, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış, tarih ve kültür şehri, turizm şehri Kars’ımızda güvenli bir ortamda yaşamak tüm vatandaşlarımızın hakkıdır. Suçu önlemek, suç oranlarını azaltmak ülkemizin en huzurlu illerinden birisi olan Gazi Kars’ımızda huzur ve güven ortamının devamını sağlamak, en önemli hedefimizdir. Bu hedef doğrultusunda vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım yapmadan, herkese kucaklayan, kişi hak ve özlüklerine saygılı, şeffaf ve vatandaş odaklı bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Polat, “Bu kapsamda; her yaştan kadın, erkek, yaşlı, genç ve çocuklarımızın huzur içinde yaşadığı, her türlü suçun ve suç eğiliminin minimum seviyeye indirildiği, daha huzurlu daha güvenli bir Kars için çalışmalarımızı 7 gün 24 saat esasıyla sürdürüyoruz. Çalışmalarımızı yaparken kıymetli Karslı hemşehrilerimin desteğini daima yanımızda gördüğümüzü de memnuniyetle ifade etmek istiyorum. İçişleri Bakanlığımızın dolayısıyla bizlerin de üzerinde durduğu, önemsediğimiz çok önemli hususlar var. Bunların başında terör, organize suçlar, trafik, uyuşturucu ile mücadele, düzensiz göçmenler konuları başta gelmektedir. 2024 yılının Ocak ve Şubat aylarında kolluk kuvvetlerimizin yürüttüğü faaliyetleri kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. 628 bin 457 şahıs sorgusu yapılmış, Haklarında toplam 406 yıl, 510 ay, 678 gün kesinleşmiş hapis cezası hükmü bulunan 108 aranan şahıs, Haklarında Adli para cezası hükmü bulunan 21 aranan şahıs, ifadeye yönelik aranması bulunan 382 aranan şahıs, Yoklama kaçağı 512 şahıs olmak üzere toplam bin 23 aranan şahıs yakalanmıştır. 2021 yılında Kağızman ilçesi Karabağ köyünde meydana gelen 1 Faili Meçhul Kasten öldürme olayı aydınlatılmış, 142 bin 379 araç, bin 783 okul servisi denetlenmiş, Trafik yönünden 2 bin 176 şahsa ve 4 bin 158 araca ilgili maddelerden 11 bin 443 bin 474,00 TL idari para cezası uygulanmıştır. 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet Suçu kapsamında 26 Tüfek, 47 tabanca, 2 bin 69 Fişek, 91 şarjör, 16 adet kesici-delici alet ele geçirilmiştir. Göçmen Kaçakçılığı organizatörü 11 şahıs ve yasadışı yollarla ülkemizde bulunan 98 düzensiz göçmen şahıs yakalanmış, organizatör 4 şahıs tutuklanmıştır” diye konuştu.

Kars İl Jandarma Komutanlığı’nca 153 terör operasyonu yapıldığına dikkat çeken Vali Ziya Polat, “İl Jandarma Komutanlığınca kırsalda 153 terör operasyonu icra edilmiştir. 379,56 gram Metamfetamin maddesi, 166,95 gram Esrar maddesi, 4,62 gram Sentetik Kannabinoid maddesi, 18 gram Bonzai, 22 gram Skunk, 24 uyuşturucu madde kullanmaya yarayan aparat, 99 sentetik ecza hapı,70 bin adet boş makaron, 37 bin 700 doldurulmuş makaron, 64 bin 929 adet tarihi geçmiş, satışı yasak, faturasız ilaç, 18 bin 200 kilo kaçak deterjan, bin 859 kaçak sigara, 105 kilo kıyılmış tütün, 102 kaçak tarihi eser, 59,25 litre etil alkol, 27 kaçak viski, 8 sınav kopya düzeneği, 5 adet kaçak telefon, Suçta kullanıldığı değerlendirilen 45 senet-çek, Suçtan elde edildiği değerlendirilen 36 bin 450 TL. 210 Euro para ele geçirilmiştir” şeklinde konuştu.

Kars’ta ayrıca kolluk güçlerince 3 bin 869 park-bahçe ve metruk yapı, 3 bin 720 Tekel bayii-kıraathane ve işyeri denetlenmiştir. Sarıkamış Kayak Merkezi’nde konuşlu Jandarma Komando Arama Kurtarma Tim Komutanlıklarınca; 203 mahsur kalma, 195 kazaen yaralanma, 5 kaybolma olayına müdahale edildi. Organize suç örgütlerine yönelik yapılan 1 operasyonda, 4 şahıs hakkında yasal işlem yapıldı.

2023 yılı Ocak-Şubat döneminde şahıslara karşı işlenen suçların yüzde 100’ü, 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde malvarlığına karşı 131, 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde 93 suç işlenmiş, yüzde 29’luk azaldı. 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde malvarlığına karşı işlenen suçların yüzde 80’i, 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde malvarlığına karşı işlenen suçların yüzde 70’i aydınlatıldı. – KARS

]]>
https://www.haber60.com.tr/karsta-karsin-huzuru-temali-asayis-ve-guvenlik-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Depremzedelere evler teslim edilecek, endişeniz olmasın https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-depremzedelere-evler-teslim-edilecek-endiseniz-olmasin/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-depremzedelere-evler-teslim-edilecek-endiseniz-olmasin/#respond Thu, 07 Mar 2024 03:06:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16399 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, depremzedeler için yapımı süren konutlara ilişkin, “Sizler ‘Hakkımız size helal olsun deyinceye kadar buralarda olacağız, sonuna kadar çalışacağız, evleri teslim edeceğiz, hiç endişeniz olmasın. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer söz vermişse yapar. Şimdi köylerimizde çelik evler yapıyoruz. Tam 4 bin 333 köyde hasar var. Hepsinde de işe başladık, devam ediyoruz. Şehirlerimizin merkezinde çalışıyoruz, yerinde dönüşüm için projelerimizi açıklıyoruz.” dedi.

Bakan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Elazığ’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen miting öncesi yaptığı konuşmada, 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremleri anımsatarak, binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, binlerce binanın yıkıldığını belirtti.

“Manevi hasarı mı soruyorsunuz? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin evine misafir olduğumuzda onlara, ‘Nasılsınız, iyi misiniz?’ diye hatır sorduğumuzda, kaybettiklerini anmaya başlıyor ve hep birlikte ağlamaya başlıyoruz. Kimi evini teslim edeceğimiz kardeşim de diyor ki ‘Bana şu mezarlığın karşısından verin, her gün çocuklarımı ziyaret etmek istiyorum.’ Böyle bir acı. Allah bir daha yaşatmasın, ölenlerimize rahmet etsin, kalanlara, sizlere de uzun ömürler versin.” ifadelerini kullanan Özhaseki, devlet olarak ilk andan itibaren çalışmalara başlandığını belirtti.

Cumhurbaşkanının liderliğinde bakanların, valililerin, kaymakamların, tüm birimlerin deprem bölgelerine görevlendirildiğini anlatan Özhaseki, milletin de depremzedeler için seferber olduğunu aktardı.

Özhaseki, şöyle devam etti:

“Evet bizler ayaktaydık, olaya vakıf olduk, çalıştık, hizmet ettik ama bir de deprem turistleri vardı. Nüfusu milyonları bulan şehirlerin belediye başkanları özel jetlerle bu bölgelere geldiler, yanlarında 10, 20 medya mensubu, kameralar, sosyal medyacılar, poz verdiler, resim verdiler bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliklerini versin ne diyebiliriz ki?”

“Herkes hakkını alıncaya kadar buralarda olacağız”

O günden bugüne çalışmaları sürdürdüklerini belirten Özhaseki, tamamlanan evlerin, hak sahiplerine peyderpey teslim edildiğini söyledi.

Özhaseki, şunları kaydetti:

“AFAD bize diyor ki ‘Bir an önce 400 bin ev yapıp hak sahiplerine vermeliyiz. 307 bine başladık zaten, bu ayın sonuna kadar 75 bin evinizi teslim ediyoruz. Çok kısa süre içerisinde herkesin hakkını vereceğiz. Kura çekimindeki kardeşlerimize diyorum ki hiç endişelenmeyin, ‘Bu sefer bana çıkmadı.’ diye üzülmeyin, bir ay sonrasında çıkar, olmazsa iki ay sonrasında çıkar ama şuna emin olun herkes hakkını alıncaya kadar buralarda olacağız. Sizler ‘Hakkımız size helal olsun deyinceye kadar buralarda olacağız, sonuna kadar çalışacağız, evleri teslim edeceğiz, hiç endişeniz olmasın. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer söz vermişse yapar. Biz de onların yol arkadaşı olarak elimizden geleni yapıyoruz. Şimdi köylerimizde çelik evler yapıyoruz. Tam 4 bin 333 köyde hasar var. Hepsinde de işe başladık, yapıyoruz, devam ediyoruz. Şehirlerimizin merkezinde çalışıyoruz, yerinde dönüşüm için projelerimizi açıklıyoruz.”

Elazığ’ın altyapısı için de ciddi bir bedel ayırdıklarını dile getiren Özhaseki, belediyeden bir kuruş almadan tüm hasar gören altyapı için çalışma yapacaklarını aktardı.

Özhaseki, Elazığ’da 13 bin civarında hak sahibi olduğunu, şu anda 9 bine yakın konutun inşasının sürdüğünü, evini kendi inşa etmek isteyen hak sahiplerine de nakdi yardımda bulunduklarını bildirdi.

“1000 şantiyemiz var, her birinde gece gündüz çalışıyoruz. Türkiye’ye gelen büyükelçiler diyorlar ki ‘Bu depremin eğer dörtte biri bizde olsaydı, biz bunun altından kalkamazdık.’ Hakikaten Amerika’da, Avrupa’da değişik tufanlar, seller oluyor. Aylar geçiyor, hükümetler gitmiyor oraya. Biz bir sene içerisinde evleri bitirip teslim ediyoruz Allah’a hamdolsun.” diyen Özhaseki, Elazığ’a özel ilgileri olduğunu belirtti.

Özhaseki, seçimde Elazığ Belediye Başkan adayı Şahin Şerifoğulları için destek istedi.

“Binlerce konut yapacağız”

Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu dile getiren Özhaseki, bütün belediyelere yapılacak en güzel işin “kentsel dönüşüm” olduğunu söylediğini belirtti.

Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hangi partili olursanız olun kapı açık, söz veriyorum, gelin size yardım edeceğim. Fakat sadece bizim arkadaşlar geliyor, öbür arkadaşlardan ses yok. Öğrenmişler, ‘Efendim biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşüme karşıyız.’ Rantsal dönüşüm yapan yok, kentsel dönüşüm yapacağız. Hadi bir tane yapın da göreyim. Bir tane bile yapan CHP’li belediye daha görmedim. Zamanında Hatay’a gittim, kentsel dönüşüm yapacağız, mani oldular, gösteriler yaptılar. Koca koca mahallelerde yapacağımız işlere mani oldular. Burada Şahin kardeşime vereceğimiz destekle eksiklerimizi tamamlayacağız, elimizden geleni inşallah yapacağız. İnşallah konteyner kentlerde bekleyen, kirada olan kardeşlerimizin evlerini yapalım, sonra da dışarıda olan kardeşlerimiz için sosyal konut projelerine başlıyoruz. Binlerce konut yapacağız. Bizim buna gücümüz yeter. 22 yıl boyunca Sayın Cumhurbaşkanımız ne söz vermişse hepsi yerine geldi. Ufak tefek sıkıntılarımız var mı, var. Onları çözecek kadro Sayın Cumhurbaşkanımız ve yol arkadaşlarında var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-depremzedelere-evler-teslim-edilecek-endiseniz-olmasin/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı: Filistinli kadınlar insanüstü bir çaba sarf ediyor https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-filistinli-kadinlar-insanustu-bir-caba-sarf-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-filistinli-kadinlar-insanustu-bir-caba-sarf-ediyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16294 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Tüm dünyada direnişin sembolü olan Filistinli kadınlar, çocuklarını yaşatmak, vatanlarını korumak için insanüstü bir çaba sarf ediyor” dedi.

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) tarafından ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ dolayısıyla Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde “Filistinli Kadınlarla Uluslararası Dayanışma Konferansı” düzenlendi. Konferansa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin, 37 ülkeden 60 sendikacı ile KKTC ve Türkiye’nin 81 ilinden 5 bine yakın HAK-İŞ üyesi kadın katıldı. Bakan Göktaş, yaptığı konuşmada mübarek Ramazan ayına sayılı günler kaldığını hatırlatarak, “Bu dualar, Filistin başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulüm altında yaşayan tüm mağdur ve mazlum halkların kurtuluşuna vesile olsun” ifadesini kullandı.

“Filistinliler, İsrail tarafından yol edilmeye çalışılıyor”

Asırlardır barışın ve huzurun temsilcisi olan Filistin topraklarının bugün bir ateş çemberi altında olduğunu belirten Bakan Göktaş, “Asırlardır bu topraklara hayat veren, yurt bilen Filistinliler kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden İsrail tarafından yok edilmeye çalışılıyor. Filistin, bütün dünyanın gözü önünde yağmalanıyor, Filistinli kardeşlerimiz soykırıma uğruyor” diye konuştu.

“Güvenli olduğu söylenen bölgeler sürekli bombalanıyor”

75 yıldır işgal altında yaşayan Filistinlilerin Mescid-i Aksa’yı korumak için canlarını siper ettiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, “7 Ekim’den beri süren saldırıların şiddeti her geçen gün artarak devam ediyor. Hastaneler, okullar, mabetler, güvenli olduğu söylenen bölgeler sürekli bombalanıyor. Filistin’de anne olan bir kadın, çocuğunun doğduğu an ölümle karşı karşıya kalabileceğini biliyor” ifadelerini kullandı.

“Açlık ve susuzluğa maruz bırakılıyor”

Gazze’de binlerce çocuğun her yeni güne bomba sesleriyle uyandığını dile getiren Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

“Binlerce çocuk evlerini, oyuncaklarını, kitaplarını, kıyafetlerini kaybediyor. Annelerini, babalarını, kardeşlerini kaybediyor. Açlık ve susuzluğa maruz bırakılıyor. Acılar içinde tedavi edilmeyi bekliyor. Tüm hakları ellerinden alınmış, yaşam alanları kullanılamaz hale gelmiş Gazzeli çocuklar en güzel yıllarını hapishanelerde geçiriyor.”

“Filistinli kadınlar unutulmaz yaralar alıyor”

Çocukların anne ve babalarının şefkatli kollarından koparılarak yetim kaldığına işaret eden Bakan Göktaş, “Bugün Gazzeli çocuklar, hiç büyüyemeden, çocukluklarını yaşayamadan, acılarını, haykırışlarını, gözyaşlarını kimseye duyuramadan bu dünyadan ayrılıyor. Akıl almaz zulümlere maruz kalan, her gün hayatla ölüm arasında yaşayan Filistinli kadınlar unutulmaz yaralar alıyor” dedi.

“Filistinli kadınlar insanüstü bir çaba sarf ediyor”

İsrail yönetiminin Filistin halkına gerçekleştirdiği zulümlerin kabul edilemez olduğunu aktaran Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

“Tüm dünyada direnişin sembolü olan Filistinli kadınlar, çocuklarını yaşatmak, vatanlarını korumak için insanüstü bir çaba sarf ediyor. Her ne olursa olsun cesaretleriyle verdikleri mücadeleden asla ödün vermiyorlar. Sergiledikleri bu dik duruşla dünyada milyonlarca insanı adalet ve özgürlük için ayağa kaldırıyor. Buradan kalplerin uyanışına vesile olan güçlü Filistin kadınlarını selamlıyorum.”

“Filistin, ölesiye bir özgürlük destanı yazıyor”

Filistin’in sadece son teknolojik silahlara karşı mücadele vermediğine dikkati çeken Bakan Göktaş, “Filistin’de bugün yalana, dezenformasyona, zulme karşı da mücadele veriliyor. Her türlü insani değer, ahlak, vicdan ve hukuk yoksunluğuna karşı direnişin sembolü Filistin, ölesiye bir özgürlük destanı yazıyor. Bu vahşetten en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin dünyanın her yerinde kadınların ve çocukların haklarını savunmada önemli bir role sahip olduğunu belirten Bakan Göktaş, şu ifadelere yer verdi:

“Kadınların ve çocukların geleceklerini şekillendirmede aktif rol alacakları bir hayata sahip olmalarını savunuyoruz. Güvenli ve sağlıklı bir ortamda yaşamaları için dünyadaki bütün mazlum kadınların sesi olmaya devam edeceğiz. 11 Mart’ta başlayacak Birleşmiş Milletler 68. Kadının Statüsü Komisyonu toplantılarında da bu duygu ve düşüncemizi her fırsatta dile getireceğiz.”

Gazze’nin Filistinliler için son sığınak olduğunu dile getiren Bakan Göktaş, “Onların bu sığınaklarını korumak için biz de var gücümüzle Filistinli kardeşlerimizin yanında olacağız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği gibi ‘Gazze için kıyamdayız.’ Adalet ve barış için sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.

“Filistin davası bizim davamızdır diye yola çıktık”

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ise, Filistinli ve Gazzeli kadınların yanında olduklarını söyledi. Arslan, İsrail’in bütün baskı ve katliamlarına rağmen teslim olmayan Gazzeli kadınlara selam göndererek, “Filistin davası bizim davamızdır diye yola çıktık. İlk kez Türkiye-Filistin Parlamentoları Arası Dostluk Grubu’nu bir HAK-İŞ’çi kuruyor. İlkleri gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla HAK-İŞ, Filistin davasının başlangıcından itibaren özellikle katliamlara ve zulümlere direnme konusunda öncülük yapmıştır. Kimsenin sesinin çıkmadığı Gazze ablukasına karşı direniş ortaya koyan Mavi Marmara gemisinde HAK-İŞ’li kardeşlerimizi şehit verdik. HAK-İŞ, Mavi Marmara’da da vardı. Aynı zamanda Gazze’ye kimsenin giremediği günlerde yetimhane yaptırıp, Gazze’de rehabilitasyon merkezi açan HAK-İŞ’tir. 7 Ekim öncesinde de HAK-İŞ özellikle Filistin davasını ulusal ve uluslararası alanda temsil etmek için mücadele etmiştir” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-filistinli-kadinlar-insanustu-bir-caba-sarf-ediyor/feed/ 0
Bakan Özhaseki, deprem bölgesindeki çalışmaları eleştirenlere tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesindeki-calismalari-elestirenlere-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesindeki-calismalari-elestirenlere-tepki-gosterdi/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16282 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem bölgesindeki çalışmaları eleştiren muhalefete tepki göstererek, “Bizler böyle gayret ederken birileri de çıkıp ‘Nerede yaptığınız evler, kimlere veriyorsunuz’ diyorlar. Koca koca genel başkanlar böyle diyor. Görmek istiyorsanız gelin yanınıza düşeceğim şantiye şantiye dolaştıracağım sizi ama hiçbiri gelmiyor. Hiç olmazsa deprem üzerinden siyaset yapmayın, bu kirli dilinizi çekin bu insanların üzerinden” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Malatya mitingde söz alarak deprem sonrası Malatya ve deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi. 6 Şubat’ta yaşanan felaketin hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları ile tüm kurum ve kuruluşların hemen sahada olduğunu ifade eden Özhaseki, kalıcı konut ve işyerlerinin yapımına hemen başladıklarını söyledi.

Bulabildikleri tüm rezerv alanlarında gece gündüz demeden inşaatlara devam ettiklerini belirten Özhaseki, “Bir de deprem turistleri vardı siz biliyorsunuz onların kim olduğunu. Milyonlarca nüfusa hitap eden belediye başkanları buralara özel jetlerle geliyor, yanında sosyal medya ekibi, televizyoncular hep beraber iniyorlar, bir iki yıkıntının başına gidip selfi çekip defolup gidiyorlardı. Ama biz onlardan değiliz. Elhamdülillah ilk gün de buradaydık, ondan sonra da burada olduk. Burada olacağız, herkesin hakkını teslim edene kadar” dedi.

Deprem bölgesinde 400 bine yakın hak sahibi olduğunu ve 307 bin konutun inşaatına başladıklarını da ifade eden Özhaseki, “Herksin hakkını Allah’ın izniyle teslim edeceğiz. Malatya’da yaptıklarımıza siz şahitsiniz. Sadece merkezde de değil Doğanşehir’de Akçadağ’da hasar olan her yerde inşatlarımız sürüyor. Binden fazla şantiyemiz var bakanlık olarak. 4 bin 333 köyde inşaatları yapmaya devam ediyoruz. Merkezde yaptıklarımızı sizler görüyorsunuz. Yeni cami civarında merkez çarşımızda inşaatlar hızla devam ediyor. Yeşilyurt’ta Battalgazi’de binlerce konut yapılıyor. Şu anda toplam 50 bin civarında konut inşaatına devam ediliyor. Yine 10 binden fazla iş yerlerinin inşası devam ediyor. Bunları bir seneye kalmadan hepsini bitirip hak sahiplerine vereceğiz. Bizler böyle gayret ederken birileri de çıkıp ‘Nerede yaptığınız evler, kimlere veriyorsunuz? Diyor. Koca koca genel başkanlar böyle diyor. Görmek istiyorsanız gelin yanınıza düşeceğim şantiye şantiye dolaştıracağım sizi ama hiçbiri gelmiyor. Hiç olmazsa deprem üzerinden siyaset yapmayın, bu kirli dilinizi çekin bu insanların üzerinden” şeklinde konuştu.

“Deprem kültüre ve tarihi dokuya da büyük hasar verdi”

Deprem sürecinde Malatya’nın koordinatör bakanı olarak görev yapan Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise asrın felaketinin Malatya’daki tarihi ve kültürel dokuya da çok büyük hasar verdiğini söyledi. Hasarları onarmak ve yeniden ihya etmek için çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirten Ersoy, “Malatya arkeoloji müzesi, Beşkonaklar Etnografya müzesi, geleneksel Malatya evinde onarım ve tadilat işlemlerini sürdürüyoruz. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Malatya’da AK Parti’nin büyükşehir adayı Sami Er’e Malatyalıların desteklerinin yoğun olduğunu bildiğini de belirten Ersoy, “Seçimden sonra Malatyalıların teveccühüyle iş başına gelmesiyle Sam Er başkanımızla inşallah omuz omuza çalışarak yatırımlarımızı yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Önümüzdeki günlerde başlayacak olan Ramazan ayı ile ilgili de Malatya’da iftar programları düzenleyeceklerini aktaran Ersoy, “Malatya’da da 2 ayrı noktada iftar çadırlarımız olacak. Bu Ramazan boyunca il halk kütüphanesi alanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde iftar çadırları kuracağız. Her akşam 3 bin 200 kişiyi misafir edeceğiz. İnşallah bayramda da birlikteyiz” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesindeki-calismalari-elestirenlere-tepki-gosterdi/feed/ 0
Malta’da Türk iç mimar Pelin Kaya’yı öldüren katil 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı https://www.haber60.com.tr/maltada-turk-ic-mimar-pelin-kayayi-olduren-katil-40-yil-hapis-cezasina-carptirildi/ https://www.haber60.com.tr/maltada-turk-ic-mimar-pelin-kayayi-olduren-katil-40-yil-hapis-cezasina-carptirildi/#respond Tue, 05 Mar 2024 22:24:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15712 Malta’da geçen yıl kaldırımda yürüyen Türk iç mimar Pelin Kaya’yı aracıyla ezerek öldüren ve suçunu geçen ay kabul eden katil Jeremie Camilleri, yargılandığı davada 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Fransa-Malta vatandaşı 34 yaşındaki Camilleri’nin, 18 Ocak 2023’te Pelin Kaya’yı kasten öldürmekten tutuklu yargılandığı davanın karar duruşması, bu sabah Valetta Adliyesi’nde yapıldı. Duruşmaya, Kaya ailesi de katıldı.

AA muhabirinin, Kaya ailesine hukuki danışmanlık sağlayan firma yetkililerinden edindiği bilgiye göre, karar duruşmasında Hakim Consuelo Herrera, Pelin Kaya’yı aracıyla ezen Camilleri’yi suçlu bularak 40 yıl hapse mahkum etti.

Savcılık makamı, savunma tarafının suçunu geçen ay kabul ederek itiraf anlaşmasına gitmesi sebebiyle Camilleri için 37 yıl hapis cezası talep ederken Hakim Herrera’nın ise Malta hukukuna göre bu durumlarda verebileceği en üst ceza olan 40 yıl hapis cezasına çarptırdığı öğrenildi.

Bu arada, Times of Malta gazetesinin haberine göre, Hakim Herrera’nın, sanık Camilleri’nin şiddete meyilli bir kişiliği olduğunu; daha önceki mahkumiyetlerden de ders almadığını belirterek “Sadece mağdurun üzerine aracı sürüp onu öldürmekle kalmadı, daha sonra ona taş attı. Etraftaki diğer kişilere de saldırdı. Bu toplumda bu, kabul edilemez. Bu davranışın en ağır şekilde kınanması gerekiyor. Mağdur kaldırımda yürürken öldürülmüştür.” dedi.

Haberde, duruşma sırasında hakimin, Camilleri’ye müebbet hapis cezası verme isteği de aktarıldı.

Ayrıca 5 bin avro para cezasına çarptırılan Camilleri’nin, 20 bin avro tutarındaki mahkeme masraflarını da karşılayacağı kaydedildi.

Pelin Kaya’nın hayatını kaybetmesi

Malta’nın Gzira kentinde Testeferrata Caddesi’nde 18 Ocak 2023’te saat 01.00 sularında Jeremie Camilleri’nin kullandığı araç, bir restoranın önünde yürüyen Pelin Kaya’ya çarpmıştı.

Görgü tanıkları, Camilleri’nin, aracından inerek Kaya’ya taş attığını, yardım etmek isteyenlere de engel olduğunu aktarmıştı.

Malta polisi, saldırgan tavırlar sergileyen Camilleri’yi elektro şok tabancası yardımıyla gözaltına almıştı. Camilleri, çıkarıldığı mahkemede, “kasten öldürme” suçundan tutuklanmıştı.

Pelin Kaya’nın cenazesi 22 Ocak 2023’te İstanbul’da toprağa verilmişti.

Olay gününden bu yana tutuklu yargılanan ve suçunu hep inkar eden Jeremie Camilleri, bu yıl 5 Şubat’ta ifade değiştirerek Kaya’yı öldürdüğünü itiraf etmiş, hakkındaki tüm suçlamaları kabul etmişti. Bunun üzerine, savcılık ve savunma tarafı itiraf anlaşması üzerinde mutabık kalmış, Kaya ailesi de yargılamanın daha fazla uzamaması ve katilin bir an önce ceza alması için itiraz etmeyerek buna rıza göstermişti.

Pelin Kaya’nın ablası Derya Kaya, Instagram’dan bu konuya dair yaptığı paylaşımda, “Kaya ailesinin bu trajedinin kaybedeni olduğunu ve Pelin’in bir daha geri dönmeyeceğini, acının hiçbir zaman dinmeyeceğini bilmenizi isterim. Katilin en ağır cezayı hak ettiğini düşünsek de adaleti bir an evvel sağlamak adına, sürecin zor ve yorucu doğasını göz önünde bulundurarak daha hızlı bir şekilde sonuca varılması için savcılık ofisi tarafından yapılan görüşmelerde tarafımıza danışıldığını ve bu görüşmelerde yer aldığımızı, itiraf anlaşmasının şartları konusunda anlaştığımızı teyit edebiliriz.” ifadelerini kullanmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/maltada-turk-ic-mimar-pelin-kayayi-olduren-katil-40-yil-hapis-cezasina-carptirildi/feed/ 0
Fernando Santos: Maçın hakkı beraberlikti https://www.haber60.com.tr/fernando-santos-macin-hakki-beraberlikti/ https://www.haber60.com.tr/fernando-santos-macin-hakki-beraberlikti/#respond Mon, 04 Mar 2024 23:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15292 Galatasaray karşısında fırsatlar yakalamalarına rağmen bunları değerlendiremediklerini söyleyen Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos, maçın hakkının ise beraberlik olduğunu dile getirdi.

Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Beşiktaş, sahasında Galatasaray’a 1-0 mağlup oldu. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos açıklamalarda bulundu.

“Tabiri caizse maça mağlup başladık

“Kaybetmek her zaman kötü” diyerek sözlerine başlayan Portekizli çalıştırıcı, “Bugün çok erken gol yedik. Tabiri caizse maça mağlup başladık ama oyuncularımın golden sonraki reaksiyonundan dolayı mutluyum. Denedik, çalıştık, ilk yarı fırsatlar yakaladık ama golü bulamadık. İkinci yarı daha iyiydik. Baskılı oynadık, öndeydik ama golü bulamadık. Kaybedince taraftar, ben, oyuncular mutlu değiliz. Kazanmamız gerekiyordu ama oyuncuların gösterdiği çaba bence iyiydi. İyi bir derbi olduğunu düşünüyorum. İki takım da kazanmak için mücadele etti. Bence bu maçın hakkı beraberlikti. Kaybetmeyi hak edecek bir maç oynamadık” ifadelerini kullandı.

“Cenk’in pozisyonu yüzde yüz penaltı”

Cenk Tosun’un penaltı pozisyonu ve Omar Colley’in kırmızı kartı hakkında gelen bir soruya Santos, “Hakemlerle ilgili konuşan bir hoca değilim ve yaptıkları işe saygı duyuyorum. Hakemler hata yapabilir ama bu hatalar fazla olmaya başladı. Cenk’in pozisyonu yüzde yüz penaltı. Omar’ın kırmızı kartı çok şüpheli. VAR’ın çağırmaması lazımdı. VAR, Omar’ın pozisyonu için çağırırken, Cenk için çağırmadı. Adana Demirspor maçında 2 penaltımız verilmedi, Sivasspor maçında penaltımız VAR’dan döndü. Bugün 4. kez penaltımız verildi. Hakemlerle ilgili konuşmuyorum, çok çalışıyoruz, Beşiktaş’ın hakkının yenmesine de izin vermem” cevabını verdi.

Bugün defansif oynadıklarını düşünmediğini dile getiren Fernando Santos, “Öyle oynasaydık bu kadar şans yakalamazdık. Hücum odaklıydık, fırsatlar yakaladık. Bu da defansif oynamadığımızın göstergesi. Defansif oynama özelliğimiz var tabii ki ama teknik olarak bugün ofansif olarak oynadık” şeklinde konuştu.

“Rashica’nın ateşi vardı”

69 yaşındaki teknik adam, Semih Kılıçsoy’un, Galatasaray karşısında mücadeleye 9 numara pozisyonunda başladığına dikkat çekerek, “Ardından maç içerisinde sola da geçti. İlk planımız Semih’in önde olmasıydı ama bunlar olabiliyor. Onun performansından dolayı mutluyum, çok çalıştı. Rashica’nın ateşi vardı. Bugün yüzde yüz olacağını da bilmiyorduk, bugün gayet iyiydi, çok çalıştı. Taze kan olarak Ghezzal’ı soktuk oyuna. Net pozisyon da yakaladı ama atamadı. Oyuncularımın çabasından dolayı mutluyum. Gol bulmak için çok mücadele ettik ama son10-15 dakikada gergin olduğumuzu söyleyebilirim. Goller gelmeyince son 10-15 dakika koptuk oyundan” cümlelerine yer verdi.

“Aboubakar kısa zamanda bize yardımcı olacak”

Fernando Santos, Aboubakar’ın kısa zamanda eski performansını yakalayacağına inandığını belirterek, “Sakatlık sonrası bir oyuncunun ritim kazanması kolay değil. Daha fazla süre alacak ve kısa zamanda oyun ritmini kazanıp bize yardımcı olacak” şeklinde konuştu.

“Bugün maçın çoğu anında Galatasaray’dan daha iyiydik”

Müsabakanın ilk yarısında kaleyi bulan 1 şutlarının olmasına rağmen fırsatlar yakaladıklarını söyleyen tecrübeli çalıştırıcı, “Galatasaray’ın duran toplarda neler yapacağını biliyorduk çalıştık ama golü hatadan yedik. Golden sonra 10-15 dakika etkilenmiş olabilir fakat sonra oyunu ele geçirdik. Topları kazandık, fırsatlar bulduk. Bugün maçın çoğu anında Galatasaray’dan daha iyiydik” diye konuştu.

Son olarak geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’yi çalıştıran Teknik Direktör Jorge Jesus’un, ‘Bu ligin sportif gerçekliği yok. Bu ligde maçlar sahada kazanılmıyor’ sözleri hatırlatılan Santos, “Şimdi buna biraz daha az gülüyorum. Çünkü fazlalaşmaya başladı bu hatalar” değerlendirmesinde bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/fernando-santos-macin-hakki-beraberlikti/feed/ 0
Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, projelerini anlattı https://www.haber60.com.tr/cankiri-belediye-baskani-ismail-hakki-esen-projelerini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/cankiri-belediye-baskani-ismail-hakki-esen-projelerini-anlatti/#respond Mon, 04 Mar 2024 04:15:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14943 Çankırı Belediye Başkanı ve MHP Belediye Başkanı adayı İsmail Hakkı Esen, projelerini anlattı.

Hasan Fehmi Gökşen Spor Salonu’nda düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve edilen duanın ardından İl Başkanı Ahmet Kurt partililere seslendi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, yaptığı konuşmada, Çankırı’ya hakkıyla 5 yıl hizmet etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.

İsmail Hakkı Esen’in 2022 yılında Türkiye’nin en başarılı belediye başkanı seçildiğini belirten Yılık, “Çok şükür ki başarılı hizmetleri sayesinde bugün Çankırı’yı Türkiye’de tanımayan yok. Belediye Başkanı’mız üretken belediyecilik anlayışıyla hizmet ettiği Çankırı’da ilimizi çağdaş bir şehir haline getirme yolunda çok büyük adımlar attı. Altyapı hizmetlerindeki başarılı çalışmalarıyla şehrimizin temel ihtiyaçlarını karşılamak için çaba harcadı. Yollarımız, kaldırımlarımız ve altyapı sistemlerimiz modern bir görünümüne kavuştu.” diye konuştu.

Çankırı’nın sadece fiziksel değil, sosyal ve ekonomik olarak da dönüşüm geçirdiğini dile getiren Yılık, “Artık bundan sonra Çankırı’mız için durmak yoktur. Vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için yaptığımız çalışmaların meyvelerini topluyoruz ve daha da ileri gitmek için kararlı bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Bizler gücümüzü sizlerin desteğinden, sevgisinden alıyoruz. MHP teşkilatları olarak Çankırı’mızda tek yürek olup kenetlendik.” ifadelerini kullandı.

Pelin Yılık’ın konuşmasının ardından son 5 yılda yapılan hizmetlerle ilgili sinevizyon gösterimi sunuldu.

Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen de 5 yıllık görev süresinde laf değil, iş ürettiklerini söyledi.

Çalışmalarında seçimler için değil, gelecek nesiller için projeler ürettiklerini belirten Esen, şunları aktardı:

“Fakat 5 yıl çok çabuk geçti. Bu 5 yıllık süreçte çok sıkıntılar atlattık. Bunları hep beraber yaşadık. Bütçe disiplini ile başladığımız 2019 yılında mazbatayı aldığımızda ekonomisi zayıf bir belediye devralmıştık. Akabinde 1 yıl geçtikten sonra bütçeyi düzelttik derken 100 yılda bir gerçekleşebilecek pandemiyle karşı karşıya geldik. Bunları, yaşadığımız süreçteki zorlukların hiçbirini bahane etmeden bugüne kadar 178 proje ürettik. Bunların 63’ü dev projelerdi.”

Görev süresinde yaptıkları projeleri anlatan Esen, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunları niye yapıyoruz? Benim doğduğum, büyüdüğüm bu şehre borcum var. Bu vatana borcum var. Allah bizlere nasip etti hiçbir bahanesiz, tereddütsüz, fakatsız, lakinsiz bu şehre hizmet etmeyi, önce ona inanıyorum. Bizim bahaneler üretecek zamanımız yok. Bizim lafa lafla karşılık verecek durumumuz yok. Bizim fakatlara, lakinlere ayıracak zamanımız yok. Varsın herkes bir şeyler söylesin, iftiralar atsın bizim bunlara cevap verecek durumumuz da yok. Biz işimizi yapıyoruz, Allah rızası için Hak yolunda halkımıza hizmet etmeye gayret ediyoruz. Biz kavga etmeye gelmedik. Bana bazen ‘Başkan’ım 2024’teki en büyük projen nedir?’ diye soruyorlar. En büyük projem insanların gelir seviyesi ne olursa olsun bu şehirde ailesiyle beraber huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşayabilmeleri. Allah nasip ederse 1 Nisan’dan sonra kimsenin bu şehrin huzurunu bozmasına müsaade etmeyeceğiz.”

Konuşmanın ardından Esen, yeni projelerini katılımcılara tanıttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cankiri-belediye-baskani-ismail-hakki-esen-projelerini-anlatti/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Demokrasimizin standartlarını yükseltmeye devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-demokrasimizin-standartlarini-yukseltmeye-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-demokrasimizin-standartlarini-yukseltmeye-devam-edecegiz/#respond Mon, 04 Mar 2024 03:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14894 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar, 15 Temmuzlar, 12 Eylüller, 27 Mayıslar yaşanmasın diye demokrasimizin standartlarını yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz.” dedi.

Bakan Tunç, AK Parti Sinop Belediye Başkan adayı Yakup Üçüncüoğlu’nun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Proje Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de gerçek belediyeciliğin temellerinin 1994 yılında atıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da temellerini attığı gerçek belediyeciliğin bütün ülkeye yayıldığını dile getiren Tunç, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız 1994 yılında suları akmayan, Haliç’in kenarından kokudan geçilmeyen, yaşanılamaz hale getirilmiş bir İstanbul’u devraldı. Dört buçuk, beş yıl gibi kısa bir sürede yaşanılır hale getirdi. İşte gerçek belediyecilik oradan doğdu.” diye konuştu.

AK Parti’nin masa başında, birkaç kişinin bir araya gelip, “Haydi, bir parti kuralım, amblemini belirleyelim, milletten oy isteyelim.” diye siyaset mühendisliği yapılarak değil, milletin talebiyle kurulduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:

“AK Parti’nin kurulmasının sebebi de işte bu gerçek belediyeciliktir. O gerçek belediyeciliğin daha sonra merkezi hükümetle de icraat hamlesi 81 vilayetimize yayılmış ve 22 yıldan bu yana da AK Parti’nin eser ve hizmet siyaseti olarak devam etmektedir. 2002’den bu yana ülkemizin her köşesine ayrım yapmadan hizmet götürdük. 22 yıldan bu yana hep ‘önce insan’ dedik. Siyasetimizin merkezinde hep insan vardı. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ derken bunu sadece bir slogan olarak söylemedik. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, insanımızı güçlendirmek için çok çalıştık. ‘Her alanda insan güçlü olacak’ dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık.”

