Gün – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 23:21:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İzmir’de Binlerce Kişi Filistin’e Destek İçin Sokaklara Çıktı https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-kisi-filistine-destek-icin-sokaklara-cikti/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-kisi-filistine-destek-icin-sokaklara-cikti/#respond Sat, 03 Aug 2024 23:21:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43444 Haber: TENZİLE AŞÇI Kamera: KERİM UĞUR

İZMİR) – Hamas Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da düzenlenen suikastle öldürülmesi sonrası, İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun (İSTOK) düzenlediği eylem kapsamında İzmir’de binlerce kişi Filistin’e destek için sokaklara çıktı.

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları 300 gündür devam ederken Hamas Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da düzenlenen suikastle öldürülmesi sonrası, İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (İSTOK) “Tüm Şehitlerimiz için Gazze İçin Yürüyoruz” sloganıyla düzenlediği eylemle İsrail’i protesto etti.

Platformun düzenlediği eylem İzmir Basmane Gar’ın önünden Konak Meydanı’na yapılan yürüyüşle başladı. İsrail’i protesto eden yaklaşık 2 bin kişi, “Hamas’a selam direnişe devam”, “Katil İsrail Filistin’den defol”,  “Çocuklar ölürken sessiz kalınmaz” sloganlarıyla katliama tepki gösterirken tekbir getirerek yürüdü.

Eylem kapsamında Konak Meydan’da basın açıklaması gerçekleştirilirken açıklamayı, İSTOK Dönem Başkanı Gökhan Temur yaptı.

“Ne oluyor ki size 10 aydır insanlık tarihinin en vahşi katliamını seyrediyoruz?”

Temur, Filistin’de yaşananlara tepkisiz kalınmasını İslami öğretiler üzerinden eleştirerek şunları söyledi:

“Çocuklarını şehit veren, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış, mazlumların lideri, İsmail Haniye Çarşamba günü seher vakti elim bir suikastle şehit edildi. Gazze’deki soykırım 300 gündür devam ediyor. Gazze, direnişiyle onurlu ve azizdir.

İslam coğrafyasında yaşadığımız büyük acıları dikkate aldığımızda Ayet-i Kerime’nin günümüze ışık tuttuğu açıktır. Ey insanlar ne oluyor ki size 10 aydır insanlık tarihinin en vahşi katliamını seyrediyoruz? Ne oluyor ki bize her yaşta, her durumdaki insanın alçakça katledilişine yeterince ses çıkarmıyor ve bir halkın topyekun soykırıma uğramasına seyirci kalıyoruz? 2,5 milyonluk Gazze halkı kendi kanında boğulurken 2,5 milyarlık İslam alemi sessiz kalmaya devam mı edecek?”

“Terör örgütüne nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa böyle muamele görmelidir”

İsrail’i ‘terör örgütü’ olarak nitelendiren Temur, şunları kaydetti:

“Dünya bilsin ki İsrail bizim için bir devlet değil, terör örgütüdür. ve terör örgütüne nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa böyle muamele görmelidir. İsrail bizim için emperyalizmin tetikçisi, yağmacı, gasp çetesi. İsrail; yalanın, alçaklığın ve namussuzluğun, örgütlü biçimidir. Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı programlı soykırım uyguluyor. Küresel medya ise çarpıtmayla zulmü ve vahşeti gizliyor. Onlar sanıyorlar ki akıttıkları kan yanlarına kalacak. Sanıyorlar ki bu zulüm devranı böyle sürüp gidecek. Ey katil İsrail! Ey soykırımcı ABD! Ey soykırımın işbirlikçileri! Mazlumun ahı sonunuz olacak. Direniş kazanacak, insanlık kazanacak.”

“Susmak vahşetin ortağı olmak demektir”

İslam ülkelerine ve dünya kamuoyuna tepki gösterilmesi için çağrıda bulunan Temur, şu ifadeleri kullandı:

“Bizler İzmir’den bütün uluslararası topluma, dünyanın vicdanı kararmamış liderlerine sesleniyoruz. Soykırımın durdurulması, bu vahşete ‘Dur’ denilmesi için uluslararası dengelere, reel politiğe, ulusal çıkarlara daha ne kadar kurban vermemiz gerekiyor? Susmak vahşetin ortağı olmak demektir. Zulüm soykırımı bir an önce sonlandırılmalıdır. Derhal ateşkes sağlanmalı, ilaç ve gıda gibi birçok insani yardım bölgeye ulaştırılmalıdır. Aramızda fitne sokarak kardeşliğimizi bozdular. Gün zulme, Siyonizm’e, emperyalizme karşı olmak, bir araya gelme, insanlığı sesini yükseltme mazlumlara, masumlara sahip çıkma günüdür. Bu zor zamanlarda birlik, beraberlik ve dayanışma çok önem arz ediyor. Maddi yardımlar çok önemli. Boykotu süreklilik haline getirip bir yaşam biçimi olarak devam edelim. Bizler her daim Gazze’deki Doğu Türkistan’da ve dünya genelinde zulme maruz kalmış bütün kardeşlerimizin her da yanında olacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-kisi-filistine-destek-icin-sokaklara-cikti/feed/ 0
ABD, vatandaşlarını “acil” koduyla uyardı: Hemen Lübnan’ı terk edin https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/ https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:34:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43412 ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, vatandaşlarına yaptığı güvenlik uyarısında, ” Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesini kullandı.

ABD’DEN VATANDAŞLARINA “LÜBNAN’I TERK EDİN” ÇAĞRISI

İran’ın başkenti Tahran’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesinin ardından bölgede tansiyon iyice yükseldi. İran ve İsrail’den karşılıklı “savaş” açıklamaları gelirken, ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği dikkat çeken bir açıklama yaptı. Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.

“HERHANGİ BİR UÇAK BİLETİNİ ALIN”

Uyarıda, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesi kullanıldı. ABD vatandaşlarının mali konuda destek almaları için Büyükelçiliğe başvurabilecekleri vurgulanan uyarıda, ülkeyi terk etmeyeceklerin ise “acil durum planı” hazırlaması tavsiye edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilim dolayısıyla 1 Ağustos’ta vatandaşlarına “Lübnan’a seyahat etmemeleri” uyarısında bulunmuştu. ABD, Hollanda, Hindistan, İngiltere, Almanya, İsviçre, İtalya, Yunanistan, Fransa ve Polonya hava yolu firmaları, Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler üzerine güvenlik gerekçesiyle İsrail ve Lübnan’a bazı uçuşları iptal ettiklerini açıklamıştı.

HANİYE SUİKASTI

Hamas lideri İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 31 Temmuz’da sabaha karşı yaptığı açıklamada, Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutuna saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran ve Hamas Hareketi alçak suikasttan İsrail’i sorumlu tuttu.

İsmail Haniye

1962 yılında Gazze’deki bir mülteci kampında doğan İsmail Haniye, Hamas’ın kuruluşundan bu yana önemli bir isimdi. İsrail tarafından birçok kez hapse atılan Haniye, 2003 yılında İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştu. 3 yıl sonra Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından kısa bir süre Filistin Başbakanı olan Haniye, 2017 yılında Hamas’ın siyasi büro başkanlığına seçilmişti. Haniye, Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Hamas heyetine liderlik ediyordu.

Öte yandan ABD İran’ın misilleme saldırı planlarına karşı İsrail’in savunmasını güçlendirmek üzere harekete geçti. ABD Savunma Bakanlığı’nın gerilimin artmasının ardından İsrail’in savunmasına yardımcı olmak amacıyla ek savaş uçakları ve donanma savaş gemileri göndermesinin ardından gözler bölgeye çevrildi.

ARADA SADECE 10 KİLOMETRE VAR

İsrail Ordu Radyosu, ABD’nin nükleer enerjili uçak gemisi USS Theodore Roosevelt’in İran kıyılarından sadece 10 km (6,2 mil) uzaklıktaki Hürmüz Boğazı’na ulaştığını bildirdi.

“DÜNYA ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELERE SAHNE OLACAK”

Öte yandan İran medyasında da sık sık yayın akışı kesilerek askeri marşlar yayınlanmaya başladı. İran Devlet Televizyonu, “Önümüzdeki saatlerde dünya çok önemli gelişmelere sahne olacak” açıklamasını yaparak İsrail’le savaş imasında bulundu.

“SİYONİST REJİM BİTTİ”

İsmail Haniye suikastı sonrası İsrail’e misilleme sözü veren İran lideri Ayetullah Hamaney de, “Siyonist rejim bitti” paylaşımını X’teki sosyal medya profiline sabitledi.

BEKLENEN SALDIRI BİR TÜRLÜ GELMEDİ

İsrail-İran arasındaki topyekun savaş gerilimi Orta Doğu’yu sararken dünya Tahran’ın yapacağı saldırıya kilitlendi. Bütün dünya gece saatlerinde İsrail’in vurulacağını tahmin ederken beklenen saldırı bir türlü gelmedi. Batı istihbarat kaynakları İran’ın 12 Ağustos’ta başlayıp 13 Ağustos’ta sona erecek bir saldırı hazırladığını tespit ettiklerini söylüyor. İran’ın saldırısının, Lübnan’daki Hizbullah ile koordineli olacağı bildiriliyor.

TARİH MANİDAR

Saldırının 12 ve 13 Ağustos tarihlerini seçilmesi ise bir hayli manidar. Bu tarihler Yahudiler için yas ve oruç günüdür. Tişa beAv cumartesi gününe denk gelemez böyle bir durumda bir gün ertelenerek pazar günü icra edilir. Bu günün yas ve oruç günü olmasının sebebi, Yahudilerin kutsal mabedi olan Kudüs’teki Süleyman mabedinin MÖ 586 ve MS 70 yıllarında iki kez İbrani takvimine göre Av ayının 9’una denk gelen gün yıkılmış olmasıdır ve çeşitli felaketlerin hep bu güne denk gelmesidir. Bu bağlamda New York Times gazetesine konuşan istihbarat kaynakları bu saldırı tarihinin İran Dini Lideri Hamaney tarafından özellikle seçildiğini belirtiyor. İran kanadı bu tarihlerde yapılacak olan bir saldırının halkın psikolojisini etkileyeceğini de düşünüyor. Son olarak, İran’ın bu günde saldırmasının tatilde olan İsrail kanadı için bir sürpriz olması da bekleniyor. Dahası İran’ın asıl amacının başarılı bir saldırı gerçekleştirerek vekil güçleri dahil bölgede kontrolü tekrar sağlama isteği olduğu belirtiliyor.

ODASI DIŞARIDAN VURULDU

Orta Doğu’yu alev çemberine alan Haniye suikastında detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak İran Devrim Muhafızları, Hamas liderinin odasının dışarıdan ateşlenen kısa menzilli bir roketle vurulduğunu duyurdu.

İSRAİL ORDUSUNDAN BİR SUİKAST DAHA

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Tulkarim’e hava saldırısı düzenledi. Seyir halindeki bir otomobilin hedef alındığı saldırıda, toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırıda hayatını kaybedenlerden birinin Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Haitham Balidi olduğu ortaya çıktı bu iddia Hamas tarafından da kısa sürede doğrulandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-vatandaslarini-acil-koduyla-uyardi-hemen-lubnani-terk-edin/feed/ 0
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevini devretti https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-kemal-memisoglu-istanbul-il-saglik-mudurlugu-gorevini-devretti/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-kemal-memisoglu-istanbul-il-saglik-mudurlugu-gorevini-devretti/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:45:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43375 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü devir teslim törenine katılarak, görevi devralan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner’e tebriklerini iletti.

Bakan Memişoğlu, müdürlüğün fuaye alanında gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada, 8 sene İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü gibi çok ulvi bir görevden sonra, yine millete hizmet etmek için Sağlık Bakanı olarak görevi devraldığını dile getirdi.

İl Sağlık Müdürlüğü görevini Doç. Dr. Güner’e devrettiğini aktaran Memişoğlu, “Bunlar nöbet. Dünyadaki her makamın sonu var. Her zenginliğin, her fakirliğin sonu var. Bunu bilmemiz lazım.” değerlendirmesini yaptı.

Bakan Memişoğlu, dünyada şu anda bir vahşetin yaşandığına dikkati çekerek, bunun da hesabının verileceği günün geleceğini, bu konuda hiçbir şüpheleri olmadığını ifade etti.

Hiçbir makamın baki kalmadığını, bunun bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Memişoğlu, “Milletimize hizmet etmek, onların hizmetkarı olmak, bu dünya imtihanını iyi geçmek için çabalıyoruz, uğraşıyoruz. Gerçekten bizler Türk milleti olarak, medeniyet kurduğumuz zaman barış, huzur gelen dünyaya inşallah çok çalışarak yine aynı şekilde huzur ve mutluluk, iyilik getireceğiz.” diye konuştu.

Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevine 2016’da atandığında büyük bir sorumluluk aldığını belirterek, 10 sene başhekimlik, 4 sene genel sekreterlik ve tıbbi direktörlük yaptığını ancak İstanbul gibi medeniyetin başşehrinin sağlığıyla ilgili bütün sorumluluğu alarak görev yapmanın, başta kendisine zor bir görev gibi geldiğini dile getirdi.

Ekip arkadaşlarıyla birlikte hep beraber 8 senenin kendi açılarından başarılı bir dönem olduğunu anlatan Memişoğlu, bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Müdür oldum, 15-20 gün sonra Vodafone’daki terör saldırısı oldu. Daha sonra yılbaşında Reina saldırısı oldu. Bina yıkılmasından uçak kazasına, bina yangınından salgınına, depremine kadar 8 sene boyunca burada çok şey yaşadık. Binaların ve fiziki mekanların dili olmuyor. Onları dile getirdiği zaman, esasında çok şey yaşandığının şahitleri genelde bu binalar. Özellikle Kovid’de dünyaya örnek olacak bir mücadele sergilendi. Hiçbir insanımız, hatta evdeki, huzurevindeki dahi insanımıza direkt giderek hizmet ve sağlık ulaştırmaya çalıştık. Esasında ben sadece o kahramanların görünen yüzüydüm. İstanbul’daki ilçe sağlığından aile hekimliğine, şoföründen temizlik elemanına, doktorundan hemşiresine, sağlık memuruna, başhekiminden il müdürüne kadar herkes müthiş bir kahramanlık örneği gösterdi. Onlara minnetlerimi arz ediyorum. İyi ki varlar.”

“Toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli”

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık sektörünün, sağlık çalışanının ve sağlık altyapısının dünyaya örnek olabilecek bir sistem olduğunu, bunun kıymetinin bilinmesi ve sağlık yapısının daha da geliştirilmesi gerektiğini, bunun için çabalayacaklarını ifade etti.

Sadece Kovid veya depremle mücadele etmediklerini belirten Memişoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye gönderdikleri ekiplerden bahsetti. Memişoğlu, deprem sabahında binlerce doktor ve sağlık çalışanının havalimanında bölgeye gitmek için kendilerinden talimat ve görevlendirme beklediklerini anlatarak, “Başka hiçbir ülkenin sağlıkçılarının bu kadar özveriyle deprem bölgesine emin olun koştuğunu sanmıyorum.” dedi.

Memişoğlu, temel sağlık hizmetlerini önemsediklerine işaret ederek, “İl Sağlık Müdürlüğündeyken de Türkiye’de ilk defa 2017’de konsept ve model, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan aile sağlığı merkezleri inşa ettik. Bunlar şu anda hizmet sunmakta ve çok da memnuniyeti üst seviyeye çıkarmakta. Temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve en önemlisi toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli.” diye konuştu.

“İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz”

Bunun yanında, 8 yılda en küçüğü 300 yataklı 28 hastanenin hizmete sunulduğunu aktaran Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, gerçekten çok büyük desteğiyle 28 hastane ilave edildi kamu sağlık sistemine. Bunların 8’i sadece Kovid’le mücadele ederken açıldı. Hepinizin malumu, Başakşehir Çam Sakura’sından Okmeydanı’na, Göztepe’sinden Başıbüyük’üne, 2 acil durum hastanesinden Sancaktepe’sine, Seyrantepe’sinden, Büyükçekmece’sinden Sultanbeyli’sinden, Sarıyer’inden birçok hastaneyi hizmete açtık hep beraber. Sadece binasını değil, insan gücünü de cihazını da hepsini temin ederek, hiç kimsenin ‘Bu hastane bitti ama hizmete açılmadı.’ demesine fırsat vermeden açtık. Ben bu ekiple gurur duyuyorum. Çok zorlu günler yaşadık, çok güzel günler yaşadık ama hep ekip olmayı bildik. Hep ekip halinde hareket ettik. Sabrettik, tevekkül ettik, çalıştık. Bizim esasında başarımızın formülü bu. İnşallah Bakanlıkta da bu şekilde hareket edeceğiz. İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz. Onun için biz koşacağız, çalışacağız. İnşallah, bazı sıkıntıları olan son zamanlarda sağlık sektörüyle, yeniden çok memnun eden, aynı zamanda sağlık teknolojisi ve bilgisi üreten bir sağlık sektörü haline getireceğiz.”

Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin, lokomotif, öncü, en çok gelir getiren, en memnun olunan, sadece ülkeye değil bütün çevreye ve dünyaya sağlık, huzur, mutluluk getirecek bir sağlık sektörü ve insan gücü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

“Ben İstanbul İl Sağlık Müdürlüğündeki görevimi çok başarılı, özellikle Kovid’de, halk sağlığında filyasyon ekiplerini, ilçe sağlık müdürlüklerini ve birinci basamağımızı yöneten Abdullah Emre Güner kardeşime veriyorum. Onun da bu konuda bizimle aynı mantıkla, aynı ilkelerle hareket ettiğini bildiğim için arkama bakmadan, güvenerek, esasında çok büyük zaman geçirdiğimiz ve İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak bana büyük gurur veren bu makamı ona tevdi ediyoruz. Allah onu utandırmasın. Allah bizleri ve onu, bize güvenenlere, milletimize, devletimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza mahcup etmesin.” şeklinde konuştu.

“Koşacağız, koşmaya hazırız”

İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner de Bakan Memişoğlu’ndan müdürlüğü devralmaktan büyük onu ve gurur duyduğunu ifade etti.

Güner, “Koşacağız, koşmaya hazırız. Rabb’im bu memlekete, bu yüce millete hizmet etmeyi bize nasip etti. Sizin bize devrettiğiniz bayrağı daha yükseklere inşallah taşıyacağız.” dedi.

Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu ile İl Sağlık Müdürü Güner birbirlerine çiçek takdiminde bulundu. Güner, Bakan Memişoğlu’na Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ile semazenlerin yer aldığı, sabır, tevazu ve hoşgörünün anlatıldığı bir tablo hediye etti.

Devir teslim töreni, günün anısına çekilen fotoğrafın ardından sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-kemal-memisoglu-istanbul-il-saglik-mudurlugu-gorevini-devretti/feed/ 0
Bakan Uraloğlu: “Zigana Tüneli’nden açıldığı günden itibaren 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti” https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-zigana-tunelinden-acildigi-gunden-itibaren-2-milyon-200-bin-ustunde-arac-gecti/ https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-zigana-tunelinden-acildigi-gunden-itibaren-2-milyon-200-bin-ustunde-arac-gecti/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:28:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43360 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrupa’nın uzun karayolu tüneli olan Zigana Tüneli’ni açıldığı günden itibaren 2 milyon 200 bin üstünde araç geçtiğini söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Trabzon İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Trabzon’da bir otelde düzenlenen toplantıya Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra AK Parti Trabzon Milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Bakan Uraloğlu, Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulmün herkesi derinden yaraladığını belirterek, “Bizler Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alpaslan’a kadar uzanan kutlu bir davaya sahip çıkıyoruz. Zulme uğrayan milletlerin, Gazze’nin, Filistin’in, Doğu Türkistan’ın sesi oluyoruz. Ay yıldızlı bayrağımız sadece bizim bayrağımız değil, dünyanın dört bir köşesindeki mazlumların bayrağıdır. Bu vesileyle İsrail’in çoğu bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli kardeşimizi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. 3 gün önce şehit olan Hamas lideri İsmail Haniye’ye Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’deki zulmün bir an evvel sona ermesini rabbimden niyaz ediyorum. Yıllardır devam eden ve 7 Ekim’de katliama dönüşen saldırılar sonunda Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulüm hepimizi derinden yaralamaktadır. Bakmaya dayanmayacak seviyelerde bir vahşet yaşanıyor. İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız? Kalbinizde merhametin zerresi de mi yok? Masum bebeklerin, masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez. Cumhurbaşkanımızın geçen gün de belirttiği gibi kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Cumhurbaşkanımızla birlikteyiz ve biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Bu da böyle bilinsin” dedi.

TÜRKSAT 6A’nın yıl sonuna doğru kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacağını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı başarıyla fırlattık. Test süreci devam ediyor. İnşallah yıl sonuna doğru da kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacak” şeklinde konuştu.

“Yeni Zigana Tünelimizden 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti”

Trabzon’a yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Uraloğlu, “Tüm ülkemizde olduğu gibi Trabzon’umuzu da dev yatırımlar ile dört baştan imar etmeye devam ediyoruz. Son 22 yılda Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 147,5 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Trabzon’un 2003’te 56 kilometre olan bölünmüş yolunu 242 kilometreye çıkardık. Karadeniz Sahil Yolunu tamamladık. Yılan hikayesine dönen Tanjant Yolu’nu da yine biz tamamladık. Zigana tüneli ile iki asra yakın bir süredir yapım, iyileştirme çalışmasının yürütüldüğü güzergaha adeta bir mühür vurduk. Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan 14,5 km uzunluğunda Yeni Zigana Tüneli’ni çift tüplü olarak inşa ettik. Açıldığı günden bu yana Yeni Zigana Tünelimizden 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti. Zigana Tüneli Trabzon’u, Karadeniz’i sadece Gümüşhane’ye, Bayburt’a veya Erzurum’a bağlamıyor. Bütün doğu ve Güneydoğu’ya bağlıyor. Kanuni Bulvarı; Hiç şüphesiz Trabzon şehir içi trafiğinde yaşanan yoğunluğun çözümünü doğrudan ilgilendiren bir projemiz. Hamdolsun bu projemizin de sonuna doğru geliyoruz. Diğer önemli karayolu projemiz de Güney Çevre Yolu projemiz. Yapımına başladığımız 16,5 kilometre uzunluğundaki 1. kesim Akçakale’den ayrılıp, mevcut sahil yolunun güneyinden geçerek Sera Gölü Kavşağı’nda son buluyor. Başladığımız hiçbir projeyi yarım bırakmadık. Güney Çevre Yolu’nu da inşallah biz bitireceğiz” diye konuştu.

“Trabzon’umuza 56 istasyon içeren kent içi raylı sistemi kazandıracağız”

500 bin insanı hizmet edecek kent içi raylı sistemi ile ilgili çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Trabzon’umuza, Akçaabat’tan Yomra merkeze ulaşan Şehir Hastanesi, Akyazı Stadyumu, Meydan, Üniversite, otogar ve Havalimanı gibi 56 istasyon içeren kent içi raylı sistemi kazandıracağız. Yaklaşık 32 km olan proje genel itibariyle 824 bin kişinin yaşadığı şehrimizde özellikle Akçaabat, Yomra ve Ortahisar hattında 500 bin insanımıza hizmet edecek. Özellikle yaz aylarında turizmin artması ile yoğunlaşan trafik rahatlamış olacak. Çalışmaları devam eden uygulama projelerinin tamamlanmasının ardından da en kısa sürede ihale edecek ve yapım çalışmalarına başlayacağız. Bu arada Kırıkkale – Çorum arası hızlı tren yapım ihalesini de Ağustos ayı içerisinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yıl sonuna doğru ya da gelecek senenin başında da Çorum ile Samsun arasının ihalesini gerçekleştireceğiz. Bir taraftan da Samsun’dan Sarp’a sahilden demiryolu götürebilmeyle ilgili proje çalışmalarını başlattık. Bu ne kadar zor olsa da Doğu Karadeniz’de yoğunluklu olarak yerleşim de sahilde olduğu için yük taşırken bir yandan da yolcu taşımacılığı açısından doğru bir planlama yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Trabzon Havalimanı 2024 yılının ilk 6 ayında 11 bin 360 uçak trafiğiyle 1,5 milyondan fazla yolcu ağırladı”

Trabzon için yatırım programına alınan yeni bir havalimanı projesi olduğuna dikkat çeken Bakan Uraloğlu, “Trabzon Havalimanımızda ülkemizin en yoğun havalimanlarından biri biliyorsunuz. 2023 yılında iç ve dış hatlarda yaklaşık 3,5 milyon yolcuya hizmet sunarak ülkemiz havalimanları arasında 9. sırada yer aldı. Bu yıl ilk 6 ayında iç ve dış hatlarda 11 bin 360 uçak trafiğiyle 1,5 milyondan fazla yolcu ağırladı. Sürekli artan yolcu sayısı doğrultusunda da mevcut Havalimanını genişletmek ve Trabzon’a yeni bir havalimanı kazandırmak için çalışmalara da başladık. Özellikle yeni dış hatlar gelen yolcu terminali ve CIP binasının aciliyeti vardı. Dış hatlar terminal binasındaki çalışmalarımızı bitirdik, bağlantı yolunu yapıyoruz. İnşallah, Ağustos ayı içerisinde açacağız. CIP binasını da Türk Hava Yolları kendi konseptine göre iç düzenlemeler yaptı ve tamamladı. O da önümüzdeki günlerde açılacak. Bildiğiniz üzere Trabzon için yatırım programına da aldığımız yeni bir havalimanı projemiz var. Çünkü Trabzon Havalimanının pist uzunluğu 2 bin 650 metre artık sürekli gelişen ve büyüyen Trabzon için yeterli değil. Bu nedenle mevcut yerinden biraz daha kuzeye yeni bir havalimanı inşa edeceğiz. Neden daha doğuya kaydıramıyoruz ya da batıya diyebilirsiniz. Biz coğrafyanın emrettiği ve mühendisliğin de müsaade ettiği imkanlar doğrultusunda çalışıyoruz. Projenin kesinleşmesinin ardından yapım ihalesini de önümüzdeki süreçte başlatacağız” ifadelerini kullandı.

31 Mart seçimlerini değerlendiren Bakan Uraloğlu, “Bazen dizlerimizi birazcık kırarsınız. Birazcık alçaltırsınız. Birileri sizin diz çöktüğünüzü zanneder. Halbuki siz daha yukarıya doğru zıplamak için bunu yapmışsınızdır. 31 Mart’ı ben tam böyle benzetiyorum” dedi. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-zigana-tunelinden-acildigi-gunden-itibaren-2-milyon-200-bin-ustunde-arac-gecti/feed/ 0
Trabzonspor Teknik Direktörü Avcı: Taraftarımızın önünde kazanarak ikinci turu elimize almak istiyoruz https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-avci-taraftarimizin-onunde-kazanarak-ikinci-turu-elimize-almak-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-avci-taraftarimizin-onunde-kazanarak-ikinci-turu-elimize-almak-istiyoruz/#respond Wed, 31 Jul 2024 23:18:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42917

Trabzonspor Teknik Direktörü Avcı: Taraftarımızın önünde kazanarak ikinci turu elimize almak istiyoruz

Selçuk BAŞAR – Nurgül GÜNAYDIN/ TRABZON, – Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, “Taraftarımızın önünde daha iyi bir oyun ve kazanarak ikinci turu geçmek istiyoruz. İki perdeli oyunun birincisi bitti. 2-0 öndeyiz ama bir 90 dakika daha var. Oyun içinde her an dikkatli, konsantrasyonu yüksek, oyun kalitesi daha iyi, daha dikkatli olacağımız bir müsabaka olacaktır. Umarım taraftarımızla beraber bunun karşılığını alacağız” dedi.

UEFA Avrupa Ligi 2’nci Ön Eleme Turu rövanşında Papara Park’ta yarın oynayacağı Ruzomberok maçı öncesi Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı ile kaptan Uğurcan Çakır, Mehmet Cengiz Tesisleri’nde basın toplantısı düzenledi.

Karşılaşmayı iyi bir oyunla seyircileri önünde kazanmak istediklerini belirten teknik direktör Abdullah Avcı, “İkinci resmi müsabakamızı yarın oynayacağız. İlk maçla ilgili yaptığım değerlendirmeleri bir tekrar yapmak istiyorum. Özellikle fizik kalitesi yüksek, her takımın oyun planının olduğu zor bir müsabaka oynadık. Rakibin karşılamada 5-4-1, top kendilerine geçtiğinde 3-4-3’e göre pozisyon aldıkları özellikle güçlü taraflarını bize karşı çok iyi kullandılar. Direkt oyunlar, kenar ortalar, taçlar, bu konuda bize karşı etkili oldular. Onun dışında biz oyun olarak zaman zaman iyi şeyler yaptık. Belki pozisyon olarak algısı nasıl bilmiyorum ama biz analizini yaptığımızda rakip kadar bizim de girdiğimiz pozisyon var. Kaptanımız o gün gerçekten iyi bir performans gösterdi. ve ilk maçı, ilk resmi müsabaka ve Avrupa kupaları olması açısından kazanmak açısından hem de deplasmanda 2-0 son derece önemliydi. Onu kapattık. Şimdi ikincisine özellikle rakibin ilk maçta beklemediğimiz akan oyunda da kullandıkları opsiyonlar vardı. Bugün hücumda duran toplarımızı çalışıp yarın kendi taraftarımızın önünde daha iyi bir oyun ve kazanarak ikinci turu geçmek istiyoruz. İki perdeli oyunun birincisi bitti. 2-0 öndeyiz ama bir 90 dakika daha var. Oyun içinde her an dikkatli, konsantrasyonu yüksek, oyun kalitesi daha iyi, daha dikkatli olacağımız bir müsabaka olacaktır. Umarım taraftarımızla beraber bunun karşılığını alacağız” diye konuştu.

“VERİLER, İSTATİSTİKLER TARİHTE HEP YER ALIR”

Abdullah Avcı, kendisinin 61’inci yaş gününü kutlayan bir gazetecinin “Yarınki maçı kazanmanız halinde maç başına puan ortalaması en yüksek teknik direktör olacaksınız Trabzonspor tarihinde. Bu sizin için ne anlam ifade ediyor?” şeklindeki bir sorusuna şu yanıtı verdi:

“Öncelikle doğum günümü hatırlattığın için teşekkür ediyorum. Umarım hep beraber Trabzonspor ile beraber yaşın 61 olması ve plaka olması itibarıyla umarım güzel günleri hep beraber yaşarız. Onun için teşekkür ediyorum. Veriler, istatistikler tarihte hep yer alır. Bunlar da önemlidir. Ama öncelikle iyi oyun ve maçı kazanmak, turu cebine almak benim için çok daha değerlidir. Tabii ki istatistik seni bir yerde yazacak ülke puanına da katkı sağlayacak bizim hedeflerimize giderken maç kazanmak bizim adımlarımızı çok hızlandıracaktır, özgüvenimizi artıracaktır. Onun için yarınki maçı öncelik kazanmak. Kazandıktan sonra basın toplantısında inşallah eğer bunu gerçekleştirirsek ne hissettiğimi o zaman daha iyi ifade ederim. Ama şu anda daha önceliğim maçı kazanabilmek ve önümüze daha sağlıklı bakabilmek.”

“DÜNYADA KADROLARIN SAYILARI VE KALİTELERİ ARTMAYA BAŞLADI”

Ruzomberok maçında oyun planına ilişkin bir soruya Avcı, “Sezona başlarken veya geçen seneden beri bir plan yapıyorsun. Belki oynatacağın oyun formasyonu ile ilgili bir takım çalışmalar yapıyorsun ve bunun üzerinden oyuncular tercih etmeye çalışıyorsun. Bu zaman zaman gerçekleşmeyebiliyor veya ulaşmak istediğin oyuncudan bazen uzaklaşıyorsun. Şu ana kadar sağ olsun başkan ve yönetim kurulu harika bir şekilde çalışarak daha önde gidiyoruz ama eksiklerimiz hala devam ediyor. Bazen şu oynatmak istediğin formasyon alamadığın oyuncular üzerinden olmuyorsa formasyon üzerinden değişiklikler yapmak ve o esnekliğe de sahip olmamız gerekiyor. Biz de böyle bir teknik ekibiz. Onun için formasyonda bazen değişiklikler olacak. Oyuncu profili bu formasyonu belirleyecek. Ufak tefek dokunuşlar olacak. Çünkü bir sürü departmanımız var, fiziksel durumlar var, süreler var, yeni katılanlar var ve sene sonuna kadar 55 maç hesapladığımızda 1 oyuncunun dahi 55 maç oynama ihtimali yok. Bu değişimler bu rotasyonlar olacak. Artık maçlar çok yoğun gidiyor. Dünyada da kadroların sayıları ve kaliteleri artık artmaya başladı. Kolay değil toparlanmalar üç günde bir olmaları çok zor oluyor. Onun için ufak tefek değişiklikler formasyonda da oyuncuda da olacak. Ama çok büyük değil birkaç değişikliğimiz olacak” diye cevap verdi.

Transfer çalışmalarına ilişkin de Avcı şunları söyledi:

“TRANSFERDE GİDİŞATI EKONOMİ BELİRLEYECEK”

“Başkan ve yönetimle harika bir şekilde yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Çok büyük fedakarlıklar var. Bunu sadece oyuncu alma tarafına da bakmamak lazım. Geldiği ülke, oynatacağın oyun, başka bir ülke. Ekonomisi, Trabzonspor’a zarar verecek bir şeyi ortaya koymak istemiyoruz. İçerdeki dengeleri bu anlamda bozmak istemiyoruz. Şu ana kadar gerçekleşen transferlerden karşılıklı kontak halinde olduğumuz ve iletişim kurduğumuz oyuncuların durumu gerçekleşti. Şu an itibarıyla gidişatı ekonomi de belirleyecek. Ama 2 tane daha minimum belki 3 tane daha oyuncu var planımızın içinde.”

UĞURCAN ÇAKIR: GALİBİYETLE AYRILARAK TURU GEÇMEK İSTİYORUZ

Trabzonspor’da kaptan Uğurcan Çakır sözlerine yeni sezonun herkes için hayırlı olması temennisinde bulunarak başladı. Uğurcan Çakır maçla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hocamın da anlattığı gibi aslında ilk maçtan avantajlı skorla dönüyoruz ama ilk resmi maç olmasının verdiği bir form durumu var. Aslında pek de istediğimiz oyunu sergileyemedik ama buraya avantajlı döndük. İlk resmi maçlar genelde zor oluyor, takımın uyumu için, kondisyon için, form için, özgüven için hepsi zor oluyor. Ama avantajlı bir skorla döndük. Tabii ki ikinci maç için çalıştık. Hocamızın anlattığı gibi rakibimize hazırız. İnşallah yarın da buradan galibiyetle ayrılarak turu geçmek istiyoruz.”

“O GÜNKÜ PERFORMANSI DEVAM ETTİRMEK İSTİYORUM”

Basın mensuplarının sorularıyla devam eden toplantıda Uğurcan Çakır ilk maçta ortaya koyduğu başarılı performansa ilişkin ise şunları kaydetti:

“Avrupa Şampiyonası’nda A Milli Takımımız ile 40-45 gün geçirdim. Orada da iyi bir başarı elde ettik. En azından Türkiyemizi biraz olsun mutlu ettik. Tabii ki milli takımda oynayıp oynamamak çok önemli değil. Çünkü ülke bayrağını temsil ediyoruz ve bu çok güzel ve büyük bir onur. Ondan sonra Abdullah hocam bana biraz fazla izin verdi. 40-45 günden sonra ama 8 günlük bir tatilim vardı orada da en azından fit kalıp takımıma en iyi şekilde katılmak istiyordum. Motivasyon anlamında ben zaten her zaman elimden geleni Trabzonspor için yapmaya çalışıyorum. O gün de benim için güzel bir gündü. Hem benim hem takımımız için güzel bir gündü. Çok çalışıp bu performansımı devam ettirmeyi düşünüyorum. İnşallah öyle olur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-avci-taraftarimizin-onunde-kazanarak-ikinci-turu-elimize-almak-istiyoruz/feed/ 0
AGD Kayseri Şubesi, İsmail Haniye’nin Şehit Edilmesini Kınadı https://www.haber60.com.tr/agd-kayseri-subesi-ismail-haniyenin-sehit-edilmesini-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/agd-kayseri-subesi-ismail-haniyenin-sehit-edilmesini-kinadi/#respond Wed, 31 Jul 2024 23:12:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42911 Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’da uğradığı suikast sonucu şehit edilmesi dolayısıyla Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Kayseri Şubesi tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan AGD Kayseri Şube Başkanı Yusuf Şahin, “İsmail Haniye’nin aziz hatırasına layık bir şekilde Siyonist alçaklarla her platformda mücadele edeceğiz” dedi.

Bürüngüz Cami’de düzenlenen basın açıklamasına AGD Kayseri Şube Başkanı Yusuf Şahin, dernek yönetimi ve üyeleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılmasının ardından yaptığı basın açıklamasında Siyonistlerle her platformda mücadele edeceklerini söyleyen AGD Kayseri Şube Başkanı Yusuf Şahin, “Bu gece sabaha karşı, Filistin direnişinin sembolü olan Hamas Lideri İsmail Haniye, bir suikast neticesinde öldürülen İran Cumhurbaşkanının yerine seçilen yeni Cumhurbaşkanının yemin töreni için bulunduğu İran’ın başkenti Tahran’da Siyonist İsrail’in füze saldırısı neticesinde şehit edildi. İsmail Haniye ramazan ayının son günlerinde alçak Siyonistler tarafından üç evladı ve üç torunu şehit edildiğinde şöyle demişti; “Benim çocuklarımın kanı, diğer mücahitlerin kanından daha değerli değildir, rabbim bana mübarek ramazan bayramında şehit babası olma hediyesi verdi, daha ne olsun ki” şundan emin ol ki; seni şehit edenler, senden uzun yaşamayacaklar. Senin ömrün bitti ama mücadelen, Gazze zulümden kurtulana dek, Mescid-i Aksa özgürleşene dek ve bağımsız Filistin kurulana dek bitmeyecektir. Ailesi ve en yakınlarını rabbine kurban vermesi nedeniyle “Şehitlerin Babası” olarak nitelendirdiğimiz büyük komutan ve aziz lider İsmail Haniye’nin şehadeti büyük bir dönüm noktasıdır. Şehit veren değil şehit kazanan bir mektebin öğrencileri olarak çok iyi biliyoruz ki; İsmail Haniye’nin şehadeti bir son değil muazzam bir başlangıçtır. Terörist İsrail rejimi, İsmail Haniye’yi şehit ederek hiçbir şey başaramamıştır, ancak aziz komutan Haniye çok arzuladığı ve hasretle beklediği şehadet makamına kavuşmuştur. Liderleri şehit olan bir hareket asla yenilmez. Sün Şeyh Ahmed Yasin’i, Abdülaziz Rantisi’yi, Salih Aruri’yi ve daha nice değerli evladını şehit verse de sarsılmayan bilakis daha da büyüyen ve gönüllere kök salan Filistin mücadelesi bugün de mağlup olmayacaktır. Bizi ölümle korkutmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; biz şehadete aşığız. Biz sultan Alparslan’ın evlatlarıyız. Biz Evlad-I Fatihan’ız” dedi.

Şahin, İslam Birliği’nin kurulduğu günleri görene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini söyleyerek, “Hamas lideri İsmail Haniye bir konuşmasında “Milyonlarca şehitle yürüyoruz Kudüs’e” ifadesini kullanmış ve bu davanın savaşçılarının sadece yerin üstünde olmadığını vurgulamıştı. Bugün bizler çok iyi biliyoruz ki; aziz komutan İsmail Haniye erişmiş olduğu şehadet makamında Kudüs’ün ve tüm Filistin’in özgürlüğü için savaşmaya devam edecektir. Bizler de Anadolu gençliği olarak söz veriyoruz ki; şehit lider İsmail Haniye’nin aziz hatırasına layık bir şekilde Siyonist alçaklarla her platformda mücadele edeceğiz. Bir an olsun durmayacağız. Bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Bulunduğumuz her konumu İsrail rejimine karşı bir cephe bileceğiz. Bu cephelerden asla kaçmayacağız. İsmail Haniye’nin şehadetiyle daha da güçlenen Kudüs ve Filistin davamıza sımsıkı sarılacağız. Gün yas tutma günü değildir. Gün acı çekme günü değildir. Gün mücadele ve mücahede günüdür. Siyonist İsrail rejimi ve onun tüm işbirlikçilerine karşı birleşme ve ahidleşme günüdür. Burada sayın Cumhurbaşkanımıza ve Müslüman ülkelerin liderlerine de seslenmek istiyoruz. Hepimiz bir olup tükürsek İsrail boğulur. Silkelenin ve kendinize gelin. Hristiyanları ve Yahudileri kendinize dost edinmeyin. Aranızdaki suni ayrılıkları bir kenara bırakın ve Siyonist İsrail’e karşı birleşin. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz. Önce Müslümanlar olarak birbirinizi sevin. Sevin ki; birleşmenin önündeki en büyük engel ortadan kalksın. Müslümanlar; birbirini gerçek manada sevdiklerinde, mesele kökünden çözülecektir. Bu sevgi olursa, aradaki nifak tohumları kuruyacak, herkes birbirini doğru anlayacak ve gönüller birleşecektir. Bu birleşme olunca; Müslümanlar birbirlerine yaslanacak, birlikte büyüyecek ve birlikte güçleneceklerdir. İşte o zaman, dünya beşten büyük olacak, adalet üzerine yeni bir dünya kurulacaktır. İşte o zaman Necmeddin Erbakan hocamızın dediği gibi İsrail’e öyle bir tokat vuracağız ki, bütün hayatı Gazze şeridi gibi gözlerinin önünden geçecektir sözü yerini bulacaktır. Ey Müslümanlar, bu Siyonistlere karşı her birimiz gücümüz yettiğinden sorumluyuz, bütün gücümüzle çalışıp yeryüzünde İslam Birliği’nin kurulduğu günleri görene kadar çalışmaktan mücadele etmekten asla geri durmayacağız, Allah yar ve yardımcımız olsun” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/agd-kayseri-subesi-ismail-haniyenin-sehit-edilmesini-kinadi/feed/ 0
Kayseri ve Niğde’de İsmail Haniye’nin suikast sonucu şehit edilmesi protesto edildi https://www.haber60.com.tr/kayseri-ve-nigdede-ismail-haniyenin-suikast-sonucu-sehit-edilmesi-protesto-edildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-ve-nigdede-ismail-haniyenin-suikast-sonucu-sehit-edilmesi-protesto-edildi/#respond Wed, 31 Jul 2024 22:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42883 Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’da uğradığı suikast sonucu şehit edilmesini Kayseri ve Niğde’de vatandaşlar protesto ederek, İsrail’e olan tepkilerini dile getirdi.

Kayseri’de ikindi namazını müteakip Bürüngüz Camii önünde toplanan vatandaşlar, “Katil İsrail” sloganları atarak, şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ve Filistin için dua etti. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından bir konuşma yapan Gönüllü Kültür Kuruluşları ve Filistin Dayanışma Platformu Sözcüsü Sait Naci Çamdalı, “Aşağılık Siyonist sürü her gün insan aklının ve vicdanının kabul etmekte zorlanacağı yeni cürümlere imza atıyor. Bu adi suçlu şebekesini zapt etmek ile görevli olan uluslararası hukuk adeta kör, sağır ve dilsiz. Bir avuç vicdan sahibi insan dışında bütün dünya bu olan biteni kabul etmiş durumda. Bu küçük şeytanın ebeveyni durumundaki emperyalist düzen ise Birleşmiş Milletleri ile Avrupa Birliği ile sürekli olarak bu katliamlara destek sağlamakta. Masum Filistinli sivillere yaptıkları akıl almaz işkenceler kendi içlerinde dahi tartışmalara sebep olmakta. Bu lanetli toplumu idare ettiği iddia edilen yöneticiler adeta birer akıl hastası, tımarhanelik deliler topluluğu. Kendisi aleyhinde en ufak bir beyana dahi ağzından salyalar akıtarak kuduz köpek gibi hücuma geçiyor İsrail. Nitekim birkaç gün önce Cumhurbaşkanımızın haklı ve vicdani açıklamaları üzerine ‘seni de Saddam gibi deviririz’ minvalinde açıklamalar ile karşılık verdiler. Dünya tarihinin gördüğü en vahşi köpek sürüsü olan İsrail’e uygulanabilecek tek çözüm itlaf etmektir” dedi.

“Aksiyona geçmek bir şeref, namus meselesidir” diyen Çamdalı, “Bizler bu minvalde şu anda Meclis genel kurulunda görüşülmesi için bekleyen ve İsrail ordusu saflarında insanlık suçlarına iştirak eden yerli Siyonistlerin yargılanması için verilen kanun teklifini gündemde tutmalı ve yerli Siyonistlerin hukuk önünde hesap vermesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bu konuyla ilgili Filistin Dayanışma Platformu çadırındaki imza kampanyasına desteklerinizi muhakkak bekliyoruz. Şehidimiz İsmail Haniye’nin bizlere son çağrısı ‘3 Ağustos günü bütün İslam alemi Gazze’ye destek için sokaklara çıksın’ şeklindeydi. Bu bize şehidimizin vasiyetidir. Sokakları, meydanları her zamankinden daha çok doldurmalıyız. Cemaat, cemiyet fark etmeksizin Filistin ve Gazze konusunda yapılan her türlü çalışmaya destek vermeliyiz. Fitneye düşmemeli, parçalanıp bölünmemeli, güçlü ve birlikte olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Yüzlerine Haniye’nin maskesini takan vatandaşlar, tekbir getirerek İsrail’e lanet okudu.

Niğde’de de gıyabi cenaze namazı kılındı

Niğde Sivil Toplum Platformu öncülüğünde toplanan vatandaşlar, İran’da uğradığı suikast sonucu şehit edilen İsmail Haniye için gıyabi cenaze namazı kıldı. Ardından meydana kadar yürüyen vatandaşlar; Haniye ve Filistin için dua etti. Burada konuşan AGD Niğde Eğitim Komisyonu Başkanı Ramazan Öztürk, “Bu gece sabaha karşı, Filistin direnişinin sembolü olan Hamas lideri İsmail Heniye, bir suikast neticesinde öldürülen İran Cumhurbaşkanının yerine seçilen yeni Cumhurbaşkanının yemin töreni için bulunduğu İran’ın başkenti Tahran’da Siyonist İsrail’in füze saldırısı neticesinde şehit edildi. İsmail Haniye Ramazan ayının son günlerinde alçak Siyonistler tarafından üç evladı ve üç torunu şehit edildiğinde, ‘Benim çocuklarımın kanı, diğer mücahitlerin kanından daha değerli değildir, rabbim bana mübarek Ramazan Bayramı’nda şehit babası olma hediyesi verdi, daha ne olsun ki’ demişti. Yarabbi; bu nasıl bir iman ve teslimiyettir. Şehadetin mübarek olsun ey güzel insan. Şundan emin ol ki; seni şehit edenler, senden uzun yaşamayacaklar. İsrail rejimi, İsmail Heniye’yi şehit ederek hiçbir şey başaramamıştır. Ancak aziz komutan Heniye çok arzuladığı ve hasretle beklediği şehadet makamına kavuşmuştur. Gün yas tutma günü değildir. Gün acı çekme günü değildir. Gün intikam günüdür. Siyonist İsrail rejimi ve onun tüm iş birlikçilerine karşı birleşme ve ahitleşme günüdür” şeklinde konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-ve-nigdede-ismail-haniyenin-suikast-sonucu-sehit-edilmesi-protesto-edildi/feed/ 0
Yeni Malatyaspor, lige katılmak için destek bekliyor https://www.haber60.com.tr/yeni-malatyaspor-lige-katilmak-icin-destek-bekliyor/ https://www.haber60.com.tr/yeni-malatyaspor-lige-katilmak-icin-destek-bekliyor/#respond Tue, 30 Jul 2024 22:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42705 Yeni Malatyaspor Asbaşkanı Asbaşkan Şahin Altunok, bu şartlar altında lige katılmalarının mümkün olmadığını, ancak gerekli destek verilirse önlerindeki çok kısa süre içerisinde bir şeyler yapabileceklerini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurulunda eski başkan Mehmet Büyükekşi yerine seçilen İbrahim Ethem Haciosmanoğlu ve yeni yönetimi, Yeni Malatyaspor Kulübü ile iletişime geçerek, takımın lige katılmasını ve fikstürü bozmak istemediklerini iletmişlerdi. Akabinde gerçekleştirilen fikstür çekimine Yeni Malatyaspor Kulübü’nü ekleyen TFF, bu hamlesi ile kararını resmileştirmişti.

Kulübün şu anda içerisinde bulunduğu şartlar altında lige katılmasının imkansız olduğunu vurgulayan Yeni Malatyaspor Kulübü Asbaşkanı Şahin Altunok, “Yaklaşık iki hafta sonra başlayacak olan liglere bu halde katılmamız imkansız. Hem stadyumumuz hasarlı hem de tesislerimiz. Bir de bunun yanında transfer tahtamızın da kapalı olması nedeniyle neredeyse oynatabileceğimiz oyuncumuz bulunmamakta. Elbette çok genç yaşlarda çok yetenekli oyuncularımız var. Fakat bu arkadaşlarımızın birçoğu daha önce profesyonel bir arenada oynama fırsatı bulamadı. Ayrıca takdir edersiniz ki bu sezon ligimizde yapılan transferlerin birçoğu Süper Lig seviyesinde. Her geçen gün artan bir kalite var. Bu nedenle her ne kadar gençlerimize güveniyor olsak da, onları bu denli zorlu bir ligin içerisine sokmak hem kulübümüze hem de bu genç arkadaşlarımızın kariyerlerine olumsuz olarak etki edecektir” dedi.

Altunok: “Yeni Malatyaspor’umuz bir inat uğruna bir hiç olma yolunda”

Yeni Malatyaspor Kulübü’nü şehrin ortak paydaşlarıyla birlikte ayağa kaldırabileceğini, herkesi kulübün etrafında kenetleyebileceğini dile getiren Asbaşkan Altunok, “Geçtiğimiz günlerde Kulüp Başkanımız Adil Gevrek’in başkanlığında gerçekleştirmiş olduğumuz yönetim kurulu toplantısında, içerisinde bulunduğumuz mali krizi çözme noktasında somut adımlar atamadık. Bu nedenle bu sezon lige katılmamız mümkün görünmüyor. Kulüp Başkanımız Adil Gevrek tüm sorumluluğu kendi üzerine alarak, takımın ligden çekilmesi kararını aldı. Bu sezon Türkiye Futbol Federasyonu’nun tüm zorlamalarına rağmen almış olunan bu kararın Yeni Malatyaspor’umuza vereceği zararları da ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz. Bu şehrin en büyük sosyal aktivitesi olan, bu şehrin tanıtımında en büyük rollerinden bir tanesini üstlenen Yeni Malatyaspor’umuzun adeta uçurumdan kayarmışçasına dibe çakılmasına yüreğimiz el vermiyor. Biz bu yönetime girerken bu kulübü eskisinden daha iyi bir seviyeye getirmek ümidiyle yola çıkmıştık. Ama geldiğimiz noktada, eskiden yapılan büyük hataların bedellerini ödemeye devam ediyoruz. Üzülerek söylüyorum ki tüm bu yaşananlara rağmen hala bariz bir şekilde yapılan hatalar Yeni Malatyaspor Kulübümüzün sonunu hazırlamaktadır. Ben buna razı değilim. Dünya genelinde bulunan yaklaşık 4 milyon Malatyalı’nın gözü ve kulağı burada. Herkes artık somut adımlar atılması gerektiğini başka bir çıkar yolu olmadığını dile getiriyor. Ligin başlamasına yaklaşık iki hafta kadar bir süre kaldı. Bursaspor, Erzurumspor gibi köklü kulüplerin bir gecede, birkaç günde ne kadar büyük meblağlarda bağışlar topladığına hepimiz şahit olduk. Bursaspor kısa bir sürede 250 milyon TL gibi büyük bir meblağ topladı. Dönüp baktığımız zaman biz göreve geldiğimiz günden beri bu işi yapmadık. Ne zaman bu teklifi sunsak, önümüz kapanıyor. Geriye dönüp baktığımızda bireysel olarak bu işi çözelim dediğimizde, iş insanlarımız bazı şeyler değişmediği sürece yardımcı olamayacaklarını ifade ediyorlar. Yeni Malatyaspor’umuz bir inat uğruna bir hiç olma yolunda. Oysaki ben şahsım olarak, bu şehrin tüm paydaşlarıyla bu takımı kurtarabileceğimize inanıyorum. Siyasilerimiz, iş insanlarımız ve taraftarlarımızla bir olursak bu işi çözebiliriz. O yüzden şu kısa süre içerisinde bazı şeyler değişmeli, olmuyorsa da olmuyor denilebilmeli. Yoksa bir daha bunun için şansımız olmayabilir” ifadelerini kullandı. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeni-malatyaspor-lige-katilmak-icin-destek-bekliyor/feed/ 0
Batı Kipaş Kağıt Fabrikası Yangını ve Gündemdeki İddialar https://www.haber60.com.tr/bati-kipas-kagit-fabrikasi-yangini-ve-gundemdeki-iddialar/ https://www.haber60.com.tr/bati-kipas-kagit-fabrikasi-yangini-ve-gundemdeki-iddialar/#respond Tue, 30 Jul 2024 22:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42687 Söke Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde 15 Ocak 2022 tarihinde faaliyetlerine başlayan Batı Kipaş Kağıt Fabrikası atık deposunda 12 Temmuz Cuma günü yangın çıkmış günlerce söndürülememişti. Söndü denilen yangın zaman zaman hala alevlenmeye devam ediyor. Yangınla birlikte Kipaş Kağıt Fabrikası’nın çevreye olumsuz yönde verdiği ile ilgili iddialar da gündemdeki yerini almıştı. Fabrikanın yeraltı sularını kullanımı, atık suları gibi daha birçok konu gündeme taşınmıştı. Yangın felaketinin ardından Kipaş Fabrikası içinde bazı işçilerin maaşlarını alamaması ile ilgili intihar etme teşebbüsü iddiası ve görüntüleri de adeta tuz biber olmuştu.

Batı Kipaş yetkilileri düzenledikleri basın toplantısı ile Söke’nin yerel basın mensupları ile bir araya geldi. Toplantıda Mali ve İdari İşler Müdürü Talip Gençer, Atık Kağıt Satın Alma Müdürü Metin Köse, Enerji ve Yardımcı Tesisler Müdürü Özgür Yılmaz, Çevre İzin Denetim Grup Müdürü Mustafa Bayaroğulları, Üst Düzey Yönetici Asistanı Müge Evin ve, İnsan Kaynakları Şefi Zeliha Sabeh bulundu. Kipaş yetkilileri gündemde yer alan konulara ilişkin açıklamalar yapıp basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“İki aylık kağıt stoğu yandı”

150 bin ton civarında atık kağıdın yandığı belirtilen Kipaş atık deposunda, yangın zaman zaman devam ediyor. Söndü derken, geçtiğimiz hafta sonu alevler yeniden yükselmişti. Yangının tam manasıyla 15 gün sonra tamamen biteceği belirtildi. Depoların kontrol altında tutulduğu ve sürekli izlemenin yapıldığını ifade edildi. Yaklaşık 2 hafta süren yangında fabrikanın 2 aylık kağıt stokunun yandığını kaydedilirken; Müdür Talip Gençer; “Yangını halen tamamen atlatabilmiş değiliz, soğutma çalışmalarımız devam ediyor. Ancak bu arada zarar konusunda sigorta şirketleri de çalışmalar yapıyor. Sigorta şirketleriyle görüşmelerimiz devam ediyor. Zararın maliyeti önümüzdeki günlerde açıklık kazanacak” diye konuştu.

“Tedbirler artırılacak”

Batı Kipaş Kağıt Fabrikasının son teknoloji ile donatıldığı, atık kağıt depolama alanlarının termal kameralarla izlenmesine rağmen böylesi yangınların oluşabildiği ifade edildi. Atık kağıt balyaları içinde yabancı malzemelerin de yer alabildiği belirtilirken; yangının büyümesinde bu maddelerin etkili olduğu ifade edildi. Bundan sonraki olabilecek yangınların lokal bir bölgede kalması ve büyümemesi, daha kısa sürede müdahale edilip, söndürülebilmesi için teknik çalışmaların hemen başlatıldığını ifade eden fabrika yetkilileri; kül olan kağıtların uygun şekilde bertaraf edilmesi çalışmalarının da titizlikle sürdürüldüğünü söyledi. Depolama sisteminde farklı uygulama yapılması için planlama yapıldığı belirtildi.

“Maaş krizi firmamızla ilgili değil”

“Maaş Krizi” başlığı altında çalışanların maaşlarının ödenmediğine ilişkin haberlerin asılsız olduğunu iddia eden Mali ve İdari İşler Müdürü Talip Gençer; “On binlerce çalışıyla bir aile olan Kipaş Holding olarak işçilerimize maaş ödenmelerinin yapılmaması ile ilgili bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Hizmet alımı gerçekleştirdiğimiz ilgili firma yetkililerini uyarmamıza rağmen firmanın işçilerine ödeme yapmaması sonuncunda söz konusu firma ile olan çalışmanın sonlandırıldığını kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz” dedi.

“Ne kadar su kullanılacağı, fabrika kurulmadan belli”

Kağıt fabrikasının aşısı su kullanarak yeraltı su kaynaklarını hızla tükettiği ve önümüzdeki yıllarda Söke’yi susuz bırakabileceği iddialarına yanıt veren Çevre İzin Denetim Grup Müdürü Mustafa Bayaroğulları; “Fabrika kurulurken, Bakanlık kullanılacak suyun miktarı, su kaynaklarını bilerek gerekli izinleri veriyor. Arazi uygunluğuna buna göre karar verilerek, gerekli izinler veriliyor. Maraş’ta 2014 yılından bu yana kağıt fabrikamız çalışıyor, şu ana kadar orada su sıkıntısı yok. Fabrika kurulmadan önce ÇED raporları alınır. ÇED raporunda da ilgili tüm kurumlar bilgi isterler. Su kullanımımızla DSİ dahil ilgili tüm kurumlardan onay alınmıştır. Su yapısı ve su kaynakları ile ilgili de MTA’dan görüş aldık. MTA’nın yönlendirdiği havzadan suyu alıyoruz. ÇED raporları 35 yıllık planlamaya göre hazırlanır. Herhangi bir olumsuzluk görülmüş olsa ÇED ve diğer izinler verilmezdi” dedi.

Fabrikanın kullandığı suyun yüzde 35’nin geri dönüştürüldüğü belirtilirken; bu oranı yüzde 50’ye çıkaracak yatırımın da planlandığı ifade edildi. Söke’deki fabrikanın günde 16 Bin m3 su kullandığı, zaman zaman bu rakamın 22 Bin m3’e çıkabildiği söylendi.

Çevre İzin Denetim Grup Müdürü Mustafa Bayaroğulları; Batı Kipaş’ın son teknoloji arıtma tesisi sistemini kullanan Türkiye’deki önde gelen firmalardan biri olduğunun altını çizdi. Fabrikanın çevre kirliliği oluşturduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Bayraroğulları; “Bakanlık ve ilgili kurumlarca sürekli denetime tabiyiz. Bakanlık izlemelerini online sistemde de anlık yapıyor” dedi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/bati-kipas-kagit-fabrikasi-yangini-ve-gundemdeki-iddialar/feed/ 0
Kartepe Belediyesi Gençlik Kampı https://www.haber60.com.tr/kartepe-belediyesi-genclik-kampi/ https://www.haber60.com.tr/kartepe-belediyesi-genclik-kampi/#respond Mon, 29 Jul 2024 08:42:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42544 Kartepe Belediyesi’nin yaz etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Bir Gençlik ve Gelişim Kampı”nda kamp ateşi yandı.

Doğanın kalbi Kartepe’de düzenlenen kampta gençler unutulmaz bir deneyim yaşadı. 16-18 yaş arası 25 Kartepeli gencin katıldığı geniş kapsamlı programda; sosyal, kültürel, sportif etkinliklerin yanı sıra farkındalık eğitimleri ve bir o kadar da eğlenceli aktiviteler yer aldı. 3 gece 4 gün süren kamp, yaşamın tam içinden gençlere unutulmaz anılar bıraktı.

Kampın ilk günü Gençlerin Kartepe Belediyesi Doğal Yaşam Otelinde odalarına yerleşmeleri ve Kartepe Belediyesi hizmet birimlerini tanıma amaçlı yaptıkları ziyaretle başladı. Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman’ın da katılımıyla çevre duyarlılığı kapsamında eldivenlerini takıp çöp poşetlerini ellerine alan gençler çöp topladı. İlk günün gecesinde kamp merkezinde yakılan ateşin başında toplanan gençler, Başkan Kocaman’nın ev sahipliğinde sohbet, şarkılar, hikayeler ve oyunlarla unutulmaz keyifli bir gece yaşadı.

Gençler tezgah başına geçti

Kampın ikinci gününde sabahın erken saatlerinde Salıpazarı tezgahına geçen gençler esnaflık deneyimini yaşadı. Pazar esnafıyla birlikte halka hizmet eden, bol alışverişin gerçekleştiği etkinlikle emeğin kıymetini anlayan gençler daha sonra fabrika gezisinde üretim sürecini yakından inceleme fırsatı buldu. Strateji ve takım çalışması gerektiren renkli oyun Paintball etkinliği ile güne devam eden gençler gece de kamp ateşinin başında açık hava sinema keyfi yaşadı.

Gölün çevresinde pedal çevirdiler

Kampın üçüncü gününde Eşme’de göl bisikleti turuyla programa başlayan gençler, daha sonra sahildeki çevre ve görüntü kirliliğine yol açan atıkları topladı ve bir farkındalık etkinliğine daha imza attı. Derbent Osmanlı Günlük Yaşam Müzesinde eserleri inceleyen gençler tarihte ufak bir gezintiye çıktı. Daha sonra o yolculuğa Kartepe Teleferiğinde devam ettiler. Duygusal ve anlamlı bir deneyimle devam eden etkinlikte Huzurevi ziyareti gerçekleştirildi. Bu ziyaretle gençler kuşaklararası iletişimi güçlendirme ve yaşlılara saygı konularında önemli bir farkındalık kazandı. Çınarlarla sohbet eden, onların yaşam tecrübelerini dinleyen gençler yaşlıların kalplerini ısıttı. Program daha sonra kişisel gelişim etkinliği ve dart turnuvasıyla devam etti. Kamp ateşinin yakılmasıyla birlikte gençler kareoke yaptılar ve günü bitirdiler.

Son günde heyecanlı aktiviteler

Kampın son gününde esnaf ziyaretlerinde kısa süreli mesai yaparak farklı iş kollarında satışlar gerçekleştiren gençler, günün devamında ATV safari turu, zipline ve dev salıncak ile heyecanlı dakikalar yaşadı. Kampın son gününün akşamında da hem mutlu hem de hüzünlü bir veda yaşandı. Yeni tecrübeler kazanırken farklı deneyimler yaşayan gençler, dolu dolu, eğitici, öğretici, eğlenceli ve çok keyifli bir kamp programı yaşadıklarını, unutulmaz anılar biriktirdiklerini ifade ederek, Başkan Kocaman ve ekibine teşekkür etti.

“Beklediğimizden daha keyifli geçti”

Her zaman olduğu gibi kamp boyunca da gençlerle bir arada olmaya çalışan Başkan Kocaman ilki tamamlanan kamp hakkında, “Gençlerimizin sosyal ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlediğimiz bu kamp, beklediğimizden daha keyifli geçti. Kamp boyunca edindikleri deneyimlerle kendilerini geliştirmeleri ve güzel anılar biriktirmeleri bizler için büyük mutluluk kaynağı oldu. Çocuklarımın gözlerindeki ışık hiç sönmesin. Biz her daim Kartepeli gençler için daha çok çalışacağız” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kartepe-belediyesi-genclik-kampi/feed/ 0
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Kentsel Dönüşüm Projesi Eleştirildi https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesinin-kentsel-donusum-projesi-elestirildi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesinin-kentsel-donusum-projesi-elestirildi/#respond Mon, 29 Jul 2024 07:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42532 Eskişehir’de Büyükşehir Belediyesi tarafından kentsel dönüşümü yürütülen 24 dairenin belirtilen tarihin üzerinden 250 gün geçmesine rağmen inşaatının bitmemesi, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak tarafından tepki gördü.

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Odunpazarı ilçesi Gündoğdu Mahallesi’nde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 24 dairenin kentsel dönüşümünün belirtilen tarihin üzerinden 250 gün geçmesine rağmen bitirilmemesini eleştirdi. Kentsel dönüşümle Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşasına devam edilen 24 dairenin teslim tarihinin iki kez ötelendiğini belirten Albayrak, deprem riskine dikkat çekti.

“Eskişehir’i merkezden bir şehir olarak ibaret görmeleri de bizleri üzüyor”

AK Parti hükümetlerinin Eskişehir’de 15 binin üzerinde konut yaptığını belirten AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak şöyle konuştu:

“25 yılda 24 tane daireyi dahi teslim edemeyen ve bunu kalkıp 2023 Aralık’ın başında teslim etmesi gerekirken hazirana öteleyen ve haziran da geçmiş olmasına rağmen hala 250 gün üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen teslim edemeyen bir büyükşehir belediyesi ile karşı karşıyayız. Şimdi biz hep ne diyoruz? Gündemimiz kentsel dönüşüm diyoruz. Kentsel dönüşümle beraber afet listesi alanlar diyoruz. Gündemimiz diyoruz ki deprem diyoruz ama bugün gerçekten 25 yılda 24 tane konutu dahi bitiremeyen bir büyükşehir belediyesiyle karşı karşıyayız. Malumunuz Eskişehir’de AK Parti’miz, AK Parti hükümetlerimiz şu an 15 binin üzerinde konutları yaptı. Adım adım teslim ediyor. Yetmedi bunları ilçelerde de yapmaya başladı ve ilçelerde de şu an teslim etmeye devam ediyor. En önemlisi şu an Odunpazarı’nda Mamuca’da işe başladığımız süre içerisinde Türkiye’de ilk olan Odunpazarı Belediyesi’nin önünü mühürlemesi noktasında işin uzamasına vesile olan ama şu an gelinen noktada 3 bin 109 konutumuzda inşallah bu yılsonu itibarıyla hak sahiplerine teslim edeceğiz. Gerçekten AK Parti bu şehre büyük hizmetler yaptı. Bunların en başında da TOKİ’yle beraber kentsel dönüşümle beraber vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran konutlar ve yapı stokunun çoğalmasıydı. Ama burada Büyükşehir Belediyesi ve alt belediyelere baktığımız zaman iş yapma noktası olmaması, iş yapma becerisinin olmamasını burada görmüş olduğunuz 24 konut da dahil yapamadıklarını görüyoruz. Bir borç gırtlağına girmişler. Bu şehir için bir hayalleri yok. Eskişehir’i merkezden bir şehir olarak ibaret görmeleri de bizleri üzüyor. Bakın Eskişehir ne olursa olsun deprem bölgesinde olan bir şehirdir. Onun için Allah göstermesin burada bir deprem olduğu zaman çok büyük zayiatlar ve sıkıntılar vermemek adına bugünden bazı şeylerin tedbirini almamız gerekiyor diyoruz. Buradan tekrardan Büyükşehir belediyesine ve alt ilçe belediyelerine sesleniyoruz.”

“25 yılda 24 tane daireyi bitiremediniz”

Kente değer katılması gerektiğini söyleyen AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulundu. Eskişehir’e güzel projeler getirilmesi gerektiğini belirten Albayrak, “Diyoruz ki; 25 yılda 24 tane daireyi bitiremediniz. Ama gelin bu şehre güzel hizmetler noktasında bir çaba gösterin. Ortaya bir değer koyun. Güzel projeleri getirin diyoruz. Çünkü bunu artık vatandaşımız bekliyor diyoruz. Geçmiş dönemde de bunları gündeme getirdiler mi getirdiler? Bunları gündeme getiren tekrardan biz olduk. Tepebaşı Belediyesi’ndeki meclis üyelerimiz oldu. Ama o konuda da ne yaptılar? Bunları komisyona götürdüler ve beklettiler. Seçim dönemi yaklaştığı zaman kart artırımıyla alakalı çalışmaları yapacaklarını beyan ettiler. Ama bugün seçimden takriben 4 aylık bir zaman dilimi olmasına rağmen hiçbir çalışma yapmıyorlar. Hiçbir şeyi gündeme getirmiyorlar. Şu an farklı bir dünyaları var. Gündemi farklı yönlerle geçiştirmeye çalışıyorlar. Biz de ısrarla yine söylüyoruz. Şehrin gündemi bence kentsel dönüşümdür. Şehrin gündemi depremdir, trafiktir, susuzluktur, kuraklıktır. Bu konuda bütün belediyelerin çalışması gerekir diye düşünüyoruz” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesinin-kentsel-donusum-projesi-elestirildi/feed/ 0
Sahipsiz hayvanlara yönelik kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda https://www.haber60.com.tr/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.haber60.com.tr/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42512 AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Başıboş, sahipsiz köpekler, son yıllarda popülasyonu kontrol altına alınamaması nedeniyle giderek büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Sayıları her geçen gün artan ve sokaklarda sürüler halinde yaşamaya başlayan başıboş köpekler, en temel insan hakkı olan yaşam hakkını dahi tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Bölüm üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, kanun teklifinde sahipsiz köpeklerin sokaktan toplanması, kısırlaştırılması ve sahiplendirilinceye kadar barınaklarda tutulmasının öngörüldüğünü ancak sonrasındaki durumunun ise belirsiz olduğunu söyledi.

Hayvanların sahiplendirilmesi konusunda vatandaşlara teşviklerin ortaya konulması gerektiğini ifade eden Şahin, “Buradaki temel sorun, barınakların yetersizliği ve mevcut koşulların kötü halidir. Barınaklarda önce sahipsiz hayvanların yaşatılabileceği özel yaşam alanları, doğal yaşam parkları oluşturulması gerektiğini savunuyoruz. Toplayalım, kısırlaştıralım, aşılayalım ve doğal yaşam parklarında güven içinde yaşatalım diyoruz.” şeklinde konuştu.

Şahin, kanun teklifiyle merkezi yönetimin sorumluluğu daha çok belediyelerin üzerine bıraktığını belirterek, “Belediyeler bu yükü tek başına kaldıramaz. Merkezi yönetimin belediyelere bütçe desteği sağlaması önemlidir. Özel yaşam alanları için belediyelere özel alanlar da tahsis edilmelidir.” dedi.

İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, kanun teklifinin hayvanları korumaya yönelik olmadığını öne sürerek, sokakların daha güvenli hale getirilmesi için çözümlerin olduğunu söyledi.

Veteriner Hekimleri Birliği, özel poliklinikler, hayvanseverler, kamu kurumları, belediyelerle beraber hayvan hakları kurulunun oluşturulmasını savunan Özlale, şunları kaydetti:

“Bu işe bir çözüm getirelim. Öbür türlü getireceğiniz yasa, sizin elinizi kana bulamaktan başka hiçbir işe yaramaz. Eğer bizler bu seferberlikte de başarılı olursak zaten sokak hayvanlarının yaşama süresi maalesef 5 ila 7 yıl, çok değil dört sene içerisinde sokak hayvanlarının sürdürülebilir bir sayıya ulaşacağını görebiliriz. Yani çözüm var ve bu çözüm insanların güvenliği ile sokak hayvanlarının yaşam hakkı arasında bir tercih yapmayı da gerektirmiyor.”

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, kanun teklifinin hazırlanırken uzman görüşlerinin alınmadığı eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, komisyon görüşmeleri sırasında da uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının dinlendiğini söyledi.

Yasanın özünde sokaklarda hem hayvanların hem de insanların hayatını koruyabilmek olduğunu dile getiren Varlı, “Kanunun özünde de ‘Al kısırlaştır ve sahiplendir’ var. Barınaklar konusunda ciddi eksiklikler var. Bunların bir an önce tamamlanması lazım. Barınakları hayvanların orada en iyi şartlarda yaşayabileceği hale getirmemiz lazım. Bunun Türkiye’de birçok belediye de örnekleri var. Belediyelere verilecek yetkiler, Tarım ve Orman Bakanlığının da katkısıyla barınakları yapıp hayvanlara en iyi koşulları sağlamamız lazım.” dedi.

Varlı, hayvan hakları konusunda daha önce birçok yasanın çıkarıldığını hatırlatarak, “Bu yasalar yetirince kabul görmemiş ya da uygulanmadığı için bugün hayvan popülasyonunda çok ciddi artış var. Bu popülasyonu azaltmak ve en asgariye indirmek için zaten bu yasa yapılıyor.” ifadelerini kullandı.

DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, insanların da bir kuş ve balık kadar yaşam hakkına sahip olduğunu savunarak, “Onların yaşam hakkı bir Mecliste durdurulduğu takdirde insanın da yaşam hakkı yoktur. Burada ‘Sokakta yaşayan köpekler nasıl öldürülecek?’ diye tartışıyorsak yarın ‘Biz, bu insanların önce hangilerini öldürelim, sonra nasıl öldürelim?’ deriz.” şeklinde konuştu.

Sahipsiz hayvanlarla ilgili sorunun çözümü için önerilerde bulunan Çubuk, “Canlı, özellikle cins canlı üretimi engellenmeli, hayvan dövüştürme engellenmeli, dövüştürülen canlılar korunmalı, yunus parkları ve hayvanat bahçeleri kapatılmalı, canlıların satışı yasaklanmalıdır. Bunlar suç olarak tanımlanmalı ve cezaları caydırıcı olmalı. Bir cins hayvanı üretip satana 80 bin lira ceza, devede kulaktır. Hayvanlara yönelik şiddet, işkence, cinayet suçları mala zarar olarak değil cana zarar olarak tanımlanmalıdır.” diye konuştu.

“Teklifi derhal geri çekin”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, kanun teklifinin, Meclisin ziyaretçiye kapatıldığı bir pazar günü görüşüldüğünü belirterek, “Meclisi kapatmak yerine keşke bu localarda kanun teklifini destekleyen, desteklemeyen tüm yurttaşlarımız olsaydı da onların gözetimi ve denetimi altında bu yasayı konuşabilseydik.” dedi.

Başıboş hayvan popülasyonunun artması, barınakların yetersiz olması ve kısırlaştırmaların yapılmaması gerekçesiyle kanun teklifinin hazırlandığını dile getiren Günaydın, daha düne kadar Türkiye’nin neredeyse tüm belediyelerinin AK Parti’de olmasına rağmen bu eksikliklerin tamamlanmadığını söyledi. Günaydın, “Son 15 yılda 1 milyon 200 bin hayvan kısırlaştırılmışsınız, CHP’li belediyeler ise 2019’dan 2024’e kadar 1 milyon 300 bin hayvan kısırlaştırmış. Demek ki biz, sizin 15 yılda yaptığınızdan daha fazlasını 5 yılda yapmışız.” diye konuştu.

Günaydın, 2002 yılında 120 barınak olduğunu, son 20 yılda sadece 200 barınak daha yapıldığının altını çizerek, 2028 yılına kadar yaklaşık 4 milyon hayvanı içine alacak barınak inşa edilmesinin mümkün olmadığını savundu. Bu kanun teklifiyle özellikle CHP’li belediyelerin zor duruma düşeceğini savunan Günaydın, “Hayvan barınağının tanesi 60 milyon lira. 1600 barınak için 96 milyar lira bütçeye ihtiyaç var. Bir barınağın aylık maliyeti 20 milyon lira. Sizin bu barınakları çalıştırabilmeniz için ayda 35 milyar, yılda 960 milyar lira kaynağa ihtiyacınız var. Bu kaynağı nereden bulmayı planlıyorsunuz?” diye sordu.

Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Teklifi derhal geri çekin, Türkiye Belediyeler Birliği dahil olmak üzere herkesle müzakereyi yapın, paydaşlarla yeniden görüşün, sorumluluğu sadece belediyelere değil bakanlıklara da dağıtın. 2019 Komisyonunda olduğu gibi fonu kur, belediyelere fon ver, 2 milyon dişi köpeği, yılda 700 binini kısırlaştıracak şekilde kampanyaya gir, aşılamayı etkinleştir, yılda 30 bin civarında olan sahiplendirmeyi 100 bine çıkar, saldırganlık eğitimi gösteren köpekleri öldürme, rehabilite et. Bir tek yurttaşımıza sahipsiz köpek saldırmasın, bunun önlemini al, bunun üzerinden propaganda yapma. STK’lerle birlikte çalış, hayvan öldürmekten vazgeç.”

“Kontrol edilemeyen köpek popülasyonu maddi ve manevi kayıplara sebep oluyor”

AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, hayvanların rahat yaşamalarını, iyi ve uygun muamele edilmesini, hayvanların acı ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını sağlamak amacıyla 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu’nun kabul edildiğini, 2021 yılında da aynı kanunda yapılan değişikliklerle hayvanların mal statüsünden çıkarılarak canlı statüsüne alınmasının sağlandığını anlattı.

Mevcut kanunun, başıboş köpeklerin rahat yaşamasını ve can güvenliğini tam anlamıyla sağlayamadığı gibi insanların ve diğer canlıların yaşadıkları sorunları çözmekte yetersiz kaldığının altını çizen Yenişehirlioğlu, şöyle konuştu:

“Başıboş, sahipsiz köpekler, son yıllarda popülasyonu kontrol altına alınamaması nedeniyle giderek büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Sayıları her geçen gün artan ve sokaklarda sürüler halinde yaşamaya başlayan başıboş köpekler, en temel insan hakkı olan yaşam hakkını dahi tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. Halihazırda yaşanan sahipsiz hayvan sorununun farklı boyutları da bulunmaktadır. Bir bölgede sahipsiz hayvan sorununun artması sonucunda orada yaşayan insanların, vücut bütünlüğü, can güvenliği ve yaşam standartları tehlikeye girmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü verileri doğrultusunda 2019-2023 yıllarında hayvana çarpma şeklinde 3 bin 534 trafik kazası, buna bağlı olarak 55 ölüm, 5 bin 147 yaralanma meydana gelmiştir. Sahipsiz hayvanların kamusal alanlarda beslenmesi vatandaşlar arasında sözlü ve fiziksel tartışmalara sebep olmakta, bu da toplumsal gerginliği arttırmaktadır. Başıboş köpek saldırısı sonucu yaralanan ve hayatını kaybedenlerin medyaya yansıyan haber ve görüntüleri infiale neden olmakta ve bu da kamu kurumlarına güvenin azalmasına neden olmaktadır.”

Yenişehirlioğlu, “Kontrol edilemeyen sahipsiz köpek popülasyonu nedeniyle artan saldırılar, kuduz vakaları, zoonoz hastalıklarıyla maddi ve manevi kayıplara sebep olunmaktadır. Bu durum Anayasa ile koruma altına alınan sağlık, güvenlik, yaşam hakkı, maddi varlık ve vücut bütünlüğünün korunması gibi insan haklarının ihlalleriyle sonuçlanmaktadır. Sahipsiz hayvanlar, koyun, keçi, inek, tavuk gibi ekonomik değeri olan hayvanlara saldırarak maddi kayıplara sebebiyet vermektedir. Ülkemiz DSÖ’nün yayımladığı kuduz riski temasının yüksek olduğu ülkeler kategorisinde yer almaktadır.” şeklinde konuştu.

Konuşması sırasında muhalefet milletvekillerinin sık sık sataşmada bulunduğu Yenişehirlioğlu, Genel Kurula hitabının bir bölümünde sesini yükseltti. Sahipsiz hayvanların koyun, keçi, inek, buzağı, tavuk gibi ekonomik değeri olan çiftlik hayvanları için tehdit oluşturduğunu belirtirken “sahipsiz hayvanlar” ifadesini yüksek sesle söyleyen Yenişehirlioğlu’na muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi.

Tartışmalar üzerine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime ara verdi.

Aranın ardından yeniden söz alan Yenişehirlioğlu, Mecliste en uzlaşmacı, herkesle diyalog kuran ve muhabbeti önemseyen biri olduğunu belirterek, “Kürsüde okuduğum metnin dışında doğaçlama bir şey söylemedim. Konuşmamı yaparken sesler yüksekti. Eleştiriler yükselince doğal olarak oradaki konuşmacı sesini yükseltiyor, el kol hareketleri yapabiliyor. Bir Allah’ın kulunu kastettiysem öbür dünyada gün yüzü görmeyim. Öyle bir kastım yok. Hepiniz benim için değerlisiniz, anlamlı ve önemlisiniz. Kalbinizi istemsiz, bilinçsiz olarak kırdıysam hepinizden helallik istiyor, özür diliyorum.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP borcun üstüne yatmak istiyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chp-borcun-ustune-yatmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chp-borcun-ustune-yatmak-istiyor/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:15:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42433 Baba ocağı Rize’de gerçekleşen açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelerden borç tahsiline ilişkin muhalefetten gelen tepkilere sert bir karşılık verdi.

Ayder Yaylası Koruma ve Yenileme Projesi, İl Geneli Kentsel Dönüşüm ve Afet Konutları Anahtar Teslimi ve Toplu Açılış Töreni’nde kürsüye çıkan Erdoğan, “Muhalefete başta emeklilerimiz olmak üzere milletimize meydanlarda verdikleri ancak tutmadıkları sözleri hatırlattım. Popülizm yapmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını ödemelerini ülkemiz için daha hayırlı olacağını söyledim. Bunu söyledim diye adeta kıyamet koptu. Borçlarının hatırlatılması CHP’yi ciddi manada tedirgin etti. Bunlar borçlarının üstüne yatmak için abuk sabuk işler yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;

“Beş ay sonra ata toprağım Rize’de olmaktan memnuniyet duyuyorum.Rize’ye hizmet bizim ev ödevimiz. Ev ödevimizi Allah’a şükür bugüne kadar aksatmadık. Hemşehrilerimden daima tam not aldık. Girdiğimiz tüm seçimlerde Rize’nin güçlü desteğini yanımızda bulduk. 31 Mart’ta da Rizeli hemşehrilerimiz bize sahip çıktı. Partimizden ve ittifakımızdan desteklerini esirgemedi. AK Parti’nin gerçek belediyecilik vizyonuna verdiğiniz destek için her birinize sizlerin şahsında tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Bizim şehirlerimize hizmet sevdamız dönemlik değil ömürlüktür. Rize ile bağımız da bu can tende oldukça güçlenerek devam edecektir. Allah ömür verdikçe Rize ve diğer 80 ilimiz için çalışmaya, taş üstüne taş koymaya, hayalleri tek tek gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Ne deriz o güzel kelam-ı kibarda? Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül muhabbet ister kahve bahane. Bizim için de önemli olan milletimizle gönül köprülerimizi yenilemektir. Ziyaretlerimizde bunu yapıyoruz. Mitinglerimizde bunu yapıyoruz. Toplu açılış törenlerimizde bunu yapıyoruz. İştirak ettiğimiz farklı programlarla aynı şekilde bunu yapıyoruz. Milletimizin teveccühüne layık olmak için gece gündüz koşturuyoruz.

“AFETZEDE KARDEŞLERİMİZ İÇİN EVLERİMİZİ, DÜKKANLARIMIZI TAMAMLADIK”

Bugün Rize’de afet konutlarının anahtar teslimini yapmak ve inşaatı tamamlanan eserlerin açılışını gerçekleştirmek üzere bulunuyoruz. 2021 yılında Rize’miz sel afetine maruz kaldı. Bir bayram günü yaşanan sel felaketinde can kayıplarımız oldu. Selde vefat eden kardeşlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Son yılların en şiddetli sel baskınında yuvalarımız, dükkanlarımız da zarar görmüştü. Devlet olarak bayram günü acıyı yaşamış kardeşlerimize yaralarının sarılacağı, evlerinin en kaliteli şekilde yapılacağının sözünü vermiştik. Hemen birkaç gün içinde kolları sıvadık, temellerimizi attık, gece gündüz demeden arkadaşlarımız çalıştı. Afetzede kardeşlerimiz için inşa ettiğimiz köy evlerimizi, konutlarımızı, dükkanlarımızı, çay alım evlerini, altyapıları ve çevre düzenlemeleri ile birlikte söz verdiğimiz şekilde hamdolsun pırıl pırıl tamamladık.

Afet Başkanlığımız TOKİ ile beraber Çayeli Büyükköy ve Merkez Muradiye’de toplam 108 konutun yanı sıra 10 dükkanı tüm altyapısı ve üstyapısıyla birlikte tamamladı. Bugün işte bunların anahtar teslimini gerçekleştiriyoruz. Rabb’im Rize’mize ve ülkemize bir daha bu tür acılar yaşatmasın niyazında bulunuyorum. Tabii biz Rize’de sadece afet bölgesinde çalışmadık. Şehrimizin birçok noktasında kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirdik. Gerçekten muhteşem eserlere imza attık. Yine TOKİ tarafından Rize Merkez Taşlıdere’de 133 konut ve 20 dükkan ile Rize Güneysu’da 127 sosyal konut inşa edildi. Kentsel dönüşüm projelerimizde 260 konutun ve 21 dükkanın yapımını tamamladık. Yeni, sıcak, güvenli yuvalarının da kardeşlerime hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Böylece toplamda 368 konut ve 31 dükkanı teslim etmiş oluyoruz.

“AYDER’E TOPLAM 2 MİLYAR 687 MİLYON LİRALIK YATIRIM YAPTIK”

Resmi açılışını yaptığımız bir diğer eser Ayder Yenileme ve Koruma Projesi Kapalı Otopark inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesidir. 1800 araçlık kapalı otoparkımız eşine az rastlanır şekilde üstü yeşil alan ve ağaçlarla süslenerek yer altına inşa edildi. Artık araçlar burada otoparka bırakılıyor. Vatandaşımız aracına biniyor, ziyaretini yapıyor, keyfini çıkarıyor ve aracına geri dönüyor. Ayder’in hiçbir yerinde insan kaynaklı kirlilik yaşanmıyor. Toplam 517 milyon lira maliyetle hizmete verdiğimiz bu önemli altyapı yatırımının da şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Böylece sadece çevre ve şehircilik alanında bugün Rize’mize 855 milyon liralık bir yatırımı kazandırmış oluyoruz. Karadeniz’in gözbebeği olan Ayder’e yaptıklarımız bunlarla sınırlı değil. Altyapı yenilemesi, çevre düzenlemeleri ve diğer pek çok çalışmamızla Ayder’imizi kirlilikten, çirkin yapılaşmadan kurtardık. Yıktığımız çarpık binaların yerine bir termal otel ve 6 apart otel inşa ettik. Bu otellerin tüm inşa malzemeleri de bölgenin yöresel özelliklerine ve renklerine uygun şekilde doğal malzemelerle yapıldı. Ayder’de daha evvel yapılmış tüm otellerin, evlerin kirli suları fırtına deresine akıyordu. Son teknolojiye sahip bir arıtma tesisi yaparak su kirliliğini de önledik. Güncel rakamlarla Ayder’e toplam 2 milyar 687 milyon liralık yatırım yaparak eski güzelliğine kavuşturduk. Ayder’in güzelliğine güzellik katan bütün bu projelerde emeği olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini tebrik ediyor, mimarlarımıza, mühendislerimize, işçilerimize ayrıca teşekkür ediyorum.

Bunlarla birlikte diğer bakanlık ve belediyelerimizin yapımı tamamlanan eserlerini de bugün resmen sizlerin istifadesine sunuyoruz. Rize Belediyemizin merkezde hayata geçirdiği dört farklı projeyi, Milli Eğitim Bakanlığımızın Merkez, Pazar ve Ardeşen’de inşa ettiği anaokullarını ve ilkokulları, Gençlik ve Spor Bakanlığımızca Güneysu, Ardeşen ve Kalkandere’de tamamlanan eserleri, İl Özel İdaremizin şehrimize ve ilçelerimize kazandırdığı eserleri, projeleri ve yapım işlerini, Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğü ile İller Bankamız tarafından tamamlanan düzenleme ve yapım işlerini bugün resmen açıyoruz. Böylece farklı alanlarda toplam tutarı 1,6 milyar lirayı bulan 32 kalem hizmet eser ve yatırımı şehrimize kazandırıyoruz. Bu hizmetlerin Rize’mize kazandırılmasında vesile olan belediyemizi ve kurumlarımızı da tebrik ediyorum. Rabb’im Rizeli kardeşlerimizin hayır duasını alacak daha nice açılışlar yapmayı bizlere nasip eylesin. Her zaman ne diyoruz? Aşkınan, çalışan yorulmaz. Biz de ülkemize, milletimize ve Rizeli hemşehrilerimize hizmet ettiğimiz sürece yorulmuyoruz, yorulmayacağız.

“LİMAN HİZMETE GİRDİĞİNDE BURASI KARADENİZ HAVZASINDA BÜYÜK TONAJLI GEMİLERİN YENİ ADRESİ OLACAK”

Rize’nin ve bölgenin ekonomisine çarpan etkisi yapacak diğer vizyon projelerimizin inşası hızla devam ediyor. Rize İyidere Lojistik Limanı’nın yapımında önemli bir eşiği daha aştık. Liman inşaatının gerçekleşme oranı yüzde 50’yi geçti. Proje bedeli 6,4 milyar liraya varan bu muazzam projeyi inşallah 2026’da tamamlamayı hedefliyoruz. Liman hizmete girdiğinde burası inşallah Karadeniz havzasında büyük tonajlı gemilerin yeni adresi olacaktır. Sefer süresini kimi rotalarda bir aydan 15 güne indiren özelliğiyle bu liman ülkemizin deniz ticaretinden aldığı payı daha da artıracak. Tüm bunlara ilave olarak daha pek çok projemizi hizmete sunarak ekonomik, ticari ve turizm açısından bölgemizi hak ettiği yere getireceğiz.

İşte görüyorsunuz bizim gündemimizde toplu açılışlar var. Bizim gündemimizde hizmet var, eser var, yatırım var. Bizim gündemimizde şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlamak var. Biz çalışıyoruz. Laf üretmiyoruz. İş üretiyoruz iş. Biz koşuyoruz. Biz tüm Türkiye’ye hizmet götürüyoruz. Ülkemize, milletimize, insanlığa eser kazandırmak için ter döküyoruz. Bakınız dün İstanbul’da HİT 30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı gerçekleştirdik. Türkiye’yi ileri teknolojinin tasarım, geliştirme ve üretim merkezi yapacak gerçekten önemli bir programı iş dünyamızın istifadesine sunduk. Bugün buradayız. Sizlerle birlikteyiz. Toplu açılış yapıyoruz. Ağustos ayında başka illerimizde açılışlar gerçekleştireceğiz. Yani bahanelere sarılmadan, ona buna kulak asmadan, bölgemizdeki sıkıntılara aldırmadan, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için mücadele ediyoruz.

“ÇIĞIRTKANLIK YAPARAK DEFOLARINI KAPATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Peki biz bunları yaparken muhalefet ne yapıyor? 22 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de onu yapıyorlar. İş yapmak, hizmet etmek yerine mazeret üretiyorlar. Çığırtkanlık yaparak cazgırlık yaparak defolarını kapatmaya çalışıyorlar. Şimdi bakınız değerli hemşehrilerim bu haftaki grup toplantımızda hükümet olarak emeklilerimizle ilgili gayretlerimizden bahsettim. Son 22 yılda en düşük emekli aylığı ve asgari ücretin nereden nereye geldiğini rakamlarla ortaya koyduk. Dolar bazında reel olarak ve enflasyonla karşılaştırılmalı bir şekilde neler yaptığımızı tek tek anlattım. Muhalefete başta emeklilerimiz olmak üzere milletimize meydanlarda verdikleri ancak tutmadıkları sözleri hatırlattım. Popülizm yapmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını ödemelerini ülkemiz için daha hayırlı olacağını söyledim.

“CHP’li BELEDİYELER ZATEN ÇÖP TOPLAMIYOR Kİ”

Bunu söyledim diye adeta kıyamet koptu. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi çok rahatsız oldu. Borçlarının hatırlatılması CHP’yi ciddi manada tedirgin etti. Öyle ki dengeleri bozuldu. Muvazeneleri kaydı. Motor su kaynattı. Kendilerini savunma adına söyledikleri sözlerin aslında beceriksizliğini ikrar etmek olduğunu anlayamıyorlar. Borç alınırken dost, ödenirken düşmandır misali. Bunlar da borçlarının üstüne yatmak için abuk sabuk işler yapıyorlar. Bilhassa CHP’nin Sayın Genel Başkanı her açıklamasıyla kendini ve partisini gülünç durumlara düşüyor. Neymiş? Hükümet mali darbe yapma peşindeymiş. Neymiş? Şayet borçlarını öderlerse CHP’li belediyeler iş yapamaz. Hatta çöpleri bile elleriyle toplamak zorunda kalırlarmış. İyi de CHP’li belediyeler zaten çöp toplamıyor ki. CHP deyince aklına ne geliyor? Çöp, çukur, çamur. Devraldığınız belediyelerde milleti çöp dağlarıyla çamurlarla çukurla tekrar tanıştırmayı başardınız. Kamyonla toplamadığınız çöpleri ellerinizle mi toplayacaksınız?

“SGK’YA EN FAZLA BORCU OLAN İLK 5 BELEDİYE CHP’Lİ”

CHP Genel Başkanının SGK prim borçlarını ödememek için gösterdiği çabayı izledikçe gülsek mi ağlasak mı inanın bilemiyoruz. Kardeşlerim biz kimseye iftira atmıyoruz. Sadece gerçekleri ortaya koyuyoruz. Şimdi bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunların niçin paniklediğini aslında rakamlar bizlere anlatıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’na en fazla borcu olan ilk 5 belediye Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Toplam 96 milyar liralık borcun 65,1 milyar lirası yani yüzde 68’i CHP’li belediye ve iştiraklerine ait. Büyükşehirlerde durum çok daha kötü. Büyükşehir borçlarının yüzde 76’sı CHP’li belediyelere ait. SGK’ya borçluluk noktasında zirveyi bunlar kimseye bırakmıyor. Bir diğer önemli husus şudur. Borcu en fazla olan belediyeler CHP’nin sürekli kazandığı belediyeler. Dahası CHP geçen belediyelerin borcu katlanarak artıyor.

Çalışma Bakanlığımızın yayınladığı en borçlu belediyeler listesine şöyle bir bakın. İlk 5 belediyenin borcunun son 5 yılda 9 ila 883 kat arasında arttığını görürsünüz. Yani bunların borç ödeme gibi bir kültürleri böyle bir alışkanlıkları yok. Eski Genel Başkanları Genel Müdürlüğü döneminde SSK’yı batırmıştı. Belediye başkanları Kılıçdaroğlu’nun kötü mirasını aynen sürdürüyor. Anlaşılan sosyal güvenlik sistemine kast etmek bunların bir geleneği. Meydanlarda vaat dağıtmayı biliyorlar. Atıp tutmayı çok seviyorlar. Ama iş devlete ve millete olan borçlarını ödemeye gelince ara ki bulasın. Ne sözlerine sadıklar ne de borçlarına sadıklar.”

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chp-borcun-ustune-yatmak-istiyor/feed/ 0
Sivas, Tokat ve Yozgat’ta Elektrik Tüketimi Rekor Kırdı https://www.haber60.com.tr/sivas-tokat-ve-yozgatta-elektrik-tuketimi-rekor-kirdi/ https://www.haber60.com.tr/sivas-tokat-ve-yozgatta-elektrik-tuketimi-rekor-kirdi/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:09:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42427 Aşırı sıcaklarla birlikte Sivas, Tokat ve Yozgat’ta klima kullanımının artması, ÇEDAŞ’ın hizmet bölgesinde elektrik tüketiminde üst üste rekorlar kırılmasına neden oldu. 17 Temmuz’dan itibaren 8 gün içinde 5 kez yılın en yüksek elektrik tüketimi rekoru yenilenirken yılın zirvesi 10 bin 22 MWh ile 23 Temmuz Salı günü yaşandı.

Temmuz ayında hava sıcaklıkları ile birlikte, elektrik tüketiminde de ciddi artışlar yaşanmaya başlandı. Sivas, Tokat ve Yozgat’ta kesintisiz, kaliteli ve güvenli elektrik dağıtım hizmeti sunma hedefi ile faaliyet gösteren Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ) verilerine göre üç ilde günlük elektrik tüketimi son 8 günde peş peşe rekorlar kırdı.

Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, küresel sıcaklık ölçümlerinin yapılmaya başladığı tarihten bu yana Dünya tarihinin en sıcak günü rekorunun önce 21 Temmuz’da kırıldığını açıkladı, bir gün sonra ise bu rekor egale edilerek yeni zirvenin 22 Temmuz Pazartesi günü görüldüğünü bildirdi. ÇEDAŞ’ın verilerine göre de 17 Temmuz tarihinden itibaren bölgede günlük tüketimlerde yılın zirve rakamlarına ulaşıldı.

ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’ta günlük toplam elektrik tüketim rekoru 2023 yılında 9 bin 595 MWh ile 15 Ağustos’ta kırılırken, bu yıl 17 Temmuz Çarşamba günü elektrik tüketimi 9 bin 674 MWh ile bu rakamın üzerine çıktı. Bir gün sonra ise bu rekor da egale edildi ve 18 Temmuz Perşembe günü bu kez günlük tüketim 9 bin 678 MWh ile yeni zirve noktasına ulaştı. Bölgedeki elektrik tüketimi 19 Temmuz Cuma günü de 2023 yılındaki zirve rakamının üzerini görerek 9 bin 639 MWh seviyesinde gerçekleşti. Aradan iki gün geçtikten sonra bu kez Dünya’nın en sıcak günü olarak kayıtlara geçen Pazartesi günü ÇEDAŞ’ın hizmet bölgesinde günlük tüketim bu kez 9 bin 883 MWh ile yeni bir rekor kırdı. Ancak asıl rekor 10 bin 22 MWh ile 23 Temmuz Salı günü yaşandı. Böylece 8 günlük sürede Sivas, Tokat ve Yozgat’ın toplam tüketiminde 5 gün rekor kırılmış oldu.

Haziran ayında tüketim yüzde 20,5 arttı

Bu yıl hizmet bölgelerinde haziran ayından itibaren elektrik tüketimlerinde ciddi bir artış gözlemlediklerini ifade eden ÇEDAŞ Genel Müdürü Niyazi Kıvılcım, “Yaz aylarında sıcak havalarda özellikle günün belirli saatlerinde klimaların yoğun kullanımı ile enerji tüketiminde büyük artışlar yaşanıyor. Bu yıl haziran ayında hava sıcaklıkları, tarımsal abonelerin kullanımındaki artış ve 9 güne uzayan Kurban Bayramı tatili nedeniyle bölgemize gelen ziyaretçilerin de etkisi ile bölgemizdeki elektrik tüketimi de arttı. 2023 yılı haziran ayında üç ilimizdeki toplam elektrik tüketimi 199 bin 419 MWh iken, bu yıl aynı dönemde bu tüketim yüzde 20,5 artarak 240 bin 349 MWh’ye çıktı. Temmuz ayında da benzer bir hareket gözlemlemekteyiz. 2023 yılında 1-23 Temmuz tarihleri arasında bölgemizdeki toplam elektrik tüketimi 191 bin 524 MWh düzeyindeydi. Bu yıl aynı tarihlerde tüketim yüzde 12,4 artarak 215 bin 305 MWh’ye ulaşmış durumda” dedi.

“Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla birçok noktada arızaları olmadan yakalayabiliyoruz”

Artan talebe yanıt vermek hedefi ile sahadaki personel ve araç sayısını artırdıklarını dile getiren Niyazi Kıvılcım, “Hizmet verdiğimiz bölgenin enerji altyapısını yeni yatırımlarımız ile güçlendirirken, düzenli olarak bakım ve onarım çalışmaları yapıyoruz. Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla birçok noktada arızaları olmadan yakalayabiliyoruz. SCADA merkezimiz ile birçok noktada meydana gelen kesintilere 2-3 dakika içinde çözüm üretiyoruz. Hedefimiz, bölgemizdeki enerji ihtiyacını en kaliteli ve güvenli şekilde karşılarken, tüketicilerimize en iyi hizmeti sunmak” değerlendirmesinde bulundu. – SİVAS

]]>
https://www.haber60.com.tr/sivas-tokat-ve-yozgatta-elektrik-tuketimi-rekor-kirdi/feed/ 0
Okan Buruk’tan çok konuşulacak transfer sözleri: Bizim dengemizi bozuyor https://www.haber60.com.tr/okan-buruktan-cok-konusulacak-transfer-sozleri-bizim-dengemizi-bozuyor/ https://www.haber60.com.tr/okan-buruktan-cok-konusulacak-transfer-sozleri-bizim-dengemizi-bozuyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:00:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42364 Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, yeni sezon hazırlıklarını sürdürdükleri Avusturya kampında açıklamalarda bulundu. Transfer çalışmalarına ilişkin konuşan Buruk, “Transfer bizim dengelerimizi bozuyor, transfer dönemi herkesin kafasını karıştırıyor. Transfer döneminden çıkmalıyız” dedi. Orta saha transferi için görüştükleri isimler olduğunu belirten tecrübeli hoca “Belki 2 gün, belki 5 gün sonra olacak” ifadesini kullandı.

Okan Buruk’un açıklamaları şu şekilde;

“TRANSFER DÖNEMİNDEN ÇIKMALIYIZ, BİZİM DENGEMİZİ BOZUYOR”

“Önemli bir kadromuz var. Şampiyon kadroya, takıma sahibiz. Kadroda çok fazla kaybımız olmadı. Çok büyük bir avantaj bu. Birbirimizle inanılmaz bir bağ içerisindeyiz. Bu pozitif havamızı sahaya yansıttığımızda çok başarılı oluyoruz. Oyuncularımız çok motive. Son iki maçta bunu biraz daha fazla gösterdik. Fiziksel olarak hazır hale geleceğiz. Psikolojik olarak zaten güçlüyüz. Fiziksel olarak her geçen gün üzerine koyuyoruz. Kadro olarak çok iyi durumdayız. Hepimize düşen bu birlikteliği yaşayalım, birbirimize destek olalım. Şampiyonluktan sonra bunu biraz unuttuk. Transfer bizim dengelerimizi bozuyor, transfer dönemi herkesin kafasını karıştırıyor. Transfer döneminden çıkmalıyız, haftaya zaten ilk resmi maç var.

DOUE VE JELERT SÖZLERİ

Transfer dönemi zaten oluyor, üzerindeyiz, görüşüyoruz, zaten hazırlığımız var. Sağ bekte hazırlığımız vardı. Görüştüğümüz isimler vardı. Transferde birçok şey var. O yüzden sabırlı bir şekilde gittik. Biz kendi içimizde sadece işimize odaklandık. İnşallah yeni sezon da en heyecanlı şekilde başlayacak bizim için. Doue ve kulübüne teklif verirken, Jelert ile de görüşme halindeydik. Hangi kulübün kabul edeceği de önemli oluyor. Ayrı götürdüğümüz operasyon vardı. Onlardan biri oldu. Jelert ilk antrenmanına çıktı. Tanıdığımız, takip ettiğimiz, genç bir oyuncu. Genç olmasına rağmen çok fazla maç oynadı. Maç sayısı da yüksek bir oyuncu. Kısa ve uzun vadede bize katkı sağlayabilecek bir oyuncu. Yaş olarak da uzun vadede de Galatasaray’a önemli şeyler kazandırabilecek bir oyuncu.

ORTA SAHA TRANSFERİ: 2 GÜN, BELKİ 5 GÜN SONRA OLACAK

Bizim kadromuz çok geniş ve güçlü bir kadromuz var. Oyuncu transferi yapacağız ve daha güçlü hale getireceğiz. Bu anlamda çalışmalar yapılıyor. Bir yandan da baktığınızda orta sahada Torreira var, Kerem var, Berkan var. Sezonu çok iyi bitirdiler. Kaan, EURO2024’te orta sahada oynadı. Güçlü oyuncular var ama oraya daha değişik tipte bir oyuncu almak istiyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Birçok görüştüğümüz var. Belki 2 gün, belki 5 gün sonra olacak. Sabırlı ve sakin olmalıyız. Transferde sakinlik çok önemli. En kısa zamanda transferi getirmeye çalışacağız. Panik haline girmeden en doğru oyuncuyu bulmamız gerekiyor.

YENİ YABANCI KURALINDAN MEMNUN

Yabancı sayısıyla ilgili alınan karar bir hoca olarak beni mutlu etti ama marka değeri, ülke futbolu diyoruz devamlı bir şeyleri değiştiriyoruz. Bir kural getiriliyorsa en az 5 yıl devam etmeli. Türkiye’de ana sorunun yabancı olmadığını biliyoruz. Bunun için de bir şeyler yapmamız gerekiyor. 5 yabancıya düşürsen Türk futbolu uçup gitmeyecek. Ana sorunlara eğilmemiz gerekiyor.

“KEREM DEMİRBAY VE YUSUF DEMİR TÜRK OĞLU TÜRK”

Kerem Demirbay’a verilmiş bir hak var. O devam edecek diye biliyoruz. Yanlış anlaşılma var sanırım. Diğer takımlarda da bu hakkı almış oyuncular var. Aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Kerem ve Yusuf Demir, Türk oğlu Türk. Bu insanlar sadece başka bir ülkede yaşadı ve futbol oynadı diye onların haklarını almak bana saçma geliyor.

SÜPER KUPA MAÇI VE ATATÜRK OLİMPİYAT STADI

Hepimiz yeni sezon için sabırsızız. Van Bronckhorst gerçekten önemli bir teknik adam. Ona karşı mücadele etmek benim için güzel. Özlediğimiz, merak ettiğimiz değerlerden biri. Beşiktaş gibi çok önemli bir kulübe karşı oynayacağız. Bu Süper Kupa’yı da hak eden alacaktır. Hazır halde çıkmak istiyoruz. En güçlü şekilde çıkmak istiyoruz. Yeni bir hoca, onun ne yapabileceğini analiz edeceğiz ve ona göre hazırlanacağız. Onun yanında da kupayla başlamak önemli bir motivasyon. Bunu da yakalamak isteriz. Olimpiyat Stadı’nda maç oynanması zor. Bunu daha önce de söyledim. O yüzden burada çok güzel bir oyun beklemiyorum. O statta oynanan maçta çok güzel bir oyun beklemiyorum ama oyuncularımızı da motive etmemiz gerekiyor. Belki tribünler atmosferi değiştirebilir. Daha güzel bir stadyumda oynamak isterdim.

“HEDEFİMİZ 5. YILDIZ”

Birinci motivasyonumuz 25. şampiyonluk. 5. yıldız hedefini koyduk. Şampiyonluktan sonra ilk bunu söyledim. Bu bizim için önemli bir hedef. Onun yanında Avrupa’da bu sene daha ileriye gitmemiz gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/okan-buruktan-cok-konusulacak-transfer-sozleri-bizim-dengemizi-bozuyor/feed/ 0
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz: “Allah bu aziz milletten de razı olsun” https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yusuf-ziya-yilmaz-allah-bu-aziz-milletten-de-razi-olsun/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yusuf-ziya-yilmaz-allah-bu-aziz-milletten-de-razi-olsun/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:51:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42353 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, “Allah bu aziz milletten de razı olsun. Bu cefakar aziz millet, dünyanın çok az milletinin, çok az ülkesinin ve insanının ortaya koyduğu feraseti 6 Şubat depremlerinden sonra ortaya koydu.” dedi.

AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından kentteki bir otelde düzenlenen “Deprem Bölgesi Belediye Başkanları İstişare Toplantısı”na katılan Yılmaz, organizasyonun Kahramanmaraş, Hatay, Malatya ve Gaziantep’i kapsadığını söyledi.

Yılmaz, önümüzdeki günlerde fark illerde de devam ettirmeyi planladıkları istişare toplantılarına katılımın sadece büyükşehir belediye başkanları ve genel sekreterlerle sınırlı kalmadığını bunun yanında genel sekreter yardımcıları ile ilgili daire başkanlıklarının da eşlik ettiğini belirtti.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ertesi günü çalışmalara koyulduklarını hatırlatan Yılmaz, depremin hemen ardından yaraların sarılması adına başlatılan çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini, bu kapsamda devletin gecesini gündüzüne katarak sadece Kahramanmaraş’ta yaklaşık 40 bin konutu teslim edeceğini dile getirdi.

Yılmaz, şunları kaydetti:

“Allah bu aziz milletten de razı olsun. Bu cefakar aziz millet, dünyanın çok az milletinin, çok az ülkesinin ve insanının ortaya koyduğu feraseti 6 Şubat depremlerinden sonra ortaya koydu. Her şeyiyle birlikte deprem illerimize koştu. Gecesini gündüzüne kattı ve burada deprem sonrası mücadeleyi en az etki yaratacak, en az insanımızın sıkıntı görmesini sağlayacak şekilde bir mücadeleye girişti. Tabii bu toplantıyı burada organize etmemizin sebeplerinden biri de 6 Şubat depremlerinden sonra etkilenen illerimiz burada. Aşağı yukarı birbirine benzer büyüklükte ve benzer sorunları olan bunların içerisinde en büyüğü ve en tecrübelisi olan en fazla uzun süredir büyükşehir belediyesinde, büyükşehir belediyeciliği başlığı altında güzel hizmetler yapmış olan Gaziantep Büyük Şehir Belediyemiz. Bugüne kadar belki yapılan toplantılarda seçilmiş arkadaşlarımız bir araya gelir. Seçilmiş arkadaşlarımız gelecek öngörülerini ve siyasetle ilgili stratejik çalışmaları, siyasi stratejileri belirler ve bunun adını koyar. Bunun planlamasını yapar. Ama bugün burada bu arkadaşlarımız, büyükşehir belediye başkanlarımız uygulamadan sorumlu başta genel sekreter, hatta genel sekreter yardımcılarından bazıları, daire başkanları ile birlikte buraya geldiler.”

Belediyelerin SGK borçları

Bir basın mensubunun belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili sorusu üzerine Yılmaz, muhatapların sadece muhalefet partililerin yönettiği belediyeler değil tüm belediyeler olduğunu söyledi.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Bakanı Fırat Görgel de böyle bir toplantıya ev sahipliği yapıyor olmanın gururunu yaşadıklarını aktardı.

“Asrın felaketi” olarak değerlendirilen 6 Şubat depremlerinin üzerinden 16 ay 20 gün geçtiğini anımsatan Görgel, “Bugün burada olduğumuz başkanlarımız, heyetleri ve ilgili vatandaşlarımız çok büyük acıları beraber yaşadık. Tabii o manzarayı tarif edecek hiçbir kelime yok. şehirlerimiz için tüm milletimiz hemen depremin akabinde devletimiz, milletimiz adeta seferber oldu. Asrın felaketi adeta “asrın dayanışması”na dönüştü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde devletimizin her kademesi tüm STK’lerin, gönüllerinin yürüttüğü çalışmalarla adeta umutlarımız yeniden dirildi.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yusuf-ziya-yilmaz-allah-bu-aziz-milletten-de-razi-olsun/feed/ 0
Antalya’da Elektrik Tüketimi Rekor Seviyeye Ulaştı https://www.haber60.com.tr/antalyada-elektrik-tuketimi-rekor-seviyeye-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-elektrik-tuketimi-rekor-seviyeye-ulasti/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:13:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42317 Hava sıcaklıkları ve yüksek nemle birlikte klima kullanımı artarken, AEDAŞ’ın hizmet bölgesinde elektrik tüketimi neredeyse her gün yeni bir rekor kırıyor. AEDAŞ verilerine göre özellikle turizmin başkenti Antalya’daki yüksek enerji talebinin etkisi ile 19 Temmuz Cuma günü bölgede yılın en yüksek tüketim rakamına ulaşıldı. Ancak bu rakam önce 22 Temmuz Pazartesi ardından da 23 Temmuz Salı günü aşıldı. 23 Temmuz’da bölgedeki toplam elektrik tüketimi bir önceki yılın aynı gününe göre yaklaşık yüzde 14,3 artarak 51 bin 288 MWh’den, 58 bin 606 MWh’ye çıktı.

Aşırı sıcak havalar ve yüksek nem oranları Türkiye’nin pek çok kentinde etkisini gösterirken Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün “tehlikeli sıcaklık” uyarısı verdiği Antalya ve ilçelerinde yoğun klima kullanımının da etkisi ile Akdeniz Bölgesi’nde elektrik tüketiminde ciddi artışlar gözleniyor. Antalya, Burdur ve Isparta’da elektrik dağıtım hizmeti veren Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (AEDAŞ) verilerine göre, bölgede elektrik tüketimi son günlerde peş peşe rekor kırıyor. 19 Temmuz Cuma günü üç ildeki toplam elektrik tüketimi 57 bin 448 MWh’ye ulaşarak 2024 yılının zirvesini görürken, 3 gün sonra yani 22 Temmuz Pazartesi günü 58 bin 370 MWh ile rekor tazelendi. Bölgede elektrik tüketiminde yılın zirvesi ise 23 Temmuz Salı günü yaşandı. 23 Temmuz tarihinde bir önceki yılın aynı gününe göre elektrik tüketimi yüzde 14,2’lik artışla 58 bin 606 MWh’ye çıkarken, 2024’ün yeni rekoru olarak kayıtlara geçti.

“Aşırı yükü yönetmek için acil eylem planı devrede”

Artan elektrik talebine yanıt vermek, kesintisiz, güvenli ve kaliteli elektrik dağıtım hizmeti sunmak için 7 gün 24 saat esası ile faaliyet gösterdiklerini dile getiren AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar, “Özellikle yerli ve yabancı turistin yoğun ilgi gösterdiği Antalya’da artan nüfusun yanı sıra sıcak hava ve beraberinde gelen nem, elektrik tüketimine de yansıyor. Gerek turistik tesislerde gerekse meskenlerde klimaların yoğun olarak kullanılması enerji hatlarında aşırı yüklenmeye neden olmakta. Tüketicilerimize en iyi hizmeti sunmak, artan talebe yanıt vermek için acil eylem planını devreye almış durumdayız. Bir yandan sahadaki personelimizi takviye ekipler ile güçlendirirken diğer yandan arızaları önceden yakalayabilmek için teknolojinin bize sunduğu tüm imkanları kullanıyoruz. Arıza, bakım ve onarım ekiplerimiz gün içinde bazen öğle saatlerinde hissedilen hava sıcaklığının 40 dereceleri aştığı koşullarda büyük bir özveri ile çalışmalarına devam ediyor. Enerji altyapımızı sürekli olarak gözden geçiriyor ve olası arızalara karşı hızlı müdahale edebilmek için hazırlıklarımızı aralıksız sürdürüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

” Alanya’da tüketim yüzde 30 arttı”

Yaz aylarının başından itibaren elektrik tüketiminde geçen yıllara göre çok ciddi artışlar yaşandığına işaret eden Baydar, “Bu yıl Haziran ayında da yüksek sıcaklıkla birlikte Antalya ve ilçelerimizde elektrik talebinde aşırı bir yükselme söz konusu oldu. Örneğin bölgemizin önde gelen turistik destinasyonları arasında yer alan Alanya’da son yıllarda yeni yapılaşmalardaki artış ve mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar elektrik tüketimini büyük oranda etkiledi. 2023 Haziran’ına göre bu yıl aynı döneminde Alanya’daki elektrik tüketiminde yüzde 30’lara varan bir artış yaşandı. Gerek Alanya gerekse hizmet verdiğimiz her noktada artan talebe en iyi yanıtı vermek için yatırım, bakım-onarım çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-elektrik-tuketimi-rekor-seviyeye-ulasti/feed/ 0
TGC Basın Özgürlüğü Ödülleri Sahiplerini Buldu https://www.haber60.com.tr/tgc-basin-ozgurlugu-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/tgc-basin-ozgurlugu-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42032 (İSTANBUL)- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu. Tören, Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olan bugün TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlendi. Törende kişi dalında gazeteci Timur Soykan, kurum dalında ise deprem bölgesindeki gazeteciler adına TGC temsilcileri ve basın meslek örgütleri, Basın Özgürlüğü Ödülü’nü aldı.

Tören, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde bugün TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlendi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar törenin açılışında yaptığı konuşmada “Yaşadığımız topraklarda gazeteciliğin geçirdiği zor zamanlar hiç bitmiyor. Bu yıl da 24 Temmuz Basın Özgürlüğü Günü’nü ağır sorunlarla karşılıyoruz. Basın özgürlüğü, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Kamuoyunun gerçekleri öğrenme, doğru haber alma hakkı olarak belirlenen basın özgürlüğünün önündeki engeller bu ülkede yaşayan her yurttaşı olumsuz etkiliyor” dedi. Munyar, şunları söyledi:

Munyar: Tüm partilerin, kamu ve özel kurumların basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygı göstermesi büyük önem taşıyor

“Sansür, otosansür, haberlere erişimin engellenmesi, yayın durdurma, ağır para cezaları, resmi ilan kesintileri, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki önemli engeller olmaya devam ediyor. Basın emekçilerine yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet, hedef gösterme eylemleri maalesef her gün biraz daha artıyor. Basın özgürlüğü Anayasamız gereğince resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini kapsıyor. Bu yüzden ülkedeki tüm partilerin, kamu ve özel kurumların basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygı göstermesi büyük önem taşıyor. Günümüz koşullarında basın sektöründe çığ gibi büyüyen işsizliğin var olduğu, halkın habere ulaşma yollarının her gün biraz daha daraldığı, kamuoyunun haber alma özgürlüğüne ket vurulduğu bir ortamda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak haberin suç olmadığını anlatmaya çalışmayı sürdüreceğiz. Bu yıl 36’ıncısını düzenlediğimiz Basın Özgürlüğü Ödülleri törenimizde ödül alacak olan tüm meslektaşlarımızı gazetecilik adına verdikleri zorlu mücadele için kutluyorum. Seçici kurul üyelerimize teşekkür ediyorum.

Deprem bölgesindeki gazeteciler fedakarca mesleklerini sürdürüyor

Deprem Bölgesindeki meslektaşlarımızın ailelerini, arkadaşlarını, evlerini, iş yerlerini kaybetmelerine, uğradıkları tüm baskılara rağmen gazetecilik mesleğini sürdürmeye devam etmelerinin olağanüstü bir fedakarlık olduğunu biliyoruz. Yönetim Kurulumuz adına inatla araştırmacı gazeteciliğe devam eden, yurttaşlarımızı bilgilendiren, deprem bölgesinde görev yapan tüm meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Biliyorsunuz 24 Temmuz aynı zamanda Lozan Anlaşması’nın da imzalandığı gün olarak tarihimiz açısından son derece önemli. 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde uzun ve sert görüşmelerden sonra İsmet İnönü başkanlığındaki Lozan heyeti Türkiye’nin bağımsızlık belgesi olan ‘Lozan Antlaşması’nı imzalamıştı. Kurtuluş Savaşımızın sonucunda kazanılan Lozan Belgesi ile de Türkiye gelişmiş ülkeler arasında saygın bir yer almayı başarmıştı. Bu anlaşmaya imza atan yurtsever siyasetçileri de sevgi ve saygıyla anıyoruz. Biliyorsunuz dünyanın her yerinde gazeteciler çok zor koşullarda görev yapıyor. Gazze’deki Filistin hükümetinin medya ofisinin yaptığı açıklamaya göre İsrail saldırılarında ölen gazeteci sayısı 163’e ulaştı. İsrail’in bir insanlık suçu olan Filistin halkına, sağlık çalışanlarına yönelik saldırısını kınıyoruz, bir an önce savaşın bitmesini umut ediyoruz. Törenimize katıldığınız için Yönetim Kurulumuz adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

TGC Başkanı Vahap Munyar’ın konuşmasının ardından ödüllerin verilmesine geçildi. Kişi dalındaki ödülü gazeteci Timur Soykan’a Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar verdi. Kurum dalındaki ödül ise deprem bölgesindeki gazeteciler adına TGC Kahramanmaraş Temsilcisi Sırı Berk Arslan, TGC Antakya Temsilcisi Akın Bodur, TGC Gaziantep Temsilcisi Bekir Şahin, TGC Diyarbakır Temsilcisi Faruk Balıkçı, TGC Adıyaman Temsilcisi Hacı Mehmet Gelir, TGC Adana Temsilcisi İsmail Başkan, TGC Hatay Temsilcisi Mithat Kalaycıoğlu, TGC Osmaniye Temsilcisi Muzaffer Yüksel Kaya, Malatya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Güner, Şanlıurfa Gazeteciler Birliği Derneği Başkanı Veysel Polat ile Kilis Gazeteciler Derneği Başkanı İbrahim Güneş’e verildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/tgc-basin-ozgurlugu-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0 Çiftçiler Buğday Fiyatlarındaki Düşüşe Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42014

ERKAN KARACA

(ÇORUM) – Çorum Ticaret Borsası’na buğdaylarını satmak için gelen çiftçiler,  bu yılki buğday fiyatlarının geçen yıla göre daha düşük olmasına tepki gösterdi. Çiftçi Satılmış Çağlar, “Pazartesi günü şu buğdayın aynısını 9 bin liraya sattım. Buğday aynı evimin önünden doldurup geliyorum. Bugün 7,5 lira çıkıyor buğday. Bir bardak çay 10 lira ama bir kilo buğday ile biz bir bardak çay içemiyoruz” dedi.

Çorum Ticaret Borsası’na buğdaylarını getiren çiftçiler, artan tohum ve mazot fiyatlarına rağmen bu yılın buğday fiyatlarının geçen yıla göre daha düşük olduğunu dile getirdi.

“Bir kilo buğdaya bir bardak çay içemiyoruz”

Çiftçi Satılmış Çağlar, “Pazartesi günü şu buğdayın aynısını 9 bin liraya sattım. Buğday aynı evimin önünden doldurup geliyorum. Bugün 7,5 liraya çıkıyor bu buğday. Geçen yıl bu buğdayın tohumunu ben 19 liraya aldım. Sertifikalı olarak. Bu yıl 25 lira bunun tohumluğu şurada bir bardak çay 10 lira ama bir kilo buğday ile biz bir bardak çay içemiyoruz. Rezillik işte içeride görebilirsiniz bedava” dedi.

“Koskoca Çorum çiftçisinin kaderi üç tane tüccarın elinde”

Çiftçi Devrim Bayrak ise şunları söyledi:

“Üç tane tüccarın elinde kaderimiz, üç tane tüccarın elinde girerlerse keyiflerine göre giriyorlar. Girmezlerse çiftçiler böyle bekliyor. Kimi iptal ettiriyor. Kimi veriyor gidiyor. Herkesin borcu var, derdi var sonuçta. Mazot geçen sene seçimden önce 16,30’a aldım. Şu an 45 lira. Geçen sene buğdayı 8 liraya verdik şu an 7,5 lira. Çiftçiden üretim bekliyorlar. Ülke ekonomisine katkı bekliyorlar hadi bakalım ne yapalım biz. Ne yapalım arkadaşlar biz isyan mı edelim yani. Üç tane çiftçinin elinde kaderimiz. Koskoca Çorum çiftçisinin kaderi üç tane tüccarın elinde. Böyle saçmalık olur mu? Şimdi arkadaşların hepsi dinliyor. Hiç kimseden de çıt yok. Kimseden ses yok. Böyle bir düzen böyle bir şey olur mu ya yazık. Herkesin borcu vardır bakın şu adam 70- 80 yaşında gelmiş buraya üç beş kuruş para kazanayım diye ya. Güvenlik şimdi arkadaşları dışarı kovdu, kimse sesimizi duymasın diye güvenlik dışarı kovdu. Bence içeriyi çekin arkadaşlar, milletin rezilliğini orada görün. Yapacak bir şey yok.”

“Cebimde 200 lira param var. 200 lira ne yapılır?”

Çiftçi Ali Rıza Çimen, “Ne bakanları bakıyor, ne il başkanları bakıyor, ne ilçe başkanları… Bir günden bir güne buraya gelip de bu köylünün hali ne diyen yok. Oy zamanı ne güzel geliyorlar tıpış tıpış geliyorlar. Köylü bir tuvalete 15 liraya gidiyor. Bir bardak çayı 10 liraya içiyor. Buğdayı 7 liradan 7,5 liradan veriyor en fazla. Günah yazık. Parayı da vermiyorlar. 1 gün sonra, 3 gün sonra, 5 gün sonra yazık günah değil mi? Herkesin borcu var, derdi yok. Ben giderken şimdi motoruma mazot alacağım. Cebimde 200 lira param var. 200 lira ne yapar. Soruyorum ben sana hesabına atıyorum diyor. Günah bunlar yazık. Bu millete yazık. Ben 75 yaşındayım arkadaş yazık günah değil mi” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/feed/ 0 Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’ne yılın ilk 7 ayında ziyaretçi akını https://www.haber60.com.tr/gaziantep-zeugma-mozaik-muzesine-yilin-ilk-7-ayinda-ziyaretci-akini/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-zeugma-mozaik-muzesine-yilin-ilk-7-ayinda-ziyaretci-akini/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41993 Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’ne yılın ilk 7 ayında ziyaretçi akını

GAZİANTEP – Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Zeugma Mozaik Müzesi, yılın ilk 7 ayında 242 bin ziyaretçi ağırladı.

Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle ziyaretçilerin ve müze personellerinin güvenliği nedeniyle 74 gün kapalı kalan Zeugma Mozaik Müzesi, açıldığı günden itibaren ziyaretçi akınına uğruyor.

Gaziantep’te tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve 30 bin metrekarelik alanda kurulu Zeugma Mozaik Müzesi’nde “Çingene Kızı” mozaiği, “Mars heykeli”, Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eser sergileniyor.

“Çingene Kızı” mozaiğinin ABD’den 2018 yılında Türkiye’ye getirilen 12 parçasının da sergilendiği “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne sahip müzeyi 2024’te ziyaretçi rekoru kırmayı hedefliyor.

Bölgeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok uğradığı mekanlardan biri olan Zeugma Mozaik Müzesi’nde yılın her dönemi ziyaretçiler ağırlanıyor.

Zeugma Antik Kentinden çıkarılan, 2 bin 500 metrekarelik alanı kaplayan mozaiklerin yanı sıra yine Roma dönemine ait heykeller, sütunlar ve çeşmeler de dikkat çekiyor. Müzenin en önemli eserlerinden ve kentin simgesi olan, milattan sonra 2’nci yüzyıl tarihli Çingene Kızı mozaiği, en çok ilgi gören eserler arasında yer alıyor. 2024’ün ilk 7 ayında 242 bin ziyaretçi sayısına ulaşan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde bu yıl ziyaretçi rekoru kırılması bekleniyor. 2024 yılının Ocak ayından bu yana hareketli bir dönem yaşadıklarını söyleyen Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, müzenin bu yıl daha fazla ilgi gördüğünü belirtti. Zeugma Mozaik Müzesi’ni geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği tarihe kadar 27 bin kişinin ziyaret ettiğini bildiren Çomak, bu yıl ülke genelinde ve bölgede turizmin canlandığını dile getirdi.

Çomak, 2022 yılındaki 440 bin ziyaretçi rekorunu 2024 yılında tazeleyip geçmeyi ve en az 500 bin ziyaretçiyi beklediklerini belirtti.

Geçen yıllara oranla ziyaretçi sayısının deprem tarihine kadar 3 katı oranında arttığını söyleyen Çomak, “Gaziantep Mozaik Müzesi açıldığı günden bugüne kadar çok yoğun ilgi gören, ülkemizin ve bölgenin en önemli müzelerinden birisidir. 2023 yılında 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremler yaşandı, gerçekten çok üzücü bir dönem yaşadık. 2023 yılında 6 Şubat depremlerinden önce biz sezona çok hızlı girmiştik. 2022 yılının Ocak ayında ağırladığımız 11 bin ziyaretçi sayısını 2022 yılının Ocak ayında ise iki katının üstüne çıkardık. Depremden sonra da müzemiz, ziyaretçi ve personel güvenliği açısından 74 gün kapalı kaldı. 2023 yılının Ramazan bayramının arefe gününde resmi açılışımızı yaptık ve o sezonu bu şekilde tamamladık” dedi.

“2022 yılındaki 440 bin ziyaretçi rekorunu kırmak istiyoruz”

2024 yılına çok hızlı girdiklerini belirten Çomak, “Geçtiğimiz Ramazan ve Kurban Bayramında Zeugma Mozaik Müzesi kurulduğu günden bu güne günlük ziyaretçi rekorunu kırdık. Bir günde 6 bin 220 rakamını gördük. Bayram tatili nedeniyle 38 bin ziyaretçiyi ağırladık. Bu da bize şunu gösterdi; 2024 yılında turizm sezonu bu bölgede çok iyi geçecek. Hedefimiz de aslında 2022 yılındaki 440 bin rakamlarını inşallah geçmektir” şeklinde konuştu.

“Müzemiz Gaziantep’e gelen ziyaretçilerimizin ilk uğradığı mekandır”

Gaziantep Mozaik Müzesi’nin yaşayan bir müze olduğunu ifade eden Çomak, “Gaziantep Mozaik Müzesi, bölgenin ve ilimizin en önemli müzelerindendir. Müzemiz Gaziantep’e gelen ziyaretçilerimizin ilk uğradığı mekandır. 2024 yılında Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi önemli bir çalışma daha var. Bakanlığımızca çeşitli illerde yapılan, Adana’da başlayan şu an Şanlıurfa’da devam eden, 14-22 Eylül tarihleri arasında Gaziantep’te yapılacak olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomi festivali ile birlikte olacak. İnşallah o dönemde de hem çevre illerden hem de ülkemizden yoğun bir ilgi bekliyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-zeugma-mozaik-muzesine-yilin-ilk-7-ayinda-ziyaretci-akini/feed/ 0
Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar hayata daha sıkı tutunuyor https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/ https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:21:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41975 Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar hayata daha sıkı tutunuyor

MERSİN – Mersin Büyükşehir Belediyesinin başlangıç evre alzheimer hastaları için açtığı Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi’nde hastalar, gerçekleştirilen zihinsel ve fiziksel aktiviteler sayesinde hayata daha sıkı tutunuyor. Yaklaşık 4 ay önce açılan merkezden 16 hasta faydalanıyor.

Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde başlangıç evre alzheimer hastalarına hizmet veren merkezde hastaların yüzü gülüyor. Hafta içi her gün sabah evlerinden alınan ve merkeze getirilen katılımcılar, gün boyu farklı etkinliklerle buluşturuluyor. Zihinsel ve fiziksel aktivitelerin yaptırıldığı merkezde, haftanın farklı günlerinde geziler ve Yeşilçam Günleri de düzenleniyor. Merkeze gelen hastalar gün içinde yapılan mandala, taş ve ahşap boyama, zeka oyunları ve egzersizlerle kaliteli vakit geçiriyor. Etkinlikler hastaların fonksiyonlarının hızlanmasını ve hastalık seyrinin yavaşlamasını da sağlıyor. Merkezde müzik eşliğinde etkinlikler yapan hastalar, eğlenceli vakit geçiriyor. Rutin sağlık kontrolleri hemşireler tarafından yapılan hastaların, gün içinde ilaç takipleri de yapılıyor. Annesini ya da babasını gönül rahatlığıyla merkeze emanet eden hasta yakınları da gün içinde rutin işlerini halledip, kendilerine vakit ayırabiliyorlar.

“Hastalıklarının seyrindeki yavaşlamayı görebiliyoruz”

Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nda Gerontolog olarak görev yapan Cihan Tanrıverdi, merkezin 4 aydır faaliyette olduğunu söyledi. Merkezin, başlangıç evresi alzheimer hastalarını misafir ettiğini belirten Tanrıverdi, hastaların sosyalleşmesi ve hastalığın seyrinin yavaşlaması adına önemli bir hizmet verdiklerini ifade ederek, “Merkezimizde zihinsel ve fiziksel etkinlikler yapılıyor. Mandala, ahşap ve taş boyama ile zeka oyunları ve ritim etkinlikleri var. Cuma günleri fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı arkadaşlarımız tarafından, basit egzersizler yaptırılıyor. Haftanın bir günü dış mekan etkinliklerimiz olurken, bir gün de Yeşilçam günleri yapıyoruz. Hastalar birbiriyle arkadaş oldular. Hastalıklarının seyrindeki yavaşlamayı da görebiliyoruz” dedi.

Hastaların sabah evlerinden alınıp akşam evlerine bırakıldığını kaydeden Tanrıverdi, “Günlük rutin sağlık kontrolleri, hemşire arkadaşlarımız tarafından yapılıyor. Gün içerisinde kullandıkları ilaçların takibini yapıyoruz. En mutlu olduğumuz konu; hastalar buraya başladıktan sonra, doktor kontrollerine rutin olarak gitmeye başlamaları. Kontrol sonrası bize güzel dönüşler oluyor. Hasta yakınları aradıklarında, ‘annemin, babamın hastalığının seyrinde ciddi bir yavaşlama var’ diyorlar. Onların yaşadıkları bu mutluluk, hastaların sabah buraya geldiklerinde yüzlerindeki gülümseme, gün içinde eğlenmeleri bizleri de hem mutlu, hem daha fazla motive ediyor” diye konuştu.

“10 yıllık durgunluktan sonra, hayata yeniden başladım”

Yaklaşık 10 yıl boyunca yatarak hayatını sürdürdüğünü belirten Saime Soylu, bu süreçte kimseyle iletişim kurmak istemediğini ifade etti. Merkezin kendisine iyi geldiğini ve 10 yıllık durgunluğun ardından hayata yeniden başladığını dile getiren Soylu, çalışanların yaklaşımlarının kendilerini özel hissettirdiğini kaydetti.

Merkezden hizmet alan Saime Soylu’nun kızı Hatice Örs de, “Bizim için bir nefes oluyor. Annem çok mutlu. Önceden evde tek başınaydı. Şimdi merkezde kendi yaşıtlarıyla sosyalleşiyor, hocalarla sohbet ediyor” dedi. Annesinde önemli gelişmeler olduğunu sözlerine ekleyen Örs, “Annemin hiç iletişimi yoktu, çok durgundu ve çok mutsuzdu. Şimdi bir çocuk gibi merkeze gitmek için hevesleniyor” diye konuştu.

Merkezden faydalanan eczacılık mesleğinden emekli Ayşe Çağlayan, çocuk doktoru Turhan Ergene ve hava kuvvetlerinden emekli Mustafa Taner Sarıgül de memnuniyetlerini dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gulumse-alzheimer-yasam-merkezinde-hastalar-hayata-daha-siki-tutunuyor/feed/ 0
Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Kabul Edildi https://www.haber60.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41810 EREN CESUR

(TBMM) – Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda 42 saati aşan süredir devam eden görüşmelerde Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, hayvan hakları savunucularının, STK’ların ve muhalefetin karşı çıkmasına rağmen üçüncü günün sonunda kabul edildi.

Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri 17 Temmuz saat 14.00’te başladı. Komisyondaki kanun teklifi görüşmelerine komisyon salonunda yer olmadığı için tartışma çıkmasından dolayı başlanamamıştı. Komisyon Başkanı AKP Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişci, muhalefet vekillerinin ‘daha büyük bir salona geçilmesi’ talebini kabul etmedi ve görüşmelere devam etmeye çalıştı. Kirişci, çıkan tartışma sebebiyle kanun teklifi görüşmelerine verdiği yarım saatlik aranın ardından komisyon salonunda yer olmadığından dolayı kanun teklifi görüşmelerinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılmasına karar verdi.

Hayvanseverler komisyon salonuna alınmadı

Görüşmelerin başlamasının ardından salona milletvekilleri, gazeteciler ve görevliler dışında kimse alınmadı. Hayvan hakları savunucuları, kanun teklifi görüşmelerini izlemek için salona girmek istedi ancak hayvan hakları savunucularının salona girmelerine izin verilmeyince TBMM koridorunda güvenlik görevlileri ile aralarında arbede yaşandı. Hayvanseverler, kanun teklifi görüşmelerini komisyon salonu koridorundaki televizyondan takip etti. Komisyona çocukları köpek şiddetine uğrayan aileler de katılmış tepkilerini dile getirmişti. 14 saat süren çalışmalar sonrası maddeler üzerine görüşmeye geçilmeden önce her grup adına bir STK temsilcisi dinlendi.

Kirişci’nin neredeyse hiç ara vermeden görüşmeleri devam ettirmesi muhalefet parti milletvekillerinin tepkisine neden oldu. Yaklaşık 18 saatte ilk 3 maddenin kabul edilmesinin ardından görüşmeler 22 Temmuz Pazartesi günü saat 14.00’e ertelendi.

Komisyonu koridordaki televizyondan takip eden hayvanseverlere “arıza” engeli

Komisyon çalışmaları 22 Temmuz’da saat 14.00’te başladı. Toplantıya alınmayan hayvan hakları savunucularının protestoları sürerken, komisyon, çalışmalarına usül tartışmalarıyla başlandı. Komisyonun çalışmalarının, dışarda bulunanlar tarafından koridordan takip edildiği televizyonun teknik sorun gerekçesiyle bulunduğu yerden kaldırılmış olması, Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyon Başkanı ve Türkiye Veterinerler Birliği Başkanı’nın içeri alınmaması salonda tartışmaya yol açtı. Komisyona alınmayan hayvan hakları savunucuları Meclis koridorlarında sloganlarla, alkışlarla protestoda bulundu.

İkinci günde 3 madde değiştirildi: Kediler kapsam dışı, “ötanazi” ibaresi çıkarıldı

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil’in gündeme getirdiği teklifin 4. maddesinde yer alan “rehabilite edilenler” ifadesi, “rehabilite edilen köpekler” şeklinde değiştirilerek, kedilerin kapsam dışına alınması sağlandı.

AKP tarafından teklifin 5. maddesine ilişkin verilen önergeyle “ötanazi” ibaresi tekliften çıkarılarak yerine, “Veterinerlik Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem  Kanunu’nun 9. maddesi’nin 3. Fıkrası’nda yer alan” hükümlerin uygulanması teklife eklendi.

AKP’nin verdiği önergeyle 6. madde ile düzenlenen 5199 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (o) bendinde yer alan “hayvanı” ibaresinin “köpekleri” şeklinde değiştirildi.

Kadıgil, Kirişci’yi önüne rapor atarak protesto etti

Kadıgil, görüşülmelerin 12. saatine girilirken, 7. maddenin ardından komisyonun ertelenmesi için Başkan Vahit Kirişci’yi protesto etti. Kadıgil, “Sen bakandın, bu rapor önündeydi. Çözüm burada” diye seslenerek Kirişci’nin önüne Meclis’in hayvan hakları araştırma raporunu fırlattı.

Teklifin ilk 7 maddesinin kabul edilmesinin ardından görüşmelerinin 14. saatinde komisyon 23 Temmuz Salı günü saat 12.00’ye ertelendi.

Teklif, AKP ve MHP’li üyelerin oylarıyla kabul edildi

Komisyonun üçüncü gününde yaklaşık 35 dakika geç başlayan görüşmelerde Kirişci’nin verdiği önergeyle “etkili ve verimli çalışma” gerekçesiyle komisyon üyesi milletvekillerinin konuşmaları dört dakika, komisyon üyesi olmayanların üç dakikayla, söz verilecek komisyon üyesi olmayan milletvekillerinin sayısı ise 2’yle sınırlandırıldı.

Teklifin 13. maddesine ilişkin AKP’nin verdiği değişiklik önergesi kabul edildi. Önergeyle; 5199 Sayılı Kanunun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının değiştirilen dördüncü cümlesindeki “Rehabilite edilen” ibaresi “Rehabilite edilen köpekler” şeklinde değiştirildi. Teklifin 15. maddesine ilişkin verilen önergeyle de (b) bendinin “Üçüncü Kısım İkinci Bölüm başlığında yer alan “ve Hayvan Koruma Gönüllüleri” ibaresi kanun metninden çıkarılmış ve 18’inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirildi.

17. maddenin oylaması öncesinde Demokrat Parti İzmir Milletvekili Salih Uzun ve AKP Amasya Milletvekili Hasan Çilez arasında söz alma tartışması yaşandı. Üçüncü gündeki görüşme de komisyona katılan milletvekillerine söz hakkı sınırlaması getirilmesine rağmen yaşanan tartışmalar sonucu yaklaşık 11 saat sürdü.

Üç gün süren teklif görüşmeleri boyunca muhalefet partilerinin verdiği her değişiklik önergesi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Kanun teklifi, toplamda 3 günde 42 saati aşkın süren görüşmeler sonucu hayvan hakları savunucularının, STK’ların ve muhalefetin karşı çıkmasına rağmen AKP ve MHP’li komisyon üyesi milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/feed/ 0
Çorum İŞKUR İl Müdürlüğü İş Arayanlarla İşverenleri Buluşturdu https://www.haber60.com.tr/corum-iskur-il-mudurlugu-is-arayanlarla-isverenleri-bulusturdu/ https://www.haber60.com.tr/corum-iskur-il-mudurlugu-is-arayanlarla-isverenleri-bulusturdu/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:39:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41801

ERKAN KARACA

(ÇORUM) – Çorum İŞKUR İl Müdürlüğü, iş arayanlarla işverenleri bir araya getirdi. İŞKUR İl Müdürü Levent Tuzcu, bu toplu görüşmeleri her ayın son perşembe günü yapacaklarını söyledi.

Çorum İŞKUR İl Müdürlüğü, iş arayan vatandaşlar ile 29 firmayı buluşturdu. İŞKUR Binası bahçesinde gerçekleştirilen organizasyona yoğun katılım oldu.

İş görüşmelerine katılan Yasin Atak isimli vatandaş, hükümetin işsizlikte yanlış politikalar izlediğini belirterek şunları söyledi:

“İstihdam için buradayız. İŞKUR’a işe alınmak için geldik ama Türkiye şartlarında işsizlik giderek artmakta çeşitli sebeplerden dolayı, hükümetin bunda etkisi çok ve her geçen gün de işsizlik artmakta. Hükümetin de derhal buna bir çözüm üretmesi gerekiyor kesinlikle. Hükümet bu konuda çok duyarsız. Bu arada adam kayırma, torpil, had safhada almış başını gidiyor. O yüzden daha adaletli bir yönetim için daha düzenli huzurlu bir ortam için insanların kesinlikle hakkıyla işlere yerleştirilmesi gerekir.

“üniversite mezunu olduğum halde fabrikalarda çalışıyorum”

Biz buraya geldik sadece bekliyoruz. Zannetmiyoruz işe de alınacağımızı, yani burada iş imkanları kısıtlı. Sadece asgari ücretle geçim sağlamaya çalışan insanlardan dev işler bekliyorlar iş verenlerde aynı zamanda. Ben iki gün önce işten ayrıldım. Küçülmeye gidildiğini söyledi fabrika yani isim vermeyeceğim. O yüzdendir ki insanlar her geçen gün işsizlik artmakta dışarıdan gelen göçmenlerle istihdam sağlanmakta Afganlı, Suriyeli ve daha farklı istihdamlar sağlanmakta. Türk insanın buradaki istihdamı her geçen düşmektedir. O yüzden hükümet çok yanlış politikalar izlemektedir. Hükümetin derhal bu konuda kendine gelmesi gerekir. Gereken müdahaleleri gereken çözümleri üretmesi gerekir. Ben üniversite mezunuyum. Fabrikada çalışıyorum. Yani üniversite mezunu olduğum halde fabrikalarda çalışıyorum ve fabrikada iş de bulamıyorum, yok. Asgari ücretle geçim sağlamaya çalışıyoruz aileler olarak, en az 2- 5 kişi çalışacak ki evde geçim olsun asgari ücretle. Asgari ücretin de yeterli olduğunu düşünmüyorum. O yüzden gereken adımların atılmasını da devletimizden, hükümetimizden bekliyoruz.”

“İnşallah herkes umduğu işi bulur”

Hakan Coşkun’da İŞKUR’da düzenlenen toplu iş görüşmesine katılarak, “Güzel bir organizasyon teşekkür ederiz emeği geçenlere, bir sürü arkadaşlarımız var. İnşallah herkes umduğu işi bulur. Biz de umduğumuz işi bulmak için buradayız. Teşekkür ederiz herkese” diye konuştu.

Şerife Yandım ise “Çok güzel bir şey. Herkes iş sahibi olur en azından. Boşta gezenlerin işi olmuş olur. Çok güzel bir uygulama yapmışlar. Çok beğendim” dedi.

Toplu iş görüşmeleri her ayın son perşembesi yapılmaya devam edecek

İŞKUR Müdürü Levent Tuzcu, bu toplu görüşmelerin her ayın son perşembe günü gerçekleştireceklerini ifade etti. Tuzcu, 29 firmanın katıldığı toplu iş görüşmelerinde açılan stantları tek tek ziyaret etti.

Çorum Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı’da İŞKUR’da düzenlenen toplu iş görüşmelerin yapıldığı alanda incelemelerde bulunarak bilgi aldı. Toplu iş görüşmeleri hakkında bilgi aktaran Dağlı, “Bugün burada gördüğümüz gibi her ayın son perşembe günleri yapacağımız ve bugün itibarıyla başlattığımız, iş görüşmelerinde 29 tane firmamız, çalışmak isteyen kendisine istihdam sağlanmasını isteyen vatandaşlarımızla görüşmelerini sağlıyor. Karşılıklı işin mahiyeti, işin niteliği ve benzeri şartlar görüşülmek suretiyle işçilerimiz, çalışmak isteyen işçilerimiz iş alanlarına kaydırılıyor bu şekilde. Bugün burada güzel bir heyecan var. Çalışmak isteyen hanımefendiler var, erkek arkadaşlarımız var. Hepsi müracaatlarını yapıyorlar. İnşallah çoğu da olumlu sonuçlanacak. Her ayın son perşembesi burada bu faaliyetimiz devam edecek. Ben bunu özellikle Çorumlu hemşehrilerime duyurmak istiyorum” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/corum-iskur-il-mudurlugu-is-arayanlarla-isverenleri-bulusturdu/feed/ 0 TGS, MHP’nin gazetecilere yönelik hedef göstermesine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:09:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41720 (ANKARA) – Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada; MHP’nin aralarında sendika üyelerinin de bulunduğu 63 gazeteciyi hedef göstermesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Tehditler ve hedef göstermeler endişe verici boyutlara ulaşıyor. Halkın haber alma hakkı ve kamu yararı için çalışan gazetecilerin 116 yıllık mücadelesi bugün de sürüyor. Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım” denildi.

TGS, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. TGS, yaptığı açıklamada; MHP’nin Sinan Ateş Davası’na sunduğu dilekçede aralarında gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerin de bulunduğu 154 kişinin hedef gösterilmesine de değindi.

TGS, aralarında sendika üyelerinin de olduğu 63 gazetecinin hedef gösterilmesine tepki göstererek bugünün sansür memurlarının da dayanışma ile yenilebileceğini belirtti.

TGS’nin açıklaması şöyle:

“Bundan 116 yıl önce, bu ülkede yayımlanan tüm gazeteler önce sansür memurlarının okumasından geçer ve ancak onlar tarafından uygun bulunursa basıma gönderilirdi. Sansür, 2. Abdülhamid’in İstibdat Döneminin alameti farikalarından biriydi. Meşrutiyetin ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü, gazeteciler sansür memurlarını kapıdan sokmayarak gazeteleri doğrudan baskıya gönderdiler. O günden sonra da sansür memurları bir daha gazeteleri denetleyemedi. Bu o kadar önemli bir gündü ki, 24 Temmuz 63 yıl boyunca basın bayramı olarak kutlandı. Bu arada Osmanlı gitti, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası yaşananlar İstibdat Dönemi’ni hatırlattığı için o tarihten sonra 24 Temmuz ‘Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’ olarak anılmaya başlandı.

“Belki artık sansür memurları yok ama Basın İlan Kurumu, RTÜK, İletişim Başkanlığı var”

O günden bu yana da 53 yıl geçti. Ama Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar hiç bitmedi. Belki artık sansür memurları yok ama Basın İlan Kurumu, RTÜK, İletişim Başkanlığı var. 2024 yılındayız ve hemen her gün gazeteciler mahkeme salonlarında haberlerini savunmak zorunda bırakılıyor. Şu anda 13 meslektaşımız gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Tam 24 Temmuz öncesi basın özgürlüğüne yönelik yeni bir saldırı, iktidar ortağı MHP’den geldi. Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısının, Sinan Ateş cinayeti davasını takip eden gazetecilere yönelik tehditlerinin ve hedef göstermesinin ardından, dün de parti merkezinin bir grup gazeteci ve siyasetçi hakkında şikayette bulunduğu ortaya çıktı.

“MHP, aralarında sendika üyelerimizin de bulunduğu 63 gazetecinin ismini vererek mahkemeye çağrılmalarını istedi”

Sinan Ateş davasına ‘suçtan zarar gören’ olarak katılma talebinde bulunan MHP, başvuru dilekçesinde aralarında sendika üyelerimizin de bulunduğu 63 gazetecinin ismini vererek mahkemeye çağrılmalarını istedi. Dilekçede ‘Bölücü, liberal, marksist, FETÖ’cü yapıların elemanları, sistematik ve istikrarlı bir şekilde, küresel çeşitli güçlerle ittifak içinde ve siyasi meşreplerine de uygun paylaşım, haber ve yazılarla MHP’ye iftira etmektedir’ deniyor, gazeteciler yine hedef gösteriliyor.

“Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım”

Gazetecilere yönelik saldırıların cezasız bırakılması, saldırı çıtasını her geçen gün bir basamak yukarı taşıyor. Tehditler ve hedef göstermeler endişe verici boyutlara ulaşıyor. Halkın haber alma hakkı ve kamu yararı için çalışan gazetecilerin 116 yıllık mücadelesi bugün de sürüyor. Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 Bahçeli: MHP’ye karşı yapılan haksızlıkların hesabını hukuk zemininde soracağız https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:33:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41633

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, parti genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Bahçeli, ABD Başkanı Joe Biden’ın, 5 Kasım 2024’te yapılacak başkanlık seçimlerinde adaylıktan çekilmesine ilişkin, “Muhalefetin umut bağladığı, siparişiyle siyaset yaptığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın, ABD başkanlık yarışından çekilmesi bölgesel ve küresel zeminde etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımızı ve iktidarını devirme planı yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. ABD’nin tazyikiyle güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devletinin bağlantı noktaları, yol haritası, ana güzergahı, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla mücavir bölgelerde hiçbir terör örgütü nefes dahi alamayacaktır. Sürekli operasyon stratejisi Allah’ın izniyle başarıya ulaşacak, terörün ve bölücülüğün kökü kazınacaktır” diye konuştu.

‘CHP DEMOKRASİMİZE LEKE SÜRMEKTEDİR’

Doğu ve Güneydoğu’daki bazı il ve ilçelerde fiili durum yaratmak için belediye hizmetlerinin kötüye kullanıldığını söyleyen Bahçeli, “Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu azgınlaşmış tahrikleri dikkatle ve yakinen takip ettiğimiz herkesçe bilinmelidir. Türkiye’nin bölünmesi hususunda kapalı devre iş birliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM’in ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam da bugünlerde CHP Genel Başkanı’nın, ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa, onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bir bölücü ağzıdır. DEM’lenen CHP, milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP, demokrasimize leke sürmektedir. Terörist Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenler, profili çeşitlenen Soros’çu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanların, ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzu muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır. Türk milleti köksüz ve kötü niyetli müflisleri görmektedir. Bu nedenle emperyalizmin içimize kadar yuva yapmış piyonları muhakkak çuvallayacak, alayının birden oyunları bozulacak, mahcubiyet ve mağlubiyet, akıbetleri olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜKSELİŞ KULVARINDADIR’

Ekonomiye ilişkin karamsar tablolar çizenlerin, Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin iradesini kavramaktan aciz olduğunu belirten Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’nın, tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Halbuki Türkiye ekonomisi, güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır. Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte; büyüme, istihdam, ihracat, yatırım, üretim ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler ekonomik dengelenmeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi en kötü senaryoların engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir. Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek, özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal, ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır. MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi de budur. Kaldı ki ülkenin bekası ile milletin refahı en üst düzeyde tesis edilecektir. CHP Genel Başkanı’nın her çiftçiye bedava traktör vaadiyle yoksul ve geliri olmayan vatandaşlarımıza tam altın sözü, hem aldatma hem de popülizmin ve demagojinin batağına saplanmış bir siyasetçinin kuyruklu yalanı olarak şu an bile hafızalardaki tazeliğini korumaktadır” açıklamasında bulundu.

‘KIBRIS TÜRKÜNÜN AĞITLARI DİNDİRİLMİŞTİR’

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümüne değindiği açıklamasında, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir Ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, var oluş anıtıdır. Kıbrıs, muhterem ceddimizin göz nuru, gönül yurdu olmasının yanı sıra; siyasi, stratejik, kültürel, ekonomik, jeopolitik miras ve müktesebatıyla bölgenin ve küresel sistemin kilit taşıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası var oluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir. Girit’te ne yapıldıysa Kıbrıs’ta da aynısı planlanmıştır. Şayet Türkiye’nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğü Hocalı’da, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Türkünün gözyaşları silinmiştir. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkünün ağıtları dindirilmiştir. Bundan dolayı Türk düşmanları huzursuzdur, sancılıdır, uykuları kaçmıştır. Kıbrıs Türklüğü duruşuyla, haklı mücadelesiyle, uluslararası hukuk kapsamındaki tanınma çabalarıyla ve Türkiye’nin sonuna kadar desteğiyle muhasımları çileden çıkarmaya devam edecektir.”

‘BİDEN’IN GİDİŞİ MÜJDEDİR’

Daha sonra soruları yanıtlayan Bahçeli, ABD’deki seçimlerin Türkiye ile ilişkileri nasıl etkileyeceğine ilişkin, “Biden’ın gidişi bir müjdedir. Netanyahu’nun gidişi de 2’nci müjde olacaktır” dedi.

‘MHP ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR’

Sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili kanun teklifine dair konuşan Bahçeli, “Türk milleti hayvanları sever. Köpekleri dost kabul eder. O sebepten dolayı, köpeklere karşı uygulanacak her türlü yanlışın karşısında durur. MHP de üzerine düşeni yapacaktır. Hiç kimse merak etmesin” ifadelerini kullandı.

‘YAKIN TAKİP ALTINDAYIZ’

Basın toplantısının sonunda, bir konuyu hatırlamak istediğine işaret eden Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Bu gerçeği hatırlatmak istiyorum. Sizlerle çok zaman beraber oluyoruz; ama televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Onları kabul etmekte zorlanıyoruz. Ama yakın takip altındayız. Şu görmüş olduğunuz liste kimin hangi gün hangi saatte hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. ‘Bizi hedef gösteriyorlar’ saçmalığından da korkaklığında da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Liste Elimizde, Günü Geldiğinde Bu Dosya Eyleme de Geçecektir. Eylem Hukuki Nitelikte Olacaktır” https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:18:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41618 (ANKARA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bazı çevreler, 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Şu görmüş olduğunuz lise kimin hangi gün hangi saatte, hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. Bizi hedef gösteriyorlar saçmalığından da korkaklığından da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz” dedi.

Devlet Bahçeli, MHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, “yeni yüzyılın Türkiye için emsalsiz fırsatlarla dolu olduğunu” belirterek, milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayabileceklerini düşündüğünü ifade etti. “Fakat milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, tahrip etmek için çaba harcayanlar çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

” ‘Terörist’ Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenlerin, profili çeşitlenen Soroscu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanların ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzun muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. Demlenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elindedir. Mersin’de bölücü örgüt adına halay çekenler, şımarıklıklarına katlanacaktır. Azgınlaşmış tahrikleri yakından takip ediyoruz. CHP ile DEM ateş ile oynuyor. Bugünlerde CHP liderinin ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum, onlar eşit hissedene kadar mücadeleye devam edeceğiz’ ifadesi bölücü bir ağızdır. Demlenen CHP demokrasimize leke sürmekte, milli birliği kundaklamakta, CHP şifreleri DEM’in kullanımındadır. CHP milli güvenliğe zarardır.

“Türkiye ekonomisi, yükseliş kulvarındadır”

Karamsar tablolar çizenler, kötümser telaffuz ve telkinlerle vakit geçirenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin gürbüz iradesini kavramaktan aciz düşenlerdir. CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Halbuki Türkiye ekonomisi güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır.

“İstismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri ekonomik seviyeye kavuşacaklardır”

Dezenflasyon süreci, her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, ihracat, yatırım ve üretim cari fazla hedefleri iyimser beklentileri karşılamaktadır. Uluslararası derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi, ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler, ekonomik dengelemeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi, en kötü senaryoların, engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir. Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek, özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal, ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır.

“Cumhur İttifakı’nın gayesi budur”

MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi budur. Kaldı ki ülkenin bekası ile milletin refahı en üst düzeyde tesis edilecektir. Dar gelirli ve muhtaç vatandaşlarımıza her desteğin verilmesi, sosyal devlet anlayışının bir mecburiyetidir. Aynı şekilde emeklilerimizin, memurlarımızın, işçilerimizin, esnaflarımızın, çiftçilerimizin ekonomisinin ve hayat standartının yükseltilmesi, siyasi ve manevi sorumluluk listesinde ilk sıradadır. Ancak CHP’nin siyasi ve ekonomik temelli söz ve eylemleri, esasen çelişkiler yumağıdır. Dişe dokunur ve sadra şifa hiçbir plan, proje ve teklif iktifa etmemektedir. CHP’nin tek yaptığı bol keseden atıp tutmaktadır. Üstelik parti içi gerilim ve hesaplaşmalar, CHP yönetimini sürekli zora sokmakta, gündemi değiştirme hevesleri de kursaklarında kalmaktadır. Krizlerin, kulislerin ve kutuplaşma dalgalarının partisi CHP’dir.

“Tuzağın mimarı da dış güdümlü zillet cephesidir”

Bu kimliksiz ve köşesiz partinin siyasi kozmik odası işgale uğramış, güvenlik duvarları yıkılmış, karar ve irade bünyesi çoklu organ yetmezliği ile komaya girmiştir. Yumuşama dayatması altında Türkiye’nin Türk siyaset ve demokrasi sisteminin ilkelerinden uzaklaşması, yine yumuşama, dedikodu altında ihanetin ve melanetin aklanma ve temize çıkarma uğraşları, stratejik bir tuzak olarak karşımızdadır. Bu tuzağın mimarı da dış güdümlü zillet cephesidir. Rotasını kaybeden CHP’nin yumuşama veya normalleşme çağrıları, zemzem diye ikram edilen baldıran zehrinden başka şey değildir. Nitekim CHP Genel Başkanı’nın Kıbrıs sorununun çözümünü vatan toprağından pay vermekle mümkün olacağını söyleyen eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ziyaret etmesi, akıl tutulması olduğu kadar 50. yıl kutlamalarına gölge düşürmüştür.

“Tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’inci yıldönümü münasebetiyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmak, hasret gidermek, ortak bir gelecek etrafında kenetlenmek kuşkusuz milli bir heyecan yaratmıştır. Türk milleti tek yürek halinde Kıbrıs davasına inanmakta ve arkasında durmaktadır. Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, var oluş anıtıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını ve tarihi emanetlerini göz ardı eden, yok sayan, hatta imhası için fırsat kollayan karanlık çevrelerin tahrikleri, tacizleri ve tuzakları hiç bitmemiştir. On yıllar boyunca çözümsüzlüğün çözüm olarak dayatılması, kurulan müzakere masalarının ve makul uzlaşma vasatının tahrip edilmesi boşuna değildir. Çünkü Kıbrıs’ta barış, huzur ve refah ikliminin tesisinden ödü kopanlar vardır ve bunların oyunları kesintisiz şekilde sahne almaktadır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası var oluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir.

“Ada’dan yükselen çığlıklara, kardeşin kardeşe feryat içindeki çağrılarına sessiz ve seyirci kalamazdık”

Girit’te ne yapıldıysa Kıbrıs’ta da aynısı planlanmıştır. Şayet Türkiye’nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğü Hocalı’da, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. Sanmasınlar ki Taşkent, Taşpınar, Sinde, Gönyeli, Yuvalı, Paşaköy, Kanlı Noel, Limasol, Gazi Mağusa, Geçit Kale, Murat Ağa, Sandallar, Atlılar katliamlarını unuttuk. Sanmasınlar ki bebeklerimize, çocuklarımıza, kadınlarımıza, masum ve mazlum soydaşlarımıza yönelik kanlı saldırıları hafızamızdan çıkardık. 50 yıl önce Ada’dan yükselen çığlıklara, kardeşin kardeşe feryat içindeki çağrılarına sessiz ve seyirci kalamazdık. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti, Zürih ve Londra Antlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakları temelinde 20 Temmuz 1974 sabahı Ayşe’yi tatile, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini de Kıbrıs’a göndermiştir. Bu askeri çıkarma Kıbrıs Türklüğünün hürriyetini, can ve mal güvenliğini, asayiş ve barış özlemlerini temin hedefini esas almıştır.

“Türk milleti Ada’ya barışın hakim olmasıyla ilgili kesin tavrını ve tarafını göstermiştir.”

Kıbrıs’ta işlenen vahşi cinayetlere, yapılan baskı ve zulümlere sözde medeni ülkeler tepkisiz kalırken, hatta alttan alta körüklerken, Türkiye haksızlığa boyun eğmemiş, soydaşlarımız çaresiz ve kimsesiz bırakılmamıştır. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkü’nün gözyaşları silinmiştir. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkü’nün ağıtları dindirilmiştir. Beşparmak Dağları’na istiklal şerefinin ebediyen çıkmayacak izleri şehit kanlarıyla kazınmış, Kıbrıs’taki Türk varlığının ebedi varlığı nice kahramanlıklarla yazılmıştır. Mehmet’lerimizle Mücahit’lerimiz ele ele vererek eziyetlere, çilelere, işkencelere, saldırılara ve suikastlara cesaretle direniş sergilemişlerdir. Kıbrıs Türklüğü bir yanda hürriyetine kavuşurken diğer yanda Türk milleti Ada’ya barışın hakim olmasıyla ilgili kesin tavrını ve tarafını göstermiştir.

Geçen günlerde Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Savunma Bakanı’nın, 50’inci yıl kutlamalarını karalamak için ‘Kıbrıslı Türklerin utanç şenlikleri’ iftirası atması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığından rahatsızlığını telaffuz etmesi kabalık, korkaklık, su katılmamış küstahlık olarak değerlendirilmelidir. 50’inci yıl kutlamalarına utanç şenlikleri demek bir müstevlinin hezeyanı, bir utanmazın hesap hatasıdır. 20 Temmuz Barış Harekatı, Kıbrıs Türklüğü’ne karşı yapılan soykırım teşebbüslerini sonlandırmış, EOKA’cılara bedel ödetmiş, Kıbrıs’ın bir Helen adası olmasını engellemiş, Kıbrıs Türkü’nün varlığını güvence altına alarak müteakiben 50 yıllık barış ve istikrar döneminin kapısını açmıştır. Bundan dolayı Türk düşmanları huzursuzdur, sancılıdır, uykuları kaçmıştır. Kıbrıs Türklüğü duruşuyla, haklı mücadelesiyle, uluslararası hukuk kapsamındaki tanınma çabalarıyla ve Türkiye’nin sonuna kadar desteğiyle muhasımları çileden çıkarmaya devam edecektir.

“Kıbrıs Türk devleti muhakkak tanınmalıdır”

Bir Yunan şarkıcının İzmir Çeşme’de Türk bayrağına ve Atatürk posterine karşı sergilediği saygısızlık ile egemenliğimiz altındaki bazı adalarda fiili durum yaratılması sabrımızı zorlayan ilkel ve istilacı ahlaksızlığa bir başka örnektir. Bu kafa yapısıyla iyi komşuluk hukuku ilişkisi kurmanın ne kadar mümkün ve muhtemel olduğu ayrıca ele alınmak durumundadır. CHP Genel Başkanı’nın, Kıbrıs’ta federasyon tezine ve AB sürecine aynen döneceklerini iddia etmesi Rumların değirmenine su taşıma gafletidir, çatlak bir sestir ve esef verici bir savrulmadır. Kıbrıs’ta eşit haklara sahip iki halk vardır. Kıbrıs’ta egemen iki devlet bulunmaktadır. Kıbrıs Türklüğünün eşit statüsüyle egemen eşitliği mutlaka teyit ve tescil edilmelidir. Uluslararası toplum Kıbrıs Türk halkının mahkum edildiği hukuk dışı ve insan haklarına aykırı izolasyonlara derhal son vermelidir. Kıbrıs Türk devleti muhakkak tanınmalıdır. Bunun dışında her öneri, her temenni ölü doğmaya müstahaktır.

“Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile güçlü dayanışmasını sonuna kadar azimle sürdürecek”

Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Türkü asla yalnız değildir, asla kimsesiz değildir, asla yetim değildir. Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türk vatanını her şart altında bağrına basmaya, anıda olduğu gibi acıda ve sevinçte de bir olmaya, ortak bir gelecek ülküsü etrafında tek nefes olmaya her zaman olduğu gibi yine hazırdır, buna kararlıdır. Allah’ın izniyle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine birlikte ulaşılacaktır. Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar tarafından 2021 yılında Cenevre’de muhataplarıyla paylaşılan çözüm vizyonu egemen eşitliğin ve eşit statünün tezahürü için tek çare, tek çıkar yoldur. Bizim de iki devletli çözüm vizyonuna desteğimiz tamdır. Ada’da iki halkın çıkarını ve varlığını, aynı zamanda eşit egemenlik haklarını müzakere etmekten kaçan ve kaçınan bir anlayışın barışa hizmeti düşünülemeyecektir. Kıbrıs’ın huzuru demek Doğu Akdeniz’in huzuru demektir. Bu huzur ortamı içinde, Akdeniz’in potansiyel yer altı kaynaklarının adaletli ve hukuk temelli paylaşımından başka bir seçenek de bize göre yoktur. Kıbrıs’ın refahı bölgenin yükseliş ve toparlanışı demektir. Şartlar ne olursa olsun Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile güçlü dayanışmasını sonuna kadar azimle sürdürecek, dostluk ve kardeşlik köprülerini titizlikle koruyacaktır.

“Kıbrıs Türk devletiyle Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını bilmelerinde yarar vardır”

20 Temmuz 1974 yılının kutlu iradesi her zaman yaşayacaktır. Yükselen Türkiye, aynı şekilde yükselen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti anlamına gelecektir. Çünkü bizim iki devletimiz olsa da milletimiz tektir, adı da Türk’tür. Ada’nın ve tarihin gerçeklerinden tamamıyla kopuk, maksimalist, dürüstlükten uzak ve şımarık bir anlayışla Kıbrıs’ın tamamında hak iddia edenlerin ulaşacağı hiçbir yer yoktur.

Güney Kıbrıs’ı İsrail’in lojistik merkezi haline getirme çabaları, Rum yönetiminin Yunanistan’la dayanışma içinde Larnaka’da deniz üssü kurma girişimleri istikrarsızlık ortamını tırmandırmaktan ve Gazze katliamına destek vermekten başka bir anlam taşımayacaktır. Bu yanlışın faili olanlar samimi değildir. Umudum bu vahim skandaldan geri dönülmesidir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kurduğu tarih, kültür ve stratejik üssü her türlü mütecaviz emele cevap niteliğindedir ve gerekirse askeri olarak da tahkim edilmelidir. Çözüm yollarını tıkayarak alınacak bir mesafe, ulaşılacak bir hedef yoktur. Verilen sözde durmak bir erdemdir. Kıbrıs Türklüğü erdemlidir, sözü de senettir. Egemen eşitlik temelinde yapılacak müzakereleri reddedenlerin, Kıbrıs Türk devletiyle Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını bilmelerinde yarar vardır.

Biden’ın gidişi müjdedir”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bahçeli, ABD Başkanı Joe Biden’ın 2024 Kasım ayındaki seçimlerde başkan adaylığından çekilmesine ilişkin “Biden’ın gidişi bir müjdedir. Netanyahu’nun gidişi de ikinci müjde olacaktır” ifadelerini kullandı.

Türk milleti, köpekleri dost kabul eder”

Bahçeli, Meclis’te görüşmeleri devam eden sokak hayvanlarına yönelik yasa teklifi hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine “Türk milleti hayvanları sever, köpekleri dost kabul eder. O sebepten dolayı köpeklere karşı uygulanacak her türlü yanlışın karşısında durur. MHP de üzerine düşeni yapacaktır. Hiç kimse merak etmesin. Köpekleri dost olanlar, köpekleri dost zannedenler, sokaklara dökülerek köpekleri taşlamaya devam etmesinler. Onlar Cenab-ı Allah’ın bir yaratığıdır” dedi.

Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir”

Devlet Bahçeli, MHP’nin Sinan Ateş cinayetinde değerlendirmelerde bulunan gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların yer aldığı listeye ilgili  “hesaplaşacaklarını” söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bazı çevreler, 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. MHP olarak basın mensupları olan değerli kardeşlerime bu gerçeği hatırlatmak istiyorum; sizlerle çoğu zaman beraber oluyoruz ama televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Onları kabul etmekte zorlanıyoruz. Ama yakın takip altındayız. Şu görmüş olduğunuz liste kimin hangi gün hangi saatte, hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. Bizi hedef gösteriyorlar saçmalığından da korkaklığından da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz. Ama hukuk zemininde mutlaka hesaplaşacağız. Olayları abartıyorlar ve saptırıyorlar. Konuşmaması gerekenleri, konuşmaya mecbur ediyorlar. Bizim hedefimiz adalettir. Kendileri muhatabımız dahi değildir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-liste-elimizde-gunu-geldiginde-bu-dosya-eyleme-de-gececektir-eylem-hukuki-nitelikte-olacaktir/feed/ 0
İzmir’de Uzun Süren Elektrik Kesintileri Vatandaşların Tepkisine Neden Oluyor https://www.haber60.com.tr/izmirde-uzun-suren-elektrik-kesintileri-vatandaslarin-tepkisine-neden-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-uzun-suren-elektrik-kesintileri-vatandaslarin-tepkisine-neden-oluyor/#respond Tue, 23 Jul 2024 09:15:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41597 (İZMİR)- İzmir’in Karabağlar ilçesinde uzun süre yaşanan elektrik kesintilerine vatandaşların tepkisine neden oldu. Metin Oktay Mahallesi Muhtarı Şahin Demir, “Bu altyapıyı geliştirmedikleri için 20-30 yıl önceki eski altyapılarla mevcut duruma müdahale etmeye çalışıyorlar ama yetersiz. Gelip elektriği açtıklarında en fazla 1-2 saat enerji verilebiliyor. Ondan sonra tekrar gidiyor. Bu çözümsüz bir noktaya geldi. Büyük kaos yaşıyoruz şu anda” dedi.

İzmir’da yaşanan elektrik kesintileri vatandaşların tepkisine neden oluyor. Karabağlar ilçesinde yaşayan vatandaşlar, uzun süre yaşanan elektrik kesintilerine bir an önce çözüm bulunmasını istiyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Metin Oktay Mahallesi Muhtarı Şahin Demir, elektrik altyapısının yetersiz olduğunu belirterek, ilçedeki 12 mahallede yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle mağduriyetlerin olduğunu kaydetti.

Demir, “Küçücük bir trafo iki tane mahalleyi besliyor. Maalesef yetersiz olduğunu bildikleri halde yenileme yapmadılar. Bununla ilgili her yıl verdiğimiz dilekçeler var. Ama maalesef yetersiz kalınıyor. Gerekli yatırımlar yapılmıyor. Bu sebepten dolayı 4-5 gündür çok büyük şekilde 9 saate varan elektrik kesintisi yaşıyoruz. Esnaflarımız, halkımız bu durumdan şikayetçi. Evlerde yaşlılarımız, engelli çocuklarımız var. Oksijen alan çocuklarımız var. 186’ya hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Bununla ilgili sadece bana ulaşabiliyorlar ben de elimden geldiği kadar yetkililere ulaşmaya çalışıyorum ama yetkililere de ulaşamıyoruz. Bu konuda çok zor durumdayız. Karabağlar olarak yaklaşık 12 mahallede böyle bir sıkıntımız var. İçerilere doğru gidildikçe daha da büyük sıkıntılar. Biz de bir trafo iki trafoysa içerideki mahallelerde üçer beşer trafolarda sıkıntı var. Bu altyapıyı geliştirmedikleri için 20-30 yıl önceki eski altyapılarla mevcut duruma müdahale etmeye çalışıyorlar ama yetersiz. Gelip elektriği açtıklarında en fazla 1-2 saat enerji verilebiliyor. Ondan sonra tekrar gidiyor. Bu çözümsüz bir noktaya geldi. Büyük kaos yaşıyoruz şu anda” diye konuştu.

“İsyanım var”

Mahalle sakini Emine Çoban, “Dolabım bozuldu. Milyarım var dolapta. Bunu kim ödeyecek, suçumuz ne bizim? Bir gün olur, iki gün olur ama perşembeden beri yeter ya. Kim yapıyorsa ona isyanım var. Bir gün olur iki gün olur. Sabrederiz insanlık hali. Ama bu kaç gündür ya? Ben kalp hastasıyım. Ben krize giriyorum. Kalbim kötü şu anda. 160 liraya bamya aldım. Ben onu bedenim için faydalı diye aldım, dolaba koydum. Attım hepsini erimişler. Bunu kim ödeyecek” dedi.

“Benim zararımı kim karşılayacak?”

Mahalle sakini Turan Kama ise şunları söyledi:

“Perşembe gününden beri sürekli elektrikler kesilip gelip gidiyor. Eşyalarımız bozulmak üzere. Yıl olmuş 2024, millet uzaya gidiyor biz de burada sürekli elektrik sıkıntıları var. Çocuklar uyuyamıyor. Ufak çocuğum var benim. Hava sıcaklığı 40 derecenin üzerinde. Buna bir çözüm bulunması lazım. Gediz Elektrik’in buna bir el atması lazım. Yetkililere ulaştığımızda ‘arıza çözülmek üzere, arkadaşlarımız ilgileniyor’ diyorlar. Ama hala bir çözüm yok. Bugün 13: 30’da gitti, saat 6-7 oldu hala elektrik gelmedi. Bekliyoruz ne zaman gelecek diye. Dolaplarımızdaki etlerimiz eridi, atmaya başlıyoruz. Bizim bu zararımızı acaba karşılayacaklar mı? Yetkililere söylediğimizde ‘biz de sadece beyaz eşyalar ya da televizyonlarınızı karşılayabiliriz, buzdolabının içi bizi ilgilendirmiyor’ diyorlar. Benim zararımı kim karşılayacak? Ben daha pazarımı yeni gördüm. Yoğurdum bozulmaya başlıyor. Sütüm bozuluyor. Ülkedeki durum malum hemen alınmıyor bunlar. En kötü bir yoğurt 100 lira. Gediz Elektrik’in artık istifa etmesi lazım ya da bir şeyler yapması lazım. Yazın bu sıcak aylarında bunu yaşanması çok sıkıcı bir şey. İnsanlar geriliyor. İşten geliyorsun; ev sıcak oturamıyorsun, yatamıyorsun. Biz yetkililere sesleniyoruz; bir an önce bunu çözsünler. Büyükşehirde, İzmir’de yaşıyoruz. Köyde yaşamıyoruz.”

Asiye Şahin ise elektrik kesintileri nedeniyle mağdur olduklarını belirterek, buzdolabında ne varsa bozulduğunu ifade etti.

“İş yapamıyorum”

Mahallede 21 yıldır esnaflık yapan Mustafa Keskin, “Yaklaşık bir haftadır elektrik belli, belirsiz gidip geliyor. Ben mahalle bakkalıyım, mağdurum. Dolaplarım çalışmıyor, içerisindeki süt ürünleri tahriş oluyor. Bu duruma çözüm bulsalar iyi olur. POS cihazı çalışmadığı için alışveriş olmuyor. Müşteri ürün alamıyor, ben de iş yapamıyorum. 8 saat süren elektrik kesintileri yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü

Mahalle Sakinleri ile röportaj

Metin Oktay Mahallesi Muhtarı Şahin Demir ile röportaj

Mahalleden detay görüntü

Marketten detay görüntü

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-uzun-suren-elektrik-kesintileri-vatandaslarin-tepkisine-neden-oluyor/feed/ 0
Bahçeli: CHP’nin tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi deli saçmasıdır https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/#respond Tue, 23 Jul 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41585 MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, muhalefeti sert sözlerle hedef aldı. Bahçeli “CHP’nin tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi deli saçmasıdır. Türkiye ekonomisi yükseliş kulvarındadır” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Yeni yüzyıl Türkiye için emsalsiz fırsatlarla doludur. Milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayacağımız düşüncesindeyim. Milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir. Muhalefetin umut bağladığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın başkanlık yarışından çekilmesi etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve iktidarını devirme planları yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen bağlantı noktaları kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla hiçbir terör örgütü nefes alamayacaktır.

CHP LİDERİ ÖZEL’İ HEDEF ALDI

Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu tahrikleri dikkatle takip ettiğimiz herkes tarafından bilinmelidir. Kapalı devre işbirliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam bu günlerde CHP Genel Başkanı’nın ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bölücü bir ağızdır.

Türkiye’nin bölünmesi hususunda iş birliği halinde olan DEM ve CHP’nin ateşle oynadığı malumlarınızdır. DEM’lenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP demokrasimize leke sürmekte, milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu kundaklamaktadır. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır. Karamsar tablolar çizenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü kavramaktan aciz düşenlerdir. CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Ekonomi yükseliş kulvarındadır.

“DEZENFLASYON TESİRİNİ GÖSTERMEKTE”

Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, yatırım ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi sevindirici bir gelişmedir.

“BALDIRAN ZEHİRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

Yumuşama dayatması altında Türkiye’nin Türk siyaset ve demokrasi sisteminin ilkelerinden uzaklaşması, ihanetin aklanma ve temize çıkarma uğraşları stratejik bir tuzak olarak karşımızdadır. Bu tuzağın kurnaz mimarı dış güdümlü zillet çephesidir. Politikasızlık içinde kıvranan CHP yönetiminin yumuşama veya normalleşme çağrıları zemzem diye ikram edilen baldıran zehrinden başka bir şey değildir.

“KIBRIS’TA BARIŞTAN ÖDÜ KOPANLAR VAR”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümü nedeniyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmak kuşkusuz milli bir heyecan yaratmıştır. Kıbrıs Türklüğünün zulümden kurtuluş gününde soydaşlarımızla birlikte olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs Türk milletinin kardeşlik anıtıdır. Kıbrıs, bölgenin kilit taşıdır. Tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını yok sayan tacizler bitmemiştir. Kıbrıs’ta barıştan ödü kopanlar var.

DESPINA VANDI TEPKİSİ

Bir Yunan şarkıcının Çeşme’de Türk bayrağına ve Atatürk posterlerine karşı sergilediği saygısızlık ile egemenliğimiz altındaki bazı adalarda fiili durum yaratması sabrımızı zorlayan ilkel ahlaksızlığa bir başka örnektir. Bu kafa yapısı ile iyi komşuluk hukuku ilişkisi kurmanın ne kadar mümkün olduğu ayrıca ele alınmak durumundadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/feed/ 0
Başkan Büyükkılıç, Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/#respond Tue, 23 Jul 2024 07:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41546 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, basın mensuplarının bu özel gününü tebrik etti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında 24 Temmuz 1908 tarihinde II. Meşrutiyet’in ilanı ile Türk basınında sansürün kaldırıldığını, gazetelerin ilk kez sansürsüz olarak yayınlanmaya başlandığı gün olan 24 Temmuz’un her yıl ‘Basın Bayramı’ olarak kutlandığını hatırlattı.

Türkiye basın tarihinde önemli bir yere sahip olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutlayan Başkan Büyükkılıç, bu anlamlı günde, toplumu bilgilendirme misyonuyla özveriyle çalışan tüm gazeteci ve medya mensuplarına en içten teşekkürlerini iletti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Basın, milletin müşterek sesidir. Basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir’ sözlerini hatırlatan Büyükkılıç, Kayseri’de gazetecilerin sağduyunun sesi olduğunu, adeta bir mektep ve vatandaşa rehber olduğunu vurguladı.

“Basın, demokrasinin dördüncü gücüdür”

Başkan Büyükkılıç, basının demokrasinin temel taşlarından birisi olduğunu belirterek, “Basınımız, yasama, yürütme, yargıdan sonra dördüncü güç olarak bilinirken, tarafsız ve doğru habercilik ilkeleri çerçevesinde sürdürdükleri çalışmalar, demokrasinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Kamuoyunu aydınlatma görevlerini yerine getiren fedakar gazetecilerimiz, karşılaştıkları zorlukların ve engellerin üstesinden gelerek topluma ışık tutmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

Objektif ve etik haberciliğin öneminin her geçen gün daha da arttığının altını çizen Büyükkılıç, “Basın mensuplarımızın sosyal medyada oluşan dezenformasyondan uzak bir şekilde, dijital medya mecralarının da gazetecilik adına sunduğu imkanlar doğrultusunda meslek ilkeleri ve basın ahlakından taviz vermeden mesleklerini yerine getirmeleri de hayati önem arz etmektedir” dedi.

Gazetecilerin özverili çalışmaları sayesinde toplumun doğru ve tarafsız bilgilere ulaştığını söyleyen Büyükkılıç, “Medyamız, günümüzde çeşitli formlarıyla siyasetten ekonomiye, sanattan edebiyata, gündelik hayatı, sosyal pratikleri ve küresel toplumsal ilişkileri önemli ölçüde etkileyen, bireysel ve toplumsal hayatın tam da merkezinde yer alan önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı.

Başkan Büyükkılıç’tan Veli Altınkaya Basın Müzesi’ne davet

Başkan Büyükkılıç, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti ile birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaların süreceğini belirterek, tüm Kayserilileri, geçtiğimiz 24 Temmuz’da Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi ve Kayseri Gazeteciler Cemiyeti iş birliği ile tarihi Kayseri Mahallesi’nde açılışı yapılan 114 yıllık Kayseri basın tarihine ışık tutan Veli Altınkaya Basın Müzesi’ni gezmeye de davet etti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç mesajında gece gündüz, yaz kış, yağmur çamur demeden fedakarca görevlerini yerine getirmeye çalışan haber merkezinden, sahada çalışan ekibe, yazı işlerinden matbaa çalışanlarına kadar tüm basın mensuplarına teşekkür edip, çalışmalarında başarılar dilerken, vefat eden basın mensuplarına da Allah’tan rahmet dileyerek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden tüm gazetecileri saygıyla anıyorum. 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nın tüm medya mensuplarımıza sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini temenni ediyorum. Toplumun doğru, tarafsız ve hızlı bilgi ihtiyacını karşılayan, kamuoyunun sesi olan tüm gazetecilerimizin bu özel günlerini kutluyorum.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/feed/ 0
Deniz Yücel’den Bakan Şimşek’e: “Moody’s Kredi Notumuzu Yükseltince Ayşe Teyzenin Tenceresi Kaynamıyor, Ahmet Amcanın Borçları Bitmiyor” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41493 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarına tepki göstererek, “Sayın Şimşek’ten, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in kredi notumuzu iki kademe arttırmasını büyük bir başarı hikayesi olarak dinledik. Büyük bir müjde ile duyuruldu duyurulmasına ama; Moody’s’e göre hala yatırım yapılabilir ülkeler arasında bile değiliz. Kredi notumuz iki kademe yükseldiği halde dahi, ülkemizin yatırım yapılabilir ülkeler arasına girememesi, Türkiye’yi, kaç yıl geriye götürdüklerinin de bir kanıtı aslında… Anlayın artık kardeşim. Siz ‘başardık’ deyince başarmış olmuyoruz. Moody’s kredi notumuzu yükseltince Ayşe teyzenin tenceresi kaynamıyor, Ahmet amcanın borçları bitmiyor” dedi.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin MYK toplantısı devam ederken toplantının gündemine ilişkin açıklama yaptı. Yücel şöyle konuştu:

“Büyük bir gurur ve coşkuyla kutladığımız Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü geride bıraktık. Kıbrıs Türklerinin bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye’nin kararlı duruşu, barış ve adaletin zaferi olarak tarihe geçmiştir. Harekatın başarıya ulaşması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize minnetlerimizi sunuyoruz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, hepinizin bildiği gibi Kıbrıs’ta bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Bu ziyaretler diplomatik kurallar çerçevesinde, samimi ve nezaketli bir şekilde gerçekleşti. Fakat Lefkoşa’da son derece yakışıksız bir tavırla karşılaştık. Her şey olması gerektiği gibi diplomatik teamüller çerçevesinde ilerlerken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görevli büyükelçi, Genel Başkanımızı karşılamaktan, yan yana görünmekten imtina etti. Aklı sıra kendince bir mesaj verdi. Bu yakışıksız ve saygısız davranışı eski genel başkanlarımıza ve dışişleri bakanlarımıza da yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’i karşılamayan Kıbrıs Büyükelçisi Metin Feyzioğlu’nun bu davranışı diplomatik teamüllere aykırıdır.

“Bu yakışıksız tavra kayıtsız kalmayacağız”

Bu saygısızlık, sadece CHP’ye değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil ettiği demokratik değerlere ve diplomatik geleneklere de bir hakarettir. Bir büyükelçinin görevi, devletin ve milletin çıkarlarını en üst düzeyde gözetmektir. Büyükelçi Feyzioğlu’nun, CHP heyetini karşılamaması, bu görevin gerektirdiği tarafsızlıktan, ağırlıktan ve devlet ciddiyetinden uzak bir tutum sergilediğini göstermiştir. Geçmişi herkes tarafından bilinen, nerede durduğu belli olmayan, duruşu ve tavrı, anlık kişisel çıkarlarına göre şekillenen bu rüzgar gülü, kendini istediği kadar küçültebilir, istediği yere kadar alçaltabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ederken bunu yapamaz. Devlet görevlilerinin, siyasi partiler arasında ayrım yapması, demokrasimize, devlet ciddiyetine ve hukukun üstünlüğüne zarar verir. O yüzden bu yakışıksız tavra kayıtsız kalmayacağız.

“Mehmet Şimşek’in her hafta gerçeklerden uzak bir başarı hikayesini dinler olduk”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in her hafta gerçeklerden uzak bir başarı hikayesini dinler olduk. Bir hafta sanki ülkeyi, içinde bulunduğu ekonomik buhrandan çıkarmışçasına ‘başardık’ diyorlar, diğer hafta ‘ekonomi programımız tıkır tıkır işliyor’ diyorlar. Ama halkın cebine yansıyan bir şey yok. Aksine açlık, yoksulluk ve sefalet her geçen gün daha da katmerleniyor. Bu hafta da Sayın Şimşek’ten, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in kredi notumuzu iki kademe arttırmasını büyük bir başarı hikayesi olarak dinledik. Notumuz B3’ten B1’e yükselmiş. Büyük bir müjde ile duyuruldu duyurulmasına ama; Moody’s’e göre hala yatırım yapılabilir ülkeler arasında bile değiliz. Fakat kimse bu acı gerçekten bahsetmiyor. Kredi notumuz iki kademe yükseldiği halde dahi, ülkemizin yatırım yapılabilir ülkeler arasına girememesi, Türkiye’yi, kaç yıl geriye götürdüklerinin de bir kanıtı aslında. AKP iktidarının ve ekonomiyi kurtarsın diye göreve getirdikleri Mehmet Şimşek’in bu pişkin tavırları, artık milletin aklıyla alay etmekten ve sabrını sınamaktan başka bir şey değil. Bu artık pembe tablo çizmenin de ötesinde bir şey. İşçinin, emekçinin, emeklinin, çiftçinin emeğinin karşılığından tasarruf ederken, kendilerine kaynak yaratanların şatafatından gram eksilme yok. Hala bir eli yağda bir eli balda olan saray ve avaneleri, ekonomik krizi zerre dahi hissetmiyor. Anlayın artık kardeşim. Siz ‘başardık’ deyince başarmış olmuyoruz. Moody’s kredi notumuzu yükseltince Ayşe teyzenin tenceresi kaynamıyor, Ahmet amcanın borçları bitmiyor. Gerçek anlamda kazandığımızda; halk bunu evinde hissetmeli, bu durum fiyat etiketlerine, mutfaktaki tencereye yansımalı.

“Artan işsizlik ve enflasyon ortadayken, ekonomik programın başarısından söz etmek mümkün değil”

Sayın Şimşek, uyguladıkları program sayesinde kredi notunun yükseldiğini iddia ediyor. Ancak halkın alım gücü düşmüş; temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, hepimizin yaşadığı ekonomik kriz, artan işsizlik ve enflasyon ortadayken, ekonomik programın başarısından söz etmek mümkün değil. Bu tür manipülatif açıklamalarla halkı kandırmaya çalışmaları, en az ekonomik krizin yaşattıkları kadar acı. Beyefendi, ‘ekonomideki dengelenme ve azalan dış finansman ihtiyacından’ bahsediyor. Fakat gerçek durum, ‘dış borçlar ve kısa vadeli kredilerle ayakta durmaya çalışan, enkaz haline gelmiş bir ekonomi.’ Ülkemiz dış borç yükü altında ezilirken, nasıl olur da ekonominin dengelendiğini iddia edebilirler? Artan uluslararası rezervler ve dezenflasyon süreci iddiaları ise tam anlamıyla birer aldatmaca. Rezervlerin arttırılması geçici bir durumdur ve halkın günlük hayatında hissedilmediği sürece dezenflasyon süreci bir anlam ifade etmez. Gerçek enflasyon rakamları ve halkımızın yaşadığı ekonomik zorluklar ortada. Görünümün pozitif olarak korunması, programlarına duyulan güvenin bir göstergesi değil, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’yi yakından izlediğinin bir işaretidir. Bu açıklamalarla halkımızın gözünü boyamaya çalışmak, sadece ve sadece ekonomik sorunları daha da derinleştirir.

“Öve öve bitiremediğiniz programınız neden halkın refahını yükseltemiyor?”

‘Ekonominin dayanıklılığını artıran, kurala dayalı ve öngörülebilir politikalar’ uyguladıklarını söyleyen Şimşek’e soralım; o kurallar neden sadece sokaktaki vatandaş için geçerli? O kurallar sizin çifter çifter maaş alan bürokratlarınıza, son model makam araçlarınıza, özel uçaklarınıza, geçiş garantili köprülerinize, otoyollarınıza, yolcu garantili havalimanlarınıza, hasta garantili şehir hastanelerinize neden işlemiyor? Öve öve bitiremediğiniz programınız neden halkın refahını yükseltemiyor? Neden ekonomik sıkıntılar her geçen gün daha da derinleşiyor? ve siz; halkımızın yaşam kalitesi her geçen gün düşerken, neden hala utanmadan ekonominin sağlam olduğunu iddia edebiliyorsunuz? Mehmet Şimşek’in Moody’s açıklamaları, gerçeklerden uzak ve halkımızı yanıltmaya yönelik, kelimenin tam anlamıyla bir kara propagandadır. Ekonomik sorunlarımızın çözümü, manipülatif açıklamalarla değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yönelik politikalarla mümkündür. Bu sistemden, bu yağma düzeninden beslenmeyen herkesin, bu gerçekleri görmesi ve dillendirmesi lazım.

“Siz emekliye verdiğiniz parayı cebinizden mi veriyorsunuz?”

AKP iktidarı, emekliye reva gördükleri açlık ve sefalet maaşı olan 12 bin 500 liralık emekli maaşının maliyetini, dillerinden düşürmüyor. ‘Beğenmiyorsunuz ama bize maliyeti 33 milyar lira’ diyorlar. İnsanda biraz vicdan olur. İnsanda biraz insaf olur. Bunu söylerken hiç utanmıyorlar ama aynı utanmazlar, SSK’dan işverene sağlanan 5 puanlık destek primini iptal ettiklerini ve buradan bütçeye kaynak sağladıklarını söylemiyorlar. İptal ettikleri destek priminin hazineye ilk 6 aylık getirisi 128 milyar Türk lirası. Emekliye verdiğiniz 2 bin 500 TL’lik zammın bütçeye maliyetinin 33 milyar lira olduğundan bahsediyorsunuz, iptal ettiğiniz destek priminin 128 milyar lira getirisinden bahsetmiyorsunuz. Siz emekliye verdiğiniz parayı cebinizden mi veriyorsunuz? Emekliye lütufta mı bulunuyorsunuz? Siz ülke yönetmeyi ne zannediyorsunuz?

“En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilmeli, asgari ücret de en az 25 bin lira olmalı”

Şimdi anlatacaklarım fıkra değil. SGK, ’emekliler.gov.tr’ adında bir siteyi faaliyete geçiriyor. Bu sitede emekliler için sağlıklı yaşam önerileri sıralanıyor. Mutfak masraflarına yetişemediği için pazarda çürük sebze-meyve aramak zorunda kalan emekliler, stresle başa çıkmak için meditasyon ve yoga yapacakmış. Ayrıca emekliler, yeni hobiler edinmeliymiş. Örneğin müzik aleti çalmalılarmış. Batırdığınız ülkede hayatta kalmaya çalışan emekliyle dalga geçmek için yapmadığınız bir bu kalmıştı. Karınlarını dahi zor doyuran vatandaşa yoga yap diyebilmek, eğer şakaysa hiç komik değil. Şaka değilse daha durum da vahim. Bu yapılan artık iyice akıllarını yitirdiklerinin bir kanıtıdır.

Şuna artık iyice kani olduk; AKP yöneticileri pazara gitmiyor, halkın içine karışmıyor, emeklilerin derdini dinlemiyor. Ama oturdukları yerden ‘her şey düzeliyor’ mesajı vermeye bayılıyorlar. Normalde yaz aylarında sebzenin meyvenin fiyatı düşer. Bu yıl her ürün gibi onların da fiyatı artıyor. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi tarımsal girdilerin tamamı ithal. Döviz arttıkça bunların fiyatları da artıyor. Ürünler zamlanıyor. Bir adet limon 12 lira olur mu? Bir kilo taze fasulye 60 lira. Bir kilo armut 200 lira. Yaz aylarında fiyatlar böyleyse, kim bilir kışın nasıl olacak? Fileler bomboş ama enflasyon düştü öyle mi? ÇAYKUR deseniz, çay üreticisine adeta zulmediyor. Önce 17 lira gibi bir fiyat belirlediler, şimdi de alım kotasını düşürdüler. Çay, üreticinin elinde kalıyor. Çay, çuvalların içinde çürüyor. Özel sektörse çayı daha da düşük fiyata alıyor. Bir iktidar bu kadar vicdansız olabilir mi? Hiç mi insafınız yok? İşte böyle bir ortamda emeklilere reva görülen maaş 12 bin 500 lira. Bir de Erdoğan, emekli maaşına verdikleri şaka gibi zammı eleştiren muhalefete hiç utanıp sıkılmadan ‘Bunların sırtında küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz’ demiş. Sayın Erdoğan… Sen farkında değilsin ama asıl küfe ’emeklinin, emekçinin, işçinin, esnafın sırtında.’ Neyi ölçüp biçiyorsanız, yanlış ölçüyorsunuz. Asgari ücret bile açlık sınırının altında kalmışken, ölçüp biçip hesapladığınız ücret 12 bin 500 lira öyle mi? İktidarı bir kere daha uyarıyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilmeli, asgari ücret de en az 25 bin lira olmalı.

AKP iktidara geldiğinde, en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün emekli maaşı, ne yazık ki 3 çeyrek altın alamıyor. Emeklinin cebinden en az beş buçuk çeyrek altını gitti. Emekli vatandaşlarımızdan çalınan altınların hesabını soracağız. Emekli vatandaşlarımıza da seslenelim; kaybettiğiniz 5,5 çeyrek altını sandıkta arayın. Çünkü ne demiştik; ‘geçim olmazsa seçim olur.’

“CHP olarak biz, emeklilerin sesi olmaya devam edeceğiz”

Emeklilerin maaşlarıyla ilgili tek tip düzenleme yapması gerekirken, intibak yasası çıkarılarak emekliler arasındaki ayrımların ortadan kaldırılması gerekirken, prim güncelleme katsayısının, aylık bağlama oranlarının, aylıkların alt sınırlarının hakkaniyetle belirlenmesi gerekirken, AKP’nin son planı, emeklilik yaşını 65’e yükseltmekmiş. AKP emeklilik ile ilgili ne zaman bir düzenleme yapılacağını söylese emekli haklarında bir gerileme yaşanmıştır. En yıkıcı olanı ise 2008 yılında yapılan değişikliktir. Bu değişiklik ile emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş ve emekliliğe hak kazanma koşulları ağırlaştırılmıştır. AKP’yi bir kere daha uyarıyoruz; emeklilik sistemini değiştirip insanlarımızı ‘mezarda emekliliğe’ zorlayacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hatırlatalım; EYT bizim zorlamamızla çıkarıldı. Mağdur olan binlerce kişi hakkını aldı. Eğer çalışanlara karşı yeni bir oyun oynamaya kalkarsanız karşınızda bizi bulacaksınız. Emeklilikle ilgili yapacağınız en hayırlı iş, emeklilik maaşlarını arttırmak olacaktır. CHP olarak biz, emeklilerin sesi olmaya devam edeceğiz.

“Milyonlarca lira tarikatlara, yandaşlara aktarılıyor, sonra memurun işçinin alın teri ile kazandıklarını göz dikiliyor”

Geçtiğimiz hafta ülkemizin, devlet kurumlarının kaynaklarının milletimize değil de; yandaşlara, belli kişilere ve gruplara aktarıldığının bir örneği daha ortaya çıktı. Türk Hava Yolları, milletimizin gururu filenin sultanlarını 13 saatlik ABD yolculuğuna ekonomi sınıfında daracık koltuklarla gönderirken; meğer bir taraftan da tarikatlara, yandaşlara, kendilerine yakın derneklere sınırsız ayrıcalıklar tanımış. 2018-2021 tarihleri arasında binlerce bedava bilet verilmiş. Tonlarca bagaj ve kargo bedava taşınmış. İndirimli yolculuklar yapılmış, üst sınıfta uçmuşlar. Tarikatlara, yakın görülen derneklere, eşe dosta kıyak çekilmiş. Bunlar Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar. Milyonlarca lira tarikatlara, yandaşlara aktarılıyor, sonra memurun işçinin alın teri ile kazandıklarını göz dikiliyor.

“Bu ülkenin çocuklarının başına gelen en büyük talihsizliksin Yusuf Tekin”

Bir diğer değinmek istediğimiz konu ise geçtiğimiz günlerde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’deki Fransız Okulları’nın MEB’e bağlanması ve bu okullarda MEB’in müfredatına göre eğitim verilmesi gerektiğini söyledi. Bakanlık bu konuda taviz vermemekte kararlıymış. Ancak bu Fransız okullarından birinde; ‘Milli ve manevi değerlerimize bağlı çocuklar yetiştireceğiz’ diyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş’ın çocuğu da okuyormuş. Sayın Mahinur Göktaş, devlet okullarındaki eğitimi yada müfredatı mı beğenmiyor da çocuğunu Türk okullarına göndermek yerine Fransız okullarına gönderiyor? Yoksa konu kendi çocuğu olunca milli ve manevi değerlerinden vaz mı geçmiş? İki bakanı birbirine düşüren bu tartışma bize; ülkemizin eğitim sistemindeki çifte standardı, kaliteli ve nitelikli eğitimin artık bu ülkede sınıfsal bir mesele haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. Parası olan yine bir yolunu bulup çocuğunu, bu tarikatların gölgesi düşmüş müfredattan uzak tutabiliyor da, çocuğunu özel okula gönderecek parası olmayanın çocuğu bilimden, çağdaşlıktan uzak bu müfredata maruz bırakılıyor. Bana bak Yusuf Tekin. Senin zihniyetinin yansıması olan bu karanlık müfredatı, sizinkiler bile beğenmiyor. Bu ülkenin pırıl pırıl çocuklarını atmaya çalıştığınız o kör karanlığa, kendi çocuklarınızı atmaya razı oluyor musunuz? Bu ülkenin çocuklarının başına gelen en büyük talihsizliksin Yusuf Tekin. Karanlık zihniyetinizin de, senin de karşında durmaya devam edeceğiz.

“Diyanet İşleri Başkanı kendini resmen şeyhülislam sanıyor”

Bir Diyanet İşleri Başkanı var ki akıllara zarar. Adam kendini resmen şeyhülislam sanıyor. Geçtiğimiz cuma günü Düzce Akçakoca Merkez Camisi’nde okuduğu cuma hutbesinde ‘Kadınların yüz, el ve ayakları hariç örtünmesi gerektiği, kadınların gençlerin erken yaşta evlenmesi gerektiğine’ dair bir şeyler saçmalamış. Diyanetin sınırsız bütçesiyle, saltanat süren bu hadsiz adam, Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğunu unutmuşa benziyor. Unuttuysan hatırlatırız Ali Erbaş. İnsanların giyimine, yaşam tarzına, kaç yaşında evleneceklerine, telkin ve tavsiye yoluyla dahi karışamazsın. Haddini bil. Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye’de kadınlar kaç yaşında evleneceklerine kendileri karar verebilirler.  Türkiye’de kadınlar, siz istiyorsunuz diye dört duvarın arasına sıkışıp kalmayacaklar.

“İki gün sonra  Lozan Barış Antlaşması’nın 101. yılını kutlayacağız”

İki gün sonra Türk Tarihi’nde eşi benzeri görülmemiş bir zaferin tescili, Cumhuriyetimizin tapusu addettiğimiz Lozan Barış Antlaşması’nın 101. yılını kutlayacağız. Lozan Antlaşması, ulusumuza yönelik büyük güçler tarafından hazırlanmış ve Sevr ile tamamlandığı sanılmış yok sayma ve yok etme girişiminin yine ulusumuzun direnci ile püskürtülmesinin belgesidir, bir siyasal zafer yapıtıdır. Sevr’i yırtıp atan, bir ulusun kaderini, dünya tarihini değiştiren büyük önderimiz, Cumhuriyetimizin birinci Cumhurbaşkanı, Kurucu Genel Başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ü; Lozan Kahramanı, 2. Cumhurbaşkanımız, 2. Genel başkanımız İsmet İnönü’yü ve kurtuluş savaşında can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

“Genel Başkanımız Özgür Özel’in Esad’la görüşmesinin tarihi, yeri ve zamanı netleşmedi”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yücel, “MYK toplantınızda Genel Başkanınız Özgür Özel’in Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile gündeme geldi mi? Bununla ilgili herhangi bir planlama var mı? Güncel durum nedir” sorusu üzerine “Bu konu zaten bizim gündemimizde olan bir konu. Bir süredir bu konuyla ilgili diplomatik yollardan gerekli iletişim gerekli çalışma yapılıyor. Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki süreçte Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in Suriye Devlet Başkanı Sayın Esad’la görüşeceğini ifade edebiliriz. Ancak bu görüşmenin tarihi, yeri ve zamanı henüz keskinleşmiş, netleşmiş değil” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/feed/ 0
Özgür Özel: Cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar mücadele edeceğiz https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cemevlerini-yasal-ibadethane-yapana-kadar-mucadele-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cemevlerini-yasal-ibadethane-yapana-kadar-mucadele-edecegiz/#respond Sun, 21 Jul 2024 22:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41295 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ONUR DURSUN

(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erikli Baba Cemevi ziyaretinde; “Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde bulunan Erikli Baba Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre ve İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de eşlik etti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:

“Erikli Baba’nın şahsında, o günden bugüne bu ocağın ateşini tüttürenlere, çorbasını kaynatanlara, aç olanı doyuran, susayanı kandırtan, günü geldiğinde dayanışmanın en iyi örneklerini gösteren ve asla ve asla kan davası gütmeyen, kan davaları bir gün biter ama sizin davanız bizim davamız, can davasıdır. Kan davasını silahla sürdürürler, günü gelince de bitirirler. Can davası silahla sürmez. Can davası kalemle sürer. Can davası yürekle sürer. Can davası inançla, sevgiyle sürer. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Kerbela’da canlarını kaybedenleri ve can davasını yüreklerinde insan sevgisiyle sürdürenleri yürekten selamlıyorum, hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Hazreti Hüseyin’in de beraberindeki 72 şehidin şehadet günü olan 10 Muharrem’i geride bıraktık. Bir kez daha Kerbela’da yaşanan acıları anıyor, Yas-ı Muharrem oruçlarınızın kabul olmasını niyaz ediyor, tüm canların tuttukları oruçlar, paylaştıkları lokmalar, ettikleri duaların hak katında kabul olmasını yürekten diliyorum.

“Azı çok edip yürekten paylaşıyorsunuz”

Aleviler, ‘İncinsen de incitme’ anlayışındaki bu ülkenin en müstesna, bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne kardeşliğine, dostluğuna, komşuluğuna en çok katkı yapan yürekleridir. Horasan Erenlerinin evlatları olarak sizler tarihinde olduğu gibi bugün de bu toprakların insanına, birliğine, dirliğine, beraberliğini hizmet için, katkı için emek veriyorsunuz, zaman ayırıyorsunuz, kısıtlı bütçelerinizden artırıyorsunuz, azı çok ediyorsunuz. O çoğu yürekten paylaşıyorsunuz. Her sene Nevruz’da Manisa’da Saruhanlı ilçesinin Kemiklidere köyündeki Horasan Erenlerinden bir mümtaz şahsiyetin türbesinin başında, o türbeyi bekleyenlerle beraber oturur, bir iki lokmayı paylaşır, onlarla birlikte güzel sohbetlerine, tatlı yemeklerine, aşlarına, demlerine eşlik eder ve Horasan Erenlerinin Anadolu’ya gökyüzüne saçılmış yıldızlar gibi nasıl saçıldığını, nasıl en yüksek insan, bilinci, ahlakı, edebi Anadolu’ya dağıttıklarını ve halen daha Horasan Erenlerinin torunlarının bu ülke için ne kadar kıymetli olduğunu, her sene o yeni günde bir kez daha orada yaşarız. Buradan Horasan Erenlerinin Kemiklidere’deki dergahını bekleyen Atanur Dedeme, onun şahsında Horasan Erenlerinin bütün torunlarına selam olsun.

“Kerbela’dan Gezi’ye acıların sonuçlarını yüreğine gömenlerle birlikteyiz”

Tarih boyunca yaşanılan bütün haksızlıklara rağmen ‘Gelin canlar bir olalım’ diyenlerle bugün birlikteyiz. Kurtuluş Savaşı’nda şüphesiz Mustafa Kemal Paşa’nın yanında dimdik duranlarla, onu ilk ziyaret ettiğinde Hacıbektaş’ı madden ve manen destekleyenlerle, arkasında duranlarla, yanında duranlarla, önünden koşanlarla birlikteyiz. Kerbela’dan Çorum’a, Maraş’a, Sivasa, Gazi’den Gezi’ye yaşanan tüm acıların acı sonuçlarını yüreklerine gömen, acılarını unutmayan ama kini değil, yüreklerinde insan sevgisini büyütenlerle birlikteyiz. Çocuklarınıza tarihteki acılarınızın feryadı yerine gelecek güzel günlere seslenen bir turna havası bırakan güzel canlarla birlikteyiz. Herkesi berrak zihninizle, tatlı dilinizle bu topraklardaki tüm eşitsizliklerle yüzleştirdiniz. Bizi, deyişlerinizin içindeki o büyük felsefe ile zenginleştirdiniz. Kimseye ‘Bize borcunuz var’ demeden sizlere olan borcumuzu en naif şekilde, söylemeden hepimizin dimağına işlediniz.

“Camiye ne yapılıyorsa cemevine de yapılana kadar talebin arkasındayız”

Cemevleri ile ilgili talepleriniz yıllardır ortadayken, bir yandan bu ülkede Anayasa’ya göre her yurttaş eşitken, Sünni ve yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen, vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri, cemevleri devlet nezdinde ibadethane kabul edilip camiye ne yapılıyorsa cemevine de aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayız. Tabi anayasaya rağmen camiye ibadethane sayan, ki öyledir, cemevinin ibadethane saymayan, gün gelince ‘Cemevi cümbüş evi’ diye küstahlaşan, sonra o söylemleri terk eden ama cemevlerini bağlayacak bir birim ararken Kültür Bakanlığı’na bağlayan yani Alevilik inancını bir inanç, semahı bir ibadet değil de Alevilik inancını bir kültürel faaliyet, bir renk; semahı ibadet yerine sanki bir eğlenceymiş gibi gören, o ibadetin yasını hissetmek yerine onu cümbüşle, müzikle eş tutan, eğlenceyle eş tutan anlayış, ÇEDES projeleriyle güzelim, gencecik, biricik, küçücük evlatlarımızın zihinlerine kendi -dindar olmalarına bir diyeceğimiz yok- ama kendi ifadeleriyle ‘kindar bir nesil yetiştirme’ hevesiyle ortaya koydukları ÇEDES projesine, sadece Alevilere ayrımcılık olduğu için de değil, onu da görerek ama hakkı zatında gericilik olduğu için, hakkı zatında akıl dışı, bilim dışı küçücük çocuklara okulun ortasına maket koyup ağlatmak, mezar koyup korkutmak; eğitmek yerine o çocukları travmalara tanıştıran bu zihniyete sonuna kadar hep beraber direneceğiz. Bu mücadele bir yerde bitecek.

“Görevimiz eşit yurttaşlığı haykırmak”

Her birimizin görevi eşitliği haykırmaktır. Her birimizin görevi birlik, beraberlik, özgürlük demektir. Her birimizin görevi aydınlıktan, çağdaşlıktan, laiklikten yana tavır almaktır. Her birimizin görevi Anayasa’da yazan eşitlik ilkesinin gerçekten hayata geçene kadar, siz baş ettiniz diye Türkiye’de herkes eşittir, Türklerle Kürtler eşittir. Kürtler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa o hissedene kadar eşit anayasal yurttaşlık için, Aleviler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa senin demenle eşit olmayacak, burasında hissedecek. ‘Ben eşittim, ayrımcılığa tabi tutulmuyorum, ötekileştirilemiyorum, şeytanlaştırılmıyorum, birileri kırılırken ben bir kenarda dezavantajlı bir grup olarak devletin kontrolünde sanki himaye edilirmiş gibi tecrit edilmiyorum, ben eşitim’ dedikleri güne kadar Alevilerin eşitliği için hep birlikte mücadele edeceğiz. Sizin yolunuz bizim yolumuzdur. Sizin aşkınız bizim aşkımızdır. Koca Haydar Pir Sultan’ın dediği gibi kim dönerse dönsün, siz yolunuzda yürüdükçe sizin yolunuzdan bu kardeşiniz de dönmeyecektir. Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. O sizin güzel gönülleriniz, sıcak kalpleriniz, açık zihinleriniz hep var olsun. Allah sizi var etsin, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cemevlerini-yasal-ibadethane-yapana-kadar-mucadele-edecegiz/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:09:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41231 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik sözlerine tepki göstererek, “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan KKTC ziyareti dönüştü uçakta gazetecilerle sohbet etti.

“Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak göstermeye kimsenin gücü yetmez”

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağlara vurgu yapan Erdoğan, “Bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkünün yanındayız. İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma tablosunu bu bakımdan kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk. İki devletli modelin Kıbrıs meselesinin yegane çözüm yolu olduğu gün geçtikçe daha net ortaya çıkıyor. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı göstermiştir. Annan Planı’na ‘evet’ diyen taraf Kuzey Kıbrıs olduğu halde, takdir edilen maalesef yine Rumlar oldu. Bu anlayışla artık bir yere varılması mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin müktesep hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeden bir yere varılamaz. Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz. Bunu Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar da tören hitabında şüpheye mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade etti” diye konuştu.

“Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor”

Ambargolara rağmen Kıbrıs Türkleri ile birlikte devlet hizmetlerinin sürdürülebilmesi için ortak çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, “Belediyelerimiz, devlet kurumlarımız ve şirketlerimiz tüm imkanlarıyla Kıbrıs Türk halkına destek olmaktadır. Geçen yıl Ercan Havalimanı’nın yeni terminal binasını hizmete aldık. Konut projelerinden, ulaştırma yatırımlarına, elektronik devlet hizmetlerinden sağlığa, savunmadan eğitime kadar her alanda KKTC’nin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. 2024 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ile Kıbrıs Türk halkına büyük fayda sağlayacak yeni projeleri hayata geçireceğiz. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Kuzey Kıbrıs’ın hak ettiği yeri alması için gerekeni yapıyoruz. Sayın Tatar’ın Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Zirvesi’ne katılması bu bakımdan son derece anlamlı oldu. İnşallah önümüzdeki süreçte bunu yeni adımlar takip edecek. 1974 Barış Harekatı’yla kurduğumuz, 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim ettiğimiz kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracağız” şeklinde konuştu.

“Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan, “Zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit oluyoruz. Biz Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekatı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır. Türk askeri düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahiptir. Aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edecektir. Bilsinler ki Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürü değil, huzur hakim olur. Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki; farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Gerekirse Kuzey’de deniz üssü yaparız”

Güney Kıbrıs’ın Yunanistan ile birlikte Larnaka kıyılarında bir deniz üssü inşa etme girişimlerini değerlendiren Erdoğan, “Şu anda Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatı yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç Kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar. Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara” açıklamalarında bulundu.

“Batı ülkeleri bizden insansız hava aracı siparişi veriyor”

Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktaya dikkat çeken Erdoğan, “Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. Aselsan, Havelsan, Roketsan, tüm bunlar şu anda savunma sanayiinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz. Özellikle de şu anda Batı ülkeleri bizim insansız hava araçlarımızla ilgili sipariş üstüne sipariş veriyor. Ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğim. Ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık bizden bu tür taleplerde bulunması devranın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan ‘ben yaparım’ demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler” dedi.

“Terör meselesini kökünden bitireceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.”

“İsrail durdurulmalıdır, bunu sağlamak hepimizin görevidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’i işgalci ilan etmesine yönelik değerlendirmelerde bulunarak, “Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkum etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batı var. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı’na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir. Filistinlilerin acılarına alışmamalı, onların durumunu olağan görmemeliyiz. Her yeni günde daha çok artan bir tonda sesimizi zulme karşı yükseltmeliyiz. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Bugün takınılan ya da takınılmayan her tavır tarihe geçmektedir. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması şart”

İsrail’in 1947 yılında yaptıklarının aynısı yapmaya devam ettiğini söyleyen Erdoğan, “Tüm mesele İsrail’in bu davranışlarına karşı haktan yana olanlar, adaletten yana olanların el ele verip bu Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararın yanında herkesin yer almasını sağlamaktır. Bu oyunu ancak, böylesi bir duruşla bozarız. Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması, katil Netanyahu’ya ve beraberindekilere verdiği desteği çekmesi şarttır. İsrail’in coğrafyamızı kendi karanlığına çekip bölgeyi yangın yerine çevirme isteği ortadadır. Gazze’de onca zulme rağmen hedeflerine ulaşamamanın hıncı ile hareket etmektedir. Uluslararası toplumun bir ve kararlı karşı koyuşu İsrail’in en istemediği şeydir. İsrail zulmüne karşı birleşmeli ve onları uluslararası hukuka uymaya zorlamalıyız. Bu sayede sadece Gazze ya da Filistin değil, ateş çemberine dönmüş bölgemiz de büyük çatışmaların içine çekilmekten kurtulur” ifadelerini kullandı.

Amerika’daki başkanlık seçimlerine ilişkin görüşleri sorulan Erdoğan, “Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da ‘Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz’ dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. ‘Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil’ dediler. Sayın Orban malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız” dedi.

Geçtiğimiz günlerde tüm dünyada yaşanan bilişim krizine ilişkin görüşlerini açıklayan Erdoğan, “Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz” açıklamalarında bulundu.

“Emeklimizin daima yanındayız”

Emekli maaşlarında yapılan düzenleme ve vergi adımları ile ilgili sorulan soruya yanıt veren Erdoğan, “Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz. Eldeki imkanlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz. Aslında Grup Başkanımız Abdullah Güler gerekli açıklamaları yaptı. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olacağını açıkladı. Bütün bunlara rağmen muhalefet bakıyorsunuz, düşünmeden, görüşmeden, konuşmadan ‘asgari ücret 17 bin’ diyor. Bunların sırtında maalesef küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz. Nasıl bu işi ekonomik dengeleri bozmayacak biçimde götürürüz? Buna bakıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Onun için de yeni yasama döneminde inşallah bu konuyu gündeme alacağız. O şekilde de yola devam edeceğiz. Grup başkanımız ne açıkladıysa gündemimizde o konular var, gerisi söylentiden ibaret” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/feed/ 0
TİM Başkan Vekili Fikret Kileci: Tasarruf her zaman yapılmalı https://www.haber60.com.tr/tim-baskan-vekili-fikret-kileci-tasarruf-her-zaman-yapilmali/ https://www.haber60.com.tr/tim-baskan-vekili-fikret-kileci-tasarruf-her-zaman-yapilmali/#respond Sun, 21 Jul 2024 08:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41210 Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, ekonomi gündemini değerlendirdi.

Kileci, ihracatın büyümeye katkısı, kamuda tasarruf paketi, sıkı para politikası, Haziran ayı ihracatındaki düşüş, finansman maliyetleri, kurların ihracata etkisi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ekonominin genel durumu ve geleceği ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“Tasarruf her zaman yapılmalı”

TİM Başkan Vekili Kileci, tasarruf tedbirleri ile ilgili görüşlerini açıklarken, tasarrufun sadece zor zamanlarda değil her zaman yapılması ve yukarıdan aşağıya doğru uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Başkan Kileci, “Tasarruf tedbirleri tüm dünyada uygulanan, olmazsa olmaz bir olgudur. Ancak tasarruf tedbirleri herkesi kapsamalı, genele yayılmalı ve aşağıdan yukarıya değil yukarıdan aşağıya doğru yapılmalı. Biz iş insanları olarak her zaman fedakarlık yapmaya hazırız. Ancak bu fedakarlık herkes tarafından yapılmalı. Fakat siz bu tasarrufu, sıkılaştırmayı sadece bir kesime uygularsanız birtakım dengesizlikler, problemler çıkar. Tasarruf sadece maddi konularda da olmamalı. Zamanımızı da ilişkilerimizi de doğru kullanmalıyız” dedi.

“Fedakarlığı tüm kesimlere yaymalıyız”

Kileci, “Sıkı para politikasının ilk 6 aylık periyodunu nasıl buldunuz?” sorusuna da şöyle yanıt verdi: “Uygulanan politika, öyle ya da böyle fayda gösteriyor. Sonuçları ortaya çıkıyor. Tüm dünyanın içinden geçtiği süreci atlatmak için her ülke kendi çapında sıkı para politikası uyguluyor. Biz de bu uygulamaların içinden geçiyoruz. Genişletici ve daraltıcı para ve maliye politikaları zaman zaman bir döngü içerisinde her ekonomide uygulanmaktadır. Elbette ilerleyen dönemde gevşemeler olacaktır, normalleşme adımları atılacaktır. Ancak yine altını çizmek gerekirse bu politikayı genele yaymak gerek, bu fedakarlığı sadece bir kesim, bir sektör yapmamalı. Fedakarlığı tüm kesimlere yayarsak bu süreci daha kolay atlatırız.”

“Dünyadaki değişimleri iyi okumalıyız”

Haziran ayı ihracatındaki düşüşün nedenlerini de açıklayan Kileci, “İhracatta ürün ve pazar çeşitliliğimiz çok fazla. Dünyada değişen dengeler, tüketim alışkanlıklarındaki değişikliklerle beraber bizim de satış modellerimiz değişiyor. Biz daha önce özellikle tekstil, hazır giyim ve lüks tüketim alanında iyi bir üreticiydik, iyi bir tedarikçiydik. ve dünyanın tüm kesimlerine satıyorduk. Ancak şu anki konjonktürde lüks tüketim yerini zorunlu malların tüketimine bıraktı. Ülke olarak bu üretimleri de yaptığımız için sektörler arasında belli kaymalar oluyor. Haziran ayı özel bir ay. Derinlemesine incelendiğinde birtakım eksiler var ama bunun da sebepleri var. Bir önceki aydaki çalışma gününün fazla olması, yaz tatilinin başlaması gibi sebepler var. Ama yine de Haziran ayı iyi geçmedi. Ama bir öncesinde de rekorlar kırıldı. Temmuz ayında tekrardan artıya geçeceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu süreçten karlı çıkarız”

Dünyadaki değişim ve gelişim sürecinin çok iyi analiz edilmesinin önemine de dikkat çeken Kileci, özellikle planlamaya vurgu yaptı. Şartların her gün değiştiği bir dünyada planların esnek olması gerektiğinin altını çizen Kileci, “Bu değişim sürecinde dünyadaki gelişmeleri çok iyi okumak gerekiyor. Bizim bundan sonraki süreçte de elbette kısa, orta ve uzun vadeli planlarımız olacak. Ancak bu planların her zaman kontrol edilerek, sık sık revize edilmesi gerekiyor. Çünkü şartlar her gün değişiyor. Bugün doğru bildiğiniz bir kararı, yarın tekrar gözden geçirip, revize etmeniz gerekebiliyor. Biz hayatımız boyunca bu coğrafyada hep zorluklarla iş yaptığımız için karşımıza çıkacak engellere karşı hazırlıklıyız, tecrübeliyiz. Bu anlamda gelişmiş ülkelere göre daha avantajlıyız. Doğru planlama ile doğru iş yapılırsa biz bu süreçten karlı çıkarız. Ancak sektörlerde ve pazarlarda mutlaka değişiklik olacak, bu değişikliği iyi okumak ve ona göre adım atmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Bu maliyetlerle uzun vadeli yatırımlar çok zor”

Finansmana ulaşımın zor olmadığını ancak finansman maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirten TİM Başkan Vekili Kileci, yüksek finansman maliyetlerinin özellikle uzun vadeli yatırımların önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti. Kileci, yüksek finansman maliyetlerinin sürdürülebilir olmadığını söylerken, “Şu andaki modelle ancak günü kurtarabiliriz.” dedi. Uzun vadeli yatırımlarda çok iyi hesap-kitap yapılmasının gerekliliğini vurgulayan Kileci, “Uzun vadeli yatırımlarda çok iyi düşünmek gerek. Çünkü kaynaklar sınırlı, bu nedenle bugünkü şartlarda uzun vadeli yatırımlarda çok dikkatli, temkinli olmak gerekiyor. Ancak bugün şartlar bu, yarın hep böyle olmayacaktır. Bugünkü maliyetlerle yatırım yapmak çok ihtimal görünmüyor” ifadelerine yer verdi.

“İhracat, gelişmenin en önemli silahıdır”

Döviz kurlarında gelinen noktayı da değerlendiren Kileci, ihracatçının düşük kurdan kaynaklanan dezavantajının bir şekilde giderilmesi gerektiğini söyledi. Kileci, döviz kurlarının ihracatçıya yansıması ile ilgili şu bilgileri verdi:

“Ocak ayında Dolar kuru 30 lira bandındaydı, şimdi 33 lira bandında bulunuyor. 6 Aylık enflasyon yüzde 25, kur artışı yüzde 10. Arada yüzde 15’lik bir makas var. Biz ihracatçılar her şeyimizi kura bağlamış değiliz. Ancak kur bizim için en önemli enstrümanlardan bir tanesi. Dolayısıyla da dış pazarlarda varlığımızı devam ettirmemiz için döviz kurlarının belirli bir düzeyde faiz ve enflasyonla birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Elbette yüksek kur ülke açısından doğru değildir. Bunu kimse istemez. Ancak ihracatçıyı da alaşağı edecek bir kur olmamalı. Farklı farklı destekler var. Başka ülkelerde yapılan uygulamalar var. Bunlar konuşulabilir. Çünkü ihracat gelişmişliğin en önemli silahıdır. Siz eğer aldığınızdan fazlasını satamıyorsanız uluslararası platformlarda istediğiniz noktaya gelmeniz zor olacaktır. Biz ihracatla büyümeyi hedefleyen bir ülkeyiz. O yüzden dış ticaret fazlası vermemiz refah seviyemiz için önemlidir. Dolayısıyla kur problemine çözüm bulunmalı. Biz illaki kur şuraya gelsin demiyoruz ama ihracatçının kurdan kaynaklanan zararları telafi edilmeli. Aksi halde bugüne kadarki pazarlarımızı, emeğimizi, alın terimizi, akıl terimizi bir şekilde kaybetme riski ile karşı karşıya kalırız.”

“Bölgemiz ikinci bir körfez haline gelecektir”

Güneydoğu Anadolu Bölge ekonomisini de değerlendiren Kileci, “Türkiye genelindeki fotoğrafın bir benzeri bizim bölgemizde de var. Bölgede birtakım sektörlerde ilerlemeler bir takım sektörlerde gerilemeler var. Ama bizim coğrafyamızda her zaman bir hareketlilik vardır. Komşu ülkelerde hep bir hareketlilik vardır. Bunların hepsi bizi etkiliyor. Biz deprem öncesi ihracat rakamlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Sonrasındaki süreçte kendimize yeni hedefler belirleyeceğiz. Depremde hasar gören yıkılan tesislerin yerine daha çevreci ve daha doğru yapılanmalarla sanayimizi yeniden inşa ediyoruz. Bölgemizin daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyoruz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi çok önemli bir üretim üssüdür. Bir de bizim Amanos Tüneli Projemiz var. Bu tünel bizi çok heyecanlandırıyor. Çünkü tünelle birlikte İskenderun limanına ulaşmamız çok kolaylaşacak. Bundan sonraki süreçte Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerimiz ikinci bir Körfez olma yolunda ilerliyor. Buralarda çok önemli yatırımlar yapılacaktır. Özellikle yeniden yapılanma sürecindeki Ortadoğu’da bölgemizin çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Bütün planlarımızı da bu doğrultuda hazırlıyoruz” diye konuştu.

