TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanı Gülizar Biçer Karaca tarafından açıldı. Gündem dışı konuşmalarda söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İzmir’de iki kişinin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve komisyon kurulmasını istedi.
Günaydın, “CHP milletvekili arkadaşlarım 28. Yasama Dönemi’nin başından bu yana bin 592 kanun teklifi vermiş. Bu bin 592 kanun teklifinden kabul edilen var mı? Yok, çünkü AKP kendisi üzerinden gelmeyen bir kanun teklifini dünyanın en temel doğrusu olsa kabul etmez. Peki, bugüne kadar verdiğimiz grup önerilerinden kabul ettiğiniz oldu mu? Ben hatırlatayım, ‘Srebrenitsa soykırım olsun’ diye grup önerisi verdik, onu reddettiniz. Kendinizin Grup Başkanvekilinin söylediği ‘Polis intiharları araştırılsın’ diye verdiğimiz grup önerisini de reddettiniz. Siz ölümler arasında ayrım yapmayı bilirsiniz, bizim öyle bir adetimiz yok” dedi.
“Toplumdan aferin almaya çalışıyorsunuz”
Günaydın konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bugün 10 bin TL olan en düşük emekli aylığını AKP Grup Başkanı 12 bin 500 TL olarak ilan etti. 20 gündür çalışıyorlar ’10 bin TL’den kaça çıkaralım acaba?’ diye. Sonra da bunu grup başkanına açıklatıyorlar 12 bin 500 lira diye. Ben size bir rakam vereyim, temmuz ayındayız da haziran ayının açlık sınırı 19 bin TL, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı. Yoksulluk sınırı 65 bin 874 TL. Siz 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkarttık diye övünüyorsunuz, bir de toplumdan aferin almaya çalışıyorsunuz. 17 bin lirayla, bu toplumda çalışanların yüzde 50’si, asgari ücretle çalışan kardeşlerimiz 17 bin TL’yle geçinmeye çalışıyor. Ocaktaki 17 bin bugünkü satın alma gücü 13 bin TL’ye düşmüştür, Aralık 2024’te 9 bin TL’ye düşecektir. Asgari ücrette hiçbir değişiklik yapmadınız, 10 bin TL’den de emekli aylığını 12 bin TL’ye çıkarma gibi büyük bir lütfu toplumun önüne sunmakta bir beis görmüyorsunuz.
“Hiçbir tarikat bu memlekette geçmişte de bugün de devlete sızmadı”
Bizi seyreden milyonlarca asgari ücretli, milyonlarca emekli zamanın gelmesini bekliyor. Kendileri sırça köşklerde, saraylarda yaşayanların topluma reva gördüğü bu inanılmaz uygulamanın elbette cevap günü gelecek, kum saati çalışmaya devam ediyor. Gelelim 15 Temmuza; Eğer bir demokrasiye darbe olabildiyse bu memlekette, ‘bir tarikat devlete sızdı” söylemi o darbenin üstünü örtmeye yönelik en önemli söylemdir. Hiçbir tarikat bu memlekette geçmişte devlete sızmadı, bugün de devlete sızmıyor.”
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak, yerinden konuşma yaptı. Günaydın, elinde tuttuğu kağıdı göstererek, şunları söyledi:
“Tüm ikazlarımıza rağmen ‘Bir koyup beş alacağız’ diyerek Suriye’ye girdiniz, emperyalizmin maşası oldunuz, Türkiye’de 10 milyon mülteci kaldı. O insanlardan bir kısmı Türkiye’de tutunmaya çalışıyor ama onların içerisinde Suriye’deki kirli savaşa katılmış olan, orada insan öldürmüş insanlar var. Bunlara ‘yabancı terörist savaşçısı’ deniyor. Peki, Suriye’de bu olaylara karışmış, insanlara, canilere yönelik herhangi bir sorumluluk, yaptırım hissediyor mu Türkiye? Hissetmiyor. Bakın elimizde Bursa Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün yazdığı resmi yazı var. Gereği için Hatay Valiliğine, bilgi için de İçişleri Bakanlığına yazıyor.
Aynen okuyayım ki herhangi bir spekülasyona konu olmasın, meseleyi net anlatalım. ‘Müdürlüğümüzce işlemleri yapılan Suriye uyruklu 13 Ocak 1993 doğumlu yabancı terörist savaşçısının -anlaşılan 31 yaşında, yabancı kimlik numarasını veriyor, ismini ve soyadını veriyor- Hatay Cilvegözü Kara Hudut Sınır Kapısı’ndan gönüllü geri dönüş işlemleri planlanmaktadır. Bu nedenle, gönüllü olarak ülkesine dönmeyi beyan etmiş, bu hususta Müdürlüğümüze dilekçeyle müracaatta bulunan bu kişiyi gelin Bursa’dan alın ve sınıra bırakın’ diyor.”
“Suriye’de kelle kesmiş adamların kaçı Türkiye’de elini kollunu sallayarak geziyor”
Bu yazının memleketin ne halde olduğunu göstermesi bakımından ibretlik olduğunu ifade eden Günaydın, şöyle devam etti:
“Ben, bir vatandaş olarak soruyorum; ‘YTS’ diye kodladığınız, yabancı terörist savaşçısı yani Suriye’de kelle kesmiş, ciğer yemiş, benzeri faaliyetlerde bulunmuş adamların, bunlardan kaçı Türkiye’de herhangi bir yaptırıma tabi tutulmadan, elini kolunu sallayarak aramızda dolaşmaya devam ediyor? Bunların silahtan arındırılması, psikolojik testlerinin yaptırılması, uluslararası mahkemelerde yargılanması, Türk Ceza Kanunu karşısında çeşitli soruşturma, kovuşturma aşamasından geçirilmesine yönelik ne yaptınız? Bursa’da bu vatandaşla bilmeden kapı komşusu olan vatandaşımızın güvenliği konusunda ne düşünüyorsunuz? ve bunun gibi daha kaçı bu memlekette elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor? Bu memlekette hiç kimsenin kişi güvenliğinin kalmadığına, bu memleketi yönetenlerin de buna yönelik en ufak bir kaygı duymadığına yönelik daha ne olsun dedirtebilecek bir yazıdır. Bu memleketi yönetenleri kalan sınırlı sürelerini hiç olmazsa ciddi geçirmeye davet ediyorum.”
“B.Ç. ne zaman subay oldu, generalliğe yükseltildi, bunlar ortaya çıkarsa beraber maklubeye kaşık salladıklarınız da çıkar”
Makam aracıyla insan kaçakçılığı yaptığı ortaya çıkan Tuğgeneral ile ilgili olarak da Günaydın, şöyle konuştu:
“Suriye’de, harekat bölgesinde operasyonları yöneten Tuğgeneral B.Ç. ne yapıyormuş? Suriye’de harekatları yönetiyormuş. Bu ‘B.Ç.’ denilen vatandaşın kendisine tahsis edilen aracıyla yani Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisine tahsis ettiği zırhlı aracını kullanan şoförü ve kullanan emir subayı şakır şakır insan kaçakçılığı yapıyormuş, Suriye’den Türkiye’ye adam getiriyormuş. Eğer bu B.Ç. hakkında bir işlem yapılmamış ve yalnızca emekliye sevk edilmişse neyi ima ediyoruz? Demek ki zırhlı aracından insan kaçakçılığı yapıldığından haberi yokmuş. Aracından haberi olmayan bir adamın, bu memleketin güvenliğiyle ilgili bir konuda bu denli önemli bir görevi üstlenmesi mümkün olabilir mi? Bu B.Ç. ne zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay oldu, ne zaman kurmay oldu, hangi Milli Savunma Bakanı zamanında acaba generalliğe yükseltildi? Bunları çıkarırsak beraber maklubeye kaşık salladıklarınız da ortaya çıkacaktır.”