AK Parti iktidarında Türkiye’deki temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin birer birer kaldırıldığını belirten Tunç, şu değerlendirmede bulundu:

“Temel hak ve özgürlüklerin önüne engel koymak isteyenlerin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar, 15 Temmuzlar, 12 Eylüller, 27 Mayıslar yaşanmasın diye demokrasimizin standartlarını yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Anayasa’mızda gerçekleştirdiğimiz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları Anayasa’mızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu, bilgi edinme hakkı diye bir hak yoktu. Bunların hepsini 22 yılda milletimizin onanıyla gerçekleştirdik.”

Adalet Bakanı Tunç, “bir daha bu ülkede darbe olmasın, vesayetçi anlayış ikide bir devreye girip de millet iradesinin önüne taş koymasın” diye yaptıkları reformları anlattı.

Bakan Tunç, Türkiye’de muhalefet belediyelerine de eşit hizmetin gittiğini ancak, AK Parti belediyelerinin başarılı kılanın payların doğru projelere aktarılması olduğunu dile getirdi.

Payların yanı sıra ilave projeler üreterek ilin milletvekiliyle bakanıyla uyumlu bir şekilde çalışılmasının da bir diğer başarı unsuru olduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:

“İşte Sinop’ta da inşallah bunu göreceğiz ve gerçek belediyeciliğin nasıl olduğunu Sinoplu hemşehrilerimiz de yaşayarak görmüş olacaklar. Gerçek belediyecilik katılımcı bir belediyeciliktir. Herkesin görüşlerine saygı duyar, herkesi dinler. Mahalle meclisleri, halk meclislerinde vatandaşların, hemşehrilerinin ne istediğine bakar. Sivil toplum kuruluşlarını dinler. Muhtarları dinler. Şehri için ne istiyor ona bakar. Gerçek belediyecilik erişilebilir bir belediyeciliktir. Belediyeye gittiğiniz zaman hemen kapıda karşılanırsınız. Problemini sorarsınız. İşte beyaz masa denilen projeler arasında var. Bir vatandaşı dinlersiniz. Vatandaş çayını içerken problemini anlatır. Gerçek belediyecilik hem dijitalden hem de gerçek olarak erişilebilmektir. Telefonla aradığınızda bir belediyeyi, şurada bir sorun var dendiğinde o telefona cevap verecek bir belediye görevlisi hemen o soruna müdahale eden bir belediyeciliktir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-demokrasimizin-standartlarini-yukseltmeye-devam-edecegiz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Sinop’ta yeni anayasa mücadelesi vereceğini açıkladı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sinopta-yeni-anayasa-mucadelesi-verecegini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sinopta-yeni-anayasa-mucadelesi-verecegini-acikladi/#respond Mon, 04 Mar 2024 02:48:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14872 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Katılımcı, demokratik, sivil, temel hak ve özgürlükleri öne alan bir anlayışla yeni bir anayasayı yapmanın mücadelesini vereceğiz” dedi.

Biri dizi ziyaret ve toplantıya katılmak için Sinop’a gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ilk olarak Sinop Valiliği’nin ziyaret etti. Protokol üyeleri tarafından karşılanan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Valilik Anı Defteri’ni imzalamasının ardından Vali Dr. Mustafa Özarslan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Daha sonra Bakan Tunç, sırasıyla Adalet Sarayı, Sinop Barosu ve Sakarya Caddesi’nde esnafları ziyaret etti. Akabinde AK Partinin kültür merkezindeki proje tanıtım toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı açıklamada, “Sinop’umuz Karadeniz’in incisi. Türkiye’nin en güzel şehri. Karadeniz’in bütün illeri birbirinden güzel ama Sinop gerçekten coğrafyasıyla, konumuyla tartışmasız bir değere sahip. Sinop’a inşallah hep beraber sahip çıkacağız. Yakup Üçüncüoğlu başkanımız bu projeleri hızlı bir şekilde hayata geçirecek. Biz de ona destek olacağız. Sinop’un bundan sonra vakit kaybetmeyeceğine, kayıp yılları da süratli bir şekilde telafi edeceğine yürekten inanıyoruz. Sinop’ta inşallah gerçek belediyecilik başlayacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Gerçek belediyecilik 1994 yılında sayın cumhurbaşkanımızın İstanbul’da temellerini attığı ve sonrasında eser ve hizmet siyaseti olarak bütün yurda yayılan AK Parti iktidarıyla yayılan cumhur ittifakıyla birlikte ekol haline gelen bir belediyecilik. İnşallah Sinop bu heyecanı yakalamış ve 1 Nisan’dan itibaren de bunun uygulamasını Sinop’ta da göreceğiz” dedi.

“Yeni bir anayasa yapmanın mücadelesini vereceğiz”

Son 22 yıl içinde anayasada bir çok yenilik getirdiklerini belirten Bakan Tunç, “Anayasamızda gerçekleştirmiş olduğumuz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları anayasamızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu. Bilgi edinme hakkı diye bir hak anayasamızda yoktu. Bunların hepsini işte şu son dönemde 22 yıl içerisinde milletimizin onayıyla gerçekleştirdik. Bugüne kadar anayasamızda yapılan sessiz devrim sayılabilecek bu reformlar evet küçümsenmeyecek reformlar. Ülkemizin demokrasi standardını yükselten reformlar. Hükümet sistemiyle beraber cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte vatandaşlarımızın doğrudan doğruya yürütmeyi, cumhurbaşkanını seçtiği halkın idaresinin yürütmeye yansıdığı, demokrasiyi güçlendiren, cumhuriyet rejimini daha da güçlendiren yönetim reformuna da milletimizin onayıyla imza attık. Şimdi bu kazanımları koruyarak katılımcı, demokratik, sivil, temel hak ve özgürlükleri öne alan bir anlayışla yeni bir anayasayı yapmanın mücadelesini vereceğiz” şeklinde konuştu.

“Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz”

Deprem bölgelerine yardımların devam ettiğini söyleyen Tunç, “Ülkemizi çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuşabilmesi için terörün her türlüsünden arındırarak devam edeceğiz. Bir taraftan ülkemizi geliştirirken, kalkındırırken şehirlerimizi de inşallah tabi önceliğimiz deprem bölgemiz. Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Orada o mücadeleyi verirken diğer şehirlerimizi de ihmal etmeden oraların imarını, ihyasını da kesintisiz sürdüreceğiz. 31 Mart’a şurada 1 ay gibi kısa bir zaman kaldı. Bu süre içerisinde inşallah kapı kapı dolaşacağız. Karadeniz’in incisi olan Sinop’a yakışır güzel hizmetlerin gelmesi için herkesin kapısına giderek Yakup Üçüncüoğlu diyeceğiz. Hep beraber ona destek vereceğiz ve inşallah 1 Nisan’dan itibaren Sinop’ta yeni bir dönemi başlatacağız” ifadelerini kullandı.

Proje tanıtım toplantısı sonrası AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun tarafından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yöresel Sinop Bıçağı hediye edildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, AK Parti Sinop Belediye Başkan Adayı Yakup Üçüncüoğlu eşlik etti. – SİNOP

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sinopta-yeni-anayasa-mucadelesi-verecegini-acikladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda İslam karşıtlığı ele alındı https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-islam-karsitligi-ele-alindi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-islam-karsitligi-ele-alindi/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14504 Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Artan Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı ve İslam Karşıtlığı” başlıklı panelde dünya genelinde yükselen İslam karşıtlığı ve bu sorunun çözümüne yönelik atılması gereken adımlar ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Maria Ramos’un üstlendiği panele Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı (UNAOC) Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Evren Dağdelen Akgün, AGİT bünyesinde yer alan Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) Direktörü Matteo Mecacci ve eski Ürdün Başbakanı Avn Şevket el-Hasavne katıldı.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Buric, Avrupa başta yer almak üzere dünya genelinde yükselen İslam karşıtlığıyla mücadelenin ilk adımının “bir sorun olduğunu kabul etmek”ten geçtiğine dikkati çekerek, ayrımcılığı önlemek için mağdur merkezli yaklaşım benimsenmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.

İslam karşıtlığıyla mücadele için çabaların artması gerektiğini vurgulayan Buric, “Mağdurlar cezalandırılmayacaklarını hissetmeli, bu yüzden kovuşturma da önemlidir.” dedi.

Buric, İslam karşıtlığının küresel sorun olduğuna, hiçbir ülke veya kuruluşun bu sorunla yalnız başa çıkamayacağına dikkati çekerek, bu nedenle kolektif sorumluluk almanın ve işbirliğinin önemine değindi.

“Kesinlikle çok zor zamanlar geçiriyoruz. Genel olarak hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarında bir gerileme söz konusu.” diyen Buric, İslam karşıtlığı başta gelmek üzere ayrımcılığı önlemek için çeşitli araçların olduğunu ancak bunların uygulanmadığını savunarak, bu noktada siyasi iradeye yönelik ihtiyaca işaret etti.

Birlik halinde yaşamak için insanların birbirinden korkmaması gerektiğini söyleyen Buric, “Nefretin ortaya çıkmasına izin verirsek toplumlarımız yok olur ve bir gelecek olmaz.” dedi.

“Siyasi liderler de nefret söylemlerinde bulunuyor”

UNAOC Yüksek Temsilcisi Moratinos, İslam karşıtlığının temelinde nefretin olduğunu ve nefretin de tarih boyunca çatışma ve savaşlara yol açtığını anlattı.

Moratinos, şunları kaydetti:

“Nefretin geri dönmüş olmasından dolayı çok üzgün olduğumu söylemeliyim. Düşmanlarımız olabilir, muhaliflerimiz olabilir, rakiplerimiz olabilir ama nefretin derecesi bugünün dünyasında son derece tehlikeli bir ivmeye ulaştı.”

Moratinos, İslam karşıtlığıyla mücadele için kınamanın yeterli olmadığını söyleyerek, asıl yapılması gereken şeyin insanların bilinçlerini değiştirmek olduğunu dile getirdi.

Bugün nefretin 11 Eylül saldırılarından sonra ulaştığı seviyeden daha kötü olduğuna dikkati çeken Moratinos, “Kişisel, siyasi ve profesyonel hayatımda ayrımcılığın, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, İslam karşıtlığının, antisemitizmin, Hıristiyan fobisinin bu derece artığını hiç görmemiştim. Çılgın bir dünyanın içindeyiz.” dedi.

Avrupa’da artan İslam karşıtlığına işaret eden Moratinos, kıtada İslam’a yönelik saldırılar söz konusu olduğunda ifade özgürlüğü ile din ve inanç özgürlüğü arasında hangisinin önemli olduğuna yönelik tartışmanın gündeme geldiğini söyledi.

Moratinos, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi ifade özgürlüğü, 18. maddesi din ve vicdan özgürlüğüdür. 19. madde mi, 18. madde mi ağır basmalı? İkisini etkileşimli hale getirmeliyiz. İfade özgürlüğü, diğer özgürlüklerin üzerinde ya da altında diyemeyiz.”

Moratinos, siyasi liderlerin de nefret söylemlerinde bulunduğuna işaret ederek, “Beni asıl endişelendiren siyasi liderlerin de nefret söyleminde bulunuyor olması. Bu, çok tehlikeli. İslam karşıtlığını, antisemitizmi, ayrımcılığı ve ırkçılığı teşvik edenler de onlar.” eleştirisinde bulundu.

İslam karşıtlığı ve ırkçılık gibi sorunların yayılmasına engel olmak için ülkelerin gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerektiğini anlatan Moratinos, şunları kaydetti:

“Yakın zamanda İsveç ve Danimarka’da buna şahit olduk. Her cuma bir adamın caminin önüne gidip Kur’an’ı Kerim’i yakması konusunda hiçbir şey yapamayacaklarını söylediler. Nasıl bir şey yapamazsınız? Kamuoyunu, uluslararası ilişkilerinizi etkileyeceğini, kendi toplumuzda ve uluslararası toplumda kutuplaşma yaratacağını bilirken bir şeyler yapılmalı.”

“Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz”

AGİT Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Dağdelen Akgün de dünyanın bir çok zorlukla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu sorunlarla baş edilmesi için ortak çabanın gerektiğini dile getirdi.

Birlikte yaşamanın temelinin karşılıklı saygıya dayandığını vurgulayan Dağdelen Akgün, İsrail’in Gazze’ye saldırılarından itibaren İslam karşıtlığının artığını kaydetti.

Dağdelen Akgün, ırkçılığın temelinde saldırganlığın olduğunu söyleyerek, “Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz ve her şey bir nevi sarmal oluşturup kartopu gibi büyüyor.” dedi.

Ülkelerde yaşanan ekonomik sorunların nedeni olarak göçmenlerin “günah keçisi” ilan edildiğini belirten Dağdelen Akgün, toplumdaki ayrımcılığın aşırı sağcı politikacılar tarafından körüklendiğini savundu.

Dağdelen Akgün, İslam karşıtlığıyla mücadelede çabaların sürekli ve tutarlı olması gerektiğini vurguladı.

“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir”

ODIHR Direktörü Mecacci, nefret suçlarıyla mücadele için bu suçların tespit edilip raporlanmasının önemine değinerek, devletlerin “nefret suçunu” bir şiddet olarak kabulünün gerektiğini söyledi.

“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir.” diyen Mecacci, emniyet güçlerinin ön yargıya sahip olduğu ülkelerde vatandaşların karşılaştıkları nefret suçunu bildirmekten çekindiklerini anlattı.

Mecacci, Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarında eksik raporlama yapıldığının tespit edildiğini dile getirerek, nefret suçlarıyla ilgili sahip olunan verilerin gerçek durumun çok altında olduğunu belirtti.

Medyada İslam karşıtlığının sıklıkla yapıldığını kaydeden Mecacci, bu nedenle Avrupa’daki Müslümanların tehlike altında olduğunu ifade etti.

Mecacci, dünya genelinde yapılacak seçimlerdeki kampanyaların kutuplaştırıcı olduğuna ve bunların en çok azınlıkları etkilediğine dikkati çekerek, “Irkçı hakaretler ve klişeler daha fazla kullanılmaya başlıyor çünkü gittikçe daha çok işe yarıyor. Peki bunu nasıl bitireceğiz? ‘Yeter, bunun demokratik bir toplumda yeri yok.’ diyecek siyasi liderlere ihtiyacımız var.” dedi.

“İfade özgürlüğü, İslam’a düşmanca hakarete izin vermez”

Eski Ürdün Başbakanı Hasavne, İslam karşıtlığının dünyada yükselişte olmasının nedeninin Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından “yeni düşman arayışı” olduğunu kaydetti.

Uluslararası hukukta yaşanan gerilemenin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi fenomenleri artırdığını savunan Hasavne, “Gazze’deki mevcut çatışmaya ve BM Güvenlik Konseyinin ve büyük ölçüde de Genel Kurulun etkisizliğine bakın.” eleştirisinde bulundu.

Hasavne, demokrasilerde de düşüş olduğunu dile getirerek, “Demokrasi, çoğunlukçuluğa dönüşüyor.” dedi.

Tarih boyunca yabancıya yönelik korkunun her zaman var olduğunu anlatan Hasavne, Avrupa’daki İslam karşıtlığını da bu nedene bağladı.

Hasavne, “Sözleşmelerle güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının, insanların İslam’a ve Müslümanların duygularına düşmanca hakaret etmelerine izin veren bir hak olduğuna inanamıyorum. Bu özgürlük, her istediğinizi söyleyebileceğiniz bir açık çek değildir. Hiçbir zaman böyle olmamıştır.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-islam-karsitligi-ele-alindi/feed/ 0
Ege Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Teşvik Ödemelerine Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14290

Ege Üniversitesi Hastanesi çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Sağlıkçılar adına basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek ‘hakkı hak edene teslim edin’ diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz” dedi.

Ege Üniversitesi Hastanesi’nde örgütlü tüm sendika üyeleri, üniversite çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle hak talepleriyle ilgili açıklama yaptı.

Ege Üniversitesi Başhekimlik binası önünde toplanan Türk Sağlık Sen, SES, Hep Sen, Birlik Sağlık Sen, Genel Sağlık İş Sendikası, Genç Sağlık Sen, Hekim Birliği Sendikası üyeleri adına ortak basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Adı teşvik olan fakat idareciler tarafından angaryaya dönüştürülerek zayi edilen hakkımızın peşindeyiz. Mesele çalışanın hakkı ve alacağı ücret olunca cimrilikte sınır tanımayanlar, mevzuatta bir açık bulsalar maaşlarımızı da ödemeyip, çalışma düzenini köle sistemine çevirmek isteyenler, karşılarında hep bizi bulacaklardır” dedi.

“ÜNİVERSİTEMİZ ÇALIŞANLARININ, DİĞER ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE GÖREV YAPAN ÇALIŞANLARIN ALDIĞI TEŞVİK ÖDEMESİNİN 5’TE 1’NE MAHKUM EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEMİZ BEKLENEMEZ”

Ata, şunları söyledi:

“Tüm üniversite hastaneleri benzer ekonomik sıkıntılar yaşarken, Uludağ Üniversitesi özellikli birimler 7 bin 500, klinikler 5 bin 500, poliklinikler 3 bin 500, İstanbul Üniversitesi 4 bin 900, Adnan Menderes Üniversitesi 4 bin 100 almaktadırlar. Üniversitemiz çalışanlarının, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin 5’te 1’ne mahkum edilmesine rıza göstermemiz beklenemez. Ortada böyle bir durum varsa bu tamamen bir kötü niyet ve görevi kötüye kullanmadır. Mahkemelerde hesap sorulacak bir hukuki duruma dönüşmektedir.

“ÇALIŞANLARA YAPILAN BU ZULME SON VEREREK HAKKI HAK EDENE TESLİM EDİN”

Sıkıntı ve sorunları çalışanın sırtına yükleyip, kendileri keyif çatanlar aklını başına alsın. Harakiri yapın demiyoruz ama az insaf edin, şapkanızı önünüze koyun, kaldıysa biraz vicdanınızın sesini dinleyin diyoruz. Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek hakkı hak edene teslim edin diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz. Bu durum bile meselenin nasıl vahim bir hal aldığını anlatmaya yeterlidir.

“İDARECİLER ‘HASTANENE BATTI YAPACAĞIMIZ BİR ŞEY YOK’ DİYORLARSA KAPATSINLAR KEPENGİ”

Eğer idareciler ‘hastanene battı yapacağımız bir şey yok’ diyorlarsa kapatsınlar kepengi. Burası 3. basamak, köklü bir üniversite hastanesi diyorsanız. O zaman çalışanı mağdur etmeyin hakkını teslim edin. Ekonomik şartların ve enflasyonun çalışanın belini büktüğü bir dönemde bu yapılanlar tabiri caizse işkenceden farksızdır.

HAKKIMIZ BİZE TESLİM EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Teşvik ödemesini ev ekonomisine katarak geçinmeye çalışan her çalışanın yaşadığı sıkıntının vebali sizin üzerinizdedir. Çocuğuna harçlık veremeyen, pazar parasını denkleştirmeyen, her çalışanın günahına girmektesiniz. Kul hakkı yemektesiniz. Bunun hesabını iki cihanda da veremeyeceksiniz. Çalışanların temsilcileri sendikalar olarak bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz. Bu teşvik ödemelerindeki eksiklikler iade edilene, hakkımız bize teslim edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/feed/ 0 MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin MYK ve MDK toplantısının ardından konuştu: (1) https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13850 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.” dedi.

Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından genel merkezde yaptığı açıklamada, MHP’nin milletin haliyle hallenen, diliyle dillenen, gönlüyle şereflenen, her bir insanın ömrünü gül bahçesine çevirmenin hedefiyle bezenen siyasi meşrep ve mizaca sahip olduğunu söyledi.

MHP’nin ilke ve ülküsü, meşrep ve mizacı, hedef ve heyecanının serdengeçti dava arkadaşları tarafından tıpkı bir bayrak gibi taşındığını belirten Bahçeli, “Davamız halkın davası, haklının davası, hakikatin davası, elbette Allah’ın davasıdır. Yolumuz uzun, yükümüz ağır, velakin irade ve inancımız çelik gibidir. Pürüzsüz 55 yıllık geçmişimizi parlak bir gelecekle buluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadesini kullandı.

Partisinin gündemi ve siyasi koordinatlarının yalnızca büyük Türk milleti tarafından belirlendiğini anlatan Bahçeli, milletten aldıkları desteği millete hizmet olarak tahvil etmekle mesul olduklarını söyledi.

Daha yapacakları çok iş, ulaşacakları çok hedef bulunduğunu aktaran Bahçeli, “55 yıldır, ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. 55 yıldır ülkeye sevdalandık, ülküye yemin ettik. Nice 55 yıllara, nice yüzyıllara, bizler göremesek bile milletin himmeti, Allah’ın hikmetiyle partimizin vasıl olacağından da en ufak şüphe duymuyorum, duymuyoruz.” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşın yayılıp küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinlerin barış ümitlerini sabote ettiğini bildiren Bahçeli, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan’a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“Macaristan’ın, geçtiğimiz günlerde İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından, Macron’un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022’de İstanbul’da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkarınadır.”

İsrail’in Gazze’ye saldırıları

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Devlet Bahçeli, “İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes rejimiyle birlikte kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.” diye konuştu.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na sunduğu sözlü beyanın mazlum Filistin halkına tercüman olduğunu ve İsrail’in maskesini bir kez daha indirdiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail’in, aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye’nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir.

İsrail’in, Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir.

İsrail’in, doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir, böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden’ın, önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.”

Filistin’de iki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek bulunmadığını belirten Bahçeli, “1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin’deki samimi gayret ve emeklerinin ziyan olmayacağını ve adaletin muhakkak tecelli edeceğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin Filistin’e ilişkin tutum ve duruşunun doğru olduğunu bildirdi.

“Gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır”

Cumhuriyet’in yeni yüzyılının, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ilk adımı, ilk hamlesi ve ilk perdesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin bu yüzyılda yükselişini hızlandıracağını söyledi.

Bu yüzyılda sosyal ve ekonomik sorunların, terör ve bölücülük melanetinin üstesinden gelineceğini belirten Bahçeli, “Hayat pahalılığı kaderimiz değildir ve bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri inşallah kursaklarında bırakılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, yatırımcılara kucak açan, özel mülkiyete saygı duyan, hukukun üstünlüğüne bağlı ve demokratik güvenliği tartışmasız bir ülke olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Türkiye, geleceğin parlayan yıldızı ve süper gücüdür. Hiç kimse ülkemiz hakkında kuşku uyandıracak, güven ve istikrarı baltalayacak bir komploya tevessül etmemelidir. Hiç kimse ülkemizi kötü gösteren, karamsarlık tabloları çizen bir art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Türkiye hepimizindir. Ekonomik huzur ve diriliş her insanımızın hakkıdır ve yararınadır.

Marketlerde fiyat etiketlerini günbegün değiştiren, vatandaşlarımızın sofrasına kan doğrayan kim olursa olsun dürüst olamaz, düzgün olamaz, bu milletin evladı olmayı da hak edemez. Daha önce temas ettiğim üzere, FETÖ tarafından kumanda edilen fiyat anarşistlerine, karaborsa meraklısı bozgunculara, fırsatçılığı geçim kapısı gören ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetim ve kontroller amasız, fakatsız sıklaştırılmalıdır. Enflasyon düşürülecek, takip ve tercih edilen para ve maliye politikaları eşliğinde, siyasi istikrar ve güven sayesinde ekonomideki konjonktürel sarsıntılar süratle önlenecektir.”

“Kimsenin gücü yetmeyecek”

Bahçeli, “Muhalefetin Türkiye’yi karalama ve kundaklama yarışı iflah olmaz bir hastalık seviyesindedir.” dedi.

Muhalefetin özleminin, örselenmiş, sesi kısılmış, nefesi kesilmiş, takati bitmiş, tasallut altına alınmış, her yerinden yaralanmış zayıf bir Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bu muhalefetin hedefi içine kapanan, etrafına yabancılaşan, milli haklarından ve kutlu hedeflerinden vazgeçen bağımlı bir Türkiye’dir. Bu muhalefet Türkiye’ye hepten yabancılaşmış, Türk milletiyle gönül bağını ve ahlaki bağlantısını çoktan koparmıştır. Şu hususu herkesin anlamasında fayda vardır, Türkiye’yi aç hürler, tok esirler ülkesi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/feed/ 0
DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/ https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13805 DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi

Değirmenci Göleti’nde yarım asırlık kamulaştırma zaferi

Kamulaştırma bedellerini almak torunlarına nasip oldu

EDİRNE – Edirne’de yarım asır önce DSİ tarafından köylünün tarım arazisi üzerine yapılan “Değirmenci Göleti” davasında dedelerinden kalan kamulaştırma bedelleri torunlara nasip oldu.

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy, Hamitli ve Değirmenci köyleri sınırları içinde yer alan “Değirmenci Göleti ve Sulaması” projesi çerçevesinde yapılan barajla birçok köylünün arazisi 1977 yılında sular altında kaldı.

Proje alanında bulunan tarlaların sular altında kalması birçok köylüyü geçim kaynaklarından etti. Ancak köylülerin mağduriyetleri bununla sınırlı kalmadı. Kamulaştırma bedelleri de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından köylülere ödenmedi. Köylülerin yıllarca idareye yaptığı yasal başvurular ise sonuçsuz kaldı.

Üzerinden geçen yıllar, torunları hak arayışından vazgeçirmedi. Hak sahiplerinden Turna ailesi, DSİ 11. Bölge Müdürlüğüne yazılı olarak başvurdu ve kamulaştırma bedellerini talep etti. Dedeleri gibi olumsuz cevap alan aile soluğu mahkemede aldı. Aynı mağduriyeti tarlalarından yüksek gerilim hattı geçmesi nedeniyle de yaşayan köylüler dava açtılar.

Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalarda kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerinin mirasçılarına ödenmesine karar verildi. Emsal karar bütün köylülere umut oldu.

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat İbrahim Çınar, yaptığı açıklamada, adaletin geç de olsa tecelli ettiğini vurguladı.

Yarım asırlık mücadele

Avukat İbrahim Çınar, “Değirmenci Göleti ve sulama projesi çerçevesinde birçok köylünün arazisi sular altında kalmıştır. O tarihte kamulaştırma kararı alınmış olmasına rağmen kamulaştırma işlemleri günümüze kadar tamamlanmamıştır. Yaklaşık yarım asır sonra müvekkillerim mirasçılar olarak hak arayışını sürdürmüşlerdir. Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından açtığımız kamulaştırmasız el atma kaynaklı tazminat davasının kabulüne, kamulaştırma bedelinin müvekkililer miras payı oranında ödenmesine karar verilmiştir” dedi.

“Adalet er geç yerini buluyor”

Müvekkillerinin mağduriyetlerini dile getiren Çınar, “Öncelikle hak sahibi olan ve davalarını kazanan müvekkillerimizi pes etmeyerek haklarını aradıkları için tebrik ediyorum. Bizlere güvendiler ve haklarını alacaklarına her zaman inandılar. Müvekkillerimizin hakları olan kamulaştırma bedellerini idareden tahsil ettik. Gönül isterdi ki 50 yıl önce dedeleri haklarını alsın ancak, kamulaştırma bedelleri bugünkü kuşağa nasip oldu. Adalet er geç yerini buluyor” ifadelerini kullandı.

“Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır”

Müvekkillerinin başına gelen bu durumun münferit bir olay olmadığını da vurgulayan Avukat Çınar, “İlkemizde kamulaştırma kararı alınmasına rağmen kamulaştırma bedelleri ödenmeyen ya da kamulaştırma kararı olmaksızın idareler tarafından fiili ve hukuki el atılan birçok taşınmaz bulunmaktadır. Bu durum mülkiyet hakkının ihlalidir. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Mülkiyet hakkına ilişkin olan kamulaştırma davaları zamanaşımına tabi değildir. Sahipleri kamulaştırma bedelinin tahsili için her zaman dava açabilirler” diye konuştu.

“Vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy Mahalle Muhtarı Onur Erkan, “Gölet yapıldıktan sonra DSİ’den parasını alamayan bir çok vatandaşımız olmuştur. Bu nedenle vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Şimdi istimlak parasını alan arkadaşlarımız oldu. Daha önce başvuranlara ret geliyordu ama şimdi toplu olarak hak talebi için başvurulduğunda birkaç kişi parasını almış. Su altında kalan tarlalar dedelerinden şimdiki torunlarına geçtiğinden dolayı bu torunlar haklarını aramak için hak talebi için mahkemeye başvuruyor” dedi.

“Hak sahibi hakkından vazgeçmez”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde Yeniköy köyünde çiftçilik ile uğraştığını ifade eden vatandaşlardan Erdoğan Bayraktar, “Yaklaşık 50 yol önce burada baraj yapımına başlandı. Bu alan tamamen ağaçlıktı. Buradaki ağaçlar kesilerek baraj yapıldı. Tabii o zamanlar ilkokul çağlarındaydık. Bu tarlaların bir kısmı hiç bedeli ödenmeden imza atıldığı söylendi. Devlet Su İşleri bu işe pek sıcak bakmadı. İnsanlar burada parasını alsın diye olumlu yaklaşmadı. Yeni nesil kişiler, bu işlere biraz daha vakıf olduğundan dolayı biz ila paramızı alacağız deyip avukatlar aracılığıyla istimlak bedellerini aldılar. Hak sahibi hakkından vazgeçmez” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu toplandı, milletvekilleri gündem dışı konuşmalar yaptı https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-toplandi-milletvekilleri-gundem-disi-konusmalar-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-toplandi-milletvekilleri-gundem-disi-konusmalar-yapti/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:09:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13789 TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı.

Bozdağ, birleşimin başında üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy, 28 Şubat sürecinde baskılara rağmen haklarını savunduklarını dile getirerek, haklarını meşru yöntemlerle arayan bir geleneğin temsilcileri olduklarını kaydetti.

Tüm toplum kesimlerinin katkılarıyla ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek, insan hak ve hürriyetlerine dayanan, demokratik, sosyal, hukuk devleti niteliklerine sahip sivil bir anayasanın, her şeyin en iyisine layık milletin hakkı olduğunu vurgulayan Toy, ülkenin kalkınmasının darbelerle akamete uğradığını ve milletin özgürlüklerinin kısıtlandığını belirtti.

Toy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletin talihinin değiştiğini ve demokrasinin önündeki engellerin kaldırıldığını ifade ederek, “Artık hiçbir kuvvet milletimizin menfaatlerinin önüne geçerek hedeflerimizden uzaklaştıramayacak ve ülkemizi tekrar darbeler ve vesayet döngüsüne mahkum edemeyecektir.” diye konuştu.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise Eskişehir’in sorunları üzerine yaptığı konuşmada, şehirde 25 yıldır Yılmaz Büyükerşen belediye başkanı seçildiği için AK Parti iktidarının çevre yolları yapmadığını, fabrika açmadığını, kentsel dönüşümü engellediğini, belediyelerine kredi dahi verilmediğini öne sürdü.

Eskişehirlilerin, başkanlarına güvendiğini dile getiren Çakırözer, “Eskişehir’in kadınında, gencinde, yaşlısında, çiftçisinde, esnafında emeği olan, yıllarca adalet dağıtan cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce’yi Cumhuriyet’in 100. yılında ilk kadın büyükşehir belediye başkanımız yapacağız; yalandan dolandan uzak Kazım Kurt’u ve Ahmet Ataç’ı yine başkan yapacağız. Eskişehir’i talana, ranta asla teslim etmeyeceğiz. 31 Mart’ta yine Eskişehir kazanacak.” dedi.

İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın da “24 Şubat Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluş günü” hakkında yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Trabzon 1918’de düşman işgalinden kurtuldu fakat göç veren bir şehir olmaktan kurtulamadı. Trabzon 1918’de düşmanı yendi fakat geçim sıkıntısına mağlup oldu. Kurtuluşumuzun üzerinden yüz altı yıl geçti fakat işsizlik sorunu hala halledilemedi. Trabzon, AK Parti iktidarının gerçekleştiremediği vaatlerden ne yazık ki kurtulamadı. Neredeyse her dönem en az bir Trabzonlu bakana sahip olmasına rağmen Trabzon gereken hizmeti ne yazık ki alamamıştır. Şehrimiz yıllardır AK Parti belediye başkanları tarafından yönetilmektedir ancak hizmet ve yatırım almak konusunda sınıfta kalmıştır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan ise 35 yıl önce Türkiye’de bilim ve azmin, umutla teknolojinin buluştuğu ilk yapay kalp implantasyon cerrahisinin yapıldığını vurguladı.

O günden bu yana kullanıcı olmanın ötesinde biyoteknoloji, ilaç sanayi ve tıbbi cihaz üretiminde önemli atılımlar gerçekleştirildiğini belirten Yerebakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geleceğe baktığımızda, Türkiye’nin sağlık endüstrisindeki bu gelişimi, kamu desteğinin artmasıyla birlikte ülkemizi sağlıkta küresel bir oyuncu yapma potansiyeline sahiptir. Ancak bugün sağlık endüstrimizin karşılaştığı engeller yalnızca teknolojik veya maddi sınırlar değil aynı zamanda uluslararası rekabet ve küresel tehditlerdir. Bu engeller karşısında sağlığın bir tehdit olmasının önüne geçmek için savunma sanayimizde olduğu gibi azim ve kararlılıkla durmalıyız. Bu alandaki başarılarımız Türkiye Yüzyılı’nda daha büyük hedeflere ulaşmamızın teminatı olacaktır. Unutmayalım ki bilimin ışığında yükselen bir toplum için araştırma ve inovasyon her zaman desteklenmelidir. Çünkü bilgi, kalkınmanın ve ilerlemenin anahtarıdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-toplandi-milletvekilleri-gundem-disi-konusmalar-yapti/feed/ 0
8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Fri, 01 Mar 2024 01:36:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13486 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.

Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.

Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.

-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.

Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.

-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.

Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.

Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”

“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”

Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.

Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 28 Şubat mağdurları için kurulun tesis edilmesi gerektiğini söyledi https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlari-icin-kurulun-tesis-edilmesi-gerektigini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlari-icin-kurulun-tesis-edilmesi-gerektigini-soyledi/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13208 Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, “28 Şubat mağdurları ve hak sahipleri yönünden, geçmişe dönük hakların iadesi ve mali hakların tazminine yönelik tespit ve tazmin, telafi, hak iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi gerektiği bir zorunluluktur” dedi.

Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşu tarafından 28 Şubat mağdurlarının yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri düzenlenen çalıştaylarda ele alınmıştı. Çalıştayın sonucunda ortaya çıkan rapor ise Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın tarafından yapılan basın toplantısında kamuoyuna sunuldu. Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ‘Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nda önemli tespitlerin yapıldığını ve çözüm önerilerinin ortaya çıktığını ifade etti.

Yalçın, 28 Şubat mağdurlarının yaşadıkları hak ihlalleri karşısında devletin, mağdurların maruz kaldıkları ihlalleri ve failleri tespit etmesi, mağduriyetleri tazmin etmek veya zararı telafi etmesi ve hak ihlallerinin tekrarlanmaması için kurumsal reform niteliğinde gerekli adımları atması gerektiğini vurgulayarak, mağduriyetin giderilmesi adına yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

“Eğitim hayatına ara vermek durumunda kalmış ancak daha sonra eğitim hayatına devam edenlerin, ara verilen dönemden kaynaklı olarak ortaya çıkan dezavantajlı durumları giderilmelidir. Kamu hizmetlerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra iptal edilen sınavlar nedeniyle halen hak ettiği kadro ve pozisyonlarına girememiş olanlara ilişkin atanma hakkı tanınmalıdır. Kamu görevine atanma veya yeniden atanma yönünde verilen kararlarda ilgilinin hak ihlali tespiti yapılmış tarihte geçerli kamu görevine giriş şartları haricinde başkaca bir şart aranmamalıdır. Geç atanma veya yeniden atanma nedeniyle emsallerine göre hizmet süresi eksik kalan kamu görevlilerinin açıkta geçen sürelerinin kurumda geçmiş sayılarak aylık ve çalışma/hizmet sürelerinin buna göre belirlenmeli, bu süreler mesleki ilerlemelerine yansıtılmalı, sigorta primi ve emekli kesenekleri kurumlarınca karşılanmalıdır.”

Yalçın, benzer mağduriyetlerin giderilmesi için geçmişten bugüne kadar devletin hak ve hukuk ihlalleri karşısında sorumluluğundan hareketle çıkarılan belli başlı kanunların, “Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat, Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda değerlendirildiğini aktardı.

“28 Şubat mağdurlarının geçmişe dönük hakların iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi zorunluluktur”

Rapor çerçevesinde belirli önerilerin sunulduğunu açıklayan Yalçın, “Raporumuzda 28 Şubat mağdurlarının ve mağduriyetlerinin niceliksel ve niteliksel çeşitliliği dikkate alınarak, takdir hakkı ekseninde, somut mağduriyetler özelinde tasarrufta bulunacak, daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç üretecek, etkin giderime imkan tanıyacak bir komisyonun kurulması önerilmiştir. Komisyonun teşekkülünü sağlayacak kanunda bir yetki çerçevesi önerisi getirilmiştir. Bu bağlamda, 28 Şubat mağdurları ve hak sahipleri yönünden, geçmişe dönük hakların iadesi ve mali hakların tazminine yönelik tespit ve tazmin, telafi, hak iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi gerektiği bir zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.

Yalçın, oluşturulacak komisyonun doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olması gerektiğini ve objektif, adil, hakkaniyete uygun, hukuki denetime elverişli kararlar alabilmesine imkan tanıyacak şekilde tarafsız ve bağımsız bir kuruluş olarak teşekkül edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yalçın, Memur-Sen ve çalıştay bileşenleri olarak, ortaya koydukları raporun 28 Şubat’ın mağduriyetlerinin çözümü noktasında önemli bir adım olacağına inandıklarını sözlerine ekleyerek, mağduriyetlerin giderilmesi ve bu tartışmaların tamamen bitirilmesi adına önemli bir çaba sarf ettiklerini dikkati çekti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlari-icin-kurulun-tesis-edilmesi-gerektigini-soyledi/feed/ 0
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 28 Şubat mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için komisyon kurulmasını önerdi https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlarinin-magduriyetlerinin-giderilmesi-icin-komisyon-kurulmasini-onerdi/ https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlarinin-magduriyetlerinin-giderilmesi-icin-komisyon-kurulmasini-onerdi/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13175 Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 28 Şubat mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için komisyon kurulmasını önerdi.