Kileci, yılsonu büyüme beklentisi ile ilgili olarak da, “Yılsonunda yüzde 3,6 veya 3,7 gibi bir büyüme bekliyorum. Yüzde 4’ün üzerini hayal olarak, 3,5’un altını da hayal kırıklığı olarak görüyorum.” şeklinde değerlendirmede bulundu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/tim-baskan-vekili-fikret-kileci-tasarruf-her-zaman-yapilmali/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Erdoğan Araplardan parayı bulduğu gün Mehmet Şimşek’e ‘Bay bay Mehmet’ der https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-erdogan-araplardan-parayi-buldugu-gun-mehmet-simseke-bay-bay-mehmet-der/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-erdogan-araplardan-parayi-buldugu-gun-mehmet-simseke-bay-bay-mehmet-der/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:57:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41131
(ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, ekonomi gündemini değerlendirdi. Baş, “Erdoğan Araplardan parayı bulduğu gün Mehmet Şimşek’e ‘Bay bay Mehmet’ der. Şu anda buna tahammül etmesinin sebebi parayı batıdan bulmaya çalışıyor olması çünkü Araplardan para alamıyor. Arap’tan parayı bulsun gözünün yaşına bakmaz ki bence böyle olacak” dedi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, hükümetin izlediği ekonomi politikalarını eleştirdi. Emekli maaşlarından yeni vergi paketine ve durgun geçen turizm sezonuna kadar pek çok farklı konuya değinen Baş, şunları söyledi:

“Sanki Maliye Bakanı değil maliyet bakanı”

“Sayın Şimşek, Bakan oldu ve bir anda bütün ortam değişti, enteresan bir anaforun içine girdik millet olarak. Vergilendirilmemiş hiçbir alan bırakmayacağız vesaire gibi çok böyle gündemde olan sözler… Ben Maliye Bakanı değil maliyet bakanı olarak bakıyorum yani Türk milletine maliyet olsun, esnafa maliyet olsun diye sanki işin başına getirilmiş bir kimse.

“Türkiye’de emekliye verilen para Almanya’da çocuklara veriliyor”

Emekli maaşı 12 bin 500 lira. Almanya’da çocuğa daha fazla para veriyor devlet. Bu söylediğime gerçekten inanın bunu afaki olarak söylemiyorum. Diyelim ki bir çocuğunuz oldu, bu çocuğa 250 euro para veriyor, çocuk belli bir yaşı geçiyor 290 euroya çıkıyor. İki çocuk oldu tamam 250 – 250, 500 euro veriyorum diyor. 500 euro dediğiniz para 18 – 19 bin lira civarı para yapıyor. Burada siz bir işte 30 – 40 yıl emek verip hizmet ediyorsunuz ve emekli oluyorsunuz  ve bu 30 senenin sonunda aldığınız mükafattan fazlasını Almanya’da çocuk doğdu diye alıyorlar. Bu çok dengesiz bir durum, Türkiye adına üzücü bir durum ve ekonominin gittiği nokta daha da yokuş aşağı.

“Türkiye her yerden pahalı”

Yunan adaları ucuz diye bizde bir slogan var. Ben Yunan adalarını tavsiye etmiyorum ama her yer bizden ucuz. Türkiye Almanya’dan, İspanya’dan, İtalya’dan, ABD’den, İngiltere’den her yerden daha pahalı bir ülke. Bulgarlar Edirne’ye gelip alışveriş yapıyordu çok ucuz diye artık gelmiyorlar,  Gürcüler Artvin’e gelip alışveriş yapıyordu  artık gelmiyorlar, İranlılar Van’a geliyordu onlar da gelmiyor. Niye gelmiyorlar? Çok ucuzdu geliyorlardı, şimdi çok pahalı hale geldik.

“Pahalılığın sorumlusu esnaf değil”

İnanılmaz bir pahalılık var ama bu pahalılığın faturasını sadece esnafa kesmek doğru değil. Her gün haberlerde gördüğümüz vergi artışları, ‘herkesten vergiyi alacağız, şunu yapacağız, bunu edeceğiz, bilmem ne yapacağız’ derken bunların hepsi aslında ekonomik olarak esnafın sırtında bir yük. Bu yükün bedelini esnaf cebinden ödemek istemiyor, cebinden ödeyecek parası da yok zaten. Ben ‘bunu sattığım ürüne yansıtmak zorundayım’ diyor.

“Erdoğan Araplardan parayı bulduğu gün Mehmet Şimşek’e, ‘bay bay Mehmet’ der”

Şimdi anlayamadıkları şey şu; bu kadar vergi artışı, vergi yükünden dolayı esnaftaki fiyat artışına sebep olacak. Fiyat artışı sonuç olarak enflasyon olarak bize geri dönecek. Enflasyon olarak geri dönünce millet isyanına devam edecek ve bu Mehmet Şimşek’in şutlama sebep olacak. Bu işin sonu budur. Ne zaman şutlama söyleyeyim;  benim tanıdığım Erdoğan, Araplardan parayı bulduğu gün Mehmet Şimşek’e ‘Bay bay Mehmet’ der. Şu anda buna tahammül etmesinin sebebi parayı batıdan bulmaya çalışıyor olması çünkü Araplardan daha para alamıyor. Muhtemelen Kanal İstanbul durduğu için alamıyor yani Kanal İstanbul hikayesine ciddi bir para girişi oluyordu Araplardan veya Araplardan girdiğini zannettiğimiz para Arapların değil bir başkasının parasıydı, daha tanıdık birinin parasıydı. O zaman giriyordu para ama şimdi o kaynak durdu yani ya yatırım yapmak istenmiyor, ya para bitti ki para bitmez, denizde kum bunlarda para ama bir şekilde yatırım durdu. Şimdi ne olacak deniyor. Düşün ki ‘Bizim Avrupalı, Amerikalı yatırımcıdan para çekmemiz lazım. Kiminle çekeriz bunu, Şifo Mehmet Şimşekle çekeriz’ mantığıyla birlikte getirildi ama Arap’tan parayı bulsun anında yani hiç acımaz, gözünün yaşına bakmaz ki bence böyle olacak.

“Mesele sadece para değil belli mecburiyetler var”

NATO zirvesi çıkışında Şangay İşbirliği Örgütü’nü konuşuyor. Şimdi Şangay İşbirliği Örgütü’nü NATO çıkışında konuşmak ne demek bunun siyasi backgroundunu anlasak çok daha farklı düşüneceğiz olayı. Uzakdoğu’dan para bulursa, Rusya’dan para bulursa hemen yolları ayıracak ama orada tabii bazı riskleri de var. Sadece para değil mesela bazı duygusal bağlar var, bazı mecburiyetler var. Öyle kolay değil Amerika’ya elini verdin kolunu kaptırıyor. İşte bu dengeyi yürütmeye çalışıyor. Dolayısıyla bu vergi artışları günün sonunda bize enflasyon olarak döner. Enflasyon olarak dönecekse hani enflasyonla mücadele ediyordun? Enflasyonla mücadele eden bir zihniyet piyasadaki bazı şeyleri maliyetlendirme yoluna girebilir mi, böyle bir mantık olur mu? Ama bunu tercih ediyorlar dolayısıyla bu ekonomik tablonun sonucu bellidir. Buradan çözüm beklememizin de manası yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-erdogan-araplardan-parayi-buldugu-gun-mehmet-simseke-bay-bay-mehmet-der/feed/ 0
Aydın’ın Buharkent İlçesinde Taze İncir Hasadı Başladı https://www.haber60.com.tr/aydinin-buharkent-ilcesinde-taze-incir-hasadi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/aydinin-buharkent-ilcesinde-taze-incir-hasadi-basladi/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:42:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41128 Taze incirde erkenciliği ile rakip tanımayan Aydın’ın Buharkent ilçesinde 2024 sezonu taze incir hasadı ile birlikte taze incirin sofralara yolculuğu sürüyor.

İncirin üretildiği diğer bölgelere göre yaklaşık 15 gün erken hasat edilen Buharkent taze inciri, bu erkenciliği ile ilçeye önemli bir ekonomik katkı sağlıyor. Bu sene havaların erken ısınması ve uygun iklim şartları nedeniyle taze incirin sofralara yolculuğu erken başladı. Türkiye’de toptan satışı yapılan tek yer olma özelliği ile dikkatleri üzerine çeken Buharkent’e gelen tüccar ve ihracatçı firmalar, Buharkent toptancı Hali’nden satın aldıkları aroması, lezzeti, rengi ve kokusuyla bir marka olan taze incirleri sofralara ulaştırmak için adeta zamanla yarışıyor.

“Taze incir, Buharkent ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan ürün”

2024 sezonunun taze incir hasadının başladığını ve bir yıl boyunca bu hasadın beklendiğini ifade eden Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, “Taze incir, Buharkent ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan üründür. Geçmişten gelen bir alışkanlık ve gelenekle Buharkent olarak biz Aydın’da taze incir hasadına yoğunlaştık. Diğer yerlere göre 15 gün önce hasadına başlıyoruz ancak bu sene aşırı sıcaklar hasadın daha da erken yapılmasına, bu da üründe artışa neden oldu. Bu durum da fiyatların düşürdü. Fiyatların düzelmesini bekliyoruz. Kuru incirde de taze incirde de Buharkent erken hasadı ve toptan ticaretinin yapıldığı tek nokta Buharkent. Aynı zamanda ilçemiz Türkiye’de marka konumunda. Buharkent olarak biz taze incir üretiminde binden fazla üretici ve 25 bin tondan fazla taze incir üretimi ile farklı bir ilçeyiz. Havaların düzelmesi ile kalitemiz daha da artacaktır. Üreticimizin bol ve bereketli bir sezon geçireceğini düşünüyoruz. 2024 yılı taze incir sezonumuzun üreticimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“İç ve dış piyasaya gönderimlerimiz sürüyor”

Buharkent Toptancı halinin en eski esnaflarından olan İbrahim Sancak, 2024 sezonunun hayırlı olmasını dileyerek: “Bu sene 25 bin ton ürün beklentisi ile yine sezonumuza başladık. 10 günlük süreç içerisinde fiyatlar 100 TL’lerden 25 TL’lere kadar geriledi. Aşırı derecede sıcakların olması incirin normal olgunlaşma sürecini erkene almasından kaynaklandı. Şu anda hem iç piyasaya hem de yurt dışına gönderimlerimiz devam ediyor. İnşallah bir-iki gün içerisinde fiyatlar normal değerlerine dönecektir. Hem üreticimiz hem tüccarımız hem de tüketicimiz memnun kalacaktır. Türkiye’de taze incirinin üretiminin ve ticaretinin yapıldığı Buharkent’ten tüm taze incir tüketicilerine afiyet ve şifa olsun diyoruz” dedi.

“Pazar hariç her gün geliyorum”

Bursa’dan taze incir almaya gelen tüccarlardan Salih Çakır, “Buharkent’e Pazar hariç haftanın 6 günü gelerek ortalama 3-4 ton taze incir götürüyorum. Buharkent’in taze inciri turfanda geldiği, aroması ve lezzeti güzel olduğu için tercih ediyoruz” dedi.

Aydın’ın en küçük ve en uzak ilçeleri arasında yer alan Buharkent’te sabahın erken saatlerinde yediden yetmişe herkes taze incir hasadı için seferber oluyor. Taze incirler tek tek elle toplanarak öğle sıcağına kalmadan toptancı haline getiriliyor. Halde yaşanan yoğun hareketliliğin ise yaklaşık 40 gün süren taze incir hasadı ile son bulması bekleniyor. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinin-buharkent-ilcesinde-taze-incir-hasadi-basladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar ile görüştü https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:39:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41125 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. Biz müzakereye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lefkoşa’daki Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuştu. Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı. Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Anavatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil, aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Milli meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihi gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi. Kıbrıs, Barış Harekatı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihi bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye olarak bu sorumluluğu gereğini yerine getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” dedi. Erdoğan, “Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ’20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise ’20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hakimse Türkiye’de aynı bayram havası hakimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

“Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hakimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dahil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı (Nikos Dendias), yine akla ziyan açıklamalar yaptı. (Yunanistan Başbakanı) Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhalde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam” ifadelerini kullandı.

“Biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakarlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum” dedi. Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis’e de bizzat söylediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“Adanın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegane adresi olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldu bittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet haline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

“Her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini vurguladı. Erdoğan, “Belediyelerimiz ve resmi kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum. Temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek, bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi. – LEFKOŞA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/feed/ 0
Suruç Katliamı 9’uncu Yılı… Acılı Aileler: “biz Bu Ülkede Bu İnsanlardan Adalet Beklemiyoruz” https://www.haber60.com.tr/suruc-katliami-9uncu-yili-acili-aileler-biz-bu-ulkede-bu-insanlardan-adalet-beklemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/suruc-katliami-9uncu-yili-acili-aileler-biz-bu-ulkede-bu-insanlardan-adalet-beklemiyoruz/#respond Sat, 20 Jul 2024 07:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41056 HABER: KADİR DEVİR

(ANKARA) – Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine 20 Temmuz 2015’te IŞİD tarafından bombalı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda çoğunluğu gençlerden oluşan 33 kişi hayatını kaybetti.  Patlamanın üzerinden geçen dokuz yıl boyunca aileler acılarını birbiriyle paylaştı, adalet aramaktan vazgeçmedi. Suruç katliamında eşi Ferdane ve oğlu Nartan’ı kaybeden Metin Kılıç, eşi Cemil Yıldız’ı kaybeden Sultan Yıldız ve babası İsmet Şeker’i kaybeden Dilek Şeker saldırının üzerinden geçen 9 yılı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Saldırının üzerinden geçen dokuz yılda, ailerin adalet arayışı devam ediyor. Suruç kaliamında eşi Ferdane Kılıç ve oğlu Nartan Kılıç’ı kaybeden Metin Kılıç, şöyle konuştu:

“Suruç katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Bu 9 yılda yaşadıklarımızı birkaç cümle ile anlatmak pek mümkün olmayabilir. Yaşadıklarımızı kısaca şöyle anlatayım ailemizin yarısını suruç katliamında yitirdik. dört kişlik bir ailenin ikisinin orada kaybettik. 9 yıldır yaşadığımız her sevinç yarım kaldı. Kızımız üniversiteyi bitirdi annesi ve abisi göremedi. Evlendi abisi, annesi göremedi. Şimdi bir bebeği olacak onu da göremeyecekler ama tüm bu zorluklara rağmen hayata tutunmaya ve birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Tüm bu acıları yaşamış aileler olarak birbirimize yaslanarak birbirimizden güç alarak bugünlere geldik.

“İçimizi kanatmak istercesine bilyeler paketlenmiş bize gönderilmiş”

Suruç katliamının ardından açılan davada maalesef adaletin kırıntısını bulamadık bundan sonra da ciddi bir gelişmenin olamayacağını tahmin edebiliyorsunuz. Dava açıldığı günden itibaren ciddiyetsiz bir iddianame ile yola çıkılmış, yeterli araştırmalar yapılmamış, mahkeme sürecinde avukatlarımızın hiçbir talebi karşılık bulmamıştır. Biz ailelerin de talepleri ve istekleri maalesef hep red cevabıyla karşılaşmıştır. İddianamenin hazırlandığı ilk günlerde iddianame ile gelen adli tıp raporları vardı. Adli tıp raporlarının ilk birkaç sayfasını okuduktan sonra okumayı kestim. Ciddiyesiz, özensiz hazırlanmış gerçekleri yansıtmayan rapordu. Birkaç yıl sonra eşimin ve oğlumun üzerinden çıkan eşyalar bana ulaştı. Bu eşyaların bir kısmını gördükten sonra tekrar kapattım. Dokuzuncu yılda halen dokunamadım. Bize gönderilen adli tıp raporunda üzerinden çıkan kişisel eşyaların yanında, üzerinden bilyelerin çıktığı iddia ediliyordu fakat ben her ikisinin de cenazesi yıkanırken yanlarına girdim. Üzerlerinde hiç yara izi yoktu. Ferdane’nin sadece yüzünde bir çizik ve otopsi dikiş izi vardı. Nartan’ın da aynı şekilde. Fakat sanki içimizi kanatmak istercesine her ikisi için de ayrıca bilyeler paketlenmiş bize gönderilmiş.”

Adalet mücadelesi yürüten tüm kesimlerle ortak bir mücadele verdiklerini vurgulan Kılıç, şunları dile getirdi:

“Adalet mücadelesi yürüten ailelerle dayanışmayı büyütmeye çalıştık”

“Bu 9 yıl içerisinde yalnızca Suruç Aileleri ile değil, adalet mücadelesi yürüten Ankara Gar Katliamı’nda, Çorlu tren kazası katliamında yakınlarını yitiren ailelerle de bir araya gelerek dayanışmayı büyütmeye çalıştık. Adalet mücadelesi yürüten tüm kesimlerle mücadelemizi ortaklaştırmak ve sesimizi daha gür sesle duyurmak istedik. Bunun da halen mücadelesini sürdürmekteyiz. Yalnızca bu çerçeveye sıkıştırılacak bir mücadele olmadığını anladım bu süre zarfında. Bunu yaşayarak anladık. Adalet mücadelesinin yalnızca mahkeme salonlarından ibaret olmadığını aynı zamanda demokrasi ve insan hakları mücadelesinin de kapsadığının bilincinde olarak tüm bu mücadeleyi yürütenlerle ortaklaşmak, onlarla mücadeleyi büyütmek temel hedefimizdi. Halen gücümüz oranında tüm toplum kesimleriyle ortaklaşmaya çalışıyoruz.”

“Dokuz yıldır adalet arıyoruz”

İnşaat işçisi İsmet Şeker’in kızı Dilek Şeker, dokuz yıldır zorlu süreçlerden geçmelerine rağmen adalet arayışlarına devam ettiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bu sene dokuzuncu yıla giriyoruz. Dokuz yıldır adalet arıyoruz. Adalet aramak böyle buradan konuşuyor gibi çok da kolay değil. Çok zorlu süreçlerden de geçtik. Çok kolay süreçlerden geçtik diyemeyeceğim ama adaleti her türlü her şekilde arayanlardanız. Gerek burada, gerek Urfa’da, gerek adliye kapılarında. Bu sene de tekrar mezar başlarında, tekrar adliye kapılarında, gerek sokaklarda, gerek her yerde bu çığlıklarımız çıkacak. Çünkü Suruç katliamı çok büyük bir katliamdı. Neden Suruç diyeceksiniz, neden Suruç’a gittiler diyeceksiniz. Çünkü izin verilmiş, güvenlikleri alınmış, ‘ben sizi korurum’ denilmiş izin verilmiş. 300’e yakın insanın bir araya geldiği, çoğunun genç, çoğunun üniversite öğrencisi olduğu, gençlerin bir araya geldiği, oyuncaklarla, kitaplarla yola çıkmışlardı.

“Yardım eden insanlara bombayla saldırdılar”

Benim babamlar da onlardan biriydi. Benim babam inşaat işçisiydi. İnşaat ustasıydı. Oraya gidip Kobani’ye gidip bir yıkık bir hastane, yıkık bir parkı, belki bir sağlık ocağını tadilat yaparım diyordu. Çünkü o zamanlar yardımlaşma vardı. Nasıl ki bugün de düşene yardım ediyorsak o zaman böyleydi. Çünkü biz öyle gördük. Yardım eden insanlara bombayla saldırdılar. Çok ağır çünkü iki karakolun ortasında bir Amara Kültür Merkezi var. Ben çantamı bile yere koyamazken, bombacı o iki karakolun ortasında gezmiş. Güvenlik güçleri neredeydi? Orada benim babam yerde yaralı yatarken neden gaz sıktılar? Belki de şu anda yaşıyordu. Belki sakattı belki değildi. O an yardım etme varken neden gaz sıktılar. Ben dokuz yıldır bunun da hesabını soruyorum. Bunun da takipçisiyim. Bunun için de adalet arıyorum. Bir de ben Davutoğlu’na tekrar ama tekrar sesleniyorum, ‘ben konuşursam yer yerinden oynar’ kelimesinin arkasında ne var. O konuşursa ne oluyor? Babamın katili aslında biliyor da gizleniyor mu? Dokuz yıldır adliyelerde de mahkemelerde de Suruç Mahkemelerinde de gerek röportajlarımızda da ben bunu söylüyorum. Benim babamı kim öldürdü? Sen konuşursan mı katil ortaya çıkacak?”

“Mahkemelerde bize bakıp bakıp gülüyorlardı”

Patlamada hayatını kaybeden 60 yaşındaki Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız dokuz yıldır hiçbir taleplerinin gerçekleşmediğini vurguladı. Dava sürecinde mağdur ailelerin yargılandığını belirten Yıldız, şöyle konuştu:

“20 Temmuz’dan bu yana dokuz yıl doldurdu. Hiçbir şekilde hiçbir talebimiz gerçekleşmedi. Onun yanı sıra ailelerimizi, ailelerin çocuklarını, mahkemelere verdiler yargıladılar, tutukladılar. Böyle bir süreç yaşadık. Ben hastayım, bir sürü insan hastalandı. Yani üzüntüden, hiçbir yere varamadıklarından dolayı hastalandılar. Şimdi bu ülkede zaten adalet yok. Bak bir sürü katliam yapılmış, adalet yok. Her gün biri ölüyor, tutukluyor bırakıyor. Biz bu ülkede bu insanlardan adalet beklemiyoruz. Ama elimizden geldiği kadar biz yaşadığımız müddetçe bunları yaşatmaya çalışacağız. Yani Adalet yerini bulsun. Bu insanlar niye, neden öldürüldü? O gün o insanlar katledilirken, sizin polisleriniz neredeydi? Bomba patlıyor, bütün kameralar kapanıyor, kameraların kayıtları siliniyor. Açıkça bir katliamdı. Şunu hiçbir zaman bu devlet de unutmasın, gelecek devlet de unutmasın. Biz hem elimiz öbür dünyada onların yakasında olacak. Ben hastayım, üzüntüden hastalandım. Suruç adalet bekliyor. Suruç adalet mücadelesi sürdürüyor. Biz yapamasak da sürdürenler var, devam ettirenler var. Bunu unutmasınlar. Eşimi kaybettim ben orada. Altmış yaşındaydım, o da altmış yaşındaydı. Mahkemelerde bize bakıp bakıp gülüyorlardı. Ne diyeyim ya? O kadar çirkin şeyler var ki. Sonra biz anıt yaptırdık, anıtı bırakmadılar oraya. Ama Suruç’ta ne kadar polis varsa başımıza toplanıyor, o gün neredeydiler? O gün niye toplanmadılar oraya? Böyle kara bir gün, bizim için bir kara gün.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/suruc-katliami-9uncu-yili-acili-aileler-biz-bu-ulkede-bu-insanlardan-adalet-beklemiyoruz/feed/ 0
Ali Koç’tan yaylım ateşi: Cumhurbaşkanımızın haberi olmadan gücünü kullanıp futbolu dizayn edenlerin sonuna az kaldı https://www.haber60.com.tr/ali-koctan-yaylim-atesi-cumhurbaskanimizin-haberi-olmadan-gucunu-kullanip-futbolu-dizayn-edenlerin-sonuna-az-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/ali-koctan-yaylim-atesi-cumhurbaskanimizin-haberi-olmadan-gucunu-kullanip-futbolu-dizayn-edenlerin-sonuna-az-kaldi/#respond Sat, 20 Jul 2024 06:42:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41050 Süper Lig devi Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Bodrum Fenerbahçeliler Derneği, “19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günü” dolasıyla düzenlenen gecede yine çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

“SONUNUZA AZ KALDI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını kullanarak futbolu yönlendirenlerin olduğunu belirten Koç, “Siyasetin ismini, gücünü kullanıp yeri geldiği zaman Cumhurbaşkanımızın hiç haberi olmadan onun yetkisini gücünü kullanıp lobi yapıp istediği şekilde futbolu dizayn edenlere söylüyorum, sonunuza az kaldı.” dedi.

“BİZ YANAK SIKTIRMAYIZ, İLKELERİMİZDEN TAVİZ VERMEYİZ”

Organizasyonda konuşan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, “Çok yakında İstanbul’da büyük Fenerbahçe mitingi yapacağız. Biz bir sisteme karşı mücadele başlattık. Bizim camiamız sabırsız, dün beni yerden yere vuranlar oldu. ‘Adam yine aday, adam yine başkan olacak’ sabırlı olun arkadaşlar, 20-25 yılda kurulan şeyler 20-25 günde değişmiyor. Camiamıza sesleniyorum biraz sabrı öğrenin, bizim motivasyonumuzu, gücümüzü olumsuz etkiliyorsunuz. Bizim verdiğimiz mücadelenin bazılarınız farkında bazılarınız çok farkında ama bazılarınız da unutuyorsunuz. Biraz inanın güzel günler yolda. Ne zorluklarla, yokluklar içinde, yoksulluklar içinde kuruldu bu ülke. Bu ülkenin kuruluşunda ve kurtuluşunda bu camia bu kulüp büyük vazifeler edindi, büyük roller üstlendi. Fenerbahçe Spor Kulübü bir spor kulübünden çok daha fazlasıdır diyoruz ve ilelebet demeye devam edeceğiz. Fenerbahçe ilkeleriyle, duruşlarıyla hedef oldu. Son dönemde ciddi anlamda hedef oldu. Aziz Başkan hedef oldu, Ali Şen döneminde hedef oldu benim dönemimde bu zirve yaptı. Büyük başarılar, büyük mutluluklar büyük zorluklar sonrası gelir. Dün de TFF genel kurulunda anlattım. Bir kulüp 10 senede toplam puanda birinciyle ikinci arasında 1-2 puan farkla orada duruyorsa ve 10 senede bir kupa almayıp ilk 5’tekiler kupa alıyorsa bu hiçbir sportif mantıkla anlatılamaz. İçyapımızda bir buhran dönemi geçiriyoruz. 38,15 ve 10 sene rakiplerimiz şampiyon olamadı. Biz buhran dönemini sportif açıdan değil, hedef olduğumuz için geçiriyoruz. Belki dün ki yaptığım konuşma yine bizi hedef yapacak ama önemli değil. Biz şampiyonluk ve başarı için ne yanak sıktırırız ne imar projemizin çıkarları için veya başka bir şey için duruşumuzdan, ilkelerimizden ve bu cumhuriyetin bize biçtiği sorumluluktan hiçbir zaman taviz vermeyiz. Bu duruş devam edecektir, bunun bedeli var mı? Var ama inanın, meyvelerini toplayacağımız günler çok yakındadır. Dün ki duruşumuzu alkışlayanlar 2-3 hafta sonra muhtemel bir puan kaybında hemen karaları bağlamasınlar. Az kaldı biz bu sistemi yıkacağız. Bu sistem derken ben siyasete falan girmiyorum. Siyasetin ismini, gücünü kullanıp yeri geldiği zaman Cumhurbaşkanımızın hiç haberi olmadan onun yetkisini gücünü kullanıp lobi yapıp istediği şekilde futbolu dizayn edenlere söylüyorum, sonunuza az kaldı. Adaletsizlikle bezenmiş bir sistem uzun vadeli olamaz. Gereğinden fazla uzun oldu, bizim istediğimiz adalet ve değişim Bizim için değil, Türk futbolu için, bütün kulüpler için ve ülkemizin bekası için bunu lütfen anlayın. Bir rakibimiz var bir güne beyaz dediğine ertesi gün siyah diyor. Bir gün desteklediğini ertesi gün satıyor. Bize yaşatılanlar Riyad’tan sonra o kulübe yaşatılsaydı, ilk ben çıkardım haksızlık yapmayın hepimiz sorumluyuz, hepimiz oradaydık. Bir köşeye çekildiler siyasetin organize ettiği bize olan, bana olan kumpası keyifle izlediler. Keyifle izleyenin yarın bir gün başına gelir, gülme komşuna gelir başına boşuna söylenmemiştir” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ali-koctan-yaylim-atesi-cumhurbaskanimizin-haberi-olmadan-gucunu-kullanip-futbolu-dizayn-edenlerin-sonuna-az-kaldi/feed/ 0
Kıbrıs Gazisi Akar, 50 yıldır aynı gururla yaşıyor https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/#respond Sat, 20 Jul 2024 06:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41044 Kıbrıs Gazisi Akar, 50 yıldır aynı gururla yaşıyor

Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar:

“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”

KONYA – Konya’da yaşayan Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Mehmet Hikmet Akar, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını belirterek, 50 yıldır bu gururla yaşadığını söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50 yıldönümünde Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar (71), Kıbrıs’ta yaşadıklarını anlattı. Akar, Osmaniye 57. Piyade Alayında vatani görevini ifa ederken bir anda ilk olarak Mersin’e daha sonra da Kıbrıs’a gideceğini bilmeden bindiği gemide harekatı öğrendi. Bir gece denizde kalan ve 20 Temmuz günü Girne’ye ayak basan askerlerin içinde olan Akar, ilk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledikleri ifade etti. İkinci gün ise arkadaşı ve hemşehrisi olan Adem Erim’in şehit olmasına tanık olan Akar, düşmanla arasında sadece bir dere olduğunu belirtti. Gençlerin Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere Kore Savaşını da pek fazla bilmediğinin altını çizen Akar, bu konuların okullarda ders olarak işlenmesini istedi. Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında şehitlerin ve onun gibi gazilerin emeğinin olduğunu ifade eden Akar, şehit olanlara Allah’tan rahmet gazilere ise uzun ömür diledi.

“20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık”

Harekata gitmeden öncesi ve hareket anında yaşadıklarını anlatan Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar, “Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda Osmaniye 57. Piyade Alayında askerdim. 16 Temmuz günü alayda alarm oldu. Komutanlar ‘hazırlanın’ dedi. Bizi Mersin’e getirdiler. Biz de oraya yerleştik ama Kıbrıs’a gideceğimizi kimse söylemedi. Biz aynı bölgede 1 yıl önce tatbikat yapacaktık, onun için geldik diye düşünüyorduk. Sabaha doğru ormanın içerisinde tekrardan alarm oldu. Toplandık ve sahile indik. Her bölüğü birer gemiye bindirdiler. Bize 3 gün bu şekilde gemi eğitimi yaptırdılar. Ayın 19’unda bu sefer ‘her şeyi toplayın’ dediler. Mersin Limanına getirdiler. Saat 10.30 gibi gemilere binerek hareket ettik. Biz nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Gemiler çok yavaş gidiyordu. Öğlene doğru komutanımız ‘Gazamız mübarek olsun, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız. Orada ki Türklerin haklarını korumaya gidiyoruz’ dedi. Gemi çok yavaş gidiyordu, geceyi denizde geçirdik. 20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık. Çıkarma gerçekleşti ama biz orada liman olmadığı için gemiden indiğimizde su benim boğazıma kadar geliyordu. İlk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledik” şeklinde konuştu.

“Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor”

Akar, ilk gün alay komutanlarını daha sonraki gün de hemşehrisinin şehit olduğunu söyledi. Akar, “Düşman dağlardan bizim olduğumuz sahile bomba atıyor. Orada da Alay Komutanımız taarruz hazırlığı içerisindeydi. Bir tane mermi buraya isabet ediyor. Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor. Bize bu haber geldi, tabii askerde dağılmalar oluyor. Biraz daha da zaman geçince askerlerin hepsinde heyecan oluşuyor. Kıbrıs’ta ilk günümüz bu şekilde geçti. Ertesi gün Güzelyurt tarafında taarruz ederken Meram Dere’den Adem Erim arkadaşım şehit oldu” diye konuştu.

“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”

Orada savaşmanın, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunmanın kendisi için gurur kaynağı olduğunu belirten Akar, “Oradaki Türkleri biz yer değiştirirken görüyorduk, çünkü cephede biz savaşıyorduk sürekli. Bizi alkışlıyorlardı, memnuniyetlerini bildiriyorlardı. Benim için orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi. Herkese nasip olmuyor. Arkadaşıma şehitlik nasip oldu, bize de gazilik nasip oldu. Düşmanla aramızda bir dere vardı. Onlar mağaraların içerisinde, biz ise iki taş bulduysak onun arkasında siper alıyoruz. Orada öyle bir yoğun ateş var ki Çanakkale’de mermiler birbirini vurmuş o şekilde. Açlık var, susuzluk var, her şey var. Orada sadece savaşmayı düşünüyorsun. Boş kaldığın zaman aileni düşünüyorsun. Ben mesela evliydim. Onlar falan aklına gelmiyordu, sadece boş kaldığın zaman düşünüyordun” ifadelerini kullandı.

Akar, bu savaşların okullarda ders olarak gösterilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Okullarda bu savaşların ders olarak işletilmesi lazım. Kore gibi Kıbrıs gibi olayların ders olarak koyulması gerekiyor. Kore’deki amcalarımız, Güney Kore Cumhuriyetini kurmuşlar. Kıbrıs’a gittik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurduk. İstiklal Savaşında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bunların hepsi gurur verici bir kahramanlık” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/feed/ 0
Kıbrıs Gazisi: 50 Yıldır Türklerin Haklarını Savunuyoruz https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-50-yildir-turklerin-haklarini-savunuyoruz/ https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-50-yildir-turklerin-haklarini-savunuyoruz/#respond Sat, 20 Jul 2024 05:54:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41041 Konya’da yaşayan Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Mehmet Hikmet Akar, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını belirterek, 50 yıldır bu gururla yaşadığını söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50 yıldönümünde Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar (71), Kıbrıs’ta yaşadıklarını anlattı. Akar, Osmaniye 57. Piyade Alayında vatani görevini ifa ederken bir anda ilk olarak Mersin’e daha sonra da Kıbrıs’a gideceğini bilmeden bindiği gemide harekatı öğrendi. Bir gece denizde kalan ve 20 Temmuz günü Girne’ye ayak basan askerlerin içinde olan Akar, ilk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledikleri ifade etti. İkinci gün ise arkadaşı ve hemşehrisi olan Adem Erim’in şehit olmasına tanık olan Akar, düşmanla arasında sadece bir dere olduğunu belirtti. Gençlerin Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere Kore Savaşını da pek fazla bilmediğinin altını çizen Akar, bu konuların okullarda ders olarak işlenmesini istedi. Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında şehitlerin ve onun gibi gazilerin emeğinin olduğunu ifade eden Akar, şehit olanlara Allah’tan rahmet gazilere ise uzun ömür diledi.

“20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık”

Harekata gitmeden öncesi ve hareket anında yaşadıklarını anlatan Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar, “Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda Osmaniye 57. Piyade Alayında askerdim. 16 Temmuz günü alayda alarm oldu. Komutanlar ‘hazırlanın’ dedi. Bizi Mersin’e getirdiler. Biz de oraya yerleştik ama Kıbrıs’a gideceğimizi kimse söylemedi. Biz aynı bölgede 1 yıl önce tatbikat yapacaktık, onun için geldik diye düşünüyorduk. Sabaha doğru ormanın içerisinde tekrardan alarm oldu. Toplandık ve sahile indik. Her bölüğü birer gemiye bindirdiler. Bize 3 gün bu şekilde gemi eğitimi yaptırdılar. Ayın 19’unda bu sefer ‘her şeyi toplayın’ dediler. Mersin Limanına getirdiler. Saat 10.30 gibi gemilere binerek hareket ettik. Biz nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Gemiler çok yavaş gidiyordu. Öğlene doğru komutanımız ‘Gazamız mübarek olsun, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız. Orada ki Türklerin haklarını korumaya gidiyoruz’ dedi. Gemi çok yavaş gidiyordu, geceyi denizde geçirdik. 20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık. Çıkarma gerçekleşti ama biz orada liman olmadığı için gemiden indiğimizde su benim boğazıma kadar geliyordu. İlk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledik” şeklinde konuştu.

“Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor”

Akar, ilk gün alay komutanlarını daha sonraki gün de hemşehrisinin şehit olduğunu söyledi. Akar, “Düşman dağlardan bizim olduğumuz sahile bomba atıyor. Orada da Alay Komutanımız taarruz hazırlığı içerisindeydi. Bir tane mermi buraya isabet ediyor. Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor. Bize bu haber geldi, tabii askerde dağılmalar oluyor. Biraz daha da zaman geçince askerlerin hepsinde heyecan oluşuyor. Kıbrıs’ta ilk günümüz bu şekilde geçti. Ertesi gün Güzelyurt tarafında taarruz ederken Meram Dere’den Adem Erim arkadaşım şehit oldu” diye konuştu.

“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”

Orada savaşmanın, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunmanın kendisi için gurur kaynağı olduğunu belirten Akar, “Oradaki Türkleri biz yer değiştirirken görüyorduk, çünkü cephede biz savaşıyorduk sürekli. Bizi alkışlıyorlardı, memnuniyetlerini bildiriyorlardı. Benim için orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi. Herkese nasip olmuyor. Arkadaşıma şehitlik nasip oldu, bize de gazilik nasip oldu. Düşmanla aramızda bir dere vardı. Onlar mağaraların içerisinde, biz ise iki taş bulduysak onun arkasında siper alıyoruz. Orada öyle bir yoğun ateş var ki Çanakkale’de mermiler birbirini vurmuş o şekilde. Açlık var, susuzluk var, her şey var. Orada sadece savaşmayı düşünüyorsun. Boş kaldığın zaman aileni düşünüyorsun. Ben mesela evliydim. Onlar falan aklına gelmiyordu, sadece boş kaldığın zaman düşünüyordun” ifadelerini kullandı.

Akar, bu savaşların okullarda ders olarak gösterilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Okullarda bu savaşların ders olarak işletilmesi lazım. Kore gibi Kıbrıs gibi olayların ders olarak koyulması gerekiyor. Kore’deki amcalarımız, Güney Kore Cumhuriyetini kurmuşlar. Kıbrıs’a gittik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurduk. İstiklal Savaşında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bunların hepsi gurur verici bir kahramanlık” dedi. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-50-yildir-turklerin-haklarini-savunuyoruz/feed/ 0
Mersin’de yemek atıkları mamaya dönüştürülüyor https://www.haber60.com.tr/mersinde-yemek-atiklari-mamaya-donusturuluyor/ https://www.haber60.com.tr/mersinde-yemek-atiklari-mamaya-donusturuluyor/#respond Fri, 19 Jul 2024 21:15:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40888 Mersin’de yemek atıkları mamaya dönüştürülüyor

Büyükşehir Belediyesince farklı kurum ve kuruluşlardan gün içinde toplanan yaklaşık 2 ton yemekten, 600 kilogram mama üretiliyor

MERSİN – Mersin Büyükşehir Belediyesi Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevinde, kompost teknolojisiyle yemek atıklarından mama üretimine başlandı. Bakımevine kurulan mama üretim ünitesi sayesinde, farklı kurum ve kuruluşlardan gelen atık yemekler mamaya dönüştürülüyor.

Tarımsal Hizmetler Dairesi bünyesinde hizmet veren bakımevinde bir kırıcı makine, 2 adet 500’er litrelik kompost makinesi, bir pelet makinesi ve bir fırından oluşan ünite sayesinde, günlük toplanan yaklaşık 2 ton yemek atığından 600 kilogram civarında mama üretimi yapılabiliyor. Toplanan yemek miktarına bağlı olarak değişebilen üretim, bakımevinde yaşayan havanların 2 günlük öğün miktarını karşılıyor.

Bir yemek toplama aracı ve 2 personelle, yemekhane hizmeti olan farklı kurum ve kuruluşlardan gün içerisinde toplanan yemekler, bakımevine getiriliyor. Önce, içerisinde hayvanların tüketemeyeceği büyüklükteki ekmekler ile kanatlı ve küçükbaş hayvan kemikleri kırıcı makine yardımı ile yenebilecek boyutlara ayrılıyor. Ardından yemeklerle birlikte kompost makinesine aktarılıyor. Kompost makinesinden çıkan yemekler, şekil verilmek üzerine pelet makinesine veriliyor. Son olarak, üretilen mamaların uzun süre muhafaza edilebilmesi için 3 kattan oluşan raylı sistemli fırın yardımı ile kurutma işlemi gerçekleştiriliyor. Kompost makinesine aktarılan yemek miktarı ve içeriğine göre, yaklaşık 12-18 saat aralığında yapılan üretimin ardından, köpeklerin yiyebileceği kıvamda ve rasyonda mama elde ediliyor. Ünite sayesinde, özellikle yaz aylarında toplanan yemeklerin bozulmadan ve israf edilmeden tüketilmesi sağlanırken, mama maliyeti de en aza indiriliyor.

“Yaz aylarında topladığımız yemekleri aynı gün yediriyoruz”

Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, kamu kurumlarından, üniversitelerden, adliyeden, otellerden ve restoranlardan günlük olarak 1,5-2 tona yakın yemek toplayarak, bunları bakımevindeki ‘patili dostlara’ ulaştırdıklarını söyledi. Yemek toplama işleminde bir araç ve 2 personel ile çalıştıklarını ifade eden Şahutoğlu, yaz aylarında toplanan yemeklerin ise aynı gün tüketilmesine oldukça dikkat ettiklerini belirterek, “Özellikle yaz aylarında topladığımız yemekleri aynı gün yediriyoruz. İkinci güne kalması ve dostlarımızla paylaşmamız mümkün değil” dedi.

“Yemekleri bir hafta yenilebilecek hale getiriyoruz”

Mama üretim ünitesinin aşamalarından da söz eden Şahutoğlu, “Yemek atıklarının önce bir kırıcıdan geçiriyoruz, sonra kompost halini alıyor. Komposttan sonra pelet makinesi ve peletten sonra da kurutma yöntemiyle beraber, aynı gün tüketilmesi gereken yemekleri bir hafta yenilebilecek hale getiriyoruz. Topladığımız yemekleri tekrar değerlendirme imkanı buluyoruz. Denemelerimiz sonucunda canlarımızın bunu aslında çok severek yediğini de fark ettik” diye konuştu.

“Boşa gidecek yemeklerin değerlendirilmesini sağlıyoruz”

Yemek toplama uygulamasını bir sosyal sorumluluk projesi olarak başlattıklarını vurgulayan Şahutoğlu, “Uygulama sayesinde, bakımevimizde yaşayan canlarımızın daha çeşitli yemek yemelerini sağlıyoruz. Aynı zamanda da sıfır atık kapsamında bakıldığında; restoranlarda, otellerde, kamu kurumlarının yemekhane bölümlerinde boşa gidecek yemeklerin de değerlendirilmesini sağlıyoruz. Aldığımız makineyle oluşturduğumuz mamayla da Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin mamaya harcamış olduğu para ya da mama ihtiyacını bir nebze de olsa düşürmüş olup, tasarruf sağlamış oluyoruz” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersinde-yemek-atiklari-mamaya-donusturuluyor/feed/ 0
Sinan Ateş Davası: Aile, Adaletin Sağlanması İçin Meclis Komisyonu Kurulmasını İstiyor https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasi-aile-adaletin-saglanmasi-icin-meclis-komisyonu-kurulmasini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasi-aile-adaletin-saglanmasi-icin-meclis-komisyonu-kurulmasini-istiyor/#respond Fri, 19 Jul 2024 09:12:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40864 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada, savcılık esas hakkında mütalaasını açıkladı. Karar sonrası konuşan Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, Meclis’te cinayetin araştırılması için komisyon kurulması talebini tekrarlarken, Sinan Ateş’in ablası Selma Ateş, “İsimlerini verdiğimiz şahısların, mahkeme dosyasında yer almaması siyasi bir el demektir. Görüyoruz, el pençe divan durulan bir ülkede adalet diye bir şey yok. Demek ki Özel Harekat Polisleri, bu kadar rahat el pençe divan durabiliyorsa, Ateş ailesi ne yapsın?” dedi.

Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada bugün savcılık esas hakkında mütalaasını açıkladı. Bir sonraki duruşma 30 Eylül 2024’e ertendi. Karar sonrası Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, aile avukatı Şeyda Şahin, anne Saniye Ateş ve abla Selam Ateş basın açıklaması yaptı.

“Siyasi uzantılarla aradaki bağı koparmak için mücadele veren bir yargı süreci”

Ayşe Ateş “Alelacele kapatılmak istenen bir dosya, onca delile rağmen siyasi uzantılarla aradaki bağı koparmak için mücadele veren bir yargı süreciyle karşı karşıyayız. Malumunuz olduğu üzere bu süreçte tek kişilik hücrelerde kalan tutuklulara 19 ay boyunca verdikleri, hiçbir beyanla uyuşmayan ezberletilmiş ortak bir ifade vasıtasıyla bu siyasi cinayeti, adi bir cinayet gibi göstermek için basın ve medya dahil olmak üzere bütün imkanlarını kullanan karanlık bir güce karşı savaşıyoruz” dedi.

“Türk milletinin yeni Ayşe Ateş’leri olacak”

“Eğer yargı süreci bu kadar hızlı ilerlerse şüphesiz ki Sinan Ateş suikasti davası, tarihin en kısa süren siyasi cinayet davası olarak kayıtlara geçecektir” ifadelerini kullanan Ateş, şunları söyledi:

“Bu şartlar altında biz diyoruz ki milletimiz yanımızda, devletimiz arkamızda dursun. Adil yargılamanın önü açılsın. Dosyalar birleştirilsin, bütün suçlular hakim karşısına çıkarılsın. Çünkü adımız kadar biliyoruz ki bu siyasi cinayet bütün karanlık yönleriyle aydınlatılmazsa Türkiye, daha büyük bir karanlığa doğru sürüklenecek. Buradan alınan siyaset yeni siyasi cinayetlerin kapısını aralayacak. Türk milleti, yeni Bengisu’larla, yeni Banu Çiçek’lerle tanışacak. Türk milletinin yeni Ayşe Ateş’leri olacak. Dün dövdürülerek susturulan gazeteciler, yarın öldürülecek. Nereden biliyorsunuz? Diye soracak olursanız, yeni eylem planlarını sosyal medyadan çoktan duyurdular. Bu siyasi cinayeti dile getiren gazetecileri, siyasetçileri hedef tahtasına koyup ‘helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız’ tehditlerini bol keseden savurmaya başladılar. ‘Konjonktür müsait olduğunda fiili eylem yapacağız’ şeklinde paylaşımları dolaşıma soktular. Bu yargılamadan paçayı kurtarırlarsa, olacaklar gün gibi ortada değil mi? Karanlık her gün çeşitli mecralardan el kaldırarak ben buradayım diyor.

“Kişisel verilerimiz de bu karanlık gücün ayaklarının altına pas pas olmuş”

Bu siyasi cinayet dosyasında da Ülkü Ocakları ve MHP içerisine sızmış bu karanlık güce dair aradığınız her türlü bulgu var. Müsaadenizle, dosyada yer alan ve geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel basına da yansıyan bu bulguları yeniden özetlemek istiyorum: Bu siyasi cinayet dosyasında, karanlığın karıştığı birçok şiddet eylemine ilişkin birçok delil var. Kişisel verilerimiz de bu karanlık gücün ayaklarının altına pas pas olmuş. Herhangi birini kafaya taktıklarında emniyet içerisindeki uzantıları vasıtasıyla dakikalar içerisinde, devlete emanet ettiğimiz bütün kişisel verilerimize ulaşabiliyorlar. Suça karıştıklarında jandarmadaki uzantıları tarafından kollanıyorlar. Sadece, babası Sinan’ın arkadaşı olduğu için 8 yaşındaki bir kız çocuğu hakkında bilgi toplamaktan imtina etmiyor, herhangi bir kadının kişisel verilerini emniyetin kapalı sisteminden kolaylıkla temin edebiliyorlar. Bizler kadın cinayetlerinden bu kadar muzdaripken vatandaşımızın canının ve malının emanetçisi emniyet görevlisi ise sebebini bile sormadan elindeki bütün verileri iletiyor. Öldürecek mi, dövdürecek mi, merak bile etmiyor. İnsan, ‘Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir’ diye sormadan edemiyor.

“Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekliliği gün gibi ortadadır”

Görünen o ki şans eseri yaşıyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bu siyasi cinayet dosyası masanın üzerinde, görmesi gereken herkesin baktığı bir zarfın içinde duruyor. Ancak zarfın üzerinde ‘Kayıp Mektup’ yazıyor. Bu yüzden bakan gözler göremiyor, dokunan eller tutup kaldıramıyor. Bu vesileyle, buradan sizlerin aracılığıyla, artık adaletin tesis edilmesi gerektiğine inanan, siyasi cinayetlere ‘Dur’ demek isteyen bütün milletvekillerimize çağrımı yineliyorum, sayın vekillerim, bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekliliği gün gibi ortadadır. Aziz milletimizin adalete olan güveni sarsılmış, vicdanı günden güne daha çok kanayan her bir bireyinin sizlerden beklentisi de bu hususta ortaya bir irade koymanızdır. Çünkü Türkiye’nin adaletli ve aydınlık yarınları için bu zarf ivedi bir şekilde açılmalı, yargının üzerindeki siyasi baskı kaldırılmalı ve böylelikle, bu suça karışan her kim varsa adil bir şekilde yargılanıp kanunların öngördüğü cezayı almalıdır.”

“Suikasti örtbas etmek isteyen bir yargı ile karşı karşıyayız”

Hukuki süreç hakkında bilgi veren Ateş ailesinin avukatı Şeyda Şahin, “19 ay süren bir soruşturma ve 19 gün içerisinde karara çıkarılmak istenen bir yargı süreci var. Bugün mütalaa almaya geldik. Üç dakika bile sürmedi. İçeriği bire bir basının da elinde olan iddianameye uyumlu bir şekilde Tolgahan Demirbaş’ın ve Doğukan Cep’in azmettiricisi olduğu yanılgısıyla değerlendirilmiş. Tetikçi, gözlem yapan Suat Kurt ve Vedat Balkaya gibi kişilerin de eylemleri işledikleri iddiası. Diğer şahısların da yardım eden kişi oldukları yönünde bir değerlendirme ile gün sonunda bu mütalaa neticesinde yeni bir tahliye çıkmış değil. Mevcut tahliyelerle ilgili olarak da adli kontrollerin devamına karar verildi. Bizlere 30 Eylül tarihinde beyanda bulunmamız için süre verildi. Delillerimizin, taleplerimizin hiçbiri değerlendirilmedi. Bu cinayet, 19 gün içerisinde karara bağlanmaya çalışılmakta. Basit bir tokat atma olayı bile senelerce sürerken, bu suikasti örtbas etmek isteyen bir yargı ile karşı karşıyayız.” dedi.

“Yok mu kanun? Var da bize mi yok?”

Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş ise “Bu mahkemeden memnun musunuz?’ derseniz, değilim. Katiller dışarıda. Sadece onlar göstermelik tiyatro. Benim iki tane yavrumu yetim bıraktılar. Benim oğlumun öldürülmesi sebebini açıklayacaklar. Bana katilleri verecekler. Ben katilleri istiyorum. Bunlar katillerin maşası. Ben istiyorum ki kim azmettirdiyse o gelsin, bir sebep söylesinler. Ekmek çalan yedi yıl yatıyor. Mahalle kavgası bir sene sürüyor. Benim oğlumu iki sene boyunca takip ettiler. Bu kadar kısa sürede bu mahkeme biter mi? Yok mu kanun? Var da bize mi yok? Hala benim yavrularıma, kızıma, gelinime tehdit savuracak kadar alçaklar. Ben oğlumun katillerini istiyorum, bunları değil. Yanımızda olan herkesten Allah razı olsun. Yarın başka Sinan’lar ölmesin. Bir oğulu benden aldılar. Başka Sinan’lara kıyılmasın. Bize yardım edin” diye konuştu.

“Özel Harekat Polisleri, bu kadar rahat el pençe divan durabiliyorsa, Ateş ailesi ne yapsın?”

Duruşmanın ertelenmesine tepki gösteren abla Selma Ateş ise “Hakimin karara bağlaması tam iki dakika sürdü. Bizler gerçek azmettiricileri istiyoruz. İsimlerini verdiğimiz şahısların, mahkeme dosyasında yer almaması siyasi bir el demektir. Görüyoruz, el pençe divan durulan bir ülkede adalet diye bir şey yok. Demek ki özel harekat polisleri, bu kadar rahat el pençe divan durabiliyorsa, Ateş ailesi ne yapsın? Biz hep birlikte ölelim. Bugün Sinan Ateş ölür, yarın bir gazeteci ölür, bir kadın sokakta ölür. Eğer ki hep birlikte bu karanlıktan aydınlığa çıkmazsak, hepimizin sonu belli. Suç, cezasız kaldığı sürece faillerini azdıracaktır. Bunların azgınlaştığını hepimiz birlikte görüyoruz. Türkiye hukuk devleti olduğunu göstermek zorunda. İçeride oynanan bir tiyatro. Bir sinema oyunu gibi izledik ve çıktık. Biz de kimseyle helalleşmiyoruz. Türk yargısına olan güvenimizin kırılmasını istemiyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasi-aile-adaletin-saglanmasi-icin-meclis-komisyonu-kurulmasini-istiyor/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, yemek atıklarından mama üretimine başladı https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yemek-atiklarindan-mama-uretimine-basladi/ https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yemek-atiklarindan-mama-uretimine-basladi/#respond Fri, 19 Jul 2024 09:03:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40855 Mersin Büyükşehir Belediyesi Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevinde, kompost teknolojisiyle yemek atıklarından mama üretimine başlandı. Bakımevine kurulan mama üretim ünitesi sayesinde, farklı kurum ve kuruluşlardan gelen atık yemekler mamaya dönüştürülüyor.

Tarımsal Hizmetler Dairesi bünyesinde hizmet veren bakımevinde bir kırıcı makine, 2 adet 500’er litrelik kompost makinesi, bir pelet makinesi ve bir fırından oluşan ünite sayesinde, günlük toplanan yaklaşık 2 ton yemek atığından 600 kilogram civarında mama üretimi yapılabiliyor. Toplanan yemek miktarına bağlı olarak değişebilen üretim, bakımevinde yaşayan havanların 2 günlük öğün miktarını karşılıyor.

Bir yemek toplama aracı ve 2 personelle, yemekhane hizmeti olan farklı kurum ve kuruluşlardan gün içerisinde toplanan yemekler, bakımevine getiriliyor. Önce, içerisinde hayvanların tüketemeyeceği büyüklükteki ekmekler ile kanatlı ve küçükbaş hayvan kemikleri kırıcı makine yardımı ile yenebilecek boyutlara ayrılıyor. Ardından yemeklerle birlikte kompost makinesine aktarılıyor. Kompost makinesinden çıkan yemekler, şekil verilmek üzerine pelet makinesine veriliyor. Son olarak, üretilen mamaların uzun süre muhafaza edilebilmesi için 3 kattan oluşan raylı sistemli fırın yardımı ile kurutma işlemi gerçekleştiriliyor. Kompost makinesine aktarılan yemek miktarı ve içeriğine göre, yaklaşık 12-18 saat aralığında yapılan üretimin ardından, köpeklerin yiyebileceği kıvamda ve rasyonda mama elde ediliyor. Ünite sayesinde, özellikle yaz aylarında toplanan yemeklerin bozulmadan ve israf edilmeden tüketilmesi sağlanırken, mama maliyeti de en aza indiriliyor.

“Yaz aylarında topladığımız yemekleri aynı gün yediriyoruz”

Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, kamu kurumlarından, üniversitelerden, adliyeden, otellerden ve restoranlardan günlük olarak 1,5-2 tona yakın yemek toplayarak, bunları bakımevindeki ‘patili dostlara’ ulaştırdıklarını söyledi. Yemek toplama işleminde bir araç ve 2 personel ile çalıştıklarını ifade eden Şahutoğlu, yaz aylarında toplanan yemeklerin ise aynı gün tüketilmesine oldukça dikkat ettiklerini belirterek, “Özellikle yaz aylarında topladığımız yemekleri aynı gün yediriyoruz. İkinci güne kalması ve dostlarımızla paylaşmamız mümkün değil” dedi.

“Yemekleri bir hafta yenilebilecek hale getiriyoruz”

Mama üretim ünitesinin aşamalarından da söz eden Şahutoğlu, “Yemek atıklarının önce bir kırıcıdan geçiriyoruz, sonra kompost halini alıyor. Komposttan sonra pelet makinesi ve peletten sonra da kurutma yöntemiyle beraber, aynı gün tüketilmesi gereken yemekleri bir hafta yenilebilecek hale getiriyoruz. Topladığımız yemekleri tekrar değerlendirme imkanı buluyoruz. Denemelerimiz sonucunda canlarımızın bunu aslında çok severek yediğini de fark ettik” diye konuştu.

“Boşa gidecek yemeklerin değerlendirilmesini sağlıyoruz”

Yemek toplama uygulamasını bir sosyal sorumluluk projesi olarak başlattıklarını vurgulayan Şahutoğlu, “Uygulama sayesinde, bakımevimizde yaşayan canlarımızın daha çeşitli yemek yemelerini sağlıyoruz. Aynı zamanda da sıfır atık kapsamında bakıldığında; restoranlarda, otellerde, kamu kurumlarının yemekhane bölümlerinde boşa gidecek yemeklerin de değerlendirilmesini sağlıyoruz. Aldığımız makineyle oluşturduğumuz mamayla da Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin mamaya harcamış olduğu para ya da mama ihtiyacını bir nebze de olsa düşürmüş olup, tasarruf sağlamış oluyoruz” ifadelerine yer verdi. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yemek-atiklarindan-mama-uretimine-basladi/feed/ 0
Ayşe Ateş: Büyük bir karanlık güce karşı savaşıyoruz https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/#respond Fri, 19 Jul 2024 07:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40807 Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya sanıklar, taraf avukatları, müşteki Ayşe Ateş ve yakınları katıldı. Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine konuşan Cumhuriyet savcısı sanıklar için esas hakkındaki mütalaasını sundu.

DEMİRBAŞ, ÇEP VE BALKAYA’YA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

Savcı, tetikçi Eray Özyağcı, olay anındaki motoru kullanan Vedat Balkaya, keşifçi Suat Kurt hakkında eylem üzerinde ortak hareket ederek müşterek fail olarak “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. Azmettirenler Doğukan Çep ile Tolgahan Demirbaş hakkındaysa suça azmettirici olarak yer vererek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.

3 SANIĞIN BERAATİ İSTENDİ

Savcı, sanıklar Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ‘müşterek fail’ olarak yer aldığını belirterek bu kişilerin Ateş’i “tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsini istedi. Özyağcı’nın ayrıca “ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi. Sanıklar Erdem Karadeniz, Mehmet Yüce, Osman Bayraktar hakkında ise beraat istendi.

Sanıklar Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Emre Yüksel, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu ve Aytaç Ataç’ın “iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail” olarak kabul edilmesi yönünde görüş bildiren savcı, sanıkların”tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi talep edildi. Savcı, sanıklar Serdar Öktem ve Mustafa Ensar Aykal’ın ‘telefonlarının içeriklerinin ulaşılamadığı için ABD’den gelecek olan yazının şu aşamada beklenmesine gerek kalmadığı’ gerekçesiyle sanıklar hakkında dosyalarının tefrik edilip dosyalarının ayrılmasını istedi.

AYŞE ATEŞ’TEN AÇIKLAMA GELDİ

10 dakika süren mütaalanın ardından açıklamalarda bulunan eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ayşe Ateş “Alelacele kapatılmak istenen bir dosya, onca delile rağmen siyasi uzantılarla aradaki bağı koparmak için mücadele veren bir yargı süreci ile karşı karşıyayız. Malumunuz olduğu üzere bu süreçte, tek kişilik hücrelerde kalan tutuklulara 19 ay boyunca verdikleri hiçbir beyanla uyuşmayan ezberletilmiş ortak bir ifade vasıtasıyla bu siyasi cinayeti adi bir cinayet gibi göstermek için basın ve medya dahil olmak üzere bütün imkânlarını kullanan karanlık bir güce karşı savaşıyoruz.

Eğer yargı süreci bu kadar hızlı ilerlerse şüphesiz ki Sinan Ateş suikastı davası, tarihin en kısa süren siyasi cinayet davası olarak kayıtlara geçecektir. Bu şartlar altında biz diyoruz ki; Milletimiz yanımızda olsun. Devletimiz arkamızda dursun. Adil yargılamanın önü açılsın. Dosyalar birleştirilsin, bütün suçlular hâkim karşısına çıkarılsın. Çünkü adımız gibi biliyoruz: Bu siyasi cinayet bütün karanlık yönleriyle aydınlatılmazsa Türkiye daha büyük bir karanlığa doğru sürüklenecek. Buradan alınan cesaret, yeni siyasi cinayetlerin kapısını aralayacak. Türk milleti yeni Bengisularla, yeni Banuçiçeklerle tanışacak. Türk milletinin yeni Ayşe Ateşleri olacak. Dün dövdürülerek susturulan gazeteciler, yarın öldürülecek. Nereden biliyorsun, diye soracak olursanız, yeni eylem planlarını sosyal medyadan çoktan duyurdular.

“KARANLIĞIN KARIŞTIĞI ŞİDDET EYLEMLERİNE

Bu siyasi cinayeti dile getiren gazetecileri, siyasetçileri hedef tahtasına koyup “Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız!” tehditlerini bol keseden savurmaya başladılar. Konjonktür müsait olduğunda fiili eylem yapacağız, şeklinde paylaşımları dolaşıma soktular. Soruyorum sizlere: Bu yargılamadan yakayı sıyırır, paçayı kurtarırlarsa olacaklar gün gibi ortada değil mi? Karanlık, her gün çeşitli mecralardan el kaldırarak “Ben buradayım!”, diyor. Bu siyasi cinayet dosyasında da Ülkü Ocakları ve MHP içerisine sızmış bu karanlık güce dair aradığınız her türlü bulgu var. Müsaadenizle, dosyada yer alan ve geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel basına da yansıyan bu bulguları yeniden özetlemek istiyorum: Bu siyasi cinayet dosyasında, karanlığın karıştığı birçok şiddet eylemine ilişkin birçok delil var.

Kişisel verilerimiz de bu karanlık gücün ayaklarının altına pas pas olmuş. Herhangi birini kafaya taktıklarında emniyet içerisindeki uzantıları vasıtasıyla dakikalar içerisinde, devlete emanet ettiğimiz bütün kişisel verilerimize ulaşabiliyorlar. Suça karıştıklarında jandarmadaki uzantıları tarafından kollanıyorlar. Sadece, babası Sinan’ın arkadaşı olduğu için 8 yaşındaki bir kız çocuğu hakkında bilgi toplamaktan imtina etmiyor, herhangi bir kadının kişisel verilerini emniyetin kapalı sisteminden kolaylıkla temin edebiliyorlar. Bizler kadın cinayetlerinden bu kadar muzdaripken vatandaşımızın canının ve malının emanetçisi emniyet görevlisi ise sebebini bile sormadan elindeki bütün verileri iletiyor. Öldürecek mi, dövdürecek mi diye merak bile etmiyor.

İnsan, “Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir” diye sormadan edemiyor. Görünen o ki şans eseri yaşıyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi: Bu siyasi cinayet dosyası masanın üzerinde, görmesi gereken herkesin baktığı bir zarfın içinde duruyor. Ancak zarfın üzerinde “Kayıp Mektup” yazıyor. Bu yüzden bakan gözler göremiyor, dokunan eller tutup kaldıramıyor. Bu vesileyle, buradan sizlerin aracılığıyla, artık adaletin tesis edilmesi gerektiğine inanan, siyasi cinayetlere “Dur!” demek isteyen bütün milletvekillerimize çağrımı yineliyorum:

Sayın vekillerim, Bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekliliği gün gibi ortadadır. Aziz milletimizin adalete olan güveni sarsılmış, vicdanı günden güne daha çok kanayan her bir bireyinin sizlerden beklentisi de bu hususta ortaya bir irade koymanızdır. Çünkü Türkiye’nin adaletli ve aydınlık yarınları için bu zarf ivedi bir şekilde açılmalı, yargının üzerindeki siyasi baskı kaldırılmalı ve böylelikle, bu suça karışan her kim varsa adil bir şekilde yargılanıp kanunların öngördüğü cezayı almalıdır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/feed/ 0
Denizli Ticaret Odası İstihdam Fuarı ve Kariyer Günleri’nde 20 Bin Vatandaşa Ulaşıldı https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-istihdam-fuari-ve-kariyer-gunlerinde-20-bin-vatandasa-ulasildi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-istihdam-fuari-ve-kariyer-gunlerinde-20-bin-vatandasa-ulasildi/#respond Fri, 19 Jul 2024 06:12:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40801 Denizli Ticaret Odası (DTO) öncülüğünde düzenlenen İstihdam Fuarı ve Kariyer Günlerinde, DTO üyesi firmalar personel alımı için başvurmak üzere etkinliğe gelenlerle görüştü. 2 gün açık kalan 55 stanttaki görüşmelerle birlikte, 20 bin civarında vatandaşa ulaşıldı.

DTO’nun Avrupa Birliği (AB) Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler İçin İş Gücü Piyasası Destek Programı (NEET PRO) kapsamındaki T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın desteklediği Denizli’deki Ne Eğitimde Ne İstihdamdakiler İş Gücüne Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) ile Dahil Oluyor Projesi’nin son ayında gerçekleştirdiği İstihdam Fuarı ve Kariyer Günleri büyük ilgi gördü. Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS/MIS) Uzmanlığının İş Verimine Etkisi Semineri ile başlayan son gün etkinliklerinde, DTO üyesi farklı sektörlerden 54 firma personel alımı için başvuranlarla görüştü. Firmaların temsilcileri ile uzmanlar, iş arayan hiçbir vatandaşı geri çevirmedi.

Prof. Dr. Haşıloğlu’ndan MIS uzmanlığının iş verimine etkisi semineri

DTO Meclis Salonundaki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS/MIS) Uzmanlığının İş Verimine Etkisi Semineri’ni, alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selçuk Burak Haşıloğlu verdi. Prof. Dr. Haşıloğlu, dinleyecilerine, MIS uzmanlığının organizasyonlar üzerindeki olumlu etkilerini ve bu alanda bilgi sahibi olmanın kariyer gelişimine katkılarını ayrıntılı bir şekilde anlattı. Konuşmacıyı etkinlik boyunca büyük bir dikkatle dinleyen katılımcılar, MIS’in modern iş dünyasındaki önemini daha iyi anlama fırsatı yakaladı.

Semineri, iş dünyasından çok sayıda uzman isim ile işçi adayı takip etti. Katılımcılar ile uzmanlar hem profesyoneller hem de kariyerine yön vermek isteyenler için verimli bir bilgi paylaşımı ortamı da sağlayan etkinlik için, kentteki istihdama önemli katkıda bulunduğuna inandıklarını söylediler; projenin sahibi Denizli Ticaret Odası ile DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ve proje ekibine sektörlere ve vatandaşa tanıdıkları imkan için teşekkür ettiler.

DTO’nun AB destekli projesi ile, iş dünyasında yer almak isteyen herkesin etkinliklere katılarak bilgi ve deneyimlerini artırmaları da teşvik ediliyor. Gelecek günlerdeki etkinlikler ve yeni projeler hakkında bilgi almak isteyenlerin Denizli Ticaret Odası’nın sosyal medyadaki hesaplarında yer alan duyurular ile resmi web sitesinden bilgi alabilirler.

İşverenler ile iş arayanları buluşturdu

DTO’nun hizmet binasında gün boyu devam eden etkinliklerinin Denizli iş dünyası ile iş arayanlar arasında sağlam bir köprü kurduğuna dikkat çeken DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, “İşverenler ve iş arayanlar, Ticaret Odamızın önünde kurduğumuz çadırda bir araya gelerek, kariyer fırsatları ve iş gücü piyasasındaki gelişmeleri değerlendirme şansı buldular. Çadırımızda yüz yüze görüşme imkanı buldular. Halkımız ile üyelerimize ilk kez sunduğumuz bu ortam, iş piyasasındaki dinamikleri gözlemleme ve istihdam fırsatlarını değerlendirme açısından önemli bir platformdu. 20-29 yaş arası lisans mezunu en az 25’i kadın ne eğitimde ne istihdamda olan 50 gencimiz, DTO üyesi imalatçı, ihracatçı, e-tüccar 100 yenilikçi satış ve üretim işletmemiz, seminerlerimize katılan KOBİ’ler, NEET’ler, STK’lar ve kamu kurumları gibi ilgili aktörlerden 500 vatandaşımızı buluşturdu. Kısa adı NEET PRO olan Avrupa Birliği Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler İçin İş Gücü Piyasası Destek Programı kapsamındaki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’mızın desteklediği Denizli’deki Ne Eğitimde Ne İstihdamdakiler İşgücüne Yönetim Bilişim Sistemleri ile Dahil Oluyor Projemiz ile, yüksek öğrenimi tamamlamış ya da devam ettiren ve iş arayan gençlerimizi, ücretsiz teorik ve pratik kurslar ve eğitimlerimizle nitelikli aranan elemanlar haline getirerek istihdama hazırladık. Yine bu projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz İstihdam Fuarı ve Kariyer Günlerimize yoğun ilgi gösterildi; teşekkür ederiz. Biz de fuarımızda stant açarak iş görüşmesinde bulunan firmalarımızı ziyaret ederek yetkililerinden bilgi aldık. Bu arada, etkinliğimize katılım sağlayan vatandaşlarımızla da görüşerek başarılar diledik; onları da dinledik. Büyük ilgi göstererek bu etkinlikte bizi yalnız bırakmayan basın mensuplarımıza da teşekkürü bir borç bilirim. DTO’nun üyesi 54 firmamızın temsilcilerinden ve ekibimizden aldığım bilgiye göre sadece ilk gün 11 bin civarında vatandaşımızla görüşme yaptı; ikinci gün de 9 bin kadar vatandaşımızla buluştu. İki gün boyunca bin 250 civarında da açık iş pozisyonu için başvuruları kabul etti ve kendi kurumları ve alanlarıyla ilgili soruları yanıtladı. İki günde, yaklaşık 20 bin vatandaşımıza ulaşıldığını bildirdiler; bizi sevindirdiler. Kentimizdeki istihdama önemli bir katkıda bulunduğuna inandığımız etkinliğimizdeki başarılarından dolayı başta DTO Avrupa Birliği Türkiye İş Geliştirme Merkezimiz (Denizli ABİGEM) proje ekibimiz olmak üzere, proje ortağımız Denizli Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile Çalışma ve kamu kurum ve kuruluşlarına ve katkı koyan, emeği bulunan herkese teşekkür ederim” dedi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-istihdam-fuari-ve-kariyer-gunlerinde-20-bin-vatandasa-ulasildi/feed/ 0
Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, 100 Günlük Hizmet Lansmanında Projeleri Anlattı https://www.haber60.com.tr/guzelbahce-belediye-baskani-mustafa-gunay-100-gunluk-hizmet-lansmaninda-projeleri-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/guzelbahce-belediye-baskani-mustafa-gunay-100-gunluk-hizmet-lansmaninda-projeleri-anlatti/#respond Fri, 19 Jul 2024 01:45:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40779 Haber: TENZİLE AŞÇI Kamera: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, 100 gün boyunca hayata geçirdiği projeleri anlattı. Başkan Günay, ilk projesi olarak Güzelbahçe sahilini halkın kullanımına açtıklarını söyledi.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçiminin üzerinden 3 ayı aşkın bir süre geçerken seçimlerde göreve gelen belediye başkanları geçen sürede hayata geçirdikleri projelere ilişkin bilgilendirmelere başladılar.

Yapılan bilgilendirmeler kapsamında Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, ‘100 Günlük Hizmet Lansmanında’ 100 gün boyunca hayata geçirdiği projeleri anlattı.Güzelbahçe Amfi Tiyatrosu’nda halka açık gerçekleştirilen lansmana, Başkan Günay’ın yanı sıra; CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, CHP İzmir Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, CHP İzmir Gençlik Kolları Başkanı Burak Kotan, CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek ve CHP İzmir eski Milletvekilleri Tacettin Bayır, Musa Çam ve Mustafa Moroğlu katıldı.

Karasu: “Hayvanları katledecek bu yasanın karşısında bir set olduk”

Lansmanda öncesinde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Başkan Günay’dan övgüyle bahsederken dünden bugüne TBMM’de görüşülen ve sokak hayvanlarının katledilmesini öngören Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik öngören yasa teklifine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Gelmeden önce sordum. Mustafa Başkan seçim döneminde 24 proje sözü vermiş. Şimdiden 9 tanesini gerçekleştirmiş. Ben Mustafa Başkanın geçen yıl yaşamış olduğumuz acı depremde vermiş olduğu mücadeleye şahidim. Ben onun nasıl emekçi bir insan olduğunu biliyorum. Partideki değişim sürecinden ne kadar örgütçü bir insan olduğunu biliyorum. Ne mutlu ki Mustafa Başkan ne bizim ne de sizin yüzünüzü kara çıkarmadı. Boynumuzu öne eğdirmedi. Fazlaca siyasete girmek istemiyorum ama… Meclis’in bu son gününde ciddi tartışmalar yaşanıyor. Özelikle hepimizin içini yaralayan bir yasa getirdiler. 84 milyonun vicdanını sızlatıyor. Bu doğada hepimiz ortak yaşıyoruz. Ne yazık ki iktidar beceriksizliğinin, yeteneksizliğinin bizim ortak yaşam dostlarımıza ödetmeye çalışıyor. Hayvanları katledecek bu yasanın karşısında bir set olduk. Mücadelemizi sonuna kadar sürdürüyoruz.”

“Güzelbahçe’nin adından önce İzmir de sonra tüm Türkiye’de söz ettireceğiz”

Projeler hakkında bilgi vermeden önce kısa bir konuşma yapan Başkan Günay, hedefinin Güzelbahçe’nin ülkede adı geçen bir ilçe olması olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bir an önce Güzelbahçe halkına sözünü vermiş olduğum projelerimi yerine getirmem gerekiyordu. ‘Bu hızla giderse 6 ay sonra yapılacak proje kalmayacak’ dendi. Ancak ben böyle düşünmüyorum, daha yapacak çok işimiz var.  Ninelerimizin, dedelerimizin, annemizin, babamızın evlerine daha sıcak bir yemek götüremedik. Okula giden çocuklarımızın ceplerine harçlık koyamadık, gençlerle el ele tutuşup özgürlük şarkısı söyleyemedik. Ondan dolayı yolumuz uzun, Güzelbahçe’nin adından önce İzmir de sonra tüm Türkiye’de söz ettireceğiz.”

“Sahiller halkındır halkın kalacak dedik”

Vaatlerinin arasında yer alan sahil düzenlemesini başardıklarını belirten Günay, şunları söyledi:

“Sahiller halkındır halkın kalacak dedik. Burada 15 Nisan’da kepçeyi vurduk. 45 günde bu hale getirdik. Bin 250 metreküp beton kullandık. 4 bin 853 metreküp müzeyik yaptık. 4 bin 258 kalem diktik. Bu yaptığımız müzeyik Türkiye’de bu kadar daha yapılmış bir sahil yok. En büyüğü Alsancak’ta 30 metre ama Güzelbahçe 4 bin 853 metre siyah duyan daire müzeyi yaptık. Onun için tüm vatandaşlara güle güle kullansınlar diliyorum.”

“Artık oya ağaçları bizimdir”

Yol ve peyzaj düzenlemelerine ilişkin de bilgi veren Başkan Günay, şunları söyledi:

“Oya Güzelbahçe’ye yakıştı. Güzelbahçe’ye ayrı bir hava vizyon kattı. Biz de bunu önce orta yokuşların hepsi kara yollarına ait olduğu için ama vatandaşın yüzde 80’i Güzelbahçe’nin veya Urla’nın olduğunu düşünüp yani ‘Buralar yapılmıyor. Belediye çalışmıyor’ gibi düşünüyordu. Ben de Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne gittim. Zor oldu ama çözdük. Bir yükseldi sesimiz, bir kavga oldu. Sonra yumuşadı. Sonunda ‘Evet sayın başkanım orta refüjler size veriyoruz’ dediler. Biz de onlarla yaptığımız protokol sonrası Güzelbahçe’den Seferihisar’a yani bizim Çamlı çıkışına kadar olan kısıma 46 adet küçük oya, altı tane orta refüjlere büyük oya diktik. Yedi kilometrelik yolun tamamen palmiye, oya ağacı ve zakkum ağacı diktik. 750 palmiye aracımızı şu ana kadar diktik ama 270 tane Çamlı’nın sonuna kadar dikeceğimiz palmiye ve oya var. Güzelbahçe oya ağaçlarına sahip çıkacak. Bu bizim simgemiz. Size emanet ediyorum. Artık oya ağaçları bizimdir.”

“Toplamda yüzde 20 indirim yaptık”

Ekonomik kriz ortamında belediye kafeleriyle uygun fiyatlı sosyalleşme imkanı sağladıklarını kaydeden Başkan Günay, şöyle konuştu:

“Burası önceden olan bir yerdi ama biraz daha atıldı. Geldikten sonra biz burayı 1 hafta kapattık ve restore ederek Güzbel kafeyi kapattık. Geldikten sonra yüzde 20 indirim yaptık. Çayı 7 liraya, birayı 80 liraya düşürdük. Ama hanım arkadaşlar şikayet etti ‘adamlar bir içerken iki içer oldu’ diye. O yüzden 120 lira yaptık.”

“Büyükşehir yapacak çünkü asfaltım yok”

Payamlı Köyü virajı projesine de değinen Başkan Günay, aslaftlama için Büyükşehir’i işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Payamlı Köyü… Burası virajlı olan en yukarıdaki köyümüz. Aday olduğumuzda inceleme yapmıştık kendi imkanlarımızla buraya kadar getirdik. Şu an için hiçbir sıkıntısı yok. Bundan sonrasında Büyükşehir’in asfaltlamasını bekliyoruz. Bundan sonrasını bana sormayın. Büyükşehir yapacak çünkü asfaltım yok.”

“Çamlılı kardeşlerim mallarını ellerinde tutsunlar”

Kent içi ulaşım için hayata geçirilen proje hakkında bilgi veren Günay, şunları söyledi:

“Minibüslerimiz Yelki’ye kadar gidiyordu, Çamlı Köyüne kadar gitmiyordu. Geldikten sonra minibüsleri Çamlı Köyü’ne kadar götürdük. Yelki’ye götürdüğümüzde Yelki değerlendi. Çamlı Köyü’ne gittiğimizde söylüyordum. Yine söylüyorum. Çamlılar malınızı elinizde tutun. Çünkü çok değerlenecek. Dolmuşlar geldi. Şimdi başka bir plan var. O da geçti. Çamlılı kardeşlerim mallarını ellerinde tutsunlar.”

“Şehit aileleri ve gazilerimiz imkanlardan ücretsiz yararlanıyorlar”

Şehit aileleri ve gazilerin belediye imkanlarından ücretsiz faydalandıklarına dikkat çeken Başkan Günay, şöyle konuştu:

“Genel Başkanımızın ve MYK’mızın vermiş olduğu bir karar vardı. Şehit aileleri ve gazilerimize artık her şeyi ücretsiz olacak diye. Güzelbahçe’deki bütün sosyal tesislerde şehit ve şehit aileleri ücretsiz faydalanıyor. ve gazilerimizle burada bütün imkanlarını kullanıp ücretsiz yaralanıyorlar.”

Yapılan proje lansmanında Başkan Günay ayrıca, ilçede kentin önemli noktalarından biri olan Seferihisar caddesine cepheli duvara dikey peyzaj çalışması yapıldığını söyledi. İlçede gasilhane açılışı da yaptıklarını kaydeden Günay, acil müdahale ve sorunların tespiti için muhtarlar, STK’lar için masa kurduklarını belirtti. Başkan Günay ayrıca Gençlik Kulübü kurarak gençlerin geleceğe dair fikirlerini rahatlıkla konuşabilecekleri, proje üretebilecekleri bir merkez kurduklarını ifade etti.

Seçim vaatleri arasında yer alan ve hayata geçirilen diğer projeler şunlar:

  • Bisikletli Temizlik Aracı ve Süpürge aracı
  • Salça ve Üzüm Sıkma Makinesi
  • Kadın Kooperatifleriyle İş birliği
  • GÜZELKART Uygulaması
  • Huzur Evleri
  • Güzelbahçe – Foça Feribot Seferleri
]]>
https://www.haber60.com.tr/guzelbahce-belediye-baskani-mustafa-gunay-100-gunluk-hizmet-lansmaninda-projeleri-anlatti/feed/ 0
İmamoğlu: Türkiye’nin en önemli sorunu eğitim https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiyenin-en-onemli-sorunu-egitim/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiyenin-en-onemli-sorunu-egitim/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40705

İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Türkiye tarihinin en önemli sorunu eğitimdir. Ne zaman insanlarımıza sorsak en önemli sorun ne diye, birinci sırada eğitim olmuştur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin eğitimde yaşanan sorunları gündeme getirmek amacıyla gerçekleştirdiği Eğitim Maratonu’nun altıncı oturumuna Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek katıldı. Oturumda konuşan Mansur Yavaş 2019 yılında göreve geldikten sonra pandemi ile karşılaştıklarını belirterek, “Bu süreçte uzaktan eğitime geçildi. Milli Eğitim Bakanlığı online eğitime geçti. Ancak birçok çocuk köylerdeydi. Bu süreçte 933 köye internet hizmeti götürdük. Orada çocukların eğitimden mahrum kalmamasını sağladık. Bu çocuklardan 61 öğrenciye bir yıl süreyle 10’ar cigabayt vererek, eğitimden mahrum kalmamasını sağladık. Ankara’da 60 bin ortaöğretim öğrencisi okula ücretsiz gidip geliyor. Yine Ankara’da okuyan bütün öğrencilere aylık 240 liraya otobüslerde ücretsiz binme hakları vardır. Milli eğitimin bazı kaymakamlarının izin vermemesinden dolayı birçok belediyemiz çocuklara kahvaltı yardımı vermek istiyor ama izin verilmiyor. Şu an 15 bin öğrenciye her gün 25 lira harcayabilecekleri şekilde başkent kartlarına para yatırıyoruz ve yıllık 240 bin öğrenciye düzenli kırtasiye yardımı yapıyoruz. Sosyal demokrat belediyeler olarak kimsenin aç kalmaması için çeşitli yardımlarda bulunuyoruz. 220 bin aileye düzenli et yardımı yapıyoruz. Bizden sonda gelenler de bu yolu tercih edeceklerdir. Başka partiden seçilenlerin de aynı çalışmaları yapacakları temennisinde bulunuyorum” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU EĞİTİM’

Ekrem İmamoğlu Ankara’da olmanın tesadüfüyle burada olduğunu belirterek, “Türkiye tarihinin en önemli sorunu eğitimdir. Ne zaman insanlarımıza sorsak en önemli sorun ne diye, birinci sırada eğitim olmuştur. Dönem dönem bu sorunun önüne ekonomi gibi konular geçmiş olsa da bu anlamda açık ara birinci sıra insanlarımızın önceliği eğitimdir. Son yıllarda eğitim sistemi gençlerde kafa karışıklığı yaratıyor ve gençlerin geleceğe umutsuz bakmasını sağlıyor. Siyasi beka adına insanların hayatlarına dayatmacı bir şekilde bilimden uzak bir şekilde, eğitimden başka her şeye benzeyen bu uygulamalar neden olmuştur. Okullara gidiyoruz veli ve öğretmenlerin mutsuzluğuna tanık oluyoruz. Gençlerimizin geleceğini karartacak adımlara izin vermemekle yükümlüyüz. Türkiye’deki en büyük tehdit ‘her şeyi ben bilirim’ diyen akıldır. Sorunun temeli oradadır. Yerel yönetimler olarak çok büyük sorumluluk üstümüze yüklendi. Türkiye’de son yerel seçimde birinci parti olarak çıkma itibariyle biz de eğitimle ilgili iyi işler yapmakla yükümlüyüz. Birinci partiyiz ve Türkiye’nin en çok belediyesini yöneten yönetimiz. Buradan her sistemi bilimsel zemine uygun, vatandaşın düşüneceklerinden katkı almış, biz İBB olarak her konuda iddialı adımlar attığımıza inanıyoruz. Önümüzdeki dönem 100 bin gence 15’er bin lira burs vereceklerini belirten İmamoğlu, “Milletin parasını, milletin en değerli ihtiyacına kullanma konusunda cömertliğimiz bu yönde devam edecek. Sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ve öğrencilerin katkı alamadıklarından geriye düştüğünü söyleyen yurttaşlara da katkıda bulunuyoruz” diye konuştu.

‘ÖĞRETMENLER HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA BASKI ALTINDA’

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

“Bugün konuştuğumuz konu ve dikkat çekmeye çalıştığımız konu vatandaş olarak hepimizin şahit olduğu, kimi zaman yetiştirmeye çalıştırdığımız çocuklarımız aracılığıyla, kimi zaman politik yaşamımız ve kamu yönetimi görevlerimiz boyunca şahit olduğumuz ihtiyaçlar, haksızlıklar, adaletsizlikler üzerinden hepimizin sürekli takibinde olan, istemesek de gözümüzün önünde bir sürü sorunun yaşandığı bir konu, eğitim sorunu. Bizler her gün gençlerimizin eğitim almaya çalışan çocuklarımızın hayatına yeni sokulan, yaşamak zorunda bırakılan zorluklara şahit olarak geçiriyoruz günlerimizi. Gittikçe artan problemleri hepimiz büyük bir üzüntüyle, zaman zaman da ibretle yaşıyoruz. Öğretmenler her geçen gün biraz daha baskı altında, biraz daha mutsuz oldukları ortamlarda çok sevdikleri mesleklerini yaparken gittikçe daha haksızlıklara uğrayarak görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Ama onların hayatımızdaki önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. ve onlara biraz daha fazla sahip çıkma yolunda bir şeyler yapmamız gerektiğini de biliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiyenin-en-onemli-sorunu-egitim/feed/ 0
CHP Milletvekili: İktidar Partisi Milletvekilleri Halktan Koptu https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/#respond Thu, 18 Jul 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40632

SEYFİ ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, iktidar partisi milletvekillerinin halktan tamamen koptuklarını belirterek “Saraylarda bir elleri yağda bir elleri balda yaşadıkları için halkın derdini hiçbir zaman anlamadılar. Şimdi hiç anlamıyorlar. Çünkü iyice halktan koptular. Halkın arasına hiçbir milletvekili gidemiyor” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, partisinin Yozgat İl Kadın Kolları seçimine katılarak partililerle bir araya geldi. Ersever, kongre öncesinde yaptığı değerlendirmede, gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidar partisinin sokak hayvanlarıyla ilgili yasa teklifini eleştiren Ersever, şunları söyledi:

“Katliam yasası gibi, henüz geçmedi”

“O konuyla ilgili yapılacak aslında çok şey vardı ama kanun gelmeden önce ıslah çalışması yapılabilirdi. Tabii bizim söylediğimiz neydi? Yakala, aşıla, ameliyat et, kısırlaştır, bak, sonra olduğu yere bırak. Bütün hayvanseverlerin ve bizlerin istediği sadece buydu. Ama geldiğimiz noktada ötanazi gibi bir ucube yasaya dönüştürdüler. Aslında katliam yasası gibi, henüz geçmedi. Pazartesi günü de görüşmeler devam edecek ama biz Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer bütün muhalif partilerin hepsi var gücümüzle bu konuda sosyal medyadan ve hayvan hakları savunucularından da destek alarak yasanın geri çekilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Yozgat’ta da belediyesi olan Yeniden Refah Partisi de bu konuda hayvan haklarına sahip çıkıyor. O anlamda da çok teşekkür ediyoruz, Yozgat Belediye Başkanımıza.”

“Arada aracılar kazanıyor, çiftçi gene bir şey kazanmıyor”

Tarım alanlarında hasadın devam ettiğini kaydeden Ersever, çiftçinin sorunlarını şöyle özetledi:

“Tarımla ilgili çok büyük sıkıntımız var, tüm Anadolu’da, Yozgat’ta bunlardan bir tanesi. İklim krizi, yağışın az alınması ya da ara ara fırtına ve sel boyutunda yağışların olması, çiftçiyi çok mağdur etmiş durumda. Ürün alabilen de zaten ton başına geçen sene 8 bin 250 lira vermişlerdi. Bu sene de 9 bin 250 verdiler. Söyledikleri Toprak Mahsulleri Ofisi’nde sıra olmayacak ve paranızı bir ay içerisinde ödeyeceğiz demişlerdi. Ankara’da bu konuyla ilgili Bala’daki Toprak Mahsulleri Ofisi’ne gitmiştim dün değil evvelsi gün, oradaki çiftçilere destek olmak için ama burada anladık ki durum öyle değil. Gene sıraya koymuşlar. Tabii bu ne demek oluyor? Geçen yıl biz bunları yaşamıştık. Çiftçinin ürününü almadığı zaman ürün tabii depolarda belli bir süre bekliyor. O belli bir sürede de özel sektör devreye girip daha az fiyat vererek bütün topluyorlar. Aradan iki, üç ay geçtikten sonra yüksek rakamlarla Toprak Mahsulleri Ofisi’ne tekrar geri satıyorlar. Arada aracılar kazanıyor, çiftçi gene bir şey kazanmıyor.”

“Halkın arasında hiçbir milletvekili gidemiyor”

“Hayat o kadar pahalı ki enflasyona daha dur diyemediler ve enflasyonla ilgili herhangi bir şey yapamıyorlar, gittikçe fiyatlar artıyor büyükşehirlerde, burada da öyledir” diyen Ersever, “Gittiğiniz marketlerde dün on liraya aldığınız şey ertesi gün yirmi lira olabiliyor. Denetim yok, bu anlamda sıkıntı çok büyük. Verdikleri emekli maaşına destek olarak yaptıkları zam 2 bin 500 lira ve bunu yüzde 25 zam yaptık diye sevinerek anlatabildiler. 12 bin 500 liraya gerçekten bir ay kendileri bir dayansınlar, halk nasıl dayanıyor onu da görmüş olurlar. Çünkü onlar ne markete gidiyorlar, saraylarda bir elleri yağda bir elleri balda yaşadıkları için halkın derdini hiçbir zaman anlamadılar. Şimdi hiç anlamıyorlar. Çünkü iyice halktan koptular. Halkın arasına hiçbir milletvekili gidemiyor. O anlamda sıkıntımız büyük” diye konuştu.

“15-16 yaşında kız çocuklarımızı yeniden evlendirmeye başladılar”

Ersever, eğitim konusuna da değinerek, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Eğitim konusunda onu da gündeme getirdiler. 4+4+4 sistemiyle gelen eğitimdeki değişimler 9 bakan geldi, 9 bakan üst üste sürekli her gelen yeni değişimler yaptı. Bu değişimlerin sonucunda eğitim sisteminde en son geldiğimiz nokta ÇEDES diye Diyanet’le beraber yaptıkları ‘çevreme duyarlıyım’ diye bir projede her şey ortaya çıktı ki kız çocuklarına, erkek çocuklarına bir mezar maketi yapıp, burada anneniz yatıyor, şimdi bir ağlayın, nasıl ağıt yapıyorsunuz bir görelim diyebildiler. Bunu Kars’ta bir okulda yaptılar. MESEM diye ayrıca ucube bir sistem var. O da meslek liseleriyle ilgili, bir meslek liseleri staj yapıyorlar ya da hani belli bir asgari ücret üzerine ya da daha düşük para alıyorlar. Bu sistemde de dört gün çocuklar çalışma yerine gidiyorlar. Bir gün okulda kalıyorlar. Bu işverenlerin direkt ucuz iş gücü oldu. Çünkü asgari ücretin çok çok altında küçücük bir çocuk orada çalışıyor köle gibi. Geçen sene yedi tane çocuğumuz iş kazalarında öldü. Yaralı sayılarını istediğimizde bakan herhangi bir cevap vermiyor ve biz de bilmiyoruz ne kadar yaralı olduğunu. Çocuklarımız böyle köle gibi orada kullanılıyor. Bu sistemde uzaktan okumaya çok daha fazla çocuklar yönelmiş vaziyetteler. O da tabii gene kız çocuklarında erken evlilikleri getiriyor. 15- 16 yaşında kız çocuklarımızı yeniden evlendirmeye başladılar. Bunların hepsini biliyoruz, hepsiyle ilgili bizim politikalarımız hazır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/feed/ 0
CHP’den 24 Saatlik “Eğitim Maratonu”… Özgür Özel: “Tam Gün Hiç Susmadan Buradan Milli Eğitim Konuşacağız” (1) https://www.haber60.com.tr/chpden-24-saatlik-egitim-maratonu-ozgur-ozel-tam-gun-hic-susmadan-buradan-milli-egitim-konusacagiz-1/ https://www.haber60.com.tr/chpden-24-saatlik-egitim-maratonu-ozgur-ozel-tam-gun-hic-susmadan-buradan-milli-egitim-konusacagiz-1/#respond Thu, 18 Jul 2024 22:24:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40585 (ANKARA) – CHP, eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla Ankara Çankaya Anıt Park’ta halka açık 24 saat sürecek “Eğitim Maratonu”na başladı. Eğitim Maratonu’nun açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sendikalar, sendikaların Sayın Genel Başkanları gelecek. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler gelecek. Veliler konuşacak. Eğitim alanında örgütlü dernekler, sivil toplum kuruluşları konuşacak. Tam gün hiç susmadan buradan milli eğitim konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız” dedi.

CHP, eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla 24 saat sürecek “Eğitim Maratonu”na başladı. Ankara’da Çankaya Anıt Park’ta halka açık düzenlenen “Eğitim Maratonu”nun açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:

“Bugün burada Genel Başkan Yardımcımız Suat Özçağdaş, gölge Milli Eğitim Bakanımızla, Bakan yardımcılarımızın uzun süredir emek verdiği, birkaç kez milli eğitim ile ilgili gündemlerden dolayı ileri tarihlere alınan ve milli eğitime dair, ülkenin eğitim politikalarına dair konuşulması gereken, söylenmesi gereken ne varsa tamamının bir bütün halinde konuşulup değerlendirileceği, adına eğitim maratonu dediğimiz bir etkinlikle, dünya siyaset tarihinde yerini alacak özgün bir etkinlikle Türkiye gündemine eğitimi, eğitimcilerin sorunlarını, öğrencilerin sorunlarını, eğitim politikalarının sorunlarını, belki Cumhuriyet tarihinin en sorunlu Milli Eğitim Bakanı’nın sorunlara nasıl sorun kattığını, hepimizin evlatlarının, çocuklarının ortak geleceği dolayısıyla ülkenin ortak geleceğinin nasıl fırsatların heba edildiğini, nasıl risklerin barındırıldığını konuşacağımız bir süreci başlatmak üzere burada, Anıt Park’tayız.

“Bu kürsü, Meclis’in yanı başına kurulabilecekken talimatlarla parkın etrafını bariyerlerle çevirdiler”

Aslında Suat Özçağdaş’ın önerisi ve hepimizin kabulü, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da ‘Bu çok iyi bir fikir. Söylenecek her şey konuşulmalı, Meclis’in yanı başında, hatta biz o kürsüyü bir özgürlük kürsüsüne çevirelim, Meclis’e söyleyecek sözü olan herkes gelsin ve kullansın’ dediği bu kürsünün, Meclis’in yanı başına kurulabilecekken, dün akşam saatlerinde Numan Kurtulmuş’un ‘daimi bir özgürlük alanı olsa ne iyi olur, ne iyi akıl etmişsiniz bütün sorunların dile getirileceği bu kürsüyü’ dedikleri bu kürsünün konulacağı yeri İçişleri Bakanı’ın ve Ankara Valisi’nin talimatlarıyla parkın etrafını bariyerlerle çevirdiler.

“Herkes şunu bilsin ki karşımızdaki zihniyet sözden korkmaktadır”

Milli Egemenlik Parkı’na kurulacak bu kürsüyü kuracak yer çok. Her yere kurarız. Geldik Anıt Park’a kuruldu, 24 saat boyunca buradan eğitim politikalarıyla ilgili söylenmesi gereken ne varsa her şey söylenecek. Ama şu zihniyeti görmek lazım ki bu kadar barışı, bilimsel, çözüm öneren bir eylemliliği, etkinliği dahi devletin polisine kanunsuz emirler vererek, Anayasa’ya aykırı emirler vererek engellemeye çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Dertleri ne? Dertleri, bahaneleri, efendim dün oraya hayvanseverler geldi, burayı ele geçirecekler, burayı bırakmayacaklar. Sizin için açarsak, onlar da kalır.’ Kalsın zaten. Sen Meclis’e hayvanları katledecek, öldürecek, zehirleyecek bir düzenlemeyi getir, buna isyan edenler sesini duyurmaya koşsun, Ankara’ya gelsinler, efendim ‘Milli Egemenlik Parkı’nı hayvan severler ele geçirmesin.’ Milli egemenlik demek milletin dediğinin olması demektir. Bir kişinin, zümrenin, bir partinin dediğinin o partinin korktuğunun söylenilmemesi, konuşulmasının istenmediğinin konuşulmasına engel olunmasına zaten milli egemenlik demiyoruz. Ona diktatörlük diyoruz. Ona keyfi yönetim diyoruz. Ona tek adam rejimi diyoruz. Bu kurtulması gerekilen bir zihniyetken bunu yerleştirmeye ve buna anlayış göstermemizi bekliyorlar. Diyorlar ki; ‘Ankara’nın bütün parkları sizin aman burası olmasın.’ Neden? İçeride hayvan hakları yasası konuşuluyor. Buraya hayvanseverler gelip eylem yapmasın. CHP olarak kim hakkını arıyorsa ki hayvanseverlerin oradaki mücadelesi, onların tek başlarına yürüttüğü bir mücadele değildir. Hepimiz hayvan severiz. Hepimiz o canların önünde kendimizi siper etmeye hazırız. CHP grubu hem hayvan hakları yasası adını taşıyan katliam yasasına karşı, hem de kadının soyadını istediği gibi belirlemesi ve kullanmasının önündeki zorba dayatmaya karşı kırmızı alarmdadır. Meclis’te de mücadele vermektedir. Sokakta da mücadele vermektedir.

“Tam gün hiç susmadan buradan milli eğitim konuşacağız”

Herkes şunu bilsin ki karşımızdaki zihniyet sözden korkmaktadır. Müzakereden korkmaktadır. Karşımızdaki zihniyetin bildiği şey, sözün karşısına bariyer koymaktır. Düşüncenin karşısına polis dikmektir. Tartışmak yerine tartaklamayı tercih eden bu zihniyeti CHP aklı, yüreği, zihni ve bedeni ile dize getirecektir. Kimse merek etmesin. Tam bir gün sürecek, bugün saat 10.00’da burada başladı. Yarın sabah saat 10.00 olana kadar burada her dakika, her saniye, bu kürsüde birileri çıkacak, milli eğitimin sorunlarını, eğitim politikalarının sorunlarını konuşacak. Bu bazen CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı, kendi alanının milli eğitim politikalarına temas eden ya da onlardan etkilendiği yönlerini konuşacak ve tartışacak. Sendikalar gelecek, sendikaların Sayın Genel Başkanları gelecek. Eğitim emekçilerinin hakları ve milli eğitim politikalarına yönelik kurumsal görüşlerini dile getirecekler. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler gelecek. 10 dakika kendine ayrılan sürede ömrü boyunca verdiği emek, mücadele, yaptığı bilimsel çalışmaların imbiğinden damıttıklarını bu kürsüde kayda geçirmek üzere buraya gelecekler, onlar konuşacaklar. Veliler konuşacak. Eğitim alanında örgütlü dernekler, sivil toplum kuruluşları konuşacak. Her saat başında yine bu milli eğitim maratonunun hayata geçirilmesi için büyük emek veren Suat Özçağdaş, yardımcıları, bu konuda birlikte çalıştıkları geniş ekibin, başlatan, yönlendiren, özetleyen katkılarıyla bu kürsüde olacaklar. Tam gün hiç susmadan buradan milli eğitim konuşacağız, eğitim konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız.

“Burası AKP’nin en çok kendi kendine devri sabık yarattığı alan”

Ben bu maratonun sembolik ilk 100 metresini koşmak üzere buradayım. Ama benden sonra sırayla ve bir gün boyunca bu faaliyet sürecek. Ankara’da bulunan üyelerimiz, Ankara’daki veliler, öğrenciler, akademisyenler buraya, bu dakikadan sonra yapılacak çağrı ile gün boyunca burada davetlidirler. Gündüz zor saatler geçecek, bir 3-4 saat güneşin altında. Doğrudan güneşin altıda olacak. Bu zorluklara katlanmaya alışık, çok önemli isimler var aramızda. Milletvekillerimiz buradalar. Yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşlarımız burada olacaklar. Ama akşam saatlerinde Anıt Park ve Ankara çok keyifli olacak. Sabaha kadar burada dayanışma içinde arkadaşlarımız, hocalarımız tarihe not düşecekler. Her şey denendi bugüne kadar. Komisyonda söylenmedik söz kalmadı. Genel Kurulda söylenmedik söz ve yapılmadık mücadele kalmadı. Sendikaların doldurmadığı meydan ve yapmadığı eylem kalmadı. Dillerde tüy bitti. Birileri anlamadı. Hala dönüyor ve diyorlar ki efendim 22 yıldır iktidarız. Kültür – sanat ve milli eğitimde amaçladığımız noktaya ulaşamadık. En çok bakan değiştirilen bakanlık, kültür sanat ile birlikte burası. Burası AKP’nin yazboz tahtası. Yapıyorlar, bozuyorlar. Burası AKP’nin en çok kendi kendine devri sabık yarattığı alan. Birbiri ile en kavgalı bakanları mevcut önceki ve sonraki milli eğitim bakanları. Her gelen, milli eğitim konusundaki muhabirleri topluyor, bir kahvaltı yapıyor, yapacağı reformu anlatıyor. Öncesinde nasıl bir enkaz aldığını, Türkiye’nin hangi sorunları yaşadığını… Eğitimi çözmeden öbür sorunların çözülemeyeceğini, bu işi de kendisinin yapacağını söylüyor. Bir sonraki bakanın basın toplantısına kadar bu hikayeye bütün Türkiye’nin inanmasını bekliyorlar. Sonra o bakanı yollayıp, yenisini getiriyorlar. Eskisini milli eğitim komisyonu başkanı yapıyorlar. Eskisi mevcuda ateş püskürüyor. Mevcut eskisinden nefret ediyor.

“Eğitimde yapılması gerekenlerin yapılmadığı bir süreci Türkiye’de yaşıyoruz”

Türkiye bu tuhaf, insani de dememek lazım, olmaması gereken çekişmelerle yıllarını, on yıllarını heba etti ve gitti. Bir tek sebebi var. Bir doğruda birleşmek için orada mutabakat lazım. Mutabakat işi çoğulcu bir iş. Mutabakat işi bir fikrin egemen olma işi değil. Mutabakat işi çok fikrin uzlaşması, tartışılması, bir doğru etrafında birleşilmesi meselesi. Almanya, dünyanın en üst düzey üretimlerini, ihracatını yapan, en kaliteli otomobillerini yapan, en önemli sanayi şirketlerine sahip olan Almanya’nın başarısının sırrı nedir derseniz, üzerinde tam mutabık oldukları bir eğitim sistemleri var. Ulusal mutabakat var. Almanya’da gelen bir şeyi değiştirmeyi değil varsa aksayan bir şey onu biraz daha iyileştirmeyi konuşuyor. Alman Hristiyan demokratlar gelip de dinlerinin ve kinlerinin sahibi nesilleri yetiştirmeyi, sosyal demokratlar gelip de bu köhnemiş zihniyetten kurtulup işi birazcık düzelmeye çalışmayı, öbürü gelip de başka bir şey yapmayı hedefleseler, onlar o kadar ihracatı yapamazlar. O kadar milli gelire sahip olamazlar. Asla ve asla Avrupa Birliğinde bulundukları tüm uluslararası toplulukların, birlikteliklerin de sözü en çok merak edilen, ağırlığı en çok olan ülkelerinden biri olamazlar. İş önce milli eğitim konusundaki ulusal mutabakatta bitiyor. Burada, Türkiye’de zaten partiler arasında böyle bir mutabakat sağlanamadığı için bir sorun alanımız varken, AKP’nin 22 yıllık iktidarında da kendi içlerinde dahi mutabakat yok. Tarikatlar, cemaatler kavgası var. Her köşe başını hangimiz tutalım? Bunları nasıl yapalım, müfredata kendi zihnimizdeki zehri nasıl akıtalım? O kitaplar üzerinden bu zehri Anadolu ve Trakya’ya nasıl yayalım? Böyle olunca maalesef, üzülerek söylemek gerekiyor ki çocuk AKP’linin de çocuğu olsa, CHP’linin, MHP’linin, DEM’linin, İYİ Parti’linin de, hangi görüşten olursa olsun PISA sınavına girdiğinde ortalamamız sondan ikinci dünyada PISA’da. Sondan ikinci, üçüncü. Tüm yetenekler, yetkinliklerde bu coğrafyanın, hepimizin bildiği bu zeki evlatları, dünyada normalde onlarla aşık atamayacak akranlarının her alanda gerisinde. Sebebi ne? Sebebi o çocuklar değil. O çocuklara doğru bir eğitim verildiğinde, doğru imkanlar yaratıldığında neleri başardıklarını görüyoruz. Ama eğitim sistemi, okul öncesinden başlayıp ki bugün bu kürsüde herhalde saat 12.00 civarında Mersin Yenişehir Belediye Başkanımız o konudaki çok iyi bir örneği de anlatma imkanını bulacak. Okul öncesinden başlayıp, lisans, lisansüstü ve devam eden akademik kariyer süreçlerine kadar sürekli çağın gerisinde, eksikliklerle dolu, yapılması gerekenlerin yapılmadığı bir süreci Türkiye’de yaşıyoruz.”

(SÜRECEK)

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpden-24-saatlik-egitim-maratonu-ozgur-ozel-tam-gun-hic-susmadan-buradan-milli-egitim-konusacagiz-1/feed/ 0
Trabzon Ortahisar Belediyesi Halk Günü Buluşmaları Başladı https://www.haber60.com.tr/trabzon-ortahisar-belediyesi-halk-gunu-bulusmalari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/trabzon-ortahisar-belediyesi-halk-gunu-bulusmalari-basladi/#respond Thu, 18 Jul 2024 22:03:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40564 Trabzon’da merkez ilçe konumunda olan Ortahisar ilçesi sakinlerinin talep, şikayet ve önerilerinin dile getirildiği “Halk Günü” buluşmalarının ilki Belediye Başkanı Ahmet Kaya başkanlığında gerçekleştirildi.

Başkan Kaya, “Bizden kimse rantçı belediyecilik beklemesin. Biz halkçı belediyecilik yapacağız” dedi.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, ilk Halk Günü toplantısını Ortahisar Belediyesi Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirdi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen halk buluşmasında vatandaşlar, Belediye Başkanı Ahmet Kaya ve kurum yetkililerine talep ve önerilerini iletti. Vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada rantçı değil, halkçı bir anlayışla belediyecilik yaptıklarının altını çizerek belediyenin bütün imkanlarını halkın menfaatleri için kullanacağına vurgu yapan Kaya “Bizden kimse rantçı belediyecilik beklemesin, biz halkçı belediyecilik yapacağız” diyen Başkan Kaya, “Yaklaşık üç buçuk aydır görevdeyiz. Ziyaretimize gelen ve gelmek isteyen çok sayıda insanımız oldu. Fırsat bulabildiğimiz ölçüde herkesle görüşüp, herkesin derdini dinlemeye çalıştık. Ama siz de takdir edersiniz ki, Trabzon büyük bir yer. Nüfusu 330 bin olan bir ilçeden bahsediyoruz ve buradaki bütün hemşerilerimizle birebir görüşebilmek mümkün olmadı. Bu doğrultuda yaptığımız planlama neticesinde Halk Günü buluşmalarını gerçekleştirmeye karar verdik” dedi.

“Halkımızın derdi, bizim derdimizdir”

Ortahisar Belediyesi olarak ilçe halkının taleplerini karşılama çabası içerisinde olduklarını dile getiren Başkan Kaya, “Halk günlerimizde; arzunuzu, bizden isteğinizi, önerilerinizi, eleştirinizi, düşüncenizi tek tek dinleyip, notlarımızı alacağız. İmkanlarımız ölçüsünde çözüm üretebildiklerimize çözüm üreteceğiz. Böylece hiç kimse ‘ben dinlenmedim, derdimi iletemedim’ demeyecek. Bu şehirde artık kapısı açık, gönlü açık bir belediyecilik anlayışı var. İmkanlarımızı sonuna kadar halk için kullanacağız. Bu kentin insanlarına, Ortahisar’ımıza hangi sözü verdiysek, ekibimle birlikte bu sözleri tutabilme gayreti içinde gece gündüz çalışıyoruz. Biz Ortahisar ailesi olarak bu ailede derdi olan hiçbir vatandaşımızın derdine duyarsız kalmama gayreti içindeyiz. Halkımızın derdi, bizim derdimizdir. O derdi ‘nasıl çözebiliriz’ gayreti içindeyiz” ifadelerini kullandı.

Geride kalan 3,5 aylık sürede çok fazla iş başvurusu aldıklarına dikkat çeken Başkan Kaya, “Çözülebilecek sıkıntı var, çözülemeyecek sıkıntı var. İmkanlarımız ölçüsünde olanları çözeceğiz. Trabzon’da çok ciddi bir iş sıkıntısı var. Bunu biliyorum. Her gün binlerce insan benden iş istiyor. Ama belediyemizin kapasitesi belli. İş için müracaat edenlerden CV’lerini alıyoruz, ihtiyaç oldukça değerlendiriyoruz. Yarın farklı alanlarda, farklı ihtiyaçlar söz konusu olacak ve liyakate göre karar vereceğiz. Derdimiz vatandaşımızın derdine derman olmaktır. Muradımız, düşüncemiz budur. İnşallah çok sayıda vatandaşımızın derdine derman olmak bize nasip olur. Bu kapsamda bütün imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız” diye konuştu.

“Cenaze evlerine de yemek uygulaması başlattık”

Belediyenin bütün imkan ve kaynaklarını halk için kullanacaklarının altını çizen Başkan Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sizlerin de bildiği gibi Kent Lokantamızı açtık. Trabzon’umuzda artık dört çeşit yemeği, 50 TL’ye yiyebileceğiniz bir mekanımız var. Burayla alakalı günlerdir, ‘Allah razı olsun’ sözlerini duyuyorum ve bunun mutluluğunu yaşıyorum. Bunun dışında yeni bir uygulama başlattık. Özellikle evlerdeki yaşlı, engelli büyüklerimize verilen evde bakım hizmetinin kapsamını genişlettik. Artık berberimiz, kadın kuaförümüz de hizmet vermeye başlayacak. Evlere gidip oradaki vatandaşlarımızın kişisel bakımlarını yapıyoruz. Ayrıca cenaze evlerine de yemek uygulaması başlattık. Ortahisar’ımızda cenazesi olan, yakınlarını kaybeden vatandaşlarımıza sıcak yemeği, yanında pilavı ve ayranıyla beraber gönderiyoruz. Gücümüz yettiğince belediyemizin bütün imkanlarını halkımızın menfaati için, halkımızın kullanımına açtık, açacağız. Bizden kimse rantçı belediyecilik beklemesin. Biz halkçı belediyecilik yapacağız. Sonuna kadar da bu kentin ürettiği değerleri halkımızın menfaati için kullanacağız.”

Başkan Kaya, konuşmanın ardından beraberinde Belediye Başkan Yardımcıları ve ilgili birim müdürleri olduğu halde, Halk Gününe katılan vatandaşların tek tek talep ve önerilerini dinledi. İlgili talep ve öneriler, çözüme kavuşturulmak üzere not alındı. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzon-ortahisar-belediyesi-halk-gunu-bulusmalari-basladi/feed/ 0
İzmir’de İki Kişinin Yaşamını Kaybettiği Olay Sonrası Esnaftan Elektrik Dağıtım Şirketine Tepki: “Geçici Çözümlerle Sorun Geçiştirilmeye Çalışılıyor” https://www.haber60.com.tr/izmirde-iki-kisinin-yasamini-kaybettigi-olay-sonrasi-esnaftan-elektrik-dagitim-sirketine-tepki-gecici-cozumlerle-sorun-gecistirilmeye-calisiliyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-iki-kisinin-yasamini-kaybettigi-olay-sonrasi-esnaftan-elektrik-dagitim-sirketine-tepki-gecici-cozumlerle-sorun-gecistirilmeye-calisiliyor/#respond Thu, 18 Jul 2024 08:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40457 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- İzmir’de iki kişinin elektrik akımına kapılarak yaşamını kaybettiği olay sonrası bölge esnafı, Kıbrıs Şehit Caddesi ve çevresinin elektrik altyapısının günün şartlarına uygun hale getirilmesini istiyor. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Gülhan Gürler, “Yeni yatırımlar yapılması gerekiyor ama şirket buna külfet olarak bakıyor. Bunu bir maliyet kalemi olarak görüyor. Sadece kar amaçlı bir işletme. O yüzden de gerekli bakımdan yapılmıyor. Sıkıntı burada. Hala üstten geçen kablolar var” dedi.

İzmir’in Konak ilçesinde geçen günlerde yaya trafiğinin yoğun olduğu Alsancak Enver Dündar Başar Sokak’ta kentte etkili olan sağanak yağış sonrası elektrik akımına kapılarak iki kişinin yaşamını kaybetmesinin ardından Kıbrıs Şehit Caddesi ve çevresindeki elektrik altyapısına ilişkin problemler bir kez daha gün yüzüne çıktı. Kentte hizmet veren elektrik dağıtım şirketinin bölgeye yeterli yatırımı yapmadığını öne süren esnaf, bölgenin tüm elektrik altyapısının günün şartlarına uygun hale getirilmesini istedi. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Gülhan Gürler ise elektrik hizmetinin kamulaştırılması gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi İşadamları Derneği Başkanı Hami Torcu, “Cuma günkü olay çok elim bir olay. Çok üzüntü verici. Olmasını hiç kimse istemezdi. Ölenlere rahmet diliyoruz. Ama bizim bu elektrik dağıtım şirketiyle ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Yıllardır da dile getiriyoruz ama köklü bir çözüm üretilmiyor. Geçici çözümlerle sorun geçiştirilmeye çalışılıyor. En basiti kasım ayında deniz taşmasıyla ilgili bir sıkıntı yaşadık. O dönemde tabii çalışan arkadaşlar ciddi çalıştılar. Ama sadece üstünkörü bir tamirat yapıldı. Bu bölgenin tüm elektrik altyapısının günün şartlarına uygun hale getirilmesi lazım. Cuma günü bizim özellikle yiyecek içecek sektöründe para kazanacağımız gün cuma, cumartesi. Cumartesimiz komple öldü. Akşam 19: 30’dan gece 03: 00 kadar enerji verilemedi. Bizler onca elemanın ücretini ödedik. Belki gıdalarımızda pek bozulan olmadı ama kazanç kaybı yaşadık hem de zarar ettik. Bununla ilgili de zaten elektrik dağıtım şirketi nezdinde gerekli girişimlerde bulunacağız. Ama bundan öte çok acil bir şekilde buranın altyapısının tekrar elden geçmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“Altyapının komple yenilenmesi lazım”

Esnafın yağış sonrası elektrik kesintilerinde mağdur olmamak için dua ettiğini de ifade eden Torcu, “Dua ediyoruz ama tabi yağmurun da yağması lazım. Ne yapacağımızı bilemiyoruz, bekliyoruz. Kimseyi doğru düzgün bir açıklama, elektrik dağıtım şirketinden gelmiyor. Sadece basına bu olayla ilgili ‘bizim kusurumuz yok deniyor’ geçiliyor. Peki ne olacak buralar? Onun cevabı yok.  İnsanlar endişeleniyor, ‘acaba hala bir yerde elektrik kaçağı var mı, çarpılır mıyız’ diye. Bu konuda belediye gerekli çalışmaları, kontrollerini yaptı sanırım. Büyük bir ihtimalle Gediz de bu işe onlarla birlikte şey yaptı. Şu an için bölgemizde bir kaçak, çarpılacak bir şey yok. Ama altyapının komple yenilenmesi lazım” diye konuştu.

Ayrıca Torcu, altyapı eksikliğinden kaynaklı yaşadıkları mağduriyetin bedelini elektrik dağıtım şirketinden talep edeceklerini belirterek “İş yerlerimizin maliyeti belli. Kiralarımız yüksek. Elektrik paralarımız çok yüksek. Personel maliyeti belli. Artık bunun bir hesabını yapıp Gediz’den talep edeceğiz” dedi.

“Aman bizim mahalleye yağmasın diye dua ediyoruz”

32 yıllık esnaf Osman Oğuz Horoz da “Herkesin yaşadığı sıkıntı daha fazlasını yaşıyoruz. Çünkü biz halka hizmet veriyoruz burada. İşimiz icabı iş kaybımız oluyor. Biraz yağmur fazla yağdığı zaman her defasında biz ticari kaybımız oluyor. Maddi, manevi kaybımız oluyor.  Cuma günü yağmurdan sonra bu hadise duyulur duyulmaz burası boşaldı. Bütün herkes gitti. Ticari açıdan zarar, sıfır ciro yaptık. Elektrik dağıtım şirketi yeterli yatırım yapmıyor. Hala Alsancak’ta her yerde kablolar var. Yolun içinde, arka sokakta, önde, her tarafta kablolar dışarıda. Böyle büyük bir şirket için bu işlerin düzene girmesi, usulüne ve yasalara uygun olarak yapılması denetimler sayesinde olur. Denetimsizlik olunca da böyle oluyor. Boşu boşuna iki vatandaşımızı bir hiç uğruna kaybettik burada göz göre göre. Artık millet yağmur yağsın diye dua ederken biz burada aman bizim mahalleye yağmasın diye dua ediyoruz. Çünkü doğru dürüst altyapımız yok. İnşallah bir gün olur tamamlanır. Biz de bütün halkımızla rahat ederiz” dedi.

“Elektrik hizmetinin kamulaştırılması gerekiyor”

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Gülhan Gürler ise “Geçen yıl kasım ayında biliyorsunuz yine burada sel yaşandı. Deniz suyu yükselince, baskınları oldu ve burada üç gün kadar yanlış hatırlamıyorsam enerjisiz kaldı. O dönemde burada ani, hızlı çözüm olsun diye yer altından geçmesi gereken kabloları GDZ yer üstünden çıkararak geçici bir çözüm olarak bölgeye enerji verildi. Bunun baş sebebi özelleştirmeler tabii ki. Yani elektrik hizmeti uzmanlar eliyle yapılması gereken bir hizmet. Ama biz bunu özelleştirdik. Özelleştirdik ama denetim yok. Burada TEDAŞ’a, EPDK’ya çok büyük görevler düşüyor. Hizmeti verdin ama takibini yapamıyorsun. GDZ bu işi taşerona vermiş ama sonra denetimini yapmamış. 80 santimetre dipten geçmesi gereken kablo sadece 23 santim derinlikte. Eğer o kablo standartlara uygun olarak yapılsaydı ne çalışma yapılırsa yapılsın ona zarar verilemezdi zaten. Elektrik hizmetinin kamulaştırılması gerekiyor. Bakım, onarım, test, ölçüm bunların devlet eliyle yapılması gerekiyor. Yetkin mühendisler emekli edildi. Yerlerini yeterli kişiler alınmadı. Yeni mezun ya da tecrübesiz arkadaşlarımız asgari ücretlerle çalıştırılıyorlar. Bunlara eğitim verilmiyor. Herhangi bir yeterlilikleri yok. Sonuçta böyle tatsızlıklar yaşıyoruz” dedi.

Bölgenin elektrik altyapısına yatırım yapılması gerektiğini de ifade eden Gürler, “Yeni yatırımlar yapılması gerekiyor ama şirket buna külfet olarak bakıyor. Bunu bir maliyet kalemi olarak görüyor. Sadece kar amaçlı bir işletme. O yüzden de gerekli bakımdan yapılmıyor. Sıkıntı burada. Hala üstten geçen kablolar var.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

1.VİDEO

Kıbrıs Şehitleri Caddesinden detay görüntüler

Kıbrıs Şehitleri Caddesi İşadamları Derneği Başkanı Hami Torcu Röportaj

Esnaf Osman Oğuz Horoz Röportaj

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Gülhan Gürler Röportaj

2.VİDEO

Yaşanan kaza anına ilişkin kamera kaydı görüntüleri

Olayın yaşantığı yerden ve çalışmalardan detay görüntüler

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-iki-kisinin-yasamini-kaybettigi-olay-sonrasi-esnaftan-elektrik-dagitim-sirketine-tepki-gecici-cozumlerle-sorun-gecistirilmeye-calisiliyor/feed/ 0
Özcan’ın eski genel başkan Kılıçdaroğlu’na yönelik sözleri başını yaktı https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/ https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40365 CHP MYK oy birliği ile aldığı kararla Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı kınama cezasıyla cezalandırmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti.

MYK’NIN MASASINDA PEK ÇOK KONU VARDI

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti genel merkezindeki toplantı, saat 16.30’da başladı. Parti kaynaklarından alınan bilgiye göre, MYK toplantısında, perşembe günü eğitim politikalarına yönelik düzenlenecek 24 saatlik basın açıklamasının detayları, cuma günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılacak ziyaretin hazırlıkları, ay içerisinde Şam’a yapılması planlanan ziyaret, eylül ayındaki tüzük kurultayı hazırlıkları, etkinlik takvimi, emekli ve memur aylıkları ile asgari ücret ve dış politikadaki gelişmelerin masaya yatırıldı.

TANJU ÖZCAN DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ

Bir gazeteci tarafından CHP Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımların sorulması üzerine Yücel, “Bugün MYK toplantımızın gündem maddelerinden biri de buydu. Tanju Özcan’ın MYK’nın oy birliği ile almış olduğu kararla; tüzüğümüzün 68/3-C maddesi uyarınca ‘kınama’ cezası ile cezalandırılmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkine karar verilmiştir” cevabını verdi.

İZMİR’DEKİ FECİ OLAY

Yücel, İzmir’de meydana gelen sağanak yağışın ardından elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 2 vatandaşın hayatını kaybetmesine ilişkin meydana gelen olayda kusur ya da ihmali olanların titizlikle araştırılması ve yargı önünde hesap vermesi gerektiğini dile getirdi.

Yücel’in açıklamalarından öne çıkan diğer satır başları şöyle;

“Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden tam 8 sene geçti. O gece; devletin silahları FETÖ’cü hainler tarafından vatandaşlarımıza doğrultuldu. Devletin uçakları, tankları, milletimizin üzerine, TBMM’ye bombalar yağdırdı… 251 vatandaşımız FETÖ’cü hainler tarafından şehit edildi, 2 bin 194 vatandaşımız gazi oldu.

Birilerinin sınırsız iktidar hırsı Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Emniyet Teşkilatında, Adliye’de, Milli Eğitimde ve devletin daha birçok kurumunda ağır bir tahribata ve toplumda on yıllar boyu tamir edilmesi mümkün olmayan ağır bir travmaya neden oldu.”

Vatandaşlarımızın canına, milletimizin egemenliğine, demokrasimize ve anayasal düzenimize kast ederek darbe girişiminde bulunan hainler kadar, o hainlerin devletin kılcal damarlarında yuvalanmasına izin vererek 15 Temmuz’a göz yumanlar ve zemin hazırlayanlar da suçludur. ‘Ne istediler de vermedik’, ‘Dön artık bitsin bu hasret’, ’15 Temmuz Allah’ın bir lütfudur’ diyenleri unutmadık. Fetullah Gülen’i ‘Bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir’ diyerek TBMM kürsüsünden övenleri unutmadık. Gazetecileri, siyasileri, akademisyenleri, bu ülkenin aydınlarını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin onurlu şerefli, haysiyetli, vatansever ve Atatürkçü subaylarını Silivri zindanlarına mahkûm eden Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk gibi kumpas davalarına alkış tutanları unutmadık.”

“ÇIKARILAN HER KHK CADI AVINA DÖNDÜ”

Darbe girişiminin hemen ardından, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen, 7 kez uzatılan, tam 2 sene süren OHAL süreci başladı. OHAL sürecinde Türkiye’de büyük bir hukuk katliamı yaşandı. Darbecilerle mücadele için çıkarılan her KHK, muhalif düşünen herkesi darbeci diye yaftalayan bir cadı avına dönüştü. Üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen devletin en önemli kurumlarının başında hala FETÖ bağlantısı olan kişilerin olduğunu, on binlerce masum insanı günah keçisi yapan AKP iktidarının, bu süreci hukuk dışı yönettiğini bir kez daha görüyoruz.

Başta Cumhuriyet Halk Partisi, olmak üzere bu yanlışa yanlış diyen herkes, darbeyle ve darbecilerle mücadeleye karşı olmakla suçlandı. Daha da ileri gidildi, darbeci olmakla suçlandı. OHAL boyunca, iki yılda toplam 36 KHK yayınlandı. Çıkarılan KHK’lar darbe ile mücadeleden o kadar uzaktı ki evlilik programları bu KHK’lar ile yasaklandı, kış lastiğine dair düzenlemeler bu KHK’lar ile yapıldı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu işte bu dönemde tutuklandı. Selahattin Demirtaş OHAL döneminde tutuklandı. Kayyım süreçleri OHAL döneminde başladı. Cezaevindeki gazeteci sayısında Türkiye, dünyada bir numaraya yükseldi. Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele olaylarını tüm dünya duydu. 130 binden fazla kişi, çıkarılan KHK’larla kamudaki görevlerinden ihraç edildi.

“POLİS DEVLETİN POLİSİDİR AMA O DEVLET’İN DEĞİL”

“Kışlaya siyaset girdiğinde neler olduğunu 2016’da acı bir şekilde tecrübe ettik. Şimdi bir kez daha söylüyoruz, TSK, Türk milleti için kutsal ve dokunulmazdır. Ne zaman bir şehit haberi alsak, 85 milyon yurttaşımız, bu acıyı yüreğinin en derininde yaşar. Biliriz ki, asker herkesin askeri… Fakat 2 gün önce Özel Harekat Daire Başkanı Süleyman Karadeniz’in bir siyasi parti liderinin elini öpmesi, üstelik bu yakışıksız hareketi üzerinde kamuflajıyla yapması toplumu rahatsız etti.

İnsan ‘Neden?’ sorusunu sormaktan kendini alamıyor. Bazı meslekler vardır ki, kafanıza göre hareket edemezsiniz. O üniforma bize, bu vatan için can vermiş evlatlarımızı hatırlatıyor. Bu şekilde görmek istemezdik. Büyük bir talihsizlikti. Herkesin siyasi görüşü olabilir, herkes bir siyasi partiye, lidere sempati duyabilir, gönül verebilir. Bunu anlarız, bu hiçbirimizi ilgilendirmez ama devletin silahlı gücünü temsil eden, devletin üniformasını giyen bir kişi, bir siyasi parti liderinin elini öpüyorsa, bu durum en basitinden, onun bu makamın ağırlığını, önemini, ciddiyetini kavrayamadığı gösterir.

Nasıl ki Yargıtay Başkanı, Erdoğan’la çay topladığında bunu doğru bulmadıysak, ‘asker, polis, bürokratlar, yargın mensupları… Bunlar iktidarın değil devletin görevlileridir’ dediysek bugün de aynı noktadayız. Polis de devletin polisidir ama o Devlet’in değil!”

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU

Mecliste yoğun bir gündem var. Öğretmenlik Meslek Kanunu, 9’uncu yargı paketi, ve kamuda tasarruf önlemleri Meclis’in gündeminde… Yine, uzun bir süredir konuşulan sokak hayvanları ile ilgili teklifin komisyon süreciyse bugün başladı.

Bütün bunların içinde; vatandaşın en önemli gündemi ve sorunu olan hayat pahalılığına hangisi çözüm getiriyor, ekonomik sıkıntıları biraz olsun hangisi hafifletiyor diye sorarsanız hiçbirisi. AKP, Öğretmenlik Meslek Kanunu diye öyle bir kanun teklifi getirdi ki… Neresinden tutsanız elinizde kalacak bir teklif…

Öğretmenlik unvanını gasp eden, insan yetiştirmek gibi son derece önemli bu mesleği itibarsızlaştıran, eğitimcilere ‘sözde’ eğitim vermeyi yasalaştırmaya çalışan bu teklife sonuna kadar direneceğiz. Yarın saat 10.00’da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla, ‘Eğitim Maratonu’na başlıyoruz.

Okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim, yüksek öğretim, mesleki eğitim, laik ve bilimsel eğitim, nitelikli ve kamusal eğitim, müfredat, atanmayan öğretmenler ve Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi… 24 ayrı başlıkta, partimizin eğitimin can alıcı başlıklarındaki tutumunu, alanda çalışan uzmanların, akademisyenlerin görüşleri ve sendikaların çalışmalarıyla hep birlikte belirleyeceğiz.

“TARİKAT SEVDALISI YUSUF TEKİN”

“Eğitim demişken, Milli Eğitimi Atatürkçü ve laik çizgiden uzaklaştırmak için her yolu deneyen; öğretmenleri, öğrencileri ve velileri yok sayan, tarikat sevdalısı Yusuf Tekin, CHP’nin laiklik anlayışını eleştirmiş. Bana bak Yusuf Tekin! CHP’nin adını ağzına alırken, en az iki kere düşüneceksin. Laikliği ağzına alırken az iki kere düşüneceksin. Laiklik kim, sen kim? Sen ancak tarikatları bilirsin, sen ancak yobazlığı bilirsin, sen ancak küçücük körpe beyinleri, bağnaz düşüncelerle doldurmayı bilirsin, sen ancak laik eğitimin altına dinamit koymayı bilirsin. Eğitimi Atatürk ilkelerinden, laik ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarından saptırdığında her seferinde karşında bizi bulacaksın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/feed/ 0
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 52 Gün Süren Eğitim Nöbetini Sonlandırdı https://www.haber60.com.tr/ozel-sektor-ogretmenleri-sendikasi-52-gun-suren-egitim-nobetini-sonlandirdi/ https://www.haber60.com.tr/ozel-sektor-ogretmenleri-sendikasi-52-gun-suren-egitim-nobetini-sonlandirdi/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40282 (ANKARA) – Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, TBMM Çankaya Kapısı yanında bulunan Milli Egemenlik Parkı’nda taban maaş ücreti talebiyle başlatılan eğitim nöbetinin 52. gününde sonlandırıldığını açıkladı. Sendikanın yaptığı basın açıklamasında, “Özel sektör öğretmenlerinin çığlığının toplum gündeminde bir yeri var artık. Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı. Nöbetimizin bu anlamda amacına ulaştığını düşünüyor ve 52 gün önce başlattığımız eğitim nöbetini bitiriyoruz” denildi.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 52 gündür TBMM Çankaya Kapısı yanında bulunan Milli Egemenlik Parkı’nda taban maaş hakları için başlattıkları eğitim nöbetini sonlandırdıklarını açıkladı. Mülkiyeliler Birliği’nde sendika üyelerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Duygu Ergen, “Talebimiz başta elimizden 2014 yılında alınan taban maaş hakkımızın geri getirilmesi için adım atılması olmak üzere özel öğretim kurumlarında çalışan bizlerin yakıcı taleplerinin Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, vekiller ve kamuoyunda görünür olması ve tartışılmasıydı. Bu amaç için yola çıktık” dedi.

“Sorunları çözmek, gelecek kuşaklara borçtur”

53 gün süren eğitim nöbetine Türkiye’nin birçok ilinden özel sektör öğretmeninin katıldığını hatırlatan Ergen, “Bu mücadele dersi içinde sendikamız bakanlık ve yetkililerle görüşmelerinde çözüme açık bir hat izledi” ifadelerini kullandı. Ergen, şunları kaydetti:

“Doğrudan Milli Eğitim Bakanı ile iki kez olmak üzere bakanlık yetkilileriyle bir çok görüşme gerçekleştirdik. Sadece sorunu tanımlayan bir yerde olmadık. Çözüm yollarımızla yetkililere gittik. Bu çözüm yollarını iktidar muhalefet ayırmadan tüm partilere götürdük. Var olan sorunun sadece özel sektör öğretmenlerinin sorunu olmadığını bunun eğitimin paydaşları olan veliler, öğrencileri de içine alan bir kaç milyonluk bir insan topluluğunu doğrudan etkilediğini, ürettiğimiz değerin kamusal bir hizmet olması açısından tüm toplumu ilgilendirdiğini bir çok kez yineledik. Yaşadığımız sorunları çözmek hem iktidar hem muhalefet için gelecek kuşaklara bir borçtur.”

“Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı”

Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin durdurulmasının da olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Ergen, kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Ergen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz. Bugün olumlu adımlara rağmen hala çözülmeyi bekleyen sorunlarımız var. Bunlardan en yakıcısı ise taban maaş talebimizdir. Yıllardır özel sektör öğretmenlerinin üstünde olan görünmezlik pelerinini kaldırdığımızı görüyoruz. Özel sektör öğretmenlerinin çığlığının toplum gündeminde bir yeri var artık. Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı. Nöbetimizin bu anlamda amacına ulaştığını düşünüyor ve 52 gün önce başlattığımız eğitim nöbetini bitiriyoruz. Yeni dönemde sendikamız bu alanda yapılacak çalışmalarda sorumluluk almaya hazırdır. Bizler elimizi taşın altına koyduk. Patronların insafına bırakılmayan bir eğitim sistemi için yola çıktık. Şimdi sıra bakanlık başta olmak üzere tüm yetkililerde. Atılan adımların bir sonuca varması için biz burada olacağız.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozel-sektor-ogretmenleri-sendikasi-52-gun-suren-egitim-nobetini-sonlandirdi/feed/ 0 ÇAYKUR, Elektrikli Çay Motorlarının Kullanımının Artmasıyla Çay Alımına Ara Verdi https://www.haber60.com.tr/caykur-elektrikli-cay-motorlarinin-kullaniminin-artmasiyla-cay-alimina-ara-verdi/ https://www.haber60.com.tr/caykur-elektrikli-cay-motorlarinin-kullaniminin-artmasiyla-cay-alimina-ara-verdi/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40234 ÇAYKUR elektrikli çay motorlarının kullanımının artmasıyla üreticilerin hızına yetişemeyince 1 gün çay alımına ara vermek zorunda kaldı.

26 Haziran 2024’te başlayan 2. sürgün çay sezonu devam ederken geçtiğimiz cumartesi gününden başlayarak 3 günlük tatili fırsat bilen çay müstahsilleri de biran evvel çaylarını toplayıp sürgünü bitirmek istedi. Tüm müstahsillerin aynı anda çay bahçelerine girmesi ise çay alım noktaları önünde izdihama yol açtı. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAKYUR) izdihamın ilk gününde kontenjanı dekara 50 kilograma düşürdü ancak bir çözüm olmayınca ertesi gün 30 kilograma düşürmek zorunda kaldı. Bunun da çözüm olmaması üzerine ÇAYKUR, kotayı 25 kilograma düşürdü. Bu durum üreticiler arasında mağduriyete neden olurken, özel sektör krizi fırsata çevirerek yaş çayın alım fiyatını 17 liradan kilogram başına 12 TL’lere kadar düşürdü.

Makasla günde 250 kg çay kesen üretici elektrikli çay kesme motorları ile günde 600 kg çay topluyor

İzdihamın en büyük sebebi olarak ise son yıllarda kullanılmaya başlanan ve bu yıl daha yaygın hale gelen elektrikli çay motorları neden olarak gösterildi. Makasla günde ortalama 250 kilogram çay toplayan bir üretici elektrikli motorla günde ortalama 600 kilogram çay toplamaya başladı. Bu durum ise çay üreticilerinin alım yerleri ve fabrikalarda uzun kuyruklar oluşturmasına, fabrikaların ise işleme kapasitelerinin üzerine çıkmasına neden oldu. Bütün olan bitenin üzerine yeni bir metot uygulayan ÇAYKUR bugün de 1 gün süre ile üreticilerden çay almayarak çay alımına ara verdi.

“Özellikle elektrikli çay kesme motoru ile çay toplayan üreticilerimizin izdihama yol açtığını görüyoruz”

Üreticilerin çayını toplayıp satmaktansa bahçede bekletmesi gerektiğinin altını çizen Çay Üreticileri Dayanışma Derneği (ÇAYÜDAD) Başkanı Mustafa Mavi, “2. sürgünün son dönemlerinde hava sıcakları aşırı derecede artınca çay bütün kesimlerde geldi. Vatandaşta bir an evvel çayı toplayıp satmak istedi. Toplarken de artık her evde neredeyse 2 tane bulunan şarjlı çay motorlarını aldılar. İnsanlar günde 1-2 ton çay toplayıp hem özel sektöre hem de ÇAYKUR’a satmaya çalıştı. Bütün Karadeniz’de aynı anda olunca yaklaşık 20 bin ton kapasitesi olan ÇAYKUR ve özel sektörde bir anda izdiham yaşanmasına ve tıkanmasına sebep oldu. Bugün ÇAYKUR’un yaptığı açıklamada ÇAYKUR’a ait bütün alım yerlerinde çay alımı yapılmayacağını, elindeki çayı işleyeceğini duyurdu. Çayın toplayıp biriktirmektense bahçede beklemesini öneriyoruz. Çünkü topladığı zaman daha çok fire veriyor. Özel sektöre çok düşük fiyatlara çay satacağına bekletsin. Nasıl olsa ÇAYKUR’a kotası var. Özellikle motorla çay toplayan üreticilerimizin izdihama yol açtığını görüyoruz. Bunun için üreticilerimizin biraz daha dikkatli ve özel sektöre mahkum olmayacak şekilde çay toplamalarını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Çayın toplayıp biriktirmektense bahçede beklemesini öneriyoruz”

Elektrikli motorların ÇAYKUR ve özel sektörde izdihama neden olduğunu kaydeden Mavi, “Yevmiyelerin çok artması üreticiyi farklı arayışlara soktu. 14-15 bin lira civarındaki çay motorlarına 4-5 günlük yevmiye fiyatına aldı ve kendi çayını toplamaya başladı. Vatandaşlara bu motorda hızla dağıldı. Üreticinin yaklaşık yüzde 50’si çay motoru kullanıyor. Bu da hem ÇAYKUR’u hem de özel sektörü izdihama sokuyor. Hem ÇAYKUR hem de özel sektör vatandaşın çay toplama hızına yetişemedi. Hazırlıksız yakalandılar. Burada üreticinin de her şeyi yapabileceğini gördük. İstediği zaman istediği şeyi yapabiliyor. Bizde şu anda diyoruz ki toplayıp çok düşük fiyattan satmaktansa tarlada bekletip zamana yaymalarını istiyoruz” şeklinde konuştu. – RİZE

]]>
https://www.haber60.com.tr/caykur-elektrikli-cay-motorlarinin-kullaniminin-artmasiyla-cay-alimina-ara-verdi/feed/ 0
Dikili Kitap Günleri Başlıyor https://www.haber60.com.tr/dikili-kitap-gunleri-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/dikili-kitap-gunleri-basliyor/#respond Wed, 17 Jul 2024 07:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40141 (İZMİR) – Dikili Belediyesi ve Yayıncılar Kooperatifi iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Dikili Kitap Günleri, “Aydınlık Bir 100 Yıla Doğru Türkiye” temasıyla 20 Temmuz’da kapılarını açıyor.

Dikili 75. Yıl Parkı’nda, 20-28 Temmuz 2024 tarihleri arasında düzenlenecek 3. Dikili Kitap Günleri; 50 yazar, edebiyatçı ve gazeteci ile deneyimli siyasetçiyi, 9 gün boyunca 23 farklı söyleşi ve imza gününde kitapseverlerle buluşturacak. Dikili Kitap Günleri’nin onur konuğu ise 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ olacak.

Dikili Kitap Günleri, 20 Temmuz Cumartesi akşamı saat 20.30’da yapılacak açılışın ardından saat 21.00’da 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “Cumhuriyet ve Aydınlanma” oturumuyla başlayacak.

Her alanda aydınlık bir gelecek inşa etme gayreti içerisinde olduklarını vurgulayan Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, bir asrı deviren Cumhuriyet’in, büyük zorluklar ve fedakarlıklarla kurulduğunu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bıraktığı Cumhuriyeti ileriye taşıma sorumluluğunun herkesin omuzlarında olduğunu söyledi. Aydınlık bir 100 yıla doğru ilerlerken, gençlere bırakılacak en önemli mirasın, özgür düşünce ve eleştirel bakış açısı olduğuna değinen Başkan Kırgöz, şunları kaydetti:

“Kitapların aydınlattığı bir geleceğe Cumhuriyet ile yürüyoruz”

“Bu da ancak okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak ve kitap sevgisini aşılamakla mümkündür. Kitaplar, bilgiye açılan kapılar, ufkumuzu genişleten araçlardır. Gençlerimizi okumaya teşvik ederek, daha güçlü, daha bilinçli bir toplum inşa edebiliriz. 3. Dikili Kitap Günleri, kültür ve sanatın, edebiyatın ışığında buluşmamıza vesile olan önemli bir etkinlik. Kitap Günleri sadece kitapları ve yazarları bir araya getirmekle kalmayacak, aynı zamanda düşüncelerin ve hayallerin paylaşılmasına da vesile olacak. Her bir kitap, yazarının dünyasına açılan bir pencere, her bir okuyucu ise bu pencereden içeri giren bir misafirdir. İşte bu yüzden, edebiyatın gücüne inanıyor, kitapların aydınlattığı bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyoruz.”

50 yazar, 23 söyleşi

Dikili Kitap Günleri; 21 Temmuz akşamı Zeynep Özatalay, Dilek Sever, Prof. Dr. Kurtul Gülenç, Prof. Dr. M. Ertan Kardeş, Dr. Ferda Yıldırım, Suat Özçağdaş, İsmet Güneşhan, Rahmi Aşkın Türeli, Latife Tekin, Bora Ercan’ı, 22 Temmuz akşamı Arif Koşar ve Sinem Nazlı Demir’i, 23 Temmuz akşamı Esra Alkan, Gökan Zeybek, Gül Çiftçi Binici, Burhanettin Bulut, Umut Akdoğan ve Sinan Akyüz’ü, 24 Temmuz akşamı Gönül Çatalcalı, Hüseyin Yurttaş’ı, 25 Temmuz akşamı Mustafa Kemal Erdemol, Orhan Gökdemir, Deniz Yücel, Ensar Aytekin, Özgür Karabat, Murat Bakan ve R. İhsan Eliaçık’ı, 26 Temmuz akşamı Ceyda Düvenci ile Dr. Behruz Dijurian’ı, 27 Temmuz akşamı Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Furkan Karabay, Murat Emir, Yalçın Karatepe, Sevgi Kılıç ve Sinan Meydan’ı, 28 Temmuz akşamı Melih Aşanlı, Özge Doğar, Murat Ağırel’i ağırlayacak. Mustafa Balbay, Akın Birdal, Saygı Öztürk, Murat Şahin ve birçok yazar, imza günlerinde sevenleriyle buluşacak. Dikili ve Çandarlı’da yaşayan yerel yazarlar da kitaplarını imzalama fırsatı bulabilecek.

Etkinlik kapsamında Dikili Belediyesi’nin eğitici, bilgilendirici, eğlendirici atölye çalışmaları da çocuklarla buluşacak. Etkinlik süresince Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde yıl boyunca eğitim alan piyano kursu öğrencileri ve çocuk korosu ile Latin Dansları Kursu Eğitmenleri de performans sergileyecek. Bağlama ve ses sanatçısı Burhan Yıldırım’ın da sahne alacağı  3. Dikili Kitap Günleri, Latin Müzik Topluluğu’nun konseriyle son bulacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dikili-kitap-gunleri-basliyor/feed/ 0
Edirne’de Tarım Alanlarının Sulama Suyu Sıkıntısı Yaşanıyor https://www.haber60.com.tr/edirnede-tarim-alanlarinin-sulama-suyu-sikintisi-yasaniyor/ https://www.haber60.com.tr/edirnede-tarim-alanlarinin-sulama-suyu-sikintisi-yasaniyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:48:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39991

EDİRNE’nin tarım alanlarının sulanmasında kullanılan Tunca Nehri’nin bir kısmı kurudu, bazı bölümleri yosunla kaplanıp, yeşile büründü. Meriç Nehri’nin ise debisi düştü. Çeltik üreticilerine Tunca’dan dönüşümlü su verildiğini söyleyen Edirne Valisi Yunus Sezer, “Meriç genelinde de artık kritik seviyelere gelmiş durumdayız” dedi.

Edirne’de aşırı sıcaklar ve yetersiz yağışlar nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan önemli su kaynaklarından Meriç ve Tunca nehirlerinin bazı kesimleri kuruma noktasına geldi. Meriç Nehri’nin debisi 43 metreküp/saniye, Tunca’nın ise 4 metreküp/saniye olarak ölçüldü. Bir kısmı kuruyan Tunca Nehri’nin kent merkezinden geçtiği kesim, yosunlarla kaplanıp, yeşile büründü.

‘KURAKLIĞI CİDDİ MANADA HİSSEDİYORUZ’

Edirne Valisi Yunus Sezer, yaşanan kuraklık ve su sıkıntıları ile ilgili Meriç Nehri üzerinde kurulan Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde basın açıklaması yaptı. Meriç ve Tunca nehirlerinde havaların sıcak gitmesiyle erken yaşanan bir kuraklığın söz konusu olduğunu söyleyen Vali Sezer, “Daha önceki yıllarda ağustos sonuna doğru başlayan kuraklık, maalesef bu sene yeterince yağmur almaması nedeniyle erken başladı. Haziran’ın 15’inden itibaren kuraklığı çok ciddi manada hissediyoruz. Malumunuz burası çeltiğin Türkiye’de en fazla ekildiği alan ve çeltiğin de suya ihtiyacı var. Diğer bir alan da ayçiçeğinin de çok yoğun bir şekilde ekildiği bir alan ve onun da suya çok ihtiyacı var. Şu anda nehir debileri senenin 12 aylık sürecin en alt seviyesinde. Bazen Tunca Nehri’nde 3 metreküp/saniyeye, Meriç Nehri’nde de saniyede 40 metreküpe kadar düşüyor. ve bu aşağılara, İpsala tarafına indiği zaman 24 metreküpe kadar düşüyor. Bununla ilgili olarak Tunca Nehri’nde dönüşümlü bir planlamaya gittik, kooperatiflerimizle. Yani üst taraftaki suyu kesip, aşağı taraftaki tarım arazilerine, çeltik alanlarına veriyoruz ve 3-4 gün sonra da yukarıya verip aşağı kesiyoruz. Yani hepsini aynı anda veremiyoruz. Yani yaklaşık 20 gündür bu bunu uyguluyoruz” diye konuştu.

‘KRİTİK SEVİYELERE GELMİŞ DURUMDAYIZ’

Vali Yunus Sezer, Meriç Nehri’nde durumun biraz farklı olduğunu belirterek, “Meriç genelinde de artık kritik seviyelere gelmiş durumdayız. Orada da iki gün önce İpsala’ya kadar giderek bir inceleme yaptık. Orada en büyük sulama birliğimiz Hamzadere Sulama Birliği ile, kooperatiflerimizle, üreticilerimizle bir araya geldik. Öncelikle Keşan tarafındaki çeltik arazilerinde yapılan sulamada deşarj edilen suların kullanılması noktasında bir görüş birliğine vardık. Bu sular direkt denize akıyordu daha önce. Şimdi bir kanal vasıtasıyla tekrar Meriç’e Nehri’ne aktarılıyor. Meriç Nehri’nden de tekrar çeltik arazilerine aktarılacak yaklaşık 80 bin dönüm alan bu sayede kullanılabilecek. İkinci olarak da Çakmak Barajı’nın olduğu yerden Ergene Havzası’na, Ergene Nehri’ne, Uzunköprü tarafına su basılıyordu. Burada da suyun debisinin aşağı düşmesi nedeniyle biraz Yunanistan tarafına doğru bir yön değişikliği olmuş, su havzasında. DSİ ve kooperatifimizi beraber çalıştırıyoruz. Orada da yine gölet alanı suyun rahat alınabileceği bir alan oluşturuyoruz. Şu anda o da bitmiş olması lazım. Oradan da suyun rahatlıkla çekilip, Ergene ve Uzunköprü’nün tarafına gönderilebilecek birçok çalışma ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘BULGARİSTAN İLE GÖRÜŞMELER

Daha önceki yıllarda Bulgaristan tarafından su bırakılmasının söz konusu olduğunu söyleyen Sezer, “Onunla ilgili yaklaşık bir aydır Bulgaristan makamlarıyla Tarım Bakanlığımız, Tarım Bakanımız vasıtasıyla, Dışişleri Bakanlığımız vasıtasıyla, bunlarla ilgili yoğun bir şekilde görüşmeler yapılıyor. Fakat Bulgaristan tarafında da ciddi bir kuraklık söz konusu. Oradan bir miktar su salınması için artık zannediyorum bu süreç doğru yönde ilerliyor. Umarım onunla ilgili de olumlu sonuçları alırız. Ama hem Tarım Bakanımız, hem Dışişleri Bakanımız hem de Enerji Bakanı bu süreçle ilgili yoğun bir şekilde çalışmaları takip ediyorlar” dedi.

‘MERİÇ NEHRİ’NDE SU TUTULMASI SÖZ KONUSU DEĞİL’

Vali Yunus Sezer, hafta sonunda Meriç Nehri’nde yapılan Gençler Türkiye Kürek Kupası yarışmaları nedeniyle su tutulduğu iddialarına değindi. Sezer, “Buradaki suyun tutulmasıyla aşağıdaki suyun az gitmesi arasında bir ilişki söz konusu değil. Çünkü nehir yatağında ne kadar su varsa mecburen savaklardan akarak aşağıya doğru gitmesi gerekiyor. Yani bir damla su buraya düşse, bir damla savaklardan akarak gidecek. Burada bir suyun tutulması söz konusu değil. Burası bir baraj değil. Burası suyun yönünü, enerji üretim bölümüne yönlendirmek için yapılmış bir set. Dolayısıyla burası bir baraj değil. Baraj olmadığı için de su tutulması söz konusu değil. Belki çiftçilerimiz artık ürünlerinin zarar görmesinden dolayı, insanlar burada suyun tutulması, suyun belli bir havzada bulunmasını gerekçe gösterebilirler. Fakat mevcut nehirde ne akıyorsa aşağıya da aynısı gidiyor. Bir daha burada kalmış değil. Şu anda 2,5 milyon metreküp setlerin arkasında birikmiş su var. O birikmiş suyunun da belki çok zor kaldığımız zaman can suyu olması için, kooperatiflerimizle birliklerimizle görüştük; bu 2,5 milyon metreküp suyu da eğer çok çok zor durumda kalırsak bırakacağız. Burada bizim amacımız hani enerji üretmek değil, zor gününde çiftçilerimize de buranın bir faydası olabilir, o da bizim memnun edecektir. Biz buradaki suyu günlük 10 metreküp bıraktığımız zaman 3 gün içerisindeki bu havzada hiçbir damla su kalmıyor. Nehir normal yatağına dönüyor. Yani 10 metreküple 2,8 günlük su hacmimiz var. Onu da o aşağıdaki havzadaki arkadaşlarımızın yani kooperatif birlik ve üreticilerimizin nihai noktada değerlendirmelerine göre bunu da bırakacağız. O şekilde de kendi aramızda anlaşma yaptık. Yani şu ana kadar burada bir elektrik üretilmemiş. 3-4 ay sonra üretsin bizim açımızdan çok bir anlamı yok. Keşke daha fazlası olsa, böyle bir ay, iki ay böyle verebileceğimiz bir suyu burada hapsedebilseydik. Bakın onu da yapma imkanı yok. Dediğim gibi en fazla 2 milyon metreküp su var. Onu da 10 metreküp olarak sattığımız zaman 2,8 sekiz günde yani yaklaşık 3 günde bu gördüğümüz alanda hiçbir su kalmıyor. Normal nehir yatağına dönüyor. Nehir olarak şu anda saniyede 44 metreküp suyumuz var. Meriç Nehri’nde ne kadar geliyorsa buradan açılıp devam ediyor. Bunu biriktirme imkanımız yok zaten. Fiziki olarak da bu çok mümkün değil. Bu süreç zor bir süreç. Gece gündüz çiftçilerimizle, kooperatif ve birliklerimizle beraber çeltik üretiminde ve nispeten ayçiçeği üretiminde ürünlerde herhangi bir eksiklik olmasın, diye yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Amacımız çiftçimizin zarar etmemesi, mağdur olmaması ve bu süreci bu sezonu bu şekilde kapatmaktır” diye konuştu.

‘SANTRALİN SU TUTMA SÜRECİ TAMAMLANDI’

Edirne’de geçen yıl temmuz ayında Meriç Nehri üzerinde yapımı biten ve ağustos ayında test aşamasına alınan Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde çalışmalar, arıza nedeniyle durduruldu. Zemin kaynaklı olduğu belirlenen arızanın ardından yapılan proje değişikliğiyle santralde güçlendirme çalışması gerçekleştirildi. Vali Sezer, “Malumunuz bunun yapım süreci yaklaşık planlamasıyla beraber yılı aşkın bir süre. Son 8 ayda da inşaattaki yapım sürecindeki aksaklıklardan dolayı daha önce meydana gelen kaza sonucunda buradaki savakların bazılarının yıkıldığını görmüştük ve yeniden burada proje revizyonuyla beraber, inşaat sürecini bir 8 aylık süre içerisinde DSİ, üniversite, danışmanlık firmalarıyla beraber, baştan sona kadar yeniden ele alıp, yeniden süreci tamamladık. Şu anda da yaklaşık bir ay önce su tutma süreci tamamlandı. Bugünkü aslında açıklamanın iki tane amacı var; birincisi bu santral binasının en son burguların da testleri yapıldı. Almanya’dan gelen bir teknik ekip tarafından. TEDAŞ ve TEİAŞ’la beraber enerji verme süreci de deneme süreci daha doğrusu başlatıldı ve bununla ilgili son kabul aşamasına gelindi. Kabul yapıldıktan sonra da buradaki işlemleri tamamlamış olacağız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/edirnede-tarim-alanlarinin-sulama-suyu-sikintisi-yasaniyor/feed/ 0
Körfezliler 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yılında meydanlardaydı https://www.haber60.com.tr/korfezliler-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-meydanlardaydi/ https://www.haber60.com.tr/korfezliler-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-meydanlardaydi/#respond Tue, 16 Jul 2024 09:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39936 KOCAELİ (İHA) – 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. Yıl dönümünde Körfezliler şehit olanlar için dua okudu.

Tütünçiftlik Kültür Merkezi önündeki 15 Temmuz Şehitler ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen programa; Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt ve eşi Hatice Söğüt, Garnizon Komutan Vekili Bayram Savaş, ilçe jandarma ve emniyet müdürleri, başkan yardımcıları İbrahim Çırpan, Osman Yurt, Levent Yılmaz, Ahmet Erdemiş ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Körfezliler alanı doldurdu”

Programda ayrıca; AK Parti İlçe Başkanı Nurettin Okudan, MHP İlçe Başkanı Doğan Bekiroğlu, BBP İlçe Başkanı Selim Öztürk, geçmiş dönem Körfez Belediye Başkanı İsmail Baran, Kent Konseyi Başkanı Nazmi Akın, belediye meclis üyeleri, STK temsilcileri, oda başkanları ve yöneticileri ile de yer aldı. Vatandaşların da ellerinde bayraklarıyla coşkuya ortak olduğu buluşma, Resul Aydemir’in seslendirdiği ezgilerle başladı.

Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, “Bizlere, dünyada eşine az rastlanan bir ihaneti yaşatan; ama buna karşılık yine tüm cihanın şahit olduğu en büyük cevabı alan 15 Temmuz’un yıldönümündeyiz. Bugün, ihanet şebekelerinin, ağababaları ile işbirliği halinde kendi topraklarını işgale yeltendiği o kara günün yıldönümü. Ama yüce Allah’a şükürler olsun ki o gün; bizim için “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” oldu. O gün; yılmaz, yorulmaz ve cesur lider Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kükreyen bir milletin İzzet ve aydınlığa, hain ve alçakların ise zillet ve karanlığa gömüldüğü gün oldu. ve yine o gün, FETÖ ve uluslararası şebekelerin ortaklığında girişilen, vatanımızı sömürgeleştirme operasyonu; ilahi bir nefes, çelik bir irade, ve ezeli bir asalet ile paramparça edildiği gün oldu. Bunun için ne kadar şükretsek azdır. 15 Temmuz vesilesiyle, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere, korumakla görevli olduğu insanlara kurşun sıkanlara, aklı, vicdanı ve iradesi satın alınmış olanlara tarihi bir cevap verilmiştir. Devletin her kademesinde sinsice yuvalanmış olan FETÖ’nün, ulusumuzun geleceğinden silinmesi sağlanmıştır. Birliğimizi ve dirliğimizi koruduğumuz sürece, tüm iç ve dış engellere ve tuzaklara karşı, 15 Temmuzda olduğu gibi, bundan sonrada başı dik olarak yaşama irademiz bir kez daha, dosta düşmana gösterilmiştir. Karanlığı aydınlatan bir şimşek gibi, alçakların üstüne inen kahraman şehitlere rahmet olsun. Asil milletimizin şanlı bayrağını, küresel hainlerle birlikte indirmeye teşebbüs edenlere de lanet olsun” ifadelerini kullandı.

“Milletimiz en güzel cevabı verdi”

Başkan Söğüt’ün ardından Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar da kısa bir konuşma yaparak, “Milletimizin demokrasi ve milli iradeye olan bağlılığını bir kez daha hatırladığımız ve gururla andığımız 15 Temmuz’da hep birlikteyiz. 8. yıldönümünde demokrasi ve vatan bağımsızlığı için canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum. 15 Temmuz 2016’da hain darbe girişimine karşı milletimizin gösterdiği direniş tarihin en önemli noktalarından birdir. Kadın erkek, genç yaşlı demeden meydanlara inmiş, tanklara, uçaklara karşı göğsünü siper etmiştir. 15 Temmuz sadece bir direnişin değil, birlik ve beraberliğimizin de simgesi olmuştur. Allah bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. İPRAŞ Camii İmamı Hüseyin Çalışkan, Çarşı Cami İmamı İbrahim Karaosmanoğlu, Yavuz Camii İmam Hatibi Emre Avanoğlu ve Yeniyalı Camii İmam Hatibi Yahya Yonca’nın Kur’an tilaveti sonrasında İlçe Müftüsü Muhammed Aydın dua yaptırdı. Okunan Kur’an-ı Kerim ve yapılan dua sonrasında Körfez Belediyesi Mehteran Takımı sahne aldı. Marş ve ezgileri seslendiren Mehteran gösterisi sonrasında 15 Temmuz’u anlatan videolar izletildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ulusa seslenişi de alanda canlı olarak izlendi. Program, saat 00: 13’te selaların okunması ile birlikte sona erdi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/korfezliler-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-meydanlardaydi/feed/ 0
Şırnak’ta 5 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinlikleri Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/sirnakta-5-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/sirnakta-5-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 02:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39812 Şırnak’ta 5 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında vatandaşların ve Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanlığı askerlerinin taşıdığı 100 metre uzunluğundaki Türk bayrağı eşliğindeki yürüyüş, Ömer Kabak Meydanı’ndan başlayarak, Cumhuriyet Meydanı’na kadar devam etti.

Bazı vatandaşlar evlerin balkonlarına Türk bayrağı asarak, yürüyüşe destek verdi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, ilahiler seslendirildi, şiirler okundu, çeşitli gösteriler sunuldu. 15 Temmuz Şehitler Sancak Koşusu’nda taşınan Türk bayrağı, sporcular tarafından Vali Cevdet Atay’a teslim edildi.

Vali Atay, programda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’daki darbe girişiminde şehit olanlara rahmet diledi.

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milletin vatanına milli iradesine sahip çıkmak için meydanlara akın ettiğini ifade eden Atay, şunları kaydetti: “15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla aziz milletimiz, vatanına, milli iradesine sahip çıkmak için meydanlara akın ettiler. Hainlerin milletimize yönelttiği tanklara, mermilere canlarını siper ettiler ve bu hain darbe girişimini millet olarak önlediler. Allah milletimizden razı olsun. 15 Temmuz hain darbe girişimi, en alçak ve en karanlık saldırılardan biri olarak tarihimizde yerini alırken, o karanlık gece, aziz milletimizin zaferiyle bir kahramanlık destanına dönüştü.

Milletimiz genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle; ülkesi ve bayrağı için o gece canlarını hiçe saydılar. Yani 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü “milletin zaferi” olarak tarihe geçti. Payelerin en yücesi olan şehadete yürümekten asla çekinmeyen aziz milletimiz, o karanlık gecede hiç kimsenin bize esaret gömleğini giydiremeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha haykırdı. 15 Temmuz’da milli iradenin zaferi ile yedi düvele bu hakikat bir kez daha hatırlatıldı.

Hain darbe girişiminin seyrini değiştiren birçok önemli olay vardı ve kritik anlardan biri de burada, Şırnak’ta yaşandı. O gece, devletin her kademesine gizli emelleri için sızan Fetullahçı Terör Örgütünün sözde komutanları, bakın bunu özellikle ifade ediyorum “sözde komutanları” hain planları için askeri birlikleri harekete geçirerek Şerafettin Elçi Havalimanına doğru yola çıkardılar. Birliğin amacı havalimanına geçip oradan Ankara ve İstanbul’a ulaşmaktı. Ancak bilmedikleri şey, kıymetli hemşerilerimizin, buradaki Şırnaklı hemşerilerimizin cesaretiydi. Burada Şırnak’ın cesur insanları ile beraber milletinin ve devletin emrinde olan vatansever Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, vatansever Jandarma personelleri, vatansever Emniyet personeli, korucularımız ile beraber buradaki cesur vatandaşlarımız ile beraber onların kirli oyunlarını bozdular. Darbeciler, beklenmedik direnişle karşılaşıp geri çekilmek zorunda kaldılar. Şırnak halkının bu direnişi, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunun en güzel örneklerinden bir tanesidir” dedi.

15 Temmuz Demokrasi nöbeti için alan gelen Şırnaklı vatandaşlardan Kıymet Cavlak, 15 Temmuz’da yürütülen hendek-barikat operasyonları sırasında Şırnak’ta olduğunu ve Çakırsöğüt Komando Tugay’ı emrinde olan FETÖ’cü askerlerin yaptıklarına şahit olduğunu söyledi. Cavlak, “15 Temmuz bizim için milli direnişin şaha kalktığı gündür. 15 Temmuz FETÖ’cülerin veya PKK’lıların bizi yıldıramayacağı bir gündür. O gün, yasak sürecinde Şırnak’taydım. An be an o günü yaşadım. Şırnak’ta o üniformaların arkasına geçip, Şırnak’ı, polisleri, askerlerimize bir tür oyunlar oynak istedi. Ama hiçbir şekilde halk buna fırsat vermedi.

İstanbul köprüde olduğu gibi, namaz kılıp tankların önüne geçen ablamız gibi, Cizre’de köprüde tankın üstüne çıkan Hatice gibi. Bizi FETÖ’cüler, FETÖ kılıflı teröristler Şerife Bacıları, Nene Hatunları düşünmedi. Bizi hiç hesaba katmadılar. O gün milli bir direnişin bileşimiydi. O geceyi, o günü hiçbir zaman yaşamamak üzere sokaklarda bekledik. Anbean olayın takipçisi olan askerlerimiz, polislerimiz hiçbir teröre fırsat vermedi” ifadelerini kullandı.

Programa, Şırnak Valisi Cevdet Atay, 23. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Cumhuriyet Başsavcısı Hayrullah Şahin, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, Vali Yardımcıları Hasan Hüseyin Alpaslan, Ahmet Kavanoz, İl Emniyet Müdür Vekili Ahmet Can, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, siyasi parti temsilciler, Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri ile kamu kurumları amirleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. – ŞIRNAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/sirnakta-5-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-duzenlendi/feed/ 0
Muş’ta ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ etkinliği düzenlendi https://www.haber60.com.tr/musta-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/musta-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 02:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39806 Muş’ta ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ etkinliği düzenlendi

MUŞ – Muş Valiliği tarafından “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenlendi.

Muş Valiliği 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Programı düzenledi. Kent Meydanı’nda gerçekleşen programda, ilk olarak 15 Temmuz konulu resim sergisi gezildi. Saygı duruşunda bulunulan programda İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”ne ilişkin canlı konuşması ekrana yansıtılarak meydanda toplanan vatandaşlara izlettirildi. Meydanda toplanan vatandaşlar ellerinde Türk bayraklarıyla tek ses, tek yürek oldu.

Düzenlenen programda bir konuşma yapan Muş Valisi Avni Çakır, yaptığı konuşmada, 40 yıldır ülkeyi terörle yıpratmaya çalışanların 8 yıl önce 15 Temmuz gecesi son hamlelerini yaptıklarını söyleyerek, “Kumandası dışarıda olan devşirilmiş FETÖ elebaşı hainin işaretiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM, Özel Harekat Başkanlığı ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne bomba yağdıran, tanklar ve zırhlı araçlarıyla Ankara’nın, İstanbul’un caddelerinde önlerine gelen herkesi ezip geçerek ilerleyen darbeciler yaptıkları işin bilincindeydi. 15 Temmuz gecesi devletin, vatanı korumak üzere namuslarına emanet ettiği silahları millete çeviren hainler, o tetiklere bilerek dokunuyor, bilerek kan döküyor, bilerek can alıyorlardı. Tarih boyunca mevzu vatan ve bağımsızlık olduğunda feda-i can etmekten geri durmayan aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaretiyle kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle havalimanlarına, köprülere, meydanlara akın ederek, tanklara ve mermilere karşı göğsünü siper etmiş, bu kutlu direniş sonunda 250 şehit ve yüzlerce yaralı vererek darbe girişimini durdurmuş, ayrıca ülkemizde kaos çıkması ümidiyle bekleyenlere de gereken cevabı vermiştir” dedi.

Vali Çakır, “15 Temmuz asla sıradan bir darbe girişimi değildir. Arkasında çok büyük hesapların olduğu, gerçekleştiğinde ülke ve millet olarak bambaşka mecralara sürükleneceğimiz tarihi bir kırılma noktasıdır. Daha açık bir ifadeyle; Malazgirt’te, Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde ne olmuşsa 15 Temmuz’da o olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca neredeyse kesintisiz verdiğimiz terörle mücadelede ne olmuşsa 15 Temmuz’da o olmuştur. Velhasıl 15 Temmuz, bu topraklarda yaşadığımız asırlar boyunca verdiğimiz varlık-yokluk mücadeleleri zincirinin son halkasıdır” şeklinde konuştu.

Terör örgütü ve mensuplarının 15 Temmuz’da Türkiye’yi bölmeye çalıştığını söyleyen AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek ise, “Vatandaşlarımız dedi, mesele vatansa mesele bayraksa mesele ezansa biz vatanımızı böldirmeyiz ve buna müsade etmeyiz. Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine milyonlarca insan sokaklara döküldü. Vatandaşlarımız gözlerini kırpmadan tankların önüne yattılar, gözlerini kırpmadan kurşunlara ve uçaklara hedef oldular. O gün 249 şehit verdik. Mekanları cennet olsun” ifadelerini kullandı.

Sancak Koşusunda başarılı olan sporculara ödüllerinin verilmesi ve 15 Temmuz ile ilgili videoların izletilmesinin ardından Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Mehteran Takımı gösteri yaptı.

Şiirlerin okunması, Muş Divanı Ekibinin türküler seslendirmesi ve Kur’an’ı Kerim tilavetiyle devam eden program gece saat 00.13’te kentteki tüm camilerde sala okunması ile son buldu.

Programa, Vali Çakır’ın Eşi Bahar Çakır, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, AK Parti İl Başkanı Melik Emre, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/musta-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
İstanbul Valisi: İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk https://www.haber60.com.tr/istanbul-valisi-istikbalimizin-hedef-alindigi-15-temmuz-gecesi-hainlerin-yuzunde-tokat-olduk/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-valisi-istikbalimizin-hedef-alindigi-15-temmuz-gecesi-hainlerin-yuzunde-tokat-olduk/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39779

İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi, Saraçhane Parkı’nda 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programı düzenlendi. Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk, patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik” dedi.

İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde Saraçhane Parkı’nda program düzenledi. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İTO Başkanı Şekip Avdagiç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı. Programda mehter gösterisi gerçekleştirilirken, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar okundu.

“İSTİKBALİMİZİN HEDEF ALINDIĞI 15 TEMMUZ GECESİ HAİNLERİN YÜZÜNDE TOKAT OLDUK”

Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Bugün 15 Temmuz’un yıl dönümü. Alçak darbe girişiminin 8. yılında Saraçhane Meydanı’nı dolduran her bir kardeşimi tekrardan saygılarımla selamlıyorum. Bunu unutmamanız, bunu hatırlamanız, bu ruhu muhafaza etmeniz her şeyden kıymetli. Vatanımızın selameti, milletimizin istiklali uğruna canlarını feda eden şehitlerimize öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman gazilerimize, sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum. O gece, vatanına, devletine, ezanına, bayrağına sahip çıkan, ölümü öldüren hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. Millet olarak çok sınandık, çok badireler atlattık. Öyle zor zamanlardan geçtik ki tüm zorluklara, tüm sıkıntılara kahramanca göğüs gerdik. Adımızı tarihe, şanla ve şerefle yazdık. Gün geldi ‘Çanakkale geçilmez’ dedik. Gün geldi, ‘Sakarya’yı aşılmaz’ kıldık. Dumlupınar’da setleri yıktık, geçtik. İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk, patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik” ifadelerini kullandı.

“15 TEMMUZ DENDİĞİ ZAMAN ÇANAKKALE DENDİĞİ ZAMAN GAZZE DENDİĞİ ZAMAN TİTREMESİNİ BAŞARMAK ZORUNDAYIZ”

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, ” Türkiye’nin 15 Temmuz’daki mücadelesi gerçekten dün gibi taze, 8 yıl geçtiğini insan gerçekten idrak edemediğini düşünüyor. Nitekim şehitlerimizin yakınları bunu her gün yakinen yaşıyorlar ve tabii ki o gün o kalkışmayı yapanlar zelil oldular, rezil oldular kaybettiler. Hala bu mücadeleler devam ediyor. Bakın yanı başımızda kuzeyimizde, güneyde, Ukrayna’da savaş, Gazze’de soykırım devam ediyor. Sanıyor muyuz ki, benden önce başkanım çok güzel söyledi, Srebrenitsa’da olanla Gazze’de olanın burada olandan bağımsız olduğunu, alakasız olduğunu mu sanıyoruz acaba. Onun için çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız, çocuklarımızın 15 Temmuz dendiği zaman, Çanakkale dendiği zaman, Gazze dendiği, zaman titremesini başarmak zorundayız” dedi.

“81 VİLAYETİMİZİN TAMAMINDA BİRBİRİMİZE KENETLENMİŞ DURUMDAYIZ”

15 Temmuz programında Ankara’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın konuşması büyük ekranda vatandaşlar ile buluşturuldu. Konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, ” Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Anma toplantımıza katılımlarınız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şairin şu anlamlı mısraları ile sizleri selamlamak istiyorum. ‘Bugün aziz milletimin şahlanıp ırmaklar misali taştığı gündür. Diri olup, iri olup, bir olup, istiklali için coştuğu gündür. Denizlerden engin ferasetiyle ve dağlardan yüce asaletiyle 7’den 70’e her bir ferdi ile çıkıp meydanlara koştuğu gündür’. Evet, bugün milletimin zaferinin aziz milletimizin FETÖ’cü darbecilere karşı, kuru elleriyle yazdığı direniş destanının 8’nci yılını idrak ediyoruz. 15 Temmuz kıyamının 8’nci seneyi devriyesinde, bu mekanda ve 81 vilayetimizin tamamında birbirimize kenetlenmiş durumdayız. Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbul-valisi-istikbalimizin-hedef-alindigi-15-temmuz-gecesi-hainlerin-yuzunde-tokat-olduk/feed/ 0 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programları Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programlari-duzenlendi-4/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programlari-duzenlendi-4/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39767 Erzurum, Tunceli, Ardahan, Ağrı, Iğdır, Erzincan ve Kars’ta 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla anma programları düzenlendi.

Erzurum’da yağışlı havaya rağmen çok sayıda vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla Cumhuriyet Caddesi’nde bir araya geldi.

Burada İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşunda bulunulmasının ardından İl Müftüsü Rüstem Can dua etti.

Kur’an-ı Kerim okunan programda, Büyükşehir Belediyesi Mehteran Ekibi’nin gösterisi ilgiyle izlendi.

Vali Mustafa Çiftçi, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’un ihanet ile kahramanlığın aynı anda yaşandığı gece olduğunu söyledi.

Bu gecede, hain terör örgütünün tüm planlarının deşifre ve milletin çelikten göğsüne çarparak paramparça olduğunu ifade eden Çiftçi, “Yine 15 Temmuz, ülkemizin asla işgal edilemeyeceğini, tüm dost ve düşmanın bir kez daha anladığı gecenin adıdır. 15 Temmuz, ‘bize Allah yeter’ diyen bir milletin, tüm devletlerin planlarını ve sinsi emellerini çöpe attığı gecenin adıdır.” dedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile 15 Temmuz gecesi vatandaşların sokağa çıktığını anımsatarak, “Mermilere set olduk, can verdik, dini mübini İslam için Allah’ın vaadi için şehit olduk. Bu kutsal mücadelede şehitlerimiz oldu. 15 temmuz şehitlerimizi namusumuz olarak belleyecek, gazilerimizi ise daima onur kaynağı göreceğiz.” diye konuştu.

AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok da 15 Temmuz gecesi her şeyini feda ederek, sokaklara çıkan tüm şehitlere rahmet dileyerek, “Şehitlerimizin eserlerini her zaman ayakta tutmaya, diri tutmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Meydanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı konuşma kalabalığa izletildi.

Programlar, şiir dinletileri, gazi ve şehit yakınlarına plaket takdimleri ile devam etti.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Bilgilendirme ve Önleme Faaliyetleri (BÖF) Büro Amirliğince de vatandaşlara darbe girişimiyle ilgili broşür dağıtıldı ve videolarla bilgilendirmeler yapıldı.

Tunceli

Tunceli’de Yeraltı Çarşısı Meydanı’nda düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Programda, şehitler için Pertek Namık Efendi Camisi imamı Yunus Soy tarafından Kuran-ı Kerim okundu.

Daha sonra “15 Temmuz Şehitlerini Anma Sancak Koşusu”na katılan sporcular getirdikleri sancağı Vali Bülent Tekbıyıkoğlu’na takdim etti.

Tekbıyıkoğlu, burada yaptığı konuşmada, karanlıktan aydınlığa kavuştuklarını hatırlamak ve 15 Temmuz şehitlerini anmak için bir araya geldiklerini kaydetti.

Konuşmaların ardından şiir dinletisi ve belgesel gösteriminin yapıldığı programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mektubu okundu.

İl Müftüsü Şevket Dilmaç’ın dua okumasının ardından programda, müzik dinletisi ve kum saati gösterisi sunuldu. Katılımcılar “demokrasi nöbeti” tuttu.

Ağrı

Ağrı’da Abide Meydanı’nda bir araya gelen vatandaşlar, Vali Mustafa Koç ve il protokolüyle yakılan meşaleler eşliğinde ellerine aldıkları Türk bayraklarıyla Millet Bahçesi’ne kadar yürüdü.

Burada düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Vali Koç, 15 Temmuz’un yalnızca darbe girişiminin püskürtüldüğü bir gece olmadığını, aynı zamanda milletin bir bütün olarak, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek neler başarabileceğini gösterdiği gün olduğunu söyledi.

Ülkenin geleceği, demokrasisi ve bağımsızlığını korumak adına her daim birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye devam edeceklerini belirten Koç, “Biz o gün her anlamda hainliği, alçaklığı gördük ama en önemlisi, milletimizin kahramanlığını, cesaretini gördük, çelik paletlerin karşısında dimdik duran, kurşuna karşı gövdesini siper eden imanın güneş yüzlü çocuklarını gördük.” ifadelerini kullandı.

Çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle devam eden programa, müzik dinletisiyle devam edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının ekranda canlı olarak izlendiği programda, “demokrasi nöbeti” tutuldu.

Ardahan

Ardahan’da Milli Egemenlik Parkı’ndaki program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından dualar edildi.

Vali Hayrettin Çiçek, 15 Temmuz’da hain darbe girişiminde şer odakları ile karşı karşıya kaldıklarını, bugün olayın 8’inci yılını anmak için toplandıklarını dile getirdi.

Anma kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması da canlı olarak izlendi.

Etkinlik, şiir ve ilahi okunması ile video gösterileriyle devam etti.

Sela okunması sonrası katılımcılar “demokrasi nöbeti” tuttu.

Kars

Kars’ta, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yürüyüş düzenlendi.

Kars Kalesi eteklerinde ellerinde 100 metre uzunluğundaki dev bayrakla yürüyüşe katılan vatandaşlar ile askeri birlikler, Atatürk ve Faikbey caddeleri üzerinden polisevi önüne geldi.

“Milletin Zaferi” temalı araç kortejiyle devam programda, Vali Ziya Polat, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın ile protokol üyeleri konvoya katılanları selamladı.

Vali Ziya Polat, tüm şehitleri rahmetle andıklarını ifade ederek, “Hangi oyunu oynuyorlarsa oynasınlar, hangi örgütü gönderirlerse göndersinler, FETÖ’sü, PYD’si, PKK’sı, bu milletin iman ve inancı ilk günkü gibi. Binlerce yıllık devlet anlayışı olan bu millet, gerektiğinde seve seve canlarını vermiştir, vermeye devam edecektir.” dedi.

Milletvekili Adem Çalkın ve Kars Belediye Başkanı Ötüken Senger de konuşma yaptı.

Erzincan

Erzincan’da Kızılay Meydanı’nda düzenlenen programda, Kur’an-ı Kerim okunup, dualar edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka seslenişinin dev ekranda vatandaşlara izletildiği programda, sancak koşusuna katılan sporcular, Türk bayrağını Vali Hamza Aydoğdu’ya teslim etti.

Vali Aydoğdu, burada yaptığı konuşmada, FETÖ’nün 15 Temmuz’da hain bir darbe girişiminde bulunduğunu hatırlatarak, “Milletin iradesini vesayet altına almaya çalışan iç ve dış mihraklar, FETÖ’cü hainler, içerdeki işbirlikçileri ile güç birliği yaparak bizi sindirmeye çalıştılar. Ama bunu bu milletin necip feraseti olduğu müddetçe başaramadılar, başaramayacaklar.” ifadelerini kullandı.

3. Ordu Komutanlığı Bando Takımı ile Erzincan Belediyesi Mehteran Ekibi’nin gösterisi, şiir ve müzik dinletisi ile devam eden program, camilerde sela okunmasıyla sona erdi.

Iğdır

Iğdır’da millet bahçesinde düzenlenen programda, Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi.

Vali Ercan Turan, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’da hain darbe girişiminden bu yana 8 yıl geçtiğini anımsatarak, “O hain gece tüm ülkede olduğu gibi Iğdır’da da milletimiz bir olmuştur. O gün güneyde YPG hain örgütü sınırımıza dayandı, Ermenistan’da tanklar sınırımıza dayandı, Ege’de İngiliz firkateyni Marmaris’e dayandı. Darbe o gün başaralı olsaydı işgal altında olacaktık.15 Temmuz’da aslında bu millet Türkiye Yüzyılı’na geçiş yaptı. Milli Birlik ve Demokrasi Günü diyoruz. O gün milli birliğimizi yurdun her yerinde göstermiş olduk.” şeklinde konuştu.

Programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı konuşma da ekranlardan naklen yayınlandı.

Şiir dinletileri ve ilahilerin okunmasıyla devem eden program, sela okunması ve “demokrasi nöbeti” tutulmasıyla sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programlari-duzenlendi-4/feed/ 0
Bingöl’de ’15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu https://www.haber60.com.tr/bingolde-15-temmuz-demokrasi-ve-birlik-gunu-nobeti-tutuldu/ https://www.haber60.com.tr/bingolde-15-temmuz-demokrasi-ve-birlik-gunu-nobeti-tutuldu/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39746 Ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de hain darbe girişimin 8. yıl dönümünde ’15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu.

15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de il protokolü ve vatandaşlar, demokrasi nöbeti için Hacı Hıdır cami önünde bir araya gelerek Genç caddesi boyunca yürüdü. İl protokolü ve vatandaşlar, demokrasi meydanına ellerinde Türk bayraklarıyla geldi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının ardından Vali Ahmet Hamdi Usta, günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yaptı.

FETÖ’cülerin milletin cesaretini hesaplayamadığını belirten Vali Usta, “Daha birkaç yıl önce, 15 Temmuz 2016 tarihinde, bu milletin imkanları ile palazlanmış FETÖ’cü bir grup; istiklal ve istikbalimize darbe vurmak, Türkiye’yi bölüp parçalamak, ülkede bir iç savaş çıkararak sosyal grupları birbiri ile çatıştırmak, Türkiye’yi terör örgütlerinin barınağı ve uluslararası müdahalelere açık hale getirmek için darbe girişiminde bulundu. 40 yıllık sinsi örgütlenmesi ile suret-i haktan görünen ve muhafazakar Anadolu insanını ‘Allah’ diyerek aldatan FETÖ’cü hainler bir şeyi hesaplayamamıştı. FETÖ’cü hainler bu milletin asil duruşunu, bu milletin cesaretini, ferasetini, birlik ve beraberliğini; kısacası bu milletin özgül ağırlığını hesaplayamamışlardı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘sokakları, meydanları, köprüleri tutun’ talimatını, siyasi parti temsilcilerinin ve kanaat önderlerinin vatandaşları meydanlara davet etmesini hesaplayamamışlardı. “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır/ Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır” diyerek sokaklara, caddelere, meydanlara çıkan cesur Bingöllüler gibi tüm halkımız o gece unutulmaz bir destan yazmış; ezanların susmaması, bayrakların inmemesi uğruna 252 şehit vermiş, 2.194 vatandaşımız da gazi olmuştu. O gece, gökleri onaran mimarın da inayetiyle tarihimize “Milletin Zaferi”; karanlığın, ihanetin, işbirlikçiliğin, hezimeti olarak geçmişti” diye konuştu.

Başkan Arıkan, “Sabahın aydınlığa kavuştuğu çok önemli, unutulmaz bir geceydi”

Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan ise, “15 Temmuz ile başlayan kara bir gece demokrasiye, büyük bir darbenin vurulmaya çalışıldığı ama halkımızın büyük desteğiyle sabahın aydınlığa kavuştuğu çok önemli, unutulmaz bir geceydi. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan o gece canını, malını ve yüreğini ortaya koyan yüce milletimizi büyük bir saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Bugün ihanetin ve aynı gün gelen kurtuluşun ve sonucu çok güzel olan bir günün yıl dönümü. 15 Temmuz sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil aynı zamanda bir milletin iradesine ve bağımsızlığına sahip çıkma kararlılığında da sembolüdür” dedi.

Etkinliğe katılan vatandaşlardan Pınar Hatısaru, “8 yıldır meydanlardayız ve daha nice yıllar meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Rabbim inşallah bundan sonra hainlere fırsat vermesin ve birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun diyorum” şeklinde konuştu.

Programa Vali Usta’nın yanı sıra Belediye Başkanı Erdal Arıkan, İl Jandarma Komutanı Bilgihan Yeşilyurt, İl Emniyet Müdürü Şükrü Orhan, Cumhuriyet başsavcısı Abdullah Sert, BİŞHAK Başkanı Vahap Baysal, 15 Temmuz gazileri Onur Asutay ve Mehmet Akif Özdemir, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. – BİNGÖL

]]>
https://www.haber60.com.tr/bingolde-15-temmuz-demokrasi-ve-birlik-gunu-nobeti-tutuldu/feed/ 0
Kayseri’de ’15 Temmuz Milletin Zaferi Yürüyüşü’ ve anma etkinlikleri yapıldı https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-milletin-zaferi-yuruyusu-ve-anma-etkinlikleri-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-milletin-zaferi-yuruyusu-ve-anma-etkinlikleri-yapildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39725

KAYSERİ’de, ’15 Temmuz Milletin Zaferi Yürüyüşü’ ve Cumhuriyet meydanında anma etkinlikleri düzenlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Bunların, bize karşı yapacakları bu girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görmeleri lazım. Bu hainlerin tabancalarına, tüfeklerine karşı, ezan sesleriyle, selalarla hep birlikte, ‘sıkın ulan’ diyebilmeyi bize Allah müsaade ettiği için ne kadar şükretsek azdır. Bu millet budur, engellenemez, durdurulamaz, durdurulamayacak” dedi.

Kartal Şehitliği’nde vatandaşlar, ellerinde bayraklarla Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe Vali Gökmen Çiçek ile Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da katıldı. Yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda anma etkinlikleri düzenlendi. Burada konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Türkiye büyüyecek. Türkiye güçlenecek. Bunu engelleyemeyecekler. Bunu durduramayacaklar. Buna karşı duramayacaklar. Allah’ın izniyle 85 milyon birlik ve beraberlik içinde ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun için bir gün PKK, bir gün YPG, bir gün DEAŞ bir gün FETÖ devamlı karşımıza engeller çıkardılar, çıkarmaya devam edecekler. Biz de bunlara karşı gerekli mücadeleyi verdik, vermeyi sürdüreceğiz. Bunların, bize karşı yapacakları bu girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görmeleri lazım. Bu hainlerin tabancalarına, tüfeklerine karşı, ezan sesleriyle, selalarla hep birlikte, ‘sıkın ulan’ diyebilmeyi bize Allah müsaade ettiği için ne kadar şükretsek azdır. Bu millet budur, engellenemez, durdurulamaz, durdurulamayacak” diye konuştu.

‘252 ŞEHİDİMİZ VAR’

Sözlerini sürdüren Akar, “252 şehidimiz var, 2 bin 196 yaralımız var. Yaralılarımızın gerçekten her biri bir destan. Bu insanlık dışı vahşeti unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu mücadele sadece devlet tarafından değil, devlet ve millet, güvenlik güçleri ve millet birleşti ve beraber yaptık. Dolayısıyla o gece bütün dünyaya, ordu- milletin özelliğini ve her Türk’ün asker doğduğunu bir daha şanla, şerefle gösterdik” ifadelerini kullandı.

‘KAYSERİMİZİ KARIŞTIRMAYA KALKTILAR’

15 Temmuz’un önemli göstergelerinden birinin de illerde etkinlikler düzenlenmesi olduğunu aktaran Akar, şöyle konuştu:

“Bugün burada ve ülkemizin çeşitli yerlerinde 15 Temmuz’u anma günleri tertipleniyor. Anma günleri maalesef sadece AK Parti’nin ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerlerde yapılıyor. Bu da çok anlamlı ve çok önemli. Bunu biz anlamakta güçlük çekiyoruz. Bunun da halkımız tarafından bilinmesi lazım. Bunlar geçtiğimiz günlerde, Suriyeliler vasıtasıyla İstiklal şehri, huzur şehri, Kayserimizi karıştırmaya kalktılar. Fakat Sayın Valimizin dirayetli, duruşuyla, güvenlik kuvvetlerimizin fedakarhane çalışmalarıyla ve siz halkımızın da devletimizle beraber olmasıyla çok şükür bu belayı kontrol altına aldık. Hiçbir oyuna gelmeyeceğiz. Birliğimizi, beraberliğimizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Özellikle bu sosyal medyadaki teröristlere çok dikkat edeceğiz. Olaylardan sonra alınan bilgilerde, bu işlerin organize olduğu, birtakım istihbarat örgütlerinin bu işin içinde olduğu, Kayserimizi ve dolayısıyla ülkemizi karıştırmak için gayret gösterdikleri de gelen bilgilerden çok açık ve seçik bir şekilde anlaşılmaktadır.”

‘BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ’

Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise “Bu nasıl bir anlayış ki bizim askerimizin şanlı üniformasını giyen hainler, tanklarla, toplarla TBMM’mize, emniyet teşkilatlarımızın binalarını hedef alarak, sivil vatandaşlarımızın üzerine tankları sürerek bu ülkenin insanlarını yok etmeye çalıştılar. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi koruyacağız ve dayanışmamızı sağlayacağız. Birbirimize sahip çıkacağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-milletin-zaferi-yuruyusu-ve-anma-etkinlikleri-yapildi/feed/ 0
Kayseri’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinliği Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39695 Kayseri’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı’nı doldurdu. Kayseri protokolü ‘Demokrasi Yürüyüşü’nde buluşurken, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar da yaptığı konuşmada, “Yapacakları bu tarz girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görecekler” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve diğer protokol üyeleri, Kartal Şehitliği’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar ‘Demokrasi Yürüyüşü’ yaptı. Atlı polislerinde eşlik ettiği yürüyüşte, Türk Bayrakları dalgalandırıldı. Yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’na gelen protokol üyeleri, meydanı dolduran vatandaşları selamladı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda; Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından Kayseri İl Müftüsü Yusuf Akkuş, 15 Temmuz şehitleri için dua etti. Programda açılış konuşması yapan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; “Bundan tam 8 yıl önce bu meydanlarda ellerinde yüzbinlerce Türk bayrağıyla birlikte vatandaşlarımız doldurmuştu. Vatandaşlarımızla bu vatanın bölünmeyeceğini, bu bayrağın inmeyeceğini, bu ezanın dinmeyeceğini, bu salaların susmayacağını haykırmıştık. Sizler iyi ki varsınız. Siz sağduyunun sesisiniz. Siz yerli ve milli anlayışın sesisiniz. Sizler olmazsanız biz olmayız. Sizler olmazsanız Türkiye’miz olmaz. O açından el ele, gönül gönüle vermek suretiyle hep beraber Kayseri’mizin vatan hainlerine karşı gür sesini haykırdınız ve hep beraber o karanlık geceyi aydınlatmak suretiyle, zalimlere ‘dur’ dediniz” ifadelerini kullandı.

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de konuşmasında; “Bundan tam 8 yıl önce memleketimizin istikbalini karartmak istediler. Bundan tam 8 yıl önce bugün milletimizin geleceğini karartmak istediler. Birlik ve beraberliğimizi hedef aldılar. İstediler ki Türkiye’nin yolu kesilsin. İstediler ki büyüyen ve gelişen Türkiye dursun. Bunun için direkt demokrasimizi hedef aldılar. Ancak bu millet çoluğu çocuğu, yaşlısı genciyle bir oldu. Sokakları doldurdu ve bu hainlere alçaklara izin vermedi. O günden beri her sene yıldönümlerinde coşkuyla bir araya geliyoruz. O günün Kayseri için başka bir anlamı vardı. Kayseri’nin 2 yiğit kız evladı Kübra Doğana ve Cennet Yiğit Özel Harekat Binası’nda şehit oldular. Kübra ve Cennet birlikte okumuşlardı. Birlikte Özel Harekata gitmişlerdi. Onlar el ele şehit oldular. Şunu bilsinler ki Kübra’lar ve Cennet’ler her gün bu memlekette binlerce doğuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi bölemeyecekler” dedi.

15 Temmuz’da Türkiye olarak bir bütün halinde darbe girişimine ‘dur’ denildiğini söyleyen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Tarihimize altın harflerle yazılan bir direnişi, bu özel ve anlamlı günü anmak için burada toplanmış bulunuyoruz. Gerçekten bunu hak ediyorsunuz, hak ediyoruz. Hainlere karşı bu emperyalist güçlerin maşalarına, aparatlarına, kuklalarına ve maymunları her zaman olduğu gibi ülkemize karşı üretilen fitne ve fesatlıklar doğrultusunda kendilerince bizim istiklalimize, istikbalimize, demokrasimize hürriyetimize, özgürlüklerimize el koymak için el koymak için bunları önlemek için bunları yok etmek için bir girişimde bulundular. Bunlara karşı hepinizin bildiği gibi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde askeriyle, polisiyle gerçekten vatanına, milletine ve bayrağına inanmış evlatlarıyla bir bütün halinde bu girişime karşı koyuldu ve bunu girişim akamete uğratıldı. Biz bunları milletimizle yaptık, tek başımıza yapmadık. Milletimizin de büyük bir kısmı tek yumruk ve tek yürek olarak bun hainlerin tepesine indi ve onları ezdi” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin büyüyeceğini, güçleneceğini bunu kimsenin engelleyemeyeceğini dile getiren Akar, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Buna karşı duramayacaklar. Allah’ın izniyle 86 milyon birlik ve beraberlik içerisinde ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun için bir gün PKK, bir gün YPG, bir gün DEAŞ, bir gün FETÖ devamlı önümüze engeller çıkardılar. Çıkarmaya devam edecekler. Bizde bunlara karşı gerekli mücadeleyi verdik, vermeyi de sürdüreceğiz. Bunlar bize karşı yapacakları bu tarz girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görecekler. Binlerce yıllık tarihimizden süzülüp gelen milli ve manevi değerlerimiz var. Bunlar doğrultusunda sizden aldığımız güçle bugüne kadar bu mücadeleyi verdik. Bundan sonrada inşallah ölürsek şehit, kalırsak gazi anlayışıyla mücadelemizi sürdürdük, sürdürmeye devam edeceğiz. Özellikle 15 Temmuz gecesi bu hainlere karşı onların tabancalarına tüfeklerine karşı ezan sesleriyle, salalarla hep birlikte ‘sıkın ulan’ diyebilmeyi Allah bize nasip ettiği için ne kadar şükretsek azdır.”

Konuşmaların ardından, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında TÜRKSAT Gölbaşı yerleşkesinde açılan ateş sonucu yaralanan ve gazi olan Bilal Davut Hasetçi vatandaşlara yaşadıklarını anlattı. Şiirlerle devam eden program, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı Koro Şefi Namık Kemal Bilgin’in konseriyle son buldu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında yürüyüş düzenlendi https://www.haber60.com.tr/istanbulda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-yuruyus-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-yuruyus-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39689 İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde Fatih Camii’nden Saraçhane’ye yürüyüş düzenlendi. Çok sayıda vatandaşın Türk bayraklarıyla katıldığı yürüyüşe mehteran takımı da eşlik etti. Saraçhane Parkı’ndaki programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Cennet vatanımızı emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız. Biz bu ülkeyi bırakmayacağız. Ne dün, ne bugün ne de ebediyen” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Fatih Camii’nde toplanan çok sayıda vatandaş, Saraçhane’ye doğru yürüyüşe geçti. İstanbul Valiliği ve Fatih Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen yürüyüşe İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, eşi Sümeyye Bayraktar, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, şehit yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüşe mehter takımı da eşlik etti. Marşlar söyleyen vatandaşların Türk bayraklarıyla gerçekleştirdikleri yürüyüş dron ile havadan görüntülendi.

Selçuk Bayraktar: “Ben böylesine aziz bir milletin ferdi olduğum için büyük gurur duyuyorum”

Yürüyüşe katılan BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, “15 Temmuz, milletimizin egemenliğini ve bağımsızlığını hiçbir şer güce, hiçbir şer odağa teslim etmeyeceğinin en büyük temsili yegane sembolü. Ben böylesine aziz bir milletin ferdi olduğum için büyük gurur duyuyorum. Bu yolda canını gözünü kırpmadan feda etmiş şehitlerimizin ruhları şad olsun. Gazilerimize de minnetle anıyoruz” ifadelerini kullandı.

Sümeyye Bayraktar ise, “Aynı şekilde aynı sebeplerle biz bugünü ve 8 yıl önce yaşananları daha çok anlamalı ve anlatmalıyız. Bizden sonra gelenlerin bu bilinçle ülkelerini savunmaya, korumaya devam etmelerini sağlamak için bu çok önemli diye düşüyorum” ifadelerini kullandı.

Yürüyüşün ardından Saraçhane Parkı’nda program düzenlendi

Ardından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Saraçhane Parkı’nda program düzenledi. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İTO Başkanı Şekip Avdagiç, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar, bazı AK Parti milletvekilleri, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı. Etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da Beştepe’deki konuşması da ekranlara yansıtıldı.

“Cennet vatanımızı emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız”

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan Saraçhane Parkı’ndaki programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Bugün 15 Temmuz’un yıl dönümü. Alçak darbe girişiminin 8. yılında Saraçhane Meydanı’nı dolduran her bir kardeşimi selamlıyorum. Bunu unutmamanız, bunu hatırlamanız, bu ruhu muhafaza etmeniz her şeyden kıymetli. Vatanımızın selameti, milletimizin istiklali uğruna canlarını feda eden şehitlerimize öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman gazilerimize, sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum. O gece, vatanına, devletine, ezanına, bayrağına sahip çıkan, ölümü öldüren hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. Millet olarak çok sınandık, çok badireler atlattık. Öyle zor zamanlardan geçtik ki tüm zorluklara, tüm sıkıntılara kahramanca göğüs gerdik. Adımızı tarihe, şanla ve şerefle yazdık. Gün geldi ‘Çanakkale geçilmez’ dedik. Gün geldi, ‘Sakarya’yı aşılmaz’ kıldık. Dumlupınar’da setleri yıktık, geçtik. İstikbalimizin hedef alındığı 15 Temmuz gecesi hainlerin yüzünde tokat olduk., patladık. Hep birlikte ellerimizde bayraklar, yüreklerimizde imanımızla tek yürek olduk, meydanlara aktık. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisimizde tarihe altın harflerle yazılacak bir duruş sergiledik. Milli iradenin, demokrasinin, vatan ve millet aşkının destanını yazdık. Nice kahramanlık öyküsünün yazıldığı karanlık gece de son sözü toplar, tüfekler değil, iman dolu göğüsler söyledi. Cennet vatanımızı, emperyalistlere teslim etmek için fırsat kollayan hainlere inat, bağımsız Türkiye’den zerre geri adım atmayacağız. Biz bu ülkeyi bırakmayacağız. Ne dün ne bugün ne de ebediyen” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz’da yedi düveli arkasına alan bir ihanet çetesinin 40 yıllık planı bir gecede millet tarafından bozulmuştur”

Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ise yaptığı konuşmada, “Ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için bir dönüm noktası olan 15 Temmuz’un 8. yılında yine aynı duygularla, birlik ve beraberlik ruhuyla 15 Temmuz direnişinin en şanlı meydanlarından bir tanesi olan Saraçhane Meydanı’nda sizlerle bir araya geldik. 15 Temmuz birliğimize, bağımsızlığımıza gasp eden hain darbe girişimini püskürten halkımızın yazdığı bir destan günüdür. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi; 15 Temmuz’da yedi düveli arkasına alan bir ihanet çetesinin 40 yıllık planı bir gecede millet tarafından bozulmuştur. Türkiye2nin dört bir yanında, iç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da ve Marmara’da ay yıldızlı bayraklarıyla sokaklara inen, meydanları dolduran, milli iradeye canı pahasına sahip çıkan tüm milletimizle birlikte bu zafer başarıldı. Vatan ve bayrak denildiğinde hiç tereddüt etmeden, arkasına bakmaksızın ileriye atılan bir milletin her ferdiyle iftihar ediyoruz. 15 Temmuz destanı, milletimizin tarihinde göğsümüzde şeref madalyası olarak taşıyoruz. Hain darbe girişiminin, Ülkece çok büyük kötülükleri atlattık. Din kisvesi altına bürünmüş, milletimizin sinesine çöreklenmiş, gerçek kimliğini amaçlarını gizlemiş FETÖ şebekesinin milletimize verdiği zararları saymakla bitiremeyiz. Milli ve manevi bütün değerlerimize maalesef kara çaldılar. Kutsal saydıklarımızı maalesef ayaklar altına aldılar. Birliğimize ve beraberliğimize kast ettiler. Darbe teşebbüsü kesinlikle bir işgal girişimiydi. Bunu gençlerin unutmaması gerekir. Allah’a yemin olsun ki; emperyalistlerin bu topraklarda oluşturmaya çalıştıkları bu işgali, bu işgale karşı direnişi ve bu şuuru, onları bu topraklardan söküp atma şuurunu hem biz yaşayacağız hem de gelecek nesillere aktaracağız” dedi.

Bilal Erdoğan 15 Temmuz ruhuna vurgu yaptı

Törende bir konuşma yapan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 15 Temmuz ruhunun öneminin altını çizerek, “Türkiye’nin 15 Temmuz’daki mücadelesi gerçekten dün gibi taze. O gün o kalkışmayı yapanlar rezil oldular, kaybettiler. Yanı başımızda kuzeyimizde güneyimizde Ukrayna’da savaş, Gazze’de soykırım devam ediyor. Eğer milletçe o geceki ruhu her gün her ay yaşamazsak ve yaşatmazsak darbe kalkışmasıyla yapmazlar belki ama çocuklarımızın geleceğini çalarlar ki farkında bile olmayız. Onun için çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız. Çocuklarımıza 15 Temmuz, Çanakkale, Gazze dendiği zaman titremesini başarmak zorundayız. 15 Temmuzların unutulmaması şehitlerimizin kanının yerde kalmaması ve o mücadele ruhunun o geceki mücadele ruhunun ilelebet bu topraklarda yaşaması için çocuklarımızı kurtarma seferberliğine hepinizi bu gece davet etmek istiyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-yuruyus-duzenlendi/feed/ 0
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Genç Şehitleri Anma Programı’na katıldı https://www.haber60.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-dr-osman-askin-bak-genc-sehitleri-anma-programina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-dr-osman-askin-bak-genc-sehitleri-anma-programina-katildi/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39596 Gençlik ve Spor Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen ‘Genç Şehitleri Anma Programı’na katıldı. Bakan Bak yaptığı konuşmada, “15 Temmuz’da destan yazan bu millet, içimizdeki hainleri temizledi. Hiçbir ülkede hiçbir millet tanka yumruk atmaz, tankın önüne geçip engellemeye kalkmaz. İşte biz böyle bir milletiz. Aziz Türk milletiyle gurur duyuyorum. Bize ve gençlere düşen görev bu büyük destanı unutturmamak” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde şehit olan gençleri anmak amacıyla Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’da düzenlediği programa katıldı. Gençlerin milli ve manevi değerlerle bütünleşmesi, tarihini yakından tanıması ve 15 Temmuz darbe girişiminin izlerini unutmaması amacıyla her yıl düzenlenen anma programı, hain darbe girişiminin 8. yılında İstanbul Ataköy Uluslararası Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış töreninde konuşan Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz’un destansı bir mücadele olduğunu vurgulayarak “15 Temmuz bir destan, bu destanı yazan aziz milletimizi saygıyla selamlıyoruz. Biz de o zaman parlamentoda görev yapıyorduk. Parlamentoda görev yaparken TBMM’ne de saldırıda bulunuldu, bombalar atıldı. Resimlerde de gördüğünüz gibi Ankara’da, İstanbul’da pek çok ilde hain darbe girişimi içerisinde milletimizin şanlı direnişine şahit olduk. O gün Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara koşan bu aziz millet, bu ülkenin kılcal damarlarına kadar sızan hain terör örgütünü meydanlarda yendi. Belki de dünyadaki darbeler tarihine, demokrasi tarihine en önemli düştüğü notlardan bir tanesi de şu; şöyle söyledi bu aziz millet; ‘Bu ülkeyi kimin yöneteceğine sadece ve sadece ben karar veririm.’ İşte aziz milletin kararı bu” dedi.

“O gün 15 Temmuz’da destan yazan bu millet, içimizdeki hainleri temizledi”

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimde milletin iradesinin galip geldiğini vurgulayan Bakan Bak, “O gün 15 Temmuz’da destan yazan bu millet, içimizdeki hainleri temizledi. Hiçbir ülkede hiçbir millet tanka yumruk atmaz, tankın önüne geçip engellemeye kalkmaz. İşte biz böyle bir milletiz. Aziz Türk milletiyle gurur duyuyorum” diyerek şöyle devam etti:

“Bu millet bu zamana kadar asla ve asla boyun eğmemiştir. Bu coğrafyada bayrak inmemiş, ezan susmamıştır. Hiç kimse bu millete diz çöktürmemiştir. İşte bu millet aziz Türk milletidir. 15 Temmuz bu milletin destanıdır. Bu destanda yer alan şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize uzun ömür diliyoruz, onlarla gurur duyuyoruz ve diyoruz ki; bu aziz millet için çalışmaya devam edeceğiz.”

“Bize ve gençlere düşen görev bu büyük destanı unutturmamak”

Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bu destansı mücadelenin unutulmaması için çalıştıklarını belirten Bakan Bak, “Bu noktada gençlere büyük bir görev düşüyor. Bir şey unutulursa ortadan kalkar. O yüzden bunu gençlerimizin unutmaması lazım, unutturmaması lazım. O yüzden gençlerimiz bu konuları geleceğe taşıyacaklar, sürdürecekler. ve inşallah inanıyoruz ki bu destansı mücadele ilelebet sürdürülecek. Bu noktada gençlik merkezlerimiz, 81 ildeki İl Müdürlüklerimizi ile hepimiz 15 Temmuz demokrasi ve milli birlik günü nedeniyle pek çok aktivite yapıyoruz. Bu milletin zaferidir” diye konuştu.

“Kimsenin dayatmasına, darbe girişimine, yönetimi değiştirme çabasına müsaade etmeyeceğiz”

15 Temmuz gecesi darbe girişimini engellemek için canını feda eden şehitleri anan Bakan Bak, şunları kaydetti:

“Hain darbe girişiminin olduğu gün hayatını kaybeden dostlarımız, kaybettiğimiz büyüklerimiz var, bizim de dostlarımız arkadaşlarımız, Erol Olçok bey ve oğlu. Şahsen tanıdığımız arkadaşlarımız, dostumuz İlhan Varank hocamız. Hepsiyle birer hukukumuz var. Şimdi onlar bu ülke için fedakarlıkta bulundular ve şehitlik mertebesine ulaştılar. Pek çok dostumuz var, hem memleketimizde hem İstanbul’da o gün saraçhaneye giden, köprüde olan yine Ankara’da olan bizzat tanıdığımız insanlar, şehitlerimiz var. Kimsenin dayatmasına, kimsenin darbe girişimine, kimsenin yönetimi değiştirme çabasına müsaade etmeyeceğiz.”

Bakan Bak ve gençler, programın ardından 15 Temmuz fotoğraf sergisini gezdi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-dr-osman-askin-bak-genc-sehitleri-anma-programina-katildi/feed/ 0
Kastamonu’da 15 Temmuz Şehitlerini Anma ve Büyük Hacet Zirve Tırmanışı Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/kastamonuda-15-temmuz-sehitlerini-anma-ve-buyuk-hacet-zirve-tirmanisi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/kastamonuda-15-temmuz-sehitlerini-anma-ve-buyuk-hacet-zirve-tirmanisi-gerceklestirildi/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:33:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39563 Kastamonu’da, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde 50 kişilik grup, 2 bin 587 rakımlı Ilgaz Dağı’nın zirvesine tırmanarak şehitleri andı. Filistin’de yaşanan katliama da dikkat çeken katılımcılar, “Çocukların öldüğü bir dünya istemiyoruz” mesajı verdi.

Kastamonu Valiliği, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğü Kastamonu İl Şube Müdürlüğü ile Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “15 Temmuz Şehitlerini Anma ve Büyük Hacet Zirve Tırmanışı”na katılan vatandaşlar, Kastamonu- Çankırı sınırındaki Ilgaz Dağı’nın zirvesine tırmandı. Tosya ilçesindeki Kösençayırı Göleti’nde kurulan kampın ardından sabah erken saatlerde gazi ve şehit yakınları ile vatandaşlardan oluşan 50 kişilik grup, Ilgaz Dağına tırmanmak için yürümeye başladı. Yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından 2 bin 587 metre yükseklikteki Ilgaz Dağı’nın Büyük Hacet Zirvesine ulaşan grup, saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı’nı okudu.

Filistinliler unutulmadı

Büyük Hacet Zirvesine tırmanan gurup, yıpranan Türk bayrağını yenisiyle değiştirdi. Türk bayrağının açılması ve şehitler için duaların okunmasının ardından etkinlik sona erdi. Etkinlikte İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına da dikkat çekilerek, “Çocukların ölmediği bir dünya istiyoruz” mesajı verildi.

“5 kilometre boyunca 2 bin 587 rakımda bulunan Büyük Hacet Zirvesine tırmandık”

Yürüyüşü koordine eden Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, şehitleri anmak istediklerini belirterek, “15 Temmuz 2024 tarihinde Kastamonu’nun en yüksek dağı Ilgaz’ın en yüksek zirvesi olan 2 bin 587 rakımdaki Büyük Hacet Zirvesine tırmandık. Bugün burada 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla, bu vatan topraklarında hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi anmak için zirve tırmanışı yaptık. Büyük Hacet Zirvesinden bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun diyerek, gazilerimize de sağlıklı uzun ömürler diliyorum” dedi.

Kastamonu Üniversitesi tırmanışı geleneksel hale getirerek 3’üncüsünü düzenlediklerini ifade eden Haberal, “Kastamonu Valiliğimize, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğümüzü, Turizm Fakültemize, Doğa Koruma ve Milli Park Şube Müdürlüğüne, Tosya Off-Road Kulübüne, Tosya’nın Berçin köyü sakinleri ile yaylada bulunan vatandaşlarımıza bizleri yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyoruz. Bu yürüyüş artık geleneksel hale geldi. Bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdik. Bundan sonra da inşallah sonsuza kadar bu anma etkinliklerini yaşatacağız” diye konuştu.

Büyük Hacet Zirvesi tırmanışının üç günlük bir etkinlik sonunda gerçekleştirildiğini söyleyen Haberal, “İki gün önce Kösençayırı Göleti’nde kamp yaptık. Kösençayırı Göleti’ndeki kamp sırasında Büyük Hacet Zirvesine yürüyüş gerçekleştirerek mevcut yol durumlarımızı gözlemledik. Bugün ise sabah saat 10.00’da Kösençayırı Göleti’nden ayrıldık, Tosya’nın Berçin köyü yaylasına kadar geldik. Berçin köyü yaylasından yaklaşın Büyük Hacet Zirvesine 3,5 saatlik bir yolculuk sonunda toplamda 5 kilometrelik bir güzergahtan çıkarak vatansever dostlarımızla birlikte zirveye ulaştık. Şanlı Türk Bayrağımızı göndere çektik. 2 bin 587 metre yükseklikteki anmamızı yaptık, bundan dolayı da gururluyuz” şeklinde konuştu.

“Bizler dimdik durduğumuz sürece hiçbir güç bizleri bu topraklardan söküp atamayacak”

Tosya’dan yürüyüşe katılan Coğrafya Öğretmeni İsmail Şencan ise, “Bulunduğumuz konum bu coğrafyanın en yüksek yeridir. Uludağ’dan daha yüksektir. Uludağ 2 bin 543 metredir, bizim bulunduğumuz yer 2 bin 587 metredir. Böyle bir zirveye çıkmak beni çok mutlu etti. Türk milleti demek asker demektir, devlet demek millet demektir. Bu yüzden böyle zor günlerde Türk milleti bu özelliğini tekrar bizlere gösterdi. Vatanımız bölünmez bir bütündür, bunu 15 Temmuz gecesi tekrar gösterdi” şeklinde konuştu.

İstanbul’dan yürüyüşe katılan Nurullah Emekli ise, “Her zaman 15 Temmuz, Çanakkale Savaşı, Sakarya Meydan Muhaberesi gibi günlerde bu tür zirvelere çıkılması gerekiyor. Çanakkale ve Sakarya Savaşları Türk’ün birliğinin bir simgesiydi, 15 Temmuz ise bunu perçinleyen bir gündür” ifadelerini kullandı.

“Çocukların ölmediği bir dünya istiyorum”

Filistin’deki yaşanan zulmü unutmayan ve çocukların ölmediği bir dünya barışı isteyen Mustafa Kerem Ağaoğlu da, “2 bin 587 metre yükseklikteki Büyük Hacet’in zirvesindeyiz. Burada olmak beni çok mutlu etti. Çünkü 15 Temmuz gecesi, ülkemiz zorluklar yaşadı. Vatan bölünmez, bölünemez. Ben de çocukların ölmesini istemiyorum. Bu zirveden dünyaya haykırıyorum” dedi.

Büyük Hacet Zirvesinden çağrıda bulunan Salih Kemal Çevikoğlu ise, “Savaşların olmadığı, çocukların ölmediği bir dünya istiyoruz” diye konuştu. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber60.com.tr/kastamonuda-15-temmuz-sehitlerini-anma-ve-buyuk-hacet-zirve-tirmanisi-gerceklestirildi/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, 15 Temmuz Anma Programında Konuştu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:30:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39560 Haber: Çağatan AKYOL – Kamera: Mehmet ÇALPAR

(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde 15 Temmuz darbe girişiminin 8’nci yıl dönümü nedeniyle anma programı düzenlendi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan, koşulların oluşmasında ekili olanların, darbecilerin önünü açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumluluklarıyla ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim… Bugün aynı yanlışın farklı boyutlarının tekrarlanma niyetlerini ya da emarelerini görmekteyiz. İktidarı uyarıp eleştirenleri kolayca düşman ve terörist ilan eden akıl, maalesef bizleri sıkıntıya sokmaktadır. Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak bir an önce milletçe, memleketçe, kurumlar ve kurallar ülkesi olmak, demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız” dedi.

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti. İBB’nin Saraçhane’deki merkez binası önünde de bugün anma programı düzenlendi. Şehitler Panosu önünde gerçekleştirilen anmaya CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Meclisi CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, İBB Meclisi AKP Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul ve kurum bürokratları katıldı. Anma töreninde İmamoğlu, Sakalar ve Okul birer konuşma yaptı.

Ülkedeki en kara günlerinden birinin 15 Temmuz olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Bu kara ve acı günde belki de en kanlı noktalarından birisi tam da İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumumuzun önünde, burada yaşanmıştır. Başta burada olmak üzere memleketimizin farklı noktalarında bu hain darbe girişimine karşı mücadele eden, müdahale eden, partili, partisiz, hangi etnik kökenden, hangi inançtan olursa olsun karşı duran her vatandaşımızı buradan saygıyla selamlarken şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize de minnet duyduğumuzu belirtmek isterim” dedi.

“Gazi Meclisimizi bombalayacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütü ile karşı karşıya kalmıştık. Düşünün ki ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Meclisimizi zapt etmeye, ele geçirmeye kalkıştılar” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu amaçla kurumlarımızı, değerlerimizi, vatandaşlarımızı hedef aldılar. Canice, hunharca suçlar işlediler. O gün az önce de ifade ettiğim gibi kahramanca direniş sergileyerek demokrasiye ve milletimin iradesine sahip çıkan o günün o aziz milleti asil karakterini ortaya koymuş ve gerçekten önemli bir mücadele vermiştir. 15 Temmuz, her siyasi görüşten yurttaşımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir. Bu, aslında güçlü bir demokrasi cephesidir. Ortak bir duygu ve iradeyle hareket ederek o günün darbecilerine de geçit vermemişlerdir.

“Gerçeklerden ders çıkartmak asli sorumluluğumuz”

Darbe girişimine karşı tüm siyasi partilerin ortak tavır sergilemesine ilişkin İmamoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsilen tüm partilerin ortak hareket etmeleri, darbeye karşı çok net bir tavır göstermeleri ve aynı şekilde aynı metinle bütün milletimize seslenmeleri de demokrasinin ne kadar zemininin sağlam olduğu ve milletimizin ne denli güçlü bir şekilde sahip çıktığının özetidir. Bunlar elbette tarihimiz açısından da bizler için de hem çok önemlidir hem de değerlidir ancak bazı gerçekleri konuşmak ve bu gerçekler üzerinden de ders çıkartmak asli sorumluluğumuzdur” diye konuştu.

“Darbeci örgüt bir gecede ortaya çıkmadı”

“Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan, koşulların oluşmasında ekili olanların, darbecilerin önünü açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumluluklarıyla ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim” diyen İmamoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hepimiz biliyoruz. 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı. Onlarca yılın ürünüdür. Dolayısıyla o, onlarca yıla geri dönerek bu koşullar nasıl oluştu, memleketimiz böyle utanç verici bir güne acı bir güne ve yüzlerce şehidimizin olduğu bir güne nasıl eriştiğini iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Uzun yıllar bir virüs gibi devletin içerisine yayıldığını hepimiz biliyoruz. Bu süreç boyunca en yüksek makamlardan destek gördüğünü, övgü aldığını hepimiz gördük, yaşadık. Yıllarca bu konuda yapılan sayısız uyarı ve eleştirilere kulaklarını kapayanlar asıl suçluları bir yana bırakıp bunu açığa çıkaran insanlarla uğraştığını, zulüm çektirdiğini, hapse atıldığını hatta ve hatta hayatlarını kaybettiklerini de hepimiz biliyoruz.

“Yapılanmaya dikkat çekenler baskı gördü”

Devlet içindeki bu hukuk dışı yapılanmaya dikkat çekenler, onunla mücadele edenler çok büyük baskılar görmüştür, cezalandırılmışlardır. Bugüne kadar bugün şehitlerimizi andığımız gibi o gün bu uyarıyı yapan insanların ve bu uyarıyı yaparken aynı zamanda zulüm çeken, hatta hayatını kaybeden insanların da anılması, onlara minnet duyulması, hatta onlara zulüm çektirirken buna göz yumanların özür dilemesi gerekmektedir. Bugün aynı yanlışın farklı boyutlarının tekrarlanma niyetlerini ya da emarelerini görmekteyiz. İktidarı uyarıp eleştirenleri kolayca düşman ve terörist ilan eden akıl, maalesef bizleri sıkıntıya sokmaktadır. Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak bir an önce milletçe, memleketçe, kurumlar ve kurallar ülkesi olmak, demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız.

“Devletin dini adalettir”

Hazreti Ali’nin bize emaneti, ‘Devletin dini adalettir’ sözü belki de dünya tarihi var oldukça en mühim tavsiyelerden birisidir. Ben özellikle ifade etmek isterim ki adaletin tesis olduğu, kurulların ve kuralların kurumunun her aşamasının adaletle düzen edindiği bir ortamda biz asla ve asla 15 Temmuz gibi günleri yaşamayız. Tabii ki ben bu talebi yalnızca bir vatandaş olarak değil, 15 Temmuz hain darbe girişiminde çalışanlar arasında şehit ve gaziler vermiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanı olarak da dile getiriyorum. En kalpten duygularımla, en güçlü biçimde, en güçlü ifadelerle dile getiriyorum. Türkiye’yi milletin iradesinin üzerinde bir gücün olmadığı, özgür, demokratik ve kardeşçe yaşamın hakim olduğu bir ülke haline getirmek, 15 Temmuz’un kahramanlarına ve arkada resimlerini gördüğümüz hayatını kaybeden şehitlerimize; orada resmi olmayan bütün hayatını kaybeden şehitlerimize ve bu süreçte uyararak ne yazık ki zulüm görerek ölenlere borçlu olduğumuzu ifade etmek zorundayız.

“Hiçbir güç milletin iradesinin üstünde değildir”

Bu yönde devletimizi kurallarıyla, hukukun üstünlüğüyle, kurumlarının asaletiyle, kurumlara sızma girişimine hep birlikte dik durarak devletin liyakat esası üzerinden yönetilmesiyle bu memleketin ve bu milletin asla bir zümrenin baskısı altında olamayacağını ifade ederek 86 milyon insanımızın eşit hissedarı olduğu bu toprakları doya doya her vatan evladının eşitliği için yaşadığı bir geleceği var etmekle yükümlüyüz. Bu görüşle ve bu bakışla 15 Temmuz şehitlerimizi tekrar rahmet ve minnetle anıyorum. Gazilerimize sağlık ve esenlik diliyorum. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İnancımızı kullanmak isteyenlere de hatırlatıyorum. Devletin dini adalettir. Hiçbir güç millet iradesinin üstünde değildir, olamaz. Bizi birbirimize bağlayan kardeşlik köprülerini sonsuza dek açık ve ayakta kalmasını diliyorum. Allah bize hiçbir zaman 15 Temmuz gibi günler yaşatmasın”

Konuşmaların ardından dualar edildi. Anma, İmamoğlu ile beraberindeki heyetin panoya karanfil bırakmasıyla sona erdi.

Edirnekapı Şehitliği’ndeki anmaya da katıldı

İmamoğlu, Edirnekapı’daki 15 Temmuz Demokrasi Şehitliği’ndeki anmaya da katıldı. İstanbul Valiliği tarafından organize edilen anma töreninde Vali Davut Gül, 1’inci Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile birlikte çok sayıda yurttaş da hazır bulundu. Dualarla başlayan Edirnekapı’daki anma, şehit mezarlarının dolaşılmasıyla ve mezarlara karanfil bırakılmasıyla son buldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/feed/ 0
15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 8. Yılında Anma Programı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:21:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39551 15 Temmuz Hain Darbe Girişimin 8’inci yılında hayatını kaybeden şehitler ve gaziler için İstanbul

Saraçhane’de anma programı düzenlendi.

15 Temmuz hain darbe girişiminin 8.yıl dönümünde hayatını kaybeden şehitler ve yaralanan gaziler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane Binası önünde anma töreni gerçekleştirildi. Anma törenine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin Okul, İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, Daire Başkanları, ilçe belediye başkanları katıldı. Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

“Her daim uyanık olmalıyız ve bu darbeyi unutmamalıyız ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız”

Programda konuşma yapan İBB AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin Okul, erkek, kadın, polis, asker tam 251 şehidin olduğunu belirterek, “Binlerce yaralımız vardı değerli arkadaşlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki, evet bu mekanda ülkesi için vatanı için belediyesini savunmaya gelen 14 vatandaşımız bu mekanda şehit oldu. Yüzlerce vatandaşımız gene bu mekanda gazi oldu yaralandı. Bu hain darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde ilk kez bombalandı. Değerli arkadaşlar milletimizin feraseti ve cesareti ile Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve dik duruşuyla bu hain darbe girişimi engellendi. Cumhurbaşkanımız halkın gücünün üzerinde hiçbir güç yoktur diyerek bu darbe girişimini engel olmuş ve halkımız bu çağrıyla bu hain darbe girişimini engellemiştir. Demokrasisini ve ülkesini sahip çıkmıştır ve bu hain bu topraklarda sonsuza deyin bir daha darbe yapamayacaklarını anlamışlardır. Ama bütün buna rağmen bu kirli oyunlar ülkemiz üzerinde oynanmaya her daim devam edecektir. Bu yüzden bu yüzden millet olarak her daim uyanık olmalıyız ve bu darbeyi unutmamalıyız ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız” dedi.

“Türk milleti egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır”

Anma töreninde konuşan İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, “1921 Anayasası’nda “Hakimiyet bila kayd-u şart milletindir “der. Bugün yürürlükte olan Anayasamızın 6 maddesinde “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” Türk milleti egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağına anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz, denilerek millet iradesini nasıl kullanacağını çok açık kurallara bağlamıştır” şeklinde konuştu.

“15 Temmuz her siyaset siyasi görüşten yurtdışımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir”

Programda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gazi meclisimizi bombalayacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütü ile karşı karşıya kalındığını söyleyerek, “Düşünün ki, ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ diyen meclisimizi zapt etmeye ele geçirmeye kalkıştılar. Bu amaçla kurumlarımızı, değerlerimizi, vatandaşlarımızı hedef aldılar. Canice, hunharca suçlar işlediler. O gün az önce de ifade ettiğim gibi kahramanca direniş sergileyerek demokrasiye ve milletin iradesine sahip çıkan o günde Aziz milletimiz asil karakterini ortaya koymuş ve gerçekten önemli bir mücadele vermiştir. Az önce ifade ettiğim gibi 15 Temmuz her siyaset siyasi görüşten yurtdışımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir. Bu aslında güçlü bir demokrasi cephesidir, ortak bir duygu ve irade ile hareket ederek o günün darbecilerine de geçit vermemişlerdir” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim”

Konuşmasının devamında 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkarılmadığını belirten İmamoğlu, “Ne yazık ki bugün itibariyle 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim. Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan koşulların oluşmasında etkili olanlar darbecilerin önüne açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumlulukları ile ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim. Hepimiz biliyoruz 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı onlarca yılın ürünüdür. Dolayısıyla o onlarca yıla geri dönerek, bu koşullar nasıl oluştu, memleketimiz böyle utanç verici bir güne acı bir güne ve yüzlerce şehidimizin olduğu bir güne nasıl eriştiğini iyi anlamak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

“Bir an önce yargı bağımsızlığını hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız”

Yargı bağımsızlığına dikkat çeken İmamoğlu, “Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak, bir an önce milletçe memleketçe kurumlar ve kurallar ülkesi olmak istiyorsak demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız. Değerli dostlar Hazreti Ali’nin bize emanet ettiği “Devletin dini adalettir” sözü belki de dünya tarihi var oldukça, en mühim tavsiyelerden birisidir. Ben özellikle ifade etmek isterim ki adaletin tesisi olduğu kurulların ve kuralların kurumunun her aşamasının adaletle düzenlediği bir ortamda biz asla ve asla 15 Temmuz gibi günleri yaşamayız” dedi.