“AKP ve MHP NATO’nun toplantısında Gürcistan’daki etki ajanlığı düzenlemesine karşı imza attı, bakalım Türkiye’de ne yapacaklar”
Günaydın, NATO’nun 490’ıncı Deklarasyonu’na konu olan 27 Mayıs 2024 tarihli Sofya toplantısına AKP’den ve MHP’den milletvekillerinin katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“15 maddelik de bir anlaşmayı, bir deklarasyonu oy birliğiyle geçirdiniz. Bunun 12’nci maddesi diyor ki ‘Gürcistan’ın demokrasisini, bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü Avrupa ve Atlantik emelleri konusundaki gelişmesine yönelik derin kaygılar vardır.’ Ülke açısından geriye doğru bir adım olan dış nüfuzun şeffaflığı konusunu, demokratik konsolidasyonu NATO ve AB hedeflerine ters düştüğünü ifade ediyor ve ‘Gürcü yetkililerin Gürcistan demokrasisine daha fazla zarar vermeden yasayı geri çekmesini talep ediyoruz’ diyor. Bunu AKP’nin MHP’nin milletvekilleri imzalamış. Yani, ‘Gürcistan etki ajanlığı yasasını getirmiş, bu, demokrasiye aykırıdır, geri çekin’ diyor. Haftaya göreceğiz, 9. yargı paketinde etki ajanlığı konusunda bu arkadaşların elleri acaba hangi tarafı gösterecek? Dolayısıyla, biraz daha ahlak, biraz daha ciddiyet, biraz daha etkinliği bu güzel memleket herhalde hak ediyor.”
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenleyediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Günaydın, Gezi Parkı direnişinin 11. yıl dönümünü kutlayarak sözlerine başladı. “Gezi milyonlarca insanın ortaya çıkan ve ortaya çıkan düzene ‘hayır’ dediği bir şanlı direniştir” diyen Günaydın, Gezi protestolarında hayatını kaybedenleri andı.
Günaydın, “Hangi önemli karar muhalefetten geliyorsa AKP bunu reddetmeyi marifet sayıyor” diyerek 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da yapılan soykırımı anma günü ile ilgili verdikleri kanun teklifi için TBMM’de grubu bulunan partilerin grup başkanvekillerini ziyaret ettiklerini, onlardan bu konuda ortak irade koymayı talep ettiklerini söyledi. Günaydın, “Bizi hiç yanıltmadı AKP, dedi ki, temmuz ayında bu konuya ilişkin genel görüşme açalım ve konuyu değerlendirelim. Bu genel görüşmede, AKP Srebrenitsa’da ortaya çıkan durumun soykırım olup olmadığını mı tartışacak. Yoksa bu kanun teklifi bizden geldiği için reddetmenin, komisyona havale etmenin, zamana yaymanın bir marifet olduğunu mu düşünüyor” dedi.
“CHP’nin önerisi olduğu için ortak bir araştırma komisyonu kurulmasına evet oyu kullanamıyorlar”
Polis intiharları ile ilgili araştırma önergelerinin de reddedildiğini hatırlatan Günaydın, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in konuyla ilgili tartışmalar sırasında “Evet biz de bu konunun birlikte araştırılabileceğini düşünüyoruz” dediğini hatırlatarak, “Düşünüyorsunuz da ne yapıyorsunuz? CHP’den bu grup önerisi geldiği için ortak bir araştırma komisyonu kurulmasına evet oyu kullanamıyorlar. Dolayısıyla polis intiharları çözülemeyen bir durum olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor” tepkisini gösterdi.
“Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanun Teklifi’nin hiçbir yerine katılmıyoruz”
Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanun Teklifi’nin AKP’nin bu hafta TBMM gündemine getirebildiği tek gündem olduğuna işaret eden Günaydın, “Bu tümüyle akla aykırı, ticaretin koridorlarında kaybolacak yeni bir dönem ifade etmektedir. Dışişleri Bakanlığı’nın kurduğu vakıf yaptığı ticari işlemlerde bunlara aracı olan ajanlar aracılığıyla çeşitli skandallara neden olursa, bu skandallar Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı’na tahvil olmayacak mıdır? Bunun hiçbir yerine katılmadığımızı ifade edelim” diye konuştu.
Günaydın, Burdur’da diyaliz hastalarının yaşadığı duruma yönelik CHP’li milletvekillerinin çalışmalarına dikkat öekerek “CHP halkın gündeminin peşinde” deyip son haftalarda atanmayan öğretmenler, yeni müfredata karşı ses yükseltme ve emekli mitingi gibi yaptıkları gündeme ilişkin çalışmaları anlattı.
“Üreticinin çığlığını CHP duyuyor ve TBMM’nin gündemi yapıyor”
Rize’de pazara günü çay mitingi yapacaklarını hatırlatan Günaydın, “Özel sektöre çayını 14 tlye satmak zorunda olan çay üreticisinin çığlığını CHP duyuyor ve TBMM’nin gündemi yapıyor. Memlekette buğday hasadı başladı. Mayıs ayında ilan edilen buğday fiyatları bu sene ilan edilmedi. TMO fiyat ilan etmediği için hasat edilen buğdaylar ucuza kapatılmaktadır. Üreticinin bir yıllık alınterinin heba edilmesi anlamını taşımaktadır, CHP bunun da peşindedir” dedi.
“7 Ekim’den sonra 6-7 ay niye bekledin, haklı eleştirilere niye iftira dedin”
Refah’ta Filistinli mültecilerin kaldığı BM çadırlarına İsrail’in yaptığı bombalı saldırı ile ilgili Günaydın, “Bunun bir din savaşı değil, bir ırkçılık olduğu bir kere daha ortaya çıkıyor. İsrail’de solcular Netenyahu hükümetine karşı protesto yapıyorlar. AKP hükümeti ne yaptı? 7 Ekim’de İsrail’İn saldırıları başladı, bundan 6 ay sonra 54 üründe İsrail’le ticareti yasakladılar. Onun da üzerinde 1 ay geçti tüm ürün gruplarında ticareti yasakladılar. 7 Ekim’den sonra 6-7 ay niye bekledin, haklı eleştirilere niye iftira dedin? Acaba bu ürünlerin tamamı ticari yasak kapsamına girmiş midir yoksa başka ülkeler üzerinden reexport faaliyetlerine devam ediyor musunuz?” ifadelerini kullandı.