Yalçın, genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 28 Şubat mağdurları ve mağduriyetleriyle ilgili çalışmalar yürüten STK’ler, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Memur-Sen’e bağlı sendika temsilcileri ve akademisyenlerin katıldığı “Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı” sonrasında hazırlanan raporu ve raporda yer alan önerileri paylaştı.

Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesinin gerektiğine işaret eden Yalçın, devletin, mağdurların maruz kaldıkları ihlalleri ve failleri tespit etmek, sorumluları yargılamak, mağduriyetleri tazmin etmek, zararı telafi etmek ve hak ihlallerinin tekrarlanmaması için gerekli adımları atmak yükümlülüğü olduğunu belirtti.

Yalçın, bu bağlamdaki önerilerine ilişkin şunları söyledi:

“Eğitim hayatına ara vermek durumunda kalmış ancak daha sonra eğitim hayatına devam edenlere, kamu hizmetlerine girişte pozitif ayrımcılık tanınmalıdır. Kamu hizmetlerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra iptal edilen sınavlar nedeniyle halen hak ettiği kadro ve pozisyonlarına girememiş olanlara ilişkin atanma hakkı tanınmalıdır. Kamu görevine atanma/yeniden atanma yönünde verilen kararlarda, ilgilinin hak ihlali tespiti yapılmış tarihte geçerli kamu görevine giriş şartları haricinde başkaca bir şart aranmamalıdır.”

Yalçın, bunların dışında, mağdurların açıkta geçen sürelerinin kamuda geçmiş sayılması, iadeyi itibarlarının tesis edilmesi, uğramış oldukları zararların tanzim edilmesi gibi birçok uygulamanın gerçekleştirilmesi gerektiğini de dile getirdi.

“Komisyon, bağlayıcı kararlar alabilmeli”

Geçmişte de benzeri konularda çıkarılan bazı düzenlemelerin olduğuna, bunların emsal teşkil ettiğine dikkat çeken Yalçın, hakkaniyetli ve adil bir sonuç üretecek bir komisyonun kurulmasının önemini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu komisyon; mağdurlar, mağduriyetler ve hak iddiaları yönünden herhangi bir ön şart aranmaksızın, mağdurların ve mağduriyetlerin tespiti ile hakların iadesi, tazmini ve telafisi konularında gerek tespit gerekse icrai nitelikte bağlayıcı karar alabilmelidir. Komisyon, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulmalı ve objektif, adil, hakkaniyete uygun, hukuki denetime elverişli kararlar alabilmesine imkan tanıyacak şekilde, tarafsız ve bağımsız bir kuruluş olarak teşekkül ettirilmelidir. Bu teşekkül içerisinde STK’lerin de kurulda temsiline imkan verilmelidir.”

Yalçın, komisyonun, başvuruları resen araştırması, kararların da mağduriyet tarihindeki koşullar göz önüne alınarak verilmesi gerektiğini ifade ederek, “1982-2014 tarihleri arasında başörtüsü, irtica ve benzeri sebeplerle haklarına girilen ve haklarında idari işlemlere yol verilen, mağduriyetlere maruz bırakılan, hak arama yollarına başvuru hakkına sahip olup olmadığına ve bu yola başvurup başvurmadığına bakılmaksızın bu kişiler hakkında komisyona başvuru hakkı tanınmalıdır.” diye konuştu.

Çalıştayın ve hazırlanan raporun, 28 Şubat’ın mağduriyetlerinin çözümü noktasında önemli bir adım olacağına inancını dile getiren Yalçın, “Bütüncül, kapsayıcı, hakkaniyetli bir yaklaşımla ‘Türkiye Yüzyılı’na yakışır şekilde, tek bir darbe mağduru kalmaması için gerekli tüm adımların kamu otoritesi tarafından ivedilikle atılmasını ve vesayet heveslilerine bütün kapıları kapatacak demokratik reformların yapılmasını bekliyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/memur-sen-genel-baskani-ali-yalcin-28-subat-magdurlarinin-magduriyetlerinin-giderilmesi-icin-komisyon-kurulmasini-onerdi/feed/ 0
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12818 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurul’da görüşülecek olan 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi. Koçyiğit, “8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor” dedi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 41 maddelik 8. Yargı Paketi’nin TBMM Genel Kurul’a geleceğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Pratikte 8 yargı paketi Meclis’e getirildi. AKP paket paket götürdü. Her gelen paket bedenden et koparırcasına aslında hak ve adaletten bir parçanın yok edilmesine yol açtı diyebiliriz. Aslında temel haklarımız askıya alındı, temel haklarımız yok sayıldı. O nedenle buna reform demenin kendisi trajikomik bir durum. Çünkü reformlar halk yararına yapılır, özgürlüğü, adaleti geliştirmek için yapılır.

“YARGI DARBESİ MECLİS ELİYLE DEVAM ETTİRİLİYOR”

8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor. AKP bu yargı paketini getirerek aslında AYM’yi tanımadığını, AYM’nin ‘Şu maddelerde düzenleme yapın’ demesine rağmen o maddelerde ısrar ettiğini görüyoruz.

“ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLAR…”

220’ye 6. madde, yani örgüte üye olmamak için örgüt adına suç işleme. Bu düzenlemeyi ne zaman getirmişlerdi. Zamanın cemaatçileri yargıda da etkinken beraber yol yürüdüklerinde bu düzenlemeleri getirdiler. AKP, şu anda cemaatin aklıyla yol yürüyor. Aslında bu maddede şunu  görüyoruz. Toplumun en temel haklarının askıya alınmasının maddesi olduğunu ifade edebiliriz. Basın toplantısına katılmaktan, yürüyüş yapmaya Anayasal bütün haklarını kullanan kişiler AKP’nin hoşuna gitmediği zaman sanık sıfatıyla kendilerini adliye salonlarında buluyorlar. Bunun üzerinden demokratik siyaset dizayn ediliyor.

“KAYYıMLARIN YARGI ZIRHIYLA KORUNDUKLARINI GÖRÜYORUZ”

Bütün bu düzenlemeye baktığımız zaman bu düzenlemenin toplum yararına olmadığını ifade edelim. Paketin içerisinde önemli bir düzenleme daha var. Onu da özellikle truva atı gibi gizlemişler. Sayılan suçlarda bir şirketin faaliyetleri içerisinde işlendiğine dair yargısal bir süreç başlatıldığında şirkete TMSF tarafından yönetici atanabilecek. Bu yöneticiler fon yönetimince atanan kayyumlara, Anayasa’ya hukukun temel ilkelerine aykırılıkta tam sorumsuzluk zırhıyla kuşanmış oluyorlar. Cemaatin birçok şirketine  de kayyum atandı. Kayumların yaptığı işlemlerin korunduğunu görüyoruz. Bir şirket o suçtan beraat etmiş olsa bile döndüğünde mal varlığını harcamış, kayyumun hepsi mal varlığını tasviye etmiş olsa bile bunlara yönelik bir soruşturma ve kovuşturma açılmadığını tam bir yargı zırhıyla korunduklarını, neredeyse bir dokunulmazlar haline getirildiklerini görüyoruz.

“MEHMET UÇUM BİR ÖYLE, BİR BÖYLE”

Bir şeyi daha konuşmamız gerekiyor. Sarayda oturup sabah akşam yargı fetvası veren Mehmet Uçum’u konuşmak gerekiyor. Mehmet Uçum bir öyle bir böyle. Geçmişte ne söylemiş, ‘Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar herkesin kabul edeceği kararıdır.’ Şimdi bütün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını kesinlikle hukuksal olarak doğru olmadığını yargısal aktivizm yaptığını söylüyor. Sayın Mehmet Uçum’a seslenelim, vallahi Erdoğan’ın danışmanı oldun. Sarayın hukuk manipülatörü oldun, ülkeyi çöküşe götüren yargı darbesinin baş aktörü oldun ama bir tek hukukçu olamadın. Bugün AYM kararlarının tartışmaya açılmasında sarayın hukuk biriminin ve Mehmet Uçum’un özel rolüne dikkati çekmek istiyorum. Haksız ve hukuksuz karar olan Can Atalay kararının vekiliğinin düşürülmesini de bu Meclis’te gerçekleştirilmesinde de bu yargısal darbeyi derinleştiren önemli bir başlık olduğunu da ifade etmek isiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0
Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi duruşması yapıldı https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12791 GAYE ŞEYMA CAN

Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle hakim karşısına çıktı. Çok sayıda diplomat, insan hakları kuruluşu ve gözlemcinin izlediği duruşmada Maside Ocak savunmasında, “En azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu” dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını hakkında, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” iddiasıyla 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

Davanın ilk duruşması, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya bazı sanıklar ve avukatları katılırken, ABD, Almanya, Çekya, Fransa, Hollanda ve İsveç konsoloslukları, AB Türkiye Delegasyonu, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), Paris Barosu, Tehlikedeki Avukatlar için Gözlemevi (OIAD), Uluslararası Af Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hakikat, Hafıza ve Adalet Merkezi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da takip etti.

EREN: “KORİDOR AÇILMADI, DERHAL GÖZALTINA ALINDIK”

İlk olarak savunma yapan İkbal Eren Yarıcı, “Dağılmamız için koridor açılmadı, derhal gözaltına alındık” dedi ve şöyle devam etti:

“AYM bizim davamızla ilgili hak ihlali kararı verdi. Sonrasında biz tekrar Cumartesi Meydanı’na çıktık. Ancak çevremiz polislerle sarıldı. Dağılmamız için bir uyarı yapılmadan gözaltına alındık. Gözaltına alınırken, darp edildik, havasız ortamda bekletildik. 29 hafta her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na yakın nerede olursa görüldüğümüz yerde gözaltına alındık. AYM kararını göstersek de suç işlediklerini söylesek de hiçbir direnç göstermediğimiz halde gözaltına alındık. Dağılmamız için koridor açılmıyor ve derhal gözaltına alınıyorduk.”

ALİ OCAK: “SUÇ YOKTU, BİZ SUÇ İŞLEMEDİK”

Ali Ocak ise yaptıklarının suç olmadığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

“700. hafta eylemimize polis saldırdı. Engellendi. Toplanma hakkımız engellendi. AYM bunun hak ihlali kararı olduğuna karar verdi. AYM bu kararı yetkililere de gönderdi. Bizler de AYM ile güvence altına alınan demokratik hakkımızı kullanmak için girişimlerde bulunduk. Her girişimimiz engellendi. Gözaltına alındık. Bu uygulama 29 hafta sürdü. Her hafta hakkımızda dava açılmak istendi fakat soruşturmalar düştü, suç yoktu. Biz suç işlemedik. Bu iddianamede söz konusu olan iddialara gelecek olursak hakkımızda açılan davada iddianame gerçeklerle bağdaşmıyor. Bir, kanuna aykırı bir yürüyüş yapmadık aksine demokratik hakkımızı kullandık. İkinci olarak zorla kelepçelendik. Üçüncü olarak güvenlik güçlerince dağılmamız engellendi. Bu gerçeklere o günkü kamera kayıtlarından ulaşmak mümkün. Bu iddiaları kabul etmiyorum beraatimi istiyorum.”

ALİ TOSUN: “ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE EDERKEN ADALETSİZLİKLERE MARUZ KALMAK TRAJİKOMİK”

Ali Tosun da mahkemedeki savumasında şunlara değindi:

“Slogan olmadı açıklamamızı yaptık oradan ayrıldık. Sonra yasaklar başlayınca şiddet oldu. Adaletsizliğe karşı mücadele ederken bu adaletsizliklere maruz kalmak tirajikomik. Bu suçlamayı kabul etmiyorum.”

HANİFE YILDIZ: “BEN DAVALI DEĞİLİM DAVACIYIM”

Hanife Yıldız, mahkemedeki savunmasında davalı değil davacı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Devlete güveneceksin, adalete güveneceksin oğlunu vereceksin, sonra oğlunu vermeyecekler. Ben bunu nasıl kabul edeyim? Ben hem anneyim, ben davacıyım bunlardan. Ben davalı değilim davacıyım.”

MASİDE OCAK: “EN AZINDAN BİR MEZARI OLSUN TALEBİMİZ KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”

Maside Ocak kayıplarının mezarları olsun yönündeki taleplerinin karşılıksız bırakıldığını söyleyerek savunmasında şunlara değindi:

“27 Mayıs 1995 günü Galatasaray Meydanında oturmaya başladık. On yıllardır biz kayıp yakınlarının sevdiklerimizle ilgili hakikate ulaşma, onların en azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı.

AYM kararları herkesi bağlar ve AYM kararlarına uyularak Galatasaray Meydanı’nın açılması gerektiğini hatırlatmak için 10.06.2023 tarihinde meydana gitmek istedim. Elimde sadece kayıplarımız için Galatasaray’a bırakmak üzere karanfil vardı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu.

Polis memurunun elindeki yasak kararını okumamıza dahi izin verilmedi. Dağılın anonsu yapılırken polis çemberi içindeydik ve dağılmamız için koridor açılmadı. Sadece gözaltı aracına binmemiz için koridor açıldı. Araç içinde en azından yaşı 70-80’i aşmış annelerimize, kardeşlerimize takılan kelepçelerin çıkarılmasını istedik ama çıkarılmadı. Yaklaşık 5 saat gözaltında kaldık. 29 yıldır yan yana olduğum, aile olduğumuz annelerim, kardeşlerim gibi ben de anayasal bir hakkın kullanımının suç olmadığını sizlere hatırlatarak, siz mahkeme heyetini hepimiz için ayrı ayrı derhal beraat kararı vermeye çağırıyorum.”

DURUŞMA 7 HAZİRAN’A ERTELENDİ

Duruşma savcısı eksik hususların giderilmesini talep etti. Mahkeme dosyadaki görüntülerin izlenmesine karar vererek, duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/feed/ 0
Survivor 2024 All Star… SEMA VE PINAR KAVGASINDAN DİSKALİFİYE ÇIKTI! https://www.haber60.com.tr/survivor-2024-all-star-sema-ve-pinar-kavgasindan-diskalifiye-cikti/ https://www.haber60.com.tr/survivor-2024-all-star-sema-ve-pinar-kavgasindan-diskalifiye-cikti/#respond Tue, 27 Feb 2024 02:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12591 Survivor 2024 All Star’da ilk eleme adayı Mavi takımdan Begüm. İkinci eleme adayı Kırmızı takımdan Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka kavga etti.

Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında karar verildi.

SEMA İLE PINAR’IN KAVGASI

Sema Aydemir, ‘Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen’ diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da ‘Sana mı soracağım’ cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, ‘Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma’ derken ikili birbirine tekrardan temas etti.

Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına ‘bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?’ dedi.

Pınar da ‘Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece.’ cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

SEMA ARKADAŞLARINA KENDİNİ İFADE ETMEYE ÇALIŞTI

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla biraz da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı:

Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim bakar mısın? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın?

Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.

SEMA’NIN PINAR’A NEDEN SALDIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı.

Nagihan, ‘Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra 4*400 metre bayraklı yarışaca çıkacaktık.

Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız.

Hem de bayrakta da nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı.

Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.

Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsak da, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası bende bilemedim.

Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim.

Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.” ifadelerini kullandı.

SEDA SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI

Oyun alanında Sema ve Pınar’ı göremeyen Seda, ‘Merak ettim yine ne yaptı? Çünkü dün konseyden çıkarken Sema’ya dedim ki artık o kadar amacını anladım ki dedim.

İnsan hani düşmanı bile kaliteli olsun derler ya, sal Sema dedim, dalga geçelim. Yani düşünüyorum, düşünüyorum. İnsanın kalbi bu kadar kirli olur mu’diye düşünüyorum. Sorunu sadece Sema’yla olsaydı Sema daha gelmeden bana, Aleyna’ya sıçramazdı.

Pisliğe vurdukça, sıçrar ve yayılır. Dedim ki Sema salalım. İçimde bir şey vardı yine bir şey olur mu acaba diye, çünkü zaten elenecek, zaten performansı kötü ya giderken birilerine de götüreyim istiyor ya da ilk defa bir Survivor’dan sonra akılda kalayım, kötü ya da iyi fark etmez diyor ama ben onun tuzağına düşmeyeceğim.

Umarım Seda’da düşmemiştir. Ne derece bilmiyorum. Elim ayağım titriyor sinirden. Keşke onunla aynı yerde olabilseydim o anda. Kopacaksa toptan kopsaydı yani her şey. O benim gözümde o kadar değersiz ki. Bir kadının kalbi bu kadar kirli olmamalı diye düşünüyorum.” dedi.

DOKUNULMAZLIK OYUNU

Survivor All Star’ın dokunulmazlık oyununun son müsabakası Mavi takımdan Yağmur ve Furkan ile Kırmızı takımdan Gizem ve Sercan Yıldırım arasında gerçekleşti. Furkan ve Yağmur’un kazanmasıyla dokunulmazlık sembolünün sahibi 12-9’luk skorla Mavi takım oldu.

SEMA GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI

Sema kavga sonrası konseyde Acun Ilıcalı’nın karşısına tek başına çıktı. Acun Ilıcalı, Sema’dan kendini ifade etmesini istedi. Sema şu ifadeleri kullandı:

Bende çok utanıyorum burada olmaktan. Geldiğimden beri kendime bir atış alanı hazırladım. Ben çalışacağım çünkü eksiğim var. Çekil benim düellom var çalışacağım. Sürekli bir şeyler. Sahra gitti, bana iftira attı.

Arkadaşlarıma demiş ki ben onun seçtiği atışı ve o atışı çalıştığını Sahra’ya söylemişim. Sahra burada bir haksızlık var. Ben düelloya çıkmıyorum demiş ve yarışmayı bırakmış. İşin acısı arkadaşlarım dedi ki hakkını helal et, vallahi biz bile düşündük acaba o yüzden mi gitti kız dedik dedi.

Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Çünkü ben böyle bir şey yapmadım. Sonra işte lohusa kadın, Alman turist, ekip senden çok pişman seni getirdiklerine, bir sürü şeyler söyledi. En son yılan yaptı biliyorsunuz konseyde ve sürekli yapıyor yapıyor ben sesimi çıkarmıyorum.

Konseyden sonra biz kampa gittik ama ben dedim ki Sema sen neden bu kadar eziliyorsun ki yani, ben bunları hak etmedim. Duramadım, gittim, içimde kalırdı yani. Pınar ne yaptın? Şimdi ne yaptın?

Neden dedim mesela birbimizden uzak durmuyoruz. Sen dedi Seda’nın istatistiği için uğraşıyorsun. Seda için uğraşsam ya derim ki beni seç ya da en kötü ihtimalle Pınar’ı seç derdim. Ne olursam olayım, ne fiziğimi ne yarışmayı bunları hakedecek bir şey yapmadım.

En kötüsünüde söyleyeyim ben 3 sene konteyner da kaldım. Bana da gelip sen bizim sayemizde olimpiyatlara gittin dedi. Çok hırslandım. Tutun şunu falan diyordu ama onun da eli armut toplamıyordu. Masuma yatmasın.

Sema Aydemir yaşadıklarını anlatıp utancını dile getirirken gözyaşlarına hakim olamadı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU

Acun Ilıcalı, Sema Aydemir’i çok iyi anladığını ifade ederek, ‘Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Baya da uzun süren toplantı sonrasında olayı defalarca seyredip, diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk ve sonrasında da bir kanaate ulaştık.

Yaptığımız değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan, bize de yıllarca çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin her zaman çok yüksek.

Sen bana göre örnek bir annesin. Hayatı tek hareketle değil, geneliyle değerlendirmekten yanayım her zaman. Fevri bir olaydan bir yere varmak, benim için insanı her zaman yanlış yere götürür.

Senin karakterinle ilgili bir değerlendirme değil bu ancak yaşanan olay bizim yarışmamızın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’den ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/survivor-2024-all-star-sema-ve-pinar-kavgasindan-diskalifiye-cikti/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi var https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12487 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi kardeşimiz var. 4 bin 500’e yakın inşaata başladık orada 900 kadar eksiğimiz var. Yerinde dönüştürmek isteyenlere fırsat veriyoruz. Yoksa fazladan yapacağız, fazladan yaptıklarımızı da bu bölgede kiracı kardeşlerimize dağıtacağız.” dedi.

Bazı temaslarda bulunmak üzere Kahramanmaraş’a gelen Özhaseki, 6 Şubat’taki 7,7 büyüklüğündeki ilk depremin merkez üssü Pazarcık ilçesinde, AK Parti’nin seçim ofisi açılış törenine katıldı.

Bakan Özhaseki, buradaki konuşmasında, yaklaşık bir sene önce yaşanan “asrın felaketi”nin 1000 yıllık Anadolu medeniyetinde karşılaşılabilecek en büyük felaket olduğunu vurguladı.

Depremlerin merkezinin Kahramanmaraş olduğunu ancak bundan 18 ilin etkilendiğini ve 14 milyon vatandaşın olumsuz etkilendiğini aktaran Özhaseki, “Depremlerde 680 bin evimiz yıkıldı, 170 bin civarında da iş yeri ve tek katlı müştemilat gibi yerlerimiz yıkıldı. Hasar çok fazla 104 milyar dolar olarak açıklanıyor. Manevi zararı mı soruyorsunuz? Onu ölçecek bir alet daha dünya kurulduğundan beri icat olmadı. Evleri teslim ediyoruz, gidip bir çaylarını içip sohbet ederken halini hatırını sorduğumuzda öyle bir manzara anlatıyorlar ki, emin olun hepimiz ağlayarak çıkıyoruz oradan.” diye konuştu.

Çocukluğunda ilk defa babaannesinden duyduğu ‘Allah devletimize zeval vermesin evladım’ sözünden hareketle hizmet etmeye çalıştığını anlatan Özhaseki, depremin olduğu gün saat 4.17’den itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koordinesinde yaraların sarılması adına gece gündüz demeden çalıştıklarını belirtti.

Türkiye’deki irili ufaklı 1390 belediyeden 810’unun AK Parti’li olduğunu ve bunların tamamının depremin hemen ardından bölge görevlendirildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Akdeniz havzasındakileri, Konya ve Bursa gibi büyükşehir belediye başkanlarını Hatay’a gönderdik. Kayseri ve Trabzon, Kahramanmaraş’ta gece gündüz çalıştılar. Melikgazi ilçemiz çok güçlü burada çarşılar kurdu. Herkes şahit buna başkanlarımız aylarca çalıştılar. Her birimiz, bir kardeşimizin kurtarılmasına yardımcı olabilir miyiz? Yarasını sarabilir miyiz? Ona biraz iaşe götürebilir miyiz? diye her gün buralardaydık. Kaçıncı kere geldiğimi hatırlamıyorum. Recep Akdağ’ı hepiniz bilirsiniz eski sağlık bakanı, şehir hastanelerinin altında imzası olan kardeşimiz gördüm koşturuyordu. Recep abi ne yapıyorsun dedim, ‘bana kimse bir şey demedi. Ben zaten emekli milletvekiliyim düşündüm ne yapabilirim diye atladım Kahramanmaraş’a geldim çadırları geziyorum, baktım tuvaletlerde sıkıntı var. Kendimi tuvaletlerden sorumlu müdür ilan ettim.’ Sağlık Bakanlığı yapmış bir kardeşimiz söylüyor bunu. ‘Asrın felaketi’ idi ama ‘asrın dayanışması’ haline dönüştü elhamdülillah.”

Bakan Özhaseki, depremin hemen ardından çalışmalara başladıklarını, bu kapsamda bulabildikleri sert zeminlerde inşaatlara başlayıp binlerce konut yaptıklarını hatırlatarak, geçen 10-15 gün içerisinde 46 bin konut dağıttıklarını gelecek ay 30 bin konut daha dağıtacaklarını sonrasında da her ay mayıstan başlayarak 10-15 bin konut dağıtmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Gelecek sene içerisinde de hak sahibi olan herkesin hakkını vermiş olacaklarını belirten Özhaseki, “Kardeşlerim üzülmesinler. Bize çıkmadı demesinler. Sizin hakkınızı ödeyinceye kadar buradayız. Hakkımız helal olsun deyinceye kadar buradayız. Allah’ın izniyle gece gündüz çalışacağız ve sizlerin hakkını vereceğiz. Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi kardeşimiz var. 4 bin 500’e yakın inşaata başladık orada 900 kadar eksiğimiz var. Yerinde dönüştürmek isteyenlere fırsat veriyoruz. Yoksa fazladan yapacağız, fazladan yaptıklarımızı da bu bölgede kiracı kardeşlerimize dağıtacağız. Hiç kimsenin endişesi olmasın.” şeklinde konuştu.

Tüm bilgi ve birikimlerini deprem bölgesinin yeniden inşası için kullanacaklarının altını çizen Özhaseki, deprem bölgesindeki eksikleri tamamlamak adına hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan hareket edildiğini kaydetti.

Açılış programına, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Vahit Kirişci, Mehmet Şahin, Mevlüt Kurt, Tuba Köksal, Ömer Oruç Bilal Debgici, Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, AK Parti Belediye Başkan adayı Fırat Görgel, MHP Kahramanmaraş İl Başkanı Hüseyin Vahit Demiröz ve ilgililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/feed/ 0
Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez, Galatasaray’a yapılan şikayetin acemice olduğunu söyledi https://www.haber60.com.tr/besiktas-asbaskani-onur-gocmez-galatasaraya-yapilan-sikayetin-acemice-oldugunu-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-asbaskani-onur-gocmez-galatasaraya-yapilan-sikayetin-acemice-oldugunu-soyledi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:45:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12326 Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez, Bandırmaspor’da başkanlık görevini yürütürken Türkiye Kupası’nda karşılaştıkları Galatasaray tarafından mücadele sonrasında yaptığı açıklamalar nedeniyle savcılığa şikayet edildiğini söyleyerek, “TFF ve MHK gömleği giyerek beni şikayet edip, daha sonrada ‘TFF istifa’ diyemezsiniz” dedi.

Ziraat Türkiye Kupası son 16 Turu’nda Galatasaray ile Bandırmaspor arasında oynanan müsabaka sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklama sebebiyle arı-kırmızılı kulüp, Bandırmaspor Başkanı ve Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Bugün, hakkındaki iddialar üzerine Çağlayan Adliyesi’nde gelerek savcılığa ifade veren Onur Göçmez, çıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yapılan şikayetin profesyonellikten uzak bir şekilde acemice hazırlanmış bir şikayet olduğunu dile getiren Göçmez, “Ben 6 yıldır futbol dünyasının içerisindeyim. Sevgiyi, saygıyı ve duruşu çok iyi bilirim. Çünkü Beşiktaşlıyız ve bu duruşu her zaman her yerde sergilememiz gerekiyor. Geçtiğimiz 6 Şubat tarihinde bir müsabaka oynandı. Bu maç Galatasaray ile Bandırmaspor arasında oynandı. Bu maçla alakalı Bandırmaspor’un seçilmiş başkanı olarak değil de Beşiktaş Kulübü’nün asbaşkanı kimliğim ile ilgili bir durum söz konusu olmuş. Evet, o maç Galatasaray ile Bandırmaspor arasında oynandı. Ama benim adıma yapılan şikayet sonrası tebligat Beşiktaş Kulübü’ne geldi. Şimdi Bandırmaspor’un yaşamış olduğu bir problemden dolayı maç sonrası hukuksal hakkımı kullandım ve açıklama yaptım. Doğrudur, yanlıştır. Bunun otoritesi kimdir? Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Merkez Hakem Kurulu’dur (MHK). Yapmış olduğum açıklamada da Galatasaray camiasına başarılar diledim ve böyle bir hakem performansına Galatasaray Kulübü’nün ihtiyacı olmadığını dile getirdim. Ama ne yazık ki maçtan sonra enteresan bir şekilde Galatasaray taraftarını zan altında bırakmak istemem ama sosyal medyadaki bir trol ordusu olayı Galatasaray ile Beşiktaş arasında bir problemmiş durumuna getirdiler. Yani Beşiktaş ile Galatasaray’ı karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Biz bu algı ve yanlış yönlendirmelere rağmen çıkıp bir yorum yapmadık. Bizler topluma mal olmuş insanlarız. Bizler toplumun gelişimine katkı sağlaması gereken bireyleriz” şeklinde konuştu.

“Beşiktaş ile Galatasaray’ı karşı karşıya getirmeye çalıştılar”

İki büyük kulübün karşı karşıya getirmek istenildiğinin altını çizen Asbaşkan Göçmez, “Bakın burada bulunan yönetici arkadaşlarımızın her biri çok değerli. Biz olayın geneli göz önüne alındığında işin kolayına kaçıp, iki ezeli rakibi karşı karşıya getirebilirdik. Bunu yapmadık ve bekledik. Ne zamana kadar bekledik? Beşiktaş asbaşkanını şüpheli olarak savcılığa verene kadar bekledik. Bu yönetim Beşiktaş’ı fabrika ayarlarına geri döndürmüştür. Beşiktaş’ın olduğu her yerde Beşiktaş’ın itibarı söz konusudur ve Beşiktaş itibarlı bir takımdır. Derbi öncesi siz benim TFF ve MHK ile yapmış olduğum tamamen VAR sistemi hakkında yaptığım açıklama hakkında TFF ve MHK gömleği giyerek beni şikayet edip, daha sonrada bir açıklamada, ‘TFF istifa’ diyemezsiniz. Bunu dediğinizde size derler ki hayırdır? Beşiktaş 3 Mart’ta Galatasaray ile mücadele edecek. Şerefiyle oynayacak, hakkıyla kazanacaktır. Maçı Galatasaray hak ediyorsa, Galatasaray kazanacaktır. Futbol sadece futbol değildir. Futbol mesajdır, sosyal bir olgudur. Beşiktaş ile bu kadar uğraşılmaması gerekir. Beşiktaş büyük camiadır. Biz 80 kişiysek, 79 kişi dönmeyiz. Arkamızda da kimseyi bırakmayız. Bizim bundan sonraki duruşumuzum ve yaklaşımımız bu şekilde olacaktır. Önce Türkiye Kupası sonra da ligde derbi maçımız var. TFF’ye çağrımız şu dur ki sakın ola bu algılara kapılmasınlar. Beşiktaş camiası olarak ayrıcalık değil, adalet istiyoruz. Türk futbolu bir takımın algısıyla yönetilirse ne Adana Demirspor başkan bulur, ne Karagümrük Kulübü başkan bulur. Hep beraber birlik olmamız gerekiyor. Birleştirici olmamız gerekiyor. Bir dilekçe veriyorsanız da iyice araştırıp öyle işe koyulun. Büyük camialar, büyük hukuk sistemiyle çalışmaları gerekir. Acemice bir şikayet dosyası olmuş. Devleti meşgul ettiğimiz için üzüldük. Onların daha mühim işleri var” ifadelerini kullandı.

“İcardi’nin hareketini, montaj diyerek üstünü örtemeyiz”

Yapılan algı ile odak noktasının değiştirildiğini söyleyen Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı Onur Göçmez, “Bizler bunlarla uğraşırken asıl odaklanmamız gereken konuları unutuyoruz. İcardi’nin yapmış olduğu hareketi, montaj diyerek üstünü örtemeyiz. Federasyonun tedbirsiz bir şekilde onu sevk etmesi bizleri ciddi şekilde düşündürmüştür. Sonucunu takip edeceğiz. Beşiktaş bu tarz durumlarda geçmişte ne tür cezalar kestiğini göstermiştir. Büyük camia böyle olunur. Futbolcular da yöneticiler de gider. Camialar hep kalır. Burada yönetici arkadaşlarıma başkanımıza ve taraftarımıza çok teşekkür ediyorum. Bizler onları en iyi şekilde temsil etmek için çabalamaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-asbaskani-onur-gocmez-galatasaraya-yapilan-sikayetin-acemice-oldugunu-soyledi/feed/ 0
Galatasaray, Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez’e suç duyurusunda bulundu https://www.haber60.com.tr/galatasaray-besiktas-asbaskani-onur-gocmeze-suc-duyurusunda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-besiktas-asbaskani-onur-gocmeze-suc-duyurusunda-bulundu/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:33:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12315 Haber- GAYE ŞEYMA CAN/ Kamera- HAKAN KAYA

Galatasaray Spor Kulübü, Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez hakkında “hakaret” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Göçmez, bugün bu nedenle savcılığa gelerek ifade verdi. Adliye önünde açıklama yapan Göçmez, “Beşiktaş yönetimi artık buradadır. Beşiktaş yönetimi bunu çok ciddi şekilde takip edecektir. Biz hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece futbolda adalet istiyoruz. İki camiayı karşı karşıya getirmeyelim. Yöneticiler gider, camialar kalır” dedi.

Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Turu maçında, 6 Şubat’ta karşı karşıya gelen Galatasaray ile Bandırmaspor karşılaşması, sarı-kırmızılıların 4-2’lik üstünlüğüyle sonuçlanmış, maçın ardından o dönem Bandırmaspor Başkanı olan Onur Göçmez, TFF ve VAR sistemini eleştiren açıklamalarda bulunmuştu.

CEZALANDIRILMASI TALEP EDİLDİ

Galatasaray Kulübü, Bandırmaspor başkanlığı görevinden 20 Şubat’ta ayrılan ve şu anda kulübün onursal başkanı olan Beşiktaş Asbaşkanı Göçmez hakkında yaptığı açıklamalar gerekçesiyle ‘hakaret’ iddiasıyla savcılığa şikayet etti. Galatasaray Spor Kulübü’nün avukatları, savcılığa sundukları şikayet dilekçelerinde Onur Göçmez’in Türk futboluna, Merkez Hakem Kurulu’na, hakemlere ve müvekkillerine hakaret ettğini belirterek, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’unun 22. maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediler.

Onur Göçmez, bugün sabah saatlerinde avukatı Altın Mimir ve kulüp yöneticileriyle birlikte savcılığa gelerek hakkındaki soruşturma kapsamında ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi. Galatasaray yönetiminin, yaptığı suç duyurusunun acemice olduğunu öne süren Göçmez adliye önündeki açıklamasında şunları söyledi:

BU ŞİKAYET BEŞİKTAŞ KULÜBÜNE GELDİ

“6 Şubat’ta bir Türkiye Kupası maçı oynandı ve bu maç Galatasaray ve Bandırmaspor arasındaydı. Galatasaray- Bandırmaspor maçıyla alakalı olarak da ben Bandırmaspor’un seçilmiş başkanı olarak ki şikayette Onursal Başkanı denilerek yetkimin olmadığının altı çizilmiş ve sürekli Beşiktaş As Başkanı olarak öne çıkartılmıştı. ve şüpheli olarak da Bandırmaspor Başkanı olarak değil Beşiktaş As Başkanı olarak devletimizin kurumuna getirilmişim. Yani bazı arkadaşlarımız, kamuoyu şunu söylüyor, ‘Bu konu Bandırma’yla alakalı Beşiktaş’la alakalı değil.’ Evet, o maç Bandırma’yla alakalı da ama bu şikayet Beşiktaş’la alakalı ve tebligat Beşiktaş Kulübü’ne geldi.

“BEŞİKTAŞ FABRİKA AYARLARINA DÖNMÜŞTÜR”

Şimdi Bandırmaspor’un yaşadığı bir problemden dolayı, maç sonrası doğal olarak hukuksal hakkımı kullandım ve bir açıklama yaptım. Doğrudur, yanlıştır. Bunun otoritesi kimdir? Türkiye Futbol Federasyonu’dur ve MHK’dir. ve yapmış olduğum açıklamanın başından sonuna kadar Galatasaray camiasına öncelikle başarılar dilediğimi ifade ettim ve böyle bir hakem performansına Galatasaray’a ihtiyacı olmadığını söyledim.  Beşiktaş’la Galatasaray’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar. Biz o günden bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadık. Sosyal medyada yaratılan algı, yanlış yönlendirmeler, hakaretler içerikli yapıştırmaları hiçbir zaman dikkate almadım ve çıkıp da bir kelime söylemedim. Ama ne zamana kadar, Beşiktaş As Başkanı’nı siz şüpheli olarak savcılığa verdiğiniz ana kadar. Bakın bizler bu saatten sonra bu yönetim artık Beşiktaş’ı fabrika ayarlarına geri döndürmüştür. Beşiktaş itibarlı bir takımdır. Derbi öncesi siz benim TFF’yle ve MHK’yle yapmış olduğum, tamamen VAR sistemiyle ilgili yapmış olduğum açıklamayla, siz TFF gömleği giyerek MHK gömleği giyerek savcılığa başvurup beni şikayet edemezsiniz. İki gün önce de, ‘TFF istifa’ diyemezsiniz. TFF istifa dediğiniz zaman da derler ki, hayırdır.’ ve biz de diyoruz ki hayırdır?

“FUTBOL’DA ADALET İSTİYORUZ”

Beşiktaş 3 Mart’ta Galatasaray’la mücadele edecek. Şerefiyle oynayacak, hakkıyla kazanacaktır. Galatasaray bunu hak ediyorsa Galatasaray alacaktır. Futbol sadece futbol değildir. Futbol mesajdır, futbol. sosyal bir olgudur. Beşiktaş’la bu kadar uğraşılmaması gerekir. Beşiktaş büyük camiadır. Biz 80 kişiysek 79 kişi dönmeyiz. Arkamızda da kimseyi bırakmayız.  Önümüzde kupa maçımız var. İlk önceliğimiz kupa maçımız. Ondan sonra Federasyon Kupası’ndan sonra 3 Mart’ta da Galatasaray maçımız var. Sakın ola ki bu algılara kapılmasınlar. Beşiktaş yönetimi artık buradadır. Beşiktaş yönetimi bunu çok ciddi şekilde takip edecektir. Biz hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece futbolda adalet istiyoruz.

“İKİ CAMİAYI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYELİM”

İki camiayı karşı karşıya getirmeyelim. Yöneticiler gider, camialar kalır. Buradan çok ciddi şekilde Galatasaray yönetiminin ya da bu konuya sebebiyet veren arkadaşları uyarmak isteriz. 3 Mart güzel bir maç olacaktır. Ama federasyonun da altını çizerek uyarmak istiyorum. Bir de bir eğer dilekçe veriyorsanız bizim hakkımızda bir şikayette bulunuyorsanız, büyük camialar büyük hukuk sistemiyle çalışması lazım ben o zaman Bandırmaspor Başkanıydım, Onursal Başkan değildim. Bunları araştırın ve o maçın Türkiye Kupası maçı olduğunu bilmek lazım. Süper Lig’le alakalı olmadığını da bilmek gerekiyor. Hani bu biraz acemice bir şikayet dosyası olmuş.