Konuşmaların ardından şehitler ve gaziler için dua edildikten sonra anıta karanfil bırakıldı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
Bursa’da Kiracıya İşkence Davası: Kadın Kıyafetleri Giydirip Sosyal Medyada Paylaştılar https://www.haber60.com.tr/bursada-kiraciya-iskence-davasi-kadin-kiyafetleri-giydirip-sosyal-medyada-paylastilar/ https://www.haber60.com.tr/bursada-kiraciya-iskence-davasi-kadin-kiyafetleri-giydirip-sosyal-medyada-paylastilar/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:06:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39536 BURSA’da Mehmet Ö. (37), Ozan U.’nun (33) evinin bir odasını aylık 4 bin liraya kiraladı. Odasında 3 gün kalan Mehmet Ö., eve gelen misafirlerden rahatsız olunca parasını geri alıp, ayrılmak istedi. Para karşılığı cep telefonunu veren Ozan U., 10 gün sonra konuşmak için çağırdığı Mehmet Ö.’ye evinde arkadaşları ile işkence yaptı. Mehmet Ö.’ye kadın kıyafetleri de giydirip, fotoğraflarını sosyal medyadan yayınlayan ve olaya karışan 5 kişi hakkında 2 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tutuklu tek sanık Ozan D. 4’üncü duruşmada tahliye edilirken, ağlayarak ifade veren Mehmet Ö. “Domuz bağı ile bağladılar. İşkenceye devam ettiler” dedi.

Yenişehir ilçesinde gündelik işlerde çalışan Mehmet Ö., Ozan U.’nun Yıldırım ilçesindeki evinin bir odasını aylık 4 bin liraya kiraladı. Evde 3 gün kalan Mehmet Ö., “Buraya çok misafir geliyor” diyerek parasını isteyip evden ayrılacağını söyleyince, nakit parası olmadığını söyleyen ev sahibi Ozan U., alacağına karşılık satması için cep telefonunu kiracısına verdi. İddiaya göre; Ozan U., 10 gün sonra konuşup helalleşmek için evine çağırdığı Mehmet Ö.’yü, arkadaşları Semih S. (34) ve Volkan K. (30) ile ellerini arkadan bağlayıp, demir çubuk ve sopalarla dövdü.

Gürültüyü duyan Ozan U.’nun üst kattan inen babası Osman U.’nun da (66) tokat attığı Mehmet Ö.’ye, 1 gün sonra eve gelen Ozan U.’nun eşi Mine U. da (30) yine iddiaya göre; kadın iç çamaşırı giydirdi. Müzik eşliğinde oynatılıp, fotoğrafları sosyal medyada yayınlanan Mehmet Ö., paylaşımı görüp eve gelen Volkan K.’nin eşi tarafından kurtarılıp, polise teslim edildi. Gözaltına alınan 5 şüpheliden, ev sahibi Ozan U. ile arkadaşları Volkan K. ve Semih S. tutuklandı. Soruşturma sonrası 5 sanık hakkında, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Silah ile birden fazla kişiyle birlikte konutta gece vakti yağma’ suçlarından Bursa 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

‘BENİ ÇOK FENA DÖVDÜLER’

İlk duruşmada, Volkan K. ile Semih S.’nin tahliye edildiği dava ile ilgili yargılamanın devam edildi. Mağdur olarak katıldığı duruşmada ifade veren Mehmet Ö., “Gündelik işçi olarak çalışıyorum. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine tanıştığım sanık ile evinin bir odasını aylık 4 bin liraya kullanmam koşuluyla anlaştık. Eve gelip, gidenin sayısı belli değildi. Rahatsız oldum. 3’üncü gün çıkacağımı söyleyip, paramı istedim. O da nakit olmadığını belirtip, satmam için cep telefonu bana verdi. 10 gün sonra telefon açıp, “Helalleşmek için seninle konuşmak istiyorum” diyerek beni ikametine çağırdı. Ben de gittim. Eve girince iki arkadaşı ile kapıyı kilitleyip, bana saldırdılar. Demir çubuk ve büyük bir sopayla acımasızca vurdular. Beni çok fena dövdüler. Evi bildiğim için tuvaletimin geldiğini söyledim. İzin verdiler. Tuvaletin havalandırma boşluğundan bağırıp, yardım istedim. Sesimi duyuramadım. Bunun üzerine kapıyı kırıp, tuvaletten beni çıkarttılar. Domuz bağı ile bağladılar. İşkenceye devam ettiler” dedi.

‘CANIMI ÇOK YAKTILAR’

Mahkemede ifade verirken ağlayan Mehmet Ö., “Evde kaldığım ikinci gün, Ozan’ın üst katta oturan babası eve gelip, bana iki tokat attı. Sonra da eşi yanımıza gelip, kadın iç çamaşırlarını bana giydirerek, müzik eşliğinde oynatıp fotoğraflarımı çekerek sosyal medyadan paylaştı. Canımı çok yaktılar. Sosyal medyadaki paylaşımı gören sanıklardan Volkan K.’nın eşi eve gelip, beni ellerinden alıp, polise getirdi” diye konuştu. Tutuklu olarak hazır bulunduğu duruşmada savunmasını yapan Ozan U. ise müştekinin gerçekleri söylemediğini belirtip, “Evimin odasını verdiğim Mehmet Ö. telefonumu çaldı. Üstelik bana ve eşime küfretti. Ben de kendisini dövdüm. Olay, bundan ibaret hakim bey” dedi.

‘O ORTAMDA KESİNLİKLE BULUNMAMIŞTIR’

Mine U.’nun “Eve geldiğimde müşteki, kadın iç çamaşırlarını giymişti. Benim olay ile hiçbir alakam yok” dediği duruşmada Semih S.’nin avukatı Canan Kongur, müvekkilinin bu konuyla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Avukat Kongur, “Müvekkilim olay günü ve olay anında müşteki darbedilirken, yine kadın iç çamaşırları giydirilirken ve resmedilirken o ortamda kesinlikle bulunmamıştır. Beraatini istiyorum” diye konuştu.

TUTUKLU TEK SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Osman U. ile Volkan K.’nin de yöneltilen suçlamaları kabul etmediği yargılamada, mütalaa veren savcı, sanıklar hakkında ‘Yaralama’, ‘Tehdit’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından ayrı ayrı 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep etti. Karar aşamasına gelen duruşmayı erteleyen mahkeme heyeti, tek tutuklu sanık Ozan U.’nun da tahliyesini kararlaştırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-kiraciya-iskence-davasi-kadin-kiyafetleri-giydirip-sosyal-medyada-paylastilar/feed/ 0
CHP Milletvekili ve İlçe Başkanı, TÜİK’in Gıda Enflasyonunu Ziyaret Ederek Değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ve-ilce-baskani-tuikin-gida-enflasyonunu-ziyaret-ederek-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ve-ilce-baskani-tuikin-gida-enflasyonunu-ziyaret-ederek-degerlendirdi/#respond Mon, 15 Jul 2024 06:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39473

ZEHRA DEĞİRMENCİ/ SİBEL KAHRAMAN

(BURSA) – CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve Yıldırım İlçe Başkanı İlhami Gün, TÜİK’in gıda enflasyonu güncel fiyatları için semt pazarını ziyaret etti. Öztürk, “Özellikle temel gıda soğana, patatese baktık. 7 lira 70 kuruş denilen patatesin en düşüğü 15 lira. 49 lira denen kuru fasulyenin en ucuz ve düşük kalitelisi 70 lira. Bakıldığında temel gıdayla TÜİK’in açıkladığı birçok sebzede yüzde 70’e, 100’e yakın ciddi bir fark var” dedi.

TÜİK’in yanlış anlaşılmalara neden olduğu gerekçesiyle Nisan 2022’den beri açıklamayı durdurduğu ürün kalemlerinin güncel fiyatlarıyla ilgili yapılan hesaplamanın ardından CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de Bursa’nın Yıldırım ilçesinde Ertuğrulgazi Semt Pazarı’nı ziyaret etti. Öztürk’e CHP Yıldırım İlçe Başkanı İlhami Gün ve ilçe yöneticileri eşlik etti. Öztürk’e, pazar fiyatları konusunda esnaf yurttaşlar dert yandı.

Öztürk’ün ‘Nasılsınız’ diye sorduğu bir yurttaş, “Pahalılık olmasa iyiyiz de pahalı olduğu için iyi değiliz. Bakana göre güllük gülistanlık her şey. Allah sonumuzu hayır etsin” dedi.

TÜİK enflasyonuna göre belirlenen güncel fiyat listesinde 7,76 TL olduğu ifade edilen soğan için Bursalı esnaf en ucuz soğanın kilosunun 17,50 TL olduğunu söyledi. Bir başka pazar esnafı ise haziran ayında 7,76 TL’ye hiç soğan satmadıklarını, şu an 15 TL’nin kendilerini kurtarmadığını ifade etti.

“Vatandaş karpuz alamıyor”

Bir başka yurttaş ise, “Bir insan kaç sene yaşar? 220 senede bir araba alabiliyorsun. Siz ölün de bir şey almayın diyorlar. Çocuğum bir şey alamayacak kardeşim. Türkiye’nin durumu neyse onu güzelce dengeleyecekler. Sen birisine 100 birisine 10 verirsen olur mu” dedi.

Bamya satan pazarcı, “Vatandaş karpuz alamıyor. Bamyanın sezonu ama alamıyorlar. Ben esnaf olmama rağmen bazı ihtiyaçlarımızı tam olarak karşılayamıyorum. Müşterilerimizin çoğunluğu emekli. Onların durumu biraz daha iyi olsa bizde de satış olur” şeklinde konuştu.

TÜİK tarafından hazırlanan güncel fiyat listesinde zeytinyağının fiyatının 113 TL olduğu belirtilmişti. Bursalı esnaf Gemlik zeytinyağının kilosunun 350 TL olduğunu, en ucuz zeytinyağının ise 300 TL civarında satıldığını açıkladı.

“Beğenmedikleri partinin zamanında iki çocuk okuttum”

Pazarda Öztürk’ü gören bir yurttaş ise hayat pahalılığına karşı tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Hayat pahalılığına isyandayım. Emekli maaşlarımız belli. Bundan 20 sene önce ben torunlarıma baktım. Çocuklarımdan para istemeden onlara 6- 7 çeşit meyveden püre yapıp yedirdim. Bu sene ben kendime bir kilo çilek alıp yiyemedim, reçel yapamadım. Bundan daha önce tezgahların en önlerinden istediğim şeyleri alırdım. Şimdi gidip ‘ayrılmış ikinci el şeyleriniz var mı’ diye soruyorum. Beğenmedikleri partinin zamanında ben iki çocuk okuttum. İkisini de borçsuz evlendirdim. Bir tanesine de ev aldım tek bir kişinin çalışmasıyla. Şu anda iki çocuğu olup kirada oturan bir kişinin çalışmasıyla ev alsın da göreyim.”

“Değişim tepedeki gidince olur”

Pazarda esnaflık yapan bir başka yurttaş da “Kök maaş 2 bin 400 lira para verdi. Benim kök maaşım 7 bin 500 TL’ydi. Normalde seyyanen zamla beraber 10 bin lir alıyordum, yine 10 bin verecekler. Şimdi bir dünya emekli isyan ediyor. Değiştirebilir mi, değiştiremez. Tek değişim, tepedeki gider başkası gelir ancak öyle olur. Yapacak hiçbir şey yok. Bu devran, O oradayken enflasyona da satışlara da yapacağı hiçbir şey yok” sözleriyle iktidara isyan etti.

“Pazara gelin, rakamları öyle hesaplayın”

Pazar ziyaretine ilişkin değerlendirmede bulunan Öztürk, şunları söyledi:

“TÜİK verilerinden sonra pazarı gezdik. Özellikle temel gıda soğana, patatese baktık. 7 lira 70 kuruş denilen patatesin en düşüğü 15 lira. 49 lira denen kuru fasulyenin en ucuz ve düşük kalitelisi 70 lira. Bakıldığında temel gıdayla TÜİK’in açıkladığı birçok sebzede yüzde 70’e 100’e yakın ciddi bir fark var. Genel olarak gezdiğimizde hem esnaf hem de halkımız fiyatlardan ve alım gücünün ciddi düşüklüğünden şikayetçi. Pazar yerimiz de genellikle memur, memur emeklisi, emekli ve işçinin olduğu bir bölge. Sınıf olarak ortanın altında, lüks bir semtte değiliz. Fiyatlar genelde en düşük ortalamaya yakın. Tabi herkes sabırsızlıkla emekliye ve asgari ücretliye yapılacak maaşın yeniden değerlendirilip zam beklediğini gördük. Burada TÜİK başkanına bir kez daha sesleniyoruz. Pazara gel, fiyatlara bak, o temel değişimlere göre rakamları hesaplayın. Hesapladığınız her yanlış rakam, milletin emeğinden, emeklinin cebinden çalınan bir paradır. Bunu devam ettirmeyin. Pazara gelin ve fiyatları yerinde kontrol ederek değişimleri doğru yansıtın diye kendilerini bir kez daha uyarıyoruz. Yoksa halkını kandıran, dolandıran TÜİK’ten bir gün gelir o halk hesabını sorar.”

“Pazar yangın yeri”

CHP Yıldırım İlçe Başkanı İlhami Gün ise şu değerlendirmede bulundu:

“Bugün Ertuğrulgazi Semt Pazarı’nı gezdik, tezgahlardaki fiyatları gözlemledik, pazarcı esnafımızın şikayetlerini dinledik. Pazardaki fiyatlarda TÜİK’in tespit ettiği fiyatları karşılaştırdık. Arada çok büyük bir uçurum var. TÜİK’in gıda enflasyonunu tespit ederken gerçekten nereden aldığını çok merak ediyoruz. Öyle bir fiyat varsa pazarda bizi de götürsün, biz de görelim. Pazar yangın yeri. Pazarcı geçen seneye oranla getirdiği ürünü tonaj bazda yarısından daha azını satıyor. Dolayısıyla pazara baktığımızda da çok ciddi bir canlılık yok. Alım gücüyle ilgili çok ciddi bir sıkıntı var. Ülkemizde ciddi anlamda bir işsizlik gerçeğiyle de karı karşıyayız. Emekli 10 bin lira maaş alıp yaşamını sürdüremiyorken, bu hayat pahalılığı karşısında işsiz olan insanlarımızın da hayata tutunabilmeleri, yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri mümkün değil. TÜİK derhal pazarda reel olan fiyatları dikkate alıp buna uygun gıda enflasyonunu tespit etmesi lazım. Özellikle bu ülkede işçi ve emekçilerin zam dönemlerinde TÜİK’in enflasyon oranlarının çok dip yaptığı dönemlerle karşılaşıyoruz. Dolayısıyla gerçek enflasyonu gizlemek suretiyle insanların maaşlarına gelmesi gereken zam oranlarını olumsuz etkiliyorlar. İnsanların hak ettiği alması gereken geliri de bu yöntemlerle çalıyorlar. Açıkçası TÜİK yöneticileri bu ülkedeki insanların cebindeki parayı çalma yöntemleriyle enflasyon tespiti yapıyorlar. Biz bunu şiddetle kınıyoruz ve gerçek enflasyon rakamlarını derhal açıklamasını bekliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ve-ilce-baskani-tuikin-gida-enflasyonunu-ziyaret-ederek-degerlendirdi/feed/ 0
Erkan Baş: “Cumhurbaşkanı’nın Maaşına Otomatik Zam Yapılıyor. https://www.haber60.com.tr/erkan-bas-cumhurbaskaninin-maasina-otomatik-zam-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/erkan-bas-cumhurbaskaninin-maasina-otomatik-zam-yapiliyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 22:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39421 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ONUR DURSUN

(İSTANBUL) – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Bahçelievler’deki bir pazar yerinde yaptığı konuşmada, “Asgari ücretliye 3 lira zam yapmamak için 40 takla atıyor. Emekliye 5 lira daha vermeyelim diye söylemedikleri yalan kalmıyor ama bütün milletvekillerine otomatik zam yapılıyor. Cumhurbaşkanının maaşına otomatik olarak zam yapılıyor. Hem emekli maaşı alıyor hem Cumhurbaşkanı maaşı alıyor, 100 binlerce lira para alıyor. Şurada emekli bir kilo domates alamıyor. Lanet olsun böyle düzene” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul’un Bahçelievler ilçesindeki bir pazar yerini ziyaret etti. Yurttaşlarla ve pazarcı esnafıyla bir süre sohbet eden Baş, pazar yerini gezdikten sonra açıklama yaptı.

“Türkiye’de artık vatandaşın sesini duyurma imkanı kalmadığı için ülkeyi bir yangın yerine çevirmiş olan iktidar; vatandaşın biriken tepkisi, öfkesi, diğer yurttaşlarla buluşup bunların iktidarını tehdit etmesin diye her yeri kapattı” diyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Televizyonlar, gazeteler ülke gerçeklerinden bahsetmiyor. Bu sorunları çözmesi gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi, yani milletin seçip vekillerini gönderdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi de adeta sarayın noterine çevrilmiş durumda. Hiçbir gerçek sorunu, halkın ihtiyaç duyduğu çözümleri gündemine almıyor. Biz Türkiye İşçi Partisi olarak durum ne olursa olsun, bu iktidarın halkı ezen, halkı susturan, halkı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahküm eden politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye devam etmekte kararlıyız. Her ne olursa olsun alışmayacağız, susmayacağız, yılmayacağız, teslim olmayacağız bu iktidara. Bunun yollarını aramaya devam ediyoruz. Eğer Meclis’te bizi konuşturmuyorlarsa, televizyonlarında konuşturmuyorlarsa, gazetelerinde konuşturmuyorlarsa biz de gerekirse kapı kapı gezeriz, gerekirse atölye atölye gezeriz, gerekirse pazara markete tek tek gider, bütün yurttaşlarla onların elimizden geldiğince derdine ortak olmaya çalışız, elimizden geldiğince sözünü yükseltmeye, onun öfkesini, yüreğinden çıkan sesi başka yurttaşlarla buluşturmaya çalışırız.

“Bütün pazarlar müzeye benziyor, insanlar uzaktan tezgaha bakıyor”

Biraz önce pazarı gezdik. Türkiye’deki bütün pazarlarda, gittiğimiz her yerde aynı şeyi görüyoruz. Bir kere pazar, artık alışveriş yapılabilen bir yer olmaktan çıkmış. Vatandaş pazara geliyor bir umut. Acaba evime biraz meyve sebze götürebilir miyim; bu akşam, yarın yiyebileceğimiz bir şeyleri alacak durumumuz var mıdır diye pazara geliyor. İstanbul’un bu belki de gezdiğim 8, 10, 15’inci pazarı. Bütün pazarlar, ayıptır söylemesi, müzeye benziyor. İnsanlar geliyor, uzaktan tezgaha bakıyor. Bütün pazarı geziyor, sonra bir daha geziyor. Sonra şu pazardan çıkan insanlara bakın. Çok büyük bir çoğunluğu eli ya boş gidiyor ya da sadece eli boş gitmesin diye bulduğu en ucuz şey neyse onu da yarım kilo, bir kilo alabiliyorsa alıp bu pazarı terk ediyor. Memleketin geldiği durumu anlamak istiyorsanız buradan bütün siyasetçilere, bütün araştırmacılara, bütün gazetecilere sesleniyorum. Memleketin geldiği durumu anlamak istiyorsanız şu pazarları bir gezin. Pazarda pazarcı esnafı kazanamıyor. Üreten köylü kazanamıyor. Şehirdeki işçi, emekli, memur o da alışveriş yapamıyor.

“6-7 yaşında kardeşlerimiz pazarda çalışmak durumunda kalmış”

Sonuçta gördüğümüz tablo şu; Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık günlerde bir avuç azgın azınlık, bir avuç para babası zengin, her gün daha zengin olurken biz hepimiz yarın, bugünden daha yoksul olacağız. Bugün dünden daha yoksuluz. Elimizde, avucumuzda hiçbir imkanımız kalmamış durumda. Yaz ayları geldi. Ne olması lazım, çocukların tatil yapması lazım ama şurada pazar tezgahını gezin. Her tezgahta ilkokul öğrencisi, ortaokul öğrencisi, gencecik çocuklar… Normalde belki bir yaz okulunda, belki bir kreşte, belki bir parkta, bahçede, ormanda, tatilde olması gereken 6-7 yaşında kardeşlerimiz, 3 kuruş harçlık kazanalım, evimizin ekonomisine birazcık katkımız olsun diye pazar tezgahlarında çalışmak durumunda kalmışlar. Bu ülke 6-7 yaşındaki çocuklarına çocukluğunu yaşatamıyorsa daha neyi tartışıyoruz? Çocuklarımız çocukluğunu bile yaşayamıyorlarsa o ülkede insanların yaşamının nasıl olduğunu tartışmanın bile bir anlamı kalmamıştır. O yüzden açık ve net söylüyoruz. Türkiye’de iktidar tarafından bilinçli olarak sürdürülen bir ekonomik yıkım politikası vardır. Bu iktidarın, Tayyip Erdoğan’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve onların Bakanı Mehmet Şimşek’in uyguladığı ekonomi politikasının özü ve özeti; yoksuldan, emekçiden, halktan alan zenginlere, milyonerlere daha fazla para aktaran bir ekonomik sistemdir.

“Bu sefalet düzenine mahküm değiliz”

Eğer gerçekten çözüm arıyorsak, eğer gerçekten çare arıyorsak yapılması gereken şey; yoksul, emekçi halkın sırtına, boğazına basmak değil, bu ülkenin bütün zenginliklerini hak etmedikleri halde gasp eden zenginlerin artık bedel ödeme zamanı gelmiştir. Yani bu memlekette pandemi oluyor, siz daha zengin oluyorsunuz; ekonomik kriz oluyor, siz daha zengin oluyorsunuz. Milyonlarca insan işsiz kalıyor, siz daha zengin oluyorsunuz. Milyonlarca insan çoluğuna çocuğuna bir kuru ekmek alamayacak hale geliyor. Şurada 8 yaşında çocuklar pazarlarda çalışmak zorunda kalıyor. Şurada tezgah açmak zorunda kalacak. Ondan sonra bir avuç zengin, servetlerine servet katıp yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında bir hayatı devam ettirecekler. Bizim istirahat edemediğimiz yerde zenginler de rahat edemeyecek. Biz dinlenemiyorsak zenginler de evlerinde rahat rahat dinlenemeyecekler. Yani bu adaletsizlik, bu haksızlıkları, bu yolsuzlukları, bu hırsızlıkları artık boğazımıza kadar geldi demiyorum, boyumuzu açtı. Biz bu sefalet düzenine mahküm değiliz. Günde şu pazarda alışveriş yapmaya çalışan, bir kilo domates alırken kırk kere düşünmek zorunda kalan Ahmet abi günde 10-12 saat fabrikada ömür çürütüyor.

“Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz”

İnsanlar 10, 20, 30 yıl çalışıyorlar. Devlete vergilerini, sigorta primlerini ödüyorlar. Ondan sonra yaşları geliyor, sağlıkları el vermiyor. Artık çalışamayacak hale geliyorlar. İnsanları 10 bin liraya mahküm eden utanmazlar yönetiyor bu ülkeyi. Biz buna izin vermeyeceğiz. Her yerde herkesin gözünün içine bakarak söylüyorum. Asgari ücretliye 3 lira zam yapmamak için 40 takla atıyor. Emekliye 5 lira daha vermeyelim diye söylemedikleri yalan kalmıyor ama bütün milletvekillerine otomatik zam maaşı yapılıyor. Bütün bakanlara maaşına zam yapılıyor. Cumhurbaşkanının maaşına otomatik olarak zam yapılıyor. Hem emekli maaşı alıyor hem Cumhurbaşkanı maaşı alıyor, 100 binlerce lira para alıyor. Şurada emekli bir kilo domates alamıyor. Lanet olsun böyle düzene. Bizim bu gerçekleri yurttaşlarla buluşturmamıza, bizim bu gerçekleri her yerde anlatmamıza, bizim çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini bu haramilere yedirmeme mücadelemize tüm yurttaşlarımızın desteğini bekliyorum. Emekliler, asgari ücretliler, alın teriyle yaşayan herkes için söylüyorum. Biz kimseden sadaka istemiyoruz. Biz hakkımız olanı istiyoruz. Hakkımız olanı da söke söke almasını biliriz.

“Kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacak”

Yeter artık. Sanki vatandaşa babasının tarlasından getirdiğini verecekmiş gibi muamele ediyor. Bugün iktidarda olan parti daha kurulmadan önce bu pazarda şimdi iki kilo meyve sebze almak için 1,5 saat gezen amcam fabrikada çalışıyordu, alın teri döküyordu, emek veriyordu, devlete vergisini veriyordu. Bu insanlar yıllarca belki çocuklarından, sevdiklerinden vakit ayırarak fazla mesailer yaptılar. Gündüz, daha güneş doğmadan işine gitti; gece, güneş battıktan sonra evine geldi. Gün yüzü görmeden çalışan insanlardan bahsediyoruz ama bugün bu yaşadığımız, bu bize yaşatılmak istenen hak ettiğimiz değil. O yüzden de söylüyorum. Diyorum ki artık kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak. Biz bu yağma düzenine, bu talan düzenine, bu hırsız düzenine, bu haramilerin düzenine son vermeye geldik. İnanıyorum, hep beraber, el ele, kol kola, omuz omuza, yürek yüreğe duracağız ve bu hırsızların saltanatına son vereceğiz. Artık emekçinin, artık halkın yöneteceği günler gelecek. Ne yaparlarsa yapsınlar biz bu mücadelede kararlıyız. Biz bu mücadelede inatçıyız. Sonuna kadar gideceğiz. Görelim bakalım el mi yaman bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erkan-bas-cumhurbaskaninin-maasina-otomatik-zam-yapiliyor/feed/ 0
Köy Turnuvaları, büyük bir coşkuyla başladı https://www.haber60.com.tr/koy-turnuvalari-buyuk-bir-coskuyla-basladi/ https://www.haber60.com.tr/koy-turnuvalari-buyuk-bir-coskuyla-basladi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:27:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39364 Şehitkamil Belediyesi tarafından düzenlenen Köy Turnuvaları, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın başlama vuruşu sonrası büyük bir heyecan ve coşkuyla başladı. Yılmaz, “Köylerimizin spor faaliyetlerine olan ilgisini artırmak ve onlara bu heyecanı yaşatmak amacıyla bu tür etkinlikleri düzenlemeye devam edeceğiz. Tüm takımlarımıza başarılar diliyorum” dedi.

Turnuvanın ilk gün maçları, Beykent Stadyumu ve M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde oynandı. Maçlar sırasında yüzlerce taraftar, türbinlerden takımlarına büyük bir coşku ve heyecanla destek verdiler. Tribünlerde yaşanan coşku ve renkli görüntüler, unutulmaz anlara sahne oldu.

“Tüm takımlarımıza başarılar diliyorum”

Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, maç öncesinde takımlarla bir araya gelerek başarı dileklerinde bulundu. Yılmaz, köylerin spor tutkusunu pekiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, bu tür etkinliklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini vurguladı. Başkan Umut Yılmaz, “Bu turnuvalar, sadece sporun birleştirici gücünü göstermekle kalmayacak, aynı zamanda köylerimiz arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını da pekiştirecektir. Spor, toplumumuzun her kesiminde olduğu gibi gençlerimizin ve çocuklarımızın hayatında da son derece önemli bir yere sahiptir. Spor sayesinde, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştiriyor, disiplinli ve takım ruhuna sahip bireyler yetiştiriyoruz. Sporun bu olumlu etkilerini göz önünde bulundurarak, köylerimizin spor faaliyetlerine olan ilgisini artırmak ve onlara bu heyecanı yaşatmak amacıyla bu tür etkinlikleri düzenlemeye devam edeceğiz. Bugün burada gördüğümüz coşku ve heyecan, aslında sporun ne kadar güçlü bir bağ kurma aracı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Tribünlerde toplanan yüzlerce taraftarın takımına verdiği destek, bu turnuvaların amacına ulaştığını gösteriyor. Köylerimiz arasındaki bu dostane rekabet ve dayanışma ruhu, gelecekte de devam edecek ve toplumsal bağlarımızı daha da güçlendirecektir. Saha içinde ve dışında sergilenen sportmenlik ve dostluk, turnuvalarımızın gerçek ruhunu yansıtıyor. Tüm takımlarımıza başarılar diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Kıyasıya mücadele edildi

Açılış maçında Beykent Stadyumu’nda saat 17.00’de Bilek ile Dımışkılı karşı karşıya geldi. Aynı gün ve aynı saatte M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde ise Göksüncük ile Battal mücadelesi yaşandı. Bu iki maçın hemen ardından, saat 18.20’de Beykent Stadyumu’nda Dündarlı ile Aşağı Arıl, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde ise Bayatlı ile Bağbaşı sahaya çıktı. Saat 19.40’ta Beykent Stadyumu’nda Bedirkent ile Erikli, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde Cerit Yeniyapan ile Aktoprak kozlarını paylaştı. İlk günün son maçları ise saat 21.00’de Beykent Stadyumu’nda Yalangoz ile Beylerbeyi, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde Kızık Hamurkesen ile Uğruca arasında oynandı.

Heyecan kaldığı yerden devam edecek

Turnuvanın ikinci gününde, 14 Temmuz 2024 Pazar günü, yine heyecan dolu maçlar izlenecek. Günün ilk maçları saat 17.00’de Beykent Stadyumu’nda Atabek ile Tekirsin, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde Köksalan ile Akçaburç arasında yapılacak. Saat 18.20’de Beykent Stadyumu’nda Sofalıcı ile Dülük karşılaşırken, saat 19.40’ta Beykent Stadyumu’nda Karacaburç ile Serintepe, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde ise Çaykuyu ile Karasakal mücadele edecek. İkinci günün son maçları saat 21.00’de Beykent Stadyumu’nda Akçagöze ile Öğümsöğüt, M. Hayri Özkeçeci Spor Kompleksi’nde ise Yayıktaş ile İncesu arasında oynanacak. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/koy-turnuvalari-buyuk-bir-coskuyla-basladi/feed/ 0
15 Temmuz şehidinin 5 yaşındaki yeğeni de dayısı gibi polis olmak istiyor https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39352 15 Temmuz şehidinin 5 yaşındaki yeğeni de dayısı gibi polis olmak istiyor

Fatih Dalgıç’ın annesi 8 yıldır oğlunun acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi

Şehit yeğeni 5 buçuk yaşındaki Buğra Bulut:

“Her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum”

“Fatih defnedildikten sonra doktorluğu kazandığı sonuçlar açıklandı”

ESKİŞEHİR – 15 Temmuz 2016 yılında yapılan hain darbe girişimi esnasında girdiği çatışmada şehit olan Fatih Dalgıç’ın annesi, oğlunun acısını ilk günkü gibi taze odluğunu söylerken, torunu Buğra Bulut ise dayısı gibi polis olmak istediğini belirtti.

Fetullahçı Terör Örgütü tarafından 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişimi esnasında, koruma görevi için İstanbul’da bulunan polis memuru Fatih Dalgıç, arkadaşlarına yardım için gittiği Çengelköy’deki Polis Merkezi Amirliği’nde girdiği çatışmada şehit düşmüştü. 8 yıl önce gerçekleşen hain darbe girişimi esnasında şehit düşen Eskişehir’in Çifteler ilçesine bağlı kırsal Alikan Mahallesi’ne nüfusuna kayıtlı Fatih Dalgıç’ın annesi Asiye Dalgıç, yaşadığı acının hala taze olduğunu anlattı. Anne Dalgıç, İstanbul’da görevini tamamladıktan sonra izne ayrılan ama buna rağmen arkadaşına yardıma koştuğu esnada şehit düşen Fatih Dalgıç’ın, eşyalarını ve fotoğraflarına sık sık bakarak özlem gidermeye çalıştığını söyledi. Asiye Dalgıç’ın 5 buçuk yaşındaki torunu Buğra Bulut ise dayısı Fatih Dalgıç gibi polis memuru olmak istediğini belirtti.

“Ben her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum”

Oğlunun şehadeti ile gurur duyduğunu fakat acısının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Asiye Dalgıç, “Oğlum İstanbul’daydı. O gün çok değişikti, içimde çok acı verdi. Çocuklar anne gel televizyonda darbe var dediler, çocuklar kalbim sıkışıyor dedim, televizyona bakmadım. Sabah da amcası çocukları tek tek aradı yoklamak için arkadaşı fatih yaralı dedi. Yaralı deyince onlar gittiler almaya. Yaralı değilmiş hastanede vefat etmiş. Bir yandan gurur duyuyorum Allah da ona göre sabrını veriyor. Çok acı bir şey Allah düşmanıma yaşatmasın bu acıyı. İlk gün ki gibi o acıyı yaşıyorum. Bir hafta önceden bu acı içime çöküyor. Çok zor, anlatılacak gibi değil. Polislik fotoğrafları var. Onlar öbür evimde getirmedim fotoğraflarını. Her gün açıp bakıyorum. Her gün benimle yaşıyor, ben her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum” dedi.

“Doktorluğu kazandığı sınavın sonucunu göremedi”

Oğlunun doktor olmak için sınav verdiğini ve şehit düştüğü için kazandığı sınavın sonuçlarını göremediğini belirten Anne dalgıç şöyle devam etti:

“Cuma günü saat 3 gibi, “Anne seni öyle bir yaşatacağım ki aklın hayalin durur” dedi. “Ben doktor oldum pazartesi günü sonuçlar açıklanacak” dedi. Darbeden bir gün önceydi. “Tamam oğlum” dedim. Ama gece bu olay yaşandı. Sınavı verdi doktorluğu kazanmıştı. Fatih defnedildikten sonra pazartesi sonuçlar açıklandı. Küçük kardeşide Ankara’da polisti, “Cumartesi sende gel, anneme sürpriz yapalım” demişler. Bana sürpriz yapacaklarmış, bana tam sürpriz oldu.”

“Dayım gibi polis olmak istiyorum”

Dayısı gibi polis olmak istediğini belirten 5 buçuk yaşındaki Buğra Bulut, “5 buçuk yaşındayım. Büyüyünce polis olmak istiyorum. Hırsızları yakalayabileyim diye. Dayım gibi polis olmak istiyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/feed/ 0
Ayvalık’tan Midilli’ye gitmek isteyenler uzun kuyruklar oluşturdu https://www.haber60.com.tr/ayvaliktan-midilliye-gitmek-isteyenler-uzun-kuyruklar-olusturdu/ https://www.haber60.com.tr/ayvaliktan-midilliye-gitmek-isteyenler-uzun-kuyruklar-olusturdu/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39164

BALIKESİR’in Ayvalık ilçesindeki Deniz Hudut Kapısı’nda, hafta sonunu resmi tatil olan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’yle birleştirerek tatil için Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmek isteyenler, uzun kuyruklar oluşturdu. 3 gün içinde Midilli Adası’nı ziyaret edeceklerin sayının 5 bini geçmesinin beklendiği bildirildi.

Hafta sonuna denk gelen 13 ve 14 Temmuz’u, resmi tatil olan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile birleştirenler 3 günlük tatil fırsatına kavuştu. Tatilini Yunanistan’ın Midilli Adası’nda geçirmek isteyenler Ayvalık’a akın etti. İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Muğla, Balıkesir, Manisa ve Kocaeli gibi büyükşehirlerden gelen tatilciler, Ayvalık Deniz Hudut Kapısı önünde kuyruklar oluşturdu. 3 günlük tatil süresince Ayvalık ile Midilli arasında karşılıklı seferler düzenleyen 4 firmaya ait feribotların günde karşılıklı dörder sefer yapacakları bildirildi. Sabah ve öğle saatlerinde kalkan feribotlar yolcuların yanı sıra özel araçları da taşırken, her feribotun dolu gidip dolu geldiği öğrenildi. 3 günlük tatilin ilk gününde 2 bin kişinin Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçtiği bildirildi. Tatil süresince bu sayının 5 bini aşması bekleniyor. İstanbul’dan gelen tatilcilerden Hasan Sekizkenar, Midilli’deki fiyatların Türkiye’ye göre daha uygun olduğunu ve yemekler başta olmak üzere hizmet kalitesinin daha yüksek olması nedeniyle 3 günlük tatil tercihini bu yönde yaptığını söyledi.

‘YUNAN ADALARINA SON ZAMANLARDA CİDDİ BİR TALEP VAR’

Ayvalık ile Midilli Adası arasında feribot işletmeciliği yapan bir firmanın sahibi Ali Jale ise 15 Temmuz tatili nedeniyle ciddi bir yoğunluğun olduğunu belirterek, “Bu durum hafta sonu ile pazartesi günün de tatil olmasının yanı sıra içinde bulunduğumuz yaz sezonunun da etkisiyle ortaya çıktı. Bugün bizim kendi firmamıza ait gemimizde bin kişi karşıya geçecek. Bu 15 Temmuz periyodu boyunca da 4-5 bin kişinin Midilli ‘ye geçmesini bekliyorum. Yunan adalarına son zamanlarda ciddi bir talep var. Kapıda Kolay Vize’nin olması da bu talepte bir etken. Bugün yine 300 ile 400 civarında vatandaşımız bu uygulamayla Midilli’ye geçmiş olacak” dedi.

‘ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR MEYVESİNİ VERMEYE BAŞLADI’

Talepten memnun olduklarını belirten Jale, “Ancak şunu da belirtmek isterim ki; bu talebin oluşmasında biz ve bizimle birlikte Midilli -Ayvalık arasında seferler düzenleyen firmaların da etkisi büyük. Çünkü hepimiz dolu-boş gözetmeksizin her gün 6- 7 sefer düzenliyoruz. Bu seferlerin bazıları 300 kişi ile bazen de 10 kişi ile olabiliyor. Ama biz 12 ay süresince bu sefer programımızı sürdürdüğümüz için artık insanlar Midilli Adası’na ne kadar kolay gidilebileceğini de biliyorlar. Dolayısıyla bu talebin yoğunlaşmasını yavaş yavaş bizim gibi firmalarla birlikte temeller atarak oluşturduk. Şimdi ise attığımız bu adımlar meyvesini vermeye başladı. Tatilcilerimiz; Midilli Adası’nın hizmet kalitesi, gastronomi açısından iyi bir noktada olması, alacakları hizmetin karşılığının verdikleri parayla orantılı olmasından ve pek çok vatandaşımız Schengen vizesi alamamalarından dolayı adayı tercih ediyorlar” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayvaliktan-midilliye-gitmek-isteyenler-uzun-kuyruklar-olusturdu/feed/ 0
Down sendromlu genç, nadir görülen bir hastalıktan kurtuldu https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-genc-nadir-gorulen-bir-hastaliktan-kurtuldu/ https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-genc-nadir-gorulen-bir-hastaliktan-kurtuldu/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:09:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39107

İZMİR’de, 2 yıl boyunca öksürük ve kusma şikayeti görülen ve beslenmeyle ilgili problem yaşayan down sendromlu Nazife Nazlı Aksu’ya (18), nadir görülen bir tür yutma bozukluğu olan ‘akalazya’ hastalığı teşhisi konuldu. Aksu, Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM)yöntemiyle uygulanan operasyonla sağlığına kavuştu. Aksu’nun annesi Seçilay Aksu (45), “Şimdi yemesi çok iyi. Sonunda her istediğini yiyebilecek” dedi.

Bursa’da yaşayan memur Tuncer Aksu (50) ve ev kadını eşi Seçilay Aksu’nun (45) 3 kız çocuğundan en büyüğü Mehmet Torun Özel Eğitim Meslek Okulu öğrencisi Nazife Nazlı Aksu, 2 yıl önce öksürük ve kusma şikayetleri yaşamaya başladı. Çift, birçok kez kızlarını hastaneye götürdü. Nazife Nazlı Aksu’ya, reflü ve gastrit teşhisi konuldu ve tedavi uygulandı ancak buna rağmen şikayetleri geçmedi. Önce Bursa, sonra Ankara’da hastaneye götürülen Aksu’ya yapılan testler sonunda hastalığın ‘besinlerin yutulması işlevinde rol alan kasları kontrol eden sinir hücrelerinin bozulmasından veya kaybından kaynaklanan bir hastalık’ olan ‘akalazya’ teşhisi konuldu. Nazife Nazlı Aksu, İzmir’e, Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. 8 Temmuz’da hastaneye yatan Aksu, ertesi gün operasyona alındı. Gastroenteroloji Kliniğinden Doç. Dr Süleyman Günay, POEM yöntemiyle başarılı bir operasyon gerçekleştirdi. Şikayetlerinden kurtulan Aksu, 12 Temmuz’da taburcu edildi.

‘100 BİNDE 1 İLA 5 ORANINDA RASTLANAN BİR RAHATSIZLIK’

Süreçle ilgili bilgi veren Doç. Dr. Süleyman Günay, “Hasta, Ankara’dan sevk edildi. Hastalığı, ‘akalazya’ dediğimiz bir tür yutma bozukluğu. Çok nadir bir hastalık. 100 binde 1 ila 5 oranında rastlanıyor. Yemek borusundaki kasların koordineli çalışamamasından kaynaklanıyor. Nadir bir hastalık olduğu için hekimler tarafından iyi tanınamayabiliyor. Bunun yüzünden hastalar, uzun süre başka teşhisler altında takip edilebiliyor. Mesela reflü, gastrit ya da psikiyatrik bozukluk gibi. Kızımız ikinci yılında tanı almış. Bazı hastalarda 20 yıl, bazılarında 10 yıl tanı alması sürebiliyor. Ama hastalara, ortalama 3- 5 yılda teşhis konuyor. Nazlı için 2 yıl mükemmel bir süre. Bu da Nazlı’nın ne kadar akıllı bir kız olduğunu gösteriyor. Çok güzel ifade etmiş şikayetlerini. Annesine demiş ki şurada yemek takıldı bana su ver. Sonra su içiyor. Eğer takılmaya devam etmişse gidip kusuyor. Bunların hepsini annesine çok güzel ifade etmiş. Çoğu hasta bunu o kadar güzel ifade edemiyor. O yüzden hekimlerin kafası karışabiliyor” dedi.

‘DÜN YEMEĞİNİ YEMİŞ VE ÇOK MUTLU’

Nazife Nazlı Aksu’nun operasyona alındığını belirten Doç. Dr. Süleyman Günay, “Hastalığın tedavisi için çeşitli uygulamalar olabiliyor. Cerrahi, balon, botoks yöntemi uygulanabiliyor. Bir de POEM dediğimiz uygulama var. Japonya’da geliştirilen bir yöntem. Ben de zaten Uzak Doğu’ya gidip 2 ay kadar eğitim aldım. Döndükten sonra bu işlemi yaklaşık 8 yıldır hastanemizde başarılıyla yapıyoruz. Endoskopiyle yemek borusunun içerisine girilip oradaki çalışmayan kaslar kesiliyor. İşlemin kendisi yaklaşık yarım saat sürüyor. İlk gün hasta yemek yemiyor. Ertesi gün su ve çorba içmeye başlıyor. Genelde 2’nci veya 3’ncü gün taburcu ediyoruz hastayı. Nazife Nazlı Aksu’nun sağlık durumu çok iyi. Dün yemeğini yemiş ve çok mutlu” dedi.

‘ARTIK HER İSTEDİĞİNİ YİYEBİLECEK’

Seçilay Aksu ise, “Kızım özel bir çocuk. Hastalığı 2 yıl önce başladı. Hastalığı için reflü ve gastrit dendi. Onun ilaçlarını kullandık. Ama geçmedi. Başka doktorlara götürdük. Yine reflü ve gastrit teşhisi konuldu. Başka bir yere daha götürdük. Aynı teşhisler kondu. Yediklerine çok dikkat ettik. Hep doğal besledim. Ama geçmiyordu rahatsızlığı. Gece çok sık öksürükler başladı. Hiç uyuyamadı. Uyumadan sabah yapıyordu. Öksürüyor, kusuyordu. Yediğini çıkarıyordu. Doğal beslememe rağmen yine de yediklerini çıkarıyordu. Sonunda yapılan testlerde akalazya olduğu ortaya çıktı. Şimdi yemesi çok iyi. İki kaseye yakın yoğurt yedi. Çok mutlu oldum. 2 yıldır uğraşıyorduk. Sonunda her istediğini yiyecek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-genc-nadir-gorulen-bir-hastaliktan-kurtuldu/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 15 Temmuz’u anlattı https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-15-temmuzu-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-15-temmuzu-anlatti/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38931 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, cuma hutbesinde 15 Temmuz vurgusu yaparak, “Devletimizin ve milletimizin her alanda güçlenmesinden, birliğinden, beraberliğinden rahatsız olan küresel şer odaklarının ve başka terör yapılarının da desteğiyle 15 Temmuz işgal girişimine kalkışan FETÖ, inancımızı, ibadetlerimizi, milli ve manevi değerlerimizi istismar etmiş, istiklalimizi ve istikbalimizi hedef almıştır” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş, Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde ’15 Temmuz: Milletimizin Destansı Zaferi’ başlıklı hutbe irad etti, ardından cuma namazı kıldırdı. Cuma hutbesinde 15 Temmuz vurgusu yapan Erbaş, “Önümüzdeki pazartesi günü Yüce Rabbimizin yardımı, devletimizin dirayeti, milletimizin cesaretiyle küresel şer odaklarına ve onların taşeronluğunu yapan FETÖ’ye karşı elde ettiğimiz destansı zaferimizin sekizinci yıl dönümüdür. Bizler, tarihin her döneminde olduğu gibi 15 Temmuz gecesinde de kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir kez daha omuz omuza verdik elhamdülillah. Minarelerden yankılanan salalar eşliğinde birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hep birlikte meydanlara akın ettik. İstiklal şairimizin, ‘Asım’ın nesli, diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ mısralarında ifade ettiği gibi vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanmak istenen kirli oyunları hep birlikte boşa çıkardık. 15 Temmuz, aziz milletimizin hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeyeceğinin, zalimin karşısında asla eğilmeyeceğinin son örneğidir. 15 Temmuz, azmin ve cesaretin zillete ve korkaklığa galebe çaldığı şanlı bir direniştir. Devletimizin ve milletimizin her alanda güçlenmesinden, birliğinden, beraberliğinden rahatsız olan küresel şer odaklarının ve başka terör yapılarının da desteğiyle 15 Temmuz işgal girişimine kalkışan FETÖ, inancımızı, ibadetlerimizi, milli ve manevi değerlerimizi istismar etmiş, istiklalimizi ve istikbalimizi hedef almıştır. Suret-i haktan görünerek vatanımızın, devletimizin bekasına, milletimizin canına kastetmiştir. Yüce dinimiz İslam’ın en temel kavramlarını kendi çıkarları için kullanmıştır. Gençlerimizi ailelerinden koparmak; kalplerinden vatan sevgisini, millet olma şuurunu, ümmet olma bilincini söküp atmak için her türlü hile ve tuzağa başvurmuştur” ifadelerini kullandı.

Salı gününün 10 Muharrem aşura günü olduğuna dikkati çeken Erbaş, “Peygamber Efendimiz (s.a.s), aşura gününü içine alacak şekilde bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla iki gün oruç tutmayı bizlere tavsiye etmiştir. Aşura, aynı zamanda Peygamber Efendimizin (s.a.s) ‘dünyadaki çiçeğim, reyhanım’ diyerek sevdiği, cennet gençlerinin efendisi olarak övdüğü torunu Hz. Hüseyin Efendimizin ve çoğu Ehl-i Beyt-i Mustafa’dan olan 70’den fazla Müslüman’ın Kerbela’da şehit edildiği gündür. Üzerinden asırlar geçse de bu elim hadisenin acısı hala taptazedir ve hala yüreğimizdedir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın ciğerparesine bu zulmü reva görenler ise Ümmet-i Muhammed’in maşeri vicdanında mahkum olmuş ve olmaya da devam edecektir” diye konuştu.

“90 bin camimizde, 30 bin kadar Kur’an kursumuzda öğrencilerimiz Kur’an ve temel dini bilgiler eğitimi alıyor”

Çocukları ve gençleri Kur’an-ı Kerim ve sünnet ışığında sağlıklı, dengeli ve şeffaf bir din eğitimiyle buluşturma çağrısı yapan Erbaş, “Bunun için elimizdeki fırsatları değerlendirelim. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bunun gayreti içerisindeyiz. Din hizmetleri ve eğitim hizmetlerini ülkemizin her yerinde en doğru ve en verimli bir şekilde yapmak için başkanlığımızın bütün birimlerinin, 81 il müftülüğümüz ve 922 ilçe müftülüğümüz rehberliğinde 150 bini aşkın hocamızla, dini yayınlarımızla, kitaplarımızla, dergilerimizle, Diyanet televizyonumuz ve Diyanet radyolarımızla, dijital yayınlarımız ve dini bilgilendirme içerikli sosyal medya mecralarımızla büyük bir gayretin içerisindeyiz. Kur’an kurslarımızda 4-6 yaş grubundan itibaren her yaştan vatandaşımıza Kur’an ve sünnet çizgisinde doğru dini bilgiyi ulaştırmaya çalışıyoruz. İşte şu an 90 bin camimizde, 30 bin kadar Kur’an kursumuzda, yaz Kur’an kurslarında milyonlarca çocuğumuz, öğrencimiz Kur’an ve temel dini bilgiler eğitimi alıyor. Onlara dinimizin inanç, ibadet ve ahlak ile ilgili esaslarını öğretiyoruz. Bu vazife Rabbimiz tarafından bütün Müslümanlara verilmiştir” şeklinde konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-15-temmuzu-anlatti/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Refakatçi Evi ile Hasta ve Hasta Yakınlarına Ücretsiz Konaklama Hizmeti Sunuyor https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-refakatci-evi-ile-hasta-ve-hasta-yakinlarina-ucretsiz-konaklama-hizmeti-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-refakatci-evi-ile-hasta-ve-hasta-yakinlarina-ucretsiz-konaklama-hizmeti-sunuyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 08:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38548 Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik hizmetlerinden biri olan ve ‘Dosthane’ adıyla hayata geçirilen ücretsiz Refakatçi Evi’nde, bugüne kadar 3 bin 500 kişi misafir edildi. Refakatçi Evi sakinlerinden emekli müfettiş ve ressam Halit Şahin, vatandaşların en zor gününde yanında olan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etmek amacıyla portresini çizdi.

Mersin’de uzak ilçelerden ve kırsal mahallelerden merkezdeki hastanelere gelen vatandaşların kalacak yer sorununa çözüm olan proje sayesinde, hasta ve hasta yakınlarının bu ihtiyacı sorun olmaktan çıktı. Refakatçi Evi, açıldığı 2021 yılı Ocak ayından bu yana 3 bin 500’den fazla hasta ve hasta yakınına hizmet verdi.

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürütülen Refakatçi Evi projesi ile kamu ve üniversite hastanelerinde tedavi görmek için uzak ilçelerden gelen hastaların ve yakınlarının konaklama sorunu tarih oldu. Onkoloji tedavisi gören hasta ve yakınlarının 45 gün, diğer hastalıklar sebebiyle tedavi görenlerin ve refakatçilerinin ise en fazla 30 gün süreyle ücretsiz konaklama yapabildiği Refakatçi Evi’nde, konaklama süresi boyunca sabah kahvaltısı, akşam yemeği, psikolojik danışmanlık hizmetinin yanı sıra hastaların hastaneye ulaşımları da Mersin Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği servisler ile ücretsiz bir şekilde yapılıyor.

“Vatandaşlarımız burada güvenli ve huzurlu bir şekilde konaklayabiliyor”

Hasta ve hasta yakınlarının geri dönüşlerinin çok olumlu olduğunu vurgulayan Refakatçi Evi Sorumlusu Dila Yumuşak, “Misafirlerimiz buradan çok memnun ayrılıyorlar. Aileleri, akrabaları bile olsa uzun süreli olarak yanlarında kalamadıklarını söylüyorlardı. Burada ise güvende ve huzurlu bir şekilde konaklayabildiklerini söylüyorlar. Herhangi bir sorunla karşılaşırlarsa bizden yardım ve destek alabiliyorlar. Geri dönüşlerin hepsi çok olumlu, çok memnunlar, çok mutlular. Aynı zamanda kendi aralarında da çok güzel iletişim içerisinde oluyorlar. Daha sonra da görüşmeye devam edebiliyorlar” dedi.

“Hiçbir misafirimiz sokakta, hastane bahçesinde kalmasın istiyoruz”

Ocak 2021’den bu yana 3 bin 500’den fazla kişiyi misafir ettiklerini söyleyen Yumuşak, “Taleplerimiz her geçen gün daha da artıyor. Ne kadar fazla misafirimize ulaşabilirsek, ne kadar fazla misafirimizi bu hizmetten faydalandırabilirsek o kadar güzel olur. Hiçbir misafirimiz sokakta kalmasın. Hiçbir misafirimiz hastane bahçesinde yatmasın. Çünkü Mersin Büyükşehir Belediyesi onlara zaten güvenli bir ev imkanı sunuyor” diyerek, ‘Alo 185’ üzerinden ihtiyacı olan herkesin bu hizmetten yararlanabileceğini duyurdu.

Ressam Şahin, hizmetlerinden dolayı Başkan Seçer’in portresini çizdi

Refakatçi Evi’nden faydalanan hastalardan birisi olan emekli müfettiş ve ressam Halit Şahin de hizmetlerden çok memnun olan kişilerden birisi. 38 gün boyunca ışın tedavisi görmek için Mut’tan Mersin’e gelen ve kalacak yeri olmadığından dolayı ‘Dosthane’de kalan Şahin, kişilerin en zor gününde yanında olan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etmek amacıyla portresini çizdi.

38 gün süren ışın tedavisi aldığını ve tedavinin sonuna yaklaştıklarını da müjdeleyen Şahin, Refakatçi Evi’ni hastanedeki çalışanlardan duyduğunu ve müracaat etmesinin hemen ardından arandığını vurguladı. 38 gün kimseye yük olmak istemediğini söyleyen Şahin, “Burada bir ablam ve yeğenlerim var. Birkaç gün veya bir hafta onların yanında idare ederim. Ama 38 gün başkasının yanında yaşanmaz. Burayı duyunca çok mutlu oldum. Ali 185’i aradım, bilgilerimi aldılar ve hemen otele yönlendirdiler. Aynı gün de otelde kalmaya başladım” diye konuştu.

“Gerçekten çok büyük bir hizmet”

En zor zamanında Büyükşehir Belediyesinin yanında olduğu için duygulanan Şahin, “Gerçekten çok büyük bir hizmet. Ben de Başkanımızın bu iyiliği karşılığında, kendisinin bir resmini yapmak istedim. Aynı zamanda ressam ve heykeltıraş olunca, başkanımızın bir resmini yaptım. Kendisine hediye edeceğim” sözlerine yer verdi. Gün içerisinde Dosthane’de keyifli zaman geçirme şansı da yakaladığını söyleyen Şahin, tuval ve boyalarını yanında getirdiğini, sanatından uzak kalmadığını belirterek, “Mersin’de sanatçı arkadaşlarımın atölyelerini ziyaret ediyorum. Cumartesi ve pazar günleri de Mut’a gidiyor, tekrar geliyorum. Hafta içi tedavime devam ediyorum. Burada boş zamanımda kitap okuyor, resim yapıyorum. Daha sonra, cumhuriyetimizin 100. yılından dolayı 29 Ekim haftasında Atatürk’ün resimlerinden oluşan sergi yapacağız. Ona hazırlanıyorum” ifadelerini kullandı. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-refakatci-evi-ile-hasta-ve-hasta-yakinlarina-ucretsiz-konaklama-hizmeti-sunuyor/feed/ 0
Sultanbeyli’de Kadın ve Erkek Kuaförleri Pazar Günü Kapalı Olacak mı? https://www.haber60.com.tr/sultanbeylide-kadin-ve-erkek-kuaforleri-pazar-gunu-kapali-olacak-mi/ https://www.haber60.com.tr/sultanbeylide-kadin-ve-erkek-kuaforleri-pazar-gunu-kapali-olacak-mi/#respond Wed, 10 Jul 2024 23:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38471 Sultanbeyli’de düzenlenen toplantıda, kadın ve erkek kuaförleri ile güzellik salonlarının pazar günü kapalı olması kararı masaya yatırıldı.

100’den fazla kadın kuaförü ve güzellik merkezinin bulunduğu Sultanbeyli’de konuyla ilgili Sultanbeyli Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası (SUBESO) tarafından toplantı düzenlendi. Toplantıya ilçede faaliyet gösteren kadın kuaförü ve güzellik merkezi işletmelerinin sahipleri ve Sultanbeyli Belediyesi zabıta ekipleri katıldı. Pazar günü kapatma kararının masaya yatırıldığı toplantıda işletme sahipleri de fikirlerini ve problemlerini dile getirdi.

İşletme sahibi Deniz Efil, “Sultanbeyli ilk geldiğimizde çok küçüktü, şu an gelişti. 3 iş yerim var, 35’e yakın personel çalıştırıyorum. Pazar günü kapatılması bizim için uygun değil. Biz pazar günü kapattık diyelim, müşteriler için de büyük sıkıntılar olacak. Biz kesinlikle pazar günü kapatılmasını istemiyoruz. Salı günleri zaten oturmuş bir sistemimiz var. Salı günleri kapatılsın, pazar günleri kesinlikle kapatılmasın. Tüm kuaför arkadaşlarımız da pazar günü kapatılmasına karşı. Bizim kiralarımız, personelimiz, vergilerimiz var. Biz cumartesi ve pazar günü çalışmadıktan sonra bizim kuaförlük yapmamızın bir anlamı yok” dedi.

“Talebimiz bu işin bir yıl daha ertelenmesi”

Sultanbeyli Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Türkay Demir, “Türkiye genelinde kadın kuaförleri ve erkek kuaförleri, güzellik salonlarının haftada bir gün kapalı olması gerekiyor. Bununla alakalı bir karar alındı ve bu yıl itibarıyla uygulamaya konuldu. Keşmekeşlik ortaya çıktı. Ortada tartışılması gereken sorunlar varken, bugün uygulama tepeden inme oldu. Ama bu süre içerisinde konunun muhatapları olan özellikle ihtisas odaları ve federasyonumuz bu konuda bize herhangi bir çözüm önerisi noktasında bir şey sunmadı. Biz az önce ilçemizde hizmet veren bayan kuaförleri ile bir toplantı yaptık. Burada ‘Niye pazarları kapatılıyor. Biz pazar gününe geçemeyiz’ diye güçlü bir ses çıktı. Birçok problem ortada varken biz pazar günü kapatalım ama kapatmanın tarafı olan müşteriler buna ne kadar alıştı? Yıllardır İstanbul’da birçok ilçede uygulanan salı günü kapatılma uygulaması var. Bu uygulamanın geçiş sürecinin birden bu şekilde olması mümkün değil. Biz kişilere ne şekilde izin vereceğiz? Belki biz ilçe olarak bu geçiş sürecinde zorlanmayız ama İstanbul genelindeki bir odanın 39 ilçeyi nasıl yöneteceğini merak ediyorum. AVM’lerdeki güzellik salonları ve bayan kuaförleri kapatılacak mı? Sosyal medyadan duyduğumuz ve gördüğümüz kadarıyla ‘Biz kapatmayacağız, işimize bakacağız’ diyorlar. Bu geçiş sürecinin bence daha önce tartışılması, bugün bu sorunların çözülmüş olması ve o şekilde uygulamaya konulması gerekirken hiçbir çözüm üretilmeden tekrar bu şekilde ortaya koyulması, piyasaya büyük sıkıntı veriyor” diye konuştu.

“Pazar günü kapatma kararı vermek esnaf odalarımızı, ilçe belediyelerimizi, en önemlisi de esnafımızı zor duruma sokuyor” diye devam eden Demir, “İnsanlar haftada bir gün dinlenmek istiyor ama bu pazar günü olacaksa da pazar günü olsun, ama bu şekilde olmasın. Çünkü bunun arkasında kapatılmayan düğün salonları var, bu kadar geline esnaf nerede hizmet verecek? Gizli köşelerde ya da düğün salonu köşelerinde mi hizmet verilecek? Bu aksaklıkların çözümü elimizde yok. Konunun muhatapları olan başta Berberler ve Kuaförler Federasyonu, İstanbul ve büyük illerdeki ihtisas odalarımız bu sorunları lütfen çözsünler. Talebimiz bu işin bir yıl daha ertelenmesi, özellikle bayan kuaförleri için” “ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sultanbeylide-kadin-ve-erkek-kuaforleri-pazar-gunu-kapali-olacak-mi/feed/ 0
Başkan Zeyrek projelerdeki son durumu değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/baskan-zeyrek-projelerdeki-son-durumu-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/baskan-zeyrek-projelerdeki-son-durumu-degerlendirdi/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38270 Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamasında büyükşehir belediyesinin çalışmalarına da değinen Başkan Zeyrek, “Manisa Tramvayı”, “Kent Lokantası”, “Halk Ekmek” ve “Evde Bakım Hizmeti” projelerinin en kısa sürede hayata geçmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi.

Manisa Büyükşehir Belediyesinin Temmuz ayı olağan toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, sözlerine vefat edenleri anarak başladı. Daha sonra EURO 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda çeyrek finale çıkma başarısı gösteren Milli Takımı kutladı. Başkan Zeyrek, “A Milli Futbol Takımımızın da yer aldığı EURO 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası, büyük heyecana sahne oldu. Biz de Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, Ulupark, Atatürk Kent Parkı ve Cumhuriyet Meydanı’nda kurduğumuz dev ekranlarda şampiyonanın coşkusunu şehrimizde yaşattık. Bayraklarımızla, su, limonata, çay ve kahve ikramımızla hemşerilerimizin yanında olduk. Çeyrek finale yükselme başarısı gösteren Milli Takımımız, bu turda Hollanda’ya şanssız bir şekilde elenerek, turnuvaya veda etti. Bize bu gururu ve final yolunun heyecanını yaşatan Bizim Çocuklar’ı yürekten kutluyorum” dedi.

Spilkent Toplu Konut Projesi’nde vatandaş lehine düzenleme

Manisa Büyükşehir Belediyesinin çalışmaları hakkında da bilgi veren Başkan Zeyrek, “Geçtiğimiz dönem temeli atılan Spilkent Toplu Konut Projesi’nde mali disiplini sağlanmış, inşaat süreci güvence altına alınmış yeni bir süreci başlattık. Projede, daha önce her yıl artan 60 aylık bir vade sistemi yapılmıştı. Her yıl güncellenen faizlerle ödemeler de artıyordu. Üstelik inşaatlar bitip, evler teslim edildiğinde net değil; yaklaşık, ortalama bir rakam söyleniyordu. Ülkemizin mevcut ekonomi durumundan kaynaklı olarak, fiyatlar günden güne artıyor; faizler aydan aya yükseliş gösteriyor. Biz bir risk aldık ve yıldan yıla artış gösteren taksitler yerine sabit kur uygulamasına geçtik. Bu uygulamayla da toplu konuta başvuran hemşehrilerimizin lehine sonuç doğuracak çalışmanın altına imza atmış olduk. Hayırlı olsun” diye konuştu.

‘Manisa Tramvayı’nda fizibilite çalışması yapıldı

Manisa’da ulaşıma çağ atlatacak Manisa Tramvayı ile ilgili gelişmeleri de paylaşan Başkan Zeyrek, “Geçtiğimiz Mayıs ayında ekibimle birlikte, raylı sistem ve ulaşım gibi alanlarda oldukça deneyimli bir şehir olan İstanbul’a ziyaret gerçekleştirerek incelemelerde bulunmuştuk. Ziyaretimizde, Metro İstanbul yönetimi bizi ağırlamış, kurumun çalışmaları, faaliyet alanları ve projelerini içeren bir sunum gerçekleştirmişti. Tecrübelerinden faydalanmak istediğimiz Metro İstanbul’un uzman heyetini geçtiğimiz ay Manisa’mızda ağırladık. Kıymetli misafirlerimiz şehrimizde bir fizibilite incelemesi yaptılar. Fizibilite çalışmalarının akabinde, uygulamaya geçmek için bir ön sözleşme imzaladık. Bu süreçte desteklerini yoğun hissettiğimiz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na ve Metro İstanbul’un kıymetli yöneticilerine Manisa’mız adına teşekkür ediyorum. Hemşehrilerimizin yaşam standartlarını en üst düzeye çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Kent Lokantası ve Halk Ekmek projeleri geliyor

Sosyal belediyecilik anlayışlarını şehrin dört bir yanında Manisalılarla buluşturduklarını da ifade eden Başkan Zeyrek, “Bu kapsamda başta öğrenciler olmak üzere, dar gelirli yurttaşlarımıza yönelik uygun fiyatlı ve lezzetli yemekler sunmayı amaçladığımız Kent Lokantası hizmetimizi hayata geçireceğiz. İlk etapta Şehzadeler ilçemizde bulunan Bahri Sarıtepe Gençlik Merkezi giriş katında açacağımız Kent Lokantası’nı ilimiz genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Halkımıza sözümüz olan Halk Ekmek projemizde de çalışmalarımız devam ediyor. Bu önemli projemizle hemşehrilerimiz, sofralarımızın vazgeçilmezi olan ekmeğe ucuz ve kaliteli bir şekilde ulaşmış olacak” diye konuştu.

Evde Bakım Hizmeti kapsamlı olacak

Evde Bakım Hizmeti projesini de yakın zamanda hayata geçireceklerini belirten Başkan Zeyrek, projenin detayları hakkında şunları söyledi: “Yaşlı ve bakıma ihtiyacı olan bireyler, fiziksel engelliler ve hasta vatandaşlarımız için yakın zamanda Evde Bakım Hizmeti projemizi de yakın zamanda başlatacağız. Fizyoterapist, hemşire, psikolog, diyetisyen, kişisel bakım personeli ve teknik personelin bulunacağı geniş kapsamlı bu hizmetimizle ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza el uzatacağız. Yeni doğmuş bebeklerin, çocukların, yaş almışların, öğrencilerin, kadınların, dezavantajlı bireylerin, kısacası 7’den 77’e tüm vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek, daha mutlu, daha huzurlu bir Manisa inşa etmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

“Çiftçilerimizin her zaman yanında olacağız”

Başkan Zeyrek, “İklim krizi ve bunun getirdiği olumsuzlukları hep birlikte yaşıyor, görüyoruz. Manisa’mızda ve ülkemiz genelinde orman yangınları ciğerlerimizi yakıyor. İtfaiyemiz hemen her gün, gerek şehrimizde gerek komşu illerimizde meydana gelen yangınlara müdahale etmek için seferber oluyor. Onlarla birlikte tüm ekiplere teşekkür ediyor, orman yangınlarında yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Geçtiğimiz günlerde dolu yağışı ve şiddetli yağmur nedeniyle çiftçilerimiz de büyük zarar gördü. Meclisimizde onların yaralarını sarmak için desteğinizle karar alacağız. Afetten etkilenen, mahsulü zarar gören tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Çiftçilerimize destek olmak için elimizden geleni yapacağız ve her zaman yanlarında olacağız” dedi

Başkan Zeyrek, konuşmasının sonunda şehitleri anarak, bu ay içindeki önemli gün ve haftaları kutladı. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-zeyrek-projelerdeki-son-durumu-degerlendirdi/feed/ 0
104 Yaşındaki İmoş Biçki, Bahçesinde Sebze ve Meyve Yetiştiriyor https://www.haber60.com.tr/104-yasindaki-imos-bicki-bahcesinde-sebze-ve-meyve-yetistiriyor/ https://www.haber60.com.tr/104-yasindaki-imos-bicki-bahcesinde-sebze-ve-meyve-yetistiriyor/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:00:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38175 Elazığ’ın Maden ilçesinin Durmuştepe köyünde yaşayan 104 yaşındaki İmoş Biçki, gününün büyük bölümünü bahçesinde sebze ve meyve yetiştirerek geçiriyor.

Sivrice merkezli 2020 yılında meydana gelen, 41 kişinin yaşamını yitirdiği 6,8 büyüklüğündeki depremde Biçki’nin bahçeli evi ağır hasar gördü.

Depremden yara almadan kurtulan 8 çocuk annesi Biçki’nin evi daha sonra ekiplerce yıkıldı.

TOKİ tarafından inşa edilen deprem konutunda yaşamını sürdüren Biçki, anılarının bulunduğu eski evinin bahçesinden hiç kopmadı.

Her sabah günün ilk ışıklarıyla uyanan Biçki, yıkılan evinin bulunduğu bahçedeki sebze ve meyvelerin bakımını yapmak için her gün yaklaşık 6 kilometre yürüyor.

Evinin 3 kilometre ilerisindeki bahçesinde sebze ve meyve yetiştiren, ağaçların bakımını yapan ve eski evinden kalan bir barakada bulundurduğu kap kacakla yaktığı ateşte yemek pişiren ve çay yapan Biçki, gününün büyük bölümünü burada geçiriyor.

“Bahçemde olmayı, burada çalışmayı seviyorum”

İmoş Biçki, AA muhabirine, yıllar önce eşini, 3 oğlunu ve 1 kızını kaybettiğini belirterek, 4 kızının ise evlenip kendi hayatlarını kurduğunu söyledi.

Kızlarına yük olmamak için yalnız yaşadığını anlatan Biçki, zamanının büyük bölümünü hatıralarla dolu eski evinin bulunduğu 2 dönümlük bahçede çalışarak geçirdiğini belirtti.

Biçki, “Bahçemde her işi yapıyorum, bostan ekiyorum, ekin biçiyorum, ağaçları suluyorum, sebze ve meyve topluyorum. Evvelde tüm aile bahçedeki evde yaşardık. Bahçemde olmayı, burada çalışmayı seviyorum. Sağlık sorunum yok, günümü çalışarak geçiriyorum.” dedi.

İleri yaşına rağmen bahçesinde gençler gibi çalıştığını ifade eden Biçki, bunu görenlerin kendisinden övgüyle bahsettiğini ve “Maşallah” dediğini söyledi.

Kendisini genç ve dinamik hissetmesini doğal beslenmeye ve çok çalışmaya borçlu olduğunu belirten Biçki, sabah erken kalktığını, tereyağı, çökelek ve peynirle kahvaltı yaptığını, öğlenleri mercimek çorbası, bulgur pilavı yaptığını dile getirdi.

Her sabah yaklaşık 3 kilometre yürüyerek bahçesine gitmenin zor olduğunu dile getiren İmoş Biçki, bu nedenle yaz aylarında bahçesinde kalabilmek için bir konteynere ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Anne bu işleri yapamazsın diyoruz ama durduramıyoruz”

Biçki’nin kızı Adalet Armağan ise yaşına rağmen çok dinç ve sağlıklı olan annesinin yaşam enerjisi ile çalışkanlığıyla köydekilere örnek olduğunu belirtti.

Depremden sonra TOKİ tarafından yeni ev yapılmasına rağmen annesinin gününü bahçesinde geçirdiğini, kendisini burada daha mutlu ve huzurlu hissettiğini dile getiren Armağan, şunları söyledi:

“Depremde evi ağır hasar gördü, sonra yıktılar, tepede TOKİ yeni ev yaptı ancak annemin yaşamak istediği yer burası. Sabah erkenden kalkıp bahçesine gidiyor, sebze ekiyor, ağaçları suluyor, her ne iş olursa onu yapıyor. ‘Anne bu işleri yapamazsın.’ diyoruz ama mümkün değil durduramıyoruz. Bize ‘Çalışın, tembel insanlar oturur, yıpranır, hasta olur ama çalışan demir pas tutmaz, hep çalışacaksınız.’ diyor.”

Annesinin kimseye yük olmamak için yalnız yaşamayı tercih ettiğini anlatan Armağan, yaz aylarında kalmak için bahçesine yatak götürdüğünü ancak yılan ve akrep sokması ya da yırtıcı hayvan saldırısından endişe ettikleri için bahçede kalmasına izin vermediklerini söyledi.

Armağan, “Annem özgürce yaşamayı seviyor. Bir konteyner temin edilirse yazın bahçede kalır, daha mutlu olur.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/104-yasindaki-imos-bicki-bahcesinde-sebze-ve-meyve-yetistiriyor/feed/ 0
Van’da Uçak Sefer Sayılarındaki Azalma Tepkilere Neden Oluyor https://www.haber60.com.tr/vanda-ucak-sefer-sayilarindaki-azalma-tepkilere-neden-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/vanda-ucak-sefer-sayilarindaki-azalma-tepkilere-neden-oluyor/#respond Tue, 09 Jul 2024 07:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38163 Van’da, pandemi döneminde düşen ve bir daha arttırılmayan uçak sefer sayılarına, Vanlılar tepki gösteriyor.

Sadece Van halkı tarafından değil, çevre il ve İranlılar tarafından da tercih edilen Van Ferit Melen Havalimanındaki uçak sefer azlığı büyük sıkıntılara ve tepkilere sebep oluyor. Bölgede artan seyahat talebine karşılık veremeyen ve sadece sefer azlığı değil, havalimanının yetersizliği, Türkiye’nin en yüksek iç hat bilet fiyatları ile gündeme gelen Van, bayram tatili ve Kültür Bakanlığı festivali süresince yaşanan uçuş iptalleri ve rötarlarıyla da bölge halkını zora sokuyor. Van’ın yanı sıra çevre illerin de yükünü alan, İran ve Iraklıların da batı şehirlerine gitmek için tercih ettiği Van Ferit Melen Havalimanı, 9 günlük festival için Van’a gelmek isteyenlere en büyük engeli oluşturdu.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nayif Süer, kentteki uçak sefer sayılarının, her geçen günü arattığını ifade ederek, bu durumun Van için bölge için ve Türkiye için üzücü bir durum olduğunu söyledi. Hem uçak seferlerindeki azalma, hem bilet fiyatlarının yüksekliğinin vatandaşlara sıkıntı yaşattığını anlatan Süer, “Hastamız oluyor farklı illere götüremiyoruz. Van’ın 3 ay yazı var. Van’ı ziyaret etmek, tatillerini Van’da geçirmek isteyen halkımız var. İl dışında olan Vanlılar var, ama maalesef bırakın Van’ı, biz artık bölgedeki herhangi bir ile bilet bulamıyoruz. Keşke Van’da havalimanı olmasaydı. Çünkü eskiden insanlar araçlarıyla, imkanlarıyla farklı illere gidebiliyorlardı ama şimdi insanlar günlerce bilet bulamıyor. Ben aileme bilet bulamadım ama uçağa bindim. Baktım ön koltuklar boştu. Niye bu koltuklar boş gidiyor? Yolda mı yolcu alacaklar? Ben bunu anlamıyorum. Ayrıca Irak’ta, İran’da bizim dostlarımız, tanıdıklarımız var. Van’da birkaç gün geçirdikten sonra Van üzerinden farklı illere gitmek istiyorlar ama onlar da uçaklarda yer bulamıyorlar. Yine ülkemizin farklı illerinden gelip Van’a yatırım yapmak isteyen, Van’da yatırımı olan insanlar var. Onlar da zorlanıyorlar. Hakikatten Vanlılar, bölgede işi olanlar zor durumda kalıyorlar. Onun için Ulaştırma Bakanlığı yetkilerinin acilen buna bir çözüm bulması lazım” dedi.

Van’da geçtiğimiz günlerde düzenlenen ve 9 gün süren festivale il dışından katılımın olmadığına dikkat çeken Süer, “10 gün boyunca Van’da bir festival düzenlendi. İl dışındaki insanlar gelmek istediklerini, bu etkinliğe katılmak istediklerini ama maalesef gelemediklerini söylüyorlar. Bu şehre bir festival organize edilmiş, ama dışarıdan gelmek isteyenler yer bulamıyor, gelemiyor. Bu üzücü bir durum. Belki vekiller ya da siyasiler istedikleri zaman uçak bileti bulabiliyorlar ama ben Van Ticaret Borsası Başkanı olarak aileme bile bilet bulamadım. Biz Vanlılar çok sıkıntı yaşıyoruz. Buna bir çözüm bulsunlar” ifadelerini kullandı.

“Festivalde kendimiz çaldık, kendimiz oynadık”

Dünyayı etkisi altına alan 2020 yılındaki salgın sebebiyle, Van’da uçak seferlerinin azaltıldığını, aradan geçen 4 yıla rağmen uçak sefer sayılarında artışa gidilmediğine dikkat çeken TÜRSAB Doğu Anadolu Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Cevdet Özgökçe ise Van’ın yıllardır bu konuda sancılı olduğunu söyledi. Yaşanan bu sıkıntıyı defalarca gündeme getirdiğini ancak bir netice alamadığını vurgulayan Özgökçe, “Bir festival yapıldı ama festivali sadece Van halkı görebildi. Deyim yerindeyse kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. Bu festivaller 16 ilde yapılıyor. Geri kalan 15 ilde yapıldığında; o şehir festival boyunca nefes alıyor, esnaf para kazanıyor, bir ticari döngüsü oluyor. Ama maalesef bizde böyle bir hareketlilik olmadı. Bunun tek sebebi de uçak sefer sayılarımızın yetersizliği ile ilgili oldu. Çünkü metropol şehirlerden insanlar Van’a gelemedi. Biz bu konuda çok yoğun telefonlar aldık. Van’a gelmek isteyenler oldu ama uçakta yer bulamadıklarını söylediler. Uçaklarda yer bulamadıkları için ve ilave uçak seferleri bırakılmadığı için festival sönük bir şekilde geçti” dedi.

“Uçak sefer sayılarından dolayı otellerimiz sinek avlıyor”

Van’ın İran’dan, Irak’tan ve komşu illerden yoğun misafir aldığına vurgu yapan Özgökçe, “İlimizin nüfusu yaklaşık 2 milyon. Böylelikle o insanlar Van üzerinden metropol şehirlere uçuyorlar. Yaklaşık 4 yıldır bazı günler 10, bazı günler ise 11 sefer uçaklarımız var. Van gidişli ve Van dönüşlü uçaklara baktığınızda yaklaşık 30- 40 güne kadar uçaklarda yer yok. Yer olanlarda ise, çok fahiş fiyatlara bilet bulabiliyorsunuz. Komşu illere baktığınızda günü birlik uçuşlarda yer var ve neredeyse bizim üçte birimize insanlar uçabiliyor. Bugün Avrupa’nın birçok kentine İstanbul’dan, İzmir’den ya da Antalya’dan 2 bin 500 – 3 bin TL’ye insanlar uçarkenk, biz acil durumlarda 7-8 bin TL’ye Van’a bilet bulamıyoruz. Bu konuda ciddi anlamda sıkıntı çekiyoruz. Siyasi aktörlerimiz bu konuda şu ana kadar aktif bir rol alamadılar. Turizmde en büyük ulaşım imkanımız uçaktır. Uçak bulamayınca biz kültür turları yapamıyoruz, grupları getirip gönderemiyoruz. Artık insanlar rahata alıştı. Zaman insanlar için çok değerli. İnsanlar bu sıcakta otobüslere binmek istemiyorlar. Uçak sefer sayıları ile ilgili ciddi anlamda bu şehir sıkıntı yaşıyor. Hastalar, hasta yakınları, yatırımcı gidip gelemiyor. Taziyesi, düğünü olan insanlar gidip gelemiyor. Ben gün içerisinde yaklaşık 200 telefon alıyorum. Hastamız var, düğünümüz var deyip yer bulmamı isteyen insanlar var. Bu konuda iş yapamıyoruz, iş hacmimiz düştü. Sezonun pik dönemi ama otellerimiz yüzde 25 doluluk oranında. Antalya, İzmir İstanbul’da, Karadeniz’de otellerde yer bulamazken bizim otellerimiz sinek avlıyor. Yani ağlanacak bir haldeyiz. Sivil havacılık ve Türk Hava Yolları’nın yetkililerine sesleniyoruz. Lütfen artık sesimizi duysunlar. Bu şehir bunu hak etmiyor. Van turizm kenti ve turizm anlamında çok zengin bir değere sahip bir şehir ama uçak olmadığı için biz insanları bu tarafa getiremiyoruz. Bu konuda yetkililere sesleniyoruz” diye konuştu. – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/vanda-ucak-sefer-sayilarindaki-azalma-tepkilere-neden-oluyor/feed/ 0
Erdoğan, NATO Zirvesi’nde Ukrayna ve İsrail-Hamas savaşını gündeme getirecek https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/#respond Tue, 09 Jul 2024 06:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38154 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9-11 Temmuz günlerinde yapılacak NATO Zirvesi için bugün Washington’a gidiyor. Erdoğan’ın, ağırlıklı olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ele alınacağı zirvede İsrail-Hamas savaşını gündeme getirmesi ve müttefiklerden ateşkes için devreye girmelerini istemesi bekleniyor.

NATO’nun kuruluşunun 75. yılının kutlanacağı zirvede, ittifakın caydırıcılık ve savunma kapasitesi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla değişen Avrupa güvenlik mimarisine göre yeniden şekillendirilip güçlendirilecek.

Zirvede Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında kalabalık bir heyet temsil edecek.

Washington’da 3 gün sürecek zirvenin ilk toplantısı, 9 Temmuz’da NATO’nun kuruluşunu belgeleyen Kuzey Atlantik Anlaşması’nın 75 yıl önce imzalandığı Mellon Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Joe Biden’ın burada bir konuşma yapması bekleniyor.

NATO Liderler Zirvesi’nin resmi görüşmeleri 10 Temmuz’da yapılacak. Aynı akşam Biden’ın liderleri Beyaz Saray’da vereceği bir yemekte ağırlaması öngörülüyor.

Zirve 11 Temmuz’da yapılacak NATO-Ukrayna Konsey toplantısı ile sona erecek. Zirvede alınan kararların aynı gün yazılı olarak duyurulması bekleniyor.

Amerikan basınına göre, ABD Başkanı Biden’ın zirve sırasında ikili görüşme yapması kesinleşen iki lider Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve İngiltere’nin yeni başbakanı Keir Starmer.

En önemli gündem maddeleri Ukrayna’ya yardım ve ittifakın güölendirilmesi

NATO Zirvesi’nin en önemli iki gündem maddesi, ittifakın caydırıcılık ve savunmasının değişen koşullara göre gözden geçirilmesi ve buna uygun savunma planları ile komuta yapısının düzenlenmesi.

NATO, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başladığı Şubat 2022’den sonra yapılan Madrid Zirvesi’nde Rusya ve “terörizmi” en önemli iki tehdit unsuru olarak kayda geçirmişti.

Washington Zirvesi’nde ittifakın coğrafik olarak kuzey, güney ve orta olarak tanımladığı bölgelere ilişkin savunma planlarını yenilenecek.

İttifakın savunma ve caydırıcılık kapasitesinin daha detaylı işleneceği savunma planları kapsamında Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığı’nın (SACEUR) koordinasyonunda müttefiklerin hangi durumda nasıl iş birliği yapacaklarına ilişkin formüller belirlenecek.

SACEUR’ün müttefiklerden yeni askeri katkı isteminin bu zirvede karşılanması da öngörülüyor.

Bu kapsamda özellikle Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin talepleri doğrultusunda NATO’nun bölgedeki askeri varlığının daha artırılması, ittifaka yeni katılan İsveç ve Finlandiya’nın da bu kapsamda kuzey savunma planlarındaki rollerin artırılması bekleniyor.

Türkiye, NATO’nun askeri olarak durumunu yeniden gözden geçirmesi ve savunma planlarını yenilemesine olumlu yaklaşıyor. Ancak Ankara bu planlama yapılırken tüm ağırlığın kuzeye verilmemesi gerektiğini, ittifakın güney ve güneydoğu kanatlarındaki yapılanmasına eşit ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Diplomatik kaynaklar, NATO’nun güney kanadındaki en büyük askeri güç olan Türkiye’nin ittifakın birçok görevine önemli katkılar sağladığını, bu zirve sonrasında da aynı tutumun devam edeceğini kaydediyorlar.

Türkiye, Ukrayna’da barışın da konuşulmasını istiyor

NATO Zirvesi’nde alınacak önemli bir karar da Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların daha sistemli ve sürdürülebilir olması.

Washington Zirvesi’nde müttefiklerin Ukrayna’ya 40 milyar Euro’yu aşan yardımının NATO tarafından koordine edilmesi ve finansal yardımın daha uzun vadeli sürdürülebilir bir formata sokulması kararının alınması öngörülüyor.

Ayrıca bazı NATO ülkelerinin, Ukrayna’nın talep ettiği hava savunma sistemleri konusundaki taahhütlerini de zirvede ilan etmeleri bekleniyor.

Zirvede Ukrayna’nın NATO üyeliği açısından somut bir adım atılması ise öngörülmüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı çıktığını ve işgale karşı Ukrayna’nın kendini savunma hakkı olduğunu vurgulayan Türkiye, Ukrayna’ya yapılacak yardımları destekliyor. Ankara bu politika kapsamında Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçları (SİHA) satmış ve savunma sanayi alanında önemli anlaşmalara imza atmıştı.

Diplomatik kaynaklara göre, Türkiye ile NATO’nun diğer müttefikleri arasındaki en önemli fark, diğer üyelerin barış gündemini ele almamaları. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinden dönüşünde Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağı görüşünü yinelemiş ve tarafların bir an önce barış masasına oturmaları gerektiğini kaydetmişti.

Erdoğan’ın NATO toplantılarında benzer görüşü dile getirmesi ve müttefiklere “savaşı cesaretlendirmek yerine barışı öncelemek” çağrısında bulunması bekleniyor.

‘Ukrayna savaşı, NATO-Rusya çatışmasına dönmemeli’

Türkiye’nin müttefiklerle yaptığı görüşmelerde üzerinde durduğu ayrı bir nokta ise Ukrayna’ya yapılan askeri desteğin NATO-Rusya çatışmasına dönmesine neden olmayacak şekilde planlanması. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu görüşü, son dönemde bir araya geldiği Doğu Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına da ilettiği, özellikle Fransa’nın Ukrayna’ya asker gönderme tartışmasıyla gündeme gelen adımların rahatsızlık verici olduğunu kaydettiği belirtiliyor.

Türkiye’nin duyarlılık gösterdiği bir başka nokta ise Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki etkileri.

Savaşın hemen ardından Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulayarak bölgeye askeri gemi geçişini yasaklayan Türkiye, Karadeniz’e kıyısı olan NATO üyeleri Romanya ve Bulgaristan ile yakın ilişki içinde bulunarak süreci kontrolünde tutmaya devam ediyor.

‘Terörle mücadele de Türkiye gündeminde’

Her NATO toplantısında olduğu gibi Washington Zirvesi’nde de “terörle mücadele” konusunun gündemde olması bekleniyor. Diplomatik kaynaklara göre, NATO zirvede bu konuda yeni bir siyasi çerçeve kabul edecek, ayrıntıya girmeden genel ilkeleri ortaya koyacak.

Erdoğan’ın zirve sırasında bu konuyu gündeme getirirken Türkiye’nin duyduğu rahatsızlığı aktarması, özellikle ABD’nin Kuzey Suriye’de Halkın Savunma Birlikleri’ne (YPG) sağladığı askeri ve siyasi desteği örnek vermesi bekleniyor.

Zirve marjında Türkiye’nin gündeme getireceği diğer konular arasında Almanya ve bazı diğer müttefiklerin uyguladığı silah yaptırımı ile NATO- Avrupa Birliği ilişkilerinin düzenlenmesi çağrıları da olacak.

Erdoğan, Gazze’deki durumu ele alacak

Erdoğan’ın Washington’da hem NATO marjında hem de ikili temaslarında gündeme getireceği konular arasında İsrail ile Hamas arasında Ekim 2023’ten bu yana süren savaş da olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail ile Hamas arasında hemen bir ateşkes sağlanması ve Filsitin sorununun iki devletli çözüm kapsamında ele alınması için Batılı liderlere çağrıda bulunması bekleniyor.

Erdoğan daha önce yaptığı açıklamalarda Batı’nın Ukrayna konusunda gösterdiği hassasiyeti Filistin için de göstermesi gerektiğini vurgulamış, Batı dünyasını “İsrail’i cesaretlendirmekle” suçlamıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/feed/ 0
SMS ile işten çıkarılan 204 işçi Iğdır Belediyesi önünde eylem yaptı! Başkandan açıklama gecikmedi https://www.haber60.com.tr/sms-ile-isten-cikarilan-204-isci-igdir-belediyesi-onunde-eylem-yapti-baskandan-aciklama-gecikmedi/ https://www.haber60.com.tr/sms-ile-isten-cikarilan-204-isci-igdir-belediyesi-onunde-eylem-yapti-baskandan-aciklama-gecikmedi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:54:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38100 Iğdır Belediyesi’nde SMS ile işten çıkarılan 204 işçi, belediye hizmet binası önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Zaman zaman eylemcilerle belediye görevlileri arasında yaşanan olaylara ise polis müdahale etti.

“VAATLERİNİ 3 AYLIK SÜRE ZARFINDA YAPMADIĞINI GÖRDÜK”

31 Mart Yerel Seçimleri’nde göreve gelen DEM Parti’li Mehmet Nuri Güneş tarafından gönderilen SMS ile iş akitleri sona eren 204 işçi, bugün, öğle saatlerinde Zübeyde Hanım Bulvarı’nda toplandı. Burada konuşma yapan AK Parti Belediye Meclis Üyesi Kürşat Şimşek, “31 Mart Yerel Seçimleri’nde Iğdır Belediyesi’ni kazanan DEM Parti adayı Mehmet Nuri Güneş’in seçimlerden önce halka vermiş olduğu şeffaf yönetim, birlikte yönetme, emeğe ve emekçiye saygı ve eşitlik ilkesi, herkese eşit mesafede davranılması, hiçbir emekçinin ekmeğiyle uğraşılmayacağı, Belediyenin hizmet kapısı olması, Iğdır için yatırım yapılması ve bunun gibi vaatlerini bu 3 aylık süre zarfında yapmadığını gördük. İlk icraatları çalışan emekçileri yıldırmak için çalışanların işlerinde sürekli değişiklik yapmak olmuştur.

“EMEKÇİLER MOBBİNG UYGULANARAK İŞTEN ÇIKARILDI”

Bir hafta çöpte çalışanı diğer hafta kanalizasyona, diğer bir hafta da park ve bahçelere sürerek emekçinin çalışma azim ve kararlılığını kırmak amaçlanmaktadır. Art niyetli olan bu mobbing uygulamalarına bir an önce son verilmesi için mücadele ederken, şimdi de Iğdır Belediyesi’nin borcunun çok olduğu algısı yaratılarak, borçlar bahane edilerek, emekçilere mobbing uygulayarak işten çıkarmalara başlamışlardır. Bu tür haksız ve hukuksuz davranışların beyhude olduğunu zaman gösterecektir. Bizler AK Parti Belediye Meclis üyeleri olarak buradan uyarıyoruz. Mobbing uygulayarak emekçinin ezilmesine, ekmeğiyle oynanmasına ve onurunun zedelenmesine yol açmaktasınız. Çalışan emekçiler, yalnız değildir. Her zaman ve her koşulda emekçilerimizin yanındayız ve yanında olmaya da devam edeceğiz. Haklı mücadelemizi kamu vicdanında ve hukuksal olarak kazanıncaya kadar sürdüreceğiz” diye konuştu.

IĞDIR BELEDİYE BAŞKANI’NDAN YANIT GECİKMEDİ

İşten çıkarılma ile ilgili Iğdır Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş de sosyal medyada hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Tüm halkımızın bildiği üzere 31 Mart 2024 Yerel Seçim öncesi Belediyemize ihtiyaç fazlası personel alımı yapılmıştır. Yönetimi devraldığımız tarihten itibaren toptancı yaklaşmak yerine bizim emeğe verdiğimiz değer kurumun ihtiyacı ve bütçe durumu göz önüne alınarak 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesi gereğince kurumumuzun borç durumu dolayısıyla hizmet üretemeyecek duruma gelmesi, yüksek maliyetler, maaş, vergi, SGK ödemelerinin yapılamaması gibi nedenlerden dolayı 204 şirket personelinin iş akdine 05/07/2024 tarihinden itibaren son verilmiştir.”

İŞE DÖNENE KADAR EYLEM

5 Temmuz akşamı cep telefonlarına gelen, “E-35184857-900-45735 Sayılı Başkanlık yazısına istinaden bu tarih itibarıyla iş akdiniz sonlandırılmıştır. Gereğini bilgilerinize Rica ederim.” SMS ile işsiz kalan 204 kişi, bugün aileleriyle belediye önünde oturma eylemi düzenledi. Ellerinde döviz, pankart ve atılan sloganlarla belediyenin bahçesine girmek isteyen kalabalığa polis ve zabıta ekipleri engel oldu. Belediye personeli ise sık sık tartışan eylemciler, polis tarafından güçlükle sakinleştirildi. Eylemciler işe geri dönecekleri güne kadar her gün gelip burada eylem düzenleyeceklerini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sms-ile-isten-cikarilan-204-isci-igdir-belediyesi-onunde-eylem-yapti-baskandan-aciklama-gecikmedi/feed/ 0
TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri Yıllık Bilimsel Değerlendirme Toplantısı Sona Erdi https://www.haber60.com.tr/tuba-ustun-basarili-genc-bilim-insani-odulleri-yillik-bilimsel-degerlendirme-toplantisi-sona-erdi/ https://www.haber60.com.tr/tuba-ustun-basarili-genc-bilim-insani-odulleri-yillik-bilimsel-degerlendirme-toplantisi-sona-erdi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:24:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38078 Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından, Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde süren “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri Yıllık Bilimsel Değerlendirme Toplantısı (GEBİP)” sona erdi.

Araştırmalarıyla ön plana çıkan genç bilim insanlarını ödüllendiren ve Türkiye’de yapacakları nitelikli araştırmaları teşvik eden GEBİP’le üstün başarılı genç bilim insanlarını mali ve akademik olarak destekleyen TÜBA tarafından düzenlenen etkinlik, 3 gün süren yoğun bir programın ardından tamamlandı. Atatürk Üniversitesinin pek çok noktasında düzenlenen toplantılarda, TÜBA doğal üyesi de olan ödül sahibi bilim insanları, akademik etkinliklerinin sunum ve değerlendirilmesini içeren Geleneksel TÜBA-GEBİP Yıllık Değerlendirme Toplantısıyla bir araya geldi.

Yapay Zeka Temalı Konferanslar Düzenlendi

Programın ilk gününde; (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker’in katılımlarıyla açılış konuşmaları yapıldı ve ardından Prof. Dr. Muhsin Kar’ın “Küresel Ekonomi: Quo Vadis?” konferansı ile devam eden program süresince düzenlenen bilimsel oturumlarda, farklı alanlarda yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular tartışıldı. Bu kapsamda, Prof. Dr. Hacı Ali Mantar “Yapay Zekanın Ekonomik Katma Değere Olan Etkisi”, Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk “Yapay Zekada Güncel Durum ve Geleceğe Yönelik Beklentiler, Prof. Dr. Hüseyin Şeker ise “Verinin Gücü ve Güçlendirdikleri” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

Projelerin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesiyle İlgili Konuların Ele Alındı

İkinci günde ise, GEBİP ödül sahibi genç bilim insanları, gün boyunca Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri, Sağlık ve Yaşam Bilimleri ile Sosyal Bilimler alanlarında eş zamanlı ve interaktif şekilde düzenledikleri oturumlarda bilimsel projelerine ve son bir yılda yürüttükleri çalışmalarına ilişkin sunumlarını yaptı. Projelerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesiyle ilgili konuların ele alındığı oturumların ardından tüm ödül sahipleri ve akademi üyelerinin katılımıyla genel bir değerlendirme oturumu ile devam eden TÜBA-GEBİP Yıllık Değerlendirme Toplantısı, Erzurum’un tarihi ve kültürel alanlarına yönelik düzenlenen sosyal programla sona erdi.

Sosyal Etkinlikler ve Ağ Kurma Fırsatları

Etkinlik süresince düzenlenen sosyal etkinlikler, katılımcıların birbirleriyle tanışmalarına ve ağ kurmalarına olanak sağladı. Akşam yemeği ve kültürel geziler gibi etkinlikler, bilim insanlarının resmi ortam dışında da iletişim kurmalarını ve deneyimlerini paylaşmalarını mümkün kıldı. Bu tür sosyal etkinlikler, bilimsel iş birliklerinin temellerinin atılmasına ve yeni projelerin doğmasına katkıda bulundu.

Gelecek İçin Umut Veren Bir Adım

Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri Yıllık Bilimsel Değerlendirme Toplantısı ve Genç Akademi Konferansı, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki geleceği için umut verici bir adım olarak değerlendirildi. Etkinlik, genç bilim insanlarının motivasyonunu artırarak, onları daha büyük başarılara yönlendirmek için önemli bir platform sundu. TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ve diğer katılımcılar, bu tür etkinliklerin devamının bilim dünyasına büyük katkılar sağlayacağını vurguladı.

“Toplantılar, Ülkemizin Bilimsel Kapasitesinin Artmasına Katkı Sağlayacak”

Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde 3 gün süren etkinliğin gerek üniversite bünyesinde yapılan çalışmaları akademi dünyası ile paylaşma, gerekse kadim şehir Erzurum’u tanıtma açısından oldukça önemli olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı: “Bu tür toplantılar ve konferanslar, bilimsel araştırmaların ve yeniliklerin paylaşılmasına, genç bilim insanlarının kariyerlerinde ilerlemelerine ve ülkemizin bilimsel kapasitesinin artmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu düşüncelerle, oldukça verimli geçen oturumların ülke yükseköğretimine ışık tutacağına yürekten inanıyorum. Atatürk Üniversitesi ve TÜBA’nın bu değerli iş birliği, Türkiye’nin bilimsel geleceğine ışık tutmaya devam edecektir” diye konuştu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuba-ustun-basarili-genc-bilim-insani-odulleri-yillik-bilimsel-degerlendirme-toplantisi-sona-erdi/feed/ 0
Iğdır Belediyesi’nde İşten Çıkarılan İşçiler Oturma Eylemi Yaptı https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesinde-isten-cikarilan-isciler-oturma-eylemi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesinde-isten-cikarilan-isciler-oturma-eylemi-yapti/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38072

IĞDIR Belediyesi’nde SMS ile işten çıkarılan 204 işçi, belediye hizmet binası önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Zaman zaman eylemcilerle belediye görevlileri arasında yaşanan olaylara ise polis müdahale etti.

31 Mart Yerel Seçimleri’nde göreve gelen DEM Parti’li Mehmet Nuri Güneş tarafından gönderilen SMS ile iş akitleri sona eren 204 işçi, bugün, öğle saatlerinde Zübeyde Hanım Bulvarı’nda toplandı. Burada konuşma yapan AK Parti Belediye Meclis Üyesi Kürşat Şimşek, “31 Mart Yerel Seçimleri’nde Iğdır Belediyesi’ni kazanan DEM Parti adayı Mehmet Nuri Güneş’in seçimlerden önce halka vermiş olduğu şeffaf yönetim, birlikte yönetme, emeğe ve emekçiye saygı ve eşitlik ilkesi, herkese eşit mesafede davranılması, hiçbir emekçinin ekmeğiyle uğraşılmayacağı, Belediyenin hizmet kapısı olması, Iğdır için yatırım yapılması ve bunun gibi vaatlerini bu 3 aylık süre zarfında yapmadığını gördük. İlk icraatları çalışan emekçileri yıldırmak için çalışanların işlerinde sürekli değişiklik yapmak olmuştur. Bir hafta çöpte çalışanı diğer hafta kanalizasyona, diğer bir hafta da park ve bahçelere sürerek emekçinin çalışma azim ve kararlılığını kırmak amaçlanmaktadır. Art niyetli olan bu mobbing uygulamalarına bir an önce son verilmesi için mücadele ederken, şimdi de Iğdır Belediyesi’nin borcunun çok olduğu algısı yaratılarak, borçlar bahane edilerek, emekçilere mobbing uygulayarak işten çıkarmalara başlamışlardır. Bu tür haksız ve hukuksuz davranışların beyhude olduğunu zaman gösterecektir. Bizler AK Parti Belediye Meclis üyeleri olarak buradan uyarıyoruz. Mobbing uygulayarak emekçinin ezilmesine, ekmeğiyle oynanmasına ve onurunun zedelenmesine yol açmaktasınız. Çalışan emekçiler, yalnız değildir. Her zaman ve her koşulda emekçilerimizin yanındayız ve yanında olmaya da devam edeceğiz. Haklı mücadelemizi kamu vicdanında ve hukuksal olarak kazanıncaya kadar sürdüreceğiz” diye konuştu.

İşten çıkarılma ile ilgili Iğdır Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş de sosyal medyada hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Tüm halkımızın bildiği üzere 31 Mart 2024 Yerel Seçim öncesi Belediyemize ihtiyaç fazlası personel alımı yapılmıştır. Yönetimi devraldığımız tarihten itibaren toptancı yaklaşmak yerine bizim emeğe verdiğimiz değer kurumun ihtiyacı ve bütçe durumu göz önüne alınarak 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesi gereğince kurumumuzun borç durumu dolayısıyla hizmet üretemeyecek duruma gelmesi, yüksek maliyetler, maaş, vergi, SGK ödemelerinin yapılamaması gibi nedenlerden dolayı 204 şirket personelinin iş akdine 05/07/2024 tarihinden itibaren son verilmiştir.”

İŞE DÖNENE KADAR EYLEM

5 Temmuz akşamı cep telefonlarına gelen, “E-35184857-900-45735 Sayılı Başkanlık yazısına istinaden bu tarih itibarıyla iş akdiniz sonlandırılmıştır. Gereğini bilgilerinize Rica ederim.” SMS ile işsiz kalan 204 kişi, bugün aileleriyle belediye önünde oturma eylemi düzenledi. Ellerinde döviz, pankart ve atılan sloganlarla belediyenin bahçesine girmek isteyen kalabalığa polis ve zabıta ekipleri engel oldu. Belediye personeli ise sık sık tartışan eylemciler, polis tarafından güçlükle sakinleştirildi. Eylemciler işe geri dönecekleri güne kadar her gün gelip burada eylem düzenleyeceklerini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/igdir-belediyesinde-isten-cikarilan-isciler-oturma-eylemi-yapti/feed/ 0
Adana’da Narenciye Elcisi Dolandırıldı https://www.haber60.com.tr/adanada-narenciye-elcisi-dolandirildi/ https://www.haber60.com.tr/adanada-narenciye-elcisi-dolandirildi/#respond Mon, 08 Jul 2024 08:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38033 Adana’da narenciye elcisi, bir tüccar tarafından ” Hatay’a deprem yardımı götüren ve kaybolan oğlunu buldum” denilerek yaklaşık 370 bin lira dolandırıldığını öne sürdü. Elci, şimdi hem kayıp oğlunun bulunmasını hem de parasını geri alabilmek istiyor.

Adana’da elcilik yapan 60 yaşındaki İsmail Güneş, iddiaya göre Ocak ayında Mersin’de tüccarlık yapan M.F. ile Adana ve Mersin’de belirlenen bahçelerde narenciye ürünlerini toplamak için haftalık 92 bin 500 liraya anlaştı.

“Kayıp oğlunu buldum”

İşçilerle ilk hafta narenciyeyi toplayan Güneş, ilk haftalığı almak için M.F.’nin yanına gittiğinde M.F., “Kardeşim senin depremde Hatay’a yardım götüren ve kaybolan oğlun Mehmet Güneş’i buldum. Şu anda kendisi Suriye’deymiş. Askerimiz operasyon ile kurtarıp sana kavuşturacak” dedi. Bunun üzerine M.F.’den para istemeyen İsmail Güneş, otomobil kiralayıp M.F.’den gelecek haberi bekledi ancak daha sonra, “Oğlunu daha kurtaramadılar. Bize haber verdiklerinde gidip alacağız” yanıtını aldı.

4 hafta para almadan çalıştılar

İsmail Güneş, 4 hafta boyunca her para almaya gittiğinde “Oğlundan haber var” denilerek kandırıldı ve toplamda 370 bin lira dolandırıldı.

“Para veremiyorum, beni şikayet edin”

En sonunda işi bırakan İsmail Güneş’e M.F., “Gidin beni şikayet edin, para veremiyorum” dedi.

Başka mağdurlar da ortaya çıktı

Güneş’i dolandıran M.F.’nin başka elci ve bahçe sahiplerini de dolandırdığı ortaya çıktı. Merkez Yüreğir ilçesinde toplanan elci ve bahçe sahipleri şimdi bir an önce M.F.’den alacaklarını istiyor.

“Evimi satacağım”

Grup adına İhlas Haber Ajansı’na konuşan İsmail Güneş, “Buradaki tüccarlara, çiftçilere biz işçi temin ediyoruz. Bunlar işçilerimizi işe götürüyorlar, getiriyorlar ve tam ücretleri ödeme zamanında ya telefonumuzu engelliyorlar ya da cevap vermiyorlar. Polise şikayet edeceğiz dediğimizde ise gidin şikayet edin bizi diyorlar, şikayet ediyoruz yine de bir ücret alamıyoruz. İşçileri biz işe götürdüğümüz için işçiler ‘biz çiftçiyi tanımayız sizi biliriz’ diyorlar. Şimdi ben mağdur oldum ve evimi satmak zorunda kalacağım” dedi.

“Oğluma olan zaafımı bana karşı kullanmasaydı”

M.F.’nin kendisini oğlunu kullanarak dolandırdığı için üzgün olduğunu anlatan Güneş, daha sonra şunları söyledi:

“Bütün kış boyunca narenciye kestik. Sözleşmemize göre ise her cuma günü ödeme yapılacaktı. İlk ödeme geldiğinde benim depremden bu yana kayıp bir oğlum vardı. Cuma günü, ‘kardeşim müjdemi isterim oğlunu bulduk’ deyince ben de o gün kendisinden para talep etmedim. Oğluma olan zaafımı bana karşı kullanarak 370 bin TL benim paramı dolandırdı. Her hafta cuma günü geldiğinde oğlumun üzerinden gelişmeler var, oğlunu getireceğiz, oğlunu Suriye’de bulduk gibi cümleler ile beni oyalayıp kandırdı. Keşke oğluma olan zaafımı bana karşı kullanmasaydı.”

“Oğlumun bulunmasını istiyorum”

İsmail Güneş, hem dolandırıldığı parayı kurtarmak hem de oğlunu bulabilmek istediğini belirterek, “Biz çiftçinin yardımcısı oluyoruz. Ben para almadığım zaman işçinin de parasını ödeyemiyorum. Burada 4 aydır ücretini ödeyemediğim çalışan var çünkü karşı taraftan para alamadım. Oğlum Mehmet Güneş’i (32) aramızda 270 bin TL toplayıp depremzedelere yardım etmesi için Hatay’a gönderdik. 7 Şubat’tan bu yana haber alamıyoruz kendisinden. Onun da bir an önce bulunmasını istiyorum” diye konuştu.

Diğer mağdurlar ise türlü türlü bahanelerle kendilerine para ödenmediğini, M.F.’den şikayetçi olduklarını söyledi. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-narenciye-elcisi-dolandirildi/feed/ 0
Bağcılar’da Gasp Sonucu Öldürülen Güvenlik Müdürü Hakkında Açıklamalar https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-gasp-sonucu-oldurulen-guvenlik-muduru-hakkinda-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-gasp-sonucu-oldurulen-guvenlik-muduru-hakkinda-aciklamalar/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:09:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37911 BAĞCILAR’da, gaspçılar tarafından öldürülen güvenlik müdürü, emekli polis memuru Avşin Altuntaş’ın eşi Duygu Altuntaş ve eşinin erkek kardeşi konuştu. Altuntaş, “Görev yaparken akciğer kanseri olduğunu öğrendik, uzun bir süreçten geçtik. Biz kurtulduğumuzu düşündük. Emekli oldu, bize daha çok vakit ayıracağını düşünüyorduk çünkü emniyetin çalışma saatleri çok yoğundu. Herşeyimiz yarım kaldı” dedi. Avşin Altuntaş’ın eşinin erkek kardeşi Selçuk Öztürk, “Şüphelinin kız arkadaşı, ‘Bana yarın yüklü bir miktarda para lazım’ diyor. Bunun üzerine kişi, sabah uğradığı noktaya geliyor ve aracı görüp yaklaşıyor. Eniştem emekli polis olduğu için ‘Dur polis’ diyor ve havaya ateş ediyor. Şüpheli, bunu duymasına rağmen hedef gözetmeksizin 2 el ateş ediyor” diye konuştu.

Emekli polis memuru Avşin Altuntaş’ın hayatını kaybettiği saldırı anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Olay, 19 Haziran Çarşamba günü saat 05.00 sıralarında Mahmutbey’de bulunan bir inşaatın şantiyesinde yaşandı. İddiaya göre, güvenlik şefi Avşin Altuntaş’ın çalıştığı şantiyede 18 Haziran Salı günü hırsızlık olayı yaşandı. Altuntaş, ertesi gün şantiyede tedbir amaçlı iki güvenlik görevlisiyle araçla şantiye önünde beklemeye başladı. İş yerinde yaşanacak herhangi bir hırsızlığa karşı önlem amaçlı bekleyen Altuntaş ve 2 çalışana, silahlı 1 kişi yaklaştı. Şüphelilerden 23 yaşındaki Ekrem Erik, “Sizi öldürmeye geldim, sizi tanıyorum bana bu talimat yurtdışından geldi ama sizi vurmayacağım, cep telefonlarınızı bana verin” dedikten sonra silahla telefonları gasbederek kaçtı. Altuntaş ise şüphelileri korkutmak için havaya ateş açtı. Silah sesini duyan Erik, geri dönüp araçtakilere ateş açtı. Açılan ateş sonucu emekli polis memuru Avşin Altuntaş göğsünden vuruldu. Erik olay yerinden yanındaki Fikret Tunç ile kaçarken, yaralanan Altuntaş hayatını kaybetti. Olayın ardından Cinayet Büro Amirliği ekipleri şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalarda saldırganın 23 yaşındaki Ekrem Erik olduğu tespit edildi. Polis ekipleri şüphelilerin Bağcılar’da saklandığı eve operasyon düzenledi. Saldırıda kullanılan silahla yakalanan 2 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

SALDIRGANLAR SUÇ MAKİNESİ ÇIKTI

Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’nde sorgulanan şüphelilerden Ekrem Erik’in çeşitli suçlardan poliste 21 ayrı suç kaydı olduğu ve ilk suçu 15 yaşında işlediği, Fikret Tunç’un ise, poliste 10 suç kaydı olduğu öğrenildi. İşlemlerin ardından 2 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“KANSERİ YENDİ; EMEKLİ OLDU”

Avşin Altuntaş’ın eşi Duygu Altuntaş Öztürk, “Eşim Kasım 2023’te emekli oldu. Bir süre dinlendi, bu süreçte de kayınbabamı yani babasını kaybetti. Annesiyle ve çocuklarıyla bir süre ilgilendi. Ardından Mayıs ayında işe başladı. Bir ay 20 gün gibi bir çalışma hayatı oldu burada da. Bir gün öncesinde güvenlik arkadaşlarından biri aradı ve kalktı gitti. Akşam üzeri kaçta çıkacağını sormak için aradım. Gece gelmek istemediğini ve oradaki diğer güvenliklerin de silahları olmamaları nedeniyle, ‘Bu gece kalacağım, çocukları yalnız bırakmak istemiyorum’ dedi. Gece 01.00 gibi aradığımda, ‘Birşey yok, çocuklarla bekliyoruz’ dedi. Biz de olayı sabah öğrendik. Emniyetimiz yalnız bırakmadılar, hastane sürecinde de çok yanımızda oldu arkadaşları. Alınan kişilerin 21 ayrı suç dosyaları var, tacizinden, uyuşturucu satıcılığına, gasptan, hırsızlığa. Bu insanlar nasıl salınabiliyor? Bir çocuk baklava çalıyor diye yıllarca yatabiliyor, cebinde kendi kullandığı uyuşturucu yakalandığı için yıllarca hapis yatabiliyor; ama ülkemizde suç kaydı olanlar var. Belki emniyet, dosyaları koymaya yer bulamıyor ama adalet sistemi bu insanları nasıl dışarıda barındırabiliyor ‘ Ben bu kişilerin ailesine de sormak istiyorum; 15 yaşında senin çocuğun suça karışmış, siz nasıl evlat yetiştiriyorsunuz’ Bunlar nasıl aileler? Ben ailesinden de şikayetçiyim. 4-5 yıl önce eşim Arnavutköy Emniyetinde görev yaparken akciğer kanseri olduğunu öğrendik, uzun bir süreçten geçtik. Biz kurtulduğumuzu düşündük, bizim yeniden hayallerimiz oldu. Emekli oldu, bize daha çok vakit ayıracağını düşünüyorduk çünkü emniyetin çalışma saatleri çok yoğundu. Herşeyimiz yarım kaldı” şeklinde konuştu.

“İKİNCİ KURŞUN GÖĞSÜNE GELİYOR”

Avşin Altuntaş’ın eşinin erkek kardeşi Selçuk Öztürk ise, “Olay gününden 1 gün önce bir hırsızlık olayı meydana geliyor. İkinci gün şantiye alanını görebilecek şekilde iki güvenlik personeliyle beraber bir aracın içinde beklemeye başlıyorlar. Öncesinde sabah saatlerinde alkollü kişiler, olay yerine geliyor. Burası gençlerin takıldığı bir noktaymış. Sabah saatlerinde musallat olan 5-6 kişiyi kovmuş. Akşam saatlerinde ise alkol ve uyuşturucu madde alıp uygulama üzerinden taksi çağırıyorlar. Ardından taksiyi de gasp edip gezmeye başlıyorlar. O sırada bir bayanla görüşüldüğünü öğrendik, taksiciden. Şüphelinin kız arkadaşı, ‘Bana yarın yüklü bir miktarda para lazım’ diyor. Bunun üzerine kişi, sabah uğradığı noktaya geliyor ve aracı görüp yaklaşıyor. Diğer kişi de taksiciyi bekliyor, taksicinin birilerini aramasına müsaade etmiyor. Araca gidiyor, ‘Bana yurtdışından talimat geldi, sizi öldürmem için ama ben sizi öldürmeyeceğim’ deyip cep telefonlarını alıyor, şifrelerini istiyor. Ardından olay yerinden ayrılıyor. O esnada eniştem emekli polis olduğu için ‘Dur polis’ diyor ve havaya ateş ediyor. Şüpheli, bunu duymasına rağmen hedef gözetmeksizin 2 el ateş ediyor, ikinci kurşun göğsüne geliyor” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-gasp-sonucu-oldurulen-guvenlik-muduru-hakkinda-aciklamalar/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-basbaglar-rastgele-secilmis-bir-yer-degildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-basbaglar-rastgele-secilmis-bir-yer-degildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 04:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37701 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Başbağlar katliamına ilişkin “Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi. Eylemin biçimi, sayısı asla rastgele değildi. 2 gün önce Sivas’ta Madımak Otel’de canlar yanmıştı. (Katledilenler) Önce 31, sonra 33’e çıkacaktı o rakam.” dedi.

Özgür Özel, Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 31 yıl önce teröristlerce katledilen 33 sivil için köy meydanındaki Kültür Evi önünde gerçekleştirilen anma töreninde yaptığı konuşmada, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaptı.

Bugün anma programından önce şahit olduğu Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ile bir gazi arasındaki diyalogdan bahseden Özel, şöyle konuştu:

“Bir gazimiz, ev sahibi olmanın verdiği heyecanla geldi, protokole çay dağıtıyordu. Sayın Valim ayağa kalktı, zorla elinden aldı, götürdü ve dedi ki ‘gazi çay dağıtır mı hiç’. Gazi bu milletin devletine duyduğu sevgiyi ifade ediyordu, Sayın Vali de bu devletin, devlet adamlarının milletine ve gazilerine, şehitlerine, onların ailelerine gösterilmesi gereken saygıyı, devletin kibir değil, alçak gönüllük olduğunu gösteriyordu. İkisine de yürekten teşekkür ediyorum.”

Özel, Bağbaşlar’da 5 Temmuz 1993’te yaşan katliamla ilgili şunları kaydetti:

“5 Temmuz günü birileri aldıkları talimatla aslında bir pusu kurdular. Beklediler ki köyün erkekleri camide toplansın. Akşam namazını takiben camiye giden, namazdan çıkanları aldılar, getirdiler ve 28’ini köyün meydanında katlettiler. Köyü ateşe verdiler, yaktılar, 5 canımızı da orada aldılar ve 33 şehidimizi, bizim yüreğimizi yakarak tarih önünde hepimize emanet ettiler. Öyle Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi. Eylemin biçimi, sayısı asla rastgele değildi. İki gün önce Sivas’ta Madımak Otel’de canlar yanmıştı. (Katledilenler) Önce 31, sonra 33’e çıkacaktı o rakam. Onlar sema durmaya gelmişlerdi, inançlarına göre bir ibadeti yerine getiriyorlardı. Birileri onları katletti, güya ona misilleme bu sefer cami çıkışında, yakın sayıda vatandaş, sonrada yakılarak 5 kişi yine 33 kişi hayatını kaybetti.”

“Alevilerle Sünniler kardeştir, Türklerle Kürtler kardeştir. Buna kastedenler de kalleştir”

Eylemi yapanların amacından bahseden Özel, “Hesap, bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü ki hepimizin birliğine, beraberliğine kastetmiş o terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler, ‘mezhep kavgası, mezhep savaşı çıkarır mıyız’ diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen, birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik beraberlik çıkarılır, onu gösterdiler. O gün o acılarında bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı, bugün bir kez de buradan ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevilerle Sünniler kardeştir, Türklerle Kürtler kardeştir. Buna kastedenler de kalleştir.” ifadelerini kullandı.

Özel, olayla ilgili açılan davanın sonuçsuz kalmasının, o günlerde 25 kilometre öteden 14 saatte buraya ulaşılabilmesinin ve yarattığı büyük travmanın halen daha yüreklerin soğumamasına sebebiyet verdiğini belirtti.

Başbağlar davasının aynı Madımak gibi zaman aşımına uğradığını söyleyen Özel, “Bunu kabul etmiyoruz çünkü böyle suçlar, insanlığa karşı işlenen suçlardır ve insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımı olmaz, affı olmaz. Dava 2019’da bir kez daha açıldı ama yine bütün sanıklar firari. Biz bu davanın sanıkların gıyabında da olsa bir insan suçu, insanlığa karşı işlenmiş suç olarak nitelendirilmesini, her türlü zaman aşımından, her türlü ceza indiriminden, her türlü aftan muaf olmasının sağlanmasını, geleceğe yönelik olarak da önemsiyoruz.” şeklinde konuştu.

“Bu acıları unutturmamaya devam edeceğiz”

Özel, 15 Temmuz’da Saraybosna’da olacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Geçen devlet günlerinde orada olduğumda Aliya İzzetbegoviç’in mezarının başındaydım. Duamızı okuduk ve Aliya İzzetbegoviç’in o muhteşem öğüdünü, vasiyetini tekrar ettik. Diyor ki ‘Unutulan katliamlar tekrarlanır’. Biz bugün Başbağlar’a gelirken 31. yılındaki bir acıyla değil, birinci yıldaki acıyı hissederek, birinci yılda ne kadar yüreğimiz yanıyorsa, yüreğimiz o kadar yanarak geldik. İki gün önce Sivas’taydık. Orada o acıyı hissettik. İki gün sonra buradayız. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin, mutlaka ve mutlaka bu acıları unutturmamaya, hayatını kaybedenlerin manevi huzurlarında onlara rahmet dilemeye, geride bize bıraktıkları emanetlere sahip çıkmaya, gazilerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

Önceleri zorlu kara yolculuğu ile Başbağlar’a geldiğini hatırlatan Özel, bugün helikopter ile geldiğini ve gördüğü manzara karşısında, Başbağlar’ın dağların, vadilerin arasında şirin bir köy olduğunu söyledi.

“İliç Komisyonunun gayretlerini, mücadelelerini önemsiyoruz”

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün olayla ilgili araştırma komisyonu kurulmasını teklif ettiğine değinen Özel, şunları kaydetti:

“Bence biz bu teklifi yenileyelim. Partiler arası diyalogla nasıl birçok komisyonu, Soma’da ya da hekime karşı şiddet için, bu sefer İliç’te kurduysak, bu Başbağlar’ın acısının araştırılması, hiç olmazsa tarih önünde, Gazi Meclis’in dokümanlarına bu konuda bir çabanın da nakşedilmesi için biz bunu grup başkan vekillerimizden rica edelim ve kendileri diğer parti gruplarıyla görüşsünler. Bu komisyonu da ivedilikle kuralım. İliç Komisyonu’nun gayretlerini, mücadelelerini önemsiyoruz. Yapılacak madencilik faaliyetlerinin, insan sağlığını, çevreyi önemsemesini, bu konuda ÇED raporları konusunda, diğer konularda varsa ihmaller üzerine cesaretle gidilmesini önemsiyoruz.”

Özel, Vali Hamza Aydoğu’nun konuşmasında İliç’teki olay süreciyle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a teşekkür ettiğini hatırlatarak, “Sayın valimiz sayın bakana teşekkür etti. Ben de sayın bakana eğer devletin valisi, milletin kendisi, bakandan razıysa, ben de razıyım. Olimpiyatlarda Busenaz, Çin’de şampiyon oldu ve dedi ki ‘Bakanımız bizi hiç yalnız bırakmıyor’. Ertesi gün çıktım basın toplantısında ilk teşekkürü bakana ettim. Milli futbolcu bakandan razıysa, ben de razıyım. Köylü, kaymakam, vali, herkes eğer diyorsa ki bizi yalnız bırakmadı, o bakandan biz de razıyız. Siyaset gerektiğinde mücadele etmek, gerektiğinde münakaşa etmek, gerektiğinde millet için kavga etmek ama üzerine düştüğünde de teşekkür etmek, nezaket göstermektir. Bunu ifade etmek isterim.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-basbaglar-rastgele-secilmis-bir-yer-degildi/feed/ 0
Başbağlar Katliamı’nın yıl dönümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel anma programına katıldı https://www.haber60.com.tr/basbaglar-katliaminin-yil-donumunde-chp-genel-baskani-ozgur-ozel-anma-programina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/basbaglar-katliaminin-yil-donumunde-chp-genel-baskani-ozgur-ozel-anma-programina-katildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 04:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37695

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, PKK’lı teröristlerin 33 kişiyi şehit ettiği Başbağlar Katliamı’nın yıl dönümünde anma programına katıldı. Programda konuşan Özel, “Nereden geldiniz musallat oldunuz. Kim yolladı, ne istediniz bu güzel insanlardan? Gerçekten insan bir kez daha bu terörün ne kadar acımasız olduğunu, bu teröristlerin ve bunları kullanan güçlerin ne kadar vicdansız olduklarını ve ne kadar sinsi bir plan içerisinde olduklarını bir kez daha gösteriyor” dedi.

Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen PKK’lı teröristler, 33 vatandaşı şehit edip, para, altın ve değerli eşyaları yanlarına aldıktan sonra köyde bulunan evleri ateşe verip, kaçtı. Katliamın 31’inci yıl dönümünde köyde tören düzenlendi. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 3’üncü Ordu Komutanı Korgeneral Veli Tarakcı, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Veysel Yanık, İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve hayatını kaybedenlerin yakınları katıldı. İlk olarak CHP Genel Başkanı Özel ve Bakan Bayraktar hayatını kaybedenler için yapılan Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Burada Kur’an-ı Kerim tilaveti okunarak, dua edildi. Daha sonra Başbağlar Köyü Kültür Evi bahçesinde düzenlenen törene geçildi.

‘ALEVİLERLE, SÜNNİLER KARDEŞTİR’

Burada konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 5 Temmuz günü alınan talimatlarla köye pusu kurulduğunu belirterek, “Beklediler ki köyün erkekleri camide akşam namazını takiben camiye giden, namazdan çıkanları aldılar, getirdiler ve 28’ini köyün meydanında katlettiler. Köyü ateşe verdiler, yaktılar. 5 canımızı da orada aldılar ve 33 şehidimizi bizim yüreğimizi yakarak tarih önünde hepimize emanet ettiler. Başbağlar öyle rastgele seçilmiş bir yer falan değildi. Eylemin biçimi, sayısına bakıldığında asla değildi. İki gün önce Sivas’ta Madımak Oteli’nde canlar yanmıştı. 33 kişi hayatını kaybetmişti. Onlar semah durmaya gelmişlerdi. İnançlarına göre bir ibadeti yerine getiriyorlardı. Birileri onları katletti. Güya ona misilleme bu sefer bir cami çıkışında 33 kişi hayatını kaybetti. Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak, terör örgütü hepimizin birliğine, beraberliğine kastetmiş o terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler mezhep kavgası, mezhep savaşı çıkarır mıyız diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen, birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik, beraberlik çıkarılır onu gösterdiler. O gün o acılarında bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı bugün bir kez de buradan ben ifade etmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevilerle, Sünniler kardeştir. Türklerle Kürtler kardeştir. Buna kastedenler de kalleştir” diye konuştu.

‘NE İSTEDİNİZ BU GÜZEL İNSANLARDAN’

Olay sonrası açılan davaya ilişkin de konuşan Özel, şunları kaydetti:

“Tabii açılan davaların sonuçsuz kalması, o günlerde sadece 25 kilometre öteden, 14 saatte buraya ulaşılabilmesi, burada yarattığı büyük travma halen daha yüreğimizin soğumamasına sebebiyet veriyor. Dava zaman aşımına uğradı aynı Madımak gibi. Bunu kabul etmiyoruz. Çünkü böyle suçlar, insanlığa karşı işlenen suçlardır. İnsanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımı olmaz, affı olmaz. Dava 2019’da bir kez daha açıldı. Ama yine bütün sanıklar firari. Biz bu davanın sanıkların gıyabında da olsa bir insanlık suçu, insanlığa karşı suç olarak nitelendirilmesini her türlü zaman aşımından, her türlü ceza indiriminden, her türlü aftan muaf olmasının sağlanmasını, geleceğe yönelik olarak da önemsiyoruz. Ben bu ayın 15’inde tekrar Saraybosna’da olacağım. Biz bugün Başbağlar’a gelirken 31’inci yılındaki bir acıyla değil, birinci yıldaki acıyı hissederek, birinci yılda ne kadar yüreğimiz yanıyorsa o kadar yanarak geldik. İki gün önce Sivas’taydık. Orada o acıyı hissettik. İki gün sonra buradayız. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin mutlaka ve mutlaka bu acıları unutturmamaya, hayatını kaybedenlerin manevi huzurlarında onlara rahmet dilemeye, geride bize bıraktıkları emanetlere sahip çıkmaya, gazilerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ben daha önce hep zorlu kara yolculuklarıyla geliyordum. Bugünkü yurt dışı seyahatimizden buraya havaalanından helikopterle geldik. Gelirken öyle bir coğrafya gördüm ki; pilot arkadaş ‘Başbağlar burası’ deyince uzaktan dağların, vadilerin arasında şirin bir köy gördüm. Nereden buldunuz be kardeşim? Nereden geldiniz musallat oldunuz. Kim yolladı, ne istediniz bu güzel insanlardan? Gerçekten insan bir kez daha bu terörün ne kadar acımasız olduğunu, bu teröristlerin ve bunları kullanan güçlerin ne kadar vicdansız olduklarını ve ne kadar sinsi bir plan içerisinde olduklarını bir kez daha gösteriyor. Başbağlar’a sahip çıkmayı bir vasiyete uymak olarak gördüğüm için beni de Başbağlar’ın bir evladı kabul ediniz. Bundan sonra sizlere sahip çıkmaya, sizinle birlikte olmaya devam edeceğiz. Bir kez daha başımız sağ olsun. Allah bir daha milletimize böyle acılar yaşatmasın. Acınız acımızdır. Şehitlerimiz ailelerimizin şehididir. Hepiniz bizim ailelerimizsiniz.”

BAKAN BAYRAKTAR: ELİ KANLI KATİLLER KİRLİ AMAÇLARINA ULAŞAMADILAR

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise “Yaşanan bu elim olayın ardından Başbağlar, yaşadığı büyük acıya, birliğimize ve kardeşliğimize sıkılan kurşunlara rağmen korkmadı, metanetini korudu, teröre boyun eğmedi. Topraklarını terk etmeyi bir kez bile düşünmedi. Provokasyonlara kapılmadan devletine güvenmeye devam etti. Allah’a hamdolsun. O gün biz bu oyunlara gelmedik. Bu sayede eli kanlı katiller kirli amaçlarına ulaşamadılar. Her daim dikkatli ve uyanık olmalıyız. Birliğimizi ve kardeşliğimizi bozmak isteyen güçler durmuyor, durmayacaklar da. Bu yüzden ülke olarak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmemiz, birbirimize daha da yakınlaşmamız gerekiyor. Aramıza nifak tohumları ekmek isteyen şer odaklarına fırsat vermememiz gerekiyor. Ülkemiz üzerinde karanlık emelleri olanlar şunu iyi bilmelidir ki; bu köklü devlet ve aziz milletimiz var oldukça bu emellerine ulaşamayacaklardır” dedi.

‘ACILAR DÜN GİBİ YÜREĞİMİZDEDİR’

Başbağlar’da yaşanan olayda hayatını kaybedenleri unutmayacaklarını belirten Bakan Bayraktar, şöyle konuştu:

“Bundan 31 yıl önce yaşadığımız elim olayın acıları elbette taze, dün gibi yüreğimizdedir. Bir ömür boyu da bizimle birlikte olacak. Acılarımızı hep bir yanımızda hissederken tüm terör örgütleriyle amansız mücadelemiz de sürüyor. Teröristlerden döktükleri kanın hesabını katbekat soruyoruz. Nerede olurlarsa olsunlar peşlerini bırakmıyor, yakalıyor, gereğini yapıyoruz. Hamdolsun şimdi ülkemizin hiçbir yerinde teröristler nefes alamıyor. Ülkemizi terör belasından tamamen kurtarmak için güvenlik güçlerimiz gecesini gündüzüne katarak mücadelesini sürdürüyor. Bu belayı yok edene kadar da sınırlarımız içinde ve dışında mücadelemiz hiç durmadan devam edecek. Tabi terör, sadece canlarımızı alıp kaos çıkarmak istemiyor, esas itibarıyla ülkemizin kalkınmasını, ileri gitmesini, milletimizin refahının artmasını da engellemeye çalışıyor. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımınız liderliğinde, onun ortaya koyduğu sağlam irade ve kararlılıkla ve elbette güvenlik güçlerimizin, kahraman askerimizin, polisimizin, korucularımızın cesareti ve mücadelesi ile bölgeyi terörden temizledik ve bu güzel coğrafyaya huzur getirdik.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/basbaglar-katliaminin-yil-donumunde-chp-genel-baskani-ozgur-ozel-anma-programina-katildi/feed/ 0
Başbağlar Köyü’nde terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı https://www.haber60.com.tr/basbaglar-koyunde-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-anildi/ https://www.haber60.com.tr/basbaglar-koyunde-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-anildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 03:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37664 Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybeden 33 vatandaş, düzenlenen törenle anıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda konuşan Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akpınar, “Bundan tam 31 yıl önce, 5 temmuz 1993 pazartesi günü akşam ezanı okunduğu vakitte, köyümüze gelen hain teröristlerin köyümüzde soykırımı andıran bir katliam sonucunda şehit ettikleri 33 vatandaşımız için düzenlenen anma törenimize iştirak ederek acımızı paylaşan tüm konuklarımızı şehitlerin huzurunda saygıyla selamlıyorum. 2 temmuz 1993 tarihinde önceden hazırlanmış ve kurgulanmış olarak sahneye konulan Sivas Madımak otelinde ve üç gün sonra köyümüzde yapılan katliamın asıl amacının milletimizin birlik ve bütünlüğüne, vatandaşlarımız arasına ayrılık tohumları atarak devletimizi zayıf düşürmek suretiyle bölmek olduğu günümüze kadar yapılan tüm terör saldırılarında açıkça görülmüştür. Yaşadığımız bu katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen Başbağlar köyü mazlumları, hala yitirilen haklarını, kaybedilmiş canların kanlarının yerde kalmaması için, bu katliamın sorumlularının adalet önünde hesap vermeleri için hukuki mücadelesini bugüne kadar meşru zeminlerde devam ettirmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere siyasilerin ve bürokratların gönderdiği taziye mesajlarının okunduğu törende konuşan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu Başbağlar katliamını unutmanın, yaşanan acıyı tarifin mümkün olmadığını söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da, “Yıllardır ülkemizin bütünlüğünü bozmaya çalışan güçlerle mücadele ediyoruz. Bu güçlerin taşeronluğunu yapan PKK son 40 yılda vatandaşlarımıza, güvenlik güçlerimize saldırarak binlerce canımıza kıydı. İşte bu hain terör örgütü bundan tam 31 yıl önce bugün Erzincan ilimizin Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde dünyanın gördüğü en alçak ve insanlık dışı saldırılardan birisini gerçekleştirdi. PKK’lı teröristler akşam namazını kılmak için köy camisine giden vatandaşlarımızı meydanda toplayarak onları katletti, kurşuna dizdi. 33 vatandaşımızı şehit ettiler. Burada sıkılan kurşunlar tüm milletimiz hedef aldı.” dedi.

Son olarak konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de,”5 temmuz günü birileri aldıkları talimatla pusu kurdular. Beklediler ki köyün erkekleri camide toplansınlar. Akşam namazını takiben camiye giden, namazdan çıkanları aldılar, getirdiler ve 28’ini köyün meydanında katlettiler. Köyü ateşe verdiler, yaktılar 5 canımızı da arada aldılar. 33 şehidimizi bizim yüreğimizi yakarak tarih önünde hepimize emanet ettiler. Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi. Eylemin biçimi, sayısı asla rastgele değildi. 2 gün önce Sivas’ta Madımak otelinde canlar yanmıştı, 33 kişi hayatını kaybetmişti. Onlar sema durmaya gelmişlerdi inançlarına göre ibadeti yerine getiriyorlardı. Birileri onları katletti güya ona misilleme bu sefer bir cami çıkışında yine 33 kişi hayatını kaybetti. Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü, terör örgütünü kullanan başka güçler mezhep kavgası çıkarır mıyız diye niyetlendiler” diye konuştu.

Program şehitlik ziyaretiyle sona erdi. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/basbaglar-koyunde-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-anildi/feed/ 0
Sinan Ateş suikastı davasında 10 sanık adli kontrol şartıyla tahliye edildi https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-suikasti-davasinda-10-sanik-adli-kontrol-sartiyla-tahliye-edildi/ https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-suikasti-davasinda-10-sanik-adli-kontrol-sartiyla-tahliye-edildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 03:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37633 Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesine ilişkin cinayet davasında bugün beşinci duruşma görüldü. Hafta boyunca görülen davada bugün de tanıklar dinlendi.

MAHKEME HEYETİ ARA KARARINI AÇIKLADI

Tanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı. Mahkeme, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Aytaç Ataç, Caner Günray, Umut Ersoy, Alper Atay, Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar ve Ufuk Köktürk’ü yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye etti. Mahkeme heyeti davayı 19 Temmuz’a erteledi.

CHP’Lİ TANAL DIŞARI ÇIKARILDI

Mahkeme başkanı, duruşmanın başında, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın “mahkeme başkanına sataştığı” gerekçesiyle dün salondan çıkartıldığını anımsattı. Tanal’ın bu celse de salonda olduğunun görüldüğünü belirten başkan, Tanal’ın salondan çıkarılmasını istedi. Mahmut Tanal, bunun üzerine salondan ayrıldı.

TANIK İFADELERİ ALINDI

Davanın bugünkü celsesinde tanık ifadeleri alındı. Tanık Yusuf Mert, motokurye olduğunu ve olay günü sipariş götürdüğünü söyledi. Trafik ışıklarında beklerken kaçan şahıslarla karşı karşıya geldiğini belirten Mert, “Motorda oturan kişide kask vardı, arkaya binende yoktu. Motoru hızlı kullanıyorlardı, o dikkatimi çekti. Herhangi bir silah görmedim. Plakanın ’35 E’ kısmı dışındaki kısmı bantlıydı. Başka bir bilgim, görgüm yok.” dedi.

Tanık Yavuz Süleymanoğlu ise sanık Aytaç Ataç’ı, bir kafenin sahibi olması nedeniyle tanıdığını söyledi. Ateş’i tanımadığını, arkadaşının kendisini telefonla araması üzerine cinayetten haberdar olduğunu anlatan Süleymanoğlu, şu ifadeleri kullandı; “Arkadaşım, bizim olduğumuz yere yakın bir yerde ocak başkanının öldürüldüğünü söyledi. Ben de kim olduğunu sorunca ‘Sinan Ateş’ dedi. Ben de bir gürültü duymadığımı söyledim. Aytaç, ‘Ne olmuş?’ diye sordu. Ben de rahmetlinin ismini söyleyerek ‘Öldürmüşler’ dedim. Aytaç, ardından Tolgahan’ı aradı. Karşı tarafın ne söylediğini bilmiyorum. Aytaç’a ‘Ne olmuş?’ diye sorduğumda ‘Bilmiyormuş’ dedi.”

Tanık Gönül Ergin de olay günü doktor randevusu olduğunu, işinin bitmesi sonrası arabada seyir halindeyken silah sesi duyduğunu belirtti. Olay anını görmediğini anlatan Ergin, “Etrafa bakınırken sol elindeki ucu uzun silahla koşan birini gördüm. Kişinin başında bere veya maske yoktu. Kendisini bekleyen motorun arkasına binip hareket ettiklerini gördüm. Vurulan şahsın kim olduğuna dair bilgim yoktu. Motora binen şahsın fotoğrafını çektim. Polisler sorunca WhatsApp’tan atabileceğimi söyledim, ardından gönderdim.” ifadelerini kullandı.

“SİLAHLARIN KAYBOLMAMASI İÇİN OFİSE GÖTÜRDÜM”

Tanık Ahmet Keçik ise olay günü Ateş’in Çukurambar’daki ofisinden camiye gittiklerini kaydetti. Namaz sonrası ofise doğru dönerken bir şahsın aracın arkasından aniden çıkıp seri şekilde Sinan Ateş’e ateş etmeye başladığını aktaran Keçik, şöyle konuştu; “Hatırladığım kadarıyla gövdesine doğru ateş etti. Bunun üzerine ben bir aracın arkasına geçtim. Şahıs sürekli rahmetliye ateş ediyordu. Rahmetlinin belindeki silahını gördüm. O an kendimi savunma ihtiyacı duydum ve belinden silahı aldım. Şahsa hedef almadan birkaç kez ateş ettim. Rahmetliyi kontrol ettiğimde tepki vermiyordu. Selman abi de yaralıydı. Hem Selman abi hem de rahmetli yaralı olunca silahların kaybolmaması için iki silahı ofise götürdüm. Ofiste çalışan ablaya, ‘Silahlar kaybolmasın’ diyerek teslim ettim. Sonra geri döndüm. Rahmetlinin yaralarına tampon yapmaya başladım. Polisi ve sağlık ekiplerini aradım.”

Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun, tetikçi Eray Özyağci’nin “Reisi vurduk.” diye bir ses duyduğu yönündeki savunmasını Keçik’e sordu. Keçik, “Kendisi Ülkü Ocakları Başkanı olduğu için ona ‘Başkan’ derdim. Hiç ‘Reis’ diye hitap etmem.” yanıtını verdi. Duruşmada daha sonra sanık Doğukan Çep’in cinayetin ardından kaldığı otelin sahibi olan tanık Gökhan Türkmen dinlenildi. Türkmen, Ateş’in vefatını ertesi gün haber sitelerinden öğrendiğini, olayla ilgili bilgisinin olmadığını söyledi.

Sanıklardan Alper Atay’ı spor kulübü başkanı olduğu için tanıdığını kaydeden Türkmen, “Doğukan Çep’i tanımıyorum. Yılbaşı günü Alper Atay, benden bir oda talep etti. Odayı kimin için istediğini bilmiyorum. Yılbaşı olduğu için odaların dolu olduğunu ancak personel adına kullanılan odayı ayarlayabileceğimi söyledim. Alper’in odada kalıp kalmadığını bilmiyorum. Yanında bir arkadaşı vardı ama kiminle kalacağına dair bir bilgi vermedi.” dedi.

Mahkeme heyeti başkanı, Türkmen’e savcılıktaki ifadesi ile mahkemedeki ifadesinde çelişkiler bulunduğunu söyledi. Savcılık ifadesinde, odada kimin kalacağını sormasına üzerine Atay’ın kendisine sanıklardan Caner Güney’i gösterdiğini söylediği hatırlatılan Türkmen’e, duruşma salonunda teşhis yaptırıldı. Türkmen, Atay’ın gösterdiği kişinin Güney olmadığını, kendisine gösterilen kişinin beyaz tenli bir şahıs olduğunu iddia etti.

DÜNKÜ DURUŞMADA NELER OLDU?

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen davanın dünkü celsesinde Ateş’in eşi ve annesi ifade vermişti. Ateş’in annesi Saniye Ateş, oğlunun yanına gelerek “Anne, benim kalemimi kırdılar, bana suikast düzenleyecekler.” dediğini aktarırken duruşma salonunda fenalaşmıştı.

Oğlunun katillerinin mahkemeye çıkması için 18 ay beklediğini anlatan Ateş, “Daha kaç Sinan ölecek? Benim Sinan’ımı neden öldürdüler biliyorlar mı? Birisi diyor ki ‘para’. Oğlum, kendine gelen lokumu bile dağıtıp öyle gelirdi eve. Ben Türk’üm, ülkücüyüm ama bunların inandığı ülkücü değilim ben. Neydi benim oğlumu öldürme sebepleri? Makam sevdası mıydı? Ben, oğlumu öldürenlerden hesap istiyorum. Oğlumu öldürmeye sevk edenler ortaya çıkacak. Bunlar maşa” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-suikasti-davasinda-10-sanik-adli-kontrol-sartiyla-tahliye-edildi/feed/ 0
Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir: İstikrar ve güven çok önemli https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-istikrar-ve-guven-cok-onemli/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-istikrar-ve-guven-cok-onemli/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37558 Tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselen Bodrum FK’nin teknik direktörü İsmet Taşdemir, istikrar ve güvenin kendileri için çok önemli olduğunu, ligde kalıcı olmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Düzce’nin Kaynaşlı ilçesindeki Topuk Yaylası’nda yeni sezon hazırlıklarını sürdüren yeşil-beyazlıların teknik direktörü Taşdemir, Süper Lig’e yükselme başarısı, ligdeki hedefleri, transfer ve kamp çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Her yıl yükselen grafikle yollarına devam ederek Süper Lig’e ulaştıklarını belirten Taşdemir, futbolcularından 2-3’ü haricinde bu lig tecrübesine sahip oyuncunun bulunmadığına değindi.

Taşdemir, lig başlayana kadar mutlaka takıma katılan yeni futbolcuların olacağını ancak şu an transfer konusunda netleşen bir durumun olmadığını aktardı.

Oyuncularının heyecanlı olduğunu, hayal ettikleri ligde mücadele edeceklerini belirten Taşdemir, “Bu heyecan çok güzel, çalışmalarımıza yansıyor, keyifli geçiyor. Daha heyecanlı ve güzel olmaya başladı. Çünkü çoğu oyuncumun hayal ettiği yerde oynama isteği, buna da doğru şekilde hazırlanma isteği var. İnşallah bunu hep birlikte başarabiliriz.” diye konuştu.

1. Lig’de iken yılmadan çok çalıştıklarından bahseden 50 yaşındaki teknik adam, “Önceki yıllarda yılmadan çalışarak doğru yapılanmayla mutlu sona ulaşabildik. İstikrar ve güven bizim için çok önemli. Takım ve camiamızda bunların hepsi, fazlasıyla var. Süper Lig zor ve çok kötü günlerimiz olabilir. Kötü günlerimizde birbirimize sarılabilirsek yine güzel günleri yakalarız.” ifadelerini kullandı.

Taşdemir, Süper Lig’de sıkıntılı günler yaşamanın hayatın kendisi kadar doğal olduğunu, şu an ligde kalıcı olmayı hedeflediklerini ve bunun için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını vurguladı.

Transfer değil şampiyonluk kadrosunun kampta olmasını istemiş

Bodrum FK’nin çok farklı özelliklere sahip bir takım olduğunu dile getiren Taşdemir, her geçen gün üstüne koyarak iyi yönlerini geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.

İsmet Taşdemir, Süper Lig’e yeni çıkan her kulübe “asansör takım” yakıştırmasının yapıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Biz 1. Lig’e çıktığımızda da kadro kalitemize bakıp düşeceğimizi beyan ettiler ama bu olmadı. Bu sene şampiyonluğumuzu ilan ettikten sonra da yaptığımız istişarede yöneticilerimizden isteğim oldu. Bu transfer değildi. Sadece geçen yılki futbolcu grubumun bugün kampta olmasını istedim. Geçen sene oynayan ve oynamayan, tecrübelisinden gencine bütün oyuncu grubum burada. Bunun için çok mutluyum.”

Bu süreçte kadroya bazı ufak eklemelerin yapılacağını, oynayamayacak bazı futbolculardan forma şansı bulacakları kulüplere gitmelerini isteyeceklerini aktaran Taşdemir, geçen yılki oyuncu grubunun hepsinin yanında olmasından duyduğu mutluluğu yineledi.

Taşdemir, oyuncularıyla birbirlerini çok iyi tanıdıklarını ve zorlukların üstesinden çok iyi gelebildiklerini vurgulayarak, “Hem çok çalışıyoruz hem de birbirimize bağlıyız. Çok zor bir ligde oynayıp, birlikteliğimizi en üst seviyede tutup, aramıza doğru arkadaşları da katabilirsek yine başarılı olmanın peşindeyiz. Herkesin ‘asansör’ yakıştırması olabilir, saygı duyuyorum ama bir taraftan da dönüp baktığımda burada çok kaliteli oyuncu grubu var. Onların her an her şeyi yapabilme potansiyeli olduğunu biliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Maçlarımızı Bodrum’da oynamak için bütün fedakarlıklar yapılıyor”

Takımın stat sorununun çok fazla gündeme getirilip başarısının göz ardı edilmesinden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Taşdemir, 3 yıldır yönetimin, teknik ekibin ve futbolcuların doğru işler yaptığının altını çizdi.

“Bağlı olduğu federasyona ve sigortaya 1 lira borcu olmayan bir kulüp var.” diyen Taşdemir, çok sayıda doğru iş yapılmışken bunların hiç konuşulmayıp devamlı stat sorununun gündeme getirilmesini eleştirdi.

Taşdemir, stadı federasyonun istediği ölçülere getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını anlatarak, şunları kaydetti:

“Diğer yandan da bu halk, yıllarca Süper Lig özlemi çeken bu yarım ada ve etrafındaki Milaslısı, Fethiyelisi, Bodrumlusu; Kuşadası’nda, Aydın’dakiler bunu yaşasınlar. İzmir’e, İstanbul’a gidip maç izlemek zorunda kaldılar. Şimdi Süper Lig ayaklarına geldi. Biz de federasyonumuzun isteklerini yerine getirip, bu zamana kadar yaşamamış yarımadamıza ve etrafındaki illere bu heyecanı yaşatmak istiyoruz. Bunun da hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bu kadar zorluğun üstesinden gelip Süper Lig’e çıktıysak, taraftarımızın, yöremizin insanının bu coşkuyu yaşamasını istiyoruz. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Biz sevdiğimiz, bildiğimiz taraftarımızla iç saha maçlarını oynamak istiyoruz. Bütün fedakarlıklar yapıldı. ‘Olmaz’ denilen her şeyin olması için çalışılıyor. Federasyonun kurallarına uygun olarak her şeyi hazırlayıp, maçlarımızı Bodrum’da oynamak için bütün fedakarlıklar yapılıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-istikrar-ve-guven-cok-onemli/feed/ 0
Trabzon’a gelen Arap turistler havalimanında yoğunluk oluşturuyor https://www.haber60.com.tr/trabzona-gelen-arap-turistler-havalimaninda-yogunluk-olusturuyor/ https://www.haber60.com.tr/trabzona-gelen-arap-turistler-havalimaninda-yogunluk-olusturuyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37495 Doğu Karadeniz Bölgesi’nin turizm destinasyonları bakımından en zengin tarihi ve doğal güzelliklere sahip Trabzon’a gelen Arap turistler havalimanında yoğunluk oluşturuyor.

Son yıllarda ilginin giderek arttığı Trabzon bugünlerde en yoğun günlerini yaşıyor. Körfez ve Ortadoğu ülkelerinden Trabzon Havalimanına dış hatlardan günde yaklaşık 12 ülkeden direkt uçak seferleri yapılırken, bu ülkeler arasında ağırlıklı olarak Körfez Ülkeleri yer alıyor. Kuveyt, Amman, Sharjah, Jeddah, Riyad, Dammam, Muscat, Doha, Bahreyn, Dubai ve Abu Dhabi gibi ülkelerden her gün Trabzon’a uçuşlar yapılırken, Körfez ülkelerinden gelenler özellikle yaylaları tercih ediyor.

Turizm sezonu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Tuna, Trabzon Havalimanı’nda dış hatlara inen uçak sayısının 21 olduğunu belirterek, “Trabzon’a geçen sene 1 Temmuz 2023’de 15-16 uçak iniyordu bugün 21 uçak olarak iniyor. Fakat bu hem acentelerimizin hem otellerimizin doluluk oranlarına yansımıyor. Bununla alakalı bakıldığında bunun birçok nedeni var. Özellikle kayıt dışı tesislerimizin bölgedeki fazlalığı bugün 2 bin rakamları konuşuluyor. Bunlar çok korkunç rakamlar. Bu bağlamda bizim sektör olarak memnuniyetle karşıladığımız Bakanlığımızın aldığı bir kanun tasarısı var. Ama bu memnuniyet sanırım yerel yönetimlerde de idarelerde çok memnuniyetle karşılandığını düşünmüyorum. Bugün gelin görün denetimler bir o kadar etkisiz. Bugün çok basit işte ilk denetleme 100 bin, ikinci denetleme 500 bin, üçüncü denetleme de 1 milyon olarak bu açıklanmış. Ama maalesef sahada bunun karşılığını göremiyoruz” dedi.

Trabzon’da konaklayan turistlerin günübirlik turları tercih ettiğini kaydeden Tuna, “Trabzon özeline baktığında Uzungöl turizm destinasyonlarından bir tanesi. Çal mağarası olsun, Hıdırnebi olsun işte bugün Batum, Ayder kullanılan birçok destinasyon. Bu bağlamda mesela Ordu’da çok güzel yatırımlar yapılıyor. Günübirlik Ordu turları var. Tabii ki misafirlerimiz buralar tercih ediyorlar. Misafirler Trabzon konaklasa bile günübirlik turlar buralara yapılıyor. Bugün Batum turu ile günübirlik olarak gidip gelinebiliyor. Giresun, Rize, Ordu bu bağlamda günübirlik olarak kullanılıyor” şeklinde konuştu.

“TÜRSAB’tan başka denetleme yapan bir kurum yok”

Doğu Karadeniz turizmini değerlendiren Tuna, “Gerçekçi olursa çok iç açıcı görmüyoruz. Rakamlar ortada. Her yıl yüzde 20-30 bandına varan artışlar söz konusu ama bir o kadar da gerileme var. Bugün işte Temmuz ayındayız. Şehrin kalabalığı ortada. Otellerin doluluk oranları ortada. Ama inşallah düzeleceğini ümit ediyoruz. Bununla alakalı da aslında birçok etken var. Biraz yerele de girersek şöyle bir örnek vereyim. 2 yıl önce bizim turizm konseyimiz vardı. Bu konseyi kapattık. Bunun yerine Bakanlık talimatıyla beraber Trabzon Tanıtım Ajansı kuruldu. Bu kurum 14 aydan beri toplantı yapmıyor. Şimdi 2 tane kültür yolu festivali geçirdik. Toplantı yapmadık. Sonuçlar ortada. Çok emek var. Çok şey yapılmış. Yani bakıldığında ama bir o kadar da eksik bir o kadar da yetersiz. Niye? Şehirle birleştiremiyoruz. Bu bağlamda yine şöyle bir örnek vereyim. Trabzon’da bir şeyleri düzeltmeniz gerekiyor. Nedir bu? Otel denetlemelerini konuşuyoruz. Şu anda saha da net olarak söylüyorum TÜRSAB’tan başka denetleme yapan bir kurum yok. Bizde iki tane personelimizle beraber sahada denetleme yapmaya çalışıyoruz. Kayıt dışı çok fazla. Bu kayıt dışı derken illa tesis olarak baz almayın. MA plakalı araçlarla insanlar tur yapıyor. Bugün havalimanının durumu ortada. Bunları birleştirecek, düzeltecek olan bizleriz. Nedir bu? Hep beraber ortak akılla aynı masanın etrafında oturup bu turizmi yönetmeniz gerekiyor” diye konuştu.

“Kayıt dışını konuşmak bile istemiyorum”

Trabzon’a gelen turistlerin konaklaması sürelerini yükseltmek için yatırımların yapılması gerektiğinin altını çizen Tuna, “Arap turistler şehrimizi ve bölgemizi tercih ediyorlar. Fakat bunu daha fazla nasıl yukarı çıkarabiliriz? Daha fazla nasıl onların burada konaklama sürelerini nasıl yükseltebiliriz? Bunları yıllar önce yapmamız gerekiyordu. Yani geldiğimiz noktada bir turist işte Uzungöl’e gitti. Ayder’e gitti. Sonuç eğlenebileceği bir lokasyon var mı? Onlara zaman geçirebileceğiniz lokasyonlar var mı? Bunların yatırımlarını yapıyor muyuz? veya özel sektöre yaptırabiliyor muyuz? Bunları konuşmamız gerekiyor. Ordu ne yaptı? Çok güzel yatırımlar yapıyor. Belli atraksiyon alanları oluşturmuş. Müşteri istiyor, takip ediyor. Biz Trabzon’da neden bunu yapamıyoruz? Yıllardan beri Trabzon’da bir fuar alanımız yok. Bir eğlence merkezimiz yok. Biz bunu konuştuğumuz zaman yıllardan beri hep şu var. Gülcemal yapılacak oraya yönelecek. Gülcemal ne zaman bitecek. Trabzon’da turizmde sürdürebilirliği konuşuyoruz. Sadece Orta Doğu olarak bakmamamız gerek. Bugün Trabzon şehrinin fuar ve kongre merkezi yok. Şehrimizde fuar ve kongre merkezi yapamıyoruz. Yok. Neden yapamıyoruz? Bir proje var. Armada projesi bekliyoruz sonuçlanacak. Kaç yıl geçti? Burada bu kadar yatırım var. Kayıtlı 250 otelden bahsediyoruz. Kayıt dışını konuşmak bile istemiyorum. Maalesef 60 güne bu yatırımları sığdırmamamız gerekiyor. Şehrin yöneticileri, yatırımcıları hep beraber bir araya gelip bunu ortak akılla beraber güç birliğiyle beraber çözmemiz gerekiyor. İnşallah iyi adımlar atarız” ifadelerini kullandı.

Trabzon’a birçok ülkeden yabancı turist geldiğini belirten Tuna, ” Yunanistan’dan da geliyorlar. Almanya’dan, Fransa’dan direkt uçuşlar var. Ama bu biraz gurbetçi özelinde. Sümela ve Kızlar Manastırımız var. Tercih ediliyor. İnşallah sayıları artar. Sezon olarak ta bakıldığında Yunanistan’ın sezonu şehrimize aslında işte Ocak ve Haziran aylarında daha çok tercih ediyorlar. Ama bunları işte bizim çeşitlendirmemiz gerekiyor. Sadece Ortadoğu yeşilimiz, mavimiz çok güzel değil. Farklı alternatifler, farklı pazarlara şehrin bileşenleriyle, yöneticileriyle, yatırımcılarıyla dediğim gibi ortak akılda buluşup yeni pazarlara açılmamız gerekiyor. İnşallah sürdürülebilir olur diye düşünüyorum” dedi.

Öte yandan Trabzon’a geçtiğimiz yıl yerli ve yabancı olmak üzere toplam 1 milyon 319 bin 299 kişi ziyaret etmişti. 2022 yılına göre yüzde 38 artan turist sayısının 706 bin 532 yabancı, 612 bin 767 de yerli turist olmuştu. Kente gelen turistler de yoğunluklu olarak Uzungöl, Sümela Manastırı, Sera Gölü, Çal Mağarası, Şahinkaya, Boztepe, Ganita ve Ayasofya Camisi’ne ilgi göstermişti. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzona-gelen-arap-turistler-havalimaninda-yogunluk-olusturuyor/feed/ 0
Diyarbakır’da Gut Hastalığı Uyarısı: ‘Kebap Diyarının Hastalığı Diyebiliriz’ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-gut-hastaligi-uyarisi-kebap-diyarinin-hastaligi-diyebiliriz/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-gut-hastaligi-uyarisi-kebap-diyarinin-hastaligi-diyebiliriz/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37362

DİYARBAKIR Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Lütfi Akyol, ciğer tüketiminin çok olduğu kentte ‘gut’ hastalığıyla ilgili uyarıda bulundu. Doç. Dr. Akyol, “Diyarbakır ciğersiz olmaz. Gut hastası olacağız diye et, ciğer yemeyelim mi? Öncelikli olarak bir genetik yatkınlık olması lazım, daha sonra tetiği çeken çevresel faktörler. Proteinden zengin beslenme bu hastalık için bir risk faktörüdür ama tek başına ‘gut’ hastası olmak için yeterli değildir. Her gün yemek yerine, bunu 3-4’e düşürebilirler. Bir porsiyon değil de yarım porsiyon yiyebilirler. Hastalarımızda genelde böyle bir kebap, bir ciğer yeme öyküsü olur. Gut hastalığı eskilerin deyimiyle kralların hastalığı veya padişah hastalığı olarak da bilinir. Biz de Diyarbakır’dayız. Biz de o zaman kebap diyarının hastalığı diyebiliriz” dedi.

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Lütfi Akyol, kentte yaşayanların sabah kahvaltılarında bile tercih ettiği tescilli lezzetler arasında yer alan ciğer kebabı için uyarılarda bulundu. Fazla et tüketiminin genetik yatkınlıkla birlikte ‘Gut’ hastalığına neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Akyol, şöyle konuştu:

“Romatolojik hastalıkların hepsinin ortaya çıkış mekanizması genelde birbirine benzer. Genetik bir yatkınlık, daha sonra tetiği çeken çevresel faktörler. Gut hastalığında da ortaya çıkması için öncelikli olarak bir genetik yatkınlık olması gerekiyor daha sonra da bunu tetikleyen çevresel faktörler. Burada da en önemlisi enzimsel problemler, kanda ürik asit düzeyinin artmasına neden olacak. Gut hastalığını daha çok orta yaş erkekler, 40 yaş üstü erkeklerde görüyoruz. Birlikte diyabetli, şeker hastalığı, hipertansiyonlu, kalp hastalığı, sedef hastalığı, hematolojik hastalıklar, lösemi, lenfoma gibi hastalar, radyoterapi, kemoterapi almış olan hastalar, travma sonrası da hastalarda gut hastalığını görüyoruz. Gut hastalığında özellikle ayak başparmağında gece ve sabaha doğru çok şiddetli ağrı, ısı artışı, kızarıklık. Hasta gece yattığında bir şey yoktur. Gece ve sabaha doğru çok şiddetli ağrıyla uyanır. Bu ağrı o kadar şiddetlidir ki, polikliniğe geldiği zaman hastalar o ayağına şiddetli ağrıdan dolayı ayakkabı ve çorap bile giyemezler. Biz o hastaları polikliniğe girişinden bile hemen tanıyabiliriz. Yüzde 70 oranında ayak başparmağında daha az sıklıkta ayak bileğinde, dizde bu eklemlerde de gene şişlik, ağrı, kızarıklıkla hastalar bize gelebilir. En önemli özelliği, ataklar halinde seyretmesidir. Biz tedavi versek de vermesek de ataklar 7- 10 günde kendiliğinden düzelir. Ama tedavi etmezsek giderek artan ataklar eklemlerde kalıcı hasarlar bırakır. Önce ayakta, dizde başlayan hastalık yavaş yavaş yukarı doğru diğer eklemlere geçer. Kulakta olabilir, akciğerde olabilir. Yani hastalık sadece eklemsel bir hastalık değil, eklem dışı organları da etkileyen bir hastalık. Onun için erkenden tanı ve tedavi yapılması bu hastalıkta çok kıymetlidir.”

‘KEBAP DİYARININ HASTALIĞI DİYEBİLİRİZ’

‘Gut’ hastalığının daha önce kral veya padişah hastalığı olarak da bilindiğini ifade eden Doç. Dr. Akyol, “Aklımıza şu soru geliyor; Diyarbakır ciğersiz olmaz. Hani biz gut hastası olacağız diye et yemeyelim mi? Ciğer yemeyelim mi? Her ciğer yiyen, her çok et yiyen gut hastası mı olacak? Hayır. Öncelikli olarak bir genetik yatkınlık olması lazım o hastalığa. Daha sonra tetiği çeken çevresel faktörler. Proteinden zengin beslenme bu hastalık için bir risk faktörüdür ama tek başına gut hastası olmak için yeterli değildir. Diyarbakır’da hastalarımızda genelde böyle bir kebap bir ciğer yeme öyküsü olur. Hatta bunu bazen böyle esprili şeklinde konuşuruz. ‘Dayanamadın yedin her halde’ diye hastalarımıza. ‘Evet hocam, gene dayanamadık, ciğer yedik’ derler. Gut hastalığı eskilerin deyimiyle kralların hastalığı veya padişah hastalığı olarak da bilinir. O zamanlarda proteini daha çok krallar, padişahlar çok tükettiği için ondan dolayı böyle bir adlandırma da yapılmış. Biz de Diyarbakır’dayız. Biz de o zaman kebap diyarının hastalığı diyebiliriz” dedi.

‘HER GÜN YERİNE HAFTADA 3-4 GÜN CİĞER YENİLEBİLİR’

Hastalığın günümüzde tanı ve tedavisinin zor olmadığını belirten Doç. Dr. Akyol, “Tanısı çok kolay bir hastalık, ilaçları elimizde olan bir hastalık, ancak tedavide hiç istediğimiz düzeyde olmadığımız bir hastalık. Hastalar çok şiddetli bir ağrıyla geliyor. Şikayetleri düzelince ortalıktan kayboluyor. Şimdi burada hekimin yapacağı iş, tedavi ve ilaç tedavisi vermek. Hastaya düşen görevler nelerdir? İlacını düzenli kullansın, kontrollerine düzenli gitsin. Diyet konusunda hastaları çok fazla sıkmamıza gerek yok. Uygulanmayacak şey söylediğin zaman hastaya, hasta zaten onu yapmıyor, uygulamıyor. Onun için uygulanabilir bir diyet hastaya vermemiz lazım. Bir kere diyet konusunda hasta ile orta yolu bulmamız lazım. Yani 7 gün değil de mesela 3 gün, 4 gün yesin. Bir porsiyon değil de yarım porsiyon yesin. Yani tamamen böyle bir proteini sıfırlama, tamamen et yememe gibi bir diyetimiz yok. Spor, egzersiz çok kıymetli. Bol sıvı tüketimi ve obeziteye dikkat etmemiz lazım. Bunların hepsi bir arada dengeli bir şekilde götürüldüğü zaman hastalık vücuda, eklemlere, diğer organlara hiç birine hasar vermeden sağlıklı bir şekilde hastamızın tedavisini sürdürebiliriz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-gut-hastaligi-uyarisi-kebap-diyarinin-hastaligi-diyebiliriz/feed/ 0
Sinan Ateş’in Eşi Ayşe Ateş: Bildiğim Hiçbir Şeyin Sır Kalmasını İstemiyorum https://www.haber60.com.tr/sinan-atesin-esi-ayse-ates-bildigim-hicbir-seyin-sir-kalmasini-istemiyorum/ https://www.haber60.com.tr/sinan-atesin-esi-ayse-ates-bildigim-hicbir-seyin-sir-kalmasini-istemiyorum/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:37:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37315

ANKARA’da eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili 22 sanığın yargılandığı davada Ateş’in eşi Ayşe Ateş, duruşma öncesi açıklama yaptı. Ayşe Ateş, “Sinan’ın bana anlattıklarını, canilerin bize yaşattıklarını anlatacağım. Hem de hiçbir ismi pas geçmeden. Yargıda, emniyette, medyada, sosyal medyada, yeraltı dünyasında bu kadar güce sahip bu karanlığın konuşsan da konuşmasan da beni öldüreceğine, herkesi öldüreceğine ikna oldum. Bu yüzden bildiğim hiçbir şeyin sır kalmasını istemiyorum” dedi.

Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in, 30 Aralık 2022’de Ankara’da cuma namazı çıkışında ofisine giderken silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili davada tutuklu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşma öncesi gazetecilere açıklama yaptı. Ateş, duruşma salonunda yaşananları günlerdir sessizce izlediğini belirterek, “Avukatımız dışarı çıkarılıyor, duruşmayı izleyenler salondan kovuluyor. Mahkeme heyetinin mükellefiyeti; buradaki sanıkları, tanıkları, müştekileri tek tek dinlemek, anlatılanları kayda geçirmektir. Mahkemede soru sormamız engelleniyor. Saçma sapan zırvalarla bizi 3 gündür oyalıyorlar” ifadelerini kullandı.

Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin güvenlik kamerası kaydına dikkat çeken Ayşe Ateş, “Kamera kaydında ne var? İzlemeyenler için anlamayanlar ve anlamak istemeyeneler için bir kez daha anlatıyorum. Kiralık katil arabanın arkasından çıkıyor, silahını Sinan’ın vücuduna doğrultup, üst kısmına doğru ateş ediyor. Sinan ne ayağından vurulan bir insanın refleksini veriyor ne de başka bir hamlede bulunuyor. Sadece bilinci kapalı bir şekilde yere düşüyor ve hareketsiz kalıyor. Yere düşen bir insan ayağından vurulduysa bir refleks vermez mi? Bu akıl ve mantık dışı ifadelerle saçma sapan zırvaları bize 3 gündür dinletiyorlar. Sonrasında Sinan düşerken kiralık katil Erol Özyağcı, Selman’ı da vuruyor. Selman can havliyle kaçıyor, kaçarken eli silahına gidiyor, silahı elinde değil, elini beline atıyor. Bunlar kamera kaydında görünüyor. Kiralık katil devam ediyor, önüne doğru bir adım atıp Sinan’a ateş ediyor, Sinan’ı etkisiz hale getirip kaçıyor. Selman geri döndüğünde ise Sinan’ın cansız bedeniyle karşılaşıyor ve dizlerinin üstüne çöküyor” diye konuştu.

‘ÇOCUKLARIMI BİR DE ANNESİZ BIRAKMAKTAN KORKTUM’

Ayşe Ateş, duruşmada vereceği ifadede Sinan Ateş’e hayattayken yaşatılanları anlatacağını söyleyerek, “Sinan’ın bana anlattıklarını, canilerin bize yaşattıklarını anlatacağım. Hem de hiçbir ismi pas geçmeden, tıpkı ilk gün hastanede savcıya verdiğim ifadede yaptığım gibi, o ifadeyi bilenler gayet iyi biliyor. O günden sonra yakın arkadaşlarım bana şöyle söylediler; Ayşe bu isimleri söyleme seni de yaşatmazlar. Sen Sinan’ın sana söylediği alt kademedeki isimleri ver, diğerlerini devlet ortaya çıkarır. Ölmekten öldürülmekten çocuklarımı bir de annesiz bırakmaktan korkuyorum. Bugün ölümü göze almadım arkadaşlar. Burada sosyal medyada ve televizyon ekranlarında ortaya konulan tabloyu ve karanlığı gördükten sonra yargıda, emniyette, medyada, sosyal medyada, yeraltı dünyasında bu kadar güce sahip bu karanlığın konuşsan da konuşmasan da beni öldüreceğine, herkesi öldüreceğine ikna oldum. Bu yüzden bildiğim hiçbir şeyin sır kalmasını istemiyorum. Ölürsem de benimle gitmesini istemiyorum. Herkes her şeyi bilsin istiyorum. Müdafiler bu duruşmada bu siyasi cinayetin Pensilvanya’da kurgulandığını, senaryosunu da Mustafa Özcan isimli şahsın yazdığını iddia ettiler. İddiaya göre ben de onlara hizmet ediyormuşum. Bu, MHP ve ülkü ocaklarına karşı yapılan bir kumpas girişimiymiş. Böyle arsızlık, böyle kurnazlık hiçbir yerde tarih boyunca görülmemiştir. Sinan Ateş’e ölmeden önce ülkü ocakları ve MHP yöneticileri tarafından sosyal medya üzerinden yöneltilen tehditler, edilen hakaretler, atılan iftiralar tam ortada dururken, arkadaşları aynı odaklar tarafından saldırılara maruz kalmışken, deliller de aynı merkezi işaret ederken, ben kocamın katilini nerede arasaydım? Sinan’ı CHP’liler mi tehdit etti? Arkadaşlarına DEVA Partililer mi saldırdı? Dostlarına İYİ Partililer mi elçi gönderdi? Bu ne cüret? Bu ne aymazlık? Hiç heveslenmesinler, hiç sevinmesinler. Cambaza bakmayacağımızı, katillerden gözümüzü ayırmayacağımızı da bilsinler” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinan-atesin-esi-ayse-ates-bildigim-hicbir-seyin-sir-kalmasini-istemiyorum/feed/ 0
Rüştü Onur Atilla’dan “Boşanmayı ben istemedim” diyen eski eşine cevap gecikmedi https://www.haber60.com.tr/rustu-onur-atilladan-bosanmayi-ben-istemedim-diyen-eski-esine-cevap-gecikmedi/ https://www.haber60.com.tr/rustu-onur-atilladan-bosanmayi-ben-istemedim-diyen-eski-esine-cevap-gecikmedi/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37269 Güldür Güldür Show’daki rolüyle geniş bir hayran kitlesine ulaşan başarılı oyuncu Rüştü Onur Atilla, 10 Haziran’da 2 çocuğunun annesi Sinem Ayyıldız ile 10 yıllık evliliğini bitirdi. Atilla, boşandıktan 20 gün sonra şarkıcı Nez ile aşkını ilan etti. Günlerdir sessiz kalan Ayyıldız, dün yaptığı açıklamada her şeyin bir anda olduğunu ve gördüğü üslubun kırıcı olduğunu söyledi. Ünlü oyuncudan eşinin sözlerine cevap gecikmedi.

AYYILDIZ: BOŞANMAK İSTEMEDİM, HER ŞEY 5 AY İÇİNDE OLDU

Boşandıktan sonra sessizliğini koruyan Sinem Ayyıldız, dün Nokta Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “Boşamayı ben istemedim, çabaladım ama üslubu çok kırıcı ve netti. Her şey 5 ay içinde oldu ve her şey yeterince çirkin” dedi.

ONUR ATİLLA’DAN CEVAP: DAHA FAZLA ÇİRKİNLEŞMEDEN KONUŞAYIM

Instagram hesabından yaptığı ilk paylaşımda çocuklarını tatile götürdüğünü söyleyen Atilla “İyiliğimi isteyen herkes susmamı istedi. Daha iyi olmadı. Daha fazla çirkinleşmeden ben bir konuşayım. Yoldayım, çocukları tatile götürüyorum. Akşama ben konuşayım bir” ifadelerini kullandı.

“İTHAMLARI DEVAM EDERSE MAHKEME HUZURUNDA HAKKIMI ARAYACAĞIM”

Oyuncu akşam yaptığı yazılı açıklamada ise eski eşini hedef alarak yeni aşkı Nez’e de sahip çıktı. Bu süreçte yaşananları anlatan oyuncu, şu ifadeleri kullandı: “Sinem Ayyıldız, hayatımdaki en değerli iki varlığımın, çocuklarımın annesidir. Kendisi hakkında burada konuşmam. Bana yöneltilen suçlamalara karşılık vermem. Zaman geçtikçe daha sağduyulu olacağına inanmak istiyorum. Asılsız ithamlar devam ettiği takdirde mahkemeler huzurunda, adalete güvenerek hakkımı arayacağım, umarım gerekmez.”

“OCAK AYINDA EVDEN AYRILDIM VE ANLAŞMALI OLARAK BOŞANDIK”

“Ocak ayında evden ayrıldım ve 6 ay içinde boşandık. Anlaşmalı olarak boşandık. Karşı taraf istemese anlaşmalı boşanılabilir mi? Hayır. Birlikte imza attık ve boşandık. Sebebi, sebepleri bizim mahremimizdir. Ben eski eşimin ailesine de sorumluyum, çocuklarıma da. Benim için hiç ama hiç kolay olmadı çocuklarımdan ayrılmak. Zayıfladım diye yuvamı yıkacak karakterde olmadığımı biliyorum. Ne mutlu ki ben kendimi biliyorum, vicdanım çok rahat.”

“ZAMANINDA AKBİLİMİ DOLDURAN EŞİME EN İYİ ŞARTLARI SAĞLAYARAK AYRILDIM”

“Mahremimizi bu mecralarda meze etmem. Biz eski eşimle yıprandık, yorulduk, birbirimizi mutsuz etmeye başladık, tartışma ve kavga ortamında çocuklarımızı büyütmek istemedik. Boşanmamak için tek taraflı çabalandıysa da henüz evliyken şartları güzelleştirmek için de ben çok çabaladım. Olmadı… Daha iyi bir baba olabilmek için kendi hayatımı kurmam gerekti. İlk adımı ben attım, evden ayrıldım ve boşandık. Zamanında akbilimi dolduran eski eşime en iyi şartları sağlayarak ayrıldım. Şükür kimseye muhtaç değiller, olmayacaklar.”

“BİZ BİRBİRİMİZE SIĞINDIK, NEZ’İN EVLİLİĞİMİN BİTMESİYLE ALAKASI YOK”

“Nez benim sevgilimdir. Biz çok kısa zaman önce bir ilişkiye başladık. Çok mutlu ve heyecanlıyız. Bu zor süreç bizim umarım ilk ve son sınavımız olur. Birbirimize tutunduk ve sığındık. Nez’in evliliğimin bitmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Evlilik bitirecek yapıda bir insanı hayatıma katamam zaten. Tekrarlıyorum benim çocuklarım var, ailem var, iş arkadaşlarım ve sorumluluklarım var, eski eşime bir saygım var. Hayatın cilvesi işte biz birbirimize böyle bir zamanda denk geldik. Boşanacağımı dahi davaya on gün kala öğrenen bir insandan söz ediyorum.

“NEZ’İN LİNÇ EDİLMESİNE İZİN VERMEM”

Yirmi beş yılda namusuyla kariyerini inşa etmiş bir kadının, asla böyle konularla gündeme gelmeyen bir sanatçının, meslektaşımın, sevdiğim insanın, sevgili Nez’in linç edilmesine izin vermem. Ortada bir ihanet yok. Bunun aksini ispat edebilecek en ufak bir delil ya da tanık bulunamayacağı gibi, bizim tanışmamızın 28 Mayıs’ta olduğunu ve ilişkimizin ben boşandıktan sonra başladığını ispatlayabileceğimiz pek çok delil vardır.”

“NEZ’LE BEN MASUMUZ, BELKİ ESKİ EŞİM DE İLİŞKİ KURMUŞTUR”

“Velhasıl, Nez ve ben masumuz. Öte yandan herkes istediği hayatı yaşayabilir. Yeni ilişkiler kurabilir, belki de kurmuştur… Biz tanınmış insanlar olduğumuz ve mutluluğumuzu başka insanlardan önce kendimiz paylaştığımız için günah keçisi ilan edildik. Eski eşime de mutluluklar diliyorum. Canı gönülden diliyorum. Bazen de medyatik olmamak iyidir dedirtti bu son günler bana. Yaşayan yaşıyor, ama biz mutlu olmak isteyince? Bakın neler oluyor… Çok üzücü. Artık benim tarafımdan bu konuyla ilgili bir açıklama gelmeyecek. Çocuklarım için susuyorum. Sevginin kazanması dileğimle.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/rustu-onur-atilladan-bosanmayi-ben-istemedim-diyen-eski-esine-cevap-gecikmedi/feed/ 0
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, 663’üncü randevu yarın ön eleme müsabakalarıyla başlıyor https://www.haber60.com.tr/tarihi-kirkpinar-yagli-gureslerinde-663uncu-randevu-yarin-on-eleme-musabakalariyla-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/tarihi-kirkpinar-yagli-gureslerinde-663uncu-randevu-yarin-on-eleme-musabakalariyla-basliyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:24:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37150

Edirme’de bu yıl 663’üncüsü gerçekleştirilen, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ndeki Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, müsabakalar yarın 28 başpehlivanın ön eleme karşılaşmalarıyla başlıyor. Bu yıl ilk kez uygulanan lig usulüyle katılımın sağlandığı güreşlere 14 boyda 852 pehlivan, derece yapabilmek için katılım sağlıyor.

Yağlı güreşin olimpiyatı olarak değerlendirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, pehlivanlar 663’üncü kez dualı çayıra çıkmaya hazırlanıyor. Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından organize edilen, Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda bu yıl ilk kez uygulanan ‘Lig usulü’ formatta, Kırkpınar’a katılmaya hak kazanan 14 boyda 852 pehlivan, derece yapabilmek için ter dökecek.

GÜREŞLER BU YIL BİR GÜN ERKEN BAŞLIYOR

Büyük organizasyonda, her yıl cuma günü başlayan güreşler, bu yıl bir gün önceden start alıyor. Başpehlivanlık kategorisinde belirlenen 40 kişilik kontenjandan, piyasa güreşlerinde topladıkları puanlarla ilk 32’ye giren güreşçiler, Kırkpınar’a direkt katılmaya hak kazandı. Kalan 8 başpehlivan ise yarın Sarayiçi Er Meydanı’nda gerçekleştirilecek ön eleme turuyla belirlenecek. Toplam 28 başpehlivanın saat 13.00’da el bağlayacağı ön eleme karşılaşmaları sonucu, Kırkpınar’da güreşecek 40 başpehlivan belirlenmiş olacak.

MİMAR SİNAN’DA KAYITLAR YARIM GÜN

Öte yandan, Kırkpınar’da önceki yıllarda güreşçilerin 2 gün süren kayıtlarına ev sahipliği yapan Mimar Sinan Spor Salonu, bu yıl sadece yarım gün kullanılacak. Lig usulü sisteme geçilmesi nedeniyle organizasyona katılmaya hak kazanan 852 güreşçi, 4 temmuz perşembe günü saat 08.30 ile 12.00 arasında Mimar Sinan Spor Salonu’na gelerek hem kayıtlarını yaptıracak, hem de kuralarını çekip tartıya çıkarak son kontrollerini gerçekleştirecek.

AĞA KARŞILAMA CUMA GÜNÜ

663’üncü Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde ana program ise 5 Temmuz Cuma günü Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim’in saat 10.00’da geleneksel karşılama töreniyle başlayacak. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ve beraberindekilerle karışlanacak Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim’in de aralarında bulunduğu kortej Atatürk Anıtı’na çelenk sunacak. İstiklal Marşı ve beraberinde Kırkpınar Marşı’nın okunmasının ardından kortej pehlivanlar mezarlığını ziyaret edip, Adalı Halil ve Kara Emin’in kabirlere çiçek sunulup dua edilecek. Saat 12.00’de ise Eski Cami’de mevlit okutulacak.

MİNİK GÜREŞÇİLER ÇAYIRA ÇIKACAK

Kırkpınar’da güreş takvimi ise Cuma günü saat 14.00’da Sarayiçi Er Meydanı’nda Minik boyda pehlivanların çayıra salınmasıyla başlayacak. Aynı gün minik 1, minik 2, minik 3, teşvik, tozkoparan, ayak, deste küçük boy, deste orta boy, deste büyük boy, küçük orta küçük boy, küçük orta büyük boy, büyük orta ve başaltı boylarında pehlivanlar çayıra çıkarak güreş tutacak.

AÇILIŞ TÖRENİ

Aynı gün saat 18.00’da yağlı güreşlerin açılış seremonisi yapılacak. Açılış programı kapsamında Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ve Edirne Valisi Yunus Sezer birer konuşma yapacak. Program sonunda güreşlere katılan pehlivanlar geçiş yapacak.

AĞALIK İHALESİ VE FİNAL GÜREŞİ SON GÜN

6 Temmuz Cumartesi günü güreşlerin devam edeceği Sarayiçi’nde akşam 21.00’de şarkıcı Bengü, hayranlarıyla buluşup konser verecek. Yağlı güreşlerin son gününde ise 7 Temmuz pazar günü final karşılaşmaları sabah saat 09.00’da başlayacak. Saat 15.00’da 2025 yılı 664’üncü Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali, Ağalık Koç İhalesi yapılacak ve ardından büyük Türk bayrağı açılıp statta gezdirilecek. Kırkpınar’ın son günü başpehlivanlık final güreşi ve ardından ödül töreni ile sona erecek.

MÜSABAKA USUL VE ESASLARI

Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun yayınladığı Yağlı Güreş Müsabaka Talimatı’nda, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde müsabaka, kura ve eşleme usul ve esasları ise şöyle belirlendi:

“Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde lig usulü gereği başpehlivanlik boyunda ilk 32′ ye giren pehlivanlardan ilk sekiz birinci torba, ikinci sekiz ikinci torba, üçüncü sekiz üçüncü torba, dördüncü sekiz de dördüncü torbayı oluşturacak. Dördüncü torbayı oluşturan pehlivanlar ile ön elemeden gelecek olan 8 pehlivan, 6 Temmuz Cumartesi günü ilk tur güreşi yapacak. Bu turun galipleri dördüncü torbayı oluşturacak. Bu torbalar arasında birinci ve dördüncü torba, ikinci ve üçüncü torba arasında kura çekimi ile elemeler yapılacak. Bu turdan sonraki kura çekiminde tur atlayan pehlivanlar içerisinde ligde sıralaması daha yüksek olan ilk sekiz birinci torbada, diğer sekiz pehlivan da ikinci torbada yer alacak. Çeyrek final ve takip eden turlarda tek torbada karışık kura uygulaması yapılacak.”

BAŞPEHLİVANA 550 BİN LİRA ÖDÜL

Edirne Belediyesi tarafından 663’üncü Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanına bu yıl 550 bin TL’lik para ödülü verecek. Başpehlivan ikincisine 275 bin TL, başpehlivan üçüncüsü olacak 2 güreşçiye de 140’ar bin TL para ödülü verilecek. Tüm boylarda dereceye girecek olan başpehlivanlara verilecek olan para ödülü, yolluk ve tur ücretleri ile bu yıl 3 milyon TL’ye ulaşacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarihi-kirkpinar-yagli-gureslerinde-663uncu-randevu-yarin-on-eleme-musabakalariyla-basliyor/feed/ 0
Atatürk’ün Erzurum’a Gelişinin 105. Yıl Dönümü Törenlerle Kutlandı https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi-2/ https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi-2/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37141 TÜRKİYE Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Erzurum’a gelişinin 105’inci yıl dönümü düzenlenen törenlerle kutlandı.

Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 105’inci yılı dönümü nedeniyle ilk tören, Aziziye ilçesindeki Ilıca semtinde yapıldı. Buradaki kutlamanın ardından Türk bayrağı ve Atatürk posterini taşıyan öğrenciler, Yakutiye ilçesindeki İstanbulkapı semtinde protokol ve askeri bando ile karşılandı. Vali Mustafa Çiftçi, Garnizon Komutan ve 9’uncu Kolordu Komutan Vekili Ardahan 25’inci Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Cihanoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Mehmet Sekmen ile katılımcılar, önde atlı cirit takımı, Türk bayrağı ve Atatürk posteri ile yürüyüşe geçti. Bando takımının marşlar seslendirdiği yürüyüş sırasında, cirit atlarının davul- zurna eşliğinde geçişi ilgi gördü. Yürüyüşün sona erdiği Havuzbaşı Kent Meydanı’nda tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla devam etti.

‘ULVİ MÜCADELEYİ BAŞLATTIĞI GÜNDÜR’

Okunan şiirler ve halk oyunları gösterilerinin ardından günün anlam ve önemini anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Milli Mücadele meşalesinin Erzurum’da yakıldığı günün, 105’inci yıl dönümü. Bundan 105 yıl önce yurdun her yerinde devam eden işgallerinin yanı sıra Erzurum’u ve bu bölgeyi de ele geçirmeyi planlarına dahil eden İtilaf Devletleri’nin, milletimizin bağımsızlık ve hürriyet aşkı, ilaveten azim ve kararlılığı karşısında çaresiz kaldığı ve korkudan titremeye başladığı gündür. Bugün, Rus işgalleri ve Ermeni mezalimini yaşamış; hunharca katliamlara maruz kalmış, işkencelerin ve soykırımların en acısını yaşamış bir kentin, Erzurum’un, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna en milli, en yerli ve de en ulvi mücadeleyi başlattığı gündür. Bugün, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi ifadesiyle; ‘Benim Erzurum’a gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içerisine alınmış olduğu bir zamana rastladı’ dediği ve yine milletin bir bütün olduğunu ve kesinlikle parçalanamayacağını, manda ve himayenin asla kabul edilemeyeceğini, tüm dünyaya ilan ettiği, Erzurum’a geldiği gündür” dedi.

‘ERZURUM DEMEK, ‘CUMHURİYETİ KURAN ŞEHİR’ DEMEKTİR’

Atatürk’ün siyasi hayatında Erzurum’un yerinin çok büyük ve önemli olduğunu ifade eden Başkan Sekmen, “3 Temmuz’dan sonraki süreçte Erzurumlular, Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele’nin lideri olarak görmek ve bu kıvancı yaşamak düşüncesi ile 10 Temmuz 1919’da kendisini Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başkanlığına layık görmüştür. İlaveten Erzurum Kongresi’nin başkanlığına da seçilen Mustafa Kemal Paşa, kongre sonunda Milli Mücadele’nin ilk hükümeti niteliğinde olan 9 kişilik Temsil Heyeti’nin de başkanı olmuştur. Erzurum insanı, Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ağustos 1919’da ‘fahri hemşehrilik’ payesi vermiş ve Kasım 1919 tarihinde yapılan seçimlerde ise Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne de Erzurum Milletvekili olarak yine Gazi Paşa’yı seçmiştir. İşte bu nedenle Erzurum demek, ‘Cumhuriyeti kuran şehir’ demektir. ‘Erzurum’ demek, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ demektir. Bu vesileyle sözlerime burada son verirken başta Erzurumlu hemşehrimiz, Erzurum mebusumuz, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere onun silah arkadaşları ve aziz vatanımız uğruna canlarını seve seve feda eden tüm şehitlerimizi, rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

ATATÜRK’ÜN KALDIĞI EVİ GEZDİLER

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın konserinin ardından protokol, Atatürk’ün 57 gün kaldığı evi gezdi. Vali Çiftçi, Tuğgeneral Cihanoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen, Atatürkevi’nde 105 yıl yaşananlarla ilgili bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi-2/feed/ 0
Tunceli’de düzenlenen MotoFest’te motorcuların yarışları nefes kesti https://www.haber60.com.tr/tuncelide-duzenlenen-motofestte-motorcularin-yarislari-nefes-kesti/ https://www.haber60.com.tr/tuncelide-duzenlenen-motofestte-motorcularin-yarislari-nefes-kesti/#respond Fri, 05 Jul 2024 01:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36716

Tunceli’de ilk defa düzenlenen MotoFest’te motorcuların yarışları nefes kesti. 120 sporcu dereceye girebilmek için zorlu parkurlarda mücadele etti.

Gençlik ve Spor Bakanlığınca, Valilik, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ve Türkiye Motosiklet Federasyonu işbirliğinde gerçekleştirilen MotoFest, Tunceli’de organize edildi. Ülkenin dört bir köşesinden kente gelen 2 bin motosiklet tutkunu, gerekli işlemlerin ardından Örenönü Tabiat Parkı’ndaki festivale katıldı. Festivalin ilk 2 gününde doğal, tarihi ve kültürel güzelliklerin tanıtılması amacıyla ‘mototur’ düzenlendi. Motosikletliler, endemik türler ve yaban hayatı açışından zenginliğiyle bilinen Munzur Vadisi Milli Parkı’ndan, meşe ağaçlarıyla kaplı dağların arasından akan Munzur Çayı’nın yanından geçen kara yolundan başlayarak Ovacık’a hareket etti. Daha sonra yakın dönemde korunacak hassas alan ilan edilen Pülümür vadisini gezdi.

Festivalin son gününde ise Örenönü Tabiat Parkı’nda yarışlar için parkurlar oluşturuldu. 120 motosikletçinin katıldığı yarışlarda sporcular zorlu parkurlarda dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti. Seyircilerin nefeslerini tutarak izlediği yarışlarda derece yapan sporculara ödüller verildi. Kentte 4 gün boyunca süren festival gece düzenlenecek konserin ardından sona erecek.

BEKİR YUNUS UÇAR: 50 BİN KİŞİ KATILDI

Etkinliğin verimli olduğunu ve festivalle yaklaşık 50 bin kişinin katıldığını belirten Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Başkanı Bekir Yunus Uçar, “Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak yine katma değerli bir spor organizasyonunda bu sefer de Tunceli’de bir araya geldik. Perşembe gününden bu yana festivaldeki konserlerle başlayan organizasyonumuz dün ve bugün Süper Enduro GP yarışıyla en başarılı Türk sporcunun kıyasıya mücadelesiyle devam etti. Dün sıralama turları yapılan yarışların bugün final yarışları gerçekleştirildi. Tüm Türkiye’ye bu doğal güzellikleri, bu turizm ve bu izlemesi en heyecanlı sportif performansı sunma, gösterme imkanımız oldu. Vali bey ciddi manada bir motosiklet tutkunu. Onun daveti üzerine buraya geldik. Analizlerimizi yaptık ve dört günün ortalamasında özellikle perşembe, cuma, cumartesi günlerindeki konser ve izleyici performansına baktığımızda 50 bine yakın insanımızın bu etkinlik alanına geldiğini, buradaki etkinliklerden, sportif etkinliklerden, sosyal etkinliklerden faydalandığını gördük. Biz çok mutlu olduk” dedi.

EMRE DOĞAN: PARKUR ZOR VE MUHTEŞEMDİ

Yarışlara Mersin’den katıldığını belirten motosiklet yarışçısı Emre Doğan, “Parkurun durumu, atmosfer harikaydı. Yarışlar çok zorluydu ama harikaydı. Ama gerçek motosiklet tutkunu için zorluk yoktur, dereceye girmek için amansız bir mücadele ettik. Organizasyonu düzenleyen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

Yarışları izlemeye gelen Suna Demir ise ilk defa bir motor yarışını izlediğini belirterek şunları söyledi:

“Çok beğendik. İyi ki Vali bey böyle bir organizasyonu ilimize getirdi. Yarışları izlerken çok korktum ve heyecanlandım. İlk defa böyle bir yarış izledim.”

YARIŞLARDA DERECE ALAN SPORCULAR

Veteran bölümünde 1. Recep Bahadır Çaktı, 2. Mehmet Okuyan, 3. Salih Serim, Hobi bölümünde 1. Kemal Deveci, 2. Sinan Tufan, 3. Erkan Yüksek, Usta bölümünde 1. Murat Can Köse, 2. Emirhan Kurt, 3. Azad Demirkal, Genç bölümünde 1. Mustafa Resul Kurtuluş, 2. Kenan Kazan, 3. Muhammed Bekir Kocaoğlu, Prestij bölümünde 1. Mehmet Emin Musaoğlu, 2. Aykut Kızıltaş, 3. Ömer Demirkal, GP bölümünde 1. Mehmet Emin Musaoğlu, 2. Mustafa Resul Kurtuluş, 3. Emirhan Kurt, ATV Cup bölümünde 1. Mesut Şen, 2. Murat Yatgın, 3. Kasım Yatgın oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuncelide-duzenlenen-motofestte-motorcularin-yarislari-nefes-kesti/feed/ 0
Mersin’de Güneş ve Deniz Festivali düzenlendi https://www.haber60.com.tr/mersinde-gunes-ve-deniz-festivali-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/mersinde-gunes-ve-deniz-festivali-duzenlendi/#respond Thu, 04 Jul 2024 23:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36611 Mersin’de düzenlenen Güneş ve Deniz Festivali’nde deniz yüzeyinde 1 kilometre uzunluğunda Türk bayrağı açıldı. Mersin Valiliği ile Mezitli Belediyesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, Akdeniz Bölge Komutanlığınca sergilenen gösteri vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi.

1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nın da kutlandığı etkinlik dolayısıyla Taşkıran sahiline çok sayıda vatandaş akın ederken, Akdeniz Bölge Komutanlığına bağlı askerler altına taşıyıcı eklenen 1 kilometrelik Türk bayrağını deniz yüzeyine taşıdı. Taşıma işlemine zaman zaman vatandaşlar da eşlik etti. Vali Ali Hamza Pehlivan ile beraberindeki heyet, Pompeipolis sahilinde Akdeniz Bölge Komutanlığına bağlı helikopter ve gemiler eşliğinde sergilenen flyboard gösterilerini izledi. Sahilde açılan stantları gezen Pehlivan, gazetecilere yaptığı açıklamada Mezitli ilçesindeki Soli Pompeopolis Antik Kenti’nin dünyanın en eski, en kadim antik kentlerinden birisi olduğunu söyledi. Soli Pompeopolis’in bir antik kent olmanın ötesinde aynı zamanda dünyanın en eski limanlarından birini bünyesinde barındırdığını ifade eden Pehlivan, “Soli demek, güneş demek. Geçtiğimiz yıllarda Mezitli ilçemizde Güneş Festivali adı altında etkinlikler gerçekleştiriyorduk. Bu yıl 1 Temmuz’un da Kabotaj Bayramı olması hasebiyle hem Kabotaj Bayramı’nı kutlamak, bu vesileyle de Güneş Festivali’ne bir isim daha eklemek suretiyle Deniz ve Güneş Festivali olarak turizm ve tanıtım maksatlı bir faaliyete döndürmek istedik” dedi.

“Denizin üstünde 1 kilometre uzunluğunda şanlı bayrağımız yer alıyor”

Türkiye’nin deniz kıyısı itibarıyla 8 bin 333 kilometre uzunluğa sahip olduğunu ifade eden Pehlivan, bunun 321 kilometresinin Mersin’de yer aldığını söyledi. Mersin’in bir sahil şehri olduğunu vurgulayan Pehlivan, şöyle devam etti:

“Akdeniz’in hemen kıyısındayız. Akdeniz, malumunuz bizim mavi vatan olarak addettiğimiz, nitelendirdiğimiz kara sularımızı içeren bir değerimiz. Biz bu etkinliklerle bir yandan Kabotaj Bayramı’mızı kutlamış oluyoruz. Bu bayram vesilesiyle dünden bugüne hem aziz ecdadımızın karada olduğu gibi denizde vermiş olduğu mücadeleleri hatırlıyoruz, aziz ecdadımızı yad ediyoruz. Bir yandan da Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, Türkiye Yüzyılı’nı topyekun bir şekilde herkesin kattığı katılımıyla inşa ettiğimiz bu günlerde bir yandan denizlerimize dikkat çekmek, bir yandan da bunu yaparken tabii deniz demek elbette ki bir yönüyle stratejik bir önemi ifade ediyor, bir yönüyle ekonomiyi, bir yönüyle turistin hasılı denizle ilgili bütün konuları gündemimize gelmiş oluyor. Bu yönüyle elbet denizlerimize dikkat çekmek ve bununla birlikte özellikle de bir ziyaretçinin, bir turistin arayıp da bulabileceği hemen hemen her şeye sahip olan Mersin ilimizin turizm potansiyeline de dikkat çekmeyi arzu ediyoruz. O yüzden bu Güneş Festivali’ni Kabotaj Bayramı etkinlikleriyle birleştirdik. Düzenlenen etkinlikle bugünün ayrı bir güzelliği var. Kabotaj Bayramı öncesi denizlerde bayrağımızı dalgalandırdık. Şu anda denizin üstünde 1 kilometre uzunluğunda şanlı bayrağımız yer alıyor.”

“Havaalanımız açılış için gün sayıyor”

Vali Pehlivan, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısının bir heyetle Mersin’e geldiğini ve Çukurova Uluslararası Havalimanı’nda incelemelerde bulunduklarını dile getirerek, “İnşallah yakında Cumhurbaşkanımızdan gün bekliyoruz. Havaalanımız açılış için gün sayıyor. Dolayısıyla havaalanımızın da açılmasıyla ilimizde sanayisinden tarımına birçok sektörde hareketlilik olacağı gibi, turizm sektöründe de hareketlilik çok daha fazla artacak. Bunun işaretlerini şimdiden görüyoruz. Acenteler, yurt içinden olduğu kadar yurt dışından da bizlerle turizm sektörü paydaşlarımızla iletişim halindeler. Hep birlikte göreceğiz. Güzel Türkiye’mizin güzel ili Mersin’imiz her geçen gün her alanda kalkınıp gelişmeye, basamakları birer birer yukarılara çıkmaya devam edecek. Mersin’imizin yıldızı parlayacak. Tıpkı Türkiye’mizin her geçen gün yıldızının parladığı ve geleceğe her geçen gün emin adımlarla, güçlü adımlarla ilerlediği gibi” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Akdeniz Bölge Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı helikopter ve gemiler eşliğinde düzenlenen gösteri ilgiyle izlendi. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersinde-gunes-ve-deniz-festivali-duzenlendi/feed/ 0
Burdur Devlet Hastanesi’nde Diyaliz Sonrası Yaşanan Olayda 3 Kişi Hayatını Kaybetti https://www.haber60.com.tr/burdur-devlet-hastanesinde-diyaliz-sonrasi-yasanan-olayda-3-kisi-hayatini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/burdur-devlet-hastanesinde-diyaliz-sonrasi-yasanan-olayda-3-kisi-hayatini-kaybetti/#respond Sat, 29 Jun 2024 07:42:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36483

BURDUR Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde 25 Mayıs günü diyaliz sonrası rahatsızlanan ve 3 kişinin yaşamını yitirdiği olaydan sağ kurtulan Şahlan Demirci (54), “Her zaman seans bittikten 10 dakika sonra yatağımdan kalkıyordum. O gün kalkamadım. Vücudumda bir uyuşma oluştu, başım döndü, midem bulandı. Acil servise indirildim. Sonrasını hatırlamıyorum” dedi.

Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs’ta saat 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seanslarında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe şeklindeki şikayetlerle hastaneye geldi. Bazılarının durumunun ağırlaşması üzerine yetkililer gün içinde diyalize giren hastaların tamamına telefonla ulaşıp, hastaneye gelmelerini istedi. Bazıları da ambulansla hastaneye getirildi.

3 HASTA HAYATINI KAYBETTİ

İlk etapta sağlık durumu ağırlaşan 18 hasta ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Sağlık Bakanlığı’nın talimatıyla gün içinde diyaliz tedavisi gören 33 hastanın tamamı hastanelere gönderildi. Hastalardan 23’ü Antalya’da, 6’sı Afyonkarahisar’da, 3’ü Isparta’da, 1’i de Denizli’de tedaviye alındı. Hastalardan Mustafa Demir (70), tedavi gördüğü Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde 28 Mayıs’ta, Saniye Aksöz (88) ve Somalili Amina Abas Jama (67) ise tedaviye alındıkları Antalya Şehir Hastanesi’nde 29 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Diğer hastaların tamamı tedavilerinin ardından taburcu edildi.

2 KİŞİ TUTUKLANDI

Valilik kararıyla kapatılan diyaliz ünitesindeki olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Sağlık Bakanlığı’nın görevlendirdiği 1 müfettiş de hastanede inceleme yaptı. Yürütülen adli soruşturma kapsamında Burdur Devlet Hastanesi’nde görevli sekreter M.C. ve elektrik teknisyeni İ.S. ile bağımsız çalışan makine mühendisleri Gökhan Aytaç Sandıkçı ve Yasin Aydın, ‘Taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ‘Taksirle yaralama’ suçlarından gözaltına alındı. M.C. ve İ.S. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Gökhan Aytaç Sandıkçı ve Yasin Aydın ise Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

‘VÜCUDUMDA UYUŞMA OLUŞTU, BAŞIM DÖNDÜ, MİDEM BULANDI’

Diyaliz sonrası fenalaşan hastalardan Şahlan Demirci, yaşananları anlattı. 7 yıldır diyaliz hastası olduğunu söyleyen Şahlan Demirci, “25 Mayıs Cumartesi günü sabah 08.00’de diyaliz seansım başladı. 12.30’da bitti. Her zaman seans bittikten 10 dakika sonra yatağımdan kalkıyordum. O gün kalkamadım. Vücudumda bir uyuşma oluştu, başım döndü, midem bulandı. Elim ayağımda canım kesildi. Yatağıma yatmak istedim yatamadım. Hasta bakıcılar tarafından acil servise indirildim. Daha sonrasını hatırlamıyorum. Bilincim kaybolmuş” dedi.

‘6 SAATLİK DİYALİZ SEANSI SONRASI BİLİNCİM AÇILDI’

İlk müdahalenin acil serviste yapıldığını belirten Demirci, “İlk müdahaleyi orada yapmışlar. Daha sonra Bucak Devlet Hastanesi’ne sevk etmişler. Orada 6 saatlik bir diyaliz seansı sonrası bilincim açıldı, kendime gelmeye başladım. Beni daha sonra yeni açılan Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk ettiler. Orada iki gün yoğun bakımda yattım. Bilincim açıktı. Hastalardan entübe olanlar vardı, 3’ü hayatını kaybetti. Ben iki gün yoğun bakımda, bir gün de normal serviste yatıp taburcu oldum. Medyadan öğrendiğim kadarıyla soruşturma devam ediyormuş. İki şirket elemanı tutuklanmış” diye konuştu.

‘KARAKOLA ÇAĞIRDILAR ŞİKAYETÇİ OLMADIM’

Olayla ilgili kendisinin şikayetçi olmadığını anlatan Şahlan Demirci, “Ben şikayetçi olmadım vicdanen. Karakola çağırdılar, şikayetçi olmadım. Ölebilirdim de. Yapacak bir şey yok. Benim düşüncem bu. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Gerekli tahkikatlar yapılıyor. İnşallah aydınlığa kavuşur. Suçlu olanlar cezasını çeksin. Tedavime Burdur’daki özel diyaliz merkezinde devam ediyorum. Çevre il ve ilçelere giden arkadaşlarım var. Bir kaza olduğunu düşünüyorum. İstenilerek bir şey yapıldığını düşünmüyorum. Teknik hata diyorum. Ölebilirdik netice de ama kasıtlı bir şey olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/burdur-devlet-hastanesinde-diyaliz-sonrasi-yasanan-olayda-3-kisi-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Elazığ’da Artan Yangınlar İtfaiye Ekiplerini Zorluyor https://www.haber60.com.tr/elazigda-artan-yanginlar-itfaiye-ekiplerini-zorluyor/ https://www.haber60.com.tr/elazigda-artan-yanginlar-itfaiye-ekiplerini-zorluyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:45:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36367 Vatandaşları yangınlara karşı tedbirli ve dikkatli olmaları konusunda uyaran Elazığ Belediyesi İtfaiye Müdürü İbrahim Halil Başgün, bir günde 73, 28 günde ise 270 yangına müdahale ettiklerini söyledi.

Elazığ’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve rüzgarlarında etkili olması sebebiyle son zamanlarda yangınlarda artış meydana geldi. Elazığ Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri ise canla başla mesai mefhumu gözetmeksizin çalışıyor. Bu çerçeve ekipler, 28 günde 270 yangına çarşamba günü ise 73 yangına müdahale etti. 30 yıldır itfaiye müdürlüğü yaptığını ve böyle bir yoğunluğu daha önce yaşamadığını aktaran İtfaiye Müdürü İbrahim Halil Başgün, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Bir günde 559 çağrı aldıklarını dile getiren Başgün, ” Türkiye’nin en iyi itfaiyelerinden biriyiz. Ama ne kadar iyi olursanız olun tedbir her şeyin önündedir” dedi.

“Çağrı merkezimize bir günde 559 ihbar geldi”

Haziran ayıyla birlikte sıcaklıkların mevsim normallerinin çok üzerine çıktığını belirten Başgün, “Bu sebeple kısa sürede otlar kurudu, kuraklık başladı. Bununla birlikte yangınlarda da artış oldu. Biz 28 günde Elazığ’da 270 yangına gittik. 12 sıkışmalı trafik kazasına müdahale ettik, 48 insan kurtarmaya yardımcı olduk, 73 hayan kurtardık. Aynı zamanda 27 iş yerinde tatbikat yaptık ve 500 kişiye bire bir eğitim verdik, 64 iş yerine iş yerini açma ruhsatı verdik. Öyle günler oluyor ki 1 ayda yaşayacağın yangını bir günde yaşıyorsun. Bunlardan biride 26 Haziran Çarşamba günüydü. 73 yangına müdahale ettik. Bunlarında hepsi büyük yangınlar. 3-4 ekip ile müdahale ettiğimiz yangınlardır. O gün çağrı merkezimize 559 ihbar geldi. Aynı yer için 4-5 kişi de arıyor. Ekibimiz gidiyor aynı yerde 3-4 yeri söndürüyor. Bunların hepsini kayıtlara bir yangın diye geçiyoruz. Ben 30 yıldır Elazığ Belediyesi’nde itfaiye müdürlüğü yapıyorum. Bugüne kadar yaşadığımız en yoğun yangın, Çarşamba günü kuvvetli rüzgarlardan dolayı yaşadığımız yangınlardır” diye konuştu.

“Ne kadar iyi olursanız olun tedbir her şeyin önündedir”

Yangınların sebepleri hakkında bilgi veren ve vatandaşları uyaran Başgün, “Rüzgarlı havalarda kesinlikle açık alanlarda ateş yakmayın. Bulunduğunuz yerde mutlaka yangın söndürme cihazı olsun. Cam şişeleri rast gelen sağa sola fırlatmayın. Özellikle sigara ateşi. Sigarının ucundaki ateşin sıcaklığı 800 derecedir. Nereye düşse orayı yakar. 24 saat boyunca arkadaşlarımız içeri giremediler. Yangınlarla boğuşmak zorunda kaldık. Harput’taki yangına baktığımızda her ağaç kökünde bir şişe var. Normalde gölgede sıcaklık 37 dereceyse, güneşte bu 50 dereceye çıkıyor. 50 derecede bir cam parçası veya şişe yangın için geçerli bir sebep. Aynı zamanda araçlarda da vatandaşlarımız gözlüklerini göğse bırakıyorlar. Gözlük camları da mercek vazifesi görüyor. Bazı araçlarda parfüm, kolonya yangına davetiye çıkartıyor. Bir yıllık yangını bir ayda yaşıyoruz. Demek ki tedbirler de bir eksiklik var. Belediye başkanımız her türlü desteği verdi. Türkiye’nin en iyi itfaiyelerinden biriyiz. Ama ne kadar iyi olursanız olun tedbir her şeyin önündedir. Bir kişi tedbir almadığı zaman komşusunu da riske sokuyor. Sadece bir kişinin aldığı tedbir yeterli olmuyor. Yangın çıktığı zaman önüne neyi katarsa yakıp atıyor. O yüzden vatandaşların birbirlerini uyararak her türlü tedbiri alması lazım” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/elazigda-artan-yanginlar-itfaiye-ekiplerini-zorluyor/feed/ 0
Kırılan rekorlarda bizim de imzamız var! EURO 2024 şimdiden tarihe geçti https://www.haber60.com.tr/kirilan-rekorlarda-bizim-de-imzamiz-var-euro-2024-simdiden-tarihe-gecti/ https://www.haber60.com.tr/kirilan-rekorlarda-bizim-de-imzamiz-var-euro-2024-simdiden-tarihe-gecti/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:33:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36255 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda 24 takımın mücadele ettiği grup aşaması sona erdi. Gruplarında ilk ikiye giren 12 takım ile en iyi 4 grup üçüncüsünün son 16 turunda yoluna devam ettiği turnuva, şu ana kadar kırılan rekorlarla tarihteki yerini aldı.

RONALDO’NUN REKORUNU ARDA KIRDI

Gürcistan karşısında A Milli Futbol Takımı’nın ikinci golünü kaydeden Arda Güler, 19 yaş 114 gün ile Avrupa Şampiyonası tarihinde çıktığı ilk maçta gol atan en genç oyuncu rekorunu kırdı. Daha önce bu rekor, 19 yaş 128 günle Portekiz’in yıldızı Cristiano Ronaldo’nun elinde bulunuyordu.

EN ÇOK KART TÜRKİYE-ÇEKYA MAÇINDA ÇIKTI

Çekya ile Türkiye arasındaki karşılaşma, turnuva tarihinde en fazla kart çıkan maç oldu. Rumen hakem Istvan Kovacs, müsabakada 16’sı sarı ve 2’si kırmızı olmak üzere 18 kez kartına başvurdu. Mücadele boyunca Çekya’ya 5 sarı ve 2 kırmızı kart, Türkiye’ye ise 11 sarı kart çıktı.

TARİHİN EN FARKLI AÇILIŞ MAÇI

Almanya Milli Takımı, bu yıl 17’ncisi düzenlenen turnuvanın açılış maçlarındaki en farklı galibiyeti aldı.EURO 2024’ün açılış karşılaşmasında İskoçya’yı 5-1 ile geçen “Panzerler”, bu skorla turnuva tarihine geçti. Geride kalan 16 Avrupa Şampiyonası’nda en farklı skor, EURO 2020’de İtalya’nın Türkiye’yi 3-0 yenmesiyle oluşmuştu. Ayrıca Alman futbolcu Florian Wirtz, 21 yaş 42 günlükken İskoçya’ya karşı bulduğu golle, turnuva tarihinde açılış golünü atan ve Almanya adına Avrupa Şampiyonası’nda fileleri havalandıran en genç futbolcu olmayı başardı.

TUNUVANIN EN GENÇ HOCASI NAGELSMANN OLDU

Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Julian Nagelsmann, turnuva tarihinin en genç teknik direktörü oldu. Nagelsmann, İskoçya maçında 36 yaş 327 günlükken takımının başında sahaya çıktı.Alman teknik adam, EURO 2000’de Slovenya’yı çalıştıran Srecko Katanec’in 36 yaş 333 günlük rekorunu geride bıraktı.

EN GENÇ FUTBOLCU YAMAL

İspanyol Lamine Yamal ise 16 yaş 338 günlükken Hırvatistan’a karşı mücadele ederek turnuva tarihinde forma giyen en genç futbolcu ünvanını kazandı. Daha önce 17 yaş 246 günlükken turnuvada forma giyen Polonyalı Kacper Kozlowski, rekoru elinde bulunduruyordu.

EN HIZLI GOL BAJRAMI’DEN

Arnavutluk oyuncusu Nedim Bajrami, Avrupa Şampiyonası tarihinin en hızlı golünü kaydetti.İtalya karşısında 23. saniyede fileleri havalandıran Bajrami, en hızlı gol rekorunu ele geçirdi. Önceki rekor, EURO 2004’te 67. saniyede Yunanistan filesini havalandıran Rus oyuncu Dmitri Kirichenko’ya aitti.

EN GENÇ KAPTAN SZOBOSZLAI

Macar futbolcu Dominik Szoboszlai, şampiyona tarihindeki en genç kaptan oldu. Szoboszlai, İsviçre ile oynanan maçta 23 yaş 234 günlükken Macaristan’ın kaptanlığını yaparak yeni bir rekora imza attı.

RONALDO TARİHE GEÇTİ

Portekiz’in yıldızı Cristiano Ronaldo, EURO 2024’te sahaya çıkarak 6 Avrupa Şampiyonası’nda oynayan ilk futbolcu olmayı başardı. Daha önce EURO 2004, 2008, 2012, 2016 ve 2020’de mücadele eden tecrübeli futbolcu, turnuva tarihinin en çok maça çıkan (28) ve en fazla gol atan (14) oyuncusu konumunda da bulunuyor.

EN YAŞLI FUTBOLCU PEPE

Portekiz’in savunma oyuncusu Pepe, Avrupa Şampiyonası tarihinin en yaşlı futbolcusu ünvanını elde etti. Pepe, Çekya maçında ele geçirdiği rekoru, Türkiye müsabakasında 41 yaş 117 günlükken forma giyerek geliştirdi. Tecrübeli oyuncu, futbolseverlerin aklında maçlarda giydiği gri eşofmanlıyla yer eden Macar kaleci Gabor Kiraly’nin 40 yaş 86 günlük rekorunu kırdı.

TURNUVA TARİHİNİN EN YAŞLI GOLCÜSÜ MODRİC

Hırvat futbolcu Luka Modric, İtalya filelerini havalandırarak Avrupa Şampiyonası tarihine geçti. Modric, İtalya’ya 38 yaş 289 günlükken attığı golle Avrupa Şampiyonası tarihinin en yaşlı golcüsü oldu.

TURNUVA TARİHİNDE İLK

Avrupa Şampiyonası tarihinde ilk kez 4 takım da grubu aynı puanla bitirdi. E Grubu maçları sonunda Romanya, Belçika, Slovakya ve Ukrayna 4’er puan elde etti.

EN FAZLA BİLET TALEP EDİLEN TURNUVA

EURO 2024, 50 milyondan fazla taleple organizasyon tarihinin en fazla bilet başvurusu yapılan turnuvası oldu. Turnuvadaki 2,7 milyon biletin yaklaşık 2,3 milyonluk kısmı, genel satışa ve takım taraftarlarına sunuldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirilan-rekorlarda-bizim-de-imzamiz-var-euro-2024-simdiden-tarihe-gecti/feed/ 0
Ataşehir’de Ulaşım Sorunları İçin Toplantı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi-2/ https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi-2/#respond Thu, 27 Jun 2024 21:24:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36155 (İSTANBUL)- Ataşehir Belediyesi ve İETT, ilçedeki ulaşım sorunlarının çözülebilmesi için halka açık ortak toplantı düzenledi. Vatandaşlar yaşadıkları sorunları aktarırken, yetkililer ise çözüm için atılacak adımları paylaştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen ‘İETT – İlçe Belediyeleri Buluşmaları’ adlı proje kapsamında, kentteki tüm ilçelerde toplantılar düzenlenerek, ulaşım sorunlarının çözüme kavuşturulması hedefleniyor. Bu kapsamında, ilçenin toplu ulaşım sorunlarının görüşülmesi için 26 Haziran Çarşamba günü İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde toplantı gerçekleştirildi.

Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, İETT Genel Müdürü İrfan Demet, İETT Genel Müdür Yardımcıları Şükrü Yılmaz ve Onur Temürlenk, İETT Koordinatörü Sinan Öztürk, Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon, ilçenin mahalle muhtarları ile vatandaşların katılımıyla gerçekleşen toplantıda sorunlar, talepler ve çözüm önerileri görüşüldü.

“Ataşehir ulaşım geleneği olmayan bir ilçe”

Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, açılış konuşmasında şunları söyledi:

“Ataşehir’in ulaşım sorunlarını konuşmak üzere yaptığımız bu toplantıya katılan İETT Genel Müdürü’müz İrfan Demet’e, ekibine ve sizlere, burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. Ataşehirimiz 2009 yılında kurulurken 4 ilçeden oluşmuş ve mahalleleri arasında geçmişten bu güne bir ulaşım geleneği olmayan bir ilçemizdir. Hem çeşitli coğrafi sorunlar var hem de geçmişten gelen bir merkezleşme olmadığı için kamu kuruluşları da tam anlamıyla bir merkeze toplanamamış. Bundan kaynaklı olarak da; mahallelerimiz, kurumlar ve tesisler arasında bir ulaşım sorunu yaşanıyor.

Ataşehir’in bir metro ağına sahip olmasında Sayın Başkan İmamoğlu’nun çok ciddi emekleri var. Yeni metro hatlarımız toplu taşımanın da daha kolaylaşacağı bir dönemin geldiğinin göstergesi. Amacımız; Ataşehir’de toplu ulaşımın daha verimli olmasını sağlamak, vatandaşlarımızın toplu ulaşımdan daha rahat yararlanması noktasında çözüm önerileri üretmek ve toplu taşımayla birlikte trafiğin de rahatlamasına katkı sunmaktır.”

“İETT yaptığı kilometre ile dünyanın etrafını her gün 32 kez dönüyor”

Ulaşım sorununu en aza indirmek istediklerini belirten İETT Genel Müdürü İrfan Demet de şöyle konuştu:

“İETT Genel Müdürlüğü, 153 yıldır İstanbul’da toplu taşımanın ana omurgasını oluşturuyor. Toplu ulaşımın tek başına %53’ünü İETT Genel Müdürlüğü yapıyor. Bunu yaparken, 832 farklı hatta, 6 bin 500 araçla, metrobüslerimiz de dahil, 6 bin 500 otobüsle, günde 62 bin sefer yaparak her gün 5 milyona yakın yolculuk gerçekleştiriyor. Günde 1 milyon 250 bin kilometre yol kat ediliyor. Yani dünyanın etrafını her gün 32 kez tur atacak kadar büyük bir mesafedir. İETT 7/24 çalışan bir kurumdur, özel halk otobüsleriyle birlikte yaklaşık 20 bine yakın personeli olan bir birimdir. Türkiye’nin toplu ulaşımına yön veriyor.”

Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Liman ise ilçeden kalkan ve içinden geçen toplam 102 otobüs hattı olduğunu, 900’ün üzerinde araç görevlendirildiğini ve günlük 6 bin 200 6 bin 300 seviyelerinde sefer planlaması yapıldığını belirtti. Günlük yolculuk sayısının 578 bin olduğunu ifade eden Yusuf Liman, ilçede 453 durak bulunduğunu da sözlerine ekledi. Finans Merkezi’nin ilçedeki ana akslarda ciddi bir trafik yoğunluğu yaratacağını ve toplu ulaşım talebini artıracağını belirten Liman, yaşanacak sorunlara karşı gerekli planlamaları hazırladıklarını söyledi.

Yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ilettiler

Konuşmaların ardından yapılan soru – cevap bölümünde, muhtarlar ve vatandaşlar, mahallelerinde yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ileterek taleplerini dile getirdi.

Toplantıya katılan muhtarlar ve vatandaşlar ağırlıklı olarak kaldırılan otobüs hatlarının yeniden getirilmesi, ulaşım yoğunluğu yaşanan saatlere ek seferler konması, güzergahı değişen otobüs hatlarının eski güzergahlarına döndürülmesi ve ilçedeki gece seferlerinin artırılması konularında taleplerini ilettiler.

]]>
https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi-2/feed/ 0
Ataşehir’de Ulaşım Sorunları İçin Toplantı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi/#respond Thu, 27 Jun 2024 21:06:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36137 Ataşehir’in ulaşım sorunlarının çözülebilmesi için Ataşehir Belediyesi ve İETT halka açık ortak toplantı düzenledi. Vatandaşlar yaşadıkları sorunları aktarırken yetkililer ise çözüm için atılacak adımları paylaştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen “İETT – İlçe Belediyeleri Buluşmaları” adlı proje kapsamında, İstanbul’daki tüm ilçelerde toplantılar düzenlenerek ulaşım sorunlarına çözüm bulunuyor.

Bu buluşmalar kapsamında, Ataşehir’in toplu ulaşım sorunlarının görüşülmesi için 26 Haziran Çarşamba günü İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde toplantı düzenlendi. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, İETT Genel Müdürü İrfan Demet, İETT Genel Müdür Yardımcıları Şükrü Yılmaz ve Onur Temürlenk, İETT Koordinatörü Sinan Öztürk, Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon, Ataşehirli mahalle muhtarları ile vatandaşların katılımıyla gerçekleşen toplantıda; sorunlar, talepler ve çözüm önerileri görüşüldü.

“Ataşehir ulaşım geleneği olmayan bir ilçe”

Toplantının açılış konuşmasını yapan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Ataşehir’in ulaşım sorunlarını konuşmak üzere yaptığımız bu toplantıya katılan İETT Genel Müdürümüz İrfan Demet’e, ekibine ve sizlere, burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. Ataşehirimiz 2009 yılında kurulurken 4 ilçeden oluşmuş ve mahalleleri arasında geçmişten bu güne bir ulaşım geleneği olmayan bir ilçemizdir. Hem çeşitli coğrafi sorunlar var hem de geçmişten gelen bir merkezleşme olmadığı için kamu kuruluşları da tam anlamıyla bir merkeze toplanamamış. Bundan kaynaklı olarak da; mahallelerimiz, kurumlar ve tesisler arasında bir ulaşım sorunu yaşanıyor” şeklinde konuştu.

Ataşehir’in sorunlarının çözülmesine katkılarından dolayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkürlerini ileten Başkan Onursal Adıgüzel, “Ataşehir’in bir metro ağına sahip olmasında Sayın Başkan İmamoğlu’nun çok ciddi emekleri var. Yeni metro hatlarımız toplu taşımanın da daha kolaylaşacağı bir dönemin geldiğinin göstergesi. Amacımız; Ataşehir’de toplu ulaşımın daha verimli olmasını sağlamak, vatandaşlarımızın toplu ulaşımdan daha rahat yararlanması noktasında çözüm önerileri üretmek ve toplu taşımayla birlikte trafiğin de rahatlamasına katkı sunmaktır” açıklamasında bulundu.

“İETT yaptığı kilometre ile dünyanın etrafını her gün 32 kez dönüyor”

Ulaşımdaki aksaklıklar ile eksiklikleri tespit ederek ve gelen talepleri değerlendirerek ulaşım sorununu en aza indirmek istediklerini belirten İETT Genel Müdürü İrfan Demet, “İETT Genel Müdürlüğü, 153 yıldır İstanbul’da toplu taşımanın ana omurgasını oluşturuyor. Toplu ulaşımın tek başına %53’ünü İETT Genel Müdürlüğü yapıyor. Bunu yaparken 832 farklı hatta, 6500 araçla, metrobüslerimiz de dahil, 6500 otobüsle, günde 62 bin sefer yaparak her gün 5 milyona yakın yolculuk gerçekleştiriyor. Günde 1 milyon 250 bin km yol kat ediliyor yani dünyanın etrafını her gün 32 kez tur atacak kadar büyük bir mesafedir. İETT 7/24 çalışan bir kurumdur, özel halk otobüsleriyle birlikte yaklaşık 20 bine yakın personeli olan bir birimdir. Türkiye’nin toplu ulaşımına yön veriyor” dedi.

“Finans merkezi trafiği ve toplu ulaşım talebini artıracak”

İETT’nin faaliyetleri ve seferleri hakkında bilgi veren Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon ise, Ataşehir’den kalkan ve içinden geçen toplam 102 otobüs hattı olduğunu, 900’ün üzerinde araç görevlendirildiğini ve günlük 6200-6300 seviyelerinde sefer planlaması yapıldığını belirtti. Ataşehir’deki günlük yolculuk sayısının 578 bin olduğunu ifade eden Yusuf Limon ilçede 453 durak bulunduğunu aktardı. Finans Merkezi’nin Ataşehir’deki ana akslarda ciddi bir trafik yoğunluğu oluşturacağını ve toplu ulaşım talebini artıracağını belirten Yusuf Liman, yaşanacak sorunlara karşı gerekli planlamaları hazırladıklarını ifade etti.

Yaşadıkları sorunları yetkililere doğrudan ilettiler

Konuşmaların ardından yapılan soru- cevap bölümünde, mahalle muhtarları ve vatandaşlar mahallelerinde yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ileterek taleplerini dile getirdiler. Toplantıya katılan muhtarlar ve vatandaşlar ağırlıklı olarak; kaldırılan otobüs hatlarının yeniden getirilmesi, ulaşım yoğunluğu yaşanan saatlere ek seferler konması, güzergahı değişen otobüs hatlarının eski güzergahlarına döndürülmesi ve Ataşehir’deki gece seferlerinin artırılması konularında taleplerini ilettiler. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/atasehirde-ulasim-sorunlari-icin-toplanti-duzenlendi/feed/ 0
10 Ekim Gar Katliamı Davası… Hayatını Kaybedenlerin Yakınlarından Tek Talep: “Sorumlu Tüm Kamu Görevlileri Yargılansın, Gerçek Adalet Gelsin” https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-hayatini-kaybedenlerin-yakinlarindan-tek-talep-sorumlu-tum-kamu-gorevlileri-yargilansin-gercek-adalet-gelsin/ https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-hayatini-kaybedenlerin-yakinlarindan-tek-talep-sorumlu-tum-kamu-gorevlileri-yargilansin-gercek-adalet-gelsin/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35958 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 25’inci duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Duruşmada katılanlar katliamda sorumlu tüm kamu görevlilerinin de yargılanması talebinde bulundu. Katliamda yaşamını yitiren Uygar Coşgun’un annesi Nuray Coşgun “Biz 9 yıldır yaşıyor muyuz? Yaşamıyoruz. Biz adalet istiyoruz, adaletten başka bir şey istemiyoruz. Ama gerçek adalet istiyoruz, artık gerçek adalet gelsin” derken Korkmaz Tedik’in annesi ise “Bizim ciğerimiz yanıyor. Her biri bir fidandı, geleceğin mühendisleri doktorlardı, hakim olacaklardı, savcı olacaklardı. 9 yıldır tek talebimiz adalet. Bir tek kamu görevlisi yargılanmadı” diye konuştu.

Duruşmada cübbelerini çıkartarak artık savunma yapmayacaklarını ifade eden avukatların ardından duruşmada yakınlarını kaybedenlerin yakınları ve yararlılar olan katılanların dinlenilmesine geçildi. İlk sözü alan 10 Ekim yaralılarından ve 10 Ekim Derneği Eşsözcüsü İshak Kocabıyık, “Bizi insan olduğumuz için katlettiler. 1 yıldır teknik takipte olan bu IŞİD’liler tek başına mı hareket ettiler. Dönemin İçişleri Bakanından Emniyet Müdürüne, Cumhurbaşkanına kadar herkes bildiği ne varsa söylemeli” dedi.