Gökhan Günaydın, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Sokak hayvanları ile ilgili düzenlemeleri içeren kanun taslağının Meclis’e geldiği açıklamaları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuyla ilgili grup toplantısındaki sözleri üzerine Günaydın, şunları söyledi:
“Yapılması gereken kısırlaştırma işlemlerini etkin şekilde ortaya koymak”
“Bize gelen bilgiler yasa tasarısının AKP grubun iletildiği yönünde ancak bizim gördüğümüz bir tasarı yok. 4 milyon civarında sokak hayvanı olduğu söyleniyor, 4 milyon sokak hayvanını kapsayacak barınağı ne kadar sürede inşa etmeyi, bunu hangi bütçeyle yapmayı planlıyorsun? Buralardaki bakım masraflarını nasıl karşılayacaksın? Biz bunun sınıfsal sorun olduğunu saptadık. Yapılması gereken ilgili mevzuatta temel düzenlemeler yapmak, kısırlaştırma işlemlerini etkin şekilde ortaya koymak, sorunu bir zaman dilimi içerisinde hafifletmek ve yok etmek. Yapılan kamuoyu araştırmaları AKP’ye ve MHP’ye o veren seçmenin önemli bir bölümünün de sokak hayvanlarının uyutulmasına sıcak bakmadığını göstermektedir.”
“Erdoğan’ın 28 Mayıs seçimleri sürecine ilişkin açıklamaları ve 7. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları” hatırlatılarak, görüşlerinin sorulması üzerin de Günaydın, şunları söyledi:
“14-28 Mayıs sürecini cumhurbaşkanlığı seçiminde kaybettik, milletvekilliği seçiminde de arzu edilen sonuçların çok gerisinde oylar aldık. O sürecin nasıl kötü yönetildiği bir yıl sonraki yerel seçim sürecinde elde ettiğimiz başarıyla kanıtlanmış durumdadır. CHP’de hiç kimse birbirini hançerlemez, hançerlemedi. CHP yoldaşlık ilkesiyle hayatına devam eden bir siyasi partidir. Türkiye’nin önüne bir tartışma konusu koymak yerine içinde bulunduğu kaostan çıkaracak çıkış planının peşindeyiz. Birinci parti olmak yalnızca bizim sorumluluğumuzu artırmıştır.”
” Olcay Kılavuz’un görevden alınmasının zamanlamasını kamuoyunun takdirine sunarız”
Eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un MHP Grup Danışmanlığı görevinden alınmasına ilişkin bir soruya da Günaydın, “Bir insanın görevi ne olursa olsun eğer bir suça kavuşma ihtimali varsa ve bu suç üstü suçsa gereği yapılır kimseden izin alınmaz. Olcay Kılavuz’un görevden alınmasının zamanlamasını kamuoyunun takdirine sunarız. Sonraki süreci izleyeceğiz Sinan Ateş davası açıklığa kavuşturulmadan Türkiye’nin olağan bir demokratik düzene geçebildiğini kimse iddia edemez. İddialar vahimdir. Bunlara ilişkin her türlü soruşturmanın bağımsız bir gözlemciyi ikna edecek nitelikte ve kalitede olmak üzere sürdürebilme zorunluluğu vardır” yanıtını verdi.
“Oralardaki işten çıkarmalara bizde olduğu gibi somut bazda bakmak gerekmektedir”
AKP yönetimindeki Menemen Belediyesi’nde işten çıkarmaları nasıl yorumladığı sorulan Günaydın, öncelikle kendi belediyelerinden örnekler vererek, “Biz ekmeğinin peşinde olan bir tek belediye çalışanını bugüne kadar kapının önüne koymadık. (AKP’li belediyelerde) Oralardaki işten çıkarmalara bizde olduğu gibi somut bazda bakmak gerekmektedir. Bizimkileri görmeyelim karşıdakilerden bol bol örnekler verelim anlayışı kabul edilebilir değildir” ifadelerini kullandı.
“Adliyede uzun namlulu silah sergilemekten çekinmeyen insanlar memlekette hakim savcı yapılmakta”
İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Hakim Oktay Tabur’un İzmir Adliyesi’nde bulunan dinlenme odasına astığı 13 tabanca ve 7 uzun namlulu tüfek sorulan Günaydın, şunları kaydetti:
“Adliyedeki uzun namlulu silah sergisi: Türkiye daha nasıl rezil olabilir, nasıl skandallara konu edilebilir? Yargı mensubunun silahla işi yoktur, kanunla işi vardır. Adliyede uzun namlulu silah sergilemekten, arkadaşlarına gösretmekten çekinmeyen insanlar memlekette hakim, savcı yapılmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin temel bir arınma sürecine ihtiyacı olduğunu ortaya koyan örneklerdir.”
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Günaydın, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın açıkladığı ‘Enflasyon Raporunu eleştirdi. Günaydın Sinan Ateş iddianamesine ilişkin de “Kabul edilebilir bir yanı yok” değerlendirmesini yaptı.
Günaydın, Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 38 olarak revize etmesinin gerçekçi olmadığını ifade etti. Günaydın, şunları söyledi:
“TÜİK dört aylık enflasyon toplamını yüzde 18.7 olarak tanımladı. İktisatçılar altı aylık enflasyonun en az yüzde 25 olarak şekilleneceğini ifade ediyorlar, öngörüyorlar. Altı aylık enflasyon yüzde 25 olarak şekillenirse yıl sonu itibarıyla Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan enflasyon tahminini yüzde 38’e çekmesinin piyasa koşullarına göre çok iyimser olduğunu ifade etmek isterim. Daha da önemlisi Merkez Bankası Başkanı halen yüzde 70 düzeyinde olan gıda enflasyonunu yıl sonu itibarıyla yüzde 35,5 olarak öngördüklerini söylüyor. Şimdi artık bahar ve yaz gıda fiyatlarının gevşemesi gereken, sebzenin, meyvenin, etin ucuzlaması gereken dönemdeyiz. Merkez Bankası Başkanı’nı pazara çıkmaya, manavdan alışveriş yapmaya, kasaptan kırmızı ve beyaz et almaya davet ediyorum. Eskiden kırmızı et alamadığı için beyaz et alan, tavuk eti alan vatandaş son zamanlardaki tavuk etindeki fiyat artışlarıyla artık beyaz et de tüketemeyecek duruma geldi. Merkez Bankası Başkanı’na soruyorum; örneğin gıda enflasyonunu yüzde 70’ten yüzde 35’e indirmek için Merkez Bankası yada hükümet nasıl bir önlem aldı ki buranın yarıya düşeceğini öngörüyor ve buranın üzerinden bir tahminde bulunuyor.
“BIRAKIN EV ALMAYI VATANDAŞ KİRASINI ÖDEYEMİYOR”
Merkez Bankası Başkanı’nın konut fiyatlarında bir yavaşlama olduğuna ilişkin sözlerini de değerlendiren Günaydın, “Merkez Bankası Başkanı’nı bu kez de İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de görevlileri aracılığıyla bazı semtlerde kiralama yapma ve bunun verilerini hem öğrenme hem de kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyorum. Bırakın ev almayı vatandaş artık kirasını ödeyemiyor. Dolayısıyla ‘konut fiyatlarında bir gevşeme var bu da kiraya yansıyacaktır’ öngörüsünün mantıkla bağdaşan bir durumunun olmadığını ifade etmek isterim” diye konuştu.