“BEŞİKTAŞ BU HARAKETLERE NE CEZA KESTİĞİNİ GÖSTERMİŞTİR”

Bu algı yönetimiyle İcardi ‘nin yapmış olduğu hareketi montaj işte, sosyal medyada şöyle böyle diyip  üstünü örtemeyiz. Federasyonun yapmış olduğu tedbirsiz bir şekilde onu sevk etmesi bizleri ciddi düşündürmüştür. ve sonucu da takip edeceğiz. Biliyorsunuz Beşiktaş tarihinde bu hareketlere ne cezayı kestiğini göstermiştir ve Beşiktaş bu yüzden büyük camiadır. Büyük camia olmak da bunu gerektirir, futbolcular da gider. yöneticiler de gider, ama camialar hep kalır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-besiktas-asbaskani-onur-gocmeze-suc-duyurusunda-bulundu/feed/ 0
Eskişehirli TOKİ Mağduru Hasan Kurt: “Cumhurbaşkanım ‘İnsaf’ Kelimesini Çevre ve Şehircilik ile TOKİ Başkanı’na Söyleyin” https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/#respond Mon, 26 Feb 2024 08:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12266

MELTEM KARAKAŞ

Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. Burada mağdurlar adına konuşan Hasan Kurt, “Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler ‘burada senede iki defa zam’ yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum” dedi.

Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. ‘Çözüm yoksa oy yok’, ‘mağdurlar burada sorumlular nerede’, ‘mağdurlar uyuma hakkına sahip çık’ sloganları atarak yürüyen TOKİ mağdurlarına CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, DSP Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Garip Yıldırım, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Belediye Başkan Adayı Kasım Karakaş da destek verdi.

“SİYASİLER BİZİ GÖRMEZDEN GELDİ”

Mağdurlardan Neslihan Aras, şunları söyledi:

“Biz isimlerimizin ardına eklenen TOKİ mağdurları sıfatı ile aylardır derdimizi anlatmaya, haklarımızı savunmaya çalıştık. Gayet insani bir hak olan barınma hakkımızı kaybetmemek için çözümler aradık çünkü biliyoruz ki şartlar değişmediği sürece, elimizden alınan haklar bize geri verilmediği sürece yüzlercemiz bu evleri alamayacak ve 5 yıldır hayalini kurduğu evlerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Tam da bu sebepten Eskişehir’de elimizden geldiğince her kapıyı çaldık, herkesten çözüm için adımlar bekledik ama gördük ki bu şehrin mevcut yöneticileri, yönetimine aday olan bazı isim bizi yok saydı. Bizde bundan sonra Eskişehir’de mücadele yürütmenin ya da çözüm aramanın anlamı kalmadığını düşünüyoruz. Biz en başından beri sadece bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz, hibe istemiyoruz diye anlattık. Biz böyle anlattıkça ‘beni seçin işinizi çözeyim’ sözlerine maruz kaldık, hakkımız olanı almak için oy vermek zorundaymışız gibi. ‘Sesinizi çıkarmayın elinizdekileri de kaybedersiniz’ tehditlerine maruz kaldık, sanki suç işliyor ya da hakkımız olmayan bir şeyi istiyormuşuz gibi. ‘Almazsanız almayın, evleri sırada alacak binlerce bekleyen var’ diye azarlandık, sanki ceplerinden bize ev hibe ediyorlarmış gibi. Dolayısıyla bizim artık burada söyleyecek sözlerimiz tükendi. Bu saatten sonra  dernek olarak, tüm iller ve mağdurlarla birlikte çözümü Ankara’da aramaya, bu işin asıl muhatapları ile çözüm aramaya karar verdik. Bundan sonra sesimizi tüm mağdurlar olarak tek bir yerden daha güçlü olarak duyuracağız. Eskişehir’de bizi görmeyen, duymayan, düşmanmışız gibi tavır takınan, tehditlerle sindirmeye çalışan siyasilere son sözümüz şudur ki; artık bizim size verecek oyumuz yok. Çözüm yoksa oy yok dedik, gördük ki ne çözmeye ne gönlümüzü almaya ne de oyumuzu almaya niyetiniz yok.”

“CUMHURBAŞKANINA BİR MEKTUBU DAHİ ULAŞTIRAMADIK BİZ”

Mağdurlardan Hasan Kurt ise şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın sözüne güvenerek devlet sözüdür, baba sözüdür dedik, her şeyine güvendik fakat güvendiğimiz dağlara karlar yağdı. Bize 15 Temmuz’da sokağa çıkın dediler, çıktık. Bize TOKİ’ye yazılın dediler. Bizden alt gelir grubuna ait belge istediler. Onu da belgeledik. Onun için biz hak ettik fakat bize verilen sözlerin hiçbiri tutulmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı, buraya aday tanıtımına geldiğinde kendisine ulaşmak isteyen bayanların cebindeki ojelerine, rujlarına kadar el konuldu. Bunlar çok ayıp. Ey sayın cumhurbaşkanı; sana bir mektubu dahi sana ulaştıramadık biz. Sağır sultan dahi sesimizi duydu. Biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler burada senede iki defa zam yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum.”

“ÇÖZÜM İÇİN TALEPLERİMİZİ AK PARTİ VE MHP REDDETTİLER”

Yürüyüşe destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şu ifadeleri kullandı:

“TOKİ Çevre şehircilik Bakanlığı’na aittir. TOKİ’nin size bu sözmüş veren olan bakanı şu an İstanbul’da adaydır. İstanbul’a 650 bin konut sözü vermektedir. O zaman önce verilen sözleri tutmalarını istememiz gerekmektedir. Şu anda bu konu bence birçok mağduriyet gibi çözülebilecek konudur. Biz çok açık bir şekilde AK Parti’de siyaset yapan kişilere şunu söyledik; kanunu siz getirin, biz destekleyelim. Getirmiyorsanız biz verelim, siz destekleyin. Sizler gittiniz, partilerle konuştunuz. Aynısını ilettiniz. Onun üzerine hangi parti yanınızda olsaydınız ben particilik anlamında söylemiyorum, biz araştırması önergesini sunduk. O önergeye CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Dem Parti destek verdi. AK Parti ve MHP hayır böyle bir sorun görmüyoruz dediler reddettiler. Bu konunun, sorunun nereden kaynaklandığını hepiniz iyi biliyorsunuz. Çözümü kolay. Zor değil. Meclis’te onlarca torba kanun geçti. Bu torba kanunlara müteahhitlerin lehine çok madde kondu ama TOKİ mağdurlarının talebini bir daha hatırlatmakta fayda var. Size 5 yıl önce verilen söz şuydu; yüzde 0.49 sabit faizle, 240 ay vadeyle ve yüzde 1 KDV ile sizler evinizi alacaktınız. Peşinatlarınız belliydi ama şu anda 180 ay vade var, sabit faiz yok, memur maaş artışına endeksli, KDV de yüzde 10 bugün ama yarın öbür gün ne olacağı belli değil. Oyunun kuralını değiştiren bu iktidardır. O yüzden sözlerini tutmalarını bekliyoruz. Kanun teklifini bir torbaya koyalım. Bu hafta Meclis’in son haftası. Hak, hukuk, adalet deniyorsa adalet paketinin içinde olması gereken madde TOKİ mağdurlarının mağduriyetini giderecek maddedir. Bu konunun baş sorumlusu AK Parti’nin size bu sözleri veren yetkilileridir. Çözme imkanı Meclis’te vardır. Çok zor bir şey değil.”

]]> https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/feed/ 0 Emekliler, Sorunlarını ve Taleplerini Duyurmak İçin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/emekliler-sorunlarini-ve-taleplerini-duyurmak-icin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/emekliler-sorunlarini-ve-taleplerini-duyurmak-icin-aciklama-yapti/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12199 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

Emekli örgütleri, yaşadıkları sorunları ve taleplerini duyurmak amacıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda açıklama yaptı. Ortak basın açıklamasını okuyan EYT ve Emekliler Federasyonu Başkanı Arzu Lastikçi, “Hükumet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir. Yıllarca çalışan, vergi ve sigorta primi ödeyen emekliler sadaka değil, emeğinin ve alın terinin karşılığını istiyor! İnsanca yaşamak emeklilerin hakkı değil mi? Artık yeter! Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu ve müteahhit için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın” dedi.

İstanbul Emekliler ve EYT’liler Birliği, EYT ve Emekliler Federasyonu, DİSK Emekli-Sen Taban İnisiyatifi, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Özel Banka ve Sandık Emeklileri ve Tüm Emekliler Birleşim Platformu üyeleri yaşadıkları sorunları ve taleplerini duyurmak amacıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi.

“İnsanca yaşamak istiyoruz” yazılı pankart açan emekliler, “Mezarda emeklilik istemiyoruz”, AKP’den hesabı emekliler soracak” sloganları attı.

“EMEKLİLER AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM EDİLDİ”

Ortak basın açıklamasını okuyan EYT ve Emekliler Federasyonu Başkanı Arzu Lastikçi, 10 bin liralık emekli maaşıyla milyonlarca emeklinin açlığa ve sefalete mahkum edildiğini belirterek, “Emekli maaşı kiraya yetmiyor. Elektrik ve doğalgaz faturaları ödenemez miktarlara ulaşıyor. Emeklinin mutfağı alev alev yanıyor. Milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşıyor. Maaşı yetmediği için günlük gıda harcamalarını tüketici kredisi ve kredi kartıyla karşılamak zorunda kalan emekliler, banka kuyruklarında yaşam savaşı veriyor.” dedi.

“BOŞ LAFLARLA KARIN DOYMUYOR”

İktidarın emeklileri oyaladığını söyleyen Lastikçi, şöyle devam etti:

“Emekliler böylesine ağır ve zor şartlar altında yaşamaya çalışırken, milyonlarca emeklinin oyunu alarak işbaşına gelen siyasi iktidar, devlet bütçesinden karşıladığı üçer beşer maaş ve huzur hakkı ödemeleriyle yandaşlarına, dost ve akrabalarına ulufe dağıtıyor. İnsanca yaşanacak maaş isteyen milyonlarca emekliye sıra geldiğinde ise; ‘bütçe imkanlarını araştırıyoruz, biraz daha sabredin. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz inşallah’ diye aylardan beri oyalıyor. ‘2024 yılını emekliler yılı ilan ettik, Temmuz ayında emekli maaşlarını eşitleyeceğiz’ diyerek, emeklilerin umutlarını ve hayallerini seçim malzemesi olarak kullanmak istiyor. Oysa görünen köy kılavuz istemez. Rakamlar ve gerçekler ortada. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Boş laflarla karın doymuyor.”

“HÜKUMET EMEKLİLERİ DİLENCİ GİBİ GÖRMEKTEN DERHAL VAZGEÇMELİDİR”

“Hükumet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir” diyen Lastikçi, “Yıllarca çalışan, vergi ve sigorta primi ödeyen emekliler sadaka değil, emeğinin ve alın terinin karşılığını istiyor! İnsanca yaşamak emeklilerin hakkı değil mi? Artık yeter! Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu ve müteahhit için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın” ifadelerini kullandı.

TALEPLERİNİ SIRALADILAR

Açıklamanın son kısmında hükumete ve TBMM’ye seslenen emekliler, “insanca yaşanacak maaş istiyoruz” diyerek taleplerini şu şekilde sıraladı:

“Halen 10 bin lira olarak ödenmekte olan en düşük emekli maaşı başta olmak üzere tüm emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarına Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere 12 bin lira seyyanen ek zam yapılsın.

Tüm emeklilerle dul ve yetim aylığı alanlara, yılda dört defa asgari ücret tutarında ikramiye ödensin. İkramiye ödemelerinde, çalışan emekli, çalışmayan emekli, özel sandık emeklisi şeklindeki ayrımcı, adaletsiz ve haksız uygulamaya derhal son verilsin. Bankalar Kanununda yer alan 58. Madde acilen değiştirilerek, “TBMM’de Ek Torba yasa teklifi ile “Özel sandık emeklileri de ikramiye ödemelerinden yararlanır” şeklinde kanuna ilave edilsin.

İntibak Yasası acilen çıkarılsın.

Aylık Bağlama Oranları yeniden yüzde 70’e yükseltilsin.

3 Mart 2023 tarih ve 7438 sayılı EYT kanununa rağmen hala emekli olamayan EYT’li emekçilerin yaşadığı mağduriyetlerin tamamen ortadan kaldırılması için, eksik bırakılan tüm hakları kapsayacak şekilde EYT Kanunu yeniden düzenlensin.

Bağkur kapsamı altında, tescil, prim eşitleme ve ihya mağduriyetlerinin giderilmesi,

Mevcut emeklilik sistemi, Ülkemiz şartlarına uygun değil. Mezarda Emeklilik istemiyoruz.

Emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısı düşürülsün.

Ağır işlerde çalışanlara yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı tanınsın.

Staj süreleri ve çıraklık sigortası SGK başlangıcı sayılsın.

Emekli maaşlarının, TÜİK’in açıkladığı sahte enflasyon oranlarına göre, hükümet tarafından tek yanlı olarak belirlenmesi uygulamasına son verilsin. Emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesi için, “Emekli Sendikaları Kanunu” çıkarılsın.

Herkes için eşit, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ilkesine göre, emekli maaşlarından yapılan tüm sağlık kesintileri iptal edilsin.

Konut sahibi olmayan Emeklilere TOKİ tarafından Sosyal Konut projelerinin hayata geçirilsin.

Ülkenin gelişme hızından Emeklilere % 100 pay verilsin.

Emekli yurttaşlara hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma ihtiyacı olan emekli ve yaşlı Vatandaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.

SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında 4a, 4b ve 4c olarak ayrıştırılan işçi, memur, esnaf ve çiftçi emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarındaki eşitsizlik ve adaletsizlik giderilsin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekliler-sorunlarini-ve-taleplerini-duyurmak-icin-aciklama-yapti/feed/ 0
TOKİ Mağdurları Maltepe Meydanı’nda Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/toki-magdurlari-maltepe-meydaninda-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/toki-magdurlari-maltepe-meydaninda-aciklama-yapti/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12156 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

TOKİ konutlarının 5 senedir teslim edilememesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olan vatandaşların AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde açıklama yapmasına polis izin vermedi. Yaşanan tartışmaların ardından TOKİ mağdurları Maltepe Meydanı’nda açıklama yaptı. Üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak meydana koyan TOKİ mağdurları TOKİ için gıyabi cenaze namazı kıldı.

İstanbul’da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) 2019 yılında başlattığı “100 bin alt gelir grubu sosyal konut projesi” kapsamında hak sahibi olan, ancak konutlarının 5 yıldır teslim edilmemesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olduklarını söyleyen TOKİ mağdurları tepkilerini dile getirmek için AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi.

POLİSLERLE MAĞDURLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI

AKP binası önünde toplanan TOKİ mağdurlarına polisler engel oldu, açıklamanın Maltepe Meydanı’nda yapılmasını istedi. Bunun üzerine TOKİ mağdurlarıyla, polisler arasında tartışma çıktı.

“O ZAMAN BU İNSANLARI KELEPÇELEYİN GÖTÜRÜN”

Polise tepki gösteren mağdurlar, “Bu kadar polise ne gerek var. Biz sadece bize verilen hakları istiyoruz. Buradaki insanlar ve vurur, ne döker, hepsi aklı başında insanlar. Sayın müdürüm o zaman bu insanları kelepçeleyin götürün. Biz burada ne yapıyoruz yani” tepki gösterdi.

“HAKKIMIZ NEYSE BİZ ONU ARAMAYA GELDİK”

Başka bir mağdur da tepkisini “Biz mağdur hak sahipleri olarak her hafta farklı farklı yerlerde toplanıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın, Murat Kurum’un, TOKİ’nin vermiş olduğu sözler, vaatler ifşa edildiği takdirde eylem hakkımız doğmuştur. Biz burada sesimizi duyurmaya geldik. Bize verilen sözlerin, vaatlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Biz hibe istemiyoruz, sadaka istemiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Bu kadar insan burada toplandıysa, hakkımız neyse biz onu aramaya geldik. Burada emniyet güçleri bize engel oluyor” sözleriyle dile getirdi.

TOKİ mağdurları daha sonra açıklama yapmak için 600 metre ilerideki Maltepe Meydanı’na doğru yürüyüş yaptı.

TOKİ TABUTU TAŞIYIP GIYABİ CENAZE NAMAZI KILDILAR

Sık sık “Mağdurlar burada, Murat Kurum nerede”, “Sabit taksit hakkımız söke söke alırız” sloganları atan TOKİ mağdurları, üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak Maltepe Meydanı’na koydu. Mağdurlar daha sonra TOKİ işletmesi için gıyabi cenaze namazı kıldı.

TOKİ mağdurları adına konuşan Fırat Balta, “Geleneksel eylemimize hoş geldiniz. Geleneksel diyorum, haftalardır buradayız sahadayız hakkımızı arıyoruz. 2019 yılında kavuştuğumuz dediğimiz TOKİ’yi maalesef aslında kaybetmişiz. 5 yıldır arıyoruz, 5 yıldır bulunamayan bir kişi artık ölmüş sayılır kanun önünde. Varisleri Sayın Cumhurbaşkanı ve Murat Kurum’a da sorduk onlar da ulaşamadılar. Biz de artık merhumun gıyabi cenaze namazını tertip ettik. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur. 2019 yılından beri 5 senedir beklediğimiz TOKİ evlerine ulaşamamanın zorluğuyla yine buradayız. Merhum gitmeden sizden bir helallik alacağız” dedi.

HELALLİK İSTEDİ

Fırat Balta, mağdurlara “1990 yılında doğan 2019 yılında kaybettiğimiz TOKİ işletmesini nasıl bilirdiniz. Hakkınızı helal ediyor musunuz” diye sordu. Mağdurlar ise hep birlikte “haram olsun” dedi. Açıklamanın ardından TOKİ mağdurları eylemi sonlandırdı.

]]> https://www.haber60.com.tr/toki-magdurlari-maltepe-meydaninda-aciklama-yapti/feed/ 0 Boluspor, Erzurumspor FK’yı 1-0 mağlup etti https://www.haber60.com.tr/boluspor-erzurumspor-fkyi-1-0-maglup-etti/ https://www.haber60.com.tr/boluspor-erzurumspor-fkyi-1-0-maglup-etti/#respond Sun, 25 Feb 2024 23:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12124 Trendyol 1. Lig’in 24. haftasında Boluspor sahasında ağırladığı Erzurumspor FK’yı 1-0’lık skorla mağlup etti. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu.

Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Erzurumspor FK Teknik Direktörü Hakan Kutlu, “Hakemlerin hem saha duruşları hem tavırları gerçekten bugün ayrı bir tebriki hak ediyorlar. Ben önlerini açık gördüm. İnşallah bu şekil devam edip üst liglerde onlar da maç yönetmeye başlarlar. Çok yüksek tempoda bir maç oldu. Boluspor da zaten önemli bir takım. Son haftalarda önemli çıkışı var. İyi hocaları var. Bizim takım da gerçekten son haftalarda, son 6 haftadır gol yemiyorduk. Sanki gol yemeyince 6 haftadır defansif bir takım olarak değerlendirmeye başlamışlardı bizi. Biz bu ligin ön alan baskısını en iyi yapan takımlarından biriyiz. Bugün de özellikle maçın 45 dakikasında ön alan baskısıyla girdiğimiz iki tane çok net gol pozisyonu var, değerlendiremedik. Boluspor’u, Yalçın Hoca’yı tebrik ediyorum. Özellikle kendi oyuncularımı tebrik ediyorum. Ligin başından beri çok önemli inanılmaz özveriyle mücadele ediyorlar. Bugün de aynı şekilde iyi futbol oynadılar” dedi.

Yalçın Koşukavak: “Bizi yalnız bırakmayan taraftarımıza teşekkür ederiz”

İlk yarı oyunun seyir zevkinin düşük olduğunu ifade eden Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, “Öncelikle bütün oyuncularımı ve bize destek veren çağrımıza kulak verip, kulak verip bizi yalnız bırakmayan taraftarımıza teşekkür ederiz. Bu galibiyet onlara armağan olsun, bizi desteklemeye devam etsinler. Çalışmak bizden takdir Allah’tan. Oyuna gelince de 45 dakika boyunca hem ekran başındaki hem de türündeki olan taraftarlardan özür dileriz. İyi bir seyir zevki açısından bir oyun yoktu sahada. Oynamak isteyen bir Boluspor vardı. Tamamen sürekli topu üçüncü bölgeye vuran ve düşen ikinci topları kazanmaya çalışan bir Erzurumspor. Biz tabii bunu böyle bir oyunla karşılaşacağımızı tahmin ediyorduk” diye konuştu.

“Hakem arkadaşın çok oyun konsantrasyonu yoktu”

Hakeme yönelik sert eleştirilerde bulunan Koşukavak, “Kazanınca konuşmak lazım. Kaybedince konuşunca olmuyor. Türk futbolu gelişmez başka türlü. Bir oynamak isteyen bir Boluspor tamamen topu üçüncü bölgeye vurup düşen top kazanacak ya Erzurumspor. Orta sahada çok bariz bir faul oyuncumuza yapıldı. Oyuna aktı, devam etti. Unutturuldu. Rakip oyuncu, arkadan aldatmaya yönelik penaltı aradı. İki sarı kartla oyundan atılması gerekiyordu. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü hakem arkadaşın çok oyun konsantrasyonu yoktu böyle 1980’de oynanan futbol sürekli topun havada olduğu oyunlarda futbol kuralları artık daha böyle ertelenir ve orada hakemin oyunu yorumlamasına kalır işler. Onları yapamadı hakem arkadaş maalesef. Çok oyunu yönetemedi, idare etti. O yüzden bunları söylemek zorundayım. Ülke futbolunun gelişmesi açısından. Bu kadar ekonomik anlamda yatırım yapılan bir futbol var bu ülkede. Üretemezsek oynayamazsak, ilk yarı herhalde bir file taksak sahaya, ayak tenisi oynasak yeri vardı. Sürekli top havadaydı, bir de topun oyunda kalması süresi herhalde hakemin sakatlığıyla beraber topun önünde kaldığı süre. Bu maçta bu top kaç dakika sahada kaldı? Bir tahminde bulunursam 15 dakika falandır. Bu çok acı bir şey. Bir tarafta oynamaya çalışan bir takımı biz bedavadan bize faul veya bir şey çalsın istemiyoruz. Ama bir takım oynamaya çalışıyor. Diğer takımı tamamen oynatmamaya çalışıyor. Burada kimden yana dikkatli davranmamız lazım, yorum yapmamız lazım. Böyle genç hakem arkadaşların biraz daha oyuna iyi yorumlar getirmesi, akıl getirmesi gerekiyor. Maalesef bugün göremedik. İnşallah ilerleyen zamanda gelişeceğiz. Umudumuz var” ifadelerini kullandı.

“Çok yüksek motivasyonu vardı rakibin”

Erzurumspor FK’nın motivasyonun yüksek olduğunu söyleyen Koşukavak son olarak, “İkinci yarıya da gelince, onların bu kadar topu havaya kaldırıp bize hücum etme planlarını bir orta saha fazla yaparak biraz da takımımı genişleterek alanlar oluşturmaya başladım. Yerden oyunlar oynamaya başladık. Çok yüksek motivasyonu vardı rakibin. Aşırı motivasyonu vardı. 5 sakatlık verdi Erzurumspor. Tebrik etmek lazım. Çok yüksek konsantrasyon motivasyonları vardı. Boluspor’a hayırlı olsun. Erzurumspor’a da başarı dilerim” dedi. – BOLU

]]>
https://www.haber60.com.tr/boluspor-erzurumspor-fkyi-1-0-maglup-etti/feed/ 0
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka: Haklarımız Gasp Ediliyor https://www.haber60.com.tr/chp-kadin-kollari-genel-baskani-aylin-nazliaka-haklarimiz-gasp-ediliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-kadin-kollari-genel-baskani-aylin-nazliaka-haklarimiz-gasp-ediliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 03:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11608 CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Medeni Kanun hakkındaki tartışmalar ve kadınların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin; “8. torba yasa içerisinde bizim bunca yıllık emeğimiz ve bizden önceki kız kardeşlerimizin yüz yıllardır gelen mücadelesiyle elde etmiş oldukları hakların giderek gasp edildiği bir dönemden geçerken iktidar, bizim medeni kanunla olan bütün kazanımlarımızı bir torbaya koyup, ağzını kapatıp çöpe atmak istiyor” dedi.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile TBB Kadın Hukuku Komisyonu’nun (TÜBAKKOM) düzenlediği Medeni Kanun Çalıştayı’na katıldı.

Nazlıaka’nın çalıştaydaki açıklamaları şöyle:

“Gerçekten giderek anayasasızlaştırıldığımız, hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun kurulmaya çalışıldığı ve adında adalet olan bir partinin iktidarında, adaleti mumla aradığımız bir süreçten geçerken sizlerin düzenlemiş olduğu bu etkinliğin ayrı bir önemi var. Çünkü sizler kadın hukukçular olarak aynı zamanda kendi ekmeğinizin de kavgasını verenlersiniz. Aynı zamanda kadın hukukçular olarak Türkiye’de her geçen gün gasp edilen kadınların haklarını savunanlarsınız. O yüzden zamanlaması ve içeriği itibarıyla da doğru bir etkinlik olmuş.

“HAKLARIN GİDEREK GASP EDİLDİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

8. torba yasa içerisinde bizim bunca yıllık emeğimiz ve bizden önceki kız kardeşlerimizin yüz yıllardır gelen mücadelesiyle elde etmiş oldukları hakların giderek gasp edildiği bir dönemden geçerken iktidar, bizim medeni kanunla olan bütün kazanımlarımızı bir torbaya koyup, ağzını kapatıp çöpe atmak istiyor. Gördük ki son taslakta, 8. yargı paketinin içerisinde yok. Bugün olmamasının nedeni bizlerin birlikte vermiş olduğu verdiği mücadeledir ancak yarın olmayacağının da bir garantisi de yoktur. Yani bugün torba yasanın taslağında gözükmüyor ama yarın öbür gün bunu komisyona getirmeyeceklerinin bir garantisi yok.

“NAFAKA HAKKI ELDE EDEN KADINLARIN, YARISINI BİLE ALAMADIĞI BİR ORTAMDAN BAHSEDİYORUZ”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın bir açıklaması oldu, dedi ki ‘Tabii nafaka dediğimiz şey süresiz olmaz, bu konuda mağdur olan erkekler varsa onların açısından da bir değerlendirme yapmak lazım.’ Aslında bu ‘Ben bu işe kadınların açısından değil, erkeklerin açısından bakıyorum’ demek. Sanırsınız ki boşanan kadınların bir eli yağda bir eli balda. Ortalamada asgari ücretin yüzde 10’u bile olmayan bir nafaka bedelinden bahsediyoruz. Nafaka hakkı elde eden kadınların yarısını bile alamadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Boşanmaya karar veren bir kadın en güvende olması gereken yerde, evinde de şiddete uğruyor ve yaşamını kaybediyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki boşanmaya karar veren kadın çok ağır psikolojik baskı altına sokuluyor. O yüzden arabulucuk adı altında avukatlık bürosunda bir araya getirilmiş olan kadınla boşanmak istediği erkek arasında o anda yaşanabilecek ortamların kadınları büyük bir risk altına atacağını her yerde çok net bir şekilde anlatmamız gerekiyor.

“‘YAŞAM HAK’ PROJESİYLE TÜM KIZ KARDEŞLERİMİZE ÜCRETSİZ HUKUKİ VE PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLIYORUZ”

Şu anda 30 büyükşehirimizin 5’inde kadın adayımız var. Yine il bazında baktığımızda birçok ilde kadın adayımız var. Totalde 19 milyon nüfusu yönetecek kadın adayımız var. Her biri seçimi kazandığı koşulda 19 milyon nüfusu yönetecek ki bu her 4 kişiden birisi anlamına geliyor. Umuyoruz ki daha fazla kadının sosyal demokrat anlayışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini anaakımlaştıran anlayışı inşa ettiği bir süreç yaşarız. Bizim genel merkez olarak hayata geçirmiş olduğumuz bir projemiz var, ‘Yaşam Hak’ projesi. 7/24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezimiz var ve burayı arayan tüm kız kardeşlerimize ücretsiz hukuki ve psikolojik destek, barınma ihtiyacının karşılanması, kimi yerde ticaret odalarıyla yaptığımız protokoller çerçevesinde istihdam imkanlarının sağlanması gibi birtakım hizmetler sunuyoruz. Deprem bölgesinde, 11 ilde ‘Yaşam Hak’ konteynerleriyle kız kardeşlerimize destek oluyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-kadin-kollari-genel-baskani-aylin-nazliaka-haklarimiz-gasp-ediliyor/feed/ 0
Sancaktepe’de Konuşan İmamoğlu: “2019’daki Rakibim Binali Yıldırım’dan Daha Memnundum Şimdiki Rakibim Daha İlk Günlerde İftiralar Uydurmaya Başladı” https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-konusan-imamoglu-2019daki-rakibim-binali-yildirimdan-daha-memnundum-simdiki-rakibim-daha-ilk-gunlerde-iftiralar-uydurmaya-basladi/ https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-konusan-imamoglu-2019daki-rakibim-binali-yildirimdan-daha-memnundum-simdiki-rakibim-daha-ilk-gunlerde-iftiralar-uydurmaya-basladi/#respond Sat, 24 Feb 2024 03:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11562 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sancaktepe Buluşmasında yaptığı konuşmasında, “Ben, 2019’daki rakibim, Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, biraz sıkıntı çekecek dedim, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok. Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu da sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy’ün ardından günün ikinci halk buluşmasını, komşu ilçe Sancaktepe’de yaptı. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ile birlikte esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. Abdurrahman Gazi Mahallesi’ndeki Samandıra Saat Kulesi çevresindeki esnafla ve vatandaşlarla bir araya gelen İmamoğlu ve Yeğin, yurttaşların ilgi odağı oldu. Bir çay ocağı önünde soluklanan İmamoğlu, çevrede bulunan vatandaşların sorunlarını dinleyip, taleplerini aldı.

İmamoğlu, börekçi esnafın isteğini kırmadı ve Kastamonu kır pidesi servisi yaptı. Yoğun ilgi altında esnafı gezen İmamoğlu, saat kulesinin bulunduğu meydana konumlanan DEVA, CHP, AKP, İYİ Parti ve Saadet Partisi stantlarını da ziyaret edip, başarı dileklerini iletti.

İMAMOĞLU’NDAN AK PARTİLİLERE: “1 NİSAN’DAHEPİMİZ KOMŞUYUZ, HEPİMİZ ARKADAŞIZ”

AK Parti standındaki partililer ile İmamoğlu arasında ilginç bir, “üye” diyaloğu yaşandı. AK Parti Sancaktepe Gençlik Kolları Başkanı Emrah Albayrak, İmamoğlu’na seçim broşürlerini verirken, bir başka partili de İBB Başkanı’na, “Başkanım, üye yapabiliriz istiyorsanız” teklifinde bulundu. İmamoğlu’nun AK Parti üyesi vatandaşa yanıtı, “Beni mi üye yapacaksınız? Ne kadar istiyorsunuz beni ya” oldu. Bu sözlerin sonunda AK Partili vatandaşa sarılan İmamoğlu, “Her şey ötesinde sulh içinde, barış içinde bir seçim ortamı olsun. Kimsenin burnu kanamasın, kimsenin gönlü kırılmasın. Fikirler yarışsın. İnsanlar birbirinin hakkında eleştiri yapabilir, döneri yapabilir. Ama günün sonunda, 1 Nisan’da hepimiz komşuyuz, hepimiz arkadaşız, hepimiz akrabayız. Aynı ailede farklı oylar veren insanlar var. Onun için herkesi Allah yardımcısı olsun. Allah utandırmasın” temennisinde bulun

AKP’Lİ VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “AK PARTİ’YE OY VERİYORUM. KIZIM SİZİ ÇOK SEVİYOR”

Esnaf ziyareti sırasında İmamoğlu’yla selamlaşan bir vatandaş, “Başkan, AK Parti’ye oy veriyorum. Kızım sizi çok seviyor, dersaneden geliyor. Resim çekilecekmiş seninle” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Tamam, tamam. Daha buradayım. 10 dakikaya gelir mi” oldu. Vatandaş da İmamoğlu’na, “3 dakikaya burada inşallah” şeklinde karşılık verdi. Vatandaşın kızı, 8. sınıf öğrencisi Yağmur, esnaf ziyareti sırasında yakaladığı İmamoğlu’na sarıldı. Yağmur’la fotoğraf çektiren İmamoğlu, yardımcılarından genç öğrenciye İBB kitaplarından bir seçki ulaştırmaları talimatını verdi ve “Çok güzel bir liseye gir, sonra çok güzel bir üniversite oku. İleride belki İstanbul’u sen yönetirsin” temennisinde bulundu.

SANCAKTEPE’DE İMAMOĞLU COŞKUSU

Yaklaşık 2 saat boyunca esnafı gezen ve vatandaşlarla sıcak sohbetler gerçekleştiren İmamoğlu ve Yeğin, “Sancaktepe Sarıgazi Halk Buluşması”nda coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Vatandaşlar, seçim otobüsünün arkasında kalan bölümü de doldurarak, İmamoğlu ve Yeğin’e sevgi gösterilerinde bulundu. Halk buluşmasında İmamoğlu ve Yeğin’e, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile CHP milletvekilleri Suat Özçağdaş, Ali Gökçek de eşlik etti.

İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:

“HİÇ DAVET EDİLMEDİM BİLİYOR MUSUNUZ İSTANBUL’DAKİ TÖRENLERİNE: Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığımda, beş senede ilçemde bir kez bile Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görmedim. Allah şahit, görmedim. İki-üç defa gelmişse de beni davet etmediler. Ben, bu beş yıl içerisinde her ilçeye 20 defa, 15 defa, 30 defa gittim. Hem gittim hem de seçilen belediye başkanına demokrasi gereği saygı gösterdim. Nereye gidiyorsam davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Ben bu açılışlara giderken ya da temel atmalara giderken, Allah aşkına bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Onun için, her defasında davet ettim. Belki bir-iki defa gelmiş olabilir Sayın Belediye Başkanı. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz İstanbul’daki törenlerine. Hatta parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim.

ŞİKAYET EDİNCE; SİRKECİ-KAZLIÇEŞME RAYLI SİSTEMLER AÇILIŞINA ULAŞTIRMA BAKANI TARAFINDAN DAVET EDİLDİM: Ben bu şikayeti sıklıkla yaptım ya hani; son günlerinde akılları başına geldi diyeceğim. Bu sefer beni ilk kez; Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildim. Vallahi teşekkür ediyorum kendisine. Peki şimdi ben ne yapacağım? Pazartesi oraya gideceğim. Pazartesi niye gideceğim biliyor musunuz? Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim o açılışa: O bakanlık, o makamlar; onlar kadar benim kardeşim, benim. Benim makamım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım.

MİLLETİN EVLATLARIYLA İSTANBUL’U YÖNETİYORUZ: Eğer sen dürüstsen, sen aklı ve bilimi masandan ayırmıyorsan, iyi insansan… Benim anneciğimin güzel bir duası var. Bana diyor ki benim annem, ‘Uşağım, Allah’ım seni güzel insanlarla buluştursun.’ Bütün evlatlar, güzel insanlarla buluşsun. Benim annemin duası, Allah’ıma şükür hep karşıma geliyor. Ben iyi insanlarla buluşup, onlarla yürüyorum. Onlar benim önüme düzgün işler getiriyor. Milletin evlatlarıyla İstanbul’u yönetiyoruz. O milletin evlatları dediğim ne biliyor musunuz? O milletin evlatları dediğim, sizin evlatlarınız. Benim eşim dostum değil, akrabam değil. Vallahi damadın da değil, oğlum da değil, kızım da değil. Milletin evlatları, milletin. Çünkü benim makamım, milletin makamı. Milletin bana emaneti olan makam.

BEŞ YIL BOYUNCA, SABAH KALKTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’, AKŞAM YATTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’: Açık söyleyeyim; ben bu seçimde daha güçlü bir yarış beklerdim. Daha güçlü bir performans beklerdim. Ama ne yazık ki olmuyor. Hatırlayın. Bunlara ben ne demiştim? 2019’u hatırlayın. İlk seçimi kazandık mı? Ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar değil mi? O dönemde, 18 gün İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki, ‘Bunları 18 günde çıldırttım. Beş yılda, size söz, bunları deli edeceğim’ demiştim, deli. ve ne oldu biliyor musunuz? Dediğim oldu. Vallahi billahi dediğim oldu. Adamlar, beş yıl boyunca, sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok, sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesi… Muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Vallahi öyle. Muhtemelen rüyasına da giriyorum. Yahu nedir benimle derdiniz? Ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya çalışan, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki, yok birbirimizden farkımız. Yok.

RAKİBİM ŞİMDİDEN BİRTAKIM İFTİRALAR UYDURMAYA BAŞLAMIŞ: Bugün Sancaktepe’de beraber gezerken, Alper Başkanımla birlikte gittik, AK Parti standına uğradık. Oradaki de benim hemşehrim. O da benim komşum. ya belki akrabam. Hepimizin akrabaları da başka partiye oy veriyor. Bu partiye veriyor. O partiye veriyor. Yahu niye ayrıştıracağım? Gittim, ellerini sıktım. Oradaki hemşehrim dedi ki, ‘Gel seni üye yapalım.’ Dedim, ‘Ya beni ne kadar seviyorsunuz. Allah razı olsun sizden’ dedim. Şimdi bunu niye anlattım? Bizim yüreğimiz bu kadar zengin. Ama söyleyeyim; Ben, 2019’daki rakibim, -kulakları çınlasın- Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, dedim yani biraz sıkıntı çekecek, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı, söyleyeyim. Açık ve net. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Yaptılar ya bunu. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok.

BUNLAR DAHA AZITACAKLAR, BİLİYORUM: Ben size bir şey daha diyeyim mi? Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı, onun için. Daha başka bir şey söyleyeyim. Çünkü bunlar, daha azıtacaklar biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. Daha ilerisine gideyim. İnanç, Allah’la kul arasında. Yaradan, bize öyle güzel bir din vermiş ki, kimse kimsenin inancını ölçemez. Kimse kimsenin inancını yorumlayamaz bile. Benimle Yaradan arasında. Ben, bir tek Yaradan’a sığınırım. Ben, bir tek Yaradan’a sığınır, bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu, anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Dolayısıyla, bu kötü sözlere inanmayın. Bu kötü sözlerle muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin.