“O gün beni de mezara gömdüler”

Katliamda hayatını kaybeden avukat Uygar Coşgun’un annesi Nuray Coşgun, “Benim bir tane torunum var. İki buçuk yaşında babasız kaldı. Mezarına gidip ‘benim babamın evi’ diyor. Benim torunum ömür boyunca babasını göremeyecek. Beni ancak buradak aileler anlayabilir. Biz 9 yıldır yaşıyor muyuz? Yaşamıyoruz. Biz adalet istiyoruz, adaletten başka bir şey istemiyoruz. Ama gerçek adalet istiyoruz” diye konuştu.

Katliamda hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan, “Benim her şeyimdi. Benim yavrum karıncayı incitmezdi. Ankara’ya barış için geldi, omzunda silah, bıçak yoktu. Bu ülkede insanların barış içinde yaşamasını istedi benim evladım. 23 yaşındaydı benim evladım. O gün beni de mezara gömdüler. Ben oğlumu mezun edemedim, evlendiremedim, torun göremedim. 9 yıldır aynı acıyı yaşıyorum. Sayın savcım siz de babasınız, sizin de babanız var. Benim oğlumun günahı neydi? Güney’in kanı yerde kalmasın, sadece adalet istiyorum” İfadelerini kullandı.

IŞİD üyesi sanık duruşmaya devam etmek istemedi

Katılanlar konuştuğu sırada sanıklardan IŞİD üyesi Hacı Ali Durmaz, duruşmaya devam etmek istemediğini bildirdi. Hakim ise bu talebini reddederek, “dinlesin” dedi. Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, “Ne askerler, ne polisler, ne de insanlar ölsün diye barış talebiyle geldik. Bu terör örgütünü siz insanlık suçu işlemediler diye yargılamıyorsunuz. Israrla siz bu davayı bitirmek istiyorsunuz. 19 firari var, yerlerini bilmelerine rağmen onları yargılamaktan, tutuklamaktan imtina ediyor. Peki biz çocuklarımızı, evlatlarımızı kaybeden aileler ne olduk? Benim oğlum üstüne gaz atılarak nefesi kesilerek gitti. Sağ kalanlar da ölsünler denildi. Bizim ciğerimiz yanıyor. Her biri bir fidandı, geleceğin mühendisleri doktorlardı, hakim olacaklardı, savcı olacaklardı. 9 yıldır tek talebimiz adalet. Bir tek kamu görevlisi yargılanmadı. Benim çocuğum da kamu görevlisi olabilirdi. Bir gün sıra sizin de çocuklarınıza gelecek bu katilleri yargılamazsanız. Biz katiller yargılanan kadar bunun hesabını soracağız, hesabını da verecekler” şeklinde konuştu.

“Bizler başımızı yastığa koyup uyuyamıyoruz”

Katliamda hayatını kaybeden Başak Sidar Çelik’in annesi Hatice Çelik, “Göz göre göre yapılan bir katliam var ve biz bu katliamda sevdiklerimizi, canlarımızı kaybettik. Adaletin sağlanması için elinizden geleni yapmasını bekliyoruz. Bizler başımızı yastığa koyup uyuyamıyoruz. Hala ilk günkü acıyı yaşıyoruz. Sizden talebimiz içimize bir su serpmeniz. Bu katliamda sorumlu olan kamu görevlilerinin buraya getirilmesini istiyorum” talebinde bulundu.

“9 yıldır ailelerin adalet talebi görülmedi”

Katılanlardan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Arslan, şunları söyledi:

“Bu ülkede büyük adalet sarayları yapılıyor ama içinde adalet yok. Bugün 9 yıldır adalet arayan ailelere görülen reva burada bir mikrofon olmaması. 9 yıldır ailelerin adalet talebi görülmemiştir. Ben yoldaşlarımı yitirdim. Bu sistem, bu düzen, bu ceberrut iktidar onları aramızdan aldılar. Bu katliamı yapanlar ellerini kollarını sallaya sallaya Suriye’den Türkiye’ye, Türkiye’den Suriye’ye geldiler. Onlara her türlü maddi ve lojistik destek sağlandı. Burada sadece o bombayı patlatanlar mı o gün iktidarda olanların hepsi açık bir şekilde bu katliamdan, insanlık suçundan sorumludur. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanı, emniyet müdür hepsi sorumludur. Onlar sanık sandalyesine oturmadan adaletin yerine gelmesi mümkün değildir. Eğer bu ülkede katliamlar olmadan yaşamak istiyorsak tüm katliamların sorumlularının yargılanması gerekir. Bugüne kadar mahkemenizden gerçek anlamda adalet çıkmadı, umuyoruz ki bundan sonra gerçek anlamda adalet olsun. Bu dava biz bitmedi demeden bitmeyecek.”

“İnsanlığa karşı bir suç olarak kabul etmezseniz tarihin çöplüğünde yerinizi almaya karar vermiş olacaksınız”

HDP Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak, “Barışa ve demokrasiye karşı yapılan bir saldırıydı. 10 Ekim, IŞİD için Kobani’nin intikamıydı. Evet bu katliamda katiller IŞİD’lilerdi ama yalnızlar mı ona bakmak gerek. IŞİD bu katliamı tek başına yapmadı. Siz ya gece rahat uyuyacaksınız verdiğini kararla ya da koltuklarınızı koruyacaksınız” dedi. Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, “Siz bugün burada alacağınız kararla insanlığa karşı bir suç olarak bunu kabul etmezseniz tarihin çöplüğünde yerinizi almaya karar vermiş olacaksınız. Bizlerse bu mücadeleyi değil on yıl değil yüzlerce yıl geçse de mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz ve katillerden hesabını soracağız.” ifadelerini kullandı.

“Adalete olan inancın yeniden yeşertilmesini istiyoruz”

KESK adına konuşan Eş Genel Başkan Ayfer Koçak, 27 KESK üyesini katliamda kaybettiklerini belirterek söze başladı ve “10 Ekim’e giderken Şengal’de kadınların saçlarını taşlara bağlayarak uçuruma atladıkları bir dönemden bahsediyoruz. IŞİD üyelerinin köyleri basıp silahsız insanları katlettikleri bir dönemden bahsediyoruz. Savaşa karşı barış sesini yükselteceğimiz bir eylemde katledildik. Eğer orada bir mitingin güvenliği alınmadıysa alınmak istenmediğindendir. Bu ülkede artık kimse adalete güvenmiyor. Umutların tükenmiş olduğu bir yerden size sesleniyoruz, biz adalete olan inancın yeniden yeşertilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Bu siyasi bir dava”

Katılanlardan CHP Milletvekili Osman Sarıbal, “Yargı üzerinde iktidarını sürdürmeye çalışanların olduğu dönemdeyiz. Biz Maraş Katliamı’nın, Madımak’ın hesabını sorsaydık 10 Ekim olmayacaktı. Mahkemelerin ağır suçluları beraat ile ödüllendirdiği ve günün sorunda da yeni katliamlara yol açmanın açık bir kararlılığını sürdürdüğünü görüyoruz. Uzunca bir süredir bir çete düzeni ve organize bir kötülükle karşı karşıyayız. Bu bir siyasi dava. Aynı zamanda hukuki bir dava ama bunun hukuki olup olmaması sizi ilgilendiriyor. Siz siyasi erkin baskısından kurtulabilirseniz bu ülkede bir şey olacak. 10 Ekim’de hayatını kaybettiklerimizin cenazesine katılanları takip eden polisler katliam günü neredeydi? Bir cesaret, bu yanlış gidişe bir dur, bu suça ortak olmayın” dedi.

“10 Ekim mitinginde farklı bir kurgu yürütülmüş olduğunu fark ediyoruz”

TMMOB adına konuşan Dersim Gül, “Ankara Valiliği bize eylem için izin verdi ancak saatini ve güzargahını farklı yazdığını fark ettik. Biz bu konuyu bildirdik. Güvenlik Şube’nin Valilik tarafından belirtilen saat aralığından haberdar olmadıklarını belirttiler yapılan toplantıda. Geriye dönüp baktığımızda 10 Ekim mitinginde farklı bir kurgu yürütülmüş olduğunu fark ediyoruz. Saatlerin düzenlendiğini, kamu görevlilerinin böylece sorumluluklarından kurtulacağına yönelik ayarlama yapılmış. Toplantı, Güvenlik Şube kayıtlarında yer alıyor. Bizim nazarımızda insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak tarihe geçen bu katliam hukuk nezdinde de kayıtlara geçer. Kamu görevlilerinin ve ilgili sorumluların nereye uzanıyorsa yargılanmasını diliyoruz” şeklinde konuştu.

Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD) adına konuşan Nuray Özdoğan da “Bu davada sorumlular hesabını verene kadar mücadele edeceğiz, kanları yerde kalmayacak” dedi. Duruşmaya saat 14.30’a kadar ara verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-hayatini-kaybedenlerin-yakinlarindan-tek-talep-sorumlu-tum-kamu-gorevlileri-yargilansin-gercek-adalet-gelsin/feed/ 0
Özgür Özel, 10 Ekim Derneği’nde Konuştu: “Gün Gelecek Katiller ve Katilleri Koruyanlar Teker Teker Hesap Verecekler. O Günü Yaşayacağımıza Ant Olsun” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-10-ekim-derneginde-konustu-gun-gelecek-katiller-ve-katilleri-koruyanlar-teker-teker-hesap-verecekler-o-gunu-yasayacagimiza-ant-olsun/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-10-ekim-derneginde-konustu-gun-gelecek-katiller-ve-katilleri-koruyanlar-teker-teker-hesap-verecekler-o-gunu-yasayacagimiza-ant-olsun/#respond Tue, 25 Jun 2024 23:15:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35894 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 10 Ekim Barış Derneği dayanışma yemeğinde, Ankara Adliyesi’nde yarın görülecek olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası karar duruşmasını hatırlatarak, “Biz yarın, diğer partilerin kıymetli milletvekilleriyle birlikte kuvvetli bir heyetle orada olacağız. Karar cezasızlığı özendiren bir yere yeltenirlerse tam karşılarında duracağız. ya da daha önceki çok sayıda siyasi davadaki gibi taraflarını yine suçludan yana kurarlarsa tarihin önünde onları gözlerinin içine bakmak üzere orada olacağız. Ama herkes şundan emin olsun ki gün gelecek bu katiller ve bu katilleri koruyanlar, canımızı yakanlar ve yaktıranlar teker teker hesap verecekler. O günü yaşayacağımıza ant olsun, ant olsun, ant olsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün 10 Ekim Barış Derneği Dayanışma Yemeğine katıldı. Özel’e burada; CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, İstanbul Milletvekili Ali Gökçek ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba eşlik etti.

Geceye ayrıca; DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Arslan, DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Parlak, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ve TMMOB Başkanı Emin Koramaz da katıldı.

Program, 10 Ekim Derneği Eş Genel Başkanları İshak Oruç ve Mehtap Sakinci’nin konuşmalarıyla açıldı. Ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, TBB Başkanı Sağkan ve EMEP Genel Başkanı Aslan konuştu. Programın son konuşmacısı ise CHP Lideri Özel oldu.

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Yakın tarihimizin en korkunç günlerinden birini dokuz yıl önce yaşadık. 10 Ekim 2015 günü Ankara Garı önünde DİSK’in, KESK’in, TBB’nin, TMMOB’un hepimize, bütün Türkiye’ye yaptığı ve emek, barış ve demokrasi mitingi için oradaydık. Aslında bir sürecin en son ve en kanlı halkalarından bir tanesini tamamlıyordu birileri orada. 7 Haziran seçimlerine iki gün kala Diyarbakır’da patlayan ve dört kişinin hayatını kaybetmesiyle başlayan süreç, 20 Temmuz’da Suruç’ta oraya oyuncak götüren, oraya sevgi götüren 33 gencimizin hayatını kaybetmesiyle ivmelenmiş, yaz boyunca sürekli birtakım karanlık eylemlerle Türkiye kana bulanmış, ülkeyi yönetenler failleri tarif ederken ‘kokteyl terör örgütleri’ diye tarifler yaparak bu kanlı sürecin kendileri dışındaki herkesin o süreçte olduğunu tarif etmiş ama bir yandan da anketlerle sonuçlarını ölçmüşlerdi.

“Barış isteyenler şarkılarla, halaylarla, otobüslerden çekip paylaştıkları fotoğraflarla birlikte Ankara’ya doğru geldiler”

Ve 10 Ekim günü, 10’uncu ayın 10’unda, sabah 10.10’da buluşmak üzere Türkiye’nin 81 ilinden otobüsler, yüzlerce ilçesinden minibüsler yola çıktı. Barış isteyenler bütün gece yollardan, sonra her birimizin hatıralarına büyük acılar ve en yüreğimizi dağlayacak kareler bırakarak şarkılarla, halaylarla, otobüslerden çekip paylaştıkları fotoğraflarla birlikte Ankara’ya doğru geldiler. Bir tuhaflık vardı. Normalde örneğin Manisa’nın Saruhanlı ilçesinin Azimli Köyü’nden KESK bileşenlerine üye üç canımızı kaybettik. Taziyesinde şunu duydum: Dediler ki ‘Normalde böyle bir eyleme giderken Turgutlu’da durdururlar, Salihli’de durdururlar, Uşak’ta bekletirler, Afyon’da çıldırtırlar, Ankara girişinde bekletirler ama araba hiç durmadı.’ Malatya’dan dinlediklerimiz de Hatay’dan dinlediklerimiz de hep aynı şeyi anlattı. O gece her zamankinin aksine hiçbir aracı durdurmadılar. ve bir aracın önüne bir eskort vermedikleri kalmış sonradan gördüğümüz kadarıyla. Daha önce Adıyaman İslam Çay Ocağı’ndaki ekip -ki bir tanesi daha önce Suruç Katliamı’nın faillerinden bir tanesiydi- bizim yazdığımız, Sayın Veli Ağbaba’nın yazdığı IŞİD raporunda adı geçen kişi Yunus Emre Alagöz, bir önceki Abdurrahman Alagöz Suruç canlı bombasının kardeşi elini kolunu sallaya sallaya biri de hala daha kimliği bilinmeyen bir Suriyeli bombacıyla birlikte gelmiş, bütün yolu aşmış, bütün aramalardan geçmiş ve adeta hepimize meydan okurcasına 10.10’u hedeflemiş, 10.04’te kendilerini patlatmışlardı.

“Bazı acıları hatırlatmamak unutmaya mal oluyorsa hatırlatmak lazım”

Sonra işte bizim tanıştığımız süreç başladı. Üç gün boyunca hep birlikte ömrümüzün o en feci günlerini yaşadığımız adli tıp sürecini yaşadık. O günü hatırlatmak istemem ama unutmak da istemem. Bazı acıları hatırlatmamak unutmaya mal oluyorsa hatırlatmak lazım. Bu salonun öyle bir derdi yok ama bu konuşmaları canlı yayınlardan izleyenlerin, sosyal medyalardan takip edenlerin buna ihtiyacı var. Soma duruşmasının ilk günü 10 bin kişiydik. Her aileden bir kişi alınarak salona sığabildik. ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’du. Son günü salonda 135 kişiydik. Öyle olunca cesaret geliyor birilerine. Sen faciayı gördüğünde, bilendiğinde değil; o bilenmiş halin sona doğru geldiğinde, köreldiğinde onlar adaleti katledecek cesareti bulabiliyorlar. O yüzden unutmamak ve yaşananları hatırlamak; o günkü kararlılığı, o günkü duyguyu taşımaya devam etmek gerekiyor.

“Biz birbirimize acılarımızla bağlıyız”

Yarın da öyle günlerden bir tanesi. Tabii 10 Ekim Barış Derneği örnek bir organizasyon. Bu salonun dayanışması, bu salonun bilinci örnek bir bilinç. Bunun tüm alanlara taşınması lazım. Derneğin Eş Başkanlarının kıymetli açılış konuşmalarını, altlarına imza atarak takip ettim. Bundan sonra buradaki birlikteliğin hiç kimseden çekinmeden -ki niye çekinelim? Biz birbirimize evet, göbeğimizden bağlıyız ve acılarımızla bağlıyız. Birbirlerine değerleri, anıları, yaşanmışlıkları, hele hele acıları üzerinden bağlı olanların gücünü; birbirleriyle suçları üzerinden bağlı olanlar asla aşamazlar. Yeter ki biz niçin bir arada olduğumuzu, bizi bir arada tutanın ne olduğunu ve hedefimizi şaşırmayalım. O günün sürecini baştan sona anlatabiliriz. İsim isim, gün gün, tarih tarih bildiğimiz, takip ettiğimiz süreçler…

” Kenan İpek’i, o günkü İstihbarat Daire Başkanını, Devlet Denetleme Kurulu’nun raporuna hiçbir zaman erişilemediğini, Erman Ekinci’nin kim olduğunu hiç unutmamak lazım”

Kenan İpek’i mesela hatırlatabiliriz. ‘İstifa edecek misin’ sorusuna pişkin pişkin güldüğünü, sonra Yargıtay’a ödüllendirildiğinin, orada Soma Davası’nın ‘Kardeşim olası kastı bu davada kullanmayacaksan nerede kullanacaksın’ diye bozan heyetinin yerine, yukarıdan o beş-sıfırlık kararı bozsun diye atanan üç kişiden biri olduğunu ve üçe-iki kendi dairesinin kararını bozup suçluları kişi başı beşer gün yattıktan sonra serbest bırakan o temyiz kararına imza attığını mesela unutmamak, takip etmek lazım bunları. Mesela bugünkü Ankara İl Emniyet Müdürünün o günün İstihbarat Daire Başkanı olduğunu ve kendisine gelen IŞİD istihbaratlarını değerlendirmeyen kişi olduğunu ama kendisinin bugün Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde değerlendirildiğini unutmamak lazım, görmek lazım, takip etmek lazım. Recep Tayyip Erdoğan’ın Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirdiğini, kimsenin kanını yerde bırakmayacağını söz verdiğini ama o kurulun raporunun hiçbir zaman erişilemediğini hatırlamak lazım. ve katliamdaki 19 sanıktan dokuzuna ağırlaştırılmış müebbet, dokuz sanığa terör örgütü üyeliğinden birtakım cezalar verdiler. Ama mesela Erman Ekinci denen ismin aldığı cezanın nasıl olduysa bozulup beraat ettiğini ve bu Erman Ekinci’nin kim olduğunu hiç unutmamak, sonuna kadar takip etmek lazım.

“Gün gelecek katiller ve katilleri koruyanlar teker teker hesap verecekler. O günü yaşayacağımıza ant olsun”

Biz yarın, diğer partilerin kıymetli milletvekilleriyle birlikte kuvvetli bir heyetle orada olacağız. Karar Tahir Elçi Davası’ndaki gibi, Soma Davası’ndaki gibi cezasızlığı özendiren bir yere yeltenirlerse tam karşılarında duracağız. ya da daha önceki çok sayıda siyasi davadaki gibi taraflarını yine suçludan yana kurarlarsa tarihin önünde onları gözlerinin içine bakmak üzere orada olacağız. Ama herkes şundan emin olsun ki Soma Davası’ndan sonra Akhisar’da adliyenin önünde dediğim üç kelimeyi burada da tekrar edelim: Gün gelecek bu katiller ve bu katilleri koruyanlar, canımızı yakanlar ve yaktıranlar teker teker hesap verecekler. O günü yaşayacağımıza ant olsun, ant olsun, ant olsun.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-10-ekim-derneginde-konustu-gun-gelecek-katiller-ve-katilleri-koruyanlar-teker-teker-hesap-verecekler-o-gunu-yasayacagimiza-ant-olsun/feed/ 0 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’dan Tcdd’ye Zam Tepkisi: “Burada İyi Niyet Yok” https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugaydan-tcddye-zam-tepkisi-burada-iyi-niyet-yok/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugaydan-tcddye-zam-tepkisi-burada-iyi-niyet-yok/#respond Mon, 24 Jun 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35739 (İZMİR) – EBSO Meclisi haziran ayı olağan toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, TCDD’nin İZBAN hattı için ray kullanımına yüzde 350 zam yapmasına tepki göstererek “Bir kamu kurumu sanki kendi ülkesinin belediyesi değil de başka ülkenin belediyesi gibi yüzde 350 ray kullanımına zam yaparak kullandırırsa bu hattı, burada iyi niyet yoktur” dedi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası(EBSO) Meclisi haziran ayı olağan toplantısı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın katılımıyla gerçekleştirildi. EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetiminde İzmir Ticaret Odası binasında gerçekleştirilen toplantıda konuşan Tugay, kente dair açıklamlarda bulundu. Tugay, “2 ay 18 gündür belediye başkanlığı yapıyorum. Bu süreçte daha önceden hazırlanmış olduğum kendime ödev olarak belirlemiş olduğum ilk 6 ayda yapılacak daha hızlı çözümler, daha acil eylem planları çerçevesinde yapılması gerekenleri birer birer yaptığımızı söyleyebilirim. 2 ay 18 gün içersinde ben neleri vaat etmiştim diye hatırlamak gerekirse lansman toplantımda da ilk söylediğim şey; yeni nesil bir belediyeciliğe ihtiyacımız var. Bu çerçevede idari organizasyona ve bütçe disiplinine ihtiyacımız olduğunu dışarıdan görüyorum ve önce bunu yapmalıyız. Bunu yapmazsak sonraki adımları sağlıklı ilerletemeyiz diye söylemiştim. Başladığım günden bu yana yaptığımız bu. Hem idari hem de mali olarak belediyeyi kendi anlayışım içinde farklı bir anlayış yönünde disiplinize edilmesi için kararlar alıyoruz” dedi.

“5 yıllık süre içersinde neleri başaracağımız ile ilgili kanaat sahibi olan, hangi zamanda hangi projeyi hangi çalışmayı gerçekleştireceğini dokümante eden, günü geldiğinde kendini sorgulayan bir belediyedir esas olan. Herhangi bir kurumun bunu yapmadan başarılı olması mümkün değil” diyerek sözlerini sürdüren Tugay, şunları kaydetti:

“Ülkemizde kötü biri kamu yönetimi anlayışı var. Bu değişmedikçe ülkemizde bazı şeylerin değişme imkanı yoktur. Benim yaptığım şey İZBB’de bunu değiştirmektir. Attığım bütün adımların arkasındaki tek gerekçe budur. Bunun bilinmesini istiyorum. Gereksiz olduğuna, macera olarak düşünüldüğüne inandığım, kamu kaynaklarının israf edildiğini düşündüğüm projeleri durdurmak benim için önemli bir görevdi bunları yapıyorum. Örnek; Yamanlar bölgesindeki Sanatoryum. İzmirliler için değeli bir yerdir doğrudur. Benim için de değerli bir yer. Bugün gidip gören varsa tamamen yıkık dökük, virane. Oldukça yüksek rakımlı bir yerde ulaşımın zor olduğu, oraya gidip de konaklamanın cazip olmadığı bir yer durumunda. Bu alanın yeniden canlandırılması ile ilgili bir süreç yaşanmıştı. Orası Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait bir yer mülkü. Geçmişte turistlik bir tesisi olarak değil Sanatoryum olarak yapılmış bir tesisti. O bölgeyi benden önceki belediye başkanı büyüğümüz gezmeye geldiğinde ben Karşıyaka belediye başkanı olarak kendisine eşlik ettim. Daha önceki genel sekreterimiz yanımdaydı. Müthiş bir doğaya sahip bir yer. Gezerken bende otomatik soru şuydu; Burasının yeniden açılması için ne kadar para harcanması gerekiyor sorusuydu. Genel sekreterimize sordum. ’80 milyon TL civarında’ dedi. Bu dediğim 3 sene önceki rakam. Bugünkü rakamlara çektiğinizde 400-500 milyon TL’yi buluyor. Orada yapacağımız tesisten ne bekliyoruz ki oraya biz 400-500 milyon liralık yatırım yapalım? Siz yatırımcı olarak yapar mıydınız? Orman Bölge Müdürlüğü herkese açık bir ihale yaptı. Sadece Büyükşehir Belediyesi ihaleye girdi ve aldı. Ancak o yapılması planalanan yatırım yapılamadı. Ben 2 ay 18 gün önce göreve gelmiş bir belediye başkanı olarak sizce bu tablo içinde ne yapmalıyım? Sizin vergilerinizle var olan bir kurumun yöneticisiyim, sizin oylarınız ile seçildim. Benden ne beklerisiniz. ya da başka bir örneğe geçeyim. Bir otobüsümüz var. 17 yaşında haftada 2 kez arıza yapıyor ve tamir maliyetlerini topladığınızda bunu kullanmaya devam etmenizin anlamı olmadığı ortaya çıkıyor. İyi bir kamu yönetici ne yapar? ‘Bundan verim alamıyorum’ der ve kenara koyar. Bu kadar basit şeylerin yapılmasında zorluklar yaşanan kurum; kamu kurumu, sadece belediyeyi kast etmiyorum Genel olarak kamu kurumlarının böyle hastalıkları var.

“3 gün içinde 355 noktada yangın çıktı”

İçinde yaşadığımız dönemin hepimize yaşattığı bazı şeyler var. Biraz önce girdiğim kapıda kalabalığı görmüşsünüzdür. Buradan da sesleri biraz geliyor, o ses işsizliğin sesi. Havada duman kokusu var ve bu her gün onlarca yerde çıkan yangınların, yanan ağaçların kokusu. 3 gün içinde 355 noktada yangın çıktı ve bunlara müdahale edildi. Şu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor; bunu söylemekten üzgünüm ama önce dünya olarak, sonra Türkiye olarak bir felaket yaşıyoruz. Kafamızı kuma gömerek, bunları görmezden gelerek yaşayabileceğimiz şey daha fazla insanın işsizliğe dair protesto sesi, daha fazla insanın madde bağımlısı olması, intihar etmesi, sağlıksız bir hale dönmesi ve havadaki duman kokusunu daha fazla artması. Bu şehrin de bu ülkenin de dünyanın da su sorunu var, susuzluk sorunu var. Ödemiş bölgesinde açılan kuyulardan artık su çıkmıyor. Mecbursunuz akarsuyu olan bölgede baraj yapılacak ve o barajdan içme suyu şehre getirilecek. DSİ kentlerde suyu temin etmek zorunda olan kurum. Belediyenin görevi suyu temin etmek değildir. Belediyenin görevi temin edilen suyu dağıtmak ve suyun satışını yapmaktır.

İzmir’in gelecek 50 yılı planlanıyor

Tüm sorunlarla başa çıkabilmek için ortak akılla hareket etmemiz gerektiği çok açık. Başka bir yolu yok. Hiçbir belediye, hiçbir merkezi hükümet bunu düzeltemez. Toplumun bu sürece katılması lazım. Yoksa yavaş yavaş yok oluş süreci bugün yanan ormanlarla yok olan ağaçlar gibi sanayi sitelerimizi, okullarımızı, insanlarımızı yok edip geçmeye devam edecek. Bu anlayışla İzmir Planlama Ajansını kurduk. Kalabalıklaşan bir ekip ile İzmir’in 50 yıllık geleceğini planlamak için çalışmalar yapmaya başladılar. Bu süreç içersinde İBB ve İBB Planlama Ajansı ile yakın irtibatımız devam edecek.

“Türkiye’de 2 yıl içinde en büyük 2’nci birlik olacak”

Ben bu dönem Ege Belediyeler Birliği Başkanlığı’ndan feragat ettim. Çünkü Türkiye Sağlıklı Kentler Başkanı oldum. Genel Başkanımız ‘her bir belediye başkanımız tek bir birliğin başkanı olsun’ dedi. Talimatı bizim için emir. O nedenle ben de Ege Belediyeler Birliği Başkanı olmadım. Ama Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’ne başkan oldum. Türkiye’de 2 yıl içinde en büyük 2’nci birlik olacak.

“Burada iyi niyet yoktur”

İZBAN konusunu gündeme getirdim. Ben sorun çıkarıyormuşum gibi durumuna getirmeye çalışıyorlar, ben sorun çıkartmıyorum, İZBAN sorunlu zaten şu anda. Vahim bir ihmal durumu oluşuyor. Bu ihmallerin tamamından TCDD sorumlu. Aynı hattı sadece İZBAN trenleri değil aynı zamanda yük ve TCDD’nin diğer yolcu trenleri de kullanıyor. Protokolde şehir içi ulaşımı aksatmayacağı maddesi olmasına rağmen, istasyonların yoğun olduğu saatlerde yük trenleri geçiyor, İZBAN bekliyor. Ben bu şehrin belediye başkanıyım, insanlarımız bu sorunları yaşarken ben sorunların kaynağını anlatmak zorundayım. Ben her zaman dürüstlük, açıklık vaad etmiş bir insan olarak bunları söylemek zorundayım. Toplum bunu bilmek zorunda. Çünkü İzban İstasyonlarında insanlar beklerken ‘niye gecikiyor’ diye soruyor. Bunu birinin söylemesi lazım, yük treni geçiyor ondan bekliyorsunuz, sinyalizasyon sisteminden dolayı ya da rayların bakımı yapılmadığı için sorun çıktı ondan dolayı bekliyorsunuz. Üstüne üstelik belediye İzmir halkına ait bir kurumdur. Her kuruş da onalara aittir. Halka ait olan kurumda; hizmet alırken insanlar, başka bir kamu kurumu sanki kendi ülkesinin belediyesi değil de başka ülkenin belediyesi gibi yüzde 350 ray kullanımına zam yaparak kullandırırsa bu hattı burada iyi niyet yoktur. Bunları İzmir halkının bilmesi gerekiyor. Teklifim şu; bu ortaklık bu şekilde olacaksa ya tüm işletmeyi bize verin ya da tüm işletmeyi siz alın. Emin olun siz bireysel olarak ortak olsanız aynı bu teklifi yaparsınız. Kamu kurumu yönetirken kendi cebinizden para çıkmıyor ya bizim mülkümüz değil ya bazı insanlara harcaması kolay geliyor.

“Kendi cebinden çıkmıyor diye çar çur edemezsiniz”

Ama ben o paraları düşündüğüm zaman dün akşam saatinde iki çocuklu bir ailenin gıda çarşısının oradaki görüntülerini gönderdiler. Bir aydır yaklaşık dışarıda yatıyorlarmış. Çocuklardan biri zihinsel engelli, o kadar zayıflar ki, o üzerlerindeki kıyafetler kötü ki anlatamam size. Aç oldukları belli. Tozun, pisliğin içersinde yatakvari bir şeyler yapmışlar orada yatmaya çalışıyorlar. Bunu böyle anlattığım için beni kınamayın. Kendimi anlatabilmek için söylüyorum. Vicdanı olan bir insan birileri o şekilde sürünüyorken onlara bizim ayırabileceğimiz kaynağı sırf kendi cebinden çıkmıyor diye çar çur edemez. Böyle bir hak yok kimsede. Herkes kendine gelmeli.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugaydan-tcddye-zam-tepkisi-burada-iyi-niyet-yok/feed/ 0
Deniz Yücel: “Diyanet, Beş Ayda 2 Milyon 312 Bin Asgari Ücretlinin Maaşına Eşit Harcama Yaptı” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/#respond Mon, 24 Jun 2024 22:48:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35725 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, ” Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılının ilk beş ayında 39 milyar lira para harcadı. Basında çıkan haberlere göre, bu paranın büyük bir kısmı lüks makam araçlarına ve beş yıldızlı otellerde yapılan toplantılara harcanmış. Yani Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı” dedi.

CHP MYK saat 14.25 itibarıyla toplandı. MYK’nın gündeminde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe’nin dört saat süren görüşmesi vardı. Toplantının gündeminde ayrıca 30 Haziran’da Kocaeli’nde yapılacak ‘Geçinemiyoruz’ mitingi, tüzük kurultayı, kampanya döneminde parti aleyhine çalışanlar ve vergi paketi de vardı. MYK toplantısı sürerken CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yücel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağı ilçelerinde çıkan ancak 85 milyonun yüreğine dokunan yangınlar, buruk da olsa yaşamaya çalıştığımız bayram sevincimizi maalesef kursağımızda bıraktı. Bu iki ilçemizin birbirine yakın köy ve mahallelerinde meydana gelen yangın nedeniyle ne yazık ki 15 vatandaşımız yaşamını yitirdi, çok sayıda vatandaşımız yangından etkilendi. Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum. Tabii, can kayıplarımız sadece insandan ibaret değil. Yüzlerce hayvan sessiz sedasız kurtarılmayı beklerken alevler içinde telef oldu. Her birine canımız yandı, yüreğimiz dağlandı. Sorumlularının ivedilikle tespit edilmesini ve hak ettikleri cezaları almalarını temenni ediyoruz. Bölge halkının yanı sıra, 85 milyon vatandaşımız acısını yaşarken birileri sosyal medyada, bölgedeki belediyelerin yangını kasıtlı söndürmediği gibi senaryolar dillendirdiler. Açıkçası bizim de kulaklarımızda Erdoğan’ın ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse oraya hizmet gelmez’ sözleri bir kez daha çınladı. Ülkede yangın çıkıyor, iktidara mensup tek bir kişi bile üzerine alınmıyor. Anlaşılan, devletin yangın söndürme uçaklarını, her an uçmaya hazır halde bekleyen uçan sarayları kadar tetikte tutmuyorlar. Ülkemizin deprem, sel gibi doğal afetlere yönelik hazır bir eylem planı olmadığı gibi yangınlara yönelik de yok. Ülkeyi yönetmek konusunda yetki aldıkları 85 milyon vatandaşımızı, her seferinde yitirdiğimiz canlarımızın acısıyla küle dönen tarlalarımızın, ekinlerimizin, bereketli topraklarımızın acısıyla baş başa bırakıyorlar. Bu millet daha iyi bir yaşamı hak ediyor, bu ülke daha iyi yönetilmeyi hak ediyor.

“Vatandaşlarımız bu yıl da Kurban Bayramı’nı ekonomik zorluklar içerisinde kutlamaya çalıştı”

Dokuz günlük bayram tatilini geride bıraktık. Vatandaşlarımız bu yıl da Kurban Bayramı’nı ekonomik zorluklar içerisinde kutlamaya çalıştı. Ne yazık ki bu bayramda; otobüs bileti alamadığı için memleketine gidemeyen, evindeki ikramları küçülten, torunlarına harçlık vermekte zorlanan, kurban kesemeyen vatandaşlarımızın sayısının çok ama çok arttığını gördük. Emekliler de emekçiler de çok zor günler geçiriyor. Paranın alım gücü her geçen gün daha da düşüyor. 17 bin liralık asgari ücretle, 10 bin liralık emekli maaşıyla hayata tutunmak neredeyse imkansız hale geldi. Gençlerin iş bulma ümidi tükendi. İnsanlarımız mutlu olmayı unuttu. Birleşmiş Milletler (BM) destekli yıllık Dünya Mutluluk Raporu’na göre, Türkiye Avrupa’nın en mutsuz ikinci ülkesi oldu. AKP iktidarıysa sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranmayı sürdürüyor.

“Sen itib ar sahibi olacaksın diye benim vatandaşım yoksulluk çekecek öyle mi”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir yıldır görevde. Göreve geldiği günden bu yana çalışanların kazanılmış haklarına göz dikmek dışında ekonomiyi düze çıkaracak, halka rahat bir nefes aldıracak tek bir adım dahi atmadı. Sarayın ‘itibardan tasarruf olmaz’ anlayışıyla yaptığı hesapsız harcamalara ses çıkarılmadı. Neyin itibarı arkadaşlar? Senin vatandaşın aç. Senin emeklin hayatta kalma mücadelesi veriyor. Senin gençlerin gelecekten umutsuz. Senin 9 buçuk milyon işsizin var. Sen itibar sahibi olacaksın diye, gösteriş yapacaksın diye, 85 milyonun hakkıyla, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hava atacaksın diye, benim vatandaşım açlık, yokluk, yoksulluk çekecek öyle mi? Yok öyle. Bu düzen değişecek.

“Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı”

Diyanet İşleri Başkanı, resmen lüks otomobil koleksiyonu yapıyor. Diyanet, beş yıldızlı otellerde etkinlikler düzenlenmeye devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılının ilk beş ayında 39 milyar lira para harcadı. Basında çıkan haberlere göre, bu paranın büyük bir kısmı lüks makam araçlarına ve beş yıldızlı otellerde yapılan toplantılara ve başkanlığa harcanmış. Yani Diyanet, beş ayda 2 milyon 312 bin asgari ücretlinin maaşına eşit bir harcama yaptı. AKP milletvekilleri ıstakozlu masalarıyla, pahalı saatleriyle millete hava atıyor. Bakanlar devletin uçaklarını kendi özel işlerinde kullanıyorlar. Bunlardan tasarruf yapamayan Mehmet Şimşek memurların servisinden, fazla mesai ücretinden, lojmanından kesinti yaparak ekonomiyi düzeltebileceğini zannediyor.

“TFF, EURO 2024 davetlileri için 3 milyon euro para harcadı”

Mehmet Şimşek bu etkisiz önlemlerle aklı sıra ekonomiyi düzeltmeye çalışırken Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Almanya’da gerçekleştirilen EURO 2024 davetlileri için 3 milyon euro para harcadı. Meğer İngiltere’den de Fransa’dan da İsviçre’den de daha zenginmişiz. İngiltere’nin futbol federasyonu, sadece takım kafilesinin masraflarını karşıladı. Fransa, kafile dışında 27 kişiyi; İsviçre ise 14 davetliyi götürdü. TFF ise tam 197 kişiyi götürdü. İngiltere hiç kimseyi götürmezken Türkiye 197 kişiyi götürebilecek bütçeye ve imkana sahip. Ki bu federasyonun açıkladığı sayı. Bunun 600 kişiye kadar çıktığını söyleyen birçok yetkili var. Daha garibi bunların bir kısmı sponsorlardan seçilmiş. Yani TFF sponsorlara sponsor olmuş. Yazık, tasarruf için attığınız bu adımları ibretle izliyoruz.

“Ekonomideki kötü gidişata dur demek için Karatepe, Mehmet Şimşek ile görüştü”

Ekonomideki bu kötü gidişe dur demek, emeklilerin, asgari ücretlilerin omuzlarındaki yükü hafifletebilmek için Genel Başkan Yardımcımız, Gölge Bakanımız Sayın Yalçın Karatepe, bugün Mehmet Şimşek’le bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Sayın Yalçın Karatepe, kendisinin de açıkladığı gibi CHP olarak ekonomi alanında yaşanan sorunları dört ana başlıkta Sayın Mehmet Şimşek’e iletti. Asgari ücrete ve emekli maaşlarında artış yapılmasının zorunlu olduğu, vergide adaletin sağlanmasının da bir zorunluluk olduğu ve çiftçiye, üreticiye verilmesi gereken tarımsal desteklerin arttırılmasının ulusal güvenlik meselesi olduğu gerekçeleriyle birlikte Sayın Karatepe tarafından Sayın Şimşek’e aktarıldı. Şu anda en çok ezilen kesim olan emeklilerle ilgili, emekli maaşlarına sadece enflasyon oranında artış yapılmasının yeterli olmadığı, bunun yanında refah payı verilmesi gerektiği ve en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi gerektiği vurgulandı.

“Bunun adı harç değil, haraçtır”

Şunu bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum: Biz iktidarın milletimize yaşattığı ekonomik sıkıntıların sorumluluğuna ortak olacak değiliz. Biz bu görüşmeyi, AKP iktidarının yarattığı enkaza ortak olmak için değil; tam aksine AKP’nin yanlış ekonomi politikalarının bedelini ödeyen, dar gelirli vatandaş olmasın diye yaptık. ve Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Yalçın Karatepe’nin de yaptığı basın toplantısında detaylı bir şekilde ifade ettiği gibi; AKP’nin yanlış ekonomi politikalarının acı reçetesini vatandaşa çıkaran anlayışında bir değişiklik yapma iradesi olmadığını gördük. Hal böyleyken enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezilen milyonlar, yanlış vergi politikalarıyla daha da büyük bir çıkmazın içine itiliyor. İktidar, tasarrufu toplumun dar gelirli kesiminden beklerken bir yandan da yine dar gelirli vatandaşlarımızı adaletsiz bir vergi sistemiyle kıskaca almakta hiçbir sakınca görmüyor. Bakın, iktidarın koruması altındaki şirketlere sürekli vergi muafiyeti getirilirken moto kuryelerin vergi yükünü artırmak gibi saçma sapan öneriler getiriliyor. Ne üzücüdür ki aynı iktidar, moto kuryelerin can güvenliğini sağlamak, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini arttırmak konusunda bu kadar istekli değil. Neymiş, bahşişlerden de vergi alınacakmış. Bir başka saçmalık da yurt dışı çıkış harcındaki anormal artış miktarları. Seyahat hakkına darbe vuracak biçimde, yurt dışı çıkış harcını 10 kat arttırmak nedir? Bunun adı harç değil, haraçtır. Bu akla ziyan öneriler, sadece vatandaşımızı daha da zora sokar.

“Çocuklarımızın geleceğini bu şahsa teslim etmek, ülkemizin ve milletimizin bekasını tehlikeye atmak demek”

Ekonomi kadar önem verdiğimiz diğer bir konu da eğitim… Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda, maalesef bir yıldır Atatürkçü düşünce karşıtı, aklı ve bilimi, fenni reddeden, eğitimi çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre değil tarikatlara göre şekillendiren ve her fırsatta Cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma gayretinde ve çabasında olan bir kişi oturuyor. Bu kişi, o koltuğu kesinlikle hak etmiyor. Bu adamın her davranışı, her konuşması, her adımı faul. Çocuklarımızın geleceğini bu şahsa teslim etmek demek, ülkemizin ve milletimizin bekasını tehlikeye atmak demek. Göreve geldi, ÇEDES denilen ucube projeyi başlattı. Sınıfa mezar maketi koydurdu, gelişim çağındaki çocukların üzerine kefen örttürdü. Çocuklarımızı, Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katleden alçakların sözde türbesine götürdü. Camide palyaçolu etkinlik düzenlendi. Bu zat, adından içeriğine her şeyiyle berbat bir müfredat hazırladı. Akıldan, bilimden, çağdaşlıktan, evrensel değerlerden, Atatürk’ün gösterdiği aydınlık yoldan sapmak için her yolu deneyeceğini her fırsatta gösterdi.

“Yusuf Tekin derhal görevden alınmalıdır”

Bu zihniyet, mezuniyet törenlerini bile evlatlarımıza zehir etti. Kız çocuklarımızın kıyafetlerine müdahale ettiler. Bu zat, göreve geldiği günden bu yana toplumun tepkilerine hep kulak tıkadı. Bayramda ise sınırı iyice aştı. Öğretmenlerimize ‘fonlanan grup’ deme cüretini gösterdi. Milli eğitime ayırılan kaynakları, tarikatlara peşkeş çekmekten utanmayan bu kişi, öğretmenlerin emeğini hiçe saydı.   Tarikatları fonlayan bu kişi, öğretmenlik mesleği gibi kutsal ve kamusal bir görevi ‘fonlama’ diye nitelendirecek kadar hadsiz, insafsız, izansız. Bu zatın bir saniye bile o koltukta oturması çocuklarımızın, gençlerimizin ve ülkemizin geleceği açısından tehlike ve tehdit oluşturuyor. Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, evlatlarının gelişim ve öğrenim sürecinden kaygı duyan velilerimiz, kutsal bir meslek için emek harcayan öğretmenlerimiz, atanmayı bekleyen binlerce öğretmen adayımız bu eziyetten bir önce kurtarılmalıdır. Bu zat derhal görevden alınmalıdır. Köy Enstitülerini kuran Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç gibi isimlerden, tarikat sevdalısı Yusuf Tekinlere… Türk milli eğitim sisteminin ışığını işte böyle söndürdüler. Sözü geçmişken, Köy Enstitülerini hayata geçiren iki efsane ismi; Milli Eğitim eski Bakanımız Hasan Ali Yücel’i ve bugün ölüm yıl dönümü olan dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum.

“Terkoğlu, Pehlivan, Soykan ve Ağırel gibi mesleğini gazetecilik ilkelerine göre icra eden tüm gazetecilerin yanındayız”

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Timur Soykan ve Murat Ağırel… Son yıllarda yaptıkları haberlerle, ortaya çıkardıkları gerçeklerle Uğur Mumcu’ların, Abdi İpekçi’lerin yolundan yürüyen, hepimizin okumaktan, izlemekten, tanımaktan mutluluk duyduğu isimler. Özellikle Sinan Ateş cinayetiyle ilgili yaptıkları haberler nedeniyle açıkça hedef gösteriliyorlar. Gazetecilerin görevi toplumu yakından ilgilendiren olayları, eğer varsa bu olayların arkasındaki kirli ilişkileri aydınlatmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Sinan Ateş Cinayeti de böyle bir olaydır. Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Timur Soykan ve Murat Ağırel gibi mesleğini gazetecilik ilkelerine göre icra eden tüm gazetecilerin yanındayız. Basın özgürlüğünü tartışmayız, tartıştırmayız. Daha önce de söyledik, bu gazetecilerin başına gelecek her türlü olumsuzluktan onları hedef gösteren siyasetçiler sorumludur.

“Kabadayılara, Şerafettin Bahadır için hukuk önünde hesabı sorulacaktır”

31 Mart yerel seçimlerinde Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde, CHP’den belediye meclis üyesi adayı olan Şerafettin Bahadır’ı siyasi hazımsızlıklarından dolayı darp edenleri de unutmadık. Seçim sonucunu hazmedemeyip seçimi haksız yere tekrar ettiren anlayış, bu kez de suçsuz günahsız bir insana, kızının yanında, savunmasızken sopalarla saldırıp kurşun sıktı. Beş kişi bir araya gelip de pusu kurup savunmasız bir kişiye silahlarla saldırmak düpedüz namertliktir. Yapan da yaptıran da alçaktır. İki aydır tehditleri devam eden kabadayılara, Şerafettin Bahadır için ve büyük bir travmaya maruz kalan kızı için hukuk önünde hesabı sorulacaktır.

“Asgari ücretle yaşam savaşı verenleri 30 Haziran’da Gebze’de bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz”

Son olarak ekonomik krizin en can yakıcı halinin yaşandığı bugünlerde, tarafımız elbette emekten ve emekçiden yana. Ezilen, hor görülen, mağdur olan kim varsa; sesi, soluğu, çığlığı olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle yerel seçimlerden sonra bugüne kadar atanmayan öğretmenler ve mülakat mağdurları, emekliler, çay üreticileri ve buğday üreticileri için düzenlediğimiz mitinglerden sonra 30 Haziran’da Kocaeli’nde ‘Emek Mitingi’ düzenliyoruz. Asgari ücretle yaşam savaşı verenleri, hayat pahalılığı altında ezilenleri, yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı koyan emekçileri ve onların yaşadığı bu zulmü yüreklerinde hisseden herkesi 30 Haziran’da Kocaeli Gebze’de bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-diyanet-bes-ayda-2-milyon-312-bin-asgari-ucretlinin-maasina-esit-harcama-yapti/feed/ 0
Aydın Karacasu’da 45 Derece Sıcakta Çalışan Üretici Kadın: Sıcaktan Değil Zamlardan Yıldık https://www.haber60.com.tr/aydin-karacasuda-45-derece-sicakta-calisan-uretici-kadin-sicaktan-degil-zamlardan-yildik/ https://www.haber60.com.tr/aydin-karacasuda-45-derece-sicakta-calisan-uretici-kadin-sicaktan-degil-zamlardan-yildik/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:15:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35661

ÖZGÜR DEDEOLUK

(AYDIN)- Aydın’ın Karacasu ilçesinde 45 derece sıcaklıkta tütün kırımı yapan üreticiler sıcaklardan ve gelen zamlardan şikayet etti. Üretici Fatma Çevik, “Bıktık yaşamaktan bıktık, her gün panikle kalkıyoruz. Her şeye geliyor zam, bizim işe gelmiyor. Ne oldu, rençper bitti. Ben gerçekten ‘yeter’ diyorum. Güneş öldürücü. Belli olmuyor mu halimizden. Sıcak çok fena. Öldük, öldük sıcaktan. Millet denizde yüzüyor biz burada yüzüyoruz. Emekli olacağım diye burada gece gündüz çalışıyorum ama verdikleri 10 lira maaş. Karın doymaz bu parayla” dedi.

Aydın’da 35 bin dekar ile en çok tütün üretim alanına sahip olan ve bin 200 tütün üreticisinin bulunduğu Karacasu’da yüzlerce tarım işçiliği de tütünden geçim sağlıyor. 45 derece sıcakta tütün kırımı sürerken işçi ve üreticiler sıcaktan çok aralıksız gelen zamlardan ve gelecek kaygısından dert yandı. Şubat ayında başlayan tohum ekiminin ardından nisan ayında fidan dikimleri yapıldı. Mayıs ayı sonunda başlayan kırımlar 45 derece sıcakta devam ediyor. Yağışların olmaması sebebiyle sulama yaparak ürünlerini yetişmeye çalışan üreticilerin günlerinin büyük bir bölümü tarlada geçiyor. Sıcaklardan dolayı gece 02.30’da tarlaya giren çiftçiler sabah 11.00’e kadar kırım yapıyor. Tütünlerin sıcakta yanmaması için hummalı bir şekilde çalışan üreticiler öğleden sonra saat 16.00’da bir kez daha tarlaya girip akşam 08.00’e kadar kırım yapıyor. Günde bazen çift mesai yaparak ürünleri zarar görmeden hasat etmeye çalışan üreticiler evleri haline dönen tarlalarda kavurucu sıcakla ve gelecek kaygısı ile mücadele ediyor.

“Memur alıyor maaşını gidiyor denize”

40 yıldır gerek üretici gerek işçi olarak tarımın içinde olan Fatma Çevik, şunları söyledi:

“Bıktık yaşamaktan bıktık, her gün panikle kalkıyoruz. Her şeye geliyor zam, bizim işe gelmiyor. Ne oldu, rençper bitti. Ben gerçekten yeter diyorum. Güneş öldürücü. Belli olmuyor mu halimizden. Sıcak çok fena. Öldük, öldük sıcaktan. Biz alışkınız ama yeni yetmeler zorlanıyor. Piştik biz zaten. Gece 02.30’ta girip sabah 11.00’da çıkıyoruz. Akşam 16.00’da girip akşam 08.00’de çıkıyoruz. 40 yıldır yapıyorum. El atsınlar bizden tarafa. Emeklilik yaşını 55’e çeksinler. Biz yorulduk artık. Bir memur az da alsa 9 gün tatili var. Hani bizim tatil? Biz bayramın 2. günü tarlaya girdik. Bayram seyran yok. Etleri soktuk dolaba, koştuk tarlaya. Çocuklarımızın masrafı ağır, Bağ-Kur öyle. Memur alıyor maaşını gidiyor denize. Sosyal hayat, marka, giyim her şey az da olsa var. Biz gezemiyoruz. Hiçbir şeyimiz yok. Kirli çamaşırın içindeyiz işte. Terin içinde kirin içinde, sırtımız yağdanlık gibi oldu. Memnun musunuz; memnunuz diyoruz artık. Ne diyebiliriz. Memnun mu oluruz? Millet denizde yüzüyor biz burada yüzüyoruz. Emekli olacağım diye burada gece gündüz çalışıyorum ama verdikleri 10 lira maaş. Karın doymaz bu parayla. Çoluğumuz çocuğumuz okuyor. Sesimizi duyan yok.”

“Yağışın olmamasından dolayı boylanmadı”

Üretici Özlem Evlatoğlu ise, “44 yaşındayım. Çocukluğumdan bu yana bu işi yapıyorum. Üretici olmadığım zamanlar da yevmiyeye gittim. Herkesin bu şekilde tütünü yok. Ekici bu sene çok daha mağdur. Daha çok yıkıldı. Yeterince büyümedi. Geçen yılki kadar tütün asla yok. Sıcaklardan kaynaklandı. Yağmurun, yağışın olmamasından dolayı boylanmadı küçük kaldı. Bu şekilde az da olsa büyüdüyse suyun sayesinde. Devamlı suladığımız için. Dikerken de kuru toprağın içine diktik. Su verdik vermesek bu şekilde olmazdı zaten. Haftada suladık, 15 günde bir suladık. İnsan boyu tütün olması lazım aslında. İklim değişikliklerinden dolayı kaynaklanıyor” dedi.

“Emeğimizin karşılığını biz de almak isteriz”

Sözlerini sürdüren Evlatoğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Şubat ayından bu yana tütünle ilgileniyoruz. Çocuğumuz gibi gözümüz gibi bakıyoruz. Emeğimizin karşılığını biz de almak isteriz. Yeri geliyor yemek yapamıyoruz. Kuru soğan ekmek yiyip geçiyoruz. Buraya gelmek zorundayız. Gece gündüz uykumuz yok. Başka işimiz mesleğimiz de yok. Gece 02.30’da başlıyoruz mesela sabah 11.00’e kadar. Sonra 16.00’dan akşam 20.00’ye kadar kırıyoruz yine. Şubatta tohumu attım. Nisan’da dikimi yaptım. Mayıs’ın 24’ünde kırıma başladık. O zamandan beri tarlalardayız. Çocuk gibi ilgileniyoruz. Bir kilo zeytin yağı 250- 300 lira ama bir kilo tütün 180 lira. Bu bizim emeğimizi kurtarmıyor yani. Maliyetler ağır. Bir depo mazot 45 lira. Bir işçi yevmiyesi bin 100 lira. İşçiye verdiğimiz para gözümüzde değil ama bir kilo tütünün 200 lira olmasını isterdik. Bizim sesimizi duysunlar başka hiçbir şey istemiyorum. Güneş de olsa artık emeğinizin karşılığını almak için bunları toplamamız lazım. Bu yüzden artık sıcaklar bile koymuyor. Her şeye rağmen tütün ucuz kaldı.

“Sözleşmeyi 180’den imzaladık ama 200 olmasını beklerdik”

Kendin yaparsan kurtarıyor. Çok fazla işçi çalıştırırsan zor. Geçen sene kilo fiyatı 115 liraydı. Sonra 122,5 oldu baş fiyat. Bu sene sözleşmeyi 180’den imzaladık ama 200 olmasını beklerdik. Maliyetler ağır. Geçen sene bir yevmiye 600 liraydı. Bugün bin 200 lira oldu. Yüzde yüz arttı ama tütün kilo fiyatı yüzde yüz artmadı. Bir kilo mazot 40- 45 lira. Emeğimiz çok ve emeğinizin karşılığını istiyoruz. Emeğimizin karşılığını tam anlamıyla alamıyoruz. Devam da etmek zorundayız. Çünkü başka çaremiz yok. Eşim emekli ama 10 bin lira emekli aylığı da yetmiyor ki. 2 çocuğum var. İkisi de okuyor. Evimiz kira değil ama başka gelir kaynağımız yok. Günlük işe gitsen kazanmıyorsun. Üretip elimizde 5-10 kuruş kalsın çoluğumuzun çocuğumuzun ihtiyacını karşılayalım diyoruz. Kalıyor mu kalıyor Allah’a şükür. Çocuklarımız için çalışmak zorundayız. Başka çaremiz yok. Çocukluğumuzdan bu yana bu işi yapıyoruz. Severek de yapıyoruz. Ekmeğimizi helalindan kazanıyoruz. Sıcak da olsa bize koymuyor çok şükür çünkü helalinden kazanıyoruz. Helal para her zaman iyi bir şeydir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/aydin-karacasuda-45-derece-sicakta-calisan-uretici-kadin-sicaktan-degil-zamlardan-yildik/feed/ 0 Özgür Özel, Malatya’da… “Chp Mehmet Şimşek ile Bir Araya Geldiğinde, Ak Parti İktidarının Yükünü Sırtlamaya Gitmiyor” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatyada-chp-mehmet-simsek-ile-bir-araya-geldiginde-ak-parti-iktidarinin-yukunu-sirtlamaya-gitmiyor/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatyada-chp-mehmet-simsek-ile-bir-araya-geldiginde-ak-parti-iktidarinin-yukunu-sirtlamaya-gitmiyor/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:58:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35523 (MALATYA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Malatya İl Başkanlığı’nda düzenlenen halk buluşmasında “CHP, pazartesi günü Mehmet Şimşek ile bir araya geldiğinde 22 yıllık AK Parti iktidarının yükünü sırtlamaya gitmiyor. CHP hatalara ortak olmaya gitmiyor. CHP enkazı kaldırmaya, sorumluluğu üstlenmeye gitmiyor. CHP yok denilen kaynağı göstermeye, parayı nereden bulacaklarını göstermeye ve artık beşli çetelerin, yandaşların değil; vatandaşların yüzünü güldürmek için nasıl bir vergi politikası uygulanması gerektiğini anlatmaya gidiyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerinde partisinin kazandığı belediyelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. Özel bu kapsamda Malatya’ya geldi. Yazıhan Belediyesi, Doğanşehir Belediyesi, Cumhuriyet Örnekköy Mahallesei ve Rönesans Konteyner Kent’i ziyaret eden Özel’in Malatya’daki son durağı partisinin il başkanlığı oldu. CHP Lideri Özel, il binasının önünde toplanan vatandaşlara hitap etti. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Burası ki Malatya’dır. Bu baba evinin önemi hepimiz için ayrı. Ben Malatya’ya her geldiğimde hem baba evine geliyorum hem ağabeyimin evine geliyorum. Eğer birisi ‘Bir milletvekili nasıl olur? Milletin verdiği görev nasıl yapılır? Halka karşı sorumlu siyaset nasıl yapılır’ diye merak ediyorsa hiç merak etmesin. O merak edene Veli Ağbaba’yı gösterin, ‘Böyle yapılır’ deyin. Devletin yetişmediği yere yetişen Veli Ağbaba’yı, Malatya istedi; biz aday yaptık ve örgütümüzle birlikte yüzde 38 oy aldı. Kimse küçümsemesin, Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarından biridir. Depremde hayatını kaybeden Kadın Kolu Başkanımız Güllü Tuncer’e ve eşi Ekrem Tuncer’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Onların varlığında, Malatya’da hayatını kaybeden bin 277 hemşehrimize Allah’tan rahmet, siz onların değerli ailelerine, komşularına, kardeşlerine bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyorum.

“Depremzedenin en büyük sorunu belirsizliktir”

Biraz önce bir konteyner kentteydim. O yüzden geciktik. Bir dokunduk bin ah işittik. Daha da işitecektik, sizi bekletmemek için koştuk, geldik. Malatya depremin ilk günlerinde sanki deprem olmamış gibi muamele görüyordu. Gayretler gösterildi, Veli Ağbaba başta olmak üzere tüm grubumuz Malatya’ya dikkati çekmeyi başardık. Deprem gerçekleşti, arkasından gelen seçimde çıktılar, dediler ki ‘Oyları bize verin, bir yıl içinde evleri yapacağız.’ İnsanların serbest karar vermesine bile engel oldular. Ne oldu peki? Bakın, söz verdikleri ev sayısı 650 bin. Malatya’da söz verdikleri ev sayısı 103 bin. Ama Türkiye’de evlerin sadece yüzde 12’sini verdiler, 79 bini. Malatya’da verdikleri, tamamlayıp teslim ettikleri ev sayısı 7 bin 881. Şu anda Malatya’da ‘yapıp bir yıl içinde vereceğiz’ dedikleri 100 tane evin sadece yedi tanesini verdiler. 93 kişi açıktadır. ve depremzedenin en büyük sorunu belirsizliktir.

“Bu kadar kötü devlet yönetimi olur mu? Çözemiyorsanız bırakın kardeşim, biz çözelim”

Kandırdılar, yanılttılar, şaşırttılar, aldattılar, zarara uğrattılar. Deprem yetmezmiş gibi, ‘Evin az hasarlı. Sen evini yap, geç.’ Eve masraf edildi, harç borç alındı, kredi çekildi. ‘Geçemezsin. Niye? Fikir değiştirdik. Rezerv alan yaptık buralarını. Az hasarlı da olsa senin evini de yıkacağız.’ Nasıl olacak bu işler? Bu kadar kötü devlet yönetimi olur mu? Bu kadar vicdansızlık olur mu? Bu insanlar zengin olsalar zaten senden medet ummazlar. Devletin şefkatli elini beklerken bir tokat da bir darbe de devletten yediler. Buradan bir kez daha hem ilgili bakanlara hem de ülkeyi yöneten Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Malatya’da da Hatay’da da Adıyaman’da da Kahramanmaraş’ta da sıkıntı çok büyüktür. Bu depremzedeler mağdurdur ve devlet onlara hala belirsizlikle, hala onları borçlandırarak, hala onlardan bir şeyler almaya çalışarak davranmaktadır. Devlet devletliğini gösterecek, bu acıları dindirecek, devlet bu sıkıntıyı çözecektir. Çözemiyorsanız bırakın kardeşim, biz çözelim.

“Kira yardımını kesen bu insanların nefesini tıkar”

Buradan bir hususu daha dile getireyim: Tabii ki yerinde dönüşüm meselesi var, onu takip ediyoruz. Ama 100 kişiden 93’ü dışarıdaysa kira yardımına devam edeceksin. Diyorlar ki ‘Tasarruf tedbirleri var. Bu ay kira son.’ Sen sözünü tutma, evleri zamanında bitirme, sonra da ‘Para bitti. Biz sana kira ödeyemeyeceğiz’ de. Buradan uyarıyorum: Bu evler yapılıp anahtarlar verilene kadar devlet devletliğini gösterecek, o kira yardımları sürecek. Kira yardımını kesen bu insanların nefesini tıkar, hayatla bağını keser. Buna izin vermeyeceğiz.

“Kayısı üreticisi borcunu ödeyemeyecek hale gelmiş”

Malatya deyince kayısıyı konuşmadan olmaz. Kayısının sorununu anlatmadan olmaz. Bugün kayısı bahçesine de gittik, üreticilerle de konuştuk dertlerini yerinde dinledik. Geçen sene bahçede 100 lira olan kuru kayısı, bu sene 140 lira. Mazot iki kat artmış, ilaç artmış, gübre açmış, işçilik artmış ama kilosu 100’den 140’a gelmiş. Öbür tarafta geçen sene 175 lira olan marketteki kuru kayısı, bu sene 390 lira olmuş. Yani bir tarafta alıp satan iki kattan fazla koymuş ama alın teri akıtan, çoluk çocuk çalışan, güneşin altında çalışan, yağmurda çalışan, çamurda çalışan emeğini, alın terini toprağa damlatanlar 100 liradan 140 liraya çıkmış, borcunu ödeyemeyecek hale gelmiş. Hem organiği için hem gün kurusu için mutlaka ve mutlaka ve taban fiyat uygulamasına geçilmesi, altında işlem yapılmaması lazım. İki-üç sene önceydi, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) hububat alır gibi ya da üzüm alır gibi sizin ürününüzü de alacaktı. İnsanlar umutlandılar. Bir kez aldılar. Sonra sözlerini unuttular. ve bugün geldiğimiz noktada, üretici çok büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya.

“Veli Ağbaba’yı bir dahaki sefere bakan olmazsa Malatya’ya büyükşehir belediye başkanı yaparız”

Adıyaman Milletvekilimiz Abdurrahman Tutdere, iline belediye başkanı oldu. Çok büyük bir oy aldı. Veli Ağbaba da çok büyük bir oy aldı bu emeklerine, bu sefer olmadı. Bir dahaki sefere bakan olmazsa Malatya’ya büyükşehir belediye başkanı yaparız. Malatya’da beş belediye aldık, her biri birbirinden kıymetli. Üçü vardı, muhafaza ettik. Yazıhan ile Doğanşehiri ilave ettik. Neredeyse bütün başkanlarımız iki kişiden birinin oyunu aldılar.

“Düşük emekli maaşının da asgari ücrete zam yapılmamasının da çiftçinin zor durumda olmasının da bir tek sorumlusu vardır; onun da adı Recep Tayyip Erdoğan’dır”

Biz, ‘Ürüne para verin. Emekli 10 bin lirayla geçinemez, açlık sınırının yarısı neredeyse’ diyoruz. Bakın, Kurban Bayramı geçti. AK Parti gelmeden önce bir en düşük emekli maaşı, iki kurban alıyordu. Bu sene kurbanlıklar 15 bin liraydı. Eskiden bir emekli maaşı iki kurban alırken şimdi iki emekli bir araya gelse bir kurbanı zor keser hale geldiler. Bu yüzden emekli maaşını insani bir seviyeye, ilk önce hiç olmazsa asgari ücret seviyesine çıkarmalıyız. Ayrıca asgari ücreti temmuz ayında mutlaka zamlamalıyız. Çaya, buğdaya, kayısıya mutlaka iyi fiyat vermeli; yüzde bir olan destekleme payıyla çiftçilerin bu sene hak ettiği 415 milyarlık desteklemeyi kendilerine mutlaka ödemeliyiz. Bunlar yapılmazsa bu ülkede huzur olmaz. Diyorlar ki ‘Para yok. Mehmet Şimşek para vermiyor.’ Şunu söyleyeyim: Mehmet Şimşek dediğiniz Recep Tayyip Erdoğan’ın bir imzasıyla gelen birisi. Nebati’yi de o getirdi, o götürdü. Damadı da o getirdi, o götürdü. Mehmet Şimşek’i de o getirdi. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum: Düşük emekli maaşının da asgari ücrete zam yapılmamasının da çiftçinin zor durumda olmasının da esnafın perişanlığının da gençlerin işsiz ve umutsuz olmasının da bir tek sorumlusu vardır; onun da adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. ‘Efendim Mehmet Şimşek vermiyor.’ Yok öyle bir şey. Hani diyorsun ya ‘Her şeyi ben bilirim.’ Ben bunu da senden bilirim. O yüzden biz yol gösteriyoruz.

“CHP Mehmet Şimşek ile bir araya geldiğinde, AK Parti iktidarının yükünü sırtlamaya gitmiyor”

İşte CHP bunun için, pazartesi günü Mehmet Şimşek ile bir araya geldiğinde 22 yıllık AK Parti iktidarının yükünü sırtlamaya gitmiyor. CHP hatalara ortak olmaya gitmiyor. CHP enkazı kaldırmaya, sorumluluğu üstlenmeye gitmiyor. CHP yok denilen kaynağı göstermeye, para bulamadıklarına parayı nereden bulacaklarını göstermeye ve artık beşli çetelerin, yandaşların değil; vatandaşların yüzünü güldürmek için nasıl bir vergi politikası uygulanması gerektiğini anlatmaya gidiyor. 31 Mart seçimlerine bakın. Örneğin tütün üreticisinin canına okudunuz, 31 Mart’ta Adıyaman’ı gördünüz, 31 Mart’ta Doğanşehir’i gördünüz. 31 Mart’ta, 47 yıl sonra CHP birinci parti olduysa Tayyip Bey kavga etmek istediğinde onunla kavgayı sağ-sol meselesinde, Alevi-Sünni meselesinde, Türk-Kürt meselesinde, kimlik siyasetinde yapmayı reddedip sizin kavganızı verdiğiniz içindir. Emekliyi unutmadığımız, emekçiyi unutmadığımız, köylüyü unutmadığımız içindir. Bundan sonra da ne Tayyip Bey ile ne Devlet Bahçeli ile sizin gündeminizde olmayan hiçbir konuda tartışmayacağız, kapışmayacağız.

“Sesinizi duyuyoruz. Duyurmak için Kocaeli’ne gidiyoruz”

İşte bunun için 30 Haziran çok önemli bir gün. 30 Haziran’da bir miting daha yapacağız. Bundan önce alışılmış; siyasetçiler mitingi seçim gelince yapıyorlar. Ben seçimden önce 105 miting yaptım ama seçimden sonra da -bugün üçüncüsü bu- gün oluyor beş tane yapıyoruz, gün oluyor üç tane yapıyoruz. Tematik mitingler yapıyoruz. Rize’ye gidip çay mitingi, Tekirdağ’a gidip buğday mitingi, İstanbul’da eğitim mitingi, Ankara’da emekli mitingi yapıyoruz. Her gittiğimiz yerde büyük kalabalıkları görüyoruz. ve diyoruz ki ‘Sizin derdinizi dile getirecek gerçek bir halk partisi, gerçekten emekçilerin hakkını arayan bir siyasi parti var.’ Bundan sonra da devam edeceğiz. Otuz 30 Haziran’da mitingimiz şudur: Bizim işimiz sokağın sesini dinlemek. Sokak, ‘Geçinemiyoruz’ diyor. Kocaeli, Gebze’ye, başta Türkiye işçi sınıfını, ayrıca ömrü boyunca çalışmış emeklileri, esnaf, çiftçileri davet ediyoruz. Biz 30 Haziran’da ‘geçinemiyoruz’ diyen herkesi hakkını aramaya, maaşına zam istemeye, enflasyon düzeltmesi istemeye, refah payı istemeye, ürününe taban istemeye ve hakkını istemeye, söke söke almaya 30 Haziran Cuma günü, Kocaeli’ne bekliyoruz. Bütün Türkiye’ye çağrımızdır. Sesinizi duyuyoruz. Duyurmak için Kocaeli’ne gidiyoruz.”

Özel, konuşmasının ardından il örgütüyle basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatyada-chp-mehmet-simsek-ile-bir-araya-geldiginde-ak-parti-iktidarinin-yukunu-sirtlamaya-gitmiyor/feed/ 0
Özgür Özel, Malatya Yazıhan’da: “Türkiye’nin En Büyük Direnişini Kira Yardımı İçin Başlatacağım. Sana Depremzeyi Ezdirmeyiz”” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatya-yazihanda-turkiyenin-en-buyuk-direnisini-kira-yardimi-icin-baslatacagim-sana-depremzeyi-ezdirmeyiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatya-yazihanda-turkiyenin-en-buyuk-direnisini-kira-yardimi-icin-baslatacagim-sana-depremzeyi-ezdirmeyiz/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:12:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35486 HABER:   GÜLARA SUBAŞI – GÖRÜNTÜ: DURSUN ALKAYA

(MALATYA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’nın Yazıhan ilçesindeki halk buluşmasında konuştu. Özel, “Malatya’da yüz kişiden 93’ü sokakta. On aileden dokuzu ya çadırda ya da konteynerde ya da barınamadı gitti, gurbette. Ama seçim için oy isteyenler, şimdi bir buçuk yılda yüzde 6’sını yaptılar. Büyük bir belirsizlik, büyük bir haksızlık var. Şunu görüyoruz ki bu ay son kez kira yardımı yapıyorlar. ‘Arttırın yeniden uzatın’ dedik. ‘Ekonomi kötü, para bulamayız, kira yardımı bitti’ diyorlar. Eğer bu 10 ildeki söz verip de açıkta bıraktığınız 650 bin konut, milyonlarca kişiyi kira yardımsız bırakırsanız, size buradan söz veriyorum, eğer mücadele etmek isterlerse, Türkiye’nin en büyük direnişini bu kira yardımı için başlatacağım. Hem evi yapmayacaksın, hem de kirayı unutacaksın. Milleti çadırlarda, konteynerlerde yıllarca bırakacaksın. Öyle yağma yok. Sana depremzedeyi ezdirmeyiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerinde partisinin kazandığı belediyelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. Özel, bu kapsamda dün akşam saatlerinde Malatya’ya geldi. Özel’in bugün Malatya’daki ilk durağı partisinin Yazıhan İlçe Başkanlığı oldu. Ardından Yazıhan Belediyesi’ne gelen Özel’e burada; Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Genel Başkan Yardımcıları Gökan Zeybek ve Ulaş Karasu, YDK üyeleri Deniz Çakır ve Esin Temel, Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım, Ankara Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Malatya Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, Malatya Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, Malatya Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, İzmir Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, İzmir Çiğili Belediye Başkanı Emrah Yıldız, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Malatya İl Başkanı Barış Yıldız ve CHP Yazıhan İlçe Başkanı Şahmurat Çalışkan eşlik etti.

Abdulvahap Göçer: “Genel seçimde yeniden birinci parti olacağız”

Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer, belediye önünde toplanan kalabalığa hitap eti. Geçer, şunları söyledi:

“31 Mart yerel seçiminde destan yazdınız. Malatya’da destan yazan cesur yürekli Veli Ağbaba’nın ilçesi burası. Haksızlığa boyun eğmeyen, Türkiye’de iktidar yürüyüşüne burada yeniden başladık. Önümüzdeki genel seçimde iktidara hep birlikte el ele gireceğimizden hiç şüphem yoktur. Bütün seçim çalışması boyunca ve seçildikten sonra her türlü desteğini bizden esirgemeyen sayın vekilimiz Ağbaba’ya çok teşekkür ediyorum. Sayın vekilimizin başlattığı bu yürüyüşte, cesur yürekli olan Yazıhan halkı, direnişini göstermiş ve haksızlığa karşı koymuştur. Hepinizden Allah razı olsun. Burada Sayın Genel Başkanımıza şu sözü veriyoruz; genel seçimde burada yeniden birinci parti olacağız.”

“Partimizi 37 yıl sonra Türkiye’de birinci parti yaptı”

Halk buluşmasına katılan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise şunları söyledi:

“Tüm Yazıhanlılara verdikleri destekten dolayı çok teşekkür ediyorum. Şunu bütün Yazıhan bilsin ki sizlere mahcup olmayacağız. Başkanımız Abdullah Göçer’e, Yazıhan Belediyesi’ne her türlü desteği vereceğimizden kuşkunuz olmasın. Yazıhan’ın yanındayız. Bugün çok değerli konuklarımız var. Milletvekillerimiz var, belediye başkanlarımız var. Değişimin lideri, ikinci yüzyılın yeni lideri ve Malatyalıların dostu, en çok geldiği il Malatya, Genel Başkanımız Özgür Özel’i Malatya’da ağırlamaktan, Yazıhan’da ağırlamaktan büyük onur duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Partimizi 37 yıl sonra Türkiye’de birinci parti yaptı. Yapılacak ilk yerel seçimlerde partimizi iktidar yapacak ve Atatürk’ün koltuğunda, Atatürk’ün izinde bir Cumhuriyet Halk Partili oturacak.”

Özgür Özel: “Burası baba evidir”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şöyle konuştu:

“Öyle bir günde buradayız ki bütün duygularımızın en üst düzeyde olduğu ve bütün Türkiye’nin gözünün önünde, belki de Türkiye siyasi tarihinin en büyük atılımlarından birinin yaşandığı, geçmişte sadece 2019’da CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet partisi… Koskoca bir ittifakla yüzde 23 oy aldığımız bir seçimden hemen sonraki seçimde bir başımıza, ‘ittifak yapalım’ dediğimizde ‘hayır, biz tek başımıza seçimlere gireceğiz’ dendiğinde buna saygı duyarak, en sert sert eleştirilere, en tahammüllü tavrımızla bir başımıza ama hangi partide olduğumuzu bilerek, Malatya’nın evladı, Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet Paşa’nın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinde olduğumuzu bilerek dedik ki burası baba evidir.

“Malatya’yı da bir dahaki sefere alırız”

Baba evi dediğin herkes baba evine doğar. Yazıhan’ın AK Partilisi de MHP’lisi de hangi görüşten olursa olsun, dedesinin, babasının partisi bellidir. Ama kimi baba evinden ayrılır. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur. Kimi büyüğünü arar, kimi küçüklüğüne razı olur. Ama herkes bilir ki baba evinin çayı demlidir. Çorbası kaynamaktadır. Bacası tütmektedir. İşte biz dedik ki bu baba evi, Türkiye ittifakıdır. Bu baba evinin tapusu hiçbirinizde değildir. Bir kişiye kayıtlıdır. Onun da adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İşte o baba evine çağırdık, koşup geldiler. Farklılıkları konuşmayacağız dedik. Birbirimizle farklılıklarımız üzerinden atışmayacağız. Kimseyle kavga etmeyeceğiz. Kimseye hakaret etmeyeceğiz, sadece sizin sorunlarınızı konuşacağız ve sadece ve sadece halk için, millet için siyaset yapacağız dedik. Millet koştu geldi, baba evini doldurdu. 47 yıl sonra Atatürk’ün partisini birinci parti yaptı. Burada kazanılan belediyeler kadar, kazanılamayan belediyelere de bakmak lazım. Biz Malatya’da 2019’da hep beraber yüzde 23 oy alırken, bu seçimde siyaseten ağabeyim, büyüğüm, ustam Veli Ağbaba ile yüzde 38 oy aldık. Artık CHP başının üstündeki bölünmez cam dağını kırmıştır. Artık Malatya iyi gün dostunu, kötü gün dostunu görmüştür. Artık siyaseti yandaşları için değil, hangi görüşten olursa olsun bütün vatandaşları için yapanlar, milletin gönlünde hak ettikleri yeri almıştır. Çok istiyorduk ama bu sefer bu kadar oldu. Ben Malatya’ya üzülürken, Ulaş Karasu bana dedi ki ‘başkanım kalsın, bir sonraki seçimde alacak bir büyükşehir kalsın, Malatya’yı da bir dahaki sefere alırız’ dedi. Yazıhan’daki başarımız, önümüzdeki günlerde yapılacak ilk genel seçimde iktidarın anahtarı olacak.

“Orman yangınlarına dur demek için çalışacağız”

Dün Diyarbakır ve Mardin arasında yangınlarda maalesef 12 vefatımız var. Türkiye’nin dört bir yanında orman yangınları sürüyor. Bayramda bizler evlerimizde otururken, bu belediyelerin kahraman itfaiyecileri, hatta bütün personelleri, orman müdürlüklerini çalışanları çok önemli mücadeleler veriyorlar. Allah, hepsini sakınsın. Allah hem onları hem canlarımızı hem ormanlarımızı korusun. Ancak Türkiye’nin orman varlıklarının bu kadar kolay kaybedilmişken 2024 yılının teknolojisine imkanlarına rağmen bu kadar ciddi zorluklara, bu kadar ciddi hatalara bir dönüp bakmak gerekiyor. Orman yangınları konusunda CHP olarak bütün yapıcı, yol gösterici önerilerimizle birlikte konuyu Meclis’te gündeme getireceğiz. Orman yangınlarına dur demek için çalışacağız.

“Kayısıcının hakkını aramak için ne gerekiyorsa onu yapacağız”

Kuru kayısı burada üreticide 140 lira. Pazarda 300 lira, markette 370 lira. Emeği sen çekiyorsun. Alın terini sen akıtıyorsun. Çoluk çocuk, eşinle sen çalışıyorsun. Gün oluyor borç alıyorsun, kredi alıyorsun. Her şeyine sen katlanıyorsun Ama sen 140 lira alıyorsun. Alıp satan 370 liraya satıyor. Bir senede mazot, ilaç, gübre, işçilik ikiye katlandı. Fiyat sadece yüzde 40 artmış. Haksızlık, adaletsizlik burada. Günü geldi Tayyip Bey’in memleketinde çay mitingi yaptık. Günü geldi Trakya’da buğday mitingi yaptık. Herkesin derdi şu ki maliyetini kurtarmayacak, fiyatlara çiftçiye ‘çalış’ diyorlar. Adeta ‘sen köle gibi çalış, parayı başkaları kazansın’ diyorlar. Üzümde de böyle. Fındıkta da böyle, çayda da böyle. Kayısı da da böyle. Kayısıcının hakkını aramak için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Hep birlikte mücadele edeceğiz.

“Sana depremzedeyi ezdirmeyiz”

Malatya’da yüz kişiden 93’ü sokakta. On aileden dokuzu ya çadırda ya da konteynerde ya da barınamadı gitti, gurbette. Ama seçim için oy isteyenler, şimdi bir buçuk yılda yüzde 6’sını yaptılar. Bu barınma sorunu en büyük sorun ama sorunun en önemli kısmı belirsizlik meselesi. Büyük bir belirsizlik, büyük bir haksızlık var. Şunu görüyoruz ki bu ay son kez kira yardımı yapıyorlar. Arttırın yeniden uzatın dedik. ‘Ekonomi kötü, para bulamayız, kira yardımı bitti’ diyorlar. Eğer bu 10 ildeki söz verip de açıkta bıraktığınız 650 bin konut, milyonlarca kişiyi kira yardımsız bırakırsanız, size buradan söz veriyorum, eğer mücadele etmek isterlerse, Türkiye’nin en büyük direnişini bu kira yardımı için başlatacağım. Hem evi yapmayacaksın, hem de kirayı unutacaksın. Milleti çadırlarda, konteynerlerde yıllarca bırakacaksın. Öyle yağma yok. Sana depremzedeyi ezdirmeyiz.

“Mehmet Şimşek sen vatandaştan mı yanasın müteahhitten mi?”

Önümüzdeki pazartesi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, Mehmet Şimşek’e gidip parayı nereden bulabileceklerini gösterecek. 22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok. Yanlışına doğru diyecek halimiz yok. Onların hatasını düzeltmek için onlara yanaşacak halimiz yok. Doğrusunu biliyoruz. Biz zenginlerin, para kazananların yüksek vergi vereceği, az kazananın az vergi vereceğini, hiç para kazanmayanın hiç vergi vermeyeceği bir sistemi savunuyoruz. Onlar yüz liralık verginin 65 lirasını emeklilikten, sudan, doğal gazdan, sudan, sütten, bebek bezinden alarak maalesef garibandan topluyorlar. Mehmet Şimşek, senin önceliğin vatandaş mı yandaş mı? Sen müteahhitten yana mısın, Yazıhanlı kayısı üreticisinden yana mısın?

“30 Haziran’da Kocaeli’ye davet ediyorum”

Siyaset, sokağın sesini dinleme işidir. Artık sokakta ses yok, çığlık var. İnsanlar ‘geçinemiyoruz’ diyerek çığlık atıyor. Madem geçinemiyorsunuz o zaman asgari ücrete zam yapılması gereken günden bir gün önce Türkiye’nin en büyük emek kentinde Kocaeli Gebze’de işçilerle, emeklilerle, çalışanlarıyla, bütün emekçilerle, esnafla, çiftçilerle büyük bir ‘Geçinemiyoruz Mitingi’ yapacağız. Türkiye’de emeği sömürülen, yıllarca çalışmasının sonundaki emekli maaşı kuşa dönen, ürünü para etmeyen, geçinemeyen herkesi 30 Haziran günü Kocaeli’ndeki ‘Geçinemiyoruz Mitingi’ne davet ediyorum.

“Gerilim yaratmak, gerilimden beslenmek istiyorlar”

Dün akşam, dün akşam maalesef Kayseri Pınarbaşı’nda bir saldırı gerçekleşti. Partimizin belediye meclis üyesi adayı, birinci yedeğimiz arkadaşımıza, kızının yanında, eşinin gözünün önünde beş kişi sopalarla saldırıp beyin kanaması olacak kadar vurdular. Yere düştü, hareketsiz kaldı, çekip dizlerinden vurdular. Neymiş? Pınarbaşı’ndaki seçimmiş. Biz seçim gecesi söyledik. Seçim seçimde kaldı. Bundan sonra başkanımız bütün Pınarbaşı’yı kucaklayacak. ve başkanımız bundan sonra bütün Pınarbaşı’nın başkanı olacak. Kimse üzülmesin. Kimse endişe etmesin dedik. Halen daha birileri gerilim yaratmak, o gerilimden beslenmek istiyorlar. Halen daha birileri kaba kuvvetle bir şey yapacağını sanıyorlar. Savunmasız bir adama beş kişi saldırmak, ne güçtür, ne cesarettir, ne dirayettir, ne kabadayılıktır. Olsa olsa acizliktir, zavallılıktır.

“Normalleşme emekliye ‘aç kal’ demekle olmaz”

Bakın biz Türkiye’de siyasette normalleşme istiyoruz. Normalleşme demek, normal davranmak demektir. Kurallara uygun davranmak demektir. Hukukun üstünlüğüne inanmak, anayasaya bağlı kalmak demektir. Seçimi kaybedince kabullenmek, tebrik etmek demektir. Sopalarla saldırınca normalleşme olmaz. Ankara’nın ortasında bir siyasi cinayetin kanını yerde bırakmakla olmaz. Emekliye on bin lira vererek, açlığa mahkum ederek, aç kal demekle olmaz. Asgari ücretliye seçimden önce dört kez yılda zam yapacağım deyip, seçimden sonra yapmamakla olmaz.

“Normalleşmeyi halk CHP’den biliyor”

Biz Türkiye’nin bir normal ülke olarak hukuka, kurallara, ahlaka, vicdana sahip olarak yönetilmesini istiyoruz. Bunun için el uzattık. Hukuka uyarsanız ne ala… Sopaya sarılanla normalleşme olmaz. Kanuna uyarsanız ne ala. Anayasayı çiğneyenle normalleşme olmaz. Bir parti gerilimden beslenecek diye, kendi rezaletini yargıdan kaçıracak diye normalleşmeyi baltalıyorsa, ona da kimse pabuç bırakmaz. İsteyen gelir normalleşir, hep birlikte doğru işler yaparız. Ama hukuktan, vicdandan, ahlaktan sapanın olduğu yerde biz olmayız. Biz milletle beraberiz. Normalleşmeyi herkes CHP’den biliyor. Halkın çok büyük bir kısmı destekliyor. ya gelirsiniz, kurala, kanuna, hukuka uyarsınız; emekliye, asgari ücretliye sahip çıkarsınız; hapisteki suçsuz arkadaşlarımıza zulüm etmeyi bırakırsınız; AİHM kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyarsanız ne ala. Uymuyorsanız, biz buradayız. Bu ülkeye yeniden istikrar getirmek, yoksulluğu yeniden bitirmek, yüzleri güldürmek bizim borcumuzdur. Milletin karşısında olanlarla biz mücadele edeceğiz. Arkalarındaki görünür güç, görünmez güç, karanlık güç, devletin kendi, yer algı devleti veya birilerinin itinayla karşımıza çıkardığı derin devleti size pabuç bırakmayacağız. Bu ülkeye demokrasiyi yeniden getireceğiz.”

CHP Lideri Özel, konuşmanın ardından Başkan Geçer’i makamında ziyaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-malatya-yazihanda-turkiyenin-en-buyuk-direnisini-kira-yardimi-icin-baslatacagim-sana-depremzeyi-ezdirmeyiz/feed/ 0
Sinan Ateş Cinayeti Soruşturmasında Yeni Detaylar Ortaya Çıktı https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-cinayeti-sorusturmasinda-yeni-detaylar-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-cinayeti-sorusturmasinda-yeni-detaylar-ortaya-cikti/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:01:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35395 HABER: ESRA TOKAT
(ANKARA) – Sinan Ateş cinayetinin azmettirici olduğu iddia edilen eski Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın, Ateş öldürülmeden bir gün önce tutuklu sanıklardan eski Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal ile 5 kez, öldürüldükten yarım saat ve 2 saat sonra da 2 kez görüştüğü ve bu görüşmelerin soruşturma dosyasına girdiği ortaya çıktı.
Ankara’nın Çankaya ilçesi Çukurambar semtinde, 30 Aralık 2022’de düzenlenen silahlı saldırıda eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş hayatını kaybetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sinan Ateş cinayetine ilişkin 22 tutuklu şüpheli hakkında açtığı davanın ardından dosyası ayrılan 17 şüpheliye ilişkin soruşturma dosyasından detaylar ortaya çıkıyor.
Şüphelilerden Tolgahan Demirbaş’ın Mustafa Ensar Aykal ile cinayetten bir gün önce 29 Aralık 2022 tarihinde 5 kez, 30 Aralık’ta da cinayet işlendikten yarım saat sonra ve yaklaşık 2 saat sonra facetime üzerinden görüşmeler yaptığı tespit edildi. Demirbaş, verdiği ifadede bu görüşmelerin nedeninin “MHP” plakalı bir araç ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Emre Yüksel için ruhsatlı silah alma konusu olduğunu iddia etti.
“Emre Yüksel için ruhsatlı silah alma konusu”
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade veren Tolgahan Demirbaş’ın ifadesi şu şekilde:
Tolgahan Demirbaş: Bir gün öncesi iki konu sebebiyle kendisi ile görüşmüş olduğumu hatırlıyorum. Birincisi “MHP” plakalı arkadaşımın aracının satılması ile plakasının boşa düşmemesi ve kendisinin geri alması noktasında benden yardım talebi oldu. İkinci konuda şudur. Arkadaşım Emre Yüksel ve yine ortak tanıdığımız soyadını hatırlayamadığım Erkan isimli iki kişi Ankara Valiliği’nden ruhsatlı silah alma konusu ile ilgili. Emniyet Müdürlüğü’ndeki yoğunluktan dolayı yardımcı olmasını istedim.
Savcı: Bu görüşmeleri neden facetime üzerinden yapma gereği duydun?
Tolgahan Demirbaş: Bizim camiada alışkanlık. Ben genellikle arkadaşlarımı ve yakın çevremi facetime üzerinden ararım.
Savcı: Cinayetten hemen sonra yaptığın görüşmeler dikkat çekiyor? Aynı gün ne konuşmuş olabilirsin Mustafa Ensar Aykal ile? Aynı gün bir cinayet işlenmiş saat 13.30’da. Cinayet amiri o koşturma ve o yoğunluk içerisinde ne oldu da sana zaman ayırıp böyle bir görüşme yapabiliyor? Çok dikkat çekici ve normal görünmeyen bir husus ne dersin?
Tolgahan Demirbaş: Sayın savcım burada ben bir anormallik görmüyorum. Ölen kişi eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı olduğu ve ben de ülkücü camiadan ve görev yapan biri olduğum için… Beni olay günü kendisi aradı. Olay günü bir kez görüştük. ‘Çukurambar’da olan olaydan haberin var mı?’ diye sordu. Maksimum 10 saniye sürdü. Ben de ‘Bilmiyorum, hayırdır ne oldu?’ diye sordum. ‘O da tamam görüşürüz, hoşçakal’ dedi. Kapattık.
Sanıklardan Mustafa Ensar Aykal’ın ” tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi istenirken, Aykal’ın kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak maktule ait kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak temin ettiği gerekçesiyle 3 yıldan 6 yıla kadar cezalandırılması talep ediliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-cinayeti-sorusturmasinda-yeni-detaylar-ortaya-cikti/feed/ 0
Prof. Dr. Özdemir: Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık rekorları görebiliriz https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ozdemir-temmuz-ve-agustos-aylarinda-sicaklik-rekorlari-gorebiliriz/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ozdemir-temmuz-ve-agustos-aylarinda-sicaklik-rekorlari-gorebiliriz/#respond Tue, 11 Jun 2024 21:18:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35160

SICAKLIKLARIN mevsim normallerinin üzerine çıktığı Haziran ayında, önümüzdeki günlerde, İstanbul’un bazı bölgelerinde hissedilen sıcaklığın 40 derecelerin üzerine çıkması öngörülüyor. Sıcaklık rekorlarını kırılabileceğini söyleyen Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Güven Özdemir, “Şu anda İstanbul’da 30-32 derecelik bir sıcaklık var şu anda ama 40 gibi hissediliyor” dedi. Yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini söyleyen Güven, “Geçen sene İstanbul’da 40-41 derecelerde rekor kırıldı. Bu rekor galiba yenilenecek gibi geliyor.” diye konuştu.

Haziran ayına girilmesiyle birlikte hava sıcaklıkları hızla yükseldi. Meteoroloji verilerine göre; İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesinde bazı yerlerde hissedilen sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıkması öngörülüyor. Uzmanlar güneşin dik açıyla geldiği öğle saatlerinde dışarıya çıkılmaması yönünde uyarılarda bulunurken, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının nasıl olacağı ise merak konusu. Mevsim normallerine göre 33-34 derece olması gereken hava sıcaklıkları, 3 gün boyunca 40 derecelere kadar yükselecek. AKOM ve uzmanlar, Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini öngörüyor.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarını değerlendiren Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Güven Özdemir, “Yaz mevsimi gelince, Haziran ayı maalesef çok çılgın bir sıcaklık var. Yüksek derecede bir giriş oldu. Bunun en önemli sebeplerinden biri; Batı Avrupa ve Güney Avrupa kısımlarında bir oluk var. Alçak basınç oluğu dediğimiz yağışlı hava kendini gösteriyor. Sıcaklıklar var orada ama bizim kadar değil. Bizde ise yüksek basınç sırtı şu anda etkili. Doğumuzda ise Güneydoğu Arabistan Yarımadası’nda yine bir oluk var. Biz yüksek kısmında kalıyoruz. Bundan dolayı da bulutsuz bir gökyüzü hemen hemen tüm yurdumuzda hakim. Sıcak hava, keskin sırt dediğimiz yüksek basıncın etkisinin büyük olduğu kısım şu anda üzerimizde. Sıcaklıkların artma sebebinin en önemli nedenlerinden biri de karbondioksitin sera etkisi yapması ve fosil yakıtların çok kullanılması” ifadelerini kullandı.

“3 GÜN SICAKLIK PİK YAPACAK”

Rüzgarların güney yönlü estiği dönemlerde, Afrika sıcaklarıyla birlikte tozlu, kalitesiz havanın ülkemize gelebileceğini vurgulayan Özdemir, “Şu anda dünden itibaren sıcaklıklar artmaya başladı. Rüzgar hızını kesti, sakin esiyor. Bugün ve yarın da aynı şekilde devam edecek, Perşembe günü de devam edecek. En yüksek seviyelere kadar ulaşacak. Cuma gününden itibaren rüzgarın kuzeye dönmesiyle birlikte sıcakların 29 dereceye kadar gerileme ihtimali var, yağış da bekliyoruz. Yerel de olsa bazı bölgelerimizde, iç bölgelerimizde yağış da görülecek ama tabii ki salı, çarşamba ve perşembe günleri sıcaklık pik yapacak. Bundan dolayı da halkımızın dikkatli olmasında fayda var” diye konuştu.

“GÖLGEDE OLMAKTA FAYDA VAR”

Vatandaşları güneşe çıkmamaları konusunda uyaran Meteoroloji uzmanı Özdemir, “Sabah 10.00 ile 16.00 diyelim. Çünkü 11.00 demiyoruz artık sıcaklık çok yüksek seviyelere ulaştı. Gölgede olmakta fayda var. Hasta, kronik rahatsızlığı olanların güneşin en yoğun olduğu, dik geldiği zamanlarda dışarıda olmamalarında fayda var. Bu konuda kuruluşlar birkaç gün kronik hastalığı olanlara biraz tolerans tanıyabilirler. En önemlisi sıvı tüketmek lazım, bol giysiler giyilmesi lazım. Bunlara dikkat edilmesi lazım” dedi.

“HİSSEDİLEN SICAKLIK 40 DERECELERİ BULACAK”

Özdemir, “Sıcaklık çok yüksek, hissedilen sıcaklık da nemden dolayı farklı oluyor. Şu anda İstanbul’da 30-32 derecelik bir sıcaklık var ama 38, 39, 40 gibi hissediliyor. Bu İstanbul’un her bölgesinde değil. Boğazda veya deniz kıyısında olan yerlerde sıcaklıklar daha düşük ama şehir merkezlerinde, trafiğin yoğun olduğu yerlerde, klimaların çok yoğun kullanıldığı yerlerde maalesef sıcaklıklar 40 derece gibi hissediliyor. Normal olarak 33-34 derecelerde olması gerekirken sıcaklık 40 dereceleri bulacak” ifadelerini kullandı.

“TEMMUZ – AĞUSTOS AYLARINDA SICAKLIK REKORLARINI ÜLKEMİZDE GÖRECEĞİZ”

Temmuz ve Ağustos aylarında yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Özdemir, “Geçen sene İstanbul’da, 40-41 derecelerde rekor kırıldı. Bu rekor galiba yenilenecek gibi geliyor, öyle gösteriyor. Çünkü daha Haziran ayında böyle olması, maalesef Temmuz – Ağustos aylarında da sıcaklık rekorlarını ülkemizde göreceğiz. Ağustos sıcak geçecektir. Sonbahar ayları biraz daha kısalmaya başladı veya yaz uzamaya başladı. Aradaki ilkbahar ve sonbahar daralmaya başladı. Eylül ayı da sıcak geçiyor, kurak geçiyor. Kasım ayına gibi bakıyorsunuz aynı şekilde. Birdenbire aralık ayından itibaren kışa girmiş oluyorsunuz. İlkbaharı yaşayamıyorsunuz, birdenbire yaza giriyoruz. Sıcaklıklar arttığından dolayı bu şekilde görünüyor. Yani ülke yavaş yavaş tropikal iklime doğru kayıyor” diye konuştu.

“BARAJLAR TAMAMEN DOLU OLSA BİLE İSTANBUL’DA SU YETMEYECEKTİR”

Sıcak hava ve yağışsız geçecek yaz ayının susuzluk tehlikesini de getireceğini vurgulayan Özdemir, “İstanbul’daki barajların doluluğu aldatmasın. Çünkü yüzde 80’leri geçmişti, şu anda yüzde 76-77’lere kadar geriledi. Günde ortalama üç milyon metreküp su tüketiyoruz. Çünkü nüfus artışı var. Sıcaklık da artınca tabii ki su tüketimi artacaktır. Bir kar kuraklığı yaşadık. İstanbul olarak kışın kar alamadık. Bu da yeraltı sularımızın tabii ki azalması demek. Yağışları mümkün olduğu kadar aldık ama ancak yüzde 80’e kadar çıkabildi. Barajların tamamı bile dolu olsa İstanbul’a kullanılacak su, tüketecek su yetmeyecektir. Çünkü günde üç milyon metreküp su tükettiğinizde, 360 ile çarptığınız zaman bizim kapasitemiz 768 milyon metreküp, 1 milyon metreküpün üzerine çıkıyor. Yani bizim en az yüzde 25, yüzde 30 su açığımız var. Bu yüzden mümkün olduğu kadar su tasarrufu yapmamızda fayda var. Yeraltı suları da azaldı” dedi.

AKOM’DAN UYARI GELDİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 35 derecenin üzerine çıkması beklenen sıcaklıklara ve orman yangını riskine karşı vatandaşları uyardı. AKOM’dan yapılan açıklamada, İstanbul ve yurdun batısı ile güney bölgelerinin, Afrika ve Basra kökenli hava dalgalarının etkisi altına girdiği belirtildi. Bugünden itibaren sıcaklıkların 35 derecenin üzerine çıkmasının beklendiği bildirilen açıklamada, bunaltıcı havanın hafta boyunca süreceği tahmin edildiğinden, özellikle sıcaklığın en etkili olduğu 11.00-16.00 saatlerinde yaşlı, hasta, hamile ve çocukların güneş altında uzun süre kalmaması gerektiği vurguladı. Açıklamada, sıcak ve kuru havaya işaret edilerek, orman yangını riskinin de arttığı uyarısı yapıldı.

]]> https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ozdemir-temmuz-ve-agustos-aylarinda-sicaklik-rekorlari-gorebiliriz/feed/ 0 Bursa’da Kız Arkadaşıyla Evlenmesine Karşı Çıkan Babasını Öldüren Adam Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası İstendi https://www.haber60.com.tr/bursada-kiz-arkadasiyla-evlenmesine-karsi-cikan-babasini-olduren-adam-hakkinda-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-istendi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-kiz-arkadasiyla-evlenmesine-karsi-cikan-babasini-olduren-adam-hakkinda-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-istendi/#respond Mon, 10 Jun 2024 08:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35105 BURSA’da kız arkadaşı ile evlenmesine karşı çıktığı için tartıştığı babası Mustafa Demirel’i (60) öldürüp, cesedi bulununca gözyaşı dökerek taziyeleri kabul eden Hakan Demirel (34) için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Davada tanık olarak ifade veren, tutuklu sanığın ağabeyi H.D. (37) ise babasının sinirli ve zor bir insan olduğunu söyleyip, kardeşinden şikayetçi olmadı.

Olay, 9 Şubat 2023’te Osmangazi ilçesi Kükürtlü Mahallesi’nde meydana geldi. Eşinden ayrıldıktan sonra çalıştığı apartmanın bodrum katında kalan 2 çocuk babası Mustafa Demirel’in oğlu H.D., 3 gün haber alamayınca kardeşi Hakan Demirel ile gittiği evde babasının cansız bedeni ile karşılaştı. Demirel’in tüfekle sırtından vurularak öldürüldüğü belirlendi. Çalışma başlatan polis, önce bina ile çevresindeki güvenlik kamerası görüntülerini inceledi.

ŞÜPHELİ OLARAK OĞLU GÖZALTINA ALINDI

Olay yerinden parmak izi alıp, Mustafa Demirel’in cep telefonu kayıtlarını inceleyen ekipler, oğlu Hakan’ın babasına, “Baba kredi kartlarının birinde para yok. Diğerindeki altın hesabını bozdurup, paraya çevirip alacağım. Bilgin olsun” yazılı mesaj gönderdiğini belirledi. Ekipler, babasının otomobilini de kullandığı tespit edilen Hakan Demirel’i gözaltına aldı. Emniyetteki ilk ifadesinde, soğukkanlı hareketleriyle dikkat çeken Demirel’in, “Suçsuzum. Babamı akrabalarımdan bazı kişiler de öldürmüş olabilir. Beni, gereksiz yere sorguluyorsunuz. Müsaade edin, son görevimi yapmam için babamın cenaze törenine katılayım” dedi.

‘HABERİM YOKMUŞ GİBİ CESEDİNİ BULDUM’

Ancak daha sonra suçunu itiraf eden Demirel, babasını kaldığı odasında tüfekle öldürdüğünü belirtti. Demirel, ifadesinde, şunları söyledi: “Uzun süredir konuştuğum kız arkadaşım var. Kendisini çok seviyorum. Her gün saatlerce konuşuyoruz. Bir hafta önce çalıştığım fabrikadan ayrıldım. İşsizdim. Olay günü babamın yanına gittim. Sohbet ettik. Konu, kız arkadaşımdan açılınca ona evlenmek istediğimi söyledim. Babam da küfrettiği kız arkadaşıma hakaretler yağdırıp, ‘Ondan sana hayır gelmez. Evlenmeyeceksin’ diyerek son sözünü söyledi. Bunun üzerine aramızda kavga çıktı. Yan taraftan aldığım babama ait tüfek ile kendisine rastgele ateş ettim. Sonra da kredi kartlarını alıp, olay yerinden ayrıldım. Cinayeti işlediğim belli olmasın diye olaydan 30-40 dakika sonra cep telefonuna mesaj gönderdim. 3 gün sonra da ‘Babamdan haber alamıyorum’ diyerek kardeşimle kaldığı yere gittim. Haberim yokmuş gibi cesedini buldum.”

‘BABAMI KİM, NEDEN ÖLDÜRDÜ’ DİYE SORMUŞ

Hakan Demirel hakkında ‘üstsoya karşı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Demirel’in babasının cesedini bulduğunu söylediği gün dikkat çekmemek için evin yanından ayrılmadığı, gözyaşı döktüğü, polislere ‘Babamı kim, neden öldürdü?’ diye sorup, cep telefonu ile kendisini arayan kişilerin taziyelerini kabul ettiği ortaya çıktı.

‘BANA KİMSE CANİ GÖZÜYLE BAKMASIN’

Demirel’in Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, savunma yapan Demirel, “Kız arkadaşımı çok seviyordum. Babam, onunla evlenmek istediğimi söyleyince bana ve kız arkadaşıma küfürler yağdırdı. Tartışma kavgaya dönünce, babamın tüfeğini alıp, rastgele ateş açtım. Babamı evlenmeme karşı çıktığı ve kız arkadaşıma küfrettiği için öldürdüm. Daha sonra suçumun ortaya çıkıp, tutuklanacağımı tahmin ettiğim için, babamın kredi kartı ile cezaevinde kullanmak için kendime kıyafet aldım. Babamı öldürdüğümü kimseye söylemedim. Ağabeyim beni aradı, babamı bulamadığını söyledi. Önce kayıp ilanı verdik, sonra eve gittik. Birlikte evin asma katına çıktık. Babam orada yatıyordu. Ağabeyim bana cani gözü ile bakacağı için babamı öldürdüğümü o anda söyleyemedim. Vicdan azabı çekiyorum. Bana kimse cani gözüyle bakmasın” diye konuştu.

AVUKATTAN ‘HAKSIZ TAHRİK’ SAVUNMASI

Duruşmada tanık olarak ifade veren, tutuklu sanığın ağabeyi H.D., babasının sinirli ve zor bir insan olduğunu söyleyip, kardeşinden şikayetçi olmadı. Demirel’in avukatı Dilan Firik de “Müvekkilim, olay günü babasına uzun yıllardır birlikte olduğu kız arkadaşı ile evlenmek istediğini söyleyince çıkan tartışma neticesinde maktul öncelikle küfürler ederek, ‘O kızla evlenemezsin demiş.’ Tartışmanın büyümesi ile müvekkilimi demir çubukla yaralamış ve silahını eline almıştır. Müvekkil, babasından silahı alıp, kendisini öldüreceği düşüncesi ile haksız tahrik altında eylemi gerçekleştirmiştir” dedi. Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, sanık Demirel’in ‘üstsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını isterken, mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-kiz-arkadasiyla-evlenmesine-karsi-cikan-babasini-olduren-adam-hakkinda-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-istendi/feed/ 0
Öldürdüğü babasının cenazesinde gözyaşı döküp taziyeleri kabul etmiş https://www.haber60.com.tr/oldurdugu-babasinin-cenazesinde-gozyasi-dokup-taziyeleri-kabul-etmis/ https://www.haber60.com.tr/oldurdugu-babasinin-cenazesinde-gozyasi-dokup-taziyeleri-kabul-etmis/#respond Mon, 10 Jun 2024 08:55:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35103 Bursa’da kız arkadaşı ile evlenmesine karşı çıktığı için tartıştığı 60 yaşındaki babası Mustafa Demirel’i öldürüp, cesedi bulununca gözyaşı dökerek taziyeleri kabul eden 34 yaşındaki Hakan Demirel için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Davada tanık olarak ifade veren, tutuklu sanığın ağabeyi H.D. ise babasının sinirli ve zor bir insan olduğunu söyleyip, kardeşinden şikayetçi olmadı.

TÜFEKLE SIRTINDAN VURULMUŞ HALDE BULUNDU

Olay, 9 Şubat 2023’te Osmangazi ilçesi Kükürtlü Mahallesi’nde meydana geldi. Eşinden ayrıldıktan sonra çalıştığı apartmanın bodrum katında kalan 2 çocuk babası Mustafa Demirel’in oğlu H.D., 3 gün haber alamayınca kardeşi Hakan Demirel ile gittiği evde babasının cansız bedeni ile karşılaştı. Demirel’in tüfekle sırtından vurularak öldürüldüğü belirlendi. Çalışma başlatan polis, önce bina ile çevresindeki güvenlik kamerası görüntülerini inceledi.

ŞÜPHELİ OLARAK OĞLU GÖZALTINA ALINDI

Olay yerinden parmak izi alıp, Mustafa Demirel’in cep telefonu kayıtlarını inceleyen ekipler, oğlu Hakan’ın babasına, “Baba kredi kartlarının birinde para yok. Diğerindeki altın hesabını bozdurup, paraya çevirip alacağım. Bilgin olsun” yazılı mesaj gönderdiğini belirledi. Ekipler, babasının otomobilini de kullandığı tespit edilen Hakan Demirel’i gözaltına aldı. Emniyetteki ilk ifadesinde, soğukkanlı hareketleriyle dikkat çeken Demirel’in, “Suçsuzum. Babamı akrabalarımdan bazı kişiler de öldürmüş olabilir. Beni, gereksiz yere sorguluyorsunuz. Müsaade edin, son görevimi yapmam için babamın cenaze törenine katılayım” dedi.

“HABERİM YOKMUŞ GİBİ CESEDİNİ BULDUM”

Ancak daha sonra suçunu itiraf eden Demirel, babasını kaldığı odasında tüfekle öldürdüğünü belirtti. Demirel, ifadesinde, şunları söyledi: “Uzun süredir konuştuğum kız arkadaşım var. Kendisini çok seviyorum. Her gün saatlerce konuşuyoruz. Bir hafta önce çalıştığım fabrikadan ayrıldım. İşsizdim. Olay günü babamın yanına gittim. Sohbet ettik. Konu, kız arkadaşımdan açılınca ona evlenmek istediğimi söyledim. Babam da küfrettiği kız arkadaşıma hakaretler yağdırıp, ‘Ondan sana hayır gelmez. Evlenmeyeceksin’ diyerek son sözünü söyledi. Bunun üzerine aramızda kavga çıktı. Yan taraftan aldığım babama ait tüfek ile kendisine rastgele ateş ettim. Sonra da kredi kartlarını alıp, olay yerinden ayrıldım. Cinayeti işlediğim belli olmasın diye olaydan 30-40 dakika sonra cep telefonuna mesaj gönderdim. 3 gün sonra da ‘Babamdan haber alamıyorum’ diyerek kardeşimle kaldığı yere gittim. Haberim yokmuş gibi cesedini buldum.”

“BABAMI KİM, NEDEN ÖLDÜRDÜ” DİYE SORMUŞ

Hakan Demirel hakkında ‘üstsoya karşı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Demirel’in babasının cesedini bulduğunu söylediği gün dikkat çekmemek için evin yanından ayrılmadığı, gözyaşı döktüğü, polislere ‘Babamı kim, neden öldürdü?’ diye sorup, cep telefonu ile kendisini arayan kişilerin taziyelerini kabul ettiği ortaya çıktı.

“BANA KİMSE CANİ GÖZÜYLE BAKMASIN”

Demirel’in Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, savunma yapan Demirel, “Kız arkadaşımı çok seviyordum. Babam, onunla evlenmek istediğimi söyleyince bana ve kız arkadaşıma küfürler yağdırdı. Tartışma kavgaya dönünce, babamın tüfeğini alıp, rastgele ateş açtım. Babamı evlenmeme karşı çıktığı ve kız arkadaşıma küfrettiği için öldürdüm. Daha sonra suçumun ortaya çıkıp, tutuklanacağımı tahmin ettiğim için, babamın kredi kartı ile cezaevinde kullanmak için kendime kıyafet aldım. Babamı öldürdüğümü kimseye söylemedim. Ağabeyim beni aradı, babamı bulamadığını söyledi. Önce kayıp ilanı verdik, sonra eve gittik. Birlikte evin asma katına çıktık. Babam orada yatıyordu. Ağabeyim bana cani gözü ile bakacağı için babamı öldürdüğümü o anda söyleyemedim. Vicdan azabı çekiyorum. Bana kimse cani gözüyle bakmasın” diye konuştu.

AVUKATTAN “HAKSIZ TAHRİK” SAVUNMASI

Duruşmada tanık olarak ifade veren, tutuklu sanığın ağabeyi H.D., babasının sinirli ve zor bir insan olduğunu söyleyip, kardeşinden şikayetçi olmadı. Demirel’in avukatı Dilan Firik de “Müvekkilim, olay günü babasına uzun yıllardır birlikte olduğu kız arkadaşı ile evlenmek istediğini söyleyince çıkan tartışma neticesinde maktul öncelikle küfürler ederek, ‘O kızla evlenemezsin demiş.’ Tartışmanın büyümesi ile müvekkilimi demir çubukla yaralamış ve silahını eline almıştır. Müvekkil, babasından silahı alıp, kendisini öldüreceği düşüncesi ile haksız tahrik altında eylemi gerçekleştirmiştir” dedi. Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, sanık Demirel’in ‘üstsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını isterken, mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/oldurdugu-babasinin-cenazesinde-gozyasi-dokup-taziyeleri-kabul-etmis/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Asgari ücreti güncellememeyi düşünmesinler https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-asgari-ucreti-guncellememeyi-dusunmesinler/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-asgari-ucreti-guncellememeyi-dusunmesinler/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:42:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35076 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de hükümetin geçtiğimiz yılın aralık ayından beri ısrarla sürdürdüğü asgari ücrete ara zam yapılmaması politikasına tepki göstererek “Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok net ve sert bir tepki vereceğiz. Kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin.” dedi.

“HER GEÇEN GÜN DAHA ÇOK YOKSULLAŞIYORUZ”

Özel, Ege Belediyeler Birliği ziyaretinde ekonomiye dair önemli açıklamalarda bulunarak hükümeti şu sözlerle eleştirdi: “Türkiye demokratik istekle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uysa, hukuki öngörülebilirlik olsa, Türkiye’ye, dünyanın kalıcı yatırımlar gelecekken, bugün sıcak para geliyor, faizden voleyi vuruyor. Ama biz her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz. Burada İzmir’den bir kuvvetli itirazı bir kez daha yükseltiyoruz. Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok net ve sert bir tepki vereceğiz. Kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin.

“ASGARİ ÜCRETE ENFLASYON ORANINDA ZAM BEKLİYORUZ”

Asgari ücreti enflasyon artışına göre güncellerken asgari ücret artışından sıkıntıya düşecek küçük esnaf, bazı KOBİ’er ve bazı ihracatçıların da desteklenmesi için özel tedbirlerin alınması gerekiyor. Ama yarattığınız krizin yükünü emekçilere, emeklilere ve esnafa yükleyemezsiniz. Buğday taban fiyatının 15 lira, çay taban fiyatının 25 lira olarak güncellenmesini ve bu kararların bir an önce açıklanmasını bekliyoruz. Emekliye asgari ücret düzeyinde en düşük maaş, asgari ücrete de enflasyon oranında zam bekliyoruz. Bunları yapmayanlar, bu milleti geçinemez hale getirdiler. Geçinemeyenlerin sesini duyuyoruz. Duyurmaya kararlıyız.”

“MEMLEKETE ULAŞMAYI İMKANSIZLAŞTIRAN DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Emeklilere verilen bayram ikramiyesinin yetersiz olduğunu da belirten Özel, şöyle devam etti:

“Ülkenin gündeminde bir bayram var. İzmir ile İstanbul arasında geçen bayramdan bu yana otobüs taşımacılığının bilet fiyatlarının iki kat arttığını üzülerek takip ediyoruz. insanların artık ailelerinin yanına kavuşmasını, öğrencilerin bayram tatiline gitmesini, insanların memleketlerine ulaşmasını imkansızlaştıran bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye’nin bu sorunlarını çözmek bir yana çözemeyen ve hep aynı kesimlere yüklenen bir iktidarla karşı karşıyayız. Aslında çözüm çok basit.

“2018’DE 24 KİLO KIYMA ALINAN EMEKLİ İKRAMİYESİYLE BUGÜN 5.5 KİLO ALINIYOR”

Geçmiş dönemde Kur Korumalı Mevduat ile en çok kim kazandıysa, geçmiş dönemde Hazine’den aktarılan 1,2 trilyonu kim cebe indirdiyse ya da kredi garanti fonundan alınan uygun kredileri kimler gayrimenkule, lüks araçlara, yatlara çevirdiyse biraz onlardan almaktansa bu Kur Korumalı Mevduatı ödeyenlere yüklenmek, işçiden almak, işçiye-emekliye zam vermemek, çiftçiye zam verememek. Geçen sene 8,5 lira verilen buğdaya bu sene 9,5 lira verilmesi. Enflasyon yüzde 80 iken, girdi maliyeti enflasyonu yüzde 120’yken yüzde 12 zam vermek hakkaniyetli değildir. Sonra bu insanlar ‘geçinemiyoruz’ diye bağırınca onların sesini duymamak değildir.

ERDOĞAN’LA YAPACAĞI GÖRÜŞMEYİ HATIRLATTI: KRİZİN KAZANANLARINDAN TALEP EDİLMELİ

Yaklaşan bayramda 3 bin lira emekli ikramiyesi veriyorlar. 2018’de emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma alırken bugün 5,5 kilo kıyma alıyor. O gün verilen emekli ikramiyesi ile koç alıyorken bugün emekli ikramiyesi bir koçun 5’te 1 ‘ini bile alamıyorken, 2022 yılında en düşük emekli maaşı iki koç alırken bugün cılız bir koç bile alamıyorken artık bu emeklilerin sesinin duyulması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde Sayın Erdoğan’la yapacağımız görüşmede de bu büyük ekonomik krizden çıkmanın yolunun krizin mağdurlarına daha fazla yüklenmek değil, geçmiş krizin kazananlarından bir şeyler talep ettiğini görmek gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-asgari-ucreti-guncellememeyi-dusunmesinler/feed/ 0
Seçime saatler kala Ali Koç’tan Aziz Yıldırım’a tarihi çağrı https://www.haber60.com.tr/secime-saatler-kala-ali-koctan-aziz-yildirima-tarihi-cagri/ https://www.haber60.com.tr/secime-saatler-kala-ali-koctan-aziz-yildirima-tarihi-cagri/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:18:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35062 Fenerbahçe’de başkan Ali Koç ve yönetimi, Ülker Stadyumu’nda gerçekleştirilen kongrede mali ve idari yönden ibra edildi. Başkan Koç, ibra sürecinin ardından kongre üyelerine seslendi.

Kürsüye “Dik dur eğilme bu taraftar seninle’ ve ‘Ali Koç burada dimdik ayakta” tezahüratları eşliğinde gelen Ali Koç’un açıklamaları şu şekilde;

“EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI”

“Ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Öncelikle şunu bilmenizi isterim, ruhumun ruhunuza en ihtiyaç olduğu bir dönemde, yani Fenerbahçelilik ruhunuza, buraya geldiniz. 9 bin kişi bugün gelmiş. Sadece beni destekleyenleri değil Sayın Aziz Yıldırım’ı destekleyenlere de canı gönülden teşekkür ediyorum. Fenerbahçe demokrasisine hep beraber değer kattık. Çok farklı bir gün bekliyorduk. Özellikle ben… Niye farklı bir gün bekliyordum? Çünkü, 6 senedir hayal ettiğim çok istediğim ama gerçekleşmeyen buluşma bugün gerçekleşecekti ama olmadı, yine olmadı.

“EN BÜYÜK HAYALİM ‘NEREDEN NEREYE GELDİK’ DEDİRTMEK

Son 6 ayda o kadar çok yapıldı ve söylendi ki, özellikle son 2 haftada. İnsan olan insan bunlara cevap veremediği zaman atılan iftiralarda, söylenen yalanlarda 1 gram bile doğruluk payı olmadığı zaman, cevaplayamadığınız zaman isyan ediyorsunuz. Ben bugün onbinlerce kongre üyemizin, milyonlarca taraftarımızın huzurunda Fenerbahçe’nin bundan sonraki 3 yıllık liderini başkanını seçecek olan sizlere en doğru iklimi, en doğru bilgilendirmeyi sunmayı hedefliyordum. Benim en büyük hayalim son 6 senede kayıtsız şartsız beni ve arkadaşlarımı destekleyen, yeri geldiğinde eleştiren insanlara bundan 3 sene sonra iyi ki yapmışız, iyi ki dayanmışız, bakın iş nereden nereye geldi dedirtmek. Bununla beraber kaldırım taşı çıksa dahi ona oy veririm diyen pek çok sebeple eleştiren bir kısmı haklı sebepler, kayıtsız şartsız beni istemeyenlere dahi ‘iyi ki adam dayanmış’ demeleri. Seçilirsek en büyük arzumuz budur. Bunu becerebilirsek ne demek biliyor musunuz, Fenerbahçe çok başarılı ve bir bütün demektir. İnşallah o günleri de hep beraber yaşayacağız, göreceğiz.

“6 YIL BOYUNCA İÇİME ATTIKLARIMI PAYLAŞACAKTIM”

Ben çok şey söyleyecektim. Bugüne kadar 3-5 kişinin bildiği şeyleri istemeyerek 6 yıl boyunca içime attığım konuyu paylaşacaktım detaylı şekilde. Ben mertçe savaşmayı, insanların gözünün içine bakarak mücadele etmeyi, arkadan konuşmadan doğrucu Davut edasıyla insanların yüzüne söyleyen biri olarak söyleyeceğim şeyleri, söyleyeceğim kişi burada olmadığı için ne kadarını söyleyebilirim, hakikaten emin değilim.

“BATMAK ÜZERE OLDUĞUMUZ NOKTADAN MOURINHO’YU GETİRİR NOKTAYA GELDİK”

Biz devasa bir gücüz. 6 seneyi beraber geçirdik. Bana sorarsanız futbol dışında 6 senede geldiğimiz nokta itibarıyla çok önemli mesafeler kat ettik, özellikle finans ve strateji konularında. Futbol dışında tüm takım branşlarda ve olimpik şubelerde çok büyük başarılar elde ettiğimiz, ezeli rakiplerimizi ya yendiğimiz ya da devlet müessese takımlarıyla mücadele ettiğimiz anlarda başarı kazandık. Şunu söylemek istiyorum, borç şuydu, borç buydu falan hepsini bir yere koyun. Avrupa’nın batmaya en riskli takımı olmaktan çıkıp Mourinho’yu getirir noktaya geldik. Bunu kim küçümsüyorsa artniyetlidir. Biz o günlerden, o zamanki kulüp başkanının ‘bu kulüp batmış’ sözlerinden çıkıp geçen seneki takımı kuruyorsak doğru yoldayız. Daha yeni başlıyoruz. Oraları rayına soktuk, yatırımlara devam edeceğiz.

“BU ÇAĞRI BİR DAHA OLMAYACAK, AKŞAM İSTEDİĞİNİZ YERDE TV’YE ÇIKALIM”

Fenerbahçe başkanıyken kulübün için, renklerin için, milyonlar için elinden ne geliyorsa yapmak zaruriyetin vardır. Bilerek isteyerek hiçbir şekilde Fenerbahçe’ye yanlış yapmadık. Bir gram niyetimizi sorgulayamazsınız. Kararları eleştirebilirsiniz ama ne varsa Fenerbahçe için yaptık. 6 yılın öyküsü olarak şunu söylemek istiyorum; kulübü aldığımızda Avrupa’nın finansal olarak en kötü kulübüydük. Dünyada pandemi oldu, faizler, enflasyon, kur uçtu, 6 yılda 100 milyon dolar yayın geliri kaybımız var, pandemiden 80, büyük sponsorlardan 18-20 milyon… Kontrolümüz dışındaki olaylara rağmen çok şükür ki bugünlere geldik. Allah bir daha o günleri bize göstermesin. Kulübe kendi ağzıyla batmış diyenler, tüm değişken faktörler yokken kulübü bu duruma getirdiler. Oturup şükredeceklerine devamlı belden aşağı vuruyorlar. Bugün bazı gerçekleri suratlarına bakarak söyleyecektim. Ayrılış şekline içim acıdı. Demokrasimize yakışmadı. İddialarının altının hepsi boş. Bir de konuşmayı basına vermişler. Yoksunuz burada. Sayın Başkan çok geç değil. Saat 5’e geliyor. Akşam istediğiniz yerdeTV’ye çıkalım. Hadi burada size muhtelif sebeplerden hakkınız yendiğini savunabilirsiniz, bize göre öyle değil, kameralarda kayıtlı mevcut. Bizi çok yere şikayet ettiniz, şimdi de İçişleri Bakanlığı’na şikayet ediyorsunuz. Fırsat bu fırsat. Konuşmanızı yapamadınız. Bu çağrı tarihte son kez olacak, bir daha olmayacak. İstediğiniz yerde akşam buluşalım, söyleyemediklerinizi söyleyin. Ben söyleyemediklerimi yüzünüze bakıp söylemek istiyorum.

“MAHKEMEYE VERMEYEN NAMERT OLSUN”

Söylemekten mahcubiyet duyuyorum. Bu kulüpte alacağım 1 kuruş para yoktur. Hiç mahcubiyet duymadan, ben 150 milyon euro vermediysem beni mahkemeye verecekmiş. Hep tehdit, hep tehdit! Vermeyen namert olsun. Bir hukukçu bulursanız dava açacak, bir mahkeme bulursanız kabul edecek verin. Kulübümüzün 2014’ten önce kayıtları doğru dürüst yok. Tamer Yelkovan Bey, doğru dürüst yönetmemiş. Geçmişi bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ki ben ve arkadaşlarım, kulüple yaptığımız ticari ilişkide sizin yaptığınız gibi mahsuplaşma yapmadık. Ne verdiniz bilinmiyor, aldıklarınız, mahsuplaştıklarınız biliniyor. Hiçbir alacağınız olmadığı biliniyor. İnsanlara çamur atarken biraz da şöyle düşünün, kendime yapılmasını istemediğimi başkasına yapmamalıyım. O öfkeniz yok olacaktır böyle düşünürseniz. Sağlığınıza da faydalı olacaktır. Ben kendime yapılmasını istemediğim hiçbir şeyi size yapmadım.

“FENERBAHÇE’YE NASIL SPONSOR BULAMADINIZ?”

Finansal manevra alanımız geniş. 70 milyon euro’luk takım 200 milyon euro’ya geldi. Sponsorluklarımız arttı. Her alanda pozitif gelişmeler var. TV’ye çıksak şunu soracaktım; nasıl bir Fenerbahçe yönettiniz ki Fenerbahçe’nin göğüs sponsoru olacak birini bulamadınız, nasıl oldu da Sarı Melekler’in hiçbir sponsoru yoktu. Şu an geldiğimiz noktada hiçbir takımımız da boş alan yok.Biz olağanüstü olumsuz şartlarda gemiyi yüzdürmeye devam ettik. Futbolu da rayına sokunca başarılar peş peşe gelecektir. 6-0 6-0 bunu ağzınıza taktınız. Haklı da olabilirsiniz. Benim 6 senemle, senin ilk 6 senen arasında 1 kupa fark var. Sonra açıldınız. Aynısı benim için de geçerli olacak, göreceksiniz. Biz, sizin gibi Fenerbahçe’yi gündelik savrulmalarla, sadece heyecan uyandırmak adına altı boş vaatlerle değil somut, ayağı yere basan planlarla geleceğe hazırlamaya çalıştık, böyle devam edeceğiz.

“ÇİVİ ÇAKACAK KULÜP BIRAKMADINIZ”

1 çivi çakmadınız diyorsunuz, çivi çakacak kulüp mü bıraktınız. Uçan kuşa borç vardı. Obradovic ile ilk toplantıda yeni sezonu planlayalım derken, ‘Şu EuroLeague’e borcu ödeyelim, Final Four biletleri parasını vermemişiz, senden başka bir şey istemiyorum’ dedi. Siz ve akıllı arkadaşlarınız ya sizi yanlış yönlendiriyorlar ya da gelişmelerden haberdar değiller. Hocamız, eminim bu stadyumdaki herkes pazar günü maça çıkmak isterdi. Yalnız, bütün kaynakları hocaya vermedik. Sevgili Acun’un dediği gibi çok iyi olan bir takımın üstüne iyi transferler monte edip önümüzdeki sene bambaşka mutluluklar, bir ve bütün Fenerbahçe’yi yaratacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/secime-saatler-kala-ali-koctan-aziz-yildirima-tarihi-cagri/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi Kanunu Meclis’e Geliyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35034 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek, “İnşallah yakında Meclis’imizde görüşmeleri başlayacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi’nde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’ndaki konuşmasında, sadece atama boyutunda değil, özlük hakları ve mali imkanlar açısından da öğretmenleri desteklediklerini söyledi.

Söz verdikleri üzere öğretmenlerin ek göstergelerini 3 bin 600’e çıkardıklarına işaret eden Erdoğan, Fatih Projesi’yle 619 bin etkileşimli tahtanın kurulumunu yaptıklarını, üniversiteye girişteki katsayı farklılıklarını giderdiklerini, 4+4+4 sistemiyle eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkardıklarını anlattı.

Meslek okullarına “üvey evlat” muamelesi uygulamasına son verdiklerini, Mesleki Eğitim Politika Belgesi’ni oluşturduklarını belirten Erdoğan, sektör içi okuldan ortaokullarda mesleki yönlendirme atölyelerinin kurulmasına kadar farklı projeleri hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında Meclis’imizde görüşmeleri başlayacak.” bilgisini verdi.

Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber’in hayatı ve çeşitli dersleri seçmeli hale getirdiklerini anımsatan Erdoğan, bu sene seçimlik dersler havuzunu biraz daha genişlettiklerini; “nezaket ve görgü kuralları”, “adabımuaşeret”, “Türk toplumsal yapısında aile” gibi dersleri ilave ederek ailelerden gelen talebi karşıladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile konusunun kendileri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizerek, “Çok erken yaşlardan itibaren çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalmaktadır. Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına, dijital oyunlardan sosyal medyaya kadar pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Amerika başta olmak üzere birçok Batı ülkesinde ailelerin temel endişe kaynağı, çocukları objeleştiren bu sapkın akımlardır. Hep beraber el ele vererek, küresel cinsiyetsizleştirme belasının önüne geçeceğimize inanıyorum.” diye konuştu.

Bundan 21 yıl önce eğitimle ilgili Türk milletine verdikleri sözü tuttuklarını söyleyen Erdoğan, sadece altyapıda değil uluslararası göstergelerde de çok iyi bir yerde olduklarını, bu başarılarına yenilerini ekleyerek sürdüreceklerini kaydetti.

“Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin amacının, zihni açık, ufku açık, yeniliklere açık, bilgiyi ve bilgi teknolojilerini en doğru şekilde kullanabilen, milli değerlerle donanmış, öz güven ve ideal sahibi gençler yetiştirmek olduğunu söyledi.

Bunun için değişimi kaçıran ve gerisinde kalan değil, değişimi yakalayan bir anlayışla hareket etmek gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa, bütün unsurlarıyla eğitim sistemimizin de yerinde sayması beklenemez. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki her gün yeni bir gelişme oluyor, yeni fikirler, yeni buluşlar, yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Yapay zeka ve insansız teknolojiler giderek günlük hayatımızın bir parçası haline geliyor. Teknoloji devrimi karşısında kendini yenilemeyen bireyler, toplumlar ve ülkeler dünyadaki yarışın dışında kalmaya mahkumdur. Dünyanın hızına yetişemeyenler her gün biraz daha geriye gitmekten kendilerini kurtaramazlar. Çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri edinmenin vasıtası da eğitimdir. Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça ademoğlu yeni sorular ve sorunlarla karşılaştıkça, ihtiyaçlar yenilendikçe eğitimin de buna ayak uydurması, kendini buna uyarlaması beklenir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin ömür boyu devam eden, yaşayan, canlı ve dinamik bir süreç olduğunun herkesçe gayet iyi bilindiğinin altını çizerek, burada mühim olanın yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamak olduğunu ifade etti.

Esas meselenin medeniyet tasavvurunun korunması olduğunu, önemli olanın bu ülkenin varlığının, borçlu olduğu değerlerle olan bağının her şart altında muhafaza edilmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, maziden atiye köprü kuran, özgün, esnek ve geleceğe ilişkin beklentileri karşılayan bir anlayışla sürecin yönetilmesi gerektiğini aktardı.

“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü bir eğitim modelimiz maalesef olmadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce, eğitimin altyapısı gibi temel değerlerinde de sorunlar olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü, bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz daha çok ezbere ve ezberciliğe dayanıyordu. Hayata hazırlamak yerine sınava hazırlamayı önceleyen, başarıyı sadece buna göre ölçen bir anlayış sisteme damgasını vurdu. Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen, düşünmeyi, soru sormayı, sorgulamayı yeterince teşvik etmeyen, daha çok insan formatlamaya odaklı bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin bir başka özelliğiydi. Meslek liselerinin ve imam hatip okullarının katsayı engeliyle önü kesildi. Başörtüsü sadece lisede değil, üniversitede, kamuda bile yasaktı. İktidarlarımız döneminde en çetin mücadeleyi işte bu jakoben, yasakçı ve baskıcı anlayışa karşı verdik.”

Fatih Projesi’nden seçmeli derslere, imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasından 4+4+4 sistemine varıncaya kadar eğitimi özgürleştirme yolunda attıkları her adımda belli çevrelerin mukavemetiyle karşılaştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Açık söylüyorum, birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemediler. Adaletsizliklerin giderilmesini istemediler. Müfredatın zenginleşmesini istemediler. Okullar arasındaki eşitsizliğin kapanmasını istemediler. ‘Göbeğini kaşıyan adam’ diyerek aşağıladıkları insanların çocuklarının kendileriyle aynı imkanlara sahip olmasını hiçbir zaman istemediler. Fakirin fakir, mazlumun mazlum, imtiyazlıların da imtiyazlı olarak devam etmesi için her yolu denediler. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişikliğin gerçekleşmemesi için her şeyi yaptılar. İş dünyasından siyasete, medyadan akademiye uzanan bir yelpazede bu çevrelerin halen kümelendiğini biliyoruz. Eskisi kadar sesleri çıkmasa da bunlar buldukları her fırsatı kullanıyorlar.”

“Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna geçen günlerde Ankara’daki bir ilçede yeniden şahit olduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimizin bir sınav öncesinde velileriyle birlikte camiye devam edilmesi veya davet edilmesi, bakıyorsunuz birilerini son derece rahatsız ediyor. Dikkatinizi çekiyorum, burada kimseyi zorlama yok, icbar etme yok, ayıplamak, kınamak yok, sadece gönüllülük esasına göre bir davet var. Ama aralarında gazeteci, siyasetçi, sendikacı olan kimi çevreler buna bile tahammül edemiyor. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar. Laikliği, din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan ve bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik, bundan sonra da boyun eğmeyiz.”

Bu ülkenin çocuklarıyla inanç değerleri arasına kimsenin girmesine de izin vermeyeceklerinin altını çizen Erdoğan, “Milletin evlatlarının, camiye gidiyor, namaz kılıyor, başörtüsü takıyor diye fişlendiği, baskıya uğradığı, ötekileştirildiği kötü günler artık geride kaldı. Televizyon ekranlarından imam hatip okullarımızın öcüleştirildiği günler geride kaldı. Kılık kıyafetinden dolayı insanımızın horlandığı, hakarete maruz bırakıldığı günler geride kaldı. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının tekrar nüksettirilmesine müsaade etmeyiz ve etmeyeceğiz.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/feed/ 0
Depremzede kızı istismar ettiği söylenen kuaför, canlı yayında kendisini böyle savundu https://www.haber60.com.tr/depremzede-kizi-istismar-ettigi-soylenen-kuafor-canli-yayinda-kendisini-boyle-savundu/ https://www.haber60.com.tr/depremzede-kizi-istismar-ettigi-soylenen-kuafor-canli-yayinda-kendisini-boyle-savundu/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:27:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34965 Hatay’da yaşayan 17 yaşındaki Güngör, depremde enkazdan kurtulduktan sonra işe başladığı kuaförün sahibi tarafından istismar edildiğini söyleyerek yardım istemişti. Yayınladığı videoyla ülke gündemine oturan ve adamın tutuklanmasını isteyen genç kız, Zahide Yetiş ile Yeniden Başlasak programına katılarak yaşadıklarını anlattı. Yayına bağlanan iddiaların odağındaki kuaför sahibi ise asıl mağduru kendisi olduğunu söyledi.

“BELİME DOKUNUP ELİMİ TUTUYORDU”

Para kazanmak için işe girdiğini söyleyen Güngör, “İftiralara maruz kaldığım için video çekerek yaşadıklarımı anlattım. Hem açıktan okuyup hem de işe girdim. İstismardan önce bakışlar ve sözler başladı. İşe girdiğimde adam bana ‘sende başka bir şey var, beni kendine çekiyorsun’ dedi. Onu durduracak bir gücüm yoktu. Belime dokunuyordu, elimi tutuyordu. Beni her tek gördüğünde yanıma geliyordu. Ben de korktuğum ve utandığım için bir şey diyemiyordum. Beni sürekli tehdit ediyordu. ‘Sana daha kötü şeyler yaparım, daha ileri giderim. Ailene zarar veririm’ diye tehdit ettiği için işten çıkamadım. Bu hareketlerini sadece bana yapıyordu. Şikayetime rağmen serbest bırakıldı. Ben tutuklanmasını istiyorum” dedi.

“ARABADA GİDERKEN BENİ ÜSTÜNE ÇEKİP ÖPMEYE BAŞLADI”

İstismarın yaşandığı günü anlatan genç kız, “Ben işe dolmuşla gidip geliyordum ama o gün hava yağmurlu olduğu için beni kendisi bıraktı. Karanlık bir yola girdik ve yolu uzattı. Yan koltukta otururken beni bir anda üstüne aldı ve dudağımdan öpmeye başladı. Kendimi geri çektim ve beni eve bıraktı. Bunları benim doğum günümde yaptı. Yaşananlardan sonra canıma kıymayı düşündüm. Ben 17 yaşındayım o ise 33 yaşında. Evli ve 2 çocuğu var. Eşi yanında çalışmasına rağmen bunları yaptı” ifadelerini kullandı.

KUAFÖR SAHİBİ YAYINA BAĞLANDI: TEMİZ BİR AİLE BABASIYIM, İSTİSMAR ETMEDİM

İddiaların ardından kuaför yayına bağlanırken genç kız, annesi ve ağabeyi stüdyoyu terk etti. Yayına bağlanan kuaför ise kendisini şu sözlerle savundu: “Ben 21 yıldır kuaförlük yapıyorum. Daha önce böyle bir şey yaşamadım. Beni burada herkes tanır, saygın bir esnafımdır. Temiz bir aile babasıyım. Bahsi geçen şahsa cinsel istismarda bulunmadım. Taciz ve zorbalık söz konusu dahi olamaz. 3 Kasım 2023’ten beri tacize uğradığını iddia ediyor. Mayıs ayına kadar yanımda çalışmaya devam etti, benim onun ailesini tehdit ettiğimi söylüyor. Kesinlikle böyle bir şey yapmadım. Benim bir ses kaydım olduğu söyleniyor ama o kayıtta kurgu var.”

“ARAÇLA SEYİR HALİNDEYKEN BİR ANDA KUCAĞIMA GELDİ”

Bu kız 3 Kasım’dan bu yana yakınlaşması oldu. Kendisi yakınlaşmaya çalışıyordu ve ben onu seni işten çıkartırım diyerek uyardım. O da ağlayarak özür diledi. Bana yalvardığı günleri hatırlıyorum. Ben ve eşim de üzüldüğümüz için çalışmasına devam ettirdik. Çocuk olduğu için eşime söylemedim. Mutlu bir şekilde bizimle çalıştığı görüntüler de elimizde. Hiçbir elemanımızı tek başıma evine bırakmam. 3 Kasım günü geç saatlere kadar çalıştık. Kendisini eve bırakırken anlattığının tam tersi şekilde o benim üstüme geldi. Arabada bana öyle şeyler yapınca aracı kenara çekip kendisini uyardım. Sonra o benden özür diledi. Ben giderken yolu da uzatmadım. Keşke kamera kayıtları çıksa. Bana ilgisi vardı. Ben kendisine defalarca kez işten izin verdim ama kendisi kullanmak istemedi. Bir gün dükkanda çalışanlarıma herkes çıkabilir deyip tuvalete gittim. Çıktığımda sadece o dükkandaydı. Bir anda gelip sarılmaya ve cinsel anlamda bir şeyler yapmaya çalıştı. Ben de uzaklaştırınca ‘ben yaptıklarımdan dolayı vicdanen rahat değilim, sen de bana yaklaştın. Eşine anlatacağım’ dedi. Ben sonra onu eve bırakırken araçta ses kaydı almış.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremzede-kizi-istismar-ettigi-soylenen-kuafor-canli-yayinda-kendisini-boyle-savundu/feed/ 0
CHP MYK, Parti Aleyhine Çalışanlar Hakkında 613 Dosyayı Değerlendirecek https://www.haber60.com.tr/chp-myk-parti-aleyhine-calisanlar-hakkinda-613-dosyayi-degerlendirecek/ https://www.haber60.com.tr/chp-myk-parti-aleyhine-calisanlar-hakkinda-613-dosyayi-degerlendirecek/#respond Wed, 05 Jun 2024 22:45:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34915 CHP MYK, 31 Mart yerel seçimleri kampanya döneminde parti aleyhine faaliyet yürütenler hakkında iletilen şikayet dosyalarıyla ilgili çalışmaları ele aldı. Toplantıda dosyalarla genel bir çerçeve çizildi, hangi davranışların ihracı gerektirebilecek fiiller arasında sayılabileceği netleştirildi. CHP bu kapsamda 613 dosyayı değerlendirmeye alacak.

CHP MYK, pazartesi günü Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında saat 12.45’te toplandı. Yaklaşık dört saat süren toplantının gündeminde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı iadeyi ziyaret, miting takvimleri, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı seçimleri, yenilenen belediye başkanlığı seçimleri, yerel seçimler sürecinde disiplin suçu işleyen üyeler, tüzük kurultayı hazırlıkları ve Hakkari Belediye Başkanlığı’na kayyım atanması vardı.

Erdoğan-Özel görüşmesi 10 veya 11 Haziran’da bekleniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta partisinin grup toplantısı öncesinde CHP’ye Genel Merkezi’nde yapacağı iade-i ziyaret için 9 Haziran’dan sonrasını işaret etmişti. Görüşme için net gün Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın ileteceği tarihle netleşecek olsa da ziyaret için takvimde iki gün öne çıkıyor. Erdoğan-Özel görüşmesinin 10 veya 11 Haziran tarihlerinde olması bekleniyor.

Tüzük kurultayı hazırlıkları sürüyor

CHP’nin gündeminde bir yanda da6-7-8-9 Eylül’de Sivas’ta yapılacak tüzük kurultayı var. Bu çerçevede il örgütlerinin raporlamaları devam ediyor ve derleniyor. İlgili genel başkan yardımcılığı, Avrupa’daki sol-sosyal demokrat partilerin tüzüklerini Türkçe’ye çevirtiyor. Üyelerden, sivil toplum kuruluşlarından öneriler gelmeye devam ediyor. Bu bağlamda ayrıca CHP’nin eski parti meclisi üyeleri ve milletvekillerine tüzük önerileri için mektup gönderildiği, 15 Haziran’a kadar cevapların beklendiği öğrenildi. Gelen tüm önerilerin derlenmesinin ardından MYK üyelerinin de görüşleri alınacak. Bu bağlamda, CHP’nin tek gündemi tüzük olan bir MYK toplantısı yapması konusu gündemde.

Dönem sınırı, güçlü genel sekreterlik ve ön seçim talebi

Son durumda tüzük kurultayı çalışma grubu için henüz isimlerin netleşmediği, çalışmaların 15 Haziran’dan sonra hızlanacağı bilgisi verildi. Tüzük için gelen bireysel öneri sayısı yaklaşık 12 bin 600’e ulaştı. Öneriler arasında en çok dile getirilenler arasında ilk üçte dönem sınırı, ön seçim ve güçlü genel sekreterlik konuları yer alıyor.

Kampanya döneminde parti aleyhine çalışanlarla ilgili 613 dosya değerlendirilecek

MYK’nın gündeminde ayrıca 31 Mart yerel seçimleri kampanya dönemi içerisinde parti aleyhine çalışanlarla ilgili dosyalar vardı. İhraç talebiyle CHP Genel Merkez’e ulaşan toplam bin 819 kişi için yapılan başvurulardan 402’sinin hali hazırda parti üyesi olmayan kişilerle ilgili olduğu, 403’ünün de delil yönünden yetersiz olduğu tespit edildi. Parti kaynakları, 613 dosyanın değerlendirmeye alınacağını bildirdi. Dosyaların 39’unun ilçe başkanı ve ilçe yöneticisi kademesinde bulunan partililer hakkında olduğu, dosyalar arasında belediye başkanı veya milletvekili gibi bir isimle ilgili şikayet bulunmadığı öğrenildi.

Hakkari meselesine ilişkin hukuki bilgi toplandı

Hakkari’nin DEM Partili Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış, 3 Haziran’da, gözaltına alınmış, ardından İçişleri Bakanlığı belediyeye Hakkari Valisi Ali Çelik’i kayyım olarak atamıştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de MYK toplantısı öncesi konuya sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Özel, “Hakkari Belediyesi’ne sabah saatlerinde bir operasyon yapılarak, Belediye Başkanının gözaltına alınmasını ve 10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz. Yaşananlar, henüz iki ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Parti kaynakları, toplantıda Hakkari’ye kayyım atanması meselesinin gündeme geldiğini ve konu hakkında hukuki bilgi toplandığını kaydetti.

CHP’ye transferler sürecek

Dün, CHP grup toplantısında Özgür Özel’in sunuş konuşması öncesinde eski İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kahraman ile İYİ Parti’den geçtiğimiz günlerde istifa eden Antalya Milletvekili Aykut Kaya CHP’ye katıldı.

CHP kaynakları, bu transferlere yönelik değerlendirmede 31Mart yerel seçimlerinin ardından göreve başlayan birkaç belediye başkanının daha CHP’ye katılma talebinde bulunduğunu kaydetti.

Özgür Özel, Amasya Tamimi’nin yıl dönümünde Amasya’da olacak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK üyeleri, Amasya Tamimi’nin 105’inci yıl dönümü dolayısıyla Amasya’ya gidecek. MYK’nın da Amasya’da özel gündemli olarak toplanması bekleniyor.

“Seçmenin gündeminde ne zaman erken seçim olursa biz de gündemimize alırız”

CHP kurmayları partinin erken seçim konusundaki tavrına ilişkin ise şöyle konuştu:

“Seçmen AKP’ye bir mektup yazdı ve mektubundan şunu söyledi: ‘Sen benim gündemimde değilsin. O yüzden ben sana bir ihtar veriyorum. Benim gündemime gel.’ Seçmenin gündemi tamamen ekonomi şu anda. İnsanlar geçinemiyorlar ve bu çok ciddi bir problem. Seçmenin ne zaman gündeminde bir erken seçim olur, biz de o zaman gündemimize alırız. Ama şu anda böyle bir gündemimiz yok. O yüzden seçmenin gündemindeki konu neyse biz onu çözmek zorundayız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-myk-parti-aleyhine-calisanlar-hakkinda-613-dosyayi-degerlendirecek/feed/ 0
CHP’nin ‘Emek Mitingi’nin Tarihi Belli Oldu https://www.haber60.com.tr/chpnin-emek-mitinginin-tarihi-belli-oldu/ https://www.haber60.com.tr/chpnin-emek-mitinginin-tarihi-belli-oldu/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:39:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34831 HABER: GÜLARA SUBAŞI

(ANKARA) – CHP’nin ara zam isteyen asgari ücretli milyonların sesini duyurmak için düzenlemeyi planladığı ‘Emek Mitingi’nin tarihi 30 Haziran olarak kararlaştırıldı. ‘Geçinemiyoruz’ temalı miting, Kocaeli’nde yapılacak.

CHP MYK dün Özgür Özel, başkanlığında toplandı. Saat 12.45’te başlayan toplantı, yaklaşık dört saat sürdü. Toplantıda; atanmayan öğretmenler, emekliler ve çay mitinginin ardından haziran sonunda düzenlenmesi planlanan Emek Mitingi’nin tarihi de kararlaştırıldı. Mitingin 30 Haziran’da düzenlenmesine karar verildi.

Miting Kocaeli’nde olacak

Yüksek enflasyon ortamında asgari ücretlinin alım gücü her geçen gün düşerken CHP’nin asgari ücretlinin ara zam talebini hükümete duyurmak için düzenlediği ‘Emek Mitingi’nin nerede yapılacağı da dünkü MYK toplantısında görüşüldü. Parti kaynakları, mitingin Ankara veya İstanbul’da değil, nüfusunun önemli bir bölümü asgari ücretle geçinen bir işçi kentinde yapılması üzerinde duruldu. Bu bağlamda mitingin Kocaeli’nde yapılması üzerinde uzlaşıldı.

Mitingin yalnızca asgari ücretle yaşamını idame ettiren vatandaşların değil, toplumun emeğiyle geçinmeye çalışan tüm kesimlerine hitap etmesi yönünde karar alan CHP MYK, hayat pahalılığı karşısında vatandaşın ‘Geçinemiyoruz’ haykırışına ses olmayı amaçlıyor. Bu bağlamda mitingde; Türkiye’nin dört bir yanından emekli, emekçi, asgari ücretli, öğrenci, beyaz yakalı ve mavi yakalı işçilerin seslerini duyurması bekleniyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak dördüncü mitingin ana amacı, asgari ücretle geçim mücadelesi veren işçilerin ara zam talebini görünür kılmak ve hükümetin 1 Temmuz’dan önce ara zam kararı vermesi konusunda toplumsal baskıyı örgütlemek olacak.

Mitingler ve olası erken seçim sorusu

Emek mitingi hazırlıkları hakkında bilgi veren CHP kurmayları, iktidarın halkın taleplerine olumlu karşılık vermekle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Ekonomik kriz, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve çalışma yaşamında emekçilerin yaşadığı sıkıntılar gibi konularda, toplumsal baskının sonuç alması gerektiğini dile getiren kurmaylar, aksi durumda bir erken seçim olasılığı öngördüklerini de ekledi.

Bakan Işıkhan: “Ara zam gündemimizde yok”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2023 yılının aralık ayında, asgari ücreti 17 bin 2 TL olarak açıklarken 2024 yılı içerisinde herhangi bir ara zam planlanmadığını belirtmişti. Bakan Işıkhan, geçtiğimiz gün AK Parti grup toplantısı öncesi basın mensuplarının sorusu üzerine aralık ayındaki düşüncelerinin değişmediğini söyledi. Işıkhan “Aralık ayındaki düşüncemiz neyse aynı şekilde devam ediyor. Enflasyonla ilgili verilerimiz oldukça güzel geliyor. Hiçbir ara zam gündemimizde yok” dedi.

31 Mart yerel seçimlerinden sonra CHP Lideri Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından gündeme gelen “siyasette normalleşme” sürecinin bir sonucu olarak CHP’nin gölge bakanları ve bakanlar arasındaki normalleşme görüşmeleri sürse de iktidardan ara zam konusunda kesin açıklamalar gelmesi nedeniyle konunun Bakan Işıkhan ile görüşülmesi beklenmiyor.

Özgür Özel: “Bu kadar yüksek enflasyonun olduğu bir ülkede asgari ücretin en az üç ayda bir güncellenmesi lazımdır”

CHP Lideri Özel, Bakan Işıkhan’ın Aralık 2023’te yaptığı temmuzda ara zam olmayacağına ilişkin açıklamasına tepki göstermiş, yüksek enflasyon ortamında asgari ücrete üç ayda bir zam yapılması gerektiğini ifade etmişti. Özel, şöyle konuşmuştu:

“Büyük bir kandırmaca ile karşı karşıyayız. Bugün belirlenen asgari ücretin yanında mutlaka en az üç ayda bir asgari ücretin yeniden belirleneceğinin taahhüdünün verilmesi gerekir. Çünkü, inanılmaz bir hayat pahalılığı var. Hiçbir mal, hiçbir hizmet bir ay önce satın alındığı fiyata satın alınamıyor. ve her gün asgari ücret erimeye devam edecek. ve bunlar, ‘Altı ay sonra bile zam yapmayacağız, bir sene asgari ücret bu olacak’ diyorlar. Bir sene sonra, bugünkü satın alınan mal, hizmet, doldurulan file, bir sene sonra kaç paraya dolacak. Bu kadar yüksek enflasyonun olduğu bir ülkede asgari ücretin en az üç ayda bir güncellenmesi lazımdır.”

Asgari ücret açlık sınırının bin 967 lira altında kaldı

Açıklanan son Türk-İş verilerine göre, asgari ücret açlık sınırının bin 967 TL altında kaldı. Türk-İş, mayıs ayı için açlık sınırını 18 bin 969 TL, yoksulluk sınırını 61 bin 788 TL olarak açıkladı. Mayıs ayında gıda enflasyonu ise aylık bazda yüzde 7,02, yıllık bazda yüzde 83,06 arttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpnin-emek-mitinginin-tarihi-belli-oldu/feed/ 0
Galatasaray Başkan Vekili Erden Timur görevinden istifa etti. https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-erden-timur-gorevinden-istifa-etti/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-erden-timur-gorevinden-istifa-etti/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:12:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34813 Süper Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor.

Timur’un sözlerinden satır başları;

Kolay bir basın toplantısı olmayacak tabii. Elimde olmayan nedenlerden dolayı 1 aydır, belki 1 ayı daha geçkindir gündemi meşgul ettiğim için kamuoyundan özür diliyorum.”

Erden Timur: “Ben şampiyonluktan 1-1.5 ay önce başkanımıza konuyu ilettim. Yönetim listesi verilmeden önce, yönetimde olmamla ilgili kendi talebini iletince, yakın çevreme de söylüyorum, o zaman ilettim.”

Erden Timur: “Şampiyonluk yarışı olduğu için bunu o an söylemek mümkün değildi.”

Erden Timur: “Bir şampiyonluk yarışı vardı, Florya’yı herhangi bir şekilde etkilememek gerekiyordu. Sportif AŞ’deki görevimiz devam ediyor demek durumundaydık.”

Erden Timur: “Sonrasında da şampiyonluğu kutlama sevinci vardı. Ona da limon sıkmak istemedim. Yazılı açıklayacaktım cuma günü. Perşembe günü başkan liderliğinde transfer toplantısı oldu. Onun akabinde acil bir konu da konuşuldu, takip ettiğim sponsorluk meselesi vardı. Hemen yazılı bir şey yapmayayım dedim, cuma günü akşam bilinçli bir sosyal medya kampanyası başladı. Akabinde basın toplantısı yapmaya karar verdim.”

Erden Timur: Konu şuna döndü, nazlandı falan. Öyle olmadı. İzah edeceğim. Şampiyonluk gününe kadar kimse böyle bir şey diyemezdi. Reddederdim. Şampiyonluk en önemli şey. 2 gün sonra açıklayabilirdim ama öyle değil. Süreç uzadıkça zarar verdiğimi bile bile devam etmem gerekiyordu. Yazılı açıklamadan basın toplantısına dönmemin nedeni bana gönderilen şahsi mesajları, okusanız ağlarsanız, bunlar camiadan önemli insanlar, özellikle göndermişler. sosyal medyadaki bol takipçili hesaplara, bu şeyleri göndererek, biz kaç yaşında insanlarız, bizleri de reddediyor, bu işin altında başka bir iş var diye herkese bir servis.”

Erden Timur: “Allah’ın işi ya bu, tanımadığım insandan öğrendim bunu. Onlara yakın birisi herhalde, bilmiyorum. İnsani değerlere değer veren biri. Hep bu insanların içerisindeyim, herhalde 1 yılı aşkındır olumlu hiçbir şey duymadım abi, sen bize şeytan gibi anlatılıyorsun dedi. Bu maksatlı şeyi gördükten sonra ben anlatayım dedim.”

Erden Timur: “İnsanın en önemli mayası, duygusu değerleridir.”

Erden Timur: “İnsanlar da genelde herhangi bir şeyi bu şekilde kurar. Galatasaray taraftarlığı da bu şekilde. Duygusal bağ, sonra değerlerle birleştirdiği noktalardır.”

Erden Timur: “En son Galatasaray yenilince ağladığımda kocaman adamdım. Şu yaşa geldiğimde, yaşımı söylemeye utanıyorum, hala böyle misin demesini ablamın, unutamıyorum. Taraftar olarak Galatasaray’a bağlıyım, o şekilde geldim herkes gibi, o şekilde de görevimi devam ettirmeye çalıştım.”

Erden Timur: “Bu kadar iftirayı, samimiyetsizliği sayabilirim, Galatasaray edebinde anlatabilirim bunları. Ben insan olarak bu tip şeylere duyarlı olması gerektiğine inanıyorum. Normal ben, haksızlığa çok çabuk tepki koyan, insani bir yanlış varsa orada durmayan, 10 yaşından beri arkadaşlarım dışında doğru düzgün arkadaş çevrem yoktur. Çevreme başka birisini almakta bile çok zorlanıyorum, çıkar ilişkilerinden dolayı. Aslında belki 1-2 ay sabredebileceğim bir yerde son 13-14 ayı aşkındır devam eden yoğun, planlı, kasıtlı, her noktasında yüzlerce kişi tarafından yapılan, binlerce insana ulaşan haksız, kasıtlı, organize iftiralara dayanmamın tek sebebi Galatasaray. Başka sebep yok.”

Erden Timur: “İnsanın onuruna, hayatına, çoluğunun çocuğunun rızkına, iş hayatına yapılan her türlü iftira bir noktadan sonra katlanılabilir değil. Bu dışarıdan değil. Dışarıdan yapılınca her şeye tamam, onu da önemsemiş olursam sürekli açıklamalar yaparım, Galatasaray’ın çıkarlarını savunurum. İnsanın işini gücünü etkiliyor ama problem değil. İçeriden olunca çaresi olmuyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskan-vekili-erden-timur-gorevinden-istifa-etti/feed/ 0
Manisa Tarzanı ve Çevre Günleri kapsamında 1. Yeşil Manisa Zirvesi başladı https://www.haber60.com.tr/manisa-tarzani-ve-cevre-gunleri-kapsaminda-1-yesil-manisa-zirvesi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/manisa-tarzani-ve-cevre-gunleri-kapsaminda-1-yesil-manisa-zirvesi-basladi/#respond Tue, 04 Jun 2024 02:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34785 (MANİSA) – Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Manisa Tarzanı ve Çevre Günleri etkinlikleri kapsamında daha yeşil ve temiz bir gelecek amacıyla 3 gün sürecek olan 1. Yeşil Manisa Zirvesi başladı. Zirvede sürdürülebilirlikten, karbon salınımının azaltılmasında, suyun tasarruflu kullanımına kadar birçok konuya değinilecek.

Yeşil ve temiz bir gelecek için adımlar atan çevre aşığı Manisa Tarzanı, düzenlenen Manisa Tarzanı ve Çevre Günleri etkinlikleri kapsamında anılmaya devam ediliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından daha yeşil ve temiz bir Manisa hedefiyle başlatılan 1. Yeşil Manisa Zirvesi’nin açılışı gerçekleştirildi. Zirveye Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yanı sıra konuya paydaş kurumların temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Manisa Tarzanı’nı andı

Manisa Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Adem Gökçe’nin yaptığı açılış konuşmasının ardından Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek katılımcıları selamlayarak bir konuşma gerçekleştirdi. Başkan Zeyrek, katılımcılara bu yıl ilki gerçekleştirilen Yeşil Manisa Zirvesi’ne katkı sağladıklarından dolayı teşekkürlerini iletirken, “Manisa’da çevre günlerine adını veren Ahmet Bedevi Nam-ı değer Manisa Tarzanı Mustafa Kemal’in kurtuluş savaşına katılmış, küllerinden bir vatanın ayağa kalkması için mücadele vermiş ve madalya ile ödüllendirilmiş bir kahraman, 1922’de Türk ordusundan kaçan Yunan askerinin ateşe vermesiyle küle dönmüş Manisa’yı gördükten sonra burada kalmış, burayı kendi evi görmüş ve sahiplenmiş bir çevreci, büyük yangından sonra çırıl çıplak kalmış Manisa için kendisi de soyunmuş ancak Manisa’yı çiçekle, fideyle, ağaçla giydirmiş bir doğasever, her bir ağacı kendi evladı gibi görmüş, korumuş, kollamış, Manisa’nın dağlarına, tepelerine imza atmış bir yurtsever, Manisa için çalışmak üzere belediyeye işçi olarak girmiş, aldığı maaşını ihtiyaç sahiplerine dağıtmış bir yardımsever. Aramızdan ayrılmasının üzerinden 61 yıl geçmesine rağmen hala unutmadığımız, her yıl aynı duygularla andığımız ailemizden biri, hepimizin Tarzan’ı, Ahmet Bedevi. Ülkemizin ve dünyanın sayılı çevre aktivistlerinden Manisa Tarzanı’nı bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum” dedi.

“İklim krizinin etkileri her geçen gün artarak derinleşiyor”

Manisa Tarzanı’nın her geçen gün daha iyi anlaşılmasına neden olan bir süreç içinde bulunulduğunun altını çizen Başkan Zeyrek, “Bu süreç ne yazık ki uyarılar ve tehlikelerle dolu. Yaşam alanlarımız ve geleceğimiz ciddi tehditlerle karşı karşıya. Su kaynaklarımız, bereketli topraklarımız hızla azalıyor. İklim krizinin etkileri her geçen gün artarak derinleşiyor. Tüketim odaklı kentleşme, tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, tarımda sürdürülen yanlış politikalar, iklim krizinin olumsuz etkilerini daha da artırıyor. Doğa ile uyum yerine, onunla mücadele hepimizi etkiliyor. Oysa başta pandemi olmak üzere, yaşadığımız felaketler patronun kim olduğunu bize gösterdi. Bu dönem; insanın kendisiyle ve doğasıyla yüzleşmesini sağladı. Yeryüzünde sadece insan olmadığını ve insanın, doğaya zarar verdiği müddetçe, kendi yaşamını da tehlikeye attığını tüm çıplaklığıyla bir kez daha hatırlattı” diye konuştu.

Tehlikeleri hatırlattılar

Başkan Zeyrek, son 30 yıldır bilim insanlarının tüm dünyaya uyarılarda bulunduklarını belirterek, “Karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri haykırıyorlar. Alışılageldik enerji politikalarından bir an önce vazgeçilmesi, fosil yakıtları, sera gazı salınımı ve emisyonların düşürülmesi, kömüre bağlı enerji ve ekonominin azaltılarak son verilmesi, kısacası “iklim adaleti”nin sağlanması gerektiğini söylüyorlar. İklim krizi nedeniyle artan sıcaklığın 1,5 derecede tutulabilmesinin ne kadar hayati önemde olduğunu vurguluyorlar. Bu yolda önemli adımlar atılmış olsa da hala istenilen noktada olmadığımızı üzülerek belirtmeliyim. Tehlike hala çok büyük. Bu tehlikenin oluşmasında hepimizin sorumluluğu var, giderilebilmesi için de aynı sorumluluğu almalıyız. Tıbbi bir analoji yaparsak; atmosfere saldırımız her karbon dünyanın sıcaklığını ve sağlık risklerini artırıyor. İklim değişikliğini dizginlemek için atacağımız her adım aynı zamanda suyumuzun ve havamızın temizlenmesini sağlayacak, hayatlar kurtaracak. Geldiğimiz noktada bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.

“Doğaya saygılı bir yönetim ve yaşamı temel almalıyız”

Başkan Zeyrek, konuşmasına şöyle devam etti; “31 Mart yerel seçimlerinde Manisamızda ve Türkiye’nin birçok büyük şehrinde önemli değişimler yaşandı, büyük umutlar yeşerdi. Burada sadece başkan ve yönetim değişiminden değil, temel olarak anlayış ve bir paradigma değişiminden söz ediyoruz. Paradigma değişiminin özünü; kente bakış, doğaya ve ekolojik yaşama yaklaşım oluşturuyor. Kamu yöneticileri ve kent planlayıcıları olarak bizler öncelikle iklim adaletini sağlamak zorundayız. Doğaya saygılı bir yönetim ve yaşamı temel almalıyız. Mevcut hataları yerelden başlayarak düzeltmeliyiz. Karşı karşıya olduğumuz felaketleri, iklim krizini düşünerek projeler yapmalı, kentlerimizi her türlü afete hazır, dirençli kılmalıyız. Evrensel hedef olan 2030’a kadar, emisyonları büyük oranda azaltmak, 2050 karbon nötr ve sıfır emisyon için acil adımlar atmak, temiz enerjiye geçmek mecburiyetindeyiz. Çünkü biliyoruz ki bunları yapmadığımızda, içecek suyumuz, soluyacak havamız, karnımızı doyuracak topraklarımız kalmadığında, zaten yöneteceğimiz bir şehir de, bir ülke de olmayacak. Bugün başlayan “Yeşil Manisa Zirvesi” Manisamız için bir milat olacak. Bu zirveden çıkacak sonuçlar kent yönetiminde bize rehberlik edecek. Aktif yurttaşlık, katılımcı yönetim, paydaş önerileriyle Manisamız su tüketiminden enerji kullanımına, iklim değişimine uyumdan akıllı şehirlere, kamuda enerji tasarrufundan, kentimizin enerji verimliliğine kadar birçok konuda önemli adımlar atacağız. 3 gün sürecek zirveye katkılarınızdan dolayı tüm katılımcılara, emek ve destek veren kişi, kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ediyorum. Daha temiz, yaşanılır, doğa ile uyumlu bir Manisa’yı ve ülkeyi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Sürdürülebilirlik konularına değindiler

Yapılan açılış ve protokol konuşmalarının ardından Manisa’nın Yeşil Mutabakata ve İklim Değişikliğine Hazırlık Çalışmaları konulu oturuma geçildi. Moderatörlüğünü Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Sorumlusu Ural Sevener’in yaptığı oturumda Sevener katılımcılara, Manisa’nın Paris Anlaşması mutabakatına göre hazırlık çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Konuşmacılardan Aykut Yeni, Sürdürülebilirlik rakamları ve sürdürülebirliğine bakış açısı üzerine konuşmasını gerçekleştirirken, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir olması çalışmaları başlattıklarını söyledi. Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Öğr. Üyesi Dr. Hasan Sarptaş ise Temiz enerji kaynaklarının iklim değişikliğine etkisi konusunda bilgilendirmede bulundu. Manisa Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Adem Gökçe ise Manisa’nın sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planı konusunda katılımcılara seslendi. Gökçe, sanayi ve tarım şehri olan Manisa’da iklim değişikliğini en aza indirmek için Büyükşehir Belediyesi olarak çalışma başlattıklarını söyledi.

Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen Manisa Tarzanı ve Çevre Günleri etkinlikleri kapsamında açılışı yapılarak 1. Oturumu gerçekleştirilen Yeşil Manisa Zirvesi 5 Haziran’a kadar sürecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisa-tarzani-ve-cevre-gunleri-kapsaminda-1-yesil-manisa-zirvesi-basladi/feed/ 0
Büyükçekmece Belediye Meclisi’nden çevre ve temizlik önlemleri https://www.haber60.com.tr/buyukcekmece-belediye-meclisinden-cevre-ve-temizlik-onlemleri/ https://www.haber60.com.tr/buyukcekmece-belediye-meclisinden-cevre-ve-temizlik-onlemleri/#respond Tue, 04 Jun 2024 00:57:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34719 Büyükçekmece Belediye Meclisi’nin 2024 yılı Haziran ayı 1. Meclis toplantısı Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün başkanlığında gerçekleşti. Büyükçekmece sahilinde, halkı rahatsız eden ve çevreye zarar veren girişimlerin artmasına sessiz kalınmayacağını belirten Başkan Akgün, “Hiç kimsenin keyfi kendi için halkın huzur ve istirahatini bozmaya hakkı olamaz. Bunu hem siz bileceksiniz, hem de bu meclisin buna müsaade etmeyeceğini bileceksiniz. Büyükçekmece sınırları içerisinde havai fişek atan iş yerlerinin ensesindeyiz. Halkımızın huzurunu size bozdurtmayacağız” dedi.

Büyükçekmece Belediye Meclisi’nin 2024 yılı Haziran ayı 1. Meclis toplantısı Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün başkanlığında gerçekleşti. Oturumda gündemde yer alan maddeler görüşülerek karara bağlandı. Gündem maddelerinin görüşülmesi öncesince söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Erçağ, Ak Parti Grup Başkanvekili Mustafa Yazıcı, MHP Grup Başkanvekili M. Kemal Gül önemli gün ve haftalara yönelik mesajlarını paylaştılar. Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün ve siyasi partilerin grup başkanvekilleri İsrail’in Gazze’deki katliamlarını kınadı.

Yeni dönem belediye başkan yardımcılarına başarı diledi

Başkan Akgün, belediye başkan yardımcılığı görevine atanan belediye meclis üyeleri Murat Erçağ, Rıza Can Özdemir ile Fen İşleri Müdürlüğü görevinden belediye başkan yardımcılığı görevine getirilen Özkan Saka’ya yeni görevlerinde başarılar diledi. Belediye başkan yardımcısı olarak atanan Murat Erçağ’ın yerine de CHP Grup Başkanvekili olarak Tarık Erdoğan seçildi.

“Halkımızın huzurunu size bozdurtmayacağız”

5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan konuşmalarda ise son günlerde havaların ısınmasıyla birlikte Büyükçekmece sahillerine rağbet artması ve bunun doğurduğu çevresel sorunlar ön plana çıktı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Başkan Akgün, “Albatros’ta içkili bir yer var. Gece saat 12 olmuş restoranın önünde 3 dakika, 5 dakika havai fişek gösterisi. Bunu bu meclis yasakladı. Uygulanıyordu, uyguladık. Her türlü idari karar alma yetkisine sahibiz. Büyükçekmece sınırları içerisinde tümüyle yasak. Belediyeden ruhsat almış işyerlerinin dikkatine sunuyorum. Herhangi bir saatte o havai fişekleri atarak cebinizden para harcıyorsunuz. Çocuğu yatağından hoplatıyorsunuz. Hastamıza büyük zarar veriyorsunuz. Hamile kadınımıza büyük zarar veriyorsunuz. Köpeklere, kedilere, kuşlara büyük zarar veriyorsunuz. Yapmayın. İş yerini kapatmaya kadar, ruhsat iptaline kadar gideceğiz. Bugün bu saatten itibaren alacağımız bu kararlar toplumun tümüyle menfaat icabıdır. Hiç kimsenin kendi keyfi için halkın huzur ve istirahatini bozamaz. Bunu hem siz bileceksiniz, hem de bu meclisin buna müsaade etmeyeceğini bileceksiniz. Büyükçekmece sınırları içerisinde havai fişek atan iş yerlerinin ensesindeyiz. Halkımızın huzurunu size bozdurtmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Çöpünü yere atanlara mutlak suretle ceza kesilecek”

Büyükçekmece’de çevreye zarar veren, çöplerini çöp kutusu yerine yerlere ve sahillere atanlara da zabıta ekiplerinin ceza kesmeyi sürdüreceğini belirterek, “Zabıtaya verdiği talimat şu dur; Öncelikle bu şehrin ana caddeleri, sokakları ve özellikle halkın yoğun şekilde bulunduğu Kordonboyu, Büyük Atatürk Parkı, parklar, meydanlar hepimizin ortak buluşma noktasıdır. Her bir vatandaşımız buraları temiz tutarsa oradaki buluşmalarımız daha renkli olur. Zabıtaya ilave ekipler de aldık. Zabıta her gün mutlak süratle ceza kesme yöntemini uygulayacaktır. Kesin talimatımdır. Herkes gelip, Büyükçekmece’deki yapılanları yıkmak, burayı kirletmek hakkı gibi bir hak kendinde bulamaz. Çöpünü yere atıyorsa, çöp kutusuna koymuyorsa mutlak suretle ceza kesilecektir” şeklinde konuştu.

“Eski ev eşyaları 15 günde bir alınacak”

Eski ev eşyalarının gelişigüzel olarak sokağa ve çöp konteynerlerinin yakınına bırakanlar için de denetimlerin sıklaştırılacağını açıklayan Başkan Akgün, “Ev eşyalarını aynı Avrupa’da da olduğu gibi 15 günde bir alacağız. Aciliyeti varsa vatandaş o zaman telefonla belediyeyi arayacak. Belediyenin Temizlik İşleri Müdürlüğü özel araçlarla onları alacak ama aciliyet varsa keyfi değil. 15 günde bir evinin önünden alınacak. Her bir vatandaşımız evindeki atılacak olan eşyayı evinin önüne koyacak her ayın 1’inde ve 15’inde. Sonra tekrar 1’inde tekrar 15’inde alacağız. Bunun dışında istediği yere istediği şekilde o ev malzemelerini döken vatandaşlarımıza Çevre Kanuna göre para cezası vereceğiz. Birlikte koruyacağız bu şehri. Avrupa’da olduğu gibi randevulu olarak evinizden atacağınız eşyaları belediyenin ekipleri gelip alacak” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyukcekmece-belediye-meclisinden-cevre-ve-temizlik-onlemleri/feed/ 0
Beyoğlu Belediyesi meclis üyelerinden Filistin’e destek https://www.haber60.com.tr/beyoglu-belediyesi-meclis-uyelerinden-filistine-destek/ https://www.haber60.com.tr/beyoglu-belediyesi-meclis-uyelerinden-filistine-destek/#respond Tue, 04 Jun 2024 00:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34696

Beyoğlu Belediye, haziran ayı meclis toplantısında üyeler Filistin’e destek mesajı verdi. Üzerinde Filistin Bayrağının yer aldığı atkılarla toplantıya katılan meclis üyeleri yaptıkları açıklamalarla Filistin halkına dayanışma içinde olduklarını söyledi.

Beyoğlu Belediye meclisinin haziran ayı birinci toplantısı, bugün meclis salonunda gerçekleştirildi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in başkanlık ettiği toplantıya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) meclis üyeleri üzerinde Filistin Bayrağının yer aldığı atkılarla katıldı. Toplantıda Filistin’e destek mesajları verildi. Güney, hassasiyetlerinden dolayı tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Konuşmasına, mayıs ayında şehit olan askerlerin isimlerini tek tek sayarak başlayan Güney, “Aziz şehitlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Ben şimdiden tüm komşularımızın ve İslam aleminin Kurban bayramını kutluyorum” dedi.

“”BU DAYANIŞMA SİYASET ÜSTÜ BİR DAYANIŞMA OLMALI”

Haziran ayı meclis gündeminde Filistin dayanışması ele alındı. Filistin ile dayanışma duygularını dile getiren Güney, “Filistin’de yaşanan zulmü geçen gün İsrail Başkonsolosluğu önünde bir basın açıklamasıyla protesto ettik. Yaşanan vahşeti ve zulmü bütün dünyanın izlediği mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı dile getirdik. Bugün de burada AK Partili kardeşlerimiz Filistin bayrakları ve atkıları getirdiler. Teşekkür ediyoruz. Bu dayanışma siyaset üstü bir dayanışma olmalı. Katil İsrail’in karşısında, mazlum Filistin halkının yanında durmak, her gün gözyaşı döken çocukların yanında durmak, onların sesini haykırmak insani, vicdani ve ahlaki bir görevdir diye düşünüyorum. O nedenle buradan Beyoğlu Meclisinden mazlum Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı bir kez daha hep beraber Filistin’e yollamış olalım” diye konuştu.

“DESTEK OLMAK İÇİN BUGÜN MECLİSİMİZE FİLİSTİN ATKILARIYLA KATILDIK”

Beyoğlu Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Sezai Çimen de “Vatanımızı ve topraklarımızı korumak için bu uğurda can veren şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun. Filistin’de 241 gündür devam eden soykırımı AK Parti Grubu ve meclisimiz adına kınıyoruz. Destek olmak için bugün meclisimize Filistin atkılarıyla katıldık. Orada 40 bine yakın sivil, bunun 16 bini çocuk katledildi. Biz de elimizden geldiği kadar ülke olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız. Bu soykırımın biran önce bitmesi için ülke olarak da elimizden geleni yapıyoruz. Bugün de Beyoğlu’ndan güçlü bir destek vermek istedik. Bu desteğe katıldığınız için sizlere de teşekkür ediyoruz sayın başkanım. Tüm İslam aleminin Kurban Bayramını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

“BU BARBARLIK, FİLİSTİN HALKININ ASLA KADERİ DEĞİLDİR”

Beyoğlu Belediyesi CHP Grup Başkanvekili Erdoğan Horlu ise “Filistin meselesi varlığı ve temel hakları yok sayılan işgal altındaki bir halkın kendi kaderini tayin etme kavgasının onurlu bir tarihidir. Filistin işgal, sömürgecilik, savaş, katliam ve yerlerinden edilme gibi insanlığın tanık olabileceği tüm acıların yaşandığı bir yerdir. İsrail’in 7 Ekim’den beri Filistin’in Gazze kentini hedef alarak doğrudan sivil halka yönelik yaptığı saldırılar vicdanlarda unutulmaz yaralar açmıştır. Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüşen Gazze şeridine tıbbi yardım malzemesi ile temel ihtiyaçların ulaştırılmasının engellenmesi toplu cezalandırmadır ve uluslararası insani hukukun açıkça ihlalidir. Savaş kurallarını, uluslararası hukuku ve insan haysiyetini yok sayan bu barbarlık, Filistin halkının asla kaderi değildir. İlk günden beri dediğimiz gibi bu bir savaş değil, soykırımdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/beyoglu-belediyesi-meclis-uyelerinden-filistine-destek/feed/ 0
SOL Parti İsrail’in Filistin’deki saldırılarını protesto etti https://www.haber60.com.tr/sol-parti-israilin-filistindeki-saldirilarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/sol-parti-israilin-filistindeki-saldirilarini-protesto-etti/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34428 (ANKARA) – SOL Parti, Gazze başta olmak üzere İsrail’in Filistin’deki saldırılarını İsrail’in Ankara Büyükelçiliği Konutu önünde protesto etti. SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, “Nasıl güneşin Filistin halkının üstüne doğması engellenemezse, ayaklarını bastıkları ölüp altına girdikleri o topraklar bir gün ama bir gün mutlaka nehirden denize özgürleşecek, Filistin halkı özgür topraklarında yaşayacak ve bugünler unutulmayacak. Bu katliamları yapanlar asla unutulmayacak” dedi.

SOL Parti, İsrail’in Refah’taki mülteci kampına saldırılarını protesto etti. SOL Partililer, Esat Dörtyol’dan İsrail’in Ankara Büyükelçiliği Konutu’na yürüdü. Konut önünde yapılan basın açıklamasında SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, Filistin halkına selam göndermek için yürüdüklerini belirtti. “Biz bu ülkenin devrimcileriyiz, Filistin halkının dostlarıyız, kardeşleriyiz. Denizlerin, Mahirlerin yolunda Filistin halkı için dünden bugüne ve yarına mücadelemiz her zaman sürecek” ifadelerini kullanan İşleyen, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün Filistin halkı bu kadar yalnızsa, eğer Filistin halkı bu kadar garip bırakılmışsa ve yanlarında neredeyse tek bir devlet bile kalmadıysa, emperyalizmin ve onun iş birlikçilerinin eseridir. ‘Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanı olmakla övünenler, gidip şimdi Amerika’dan, İsrail’den teşekkür madalyalarını alsınlar.

‘Büyük Orta Doğu Projesi’nin son sahnesi Filistin topraklarındadır. O yüzden ‘Büyük Orta Doğu Projesi’ ile övünenler, parçası olanlar Amerikan politikalarının işbirlikçileri, siz Filistin halkının düşmanısınız. Bugün yağan bütün bombalarda sizin payınız var.

“AKP iktidarının palazlandırdığı şirketler İsrail’e çalışmaya devam ediyor”

Bu topraklarda AKP iktidarının palazlandırdığı yağmacı şirketler İsrail’e çalışmaya devam ediyorlar. Bu ülkenin yabancılara sattıkları o limanlarından İsrail’e gemiler kalkmaya devam ediyor. Bu ülkenin topraklarındaki Amerikan, NATO üslerinden, İncirlik’ten, Kürecik’ten İsrail’e destek verilmeye devam ediyor. Biz diyoruz ki, biz bu ülkede ve Orta Doğu’da bütün halkların din farkı bilmeden, dil farkı bilmeden kardeşçe yaşayacağı bir yarını kurmak için emperyalizme, siyonizme ve işbirlikçilerine karşı hep beraber kararlı bir mücadeleyi çoğaltmalıyız. Kim ki yüreğinde bir damla Filistinli annenin göz yaşını hissediyorsa, ayağa kalksın. Bu iktidarı bu ülkenin tepesinden göndermek için mücadele etsin.

“Artık bu ülke Amerika’nın oyuncağı olmasın”

Buradan ülkemizin güzel insanlarına, emekçilerine, ilericilerine yurtseverlerine hep bütün ezilenlerine sesleniyoruz: gelin, birlikte bu mücadeleyi yükseltelim. Kim ki ‘Benim vicdanım artık bu ölümleri kaldırmıyor’ diyor, onlara sesleniyoruz. Gelin artık bu 22 yıllık zulüm iktidarını yenelim. Gelin artık bu ülke Amerika’nın oyuncağı olmasın. Bu ülkede NATO üssü kalmasın. Bu ülkede Amerikan üssü kalmasın. Topraklarımız üzerindeki tüm Amerikan şirketlerini defedelim. İsrailliler, bu siyonistler de bilsin ki bu ülke topraklarında onların dostları yoktur. Bu ülke toprakları, devrimcilerin kanlarıyla sulanmıştır. O yüzden bir kez daha Filistin halkına bin selam olsun. Nasıl güneşin Filistin halkının üstüne doğması engellenemezse, ayaklarını bastıkları ölüp altına girdikleri o topraklar bir gün ama bir gün mutlaka nehirden denize özgürleşecek, Filistin halkı özgür topraklarında yaşayacak ve bugünler unutulmayacak. Bu katliamları yapanlar asla unutulmayacak. Unutmasınlar ki, tarih ve halklar henüz son sözünü söylemedi. Son sözü Filistin halkı söyleyecek, son sözü her yerde direnen halklar söyleyecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sol-parti-israilin-filistindeki-saldirilarini-protesto-etti/feed/ 0
İtalya’nın Milli Günü Ankara’da Kutlandı https://www.haber60.com.tr/italyanin-milli-gunu-ankarada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/italyanin-milli-gunu-ankarada-kutlandi/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34302 (ANKARA) – İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, İtalya’nın Milli Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda; “Değişken bir uluslararası senaryoda öncelikler ve gündemler değişebilir, ancak dostluklar değişmez. Türkiye gibi ortak ve müttefiklerimizin bu zorlu mücadeleye katılacağına inanıyoruz” dedi.

İtalya’da Cumhuriyet’in kuruluşunun 78’inci yıl dönümü, Büyükelçilik’te düzenlenen resepsiyon ile  kutlandı. Resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın yanı sıra çok sayıda yabancı misyon temsilcisi katıldı. İki ülkenin milli marşlarının ardından açış konuşmalarına geçildi.

İtalya’nın Ankara Büyükelisi Marrapodi şöyle konuştu:

“Ekibim ve sizlerle birlikte her gün, bugüne kadar kazandığımız başarılardan gurur duyarak, ikili ilişkilerimizin tüm potansiyelini geliştirmek için bu ruhla çalışmaya devam ediyoruz. Bildiğiniz üzere, bu yıl Başbakan Meloni’nin İstanbul ziyaretiyle başladı. Liderler arasında gündemdeki en ciddi küresel ve bölgesel meselelere ilişkin yapıcı diyalogdan güç alan gerçekten güven dolu bir atmosfer hakimdi. Aynı atmosfer her geçen gün bize yol gösteriyor. Bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz ve Bakan Yardımcısı Bozay ile diğer pek çok seçkin misafirin varlığı da bunu teyit etmekte.

Ancak ne yazık ki, uluslararası alandaki sistemik değişiklikler kadar zorluklar da artmaya devam ediyor. Bu çerçevede, mevcut çalkantıları proaktif bir şekilde ele almaya çağrılıyoruz. Artan küresel endişelerin arasında, geçtiğimiz Ocak ayında İtalya’nın yedinci G7 Dönem Başkanlığı başladı. Her yerde zorlukların arttığı, eşi benzeri görülmemiş bir dönemde büyük bir sorumluluk üstlendik. Devam eden çatışmalar, göç dalgaları, değişen güvenlik senaryosu, küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar ve riskleriyle yapay zekanın yaygınlaşmasının damga vurduğu teknolojik belirsizlikler.

“Türkiye gibi ortak ve müttefiklerimizin bu mücadeleye katılacağına inanıyoruz”

Böylesine değişken bir uluslararası senaryoda öncelikler ve gündemler değişebilir, ancak dostluklar değişmez. Türkiye gibi ortak ve müttefiklerimizin bu zorlu mücadeleye katılacağına inanıyoruz. Ortak hedefimiz hiç değişmedi: tehlikelere meydan okumak, istikrar ve yoksullukla mücadele gibi ortak stratejik hedefleri ilerletmek, kolektif gücümüzü arttırmak içir işbirliğini teşvik etmek.”

Bozay: İtalya bir dost, müttefik ve stratejik ortaktır

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Bozay ise şunları kaydetti:

“İtalya uzun yıllara dayanan bir dost, müttefik ve stratejik ortaktır. Diplomatik ilişkilerimiz neredeyse 170 yıl öncesine dayanıyor. Ancak etkileşimimiz tarihin çok daha derinlerine uzanıyor.

Zengin Akdeniz tarihi, medeniyeti ve kültüründen gelen ortak mirasımız, ilişkilerimize daha da derinlik katmakta, her alandaki temas ve işbirliğimizi kolaylaştırmaktadır.

Tüm zorlukları fırsata dönüştürerek, başta Orta Asya ve Afrika gibi bölgeler olmak üzere, daha geniş bir bölgede ve üçüncü ülkelerde işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Enerji, yeşil dönüşüm, dijitalleşme, iklim değişikliği ve Ar-Ge alanlarında işbirliği yaparak ekonomik ve ticari bağlarımızı daha da güçlendirmeye kararlıyız. Bu bağlamda İtalya ile işbirliğimiz çok değerlidir. Ülkelerimiz ve halklarımız için karşılıklı olarak faydalı sonuçlar yaratırken, uluslararası barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır. Bu doğrultuda, İtalya’nın G7 Dönem Başkanlığı sırasında da bu zorluklara kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler bulunmasına değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

“İkili ticaret hacmimizin yıl sonuna kadar 30 milyar dolar hedefine ulaşacağına inanıyoruz”

Ekonomik alanda ise İtalya’yı önde gelen ticaret ortaklarımız arasında saymaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. İtalya dış ticaretimizde beşinci sırada yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl 27 milyar doları aşarak yeni bir rekor kıran ikili ticaret hacmimizin yıl sonuna kadar 30 milyar dolar hedefine ulaşacağına inanıyoruz. Turizm ve eğitim sektörlerinde İtalya’nın Türk turistlerin ve öğrencilerin en gözde destinasyonları arasında yer alması şaşırtıcı değildir. Türkiye ve İtalya arasındaki Erasmus programının bir başarı öyküsü olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum. Kültürel alışverişimiz devam ediyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/italyanin-milli-gunu-ankarada-kutlandi/feed/ 0
Dünya Capoeira Şampiyonu Melis Umay Doğu’nun Macaristan vize başvurusu reddedildi https://www.haber60.com.tr/dunya-capoeira-sampiyonu-melis-umay-dogunun-macaristan-vize-basvurusu-reddedildi/ https://www.haber60.com.tr/dunya-capoeira-sampiyonu-melis-umay-dogunun-macaristan-vize-basvurusu-reddedildi/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34266 Haber: GAYE ŞEYMA CAN

(İSTANBUL) -2022 yılı Dünya Capoeira şampiyonu Melis Umay Doğu’nun vize başvurusu Macaristan Konsolosluğu tarafından 24 Mayıs’ta reddedildi. O günden bu yana vize engelini aşmaya çalışan Doğu, başarılı olamadı ve Macaristan’da yapılacak Avrupa Şampiyonası’na katılamadı. Doğu, Dünya Capoeira Federasyonu’nu aradığını, “Vizeme ret vermişler. Davetiyem olmasına rağmen tekrar bir davetiye gönderebilir misiniz? ve lütfen konsolosluğu arar mısınız” diye rica ettiğinde Macaristan Konsolosluğu’nun telefonu kapattığını söyledi. ve randevusu olmasına rağmen bir kez ret aldığı için Konsolosluktaki randevusuna giremediğini, kimseyle iletişim kuramadığını bildirdi.

Umay Doğu, yaşadığı süreci ANKA Haber Ajansı’na anlattı:

“Ailem beni kredi çekerek gönderdi”

“2022 yılında gerçekleştirilen dünya şampiyonasında ülkeme birincilik getirmiş bir kadın sporcuyum. 2011 yılında Spor İstanbul’da başladı benim capoeira serüvenim. ve 10 yıl boyunca orada devam etti. Sonrasında bireysel olarak devam etme kararı aldım ve 2022 yılında gerçekleştirilen Capoeira Şampiyonası’na katıldım. Birincilikle döndüm ülkeme. Beni ailem oraya kredi çekerek gönderdi. Tüm masraflar tarafımızca karşılandı  ve bu zorluklara rağmen bayrağımı Macaristan’da dalgalandırmayı başarabildim. İstiklal Marşımızı okuttum. Çok büyük bir gururdu. Geldiğimiz zamanda 2024 yılında gerçekleştirecek olan Avrupa Capoeira Şampiyonası’na (31 Mayıs ve 2 Haziran’da gerçekleştirilecek) 24 Mayıs günü gelen ret cevabı sebebiyle gidemiyorum.

“Tekrar konsolosluktan randevu aldım”

Hafta sonuna denk geldiği için konsoloslukta iletişime geçemedim. 27 Mayıs pazartesi günü mail attım. Fakat randevusuz hiçbir bilgi işlem yapamayacaklarını dile getirdiler bana. Yine de ben şansımı denemek amaçlı salı günü konsolosluğun önüne gittim. Birileriyle konuşmak istediğimi söyledim. Hiçbir şekilde işlem yapamayacaklarını söylediler. Onları da anlıyorum. Orada oturup ağlarken moralim çok bozulmuştu. Çünkü bir buçuk aydır bu süreçte kendi başıma ilgileniyorum, kendim çalışıyorum ve ailemden hiçbir destek almadan bu sefer her şeyi kendim üstlenmek istedim. Uçak biletlerini kendim ödedim. Vizemi kendim ödedim, konaklamam da bir sponsor tarafından ödendi. Fakat süreç böyle olunca o kadar uğraştığımla kaldım gibi hissettiğim için biraz umutsuz oldum orada. ve orada oturup ağlarken randevu saatlerine baktığımda 29 Mayıs sabahına yani benim uçağımın olduğu güne saat sekiz buçuğa randevu vardı. Hemen uçak biletimi iptal edip randevu aldım. Son bir gün de kalsa son güne kadar direnmek istedim, randevu aldım. Yine evraklarımı toparlayıp Macaristan Konsolosluğu’nun önüne geldim. ve bana bizi içeri alamayacaklarını söylediler. Nedenini sorduğumda ise vize reddimiz sebebiyle ve işlemin bu kadar hızlı çözülemeyeceğiyle alakalı direktifler verdiler ve biz geldiğimiz gibi randevu olmasına rağmen herhangi bir yetkiliyle kendimi anlatamadan kapıdan geri döndürüldük.

“Konsolosluk, federasyonun yüzüne telefonu kapatmış”

Cuma günü ret geldi ve hemen Dünya Capoeira Federasyonu’nu aradım. Mesaj attım ve dedim ki, ‘Vizeme ret vermişler. Davetiyem olmasına rağmen tekrar bir davetiye gönderebilir misiniz? ve lütfen konsolosluğu arar mısınız’ diye rica ettim. Konsolosluk, federasyonunun suratına iki kere telefonu kapatmış. Hiçbir şekilde uzlaşmaya çalışmamışlar maalesef. Bu kadar zorluk çekmemin sebebi de şu Türkiye’de Capaeira Federasyonu işleyen bir federasyon değil maalesef ki. Bana çok soruyorlar, ‘Gri pasaportun yok mu? Niye böyle oluyor?’ diye. Capoeira Türkiye’de dans federasyonları adı altında görünüyor. Resmi olmasa da. Fakat capoeira bir dans değil, bir dövüş sporu. Bunun kültürünü bilen insanlar zaten bu federasyonun altına çok girme taraftarı değiller. Aynı benim gibi. İlerleyen süreçlerde ne olur bilemiyorum. Ben Avrupa Şampiyonası’na gidemedim… Bu yarışma olmadı ama bir sonraki yarışmada hem fiziken hem de zihnen kendimi güçlü tutup böyle sıkıntılar olmadan da o şampiyonluğu getireceğime inanıyorum.”

Capoeira nedir?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sporİstanbul internet sitesinde Capoeira şu şekilde anlatılıyor:

“Capoeira Brezilya asıllı bir savunma sanatıdır. Afrika asıllı kölelerin kendilerini savunmak için geliştirdikleri estetik görünüme sahip ve katı formlardan uzak olan bu spor, özellikleri ile diğer savunma sanatlarından ayrılır. Brezilya’daki köleler için ‘Özgürlüğe giden yol’ olarak görülen Capoeira, bir spor dalı olarak anılmasının yanında birçok insana göre bir savaş sanatı ya da dans olarak da görülmektedir. Brezilya başta olmak üzere 48 ülkede resmi olarak yapılmaktadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-capoeira-sampiyonu-melis-umay-dogunun-macaristan-vize-basvurusu-reddedildi/feed/ 0
CHP, asgari ücretli milyonların sesini duyurmak için ‘Emek Mitingi’ düzenliyor https://www.haber60.com.tr/chp-asgari-ucretli-milyonlarin-sesini-duyurmak-icin-emek-mitingi-duzenliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-asgari-ucretli-milyonlarin-sesini-duyurmak-icin-emek-mitingi-duzenliyor/#respond Fri, 31 May 2024 05:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34065 HABER: GÜLARA SUBAŞI

(ANKARA) – CHP, ara zam isteyen asgari ücretli milyonların sesini duyurmak için haziran ayı sonunda “Emek Mitingi” düzenlemeye hazırlanıyor. Mitingin asgari ücretli nüfusun yoğun olduğu işçi kentlerinden birinde yapılacağı öğrenildi.

CHP, atanmayan öğretmenler, emekliler ve çay mitinginin ardından yeni bir miting hazırlığında. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla toplumun farklı kesimlerinden yurttaşların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için mitingler düzenleyen CHP’nin dördüncü mitingi “Emek Mitingi” olacak. CHP’nin asgari ücretle geçim mücadelesi veren işçilerin ara zam talebini görünür kılmak ve hükümetin 1 Temmuz’dan önce ara zam kararı vermesi konusunda toplumsal baskıyı örgütlemek amacıyla planladığı “Emek Mitingi”nin haziran ayı sonunda yapılacağı öğrenildi.

Mitingler ve olası erken seçim sorusu

Emek mitingi hazırlıkları hakkında bilgi veren CHP kurmayları, bu mitingilerin olası bir erken seçimle ilişkisi hakkındaki soruyu yanıtlarken iktidarın halkın taleplerine olumlu karşılık vermekle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Ekonomik kriz, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve çalışma yaşamında emekçilerin yaşadığı sıkıntılar gibi konularda, toplumsal baskının sonuç alması gerektiğini dile getiren kurmaylar, aksi durumda bir erken seçim olasılığı öngördüklerini de ekledi.

Bakan Işıkhan: “Ara zam gündemimizde yok”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2023 yılının aralık ayında, asgari ücreti 17 bin 2 TL olarak açıklarken 2024 yılı içerisinde herhangi bir ara zam planlanmadığını belirtmişti. Bakan Işıkhan, geçtiğimiz gün AK Parti grup toplantısı öncesi basın mensuplarının sorusu üzerine aralık ayındaki düşüncelerinin değişmediğini söyledi. Işıkhan “Aralık ayındaki düşüncemiz neyse aynı şekilde devam ediyor. Enflasyonla ilgili verilerimiz oldukça güzel geliyor. Hiçbir ara zam gündemimizde yok” dedi.

31 Mart yerel seçimlerinden sonra CHP Lideri Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından gündeme gelen “siyasette normalleşme” sürecinin bir sonucu olarak CHP’nin gölge bakanları ve bakanlar arasındaki normalleşme görüşmeleri sürse de iktidardan ara zam konusunda kesin açıklamalar gelmesi nedeniyle konunun Bakan Işıkhan ile görüşülmesi beklenmiyor.

Özgür Özel: “Bu kadar yüksek enflasyonun olduğu bir ülkede asgari ücretin en az üç ayda bir güncellenmesi lazımdır”

CHP Lideri Özel, Bakan Işıkhan’ın Aralık 2023’te yaptığı temmuzda ara zam olmayacağına ilişkin açıklamasına tepki göstermiş, yüksek enflasyon ortamında asgari ücrete üç ayda bir zam yapılması gerektiğini ifade etmişti. Özel, şöyle konuşmuştu:

“Büyük bir kandırmaca ile karşı karşıyayız. Bugün belirlenen asgari ücretin yanında mutlaka en az üç ayda bir asgari ücretin yeniden belirleneceğinin taahhüdünün verilmesi gerekir. Çünkü, inanılmaz bir hayat pahalılığı var. Hiçbir mal, hiçbir hizmet bir ay önce satın alındığı fiyata satın alınamıyor. ve her gün asgari ücret erimeye devam edecek. ve bunlar, ‘Altı ay sonra bile zam yapmayacağız, bir sene asgari ücret bu olacak’ diyorlar. Bir sene sonra, bugünkü satın alınan mal, hizmet, doldurulan file, bir sene sonra kaç paraya dolacak. Bu kadar yüksek enflasyonun olduğu bir ülkede asgari ücretin en az üç ayda bir güncellenmesi lazımdır.”

Asgari ücret açlık sınırının bin 967 lira altında kaldı

Dün açıklanan Türk-İş verilerine göre, asgari ücret açlık sınırının bin 967 TL altında kaldı. Türk-İş, mayıs ayı için açlık sınırını 18 bin 969 TL, yoksulluk sınırını 61 bin 788 TL olarak açıkladı. Mayıs ayında gıda enflasyonu ise aylık bazda yüzde 7,02, yıllık bazda yüzde 83,06 arttı.

Miting bir işçi kentinde olacak

Yüksek enflasyon ortamında asgari ücretlinin alım gücü her geçen gün düşerken CHP’nin asgari ücretlinin ara zam talebini hükümete duyurmak için düzenlediği “Emek Mitingi”nin nerede yapılacağı ise henüz kesin değil. Parti kaynakları, mitingin Ankara veya İstanbul’da değil, nüfusunun önemli bir bölümü asgari ücretle geçinen Kocaeli veya Bursa gibi bir işçi kentinde yapılacağını belirtti. Mitingin tam tarihi için ise MYK’nın vereceği son karar etkili olmakla birlikte olası ara zam tarihi olan 1 Temmuz’dan önce düzenlenmesi kararlaştırıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-asgari-ucretli-milyonlarin-sesini-duyurmak-icin-emek-mitingi-duzenliyor/feed/ 0
Truva At Güzellik Yarışması’nda bir at kalp krizi geçirerek öldü https://www.haber60.com.tr/truva-at-guzellik-yarismasinda-bir-at-kalp-krizi-gecirerek-oldu/ https://www.haber60.com.tr/truva-at-guzellik-yarismasinda-bir-at-kalp-krizi-gecirerek-oldu/#respond Fri, 31 May 2024 04:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34041

BU yıl 6’ncısı düzenlenen Uluslararası At ve Binicilik Fuarı EQUIST İstanbul Horse Show’da, ‘Truva At Güzellik Yarışması’ düzenlendi. Yarışmada, birbirinden farklı 32 at güzellik yarışına girdi. Hollanda Friesian, İspanyol, Pony ve Arap atları olmak üzere birçok cinsten atlar, kendi kategorilerinde değerlendirmeye alındı. Juri üyeleri atların tüylerine, kuyruklarına ve genel görüntüsüne bakarak bir değerlendirme yaptı. Arap Atı kategorisinde Çanakkale’den gelen 9 yaşındaki Doru Yiğit birinci oldu. Kıyasıya mücadelenin olduğu yarışmaya katılan bir Arap atı ise kalp krizi geçirerek öldü.

Yenikapı’da bulunan Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi Uluslararası At ve Binicilik Fuarı EQUIST, İstanbul Horse Show’a ev sahipliği yaptı. 3 gün sürecek fuarda, at biniciliğine dair ürünlerin tanıtımı yapılırken aynı zamanda at kültürünü ve tarihini anlatan paneller düzenlendi. Düzenlenen fuar bünyesinde, hipodromlarda birinci gelmek için kıyasıya koşan atlar, bu kez güzellik yarışmasını kazanmak için piste çıktı. 4’üncüsü gerçekleştirilen Truva At Güzellik Yarışması’nda Hollanda Friesian, İspanyol, Pony ve Arap atları olmak üzere birçok cinsten atlar kendi cinslerine ait kategorilerde jürinin karşısına çıktı. Juri üyeleri atların tüylerine, kuyruklarına ve genel görüntüsüne bakarak bir değerlendirme yaptı. Arap atı kategorisinde Çanakkale’den gelen 9 yaşındaki Doru Yiğit birinci oldu. Sahibi Hakan Güney, çok mutlu olduklarını ifade ederek atın her gün düzenli bakımını yaptıklarını söyledi.

KALP KRİZİ GEÇİREN AT ÖLDÜ

Öte yandan yarışmanın ilk saatlerinde bir Arap atı kalp krizi geçirdi. Yapılan kalp masajına rağmen at kurtarılamadı. Ölen at çağırılan iş makinesiyle kaldırıldı.

ALTUN: AMACIMIZ ATLARA YÖNELİK, İLGİYİ VE SEVGİYİ ARTIRMAK

Uluslararası At ve Binicilik Fuarı EQUIST İstanbul Horse Show’u organize eden Eko Fuarcılığın İdari Direktörü İlker Altun, “Bugün federasyon başkanımızla birlikte fuarımızın 6’ncı açılışını gerçekleştirdik. Bu salonda ilk kez yapıyoruz. Burası Avrasya Gösteri Merkezi, burada bin 500 metrelik özel zeminli kum pistli at güzellik yarışması yapıyoruz. Bunu dışında 75’den fazla firma sergileme yapıyor. 3 gün boyunca sürecek fuarımıza 10-15 bin civarında ziyaretçi bekliyoruz. Burada 32 tane at yarışacak ve bu atlar arasında Pony’ler, Arap atları, Hollanda Friesian atları ayrı bir sınıfta yarışacak. Bunun dışında bir de genel bir sınıflandırma yapılacak. Çok heyecanlı bir yarışma olacak. Etkinliklerimiz sadece yarışmayla sınırlı değil, panellerimizle de at kültürü ve at tarihi anlatılarak at bakımına, at sağlığına ve beslenmesine ilişkin bilgiler paylaşılıyor. Kazananlara çeşitli sponsorların verdiği tatil, atlara yönelik yem, binicilik eldiveni ve kupa gibi küçük sembolik hediyeler verilecek. Bizim buradaki amacımız atlara yönelik, ilgiyi ve sevgiyi artırmak. Şu anki jüri üyelerimizin hepsi at dünyasından deneyimli isimler. Onlar atların tüylerine bakarak nasıl bakım yapıldığını, kuyruğuna bakarak nasıl tımar gördüğünü, genel formuna ve hareketlerine bakarak iyi bir bakım ve beslenme ile bakılıyorlar mı bunu anlayacaklar” dedi.

“HER GÜN GÜZENLİ TIMARINI YAPIYORUZ”

Yarışmada sahibi olduğu atı birinci olan Hakan Güney, “2 yıldır bende. Adı Doru Yiğit, 9 yaşında. Atımız birinci oldu. 2 senedir bakıyoruz, ilgileniyoruz. Oğlum da atla ilgileniyor. Birinci olduğumuz için mutluyuz. Her gün düzenli tımarını yapıyoruz, temizleyip, siliyoruz. Diş fırçasıyla ayaklarını temizliyoruz. Ağzını ve yüzünü temizliyoruz. Devamlı bakıyoruz. Dışarı çıkarıp, ilgileniyoruz. Onun için de maşallah atımız birinci oldu.” diye konuştu.

“ONLARI İZLEMEK ÇOK BÜYÜK BİR KEYİF”

Eskişehir Mahmudiye Atçılık ve Antrenörlüğü Yüksek Okulu öğrencisi Mert Tekin, “Buraya okulumuzla beraber geldik. Atlar ve buradaki ortam çok güzel duygular barındırıyor. Her biri birbirinden güzel atlar var. Her biri farklı cinste ve farklı kategorilerde yarışıyorlar. Her birinin farklı özelliği farklı görüntüsü var. Onları izlemek çok büyük bir keyif, onun dışında atlı gösteriler, danslar, küçük çocukların ponylere özel yaptıkları gösteriler var. Çok güzel bir ortam” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/truva-at-guzellik-yarismasinda-bir-at-kalp-krizi-gecirerek-oldu/feed/ 0 Eğitimde şiddete kalem kırarak tepki gösterdiler https://www.haber60.com.tr/egitimde-siddete-kalem-kirarak-tepki-gosterdiler/ https://www.haber60.com.tr/egitimde-siddete-kalem-kirarak-tepki-gosterdiler/#respond Fri, 31 May 2024 04:12:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34009

KOCAELİ’de, kızıyla kavga eden öğrenciyi göstermediği için öğretmen Burak Laçin’in üzerine yürünmesi ve araya giren öğretmen Mehmet Demir’in de darbedilmesi ile ilgili bir araya gelen sendika üyeleri, tepkilerini kalemlerini kırarak gösterdi. Sendikaların ortak açıklamasında, “Öğretmenlere karşı uygulanan şiddetin cezasının artırılması, görevi başındaki öğretmene saldıran kişinin tutuklu yargılanması ve özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik maddelerin Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda güncellenerek yerini almasını ve bir an evvel Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifinde bulunulmasını talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Olay, 28 Mayıs’ta Darıca ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi İnönü Caddesi’ndeki Ressam Osman Hamdi Bey İlkokulu’nda meydana geldi. İddiaya göre, 1 gün önce 1’inci sınıf öğrencisi 2 kız çocuğunun kavga etmesinin ardından öğrencilerden biri kavgayı babası M.A.’ya anlattı. Ertesi gün okula giden M.A. sınıf öğretmeni Burak Laçin’den çocuğuyla kavga eden öğrenciyi kendisine göstermesini istedi. M.A., Laçin’den olumsuz cevap aldı. Bunun üzerine M.A. okula çağırdığı yakınlarıyla öğretmen Laçin’in üzerine yürüdü. Araya giren öğretmen Mehmet Demir’e de tekme ve yumruklarla saldırıldı. O anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı. Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden Demir, darp raporu aldı. Şikayet sonrası veli M.A. ile yakınları S.A. ve İ.A., gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün Gebze Adliyesi’ne sevk edildi. Şüphelilerden İ.A., savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, hakim karşısına çıkan M.A. ve S.A., adli kontrol tedbiri kapsamında 300’er bin TL kefaletle serbest bırakıldı.

‘HALA YASAL TEDBİRLER HAYATA GEÇMEDİ’

Sendika temsilcileri, sınıf öğretmeni Burak Laçin ile darbedilen öğretmen Mehmet Demir ve meslektaşları, Darıca ilçesi Çınaraltı Meydanı’nda, olayı protesto etmek için bir araya geldi. Eğitim Bir-Sen, Eğitim Gücü-Sen, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen Kocaeli Şube temsilcileri ile Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Alper Öğretici’nin katıldığı açıklamanın ardından katılımcılar bu olayların tekrar etmemesi için tepkilerini kalemlerini kırarak gösterdi.

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Alper Öğretici, yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz günlerde vahşice katledilen İbrahim Oktugan öğretmenimizi andık, üzüldük. ‘Bu bizim için bardağı taşıran artık son damla’ dedik ve tüm eğitim sendikalarıyla birlikte 10 Mayıs Cuma günü ülke genelinde iş bırakarak, 81 ilde eylem yaptık. Konunun muhatabı olan Milli Eğitim Bakanlığı önünde on binlerce öğretmen toplanarak yine konunun muhatabı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde haykırdık ve ‘Eğitimciye, öğretmene şiddet için gerekli yasal tedbirleri alın’ dedik. 10 Mayıs’tan günümüze, 20 gün geçmesine rağmen hala yasal tedbirler hayata geçmemiştir” dedi.

Eğitimcileri koruyan yasa istediklerini belirten Öğretici, şunları söyledi:

“2 gün önce Darıca’da menfur saldırıya maruz kalan öğretmenimiz için bugün burada toplanmış bulunuyoruz. Bizim derdimiz bugün Burak öğretmenimize yapılan, yarın Ordu’da Ayşe öğretmene, İzmir’de Mehmet öğretmene, Urfa’da Hasan öğretmene yapılmasın diyedir. O yüzden gösterdiğimiz bu birlikteliği çok önemsiyoruz. Hiçbir sendika ayırt etmeksizin tüm arkadaşlarımızın, tüm meslektaşlarımızın burada durmasını ve hep birlikte ‘Eğitimde şiddete hayır’ demesini çok önemsiyoruz. Biz öğretmenler günün sadece bir gününde yani 24 Kasım’da eli öpülesi olup, kıymet verilip, baş tacı edilip, süslü cümlelerle kutlanmak istemiyoruz. Bizler gerçekten değer verilen, eğitime ve eğitimcileri koruyan, gerçekten yasa istiyoruz.”

‘CEZAİ VE HUKUKİ TEDBİRLERİN EN SERT ŞEKİLDE ALINMASI ELZEMDİR’

Sendikaların ortak basın açıklamasını okuyan Eğitim Bir-Sen Kocaeli Şube Başkanı Şahin Yaşlık, “Öğretmenlerimize ve olay anında sınıfta bulunan öğrencilerimize yaşatılanlar, görmezden gelinebilecek ve cezasız kalabilecek sıradan olaylar değildir. Eğitimciler her fırsatta itilip kakılacak, sahipsiz bırakılacak bir pozisyonda hiç değildir. Bu şiddet eylemlerindeki artışta, şiddete başvuran kişilerin, ‘Yaptığım yanıma kar kalıyor’ düşüncesinin ve bunu haklı çıkaran yasal düzenleme ve uygulamaların büyük rolü vardır. Toplumdaki şiddeti eğitimle yok etmenin hesabını yaparken, şiddeti eğitimin içine sokmaya davetiye çıkaran uygulamaların kabul edilebilir bir yanı yoktur. Eğitim çalışanlarına karşı eğitim-öğretim kamu hizmetinin sunumundan kaynaklı şiddet eylemlerine yönelik cezai ve hukuki tedbirlerin en sert şekilde alınması elzemdir. Eğitim çalışanları, kendilerine yönelik şiddet olaylarına karşı caydırıcı nitelikte münhasıran bir cezai müeyyide getirilmesini, şiddete uğrayana, çalışana da hukuki koruma sağlayacak türden yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesini acilen talep etmekte ve beklemektedir” ifadelerini kullandı.

“Bizler artık güvenliğimizi birilerinin merhametine bırakmak istemiyoruz” diyen Yaşlık, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere bütün yetkililere sesleniyoruz; öğretmenlere karşı uygulanan şiddetin cezasının artırılması, görevi başındaki öğretmene saldıran kişinin tutuklu yargılanması ve özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik maddelerin ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda güncellenerek yerini almasını ve bir an evvel Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifinde bulunulmasını, her isteyenin şikayette bulunduğu ve bunun soruşturmaya çevrildiği CİMER’in kapatılmasını, bunun yerine şiddeti eğitimle yok etmeye, çocukların kalbine sevgi, saygı, adalet, eşitlik, hoşgörü aşılayan, özveriyle çalışan, öğrencilerini kendi çocukları gibi benimseyen, koruyan, geliştiren öğretmenlerimizi takdir ve teşekkür edebileceğimiz bir platform oluşturulmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

HABER-KAMERA: Erol POLAT/DARICA(Kocaeli),

]]>
https://www.haber60.com.tr/egitimde-siddete-kalem-kirarak-tepki-gosterdiler/feed/ 0
Öğretmenlere yönelik şiddete tepki: Kalemlerimizi kırıyoruz https://www.haber60.com.tr/ogretmenlere-yonelik-siddete-tepki-kalemlerimizi-kiriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ogretmenlere-yonelik-siddete-tepki-kalemlerimizi-kiriyoruz/#respond Fri, 31 May 2024 03:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33984

KOCAELİ’de, kızıyla kavga eden öğrenciyi göstermediği için öğretmen Burak Laçin’in üzerine yürünmesi ve araya giren öğretmen Mehmet Demir’in de darbedilmesi ile ilgili bir araya gelen sendika üyeleri, tepkilerini kalemlerini kırarak gösterdi. Sendikaların ortak açıklamasında, “Öğretmenlere karşı uygulanan şiddetin cezasının artırılması, görevi başındaki öğretmene saldıran kişinin tutuklu yargılanması ve özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik maddelerin Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda güncellenerek yerini almasını ve bir an evvel Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifinde bulunulmasını talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Olay, 28 Mayıs’ta Darıca ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi İnönü Caddesi’ndeki Ressam Osman Hamdi Bey İlkokulu’nda meydana geldi. İddiaya göre, 1 gün önce 1’inci sınıf öğrencisi 2 kız çocuğunun kavga etmesinin ardından öğrencilerden biri kavgayı babası M.A.’ya anlattı. Ertesi gün okula giden M.A. sınıf öğretmeni Burak Laçin’den çocuğuyla kavga eden öğrenciyi kendisine göstermesini istedi. M.A., Laçin’den olumsuz cevap aldı. Bunun üzerine M.A. okula çağırdığı yakınlarıyla öğretmen Laçin’in üzerine yürüdü. Araya giren öğretmen Mehmet Demir’e de tekme ve yumruklarla saldırıldı. O anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı. Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden Demir, darp raporu aldı. Şikayet sonrası veli M.A. ile yakınları S.A. ve İ.A., gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün Gebze Adliyesi’ne sevk edildi. Şüphelilerden İ.A., savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, hakim karşısına çıkan M.A. ve S.A., adli kontrol tedbiri kapsamında 300’er bin TL kefaletle serbest bırakıldı.

‘HALA YASAL TEDBİRLER HAYATA GEÇMEDİ’

Sendika temsilcileri, sınıf öğretmeni Burak Laçin ile darbedilen öğretmen Mehmet Demir ve meslektaşları, Darıca ilçesi Çınaraltı Meydanı’nda, olayı protesto etmek için bir araya geldi. Eğitim Bir-Sen, Eğitim Gücü-Sen, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen Kocaeli Şube temsilcileri ile Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Alper Öğretici’nin katıldığı açıklamanın ardından katılımcılar bu olayların tekrar etmemesi için tepkilerini kalemlerini kırarak gösterdi.

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Alper Öğretici, yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz günlerde vahşice katledilen İbrahim Oktugan öğretmenimizi andık, üzüldük. ‘Bu bizim için bardağı taşıran artık son damla’ dedik ve tüm eğitim sendikalarıyla birlikte 10 Mayıs Cuma günü ülke genelinde iş bırakarak, 81 ilde eylem yaptık. Konunun muhatabı olan Milli Eğitim Bakanlığı önünde on binlerce öğretmen toplanarak yine konunun muhatabı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde haykırdık ve ‘Eğitimciye, öğretmene şiddet için gerekli yasal tedbirleri alın’ dedik. 10 Mayıs’tan günümüze, 20 gün geçmesine rağmen hala yasal tedbirler hayata geçmemiştir” dedi.

Eğitimcileri koruyan yasa istediklerini belirten Öğretici, şunları söyledi:

“2 gün önce Darıca’da menfur saldırıya maruz kalan öğretmenimiz için bugün burada toplanmış bulunuyoruz. Bizim derdimiz bugün Burak öğretmenimize yapılan, yarın Ordu’da Ayşe öğretmene, İzmir’de Mehmet öğretmene, Urfa’da Hasan öğretmene yapılmasın diyedir. O yüzden gösterdiğimiz bu birlikteliği çok önemsiyoruz. Hiçbir sendika ayırt etmeksizin tüm arkadaşlarımızın, tüm meslektaşlarımızın burada durmasını ve hep birlikte ‘Eğitimde şiddete hayır’ demesini çok önemsiyoruz. Biz öğretmenler günün sadece bir gününde yani 24 Kasım’da eli öpülesi olup, kıymet verilip, baş tacı edilip, süslü cümlelerle kutlanmak istemiyoruz. Bizler gerçekten değer verilen, eğitime ve eğitimcileri koruyan, gerçekten yasa istiyoruz.”

‘CEZAİ VE HUKUKİ TEDBİRLERİN EN SERT ŞEKİLDE ALINMASI ELZEMDİR’

Sendikaların ortak basın açıklamasını okuyan Eğitim Bir-Sen Kocaeli Şube Başkanı Şahin Yaşlık, “Öğretmenlerimize ve olay anında sınıfta bulunan öğrencilerimize yaşatılanlar, görmezden gelinebilecek ve cezasız kalabilecek sıradan olaylar değildir. Eğitimciler her fırsatta itilip kakılacak, sahipsiz bırakılacak bir pozisyonda hiç değildir. Bu şiddet eylemlerindeki artışta, şiddete başvuran kişilerin, ‘Yaptığım yanıma kar kalıyor’ düşüncesinin ve bunu haklı çıkaran yasal düzenleme ve uygulamaların büyük rolü vardır. Toplumdaki şiddeti eğitimle yok etmenin hesabını yaparken, şiddeti eğitimin içine sokmaya davetiye çıkaran uygulamaların kabul edilebilir bir yanı yoktur. Eğitim çalışanlarına karşı eğitim-öğretim kamu hizmetinin sunumundan kaynaklı şiddet eylemlerine yönelik cezai ve hukuki tedbirlerin en sert şekilde alınması elzemdir. Eğitim çalışanları, kendilerine yönelik şiddet olaylarına karşı caydırıcı nitelikte münhasıran bir cezai müeyyide getirilmesini, şiddete uğrayana, çalışana da hukuki koruma sağlayacak türden yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesini acilen talep etmekte ve beklemektedir” ifadelerini kullandı.

“Bizler artık güvenliğimizi birilerinin merhametine bırakmak istemiyoruz” diyen Yaşlık, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere bütün yetkililere sesleniyoruz; öğretmenlere karşı uygulanan şiddetin cezasının artırılması, görevi başındaki öğretmene saldıran kişinin tutuklu yargılanması ve özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik maddelerin ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda güncellenerek yerini almasını ve bir an evvel Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifinde bulunulmasını, her isteyenin şikayette bulunduğu ve bunun soruşturmaya çevrildiği CİMER’in kapatılmasını, bunun yerine şiddeti eğitimle yok etmeye, çocukların kalbine sevgi, saygı, adalet, eşitlik, hoşgörü aşılayan, özveriyle çalışan, öğrencilerini kendi çocukları gibi benimseyen, koruyan, geliştiren öğretmenlerimizi takdir ve teşekkür edebileceğimiz bir platform oluşturulmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ogretmenlere-yonelik-siddete-tepki-kalemlerimizi-kiriyoruz/feed/ 0
Erdoğan: Güney Sınırlarımızın Ötesinde Teröristan Kurulmasına İzin Vermeyeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/#respond Fri, 31 May 2024 03:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33969 (İZMİR)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, EFES-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’nde; “Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye, güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir” dedi.

Türkiye’nin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliği taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı İzmir’de devam ediyor. 45 ülkeden yaklaşık 11 bin personelin katıldığı tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü kapsamındaki gece faaliyetleri, dün İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atış ve Tatbikat Alanı’nda yapıldı. Seçkin Gözlemci Günü’nün gündüz safhası bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılıyor.

Erdoğan, burada yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“İki yıl önce gerçekleştirdiğimiz EFES-2022 Tatbikatı’na katılan ülke sayısı 37 idi. Tatbikata olan ilginin bu sene her düzeyde arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İki safha halinde toplam 11 bin askeri personelin katılımıyla 25 Nisan’dan beri icra edilen tatbikata destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Burada bir hususu öncelikle vurgulamak istiyorum. EFES-2024 Tatbikatı’nda hiçbir ülke hedef alınmıyor. Tatbikatımız Barışı Destekleme Harekatı’na dayalı jenerik bir senaryo ile icra ediliyor.

Envantere yeni giren yerli ve milli sistemleri de tatbikatta kullanma fırsatı buluyoruz. Tatbikatta 33 farklı silah, araç ve sistemin ilk kez denemesini yapacağız. Tatbikata kamu kurumları ile sivil sanayi kuruluşları da dahil edildi. Biz savunma sanayi dahil ilişkilerini kazan-kazan anlayışıyla geliştirmeye çalışan, bunun mücadelesini veren bir ülkeyiz. Savunma sanayi alanında sahip olduğumuz yetenekleri dost ve müttefik ülkelerle paylaşmaktan memnuniyet duyduk. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaştık. Aynı zamanda 10 milyar 240 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladık. Bugün 50 ülke Türk şirketlerinin ürettiği insansız sistemleri kullanıyor. EFES-2024 Tatbikatı’nı savunma sanayindeki tecrübemizi dostlarımızla paylaşma anlayışımızın yeni bir sembolü, yeni bir nişanesi olarak görüyoruz. Tatbikat programındaki savunma sanayi ürünleri sergisinde yer alan silahlar, araçlar ve sistemler ülkemizin ulaştığı noktayı ortaya koymaktadır.

“Kimsenin toprağında gözümüz yok”

Biz gerilimin ve kavganın değil, sulhun, barışın ve iş birliğinin tarafındayız. Biz, aynı coğrafyayı paylaştığımız ülkelerle yan yana yaşamak istiyoruz. Hiçbir ülkeye karşı husumet ve önyargı beslemiyoruz. Kimsenin toprağında ve egemenlik haklarında gözümüz yok. Bize samimiyetle uzatılan eli asla havada bırakmadık ve bırakmayız. Türkiye’nin çıkarlarına saygı duyan, bizimle iş birliğini geliştirmek isteyen herkesle diyaloğa, temasa, bağlarımızı kuvvetlendirmeye hazırız. Son dönemde dostlarımızın sayısını çoğaltmak amacıyla pek çok adımlar attık. İnşallah yeni açılımlarla yolumuza devam edeceğiz.

“DEAŞ ile mücadele argümanının bizim nazarımızda hiçbir hükmü yok”

Şu gerçeğin çok iyi idrak edilmesi gerekiyor: Türkiye küresel gelişmelerin uzağında yer alan bir ülke değildir. Şu an dünyadaki çatışmaların, siyasi krizlerin ve çekişmelerin en yoğun yaşandığı coğrafyada bulunuyoruz. İnsanlığın gündemini meşgul eden ne kadar olay varsa Türkiye’nin yakın çevresinde cereyan ediyor. Karadeniz’den komşularımız olan Rusya- Ukrayna arasındaki savaş üçüncü yılına girdi. İstanbul süreci ile adil bir barışı tesis etmeyi amaçlayan çabalarımız maalesef savaş lobileri tarafından engellendi, sabote edildi. Bölgemiz ve dünyaya ekonomik maliyeti günden güne artan bu savaşın ne zaman ve ne şekilde sona ereceğini kimse bilmiyor. Bir başka komşumuz Suriye’de halen kaos ve istikrarsızlık hakim. Bölücü terör örgütünün Suriye uzantısı bir teröristan kurma hedefiyle bölge halkı üzerindeki baskısını, tehditlerini ve gayretlerini yoğunlaştırdı. Örgüte boyun eğmeyen ve haraç vermeyen insanların öz topraklarından sürülmesinden, çocuk asker kullanımına kadar her yola başvuruyorlar. Meselenin DEAŞ ile mücadele olmadığı, doğrudan ülkemizi ve bölgemizi hedef alan sinsi bir planın adım adım uygulandığı anlaşılıyor. Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir. Oldu bittiler karşısında ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık, aynı durumla karşılaşmamız halinde harekete geçmekten yine çekinmeyiz. DEAŞ ile mücadele argümanının artık bizim nazarımızda hiçbir hükmünün kalmadığının bilinmesini istiyorum. DEAŞ’a karşı göğüs göğüse mücadele eden bu örgüte sahada en ağır darbeyi indiren ve hezimete uğratan tek NATO müttefiki biziz. Dolayısıyla, bu örgüt üzerinden ne yapılmak istendiğini, bölgemizde nasıl bir oyun oynandığını çok iyi biliyoruz. Biz bu hokkabazlıklara kanmayız, prim vermeyiz. Söz konusu ülkemizin toprak bütünlüğü ve milletimizin güvenliği olunca kimseyi dinlemeyiz, hiçbir tehdide boyun eğmeyiz.

” Ermenistan, yabancı güçlerin esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacak”

30 yıl sonra Karabağ’ın azada kavuşmasıyla birlikte bölgemizde kalıcı sükunet için gerçekten tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bunun heba edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ermenistan, yabancı güçlerin ve diasporanın esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacaktır. Ermeni halkı geleceğinin hariçten gazel okuyanlarda, kışkırtanlarda değil, asırlardır beraber yaşadığı ve yaşayacağı komşularında olduğunu görmeli, anlamalı ve bunun gereğini cesaretle yapmalıdır.

7 Ekim’den beri 36 binden fazla masum, savunmasız insan acımasızca katlediliyor. 15 binden fazla çocuk, 10 binden fazla kadın İsrail güçleri tarafından Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında öldürüldü.

“Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır”

Önceki gün mülteci kampına düzenlenen hava saldırısı artık insanlığın bittiği noktaydı. Böyle bir vahşeti haklı gösterebilecek hiçbir gerekçe olamaz. Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır. 36 bin masum insani öldürmek, 80 binden fazla masumu yaralamak, camileri, okulları, hastaneleri, kiliseleri vurmak, gıda sırası bekleyen sivillerin, yardım götüren görevlilerin üzerine bomba yağdırmak savaş değil, apaçık bir soykırımdır. Soykırımı görmezden gelenler sadece savaş suçu işlenmesini desteklemekle kalmıyor aynı zamanda bu suça ortak da oluyorlar. Ahlak ve vicdan sahibi hiç kimsenin bu cinnet tablosunu kabul edeceğini düşünmüyorum. Bu vahşet tablosu karşısında Türkiye kendisinden bekleneni, kendisine yakışanı ve tarihi mirasının gereğini yapmaktadır. Türkiye olarak Gazze’de acil ateşkesin temini için diplomatik çabalarımızı artırarak devam ettireceğiz. Soykırımın sorumlularının adalete hesap vermesi için atılan tüm adımları desteklemeyi sürdüreceğiz. İsrail’in zulmü karşısında tarihin doğru tarafında yer alarak Filistin Devleti’ni tanıyan, mezalime tepki gösteren tüm ülkelere de teşekkür ediyoruz.