Günaydın şöyle konuştu:
“Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarından biz bir iktisadi politik okuma yapmak zorundayız. Şunları söylüyor; para politikalarındaki kararlı duruşumuz enflasyonu aşağıya doğru çekecektir. Para politikalarındaki kararlı duruş dediğiniz faizi yüzde 50 düzeyinde tutmaktan ibarettir. Başka bir para politikanız yok ve bu para politikasını destekleyen maliye politikası da yok. Evet TL mevduatına geçiş hızlandı ve durum bundan ibaret. Bunun dışında bir şey yok.
“MERKEZ BANKASI BAŞKANI VATANDAŞIN NASIL EZİLDİĞİNİ NE GÖRMEKTE NE DE UMURSAMAKTADIR”
Kredi faizlerinin geldiği durum itibarıyla iç talebin yavaşlamasından bahsediyor. Bunun Türkçesi şudur; ‘tüketici kredileri o kadar artmıştır ki’ diyor ‘kimse tüketici kredisi kullanamaz ve dolayısıyla tüketici kredisini alarak harcama yapamaz’ diyor. Bunu iç talebi daraltmanın bir vesilesi olarak görüyor. Söylemediğini ifade edelim kredi kartlarındaki faiz oranlarının arttırılması ve taksit miktarının daraltılması vatandaşın temel ihtiyaçlarını kredi kartı üzerinden görebilmesi olanağını da ortadan kaldırıyor. Merkez Bankası Başkanı’na göre bu iç talebi baskılamak ve enflasyonu düşürmektir. Merkez Bankası Başkanı vatandaşın nasıl ezildiğini ne görmekte ne de umursamaktadır.
‘Türk lirasındaki reel değerleme enflasyon beklentilerindeki düzelme ve aylık enflasyonu ana eğilimini düşürme etkisi yaratacaktır’ diyor. Türk lirasındaki reel değerleme sözcü ve söz dizimi kadar bence trajikomik cümle olamaz. Çünkü dünyadaki tüm para birimleri arasında Türk lirası Arjantin pesosoyula beraber değer kaybetme rekorunu elinde bulunduruyor.
“TÜİK BAŞKANI’NI DA MERKEZ BANKASI BAŞKANI’YLA BERABER EL ELE TUTUŞARAK PAZARA ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM”
TÜİK dört aylık enflasyonu yüzde 18.7 olarak belirledi. TÜİK, Türkiye’de resmi kurumlar arasında yüzde 30 ile en güvenilmez kurumların başında gelmektedir. TÜİK’in enflasyon rakamlarına TÜİK’in çalışanları bile inanmamaktadır. Ben TÜİK Başkanı’nı da Merkez Bankası Başkanı’yla beraber el ele tutuşarak pazara çıkmaya ve fiyatları görmeye davet ediyorum.
Bu piyasadaki daha da daralma ne etki yaratacaktır? İki şey yaratacak; Türkiye’nin büyümesini daha da baskılayacak ve işsizlik rakamlarını arttıracak. 2024’te yüzde 3.3’lük bir büyüme öngörülüyor Türkiye için. Bunun yarattığı etki nedir? Şu an geniş tanımlı işsizlik rakamı 9.6 milyondur. Dar tanımlı diyerek makyajlı işsizlik rakamı ise 2 milyon 322 bin 919 kişi oldu. Burada benim içimi kanatan ve Türkiye’nin yaşadığı gerçekliği adeta yüzümüze vuran iki tane rakam var; 60-64 yaş grubunda işsiz sayısı yüzde 41. Yüzde 74 artmış. Daha fazlasını söyleyeyim mi? 65 yaş üzerindeki kayıtlı işsiz sayısı da yüzde 33 artmış 7 bin küsura çıkmış. Yani yurt dışında bu yaşlarda insanlar ülke ülke gezer ve yılların çalışmasının artık dinlenme zamanını yaşarken bizde 60, 64, 65 ve üzeri yaşlardaki yurttaşlarımız iş arıyorlar ve iş bulamıyorlar. Ben Merkez Bankası Başkanı’nı bu gerçeği hissetmeye davet ediyorum. Bu gerçeklik evinde 60 yaş üzerinde işsiz ve aç kalan yurttaş varlığını bize gösteriyor.
200 TL 2009 yılında hayatımıza girdi. Ocak 2009-Nisan 2024 tarihleri arasında tüketici enflasyonu bu memlekette yüzde 1271 TL’dir. Dolayısıyla 2009 Ocak ayında 200 TL olan satın alma gücü an itibarıyla 3 TL’ye düşmüş durumdadır. Eserleriyle ne kadar övünseler azdır. Bir de bunun satın alma gücüne bakalım. 1 Ocak 2009’da 130 dolar satın alabiliyordu 200 TL’lik bir banknot, şimdi yalnızca 6.1 dolar satın alabiliyor. Bu Türkiye’nin yaşadığı acı gerçekliktir.”
“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN KABUL EDİLEBİLİR BİR YANI YOK”
Konuşmasının ardından Günaydın, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Günaydın, Sinan Ateş cinayetinin iddianamesiyle ilgili sorulan soruya şu yanıtı verdi:
“Ben bir ceza avukatıyım. Bu iddianamenin kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Çünkü soruşturma safhası sonrasında bir iddianame savcılık tarafından hazırlanır. Bu iddianame olayı olgularıyla birlikte ortaya koyar. Sonra bir ağır ceza mahkemesi bu iddianameyi kabul eder, tensip düzenler ve yargılamaya başlar. Peki ben bu iddianamede olayın akışına ilişkin ne görebiliyorum? Örneğin tetikçiyi Ankara’dan İstanbul’a kaçıran bir araç var. Bu aracın plakası var ama bu plakanın kime ait olduğuna ilişkin bilgi iddianamede yok. Plakayı mı suçlu bulacağız, yargılayacağız? Bu plakanın sahibi kim? Plakanın, aracın MHP önünde fotoğrafları var. Sahibi kim, kullanan kim, kime tahsisli? Bu soruların cevabını iddianamede bulamıyorsam, yargılama sırasında bunun cevabının bulunabileceğini nereden garanti edebilirim. Bu iddianameyi kabul eden ağır ceza mahkemesi heyetine soruyorum; bu plakanın sahibinin kim olduğunu yazmayan savcıya iddianameyi iade ederek, ‘bu plakanın sahiplik durumu araştırılsın ve sahibi kimse iddianameye yazılsın böyle olmazsa kovuşturmaya geçemeyiz’ demeyi hiç aklınıza getirmediniz mi? Bunlar iddianame açısından hem ailenin hem de kamuoyunun yaşadığı haya kırıklığını bize ifade etmektedir.”
“MEB BAKANI’NIN GÜVENİLİRLİĞİNE İLİŞKİN BİR ANKET YAPSAK ACABA ORTAYA NASIL BİR TABLO ÇIKAR?”