NE DEMİŞTİ SAYIN CUMHURBAŞKANI? BİNALİ Mİ, SİSİ Mİ: Niye ilgilenmeyin biliyor musunuz? Bunlar, U dönüşünü seviyorlar. Hatırlıyor musunuz, 2019’da ne olmuştu? Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı? Hatırlıyor musunuz? ‘Binali mi, Sisi mi?’ Güya Sisi, ben. ya 14 Şubat’ta, hem de Sevgililer Günü’nde, gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek, söyleyeyim. Herhalde Öyle düşünüyorum. Öyle değil mi? Şimdi bakın, işin şakası bir yana, bu işin, bu dilin, bu siyasetin bu milletin gündeminde yeri yok. Ha şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse, ben onu İstanbul’da ağırlarım, Bu arada şunu söyleyeyim: Bu şehir, bu güzel İstanbul, bu güzel memleket, bu güzel devlet, bu güzel millet bu tavrı, bu ikircikli konuşmaları hak etmiyor. Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerimin, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor.

BİZ BUNLARA PABUÇ BIRAKMAYIZ KARDEŞİM: Neyi hak ediyor? Kütüphaneyi hak ediyor. Neyi hak ediyor? Metroyu hak ediyor. Niye hak ediyor? Yeşil alanı hak ediyor? Yurdu, bursu, kursu, ders atölyelerini hak ediyor. Daha güzel yeşil alanları, kent meydanlarını, daha kaliteli yaşamı hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor. Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın. İşinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı, hemen başka problemleri yaratmaya çalışırlar. İnsanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim; biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-konusan-imamoglu-2019daki-rakibim-binali-yildirimdan-daha-memnundum-simdiki-rakibim-daha-ilk-gunlerde-iftiralar-uydurmaya-basladi/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, gençlerle buluştu https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-genclerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-genclerle-bulustu/#respond Sat, 24 Feb 2024 00:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11457 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Ekonomi Üniversitesi’nde düzenlenen Kampüs İzmir Sohbetleri buluşmasında gençlerle bir araya geldi. Başkan Soyer, “Benim hayatımın manası da bu memlekete duyduğum aşk. O kadar çok seviyorum ki; doğasını, insanlarını, tarihini, köklerini, geleceğini. Sevda için makam, koltuk, mevki gerekmiyor. Onu içinizde hissetmeniz gerekiyor. Nerede olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın sonunda o sevdayı aşkı gösterecek bir şeyler yapmaya devam ediyorsunuz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Ekonomi Üniversitesi Siyaset Platformu Kulübü’nün düzenlediği “Yerel Politikalar Ekseninde Dünden Bugüne İzmir” paneline katılarak gençlerle buluştu. Gençler arasında siyaset bilincini artırma, demokrasiye katkıda bulunma ve toplumda olumlu değişiklikler yaratma amacını taşıyan etkinlikte konuşan Başkan Soyer, 2019-2024 yılları arasında kentin gelişimi hakkında konuştu. Başkan Soyer ayrıca gençleri ilgilendiren konularda bilgi aktarımı yaparken yerel siyaset hakkında gözlemlerini paylaştı. Buluşmada kent geleceği hakkında fikir ve öneriler de gündeme geldi.

SOYER: “O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ”

Siyaset hayatına nasıl atıldığını anlatarak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, vicdan ve merhameti keşfederek yoluna devam ettiğini kaydetti. Başkan Soyer, “Bu adaletsiz ve haksız dünya nasıl değişebilir, bunun değişimi için ben ne yapabilirim gibi birçok soru işareti ile başlayan sorgulama dönemi. Sonunda geldiğim nokta herkesin hayatının bir anlamı vardır ya, benim hayatımın manası da bu memlekete duyduğum aşk. O kadar çok seviyorum ki; doğasını insanlarını tarihini köklerini geleceğini. Sevda için; makam, koltuk, mevki gerekmiyor. Onu içinizde hissetmeniz gerekiyor. Nerede olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın sonunda o sevdayı aşkı gösterecek bir şeyler yapmaya devam ediyorsunuz” dedi.

“CHP’DE KALACAĞIM”

Başkan Soyer, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında çalışmaya devam edeceğini vurgulayarak, “CHP’de kalacağım. Çünkü bizim gibi ülkelerde eğer iktidar çok büyük bir güç biriktiriyorsa, o gücü frenleyecek en büyük güç ana muhalefet partisidir. O iktidarın gücünü denetleyecek, kontrol edecek mekanizmaları kurmak lazım. CHP bu ülkenin sigortasıdır. Bu yolculuğa CHP çatısı altında devam edeceğim. Ama ben toplumsal sivil muhalefete çok inanıyorum. Kadın, çevre ve eğitim. Bu 3 başlıkta platformlar, vakıf ve dernekler tüm siyasi partilerin önünde. Bütün hayalim toplumsal sivil muhalefeti, bir toplumsal bileşik muhalefete dönüştürmek. Bu iki aks birbirini destekleyecek. Ben CHP için çalışırken bu çalışmanın o muhalefete de fayda edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

“HER KOŞULDA İZMİR”

Siyasete yerelde devam etmeyi istediğini, yerelin gücüne inandığını belirten Başkan Soyer, “İzmir’den asla vazgeçemem, her koşulda İzmir” şeklinde konuştu. Popülist bir siyasetçi olmadığını ifade eden Başkan Soyer, “Popülist siyaset maalesef bugünün dünyasında, bir de otoriterlikle birleştiği zaman çok tahrip edici oluyor. Sadece rakamlar üzerinden, yani sizin kamuoyunda yarattığınız algı üzerinden, sempati üzerinden değerlendirmeyi eksik bulurum. Bir belediye başkanının, örneğin bilançosundaki yatırım yüzdesi çok önemli bir göstergedir. ya da görevi devraldığındaki borç tutarıyla, görev süresinin sonundaki borç tutarının karşılaştırılması çok önemlidir. Sosyal politikalarda ne yaptığı çok önemlidir, demokrasi için ne tür platformlar yarattığı ve verdiği katkı önemlidir. Sadece anketler üzerinden, kamuoyundaki beğeni düzeyi ölçülerek yapılan değerlendirmelerin doğru olmadığını düşünüyorum. Acaba doğru siyaset yaptığı için mi, popülist siyaset yaptığı için mi böyle? Doğru siyaset için uğraşması gerekmez mi, örneğin CHP’nin sosyal demokrat belediyecilik ilkeleri üzerinden değerlendirme yaparak, o parametreler çerçevesinde aday belirlemesi güzel olmaz mı?” dedi.

“PROJELERİ YARIM BIRAKIRSANIZ BU ŞEHİR KAYBEDER”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 150 yıllık tarihiyle kendine has bir çalışma kültürü olduğunu ve güçlü bir yapısı bulunduğunu söyleyen Başkan Soyer, hükümetten gerekli desteği alamamalarına rağmen bunu mazeret haline getirmediklerini söyledi. Sürekliliğin önemine vurgu yapan Soyer, “Eğer kurumsal kapasiteyle üretilmiş yola çıkılmış projeleri yarım bırakırsanız bu şehir kaybeder. Hem mali, hem gelecek vizyonu anlamında kaybeder. Bizim yaptığımız başlangıç şehrin gelecek 50 yılını kurtarmaya yönelikti. Devam etmesi lazım” diye konuştu.

“DAHA ERKEN BİTİRECEĞİZ”

Buca Metrosu için çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Soyer, “Buca metrosunun parası cebimizde. Onay, imza hiçbir şey yok. 4 TBM çalışıyor. Olağanüstü hızlı yürüyor. İlk etabı bitirmek için sayaç koyduk Şirinyer’de. Söylediğimiz tarihte, hatta daha erken bitireceğiz” dedi.

“KENDİNİZE GÜVENİN”

Gençlere de tavsiyelerde bulunan Başkan Soyer, “1923 kuşağını ne olur hatırlayın. Sizin yaşlarınızda, çok daha zor koşullarda çok büyük sıkıntılar içinde yaşayan insanlardı. Gözlerini kapatıp koşa koşa ölüme gittiler. Bunu aklınızdan çıkardığınız anda gelecek inşa edemezsiniz. Şunu bilin; Cumhuriyetin ikinci yüzyılına giderken onlar sizsiniz. Bu ülkeye demokrasiyi getirecek, yaşanan büyük sefaleti, yoksulluğu bitirecek, özgür düşünceyi geliştirecek sizlersiniz. Neden batıdaki akranlarınız kadar demokrasiyi hak etmiyor olasınız? Hepsinden daha çok hak ediyorsunuz. Arkamızda kadim bir kültür var, çok daha iyisini hak ediyorsunuz. Kendinize güvenin, sevin. Siyasetten asla vazgeçmeyin” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-genclerle-bulustu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de Muhalefeti Eleştirdi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-denizlide-muhalefeti-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-denizlide-muhalefeti-elestirdi/#respond Fri, 23 Feb 2024 00:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11032 31 Mart yerel seçimleri öncesi Denizli’de vatandaşlarla buluşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların KAAN gibi teknoloji harikası hakkında derin bir sessizliğe bürünmesi ibret verici” dedi.

31 Mart mahalli ve idari seçimleri öncesi Denizli’ye gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özay Gönlüm Bulvarı’nda gerçekleştirdiği mitingde yerli savaş uçağı KAAN hakkında yorumda bulunmayan muhalefeti eleştirdi. KAAN hakkında derin sessizliğe büründüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olur olmaz ilgili ilgisiz Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçilerimizi milletimizin takdirine havale ediyoruz. Basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların KAAN gibi teknoloji harikası hakkında derin bir sessizliğe bürünmesi ibret verici. Ama yerli ve mili muhalefet nasıl yapılır öğrenemediler. Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yöne bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı paylamayı öğrenemediler” dedi.

“Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulak tıkamıyoruz”

Enflasyonun sadece Türkiye’nin sorunu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Covid-19 salgının ardından enflasyonun tüm dünyada etkili olduğunu ifade etti. Dünyadaki mazlumlara el uzattıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, içerisinde 21 ambulans ve 2 bin 380 ton sivil yardım gemisinin Mısır’ın El-Ariş limanına vardığını söyledi. 6 Şubat depremlerinin ardından yaraların sarılması için çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremin 1. yılında 5 depremzede şehrimizi ziyaret ettik. Bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutunu ve köy evini tamamlayarak hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konutu teslim etmeyi planlıyoruz. Yıl sonu için hedefimiz 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmaktır. Deprem bölgemiz için tüm bu önemli işleri yaparken, diğer şehirlerimizi ve toplumumuzun diğer kesimlerini ihmal etmiyoruz. Küresel ekonominin ve bölgemizin geçtiği içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletimizin imkanlarını milletimiz için seferber etmiş durumdayız. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için samimi mücadelemizin en yakın şahidi milletimizin kendisidir. 2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulak tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yıl sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Sabreden kimse zafere erer. Biz de ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli en huzurlu bir şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur. Sadece son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri bir kez daha kursaklarında kalacak” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’ye 111 milyar liralık kamu yatırımı yapıldığını açıkladı

Verdikleri her sözün önce altyapısını hazırlayıp daha sonra vatandaşlara sözünü verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kararlı ve hazır olduklarını söylerken de gücü 21 yıllık hazırlıktan aldıklarını ifade etti. Denizli’ye yapılan 111 milyar liralık kamu yatırımlarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde 4 bin 288 adet yeni sınıf inşa ettik. 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. 63 spor tesisi kazandırdık. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 4,3 milyar lira tutarında kaynakla dest olduk. Sağlıkta 14 hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldık. Aralarında bin yataklı Şehir Hastanemizin olduğu 4 sağlık tesisimizin yapımına devam ediyoruz. TOKİ vasıtasıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Bin 911 konutun inşası sürüyor. Honaz’daki Akbaş Barajı’ndaki yatırımı İçme Suyu Arıtma Tesisi’nin bitmesiyle tamamladık. Akbaş Barajı’ndan 70 kilometre hat ile merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Daha önce hiç atık su tesisi bulunmayan ilimizde 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’undan fazlasına hizmet veriyoruz. 8 Millet Bahçesi projemizden 4ünü tamamladık. 1’inin yapımı 3’ünün ise projelendirme çalışmaları sürüyor. Ulaştırmada 65 kilometre devraldığımız bölünüş yol uzunluğunu 512 kilometre çıkardık. İnşası süratle devam eden Aydın-Denizli otoyolunu inşallah bu yıl sonuna kadar tamamlıyoruz. Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgemizde oluşan trafik yoğunluğu da en aza indi. Kaklık Lojistik Merkezini şehrimize kazandırdık. Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yollarını tümüyle yeniledik. Çardak Havalimanı’mızı yeni bir terminal binası yaparak büyüttük. Denizli’de 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santral tesisi yaptık. 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Çiftçilerimize 37 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, 1 Teknopark, 15 Araştırma Geliştirme Merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduk. 73 hektarlık alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesini hayata geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde de Bekilli’ye doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz. İnşallah gerçek belediyecilik programımız ile Denizli’ye daha çok eser ve hizmet kazandıracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Osman Zolan ve Cumhur İttifakı tarafından belirlenen ilçe belediye başkan adaylarını sahneye davet ederek vatandaşlara tanıttı. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-denizlide-muhalefeti-elestirdi/feed/ 0
8. Yargı Paketi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi (4) https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-4/ https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-4/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10729 Emekli bayram ikramiyesi tutarı 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltilecek.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine göre, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı durumlarda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilenler ile incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği gerekçesiyle düşme kararı verilenlerin belirlenen süre içinde müracaat etmesiyle dosyanın Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesine imkan tanınıyor.

Anayasa Mahkemesince düşme kararı verilen veya 10 Ekim 2023 tarihinden itibaren doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararları, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenecek.

Öte yandan Komisyonun iş yükü dikkate alınarak Adalet Bakanı tarafından Komisyon bünyesinde ilave heyetler oluşturulması amacıyla üye ataması yapılabilecek. Bu üyeler, Komisyon üye tam sayısına dahil olmayacak. Bu durumda oluşturulacak ilave heyet sayısı 5’i geçemeyecek. Bu hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl süreyle uygulanacak. Adalet Bakanı, bu süreyi 2 yıl daha uzatabilecek.

Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları

Düzenlemeyle özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları, güncel ihtiyaçlar ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü nazara alınarak yeniden düzenleniyor.

Teklifte, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinin yasak olduğuna dair hüküm muhafaza edilirken özel nitelikli kişisel verilerin işlenebileceği haller de sayılıyor.

Bu verilerin işlenmesi, ilgili kişinin açık rızasının olması, kanunlarda açıkça öngörülmesi, rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin veya başkasının hayatı, beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, ilgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması, sır saklama yükümlülüğü altındaki kişiler veya yetkili kuruluşlarca kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması, istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alan hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması gibi durumlarda mümkün olacak.

Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması

Teklifle, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması usulü de yeniden düzenleniyor.

Kişisel veriler, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, uluslararası kuruluş veya ülke içerisindeki sektörler hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecek.

Yeterlilik kararı, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilecek. Kurul, ihtiyaç duyması halinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü alacak. Yeterlilik kararı, en geç 4 yılda bir değerlendirilecek. Kurul, değerlendirme sonucunda veya gerekli gördüğü diğer hallerde yeterlilik kararını ileriye etkili olmak üzere değiştirebilecek, askıya alabilecek veya kaldırabilecek.

Düzenlemede yeterlilik kararı verilirken dikkat edilecek hususlar da yer alıyor. Bu hususlar, “kişisel verilerin aktarılacağı ülke, ülke içerisindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar ile Türkiye arasında kişisel veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumu”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin ilgili mevzuatı ve uygulaması ile kişisel verilerin aktarılacağı uluslararası kuruluşun tabi olduğu kurallar”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkede veya uluslararası kuruluşun tabi olduğu bağımsız ve etkin bir veri koruma kurumunun varlığı ile idari ve adli başvuru yollarının bulunması”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uluslararası sözleşmelere taraf veya uluslararası kuruluşlara üye olma durumu”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, Türkiye’nin üye olduğu küresel veya bölgesel kuruluşlara üye olma durumu”, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler” şeklinde sıralandı.

Kişisel veriler, yeterlilik kararının bulunmaması durumunda, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı, ilgili kişinin aktarımın yapılacağı ülkede de haklarını kullanma ve etkili kanun yollarına başvurma imkanının bulunması ve düzenlemede belirtilen güvencelerden birinin taraflarca sağlanması halinde yurt dışına aktarılabilecek.

Standart sözleşme, imzalanmasından itibaren 5 iş günü içinde veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurumuna bildirilecek. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 50 bin Türk lirasından 1 milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Kurulca verilen idari yaptırım kararlarının mahiyeti dikkate alınarak bu kararlara karşı idare mahkemelerine dava açılması imkanı tanınıyor. 1 Haziran 2024 tarihi itibarıyla daha önce açılan ve halen sulh ceza hakimlikleri önünde bulunan dosyalar, bu hakimliklerce nihai karara bağlanacak.

Teklifle, öngörülen genel düzenleyici işlemlerin Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından hazırlanmasına imkan sağlamak amacıyla, değişikliklerin yürürlük tarihi 1 Haziran 2024 olarak belirleniyor.

Adli para cezasının alt ve üst miktarında artış

Teklifle kanun yollarına başvuru süreleri, hafta veya ay olarak belirleniyor ve bu sürelerin kararın tebliğiyle başlayacağı kabul ediliyor. İcra ve İflas Kanunu, İnfaz Hakimliği Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Kabahatler Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un bazı maddelerinde uyum düzenlemesi yapılıyor.

Düzenlemeyle, bir güne karşılık gelen adli para cezasının miktarı artırılıyor, buna bağlı olarak mahsup, ön ödeme ve istinaf kanun yoluna başvuru hükümlerinde yer alan parasal sınırlar değiştiriliyor.

Buna göre, adli para cezalarında cezanın alt sınırı 2 bin 500 Türk lirası, üst sınırı 500 bin Türk lirası olarak düzenleniyor. Ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak 500 Türk lirası esas alınacak.

İdari para cezalarına karşı başvuru üzerine sulh ceza hakimliklerince verilen kararların kesinlik sınırı, 3 bin Türk lirasından 15 bin Türk lirasına çıkarılıyor.

Süreler yeknesaklaştırılıyor

6 Şubat depremlerinin oluşturduğu yıkımın telafisinin hızlı ve etkili bir şekilde sağlanması için sanayi alanı olabilecek yerlerin, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek alanın durumuna göre ilgili kurumların görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilirken malikleri tarafından depremler nedeniyle yıkılan veya kullanılamayacak kadar hasarlı durumda olan sanayi iş yerlerinin borçlandırılarak yerinde yeniden inşası veya güçlendirilmesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılıyor. Yatırım programında olan veya sonradan programa dahil edilen sanayi sitelerinin altyapı ve üstyapı inşasının tamamına kadarı, mimarlık, mühendislik hizmetleri dahil proje tamamlanana kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca krediyle destekleniyor.

Bu bağlamda teklifle deprem bölgesinde sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik destek ve uygulamaların süresi bir yıl daha uzatılacak.

Emekli bayram ikramiyesi tutarı artırılacak. Buna göre, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nda 2 bin lira olarak ödenen bayram ikramiyesi tutarı, 3 bin liraya yükseltilecek.

Düzenlemeyle kanun yollarına başvuru sürelerinin yeknesaklaştırılmasına ve bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına dair değişiklikler de yapılıyor. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükmü getiriliyor ve ilgili kanunlarda yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından geçerli olacağı kabul ediliyor. Böylece hak kayıplarının önlenmesi ve uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanıyor.

AK Parti milletvekillerinin önergesiyle, vekalet ücretinin dağıtımına ilişkin madde tekliften çıkarıldı.

Teklifin kabul edilmesinin ardından açıklamalarda bulunan Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, komisyon üyelerine, teklifin ilk imza sahibi milletvekillerine, Adalet Bakanlığı bürokratlarına teşekkür etti.

Kanun teklifinin komisyondaki görüşmelerinin 17 saat 20 dakika sürdüğünü bildiren Yüksel, “Kanun teklifinin komisyon görüşmeleri verimli ve başarılı gerçekleştirilmiştir. Bundan sonra yapacağımız tüm çalışmaların da aynı şekilde gerçekleştirilmesini temenni ediyorum. Bu kanun teklifi önümüzdeki hafta Genel Kurul’da görüşülecektir.” dedi.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-4/feed/ 0
AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, TOKİ Konutları İle İlgili Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/#respond Wed, 21 Feb 2024 23:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10582 AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, Malatya’da tüm hak sahiplerinin konutlarının tesliminin ardından fazla konut üreterek kiracılar ve alt gelir grubundaki vatandaşlara da TOKİ konutları yapacaklarını söyledi.

AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, beraberinde Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit ve AK Parti İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ile Salköprü Mahallesi’ndeki spor salonunda bölge sakinleri ile bir araya geldi. Çevre mahallelerden de çok sayıda vatandaşın katılım sağladığı toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, deprem sonrası büyük yıkımın yaşandığı Malatya’da devam eden kalıcı konutlar ve işyerlerinin son durumu hakkında bilgiler verdi.

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımı ile 6 binin üzerinde kalıcı konutun kura çekimi sonucunda hak sahiplerine teslim edildiğini belirten Sami Er, her ay yapımı tamamlanan TOKİ konutlarının hak sahiplerine teslim edilmeye devam edeceğini söyledi. Malatya’da deprem nedeniyle hak sahibi olan tüm vatandaşlara TOKİ tarafından evlerinin teslim edileceğini söyleyen Başkan Adayı Sami Er, “Tüm teslimatlar bittikten sonra TOKİ’de görev yapan birisi olarak daha fazla konut üretilmesini sağlayarak hem kiracılar hem de alt gelir grubunda bulunan vatandaşlarımızın konut sahibi olması için çaba sarf edeceğim” dedi.

Kent genelinde 35 yeni rezerv alanı daha belirlendiğini ifade eden Er, buralarda yeni konutlarının yapılacağını söyledi. TOKİ’de görev aldığını ve bunun da Malatya’da kendisi için büyük bir artı olacağını dile getiren Er, “Allah’ın izniyle siz bize güvenirseniz ki güvenin. Hem konut inşaatı hem de çarşı inşaatının yani bütün şehrin planlanmasının her aşamasında çok rahatlıkla her yere ulaşabilecek ve idare edecek bir pozisyondayım” ifadelerine yer verdi.

31 Mart sonrası halkın teveccüh göstermesi sonucunda göreve başladıklarında Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini ifade eden Er, “Ben ve ekibim Malatya’da en son insanımızın konutuna erişince, en son esnafımızın kalıcı işyerine ulaşıncaya kadar bize durmak yok, yorulmak yok” dedi.

Malatya’dan göçü durduracaklarını ve giden göçlerin de yeniden kente dönmesi için gayret göstereceklerini de belirten Sami Er, “Herkese eşit mesafede olacağız. Herkese adil davranacağız. Hiç kimsenin adamı olmayacağız. Sadece Malatyalıların adamı olacağız” ifadelerine yer verdi.

Göreve geldiklerinde belediyeye personel alımlarında da adil olacaklarının altını çizen Er, “Bir personel alınacağı zaman kesinlikle ehliyet ve liyakate önem vereceğiz. Kamu malını en iyi şekilde koruyacak kişilerle çalışacağız. Alımlarda kura ile belirleme yapacağız. Bunu özellikle söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

“Tüm süreci sizlerle yürüteceğiz”

AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit de bugün rezerv alanı olarak belirlenen bu mahallelerde halkın talep ve sorunlarını dinlemek için bir araya geldiklerini ifade ederek, “Burada rezerv alanında yeniden yapılaşma yapılırken öncelikle ben Yeşilyurt Belediyesi adayı olarak şunu belirtmek istiyorum. Buradaki vatandaşımızın hakkını sonuna kadar koruyacağız. Bunun için buradayız. Süreç devam ederken mutlaka sizlerle istişare edeceğiz. Sizin görüşleriniz alınarak bu süreçler yürütülecek” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından toplantıya katılan vatandaşların merak ettikleri tüm sorulara adaylar ve yetkililer cevap verdi. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
Özhaseki: Depremlerden etkilenen vatandaşlar konutlarına oturuncaya kadar çalışacağız https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-depremlerden-etkilenen-vatandaslar-konutlarina-oturuncaya-kadar-calisacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-depremlerden-etkilenen-vatandaslar-konutlarina-oturuncaya-kadar-calisacagiz/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10191 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, depremlerden etkilenen vatandaşlar konutlarına oturuncaya kadar çalışacaklarını belirterek, “Bütün evleri inşallah 1-1,5 sene içerisinde teslim ederiz. Biz büyük bir milletiz, bundan emin olun.” dedi.

Yüreğir Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni”nde saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Bakan Özhaseki, yapımı tamamlanan 1589 konutun hak sahiplerinin belirleneceği butona bastı.

Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.

Hasarları giderme, zararları kapatma ve yaraları sarmanın devletin öncelikli görevi olduğunu belirten Özhaseki, şöyle konuştu:

“Mutluyuz, binlerce hak sahibini şu birkaç gün içerisinde evlerine kavuşturduk. Gururluyuz çünkü ilk günden itibaren gece gündüz demeden çalıştık, hiç ara vermedik ve neticesinde 1 ay içerisinde 46 bin konutumuzu, önümüzdeki ay vereceklerimizle birlikte o 75 bin güzel konutumuzu hak sahiplerimize teslim ediyoruz.”

Özhaseki, vatandaşların evlerinde huzur ve güvenle oturmasını amaçladıklarını aktararak, “İnşallah herkes evlerine oturuncaya, bütün vatandaşlarımız ‘Evet biz hakkımızı aldık, Allah devletimizden razı olsun, size hakkımız helal olsun.’ deyinceye kadar buralardayız, gitmeyeceğiz ve inşallah çalışarak herkesin hakkını teslim edeceğiz. Bundan hiç endişeniz olmasın.” ifadelerini kullandı.

“Kahraman güvenlik güçlerinden Allah razı olsun”

Bakan Özhaseki, Türkiye’de yıllardır terörle mücadele verildiğini anlatarak, şehirlerin, köylerin, dağların terörden temizlendiğini söyleyerek, güvenlik güçlerine teşekkür etti. Özhaseki, şöyle devam etti:

“Kahraman güvenlik güçlerinden Allah razı olsun. Onlar bir grup değil, hepimizin evladı, yakınımız. Allah bu yavrularımızın ayaklarına taş değdirmesin, burunları kanamasın inşallah. Onların sayesinde şimdi güven ve huzurla oturuyoruz. Teröristler arada bir sızma yaparak canımızı yakmaya çalışıyorlar ama onların da hakkından gelecek gücümüz var. Bunların özelini, genelini, tamamını toprağa gömdük inşallah bir daha da çıkamayacaklar.”

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğuna dikkati çeken Özhaseki, ev ve iş yerlerinin afet gerçeği unutulmadan yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Özhaseki, 6 Şubat depremlerinin ilk anından itibaren sahada olduklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Belediyelerimiz aylarca orada çalıştılar. Cumhur İttifakı’ndan, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız da gittiler. Cumhuriyet Halk Partili bazı belediyelerimiz de Allah razı olsun oralara gittiler, çalıştılar. Ama üzücü taraf şuydu; milyonlarca nüfusu, ellerinde koca koca imkanları olduğu halde sadece özel jetlerle gidip, sosyal medya ordusuyla oralarda gezip, özçekim yapıp dönüp gidenler vardı. Bunlar da ‘deprem turistleri’ydi. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz.”

“Adana özelimizde bugün 1589 konutumuzu dağıtıyoruz”

Bakan Özhaseki, şu anda işe başladıkları, ihale süreci yürümekte olan veya bitme aşamasına gelmiş 307 bin konutun bulunduğunun altını çizerek, bunların çalışmalarının hızla devam ettiğini vurguladı.

Bir taraftan da yerinde dönüşüm için bir proje açıkladıklarını ve binlerce insanın müracaat ettiğini belirten Özhaseki, onların da devletin verdiği 1,5 milyon liralık imkanlarla evini yapmaya devam ettiğini söyledi.

Şehirlerin merkeziyle köy evlerini de yaptıklarını anlatan Özhaseki, depremden etkilenen şehirlerin altyapısını da yenilediklerini ifade etti.

Özhaseki, adana için de hasar gören yerlerden dolayı 3 milyar liralık proje hazırladıklarını vurgulayarak, bu yaz itibarıyla başlayacakları su, kanal, arıtma tesisi gibi bütün işleri bitirmiş olacaklarının sözünü verdi.

Hiçbir belediyeye yük getirmeyeceklerini ve onları borçlandırmayacaklarını ifade eden Özhaseki, devlet olarak onları da kendilerinin üstlendiğini anlattı.

Diyarbakır’da bugün verilecek konutlarla birlikte dağıtılan konut sayısının 46 bin olduğunu ifade eden Özhaseki, şöyle devam etti:

“Allah nasip ederse önümüzdeki ay da buna devam edeceğiz, sayı 75 bine çıkacak ve ondan sonra da her ay 15-20 bin konutu yine gelip bu törenlerle, noter huzurunda, adil bir vaziyette dağıtmaya da devam edeceğiz. Adana özelimizde bugün 1589 konutumuzu dağıtıyoruz. 8 bin 138 konutumuzun ihalesi yapılmış, ihale sürecine girmiş, devam ediyor. İnşallah bunlar da en geç bir sene içerisinde bitiririz ve hak sahiplerimize de dağıtırız.”

Eleştirilere cevap verdi

Muhalefetteki partinin ileri gelenlerinin yaptığı eleştirilere değinen Özhaseki, “Emin olun, koca koca genel başkanlar öfkeyle, yaptığımız bu çalışmaya leke sürebilmek adına bir kinle, ihtirasla, haset duygusuyla bu sözleri ediyorlar. ‘Herhalde olsa olsa AK Partililere dağıtıyorlar’ ne diyebilirim ki? Allah ıslah etsin bunları, başka diyecek hiçbir şey yok.” ifadesini kullandı.

Deprem üzerinden siyasetin olmayacağına dikkati çeken Özhaseki, ölüler ve şehitlerin üzerinden kirli dillerin çekilmesini istedi.

“Bütün evleri 1-1,5 sene içerisinde teslim ederiz”

Bakan Özhaseki, 390 bin konut alacak hak sahibinin bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Şu andaki belirlemeler böyle, dava açanlar var, kendi aralarında ihtilaflı olanlar var, mahkemeden ispat etmeye çalışanlar var, eyvallah. Bunlar da geldiğinde sayı artabilir. Biz 307 bin konutu yoluna koyduk, devam ediyor, kısa süre içerisinde bitireceğiz. Yerinde dönüşüm için binlerce kardeşimize yardım ediyoruz. Bütün evleri inşallah 1-1,5 sene içerisinde teslim ederiz. Biz büyük bir milletiz, bundan emin olun. Kardeşliğimizi pekiştirelim, kol kola girelim.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her toplantıda deprem konutlarının son durumunu sorduğunu aktaran Özhaseki, “Evler verilsin, yerine gelsin, biz yeter ki onların hakkını teslim edelim, gerisi önemli değil’ diyen bir iktidar var çok şükür.” diye konuştu.

Bugün sözlerinin bir kısmını yerine getirmenin huzuru ve mutluluğu içerisinde olduklarını belirten Özhaseki, ev çıkmayan vatandaşlardan da rahat olmalarını isteyerek çok kısa süre içerisinde onların da tamamının evlerini yapıp, güvenli evlerini teslim edeceklerini dile getirdi.

“2 bini aşkın konutumuzun da yapımı tüm hızıyla devam etmektedir”

Vali Yavuz Selim Köşger de depremde Adana’da 11’i merkezde olmak üzere 38 binanın yıkıldığını, 3 bin 297 binanın ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldiğini belirtti.

Adana’da arama kurtarma çalışmalarının sonlanmasının ardından vatandaşlar için tehlike yaratan ağır hasarlı binaların yıkım faaliyetlerine de hemen başlatıldığını aktaran Köşger, şöyle konuştu:

“Geçen süre zarfında ağır hasarlı binaların yıkım işlemleri ilimizde yüzde 49-50 mertebelerinde tamamlanmış, geriye kalan kısımların da yıkım faaliyetleri süratli bir şekilde devam etmektedir. Bununla beraber ilimizde 5 bin 412’si ev sahibi 5 bin 338’i kiracı olmak üzere 10 bin 750 haneye 522 milyon lirayı aşkın kira yardımı yapılmıştır. Adana ilimize bu kapsamda 2 milyar 258 milyon 400 bin liralık kaynak aktarılmıştır. Diğer taraftan bu afet nedeniyle mağdur olan vatandaşlarımızın konut ihtiyaçlarını gidermek için TOKİ tarafından afet konutlarının inşasına zaman kaybetmeden başlanmıştır. Böylesi büyük yıkıcı bir felaketin üzerinden henüz bir yıl geçmişken azımsanmayacak sayıda konut, hak sahiplerine bugün dağıtılacaktır. Bugün bizler de noter huzurunda yapacağımız çekilişle inşası tamamlanan 1589 konutumuzun kura çekilişini yaparak hak sahiplerine teslim edeceğiz. Bunların dışında 2 bini aşkın konutumuzun da yapımı tüm hızıyla devam etmektedir.”

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki ve beraberindekiler, kurada ismi çıkanlara konutlarının anahtarlarını verdi.

Özhaseki, daha sonra Adana Valiliğine geçerek Vali Yavuz Selim Köşger’i ziyaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-depremlerden-etkilenen-vatandaslar-konutlarina-oturuncaya-kadar-calisacagiz/feed/ 0
Deprem Bölgesinde 307 Bin Konutun İnşaatı Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/deprem-bolgesinde-307-bin-konutun-insaati-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/deprem-bolgesinde-307-bin-konutun-insaati-devam-ediyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 00:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9951 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem bölgesinde 307 bin konutun inşaatının devam ettiğini belirterek, birkaç ay içinde toplam 75 bin konutun teslim edilmiş olacağını söyledi.

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen Osmaniye’de asrın felaketinin yaraları sarılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Osmaniye’de deprem konutları kura ve anahtar teslim törenine katıldı. Çekilen kurayla yapımı tamamlanan bin 976 konutun hak sahipleri belirlendi.

Törende konuşan Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatana sahibiz. Her güzelin kusuru olduğu gibi ülkemizin de iki kusuru var. İkisi de yerin altında. Birisi fitne odakları hiç bitmek bilmiyor. Özellikle yurt dışından destekli bazen dost gibi gözüken ülkelerin para verdiği, lojistik destek sağladığı, bizim iyiliğimizi istemeyenlerin teşvikiyle, tahrikiyle bir türlü fitne odakları bitmek bilmiyor. Birisi de depremsellik” dedi.

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Bakan Özhaseki, “Bu güzel ülke ne yazık ki bir deprem ülkesi. Son yüzyıl içerisinde anakaramızda ve denizlerimizde meydana gelen 6 ve üzerinde yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231; hem denizde hem karada meydana gelen yıkıcı deprem sayısı artı küçükleri saymıyorum. Kaybettiğimiz insan sayısı 130 bin, maddi hasar milyarlarca dolar. İşin manevi tarafını ölçecek bir alet daha icat olmadı. Bu kadar acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Yapmamız gereken Cenab-ı Hakk’ın yarattığı bu güzel doğanın kendi içindeki kanunlarını bilip, ona göre hareket edeceğiz. Her ne yapıyorsak deprem gerçeğini bilerek o binaları yapmak, evlerimizi yapmak, iş yerlerimizi yapmak, küçücük bir kulübe bile yapıyorsak buna uygun yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Bakan Özhaseki, “6 Şubat’ta 9 saat arayla çok uzun süre, neredeyse 3 dakika var, 7.6 ve 7.7 gibi bir şiddetle sarsıldık. Yüzeye çok yakın, evlerimizin altından gidiyor. Öyle bir hasar bıraktı ki unutulacak gibi değil. Evet bin yıldır bu Anadolu medeniyetimizde başımıza gelen en büyük felaket. Kardeşlerim o günden bu güne ne yaptık; ilk saatlerde arama kurtarma faaliyeti, arkasından çadır kurulumu, sonra konteyner kentler yaptık. Bunları en kısa sürede tamamlayınca bizler bakanlık olarak en uygun zeminlerde yerler tespit edip, inşaatlara başladık. 307 bin konutumuzun inşaatı hızla devam ediyor. Dile kolay arkadaşlar bu sayı. TOKİ’nin yıllık kabiliyeti 60 bindi, Emlak Konutumuzun 10 bin civarındaydı, Yapı İşleri de öyle diyelim. Ama şu anda başlayıp devam eden, bitme aşamasına gelen, şimdi teslim edeceğimiz veya birkaç ay içerisinde vereceğimiz tam 75 bin konut var. Bunların içerisinde 50 bin köy evine başladık, bir kısmında da ihaleler devam ediyor. Çelikten yapıyoruz, 5 tona yakın çelik. Aralarında taş yünü, dışında betonpan, içinde alçıpanlarını koyarak sağlam, 9 şiddetinde bile deprem olsa yıkılmayacak konutlar yapıyoruz. Allah izin verirse önümüzdeki günlerde her birini yavaş yavaş, her ay 10-15 binini, 20 binini teslim etmeye devam edeceğiz” dedi.