“Sayısız engele ve kısıtlamalara rağmen bunları başardık”

2002 yılından itibaren başlayan süreçte savunma sanayinde millilik ve yerliliğin azami seviyeye çıkartılması için her türlü imkanı seferber ettik. Türkiye savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılım sayesinde bölgesinde vazgeçilmez oyunculardan biri haline geldi. 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken bugün bu sayı binleri geçti. 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken, şimdiki projelerin hacmi 96 milyar doları aştı. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşasını ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasındayız. İHA ve SİHA üretiminde ise dünyanın ilk üç-dört ülkesi içindeyiz. Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu, insansız savaş uçağı KIZILELMA, beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN, AKINCI, AKSUNGUR, ANKA-3 ve diğer pek çok kabiliyetlerimizle kendimizi sürekli geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Önümüze çıkartılan sayısız engele ve aralarında müttefiklerimizin de olduğu tedarikçilerin uyguladığı kısıtlamalara rağmen bunları başardık. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimiz yetkinlikleri, harekat kabiliyetleri ve üst düzey eğitimleriyle hasımlarımıza korku, dostlarımıza güven aşılıyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/feed/ 0 Kayseri Büyükşehir Belediyesi Arılı Kovan Dağıtım Töreni’ni Gerçekleştiriyor https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-arili-kovan-dagitim-torenini-gerceklestiriyor/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-arili-kovan-dagitim-torenini-gerceklestiriyor/#respond Fri, 31 May 2024 01:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33911 Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 6 milyon 270 bin TL’lik Hobim Arıcılık Projesi’nde Arılı Kovan Dağıtım Töreni’ni gerçekleştiriyor. Vatandaşlardan yoğun ilgi gören proje kapsamında 31 Mayıs Cuma günü 990 hak sahibine arılı kovanları teslim edilecek.

Tarım ve hayvancılık alanında Kayserili üreticinin kentteki en güçlü destekçisi olan Başkan. Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kentte zenginleştirilmiş bitki çeşitliliği ile arıcılığın ve yenilikçi arı ürünlerinin yaygınlaştırılması, KAYMEK ihtisas kurs merkezlerinde alınan bilgilerin teoriye dökülmesi ve vatandaşların ev ekonomilerine katkı sağlamak amacıyla Hobim Arıcılık Projesi’ni hayata geçirdi.

Proje çerçevesinde başvurular ve kura aşamalarını tamamlayan Büyükşehir Belediyesi Tarım Hizmetler Daire Başkanlığı, projede son aşama olan arılı kovan dağıtımına hazırlanıyor.

Tarım Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri, 6 milyon 270 bin TL’lik Hobim Arıcılık Projesi’nde Arılı Kovan Dağıtım Töreni’ni 31 Mayıs Cuma günü saat 03.30’da gerçekleştirecek. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın 500 kişilik hak sahibi listesinin belirleneceği kurada ‘çiftçi ve üreticinin dostu Büyükşehir’e yakışır bir müjdeyle, “984 kişi belgelerini tamamlamış, kuraya katılmayı hak etmiş, tamamına arılı kovan verelim. Hayırlı, uğurlu olsun” diyerek kuraya katılan tüm başvuru sahiplerine arılı kovan desteği verilmesi talimatı arıcıları sevindirmişti.

Başkan Büyükkılıç’ın bu müjdesi ve talimatı doğrultusunda çalışmalarını kısa sürede tamamlayan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, heyecanla beklenen Hobim Arıcılık Projesi Arılı Kovan Dağıtım Töreni’nde başvuru sahiplerine her bir arıcıya 2 adet arılı kovan teslim edilecek şekilde dağıtımı gerçekleştirecek. Hobim Arıcılık projesi çerçevesinde toplam 6 milyon 270 bin TL maliyet ile 990 kişiye toplam 1980 adet kovan desteği verilmiş olacak.

Büyükşehir’den arıcılığa toplam 8 milyon 960 bin TL’lik destek

Geçtiğimiz yıllarda da arıcılık alanında üreticilere destek veren Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 2022 yılında 430 bin TL değerinde 420 adet arı kolonisi, 2023 yılında 2 milyon 260 bin TL değerinde 800 adet arılı kovan dağıtırken 2024 yılında ise Hobim Arıcılık Projesi kapsamında 1980 adet arılı kovan ile 6 milyon 270 bin TL’lik destek sağlamış olacak. Büyükşehir, toplam 3 bin 200 adet arılı kovan alırken güncel rakamlarla toplam 8 milyon 960 bin TL’lik yatırıma imza attı.

Proje ile bölgede arıcılık faaliyetlerinin yürütülmesi neticesinde arıcılığın ekolojik dengeye sağlayacağı fayda doğrultusunda çevreci bir tutum izlenmesi ve tozlaşmaya katkısından dolayı bitkisel üretimde de olumlu artışlar meydana gelmesinin yanı sıra Büyükşehir’in hibe destekleri ile arı üreticiliği yapma konusunda isteklileri arıcılığa teşvik etmeyi hem bölge halkının donanımlı birer çiftçi olması hem de bölgenin istihdamına katkı sağlaması hedefleniyor.

Hobim Arıcılık Projesi çerçevesinde dağıtılacak arılı kovanları teslim alacak arıcılara uyarılar

Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından proje kapsamında dağıtılacak arılı kovanların nakli ve sonrasında arıcıların dikkat etmesi gereken püf noktalarla ilgili arılar için çevreye zarar vermeyecek şekilde yönetmeliğe uygun yerleşim yerleri dışında arılık seçilmesi, arı sokmalarına karşı alerji olup olmadığının bilinmesi, bilinmiyorsa alerjiye karşı ilaç bulundurulması, arılı kovanları teslim almaya gelirken arıcılık için gerekli ekipmanlar (Maske eldiven çorap körük vb.) hazır bulundurulması, teslim tarih ve saatinde yararlanıcılar tarafından teslim alınan arılı kovanlar bekletilmeden sabahın ilk saatinde daha önceden hazırlanan yerlerine götürülmesi, aksi takdirde sıcaklığa bağlı arı kayıpları meydana gelebileceği, yerlerine bırakılan arıların maske ve körükle beraber uçuş deliklerinin açılması, ilk gün arılara herhangi bir işlem yapılmaması ve kovanların kesinlikle açılmaması, ikinci gün körük kullanarak arıların kontrol edilmesi, kontrollerde günlük yumurta aranması veya ana arı kontrolü yapılması, peteklerde açık kapalı yavru olup olmadığının gözlemlenmesi, ihtiyaç duyulması halinde (hava şartları, flora ve kovandaki bal durumu) arılara besleme yapılması, devam eden günlerde ise arıların gelişimine bağlı olarak petek verilmesi ve uygun bir şekilde kat atılması yönünde uyarılarda bulunuldu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-arili-kovan-dagitim-torenini-gerceklestiriyor/feed/ 0
Güney Koreli aktivist, Kuzey Kore’ye pirinç dolu plastik şişeler gönderiyor https://www.haber60.com.tr/guney-koreli-aktivist-kuzey-koreye-pirinc-dolu-plastik-siseler-gonderiyor/ https://www.haber60.com.tr/guney-koreli-aktivist-kuzey-koreye-pirinc-dolu-plastik-siseler-gonderiyor/#respond Thu, 30 May 2024 23:57:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33845 Güney Kore’nin Seongmodo Adası’nda yaşayan Park Jung-oh Nisan ayında kıyıda durmuş, pirinç dolu plastik şişeleri endişeyle suya atıyordu. Hedef Kuzey Kore’ydi.

Park bu şişeleri yaklaşık on yıldır gönderiyordu ama Güney Kore Haziran 2020’de Kuzey Kore karşıtı malzemelerin sınır ötesine gönderilmesini yasakladığı için bunu açıktan yapamıyordu.

56 yaşındaki Park, “Aynı milletin insanları açlıktan öldüğü için şişeleri gönderiyoruz. Bunun neresi yanlış?” diye soruyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında Anayasa Mahkemesi yasağı iptal etti. Ancak Park hemen dikkatleri üzerine çekmek istemedi. Aylarca bekledikten sonra nihayet gün ışığında plastik şişeleri tekrar göndermek için 9 Nisan’ı seçti. O gün denizde gelgitin kuvvetli olması bekleniyordu. Böylece şişeler Kuzey’e daha hızlı ulaşabilirdi.

“Bu benim yeniden faaliyete geçmem demek” diyen Park 26 yıl önce Kuzey Kore’den iltica etti. Babası Kuzey Kore için çalışan bir casustu, ama Güney’e kaçmaya karar vermesiyle tüm ailesi de iltica etmek zorunda kaldı.

Kuzey Kore yönetimi, bir karalama kampanyası başlatarak her birinin peşine düşeceğini ima etti.

Park, Kuzey Kore’de yaşarken sokaklarda açlıktan ölen insanların cesetlerini görmüştü.

Ama Çin’e sık sık seyahat eden bir misyoner ona silahlı askerlerin Hwanghae eyaletine inerek hasat mevsiminde tüm tahılları alıp götürdüklerini ve çiftçilerin açlıktan öldüğünü anlattığında hayrete düşmüştü.

Pirinç üretimiyle bilinen bölgede açlıktan ölen birini daha önce hiç duymamıştı.

2015 yılında Park, Hwanghae eyaletine plastik şişeler içinde erzak göndermek için eşiyle birlikte Kuen Saem’i kurdu.

Yüksek gelgitlerin zamanlaması konusunda yerel kayıkçılara ve Kore Okyanus Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü’ne danıştılar. Suyun daha hızlı aktığı günlerde erzaklar dört saatte Kuzey Kore’ye ulaşabiliyor.

İki litrelik plastik şişeye bir kg pirincin yanı sıra K-pop şarkıları, Crash Landing on You gibi Kuzey’de geçen diziler, iki Kore’yi karşılaştıran videolar ve İncil’in dijital bir kopyasını taşıyan USB’ler de bulunuyor.

Bilgisayar ve cep telefonu gibi elektronik cihazlar yaygınlaştığından, Park bu tür içerikleri tüketmenin Kuzey Koreliler için zor olmayacağına inanıyor.

“Pek çok kişi Kuzey Kore’de elektrik olmadığını düşünüyor ama Çin üzerinden gelen çok sayıda güneş paneli olduğunu duydum, bunlar özellikle yaz aylarında pilleri şarj etmek için kullanılabilir.”

Bazen şişelerin içine bir ABD doları da konuyor. Şişeyi bulanlar bunu Çin ya da Kuzey Kore para birimiyle değiştirebiliyor. Geçen yıl itibariyle resmi döviz kuru bir ABD doları için 160 Kuzey Kore wonuydu. Karaborsadaki döviz kuru ise 50 kattan fazla.

Pandemi sırasında Park ve eşi, Kuzey Kore’nin kapalı bir ülke olduğu ve gerekli malzemeleri elde edemeyebileceği düşüncesiyle, çok ihtiyaç duyulan ağrı kesici ve maske gibi malzemeleri şişelerle göndermişti.

Ancak çift, Aralık 2020’de yürürlüğe giren yasak nedeniyle şişeleri gizlice gönderiyordu.

Aylar önce Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong, Kuzey Kore karşıtı broşürler gönderen aktivistlere karşı bir uyarı yayımlayarak onları Koreler arası anlaşmaları ihlal etmekle suçladı.

Günler sonra Kuzey Kore, askerden arındırılmış bölgeye yakın bir kasaba olan Kaesong’daki son derece sembolik ortak irtibat ofisini havaya uçurdu.

Yasa oldukça tartışmalıydı.

Karşıtları yasayı “Kim Yo-jong kararnamesi” olarak adlandırıp eski Cumhurbaşkanı Moon Jae-in hükümetini Kuzey’i yatıştırmaya çok hevesli olmakla eleştirirken, yetkililer yasayı sınır bölgelerinin güvenliğini korumak ve iki Kore arasındaki ilişkileri istikrara kavuşturmak için çıkardıklarını söyleyerek savundu.

Park ise o dönemi, “Bize suçlu muamelesi yapıldı” diye anımsıyor ve “Neredeyse üç yıl boyunca polis karakoluna gidip geldim. Kendimi bitkin ve eziyet çekmiş hissediyordum” diye yakınıyor.

Yasağın kaldırılmış olsa da Park için şişe göndermek daha da zorlaştı. Kiliseler ve insan hakları örgütlerinin bağışları kesildi. Kuzey’den gelen diğer birkaç sığınmacı da bu şişeleri ülkelerine göndermek için her seferinde kişi başına 200 bin won (147 dolar) veriyor.

Park’ın faaliyetleri nedeniyle güvenliklerinin riske atıldığını düşünenler de var. Bu yüzden yasak sonrası yerel halkla ilişkileri bozuldu.

Daha önce çoğu insan ne yaptıklarına ilgi göstermiyordu ve hatta yakındaki bir köyün muhtarı bile onlara şişeleri atacakları en iyi noktaları tavsiye ediyor ve bazen onlara katılıyordu.

Bu kez ise şişeleri ondan fazla güvenlik görevlisinin gözetimi altında atmak zorunda kaldı. Kolluk kuvvetleri arabuluculuk yapmaya hazır olsalar da şişelerin içinde gizli ya da hassas bir şey olup olmadığını Park’a sorup durdular.

Park her şeye rağmen pes etmeyi düşünmedi ve duyduğu bir olayı anlattı:

“Bir keresinde bir Kuzey Korelinin şişenin içindeki pirinçten şüphelendiğini ve pilav yapıp bir köpeğe yedirdiğini duymuştum. Köpek sağlam kaldığı için o kişi pirinci yemiş ve iyi kalite olduğunu anlayınca pirinci yüksek fiyata satmış ve karşılığında mısır gibi ucuz mahsullerden bol miktarda satın almış.”

2023’ün başlarında Kuzey’den iltica eden dokuz kişilik bir aile, şişeleri aldıklarını ve başka bir ilticacı aracılığıyla Park’a bir teşekkür mesajı gönderdiklerini söyledi. Dört yıl önce başka bir kadın sığınmacı da şişeleri göndererek hayatını kurtardığı için Park’a teşekkür etmişti.

Park ise alıcıların hiçbiriyle şahsen tanışmış değil. Sadece insanlara yardım etmek istediğini, amacının övgü almak olmadığını söylüyor.

“Kuzey Koreliler dış dünyadan kopuk. Muhalefet etmenin sonuçlarından korkup devlete sorgusuz sualsiz itaat ediyorlar. Bu onlara yardım etmek için yapabileceğim en basit şey” diye açıklıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-koreli-aktivist-kuzey-koreye-pirinc-dolu-plastik-siseler-gonderiyor/feed/ 0
Kamu Birliği Konfederasyonu İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etti https://www.haber60.com.tr/kamu-birligi-konfederasyonu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/kamu-birligi-konfederasyonu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/#respond Thu, 30 May 2024 22:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33777 ANKARA – Kamu Birliği Konfederasyonu üyeleri, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etmek için İsrail Büyükelçiliği konutu önüne siyah çelenk bıraktı. Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel,  7 Ekim’den itibaren 35 bin Filistinlinin İsrail’in saldırıları sonucunda hayatını kaybettiğini vurguladı.

Kamu Birliği Konfederasyonu üyeleri, İsral’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etmek için İsrail Büyükelçiliği konutu önünde toplandı. Ellerinde İsrail saldırılarını protesto eden pankartlar taşıyan üyeler, konutun önüne siyah çelenek bırakarak, basın açıklaması yaptı. Konfederasyon üyeleri adına açıklamayı okuyan TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, şunları söyledi:

“Bu açıklamayı Filistin’de işlenen vahşeti, soykırımı, katliamı çocukların, bebeklerin, masumların vahşice öldürüşlerini  önleyemeyen, durduramayan insanlık adına utanarak yüzümüz kızararak yapıyoruz. Filistin’de, 7 Ekim’den itibaren bütün dünyanın gözü önünde çoluk çocuk demeden bebekler, anneler, babalar, yaşlılar, gençler, engelliler, kalbi atan, canlı olan herkes ve her şey katlediliyor. Filistinli halk, canice, soykırıma uğruyor ve yok ediliyor. Dile kolay 15 binin üzerinde bebek, çocuk katledildi. 35 bin masum Filistinli hayattan koparıldı. 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Hastaneler, ibadethaneler yaşam alanlarının tamamı yok edildi. Filistin’in neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Filistin bir çocuk mezarlığına çevrildi. Yangın malzemesi götüren kamyonlar, gıda sırası bekleyen masum siviller bombalandı. En son Filistinli masum halkın sığındığı sıkıştırıldığı, hapsedildiği ve güya güvenli bölge denilen Refah Çadır kampı da İsrail tarafından acımasızca bombalandı. Çocukları kurtarın. Savaşı durdurun.”

“Netanyahu’yu ne zaman durduracaksınız”

İsrail’in Filistin’de yürüttüğü savaşa karşı İslam ülkeleri liderlerini adım atmaya çağıran Demirel, şöyle devam etti:

” Filistin’de güvenli bölge bırakmadılar. Utanmadan, sıkılmadan, teknik bir hata olduğunu söyleyen eli kanlı Netanyahu’yu bu gözü dönmüş katile destek veren timsah gözyaşı döken emperyalist ülkeleri ve liderlerini tüm kalbimizde lanetliyoruz. Yaşattıklarınızı yaşamadan ölümü tatmayın inşallah. Sessizliğe bürünen İslam ülkeleri yöneticilerini de adım atmaya davet ediyoruz. Şimdi soralım. Sadece Filistin’i değil, tüm insanlığı hedef alan dünyanın gözü önünde Hitler varisi soykırım ve katliam yapan bu eli kanlı Netanyahu’yu ne zaman durduracaksınız Birleşmiş Milletler neredesiniz? Uluslararası toplum neredesiniz? İslam ülkeleri neredesiniz? İslam İşbirliği Teşkilatı neredesiniz? Gün susma günü değildir. Gün kafamızı kuma gömme günü değildir. Gün soykırıma, vahşete, yıkıma, talana sessiz kalma günü değildir. Savaşı durdurun çocuklarımızı kurtarın.

“Savaşı durdurun, çocukları kurtarın”

Zalimlerin acımasız olduğu, mazlumların çaresiz kaldığı dünyaya tekrar tekrar haykırmak istiyoruz. Çocuklar uyurken sessiz olunur, ölürken değil. İnsanlığın binlerce yıldır ürettiği tüm değerleri, kuralları İsrail yok ediyor, açık açık insanlık suçu işleniyor. Bu savaşın bitmesi için daha kaç bin Filistinli bebek, çocuk, anne, baba yaşlı ölmesi gerekiyor? Savaşı durdurup çocukları kurtarın. Kamu Milli Konfederasyonu olarak bugüne kadar işlenen soykırıma, katliama ve vahşete biz sessiz kalamıyoruz. Kulaklarımızı tıkamıyoruz, görmezden gelemiyoruz, susmuyoruz. İsrail Büyükelçiliği önüne siyah kelep bırakıyoruz ve diyoruz ki: Savaşı durdurun. çocukları kurtarın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kamu-birligi-konfederasyonu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/feed/ 0
Samsun TSO Başkanı Murzioğlu, yangında zarar gören iş adamlarına geçmiş olsun dileklerini iletti https://www.haber60.com.tr/samsun-tso-baskani-murzioglu-yanginda-zarar-goren-is-adamlarina-gecmis-olsun-dileklerini-iletti/ https://www.haber60.com.tr/samsun-tso-baskani-murzioglu-yanginda-zarar-goren-is-adamlarina-gecmis-olsun-dileklerini-iletti/#respond Thu, 30 May 2024 22:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33767 Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, önceki gün Merkez OSB’de çıkan yangın felaketinden duyduğu üzüntüyü belirterek, zarar gören sanayici iş adamlarına ‘geçmiş olsun’ dileklerini iletti.

Samsun TSO Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Büyüklü başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda kürsüye gelen Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, iki toplantı arasında yürüttükleri faaliyetler hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Murzioğlu, OSB’deki yangında fabrikası zarar gören işadamlarına geçmiş olsun mesajı verdi.

“Üzüntümüz büyük, yeniden eski günlerine döneceklerine yürekten inanıyorum”

Başkan Murzioğlu, sözlerine geçen gün Tekkeköy ilçesindeki Merkez OSB’de yaşanan yangın felaketine değinerek başladı. Yangın felaketiyle birlikte çok büyük üzüntü yaşadıklarını ifade eden Başkan Murzioğlu, “Hepinizin bildiği üzere önceki gün Samsun Merkez OSB’de çok büyük bir yangın felaketi yaşadık. Yumoş Yatak, Gelişen Yatak, Alemdar Soğutma ciddi derecede büyük hasar aldı. Yüzlerce kişinin istihdam edildiği, şehrimiz için çok büyük kıymeti olan, ailelerin yıllardır büyük emek ve umutla büyüttüğü arkasında çok büyük hikayeler olan işletmeler çok ciddi hasar aldı. Çok üzgünüz. Haberi alır almaz ben de oraya gittim. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız, Cumhuriyet Başsavcımız, Emniyet Müdürümüz herkes oradaydı. İnanın Ordu’dan dahi itfaiye araçları geldi. Zarar çok büyük. Tek tesellimiz can kaybının olmaması. Biliyorsunuz bu tarz yatırımlarda sigorta maalesef olamıyor. Dilerim bunu da çözüme kavuştururuz. Bu büyük felaketten etkilenen Meclis Üyelerimiz Erkan Yavuzel, Murat Alemdar ve Gelişen Yatak’a geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. En kısa sürede toparlanmalarını diliyorum. Çok zor, hele ki bu ekonomik ortamda daha da zor. Ama deneyimleri var. Bizlerin de desteğiyle, yeniden eski günlerine döneceklerine yürekten inanıyorum” dedi.

Konuşmasında eski Samsun Valisi Hüseyin Aksoy’un adının Samsun Lojistik Merkezi’nin önünde yer alan bulvara verilmesiyle ilgili de konuşan Murzioğlu, “2010-2014 yılları arasında Samsun Valisi olarak görevini üstlenen Sayın Hüseyin Aksoy’un önderliğinde ve birleştiriciliğinde şehrimiz için çok güzel yatırımlara imza atma imkanına kavuştuk. Samsun Fuar ve Kongre Merkezi, Samsun Lojistik Merkez ve dahası Odamız yeni hizmet binasında çok büyük emeği ve mesaisi olan Sayın Valimizin adının şehrimizde yaşamasını çok istedik. Bunun için Samsun Büyükşehir Belediyesine, Samsun Lojistik Merkezin önünde yer alan bulvara Sayın Hüseyin Aksoy’un adının verilmesi için talepte bulunduk. Talebimizi uygun gören, kabul eden Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Halit Doğan nezdinde tüm meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Sayın Aksoy’a şehrimize kazandırılmasına öncü olduğu bu kıymetli projeler için bir kez daha şahsım, yönetim kurulum ve camiamız adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Oda faaliyetlerini anlattı

Oda faaliyetleri hakkında da açıklamalarda bulunan Başkan Murzioğlu, “Haziran ayında yine sizin talebiniz olan Türk Ticaret Merkezlerinin Tanıtım Programını gerçekleştireceğiz. Biliyorsunuz ihracat bizim öncelikli konularımız arasında. Buna ilişkin pek çok faaliyet yürütüyoruz. Sıklıkla ihracat elemanı yetiştirme ya mevzu ihracat danışmanlarını geliştirmek adına eğitimlerimiz oluyor. Geçtiğimiz hafta KOSGEB işbirliğiyle Avrupa İşletmeler ağı Projesi kapsamında Uygulamalı Dış Ticaret Eğitim Programını tamamladık. Bu anlamda programlarımız devam edecek. Bir diğer önem arz eden, rekabette belirleyici olacak konu ise hiç şüphesiz Yeşil Mutabakat-Karbon Düzenlemesi konusu. Bu hususta da 13 Haziran’da ‘Sanayide Yeşil Zirve’ başlığı altında döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilirlik, sınırda karbon mekanizması, yeşil dönüşümün finansmanı gibi çok önemli konuları uzmanlardan dinleme bu hususta onlarla iletişim kurma imkanı yakalayacağız. Bu şu an bize uzak bir konu gibi gelse de hazırlıklı olmamız hatta çok daha önce mesafe kat etmiş olmamız gereken bir konu. Ayrıca, önümüzdeki hafta gündemimizde Türkiye’de dijitalleşme konusunda çözümler üreten, destek veren pek çok girişimin bir arada olduğu Akıllı KOBİ Samsun konferansına Oda olarak ev sahipliği yapacağız” şeklinde konuştu.

Meclis, gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasını ardından sona erdi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsun-tso-baskani-murzioglu-yanginda-zarar-goren-is-adamlarina-gecmis-olsun-dileklerini-iletti/feed/ 0
Şişli Belediyesi Gezici Kent Lokantası Projesini Hayata Geçirdi https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-gezici-kent-lokantasi-projesini-hayata-gecirdi/ https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-gezici-kent-lokantasi-projesini-hayata-gecirdi/#respond Wed, 29 May 2024 23:00:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33722 Haber/Kamera: Hakan Kaya

(İSTANBUL) Şişli Belediyesi “Gezici Kent Lokantası” projesini hayata geçirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin(İBB) kent lokantalarındaki menü ve ücret tarifesiyle aynı olan gezici kent lokantasının ilk durağı Perpa Ticaret Merkezi’nin önü oldu. Şişli Belediye Başkanı Şahan, “Gezici bir tane açtık, iki tane sabit Kent Lokantamızı da iki mahallemizde önümüzdeki ay hayata geçireceğiz” dedi.

Şişli Belediyesi; sağlıklı, lezzetli ve uygun fiyatlı yemek hizmeti veren kent lokantalarını yurttaşın ayağına götürmek üzere “Gezici Kent Lokantası” projesini hayata geçirdi. Şişli Belediyesi’nin mobil olarak hizmet vermesi için bir TIR’ı lokantaya dönüştürdü. Gezici kent lokantasının ilk durağı Darülaceze Caddesi’ndeki, Perpa Ticaret Merkezi önü oldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği gezici kent lokantasının açılışını Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan yaptı.

Başkan Şahan yemek servisi yaptı

Gezici lokanta önünde sıraya girenlerin tabldotlarına yemek servisi yapan Şahan, vatandaşlarla birlikte yemek yedi.

“İki sabit kent lokantamızı iki mahallemizde önümüzdeki ay hayata geçireceğiz”

Basın mensuplarına açıklama yapan Şahan, gezici kent lokantasıyla ilgili şunları söyledi:

“Gündüz nüfusu 3,5 milyon olan bir şehirde gezici kent lokantasına ihtiyacımız olduğunu  hem araştırmalarla hem de yaptığımız analizler sonucu belirtildik. Bir İstanbul buradan gelip geçiyor. Pek çok çalışanın, pek çok öğrencinin olduğu yerde belli beş tane lokasyon belirledik. Gezici kent lokantamız bu beş lokasyonda ay içerisinde belli rotasyonlarda çalışacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Lokantası’yla aynı menülere sahip buralar. Aynı fiyata sahip. Gezici bir tane açtık, iki tane sabit Kent Lokantamızı da iki mahallemizde önümüzdeki ay hayata geçireceğiz. Bunlar da yine insanların oradaki talebine yönelik oluşturduğumuz şeyler. Biz yoksullaştırma politikalarına karşı yoksullukla mücadele eden bir yerel yönetim anlayışına önümüzdeki dönem bu kentte koymak zorundayız. İşin açıkçası biz de istemeyiz hem siyasi, hem yerel yönetici olarak bu tip politikaları önceliklemeyi. Daha güçlü ekonomisi güçlü, kenti güçlü, yurttaşı güçlü vatandaşları tabii ki isteriz. Ama öncelikle yurttaşımızı bu zorluklarda yanında olan bir diğer yönetim anlayışını göstermek zorundayız. İlk örneğini görüyorsunuz. Perpa çok yoğun sirkülasyonun olduğu bir yer. İşçi arkadaşlarımızın çok yoğun olduğu bir yer. Bugün öğrencilerin, bugün çalışanların bu kentte gündelik hayattaki ana problemlerinden biri beslenme, ulaşım ve benzeri gündelik hayata ilişkin sıkıntıları var.  Yerel yönetim olarak bunları gören, işiten, bunlara ilişkin projeler üreten hatta projelerimizi üretmeye devam edeceğiz.”

Yurttaşlar uygulamadan memnun

Uygulamadan memnun olduklarını söyleyen yurttaşlar da şöyle konuştu:

“Gayet uygun dışarıya nazaran. Dışarıda bir çorba 60- 70 lirayken burada 3-4 çeşit yemek 40 lira. Halk için de emekli için de gayet mantıklı ve uygun iş. Öncü olana teşekkür ederiz”

“Hijyen çok iyi. Tertemiz. Dışarıda 200 TL burada 40 TL. Farklı yerlerde de açılmasını isteriz.”

“Uygulamayı çok güzel buluyorum. 40 liraya ne alabiliyorsun ki. Bir kilo meyve veya sebze alamıyorsun. Güzel bir şey. Bu menüyü dışarıda yesek 180-200 lira tutar. Yaygınlaşmasını isterim.”

“40 liraya 3 çeşit yemek, meyvesi, tatlısı dahil. İmkansız bir olanaktır”

Dört çeşit 40 lira

İBB Lojistik Destek Merkezi’nin hijyenik mutfaklarında deneyimli aşçılarca özenle hazırlanan ve dört çeşitten oluşan menü 40 lira olarak servis edildi. Gezici kent lokantasının ilk günkü menüsü şöyle oldu:

-Ezogelin çorba

-Dana haşlama

-Tereyağlı makarna

-Elma

-Su

İBB ile menü aynı fiyat

Gezici TIR, ilerleyen günlerden itibaren ilçe genelinde belirlenen farklı noktalardan dar gelirli yurttaşlar ve öğrencilerle buluşacak. Günlük bin kişilik yemek kapasitesine sahip olan Gezici Kent Lokantası hafta içi her gün 12.00 ila 17.00 arasında hizmet verecek. Şişli Belediyesi’nin yedi personelinin görev yapacağı gezici kent lokantasının menüsü ve fiyatı İBB’nin kent lokantalarıyla aynı olacak.

Belirli aralıklarla Şişli’nin farklı yerlerinde olacak

Gezici kent lokantası, belirli aralıklarla Şişli’nin farklı bölgelerinde konumlanacak. Bu sayede, Şişli’nin dört bir yanındaki vatandaşlar, kendilerine en yakın noktadan bu hizmetten faydalanabilecekler. Şişlililer gezici kent lokantasının yeni duraklarını Şişli Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından ve resmi internet sitesinden takip edebilecekler.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-gezici-kent-lokantasi-projesini-hayata-gecirdi/feed/ 0
Deniz Akkaya, kızından şiddet gördüğünü ve kurtulduğunu açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33703 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi.

Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında.

Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün.

Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık.

Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim.

Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz?

Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor!

Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı.

Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

DENİZ AKKAYA’DAN YENİ AÇIKLAMA

Deniz Akkaya, gündem olan açıklamalarına devam etti. “Geldik ikinci raund’a… Ben konuyu sakince kapatmaya çalıştıkça, en yakınımızdakiler ellerine geçirdikleri veya geçirdiklerini sandıkları bir konu ile kişisel husumetlerinin hesabına oturma peşindeler.

Bu olayın benim hayatımda bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum” diyen manken, peş peşe videolar yayınladı.

“Merak edenler için bilgi vereyim. Kızımın babasının bu konuyu duymama ihtimali yok. Bu konuyu haber verdik. İletişimi avukatlar kurdu. Babasından ‘Deniz Akkaya bunları hep yapıyor, para için’ cevabı geldi.

Konunun parayla bir ilgisi yok. Gidip Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kızını alsaydı. Kızını alsa ve vakit geçirse o bile ona iyi gelirdi. Ama gelmedi. Daha sonra Avukat bir hanımefendi, benden habersiz bir şekilde benim babama gitmiş.

Sonra da benim avukatıma ulaşarak; kızımın pişman olduğu ve tek isteğinin dedesinin yanında kalmak olduğu bilgisini vermiş. Ben de bunu kabul edemeyeceğimi söyledim.”

“BABAM, BENİ HAPSE ATTIRACAĞINI SÖYLEDİ”

“Ben bugün bu konuyu sakince aramızda kapatıp, adı ergenlik olan bu sorunu çözmek için profesyonellerle konuşmaya niyet etmiştim. Fakat barodan kızıma atanan ve babama giden avukat, babamı bana dava açmak için ikna etmiş.

Benim avukatıma, babamın benim kızımın velayetini alması için vekalet vereceğini söylemiş. Bu bilginin sabah gazetecilere bildirileceğini bildiğim için bu yayını açtım. Aklı selim aile bireylerimiz, kuzenim babamı arayarak benim ve kızımın çok zarar gördüğünü söyledi ve babamı defalarca uyardı.

Kuzenim, ‘Deniz ile kızı sorunlarını çözerler, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dedikçe babam, ‘Deniz’i hapse attıracağım’ dedi.”

Aslında ben bu hikayeyi daha sonra anlatacaktım. Anlattıklarımla babamın ölümüne sebep olmak istemiyorum demiştim. Ki babam ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşayan bir adamdır. Benim annemle babam hiç ayrılmadı.

Ama bir aşk hikayesi değildi. Annemin erken ölüşünde de bu hikaye başrol oynuyor. Babam eski bir bürokrat. Müthiş egolu, narsistik kişilik bozukluğunun son boyutunda biri. Bu tip insanlar kimseyi beğenmez, herkesi aşağılar.

Babam günde 20 saat televizyon seyredip dışarı çıkmıyor, kimseyi beğenmiyor. ve hayatta en beğenmediği kişi hep bendim. Bana bir gün böyle ateş edeceğini hiç düşünmedim.

Çocuğumun onun yanına gitmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Sen torununa zarar vermek için böyle bir hamle yaptıysan, ben kendimi korumak zorundayım.

“TEYZEM, KIZIMA ŞİDDET UYGULADI”

“İşin bir de teyzem boyutu var. Annem öldüğünden beri, teyzem babamla birlikte yaşıyor. Teyzem daha önce de bizimle yaşıyordu, genelde bize dayak atarak büyüttü.

Teyzemin nörolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Hastalık hastasıdır, her gün hastaneye gider. Geceleri çığlıklar atarak uyanırdı. Teyzem, iki defa kızımı boğmaya kalktı. Kızım dedesine gitmek istiyor çünkü evde onu kötü cezalar bekliyor.

Teyzem kızıma şiddet uyguladığı ve bunu aile büyüklerimize düzgün bir şekilde anlatamadığım için yaklaşık iki ay önce ihtarname çektim. Kamera görüntüleri de var elimizde. Kızıma tuhaf tuhaf sorular da sordular.

Ben hayatımda kızıma ‘erkek arkadaşın var mı, erkeklerle gizli gizli mi buluşuyorsun’ şeyler diye sormam. Kızıma sürekli cinsel içerikli sorular sordular. Bu haberler basına yansımadan size bilgi vermek istedim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/feed/ 0
Özel’den Sokak Köpeklerini “uyutma” Tasarısına Tepki: “Caniliğe, Cinayete Prim Vermeden Hep Beraber Çözeceğiz. Elimi Taşın Altına Koymaya Hazırım” https://www.haber60.com.tr/ozelden-sokak-kopeklerini-uyutma-tasarisina-tepki-canilige-cinayete-prim-vermeden-hep-beraber-cozecegiz-elimi-tasin-altina-koymaya-hazirim/ https://www.haber60.com.tr/ozelden-sokak-kopeklerini-uyutma-tasarisina-tepki-canilige-cinayete-prim-vermeden-hep-beraber-cozecegiz-elimi-tasin-altina-koymaya-hazirim/#respond Tue, 28 May 2024 23:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33594 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sokak köpeklerinin “uyutulmasını” öngören Hayvan Hakları Kanun Tasarısı hazırlıklarına tepki gösterdi. Özel, “Buradan bütün paydaşlara sesleniyorum: Feda edilecek bir tek canımız yoktur. Ancak mutlaka ve mutlaka barınak sayılarını arttırmak, büyük bir kısırlaştırma kampanyası başlatmak durumundayız. Hepimiz biliyoruz, bu sorun vardır. Maalesef bu sorun sınıfsaldır. Bu sorun güvenlikli sitelerin bahçesinde, aracını çocuğunun evinin önünden bindirip okula bırakanların mahallesinde yoktur. O yüzden sorunu göreceğiz. Caniliğe, cinayete prim vermeden hep beraber çözeceğiz. Ben CHP’nin genel başkanı olarak elimi taşın altına koymaya hazırım. Elimizi uzatıyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bir diğer haklı beklenti; buğday üreticisi zorda. Geçen seneden yedi milyon ton depoda buğday var. Beş milyon tonun da hala toprak altında depolandığını biliyoruz. Üretici maliyetleri açıklandı. Buğdayın tonu 11 bin liraya mal oluyor. Bugün Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) hala fiyat açıklamadı. Ama üreticinin yakasında ilaç satan, gübre satan, bankadan faizle ona borç veren parayı istiyor. Fiyat olmadığı için serbest piyasada dokuz TL’den buğday satılıyor zararına. Oysa buğdayın sırf enflasyonu hesaplasanız 15 lira olması lazım bugün. Bakın; 2018’de, 14 Mayıs’ta açıklamış. 2019, 2 Mayıs. 2020, 4 Mayıs. 2021, 17 Mayıs. Ama geçen sene bir kötü örnek, bu sene mayısın sonu geldi, buğday fiyatı açıklanmıyor. Üretici zararına satıyor. Buradan acilen TMO’nun en az 15 liralık buğday taban fiyatı açıklamasını haykırıyoruz. Ekmeğini topraktan, alnının terini toprağa damlatıp oradan bereket fışkırtan, hepimizi doyuran buğday üreticilerini de saygıyla selamlıyoruz.

“Bahçeli, ‘Kaç saat uyutacaklar’ diye soruyor. Masumlaştırmayın”

Türkiye’de en çok konuşulan konu canlarımızın, sokak köpeklerinin yaşamlarını tehdit eden bir kanun çalışmasıyla ilgili endişeler, tartışmalar. CHP olarak bu konuda tutumumuz, tavrımız nettir. Bir: Türkiye’de bir başıboş sokak köpekleri sorunu vardır. Bu sorun özellikle sabahleyin erken saatlerde okula yayan gitmek zorunda olan çocukların, gençlerin; bu sorun servise gitmek isteyen emekçilerin, sabah erken saatte camiye giden yaşlıların bir güvenlik sorunu haline dönüşmüştür. Bu sorun elbette ki çözülmelidir. Ancak bu sorunun çözümü noktasına gelince ekonomiyi de bahane ederek canları katletmek… Öyle masumlaştırmayın. Uyumak deyince soruyor Sayın Bahçeli, ‘Güneşin altında hepsi uyuyor. Ne kadar uyuyacaklar’ diyor. Katletmek, öldürmek niyetinde olanlara sesleniyoruz: Hepimiz burada, bu milletin oylarıyla geldik, görev yapıyoruz. 2020 yılında da bu sorun vardı. 2020 yılında tüm partiler oturduk, çalıştık ve elimizdeki bu hayvan haklarının korunması, hayvanlara eziyet ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik komisyon çalışması yapıldı. Bu kitap çok net. Bu kitabın içinde popülasyonun düşürülmesi için, sayının azaltılması için ne uyutma ne itlaf ne öldürme ne böyle canice bir öneri yok. Bunun altında AK Parti’nin de imzası var MHP’nin de imzası var. Üzerinde ortaklaştığımız metnin 101’inci sayfasında hayvan hakları fonunun kurulması var. Diyor ki ‘Yerel yönetimlerin parası yetmez. Gönüllülerin parası yetmez. Bir hayvan hakları fonu kuralım. Buraya vergilerden küçük kesintiler, at yarışından, milli piyangodan, Spor Toto’dan, lotodan küçük kesintiler, bağışlar bunun ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Gelin kapsamlı ve etkili bir kısırlaştırma, yeni bakımevleri inşa edelim. Bu sorun şu hızla çözülür.’

“2020’den bugüne ülkeyi yönetenler parmaklarını kıpırdatmadılar”

2020’den bugüne ülkeyi yönetenler, bu konuda parmaklarını kıpırdatmadılar. ‘Şimdi tasarruf genelgesi var. Belediyeler para harcamasın. İl müdürlükleri para harcamasın. Ne yapalım? ‘Toplayalım, öldürelim.’ Böyle bir yaklaşımın zaten sonuç vermesi de imkansız. Açık söyleyeyim: 1389 il/ilçe/büyükşehir belediyesinden 290’ında geçici bakım evi var. Geri kalanında yok. İnsanların köpeklerle en çok çatışma, en çok sorun yaşadıkları, köpeklerin insanları en çok tehdit ettiği alanlar zaten buraları. Orada zaten hiç kısırlaştırma yok, bir kişi alıp özel veterinere götürmediyse. Bir de oralara diğer yerlerden süpürülen hayvanlar var. Peki öneriniz ne? ’30 gün alacağız, geçici bakımevinde tutacağız, sahiplenen olmazsa öldüreceğiz.’ Kısırlaştırma dediğinde 10 gün bakımevinde kalıyor. Yani diyorsun ki ‘Bütün köpekleri koyacak, bakımevi yapacağım. Kapasitesini de ihtiyacını üç katı yapacağım. Çünkü 10 gün kısırlaştırmada kalan hayvan, burada 30 gün kalacak. Üç kat kapasite lazım. Ondan sonra sahiplenmesini takip edeceğim. Eğer alınmadıysa öldüreceğim.’ Bir eczacı olarak o ötenazi ilacının maliyetini de biliyorum, inanılmaz yüksek. Bunu yapmanın maliyeti kısırlaştırmaktan pahalı.

“Büyük bir kısırlaştırma kampanyası başlatmak durumundayız”

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: Maliyet bahane edip önerdiğiniz sistem, eğer bu hayvanları hepimizin utancı Hayırsız Ada gibi, 30 gün yemek vermeyip bağırış çağırış, birbirlerini parçalatmayacaksanız maliyeti üç kata çıkıyor. Eğer ötenazi ilacı yerine çamaşır suyu enjekte edip altı saat bağırta bağırta öldürtmeyecekseniz maliyet iki katına çıkıyor. Toplam altı kat maliyet var. Kimse kimseyi kandırmasın. Burada bir anlayış, bir tutum ve bir bilgisizlik yoksa bir inanılmaz vicdansızlık var. Oysa geçmişimizle övünüyoruz. Yüzyıllar önce, Avrupa’dan gelen seyyahlar, Anadolu için ne yazdı? Bir köpeği incitmeyen insanlardan, azığını sokak hayvanıyla paylaşan Anadolu insanının ferasetinden bahsettiklerini ya da Evliya Çelebi’nin anlattıklarını övüne övüne anlatanlar hayvan hakları günlerinde; şimdi maliyeti bahane ediyorlarsa, nasıl Hayırsız Ada rezaletine bir kez daha niyetleniyor olabilirler? O yüzden buradan bütün paydaşlara sesleniyorum: Feda edilecek bir tek canımız yoktur. Ancak mutlaka ve mutlaka barınak sayılarını arttırmak, büyük bir kısırlaştırma kampanyası başlatmak durumundayız. Hayvan hakları gönüllülerine, derneklerine; bu sorun yokmuş gibi davranamayız. Hepimiz biliyoruz, bu sorun vardır. Maalesef bu sorun sınıfsaldır. Bu sorun güvenlikli sitelerin bahçesinde, aracını çocuğunun evinin önünden bindirip okula bırakanların mahallesinde yoktur. O yüzden sorunu göreceğiz. Caniliğe, cinayete prim vermeden hep beraber çözeceğiz. Ben CHP’nin genel başkanı olarak elimi taşın altına koymaya hazırım. Elimizi uzatıyoruz.

“105 mitingde yaptığımız konuşmalardan sonra, geçen pazar iadeyiziyarete geldiler”

Türkiye kamuoyu günlerde iadeyiziyaret konuşuyor ya, iadeyiziyaret hakkında bilgi vereyim. Geçen pazar 81 ilde yaptığımız ziyaretlerden sonra, 105 mitingde yaptığımız ziyaretlerden, konuşmalardan sonra iadeyiziyarete geldiler. 100 bin bin kişi, 98 bin 600 kişi buradaydılar. 19 Ocak’ta yola çıktık, CHP Genel Merkezi’nde. Ben 105 miting meydanında, otobüs üstünden, sahneden, yağmur altında, ayazta, güneş altında emeklilere seslendim. Haklarını hem meydanda, hem sandıkta aradılar. Kendilerini duymayanı, kendilerini önemsemeyeni, siyaseti onlar için yapmayanları, bu memleketi bugünlere getirenlere vefasızlık edenleri gittiler, 31 Mart günü sandığa gömdüler. Güya bu yıl emekli yılıydı. Müjde veriyorlar, PTT kargoyu ucuza yollayacaksın. Müjde veriyorlar, KYK yurtlarını açacağız, öğrenciler yokken tatil yöresinde KYK yurdunda kalacaksın. 65 bin kapasite var oralarda. 250 emekliden biri kalır kalırsa. İş bilmezliğe bak ki 10 ay 18-24 yaş arası gencin bir arada yaşadığı, orada bulunan o mikrobik flora en sona kadar… Neden kapanıyor? Neden ara veriyoruz eğitime? Oralar boyanacak, temizlenecek, dezenfekte edilecek. Ey bilgisizler; 20 yaşında genci hasta etmeyen virüs, 70 yaşında amcayı öldürür. 18 yaşında genci hasta etmeyen bakteri, yeni bir pandemi yaratır. Bu yüzden böyle saçmalıkları bir kenara bırakın.

“O meydanda onurları kırılmış ama teslim olmamış 100 bin emekli vardı”

Ama biz söz vermiştik. Sayın Erdoğan ile konuştum. Sayın Bahçeli kendi de söylemişti, ‘birlikte hareket edelim’ dedik. Ama kimsenin bir adım atmaya, bu sesi duymaya niyeti yok. Onu gördük. O zaman sözümüzü tuttuk. Ankara’ya davette bulunduk. Tam 81 ilden Ankara’ya geldiler. Ankara’daki emeklilerle birlikte kol kola, omuz omuza yürüdüler. Tandoğan’ı tıka basa doldurdular. Bütün basın izledi. Haykırdılar. O kadar beklemiyorduk. Birkaç dakikada bir birkaç tanesi de bayıldı. Çünkü o meydanda birileri gibi taşıma belediye işçileri yoktu. O meydanda CHP örgütü yoktu. O meydanda hepsi ileri yaşlarına gelmiş, yoksullukları yüzlerinden akan, yoksullukları kıyafetlerinden belli, onurları kırılmış ama teslim olmamış 100 bin kişi vardı. 100 bin emekliye, bu ülkeyi bugünlere getirenlere selam olsun. Yanınızdayız, arkanızdayız, siz hakkınızı alana kadar biz durmayacağız. Kendimizden emin, başardığımızın farkında, moralimiz yüksek, birinci parti olmanın sorumluluğuyla hep birlikte yürüyoruz. Dün emeklilerle birlikteydik, orada bırakmadık. Onların sesini duymazlarsa emeklilerle birlikte bu meseleyi her platformda, her türlü eylemle gündemde tutmaya, onların hakkını söke söke almaya devam edeceğiz.

“Önümüzdeki pazar, hakkı yenen çay üreticileri ve emkçileri için Rize’de olacağız”

Geçen pazar Tandoğan’daydık. Bu pazar başka bir yerdeki sesi duyacağız. Bu pazar Rize’ye gidiyoruz. Çay üreticisinin bıçağı kemiğe dayandı. Onları duyuyoruz. Önümüzdeki pazar mağdur edilen, hakkı yenen çay üreticileri ve emekçileri için Rize’de olacağız. Rize’nin yiğit, mert insanlarıyla milli servetimiz, milli değerimiz çayı ve çaycının haklarını konuşacağız. Çay-Kur işçisine kadro isteyeceğiz. Hakkaniyetli bir taban fiyat için mücadeleye destek vereceğiz. Saat 13.30’da, 2 Haziran Pazar günü, Rize, Cumhuriyet Meydanı’nda olacağız. Tüm Rizelileri hangi partiden olursa olsun, nasıl 31 Mart’ta hep birlikte başardık, şimdi de tüm Rizelileri bu kez Rize’deki çay ittifakına davet ediyorum. Hep birlikte başaracağız. Sizin sesinizi duymayanlara duyuracağız.

“O anahtarın kıymetini bilin”

Değerli belediye başkanları; geldiniz, bugün toplantınızı yaptınız, gidiyorsunuz. Gittiğiniz yerlere selam söyleyin. Unutmayın ki anahtar cebinizdedir. O anahtarın kıymetini bilin. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçiminde ilçenizde, beldenizde, ilinizde görevi, yetkiyi anahtarı aldınız. O anahtar ilinizin altın anahtarı değildir. O anahtar siyaset kalesinin başarı kapısını açıp cumhuriyetin ikinci yüzyılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapacak, zulmü, yoksulluğu bitirecek, demokrasiyi getirecek, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne taşıyacak, muasır medeniyeti yakalayıp geçecek, CHP iktidarının anahtarıdır. İyi bakın, kıymetini bilin.”

(BİTTİ)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozelden-sokak-kopeklerini-uyutma-tasarisina-tepki-canilige-cinayete-prim-vermeden-hep-beraber-cozecegiz-elimi-tasin-altina-koymaya-hazirim/feed/ 0
Gaziantep’te 645 Hayvan Kapasiteli Barınak Kuruldu https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-645-hayvan-kapasiteli-barinak-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-645-hayvan-kapasiteli-barinak-kuruldu/#respond Tue, 28 May 2024 21:51:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33534 Gaziantep’te yaşayan Dr. Av. Cengiz Bayram 67 dönümlük arazi üzerine 645 hayvan kapasiteli barınak kurarak Türkiye’ye örnek olabilecek projelerden birini gerçekleştirdi.

CAHİDE Vakfı Kurucusu Dr. Av. Cengiz Bayram, sosyal sorumluluk projeleriyle adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor. Son olarak, toplamda 67 dönümlük bir arazide gerçekleştirdikleri yeni projeyle dikkatleri üzerine çeken CAHİDE Vakfı, Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde 21 dönümlük alana 645 hayvan kapasiteli bir barınak inşa etti. Bu barınak, sokak hayvanlarına güvenli bir yuva sağlarken, aynı zamanda onlara uygun yaşam şartları sunmayı hedefliyor. Barınakta, hayvanların rahatça dolaşabileceği geniş alanlar, hijyenik yaşam şartları ve felçli köpeklerin tedavisinde kullanılan 15 santimetrelik deniz kumu bulunuyor. Diğer yandan projede, sadece hayvanların barınma ihtiyaçları göz önünde bulundurulmayarak arazinin geri kalan 46 dönümlük kısmında ise zeytin ve fıstık üretimi yapılarak vakfa ekonomik katkı sağlanıyor. Bu tarımsal faaliyetler, vakfın kendi kendine yeten bir yapıya kavuşmasına yardımcı oluyor.

“Bu ülke geneli için büyük örnek”

Yapılan barınağın Türkiye için örnek model olduğunu söyleyen ve inşa ettikleri barınak hakkında bilgi veren Dr. Av. Cengiz Bayram, “Allah insanları bu canlıları koordine etsin diye görevlendirdi ve bizde bu görevi üstlendik. Oğuzeli tarafında Organize Sanayi var oraya giderken hayvanların kaza geçirip öldüğünü görüyorduk ve biz bir barınak yapmak istedik. İlk barınağımızı Araban yolu üzerinde 7 bin 500 metrekarelik bir alanda yaptık. Orası çok küçük geldi ve 2 yıl önce burayı kurma kararı aldık. Bu bir örnek model. Alanımız toplamda 67 dönümlük araziden oluşuyor. Bulunduğumuz kapalı alan 21 bin metrekare ve diğer 46 bin metrekaresi zeytinlikten oluşuyor. Buradan elde ettiğimiz zeytin ve fıstık gelirini tekrar vakfa koyuyoruz. Diğer yandan alanımızda 15 kW’lık güneş enerjisi var ve bunu 50 kW’ya çıkaracağız. Buradaki hayvanlara bu enerjiyi kullanarak kuru mama üretiyoruz. Şuanda bu barınakta 166 tane köpek mevcut ama çok yerimiz var. Her bölüm 300 metrekareden oluşuyor ve 30 tane var. Bu alanlarda ise 15 köpek kapasitesi var” ifadelerini kullandı.

“Aç bırakılan her canlı saldırır”

Hayvanların uyutulmasına tepki gösteren ve bu olayların tamamen gündemsizlikten dolayı ortaya atıldığını söyleyen Bayram, hayvanların insanlara saldırısından önce, insanların insanlara olan saldırısını durdurmak gerektiğini ifade etti. Bayram, “İnsanoğlu Allah’ın yarattığı en önemli canlı ve bu canlıları korumak için hayvanları uyutma dahil her şeyin yapılabileceği söylendi. Bizim inandığımız Allah kendi verdiği canı sadece kendisi alır. Bugün hayvanların insanlara saldırısından önce, insanların insanlara olan saldırısına bakmak lazım. Bugün kaç tane kadın kocası tarafından öldürülüyor. Biz bunları çözmek yerine 2 tane 3 tane hayvanın insanlara saldırısını gündem ediyoruz. Bence bu tamamen gündemsizlik. Bizim çözmemiz gereken konu bu değil. Aç bırakılan her canlı saldırır. Sen o hayvanları aç bırak, besleme sonra da insana saldırdı. Böyle bir şey olmaz. Ben bu durumu duyunca gerçekten üzüntü duydum” ifadelerine yer verdi.

“Deniz kumu hayvanlara masaj gibi geliyor”

Barınak içerisine özel deniz kumu getirilerek felçli hayvanlara kolay hareket imkanı sunduklarını belirten CAHİDE Derneği Başkanı Cemal Güneş, “Biz bu barınakta felçli köpeklerimiz için yer yaptırdık ve içerisine 15 santimetrelik deniz kumu koyduk. O kum hayvanlara masaj gibi geliyor. Normal toprakta sürünen hayvanların süründükleri yerleri yara oluyor. Biz onlara bu gerçekleştirdiğimiz alanda ömrünün sonuna kadar bakacağız” şeklinde konuştu.

“Gönüllü vatandaşlarımız mümkünse gelsinler”

Gönüllü vatandaşları barınağa davet eden Emine Güneş, “Biz burada gönüllüyüz. Yemek topluyoruz, mama yapıyoruz, hayvanlarla ilgileniyoruz. Gönüllü vatandaşlarımız mümkünse her gün gelsinler. Hem hayvan sevgisini öğrensinler. Hem de son yaşanan olaylardan dolayı hayvanların kendilerine bir şey yapmayacağını öğrensinler” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-645-hayvan-kapasiteli-barinak-kuruldu/feed/ 0
Solingen Faciasının Acısı Hala Taze https://www.haber60.com.tr/solingen-faciasinin-acisi-hala-taze/ https://www.haber60.com.tr/solingen-faciasinin-acisi-hala-taze/#respond Tue, 28 May 2024 21:42:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33528 Almanya’nın Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te ırkçılar tarafından evleri kundaklanan ve çıkan yangında 5 aile bireyini yitiren Genç ailesinin acısı, geçen 31 yıla rağmen tazeliğini koruyor.

4 ırkçı saldırganın kundakladığı evden kurtulmayı başaran ancak çıkan yangında iki kızını, iki kız kardeşini ve yeğenini kaybeden 60 yaşındaki Kamil Genç, yanan evin önünde AA muhabirine yaptığı açıklamada, acılarının hala ilk günkü gibi taze olduğunu belirtti.

Genç, “O gün tabi çok kötü bir gündü, o zaman yaşananlar hiç unutulacak gibi değil. O günden bugüne mahkemeler oldu, yeni evimiz yapıldı, bugüne geldik. Aradan 31 yıl geçti ancak bize sanki bir gün gibi geliyor. O gün ben 29 yaşındaydım şimdi 60 yaşındayım. Tabii acımız çok büyük, o gün saçlarım siyahtı, bugün bembeyaz oldu.” dedi.

O dönem kundaklanan evlerini yıktırdıklarından dolayı pişman olduklarını ve onun yerine bir müze yapılmasını istediklerini dile getiren Genç, 30 Ekim 2022’de vefat eden annesi Mevlüde Genç’in vasiyeti üzerine yeni bir dernek kurduklarını ve yanan evin yerine bir müze yaptırmak için planlama çalışmalarına başladıklarını anlattı.

Kamil Genç, “Bu evde benim iki kızımı 5 yaşındaki Saime ve 9 yaşındaki Hülya’yı, iki de kız kardeşim Gürsün ve Hatice’yi, bir de misafir olarak gelen teyzemin kızı Gülüstan’ı kaybettik. Gülüstan bize 2 haftalığına misafir olarak gelmişti, ‘biraz daha gitmeyeyim’ dedi ama nasip değilmiş, o da burada vefat etti.” diye konuştu.

Almanya’da ırkçılığın sona ermesi için siyasetçilere çok iş düştüğünü vurgulayan Genç, “Siyasetçilerin öncelikle parlamento içindeki Nazi gruplarını yok etmeleri lazım. Bunlar parlamento içinde olduğu müddetçe ırkçılık gittikçe fazlalaşıyor. Benim isteğim birlik ve beraberlik. Biz birlik oldukça kimse bizi yıkamaz.” ifadelerini kullandı.

Olayın yaşandığı günün yıl dönümü olan 29 Mayıs’ta herkesi anma törenine davet eden Genç, “Bazı yıllar biz 50 kişiyle anma töreni yapıyoruz. Çoğu insanlarımız duyarsız. Zamanı olan herkese katılım çağrısı yapıyoruz, gelin ve bizim yanımızda bulunun, bize destek verin ki Alman kamuoyu bizim birlik olduğumuzu görsün. Herkesi 29 Mayıs’ta düzenlenecek anma törenine bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Babaanne Mevlüde Genç’in sözleri gençlere örnek oluyor

Kundaklama sonucu çıkan yangında babası yanarak ağır yaralanan 20 yaşındaki Can Genç ise bu faciadan 11 yıl sonra doğmasına rağmen büyüklerinin yaşadığı ve anlattığı acılar içinde büyüdüğünü söyledi.

Genç, bu felaketin sembol isimlerinden olan ve yaklaşık 1,5 yıl önce kaybettikleri babaannesi Mevlüde Genç’in 30 yıl boyunca “Hiç nefret duymayın, hep iyi olun, kimsenin burnu kanamasın, hep birlik beraberlik içinde yaşayalım” şeklindeki sağduyulu sözlerinin kendilerine ömür boyu kılavuzluk edeceğinin de altını çizdi.

Solingen felaketinden etkilenip avukat olmayı seçti

Solingen doğumlu olan Frankfurt Barosu avukatlarından Fatih Zingal ise olaylar yaşandığında 14 yaşında olduğunu ve o olaylardan etkilenip “haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı” mücadele etmek için avukatlık mesleğini seçtiğini belirtti.

Hangi konjonktür çerçevesinde bu olayın gerçekleştiğini hatırlamakta fayda olduğuna işaret eden Zingal, şunları kaydetti:

“O dönem Doğu ve Batı Almanya yeni birleşmişti ve mülteci siyaseti gündemdeydi. Bu konu sürekli televizyonlarda, medyada işlenip insanlar arasında tartışılıyordu. ‘Mülteci istemiyoruz’ deniyordu ve aynı bugün mültecilerle ilgili oluşan siyasi iklim gibi çok kötü bir siyasi iklim oluşmuştu. İnsanlarda bazen siyasilerin söylemlerinin gereğini yapma ihtiyacı oluyor ve bu bazen en son noktada bir cinayet olabiliyor. Dolayısıyla bugün itibarıyla da aynı tehlikeyle karşı karşıyayız.”

Zingal, yine Solingen kentinde 25 Mart 2024’te kundaklama sonucu aynı aileden 2’si çocuk 4 Türk kökenli Bulgaristan vatandaşının yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, “Burada 4 soydaşımız maalesef yaşamını yitirdi. Olaydan hemen sonra güvenlik güçlerinden ‘Bu ırkçı bir saldırı değildir’ şeklinde hızlı bir açıklama geldi. Bunu biz yanlış buluyoruz. Sebebi de şu, ırkçı bir saldırı olup olmadığını süreç belirleyecek ve özellikle Solingen’de böyle bir olay gerçekleşirse güvenlik güçlerinin daha hassas davranmalarını rica ediyoruz.” dedi.

Solingen faciası

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Gülüstan Öztürk (12), Hatice (19), Hülya (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz, mahkemece verilen hapis cezalarını çekmelerinin ardından tahliye edilmişti. Kimlikleri değiştirilerek gizli tutulan saldırganlar, yaşamlarını Almanya’da sürdürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/solingen-faciasinin-acisi-hala-taze/feed/ 0
Van’daki belediyelerden çıkarılan işçiler eylemlerini sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/vandaki-belediyelerden-cikarilan-isciler-eylemlerini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/vandaki-belediyelerden-cikarilan-isciler-eylemlerini-surduruyor/#respond Mon, 27 May 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33444 Van’daki belediyelerden çıkarılan çok sayıda işçi, DEM Parti’li İpekyolu Belediyesi önündeki eylemlerini 25 gündür sürdürüyor.

DEM Parti’li Van Büyükşehir Belediyesi ile İpekyolu Belediyesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan 1 gün sonra çok sayıda işçinin iş akdine son vermişti. İşten çıkarılan işçiler, HAK-İŞ Van Şubesi öncülüğündeki eylemlerini 25 gündür sürdürüyor. Eylemlere Edremit Belediyesi, Tuşba Belediyesi ve son olarak Gevaş Belediyesinde işlerine son verilen işçiler de eklendi. Konuya ilişkin konuşan HAK-İŞ Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz, işten çıkarmaların 25’inci gününde eylemlerini kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti. Eylemlerini işçilerin sıkıntılarının giderilinceye kadar devam edeceğini ifade eden Akdeniz, “Her zaman dediğimiz gibi belediye başkanlarını müzakereye davet ediyoruz. Çünkü bu belediyenin seçilmiş insanları ise bu halkta onların hemşehrisidir. Hepsi de Van’ın evlatlarıdır, Van’ın çocuğudur. Bütün siyasileri de buraya davet ediyoruz. Burada işe ihtiyacı olmayanlar ve bankamatik memurları gibi çeşitli spekülasyon haberler var. Burada eylem yapan işçilerin hepsinin ihtiyaçları var. Bizler sendika olarak bu arkadaşlarımızın tekrardan işlerine geri dönmelerini talep ediyoruz. Burada varsa bir usulsüzlük, varsa işe gelmeyen, varsa aydan aya maaşını alan gelin beraber tespit edelim, bu kişileri işe almayın. Ancak burada hastası olan var, daha dün düğünü olan arkadaşlarımız vardı. Bu arkadaşlar düğün günlerinde bile üzüntülüydüler. Haftaya yine birkaç arkadaşımızın düğünü var. Babası, annesi hasta ve çocuğu engelli olanlar var. Kanser hastası olan var. Bu yüzden buradaki insanların bu işe ihtiyacı var” dedi.

“Van genelinde bu sayı 800’ü geçti”

Edremit ile Tuşba belediyelerinin ardından son olarak Gevaş Belediyesinin de işçi kıyımına girdiğini dile getiren Akdeniz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gevaş Belediyesinden bugün büyük bir ihtimal bu çıkışlar devam edecektir. Van genelinde bu sayı 800’ü geçti. Mağdur sayımız gün geçtikçe artıyor. Biz burada bu işin takipçisi olacağız. Bu iş böyle gitmez. Tamamıyla hizmet zamanıdır. İki aydır herhangi bir şey yok. Sadece işçi kıyımı var. İşçinin işe gidişi-gelişi her şey işçi üzerinden olmuş. Ben anlamadım. Yani bu işin içerisinde memurlar da var, işçiler de var artı bir de bu kadar borcu getirip memurun işçinin aldığı maaşa dayatmaları saçma sapan bir şeydir.”

“Bir makam mevki sahibi değildim, tuvalet yıkıyordum”

Tuşba Belediyesinde temizlik personeli olarak çalıştığı işine son verilen Leyla Toğuç ise “Ben iki çocuk annesiyim, iki çocuğum da hasta, kiracıyım ve aynı gün içerisinde akşam mesai saatinden sonra tek bir mesajla işten atıldık. Sosyal medyada yaptığımız paylaşımlarda hakkımızı arıyoruz. Ancak ‘para vererek işe girmişler’ diye eleştiri alıyoruz. ya benim 200 – 300 bin lira param olsa ben giderim kendime bir iş yeri açarım. Ben belediyeye temizlik personel olarak girmem ama benim bu işe ihtiyacım var ki ben girmişim. Orada bir müdür, bir makam mevki sahibi değildim, tuvalet yıkıyordum. O yüzden hakkımızı istiyoruz, işimizi istiyoruz” diye konuştu. – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/vandaki-belediyelerden-cikarilan-isciler-eylemlerini-surduruyor/feed/ 0
Sokak köpeklerine umut: Terapi köpeği olarak kullanılacaklar https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerine-umut-terapi-kopegi-olarak-kullanilacaklar/ https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerine-umut-terapi-kopegi-olarak-kullanilacaklar/#respond Mon, 27 May 2024 22:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33420 Türkiye’nin son dönemde en önemli sorunları arasında gösterilen ‘sokak köpeği’ sorununun çözümüne de fayda sağlamasına yönelik olarak bir grup akademisyen hazırladıkları proje ile sokak köpeklerine umut oldular.

Doç. Dr. Eda Küçüktülü önderliğinde hazırlanan ve sokak köpeklerinin uyutulması yerine kanser hastaları için terapi köpeği olarak değerlendirilmesini amaçlayan projenin tüm Türkiye’ye yayılması amaçlanıyor.

Önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanan yasa teklifine göre, öncelikle başıboş hayvanlar sahiplendirilmeye çalışılacak. Barınaklardaki köpeklerin fotoğrafları çekilerek, internet sitelerinde sahiplendirme ilanı yayınlanacak. 30 gün boyunca sahiplenilmeyen köpekler, iğne ile ilaç verilerek uyutulacak. Uyutulan köpeklerden boşalan barınaklara alınacak yeni hayvanlar için de aynı süreçler işletilecek.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Eda Küçüktülü, kendisinin 50-60 kedili ve 4 köpekli bir bahçede büyüdüğünü hatırlattı. Doç. Dr. Küçüktülü “Bunu ‘Sokak köpeklerine bunu nasıl uygulayabiliriz?’ diye düşündüm. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanı Ender hocamızla görüştüm. Kendisi konuya oldukça sıcak baktığı için bilimsel çalışma planladık. Sokak köpekleri de bu şekilde kullanılabilir mi diye. Dost isimli bir köpeğimiz üzerinde çalıştık. bu çalışmayı da Tarım Bakanlığına bildirdik onların da hoşuna gitti. Yani hastanelerde belirli sınavları geçenleri kullanabiliriz. Kamu da çocuk Esirgeme Kurumu, yaşlı bakım evleri, oteller, okullar, kreşler bu köpekler ufak eğitimlerle bazı gözetimlerle kullanılabilirler. Bu da 3-4 milyon köpeğin bir sahibi olmasına sebep olur” dedi.

Trabzon Novotel’in bu projeden esinlenerek barınaktan ismini ‘Güneş’ koydukları köpeği sahiplendiğini de belirten Küçüktülü “Gündemdeki konu şuan köpeklerin uyutulması konuşulan köpeklerde kırma ırk denilen sokak köpekleri. Bu otelin şöyle bir özelliği var projemizi duyduğunda çok destek oldular ve barınaktan ‘Güneş’ isimli bir köpek aldılar. Bu özel ırk bir köpek. Bize aynı zamanda şunu gösteriyor ki sokak köpeklerini uyuttuğumuzda biz bu işe engel olamayacağız. Çünkü üretim çiftliklerinde özel ırk köpekler üretilmeye devam edecekler ve onları insanlar canları sıkıldığında sokağa ya da barınağa bırakacaklar. Güneş’te böyle bir köpek barınaktan otelimizin genel müdürü ve arkadaşlarımız almışlar. Çok da pozitif etkileri var, çocuklarla çok güzel ilişkileri var. Biz bunun örnek olmasını istiyoruz. Pek çok otelin kurumun köpek sahiplenmesini köpeklerin bu pozitif özelliklerden faydalanmasını istiyoruz” diye konuştu.

Proje ekibinden yer alan Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Etkin Şafak ise yaptığı açıklamada “Bu çalışma bizim için önemliydi çünkü Türkiye dışında sanki sokak köpeği problemi yokmuş gibi algılıyorduk. Bazı şeyleri başka ülkeleri modelleyerek almaya çalışıyorduk ama bu çalışmanın bir diğer özelliği de İtalya’da bir Erasmus projesiyle bir hocamız beni eğitmen olarak davet etti. Onların planı halkın sokak köpeklerini eğiterek aynı şekilde terapi köpeği olarak kullanıp kullanamayacağını görmekte. Dolayısıyla böyle bir can popülasyonumuz var ve bu canların yuvaya ihtiyacı var. Umarım buna destek olan tüm kurumlar hak ettikleri sevgiyi görürler” diye konuştu.

“Sokak köpeklerini uyutmak yerine insanlara şifa olmalarını istiyoruz”

Projeye destek veren modacı ve şarkıcı Beste Korkmaz ise “Sokak köpeklerinin bu duruma gelmesiyle alakalı aşırı üzgünüm ve yaklaşık bir haftadır sürekli sosyal medyada hayvan sever arkadaşlarımızla seferber oluyoruz. Bu konuyu insanlara duyurup engellemek açısından. Şu anda köpeklerimiz özellikle tüm dünyada kanserli hastalara şifa dağıtıyor. Biz de bunu Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak onayladık ve şu anda Sağlık Bakanlığının destek verdiği bir proje haline geldi bu. Sokak köpeklerini uyutmak yerine insanlara şifa dağıtmaya çağırmak istiyoruz. Burada bulunmamızın sebebi öncü bir işletmemizin projemize destek olmasından kaynaklı. Tüm işletmeleri tüm sivil toplum kuruluşlarını belediyeleri, devletimizin üst makamlarını bu projeye destek olma çağırısında bulunuyorum. Bizleri yalnız bırakmasınlar ayrıca benim gibi sosyal medyada önde olan topluma hitap eden tüm arkadaşlarımıza bu projeye destek vermelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerine-umut-terapi-kopegi-olarak-kullanilacaklar/feed/ 0
AB Dışişleri Bakanları Gazze planları üzerinde görüşecek https://www.haber60.com.tr/ab-disisleri-bakanlari-gazze-planlari-uzerinde-gorusecek/ https://www.haber60.com.tr/ab-disisleri-bakanlari-gazze-planlari-uzerinde-gorusecek/#respond Mon, 27 May 2024 21:48:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33410 Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Pazartesi günü Brüksel’de Arap Birliği Genel Sekreteri’nin yanı sıra aralarında Ürdün, Mısır ve Katar’ın olduğu Orta Doğu ülkelerinden mevkidaşlarıyla savaştan sonra Gazze planları üzerinde görüşecek.

BBC News Diplomasi Muhabiri James Landale, bu tartışmaların arka planını analiz ettiği yazıda farklı ülkelerin olası senaryolara nasıl yaklaştığını inceliyor:

“Yarından Sonra” kulağa bir filmin ya da romanın başlığı gibi gelebilir. Ancak diplomatlar ve politika yapıcılar için bunun tek bir anlamı var; bu da Gazze’de savaş sona erdikten ‘sonraki günü’ ifade ediyor.

Çatışmanın yoğunluğu ve umudun yokluğu göz önüne alındığında, böyle bir düşünce şaşırtıcı, hatta iddialı bile görünebilir.

Ancak Gazze’de silahlar sustuğunda ne olabileceği ve ne olması gerektiği tartışmalarına artan bir ilgi var.

AB Dışişleri Bakanları bugün Brüksel’de Arap Birliği Genel Sekreteri’nin yanı sıra Ürdün, Mısır, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) mevkidaşlarıyla tam olarak bu konuyu görüşecekler.

Orta Doğulu ve Batılı ülkeler arasında müzakereler ve planlar yapılıyor. Pek çok kişi Kasım ayında yapılacak ABD Başkanlık Seçimleri öncesindeki fırsat penceresinin kapandığının farkında.

Ancak tüm bunlara rağmen neyin ne zaman olması gerektiği konusunda çok az fikir birliği var gibi görünüyor.

Bu hafta Filistin devletini resmen tanıyacak olan üç Avrupa ülkesinin ( Norveç, İspanya ve İrlanda) odağında iki devletli çözüme ilişkin tartışmayı yeniden canlandırmak var. Bu konu yıllardır siyasetçiler için sözden öteye geçmeyen bir slogan olarak kaldı.

Siyasi bir “sonraki gün” müzakeresinin ateşkese ve rehinelerin serbest bırakılmasına imkan tanıyacağı ümit ediliyor. İrlanda Başbakanı Simon Harris, “Barışa giden tek yol siyasidir” demişti.

İngiliz bakanlarsa savaş sonrası Gazze’nin yönetimine yardımcı olabilmesi için Filistin Yönetimi’nin en iyi şekilde nasıl desteklenebileceği konusuna odaklanıyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron bu hafta Lordlar Kamarası’nda yaptığı konuşmada, İsrail’e Filistin Yönetimi’nin gelirlerini alıkoymayı durdurması konusunda baskı yaptığını söyledi.

İsrail sadece Filistin Yönetimi’e vergi gelirlerini vermemekle kalmıyor, aynı zamanda İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Belazel Smotrich Filistin bankalarını İsrailli muadillerine erişimini engellemekle tehdit ediyor.

Diğer yandan İngiltere Hazinesi’nin Filistin Yönetimi için yeni mali ve teknik destek yöntemleri hazırlaması bekleniyor.

Ancak hükümet içinde, İngiltere’nin bir Filistin devletinin nasıl kurulacağına ilişkin düşünceleri konusunda daha açık olması gerektiğini savunanlar da var.

Üst düzey bir kaynak bana, “Bir zaman çizelgemiz eksik. Başlangıç noktasında hemfikiriz: Savaşı durdurmak. Ve bir Filistin devletinin kurulması konusunda da hemfikiriz. Ancak oraya nasıl kalıcı bir şekilde ulaşacağımız belli değil. Eğer bunu belirlemezsek önümüzdeki 70 yıl boyunca bu sorunla uğraşacağız” dedi.

İsrail’den de farklı sesler yükseliyor.

Savunma Bakanı Yoav Gallant, Binyamin Netanyahu’nun savaş sonrası bir plan hazırlamayı reddetmesini kınayarak, “‘Hamas’tan sonraki gün’ ancak Filistinli birimlerin uluslararası aktörler eşliğinde Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesi ve Hamas yönetimine alternatif bir yönetim oluşturmasıyla başarılabilir” dedi.

Savaş kabinesi üyelerinden Benny Gantz bir adım daha ileri giderek, Netanyahu’yu 8 Haziran’a kadar altı maddelik bir planı kabul etmemesi halinde hükümetten istifa etmekle tehdit etti. Plan, Gazze’nin askerden arındırılmasının ardından burada bir ABD, Avrupa, Arap ve Filistin ortak yönetiminin kurulmasını içeriyordu.

İki eski generalin de odak noktası siyasi olmaktan çok askeri.

Uzun vadede Gazze’yi İsrail ordusunun yönetmesinden kaçınmak istiyorlar; Gallant, bunun İsrail’in ağır bir bedel ödeyeceği “tehlikeli bir yol” olacağını söylemişti

ABD de bu görüşü paylaşıyor. Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen hafta Senato’da yaptığı konuşmada, “Sadece Gazze’deki çatışmanın mümkün olan en kısa sürede sona ermesi değil, aynı zamanda İsrail’in Gazze’nin nasıl yönetileceği, güvenliğinin sağlanacağı ve yeniden inşa edileceği konusunda net bir planı ortaya koyması da zorunludur” dedi.

ABD ayrıca, kısa vadede Gazze’de güvenliği sağlayabilecek uluslararası bir güç üzerinde anlaşmaya varmaları için Arap devletlerine baskı yapıyor.

ABD kendi askerlerini sahaya sürmek yerine Mısır, Ürdün, Fas, Bahreyn ve BAE gibi ülkelerin bu görevi yapmasını istiyor.

Ancak diplomatlar, bu ülkelerin yalnızca Batı’nın Filistin devletini tanıması, iki devletli çözüme giden üzerinde anlaşmaya varılmış bir yol bulunması durumunda katılacaklarını açıkça belirttiklerini ve bir tür Filistin liderliğinin daveti üzerine geldiklerini söylüyor.

Türkiye’nin nasıl bir rol oynayabileceği de tartışılıyor

Bir Arap diplomat bana “Sonraki gün’ siyasi süreçten ayrılamaz, kapsamlı bir paketin parçası olmalıdır. Siyasi bir süreç olmadıkça kimsenin ayağı yere basmayacaktır” dedi.

Bazı Arap ülkeleri, ABD’nin İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecine gereğinden fazla odaklandığını savunuyor. Bunun, İsrail’in anlaşmasını daha geniş bir siyasi çözüme ulaştırmanın anahtarı olabileceğini kabul ediyorlar, ancak bunun bazı ABD’li yetkililer tarafından fazlasıyla “sihirli bir kurşun” olarak görüldüğünden şüpheleniyorlar.

Ayrıca ABD’nin İsrail için “sonraki gün” konusunda daha fazla düşünmesi; Filistin yönetimindeki Gazze için halk desteğini kazanabilecek ılımlı seslerle daha yakın temasa geçmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Türkiye’nin savaş sonrası bir tür anlaşmaya varmak için Hamas üzerindeki nüfuzunu kullanarak nasıl bir rol oynayabileceği de tartışılıyor.

Nihayetinde herhangi bir anlaşmanın önündeki en önemli engel Binyamin Netanyahu’nun kendisi.

Filistin Yönetimi’nin herhangi bir rolüne kategorik olarak karşı çıkmak dışında bu konuyu tartışmayı reddediyor. Hükümetinin uzun vadeli İsrail işgalinden yana olan aşırı sağcı üyelerini rahatsız etmekten çekiniyor. Ancak İsrail başbakanın üzerindeki baskı artıyor ve bir gün seçim yapmak zorunda kalabilir.

Batılı bir diplomat, “Risk, ‘sonraki gün’ planının olmaması. İsrail Refah’a operasyonu sürdürebilir, Hamas hâlâ orada olabilir, başka bir Refah da olabilir. Askeri harekât aylarca sürebilir” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-disisleri-bakanlari-gazze-planlari-uzerinde-gorusecek/feed/ 0
Anadolu’da 4 Bin Yıl Önce İlk Şirket 15 Kilo Altınla Kuruldu https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/#respond Mon, 27 May 2024 01:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33302 Tarihte ilk şirket 15 kilo altınla kurulmuş

Anadolu’da 4 bin yıl önce 12 kişi altın verip şirket kurmuş

Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu:

“Anadolu’da ilk defa burada karşımıza çıkıyor”

KAYSERİ – Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ‘Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde bulunan tabletler, özellikle dönemin ticari hayatı hakkında bilgiler veriyor. Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; Anadolu’da ilk şirketin yaklaşık 4 bin yıl önce 12 kişi tarafından 15 kilo altınla kurulduğunu söyledi.

Kayseri- Sivas karayolu üzerinde bulunan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ederken, elde edilen bulgular tarihe ışık tutuyor. 6 bin yıllık köklü geçmişi olan Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde kazı çalışmaları 75 yıldır aralıksız devam ederken, Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; bu güne dek 20 binden fazla çivi yazılı tabletlerin bulunduğunu ifade etti. Tabletlerin çoğunun ticari amaçlı olduğunu ve o dönem bütün faaliyetlerin kayıt altına alındığını aktaran Prof. Dr. Kulakoğlu; “Kültepe’de Milattan Önce 2000, günümüzden 4000 yıl öncesine ait evlerde, evlerdeki arşivler içerisinde 20 binden fazla çivi yazılı tablet bulundu. Bu tabletlerin büyük bir kısmı okundu, en azından içeriği hakkında bilgi sahibiyiz. Kültepe’de tabletlerin bu kadar çok bulunmasının sebebi aslında ticaret. Yani para ile ilgili yapılan her işlem kayıt altına alınmış. Asur’dan çıkan kervanın yolda harcadığından başlayarak buraya gelişi, buradan başka şehirlere gidişi sırasında harcanan her şey yazılı olarak günümüze kadar ulaşmış. Ayrıca burada olan insanların birbirleriyle olan alacak verecek ilişkisi de kayıt altına alınmış ve şahitler huzurunda bunlar tutulmuş. Burası çok hareketli bir şehir, günümüzden 4 bin yıl öncesinde Metropolitan bir şehir. Yaklaşık 30 bin ile 50 bin arasında insanın yaşadığı bir yer burası. Gayet doğal olarak da çok farklı konular bir araya geliyor. Bu işler arasında önemli olan ticareti aktivitelerin de iyi bir şekilde belgelenmesi ve belgelendikten sonra esas olarak bizim en çok dikkatimizi çeken hususlardan bir tanesi” dedi.

12 kişi bir araya gelerek 15 kilo altın ile tarihteki ilk şirketi kurdu

Çıkan tabletlerdeki elde edilen bilgilerde Anadolu’da kurulan ilk şirketin 15 kilo altınlık bir sermaye ile kurulduğunun anlaşıldığını aktaran Porf. Dr. Kulakoğlu; bu şirketin 12 ortağı olduğunu belirtti. Kulakoğlu; “Bu işlemler sırasında kuruşuna kadar hesap tutacak şekilde maddi işlemler kaydedilmiş. Para etmeyen hiçbir işlem kaydedilmemiş. Buradaki belgelerin yüzde 99’u para ile ilgili. Tabi ki bu parayla ilgili konuların içeriğindeki bazı hallerde sosyal hayatı da öğreniyoruz. Evlilik kontratlarından, boşanmadan, mirastan, noterlik belgelerine kadar her şey var. Bunlar arasında ilginç olanlardan bir tanesi şirketlerin kurulmasıyla ilgili. Malum burası ticaret şehri. Ticaret yapılacak ve bu işi de usulüne göre yapacaklar, kayıt altına alınması gerekiyor. Gördüğümüz tabletler içindeki şirketlerin kurulmasına ilişkin çok ilginç bilgiler var. Kayseri Müzesi’nde sergilenen bir tablette; yaklaşık olarak 15 kilo altın ile kurulmuş bir şirketten bahsediyor. 12 kişi bir araya geliyor, herkes farklı farklı oranlarda altın vererek şirketin ortağı haline geliyor. Bu şirket sermayesini Amur İştar isimli tüccar 12 sene boyunca işletecek. Karın 3’te 1’i alıkonulacak, 3’te 1’i paylaşılacak şeklinde yürüyecek prosedür burada tayin edilmiş. Burada günü dolmadan şirket sermayesine koyduğu payı geri almak istediğiniz zaman 1 kilo altın yerine size yaklaşık 4 kilo gümüş verilecek. Aslında sermayeni günü gelmeden çekersen zarar etmiş oluyorsun. Yani 12 yıl gibi uzun bir süre sermayenin yerinde kalması garanti altına alınıyor. Bütün bu tabletteki konunun tamamı en sonunda ‘şahitler huzurunda’ şeklinde mühür basılarak imzalanıyor. Burada çıkan tabletler Milattan Önce 1950’li yıllardan sonraki dönemlere tarihlenen tabletler. Anadolu’da yazının ilk başladığı dönemdir. Doğal olarak da Anadolu’daki ilk şirketin beyan edilmesi, bir anlamda şirket senedidir. Anadolu’da ilk defa burada karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/feed/ 0
Sinop’ta Vatandaşlar Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/sinopta-vatandaslar-turkiye-ekonomisini-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/sinopta-vatandaslar-turkiye-ekonomisini-degerlendirdi/#respond Mon, 27 May 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33292

MUSTAFA USTA

(SİNOP)- Sinop’ta yaşayan vatandaşlar ülke ekonomisinin her geçen gün kötüye gittiğini ve yaşam koşullarının zorlaştığını ifade etti. Vatandaş Zeki Karataş, “Türkiye ekonomisi batmak üzere olan bir gemi gibi diye tarif ediyorum ben. Beğenmediğimi de yüksek sesle her zaman söylüyorum. Emeğe saygı duyulmadan bir yerde ekonominin yükseleceğini düşünmüyorum” dedi. Üniversite öğrencisi Muhammed Ali Köksal ise, “Sadece okula gidip gelmeye günde 30 lira veriyorum. İnsanlara kafeye oturduğumuz zaman lüks gibi gözüküyor. Umarım bunun lüks bir şey olmadığını halkımız anlar” ifadelerini kullandı.

Sinop’ta yaşayan vatandaşlar, Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Gıda ve kira giderlerini bile karşılamakta zorlandıklarını ifade eden vatandaşlar, iktidarın ekonomi politikasını doğru bulmadıklarını, tasarruf tedbirlerinin ise memur ve asgari ücretle çalışanlar üzerinden yapılmaması gerektiğini belirttiler.

“Aslında bizim ekonomimiz bile yok”

Fikrettin Kalafat, “Ekonomi çok fena. Vatandaş dışarıda herhangi bir masraf yapamıyor. Yemek yemesi, yola gitmesi her şey pahalı. Emekliler çok düşük maaş alıyor. Asgari ücretlilerde de sıkıntı var. Hele çocuk okutan varsa geçinmesi çok zor. 22 yıllık iktidar 200 lira verdiğinde 4- 5 çeyrek altın alıyordun. Şimdi bir tane çeyrek altın bile alamıyorsun. Buradan pay biçeceksin. Faizler de yüksek. Hayat pahalı. Bu iş böyle iyiye gitmedi” dedi.

Hacer Aydın ise şunları söyledi:

“Sizce beğenilecek bir ekonomimiz var mı? Aslında bizim ekonomimiz bile yok. Her şey batmış durumda. Ülke batıyor. Bankalar kötü. Esnaf kan ağlıyor. Memur, ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Çoluk çocuk nasıl besleneceğini düşünüyor. Üniversitede okuyan çocuklar ne yapacağını düşünüp üniversiteyi bırakma kararı bile alıyor. Artık günümüz Türkiyesinde saray kavramı bile bizi rahatsız ederken bir de bunun günlük giderinin birkaç milyon lira olması ekonomimizde koca bir delik açıyor. Bunlardan tasarruf yapılmazken, sadece kamu çalışanlarına yönelik tasarruf tedbirleri almalarının ne kadar sağlıklı olacağını, ne kadar bizi hiçe saydıklarını, emekçiyi, çalışanı gözden çıkardıklarının göstergesidir.”

“Eskiden bir kilo aldığımız paraya şimdi bir adet alıyoruz”

Zeki Karataş, “Türkiye ekonomisi batmak üzere olan bir gemi gibi diye tarif ediyorum ben. Beğenmediğimi de yüksek sesle her zaman söylüyorum. Emeğe saygı duyulmadan bir yerde ekonominin yükseleceğini düşünmüyorum” derken, Adnan Demir, “Şu anda ekonomiyi ben değil hiç kimse beğenmiyor. Ülkede alım gücü şu anda çok zayıf. Mesela, bir tane elma alıyorsun tanesi 7 liraya geliyor. Eskiden bu parayla bir kilogram alırdık, şimdi bir tane alıyoruz” diye konuştu.

Tolga Gülümoğlu, “Türkiye ekonomisi çok kötü. Kiracılarım ve kendi evim olmasına rağmen batak içerisindeyim ve her gün daha da kötüye gidiyorum. Allah dükkanı, evi kirada olana kolaylık versin. Benim hiçbir şeyim kirada olmamasına rağmen ben bu haldeysem Allah kira verenlere sabır versin” dedi.

Muhammed Ali Köksal ise, “Ülke ekonomisini beğenmiyorum. Mevcut iktidardan da hiç memnun değiliz. Öğrenci olarak yaşam koşullarımız çok düştü. Üniversitede okuyorum. Sadece okula gidip gelmeye günde 30 lira veriyorum. Öğrenci için bu ekonomik kriz zor bir hale bürünüyor. Eğlenmek zaten çok kısıtlı imkanlara büründü. İnsanlara kafeye oturduğumuz zaman lüks gibi gözüküyor. Umarım bunun lüks bir şey olmadığını halkımız anlar” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/sinopta-vatandaslar-turkiye-ekonomisini-degerlendirdi/feed/ 0 Emekliler Eylem Yaptı: Açlığa ve Sefalete Hayır! https://www.haber60.com.tr/emekliler-eylem-yapti-acliga-ve-sefalete-hayir/ https://www.haber60.com.tr/emekliler-eylem-yapti-acliga-ve-sefalete-hayir/#respond Mon, 27 May 2024 01:00:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33284

(ESKİŞEHİR)- Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından Adalar Porsuk Mevkii’nden Hamamyolu Yediler Parkı’na yürüyüş düzenlendi. Tüm Emeklilerin Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Mukaddes Tunca, “Bugün yaşamımızı başkalarının, yani bir avuç vicdansızın insafına bırakmayacağımızı ilan ettiğimiz gündür. Bugün kulluk değil, özgür yarınlar için dayanışma günüdür. Bugün açlığa ve sefalete hayır deme günüdür” dedi.

Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından Adalar Porsuk Mevkiinden Hamamyolu Yediler Parkı’na yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz da destek verdi.

Yediler Parkı’nda basın açıklamasını okuyan Tüm Emeklilerin Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi (MYK) Mukaddes Tunca şu ifadeleri kullandı:

“Dostlar bugün emek ve emekliler mücadelesinde yeni bir tarih yazılıyor. Bugün bize dayatılan öğretilmiş çaresizliğe hayır deme günüdür. Bugün dayanışma günüdür. Bugün yaşamımızı başkalarının, yani bir avuç vicdansızın insafına bırakmayacağımızı ilan ettiğimiz gündür. Bugün kulluk değil, özgür yarınlar için dayanışma günüdür. Bugün açlığa ve sefalete hayır deme günüdür. Bugün ölüm sınırında bir yaşam değil, insanca yaşam için ayağa kalkma günüdür. 10 milyon insanın açlık sınırının yarısı kadar bile maaş alamadığı, vicdansız bir iktidarla karşı karşıyayız. Yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi, daha bir yıl önce emekli olduğunda maaşının yüzde 75’ni alırken, iktidar yasaların arkasından dolaşarak emekli memurları devre dışı bıraktı. Şimdi memur emeklileri çalışırken aldığı maaşının yüzde 50’sini dahi alamıyor. EYT’li arkadaşlarımızın bir bölümü güya emekli edildi.  Onlar da en dipten maaş alıyor. İşe bir gün sonra giren, bir gün önce girenden 17 yıl sonra emekli oluyor. Bu nasıl adalettir?  Her statüde emeklisini mağdur etmekte sınır tanımayan bir iktidarla karşı karşıyayız.

“Sosyal devlet bu değildir”

İktidarı defalarca uyardık. Bu maaşlarla yaşanmaz. Birileri beyler, paşalar gibi yaşarken, aklımıza hayalimize gelmeyecek kadar lüks hayatlar sürerken, bu ülkenin her karış toprağına ter dökmüş emeklileri açlıkla sınamak ne vicdanidir ne ahlakidir ne de insanidir! Sosyal devlet de bu değildir. TÜİK güya enflasyonu ölçüyor. Hangi kalemleri baz aldığını açıklamayan bir kuruma inanmak mümkün müdür? Zaten kimse de inanmıyor. Devletin bir kurumunun bu hale düşmesi üzücüdür. Tıpkı uluslararası sözleşmeleri tanımayıp, siyaset kurumunun işaretiyle, sendikalarımızı kapatmayı alışkanlık haline getiren, hukuki normları dikkate almayan siyasallaşmış yargı gibi.  Ülkemiz bunları hak etmiyor. Çok yazık.

“Gölge etmeyin başka ihsan istemez”

Ülke ekonomisi her yıl belli ölçekte doğal olarak büyüyor. Peki bu büyümeden, yani refah payından emekliler, çalışanlar neden yararlandırılmıyor? 2008 yılında uygulamaya konulan sözde SGK reformu olmasaydı, şimdi en düşük emekli maaşı 25 bin liradan fazla olacaktı. Yani AKP iktidarı hiçbir şey yapmasaydı en düşük emekli maaşı bugünün 2,5 katından fazla olacaktı. İnsan demeden edemiyor. Gölge etmeyin başka ihsan istemez.”

]]> https://www.haber60.com.tr/emekliler-eylem-yapti-acliga-ve-sefalete-hayir/feed/ 0 Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Hizmetler ve Yatırımlar Hakkında Bilgi Verdi https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-hizmetler-ve-yatirimlar-hakkinda-bilgi-verdi/ https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-hizmetler-ve-yatirimlar-hakkinda-bilgi-verdi/#respond Sat, 25 May 2024 22:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33110 (BURSA)- Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, düzenlediği basın toplantısında, ilçeye yapacakları hizmetlerle ve yatırımlarla ilgili bilgi verdi.

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa medyası ile buluştu.

Başkan Aydın, konuşmasına, toplantının gerçekleştiği Halk Lokantası’nın açılış müjdesini vererek, şu sözlerle başladı:

“4 çeşit yemeği 80 liradan sunacağımız bu lokantamız, özellikle dar gelirli yurttaşlarımıza, ekonomik sıkıntı içerisinde, günübirlik koşuşturma içerisinde ucuz yemeğe ulaşamayan vatandaşlarımıza hizmet verecek. Adını ‘Halk Lokantası’ olarak koyduk. Bu şekilde hazırlayanlara da teşekkür ediyoruz. Saat 11.00-15.00 arası hizmet vereceğiz. Burada yemekler self servis şeklinde aynı anda 300-350 kişiye hizmet verecek. Self servis ve hızlı serviste ortalama ilk etapta günlük bin yurttaşımıza ucuz yemek imkanı sunacağız. Amacımız esnafa rakip olmak değil, onlarla rekabet etmek değil. Ancak günümüz koşullarında bir et yemeğinin 200 lira olduğunu hesaba kattığımızda, 3-4 çeşit en uygun esnaf lokantasında 300-350 liraya mal olduğunu düşündüğümüzde, burada o gün yemeğe ulaşamayan vatandaşlarımıza uygun fiyatlı hizmet vereceğiz.”

“Özlenen milli bayram kutlamalarını yeniden yaşadık”

31 Mart’ta göreve seçilmesinin üzerinden 54, mazbata almasının üzerinden ise 50 gün geçtiğini belirten Aydın, bugüne kadar yürüttükleri faaliyetlerle ilgili şunları kaydetti:

“5 Nisan sabahı Fetih Şenlikleri başladı ve nisan ayı boyunca da etkinlikler gerçekleştirdik. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da ilk defa Demirtaş’ta kutladık. İnsanımızın özlediği milli bayramlarının kutlanmasını, hem 23 Nisan’ı, hem 19 Mayıs’ı coşkuyla Cumhuriyet’imize yakışan ilgiyle kutladık. 1. Osmangazi Gençlik ve Spor Şenliği adı altında 3 gün boyunca dolu dolu etkinliklerimiz oldu. 19 Mayıs’taki Haluk Levent konserini 50-60 bin kişinin katılımıyla büyük coşkuyla kutladık. Biz burada bayramları kutlarken, Gazze’de yaşanan insanlık dramına da katledilen çocuklara insanlara da bir dakikalık saygı duruşu ve onları da unutmadığımızı göstermek adına Haluk Levent ile birlikte anma yaptık. Hem ulusal hem de uluslararası basında yankı buldu. Orada insanlar katledilirken soykırım yapılırken buna kayıtsız kalmak da mümkün olmazdı.”

İlk kreş Hamitler’de açılıyor

Kültürel etkinliklerin yanı sıra rutin belediyecilik faaliyetlerinin de devam ettiğine dikkat çeken Başkan Aydın, “Seçim döneminde vaat ettiğimiz sözler var. Buna mukabil, çarşamba günü Çirişhane’de ilk temelimizi attık. Önümüzdeki hafta Hamitler’de ilk kreşimizin temelini atıyoruz. İlçemizde 7-8 daha kreş tespiti yaptık. Hayırseverleri bulduk. Belediye kasasından bir kuruş para çıkmadan hayata geçecek. Hedefimiz de iki üç ay içerisinde bitirip Bursalı çocuklarımızın kullanımına açmak” diye konuştu.

Daha sonra Osmangazi Meydanı’nda Genç Kafe’yi hizmete açacaklarını belirten Aydın, “Uluslararası zincirlerde satılan bir kahve 100 lira iken burada maliyetine 20 liradan üniversiteli öğrencilerimize ikram edeceğiz. Altında kütüphanesi var. Ücretsiz internet olacak, ücretsiz çorba da dağıtacağız” dedi.

Okulların kapanmasının ardından öğrencilere yönelik gezici kütüphane çalışmasını başlatacaklarının bilgisini de veren Osmangazi Belediye Başkanı Aydın, “Mahallelere gidip, senaryo atölyeleri, birlikte şarkı atölyesi, kitap günleri, ritim atölyesi gibi etkinlikler ve faaliyetler bizim yaz için planladığımız etkinlikler. Bunların yanında, spor faaliyetleri olacak” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın deprem bölgesinde olduğu bilinciyle kentsel dönüşüm çalışmalarına önem vereceklerini ve kaçak yapıyla mücadele edeceklerinin altını çizen Aydın, “Deprem gerçeğiyle yüzleşmek durumundayız. Ovaya doğru kaçak yapılaşmayı engellememiz gerekiyor. Çok hızlı kaçak yapılaşma var. 50 yıllık hızlı sanayileşme ve getirdiği göç, bunun getirdiği çarpık yapılaşmanın en yoğun olduğu şehirlerden birisi Bursa. Bununla etkin mücadele edeceğiz. Vatandaşlara söylüyoruz. Bu, kendi canları, malları, çocuğunun geleceğini karartacak. Hiç bir mühendislik hizmeti almadan denetim yapılmadan inşa ediliyor. Bu binaları tespit edip yapılmadan müdahale edeceğiz. Bir seviyeye geldikten sonra milli servet gözüyle bakılıyor. Bununla mücadele edeceğimizi ifade etmek istiyorum” dedi.

“Hayvanlar uyutulmasın, kısırlaştırılıp sahiplendirilsin”

Başkan Aydın, sokak hayvanlarına yönelik tartışmalara ve tepkilere neden olan yeni kanuni düzenlemeye de değinerek, şunları söyledi:

“Benim de milletvekilliği yaptığım dönemde Ocak 2020’de bu konu meclise geldi. Araştırma komisyonu kuruldu. 3 ay süreyle çalışıldı. Bunun sonunda taslak getirildi. Yasa çıkartıldı. İktidar partisi bunu yeterli görmüyor. Kamuoyunda tartışmaya açtı. Uyutulma meselesiyle ilgili tartışmalar var. Hiç bir canın, çocuğumuzun, yaşlımızın bu tür başı boş köpekler tarafından hayatını kaybetmesini istemeyiz. Bununla da mücadele edilmesi gerekir. O araştırma raporu sonucunda ortaya çıkan önemli tavsiyeler vardı. Hayvan haklarıyla mücadele edilmesi için fon kurulması teklif edilmişti. Bunun kaynağının nereden geleceği yazıldı. Belediyelerin aldığı emlak, çevre, temizlik vergileri, milli piyango ve jokeyden alınan gelirler. Bir pay aktarılarak kurulacak fonla, kısırlaştırma yapılması. Bu yapılmayınca hızlı üreme oluyor. Bizim 114 dönümlük Hamitler’de barınağımız var. Her türlü hizmeti yapıyoruz. Uyutulma işlemini doğru bulmuyoruz. Kısırlaştırılıp sahiplendirilmesini doğru buluyoruz. Her hayvan etkin kısırlaştırılırsa popülasyon azalıyor. Mecliste daha önce hazırlanan teklif hayata geçirilsin. Fon kurulsun. Belediyelerde kaynak yok ancak bu fonla kentin nüfusu oranında aktarım olursa mücadele rahatlıkla yapılır. İlk meclis toplantımızda Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü’nü kuracağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-hizmetler-ve-yatirimlar-hakkinda-bilgi-verdi/feed/ 0
Hayvan Hakları Savunucuları Yasa Tasarısına Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-yasa-tasarisina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-yasa-tasarisina-tepki-gosterdi/#respond Sat, 25 May 2024 21:30:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33068 HABER: ZEYNEP BOZUKLU/ ÜNAL AYDIN

(ANKARA) – Hayvan hakları savunucuları, hayati tehlike oluşturdukları gerekçesiyle “sokak köpeklerinin uyutulmasını” da içereceği bildirilen yasa teklifine tepkiler sürüyor. Umutlu Patiler Derneği Başkanı Gülden Yüce, “Burada madur sokak hayvanı ama fatura da sokak hayvanına kesiliyor. Bu saatten sonra biz de hayvanları uyutmak için almaya çalışanların karşısındayız. Can vereceğiz ama canlarımızı vermeyeceğiz. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” dedi.

Yasa tasarısı hakkındaki düşüncelerini ANKA Haber Ajansı ile paylaşan vatandaşlar ve hayvan hakları savunucuları, gündeme getirilen yasa teklifine tepki gösterdiler.

Feryel Yanık: “Böyle bir yasa çıkarılmasına kesinlikle karşıyız, karşıyım. Adına uyutmak dedikleri şey katletmek. Bizler daha önce barınaklarla ilgili her zaman ‘ölüm kampları’ dedik. Yıllarca mücadele verdik. Onların yaşam hakları var. Böyle bir yasayı kabul etmiyorum. 30 günde hiçbir sokak hayvanı sahiplenemez.”

“Vicdanlı olan hiçbir insan buna ‘evet’ demez”

Aygül Umaçlı: “Belediyeler görevlerini yapmadıkları için bu hayvanların kısırlaştırılıp yerine bırakılma kanununu uygulamadıkları için buna para harcamak istemedikleri için bu hayvanların popülasyonu oldukça arttı. Ancak bu hayvanların yüzde 80-90’ı son derece uysal ve insanlarla birlikte uyumlu yaşayan hayvanlar. Hayvanları yok edebilek için birkaç yıldır planlı olarak karşı görüş oluşturuldu. Toplanılan hayvanlarda da örnek olarak Konya Barınağı’nda gördüğünüz gibi bilinmeze ve öldürülmeye gidiyor. Bu bir vahşet. Vicdanlı olan hiçbir insan buna ‘evet’ demez.”

Umutlu Patiler Derneği Başkanı Gülden Yüce: “Bu dini ya da siyasi değil vicdani bir durum. Bu artık iyi insanlarla kötü insanların savaşı. Müslüman bir ülkeyiz. Yaratılanı seviyoruz yaratandan ötürü ama bu sadece ağzımıza pelesenk olmuş. Gerçekleştiremiyoruz. Hayvanseverler bu güne kadar hümanist ve çözümcül yaklaştı. Bu sorun kısırlaştırmayla çözülür denildi. Belediyeler ve kurumlar gerekli görevlerini yapsalardı bu günlere asla gelinmeyecekti. Burada madur sokak hayvanı ama fatura da sokak hayvanına kesiliyor. Bu saatten sonra biz de hayvanları uyutmak için almaya çalışanların karşısındayız. Can vereceğiz ama canlarımızı vermeyeceğiz. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

“Bu uyutma değil, acılı bir ölüm”

Hayvan Hakları Aktivisti Aslı Alpar: “Sokak köpeklerinin tamamının toplatılarak barınakta 30 gün bekledikten sonra sahiplenilmezlerse hepsinin zehirli iğneyle öldürülecekleri haberi için buradayım. ‘Uyutulacak’ deniyor ama tabii ki bu uyutma değil. Benzer şekilde acılı bir ölüm aslında. Sağlıklı, hayatta olması gereken bir hayvanın hayattan iradesi dışında koparılması cinayettir, katliamdır. Bunun dışında burada olmamın olmamın sebeplerinden bir tanesi de Meclis’te Hayvan Hakları Komisyonu’nun bir raporu vardı. Aradan 2-3 sene geçti ve ne doğru düzgün kısırılaştırma yapıldı ne hayvanlar sağlıklarına kavuşturuldu ne rehabilitasyon oldu. Şu anda 3 sene önceki bilgiler yokmuş gibi rapor yokmuş gibi hayvanları toplayalım ve öldürelim diyorlar. Bu kabul edilebilecek bir şey değil.”

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın: “Yapılan açıklamanın özeti şu, sokak köpeklerinin kimi insanlara verdiği zararlardan dolayı sokaktaki köpekleri toplayıp sahiplenilenleri sahiplendirmek, sahiplenilmeyenleri de öldürmek istiyorlar. Alınacak tedbir hayvanlarla ilgili katliama dönüşme çerçevesinde asla ele alınamaz, kabul edilemez.”

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca: “Sokak hayvanlarının ne olacağı ile ilgili bir gündemimiz var. Bununla ilgili uzun zamandır doğa-yaşam savunucuları mücadele veriyorlar. Hayvan hakları savunuculrı tarafından bununla ilgili yasa tasarıları daha önce Mecliste görüşüldü. 2019 yılında da buna ilişkin bir kanun taslağı parlamentodan geçmişti. Ama ne yazık ki hukukun, anayasanın rafa kaldırıldığı bir ülke gerçekliği içerisinde olduğumuz için fiili olarak çıkan yasaların herhangi bir yaptırımı olmadığı bir gerçekliğin içerisindeyiz. Medya aracılığıyla, kimi iktidar temsilcileri aracılığıyla sokak hayvanlarının ‘uyutulması’ dedikleri ‘öldürmeye, katliama’ neden olabilecek bir gündemle cebelleşiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hayvan-haklari-savunuculari-yasa-tasarisina-tepki-gosterdi/feed/ 0
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Emekli Mitingi’ne çağrı yaptı https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-ozgur-celik-emekli-mitingine-cagri-yapti/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-ozgur-celik-emekli-mitingine-cagri-yapti/#respond Sat, 25 May 2024 00:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32948 (İSTANBUL) – CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, pazar günü Ankara’da yapılacak “Büyük Emekli Mitingi”ne çağrı yaptı. Çelik, “En düşük emekli aylığı asgari ücretle aynı seviyede olana dek mücadele edeceğiz. Emekli bayram ikramiyeleri en az, asgari ücret düzeyinde olana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. Çelik, mitinge katılmak isteyen yurttaşların, İstanbul’un 39 ilçesindeki CHP ilçe başkanlıklarına kayıt yaptırabileceklerini söyledi.

CHP, pazar günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılacak “Büyük Emekli Mitingi” için 81 il örgütüyle bugün eş zamanlı basın açıklaması yaptı. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın açıklaması da Beşiktaş Meydanı’nda gerçekleştirildi. Açıklamaya CHP Parti Meclisi (PM) üyesi Cem Aydın, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara da katıldı.

“‘Dur’ demek için alanlardayız”

Hazırlanan ortak metni okuyan İl Başkanı Özgür Çelik, 16 milyonun üzerinde emeklinin sesini duyurmak, haklı taleplerini dile getirmek ve mücadelelerine destek vermek amacı taşıdıklarını söyledi. Çelik, şöyle konuştu:

“Derinleşen ekonomik krizin faturasını emekliye, emekçiye, işçiye, memura, ücretliye, esnafa, öğrenciye yani topyekun vatandaşlarımıza ödetmeye niyetlenen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çözüm değil kriz üreten siyasetine ‘dur’ demek için alanlardayız. Enflasyon yükselirken eriyen maaşları görmezden gelen, milyonlarca kişiyi insanca yaşam yerine sefalet koşullarında yaşama mahkum eden iktidara, ‘Bu büyük adaletsizliğe son verin’ demek için meydanlardayız. 5 bin liralık dul-yetim aylığıyla geçinmeye çalışırken ev kirası 10 bin liraya çıkan Hülya teyzenin hakkını aramak için bir aradayız. ‘Açım aç’ diyen emeklilerimizin isyanını dile getirmek için aranızdayız. Sefalete mahkum edilen emeklilerimizin adalet ve insanca yaşam taleplerini dile getirmek için buradayız. Arkasında borç listesi bırakarak intihar eden emekli Hasan amca için buradayız. Anımsayacaksınız, bu yılın başında büyük bir nimetmiş gibi en düşük emekli aylığını 10 bin TL’ye tamamladılar. Miting miting dolaşıp ‘Gönlümüz emeklinin hayatını daha iyi şartlarda sürdürmesinden yanadır’ dediler.

“Yoksulluğu bile lüks hale getirdiler”

Dedikleri ile yaptıkları örtüşmeyince 10 bin lira aylıkla hayata tutunmaya çalışan milyonlarca emekli için yoksulluğu bile artık lüks hale getirdiler. En düşük emekli aylığı, yılın henüz ilk 4 ayında çoktan eridi. Mayıs ayı enflasyonu geldiğinde daha da eriyecek. Aylıkları günden güne buharlaşan emekliler bırakın 100 gram et almayı, pazar manav tezgahlarına bile bütçe yetiştiremez hale geldiler. Oysa iktidar, 2024 yılını ’emekliler yılı’ ilan etmiş, ‘Türkiye Yüzyılının Emektarları Programı’nı hayata geçirmekle övünmüştü. Gelin, şimdi övündükleri emeklilerin ‘yüzyılına’ bir bakalım. ‘Bizi kıskanıyor’ dedikleri İsviçre ve Hollanda’da ortalama emekli maaşı 2 bin avronun üzerinde. Almanya’da ise bin 552 avro olan emekli aylığı ülkemizde sadece 237 avro. Alman Hans, emekli aylığı ile ülkemize gelip en iyi otellerde tatilini yaparken bizim emeklimiz Hasan amca aynı otelin mutfağında bulaşık yıkıyor. Hasan amcamız tatil yapmak istediğinde ise Kredi Yurtlar Kurumu’nun ranzalı 8 kişilik odaları reva görülüyor. Çalışma Bakanı, çıkıp bunu müjde olarak sunmaktan, milyonlarca emeklimizin kalbini kırmaktan çekinmiyor.

“Emekliler sosyal ölüme terk edildi”

Derin bir hayat pahalılığıyla baş başa bırakılan, kaderine terk edilen emekliler bugün olağanüstü yoksulluğun pençesindeler. Gelirinin tümünü harcadıkları halde asgari gıda-enerji-barınma-sağlık-tüketim gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan emekli yurttaşlarımız bu manada sosyal ölüme terk edilmiştir. Bu sebeple binlerce, on binlerce emeklimizle omuz omuza aynı talepleri dile getirmek üzere hafta sonu Ankara’da toplanacağız. ‘Emekliler lütuf değil, hakkını istiyor’ diyeceğiz. En düşük emekli aylığı asgari ücretle aynı seviyede olana dek mücadele edeceğiz. Emekli bayram ikramiyeleri en az asgari ücret düzeyinde olana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Emekli aylıkları arasındaki farklılıkları giderecek intibak yasasını hayata geçirdiğimiz gün ‘kazandık’ diyeceğiz. Onurlu yaşam, hakça bölüşüm için tüm emeklilerimizi ve yarının emeklisi olacak tüm emekçileri 26 Mayıs Pazar günü saat 14.00’te Ankara’da Tandoğan Meydanı’na bekliyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-ozgur-celik-emekli-mitingine-cagri-yapti/feed/ 0 Meksika’da Şiddet Dozu En Yüksek Seçimlere Günler Kaldı https://www.haber60.com.tr/meksikada-siddet-dozu-en-yuksek-secimlere-gunler-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/meksikada-siddet-dozu-en-yuksek-secimlere-gunler-kaldi/#respond Fri, 24 May 2024 23:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32906 Meksika tarihinin şiddet dozu en yüksek seçimine günler kaldı. Kapsamlı yerel seçimler için yarışan çok sayıda aday silahlı saldırılar sonucu öldürüldü. Yarışa devam eden adaylar ise ölümle burun buruna kampanya yapıyor.

Meksika’da 2 Haziran’da hem genel hem yerel seçimler yapılacak.

Yerel seçimlerde sekiz eyalet valisiyle 1580 bölgenin yetkililerini belirlemek için oy kullanılacak.

Genel seçimlerde ise ülkenin yeni başkanı ve parlamento üyeleri belirlenecek.

Ülkenin batısındaki Guerrero, en tehlikeli seçim bölgesi olarak kabul ediliyor.

Adaylardan birisi Cinthia Juarez. Çocukluk arkadaşı Moises “Moy” Juarez Abarca seçim kampanyası yaparken öldürülmüş. Ülke genelinde tanınan bir eşcinsel aktivist olan Abarca, muhalefetteki PRD partisinden adaydı.

Abarca’nın cesedi, 16 kişiyle birlikte bir toplu mezarda bulundu.

Cinthia, “Arkadaşım Moy’la birlikte ben de yirmi yıldan fazla süredir siyasi aktivizm yapıyorum. Guerrero ve Acapulco’da şimdiye kadar gördüğüm en kanlı seçim sürecini geçiriyoruz” diyor.

Arkadaşı öldürülen Cinthia, kendisiyle ilgili de risklerin farkında. Ancak kararlı görünüyor. Kendi çevresinde de önde gelen bir eşcinsel hakları savunucusu. Korkuya yenik düşmeyi reddettiğini söylüyor:

“Tabii ki korkuyorum. Bir gün evimden çıkıp tekrar geri dönememekten ve bunun siyasi nedenlerle olmasından korkuyorum. Ancak siyaset sesimizi yükseltmemizin tek yolu. Acapulco’yu da eski parlak günlerine döndürmenin yegane aracı.”

Seçim günü yaklaştıkça, şiddet daha da tırmanıyor. Acapulco’da Salı günü en az 12 kişi öldürüldü. Altısı bir marketin yanına atılmış şekilde bulundu.

Integralia adlı anket şirketinin son araştırması, ülkedeki siyasi şiddetin korkunç boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Yaklaşık 200 kamu görevlisi, siyasetçi ya da aday, ya öldürüldü ya da silahlı saldırı tehdidine uğradı.

Şiddet tüm siyasi yelpazeyi etkisi altına aldı. İktidardaki Morena partisinin adaylarının en çok etkilenen çevre olduğu bildiriliyor.

Siyasi cinayetlere uğrayanlar arasında en kıdemli isimlerden birisi, Acapulco’da Morena partisinin belediye başkan adayı Ricardo Taja oldu. Taja, noel öncesi bir restoranda yemek yerken vurularak öldürüldü.

Meksika’da uyuşturucu çetelerinin yükselttiği siyasi şiddet, yeni bir olgu değil.

Ancak sorun, şiddete aşina siyasetçileri bile şaşırtacak düzeye geldi.

Öyle ki, oy pusulasındaki adaylar artık seçimle değil silahlı saldırılarla eleniyor ve seçmenler aslında desteklemedikleri adaya oy vermeye yönlendiriliyor.

Eski Acapulco Belediye Başkanı Evodio Velazquez, siyasi yaşamı boyunca tehditlere direndiğini söylüyor.

Ancak bu seçimde aday olmak istediğinde silahlı adamların evine geldiğini, ardından yarıştan çekilmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Velazquez, “Başka bir cinayet istatistiği olmak istemiyorum” diyor ve federal yetkililerin karşılaştığı tehdite duyarsız kaldığını savunuyor.

Velazquez, bunun en kanlı seçim süreci olduğunu söylüyor ve kamu politikalarındaki ve güvenlikteki açıklardı bundan sorumlu tutuyor.

Guerrero’da iktidar partisi adaylarının yerel düzeyde ve eyalet düzeyinde hakimiyet kurması bekleniyor.

Eyaletteki seçmenler, Meksika siyasetinin en tartışmalı isimlerinden birisi olan Senatör Felix Salgado Macedonio’yu seçebilir.

Senatör Macedonio, 2021’de tecavüz ve cinsel saldırı suçlamaları nedeniyle yarıştan çekilmeye zorlanmıştı. Ancak Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un tereddütsüz desteğine güveniyor.

Anketlere göre Meksikalıların yüzde 60’ı, şehirlerin güvenli olmadığını düşünüyor. Senatör Macedonio, önceki yıllara göre gelişim olduğu görüşünde. Başkan’ın güvenlik stratejisinin yetersiz olduğunu ise kabul etmiyor:

“Başkan Meksika’da kurşunları değil, kucaklaşmayı görmek istediğimizi söylüyor. Şiddetin temeli olarak yoksulluğu ve ailenin parçalanmasını vurgulamalıyız.”

Macedonio, seçimleri kim kazanırsa kazansın, önünde büyük görevler olacağını kabul ediyor. “Ülkenin huzuru için adım adım ilerlemeliyiz” diyor ve ekliyor:

“Ancak başka bir sorunumuz daha var: Kuzeydeki büyük komşumuz (ABD). Uyuşturucunun alınıp satılması için önce bir arz ve talep olması gerekli.”

Acapulco zorlu bir yıl geçirdi.

Sekiz ay önce kenti vuran Otis kasırgasının yaraları henüz sarılmadı. Hasar kentin bütün kesimlerinde hala gözle görülebiliyor. Çok sayıda kişi de hayatını kaybetti.

Mercedez Sanchez, annesini ve kardeşini toprak kaymasında yitirdi.

Mercedes hükümetin kendilerine yaptığı yardımdan memnun. Gıda yardımı ve 3 bin dolara karşılık gelen para yardımı dahil birçok yardımdan yararlandılar.

Ancak Acapulco’daki güvenlik sorunu yakıcılığını hissettiriyor. Bir cinayetin işlenmediği gün, neredeyse yok.

Son kurban, birkaç bina ötede bir taksi şoförüydü. Yolcularını beklerken vuruldu.

Seçim günü yaklaşırken Mercedez, suç sorununun seçimdeki tavrını etkileyeceğini söylüyor. Günlük yaşam herkes için korku ve tehlikeyle dolu:

“Korkmadan dışarı çıkamıyoruz. Kimseye karışmasanız bile, yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyor olma ihtimaliniz var. Sürekli bir tehlike var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/meksikada-siddet-dozu-en-yuksek-secimlere-gunler-kaldi/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi: İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yaptırımıyla karşı karşıya https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-israil-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-yaptirimiyla-karsi-karsiya/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-israil-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-yaptirimiyla-karsi-karsiya/#respond Tue, 21 May 2024 22:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32702 Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, ” İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden 40 binden fazla çoğu çocuk olmak üzere masum sivilin ölümüne neden olan saldırıları ilk kez Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) net bir yaptırımla karşı karşıya kalmak üzeredir” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahuve İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant yönelik Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından çıkarılan yakalama kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Kılıç, “Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcılığı tarafından alınmış olan bu karar tarihi nitelikte bir karardır ve İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden 40 binden fazla çoğu çocuk olmak üzere masum sivilin ölümüne neden olan saldırıları ilk kez Uluslararası Ceza Mlahkemesinde net bir yaptırımla karşı karşıya kalmak üzeredir” diye konuştu.

“TÜİK verilerine göre Türkiye’de evlilikler azalıyor, boşanmalar artıyor”

Kılıç, hızla düşen doğurganlık sayısı nedeniyle gelecek yıllarda çok daha büyük problemler meydana geleceğini savunarak, “TÜİK verilerine göre Türkiye’de evlilikler azalıyor. Boşanmalar artıyor. Doğurganlık hızımız hızla düşüyor. Bunun yanında sayısını tam olarak kimsenin bilmediği, sığınmacıların nüfusunda hızlı, artışlar yaşanıyor. Bu durum Türkiye’nin nüfus denklemini bozmaktadır. Aile kurumumuz tehdit altındadır. Başka boşanmalar olmak üzere aile yapımız Türkiye’nin geleceğine tehdit oluşturacak biçimde sarsılmaktadır. Türkiye’de ailenin korunması tek başına Aile Bakanlığına bırakılamayacak kadar önemlidir, meseledir. Ailenin korunması Türkiye Cumhuriyeti açısından bir milli güvenlik meselesidir. ve bu konu Sadece Aile Bakanlığı tarafından değil tüm bakanlıklar tarafından çalışılmalı, gerekirse hızla aile şurası toplanmalı ve bu konular masaya yatırılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Gerçek bir tasarruf dönemine ihtiyacımız var”

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi kapsamında alınan kararları değerlendiren Kılıç, “İlgili uygulamaları yakından takip ediyoruz. Sözde değil, özde tasarrufların yapılmasını bekliyoruz. Heyecanla başlanan birkaç gün sonra unutulan göstermelik bir tasarruf dönemi yaşanmasını istemiyoruz. Tarifeli uçakla gidilebilen yerlere özel uçaklarla gidip karada tasarruf adına minibüslerle yapılan toplu taşımayı gülünç buluyoruz. Türkiye’nin tasarrufa gerçekten ihtiyacı var ama göstermelik değil, gerçek bir tasarruf dönemine ihtiyacımız var. Lüksten, israftan, şatafattan, başta devlet ve kamu görevlileri olmak üzere tüm bireylerin, ekonomisinin yeniden bir bahar havasına ulaşması için kaçınılmazdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Anayasa tartışmaları gündemi yumuşatma arayışlarının, aparatı olarak kullanılıyor”

Yeni anayasa tartışmaları hakkında iktidar ve muhalefet tarafından somutlaşan bir teklif olmadığını sözlerine ekleyen Kılıç konuşmasına şu şekilde son verdi:

“Yeni anayasadan, özgürlükten, sivilleşmeden ne anladıklarına dair bir mutabakat yok. Görünen o ki anayasa tartışmaları gündemi yumuşatma arayışlarının, aparatı olarak kullanılıyor. Teklif kimden gelirse gelsin yeni anayasayla kuvvetler ayrılığı güçlendirilmelidir. Yargı bağımsızlığı tam güvence altına alınmalıdır. Denge denetim mekanizması kuvvetlendirilmelidir. Türkiye’yi seçim ittifaklarından mecbur bırakan mevcut sistem mutlaka gözden geçirilmedir. Hep dediğimiz ki iktidar anayasa gündemini sıcak tutmaya çalışsa da Türkiye’yi öncelikli gündemi ekonomidir. Işçidir, çiftçidir, emeklidir, çözüm bekleyen, kademeli emeklilik meselesi staj ve çırak mağdurlarıyla ilgili adaletsizliklerdir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-israil-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-yaptirimiyla-karsi-karsiya/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: CHP yine birinci parti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-yine-birinci-parti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-yine-birinci-parti/#respond Tue, 21 May 2024 22:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32694 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Buraya gelirken mayıs ayının ilk anketi geldi. İlk anketi gördük, müjdeler olsun ki CHP yine birinci parti. ve kurulduğu günden bugüne, ilk kez Mayıs 2024’te emeklinin sesini duymayanlar, öğretmeni kandırıp da atamayanlar, mülakatı söz verip de kaldırmayanlar, yoksula kemer sıktırıp zenginin servetine servet katanlar; ilk kez yüzde 30’un altındalar” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel’in konuşmasından, öne çıkanlar şöyle:

” Hükümet, sürekli kendi ilan ettiği ekonomik tahminleri, hedefleri tutturamadığını kademe kademe itiraf edip sürekli revize etmekle meşgul. Orta Vadeli Program’da (OVP), enflasyon yüzde 33’tü bu yıl için. Sonra 36 çıkardılar. Şimdi 38 olarak geçen hafta bir kez daha revize ettiler. Enflasyonla mücadele edemedikçe dar gelirlinin yüzünü güldürmek yerine onlara kemer sıktırmaya, emekliyi perişan etmeye devam ediyorlar. ‘Kamuda tasarruf’ adı altında memurun servisiyle uğraşıyorlar. Öğretmenin atamasını yapmamayı marifet sayıyorlar. İşsize, kamuda iş vermeyeceklerini üç yıllığına ilan ediyorlar. Ama bir yandan da geçtiğimiz hafta köprü ve otoyollara son beş ayda ikinci kez zam yaptılar. 1 Ocak itibarıyla kamuya ait köprülere yüzde 76; yap-işlet-devret köprülerine, otoyollarına yüzde 50 zam yapmışlardı. 16 Mayıs günü, kamuya ait köprülere bir 60 daha, yap-işlet-devretlere de bir 40 daha yaptılar. Sadece beş ayda, kamuya ait köprülere yüzde 181; yap-işlet-devretlere yüzde 110 zam geldi.

“Krediyi ödeyemiyor, bir de faizini iki katına çıkarıyorlar”

‘Enflasyonu düşeceğiz’ diye asgari ücrete zam yapmamaya kalkanlar, emekliyi 10 bin liraya muhtaç bırakanlar, ‘Üç yıl boyunca emekli olan kadar memur alacağız’ deyip milyonlarca işsizin, milyonlarca KPSS’de dirsek çürütenin umutlarını tüketenler; köprülere, yollara yüzde 181 zam yapıyorlar. Sonra da enflasyonla mücadeleden bahsediyorlar. Bir yandan esnafın kredileri var, Esnaf Kefalet Kooperatiflerinden alınan. O kredilerin kimi COVID’de alınmış, kimi COVID sonrası ödeyememiş, o krediler yenilenmiş, o kredilerin faizlerine geriye dönük zam yaptılar; ödemeleri geriye dönük attırdılar. O günlerde yüzde 7 buçuk faizle kullandırılan krediyi yüzde 17’ye; yüzde 12 faizli krediyi yüzde 24’e; yüzde 15 olanı 29’a çıkardılar. Zaten ödenemiyor. İşler tıkırında olsa kredi ödenecek. Kredi ödenemiyor, bir de faizini iki katına çıkarıp esnafın beline bir kazmayı da bunlar vuruyorlar. Sonra diyorlar ki ‘imzayı atarken dikkat edeydin.’ Orada ‘değişken faizli’ yazıyordu. ‘Faizler değişti, böyle ödeyecekler.’

“Bu iktidar, 31 Mart’ta mesajı alamamış. Sarı kartı görmüş ama esnafa faul yapıyor”

Peki aynı günlerde, kamu bankalarından, Ziraat Bankası’ndan çiftçiye değil, yandaş müteahhite yüzde 8 buçukla kredi verdiler. O parayı alan multi milyonerler, multi milyarderler gittiler; yat aldılar, kotra aldılar, araba aldılar. Hatta hiç çekinmeden Ziraat Bankası’ndan çektiler, filanca özel bankada yüzde 40 faize koydular. Yüzde 8 ödeyecekleri faizi, 40 ile bizden tahsil ettiler. Yüzde 32’yi cebe koydular. Onlara değişken faiz uygulayan yok. Ödeyemezse Kredi Garanti Fonu’na (KGF) tabi. Bu parayı bu şartla Ziraat Bankası çiftçiye vermedi. Yandaş müteahhite verdi. Bir vezneden verdiler, öbür vezneden vadeli hesap açtılar. Halkbank, esnafa vereceği krediyi bunlara verdi. Böyle bir yaklaşımı kabul etmiyoruz. ve bütün esnaflara, AK Partilisine, MHP’lisine, hangi görüşten olursa olsun şunu hatırlatıyorum: Sen aynı oranda aldığın krediyi, yüzde 30’larda öderken senin 50, 100, 1000 katın zenginler, aldığı faiz oranından ödüyorlar. Onlar ana parayı çoktan çıkardılar. Kazandığı faize faiz alıyorlar. Ama sana bu muameleyi yapıyorlar. Demek ki neymiş? Bu iktidar, bu hükümet, bu Cumhur İttifakı, 31 Mart’ta mesajı almamış, sarı kartı görmüş, hala esnafa faul yapıyor. Hesabını siz görürsünüz esnaf kardeşlerim.

“Saraçhane’de öğretmenler azdı çünkü sizin tarafınızdan sindirildiler”

Yerel seçimlerde sesini en çok yükseltenler, ilk başta meydanlarda pek azken son mitinglerimizde yüzde 80’lere varanlar, 10 bin lira maaşa mahkum edilen emeklilerdi. Emekli, neredeyse açlık sınırının yarısını alıyor. İki emekliye verilen maaş, bir kişiyi açlıktan kurtarmıyor. 10 bin lira veriyor; kiraya verirsen aç kal, karnını doyurursan sokakta kal hesabı yapıyorlar. Bir de üstüne Mehmet Şimşek, ‘Yüzde 25’lik kirayı artık tutmayalım, isteyen istediği gibi zam yapsın’ kafasına gelmiş. İşte o emeklilerle birlikte büyük bir mücadelenin sözünü vermiştik. Geçtiğimiz hafta, mitinglerimize gelen pankartlarını açan, atanamayan değil, atanmayan öğretmenlerle İstanbul’da, Saraçhane’de buluştuk. Bazı yandaş kalemler, bazı yandaş hesaplar, bazı yandaş kanallar ‘Saraçhane’deki miting zayıftı’ diyor. Bunlar atanmayan öğretmen. ’60 bin tane mülakata alacağım. Sadece 20 binini atayacağım’ demişsin o günden bir gün önce. Kameraya gireni atamayacağını onlar da biliyor. ‘KPSS’yi yüzde 50 alırım. Yüzde 50’sini mülakat puanıyla ben yazarım’ diyorsun. Yine de oraya koştular. Ellerinde dövizleriyle geldiler. ‘Azdılar’ diyor. Azdılar çünkü sizin tarafınızdan sindirildiler. Ama vicdanlarında, sosyal medyada hiç az değiller, hiç de az haklı değiller. Bütün Türkiye’ye de seslerini duyurdular.

“Pazar günü bütün emeklileri, emekçileri, emekliye sahip çıkan herkesi bekliyoruz”

Söz verdiniz, mülakatı kaldırmadınız. ’68 bin’ dediniz, atamayı 20 binde bıraktınız. ‘Müfredat, 10 yılda yaptık’ dediniz, yedi günde görüş istediniz. Öğretmenler, Saraçhane’de isyan ettiler. Bilmez miyiz, meydanı dolduralım CHP’lilerle. 39 ilçeden beşer otobüsü basalım, dolduralım. Sonra haber yaptırırsınız; ‘Atanamayan öğretmenler değil; CHP’li amcalar, teyzeler vardı’ diye. Halen daha bu mağduriyeti küçük göstermeye çalışıyorlar. El mi yaman bey mi yaman görmenin zamanı geldi. 26 Mayıs Pazar, yer Tandoğan Meydanı, saat 14.00, Türkiye’nin dört bir yanından emekliler geliyor. Şimdi emekliyle yüz yüze gelme zamanı geldi. Pazar günü, saat 14.00’te, Tandoğan Meydanı’na bütün emeklileri, bütün emekçileri, emeklilere sahip çıkan herkesi bekliyoruz. Eğer o meydanda beklenenden az insan olursa ‘Demek ki emekliler şikayetçi değilmiş’ diyecekler. Ben orada olacağınızı biliyorum. Her mitingde siz geldiniz, biz konuştuk. Dedik ki ’31 Mart günü, gösterin sarı kartı, mesajı alacaklar. Almazlarsa arkanızda değiliz, yanınızda değiliz; gerekirse önünüze düşeriz, hakkınızı alırız.’ O gün bugündür, o pazar bu pazardır.

“Gelen gelir, gelmeyenle de bir gün yürürüz”

Buraya gelirken mayıs ayının ilk anketi geldi. Nisan ayında Türkiye’de yapılan hiçbir ankette, birinci parti CHP’den başkası değildi. Hiçbir anket, nisan ayı boyunca AK Parti ile aramızdaki farkın kapandığını göstermedi, hepsinde açıldı. Mayıs ayında bütün anketler yine gelecek. İlk anketi gördük, müjdeler olsun ki CHP yine birinci parti. ve kurulduğu günden bugüne, ilk kez Mayıs 2024’te emeklinin sesini duymayanlar, öğretmeni kandırıp da atamayanlar, mülakatı söz verip de kaldırmayanlar, yoksula kemer sıktırıp, zenginin servetine servet katanlar; kurulduklarından beri ilk kez yüzde 30’un altındalar. Bu yüzden biz CHP olarak kendisine güvenerek; özgüvenli bir siyasetle ‘acaba ne derler’ diye değil, ‘biz söyleyelim. Duyan duyar, duymayana bir gün duyururuz’ diyerek; ‘Biz yürüyelim. Gelen gelir, gelmeyenle de bir gün yürürüz’ diyerek; ‘Biz anlatalım. İkna olan olur, olmayanı da bir gün ikna ederiz’ diyerek çıktığımız yolda; artık çok daha fazla ayak katıldı ayaklarımıza, ses katılıyor sesimize, kabuklar çatlıyor, yeni kulaklar işitmeye başlıyor söylediklerimizi. Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Atatürk’ün partisini ilk seçimlerde iktidar yapacağız. Yolumuz açık olsun.”

(BİTTİ)

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-yine-birinci-parti/feed/ 0
DEM Parti Kars İl Başkanlığı Kobani Davası’ndaki cezaları protesto etti https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/#respond Mon, 20 May 2024 21:09:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32493 TACETTİN DURMUŞ

(KARS) – DEM Parti Kars İl Başkanlığı Kobani Davası’nda başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a olmak üzere verilen cezaları protesto eden basın açıklaması yaptı. Kars İl Eşbaşkanı Seyfettin Gönel, “Haksız ve hukuksuz yere ceza verilen arkadaşlarımız, bütün dünya kamuoyunun vicdanında beraat etmişlerdir. İçeride de dışarıda da mücadelemiz sürecek ve tüm ezilenlerin hakları için birlikte kazanacağız” dedi.

DEM Parti Kars İl Başkanlığı Cuma günü aralarında Kars’ın da bulunduğu 16 ilde alınan yasak kararının sona ermesiyle birlikte Kobani Davası’ndaki kararlara tepki gösterdi. DEM Parti Kars İl Başkanlığı önünde düzenlenen basın açıklamasında konuşan Kars İl Eşbaşkanı Seyfettin Gönel, “AKP-MHP yargısının kararını tanımıyoruz, direnerek kazanacağız” diyerek açıkalamasında şunları kaydetti:

“Türkiye hukuk tarihine, yargı tarihine dün yine kara bir leke daha sürüldü. Çetelerin, mafyaların, güpegündüz kent meydanlarında çakarlı araçlarla serbest dolaştığı, serbest bırakıldığı bir süreçte; Kürtleri asit kuyularında katleden, binlerce faili meçhul cinayet işleyen Jitem’in davalarının aklandığı bir süreçte Kürtler, devrimci ve sosyalist siyasetçiler cezalandırılıyor. Sincan’da AKP-MHP yargısı tarafından bir hukuk katliamına daha imza atılmıştır. Sincan’da alınan kararla Selahattin Demirtaş’a 43 yıl 6 ay, Figen Yüksekdağ 30 yıl 3 ay ve diğer arkadaşlarımıza toplamda yüzlerce yılla varan hapis cezaları verilmiştir. İddianame nasıl Saray’da ve MHP Genel Merkezinde yazıldıysa, bu karar da aynı odaklar tarafından verilmiştir. Türkiye’de yargı diye bir şey kalmamıştır. Türkiye’de şu anda yargının almış olduğu bu karar askeri cunta mahkemelerine rahmet okutacak bir karardır. Kobani davasında bir hukuki darbe daha, bir siyasi darbe daha gerçekleştirilmiştir.”

“Demokratik bir cumhuriyet için mücadele edeceğiz

“Normalleşme ve yumuşama mesajlarının verildiği bu süreçte HDP, Kürt siyaseti, devrimciler ve demokratlar, iktidar tarafından siyaset sahnesinden silinmek isteniyor” diyeN Gönel, şöyle devam etti:

“Ama çok iyi bilsinler biz Kürtler, emekçiler, yoksullar yine her zaman olduğu gibi sahada omuz omuza dayanışarak bu kirli kararları boşa çıkaracaktır. Arkadaşlarımızı bir gün mutlaka özgürleştireceğiz. Selahattinlerle ve Figenlerle birlikte Türkiye demokrasisi için, demokratik bir cumhuriyet için mücadele edeceğiz. Bu kararı verenler çok iyi bilsin ki; halklarımız için o günler uzak değil. O günlerin mücadelesini daha kararlı bir şekilde yürüteceğimizin sözünü veriyoruz. Halk düşmanı, kadın düşmanı, insanlık düşmanı olan ve Ortadoğu’ya büyük bir felaket yaymak isteyen IŞİD’in yanında olduklarını gösteren bir karar alınmıştır iktidar yargısı tarafından. Verilecek karar ya halklardan ve demokrasiden yana olanların yanında ya da IŞİD ve faşizmin yanında olunacağının göstergesiydi. Kobani Kumpas Davasında mahkemenin almış olduğu karar onların bir kez daha IŞİD’in ve faşizmin yanında olduklarını göstermiştir.

Şunu bir kez daha söylüyoruz; faşizme asla geçit vermeyeceğiz. Faşizme karşı daha çok omuz omuza olmanın, daha çok dayanışmanın olması gerektiği biz zaman dilimindeyiz. Biz bu cezaları tanımıyoruz, biz bu kararı tanımıyoruz. Selahattinler, Figenler, Günay Kubilaylar Kobani Kumpas Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız, Kürtlerin, Türklerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bu topraklardaki tüm ötekileştirilenlerin gönlünde berat etmişlerdir, özgürlerdir. Haksız ve hukuksuz yere ceza verilen arkadaşlarımız, bütün dünya kamuoyunun vicdanında beraat etmişlerdir. İçeride de dışarıda da mücadelemiz sürecek ve tüm ezilenlerin hakları için birlikte kazanacağız”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/feed/ 0
Atış Yapı 48. Yeşil Bursa Rallisi’nde kazananlar belli oldu https://www.haber60.com.tr/atis-yapi-48-yesil-bursa-rallisinde-kazananlar-belli-oldu/ https://www.haber60.com.tr/atis-yapi-48-yesil-bursa-rallisinde-kazananlar-belli-oldu/#respond Sun, 19 May 2024 23:36:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32465 – Atış Yapı 48. Yeşil Bursa Rallisi’nde kazananlar belli oldu

BURSA – Türkiye’nin en eski otomobil sporları kulübü olan Bursa Otomobil Sporları Spor Kulübü bu yıl 48.si düzenlenen Yeşil Bursa Rallisi büyük bir heyecana sahne oldu.

Atış Yapı ana sponsorluğunda, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Aloft Hotel Bursa, Özhan Marketler Zinciri, İnallar, Mavi Yeşil, Yılkar ve Digiwuu katkılarıyla düzenlenen Petrol Ofisi Maxima 2024 Türkiye Ralli Şampiyonasının 4. yarışı olan Yeşil Bursa Rallisi, Castrol Ford Team Türkiye takımından Ali Türkkan ve co-pilot Oytun Albayrak ekibinin liderliğiyle tamamlandı. Türkkan-Albayrak ekibi, aynı zamanda sınıf 3 birinciliğinin de sahibi olurken, genel klasman ikinciliği ve sınıf 2 birinciliğini GP Garage My Team’den Ümit Can Özdemir-Kutay Ertuğrul ekibi kazandı. Zorlu rallide üçüncülüğü Parkur Racing takımından Kerem Kazaz-Corentin Slyverstre ekibi kazanırken, 18 yaşındaki Kazaz aynı zamanda yarışın Gençler birinciliğinin de sahibi oldu. Rallinin Markalar birincisi Castrol Ford Team Türkiye olurken, Takımlar birinciliğini de GP Garage My Team elde etti.

Yarışın Sınıf 4 ve İki Çeker birinciliğini Fatih Selim Göçer-Mehmet Köleoğlu elde ederken, Sınıf N birincisi GP Garage My Team’den Okan Öztürk-Hakan Uçucu, Sınıf 5 birincisi Atış Motorsport’tan Metehan Üstükarcı- Hüseyin Çetin, Master Pilotlar birincisi GP Garage My Team’den Uğur Soylu, Kadın Pilotlar birincisi Burcu Çetinkaya, kadın co-pilotlar birincisi İtalyan Fabrizia Pons oldular. Yarışın 35 yaş üzeri klasik ralli otomobillerine açık Historic klasmanı birinciliğini ise Fiat 131 ile yarışan Semih Geylan-Ünsal Deniz kazandı.

Bu yıl Celal Gülerhan anısına düzenlenen TOSFED Ralli Kupası klasmanında ise Taner Oruç-Onur Sırımoğlu birinciliğe uzanırken, ekip aynı zamanda Kategori 2’de ilk sırada yer aldı. GMG Racing’den Alp Atak-Alperen Tetik ikinci ve Kategori 3 birincisi, aynı takımdan Osman Ceylan-Batuhan Doğan da üçüncü oldular. Kategori 4’te GP Garage My Team’den Tolga Öztürk- Hasan Güler ve Kategori 1’de de Faruk Sayın-Cansu Açar birinciliklerin sahibi olurken, Açar aynı zamanda kadın co-pilotlar birinciliğini kazandı. TOSFED Ralli Kupası Kadın Pilotlar birinciliği de Furkan Acar ile yarışan Elif Gizem Filiz’in oldu.

Yarışlara yoğun ilgi

Pilotlar, zorlu geçen parkurda zaman zaman zor anlar yaşarken, 2 gün süresince büyük bir heyecan yaşandı.

Oyman Atabay sezonunun 4. yarışı olan Yeşil Bursa Rallisi bu yıl da nefesleri kesti. Güzel havayı fırsat bilen Bursalıların ve çevre illerden gelen vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği rallide ekipler, 2 gün süresince kozlarını paylaştı.

Bursa’da heyecan fırtınası

Büyük bir heyecana sahne olan 48. Yeşil Bursa Rallisi’nde, 72 otomobil, 144 sporcu ve 300 kişilik görevli ordusu görev aldı.

Oyman Atabay sezonunun 4. rallisi olan organizasyon, 17 Mayıs Cuma Günü saat 20.00’de Downtown Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen start seremonisi ile başladı. Yeşil Bursa Rallisi’nde ekipler, iki gün boyunca Orhaneli- Keles bölgesindeki etaplarda kıyasıya mücadele etti. 470 kilometre uzunluğundaki asfalt zeminli parkurda, 8 özel etabın geçilmesi ile iki gün süren rallinin ilk günü 18 Mayıs Cumartesi saat 09.30’da Bursa Büyükşehir Belediye Stadyumu (Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu) doğu otoparkından başladı.

Rallinin ilk gününde 13,35 kilometre uzunluğundaki Remed Assistance (Harmanalan-Delice) etabı ile 25,05 kilometre uzunluğundaki Petrol Ofisi Maxima (Kozbudaklar – Göynükbelen – Karandere) etapları geçildi.

19 Mayıs Pazar Günü ise 10,10 kilometre uzunluğundaki Bursa Büyükşehir Belediye (Hüseyinalan) ve 10,30 kilometre uzunluğundaki Downtown (Soğukpınar) etaplarının tamamlanması ile sezonun son asfalt rallisi sona erdi.

Zorlu mücadelenin ardından, Aloft Bursa Hotel ev sahipliğinde ödül töreni düzenlendi.

Karbon ayak izi hesaplanarak hatıra ormanı oluşturulacak

Öte yandan BOSSEK, Yeşil Bursa Rallisi çerçevesinde dünyadaki çevre kirliliğine ve yarışta yer alacak fosil yakıtlı araçların oluşturduğu karbon ayak izine dikkati çekmek amacıyla önemli bir çalışmaya da imza attı.

BOSSEK, organizasyon çerçevesinde karbon ayak izini uluslararası standartları barındıran ISO 14064’e göre hazırlanacak rapora göre karbon yükünü tespit ederken, bu çerçevede Bursa Orman Bölge Müdürlüğünün göstereceği alanda hatıra ormanı oluşturacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/atis-yapi-48-yesil-bursa-rallisinde-kazananlar-belli-oldu/feed/ 0
3. Uluslararası Dinleme, Diyalog, Dayanışma Gençlik Festivali Kanlıkavak Parkı’nda Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-dinleme-diyalog-dayanisma-genclik-festivali-kanlikavak-parkinda-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-dinleme-diyalog-dayanisma-genclik-festivali-kanlikavak-parkinda-gerceklestirildi/#respond Sun, 19 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32442 Odunpazarı Belediyesi tarafından Eskişehir Avrupa Birliği Derneği iş birliği ile düzenlenen 3’üncü Uluslararası Dinleme, Diyalog, Dayanışma (3D) Gençlik Festivali, 3 gün boyunca Kanlıkavak Parkı’nda devam etti.

Odunpazarı Kanlıkavak Parkı’nda gerçekleşen festival alanında gençler, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı büyük bir coşku ile kutlandı. Başkan Kurt ile birlikte bayramını coşku ile kutlayan gençler, satranç turnası yaptı, akıl oyunları oynadı. Festival kapsamında Çankaya Mahallesi’ne Dinleme Diyalog Dayanışma (3D) Gençlik Festivali Hatıra Ormanı kazandırıldı.

Odunpazarı Belediyesi tarafından Eskişehir Avrupa Birliği Derneği (ES-AB) iş birliği ile Türkiye’de ve Eskişehir’de sadece Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen Odunpazarı Dinleme, Diyalog, Dayanışma (3D) Gençlik Festivali’nin üçüncüsü, Kanlıkavak Parkı’nda gerçekleştirildi. 3 gün süren festival 19 Mayıs 2024 Pazar günü sona erdi. Siyasal aktörler arasında siyasal katılımın ve sosyal duyarlılığın arttırılmasıyla toplumun tamamını ve gençleri ilgilendiren ortak ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sorunlara çözümlerin üretilmesine katkı sağlayabilecek bir platform oluşturmayı amaçlayan festival kapsamında alana iki çadır kuruldu. A ve B Çadırı adı verilen bu çadırlarda çeşitli söyleşiler ve etkinlikler yapıldı.

Festivalin ikinci günüde dijital içerik üreticisi Betül Uslu, gençlerle bir araya geldi. Gençlik Katılımı ve Dijitalleşme konu başlığının tartışıldığı söyleşide, Uslu gençlere deneyimlerini aktardı. Festivalin üçüncü gününde ise Prof. Dr. Nevzat Kaya, Özgürlük ve Kültür konu başlıklı söyleşi ile gençlerle buluştu. Festival alanında Başkan Kurt ve gençler güne Odunpazarı Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü eğitmenleri ile zumba yaparak başladı. Gün boyu etkinliklerin devam ettiği festival alanında kurulan stantlarda ise gençlere kahve ve tatlı ikramları yapıldı. Eskişehir’de bulunan sivil toplum örgütleri alanda stant açarak çeşitli etkinlikler düzenledi.

Odunpazarı Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında Ata’ya Saygı Yürüyüşü düzenledi. Çok sayıda Eskişehirlinin katıldığı Ata’ya Saygı Yürüyüşü, Basın Parkı’ndan başladı. Kitle, sloganlar ve marşlar eşliğinde festivalin gerçekleştirildiği Kanlıkavak Parkı’na yürüdü.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, festivali alanında büyük bir coşku ile kutlandı. Odunpazarı Belediyesi bir geleneği daha sürdürdü. Belediye, her festivalde olduğu gibi Uluslararası 3D Gençlik Festivali kapsamında Eskişehir’de bir orman kazandırdı. Çankaya Mahallesi’ne 3 bin 750 metrekarelik Dinleme Diyalog Dayanışma (3D) Gençlik Festivali Hatıra Ormanı kazandırıldı. 3D Gençlik Festivali Hatıra Ormanı için fidan dikim etkinliği düzenlendi. Fidan dikim etkinliğine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir Avrupa Birliği Derneği (ES-AB) Başkanı Erhan Akdemir ile çok sayıda genç kaldı.

Fidan dikim etkinliğinde konuşan Başkan Kurt, 19 Mayıs’ın Atatürk’ün emperyalizme karşı başlattığı savaşın ilk gün olduğuna dikkat çekti. 19 Mayıs’ın umudun yeşerdiği gün olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, “19 Mayıs asla ve asla imkansız diye bir şeyin olmadığının kanıtlandığı bir gün. Biz bu nedenle 19 Mayıs’ta çok mutluyuz” dedi.

Gençlere, Çağdaş Türkiye için teknolojiyi takip etmelerini öneren Başkan Kurt, yapay zekadan günün anlamına uygun bir konuşma yazmasını istedi. Başkan Kurt yapay zeka tarafından yazılan konuşma metni okudu: “Değerli konuklar bugün burada doğaya ve geleceğimize yaptığımız büyük bir katkıyı kutlamak için toplandık. 3D hatıra Ormanı’nın açılışı sadece çevreye duyarlılığımızı değil aynı zamanda çocuklarımız ve torunlarımız için sürdürülebilir bir dünya bırakma kararlılığımızı da sembolize ediyor. Hatıra ormanları doğal hayatı koruma ve biyolojik çeşitliliği destekleme misyonumuzun somut bir örneğidir. Her bir fidan geleceğe ekilen bir umut tohumudur. Gelecek nesillere daha yeşil ve sağlıklı bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu orman sadece bir ağaçlandırma projesi değil aynı zamanda topluluk olarak birlik ve dayanışma ruhumuzu yansıtan bir eserdir. Bu proje teknolojiyi doğa ile harmanlayarak yeni nesil çözümler üreten bir yeniliktir. Bu projenin hayata geçmesinde emeği geçen tüm gönüllülere ve destekçilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Hep birlikte daha yeşil, daha sürdürülebilir gelecek inşa ediyoruz. Bugün burada diktiğimiz fidanlar yarın oksijen kaynağı yaşam alanı ve doğal güzelliklerin teminatı olacaktır. Unutmayalım ki her bir ağaç bize bir armağanıdır. Onları korumak ve çoğaltmak bizim en asil görevlerimizden biridir. Hepinizi bu ormanın bir parçası olmaya ve geleceğimiz için sorumluluk almaya davet ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı olsun arkadaşlar” dedi.

ES-AB Derneği Başkanı Erhan Akdemir de Başkan Kurt’a demokrasiye verdiği destek için teşekkür ederek, “Bu güzel haftada, bu güzel günde ne mutlu ki bize geleceği iz bırakacak çok güzel bir ormanı. Yine gençliğimize, Eskişehir’imize, Odunpazarı’mıza kazandıracağız. Atatürk’ümüzün yıllar önce ektiği fidanlar işte bugün sizlerle, bizlerle hepimizle karşılık buluyor. Bizim de bugün dikeceğimiz fidanlar umarım uzun yıllara hitap edecek. Neden bunu söylüyorum? Çünkü ülkemizde hep beraber bir arada barış içerisinde huzur içerisinde yaşayabilmemiz için birbirimizle iyi anlaşmamız, birbirimizi iyi dinlememiz gerekiyor. Bunun için de katılım ve yönetişim platformlarına çok daha fazla ihtiyacımız var. Gençlerimizi daha fazla bir araya getirecek, onların fikirlerini, düşüncelerini özgürce ve cesurca dile getirecekleri daha fazla platformlara ihtiyacımız var. Bu da bize gösteriyor ki demokrasiye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. O yüzden Eskişehir Avrupa Birliği Derneği olarak Başkanımız Kazım Kurt’a demokrasiye verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-dinleme-diyalog-dayanisma-genclik-festivali-kanlikavak-parkinda-gerceklestirildi/feed/ 0
İzmir’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Coşkuyla Kutlandı https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-coskuyla-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-coskuyla-kutlandi/#respond Sun, 19 May 2024 22:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32420 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL/KERİM UĞUR

(İZMİR) – 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, tüm yurtta olduğu gibi İzmir’de de coşkuyla kutlandı. Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk koyma töreni ile başlayan kutlamalar resmi törenlerle devam etti.

İzmir’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı her yıl olduğu gibi bu yılda coşkuyla kutlandı. Kutlamalar, sabah saatlerinde Konak ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici çelenk koydu, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra düzenlenen törene; İzmir Valisi Süleyman Elban, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Yeni, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, il protokolü üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Türk bayrakları öğrenciler tarafından göndere çekildi. Çeşitli halk oyunları gösterilerinin sunulduğu törende, farklı dallardaki sporcular da hünerlerini sergiledi.

Törende konuşan Gençlik ve Spor İzmir İl Müdürü Mustafa Eskici, şunları söyledi:

“Büyük önder, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da başlattığı Kurtuluş mücadelesinin 105’inci yıl dönümünde, milletimizin o gün taşıdığı coşku ve heyecanla sizleri saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Değerli genç kardeşlerim, tarih hem bir ibret vesikasıdır hem de bir kuvvettir, güçtür. Milletler tarihlerinden aldıkları güçle yaşarlar. Gelecek tasavvurlarını buna göre şekillendirirler. ‘Biz neydik’ sorusunun cevabı aynı zamanda ‘biz neyiz’ ve ‘ne olabiliriz’ sorusunun cevabına ışık tutar. Bunu bu şekilde değerlendirmeye mecburuz. Çünkü insan tarihinde sadece geçmişini, yani ne olduğunu değil aynı zamanda istikbalini de geleceğini de arar. Dolayısıyla bir milletin kendi gücünün benliğinin farkına varması yani özgürleşmesi ancak tarihinin farkına varmasıyla mümkündür. Unutmayın nereden geldiklerini bilmeyenler nereye gideceklerini bilemezler. Kendi tarihine yabancılaşanlar rüzgarın önündeki bir yaprak misali savrulmaktan kurtulamazlar.”

“19 Mayıs tarihi bizim için milletimiz için çok önemli, çok müstesna bir tarihtir” diyen Eskici, şunları kaydetti:

“Bu tarih düşman işgaline karşı Anadolu’nun her köşesinde yükselen ruhun adeta gelecek hesabının yapıldığı bir istikbal, ruhunun kıvılcım aldığı gündür. Bu tarih, bugün üzerinde barış, huzur ve güven içerisinde yaşadığımız, Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu gündür. 19 Mayıs 1919 günü milletimiz esarete karşı direnişini ortaya koyduğu, özünden aldığı güçle topyekun bir varoluş mücadelesi başlattığı gündür. Bugün daha sonra ‘ya istiklal ya ölüm’ nidalarıyla vücut bulan bu milletin varlık, yokluk mücadelesinin başladığı gündür. Sevgili gençler, şunu asla unutmayın; 19 Mayıs ruhu bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesidir. Birlikte yürümenin zorluklara hep beraber karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin çelik çekirdeğini oluşturan ruh işte budur. Tüm yokluk ve sıkıntılara rağmen milletimizin nasıl 7’den 70’e bir özgürlük mücadelesi verdiğini bugün çok iyi anlayabiliyoruz. 105 yıl sonra bugün bir kez daha diyoruz ki, bu millet sadece rükuda eğilir, sadece secdede diz çöker, başka hiçbir yerde değil. Gençler, bizler tarihe yön vermiş muhteşem bir geleneğin varisleriyiz. Geçmişten aldığımız bu zenginlik insanlık mirasını geleceğe taşıma mensubiyetini omuzlarımızda hissediyor, gençlerimizi yarınlara en güçlü şekilde hazırlamanın gayreti içerisinde çalışıyoruz. Bu yolda Türkiye’nin gençlerine inanıyor ve güveniyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu cennet vatanın uğruna feda etmiş olan tüm şehitlerimizi rahmet, minnetle yad eder, sevgili gençlerimizin ve tüm milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı yürekten kutlarım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-coskuyla-kutlandi/feed/ 0
Yarım Asırlık Şanlı Mücadele ‘Kurtuluşspor’ Sergisi Açıldı https://www.haber60.com.tr/yarim-asirlik-sanli-mucadele-kurtulusspor-sergisi-acildi/ https://www.haber60.com.tr/yarim-asirlik-sanli-mucadele-kurtulusspor-sergisi-acildi/#respond Sat, 18 May 2024 23:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32373 Yarım asırlık şanlı mücadele ‘Kurtuluş spor’ sergisi açıldı

BURSA – İnegöl Belediyesi, 18 Mayıs Dünya Müzeler Günü ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel ‘Yarım Asırlık Şanlı Mücadele Kurtuluşspor’ sergisini beğeniye sundu.

Türkiye’nin ilk ilçe kent müzesi olan İnegöl Kent Müzesi yaptığı araştırma ve sergi çalışmalarıyla bugüne kadar şehrin birçok değerini gün yüzüne çıkartarak ‘sergilerin merkezi’ haline gelirken, müzeler gününde 164. sergisini düzenleyerek yine şehrin bir başka değeri olan Kurtuluşspor’un hikayesini beğeniye sundu. Türk futboluna onlarca isim yetiştirmiş İnegöl, sosyal kültürel değerlerinin yanında sporcu kenti olma yönüyle de öne çıkarken İnegöl Belediyesi de bu değerleri bir bir işleyerek geçmişin izlerini geleceğe taşımak ve değerleri gün yüzüne çıkartmak adına çalışmalarına devam ediyor. 1974 Yılından kurulan ve bu yıl 50.yılını kutlayan İnegöl’ün köklü kulüplerinden olan Kurtuluşspor’un hikayesine dikkat çekme adına hazırlanan serginin açılışına; AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, AK Parti İlçe Başkanı Mustafa Durmuş ile parti yöneticileri ve meclis üyeleri, Kurtuluşspor Başkanı Semih Yavuz, Eğitimci antrenör Özden Suvat, siyasi parti temsilcileri, protokol üyeleri, Kurtuluşspor’un mevcut ve geçmiş dönem başkan ve yöneticileri, sporcuları ve çok sayıda spor sever katıldı.

100’ün üzerinde fotoğrafın ve Kurtuluşspor’a ait forma ve kupaların, Bursa ilçelerinin amatör kulüplerinin atkı ve flamalarının da yer aldığı serginin açılışında konuşma yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, ” Bizler için çok özel bir gün. Bugün burada İnegöl’ün özetini görüyorum. Çok sayıda değerli isimlerle bir aradayız. 18 Mayıs Müzeler Günü ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerimizin bir parçası olan sergimizin açılışında hep birlikteyiz. İnegölümüzün spor anlamında çok güçlü kulüpleri var. Kurtuluşspor’da bunlardan bir tanesi. Kuruluşundan bu yana emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Kulüplerimiz altyapı anlamında ciddi emekler sarf ediyor. Onların da meyveleri olan çocuklarımızı başarılarıyla görüyoruz. 50 yıl önce Mahmudiye Mahallemizdeki Kurtuluş Sokak’tan ismini alan Kurtuluşspor, son süreçte de birleşmeye giderek artık Mobilya Kurtuluşspor olarak anılıyor. Kulüplerimiz güçlerini birleştirerek faaliyetlerine daha da güçlü bir şekilde devam ettirmiş oluyor. Bu birliktelikler de ilçemizin spor alanında daha da güçlendiğini gösteriyor. Özel bir mekan olan ilk ilçe kent müzesi İnegöl Kent Müzemiz de Özden Suvat hocamızın emekleriyle hazırlanan tarihte bir iz bırakacak eserleri 164. sergimizle beğeniye sunmuş oluyoruz. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum. Geçmişten bu güne tarihimizi gün yüzüne çıkartmak için mücadele veren, bu mekanların oluşumuna sebep olan herkese teşekkür ediyorum. Dile kolay yarım asırlık tecrübeyi anlatan sergimizin hayırlı olmasını diliyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımızı tebrik ediyorum” dedi.

Kurtuluşspor Başkanı Semih Yavuz ve eğitimci antrenör Özden Suvat, kulüp tarihini anlatan özel serginin hazırlanması için sundukları katkı ve kulüplerin daha da güçlenmesi adına verdikleri destekten dolayı İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’a teşekkürlerini iletti.

Konuşmalar sonrası protokol üyeleri ve çok sayıda katılımcılarla birlikte serginin açılış kurdelesi kesildi. Katılımcılarla birlikte sergiyi ziyaret eden Başkan Alper Taban, 18 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak ‘Yarım Asırlık Şanlı Mücadele “Kurtuluşspor” Sergisine tüm ilçe halkını davet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yarim-asirlik-sanli-mucadele-kurtulusspor-sergisi-acildi/feed/ 0
(BALIKESİR)- Ayvalık Küçükköy Teferic Şenlikleri Başladı https://www.haber60.com.tr/balikesir-ayvalik-kucukkoy-teferic-senlikleri-basladi/ https://www.haber60.com.tr/balikesir-ayvalik-kucukkoy-teferic-senlikleri-basladi/#respond Fri, 17 May 2024 23:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32284 (BALIKESİR)- Ayvalık Küçükköy Teferic Şenlikleri’nin 7’ncisi, yoğun bir katılımla başladı. 19 Mayıs akşamına kadar devam edecek programa katılacak konuklar, üç gün boyunca Küçükköy’ün ve Balkan kültürünün tadını çıkaracak.

Küçükköy Üretim Mutfağı’nın önünde başlayan şenliğe, Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, meclis üyeleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. 120 dansçının katılımı ve bando eşliğinde gerçekleşen kortej yürüyüşü, Küçükköy Cami Avlusu’na kadar devam etti.

Açılış konuşmasını yapan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, bu yıl yedincisini düzenlenen Teferic Şenlikleri’nin artık ulusal düzeyde de ilgi görmeye başladığını söyledi. Kent sokaklarında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen konuklar ile karşılaşmanın, onlarla sohbet etmenin, beğeni almanın, onların ilgisini görmenin heyecanını yaşadıklarını belirten Başkan Ergin, “Şunu gördük ki gerçekleştirdiğimiz Teferic etkinlikleri, yerli ve yabancı konuklarımızın ilgi odağı olmasının yanı sıra Küçükköy halkına da büyük bir heyecan ve özgüven kazandırdı. Her geçen yıl daha çok stant açılır oldu, daha çok yeni mekan açılır oldu, stantlarda Küçükköy halkının el emeği göz nuru ürünleri daha da çeşitlenir oldu. Teferic şenliklerine olan ilgi suya atılan taşın halkaları misali, gittikçe büyüyor; bize de daha iyisini, daha güzelini, daha kapsamlısını daha geniş çerçevede gerçekleştirmek için büyük bir sorumluluk yüklüyor, bunun da bilincindeyiz” dedi.

Başkan Ergin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“GÜZELLİKLERİ VE RENKLERİ HEP BİRLİKTE YAŞIYORUZ”

“Bu da gösteriyor ki Ayvalık’ımız, Altınova’mız, Cunda Adamız, Küçükköy’ümüz ve dolayısıyla Türkiye’miz çok büyük renklere ev sahipliği yapıyor. Sadece Küçükköy’de değil ülkemizin dört bir yanında hoşgörü ile yoğrulmuş şekilde nefes alıp veriyoruz. Teferic şenliği de bu özelliğiyle bu renklerin güzellik kaynağı değil mi? Teferic’te yerelde başlayan, ulusalda büyük bir ilgi odağı olmasıyla devam eden bu güzellikleri ve renkleri hep birlikte yaşıyoruz, bundan böyle de gelecek kuşaklara aktararak yaşatacağız. Şenliklerin keyfini, huzurlu ve keyifli bir şekilde, dostlukla, kardeşlikle çıkarıyoruz. Kentimizin güzelliklerini hep birlikte dünyaya tanıtacağız. Şimdi, biraz da tarihsel süreçten bahsetmek istiyorum: Balkan Savaşı’nın başlamasıyla birlikte, bölgedeki Boşnak halk, bu yöreye zorunlu olarak göç etti. Gerek Midilli, gerek Girit olsun, çevre adalardan gelenlerle, Anadolu’nun farklı bölgelerinden göç edenler, Ayvalık’ımızda farklı kültürlerin kaynaşmasından oluşan doğal bir yapı meydana getirdi. Bu insan zenginliğiyle beraber; göç edenlerin, kültür ve geleneklerini yaşatmak, bu kültürlerin yok olup gitmesini engellemek, gelecek kuşaklara aktarmak, bu gelenek ve kültürlerin devamını sağlamak amacıyla çok sayıda festival ve şenlik düzenliyoruz.

GELENEK VE GÖRENEKLER KORUNUYOR

Teferic, Küçükköy’ümüzün korunması gereken, gelenek ve göreneklerii anlattığımız, yıllar boyunca gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir şenlik. Boşnak geleneklerinin ve kültürünün gerçek özelliklerini yansıtarak, onları yaşatarak yedincisini gerçekleştirdiğimiz Teferic Şenliğimize hepiniz hoş geldiniz. Genel olarak Boşnak vatandaşlarımızın yaşadığı Küçükköy’ümüze yerleşim süreci, Balkan Savaşları’nın hareketli günlerinde başlamış. Milli Mücadele yıllarında ise Boşnak halkı gerçek birer vatansever olarak, ilk kurşunu atan Yarbay Ali Çetinkaya’nın yanında saf tutmuş, 14 Eylül Altınova’nın ve 15 Eylül 1922 tarihinde kentimizin düşman işgalinden kurtuluşunda çok önemli rol oynamışlardır. Kurtuluş Savaşı’nın sonuçlanmasıyla birlikte Küçükköy’e tamamen yerleşen Boşnak aileler, geleneklerine ve kültürlerine sahip çıkmışlardır.

Vatandaşlarımız, baharın uyanışı olan Teferic’i düzenli olarak kendi aralarında, dar kapsamlı da olsa kutlamışlardır. Bu bölgede yaşayan Boşnak vatandaşlarımız; çocuğu, genci ve yaşlısı hep beraber doğanın uyanışını karşılamayı, gelenek, görenek ve kültürlerini yaşatmayı bugüne kadar aksatmadan sürdürmüşlerdir. Ben hem Küçükköy’de doğup büyümüş, baba ocağında eğitim görmüş ve burada belediye başkanlığı yapmış bir yerel yönetici olarak kendimi, bu gelenek ve kültürlere sahip çıkmak ve yaşatılmasını sağlamak zorunda hissediyorum. Balkanlardan gelen kültürün, Anadolu’nun izlerini ve değerlerini taşıyan Küçükköy’ümüzde, Teferic’le Anadolu mozaiğinin tüm kültürel değerlerini kucaklıyoruz. Bu güzellikleri harmanlıyoruz ve üç gün boyunca hep birlikte eğleniyoruz, gülüyoruz, dans ediyoruz, Boşnak şarkıları ve türkülerini söyleyip bir dahaki Teferic şenliklerinde buluşmak üzere birbirimize söz veriyoruz. 8. Teferic Şenlikleri’nde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.”

HAFTA SONU ETKİNLİKLER DEVAM EDİYOR

18 Mayıs Cumartesi günü ise Balkan bandosunun stant aralarında vereceği konserle başlayacak olan etkinlikler, gün boyunca, Küçükköy Üretim Mutfağı’nın düzenlediği özel mantı atölyesinde farklı tatları sevenleri buluşturacak. 16.00-17.00 saatleri arasında Arzu Yanardağ, Çisil Oral, Erbil Göktaş ‘Yerelde Sanat’ üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek, ardından Balkan ülkeleri Halk Oyunları gösterileri olacak. Saat 19.00’da Ljiljan konserinde sanatçı, sevenlerine dillerden düşmeyen Boşnak şarkılarını seslendirecek. Ljiljan, saat 21.00’de ikinci konserini yine Küçükköy Cami Avlusu’nda verecek.

Şenliklerin son gününde Sabancı çocuk etkinleri düzenlenecek. Saat 13.00’te Sabancı yaratıcı teknolojiler atölyesi ile yaratıcı drama, arkeoloji eğitici etkinlikleri, saat 16.00’da Şudabap çocuk konseri, 18.00’de tekrar yaratıcı drama, arkeoloji eğitici etkinlikleri gerçekleştirilecek.

7. Küçükköy Teferic Şenlikleri Sabancı Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi bahçesinde saat 21.00’deki mübadele konseriyle sona erecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/balikesir-ayvalik-kucukkoy-teferic-senlikleri-basladi/feed/ 0
DEVA Partisi’nden 83 İsim CHP’ye Katıldı https://www.haber60.com.tr/deva-partisinden-83-isim-chpye-katildi/ https://www.haber60.com.tr/deva-partisinden-83-isim-chpye-katildi/#respond Fri, 17 May 2024 23:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32270 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) – DEVA Partisi’nden 31 Mart seçimlerinde Konak Belediye başkan adayı olan Ali Rıza Uygur’un da aralarında bulunduğu 83 isim istifa ederek CHP’ye katıldı. Yeni üyeler için CHP Konak İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen rozet takma töreninde konuşan CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, genel başkan Özgür Özel’in “Baba evi” çağrısını hatırlatarak, İzmir’de üye sayısını 1 yıl içinde ikiye katlamayı hedeflediklerini söyledi.

İzmir’de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde DEVA Partisi’nden Konak Belediye başkan adayı olan Ali Rıza Uygur ile ilçe yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 83 isim partilerinden istifa ederek CHP’ne katıldı. CHP Konak İlçe Örgütü’ne üye olan isimler için ilçe başkanlığı binasında rozet takma töreni düzenlendi. Törene CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun yanı sıra CHP Konak İlçe Başkanı Ozan Ali İlgazi, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve ilçe örgütü üyeleri katıldı.

ASLANOĞLU: “CHP’YE, BABA OCAĞINA ÇOK GÜÇLÜ KATILIMLAR GÖRÜYORUZ”

Törende konuşan il başkan Aslanoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Baba evi” çağrısını hatırlatarak İzmir’de üye sayısını 1 yıl içinde ikiye katlamayı hedeflediklerini söyledi. Aslanoğlu, “Genel Başkanımız ‘burası baba evi’ diyor. Bazen günler geçince baba evinden büyüyenlerin kimisi ırakta kimisi yakında olabiliyor. Ama günü gelince yine baba evine geri dönüyor. Baba evine geri dönen tüm arkadaşlarımıza ‘Baba evine hoş geldiniz’ diyoruz. Özellikle yerel seçimlerden sonra CHP’ye, baba ocağına çok güçlü katılımlar görüyoruz. Her gün ilçelerimizde ve il binamızda partimiz büyüyerek katlanıyor. Bizler 1 yıl sonra üye sayımızı iki katına çıkarma hedefiyle yol alıyoruz. Önceki dönemlerde başka partilerde ülkesi için mücadele etmiş tüm arkadaşlarımızı CHP’nin saflarına davet ediyoruz. Hep birlikte daha güçlü olmaya, iktidara yürümeye davet ediyoruz” dedi.

İLGAZİ: “ÖZEL’İN GENEL BAŞKANLIĞI ALDIĞI GÜN KADAR HEYECANLIYIM”

CHP Konak İlçe Başkanı İlgazi ise “Bugün CHP Konak için çok önemli bir gün. Çok önemli bir katılım olacak. Büyük bir güç hatta mihenk diyeceğimiz bir aile bugün ailemize katılım sağlıyor. Ali Rıza başkanımızla biz seçim sürecinde hep omuz omuza çalıştık. Bu örgüte büyük bir güç katacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

MUTLU: “MEYVELERİ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE ALACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Konak Belediye Başkanı Mutlu da “Bugün bizim için çok önemli bir gün. Birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz, bireysel ve toplumsal özgürlükler için yan yana yürüdüğümüz arkadaşlarımızla aynı partide buluşmak çok heyecan verici. Bundan sonraki çalışmaları aynı parti altında yürütmemizin güzelliğinin önümüzdeki dönemde meyvelerini birlikte alacağımızı bildiğimiz için çok mutluyum” ifadelerini kullandı.

UYGUR: “DİĞER BÜTÜN PARTİLER CHP’YE GÖRE KENDİNİ AYARLAR”

CHP’ye geçen 31 Mart seçimlerinde DEVA Partisi’nden Konak Belediye başkan adayı olan Ali Rıza Uygur da “CHP, Türkiye’nin demokrasisinin ve Cumhuriyetin ana direğidir. Diğer bütün partiler CHP’ye göre kendini ayarlar. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in baba evi çağrısına biz de uyduk. Güç katmaya geldik. Umarım bu yolu bundan sonra beraber yürürüz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP’ye katılan yeni üyelere parti rozeti takıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deva-partisinden-83-isim-chpye-katildi/feed/ 0
Manisa’da Engelliler Haftası Etkinliği Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/manisada-engelliler-haftasi-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/manisada-engelliler-haftasi-etkinligi-duzenlendi/#respond Thu, 16 May 2024 22:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32022 Manisa’da 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası etkinlikleri kapsamında Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Akhisar Belediyesi işbirliğinde etkinlik düzenlendi. Etkinlikte konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “Ben engelli kelimesini sevmiyorum, engelsiz kardeşlerimle her zaman birlikte olmak, dertlerini dinlemek, dertlerine çözüm olmak istiyorum” diye konuştu.

Akhisar Gölet alanında düzenlenen etkinliğe, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, Akhisar Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Akhisar İlçe Başkanı Hayriye Hacet, parti örgütü, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve günün özel konukları olan ‘Engelsiz Bireyler’ katıldı. Başkan Zeyrek ve Başkan Dutlulu’nun alandaki tüm konuklarla tek tek selamlaşmasının ardından program başladı. Engelliler Haftası kapsamında engelli derneklerinin başkanları ile görüştüğünü ve yapılabilecek projeler hakkında fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Başkan Zeyrek, “Dün engelsiz kardeşlerim ve onların başkanları ile birlikteydim, birçok proje konuştuk. Bu projelerin hepsini hayata geçireceğiz. Bugün de engelsiz kardeşlerimle yine birlikteyiz. Ben sizleri çok seviyorum. Bu sevginin tüm engelleri aşacağından hiç şüpheniz olmasın. Şunu biliyorum bundan 5 dakika sonra, 1 saat sonra, 5 gün sonra kimin neyle karşılaşacağı belli değil. Bugün sahnedeyiz ama yarın sizlerle birlikte bir rehabilitasyon merkezinde olabiliriz. Manisa Büyükşehir Belediyesi, her zaman yanınızda olacak. Dün, dernek başkanlarınla görüşürken bizden veya bir rehabilitasyon merkezi istediler, gündüz bakımevi istediler. Daha önceden hazırladığım projelerle karşılarına çıktım. Çünkü bu istekleri biliyorum. Bu istekleri gerçekleştirmek adına gerçekten çok çalışıyorum. Benim mesaim sabah 7.30’da başlıyor gece 11-12’ye kadar belediyemizde Manisalı vatandaşlarımız için çalışıyorum. Daha da çok çalışacağım. 5 yıl boyunca engelsiz kardeşlerimin yanında olacağım, ihtiyaç sahibi olan herkesin yanında olacağım. Herkesin derdini dinleyecek ve dertlerine derman olmak için tüm gücünle çalışacağıma buradan yine söz veriyorum. Yalnızca bu haftada değil engelsiz kardeşlerimle her zaman için birlikte olmak istiyorum ben. Onların her zaman için sesini duymak istiyorum, dertlerini dinlemek istiyorum ve onların dertlerine çözüm olmak istiyorum. Engelsiz kardeşlerim benim ayrıcalığımdır, benim canımdır. Manisa’da büyükşehir belediyesinin kapıları engelsiz kardeşlerime her zaman açık olacak. Randevusuz Manisa Büyükşehir Belediyesine gelebilirler. Engelsiz kardeşlerimin daha rahat ulaşabilmesi için otobüslerde bir yenilenme ve düzenleme getireceğiz. Alçak tabanlı otobüsleri şehrin birçok yerinde göreceksiniz. Gündüz bakım kampüsü yapmayı planlıyoruz. Bu kampüsümüzün içerisinde engelli vatandaşlarımız, otizmli vatandaşlarımız, büyüklerimiz ve ihtiyaç sahibi olan herkese gündüz bakım kampüsünden faydalanacaklar. Burayı kullanacak vatandaşlarımızın aileleri de hem sosyal hayata kavuşacaklar hem de ekonomilerine katkı sağlayacaklar. Bunu seçim döneminde de devamlı gündeme getiriyordum. Artık çok şükür sizlerin destekleri ile bu koltuğa oturdum ve icraata dökme zamanı geldi. Manisa’mın gelişimi için ortak aklı oluşturacağız, herkesin fikrini dinleyeceğiz. 5 yıl boyunca sizlerle birlikte Manisa’mıza güzel hizmetler yapacağız” diye konuştu.

Konuşmanın ardından Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından Karagöz ile Hacivat oyunu sahnelendi. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisada-engelliler-haftasi-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Tiyatro ve sinemanın usta ismi Ayten Gökçer son yolculuğuna uğurlandı https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/ https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/#respond Wed, 15 May 2024 23:35:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31908 Tiyatro ve sinemanın usta isimlerinden Ayten Gökçer, Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Çok sayıda film, dizi ve tiyatro oyununda rol alan Gökçer’in cenaze törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Sadece tiyatro oyuncusu olarak değil, beyazperdede sahnede de çok başarılı işler çıkarmıştır.” dedi.

Uzun süredir sağlık problemleri yaşayan ünlü sanatçı Ayten Gökçer, 84 yaşında hayatını kaybetti. Ayten Gökçer’in cenazesi Zincirlikuyu Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda, eşi Cüneyt Gökçer’in yanına defnedildi. Ayten Gökçer’in cenaze namazına; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’nın yanı sıra sanat dünyasından birçok kişi katıldı.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİMİZİ KAYBETTİK”

Bakan Ersoy, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Çok önemli bir değerimizi kaybettik. Ayten Hanım küçük yaşlardan beri sanata kendini adamış bir isimdi. Aslında baleyle başlayıp, sonra tiyatroya geçmiş çok önemli bir sanatçımız. Sadece tiyatro oyuncusu olarak değil, beyazperde de sahnede de çok başarılı işler çıkarmıştır. Kendisi aynı zamanda devlet sanatçısı unvanını da alan çok başarılı bir oyuncu ve yine 1992’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne layık görülmüş. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.

“ONUN GÜZEL GÜNLERİNİ, BAŞARILARINI KUTLAYALIM”

Ayten Gökçer’in kızı Aslı Gökçer Oba duygularını aktararak, “Annemin söylediklerini naklediyorum. ‘Hem meslek hayatımda hem de özel hayatımda çok sevildim, çok sevdim, o yüzden bir gün bana bir şey olursa sakın üzülmeyin’ dedi. Benim o yüzden bütün sevenlerinden ricam üzülmeyelim, kutlayalım onun güzel günlerini, başarılarını.” diye konuştu.

“SEVGİLİ AYTEN BU ÜLKENİN GURURU, ŞEREFİ”

Türk sinema, tiyatro oyuncusu ve ses sanatçısı Işıl Yücesoy ise, “Bir gün evvel cenazedesiniz sonra bir bakıyorsunuz başka bir cenaze. Bir gün bir bakıyorsunuz değer gitmiş, bir bakıyorsunuz öbür değer gitmiş. Sevgili Ayten bu ülkenin gururu, şerefi. Ömrünü adamış olduğu tiyatro ve bu tiyatroda efsane olması onu bu dünyadan gitmiş olarak kabul ettirmez. Tam tersi bu dünyaya iz bırakarak her zaman hatırlanacak bir kadın haline getiriyor.” dedi.

Ünlü oyuncu Meltem Cumbul kendisiyle çalışma imkanı da bulduğunu dile getirerek, “1999, 2001 yılları arasında Yılan Hikayesi isimli dizi sebebiyle tanıştım kendisiyle ve tanışma imkanı elde ettim. 2 yıl boyunca güzel bir zaman süreciydi. Uzun saatler çalıştığımızdan dolayı çekim dışında da hep görüşürdük buluşurduk. Kendisinin tiyatroda en çok beğendiğim eserlerinden bir tanesi ‘Master Class’tır.’ Onu çok beğenmiştim. Başsağlığı diliyorum.” dedi.

AYTEN GÖKÇER KİMDİR?

Tam adı Ayten Gökçer Kaçmaz olan usta oyuncu, 26 Ocak 1940’ta Ankara’da dünyaya geldi. Henüz iki yaşındayken anne ve babası ayrılan sanatçının çocukluğu, Ankara’da, babasının ve kardeşlerinin yanında geçti. Tiyatro yeteneğini fark eden annesinin yönlendirmesiyle 1952’de Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümüne başlayan Gökçer, Muhsin Ertuğrul’un tavsiyesi üzerine 1957’de Ankara Devlet Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu Bölümüne girdi. Mümtaz Zeki Taşkın’ın “Oyuncakçı Dede” adlı oyunuyla oyunculuğa adım atan sanatçı, daha sonra Eleneor H. Porter’ın “Pollyanna” piyesinde hemşire rolünü üstlendi. Ayten Gökçer, katıldığı sınavda başarılı olarak 1958’de Devlet Tiyatroları sanatçı kadrosuna girdi.

Devlet Tiyatrolarında ilk olarak Reşat Nuri Güntekin’in “Bu Gece Başka Gece” oyununda rol alan sanatçı, “My Fair Lady”de Eliza Doolittle, Don Kişot’ta Aldonza, “Vanya Dayı”da Yelena Andrayevna, “Master Clas”ta ise Maria Callas karakteriyle seyircide iz bıraktı. Gökçer, 1964’te kendisi gibi oyuncu, yönetmen, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Cüneyt Gökçer ile evlendi. Çiftin, Aslı adını verdiği kızları dünyaya geldi. Sinemaya 1965 yapımı Atıf Yılmaz imzalı “Taçsız Kral” filmiyle başlayan sanatçı, Ajda Pekkan, Erol Taş, Gönül Yazar ve Galatasaray’ın meşhur oyuncusu Metin Oktay’la başrolü paylaştı.

Usta oyuncu, ilerleyen süreçte sinemadan daha çok tiyatroya yöneldi ve “Yedi Kocalı Hürmüz” müzikalinde başrol “Hürmüz”ü oynadı. Devlet Tiyatrolarında “Bu Gece Başka Gece”, “Su Kızı”, “Hafta Başı”, “Aşk Acısı”, “Klinik Bir Vaka”, “Hortlaklar”, “Bernarda Alba’nın Evi”, “Woyzeck”, “Don Juan”, “Öp Beni Kate”, “Andora”, “On İkinci Gece”, “Vanya Dayı”, “Kaktüs Çiçeği”, “IV. Henry”, “Cadı Kazanı” ve “Lysistrata”nın da aralarında yer aldığı 30’dan fazla oyunda yer aldı. Sanatçı, 1988’de “Devlet Sanatçısı” unvanına sahip oldu. Ankara Devlet Tiyatrosunda 1998’de Arne Sokouen’in “Balerin” oyununu yöneten Gökçer, 1999’da “Yılan Hikayesi” ile televizyon dizilerinde oynamaya başladı.

Usta oyuncu, eşi Cüneyt Gökçer’in 2009’da vefatı üzerine Ankara’dan İstanbul’a yerleşti. Ferzan Özpetek’in 2016 yapımı “İstanbul Kırmızısı” filminde, Tuba Büyüküstün, Halit Ergenç ve Mehmet Günsür ile oynadı. Ayten Gökçer, Sanat Sevenler Derneği “Yılın En İyi Kadın Oyuncusu” ödülü, Gazeteciler Derneği “En İyi Kadın Sanatçı” ödülü, Tercüman gazetesi “Yılın Sanatçısı” ödülü, Ses Mecmuası “Yılın En İyi Kadın Sanatçısı” ödülü, Türk Basın Birliği “Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı” ödülü, Türk Basın Birliği “Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı” ödülü ve Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’nün de aralarında olduğu çok sayıda önemli ödüle değer bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/feed/ 0
Saadet- Gelecek Grubundan İsrail Büyükelçiliği Önünde Açıklama. Ahmet Davutoğlu: ‘Ankara’da Soykırımcı Diplomatlar İstemiyoruz’ https://www.haber60.com.tr/saadet-gelecek-grubundan-israil-buyukelciligi-onunde-aciklama-ahmet-davutoglu-ankarada-soykirimci-diplomatlar-istemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/saadet-gelecek-grubundan-israil-buyukelciligi-onunde-aciklama-ahmet-davutoglu-ankarada-soykirimci-diplomatlar-istemiyoruz/#respond Wed, 15 May 2024 23:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31904 ANKARA – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İsrailli diplomatların Ankara’ya dönmeye başladığını belirterek, ” Gazze’de soykırım sürerken Türkiye’de, mazlum milletlerin savaşının karargahı olan Ankara’da soykırımcı diplomatlar istemiyoruz. Önce ateşkesi kabul etsinler, Uluslararası Adalet Divanı’nda hesap versinler. İnsanlık karşısında işledikleri suçun bedelini ödesinler o vakte kadar hiçbir normalleşmeyi, normalleşme adımlarını asla kabul etmiyoruz” dedi.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, 15 Mayıs 1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilan ederek Filistin topraklarının bölünmesi ve  Filistinlilerin sürgün edilmesinin yıl dönümü nedeniyle İsrail Büyükelçiliği önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, Saadet Partisi TBMM Grup Başkanı Selçuk Özdağ ile bazı milletvekilleri ve partililer katıldı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu15 Mayıs 1948’de Nakpa ile Filistin topraklarının parçalandığını hatırlattı. “76 yıldır bütün emperyalist güçleri bütün uluslararası lobileri arkasına almış bir terör devleti bir halkın kaderine hükmetmeye çalışıyor” diyen Davutoğlu açıklamasında şunları söyledi:

“FİLİSTİN SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA ASLA TARAFSIZ OLAMAYIZ”

“Bir halk yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan emperyalizmin sömürgecilerin baskısı ve desteği ile kurulmuş bir terörist grup tarafından topraklarından sürüldü, tarih 15 Mayıs 1948. Filistin toprakları parçalandı ve Filistin topraklarından sürülen masum ve mazlum halk Gazze’ye ve Batı Şeria ayrıca diğer ülkelere mülteci olarak gitmek zorunda kaldı ve 7 aydır bir büyük mücadele veren Gazze halkı bugün hala sürmekte olan Nakpa’ya karşı direniyor. Nakpa büyük felaket demek. Aslında 15 Mayıs 1948’den bu yana 76 yıldır bu Nakpa sürüyor ve 76 yıldır da bütün emperyalist güçleri bütün uluslar lobileri arkasına almış bir terör devleti bir halkın kaderine hükmetmeye çalışıyor ve o halk direniyor.  15 Mayıs aynı zamanda Yunan askerlerinin İngiliz sömürgecilerinin desteği ile İzmir’e çıktığı ve Hasan Tahsin’in ilk kurşunla İstiklal Savaşımızın başladığı gündür. Eğer o zaman İstiklal Harbimizi yapmamış olsak muhtemelen bize de bir Nakpa yaşatılacaktı.  19. yüzyıldan bu yana dünyanın değişik yerlerinde Doğu halkları Afrikalıları sömürgeciliğin baskısıyla kendi topraklarından sürüldüler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mazlum halkların ilk bağımsızlık mücadelesinin sonunda doğdu. Dolayısıyla Biz Filistin söz konusu olduğunda asla tarafsız olamayız. İnsanlığın tarafındayız.”

“BU SAVAŞ İSRAİL İLE İNSANLIK ARASINDA OLAN BİR SAVAŞTIR”

Dünyada İsrail’e karşı küresel bir tepkinin oluştuğunu belirten Davutoğlu açıklamasında şunları söyledi:

“Uluslararası medya ne derse desin bugün dünyada bütün bu baskılar karşısında uyanan bir bilinç var. Ben dün Güney Afrika’dan geldim. Güney Afrika Cumhurbaşkanının ve Dışişleri Bakanı daveti ile orada yapılan bir kongrede konuşma yaptım. Dünyanın 50 ülkesinden gelen hemen hemen her dinden, her kıtadan, her etnisiteden, her düşünce tarzından İnsanlar bir araya geldiler ve aynı sesi yükseltiler ‘Gazze yalnız değildir, Filistin yalnız değildir, İsrail soykırım suçu işlemektedir ve ona destek olanlarda soykırımında iş birliği yapmaktadır’. Orada da vurguladım. Tekrar vurguluyorum, Uluslararası Besin ne derse desin bu savaş İsrail ve Hamas arasında bir savaş değildir. Bu savaş İsrail’e Gazze arasında da bir savaş değildir. Bu savaş İsrail’e Filistinliler arasında da bir bu savaş İsrailli Araplar ya da müslümanlar arasında değildir. Bu savaş İsrail ile insanlık arasında olan bir savaştır. Bütün insanlık değerleri 7 aydır. Gazze’de çiğnendi. 40 bine aşkın insan daha enkazdan altında binlerce insanların olduğunu da göz önüne alırsak çok daha fazla sayıda insan öldürüldü. 15 bin çocuk katledildi. Hastaneler bombalandı. Bütün savaş suçları işlendi”.

“BUNLARIN HEPSİ SOYKIRIM SUÇUNUN İŞLENMESİDİR”

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın soykırım ifadesini hatırlatan Davutoğlu İsrail’in savaş hukukuna itibar etmediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“İsrail Savunma Bakanı açık bir soykırım ifadesi kullanarak ‘Biz insanlara değil insanımsı hayvanlarla savaşıyoruz, hiç bir yöntem kısıtlaması ön görmüyoruz her şeyi yapabiliriz’  Yani hiçbir savaş hukukuna itibar etmeyeceğiz diyor ve her şeyi,  ‘Gazze’yi yerle bir edeceğiz’ dedi. Bunların hepsi soykırım suçunun işlenmesidir. Burada bir kez daha biz 82 milyon adına Gazze’de mazlumların yanında olduğumuzu haykırıyoruz. 7 aydır her grup toplantımızda bunu gündeme getirdik. Dünya liderlerine mektup yazdık. Türkiye içinde halkımızın sesine bir çare olmaya çalıştık ve dünyada şu anda ülkeler üç gruba ayrıldı. Bir soykırımcılara destek verenler. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere birçok ülke daha saldırgan ilk anından itibaren açık çek verdiler soykırımcı bir devlete. İkincisi bu soykırıma karşı insanlığın sesi olan ülkeler. Ankara Meydanı’ndan birkaç gün önce Johannesburg’taki insanlara da sesleniyorum. Dün Güney Afrika basınıyla de uzun bir röportajda hayatım. Evet Ankara Güney Afrika’yı selamlıyoruz. Johannesburg’a selam iletiyoruz. Onlar bölgeden olmamalarına, Arap olmamalarına, Müslüman geçmişine sahip olmamalarına rağmen insan olmak ve Nelson Mandela’nın verdiği mücadelenin takipçileri olmak adına uluslararası Adalet Divanı gittiler ve Uluslararası Adalet Divanı soykırım suçlaması ile ilgili ilk ön kararın aldı. Hiç kimse unutmasın bugün bu insanlık vicdanının sesi olanlar tarihte unutulmayacak.

“TÜRKİYE NİYE SESSİZ KALDI?”

Güney Afrika’da çok şu soruyla karşılaştım, ‘Türkiye niye sessiz kaldı?’ Arap ve İslam dünyası bizi niye yalnız bıraktı? Niye davaya müdahil olmak için bu kadar uzun süre beklediniz? Onlara şunu söyledim soykırımı yapanlar tarih boyunca unutulmayacaklar. İnsanlık katilleri olarak. Soykırıma sessiz kalanlar sessiz kaldıkları için unutulmayacak ama Güney Afrika başta olmak üzere soykırımının ilk anından itibaren sesini yükselten Brezilya, Nikaragua, Kolombiya, Şili gibi ülkeler tarih boyunca anılacaklar. 3 grup ülkeler ise pasif olarak bu soykırımı uzun süre seyredenler. Maalesef ülkemizde 7 ay boyu ticareti sürdürmek dolayısıyla uluslararası alanda büyük bir itibar kaybına uğradı. Bu uluslararası platformlarda sorulara cevap verirken açıkçası ülkemi savunmakta zorlandım. ‘Niye Türkiye’den soykırımcılara demir çelik gidiyor’ diye sordular bana uluslararası akademisyenler aktivistler. Bolivyalı bakan sordu Mozambik’ten gelen Bakan sordu, ‘Niye Türkiye sessiz kaldı bugüne kadar?’ Arkadaşlar Onun için İstiklal Savaşımız 15 Mayıs ve iki 15 Mayıs arasında köprü kurdum. Gazi Mustafa Kemal de İstiklal Savaşı’nı biten bütün komutanları bu savaşı yürütürken mazlum milletler adına yürüttüklerini farkındaydılar. Sömürgeciliğe karşı yürüttüklerinin farkındaydılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti nevzuhur bir devlet değildir. Zalim ile mazlum arasında, sömürgecilikte bağımsızlık mücadeleleri arasında tarafsız değildir.”

“TÜRK ÜNİVERSİTELERİ NEREDE HANGİ BİLDİRİYİ YAYINLADILAR?”

İsrail’e karşı birçok ülkede protestoların olduğunu aktaran Davutoğlu Türkiye’deki üniversitelere de tepki gösterdi. Davutoğlu:

“Bugün Gazze’de direnen çocuklar gençler yaşlılar kadınlar kendi topraklarını savunuyorlar. Asla terör adı altında anılamazlar. Bugün sadece Gazze’de 60 bin hamile kadın var her an doğum yapabilecek durumda hastaneleri yok. Sığınacakları bir yer yok ve dünya sessiz. Dünya sessiz derken bu soykırım karşısında işbirliği yapanlar sessiz ama bakın gurur duyuyorum ve bugün uluslararası bir açıklama yaptık tekrar 139 küresel aydın inisiyatifinin, vicdan inisiyatifin girişimi ile Amerika Birleşik Devletleri kampüsleri ayakta. Amerika Birleşik Devletleri iki aydır tarihinin Vietnam saldırılarıdan sonraki en büyük gösterilen şahit oluyor. Akademisyenler ters kelepçeli tutuklanıyor ama pes etmiyorlar ama susmuyorlar. Çünkü karşı karşıya kalınan tablo susulmaması gereken bir tablodur. Bir akademisyen olarak gurur duyuyorum. Akademisyenlerle telefonda konuştuk, destek beyan ettik, zoom toplantıları yaptık. Avrupa kampüsleri üniversiteleri ayakta. Partis 1968’den bu yana en hareketli günlerini yaşıyor. Peki Türk üniversiteleri nerede hangi bildiri yayınladılar? Hangi toplantıya katıldılar? Gazze için ne söylediler? Açıkçası bu ülkenin derin kültüründen, bu milletin derin vicdanından, Türk üniversitelerin geçmiş dönemlerde benzer durumlarda öğrencilerin sergiledikleri ileri tutumları düşünerek utanç duyuyoruz. Hükümet 7 ay sonra ancak bizim baskılarımızla ticari kısıtlama kararı aldı. 7 ay söyledik arkadaşlar. Bıkmadan usanmadan söyledik. ‘Efendim özel şirket’ dediler. ‘Efendim karışamayız’ dediler. ‘Efendim jet yakıtı’ dediler ve biz Gelecek Partisi Saadet Partisi grubu olarak her yerde dile getirdik gelip yine birlikte Ceyhan’dan Mersin yürüyüş planlamıştır ki kısıtlama getirdiler. Arkasından ikinci yürüyüş tarihimize açıkladığımız da da tümüyle yasakladılar. Bu yetmez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne 7 ay sonra ticareti yasaklamış olmak yetmez.”

“ANKARA’DA SOYKIRIMCI DİPLOMATLAR İSTEMİYORUZ”

Güvenlik sebebiyle İsraille dönen diplomatların bir kısmının tekrar Ankara’ya döndüğünü bir kısmının ise dönmek üzere olduğunu açıklayan Davutoğlu ‘Ankara’da soykırımcı diplomatlar istemiyoruz’ diyerek duruma tepki gösterdi. Davutoğlu açıklamasını şu cümlelerle bitirdi

“Sayın Erdoğan’a bir mektup yazdım. 2 hafta önce ve dedim ki 15 Mayıs’ın Nakpa günü Türkiye için inisiyatif alma günüdür.  Bütün dünya liderlerine mektup yazın ve onları 15 Mayıs’ı küresel ölçekli yas günü ilan etmeye davetinde bulunun. Eminim Eğer Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bu mektubu yazmış olsaydı diğer ülkeler takip edip bugün bütün dünyada bayraklar yarıya indirilmiş olurdu. Yine o mektupta ‘Birleşik Milletler Genel Kurulu’nu liderler düzeyinde toplantıya çağırın’ dedim. Çok zor bir şey değildi. Sadece BM Genel Sekreterine ve Genel Kuruluna ‘liderler düzeyinde toplantı istiyoruz’ demiş olsalardı 10 Mayıs’ta Filistin Devleti’ni tanıyan toplam 15 Mayıs’ta liderler düzeyinde oluyordu. New York’tan sallardık dünyayı. Niye sessiz kalındı. Biz sessiz kalmadık kalmayacağız. 15 Mayıs Nakpa günü bir günlük bir süreç değildir. O günden bugüne Nakpa sürüyor.  Dünyanın her yerinde de o günden bugüne bir vicdan mücadelesi veren Filistinli Kardeşlerimize selam ediyoruz. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlar sadece Filistin toprakları için değil insanlık değeri için şehit düştüler. Gelecek – Saadet grubu olarak bütün varlığımızla bütün imkanlarımızla Filistin konusundaki tavrımızı duruşumuzu sürdüreceğiz. Ümit ederiz ki iktidarda özellikle bugünlerde, bugün İsrail Büyükelçiliği’nin önündeyiz. Bir kez daha uyarıyorum. Dün basına yansıyan haberlerden İsrail tarafından yapılan açıklamalardan şunu öğreniyoruz. İsrailli diplomatlar Ankara’ya geri dönmüşler, dönüyorlarmış. Bir kısmı dönmüş diğerleri de döneceklermiş çünkü Ankara’da artık güvenlik riski kalmamış. Gazze’de soykırım sürerken Türkiye’de, Ankara’da mazlum milletlerin savaşının karargahı olan Ankara’da soykırımcı diplomatlar istemiyoruz. İstemiyoruz. Önce ateşkesi kabul etsinler, Uluslararası Adalet Divanı da hesap versinler. İnsanlık karşısında işledikleri suçun bedelini ödesinler o vakte kadar hiçbir normalleşmeyi, normalleşme adımlarını asla kabul etmiyoruz.”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Azmi Mustafa Kaya 1948’den beri Filistin halkının acıyı, hüznü soykırımı ve katliamı yaşadığını vurgulayarak şunları söyledi.

“Grup tarihimiz öyle bir güne denk geldi ki aylardan beri Gazze’de devam eden işgalin soykırımın tam anlamıyla bir asrı aşan büyük felaketin bir anlamda büyük felaketin tam da acı bir yıl dönümüne denk geldi., 15 Mayıs 1948’de Filistinlilerin topraklardan sürüldüğü gündür. Acıyı hüznü soykırımı zulmü katliamı büyün boyutlarıyla yaşamaya başladıkları fiili olarak bunu bütün dünya tarafından hissedildiği gündür. Ancak bu kadar yıldan beri devam eden bu büyük felaket diğer taraftan 1897’den başlayan yani birinci Siyonist Kongre ile başlayan, 1917 Bolfour Deklarasyonu ile devam eden ve bütün bu süre zarfında Filistinlilerin kan ve gözyaşına boğulduğu bir yıl dönümü maalesef bugündür.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/saadet-gelecek-grubundan-israil-buyukelciligi-onunde-aciklama-ahmet-davutoglu-ankarada-soykirimci-diplomatlar-istemiyoruz/feed/ 0
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde Hemşireler Haftası programı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/#respond Wed, 15 May 2024 06:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31760 Erzurum Teknik Üniversitesi’nde 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası münasebetiyle program düzenlendi.

Sağlık Bilimleri Fakültesi ve ETÜ Türk Hemşireler Derneği Öğrenci Konseyi iş birliğiyle düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Prof. Dr. Muammer Yaylalı Konferans Salonu’nda “Hemşirelerimiz Geleceğimiz: Bakımın Ekonomik Gücü” temasıyla düzenlenen programın açılışında konuşan Dekan Karabulutlu, hemşirelerin sağlık hizmetlerinin sağlanmasında her zaman öncü güç olduğunu dile getirerek: “Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin “Herkes için Sağlık” ilkesini benimseyen hemşireler birey, aile ve topluma sağlık hizmeti sunmada ekibin en etkin rol oynayan üyesi olma konumundadır. Hemşirelik, özveri isteyen bir meslektir. Florance Nightingale’in Kırım Savaşı sırasında yaşanan dizanteri ve kolera salgınında binlerce askerin hayatını kaybettiği bir dönemde yaptığı analizler ve hemşirelik uygulamaları ile mortalite hızını ciddi boyutlarda düşürmesi; geçmişte yaşanan salgınlarda hemşirelerin ön cephede yer aldığının ve hizmetlerinin ne kadar etkin olduğunun en önemli örneğidir. Bunu Covid 19 pandemisi bizlere tekrar göstermiştir. Tüm dünyada hemşireler pandeminin gerçek kahramanları olarak kabul edilmiş ve toplum tarafından önemleri daha fazla anlaşılır hale gelmiştir. Bu özel gün vesilesiyle, kaliteli bakım ve bu bakımı sağlayacak hemşirelerin yetiştirilmesinden sorumlu eğitim ve eğitici kalitesinin öneminin yanı sıra mesleği değiştirecek ve geliştirecek kişilerin, siz değerli hemşirelerin ve geleceğin hemşirelerinin olacağı gerçeğine de vurgu yapmak istiyorum. Ülkemizin her köşesinde insan hayatının kutsallığından ödün vermeksizin sonsuz sabır, her türlü özveri, gayret ve sevgi ile mesleğini icra etmeye çalışan, değerli Hemşirelerimizin 12-18 Mayıs Hemşirelik Haftasını kutlar, meslek hayatlarında başarılar dilerim” dedi.

Dekan Karabulutlu’nun ardından kürsüye çıkan Rektör Çakmak, Hemşireler Gününün Kırım Savaşında büyük fedakarlıklar yapan Florance Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs’ta kutlandığını ifade ederek” Florance Nightingale çok yönlü kişiliğiyle dikkat çeken bir isim. Bizler de her zaman öğrencilerimize bunu hatırlatıyoruz. Hemşirelik çok kutsal bir meslek. Öğrencilerimiz bir yandan mesleki eğitimlerine devam ederken bir yandan da spor, kültür ve sanattan da geri kalmadan kendilerini çok yönlü bir şekilde geliştirmelidir. Tabi bu tip programlarda Florance Nightingale ismi ön plana çıksa da tarihimizde Safiye Elbi ve Esma Deniz gibi bu mesleği icra eden çok önemli figürlere de sahibiz. Bizler değerlerimizin kıymetini bilerek hepsine sahip çıkmalıyız. Hemşirelik sevgiyle, şefkatle ve özveriyle dolu bir meslektir. Her biriniz bir gün değil bir ömür minnet duyulmayı hakkediyorsunuz. Bu vesileyle gününüzü kutluyor başarılar diliyorum” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından devam eden programda akademisyenler ve uzmanlar, dinleyicilere hemşirelik mesleğindeki yenilikçi çalışmalar hakkında bilgi verdi. Program ETÜ Hemşirelik Bölümü 2. sınıf öğrencilerinin eğitim öğretim dersi kapsamında hazırladığı materyalleri katılımcılara sergilemesi ile sona erdi. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/feed/ 0
Tip Parti Meclisi : “Saray Rejimi’nin ve Erdoğan’ın Bir Tür Yumuşama Dönemine Gireceği Beklentisi Yersizdir” https://www.haber60.com.tr/tip-parti-meclisi-saray-rejiminin-ve-erdoganin-bir-tur-yumusama-donemine-girecegi-beklentisi-yersizdir/ https://www.haber60.com.tr/tip-parti-meclisi-saray-rejiminin-ve-erdoganin-bir-tur-yumusama-donemine-girecegi-beklentisi-yersizdir/#respond Tue, 14 May 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31722 (İSTANBUL) – 11-12 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da toplanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Parti Meclisi toplantıya ilişkin sonuç bildirgesi yayınlandı. 31 Mart seçimlerinin Türkiye’nin yakın ve orta vadeli geleceğini etkileyecek çok sayıda sonuç yarattığının vurgulandığı bildirgede, “Saray Rejimi’nin ve Erdoğan’ın bir tür ‘yumuşama’ dönemine gireceği beklentisi yersizdir ve muhalefeti yönetmek için başvurulan bir oyun kurma niyetinden öteye geçmesi mümkün değildir” denildi

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Parti Meclisi, 11-12 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da toplandı. Dünya ve Türkiye ölçeğindeki siyasal gelişmelerin değerlendirildiği toplantıya ilişkin bildirge yayınlandı.

“31 MART’LA OLUŞAN TABLO KRİZİ DAHA DA KIRILGANLAŞTIRIYOR”

31 Mart seçimleri Türkiye’nin yakın ve orta vadeli geleceğini etkileyecek çok sayıda sonuç yarattığının vurgulandığı bildirgede “Bunlar arasında en önemlisi ise, Türkiye’nin yapısal krizinin kırılganlık düzeyinin yükselmiş olmasıdır. Türkiye, önümüzdeki dönem boyunca siyasal, iktisadi ve ideolojik boyutlarıyla derinleşen bir yapısal kriz sürecinde olacaktır ve 31 Mart seçimleriyle oluşan tablo bu kriz sürecini dinginleştirmek yerine daha da kırılganlaştırmıştır. Dahası, bu kriz sürecinde olası bir kırılmanın hangi gündemlerde olabileceğine dair de ciddi ipuçları ortaya çıkmıştır” ifadelerine yer verildi. TİP’in bildirgesinde öne çıkan bölümler şöyle:

“Saray Rejimi’nin 31 Mart seçimlerinden ağır bir yenilgiyle çıkmış olmasının birçok nedeni bulunmakla birlikte, gerçek hızı ve şiddetine şimdi ulaşacak olan Şimşek Programı’nın bu kayıpta önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Esas olarak emekçilerin haklarına ve yaşamlarına yönelik kapsamlı bir saldırı anlamına gelen ve kemer sıkma politikalarıyla birlikte ülkemiz emekçilerini daha da derinleşmiş bir yoksulluk ve işsizlik ortamına sokacağı belli olan Şimşek Programı hem büyük sermayenin hem uluslararası kapitalizmin hem de Saray iktidarının zorunlulukları ve çıkarları gereği yürürlükte tutulacaktır. Şimşek Programının kararlı biçimde uygulanacak olması önümüzdeki dönemin siyasal ve toplumsal gündemlerine dair veriler sunmaktadır.

“BÖLÜŞÜM ŞOKU BÖLÜŞÜM KAVGASIN DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

Son yıllarda yaşanan bölüşüm şoku ve bunun yol açtığı toplumsal yıkım telafi edilebilir ve geri döndürülebilir olmaktan çıkarak kalıcılık kazanma eğilimindedir. Ücretlerin asgari ücret ortalamasına çekilmesi, enflasyon sonucunda alım gücünün düşmesi, emeklilerin yaşamını sürdürmekte zorlanacak denli yoksullaşması, gençlerin hem eğitim hayatlarının hem ekonomik geleceklerinin tamamen kararması, işgücü dışına düşen ve sosyal yardımlarla yaşayabilen kent ve kır yoksullarının durumunun hiçbir umut barındırmaması gibi yıkıcı sonuçların yanı sıra, enflasyonun maliyetinin emekçilere yıkılmasıyla birlikte işsizlik sorununun da katlanarak büyümesi gündemdedir. Bu bölüşüm şokunun bir bölüşüm kavgasına dönüştürülmesi en önemli siyasal görevlerdendir.

Saray Rejimi’nin ve Erdoğan’ın bir tür ‘yumuşama’ dönemine gireceği beklentisi yersizdir ve muhalefeti yönetmek için başvurulan bir oyun kurma niyetinden öteye geçmesi mümkün değildir. Üstelik Şimşek Programı’nın devamını dayatan koşullar iktidarın toplumsal tepkiyi kontrol edebilmek için daha da otoriterleşmesini gerektirecek ve Şimşek Programı’yla bir uyumsuzluğu bulunmayan düzen muhalefeti de bu otoriter adımlara onay vermeye zorlanacaktır.

“İKTİDARIN YENİ ANAYASA YAPMA EHLİYETİ YOK”

Yeni anayasa tartışmalarının da ‘yumuşama’ beklentisi gibi siyasal karşılığının olmadığı, Anayasa’yı ve AYM kararlarını Can Atalay ve 1 Mayıs örneklerinde olduğu gibi yok sayan bir iktidarın yeni anayasa yapma ehliyeti olmadığı açıktır. Bu haliyle muhalefet cephesinin de saray rejiminin açmaya çalıştığı Anayasa tartışmalarını meşrulaştırmama görevi önünde durmaktadır.

Erdoğan’ın en önemli özelliği, farklı sınıf ve fraksiyonların çıkarlarını devlet nezdinde temsil ve regüle edebilme gücünü elinde toplaması olmuştur. Bu anlamda ‘tek adam’ sadece keyfi siyasal/ideolojik kararlar aldığı için değil, esas olarak sınıfların devletle ilişkisinin kendi aracılığından geçmesini zorunlu kıldığı için tek adamdır. Bu ‘tek adam’ konumunun sarsılma olasılığı 31 Mart seçiminin yine çok önemli sonuçlarından biridir. YRP gibi partilerin yükselişinde de dinci/gerici ajandaya sadakatten çok Erdoğan’ın bazı sınıf ve fraksiyonlar için devlete ulaşma kanalı olma rolünü, en başta Şimşek Programı nedeniyle, yerine getirememesi etkili olmuştur.

YRP’nin yükselişini salt dinci/gerici ideoloji/kimlik ekseninde anlamlandırmak yeterli değildir. Elbette, başta Filistin konusunda olmak üzere AKP’nin sergilediği etik-politik tutarsızlıklar YRP tarafından kullanılmış ve sonuç alınmıştır. Ama daha önemlisi, YRP’ye akan oyların arkasında derinleşen ve kalıcılaşmaya başlayan bölüşüm şokunun en çok emekçiye, esnaf ve küçük işletmeciye vurması, Şimşek Programıyla büyük sermayenin alenen kollanması, rantiyenin büyümesi ve gösterişçi tüketim, yolsuzluk ve rüşvetin sıradanlaşması gibi etkenler bulunmaktadır.

CHP’nin birinci parti konumuna gelmesi, devletin ve uluslararası güçlerin de dikkate almak zorunda olacağı bir olgudur ve içinden geçtiğimiz süreçte CHP yönetiminin hem devlet hem de uluslararası güçler nezdinde yeni pazarlıklar/taahhütler için zemin yoklama çabalarına tanık olunacaktır. Bu yoklamaların bir diğer anlamı da bir tür Post-Erdoğan dönemi senaryosunun daha ciddi bir olasılık haline gelmesidir. Sermayenin kazanımlarının korunması ve Şimşek Programı’nın devamlılığı, uluslararası politikadaki misyon ve rolün sürdürülmesi, Kürt sorununda devlet yönelimine uyumlanma ve emekçiler ile sol üzerinde hegemonya tesis edilmesi CHP’nin bu ilişkilerdeki gerilimli başlıklarını oluşturacaktır.

“CHP, HİÇ KİMSENİN TAHMİN ETMEDİĞİ BİR BAŞARIYA İMZA ATMIŞTIR”

CHP, hiç kimsenin tahmin etmediği bir başarıya imza atmıştır. CHP’nin başarısının arkasında yatan en önemli neden, bir tür ‘kendiliğinden popülizm’ olarak adlandırılabilecek, eklektik, geniş halk kesimleri açısından alternatif olacak bir makro ekonomik programa dayanmayan, daha ziyade sosyal hizmet sunumunu ve alımını sorunsallaştıran pragmatik söylemidir. İmamoğlu ve Yavaş’ın ulusal çapta siyasal figürlere dönüşmesi de CHP’nin halka seslenme kanallarını açmıştır. Ayrıca bu seçimde ittifak modelinin kullanılmaması da seçmende olumlu yansıma bulmuştur. Son olarak, Kürt siyaseti ile optimum mesafenin korunması da bu başarıda pay sahibi olmuştur. CHP’nin başarısında cumhuriyetçi bir konsolidasyonun ya da laikliğe yönelik bir kararlılığın etkisi olmadığı gibi, seçmenin CHP tercihinde de böylesi bir aktif siyasal/ideolojik temsilden ziyade AKP’den kurtulma isteğinin ivediliği belirleyicidir.

“DEM PARTİ, METROPOLLERDE AKP’YE KAYBETTİRECEK TUTUM SERGİLEMEYİ BAŞARMIŞTIR”

DEM Parti, 31 Mart seçimlerinden hem Kürt halkının kazanımlarını koruyacak hem de ülkemizin Saray iktidarı karşısındaki direncini büyütecek bir başarıyla çıkmıştır. Onca hukuksuzluğa ve adaletsizliğe rağmen DEM Parti ve Kürt halkı Saray baskısına karşı koyabilmeyi, haklarını ve mevzilerini kazanabilmeyi, bu arada metropollerde AKP adaylarına kaybettirecek tutumu sergilemeyi başarmıştır ve bu başarı örgütlü bir halk mücadelesinin önemini ortaya koymuştur. Buna karşın, seçimin hemen ertesinde Van’da gerçekleştirilmek istenen irade gaspı girişimi, her ne kadar bu girişim Kürt halkının ve ilerici demokrat kamuoyunun dayanışması ile boşa düşürülmüş olsa da Saray Rejimi’nin kayyum ve baskı politikalarına devam etme niyetini göstermiştir. Saray Rejimi’ne karşı direnişinde Kürt halkı ile dayanışmayı büyütmek ve süreklileştirmek vazgeçilmez bir görevdir.

“TİP, MUHALEFETİN GÜCÜNÜ ZAYIFLATMAK YERİNE GÜÇLENDİRMEYİ GÖZETECEKTİR”

Türkiye İşçi Partisi, Saray Rejimi’ne karşı yürütülen ve önümüzdeki dönemde birçok başlıkta derinleşerek büyümesi gereken toplumsal muhalefet direncinin parçası, öncü gücü olmaya devam edecektir. TİP, ülkemizin muhalefet saflarını terk etmeyecek, muhalefetin ortak gücünü büyütecek, ancak kişiliksizleşmeye ve belirgin özelliklerinin silikleşmesine de izin vermeyecektir. TİP, muhalefet safları içerisinde mevcut direnci geriye çeken ve pasifize etmeye çalışan her girişimle mücadeleyi sürdürecektir. Esas olarak da TİP, muhalefet safları içinde uzlaşmaz ve devrimci bir çizginin sadece temsilciliğini yapmayıp bu çizginin güçlendirilmesini ve baskın hale getirilmesini hedefleyecektir. Bunu yaparken muhalefetin toplam gücünü zayıflatmak yerine güçlendirmeyi gözetecektir.

Türkiye İşçi Partisi, kurulduğu günden bu yana, ülkemiz işçi sınıfının çıkarları ve hakları için mücadele etmeyi ilk sıraya koymuştur ve bundan sonra da bu çizgisini koruyacaktır. Ülkemizin temel sorunlarında devrimci bir sınıf çizgisi izlemeyi başaran TİP, cumhuriyet fikrinin savunulmasından laikliğin yok edilmesine, kadınların haklarının budanmasından gençlerin geleceksizliğe mahkum edilmesine, doğa ve kentlerin talan edilmesinden uluslararası savaş politikalarına dahil olunmasına kadar tüm mücadele gündemlerinde işçi sınıfının çıkarlarını merkeze alan bir devrimci çizgiyi temsil edecek ve bu ayrıksı gibi duran tüm mücadele gündemlerini ortak bir siyasal hata doğru yönelten ideolojik hegemonya mücadelesinde ısrar edecektir. Şimşek Programı’yla birlikte her geçen gün daha da derinleşen ve emekçileri nefes almanın imkansız olduğu bir yoksulluk ve işsizlik cenderesine sokan kriz karşısında mücadele ise TİP’in doğal ve birincil gündemidir. Asgari ücret, geçim sıkıntısı, yoksulluk ve işsizlik, adaletsiz vergi düzeni, kamusal/sosyal hizmetlerin tasfiyesi gibi gündemlerde TİP, net, uzlaşmaz ve çözüm önerilerini de içeren tezlerini ülke çapında seslendirecek, örgütleyecek ve mücadeleye dönüştürecek, bu tezlerini, kazandığı yerel yönetimlerde örnek halkçı belediyecilik uygulamaları yaratarak hayata geçirecektir.

TİP, kitleselleşme perspektifi sayesinde hem hızla büyüyerek emekçilerin temsilciliğini üstlenmiş hem de bir bütün olarak sosyalist harekete uzun zamandır sahip olmadığı seslenme imkanları sağlamıştır. Kitleselleşme perspektifi kararlılıkla sürdürülerek, büyümenin aynı zamanda örgütlenmeye dönüştürüleceği önlemlerle TİP emekçilerle buluşmaya ve büyümeye devam edecektir. Sosyalist hareketin tarihsel sorunlarından biri olan toplumsal mevzi ve aygıtlar yaratamamak, bu nedenle de kalıcı, tutarlı ve odaklanmış bir siyasal çizgi izleyememek sorunu da bu sayede çözülebilecektir. Bu açıdan, TİP, önümüzdeki dönemde kitleselleşme perspektifini toplumsallaşma aşamasına bağlayacak; parti yapısı ve işleyişinin kurumsallaşması ile parti örgütlerinin ülke toprağına daha sıkı bağlarla kök salması için kalıcı mevziler kazanmaya odaklanacak ve üye sayısını artırmaya devam ederken örgütlülüğünü güçlendirecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tip-parti-meclisi-saray-rejiminin-ve-erdoganin-bir-tur-yumusama-donemine-girecegi-beklentisi-yersizdir/feed/ 0
Denizli’de Gençlik Haftası etkinlikleri başlıyor https://www.haber60.com.tr/denizlide-genclik-haftasi-etkinlikleri-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/denizlide-genclik-haftasi-etkinlikleri-basliyor/#respond Tue, 14 May 2024 23:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31716 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nı içine alan Gençlik Haftası, 15-21 Mayıs tarihlerinde Denizli’de her gün farklı etkinliklerle kutlanacak.

Her yıl ülkemizin tüm yerleşim birimlerinde büyük bir coşkuyla kutlanan Gençlik Haftası, 15 Mayıs Çarşamba günü Denizli Valiliği önünde bulunan Atatürk anıtına çelenk sunumu ile başlayacak. Temsilci gençlerden oluşan genç heyet, Gençlik Haftası dolayısıyla İl Protokolünü makamlarında ziyaret edecek. Denizli Valiliği koordinesinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün organizasyonunda kutlanacak hafta boyunca birbirinden farklı etkinlikler hazırlandı.

Sportif turnuvalarla dolu bir hafta olacak

Denizli’nin dört bir tarafında gerçekleşecek sportif etkinlikler kapsamında Curling, Bocce, Dart, Okçuluk, Bilardo, Güreş, Atıcılık, Satranç, Yüzme, Masa Tenisi, Atletizm, Dans, Karate, Oryantiring, Bowling branşlarında turnuvalar düzenlenecek. 16 Mayıs Perşembe günü saat 10.00’da İstiklal Gençlik Merkezi önünden başlayarak Valilik önüne kadar Atatürk Koşusu yapılacak. 19 Mayıs Pazar günü ise dağcılar, Babadağ Zirvesine tırmanarak Türk Bayrağını zirvede dalgalandıracak.

Gençlik Haftası süresince Kınıklı Mahallesi Kampüs Bölgesinde bulunan Amfi Park’ta her gün etkinlikler olacak. Mehteran gösterilerinden, gençlik konserlerine, halk danslarından spor yarışmalarına yapılacak etkinlikler akşam saatlerinde gerçekleşecek. Gençlik Merkezi gönüllü gençleri tarafından 17 Mayıs Cuma günü saat 14.00’te Denizli Huzurevinde kalan yaşlılar ziyaret edilecek.

Gençlik ve Spor Festivali 17 Mayıs Cuma günü

Etkinlikler kapsamında 17 Mayıs Cuma günü Gençlik ve Spor Festivali adıyla etkinlikler yapılacak. 16.00-19.00 saatleri arasında 15 Temmuz Delikliçınar Şehitler Meydanında yapılacak festival etkinliklerinde sporcu gruplarının gösterileri gerçekleşecek. Bunun yanı sıra gençlik stantları ile Kızılay ve Yeşilay stantlarında vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunulacak.

Bu yıl 105. yıldönümü kutlanacak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları saat 09.30’da Valilik Atatürk Anıtı önünde çelenk sunumu ile başlayacak. Ardından bando eşliğinde 15 Temmuz Şehitler Meydanına kadar kortej yürüyüşü yapılacak. Kortejde gençler 120 metre uzunluğunda Türk Bayrağını elden ele taşıyacak. Protokol başta olmak üzere Gençlik Merkezi üyesi gençler, sporcular ve vatandaşlarında eşlik edeceği yürüyüşün ardından kutlamalar 15 Temmuz Şehitler Meydanında yapılacak sporcuların koreografisi ve etkinliklerle devam edecek. Kutlamaların sonunda 105. Yıldönümüne özel kırmızı ve beyaz renkli uçan balonlar gökyüzüne bırakılacak.

“105 yıllık gurura ve hiç eksilmeyecek coşkuya sahibiz”

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın 105. Yıldönümüne yaklaşırken coşkuyu ve heyecanı bir kez daha yürekten hissettiklerini söyleyen Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürü Ömer İlman, bu yıl yine Gençlik Haftasının hem Atatürk’ü anma, hem gençlik, hem de spor yönü ile Denizli’de kutlanacağını söyledi. 19 Mayıs 1919 tarihinin Türk Milletinin yolunu aydınlatan, kurtuluş mücadelemizin ilk adımının atıldığı şanlı bir mazi olduğunu belirten İlman, gençlere armağan edilen bu bayramı ve gurur duyduğumuz daha nice zaferleri bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tarih sayfalarına sığmayacak şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla andıklarını söyledi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizlide-genclik-haftasi-etkinlikleri-basliyor/feed/ 0
Eczacılar Vakfı Genel Sekreteri Osman Tosun: Eczacılar Üvey Evlat Muamelesi Görüyor https://www.haber60.com.tr/eczacilar-vakfi-genel-sekreteri-osman-tosun-eczacilar-uvey-evlat-muamelesi-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/eczacilar-vakfi-genel-sekreteri-osman-tosun-eczacilar-uvey-evlat-muamelesi-goruyor/#respond Tue, 14 May 2024 22:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31692 (İSTANBUL) -Eczacılar Vakfı Genel Sekreteri Osman Tosun, 14 Mayıs Eczacılar Günü dolayısıyla “Bu kocaman sağlık sistemi içerisinde eczacılar uzun yıllardır üvey evlat muamelesi görüyor dersek lütfen kimse kırılmasın. Eczacı örgütlerinin sesine daha fazla kulak verilmesini, devlet bürokrasisi içinde ve karar alma mekanizmalarında da eczacılara daha fazla yer verilmesini bekliyoruz” açıklamasını yaptı.

Eczacılar Vakfı Genel Sekreteri Osman Tosun, 14 Mayıs Eczacılar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Tosun, Türkiye’de eczacılık eğitiminin geldiği noktadan eczacıların iş yerlerinde yaşadığı sorunlara kadar birçok düzenleme ihtiyacı olduğuna dikkati çekti.

Eczacılık fakültelerinde hem teorik hem de uygulama ağırlıklı yüksek nitelikli bir eğitim müfredatının bulunduğunu belirten Tosun, sayıları hızla artan eczacılık fakültelerine vurgu yapararak, şunları kaydetti:

“CİDDİ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUNA DÖNÜŞME POTANSİYELİ BARINDIRIYOR”

“Bu konunun üzerinde önemle durmamız gerekir ki gelecekte bir eczacı istihdamı ama ondan çok daha önemlisi bir halk sağlığı sorununa yol açılmasın. Biz bu durumu artık fakülte enflasyonu diye isimlendiriyoruz ve çok acilen bu sorunun çözümü için adımlar atılmasını bekliyoruz. Diplomasını saygın üniversitelerden bileklerinin hakkıyla alan meslektaşlarımı tenzih ederek söyleyebilirim ki bunların çok büyük bir kısmı ne yazık ki nereden ne şekilde alındığı belli olmayan diplomalar ve maalesef ülkemizde çok kolaylıkla denklik alabiliyorlar. Bu gerçekten tüm toplum adına çok can sıkıcı bir sorun ve maalesef çok ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşme potansiyeli barındırıyor. Bizim ülke olarak buna acilen bir çözüm bulmamız gerekiyor. Burada da görev büyük oranda Yüksek Öğretim Kurumu ve elbette siyaset kurumuna düşüyor. Son dönemde bu konuda bazı adımlar atıldı ancak bize göre bunlar halen yetersiz.”

Osman Tosun, eğitim konusunda Eczacılar Vakfı olarak sundukları çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:

“Yeni eczacılık fakültesi artık açılmamalı?. Var olan fakülte kontenjanlarında, ihtiyaç ve istihdam planlamalarına uyumlu olarak kontenjan kısıtlamalara gidilmeli hatta kontenjanlar azaltılmalı. Eczacılık fakültelerine girişte uygulanan baraj puanı daha etkin düzeylere getirilmeli. Eczacılıkta uzmanlık konusundaki sorunlar giderilip yaygınlaşması sağlanmalı. Stajer kabul etme ile ilgili teşvik edici uygulamalara gidilmeli.”