Günaydın, müfredat ile ilgili soruya da şöyle yanıt verdi:
“Küçücük çocuklara bilimden, laik düzenden, nitelikli eğitimden tümüyle uzak son derece yersiz bilgilerle doldurulmuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diyerek AKP’nin aklını tarif eden oysa yurttaşın da 31 Mart’ta o akla gerekli dersi verdiği ortamda bir maarif modeli dayatması ile karşı karşıyayız. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Acaba Milli Eğitim Bakanı’nın güvenilirliğine ilişkin bir anket yapılsa AKP’li yurttaşlarımız da dahil olmak üzere devlet okuluna çocuklarını gönderenlerin bu eğitimden memnuniyet durumlarını bir ölçsek acaba ortaya nasıl bir tablo çıkar? Sadece o araştırmayı veliler ve öğrenciler üzerinden yapmayalım bir de öğretmenler üzerinden yapalım. Acaba mevcut çalışan öğretmenlerden kaçı hayatından memnun? Mülakatla bu sınava girmeye zorlanan öğretmenlere soralım. Yüzde 50’si yazılı yüzde 50’si mülakat olan bu sisteme adalet açısından güvenen bir kişi var mı? Tabii AKP koridorlarında yandaş ve destekçi bulup içeriye girmesini garantileyen bir avuç azınlıktan bahsetmiyorum.”
]]>“Kazanın meydana geldiği tarihten 5,5 yıl sonra mahkeme kararını açıklayabildi. Ortaya çıkan sonuçlara göre, 13 sanıktan 9 sanığa mahkeme bir ceza verilmesini uygun gördü. Ailelerin ölüme sebebiyet vermekten ceza verilmesini yönelik talepleri yerine mahkeme olası kastan ceza vermeyi uygun gördü. Oysa şunu söyleyelim; tabii Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın bölge Müdürlüğünde çalışan insanlara ceza verilmesi, kusurları ve sorumlulukları çerçevesinde Ceza Kanununun bir gereğidir. Buna karşın şu durumu özellikle altını çizerek ifade etmek isterim. Ulaştırma Bakanlığından herhangi bir yetkilinin anlaşılan bu meselede herhangi bir suçu, kusuru yok ki hiçbir ceza verilmemiş. Bu demiryolunun yapımında, ihalesinde, uygulanmasında görev alanlar, yöneticiler demek ki hiçbir suç ve kusur sahibi değiller ki, onlara da ceza verilmemiş ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünden üst düzey herhangi bir yetkiliye de bir ceza yok. Bu çerçevede ben yaşamını kaybeden yurttaşlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu kararın onların vicdanlarında yanan ateşi söndürüp söndürmediğini kendilerine sormak lazım. Ama Türkiye’de hukuk düzeninin gerçek sorumlularının üzerine gitme konusundaki tereddüttü herkesin dikkatini çekmeye maalesef devam ediyor.”
NUMAN KURTULMUŞ’A TEPKİ
Erzincan İliç’teki maden faciasını araştırmak için kurulan komisyonun çalışmalarına 71 gün sonra başlamasını da eleştiren Günaydın “Neden Amasra’da 12. günde toplanan komisyon bu kez 71 gün beklemek zorunda kaldı” dedi. İktidar milletvekillerinin bu durumu, TBMM’nin 31 Mart yerel seçimleri için ara vermesini gerekçe olarak sunduklarını dile getiren Günaydın, grubu bulunan tüm partilerin en geç 22 Şubat’ta komisyon üyelerini TBMM Başkanlığına bildirdiğini hatırlattı. Günaydın TBMM’nin çalışmalarına ara vermesinin herhangi bir facianın araştırılmasına engel olmaması gerektiğini vurgulayarak TBMM Başkanı Numan Kurutulmuş’e tepki gösterdi:
“22 Şubat’tan Meclis’in ara verdiği 1 Mart’a kadar olan bir haftalık zaman dilimi içerisinde Meclis Başkanı, sen bunu neden Meclis’te okutmadın? Neden bu komisyonun kurulup çalışmasına izin vermedin? Meclis’in ara vermesi ya da seçim takvimin başlaması böyle bir facianın araştırılmasını engellemez. Meclis Başkanı üzülerek söylüyorum ki resmi gezilere ailesiyle beraber özel jetlerle gitmek yerine bunu gündemine almak ve komisyonu çalıştırma konusunda herhangi eylemde bulunmadı. 7 çocuğumuz hala toprak altındayken 71 gün sonra komisyon kurulabildi.”
“BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ İLE YAPILAN ANLAŞMA”
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanırken İliç maden faciası sebebiyle geri çekilen ve dün görüşmelerine başlanan Maden Kanunu’nu da hatırlatan Günaydın, Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı anlaşmanın hukuka aykırı olduğunu kaydetti:
“Bizim Meclis’te Dışişleri Komisyonu’nda gündeme alınmayı bekleyen bir anlaşma var. Türkiye’yle Birleşik Arap Arap Emirlikleri Arasında Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması. Türkiye’nin kurulu enerji kapasitesinin yüzde 10’u kadar büyüklükte yeni enerji yatırımlarını Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaptıracaklar. Bu anlaşmayla taahhüt ediyorlar. Bu Birleşik Arap Emirlikleri’yle yapılan anlaşma ne ulusal ne uluslararası hukuka ne de tahkime atıf yapıyor. Dostane yollarla çözülecekmiş. Yani milyarlarca dolarlık yatırımlarla ortaya çıkan anlaşmazlıklar dostane yolla çözülemezse ne olacak? Herhangi bir cevabı yok. Çünkü memleket bir kabile devletine dönüştürülmüş durumda.
“BU RANT SEVİCİLİĞİNİZ 31 MART’TA SİZE YURTTAŞIN GEREKLİ DERSİ VERMESİNE NEDEN OLDU AMA AKILLANMIYORSUNUZ”
Şimdi bunun altyapısı yapılmaya, kurgulanmaya ve bir mıntıka temizliğini Meclis’e yaptırmaya çalışıyorlar. Örneğin madencilik açısından son derece önemli bir düzenleme var, UMREK. Yani madenciliğin uluslararası standartlarda, bilimsel ölçütlere göre bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesine dayalı bir sistem. Soma faciasından sonra getirilmişti, şimdi UMREK’i ortadan kaldırıyorlar. Sebebi neymiş? Efendim, bürokratik zorluklara, gecikmelere ve bazı finansal kayıplara yol açıyormuş. Yani bize İliç’in 72 günü demek istiyorlar ki, ‘Biz bu şirketlere daha da kolaylık getireceğiz, bürokratik zorlukları da ortadan kaldıracağız.’ Sanki bürokratik zorluk demek işin gereğini yapmak değil de illa bir adama kasten zorluk çıkartmak gibi; yani liberalize etmek, şirket karını maksimize etmek… Ayıptır, çocuklarımız hala liç yığınları altında, ayıptır… Bu şirket seviciliğiniz, bu rant seviciliğiniz 31 Mart’ta size yurttaşın gerekli dersi vermesine neden oldu ama bir türlü akıllanmıyorsunuz.”