“Depremzede vatandaşlarımızın tamamı evlerine oturana kadar buradayız”

Bakan Özhaseki, Osmaniye’de 11 bin 236 hak sahibi olduğunu belirterek, “Bir taraftan da hepinizin hatırlayacağı üzere yerinde dönüşüm için çalışmalara başladık. Komşularımızdan ayrılmak istemiyoruz, kuramız başka yere çıkarsa diye tedirginlik duyuyoruz diyen kardeşlerimize ‘biz destekleyelim siz yapın’ kampanyasını başlatmıştık. Yerinde dönüşüm projesine de 256 bin kişi müracaat etti. Bir kısmı işe başladı, yapıyorlar, yapıları da gelip görüyoruz. Onlara da çok uygun şekilde hibe ve kredi desteği vermeye başladık. Köy evlerine başladık. Şehirlerin merkezine başladık, ana caddelere başladık. Her bir tarafta hummalı bir çalışma sürüyor. Bu arada 60 milyar kadar bir kaynak temin ettik. Onun 4 milyar lirasını Osmaniye’miz için ayırdık. Osmaniye’nin başından sonuna su şebekeleri, kanallarını, arıtma sistemini yeniden sıfırdan inşa edeceğiz. Osmaniye üzerinde de 11 bin 236 hak sahibi var. Bugün burada bin 600 konutu teslim ediyoruz. Önümüzdeki ay biraz daha devam edeceğiz. Sonraki aylarda devam edeceğiz. Yeni başlananlara Allah izin verirse inşaat süresi olarak bir sene diyoruz. Temel attık, en geç bir sene içerisinde teslim etmek üzere diyoruz. Burada da bütün konutlarımızı sizlere teslim edene kadar, bütün hak sahipleri evlerinde oturuncaya kadar ve hak sahibi kardeşlerimiz ‘Allah sizden razı olsun, hakkımız helal olsun’ deyince kadar buradayız inşallah” şeklinde konuştu.

Bakan Özhaseki, törenin ardından depremlerden etkilenen esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. – OSMANİYE

]]>
https://www.haber60.com.tr/deprem-bolgesinde-307-bin-konutun-insaati-devam-ediyor/feed/ 0
İzmir’de Sağlık Çalışanları, Sağlıkla İlgili Kanun Teklifine Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saglikla-ilgili-kanun-teklifine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saglikla-ilgili-kanun-teklifine-tepki-gosterdi/#respond Mon, 19 Feb 2024 23:57:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9926 HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR

İzmir’de sağlık çalışanları, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, teklifin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini söyledi.

İzmir Sağlık Platformu üyeleri, bugün İzmir Tabip Odası’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi.

İzmir Sağlık Platformu adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, söz konusu kanun teklifinin Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlandığını ve kanun teklifinin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini öne sürdü. Ayhan, şunları söyledi:

“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gasbının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.”

“KANUN TEKLİFİ ANAYASAYA AYKIRI”

Kanun teklifi ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından ikaz edilen öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Ayhan, “Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır” diye konuştu.

“TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”

Ayhan, açıklamalarının devamında ise şunları kaydetti:

“Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti. Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saglikla-ilgili-kanun-teklifine-tepki-gosterdi/feed/ 0
İBB Meclisi Sarıyer ve Ataşehir’de kentsel dönüşüm kararını oy birliğiyle onayladı https://www.haber60.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/#respond Mon, 19 Feb 2024 23:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9923 Sarıyer ve Ataşehir’de yaklaşık 200 bin hak sahibini ilgilendiren karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nden oy birliğiyle çıktı. İBB mülkiyetindeki taşınmazların sadece üzerinde binası olan hak sahiplerine satışına imkan tanındı. Rumelihisarı Mahallesi’nde güncelliğini yitiren 2003 planı da yenilenirken yurttaşlara, depreme karşı binalarını yenileyebilecekleri şekilde kat hakkı verildi. Ataşehir Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerinin 25 yıldır bekleyen imar planları da onaylanarak bölgedeki evlerin kentsel yenilemeyle dönüşümünün önü açıldı. Gelişmeyi müjde olarak duyuran İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İBB Meclisimizden oy birliğiyle geçen kararlar vatandaşlarımıza hayırlı olsun” açıklamasını yaptı.

İBB Meclisi, bugünkü oturumunda kritik kararlara imza attı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belirlediği olağanüstü gündem ile toplanan Meclis; Sarıyer’in Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumelihisarüstü, Sarıdağ (Merkez), Kazımkarabekirpaşa, Reşitpaşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe (Derbent) mahallerindeki 50 yıllık mülkiyet sorununu çözdü. Karar oy birliğiyle alındı. Yaklaşık 200 bin hak sahibinin bulunduğu 5 milyon metrekarelik alanda yurttaşlara tapularının verilmesi onaylandı. 5 yıl satış yasağı getirilen tapularla deprem riskine karşı yerinde kentsel dönüşümün de önü açıldı.

5 AYRI MAHALLEDEKİ 91 PARSEL DE SAHİPLERİNE KAVUŞTU

Alınan bir başka kararla da Sarıyer’in Maden, Mirgün, İstinye, Tarabya ve Çayırbaşı mahallelerinde, İBB mülkiyetindeki 91 ayrı parselin, üzerinde binası olan veya yıkılan hak sahiplerine satışı da oy birliğiyle onaylandı. Bu satışlara da 5 yıl süreyle “Üçüncü kişilere satılamaz” şerhi konuldu. Bu yapılar için de yerinde dönüşüm imkanı sağlandı.

KAMULAŞTIRMA SINIRLARI YENİDEN DÜZENLENDİ

Sarıyer’e yönelik alınan üçüncü kararla “Geri görünüm ve Etkilenme Bölgesi 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı 1/5000 Ölçekli Plan Tadilatı” oy birliğiyle onaylandı. Daha önce Karayolları kamulaştırma sınırları içinde kalan Rumelihisarı, Tarabya, Zekeriyaköy, Ferahevler ve İstinye mahallelerindeki parsellerin imar planları güncellendi. Yurttaşların imar hakları korundu ve bu alanlarda da yerinde dönüşümün önü açıldı.

ATAŞEHİR’DE DE 25 YILLIK PLAN SORUNU ÇÖZÜLDÜ

İBB Meclisi’nin Ataşehir ilçesine yönelik aldığı kararla da Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallelerine ilişkin 1/5000 ölçekli revizyon imar planlarını oy birliğiyle onaylandı. Bölgede 25 yıldır beklenen imar planları, deprem riski taşıyan evlerin kentsel dönüşümüne imkan sağlayacak.

İMAMOĞLU: VATANDAŞLARIMIZA HAYIRLI OLSUN

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, alınan kararları sosyal medya hesabından “Sarıyer ve Ataşehir’e müjde” diyerek duyurdu. İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Sarıyer’de 200 bin kişiyi ilgilendiren 10 mahallede, hak sahiplerinin 50 yıllık mülkiyet sorununu çözdük. İBB mülkiyetindeki 5 milyon metrekarelik alanda binası olan hak sahipleri artık yapılarını resmen satın alıp yenileyebilecek. Rumelihisarı Mahallesi’nde de güncelliğini yitiren 2003 planı da yenilendi, vatandaşlara depreme karşı binalarını yenileyebilecekleri kat hakkı verildi. Ataşehir Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerinin 25 yıldır bekleyen imar planları onaylandı. Deprem riski taşıyan bu bölgedeki evlerin kentsel yenilemeyle dönüşümün önü açılmış oldu. İBB Meclisimizden oy birliğiyle geçen kararlar vatandaşlarımıza hayırlı olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/feed/ 0
İnegöl Turgutalp Mahallesi’nde Kentsel Dönüşüm Projesi İçin Yetki Devri https://www.haber60.com.tr/inegol-turgutalp-mahallesinde-kentsel-donusum-projesi-icin-yetki-devri/ https://www.haber60.com.tr/inegol-turgutalp-mahallesinde-kentsel-donusum-projesi-icin-yetki-devri/#respond Mon, 19 Feb 2024 23:09:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9900 İnegöl Turgutalp Mahallesi’nde planlanan yerinde kentsel dönüşüm projesiyle ilgili “Rezerv Alan İlan Edilen Yerin Yetki Devri” konusunun görüşüldüğü meclis toplantısında açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Son yaşanan depremler ve yapı stoğunun da giderek esmiş olması, sahanın dönüşümünü zorunlu kılmakta. Gayemiz her bir vatandaşımızın daha güvenli yapılarda oturması” dedi.

İnegöl Belediyesi Turgutalp Mahallesi’nde şehrin ilk yerinde kentsel dönüşüm projesini hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bir yandan projeler hazırlanıp bir yandan hak sahipleriyle görüşmelerin yapıldığı, bir yandan da Bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi ve İnegöl Belediyesi üçgeninde resmi prosedürlerin bir bir yerine getirildiği süreçte, Rezerv Alan İlan Edilen Turgutalp Mahallesi’ndeki 153 dönümlük arazinin yetki devri için İnegöl Belediye Meclisi olağanüstü toplandı.

Başkan Taban’a yetki istendi

Belediye Meclis Salonunda gerçekleştirilen tek maddelik oturumda, meclis üyelerinin yanı sıra hak sahiplerinden de katılanlar oldu. Projeyle ilgili video gösterimleri yapılarak süreçle ilgili bilgilerin de verdiği meclis toplantısında, alanın yetki devri maddesi masaya yatırıldı. Alandaki taşınmazın değer tespiti işlemleri ve dönüşüm ile oluşacak taşınmazların değerlemelerini yapma ve yaptırma, alan içindeki yapıların tahliye ve yıktırma işlemlerini yapma, hak sahiplerinin tespiti, hak sahipleriyle anlaşma yapma, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya malik olmasalar da kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere veya bu yapılarda iş yeri bulunanlara geçici konut ya da işyeri tahsisi veya kira yardımı yapma, Bakanlıkça onaylanmak üzere belirlenen alana ilişkin her tür harita, imar planı, tasarım projesi, arsa ve arazi düzenleme işlemlerini yapma, alan içerisinde bulunan taşınmazın satın alma, ön alım hakkını kullanma, bağımsız bölümler de dahil olmak üzere taşınmazı trampa etme, taşınmazın mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarma, kamu ve özel sektör iş birliğine dayanan usuller uygulama kat veya hasılat karşılığı usulleri de dahil olmak üzere inşaat yapma veya yaptırma, arsa paylarını belirleme, kamulaştırmaya ilişkin tüm iş ve işlemleri yapma, 23.06.1965 tarihli ve 634 sayılı kat mülkiyeti kanunundaki esaslara göre paylaştırma, paylara ayırma veya birleştirme, Türk Medeni Kanunu uyarınca sınırlı ayni hak tesis etme, alandaki uygulama yapılan etaplarda veya adalarda hisseleri oranında maliklerin salt fazlalığı ile alınan karara katılmayanların hisselerinin satışına yönelik iş ve işlemleri 6306 sayılı kanunun uygulama yönetmeliğinin 15 ve 15/a maddeleri çerçevesinde yapma, bu çerçevede zikredilen 15/a maddesi uyarınca kurulması gereken bedel tespit komisyonu ile satış komisyonunu belediye bünyesinde teşkil etme ve satılacak hisselerin anlaşılan diğer maliklerce alınmak istememesi durumunda söz konusu hisseleri rayiç bedeli İnegöl Belediye Başkanlığınca ödenmek kaydıyla satın alınma iş ve işlemlerini yürütmek üzere İnegöl Belediyesi’ne verilen yetkilerin kullanılması amacıyla Belediye Başkanı Alper Taban’ın yetkilendirilmesi hususu mecliste masaya yatırıldı.

Konuya ilişkin açıklama yapan Başkan Alper Taban, “Olağanüstü meclis toplantımızda kentsel dönüşüm ile ilgili bir maddeyi görüşeceğiz. Sizlerden bu konuyla ilgili bir yetki talep edeceğiz. Bu konuda uzun zamandır yapılan çalışmalar var. Bölgede yapılan ön görüşmeler var. Şehrimizin de kentsel dönüşümle ilgili yapmış olduğumuz yapı stoğundaki incelemelerde dönüşüm bekleyen bölgelerden bir tanesi bu alan. Daha önce de burada bir kentsel dönüşüm denenmişti ve gerçekleştirilememişti. Ancak son yaşanan depremler ve yapı stoğunun da giderek esmiş olması, sahanın dönüşümünü zorunlu kılmakta. Şehrimizde bunun gibi dönüşmesi gereken başka bölgeler de var. Kurduğumuz Kentsel Dönüşüm Müdürlüğümüz o çalışmaları diğer alanlarda da gerçekleştirmek üzere çalışmalarını yapıyor. Amacımız her bir vatandaşımızın daha güvenli yapılarda oturması” dedi.

Yüzde 85 oranında uzlaşma sağlandı

Hak sahipleriyle yapılan görüşmelerde yüzde 85 oranında memnuniyet elde edildiğini de hatırlatan Bakşan Taban, “Kentsel Dönüşüm Ofisimizde 842 bağımsız birim hak sahibiyle uzlaşma görüşmeleri tamamlanmış olup, yüzde 85 oranında uzlaşma sağlanmıştır. Tamamlandığında da İnegöl’ün en prestijli bölgelerinden biri olacak. Allah bizleri mahcup etmesin inşallah. Bitirip teslim etmek nasip olsun. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.

Meclis üyelerinin fikirlerini beyan ettiği, hak sahiplerinin de görüş ve önerilerini belirttiği meclis toplantısında yetki devri oy birliği ile kabul edildi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/inegol-turgutalp-mahallesinde-kentsel-donusum-projesi-icin-yetki-devri/feed/ 0
AİHM Raporuna Göre Türkiye, İnsan Hakları İhlallerinde En Yüksek Başvuru Sayısına Sahip Ülke https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/ https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9732 CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, “Ülkemizde iktidar insan yaşamını, özgürlüğü adeta görünmez zincire vurdu. AİHM’in yayınlanan yıllık raporuna göre, 2023 yılı sonu itibarıyla 68 bin 450 dosya karar için bekliyor. Türkiye ise geçen yıl mahkemede bekleyen 23 bin 397 davayla en yüksek başvuru sayısına sahip ülke oldu. Türkiye ile ilgili 78 kararın en az 72’sinde hak ihlali tespit edildi, ihlal tespit edilmeyen karar 3, uzlaşıya varılan dosya sayısı da 3 oldu oldu. Türkiye en fazla adil yargılanma hakkı, güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden mahküm edildi” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2023 yılı verilerini içeren yıllık raporuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Akkuş İlgezdi’nin açıklaması şöyle:

“AİHM VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE, 2023’TE MAHKEMEDE BEKLEYEN 23 BİN 397 DAVAYLA EN YÜKSEK BAŞVURU SAYISINA SAHİP ÜLKE OLDU”

“Ülkemizde iktidar insan yaşamını, özgürlüğü adeta görünmez zincire vurdu. AİHM’in yayınlanan yıllık raporuna göre, 2023 yılı sonu itibarıyla 68 bin 450 dosya karar için bekliyor. Türkiye ise geçen yıl mahkemede bekleyen 23 bin 397 davayla en yüksek başvuru sayısına sahip ülke oldu. Türkiye ile ilgili 78 kararın en az 72’sinde hak ihlali tespit edildi, ihlal tespit edilmeyen karar 3, uzlaşıya varılan dosya sayısı da 3 oldu oldu. Türkiye en fazla adil yargılanma hakkı, güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden mahküm edildi.

“İKTİDARIN POLİTİKALARI SONUCU 2023 YILINDA DA KAYGI VERİCİ BOYUTTA YAŞAM HAKKI İHLALLERİ YAŞANMIŞTIR”

İnsan hakları fikrini referans almaktan tümüyle vazgeçen siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, şiddeti esas alan, bilhassa uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucu 2023 yılında da kaygı verici boyutta yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Yaşam hakkı ihlalleri, sadece devletin güvenlik güçleri tarafında gerçekleştirilen ihlallerle sınırlı değil; yapısal şiddetin bir ürünü olarak üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin ‘önleme ve koruma’ yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neden olduğu ihlalleri de kapsamakta. 6 Şubat 2023 tarihinde, Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyanın yakın tarihinde görülen en büyük doğal afetlerden biri yaşandı. Acısı yıllar geçse de dinmeyecek kayıplar yaşadık. Türkiye, aktif fay hatlarının bulunduğu bir deprem ülkesi; bu ilkokul çocuğunun bile bildiği bir gerçek. Peki iktidar ne yaptı?

“İŞKENCE OLGUSU, 2023 YILINDA DA TÜRKİYE’NİN EN BAŞAT İNSAN HAKLARI SORUNU OLDU”

Ülkemizde işkence ve diğer kötü muameleler yaşandı, büyük bir utanç vesikası… Anayasa’nın ve evrensel hukukun mutlak olarak yasaklamasına ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence olgusu, 2023 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu oldu. İktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetim tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekanı haline geldi. Siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda hem hapishane nüfusunda yıllar içinde büyük bir artış yaşanmıştır hem de kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Adalet Bakanlığının verilerine göre, 2005 yılında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 55 bin 870’ken 1 Aralık 2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında toplam 280 bin 584 tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat’ın 2021 verilerine göre, Türkiye Avrupa’da hapishanelerdeki mahpus sayısının ve oranının en yüksek olduğu ülke. Türkiye’de 100 bin kişiden 356’sı hapishanelerde bulunuyor. Bu oran AB ülkelerinde ise 106,3.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/feed/ 0
Bakan Yerlikaya: “Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz” https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-dunyanin-en-buyuk-konut-seferberligini-gerceklestiriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-dunyanin-en-buyuk-konut-seferberligini-gerceklestiriyoruz/#respond Sun, 18 Feb 2024 03:06:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9447 Bakan Yerlikaya: “Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz”

Bakan Yerlikaya, Elazığ’da TOKİ kura çekimine katıldı

ELAZIĞ – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Elazığ’da depremlerden sonra hak sahibi olan afetzedeler için inşa edilen konutlardan 2 bin 255 konutun kura çekim törenine katıldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sabah saatlerinde Elazığ’a geldi. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesini ziyaret eden Banak Yerlikaya, daha sonra kura çekim töreninin yapılacağı merkeze geçti. Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinden düzenlenen törene, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İçişleri Bakan yardımcıları, AK Parti Elazığ milletvekilleri, Elazığ Valisi Ömer Toraman, kamu kurum müdürleri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.

Kura çekim töreninde konuşan Bakan Yerlikaya, bugün şehirlerin azizi, aziz olanların şehri Elazığ’da bulunmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Bakan Yerlikaya, “Medeniyetin izlerini tarihle iç içe geçmiş duvarlarında saklayan, üzüm bahçeleriyle, Harput Kalesiyle, ovalarıyla, dağların arasında gizlenmiş saklı cennet bahçeleriyle bir başkadır Elazığ, bir başkadır bu şehir. Elazığ, depremle sınanan, bu acıyı yüreğinde taşıyan şehirlerimizin başında geliyor. Elazığ deprem felaketine tarihin belli dönemlerinde maruz kalmış, bu doğal felaketin yıkıcı etkilerinden zarar gördü. Bundan 4 yıl önce, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde yine canlarımızı yitirmiş, sevdiklerimizi kaybetmiştik. O zor ve çetin günlerde milletimizin yüreği Elazığ için attı. Ülkemizin dört bir yanından insanlar Elazığ’a akın etti. İlk andan itibaren bir can daha kurtarabilmenin, Enkaz altında bir kişiye daha nefes olabilmenin mücadelesi verildi. Hamdolsun, Elazığ’da depremin yaralarını söz verdiğimiz gibi sardık. Evet binalarımız yıkıldı lakin umudumuz yıkılmadı” dedi.

“Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz”

6 Şubat sabahında ülke ve millet olarak 11 ilde büyük yıkımlara ve can kayıplarına neden olan asrın felaketini yaşadıklarını hatırlatan Bakan Yerlikaya, “Binlerce vatandaşımız sevdiklerine son kez sarılmıştı. Kelimeleri boğazımızda düğümlenmişti. O gece acıya ve hüzne uyanacağımız en uzun gecemizdi. Giden canlarımızı bir daha geri getirebilmek mümkün değil. Kaybettiğimiz canlarımızı unutabilmemiz de mümkün değil. Ama el birliğiyle yaralarımızı sarabilirdik, umutlarımızı yine yeşertebilirdik. Hamd olsun öyle de oldu. Kıymetli kardeşlerim, 6 Şubat depremlerinden Elazığlı kardeşlerimiz de etkilendi. Elazığ’da 6 Şubat’ta 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. 58 bina yıkıldı. Hamdolsun Elazığ’da diğer illerimize nazaran depremin yıkıcı etkisi daha azdı. 2020’de yaşanan Sivrice depremi sonrası şehrimizin yenilenmesi, binaların dirençli hale getirilmesi, şükürler olsun, can kayıplarının azalmasını, daha az binanın hasar almasını sağladı. ve Elazığ depremin ilk anlarından itibaren başta Malatya olmak üzere deprem felaketinin yaşandığı illerimizin yardımına koştu. Devletimiz de 11 ilimizin tamamında sadece ve sadece ekiplerle, araçlarla değil, bütün kalbiyle, gönlüyle ve aklıyla deprem bölgesindeydi burada olmaya da devam edecek. Dedik ki sizlere yıkılan evlerinizin daha iyisini, daha güzelini, daha güvenlisini yapacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Ardından da inşallah her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleri ile buluşturacağız. Yılsonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız. Kardeşlerim, Elazığ’da 13 bin 421 konut, 706 iş yeri, bin 199 ahır olmak üzere toplam 15 bin 326 hak sahibimiz bulunuyor. Bugün, İl ve ilçe merkezlerinde olmak üzere toplam 2 bin 255 konutumuzun kuralarını çekip, siz kıymetli hak sahiplerine vereceğiz. Yine yaklaşık 2 bin konutumuzun yapımı da olanca hızıyla devam ediyor. İnşallah devam edenleri de hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz. Biz depremin yıktığı şehirlerimizi bir an önce ayağa kaldırmanın, yeniden eski canlılığına kavuşturmanın gayretindeyiz. Elazığ’ı eskisinden çok daha güzel, çok daha güvenli bir şekilde tekrar imar ve ihya edeceğiz inşallah. Bu duygularla, 6 Şubat depremlerinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Kuralarını çekerek, anahtarlarını teslim edeceğimiz yeni yuvaların hayırlı olmasını diliyorum. Depremin ilk anından itibaren asrın birlikteliğine liderlik ederek, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından 2 bin 255 konutun kura çekimi gerçekleştirildi. Kurada adı çıkan hak sahiplerine anahtarları Bakan Yerlikaya ve protokol tarafından verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-dunyanin-en-buyuk-konut-seferberligini-gerceklestiriyoruz/feed/ 0
Eşitlik İçin Kadın Platformu Medeni Kanun’un Kabulünün Yıl Dönümünü Kutladı https://www.haber60.com.tr/esitlik-icin-kadin-platformu-medeni-kanunun-kabulunun-yil-donumunu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/esitlik-icin-kadin-platformu-medeni-kanunun-kabulunun-yil-donumunu-kutladi/#respond Sat, 17 Feb 2024 23:09:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9201 Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Medeni Kanun’un kabulünün yıl dönümü nedeniyle; “1926’da kabul edilen Medeni Yasa’ya karşı çıkanlar, yenilenmiş haline daha da düşmanca bir saldırı yürütüyorlar. ‘Aileyi koruma’ yalanına sığınarak eşitsiz güç ilişkilerinin egemen olduğu, adil paylaşımın olmadığı reisli, ataerkil aile modelini getirmek istiyorlar. Medeni Yasa’nın laik ve eşitlikçi özünü değiştirerek, kadınların yasayla garanti altında olan tüm haklarına el koymak, hayatlarına el koymaktır. Medeni Yasa’yı erkekler lehine değiştirmek isteyenlere 17 Şubat sözü: İzin vermeyeceğiz. Medeni Yasa medeni hayatın anayasasıdır” açıklamasını yaptı.

EŞİK Platformu, Medeni Kanun’un kabulünün 98. yıl dönümü dolayısıyla bugün yazılı bir açıklama yaptı. 13 Şubat Salı günü Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına da değinilen açıklamada, “Bugün, İliç’te ve ülkenin birçok yerinde bile bile tüm canlıların, ‘doğa ana’ denilen toprağın, havanın, suyun siyanür zehrine boğulduğu eko-kırımı ve kimsenin umursamadığı iş cinayetlerini konuşuyoruz. Ama bir yandan da zihinlerin zehirlenerek, medeni hayatın anayasası olan Medeni Yasa’yı ve laik toplumsal yaşamı tehdit eden, tıpkı siyanür gibi yavaş yavaş yok eden girişimleri konuşmak zorundayız” ifadelerine yer verildi.

Medeni Kanun’da yapılmak istenilen değişikliklere dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kadınların mücadelesiyle aile reisliğinin kaldırıldığı, evlilikteki tüm hak ve görevlerin yanı sıra edinilen malların da eşit paylaşıldığı yenilenmiş Medeni Yasa, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmişti. 1926’da kabul edilen Medeni Yasa’ya karşı çıkanlar, yenilenmiş haline daha da düşmanca bir saldırı yürütüyorlar. ‘Aileyi koruma’ yalanına sığınarak eşitsiz güç ilişkilerinin egemen olduğu, adil paylaşımın olmadığı reisli, ataerkil aile modelini getirmek istiyorlar. Medeni Yasa’nın laik ve eşitlikçi özünü değiştirerek, kadınların yasayla garanti altında olan tüm haklarına el koymak, hayatlarına el koymaktır. Medeni Yasa’yı erkekler lehine değiştirmek isteyenlere 17 Şubat sözü: İzin vermeyeceğiz.

Kadınlar, genellikle mülkiyeti erkek üzerine kayıtlı olan aile konutundan çocuğu ile birlikte apar topar çıkarılabilecek. Kadının evlilikten kaynaklanan tazminat, nafaka, evlilikte edinilmiş malların paylaşımı gibi ekonomik haklarını alması boşanma sonrasına kalacak, yıllar sürecek davalar ile geciktirilecek ve tırpanlanacak. Aynı şekilde çocukların velayetinin eşlerden hangisinde olacağı da boşanma sonrasında yıllar sürebilecek davalar sonucu belirlenebilecek, boşanma sürecinde kadın ve çocukların mağdur olmasını engelleyen tedbir nafakası uygulamadan kalkacak. ‘Ailenin korunması’ adı altında getirilmek istenen aile arabuluculuğu sistemiyle kadınların boşanması zorlaştırılacak.

“‘ŞİDDETE BOYUN EĞ YUVANI YIKMA’ BASKISI BU KEZ DEVLET ELİYLE YAPILACAK”

Aileyi korumak sadece kadının görevi imiş gibi, ‘Şiddete boyun eğ yuvanı yıkma’ baskısı bu kez devlet eliyle yapılacak, kadınlar yeni şiddet riskleri ile karşı karşıya kalacak. Kadınlar, kendilerine hukuk dışı telkinlerde bulunma ihtimali yüksek, hukukçu olmayan arabuluculara mecbur bırakılacak. Üstüne bir de arabuluculuk ücreti diye yeni bir masraf çıkarılacak. ‘Nafaka erkekleri mağdur ediyor’, ‘Haramdır, sadakadır’ gibi maksatlı söylemlere dayanarak, kadına ödenen yoksulluk nafakasına el konulacak. Zaten çoğunlukla bağlanmayan, bağlansa da ödenmeyen, ortalaması asgari ücretin onda biri bile etmeyen yoksulluk nafakası 2-3 yıl gibi sürelerle sınırlandırılacak. Okula gönderilmeyen, meslek edinmesine ve çalışmasına izin verilmeyen, evlilikleri boyunca evine ve eşine çalışan kadınlar boşanma halinde daha da mağdur edilecek. Çocukların nafakasını sınırlayıcı, nafaka ödemelerini keyfi hale getirecek düzenlemeler yapılacak.

“DEPREM FONLARI BİLE ÇARÇUR EDİLEN BU ÜLKEDE, KADINLAR ‘NAFAKAYI DEVLET ÖDEYECEK’ DENİLEREK OYALANACAK”

Deprem fonları bile çarçur edilen böylesi bir ülkede, kadınlar, ‘nafakayı devlet ödeyecek’ denilerek oyalanacak. Daha kötüsü boşanan kadının hayatını bu kez devlet kontrol etmeye başlayacak. ‘Ailenin reisi erkektir’ düzenlemesi geri gelecek; tüm haklarımız koca ya da babanın takdirine bırakılacak. Evlilik süresince edinilen malların boşanma ya da ölüm durumunda eşit paylaşılmasına son verilecek. Kadının miras hakkı tırpanlanacak.

Evlilik yaşı düşürülecek, bir erkeğin bir başka erkeğe 6 yaşındaki kızını ‘eş’ olarak hediye edebildiği zihniyetin önü açılacak. Kız çocuklarının okuması babanın; evli kadının çalışması kocanın iznine tabi olacak. Din ya da göçmenlerin hukuku kullanılarak meşrulaştırılmaya çalışılan erkek çokeşliliği iyice meşrulaştırılacak.

“YAPILMAK İSTENEN KADINLARIN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINI GASP ETMEKTİR”

Sonuç olarak; yapılmak istenen aslında kadınların eşit yurttaşlık hakkını gasp etmektir. Konunun gündemde tutulmasının nedeni sadece; toplumun dikkatini ekonomik çöküşten uzaklaştırmak veya yerel seçimlerde eşitlik karşıtı kesimlerin oy desteğini almak için taktik uygulamak değildir. Aksine, laiklik ve demokrasiden yana tüm çevreler kendi içlerine dönmüşken, eşitlik ve laiklikten uzaklaşmada 22 yılda fiilen alınan mesafeyi yasalaştırmaktır.

“HAYATLARIMIZA, HAKLARIMIZA VE HAYALLERİMİZE EL KOYMALARINA HEP BİRLİKTE İZİN VERMEYELİM”

İstenen örneklerini IŞİD ve Taliban uygulamalarında gördüğümüz gibi kadınların nefes almasını bile erkeklerin iznine bağlamaktır. Olmaz demeyin! Unutmayın! Taliban rejimi kadınların hayatını bir günde cehenneme çevirmişti. Dindar, dindar olmayan, zengin yoksul, genç yaşlı tüm kadınlara ve demokrasiden yana herkese sesleniyoruz; hayatlarımıza, haklarımıza ve hayallerimize el koymalarına hep birlikte izin vermeyelim. Medeni Yasa medeni hayatın anayasasıdır!”

]]> https://www.haber60.com.tr/esitlik-icin-kadin-platformu-medeni-kanunun-kabulunun-yil-donumunu-kutladi/feed/ 0 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Deprem Bölgesinde 75 Bin Konutun Teslimini Hedefliyor https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-deprem-bolgesinde-75-bin-konutun-teslimini-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-deprem-bolgesinde-75-bin-konutun-teslimini-hedefliyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 00:54:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8872 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 2 ay içinde deprem bölgesinde 75 bin konutun teslimini yapmayı hedeflediklerini bildirdi.

Bakan Yerlikaya, Kilis 7 Aralık Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni’ndeki konuşmasında, Kilis’te olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Depremlerde 14 milyon vatandaşın doğrudan etkilendiğini aktaran Yerlikaya, afette binlerce insanın hayatını kaybettiğini ve yaralandığını hatırlattı.

Depremlerin yaşandığı ilk andan itibaren devletin bütün imkanlarını seferber ettiğini aktaran Yerlikaya, şöyle konuştu:

“6 Şubat depremlerinde Kilis’te 33 canımızı yitirdik, 457 binamız yıkıldı. Yaşadığımız felaket ne kadar büyük ise bizim de dayanışmamız o kadar güçlü oldu. Depremin yaşandığı ilk andan itibaren devletimiz bütün imkanlarını seferber etti. Barınma hizmetlerine yönelik Kilis’imizde 2 bin 66 çadır, 406 konteyner kurduk. İhtiyaç sahibi 265 depremzedemize Esenkart dağıttık, 475’i ev sahibi, 903’ü kiracı olmak üzere toplam 1378 hanemize 53 milyon lirayı aşkın kira yardımı yaptık. Depremden sonra Kilis’e aktarılan toplam kaynak, devletimizin ödenek miktarı bugüne kadar yaklaşık 469 milyon lirayı aştı.”

Yıkılan şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için gece gündüz demeden çalıştıklarını belirten Yerlikaya, “Kar kış, gece gündüz demeden asrın dayanışmasını ve birlikteliğini ortaya koyduk, koymaya da devam edeceğiz. Devletimiz tüm kurumlarıyla, kuruluşlarıyla deprem bölgesindedir. Yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmadan bize durmak yok. Bir tek vatandaşımızın dahi mağdur olmasına, evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

Yıl sonuna kadar 200 bin konut hedefi

Deprem konutlarını yaptıkça teslim etmeye devam edeceklerine işaret eden Yerlikaya, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız.” diye konuştu.

Kilis’te kuraların çekilerek konutların hak sahiplerine teslim edileceğini dile getiren Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Kilis’te 1555 konut, 38 iş yeri, 148 ahır olmak üzere toplam 1741 hak sahibi bulunuyor. Bugün il ve ilçe merkezlerimizde 967 kırsalda 136 olmak üzere toplam 1103 konutumuzun kuralarını çekip siz kıymetli hak sahiplerine anahtarlarını teslim edeceğiz. Yine 1237 konutumuzun yapımı da olağanca hızıyla devam ediyor. Bu konutların da fiziki gerçekleşme oranı yüzde 60’a yaklaştı. Demek ki tamam olmasına fazla bir zaman kalmamış. İnşallah devam edenleri de hızlıca bitirecek ve sizlere Allah’ın izniyle teslim edeceğiz.”

Depremzedelere konutlarının hayırlı olması temennisinde bulunan Yerlikaya, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere rahmet diledi.

Törene, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Vedad Gürgen, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Vali Tahir Şahin, AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, MHP Kilis Milletvekili Mustafa Demir de katıldı.

Konuşmaların ardından kura çekimi gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-deprem-bolgesinde-75-bin-konutun-teslimini-hedefliyor/feed/ 0
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Cezaları Açıkladı https://www.haber60.com.tr/profesyonel-futbol-disiplin-kurulu-pfdk-cezalari-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/profesyonel-futbol-disiplin-kurulu-pfdk-cezalari-acikladi/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:39:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8548 Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), bugün yaptığı toplantı sonrası kulüplere verdiği cezaları açıkladı.

PFDK, bugün yaptığı toplantı sonrası şu kararları aldı:

“1- Fatih Karagümrük Kulübü’nün, 10.02.2024 tarihinde oynanan Fatih Karagümrük-Pendikspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, müsabaka organizasyon güvenlik ve eşgüdüm toplantısı ile stadyum denetimine çim saha sorumluları eğitimine katılanlar listesinde yer almayan mensubunun katılmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

2- Adana Demirspor’un, 09.02.2024 tarihinde oynanan Adana Demirspor-Kasımpaşa Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan kuzey kale arkası alt tribün 110 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Adana Demirspor’un, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 168.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 52/3. maddesi uyarınca saha olaylarına karışan taraftarların bulunduğu maraton alt tribün 117 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 78.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın, müsabaka hakemine yönelik devre arasında gerçekleştirdiği sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 21 gün hak mahrumiyeti ve 100.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın, müsabaka temsilcisine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 21 gün hak mahrumiyeti ve 100.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın, hakem soyunma odası koridorlarında müsabaka hakemlerine yönelik hakareti nedeniyle 4 ay hak mahrumiyeti ve 400.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın, müsabaka sonrası medyaya yapmış olduğu beyanlarında yer alan Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki Açıklamaları nedeniyle 400.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Adana Demirspor Kulübü idarecisi Metin Korkmaz’ın, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 78.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

3- MKE Ankaragücü Kulübü’nün, 11.02.2024 tarihinde oynanan Konyaspor-MKE Ankaragücü Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada MKE Ankaragücü Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 260.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün kuzey üst A ve C bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

4- Kayserispor Kulübü’nün, 12.02.2024 tarihinde oynanan Kayserispor-Beşiktaş Trendyol Süper Lig müsabakasında, tribüne seyircilerin görüşünü engelleyecek şekilde pankart asılmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 56.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

5- Beşiktaş’ın, 12.02.2024 tarihinde oynanan Kayserispor-Beşiktaş Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 8. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 440.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün güney üst A ve B bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

6-İstanbulspor Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu’nun, 11.02.2024 tarihinde Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadında oynanan İstanbulspor -Gaziantep Futbol Kulübü Trendyol Süper Lig müsabakasında, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 21 gün hak mahrumiyeti ve 100.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

7-Fenerbahçe’nin, 11.02.2024 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Corendon Alanyaspor Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe’nin, refakatçi çocuk sayısının seremoniye katılan hakem ve futbolcu sayısından fazla olmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe görevlisi Mario Jorge Dos Santos Branco’nun, müsabaka esnasında akredite edilmediği T alanında bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle ihtar cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/profesyonel-futbol-disiplin-kurulu-pfdk-cezalari-acikladi/feed/ 0
Üvey annesi tarafından eziyete maruz kalan kızın babası adalet istiyor https://www.haber60.com.tr/uvey-annesi-tarafindan-eziyete-maruz-kalan-kizin-babasi-adalet-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/uvey-annesi-tarafindan-eziyete-maruz-kalan-kizin-babasi-adalet-istiyor/#respond Tue, 13 Feb 2024 08:57:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7641 KAYSERİ’de üvey annesi Fatma Y. (40) tarafından insan dışkısı yedirilen B.Y. (7) isimli kızın babası C.Y., “Kızım 2 yıl boyunca eziyete maruz kaldı. Sanık 5 yıl hapis cezası alıp, duruşma salonundan gülerek çıkıp gitti. Yetkililere sesleniyorum. Bu durum hak mıdır? Ne zaman adalet yerini bulacaktır? Yalnızca benim çocuğum için değil, tüm eziyete uğrayan yavrularımız için adalet istiyorum” dedi.

Olay, 15 Ağustos 2020 ile 10 Temmuz 2022 tarihleri arasında Kayseri’de meydana geldi. Baba C.Y. (39), oğlu R.Y.’nin (6) 15 Ağustos 2020’de ranzadan düşerek ölmesi sonrası kızı B.Y.’nin ve eşinin davranışlarından şüphelenerek, eve ses kayıt cihazı koydu. Ses kayıt cihazında Fatma Y.’nin, üvey kızı B.Y.’ye farklı tarihlerde hakarette bulunup, eziyet ettiği ve insan dışkısı yedirdiği ortaya çıktı. CY.’nin şikayeti üzerine eşi Fatma Y. hakkında ‘eziyet’ suçundan dava açıldı. Kayseri 16’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında tutuksuz sanık Fatma Y., B.Y. ve C.Y.’nin avukatı Mustafa Avşar hazır bulundu. Fatma Y., “İddia edildiği gibi B.Y.’ye hiçbir kötü muamelem olmadı. C.Y. ile ikinci evliliğimi yaptım. Babası ile evlendiğimde B.Y., 2 yaşındaydı. Ses kaydı alındıktan sonra 2 sene daha evli kaldık. Bir kez boşandık, tekrar evlendik. Böyle bir şey yapmış olsaydım, B.Y.’nin babası benimle ikinci kez evlenmezdi” dedi.