Eczacıların sorunlarının sadece eğitim süreçleriyle sınırlı olmadığını belirten Tosun, “Mesleğimizin güncel sorunları ve uzun yıllardan gelen kronikleşmiş sorunları var. Bunlar aynı zamanda bizim için mücadele alanları haline geldi” dedi. Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ZAM GELSE DE GELMESE DE BİZ ZARARDAYIZ”

“Şu günlerde elbette tüm toplumumuz gibi eczacılar da devasa ekonomik sorunlarla mücadele ediyorlar. Tüm maliyetlerimiz korkunç bir hızla artarken ne yazık ki gelirlerimiz çok az artıyor ve gerçekten çok ciddi sayıda meslektaşımız eczanelerini ayakta tutmakta her geçen gün daha fazla zorlanıyor. Son günlerde çokça gündeme gelen önemli bir başka önemli sorun ilaç yoklukları, bir başka deyimle piyasada bulunamayan ilaçlar. Bu konu meslek örgütlerimiz tarafından çok defa anlatıldı ama kısaca yinelemek gerekirse bu sorunun temelinde 2004 tarihli İlaç Fiyat Kararnamesi (IFK) yatıyor. Geçtiğimiz yıl içinde kısmi düzenlemeler yapılmış olsa da IFK bir taraftan eczane ekonomileri üzerinde yıkıcı etkiler yapmaya diğer taraftan halkımızın ilaca erişimi konusunda ciddi engeller oluşturmaya devam ediyor. Anlaşılması çok zor, çok teknik bir konu bu IFK meselesi ama çok kabaca açıklamak gerekirse IFK, ilaç fiyatlarının nasıl belirleneceğini ve sektörde kimin karlılık oranının ne olacağını tarif eden kararname. Bu kararnamede ilaç sektörüne yönelik özel kur uygulaması var ve uygulanan kur güncel kurun yaklaşık yarısına denk geliyor hatta dönem dönem ani kur hareketleri söz konusu olduğunda daha aşağılara da düşebiliyor. Biz eczacılar için IFK’nın daha da vahim sonuçları var. Şöyle ki kararnameye göre ilaçlar belirli fiyat baremlerine ayrılmış durumda ve karlılık oranları da bu baremlere göre değişiyor. Kararnameye göre fiyat yükseldikçe karlılık oranı düşüyor. Dolayısıyla ilaç fiyatlarına zam yapılıp bu baremler ona uygun şekilde belirlenmediğinde karlılık oranınız düşmüş oluyor ve kararnamenin yürürlüğe girdiği günden bu yana uygulama tam olarak bu şekilde sürüyor. Zaman içinde bir iki küçük düzenleme yapılsa da yaraya pansuman dahi olmadı diyebiliriz. Yani mevcut durumun özeti biz eczacılar için ilaç fiyatlarına zam gelse bir dert, gelmese başka dert. Bizi her iki durumda da zararlı çıkaran bir yasal altyapımız var, emeği geçenlerin kulakları çınlasın.”

Siyaset kurumunun, ilgili bakanlıkların ve bürokrasi kademelerinin eczacıların sorunlarına karşı yıllardır belirgin bir duyarsızlık içinde olduğuna vurgu yapan Osman Tosun, şöyle devam etti:

“Yani bu kocaman sağlık sistemi içerisinde eczacılar uzun yıllardır üvey evlat muamelesi görüyor dersek lütfen kimse kırılmasın. Eczacı örgütlerinin sesine daha fazla kulak verilmesini, devlet bürokrasisi içinde ve karar alma mekanizmalarında da eczacılara daha fazla yer verilmesini bekliyoruz.”

Tosun, eczacıların taleplerini ise şöyle anlattı:

“Aslında sorunlardan bahsederken talep ve önerilerimizden de büyük ölçüde bahsetmiş olduk ama bu soruya yanıt verirken yalnızca ‘meslek hakkı’ talebimizi dile getirmek isteriz. Biz eczacılar halkımıza sunduğumuz nitelikli sağlık hizmetinin bir karşılığı olsun istiyoruz. Biz devletimiz ile ilaç üreticileri arasındaki fiyat tartışmalarının bir tarafı değiliz, o masada söz hakkımız da yok sayılır fakat bu tartışmaların olumsuz etkilerini en derinden yaşayan meslek grubu da biziz. Biz bunun değişmesini bekliyoruz, bize bir nebze nefes aldıracak olan çözümün bu olduğuna inanıyoruz ve cansiperane emeğimizin artık karşılık bulmasını çok istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eczacilar-vakfi-genel-sekreteri-osman-tosun-eczacilar-uvey-evlat-muamelesi-goruyor/feed/ 0
Özgür Özel: “Soma’dan Bugüne 649 Madenci Daha Öldü. Yani Soma’dan Bugüne İki Soma Daha Oldu Ama Kimsenin Haberi Olmadı” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somadan-bugune-649-madenci-daha-oldu-yani-somadan-bugune-iki-soma-daha-oldu-ama-kimsenin-haberi-olmadi/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somadan-bugune-649-madenci-daha-oldu-yani-somadan-bugune-iki-soma-daha-oldu-ama-kimsenin-haberi-olmadi/#respond Tue, 14 May 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31690 (ANKARA) CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ” Soma’dan bu güne Türkiye’de 649 madenci daha öldü. Yani Soma’dan bugüne iki Soma daha oldu ama kimsenin haberi olmadı. Burada bile konuklarımızdan 649’a şaşıranlar var ki haksız değiller. Mesaj Türkiye işçi sınıfınadır. Yargıya hakim sermaye, medyaya hakim sermaye size diyor ki; örgütlenin. Öğüdü tersten veriyorlar, örgütlenin diyorlar. Bu mesajı alın, asla ölmek için değil yaşamak ve emeği savunmak için örgütlenin. Bütün emekçileri sendikalara üye olmaya bir kez daha davet ediyoruz” dedi.

Özgür Özel’e partisinin grup toplantısında Ankara Üniversitesi ikinci sınıf Eczacılık Fakültesi öğrencileri Dünya Eczacılar Günü sebebiyle çiçek takdim ettiler. Grup toplantısında sözlerine Soma faciasını hatırlarak başlayan Özel, facianın ardından Türkiye’de 649 madencinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı.

Özel şöyle konuştu:

“Öncelikle maden faciası sonrasında hayatını kaybeden 301 arkadaşımıza, şehidimize daha sonra da onların haklarını ararken hayatını kaybeden 2 şehidimize 303 maden şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, arkadaşlarına, Soma’ya ve Türkiye işçi sınıfına bir kez daha başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Dün bu partinin genel başkan yardımcıları, grup başkanvekilleri, milletvekilleri, üyeleri Soma’yı unutmayan, unutamayan, yüreğinde babasının, eşinin evladının acısını taşıyanlara sarıldılar. Dün Soma’da tarihin en büyük kalabalığı vardı. Çünkü karar değişmedi ama atmosfer değişti. Dün oradaki anneler ‘ilk kez biz adaletin bir gün geleceğine inandık’ dediler. Getireceğiz ant olsun. Buradan Türkiye işçi sınıfına bir çağrıyı daha yapmak isterim; Soma’da 301 kişi öldü, bütün dünya duydu, bir ay Türkiye’de hayat durdu. Soma’dan bu güne Türkiye’de 649 madenci daha öldü. Yani Soma’dan bugüne iki Soma daha oldu ama kimsenin haberi olmadı. Burada bile konuklarımızdan 649’a şaşıranlar var ki haksız değiller. Mesaj Türkiye işçi sınıfınadır. Sermaye, yargıya hakim sermaye, medyaya hakim sermaye size diyor ki; örgütlenin. Öğüdü tersten veriyorlar. Örgütlenin diyorlar. Birer birer ölürseniz biz sizi görmeyiz, duymayız, öleceksiniz bile hep birlikte ölün ki haberimiz olsun, haberleri olsun diyorlar. Bu mesajı alın asla ölmek için değil yaşamak ve emeği savunmak için örgütlenin. Bütün emekçileri hangi iş kolunda çalışırlarsa çalışsınlar sendikalara üye olmaya, haklarını arayacak gerçek sendikalara, ücret sendikacılarına aidat sendikalarına değil, sarı sendikalara değil mücadele sendikalarına üye olmaya bir kez daha davet ediyoruz. Çok basit iki rakam vereceğim. Bunu hangi siyasi partiden olursa olsun aklı, vicdanı olan tüm vatandaşlarımıza seslenerek söylemek istiyorum; çalışma örgütü, Türkiye’nin de mensubu olduğu ILO rakamlarını açıkladı. Türkiye ölümlü işçi kazalarında rakam olarak dünya birincisi. 100 bin nüfusa oranla bakıldığında da dünya ikincisi. Her 100 bin nüfusta iş kazasında ölen işçi sayısı birinci Malezya ikinci Türkiye üçüncü Zimbabve, dördüncü Belize, beşinci ülkenin adını ilk kez duydum. Böyle devam ediyor. Bakın bu ülkede yarın senin evladın, senin komşun Allah vermesin en sevdiklerimiz hayatını kaybederler çünkü dünyada işçi hayatının Türkiye kadar ucuz ve tehdit altında olduğu bir başka ülke yok. Yaşam hakkı, işçi sağlığı, iş yeri güvenliği bunlar en önemli insan haklarıdır. Buna sahip çıkmayan Allah muhafaza kendi evladına sahip çıkmıyordur.

Partimiz bu konuda bir taslak hazırladı. Paydaşların işçi sendikaların, işçi örgütlerinin ve tüm siyasi partilerin görüşüne sunacağız. Önümüzdeki günlerde bunu tüm paydaşlarla çalışıp Meclis’e getireceğiz. o gün bir kez daha göreceğiz kim emeğin yanında kim ölen işçinin annesine taziyeye giderken samimi kim ölen işçinin evladına bunlar bizlere emanet derken samimi. O gün söylemekle değil bugün yeni facialar olmasın diye bir şey yapmakla, oy vermekle, parmak kaldırmakla, kendi partine itiraz etmekle olur. Önümüzdeki günler bunun mücadelesini vereceğiz. Tüm kamuoyunun dikkatini buraya bekliyoruz. Soma’yı unutmadık, İliç’i de unutmadık. Soma’dan İliç’e bütün cinayetler bu vurdumduymazlığın eseridir. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

“TÜRKİYE’DEKİ İLAÇ FİRMALARININ PEK ÇOĞU YABANCIYA SATILDI, SATILMAYA DEVAM EDİYOR”

Eczacılar çok kutsal bir mesleği çok büyük zorluklarla yapıyorlar. Bundan 2 bin yıl önce Ebers Papirüsü’yle tıptan ayrılmış bir mesleği yapıyorlar. Gece gündüz çalışıyorlar. Sabahlara kadar herkes uyurken birimizin çocuğu ateşlenirse ben buradayım diyen eczacılar meslek yapıyorlar. Odaları, birlikleri, kamu yararını her şeyden çok gözetiyorlar. Çok sorunları var. Ama dinleyin kendi sorunlarından çok hastaların sorunlarını dile getiriyorlar. Yaşatmak için yaşamak zorunda olan bir meslek grubu. Bir yıl önce tedbir alınmazsa her iki eczaneden birini kaybederiz dedi. Eczaneler iflas ediyorlar, kapanıyorlar, yeni mezunlar geleceklerini çok endişeyle takip ediyorlar. Bu konuda ben eczacı odasının yöneticiliğinden başlamış her kademesinde görev yapmış, bugüne gelmesinde en büyük borcu vefayı eczacılara, eczacı odalarına, örgütlerine borçlu olan birisi olarak bir kez daha üyesi olmaktan büyük onur duyduğum eczacılık ailesinin 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutluyorum.

TÜİK verilerine göre; ülkemizin sağlık harcamalarına ayırdığı para yüzde 3.7. OECD’nın en düşük rakamı. Bunun da çok düşük kısmı ilaca harcanıyor. Birileri ilaçta tasarruf yapıyoruz diyorlar, bunun baş savunucusu bizleriz. Bilinçli ilaç tüketimi için eczacılar kadar gayret eden hiçbir meslek grubu yok doğal olarak ama sadece euro 35 lira olmuşken ilaç da 17 lira olarak kabul etmek, her türlü kesintiyi yapmak bakın nelere mal oluyor. Geri ödeme kapsamında yer alan ilaçlarda kısıtlamaya gidiliyor, firmalar yeni icat edilmiş ilaçları Türkiye’ye getirmek istemiyorlar, geri ödeme listesine girmek istemiyorlar burada sorunlar var. Yani dünya yeni ilaçlardan yararlanıyor biz birçoğundan yararlanamıyoruz. Hastalarımızın cebini yakan ilaç fiyat farkları var ve her geçen gün artıyor. Bakın her anne, babanın çocuğu ateşlenir. Bugün en çok bilinen çocukların ateşini hızla düşüren ve her anne babanın buz dolabında tutmak istediği bir ateş düşürücü şurup var. Fiyatı 130 lira. İki sene önce 35-40 liraydı. Bugün 130 lira. Devletin ödediği para 75 lira. Neredeyse yarısını hatta yarısından 10 lira fazlasını anne babalar ödüyor. Böyle bir fiyatlandırma sistemi eczacıya zarar değil, eczacıya maalesef utanç. Doktor şurup yazmış, çıkarıyor veriyor, devlet 55 lira ödüyor sen de 75 lira vereceksin. Bu insanlar gecenin bir yarısında bununla karşılaşıyorlar. Yarım kalan tedaviler nedeniyle yeni komplikasyonlar çıkıyor ve ihtiyaç duyanların ilaçlara erişimi sağlanamıyor. Yerli ve milli ilaç üretimi konusunda dilimizde tüy bittiği halde Türkiye’deki ilaç firmalarının pek çoğu yabancılara satıldı, satılmaya devam ediyor. Türkiye’nin yerli ilaç olarak kullanımı 2002’ye göre kendi içinde 8.8’den 8.0’a geriliyor. Yabancı ilaç kullanımı ise 2 buçuk katına kadar 2019’a kadar çıkmıştı. Ondan beri de veriler sağlıklı açıklanmıyor. Yani yerli ilaçta büyük bir gerileme, yabancı ilaçta büyük bir artış var. Bunu maskelemek için Türkiye’deki fabrikayı yabancı satın alıyor diyor ki; olsun yerli sayılır Türkiye’de üretiyor diyor. Bunun bir kısmı doğru ama iş sıkıştığında bir kısmı çok büyük bir tehlike içeriyor. O yüzden CHP olarak yerli ilaç sanayisini desteklemek zorundayız.

“TÜRKİYE’NİN ‘YETİM İLAÇ’ POLİTİKASI OLMALIDIR”

SMA hastası çocuklar, hepimizin her yerde karşısında, vicdanımızda yara. Ama esas sorun Türkiye’nin bir yetim ilaç politikası olmamasıdır. Çok nadir görülen hastalıklar aslında Türkiye’de adeta şöyle düşünün; bir ovada bir sürü ev, yağan bir yağmur var. Evlerden birine yıldırım düşüyor. Geri kalanı yansınlar bakalım nasılsa bize düşmedi diye bakıyor. Devletin görevi o ovaya bir paratoner yapmaktır. Ateş düştüğü yeri yakamaz. Bu hastalığa yakalanıyorsun bunun ilacı nasılsa az satılıyor diye devlet tarafından karşılanmazsa ülkeye gelmiyor hatta yeterince satılmayacak diye teşvik edilmezse özel bir tedbir alınmadıysa üretiliyor. O yüzden bu ilaçların adı yetim ilaçlarıdır. Türkiye’nin bir yetim ilaç politikası yoktur. O yüzden SMA hastası anne, baba tek başınadır. Adını bilmediğiniz binlerce çok nadir görülen hastalığa evladı yakalanan anne baba tek başınadır. O ilaç sürüm olmadığı için yüz milyon liradır. Amerika’daki bir şirketin elindedir. Bunun için bu ülkenin bir yetim ilaç politikası olması lazım. Ben 10 yıl plan bütçe komisyonundan AKP’nin geçirdiği sağlık bütçesine yetim ilaç ile ilgili muhalefet şerhi yazdım. Partim her sene yazıyor artık.

Bundan iki gün önce her birimizin ateşini ölçmüş, tansiyonunu ölçen, iğnesini yapan bu dünyadaki en kutsal mesleklerden biri olan hemşirelerin günüydü. Sorunları boylarını aştı. Onların sorunlarını biliyoruz. Türk Hemşireler Derneği’nin taleplerinin arkasındayız. Hemşirelerin de hemşireler gününü, haftasını yürekten kutluyoruz. Onlar sağlık sisteminin ayrılmaz ve en kritik mensuplarıdır. Hepsine CHP olarak yürekten bir dayanışma alkışı yolluyoruz.”

(SÜRECEK)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somadan-bugune-649-madenci-daha-oldu-yani-somadan-bugune-iki-soma-daha-oldu-ama-kimsenin-haberi-olmadi/feed/ 0
CHP’li Gürer, tarım sektöründe çalışanlar ve esnafların prim ödeme gün sayısının düşürülmesi için kanun teklifi verdi https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/ https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/#respond Tue, 14 May 2024 07:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31621 (ANKARA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe çalışanlar ve esnafların prim ödeme gün sayısının 9000’den 7200 güne indirilmesi, tarımsal üretimde bulunanlara 90 gün fiili hizmet süresi tanınması ve tarımsal faaliyette bulunanların sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesi için kanun teklifi verdi.

CHP’li Gürer, Dünya Çiftçiler Günü’nde çiftçinin SGK prim gün sayısının düşürülmesi için kanun teklifi verdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği noktasında en büyük fedakarlık gösteren toplumsal gruplardan birinin çiftçiler olduğunu belirterek, “AKP iktidarı döneminde çiftçi sayısında azalma olduğu görülmektedir. Bunun başlıca nedeni ise benimsenen tarım politikalarının çiftçi refahını sağlamaktan uzak olmasıdır. Üretim girdi fiyatlarının ve çiftçi borçlarının katlanarak arttığı, ürün fiyatlarının beklentilerin altında kaldığı bir durumda çiftçi refahından söz edilmesi gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır” dedi.

“ÇİFTÇİ BAĞ-KUR PRİMİNİ ÖDEYEMİYOR”

Gürer, son yıllarda yükselen BAĞ-KUR primlerinin çiftçiler üzerinde bir külfet oluşturduğunu ve çiftçilerin sigorta primlerini ödeyememesine neden olduğunu söyledi. Gürer, ” Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı aktif sigortalı (4b) çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyon 16 bin 692 kişi iken 2023 yılında bu sayı 556 bin 432 kişi azalarak 460 bin 260 kişiye düşmüştür. Aktif tarım sigortalı(4a) sayısı ise 2009 yılında 178 bin 541 kişiden 161 bin 133 kişi azalarak 17 bin 408 kişiye düşmüştür. Bu sebeple, çiftçi refahını sağlayacak ve çiftçileri üretimin içinde tutacak Sosyal Güvenlik prim tutarının düşürülmesi ve emekliliğe esas prim gün sayısının 9000’den 7200’ye çekilmesi yönünde teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.

“ÇİFTÇİLERİMİZİN PRİM GÜN SAYISI DÜŞÜRÜLMELİ”

Gürer, kanun teklifinin gerekçesinde şunları kaydetti:

“Çiftçilerimizin zorlu çalışma koşullarında hafta sonu, bayramı ve tatili olmadan üretim yapmaktadır. Tarımsal üretim süreci hem riskli hem de yorucu bir süreci içinde barındırmaktadır. Çiftçilerimizin çalışma koşullarını zorlaştıran bir diğer etken de doğal afetler ve iklim değişiklikleridir. Kuraklık, sel, dolu gibi doğal afetlerle mücadele etmek zorunda kalan çiftçilerimiz, bu durumlarla başa çıkmak için büyük çaba sarf etmektedirler. Çiftçilerimiz, pazarlama sorunları, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve ürün fiyatlarının dalgalanması gibi sorunlarla da mücadele etmektedir. Yaşadıkları bu zorluklar, geleceklerini planlamalarını ve sürdürülebilir tarım faaliyetleri yürütmelerini güçleştirmektedir. Çiftçilerimizin yaşadığı fiziki, psikolojik ve ekonomik sorunlar, çalışma koşullarını daha da yorucu kılmaktadır. Bu sebeple, tarım sektöründe çalışmanın zorluğu göz önüne alındığında, çiftçilerin emekli olabilmeleri için 25 yıl boyunca 9000 gün prim ödemeleri gerekmektedir. Bu durum, tarım sektöründe çalışanların emeklilik hakkına erişimini zorlaştırmakta ve birçok çiftçinin emekli olmasını imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle, çiftçilerin emeklilik hakkı için gerekli olan prim günü sayısının 7200’e düşürülmesi, tarımsal üretime teşvik açısından ve prim tutarlarının düzenli ödenmesi için önemli bir adım olacaktır.”

“SOSYAL GÜVENLİK PRİMLERİ DÜŞÜRÜLMELİ”

Gürer, kanun teklifiyle tarımsal faaliyette bulunanlarının sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesinin öngörüldüğünü kaydederek “Üretim süreci çiftçilerimizi maddi açıdan oldukça zorlamaktadır. Ancak, çiftçilerimiz bu süreçte sosyal güvenlik primlerini de yatırmak zorundadır. Son yıllarda yapılan artışlarla birlikte, prim tutarları çiftçilerimiz için önemli bir mali yük haline gelmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin amacına aykırı olarak, çiftçileri sigortalılık kapsamından uzaklaştırmaktadır. Bu sebeple çiftçilerimizin sosyal güvenlik primlerinin makul bir seviyeye çekilmesi son derece önemlidir. Hazırladığım kanun teklifi ile sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesi sağlanmış olacaktır” ifadesine yer verdi.

90 GÜN FİİLİ HİZMET SÜRESİ

Kanun teklifi ile çiftçilere 90 gün fiili hizmet süresi tanınmasının amaçlandığını belirten Gürer, “Çiftçilerin zorlu çalışma koşullarının göz önünde bulundurulmalı ve her bir çalışma yılı için 90 günlük fiili hizmet süresi tanınarak çalışmaları sırasında verdikleri yoğun emeğin ve maruz kaldıkları mevsimsel zorlukların karşılığı olarak hak ettikleri desteği almaları sağlanmalıdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/feed/ 0
Soma Maden Katliamının 10. Yılında Can Atalay’dan Mektup: ‘İşçinin Canı Değersiz Görülüyor’ https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/ https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/#respond Mon, 13 May 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31571 HABER: FATİH ÖZKILINÇ, GÜLARA SUBAŞI

KAMERA: KERİM UĞUR, ÖZGÜR ŞENGÜL

(SOMA)- Soma Madenci Heykeli önünde düzenlenen anma töreninde, cezaevinde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın mektubu okundu. Atalay mektubunda “Soma ile başlayan yol, Aladağ’dan, Sakarya’ Hendek’e, Çorlu’ya yalnızca ölmüşlerimiz için değil gelecek kuşaklarımız için de yurttaşın canını, hakkını en yüksele, hak ettiği mertebeye çıkarma mücadelesidir. Soma’dan Türkiye’nin geleceğine aydınlık bir yol açıldı. Bu yolun açık kalması için her hal ve şartta her birimiz ve hepimiz sorumluyuz ve sorumluluğumuzun farkındayız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet tarihine en büyük maden felaketlerinden biri olarak geçen, 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde Eynez ocağında meydana gelen faciada yaşamını yitiren maden işçileri anılıyor. Facianın 10’uncu yılında Soma Madenci Heykeli önünde düzenlenen anma töreninde cezaevinde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın mektubu okundu.

“İŞÇİNİN CANI DEĞERSİZ GÖRÜLÜYOR”

Atalay mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Bundan tam 10 yıl önce 301 maden işçisi Soma ‘da öldü. O günlerde ana rahmine düşen bebekler Soma’da babalarını hiç göremeden 10 yaşına geldiler. Ülkemizin diğer şehirlerinde 10 yaşında olan çocuklar ise şimdi 20’li yaşlarındalar.  İçine doğdukları teknolojik gelişmeler Soma’da ya da bir başka madende 301 işçinin ölümünün engellenememiş olduğuna onları inandıramaz. İşçinin canının basit bir kontrol aletinin maliyetinden daha değersiz görüldüğü, ‘daha daha’ sistemi ile ihaleyi alan şirketin işçileri zamanla yarıştırdığı ya da ‘ısınma’ vb. işaretlere rağmen üretime ara verilmesinin imkansız kılındığını anlatarak ikna edemeyeceğimiz biliniyor.

Soma maden katliamının 10. yıldönümünde ben öncelikle bu yolun baş emektarları; o eşlere, o kardeşlere, o annelere babalara, oğullar ve kızlara seslenmek istiyorum; buradan Silivri’den bir kez daha o emektarlara, o cefakarlara teşekkür etmeyi görev biliyorum. Elmas teyzeye, Gülfidan ablaya, Gülten’e, Şaban dayıya, Şerafettin amcaya, Senem neneme, Seniha anneye, rahmetli Ali dedeye, Seher anne ve İsmail amcaya, Ergül kardeşime, Durmuş amcaya, Aliye kardeşime, Bayram dayıya, Havva anneye, Salih dedeye, Hüseyin amcaya, Davut amcaya, Menekşe anneye, Vesile kardeşime, Betül ve Furkan’a, Nermin ve Berkan’a, Umut’a, Hakan ve Efe’ye selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. İnadımızın ve kararlılığımızın azalmayacağının bilinmesini istiyorum.

“ADALET MÜCADELESİ HALA GÜNCEL”

Peki 2014’te Soma’da ne farklıydı da aradan geçen 10 koca yıla karşın 301 işçi için verilen adalet mücadelesi hala bu denli güncel? Soma, Gezi’nin toplumsal etkisi hala dipdiriyken oldu. İşçinin hakkı hukuku sadece bizim mahallelerde değil toplumsal formasyonun tam da merkezinde yankılandı. Tüm Türkiye’nin gözü kulağı buradaydı, nabzı burada attı. Bu toplumsal iklim içinde avukatlar atak davrandı doğrudur. Beraberinde bir avuç hak savunucusu ile birlikte emek ve demokrasi güçlerinin çabaları da önemliydi. Yokluklar içinde gecelerini gündüzlerine katarak adalet mücadelesini köy köy, gün gün örgütlediler. Soma’nın kime oy verdiği gibi anlamsız tartışmalara kulaklarını tıkayıp kendi kurtuluşlarının, memleketin feraha çıkışının ancak işçi sınıfımızın hakkının teslimi ile mümkün olduğunu bilerek ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL DE HEP ‘ADALET’ DEDİ”

Belki bütün muhalefet partilerinin gündemine girdi Soma… Ama bu bir avuç insan içindeki bir milletvekilini ayrıca anmak isterim. Bu milletvekili sağdan soldan fısıldananlara kulağını tıkadı, elinin ucuyla tutabilecekken dört elle destek oldu adalet isteyen ailelere… Biz avukatlara yoldaş oldu ‘özel’ bir çabayla… Evet CHP Genel Başkanı Özgür Özel de hep adalet dedi. Evet ve aileler 301 işçi, eşti, kardeşti, evlattı ve babaydı… 301 işçinin eşleri, kardeşleri, anneleri, babaları, oğulları ve kızları her şeye rağmen, hiçbir şeye boyun eğmeden sadece ölmüşleri için değil gelecek kuşaklarımız için de adalet dediler. Ve eksiği ve gediği ile onca yalana dolana oyuna baskıya tehdide rağmen o ‘içtihat’ ile yeni bir yol açıldı işçi sınıfımızın ve tüm yurttaşlarımızın önünde…

“AYDINLIK YOL AÇILDI”

Soma ile başlayan yol, Aladağ’dan, Sakarya’ Hendek’e, Çorlu’ya yalnızca ölmüşlerimiz için değil gelecek kuşaklarımız için de yurttaşın canını, hakkını en yüksele, hak ettiği mertebeye çıkarma mücadelesidir. Soma’dan Türkiye’nin geleceğine aydınlık bir yol açıldı. Bu yolun açık kalması için her hal ve şartta her birimiz ve hepimiz sorumluyuz ve sorumluluğumuzun farkındayız. Bu yolu açan tüm emektarlara sonsuz teşekkürler… Silivri’den selamlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/soma-maden-katliaminin-10-yilinda-can-atalaydan-mektup-iscinin-cani-degersiz-goruluyor/feed/ 0
Özgür Özel Soma’da… “Soma’ya Adalet Gelmeden Özgür Özel Hayata Gözlerini Yumamaz, Gözü Açık Gider” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somada-somaya-adalet-gelmeden-ozgur-ozel-hayata-gozlerini-yumamaz-gozu-acik-gider/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somada-somaya-adalet-gelmeden-ozgur-ozel-hayata-gozlerini-yumamaz-gozu-acik-gider/#respond Mon, 13 May 2024 22:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31551 HABER: GÜLARA SUBAŞI, FATİH ÖZKILINÇ/ KAMERA: KERİM UĞUR, ÖZGÜR ŞENGÜL

(SOMA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Soma maden faciasının 10’uncu yıl dönümü dolayısıyla geldiği Soma’da, ilk olarak belediyeyi ziyaret etti. Özel, burada “Soma davası yeniden görülmelidir. Soma davası yeniden görülmüyorsa, adalete yapılan bu anayasa dışı mücadele görülmüyorsa Türkiye’de normalleşme olmaz. Soma’daki kanı yerde bırakırsam benim de gözüm arkada gidecek. Soma’ya adalet gelmeden Özgür Özel hayata gözlerini yumarsa, yumamaz gözü açık gider” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 13 Mayıs 2014’te, Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasının 10’uncu yıl dönümü dolayısıyla bugün Soma’ya gitti. Özel’in Soma’daki ilk durağı Soma Belediyesi oldu. Özel’e burada; Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları Burhanettin Bulut, Erhan Adem, Gamze Taşcıer, Gül Çiftçi, Gülşah Deniz Atalar, Pınar Uzun Okakın, Sevgi Kılıç ve Volkan Demir, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Manisa ilçe belediye başkanları ve milletvekilleri eşlik etti. Özel’i, makamında ağırlayan Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, şunları söyledi:

SERCAN OKUR: “SOMA MADEN FACİASI’NU UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

“Genel Başkanım CHP Manisa Örgütü’nün, Soma örgütünün bir parçası olarak Soma için çok büyük mücadeleler verdi. Özellikle 10 yıl önce yaşadığımız Soma maden faciasından sonra madenci ailelerinin haklarını aranmasında, madenci arkadaşlarımızın, işçilerimizin haklarının aranmasında siz önderlik ettiniz. Biz sizlerle birlikte mücadele ettik. Maden faciasının 10’uncu yılında Soma Belediyesi’nde sizi ağırlamak, sizi misafir etmek benim için gerçekten çok büyük bir onur ve gurur. Maden faciasının 10’uncu yılında biz hala ilk günkü gibi o acıları yüreğimizde yaşıyoruz. Adalet arayışını hiçbir zaman bırakmadık. Bundan sonra da bırakmayacağız. Soma maden faciasını unutmadık ve bundan sonra da unutturmayacağız; bunun sözünü sizlere vermek istiyorum.

“MAKAM ARACI KULLANMIYORUM”

Ben göreve başladığım günden bu yana, sizin de talimatlarınız doğrultusunda, tasarruf tedbirleri noktasında çok farklı önlemler aldım. Makam aracı kullanmıyorum. Evime gidip gelirken yürüyerek gidip geliyorum. Sadece belediye işlerinde makam aracımı kullanıyorum. Ankara’ya çalıştaya geldiğimizde, kendi özel aracımla Ankara’ya gelip gittim. Bu tedbirler sonucunda, geçtiğimiz bir ayda yaklaşık 15 bin litre mazot tasarrufu sağladık. Bundan sonra da bu tedbirlere uymaya devam edeceğiz ve örnek bir belediye olmaya devam edeceğiz.”

Okur, Özel’e Soma el emeği ürünlerden oluşan hediye sepeti ve madenci anıtı heykelciği hediye etti.

ÖZGÜR ÖZEL: “BURADA PROTOKOLÜN BİR NUMARASI GENEL BAŞKAN DEĞİL, ECEVİT’TİR”

Özel ise şöyle konuştu:

“Soma Belediyesi’ne ziyaretimizde bana neredeyse tüm genel başkan yardımcılarım eşlik ediyor. Çok sayıda milletvekilimiz, Parti Meclisi üyemiz burada. Bugün 13 Mayıs 2024. Soma faciasının tam 10’uncu yılı. Bugünden önce bu belediyeye gelmek istemedim. Bugün burayı ziyaret etmek istedim. Çünkü bugün burada olan herkesin ilçe başkanımız Levent Ergünsoy’un, Sercan Okur’un, önceki dönem ilçe başkanlarımızın, önceki dönem yöneticilerimizin, kadın kollarının herkesin bugün bu belediyeye gelip de bizim ziyaret edebilmemizde emeği var. Hüseyin abi, lakabı Ecevit. 1971’den beri bu bayrak elinde, CHP’nin önünde yürüyor. Facianın olduğu gün, ondan bir yıl sonra biz gün oldu, burada 500 kişi yürüdük. Gün oldu 9 kişi yürüdük. Önümüzde Ecevit hep vardı. Kendisine bundan 3-4 sene önce dedim ki ‘Bu Soma Belediyesi’ni bir gün alacağız. Yine sen önde yürüyeceksin, ben geleceğim arkandan bu kapıdan gireceğim’. Bugün onu yaptık. Ben siyasette bu tip sembol olayların, sembol kişilerin asla unutulmaması, günü geldiğinde o beklenen olay gerçekleştiğinde eskiden kurulan hayallerin, yapılan taahhütlerin hiçbir zaman boşa çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü fikri takip böyle bir şeydir. Bunun için burada bu protokolün bir numarası Genel Başkan değil, Ecevit, bu partinin emekçisi. Ecevit elinde bayrakla kabristanda günlerce ağladı. Ben gözümle gördüm. 10 sene önce bugün kabristanda elinde bayrağı vardı, Ecevit ağlıyordu. Biz ağlıyorduk. Bir gün gülecekse Ecevit’in yüzü gülmeden hiçbir CHP’linin yüzü gülmeyecek.

“SOMA’DAKİ EN GARİBAN İNSANIN YÜZÜ GÜLMEDEN HİÇBİRİMİZİN YÜZÜ GÜLMEYECEK”

Soma’daki en gariban insanın yüzü gülmeden hiçbirimizin yüzü gülmeyecek. O yüzden tasarruf tedbiri önemlidir. O yüzden o artırdığı parayı ne yapacak Sercan Okur? Artırdığı parayı Soma’da ihtiyacı olan kim varsa onun sosyal projelerine harcayacak, sosyal yardımlarına harcayacak, sosyal belediyecilik yapmak için harcayacak. Bu kadar önemli ve kıymetli bir şeydir.

“SERCAN OKUR ÖRGÜTLÜ MÜCADELENİN TEMSİLCİSİDİR”

Biz Soma’da büyük bir acıyı hep birlikte göğüsledik. Bugün yine birlikte olacağımız, Soma aileleri ile birlikte 10 yıldır yas da tuttuk hukuk da aradık adalet de aradık. Sercan Başkan Soma için adalet arayan Türkiye’nin dört bir yanından gelen hukukçuların yanında Manisa Barosu’na bağlı olarak, Somalı bir avukat olarak, en önemli katkıları yapmış, birer birer herkesle ilgilenmiş birisidir. Sercan Okur öyle herhangi birisi değildir. ‘Soma’yı nasıl kazandı CHP’ diye düşünenlere, Sercan Okur örgütlü mücadelenin temsilcisidir, örgütümüzün adayıdır, Somalı ailelerin adayıdır.

“DAVA YENİDEN GÖRÜLMEDEN SOMA’YA ADALET GELMEZ”

Adalet arayışına gelince… Soma’da ben 87 blok dava takip ettim, Aksihar’da. O 87 blok davanın sonunda 5 buçuk gün hapis yattılar adam başı, katlettikleri kişi başı. Çıktılar ve kurtulduk sanıyorlar. Kamu görevlileri ile ilgili yargılama yeni başladı. Hassasiyetle takip ettiğimiz husus şudur: Bir, Akhisar’da görülen dava yeniden görülecek. O dava yeniden görülmeden Soma’ya adalet gelmez. Ama AKP’nin seçimini finanse etsin diye onlara tahsis yapanları, alanı ihalesiz genişletenleri, denetim yaptırmayanları, gelecek olan denetçiyi önceden haber verenleri tespit etmeden buradaki birkaç tane zavallı devlet memurunu cezalandırmakla Soma’ya adalet filan gelmez. Kamu görevlisiyse Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Ankara’da başı, ilgili bakanlığın müsteşarından dönemin bakanı Taner Yıldız’a kadar bütün ilişki ağları ortaya çıkmadan ve bu madenle kurulan asimetrik ilişkiler ortaya dökülmeden siyasetin finansmanı ile ilgili, birilerinin mitinglerine Somalı madencilerin buradan taşınıp da o gün Soma’daki maden kazasındaki işçilerin gittiği siyasi mitinglere kadar hepsi irdelenmeden, bütün ilişki ağları ortaya çıkmadan Soma’ya adalet gelmez. O adaleti sonuna kadar takip edeceğiz.

“YARGITAY TARİHİNDE PEK NADİR OLAN BİR ŞEKİLDE İTİRAZ ETTİ”

Akhisar’da görülen davada genç ve namuslu, hepimizin güvenini kazanmış Aytaç hakimimiz, tam karara giderken terfi eder gibi İzmir’e yollanıp yerine eski maden kazanlarında hayatını kaybedenleri suçlu bulmuş birini getirdiler. O burada olası kast ile hüküm kurması gerekirken bilinçli taksirle herkesi saldı, yolladı. Yattığı yetti herkesin. Yargıtay’a gitti. İlgili dairede görüşüldü. İlgili daire, beşe sıfır kararla olası kastı burada kullanmayacaksan nerede kullanacaksın diyen bir bozma kararı aldı. Yolladı o kararı buraya. 5-6 ay. Sercan Başkan dedi ki ‘Yargıtay kararı yollamıyor.’ ‘Bunun normali ne kadar’ diyorum. ‘Birkaç gün, bilemedin birkaç hafta’ diyorlar. 5 buçuk ayda, bu beş hakimin üçünü alıp yerine üç tane iktidara müzahir hakim atadılar. Mesela bunlardan bir tanesi gar katliamı olduğu gün geçici Adalet Bakanı olup kıkır kıkır gülen kişi. Her aldıkları kararlarla muhalifleri cezalandıran, iktidar yanlısı tutum takınanlar o mahkemeye gitti. Bu üçü geldi, savcı buraya yollayacağı karara itiraz etti. Yargıtay tarihinde pek nadir olan bir şekilde itiraz etti. Geldi buraya, bu sefer bu üçü, beş sıfır olan kararı, üçe iki kendi kararlarını düzelttiler. Sonra buraya yolladılar. Işık hızıyla aynı karar alındı. Soma defteri kapandı.

“SOMA’YA ADALET GELMEDEN ÖZGÜR ÖZEL HAYATA GÖZLERİNİ YUMAMAZ”

Bunu unutmadık. Unutmuyoruz. Unutturmayacağız. Bir yandan elbette sorunları dile getiriyoruz. Bir yandan müzakere ediyoruz. Bir yandan mücadele ediyoruz. Bunu unutmayacağız. Soma davası yeniden görülmelidir. Soma davası yeniden görülmüyorsa, adalete yapılan bu anayasa dışı mücadele görülmüyorsa Türkiye’de normalleşme olmaz. Soma’daki kanı yerde bırakırsam benim de gözüm arkada gidecek. Soma’ya adalet gelmeden Özgür Özel hayata gözlerini yumarsa, yumamaz gözü açık gider. Bu kadar açık söylüyorum.

“TÜRKİYE’DEKİ MADENCİLERE SAHİP ÇIKACAK BİR HALKıN İKTİDARINI KURDUĞUMUZ GÜN, ECEVİT YİNE EN ÖNDE YÜRÜYECEK”

Bugün burada bir zafer sarhoşluğu içinde değil, haklı bir mücadelenin önemli bir kademesini başarmış insanları tebrik etmek için, yasımıza sahip çıkarak hangi partiye geçmişte oy verdiğine bakmadan bütün Somalılara sahip çıkarak bugün buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Ecevit bugünü gördü, başka günleri de görecek, madencilere sahip çıkacak. Bülent Ecevit gibi, 1970’lerde Ecevit’in madencilere sahip çıktığı gibi Soma’ya, Soma’daki madencilere, Zonguldak’a, Zonguldak’taki madencilere, bütün Türkiye’deki madencilere sahip çıkacak bir halkın iktidarını kurduğumuz gün, Ecevit yine en önde yürüyecek. Biz onun arkasında yürüyeceğiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda madenciden yana bir bakan devir teslime girerken Ecevit o bakanın önünde yürüyecek. Bunu gölge kabinedeki bakanlarım, il başkanım unutmasın. Biz ne zaman iktidarı teslim alacağız. Ne zaman Anıtkabir’e gideceğiz. Ecevit önümüzde yürüyecek. Ecevit’e olan borcumuz, Soma’ya olan vicdan borcumuzdur. Ona bakınca ben, 301 madencinin hatırasını, analarını, çocuklarını görüyorum. Bundan sonra da Soma’nın acısını unutmayacağız. Hesabını soracağız. Bundan sonra artık Soma’da yüzler gülecek. Zaten bu işleri en iyi yapabilen, benim kadar bu meseleyi içinde hisseden birisine Soma’yı emanet ettik. Örgütümüzle beraber ellerinden geleni yapacaklar. Soma’ya verdiğimiz sözleri teker teker tutacaklar.”

“SERCAN OKUR’A TÜM SOMA EMANETTİR”

Özel, Soma Belediyesi’nin anı defterine şunları yazdı:

“301 bir canımızı kaybettiğimiz, tarihimizin en büyük iş cinayetlerinden birinin 10’uncu yıl dönümünde davanın yılmaz savunucularından ve örgütümüzün emekçilerinden Avukat Sercan Okur’u, Soma Belediye Başkanı olarak ziyaret etmenin mutluluğu içindeyim. Yıllardır Somalı madenciler için mücadele eden Sercan Okur’a artık üstlendiği bu onurlu görevde tüm Soma emanettir. Türkiye’de emekçiler, çiftçiler, esnaflar iktidar olana kadar; yoksullar, kimsesizler iktidara gelene kadar bu mücadele sürecek. Sercan Başkan’a ve tüm siyasi partilerden belediye meclis üyelerimize başarılar diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-somada-somaya-adalet-gelmeden-ozgur-ozel-hayata-gozlerini-yumamaz-gozu-acik-gider/feed/ 0
İmamoğlu: “Bir Avuç İnsanın Korunduğu Alanlar Asla Üretmedik, Üretmeyeceğiz” https://www.haber60.com.tr/imamoglu-bir-avuc-insanin-korundugu-alanlar-asla-uretmedik-uretmeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-bir-avuc-insanin-korundugu-alanlar-asla-uretmedik-uretmeyecegiz/#respond Mon, 13 May 2024 22:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31546 Haber: OKTAY YILDIRIM, Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Anadolu Yakası İlçeleri Yatırımları Temel Atma Töreni’nde konuştu. İstanbul’un geleceğinin planlı, projeli, doğru yatırımlarla güvence altına alınabileceğine ve sorunların bu şekilde çözülebileceğine vurgu yapan İmamoğlu, “Aksi takdirde, kaos üretmeye devam edilir. Geçmişten bugüne üretilen bir takım kaotik ortamları düzeltme konusunda, nasıl gayretli olduğumuzu vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Bu kapsamda biz, hep şuna dikkat ettik. İstanbul’un her kuruşuyla bilinçli, planlı, projeli işler yapıyoruz ve işini ehline teslim ederek, bir avuç insanın korunduğu alanlar, mevziler asla üretmedik, üretmeyeceğiz” dedi.

İBB köklü kuruluşu İSKİ, kentin artan su ihtiyacını karşılamak için içme suyu depolama kapasitesini artıracak, bölge halkının kesintisiz su ihtiyacını karşılarken enerji verimliliği sağlayacak yatırımlarına devam ediyor. “İSKİ Anadolu Yakası İlçeleri ( Kartal, Maltepe, Pendik, Ümraniye) Yatırımları Temel Atma Töreni”, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre ve İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

“HİÇ DURMADIK”

Kartal Esentepe Mahallesi’nde “Yeni yatırımlarla tam yol ileri” başlığıyla düzenlenen törende konuşan İmamoğlu, yeni dönemde de hızlarını arttırarak çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı. “Hiç durmadık” diyen İmamoğlu, “Seçimi, bir ‘ara gün’ olarak gördük. Öncesinde dahi, son güne yakın günlerde bile açılış yaptık. Bir hizmeti ziyaret ettik. Bugün hedeflerimizi büyüterek yola devam etmenin de gururunu yaşıyorum. ‘Tam yol ileri’, bizim adımıza bir sadece seçim sloganı değildi. Aslında bu yolculuğun ana tarifini yapan, ana karakterini sizlere hissettiren bir yolculuğun tarifiydi. Tam yol ileri, hedeflerimize ulaşana kadar durmaksızın çalışacağımızın, 16 milyon İstanbullunun hayatını güzelleştirmek için, bir dakika bile durmaksızın yol almaya kararlı bir ekibi olduğumuzu, bir yönetim olduğumuzu size hissettiren çalışma anlayışımızın tarifi. O bakımdan tekrar tekrar söylemeye devam edeceğiz. ‘Yeni yatırımlarla tam yol ileri’ deyip, motivasyonumuzu en yukarıya hep birlikte taşıyacağız” dedi.

“BAZEN MUHAFIZLIK, BAZEN İYİ MÜHENDİSLİK ŞART”

İstanbul’u güçlendirmek, güzelleştirmek ve korumak gerekliliği olduğunun altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bazen muhafızlık şart, bazen iyi mühendislik, iyi mimarlık, iyi plancı, iyi sosyolog, iyi psikolog… Her türlü sürecin rehabilitasyonunda bireyleri, çevreyi, toplumun her kesimini birbirine kaynaşmada, kaynaştırmada gerçekten olağanüstü bir toplum mimarisine ihtiyaç var. Bu kapsamda çok ciddi çalışıyoruz ve bu şekilde amacımız, İstanbul’un geleceğini güvence altına almak. İstanbul’un geleceği; planlı, projeli, doğru yatırımlarla güvence altına alınabilir, sorunlar çözülebilir. Aksi takdirde, kaos üretmeye devam edilir. Geçmişten bugüne üretilen bir takım kaotik ortamları düzeltme konusunda, nasıl gayretli olduğumuzu vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Bu kapsamda biz, hep şuna dikkat ettik. İstanbul’un her kuruşuyla bilinçli, planlı, projeli işler yapıyoruz. ve işini ehline teslim ederek, bir avuç insanın korunduğu alanlar, mevziler asla üretmedik, üretmeyeceğiz.

“YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLADIĞI BİR SÜRECİN  VARLIĞI, İSTANBULLULAR İÇİN TEMİNATTIR”

İstanbul’un aleyhine olan bir devrin sona erdiği, yeni bir anlayışın, yeni bir devrin, yeni bir dönemin başladığı bir sürecin varlığı, İstanbullular için teminattır. O bakımdan vatandaşa katkı sunan yatırımların, göreceksiniz; siz diyeceksiniz ki, ‘Biz yorulduk, bu ekip yorulmadı.’ ve biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, sadece kendi çalışanlarımıza, ekiplerimize, siyasi yol arkadaşlarımıza, meclis üyelerimize bir ekip olarak bakmıyoruz. Aynı zamanda 39 ilçeyi, belediye yöneticilerini, başkanlarını, bütün ekiplerini bir yol arkadaşı kabul ediyoruz. ve hatta bütün kamuyu, kamu disiplini içerisinde, İSKİ kurumumuz nasıl bizim kanunla tariflenmiş bir kamu kurumuysa, devletimizin her kamu kuruluşuyla da işbirliğini akılla, bilimle, teknikle, ihtiyacı gözeterek işbirliği yapma doğrultusunda bir yol arkadaşı, bir ekip arkadaşı olarak görüyoruz. Bu kapsamda iş üretiyoruz. 16 milyon sağlıklı, mutlu, üretken olursa; tasarruflu bir ortamı, 16 milyonla birlikte İstanbul’da var ettiğimiz taktirde, biliyoruz ki ülkemiz de sağlıklı, mutlu, huzurlu üretken ve gerçekten bu zor günlerin aşılmasında en etkin aktör olur ve olmaya devam edecektir.

“ÇOK DEĞERLİ ŞEYLERDEN BAHSEDİYORUZ”

Çok değerli şeylerden bahsediyoruz. Su, enerji ve aynı zamanda israfı engellemek… Yani bu şehirde ve bu ülkede, her gün elektrikten tasarruf edebildiğiniz, yenilikçi adımları atabilmek, yeni enerji üretim alanlarıyla ekstra enerji üretebilmek, aynı zamanda suyu da verimli kullanabilmek… Yani bir damla suyun bile önemli olduğunu, hepimiz biliyoruz. Hava, iklim; çok farklı bir boyuta evrildi. Bir gün bakıyorsunuz 12-13 derece ölçüyorsunuz, bir gün sonra 22-23 dereceyi ölçtük. Bugün yine 13-14 derecelere indi. Şu üç günde bile, karmakarışık, 3 mevsimi bir arada yaşadığımız bir alanı bize hissettirdi. Bu da gösteriyor ki sevgili dostlar, değerli yurttaşlarımız, kıymetli canlar; bu ülkeyi, bu dünyayı hepimiz korumakla yükümlüyüz. Çocuklarımıza güvenli bir gelecek sağlamakla yükümlüyüz. Bu konuda da özellikle su, çevre konusunda verimliliğe, tasarrufa çok önem veriyoruz ve israfın önüne geçecek her türlü yatırımı yapma konusunda da kararlıyız.

“YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

İstanbul’un su kaynaklarının korunup, geliştirilmesinde üzerimize düşen bütün sorumluluğu, kurumlarımız el birliği, işbirliği yaparak yerine getirecektir. Bakın ne demokrasi, ne hukuk, ne adalet, bu söylediklerimden ayrı şeyler değil. Hepsi bir bütün. Yani doğayı korumak, demokrasinin bir parçası. ve verimliliği arttırmak, sürdürülebilirliği arttırmak, adaletin bir parçası. O bakımdan sadece insanlar arasındaki duygular değil bunlar; toplumun her parçası, her paydaşı, ama aynı zamanda doğayla, yaşamla ilgili konular. Biz, meseleyi bu denli evrensel çerçevede ele alan, güçlü bir ekip olduğumuzun, ilçelerimizin, şehrimizin, ülkemizin geleceğinin inşasında her attığımız adımın, inanın sadece İstanbul’a değil, yakın coğrafyamıza ve hatta bütün dünyaya örnek uygulamalar olduğunun bilincinde bir ekibiz. Bu kapsamda yolumuza devam ediyoruz. ‘Tam yol ileri’ sloganı, tam da bu dönemde, tam da bu evrede gerçekten çok motive edici. Ben görüyorum ki, en ön safta hanımefendilerin olduğu, beyefendilerin olduğu, gençlerin olduğu muhteşem bir İstanbullu ekibiyle, hemşehri grubuyla bu yolculuğu güçlü bir biçimde sürdüreceğiz. Her birisi, o ‘tam yol ileri’ ruhunu elde etmiş ve bu koşuya hazır bir ekip. Hepimiz için bu projelerimiz hayırlı uğurlu olsun. Yeni açılışlarda, yeni hizmet tanıtımlarımızda ve yeni temel atmalarda buluşmak dileğiyle”

YÜKSEL: “25 YILLIK ALACAĞIMIZ VARDI, EKREM BAŞKAN’IMIZLA BİRLİKTE ALMAYA BAŞLADIK”

Törende konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel “Biz bunlara geçtiğimiz 5 yıldan alışığız” dedi. Yüksel, “Dolayısıyla sevgili Sancaktepe, Tuzla ve Ataşehir’deki belediye başkanlarımı da bu dönem yoğun bir çalışma temposu bekliyor. Bunları, maalesef 2019’dan önce çok sık göremiyorduk. Bir ifadem oluyordu: ’25 yıllık alacağımız vardı. Ekrem Başkan’ımızla birlikte, onun adil anlayışıyla birlikte, bunları almaya başladık’ demiştik. Hem yağmur suyu altyapı meselesinde hem atık suyu meselesinde ve bunların birbirinden ayrışması meselesinde, önce Kartal Meydan’da, Neyzen Tevfik Meydanı’nın arkasında, Savarona Caddesi’nde ve sonra Kartal’ın 20 mahallesinde, ki mahalle muhtarlarım buradalar, onların şahitliğinde birçok altyapı çalışmalarını da geçtiğimiz 5 yılda sürdürdük ve hala sürdürmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

BAŞA: “DEPOLARIN ENERJİSİ GÜNEŞ PANELLERİNDEN SAĞLANACAK”

İSKİ Genel Müdürü Başa’nın verdiği bilgiye göre, temeli atılan, yaklaşık 600 milyon liraya mal olacak proje kapsamda İstanbul Ümraniye’de 1 adet Terfi Merkezi, Kartal’da 1 adet 15.000 m3 hacimli, 1 adet 10.000 m3 hacimli, 1 adet 5.000 m3 hacimli içme suyu depoları, Pendik ilçesinde 1 adet 10.000 m3, Maltepe ilçesinde ise, 1 adet 5.000 m3 hacimli içme suyu deposu, güneş enerji santralleri ile içme suyu deposu rehabilitasyonları yapılacak. Böylece; Kartal, Pendik, Maltepe ve Ümraniye bölgesinin içme suyu depolama hacmi, toplamda 42.500m3 artırılacak. İnşa edilecek içme suyu depolarıyla, bölgenin ihtiyacı olan ilave depolama hacmi kazanılmış olmakla birlikte, aynı zamanda terfi ile beslenen bölgeler, inşa edilecek içme suyu depoları sayesinde hem enerji tasarruflu şekilde beslenecek hem de kısa süreli elektrik kesintileri ve terfi arızalarında oluşabilecek su kesintisi ihtimali ortadan kaldırılacak. İçme suyu deposu alanlarında güneş enerji santrali yapılarak, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji ile tesislerin elektrik ihtiyacı karşılanacak. Ayrıca ihtiyaç duyulması durumunda, mevcut içme suyu depolarının rehabilitasyonu yapılarak, su kayıp-kaçaklarının önüne geçilmesi sağlanacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-bir-avuc-insanin-korundugu-alanlar-asla-uretmedik-uretmeyecegiz/feed/ 0
Kocaeli’de Dünya Çiftçiler Günü kutlamaları renkli geçti https://www.haber60.com.tr/kocaelide-dunya-ciftciler-gunu-kutlamalari-renkli-gecti/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-dunya-ciftciler-gunu-kutlamalari-renkli-gecti/#respond Mon, 13 May 2024 22:00:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31537 Kocaeli’nin İzmit ilçesinde “Dünya Çiftçiler Günü” dolayısıyla bu yıl 9’uncusu düzenlenen “Çiftçi Şenliği” renkli görüntülere sahne oldu.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından “Dünya Çiftçiler Günü” dolayısıyla bu yıl 9’uncusu düzenlenen “Çiftçi Şenliği”, İzmit Şarışeyh Mahallesi’nde bulunan mesire alanında çeşitli etkinliklerle gerçekleştirildi. İzmit Sarışeyh Mahallesi Akçaova yolu üzerindeki mesire alanındaki şenliğe Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, Büyükşehir Genel Sekreter Vekili Hasan Aydınlık, Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdür Vekili Altan Çakır, tarım ve hayvancılıkla ilgili kamu kurumları, ziraat odası başkanları, kooperatif ve birliklerin başkan ve yöneticileri, muhtarlar ve çiftçiler aileleri ile birlikte katıldı.

Çiftçiler kıyasıya yarıştı

Tarım ve hayvancılık ile ilgili kamu kurumları, ziraat odaları, kooperatif, birlik, tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunan odaların katkılarıyla organize edilen şenliğe yoğun bir katılım sağlandı. Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğünce düzenlenen şenlikte, çiftçiler arasında çeşitli yarışmalar düzenlendi. Büyükşehir Mehter Takımı ve yerel sanatçıların konser verdiği etkinliklerde ayrıca halk oyunları ekipleri ile animatörler gösteri sundu. Çocuk oyun gruplarının da yer aldığı şenlikte köyler arası halat çekme, yetişkinler ve çocuklar arasında çuval yarışmaları da yapıldı. Bu yarışmalarda ilk üçe girenlere çeşitli ödüller verildi. Birlik ve kooperatifler yaptıkları faaliyetleri, firmalar ise açılan stantlarda tarımsal alet ve ekipmanlarını sergiledi. Etkinlikte ayrıca, firmaların sponsorluğunda yapılan çekilişlerde çiftçilere koç, buzağı, süt sağma makinesi ve tarımsal aletler hediye edildi. Öte yandan Yılmaz Ecvenler’in 12 yıldır baktığı ve yanından hiç ayırmadığı Cango isim kaz büyük ilgi gördü. Katılımcılara çeşitli ikramlarda bulunuldu. Çiftçiler, gün boyunca eğlenerek, güzel bir gün geçirme fırsatı buldu.

Başkan Büyükakın, burada yaptığı konuşmada, tüm çiftlerin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Çiftçi Şenliğinin, bir öncekinden daha kalabalık ve coşkulu olmasından dolayı mutlu olduğunu belirten Başkan Büyükakın, panayıra dönüşen şenliğe katılan tüm çiftçilere teşekkür etti. Kocaeli Büyükşehir olarak tarımsal üretimin ve hayvancılığın devam etmesi için çalıştıklarını ifade eden Büyükakın, “Çünkü günümüz dünyasında, özellikle küresel iklim krizi ile birlikte çok ciddi bir gıda riski ortaya çıktı. Gıda riski, ülkeler için çok önemli bir güvenlik riski haline geldi. Bunun için toprağın ekilmeye devam etmesi, hayvancılığın devam etmesi için var gücümüzle destekleme çalışmalarına devam ediyoruz. Bu kapsamında 72 destek projesi uyguladık. Bu desteklerin tutarı 1 milyar liradır. Mazotundan gübresine, fidesinden fidanına, tohumundan arı kovanına, serasından süt soğutma tankına kadar, aklınıza gelecek her şeyi yaptık. Bunu yaparken sektörde yer alan odalarımızla kooperatiflerimizle muhtar ve çiftçilerimizle birlikte bunlara karar verdik.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından, etkinlik alanında kurulan stantları gezen ve ilgilerden bilgi alan Başkan Büyükakın, vatandaşlara ata tohumundan üretilen sebze ve Tıbbi ve Aromatik Bitki fidesi dağıttı. Kocaeli’nin çeşitli ilçelerinden gelen meyve üreticileri Başkan Büyükakın’a çilek ve erik ikram etti. Büyükakın, ayrıca çiftçiler arasındaki çekilişte, koç ve buzağı kazanan üreticilere hediyelerini takdim etti, ayrıca kurulan stantta, çocuklara civciv dağıtıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelide-dunya-ciftciler-gunu-kutlamalari-renkli-gecti/feed/ 0
Bülent Ersoy… ‘ANNELER GÜNÜ’NDE ANNESİNE DUYGUSAL MEKTUP! https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/ https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/#respond Mon, 13 May 2024 21:52:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31533 Türk müziğinin Divası Bülent Ersoy, Anneler Günü’nde annesi Necla Poyraz’a yazdığı mektubu sosyal medya hesabından yayınladı.

Ersoy’un paylaşımı şöyle:

“Annemmm… Merhaba… Bugün Anneler Günü… Senin günün… Ama aslında her gün, her saat, her dakika, her saniye ve her salisem senin hayalin ve de seni anarak geçirdiğim tüm zamanlarım senin günün benim için… Telefonun hala telefonumda kayıtlı duruyor.

Biliyor musun seni yüce Hakk’ın rahmetine ve ebedi istirahatgahına ellerimle tevdi ettikten sonra senden ayrı kaldığım ilk zamanlarımda alışkanlıkla hep senin telefonunu arayıp seninle mutad yapmış olduğumuz her günkü konuşmalarımızı sürdürmek üzere kendi telefonuma gitti ellerim.

Ama ama ama şarkıdaki gibi gönlüm kırık, gözüm yaşlı, dudağımda hıçkırık oldu hep anam… Bu arada bilmem hissettin mi bilemiyorum ama mezarını senin şahsına münhasır ayrıcalıklı bir stilde, sana özel çizdirtip öyle kreatif bir mezar yaptırdım ki tam sana yakışır, çok çok şık, çok çok zarif oldu tüm görüntüsü vallahi anacığım…

Hem de bil bakalım hangi renkleri kullandırttım mezar mermerlerinde… Hı? Tabii ki de renklerin en asili senin aşık olduğun, senin Beşiktaş’ının renkleri siyah ve beyaz renklerde yaptırdım mezar taşlarını da ve hem şekli, hem renkleri, hemde konumu itibarıyla fevkaladenin fevkinin de fevkinde bir görüntü oluştu…

“MEZAR YERİNİ SÜLEYMAN SOYLU BULDU”

Laf aramızda aslında sen onları pek sevmezdin, çünkü sen koyu bir zihniyetle ödün vermeksizin Sayın İsmet İnönü Paşa ve Sayın Bülent Ecevit yani nam-ı değer Karaoğlan taraftarı idin ya hani…

Ama yüce Allah’ın hikmetinden sual olunmaz misali Zincirlikuyu Mezarlığı’nın o en nadide bölümünde tam Zincirlikuyu Camii’nin karşısındaki o mezar yerini sana 10 dakika içerisinde kim buldu dersin? Eski İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu…

Şimdi ne olur bana kızma ama ben o insana ömrümün son nefesime kadar nasıl duacı olmayayım anneciğim yaaa… Aslında beni bilirsin… Ben de aynen senin gibi kuyruğu her zaman hep dik, Yüce Allah’ımdan başka hiçbir kimseden hiçbir şey talep etmeyen, etek öpmeyen, burnum düşse burnumu düştüğü yerden almayan ve hiç kimsenin önünde diz çöküp de eğilmeyen, senin çocuğun aynen…

Ama konu kendim değil, kendi menfaatlerim değil, konu sendin anneciğim… Allah’ım yüzden gözden düşürmesin, 52 yıldır vermiş olduğum mesleki emeklerimin karşılığında elde etmiş olduğum saygınlığım daim olsun, ne mutlu bana ki açtığım o telefon cevapsız bırakılmadı, o yüzden hem mutlu, hem gururlu, hem de gerek şahsım gerekse senin adına çok huzurlu olmuştum o talebim acil cevaplandı ve oluşturuldu diye, o zaman işte onun içindir ki o insana hem vefa borçlu hem de müteşekkirim son nefesime kadar işte anneciğim…

“HALUK’A VASİYET ETTİM”

Bu arada Haluk da inanır mısın benden çok daha çok ilgileniyor seninle… Biraz sonra resmini atacak olduğum senin o mezar taşlarının temizliğinden tut da üzerindeki çiçeklerinin devamlı değişmesi falan her şeyinle nasıl ilgileniyor sana anlatamam, sanki kendi anasıymışsın gibi…

Allah ondan da razı olsun, inşallah onun için Haluk’a ben de vasiyet ettim ve ‘Bana bak beni de sen gömeceksin, aman ha mezarım çok şık olsun, çok çok temiz olsun ve her gün kloraklarla, çamaşır suları ile yıkanıp temizlensin, çiçeklerim hep taze konsun, üzerime konan çiçekler ve hepsinden de önemlisi sürekli dualar okuttur bana en güzel sesli hocalarla’ diye ona da vasiyet ettim…

Anne senin mezar yerin de tam Zincirlikuyu Mezarlık Camii ile karşı karşıya ne mutlu sana ki tüm vakit namazları kılınmadan önceki okunan o ezan sesleriyle ne kadar huzurlusundur inşallah!!! Aslında sen namaz kılmaz, oruç tutmazdın ama sadece mübarek Ramazan ayında değil senelerin çoğunlukla neredeyse tüm günleri fakire, garibana açıktı senin sofran ve de çantan…

“MUSİKİNİN DIŞINDA SANA LAYIK BİR EVLAT OLAMADIM”

Yedirmeyi, içirmeyi, yardım etmeyi, yardımcı olmayı çok severdin… Kapına hep çocuklar gelir sana ‘Necla anneanne’ derdi ve sen hiçbir zaman boş geri çevirmezdin o minnoşları ve gelen tüm insanları… Dilerim ki yüce Allah’ım da hayırlara vesile kılsın dergah-ı izzetinde senin bu hayırlarını inşallah anammm benim…

Aslında daha çok şeyler var gönülde yazmak istediğim, seninle konuşmak istediğim ama ağlamaktan yazamıyorum çünkü harfleri tam göremiyorum, yanlış bir kelime yazarım diye de çok dikkat ediyorum, çünkü sen Türkçe’yi çok iyi bilerek çok dikkatli ve hakkını vererek kullanırdın annemmm…

Beni bağışla, bana hakkını helal et, çünkü musikinin dışında belki sana tam layık bir evlat olamadım ama sen yaşarken sevgi ve şefkatinle hep korudun, kolladın ve de sırtımdaki koruyucu çelik bir yelek oldun bana her zaman, her yerde, herkeslere karşı… Ve…

Dünyaya gelişimdeki durumumu hiç mi hiç yüzüme vurmadın. Ki sen de benim kadar tüm gerçekleri bildiğin halde canım annemmm… Mekanın cennet, ruhun şad, Anneler Günü’n kutlu olsun canım anneciğim.”

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Bu¨lent Ersoy (@bulentersoy.com.tr)’in paylaştığı bir gönderi

]]> https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özel: “Soma Davası yeniden görülmelidir” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-soma-davasi-yeniden-gorulmelidir/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-soma-davasi-yeniden-gorulmelidir/#respond Mon, 13 May 2024 21:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31521 Manisa’da 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma maden faciasının 10. yılında Soma Belediyesini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel Soma Davasının yeniden görülmesi gerektiğini belirterek, “Soma davası yeniden görülmelidir. Soma’ya adalet gelmeden Özgür Özel hayata gözlerini yumarsa, yumamaz bu kadar açık söylüyorum gözü açık gider” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Manisa’nın Soma ilçesindeki temaslarına Soma Belediyesini ziyaret ederek başladı. Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ve belediye çalışanları tarafından karşılanan Özel ve beraberindeki CHP heyeti daha sonra başkanlık makamına geçti.

Ziyarette konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Değerli basın mensupları bugün Soma Belediyesi’ne geldik. Soma Belediyesi’ne ziyaretimize bana neredeyse tüm genel başkan yardımcılarım eşlik ediyor. Çok sayıda milletvekilimiz, parti meclis üyemiz burada. Bugün 13 Mayıs 2024 Soma faciasının tam onuncu yılı. Bugünden önce bu belediyeye gelmek istemedim. Bugün burayı ziyaret etmek istedim. Daha önce biraz önce kapı önünde söyledim ama çok mümkün olmadı. Hüseyin abi lakabı Ecevit. 1971’den beri bu bayrak elinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde yürüyor. Facianın olduğu gün ondan bir yıl sonra biz gün oldu burada 500 kişi yürüdük. Gün oldu 9 kişi yürüdük Önümüzde Ecevit hep vardı. Kendisine bundan üç dört sene önce dedim ki ilk başlarda tabii kalabalıktı yürüyüşler, gitgide azaldı. Bir seferinde dedim ki Ecevit’e. Bu Soma Belediyesi’ni bir gün alacağız. Yine sen önde yürüyeceksin. Ben geleceğim arkandan Bu kapıdan gireceğim. Doğru mu? Doğrudur. Bugün onu yaptık. Ben siyasette bu tip şeylerin, bu tip sembol olayların, sembol kişilerin asla unutulmaması. Günü geldiğinde o beklenen olay gerçekleştiğinde eskiden kurulan hayallerin, yapılan taahhütlerin hiçbir zaman boşa çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü fikri takip böyle bir şeydir. Bunun için burada bu protokolün bir numarası genel başkan değil. Ecevit. Bu bu partinin emekçisi, bu sobanın emekçisi. Ecevit elinde bayrakla kabristanda günlerce ağladı. Ben gözümle gördüm. On sene önce bugün kabristanda elinde bayrağı vardı. Ecevit ağlıyordu. Biz ağlıyorduk. Bir gün güleceksek Ecevit’in yüzü gülmeden hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin yüzü gülmeyecek. Soma’daki en garip yüzü gülmeden hiçbirimizin yüzü gülmeyecek. O yüzden tasarruf tedbiri önemlidir. O yüzden o arttırdığı parayı ne yapacak Sercan Okur? Sercan Okur arttırdığı parayı Soma’da ihtiyacı olan kim varsa onun sosyal projelerini harcayacak. Sosyal yardımlarını arayacak. Sosyal belediyecilik yapmak için harcayacak. Bu kadar önemli bir şeydir. Çok kıymetli bir şeydir. Biz Soma’da büyük bir acıyı hep birlikte göğüsledik. Bugün yine birlikte olacağımız Soma aileleriyle birlikte on yıldır yas da tuttuk, hukuk da aradık adalet de aradık. Sercan Başkan Soma’da adalet arayan Türkiye’nin dört bir yanından gelen hukukçuların yanında Manisa Barosu’na bağlı olarak Somalı bir avukat olarak en önemli katkıları yapmış birer birer herkesle ilgilenmiş birisidir. Sercan Okur öyle herhangi birisi değildir. Soma’yı nasıl kazandı CHP diye düşünenlere; Sercan Okur, örgütlü mücadelenin temsilcisidir. Örgütümüzün adayıdır. Somalı ailelerin adayıdır. Soma’daki tek başına başı sıkışan kim Özgür Özel’i aradıysa sen bizim Sercan’ı biliyor musun biliyorum, git yanına selamını söyle deyince bir daha karşılaştığımıza Allah razı olsun çok ilgilendi dedirtmiştir. Böyle bir isim şimdi Soma Belediyesinde oturuyor. Onu örgütümüz adına öneren, destekleyen ilçe yönetiminin temsilcisi bir yanımızda oturuyor” şeklinde konuştu.

“Soma Davası yeniden görülmelidir”

Soma maden faciasının ve davalarının sürekli takipçisi olduğunu anlatan Özel, “Adalet arayışına gelince Soma’da ben 87 blok dava takip ettim Akhisar’da. Onun için Akhisar İlçe Başkanımıza geçmiş dönem başkanlarımıza Akhisar Belediye Başkanımıza yürekten teşekkür ediyoruz. O 87 blok davanın sonunda beş buçuk gün hapis yattılar adam başı. Katlettikleri kişi başı çıktılar kurtulduk sanıyorlar. Kamu görevlileriyle ilgili yargılama yeni başladı. Hassasiyetle takip ettiğimiz husus şudur. Bir, Soma’daki dava Akhisar’da görülen dava yeniden görülecek. Yeniden o dava görülmeden Soma adalet gelmez. Kamu görevlilerinde imza yetkisi kullanan, kullanmayan baştaki, arkadaki hepsini titizlikle inceleceğiz. Ama AK Parti’nin seçimini finanse etsin diye onlara tahsis yapanları, alanı ihalesiz genişletenleri, denetim yaptırmayanları, gelecek olan denetçiliği önceden haber verenleri tespit etmeden buradaki birkaç tane zavallı devlet memurunu cezalandırmakla Soma’ya adalet falan gelmez. Kamu görevlisi ise TKİ’nin başı, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Ankara’da başı, ilgili bakanlığın müsteşarından, dönemin bakanı Taner Yıldız’a kadar, bütün ilişki ağaları ortaya çıkmadan ve bu madenle kurulan asimetrik ilişkiler ortaya dökülmeden siyasetin finansmanıyla ilgili birilerinin mitinglerine Somalı madencilerin buradan taşınıp da o gün Soma’daki maden kazasındaki işçilerin gittiği siyasi mitinglere kadar hepsi irdelenmeden bütün ilişkileri ortaya çıkmadan Soma’ya adalet gelmez. O adaleti sonuna kadar takip edeceğiz. Akhisar’da görülen davada genç, namuslu, hepimizin güvenini kazanmış hakim Aytaç hakimimiz tam karara giderken terfi eder gibi İzmir’e yollanıp yerine eski maden kazalarında hayatını kaybedenleri suçlu bulmuş birini getirdiler. Yattığı yetti herkesin. Yargıtay’a gitti. İlgili dairede görüşüldü. İlgili daire beşe sıfır kararla muhtemel kastı burada kullanmayacaksan nerede kullanacaksın kardeşim diyen bir bozma kararı aldı. Yolladı o kararı buraya. Beş ay, altı ay. Sercan Başkan dedi ki, Yargıtay kararı yollamıyor. Yargıtay kararı yollamıyor. ya nasıl yollamaz? Bunun normali ne kadar diyorum. Birkaç gün bilemedim birkaç hafta diyorlar. Beş buçuk ay. Beş buçuk ayda bu beş hakimin üçünü alıp yerine üç tane iktidara müzahir hakim atadılar. Mesela bunlardan bir tanesi gar katliamı olduğu gün Adalet Bakanı olup geçici Adalet Bakanı oluyordu o zaman tarafsız. Kıkır kıkır gülen kişi o mahkemeye gitti. Her aldıkları kararlarla muhalifleri cezalandıran ve iktidar yanlısı tutup takılanları o mahkemeye gitti ve bu üçü geldi. Savcı buraya yollayacağı karara itiraz etti. Danıştay tarihinde, Yargıtay tarihinde pek nadir olan bir şekilde itiraz etti. Geldi buraya. Bu sefer bu üçü, 5’e 0 alınan kararı üçe iki kendi kararlarını düzelttiler. Sonra buraya yolladılar. Işık hızıyla aynı karar alındı. Soma defteri kapandı. Bunu unutmadık. Unutmuyoruz. Unutturmayacağız. Bir yandan elbette sorunları dile getiriyoruz. Bir yandan müzakere ediyoruz. Bir yandan mücadele ediyoruz. Bunu unutmayacağız. Soma davası yeniden görülmelidir. Soma davası yeniden görülmüyorsa adalete yapılan bu anayasa dışı mücadele görülmüyorsa Türkiye’de normalleşme olmaz. Soma’daki kanı yerde bırakırsam benim de gözüm arkada gidecek” diye konuştu.

“Soma’ya adalet gelmeden gözüm açık gider”

Soma’ya adalet arayışlarına devam edeceklerini kaydeden Özel, “Soma’ya adalet gelmeden Özgür Özel hayata gözlerini yumarsa, yumamaz bu kadar açık söylüyorum gözü açık gider. Bugün burada bir zafer sarhoşluğu içinde değil, haklı bir mücadelenin önemli bir kademesini başarmış insanları tebrik etmek için yasımıza sahip çıkarak hangi partiye geçmişte verdiğine bakmadan bütün Somalılara sahip çıkarak bugün buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Ecevit bugünü gördü. Başka günleri de görecek. Madencilere sahip çıkacak Bülent Ecevit gibi 1970’de Ecevit’in madencilere sahip çıktığı gibi Soma’ya Soma’daki madencilere, Zonguldak’a, Zonguldak’taki madencilere, bütün Türkiye’deki madencilere sahip çıkacak bir halkın iktidarını kurduğumuz gün Ecevit’ine en önde yürüyecek. Biz onun arkasından yürüyeceğiz. Ecevit gelecek Enerji Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nda madenciden yana bir bakan devir teslime girerken Ecevit o bakanlığa o bakanın önünde girecek. Bunu gölge kabinedeki bakanlarım unutmasın. İl başkanım unutmasın. Biz ne zaman iktidarı teslim alacağız. Ne zaman Anıtkabir’e gidecek? Ecevit önümüzde yürüyecek. Ecevit’e olan borcumuz Soma’ya olan vicdan borcumuzdur. Ona bakınca ben 301 madencinin hatırasını görüyorum. Analarını görüyorum, çocuklarını görüyorum. Bundan sonra da Soma’nın acısını unutmayacağız, hesabını soracağız. Bundan sonra artık Soma’da yüzler gülecek. Zaten bu işleri en iyi yapabilen benim kadar bu meseleyi içinde hisseden birisine Soma’yı emanet ettik. Örgütümüzle beraber ellerinden geleni yapacaklar. Soma’ya verdiğiniz teker teker tutacaklar. Hepinize teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

Belediyenin hatıra defterini imzalayan Özel’e Soma Belediye Başkanı Sercan Okur tarafından Soma’nın yerel ürünleri ve madenci heykelini hediye edildi. Özel daha sonra madenciler için düzenlenen mevlit törenine geçti. – MANİSA

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-soma-davasi-yeniden-gorulmelidir/feed/ 0 Erzincan’da toprak kayması: 90 gündür toprak altında kalan 5 işçi https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/#respond Mon, 13 May 2024 07:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31487 DİLAN KUTLU

(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kaymasının 90. gününde 5 işçi hala toprak altında… Dozer operatörü Mehmet Kazar’ın kızları Hatun Kazar ve Seher Kazar Osmaniye’deki evlerini ardında bırakarak geldikleri İliç’te babalarından haber bekliyor. Hatun Kazar, facia öncesi son telefon görüşmesinde babasının “İş yok bizi burada bekletiyorlar” dediğini aktardı. Hatun Kazar, “Babam daha önce bizimle konuştuğunda, ‘Çatlaklar açıldığında biz onu düzeltiyoruz’ diyordu. Demek ki o çatlaklar büyümeye devam ediyormuş. Olayın yaşandığı gün diğer vardiya arkadaşlarını da çağırmışlar ‘Risk var gönderelim’ dememişler. Aşağıda, konteynerlerin orada bekletilmişler” dedi.

Anagold Madencilik’in 2010 yılı aralık ayından itibaren altın üretimi yaptığı Çöpler Madeni’nde 13 Şubat Salı günü saat 14: 28’de toprak kayması meydana geldi. Maden ocağındaki 9 işçi bu kütlenin altında kaldı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, hacmi 10 milyon metreküp olarak hesaplanan bir kütlenin kaydığını söylemişti.

Göçük altında kalan işçilerden Abdurrahman Şahin ve Hüseyin Kara taşeron Kar-Sa Şirket borulama ekibinde, Şaban Yılmaz taşeron Asil Çöpler Şirketi’nde kepçe operatörü, Fahrettin Keklik ana firma Anagold Madencilik’te idari işler personeli, Ramazan Çimen ve Kenan Öz’ün Anagold Madencilik’te kırıcı süpervizör, Adnan Keklik’in Anagold Madencilik’te ADR kıdemli süpervizörü, Uğur Yıldız’ın taşeron Çiftay Şirketi’nde kamyon şoförü, Mehmet Kazar taşeron Asil Keklik Şirketi’nde operatör olarak çalışıyordu.

Toprağın altından ilk çıkarılan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine arama kurtarma çalışmalarının 53. gününde, Adnan Keklik’e 66. gününde, Ramazan Çimen ve Kenan Öz’e 81. gününde ulaşıldı. Facianın üzerinden 90 gün geçti, 5 işçi hala toprak altında…

Onlardan biri de madende dozer operatörlüğü yapan 52 yaşındaki Mehmet Kazar. Kazar, 3 çocuğunun geçimini sağlamak için Osmaniye’den İliç’e çalışmaya gelmiş. Madende 5 yıldır çalışan Kazar, ayda 45 bin TL kazanıyormuş.

Mehmet Kazar’ın kızları Hatun Kazar ve Seher Kazar, 90 gündür Osmaniye’den evlerinden uzakta, İliç’te bekliyorlar… 25 yaşındaki Hatun Kazar, Osmaniye’de üniversite öğrencisi, 22 yaşındaki Seher Kazar, üniversiteyi yeni bitirmiş… Babalarının toprak altından çıkarılmasını bekleyen Hatun Kazar, göçükten hemen önce babasıyla telefon görüşmesi yapmış.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan Hatun Kazar, şunları söyledi:

“Babam daha önce bizimle konuştuğunda, ‘Çatlaklar açıldığında biz onu düzeltiyoruz’ diyordu. Demek ki o çatlaklar büyümeye devam ediyormuş. Olayın yaşandığı gün diğer vardiya arkadaşlarını da çağırmışlar ‘Risk var gönderelim’ dememişler. Aşağıda, konteynerlerin orada bekletilmişler.

Babam ve Şaban Yılmaz, iş bölümüne göre bekletmişler. Babam liçi seriyordu, Şaban Yılmaz düzeltiyordu. Babam ilk defa madende çalışıyordu. Ayda 45 bin TL kazanıyordu. Biz telefonda konuşurken olay oldu. Aradık görüntülü konuşmak istedik, ‘Konteynerdeyim, çay içiyorum içerideyim’ dedi. Annem de ‘İş yok mu’ diye sordu. Babam da ‘İş yok gibi bekletiyorlar, haber gelmesini bekliyoruz’ dedi. Sonra ses kesildi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/feed/ 0
Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Ankara ziyareti: İki ülke sorunlu konularda ilerleme sağlayabilecek mi? https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/ https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/#respond Sun, 12 May 2024 21:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31405 Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 13 Mayıs’ta Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmeler, iki ülke arasında son dönemde başlatılan normalleşme sürecinin önemli adımlarından biri olarak görülüyor.

Liderlerin “pozitif gündem” kapsamında ekonomi, ticaret, turizm, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda işbirliğinin derinleştirileceği mesajlarının yanı sıra yayınlayacakları Ortak Açıklama ile normalleşmeye bağlılıklarını ifade etmeleri bekleniyor.

Tarafların Doğu Akdeniz ve Ege’den kaynaklanan sorunların çözümü konusunda yeni bir girişim başlatmaları ise düşük bir olasılık olarak görülüyor.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in 13 Mayıs günü Ankara’da yapacağı temaslar, Cumhurbaşkanı nin bir devamı olarak değerlendiriliyor.

İki liderin Atina görüşmeleri sırasında imzalanan “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında ” Ankara’da yapılacak görüşmelerin de temelini oluşturacak.

Miçotakis’in Ankara ziyaretinin 6-7 saat içerisinde tamamlanması, iki liderin baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Ortak Açıklama yapmaları bekleniyor.

Ayrıca sağlık ve tıp bilimleri, afet ve acil durum yönetimi ile ilgili konularda anlaşmaların imzalanması öngörülüyor.

Ziyaret öncesinde her iki tarafın yürüttüğü kamu diplomasisi adımları, Ankara’da gerçekleşecek olan Erdoğan-Miçotakis görüşmesine verilen önemin ve odağın gerilim yerine “diyalog ve işbirliği” olması gerektiği mesajının işareti olarak görülüyor.

Miçotakis Türk basınına, Erdoğan da Yunan basınına verdikleri ve aynı gün yayımlanan geniş röportajlarda, ilişkilerde başlayan yeni döneme atıfta bulundular ve buna bağlı kalınmasının önemine işaret ettiler.

Pozitif gündem vurgusu

Yunan Başbakanı verdiği röportajda, “Yunan-Türk ilişkileri karmaşıktır ve tarih ve duygularla doludur. Bu asla değişmeyecek. Değiştirebileceğimiz şey bakış açısıdır: İmkansız bir bulmacayı görmek yerine, pozitif bir gündem geliştirmeye odaklanmalı ve iki ülke ve halkları arasında işbirliği aramalıyız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da Miçotakis ile iyi bir uyum sağladığını, 7 Aralık ziyaretinde sağlanan başarının Ankara’da devam ettirilmesine çalışacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılacak görüşmelerin amacını anlatırken de “Hedef basit; sorunları çözerek dostluğumuzu pekiştirmek, ikili ilişiklerimizin seviyesini tarihte görülmemiş düzeye çıkartmaktır. Bunun için Türkiye olarak son dönemde samimi ve etkin adımlar attık ve buna da devam etmek niyetindeyiz” diye konuştu.

Ege’de deniz parkı ve Kariye Camii sorunu

Liderler, olumlu mesajların yanı sıra son dönemde kendilerini rahatsız eden gelişmeleri kamuoyunun gündemine getirmekten çekinmediler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde kurmayı planladığı deniz parkını gündeme getirirken, Atina’nın “ben yaptım oldu” anlayışından uzak durması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, “Türkiye olarak çevre konusunda ne kadar hassas olduğumuz herkesin malumudur. Fakat bunun kullanışlı bir paravan olarak görülmesi ve başka tartışmalı durumların onun arkasında bir şekilde gizlenmeye çalışılması doğru olmaz” ifadelerini kullandı.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in gündeminde ise Kariye Camii’nin açılması vardı:

“Türk yetkililerin Bizans İmparatorluğu’na ait Kariye Manastırı’nı cami olarak kullanmaya yönelik son kararı ve Ayasofya ile ilgili eski karar beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bu kararlar, anıtların ekümenik karakterine ve karşılıklı anlayışı geliştirmeye yönelik ortak çabalarımıza aykırıdır.”

Ancak diplomatik kaynaklar, bu iki sorunun taraflar arasındaki genel olumlu havanın değişmesine neden olmayacağını, diyalog çerçevesinde konuların görüşülmeye devam edeceğinin altını çizdiler.

Ege ve Akdeniz sorunları

Liderlerin verdikleri mesajlar, ve çözümü konusunda Ankara temasları sırasında önemli bir ilerleme olmayacağının işaretini vermesi açısından önemli.

Her iki lider de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması başta olmak üzere tartışmalı konularda pozisyonlarının değişmediğini kayda geçirdiler ancak bunların gerilimle değil diyalog ve uluslararası hukuka uygunluk ilkesiyle ele alınması gerekliliğini vurguladılar.

Ortak açıklamada da Atina Bildirgesi’ne paralel şekilde bu ilkelerin anımsatılması, ayrıca özellikle Ege’de güven artırıcı önlemler kapsamında atılabilecek adımların gündeme getirilmesi bekleniyor.

Türk ve Yunan savunma ve dışişleri bakanlıklarından oluşan heyetler, Nisan ayında bu konuda kapsamlı görüşmeler yapmışlar ve üzerinde uzlaşılan adımların liderlerin onayına bırakılması kararını almışlardı.

Türkiye ve Yunanistan en son 2019-2020 döneminde enerji kaynakları açısından potansiyel zenginliği bulunan Doğu Akdeniz’de egemenlik sınırları nedeniyle büyük bir gerilim yaşamışlar ve ilişkilerde büyük bir tahribata yol açmışlardı. Konu, Türkiye-AB ilişkilerine de yansımış ve Brüksel’in yaptırım uygulamasına neden olmuştu.

Ortak Eylem Planı devam edecek

Ankara’da yapılacak temaslarda, Türkiye-Yunanistan arasında başta ekonomi olmak üzere ulaştırma, bilim, teknoloji, tarım, turizm, sağlık ve insani ilişkiler gibi çeşitli alanlardaki işbirliğinin Ortak Eylem Planı kapsamında devam ettirilmesi konusu en temel beklentilerden biri.

İkili ticaret hacminin 6 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkartılması, her iki ülkenin önde gelen iş insanlarının yeni kurulacak Ortak İş Konseyi çatısı altında bir araya gelmeleri de bu kapsamda öngörülen hedefler arasında.

Liderlerin ele alacağı bir başka konu da 30 Mart’ta başlayan ve Türk vatandaşlarının 10 Yunan adasına kapıda vize prosedürüyle seyahat etme uygulaması olacak. Türkiye’nin beklentisi bu uygulamanın bundan sonra da devam etmesi.

Bu konuların yanı sıra Erdoğan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığın sorunları ile Rodos, İstanköy ve Selanik’teki Türkleri ilgilendiren konuları gündeme getirmesi, Miçotakis’in de başta Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması olmak üzere beklentilerini dile getirmesi bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/feed/ 0
İsrail Refah’a yönelik saldırılarını artırıyor, on binlerce kişiye daha tahliye emri verildi https://www.haber60.com.tr/israil-refaha-yonelik-saldirilarini-artiriyor-on-binlerce-kisiye-daha-tahliye-emri-verildi/ https://www.haber60.com.tr/israil-refaha-yonelik-saldirilarini-artiriyor-on-binlerce-kisiye-daha-tahliye-emri-verildi/#respond Sun, 12 May 2024 21:06:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31392 İsrail, Gazze’nin güneyindeki saldırılarını yoğunlaştırırken Refah’ın doğusunda on binlerce Filistinliye daha kenti terk etmelerini söyledi.

Havadan atılan el ilanları ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla kentin doğu mahallelerinde yaşayanlara, İsrail’in “genişletilmiş insani yardım bölgesi” olarak adlandırdığı dar bir kıyı bölgesi olan El-Mevasi’ye gitmeleri söylendi.

İsrail’in daha önce de Refah’ın doğu mahallelerindeki tahliye emriyle bu bölge hayalet şehir haline geldi.

Kentteki Birleşmiş Milletler yetkililerinin sayımına göre tahliye emri sonrasında kenti terk edenlerin sayısı 280 bini aştı.

İsrail, ABD ve diğer müttefiklerinin kara harekatının çok sayıda sivil kayıplara ve insani krize yol açabileceği uyarısına rağmen Refah’ta planlanan operasyonlara devam edeceğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden Cumartesi günkü açıklamasında da Hamas’ın rehineleri serbest bırakması halinde ertesi gün Gazze’de ateşkesin mümkün olacağını söyledi.

Biden, “İsrail bunun Hamas’a bağlı olduğunu söyledi, eğer bunu yapmak isterlerse yarın sona erdirebiliriz. Ve ateşkes yarın başlar” dedi.

İsrail, 7 Ekim’de Hamas tarafından rehin alınan 128 kişiden haber alınamadığını ve bunlardan 36’sının öldüğünün tahmin edildiğini açıkladı.

Cumartesi günü Refah üzerinde dumanların yükseldiği görüldü ve görgü tanıkları Mısır’a geçişi sağlayan sınır kapısı yakınlarında hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.

İsrail ordusu sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, askerlerinin Refah’ta Hamas savaşçılarıyla “yüz yüze çatışmalara” girdiğini söyledi.

Geçtiğimiz gün İsrail ordusu Gazze Şeridi boyunca onlarca hava saldırısı düzenlerken, “teröristleri ve terörist altyapıyı hedef aldığını” savundu.

Cumartesi akşamı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde Hamas’a ait hedefleri vurduğunu açıkladı.

Daha önce de bölge sakinlerine Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgeleri terk etmeleri talimatı verilmişti.

Gazze’nin kuzeyine yönelik saldırılardan kaçarak güneye sığınan Filistinlilerle Refah’ın nüfusu 1,4 milyona ulaşmıştı.

İsrail’in kara harekâtını Refah’a genişletme planları için birçok ülke ve uluslararası kuruluş endişelerini dile getirdi.

Geçtiğimiz hafta Başkan Biden, ABD’nin İsrail’e Refah’a yapılacak büyük bir saldırıda kullanılabilecek ağır silahlar vermeyeceğini, ancak “Demir Kubbe” hava savunma sistemi dahil olmak üzere savunma amaçlı silahları vermeye devam edeceğini söyledi.

Biden, ABD’nin verdiği ağır silahların Gazze’de sivilleri öldürdüğünü ve yoğun nüfuslu bölgelere İsrail’in askeri operasyonlar düzenlemesi halinde Washington’un desteğini sürdüremeyeceği uyarısında bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Refah’a yönelik askeri saldırıya devam edeceklerini söyledi.

Cuma günü yaptığı açıklamada, Biden ile aralarındaki görüş ayrılıklarını gidermeyi umduğunu belirterek, “Tek başımıza savaşmamız gerekirse, tek başımıza savaşırız. ” dedi.

Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze’deki saldırıları sırasında Amerikan silahlarını kullanarak uluslararası insani hukuku ihlal etmiş olabileceğini belirten .

Raporda, ABD’nin sağladığı silahların, İsrail’in yükümlülükleriyle “çelişen şekilde” kullanılmış olabileceği değerlendirmesine yer verilirken, henüz incelemelerin tamamlanmadığı ve silah sevkiyatının devam edebileceği belirtildi.

İsrail’in tahliye emri bu rapordan saatler sonra geldi.

Yardım kuruluşları, İsrail’in Gazze’nin güneyinde devam eden askeri operasyonu nedeniyle Filistinlilerin güvenli bir yerden yoksun kalacağı uyarısında bulundu.

Cumartesi günü erken saatlerde bir eve düzenlenen hava saldırısında en az 10 akrabasını kaybettiğini söyleyen Refah sakini Hitam El-Katib, Reuters’a yaptığı açıklamada “Gazze’de güvenli bir yer olmadığını” söyledi.

Yardım kuruluşu Oxfam, bölgede işleyen bir hastane bulunmadığını ve yardım malzemelerinin son derece sınırlı olduğunu kaydetti.

BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu da insanların yönlendirildiği el-Mevasi kampındaki koşullarla ilgili endişelerini dile getirdi.

UNRWA’dan Sam Rose, bölgenin oraya gönderilen insan sayısı için neredeyse hiçbir imkâna sahip olmadığını söyledi.

“Kumlu bir sahil yolunun kenarında çadırlarda yaşayan insanlar var. Burada hizmet sağlamak çok zor. Su şebekesi yok. Altyapı, kanalizasyon, temizlik yok.”

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve İsrailli yetkililere göre yaklaşık 1.200 kişinin öldüğü, 252 kişinin de rehin alındığı saldırıya karşılık olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında bugüne kadar ölenlerin sayısı 34,900’ü aştı.

Devam eden ateşkes görüşmelerinde, İsrail’in saldırıları durdurması ve rehinelerin serbest bırakılması masada; ancak henüz somut bir sonuç çıkmış değil.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-refaha-yonelik-saldirilarini-artiriyor-on-binlerce-kisiye-daha-tahliye-emri-verildi/feed/ 0
Selebral Palsi Hastası Çocukların Anneleri, Çocuklarının Eğitimleri İçin Mesleklerinden Vazgeçiyor https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/ https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/#respond Sun, 12 May 2024 09:00:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31386 Halk arasında beyin felci olarak bilinen “serebral palsi” teşhisi konulan öğrencilerin anneleri, çocuklarının eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve hayattan geri kalmamaları için mesleklerinden bile vazgeçiyor.

Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Türkiye’nin tek ve model okulu, “tersine kaynaştırma eğitimi”nin uygulandığı Milli Eğitim Vakfı (MEV) Gökkuşağı Özel Eğitim Okulunda eğitim gören “selebral palsi” teşhisli özel öğrencilerin anneleri, çocuklarının her anında yanında olmaya çalışıyor.

Okula sabah saatlerinde okul servisiyle gelen anneler, çocuklarını sınıflarına yerleştirdikten sonra veliler için oluşturulan odada teneffüs zilini bekliyor. Zilin çalmasıyla tekrar çocuklarının yanına koşan anneler, onları bir an olsun yalnız bırakmıyor.

Anneler, çocukları dersteyken okulun velilere yönelik düzenlediği el becerileri ve dil eğitimi gibi farklı etkinliklere de katılarak, hem kendileri öğreniyor hem de çocuklarına burada edindikleri bilgilerle okul sonrasında da destek olmaya çalışıyor.

“Evladımın sağlığı ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım”

Anne Yelda Güngör, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yaşındaki oğlu Oğuz’un 27 haftalık doğduğunu ve erken doğuma bağlı 82 gün hastanede kaldığını belirterek, bebeğine 10 aylık olduğunda “selebral palsi” teşhisi tanısı konulduğunu söyledi.

Kendisi ve oğlu için sürecin zor geçtiğini aktaran anne Güngör, “8 tane botoksumuz var, 2 tane ameliyatımız var, ikinci ameliyatı zor geçti. Hatta eylülde de bir ameliyat bizi bekliyor tekrardan. Zor bir süreç ama her şeye değer.” diye konuştu.

Anneliğin çok güzel olduğunu ifade eden Güngör, duygularını dile getirirken gözyaşlarını tutamadı.

Anne Yeliz Karık da kızı Zeynep’in anasınıfından beri okulda eğitim aldığını ve 9 yıl içinde eğitim ve akademik anlamda büyük yol katettiğini vurguladı.

Erken yaşta eğitimin büyük önem taşıdığını, bu imkana sahip oldukları için çok mutlu olduğunu anlatan Karık, şöyle devam etti:

“Annelik çok önemli. Özel gereksinimli evlatları olan anneler için daha da ayrıcalıklı bir durum. Her gün bizler için çok kıymetli ve değerli. Biz annelerin hiç unutulmaması ve her anlamda işlerimizin kolaylaştırılması için herkesin destek olmasını bekliyoruz. Ben mali müşavirim ama evladımın sağlık ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım. Onunla birebir ilgilenmek istedim çünkü anne ilgisi daha farklı oluyor.”

“Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz”

Anne Asuman Tosun da ikisi kız ve biri erkek üçüz çocuklarından erkeğin selebral palsi hastası olduğunu belirtti.

Hastalığın zor ve uzun bir süreç olduğunu ama anne olarak çocuğuna her zaman destek olmaya çalıştığını ifade eden Tosun, “Anneler Günü duygu dolu geçiyor. Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz ama anne olmak çok güzel bir hissiyat. Onlarla beraber günlerimizi okulda geçiriyoruz.” dedi.

“Burada çok çeşitli hayatlar var”

Okul Müdürü Arif Muzaffer Kul ise kurumlarını, diğer özel eğitim okullarından ayıran en büyük özelliğinin kaynaştırma-bütünleştirme tanılı öğrencilerle sağlıklı gelişim gösteren herhangi özel eğitim gereksinimi olmayan çocukların bir arada eğitim alması olduğunu söyledi.

Kul, şöyle konuştu:

“Burada çok çeşitli hayatlar var. Çocuklarımızın hayatları, ailelerimizin hayatları ve en büyük yükü üstlenen annelerimizin hayatları… Mesleğini bırakıp sadece evladıyla ilgilenen annelerimiz var, yurt dışında doktorasını bırakıp burada çocuğuyla ilgilenenler var, okulumuz için tayinini isteyip sonra mesleğini bırakanlar annelerimiz var. Annelerimiz evlatları için çok büyük bir özveriyle ve fedakarlıkla burada gün içerisinde bulunmaktadır. Okul dışındaki çalışmalarda da çocuklarımızın fizyoterapi ihtiyaçları için diğer terapiler için büyük bir mücadele vermektedir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/feed/ 0
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, ‘Hafız Kal’ yarışmasında birinci oldu https://www.haber60.com.tr/erzurum-valisi-mustafa-ciftci-hafiz-kal-yarismasinda-birinci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/erzurum-valisi-mustafa-ciftci-hafiz-kal-yarismasinda-birinci-oldu/#respond Sun, 12 May 2024 08:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31384 Erzincan’da düzenlenen “Hafız Kal” yarışmasının Türkiye finalinde, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi birinci olmuştu. Vali Çiftçi yarışma süreci ve nasıl hazırlandığına dair bir paylaşım yaptı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulunca 2024 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında çalışmayan ve çalışmamış olan vatandaşlara yönelik düzenlenen “Hafız Kal” yarışması 30 cüz, 15 cüz ve 5 cüz olmak üzere 3 kategoride düzenlendi. Düzenlenen ve bölge yarışmaları tamamlanan “Hafız Kal” yarışmasının Türkiye Finali Erzincan’da Müftülük Konferans Salonu’nda yapılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve 30 yaşın üzerinde olma şartının yeterli olduğu yarışmaya katılan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, “Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından 09 Mayıs 2024 Perşembe günü Erzincan’da düzenlenen yarışmada 15 cüz (300 sayfa) kategorisinde Türkiye birincisi oldum. Evvela Yüce Rabbime, bana şimdiye kadar nice ikramlarda, ihsanlarda, lütuflarda bulunduğu için çok şükrediyorum. Böyle bir yarışma düzenlendiğini 2024 yılı ocak ayının ilk haftasında öğrendim. İsteyen 5 cüz, 15 cüz veya 30 cüz üzerinden başvuru yapabiliyordu; müracaatlar 2 Şubat 2024 tarihinde sona erdi, ben hazırlık süresinin kısa olmasından dolayı 1-15. cüzlerden (300 sayfa) yarışma için başvurumu yaptım. İlçe yarışmaları şubatta, il yarışmaları martta, bölge yarışmaları nisanda yapıldı ve Türkiye finalleri mayıs ayında planlanmıştı.” dedi.

“İsmail Ketenci Hoca’nın emeği çok”

Erzincan’da yapılan Türkiye finallerine çok iyi hazırlandığını, sabah erken vakitlerde, akşam işten geldikten sonra geç vakitlerde ve hafta sonları sıkı bir şekilde çalıştığını ifade eden Vali Mustafa Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü, “Zaten 41 yıldan bugüne kadar, her gün 1 saat Kur’an-ı Kerim’e zaman ayırıyorum, sabah işe gitmeden önce düzenli olarak 5 sayfa metin, 5 sayfa da meal okuyorum. Ancak bu yarışma vesilesiyle ocak ayından yarışma tarihine kadar her gün önce 10 sayfa, sonra 1 cüz (20 sayfa), daha sonra 2 cüz (40 sayfa) ve nihayet 3 cüz (60 sayfa) günlük pekiştirme yaptım, iyi bir hazırlık dönemi geçirdim. Dolayısıyla Perşembe günü elde ettiğim derecenin ardında, 41 yıllık bir emek ve gayret var, yarışmadan önceki son günlerde yaptığım yoğun çalışmaların ve hazırlıkların ciddi bir katkısı var. Allah ömür ve izin verirse, seneye Kur’an’ın tamamından (600 sayfa) yarışmalara iştirak edeceğim inşaAllah, ben bu tür yarışmaların faydalı olduğunu, teşvik edici olduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle Diyanet İşleri Başkanlığımıza ve tüm emeği geçenlere böyle bir yarışma tertipledikleri için çok teşekkür ediyorum, çok hayırlı bir projeye imza attılar. Ayrıca üzerimde büyük emeği ve hakkı olan, 2018 yılında rahmet-i rahmana kavuşan merhüm ve mağfur İsmail Ketenci Hocamı da rahmetle, minnetle ve şükranla yad ediyorum. Allah gani gani rahmet eylesin, makamı, mekanı cennet olsun, derecesi ali olsun. Bir de medyün-u şükran olduğum Muhterem Cumhurbaşkanımız var, Allah Zat-ı Devletlerinden ebeden razı olsun, sayelerinde ülkemiz sessiz bir devrim yaşadı, “nereden nereye” diyebileceğimiz gelişmeler Türkiye’de gerçekleşti, yaşandı, ülkemiz sıkıntılı dönemlerin ardından günbegün normalleşti, ben de böyle bir yarışmaya girebildim çok şükür. Durum bundan ibarettir, vesselam.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurum-valisi-mustafa-ciftci-hafiz-kal-yarismasinda-birinci-oldu/feed/ 0
Reyhanlı’da 11 yıl önceki bombalı saldırıda hayatını kaybedenler anıldı https://www.haber60.com.tr/reyhanlida-11-yil-onceki-bombali-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/ https://www.haber60.com.tr/reyhanlida-11-yil-onceki-bombali-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/#respond Sat, 11 May 2024 22:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31327 Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 yıl önceki bombalı saldırılarda hayatını kaybeden 53 kişi törenle anıldı.

Reyhanlı ilçesinde 1 1 Mayıs 2013 tarihinde 53 kişinin hayatını kaybettiği çok sayıda kişinin yaralandığı 2 ayrı bombalı terör saldırısının 11. yıl dönümü dolayısıyla anma programı düzenlendi. 11 Mayıs Şehitler Anıtı önünde ellerinde Türk bayrakları ve yakınlarının olduğu fotoğraflar bulunan grup; saygı duruşunda bulundu, İstiklal Marşı’nı okudu. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin adının tek tek okunduğu anma etkinliğinde dualar da edildi. Programa Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, Reyhanlı Kaymakamı Yasin Öztürk, Reyhanlı Belediye Başkanı Ahmet Salman Yumuşak ve vatandaşlar katıldı.

“Vatan uğruna 53 şehit daha veririz” diyen Şehitler Derneği Başkanı Ahmet Tuna, “11 Mayıs Türkiye için en karanlık günden en aydınlık güne çıktığı gündür. 11 Mayıs’ın tek amacı var; ülkemizi kan gövdesine götürmek, kardeş kanı dökmek, vatanı bölmek ve bizi savaşa sokmak ama bunları başaramadılar. Biz 53 şehit verdik. Bu vatan uğruna bir 53 şehit daha veririz. Vatan ana, bayrak ve namus demektir. Biz bunlar için canımızı da veririz. Bugün Anneler Günü tam 11 yıl önce aynı gün 53 tane şehit verdik” dedi.

Bu milletin hiçbir zaman birlik ve beraberliğinin bozulmayacağını dile getiren Reyhanlı Kaymakamı Yasin Öztürk ise, “Huzur ve refah içerisinde yaşayan Reyhanlı’mızda huzursuzluk istenmesinin, ülkemizde kargaşa, kaos oluşturarak yıpratılma düşüncesinin yıl dönümüdür. Bugün aynı zamanda bu milletin hiçbir zaman birlik ve beraberliğinin bozulmayacağının da bir göstergesidir. Bu vesileyle şehit ailelerimize başsağlığı diliyorum” şeklinde konuştu.

Patlamada hayatını kaybeden 11 kişinin birinci dereceden yakını olduğunu söyleyen Reyhanlı Belediye Başkanı Ahmet Salman Yumuşak ise, “53 şehidimizin mekanları cennet olsun. Ruhları şad olsun. Bunların 11 tanesi benim birinci dereceden akrabam, hepsi de benim yakınım ve kardeşim. 1 kişiyi buraya ben bırakmıştım. Mekanları cennet olsun” dedi.

Her sene aynı acıyı yaşadıklarını ifade eden Hatice Erboz da, “11 Mayıs patlamasında ablamı ve kızımı kaybettim. Acımız ilk günkü gibi taze Reyhanlı olarak bu katliamın yıl dönümünde unutulmadığımızı görmek güzel. Bütün annelerin adına söylüyorum bu bizim için acı bir olay içimiz ilk günkü gibi yanmaktadır. Bizim için Anneler Günü bitti. Her sene aynı acıyı aynı günü yaşıyoruz. 11 yıl önce bugün bu patlama gerçekleşti. Hala aynı acıyı yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Benim için anneler günü yok ben o gün oğlumu toprağa verdim” diyen Medine Erdemci ise, “11 Mayıs’ta şehit olan Halil Erdemci’nin annesiyim. Patlamada 1 oğlumu kaybettim diğeri yaralı çıktı. 6 aylık yavrusu arkasında yetim kaldı. O gün dünyamız başımıza yıkıldı. Bize mahşeri yaşattılar. Evladımın kara haberini aldım. İkinci günü Anneler Günü’nde ben evladımı toprağa verdim. O günden beri Anneler Günü’nü kutlamıyorum” dedi. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/reyhanlida-11-yil-onceki-bombali-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/feed/ 0
Muğla, Burdur ve Isparta’da Gazze’de annelerin yaşam haklarından mahrum bırakılması protesto edildi https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/ https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/#respond Fri, 10 May 2024 23:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31201 Muğla, Burdur ve Isparta’da Gazze’de annelerin yaşam haklarından mahrum bırakılması protesto edildi.

AK Parti Kadın Kolları Teşkilatınca Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’deki annelerin sesi olmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.

Menteşe Kurşunlu Camisi önünde toplanan partililer adına basın açıklamasını okuyan Kadın Kolları Başkanı Duygu Pınar Marçalı Doğru, Gazze’deki annelerin yaşadığı zorluklara dikkati çekti.

Gazze’deki annelerin ağır bir imtihandan geçtiğini belirten Doğru, pazar gününün “Anneler Günü” olduğunu hatırlatarak, Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını söyledi.

Gazzeli annelerin çocuklarına verecek bir lokma ekmek beklediğini ifade eden Doğru, Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de günde ortalama 63 kadının öldürüldüğünü ve bunların 37’sinin anne olduğunu, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu dile getirdi.

Doğru, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldüğünü 78 bin 18 kişi yaralandığını söyledi.

Açıklamaya, AK Parti Muğla Milletvekilleri Yakup Otgöz, Kadem Mete, AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan, İl Başkanı Gültekin Akça ile partililer ve kadınlar katıldı.

Konuşmanın ardından vatandaşlara lokma dağıtıldı.

Burdur

Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan partili kadınlar adına açıklama yapan AK Parti Burdur Kadın Kolları Başkanı Cennet Özalp Tanrıöver, her canın tek ve biricik olduğunu söyledi.

İsrail’in saldırılarının sonucunda binlerce kişinin yaşamını yitirdiği belirten Tanrıöver, Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, Gazze’de 9 bin kadının hayatını kaybettiğini aktardı.

Tanrıöver, Filistin’de günde ortalama 63 kadının öldüğünü, bunların 37’sinin anne olduğuna işaret ederek, “Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Bir Gazzeli anne ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini İsrail öldürecek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de ülkesi için okuyacak.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeğiyle ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Gazze’deki her 5 kadından 4’ü aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yemek yiyemediğini ifade ediyor.” diye konuştu.

Sloganlarla İsrail’e tepki gösteren grup dağıldı.

Isparta

Isparta’da ise kadınlar, ellerinde pankartlarla Kaymakkapı Meydanı’nda Gazze için nöbet tutulan çadırın önünde toplandı.

Grup adına konuşan AK Parti Isparta Kadın Kolları Başkanı Sevim Köse, Birleşmiş Milletler toplantılarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” sözlerini anımsattı.

Cumhurbaşkanının ve eşinin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişimin tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Köse, “Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/feed/ 0
AK Parti İzmir, Denizli, Aydın, Manisa ve Uşak il kadın kolları, Gazze’deki anneler ve çocuklar için basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/#respond Fri, 10 May 2024 22:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31165 AK Parti’nin İzmir, Denizli, Aydın, Manisa ve Uşak il kadın kolları üyeleri, Anneler Günü öncesi İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden anneler ve çocukları için basın açıklaması yaptı.

İzmir’de Bilal Saygılı Camisi önünde toplanan kadınlar adına AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran açıklama yaptı.

Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü vurgulayan Dalkıran, kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadın sayısının 2 bin 100 civarında olduğunu söyledi.

Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu, her gün 180 annenin ölümle burun buruna doğum yaptığını dile getiren Dalkıran, “Ne diyordu Gazzeli anne; ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü ikisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirmek için çalışacak, ikisi de okusun ki ülke için işe yarasın.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler…” diye konuştu.

Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesinin gelecek için umut verici olduğunu belirten Dalkıran, “Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum; vadedilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedeni üzerine mi inşa edeceksiniz?” dedi.

Açıklamaya partinin MKYK üyesi Dilek Yıldız Büyükdağ ile İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın annesi Emine Saygılı ile eşi Şahika Saygılı da katıldı.

“Bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir”

Denizli’de 15 Temmuz Delikliçınar Şehitleri Meydanı’nda toplanan kadınlar adına ise AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Feride Kabadayılar açıklama yaptı.

Kabadayılar, pazar gününün Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Anneler Günü, öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor.

Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum; her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir.”

Manisa’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda AK Parti Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kalfa Kaplan’ın yaptığı basın açıklamasına partinin Manisa İl Başkanı Salih Hızlı ve il yönetim kurulu üyeleri de katıldı.

Uşak’ta ise 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda Uşak Milletvekili Fahrettin Tuğrul ve partinin Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar’ın katılımıyla yapılan eylemde AK Parti Uşak İl Kadın Kolları Başkanı Hilal Sabancı, basın açıklaması yaptı.

Aydın’da da Atatürk Kent Meydanı’nda toplanan grup adına açıklamayı AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kayır yaptı. Eyleme çok sayıda kadının yanı sıra Aydın milletvekili Ömer Özmen ve partinin İl Başkanı Gökhan Ökten de destek verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları İsrail’e tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bayburt-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bayburt-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/#respond Fri, 10 May 2024 22:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31159 AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları Başkanlığı, Gazze’de öldürülen anneler için basın açıklaması yaparak İsrail’e tepki gösterdi.

Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için Şehit Nusret Parkında düzenlenen basın açıklamasına, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş, AK Parti Bayburt İl Başkanı Turgut Çalışkan, İl Genel Meclis Başkan Vekili Nesli Kocabey, Kadın Kolları Başkanı Elif Çil, partililer, STK’lar ve vatandaşlar katıldı.

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Elif Çil tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” – BAYBURT

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bayburt-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/feed/ 0
AK Parti Erzincan İl Kadın Kolları İsrail’e tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/#respond Fri, 10 May 2024 21:45:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31142 AK Parti Erzincan İl Kadın Kolları Başkanlığı, Gazze’de öldürülen anneler için basın açıklaması yaparak İsrail’e tepki gösterdi.

Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için AK Parti İl Binası önünde düzenlenen basın açıklamasına, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, 26 dönem Erzincan Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Siyasi Erdem ve Etik Kurulu üyesi Sebahattin Karakelle, AK Parti Erzincan İl Başkanı Çetin Özyurt, Erzincan eski Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy ve kadın kolları mensupları katıldı.

Okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Erzincan İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/feed/ 0
AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları İsrail’e tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/#respond Fri, 10 May 2024 21:27:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31132 AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları Başkanlığı, Gazze’de öldürülen anneler için basın açıklaması yaparak İsrail’e tepki gösterdi.

Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için Demokrasi Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Bulucu, Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, partililer, STK’lar ve çok sayıda kişi katıldı.

Basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, “Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” diye konuştu. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/feed/ 0
Özgür Özel’den Bakan Şimşek’e tepki: Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozelden-bakan-simseke-tepki-biraz-da-zenginlerle-ugras-yoksulun-pesini-birak/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozelden-bakan-simseke-tepki-biraz-da-zenginlerle-ugras-yoksulun-pesini-birak/#respond Thu, 09 May 2024 23:46:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31057 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, IMF’yi Türkiye’nin üzerindeki bir hayalete benzeterek, “Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” dedi.

“PAHALILIKLA MÜCADELE EMEKÇİNİN, YOKSULUN SIRTINDAN YAPILAMAZ”

Özel, seçimi yeniden kazanan belediyeleri ziyaret kapsamında geldiği Eskişehir’de konuştu. Özel, konuşmasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz.

“ÖRTÜLÜ BİR IMF PROGRAMI UYGULANIYOR”

Bugün Türkiye’de örtülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak.” ifadelerini kullandı.

ÖĞRETMEN ATAMA SAYISINI VE MÜLAKATI ELEŞTİRDİ

Özel, ayrıca atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek şunları söyledi:

“Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız.

CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız. Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler.

Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte?

ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG

Atayamıyormuşsun. Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozelden-bakan-simseke-tepki-biraz-da-zenginlerle-ugras-yoksulun-pesini-birak/feed/ 0
Ehliyetsiz sürücünün çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin annesi adalet arıyor https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/#respond Thu, 09 May 2024 23:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31037 Haber- GAYE ŞEYMA CAN- Kamera/ MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, sonra ABD’ye kaçırıldığı ortaya çıkan 17 yaşındaki ehliyetsiz T.C.’nin çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci ANKA’ya konuştu. Gözyaşlarına hakim olamayan Pervin Aci, “60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine hanıma hepsine seslendim… 2 saniye de olsa beni düşünsünler” dedi.

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde, 17 yaşındaki ihleyitsiz sürücü T.C., 1 Mart gecesi Kemerburgaz yolunda arızalanan ATV motorunu emniyet şeridinde durarak kontrol eden gruba cipiyle çarpmış, çarpma sonucu evli bir çocuk babası 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetmiş, 4 kişi de yaralanmıştı. Olayın sorumlusu T.C, annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Olay, olduğu günden beri Türkiye gündeminden düşmezken, o günden beri adalet arayan Aci ailesi ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“60 GÜNDÜR KİMSE BİZE CEVAP VERMİYOR”

Anneler günü öncesinde kalbinin kırık olduğunu ve gücü kalmadığını belirten, anne Pervin Aci bütün annelerin anneler gününü kutladığını, ancak olaya karışan 9 çocuğun annesinin anneler gününü kutlamadığını kaydetti. Aci, şöyle konuştu:

“Kendi bilir, gelirse gelir, gelmezse orada yargılansın. 60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene, habire seslendim… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine Hanım’a hepsine seslendim. Herbirini aradım, milletvekillerimizin hepsini aradım. Yalnızca bir milletvekilim cevap verdi, Kürşat Zorlu. Çağrım, 2 saniye de olsa beni düşünsünler, onların da evlatları var.”

“TORUNUMU MUAYENEYE DEDESİ GÖTÜRDÜ”

Cuma günü Murat Aci’nin oğlu, torununu sünnet ettirmek üzere hastaneye götüreceğini söyleyen Pervin Aci, “Dün çocuk servisine götürdük, büyük babası elinden tutup getirdi muayeneye. Volkan gibi kaynadım. Anneler günü hiç gelmesin bana. Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun, yalnızca iyi annelerin. Eylem Tok gibilerinin değil. Çağrıya da gücüm kalmadı. İlaçlarla duruyoruz ayakta” dedi.

“ÜLKESİNE ELLERİ KELEPÇELİ DÖNMESİN, BİNSİN UÇAĞA GELSİN”

Baba Özer Aci ise anne Eylem Tok’a bir kez daha seslendi, “Ülkesine elleri kelepçeli dönmesin, kendi uçağa binip gelsin” dedi. Özer Aci, şöyle konuştu

“Bugün 70. gündeyiz. Adalet arayışımız devam ediyor. Hep hak hukuk dedim adaletten bahsettim. Eninde sonunda Eylem hanım gelip teslim olacak. Çünkü bir insan evladına bu kadar kötülük yapmaması lazım. Her geçen gün kendi aleyhine çalışıyor. Farketmiyor. Farketse de dönüş için kendine zemin hazırlıyor. Kendi ülkesine eli kelepçeli gelmesin, uçağa binsin kendisi gelsin. Ben yalnız değilim. Acımızı acısı deyip paylaşan, göz yaşımızı gözyaşım deyip paylaşan binlerce insan var. Onun için bir nebze huzurluyum bu konuda. Benimle ağlayan binlerce insan var. Ben olmasam da bu davayı yürütecek birileri muhakkak vardır. Gün geçtikçe yara kabuk bağlar ama benim yaram kabuk bağlamıyor. İlk başta basını susturmaya çalıştırlar, haberleri tam yapmamaya başladılar ama sonuç, gerçekler ortaya çıkıyor. Daha sonraki günlerde daha ne gibi gerçekler ortaya çıkacak göreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: CHP Belediyeciliği Türkiye Genelinde İlgiyi Artıracak https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-belediyeciligi-turkiye-genelinde-ilgiyi-artiracak/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-belediyeciligi-turkiye-genelinde-ilgiyi-artiracak/#respond Thu, 09 May 2024 23:00:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31021 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtsandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar için de CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, talebi, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz.” dedi.

CHP İl Başkanlığı önünde kurulan platformdan vatandaşlara hitap eden Özel, önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yıllarca kente hizmet ettiğini, bayrak devir teslimiyle bir Cumhuriyet kadını olan Ayşe Ünlüce’ye el verdiğini söyledi.

Yerel seçimleri “Türkiye ittifakı”yla kazandıklarını, ittifakın büyük bir moralle güçlenmeye devam ettiğini belirten Özel, “Cumhuriyet Halk Partisinin üye kampanyasında üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan stantlarımız oluyor. Ankara, genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. İkizler geliyor, gülüyoruz, şaşırıyoruz öbür hafta üçüzler geliyor memnun oluyoruz, dördüzler geliyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor.” ifadesini kullandı.

Özel, partisinin Yerel Yönetimler Eğitim Eşgüdüm ve Denetim Komisyonunun, Büyükerşen başkanlığında hızla çalıştığını dile getirdi.

Partisinden seçilen başkanların belediyecilik hizmetlerine değinen Özel, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtsandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar için de CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, talebi, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız. Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka öz denetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde, halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştayın yeniden güçlendirileceği gerek Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı bir kesin hesap denetim komisyonunun kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın ortadan kalkacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”

Öğretmen adayları ve emeklilerle bir araya gelecekler

Özel, sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracaklarını anlattı.

Öğretmen atamalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları kaydetti:

“Mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, mikrofonlarımızı bu taleplere açtık ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan kendisi açıklamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Milli Eğitim Bakanı salı günü sadece ’20 bin atama’ dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan, ‘mülakatı kaldırıyoruz diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız. Gençlerin kendilerinden, ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler.”

Özgür Özel, öğretmen alımlarında mülakatların yeni sistemle yapılacağının, 45 dakika süreceği ve kamerayla kayıt altına alınacağının söylendiğini aktararak, “Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla ve çağdaş bilimsel laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkesle 18 Mayıs’ta saat 13.00’te İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz, onların sesini duyuracağız. Müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Hepinizi bekliyorum.” diye konuştu.

Özel, emeklilere destek olmak için de 26 Mayıs’ta Ankara’da miting düzenleyeceklerini duyurdu.

Kim hak arıyorsa onların yanında olmayı sürdüreceklerini ifade eden Özel, “Orta Vadeli Program’da enflasyon tahmini yüzde 33’ken, 3 ay önce yüzde 36, şimdi yıl sonu için yüzde 39’a revize ettiler. Her geçen gün beklentilerini yükseltiyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Özel’e CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ile partililer eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-belediyeciligi-turkiye-genelinde-ilgiyi-artiracak/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: ‘Erdoğan, ‘Genel Başkana brifing verilsin’ talimatı verdi’ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-erdogan-genel-baskana-brifing-verilsin-talimati-verdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-erdogan-genel-baskana-brifing-verilsin-talimati-verdi/#respond Wed, 08 May 2024 23:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30896 (ANKARA)- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sayın Cumhurbaşkanı’yla yaptığımız görüşmede yaptığım dış temaslar hakkında bilgiler verdim. Bir dosya sundum. Filistin için sol ve sosyalist partilere yazdığım mektuplar, SPD konuşmam, Türkçeleri Sayın Cumhurbaşkanı’na verdiğim dosyalarda var. Ayrıca ‘Yurt dışına gitmeden önce Dışişleri Bakanlığı’ndan brifing almam lazım’ dedim. Kendisi dedi ki; ‘Bu konularda hatta daha da genişletti, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanlarımız, Sayın Başkan ihtiyaç duyduğunda brifing versinler ve bu temaslar sağlasın.’ Bu önemli bir adımdı” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk’te gazeteci Esra Toptaş ve Fevzi Çakır’ın konuğu oldu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi hakkında konuştu.

Özel, şunları söyledi:

“Şüphesiz yeni bir dönem başladı. Atanmayan öğretmenler, mülakat mağdurları ve müfredatın böyle hızla değiştirilmesine itiraz eden herkesi 18 Mayıs’ta yani Gençlik Bayramı’ndan bir gün önce İstanbul’da Saraçhane Meydanı’nda bir büyük mitinge davet ettik. 26 Mayıs günü de Ankara’da Emeklilerle Tandoğan Meydanı’nda 10 bin liralık en düşük emekli maaşına isyan edeceğimiz ve tüm emekli maaşlarında iyileştirme için kamuoyunun dikkatini çekeceğimiz bir mitingi duyurduk. Bu tip mitingler, bu tip tematik mitingler sürecek. CHP hem seçim zamanında şunu söyledi; ‘halkın gündeminde olmayan hiçbir gündemin peşine takılmayacağız’ dedi. Seçimden sonra da ‘mağdurların mutlaka sesini duyacağız diye söz vermiştik. Bunlar emeklilerdir, asgari ücrete mesela zam yapılmaması gündemde ve asgari ücret hızla eriyor enflasyon karşısında, onlarla ilgili de haziran ayının ilk haftası içinde bir büyük miting yapacağız. Yani şu günden bir ay sonraya kadar üç büyük kitlesel miting yapılmış olacak ve devamı da gelecek bunların. Bugüne kadar sesini duyurmayan, sessizce kendi ıstırabı çekmek zorunda kalan insanların sesi olacağız. Sesini duyuracağız. Mücadeleyi sürdüreceğiz. Ama bu mücadele sadece miting meydanında ya da sadece örneğin TBMM’nin kürsüsünde mücadele etmekle olmuyor. Bunun bir de müzakere tarafı var. O tarafı da eksik bırakmamak önemli.

“YUMUŞAMA LAFINI DOĞRU BULMUYORUM”

Siyaset sadece münakaşa yapılacak bir kurum değildir. Küslük kaldıracak bir kurum değil. Bu çünkü siyaset konuşularak yapılır. Ama yumuşama lafını hiç doğru bulmuyorum. Defalarca da söyledim, normalleşme. Normali bu. Geçen gün Sayın Bahçeli’yi ziyaret ettim. Randevu istedim bir gün içinde verdi. 7 yıl sonra ilk temas diye bütün gazeteler yazmış. Böyle bir şey olmaz. ‘7 yıl sonra ilk temas ya da işte 22 yılda ikinci kez bir araya geldiler.’ Bunlar doğru değil. Biz yanlış gördüğümüze yanlış diyeceğiz, doğru gördüğümüze doğru diyeceğiz. Müzakereyi yapacağız. İsteklerimizi sıralayacağız. Yerine gelirse teşekkür edeceğiz yerine gelmezse tepki göstereceğiz, mücadele edeceğiz. Bu kadar basit. Gerçek demokrasilerde el sıkışmayan parti liderleri olmaz. Kısa süreli tansiyonlar olur. Bunu sürdürenleri zaten siyaset eler gider. Ayrıca 1977-1980 arası Adalet Partisi ve CHP’nin genel başkanları sıkışmıyordu. Darbeciler el ovuşturdular onları sıkışmayınca. Bunu görmek lazım.

“ERDOĞAN, ‘GENEL BAŞKANA BRİFİNG VERİLSİN’ TALİMATI VERDİ”

Sayın Cumhurbaşkanı’yla yaptığımız görüşmede yaptığım dış temaslar hakkında bilgiler verdim. Bir dosya sundum. Filistin için sol ve sosyalist partilere yazdığım mektuplar, SPD konuşmam, Türkçeleri sayın Cumhurbaşkanına verdiğim dosyalarda var. Ayrıca dedim ki; ‘bir devlet geleneğini terkettik son 20 yılda. Benim yurt dışına gitmeden önce Dışişleri Bakanlığı’ndan brifing almam lazım. O ülkeyle ilişkilerim nasıl, sorunlarımız nasıl, iş birliklerimiz de noktada, önümüzdeki fırsatlar riskler ne ve aslında benden ne beklersiniz? Üzerinde mutabık olmadığım bir konu varsa o zaman ayrı düşündüğümü söylerim. Ama yüzde 85 Türkiye’nin dış politikasında benzer müştereklerde birleşiyor olmamız lazım. Eskisi gibi sürekli bilgilendirme de yapılmıyor. Gideceğimiz ülkeyle ilişkiler konusunda bize brifing vermelisiniz. ve dönüşte de bizim bilgi vermemiz lazım.’ Bunları Sayın Cumhurbaşkanına bunları söyledim. Burada pozitif yaklaşıp bir talimat verdiği için bunu söyleyeceğim. Kendisi dedi ki; ‘Bu konularda hatta daha da genişletti, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanlarımız, Sayın Başkan ihtiyaç duyduğunda brifing versinler ve bu temaslar sağlasın.’ Biz diğer bakanlarla da bizim genel başkan yardımcılarımızın iletişiminin faydalı olacağını söyledik. Bu konuda da bir talimat vereceğini söyledi. Bu önemli bir adımdı.

“‘OTURMA DÜZENİ BİZİM AÇIMIZDAN SORUNLUDUR, TELAFİSİ GEREKİR’ DEDİM”

Cumhurbaşkanı’yla görüşmeye gittiğimizde odaya girdiğimde karşılıklı oturma düzeni beklerken üç koltuk vardı. Şaşırdım, burada denge nasıl sağlanacak diye. Hemen fark ettim. Oturma düzeni önemli bir şey, önceden de konuşmuştuk. Sayın büyükelçimiz, Sayın Hasan Doğan’la görüştüğünde oturma düzeninin her iki tarafın eşit şartlarda oturacağı düzen olmasını temin edeceklerini taahhüt etmişti. Girdiğimizde ona uygun düzen yoktu. İlk anda kameralar önünde sorun edip, gerginlik yaşanıyor görüntüsünü vermek istemedim. Biz üç yerde randevu talep ettik: Çankaya Köşkü, TBMM ve AK Parti Genel Merkezi ancak Beştepe’de verilseydi, oraya da giderdik ama orada zorluklarımız olduğunu söyledim. Bunun için Hasan Bey de emek sarfetti. ‘Oturma düzeni bizim açımızdan sorunludur, telafisi gerekir’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanı da AK Parti kaynakları da doğruladı, o yüzden söylüyorum; kendisi ‘Biz de bir iadeiziyarette bulunalım, CHP Genel Merkezi’ne olur mu’ dedi. Ben de ‘Gayet isabetli olur, memnun oluruz’ dedim.

“SİYASETÇİ ELEŞTİRİYE AÇIK OLACAK”

Taha Hüseyin Karagöz, Yeni Şafak’ta çalışırken bana bir yolla ulaştı. ‘Ben TV Net’te program yapıyorum ‘Zor Sorular’ diye, sizin Meclis’te performansınızı görüyorum, benim zor sorularıma cevap vermek istemezsiniz’ gibi bir mesajla programına davet etmişti. Nezaketli dille söylemişti. Ben de ‘tamam’ deyip gitmiştim. Kamuoyunda çok tartışılan konuyu sert üslupla soruyor. Karşı mahallede programın bizim tezlerimiz açısından faydası olmuş. Meclis’te geldi, evleniyormuş. ‘Birçok yere dağıttım, şeref verirsiniz’ dedi, davetiye verdi. Siyasetçi eleştiriye açık olacak. Bütün eleştiriler başım üstüne. Kızıp da bir şey demem. Yeni dönemin ruhu başka bir şey. Buna belki içinden rahatsız olup, kamuoyundaki büyük destek üzerine bir şey demeyen, mahalle kavgasının yaralarını unutmayan, haklı da olabilecek kadar bazı arkadaşların tepki gösteriyor olmasını anlıyorum. Eleştirileri anlıyorum, buradaki pozisyonum eleştiren arkadaşlar gibi değil. AK Partili kalemlerle sıkı fıkı oluyorum diye bir şey yok. Hayatımda kimsenin elini havada bırakmadım. Kapıma gelen, randevu isteyen birisine ‘hadi kardeşim git’ diye bir şey olmaz.

“CHP’NİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNÜ, OKYANUSU GEÇECEK İKEN DEREDE BOĞULMASINA KİMSEYE İZİN VERMEYECEĞİZ”

İlk önce Balıkesir’de belediye başkanımız, 6 ay boyunca kendisine yardımcı olduğu gerekçesiyle milletvekilinin ağabeyini danışman atadı. Telefon açtık, istifa etti. Dün Bursa’yla konuştum, net olarak mesajımızı verdik. İstifa ettirdiler. Adana’dan haber geldi, çözülecek. Eş, dost kayırmacılığı CHP’nin yapacağı bir şey değil. AK Parti’de bunun olmadığı belediye yoktu, normal karşılıyorlardı. Biz bunu eleştirdik. Adalet ve Kalkınma Partisi koyu gri, bir nokta koysan kolay görünmüyor; CHP bembeyaz, dokunduğun yerde sırıtıyor. Kurşun kalemle kimsenin dokunmasına izin vermem. CHP belediyelerinde eşgüdüm, eğitim ve denetim departmanı kuruyoruz, başında Yılmaz Büyükerşen var. Denetimin altında 20 Sayıştaycı, onun yanında mülkiye müfettişleri, önceki dönem milletvekilleri. Bundan sonraki dönemde CHP’nin iktidar yürüyüşünü, okyanusu geçecek iken derede boğulmasına kimseye izin vermeyeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-erdogan-genel-baskana-brifing-verilsin-talimati-verdi/feed/ 0
İsrail, Refah’ın doğusundaki çatışmalara rağmen Kerem Şalom geçidini yeniden açtı https://www.haber60.com.tr/israil-refahin-dogusundaki-catismalara-ragmen-kerem-salom-gecidini-yeniden-acti/ https://www.haber60.com.tr/israil-refahin-dogusundaki-catismalara-ragmen-kerem-salom-gecidini-yeniden-acti/#respond Wed, 08 May 2024 23:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30873 Gazze’nin güneyindeki Refah’ın doğusunda bombardıman ve ağır çatışmalar sürerken İsrail yardım geçişi için kilit konumdaki Kerem Şalom geçidini yeniden açtığını duyurdu.

İsrail, Pazar günü bir roket saldırısından sonra kapanan Kerem Şalom geçidinden yardım kamyonlarının geçtiğini savunuyor.

Ancak Birleşmiş Milletler (BM) geçitten herhangi bir yardım malzemesinin geçmediğini belirtti.

Çarşamba günü İsrail hava saldırılarının ardından dumanların yükseldiği Refah’ta ağır ateş sesleri duyuldu. İsrail ordusu kentin doğusunda sınırlı bir kara operasyonunun devam ettiğini açıkladı.

İsrail ordusu, son 24 saatteki çatışmalarda, “teröristleri yok ettiklerini ve terör altyapısıyla birlikte yer altı tünellerini ortaya çıkardıklarını” açıkladı. Bu sürede 100 “terör hedefini” vurduğunu söyleyen İsrail güçleri, Refah geçidinin Gazze tarafına baskınlar düzenlendiğini de belirtti.

Refah’ta yaşayanlarsa gece boyunca yoğun bombardımana tanık olduklarını söylüyor. Sabah bölgeden gelen görüntülerde hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında yakınlarını arayan insanlar görünüyordu.

İsrail ordusunun haritasına göre “güvenli” bölgede olduklarını söyleyen Reda al-Najili, Reuters’a verdiği demeçte, “Otururken birdenbire patlamalar başladı. Komşumuzun evi yok oldu ve evimizin içi hasar gördü. Evde sadece siviller vardı. Kadınlar öldü. Yaralananların hepsi çocuktu” dedi.

Filistinli sağlık görevlileri beşi çocuk yedi kişilik bir ailedeki herkesin, Gazze Şehri’nin kuzeyindeki Zeytun mahallesindeki bir eve gece yapılan hava saldırısında öldüğünü söyledi.

İsrail ordusu Gazze’nin doğusundaki bazı bölgelerde yaklaşık 100 bin kişinin daha güvenli yerlere gitmesini istedi.

Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Refah’taki her üç hastaneden birinin “yakınındaki çatışmalar ve Refah’taki operasyon nedeniyle işlevini yerine getirmediğini” söyledi.

Ghebreyesus, BM yardımları olmadan kısmen çalışan Kuveyt ve Emirlik hastanelerinin de yakıtının biteceği uyarısında bulundu:

“Gazze’nin güneyindeki hastanelerin üç günlük yakıtı kaldı bunun anlamı hizmetlerinin yakında durabileceği”.

WHO, Han Yunus’ta durumu ağır hastaların bakıldığı Avrupa Gazze Hastanesi’nin yakında erişilemez hale gelebileceğini söyledi.

İsrail ordusu Çarşamba sabahı Kerem Şalom geçidinin yeniden açıldığını ve yardım malzemelerinin detaylı bir incelemeden sonra Gazze tarafına geçişine izin verileceğini duyurdu.

Ordu aynı zamanda Gazze’nin kuzeyindeki Erez geçişinin faaliyetlerine yeniden başladığını açıkladı.

Ancak BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA, Kerem Şalom ya da Refah geçitlerinden herhangi bir yardımın ulaşmadığını söyledi.

UNRWA’nın Kıdemli Yardımcı Direktörü Scott Anderson, “Gazze Şeridine yardım gelmiyor, Refah geçidinde askeri operasyonlar sürüyor, gün boyunca bu bölgede bombalamalar devam etti” dedi.

İsrail Hükümeti Sözcüsü Avi Hyman ise, Kerem Şalom’un açık olduğunu söyledi ve, “BM’ye Gazze tarafından neden bu kadar çok yardım fazlası olduğunu ve dağıtılmadığını sormak istiyorum” dedi.

Kerem Şalom Gazze’ye yardım girişinde kilit konumda ve İsrail Pazar günkü roket saldırısından sonra bu geçidi kapatmıştı.

BM, İsrail’in Refah geçidinin Filistin tarafını ele geçirdiğini açıklamasının ardından, Salı günü İsrail’in Gazze’ye yardım için iki ana damarı “kestiğini” söyleyerek uyarıda bulunmuştu.

Diğer yandan yeni bir ateşkes ve rehine anlaşması için müzakereler Kahire’de yeniden başladı.

İsrail Pazartesi günü Hamas’ın onayladığı üç aşamalı ateşkes ve rehine takası teklifinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.

Bunun ardından Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Hamas’ın teklifi gözden geçirerek açıkları kapatabileceğine inandığını belirten bir açıklama yaptı.

7 Ekim’de 1,200 kişinin öldüğü ve 253’ünün rehin alındığı Hamas saldırılarından sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 34 binden fazla kişi öldürüldü.

Savaşın yedinci ayında İsrail, Refah’ı ele geçirmeden zafer elde etmesinin imkansız olduğunda ısrar ediyor.

Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sürecinde Hamas 105 rehineyi serbest bırakmış bunun karşılığında İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli serbest bırakılmıştı. İsrail kalan 128 rehinenin 36’sının öldüğünü varsayıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-refahin-dogusundaki-catismalara-ragmen-kerem-salom-gecidini-yeniden-acti/feed/ 0
TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Hakkımız olanı almak için kimseye teslim olmayacağız https://www.haber60.com.tr/tip-genel-baskani-erkan-bas-hakkimiz-olani-almak-icin-kimseye-teslim-olmayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/tip-genel-baskani-erkan-bas-hakkimiz-olani-almak-icin-kimseye-teslim-olmayacagiz/#respond Wed, 08 May 2024 22:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30865 (ANKARA)- Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de; “Siyasette elbette ki mücadele kadar müzakere de meşrudur. Ancak zaten hakkımız olanı almak için, zaten olması gerekenin yapılabilmesi için hiç kimseye teslim olmayacağımızı, hiç kimseden özür dilemeyeceğimizi, hiç kimsenin karşısında geri adım atmayacağımızı da bütün kamuoyunun bilmesini isterim. Biz bu iktidarı tanıyoruz. Yerel seçim hezimetinden çıkışın bir yolu olarak karşılarında direnen milyonlarca insana da zaten yapmaları gerekeni yapacakları için geri adım attırmaya çalışmalarını kabul etmiyoruz” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün TBMM’de gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. Baş, konuşmasına 52. ölüm yıl dönümleri nedeniyle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anarak başladı.

“GEZİ TUTSAKLARININ SERBEST BIRAKILMASI İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”

“Türkiye’de bugün adalet katledilmektedir” diyen Baş, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin 1. yıl dönümünün yaklaştığını anımsatarak”Seçimin 1. yılı olan 14 Mayıs ile Gezi’nin yıl dönümü olan 31 Mayıs arasında Türkiye’nin dört bir yanında tüm siyasi partilerle, tüm sendikalarla, meslek odalarıyla ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte adalet mücadele yükseltme çağrısı yapıyoruz. Gezi tutsaklarının serbest bırakılması, Gezi’de kaybettiğimiz kardeşlerimizin, evlatlarımızın hesabının sorulması için adalet mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

“SİNAN ATEŞ CİNAYETİNİN ARKASINDAKİLERİ AYDINLATMAK İÇİN BU YARGI İŞLEMİYOR”

Ülkede kimsenin kendisini yalnız hissetmeyeceği toplumsal dayanışmayı kurmak için mücadele çağrısı yapan Baş, “Meydanda 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen işçilere yargı tıkır tıkır işliyor ama oğlunu yurt dışına kaçıran Eylem Tok için, trafikte motokuryeyi katledip kaçan Sudan Cumhurbaşkanı’nın oğlu için, bütün Türkiye’nin Ankara’nın göbeğinde planlı biçimde işlenen siyasi cinayet olduğundan hiç şüphe etmediği Sinan Ateş cinayetinin arkasındakileri aydınlatmak için bu yargı işlemiyor. Ülkeyi de kendileri gibi rezil etmelerine artık yeter demek için birlikte bir mücadele çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.

Baş, şöyle devam etti:

“AKP İKTİDARININ 1 MAYIS’I KEYFİ BİÇİMDE YASAKLAMA GİRİŞİMİDİR SUÇ OLAN”

“Biz siyasette hem mücadelenin hem müzakerenin bir yeri olduğunu kuşkusuz kabul ediyoruz. Ancak iktidarın tümüyle haksız olduğu, tümüyle hukuksuz uygulamaları birer pazarlık konusu olarak kamuoyunun önüne çıkartılmaya çalışılıyorsa, üstelik insanların bundan mutlu olması gerektiği anlatılıyorsa buna dair de söyleyecek bir çift sözümüzün olması gerekiyor. Televizyonlarda dört bir yandan yumuşama, normalleşme söylemleri geliştirilirken ben Çağlayan Adliyesi’nde 1 Mayıs günü evleri basılarak gözaltına alınan arkadaşların hakim karşısına çıktıkları sırada yanlarındaydım. Devletin gözetiminde açık şiddete, kaba dayağa, işkenceye maruz kaldılar. Bu tablo karşısında bu normalleşmeyi, bu yumuşamayı sorgulamak, sorgulatmak bizim sadece görevimiz değil aynı zamanda sorumluluğumuzdur diye düşünüyorum. AKP iktidarının 1 Mayıs’ı keyfi biçimde yasaklama girişimidir suç olan.

“HAKKIMIZ OLANI ALMAK İÇİN KİMSEYE TESLİM OLMAYACAĞIZ”

Siyasette elbette ki mücadele kadar müzakere de meşrudur. Ancak zaten hakkımız olanı almak için, zaten olması gerekenin yapılabilmesi için hiç kimseye teslim olmayacağımızı, hiç kimseden özür dilemeyeceğimizi, hiç kimsenin karşısında geri adım atmayacağımızı da bütün kamuoyunun bilmesini isterim. Biz bu iktidarı tanıyoruz. Yerel seçim hezimetinden çıkışın bir yolu olarak karşılarında direnen milyonlarca insana da zaten yapmaları gerekeni yapacakları için geri adım attırmaya çalışmalarını kabul etmiyoruz.

“EKONOMİK KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Meclis personelinin kullandığı servislerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılacağı söyleniyor. Şimdi Meclis’te onlarca, yüzlerce makam arabası her gün dünya kadar masraf yaparken işçileri getirip götüren servislerden tasarruf etmeyi düşünen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu ekonomik kriz dedikleri sıkışmanın faturasının yoksullara, emekçilere, halka ödetmeye çalışan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız.

“İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN, ALIN TERİNİN HAKKINI MAHŞERE BIRAKMAYACAĞIZ”

Bir tane kurum var, açlıkla, sefaletle boğuşan yurttaşlara sesleniyorlar, sabredin diyorlar. Ama her gün lüks araçlarıyla gündemlere geliyorlar. Tasarruf tedbirleri bu ülkenin emekçilerinde kemerde delik açılacak bir yer dahi bırakmamışken bu kurumun yetkilileri kefenin cebi yoktur diyerek ceplerine lüks araçların anahtarlarını doldurarak hayatlarını sürdürüyorlar. İşte bu Hazine Bakanı’nın temsil ettiği program ancak böyle ayakta kalabilir. Bunların hesabı öte tarafa falan kalmayacak. İşçinin, emekçinin, alın terinin hakkını mahşere bırakmayacağız. Emekçilerin alın terini sömürerek yaşadıkları bu şatafat düzenine mutlaka ama mutlaka son vereceğiz.

“İNSANLARI, DOĞAYI KATLEDEN 6. FİLOYA DEFOL DİYORUZ”

Bir grup dünya geneline yayılmış tek bir şirketin doymak bilmeyen iştahının adıdır siyanürlü altın. Sanki altın madenlerin insan hayatını ve doğayı tahrip etmiyormuş gibi daha 80 gün önce bu ülkede bir cinayet yaşanmamış gibi bu açgözlüler, 16 Mayıs’ta Ankara’da bir etkinlik gerçekleştireceklerini ilan etmiştir. Altın Madencileri Derneği ve Dünya Altın Konseyi ortak etkinliği olan bu etkinliğin konu başlıklarını hepimiz tahmin edebiliyoruz. Buna karşı çevre mücadelesi veren yurttaşlarımız, çevre örgütlerimiz ‘6. Filo defol’ çağrısı yapıyorlar. Bu çağrıya aynen katılıyoruz. İnsanları, doğayı katleden ‘6. Filo’ya defol’ diyoruz ve bu etkinliği derhal iptal etme çağrısı yapıyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tip-genel-baskani-erkan-bas-hakkimiz-olani-almak-icin-kimseye-teslim-olmayacagiz/feed/ 0 Zonguldak’ta Ticari Taksi Sokak Köpeğine Çarptı, Hayırseverler Yardıma Yetişti https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ticari-taksi-sokak-kopegine-carpti-hayirseverler-yardima-yetisti/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ticari-taksi-sokak-kopegine-carpti-hayirseverler-yardima-yetisti/#respond Tue, 07 May 2024 06:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30629 Zonguldak’ta ticari taksinin çarparak uyluk kemiğinin çıkmasına sebep olduğu sokak köpeğinin imdadına hayır severler yetişti. Köpeğin acı çekerek aracın altından çıktığını anlatan hayvan sever Zerrin Çeliktaş, sürücünün köpeğe yardım etmek yerine müşterisini almaya gittiğini anlattı.

Geçen Cuma günü İncivez Mahallesi Bahar Sokak’ta plakası ve ismi öğrenilemeyen ticari taksi sürücüsü sokak köpeğine çarptı. Köpeğin acı çekerek aracın altından çıkmaya çalıştığını gören hayır sever Zerrin Çeliktaş, köpeğin yanına gitti.

Taksi sürücüsünden yardım isteyen Çeliktaş, sürücünün aracının tamponunu düzeltip müşterisini almaya gittiğini anlattı. Yakınları vasıtasıyla ekipleri olay yerine çağıran Zerrin Çeliktaş, yaralı köpeği Zonguldak Veteriner Kliniği’ne getirdi.

Röntgen filminde uyluk kemiği yerinden çıktığı tespit edilen ve ismi “Şans” konulan köpek ameliyatın ardından ayağa kalkıp yürümeye başladı. Fizik tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşması hedeflenen köpeği her gün ziyarete gelen Çeliktaş, taksi sürücüsü hakkında polise giderek şikayetçi olduğunu söyledi.

“Köpeği bırakıp müşterisini almaya gitti”

Taksi sürücüsünün köpeğe çarptıktan sonra bağırarak tamponunu düzeltmeye çalıştığını ardından da müşterisini almaya gittiğini söyleyen Çeliktaş şöyle dedi:

“Köpek tamponun altına giriyor. Taksi şoförü o anda durdu. Köpek acı çekerek oradan çıktı. Taksi şoförüne ‘Yardım edelim’ dememe rağmen bağırarak tamponu düzeltip ‘onun hiçbir şeyi yok olan benim arabama oldu’ dedi. O andan itibaren zaten ben hemen telefonlara sarıldım. Tanıdıkları aradım. Köpeğe nasıl yardım edebiliriz diye düşünmeye başladım. O kişi etrafta bağırıp çağırarak hatta yukarıda hakaretler, küfür ederek kendi yapmış olduğu hatayı böyle kapatmaya çalıştı. Yanımızdan çekip gitti. Müşterisini almaya gitti. Ondan sonra hiçbir şekilde ne arayıp ne sordu. Biz orada bir saat boyunca ekip gelmesini sağladık. Köpeği orada bırakmadık. Yardım etmeye çalıştık. Veteriner hekime getirdik. Burada da tedavi ettirdik. Hiçbir şekilde o şahıs bizi arayıp sormadı” dedi.

Taksi sürücüsünden şikayetçi olduklarını anlatan Çeliktaş, “Köpeğe çarpıp bırakıp gitti. Emniyete gidip şikayetçi olduk” şeklinde konuştu.

“Bu insanın yaptığı cezasız kalmamalı”

Sürücünün “Köpek bana çarptı” diye kendini savunduğunu söyleyen Zerrin Çeliktaş, “Hepimizin başına gelebilir bu durum. Bizlerin de başına gelebilir. Orada duyarsız kalıp da vicdansızlık yapıp da o yavrucağı orada bırakmamalıydı. Acı çekiyordu. Bir an önce acısını dindirip, yardım etme çabasına girdim. Arkadaşlarımı, belediyeyi aradım. Çevremdeki insanlar koşturdu. Arkadaşım Esra her şekilde yanımda oldu. Üç gündür biz uyku uyumuyoruz. Durmuyoruz. Buraya ziyarete geliyoruz. Bu insanın yaptığı yanına kalmamalı, cezasız kalmamalı. Yanına kalmamalı, herkese örnek olmamalı.”

Sokakta hayvanların olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Çeliktaş, “Anlatırken bile o anı yaşayarak anlatıyorum. Ben de köpek bakıyorum. Bakmasam bile o da bir canlı. Onun da bir canı var. Görmemezlikten gelmeyelim. Haklarını sonuna kadar savunalım” ifadelerine yer verdi.

Arkadaşı Zerrin Çeliktaş’ın kendisine haber vermesi üzerine olayı öğrendiğini söyleyen Esra Üstünkol da “Üç dört gündür ne yiyoruz ne içiyoruz ne de uyuyoruz. İnsanların duyarlı olmasını istiyoruz. Sokak hayvanları onlar benim gözümde bir bebek. Duygularını tarif edemiyorlar. O taksi şoförünün çekip gitmesi, o köpeği orada bırakması. Böyle bir olay yaşansa bile alıp tedaviye götürsünler” şeklinde konuştu.

“Güçlü bir darbe ile kemik yerinden çıkmış”

Köpeğin güçlü bir darbe ile uyluk kemiğinin yerinden çıktığını söyleyen veteriner hekim Ömer Faruk Alkan, “Bu kemiğin çıkabilmesi için güçlü bir darbe alması gerekiyordu. O darbeyi almış ve eklemden tamamen kemik çıkarılmış. Operasyona girdik ve şu an genel durumu çok iyi. Ayağa kalkmaya ve yürümeye başladı. Yaklaşık 15 günlük fizik tedavi ve bakım sonrasında artık sokağa çıkabilecek duruma gelecek” şeklinde tedavi sürecini anlattı. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ticari-taksi-sokak-kopegine-carpti-hayirseverler-yardima-yetisti/feed/ 0
Ukrayna’da savaşta evlenen çift, sığınakta birkaç gün sonra dul kaldı https://www.haber60.com.tr/ukraynada-savasta-evlenen-cift-siginakta-birkac-gun-sonra-dul-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/ukraynada-savasta-evlenen-cift-siginakta-birkac-gun-sonra-dul-kaldi/#respond Tue, 07 May 2024 04:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30627 “Folyodan yaptığı alyansla evlenme teklif etti. Tabii ki evet dedim” diye anlatıyor Valeria Subotina.

“O benim hayatımın aşkıydı. Yüzüklerimiz mükemmeldi”

Ukrayna ordusunda yüzbaşı olan 34 yaşındaki Andriy Subotin ile savaştan önce Mariupol’da evlenmeyi planlıyorlardı.

Arkadaşları ve aileleriyle yapacakları büyük kutlamayı konuşuyorlardı.

Ancak bu stratejik liman şehri, işgal ile birlikte Rus ordusunun ilk hedef aldığı yerlerden biri oldu.

Kuşatma altındaki Mariupol sürekli Rus bombardımandaydı. Alevler içindeki sokaklarda, yiyecek, içecek, elektrik yoktu.

Neredeyse üç ay süren ablukada on binlerce sivilin öldürüldüğüne inanılıyor.

Kentte yaşayan çok sayıda kişi içinde 30’dan fazla bomba sığınağının bulunduğu Azovstal çelik fabrikasına sığındı.

Bu sığınaklar Sovyetler döneminde bir nükleer savaştan korunmak için inşa edilmişlerdi.

Valeria bu sığınaklardan birinde evlendikten iki gün sonra dul kaldı.

‘Hayatta olmam bir mucizeydi’

Valeria, Rusya’nın işgali öncesinde bir şairdi. İşgal ile birlikte ise Azak Tugayı’nın basın sorumlusu oldu.

Bu silahlı grup aşırı sağ bağlantılı olduğu iddiasını reddediyordu.

Rusya’nın Mariupol’e yönelik saldırısı yoğunlaşırken, Ukrayna birlikleri sivillerle birlikte Azovstal fabrikasının sığınaklarına çekilmek zorunda kaldı.

Valeria, deliklerden girilen sığınaklara inmek için kısmen çürümüş merdivenleri kullanmak zorunda kaldıklarını hatırlıyor.

Valeria, “Geçitler ve tüneller boyunca aşağıya doğru ilerledikten sonra küp şeklinde beton bir oda ile karşılaştık” diye hatırlıyor.

Bu sığınaklarda yiyeceklerini pişirebilecekleri derme çatma mutfaklar inşa ettiler.

Un bulduklarında hamur yoğurup kek pişiriyorlardı.

Valeria, “Buna ekmek diyorduk ama aslında bu sadece kekimsi bir şeydi. Bu şekilde hayatta kaldık. Sürekli açlık sınırındaydık” diye anlatıyor:

“Fare gibiydik, ne bulursak bir araya getiriyorduk. Paçavraların veya kıyafetlerin üzerinde uyuyorduk.

“Sığınaktaki bazı yerler zifiri karanlıktı ama gözleriniz bir süre sonra buna alışıyordu ve bunu normal sanıyordunuz. Ama tabii o zamanlar hayatımızda normal hiçbir şey yoktu.”

15 Nisan 2022’de tesise büyük bir füze atıldı. Valeria da yaralananlar arasındaydı:

“Kendimi cesetlerin arasında buldum. Hayatta olmam bir mucizeydi ama aynı zamanda korkunç bir trajediydi”.

Şiddetli bir beyin sarsıntısı geçiren Valeria, Azovstal’daki yeraltı hastanesinde sekiz gün tedavi gördü.

Bu derme çatma yerde uzuvları kesilmiş yüzlerce askerin arasındaydı:

“İlaç çok az olduğu için gerekli tedaviyi olamadılar. Her yerde kan ve çürümüş beden kokusu vardı”

Valeria’nın eşi Yüzbaşı Andriy de Azovstal’da görevliydi. Yaralandıktan kısa bir süre sonra, hemen orada, sığınaklarda Valeria’ya evlenmeyi teklif etti.

5 Mayıs’ta çift, gerekli belgeleri imzaladı. Bu belgelerin kopyaları, resmiyet kazandırmak için Andriy’nin Kiev’deki ebeveynlerine gönderildi.

Evlilik törenlerini sığınakta yaptılar, üniformalarını giydiler ve folyodan yüzüklerini taktılar.

Andriy, Valeria’ya savaş bittiğinde ona uygun bir alyans alacağı sözünü verdi.

Ancak 7 Mayıs’ta bir saldırı sırasında ateş hattında kalarak öldürüldü.

Valeria, “İnsanlar sevdiklerinin öldüğünü hissettiklerini söylerler ama ben hiç böyle bir şey hissetmedim” diyor:

“Tam tersi Andriy’nin öldürüldüğü gün (ölüm haberini almadan önce) keyfim yerindeydi. Yeni evlenmiştim ve aşıktım.”

Kocasının ölüm haberini aldığında ağlamadığını, üzüntüsünü içine attığını söyledi.

“Azovstal’da bir gün sanki bir yılmış gibi geçiyordu. Önce gelin oldum, sonrasında bir günlük eş oldum ve ertesi gün de… Bu kelimeyi ağzıma almak istemiyorum”

Savaş esirlerinin durumu

Mayıs ayına gelindiğinde Azovstal çelik fabrikasına sığınan ve 80 gün boyunca yiyecek ve ilaç olmadan hayatta kalmayı başaran binlerce Ukraynalının acilen tahliyesi gerekiyordu.

Önce sivillerin sığınaklardan çıkmasına izin verildi. Askerler ise Rus ordusuna teslim oldu.

Eski takası anlaşması ile serbest bırakılacaklarına inanıyorlardı.

Ancak iki yıllık bir süre geçmesine karşın yaklaşık 900 Azak Tugayı üyesi ile birlikte binlerce Ukraynalı asker halen Rusya’nın elinde bulunuyor.

Aileleri düzenli olarak düzenlenen protestolar ile seslerini duyurmaya çalışıyor ve yetkililere anlaşma baskısı yapıyor.

İşgalin başından bu yana yaklaşık 3 bin Ukraynalı savaş esiri serbest bırakıldı.

10 binden fazla esirin halen Rusya’nın elinde olduğuna inanılıyor.

Birleşmiş Milletler’in araştırması, Ukraynalı savaş esirlerine cinsel şiddet dahil işkence yapıldığını açıkladı.

Valeria da 11 ay boyunca esir tutuldu. İşkence ve tacize uğradığını söyledi. Yakın zamanda hapishanede geçirdiği süreyi anlatan bir kitap yayınladı.

İki günlük eşi Andriy’nin cesedi ise Azovstal çelik fabrikasında kaldı.

“[Ruslar] sevdiğim her şeyi, şehrimi, arkadaşlarımı ve kocamı öldürdü”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukraynada-savasta-evlenen-cift-siginakta-birkac-gun-sonra-dul-kaldi/feed/ 0
CHP Sözcüsü Yücel: “Uzun Yıllar Sonra, Siyasetteki Diyalog Zeminini Oluşturan Özgür Özel Olmuştur” https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/ https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/#respond Mon, 06 May 2024 23:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30613

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Genel Başkan Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesine ilişkin, “Çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız olmuştur. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır” dedi.

CHP MYK, saat 14.20’de, Genel Başkan Özür Özel başkanlığında toplandı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK gündemine ilişkin basın toplantısı yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:

“ÜÇ FİDANIN KALEMİNİ KIRANLAR TARİH SAHNESİNDEN SİLİNDİ AMA DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN ÖLÜMSÜZLEŞTİ”

“Onlar, kısacık ömürlerini ‘tam bağımsız Türkiye’ idealine adayan üç fidan… Onlar kimsenin ezilmediği, herkesin insan onuruna yaraşır bir hayat sürdüğü bir Türkiye hayaliyle emperyalizme karşı tam bağımsız bir Türkiye kurmak için mücadele ettiler. 6. Filo’ya karşı birileri secdeye dururken onlar dimdik durdular ve bu milletin onurunu korudular. ve Deniz, ‘Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’ne önderlik etti. En uzun koşuysa elbet Türkiye’de devrim. Deniz Gezmiş, onun en güzel 100 metresini koştu. Atila İlhan’ın dediği gibi onlar, ‘Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı.’ Üç fidanın kalemini kıranlar tarih sahnesinden silindi ama Deniz, Yusuf ve Hüseyin ölümsüzleşti. Onlar gibi vatan yolunda can veren gençler, halkın kalbinde hep farklı bir yer tuttu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı aramızdan ayrılışlarının 52’nci yıl dönümünde saygıyla ve özlemle anıyorum.

AKP, iktidarda kalmalarının tek yolunun eğitim seviyesinin düşmesine bağlı olduğunu biliyor. İşte bu sebeple eğitim sistemine bilinçli ve sistematik bir şekilde zarar veriyorlar. Bu amaç uğruna bakanlar değişiyor, ucube projeler uyduruluyor, eğitimle alakası olmayan vakıf adı altındaki oluşumlarla protokoller imzalanıyor. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif bilmem nesi’ adıyla yapılmaya çalışılan müfredat değişikliğiyle Türk milli eğitim sistemi, bilimin ışığında laik, çağdaş eğitimden hızla uzaklaştırılıyor. Şimdi de bu bozuk düzene sessiz kalamadığı için istifa eden onurlu bir öğretmenimiz sayesinde, hayalet öğrenci gerçeğiyle tanıştık. Okulda kayıtlı olan ama derse gelmeyen hayalet öğrenciler… 12. sınıflar sınav kaygısı nedeniyle okula gelmek istemiyorlar. Bir nebze haklılık payları da var. Çünkü okulun uyguladığı müfredatla sınavda sorulan sorular uyuşmuyor. Okulda öğretilenler sınavda sorulmuyor. Sınav odaklı son sınıf öğrencilerine başka çare bırakmayan, eğitim sistemindeki bozulmuşluğun ve çürümüşlüğün, bu bozuk düzenin mimarı AKP iktidarına sesleniyoruz: Katlettiğiniz eğitim sistemiyle geleceği kararan evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda. Hayalet öğrenciler dediğimiz, pratikte okula gelmeyen evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda.

“SENİN MAARİF MODELİN SARIKLILAR, CÜBBELİLER, TARİKAT LİDERLERİ”

Sınav sistemiyle bağdaşmayan müfredat nedeniyle okula gelmeyen öğrencilerin yanı sıra bir de ilkokul düzeyindeki hayalet öğrencilerimiz var. Yusuf Tekin’in başında bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) o kadar yozlaştı, o kadar yobazlaştı ve laçkalaştı ki ilkokul çağındaki bir kız çocuğunun okulda kayıtlı olduğu halde okula gelmeyişini, sadece sınav zamanlarında sakallı, cübbeli adamlarca okula getirilip özel odalarda sınavlara sokulduğu iddia ediliyor. Milli eğitim sistemimizi, küçücük yavrularımızın körpe zihinlerini ve geleceklerini, AKP’nin ve Yusuf Tekin’in tarikatları STK olarak gören zihniyetine ve ideolojik sapkınlıklarına kurban etmeyeceğiz. Onlar bu ülkenin umudu. Onlar Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği, Cumhuriyeti koruyacak, kollayacak ve yüceltecek olanlardır. Onları sizin karanlık, yobaz, cemaat ve tarikatlara esir olmuş zihniyetinize asla ve asla kurban etmeyeceğiz. Hayalet öğrenci nedir, neden okula gelmiyorlar, sayıları ne kadar? Bunların hepsini tek tek ortaya çıkaracağız ve sen o koltukta daha fazla oturamayacaksın Yusuf Tekin. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altındaki garabet, senin laik Cumhuriyete ve eğitim sistemine karşı yaptığın bir darbe girişimidir. Biz senin marif modelini çok iyi biliyoruz. Senin maarif modelin sarıklılar, cübbeliler ve tarikat liderleri.

“GEÇİNMEK, HAYATTA KALMA MÜCADELESİNE DÖNÜŞTÜ”

Güzel ülkemizin doğal güzellikleri, bereketli toprakları, tarım imkanları, her ne kadar AKP hükümetleri sata sata bitiremese de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurdurduğu genç Cumhuriyeti kalkındıran sanayisi, birçok alanda iyi yetişmiş insan kaynağı, bu topraklarda yaşayan 85 milyona ekonomik refah sağlayabilecek tarihi ve kültürel birikimi ve zenginliği var. Üç tarafı denizlerle çevrili… Buna rağmen Türkiye, varlık içinde yokluk çeken bir ülke konumunda. İktidar, elinde topladığı gücü ülkenin gelişimine, yoksulluğa ve hayat pahalılığına son verip ekonomik refahın tesis edilmesine değil; bir avuç insanın daha da zenginleşmesine ve ne pahasına olursa olsun kendi iktidarını sürdürmek için kullanıyor. AKP iktidarları döneminin bitmek bilmeyen kabussa enflasyon canavarı… Ne bakanlar eskitti ne merkez bankası başkanları görevden aldırttı. Yine de enflasyonu kimse bitiremedi. Sadece tek bir şey enflasyonu düşürüyor bu ülkede. O da memur ve işçi zamları. Zamların belirlenmesinden bir ay önce ve belirlendiği aylarda, bu düşmek bilmeyen enflasyon hükümetin talimatıyla bilinçli bir şekilde düşürülüyor. Olan yine vatandaşın kuşa dönen maaşlarına oluyor. Artık geçinmek, bir yaşam savaşına dönüştü. Artık geçinmek, insanca yaşamak değil; hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Hiç kimse emeklilik hayali kuramıyor, yazın yapılacak tatilin hayalini kurmak artık lüks. Yatırım yapmak, kira ödemek, faturalar ve gıda dışında harcama yapmak imkansız.

“TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU OECD ORTALAMASININ 10 KATI”

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), nisan ayı gıda fiyatları endeksinin geçen yıla göre yüzde 7,4 gerilediğini açıklıyor. Geçmişte kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olan Türkiye’de gıda enflasyonu, OECD ortalamasının 10 katına fırlamış durumda. Yanlış tarım politikaları, üreticiyi, çiftçiyi ve tüketiciyi mağdur etti. Üretim planlaması yok. Arz-talep dengesi gözetilmiyor. Hangi ürünün, nerede ve ne kadar ekileceği planlanmıyor. Ürünlerin ne kadarı iç tüketime, ne kadarı ihracata gidiyor? Cevabı olmayan sorular, tarım politikamızın başarısızlığını açıkça gözler önüne seriyor. AKP’nin liyakatsiz kadrolarıyla bundan daha iyisi zaten mümkün değil. Tarlada kalan domates, depoda bekleyen patates; tarladan market raflarına gidene kadar fiyatı yüzde 200-300 artan meyve ve sebzeler… Sadece bununla da kalmıyor, girdi maliyetleri o kadar yüksek ki artık çiftçimiz, ‘Üretmeyince daha karlı oluyorum’ diyor. Tohumdan gübreye, yemden tarım ilaçlarına kadar hepsi ithal. Çiftçi bunları alsa, ektiği ürettiği mahsulü satacağının garantisi yok. Devletin ‘Tarlanda kalan ürünü ben alacağım’ dediği de yok, çiftçiyi destekleyen bir tutum sergilemiyor. Tarım sektöründe büyük bir öneme sahip olan devlet kurumlarımız var ama siyasi müdahalelerle, liyakatsiz atamalarla onlar da artık atıl konuma getirildi.

“HÜKÜMETİN DERLİ TOPLU ENFLASYONLA MÜCADELESİ YOK”

Sonuç: Toprak Mahsulleri Ofisi, Et ve Süt Kurumu, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü gibi kurumlar olması gereken düzenleyici ve destekleyici etkiyi sağlayamıyor. Bakın, nisan ayında gıda enflasyonu yıllık yüzde 68 buçuk oldu. Nisan ayı enflasyonu ise yıllık yüzde 69,80 oldu. Peki bu enflasyon verilerini kim açıklıyor: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK).TÜİK’in açıkladığı veriler, gerçeklerin yanından bile geçmiyor. İstanbul Ticaret Odası Nisan ayı verilerine göre giyim grubundaki enflasyon yüzde 23,85 TÜİK’e göre bu oran % 4,58… TÜİK, aradaki 5 kattan fazla olan farkı açıklamak zorunda. Yine İstanbul Ticaret Odası’nın nisan ayı verilerine göre gıda grubundaki enflasyon yüzde 4,84. TÜİK’in açıklamasında bu oran yüzde 2,78. TÜİK, madde sepetindeki verileri açıklamaktan kaçındıkça, açıkladığı veriler gerçeklerle çeliştikçe inandırıcılığını kaybediyor. DİSK’in bu konuda açmış olduğu ve kazandığı bir dava ve mahkeme kararı olmasına rağmen TÜİK’in ısrarla bu verileri açıklamıyor olması, gerçeklerin üzerini örtmeye çalıştığını çok net bir şekilde gösteriyor.  OECD ülkelerinin gıda enflasyonu ortalaması yüzde 6,7. Bizim ülkemizde yıllık yüzde 68,5. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en yüksek gıda enflasyonuna sahip olan ülke. Bu durum, kimi gıda ürünlerinin fiyatlarındaki yükselişin önüne geçilmesi için ihracat kısıtlamaları getirilmesine yol açıyor. Bilindiği gibi en son olarak 6 ayda fiyatları neredeyse 2 katına çıkan tavuk ürünlerinin ihracatına da kısıtlama getirildi. Ticaret Bakanlığı’nın kararına göre, yıl sonuna kadar aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise 80 bin ton ihracata izin verilecek. Bunun üzerinde tavuk eti ihracatı yapılamayacak. Hal böyleyken yüksek enflasyon da bize, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimindeki becerisini düşündürüyor. Çünkü hükümetin derli toplu bir enflasyonla mücadele politikası yok. Hükümet, enflasyonla mücadeleyi Merkez Bankası başkanı değiştirmek zannediyor. Hatalarına bir sorumlu, kötü gidişata sebep bir düşman yaratıyor, oyuncu değiştirir gibi birileri gidiyor, yenileri geliyor ama kimse oyun kuramıyor. Sayın Şimşek göreve neden gelmişti? Merkez Bankası faiz artışlarıyla talebi kısacaktı, yabancı yatırımcıdan sıcak para gelecekti, böylece enflasyonla mücadele gerçekleşecekti. Ama olmadı.

“KAMU KURUM VE KURULUŞLARI TASARRUF ETMİYOR”

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da katıldığı Türk Alman Ekonomi gününde konuşan Bakan Mehmet Şimşek, ‘Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek’ dedi. Enflasyonun düşürülmesinden ve ekonomiden sorumlu bir bakanın başka bir ülkede, Türkiye’nin ekonomisiyle ilgili üzüntülerini ifade etmesi, ‘ah vah’ edebiyatı yapması en hafif deyimiyle acizliktir.  Bakan durum tespiti yapmaz. Bakan çözüm üretir. Çünkü o, sorunu çözmesi için görevlendirilmiştir. Çünkü o, sorunu çözmesi için maaş almaktadır. Enflasyonu düşürmek üzere yola çıkan ve başında Mehmet Şimşek’in bulunduğu ekonomi yönetimi, göreve geldikten sonra enflasyon 30 puan arttı. Faizleri 6 kat arttırmalarına rağmen enflasyon 2 kat arttı. Türkiye, ihracata dayalı bir ekonomi programı uyguladığını iddia ederken bazı ürünlere ihracat kısıtlaması getirilmesi, yaptıkları işin ne kadar tutarsız olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye’nin ekonomide düze çıkması ve her alandaki fiyat artışlarının ve hayat pahalılığının kontrol altına alınması, en basit ifadesiyle ihracatı kısarak değil; ekonomiyi arttırarak mümkündür.  Bir de Bakanın şu meşhur tasarruf çağrıları var, kimsenin kendisini dikkate aldığı yok. Sayın Bakan ‘kamuda tasarruf’ dedikçe her gün bir başka bakanlığın israfı gözler önüne seriliyor. Kamu kurum ve kuruluşları hiçbir şekilde tasarruf etmiyor. Cumhurbaşkanı, 13 özel uçağının birinden bile tasarruf etmiyorsa, yazlık-kışlık saraylardan, arkasındaki 300 korumadan tasarruf etmiyorsa kamu kurum ve kuruluşları da tabii ki tasarruf yapmaz. AKP İktidarında ‘İsraf bütçesi’, ‘İsraf Ekonomisi’ diye kavramlarla tanıştık.

“KEMER SIKMA DÖNEMİ ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR”

Nisan ayı enflasyon verileri, gelecek aylarda farklı kalemlere zam geleceğinin de habercisi… Ekonomistler uyarıyor. Benzin ve motorindeki artışsa sırasıyla yüzde 98 ve yüzde 102. Elektriğe ciddi bir zam yapılması bekleniyor. Seçim jesti yapılan doğal gaz indirimlerini dahi enflasyonu düşürmek için kullanıyorlar. ‘Elektrik ve doğal gazda biriken zam stresi’ diye bas bas bağırıyorlar. Neden böyle olduğuna bakacak olursak iki seçim arasına denk gelen ekonomi programında aslında istedikleri şiddette bir program uygulayamadılar. Kemer sıkma dönemi asıl şimdi başlıyor. Kendi enflasyon hedefini dahi tutturamayan hükümetin aldığı yanlış ekonomik kararlar devam ettikçe, cari açık ve dış açık yerinde durduğu müddetçe halk bedel ödemeye ve enflasyon da artmaya devam edecek.

“ASGARİ ÜCRETE 3 AYDA BİR ZAM YAPILMALI”

Ekonomide durum böyleyken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, hiç utanıp sıkılmadan asgari ücrete temmuzda zam yapılmayacağını açıkladı. Peki kendisine soruyoruz: Nisan ayı açlık sınırı 17 bin 725 lira oldu, haberiniz var mı? ‘Ekonomi bir denge işidir’ diye can hıraş savunuyorsunuz, bir tarafta açlık sınırının altındaki asgari ücretli, bir tarafta neredeyse açlık sınırının yarısı kadar aylık alan emekli, bir tarafta da lüks ve şatafat içinde 1 değil 3 değil 5 makam aracı yetmeyince 6’ncıyı alan yöneticiler… Şimdi soruyoruz: Bu tabloda “denge” nerde? 4 ayda açlık sınırının altına düşen asgari ücrete yapılacak zam mı bozuyor dengeyi? ya da en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi mi? Buradan uyarıyoruz: Asgari ücretteki erime görmezden gelinemez. Günden güne düşen alım gücü karşısında asgari ücretli kaderine terk edilemez. Ülkemizdeki ekonomik buhran tablosunda, asgari ücrete sadece bir defa zam yapmak vicdansızlıktır. CHP olarak kanun teklifimizi sunduk. Asgari ücrete 3 ayda bir zam yapılmalı, en düşük emekli maaşı da asgari ücrete endekslenmelidir.

Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri de hukuk tanımazlıktır. İktidar gücüyle sarhoş olanların hukuku kendi siyasi çıkarlarına göre şekillendirme çabalarını görüyoruz. Bakın, 12 Nisan’da Antalya’da hepimizi üzen bir teleferik faciası yaşadık. Başlatılan soruşturma kapsamında, Kepez Belediye Başkanımız Sayın Mesut Kocagöz hiçbir suçu, hukuken hiçbir sorumluluğu bulunmamasına karşın önce gözaltına alındı, sonra da tutuklandı. Oysa Mesut Kocagöz, teleferiği işleten ANET Genel Müdürlüğü’nden 28 Kasım 2023’te, yani olaydan tam 4 ay önce istifa etmişti. Bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu daha ilk günden belliydi. İki gün önce açıklanan bilirkişi raporu da bu durumu bir kez daha ortaya koydu. Bilirkişi raporundan okuyorum: ‘Olayın meydana geldiği gün boyunca teleferik otomasyon sisteminde çok sayıda düşük tork hatası oluşmasına rağmen hata kodunun nedenlerine dair inceleme yapılıp gerekli önlemler alınmadan sistemin çalıştırılmaya devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Olaya yakın bir süreçte yolcuların uyarısıyla sistemin durdurulmasının akabinde gerekli kontroller yapılmadan sistemin tekrar çalıştırılması sonucu olay meydana gelmiş ve hemen sonrasında teleferik kontrol/kumanda sistemi elektriksel olarak tüm sistemi durdurmuştur. ANET Antalya İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’de Mesut Kocagöz’ün, 28 Kasım 2023 tarihine kadar ANET Genel Müdürü görevi yaptığı ve görevinden istifa ettiği, Mesut Kocagöz’ün kazanın olduğu 12.04.2024 tarihinde genel müdür ya da işveren sıfatı olmaması sebebiyle kazada sorumluluğunun olup olmadığının savcılıkça değerlendirilmesi gerektiği’ ifade edilmiştir. Kazada bir ihmal varsa bu ihmalin sorumlusu Mesut Kocagöz değildir. Mesut Kocagöz derhal serbest bırakılmalıdır.  Sırf CHP’den seçildi diye hukuken sorumluluğu olamayan birini, yargıya baskı yaparak tutuklayamazsınız. Seçimlerle kazanamadığınızı, hukuku alet ettiğiniz siyasi manevralarınızla cezalandıramazsınız.

“ANAYASA’YI TANIMAYAN, AYM KARARLARINI YOK SAYAN ANLAYIŞLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUŞMAK ÜZERE MASAYA OTURMAYIZ”

Bir ülkenin toplumsal mutabakat metni olarak tanımlanan Anayasa’ya uyulmaması, o anayasayla kurulmuş Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması kabul edilemez. Çok uzağa gitmeye gerek yok. AYM kararına rağmen hükümet, işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamasını engellemek için her türlü yola başvurdu. Sokakları trafiğe kapatan polis, Saraçhane’de toplanan grupları Bozdoğan Su Kemeri önünde yola kurulan barikatla durdurdu. Barikatı aşmaya çalışan gruplara biber gazı ve plastik mermiyle müdahale edildi. Saraçhane’de bir polisin verdiği, ‘Basını süpürün’ talimatı, AKP iktidarının işçi haklarına, basın özgürlüğüne, toplanma ve yürüyüş haklarına karşı tutumunu ortaya koydu. ‘Herkes önceden izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ diyen Anayasa’nın 34. maddesi ihlal edildi. Basın özgürlüğünü güvence altına 26 ve 28’nci maddeler de çiğnendi. Ne ilginçtir ki tam 42 bin polisle demokratik hakkını kullanmak isteyen işçileri karşı karşıya getiren, mevcut anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri yok sayan iktidar, şimdi yeni anayasa yapmak istiyor. Anayasayı tanımayan, AYM kararlarını yok sayan, uygulamayan bir anlayışla anayasa değişikliği konuşmak üzere masaya oturmayacağımızı daha önce ifade etmiştik.

Bir başka önemli nokta da basın özgürlüğü. 1 Mayıs’ta İletişim Başkanı sıfatıyla konuşan, AKP’nin sansür, manipülasyon ve propaganda sorumlusu, önce CHP’nin aralarında olduğu demokrasi güçlerini hedef aldı. Montajlı seçim propagandasının mimarı da olan bu zatın açıklamalarını not ettik. Bu zat, 1 Mayıs İşçi Bayramı için ‘ideolojik saplantı’ diyen, bireylerin siyasi görüşlerinden ve aidiyetlerinden rahatsız olan biri. Ona göre herkes AKP’li, her basın mensubu da AKP trolü olmak zorunda. Üstelik bu zat Türk medyasına direktif veriyor. Kamu yayıncılığı yapması gereken TRT’yi AKP’nin borazanı haline getiriyor, Anadolu Ajansı’nın tarafsızlığını ortadan kaldırıyor. Bu zat, kutuplaştırıcı söylemleriyle Türkiye’ye; basın özgürlüğüne karşı tutumuyla de Türk medyasına büyük zarar veriyor. Biz CHP olarak basın özgürlüğüne gölge düşürecek her türlü müdahalenin karşısındayız. Bu vesile ile 3 Mayıs Basın özgürlüğü gününü kutluyor, sansürsüz, özgür basının demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN İADE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

CHP, kalleşçe katledildiği günden bugüne Sinan Ateş davasının yakın takipçisi. 1 buçuk yılın sonunda iddianame tamamlandı. İddianameden anlıyoruz ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada olayın azmettiricilerine hiç kafa yormamış. Azmettiriciler bir yana, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in verdiği ifade dahi iddianamede yer almamış. Yanlış duymadınız, katledilen Sinan Ateş’e en yakın isim olan eşi Ayşe Ateş’in olayla ilgili ifadesine başvuruldu fakat ifadesi iddianamede yer almadı. İddianame adeta gerçekleri ortaya çıkarmak için değil, gizlemek için hazırlanmış. Bu suikastın Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmesine izin vermeyeceğiz. Siyasi ayağının da olduğunu bildiğimiz bu davada birilerinin kayırılmasını, korunmasını asla kabul etmiyoruz. Bu suikastın kayıtlara sırf faili meçhul olarak geçmesin diye birkaç ismin üstüne yıkılmasına ikna olmuyoruz. Sinan Ateş’in ailesinin acısının bir nebze olsun hafiflemesi adına, ülkede hukuk düzenine olan inancı kaybetmemek adına azmettiricilerinin ortaya çıkarılmasında ısrar ediyoruz. Bugün, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile Genel Merkezimizde bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede Sayın Ayşe Ateş, iddianameden ve yargı sürecinden memnun olmadığını, mutsuz olduğunu ve adaletin tecelli etmesi noktasında derin şüphelerinin bulunduğunu Genel Başkanımızla paylaştı. Olayın planlı ve organize bir eylem olması, olayın perde arkasındaki azmettiricilerinin, siyasi ayaklarının yeterince araştırılıp iddianamede sanık sıfatıyla yer almaması gibi eksiklikler ve çarpıklıklar nedeniyle iddianamenin iade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu suikastın tüm yönleriyle ortaya çıkarılıp sorumlularını cezalandırılması için Sayın Ayşe Ateş’e hukuki destek vereceğimizi ifade ettik. ve Ayşe Ateş görüşmeden çok memnun ayrıldı.

“VERA BABASINA KAVUŞACAK”

Dün Hıdrellezdi. İzmir’den Edirne’ye, Çanakkale’den Tekirdağ’a birçok yerde ateşler yakıldı, gül ağaçlarına dilekler asıldı. Haksız yere cezaevinde hapis yatan Tayfun Kahraman, hepimizi duygulandıran bir mesaj yazdı: ‘Dileğimi asacağım bir gül ağacım olmasa da darda kalanların darına yetişen Hızır ile denizlerin sultanı İlyas’ın buluştuğu günde hepimizin muratlarının gerçek olmasını diliyorum’ dedi. Biz de başta Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çetin Doğan olmak üzere, tüm haksızlığa uğrayanların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmasını diliyoruz. Bu yolda tüm mücadelemizi sürdüreceğiz. Onların yanımıza geleceği günler yakındır. 2019’da, 2024’de, yerel seçimlerde ‘Memlekete bahar gelecek’ dedik, baharı hep birlikte getirdik. Bu baharın da adı ‘umut’ olacak. Vera babasına kavuşacak.

“AFETLE VE DEPREMLE MÜCADELE BAKANLIĞI KURULMASI ÖZEL TARAFINDAN ERDOĞAN’A ÖNERİLMİŞTİR”

Geçen hafta, tüm basının yakından takip ettiği bir ziyaret vardı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Emekli maaşlarından, asgari ücrete, Gezi tutuklularından, tutuklu generallere, atanmayan öğretmenlere, ülkemizin, toplumun, demokrasimizin önemli sorunları olarak gördüğümüz gündem maddeleriyle ilgili görüşlerini paylaştı. Örneğin, her siyasi partinin birbirinden farklı bir beka sorunu tanımı vardır. Bizce deprem gerçeği, bu ülkenin bir beka sorunudur. Uzmanlarca beklenen ‘Büyük İstanbul Depremi’ şayet hükümet ve yerel yönetimler bir arada bir önlem alınmadan gerçekleştiği takdirde milyonların öleceği, ekonominin çökeceği, sanayinin duracağı, tedarik zincirinin kopacağı büyük bir afete dönüşebilir. Bu konuda ivedi bir şekilde ‘Afetle ve Depremle Mücadele Bakanlığı’ kurulması, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na önerilmiştir. Bakanlığın ismi önemli değil. Biz, ‘depreme dirençli kentler’ diyoruz. İsmi o mu olur, Depremle Mücadele Bakanlığı mı olur, Afetle Mücadele Bakanlığı mı, bir şekilde belirlenir. Böyle bir bakanlıkta Meclis’te grubu bulunan her siyasi partiden bir bakan yardımcısı atanması ve bu önemli meseleye hep birlikte siyasi çekişmeden uzak bir şekilde eğilinmesini önemsiyoruz.

“SİYASETTE DİYALOG ZEMİNİN OLUŞTURAN ÖZGÜR ÖZEL OLMUŞTUR”

Genel Başkanımızın yaptığı bu ziyaret, hiç şüphesiz ülkemiz demokrasisinde önemli bir kilometre taşıdır. Diyalog kurulmayan, karşıt fikirlerin medeni bir şekilde konuşulup tartışılmadığı siyaset anlayışı hiçbir zaman olumlu bir sonuç vermemiştir. Bu diyalogsuzluğun ağır sonuçlarını ve bedellerini de her zaman halkımız ve ülkemiz ödemiştir. İşte çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel olmuştur. Kamplaştıran, kutuplaştıran, zehirli bir dil kullanarak ötekileştiren, rakibine ağır eleştiriler yöneltmekten başka hiçbir şey yapmayan siyaset kurumu, sorunlara çözüm üretme noktasında halka hiçbir fayda sağlamaz. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel kendi adına, partimiz adına ve muhalefet adına üzerine düşen adımı atmıştır. Hatırlayacaksınız, biz CHP olarak, 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde de halkın gündemi olmayan ve suni gündemler yaratacak hiçbir sanal tartışmanın içinde olmadık. ‘partimizde yaşanan değişim süreci, zaman içinde daha iyi anlaşılacak ve bu değişim Türkiye’ye iyi gelecek’ demiştik.

“TÜRKİYE’NİN ENFLASYONU İVEDİ BİR ŞEKİLDE ÇÖZMEYE İHTİYACI  VAR”

İşte bugün Türkiye’de siyasette diyalog zemininin oluşmasının da, siyasetteki paradigma değişikliğinin öncüsünün de; CHP olduğu görülmüştür. Çünkü hepimiz biliyoruz ki aynı yöntemleri uygulayarak farklı bir sonuca ulaşılamaz. Türkiye’nin normalleşmeye, demokratikleşmeye; enflasyon, hayat pahalılığı, emekli maaşları gibi toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren sorunları ivedi bir şekilde çözmeye ihtiyacı var. ve bu konuda CHP üzerine düşen her şeyi yapacaktır. Biz gücümüzü sandıktan aldık, sandıktan aldığımız güç, sandığın asıl kahramanı olan halkımıza hizmet olarak yansıyacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/feed/ 0
Dünya Veteriner Hekimleri Günü Kutlaması https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimleri-gunu-kutlamasi/ https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimleri-gunu-kutlamasi/#respond Sun, 05 May 2024 21:16:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30457 Dünya Veteriner Hekimleri Günü dolayısıyla Aydın Veteriner Hekimler Odası tarafından düzenlenen gecede veteriner bir araya gelirken, doyasıya eğlenerek stres attı.

Aydın Veteriner Hekimler Odası, Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nü düzenlenen gece ile kutladı. Efeler ilçesindeki bir kır düğün salonunda düzenlenen geceye oda üyelerinin yanı sıra Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Altıntaş ve çok sayıda davetli katıldı.

Gecede Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin oda üyeleri ve davetlileri karşılayarak yakından ilgilenip sohbet etti. Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin yaptığı konuşmada veteriner hekimlerin sürekli özlük hakkı kaybı yaşadığını belirterek, “Burası dert anlatma, yakınma yeri değil tabii ki ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Veteriner Hekimler uzun yıllardır, sürekli özlük hakkı kayıpları yaşıyor, çok fazla sıkıntımız var dolayısıyla bunun aslında kutlanacak bir tarafı da yok. Biz de isteriz ki, Dünya Veteriner Hekimler Günü vesilesiyle, günlerce eğlenelim, 7 gün 7 gece düğün, bayram yapalım ancak maalesef olamıyor. Bu geceyi de, birlik, beraberlik, dayanışma ve moral gecesi olarak değerlendirerek organize ettik. İlerleyen yıllarda inşallah coşkuyla günlerce kutlamalar yapabileceğimiz günleri de görürüz diye umut ediyorum” dedi.

Başkan Şahin odanın kuruluşunun 30’uncu yıl dönümü olduğunu hatırlatarak devam ettiği konuşmasında, “Aynı zamanda, Aydın Veteriner Hekimleri Odamızın kuruluşunun da 30. yılı içerisindeyiz. Odamızın bugünlere ulaşmasında büyük emek veren, değerli oda yöneticilerimize, oda kurullarımızda görev yapan meslektaşlarımıza ve maddi manevi her şartta büyük destek aldığımız, temel taşlarımız, meslek örgütümüzün varlık sebebi olan değerli üyelerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Şanla, şerefle, onurla daha nice 30 yıllara erişebilmeyi ümit ediyoruz” diye konuştu.

Organizasyonda emeği geçen ve katılarak gecede kendilerini yalnız bırakmayan tüm misafirlerine teşekkür ederek konuşmasını tamamlayan Şahin, “Organizasyonumuza teşrif ederek gecemizi onurlandıran, Efeler Belediye Başkanımız Av. Anıl Yetişkin’e, Köşk Belediye Başkanımız Veteriner Hekim Nuri Güler’e, Veteriner Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Cavit Kum’a ve Dekan yardımcılarımız Prof. Dr. Bülent Ulutaş ve Prof. Dr. Göksel Erbaş’a, Tarım ve Orman İl Müdürümüz Veteriner Hekim İbrahim Altıntaş’a ve İl Müdür Yardımcımız Veteriner Hekim H. Eray Yeşilçayır’a, Buharkent İlçe Tarım ve Orman Müdürümüz Veteriner Hekim İbrahim Selli ‘ye, TMMOB Aydın İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makine Mühendisleri Odası Başkanı Tunç Erlaçin’e, Aydın Tabip Odası Yönetim Kurulu’na, Aydın Diş Hekimleri Odası Yönetim Kuruluna, tüm meslektaşlarımıza ve kıymetli ailelerine, sesi ve harika sahne performansıyla gecemize renk katan müzisyen veteriner hekim İncirliova İlçe Temsilcimiz Mehmet Tokalı’ya şükranlarımızı sunuyor, daha nicelerine hep birlikte ulaşabilmeyi temenni ediyoruz “ifadelerini kullandı.

Gecede efelerin sunduğu zeybek gösterisi de büyük beğeni toplarken günün anlam ve önemi dolayısıyla Başkan Şahin, protokol üyeleriyle birlikte pasta kesti. Oda üyeleri canlı müzik eşliğinde doyasıya eğlenerek unutulmaz bir gece yaşarken, üyeler de düzenlediği geceden dolayı Başkan Şahin ve yönetimine teşekkür etti. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimleri-gunu-kutlamasi/feed/ 0
Gümüşhane’de Badem Ağaçları Dalında Çürüyor https://www.haber60.com.tr/gumushanede-badem-agaclari-dalinda-curuyor/ https://www.haber60.com.tr/gumushanede-badem-agaclari-dalinda-curuyor/#respond Sun, 05 May 2024 07:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30431 Gümüşhane kent merkezinin simge zirvelerinden Kuşakkaya’nın eteklerindeki hazine arazilerine 1962 yılında dönemin Belediye Başkanı merhum Sebahattin Aytaç’ın girişimleriyle dikilen badem ağaçları her yıl meyve vermesine rağmen toplanmadığı için dalında çürüyor.

O zamanlar çorak olan bölgeyi ağaçlandırmak için dikilen badem ağaçları yıllardan beri sezonun ilk meyvesi olarak Gümüşhane dağlarını süslüyor. Çiçek açtığındaki görüntüsüyle eşsiz bir manzara sunan bölgede her yıl bugünlerde çağlalar yenilebilir hale geliyor.

Manavlarda 100 TL, Gümüşhane’de bedava

Tamamen doğal şartlarda ilaç ve gübresiz olarak kendiliğinden büyüyen binlerce ağacın olduğu alanda kimsenin toplamaması nedeniyle çağlalar her yıl dalında çürürken, Çamlıca Mahallesi sakinleri vatandaşları manavlarda kilogramı 100 TL’den satılan badem çağlasını ücretsiz olarak toplamaya davet etti.

Hasat yalnızca 20 gün sürüyor

Bahar mevsiminde yalnızca 20 gün görülebilen ve sezonun ilk meyvesi olan badem çağlası Çamlıca ve Karaer Mahallesi’nin yüksek kesimlerine 1962 yılında dönemin Belediye Başkanı merhum Sebahattin Aytaç’ın girişimleriyle başta askeri birlikler olmak üzere çok sayıda vatandaşın katkısıyla dikilmişti.

Şifa deposu çağla

İçeriğinde bol miktarda fosfor, azot ve potasyum bulunmasının yanında bağışıklık sistemini güçlendiren, yüksek dozda C ve E vitamini ile selenyum içermesi nedeniyle çok sayıda hastalığa karşı koruyucu olduğu biliniyor.

An itibariyle Gümüşhane’deki manavlarda kilogramı 100 TL’den satılan badem çağlasının Bayraktepe ve civarındaki binlerce ağaçta ücretsiz olarak toplanabileceğini kaydeden Çamlıca Mahallesi sakinlerinden Ali Ateş, vatandaşları çağla toplamaya davet etti.

“Dalları bütün Gümüşhane’ye yetecek bir şekilde bademle dolu”

Çamlıca Mahallesi Bayraktepe mevkisinde Kuşakkaya Dağı’nın eteklerinde Gümüşhane’yi ayaklarının altına aldıkları bir manzara eşliğinde badem topladıklarını kaydeden Ateş, “Gümüşhane’de 1962 yılında o günkü belediye başkanı rahmetli Sebahattin Aytaç tarafından dikilen badem ağaçları 60 yılın sonunda bugün bütün Gümüşhane’nin dağlarını sardı. Bu badem ağaçları bu sene de çiçeklerin donmaması sebebiyle dalları bütün Gümüşhane’ye yetecek bir şekilde bademle dolu” dedi.

“Kilosu 100 liradan satılan badem ağacı burada bedava”

Gümüşhane halkını çarşıdan, pazardan alacakları bademler yerine hafta sonlarını da değerlendirerek taze bir şekilde badem toplamak için bölgeye davet eden Ateş, “Gümüşhane’nin üst kesimlerindeki bu bölgeyi taşlık alandan, çoraklıktan kurtarmak için o günkü askeri birliklerin de yardımıyla merhum Sebahattin Aytaç tarafından yönlendirilerek bu bademler dikildi. Şu anda büyük büyük ağaçlar oldular ve üzerleri gerçekten müthiş derecede güzel bademlerle dolu. Onun için Gümüşhane halkını buralardan badem toplamaya davet ediyorum. Gelsinler taze ve güzel bademlerden yesinler. Bulunduğumuz bölge Gümüşhane’nin üst kesimlerinde ve Gümüşhane’yi ayaklarının altına alacak bir şekilde bir ortamda bulunuyoruz. Buraya dikilen badem ağaçları mevsimin ilk ürünleri. Yani bugün tezgahlarda daha birkaç gün önce kilosu 100 liradan satılan badem ağacı şu anda bedava. Onun için hem burada gelsinler pikniklerini yapsınlar hem de gelsin bademlerini toplasınlar. Müsait olan herkesi buraya davet ediyorum” diye konuştu. – GÜMÜŞHANE

]]>
https://www.haber60.com.tr/gumushanede-badem-agaclari-dalinda-curuyor/feed/ 0
Gazze’de ateşkes müzakereleri devam ediyor https://www.haber60.com.tr/gazzede-ateskes-muzakereleri-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/gazzede-ateskes-muzakereleri-devam-ediyor/#respond Sat, 04 May 2024 21:52:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30383 Gazze’de ateşkes sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması yönündeki çabalar yoğunlaşırken, müzakereler Cumartesi günü Kahire’de yeniden başladı.

Hamas, heyetinin son ateşkes önerisini inceledikten sonra “olumlu bir havayla” Kahire’ye gittiğini açıkladı.

Açıklamada, “Filistinlilerin taleplerini karşılayacak bir anlaşmaya varmaya kararlıyız” denildi.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, örgütün “ateşkes anlaşmasını gözü kapalı kabul etmesi gerektiğini” söyledi.

Hamas adına müzakere yürütenler, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in Gazze’deki saldırılarını geçici olarak durdurmasını öngören ve Mısır ile Katar’ın arabuluculuğunda uzun süredir devam eden görüşmelere yeniden başlamak üzere Kahire’ye döndü.

Dün gece yayınlanan bir açıklamada Hamas, anlaşmayı masada “olgunlaştırmak” istediğini söyledi; bu da iki tarafın hâlâ anlaşamadığı noktaların bulunduğunu gösteriyor.

Asıl mesele ateşkes anlaşmasının kalıcı mı yoksa geçici mi olacağıyla ilgili gibi görünüyor.

Hamas, anlaşmanın savaşın sona ermesini taahhüt etmesi gerektiği konusunda ısrar ediyor, ancak İsrail, örgüt Gazze’de aktif kaldığı sürece bu taahhüdü vermekte isteksiz.

Üzerinde henüz uzlaşılamayan ifadenin, rehinelerin serbest bırakılacağı sırada çatışmalara 40 günlük ara verilmesini ve İsrail hapishanelerinde tutulan bazı Filistinli mahkumların serbest bırakılmasını içerdiği düşünülüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmaya varılsa bile Gazze’nin güneyindeki Refah kentine kara operasyonu düzenleneceğini defalarca vurguladı. İsrail medyası Cumartesi günü, müzakerelerin son turunda da tutumunun değişmediğini bildirdi.

Ancak İsrail’in en büyük diplomatik ve askeri müttefiki ABD, ciddi sivil kayıplara yol açabilecek yeni bir saldırıyı desteklemek konusunda isteksiz ve öncelikle yerinden edilmiş Filistinlileri korumaya yönelik bir plan geliştirilmesinde ısrar ediyor.

Gazze Şeridi’nin kuzey ve orta bölgelerindeki çatışmalardan kaçan yaklaşık 1,4 milyon kişinin Refah’a sığındığı tahmin ediliyor.

BBC’nin ABD’li haber ortağı CBS News’a konuşan iki ABD’li yetkilinin ifadesine göre, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Direktörü Williams Burns, son görüşmelere aracılık etmek için Kahire’ye gitti.

Blinken da şimdiye kadar müzakerelerde önemli bir aktör oldu ve hafta içerisinde Netanyahu ile görüşmek üzere tekrar İsrail’i ziyaret etti. Cuma günü ABD’nin Arizona eyaletinde konuşan Blinken, “Gazze halkı ile ateşkes arasında duran tek şey Hamas’tı” dedi.

Ateşkes görüşmeleri herhangi bir ilerleme sağlanamadan aylardır devam ediyor.

Kasım ayının sonundan bu yana çatışmalara ara verilmedi veya rehineler serbest bırakılmadı. Bu süreçte anlaşmanın yakın göründüğü ancak imzalanamadan bozulduğu anlar oldu.

Müzakerelerin son turlarında bile dikkatli olmak gerekiyor. Görüşmelerle ilgili bilgisi olan bir kaynak BBC’ye, müzakerelerin karmaşık olmaya devam ettiğini ve herhangi bir ilerlemenin birkaç gün sonra kaydedilebileceğini söyledi.

Washington Post’a konuşan bir kaynak, ABD’nin, Hamas’ın ateşkesi reddetmeye devam etmesi halinde, Hamas’ın siyasi liderliğini sınır dışı etmesi yönünde Katar’a baskı yaptığını söyledi.

Savaş, Hamas ve diğer Filistinli örgütlerin İsrail’in güneyindeki köylere ve askeri üslere saldırıp en az 1.200 kişiyi öldürmesi ve 250’den fazla kişiyi rehin almasıyla başladı.

Gazze’de Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze’ye yönelik bunu izleyen saldırılarında 34.654 Filistinli öldürüldü ve 77.908 Filistinli yaralandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzede-ateskes-muzakereleri-devam-ediyor/feed/ 0
Esenyurt Belediye Başkanı Özer, yerel basın mensuplarıyla bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ozer-yerel-basin-mensuplariyla-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ozer-yerel-basin-mensuplariyla-bir-araya-geldi/#respond Fri, 03 May 2024 06:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30177 Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, bölgedeki basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Programda yaptığı konuşmada gazetecilik mesleğinin önemine değinerek basınla ortak çalışmanın gerekliliğine vurgu yapan Başkan Özer, “Demokrasinin işleyebilmesi için gece gündüz demeden halkın bilgi alma hakkını karşılayan basın emekçilerine gereken saygıyı ve ilgiyi göstereceğiz” dedi.

Göreve başladığı günden bu yana kentin tüm bileşenleriyle bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştiren Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, İstanbul 3. bölgede görev yapan yerel basın mensupları ile kahvaltı programında buluştu. Esenyurt Belediyesi Havana Park Sosyal Tesisi’nde düzenlenen programda konuşan Özer, kendisinin de hakim olduğu gazetecilik mesleğinin önemine değinerek basın emekçileriyle ortak çalışmanın gerekliliğine vurgu yaptı. Basın mensuplarına nasıl bir belediye devraldığını ve ilk 100 gün içerisinde yapacağı çalışmaları anlatan Başkan Özer, gazetecilerin yönelttiği soruları da yanıtladı. Özer, ayrıca basın mensuplarının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü de kutladı.

“Biz, sözümüzü hizmet yoluyla söyleyeceğiz”

Yeni dönemde basınla ilişkilerini sıkı tutacağını ve sık sık bir araya geleceğini söyleyen Başkan Özer, işini doğru yapan herkese kapısının açık olduğunu da belirtti. Başkan Özer sözlerine şöyle devam etti:

“Değerli basın mensupları yerel ve ulusal basını önemsediğim için ilk toplantımı sizinle yapıyorum. Çünkü basın, bir toplumun bilgi alma hakkı açısından en kutsal görevi yapan birimdir. Hatta demokratik ülkelerde basın dördüncü kuvvet olarak kabul edilir. Bana göre de basın, dördüncü kuvvet olarak kabul edilmelidir. Ulusal basın gibi yerel basın da son derece önemlidir. Çünkü birlikte çalışacağımız öncelikli basın, Esenyurt basınıdır, sonra İstanbul ve Türkiye basını gelir. Dolayısıyla bu çerçeve içerisinde sizinle fikir alışverişi ve bir aylık süreyle ilgili olarak da bir paylaşım yapmak istedim. Bu bir aylık süreçte her gün seçim sürecindeki tempoyla çalıştım. Tabii ki halkımız sözünü söyleyerek teveccühünü bizden yana kullandı. Şimdi söz sırası bizde. Bizim üslubumuz, iş yapma biçimimiz yeni olacak. Biz sözümüzü hizmet yoluyla söyleyeceğiz. Bu şevkle, bu heyecanla ve bu ruhla doluyuz.”

“Otuz güne doksan günü sığdırmak zorunda kaldım”

Otuz günlük adaylık sürecinde yoğun bir çalışma yürüterek seçimi kazandığını belirten Başkan Özer, “Ben Türkiye’de en geç adaylığı ilan edilen belediye başkan adayı oldum. O nedenle otuz güne doksan günü sığdırmak zorunda kaldım. Türkiye’de benim kadar yoğun çalışan bir başka belediye başkan adayı olduğunu düşünmüyorum. Bizimle ilgili ulusal basında bazı kara propagandalar yapıldı. İktidar basını özellikle Esenyurt’u kazanamamamız için büyük bir çaba sarf etti. Buraya iktidarın bakanları, milletvekilleri geldi. Devlet bakanının sadece iktidar partisinin değil hepimizin bakanı olması lazım. Bir parti için, bir partinin kazanması için gelip çalışmamaları gerekiyordu. Benimsemediğimiz iş ve işlemler oldu ama biz hedefe kilitlendik. Halkımız bizi sevdi, bağrına bastı ve gereken cevabı sandıkta verdi” diye konuştu.

Sorunları olan bir belediyeyi devraldığını belirten Başkan Özer, yakınan bir belediye başkanı olmayacağını söyleyerek şunları ekledi:

“Halkımızın bunları bilmesi gerekiyor. Bu belediye kimsenin babasının malı değil, halkın malıdır. Belediye başkanı da halkın parasıyla halka hizmet eden insandır. O nedenle şeffaf, dürüst, katılımcı ve vesayetten uzak bir anlayışın hayata geçirilmesi lazım. Bazı tasarruflarda bulunduğumda, kimi arkadaşlar; ‘Senden önceki de CHP belediyesiydi.’ diyor. Ben de onları şu şekilde cevapladım, ‘Eğer bir kişi kişisel olarak yanlış yapıyorsa bu partiyi bağlamaz. O partinin mensubu da olsa yanlış yanlıştır. O yanlışın teşhiri gerekiyorsa ben yaparım.’ Bununla ilgili Sayın Genel Başkan’a ve Büyükşehir Belediye Başkanımıza bilgi verdim; kimin tarafından yapılırsa yapılsın yapılan yanlışların üzerine gideceğimizi söyledim. Personele de kimsenin ekmeğiyle oynamayacağımı sözünü verdim. Hala da o sözümün arkasındayım.”

“Çalışan insanı başıma taç edeceğim”

Esenyurt halkına beklediği hizmeti kısa sürede sunacağını vurgulayan Başkan Özer, “Memurlarımla, işçilerimle birlikte çalışacağım. Çalışan insanı da başıma taç edeceğim. Bunun için de liyakat ve ehliyet, uyum içinde çalışma, halka saygılı olma, disiplinli bir biçimde çalışma ve iş üretme benim hiçbir şartda vazgeçmediğim ilkelerimdir. Belediyemizin içinde bu şekilde çalışan çok sayıda arkadaşımız var. İnşallah onlarla beraber Esenyurt halkının beklediği hizmetleri en kısa sürede kendilerine sunacağım” ifadelerini kullandı.

“Kimse bu halkın sağlığıyla oynayamaz”

Adaylık sürecinde Esenyurt’ta çok büyük bir temizlik sorunuyla karşılaştığını belirten Özer, “Göreve geldikten sonra ilgilileri çağırdım. Çalışanlar ile yapılan sözleşmenin gerekleri yerine getirilmemiş. Kendilerine kenti düzgün temizlemedikleri takdirde sözleşmelerini iptal edeceğimi söyledim. Bir kaç araç getirdiler. Belediye meclis üyesi arkadaşlarımızı görevlendirdim. Şimdi temizlikle ilgili belli bir noktaya gelindi ama yeterli değil. Çünkü en önemsediğim konulardan bir tanesi halkın sağlığı. Kimse bu halkın sağlığıyla oynayamaz. Belediyenin de en temel görevlerinden birisi budur. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

“Yarım kalan projeler kısa sürede tamamlanacak”

Yarım kalan projelerin en kısa sürede tamamlanması için talimat verdiğini ifade eden Özer, “Öncelikli olarak üzerinde durduğum iki konu var. Esenyurt’un barış ve kardeşlik şehri olması. Bununla ilgili adımlar atacağım. Bir de kentimizde çok fazla yoksul insanımız var. Bu sorunu çözmek için sosyal belediyecilik anlayışını hayata geçireceğiz. Bir an önce yarım kalan aşevi projesini hayata geçirerek hem kent lokantası gibi çalışmaları devreye sokacağız hem de halkımıza sıcak yemek dağıtımı gerçekleştireceğiz. Başka yarım kalan projelerimiz de var. Bu projeleri bitirmek için bir irade ortaya koyarak Esenyurt halkının hizmetine sunacağız” dedi.

“Kentin imkanlarını da değerlendireceğiz”

Sadece belediyenin imkanlarını değil kentin imkanlarını da halka hizmet noktasında kullanacaklarına dikkat çeken Başkan Özer, “İş insanlarıyla görüşmeler yaparak belediyeyle iş birliği içerisinde olmalarını istedim. Onlardan kreş talebinde bulundum. Onlar bugüne kadar kimsenin böyle bir şey istemediğini, hatta başkanla irtibat kuramadıklarını söyleyerek seve seve kreş yapacaklarını belirttiler. Bu işleri yapacak insanların var olması da beni ayrıca memnun etti” diye konuştu.

“İBB ile ortak çalışmalar yürüteceğiz”

Esenyurtluların hizmet noktasında hak ettikleri değeri alabilmeleri için İBB ile ortak çalışmalar yapacaklarını vurgulayan Başkan Özer şu ifadeleri kullandı:

“İBB Başkanı ile Esenyurt Belediye Başkanı arasında bugüne kadar iyi bir diyalog kurulamamış. Ama biz bu diyaloğu en verimli şekilde kuracağız. Bu doğrultuda İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile üç tane toplantı yaptık. Büyükşehirden bir takım katkılar alacağız. Kentimizin yeşile ihtiyacı var. Özellikle parklar konusunda burada ortaklaşa çalışmalar yürüteceğiz. Hem Esenyurt halkı bir parka kavuşmuş olacak hem de biz hizmete kavuşmuş olacağız. Ayrıca Esenyurt’ta metro hattı projesi var. Bu projenin de hızlandırılması için elimizden gelen bütün çabayı sarf ederek büyükşehirle uyumlu çalışacağız. Sayın İmamoğlu da Esenyurt’a önem veriyor. Bundan dolayı da huzurunuzda kendisine teşekkür ediyorum.”

“100 günde acil sorunlarımızı çözeceğiz”

İlk 100 gün içerisinde acilen çözülmesi gereken sorunları çözeceklerini belirten Başkan Özer, “Fen işleri, temizlik işleri, park ve bahçeler benim asla tolerans göstermeyeceğim birimler. Bu birimlerle yoğun çalışmalarımız olacak. Şu anda yasaklı olan imar bölgelerimiz var. Onları açmaya çalışacağız. Konut mağdurları var. Onlarla komisyonlar kurarak toplantılar ve ardından çalışmalar yapacağız. Halkımız bize bir sorumluluk verdi, imkanlarımız çerçevesi içerisinde bu sorumluluk bilinciyle çalışacağız. Sizlerle beraber el birliği ve gönül birliğiyle birbirimize katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

“Adil, kapsayıcı ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı tesis edeceğiz”

Uygulayacağı yönetim anlayışından bahseden Başkan Özer, “Bizim niyetimiz halisane. Biz adil, eşit, kapsayıcı ve ulaşılabilir bir yerel yönetim anlayışı tesis edeceğiz. Demokratik, katılımcı, vesayetten uzak, şeffaf bir belediyecilik uygulayacağız. Kardeşlik ve barışın tesis edildiği, daha güvenilir, daha huzurlu bir Esenyurt idealimiz var. Bunun için bütün mülki amirleri dolaştım, kamu kurumlarıyla da görüşüyorum. Onlarla da uyum içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bağımlılıkla mücadele edeceğiz”

Bağımlılıkla mücadele konusundaki çalışmalara önem verdiğinin altını çizen Prof. Dr. Ahmet Özer, “Uyuşturucuyla ilgili problemimiz var. Biz bu sorunun rehabilitasyonla ilgili kısmını hemen devreye sokacağız. Emniyet Müdürümüzle de görüştüm, o da önleyici tedbirleri alacak. Ama yeterli bulmayarak Kaymakam Bey’le de görüştüm, birlikte farkındalık oluşturacak çalışmalar yapacağız, konferanslar düzenleyeceğiz, liselere, ortaokullara gideceğiz, velilerimizle görüşmeler yapacağız. Ayrıca toplumsal farkındalık için ünlüleri kentimizde ağırlayacağız” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ozer-yerel-basin-mensuplariyla-bir-araya-geldi/feed/ 0
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden Doğu Akdeniz ve Karadeniz için uyarı https://www.haber60.com.tr/meteoroloji-genel-mudurlugunden-dogu-akdeniz-ve-karadeniz-icin-uyari/ https://www.haber60.com.tr/meteoroloji-genel-mudurlugunden-dogu-akdeniz-ve-karadeniz-icin-uyari/#respond Wed, 01 May 2024 22:57:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30045 Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Doğu Akdeniz, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu için gök gürültülü sağanak uyarısı yaptı. Birçok kent 2 Mayıs Perşembe günü için sarı kodla uyarılırken yağışların Perşembe gününden itibaren 4 gün boyunca devam edeceği bildirildi.

Genel Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, Orta ve Doğu Karadeniz’de saat 21.00’de, Doğu Akdeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yarın saat 08.00’de başlayacağı tahmin edilen gök gürültülü sağanak yağışların yarın gece yarısına kadar etkisini sürdürmesi bekleniyor.

2 MAYIS’TA 34 İL İÇİN SARI UYARI

Haritada sarı uyarı verilen iller Adana, Adıyaman, Ağrı, Amasya, Artvin, Bingöl, Bitlis, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Tokat, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Osmaniye olarak duyuruldu.

VATANDAŞLARA SEL UYARISI YAPILDI

Ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksama gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

“ANKARA’YA DÜŞEN YAĞIŞ, EKSTREM MİKTARA YAKIN”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik ise, Ankara’da hayatı olumsuz etkileyen dün akşam görülen yağışın uç değerlerin yakınında bir yağış olduğunu söyledi. Çelik, “Ekstrem bir yağış değil, hiç görülmeyen yağış değil; ancak ona yakın miktarda bir yağış gerçekleşti diyebiliriz. Bu yağış 2 saat içinde gerçekleşti ve özellikle şehir merkezinde olması sebebiyle, Yenimahalle-Ulus- Çankaya arasında olması sebebiyle özellikle ulaşımda büyük olumsuzluklara yol açtı. Metrekareye 2 saat içinde 70 kilograma yaklaşan, Yenimahalle’de 70 kilogram civarında, Ulus’ta 60 kilogramın üzerinde yağış düştü. Bu yağış özellikle şehir merkezinde çeşitli olumsuzluklara sebep oldu.” diye konuştu.

HAFTA BAŞINA KADAR YAĞIŞ VAR

Çelik, hafta başına kadar yağışların süreceği uyarısı yaparak, “Önümüzdeki hafta başına kadar, perşembe gününden pazar günü dahil olmak üzere 4 gün boyunca, ülkemizin en güneybatı kesimleri dışında tüm yurtta aralıklarla yağışlar göreceğiz. Perşembe günü bu yağışlar özellikle doğu kesimlerde etkili olacak. Doğu Akdeniz’in iç kesimlerinde, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu bölgesinde bir de Güneydoğu Anadolu bölgesinin doğusunda perşembe günü yağışların etkili olmasını bekliyoruz. Onun için doğu bölgelerimizde yağış görüldükten sonra cuma ve cumartesi günü yine Doğu bölgelerimizde Trakya’da yine kuvvetli yağışlar göreceğiz. Bununla ilgili de yine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün adresinden uyarılarımızı takip etmekte fayda var. Pazartesi günden itibaren ise birkaç gün boyunca batı bölgelerde yağış yok, sadece doğu bölgelerde sağanak yağışlar devam edecek diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik

“ANKARA’DA CUMA-CUMARTESİ SAĞANAK GÖRÜLECEK”

Ankara’da, dün akşam gerçekleşen yağış miktarı kadar bir yağış beklemediklerini aktaran Çelik, “Ancak Ankara’da özellikle cuma ve cumartesi günü yine sağanak yağış geçişleri görülecek. İstanbul’da da 3 gün boyunca perşembe, cuma ve cumartesi günü aralıklarla çok kuvvetli olmayan sağanak yağış geçişleri bekliyoruz. Hava sıcaklıkları da bu yağışlı sistemle birlikte artık mevsim normallerine yaklaştı. Önümüzdeki yaklaşık bir hafta boyunca önemli bir değişiklik beklemiyoruz. Çoğunlukla mevsim normalleri civarında seyretmeye devam edecek.” dedi.

SARI KOD UYARISI NEDİR?

Sarı kod, hava durumu potansiyel tehlikelidir. Tahmin edilen meteorolojik hadise olağandışı olmamakla birlikte, meteorolojik şartlardan etkilenebilecek faaliyetler konusunda dikkatli olunmalıdır anlamına gelmektedir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/meteoroloji-genel-mudurlugunden-dogu-akdeniz-ve-karadeniz-icin-uyari/feed/ 0
1 Mayıs Artvin’de Kutlandı… https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/#respond Wed, 01 May 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30033

UĞUR İSTANBULLU-GENÇAĞA KARAFAZLI

(ARTVİN) – 1 Mayıs İşçi Bayramı Artvin’de çok sayıda vatandaşın katılımıyla kutlandı. Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş, “Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Artvin Atakaparkt’a bir araya gelen DİSK, KESK, Halkevleri, CHP, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda vatandaş, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı sloganlar eşliğinde yürüyüş yaparak kutladı.

DİSK Genel İş Sendikası Başkanı Selim Bilgin, “1 Mayıs’a ne yazık ki yoksulluğun, fakirliğin tavan yaptığı bir ortamda giriyoruz. Ekonomiyi teslim ettiğimiz Sayın Bakan ne diyor; ‘bizim yerel halkın alım gücü artmaya başladı.’ Burada Artvin meydanından söylüyorum, bizim adımız yerel halk değildir. Bizim adımız Laz olabiliriz, Gürcü olabiliriz, Kürt olabiliriz, Arap olabiliriz ama biz hepimiz ayrı gayrı yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit, onurlu yurttaşlarıyız” dedi.

“ÜLKEYİ SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINIZ KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş de şunları söyledi:

“Büyük bir yoksulluk içinde yaşıyoruz, egemenler din istismarıyla emekçileri açlığa sürüklüyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar tarikatlara, çetelere, sermayeye aktarılıyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar özel okullara teşvik olarak aktarılıyor. Barınma imkanından yoksun bırakılan çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkum ediliyor ama bu böyle gitmez. Eğitim emekçileri biat etmez. 22 yılda 9 Bakan, 18 müfredat değişikliği yapıldı. Amaçlarına giden yolda öğrencilerimizi harcamaktan çekinmediler. Yeni müfredat değişikliği pazartesi günü MEB’e bağlı kurumlarla ve kamuoyu paylaşıldı. Tamamen siyasallaşmış, çocuklarımızın ve ülkemizin üstün yararı gözetilmeden, laikliği tam cepheden hedef alan, bilimden uzaklaşan bir zihniye hazırlanmıştır çünkü okuyan, sorgulayan bir nesil gelsin istemiyorlar. Buradan sesleniyoruz, ülkeyi sürüklemeye çeliştiğiniz karanlığa teslim olmayacağız.

“BİZLER, GÜCÜMÜZÜ EMEĞİMİZDEN ALIYORUZ”

Kamu hizmetini kar zarar mantığıyla yürüten iktidar, elimizdeki cumhuriyetin kazanımları olan tüm fabrikaları haraç mezat yabancı sermayeye satarak ülkemizi daha da yoksullaştırmış ve dışa bağımlı hale getirmiştir. Bugün en temel gıda ürünlerimizi bile dışarıdan ithal eder hale gelmiş durumdayız. Artık ilkokul çocukları bile dış güçler masalına inanmıyorlar. Özellikle üreten değil tüketen bir ülke haline geldik. Sanayi üreten ve hatta savaş durumunda olan ülkelerden patates, et, yağ gibi gıda ürünlerini ithal ediyoruz. Öğrenciler ve hastalar potansiyel müşteri haline dönüşmüş, sağlık hizmetleri, eğitim tamamen piyasalaştırılmıştır. Sürekli tekrarladığımız bir gerçek var; bizler gücümüzü emeğimizden, al terimizden, üretimden alıyoruz. İktidar sahipleri işte bu büyük güçten, birleşen halkın gücünden korkuyorlar. Yan yana gelmemizden korkuyorlar, bir olmamızdan birlik olmamızdan korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü kaybedecek çok şeyleri var. Sarayları, saltanatları çökecek diye korkuyorlar. Yağma düzenleri son bulacak, ballı ihaleleri, vurgun projeleri, torpilli işleri sona erecek diye korkuyorlar. Yağmalayıp yok ettikleri ormanlarımızın, kıyılarımızın, Cerratepe’nin hesap sormamızdan korkuyorlar. Katarlı dostlarına, cemaatlere, tarikatlara, yandaşlara peşkeş çektikleri varlıklarımızın hesabını ödemekten korkuyorlar. Yargıdan korkuyorlar, yargılanmaktan, adaletten korkuyorlar. Nazım’ın dediği gibi; ‘hiçbir korkuya benzemiyor, halkını satanların korkusu.’ Bırakınız korksunlar, bırakınız gözlerine uyku girmesin. Bunu bildikleri için muhalefeti susturmak istiyorlar.

“MÜCADELE GELENEĞİNİN ÇOCUKLARIYIZ”

Ne mutlu bize ki baskılara karşı sinmeyen bir mücadele geleneğinin çocuklarıyız. Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil, yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz. Mustafa Kemal’in anti emperyalist kurucu irade heyecanı ile yarattı sizlerin yıktığı, sattığı her şeyi yeniden kuracağız. Biliyoruz ki, böyle bir dünya ve ülke mümkündür. Bugünden yarına hep umut biriktirdik. 31 Mart seçimlerinde; işçisinden kamu emekçisine, emeklisinden asgari ücretlisine, kadınından gencine bozuk düzenin çarklarında ezilen milyonları yok sayamazsınız biz buradayız dedik. Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış, adalet, laiklik ve demokrasi yaşasın 1 Mayıs.”

]]> https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/feed/ 0 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini ve sendikal hakların daha ileriye taşınmasını istiyor https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-toplu-pazarlik-kapsaminin-genisletilmesini-ve-sendikal-haklarin-daha-ileriye-tasinmasini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-toplu-pazarlik-kapsaminin-genisletilmesini-ve-sendikal-haklarin-daha-ileriye-tasinmasini-istiyor/#respond Wed, 01 May 2024 22:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30027 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin daha ileriye taşınmasını, sendikalara üye olduğu için işçilerin işten atılmalarının son bulmasını istiyoruz.” dedi.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından Kocaeli Kongre Merkezi’nin otoparkında düzenlenen etkinlikte, farklı illerden gelen işçilere seslenen Arslan, bugünün emekçilerin günü olduğunu belirterek, binlerce işçiyle Kocaeli’den seslerini tüm dünyaya duyurduklarını söyledi.

Arslan, 138 yıl önce insanlık dışı çalışma şartlarına isyan edenlerin sembolleştiği bu günde, taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmek için tüm Türkiye’de alanlarda olduklarını kaydetti.

İş kazaları, salgın, doğal afetlerde hayatını kaybedenler ile vatan savunmasında şehit olanlara, İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’de yaşamını yitirenlere rahmet dileyen Arslan, yaralılara ve hastalara acil şifalar diledi.

Arslan, dünyanın tüm mazlum ve mağdurları için barış, özgürlük, demokrasi ve adalet taleplerini güçlü bir şekilde haykırdıklarını vurgulayarak, “Siyonistlerin Filistin halkına yönelik artık sistematik hale gelen ve her geçen gün dozunu artırarak devam eden soykırımı lanetliyoruz. Filistin bizim davamız, Kudüs bizim davamızdır. Kudüs bizim kutsalımızdır, Aksa bizim kutsalımızdır. Bütün imkanlarımızla Kudüs’e sahip çıkmaya, Filistinli kardeşlerimizle birlikte olmaya devam edeceğiz. Başkenti Kudüs olan bağımsız, özgür Filistin devleti kurulana kadar mücadelemiz ve desteğimiz devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Üyelerinin ve tüm emekçilerin hak ve çıkarları için yoğun bir mücadele yürüttüklerinin altını çizen Arslan, şöyle devam etti:

“Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin daha ileriye taşınmasını, sendikalara üye olduğu için işçilerin işten atılmalarının son bulmasını istiyoruz. Bugün, bu alanda ücretler üzerindeki ağır vergi yüküne bir kez daha dikkati çekiyoruz. Vergide adalet sağlanmasını, az kazanandan az; çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz. Aile yükümlülüklerini dikkate alan, adil bir vergilendirme sistemi, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik modeli ve vergi denetiminde etkinliğin artırılmasını talep ediyoruz. Artan hayat pahalılığına karşı emekçileri koruyacak daha etkin politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Enflasyon rakamlarının aşağı seviyelere inmesini, kişi başına düşen milli gelirin artmasını, daha iyi ücret seviyelerinin belirlenmesini talep ediyoruz. Ücretlilerin milli gelirden aldığı payın artırılmasını, ekonomik büyümeden ve refah artışından hak ettiğimiz payı istiyoruz.”

Arslan, istihdamda kadın ve gençlere daha çok yer verilmesini, çocuk işçiliğiyle daha etkin mücadele edilmesini, engellilerin toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılımının sağlanmasını istediklerini anlatarak, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısının katılımcı bir anlayışla yeniden belirlenmesini istediklerini söyledi.

“HAK-İŞ her zaman milli iradeden yana olmuştur”

Yerel seçimlerin kısa süre önce tamamlandığını anımsatan Arslan, “HAK-İŞ her zaman milli iradeden yana olmuştur. Seçimlerin ardından kimi belediyelerde üyemiz çalışanlara yönelik çeşitli baskılar, sürgünler ve işten çıkarmaların olduğunu biliyoruz.” dedi.

HAK-İŞ Başkanı Arslan, şunları kaydetti:

“Hani söz vermiştiniz. Hiç kimsenin işiyle aşıyla oynamayacaktınız. Herkesin başkanı olacaktınız. Verdiğiniz sözü tutun. Kocaeli’de 1 Mayıs meydanından, baskı gören üyelerimize sesleniyorum; umutsuz olmayın, mahzun olmayın. HAK-İŞ yüz binlerce üyesiyle sizlerle beraberdir. HAK-İŞ’e güvenmeye devam edin. Gün, geleceğiniz için ekmeğiniz için birlik olma mücadele etme günüdür.”

Arslan, tüm sendikalarıyla emekçilerin sorunlarını çözmek için birlikte mücadeleye, yeni ufuklara yürümeye, aydınlık bir gelecek inşa etmeye, Türkiye Yüzyılı’nı emekçilerin yüzyılı yapmaya kararlı olduklarını vurgulayarak, bu günün, daha fazla dayanışmaya vesile olmasını ve Filistin’de akan kan ve gözyaşının son bulmasını diledi.

“Filistinli çalışanların haklarını elde etmek için onların yanında durun ve onları destekleyin”

Filistin İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Sendikası Genel Sekreteri Abdulhadi Abutaha da Filistin halkının Gazze başta olma üzere hem Batı Şeria’da hem de Kudüs’te en şiddetli saldırılara maruz kaldığını belirterek, çocuklar, kadınlar ve yaşlıların katledildiğini söyledi.

Abutaha, 7 aydan bu yana binlerce kişinin öldürüldüğünü ve yaralandığını aktararak, Gazze’de çok sayıda evin, hastanenin ve caminin İsrail tarafından vurulması sonucu yıkıldığını kaydetti.

Bugün 1 Mayıs’ta Filistin halkına karşı soykırım uygulandığına dikkati çeken Abutaha, şöyle devam etti:

“Filistin’de 500 binden fazla insan işsiz kaldı. Yoksulluk oranı arttı. İnsan onuruna yakışır işlerden bahsetmek artık mümkün değildir. İşgalci İsrail, iş piyasasını tamamen durdurdu. Batı Şeria’da şehirlerin ve köylerin girişlerine barikatlar kuruldu. Mescid-i Aksa her gün Yahudi yerleşimciler tarafından vahşice saldırıya uğramakta. İsrail hapishanelerinde yaklaşık 13 bin Filistinli tutuklu bulunmakta, gayri insani işkencelere maruz kalmaktadır. Masum tutuklu siviller ölene kadar açılığa maruz bırakılmaktadır. Gazze toprakları artık çocuklarımız, kadınlarımız ve yaşlılarımız için toplu mezarlıklar haline gelmiştir. 1 Mayıs münasebetiyle buradan tüm uluslararası sendika örgütlerine çağrıda bulunmak isterim, Filistinli çalışanların haklarını elde etmesi için onların yanında durun ve onları destekleyin.”???????