“EMEKLİNİN MAAŞININ 140 KATINI THY GENEL MÜDÜRÜ ALIYOR”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kemer sıkma politikasına da atıfta bulunan Günaydın, Türk Hava Yolları’nda çalışan bir genel müdürün 1 milyon 400 bin lira maaş aldığını gündeme getirerek bunu 10 bin TL olan emekli maaşları ile kıyasladı. Günaydın, “Emeklinin maaşının 140 katını THY Genel Müdür alıyor. O maaşı kazanabilmek için 1 milyon 400 bin TL’yi edinebilmek için emeklinin 12 yıl aylık alması gerekiyor ve bunu bize utanmadan normal bir düzenlemeymiş gibi anlatmaya çalışıyorlar. Bizim yurttaşlarımızın, emeklilerimizin açlıktan mutfaklarını kaynatamamaları durumundan hiç bahsetmiyorsunuz ama utanmadan ‘THY Genel Müdürü o maaşı alacak çünkü Swiss Air Genel Müdürü de o maaşı alıyor’ diyorsunuz” tepkisini gösterdi. Günaydın, ayrıca THY’de üst düzey görevli diğer çalışanların da yüksek maaşlarına da dikkat çekerek, “Ayıp değil mi, hiç utanmıyor musunuz? Türkiye’de açlık, sefalet bu boyutlara erişmişken üstelik de bu maaşları da utanmadan bize savunmaktan hiç hicap duymuyorsunuz. Artık insanlar ev alamıyor, araba alamıyor, kira ödeyemiyor, bu utanç bizim. 31 Mart’tan sonra Türkiye’nin önüne yeni bir ajanda açılmıştır CHP halkın sorunlarını kendine dert ederek bunların her birini teker teker çözme gücüne de kararlılığına sahiptir. Önümüzdeki dönemde bunlara tanıklık edecek” dedi.
“BİRİYLE GÖRÜŞMEK ONUNLA MÜCADELE ETMEMEK ANLAMINA GELMİYOR”
Günaydın, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesaja ilişkin bir soruya Günaydın, “Biriyle oturup toplantı yapmak, onu bir görüşmeye davet etmek ya da onun görüşmesine icabet etmek, onunla mücadele etmemek anlamına gelmiyor. CHP sıkılı yumruklarla değil, akılla ve rahat bir yürekle önündeki döneme bakıyor. Türkiye’yi temsil eden tüm siyasal partilerle görüşürüz ancak Cumhuriyet’in ilke ve devrimlerinden bir milim sapmayız. Herkes lütfen bu tavrımızı çok iyi bilsin” yanıtını verdi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mülakat açıklamaları ile Şimşek’in kamuda tasarruf açıklamalarına ilişkin de Günaydın, şunları ifade etti:
“İSRAF EN YUKARIDAN SÜRDÜĞÜ SÜRECE KİMSEYİ TASARRUFA INANDIRAMAZSINIZ”
“Türkiye’de kamuda müthiş bir israfın olduğunu herkes biliyor. ‘İtibardan tasarruf edilmez’ diye diye başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bir saltanat düzenini kurdular ve bu saltanat düzenine tamamı uydu. Arkadaşlar, bugün herhangi bir spor bakanı Avrupa’daki bir maça özel jetle gidiyor. Meclis Başkanı Mardin’deki ziyaretine özel jetle gidiyor. Eğer inandırıcı olmak istiyorsa Cumhurbaşkanı -ben söyleyeyim- 13 uçağından 10 tanesini derhal açık artırmayla satar, biz de deriz ki çok ciddi bir tasarruf başlıyor. Bakanlar incileri dökülmez, bir yerlere gidecekleri zaman tarifeli uçaklarla giderler, Cumhurbaşkanı tarifeli uçağa bir kere biner, biz de deriz ki; ‘Ne güzel, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’nin siyasetçileri de tarifeli uçağa binmeye başlamışlar.’ ya da eğer bir siyasetçi özel jetle bir yere gidiyorsa, faturasını da ertesi gün yayınlar, o jetin parasını, uçuşunu kendi cebinden finanse ettiğini ortaya koyar, kimse de bir şey diyemez ona. Kamu kaynaklarının üzerine binmekten vazgeçsinler. Dolayısıyla bu israf en yukarıdan sürdüğü sürece, bu şatafat devam ettiği sürece kimseyi tasarrufa inandıramazsınız.
“MÜLAKATI KALDIRIN BU AYIP MEMLEKETİN ÖNÜNDEN KALKSIN”
Gelelim mülakat meselesine. Dün bize AKP Grup Başkanvekili diyor ki, aldığımız kanun, karar var. Mülakat gerekli olmazsa yapılmayacakmış. Her yerde şakır şakır yapıyorsunuz. Kimi kandırıyorsunuz? Dolayısıyla gelin bunu bir düzenlemeye konu edin; yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar ancak özel yetenek gerektiren durumlar hariç olmak üzere mülakatı kaldırın. Onun dışında istisnaları kaldırın, mülakatı kaldırın. Tüm belediyeler, tüm yerel yönetimler, tüm genel yönetim yazılı sınavla personel alsın ve bu büyük şaibe, büyük ayıp memleketin önünden kalksın.”
]]>Günaydın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, bugünün 1 Mart 2003 tezkeresinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak, CHP milletvekilleri ve AK Parti’li bazı milletvekillerinin bu tezkereye “hayır” dediğini anlattı.
Tezkereye “hayır” oyu veren AK Parti’li milletvekillerinin bir daha milletvekili yapılmadığını dile getiren Günaydın, “Suçları neydi; ABD’nin çıkarına AKP ile birlikte işbirliği yapmamak ve ‘Evet’ dememek. Dolayısıyla birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘anti emperyalist’, ‘anti Amerikancı’ olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün.” değerlendirmesinde bulundu.
O gün yapılan kapalı oturumun tutanaklarının neden yayınlanmadığını soran Günaydın, “Bu tutanaklar açıklandığı gün, bugün hamaset yapanların, aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat ve 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine yönelik iptal kararlarını da değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararına işaret eden Günaydın, Cumhurbaşkanlığının 1 sayılı kararnamesinin 10 Temmuz 2018’de yayımlandığını, CHP’nin 7 Eylül 2018’de iptal başvurusu yaptığını, Anayasa Mahkemesinin bunu 5,5 yıl incelediğini ve iptal kararını 26 Ekim 2023’te verdiğini anlattı.
Bu kararın, 4 ay sonra Resmi Gazetede yayımlandığını aktaran Günaydın, “Ben, bunun neresini makul neresini hukuka uygun değerlendireyim?” diye sordu.
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin bu kararında “Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer” ifadesine dikkati çekti.
Bu iptal kararından sonra TBMM’nin Anayasa Mahkemesi kararına uygun düzenleme yapması gerektiğini söyleyen Günaydın, “Peki ne yapacaklar? Bugün görüşülmekte olan Yargı Paketi’nde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar, bunun adı da hukuk olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararıyla ise Türkiye Adalet Akademisinin hukuki bir zemini kalmadığını, 9 ay içinde düzenleme yapılamazsa kapatılacağını söyledi.
“Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz”
Genel Kurul’daki 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerine işaret eden Günaydın, “Her gece sabaha karşı 3’e kadar burada milletvekilleri kalıyor ve bugüne kadar 16 madde geçebildi. Bunu bir dayatmayla yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz.” dedi.
CHP’nin 25 milletvekilinin Genel Kurul’da, geri kalan milletvekillerinin ise sahada çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Günaydın, “AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır.” dedi.
TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceklerini belirten Günaydın, “Seni, 200 milletvekilinle buraya dizeriz. Eğer Meclis’e, Anayasa’ya, hukuka uygun davranmazsan CHP’nin milletvekilleri sabahlara kadar da cumartesi, pazar da çalışırlar bundan da gocunmazlar.” ifadelerini kullandı.
Günaydın, bu tutumdan vazgeçilmezse tavırlarının aynen süreceğini dile getirdi.
“Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır.” açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Günaydın, “Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?” dedi.
“Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü.” diyen Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir.” açıklamasını hatırlattı.
Günaydın, “Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazinenin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna uygun yakışır bir maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, iki günlük siyasi çıkar uğruna insanları birbirine düşürecek bir açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye ‘Sana para verirsem memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım.'” değerlendirmesini yaptı.
“Emeklilerin ayda 10 bin TL maaşla süründüğünü” ileri süren Günaydın, “Senin paran yoksa Anagold’un 7,2 milyar dolarlık vergi borcunu niye sildin?” diye sordu.
“3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var”
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in kendisine yönelik “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aracını sekreterine kullandırdığı” iddiasına da değinen Günaydın, “Bu Meclis’te aynı oksijeni solumak zorunda kaldığımız Osman Gökçek’in bir iftirasıdır bu. Bu memlekette hukukun kırıntısı olsa Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in bir kere daha çıkamamak üzere hapiste olması lazım.” dedi.
Günaydın, kendisinin bir sekreteri olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
“Konunun benimle alakası yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aracını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü kullanıyor. Benden ricaları nedir; Ekrem Beyi takip ederken Özel Kalem Müdürü sürekli trafik cezaları yiyor. ‘Plaka korumalarınızdan birini bize verebilir misiniz?’ dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Ben, plaka korumamı benden bunu rica eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürüne tahsis etmiştim. 3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var. Konu benim sekreterim, benim aracım değildir. Bunu benimle bağlantılandıranlar, Ankara Büyükşehir Belediyesinin aracını, belediye başkanlığını kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, belediyenin lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir, Ankara’yı parsel parsel satanlardır.”
]]>Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye devrimci hareketinin ve 68 Kuşağı’nın önder sembollerinden Deniz Gezmiş’i doğum gününde anarak, Nazım Hikmet’in “Delikanlım” şiirini okudu.
Günaydın, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün 28 Şubat 1997 tarihinin üzerinden tam 27 yıl geçti. Elbette Türkiye’nin hesaplaşamadığı darbelerle analitik bir şekilde hesaplaşması gerekiyor. Acaba hangi siyasi hareket, hangi darbe karşısında nasıl bir tutum aldı ve o darbelerden kimler yararlandı. -Failleri kimdi? Sonuçta nasıl oldu, bunu iyi analiz etmek lazım.
“ERBAKAN’IN BUNLARI AMERİKANCI OLARAK NİTELENDİRMESİ BOŞUNA DEĞİL”
Klasik sorularımıza geri dönelim. 28 Şubat süreci kimlere yaradı? Refah Partisi arkasından Fazilet Parti’si kuruldu. Fazilet Partisi’nde bir grup insan kendini yenilikçi olarak tanımladı ve milli görüş gömleğini çıkartarak AKP’yi kurdu. Bunlar milli görüşün anti-emperyalist çizgisi yerine Amerika ile açıkça işbirliği yapan onlarla birlikte davranan kadrolar olarak kendilerini gösterdiler. Rahmetli Erbakan’ın hayatı boyunca bunları Amerikancı olarak nitelendirmesi boşuna değildir. Nitekim ‘Ben bu adama aşığım’ diyen Ethem Sancak’ın ‘Amerikan’ın desteği ile iktidara geldik’ lafı hatırlarındadır. Bugün kimilerini Sorosçu olarak itham eden Erdoğan’ın yanında bakın kimler var? Karşısında kimler var? AKP’nin kuruluş aşamasında George Saros’la beraber çeşitli konuları müzakere eden bir Erdoğan gerçeğini sizlerle paylaşalım.
Günaydın, basın açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Günaydın, TBMM’de olmadıağı halde dün Genel Kurul’da oy kullandığı gerekçesiyle muhalefetin sert eleştirdiği eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Oylama ve AKP retoriği hiç değişmiyor. Nurettin Nebati bu memlektte Maliye Bakanlığı yapmış olan bir insan hepinizde Meclis gazetecesi olarak, Meclisin çalışma dinamiğini biliyorsunuz. 5 dakikalık bir oy verme süreci içerisinde Mecliste bulunarak, bir pusula ile Meclis’te bulunduğunu Meclis Başkanlığı’na ileten Maliye Bakanı bir süre sonra Meclis Başkanı’nın o pusuladan ad okuyacağını bilir. Peki ad okunduğunda Maliye Bakanı Nureddin Nebati neden Meclis’te yoktu? Çünkü pusulayı gönderen de o değildi. Mesele bu kadar açık. Yani pusula ile oy sahtekarlığını Meclis’te yapmaya çalışan bir bakana bu memleket hazineyi teslim etti. İşte AKP tablosu bu kadar basit ve açık tablodur. Bunu basit bir Nurettin Nebati tutumu olarak tanımlamayalım. Bu AKP’nin her oylamada ortaya çıkan ahlaki tutumunu bir kez daha ortaya koymaktadır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kuvvetler ayrılığı ilkesinin terk edildiğini, Cumhur İttifakı’nın Anayasa Mahkemesi kararlarını hükümsüz kılmaya çalıştığını öne sürdü.
Kadroya alınan taşeron işçilerin meslek kodlarıyla ilgili sorunlar yaşandığını dile getiren Kaya, bu durumda olanların görevleri olmayan yerlerde istihdam edildiğini söyledi. Bülent Kaya, tayin başvurularının cevapsız bırakıldığını ve aile bütünlüğünün bozulduğunu dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasını hatırlatarak, bazı illerde siyanürle maden arama faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Erhan Usta, hükümetin doğayı, çevreyi zehirlemekten vazgeçmediğini savundu.
Maden firmalarının denetlenmesini isteyen Usta, “Siyanür, sülfürik asit ve onlarca kanserojen madde içeren atıkların ülkemize ve doğamıza, insanlarımıza zarar vermesine müsaade etmeyin. Konunun takipçisi olmaya, maden işçilerimizin, bölge halkının ve gelecek nesillerin huzur ve refahı için konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorunundaki çözümsüzlük kader değildir. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm ve müzakere süreci bunu bize çok açık ve net gösterdi. O dönem olan iradenin doğru olduğunu, bu deneyimden yola çıkarak orada yapılan hataları görerek ve telafi ederek yeni bir sürecin başlamasının tam da zamanı olduğunu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
“Türkiye için büyük acı kaynağıdır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, maden ocağında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalanların halen kurtarılamadığını hatırlattı. Günaydın, “Bu Türkiye için büyük acı kaynağıdır. TBMM’nin de bu acıyı hissetmesi ve muhalefet partileriyle iktidarın bu konuyu ele alması hayatın olağan akışına uygundur.” değerlendirmesinde bulundu.
Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulduğunu anımsatan Günaydın, iktidarın ve muhalefetin bu konunun üzerine gitmesi gerektiğini vurguladı. Gökhan Günaydın, şöyle devam etti:
“Oradaki saha görevlilerini gözaltına alarak, tutuklayarak bu meselenin altından kimse çıkamaz. Orada, AKP’nin 21 yıldır uyguladığı madencilik politikası sorgulanacaktır. Orada, bu madenlerin gizli açık ortakları kim, onlar sorgulanacaktır. Orada, helikopterlerle yurt dışına kaçırılan altının miktarı sorgulanacaktır. Orada, çıkarılan altının yüzde 98’i neden yabancılara peşkeş çekiliyor, bunlar sorgulanacaktır. Rapor ortaya çıktığında, bugün bu facianın yalnızca bir doğa olayı, madencilik faciasından öte aynı zamanda ekolojik ve iktisadi yıkım olduğunun farkına varacağız.”
Kanal İstanbul Projesi’ni eleştiren Günaydın, iktidarın 2011’den bugüne kadar projeyi gündem yaptığını, ancak adım atmadığını belirtti.
“Konu derinlemesine değerlendirilecektir”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü anımsattı. İlgili bakanların bölgede bulunduğunu aktaran Gül, şunları kaydetti:
“Gözaltına alınanların sayısı 9’a yükselmiş durumda. Adli ve idari soruşturmalar derinleştirilerek devam etmektedir. Sorumluluğu, ihmali olanların adalet önünde en ağır şekilde hesap vereceğine olan inancımız tamdır. Dün de Gazi Meclisimizde tüm siyasi partiler olarak ortak komisyon kurduk. Milletimizin değerli vekilleri tarafından da bu konu derinlemesine değerlendirilecektir. Yerinde incelemeler yapılacaktır.”
Seçim beyannamesindeki vaatleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini dile getiren Gül, Aile ve Gençlik Fonu’na ilk başvuruların alınmaya başlandığını belirtti. ???????Abdulhamit Gül, gençlerin yanında olmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
]]>CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Günaydın, AK Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Murat Kurum’un aday gösterilmesiyle ilgili, “Murat Kurum, 2018 ile 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum’un 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini ve bu imar affı içinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri hepimiz hatırlıyoruz. Böyle bir sicilden sonra ‘İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında dirençli bir kent haline getireceğiz’ diyorlar. 25 yıldır neden yapmadınız? Bu saatten sonra ne yapacaksınız? Soru bu kadar açıktır. Gelelim ulaşım meselesine; Murat Kurum dün Ulaştırma Bakanı ile beraber bir fotoğraf veriyor. Haritanın başına geçmişler, adeta haritaya bakarak İstanbul’un sorunlarını çözüyorlar. 2017 yılında merkezi hükümet AK Parti’deyken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de AK Parti tarafından yönetilmekteyken finansmanını ve yönetimini halledemediğiniz için metro inşaatlarının tamamını durduran ve çürümeye terk eden Mevlüt Uysal yönetiminde sizin belediyeniz değil miydi? ve şimdi tüm engellemelerinize rağmen o metroların inşaatı devam ediyor” diye konuştu.
‘KONUT DOKUNULMAZLIĞI İHLAL EDİLMİŞ OLUYOR’
Kentsel dönüşümün Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydeden Günaydın, “Çünkü ülkenin yerleşim yerlerinin neredeyse yüzde 80’inin deprem riski altında olduğu bir memleketten söz ediyoruz. Burada kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, yapı stokunun dayanıklılığının arttırılması, kentlerin dirençli hale getirilmesi hayati bir sorumluluktur. Ancak bunu yaparken hem hukuka bağlı kalmak hem vatandaşın mülkiyet hakkına, etkili başvuru hakkına saygılı olmak gerekmektedir. Peki ne yaptılar? 9 Kasım 2023 tarihinde 6306 sayılı kanunda bazı değişiklikler yaptılar. Bu değişikliklerle, örneğin mevcut yapılaşmanın bulunduğu alanları rezerv alanı olarak ilan etme yetkisi ‘Cumhurbaşkanlığı’na tanındı, yani ‘Yürütme’ye tanındı. Eskiden rezerv alanları boş alanlara, uygun alanlara ilan ediliyordu. Şimdi sizin evinizin bulunduğu alanı rezerv alanı olarak Cumhurbaşkanı bir gece yarısı Resmi Gazete’de ilan edebiliyor. Arkasından size 90 gün içerisinde konutunu tahliye etmenize yönelik bir yazı geliyor, üstelik de o Tebligat Yasası’nın emredici hükümlerine uyulmadan yapılıyor. Polis zoruyla buralar tahliye edilebiliyor ve bunun plan süreleri, askı süreleri, itiraz süreleri, tümü genel hukuk ilkelerinden ayrıştırılan, yurttaş aleyhine olan bir yapıya dönüştürülüyor. Böylece konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, orantılılık ilkesi, etkili başvuru ilkelerinin tamamı ihlal edilmiş oluyor. Arkadaşlar; 9 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış bu yasaya karşı 4 Ocak 2024 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesi başvurusunu yapmıştır. Bir kez daha söylüyorum; biz kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, konut stokumuzun dayanıklı hale getirilmesi, kentlerimizin dirençli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Ancak buralardan birilerinin rant üretmesini istemiyoruz” diye konuştu.
‘KURTULMUŞ’UN YANITINA GÖRE TAVRIMIZI BELİRLEYECEĞİZ’
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Günaydın, CHP’nin Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin, “İç tüzüğün hükmü Meclis Başkanlığı’nın bu çağrıya 7 gün içerisinde bir yanıt vermesine amirdir. Bugün konuştuğum Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, yarın yazılı bir yanıtın tarafımıza iletileceğini söylemiştir. O yanıtı bekleyeceğiz. O yanıta göre Meclis’in toplanıp toplanmayacağını göreceğiz ve biz de kendi tavrımızı belirleyeceğiz” dedi.
‘BAKANLAR TARAFSIZ KALMALI’
Günaydın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, Murat Kurum’u desteklemesine ilişkin soruya da “Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı; bunların tamamı seçimlerde tarafsız kalması gereken bakanlardır. Oysa bunlar şimdiden taraflarını belli etmektedirler. Taraflarını ilan etmelerinde bir sakınca görmemektedirler. Bu ne anlama gelecek; devletin araçları, devletin yakıtı, devletin personeli, kolluk kuvvetleri ve yargı kuvvetleri AK Parti’nin seçimi kazanması için bir tek parti devletinde görülebilecek ölçüde çalışmaya devam edecekler” diye cevap verdi. (DHA)
]]>