‘HAKARET EDİP, OKLAVAYLA DÖVERDİ’

Üvey annesinin kendisine şiddet uyguladığını anlatan B.Y., “Banyoda saçımızı çekiyordu. Kafamızı suya daldırıp, orada bekletiyordu. Babam işten dönünce bize iyi davranıyordu. Hakaret edip, oklavayla döverdi. Tuvaleti yedirirdi, acı biber yedirirdi” diye konuştu. Mahkeme hakimi, sanık Fatma Y.’yi, ‘çocuğa karşı eziyet’ suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hakim, sanığın daha önce mahkumiyetinin bulunması, suç konusunun önem ve değeri nazara alınarak sanığın etkin pişmanlık gösterip, yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığından sanık hakkında ‘iyi hal’ indirimi yapmadı. Avukat Mustafa Avşar’ın, sanığın en üst sınırdan ceza alması gerektiği gerekçesiyle karara itiraz edip, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdığı öğrenildi. Diğer yandan B.Y.’nin babası ile Fatma Y.’nin boşanma aşamasında olduğu, davalarının sürdüğü belirtildi.

‘2 YIL EZİYETE UĞRAMIŞ’

Karar sonrası B.Y.’nin babası C.Y. ilk kez DHA’ya konuştu. İlk evliliğinden 2 çocuğunun olduğunu, oğlu Recep’in 2020 yılında ranzadan düşerek hayatını kaybettiğini anlatan C.Y., “Oğlumu kara toprağa verdim. Kızımın da davranışlarında değişiklikler görünce evime ses kaydı koymak zorunda kaldım. Kızımın çok ciddi bir eziyete maruz kaldığını üzülerek tespit ettim. Evladım maalesef ki 2 yıl eziyete uğramış. Bunu öğrendikten sonra avukatlarımla yasal sürece başvurdum. Kesinlikle verilen kararı iyi bulmuyorum. Sanığın aldığı 5 yıl hapis cezası çok az. Sanık değil 5 yıl, 15 yıl ceza alsa da evlatlarımın gözünden akan bir damla yaşın karşılığı olamaz. Dosyanın emsal durum olması, ülkemdeki diğer evlatların korunması için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım. Evlatlarıma çektirdiklerinin karşılığı olmasa da sanığın tutuklanmasını ve en yüksek cezayı almasını istiyorum” dedi.

‘NE ZAMAN ADALET YERİNİ BULACAK’

Kızı B.Y.’nin psikolojisinin bozulduğunu anlatan C.Y., “Kızım, sürecin başından beri psikolojik tedavi görüp, terapi alıyor. İlk zamanlarda altına kaçırıyor ve sürekli ağlıyordu. Tedavisi için elimden geleni yapıyorum. Her iki çocuğum eziyet çekti. Oğlum Recep sanık ile aynı evdeyken vefat etti. Kızım 2 yıl boyunca eziyete maruz kaldı. Sanık 5 yıl hapis cezası alıp, duruşma salonundan gülerek çıkıp gitti. Sanık elini kolunu sallayarak gezerken; kızım ile psikolog kapılarında bekliyorum. Yetkililere sesleniyorum. Sizin evlatlarınız et-balık yerken; benim kızıma bu sanık tarafından dışkısı yedirilmiştir. Bu durum hak mıdır? Ne zaman adalet yerini bulacaktır? Evladımın acısı dinecek midir? Yalnızca benim çocuğum için değil, tüm eziyete uğrayan yavrularımız için adalet istiyorum” diye konuştu.

‘İLK DEFA BÖYLE BİR ŞEY İLE KARŞILAŞTIM’

Ailenin avukatı Mustafa Avşar ise şöyle konuştu:

“Yıllarca avukatlık yapmış, daha öncesinde de savcılık yapmış biri olarak bu dosya bazında duygulara hakim olmak çok mümkün değildi. Çocuk, 2 yıl boyunca yaşadığı eziyeti doğal bir eylem gibi anlatıyordu. Çünkü çocuk, eziyeti doğal olarak karşılamaya başlamıştı. Bu durumu görünce bir avukat olarak değil, bir baba hassasiyeti ile yaklaştım. Mahkemede sanığın tutuklanması için elimizden geleni yaptık. Savcı da bizim talebimiz doğrultusunda talepte bulundu ama mahkeme, sanığın muhtemelen diğer çocuklarını göz önünde bulundurarak tutuklama kararı vermedi. Müvekkilimizin diğer çocuğu Recep’in de maruz kaldığı durumlar örtbas edilmiştir. İnşallah üst mahkemeden hak ettiği cezayı almasını temenni ediyoruz. Verilen ceza, kızımızın yaşadıklarını geri getirmeyecektir. Bu davanın sonunda vefat eden Recep’in de dosyası yeniden gündeme gelecektir ve sanık hak ettiği cezayı çekecektir. 15 yıldır ceza hukuku ile ilgilenmeme rağmen ilk defa böyle bir şey ile karşılaştım. Çünkü çocuğun anlattığı her şey insanın içini paramparça eden cinstendi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/uvey-annesi-tarafindan-eziyete-maruz-kalan-kizin-babasi-adalet-istiyor/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum: “Bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez” https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez-2/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez-2/#respond Sun, 11 Feb 2024 14:30:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7329 AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum: “Bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez”

“Memurlarımız için İstanbul’da yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız”

“Biz daima memurumuzun hak arama mücadelesine destek verdik”

“Birliğimizi, beraberliğimizi, kararlılığımızı koruyacağız. Hiç kimsenin süreci baltalama çalışmalarına, gölgelemesine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz”

İSTANBUL – AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Küçükçekmece’de düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’na katıldı. Kurum “Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini ve şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlarda alelacele bir promosyon verdiler. Büyükşehir Belediyesi promosyon ve tutamayacağı vaatleri de verse buradaki kardeşlerim, bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Küçükçekmece’de düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Kurum’u ziyareti sırasında Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz ve beraberindeki heyet karşıladı. Programda Murat Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe eşlik etti. Kurum, konuşmasını gerçekleştirdikten sonra protokol ile sahnede fotoğraf çektirdi.

“Bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez”

Programda mevcut İBB yönetiminin belediye çalışanlarına verdiği promosyon hakkında konuşan Murat Kurum, “Bugün Eğitim-Bir-Sen ülkemizin en etkin sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Eğitim çalışanlarının haklarını en iyi şekilde koruyan geliştiren ve yeri geldiğinde haklarını korumak adına bin 500 kilometre öteye de gitse bu davadan vazgeçmeyen kardeşlerimizdir. Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olması için, “Yeni Ufuklardan Yeni Umutlara” diyerek, eğitim noktasında gecenizi gündüzüne katıyorsunuz. Hamdolsun ki bugün, Türkiye’nin yüzünü ağartan başarılara imza atan bir Eğitim Bir-Sen var. Biz daima memurumuzun hak arama mücadelesine destek verdik. Sadece hakların elde edilmesi noktasında değil, ilerlediğimiz tüm sarp yollarda yerli, milli ve onurlu bir duruşu sizlerle birlikte gösterdik. Çalışanlarımızın, memurlarımızın haklarına dair iyileştirmeleri birlikte düşünmekle kalmayacağız, birlikte karar verip uygulayacağız. Büyükşehir Belediyesi şuan bir telaş içerisinde. Ne yapacağını, nasıl davranacağını ne söyleyeceğini bilmiyor. Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini ve şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlarda alelacele bir promosyon verdiler. Promosyon verilen kardeşlerimize, bu sizin 31 Mart’ta ki görüşünüzü fikrinizi değiştirir mi diye sorduğumuzda arkadaşlarımız ise ‘Biz kurumumuzu seviyoruz ve kurumsal düşünüyoruz’ cevabını verdiler. Büyükşehir belediyesi promosyon ve tutamayacağı vaatleri de verse buradaki kardeşlerim, bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez. Olaya bir bütün bakar. Olaya büyük ve Türkiye davası yolunda bakar. 31 Mart akşamı o Saraçhane’den yüzde 100 ayrılacaksınız” dedi.

“Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız”

Göreve geldiğinde İstanbul’da düzenlen eğitim programlarına tam destek vereceğini belirten Murat Kurum, “Göreve geldiğimizde İstanbul’da düzenlediğiniz özel eğitim programlarına tam destek vereceğiz. Sizler eğitim faaliyetlerini sürdürürken türlü türlü sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Aranızda okul müdürlerimiz var. Bugün okullarımızda yaşanan en büyük sorunlardan birisi olan hijyen, güvenlik ve temizlik problemiyle uğraşan müdürlerimiz var. Size söz veriyorum. Biz göreve geldiğimizde artık böyle bir sorununuz kalmayacak. Okullarımızın temizlik, güvenlik ve bakımında sizlerin yanınızda olacağız. Biz bu yükü omuzlarınızdan alacağız ki siz, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza çok daha nitelikli faaliyetler yapabilesiniz. Tıpkı bugün öğleden sonraki “Bir Bilenle, Bilge Nesil Projesi” gibi. Gençlik ve Spor Bakanlığımızla birlikte emek verdiğiniz bu proje kapsamında 300 bin kitabı 100 bin yavrumuzla buluşturdunuz. Bizler inşallah bunun gibi pek çok projede sizlerin taleplerinizi bir görev olarak göreceğiz ve yardımcı olacağız. Söz yavrularımıza gelmişken, Merhum Turgut Cansever’in o meşhur sözünü bir kez daha anmak istiyorum. ‘Şehri imar ederken nesli ihya etmezseniz; ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder’. Bu bakımdan biz hem şehrimizi hem de sizlerle birlikte neslimizi ihya edeceğiz. Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız” şeklinde konuştu.

“Memurlarımız için İstanbul’da yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız”

İstanbul’da yalayan memurlar için yapacağı projelerini anlatan İBB Başkan Adayı Kurum, “Memurlarımız için İstanbul’da yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız. Yaşanabilir bir şehir olması için de özel bir gayreti ortaya koyacağımızı bilmenizi isterim. İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmelere gideceğiz. Siz nasıl bizim evlatlarımızı geleceğe hazırlıyorsanız biz de sizlerin evlatları için elimizden geleni yapacağız. Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemizde 7 gün 24 saat esasıyla çalışacak kreşler yapacağız. Gözünüzü arkada bırakmayacağız. Orada büyük güçlü Türkiye davası için çalışıp mücadele eden hamım kardeşlerimiz, bu mücadelede ‘Ben çocuğumu nereye bırakacağım’ şeklinde endişesi içerisinde olmayacak. Kreşlerimize çocuğunu bize emanet edecek ve bizde o emanete gözümüz gibi bakacağız. 39 ilçemize bu kreşlerimiz hizmetler verecek. Memurlarımızın, işçilerimizin, emekçi kardeşlerimizin kuracağı kooperatiflere KİPTAŞ eliyle proje ve yapım gibi teknik destekler vereceğiz. Ev sahibi olmanız için elimizden geldiğince bu mücadeleye ortak olacağız. Kuracağınız kooperatiflerde büyükşehir belediyesi sizin yanınızda olacak. Gerek yapım gerek proje gerekse maddi manevi her türlü desteği sendikalarımıza, memurlarımıza vereceğiz. Biz İBB’den haksız yere çıkartılan tüm kardeşlerimizi tekrar işe alacağız. ve bizim yönetimimizde, hiç kimse haksızlığa uğramayacak” ifadelerini kullandı.

“Dertleri İstanbul’un sorunları olmadığı için, İstanbul’umuzu bir basamak olarak görüyorlar”

Mevcut İBB yönetiminin söz verip yapmadığı vaatlerden bahseden Murat Kurum, “Metroda 230 kilometre metro sözü verip 8 kilometre yapan, Esenyurt’a giden metroyu 5 yılda işte 5 metre ilerleten, kentsel dönüşümde 115 bin konut sözü verip yine sadece 5’ini gerçekleştirmiş bir anlayıştan bahsediyoruz. Dertleri İstanbul’un sorunları olmadığı için, İstanbul’umuzu bir basamak olarak görüyorlar. İstanbul ilgisizlikle, yarı zamanlı belediyecilikle, arada bir öyle belediyeye uğrayım anlayışıyla yönetilecek bir şehir değil. İstanbul dünya başkenti, medeniyetleri buluşturan, 2 kıtayı 2 iklimi içinde barındıran, 2 denizi olan ve benim de 20 yılı aşkındır çalıştığım iş hayatımda İstanbul’un her noktasına hizmet götürmeye gayret gösterdiğim kutlu bir şehridir. İstanbul bize Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir nasıl Sultan Fatih’in emaneti ise, bu şehrin güzel insanları da onun bize kutlu emanetidir. Biz emanete sahip çıkmak için tüm İstanbullularla birlikte bu mücadeleyi vereceğiz” dedi.

“İstanbul’un yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını 31 Mart gecesi alacağımız zaferle hep birlikte kutlayacağız”

İstanbul’un 571 yıllık onurunun 31 Mart’ta yeniden ayağa kaldıracağını vurgulayan Kurum, “Biz kardeşler topluluğuyuz. Afetlerde de beraberdik. Afetlere gittiğimizde Eğitim-Bir-Sen’li, Memur-Sen’li, Bem-Bir-Sen’li kardeşlerimizi hep sahada gördük. Bir taraftan kendi mesleklerini ve işlerini yaparken, bir taraftan da oradaki afetzede kardeşlerimiz için yardım elini uzattılar. Kardeşlerimizin yuvalarını yaparken de beraberdik. Yine en kritik seçimlerde de yan yanaydık. Sizler hep, milli iradenin yanında oldunuz. Sandıkların güvenliği için uykusuz geceler geçirdiniz. Sadece Türkiye’de değil, en son Gazze’mizde olmak üzere, dünyanın neresinde bir mazlumun sesini duysak, hemen yanı başında sizin ellerinizi gördük. Gündemimiz ne olursa olsun, Gazze’yi, Gazze’nin masum çocuklarını, zulme uğrayan annelerini, babalarını unutmayacağız, unutturmayacağız. İşte tüm bu zor günlerde, sizleri mazlumların ve milletimizin yanında görerek ve o mücadeleyi sizlerle birlikte vermek, bize hep özgüven verdi, azim verdi, gayret verdi. Evet dedik, ‘Yine oradalar, yine iyiliğin yanındalar. İşte bunlar, Eğitim-Bir-Senliler’. Ben sizin bu güzel duruşunuzla gurur duyuyorum, onur duyuyorum, şeref duyuyorum. Bundan sonra da bu gururla ‘Sadece İstanbul’ diyerek çıktığımız şu güzel yolculukta, daima yanınızda olacağımıza söz veriyorum. İstanbul’un ayağa düşürülen o 571 yıllık onurunu, gururunu 31 Mart’ta Eğitim-Bir-Senli kardeşlerimle, tüm İstanbullularla birlikte yeniden ayağa kaldıracağız. İstanbul’un yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını 31 Mart gecesi alacağımız zaferle hep birlikte kutlayacağız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez-2/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum: “Bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez” https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez/#respond Sun, 11 Feb 2024 13:15:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7308 AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’na katıldı. Kurum, “Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini ve şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlar da alelacele bir promosyon verdiler. Büyükşehir Belediyesi promosyon ve tutamayacağı vaatleri de verse buradaki kardeşlerim, bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Kurum’u ziyareti sırasında Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz ve beraberindeki heyet karşıladı. Programda Murat Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe eşlik etti. Kurum, konuşmasını gerçekleştirdikten sonra protokol ile sahnede fotoğraf çektirdi.

“Bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez”

Programda mevcut İBB yönetiminin belediye çalışanlarına verdiği promosyon hakkında konuşan Murat Kurum, “Bugün Eğitim-Bir-Sen ülkemizin en etkin sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Eğitim çalışanlarının haklarını en iyi şekilde koruyan geliştiren ve yeri geldiğinde haklarını korumak adına bin 500 kilometre öteye de gitse bu davadan vazgeçmeyen kardeşlerimizdir. Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olması için, ‘Yeni Ufuklardan Yeni Umutlara’ diyerek eğitim noktasında gecenizi gündüzüne katıyorsunuz. Hamdolsun ki bugün, Türkiye’nin yüzünü ağartan başarılara imza atan bir Eğitim Bir-Sen var. Biz daima memurumuzun hak arama mücadelesine destek verdik. Sadece hakların elde edilmesi noktasında değil, ilerlediğimiz tüm sarp yollarda yerli, milli ve onurlu bir duruşu sizlerle birlikte gösterdik. Çalışanlarımızın, memurlarımızın haklarına dair iyileştirmeleri birlikte düşünmekle kalmayacağız, birlikte karar verip uygulayacağız. Büyükşehir Belediyesi şu an bir telaş içerisinde. Ne yapacağını, nasıl davranacağını ne söyleyeceğini bilmiyor. Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini ve şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlar da alelacele bir promosyon verdiler. Promosyon verilen kardeşlerimize, bu sizin 31 Mart’taki görüşünüzü fikrinizi değiştirir mi diye sorduğumuzda arkadaşlarımız ise ‘Biz kurumumuzu seviyoruz ve kurumsal düşünüyoruz’ cevabını verdiler. Büyükşehir belediyesi promosyon ve tutamayacağı vaatleri de verse buradaki kardeşlerim, bizim yol arkadaşlarımız davasını bir promosyona değişmez. Olaya bir bütün bakar. Olaya büyük ve Türkiye davası yolunda bakar. 31 Mart akşamı o Saraçhane’den yüzde 100 ayrılacaksınız” dedi.

“Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız”

Göreve geldiğinde İstanbul’da düzenlen eğitim programlarına tam destek vereceğini belirten Murat Kurum, “Göreve geldiğimizde İstanbul’da düzenlediğiniz özel eğitim programlarına tam destek vereceğiz. Sizler eğitim faaliyetlerini sürdürürken türlü türlü sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Aranızda okul müdürlerimiz var. Bugün okullarımızda yaşanan en büyük sorunlardan birisi olan hijyen, güvenlik ve temizlik problemiyle uğraşan müdürlerimiz var. Size söz veriyorum. Biz göreve geldiğimizde artık böyle bir sorununuz kalmayacak. Okullarımızın temizlik, güvenlik ve bakımında sizlerin yanınızda olacağız. Biz bu yükü omuzlarınızdan alacağız ki siz, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza çok daha nitelikli faaliyetler yapabilesiniz. Tıpkı bugün öğleden sonraki ‘Bir Bilenle, Bilge Nesil Projesi’ gibi. Gençlik ve Spor Bakanlığımızla birlikte emek verdiğiniz bu proje kapsamında 300 bin kitabı 100 bin yavrumuzla buluşturdunuz. Bizler inşallah bunun gibi pek çok projede sizlerin taleplerinizi bir görev olarak göreceğiz ve yardımcı olacağız. Söz yavrularımıza gelmişken, Merhum Turgut Cansever’in o meşhur sözünü bir kez daha anmak istiyorum. ‘Şehri imar ederken nesli ihya etmezseniz; ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder’. Bu bakımdan biz hem şehrimizi hem de sizlerle birlikte neslimizi ihya edeceğiz. Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız” şeklinde konuştu.

“Memurlarımız için İstanbul’da yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız”

İstanbul’da yaşayan memurlar için yapacağı projelerini anlatan İBB Başkan Adayı Kurum, “Memurlarımız için İstanbul’da yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız. Yaşanabilir bir şehir olması için de özel bir gayreti ortaya koyacağımızı bilmenizi isterim. İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmelere gideceğiz. Siz nasıl bizim evlatlarımızı geleceğe hazırlıyorsanız biz de sizlerin evlatları için elimizden geleni yapacağız. Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemizde 7 gün 24 saat esasıyla çalışacak kreşler yapacağız. Gözünüzü arkada bırakmayacağız. Orada büyük güçlü Türkiye davası için çalışıp mücadele eden hamım kardeşlerimiz, bu mücadelede ‘Ben çocuğumu nereye bırakacağım’ şeklinde endişesi içerisinde olmayacak. Kreşlerimize çocuğunu bize emanet edecek ve bizde o emanete gözümüz gibi bakacağız. 39 ilçemize bu kreşlerimiz hizmetler verecek. Memurlarımızın, işçilerimizin, emekçi kardeşlerimizin kuracağı kooperatiflere KİPTAŞ eliyle proje ve yapım gibi teknik destekler vereceğiz. Ev sahibi olmanız için elimizden geldiğince bu mücadeleye ortak olacağız. Kuracağınız kooperatiflerde büyükşehir belediyesi sizin yanınızda olacak. Gerek yapım gerek proje gerekse maddi manevi her türlü desteği sendikalarımıza, memurlarımıza vereceğiz. Biz İBB’den haksız yere çıkartılan tüm kardeşlerimizi tekrar işe alacağız. ve bizim yönetimimizde, hiç kimse haksızlığa uğramayacak” ifadelerini kullandı.

“Dertleri İstanbul’un sorunları olmadığı için, İstanbul’umuzu bir basamak olarak görüyorlar”

Mevcut İBB yönetiminin söz verip yapmadığı vaatlerden bahseden Murat Kurum, “Metroda 230 kilometre metro sözü verip 8 kilometre yapan, Esenyurt’a giden metroyu 5 yılda işte 5 metre ilerleten, kentsel dönüşümde 115 bin konut sözü verip yine sadece 5’ini gerçekleştirmiş bir anlayıştan bahsediyoruz. Dertleri İstanbul’un sorunları olmadığı için, İstanbul’umuzu bir basamak olarak görüyorlar. İstanbul ilgisizlikle, yarı zamanlı belediyecilikle, arada bir öyle belediyeye uğrayım anlayışıyla yönetilecek bir şehir değil. İstanbul dünya başkenti, medeniyetleri buluşturan, 2 kıtayı 2 iklimi içinde barındıran, 2 denizi olan ve benim de 20 yılı aşkındır çalıştığım iş hayatımda İstanbul’un her noktasına hizmet götürmeye gayret gösterdiğim kutlu bir şehridir. İstanbul bize Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir nasıl Sultan Fatih’in emaneti ise, bu şehrin güzel insanları da onun bize kutlu emanetidir. Biz emanete sahip çıkmak için tüm İstanbullularla birlikte bu mücadeleyi vereceğiz” dedi.

“İstanbul’un yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını 31 Mart gecesi alacağımız zaferle hep birlikte kutlayacağız”

İstanbul’un 571 yıllık onurunun 31 Mart’ta yeniden ayağa kaldıracağını vurgulayan Kurum, “Biz kardeşler topluluğuyuz. Afetlerde de beraberdik. Afetlere gittiğimizde Eğitim-Bir-Sen’li, Memur-Sen’li, Bem-Bir-Sen’li kardeşlerimizi hep sahada gördük. Bir taraftan kendi mesleklerini ve işlerini yaparken, bir taraftan da oradaki afetzede kardeşlerimiz için yardım elini uzattılar. Kardeşlerimizin yuvalarını yaparken de beraberdik. Yine en kritik seçimlerde de yan yanaydık. Sizler hep, milli iradenin yanında oldunuz. Sandıkların güvenliği için uykusuz geceler geçirdiniz. Sadece Türkiye’de değil, en son Gazze’mizde olmak üzere, dünyanın neresinde bir mazlumun sesini duysak, hemen yanı başında sizin ellerinizi gördük. Gündemimiz ne olursa olsun, Gazze’yi, Gazze’nin masum çocuklarını, zulme uğrayan annelerini, babalarını unutmayacağız, unutturmayacağız. İşte tüm bu zor günlerde, sizleri mazlumların ve milletimizin yanında görerek ve o mücadeleyi sizlerle birlikte vermek, bize hep özgüven verdi, azim verdi, gayret verdi. Evet dedik, ‘Yine oradalar, yine iyiliğin yanındalar. İşte bunlar, Eğitim-Bir-Senliler’. Ben sizin bu güzel duruşunuzla gurur duyuyorum, onur duyuyorum, şeref duyuyorum. Bundan sonra da bu gururla ‘Sadece İstanbul’ diyerek çıktığımız şu güzel yolculukta, daima yanınızda olacağımıza söz veriyorum. İstanbul’un ayağa düşürülen o 571 yıllık onurunu, gururunu 31 Mart’ta Eğitim-Bir-Senli kardeşlerimle, tüm İstanbullularla birlikte yeniden ayağa kaldıracağız. İstanbul’un yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını 31 Mart gecesi alacağımız zaferle hep birlikte kutlayacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-bizim-yol-arkadaslarimiz-davasini-bir-promosyona-degismez/feed/ 0
Yeşilyurt Belediyesi Personeline Yüksek Zam https://www.haber60.com.tr/yesilyurt-belediyesi-personeline-yuksek-zam/ https://www.haber60.com.tr/yesilyurt-belediyesi-personeline-yuksek-zam/#respond Wed, 07 Feb 2024 06:45:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6366 Yeşilyurt Belediyesinde çalışan 696 Sayılı KHK’lı personelin maaşlarına yüzde 72, kadrolu işçilerin maaşlarına ise yüzde 120 oranında zam yapıldı. Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, yapılan zam sonrasında belediyede en düşük maaşın 29 Bin 460 TL’ye yükseldiğini söyledi.

Yeşilyurt Belediyesinde görev yapan kadrolu işçiler ile 696 Sayılı KHK’lı personeli ilgilendiren, ücret ve sosyal hakları iyileştirecek Toplu İş Sözleşmesi, Yeşilyurt Belediyesi ile HAK-İŞ’e bağlı Hizmet-İş Sendikası arasında imzalandı. Yapılan müzakerelerin ardından Yeşilyurt Belediye personellerinin ücret, sosyal hak ve ikramiyelerinde ciddi oranda iyileştirmeler yapıldı.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar ile Hizmet-İş Sendika Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir arasında imzalanan sözleşmesi kapsamında, Yeşilyurt Belediyesinde en düşük maaş, sosyal haklar ve ikramiyeler de dahil olmak üzere 29 Bin 460 TL’ye çıkartılmış oldu.

Yeşilyurt Belediyesi personellerinin refah seviyesini yükseltmeye yönelik çalışmalara büyük bir özen gösteren Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar ise, yapılan zam artışının hayırlı olmasını temenni etti.

Yeşilyurt Belediyesi personellerinin hem maaşlarında hem sosyal haklarında ciddi oranda bir artış yaptıklarını söyleyen Başkan Çınar, ” Yeşilyurt’a birlikte hizmet ettiğimiz, çok değerli eserlerin ve hizmetlerin altına birlikte imza attığımız, her biri bizim için ayrı bir kıymet taşıyan mesai arkadaşlarımızın maaşlarında önemli bir artış yaptık. Tüm personelimizle birlikte büyük ve güçlü bir aileyiz. Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar ilçemize birçok hizmeti beraberce gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Kentin ihtiyaç duyduğu alt ve üst yapı ihtiyaçlarının karşılandığı, temizlik ve park bahçelerin yanı sıra rutin belediyecilik hizmetlerinin başarıyla verildiği her alanda atılan imzanın içerisinde personelimizin katkısı çok büyüktür. Bu kapsamda da Yeşilyurt Belediyesi olarak personellerimizin haklarının korunması ve hak ettikleri imkanlara sahip olmaları konusunda oldukça hassas davranıyor, hak ettikleri iyileştirmeleri yapmaya gayret ediyoruz. HAK-İŞ’e bağlı Hizmet-İş Sendikası Şube Başkanımız ve diğer yetkililerle yaptığımız görüşmelerin ardından personellerimizin daha özverili ve gayretli çalışmaları konusunda teşvik etmek ve alın terlerinin karşılığını vermek için belediyemizde KHK’lı personellerimizin maaşlarına %72 oranında zam yapmaya karar verdik. Personellerimizin hem maaşlarına hem de sosyal hayatlarına güzel bir katkı sağlamış olduk. Aynı zamanda kadrolu işçi statüsünde çalışan mesai arkadaşlarımızın maaşlarında %120 oranında artış yaparak onlarında maaşlarını iyileştirdik. Artışları en yüksek oranda vererek çalışanlarımızın aile bütçelerine katkı sunmaya çalıştık. Belediyemizde en düşük maaş yapılan protokolle birlikte 29 Bin 460 TL’ye yükselmiştir. Belediye olarak maaş zamlarını her zaman en yüksek oranda verdik, çünkü personellerimiz bunu hak ediyor. Maaş artışları tüm personellerimize hayırlı uğurlu olsun, birlikte mesai yaptığımız tüm fedakar çalışanlarımıza hizmetlerinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum. Personellerimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada yine aynı şekilde büyük bir özveri ve gayretle çalışarak Yeşilyurt’un yarınlarının bugünlerinden daha güzel olması için çalışacaklar, emek verecekler, alın teri dökecekler, şehrimize ve insanlarımızı değer katacak hizmetlerine devam edeceklerine inanıyorum ve ben hepsine sonuna kadar güveniyorum” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yesilyurt-belediyesi-personeline-yuksek-zam/feed/ 0
Cem Karaca’nın mirasıyla ilgili çarpıcı iddialar gündemde https://www.haber60.com.tr/cem-karacanin-mirasiyla-ilgili-carpici-iddialar-gundemde/ https://www.haber60.com.tr/cem-karacanin-mirasiyla-ilgili-carpici-iddialar-gundemde/#respond Mon, 29 Jan 2024 23:30:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5375 59 yaşındayken solunum ve kalp yetmezliğine bağlı kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yuman efsane sanatçı Cem Karaca’nın mirasıyla ilgili çarpıcı iddialar gündemde. Karaca’nın hayatını konu edinen “Cem Karaca’nın Gözyaşları” filminin gösterimi durduruldu.

Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.

BABAMIN MİRASINI SATTI

Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:

“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.

Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”

“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.

Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”

CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA

Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!

Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’

12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:

“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”

İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:

“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.

Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.

Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.

Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.

Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.

Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.

Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cem-karacanin-mirasiyla-ilgili-carpici-iddialar-gundemde/feed/ 0
Erdoğan İstanbul İlçe Adaylarını Açıkladı… “Bu Güzel Şehir 5 Yıl Gibi Kısa Sürede Çeyrek Asırlık İrtifa Kaybı Yaşadı” https://www.haber60.com.tr/erdogan-istanbul-ilce-adaylarini-acikladi-bu-guzel-sehir-5-yil-gibi-kisa-surede-ceyrek-asirlik-irtifa-kaybi-yasadi/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-istanbul-ilce-adaylarini-acikladi-bu-guzel-sehir-5-yil-gibi-kisa-surede-ceyrek-asirlik-irtifa-kaybi-yasadi/#respond Sun, 21 Jan 2024 00:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4358 AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da 37’si AKP’den ve 2’si MHP’den olmak üzere 39 ilçenin adaylarını açıkladı. Erdoğan, “Son 5 yılda yeniden o eski günlerini hatırlatan ihmallere maruz kaldı. Tüm dünyanın gözbebeği olan bu güzel şehir 5 yıl gibi çok kısa sürede neredeyse çeyrek asırlık irtifa kaybı yaşadı” dedi. Erdoğan ayrıca, “Rahmetli Deniz Baykal ile pek çok konuda anlaşmazdık ama siyasi birikimini takdir ederdik. Bay Kemal ile çok kavgamız oldu ama onun da kendine göre bir tarzı, üslubu ve misyonu vardı. CHP’nin mevcut Genel Başkanı Özgür efendi ise daha başlamadan listenin en altına yuvarlanmayı başardı” diye konuştu.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde “AK Parti İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı”na katıldı. Erdoğan şöyle konuştu:

“KAĞITHANE’DE TEMEL ATMAMA MERASİMİ YAPIYORLAR”

“Seçimlere 70 gün kaldı. Seçmeni yani milleti sandıktan sandığa hatırlayan bir parti hiçbir zaman olmadık. Biz yılın 365 günü, günün 24 saati milletimizle yüz yüze, gönül gönüle irtibat halinde olan bir kadroyuz. Seçim dönemlerini bu tempoyu daha da arttırmanın her zaman yaptığımız işleri kısa sürede tekrarlamanın muhabbet saflarını sıklaştırmanın gönül köprülerimizi daha da güçlendirmenin vesilesi olarak görüyoruz. Hele söz konusu İstanbul olduğunda hem bizim için hem sizler için yaptığımız çalışmalar bir başka anlam taşıyor.

Binlerce yıldır her medeniyetin, her toplumun, her devletin hayalini süsleyen İstanbul’a hizmet etmenin şerefi dünya malının tamamına değişilmez.

Ben Kasımpaşalıyım, Haliç’in kenarında doğdum, büyüdüm. Haliç ile beraber yaşadım. Bu Haliç ne yazık ki ne zaman biz temizlemeye başladık işte o zaman bugünkü Haliç oldu. Haliç’ten o zamanlar itibariyle 9,5 milyon metreküp çamur çıkardık, pislik çıkardık. Bu çamuru 9,5 kilometre uzaklıkta Alibeyköy’de bir taş ocağına naklettik. ya bunu şu andakiler yapar mıydı? Yapabilir miydi? Ama bunu Murat Kurum yapar. İşte burada hemen Kağıthane’de bunlar temel atmama merasimi yapıyorlar. ya böyle bir şey olur mu, temel atmamam merasimi. Ama bunlar yapar. Biz ise temel üstüne temel koyma mücadelesi verdik. İstanbulumuzda bu yarışı biz yaptık.

Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun kısa sürede İstanbul’un temel sorunlarının hemen hepsini hal yoluna koyduk. Ancak yapmak zor yıkmak çok kolaydı. Maalesef son 5 yılda yeniden o eski günlerini hatırlatan ihmallere maruz kaldı. Tüm dünyanın gözbebeği olan bu güzel şehir 5 yıl gibi çok kısa sürede neredeyse çeyrek asırlık irtifa kaybı yaşadı.

“VİZYONSUZLUKLARINI İSTANBUL’UN YOL KENARLARINI SÜSLEYEN GÜZELİM DİKEY BAHÇELERİ YOK EDEREK DEVAM ETTİRDİLER”

2019’da İstanbul’un yönetimini devralanlar işe programla, projeyle, icraatla, tuğla üstüne tuğla koyarak değil temel atmama töreniyle başladılar. Atmadıkları temel Silahtarağa Arıtma Tesisi projesiydi. Peki sonra ne oldu? Arıtma yapılmayan sular Haliç’e boca edilince, burası yeniden ölmeye, kararmaya, kokmaya başladı. Halbuki Silahtarağa Projesi İstanbul’un altın boynuzu Haliç’i temizlemek için 1994 yılından beri yürüttüğümüz çalışmaların kritik bir parçasıydı. Hatalarından ders çıkarmak yerine vizyonsuzluklarını İstanbul’un yol kenarlarını süsleyen güzelim dikey bahçeleri yok ederek devam ettirdiler. Şimdi aynı zihniyet poşet göndermesiyle yeniden arzı endam ediyor.

“BUNLARIN ÇEVREDEN ANLADIKLARI, BU KAVRAMIN ARDINA SIĞINARAK ŞEHRİ YAKIP YIKAN ÇAPULCULARA SAHİP ÇIKMAKTIR”

Büyükşehir adayımız Murat Kurum’un İstanbul’u depreme hazırlamak başta olmak üzere bu güzel şehrin geleceği için hayati öneme sahip projelerini kendi akıllarınca küçümsüyorlar, hafife alıyorlar. Tabii bunların çevreden anladıkları yalnızca bu kavramın ardına sığınarak şehri yakıp yıkan çapulculara sahip çıkmaktır.

İstanbul’daki ana yolların etrafında kurulan yeşil panolara bile tahammül edemeyip hepsini yıkarak betona boğan bir kafanın böyle bir derdinin olmadığı da açıktır. Daha da vahimi aynı kafa bilim insanlarının her gün ikaz ettiği deprem tehdidine karşı üzerine düşen hiçbir görevi yerine getirmediği gibi büyük bir pişkinlikle bunu sırıtarak dalga konusu yapabiliyor. Milyonlarca insanın geleceğini, yüz binlerce insanın hayatını doğrudan ilgilendiren böyle bir meselede bile aymazlık yapanların şehrin diğer sorunlarının çözümüyle ilgili ne hassasiyeti olabilir ki? Bunları tek derdi İstanbul nimetini kendi şahsi çıkarları, kendi bireysel ajandaları, kendi siyasi kariyerleri için kullanabildikleri kadar kullanmak, sömürebildikleri kadar sömürmektir. İstanbul bu zulmü, bu eziyeti hak etmiyor. İstanbul bu ihmali, bu riyakarlığı hak etmiyor. İstanbul hırsı boyunu aşanların oyuncağı haline getirilmeyi hak etmiyor. İstanbul aklı da gözü de gönlü de başka yerlerde olanların yedeği muamelesi görmeyi hak etmiyor.

“31 MART’TA 5 YILLIK FETRET DEVRİ SON BULACAK”

Kardeşlerim, inşallah 31 Mart’ta İstanbul hak etmediklerinden kurtulacak, inşallah 31 Mart’ta İstanbul’un büyükşehir hizmetleri konusundaki hasreti sona erecek. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’u yapacağı doğru tercihle kendisine yeni bir ufuk açacak. İnşallah 31 Mart’ta 5 yıllık fetret devri son bulacak yeniden şahlanış dönemi başlayacak.

Gırtlağına sarıldığınız bu millet size cevabını seçim günü sandıkta verecektir. Küfürler savurduğunuz kadınlarımız 31 Mart günü sandık önlerine geldiğinde size ettiğiniz hakaretlerin hesabını soracaktır. Hem kadın hakları diyeceksiniz hem de milletin ortasında yaşlı bir kadına saldıran edepsizlere hiçbir tepki göstermeyeceksiniz. Hem basın özgürlüğünden dem vuracaksınız hem de görevini yapmaya çalışan gazetecileri militanlarınıza linç ettireceksiniz. Bunun adı sadece iki yüzlülük değildir, aynı zamanda faşizmdir, despotizmdir.

“BAY KEMAL İLE ÇOK KAVGAMIZ OLDU AMA ONUN DA KENDİNE GÖRE BİR ÜSLUBU VE MİSYONU VARDI”

CHP yönetiminde giderek düşen bir seviye var. Bizim dönemimizde bu partide tam iki kez genel başkan değişti. Ama siyasi kalite ve kalibre noktasında her seferinde gelen gideni arattı. Rahmetli Deniz Baykal ile pek çok konuda anlaşmazdık ama siyasi birikimini takdir ederdik. Bay Kemal ile çok kavgamız oldu ama onun da kendine göre bir tarzı, üslubu ve misyonu vardı. CHP’nin mevcut Genel Başkanı Özgür efendi ise daha başlamadan listenin en altına yuvarlanmayı başardı.