Abutaha, işgal edilen topraklarda çalışanların maddi kayıplarından bahsederek, “Güncel verilere göre işgal edilmiş topraklarda yaklaşık 500 çalışan gözaltına alınmıştır. Bugün buradan tüm ülkelere ve sendikal örgütlerine çağrıda bulunmak istiyorum, Filistin halkı ve çalışanlarının yanında olmaya, onları desteklemeye, işgalci devletin saldırılarını kınamaya, işgalin sona ermesi için hep birlikte acilen hareket etmeye çağırıyorum. Orta Doğu’da barış ve güvenliğin tesis edilebilmesi için 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmalıdır. Filistin çalışanları adına Filistin davasına sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımızı sunuyorum.” diye konuştu.

Programdan notlar

Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Alanda, taleplerin yazılı olduğu dövizlerin yanı sıra “Soykırıma hayır! Filistin’e destek, siyonizme lanet” pankartları açıldı.

Konuşmaların ardından gökyüzüne barış güvercinleri bırakıldı. Arslan ve beraberindekiler, işçilere karanfil verdi.

Sendikaya bağlı başkanların da katıldığı etkinlikte, HAK-İŞ’in 1 Mayıs bildirisi okundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-toplu-pazarlik-kapsaminin-genisletilmesini-ve-sendikal-haklarin-daha-ileriye-tasinmasini-istiyor/feed/ 0
Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği https://www.haber60.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/ https://www.haber60.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/#respond Wed, 01 May 2024 00:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29957 “Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği” temasıyla düzenlenen 13. Çalışma Meclisi’nin kapanış toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda yapıldı.

“Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği” temasıyla düzenlenen 13’üncü Çalışma Meclisi, 29-30 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. 4 oturumda düzenlenen Çalışma Meclisi’nde “Çalışma Hayatında İnsana Yakışır İş, Yeşil ve Dijital Dönüşümün İşgücü Piyasasına Etkileri ve Adil Geçiş, Sendikal Örgütlenmede Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Toplu Pazarlık Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları” başlıkları ele alındı.

İki gün boyunca devam eden programda, işçi, kamu görevlileri ve işveren sendika konfederasyonlarının başkanları, oda ve borsa birliklerinin başkanları, sivil toplum kuruluşlularının başkanları ile akademisyenlerin katılımıyla çalışma hayatına ilişkin istişarelerde ve çözüm önerilerinde bulunuldu. İkinci gününde de devam eden program, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenen yemekle sona erdi.

Burada konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışma hayatında; sosyal diyalog mekanizmalarının etkin bir biçimde işletilmesinin Bakanlık açısından çok önemli ve faydalı gördüklerine vurgu yaparak, “Geçtiğimiz yıl içerisinde çalışma hayatında katılımcı sosyal diyalog anlayışının en önemli temsil mekanizmalarından olan; Üçlü Danışma Kurulu’nu, Kamu Personeli Danışma Kurulu’nu ve Ortak Paylaşım Platformu’nu gerçekleştirdik. Çalışma Meclisi ise bu platformlar arasında, en kapsamlı ve en kritik öneme sahip istişare mekanizmalarından biridir. Bu çerçevede; ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, işçi, işveren, ve kamu görevlileri sendikaları/konfederasyonları, akademisyenler, iş dünyası, uluslararası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan geniş katılımlı yapısı ile; Çalışma Meclisi toplantılarımızı, sosyal diyalogun hayata geçirilmesi vizyonuyla gerçekleştirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“İşçi, işveren ve kamu ilişkilerinin düzenlenmesi noktasında; ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi, çalışma meclislerinin en önemli hedefleridir”

Işıkhan, Türkiye Yüzyılı’nın ilk Çalışma Meclisi olan bu seneki programın ‘Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği’ temasıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarına dikkati çekerek, “İşçi, işveren ve kamu ilişkilerinin düzenlenmesi noktasında; ortak işbirliği alanının oluşturulması, mevcut durum hakkındaki değerlendirmelerin yapılması, sorunların karşılıklı olarak, tartışılarak, ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi, Çalışma Meclislerinin en önemli hedefleridir. Dün ve bugün gerçekleştirilen toplantı ve panellerimiz ile çalışma hayatına dair güncel konular yanında, geleceğe dair fırsatlar ve zorluklarla ilgili istişarelerde bulunduk. İki gün boyunca gerçekleştirilen panelde; çalışma hayatının geleceği, insana yakışır iş, ikiz dönüşüm ve adil geçiş konuları yanında; sendikal örgütlenmede ve toplu pazarlık süreçlerinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerini kapsamlı olarak ele aldık” diye konuştu.

“Temel hedefimiz, refahtan herkesin pay alabildiği, insanı merkeze alarak büyüyen bir Türkiye’dir”

Bakanlıkların, sosyal tarafların, sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası kuruluşların temsilcileri ile akademisyenlerin katkıları doğrultusunda etkin ve verimli bir Çalışma Meclisi toplantısını gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi:

“Temel hedefimiz, sadece üreterek büyüyen ve istihdamı arttıran bir Türkiye değil; aynı zamanda; ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ temel değeriyle; refahtan herkesin pay alabildiği, hakkın ve adaletin korunduğu, insanı merkeze alarak büyüyen bir Türkiye’dir. Bu noktada; Çalışma Meclisi gibi çözüm odaklı platformlar; çalışma hayatının hem yapısal hem de fonksiyonel sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu meclisin çıktıları, özellikle; kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret, çalışma koşulları, iş sağlığı ve güvenliği gibi çalışma hayatının öncelikli sorun alanlarının kalıcı olarak çözüme kavuşturulması için bizlere, geleceğe ait önemli fırsatlar sunacaktır.”

“Emeğe ve onun müdafaasına verdiğimiz değerin en net kanıtı yarın kutlayacağımız 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’dür”

Işıkhan, Türkiye’nin 21 yılda sosyal güvenlikten sendikal örgütlenmeye kadar çalışma hayatını ilgilendiren her alanda çok büyük mesafeler kat edildiğini belirterek, “Geçmişte; hak ettiği ilgiyi göremeyen sendikacılık ile işçi, memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen sosyal diyalog mekanizmaları son 21 yılda etkin bir şekilde işletilmiştir. Özellikle; örgütlü emek mücadelesinin kendine en rahat yaşam alanı bulduğu dönem, hükümetlerimiz, dönemidir. Çünkü; emek ve alın teri bizim hem maddi hem de manevi dünyamızda derin karşılıkları olan kavramlardır. Emeğe ve onun müdafaasına verdiğimiz değerin en net kanıtı yarın kutlayacağımız 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’dür. Daha önce kanlı olaylarla anılan ve toplumda büyük endişelere yol açan 1 Mayıs; Başbakanlığı döneminde; Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2009 yılında resmi tatil ilan edilmiştir. 1 Mayıs resmi tatil yapıldıktan sonra hem kutlamalar tüm Türkiye’ye yayılmış; hem de toplumun tüm kesimlerince kutlanmaya başlanmıştır” dedi.

Işıkhan, Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs’ın barışçıl gösterilerle, anlamına uygun olarak kutlandığını söyleyerek, “Daha önce belli başlı marjinal gruplar tarafından sahip çıkılan 1 Mayıs; günümüz itibariyle tüm emekçilerimize bir bayram olarak teslim edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; işçimizin, memurumuzun ve tüm emekçilerimizin hakkının korunması, her zaman öncelikli meselemiz olmaya devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Programda Jandarma Genel Komutanlığı’nda temizlik işçisi olarak çalışan evli ve iki çocuk sahibi Saadet Tom da bir konuşma yaptı. Tom, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “Bugün burada, 2018 yılında taşeron işçi olarak çalışırken kadroya geçirilmiş bir kardeşiniz olarak bulunuyorum. Hepiniz çok iyi biliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız bizlere kadro verdi. Emekçiler olarak istediğimiz hastanelere gidemediğimiz günlerden, SSK hastanelerinde ilaç kuyruklarında beklemekten bugün istediğimiz hastanelerde muayene olacak bir sosyal güvenlik sistemine sayenizde sahip olduk. Çocuklarının ve ailesinin geleceği adına büyük kaygılar içerisinde evine helal lokma götürebilmenin telaşı içerisinde olan biz emekçiler olarak sizlere teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Muhalefet ve bazı marjinal yapılar 1 Mayıs’ın bayram havasına gölge düşürmeye çalışıyor” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-muhalefet-ve-bazi-marjinal-yapilar-1-mayisin-bayram-havasina-golge-dusurmeye-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-muhalefet-ve-bazi-marjinal-yapilar-1-mayisin-bayram-havasina-golge-dusurmeye-calisiyor/#respond Wed, 01 May 2024 00:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29951 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son günlerde muhalefet ve bazı marjinal yapılar Taksim tartışmalarıyla 1 Mayıs’ın bayram havasına gölge düşürmeye çalışıyor. Sembolik törenler haricinde Taksim Meydanı’nın miting yeri olmadığı, mitinge uygun bir altyapıya sahip olmadığı, herkesin malumuyken bu konudaki dayatmaları masum bulmadığımızı ifade etmek isterim” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ‘Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği’ temasıyla düzenlenen 13. Çalışma Meclisi Yemeğinde konuştu.

Çalışma meclisi üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Sözlerimin hemen başında yarın ülkemizle birlikte tüm dünyada coşkuyla kutlanacak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum. Bu vesileyle helal rızık peşinde koşan tüm işçi kardeşlerime selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için ter döken, emek veren her bir kardeşimden ‘Allah razı olsun’ diyorum. Biliyorsunuz 1 Mayıs tarihi ülkemizde yıllarca gerilimin, kavganın, çatışma ve sokak olaylarının sembolü olarak görüldü. Bilhassa 1977 senesinde yaşanan faciadan dolayı her 1 Mayıs uzun süre şiddetin ve kaosun olduğu bir gün olarak algılandı. 2008 yılında 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü, 2009 yılından itibaren de resmi tatil ilan ederek buna son verdik. Ayrıca 2010 yılında 32 yıl sonra Taksim’i kutlamalara açan yine biz olduk. Böylece 1 Mayıs’ın hiçbir engellemeye, hiçbir gayri meşru çabaya gerek duymaksızın işçi bayramı olarak kutlanabilmesini temin ettik” dedi.

“Sadece İstanbul değil, 55 ilimizdeki 103 ayrı etkinliğe de izin verilmiştir”

Buna rağmen son günlerde muhalefet ve bazı marjinal yapıların Taksim tartışmalarıyla 1 Mayıs’ın bayram havasına gölge düşürmeye çalıştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sembolik törenler haricinde Taksim Meydanı’nın miting yeri olmadığı, mitinge uygun bir altyapıya sahip olmadığı, herkesin malumuyken bu konudaki dayatmaları masum bulmadığımızı ifade etmek isterim. İstanbul’da göstere, miting ve yürüyüş güzergahları bellidir. Geniş çaplı buluşmalar için her iki yakada da miting alanları mevcuttur. Gerekli izinler ve tedbirler alındığı sürece herkes mitingini, gösterisini, anma programını ve barışçıl protestosunu buralarda özgürce yapabilir. İstanbul’da yapılacak kutlamalar için 40 ayrı yer ve güzergah belirlenmiştir. Sadece İstanbul değil, 55 ilimizdeki 103 ayrı etkinliğe de izin verilmiştir. Müsaade edilenler dışında bir alanda yürüyüş ve miting düzenleme ısrarının iyi niyetli olmadığı açıktır” diye konuştu.

Gün aşırı yaptıkları çağrılarla 1 Mayıs’ı propaganda aracına dönüştürmek isteyen terör örgütlerine istismar zemini sunulmaması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

“Herkesin sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiği kanaatindeyim. Sendikalarımızı ve siyasi partilerimizi 1 Mayıs atmosferine zarar verecek adımlardan uzak durmaya davet ediyorum. Çalışma hayatında katılımcı, sosyal diyalog anlayışının en önemli temsil mekanizmalarından birini çalışma meclisimiz oluşturuyor. Bugüne kadar 13 kez toplanan meclisimiz, çalışma hayatına dair yol haritasının belirlendiği, sorunların tartışıldığı, çözüm önerilerinin getirildiği bir platform görevi üstlendi. Biz de hem meclis toplantılarına iştirak ederek hem de taraflarla farklı vesilelerle bir araya gelerek gündemimizdeki konuları değerlendirdik. Çalışma hayatımıza dair kritik kararların arifesinde sizlerin görüşlerine başvurduk. Sizden gelen teklifler, tenkitler ve fikirler çerçevesinde meselelerimize, çözüm yolları geliştirdik. Göreve geldiğimiz andan itibaren, sürdürdüğümüz diyaloğu bugün de aynı yoğunlukla ve hassasiyetle devam ettiriyoruz. İşçisiyle, işvereniyle, memuruyla, esnafıyla, çiftçisiyle, meclis zemininde yaptığımız istişarelerin şimdiden ülkemiz, milletimiz, çalışma hayatımız bakımından hayırlara vesile olmasını diliyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza 5 yıllık aradan sonra güncel konuları ele almak üzere toplantıya öncülük ettiği için teşekkür ediyorum. Siz dostlarımın her birine de katkılarınız için şükranlarımı sunuyorum.”

“Kuşatıcı bir anlayışla işçi, işveren, memur, esnaf ve çiftçi kardeşlerimizin refah seviyelerini arttırmak için çaba gösterdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeğin alın terinin öneminden bahsederek, “Milletimizin takdiriyle geldiğimiz görevlerin yanı sıra şahsen de çalışma hayatının bizzat bulunmuş bir kardeşinizim. Gençlik yıllarımda İETT’de işçi olarak çalışmanın kazandırdığı tecrübeden, siyasi yaşamım boyunca hep istifade ettim. Emeğin, alın terinin kendisi ve ailesinin iaşesi için ter dökmenin değerini, o dönemlerde çok yakından görme fırsatı buldum. Emekçi kardeşlerimle aramızda kurduğumuz sarsılmaz bağ, yarım asırdır hiç kopmadı, eksilmedi, eskimedi. Belediye başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla ülkemize hizmet sorumluluğunu üstlendiğimizde nereden geldiğimizi asla unutmadık. İşçilerimizin her sıkıntısını kendi sıkıntımız, her kazanımını da kendi kazanımımız olarak telakki ettik. Son 21 yılda kuşatıcı bir anlayışla işçi, işveren, memur, esnaf ve çiftçi kardeşlerimizin refah seviyelerini arttırmak için çaba gösterdik. İş kanunu, sosyal güvenlik reformu, iş güvenliği ve iş sağlığı sendika kanunlarına ilişkin düzenlemeleri sizlerle bilistişare hayata geçirdik. Asgari ücrette tarihi artışları, işçi ve işverenlerimizin azami mutabakatını sağlayarak gerçekleştirdik. Net asgari ücreti 2024’te 17 bin 2 liraya yükselttik. Böylece 2023 Temmuz ayına göre yüzde 49, Ocak ayına göre yüzde 100 artış oldu. 2016 yılında başlattığımız asgari ücret desteğini 2024 yılı için sigortalı başına aylık 700 liraya yükselttik. Asgari ücretten alınan vergilerin kaldırılması uygulamasıyla, tüm gelir gruplarına asgari ücrete kadar olan kazançlar için vergi muafiyeti getirdik” ifadelerini kullandı.

“İstihdam sayımız 32 milyon 423 bine yükseldi”

Ülkenin istihdam rakamlarında da tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdam sayımız 32 milyon 423 bine yükseldi. Son verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,7 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki yıla göre yani son bir yılda iş gücü sayısı 775 bin kişi, istihdam sayısı 1 milyon 156 bin kişi arttı. Gelecekte işsizlik oranlarının daha da aşağıya ineceğine inanıyorum. Burada son dönemde sıkça şahit olmaya başladığımız bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum. Tarımdan turizme, sanayiden ticarete, farklı sektör temsilcileriyle bir araya geldiğimizde en önemli sorunun işçi bulamama olduğu anlaşılıyor. Özellikle emek yoğun iş kollarında ara eleman sıkıntısı yaşanıyor. Esnaflarımız, zanaatkarlarımız, ustalarımız yanlarında çalıştıracak çırak bulamamaktan şikayetçi. Özellikle emek yoğun iş kollarında ara eleman sıkıntısı yaşanıyor. Esnaflarımız, zanaatkarlarımız, ustalarımız yanlarında çalıştıracak çırak bulamamaktan şikayetçi. Öyle ki, deprem sonrasında iyice hareketlenen inşaat sektöründeki işçi ve usta eksikliği sebebiyle çalışmalar olması gerekenden daha yavaş ilerliyor. Bugün işini büyütmek, üretimini arttırmak yani iş alanlarına açılmak isteyen firmalarımızın en büyük endişe kaynağı kalifiye eleman kıtlığıdır. Özel sektörümüz çalıştıracak personel bulamazken, resmi kurumlarımızın kapısında iş başvuruları için uzun kuyruklar oluşmaktadır. Türkiye ekonomisinin geleceği açısından bu iki tablo arasındaki tenakuzu popülizme tevessül etmeden mutlaka gidermek zorundayız. Çalışma hayatının tarafları olarak mesleki eğitim sistemimizin yeniden gözden geçirilmesi dahil daha kalıcı çözüm yolları geliştirmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz dönemde hükümetimizin önceliklerinden birisi de istihdamda arz talep dengesinin temini olacaktır. Bu dengenin sağlanması noktasında sizlerin de bizlere gereken desteği vermesini bekliyorum” açıklamasını yaptı.

“Darbecilerin yaptığı yasayı 29 yıl sonra değiştirmek bize nasip oldu”

Ücretler ve istihdamın yanı sıra sendikal haklar ve özgürlükler alanında da son 21 yılda tarihi nitelikte pek çok adım attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sendikal ve toplu iş sözleşmesi kanunuyla 1983 yılında darbecilerin yaptığı yasayı 29 yıl sonra değiştirmek bize nasip oldu. Ağızlarını her açtıklarında, 12 Eylül darbecilerinin hazırladığı yasalardan şikayet edenlerin değiştirmediği yasaları biz değiştirdik. Memurların toplu sözleşme yapma hakkına anayasal güvence getirerek memurlarımıza toplu sözleşme hakkını verdik. İşçi ve memurlarımızın toplu sözleşme süreçlerini çoğunlukla mutabakatla sonuçlandırdık. 2013 yılında bir milyon olan sendikalı kişi sayısını bugün itibariyle 2 buçuk milyona yükselttik. Sendika üyesi sayısı, kamu görevlilerine üç ayda bir toplu sözleşme ikramiyesi ödenmesine imkan sağladık. Ancak bu kazanım, ana muhalefet partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından geçtiğimiz aylarda iptal edildi. Düzenlemenin iptali nedeniyle 2 milyonu aşkın memurumuzun aylıklarında 345 liralık düşüş oldu. Bunun takdirini kamu personelimizin en iyi şekilde yapacağı inancındayım. Tüm dünyayı yaklaşık 3 yıl boyunca derinden sarsan Covid-19 salgınında işçi ve işverenlerimizin yanında olduk. Bu dönemde prim ödemelerini erteledik, istisna haller dışında işverenler tarafından işçi çıkarılmasını sınırlandırdık. Kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği uygulamalarıyla milyonlarca çalışanımıza sahip çıktık. Salgın sonrası istihdamda normale dönüşü teşvik için normalleşme desteği sağladık, müstakil iş sağlığı ve güvenliği kanunu ve alt düzenlemelerini hayata geçirerek bu alanda önemli bir reforma imza attık. İş kazası oranlarını düşürdük. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki alt işveren işçilerini doğrudan çalıştıkları kurum ve kuruluşlarda sürekli işçi kadrosuna aldık. 2011 ve 2013 yıllarında sayı 300 bin olan sözleşmeli personelimiz kadroya geçirilmişti” dedi.

“2002 yılında yüzde 52,1 olan kayıt dışı istihdam oranını yüzde 25,4’e indirdik”

2023 yılındaki düzenlemeyle de 500 bine yakın sözleşmeli personele kadroya geçme hakkı tanıdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2002 yılında yüzde 52,1 olan kayıt dışı istihdam oranını yüzde 25,4’e indirdik. Ayrıcalıklı statüleri kaldırarak işçi, memur, esnaf herkese eşit şartlarda sosyal güvenlik hizmeti verilmesini ilke edindik. Son 21 yılda burada saymaya kalksak saatler sürecek daha pek çok düzenlemeyi, reformu, hakkı ve kolaylığı, başarıyla hayata geçirdik. Ülkemizde ve dünyada maalesef çalışma hayatının taraflarını birbirine düşman gösteren bir anlayışa rastlıyoruz. Bunlar işçiyle işverenin tıpkı mıknatısın iki farklı ucu gibi asla bir araya gelemeyeceğini, uzlaşmayacağını savunuyorlar. Hatta işçi ve işveren arasındaki iş birliğini kendi ideolojilerini içinde tehdit kaynağı olarak görüyorlar. Çatışmacı, kavgacı, hayatı sadece dost-düşman ayrımı üzerinden tarif eden bu katı ideolojik yaklaşımın ne ülkemize ne milletimize faydası olur. Çalışma hayatını, işçi-işveren, patron-emekçi rekabetine indirmenin doğru ve hakkaniyetli bir olmadığına inanıyorum. Hak mücadelesi, işveren ve sermaye düşmanlığı değildir. İşçinin de işverenin de hakkını aldığı adil bir sistemin tesisi mücadelesidir. İşçinin ücretinin daha alın teri kurumadan verildiği, sanayicinin, üreticinin, işverenin ortaya çıkan katma değerden hak ettiği payı aldığı yapının kültür ve medeniyet kotlarımıza daha uygun bir sistem olduğu açıktır. Yani ne işçi ezilecek ne de işveren mağdur olacak. Ne emekçinin hakkı gasp edilecek ne de patron ötekileştirilecek. Çalışma hayatının tüm taraflı aynı gemide olduklarının bilinciyle birbirlerine karşı sorumluluk duygusuyla hareket edecek. Çalışma hayatında bu kader ortaklığını tesis ettiğimiz ölçüde ekonominin diğer alanlarında da başarılı olacağımız muhakkaktır. İşçinin hakkını alamadığını düşündüğü, işverenin, esnafın, sermaye sahibinin kendini güvende hissetmediği, toplum kesimleri arasında duygudaşlığın gelişmediği, zenginin fakirin halini umursamadığı bir tablodan hiçbirimize hayır gelmez. Millet olmak bir olmayı, beraber olmayı, kardeş olmayı, omuz omuza dayanışma içinde hareket etmeyi gerektirir. Bu hakikatler gün gibi ortadayken çalışma hayatı dahil her meseleye siyasetin penceresinden bakanlar olduğunu görüyoruz. Bunların nazarında mağdurun veya failin siyasi kimliği diğer her şeye garibe çalıyor. Öyle ki aynı ideolojik kabileden olunca terör eylemleri ve iş cinayetleri bile önemsiz hale gelebiliyor” ifadelerini kullandı.

“İhmallerin adresi muhalefete ve muhalefet belediyelerine çıkınca sözde emekçi örgütlerinin hepsi birden lal oldu”

Geride bıraktığımız haftalarda milletçe iki büyük acı yaşandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beşiktaş’ta ruhsatı sıkıntılı bir gece kulübünde çıkan yangında 29 emekçi kardeşimiz hayatını kaybetti. İstanbul’un göbeğinde işlenen bu iş cinayeti karşısında maalesef işçinin hakkını savunduğunu iddia kuruluşların hiçbirinin sesi dahi çıkmadı. İhmallerin adresi muhalefete ve muhalefet belediyelerine çıkınca sözde emekçi örgütlerinin hepsi birden lal oldu. Adeta dillerini yuttular, sanki 29 insan hem de feci bir şekilde hiç ölmemiş, hiç can vermemiş gibi hak, hukuk, adalet, özgürlük demeye pişkince devam ettiler. Aynı aymazlığa, bayramın ikinci günü meydana gelen teleferik faciasında da şahit olduk. Sorumlulardan hesap sorulmasını bir yana bıraktım ellerinden gelse böyle bir rezaleti bizlere yaşatanları baş tacı edeceklerdi. Evlatlarına kavuşma mücadelesi veren Diyarbakır annelerinden, bölücü örgüt terör örgütünün katlettiği işçilerimize, öğretmenlerimize kadar her konuda benzer vicdansızlığı sergilediler. Sırf aynı ideolojik kaynaktan beslendikleri için terör örgütünün eylemlerini dahi görmezden, duymazdan geldiler. Oysa hak ve adalet mücadelesi siyasi ve ideolojik holiganlığa kurban edilemeyecek kadar anlamlı, önemli ve ulvi bir mücadeledir. Söz konusu eğer lisansa, insansa ve insan hayatıysa diğer her şey ikinci planda kalır. İstanbul Gayrettepe ve Antalya’daki skandallara biz vicdan pencere bakıyoruz. İhmal, kasıt veya ihanetten dolayı insanımızın mağduriyetine yol açan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için gerekli çabayı gösteriyoruz. Nihai hedefimiz bu yüzyılı emeğin, yatırımın, üretimin, istihdamın, büyümenin, kalkınmanın ve refahın yüzyılı yapmaktır” değerlendirmesini yaptı.

“Kayıt dışılıkla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz”

Bu amaçla hayata geçirdikleri iş sağlığı ve güvenliği reformunu kararlılıkla uygulamaya devam edeceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Kayıt dışılıkla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Sosyal güvenlik ve prim ödeme bilincini arttıracağız. Rehberliği ve gönüllü uyumu ön planda tutacak risk odaklı denetim kapasitemizi daha da etkinleştireceğiz. Ülkemizin çalışma hayatını Türkiye Yüz yılı vizyonumuza paralel olarak güncelleyecek, eksiklerini giderecek, sorunlarına inşallah çözüm bulacağız. Sizlerin de güçlü desteği ve işbirliğiyle Türkiye yüz yılı ülkümüzü inşallah gerçeğe dönüştüreceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bir kez daha iki gün boyunca devam eden 13’üncü çalışma meclisinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Burada müzakere edilen konu başlıklarından görüş, talep, beklenti ve önerilerden çıkacak sonuçların bakanlığımız ve hükümetimiz tarafından dikkate alınacağını özellikle vurgulamak istiyorum. 1 Mayıs arifesinde böyle önemli bir istişare toplantısına vesile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızı Sayın Bakan ve ekibini canı gönülden tebrik ediyorum. Toplantılara iştirak eden işçi, kamu görevlileri ve işveren sendikaları, konfederasyonlarımıza, sivil toplum örgütlerimize, akademisyenlerimize, kamu kurum ve kuruluşlarımıza Teşekkür ediyorum.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-muhalefet-ve-bazi-marjinal-yapilar-1-mayisin-bayram-havasina-golge-dusurmeye-calisiyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı: “İşçiler Taksim’e Yürüyorsa CHP Olarak Onlarla Birlikte Olacağız” (2) https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/#respond Tue, 30 Apr 2024 23:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29928

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Yarın CHP 55 ilde, 120 merkezde. Ancak hangi ilde, nerede 1 Mayıs kutlaması varsa bu gruptan bir temsilcimiz o kutlamada yer alacak. HAK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz, TÜRK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz. Her ne kadar Kocaeli, Bursa yerine o kutlamaların doğru yerinin Taksim olduğunu düşünsek de hiçbir sendikayı ayırmadan üyelerine, kurumsal yapılarına hürmeten zaman zaman farklı düşünsek de her sendikanın her yerde yaptığı her şehirdeki etkinlikte olacağız. Yarın işçiler Anayasa’ya uygun olarak, AYM ‘İşçiler haklı’ dediği için Beşiktaş’tan ve Saraçhane’den toplanarak Taksim’e yürüyorlarsa CHP olarak onlarla birlikte olacağız” dedi.

Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamamayı ve MHP’nin ‘AYM kapatılsın’ söylemlerine sessiz kalmayı anayasa tanımamak” olarak değerlendirdi. Özel, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben siyasilerin el sıkışmasını hep savundum, savunacağım. Siyasiler el sıkışmazsa demokrasi düşmanları ellerini ovuşturmaya başlarlar. 1970’lerin sonunda siyasetin el sıkışamamasının Türkiye’ye nelere mal olduğunu hep beraber yaşadık. O yüzden müzakere başka bir şeydir, iletişim başka bir şeydir, aynı fikirde olmak başka bir şeydir. Ama Anayasa’ya sadakate yemin etmiş bizlerin birbirine yeminine sadık kalmasını beklemek, hatırlatmak da her birimizin görevidir.

Yarın CHP -şu ana kadar alınan bilgi- 55 ilde, 120 merkezde. Ancak hangi ilde, nerede 1 Mayıs kutlaması varsa bu gruptan bir temsilcimiz o kutlamada yer alacak. HAK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz, TÜRK-İŞ’in yaptığı kutlamaya da gideceğiz. Her ne kadar Kocaeli, Bursa yerine o kutlamaların doğru yerinin Taksim olduğunu düşünsek de hiçbir sendikayı ayırmadan üyelerine, kurumsal yapılarına hürmeten zaman zaman farklı düşünsek de her sendikanın her yerde yaptığı her şehirdeki etkinlikte olacağız. Yarın işçiler Anayasa’ya uygun olarak, AYM ‘İşçiler haklı’ dediği için Beşiktaş’tan ve Saraçhane’den toplanarak Taksim’e yürüyorlarsa CHP olarak onlarla birlikte olacağız.

“1 MAYIS’TA GAZ, COP, KELEPÇE GÖRMEK İSTEMİYORUZ”

Buradan tek uyarım, en önemsediğim uyarım şudur: 1 Mayıs bayramdır. 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramıdır. Bu ülkenin -her ne kadar sendikal hakları olmasa da- polisi de emekçidir, askeri de emekçidir, güvenlik görevlileri de emekçidir. Onlara kanunsuz emirler verenler yüzünden, ekmekleriyle oynandığı için o emre uymadığında her türlü disiplin sürecinde tehdit edildikleri için uygulamak zorunda oldukları kararlar, o kardeşlerimizin kişisel kararları değildir. Bazı ortamlarda işçilerle polisleri, güvenlik güçleriyle emekçileri çatıştırmak isteyen, yasa dışı yapılar olabilir ya da yasal zeminde görev yapan birtakım kötü niyetli kişiler olabilir. Her iki tarafın da provokasyonları olabilir. Onun için herkesi 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlamaya, 1 Mayıs’ta gaz, cop, kelepçe görmek istemediğimizi, 1 Mayıs’ta güvenlik güçleriyle çatışma görüntüleri görmek istemediğimizi bir kez daha hatırlatarak tüm kamu görevlilerini sorumluluğa, tertip komitelerini de bu konuda kanunsuz emini veren anayasa tanımazlarla, evladına ekmek götürmek için bu emirlere uymak zorunda olan emekçi polis kardeşlerimi birbirinden ayırmak, özdeşleştirmemek konusundaki hassasiyeti bekliyor; 1 Mayıs İşçi Emekçi Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.

“ODTÜ’DE, BOĞAZİÇİ’NDE ÖĞRENCİLERİ TUTUKLAYAN ZİHNİYETİN AMERİKA’DAKİ EYLEMLERİ ÖVMESİ İKİYÜZLÜLÜKTÜR”

Diğer yandan Gazze’de tüm insanların yüreklerini sızlatan katliamlara, batı üniversitelerinden tepki yükseliyor. Bu tepkiler şiddetle bastırıldığında son derece utanç verici görüntülerdir, biz de ona tepki gösteriyoruz. Öğrencilerin yaptığı İsrail karşıtı Filistin dayanışma eylemlerine Türkiye’den destek veren, o eylemleri öven iktidarın ki o eylemleri ben de övüyorum, dönüp Türkiye’de Boğaziçi’nde öğrencilerin yaptığı eylemlere müdahale etmesinin; Boğaziçi’nin kampüsüne öğretim görevlilerini, önceki dönem dekanlarını sokmayacak kadar ileri gitmesinin; ODTÜ’de Devrim Stadı’nda mezuniyet töreni yapılmasına izin vermeyenlerin; öğrencilerimizi ODTÜ’de, Boğaziçi’nde kriminalize eden, gözaltı yapan, tutuklayan zihniyetin Amerika’daki eylemleri övmesi ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. ODTÜ’deki Devrim Stadı’na o silinemez ‘devrim’ yazısını yazan, Filistin davasında hepimizin önderi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıdır. Aklınızı başınıza alın. Bu kadar ikiyüzlülüğün ne siyasette ne beşeri ilişkilerde kaldırılır tarafı yoktur. Bunları görmemek ve Filistin meselesinde Amerika’ya demokratlık taslayıp Boğaziçi’nde ODTÜ’de bir anda despot kesilmenin izahı yoktur. İzah arıyorsanız bunun izahı için bakmanız gereken yer, 31 Mart seçim sonuçlarıdır. İzahı orada yaptılar size.

MADEM ATAMAYACAKSINIZ, NİYE OKUTTUNUZ”

25 Ağustos 2023, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) bitmiş. Bu sınavdan o günden bugüne sekiz ay geçmiş, halen daha atanmayan öğretmenler… ‘Atanamayan öğretmen’ lafını lügatınızdan çıkarınız. Dilimiz alışmış, bazen ben de söylüyorum. Atanamayan öğretmen; öğretmenin kendine kusur atfeden ya da kendisine masumiyet atfeden… Atanamayan öğretmen yoktur, bu iktidar tarafından atanmayan öğretmen vardır. Milli Eğitim Bakanlığı 85 bin ücretli öğretmen çalıştırıyor. Bir taraftan öğretmenler 85 bin atama bekliyor, atamalarını yapmıyor. Sayın Erdoğan seçim sözü verdi: ‘Mülakat kaldırılacak.’ Kaldırmıyorlar. Milli Eğitim Bakanı, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ diyor. Siz seçimde bu milletten bunu diyerek oy almadınız. ‘Mülakatı kaldıracağız’ diyerek oy aldınız. Şimdi mülakatı kaldırmamak, seçmeni kandırmanın itirafından başka bir şey değildir. Bundan 22-23 yıl önce, rahmetli Ecevit’e, ’68 bin atanmamış öğretmen var. Niye atamıyorsun? Madem atamayacaksın, neden okutuyorsun’ diyen Erdoğan, bugün itibarıyla 1 milyon öğretmeni okutmuş ve atamamıştır. Rahmetlinin manevi huzurunda, o hesabı şimdi size soruyoruz: Madem atamayacaksınız, niye okuttunuz kardeşim? Hafta sonu, atanmayan öğretmenlerin mitingindeydik. Ben memleketim Manisa’da ilk kez yaptığımız Mesir Festivali’nde ve ev sahibi hüviyetinde olduğum için orada grup başkanvekillerim, milletvekillerim bizi teslim etti. Önemli bir mücadele verildi. O mücadeleyi saygıyla karşılıyoruz. Öğretmenlerimizin sonuna kadar arkasındayız. Verdikleri her mücadele bizim tarafımızdan desteklenecek. Her görüşmede, her platformda imkan buldukça onların haklı mücadelelerini ifade etmeye, hatırlatmaya, onları takip etmeye devam edeceğim.

“TÜM HUKUKÇULARA DAYANIŞMA DUYGULARIMIZI İLETİYORUZ”

Bu parlamento en çok temsil edilen meslek grubu hukukçulardır, avukatlardır. Hem yüksek belagatleri hem aldıkları hukuk eğitimi gereğince, hukuk yapılan bu yüce çatının altında en çok onların bulunması da gayet doğaldır. Kendileri bu hafta ‘Büyük Savunma Mitingi’ gerçekleştirdiler 27 Nisan Cumartesi günü. ‘Avukat için adalet’ dediler ve avukatların sorunlarını dile getirdiler. Aralarına siyasetin, görüş ayrılıklarının girmesine izin vermeden bir bütün olarak mesleklerini savunmaya, sosyoekonomik sorunlarına, kendilerine yönelik her geçen gün artan şiddete, yargı ve hukuk düzenine ilişkin sıkıntılara yönelik tepkilerini dile getirdiler. Hukuk ve yargı sisteminde yaşanan her türlü aksaklığın savunma mesleğine nasıl yansıdığını ifade ettiler. Biz savunma hakkının en kıymetli insan haklarından bir tanesi olduğunu, savunma mesleğinin en saygın mesleklerden bir tanesi olduğunu ve adalet arayan her yurttaşımızın gece gündüz imdadına koşan bu önemli mesleğin mensuplarının sorunlarının takipçisi olduğumuzu ifade ediyor; tüm avukatlara, tüm hukukçulara CHP Grubu adına dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

“AK PARTİLİ KADIN SEÇMENİN EN AZ MEMNUN OLDUĞU KONU ÇOCUĞUNUN ALDIĞI EĞİTİMDİR”

Biraz önce Sevinç Hanım’ın katılımıyla CHP’nin eğitim takımı bir kat daha güçlendi. Bugünlerde eğitimde müfredat değişikliği gündemde. Eğitim sisteminde büyük bir reform yapılmasına ihtiyaç olduğu konusunda bir milli mutabakat var. AK Parti’nin anketlere baktığınızda, doğru bakarlarsa görmeleri gereken en önemli nokta şudur: AK Partili kadın seçmen kırılımına bakın ve AK Parti’den az memnun olduğu nedir diye bakın. Çocuğunun aldığı eğitimdir. Memnuniyet düzeyi yüzde 19. AK Partili kadın seçmen, Recep Tayyip Erdoğan’a en yüksek oy veren seçmen gruplarından birisi, evladının eğitiminden 100 üzerinden 19 veriyor. Kültür bakanından sonra en çok değiştirilen bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı. Yapboz tahtası, ger gelen reform yapıyor. Bu milli eğitimi, reforma muhtaç hale getireni kim atadı? Aynı dolma kalem, aynı mürekkep, aynı kişi atadı. ‘Kindar bir nesil yetiştirelim, değerleri bizim gibi olsun, bize bağlı olsun, potansiyel seçmen olsun’ bakış açısı, eğitimci bakış açısı değildir.

“KUSUR, MİLLİ EĞİTİMİ BİR PARTİNİN PROPAGANDASI YAPAN ANLAYIŞTADIR”

Bu yüzden yapboz tahtasına dönmüş, sürekli kuralları, müfredatı değişen ve siyasetçilerin elinde, zihninde oyuncak haline getirilen eğitim sistemine şimdi bir müfredat değişikliğiyle; hem de adı ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olarak bütün AK Partili, AK Parti’ye oy vermiş seçmenlere sesleniyorum: Bir an için geçen mayısta seçimi AK Parti’nin, Tayyip Bey’in değil de CHP’nin, Kemal Bey’in kazandığını düşünelim. ve bugün CHP’nin hepimizin evlatlarının okuyacağı müfredatın adını kendi partisinin sloganı olarak koyduğunu düşünelim. Ne hissedersiniz? ‘Türkiye Yüzyılı’ AK Parti’nin bakanlıkları da alet ederek, imkanlarını kullanarak bir seçim kampanyasının sloganıdır. Bir yerde mütabakat olacaksa her yerde olacak. Almanya’yı dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri yapan eğitimlerindeki milli mutabakattır. Sosyal demokratların gelip değiştirdiği, Hristiyan demokratların gelip altüst ettiği bir eğitim sistemleri yoktur. Oturmuştur, tıkır tıkır yürür ve Alman çocuğu, anası-babası hangisi siyasi görüşte olursa olsun PISA sınavını takır takır çözer. Senin çocuğun okuduğunu anlamıyorsa, senin çocuğun hesapta-kitapta, PISA’da sondan ikinciyse kusur çocukta değil, kusur senin seçtiğin kafada. Milli eğitimi bir partinin propagandası yapan, bir partinin gençleri devşirmek için aracı olarak gören anlayıştadır.

“BU MÜFREDATI REDDEDİYORUZ”

Şimdi yollamış, ’10 yılda hazırladık. Yedi günde görüş verin’ diyor. 10 gün bile demiyor. Bu ülke haftalar süren milli eğitim şuraalarını biliyor. Ortak akıl olmadan milli eğitim olmaz. Bilimsel eğitim olmadan milli eğitimde başarı olmaz. Çağdaş, laik, bilimsel eğitimden uzaklaşınca kalkınma olmaz, zenginleşme olmaz. O yüzden bu müfredatı reddediyoruz. Bu müfredatı elbette çalışacağız, elbette uyaracağız, elbette eleştireceğiz. Ancak bir oldu bittiyle, boyacı küpüne sokar çıkarır gibi bir müfredat yapılması son derece sakıncalıdır. Bu konuda bir kez daha ilgilileri uyarıyorum. Milli Eğitim Bakanı’nı uyarmıyorum çünkü onun en zayıf olduğu konu okuduğunu ve duyduğunu anlama. O dersten baştan kalmış bu arkadaş.

“ASTSUBAYI KORURUZ’ DİYENLERİN KANUN TEKLİFİNDE OYLARINI GÖRECEĞİZ”

Çok yağmurlar yedim, hasta oldum, sesim kısıldı, perişan oldum. Bir gün Edremit’e gittim, güneş açmış. O güneşin altında birileri tadını çıkarırken ben de derdimi anlatmaya çalışırken Ahmet’ime oy isterken bir baktım aşağıda mavi bereliler var. Dedim ki ‘Sizin derdinizle dertlenen arkadaşlarım var. Benim gölge İçişleri Bakanım Murat Bakan, astsubay çocuğudur. Her fırsatta derdinizi dile getirir ancak -yanımda Umut Akdoğan arkadaşım vardı- buradan talimat veriyorum; bir araştırma önergesi yazın, grup başkanvekillerimize danışın, uygun haftada gündeme alın. Astsubaylarımızın sorunlarını bir kez daha gündeme getirin.’ Bugün 43 emekli astsubayımız Türkiye’deki bütün emekli astsubayların sorunlarını görünür kılmak için çareyi bu Meclis’e gelmekte buldular. Önümüzdeki günlerde bir kanun teklifimiz, bir acil eylem planımız var astsubay emeklileri ile ilgili. Bunun yasalaşması için mücadele edeceğiz. Astsubaylara 10 bin gösterge rakamı üzerinden tazminat verilmesinden başlayıp göreve başlangıç derecenizin dokuza iki olmasından, alınan disiplin cezalarının bir kereye mahsus affına kadar, tabi ki devlete karşı işlenen şuçlar gibi meslekte bağdaşmayan suçları kapsamıyor. 60 yaşına kadar görevde kalıp emekli edilenlerin subaylardaki gibi kadrosuzluk tazminatından yararlanmasından tutun, astsubay yetiştiren okulların ön lisanatan lisans düzeyine, astsubay meslek yüksek okullarının da lisans düzeyine çıkartılmasıyla ilgili dört başı mamur, sahadan gelen, sizin sesinizi duyan bir kanun teklifimizi de önümüzdeki haftalarda Meclis’te görüştüreceğiz. Kim kabul edecek, kim etmeyecek göreceğiz. Çıkıp da MHP sıralarından ‘biz uzman çavuşu severiz’, ‘astsubayı koruruz’, ‘ordumuzun arkasındayız’ diyenlerin o kanun teklifinde oylarını göreceğiz.

“HASTA TUTUKLAR KONUSUNDA BİR KEZ DAHA VİCDANA DAVET EDİYORUM”

Türkiye cezaevlerinin en önemli sorunlarından bir tanesi hasta, tutuklu ve hükümlülerdir. Bu konuda geçtiğimiz hafta 83 yaşındaki Çetin Doğan’ın hastaneden hapishaneye taburcu edildiğini üzülerek ifade etmiştim. Yine dilini bilmediği bir hastayı muayene ettiği için kim olduğunu bilmeden ettiği için şifacı Makbule Özer’in yeniden hapishaneye konulduğunu, hasta hasta konuduğunu ifade etmiştim. Bu konuda yetkilileri vicdana ve insafa davet ediyorum. Yine bir başka bitmez tükenmez AKP çalışmasını, yine AKP grubu gururla sunar; kamuda tasarruf. Nasıl Milli Eğitim’de her değişen bakan reform yapıyorsa, kamuda tasarruf genelgesinin de 8.’si geliyor. Bugüne kadar yedi tane yayınladılar, yedisine de uymadılar. 7.’de Meclis’le Saray’ı kapsam dışı tuttular.  Şimdi sekizinciyi göreceğiz ama kamuda tasarruf deyince bunu sadece merkezi yönetim hiyerarşisindeki kamu olarak düşünmüyoruz. Türkiye’deki nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediyeler olarak yönetiyoruz. Ekonominin yüzde 80’ini yönetiriz, verginin yüzde 86’sı bizim yönettiğimiz belediyelerden toplanırken biz tasarrufun dışında kalamayız. Hazırlanmakta olan CHP’nin tasarruf genelgesi ile belediyelerimizin geçmiş dönemde israfı bitirip hizmeti getirdikleri anlayışı tüm belediyelere örnek tutan, uygulama birliği sağlayan ve israfın, kötüye harcamanın ortadan kalktığı, tasarruf edilen paranın sosyal belediyecilik uygulamaları ile gerçek hak edenlere harcandığı bir süreci başlatıyoruz.

“İSRAFIN KAYNAĞI OLANLAR İSRAFI DURDURAMAZ”

Geçtiğimiz günlerde Denizli’deydim. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımı makamında ziyaret ettim. Kendisi bana belediyede 45 lüzumsuz makam aracı tespit ettiğini, başkanların, daire başkanlarının, özel kalemlerine kadar makam arabası tahsis edildiğini, dışarıda makam araçları olduğunu, il ve ilçe başkanlarına araçların gittiğini, bunların 45’ini tez elden iade ettiğini kendi ekibine de herkes arabasına biner, işine gelir, gün içinde görevi gereği araba lazım olan aşağıdaki havuzdaki araçlardan birini kullanır’ dediğini söyledi. Ben de ona şunu söyledim hepiniz adına; helal olsun sana dedim. Denizli Belediye’sinin o iade edilen araçlar için birikmiş toplam 11 milyarlık borcunun 70 milyon TL’si lüzumsuz makam araçlarından. Bu sadece Denizli, sadece buzdağının görünen yüzü. Ekrem İmamoğlu geçen sefe önce 13 bin oy farkıyla büyük haksızlıktan sonra 806 bin farkla kazandığı seçimi bu sefer 1 milyonun üzerinde farkla kazanıyorsa sen ‘ben yanlışı nerede yağtım’ diye bakmayacaksın. Ekrem İmamoğlu’nun binlerce lüzumsuz makam aracını iade edip bu tasarruf ettiği paraları senin görmezden geldiğin yoksulun kursağından geçirmesinde arayacaksın başarıyı. Mansur Yavaş, senin beleidye başkanlarının gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi Ankara’dan talimat beklerken, veresiye defterlerini kapttırıyorsa, dolmuşçuya katkı sağlıyorsa b’iz nasıl yüzde 30 aldık da bunlar yüzde 60 aldı’ diye düşünmeyeceksin. Fakirin, fukaranın dostunun CHP olduğunu bileceksin. İsrafın sebebi, kaynağı olanlar israfı durduramazlar. Biz CHP olarak kendi genelgemize de uyarız, yayınlanacak kamu genelgesine de uyarız.

“MİLLET UMUDU BİZDE GÖRDÜYSE BU SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ”

Millet son seçimlerde sıkıntıların çözümü için umudunu bize bağladığına göre, yetkiyi bize verdiğine göre kendisini 10 ay önce yetkilendirdiklerine bir uyarı, bir sarı kart gösterip bizden umudu olduğunu söylediğine göre, bu görevi yerine getirmek hepimizin sorumluluğudur. İçilerin, işsizlerin, emeklilerin, atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının, staj ve çıraklık mağdurlarının, emekli astsubayların, alın terini toprağa döken çiftçilerin, umudunu kaybetmiş gençlerin, gözü yaşlı annelerin umudu Cumhuriyet Halk Partisi ise, yok sayılanların, hor görülenlerin hakkını nerede arayacağını bilemeyenlerin bir tane dostu vardır; Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Eğer Cumhuriye Halk Partisi bu sorunları görüyor, nasıl çözüleceğini biliyor ama bunu kimseye söylemiyor elini taşın altına koymuyorsa iktidara hazır değil demektir. Bunun için doğru yolu göstermeye, doğru politikaları önermeye, milletin itirazlarını seslendirmeye ve bu konuda kiminle görüşmek, müzakere etmek ve bu uğurda çaba sarfetmek gerekiyorsa orada olacağız. Ancak bunlar yapılırken kim, nerede mücadele ediyorsa sokakta, maydanda, Saraçhane’de, Taksim’de, Meclis’te onlar için mücadeleye devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

“ANAYASA DAHİL, HALKIN DERDİ OLMAYAN HİÇBİR MESELEYLE İLGİLENMİYORUZ”

Yerel seçim kampanyasında olduğu gibi bu yeni dönemde halkın derdi olmayan hiçbir meseleyle meşgul olmayıp, zaman kaybetmeyeceğimize, halkın gündemi dururken gündem saptıranların peşine takılmayacağımıza, birileri istiyor diye gerilimi yükseltip esas meseleleri konuşulamaz kılmaycağımıza ve vatandaşın gerçek derdini sisleyerek görünmez kılmak isteyenelerin gündem ne ise ister adı anayasa olsun ister babayasa olsun… O işlerle meşgul olmadan önce bizim, milletin aç karnıyla, düşük maaşıyla, kısıtlanan özgürlükleriyle, işsizlik ve güvencesilikle mücadele edeceğimize bütün milletim haberdar olsun, emin olsun, müsterih olsun.”

(BİTTİ)

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-isciler-taksime-yuruyorsa-chp-olarak-onlarla-birlikte-olacagiz-2/feed/ 0 Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde 7. Olağan Genel Kurul Yapıldı https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:21:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29880 Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde 7. Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Genel Kurul Toplantısı’na Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Türkiye Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, TARGEM önceki dönem Genel Müdürü Özkan Kayacan, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Türkiye Genel Sekreteri İbrahim Akkoyunlu, Develi Süt Üreticileri Birlik Başkanı Nuh Güllü, Köyün Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Yücel ve birlik üyeleri katıldı.

Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav Genel Kurulda yaptığı olduğu açıklamada Kayseri’de gelişen Tarım ve Hayvancılık sektörünün önemine dikkat çekerek Kayseri’de 400 bin büyükbaş 1 milyon küçükbaş hayvanın bulunduğunu, bu gelişmede Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin katkısının büyük olduğuna dikkat çekerek Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından oluşturulan Hunat markasında kendilerinin katkılarının olduğunu ve sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekti.

TARGEM önceki dönem Genel Müdürü Özkan Kayacan da ülkenin ve dünyanın zor günlerden geçtiğine dikkat çekerek gelişen dünyada gıda ve tarımı duyulan önemin her geçen gün arttığını belirtti. Kayacan, bunun en önemli belirtisinin de covid süresince anlaşıldığını söyledi. Özkan Kayacan Kayseri’de bulunduğu süre içerisinde sanayicilere tarıma teşvik için çok mücadele verdiğine belirtilerek bu günlerde görüyoruz ki Sanayiciler tarıma yatırım yapmak için arazi arayışındalar bu güzel bir gelişmedir dedi. Özkan Kayacan Ayrıca Kayseri damızlık sığır yetiştirilir birliğinin Türkiye genelinde marka Bir birlik haline geldiğini söyledi.

Damızlık sığır yetiştiricileri Türkiye Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan ise, Türkiye’de et fiyatları ile süt fiyatlarının aynı anda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti ve salonda bulunan kadın üreticilerin genel kurula katılımlarından dolayı tebrik etti.

Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Günay Çakı da konuşmasında Kayseri’ye bağlı 16 ilçe ve 400 köyde, bin çiftlik ve bireysel işletmeye hizmet verdiklerini belirtti. Çakı konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Birliğimizin 2001 yılında kuruluşunda ve bugüne kadar emeği geçen tüm yöneticilerimize ve çalışanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Birliğimizi, Yönetim Kurulu üyelerimiz, sizlerin destekleri yanı sıra canla başla gece Gündüz demeden çalışan değerli personellerimizin gayretleri sayesinde 23 yıl içerisinde Zooteknist Ziraat Mühendisi, 2 Veteriner Hekim, Gıda Mühendisi, Gıda Teknikeri, Veteriner Sağlık Teknisyeni, Elektrik teknisyeni, Laborant,Malı müşavir dahil 62 Personel ve 37 araç ile 65 bin büyükbaş hayvanın; Suni tohumlama, Küpeleme, Tırnak bakım, Süt verim ve ölçüm, Kaba ve Kesif Yem Bitkileri temini, Ultrason, Hayvan yetiştirme besleme ve teknik servis hizmetleri yanısıra Süt toplama alanında da hizmet ağını her geçen gün genişleterek günlük 150 ton da süt toplayıp transfer etme yanında Kayseri İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üreticilerinden topladığımız doğal sütlerden kendi işletmemizde elde ettiğimiz ürünlerimizi de Hunat ismi ile markalaştırma seviyelerine getirmiş bulunmaktayız. Elde ettiğimiz ürünlerden, Süt, Peynir, Ayran, Yoğurt, Tereyağı, Kaymak gibi 15 çeşit ürün ile tüketici ile buluşturulmaktadır.”

Kayseri damızlık sığır yetiştiricileri Birliği 7. Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu’na Günay Çakı, Talip Akçakaya, Hadi Yaşar Eroğlu, Mehmet Emin Akşehirli, Yusuf Medeni, Mehmet Bülbül ve Mustafa Coşkun seçildi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/feed/ 0
Kritik mineraller: Çin’in dünya çapında madenlerden büyük paylar alması gerilimi nasıl artırdı? https://www.haber60.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/#respond Tue, 30 Apr 2024 03:57:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29842 Yeşil ekonomi için hayati önem taşıyan minerallerin işlenmesinde halihazırda hakim konumda olan Çin, bu madenlerdeki katılımını dünya çapında genişletiyor. Bu, Çinli işletmeler ve ev sahibi topluluklar arasındaki gerilimi de gittikçe artırıyor.

Madencilik yayınlarına, kurumsal, hükümet ve basın kaynaklarına göre, Çin son on yılda dünya çapında pek çok yeni madencilik yatırımı yaptı.

BBC, hisselerine göre Çinli şirketlerin bugün lityumu üreten veya minerali üretmek için yapım aşamasında olan projelerin yüzde 33’ünü kontrol ettiğini hesapladı.

Ancak Çinli işletmeler büyüdükçe, diğer uluslararası madencilik devlerine sıklıkla yöneltilen suiistimallere benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldılar.

BBC Küresel Çin Birimi, dünya çapında Çinli şirketlerin de hisse sahibi olduğu, kobalt, nikel ve manganez minerallerinden birini çıkarmak için tasarlanmış en az 62 madencilik projesi belirledi.

Bunların tümü, elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon pillerin yapımında kullanılıyor; bu piller, güneş panelleriyle birlikte artık Çin için yüksek endüstriyel öncelikler arasında yer alıyor. Çin’in pay sahibi olduğu bazı projeler bu minerallerin dünyadaki en büyük üreticileri arasında yer alıyor.

2023 yılında dünya çapında satılan elektrikli araçların yarısından fazlasını üretti

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’a göre Çin, lityum ve kobaltın damıtılmasında uzun süredir lider konumunda ve küresel tedarikteki payı 2022’de her bir mineral için sırasıyla yüzde 72 ve yüzde 68’e ulaşıyordu.

Bunları ve diğer kritik mineralleri damıtma kapasitesi, ülkenin 2023 yılında dünya çapında satılan elektrikli araçların yarısından fazlasını ürettiği, küresel rüzgar türbini üretim kapasitesinin yüzde 60’ına sahip olduğu ve güneş paneli tedarik zincirindeki her aşamanın yüzde 80’ini kontrol ettiği bir seviyeye ulaşmasına yardımcı oldu.

Çin’in sektördeki rolü bu ürünleri dünya çapında daha ucuz ve daha erişilebilir hale getirdi.

Ancak yeşil ekonomi için gerekli olan mineralleri çıkarması ve işlemesi gereken tek ülke Çin değil. BM, dünyanın 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı salımı hedefine ulaşması için, minerallerin kullanımının 2040 yılına kadar altı kat artması gerektiğini söylüyor.

Diğer yandan ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği de Çin kaynaklarına olan bağımlılıklarını azaltmak için stratejiler geliştirdiler.

Çinli şirketlerin denizaşırı madencilik faaliyetlerini artırmasıyla birlikte bu projelerinden kaynaklanabilecek sorunlara ilişkin suçlamalar da giderek arttı.

İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi adlı bir STK, bu tür sorunların “Çin’in madenciliğine özgü olmadığını” söylüyor. Buna karşın geçen yıl kuruluş, kritik minerallerin çıkarılmasında çalışan Çinli şirketlere karşı, yerel halkın haklarının ihlal edilmesinden ekosistemlere zarar verilmesi ve güvensiz çalışma koşullarına kadar 102 suçlamanın listelendiği bir rapor yayınladı.

Bu suçlamalar 2021 ve 2022 yıllarına aitti. BBC, 2023 yılında STK raporlarında veya basında bildirilen 40’tan fazla suçlama daha tespit etti.

Dünyanın karşıt iki tarafındaki iki ülkeden insanlar bize hikayelerini anlattılar.

‘Nehrin suyu artık içilemez durumda’

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Lubumbashi’nin eteklerinde Christophe Kabwita, 2011’den bu yana Jinchuan Grubu’na ait olan Ruashi kobalt madenine karşı ayaklanmaya liderlik ediyor.

Kapısının 500 metre uzağında bulunan açık maden ocağının, kayaları haftada iki veya üç kez patlatmak için patlayıcılar kullanarak hayatlarını mahvettiğini söylüyor. Patlama başlamak üzereyken sirenler, herkese elindeki işi bırakıp siper almaları için bir işaret olarak çalıyor.

“Sıcaklık ne olursa olsun, ister yağmur yağsın ister fırtına essin, evlerimizden çıkıp madenin yakınındaki bir sığınağa gitmek zorundayız” diyor.

Bunun herkes için geçerli olduğunu, hastalar ve yeni doğum yapmış kadınlar da dahil olmak üzere başka hiçbir yerin güvenli olmadığını ekliyor.

2017 yılında Katty Kabazo adlı genç bir kızın okuldan eve giderken bir kayanın çarpması sonucu öldüğü bildirilirken, diğer kayaların da çevredeki evlerin duvarlarına ve çatılarına delikler açtığı söyleniyor.

Ruashi madeni Sözcüsü Elisa Kalasa, “o bölgede küçük bir çocuğun bulunduğunu, kızın orada olmaması gerektiğini ve saçılan kayalardan etkilendiğini” kabul etti.

Kalasa, o günden bu yana, “teknolojiyi geliştirdik ve artık uçan kayaların olmadığı bir patlatma yöntemine sahibiz” dedi.

Ancak BBC’nin İşleme Müdürü Patrick Tshisand farklı bir tablo çizdi: “Madencilik yapıyorsak patlayıcı kullanırız. Patlayıcılar kayaların fırlamasına neden olabilir, halkın madene çok yakın olması nedeniyle onların içine düşebilir… bu yüzden buna benzer çok sayıda kaza yaşadık.”

Kalasa ayrıca 2006 ile 2012 yılları arasında şirketin 300’den fazla aileye madenden daha uzağa taşınmaları için tazminat ödediğini söyledi.

Endonezya’nın uzak Obi Adası’nda, Çinli bir şirket olan Lygend Resources and Technology ile Endonezyalı madencilik devi Harita Group’un ortak olduğu bir maden, Kawasi köyünün çevresindeki ormanları hızla yuttu.

Yerel madenleri izleyen Jatam, köylülerin taşınmaları ve devlet tazminatını kabul etmeleri konusunda baskı altında olduklarını söylüyor. Onlarca aile, teklifleri yetersiz bularak taşınmayı reddetmiş.

Bazıları, ulusal stratejik öneme sahip bir projeyi aksattıkları iddiasıyla yasal işlem başlatılmasıyla tehdit edildiklerini söylüyor.

Jatam, madene yer açmak için kadim ormanların kesildiğini; nehirlerin ve okyanusların tortuyla dolduğunu ve bir zamanlar el değmemiş deniz ortamını kirlettiğini belgelediklerini söylüyor.

Kawasi köyünde yaşayan öğretmen Nur Hayati, “Nehrin suyu artık içilemez durumda, çok kirli ve genellikle berrak mavi olan deniz, yağmur yağdığında kırmızıya dönüyor” diyor.

Madeni korumak için adaya Endonezya askerleri konuşlandırıldı ve BBC burayı yakın zamanda ziyaret ettiğinde, askeri varlığın gözle görülür şekilde arttığını tespit etti.

Nur, madenin etkisini protesto etmek için Haziran 2018’de Endonezya’nın başkenti Cakarta’ya giden bir grup köylü arasındaydı. Ancak yerel yönetim temsilcisi Samsu Abubakar, BBC’ye halktan çevreye zarar konusunda herhangi bir şikayet gelmediğini söyledi.

Ayrıca Harita Group’un “çevre yönetimi ve izleme yükümlülüklerine uyduğu” sonucuna varan resmi bir raporu da paylaştı.

Harita Group da bize yaptığı açıklamada, “etik iş uygulamalarına ve yerel yasalara sıkı sıkıya bağlı kaldığını” ve “her türlü olumsuz etkiyi gidermek ve azaltmak için sürekli çalıştığını” söyledi.

Ormansızlaşma ve suların kirletildiği iddialarını yalanlayan şirket bağımsız testlerin suyun hükümetin kalite standartlarını karşıladığını gösterdiğini belirtti.

Çin’in payı daha da artabilir

Bir yıl önce, CCCMC olarak bilinen Çin Madencilik Ticaret Odası Çin’in sahip olduğu madencilik projelerine karşı yapılan şikayetleri çözmeyi amaçlayan bir şikayet mekanizması kurmaya başladı.

Odanın Sözcüsü Lelia Li, şirketlerin yerel topluluklarla veya STK’larla etkileşimde bulunma konusunda “hem kültürel hem de linguistik yetenekten yoksun” olduğunu söylüyor.

Ancak mekanizma henüz tam olarak çalışmıyor.

Çin’in yabancı madencilik faaliyetlerine katılımının artacağı kesin görünüyor.

Birleşik Krallık merkezli iklim odaklı düşünce kuruluşu Ember’in Asya Program Direktörü Aditya Lolla, bunun sadece kilit bir pazarı kontrol etmeye yönelik bir “jeopolitik oyun” olmadığını, aynı zamanda iş perspektifinden de mantıklı olduğunu söylüyor.

“Satın almalar Çinli şirketler tarafından yapılıyor çünkü onlar için her şey kârla alakalı” diyor.

Sonuç olarak Çinli işçiler dünya çapındaki madencilik projelerine gönderilmeye devam edecek. Bu projeler onlar için çoğunlukla iyi para kazanma şansı sunuyor.

Kongo’da Çin’e ait kobalt madenlerinde 10 yıl boyunca çalışan Wang Gang bunlardan biri. 48 yaşındaki işçi, şirketin sağladığı yerde kalıyor, personel kantininde yemek yiyor, haftada yedi gün, günde 10 saat çalışıyor ve ayda dört gün izin alıyor.

Çin’in Hubei eyaletindeki ailesinden ayrılmayı kabul ediyor çünkü orada kazanabileceğinden daha fazlasını kazanıyor. Ayrıca Kongo’nun berrak gökyüzünün ve yüksek ormanlarının tadını çıkarıyor.

Yerel maden işçileriyle Fransızca, Svahili ve İngilizce karışımı bir dille iletişim kuruyor ancak şunu söylüyor: “İşle ilgili konular dışında nadiren sohbet ediyoruz.”

Wang Gang kişiyi korumak için kullanılan takma adı.

Emery Makumeno, Byobe Malenga, Lucien Kahozy’nin katkılarıyla hazırlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/feed/ 0
Deniz Yücel: “Emekçilerin Elini Havada Bırakmayın. Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs’a Açmaktan Korkmayın” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-emekcilerin-elini-havada-birakmayin-taksim-meydanini-1-mayisa-acmaktan-korkmayin/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-emekcilerin-elini-havada-birakmayin-taksim-meydanini-1-mayisa-acmaktan-korkmayin/#respond Mon, 29 Apr 2024 23:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29828 (ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Taksim Meydanı, hak arayan herkesin istediğinde çıkıp hakkını aradığı bir yer ve AKP de hak arayanların can güvenliğini sağlamak zorunda olan bir iktidar. Ama nasıl? Polisle, jandarmayla, TOMA’yla, demokratik hakkını kullananlara kuvvet kullanarak değil; toplantı ve gösteri hakkını kullanan topluluklara, Taksim Meydanı’nı elverişli hale getirerek. 31 Mart yerel seçimlerinin birinci partisi olarak açık çağrımızdır: Sayın Genel Başkanımızın da dediği gibi, ‘Emekçilerin elini havada bırakmayın. Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs’a açmaktan korkmayın'” dedi.

CHP MYK; 1 Mayıs İşçi Bayramı, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yeni müfredat taslağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yapacağı görüşme gündemiyle toplandı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, toplantının ardından açıklama yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:

“Hafta sonu başkent Ankara’da 85 milyonu ilgilendiren iki önemli miting vardı. Cumartesi günü, Türkiye Barolar Birliği ve Barolar öncülüğünde, avukatlar ‘Büyük Savunma Mitingi’nde Ankara’da buluştu. 81 ilimizin baro başkanıyla binlerce avukat, yok sayılan savunma makamının sesi olmak için bir araya geldi. Hukuk fakültesinde okuyan öğrenciler kaygılı, genç avukatlar çaresiz. Avukatların, ekonomik sorunları günden güne artıyor. Avukatlık mesleği itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Avukatlar şiddete uğruyor, avukatlar öldürülüyor. ve bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitiren bir yargı sistemi içinde, savunma hakkı için mücadele veriyorlar. Bu onurlu mesleği yapan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen meslektaşlarım yargı bağımsızlığı, adil yargı, hukuk devleti ve avukat hakları için ‘Büyük Savunma Mitingi’ndeydi. Güçlü savunma olmadan adalet olmaz, adalet olmazsa özgürlükler olmaz, özgürlükler olmazsa demokrasi olmaz. Adaletin, özgürlüklerin ve demokrasinin olmadığı bir ülkedeyse hiç kimse güvende değildir. İşte bu sebeple sadece barolar, avukatlar değil; 85 milyon olarak hep birlikte savunmanın gücüne güç katmalıyız.

“AKP İKTİDARINI UYARIYORUZ: YARGIYI ARKA BAHÇENİZ HALİNE GETİRMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Bu mesele sadece özgürlükler meselesi de değil, ekonomik düzeni de tehlikeye atan bir meseledir. Ülkedeki adalet kavramının bekçisi avukatlar güçlü olmadıkça, en çok adalet yara alır. Adaletin yara aldığı bir ülkede ekonomik refahtan da bahsedemeyiz. Hukuk düzeni bozulmuş bir topluma güven duymayan yabancı sermaye uğramaz. Hukuk düzeni bozulmuş topraklara, kimse yatırım yapmak istemez. Eğer ülke ekonomisini en derinden, asıl yara aldığı yerden, en kalıcı şekilde düzeltmek istiyorsak önce yargı bağımsızlığını sağlamakla başlamalıyız. Bakın, haftalardır Yargıtay başkanı seçilemiyor. 28’inci tur seçim yapıldı ve başkan yine seçilemedi. Çok ciddi bir kutuplaşma olduğu ortada. Siyasi görüşlerin, hukuk ve adalet kavramlarının önüne geçtiği ortada. ve bu seçilememe durumunun cemaatlerin, tarikatların çatışmasından, çekişmesinden kaynaklandığı iddia ediliyor. Yargıtay başkanı seçilemedikçe işler aksıyor, davalar gecikiyor. Bu ülkede adalet bekleyen binlerce insan, Yargıtay’daki siyasetin gölgesinde sürdürülen güç savaşlarına kurban ediliyor. ve daha da acısı, Türkiye’de bir yüksek mahkemenin zaten yıpranmış olan imajı, daha da yıpratılıyor. Bakın; camiye, kışlaya, adliyeye siyaset sokulmasının bedellerini bu ülke yakın geçmişte çok ağır bir şekilde ödedi. Geçmişten ders çıkarmayan AKP iktidarını uyarıyoruz: Yargıyı arka bahçeniz haline getirmenize izin vermeyeceğiz.

“SUSMUYORUZ, HAYKIRIYORUZ: MÜLAKAT KALKSIN, ÖĞRETMENLER ATANSIN”

Tüm vatandaşlarımızın sahip çıkması gereken bir başka eylemse atanmayan öğretmenlerin eylemiydi. Binlerce öğretmen atanmayı bekliyor. Öğretmenlerin bu durumu, eğitimi tarikatların güdümünde yönlendirmeye çalışan Yusuf Tekin denen zatın umurunda değil. Bu Bakan, mülakatı savunacak hatta bu konuda kendisinin karar verici olacağını söyleyecek kadar hadsiz biri. Dünyanın en önemli mesleğini yapmak için eğitim alan yüz binlerce öğretmenin geleceği, bu hadsiz bakanın iki dudağının arasından çıkacak bir karara bırakılamaz. Bunu defalarca söyledik, buradan bir kez daha söylüyoruz: Liyakatsizliğin, adamcılığın, kayırmacılığın, nepotizmin anahtarı; mülakat uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. Seçim öncesinde, ‘Mülakatı kaldıracağız’ diye vaatlerde bulunup sonra, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ diye kıvıranlar; şimdi mülakatın kaldırılmayacağını açıkça ifade etmekten hiç utanmıyorlar, sıkılmıyorlar. İşte öğretmenler de kendilerine yapılan bu haksızlığa karşı durmak ve sorunlarını bir kez daha dile getirmek için dün Ankara Ulus Meydanı’nda yağmur altında eylem yaptılar. İstekleri çok açık ve netti: Cumhuriyet’in 100’üncü yılında mülakatsız, 68 bin atama. CHP olarak atanan, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerimizin yanındayız. Onlar gibi biz de susmuyoruz, haykırıyoruz: Mülakat kalksın, öğretmenler atansın.

“ERDOĞAN, 23 NİSAN’DA ANITKABİR’E GİTMEK YERİNE TARİKAT MENSUBUNUN CENAZESİNE GİTTİ”

Geçtiğimiz hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 104’üncü kuruluş yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladık. 23 Nisan’da, Meclis’te özel oturum yapıldı. Bu anlamlı günde, Anıtkabir’de yapılan törene giden tek lider Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’di. Peki AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anıtkabir’de düzenlenen törene katılmak yerine nereye gitti? Bir tarikat mensubunun cenaze törenine katıldı. Sayın Erdoğan’ın önceliğinin ulusal egemenliğin simgesi yüce Meclis olmadığını bir kez daha gördük. İşte tam da bu nedenle ülkede hangi taşı kaldırsanız altından tarikatlar ve cemaatler çıkıyor. Tam da bu nedenle AKP iktidarında aklın, bilimin, fennin yerine çoğu kez şeyhlerin, şıhların safsataları konuşuluyor. Cemaat ve tarikatların hayatın her alanındaki etkisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ nitelikteki laik devlet özelliğiyle asla bağdaşmıyor.

“YUSUF TEKİN SEN AKP PROPAGANDASI MI YAPIYORSUN, YOKSA MİLLİ EĞİTİM BAKANI MISIN”

Eğitim bir ülkenin gelişmesinin, ilerlemesinin ön koşuludur. Eğitimde müfredat da bir ülkenin eğitim politikasının anayasası gibidir. Eğitim politikasının içeriği, ideolojilere göre değil; evrensel değerlere göre belirlenir. Peki, nedir bu evrensel değerler? Akıldır, bilimdir, fendir. Eğitim, siyasi iktidarların deneme tahtası değildir. Çocuklarımız, gençlerimiz, evlatlarımız da AKP’nin denekleri değildir. Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) başındaki zata akla, bilime, fenne, laiklik ilkesine aykırı uygulamaları nedeniyle birtakım uyarılarda bulunmuştuk. Çocuklarımızın geleceğini karartacak her adımda CHP’yi karşısında göreceği konusunda uyarmıştık. İki gün önce bu zat çıkmış ve yeni müfredat taslağını açıklamış. Bir de görüş ve önerileri beklediğini söylemiş. Bir kere müfredat diye açıkladığı metnin isminde hayır yok. Neymiş? ‘Türkiye yüzyılı maarif bilmem nesi.’ Yusuf Tekin, sen kendinde misin? Sen seçim kampanyası mı yürütüyorsun, yoksa Milli Eğitim Bakanlığı mı yapıyorsun? Sen AKP propagandası mı yapıyorsun, yoksa Milli Eğitim Bakanı mısın? Senin işgal ettiğin MEB’in başında ‘milli’ ibaresi var. Senin neren milli Allah aşkına? Tarikatlara, ‘sivil toplum kuruluşu’ diyen bir adamsın. Sen değil misin, başımıza ucube ÇEDES projesini çıkaran?

“MÜFREDATTAN ÇIKARILMASI GEREKEN TÜREV, İNTEGRAL YA DA EVRİM TEORİSİ DEĞİL; BU KARANLIK ZİHNİYETİN BAKIŞ AÇISIDIR”

Geçtiğimiz günlerde, eğitimden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Suat Özçağdaş, bu müfredat garabetiyle ilgili görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. İçinde Cumhuriyet ruhu olmayan, çağdaş ve bilimsel eğitimin zerresini barındırmayan, yüzünü medeniyete dönmüş, aydınlık bir Türkiye vizyonundan eser bulunmayan ve Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği, ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’ yetiştirecek anlayışla taban tabana zıt olan bu müfredat taslağı derhal geri çekilmelidir. Aslında değişmesi gereken sadece müfredat değil, MEB’in başındaki zattır. Müfredattan çıkarılması gereken türev, integral ya da evrim teorisi değil; bu karanlık zihniyetin bakış açısıdır. Cemaatleri, sivil toplum örgütü olarak gören MEB’in başındaki zatın uygulamaya koyduğu her proje; araştırma, sorgulama ve eleştiri gibi kavramlardan uzak. Ders kitaplarındaki sadeleştirme ve basitleştirme uygulamalarının bilhassa bilim, matematik, felsefe, tarih ve sanat derslerinde yoğunlaşması da dikkat çekici. MEB, milyonlarca çocuğumuzun geleceğini etkileyecek müfredatı, bir siyasi parti programı gibi yazmıştır. O yüzden bu taslak derhal geri çekilmeli; eğitimin tüm paydaşlarının dahil olduğu, bilimsel, nitelikli ve çocuklarımızın çağdaş dünyayla rekabet edebilecek seviyede, kaliteli bir eğitim alabilecekleri bir müfredat çalışması yeniden yapılmalıdır. ‘Yaptım oldu’ anlayışıyla eğitime darbe vurulamaz.

“ABD, İNSAN HAKLARI RAPORU YAYINLAYACAĞINA ÖNCE KENDİ SİCİLİNE BAKSIN”

Geçtiğimiz hafta, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 2023 İnsan Hakları Raporu yayınlandı. Tabii ABD’nin insan haklarına ne kadar saygılı olduğunu, insan hakları ihlallerinden ne kadar sakındığını, insan hakları sicilinin son derece temiz olduğunu bildiğimiz için biz de raporu sabırsızlıkla bekledik. Raporun sunumunu, Gazze Soykırımı başladığı sırada İsrail’e giden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptı. Raporda, yalnız iki ülke eleştirilmiyor: ABD ve tabii ki biricik kardeşi İsrail. Bütün dünyanın gözü önünde çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden bombalayan İsrail’in insan hakları ihlali yapıp yapmadığı, bu rapora göre henüz tespit edilememiş, incelemeler halen devam etmekteymiş. Zenginliklerini Afrikalı siyahilerin kan ve kemikleri üzerine kuran, demokrasi vadiyle ayak bastığı topraklara ölümden başka hiçbir şey getirmeyen ABD, insan hakları raporu yayınlayacağına önce kendi siciline baksın.

“GENEL BAŞKANIMIZ, STEINMEIER’E SIĞINMACI SORUNUNDA TÜRKİYE’NİN TAŞERON ÜLKE OLARAK GÖRÜLMEMESİ GEREKTİĞİNİ İLETTİ”

Almanya Cumhurbaşkanı Walter Steinmeier, geçtiğimiz hafta Türkiye’deydi. Üç günlük ziyareti kapsamında belediye başkanlarımız ve Genel başkanımız Sayın Özgür Özel ile de temaslarda bulunan Alman Cumhurbaşkanı’na, Genel Başkanımızca iletilen en önemli konulardan biri Türkiye’de bulunan sığınmacı ve kaçak göçmen sorunuydu. ‘Türkiye’nin mevcut yönetimine para verelim. Onlar da Suriyeli ve Afgan sığınmacıları durdursun’ anlayışını reddettiğimizi, sığınmacı sorununun çözümünde Türkiye’nin bir taşeron ülke olarak görülmemesi gerektiğini ve bu sorunun çözümü için Avrupa’nın Orta Doğu barışına katkı koyması gerektiğini kendilerine ilettik. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu bugün ne yazık ki -değersiz demek istemiyorum ama- dünyanın en geçersiz pasaportlarından biri. Saygın bilim insanlarımız, sanatçılarımız, iş insanlarımız, gençlerimiz hiçbir ülkeden vize alamıyor. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in Almanya Cumhurbaşkanı’na ilettiği bir diğer önemli konuysa bu vize sorununun bir an önce çözülmesidir.

“CUMHURBAŞKANI, BAŞDANIŞMANINI DERHAL GÖREVDEN ALMALIDIR”

AKP, gerek genel seçimde gerek de yerel seçimde sürdürdüğü iftira siyasetine devam etmekte kararlı. Montaj videolardan sonra, ortaya şimdi de montaj fotoğraflar çıkmaya başladı. Seçim yenilgisinden sonra hala toparlanamayan AKP, halkın parasıyla sürdürdükleri şatafat ayyuka çıkınca çareyi yine yalan ve iftira yöntemlerine başvurmakta buldu. Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin’e sosyal medya üzerinden montaj fotoğraflarla saldıran ve hedef gösteren ahlaksız, hala Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak görev yapmakta. Sayın Cumhurbaşkanı, bu başdanışmanı derhal görevden almalıdır. Afyon’da belediye binasına böcek koyanlar da Sayın Oya Tekin’e iftira atmak için fotoğrafa eklemeler yapanlar da pek çok yerde belediye hizmetlerine darbe vurmaya çalışanlar da zamanı geldiğinde hukuk önünde hesap verecek. AKP’lileri uyaralım: Sizin montajlarınızdan, yalanlarınızdan, iftiralarınızdan artık bu halk bıktı ve usandı. Aziz Türk milleti, sağduyusuyla bütün gerçekleri görüyor. Nasıl ki 31 Mart’ta bunu tüm Türkiye’de sandıklar açıldığında gösterdiyse, ilk genel seçimde daha etkili bir şekilde tekrar gösterecek.

“AKP’NİN HİZMET ANLAYIŞI HALKA HİZMET DEĞİL, BİZDEN OLANA HİZMET ANLAYIŞIDIR”

31 Mart yerel seçimlerindeki yenilginin hazımsızlığı, artık AKP’ye halka düşmanlık yaptıracak seviyeye geldi. AKP’den CHP’ye geçen belediyelerde, merkezi hükümete bağlı resmi kurumlar eliyle yeni seçilen CHP’li belediye başkanının halka hizmet etmesini engellemeye yönelik çalışmalar devam ediyor. Geçen hafta da söyledik, bu engellemeleri ve bu soygunu ifşa etmeye devam edeceğiz. Belediyeler üzerinden nasıl bir yağma düzeni oluşturduklarını tek tek ortaya çıkaracağız. Adana Aladağ Belediyesi, AKP’deyken AFAD tarafından Aladağ Belediyesi’ne üç adet kamyon tahsis edilmiş. Seçim oldu, Aladağ Belediyesi CHP’ye geçti, AFAD da kamyonları geri çekti. Çünkü AKP zihniyetinde, oy yoksa kamyon da yok. Bir benzer hikaye daha: İstanbul Ümraniye Belediyesi, Çorum Oğuzlar Belediyesi’ne iki yıl önce iki hizmet aracı göndermişti. Oğuzlar Belediyesi CHP’ye geçti, Ümraniye Belediyesi iki hizmet aracını çekicilerle geri aldı. Çünkü AKP zihniyetinde, oy yoksa hizmet de yok. Asıl amaç halka, vatandaşa hizmet etmek değil mi? Siz değil misiniz, ‘Bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik’ diye seçim meydanlarında naralar atan? Belediyeler el değiştirse de halk, aynı halk değil mi? 31 Mart seçimi sadece lüks ve şatafatı, yolsuzlukları ortaya çıkarmakla kalmadı; AKP’nin sözde hizmet anlayışını da ortaya çıkardı. AKP’nin hizmet anlayışı halka hizmet değil, bizden olana hizmet anlayışıdır. 22 yıldır dillerinden düşürmedikleri ‘Milletin hizmetkarıyız’, ‘bizimki hizmet sevdası’ gibi boş laflarının artık halkımız üzerinde hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.

“YUNUSEMRE BELEDİYESİ’NDEKİ ŞATAFATIN FATURASI TAM 4 MİLYON DOLAR”

Manisa Belediyelerine de değinmek istiyorum. Manisa’daki belediyeler CHP’ye geçince büyük bir telaşla kasayı boşaltanlar mı dersiniz, şatafatlı oyma kapılar mı dersiniz, altın varaklı makam odaları mı dersiniz, ne ararsanız var. 10 yıldır AKP’nin yönettiği ve son seçimde CHP’ye geçen Manisa Yunusemre Belediyesi’nin yeni binası ve başkanlık makam odasındaki şatafatın faturası tam 4 milyon dolar. Makam odası da altın varaklı mobilya ve süslemelerle döşenmiş. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ anlayışının üstüne koca bir saray diken tek adam ve oymalı kapılardan geçmeye alışmış, altın varaksız koltuklarda oturamayan, jakuzisiz güne başlayamayan, tek adama bağlı belediye başkanları…

“BİR DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ ALTI MAKAM ARACI OLUR MU? BU ZATIN O MAKAMDA BİR DAKİKA BİLE OTURMAMASI LAZIM”

Lüks ve şatafat deyince, biraz da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başındaki şahıstan bahsedelim. Ali Erbaş’ın Irak ziyareti sırasında muhabirin sorduğu Arapça soruyu anlamaması zaten gündemde. Ama Ali Erbaş ile ilgili bizim öncelikli gündemimiz bu değil. Atatürk’ün adını hiçbir hutbede anmayan, camilerde siyasi mesajlar veren, yolsuzluklara ses çıkarmayan, israf sofraları kuran bir şahıs. Alçak gönüllü olmak yerine kibir sahibi olmayı tercih eden bir Diyanet Başkanı. 15 milyon liralık aracıyla, 10 bin lira maaş alan emeklilere hava atan bir şahıs. Diyanetin bütçesini, kendi kişisel banka hesabı gibi kullanan bir şahıs. Her adımı hatalı, her sözü yanlış, her tavrı çirkin. Bu kadar rezalet varken Arapça bilmemesi devede kulak kalıyor. Bu adam sadece yalancı değil. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı, müsrif, kibirli, şatafat düşkünü bir şahıs. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu kurumun başında ama onun adını ağzına almaktan bile aciz, adını söyleyemeyecek kadar saygısız. Bir Diyanet İşleri Başkanı’nın altı makam aracı olur mu? Bu zatın o makamda bir dakika bile oturmaması lazım.

“İNSANLARIN YAŞAM TARZLARINA MÜDAHALE EDEN ANLAYIŞA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

Geçtiğimiz günlerde gazete olduğu iddia edilen bir kağıt parçası, orduevleri üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) hedef gösterdi. Neymiş, orduevlerinde alkol satılıyormuş. Ardından aynı karanlık zihniyetin temsilcisi, gazete demeye dilimin varmadığı bir başka paçavra; ‘CHP’li belediyeler ayyaşların emrinde’ diye haber yaptı. Buradan açıkça ilan ediyoruz: İnsanların özgürlüklerine, yaşam tarzlarına müdahale eden bu anlayışa geçit vermeyeceğiz. TSK’yı hedef alan, itibarsızlaştırmaya çalışan, belediyelerimizi karalayan, hedef gösteren, onların başarılarını ört bas etmeye çalışan bu kirli ve karanlık zihniyetin topluma kin ve nefret tohumları ekmesine de sessiz kalmayacağız.

“İKTİDARIN NEOLİBERAL EKONOMİ POLİTİKALARI VE İNADI YÜZÜNDEN ESNAF KEPENK KAPATIYOR”

Edirne’den Kars’a her kentimizde, her kesimin iliklerine kadar hissettiği büyük bir yangın var. Bu yangının adı hayat pahalılığı. Ülkemizde ekonomik krizin beraberinde getirdiği hayat pahalılığı, artık her geçen gün büyüyen ve önü alınamaz bir sorun haline geldi. İktidara geldiklerinde giydiklerini iddia ettikleri o sözde ateşten gömleğin düğmelerini, anlaşılan baştan yanlış iliklediler. Boşa koysalar dolmuyor, doluya koysalar almıyor. Yarattıkları enflasyon canavarı, her geçen gün daha da büyüyor. Bundan iki hafta önce, Merkez Bankası’nın Kur Korumalı Mevduat (KKM) ödemelerini üstlendikten sonra, açıkladığı tarihi zararın vatandaş üzerinde yaratacağı olumsuzluklara dikkat çekmiştik. Merkez Bankası, geçtiğimiz haftalarda 820 milyar liralık zarar açıklamıştı. Bu zararın kaynağı KKM hesapları. Ekonomist olduğunu iddia eden bir Cumhurbaşkanının ve gözlerinden ışık saçan eski hazine bakanının ülkemize hediyesi bu. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmaya başlamasından itibaren gelir dağılımdaki adaletsizliğin arttığı gün gibi ortada. AKP’nin uyguladığı ekonomi politikaları sebebiyle gelir dağılımında, ücretliler ve bağımlı sınıflar aleyhine bozulmalar yaşanıyor. Küçük esnaf, devlet desteğinden yoksun. Krizin faturasını bütün ağırlığıyla hisseden küçük esnafımızın teşvik, destek ve hibe krediler yoluyla desteklenmesi gerekir. Halktan kopmuş olan iktidarın neoliberal ekonomi politikaları uygulamadaki ısrar ve inadı yüzünden esnaf kepenk kapatıyor.

“GRUP BAŞKANVEKİLLERİMİZ VATANDAŞIN OMUZLARINDAKİ YÜKÜ HAFİFLETMEK İÇİN KANUN TEKLİFİ VERDİ”

Hal böyleyken vatandaşın omuzlarındaki ekonomik yükü bir nebze olsun hafifletmek için; TBMM Grup Başkanvekillerimiz Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın ve Murat Emir; enflasyon nedeniyle asgari ücretin üç ayda bir güncellenmesi, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine yükseltilmesi ve küçük esnafa destek verilmesine yönelik düzenlemelerin olduğu kanun teklifini Meclis’e sundular. CHP olarak bu teklifle hedefimiz; asgari ücretle çalışan işçilerin satın alma gücünün korunması, en düşük emekli aylığının asgari ücret düzeyine çıkarılması ve küçük esnafın üzerindeki vergi yükünün hazine desteğiyle azaltılmasıdır. Küçük esnafın hali ortada, çiftçilerimizin durumu da farklı değil. Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun il başkanlarımız geçen hafta açıklama yaptı ve hükumeti uyardı: ‘Çay üreticilerini mağdur etmeyin.’ Biz de tekrarlıyoruz: 2024 yaş çay alım fiyatı en az 25 lira, destekleme primi de 3 lira olmalıdır. Çiftçileri sürekli mağdur eden, gelir kaybına neden olan tarım politikaları hızla değiştirilmeli, düzeltilmelidir.

“TÜRKİYE’DEKİ YASAL SENDİKALARI VE SİYASİ PARTİLERİ TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK MI GÖRÜYORSUNUZ”

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, son grup toplantımızda 1 Mayıs için açık çağrısını yapmıştı.

Sayın Genel Başkanımızın kefaletinde, işçilerle birlikte bir kişinin bile burnu kanamadan, kanlı 1 Mayısların yasına, matemine yakışan şekilde Taksim Meydanı’nda, 1 Mayıs’ta işçi ve emekçilerimiz için toplanacağız dedik. Bugün beklenen açıklama geldi. Taksim Meydanı, 1 Mayıs törenlerine kapatıldı. Taksim’de 1 Mayıs mitingi yapılırsa trafik aksarmış, Taksim 1 Mayıs’a uygun değilmiş, terör riski varmış. Buradan AKP hükümetine soruyoruz: Siz kararlarınızı terör örgütlerinin tehditlerine göre mi alıyorsunuz? Siz güvenlik önlemi alamayacak ve işçisini, emekçisini koruyamayacak kadar aciz bir hükümet misiniz? Yoksa Türkiye’deki yasal sendikaları ve siyasi partileri terör örgütü olarak mı görüyorsunuz? Taksim’den neden bu kadar korkuyorsunuz? Biz Taksim’den vazgeçmiyoruz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, İçişleri Bakanını arayarak Taksim kararının gözden geçirilmesini istedi. ‘Biz parti olarak teminat veriyoruz, sorunsuz geçecek’ dedi. Peki biz CHP olarak bu güvenceyi verirken yurt içindeki güvenlik teşkilatının en üstündeki isim bu güvenceyi neden veremiyor?

“EMEKÇİLERİN ELİNİ HAVADA BIRAKMAYIN. TAKSİM MEYDANI’NI 1 MAYIS’A AÇMAKTAN KORKMAYIN”

AKP iktidarının bir zamanlar ‘Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına biz açtık’ diyerek övündüğü Taksim Meydanı alerjisi görüyoruz ki devam ediyor. Taksim Meydanı, AKP iktidarı için bir travma. Ne zaman Taksim Meydanı’nda bir topluluk, toplantı ve gösteri hakkını kullansa bunu kendi bütünlüklerine bir saldırı olarak görüyorlar. Taksim Meydanı’nda toplanan herkes, sanırsınız ki AKP iktidarını devirmeye yeminli. Oysa Taksim Meydanı, hak arayan herkesin istediğinde çıkıp hakkını aradığı bir yer ve AKP de hak arayanların can güvenliğini sağlamak zorunda olan bir iktidar. Ama nasıl? Polisle, jandarmayla, TOMA’yla, tazyikli suyla demokratik hakkını kullananlara kuvvet kullanarak değil; toplantı ve gösteri hakkını kullanan topluluklara, Taksim Meydanı’nı elverişli hale getirerek. 31 Mart yerel seçimlerinin birinci partisi olarak açık çağrımızdır: Sayın Genel Başkanımızın da dediği gibi, ‘Emekçilerin elini havada bırakmayın. Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs’a açmaktan korkmayın.'”

“GÖRÜŞMENİN YERİ NETLEŞMEDİ”

Sözcü Yücel, 2 Mayıs Perşembe günü yapılacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP lideri Özel görüşmesinin yeri ve saatine ilişkin de şunları söyledi:

“Bendeki bilgiye göre görüşme öğleden sonra olacak. Tam saat ve yer önümüzdeki saatlerde veya yarın kamuoyuyla paylaşılır. Yer konusunun netleşmediğini biliyorum. Ama Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in CHP çizgisiyle toplumdaki belli hassasiyetleri dikkate alarak yer konusundaki tercihlerini ve önceliklerini kamuoyuyla paylaştıklarını hepimiz biliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-emekcilerin-elini-havada-birakmayin-taksim-meydanini-1-mayisa-acmaktan-korkmayin/feed/ 0
Emekli Vatandaşlar 1 Mayıs’ta Meydanlarda Olacak https://www.haber60.com.tr/emekli-vatandaslar-1-mayista-meydanlarda-olacak/ https://www.haber60.com.tr/emekli-vatandaslar-1-mayista-meydanlarda-olacak/#respond Mon, 29 Apr 2024 22:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29792 HABER: ZEYNEP BOZUKLU/ KAMERA: EYLEM LADİN DEĞER

(ANKARA)- Emekli vatandaşlar, 1 Mayıs’ta meydanlarda olacak. Emekli maaşlarından ve geçim sıkıntısından dert yanan vatandaşlar, 1 Mayıs’ta haklarını savunmak ve seslerini duyurmak için alanda yer alacaklar. Ayrıca Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) de bazı illerde 1 Mayıs etkinliklerine katılacak.

EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu, dernek olarak 1 Mayıs’ta meydanlarda olacaklarını söyledi. Uğurlu ve emekli vatandaşlar, ANKA Haber Ajansı’na konuştu:

Emekli bir vatandaş, “Ayın 15’i gelmeden bitiyor maaş. 1 Mayıs’ta biz de meydanlara gidelim. Memnun değiliz” dedi.

Başka bir vatandaş ise şöyle konuştu:

“Burada böyle oturana kadar biz de 1 Mayıs etkinliklerine katılırız. Bir kahveye, pastaneye gidip oturamıyoruz. Geliyoruz bu güneşin altında oturuyoruz. 1 bardak çay 20 lira olmuş. 10 bin lira maaş alan emekli gidip de dışarıda bir çay içebilir mi?”

TAYYİP’TEN MEMNUN OLAN YA YANDAŞTIR YA DA PARA ÇALIYORDUR”

Emekli bir vatandaş şunları söyledi:

“Adam 10 bin lira maaş alıp şükrediyor. Kime şükrediyorsun? Çalışmışsın, emeğinin karşılığını almışsın. Buna niye şükrediyorsun? Ben 1 Mayıs’ta hep alanlardayım.”

“HAYATIN GİDİŞATI HİÇ İYİ DEĞİL”

Emekli Hüdaver Çulha ise “Geçinemiyoruz. Maaşımız, aldığımız gün gidiyor. Ev kirası, elektrik, su, doğal gaz… Zaten bunlara para yetmiyor ki. Hayatın gidişatı hiç iyi değil. Halimizden memnun değiliz” diye konuştu.

Eşi emekli olan Şennur Sabaz, “Eşimin aldığı maaş 10 bin lira. Kiram 15 bin lira. Ne yapacağız? Allah’tan oğlum yardım ediyor. O da yarın öbür gün nişanlanınca ne yapacağız bilmiyorum” dedi.

EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu ise şunları söyledi:

“Emeklilikte Adalet Derneği olarak geçen sene de DİSK ile Maltepe Miting Alanı’nda 1 Mayıs’a katılım sağlamıştık. Bu sene de Taksim, Saraçhane ve Beşiktaş’a olmak üzere iki ayrı koldan Taksim’e yürüyüş gerçekleştirecekler. Şu an bildiğim kadarıyla henüz onayı gelmedi ama yürüyüş güzergahları, kortejler ve saatler belli. Tabii ki isteriz ki bu bir kaos ortamında ya da yasal olmayan bir şekilde olmasını talep etmiyoruz. Sonuçta işçi bayramı. birlik, beraberlik, kardeşlik içerisinde geçsin istiyoruz. Hükümetin, devletimizin bu Taksim onayını bir an önce vermesini bekliyoruz. Emeklilikte Adalet Derneği olarak yasal olarak katılmayı daha uygun buluyoruz.

“EN ÇOK HAKKI YENMİŞ EMEKÇİLER OLARAK ORADA BULUNACAĞIZ”

İnşallah biz de 81 ilde faaliyet gösterdiğimiz için şu an 10 ilde 1 Mayıs kortejlerimiz hazır. İstanbul da dahil olduğunda, çok görkemli bir 1 Mayıs hazırlığına katılmış olacağız. İşçinin, emekçinin hakları ve bayramı üzerine zaten 1 Mayıs’lar yapılıyor ve biz de en çok hakkı yenmiş emekçiler olarak orada bulunacağız. Biliyorsunuz ki EYT sonrası, bir güne 17-20 yıl gibi bir adaletsizlik oluştu bizler için. Şu an akranlarımız, bizden az prim ve çalışma hayatıyla yirmi yıl çalışıp emekli olurken biz kırk yıl çalışıp emekli olacağız. Bu işçi ve emekçinin hakkının yenmesi demek oluyor. Haliyle biz de bu ülkenin katma değer katan vatandaşları olarak işçi bayramını kutlamak istiyoruz. İşçinin, emekçinin haklarının teslim edildiği, hatta 29-30 Nisan boyunca sürecek olan bir Çalışma Konseyi yapılıyor şu an Ankara’da. ve bu Çalışma Konseyi’nin ilk gündem maddesi, bir günle 17-20 yıl adaletsizliği yaşayan, daha çok prim alıp daha çok çalışan insanlara kademeli emeklilik düzenlemesinin gelmesini istiyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/emekli-vatandaslar-1-mayista-meydanlarda-olacak/feed/ 0 BBC Arapça Muhabiri: Gazze savaşının haberlerini yaparken ailemi güvende tutma mücadelem https://www.haber60.com.tr/bbc-arapca-muhabiri-gazze-savasinin-haberlerini-yaparken-ailemi-guvende-tutma-mucadelem/ https://www.haber60.com.tr/bbc-arapca-muhabiri-gazze-savasinin-haberlerini-yaparken-ailemi-guvende-tutma-mucadelem/#respond Mon, 29 Apr 2024 02:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29723 Adnan El Bursh yaklaşık üç ay boyunca Gazze savaşının haberlerini yaptığı sırada, çadırda yaşıyor, günde bir öğün yemek yiyor, eşi ve beş çocuğunu güvende tutmak için uğraşıyordu. BBC Arapça muhabiri, kendi sınırlarını zorlayan bir savaşı haberleştirirken karşılaştığı üzücü anları aktarıyor.

UYARI: Bu haber, bazı okuyucularımızın rahatsız edici bulabileceği açıklamalar ve görseller içeriyor.

Geçtiğimiz altı ayın en kötü anlarından biri hepimizin sokakta uyuduğu geceydi. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta şiddetli soğuktan birbirine sokulmuş eşimin ve çocuklarımın yüzlerine baktığımda çaresiz hissettim.

19 yaşındaki ikizlerim Zakia ve Batul, 14 yaşındaki kızım Yumna, sekiz yaşındaki oğlum Mohamed ve beş yaşındaki en küçük kızım Razan, anneleri Zaynab ile birlikte kaldırımda yatıyorlardı.

Filistin Kızılayı Derneği’nin genel merkezinin önünde dinlenmeye çalışırken top atışlarının sesleri gece boyunca yankılandı ve tepemizde İnsansız Hava Araçları (İHA) vızıldadı.

Kiralayacak bir daire bulmayı başarmıştık ama ev sahibi o gün önceden arayıp İsrail ordusunun binanın bombalanacağı konusunda kendisini uyardığını söylemişti. Ben o sırada çalışıyordum ama ailem çantalarını alıp kaçtı.

Filistin Kızılayı genel merkezinde buluştuk, halihazırda yerinden edilmiş insanlarla doluydu.

Erkek kardeşimle birlikte bütün gece karton kutuların üzerinde oturup ne yapmamız gerektiğini konuştuk.

Birkaç gün önce, 13 Ekim’de, İsrail ordusu Gazze’nin kuzeyindeki herkese güvenlik için güneye gitmelerini söyledikten sonra, Cibaliye kasabasındaki evlerimizden, sahip olduklarımızın çoğunu geride bırakıp kaçmıştık.

Taşınmamız söylenen bölgede bombalanmaktan yeni kurtulmuştuk. Aileme hiçbir koruma sağlayamadığım için kızgın, küçük düşürülmüş ve berbat hissediyordum.

Sonunda ailem Gazze’nin merkezindeki Nuseyrat’ta bir daireye taşındı, ben BBC ekibiyle birlikte Han Yunus’taki Nasır Hastanesindeki bir çadırda kaldım. Onları birkaç günde bir ziyaret ediyordum.

İnternet ve telefon sinyalleri yer yer kesildiği için iletişim kurmakta zorlanıyorduk. Bir keresinde ailemden dört ya da beş gün boyunca haber alamadım.

Han Yunus’ta -yaklaşık yedi kişilik- BBC ekibi olarak günde bir öğün yemek yiyorduk. Bazen yemek olduğunda bile yemiyorduk çünkü tuvalet için gidecek yer yok denecek kadar azdı.

Bu süreçte arkadaşım Al Jazeera televizyonunun Gazze büro şefi Wael Dahdouh korkunç bir kayıp yaşadı.

Ailesinin kaldığı ev İsrail’in hava saldırısında vuruldu. Eşi, ergenlik çağındaki oğlu, yedi yaşındaki kızı ve bir yaşındaki torunu öldürüldü.

İsrail ordusu sivil kayıplarını azaltmak için “makul önlemler” aldığını söylüyor ve bu vakada “bölgedeki Hamas terörist altyapısını hedef aldığını” açıklamıştı.

20 yıldır tanıdığım arkadaşımın Gazze’nin merkezinde çocuklarının kefenlerine sarıldığı görüntüleri izledim. Onun yanında olabilmeyi diledim.

Onun haberi, başka arkadaşların, akrabaların ve komşuların ölüm haberleriyle birlikte geldi. Kalbim acıyordu. Savaşta yaklaşık 200 kişiyi kaybetmiştim.

O gün haberi sunarken canlı yayında ağladım. Gece yanaklarımdan yaşlar süzülerek uyandım. Wael’in görüntüsü aklımdan çıkmıyordu.

15 yıldır Gazze’deki çatışmaları takip ediyorum ama bu savaş, onu tetikleyen benzeri görülmemiş saldırıdan kayıpların boyutuna kadar ayrı bir yere sahip.

7 Ekim günü saat 06.15’te büyük patlamalar ve çocuklarımın çığlıklarıyla uyandım. Çatıya çıktım ve Gazze’den İsrail’e atılan roketleri gördüm.

Hamas’ın – yaklaşık 1.200 kişinin öldüğü ve 250 kişinin rehin alındığı saldırıda – İsrail sınırını aştığını anladığımızda İsrail’in tepkisinin daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyeceğini biliyorduk.

Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığına göre şu anda Gazze’de 34 binden fazla insan öldürüldü. Yaralanma ve ölüm riski devam ediyor.

Savaşın başlamasından iki gün sonra yiyecek stoklamak için aceleyle Cibaliye’deki pazarımıza gittim. Aynı amaçla gelen çok sayıda kişiyle kalabalıktı.

Ancak ben ayrıldıktan 10 dakika sonra bölge yoğun bir şekilde bombalandı. Birkaç dakika önce alışveriş yaptığım büyük pazar da dahil olmak üzere bütün bir yer yok edildi.

Mağaza sahiplerinin yüzlerini tanıyordum. Çoğu ölenler arasındaydı.

Uluslararası Af Örgütü, en az 69 kişinin öldüğü saldırının savaş suçu olarak incelenmesi gerektiğini açıkladı.

İsrail ordusu BBC’nin bu olayla ilgili sorusuna yanıt vermedi.

İsrail ordusu savaş boyunca, operasyonlarının sivillerin yaşadığı bölgelerde faaliyet gösterdiğini iddia ettiği Hamas’ı hedef aldığını açıkladı.

Ayrıca “askeri hedeflere yönelik saldırıların uluslararası hukukun ilgili hükümlerine tabi olduğu” da belirtiliyor.

Savaştan önce Cibaliye güzel ve sakin bir kasabaydı. Orada doğdum; ailemle birlikte sevgi ve gelecekle ilgili planlarla dolu, sade ve mutlu bir hayat yaşıyordum.

Kasabanın doğusunda kendi ellerimle zeytin, limon ve portakal ağaçları diktiğim bir çiftliğim vardı. Huzurluydu, işten sonra orada çay içmeyi severdim.

Evlerimizi ve BBC’nin Gazze Şehrindeki ofisini geride bırakarak Gazze’nin kuzeyinden Han Yunus’a doğru kaçmaya karar verdiğimiz gün, hayatımda bir dönüm noktasıydı.

Ailem ve ben, bir arabaya 10’dan fazla kişi sığdırılmış halde, yaya ya da eşya yüklü araçların içindeki on binlerce insanla birlikte tek bir yol boyunca, güneye doğru zorlukla ilerledik.

Yolculuk, yolun her iki tarafındaki yakın bölgelere hava saldırılarıyla kesintiye uğradı. Ailemin ve kalabalığın yüzlerinde kafa karışıklığı, keder ve belirsizlik vardı.

Çocuklar bana, “Nereye gidiyoruz? Yarın dönecek miyiz?” diye sorup duruyordu.

Gerçekten çocukluğumun, ebeveynlerimin ve nişan günümüzde eşimle çekilmiş fotoğrafların olduğu albümümüzü yanıma almış olsaydım. Babam Arapça öğretmeniydi, keşke o öldükten sonra sakladığım bazı kitaplarını da alsaydım.

Daha sonra bir komşumdan evimin tamamen yıkıldığını, çiftliğimin yandığını öğrendim.

Güneye doğru korkunç ve gerçeküstü yolculuktan ve Kızılay genel merkezinin dışarısındaki gecemizden sonra, birkaç hafta boyunca Han Yunus’tan çalışmaya devam ettim. Ailem hâlâ Nuseyrat’taydı ve onlardan ayrı kalmak duygusal açıdan beni çok etkiledi.

Ardından Aralık ayı başlarında İsrail, Gazzeliler’e Han Yunus’un bazı bölgelerini terk etmelerini ve Refah dahil daha güneydeki diğer bölgelere gitmelerini söylemeye başladı.

İsrail ordusu beni ve ailemi birbirimize bağlayan kuzeye giden ana yolu da kapattı. Onlara nasıl ulaşacağımı ya da ulaşırsam nereye gitmemiz gerektiğini bilmiyordum. Refah zaten yüz binlerce insanla aşırı kalabalık haldeydi ve kalacak yer neredeyse yoktu.

Günlerce karmaşık duygularla boğuştum. İsrail güçlerinin ana yollara doğru ilerlediği; güneyi orta ve kuzey bölgelerden ayırmayı amaçladığı yönünde haberler yayıldı. Benim ya da ailemin öldürülmemizden ve birbirimizi bir daha göremeyeceğimizden çok korkuyordum.

İlk defa kendimi kaybettiğimi hissettim. Hangi gün olduğunu bile bilmiyordum. İşi bırakıp ailemin yanına dönmeyi düşündüm. Ölürsek birlikte ölürdük.

Sonunda 11 Aralık’ta bir meslektaşımla birlikte arka yoldan Nuseyrat’a doğru yola çıktık. Oraya vardığımda en küçük çocuklarım bana sarılmak için koştular, Razan boynuma uzandı ve sımsıkı tutundu.

Aileyi Refah’a taşımayı başardık. BBC ekibi de oraya taşınmış ve haber yapmaya devam etmişti. Bazı korkunç anlar yaşadık.

Aralık ayı sonlarında İsrail ordusunun Gazze’deki yetkililere yaklaşık 80 cesedi teslim ettiği haberini ben aktarıyordum. Ordu, aralarında rehine olup olmadığının kontrol edilebilmesi için cesetleri Gazze’den İsrail’e götürdüğünü açıkladı.

Büyük bir kamyon Refah bölgesindeki mezarlığa girdi. Konteyner açıldığında çok yoğun bir koku yayıldı. Önlüklü ve maskeli adamlar, mavi plastiğe sarılı kalıntıları, bir kepçenin kumlu zeminde kazdığı toplu mezara yerleştirdi.

Daha önce hiç böyle bir sahne görmemiştim. Ne kadar korkunç olduğunu anlatmak zor.

Ocak ayında, Refah’taki bir hastaneye getirilen birkaç cesetle ilgili haberi aktarıyordum; bunlar arasında Wael Al-Dahdouh’un en büyük oğlu Hamza da vardı, Al Jazeera için çalışan bir gazeteciydi.

Wael’e bunu kim söyleyecekti? Halihazırda karşılaştığı trajedilerden sonra imkansız görünüyordu. Meslektaşlarımdan birinin Wael’in bir yakınını arayıp haberi ilettiğini bile duymak istemedim.

Hamza ve meslektaşı serbest kameraman Mustafa Thuraya, bölgedeki başka bir saldırının haberini yaptıktan sonra İsrail’in arabalarına düzenlediği hava saldırısında öldürüldü.

İsrail ordusu bu kişilerin “Gazze merkezli terör örgütlerinin üyesi olduklarını” iddia ediyor. Aileler ve Al Jazeera iddiaları asılsız olduğu gerekçesiyle reddediyor.

İsrail ordusu ikilinin insansız hava araçları kullanarak “ordu birliklerine yakın bir tehdit oluşturduğunu” söyledi, ancak Washington Post gazetesinin araştırmasında “ikisinin de o gün gazetecilik dışında başka bir faaliyette bulunduğuna dair hiçbir işaret bulunamadı”.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütüne göre 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 100’den fazla gazeteci öldürüldü; bunların büyük çoğunluğunun Filistinli olduğu biliniyor.

İsrail ordusu, “gazetecileri asla kasten hedef almadığını ve almayacağını” söylüyor.

Ordu, “Gazeteciler de dahil olmak üzere sivillere zararı azaltmak için operasyonel olarak mümkün olan tüm önlemleri aldığını” ancak “aktif bir savaş bölgesinde kalmanın doğası gereği riskler taşıdığını” belirtiyor.

Sonunda BBC ekibinin ailelerinin Gazze’den ayrılma izni aldığı haberi geldi. Dört hafta sonra biz de nihayet Mısırlı yetkililerin kolaylaştırıcılığıyla Refah sınır kapısından ayrıldık.

Bunları Katar’da yazıyorum. Ama ben burada temiz bir otelde yemek yerken, Cibaliye’de yemek için ot söküp hayvan yemi öğüttüklerini biliyorum. Yemek yemek bana zor geliyor; zehir yemek gibi.

Gelecek bulanık. Gazze benim hayatım. Bir gün geri dönmek isterim ama şimdilik bu imkansız görünüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbc-arapca-muhabiri-gazze-savasinin-haberlerini-yaparken-ailemi-guvende-tutma-mucadelem/feed/ 0
Eski Muş Belediye Başkanı Feyat Asya’dan, “borç” iddialarına ilişkin açıklama https://www.haber60.com.tr/eski-mus-belediye-baskani-feyat-asyadan-borc-iddialarina-iliskin-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/eski-mus-belediye-baskani-feyat-asyadan-borc-iddialarina-iliskin-aciklama/#respond Sun, 28 Apr 2024 22:52:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29713 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde DEM Parti’nin adayı Sırrı Söylemez’e kaybeden eski AK Partili Muş Belediye Başkanı Feyat Asya, “Muş Belediyesinin 890 milyon 269 bin 273 TL borcu çıktı.” iddialarının ardından açıklama yaptı.

PROJELERE ÖDENEN MİKTARLARI TEK TEK AÇIKLADI

Belediyeyi borçsuz devrettiğini söyleyen Asya, iddialara görev süresince yaptığı projelere harcanan ödemeleri tek tek açıklayarak yanıt verdi. Feyat Asya’nın, “20 gündür bürokratları ‘Belediyeye borç çıkarın’ diye tehdit eden müfterilere cevabımdır’ başlıklı açıklaması şu şekilde: “Atıksu Arıtma Tesisi yapım işi Japon Uluslar Arası işbirliği Ajansı tarafından finanse edildi. Söz konusu kredinin geri İadesi işletmeye alınarak 7 yıl sonra işletme planı hazırlanıp 20 yıl taksitli bir şekilde ödenecektir. Henüz kredi kullanım aşamasına gelinmediği için bunu borç olarak gören yönetim sözleşmeyi feshederek işi sonlandırabilir.

ALTYAPI PROJESİ

Altyapı projesi 2016 yılında İller Bankası tarafından ihale edildi. 15 mahallenin tüm içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon hatları yenilendi. Bu proje için kullanılan krediden kaynaklı 170 Milyon TL ana para olmak üzere toplam 246 milyon TL borç bulunmaktadır. Bugüne kadar 80 taksit ödenmiş olup 100 taksit kalmıştır. 2033 yılına kadar her ay düzenli olarak iller Bankası payından kesilecek şekilde planlanmıştır.

SGK ÖDEMESİ

Sosyal Güvenlik Kurumuna 31.03.2024 tarihi itibari ile güncel borç bulunmamaktadır. Daha önce yapılandırılmış olan taksitler düzenli olarak ödenmiştir ve 23 taksit kalmıştır.

BELEDİYE ŞİRKETİNE OLAN BORÇ

Belediye şirketinin gayrimenkul varlığı 100 Milyon TL civarında olup iddia edilen borç bulunmamaktadır. Aksine Şirket-Belediye arasında mahsuplaşma yapılması halinde borç değil alacak vardır.

PERSONEL MAAŞ ÖDEMELERİ

10 yıllık görev süremde mesai arkadaşlarımın 1 gün bile maaş ödemeleri aksamamıştır. Günü gelmemiş maaş ödemesini gündeme getirerek kendilerini rezil edenleri Muş Halkının vicdanına havale ediyorum.

Eski Muş Belediye Başkanı Feyat Asya

İCRA BORÇLARI

Görevi devrettiğim gün itibariyle hiç bir icra borcu bulunmamaktadır. 3 Nisan 2024 tarihi itibari ile ödemeyi hak edip muhasebeye intikal hiç bir piyasa borcu bulunmamaktadır. İhale-Rehin Alınan Borçlar-Kale Mahallesi Su Deposu olarak isimlendirerek iddia edilen bir borç bulunmamaktadır.

İÇME SUYU İSALE VE ARITMA TESİSİ PROJESİ

Muş’un 100 yıllık su sorununu çözmek üzere büyük uğraşlar verdiğimiz ve DSi tarafından ihale edilerek yapımına başlanan ve devam eden proje için iddia edilen borcun ödeme planı henüz hazırlanmamıştır. Projenin tamamlanması ile geri ödemeler hesaplanıp 30 yıl içerisinde ödenecektir. Muş Belediyesi, Hasköy, Korkut, Karaağaçlı, Konukbekler, Serinova, Sungu, Yaygin, Yeşilova, Düzkışla ve 39 köyün içme suyu temininin yapılacağı projede Muş Belediyesi yüzde 59,90’lık kısmından sorumludur.

ÇÖP KAMYONU KİRALANMASI

Temizlik ihalesi kapsamında aylık olarak düzenli olarak ödeme yapılmıştır. Son olarak Nisan ayı borcu olarak 2.017.148 TL ödeme yapılmıştır. Hak edişi yapılıp ödemesi yapılmayan hiç bir borç bulunmamaktadır.

“İDDİA ETTİKLERİ BORÇLAR ASILSIZDIR”

Sonuç olarak; hizmet için değil ve algı ve karalama hesabı ile gündemi işgal edenler, 10 yıllık yatırım ve projelerimizi hazmedemedikleri için iddia ettikleri borçlar asılsızdır. Devir teslim tutanağında da imzaladıkları gibi altyapı borcu dışında günü gelmiş ve geçmiş herhangi bir borç bulunmamaktadır. İftira atanları önce Allah’a, sonra aziz Muş halkına havale ediyorum.

Sizlerin hayalini bile kuramadığı hizmetleri biz yaptık. Takdir edemiyorsanız, iftira atarak kendinizi rezil etmeyin. Emeğimizi kirli siyasetinize alet etmeyin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-mus-belediye-baskani-feyat-asyadan-borc-iddialarina-iliskin-aciklama/feed/ 0
Erzurum’da hekimler ve sağlık çalışanları İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etti https://www.haber60.com.tr/erzurumda-hekimler-ve-saglik-calisanlari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/erzurumda-hekimler-ve-saglik-calisanlari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/#respond Sun, 28 Apr 2024 08:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29657 Erzurum’da hekimler ve sağlık çalışanları, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla düzenlediği “sessiz yürüyüş” programı hafta da devam etti.

Kent merkezindeki tarihi Lalapaşa Camisi’nin önünde bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları, Türk ve Filistin bayrakları eşliğinde taşıdıkları dövizler ve pankartlarla Yakutiye Medresesi’ne kadar yürüdü.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Eczacılık Fakültesi Öğrencisi Reyya Gülnihal Göktaş, Gazze’de katliamların sürdüğünü söyledi.

Göktaş, açıklamasında şunları kaydetti: ‘Dün Balkanlarda, Kuzey Afrika’da, Analadolu’da, Hocalı’da, Kafkaslarda, bugünse Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Suriye’de, Mısır’da, Arakan’da, Keşmir’de ve ismini sayamadığımız, belki de haberimiz dahi olmayan daha nice yerlerde zalimin zulmune karşı çıkıp, şerefli kanını Allah yolunda dökenlere selam olsun. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam; zira bu vatan bana değil Osmanlı milletine aittir. Milletim bu toprakları kanlarını dökerek kazanmışlardır. Ne ile aldıysak onunla geri veririz” diyen Gök Sultan Abdülhamid Han’a selam olsun. Bosna’da kendilerine karşı başlatılan soykırıma karşı cesurca savaşıp ülkelerini sırtlanlara yem etmeyen Bosnalı mücahitlere, gençliğini Çanakkale’de verenlere, Sarıkamış’ta üşüyenlere selam olsun. Başladığı eczacılık fakültesini bitirmek nasip olmadan şehit olan, direnişin meşhur sembolü yiğit İmad Akil’e selam olsun. Bir ay önce Kuzey Irak’ta şehit olan Tabip teğmen Hulusi Elçi’ye ve dahi tüm şehitlerimize selam olsun. Bugün savaşın 205. günü. Savaşın 205. gününde de terörist İsrail’in elde edebildiği tek şey kırk bin kişiyi şehitler kervanına katmak, tüm dünyayı kendilerinden biraz daha fazla nefret ettirmek ve sonlarına bir gün daha yaklaşmak oldu. Onlar tüm bu zulümlerini savaşın sonuna kadar devam ettirecekler. Her gün şehit, yaralı, gözaltı haberleri gelmeye devam edecek. Peki ya biz? Biz ne yapacağız? Allah bize bu günleri görmeyi takdir etmişken biz kimin tarafında olmayı seçeceğiz? Üstte saydığım ecdadımız gibi zulmün ve küfrün karşısında mı olacağız, yoksa zalimlerin yanında mı? Peki ya bu savaş yalnızca Gazze’ye mi ait? Bizim bu hikayedeki tek vasfımız, haberlerde gördüğümüz bir iki görüntüye ahlanıp vahlanıp hayatımıza devam etmek midir? Bu kadar büyük bir soykırımda bizim rolümüz nasıl sadece uzaktan ağlamak olabilir? Hayır! Biz en az Gazze’li kardeşlerimiz kadar bu mücadelenin içindeyiz. Biz bu hikayenin ana kahramanlarıyız ve kendi ellerimizle -en az oradaki mücahitler kadar- siyonizmle mücadele edebiliriz, etmeliyiz, edeceğiz. En az onlar kadar ona zarar verebiliriz, vermeliyiz, vereceğiz. Nasıl mı? Ellerimizi semaya açarak. Ellerimizle oraya maddi destek sağlayarak. Ellerimizi o zalimlerin ürünlerden çekerek, ve ellerini boykotlu ürünlere uzatanların ellerini geri çevirerek. Ellerimize kalem alarak. Çocuklarımızın ellerinden tutarak. Gazze’deki çocukları İsrail bombardımanından korumak ne kadar bizim görevimizse, dünyanın diğer çocuklarını da siyonizmin pis emellerinden kurtarmak o kadar görevimizdir. Çocuklarını siyonist zihniyetin saçtığı zehirlerden koruyup, İslam’ın selametli gölgesine çeken, ailesini kalesi gibi koruyan her anne-baba bir mücahittir. ve en önemlisi, ellerimizi birbirine kenetleyerek. Bir vücudun azaları gibi olmak Müslümanların vasfıdır. Bölüne bölüne küçülerek değil, birleşe birleşe büyüyerek kazanacağız. ya “Gazze bize bu kadar uzaktayken nasıl cihad ederiz?” diyenler için, Dondurma kamyonunu protesto eden her çocuk mücahittir. Her hafta burada sıcak soğuk demeyip her hafta yürüyüşümüze katılan genç, yaşlı, çocuk, hekim, ev hanımı, sağlık çalışanı, ayakkabı boyacısı, öğrenci, polis memuru, akademisyen, esnaf herkes mücahittir. Allah cihadımızı kabul etsin ve daha fazlasını yapabilmeyi hepimize nasip etsin. Sözlerimi dinleyen herkesi tüm varlığıyla bu zulme karşı durmaya çağırıyorum. Unutmayınız ki tüm bu saydıklarım, yaparsak sevap kazanacağımız nafileler değil, yapmazsak üzerimize borç olarak kalacak ve ahirette bizden sorulacak gerekliliklerdir. Çünkü bu savaş bizim mücadelemiz. Bu mücadele bizim mücadelemiz. Dua edeceğiz. Dua ettireceğiz. Durmayacağız. Durdurulmayacağız. Boykot edeceğiz. Boykota davet edeceğiz. Hatırlayacağız. Hatırlatacağız. Uyumayacağız. Uyandıracağız. Alışmayacağız. Normalleştirmeyeceğiz. Sabırla ve azimle zulme karşı “Dur!” diye haykıranlardan olacağız.’ – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurumda-hekimler-ve-saglik-calisanlari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/feed/ 0
İYİ Parti’de kurultay günü! Meral Akşener, Kennedy’nin meşhur sözüyle veda etti https://www.haber60.com.tr/iyi-partide-kurultay-gunu-meral-aksener-kennedynin-meshur-sozuyle-veda-etti/ https://www.haber60.com.tr/iyi-partide-kurultay-gunu-meral-aksener-kennedynin-meshur-sozuyle-veda-etti/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:26:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29600 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından olağanüstü kurultay kararı alan İYİ Parti’de yeni genel başkan belli oluyor. 5. olağanüstü kurultayda Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu, Tolga Akalın ve Günay Kodaz genel başkanlık için yarışıyor. Tekrar aday olmayacağını açıklayan Akşener, salondakilere hitaben bir veda konuşması yaptı.

Zaman zaman duygusal anlar yaşadığı gözlenen Akşener’in 19 dakikalık konuşmasının sonunda John F. Kennedy’nin sözünden de alıntı yaparak “Kennedy’nin çok meşhur bir sözü vardır; ‘Zaferin bin babası vardır, mağlubiyet yetimdir’ der. İşte ben o bin babanın kaçıştığı yerde o yetim mağlubiyeti öksüz bırakmadım. Haksız olduğumuz için değil söz verdiğim için bırakmadım başarısızlığı ben aldım artık, başarıyı sizler yakalayacaksınız. bedeli ben ödedim artık, hesabı siz tutacaksınız” ifadelerini kullandı.

SALT ÇOĞUNLUK ARANACAK

Kongrede tüzük gereği genel başkanlık seçiminde 1311 delegenin salt çoğunluğu aranacak. Tüm delegelerin katılması halinde beş adaydan birinin ilk turda 656 oy alması gerekiyor. Bu sayıya hiçbir aday ulaşamazsa seçim ikinci tura kalacak. Bu turda da yine salt çoğunluk aranacak. Hiçbir aday seçimlerde salt çoğunluğa ulaşamazsa en çok oyu alan 2 aday 3’üncü tura kalacak.

DIŞARIDAN KATILIMCI YOK

Kurultay delegeleri, il, ilçe ve belediye başkanları ile önceki dönem milletvekilleri dışında salona dışarıda katılımcı alınmadı. Tepki çeken bu kararı Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun “Salonun fiziki şartları nedeniyle katılımcı kısıtlaması getirildi” sözleriyle savundu.

4 ADAY YARIŞIYOR

5. olağanüstü kurultayda Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu, Tolga Akalın ve Günay Kodaz genel başkanlık için yarışıyor.

Akşener’in açıklamalarından satırbaşları;

“Bugün karşınızda bu kürsüden son kez konuşuyorum. Çünkü bugün emaneti devretme günü. Hayatımın 30 yılını farklı dönemlerde memleketimizin geleceği devletimizin güvenliği için siyaset sahnesinde çalışarak geçirdik. Beni motive eden tek bir şey vardı o da tüm eğitim hayatım boyunca beni parasız yatılı okutan milletimize ve her geçen gün tahrip edilen devletimize karşı vefa borcumu ödemekti. Bu uğurda 30 yıl boyunca bir kadın olarak zorluklarla iftiralarda tehditlerle karşılaştım. Her devrin ahlaksızlarıyla mücadele ettim. Zihnim de vicdanım da rahat oldu. Hiçbir zaman kişisel bir çıkarım olmadı. Hiçbir zaman utanacağım bir yaram olmadı. Hiçbir zaman vicdanımı susturabilecek bir güç olmadı. Yalan dolana hiç tahammülüm olmadı. Tehdide hiç eyvallahım olmadı. Toz zerresi kadar korkum da olmadı.

“CAZİP TEKLİFLER BENİ SUSTURAMADI”

Milletin hakkı için karşısında durduklarımın parmak sallayan elleri beni yıldıramadı cazip teklifleri beni susturamadı makam vaatleri beni durduramadı tutuklanacaksın tehditleri umurumda bile olmadı. Verdiğim tüm kararların hep arkasında durdum bugün de durmaya devam ediyorum. 28 Şubat’ta ölümle tehdit edilmeme rağmen vesayetçilere karşı tutum aldım. 2010 yılında herkes yetmez ama evet diye diye ortalıkta gezinirken iktidarın en tepesi dahil olmak üzere önde gelenlerine bizzat gittim söyledim yapmayın bu garabet sizi de vuracak dedim maalesef ki milletimiz devletini sokaktan köprüden toplamak zorunda kaldı ve haklı çıktım. 2018’de 2019’da 2020’de ve 2023 yılında da milletle inatlaşılmaz diyerek hem iktidar hem ana muhalefeti uyardım. Herkes sustuğunda bile milletin sesini haykıran oldum. Şahsıma her türlü hakareti küfrü edenler iftiraya sarılanlar bugün benimle aynı şeyleri söylemeye başladılar. Bazıları kısık sesle de olsa haklıymış bile diyenler var. Ne diyeyim sabah şerifleriniz hayır olsun.

“SATIN ALINMIŞLARA KARŞI YÜREKTEN İNANMIŞLARIN MÜCADELESİNİ YÜRÜTTÜĞÜMÜZÜN FARKINDAYDIM”

Gelelim bugüne yani 2024’e… Yetkili kurullarımızın kararı doğrultusunda 31 Mart seçimlerine hür girdik. İYİ Parti’yi kavgalara korkulara mahkum edilen milletimize yeni bir seçenek kurmak için kurmuştuk. Ben de bugüne kadar hem kendimin hem de partimizin aldığı tüm kararların arkasında durduğum gibi bu kararın da arkasında durdum. Ne kadar zorlu bir yola çıktığımızın farkındaydım. Karalamalarla üzerimize gelineceğinin farkındaydım. Satın alınmışlara karşı yürekten inanmışların mücadelesini yürüttüğümüzün farkındaydım. Bedel ödeme sırasında da en önde karşınızda duruyorum.

“GEREKTİĞİNDE BEDEL ÖDEMEYİ BİLDİM”

Gerektiğinde bedel ödemeyi bildim. Bundan dolayı asla pişman olmadım, bugün de pişman değilim. Bugün üzerime düşen her şeyi yapmış olmanın huzuruyla son kez karşınızdayım. Hiçbir hesaba pazarlığa girmeden milletin sesini duyurmuş olmanın mutluluğu ile son kez karşınızdayım. Duruşumuzu pazarlık masalarına meze ettirmemiş olmanın gururuyla son kez karşınızdayım. İYİ Parti’yi kurduğumuz ilk günkü gibi bir an bile pes etmeden mücadele etmiş olmanın gönül rahatlığı ile karşınızdayım. Allah herkese böyle veda etmeyi nasip eylesin. Bu günlere çiçek bahçelerinden değil mayın tarlalarından geçerek geldik.”

“ZAFERİN BİN BABASI VARDIR, MAĞLUBİYET YETİMDİR”

Kennedy’nin çok meşhur bir sözü vardır; “Zaferin bin babası vardır, mağlubiyet yetimdir” der. İşte ben o bin babanın kaçıştığı yerde o yetim mağlubiyeti öksüz bırakmadım. Haksız olduğumuz için değil başarısızlığı ben aldım artık başarıyı sizler yakalayacaksınız bedeli ben ödedim artık hesabı siz tutacaksınız. Kiminiz abla kardeş diye geldiniz benden bir yuva istediniz ben de İYİ Parti’yi sizlere bir ev yuva yaptım. Yıkmak dağıtmak isteyenlere çökmek isteyenlere müsaade etmedim. Bugünden sonra artık bu evi siz koruyacaksınız. Bu eve artık siz bakacaksınız. Yolunuz bahtınız açık olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-partide-kurultay-gunu-meral-aksener-kennedynin-meshur-sozuyle-veda-etti/feed/ 0
Özgür Özel, Alaşehir’de: Birileri Kavga Etmek İstiyor, Etmeyeceğiz. https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-alasehirde-birileri-kavga-etmek-istiyor-etmeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-alasehirde-birileri-kavga-etmek-istiyor-etmeyecegiz/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:45:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29559 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA)– CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’nın Alaşehir ilçesinde halka seslendi. Özel, “Herkes şunu bilsin ki birileri kavga etmek istiyor, etmeyeceğiz. Birileri laf dalaşı istiyor. Yapmayacağız. Birileri gündem saptırmak istiyor, bu oyuna düşmeyeceğiz. Kavga isteyenler kavga şöyle olacak, öyle kimlik siyasetinde kavga, günlük siyasette kavga, atışma, hakaret, birbirine iftirada yarışma değil kavga edeceksek çiftçiler için edeceğiz, işçiler için edeceğiz. Kimsesizlerin kimsesi olmak bizim görevimiz. Ancak lüzumsuz tartışmalarla birilerinin bitmiş olan kredilerini yeniden kazandırmak, tükenmiş olan siyasi geleceklerine yeniden umut olmak niyetinde değiliz. . Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ikinci yüzyılda görevi verecek. Yeniden Cumhuriyet ve demokrasi, yeniden güçlü, müreffeh, zengin bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız. Size bunun sözünü veriyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Alaşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, ardından belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap etti. Özel, “Bu coşku 31 Mart’ın coşkusudur. Bu coşku 47 yıldır birinci parti olmayı özleyen CHP’lileri coşkusudur” dedi.

Seçim çalışmaları nedeniyle ilçe yöneticilerine teşekkür eden Özel, Belediye Başkanı Ahmet Öksüzoğlu’nun aday gösterilme ve seçim başarısını şu sözlerle anlattı:

“Ahmet Öküzcüoğlu 2017 yılında adaşı ilçe başkanı Ahmet Başkanım tarafından bana dişhekimi Ahmet Öküzcüoğlu’nu ikna edersek biz Alaşehir’i alırız demişti. Ben de demiştim ki Alaşehir’i almak için çok önceden çok iyi bir adaya ihtiyaç var. Gittik, konuştuk. İkna ettik. Türkiye’nin ilan edilen ilk belediye başkan adayıydı. 1,5 yıla varan bir kampanya sürecinde gitmediği köy, mahalle, çalmadığı kapı, görüşmediği kimse kalmadı. Zaten geçmişten kayınpederi CHP’nin, kendi babası merkez sağın sevilen ve sayılan isimlerindendi. Erkin Türker bizim büyüğümüzdü. Öyle bir başarı elde etti ki geçen seçimlerde Manisa’nın en büyük sürprizini yaptı. Ama bu sene aday olduğunda kimileri Alaşehir’de zorluklar var diyordu. Ama ben şundan emindim. Ahmet Öküzcüoğlu, temiz belediyecilik yaptı. Çalışkandı, dürüsttü. Şeffaftı. Birileri gibi bir partiye üye olanların sadece kendi gençlik kollarının değil bütün Alaşehir’in belediye başkanlığını yapmıştı. İnancım ve güvenimi hiç biriniz boşa çıkarmadınız. Ahmet Öküzcüoğlu, bu sefer iki kişinin birinden de fazla, yüzde 53 oyla seçildi. Kendisini kutluyorum.”

“BENİM İŞİM VE GÜCÜM TÜRKİYE”

Alanda pankart açan gençlere de seslenen Özel, “Bizim Ahmet Başkanın işi gücü Alaşehir, benim işim ve gücüm Türkiye. Sizin de işiniz gücünüz okulunuz ve dersleriniz” dedi.

“HARAMDAN BIKAN, UZAKLAŞAN MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARDAN OY ALDIK”

“Biz 31 Mart akşamı CHP olarak bir zafer elde etmedik. Kazanılan başarı hepimizindir” diyen Özel, şunları söyledi:

“Biz Alaşehir’de elbette siz aslan sosyal demokratlardan oy aldık. Ancak Alaşehir’de gönlünde ve gözünde güneş olan iyi insanlardan, geçmişte MHP’de olan demokrat ülkücülerden, milliyetçi demokratlardan oy aldık. Geçmişte AKP ile yola çıkan ama son zamanlarda yalandan ve haramdan bıkan, uzaklaşan muhafazakar demokratlardan oy aldık. Dünya kadar göç alan Alaşehir’imizde, biz vatanına, milletine, bayrağına saygılı Kürt demokratlardan oy aldık. Biz Alaşehir’de Alevi’sinden Sünni’sinden, Pomak’ından göçmeninden, Laz’ından, Çerkez’inden, biz Alaşehir’de bütün Alaşehir’den oy aldık. Alaşehir ittifakı kazandı, Türkiye ittifakı kazandı. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu seçim başarısı bizleri asla şımartmayacak. Bunu bir zafer olarak görmüyoruz. Bunu sadece ve sadece bizim omuzlarımıza yüklenmiş bir vazife ve geleceğe doğru Türkiye adına yakalanmış bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsat bizlerin evlatlarını işe yerleştirme ya da yandaşlarını zenginleştirme, ona buna ihaleleri peşkeş çekme fırsatı değildir.

“TÜRKİYE’NİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEYE, ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ İKTİDAR YAPMAYA GELDİK”

Biz hep beraber Türkiye Cumhuriyetinin tarihini değiştirme, tarihini yeniden yazma fırsatını yakaladık. Bu tarih artık Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletin efendisi dediği köylülere, al ananı da git diyenlere inat, köylüyü, çiftçiyi, hayvancılıkla uğraşanları, yalnız bırakmayan, onlara sahip çıkan Cumhuriyet tarihini, esnafı, Ahi Evran’ın torunlarını, dürüst ve çalışkan esnafı, siftahsız bırakanlara karşı onlara sahip çıkmak için, artık onlar için yeniden Cumhuriyetin temel değerlerini sahiplenmeyi, emekliye 10 bin lira verip açlığa ve yoksulluğa itenlerin, 10 bin lira ile kira verip aç kalacak, karnını doyursa aç kalacak emeklinin sesini duymak için, Atatürk’ün dediği gibi Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir. Kimsesizlere, sahipsizlere, unutulanlara, yoksullaştırılanlara, iflasa sürüklenenlere sahip çıkmanın fırsatını yakaladık hep beraber. Bunun için çok çalışacağız, kimseyi geride bırakmayacağız. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde elde ettiğimiz başarıyı Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde yeniden birinci çıkarak, -bu haritada gördüğünüz kırmızı yerler yetmez- bütün Türkiye’yi kırmızıya boyayarak, ortasına ay yıldızlı al bayrağı koyarak, Türkiye’nin yüzünü güldürmeye, Atatürk’ün partisini iktidar yapamaya geldik.

“BİRİLERİ KAVGA ETMEK İSTİYOR, ETMEYECEĞİZ”

Herkes şunu bilsin ki birileri kavga etmek istiyor, etmeyeceğiz. Birileri laf dalaşı istiyor. Yapmayacağız. Birileri gündem saptırmak istiyor, bu oyuna düşmeyeceğiz. Kavga isteyenler kavga şöyle olacak, öyle kimlik siyasetinde kavga, günlük siyasette kavga, atışma, hakaret, birbirine iftirada yarışma değil kavga edeceksek çiftçiler için edeceğiz, işçiler için edeceğiz. Emekçiler için, emekliler için kavga edeceğiz. Elbette her geçen gün biraz daha meydanlarda bizimle olan, heyecanlanan, partimize koşturan gençlerin kaybolan umutlarını yeniden canlandırmak için, gençlerin dünyanın gelişmiş ülkelerinde değil bu güzel ülkede hayal kurmalarını sağlamak için, gençler ki Atatürk Cumhuriyeti onlara emanet etmiştir. Onların geleceğine sahip çıkmak için hep birlikte çalışacağız. Bundan sonra vatandaşın gündeminde olmayan hiçbir gündemle meşgul değiliz. Yoksulluk bizim gündemimiz. İşsizlik bizim gündemimiz. Kimsesizlerin kimsesi olmak bizim görevimiz. Ancak lüzumsuz tartışmalarla birilerinin bitmiş olan kredilerini yeniden kazandırmak. Tükenmiş olan siyasi geleceklerine yeniden umut olmak niyetinde değiliz. Bu ülke kendi kaderine kendi karar verecek. Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ikinci yüzyılda görevi verecek. Yeniden Cumhuriyet ve demokrasi, yeniden güçlü, müreffeh, zengin bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız. Size bunun sözünü veriyorum.

“TÜRKİYE İTTİFAKI ADINI GÜZEL ÜLKEMİZDEN, RENKLERİNİ AY YILDIZLI ŞANLI BAYRAĞIMIZDAN ALIR”

Biz bu seçimi söylediğim gibi Türkiye ittifakıyla kazandık. Türkiye ittifakı bir büyük ittifaktır. Ama partiler arasında kurulmuş değildir. Türkiye ittifakı sandıkta kurulmuştur. Türkiye ittifakı Alaşehir’in Cumhuriyet Meydanı’nda kurulmuştur. Türkiye ittifakı tarlalarda, fabrikalarda, Türkiye ittifakı köylerde kurulmuştur. Gönüllerde kurulmuştur. Türkiye ittifakı Türkiye’de milli takım gol atınca sevinen herkesin ittifakıdır. Türkiye ittifakı filenin sultanları şampiyon olunca, İstiklal Marşı ile şanlı bayrak gönlere çekilirken kızlarımız ile birlikte ağlayan herkesin ittifakıdır. Türkiye ittifakı adını güzel ülkemizden, renklerini ay yıldızlı şanlı bayrağımızdan alır. Kırımız, beyaz. En büyük Türkiye. Şundan emin olun ki günü gelince yine Türkiye ittifakı kazanacak. Günü gelince yine Türkiye kazanacak. Hiç kimse kaybetmeyecek. AKP’liler siz bizim milletimizin birer ferdisiniz. Biz sizi asla itmedik, asla itmeyeceğiz, asla bu memleketin ötekisi yapamayacağız.

“YENİ BİR SAYFA AÇIYORUZ”

MHP’liler geçmişte yaşanan her şey bir yana, son yıllarda yaşanan Alaşehir gerilimleri bir yana, biz temiz bir sayfa açıyoruz. Yeni bir sayfa açıyoruz. Bundan sonra tartışmaların, gerilimlerin değil bu güzel Alaşehir ve Manisa’da, bu güzelim memlekette hep birlikte barış içinde yaşamak için herkese kucaklarımızı açıyoruz. Belediyenin kapısı ardına kadar açıktır. Gönüllerimiz ardına kadar açıktır. CHP’nin kapıları ardına kadar açıktır. Zira CHP, herhangi bir siyasi parti değildir. CHP, savaş meydanlarında kurulmuş, kurucuları bu ülkenin de kurucuları olan kahramanlardır. CHP, o yüzden baba evidir. Baba evi herkesin içine doğduğu, kiminin ileride ayrıldığı, kiminin kaldığı, kiminin ırakta oturduğu, kiminin yakında oturduğu, kiminin büyüğünü aradığı, kiminin küçüğüne razı olduğu ama herkesin çayının demli olduğunu bildiği, çorbasının kaynadığını bildiği, bacasının tüttüğünü bildiği, başım sıkışırsa baba evi orada diye bildiği yerdir. Zorda kalırsam baba evine dönerim dediği yerdir. Şimdi gün o gündür. Baba evinin kapısı ardına kadar açıktır. Arkamda gördükleriniz bu partinin yöneticileri, üyeleri bugüne kadar o çorbayı kaynatanlardır. O baca tütsün diye odun çekenlerdir. Hepsinden Allah bin kere razı olsun.

“BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE ARTIK SİYASİ KAVGALAR DEĞİL BİRLİKTE MÜCADELELERİN DÖNEMİDİR”

Ama baba evine, dün baba evinde olmayıp bugünden gelene içine girmese de yakınında durana, CHP üyesi olmasa da oyunu verene diyorum ki bu ev benim kadar senindir. Çünkü buranın tapusu ne bendedir, ne bir başkasındadır. Bu evin tapusu Ecevit’te de yoktu, rahmetli İsmet Paşa’da da. Bu evin tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunun için bundan sonraki süreçte artık siyasi kavgalar değil birlikte mücadelelerin dönemidir.

“YARIN ARTIK KISA ÇÖPÜN UZUN ÇÖPTEN HAKKINI ALACAĞI GÜNDÜR”

“Atanmayan öğretmene de staj ve çıraklı mağduruna da, emeklilikte kademe bekleyene de, 9 bin gün yüzünden emekli olamayan Bağ-Kurluya da, hak ettiği primi alamayan, bugün üzümcünün ve bağcının sıkıntılarının çözülmediğini, yapraktaki ve üzümdeki sorunları biliyoruz. Çiftçinin mücadelesini hep birlikte yürüteceğiz. Esnafa da emekçilere de emeklilere de hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülke yoksulluk çekecek bir ülke değildir. Bu ülke işsizlik çekecek bir ülke değildir. 3 tarafı güzel denizler olan. Her zaman turizm için uygun bir yeri olan. Genç nüfusu olan. 600 yer altı zenginliği bulunan. Mineraliyle, vitaminiyle, cevherleriyle, madenleriyle, petrolüyle, her tarafından bereket fışkıran bu ülke kendinden çok daha mağdur ülkeler varken, onların 10’da biri emekli ücretine, 5’te biri asgari ücrete asla razı olamaz. Yarın birlikte mücadelenin günüdür. Yarın artık kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı gündür. Yarın Alaşehirli üzüm üreticisinin, bağ üreticisinin, Alaşehirli çiftçinin hakkını alacağı gündür.

“SİZİN İÇİN ÇALIŞACAĞIM VE BU PARTİYİ İKTİDAR YAPIP SİZE BORCUMU ÖYLE ÖDEYECEĞİM”

Ben burada ilk kez size CHP’nin Genel Başkanı olarak hitap ediyorum. Hepinizin bugüne kadar vermiş olduğu tüm desteklere minnet duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki birlikteyiz. İyi ki Manisalıyım. İyi ki sizin evladınızım. Örgütümüze, ilçe yönetimimize, belediye başkanımızı, onun hizmetlerini, kadrolarını emanet ediyorum. Belediye başkanıma Alaşehir’in yoksullarını, Alaşehir’in gençlerini, emeklilerini, çiftçilerini, güzel insanlarını emanet ediyorum. Alaşehirlileri, Evliya Çelebi’nin gelip de gördüğü ‘Ne ala şehir’ dediği, bu ala şehrin, ne ala insanlarını, en ala insanlarını Allah’a emanet ediyorum. Hep birlikte başaracağız. İyi ki varsınız. Hakkınızı helal edin. Sizin için çalışacağım ve bu partiyi iktidar yapıp size borcumu öyle ödeyeceğim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-alasehirde-birileri-kavga-etmek-istiyor-etmeyecegiz/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Alaşehir’de Halka Seslendi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-alasehirde-halka-seslendi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-alasehirde-halka-seslendi/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29537 CHP Genel Başkanı Özgür Özel memleketi Manisa’nın Sarıgöl ilçesinden sonra Alaşehir ilçesinde de halka seslendi. Özel, “Bu ülke yoksulluk çekecek, işsizlik çekecek bir ülke değildir. Her tarafından bereket fışkıran bu ülke kendinden çok daha mağdur ülke varken onların onda biri emekli ücretine, beşte biri asgari ücrete asla razı olamaz. Yarın birlikte mücadelenin günüdür.” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel memleketi Manisa’da CHP’nin kazandığı ilçeleri ziyaret etmeye başladı. İlk ziyaretini Sarıgöl’e yapan Özel daha sonra Alaşehir ilçesini ziyaret ederek önce vatandaşlarla ardından da ikinci kez seçimi kazanan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ile buluştu.

“Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya geldik”

Alaşehir Cumhuriyet Meydanında halka hitap eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel seçim boyunca kendilerine destek olan herkese teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “Ahmet Öküzcüoğlu 2017 yılında ilçe başkanımız tarafından bana ‘Diş hekimi Ahmet Öküzcüoğlu’nu ikna edersek Alaşehir’i alırız’ demişti. Gittik, ikna ettik. Türkiye’nin ilk ilan edilen belediye başkan adayı oldu. Kayınbabası CHP’nin kendi babası merkez sağın sevilen sayılan ismiydi. Öyle bir başarı elde etti ki geçen seçim Manisa’nın en büyük sürprizini yaptı. Ahmet Öküzücüoğlu çalışkan, dürüst, bütün Alaşehir’in belediye başkanlığını yapmıştı ve inancımı, güvenimi hiçbiriniz boşa çıkarmadınız. Ahmet Öküzcüoğlu be sefer yüzde 53 oyla seçildi. Kendisini kutluyorum. Biz 31 Mart akşamı CHP olarak bir zafer elde etmedik. Kazanılan başarı hepimizindir, kazanılan başarı adayımız Ahmet Öküzcüoğlu’nun Alaşehir ittifakını sağlamasıdır. Biz Alaşehir’de elbette aslan sosyal demokratların oyunu aldık ama biz Alaşehir’de göğsünde güneş olanlardan, milliyetçi demokratlardan, geçmişte AK Parti ile yola çıkan ama uzaklaşan demokratlardan oy aldık. Vatanını, milletini seven Kürt demokratlardan oy aldık. Bu seçim başarısı bizleri asla şımartmayacak. Bunu bir zafer olarak görmüyoruz bunu omuzlarımıza yüklenmiş bir vazife ve geleceğe doğru Türkiye adına yakalanmış bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsat yandaşları zengin etme, ihaleleri ona buna peşkeş çekme fırsatı değil. Biz Türkiye’nin tarihini yeniden yazma fırsatı yakaladık. Bunun için çok çalışacağız, kimseyi geride bırakmayacağız ve cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde elde ettiğimiz başarıyı ilk genel seçimlerde yeniden birinci çıkarak bütün Türkiye’yi kırmızıya boyayarak, ortasına ay-yıldızlı bayrağı koyarak Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya geldik. Birileri kavga etmek istiyor, etmeyeceğiz. Birileri laf dalaşı yapmak istiyor yapmayacağız. Kavga etmek isteyenle kavga şöyle olacak. Kavga edeceksek çiftçiler için, işçiler için, emekçiler için, emekliler için kavga edeceğiz. Elbette her geçen gün biraz daha meydanlarda bizimle olan heyecanlanan, partimize koşturan gençlerimizin heyecanlarını yeniden uyandırmak için, onların geleceğine sahip çıkmak için hep birlikte çalışacağız.” dedi.

“Vatandaşın gündemi bizim de gündemimiz”

“Bundan sonra vatandaşın gündeminde olmayan hiçbir gündemle meşgul değiliz.” diyerek konuşmasına devam eden Özel, “İşsizlik, yolsuzluk bizim gündemimiz. Lüzumsuz tartışmalarla birilerinin bitmiş olan kredilerin yeniden kazandırmak, bitmiş olan siyasi geleceklerine yeniden umut olma hedefinde değiliz. Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ikinci yüzyılda yeniden görev verecek ve yeniden güçlü, zengin ve müreffeh Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Size bunun sözünü veriyorum. Biz bu seçimi Türkiye ittifakı ile azandık. Bu ittifak partiler arasında kurulmuş değildir. Bu ittifak sandıkta kurulmuştur, tarlalarda, farikalarda, köylerde, gönüllerde kurulmuştur. Milli takım gol atınca sevinen herkesin ittifakıdır. Filenin Sultanları şampiyon olduğunda kızlarımızla birlikte ağlayan herkesin ittifakıdır. Türkiye ittifakı adını güzel ülkemizden renklerini şanlı bayrağımızdan alır. Şundan emin olun ki günü gelince yine Türkiye ittifakı kazanacak, yine Türkiye kazanacak. Hiç kimse kaybetmeyecek. AK Parti’liler siz bu milletin birer ferdisiniz, biz sizi asla itmedik, asla itmeyeceğiz asla bu memleketin ötekisi yapmayacağız. MHP’liler geçmişte yaşananlar, son yıllarda Alaşehir’de yaşananalar bir tarafa biz yeni bir sayfa açıyoruz. Bundan sonra tartışmaların yeni gerilimlerin değil bu güzel memlekette hep birlikte barış içinde yaşamak için herkese kapılarımızı sonuna kadar açıyoruz. Belediyemizin kapıları, gönüllerimizin kapıları MHP’nin kapıları herkese açıktır. CHP herhangi bir siyasi parti değildir. Savaş meydanlarında kurulmuş, kurucuları bu ülkenin de kurucusu olduğu baba evidir. CHP herkesin baba evidir. Bu ev benim kadar senindir. Buranın tapusu ne bende ne bir başkasında. Bu evin tapusu ne Ecevit’te vardı ne de rahmetli İnönü’de. Buranın tapusu sadece bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” şeklinde konuştu.

“Yarın birlikte mücadelenin günüdür”

Türkiye’nin bunca zenginliğine rağmen yoksulluğa mahküm olmaması gerektiğini kaydeden Özel, “Bundan sonraki süreçte artık siyasi kavgalar değil, birlikte mücadelenin günüdür. Atanmayan öğretmene de, staj ve çıraklık mağduruna da, emeklilikte kademe bekleyene de, 9 bin prim günü nedeniyle emekli olamayan Bak-Kur’luya da, hak ettiği primi alamayanların, çiftçinin sorunlarını biliyoruz. Esnafa da, emekçiye de emeklilere de hep beraber sahip çıkacağız. Bu ülke yoksulluk çekecek, işsizlik çekecek bir ülke değildir. Her tarafından bereket fışkıran bu ülke kendinden çok daha mağdur ülke varken onların onda biri emekli ücretine, beşte biri asgari ücrete asla razı olamaz. Yarın birlikte mücadelenin günüdür. Yarın artık kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı gündür. Yarın Alaşehirli üzüm üreticisinin, çiftçisinin hakkını alacağı gündür. Ben buradan ilk kez size CHP’nin Genel Başkanı olarak hitap ediyorum. Hepinizin bugüne kadar vermiş olduğu tüm destekler için minnet duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki Manisalıyım, iyi ki sizin evladınızım.” şeklinde konuşup helallik isteyerek partiyi iktidar yapıp vatandaşlara olan borcunu ödeyeceğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nu makamında ziyaret ettikten sonra Kula ilçesine hareket etti. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-alasehirde-halka-seslendi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özel Sarıgöl’de: “Kavgayı Halk İçin Çiftçi İçin İşçi, Esnaf İçin Emekli İçin Ederim” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-sarigolde-kavgayi-halk-icin-ciftci-icin-isci-esnaf-icin-emekli-icin-ederim/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-sarigolde-kavgayi-halk-icin-ciftci-icin-isci-esnaf-icin-emekli-icin-ederim/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29535 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli programının ardından Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde partisinin ilçe başkanlığını ve Sarıgöl Belediyesi’ni ziyaret etti. Halk Buluşması programında Sarıgöllülere seslenen Özel, seçmenin kavga istemediğini vurgulayarak, “Efendim, ‘ben Özgür ile kavga edeyim.’ Kimse istiyor diye kimseyle kavga etmem. Efendim, ‘Özgür Özel’i eleştirip gündeme’ geleyim. Kimseyi beni eleştiriyor diye gündeme getirmem. Ama kavgayı elbette ederim. Cesaretle ederim. Kavgayı halk için çiftçi için işçi, esnaf için emekli için ederim” dedi.

Sarıgöl Halk Buluşması’nda “Siyasette olduğum ilk günden beri bana sahip çıkan bu güzel ilçenin bu güzel insanları, hepinize merhaba” diyerek sözlerine başlayan Özgür Özel, “Bugün ilk kez yıllardır gelip gittiğim Sarıgöl’de, belki 40-50 kez oturduğum, konuşma yaptığım ilçe başkanlığımızda ve bu pazar yerinde Cuma günleri hep el ele göz göze geldiğimiz, hatır sorduğumuz bu güzel insanlarla ilk kez CHP’nin Genel Başkanı olarak kucaklaşıyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.CHP’nin Genel Başkanı olacağıma ilk inanan, bunu ilk söyleyen ilçe yıllardır Sarıgöl’dür” dedi.

“BİZİM GÜCÜMÜZ İYİLİKTİR, İYİ İNSANLARDIR”

Geçmişte Sarıgöl ilçesinde çekildiği bir fotoğraf üzerinden konuşmasına devam eden Özel, “Biraz önce onlarca büyüğüm ‘Ben sana 10 sene önce ne dedim, 8 sene önce ne dedim, bu kahvede ne dedim’ diye hatırlattılar. Yine Çavuşlar’dan bir abimiz. Bakın burada bir resim var. Resimde bir yanımda Nuh Abi, Çavuşlar’dan bir tarafta Hasan Abi var. Evladı geldi, getirdi. ‘Yıllar önce babamla bu resmi çektirmişsin, ikisi de rahmetli oldu. Bana vasiyet etmişti. Evde bu resim duruyordu, Özgür Özel Genel Başkan olduğu gün bu resmi götür’ demiş. Ben resmi çektirdiğim günü unutmuşum, onlar beni Genel Başkan yapmak istediklerini unutmamışlar. Allah Nuh Abi’ye de Hasan Abi’ye de gani gani rahmet eylesin. Ama biliyorsunuz, büyük bir kötülükle mücadele ettik. Siz de ettiniz. Halen daha ediyoruz ve edeceğiz. Ama bizim gücümüz iyiliktir, iyi insanlardır. Bu fotoğraf CHP’nin Genel Merkezi’ndeki odamızda yerini alacak” diye konuştu.

“HASRETLE KUCAKLAŞTIK”

“Bugün geldiğim andan itibaren, önceki ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız, partimize ve Sarıgöl’de çeşitli partilere hizmet etmiş ama artık Sarıgöl ittifakında, Manisa ittifakında, Türkiye ittifakında buluştuğumuz herkesle büyük bir umut ve hasretle kucaklaştık” diyerek sözlerini sürdüren Özel, şunları kaydetti:

“Biz bir zaman bu belediyeyi çok hak etmeyerek, hepimizin ufak tefek kusurları ile kaybettik. Yıllarca MHP’nin elinde kaldı. Biz sabrettik ama üzdüler bizi. Hüseyin Amca burada mı bilmem, Sarıgöl’ün en yardımsever insanını otobüs üstlerinden yuhalattılar. Mitinglerde hakaret ettiler. Tek suçu partisine sahip çıkmak. Ben Hüseyin Amca’nın o günlerde elini tuttum. O ağladı, ben ağladım. ‘Merak etme bir gün geleceğim, bu belediyede seninle birlikte oturacağız’ dedim. Beni bekliyor. Şunu söyleyeyim. Şimdi buraya geldik. Geçmiş dönemdeki bütün belediye başkanlarım, Nuri Başkan’dan önce Halil Başkanım. Ondan önce şimdi belediye başkanı seçtiğimiz kıymetli başkanım. Ardından ondan önce Tahsin Başkan’dan önce, Ahmet Akşehir Başkanım. Hepsinin bana emeği var. Ömer Karcı’nın bana emeği var. Biraz önce yine kucaklaştık, ben milletvekili olduğumda, ilk kez buraya geldiğimde bana sahip çıkan Yusuf Başkanımın emeği var. Onlardan önce bu görevleri yapmış olanlardan, aramızda olmayanları rahmetle, olanları minnetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun.

“ATATÜRK’ÜN PARTİSİ KİN GÜTMEZ, İNTİKAM ALMAZ”

24 köyümüz var, 35 mahallemiz var. Tek tek gezdik. Hep onlar beni anons ettiler, bu Tahsin Akdeniz de güzel anons yapar. Ekşi narın ıtırı, peştamalı batırır, buraya toplanmamız Tahsin Akdeniz’den ötürü. Şimdi biz çok zorluk çektik. Bu MHP belediyesi çok eziyet etti. Dışlandık. Hırpalandık, üzüldük. Bugün artık biz geldik. Ama gün bize edileni etme günü değildir. Buradan söylüyorum. Tahsin Başkanım ve CHP’lilerin hepsi, Sarıgöl’de ne kadar MHP’li varsa onları kucaklıyoruz. Ne kadar AKP’li varsa, hepsini kucaklıyoruz. Ben milletvekili oldum, çok çeşitli görevler yaptım, Genel Başkan oldum, MHP’lisi, AKP’lisi, hemşerimize sahip çıkacağız dedi. Ferdi Başkan geldi, ona sahip çıkanlar oldu. Tahsin Başkan’a eskiden çok başka partilerde olanlar sahip çıktılar, oy verdiler. Verenlerden Allah razı olsun. Vermeyenlerden de Allah razı olsun. Atatürk’ün partisi kin gütmez, Atatürk’ün partisi intikam almaz. Atatürk’ün partisi affeder, kapıyı açar, buyur eder. Bu parti zira baba evidir. Herkesin babası, dedesi bir vakit bu evdeydi. Hepimiz bu eve doğduk. Kimi büyüğüne taşındı, kimi küçüğüne razı oldu. Kimi ırakta oturdu, kimi yakında oturdu. Ama herkes bildi ki baba evinin çayı demlidir. Çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Bu CHP’liler o baba evinin bacasını tüttürenlerdir. Ama AKP’liye, MHP’liye, İYİ Partiliye, Demokrat Partililere, Saadet Partililere, Geleceklilere, DEVA’lılara, eski Doğru Yollulara, ANAP’lılara, Adalet Partililere, Demokrat Partililere baba evinin kapısı her zaman açıktır. Yerleri başımızın üzerindedir. Çünkü baba evinin tapusu ne Özgür Özel’dedir, ne önceki Genel Başkanlarda. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O yüzden ‘Ben MHP’liyim, oy attım, şimdi bunlar geldi, ne çekeceğim’ demeyin. Edilene etmeyeceğiz, kimseye kötü davranmayacağız. Partinde de kalsan, bize de gelsen, biz sana hizmet edeceğiz. Hürmet edeceğiz. Saygı ve sevgi göstereceğiz. Madem ki Türkiye’yi barıştıracağız, kutuplaşmaları Sarıgöl’den ve Alaşehir’den başlayarak ortadan kaldıracağız. Kucak açacağız. Kucaklaşacağız. Barışacağız.

“AL ANANI DA GİT” DEDİKLERİ ÇİFTÇİYİ YİNE MİLLETİN EFENDİSİ YAPACAĞIZ”

Biz bu seçimde Sarıgöl’de, Manisa’nın 15 ilçesinde, Türkiye’de yüzde 38 oyla bir büyük zafer kazanmadık. Biz büyük bir görev üstlendik. Bu millet adına büyük bir fırsat yakaladık. Böyle bugüne zafer dersek, o zaman şımarırız, o zaman kaybederiz. Ülkemize de kaybettiririz. Ama biz büyük bir görev üstlendik. Sırtımızda, eşit, ayrımsız hizmet etmenin, yoksullara, köylülere, çiftçilere, hayvancılıkla uğraşanlara, emeklilere, emekçilere, gençlere sahip çıkmanın sorumluluğu vardır. Onların sorunlarını dile getirmenin yükümlülüğü vardır. Onlarla birlikte yürüyüp, onlarla birlikte mücadele edip, onların derdini çözecek CHP’nin, halkın, Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi iktidar yapma sorumluluğumuz vardır. İşte bunun için çok çalışacağız. Sorumluluğun farkında olacağız. Yakaladığımız fırsatı değerlendireceğiz. Bu fırsat evlatlarımızı işe sokma fırsatı değildir. Bu fırsat yandaşları zengin etme fırsatı değildir. Bu fırsat Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini yeniden yazma, Atatürk’ün partisini yeniden iktidar yapma fırsatıdır. Bu niyetle tüm kadrolarımız, çok çalışacaklar. Çok gayret edecek, mücadele edecekler. Yorulmayacaklar. Örgütümüz başkanlarımıza sahip çıkacak. Başkanlarımız da hangi partinin belediye başkanı olduğunu düşünemeyecek. Onlar tüm partilerin belediye başkanları. Elbette partileri var, orada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecekler. Ama önümüzdeki genel seçimler için CHP’nin iktidarı için herkes sabredecek. Herkes fedakarlık yapacak. Herkes kusur görürse örtecek. Yanlış görürse uyaracak. Doğru yapılanları alkışlayacak. Herkese anlatacak ve hep birlikte bu ülkenin makus talihini yeneceğiz. Yoksulluğu, işsizliği yeneceğiz. ‘Al ananı da git’ dediklerini çiftçiyi yine Gazi’nin dediği gibi milletin efendisi yapacağız.”

“YÜZÜNÜ BİZE DÖNMÜŞ SEÇMENE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ VAR”

Bugün burada sizinle birlikte geldiğimiz, oturduğumuz, sohbet ettiğimiz bu güzel şirin ilçeden bütün Türkiye’ye bir kez daha seslenmek istiyorum. 31 Mart seçimleri yeni bir siyasi hat, yeni bir siyasi iklim, yeni sorumluluklar, yeni bir dönem başlattı. Mevcut genel iktidara da mesaj verdi, bize de mesaj verdi. Bizi 47 yıl sonra kullandığımız pozitif dili, bizim halkın gerçek sorunları dışında sorunlarla ilgilenmeyeceğimize ilişkin irademizi, istedikleri kadar hakaret etsinler, küfretsinler, buna karşı sadece gerçek meseleleri konuşma irademizi ödüllendirdi. Bize yetkiyi verirken önemli bir kredi açtı. Bu kredi Türkiye’nin geleceğine yatırım yapan bir yatırım kredisiydi. Bugün tüketmek için verilen bir tüketici kredisi değil. Eğer iyi yönetirsek, doğru çalışırsak, ülkeyi yönettirme görevini bize vermek üzere seçmen bize yüzünü döndü. Seçmen kendisinden oy alıp, onu sandıkta unutanlara, kendisinden oy alıp ülkenin varlıklarını zenginlerle paylaşanlara, kendisinden oy alıp bir avuç zengin için hepimizin cebine el atanlara da sırtını döndü. Önümüzde yüzünü bize dönmüş seçmene karşı sorumluluklarımız var.

“SEÇMEN BİZDEN MÜCADELE BEKLERKEN, MÜZAKEREYİ DE SÜRDÜRMEMİZİ İSTİYOR”

Ancak seçmen kavga istemiyor. Seçmen çalışmak, çalışmak, çalışmak istiyor. Bizden mücadele beklerken, müzakereyi desürdürmemizi istiyor. Şundan emin olun Özgür Özel nerede kiminle konuşursa, kimle müzakere ederse etsin, Özgür Özel konuşurken suni gündemlerin peşine takılmaz. Birilerinin iktidarı sürdürme hevesiyle, kendilerinin isteklerinin peşine takılmaz. Birilerinin gündeminin peşine düşmez ama kendi gündeminden de birilerini düşürmez. Kimi düşürmez? Çiftçiyi düşürmez, atanmayan öğretmeni düşürmez, staj ve çıraklık mağdurlarını düşürmez. Dükkanının borcunu kredi kartı ile çevirmeye çalışan iflastaki esnafı Özgür Özel dilinden düşürmez. Özgür Özel ’10 bin liraya geçin’ dedikleri emeklinin derdini dilinden düşürmez. Efendim, ‘ben Özgür ile kavga edeyim’. Kimse istiyor diye kimseyle kavga etmem. Efendim, ‘Özgür Özel’i eleştirip gündeme geleyim’. Kimseyi beni eleştiriyor diye gündeme getirmem. Ama kavgayı elbette ederim. Cesaretle ederim. Kavgayı halk için çiftçi için işçi, esnaf için emekli için ederim. İlk günden bugüne bana sahip çıkan güzelim Sarıgöl’e minnetlerimi ifade ediyorum. İlk günden beri bana sahip çıkan örgütümüzü saygı ile selamlıyor. Belediye başkanımızı örgütümüze emanet ediyorum. Belediye başkanımıza Sarıgöl’ü emanet ediyorum. Sarıgöllüleri Allah’a emanet ediyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Yine görüşecek, birlikte olacağız. Bundan sonra güzel günleri hep birlikte paylaşacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-sarigolde-kavgayi-halk-icin-ciftci-icin-isci-esnaf-icin-emekli-icin-ederim/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özel Denizli’de… “müzakere de Eden, Mücadele de Eden, Yepyeni, Dinamik, Sonuç Alan Bir Siyaset İçin Yola Çıktık” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-denizlide-muzakere-de-eden-mucadele-de-eden-yepyeni-dinamik-sonuc-alan-bir-siyaset-icin-yola-ciktik/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-denizlide-muzakere-de-eden-mucadele-de-eden-yepyeni-dinamik-sonuc-alan-bir-siyaset-icin-yola-ciktik/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29487 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(DENİZLİ)- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Şunu bilin CHP’nin Genel Başkanıyım. Yapacağım her görüşmede, kuracağım her temasta, çıkacağım her kürsüde milletin sesi olacağım. Halkın sesi olacağım. Sizin sesiniz olacağım. Bize inandınız, güvendiniz. Bize sorumluluk verdiniz. Bundan sonra bir büyük mücadele başlıyor. Sizlere güç veren, sizlerden güç alan, sokaktan korkmayan, meydandan çekinmeyen, müzakere de eden mücadele de eden yepyeni, dinamik, sonuç alan bir siyaset için yola çıktık” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli’de İl Başkanlığı ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı ziyaretinin ardından  vatandaşlara seslendi. Özel, “Bugün seçimlerden sonra bu otobüsün üstünden ilk defa konuşma yapıyorum. Buradan hemşerilerime, Ege’nin bir evladına sahip çıkan ve sonuna kadar arkasında duran Denizli’nin güzel insanlarına yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız” dedi.

“23 Mart Cumartesi günü memleketim Manisa’dan sonra koşup buraya geldim” diyen Özel, şunları kaydetti:

“Sizinle Denizli’nin siyasi tarihinin en görkemli mitinglerinden birini yaptık. O gün önce bir çağrıda bulundum. Dedim ki biz siyasi partilerin liderleri Ankara’da ittifak yapamadık. Ama umudumuz var. Denizli’de, Denizli’nin sosyal demokratlarını, milliyetçi demokratlarını, muhafazakar demokratlarını, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si ile bu ülkenin bayrağına, topraklarına, devletine yürekten bağlı olan Denizli’nin güzel insanlarını, Denizli ittifakına davet etmiştim. O gün Denizli sesimizi duydu. O gün ben buradan ayrılırken, değerli il başkanım, Ali Osman Horzum’a ve Nuri Başkanıma dedim ki benim gördüğüm Denizli kararını vermiş dedim, 31 Mart akşamı en güzel haberi sizden aldık. Hepinize teşekkür ediyorum.”

Özel, şöyle devam etti:

“HER İKİ OYDAN BİRİNİ ALDI”

“Denizli’de sandık başına gidip her iki oydan bir tanesini Denizli ittifakına veren, her iki oydan bir tanesini Türkiye ittifakına veren ve Nuri Başkanı CHP’nin aday gösterdiği, Denizli ittifakının büyükşehir belediye başkanı yapan, Nuri Başkana destek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Nuri Çavuşoğlu, karpuz tezgahından çıkmış, okumuş sağlıkçı olmuş. Yetmemiş yeni okullar okumuş. Emeği ile mücadele etmiş. Denizli’yi seven, çok güzel bir insan. Bundan sora Nuri Başkan kendisine oy versin, vermesin bütün Denizlililere sahip çıkacak. Oy veren kimseyi pişman etmeyecek. Oy vermeyenlerin güvenini kazanacak. Duasını alacak. Denizli’ye tarihi hizmetler yapacak. Yolu açık olsun canım başkanımın. Onun adaylığına ilk inanan, beni dahi önce o ikna eden, örgütünü birlik ve beraberlik içinde çalıştıran, adayların arkasında kaya gibi duran ve bu başarının mimarı, Atatürk’ün koltuğunun Denizli’deki bekçisi Ali Osman Horzum kardeşime teşekkür ediyorum. Bazı illere gidersiniz, yanınızda ve arkanızda belediye başkanı olmaz. Bazı illere gidersiniz, 3-4 başkan varsa, arkam sağlam dersiniz. Denizlililer size ne kadar teşekkür etsem az. Arkamıza 15 belediye başkanı dizen Denizli’ye helal olsun.

“SEÇİM SONUÇLARINI BİR VAZİFE GİBİ GÖRÜYORUM”

Büyükşehir, Nuri Başkan’a emanetti. Merkez ilçelerin her ikisi CHP’nin iki kıymetli başkanına emanetti. 15 ilçemiz CHP’ye emanetti. İçim rahattı. Bundan sonra artık birileri gibi sadece partime, yakınlarımıza, yandaşlarımıza değil bütün Denizli’de, nüfusun yüzde 96’sına hizmet ederken artık yoksullar yalnız değildi. Çiftçiler, işçiler yalnız değildi, esnaf yalnız değildi, emekliler yalnız değildi. Onlara emanetti hepsi. Bundan sonra CHP, Atatürk’ün vasiyetidir ki kimsesizlerin kimsesi olacak. Bundan sonra Atatürk’ün vasiyetindeki gibi CHP’nin yönettiği belediyelerde çiftçi milletin efendisi olacak. Emekliler bundan sonra açlığa, yoksulluğa terk edilen emeklilerin arkasında Denizli Büyükşehir Belediyesi olacak. Biz seçimle bir büyük zafer kazanmadık. Bunu bir zafer olarak görmüyorum. Ben bu seçim sonuçlarını bir görev, bir vazife, millet adına fırsat olarak görüyorum. Bu seçim bizim için sevinmenin, mutlu olmanın, birbirini tebrik etmenin yanında sorumluluğu hatırlamanın, kimseyi üzmemenin, kimseyi dışlamamanın, kimseyi öteki hissettirmemenin sorumluluğunu sırtımıza aldığımız ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yapılacak ilk genel seçimlerde, milletin, halkın iktidarını kurup, Atatürk’ün partisini birinci parti yapmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Millet görev verdi, mahcup etmeyeceğiz. Oy verdi, pişman etmeyeceğiz. Oy vermeyenleri asla yalnızlaştırmayacağız. Bu seçimleri Türkiye ittifakı kazandı, Türkiye kazandı. Türkiye’nin yüzünü güldüreceğiz.

“DENİZLİ TEKSTİLİN BAŞKENTİDİR”

Dünden beri Denizli’deyim. Tekstilin başkentidir. Denizli geçmişte tekstile, tekstil ihracatı ile yüzü gülmüş, zenginleşmiş ve mutlu olmuş bir kentken, çok daha iyilerini hak ediyorken, maalesef yanlış politikalar sonucunda, önce dolar kurunu efendim enflasyon faiz ile düşmez, faiz sebeptir, sonuç değildir diyen, faizi inadına indiren, enflasyonu fırlatan, dolar fırladıkça kur korumalı mevduatı icat eden, hem milletin parasını bir avuç zengine veren, hem doları bizler için pahalı, tekstil için ucuz hale getiren, bu açmazda ihracatı baltalayan, yanlış politikalar büyük sıkıntı yarattı. Devamında tekstilde büyük istihdam düşüşleri, kapanan fabrikalar, atölyeler Denizli’de büyük bir işsizlik yarattı. Bu sorunların çözülebilmesi için mücadele ederken, işyeri sahiplerinin yurtdışına çıkışta yaşadıkları vize sorunları, fuarları gitmeyi, yeni anlaşmalar ve pazarlar bulmayı zorlaştırırken, bir yandan Denizli’deki işsizliği kalıcı hale getirdi. Bunun için hem iş dünyasının hem Denizli’nin vize sorununu geçtiğimiz günlerde görüştüğümüz Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier’e aktardım. Kendisi elinden geleni yapacağını ve Türklerin öğrencisi, hastası, iş insanı, sanatçısı, kamyoncusu, TIR’cısı ile yaşadıkları bu büyük zulme çare arayacaklarının sözünü verdiler. Takip edeceğiz. Bu vize sorunu çözülene kadar bununla mücadele edeceğiz. Yine Denizli’deki çok sayıda sanayicinin, Türkiye’deki irili, ufaklı şirketlerin, KOBİ’lerin, esnafların önemli sorunlarından bir tanesi de bugünlerde çok konuşulan enflasyon muhasebesi. Bu yıllardır konuşulan, fayda getirecek diye istenen bir iş. Bu sene 2024 ile birlikte yürürlüğe girdi. Ancak varlıkların enflasyona göre yeniden değerlenmesi, finansal tabloların güncellenmesine evet derken, birileri tuttu enflasyonla değeri artan güncellenen varlıklardan kar etmişsiniz gibi hesaba katarak, vergi almaya kalktılar. Bu yok zamanda krediye muhtaç, ayakta duramayan firmalar varken, devletten alacağı KDV alacakları toplamda 10 milyar dururken, şimdi ellerindeki varlıkların enflasyona uyarlanması ile yüksek vergilerle karşılaşıyorlar. Ayrıca 3 ayda bir beyanname düzenlenmesi mali müşavirlerin sırtına eklenen yükler, hem o meslek alanında hem de vatandaşı inanılmaz şekilde zorluyor. Finansal tabloların güncellenmesine evet, yeni vergilere, kazanmadan vergi vermeye, alacaklıyken borçlu çıkmaya hayır diyoruz.

“ŞİRKETLER İFLASIN EŞİĞİNDE”

Çok sayıda şirket iflasın eşiğindedir. Konkordatonun eşiğindedir. İş bilmezler, size sesleniyoruz. Yeter artık, düşün milletin yakasından. Denizli’nin güzel insanları. 31 Mart seçimleri yeni bir siyasi hat çizmiştir. Bu siyasi hat CHP’ye yoksulun, kimsesizin, güvencesizin, unutulmuşun yanında durmayı, sesi olmayı, onların sesini çıkarırken lüzumsuz gündemlerle meşgul olmamayı. Beni biliyorsunuz, seçim döneminde de dedim ki vatandaşın gündemi olmayan hiçbir gündemle meşgul olmayacağım. Birileri istedi diye onlarla kavga etmeyeceğim. Gündemi değiştirmelerine izin vermeyeceğim. Vatandaşın sorunu söz konusuysa ben kavgayı emekliler için vereceğim. Ben kavgayı çiftçiler, esnaflar için vereceğim. Ben mücadeleyi her birimizin gözbebeği gençlerimizin geleceği için vereceğim. Gençlerimiz için vereceğim. Şunu bilsinler ki benim gündemim birilerinin kaybettiği siyasi mevzileri kazanmaları için, kaybedecekleri koltuklara çare bulmak için yaratacakları suni gündemler değildir. Ben atanmayan öğretmenin, staj, çıraklık mağdurlarının, emeklilikte kademe bekleyenlerin, 9 bin güne pranga ile mahkum edilmiş Bağ-Kurluların, emeği sömürülen ve sendikal hakları elinden alınan işçilerin, milletin efendisiyken al ananı da git denilen çiftçilerin. 272 Euro’ya, Almanya’daydım, Almanlara anlattım, tercüme hatası, yanlış söyledim sandılar. 272 Euro maaş alıyor Türkiye’de emekli dedim. Düzeltiyor, 2 bin 700’dür diyor. Yok dedim, Strazburg’taydım, Fransa’daydım. Tercüman kız yanlış söylüyor sandılar, bir sıfır eksik değil mi dediler. 2 bin 700 olsun dediler. O gün kendi kendime dedim ki, ey Özgür Özel Türkiye’deki 272 Euroluk emekli maaşının Almancaya tercümesi yok, İngilizceye tercümesi yok. Milletin bir sıfır eksik sandığı bu sefalete emeklilerimizi mahkum edenlere yazıklar olsun.”

“MÜZAKERE DE MÜCADELE DE EDEN…”

Şunu bilin CHP’nin Genel Başkanıyım. Yapacağım her görüşmede, kuracağım her temasta, çıkacağım her kürsüde milletin sesi olacağım. Halkın sesi olacağım. Sizin sesiniz olacağım. Bize inandınız, güvendiniz. Bize sorumluluk verdiniz. Bundan sonra bir büyük mücadele başlıyor. Dün Çorlu tren kazasında, evladını kaybeden annelerin, babaların, gözü yaşlı eşlerin, babasız kalmış evlatların yanındaydık. Pazar günü Ulus’ta atanmayan öğretmenlerle birlikte olacağız. Bundan sonra mağdur ve mazlumun yanında dimdik duracağız. Yakında ilan edeceğimiz emekli mitingiyle emeklilerin sesini duyuracağız. Siz oyunuzu attınız, göreviniz tamam, bundan sonra bekleyin, böyle bir şey yok. Bundan sonra bu ülkeyi kurtarmak için bize de hepimize de hepinize de önemli görevler düşüyor. Bugün burada olduğu gibi bundan sonra nereye çağrılırsak, hangi eyleme, hangi mitinge, hangi yürüyüşe çağrılırsak, oraya koşalım. Destek olalım. Hakkımızı söke söke alalım. Sizlere güç veren, sizlerden güç alan, sokaktan korkmayan, meydandan çekinmeyen, müzakere de eden mücadele de eden yepyeni, dinamik, sonuç alan bir siyaset için yola çıktık. Beraber miyiz? Bir kez daha söylüyorum. Bu ülkeyi seviyoruz. Sizleri seviyoruz. Beni seviyor musunuz? Beni seven arkamdan gelsin. Seçimden önce oy için söylemedik ama seçimi o güzel oylarınızla kazandık. Şimdi buradan, seçimden sonraki ilk büyük mitingimizde, Denizli’ye, belediyeye kahve içmeye gelip, burayı mitinge çeviren, ayrılan alana sığmayıp bir o kadar da arkada toplanan, dört bir yandan bize seslenen sizlere şunu söylüyorum, bizim ittifakımız siyasi parti ittifakı değildir. Bizim ittifakımız bir araya gelmiş, milletin canı yanarken, açlıktan kıvranırken, onları duymayan cumhur ittifakı değildir. Bizim ittifakımız adını memleketimizden, renklerini ay yıldızlı al bayrağımızdan alan Türkiye ittifakıdır. Kırmızı, beyaz, en büyük Türkiye. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Memleketimizi seviyoruz, sizlere güveniyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-denizlide-muzakere-de-eden-mucadele-de-eden-yepyeni-dinamik-sonuc-alan-bir-siyaset-icin-yola-ciktik/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Bayındır Çiçek Festivali’ne katıldı https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-bayindir-cicek-festivaline-katildi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-bayindir-cicek-festivaline-katildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 00:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29394 (İZMİR) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 25’inci Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’ne katıldı. Festival alanında coşkulu kalabalıkla bir araya gelen Başkan Tugay, “Bize üretmek, güzellikler ortaya çıkarmak yakışıyor. Son seçimden sonra halkımız sadece İzmir’in değil, Türkiye’mizin dört bir köşesinin dağlarını çiçeklerle bezedi. Bunun bize yüklediği sorumluluğu biliyoruz. Verdiğimiz tüm sözlerin hepsini tek tek yerine getirmek için iş birliğimizi sürdüreceğiz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 25-28 Nisan günlerinde düzenlenen 25’inci Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’nin açılış törenine katıldı.

Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu’nun ev sahipliği yaptığı programda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Mahir Polat, Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Bayındır Kaymakamı Emin Kaymak, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları, oda, kooperatif ve siyasi partilerin temsilcileri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları yer aldı.

“HALKIMIZ SEÇİMDEN SONRA TÜM TÜRKİYE’NİN DAĞLARINI ÇİÇEKLE BEZEDİ”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, festival alanına, kendisini ilçe girişinde karşılayan Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir ile geldi.

Bayındır’da rengarenk bir görüntü oluşturan ve dört günü kapsayacak geleneksel festivalin açılış töreni ilçe stadında halk oyunları ve gösterilerle başladı.

Çiçek üreticilerinin yanında başta tarım olmak üzere farklı sektörlerden stantların da açıldığı, konserler, gösteriler ve yarışmaların düzenleneceği festivalin açılışını yapan Başkan Cemil Tugay,  “Bayındır’ı Türkiye’de çiçeğin başkenti yapan herkese teşekkürler ediyorum” dedi.

Başkan Tugay, “Çiçek bize doğanın sunduğu en güzel nimetlerden birisi. En özel günlerimizdeki en güzel hediyelerimizden birisi. Bir evin, bahçenin, balkonun çiçekli olmasının ne demek olduğunu gözünüzü kapatıp bunu hayal ederek anlayabilirsiniz. Böylesine özel ve değerli bir ürünü üretmek gerçekten en çok Bayındır ve Bayındırlılara yakışırmış. Yıllar öncesinden o faaliyeti başlatan o teyzemizi rahmetle anmak isterim. O günden bugüne bu emeği büyüterek bugünlere getiren herkesi de tebrik etmek isterim. Bize üretmek, güzellikler ortaya çıkarmak yakışıyor. Son seçimden sonra halkımız sadece İzmir’in değil Türkiye’mizin dört bir köşesinin dağlarını çiçeklerle bezedi. Bu güzel sonucun bizlere nasıl umut verdiğini ve geleceğe dair nasıl bir sorumluluk yüklediğini biliyoruz” dedi.

“VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TEK TEK YERİNE GETİRECEĞİZ”

Seçimden önce olduğu gibi yine bir araya geleceklerini, birlikte çalışacaklarını belirten Başkan Tugay, “Bugün festivalde güç birliği yaptığımız değerli Davut Başkan’ımızı ve onun nezdinde Bayındır Belediyesi’nin tüm çalışanlarını saygıyla selamlıyorum. Önümüzdeki günlerde Bayındır, Küçük Menderes ve İzmir’imizin dört bir köşesinin daha iyi yaşam şartlarına sahip olabilmesi için ve ayrıca verdiğimiz tüm sözlerin hepsini tek tek yerine getirmek için iş birliğimizi sürdüreceğiz. Bayındır’da 25’inci kez çiçek festivali kutlanıyor. İnanıyorum bir gün 50’ncisi olacak. İnanıyorum bir gün şu an aramızda olan küçük çocuklarımız 100’üncüsünü kutlayacaklar. Bayındır’ımıza kutlu olsun. Nice güzel günlerde birliğimiz, beraberliğimiz devam etsin” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN TUGAY’A TEŞEKKÜR

Festivale katkılarından dolayı Başkan Tugay’a teşekkür eden Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu ise “Başladığı günden beri ilçemizin gelişimine katkı sağlayan, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatımıza hız kazandıran, her sene sabırsızlıkla beklediğimiz çiçek festivalimizde birlikte olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Festivalimizin ilçemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“ALTIN YILLARINI DA GÖRECEK”

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasını hatırlatan Bayındır Kaymakamı Emin Kaymak, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla, hürmetle anmak istiyorum. Bayındır, gümüş yıl diyebileceğimiz 25’inci yılını idrak etmekte. İnanıyorum altın yıllarını da görecektir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’YE ÇİÇEĞİ BİZ TANITTIK”

Bayındır Çiçek Üreticileri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (BAYÇİKOOP) Yönetim Kurulu Başkanı Ersoy Sümerkan da çiçekçiliğin Bayındır’daki tarihine değindi. Hikayenin bir evde başladığını ve arazilere yayıldığını belirten Sümerkan, “Türkiye’ye çiçeği tanıtan Bayındırlılardır. Önce mahallede satmaya başlamışlar, sonra pazarlara gitmişler, büyümüş. Çiçeği tanıtmışlar. Bu bir gerçektir. İddialıyız; Türkiye’ye çiçeği biz tanıttık” dedi.

BAŞKAN TUGAY’DAN RENKLİ GÖRÜNTÜLER

Açılışın ardından festival alanını gezen Başkan Tugay ve vatandaşlar arasında renkli görüntüler ortaya çıktı. Gösteriler eşliğinde stantlar boyunca yürüyen Başkan Tugay, üreticilerle sohbet etti, esnafla şakalaştı. Başkan Tugay, daha sonra Bayındır Belediyesi’ne geçerek Başkan Davut Sakarsu’nun makamını da ziyaret etti. Tugay ayrıca AK Parti’den istifa eden Karahalilli Muhtarı Hasan Sarıyeri’ye CHP rozeti taktı.

FESTİVALİN İLÇEYE KATTIKLARIYLA EN ÖNEMLİ SEKTÖR ÇİÇEKÇİLİK

Bayındır, son yıllardaki artışla dış mekan süs bitkileri üretiminde ilk sıraya yerleşti. İlçede çiçekçilik sektöründe yaklaşık 5 bin kişi istihdam ediliyor. Kooperatifler aracılığı ile yurtiçi ve yurtdışında belediyelere, otellere, site yönetimlerine, peyzaj şirketleri ile diğer özel ve resmi kuruluşlara mevsimlik, yer örtücü, çalı ve ağaç grubu, saksılı süs bitkilerinin üretimi ve satışı yapılıyor. Bayındır’da 1998 yılından beri çiçek festivali düzenleniyor. 8 üretici ile başlayan festival artık tüm Türkiye ve dünyada bilinen bir etkinlik halini aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-bayindir-cicek-festivaline-katildi/feed/ 0
Gökhan Günaydın Çorlu Tren Faciası Davasında Üst Düzey Yöneticilere Ceza Verilmemesine Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-corlu-tren-faciasi-davasinda-ust-duzey-yoneticilere-ceza-verilmemesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-corlu-tren-faciasi-davasinda-ust-duzey-yoneticilere-ceza-verilmemesine-tepki-gosterdi/#respond Thu, 25 Apr 2024 23:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29372 (ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çorlu tren faciası davasının davasında sanıklara verilen cezalara tepki gösterdi. Günaydın, “Ulaştırma Bakanlığından herhangi bir yetkilinin anlaşılan bu meselede herhangi bir suçu, kusuru yok ki hiçbir ceza verilmemiş. Bu demiryolunun yapımında, ihalesinde, uygulanmasında görev alanlar, yöneticiler demek ki hiçbir suç ve kusur sahibi değiller ki, onlara da ceza verilmemiş ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’nden üst düzey herhangi bir yetkiliye de bir ceza yok. Bu kararın onların vicdanlarında yanan ateşi söndürüp söndürmediğini kendilerine sormak lazım” dedi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çorlu tren faciası davasında bugün verilen cezalarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Günaydın şunları söyledi:

“Kazanın meydana geldiği tarihten 5,5 yıl sonra mahkeme kararını açıklayabildi. Ortaya çıkan sonuçlara göre, 13 sanıktan 9 sanığa mahkeme bir ceza verilmesini uygun gördü. Ailelerin ölüme sebebiyet vermekten ceza verilmesini yönelik talepleri yerine mahkeme olası kastan ceza vermeyi uygun gördü. Oysa şunu söyleyelim; tabii Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın bölge Müdürlüğünde çalışan insanlara ceza verilmesi, kusurları ve sorumlulukları çerçevesinde Ceza Kanununun bir gereğidir. Buna karşın şu durumu özellikle altını çizerek ifade etmek isterim. Ulaştırma Bakanlığından herhangi bir yetkilinin anlaşılan bu meselede herhangi bir suçu, kusuru yok ki hiçbir ceza verilmemiş. Bu demiryolunun yapımında, ihalesinde, uygulanmasında görev alanlar, yöneticiler demek ki hiçbir suç ve kusur sahibi değiller ki, onlara da ceza verilmemiş ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünden üst düzey herhangi bir yetkiliye de bir ceza yok. Bu çerçevede ben yaşamını kaybeden yurttaşlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu kararın onların vicdanlarında yanan ateşi söndürüp söndürmediğini kendilerine sormak lazım. Ama Türkiye’de hukuk düzeninin gerçek sorumlularının üzerine gitme konusundaki tereddüttü herkesin dikkatini çekmeye maalesef devam ediyor.”

NUMAN KURTULMUŞ’A TEPKİ

Erzincan İliç’teki maden faciasını araştırmak için kurulan komisyonun çalışmalarına 71 gün sonra başlamasını da eleştiren Günaydın “Neden Amasra’da 12. günde toplanan komisyon bu kez 71 gün beklemek zorunda kaldı” dedi. İktidar milletvekillerinin bu durumu, TBMM’nin 31 Mart yerel seçimleri için ara vermesini gerekçe olarak sunduklarını dile getiren Günaydın, grubu bulunan tüm partilerin en geç 22 Şubat’ta komisyon üyelerini TBMM Başkanlığına bildirdiğini hatırlattı. Günaydın TBMM’nin çalışmalarına ara vermesinin herhangi bir facianın araştırılmasına engel olmaması gerektiğini vurgulayarak TBMM Başkanı Numan Kurutulmuş’e tepki gösterdi:

“22 Şubat’tan Meclis’in ara verdiği 1 Mart’a kadar olan bir haftalık zaman dilimi içerisinde Meclis Başkanı, sen bunu neden Meclis’te okutmadın? Neden bu komisyonun kurulup çalışmasına izin vermedin? Meclis’in ara vermesi ya da seçim takvimin başlaması böyle bir facianın araştırılmasını engellemez. Meclis Başkanı üzülerek söylüyorum ki resmi gezilere ailesiyle beraber özel jetlerle gitmek yerine bunu gündemine almak ve komisyonu çalıştırma konusunda herhangi eylemde bulunmadı. 7 çocuğumuz hala toprak altındayken 71 gün sonra komisyon kurulabildi.”

“BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ İLE YAPILAN ANLAŞMA”

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanırken İliç maden faciası sebebiyle geri çekilen ve dün görüşmelerine başlanan Maden Kanunu’nu da hatırlatan Günaydın, Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı anlaşmanın hukuka aykırı olduğunu kaydetti:

“Bizim Meclis’te Dışişleri Komisyonu’nda gündeme alınmayı bekleyen bir anlaşma var. Türkiye’yle Birleşik Arap Arap Emirlikleri Arasında Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması. Türkiye’nin kurulu enerji kapasitesinin yüzde 10’u kadar büyüklükte yeni enerji yatırımlarını Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaptıracaklar. Bu anlaşmayla taahhüt ediyorlar. Bu Birleşik Arap Emirlikleri’yle yapılan anlaşma ne ulusal ne uluslararası hukuka ne de tahkime atıf yapıyor. Dostane yollarla çözülecekmiş. Yani milyarlarca dolarlık yatırımlarla ortaya çıkan anlaşmazlıklar dostane yolla çözülemezse ne olacak? Herhangi bir cevabı yok. Çünkü memleket bir kabile devletine dönüştürülmüş durumda.

“BU RANT SEVİCİLİĞİNİZ 31 MART’TA SİZE YURTTAŞIN GEREKLİ DERSİ VERMESİNE NEDEN OLDU AMA AKILLANMIYORSUNUZ”

Şimdi bunun altyapısı yapılmaya, kurgulanmaya ve bir mıntıka temizliğini Meclis’e yaptırmaya çalışıyorlar. Örneğin madencilik açısından son derece önemli bir düzenleme var, UMREK. Yani madenciliğin uluslararası standartlarda, bilimsel ölçütlere göre bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesine dayalı bir sistem. Soma faciasından sonra getirilmişti, şimdi UMREK’i ortadan kaldırıyorlar. Sebebi neymiş? Efendim, bürokratik zorluklara, gecikmelere ve bazı finansal kayıplara yol açıyormuş. Yani bize İliç’in 72 günü demek istiyorlar ki, ‘Biz bu şirketlere daha da kolaylık getireceğiz, bürokratik zorlukları da ortadan kaldıracağız.’ Sanki bürokratik zorluk demek işin gereğini yapmak değil de illa bir adama kasten zorluk çıkartmak gibi; yani liberalize etmek, şirket karını maksimize etmek… Ayıptır, çocuklarımız hala liç yığınları altında, ayıptır… Bu şirket seviciliğiniz, bu rant seviciliğiniz 31 Mart’ta size yurttaşın gerekli dersi vermesine neden oldu ama bir türlü akıllanmıyorsunuz.”

“EMEKLİNİN MAAŞININ 140 KATINI THY GENEL MÜDÜRÜ ALIYOR”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kemer sıkma politikasına da atıfta bulunan Günaydın, Türk Hava Yolları’nda çalışan bir genel müdürün 1 milyon 400 bin lira maaş aldığını gündeme getirerek bunu 10 bin TL olan emekli maaşları ile kıyasladı. Günaydın, “Emeklinin maaşının 140 katını THY Genel Müdür alıyor. O maaşı kazanabilmek için 1 milyon 400 bin TL’yi edinebilmek için emeklinin 12 yıl aylık alması gerekiyor ve bunu bize utanmadan normal bir düzenlemeymiş gibi anlatmaya çalışıyorlar. Bizim yurttaşlarımızın, emeklilerimizin açlıktan mutfaklarını kaynatamamaları durumundan hiç bahsetmiyorsunuz ama utanmadan ‘THY Genel Müdürü o maaşı alacak çünkü Swiss Air Genel Müdürü de o maaşı alıyor’ diyorsunuz” tepkisini gösterdi. Günaydın, ayrıca THY’de üst düzey görevli diğer çalışanların da yüksek maaşlarına da dikkat çekerek, “Ayıp değil mi, hiç utanmıyor musunuz? Türkiye’de açlık, sefalet bu boyutlara erişmişken üstelik de bu maaşları da utanmadan bize savunmaktan hiç hicap duymuyorsunuz. Artık insanlar ev alamıyor, araba alamıyor, kira ödeyemiyor, bu utanç bizim. 31 Mart’tan sonra Türkiye’nin önüne yeni bir ajanda açılmıştır CHP halkın sorunlarını kendine dert ederek bunların her birini teker teker çözme gücüne de kararlılığına sahiptir. Önümüzdeki dönemde bunlara tanıklık edecek” dedi.

“BİRİYLE GÖRÜŞMEK ONUNLA MÜCADELE ETMEMEK ANLAMINA GELMİYOR”

Günaydın, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesaja ilişkin bir soruya Günaydın, “Biriyle oturup toplantı yapmak, onu bir görüşmeye davet etmek ya da onun görüşmesine icabet etmek, onunla mücadele etmemek anlamına gelmiyor. CHP sıkılı yumruklarla değil, akılla ve rahat bir yürekle önündeki döneme bakıyor. Türkiye’yi temsil eden tüm siyasal partilerle görüşürüz ancak Cumhuriyet’in ilke ve devrimlerinden bir milim sapmayız. Herkes lütfen bu tavrımızı çok iyi bilsin” yanıtını verdi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mülakat açıklamaları ile Şimşek’in kamuda tasarruf açıklamalarına ilişkin de Günaydın, şunları ifade etti:

“İSRAF EN YUKARIDAN SÜRDÜĞÜ SÜRECE KİMSEYİ TASARRUFA INANDIRAMAZSINIZ”

“Türkiye’de kamuda müthiş bir israfın olduğunu herkes biliyor. ‘İtibardan tasarruf edilmez’ diye diye başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bir saltanat düzenini kurdular ve bu saltanat düzenine tamamı uydu. Arkadaşlar, bugün herhangi bir spor bakanı Avrupa’daki bir maça özel jetle gidiyor. Meclis Başkanı Mardin’deki ziyaretine özel jetle gidiyor. Eğer inandırıcı olmak istiyorsa Cumhurbaşkanı -ben söyleyeyim- 13 uçağından 10 tanesini derhal açık artırmayla satar, biz de deriz ki çok ciddi bir tasarruf başlıyor. Bakanlar incileri dökülmez, bir yerlere gidecekleri zaman tarifeli uçaklarla giderler, Cumhurbaşkanı tarifeli uçağa bir kere biner, biz de deriz ki; ‘Ne güzel, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’nin siyasetçileri de tarifeli uçağa binmeye başlamışlar.’ ya da eğer bir siyasetçi özel jetle bir yere gidiyorsa, faturasını da ertesi gün yayınlar, o jetin parasını, uçuşunu kendi cebinden finanse ettiğini ortaya koyar, kimse de bir şey diyemez ona. Kamu kaynaklarının üzerine binmekten vazgeçsinler. Dolayısıyla bu israf en yukarıdan sürdüğü sürece, bu şatafat devam ettiği sürece kimseyi tasarrufa inandıramazsınız.

“MÜLAKATI KALDIRIN BU AYIP MEMLEKETİN ÖNÜNDEN KALKSIN”

Gelelim mülakat meselesine. Dün bize AKP Grup Başkanvekili diyor ki, aldığımız kanun, karar var. Mülakat gerekli olmazsa yapılmayacakmış. Her yerde şakır şakır yapıyorsunuz. Kimi kandırıyorsunuz? Dolayısıyla gelin bunu bir düzenlemeye konu edin; yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar ancak özel yetenek gerektiren durumlar hariç olmak üzere mülakatı kaldırın. Onun dışında istisnaları kaldırın, mülakatı kaldırın. Tüm belediyeler, tüm yerel yönetimler, tüm genel yönetim yazılı sınavla personel alsın ve bu büyük şaibe, büyük ayıp memleketin önünden kalksın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-corlu-tren-faciasi-davasinda-ust-duzey-yoneticilere-ceza-verilmemesine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Dünya Veteriner Hekimler Günü’nde Veteriner Hekimlerin Önemi Vurgulandı https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimler-gununde-veteriner-hekimlerin-onemi-vurgulandi/ https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimler-gununde-veteriner-hekimlerin-onemi-vurgulandi/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29324 Aydın Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Şahin, her yıl Nisan ayının son Cumartesi gününün tüm dünyada ‘Dünya Veteriner Hekimler Günü’ olarak kutlandığını hatırlatarak, veteriner hekimlerin önemine dikkat çekti.

Aydın Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Şahin yaptığı açıklamada, veteriner hekimlerin her dönemde fedakarca çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Hayvan sağlığı, halk sağlığı ve çevre sağlığı konularında kritik bir rol oynayan veteriner hekimlerin, toplumun sağlığı ve refahı için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Veteriner hekimlerin, hayvanların sağlığını korumak ve hastalıklarla mücadele etmek için yoğun çaba harcadığını ifade eden Şahin, onların çalışmalarının sadece hayvanların değil, aynı zamanda insanların da sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

Veteriner hekimlerin tarihin her döneminde fedakarca çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Aydın Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Şahin, “Veteriner Hekim meslektaşlarımız, tarihimiz boyunca, bugün olduğu gibi, mesai mefhumu olmaksızın, son derece fedakar ve başarılı çalışmalarla, ülkemizin olağan ve olağanüstü tüm süreçlerinde, hayvan sağlığı, halk sağlığı, gıda güvenliği ve çevre sağlığı alanlarında büyük hizmetler sunmuşlardır. Bu onurlu mesleğin, geçmişten gelen şan ve şerefle hizmet etme mirasını, bizler de günümüzde alnımızın akıyla taşımak için var gücümüzle mücadele ediyor, asla geri durmuyor, reva görülen her türlü özlük hakkı kaybına rağmen ön saflarda vatanımız, milletimiz ve ülkemiz için hizmet etmekten asla geri durmuyoruz. Zorlu Milli mücadele dönemlerimizde, ordumuzun lojistik ve besin kaynağını oluşturan hayvanlarda ortaya çıkan ve ordumuzun gücünü büyük ölçüde zayıflatan, sığır vebası, ruam v.b. hastalıklarla yine Veteriner Hekimlerimiz mücadele etmiş, ellerini değil canlarını taşın altına koyarak, türlü riskler altında bu hastalıkları ortadan kaldırmış ve ordumuzun eski gücüne kavuşmasında çok stratejik bir rol oynamışlardır. Bu ve saymakla bitmeyecek nice büyük hizmetlerimiz üzerine, Mareşal Fevzi Çakmak ‘Eğer Türk Veteriner Hekimleri olmasaydı, İstiklalimizi kazanamayacaktık’ demiş ve tarihe önemli bir not düşmüştür. Yakın zamanda atlattığımız covid pandemisi sürecinde de, ülkemizde ve dünyada, insanların kullanımına sunulan covid aşılarının üretim süreçlerinin büyük bölümünde yer almış ve bu aşıları kullanıma hazırlayarak insanlığa büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Yerli ve milli aşımızın da, bir Türk Veteriner Hekim Bilim İnsanı tarafından geliştirildiği de zaten hepimizin malumudur” dedi.

Yaşadıkları sorunlar nedeniyle günlerini istedikleri gibi kutlayamadıklarını kaydeden Şahin, “Bizler de, Dünya Veteriner Hekimleri Gününü günlerce kutlamalar, şenlikler düzenleyerek icra etmek isteriz. Ancak yıllardır maruz kaldığımız haksızlıklar, kronikleşmiş, gangren haline gelmiş problemler, motivasyonumuzu önemli derecede kırmış, mesleğimizin sürdürülebilirliğini neredeyse imkansız hale getirmiştir. Meslek örgütü olarak, tüm diyalog kanallarını, hukuki mücadele yöntemlerini kullanmış olmamıza rağmen, ne yasama organında ne yürütme organında ne de yargı organında gayretlerimiz karşılık bulamamıştır. Yılda bir defa tüm dünyada coşkuyla, şenliklerle kutlanan bu kıymetli gün maalesef bizim için bir farkındalık oluşturma, dert anlatma, yakınma gününe dönüşmüştür. Hükümetimizin, bürokrasimizin, yargı organlarımızın, siyasi partilerimizin vicdanlarına sesleniyoruz, gelin artık bu kronikleşmiş problemlerimizi ortadan kaldıralım, kutsal veteriner hekimliğin prangalarını söküp atalım, bu kadim mesleği tam anlamıyla insanlığın istifadesine sunalım” ifadelerine yer verdi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-veteriner-hekimler-gununde-veteriner-hekimlerin-onemi-vurgulandi/feed/ 0
Çorlu Tren Kazası Davasında Verilen Kararın Ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den Açıklama https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasinda-verilen-kararin-ardindan-chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasinda-verilen-kararin-ardindan-chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-aciklama/#respond Thu, 25 Apr 2024 21:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29308 Haber: ÇAĞATAN AKYOL, Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

(ÇORLU)  – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorlu Tren Kazası davasında çıkan karara ilişkin “Halktan, milletten güçlü kimse yoktur. Bundan sonra biz birlikte durdukça, birlikte mücadele ettikçe kötülük geri adım atmaya, mahkum olmaya ve kaybetmeye devam edecek. Bundan sonra hepimize düşen bir şey var: Kim hak arıyorsa yanında olalım, arkasında olalım. Soma’ysa Soma, Çorlu’ysa Çorlu, İliç’se İliç… Evladını orada bırakmış bu gencecik anneler, mücadelelerine omuz verenler sayesinde bu gece rahat uyuyacaklar. İlk kez acıdan değil, sevinçten gözyaşı döktü bu anneler. Bu başarı dayanışma gösterenlerindir. Bundan sonra hep beraber olacağız. Hep birlikte duracağız. Hep birlikte yürüyeceğiz. Birleşe birleşe biz kazanacağız. Halk kazanacak. Türkiye kazanacak” dedi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar köyü yakınlarında 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davada, 6 yılın sonunda karar açıklandı. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kaza sırasında TCDD Bölge Müdürü olan Nihat Aslan’a 15 yıl, Bölge Bakım Müdürü olan Mümin Karasu’ya 17 buçuk yıl, Bölge Müdür Yardımcısı Levent Meriçli’ye 9 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Duruşmaya katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, karar sonrasında açıklama yaptı. Özel, şunları söyledi:

“Bugün, Çorlu Tren Katliamı’nın karar duruşması için buradaydık. Şubat ayında, hiç beklenmedik bir şekilde duruşma bugüne atıldığında büyük bir infial vardı. O gün ailelere söz vermiştik; ‘Günü geldiğinde, 25 Nisan’da buraya çok daha güçlü geleceğiz ve çok daha kalabalık olacağız’ diye. Defalarca ifade ettiler, buralarda kimsesiz kaldıkları tek başına yürüdükleri günler de oldu. Bugün burada büyük bir kalabalık ve büyük bir inançla yıllardır bu mücadeleyi gösteren ve bütün Türkiye’deki mağdurlara umut olan, hakkı yenenlere örnek olan bu büyük ailenin önünde öncelikle hepimiz, bütün Türkiye olarak saygıyla eğiliyoruz. Ardından başta Çağdaş Hukukçular olmak üzere -çünkü Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetinde; Soma’da sadece iki tutuklu var birisi Selçuk Kozağaçlı, birisi sevgili Can Atalay. Soma’da o günkü şartlarda, bütün mücadeleleri sonucunda onları alıp içeriye attılar ve Soma’nın katillerini dışarıya bıraktılar. Bugün burada, belki de ilk kez kamu görevlilerinin ceza aldığı, tutuklandığı, 22 yıldır yerleştirilmiş cezasızlık kültürünün ilk kez geriletildiği, ülkeyi yönetenlerin ‘Benim bürokratıma, yöneticime, kamu görevlime dokundurtmam çünkü verdiğim kanunsuz emirleri onlar uyguluyor. Onlar yargılanırsa bundan sonra sözümü dinlemezler’ mantığıyla hiçbirini feda etmeyenlerin, bugün halkın göstermiş olduğu büyük dirayet, büyük dayanışma sonucunda geri adım attıklarını görüyoruz.

“SADECE BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ NEZDİNDEKİ CEZALANDIRMALAR YETERLİ DEĞİLDİR”

Mahkeme heyeti tarihe kendileri adına bir utanç değil, aslında hukuk için küçük ama Türkiye’deki mücadelelerin tümü için büyük bir adıma katkı sağladılar. Ben olası kast, taksir, bilinçli taksir tartışmalarını kıymetli hukukçulara bırakıyorum. Ama bildiğimiz bir şey var: Sadece bölge müdürlükleri nezdindeki cezalandırmalar ilk adımdır ama yeterli değildir. Bundan sonra hepimize düşen istinaf aşamasını, Yargıtay aşamasını titizlikle, dikkatle ve inatla takip etmektir. Buradaki kazanımın üst aşamalarda aşındırılmasına, geri gitmesine asla izin vermeyeceğiz. Sözümüze değer veren herkese şunu söylüyoruz: Bir olay ortaya çıktığında hep beraber ağlıyoruz, önemli. Büyük sözler söylüyoruz, ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’ diyoruz, önemli. Ama süreci takip etmek; son güne, son ana kadar ilk günkü öfkeyi, ilk günkü acıyı unutmadan takip etmek önemlidir. Devlet Demir Yolları’nın genel müdürleri ve oradaki genel müdür yardımcıları ve tüm sorumluların yargılanması gerekmektedir. ve siyasi sorumluluk asla unutulmamalıdır.

“ÇORLU HEPİMİZE UMUT OLMUŞTUR”

Seçim öncesi, ‘hızla yetişsin, faaliyete geçsin, seçim vaadimiz yerine gelsin’ diye kanunsuz emir verenlerin, alelacele hakları devreye alanların, bir başka seçim öncesi ‘aman kesintiye uğramasın’ diye bakım-onarım meselesinin aksaltılmasına yönelik siyasi talimat verenlerin hesap verdiği günler gelmeden Çorlu için tam adalet sağlandı diyemeyiz. Ama Çorlu, hepimize umut olmuştur. Ben ilk günden beri bütün Türkiye’ye örnek, bir birlik ve dayanışma gösteren Çorlu annelerine, babalarına, dedelerine ve evlatlarına; bugün yolda benim boynuma sarılıp da ‘Özgür Amca, benim babam da burada oldu. İyi ki geldiniz’ diyen güzel kızlarımıza, bir maddi menfaat peşinde olmadan sırf adalet için onlara sahip çıkan tüm avukatlara, tüm avukatlarımızın kıymetli meslek örgütü barolarımıza ve ilk günden beri bu davayı takip eden -aileler yüz kere dedi diye boynumun borcudur- Çorlu’nun yeniden de seçilen Belediye Başkanı Ahmet Başkan’a -hiç yalnız bırakmadı dedikleri için- ve hangi siyasi partiden olursa olsun hem partimin hem diğer siyasi partilerin milletvekillerine, dün yaptığımız çağrıdan sonra yüzlerle gittiğimiz buradan binlerle, üç binlerle, beş binlerle destek için buraya koşup gelen, sözümüze değer veren herkese, İstanbul’un ve Trakya’nın tüm il başkanlarıma ve bu büyük mücadeleye katkı için burada olan herkese teşekkür ediyoruz.

“ANNELER, ‘EVLATLARIM BU GECE RAHAT UYUYACAK’ DİYORSA MÜCADELENİN ÖNEMİ BUDUR”

Türkiye’de yeni bir siyasi iklim vardır. Bu iklim bir siyasi partinin yarattığı, başardığı bir iklim değildir. Bu iklim mağdurların, mazlumların, unutulanların, yok sayılanların ve hakkı yenip yok sayılmaya çalışanların mücadelesine omuz veren, nefes veren herkesin yarattığı bir iklimdir. Yıllardır mahkemelere giderim. Soma’da 83 mahkeme takip ettim. Bu karar duruşmasında sağımda Can Atalay, solumda Evren İşler, etrafımızda aileler, biz hüngür hüngür ağladık. Bir tane tutuklu yoktu. O gün Selçuk tutukluydu, üstüne de Can’ı tutukladılar. Bugün buradan bu sonuç alınıyorsa bu bir kazanımdır. Direnenlerin, mücadele edenlerin, dayanışma gösterenleri başarısıdır, onların zaferidir. Orada raylar altında bırakan teyzem, burada adalet için geldiyse; torununu bırakanlar, evladını bırakanlar bugün buradaysa; ‘Bugün biz bir nebze olsun adaleti bulduk, yüreğimize su serpildi’ diyorsa avukatlar; anneler, ‘Evlatlarım bu gece rahat uyuyacak’ diyorsa dayanışmanın önemi, mücadelenin önemi budur.

“BU BAŞARI, DAYANIŞMA GÖSTERENLERİNDİR”

Halktan, milletten güçlü kimse yoktur. Bundan sonra biz birlikte durdukça, birlikte mücadele ettikçe kötülük geri adım atmaya, mahkum olmaya ve kaybetmeye devam edecek. İyiler kazanacak, anneler kazanacak, mağdurlar kazanacak. Bundan sonra hepimize düşen bir şey var: Kim hak arıyorsa yanında olalım, arkasında olalım. Soma’ysa Soma, Çorlu’ysa Çorlu, İliç’se İliç… Atanmayan öğretmense pazar günü Ulus’ta atanmayan öğretmen, açlığa mahkum emekliyse emekli, kim hak arıyorsa yanında olalım. Türkiye’deki herkese söylüyorum: Kolunu rayın altında bırakmış bu annem, size bu mücadeleye katkı sağlayanlara, ‘Allah razı olsun’ diyor. Evladını orada bırakmış bu gencecik anneler, mücadelelerine omuz verenler sayesinde bu gece rahat uyuyacaklar. İlk kez acıdan değil, sevinçten gözyaşı döktü bu anneler. Bu başarı dayanışma gösterenlerindir. Bundan sonra hep beraber olacağız. Hep birlikte duracağız. Hep birlikte yürüyeceğiz. Birleşe birleşe biz kazanacağız. Halk kazanacak. Türkiye kazanacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasinda-verilen-kararin-ardindan-chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-aciklama/feed/ 0
KSMMMO Başkanı: Meslektaşlarımızın masa başında ölmesini istemiyoruz https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-meslektaslarimizin-masa-basinda-olmesini-istemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-meslektaslarimizin-masa-basinda-olmesini-istemiyoruz/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:12:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29122 Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından (KSMMMO) taleplerini dile getirmek amacıyla düzenlenen basın açıklamasında konuşan KSMMMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yedikaya, “Meslektaşlarımızın masa başında ölmesini istemiyoruz” dedi.

Düzenlenen basın açıklamasına KSMMMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yedikaya, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Başkan Ali Yedikaya, yönetim kurulu üyeleri ve meslektaşları ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine yapmış oldukları başvuruların dikkate alınması gerektiğini dile getirerek; “130 bin Mali Müşavirin işlerini daha sağlıklı bir şekilde yapabilmesi için, haklı ve insani taleplerimizin ivedilikle hayata geçirilmesi için, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine yaptığımız hem yazılı hem sözlü başvurularımızın dikkate alınması, meslektaşlarımızın masa başında ölmemesi için haklı taleplerimiz için meslektaşlarımızla bir araya gelerek bu tepkiyi göstermek zorunda kalıyoruz. Artık ekonominin can damarı olan Mali Müşavirlerin sırtındaki yük dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Meslek mensupları aracılığıyla alınan beyan ve bildirimlerin sayısı her geçen gün artmakta, bu beyan ve bildirimlerin içerikleri kolaylaşacağına daha da zorlaştırılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde iş verimini artırmak için haftalık çalışma günlerinin dört güne indirilmesi tartışılırken, biz Mali Müşavirler olarak neredeyse 7/24 ofislerimize hapsedilmeye çalışılıyoruz, Bunu kabul etmeyeceğiz” dedi.

Başkan Yedikaya, beyan ve bildirimleri almak için kullanılan sistemlerin sağlıklı çalışmadığını vurgulayarak, “Görünürde işverenlerden istenilmekte olan hemen her veri Mali Müşavirler aracılığıyla toplanılır hale gelmiştir. Bu durum meslek mensuplarının zaten çok ağır bir iş yükü altında ezilmelerine sebebiyet vermekte iken bir de beyan ve bildirimleri almak için kullanılan sistemlerin sağlıklı çalışmaması ve yoğunluk dönemlerinde tıkanması, zamanla yarışan meslektaşlarımızın streslerini katbekat artırmaktadır. Meslektaşlarımız, rutin dönemlerde dahi beyan ve bildirimleri sağlıklı bir şekilde hazırlayamaz hale gelmiştir. Bu kadar ağır iş yükü altında çalışmak zorunda bırakılan biz meslek mensupları, bir işletmenin faaliyetlerini ve işlemlerini sağlıklı bir şekilde yürütemez hale geldik. Sadece Nisan ayında GİB tarafından ilan edilen vergi takviminde toplam elli altı beyan ve bildirimin verileceği açıkça görülmektedir. Bu beyan ve bildirimlerin yanında bir de en son 20 yıl önce uygulanan ve genel tebliği ile sirküleri henüz iki üç ay önce yayımlanan, hala uygulamada birçok tereddüttü barındıran enflasyon düzeltme işlemlerine ilişkin yapılacak çalışmaları da aynı takvimde tamamlanmak zorunda bırakılmamızı adil ve uygulanabilir bulmuyoruz. Resmi, idari ve hafta sonu tatilleri Ramazan Bayramı ile birleşince toplam on iki günlük tatil nedeniyle Nisan ayında çalışma günümüz olarak sadece on sekiz gün kalmıştır. Bu kadar kısa sürede bu kadar beyan ve bildirimin sağlıklı bir şekilde verilmesine imkan yoktur” ifadelerini kullandı.

“Bilgi sistemlerinde modernisayon şart”

Başkan Yedikaya, “Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine yaptığımız hem yazılı hem sözlü başvurularımızı dikkate alması için meslektaşlarımızın masa başında ölmesi mi gerekmektedir. Mali Müşavirlerin iş yükünü hafifletecek çözüm önerilerini Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine hem yazılı hem de sözlü olarak birçok kez aktardık. Yaptığımız her görüşmede, Mali Müşavirlerin ağır iş yükü altında ezildiğini, omuzlarındaki yükün artık dayanılmaz bir seviyeye geldiğini, meslektaşlarımızın beden ve ruh sağlıklarının bu yükü kaldıramadığını anlamanız için, daha kaç kez dile getireceğiz. Önerilerimize yıllardır sessiz kalınması sebebiyle büyüyen bu sorunların ortadan kaldırılması için beyan ve bildirimlerin sadeleştirilmesi, bilgi sistemlerinin alt yapılarının modernizasyonu şarttır. Ölçüsüz bir iş yükü ve adil olmayan ücret tarifesi, mali müşavirlerin iş ve yaşam dengesini olumsuz etkiliyor ve insani yaşam hakkını ellerinden alıyor” dedi.

Başkan Yedikaya açıklamasında 130 bin meslek mensubunun çığlıklarına duyarsız kalınamayacağını ifade ederek, “Şu saatte tüm Türkiye deki bütün odalarımızda aynı anda,Sorunlarımıza ivedi olarak çözüm üretilmesi için haykıran 130 bin meslek mensubunun çığlıklarına duyarsız kalınamaz. Artık mevcut işlerimizi yapamaz hale geldik, bıçak kemiğe dayanmıştır, kimse bizim sabrımızı denemesin. İnsani şartlarda yaşamak biz mali müşavirlerin de anayasal hakkıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığından her ay beyan sürelerinin uzatılmasını değil, günümüzde yapay zeka teknolojisinin kullanıldığı bir çağda, elektronik uygulamalar aracılığıyla toplanan verilerin etkin bir şekilde sınıflandırılmasını ve yasal olarak veri talep eden kurumlarla, örneğin TUİK, Merkez Bankası ve Kamu İhale Kurumu gibi tüm kamu kurumlarıyla paylaşılmasını talep ediyoruz. Aynı verilere dayalı olarak yapılan tekrarlı beyan ve bildirim yüklerinin hafifletilmesini istiyoruz. Ayrıca, vergi beyan dönem ve sürelerinin, resmi tatil günleri dikkate alınarak düzenlenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Başkan Yedikaya,”Şu an meslek camiamızda bir infial hali mevcuttur. Meslektaşlarımız gece gündüz demeden rutin işlerinin yanında ay sonuna kadar kurumlar vergisi beyannamelerini yetiştirmek için uğraşmaktadırlar. Bayram tatili nedeniyle çalışmaların sekteye uğraması, mükelleflerden bilgi ve belgenin toplanamaması sebebiyle kurumlar vergi beyannamelerinin süresinde sağlıklı bir şekilde hazırlanabilmesi mümkün değildir. Kurumlar vergisi beyannameleri bile süresinde hazırlanıp beyan edilemeyecek durumda iken bir de bundan 17 gün sonra geçici vergi döneminde enflasyon düzeltmesi işlemlerinin yapılmasının ve beyanname ekine bilançonun eklenmesinin istenmesi, biz mali müşavirlerin adeta cinnet geçirmesine sebebiyet vermektedir. 2024 yılı geçiş dönemi olması ve ikincil mevzuatın oldukça geç yayımlanması ve aşırı yoğunluk nedeniyle 2024 yılında geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltme işlemlerinin yapılmaması için dayanakları ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı ve gelir idaresi başkanlığına yaptığımız müracaatımızın hayata geçirilmesini talep ediyoruz. 2023 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin ve elektronik defter beratlarının yüklenmelerinin Nisan ayındaki resmi tatil sürelerinin uzun olması nedeniyle zamanında yapılması mümkün değildir. Bu nedenle kurumlar vergisi beyannameleri ile e-defter beratlarının yükleme sürelerinin ve geçici vergi beyan süresinin uzatılması talebimizin, biran önce yerine getirilmesi zorunluluktur” dedi.

Başkan Yedikaya açıklamasında meslek mensuplarının taleplerini yineleyerek, “Angaryalara Hayır diyoruz. Çalışmayan Maliye bakanlığı sistemlerini istemiyoruz. Masa başında ofislerimizde ölmek istemiyoruz. Enflasyonun sorumlusu biz değiliz, enflasyon muhasebesini yıllık istiyoruz. Saygın bir meslek için Kota istiyoruz. KDV beyannamelerinin birleştirilmesini istiyoruz. Hakkımız olan ücretimizi biz belirlemek istiyoruz” ifadelerine yer verdi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/ksmmmo-baskani-meslektaslarimizin-masa-basinda-olmesini-istemiyoruz/feed/ 0
Beşiktaş Belediyesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri Düzenledi https://www.haber60.com.tr/besiktas-belediyesi-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-etkinlikleri-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-belediyesi-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-etkinlikleri-duzenledi/#respond Wed, 24 Apr 2024 01:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29070 (İSTANBUL) – Beşiktaş Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir dizi etkinlik düzenledi. Önceki gece Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği Ankara gezisiyle başlayan etkinlikler, gün içinde kurulan oyun parkları, söyleşiler ve tiyatro oyunları ile devam etti.

Beşiktaş’ta 23 Nisan kutlamaları, sabah saatlerinde Beşiktaş Anadolu Lisesi’nde düzenlenen resmi törenle başladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, makamını çocuklara bırakarak onlarla gelecek planları hakkında konuştu.

İsmet İnönü Spor Tesisleri’nde düzenlenen Çocuk Şenliği kutlamaların ana adresi oldu. Tesiste kurulan oyun parklarında eğlenen çocuklar, gün boyunca bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Beşiktaş Kaymakamı Oğuzhan Bingöl, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Sedat Işık ve ilçe protokolü, İsmet İnönü Tesisleri’nde düzenlenen törene katılarak, çocuklarla vakit geçirdi.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, 23 Nisan’ın ve resmi bayramların Beşiktaş için önemime dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“23 Nisan ve diğer resmi tüm milli bayramlarımız bizim için çok önemli. Ulu Önderimiz ‘Bütün ümidim gençliktedir’ diyerek 23 Nisan’ı çocuklara 19 Mayıs’ı da gençlere armağan etmiştir. Önümüze bir vizyon koymuştur. Beşiktaş’ta milli bayramlarımızı coşkulu bir şekilde kutlamaya çalışıyoruz ve buna çok önem veriyoruz. Neden önemli? Burada gençlerimiz de var, çocuklarımız da var onların da duymasını istiyorum. Beşiktaş Milli Mücadelenin başladığı yerlerden bir tanesi, en önemli ayağı. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadığı, bütün Kurtuluş Savaşı planlarını yaptığı, Cumhuriyet fikrini geliştirdiği, düşman gemileri Dolmabahçe önüne geldiğinde, geldikleri gibi giderler dediği yerin adıdır Beşiktaş.

O günün şartlarında bir kurtuluş savaşı verilmiş. Ülkenin dört bir yanı düşmanlar tarafından sarılmış. İşgal edilmiş, istese tek adam rejimini çok rahat kurabilir. Diktatörleşebilir ama bunları yapmamış egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demiş. Millete egemenliği teslim etmiş, bu ülkenin çocuklarına gençlere emanet etmiştir. Dolayısıyla o da bizim en büyük vazifemizdir.

Biz de bu sorumluluk bilinciyle her gün, güne başlarken, hazırladığımız bütün işlerde, projelerde, bu sorumluluğu anlayışımızın tam merkezine koymuş durumdayız ve bu sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz.

Burada bulunan herkesin de bu sorumluluk duygusuyla hareket ettiğini biliyorum. Biz geleceğe doğru umutlu adımlar atıyoruz. Siyasetin olmadığı, insanların kutuplaşmadığı, keskinleşmediği, kavga etmediği gerçek sorunlara gerçek çözümler ürettiği yeni umutlarla sesleniyorum. Bu duygularla sizlerin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı Kutluyorum.”

ZEYNEP BİRSİN, BELTAŞ KİTAP KAFE’DE OKURLARIYLA BULUŞTU

Beşiktaş Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlediği etkinlikler kapsamında çocuk kitapları yazarı ve eğitimci Zeynep Birsin, Beltaş Kitap Kafe’de çocuk okurlarıyla bir araya geldi. 23 Nisan Salı günü saat 14.00’te başlayan söyleşi ve imza gününe, çocuklar ve ebeveynleri yoğun ilgi gösterdi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Atatürk’ün bıraktığı en büyük miraslardan biri olduğunu kaydeden Zeynep Birsin, “Bugün

burada çocuklar için olmak benim için çok kıymetli. Atatürk’ümüzün bize açtığı yolda hepimiz alanımızda en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Buraya böylesi önemli birgün için davet edilmem, gerçekten çok büyük bir onur. Bundan dolayı Beşiktaş Belediyesi’ne ve onun değerli başkanı Rıza Akpolat’a çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ANKARA GEZİSİ’NE YOĞUN İLGİ

Beşiktaş Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle komşuları için Ankara gezisi düzenledi. Önceki gece kalabalık bir kafileyle, Beşiktaş Belediyesi Levent Hizmet Binası’nda toplanan Beşiktaşlılar, Başkan Rıza Akpolat tarafından uğurlandı. Gezi kapsamında; Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ve Anıtkabir ziyaret edildi. Kafilelerde hazır bulunan rehberlerde Ankara’nın tarihi ve gezilen yerler hakkında ziyaretçileri bilgilendirdi.

PERDELER ÇOCUKLAR İÇİN ARALANDI

Beşiktaş Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda düzenlediği etkinliklerden bir diğeri de belediyeye ait kültür merkezlerinde sergilenen tiyatro oyunları oldu. Ortaköy ve Akatlar Kültür Merkezi’nde perdeler çocuklar için aralandı. Ortaköy Kültür Merkezi’nde “Mutluluk Denilince Akla”, Akatlar Kültür Merkezi’nde ise “Dünya Bizim Evimiz” oyunları sahnelendi. Oyunlar çocuklar ve ebeveynleri tarafından büyük ilgi gördü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-belediyesi-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-etkinlikleri-duzenledi/feed/ 0
Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlamaları https://www.haber60.com.tr/ankarada-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari/#respond Wed, 24 Apr 2024 01:27:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29067 (ANKARA) – Ankara Büyükşehir Belediyesi, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı çeşitli etkinliklerle kutladı. Gençlik Parkı’nda düzenlenen Çocuk Festivali’nde çocuklar ve aileleri yarışmalardan konserlere, korodan yüz boyamaya, Karagöz Konserde konulu tiyatro gösterisinden balon kortejine kadar pek çok etkinlikle keyifli anlar geçirdi. Kentin dört bir yanı Türk bayrağı ve Atatürk posterleri ile donatılırken metro istasyonlarında kutlama anonsları yapıldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, TBMM’nin açılmasıyla beraber çocuklara armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram”ı Başkentte birbirinden renkli etkinliklerle kutlandı.