CHP uzunca bir süredir bölücü bir örgütün güdümündeki partiyle el altından zaten iş birliği yapıyordu. Ancak hiç değilse bu iş birliğinden mahcubiyet duyuyorlar, yapılan pazarlıkları gizli saklı tutmaya çalışıyorlardı. Özgür efendinin CHP’si ise bölücü örgütün aparatlığına devam eden, dolayısıyla siyasi meşruiyeti tartışmalı DEM Parti ile adeta bütünleşmiş durumdadır. Koltuğunu muhtaç olduğu birilerinin siyasi ihtirasına zemin hazırlamak için yapılan bu iş birliğiyle her iki parti de kendi ayaklarına utanç prangası vurmaktadır.”

İKİ İLÇE ADAYI MHP’Lİ

Erdoğan konuşmasının ardından 37’si AKP’den ve 2’si (Beşiktaş ve Silivri) MHP’den olmak üzere 39 ilçenin adaylarını açıkladı. Erdoğan, Üsküdar belediye başkanı adayını açıklarken sahneye gelen çocuğa para verdi. Erdoğan’ın açıkladığı adaylar şöyle:

Adalar: Uğur Sina Şen

Arnavutköy: Mustafa Candaroğlu

Ataşehir: Mustafa Naim Yağcı

Avcılar: Abdullah Küçükoğlu

Bağcılar: Abdullah Özdemir

Bahçelievler: Hakan Bahadır

Bakırköy: Ali Talip Özdemir

Başakşehir: Yasin Kartoğlu

Bayrampaşa: İlknur Kovaç Bayraktar

Beşiktaş: Serkan Toper (MHP)

Beykoz: Murat Aydın

Beylikdüzü: Mustafa Günaydın

Beyoğlu: Haydar Ali Yıldız

Büyükçekmece: Recep Erol

Çatalca: Mesut Üner

Çekmeköy: Ahmet Poyraz

Esenler: Mehmet Tevfik Göksu

Esenyurt: Hamit Öncü

Eyüpsultan: Deniz Köken

Fatih: Mehmet Ergün Turan

Gaziosmanpaşa: Hasan Tahsin Usta

Güngören: Bünyamin Demir

Kadıköy: Veli Arslan

Kağıthane: Mevlüt Öztekin

Kartal: Hüseyin Karakaya

Küçükçekmece: Aziz Yeniay

Maltepe: Kadem Ekşi

Pendik: Ahmet Cin

Sancaktepe: Şeyma Döğücü

Sarıyer: Hüseyin Coşkun

Silivri: Volkan Yılmaz (MHP)

Sultanbeyli: Ali Tombaş

Sultangazi: Abdurrahman Dursun

Şile: İlhan Ocaklı

Şişli: Gökhan Yüksel

Tuzla: Şadi Yazıcı

Ümraniye: İsmet Yıldırım

Üsküdar: Hilmi Türkmen

Zeytinburnu: Ömer Arısoy

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-istanbul-ilce-adaylarini-acikladi-bu-guzel-sehir-5-yil-gibi-kisa-surede-ceyrek-asirlik-irtifa-kaybi-yasadi/feed/ 0
Gölbaşı Belediyesi Personeline Yüzde 80 Zam Yapıldı https://www.haber60.com.tr/golbasi-belediyesi-personeline-yuzde-80-zam-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/golbasi-belediyesi-personeline-yuzde-80-zam-yapildi/#respond Sat, 20 Jan 2024 05:45:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4258 Gölbaşı Belediyesi ile Hizmet-İş Genel Sendikası ve Öz Güven-Sen arasında yapılan toplu sözleşme ile belediyede çalışan personel maaşlarına yüzde 80 zam yapıldı. Bekar bir çalışanın maaşı ikramiye ve sosyal hakları dahil edildiğinde 32 bin TL’ye yükseldi.

Gölbaşı Belediyesi ile Hizmet-İş Genel Sendikası ve Öz Güven-Sen arasında toplu sözleşme töreni gerçekleştirdi. Törene Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, MHP Gölbaşı İlçe Başkanı Musa Şahin, Ak Parti İlçe Başkanı Selim Akceylan, Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, Hizmet-İş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keskin, Hizmet-İş Genel Sendikası Şube Başkanı Yusuf Güler, Öz Güven-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ümit Yalçın, Bellas Genel Müdürü Ali İhsan Tunç, birim müdürleri, meclis üyeleri ve belediye personeli katıldı.

İmzalanan toplu sözleşmeyle belediyede çalışan bekar bir çalışanın maaşı yüzde 80 artışla 28 bin TL oldu. İkramiye ve diğer sosyal haklar dahil edildiğinde bekar bir çalışanın maaşı aylık 32 bin TL’ye ulaştı. Kadrolu bekar bir çalışanın maaşı ise ücret, yemek, yakıt ve yol yardımları dahil edildiğinde 42 bin TL olarak belirlendi. Geçici olarak çalışan personelin maaşı ise yemek dahil 22 bin TL’ye yükseltildi.

Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, programda yaptığı konuşmada Temmuz ayında geçici işçilerin Bellas çalışanlarıyla, toplu sözleşme ve özlük haklarında eşitleneceğini ve personellerin çalışma yılına göre her yıl için aylık 50 TL kıdem tazminatı alacağını müjdeledi.

“Zamları seçim yatırımı olarak değil emekçi kardeşlerimiz hak ettiği için yapıyoruz”

2019’da göreve gelmeden önce de belediye çalışanlarıyla bir araya geldiğini belirten Başkan Şimşek “O zaman ben belediye meclis üyesiydim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Bilge Liderimiz, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin takdirleriyle ve sizlerin destekleriyle Cumhur İttifakı’nın Gölbaşı Belediye Başkanı oldum. Gölbaşı’nı yaşanabilir bir hale getirdik, Gölbaşı’nın kapılarını dünyaya açtık. Gölbaşı, Türkiye’nin en temiz ilçesi seçildi. Gölbaşı’nın etrafı güzelleşti. Bunu ben tek başıma yapmadım, sizlerin emekleriyle ve gayretleriyle yaptık. Yorulmak yok, usanmak yok, hep beraber çalışacağız, Gölbaşı’nı hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz. Maaş zamlarını seçim yatırımı olarak yapmıyoruz, siz değerli emekçi kardeşlerimiz hak ettiği için yapıyoruz. Memurlarımızın sosyal denge oranlarını her zaman yüzde 100 verdik” dedi.

“Kök asgari ücretin üzerine yüzde 250 zam yaptık”

Başkan Şimşek, “Göreve geldiğimizden bu yana promosyonlar, ikramiyeler ve mesai ücretleri konusunda son kuruşuna kadar sizin yanınızda olduk. Bunlar sizin hakkınız. Biz Gölbaşı Belediyesi olarak kök asgari ücretin üzerine yüzde 250 zam yaptık. Bununla da bitmedi. Geçen yıl da, ondan önceki yıl da yaptık, Allah nasip ederse bundan sonraki yıllarda da yapacağız” şeklinde konuştu.

“Gölbaşı’nın hakkını hiç kimseye peşkeş çekmedik”

Başkan Ramazan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“Ekonomiyi güzel kullandık. Gölbaşı’nın hakkını hiç kimseye peşkeş çekmedik. Çalışanlarımız çok emek veriyorlar. Biz belediyede göreve geldiğimizden bugüne bir gün aksatmadan maaşlarınızın ödemesini gerçekleştirdik. Mesaileri, bayram ikramiyelerini her zaman verdik. Biz Cumhur İttifakı olarak bunu başardık, sizlerin sayesinde başarmaya devam edeceğiz. Daha uzun yolumuz var. Gölbaşı’nı yaşanabilir bir hale getirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sendika başkanlarıma, il başkanlarımıza, Bellas müdürümüze, birim müdürlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/golbasi-belediyesi-personeline-yuzde-80-zam-yapildi/feed/ 0
Emre Belözoğlu: Ankaragücü’nü çalıştırmaktan büyük bir şeref duyuyorum https://www.haber60.com.tr/emre-belozoglu-ankaragucunu-calistirmaktan-buyuk-bir-seref-duyuyorum/ https://www.haber60.com.tr/emre-belozoglu-ankaragucunu-calistirmaktan-buyuk-bir-seref-duyuyorum/#respond Fri, 19 Jan 2024 08:45:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4187 MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, sarı-lacivertli takımı çalıştırmaktan dolayı büyük bir şeref duyduğunu belirterek, yaşanan olaylardan sonra annesinin kendisine “Faruk Başkanı yalnız bırakmayacaksın.” nasihatini verdiğini söyledi.

Sarı-lacivertli takımın teknik adamı Emre Belözoğlu, yaşanan son gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.

Trendyol Süper Lig’de Çaykur Rizespor’la oynanan maçtan sonra çıkan olayların ardından başkent kulübünü bırakmayı düşünmediğini vurgulayan Belözoğlu, yaşanan süreci şöyle anlattı:

“Pek çok kez karar alırken kendimi düşünerek almadım. 3 Temmuz’da Fenerbahçe’yle o süreci yaşamak nasıl bir şerefse Ankaragücü’nde de olmak aynı şereftir. Bu süreçte bunu hissettim. Kulüp ne yaşarsa yaşasın, biz bir karar verdik ve teklifi kabul ederken de her şeyi göze alarak kabul ettik. Tabii başkanımızın yaşadığı süreç kimsenin ön görebileceği bir şey değildi. Ben bu süreçlere alışkınım. İnsanların benden beklediğini yapmak zorunda değilim, sadece Allah’a hesap veririm. Ailemle konuşmak yeterliydi. Annemi aradığımda bana, ‘Faruk Başkanı yalnız bırakmayacaksın.’ dedi. Bu söylediği, bütün ülke tersini de düşünse benim için çok daha değerlidir. Ben doğru olduğuna inandığım şeyi yaptım ve çok mutluyum.”

Rizespor’un açıklaması

Ziraat Türkiye Kupası’nda Çaykur Rizespor’u eledikleri maçtan sonra Karadeniz kulübünün sosyal medyasından kendisini hedef alan açıklamalar yaptığını iddia eden Belözoğlu, bu durumun çok yakışıksız olduğunu dile getirdi.

Kendisinin de bir ailesi olduğunu vurgulayan Belözoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ailem de artık alıştı. Süreçleri güçlü yönetiyoruz ama çocuklarımız var ve bu olaylara şahit oluyorlar. Ülkemizde bazı durumlar değişti. İnsan profilleri değişti. Gençliğimde daha vicdanlı insanlar vardı, şimdi ise bir olay karşısında karşı tarafında insan olduğu unutulur hale geldi. Rizespor bir açıklama yaptı. Yaşamış olduğum dolandırıcılık olayına da dem vurmuşlar. Yakışıksız oldu. Bizim kimsenin parasına da sadakasına da ihtiyacımız yok. Ben Rizespor’la alakalı bir şey diyemem, belki başkanının yönetiminin bile haberi yok. Bu paylaşımı yapan kişinin hayatında ne kadar başarısı var? Ben 13 yaşından beri bu mesleğin içindeyim. Bu konuda kısasa kısasta yaparım, kibir de. Bu paylaşımı yapan kişi hayatında ne yapmış da kendinde benle dalga geçmeye çalışacak kadar ileri gidebilecek hak görüyor. Rizespor’a yakıştıramadım. Taraftarına da asla bağlayamam, Karadeniz’i çok seviyorum.”

Paylaşımı yapan kişiye de seslenen Belözoğlu, “Bunu şahsileştiren kişi hayatında benle yarışamaz. Çocuklarımız, ailemiz var, onlar da bunu hak etmiyor. Biz Rizespor’la ligde 1-1 berabere kaldığımız maçta, tüm ülkenin üzerime gelmesine rağmen açıklama yapmadım. Yanlış bir penaltı ve sonrası bunların bize yapılmasını reva gören zihniyet çok zehirlenmiş ve karakteri bozulmuştur. Bizi böyle üzemezler, daha da sert olmaları lazım. Ancak onlar adına üzülürüz.” dedi.

Hakem yönetimlerinden bir kulübün, bir teknik direktörün sorumlu tutulmaması gerektiğini vurgulayan genç teknik adam, “Hakemin hatası kendini bağlar. Onların hatası üzerinden insanların şerefleriyle oynayamazsınız. Bize yapılan bir hakem hatasından sonra hiçbir zaman bir camiayı ya da teknik direktörü hedef almayız. Çok talihsiz, yersiz, yakışıksız bir açıklama oldu. Günün sonunda herkes kendi karakterinin gereğini sergiler.” diye konuştu.

“Hem Türk hem de yabancı oyuncu alacağız”

Emre Belözoğlu, transfer döneminde hem Türk hem de yerli oyuncu almak için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Alacakları oyuncu sayısı hakkında bir şey söylememin doğru olmadığını anlatan Belözoğlu, “Yönetimimiz canla başla çalışıyor. Kolay bir iş değil, ciddi rakamlar. Her kulübün, kazandığının en az üç katına ihtiyacı var. Yönetimimizin çok samimi şekilde çalıştığını görüyorum. Oyuncu sayısı fazla olmayacak belki ama niteliği yüksek, kalitesine inandığımız, hem Türk hem yabancı oyuncu alacağız. İnce eleyip sık dokuyacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Fenerbahçe’deki futbolcular Mert Hakan Yandaş ve Lincol’le ilgili soruya ise Belözoğlu, “Hem Mert Hakan hem de Lincoln iyi oyuncular. İstişarelerimiz oldu. Oyuncuların istemesi önemi. Şu an ne olumlu ne de olumsuz bir şey söyleyemem.” cevabını verdi.

“Kupada sonuna kadar gitmek istiyoruz”

Emre Belözoğlu, Ziraat Türkiye Kupası’nda son 16’ya kaldıklarını ve sonuna kadar gitmek istediklerini belirtti.

Göreve geldiklerinden bu yana çok iyi bir oyuncu grubuyla çalıştıklarını vurgulayan Belözoğlu, şunları kaydetti:

“Burası bizi mutlu eden bir kulüp. Ankaragücü’nde beklenti büyük. Bizi çok sevdiler, ben de burayı çok sevdim. İşimiz kolay değil ama doğru yoldayız. Her maçı kazanmak için ortaya koyulan enerji değerli. Yolumuz uzun ama ümitliyiz. İnşallah taraftarımız da mutludur. Futbolculuk kariyerim geride kaldı. Mükemmel bir tecrübeydi. Başladığımdan bu yana 3 yıllık performansımızın da kötü olduğunu düşünmüyorum. Her sene bir diğerinden ders çıkarıyoruz. Teknik adamlık çok keyifli bir meslek ama ülkemizde kolay değil. Hangi takım da olursanız olun beklentiler yüksek. Ankaragücü mirası olan bir kulüp. ‘Kupa Beyi’ diye adlandırılan bir kulüp ve bizden de beklenti var. Bu beklenti de beni besliyor. Elimizdeki gücün kıymetini bildiğimizde her takımı yenebiliriz. Kupada bizim hedefimiz. Oyuncu grubumuzun isteğini görüyorum. Hem ligde hem de kupada sonuna kadar gidebilecek bir takımımız var.”

Yabancı sayısının gelecek sezondan itibaren değişmesini de değerlendiren Belözoğlu, bu durumun teknik adamlara sorulup sorulmadığıyla ilgili, “Kimse bu ülkede istişareye inanmıyor. Böyle bir beklentim olmadı ama daha doğru profillerin olduğu bir süreç yaşanırsa istişare edilecektir. Kimin ne için karar verdi, bu rakamları nasıl belirliyorlar, bilmiyorum.” diyerek görüşlerini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/emre-belozoglu-ankaragucunu-calistirmaktan-buyuk-bir-seref-duyuyorum/feed/ 0
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca: Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/#respond Wed, 10 Jan 2024 08:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2944 TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; “Şartlar ne kadar zor olursa olsun, tarih göstermiştir ki her baskı döneminde olduğu gibi, bir sonraki evre özgürlük evresi olacak ve hür basın susmayacaktır. Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir” değerlendirmesini yaptı.

TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde bir açıklama yayınladı. Gülizar Biçer Karaca’nın açıklaması şöyle:

“Türkiye’de 10 Ocak basın emekçileri için tarihi bir gündür. 62 yıl önce medyayı iş dünyasındaki menfaatleri için aparat olarak gören zihniyete karşı örgütlenip, medya patronlarıyla mücadele eden ve 212 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ilk kazanımı elde eden kıymetli basın emekçilerinin günüdür.

Basın emekçilerinin mücadelesi elbette 62 yıl önce başlamadı. Ancak bugün basın emekçilerinin hak arayışını değerlendirmek için, 22 yıllık AKP’nin basın karnesini de irdelemek gerekiyor.

20 YILDA 848 GAZETECİ MESLEĞİNİ YAPARKEN TUTUKLANDI

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre, Türkiye’de AKP’nin 2002’de iktidara geldiği dönemden itibaren 20 yılda en az 848 gazeteci tutuklandı. EngelliWeb’in son raporuna göre 2021 itibariyle Türkiye’den 574 bin 798 internet sitesine erişim engellendi. İfade özgürlüğü, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkı göz göre göre ihlal edilirken, haberin oluşması ve yayınlanması engellenerek kamu yararı ilkesi zedelendi. Bunun yerine sulh ceza hakimlikleri eliyle jet hızıyla çıkartılan kararlarla “bazı” kişilerin, siyasilerin, iş çevrelerinin, adi suçlardan yargılanan sanıkların kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle gazetecilik mesleğinin yürütülmesi engellendi.

Dezenformasyon yasası olarak bilinen düzenleme, halkın haber alma hakkını ve kamu yararını ilkesini tamamen budamış durumdadır. Sulh ceza hakimlikleri eliyle yalnızca son bir haftada engellenen haberler: Bir hakimin öğretmen eşine küfür eden öğrencileri okulda gözaltına aldırması haberinin engellenmesi, Halk TV’den Seyhan Avşar’ın ‘Yargıda 2. Zindaşti Girişimi Nasıl Önlendi’ haberinin engellenmesi, Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklanan Erzurum’daki dönerci Mustafa Atmaca’nın verem hastalığı gerekçesiyle serbest bırakıldığı iddiasına ilişkin haberlerin engellenmesi, Adalet Bakan Yardımcısının torpil yazışmaları hakkındaki haberlerin engellenmesinden oluşuyor. Türkiye ne yazık ki iktidar eliyle basın sektörü açısından sansürün kalıcı şekilde işletildiği bir açık hava hapishanesine dönüştürülmüştür.

Durum yalnızca basın sektöründeki haberlerin engellenmesiyle sınırlı değildir, çok daha tehlikeli olan, haberin peşinde bizzat koşan basın emekçilerinin de yargı sopası eliyle cezalandırılarak mesleklerini icra etmelerinin engellenmesidir. 8 Ocak’ta Seyhan Avşar aleyhine açılan manevi tazminat davasının objesi Halil Falyalı haberidir. Aynı gün Barış Pehlivan ve Mustafa Büyüksipahi’nin eski HSK üyesi hakkındaki haberleri nedeniyle kamu görevlisine hakaret etmek suçundan yargılandıkları Asliye Ceza Mahkemesi davası görüşmüştür. Metin Cihan’ın da aralarında bulunduğu 17 kişi, G20 zirvesi protestoları nedeniyle görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret nedeniyle yargılaması yapılan dava görülmüştür. Yarın Evrensel Gazetesi’nden Ceren Sözeri’ye Turkuaz Medya Grubu’nun açtığı dava görülecektir. Aynı saatte Akif Beki’nin Cübbeli olarak bilinen şahsın şikayetiyle sürdürülen hakaret davası görülecektir.

YANDAŞA BASIN KARTI, GAZETECİYE CEZAEVİ YOLU

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin paylaştığı veriye göre, mesleğini icra eden en az 312 gazeteci 2023 yılında yargılanırken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 1000’e yakın gazetecinin de basın kartının iptal edilmesi, basın emekçilerinin kıskaca alınarak sansür mekanizmasının ne düzeyde işletildiğinin en açık delilidir. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, tarih göstermiştir ki her baskı döneminde olduğu gibi, bir sonraki evre özgürlük evresi olacak ve hür basın susmayacaktır. Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/feed/ 0
KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor platformu kapsamında Kadıköy’de yeni bir projeye başladı https://www.haber60.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/ https://www.haber60.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/#respond Tue, 09 Jan 2024 22:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2860

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ, “İstanbul Yenileniyor” platformu kapsamında Kadıköy’ün Kozyatağı Mahallesi’ndeki Gezgin Apartmanı’nın temelini attı. KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “KİPTAŞ tarihinde en çok riskli yapıya çözüm üreten yönetim olduk. Bu bizim için gurur verici. Bu işi hızlandırmak için merkezi yönetimden ve kamu bankalarından destek bekliyoruz” dedi.

İBB iştiraki KİPTAŞ, “İstanbul Yenileniyor” platformu kapsamında mahalle aralarındaki riskli yapıların dönüşümüne devam ediyor. Deprem riski taşıyan evlerinin dönüşümü için 13 Ekim 2022’de İstanbul Yenileniyor’a başvuran Kadıköy Kozyatağı Mahallesi’ndeki Gezgin Apartmanı’nın yerine yapılacak olan yeni projenin temeli, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ile hak sahiplerinin katılımıyla bugün atıldı.

“31 BİN BAŞVURUMUZ VAR”

Temel atma töreninde proje hakkında bilgi veren Kurt, şunları söyledi:

“Yaklaşık 150 insanımız burada yaşıyordu. İstanbul depremle ilgili çok ciddi vakit kaybettiği için uzlaşı olan her yerde çözüm üretmek için sahaya giriyoruz. KİPTAŞ olarak 50 farklı noktada proje yürütüyoruz. Bu çok önemli bir sayı. Mahalle aralarına girdiğimiz için eleştiriliyoruz fakat bütüncül bir uygulama yapmak için de bazı bürokratik engellerle karşılaşıyoruz. Burada yüzde 100 uzlaşmamız haziran ayında olmasına rağmen temel atmamız 6 ay sürdü. Bu işler, kolay işler değil. Gönül ister ki mahalle ölçeğinde bu işleri organize edelim ama İstanbul çok vakit kaybetti. Özellikle 2000 yılında, depremden sonra acil önlemler alınmadığı için hala yapı stokumuzun yüzde 70’i potansiyel riskli. Biz de bu kapsamda uzlaşı sağladığımız, tek ya da çoklu yapı hiç fark etmez, KİPTAŞ olarak hizmet vermeye devam ediyoruz. KİPTAŞ tarihinde en çok riskli yapıya çözüm üreten yönetim olduk. Bu bizim için gurur verici. Bu işi hızlandırmak için merkezi yönetimden ve kamu bankalarından destek bekliyoruz. İstanbul Yenileniyor kapsamında 31 bin başvurumuz var. Bu 455 bin riskli bağımsız birime denk geliyor, yani 1,6 milyon insan burada yaşıyor. Eğer biz kamu bankaları aracılığıyla vatandaşlarımıza uygun ödeme planı sunabilirsek çok hızlı çözüm üretiriz.”

“EVİMİZİN HİKAYESİNE KİPTAŞ DA DAHİL OLDU”

Hak sahiplerinden Cemal Altaş, çok mutlu olduğunu dile getirerek “Sabırsızlıkla, bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz. Bu havaya rağmen buradayız. Bu dönüşüm bizi heyecanlandırıyor. KİPTAŞ’ın da tüm ekipleriyle burada olması bizi mutlu ediyor” dedi. Başka bir hak sahibi Ahmet Başat Şahin de “Her evin bir hikayesi var, bizim evimizin hikayesine KİPTAŞ da dahil oldu. Bu binaya 21 sene önce taşındım. Bu binada evlendim. Çocuğum bu binada doğdu” diye konuştu.

DEPREM DİRENÇLİ BİNA İNŞA EDİLECEK

Yapım yılı 1983 olan Gezgin Apartmanı sakinleri, 35 bağımsız birimden oluşan binalarını yenilemek için 13 Ekim 2022’de istanbulyenileniyor.com’a başvurdu. Hak sahiplerinin talepleri dinlendi, proje hazırlandı. 23 Mart 2023’te resmi sözleşmeler imzalanmaya başlandı ve 28 Mart 2023’te hak sahipleriyle 3’te 2 çoğunluğa ulaşıldı. 22 Haziran 2023 tarihi itibarıyla yüzde 100 uzlaşı sağlandı. 7 Temmuz 2023 tarihinde riskli yapı ilan edilen Gezgin Apartmanı’nda 25 Eylül 2023 itibarıyla tahliye süreçleri tamamlandı. Riskli yapının yıkımına ise 30 Eylül 2023’te başlandı ve kısa sürede tamamlandı. Depreme karşı dayanıksız olan Gezgin Apartmanı’nın yerine 44 konut ve bir ticari birim olmak üzere toplam 45 bağımsız birimden oluşan yeni proje inşa edilecek.

RİSKLİ YAPILARINI DÖNÜŞTÜRMEK İSTEYENLERİN İLGİSİ SÜRÜYOR

İBB Şehircilik Grubu şirketleri tarafından 5 Temmuz 2021’de hayata geçirilen İstanbul Yenileniyor platformu, açıldığı günden itibaren yoğun ilgiyle karşılaşıyor. Kullanıma açıldıktan kısa bir süre sonra tek yapıların da yenileme başvurularının değerlendirmeye alındığı sisteme bugüne kadar toplam 30 bin 703 adet başvuru geldi. Bu başvurular; 39 ilçe, 641 mahalle ve 456 bin 454 bağımsız birimde (416 bin 534 konut, 39 bin 920 ticari birim) yaklaşık 1 milyon 666 bin 136 kişiyi kapsıyor. Tek yapılar içinse 310 bin 389 bağımsız birimde (283 bin 243 konut, 27 bin 146 ticari birim) 1 milyon 132 bin 972 kişiyi kapsayan 20 bin 878 başvuru bulunuyor. Bu da toplam başvuruların yüzde 68’ine denk geliyor. Uzlaşma sürecinde olan 741 başvuru var. Bunlar 33 ilçe ve 154 mahallede 20 bin 296 bağımsız birimde (19 bin 130 konut, bin 166 ticaret) 76 bin 520 kişiyi kapsıyor.

]]> https://www.haber60.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/feed/ 0 Masumiyet Karinesi Kapsamında 227 Bin 200 Kişi Hakkında İhbarların Asılsız Olduğu Gerekçesiyle Soruşturma Yapılmadı https://www.haber60.com.tr/masumiyet-karinesi-kapsaminda-227-bin-200-kisi-hakkinda-ihbarlarin-asilsiz-oldugu-gerekcesiyle-sorusturma-yapilmadi/ https://www.haber60.com.tr/masumiyet-karinesi-kapsaminda-227-bin-200-kisi-hakkinda-ihbarlarin-asilsiz-oldugu-gerekcesiyle-sorusturma-yapilmadi/#respond Mon, 01 Jan 2024 08:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1858 Kişilerin vazgeçilmez ve devredilmez haklarından olan masumiyet karinesinin korunması amacıyla hayata geçirilen lekelenmeme hakkı doğrultusunda 2023 yılında 227 bin 200 kişi hakkında ihbarların asılsız olduğu gerekçesiyle SYOK verildi.

Uygulama ile yargılamalarda soyut ve maddi dayanaktan yoksun soruşturma dosyalarıyla kişilerin herhangi bir denetimden geçmeksizin “şüpheli” olarak nitelendirilmesinin önüne geçildi. Asılsız, soyut ve maddi dayanaktan yoksun ihbar ve şikayetlerin önüne geçilerek vatandaşların şeref ve itibarının zedelenmemesi sağlandı.

2017 yılından beri 977 bin 570 kişi asılsız ihbarlara karşı korundu

Lekelenmeme hakkı konusunda Ceza Muhakemesi Kanununun 158. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında 2017 yılından bugüne kadar toplam 1 milyon 313 bin 40 ihbar dosyası açıldı ve bu dosyalardan 977 bin 570’inde soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildi.

2023 yılında ise 268 bin 362 ihbar dosyası açıldı ve bu dosyalardan 227 bin 200’ünde soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildi.

Masumiyet karinesinin ihlal edilmesinin önüne geçildi

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygun olarak hayata geçirilen ve “Yargı Reformu Strateji Belgesiyle” güçlendirilen düzenlemeyle, kişilerin vazgeçilmez ve devredilmez haklarından olan masumiyet karinesinin ihlal edilmesinin önüne geçildi.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ilk amacı olan “Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesi” başlığında yer verilen lekelenmeme hakkı, İnsan Hakları Eylem Planı’nda da “Yargı Bağımsızlığı ve Adil Yargılanma Hakkının Güçlendirilmesi” amacının 3’üncü maddesinde geniş yer buldu.

Lekelenmeme hakkı ile bir araştırma yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık şekilde anlaşılan ihbar ve şikayetler doğrudan soruşturma konusu yapılmıyor, kişiler yersiz şekilde adli kayıtlarda “şüpheli” sıfatıyla anılmıyor. Böylelikle telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verilmesi ve lekelenmeme hakkının zedelenerek masumiyet karinesinin ihlal edilmesi engelleniyor.

Soyut ve maddi dayanaktan yoksun ihbarlarda uygulanıyor

694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2017 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 158’inci maddesinde yapılan düzenleme ile yargılamalarda soyut ve maddi dayanaktan yoksun soruşturma dosyalarıyla kişilerin herhangi bir denetimden geçmeksizin ‘şüpheli’ olarak nitelendirilmesinin önüne geçildi. Asılsız, soyut ve maddi dayanaktan yoksun ihbar ve şikayetlerin önüne geçilerek vatandaşların şeref ve itibarının zedelenmemesi sağlandı.

Yeni mağduriyetlerin önüne geçildi

Uygulama kapsamında Cumhuriyet Başsavcılıklarınca kişilerin ‘lekelenmeme hakkı’ gözetilerek soyut ve genel nitelikte olmadığı veya konusunun suç oluşturmadığı açıkça anlaşılan ihbar ve şikayetlerle ilgili SYOK verildi. Bu durumlar için Cumhuriyet Başsavcılıklarında ayrı bir kayıt tutulurken, soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararlar, ilgili kolluk birimine bildirilip kolluk kayıtlarının da düzeltilmesi temin edildi. Böylece asılsız şikayete konu olan kişilerin, iradesi dışında oluşmuş suç ve soruşturma kayıtları üzerinden yeni mağduriyetlere uğramasının önüne geçildi.

Düzenleme ile ayrıca lekelenmeme hakkı ve hak arama hürriyeti arasında bir denge kurulabilmesi de sağlandı. Hak arama hürriyeti kapsamında soruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararlara karşı, ihbar ve şikayette bulunanlara itiraz hakkı da tanındı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/masumiyet-karinesi-kapsaminda-227-bin-200-kisi-hakkinda-ihbarlarin-asilsiz-oldugu-gerekcesiyle-sorusturma-yapilmadi/feed/ 0
Faruk Koca, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi https://www.haber60.com.tr/faruk-koca-tutuksuz-yargilanmak-uzere-tahliye-edildi/ https://www.haber60.com.tr/faruk-koca-tutuksuz-yargilanmak-uzere-tahliye-edildi/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:04:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1291

Faruk Koca, “Sizlere böyle bir olay yaşattığım için çok mahcubum, çok üzgünüm. Benden beklenmeyen bir şeydi. Önce dünya gündemini, Türkiye gündemini özellikle Gazzeli çocukların ve dünya mazlumlarının gündemini işgal ettiğim için hepsinden, onlardan özür diliyor, helallik istiyorum” dedi.

Süper Lig’de 11 Aralık’ta Eryaman Stadyumu’nda oynanan MKE Ankaragücü-Çaykur Rize spor maçının bitiş düdüğünün ardından hakem Halil Umut Meler’e yönelik saldırıda bulunan MKE Ankaragücü’nün eski başkanı Faruk Koca, soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Hakkında iddianame düzenlenen Koca, avukatlarının tutukluluğa yaptığı itirazın kabul edilmesi üzerine, tutuksuz yargılanmak üzere Sincan Ceza ve İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi. Faruk Koca ile birlikte tutuklanan Yunus Şahin ve Kenan Çetinkaya’nın ise tutukluluk hali devam ediyor.

YUMRUKLU SALDIRI

11 Aralık’ta Eryaman Stadı’nda 1-1 eşitlikle biten Süper Lig maçının ardından sahaya inen Faruk Koca, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler’e yumrukla saldırmıştı. Darbeyle yere düşen Meler’e yerde diğer sanıklar tekme atmıştı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya ilişkin hazırlanan iddianamede, Koca hakkında, ‘Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle spor alanında kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama’, ‘Tehdit’ ve ‘Yasak alanlara girme’, diğer sanıklar hakkında da ‘Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle spor alanında kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama’ ve ‘Yasak alanlara girme’ suçlarından ceza talep edilmişti.

“BİR YUMRUK İLE ONLARI HAKLI ÇIKARMIŞ GİBİ OLDUM”

Hakem Halil Umut Meler’e yumruklu saldırı olayı ile ilgili soruşturmada tutuklanan ve tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen MKE Ankaragücü Kulübü eski başkanı Faruk Koca, cezaevinden çıkmasının ardından Ankaragücü Tandoğan Tesisleri’ne geçti. Burada taraftarların sevgi gösterileri ile karşılanmasının ardından Koca, basın açıklaması yaptı. Faruk Koca, taraftarlara 15 gündür burada gece gündüz demeden verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederek, “Sizlere böyle bir olay yaşattığım için çok mahcubum, çok üzgünüm. Benden beklenmeyen bir şeydi. Önce dünya gündemini, Türkiye gündemini özellikle Gazzeli çocukların ve dünya mazlumlarının gündemini işgal ettiğim için hepsinden, onlardan özür diliyor, helallik istiyorum. Çünkü zulüm devam ederken, katliam devam ederken gündem onların olmalıydı. Daha sonra Türkiye’de yaşanan şehitlerin gündemini aldığımdan dolayı tekrar üzgün olduğumu ifade etmek isterim. Gündem onların olmalıydı. Bu kadar acı, bu kadar ıstırap varken gündemi bu meseleyle işgal etmekten dolayı gerçekten çok üzgün olduğumu ifade etmek isterim” dedi.

35 yıllık ticari, siyasi ve sosyal hayatının vesilesiyle kendini tanıyan ve kendinden böyle bir eylemi beklemeyen bütün dostlarından özür dileyen Koca, şunları söyledi: “Onlar haklarını helal etsinler. Sadece hayatta ilke edindiğim, prensip edindiğim bazı değerler var, her zaman şunu arkadaşlarımla da paylaştım; haksızlığın, hırsızlığın haklı çıkartacak sebep vermemiz lazım. Maalesef bu olayı gerçekleştirenlere karşı bir yumruk ile onları haklı çıkarmış gibi oldum ama şunu belirtmeliyim; özellikle bütün kulüplerin, bütün taraftarın Türkiye’de ve dünyada bütün taraftarların bekledikleri tek şey; adalettir. Bu insanlar çoluk çocuğunun rızkını keserek ve tek mutlu oldukları futbol maçını izlemektir en büyük lüksleri. Bu insanların hukukunu bütün taraflara söylüyorum; federasyon, hakemler, kulüpler bu insanların hukukunu çiğnememek için lütfen empati yapalım. Bu mazlumların, bu dostların, bu taraftarların bütün kulüplerin bak ısrarla hiç ayırmıyorum. Çünkü taraftarlık başka bir şey. Hiçbir beklenti olmadan, hiçbir hesap olmadan aşk ile gönülden yapılan bir iş. Bu insanların hukukunu empati yaparak dikkate almamız hepimizin sorumluluğudur. Kulüp başkanları, federasyonun, hakemlerin, yorumcuların hepsinin sorumluluğudur. Lütfen buna dikkat edelim.

“BELKİ BU EYLEMİ YAPACAK EN SON KİŞİLERDEN BİRİYİM”

Koca, yaptığı bu eylemi hiçbir zaman savunmadığını kaydederek, “Belki bu eylemi yapacak en son kişilerden biriyim ama insanız, beşeriz gördüğümüz yanlış ve haksızlıklara karşı beşer olmamızdan, insan olmamızdan dolayı bir tepki veriyoruz. Tepkinin biçimi yanlış olabilir ama insan olmak, adam olmak haksızlığa tepki vermektir, yanlışa itiraz etmektir. Sizlerden de yaptığınız eylemden dolayı helallik istiyorum” diye konuştu.

“BÜTÜN PAYDAŞLARA ‘ADALET’ DİYORUM”

Hak edilmemiş hiçbir unvanı almak istemediğini ifade eden Koca, “Burada bir kahramanlık olarak, bir figür olarak çıkmak istemiyorum. Kahramanlar dünyanın din, dil, ırk ayırt etmeden dünyanın mazlum insanlarıdır. Kahramanlar bugünlerde Gazzeli Müslümanlarındır, Gazzeli çocuklarındır, Gazzeli kadınlarındır. Onların hakkını yiyip burada bir kahramanlık figürü olarak ortaya çıkmak istemem. Sadece ve sadece bugünden itibaren bu olaylardan dolayı lütfen bütün paydaşlara adalet diyorum” diye konuştu.

“BÜTÜN KULÜPLERİN TARAFTARLARININ HEPSİ CEZAEVİNE MESAJLAR GÖNDERDİ”

Bugünlerde yüreklerinin parçalandığını belirten Koca, “Kendinizi bütün medyanın, bütün kamuoyunun kendinizi benim yerime koymanızı istiyorum. Kaç gündür kaç tane ana yüreği yanıyor, kaç tane şehidimiz var, o şehitlerin acısı varken gündemin bu meseleyle meşgul edilmesinden dolayı duyduğum vicdan azabını sizinle paylaşmak istiyorum. O şehitlerden helallik istiyorum. Herkes hakkını helal etsin. Bu menfur olaydan dolayı, bu acı olaydan dolayı istemeyerek yaptığım bu olaydan dolayı beni tanıyan dostlarım gerçek dostlarım, cezaevinde beni ziyaret eden ve bu meselede acısını benim acımı paylaşan herkese çok teşekkür ediyorum. Onların hakkını ödeyemem. Herkese teşekkür ediyorum, kulübü yalnız bırakmayın. Kulüp başkanlarına, futbol severlere, özellikle Kulüpler Birliği’ne ve Kulüpler Birliği Başkanımız Sayın Ali Koç’a teşekkür ediyorum. Hiçbir kulüp ayrımı yapmadan bütün kulüplerin taraftarlarının hepsi mesajlar gönderdi, desteklerini ilan ettiler. Bu vesileyle herkese teşekkür ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/faruk-koca-tutuksuz-yargilanmak-uzere-tahliye-edildi/feed/ 0