“ÇOCUKLAR ÇEŞİTLİ ETKİNLİĞİ BİR ARADA BURADA YAŞAMIŞ OLDU”

Gençlik Parkı’nda düzenlenen “Çocuk Şenliği”nde çocuklar ve aileleri, yarışmalardan konserlere, korodan yüz boyamaya, halk oyunlarından Karagöz Konserde konulu tiyatro gösterisine, pamuk şeker ikramından balon kortejine kadar pek çok etkinlikle keyifli anlar geçirdi.

Sanat Toplulukları Şube Müdürü Şenay Yılmaz, “23 Nisan’ı bu sene de tüm hafta olarak kutluyoruz. Kültür Sosyal İşler Daire Başkanlığı olarak 3 gündür Ankara’nın her yerinde 23 Nisan’ı çocuklarla beraber coşkuyla kutlamaya çalışıyoruz. Bugün de burada Çocuk Şube Müdürlüğümüzle beraber çocuklarımız için bir çocuk şenliği düzenledik. Gün boyu burada çok keyifli aktivitelerle eğlendiler. Öncelikle burada bando ekibimizle beraber balon korteji yaptık. Korteje katılanlarla animasyon gösterileri yaptık. Atölyelerimizde yüz boyama etkinliği yapıldı. Kreşlerde olan çocukların gösterileri düzenlendi. Çocuklar çeşitli etkinliği bir arada burada yaşamış oldu” dedi.

NOSTALJİ TRENİ YOLCULARLA BİRLİKTE SEFERE ÇIKTI

Kentin dört bir yanı Türk bayrağı ve Atatürk posterleri ile donatılırken metro istasyonlarında kutlama anonsları yapıldı. 1997 yılında hizmete açılan ve Ankara Metrosunda kullanılan Türkiye’nin ilk bombardier metro vagonu Macunköy Metro İşletme Müdürlüğünden hareket ederek Koru Metro İstasyonu ve Sincan- OSB Törekent güzergahında dolaşarak yolcularla birlikte sefer düzenlendi.

EGO Genel Müdür Yardımcısı Zafer Tekbudak, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkemizin dört bir yanında coşkuyla kutlanan önemli bir bayramdır. Başkentte yaşayan çocuklarımız için etkinlik planladık onların sevinç ve coşkusuna ortak olmak istedik. 1997 yılında hizmete açılan ve Ankara Metrosunda kullanılan bombardier metro vagonları Türkiye’nin ilk metro olma özelliği taşıyor. 2018 yılında servisten kaldırıldı ve 2021 yılında trenlerin dışını grafiti, iç kısmını da Türk bayrakları ve balonlarla süsledik. Buda büyük bir ilgi gördü. Bugün Kent Orkestrasının seslendireceği mini konser ile güzel bir yolculuk yaptık. Yolcuğumuz Macunköy Metro İşletme Müdürlüğünden başlayarak Koru metro İstasyonu ve Sincan Organize Sanayi Bölgesi yönünü dolaşarak yolcularla birlikte bir tur yaptık. Çocukların 23 Nisan ile ilgili yaptıkları resimlerde trenlerimizde sergileniyor. Diğer trenlerimizin tutamaçlarında da resimler yer alıyor” dedi.

ENGELSİZ ÇOCUK GÜNDÜZ BAKIMEVİ ÜYESİ MİNİKLER ATA’NIN HUZURUNA ÇIKTI

Ankara Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Çocuk Gündüz Bakımevi üyeleri için 23 Nisan Bayramı kapsamında Anıtkabir ziyareti düzenlendi. 3-6 yaş aralığındaki özel gereksinime ihtiyaç duyan ve normal gelişim gösteren çocukların birlikte eğitim gördüğü Engelsiz Çocuk Gündüz Bakım Evi üyesi 60 öğrenci, öğretmenleriyle birlikte Ata’nın huzuruna çıktı.

Atatürk baskılı tişörtler giyen minikler el ele tutuşarak Atatürk’ün mozolesini selamlarken nöbet değişimi sırasında askerlerin seremonisini de ilgiyle izledi.

ÇOCUKLAR 23 NİSAN COŞKUSUNU DOYASIYA YAŞADI

Nostalji treninde seyahat eden ve Gençlik Parkında gerçekleştirilen Çocuk Şenliğine gelen çocuklar, 23 Nisan etkinlikleri ile ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi:

– Mehmet Çağan Buzlu:  “Trene binmeden önce heyecanlıydım. Trende yolculuk ederken çok mutluyum. Şarkılar çalıyor biz de eşlik ediyoruz.”

– Güneş Köylüoğlu:  “Çocuğumu getirdim. Gayet güzel ve eğlenceli zaman geçirdik.”

-İkra Köylüoğlu:  “Okulda gösteri yaptım. Burada da işaret dili ve drama gösterisi yaptım. 23 Nisan’ın önemini ve coşkusunu anlattım.”

-Berra Sever Bilgin:  “Burası çok güzel olmuş. Herkes iş birliğiyle güzel etkinlik hazırlamışlar.  Bir sürü hayvan getirmişler. Gösterileri çok beğendim. Oyuncaklar var herkes binebiliyor. 23 Nisan’ı doya doya kutluyoruz.”

-Judi Selin:  “Çok eğleniyorum. Okulda gösteri yaptım. Burada da gösteriler yaptılar. Balonlar ve bayraklar var. Mutluyum burada olmaktan.”

-Furkan Şamil Kayabaşı:  “2 Nisan çocukların günüdür. Bu etkinliği çok beğendim. Bütün çocuklar çok eğlendi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: “Bu Ülkede Bazı Çocukların Bayramı Olmadığını Dile Getirmemiz Gerekiyor” https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugay-bu-ulkede-bazi-cocuklarin-bayrami-olmadigini-dile-getirmemiz-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugay-bu-ulkede-bazi-cocuklarin-bayrami-olmadigini-dile-getirmemiz-gerekiyor/#respond Wed, 24 Apr 2024 00:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29040 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen kutlama programında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Biz çocuklar için bayram diyoruz, bayramlarını kutluyoruz. Ama galiba bu ülkede bazı çocukların bayramı olmadığını da bugün dile getirmemiz gerekiyor” dedi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında CHP İzmir İl Başkanlığı, kutlama  programı düzenledi.CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nurdan ve CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Burak Kotan’ın Konak ilçesi Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk konuldu. Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, CHP YDK Üyeleri Özkan Tice ile Ekincan Aksoy, CHP’li ilçe belediye başkanları, partinin İzmir ilçe başkanları ile il ve ilçe yöneticileri ile partililer katıldı.

“1920’DEN SONRA AYDINLIK VE GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE DOĞMUŞTUR”

Programda konuşan CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, “Bu Bayram gelecek güzel günlerin habercisi olsun. Zor günlerden çıkışımızın ışığı ve yeniden umudun yeşerdiği bu baharda, aydınlık güneşimiz olsun. Bugün, Türk milletinin kendi geleceğini belirlediği, egemenliğin milletin iradesine teslim edildiği ve milletin bağımsızlığını tüm dünyaya haykırdığı, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından birisidir. Aziz milletimizin yokluklar ve güçlükler içerisinde milli mücadelede gösterdiği azim ve kararlılık, bugünkü mücadelemizin daha çağdaş bir Türkiye için ortaya koyduğumuz çabanın da ilham kaynağıdır. Ulusal egemenlik, ulusun namusu ve şerefidir. 23 Nisan 1920 tarihi sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihi değil, kurulma aşamasında olan genç Cumhuriyetimizin demokrasiyle tanışması ve demokrasiye geçişin ilk adımıdır. Milletimizin üzerindeki kara bulutlar, Gazi Meclisimizin kurulmasıyla dağılmaya başlamıştır. Ateşkes anlaşması adı altında, işgale direnmeyen zamanın saray hükümetine ve İzmir’in işgaline ses çıkaramayan işbirlikçilere karşı, milletin sesi ve direnişin simgesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi. Kuruluş ilkeleri, bizlere önce milli mücadeleyi kazandırmış, bu zafer sonrasında cumhuriyet ile taçlandırılarak tam bağımsızlık ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’den sonra bu millet karanlık ve makus talihini yenmiş, aydınlık ve güçlü bir Türkiye doğmuştur. O günkü kararlılık ve azim, bugünkü güçlü cumhuriyetimizin temel taşıdır” dedi.

“MİLLETİMİZ BİZLERİ HİZMET AŞKIYLA ÇALIŞIRKEN GÖRECEK”

“Bizler 31 Mart’tan sonra, güneşli günleri müjdeleyen, bayram coşkumuzu katlayan günlerden geçiyoruz” diyerek sözlerini sürdüren Aslanoğlu, şunları kaydetti:

“Cumhuriyetin ilkelerinde birleşen, milletin iradesiyle yükselmekte olan Türkiye ittifakı; çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı yeniden umutlandırmış, yüzleri güldürmüştür. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde milletin iradesinin tecelli bulmasıyla yüzyılın değişimini vaat eden bir geleceğe adım atılmıştır. Yüzyılın değişimi, çocuklarımızdır, kadınlarımızdır, eşitlik, adalet ve hizmettir. Yüzyılı değiştirecek olan sizsiniz… Yüzyılın değişimini yapmak isteyen CHP’yi, milli irade Türkiye’nin 1. partisi yapmıştır. Milletimiz, bize verdiği bu payenin karşısında bizleri asla şımarık kibir abideleri olarak görmeyecektir. Birileri gibi kibre düşmeyeceğiz. Şuna emin olunuz ki, milletimiz bizleri, 23 Nisan’ı, bizlere bırakanların kararlılığı ve çalışkanlığı içinde, hizmet aşkıyla çalışırken görecek. Çocuklarımızın geleceğini özlü sözlerle değil, hizmet ederek ve üreterek kuracağız. Bunun için, Kadınlar ve gençlerle kurduğumuz bir hizmet ordumuz var.  İzmir’de bu hizmet ordusunun neferi olan belediye başkanlarımız, verilen her oyun hakkını, cumhuriyete olan borçlarını, çocuklarımızı gülümsetecek hizmetlere imza atarak ödeyecekler. Bu hizmetler hiç kimseyi ayırt etmeksizin, 23 Nisan’ın ruhuna uygun bir biçimde herkese eşit olarak yayılacak.”

“BU MİLLETE HİZMET ETMEK İÇİN CANLA BAŞLA ÇALIŞACAĞIZ”

“Milli bayramlarda birliktelik vurgusu yapan Aslanoğlu, İzmir Valisi Süleyman Elban’a da teşekkür etti. Aslanoğlu,  “Bu bayramlar milli birliğimizi güçlendirerek en büyük görevimiz olmalı. Çünkü artık ayrışmaktan, bölünmekten, etiketlenmekten ve hamasetten yorulduk. İzmir’de 23 Nisan’ı hep beraber kutlamamız için çağrı yapan, tüm İzmirlileri meydana davet eden İzmir Valimiz Sayın Süleyman Elban’a da teşekkür ediyorum. Milli bayramları kutlamayan devletten sıkılmıştık. Milli Bayramlarda çelenk koymaya bile müsaade etmeyen, kendini devlet sanan bürokratlardan sıkılmıştık. Devletin Valilerinden siyasetten uzak, birleştiren mesajlar duymak hepimizin özlediği bir tavır. İzmir Valimizi bu birleştiren tavrı sebebiyle, sizlerin huzurunda tebrik ediyorum. AKP’nin valilerini, devlet valisi gibi görmemizi sağlayacak milletten yana tavırlara davet ediyorum. Herkes bilsin ki devlet, millete hizmet için vardır. Bizler bu millete hizmet etmek için canla başla çalışacağız. Kendini devlet sanan bürokratlarda milletin sesini iyi dinlemeli.”

ASLANOĞLU, ÇOCUKLARA SESLENDİ

Konuşmasının sonunda çocuklara da seslenen CHP İzmir İl Başkanı Aslanoğlu, “Sevgili çocuklar… Bugünü doya doya kutlayın, şarkılar söyleyin, kahkahalar atın, dans edin ve eğlenin. Bu bayram en çok sizin hakkınız.  Sizlere söz veriyoruz, bu bayramları kutlamanız için verilen mücadeleleri, yaşanan zorlukları ve acıları sizlere yaşatmayacağız. Emaneti sizlere daha güçlü ve daha derine kök salmış şekilde teslim edeceğiz. Bugün Ata’nın huzuruna gelerek emanete sahip çıkan, İzmir’in cesur ve cumhuriyet sevdalı insanları. Asıl şimdi başlıyoruz. Çocuklarımız için, milletimiz için, memleketimiz için mücadeleye, çalışmaya ve büyük hizmetler yapmaya, şimdi başlıyoruz. Bize bu yolu çizen, mücadeleyi devreden, Çocuklarımıza bu bayramı armağan eden, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi minnet ve saygı ile anıyorum. Çocuklarımızın ve tüm dünya çocuklarının bayramını kutluyor, halkımıza birlik içinde kutlayacağı nice 23 Nisan’lar diliyorum” ifadelerini kullandı.

TUGAY: “BİR CUMHURİYET KURDUK, BİR DEMOKRASİ AĞACI DİKTİK”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise “Bugün bayram. Bugün hem güzel şeyleri dile getirme günü hem de bazı görevlerimizi birbirimize hatırlatma günü. 31 Mart’ta yapılan seçim gerçekten partimiz adına uzun yıllardır özlediğimiz başarıyı getiren seçim olduğu için hepimizi çok gururlandırmış ve umutlandırmıştır. Bu sonucun mimarı ve emekçisi olan CHP örgütünün her birini yürekten selamlıyorum. 104 yıl önce ulusumuza egemenlik hakkını verme yolunda atılan ilk adımdı 23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi. O günden bu güne bir cumhuriyet kurduk, bir demokrasi ağacı diktik. Bu demokrasi ağacının kökleri derine inerken dalları da göğe doğru yükseldi” dedi.

“BU ÜLKEDE BAZI ÇOCUKLARIN BAYRAMI OLMADIĞINI DA BUGÜN DİLE GETİRMEMİZ GEREKİYOR”

Tugay, şunları kaydetti:

“Son seçimden sonra insanlarımızın arasında gezerken onların gözlerindeki o umudu bizden beklediği o geleceğe dair güzel günleri gözlerinde ve sözlerinde görürken, duyarken şunu düşündü. Biz artık Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha fazla çocuğuz. Daha fazla genciz, daha fazla kadınız, daha fazla işçiyiz. Daha fazla emekçiyiz, daha fazla çiftçiyiz. Daha fazla emekliyiz. Daha fazla bu ülkede haksızlığa maruz kalmış olan herkesiz. Yani biz artık çok daha çokuz. Ama bundan elbette ki büyük mutluluk duyuyoruz. Gurur duyuyoruz ve bugünü de coşkuyla kutluyoruz. Aramızdaki güzel çocukların bayramını hepimize ayrı ayrı kutluyoruz. Ama biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Bu ülkedeki kimsesizlerin kimsesi olmak üzere kurulmuş olan cumhuriyetin bekçileriyiz. Ben şunu düşünmeden edemiyorum; bugün barınma hakkı elinden alınmış çocuğumuz var mı? Şu anda karnı aç olan, canı bir şey yemek istediği halde o yemeği bulamayan çocuğumuz var mı? Gece yatağa girdiğinde o gün karnını doyuramayan çocuğumuz var mı? Biz bugün şu an burada bayram kutluyorken bir tamirhanede kirli elleriyle araba tamir etmeye bir çalışan çocuk var mı? Almanya’da 18 yaşın altında çalışmak yasak. kimse 18 yaşın altında birisini çalıştıramıyor. Biz bunu konuşabiliyor muyuz? Diyebiliyor muyuz bu ülkede? Çocuklar çalışmasınlar, okusunlar, oynasınlar, eğitim alsınlar diyebiliyor  muyuz? Karşıyaka’da Yamanlar ve Sancaklı köyündeki çocuklar köylerindeki okullar kapatıldığı için başka yerlere gidecek okula araç arıyorlar. O araçları belediye temin etmezse gidemiyorlar. Bu yüzden okula gidemeyen kaç çocuk olduğunu biliyor muyuz? Tarikatların penceresinde, beyinleri yıkanmaya çalışılan kaç çocuk olduğunu biliyor muyuz? Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Biz çocuklar için bayram diyoruz, bayramlarını kutluyoruz. Ama galiba bu ülkede bazı çocukların bayramı olmadığını da bugün dile getirmemiz gerekiyor.”

“BİZE BAKAN GÖZLERDE BEN UMUDU GÖRÜYORUM”

Konuşmasının devamında ise Tugay, “Bir ismi hatırlatacağım. Gezi Davasında tutuklanan Tayfun Kahraman’ı hatırlıyorsunuz değil mi? Çocuğuyla nasıl kucaklaştığını hatırlıyor musunuz? Bugün o çocuğun da bayramı. Bugün Vera’nın da bayramı. Biz CHP’yiz. Nerede bir yanlış varsa onun karşısında, doğrunun yanında olacağız. Biz mücadele etmemiz gereken zamanlarda alanlarda olacağız. Hep beraber olacağız, meydanlarda olacağız. Artık bu bizim boynumuzun borcu. Bize bakan gözlerde ben umudu görüyorum. ‘Sizden çok şey bekliyoruz. Önümüzdeki dönem iktidar olmak için sizden çok şey bekliyoruz’ diyorlar” şeklinde konuştu.

“EN ÇOK ÇALIŞAN, EN ÇOK EMEK HARCAYAN OLMALIYIZ”

“Beni Büyükşehir Belediye Başkanı yaptınız. Görevimi yerine getireceğim. Göreceksiniz. Her günüm ve saatim nasıl emek harcayarak geçiyor göreceksiniz” diyerek sözlerini sürdüren Tugay, şunları kaydetti:

“Ama bugün örgütüme seslenmek istiyorum.Bu alan hınca hınç dolmalı. Nerede haksızlık varsa karşısında hep beraber olmalıyız. Nerede haksızlık varsa karşında olmalıyız. CHP’ye yakışanı yapmalıyız. Bu alan sadece yapmış olmak için yaptığımız resmi törenler için olmamalı. O yüzden lütfen, bir dahaki bayramlarda bu alana sığmayalım. Herkesi kolundan tutun ve getirin. Bir ülkenin birinci partisi neymiş, Atatürk’ün partisi neymiş, cumhuriyetin bekçisi olan parti neymiş, kimsesizlerin kimsesi olan parti neymiş duysun 4,5 milyonluk bu şehir ve 86 milyonluk bu ülke. Ben o ruha inanıyorum. O ruh mücadele etti ve geçmiş yerel seçimleri kazandırdı. O ruh CHP’yi iktidar yapacak. Ama biz tertemiz olmalıyız. Pırıl pırıl, lekesiz olmalıyız. En çok çalışan, en çok emek harcayan olmalıyız. Buradan Tayfun Kahraman’a ve Gezi mahkumlarına selam olsun. Onları cezaevinden çıkardığımız güne kadar bu mücadele bitmeyecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tugay-bu-ulkede-bazi-cocuklarin-bayrami-olmadigini-dile-getirmemiz-gerekiyor/feed/ 0
TBMM’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özel gündemle kutlandı https://www.haber60.com.tr/tbmmde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-ozel-gundemle-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-ozel-gundemle-kutlandi/#respond Wed, 24 Apr 2024 00:27:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29035

(ANKARA) –  TBMM 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 104. açılış yıl dönümü dolayısıyla Meclis Genel Kurulu özel gündemle toplandı. Yeniden Refah Partisi, HÜDA PAR, Türkiye İşçi Partisi ve Demokratik Sol Parti genel başkanları, Genel Kurul’da 3 dakika konuştu.

TBMM 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 104. açılış yıl dönümü dolayısıyla Meclis Genel Kurul’u özel gündemle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’te Genel başkanlık düzeyinde temsil edilen dört partiye 3 dakika söz hakkı tanıdı.

İlk konuşmayı Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan yaptı. Erbakan, şunları söyledi:

“Bu meclisin niçin ve nasıl kurulduğunu her yıl özellikle 23 Nisan’da bir kere daha hatırlamakta ve bundan büyük ders almakta yarar vardır. Bunun için en iyi yol bu Meclis’i açan ve toplantıya çağıran Gazi Mustafa Kemal’in Meclis’i toplantıya çağırmak için bütün anadoluya göndermiş olduğu orjinal çağrı metnine bakmaktır. Nisan 1920’de açılan TBMM’nin şu hususiyetleri her zaman gündemde bulundurulmalı bunlara bağlı olmalıyız. Birincisi milletin özüne, tarihine inancına bağlılık. İkincisi milli iradeyi aynen temsil ona saygı bağlılık. Üçüncüsü, çoğulcu demokrasi ve millet mozaiği. Dördüncüsü fikir ve inanç hürriyeti.”

YAPICIOĞLU: “DEVLETİN ŞEKLİ CUMHURİYETTİR”

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise Kurtuluş Savaşı’nın önemine değinerek, “Bu değişimin vardığı yeri test etmek için acaba bugün sadece 23 Nisan mahiyetinde birinci Meclis’in açılışındaki fotoğraf burada canlansaydı, tepki burada ne olurdu? 104 yıl etkin muhasebe için yeterli süredir. Bu Meclis, milletin meclisidir. Hiçbir vesayeti kabul etmemelidir. Devletin şekli cumhuriyettir, cumhur bütün renkleriyle milletin bütünüdür” dedi.

BAŞ: “HER GÜN ARTAN ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ KONUŞALIM”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise çocuk işçileri ve Filistinli çocukları hatırlatarak,  şunları söyledi:

“23 Nisan Çocuk Bayramı değil mi? 31 Mart’ta seçim yapıldı. Van halkı belediye başkanını seçti. Ama birileri Van halkının seçtiği başkanı değil de kaybeden iktidar temsilcisi mazbatayı alsın gibi saçmasapan bir adım attılar. Halk, buna isyan etti. Buna karşı yapılan protestolara katılan halk egemenliğini savunan 17 yaşındaki Umut Polat bugün cezaevinde. Alın size ulusal egemenlik, alın size çocuk bayramı. 23 Nisan Çocuk Bayramı ama gerçekleri konuşalım. Çocuklarımızın tarikat ellerinde nasıl can verdiğini konuşalım. Saraylarda yaşayıp binlerce korumayla gezen zenginlerin iktidarında deniz görmeyen, somun ekmeğin arasında pazarda topladığı domatesi koyan, gecekonduda oturup yırtık ayakkabıyla gezen çocukları konuşalım. Okula gidemeyenleri, SMA hastası tedavi olamayan çocuklarımızı konuşalım. Son 10 yılda çalışırken hayatını kaybeden 689 çocuk işçiyi, her gün artan çocuk işçiliğini konuşalım. Sadece bu toprakların çocuklarını değil zengin çocukları gemilerini yürütürken, Filistin’de katil İsrail’in bombalarıyla katledilen çocukları da konuşalım.”

AKSAKAL: “DEVLETE BAŞKALDIRAN ASİLERDEN FARKLARI YOK”

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ise şunları söyledi:

“Tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda ülkemizde demokrasinin gelişmesi, halkın refah ve mutluluğunun artması için yasama organının üyeleri olarak hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir. Ülkemiz jeopolitik olarak dünyanın en sıcak bölgesinde yer almaktadır. Egemen güçlerin bölgemiz ve topraklarımız üzerindeki hayal ve hevesleri 100 yıl önceki ihtiras gücüyle bugün de devam etmektedir. Artık bölgemizdeki saldırılar, saldırı boyunu aşmış katliam boyutuna ulaşmıştır. Günün her dakikasında İsrail terör devletinin Gazze’de yaşayan insanlara yaptığı zulüm haberleri ile karşılaşıyoruz. Öyle ki bu katiller amaçlarına ulaşabilmek için bölgemizi tümden cehenneme çevirmekten de çekinmeyeceklerini açıkça ilan etmiştir. Hedef topraklardan biri olan Türkiye’de de birtakım karışıkların altyapısını oluşturmak adına özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgemizdeki bazı yerel kurullarımızda milli değerlerimize yönelik kalkışma denemelerine de girmişlerdir. Belediye Başkanı makam odası ve Meclis toplantı salonlarındanTürk bayrağını çıkaranların, 1 dakikalık saygı duruşu ve İstikal Marşımızın okunmasından imtina edenlerin Atatürk’ün ve Cumhurbaşkanı’nın resimlerini kaldırmaya cüret edenlerin Cumhuriyet’in ilanı sonrasında siyonist kışkırtmlar neticesinde devlete başkaldıran asilerden hiçbir farkı yoktur.”

Aksakal’ın konuşmasının ardından, DEM Parti Muş Milletvekili Sırrı Sakik, Aksakal’a “yalan söylüyorsun” diye bağırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmmde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-ozel-gundemle-kutlandi/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı, 23 Nisan’da koltuğunu öğrenciye devretti https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-23-nisanda-koltugunu-ogrenciye-devretti/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-23-nisanda-koltugunu-ogrenciye-devretti/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28923 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu temsili olarak Gölbaşı İnönü Ortaokulu öğrencisi 11 yaşındaki Irmak Genç’e devretti.

Bakan Tekin, TBMM’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla çeşitli okullardan gelen öğrencileri kabul etti.

Anıtkabir ve TBMM’deki törenlerin ardından Bakanlığa gelen Tekin, burada ellerinde Türk bayrakları taşıyan çocuklarca karşılandı. Çocuklar, bando takımı eşliğinde Bakan Tekin’e makam odasına kadar eşlik etti.

Kendisini ziyarete gelen öğrencilerle bir süre sohbet eden Tekin, makamını temsili olarak Gölbaşı İnönü Ortaokulu öğrencisi 11 yaşındaki Irmak Genç’e devretti.

Bakan Tekin, “23 Nisan, hem çocukların hem de milletin bayramı. İkisi aynı anda olunca bütün milletimiz 86 milyonun tamamı bayram etmiş oluyor. Artık bundan sonra yeni Milli Eğitim Bakanımız burada. İnşallah bundan sonra sizin için güzel kararlar alır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğitim imkanlarının her geçen gün daha iyiye gideceğine inanıyorum”

Minik Bakan Genç, dünyanın en güzel ülkelerinden birinin varisleri olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

Makama geçtiği andan beri Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanı olmanın, bu sorumluluğu taşımanın heyecanını, biraz da olsa anlama imkanı bulduğunu dile getiren Genç, “Elimden gelse ben de bütün çocukları, tüm arkadaşlarımı hemen en iyi standartlara kavuşturmak isterim. Burada nasıl çalışıldığını gördüm ve eğitim imkanlarının her geçen gün daha iyiye gideceğine inanıyorum. Elbette benim de bir çağrım var, Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel günde tüm dünya çocuklarının sevincimize ortak olmaya ve birlikte dünyamızı daha sürdürülebilir, daha adil, daha mutlu bir yer yapmaya davet ediyorum.” diye konuştu.

Çocuklara armağan edilen bu özel günde Gazze’de yaşananlara da değinen Genç, “Gazze’deki arkadaşlarımızın acılı günlerinin son bulmasını diliyorum. Tüm dünya çocukları için barış diliyor ve hiçbir çocuğun böyle acılar yaşamamasını temenni ediyorum.” dedi.

Miras olarak devraldıkları bu cennet vatanı daha da ileriye taşımak, emanetlerini korumak ve geliştirmenin çocukların görevi olduğunu ifade eden Genç, bu görevi yerine getirirken birlik ve beraberlik içinde olunması gerektiğini vurguladı.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Genç, “İlk icraatınız ne olacak?” sorusunu, “Ben okullara daha çok atölye, müzik, resim, spor salonları açmayı düşünüyorum. Çünkü çocuklarımızın kendilerini geliştirmesi konusunda daha fazla üzerinde durmalarını istiyorum.” şeklinde cevapladı.

“Teneffüs ve tatil sürelerinde bir değişiklik olacak mı?” sorusuna da Bakan Genç,”Teneffüs ve tatil sürelerinin gayet yeterli olduğunu düşünüyorum.” yanıtını verdi.

Bakanlık bahçesi 1000’e yakın çocuk için hazırlandı

Bakan Tekin ve Irmak Genç, bu yıl 23 Nisan kutlamalarında ilk kez Bakanlık bahçesine çocuklar için kurulan etkinlik alanını ziyaret etti.

Atölye çalışması ve geleneksel oyun, müzikli aktiviteler, bilim, sanat, ebru atölyeleri, geleneksel oyunlar, şişme oyuncakların kurulduğu Bakanlık bahçesindeki etkinliklere katılan 1000’e yakın çocukla buluşan Bakan Tekin, minik misafirlere patlamış mısır ikram etti, çeşitli hediyeler verdi.

Öğrenciler, bayrama özel mesajların yer aldığı “Gazete Çocuk” ile Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 23 Nisan’a özel nüshasını, Bakanlığın minik misafirlerine ve Atatürk Bulvarı’ndan geçen vatandaşlara dağıttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-23-nisanda-koltugunu-ogrenciye-devretti/feed/ 0
Alanya Üniversitesi İletişim ve Tasarım Festivali Başladı https://www.haber60.com.tr/alanya-universitesi-iletisim-ve-tasarim-festivali-basladi/ https://www.haber60.com.tr/alanya-universitesi-iletisim-ve-tasarim-festivali-basladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:45:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28837 Alanya Üniversitesi, iletişim ve tasarım alanındaki potansiyeli bir araya getirmek amacıyla muhteşem bir festivale ev sahipliği yapıyor. İletişim ve tasarım tutkunlarının bir araya geldiği Alanya Üniversitesi İletişim ve Tasarım Festivali, “Hadi Tasarım Konuşalım” sloganıyla başladı.

Alanya Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü ile Sosyal Medya ve Dijital İletişim Yüksek Lisans Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından düzenlenen İletişim ve Tasarım Festivali, 22-26 Nisan tarihleri arasında, Alanya’nın çeşitli bölgelerinde gerçekleşecek. Festivalde, iletişim öğrencileriyle birlikte birçok kültürel ve sanatsal aktiviteler yapılacak. Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ALTSO) destekleriyle düzenlenen festival kapsamında anlamlı bir çalışmaya imza atıldı. Alanya Üniversitesi öğrencileri, festival kapsamında Nimet Alaattinoğlu İlkokulu’nun duvarlarını boyadı. Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yılmaz’ın da katıldığı festival etkinliğinde, Nimet Alaattinoğlu İlkokulu’nun duvarları, iletişim öğrencilerinin fikirleriyle renklendi. Birbirinden farklı ve etkileyici tasarımlarla okul duvarlarını boyayan sanat ve tasarım fakültesi öğrencileri, gerçekleştirdikleri çalışmayla sanatın eğitimdeki önemine ve iletişimin gücüne dikkat çekti.

“Festival; eğitim, sanat odaklı”

Alanya Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Burçin Ünal, festival hakkında bilgiler verdi. Alanya’ya iletişim odaklı bir festival kazandırmanın sevincini yaşadıklarını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Dr.Burçin Ünal, “Bu festival eğitim, sanat odaklı. Alanya’da eğitim ve sanatı bir araya getirerek güçlü bir sinerji oluşturmak istedik. Ayrıca bu yıl gerçekleştireceğimiz ilk festivalimiz, 23 Nisan Çocuk Bayramı’na denk geldiği için daha da anlamlı geldi. Bu özel gün vesilesiyle, Nimet Alaattinoğlu İlkokulu’nda çalışmalarını büyük ölçüde tamamladığımız duvar tasarım çalışmalarımızın açılışını, 23 Nisan’da ilkokul öğrencilerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. 24 Nisan’da ise üniversite kampüsümüzde kültürel etkinliklerimiz devam edecek. “Kampüste Festival Var” etkinlikleri kapsamında, tüm gün boyunca Alanya Üniversitesi bahçesinde çeşitli kültürel etkinliklerimiz olacak. Etkinliklerimiz sabah saat 11’de başlayacak ve akşam saat 17.00’da sona erecek. 25 Nisan’da, Aspendos- Side’de kültür ve tarih dolu bir yolculuk yapacağız. Festivalimizin son günü olan 26 Nisan’da ise, Alanya Kızıl Kule’de uygulamalı atölye çalışmaları ve çalıştaylar gerçekleştireceğiz. Tüm halkımızı bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Gençlere ilham veren festival”

Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Güner de festivale ilişkin görüşlerini dile getirdi. Alanya Üniversitesi olarak gençlere ilham veren, yenilikçi fikirleri desteklediklerini söyleyen Prof. Dr. Güner, bu yıl ilki gerçekleştirilen festivalin, öğrencilere ve katılımcılara yeteneklerini sergileme ve paylaşma fırsatını sunduğunu söyledi. İletişim ve tasarımın günümüzün hızla değişen dünyasında önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mesut Güner; “Sanat ve İletişim insan ilişkileri arasında güçlü bir bağ kurarak toplumları etkilemektedir. Bizler de bu festivalle, bu bağın gücünü ve önemini vurgulamak istiyoruz. Festivalimizde, birbirinden değerli atölye çalışmaları gibi pek çok etkinlik bulunmaktadır. Katılımcılarımız, alanlarında uzman isimlerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaşacak, yeni fikirler edinecek ve ilham alacaklar” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/alanya-universitesi-iletisim-ve-tasarim-festivali-basladi/feed/ 0
Bakan Işıkhan: Yeni belediye başkanlarının çalışanları işten çıkarması endişe verici https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-yeni-belediye-baskanlarinin-calisanlari-isten-cikarmasi-endise-verici/ https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-yeni-belediye-baskanlarinin-calisanlari-isten-cikarmasi-endise-verici/#respond Mon, 22 Apr 2024 22:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28817 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Yerel seçimlerin ardından yeni belediye başkanlarının göreve gelmesiyle birlikte, belediye çalışanlarının işlerinden çıkarılması ve mobbing endişesi birçok insanı tedirgin etmektedir. Belediye başkanlarının bu tür davranışları, çalışanların kazanılmış hak ve özgürlüklerinin kaybı anlamına gelecektir.” dedi.

Bakan Işıkhan, Bakan Yarımcısı Faruk Özçelik, Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş ve beraberindeki heyet ile HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ı konfederasyon genel merkezinde ziyaret etti.

Ziyarette, beş yıllık aradan sonra Çalışma Meclisi’nin 29 Nisan’da toplanacağını belirten Işıkhan, şöyle konuştu:

“Bu dönemki toplantımızın başlığını, ‘Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği’ olarak belirlemiş bulunuyoruz. Meclisimizde, çalışma hayatını ilgilendiren temel konulara ilişkin sorunları gündeme getiriyor ve bunlara yönelik politikaları tüm tarafların katkılarıyla hayata geçirmeye çalışıyoruz. 13. Çalışma Meclisi’ni Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle 29-30 Nisan’da düzenleyeceğiz. Üç gün sürecek program boyunca, ilgili bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız, işçi, işveren ve kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarımız, akademisyenlerimiz, iş dünyası, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla çeşitli paneller düzenlenecektir.”

“Bu yüzyılı çalışanın, emeğin ve üretimin yüzyılı yapacağız”

Işıkhan, sendikalardan habersiz, sendikalarla istişare etmeden, sosyal diyalog kurmadan hiçbir adım atmamaya özen gösterdiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Üçlü Danışma Kurulu’nda, Kamu Personel Danışma Kurulu’nda ve diğer kurullarda ve toplantılarda gündemimizi yine hep birlikte oluşturduk. Kararlı atılımlarımızı, düzenlemelerimizi bugüne kadar, sosyal diyalog anlayışıyla gerçekleştirdik. Cumhuriyetimizin 100 yıllık birikiminin verdiği güçle birlikte, 2024’te kendimize yeni hedefler belirledik. Ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan birçok badireye rağmen; istikrarla büyüyen ekonomimiz, dünyada her geçen gün artan gücümüz, bize gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte büyük sorumluluklar yüklemeye devam ediyor.”

Türkiye Yüzyılı’na çalışan, üreten insanlarla erişilebileceğine inandıklarını dile getiren Işıkhan, “Bu yüzyılı çalışanın, emeğin ve üretimin yüzyılı yapacağız. Bu sebeple Çalışma Meclisi gibi çözüm odaklı platformlar, kalıcı refahın temini için çalışma hayatının hem yapısal hem de fonksiyonel sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu şekilde, pek çok konunun kapsamlı olarak ele alınacağı 13. Çalışma Meclisimizin şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.” diye konuştu.

” 1 Mayıs, anlamına uygun barışçıl gösterilerle kutlanmakta”

Bakan Işıkhan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün yaklaştığını anımsatarak, işçi ve emekçilerin haklarının korunması ve geliştirilmesinin her zaman öncelikli meseleleri olduğunu ifade etti.

Sendikalaşma hakkından, sosyal güvenliğe kadar her alanda öncelikle çalışanların menfaatlerini gözettiklerini vurgulayan Işıkhan, “Son 21 yıldır, sendikal faaliyetlerin en büyük destekçisi biz olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Sendikalarla ilgili çok sayıda düzenleme yaptık. Sadece örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmamız dahi ülkemizdeki sendikalı sayısını büyük oranda artırdı. 2013 yılında 1 milyon olan sendikalı işçi sayısı, 2 milyon 495 bine, yüzde 9 olan sendikalaşma oranı ise yüzde 15,22’ye yükselmiştir.” dedi.

Daha önce kan ve katliamla anılan 1 Mayıs’ın artık emekçiler açısından bir işçi bayramı ve dayanışma günü haline geldiğini dile getiren Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birkaç azınlık grup dışında, işçilerimizin çok büyük bir kesimini temsil eden, en fazla üyeye sahip sendikalarımızla 1 Mayıs, anlamına uygun biçimde ve barışçıl gösterilerle kutlanmaktadır. Bu yıl ki kutlamalarımız, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını ve Türkiye Yüzyılı’nı başlatan bir milat olması sebebiyle her zamankinden çok daha anlamlı ve farklı atmosferde gerçekleştirilecek.

Hafta boyunca düzenleyeceğimiz çeşitli programlar eşliğinde, büyük ve güçlü Türkiye’nin çalışan, üreten, alın teri akıtan işçisi, emekçisi, yediden yetmişe tüm vatandaşlarımızla emek dünyamızın bu özel gününü tam manasıyla idrak edeceğimiz bir gün olacak.”

“Karmaşadan en fazla zarar gören kesimler emekçiler”

Bir taraftan emeğin hakkını korurken, diğer yandan bu hakkın istismar edilmesine hiçbir zaman müsaade etmediklerini vurgulayan Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

“Boş ve ideolojik sloganların değil, emekçimize gerçekten faydalı olacak icraatların peşinde olduk. Emekçilerimizi, ülkemizin kalkınmasının en önemli parçalarından biri olarak gördük. Vatan sevgisi had safhada olan işçilerimizin ülkemize zarar verecek, kaos peşinde koşanlarca temsil edilemeyecekleri bir gerçek. Zira günün sonunda, kaos ve karmaşadan en fazla zarar gören kesimler arasında yine emekçilerimiz gelmektedir. 1 Mayıs’ın huzursuzluk ve kaos ile anılmasını isteyenlere en büyük tepkiyi, yine bu ülkenin evladı olan emekçiler göstermektedir. 1 Mayıs’ı temsil ettiği anlayışa ve ruha yakışır şekilde kutsal addettiğimiz emeğin ve dayanışmanın sembolü haline getirerek ‘bayram olarak ilan eden’ yine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti hükümeti olmuştur. Bu hafta boyunca hem Çalışma Meclisimizde çalışmalarımızı sürdüreceğiz hem de emek ve dayanışma günü Türkiye’nin çalışma hayatına yakışır şekilde kutlayacağız.”

Bakan Işıkhan’dan belediye yönetimlerine uyarı

Işıkhan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin geride kaldığına işaret ederek, seçilen belediye başkanlarına, meclis üyelerine ve muhtarlara muvaffakiyetler diledi.

Bakanlık olarak Türkiye’yi kalkındırma ve istihdamın geliştirilmesine yönelik her türlü projede tüm yerel yöneticilerin yanlarında duracaklarını belirten Işıkhan, şöyle devam etti:

“Ancak, yerel seçimlerin ardından yeni belediye başkanlarının göreve gelmesiyle birlikte, belediye çalışanlarının işlerinden çıkarılması ve mobbing endişesi birçok insanı tedirgin etmektedir. Belediye başkanlarının bu tür davranışları, çalışanların kazanılmış hak ve özgürlüklerinin kaybı anlamına gelecektir. Sadece adalet ve sosyal sorumluluk açısından değil, aynı zamanda şehrin sürekliliği ve hizmet kalitesi açısından da bu hususla alakalı uyarımı yapmak istiyorum. Ayırt etmeksizin tüm belediyelere sesleniyorum, bizler işçilerimizin ve memurlarımızın haklarının yakın takipçisi olacağız. Sizler de çalışanların haklarını göz önünde bulundurarak ve istihdama yönelik adil politikalar izleyerek çalışma hayatımızın niteliğini hep birlikte geliştirelim.”

Bakan Işıkhan, HAK-İŞ’in ardından Çalışma Meclisi gündemiyle Türkiye Kamu-Sen, TESK ve TZOB’a basına kapalı ziyaretler gerçekleştirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-yeni-belediye-baskanlarinin-calisanlari-isten-cikarmasi-endise-verici/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 13. Çalışma Meclisi’ni duyurdu https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-13-calisma-meclisini-duyurdu/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-13-calisma-meclisini-duyurdu/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:57:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28807 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 13. Çalışma Meclisi’nin 29-30 Nisan’da düzenleneceğini belirterek, toplantının gündeminin “Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği” olacağını bildirdi.

Bakan Işıkhan, Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş ve beraberindeki heyet ile TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ı konfederasyon genel merkezinde ziyaret etti.

Ziyarette, Çalışma Meclisi’nin en kapsamlı ve kritik öneme sahip sosyal diyalog mekanizmalarından biri olduğunu vurgulayan Işıkhan, şunları paylaştı:

“Bu meclis, ülkemizde 1947 yılından beri, çalışma hayatını ilgilendiren temel konulara ilişkin sorunları gündeme getirmekte ve hazırlanan politikaları tüm tarafların katkılarıyla hayata geçirmektedir. En son toplanan 12. Çalışma Meclisi, 2019 yılında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilmişti. 5 yıllık bir aradan sonra Meclisi yeniden topluyoruz. 13. Çalışma Meclisi’ni de yine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle 29-30 Nisan 2024 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu dönemki toplantımızın gündemini; ‘Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği’ olarak belirlemiş bulunuyoruz.”

Işıkhan, 3 gün sürecek program boyunca ilgili bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının, işçi, işveren ve kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının, akademisyenlerin, iş dünyasının, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin katılımıyla çeşitli panellerin düzenleneceğini söyledi.

“Çalışma Meclisi, sorunların çözümünde önem taşıyor”

Çalışma Meclisi’nde, Türkiye Yüzyılı’nın çalışma hayatını ilgilendiren emeğin, sendikal örgütlenmenin ve istihdamın asırlık altyapısını inşa edecek, yeni perspektifler sunan ve yapısal sorunlara kalıcı çözümler üreten ortak bir vizyon ortaya çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Işıkhan, şunları kaydetti:

“Hiç kuşkusuz bu vizyonun belirlenmesindeki en büyük motivasyon kaynağımız bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz kararlı atılımlardır. Cumhuriyetimizin 100 yıllık birikiminin verdiği güçle birlikte, 2024’te kendimize yeni hedefler belirledik. Elbette hedeflerimiz büyüdükçe karşımıza çıkan engeller de aynı nispette büyüdü ve çeşitlendi. Ancak temelleri sağlam ekonomik ve sosyal altyapımız; her türlü engeli azim ve kararlılıkla, daha çok üreterek, daha çok çalışarak aşmamızı sağladı. Tüm bu badirelere, küresel salgınlara, savaşlara ve tüm finansal krizlere rağmen istikrarla büyüyen ekonomimiz, dünyada her geçen gün artan gücümüz, her geçen gün daha da güçlenen jeopolitik ve jeostratejik konumumuz, bize gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte büyük sorumluluklar yüklemeye devam ediyor.”

Mimarı Cumhurbaşkanı Erdoğan olan, Türkiye için önlerindeki yüzyılın yol haritası niteliği taşıyan Türkiye Yüzyılı vizyon ve hedefinin, bu sorumluluğun zorunlu bir sonucu olduğunu belirten Işıkhan, “Gerek ekonomik gerekse sosyal politikalarımızı küresel perspektifle şekillendiren bu sorumluluk, devlet ve millet olarak bizim, her bakımdan güçlü olmamızı gerekli kılmaktadır. Biz de bu gücü çalışan ve üreten insanlarımızla büyüteceğimize inanıyoruz.” dedi.

Işıkhan, işçisiyle, işvereni, yatırımcısı, emekçisi, emeklisi ve memuruyla 85 milyon vatandaşın refahının, aynı zamanda Türkiye’nin refahı ve gücü demek olduğunu vurguladı.

Çalışma Meclisi gibi çözüm odaklı platformların, kalıcı refahın temini için çalışma hayatının hem yapısal hem de fonksiyonel sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Işıkhan, “Bunun yanı sıra, son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada yaşadığımız doğal afetler, salgınlar silsilesiyle derinden sarsılan finansal sistemin en çok etkilediği alanların başında çalışma hayatı gelmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çalışma Meclisi’nde, pandeminin ve asrın felaketi olarak adlandırdığımız depremlerin, istihdam ve üretim noktasında sebep olduğu olumsuz etkileri en aza indirmek adına hayata geçirdiğimiz özel politikaları yeniden ele alacak, daha uzun vadeli çözümler üreteceğiz” diyen Işıkhan, bu ve daha pek çok konunun kapsamlı olarak ele alınacağı 13. Çalışma Meclisi’nin şimdiden hayırlara vesile olmasını diledi.

” 1 Mayıs’ı huzursuzluk gününe çevirmek isteyenler sorunun parçası”

Bakan Işıkhan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün yıl dönümünün yaklaştığını anımsatarak, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını ve Türkiye Yüzyılı’nı başlatan milat olması sebebiyle bu yıl 1 Mayıs’ın, önceki yıllardan çok daha anlamlı ve çok daha farklı bir atmosferde kutlanacağını dile getirdi.

Hafta boyunca düzenleyecekleri çeşitli programlarla çalışan, üreten, alın teri döken tüm kesimlerle birlikte emek dünyasının bu özel gününü kutlayacaklarını aktaran Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Emek, bizim hem maddi hem de manevi dünyamızda müstesna bir yere sahip kutsal bir kavramdır. Bu hassasiyetle işçimizin, emekçimizin hakkının korunması, her zaman öncelikli meselemiz olmuştur. Sendikalaşma hakkından sosyal güvenliğe kadar her alanda öncelikle çalışanlarımızın menfaatlerini gözettik. Emeğin ve alın terinin müdafaasının da en az kendisi kadar önemli olduğunu bilerek; sendikal faaliyetlerin en büyük destekçisi yine biz olduk ve olmaya da devam edeceğiz.

Şöyle bir geçmişe baktığımızda Türkiye’de sendikacılığın nereden nereye geldiğinin en yakın şahidi, sizlersiniz. Bir taraftan emeğin hakkını korurken, diğer yandan da bu hakkın istismar edilmesine hiçbir zaman müsaade etmedik. 1 Mayıs’ı, her yıl dönümünde, huzursuzluk gününe çevirmek isteyenler, çözümün ve uzlaşmanın değil; sadece sorunun bir parçası olmayı bilinçli bir şekilde tercih etmektedirler. Bunların, emeği savunmak değil bunun istismarı peşinde oldukları gün gibi ortadadır. Hak, hukuk ve adalet kavramlarının sloganla değil icraatla tesis edilebileceğini unutmamalıyız. İşçilerimiz, emekçilerimiz ideolojik sloganların değil, samimi icraatların muhatabı olmalıdır.”

“İşçimizin alın teri, Taksim Meydanı’na sığmayacak kadar büyük”

Emekçilerin bir yandan evine ekmek götürmenin derdinde olduğunu, diğer yandan ülkenin büyümesi için çalıştığını belirten Işıkhan, şöyle devam etti:

“Ülkemizin kalkınmasının en önemli güçlerinden birisi belki de en önemlisi, emekçilerimizdir. Dolayısıyla vatan-millet sevdasını yüreğinde barındıran işçilerimizin, ülkemize zarar verecek, ilerleyişimizi ve büyümemizi sekteye uğratacak, toplumu gerecek hiçbir eylemin içinde yer almaları mümkün değildir. Böyle zamanları; toplumsal kaos için bir fırsat olarak görerek günün sonunda arkalarında bıraktıkları dağınıklığı yine emekçilerimize toplatan anlayışın iyi niyeti sorgulanmalıdır. Bunlar eski Türkiye’de kalan icraatlardır. Bugünün öneminin farkında olan ve 1 Mayıs’ı, temsil ettiği anlayışa ve ruha yakışır şekilde kutsal addettiğimiz emeğin ve dayanışmanın sembolü haline getirerek bayram olarak ilan eden yine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümetimiz olmuştur. Böyle önemli bir konunun tek bir alan ya da meydanla, Taksim Meydanı ile sınırlandırılması, konunun bu kadar kısır bir döngüye hapsedilmesi bizim insana ve emeğe verdiğimiz değere sığmamaktadır.”

İşçinin, emekçinin ve çalışanların alın terinin, Taksim Meydanı’na sığmayacak kadar büyük olduğunun altını çizen Işıkhan, “1977 yılında Taksim’de kaybettiğimiz 34 işçimizi, emekçimizi rahmetle yad ediyorum. Ancak Taksim’de hayatlarını kaybeden emekçilerimizin isimlerini bile hatırlamayanların, onların aziz hatıralarını kullanarak, bu alanda kitlesel kutlama inadı, 1 Mayıs’ın dayanışma ruhunu zedelemektedir. Bildiğiniz gibi, 1 Mayıs’ta kaybettiğimiz canlarımızı Taksim’de anmak için sendikalarımıza, sınırlı katılımlarına izin verilmektedir.” ifadesini kullandı.

Bu sebeple çalışan, üreten, büyüyen Türkiye’nin ortak değeri olan bu günü, anlam ve önemine uygun şekilde tüm Türkiye olarak 7’den 70’e tüm vatandaşlarla, bütün meydanlarda, emeğin ve üretimin olduğu her mecrada bir bayram havasında idrak edeceklerini söyleyen Işıkhan, bu hafta boyunca hem Çalışma Meclisi’nin çalışmalarını sürdüreceğini hem de Emek ve Dayanışma Günü’nü Türkiye’nin çalışma hayatına yakışır şekilde kutlamanın gayreti içinde olacaklarını belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-13-calisma-meclisini-duyurdu/feed/ 0
Mersin’de Uluslararası Çocuk Festivali Başladı https://www.haber60.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/ https://www.haber60.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/#respond Sun, 21 Apr 2024 07:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28583 (MERSİN) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ilkini yaşama geçirdiği ‘Uluslararası Çocuk Festivali’, kent merkezi ve Tarsus’ta düzenlenen bir dizi etkinlikle başladı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ coşkusunu tüm kente yayacak Uluslararası Çocuk Festivali başladı. Kent merkezinde Özgecan Aslan Barış Meydanı’nın yanı sıra Silifke, Anamur gibi ilçelerde de kutlanacak ve 4 gün sürecek festivalin ilk günü, Tarsus Kültür Park’ta kutlandı.

İTFAİYECİ EĞİTİMİ VERİLDİ

Kültür Park’ta Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan çocuk oyun parkurunda çocuklar eğlenceli anlar yaşarken, boyama etkinliğinde de hayal dünyalarını kağıda döktü. Etkinliklerin en ilgi gören stantlarından biri de İtfaiye Dairesi Başkanlığı standı oldu. Özellikle çocuklar için hazırlanan itfaiyeci eğitim çocuk parkuru miniklerin ilgi odağı olurken, köpekli arama-kurtarma ekibinin gösterileri izleyenlerin beğenisi topladı. Mersin İtfaiyesi’nin maskotu Ateş ve Su ise yoğun ilgi çekti.

KİTAP HEDİYE EDİLDİ

Etkinlikte, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Kitobüs Gezici Kütüphanesi ile ilkokul ve ortaokul yaş grubuna uygun çocuklara kitap hediye edilirken, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nın gözlem teleskobu ile çocuklar, güneş patlamaları ve güneş hareketlerini gözlemledi. Tarımsal Hizmetler Dairesi öncülüğünde gerçekleşen atölye çalışmasında ise çocuklara, çiçek dikimi öğretilirken, toprağın ve doğanın önemi de anlatıldı.

SU DENEYİ YAPILDI

Çocukların su kaynaklarını verimli kullanması ve su tasarrufunu öğrenmesi için MESKİ bünyesinde çocuklar, suyun pH değerini ölçmek için su deneyi yaparken, Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın gezici trafik mobil aracı ile çocuklara trafik kurallarına uymanın önemini anlatmak için animasyon izletildi. Animasyon ekibi ile birlikte dans eden çocuklar, şişme oyun gruplarında eğlenceli anlar yaşarken etkinlik alanı, her yaştan vatandaştan büyük beğeni topladı. Alanda çocuklara patlamış mısır, balon ve pamuklu şeker dağıtılırken Sosyal Hizmetler Dairesi ekipleri tarafından da limonata ikramı yapıldı.

ÜRETİCİ KADIN STANTLARI BU KEZ ÇOCUKLAR İÇİN KURULDU

Kent merkezinde yürütülen etkinliklerin bir diğer adresi de Özgecan Aslan Barış Meydanı oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın uzun süredir yürüttüğü projesi Kadın Üretici Stantları’nda bu kez çocuk ürünleri satışa sunuldu. Stantların ilgi odağında ise Büyükşehir Belediyesi’nin Engelsiz Yaşam Parkı’nda özel gereksinimli çocukların anneleri ile birlikte hazırlamış olduğu ürünler yer aldı.

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, 23 Nisan Uluslararası Çocuk Festivali’ni Tarsus’tan başlattıklarını dile getirerek, şunları söyledi:

“350 ÇOCUĞUMUZ GÖSTERİ YAPMAK İÇİN MERSİN’E GELECEK”

“Çocuklarımızın her gününün böyle geçmesi için çalışıyoruz. Mersin’de Özgecan Aslan Barış Meydanı kutlama alanımız. Tarsus’ta da Kültür Park’ta kutlamalarımıza başladık. Cumartesi günü olmasını avantaja çevirdik. Salı gününe kadar 23 Nisan kutlamalarımız devam edecek. Bu yıl hem yurt içinden hem yurtdışından 350 çocuğumuz gösteri yapmak için Mersin’e gelecek. Çocuklarımız çok hareketli. Onları böyle rengarenk ve mutlu gördüğümüzde biz de mutlu oluyoruz. Hepimizin özlediği bir ortam.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/feed/ 0
Başkan Doğan: ‘İlk işimiz trafik’ https://www.haber60.com.tr/baskan-dogan-ilk-isimiz-trafik/ https://www.haber60.com.tr/baskan-dogan-ilk-isimiz-trafik/#respond Sat, 20 Apr 2024 23:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28542 Başkan Doğan: “İlk işimiz trafik”

“Kadrolar zamanla oluşacak”

Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi yeni dönemin ilk toplantısını yaptı

SAMSUN – Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, mesaiye 06.00 gibi başladıklarını, gece 01.00’e kadar çalıştıklarını belirterek, “İlk işimiz trafik, tabii şehrin trafikle alakalı beklentileri var” dedi.

Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi, 31 Mart yerel seçimleri sonrası ilk toplantısını meclis binasında yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan başkanlığında yapılan toplantıda 23 gündem maddesi görüşüldü.

Meclis, gündem maddelerine geçilmeden önce saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okuması ile başladı. 17 gündem, 6 gündem dışı olmak üzere 23 madde, mecliste onaya sunuldu. Gündeme alınan maddelerden gizli ve işaretle yapılan komisyon, katiplik, başkanvekili ve temsilci seçimleri mecliste karara bağlandı. Başkan Halit Doğan, meclis arasında İhlas Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.

Yeni meclisin Samsun ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “2024 Mahalli İdareler Seçimleri sonrasında meclisimizin ilk toplantısını yaptık. Hayırlı olmasını diliyorum. Yüksek Seçim Kurulu’ndan kesinleşen meclis üye listesinin bildirilmesinin 5’inci gününde yapma durumumuz oluştuğu için Cumartesi günü yani bugün meclisimiz toplanmış oldu. 17 ilçemizde seçilen belediye başkanlarımız ve 17 ilçemizden seçilen Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyelerimizden oluşan meclisimizle beraber inşallah Samsunumuz hakkında hayırlı kararlar alacak şekilde görev yapmayı Rabb’im bizlere nasip etsin. İlk toplantıyı yapıyoruz. Toplantı gündemimiz gereği bundan sonrasında komisyonlarda görev yapacak arkadaşlarımızı seçmiş oluyoruz. Gizli oyla seçilenler var. Açık oyla seçilenler var. Arkadaşlarımızın tercihlerini bir taraftan yansıtmalarını bekliyoruz. Buna göre de seçilen arkadaşlarımızı ilan ediyoruz. Bundan sonra da mutat bir şekilde aylık olarak toplanacağız. Meclis faaliyetlerimizi de canlı olarak Samsunlu hemşerilerimizin izlemesi için yayınlamış olacağız. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

“Kadrolar zamanla oluşacak bir durum”

Şehri örnek bir şehir haline getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını ifade eden Başkan Halit Doğan, “Kadrolar zamanla oluşacak bir durum. Hemen üç gün beş gün diye söylenecek bir şey değil. Biz arkadaşlarımızın hepsinin tecrübelerinden faydalanarak yol yürümeyi tercih etmek istiyoruz. O nedenle de arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Şu anda brifinglerimizi alıyoruz. Memnun olduğumuz bütün arkadaşlarla çalışacağız. Belki arkadaşlardan bir kısmı bizimle çalışmak istemeyebilir. Bu, neticede karşılıklı bir durum. Emek vermek isteyen, şehre hizmet etmek isteyen, özveriyle gayret göstermek isteyen herkesle çalışma arzusundayız. Önemli olan polemiklerden uzak, şehrin sadece hizmet konuştuğu bir 5 yıl yaşansın arzu ediyoruz. İnşallah bu 5 yılın sonunda Samsunlu hemşerilerimizin ‘iyi ki de oy vermişiz, iyi ki de seçmişiz Samsunumuza güzel hizmetleri oldu başkanımızın’ dedikleri bir dönemi hayata geçirmiş oluruz. Günü bereketli geçirmekten başka, proje üretmekten başka Samsunluya bu şehirde yaşamaktan mutlu olduğunu hissettirmekten başka hiçbir derdimiz yok. Kavgamız yok, kaos istemiyoruz. Şehrimizi turizmden tarıma, gencinden yaşlısına, kadınından engellisine, insanların mutlu olduğu örnek bir şehir haline getirmek için var gücümüzle gayretle çalışacağız” diye konuştu.

“İlk işimiz trafik, şehrin trafikle alakalı beklentileri var”

İlk işlerinin şehrin trafikle alakalı olan beklentilerini çözmek olduğunu belirten Başkan Doğan, “Bir taraftan çalışıyoruz, bir taraftan sabah mesai 06.00 gibi başlıyor, gece 12.00-01.00 gibi bitiyor. Bir taraftan da haftada 3 gün misafirlerimizi ağırlıyoruz. Diğer günlerde de arkadaşlarımızla hem gece hem gündüz diğer günleri üzerinde de çalışıyoruz. İlk işimiz trafik, tabii şehrin trafikle alakalı beklentileri var. Bir tarafta organize sanayi bölgelerimizle alakalı çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İş, istihdam, turizm. İşimiz Samsunumuza daha fazla gelir oluşsun. Samsunlu iş ve AŞ derdinde olmasın. Samsun’un ekonomisi büyüsün. Samsun daha da fazla tanınsın. Samsun insanların yaşamaktan mutlu olduğu bir şehir olsun arzu ediyoruz. İnşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

Meclisten detaylar

Toplantıda mevcut Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk tekrar yeni dönemde de meclis başkanvekili seçilirken, 2’nci Meclis Başkanvekili ise MHP’den Abdurrahman Çamaş oldu. Üye seçimlerinin tamamlanmasının ardından denetim komisyonu raporu okundu. Ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İlhan Bayram tarafından 5 yıllık eski yönetimin faaliyet raporunun sunumu yapıldı.

İlgili maddeler komisyonlara havale edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-dogan-ilk-isimiz-trafik/feed/ 0
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi İlk Toplantısını Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/#respond Sat, 20 Apr 2024 23:30:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28535 Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, mesaiye 06.00 gibi başladıklarını, gece 01.00’e kadar çalıştıklarını belirterek, “İlk işimiz trafik, tabii şehrin trafikle alakalı beklentileri var” dedi.

Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi, 31 Mart yerel seçimleri sonrası ilk toplantısını meclis binasında yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan başkanlığında yapılan toplantıda 23 gündem maddesi görüşüldü.

Meclis, gündem maddelerine geçilmeden önce saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okuması ile başladı. 17 gündem, 6 gündem dışı olmak üzere 23 madde, mecliste onaya sunuldu. Gündeme alınan maddelerden gizli ve işaretle yapılan komisyon, katiplik, başkanvekili ve temsilci seçimleri mecliste karara bağlandı. Başkan Halit Doğan, meclis arasında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu.

Yeni meclisin Samsun ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “2024 Mahalli İdareler Seçimleri sonrasında meclisimizin ilk toplantısını yaptık. Hayırlı olmasını diliyorum. Yüksek Seçim Kurulu’ndan kesinleşen meclis üye listesinin bildirilmesinin 5’inci gününde yapma durumumuz oluştuğu için Cumartesi günü yani bugün meclisimiz toplanmış oldu. 17 ilçemizde seçilen belediye başkanlarımız ve 17 ilçemizden seçilen Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyelerimizden oluşan meclisimizle beraber inşallah Samsunumuz hakkında hayırlı kararlar alacak şekilde görev yapmayı Rabb’im bizlere nasip etsin. İlk toplantıyı yapıyoruz. Toplantı gündemimiz gereği bundan sonrasında komisyonlarda görev yapacak arkadaşlarımızı seçmiş oluyoruz. Gizli oyla seçilenler var. Açık oyla seçilenler var. Arkadaşlarımızın tercihlerini bir taraftan yansıtmalarını bekliyoruz. Buna göre de seçilen arkadaşlarımızı ilan ediyoruz. Bundan sonra da mutat bir şekilde aylık olarak toplanacağız. Meclis faaliyetlerimizi de canlı olarak Samsunlu hemşerilerimizin izlemesi için yayınlamış olacağız. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

“Kadrolar zamanla oluşacak bir durum”

Şehri örnek bir şehir haline getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını ifade eden Başkan Halit Doğan, “Kadrolar zamanla oluşacak bir durum. Hemen üç gün beş gün diye söylenecek bir şey değil. Biz arkadaşlarımızın hepsinin tecrübelerinden faydalanarak yol yürümeyi tercih etmek istiyoruz. O nedenle de arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Şu anda brifinglerimizi alıyoruz. Memnun olduğumuz bütün arkadaşlarla çalışacağız. Belki arkadaşlardan bir kısmı bizimle çalışmak istemeyebilir. Bu, neticede karşılıklı bir durum. Emek vermek isteyen, şehre hizmet etmek isteyen, özveriyle gayret göstermek isteyen herkesle çalışma arzusundayız. Önemli olan polemiklerden uzak, şehrin sadece hizmet konuştuğu bir 5 yıl yaşansın arzu ediyoruz. İnşallah bu 5 yılın sonunda Samsunlu hemşerilerimizin ‘iyi ki de oy vermişiz, iyi ki de seçmişiz Samsunumuza güzel hizmetleri oldu başkanımızın’ dedikleri bir dönemi hayata geçirmiş oluruz. Günü bereketli geçirmekten başka, proje üretmekten başka Samsunluya bu şehirde yaşamaktan mutlu olduğunu hissettirmekten başka hiçbir derdimiz yok. Kavgamız yok, kaos istemiyoruz. Şehrimizi turizmden tarıma, gencinden yaşlısına, kadınından engellisine, insanların mutlu olduğu örnek bir şehir haline getirmek için var gücümüzle gayretle çalışacağız” diye konuştu.

“İlk işimiz trafik, şehrin trafikle alakalı beklentileri var”

İlk işlerinin şehrin trafikle alakalı olan beklentilerini çözmek olduğunu belirten Başkan Doğan, “Bir taraftan çalışıyoruz, bir taraftan sabah mesai 06.00 gibi başlıyor, gece 12.00-01.00 gibi bitiyor. Bir taraftan da haftada 3 gün misafirlerimizi ağırlıyoruz. Diğer günlerde de arkadaşlarımızla hem gece hem gündüz diğer günleri üzerinde de çalışıyoruz. İlk işimiz trafik, tabii şehrin trafikle alakalı beklentileri var. Bir tarafta organize sanayi bölgelerimizle alakalı çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İş, istihdam, turizm. İşimiz Samsunumuza daha fazla gelir oluşsun. Samsunlu iş ve AŞ derdinde olmasın. Samsun’un ekonomisi büyüsün. Samsun daha da fazla tanınsın. Samsun insanların yaşamaktan mutlu olduğu bir şehir olsun arzu ediyoruz. İnşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

Meclisten detaylar

Toplantıda mevcut Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk tekrar yeni dönemde de meclis başkanvekili seçilirken, 2’nci Meclis Başkanvekili ise MHP’den Abdurrahman Çamaş oldu. Üye seçimlerinin tamamlanmasının ardından denetim komisyonu raporu okundu. Ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İlhan Bayram tarafından 5 yıllık eski yönetimin faaliyet raporunun sunumu yapıldı.

İlgili maddeler komisyonlara havale edildi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas lideri İsmail Haniye ile görüşecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hamas-lideri-ismail-haniye-ile-gorusecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hamas-lideri-ismail-haniye-ile-gorusecek/#respond Sat, 20 Apr 2024 07:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28412 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas’ın siyasi kolunu lideri İsmail Haniye ile İstanbul’daki görüşmesi, Ortadoğu’da İran- İsrail gerilimin arttığı ve bu nedenle Gazze’de ateşkes çabalarının ikinci plana atıldığı bir döneme rastlaması açısından önemli.

Haniye’nin Türkiye ziyaretinin 20 Nisan günü gerçekleşmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İstanbul’da bir araya gelmesi bekleniyor.

Haniye ile yapılacak görüşmelerde, ateşkes için atılacak adımların yanı sıra Hamas ile Fetih grupları arasında uzlaşmanın sağlanması konusu da yer alacak. Türkiye son dönemde Katar ile birlikte her iki konuda yeni önerilerle sürecin ilerletilmesi için çaba gösteriyor.

Erdoğan, 17 Nisan’da AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, İsrail saldırıları sonucunda çocuklarını ve torunlarını yitiren Haniye ile telefonda görüştüğünü ve hafta sonu kendisiyle bir araya geleceğini açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı konuşmada Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmiş, Haniye için de “ Filistin davasının lideri” ifadesini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Nisan günü gazetecilerin Haniye ziyaretinin gündemine ilişkin sorularını yanıtsız bıraktı ve “Gündemi biz Sayın Haniye ile kendi aramızda tutalım ve ona göre adımlarımızı atalım” dedi.

Hamas siyasi liderinin ziyareti, son günlerde dikkatlerin Gazze’de yaşananlardan uzaklaşıp İran-İsrail gerilimine odaklandığı bir dönemde gerçekleşmesi açısından önemli.

Türkiye, bölgenin iki önemli ve rakip ülkesi arasında yaşanan askeri gerilimin hem yeni bir bölgesel savaşı tetiklemesi hem de Gazze bunalımını gölgelemesi sonucunu yarattığı için kaygılı.

Dışişleri Bakanlığı, İsrail-İran gerilimi ile ilgili olarak 19 Nisan’da yaptığı yazılı açıklamada, bu kaygısını, “Tüm tarafları, daha büyük bir çatışmaya yol açabilecek adımlardan kaçınmaya davet ediyoruz. Uluslararası toplumun önceliği, Gazze’deki katliamın durdurulması ve Filistin devletinin kurularak bölgemizde kalıcı barışın sağlanması olmalıdır” ifadeleri ile kamuoyunun dikkatine getirdi.

Türkiye, bu nedenle diplomatik çabalarının odağına ateşkes ve iki devletli çözüm perspektifine yeniden dönülmesini yerleştirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın CIA Direktörü William Burns ile geçen hafta yaptığı yoğun temasların gündeminde de ateşkes görüşmelerinin önündeki tıkanıklığın aşılması için hangi adımların atılması gerektiği konuları yer aldı.

Bu temaslarda, ateşkes, rehinelerin ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması gibi konularda hangi adımların atılabileceği, İsrail ve Hamas tarafının orta noktada nasıl buluşturulabileceği gibi konular değerlendirildi.

Hamas’tan beklentiler neler?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 17 Nisan’da Katar’a yaptığı ziyaret sırasında Katarlı yetkililer ve Haniye ile yaptığı görüşmelerde de aynı konu ele alındı.

Fidan, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Tani ile yaptığı basın toplantısında, iki devletli çözüm fikrine sıcak bakan birçok Batılı ülke olduğunu ancak bunların Hamas’la ilgili kaygıları nedeniyle adım atamadıklarını kaydetti.

Fidan, Haniye ile yapılan görüşmelerde Hamas’a ilişkin olumsuz algıların giderilmesi için neler yapılması gerektiğini ele aldıklarını kaydederken “Ben daha önce de Batılı muhataplarımla yaptığım görüşmelerde de söyledim. Yıllardır Hamas’la yaptığımız siyasi görüşmelerde kendilerinin 1967 sınırları içerisinde kurulacak olan bir Filistin devletini kabul ettiklerini ve Filistin devletinin kurulmasını müteakip Hamas’ın ayrıca silahlı kanadının olmasına gerek kalmayacağını, kendilerinin bir siyasi parti olarak hayatlarına devam edeceklerini bana ilettiler” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da yapılacak görüşmelerde de bu yöndeki adımların nasıl daha güçlendirilebileceği ve Hamas’ın hangi mesajları vermesi gerekeceği gibi konuların ele alınması öngörülüyor.

Ankara, ateşkes konusunda Hamas’ın esneklik gösterdiğini ancak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun süreci durdurma niyetinde olmadığını düşünüyor.

Filistin uzlaşı hükümeti kurulabilecek mi?

Ateşkesin sağlanması durumunda sorunun kalıcı bir şekilde çözümü için masaya getirilen önerilerden biri iki devletli çözüm kapsamında 1967 sınırlarına dayalı başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması.

Türkiye bunun sağlanması için en önemli adımlardan biri olarak yıllardır süren Hamas-Fetih grupları arasındaki anlaşmazlığın sonlanması ve tarafların geçici bir uzlaşı hükümeti kurarak uluslararası toplumun önüne çıkmalarını görüyor.

Böyle bir gelişmenin İsrail’in uluslararası platformda elinin zayıflamasına yol açacağı yapılan değerlendirmeler arasında.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konuda her iki tarafla yoğun müzakere gerçekleştiren liderlerden biri olarak öne çıkıyor.

Erdoğan, geçen sene Temmuz ayında iki tarafın lideriyle Ankara’da görüşmüş ve bir an önce uzlaşıya varmaları telkininde bulunmuştu.

İstanbul’da Cumartesi günü yapılacak görüşmelerde gündeme gelmesi beklenen konuların başında bu da yer alıyor.

İnsani yardımlar da gündemde

İstanbul görüşmelerinde Gazze’ye dönük insani yardımların artırılması ve daha etkin ve hızlı ulaştırılmasına ilişkin konular da ele alınacak.

Türkiye, bunalımın başladığı Ekim ayından bu yana Gazze’ye 45.000 insan yardım gönderdiğini ve böylece bu alanda birinci sırada yer aldığını kaydediyor.

Haniye’nin İstanbul’da olduğu gün Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin de Türkiye’de olması özellikle ateşkes ve insani yardımlar gibi konularda kilit pozisyonda olan Mısır’la görüş alışverişi açısından dikkat çekici bir gelişme.

Şükri’nin İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesi ve ardından iki bakanın basın toplantısı gerçekleştirmeleri bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hamas-lideri-ismail-haniye-ile-gorusecek/feed/ 0
İzmir’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Coşkusu https://www.haber60.com.tr/izmirde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-coskusu/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-coskusu/#respond Sat, 20 Apr 2024 07:27:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28410 İzmir Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kentin 30 ilçesinde 30 gün boyunca büyük bir coşkuyla kutlayacak. İlçelerde “Gezici Çocuk Şenliği” ile çocuklar bayram coşkusunu doyasıya yaşayacak, 23 Nisan Salı günü ise Kültürpark büyük bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Bayram günü toplu ulaşım araçları ücretsiz olacak. İzmir Doğal Yaşam Parkı ise 6-18 yaş arasındaki ziyaretçilerini 22-28 Nisan tarihlerinde ücretsiz ağırlayacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kentin dört bir yanında düzenleyeceği etkinliklerle kutlayacak. “İzmir’in Dört Bir Yanında Şenlik Var” temasıyla 30 gün boyunca 30 ilçede düzenlenecek “Gezici Çocuk Şenlikleri” ile çocuklar pandomin, sihirbaz gösterileri, konserler, dans ve tiyatro gösterileriyle bayramın tadını doyasıya çıkaracak. 23 Nisan’da ise binlerce çocuk Kültürpark’ta düzenlenecek Çoçuk Şenliği’nde bayramın tadını doyasıya yaşayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı toplu taşıma hizmetleri (İZDENİZ, İZULAŞ, METRO, ESHOT, İZTAŞIT, TRAMVAY) 23 Nisan Salı günü ücretsiz hizmet verecek. İzmir Doğal Yaşam Parkı ise 6-18 yaş arasındaki ziyaretçilerini 22-28 Nisan tarihlerinde ücretsiz olarak ağırlayacak.

Kültürpark’ta büyük şenlik

Kültürpark’taki Çocuk Şenliği 23 Nisan Salı günü saat 12.00’de başlayacak. Kaskatlı Havuz yanında düzenlenecek programda 12.00 ile 15.00 arası çocuklar için çadır etkinlikleri yapılacak. Saat 13.00-17.00 arasında konserlerin, sihirbaz ve dans gösterilerinin yer alacağı sahne etkinlikleri düzenlenecek. Açık alan etkinlikleri de saat 12.00-15.00 arasında yapılacak. Çocuklar kukla gösterileri, spor etkinlikleri, sokak oyunları, oyun parkuru, gezici kütüphane gibi birçok etkinlikle keyifli bir gün geçirecek.

Müzikli tiyatro gösterimleri çocukları büyüleyecek

27 Nisan 2024 Cumartesi günü saat 13.00’te İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çağdaş Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği iş birliğiyle “Çağdaş Yaşam Çocuk Korosu” Atatürk Oratoryosu’nu sunacak. Etkinlik ücretsiz yapılacak. 24 ve 26 Nisan tarihlerinde ise Kültürpark Atatürk Açık Hava Tiyatrosu’nda saat 19.00’da çocuklar ve aileleri için ücretsiz müzikli tiyatro gösterileri olacak. 24 Nisan’da Kral Şakir : Kapadokya Macerası, 26 Nisan’da ise Maşa ile Koca Ayı gösterisi ile çocuklar keyifli zaman geçirecek.

Çocuklarla “Dönüşüm Aile Kampı” Olivelo’da

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından ilki düzenlenecek Dönüşüm Aile Kampı Güzelbahçe Olivelo Yaşayan Parkı’nda yapılacak. Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkından hareketle, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilir bir yaşam için atığın önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması ve dönüştürülmesi bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla 27-28 Nisan 2024 tarihlerinde düzenlenecek kampta 8-9 yaş grubu öğrencileri ve aileleriyle birlikte Atıksız Yaşam Atölyeleri, Doğa Yürüyüşü, Yoga, Kuş Gözlemi, Kaçeli Koyunlarla Tanışma, Eko-Pinsel Perspektif: Geri Dönüşüme Odaklı Sanat Atölyesi, Geri Dönüşüm Müzik Aletlerinin Hikayesi ve Müzik konseri olmak üzere pek çok etkinlikte yer alacak. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-coskusu/feed/ 0
Suç Örgütü Lideri Ayhan Bora Kaplan’ın Yargılandığı Davada Ara Karar Açıklandı https://www.haber60.com.tr/suc-orgutu-lideri-ayhan-bora-kaplanin-yargilandigi-davada-ara-karar-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/suc-orgutu-lideri-ayhan-bora-kaplanin-yargilandigi-davada-ara-karar-aciklandi/#respond Sat, 20 Apr 2024 02:32:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28398 Suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen Ayhan Bora Kaplan ile suç örgütü şüphelisi 28’i tutuklu 61 sanığın yargılandığı davada ara karar açıklandı.

Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Ayhan Bora Kaplan’ın içerisinde bulunduğu 28’i tutuklu 61 sanığın yargılanmasına Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları yer aldı. Mahkeme başkanı duruşmanın sanık savunmalarıyla devam edeceğini ve ardından dosyayı ara karar bağlayacaklarını açıkladı. Hakkında bulunan suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Mustafa Koç, operasyonların yapıldığı tarihte kendi rızasıyla teslim olduğunu ifade etti.

Ayhan Bora Kaplan

“BORA KAPLAN’I MEDYADAN TANIYORUM”

2018 yılında “Süvari Kahvesi” adlı mekanda bar sorumlusu olarak çalışmaya başladığını anlatan sanık Koç, “Fethi Koyuncu isimli kişi bizim mekanımızda vale eksiği olduğu zaman sadece vale gönderirdi, oradan tanıyorum. Ayrıca Bora Kaplan adlı kişiyi tanımıyorum, sadece medyadan biliyorum. Kaplan’la sadece nezarethane ve duruşma salonunda yan yana geldim. Herhangi bir örgüte üye olmak veya faaliyette bulunmak gibi bir girişimim olmamıştır. Gereğini size bırakıyorum.” diye konuştu.

“BORA KAPLAN’DAN SUÇ TEŞKİL EDECEK EMİR ALMADIM”

Suç örgütüne üye olmadığını iddia eden tutuklu sanık Mümin Ali Beldek, “Suç örgütüne üye değilim. 15 yıldır gece aleminde çalışmaktayım. Bu sebepten dolayı mekana gelen müşterilerle illaki samimi olmuşumdur. Bora Kaplan ile de bu şekilde tanıştım. Filistin Caddesi’nde boş bir dükkan vardı. Bora Kaplan’la konuşup burayı ‘Makyaj’ adında gece kulübü yapalım dedik, kendisi de olumlu yaklaştı. 8 senedir de İzmir Çeşme’de çalışıyorum. Bora Kaplan’dan suç teşkil edecek bir emir almadım.” ifadelerine yer verdi.

“DİŞLERİ SÖKÜLMÜŞ BİR ŞAHISLA KONUŞSAM MUHAKKAK HATIRLARIM”

Çankaya İlçe Emniyet Müdürü tutuksuz sanık Necdet A.Ç., Organize Şube Ekipleri tarafından gözaltına alındığında konuyla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Konunun anlatılması üzerine hatırladığını iddia eden Necdet A.Ç., “Olay günü, komiserlerden birisi gelip bana bir şahsın geldiğini, şahsın dayak yediğini ve hürriyetinden yoksun bırakıldığını ancak çelişkili ifadeler verdiğini söyledi. Bu konuyla ilgili Gasp Büro’ya ulaşamadıklarını söyledi. Gasp Büro amirini aradım, kendisine durumu söylediğimde, ‘Konuyu ben zaten biliyorum. Siz şahsı gönderin, ben de iki güne Esat karakoluna gönderiyorum’ dedi. Şahsı Esat karakoluna gönderdik. Bir gün sonraysa konuyla ilgili ne olduğunu merak ettiğim için komiserlerden bir tanesiyle görüştüm. Komiser bana, ‘Şahıs susma hakkını kullanmak istedi’ dedi. Ben de ‘Nasıl böyle bir şey olabilir? Tekrar şahsa ulaşmaya çalışalım’ dedim. Şahısla konuştuğumu hatırlamıyorum. Çünkü karşımda böyle eziyet görmüş, iki gün hürriyetinden yoksun bırakılmış, vahşice dişleri sökülmüş bir şahısla konuşsam muhakkak hatırlarım.” diyerek savunmasını noktaladı.

“BENİM ARABAMA BOMBA ATSANIZ DAHİ İŞLEMEZ”

Mahkeme başkanının, “Esenboğa Havalimanı’nda yakalandığı beyaz renkli SUV aracın neden zıhlıydı?” sorusuna sanık Bora Kaplan, “Biz ticaret yapıyoruz, para taşıyoruz. Duyuyoruz haberlerde. Adamı çevirmişler onu gasp etmişler, öldürmüşler. Bizim çalışanlarımızın başına da böyle bir iş gelmesin diye bankadan para çekilirken de bu aracı kullanıyorduk. Zırhlı araç olduğu için dışarıdan saldırı olmaz. Ayrıca benim silaha ihtiyacım yoktur. Neden? Benim arabama bomba atsanız dahi işlemez. Suç işlemek amaçlı değil bu araç. Tamamen kendimi savunma amaçlı.” dedi.

TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA HÜKMEDİLDİ

Sanık beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme başkanı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına, tutuksuz sanıkların adli kontrol tedbirlerimin devamına hükmetti. Duruşma, 22 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/suc-orgutu-lideri-ayhan-bora-kaplanin-yargilandigi-davada-ara-karar-aciklandi/feed/ 0
Antep İşi Nakışı UNESCO’ya aday gösterildi https://www.haber60.com.tr/antep-isi-nakisi-unescoya-aday-gosterildi/ https://www.haber60.com.tr/antep-isi-nakisi-unescoya-aday-gosterildi/#respond Fri, 19 Apr 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28216 Gönülden geçen duyguların ilmek ilmek işlendiği “Antep İşi Nakışı” 2025 yılında yapılacak 20’inci Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda değerlendirilmek üzere Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nde (UNESCO) aday gösterildi.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğinde daha önce “Antep İşi Nakışı’nın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girmesi için hazırlanan dosyanın yazım çalıştayı sonrası Türkiye, UNESCO’nun yolunu tuttu.

Bu kapsamda 2025 yılında yapılacak komite toplantısında Kültür ve Turizm Bakanlığınca UNESCO’ya sunulan Antep İşi Nakışı’nın tüm dünyaya tanıtılması ve ecdat yadigarı bu kadim kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor.

GASMEK’lerde bugüne kadar bini aşkın kursiyere Antep işi nakışı üzerine eğitimler verildi

Teli çekilebilen kumaşlar üzerine model işlenen ve kenarı motiflerle süslenerek hazırlanan, gelinlerin çeyizlerini süsleyen Antep İşi Nakışı’nın bilinirliliğinin artırılması için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı GASMEK’lerde eğitimler veriliyor. Bu çerçevede 2015’ten bu yana kursiyerlere elde Antep İşi tekniklerine uygun desen araştırıp hazırlayabilme, araç-gereci işlemeye hazırlayabilme ve iğne tekniklerini uygulayabilme bilgi ve becerisi kazandırılıyor. Bugüne kadar toplamda 1010 kursiyere ücretsiz eğitim verildi. Mesleğin gerektirdiği yeterlikleri kazanan bireylere, el sanatları teknolojisi, turistik ve hediyelik eşya, desen üretimi yapan işletmelerde, çeyiz, el nakışı üretimi yapan atölyelerde ve moda evleri gibi alanlarda istihdamın yolu açıldı.

“Bizim amacımız, tekrar bu sanatımızın gün yüzüne çıkmasını kolaylaştırmak”

Helvacıkara – Kıymık Geleneksel El Sanatları Merkezi birim sorumlusu Yelda Kına Antep İşi Nakışı kültürünün tarihine ve kullanım amaçlarına değinerek, “Bizim kültürümüzde önemi çok eski tarihlere dayanıyor. Yaklaşık 400 yıl öncesinde bile Antep İşi Nakışı’nın işlendiğini gösteren örnekler günümüze ulaşmıştır. Çok eski tarihlerde günlük yaşamlarda kullanılan özellikle süsleme amaçlı genç kızların çeyizlerinde, giyim eşyalarında kullanılan bir tekniktir. Fakat günümüzde bu olabildiğince kısıtlı imkanlarla kısıtlı alanlarda kullanılmaktadır. Eski önemini artık kaybetmeye başladı. Zaten bizim amacımız da UNESCO’ya bunu dahil ederek, tekrar bu sanatımızın gün yüzüne çıkmasını kolaylaştırmaktır” diye konuştu.

Antep İşi Nakışı’nın tekniklerini anlatan Kına açıklamasının devamında, “Antep İşi Nakışı çeşitli iğne teknikleriyle 101 farklı nakış tekniğiyle iplik çekilerek, sarma yapılarak ve doldurularak işlenebilen bir nakış çeşididir. Kullanılan malzemeler doğal malzemelerdir. İpekli iplikler, pamuklu kumaşlar bahsettiğimiz 101 teknik üzerine kullanılmaktadır. Bizde gerek kurslarımızda gerek Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki çeşitli faaliyetlerle biz bunları yaşatarak, özellikle gençlerin günlük kullanımlarına uygun hale getirerek günümüzde bunların devamlılığını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun içinde çeşitli takı, terlik, çanta vb. günlük kullanım ürünlerinde bunları kullanarak günlük hayata adapte etmeye çalışıyoruz. Gençlerde merak ediyorlar, benimsiyorlar ve kendileri kullanmak için çaba sarf ediyorlar. Çünkü özellikle kursiyer başvurularımızda gençlerin daha çok olduğunu görüyoruz ve bu bizi çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/antep-isi-nakisi-unescoya-aday-gosterildi/feed/ 0
Özgür Özel: “vize Serbestisinin Önündeki Üç Engeli Aşmak, CHP İktidarında 15 Günlük İştir” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-vize-serbestisinin-onundeki-uc-engeli-asmak-chp-iktidarinda-15-gunluk-istir/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-vize-serbestisinin-onundeki-uc-engeli-asmak-chp-iktidarinda-15-gunluk-istir/#respond Thu, 18 Apr 2024 23:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28178 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: MEHMET MEHMETLİOĞLU

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Vize serbestisinin önündeki üç engeli aşmak, CHP iktidarında 15 günlük iştir. veya CHP gibi düşünenlerle birlikte 15 günlük iştir Meclis’te bu işleri halletmek. Ama temel hedefimizin AB’ye tam üyelik olduğunu, bu yoldaki yürüyüşün her adımının biraz daha demokratik bir Türkiye yaratacağını, hukukun üstünlüğü arayışının Türkiye’nin bugünkü ekonomik sıkıntıları aşma noktasında hukuk güvencesi açısından yabancı yatırımcı çekmek, Türk şirketlerine yabancı ortaklar bulmak, Türkiye’de mal ve can güvenliği noktasında bir hukuk güvencesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından değerlendirildiğinde ne kadar kıymetli olduğunu böyle kıymetli bir topluluğa hatırlatmama dahi gerek yok” dedi.

(STRAZBURG) CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Strazburg temasları kapsamında CHP Strazburg Birliği üyeleriyle bir toplantı yaptı. Burada Özel’e Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ve CHP Strazburg Birliği Başkanı Burak Özkuzucu eşlik etti. Özkuzucu’nun açış konuşmasının ardından Özel, üyelere hitap etti. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye için yeniden demokrasi, yeniden hukuk devleti, yeniden kuvvetler ayrılığı ve ileride yeniden Avrupa Birliği’nin (AB) tam üyesi olabilmeyle ilgili bir iddiayı ortaya koyabilme umudu ilk kez yeniden yeşerdi. Ben, seçildiğimiz kurultayda birçok söz verdim. Ama o sözlerden bu burayla ilgili en önemli kısmı; CHP’nin dış ilişkilerine emek veren, bir tanesi AKPM’deki en genç üyelerinden biri olan Aysu Bankoğlu olmak üzere, şu andaki Genel Sekreterimiz geçmiş dönemlerde çok önemli görevler yapan Selin Sayek Böke olmak üzere delegasyon düzeyinde çok önemli emekleri var. Ama lider düzeyinde hem dış ilişkilerde, dış politika noktasında çok daha aktif bir siyaset izleyeceğimizi ifade etmiştim. Ben bugün AKPM’de ilk kez bulundum ve bir dizi görüşme gerçekleştirdim. Sosyalist grupta bir konuşma yaptım, Türkiye’de çok sayıda televizyon canlı yayında verdi. Orada Filistin meselesinden Azerbaycan’ın konseyde yaşadığı sorunları, hepimizin ortak halletmesi gereken neoliberal politikaların her geçen gün yarattığı yoksulluğa ve o yoksulluğun ve birtakım korkuların yönetimiyle aşırı sağın yükselmesini, bunun hem bizim hem diğer ülkelerde yaşayan göçmenler için yeniden hortlattığı riskleri, sol, sosyal demokrat bir parti olarak kazandığımız yerel seçim zaferinin sırrı, anahtarları, kilometre taşlarına ilişkin deneyim paylaşımına kadar bir konuşma yaptım. Ardından İYİ Parti’nin de temsil edildiği Liberallerin grubunu ziyaret ettim, başkanlarıyla görüştüm. Yine DEM Parti’nin mensubu bulunduğu grubu ziyaret ettim ve o grubun başkanıyla bir toplantı gerçekleştirdim.

Bunun yanı sıra, hiçbir partiyi ayırmaksızın Türkiye Delegasyonu’nu ziyaret ettim ve onlarla bir sohbet gerçekleştirdim. Tabii Sayın Büyükelçi’yi, büyükelçiliğimizde ziyaret ettiğimi hatırlatmama gerek yok. ve son olarak Meclis Başkanını ziyaret ederek karşılıklı beklentilerinizi, iyi ilişkilerin arttırılmasını ve hep birlikte yapabileceğimiz çok şeyin olduğunu konuştuk. Tabii kendisi görevi gereğince Yunanistan’ı temsil etmiyor, tüm AKPM’yi temsil ediyor. Ama Türkiye-Yunanistan ilişkilerini, Kıbrıs sorununu, bunun aşılmasıyla ilgili diyalog, diplomasi ihtiyacına yönelik karşılıklı görüş alışverişimizi de çok değerli ve yeni bir dönemin ilk adımlarını atabilecek bir ortak irade beyanı olarak karşılıklı ifade ettik. Çok verimli AKPM temasları oldu. Buradan kendi adımıza, partimiz adına mutlu ayrılıyoruz ve gelecek açısından son derece önemli gördüğümüz adımları attığımızı değerlendiriyoruz.

“AB ÜYELİĞİNİ ÇOK UZUN SÜREDİR BEKLİYORUZ”

Bundan sonra buraya daha çok geleceğim. Daha aktif bir siyaset, dış politika ve dış ilişkiler yürüteceğiz. Türkiye’nin AB üyeliği üçüncü Genel Başkanımız ve dönemin Başbakanı Ecevit zamanında tam üyelik başvurusu yapılmıştı. Çok uzun süredir bekliyoruz. Karşılıklı hatalar, karşılıklı eksiklikler var. Sorunun tümünü Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten hükümetlere yükleyemeyeceğimiz gibi, sorunu AB’ye de tek başına yüklemek doğru değil. Ama bugün Türkiye’de insanlar çok önemli bir vize sorunu yaşıyorlar. Gizlenmiş bir ambargo uygulanıyor. Bu konuyu da bugün dile getirdim. Ülkelerin liderlerine elbette bu sorunun aşılmasıyla ilgili katkı talep ettik, bu benim görevim. Ama bu sorunun esas çözüm alanı, 2015 yılında o zaman partisinin genel başkanı değil, tarafsız cumhurbaşkanıyken, o dönem Sayın Davutoğlu vize serbestisi için çalışıyorken, biz bunun için AK Parti’ye kayıtsız şartsız destek vereceğimizi söylemişken iş Siyasi Ahlak Yasasına gelince, Kişisel Verileri Koruma Kanununa (KVKK) gelince, terör tanımının AB standartlarında -her düşüneni, her konuşanı, her gazeteciyi, her öğrenciyi terörist ilan etmemesi için- netleştirilmesine gelen son üç kanun noktasına geldiğimizde, Erdoğan’ın dönüp ülkenin başbakanına, ‘Bunları çıkarırsan bir tane il başkanı, bir tane ilçe başkanı bulamazsın.’ Bu önemli bir itiraftı. ‘Bunu çıkarırsan cezaevlerindeki bütün teröristler dışarı çıkar, kimseyi zapt edemezsin’ deyip önce set çekmesi sonra da onu Siyasi Ahlak Yasası ve ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ lafından sonra partiyi de Erdoğan’a rağmen yönetmeyi çalışacağını düşününce, alıp adeta kapının önüne koyup Türkiye’yi de Binali Yıldırım’a teslim ettiği süreci hep birlikte yaşadık.

“ÜÇ KANUNU ÇIKARMADILAR, ÜLKENİN BAŞBAKANINI DAHİ DEĞİŞTİRDİLER”

O günlerde bu üç kanunu çıkarmadılar ve ülkenin Başbakanını dahi değiştirdiler. Gitgide despotlaşan bir yönetim var. Örneğin İstanbul seçimlerini KVKK Avrupa standartlarında olmadığı için, İstanbul’daki bütün psikiyatri raporlarını üç bavula doldurup, YSK’ya götürüp ‘Bunların içinde kısıtlı seçmenler var. Akıl hastası oldukları için oy kullanamazlardı. Oy kullandılar, seçimi iptal edin.’ Seçimlerde, Siyasi Ahlak Yasası olarak bilinen yasaya karşı çıkıp daha sonra o günlerde ve devamında siyasetini hangi maden şirketlerini, hangi uluslararası şirketlere, başka ülkelerin Türkiye’deki yatırımlarına finanse ettirdiğini gördüğümüzde o kanunu niçin istemediğini hep birlikte anladık ve yaşamış olduk. Elletmediği ve her geçen gün daha da sertleştirdiği terör tanımı yüzünden nasıl gazetecileri, öğrencileri, siyasetçileri mahkum ettiğini, hapse attığını ve nasıl bir siyaset izlediğini hep beraber gördük. O yüzden örneğin vize serbestisinin önündeki bu üç engeli aşmak, CHP iktidarında 15 günlük iştir. veya CHP gibi düşünenlerle birlikte 15 günlük iştir, Meclis’te bu işleri halletmek. Ama temel hedefimizin AB’ye tam üyelik olduğunu, bu yoldaki yürüyüşün her adımının biraz daha demokratik bir Türkiye yaratacağını, hukukun üstünlüğü arayışının Türkiye’nin bugünkü ekonomik sıkıntıları aşma noktasında hukuk güvencesi açısından yabancı yatırımcı çekmek, Türk şirketlerine yabancı ortaklar bulmak, Türkiye’de mal ve can güvenliği noktasında bir hukuk güvencesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından değerlendirildiğinde ne kadar kıymetli olduğunu böyle kıymetli bir topluluğa hatırlatmama dahi gerek yok. ve yine kuvvetler ayrılığı dediğimiz; yasama, yürütme, yargının birbirinden kesin bir şekilde ayrılması, bunun kesin olarak ayrı olduğu dünyada en güçlü 10 ekonominin 9’unun güçlü parlamentolar ve katı kuvvetler ayrılığıyla yönetildiği ve hukukun üstünlüğü endeksinde de en üst sıralarda olan ülkeler olduğunu ve siz hukuku üstün kıldıkça Türkiye’nin daha zenginleşeceğini herhalde ifade etmeye bile gerek yok.

“BİZİM BUNDAN SONRAKİ ÇIPAMIZ AB’YE TAM ÜYELİK HEDEFİDİR”

O yüzden biz, AB için attığımız tam üyelik için her adım Türkiye’yi daha çok güvenilen, daha çok ziyaret edilen, daha çok turist olarak gidilen, yatırımcı olarak gidilen, iş yapmak için gidilen bir ülke haline getireceği muhakkak. O yüzden bizim bundan sonraki çıpamız AB’ye tam üyelik hedefidir. ve bu noktada çok kararlı bir yürüyüş sergileyeceğimizi ifade etmek isterim. Biz yurt dışı seçim çevresi olmasını ve o seçim çevresinden partilerin adaylar göstermesini, aldıkları oy nispetinde de milletvekili çıkarmalarını ve Türkiye’deki parlamentonun mensubu olmalarını savunuyoruz. Bu konuda kanun teklifimiz var. Burada vatandaşın sahipsizlik, kimsesizlik, buradaki Türk toplumunun arkasında durulmadığına ilişkin duygu durumuyla ilgili bugün çok şey duydum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa yapmamız lazım. Biz artık Türkiye’nin en çok oy alan birinci partisiysek bir muhalefet refleksiyle değil, birinci parti kararlılığıyla ve özgüveniyle buralara daha çok gelmeli, daha çok temas etmeli, sorunları hem buradaki muhataplar nezdinde çözmeli, hem burayı daha kendilerini yakın ve ilgili hissettirme noktasında üzerimize düşeni mutlaka yapmalıyız. Emeklilere yurt dışında çalışma izni noktasındaki sorunlardan haberdarım. Türkiye’de bir erken emeklilik, daha doğrusu borçlanarak emeklilik yerine geldiyse burada çalışma izninin olmaması ve sosyal yardımların alınılmamasının büyük bir problem olduğu bize hep rapor ediliyordu. Ayrıca bir diğer sorun olarak da Türkiye’de borçlanarak emekli olma şartlarının inanılmaz ağırlaştırıldığını ve fiilen artık bu imkanın ortadan kalktığını da biliyoruz. Parlamentoda bu konuda arkadaşlarımız zaman zaman konuşmalar yapıyorlar.

Askerlikle ilgili Türkiye’deki bedelli askerlik ücretine sabitlenmesi gerekiyor. Çünkü artık Türkiye’de isteyen bedelli askerliği yapabiliyorken böyle yüksek ücret uygulanmasının önemli bir haksızlık olduğunu ifade eden bir araştırma komisyonu teklifi sunulabilir. Belki diğer partilerle diplomasi yapılabilir. AKPM’deki üyeler üzerinden ve partilerine böyle bir komisyonun kurulmasını onlar da telkin ederlerse komisyon çok faydalı bir çalışma yapıp üç ay içinde rapor yazabilir. O raporlar Meclis tarafından ve yürütme tarafından kanunlarımıza göre dikkate alınması gereken raporlar oluyor. Her ne kadar Soma raporu o kadar ciddiye alınmamış olsa da ve birçok kez teklif etsek de hep reddedilip reddedilip facialardan sonra kullanılan komisyonlar maalesef çok üzücü. Bugün de İliç Komisyonu kuruldu şimdi. Ama Soma Komisyonu, Soma faciasından önce reddedilmişti. Bugün, Hekime Karşı Şiddeti Önleme Günü. Bu konuda CHP’nin 11 tane sağlık emekçilerine karşı şiddetin araştırılması önergesi reddedilip Gaziantep’te Ersin doktorumuzunkarnına koca bir bıçak sokulduğu günün ertesi günü oy birliğiyle kurulmuştur bu komisyon. Bir kez daha hem Ersin’i hem hayatını kaybeden bütün sağlık çalışanlarını rahmetle anıp, bugün çalışan sağlık çalışanlarımıza duyduğumuz minneti ifade edip, Türkiye’den yurt dışına en çok giden nitelikli göçün doktorlar ve sağlık emekçileri olduğunu hatırlatıp, iktidarımızda ve iktidar olana kadar da yapacağımız yapıcı muhalefet sürecinde bu sorunu hep dile getireceğimizi ve onların yeniden Türkiye’ye dönmesi, Türkiye’ye katkı sağlamalarının çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Erdoğan’ın, ‘Yurt dışına gideceklermiş. Giderseniz gidin. Gerekirse biz bu profesörlerin yaptığı işi, asistanlarıyla yaparız’ yaklaşımının tam bir Erdoğan yaklaşımı olduğunu, burada her görüşten siyasi partiden değerli dostlarımızın olduğu bir ortamda ne kadar yıkıcı, ne kadar yıpratıcı, ne kadar gerçekten uzak ve ne kadar yanlış bir politika olduğunu ifade etmek isterim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-vize-serbestisinin-onundeki-uc-engeli-asmak-chp-iktidarinda-15-gunluk-istir/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda olacaklarını açıkladı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gamze-tascier-1-mayista-taksim-meydaninda-olacaklarini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gamze-tascier-1-mayista-taksim-meydaninda-olacaklarini-acikladi/#respond Thu, 18 Apr 2024 08:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28061 CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, 1 Mayıs’ta tüm emekçileri meydanlara davet etti. Taşçıer, “Erdoğan’ın yıllardır Taksim’i her 1 Mayıs’ta kapalı cezaevine çevirdiğini de çok iyi biliyoruz. Bu yasakçı zihniyetin Taksim’in tarihsel geçmişine sahip çıkan emekçilere her türlü baskıyı, zulmü, tehditi yaptığını da biliyoruz. Tüm bunları bilerek şunu da söylüyoruz; 1 Mayıs Taksim’dir, taksim 1 Mayıs’tır. 1 Mayıs’ta meydanlarda olacağız” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, genel merkezde düzenlediği basın toplantısında, yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Mayıs’ta tüm emekçileri meydanlara davet eden Taşçıer, şöyle konuştu:

“İki hafta sonra takvimler 1 Mayıs’ı gösterecek. Bu 1 Mayıs’ta da emekçiler, düşük ücretliler, aşırı çalışma, açlık sınırında hayatta kalma mücadelesi, güvencesizlik ve sendikal örgütlenme hakkına olan saldırılarla dolu bir ortamda karşılıyor olacak. İşsizi, emeklisi, memuru, mavi yakalısı, gri yakalısı hepsi mutsuz. Türkiye’de emeğiyle, alın teriyle geçinen herkes mutsuz. Çünkü hiç kimse emeğinin karşılığını hakettiği derecede aldığını düşünmüyor. Enflasyon durdurulamadığı için olan yoksula, orta gelirliye oluyor. Birileri daha da zenginleşirken orta gelirliler yoksulluğa, açlığa sürükleniyor. Tarihimizin gördüğü en büyük servet transferi projesiyle on milyonlar kazanımlarını bir avuç kaymak tabakaya kaybediyor. Keşke 1 Mayıs kutlanabilecek bir bayram olsaydı. Ama Türkiye’de maalesef bundan çok uzağız. 1 Mayıs bizler için mücadelenin sembol günü. Hak aramanın, sesini bir olup duyurmanın, birlik olmanın, dayanışmanın günü. Böylesi sembol bir günün elbette bizler için de sembol bir mekanı var o da Taksim Meydanı.

“1 MAYIS TAKSİM’DİR, TAKSİM 1 MAYIS’TIR”

77 kanlı 1 Mayıs’ı hiçbirimiz unutmuyoruz. Karanlık odaklar tarafından katledilen insanlarımızı bir kez daha rahmetle anıyoruz. Yakın tarihte olanları, söylenenleri de dün gibi hatırlıyoruz. ’33 yıl sonra Taksim Meydanı’nı yeniden 1 Mayıs için açıldığında bu Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinin bir eseridir’ sözlerinin kimin söylediğini biliyoruz. Dün ‘Taksim 100 bin kişiyi ağırladı. Tarihi gün yaşandı. Türkiye bu manzara için 32 yıl beklemek zorunda kalmıştır’ diyeni de biliyoruz. Aynı Erdoğan’ın yıllardır Taksim’i her 1 Mayıs’ta kapalı cezaevine çevirdiğini de çok iyi biliyoruz. Bu yasakçı zihniyetin Taksim’in tarihsel geçmişine sahip çıkan emekçilere her türlü baskıyı, zulmü, tehditi yaptığını da biliyoruz. Tüm bunları bilerek şunu da söylüyoruz; 1 Mayıs Taksim’dir, taksim 1 Mayıs’tır.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NİN TAKSİM YASAĞINI KALDIRAN KARARI UYGULANSIN”

Biz CHP olarak bu konudaki tavrımızı açık ve net bir kez daha ilan ediyoruz. Taksim Meydanı emekçilerin ortak hafızasıdır diyerek 1 Mayıs yasağına ilişkin kararı kaldıran Anayasa Mahkemesi’nin 12 Ekim 2023’te almış olduğu kararın uygulanması çağrısını yapıyoruz. Hukuksuz yasak kararında ısrar edilmemesini, meydanın tarihine ve değerlerine uygun bir şekilde emekçilere açılmasını istiyoruz. Öyle sınırlı sayıda kişiyle sembolik bir izin değil, meydanın milyonlara açılmasını istiyoruz. Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin bu konudaki çağrılarına biz de CHP olarak destek veriyoruz. Önümüzdeki günlerde İstanbul İl Başkanı’mız Özgür Çelik ve il örgütümüz bu konuyla ilgili valiyle bir görüşme gerçekleştirecek. ve partimizin bu konudaki talebini, beklentisini iletecek.

“1 MAYIS’TA MEYDANLARDA OLACAĞIZ”

Emekçiler güvencesizlikten, yokluktan, yoksulluktan, adaletsizlikten ve ertesi gün nasıl bir hayata uyanacağını bilememekten yoruldu. Yormayın artık emekçileri. Asgari ücretle sefalet koşullarında yaşamaya çalışanları lütuf diye sunmayın. Emeklilere verilecek üç kuruş zammı ekonomi batar yalanıyla süsleyip, milyonlarca emekliye ne haliniz varsa görün demeyin. Maaşlara gelen zamların daha yılın ilk çeyreğinde buhar olmasına göz yummayın. Çalışanları enflasyona ezdirmeyin. Bugün iktidar tarafından yapılmak istenen tarihsel özelliğinden ve mücadele gerçekliğinden koparılıp ehlileştirilmiş bir 1 Mayıs kültürü oluşturmak. Elbette bunu başaramıyorlar, başaramayacaklar ama maalesef başaramayınca da baskıya, şiddete, yasaklara başvuruyorlar. Bugün örgütsüz hale getirilip yalnızlaştırılmak istenen işçi sınıfını, 17 bin lirayla hayatta kalmaya, tutunmaya çalışan asgari ücretlilere, kadro alamayan taşeron işçilere, güvencesiz çalışan emekçilere, ektiğinin karşılığını alamayan çiftçilere, çıraklık ve staj mağdurlarını, bugün de batmadık diye dua eden esnafımızı, 10 bin lirayla ölüm sınırında mücadele eden emeklilerimizi, atanamayan öğretmenlerimizi, her geçen gün daha da kötüye giden ekonomiye, ranta, çifte standarta, baskıya ve sömürü düzenine artık yeter diyen herkesi 1 Mayıs’ta alanlara bekliyoruz. Tüm emekçileri bir arada durmaya, omuz omuza haykırmaya, hakkı olanı alabilmek için ses yükseltmeye davet ediyoruz. ‘Yaşamaya evet, hayatta kalmaya hayır’ demek için 1 Mayıs’ta meydanlarda olacağız diyoruz.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, CHP TBMM Grup Müdürü Levent Bayraktar’ın hayatını kaybettiğini belirterek, ailesine, sevenlerine ve CHP ailesine başsağlığı dileklerini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gamze-tascier-1-mayista-taksim-meydaninda-olacaklarini-acikladi/feed/ 0
Türkiye, 2030’da yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçebilir https://www.haber60.com.tr/turkiye-2030da-yuzde-100-yenilenebilir-enerjiye-gecebilir/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-2030da-yuzde-100-yenilenebilir-enerjiye-gecebilir/#respond Thu, 18 Apr 2024 06:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28009 ” Türkiye, 2030’da yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçebilir”

“Belediyeler ‘yüzde 100 yenilenebilir enerji’ konusunda adım atmalı”

İSTANBUL – Türkiye’nin yüzde 55-60 oranında yenilenebilir enerjiye geçtiğini belirten Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, bunun kısa sürede yüzde 100’e çıkabileceğini söyledi. Yapılacak çalışmalarla 2030’a kadar ‘yüzde 100 yenilenebilir enerji’ kullanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Uyar, “Ama kömür santrali kurmayıp nükleeri durdurmalı. Çünkü nükleerin elektriği için Rusya’ya 14 buçuk sent verecekmişiz. Halbuki bu enerji, güneşten bir sente üretiliyor” dedi.

IRENEC 2024 14. Uluslararası %100 Yenilenebilir Enerji Konferansı, 17 Nisan’da İstanbul Beykent Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. 3 gün sürecek olan konferansta; ulusal ve uluslararası birçok katılımcı yer alırken alanında uzman kişiler ‘yenilenebilir enerji’ hakkında çeşitli bilgilendirmelerde bulunuyor. Etkinliğin moderatörlüğünü yapan Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği Türkiye Başkanı ve İstanbul Beykent Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar da konu hakkında çeşitli bilgilendirmelerde bulundu.

Her yıl 8,7 milyon kişi sadece hava kirliliğinden ölüyor

İlk olarak yüzde 100 yenilenen enerji hakkında konuşan Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, “Fosil yakıtlardan arınmış, sadece doğal olan güneş ışığı, rüzgarın kinetik enerjisi ve suyun potansiyel enerjisinden yararlanarak bütün enerji ihtiyaçlarının karşılanabilmesidir. 14 yıldır bunu yapıyoruz. Çünkü diğer kullanılan yakıtlar hem atmosferi kirletiyor hem de her yıl 8,7 milyon kişi sadece hava kirliliğinden ölüyor. Bu sorunları halletmek için bütün dünya ülkeleri; Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler 2015’ten beri bu sorunu gündeme aldılar. Dünyada bunun için çalışan alanında uzman hocalarımız ise burada konuşuyor. Fosil yakıtlar, temizmiş gibi her yerde. Üniversitemiz ise dünyada tek olan bu konferansa ev sahipliği yaparak sorunların çözümü için liderlik yapmış oluyor” şeklinde konuştu.

Konferansa asıl belediyelerin katılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, “Çünkü bu konuları bilmiyorlarsa enerji ve iklim alanlarında 30-40 yıl geride kalmışlar demektir. Şimdi burada Bağcılar Belediyesi’nden insanlar var. Yenilenebilir enerji için belediyelere büyük sorumluluk düşüyor” dedi.

1 trilyon euro ayırdılar

Dünyada yapılan çalışmalar hakkında konuşan Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar şunları söyledi:

“Avrupa, 2019’da Yeşil Mutabakat ile ‘bütün bu sorunları’ aşalım dedi. 27 ülkenin parlamentolarından gelen, Avrupa Parlamentosu’nun onayladığı Avrupa Yeşil Mutabakatı diyor ki ‘2050 yılında Avrupa’yı iklim nötr ilk kıta yapacağız.’ Bunun için bir trilyon euro ayırdılar. Çalışmaları sürüyor. Avrupa’da yaklaşık 112 şehir seçtiler. 33’ü bu işi yapabileceğini kanıtladı, belge aldılar. Hedeflerine ulaşmak için 5 görev belirlediler. Bunlardan birincisi iklim değişikliğine adaptasyon. İklim değişiyor ama ‘insan ölsün’ diyemeyiz. Sel, yangın gibi durumlara önlem almak gerekir. İkincisi, şehirler bir an önce fosil yakıtsız hale getirilmelidir. Üçüncüsü kanser misyonu, dördüncüsü toprakların korunmasıdır. Beşincisi ise deniz ve suların korunmasıdır. Birleşmiş Milletler de ise yenilenebilir enerji kuruluşu yoktu, kuruldu. O da bütün ülkelere yenilenebilir enerji konusunda nasıl daha çok adım atabileceklerini anlatıyor.”

“Yenilenebilir enerjiyi kullanınca savaşmanıza gerek kalmıyor”

Türkiye’nin bütün enerjisini rüzgardan sağlamanın mümkün olduğunu da belirten Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, “Zaten herkes güneşlenmeye Türkiye’ye geliyor. Ama Almanya’nın bizden 5 misli fazla güneş paneli var. Yani Türkiye’nin bu konuda potansiyeli çok iyi. Sadece karar vericilerin tercihini önemli. Yenilenebilir enerjiyi sınırsız, en ucuza, kimseyi öldürmeden kullanabiliyorsunuz. İnsanlar; doğal gaz, petrol, kömürle ilgili savaşıyor. Güneş enerjisini kullanmak için kimseyi öldürmeniz gerekmiyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-2030da-yuzde-100-yenilenebilir-enerjiye-gecebilir/feed/ 0
AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın sözlerine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-mustafa-onsay-saadet-partisi-kutahya-milletvekili-ali-fazil-kasapin-sozlerine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-mustafa-onsay-saadet-partisi-kutahya-milletvekili-ali-fazil-kasapin-sozlerine-tepki-gosterdi/#respond Thu, 18 Apr 2024 05:57:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27998 AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın “Şehir Hastanesi göstermelik açıldı” şeklindeki sözlerine sert tepki gösterdi.

Basın toplantısı düzenleyen Önsay, Kasap’ın Kütahya’ya yapılan her hizmetti “Görmezden gelip” kıyasına eleştirdiğini ifade etti. Önsay, “Bütün emekleri görmezden gelip, üstünü kapatıp, ‘AK Parti’ye gol atacağım’ diye ‘Tayyip Bey’e laf edeceğim’ diye gelip Kütahya Şehir Hastanesini konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar, yoksa bu ifadelerimi daha da sertleştireceğim” diye konuştu.

Önsay, Kasap’ın geçmişte de Kütahya Zafer Havalimanı yatırımını da sürekle eleştirerek, şehri zor durumda bıraktığını dile getirdi.

Önsay, “Bugün duyuyoruz, bir tane Kütahya milletvekilimiz ‘Ya oradaki makineyi buraya mı getiriyorlar? ‘ diyor. Şunu anlamaları gerekiyor, yani sen bir milletvekili olarak mesele nedir, burada yapılan iş nedir, bunu bir konuşmadan araştırman lazım. Burada kamu – özel ortaklığı ile yapılmış bir hastane var ve bu hastane Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Şu anda Sağlık Bakanlığı yönetiyor, yani Sağlık Bakanlığı hem Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesine hem Şehir Hastanesine sahip ve biz bugün bir başhekimle ikisini beraber yönetiyoruz. Burada yapılan işi başka türlü göstermeye çalışmak hakikaten büyük bir aciziyet. Biz vekilimizden şunu beklerdik. Bütün bunlar konuşulurken halk ‘Devlet Hastanesi yıkılıyor, neden yıkılıyor?’ dediğinde ‘ben defalarca bunun önüne geçtim, burası depreme dayanıksız, burayı bir an önce yıkın, yıkmıyorsunuz diye hükümeti eleştirmiştim, en sonunda yıktılar’ diye söylemesi lazım ama onun yerine Şehir Hastanesine bir şekilde kara çalma noktasına gidiyor. İşte Kütahya’nın problemi bu, yani bu şehre bir şey kazandırma noktasında muhalefetin, iktidarın, vekillerin, muhalefetin il başkanları, iktidarın il başkanları, teşkilatlar, tamamen aynı hedefte yürümesi lazım, seçim bitmiş daha on gün olmuş yirmi gün olmuş, bir seçim yokken bile, yakın gelecekte bir seçim gözükmezken bile, bir siyaset yapıyorum diye Şehir Hastanesini karalamanın, bu şekilde hareket etmenin, ben bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Bunlar şehre zarar veriyor. Şimdi yine başladı, duymuşsunuzdur, görüyorsunuzdur, bizim Türkiye’nin her yerinde Kütahya’daki Zafer Havalimanı’na benzer birçok havalimanı var ama bunların hiçbirisi Türkiye’de gündem olmazken sağ olsun bizim bu muhalefet olduğunu söyleyen vekiller sayesinde, sanki Türkiye’de Zafer Havalimanı’ndan başka o konumda olan başka bir yapı yokmuş gibi devamlı bunu ortaya çıkararak örnek haline getirdiler. Şimdi 23 ilde Şehir Hastanesi var. Hiçbir ilde Şehir Hastanesi, efendim şöyle mi oluyor, oraya hasta gidince böyle mi oluyor şeklinde söylentiler yokken, bizim burada bu başladı. Bu yanlış arkadaşlar, bunu yapmayalım. Bu şehre bunu yapmaya Kimsenin hakkı yok. Sonra biz Kütahya’dan bir taleple gittiğimizde bize bürokrasi diyor ki, ‘Sizin orada zaten bir havalimanı yaptık başımıza gelmeyen kalmadı’ şimdi de, ‘Bir Şehir Hastanesi yaptık, başımıza gelmeyen kalmadı’ diyecekler. Buna ne hakkınız var, bu nasıl bir memleket sevdasıdır. Bu nasıl Kütahya’yı sevmektir. Bu nasıl Kütahya’ya hizmet etmektir. Ben bunu hiç anlamıyorum. Bunu ne Afyon milletvekili yapar, ne Eskişehir milletvekili yapar, ne Uşak Milletvekili yapar. Bunu yaparsa ancak maalesef Kütahya milletvekilleri yapar. Yazıktır ya, bu şehri bu şekilde kötülemeye, bu şekilde kötü örneklerin şehri haline getirmeye izin vermeyelim. Bu kadar Zafer Havalimanı’nı kötüledin eline ne geçti senin. Çok şükür Sağlık İl Müdürlüğümüz çalışanlarımız büyük bir gayretle bugün orayı açıp öbür gün diğerini kapatıp, ertesi gün orada işe devam ettirebilirler. Ne yaşadık, hiçbir şey yaşamadık ama bütün bu gayretleri bütün bu emekleri görmezden gelip üstünü kapatıp AK Parti’ye gol atacağım diye Tayyip Bey’e laf edeceğim diye gelip Kütahya şehir Hastanesine konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar yoksa bu ifadeleri daha da sertleştireceğim. Biz bu şehre yeni bir hastane yapmak istiyoruz, 8 yataklı bir hastane hedefimiz var. Bir şey söyleyeceksen bununla ilgili söyle, bir artı koymak için çalış. Olan her şeyi yok saymak, olan her şeyi kötülemekle bu milletin bu Kütahya’nın moralini bozmaktan başka yaptıkları hiçbir şey yok. 10 yıldan beri bu şehir, Şehir Hastanesi bekliyor, açıyoruz, aynı gün tezvirata başladılar. Yok ‘Seçimi alelacele açtılar’ ne alakası var. Biz orada 28 Mart’ta gelip açılış töreni mi yaptık. AK Parti bayrakları mı astık, ne yaptık yani. Eğer biz acele açacak olsaydık Sayın Cumhurbaşkanımız Buraya geldiğinde 28 Şubat’ta açardık” ifadelerini kullandı. – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kutahya-il-baskani-mustafa-onsay-saadet-partisi-kutahya-milletvekili-ali-fazil-kasapin-sozlerine-tepki-gosterdi/feed/ 0
BAE’nin yağışı artıran bulut aşılama uçuşlarının 18 ayda düşmesi beklenen yağmurun 24 saat içinde yağmasına sebep olduğu iddia ediliyor https://www.haber60.com.tr/baenin-yagisi-artiran-bulut-asilama-ucuslarinin-18-ayda-dusmesi-beklenen-yagmurun-24-saat-icinde-yagmasina-sebep-oldugu-iddia-ediliyor/ https://www.haber60.com.tr/baenin-yagisi-artiran-bulut-asilama-ucuslarinin-18-ayda-dusmesi-beklenen-yagmurun-24-saat-icinde-yagmasina-sebep-oldugu-iddia-ediliyor/#respond Thu, 18 Apr 2024 00:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27944 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bugün, ülkede kaydedilen en şiddetli yağışların ardından büyük bir kaos yaşandı ve şimdi kurumaya çalışıyor. Ancak, Dubai ve diğer bölgelerde meydana gelen felaket selin, kendileri tarafından tetiklenmiş olabileceği şüpheleri var.

Genellikle kavurucu sıcaklara sahip olan BAE, yer altı suyu sağlamak için yoğun bir şekilde bulut aşılama tekniği kullanıyor. Bu teknikte, uçaklar bulutlara tuz patlayıcıları sıkarak yağmur oluşumunu hızlandırıyor ve yağışı tetikliyor.

Associated Press’in analizine göre, BAE’nin bulut aşılama çabalarıyla ilişkilendirilen bir uçak, Pazar günü ülke genelinde uçuş gerçekleştirdi. BAE Ulusal Meteoroloji Merkezi’nden meteorolog Ahmed Habib, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, olağanüstü yağışlardan önce birkaç gün boyunca çeşitli bulut aşılama uçuşlarının yapıldığını belirtti.

Bulut aşılama üzerine spekülasyonlar artarken, NCM, CNBC’ye yaptığı açıklamada, Salı günü saatlerinde herhangi bir operasyon yapılmadığını, ancak Pazar ve Pazartesi günleri operasyonların gerçekleştirildiğini doğruladı.

Sosyal medyada paylaşılan şok edici videolar, yüzlerce sürücünün arabalarını terk edip güvenliğe yüzmek zorunda kaldığını gösterdi. Bazı araçlar tamamen sular altında kaldı ve çatıları zar zor su yüzeyinden görülebiliyordu. Bazı zengin sürücüler, lüks araçlarında ‘yüzdüklerini’ övünerek anlattı; ama çoğu, selde mahsur kalarak araçlarının arızalanmasına tanık oldu.

Yağmur suyu evleri de doldurdu, insanları evlerinden çıkararak daha yüksek yapılarda sığınma aramaya itti.

Korkunç sel, havaalanını ve çevresindeki yolları bastı, onlarca uçuş iptal edildi ve yolcular şiddetli yağmurdan korunmak için terminalde sıkışıp kaldı.

Ülkenin yöneticileri, bazılarının Salı gecesi sular altında kalan araçlarında uyuduğu ülke için toplam hasar veya yaralanma bilgisi sunmadı.

Ancak Ras al-Khaimah’ta, ülkenin en kuzeydeki emirliğinde, polis 70 yaşındaki bir adamın sel sularıyla sürüklenen aracında hayatını kaybettiğini belirtti.

Bu sabah sosyal medyada paylaşılan video, şehrin nasıl yağmur perdesiyle kaplandığını gösterdi. Yağmurlar Pazartesi geç saatlerde başladı ve Dubai’nin kumlarını ve yollarını yaklaşık 0.79 inç yağmur ile ıslattı.

Fırtınalar Salı günü yerel saatle sabah 9 civarında şiddetlenerek gün boyu devam etti ve şehri daha fazla yağmur ve doluyla doldurdu.

Salı gününün sonunda, Dubai 24 saat içinde 5.59 inç yağmura maruz kaldı.

Dubai Uluslararası Havaalanı’nda, dünyanın uluslararası seyahatler için en işlek havaalanı ve uzun mesafe taşıyıcısı Emirates için bir merkez olan bir yılda ortalama 3.73 inç yağmur görülür.

Bazı yorumcular, bulut aşılamanın sellerden sorumlu olamayacağını, bu tekniğin mevsimsel yağışları yalnızca %10-30 oranında artırabileceğini belirtiyor.

Zaten bölgeye doğru ilerlemekte olan anormal bir hava sisteminin ve Dubai’nin yetersiz drenaj sistemlerinin bu şiddetli selin asıl nedeni olduğunu öne sürüyorlar.

Temizleme çalışmaları sabah erken saatlerde başladı; tanker kamyonları sokaklara ve otoyollara su pompalamak için gönderildi.

Yetkililer, okulları tatil etti ve hükümet, temizleme çalışmaları sürerken evden çalışma politikası uyguladı.

Dubai’nin seyahat otoriteleri bugün, sadece birkaç saat içinde bir buçuk yıldan fazla yağmurun vurduğu havaalanından uzak durulması konusunda yolcuları uyardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baenin-yagisi-artiran-bulut-asilama-ucuslarinin-18-ayda-dusmesi-beklenen-yagmurun-24-saat-icinde-yagmasina-sebep-oldugu-iddia-ediliyor/feed/ 0
Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü: Sağlık Çalışanları Şiddeti Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/saglikta-siddetle-mucadele-gunu-saglik-calisanlari-siddeti-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/saglikta-siddetle-mucadele-gunu-saglik-calisanlari-siddeti-protesto-etti/#respond Wed, 17 Apr 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27904 HABER: EDDA SÖNMEZ/KAMERA: MEHMET ÇALPAR

İstanbul Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 17 Nisan Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle düzenlediği ortak basın açıklamasıyla sağlıkta şiddet sonucu yaşamını yitiren sağlık çalışanlarını andı. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hacer Ayşen Yavru, “Sağlıklı çalışma koşullarında, tükenmeden ve şiddet görmeden nitelikli sağlık hizmeti verebilmemiz için sağlık sisteminin eşitlikçi, toplumun sağlığını önceleyecek şekilde yeniden inşası zorunludur” dedi.

Gaziantep’te 17 Nisan 2012 tarihinde tedavi ettiği hastasının yakını tarafından sırtından bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Aslan’ın ölüm yıldönümü, Türk Tabipler Birliği tarafından “Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü” ilan edilmişti. İstanbul Tabip Odası ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, 17 Nisan Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle İstanbul Üniversitesi İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi Hastanesi önünde toplandı. Sağlıkta şiddet sonucu hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının fotoğraflarını taşıyan hekimler, sağlıkta şiddeti protesto etti.

Sağlık çalışanları, hayatlarını kaybeden meslektaşları için 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu, “Sağlıkta şiddet sona ersin” sloganları attı.

“ŞİDDETİ DURDURMAK İÇİN KILINI DAHİ KIPIRDATMAYAN SİYASİ İKTİDAR VE BİR BAKAN VAR”

SES Anadolu Şube Eş Başkanı Hatice Yayla, sağlıkta şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, “Bugün Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında katledilmesinin üzerinden tam 12 yıl geçti.  Maalesef ki bugün baktığımızda sağlıkta şiddet hiç hız kesmeden ve artarak devam ediyor. Şuanda bile biz burada açıklama yaparken dahi kimbilir kaç arkadaşımız sözel ve fiziksel şiddete maruz kalıyor. 20 yılı aşkın bir süredir yürütülen sağlıkta dönüşüm politikalarının bir sonucudur yaşadıklarımız. Bugün hala şiddeti durdurmak için kılını dahi kıpırdatmayan bir siyasi iktidar ve bir sağlık bakanı var karşımızda. Sağlık sistemini içinden çıkılmaz hale getiren, rant alanına dönüştüren, piyasalaştıran, toplumun sağlık hakkını yok sayan, emeğimizi değersizleştirip sömürenlerdir bu şiddetin sorumluluları. Mevcut sağlık sisteminde toplumun hizmete ulaşımı zorlaştıkça, vaat edildiği gibi olmadığı görüldükçe hesap sorulan, öfke boşaltılan da maalesf ki biz sağlık emekçileri oluyoruz” dedi.

“BU ŞİDDET ORTAMINA ALIŞMAYACAĞIZ”

Yayla, “Ne sağlık emekçilerine yöneltilen şiddeti ne de toplum içerisinde normalleştirlmeye çalışılan bu şiddet kültürünü asla kabul etmiyoruz. Şiddeti çalışma ortamlarımızın doğal bir parçası haline getirmek isteyenlere, bu şiddete alışmamızı bekleyenlere buradan bir kez daha ifade ediyoruz ki bu şiddet ortamına alışmayacağız. Sağlıkta şiddeti durdurmak ve haklarımıza kavuşmak için tüm sağlık emekçileriyle birlikte ve sağlık hakkı ellerinden alınan halkımızla birlikte mücalede etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“GÜNDE ORTALAMA 50’DEN FAZLA SAĞLIKTA ŞİDDET BAŞVURUSU YAPILIYOR”

Ortak basın açıklamasını okuyan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hacer Ayşen Yavru, sağlıkta şiddetin korkunç boyutlara ulaştığını belirterek, 2023 yılında Beyaz Kod verilerinden günde ortalama 50’den fazla sağlıkta şiddet başvurusu yapıldığını söyledi.

Sağlıkta şiddet için gerekli çözümlerin üretilmediğinin altını çizen Yavru, “Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarımıza ve çağrılarımıza rağmen sağlıkta şiddetle alakalı halen herhangi bir ciddi adım atmaması, Dr. Ersin Arslan’ın ölümünden sonra olduğu gibi, yeterli olmayan yasal düzenlemelerle yetinmesinin nedeninin sistemi korumaya yönelik olduğunu biliyoruz. Üstelik Sağlık Bakanlığı Beyaz Kod verilerini paylaşmaktan da kaçınıyor! Tüm bunlar, her geçen gün bizi çalışamaz hale getiren şiddetin çözümüne dönük etkin, sahici adımlar değildir” dedi.

“SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI KABUL EDİLMELİ”

Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte hastaların müşteri olarak görüldüğü, sağlık çalışanlarının ise gittikçe değersizleştirildiği bir sistemde çalıştıklarını ifade eden Yavru, şöyle konuştu:

“Bu sistemde sağlık hizmetleri de niteliksizleşiyor ve sonucunda toplumun sağlığının daha da geriye gidiyor. Sağlıklı çalışma koşullarında, tükenmeden ve şiddet görmeden nitelikli sağlık hizmeti verebilmemiz için sağlık sisteminin eşitlikçi, toplumun sağlığını önceleyecek şekilde yeniden inşası zorunludur. Bunun dışında sağlıkta şiddet yasası kabul edilmeli, idarecilerin sorumluluğu göz ardı edilmemeli, çalışma ortamımızın düzenlenmesi için İstanbul Tabip Odası ve SES olarak önerdiğimiz çözümler dikkate alınmalıdır.

“MÜCADELE, DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLENMEYLE ŞİDDETSİZ BİR YAŞAMI HEP BİRLİKTE KURABİLİRİZ”

Tabii ki toplumsal alanda büyüyen şiddet iklimi ve bizi birbirimize düşman ederek kazanç sağlamaya çalışan zihniyetin varlığında sağlık alanında şiddetin de var olacağını biliyoruz. Dolayısıyla şiddetle her alanda mücadele etmekten başka bir şansımızın olmadığı açıktır. Ancak, mücadele, dayanışma ve örgütlenmeyle şiddetsiz bir yaşamı hep birlikte kurabiliriz.

“SAĞLIKTA ŞİDDET SONA ERENE KADAR MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

İstanbul Tabip Odası ve SES olarak bu zamana kadar çalışma ortamlarımızdaki şiddet sorununun çözümü için her alanda, her düzeyde emeğimizi ortaya koyduk. Sağlıkta şiddet nedeniyle kaybettiklerimizin anılarını yaşattık, yaşatacağız. Sağlıkta şiddete karşı mücadele gününde sözümüzü yineliyoruz! Sağlıkta şiddet sona erene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglikta-siddetle-mucadele-gunu-saglik-calisanlari-siddeti-protesto-etti/feed/ 0
Antalya, Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle yaşanan ihracat kaybını doğu ülkeleriyle kapatmaya çalışıyor https://www.haber60.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/#respond Wed, 17 Apr 2024 01:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27778 Antalya Rusya- Ukrayna savaşı sebebiyle yaşanan ihracat kaybını doğu ülkeleriyle kapatmaya çalışıyor

Antalya’da ihracatçılar, yeni pazar arayışında

ANTALYA – Türkiye’nin en önemli domates üretim merkezi Antalya’yı ihracatta Rusya-Ukrayna savaşı etkiledi.

İhracatın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yaptıklarını açıklayan İhracatçı Bülent Özdemir, kaybı Doğu Avrupa ülkeleriyle kapatmaya çalıştıklarını açıkladı.

Pazardaki satış oranı yüzde 70 düştü

Yaş meyve ve sebze sektörü içinde geçtiğimiz Ocak ayında en fazla ihracatın domates ürünü ile yapıldığı Antalya’da, Rusya-Ukrayna savaşının yansıması ihracatı düşürdü. İhracatçı Bülent Özdemir, ihracatın olumsuz etkilenmemesi için çözüm arayışına girdiklerini belirterek, “Ramazan Bayramı öncesine kadar özellikle yurtdışında ki çalıştığımız ülkelerde özellikle hava durumundan kaynaklı ciddi bir talep vardı. Şu an çalıştığımız ülkelerde havanın sıcaklığı arttığı için, her ülkenin üretimi pazarlara girmeye başladı. Bu nedenle tabii ki ihracatımız düşmeye başladı. Doğu Avrupa ülkeleri ile beraber Ukrayna ağırlıklı ihracat yapıyoruz. Rusya-Ukrayna arasındaki kriz, pazardaki satış oranını yüzde 70 düşürdü. Ukrayna nüfusu, 45-50 milyon civarındayken, Nüfusun büyük bir bölümü etkilendi.25 milyon kişinin, savaş bölgesinde oldukları için tüketim gücü de zayıf. Biz de ihracatımızın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yapıyorduk, günde 3-4 tır çıkış yapıyordu, şimdi günlük ihracat çıkışımız 1 tırı ancak buluyor. Savaşın etkisi bu.”

Bülent Özdemir, üretimde de sorun yaşanıldığına değinerek çiftçiye destek verilmesini talep etti. Özdemir, “Üretim maliyetleri yüksek olunca, dışarıda ki pazarlarla rekabet etme gücümüz sınırlı oluyor, rekabet etmekte sorun yaşıyoruz. Girdi maliyetleri yüksek olunca çiftçimiz de mutlu olamıyor. Çiftçiyi destekleme konusunda bir çalışma yapılırsa çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bütün dünyada yaşanan maddi sıkıntılar bizim ülkemizi de etkiliyor. Yurt dışından gelen ithal bitki koruma ürünleri, beraberinde petrol fiyatları, domatesin maliyetini yükseltiyor. Şu an ihracat fiyatları, 20-22 TL bandında, piyasada 18 TL Ürünün kalitesine göre fiyatlar artabiliyor ya da azalabiliyor. Tamamen kaliteye odaklı” ifadelerine yer verdi.

Tüm dünyada kriz var

Tüm dünya ülkelerinde ekonomik sıkıntılar yaşandığında dikkat çeken Bülent Özdemir, diğer ülkelerdeki krizlerin de ihracata zarar verdiğini açıkladı. Özdemir, şöyle devam etti: “Yılbaşından beri dikkatimi çeken bir şey var, yurtdışında iş yaptığımız insanların alım gücünün biraz düştüğünü görüyorum. Geçtiğimiz yıllarda günlük 5 tır ihracatımız varken, şimdi 1 tıra düştü. Tahminimce yurt dışında ki müşterilerimizin satın alma gücü ile ilgili. Her gün farklı bir ülkede sıkıntı olduğunu duyuyoruz, siyasi ya da ekonomik sorunlar var. Bu sıkıntılar, insanın alım gücünü düşürüyor.”

“Doğu Avrupa’ya ürün gönderiyoruz”

Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkeleriyle çalışmaya başladıklarının altını çizen Bülent Özdemir, sınır kapısındaki yoğunluk çözülmeden ihracatı gerçekleştirmenin zor olduğunu söyledi. Özdemir, “Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkelerini koyduk, onların da en büyük sıkıntısı ulaşım. Özellikle yılbaşı öncesi ve sonrası ülkemizden çıkan araçlar, sınır kapısındaki yoğunluk nedeniyle, üç gün önce çıkış yapamadı. Üç gün de Bulgaristan’da analize takılıyoruz. Avrupa Birliği girişinde, bitki koruma laboratuvarları kontrollerini yapıyor. Üç gün de oradan kaybımız oluyor. Aracımız 6 gün içinde Bulgaristan’a giriş yapabiliyor. İhracat yaptığımız ülkeye ulaşması 10-12 günü buluyor. 10 gün sonra bizim gönderdiğimiz mal, 3 günde Avrupa’nın kendi ürettiği pazarlardan gelen mallarla rekabet edecek. Ürünlerin belli bir raf ömrü var, bu ömrü biz yılbaşından önce yollarda tükettik. Başka pazarları hedef aldık ama diğer pazarlardan mutlu olan bir ihracatçı göremedim” diye konuştu.

Kapıkule Sınır Kapısı’ndan ayrı bir güzergah oluşturulmalı

Bülent Özdemir, üretici maliyetlerinden önce ihracatçının en büyük sorununun, ulaşım problemi olduğunun altını çizerek, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “En büyük sorun, bizim maliyetlerimizden önce yollarda kaybettiğimiz süre. Bir ürünün %1 fireyle yetişmesinden ziyade %50 çürüklerle karşılaştık. Tüm ihracatçılar aynı şeyden şikayetçi. Sınır kapılarındaki yoğunluğu biraz azaltabilirsek, 3-4 gün beklediğimiz süreyi bir güne indirebilirsek, kapılar açıldığında da mallarımızı temin edecek olan ülkeye 5-6 gün içinde ulaşabilirsek, tüm sıkıntıları aşarız. Kapıkule Sınır Kapısı’nda sağlam bir iyileştirme yapılması lazım, soğutucu cihazlı araçlara, yaş meyve sebze ve gıda taşıyan araçlara ayrı bir güzergah oluşturulması gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan enflasyon mesajı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-enflasyon-mesaji/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-enflasyon-mesaji/#respond Wed, 17 Apr 2024 01:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27770 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ” Ekonomi, güvenlik, deprem, hak ve özgürlükler ile terörle mücadele başta olmak üzere acil sorunlarımıza odaklanmış bulunuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından millete sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan bir Ramazan-ı Şerif’in, bayramın geride bırakıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahmet, bereket ve yardımlaşma ayı olan ramazanın manevi iklimini en güzel şekilde teneffüs etmek için gayret gösterdiklerini belirtti. Ramazan Bayramı’nı da ruhuna uygun şekilde, kırgınlıkların giderildiği, birlik ve beraberliğin perçinlendiği bir kardeşlik şölenine dönüştürüldüklerini söyleyen Erdoğan, İdari izinle 9 güne çıkan bayram tatili boyunca tüm Türkiye genelinde ciddi insan ve araç trafiğinin yaşandığını ifade ederek, “Kara, hava ve demir yollarımızı kullanan kişi sayısı 120 milyonu geçti. Gerek yollarımızın kalitesi gerekse emniyet birimlerimizin aldığı tedbirler sayesinde bu yoğun süreci geçmiş yıllara göre az bir kayıpla atlattık. Muhalefetten gelen eleştirilere rağmen hizmete aldığımız köprülerin ve otoyollarımızın trafiği ne kadar rahatlattığını bir kez daha görmüş olduk” diye konuştu.

Sadece Osmangazi Köprüsü’nden 5-14 Nisan arasında geçen araç sayısının 941 bini aştığını ifade eden Erdoğan, “İstanbul Havalimanında 2 milyon 213 bin yolcuya hizmet verildi. Antalya Havalimanımız 14 Nisan Pazar günü 11 bin 260 yolcuyla 2024’ün en yüksek rakamına ulaştı. Yüksek hızlı trenlerle 1 milyon insanımız seyahat etti. Benzer rakamlar diğer ulaştırma projelerimiz için de geçerlidir. Kamu-özel işbirliğiyle devletin kasasından tek kuruş çıkmadan hayata geçirdiğimiz projelerimizin milletimizin hayatını kolaylaştırma yanında ülkemiz ekonomisine de katkı sağlamasından memnuniyet duyuyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Çalışma, Turizm ve İçişleri Bakanlıkları vasıtasıyla tedbir ve denetimleri yoğunlaştıracaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramın üçüncü günü Antalya’da meydana gelen teleferik kazasıyla herkesin yüreklerinin dağlandığını söyledi. Erdoğan, 1 vatandaşın yaşamını yitirdiği, 17’sinin yaralandığı elim kazada 174 insanın kabinlerde saatlerce mahsur kaldığını, AFAD ve Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere devletin birimlerinin yoğun gayretleri neticesinde 23 saat süren bir tahliye operasyonuyla 174 vatandaşın burunları kanamadan kurtarıldığını kaydetti. Kurtarma çalışmalarını gece gündüz demeden büyük bir titizlikle sürdüren 2 bin 200’den fazla personelin her birine teşekkür eden Erdoğan, kurtarılan vatandaşlara “geçmiş olsun” dileklerini iletti, yaralılara acil şifalar diledi.

“Maalesef aynı vicdansızlığın bayramdan hemen önce Beşiktaş’ta yaşanan yangın faciasıyla ilgili de sergilendiğini gördük”

Yaşanan olayla ilgili ihmali, kusuru ve sorumluluğu olanlara dair yargının süratle harekete geçtiğini, bilirkişi oluşturularak bir ön rapor hazırladığını vurgulayan Erdoğan, soruşturma kapsamında bu hattı işleten firma ile bakımdan sorumlu firma yetkililerinin aralarında yer aldığı 5 kişinin tutuklandığını, 8 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildiğini belirtti. Ana muhalefet partisi yöneticileri ve medya organlarının daha olayın ilk anından itibaren hadiseyi sulandırma, devletin kurumlarını töhmet altında bırakarak asıl sorumluları koruma çabalarının olduğunu kaydeden Erdoğan, “Maalesef aynı vicdansızlığın bayramdan hemen önce Beşiktaş’ta yaşanan yangın faciasıyla ilgili de sergilendiğini gördük. İhmaller ve skandallar zincirinin bir sonucu olarak, rızkının peşindeki 29 emekçi kardeşimiz İstanbul’un göbeğinde hayatını kaybetti. Ancak ne sendikalardan ne basın yayın kuruluşlarından ne de muhalefet cephesinden kayda değer hiçbir tepki gelmedi. Güya hak, hukuk ve adalet adına Van’a koşanlar, Beşiktaş’ta göz göre göre can veren işçiler için tek bir adım dahi atmadılar. Bunun adı sadece vicdansızlık değil, aynı zamanda iki yüzlülüktür” dedi.

Hiç kimsenin siyasi kimliğini öne sürerek, sorumluları adaletten kaçıramayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem Antalya’daki hem de Beşiktaş’taki cinayetlerin faillerinin yargıya hesap vermesi için üzerimize düşeni yapacağımızın bilinmesini özellikle istiyorum. Birilerinin ihmali veya sorumluluğu dolayısıyla benzer acıların tekrar yaşanmaması için Çalışma, Turizm ve İçişleri bakanlıklarımız vasıtasıyla tedbirlerimizi ve denetimlerimizi daha da yoğunlaştıracağız” dedi.

“31 Mart seçimlerinin ilk kazananı sandıktır, sandığın namusu ve itibarıdır”

Yüksek Seçim Kurulunun 2 Ocak tarihli açıklamasıyla başlayan 31 Mart Mahalli İdareler seçim maratonunun suhuletle tamamlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerin huzur içinde, en ufak bir şaibeye mahal vermeden neticelenmesinin demokrasinin kazanç hanesine yazıldığını bildirdi. Erdoğan,” Bu başarı tablosunun oluşmasında hizmeti geçen her kademedeki kamu görevlilerini ve siyasi partilerimizi tekrar tebrik ediyorum” dedi.

Milletin takdiriyle göreve gelen belediye başkanları, meclis üyeleri ve muhtarlara muvaffakiyetler dileyen Erdoğan, “Seçimler sonrasında muhalefet partilerinin bir kısmının sergilediği sorumlu ve ağır başlı tavrı takdirle karşıladığımızı ifade etmek isterim. Yarınki grup toplantımızda seçim sonuçlarını tüm yönleriyle, kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. Burada bir hususa değinmekte fayda görüyorum. Bir süredir istisnasız her seçim öncesinde tedavüle konulan ‘son seçim’ propagandasının 31 Mart’la beraber tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşılmıştır. Türkiye, tüm menfi kampanyalara rağmen, bir seçimi daha alnının akıyla, dünyaya örnek olacak bir olgunlukla gerçekleştirmiştir. 31 Mart seçimleri son 22 yıldaki 18’inci demokrasi bayramı olarak siyasi tarihimize geçmiştir. 31 Mart seçimlerinin ilk kazananı sandıktır, sandığın namusu ve itibarıdır” ifadelerini kullandı.

Rüştünü, gücünü ve yetkinliğini tartışmasız bir şekilde tekrar ispat eden Türk demokrasisinin, bu seçim sürecinin en büyük galibi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına kıymetli bir kazanım olarak görüyorum. Muhalefetin de artık bu konuda gerekli dersi çıkaracağını, bir daha böyle temelsiz, basit ve demokrasimize faydadan çok zarar veren argümanların arkasına sığınmayacağını ümit ediyorum” açıklamasını yaptı.

Hükümet ve siyaset kurumu olarak son 21 yıldır olduğu gibi gelecekte de demokrasinin standartlarını yükseltmeye devam edeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu iradenin yakın zamandaki en net tezahürünün bugün 7’nci yıl dönümü idrak edilen 16 Nisan 2017’deki Anayasa Değişikliği halk oylaması olduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin, bu halk oylamasıyla yaklaşık 200 yıllık bir tartışmaya nihai noktayı koyduğunu, yönetim modeli tercihini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yana kullandığını belirten Erdoğan, “16 Nisan halk oylaması, modern dönem siyasi tarihimizin en büyük milli irade devrimlerinden biri olarak demokrasi mücadelemizde yerini almıştır. 14-28 Mayıs seçimleriyle de parlamenter sisteme geri dönüş tartışmaları bir daha açılmamak üzere yine milletimiz tarafından kapatılmıştır. Siyaset kurumunun, eskiye dönüş tartışmalarıyla vakit kaybetmek yerine mevcut sistemin daha da iyileştirilmesine mesai harcamasının Türkiye için çok daha faydalı olacağına inanıyorum” dedi.

Böyle bir adım atılması halinde uygulamadaki 6 yıllık tecrübeler ışığında kendilerinin de bu sürece gerekli katkıyı sunmaktan memnuniyet duyacağını belirten Erdoğan, Türkiye’nin son 10 ayına damga vuran seçim gündeminin geride kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomi, güvenlik, deprem, hak ve özgürlükler ile terörle mücadele başta olmak üzere acil sorunlarımıza odaklanmış bulunuyoruz. Kovid-19 salgınıyla başlayan, sonrasındaki gelişmelerle derinleşen küresel ekonomik kriz, özellikle enflasyon boyutuyla halen devam ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üretim, istihdam, yatırım ve enflasyonu kontrol altına alma konusunda gelişmiş ekonomiler dahil hemen herkesin ciddi sıkıntılar yaşadığını kaydetti.

“Ekonomideki yol haritamıza sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz”

Yakın çevredeki gerilimlerin ve çatışmaların da etkisiyle olumsuzlukların yansımalarının Türkiye’de de hissedildiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan her gün bir yenisi patlak veren bölgesel krizleri yönetirken diğer taraftan da ekonomideki yol haritasına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını dile getirdi. Geçen sene uygulamaya koydukları Orta Vadeli Programın (OVP) müspet sonuçlarını görmeye başladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2023 yılını yüzde 4,5’lik büyüme oranıyla kapattık. Tarihimizde ilk kez milli gelirde 1,1 trilyon doları, kişi başına düşen gelirde ise 13 bin doları aşmış olduk. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11’inci ekonomisiyiz. 2024’ün ilk çeyreğine ait veriler net ihracatın büyümemize önemli katkı sağladığını ortaya koyuyor. 2024 yılının ocak-mart arasında ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,6 oranında artışla 63,7 milyar dolara yükseldi” dedi.

Mart ayı ihracatının ise 22 milyar 578 milyon doları bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamla en yüksek 3’üncü mart ayı ihracat değerine ulaşıldığını söyledi. İthalatta ağustos ayından bu yana aylık azalış trendinin devam ettiğini kaydeden Erdoğan, “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 1,3 puan artışla yüzde 75’i yakaladı. İhracatın da pozitif etkisiyle büyüme oranımızın yıl sonunda yüzde 4’e yaklaşacağına inanıyoruz” açıklamasını yaptı.

Özellikle istihdam piyasasının güçlü bir ivme gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün açıklanan şubat ayı rakamlarına göre istihdam mevsim etkilerinden arındırıldığında yıllık bazda 1 milyon 156 bin artışla 32,4 milyona ulaştığını İşsizlik oranını ise yüzde 8,7 olarak gerçekleştiğini açıkladı.

“Enflasyonun ücretli kesimde yol açtığı sıkıntıları yakinen biliyoruz”

Tüm dünya gibi Türkiye’nin de temel sorununun hayat pahalılığıyla katmerleşen enflasyon baskısı olduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi:

“Emeklilerimiz başta olmak üzere enflasyonun ücretli kesimde yol açtığı sıkıntıları yakinen biliyoruz. Bu konuda tavrımız palyatif tedbirlerle günü kurtarmak yerine enflasyonu düşürerek kalıcı refah artışını sağlamaktır. Kendimiz bedel ödesek dahi ülkemize, milletimize ve gelecek nesillere bedel ödetecek her türlü popülist adımdan uzak durduk, duracağız. Abuk sabuk vaatlerin adeta havada uçuştuğu 31 Mart seçim sürecinde maruz kaldığımız onca baskıya rağmen seçim ekonomisi uygulamayarak milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirdik.”

“Bu kararlı duruşumuzun Türkiye ve Türk ekonomisi için ne kadar kıymetli olduğunu inşallah zamanla hep birlikte daha da iyi göreceğiz” diyen Erdoğan, yıllık enflasyonun senenin ikinci yarısından itibaren piyasa beklentileriyle de uyumlu bir şekilde düşüşe geçmesini beklediklerinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uygulanan politikaların etkisiyle cari açıkta daralmanın başladığını söyleyerek, “Ocak ayında yıllık cari açık geçen seneye kıyasla 15 milyar dolar azalarak 37,5 milyar dolara geriledi. Altın ve enerji hariç tutulduğunda 34,6 milyar dolarlık cari fazla gerçekleşti. Olağanüstü bir durum olmaması halinde sene sonunda cari açığın milli gelire oranla yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Kendi enerji kaynaklarımızı devreye aldıkça inşallah bu oranlar daha da iyileşecek. Gabar petrolü ve Karadeniz doğal gazı keşiflerimizle uzun yıllar sonra bu sektörde ilk defa özgüven kazandık. Bayramın ikinci günü Gabar’daki petrol üretiminde günlük 40 bin varilin üzerine çıkmayı başardık. 2024 sonu hedefimiz günlük 100 bin varile ulaşmak. Bunun için de gece gündüz demeden çalışıyoruz. Van ve Hakkari’deki yeni kuyularımızda yapacağımız keşiflerle üretim rakamlarını çok daha yukarılara taşıyacağız. Yeni dönemde Orta Vadeli Programımızı güçlendirecek adımlar atacağız. Ekonomi ekibimiz bununla ilgili hazırlıklarını yaptı. İnşallah çok yakında bunları kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

“Böyle olmadığını bildikleri halde jet yakıtı konusunda iftira atanları asla ve asla unutmayacağız”

İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasına öncülük eden ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hakikate rağmen hükümetin haksız ve buram buram fırsatçılık kokan ithamlara maruz kaldığını söyledi. “Özellikle böyle olmadığını bildikleri halde jet yakıtı konusunda iftira atanları asla ve asla unutmayacağız” diyen Erdoğan,”Türkiye katliamların çok öncesinde İsrail’e askeri amaçla kullanılabilecek hiç bir malzemenin satışına izin vermemiştir” dedi.

İran-İsrail gerilimi ile ilgili değerlendirmede bulunan Erdoğan, “İsrail hükümeti ateşi bölgeye yaymak için provakatif adımlar atmaktadır. İsrail’in uluslararası hukuku ve Viyana Sözleşmesi’ni çiğneyerek Şam’daki İran büyükelçiliğini hedef alması bardağı taşıran son damla oldu. Bir kaç ülke dışında tepki veren çıkmadı. İran’ın cevabı karşısında hemen kınama yarışına girdiler. Öncelikle kınanması gereken Netanyahu’nun ta kendisidir. 13 Nisan gecesi yüreklerimizi ağzımıza getiren gerilimin müsebbibi Netanyahu ve gözünü kan bürümüş yönetimidir. Türkiye olarak özellikle son 2 gündür Gazze’deki katliamların geri plana itilmemesi için temaslarımızı daha da artırdık. Tüm aktörleri artık saldırılara son vermeye ve sorumluluk içinde hareket etmeye davet ediyoruz. Gazze’de zulüm ve soykırım durmadıkça bölgemizin yeni gerilimlere gebe olduğu açıktır” şeklinde konuştu.

Savunma sanayii ürünlerini ihraç ettiğimiz ülke sayısı 185’e çıktı

Savunma sanayii ürünlerini ihraç ettiğimiz ülke sayısının 185’e çıktığını söyleyen Erdoğan, “İHA ve SİHA’lar kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere ihraç edilen ürün çeşidi ise 230’u buldu. 2012’den bugüne kadar toplam 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece 2023 yılı İHA ihracatımızın toplam tutarı 1,8 milyar dolara ulaştı. Bir dönem tabanca dahi verilmeyen ülkemiz 110’dan fazla ülkeye yüksek kaliteli hafif silahlar ve tabanca ihraç ediyor. Geçtiğimiz Şubat ayında beşinci nesil savaş uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. KIZILELMA ve ANKA-3 ile artık bu alanda farklı bir lige yükseliyoruz. Bundan on sene, on beş sene, yirmi sene önce tohumlarını serptiğimiz projelerin hamdolsun bugün meyvelerini toplamaya başladık. Türkiye’nin gurur kaynağı olan savunma şirketlerini ahlaksızca hedef alınmasının gerisinde işte bu eşsiz başarı hikayesi vardır. Zihni sömürge haline getirilmiş beşinci kol elemanları yerli ve milli firmalarımıza ülkemizin yüz akı teknoloji projelerine saldırarak iplerini ellerinde tutanlara karşı diyet borçlarını ödemeye çalışıyor. Maalesef ülkemizde muhalefet aktörleri de bunlara destek veriyor, sahip çıkıyor, müfterilerin gönüllü avukatlığını üstleniyor. Savunma şirketlerimize yönelik bu hayasız akınlar karşısında elbette biz teslim olmayacak, asla geri adım atmayacağız. Terör örgütlerine nefes aldırmayan, güvenlik güçlerimizin eli, kolu, gözü olan, Türkiye’nin itibarını ve nüfuz alanını artıran, Türk ekonomisine katma değer üreten, hasılı her alanda iftihar vesilemiz olan şirketlerimizin yanında olmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, dinlenmeden mücadele edeceğiz” açıklamasını yaptı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-enflasyon-mesaji/feed/ 0
Sincan Cezaevi’nde tahliye talepleri ve beraat isteği https://www.haber60.com.tr/sincan-cezaevinde-tahliye-talepleri-ve-beraat-istegi/ https://www.haber60.com.tr/sincan-cezaevinde-tahliye-talepleri-ve-beraat-istegi/#respond Wed, 17 Apr 2024 00:33:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27759 HABER: ESRA TOKAT

Sincan Cezaevi’nde yargılanmasına devam edilen sanık Ayhan Bora Kaplan ve bugün dinlenen tüm sanıklar, tahliyeleri ve beraatlerini talep etti. Duruşmaya, 18 Nisan Perşembe günü devam edilecek.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada haklarında dava açılan 28’i tutuklu 61 sanığın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılandığı davanın ikinci duruşması Sincan Cezaevi’nde görüldü.

GİZLİ TANIK İFADELERİ SORULDU

Öğle arasının ardından duruşmada tanık ifadeleri sanık Ayhan Bora Kaplan’a soruldu. Mahkeme Başkanı’nın “Bu insanlar(valeler) neden telsiz ve silah taşıyor ve telefonda konuşmak istemiyorlar? Bu gayretin nedeni nedir?” sorusuyla başlayan duruşmada sanık Kaplan, “Yüksek ihtimalle mekanlara yaranmak için polislerin sigara denetimini haber vermek içindir. Ben bu işleri yaptığım dönemde yoktu bunlar. Bunlar ben devrettikten sonra oldu” diyerek kendini savundu ve şu mahkeme başkanı ile arasında diyaloglar gerçekleşti:

Mahkeme Başkanı: “Senin isminin ne özelliği var da ‘hava atmak için’ senin ismini kullanıyorlar?”

Ayhan Bora Kaplan: “Mekanlar popüler olunca siz de popüler oluyorsunuz. Ben de Ankara’da sevilen bir insanım. Sanatçı, sporcu, iş insanları tanıdıklarım var ve fotoğraf koyuyoruz”

Mahkeme Başkanı: “Bu kadar sevilen bir insan olduğun için mi bu kadar müşteki seni suçluyor?”

Ayhan Bora Kaplan: “Emniyetin algısı nedeniyle böyle oldu. Emniyet hep bunu yaptı.”

Gizli tanıkların ifadesinin usule uygun alınmadığını öne süren sanık Kaplan, “Ben emniyette nasıl ‘bana 7-8 sayfa verilip al bunları imzala’ dendiyse aynı şekilde onlara da bu yapıldı. Kulaktan doyma ne varsa koyuyorlar, savcının bilgisayarına flaşh bellekle de çıktısı alınıyor. Savcı gizli tanıkların ifadesini alınmadı” iddiasında bulundu. Mahkeme Başkanı ise Kaplan’a “Savcı resmen suç işledi diyorsun yani?” sorusunu yöneltti. Kaplan da “Araştırılsın efendim” dedi.

4 GÜN İÇİNDE 6 DEFA DEVREDİLEN “ABK” PLAKALI ARAÇ

Mahkeme Başkanı’nın 4 gün içinde 6 defa devredilen ve sanık Ayhan Bora Kaplan’a hediye edildiği iddia edilen 025 ABK kodlu araçtan Glock marka silah çıkmasını sorması üzerine sanık Ayhan Bora Kaplan, “Bu araba Ozancan Yıldız ve Doğan Kaan Yıldız’ındı. Ben sonradan aldım. O araç o dönem bana ait değildi. Ben çevirme uygulamasına takıldım. Şimdi tesadüf mü ‘ABK’ ve 25 Erzurum diyorsunuz ama gerçekten tesadüf. Bir araç günde 22 defa de el değiştirebilir bunun hukuksal olarak bir engeli yok. Arkadaşlarım para koyarak aldı üstünü de ben ödedim” iddiasında bulundu.

AYHAN BORA KAPLAN TAHLİYESİNİ VE BERAATİNİ İSTEDİ

Yakalandığı gün Esenboğa Havaalanı girişinde aracının durdurulması sonucu bulunan telefonları soran Mahkeme Heyeti’ne, Kaplan “Benim telefon şifrem 135790” dedi. Mahkeme Başkanı “O zaman bu şifreyi Emniyet’e bildirelim, açsınlar telefonu” dedi. Savunmasını “Vicdanınıza bırakıyorum” sözleriyle sonlandıran sanık Ayhan Bora Kaplan, tahliyesini ve beraatini istedi.

Sanık Kaplan’ın ardından “silahlı suç örgütü üyeliğinden” yargılanan sanıklardan Fatih Güler, Furkan Anıl Bahar, Gökhan Gülümser, Hasan Aslantaş, Hasan Can Saraçoğlu, Kanber Keskin savunmalarını yaptı.

“EN BÜYÜK ABİ KİMSEYİ YATIRMAZ”

Sanık Furkan Anıl Bahar’a tape kayıtlarında geçen “En büyük abi kimseyi yatırmaz, herkesi içerden alır” ifadesindeki “abi kim” diye soruldu. Sanık Bahar, “Dil sürçmesidir efendim, üstünden de yıllar geçmiş hatırlamıyorum” dedi.

“BORA KAPLAN ALEYHİNDE KONUŞUN’ DEDİLER”

Sanık Kanber Keskin “Bora Kaplan aleyhinde konuşun, seni suç ortağı yapacağız’ dediler. Ben teslim olduğumda beni orada dövdüler, elektro şok verdiler. Biz terörist değiliz. Ben bir suça karışmadım. Hayatım boyunca çocuklarım, ailem biraz daha rahat yaşasın diye çalıştım. Günde 3 farklı işte çalıştım, nöbet aralarında uyuklayarak geçti sandalyelerin üstünde hayatım. Valelik yapmadım sadece güvenlik görevlisi olarak çalıştım. Benim şirketim yok, arabam bile yok. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” diye konuştu.

“ARKADAŞ”TAN KAST EDİLEN “TELSİZ” SAVUNMASI

Öte yandan, tapelerde sanıkların birbirleriyle aralarında geçen konuşmalarda kullandıkları “arkadaş” ifadesi ile kast edilenin “telsiz” olduğu iddia edildi ve polisler tarafından telsiz kullanılmasının bilinmemesi için “arkadaş” kelimesini kullandıkları iddia edildi.

MAHKEME BAŞKANI’NDAN SANIK KAPLAN’A: “DUA ET VURAL SAVAŞ HAYATTA DEĞİL”

Öte yandan, Mahkeme Başkanı ile sanık Ayhan Bora Kaplan arasında duruşma sırasında dikkati çeken bir diyalog da yaşandı. Mahkeme Başkanı, geçen yıl hayatını kaybeden Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ı hatırlatarak, “Dua et o hayatta değil. Biz en azından dosyada delil var mı diye arıyoruz” dedi.

Duruşmaya, 18 Nisan Perşembe günü devam edilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sincan-cezaevinde-tahliye-talepleri-ve-beraat-istegi/feed/ 0
Özgür Özel: “Hatay Halkının İradesine Sahip Çıkmaya Bu İşin Peşini Bırakmamaya Devam Edeceğiz” (3) https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-hatay-halkinin-iradesine-sahip-cikmaya-bu-isin-pesini-birakmamaya-devam-edecegiz-3/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-hatay-halkinin-iradesine-sahip-cikmaya-bu-isin-pesini-birakmamaya-devam-edecegiz-3/#respond Tue, 16 Apr 2024 23:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27718 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimlerin ardından TBMM’de ilk grup toplantısını yaptı. Özel, seçim sürecinde partisini birinci parti çıkarmada emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerine başladı. Hatay’da seçimlerin yenilenmesi için YSK’ya yaptıkları “tam kanunsuzluk” başvurusuna da değinen Özel, “Bu itirazları reddedenler şimdi tam kanunsuzluğun daniskansına bakalım ne cevap vereceklerdir. Halkın iradesi sakatlanmıştır. Hatay halkının iradesine sahip çıkmaya bu işin peşini bırakmamaya devam edeceğimizin altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyorum. Hatay bizim kişisel, milli meselemizdir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de 31 Mart’taki yerel seçimlerin ardından ilk grup toplantısında milletvekillerine ve partililere seslendi. Grup salonunda hem CHP’lilerin hem de gazetecilerin ilgisi oldukça yoğundu. Özel, kürsüye çıkarken “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.

“Bugün tarihi bir toplantıyı gerçekleştiriyoruz” diye sözlerine başlayan Özel, tüm örgüt üyelerine seçim sürecindeki başarılarından ötürü teşekkür etti. Özel, ayrıca belediye başkanı seçilen milletvekilleri Burcu Köksal, Abdurrahman Tutdere, Hasan Baltacı ve Ahmet Önal’ı da selamladı. Özel, “İllerinde tek milletvekilleriydiler, o ilin sesini Türkiye’ye duyurdu ve bu zor coğrafyalarda her biri her iki kişiden birini oyunu alarak bu gruptan ayrıldılar ama o illerin belediye başkanı oldular” dedi. Özel, ayrıca Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan ama seçilemeyen Veli Ağbaba’ya da “İsmet Paşa’nın yüreğine su serpti memleketinde, milliyetçileri, muhafazakarları ayırmadı” diyerek teşekkür etti.

Özel, ayrıca partisinin önceki dönemde görev yapan ve yeniden seçilen belediye başkanlarına da teşekkür ederek, “Bize oy veren hiç kimseyi pişman etmeyeceğimize buradan söz veriyoruz” ifadesini kullandı.

“BİZE DÜŞEN FİLİSTİN DAVASINA SAHİP ÇIKMAK”

AKPM’de yarın konuşma yapacağını ifade eden Özel, konuşmasında İsrail’in mezalimini dile getireceğini söyledi. İlk işinin en kısa zamanda Filistin’e gitmek oradaki halkın sesini dünyaya duyurmak olduğunu belirten Özel, “33 bin çocuk, kadın, genç ölüyor kimse kılını kıpırdatmıyorsa orada bize düşen 3. Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’la kurduğu ilişki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının davası olan Filsitin davasına sahip çıkmaktır” dedi.

“KUSURU OLAN KİM VARSA GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMASIN”

Antalya’da meydana gelen teleferik kazasına da konuşmasında yer veren Özel, hayatını kaybeden yurttaşa rahmet dileyerek, “Memleketlerine döndüğünde oradaki belediyemiz talimatlandırldı, çocuklar evladımızdır, aile ailemizdir. Tüm yaralılara acil şifalar diliyorum. Kusuru olan kim varsa gözünün yaşına bakılmasın, adli soruşturmayı takip ediyor, denetim mekanizmalarımızı işletiyoruz. Ancak bugün Antalya’da büyük bir kanunsuzluk, vicdansızlıkla karşı karşıyayız” diye konuştu.

“SOMA’DA 301 MADENCİ ÖLDÜ BİR KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI”

Özel, soruşturma kapsamında tutklanan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün durumunu, “Bugün hiçbir kusuru, günahı olmadığı halde göz altına alındığı yetmezmiş gibi tutukluluk gibi tedbire başvurulması… Allah’tan korksunlar. Soma’da 301 maden görevlisi öldü bir kamu görevlisi yargılanmadı. 22 yıllık iktidarlarında 1 kişiye yargılanma izni verilmemişken yaşanan olayı suçsuz başkanımı Mesut Kocagöz’e yıkanlara yazıklar olsun buna izin vermeyeceğim” diye değerlendirdi.

Hatay seçimleri için YSK’ya “tam kanununsuzluk” başvurusu yaptıklaranı hatırlatan Özel, şunları kaydetti:

“HATAY HALKININ İRADESİNE SAHİP ÇIKMAYA BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“31 Mart’ta millet bizi 1. parti yaptı, bu hükümete de oylarıyla bir mesaj yolladı. Geçmiş dönemlerde yaptıkları hataları misliyle tekrar etmeye çalışanların sandıktan ders almadığı anlaşılıyor. Eğer geçen 31 Mart seçimi AK Parti’nin o başvurusuyla yenilendiyse bizim bu dosyamıza göre Hatay seçiminin en az 8 kez yenilenmesi gerekir. 108 seçmen çeşitli sebeplerle haklarında kısıtlılık kararı var oy kullanamazken oy kullandıklarını ispatladık. 3 bin 389 seçmen ölmüş oldukları halde yerlerine oy kullanıldı. CHP Hatay’da geçersiz oyların aradaki farkın 15 katı olmasına rağmen yapmış olduğu başvurular ilçede, ilde ve YSK’da reddedilmiştir. imdi aynı başvuruyu bir kez daha yapıyoruz. Tam kanunsuzluk burada ölü, kısıtlı seçmenin oyunda, emniyet görevlilerinin sandık başkanı olmasında yoksa bu kanunun neresinde yazmaktadır. Bu tam kanunsuzluk haline susacak olanlar kendi vicdanlarına, 31 Mart’ta attıkları imzalara, bu itirazları reddedenler şimdi tam kanunsuzluğun daniskansına bakalım ne cevap vereceklerdir. Halkın iradesi sakatlanmıştır. Hatay halkının iradesine sahip çıkmaya bu işin peşini bırakmamaya devam edeceğimizin altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyorum. Hatay bizim kişisel, milli meselemizdir.”

Özel’in bu sözlerinin ardından grup salonunda “Hak, hukuk,adalet” sloganları atıldı. Merkez Bankası’nın zararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şöyle devam etti:

“Merkez Bankası 2023’te  818 milyar lira zarar etti. Bu banka bu yıla kadar Kur Korumalı Mevduata (KKM) Merkez Bankası ne kadar ödüyor diye… Gizledikleri yapılan ödemelerin yarattığı zarardır. Bakın Merkez Bankası bundan önceki 10 yılda 2013’ten 2023’e kadar tam 320 milyar lira kar etmiştir. Bir yıllık zarar 10 yıllık karın iki buçuk katıdır. Yani bu hesapla Merkez Bankası 25 yıldaki kardan Merkez Bankası zarar eder mi? 25 yıllık karını bir senede bir avuç zengine verdiler. Bakın Merkez Bankası’nın yaptığı ödemeye Hazine’nin yaptığı ödeme de eklendiğinde toplam rakam 1 trilyon 332 milyardır. Bu para en düşük emekli maaşını 17 bin lira yapalım dediğimde ‘yapamayız para yok’ dedikleri paranın tam iki katıdır. Türkiye’deki 16 milyon emekliye bir asgari ücret maaş vermenin iki yıllık maliyetini bir avuç zengine verenlere yazıklar olsun. Deprem konutlarının toplam maliyeti 1.1 milyar lira. Cumhurbaşkanlığı’nın kendi internet sitesindeki rapor. Koskoca asrın felaketi dedikleri depremin tüm yıkımın parası kadar parayı ‘ben ekonomistim, en iyisini ben bilirim diyen’ bütün dünya pandemisden çıkışta yükselen enflasyonu doğru enstrümanlar kullanarak hemen düşürmüşken yüzde 120 enflasyonlara götürüp ülkeyi perişan eden kişi 4 liralık doları 20 lirayı geçmesin diye KKM’ye çeviren kişi bu hasarın sorumlusur. Recep Tayyip Erdoğan manevi kayıplarımız yüreğimizde hep beraber paylaşıyoruz ama depremin yarattığı  toplam asrın felaketininin maliyeti kadar maliyeti inadı, iş bilmezliği ve liyakatsız kişilere verdiği emirler sonucu hepimize ödetmiştir. Yoksulun, garibanın, esnafın  hakkını ondan soracağız söke söke alacağız.

“OY VERENLERİ PİŞMAN ETMEYECEĞİZ”

31 Mart seçimlerinde çok önemli bir başarıyı yüzde 38 ile birinci parti olmayı, Türkiyenin en çok büyükşehiri olan en çok il belediyesi olan… Türkiye’de toplam 35 ilde birinci parti olan en çok ilçe belediyesi olan parti olmayı hep birlikte başardık. Şimdi nüfusun yüzde 65’in ekonominin yüzde 80’nine hizmet etme yükümlülüğümüz var. Dün MYK toplantımızı yaptık. Grubumuzla perşembe günü Parti Meclisi’mizle cuma günü İl başkanlarımızla ve Türkiye’den seçilen tüm belediye başkanlarımız ve il başkanlarımızla cumartesi ve pazar günü bir araya gelerek bu tarihi sorumluluğun yükünü nasıl taşıyacağımızı bize oy veren hiç kimseyi nasıl pişman etmeyeceğimizi cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde nasıl iktidar yapacağımızı konuşmaya başlıyoruz.

“BABA EVİNİN TAPUSU NE BENDE NE BENDEN ÖNCEKİ GENEL BAŞKANLARDA…”

Her birimiz genel başkandan en yeni üyeye kadar her birimiz şu sormluluğu omuzlarımızda hissetmeliyiz. CHP bir çağrıda bulundu. Siyasi partilerle ittifak yapamadık. Ancak ittifakı milletin vicdanında sandıkta yapmaya çalıştık. Ay yıldızlı al bayrağımızdan adını ülkemizden alan Türkiye ittifakıyla kimseyi ayırmadan kimseyi ötekileştirmeden bir büyük mutakabatı bir büyük ittifakı sağladık. CHP bir kez daha hatırlatmak isterim ki hiçbirimizin tapulu malı değildir. Bu parti baba ocağıdır. Bu parti kimse baba ocağı sözünü ataerkil bir söylem olarak düşünmesin. Bu parti herkesin içine doğduğu herkesin içinde büyüdüğü günü gelenin ayrılıp ama başım sıkışırsa baba evi orada dediği, çayı demlidir çorbası kaynar bacası tüten bir yerdir. Baba evinin tapusu ne bendedir ne benden önceki genel başkanlarımızdadır. Baba evinin tapusu bir kişide kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Baba evine biz çağırdık liberal demokratlar geldi. Baba evine biz çağırdık solun tüm renklerinden destek geldi. Sosyal demokratlar, zaten oradaydık. Ama baba evine milliyeetçi demokratlar geldi. Yakasında olmasa gönlünde, gözünde güneş olan iyi insanlar geldi. Baba evine MHP’nin kayıtsız, şartsız desteğinden bu kadar zulme, açlığa bıkmış ülkücüler MHP’ye geçmişte gönül verenler geldi. Baba evine yalandan ve haramdan tiksinmiş muhafazakar demokratlar geldi. Baba evine onları ötekileştirmeyen şeytanlaştırmayan en zor günde hükümetin arkasına hizalanmayıp doğru bildiğini söyleyen bizlere güveniyle Kürt demokratlar geldi. Hiçbirini bir diğerinden ayırmadan hiçbirini pişman etmeyeceğiz. Türkiye ittifakı milli takım gol attığında sevinen ayağa kalkan herkesi kapsar… Hakkı yenen, hor görülen kim varsa onların öyle arkasında değiliz yanında değiliz. Onların önlerinde yürüyeceğiz haklarını alana kadar. Söz verdik emeklilerin sesi olmaya devam edeceğiz. Esnafın sesi olmaya devam edeceğiz. Çiftçinin partisi olacağız. Atanmayan öğretmen de staj mağduru da çıraklık mağduru da EYT mağduru 9 bin gün mağduru BAĞ-KUR’lu da emeklilikte kademe bekleyen kardeşlerimde, asgari ücret zamlanınca elindeekine bakan üç ayda bir asgari ücret güncellemesini hak eden emekçi kardeşlerim de bilsinler ki Türkiye’de milletin gerçek sorunu olmayan, onların yarattığı hiçbir suni gündemin peşine takılmayacak onların iktidarını onlarla birlikte kurana kadar hep birlikte gece gündüz çalışacağız söz veriyoruz.

“HERKESİ KUCAKLAYACAĞIZ”

Eğer bize oy verenlerden birisi derse ki ‘Keşke elim kırılsaydı oy vermeseydim’ derse bilin ki vebali hepimizin boynunadır. Biz belediyeleri birileri gibi çocuklarımızı, evlatlarımızı işe sokmak için değil, geldiği günleri unutup saraylarda oturup millete dayattığı adayları millet açlıktan kıvranırken ıstakoz yiyenler gibi ihaleleri yandaşlara dağıtmak için değil, biz belediyeleri partizanlık yapmak için değil, tüm bunları bir kenara itip temiz dürüst yöneterek Türkiye’yi de nasıl yöneteceğimizi göstermek ve cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmak üzere aldık. Buna zarar verecek kim varsa ne ben ne kadrolarımız ne partimiz gözünün yaşına bakmayacağız. Bu millete eşit ve adil hizmet sunacak, inançlara saygılı olacak tüm farklılıkları renkleri zenginlik kabul edecek ve herkesi kucaklayacağız.”

BİTTİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-hatay-halkinin-iradesine-sahip-cikmaya-bu-isin-pesini-birakmamaya-devam-edecegiz-3/feed/ 0
Antalya’nın domates ihracatı Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle düştü https://www.haber60.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/ https://www.haber60.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/#respond Tue, 16 Apr 2024 22:24:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27699 Türkiye’nin en önemli domates üretim merkezi Antalya’yı ihracatta Rusya-Ukrayna savaşı etkiledi.

İhracatın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yaptıklarını açıklayan ihracatçı Bülent Özdemir, kaybı Doğu Avrupa ülkeleriyle kapatmaya çalıştıklarını açıkladı.

Yaş meyve ve sebze sektörü içinde geçtiğimiz Ocak ayında en fazla ihracatın domates ürünü ile yapıldığı Antalya’da, Rusya-Ukrayna savaşının yansıması ihracatı düşürdü. İhracatçı Bülent Özdemir, ihracatın olumsuz etkilenmemesi için çözüm arayışına girdiklerini belirterek, “Ramazan Bayramı öncesine kadar özellikle yurt dışındaki çalıştığımız ülkelerde özellikle hava durumundan kaynaklı ciddi bir talep vardı. Şu an çalıştığımız ülkelerde havanın sıcaklığı arttığı için her ülkenin üretimi pazarlara girmeye başladı. Bu nedenle tabii ki ihracatımız düşmeye başladı. Doğu Avrupa ülkeleri ile beraber Ukrayna ağırlıklı ihracat yapıyoruz. Rusya-Ukrayna arasındaki kriz, pazardaki satış oranını yüzde 70 düşürdü. Ukrayna nüfusu, 45-50 milyon civarındayken, son dönemlerde savaşın etkisiyle 25 milyon kişiye kadar geriledi. 25 milyon kişinin, savaş bölgesinde oldukları için tüketim gücü de zayıf. Biz de ihracatımızın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yapıyorduk, günde 3-4 tır çıkış yapıyordu, şimdi günlük ihracat çıkışımız 1 tırı ancak buluyor. Savaşın etkisi bu” dedi.

Bülent Özdemir, üretimde de sorun yaşandığına değinerek çiftçiye destek verilmesini talep etti. Özdemir, “Üretim maliyetleri yüksek olunca, dışarıdaki pazarlarla rekabet etme gücümüz sınırlı oluyor, rekabet etmekte sorun yaşıyoruz. Girdi maliyetleri yüksek olunca çiftçimiz de mutlu olamıyor. Çiftçiyi destekleme konusunda bir çalışma yapılırsa çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bütün dünyada yaşanan maddi sıkıntılar bizim ülkemizi de etkiliyor. Yurt dışından gelen ithal bitki koruma ürünleri, beraberinde petrol fiyatları, domatesin maliyetini yükseltiyor. Şu an ihracat fiyatları 20-22 TL bandında, piyasada 18 TL. Ürünün kalitesine göre fiyatlar artabiliyor ya da azalabiliyor. Tamamen kaliteye odaklı” ifadelerine yer verdi.

Tüm dünyada kriz var

Tüm dünya ülkelerinde ekonomik sıkıntılar yaşandığında dikkat çeken Bülent Özdemir, diğer ülkelerdeki krizlerin de ihracata zarar verdiğini açıkladı. Özdemir, şöyle devam etti:

“Yılbaşından beri dikkatimi çeken bir şey var, yurtdışında iş yaptığımız insanların alım gücünün biraz düştüğünü görüyorum. Geçtiğimiz yıllarda günlük 5 tır ihracatımız varken, şimdi 1 tıra düştü. Tahminimce yurt dışındaki müşterilerimizin satın alma gücü ile ilgili. Her gün farklı bir ülkede sıkıntı olduğunu duyuyoruz, siyasi ya da ekonomik sorunlar var. Bu sıkıntılar, insanın alım gücünü düşürüyor.”

“Doğu Avrupa’ya ürün gönderiyoruz”

Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkeleriyle çalışmaya başladıklarının altını çizen Bülent Özdemir, sınır kapısındaki yoğunluk çözülmeden ihracatı gerçekleştirmenin zor olduğunu söyledi. Özdemir, “Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkelerini koyduk, onların da en büyük sıkıntısı ulaşım. Özellikle yılbaşı öncesi ve sonrası ülkemizden çıkan araçlar, sınır kapısındaki yoğunluk nedeniyle, üç gün önce çıkış yapamadı. Üç gün de Bulgaristan’da analize takılıyoruz. Avrupa Birliği girişinde, bitki koruma laboratuvarları kontrollerini yapıyor. Üç gün de oradan kaybımız oluyor. Aracımız 6 gün içinde Bulgaristan’a giriş yapabiliyor. İhracat yaptığımız ülkeye ulaşması 10-12 günü buluyor. 10 gün sonra bizim gönderdiğimiz mal, 3 günde Avrupa’nın kendi ürettiği pazarlardan gelen mallarla rekabet edecek. Ürünlerin belli bir raf ömrü var, bu ömrü biz yılbaşından önce yollarda tükettik. Başka pazarları hedef aldık ama diğer pazarlardan mutlu olan bir ihracatçı göremedim” diye konuştu.

Kapıkule Sınır Kapısı’ndan ayrı bir güzergah oluşturulmalı

Bülent Özdemir, üretici maliyetlerinden önce ihracatçının en büyük sorununun, ulaşım problemi olduğunun altını çizerek, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı:

“En büyük sorun, bizim maliyetlerimizden önce yollarda kaybettiğimiz süre. Bir ürünün yüzde 1 fireyle yetişmesinden ziyade yüzde 50 çürüklerle karşılaştık. Tüm ihracatçılar aynı şeyden şikayetçi. Sınır kapılarındaki yoğunluğu biraz azaltabilirsek, 3-4 gün beklediğimiz süreyi bir güne indirebilirsek, kapılar açıldığında da mallarımızı temin edecek olan ülkeye 5-6 gün içinde ulaşabilirsek, tüm sıkıntıları aşarız. Kapıkule Sınır Kapısı’nda sağlam bir iyileştirme yapılması lazım, soğutucu cihazlı araçlara, yaş meyve sebze ve gıda taşıyan araçlara ayrı bir güzergah oluşturulması gerekiyor.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/feed/ 0
61 sanığın yargılanması devam ediyor! Ayhan Bora Kaplan’a TRT binası önündeki Soylu ile fotoğrafları soruldu https://www.haber60.com.tr/61-sanigin-yargilanmasi-devam-ediyor-ayhan-bora-kaplana-trt-binasi-onundeki-soylu-ile-fotograflari-soruldu/ https://www.haber60.com.tr/61-sanigin-yargilanmasi-devam-ediyor-ayhan-bora-kaplana-trt-binasi-onundeki-soylu-ile-fotograflari-soruldu/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:54:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27682 Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada haklarında dava açılan sanıkların yargılanması devam ediyor. Yargılamanın dünkü duruşmasına katılan, ancak savunma yapmayan sanık Ayhan Bora Kaplan, bugünkü duruşmada savunma yapmaya başladı.

“DEVLET GÖREVLİLERİNİ SUÇLAMAMI BEKLİYORLAR”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile TRT Binası önündeki ağır silahlı fotoğraflarının sorulmasına Kaplan, “Devlet görevlilerini suçlamamı bekliyorlar. Ben bu sorunun cevabını burada veremem. Özel size söyleyebilirim. Çünkü hemen internete düşüyor burada söylediklerim. Bunun için de önlem almanız gerek” yanıtını verdi.

61 SANIĞIN YARGILANMASI DEVAM EDİYOR

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada haklarında dava açılan 28’i tutuklu 61 sanığın yargılanmasına Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi’nde devam ediliyor. Davanın dünkü duruşmasında sanıklardan Ali Dönmez, Barış Kurt, Ali Şallı, Arif Buğra Meşen, Cemil Kumaşcıoğlu Emir Akyol, Ersoy Yahya ve Ferit Çelik de suç örgütüne üye olmadıklarını ve suçsuz olduklarını savunarak, beraat talebinde bulunmuştu.

“GÖZALTINDA İŞKENCE” İDDİASI

Kaplan, bugünkü duruşmada, “Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum” diyerek savunmasına başladı. Sanık Kaplan, “Kaçarken yakalandığım söylendi. Kaçacak insan iki gün önce tarifeli uçak bileti alır mı, geri zekalı mı? Kaçacak adam kendi pasaportu, kendi arabasıyla gider mi?” dedi. Gözaltına alındığı sırada yere yatırılmasının da tamamen şov amaçlı olduğunu ileri süren Kaplan, gözaltı sürecinde polislerin kendisine işkence yaptığını öne sürdü ve “Gelen giden polis ‘Lan sen misin Bora Kaplan?’ diye tekme attı” iddiasında bulundu.

“DEVLET GÖREVLİLERİNİ SUÇLAMAMI BEKLİYORLAR”

Mahkeme Başkanı’nın, “TRT’ye gittiğinizde nereden buldunuz uzun namlulu silahları?” sorusuna Kaplan, “Devlet görevlilerini suçlamamı bekliyorlar. Ben bu sorunun cevabını burada veremem. Özel size söyleyebilirim. Çünkü hemen internete düşüyor burada söylediklerim. Bunun için de önlem almanız gerek” yanıtını verdi.

“AĞZINDA HASTALIK VAR” İDDİASI

Erkan Doğan’ı alıkoyarak iki gün boyunca şiddet uygulamadığını öne süren Kaplan, “Bu adamı günlerce eziyet etme gibi bir durum olamaz. Doktor dahi çekse dişlerini kan kaybından ölür adam. O kadar işkence gördüyse nasıl iple sarkıtarak aşağı inip kaçıyor? Adamda zaten hastalık varmış. Bir tokat vurulduğunda dişleri dökülecek bir hastalığı varmış. Biz fazla ceza alalım diye o kadar abartmış ki ifadesini inandırıcılığını yitirmiş. Bu suçlamaları asla kabul etmiyorum” dedi.

“MAHFUZ TATAR’I TANIMAM ETMEM”

Ardından Mahfuz Tatar cinayetine dair savunma yapan Kaplan, “Ben tanımam etmem, şaşkınlık içerisindeyim. Onca emek verdiğim, masraf verdiğim eğlence mekanı Tren’in açılışının ikinci gününde 29 Eylül’de yaşanmıştır bu olay. Açılıştan bir gün sonra yorulduğum için gelmeyeceğim dedim. Konserin olduğu gün evime gittim, yattım dinlendim. Mahfuz Tatar’ın geldiğinden haberim yoktur. Ben kapıda karşılama değilim ki her geleni göreyim. İçerisi de loştur benim dışarıyı görme imkanım yoktur. 2-3 mekan gezdikten sonra gelmişler Mahfuz Tatarlar zaten geldiklerinde alkollülermiş” diye konuştu.

“TELEFONUMU UMUT ÇABUK’A BIRAKIRIM GENELDE”

Telefonunu genelde Umut Çabuk isimli kişiye bıraktığını ifade eden Kaplan, “Önemli günlerde telefonumu. Cinayet öncesinde de Umut Çabuk ile birlikte telefonumun baz verdiğimi göreceksiniz. İnsanlar da millete hava atmak için sürekli beni arıyor ‘dur o mekanın sahibi benim tanıdığım’ diyerek. Öte yandan ben konserin önemli yerlerinde eşime dostuma yer arıyorum bazen de çatışma çıkıyordu bu yüzden. Ben de telefonumu bu yüzden Umut Çabuk’a bırakıyordum” dedi.

“MAHFUZ’UN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GECE BEN ORDA DEĞİLDİM”

“Mahfuz öldürüldüğü gece ben orada değildim” diyen Kaplan, “Ama orada gördüğünü söyleyen tanık var?” sorusunu soran Mahkeme Başkanı’na “Onunla ilgili de konuşacağım” dedi. “Daha önce neden telefonunun Umut Çabuk’ta olduğunu hiç söylemedin?” diye soran Mahkeme heyeti başkanına “Neden söyleyeyim ki efendim ben desem Umut Çabuk hakkında da pek çok şey söylenecekti. Küfürleşmeden kaynaklı meydana gelen olayı benim üstüme yıkmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/61-sanigin-yargilanmasi-devam-ediyor-ayhan-bora-kaplana-trt-binasi-onundeki-soylu-ile-fotograflari-soruldu/feed/ 0
Turizmde yükselen değer: Amasra https://www.haber60.com.tr/turizmde-yukselen-deger-amasra/ https://www.haber60.com.tr/turizmde-yukselen-deger-amasra/#respond Tue, 16 Apr 2024 00:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27562 Turizmde yükselen değer: Amasra

Dünyanın göz bebeği Amasra’da rekor üzerine rekor kırılıyor

BARTIN – Doğası, denizi, tarihi ve kültürü ile yerli ve yabancı turistlerinin uğrak yerleri arasında bulunan Bartın’ın Amasra ilçesi son yıllarda turizmin gözde şehirleri arasına girdi. Kruvaziyer turizmi ile geçen yıl rekor sayıda Rus turisti ağılayan Amasra, bu yılki 9 günlük bayram tatilinde ise yaklaşık 700 bin turiste ev sahipliği yaparak tarihi bir rekora imza attı.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın bir sefer esnasında gördüğü ve “Lala, lala Çeşm-i cihan bu mu ola” diyerek doğal güzellikleri dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Bartın’ın Amasra ilçesi, hem yabancı hem de yerli turistlerin es geçemediği bir turizm durağı haline geliyor. Yaklaşık 6 bin 600 nüfus ile Karadeniz’in şirin ilçelerinden olan Amasra, son yıllarda turizm alanında yapılan tanıtımlarla kapılarını tüm dünyaya açtı.

Rekor üstüne rekor kırılıyor

2023 yılında 17 bin kişi ile rekor sayıda Rus turistin geldiği ilçe, Karadeniz’deki Trabzon, Samsun, Ordu gibi büyükşehirleri ve Sinop, Ünye gibi turizm şehirleri de turist sayısı anlamında geride bırakırken, Türkiye genelinde ise Alanya, Bozcaada, Kaş gibi turizm kentlerini de geçmeyi başararak 9. sırada yer aldı.

Ramazan Bayramı’nda 9 günlük bayram tatilini ve mevsim normallerinin üzerinde seyir eden sıcaklıkları fırsat bilen vatandaşlar Amasra’ya akın etti. İlçeye 9 gün boyunca 150 bini aşkın araç girişi tespit edilirken, yaklaşık 700 bin kişi misafir edildi. Önceki yıllardaki bayram tatillerinde 40 bin ile 200 bin kişi arasında ziyaretçi ağırlayan ilçe, 700 bin ziyaretçi ile tarihi bir rekora ulaştı.

Son ziyaretçi sayıları ile 6 bin 600 kişi nüfusa sahip ilçe, 9 günde nüfusunun da yaklaşık 105 katından fazla sayıda turisti ağırlamış oldu.

Japan ve Çinliler de ilgi gösteriyor

Karadeniz’in sessiz sakin sahil kentlerinden olan Amasra’nın güneyinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Sakin Şehir ünvanına sahip Safranbolu, doğrusunda Kastamonu’nun tarihi, doğal güzellikleri ile bilinen Cide ve İnebolu ilçeleri, batısında ise Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos Beldesi ve Ereğli ilçesi gibi Karadeniz turizminin önemli şehirleri yer alıyor. Yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Safranbolu’ya gelen Japon ve Asyalı turistlerin de mutlaka gezip gördüğü Amasra, Avrupa, Orta Doğu ülkeleri gibi dünyanın dört bir tarafından da Karadeniz’e gelen turistlerin öncelikli tercihleri oluyor.

Rusların gözdesi

Karadeniz’in incisi Amasra, Son dönemlerde gelişen kruvaziyer gemi turları ile Rusların da Karadeniz’de en çok beğendiği durak oldu. Şuanda ortalama 2 haftada bir tek gemi ile seferler düzenlenirken önümüzdeki günlerde yabancı turist taşıyan gemi sayısı ve mevcut geminin sefer sayılarının artması için de çalışmalar yürütülürken yat ve yelken turizminde de ilginin arması için çalışmalar yoğunlaştırıldı.

Gurbetçiler uğramadan gidemiyor

Yabancı turistler kadar yerli turistlerinde büyük ilgi gösterdiği Amasra, bayram ve yaz dönemlerinde başta sanatçılar, ünlüler olmak üzere her kesimden insanın en önemli tercihleri arasında yer alıyor. Bartın, Zonguldak ve Kastamonu gibi, Batı ve Orta Karadeniz’deki gurbetçilerin de sık sık ziyaret ettiği ilçe, Ankara, Bursa, İstanbul, Samsun, Kastamonu, Sinop, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu gibi şehirlere de yakınlığı nedeniyle yöre insanların da uğramadan geçemediği yer oluyor.

Muhteşem doğası nedeniyle seyir zevkinin en üst düzeyde olduğu ilçe sessiz, sakin ortamı nedeniyle kafa dinleyerek dinlenmek, stres atmak isteyenlerin yanı sıra tertemiz denizinde yüzerek güneşin keyfini sürmek isteyenlerin de vazgeçilmez güzergahları arasında yer alıyor. İlçe ayrıca kamp ve karavan turizmi ile de yaz, kış doğa severlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turizmde-yukselen-deger-amasra/feed/ 0
Amasra, 9 günlük bayram tatilinde tarihi bir rekora imza attı https://www.haber60.com.tr/amasra-9-gunluk-bayram-tatilinde-tarihi-bir-rekora-imza-atti/ https://www.haber60.com.tr/amasra-9-gunluk-bayram-tatilinde-tarihi-bir-rekora-imza-atti/#respond Mon, 15 Apr 2024 23:45:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27547 Doğası, denizi, tarihi ve kültürü ile yerli ve yabancı turistlerinin uğrak yerleri arasında bulunan Bartın’ın Amasra ilçesi son yıllarda turizmin gözde şehirleri arasına girdi. Kruvaziyer turizmi ile geçen yıl rekor sayıda Rus turisti ağılayan Amasra, bu yılki 9 günlük bayram tatilinde ise yaklaşık 700 bin turiste ev sahipliği yaparak tarihi bir rekora imza attı.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın bir sefer esnasında gördüğü ve “Lala, lala Çeşm-i cihan bu mu ola” diyerek doğal güzellikleri dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Bartın’ın Amasra ilçesi, hem yabancı hem de yerli turistlerin es geçemediği bir turizm durağı haline geliyor. Yaklaşık 6 bin 600 nüfus ile Karadeniz’in şirin ilçelerinden olan Amasra, son yıllarda turizm alanında yapılan tanıtımlarla kapılarını tüm dünyaya açtı.

Rekor üstüne rekor kırılıyor

2023 yılında 17 bin kişi ile rekor sayıda Rus turistin geldiği ilçe, Karadeniz’deki Trabzon, Samsun, Ordu gibi büyükşehirleri ve Sinop, Ünye gibi turizm şehirleri de turist sayısı anlamında geride bırakırken, Türkiye genelinde ise Alanya, Bozcaada, Kaş gibi turizm kentlerini de geçmeyi başararak 9. sırada yer aldı.

Ramazan Bayramı’nda 9 günlük bayram tatilini ve mevsim normallerinin üzerinde seyir eden sıcaklıkları fırsat bilen vatandaşlar Amasra’ya akın etti. İlçeye 9 gün boyunca 150 bini aşkın araç girişi tespit edilirken, yaklaşık 700 bin kişi misafir edildi. Önceki yıllardaki bayram tatillerinde 40 bin ile 200 bin kişi arasında ziyaretçi ağırlayan ilçe, 700 bin ziyaretçi ile tarihi bir rekora ulaştı.

Son ziyaretçi sayıları ile 6 bin 600 kişi nüfusa sahip ilçe, 9 günde nüfusunun da yaklaşık 105 katından fazla sayıda turisti ağırlamış oldu.

Japan ve Çinliler de ilgi gösteriyor

Karadeniz’in sessiz sakin sahil kentlerinden olan Amasra’nın güneyinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Sakin Şehir ünvanına sahip Safranbolu, doğrusunda Kastamonu’nun tarihi, doğal güzellikleri ile bilinen Cide ve İnebolu ilçeleri, batısında ise Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos Beldesi ve Ereğli ilçesi gibi Karadeniz turizminin önemli şehirleri yer alıyor. Yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Safranbolu’ya gelen Japon ve Asyalı turistlerin de mutlaka gezip gördüğü Amasra, Avrupa, Orta Doğu ülkeleri gibi dünyanın dört bir tarafından da Karadeniz’e gelen turistlerin öncelikli tercihleri oluyor.

Rusların gözdesi

Karadeniz’in incisi Amasra, Son dönemlerde gelişen kruvaziyer gemi turları ile Rusların da Karadeniz’de en çok beğendiği durak oldu. Şuanda ortalama 2 haftada bir tek gemi ile seferler düzenlenirken önümüzdeki günlerde yabancı turist taşıyan gemi sayısı ve mevcut geminin sefer sayılarının artması için de çalışmalar yürütülürken yat ve yelken turizminde de ilginin arması için çalışmalar yoğunlaştırıldı.

Gurbetçiler uğramadan gidemiyor

Yabancı turistler kadar yerli turistlerinde büyük ilgi gösterdiği Amasra, bayram ve yaz dönemlerinde başta sanatçılar, ünlüler olmak üzere her kesimden insanın en önemli tercihleri arasında yer alıyor. Bartın, Zonguldak ve Kastamonu gibi, Batı ve Orta Karadeniz’deki gurbetçilerin de sık sık ziyaret ettiği ilçe, Ankara, Bursa, İstanbul, Samsun, Kastamonu, Sinop, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu gibi şehirlere de yakınlığı nedeniyle yöre insanların da uğramadan geçemediği yer oluyor.

Muhteşem doğası nedeniyle seyir zevkinin en üst düzeyde olduğu ilçe sessiz, sakin ortamı nedeniyle kafa dinleyerek dinlenmek, stres atmak isteyenlerin yanı sıra tertemiz denizinde yüzerek güneşin keyfini sürmek isteyenlerin de vazgeçilmez güzergahları arasında yer alıyor. İlçe ayrıca kamp ve karavan turizmi ile de yaz, kış doğa severlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. – BARTIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/amasra-9-gunluk-bayram-tatilinde-tarihi-bir-rekora-imza-atti/feed/ 0
Kars Valisi Ziya Polat Başkanlığında Asayiş ve Güvenlik Toplantısı Yapıldı https://www.haber60.com.tr/kars-valisi-ziya-polat-baskanliginda-asayis-ve-guvenlik-toplantisi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kars-valisi-ziya-polat-baskanliginda-asayis-ve-guvenlik-toplantisi-yapildi/#respond Mon, 15 Apr 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27512 Kars Valisi Ziya Polat başkanlığında asayiş ve güvenlik toplantısı yapıldı.

Her ay düzenli olarak kentte görev yapan ulusal ve yerel basının temsilcilerinin de katılımıyla düzenlenen toplantıya İl Emniyet Müdürü Mehmet Ömür Saka ve İl Jandarma Komutan Vekili Albay Mahmut Aydın katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Ziya Polat, Gazi Kars’ın huzur ve güvenliğini, vatandaşların can ve mal emniyetini sağlama önceliği doğrultusunda Valilik koordinasyonunda Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının büyük gayret gösterdiklerini belirtti.

Vali Polat, “Suçu önlemek, suç oranlarını azaltmak, ülkemizin en huzurlu şehirlerinden biri olan Gazi Kars’ımızda huzur ve güven ortamının devamını sağlamak en önemli hedefimizdir. Bu hedefimiz doğrultusunda vatandaşlarımızı kucaklayan, kişi hak ve özgürlüklerine saygılı, şeffaf ve vatandaş odaklı bir anlayışla çalışmalarımızı azim ve kararlılıkta sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; tüm vatandaşlarımızın huzur içinde yaşadığı, her türlü suçun ve suç eğiliminin minimum seviyeye indirildiği, daha huzurlu daha güvenli bir Kars için çalışmalarımızı gece-gündüz, 7 gün 24 saat esasıyla sürdürüyoruz. Çalışmalarımızı yaparken kıymetli Karslı hemşerilerimin desteğini daima yanımızda gördüğümüzü de memnuniyetle ifade etmek istiyorum” dedi.

Polat, “Hepinizin bildiği gibi Mart ayı, hepimizin çok yoğun bir gündemle takip ettiği bir ay oldu. Ramazan ayının huzur iklimini dayanışma, yardımlaşma duygularıyla hep birlikte yaşadık. Mart ayının son gününde de Mahalli İdareler Genel Seçimini hep birlikte gerçekleştirdik. Şükürler olsun ki münferit bazı küçük olaylar yaşanması dışında olumsuzluk yaşamadık. Seçmenlerimiz sandıklara gitti ve oylarını kullandılar. Bu vesile ile seçimde görev alan başta kolluk kuvvetlerimiz olmak üzere tüm görevlilere bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Mahalli İdareler Genel Seçimlerinin ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, yeni seçilen ve görevine devam eden Belediye Başkanlarımıza, İl Genel Meclisi Üyelerimize, Belediye Meclisi Üyelerimize ve Muhtarlarımıza başarılar diliyorum” diye konuştu.

Vali Ziya Polat, yaptığı açıklamanın ardından 2024 yılının Mart ayında kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü faaliyetleri kamuoyu ile paylaştı.

2024 yılı Mart ayında 273 bin 760 şahıs, 135 bin 729 araç sorgusu yapıldı. Haklarında toplam 166 yıl 261 ay 2 bin 120 gün kesinleşmiş hapis cezası hükmü bulunan 59 aranan yakalandı. Haklarında Adli para cezası hükmü bulunan 7 aranan şahıs, İfadeye yönelik aranması bulunan 278 aranan şahıs, Yoklama kaçağı 213 şahıs olmak üzere toplam 557 aranan şahıs ve 30 araç yakalandı.

74 bin 871 araç, 763 okul servisi denetlendi, trafik yönünden 310 şahsa ve 945 araca ilgili maddelerden 2.902.765,00 TL idari para cezası uygulandı.

6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet Suçu kapsamında 3 Tüfek, 22 t tabanca, 536 Fişek, 26 şarjör, 5 kesici-delici alet ele geçirildi. Emniyet ve Jandarma ekiplerince asayiş ve güvenlik uygulamalarının aralıksız devam edeceği öğrenildi. – KARS

]]>
https://www.haber60.com.tr/kars-valisi-ziya-polat-baskanliginda-asayis-ve-guvenlik-toplantisi-yapildi/feed/ 0
Burcu Güneş: Müzik kariyerimde en çok zorlayan şey güvendiğim insanların arkamdan vurması oldu https://www.haber60.com.tr/burcu-gunes-muzik-kariyerimde-en-cok-zorlayan-sey-guvendigim-insanlarin-arkamdan-vurmasi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/burcu-gunes-muzik-kariyerimde-en-cok-zorlayan-sey-guvendigim-insanlarin-arkamdan-vurmasi-oldu/#respond Mon, 15 Apr 2024 00:03:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27418 Röportajda Serhat Tekin’in ‘Bir kadın şarkıcı olarak geriye dönüp baktığında müzik kariyerinizde sizi en çok zorlayan şey ne oldu?’ sorusuna Burcu Güneş; ” Benim en zorlandığım şey, güvendiğim insanların, yardım ettiğim ve en çok yanımda durması gereken sözleşmeli ortaklarımın arkamdan vurması olmuştu.

Piyasadan soğutan, “Hiç müzik yapmasam da gidip bir sayfiye yerinde yaşasam, tekrar İzmir’e dönsem orada şarkı söylesem daha huzurlu bir hayatım olurdu.” dediğim günler oldu.

Projelerimin başka şarkıcılara anlatılması, dinletilmesi, anlattığım kliplerin, pr ve imaj çalışmalarının başkalarına uygulanması, bazı işlerin engellenmeye çalışılması gibi çok fazla şeyle karşılaştım.” cevabını verdi.

Neden yaptırdığınız estetikleri gösterme ihtiyacı duyuyorsunuz ‘

Röportajda Serhat Tekin’in ” Hiç estetiğiniz var mı'” sorusuna ” Hayır hiç estetiğim yok. Sadece oyuncuların uyguladığı o hafif botokslardan yaptırıyorum.

Bunun haricinde cilt ve saç bakımlarıma çok düzenli gidiyorum. Her şeyde en doğalını kullanmaktan yanayım.” cevabını veren Burcu Güneş; ülkemizde ünlülerin yaptırdığı estetikler hakkında ise “Bizde estetik de, estetikle ilgili dengesizlikler de çok fazla.

Dozunda ve doğru kişiye emanet edilmiş işler güzel elbette ama çok radikal hareketler kritik sonuçlar doğuruyor. Her şeyin dengeli ve dozunda yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Asıl eleştirim, yapılan işlem ve ameliyatların sosyal medyadan gösterilmesi. Bizim hayat amacımız yaptırdığımız estetikleri topluma göstermek değil.

Bizim işimiz halka dokunan, insanlara faydalı olmak amacıyla üretimler yapmak arkadaşlar. Şu sosyal medyayı neden böyle bir konuda vitrin olmak için kullanıyorsunuz ki’ Neden yaptırdığınız estetikleri gösterme ihtiyacı duyuyorsunuz ?” dedi.

Egoların kırılması ve bir araya gelinmesinden yanayım.

Serhat Tekin’in “Kadın şarkıcılar arasında birlik beraberlik var mı yoksa soğuk bir savaş mı mevcut?” sorusuna Burcu Güneş; ” Bizim sektörde insanlar bir araya gelmekten korkuyor.

Bir araya geldikten 2 gün sonra birbirinin kuyusunu kazmalar ve bunun magazinsel sonuçları sanırım gerçekten birbiriyle anlaşabilecek kişilerin yan yana gelmesini engelliyor.

Zamanında dostluk arkadaşlık kuranların öyle kavgalarına şahit olmuştuk ki. Herkes paranoyaklaştı. Ben tüm bunların aksine kendi adıma her zaman birlikten yanayım. Kadın şarkıcılar, iyi bir kadın ruhu gibi kapsayıcı ve kucaklayıcı, sevgi dolu olsalar, bir araya gelseler harika tablolar, güzellikler oluşurdu.

Toplumların birlik ve dirliğini kadınlar belirler. Egoların kırılması ve bir araya gelinmesinden yanayım. Bu buluşmaya dair alt yapı çalışmalarım var, inşallah önümüzdeki günlerde bu anlamda özel işler duyacaksınız.” cevabını verdi.

Simge, Zeynep Bastık ve Sena Şener son yıllarda beğendiğim sesler arasında

“Son yıllarda kadın şarkıcılardan kimleri beğeniyorsun” sorusuna Burcu Güneş; ” Ses olarak son yıllarda kadın şarkıcılardan beni etkileyen Simge var mesela. Onu dinlerken kalbime dokunan, puslu bir ses rengi var.

Sena Şener’in özel besteleri var, yorumlarken de her duyguyu yaşattığı için ayrıca seviyorum. Zeynep Bastık’ın akıcı sadeliğini, rahat yorumunu seviyorum. Daha yenilerden de var, ilk aklıma gelenleri söyledim. ” cevabını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/burcu-gunes-muzik-kariyerimde-en-cok-zorlayan-sey-guvendigim-insanlarin-arkamdan-vurmasi-oldu/feed/ 0
Fatih’te hekimler İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etti https://www.haber60.com.tr/fatihte-hekimler-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/fatihte-hekimler-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/#respond Sat, 13 Apr 2024 22:54:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27314 Fatih’te bir araya gelen bir grup hekim ve sağlık çalışanı, İsrail’in Gazze’ye yönelik işgaline ve soykırıma varan saldırılarına karşı sessiz yürüyüş gerçekleştirdi.

Hekimler ve sağlık çalışanlarının yer aldığı Hekimlerden Sessiz Yürüyüş İnisiyatifi’ne üye bir grup, Çemberlitaş Divan Yolu Caddesi’ndeki 2. Abdülhamid Han Türbesi önünde toplandı.

“Soykırım, işgal ve teröre karşı hekimlerden sessiz yürüyüş” yazılı pankart açan 30 kişinin yer aldığı gruptakiler, üzerinde kanı temsilen kırmızı boyalı doktor önlükleri giydi.

Ellerinde taşıdıkları, “Refah sınırı açılsın”, “Ben doktorum hedef değilim”, “(Gazze’de) Temiz su yok, temiz gıda yok, sağlık yok”, “Bu cinayeti kim durduracak?”, “İsrail tankları hastaneleri kuşatıyor” ve “Hastanelerin bombalanması savaş suçudur” yazılı Türkçe ve İngilizce dövizler taşıyan gruptakiler, Sultanahmet Meydanı’ndaki Alman Çeşmesi’ne kadar yürüdü.

Polis ekipleri de grubun yürüdüğü güzergahta önlem aldı.

İsrail’e destek veren ilaç firmalarına tepki

Doktorlar ve sağlık çalışanları, taşıdıkları “Reçeteye kan bulaşmasın” yazılı dövizlerle de İsrail’e destek veren ilaç firmalarını ve kuruluşları protesto etti.

Burada grup adına açıklama yapan İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Muhammet Faruk Ayata, 18 Kasım’da başlayan yürüyüşün 22. haftasında olduklarını belirterek, İsrail’in Gazze’de zulüm ve soykırıma devam ettiğini söyledi.

Binlerce kişinin şehit olduğu saldırıların Ramazan Bayramı’nda da sürdüğünü vurgulayan Ayata, evlerin, okulların ve hastanelerin bombalandığını, Gazze halkının abluka altında açlığa mahkum edildiğini anlattı.

Ayata, bombaların, kitle imha silahlarının dehşetinden kurtulabilenlerin yetersiz beslenmenin, susuzluğun, salgın hastalıkların pençesinde ölüme mahkum edildiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Gazze’de hasta ve yaralıları tedavi edecek hastane neredeyse kalmadı. Geçtiğimiz günlerde işgalci İsrail ordusu,14 gündür Şifa Hastanesi merkezli sürdürdüğü, yüzlerce insanın ölümüne neden olan saldırılardan sonra bölgeden çekildi. Görgü tanıkları, İsrail güçlerinin çekilmeden önce Şifa Hastanesi’nin tüm binalarını yaktığını ve tamamen hizmet dışı bıraktığını, hastanenin cerrahi binasının katlarını ve odalarını tamamen yıktığını, ana resepsiyon ve acil durum binasını da yakarak içindeki tüm tıbbi malzemeleri imha ettiğini belirtti. Gazze’de bir hastane daha kullanılamaz hale geldi. Dünyada böyle bir vahşet çok az görüldü.”

İsrail’in saldırılarında önceki gün 3 oğlu ve 4 torununu kaybeden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi selamlayan Ayata, “Elbet bugünler de tarih olacak, bugünler de anılacak. Adaletin hakim olacağı günler biz mesleklerimizde, evlerimizde, ülkemizde o günlerin arzusu ve hedefinde çalıştığımızda gelecek. Bebeklerin çığlıklarının dünya devletleri tarafından duyulmadığı, 7-8 yaşlarında çocukların yetim kaldığı, annelerin bebeklerine süt bulamadığı, yardım gönüllüleri, sağlık çalışanlarının ve hastanelerin birincil hedef olduğu Gazze kazandı, kazanıyor, kazanacak.” değerlendirmesini yaptı.

Ayata, pes etmeden doğru bildikleri yolda çalışmaya devam edeceklerini ve zalime karşı duracaklarını vurguladı.

Günü geldiğinde gücün el değiştireceğine inandığını dile getiren Ayata, “İşte o zaman çocuklar öldürülmeyecek, mazlumlar kurtulacak, zalimler hesap verecek. Bütün vicdan sahiplerine diyoruz ki adaletin hakim olacağı zamana hazırlık yapın, ümitsizliğe kapılmayın. Siz adaleti görmeseniz de çocuklarınız görecek. Çocuklarınızı bu yolda yetiştirin.” ifadesini kullandı.

Ayata, doktorları, sağlık çalışanlarını ve vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, kendilerince başlatılan “sessiz yürüyüş” etkinliğine katılmaya davet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fatihte-hekimler-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/feed/ 0
Kripto para dolandırıcılarına 700 bin lira kaptıran kadın kayıplara karıştı https://www.haber60.com.tr/kripto-para-dolandiricilarina-700-bin-lira-kaptiran-kadin-kayiplara-karisti/ https://www.haber60.com.tr/kripto-para-dolandiricilarina-700-bin-lira-kaptiran-kadin-kayiplara-karisti/#respond Sat, 13 Apr 2024 07:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27243 Kripto para dolandırıcılarına 700 bin lira kaptıran kadın kayıplara karıştı

İSTANBUL – Bağcılar’da kripto para dolandırıcılarına 700 bin lirasını kaptıran kadın ortadan kayboldu. Günlerdir kayıp olan ablasından gelecek iyi haberi bekleyen Ekrem Tank “İnsanların evine bayram geldi ama bizim evimiz cenaze evi gibi” dedi.

Bağcılar Güneşli Mahallesi’nde ikamet eden 45 yaşındaki Meryem Tank, geçtiğimiz Salı günü saat 16.00 sıralarında evinden çıktıktan sonra geri dönmedi. Tank daha önce 2 defa toplamda 700 bin lira çektiği kredileri kripto para dolandırıcılarına kaptırmıştı. Ailesinin bu durumu fark etmesi üzerine emniyete ve savcılığa şikayette bulundu. Ardından abla Tank’ın iş yerine giden ailesi 60 bin lira da avans çektiğini öğrendi. Tank, evden çıkmadan önce annesinden 2 bin lira istedi ve vermeyince gezeceğini söyleyip evden ayrıldı. Ailesi ise o zamandan beri kayıp olan Meryem Tank’tan haber alamıyor.

Meryem Tank’ın kardeşi Ekrem Tank ise kameraya konuşarak ablasına gelmesi için seslendi.

“Telefonundaki kriptocuların bilgilerine ulaşmayalım diye telefonu kırdı”

Ablasından Salı günü saat 16.00’dan beri haber alamadıklarını dile getiren Ekrem Tank, “Mart ayının başlarında kripto para dolandırıcılarına 350 bin lira kredi çekip göndermişti. Biz iki kardeş olarak ablamızın o borcunu ödedik. O dönem bize güven sağlamak için iyi davranışlarda sergiledi. Biz telefonu elinden almıştık. Bize ceza vermek ister gibi dışarı çıkıp geç geliyordu. Biz merak ettiğimiz için telefonu geri verdik. Telefonundaki kriptocuların bilgilerine ulaşmayalım diye telefonu kırdı. Kadir gecesi ben ona bir cep telefonu aldım. Camiye gidip geleyim uygulamaları beraber yükleriz dedim. Ben camiden gelince telefona uygulamaları kuralım dediğimde bankacılık şifrelerini bilmediğini söyledi. Bankaları arayıp şifreleri aldık. Bankacılık uygulamalarına girdiğimizde tekrardan 350 bin lira kredi çektiğini gördük. O akşam ifade vermek için beraber karakola gittik. Kadir gecesinin ertesi gününde savcılığa ifade vermeye gittik” şeklinde konuştu.

“60 bin lira avans çektiğini söylediler”

Ablasının iş yerine giden Tank “Pazartesi ablamızı iş yerine götürdük. İşyerindeki müdürleriyle görüştük. Ablamızın içerden 60 bin lira avans çektiğini söylediler. Hiç bir yerde beni tehdit ediyorlar demedi ama o gün iş yerinde müdürüne ‘abi beni tehdit ediyorlar’ dedi. Daha sonra ufak tefek şüpheli hareketler yapmaya başladı. Yanımızda durmak istemiyor, kaçıyor. Telefonu bizde olduğu için kriptocuların ulaşabileceğini zannetmiyorum” diye konuştu.

“Evimiz cenaze evi gibi”

Ablasının evden ayrıldığı günü anlatan Ekrem Tank “Abla ben çocukları parka çıkarıyorum. Sende bizimle beraber gel dedim. Ablam bizimle gelmek istemedi. Ben çıktıktan 10 dakika sonra annemizden 2 bin lira istiyor. Annemde ne yapacağını sorunca ‘bir şeyler alacağım’ diyor. Annemde ‘şimdi o kadar harcama yapma bayramdan sonra alırız’ diyor. Ablam kızıp ‘ben gezmeye çıkıyorum’ diyerek çıkıp gidiyor. O saatten sonra ablamdan haber alamadık. Ablamın dolandırıcılardan biriyle gittiğini zannetmiyorum. ya onu biri yanına gelmesi için ikna etti ya da bizim yaptığımız baskıyla bunalıma girdi. Çünkü ilk dolandırıldığında bize söylemedi. Ne olduğunu sorduğumuzda ‘bu işin sonu ölüm, ben ölüp kurtulacağım’ şeklinde davranışlarda bulunuyordu. Ablamızın korkup geri gelmediğini düşünüyorum. Bugün gelsin başımızın üstünde taşırız. Yeter ki gelsin evimizde otursun. Çocukların, annemin ve bizim psikolojimiz bozuldu. İnsanların evine bayram geldi ama bizim evimiz cenaze evi gibi” ifadelerini kullandı.

Tank, günlerdir kayıp olan ablasına seslenerek, “Bu paralar çok büyük paralar değil. Biz bu paraları hallederiz. Sana bu evde hiç kimse kızmayacak. Sen gel, başımızın üstünde yerin var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kripto-para-dolandiricilarina-700-bin-lira-kaptiran-kadin-kayiplara-karisti/feed/ 0
Çengelköy Sahilinde Ramazan Bayramı Tatili https://www.haber60.com.tr/cengelkoy-sahilinde-ramazan-bayrami-tatili/ https://www.haber60.com.tr/cengelkoy-sahilinde-ramazan-bayrami-tatili/#respond Fri, 12 Apr 2024 22:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27188 Ramazan Bayramı tatilini sessiz ve huzurlu bir yerde geçirmek isteyenler ancak kent dışına çıkamayanlar, Çengelköy sahilinde kano turu yaparak tatil arzularını yerine getiriyor.

Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla kenttin tarihi ve turistik yerlerinde yoğunluk oluşurken, tatil yörelerine gidemeyen ve bu kalabalıktan uzak durmak isteyenler farklı bir arayışa yöneldi.

Üsküdar Çengelköy sahilinde Boğaz’da kano turu yapıldığını öğrenen vatandaşlar, bu etkinliğe katılarak keyifli ve huzurlu bir bayram günü yaşadı.

Ön eğitim verilen katılımcılar, sabahın ilk saatlerinden itibaren Boğaz’ın serin sularına indirilen ve güvenli olması için birer profesyonel sporcunun bulunduğu rengarenk kanolara bindirildi. Boğaz rotasında hareket eden kanoları, olası problemleri engellemek için küçük bir cankurtaran botu takip etti.

Boğaz’da deniz trafiğine girmeden yalıların yakınından geçen kanolardaki vatandaşlar, bir yandan kürek çekerken bir taraftan da eşsiz manzaranın tadını çıkardı. Martıların da eşlik ettiği kanolardaki keyifli anlarını fotoğraflayan vatandaşlar, turun ardından start alanına indirildi.

Kanolara 120 kilonun altında 12 yaşını doldurmuş kişiler binebiliyor

AA muhabirine bilgi veren kano eğitmeni Ferhat Yılmaz, yaklaşık 1 saat süren etkinlikte kanoların ön kısmına katılımcıların, arkalarına ise tamamen tecrübeli eğitmenlerin oturduğunu söyledi.

Kano kürek sporu yapmanın güvenli olduğunu belirten Yılmaz, “Bilmeyen biriyle yaparsanız oldukça tehlikeli olabilir ama bilen birisiyle yaptığınız ve trafik hattına girmediğimiz için tehlike arz etmiyor. Bu zamana kadar da bir sorun yaşamadık.” dedi.

Yılmaz, kanolara 120 kilonun altında, 12 yaşını doldurmuş kişilerin binebildiğini ifade ederek, “Suda ani hareketler gerçekleştirmemek gerekiyor. Zaten arkada eğitmen olduğu için olası yanlış durumlarda uyarılarda bulunuyor. Güvenliği had safhada tutmak için güvenlik botumuz her zaman kanolarımızı takip ediyor.” diye konuştu.

Bayram dolayısıyla yoğunluk yaşadıklarını kaydeden Yılmaz, “Bugün de oldukça yoğun bir gün, hava da su da çok güzel, bayağı talep var. Genelde gün batımı saatleri daha yoğun oluyor, kanolarımızın tamamı doluyor. Gün doğumunda su, gün batımında güneş çok güzel oluyor. Fotoğraf ve videolar için gün batımı saatinde gelinmesini öneririm.” ifadelerini kullandı.

Kano turu sırasında doğum günü kutlaması ve evlilik teklifi gibi sürprizlerle karşılaştıklarını aktaran Yılmaz, Çengelköy’de Boğaz’ın en güvenli noktalarından birisinde unutulmaz anlar yaşadıklarını ve köprünün altından İstanbul siluetinin çok güzel göründüğünü sözlerine ekledi.

“Unutulmaz anlar yaşıyoruz”

Etkinliğe arkadaşıyla ilk kez katılan Meltem Varol, şunları kaydetti:

“İstanbul’da ne yapabiliriz diye düşündük ve kano yapmayı tercih ettik. Gayet güzel, keyifliydi. Su soğuk olur diye düşündük ama sıcaktı, biraz da ıslandık. Kürek çekmek biraz yorucuydu, kollarım yoruldu ama çok keyifliydi, tavsiye ediyorum herkese. Çok keyifli gerçekten. Birkaç tane dizi, filmlerde kullanılan yalıların önünden geçtik, arkadaşlar hepsini anlattı tek tek.”

Turdan çok keyif aldığını anlatan Mücahit Eroğlu, “Güzeldi, beklediğimden daha az ıslandım, daha az yorucuydu. Tekne turunda ama kendi sürüş deneyimimiz gibi oldu. Arkadaşlar bize yardımcı oldu, tarihi bir gezi havasındaydı. Arkadaşlar çok tecrübeli oldukları için arka tarafta kanonun gerekli güvenlik tedbirlerini aldılar.” diye konuştu.

Boğaz’ın çevresindeki tarihi yapılar ve güzelliğinden çok etkilendiğini kaydeden Eroğlu, “Bayramda İstanbul’un boş olmasını değerlendirerek tarihi yerleri gezme fırsatı bulduk, o boşluktan yararlanarak dışarda vakit geçirdik.” dedi.

“Karadaymışım gibi hissettim”

Katılımcı Abdullah Alabaş ise kano turunu şöyle anlattı:

“Biraz ıslandık ama buna değdi. Bayram için gayet güzel bir etkinlikti. Boş vaktimizde kano yapmak bizim için gayet güzel bir spor oldu. İlk kez geldim. Dün yapmayı düşünüyordum çok trafik vardı gelemedim, bu sabah erkenden geldim. Çok zevkli, tekrar yapmayı düşünüyorum. Seanslar dolu şu an bir dahaki sefere artık. Deniz korkusu vardı biraz bende ama karadaymışım gibi hissettim kendimi. Manzarayla birleşince bütün korkumu yendim. Çok zevkli bir etkinlik, İstanbul’un güzelliğini daha yakından görmüş olduk. Fotoğraflar konusunda arkadaşlar yardımcı oldu, birazdan paylaşımlara başlayacağım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cengelkoy-sahilinde-ramazan-bayrami-tatili/feed/ 0
Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, Ramazan Bayramı’nda Ziyaretçilerini Ağırlıyor https://www.haber60.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/ https://www.haber60.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/#respond Fri, 12 Apr 2024 08:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27146 Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet verdiği Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, Ramazan Bayramı’nda da ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Ramazan Bayramı’nın 9 gün olmasıyla dolyısıyla sevdikleriyle birlikte bayramın tadını çıkaran aileler, çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirmek için Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin yolunu tuttu. Gözlemevi seansları, deney düzenekleri ile çocuklara iklim ve çevre bilincinin aşılanmasını sağlayan merkez, hem şehir içinden hem şehir dışından gelen ziyaretçilerinin beğenisi topladı.

Türkiye’nin en büyük perde çapına sahip planetaryumu ile ülkemizde ilk ve tek olma özelliği taşıyan merkezde, ‘Kozmik Macera’ adlı kısa filmi izleyen aileler, çocuklarıyla birlikte evrenin derinliklerine doğru yolculuk yaptı. Çocuklar, galaksi ve uyduları, güneş sistemini planetaryum aracılığıyla yeniden keşfetmenin tadını çıkardı. 29 Ekim’den bu yana hizmet vermeye başlayan merkez, şimdiye kadar 66 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

KARAER: “ÇOCUKLAR BURADA ZİHİNLERİNİ TAZE TUTUYOR”

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde çalışan Özge Karaer, Ramazan Bayramı’nın 2. gününden itibaren merkezin ziyaretçilere açık olduğunu belirtti. Merkezi görmek için hem şehir içinden hem şehir dışından ziyaretçi ağırladıklarını belirten Karaer, “Bayram dolayısıyla diğer illerden gelen çok fazla misafirimiz var. Bu da bizi mutlu ediyor. Güzel bir ilgi görüyoruz. Burada çocuklarımız hem tatilini yapıyorlar hem dinlenip eğleniyorlar. Bir yandan da okullarında müfredatta gördükleri bilgileri de düzenekler sayesinde yeniden deneyimliyorlar. Bu sayede zihinlerindeki bilgileri taze tutuyorlar” dedi.

“29 EKİM’DEN BU YANA 66 BİN KİŞİ MERKEZİMİZİ ZİYARET ETTİ”

Gün içinde randevulu sistemle çalıştıklarını ve 29 Ekim’den bu yana merkezin hizmet vermeye başladığını kaydeden Karaer, merkezin şimdiye kadar 66 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini ifade etti. Karaer, “Burada iklim ve çevre temalı düzeneklerimiz var. Öğrencilerimiz, okullarda teorik olarak öğrendiği bilgileri burada inceleyip anlayarak veya izleyerek kafalarında pekiştiriyorlar. Bu da öğrencilerimizin ilgisini çekiyor. Üniversite öğrencilerimiz de merkezimize çok fazla rağbet gösteriyor. Bunun dışında İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürüttüğümüz işlerimizi de  burada sergileyebiliyoruz. Güncel olarak vatandaşlarımızın, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaları burada görme şansları oluyor. Bu yüzden 7’den 70’e herkesin ilgisini çekiyoruz” diye konuştu.

Uzay  ve gök bilimlerine ilginin oldukça yoğun olduğunu ve planetaryum aracılığıyla vatandaşların bunların yeniden keşfettiğini sözlerine ekleyen Karaer, “Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’miz, açıldığı günden bu yana vatandaşımız tarafından yoğun ilgi gösterilen hem bilim anlamında hem eğlence anlamında uğrak bir yer haline geldi.  Bayram boyunca akın akın ziyaretçilerimizi ağırlamaya devam edeceğiz” dedi.

Merkezi ziyaret eden ebeveynler ve çocuklar ise çok güzel bir deneyim yaşadıklarını belirterek, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ettiler.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/feed/ 0
Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen Bayramlaşma Programına Katıldı https://www.haber60.com.tr/eyupsultan-belediye-baskani-dr-mithat-bulent-ozmen-bayramlasma-programina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultan-belediye-baskani-dr-mithat-bulent-ozmen-bayramlasma-programina-katildi/#respond Fri, 12 Apr 2024 06:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27125 Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen, Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Programda konuşan Başkan Özmen, “Ama seçilmiş olmak demek bir imtiyaz değil çok ağır bir mesuliyet. Allah’ın izniyle mahcup olmadan, mahcup etmeden Eyüpsultan’a ve Eyüpsultanlıya güzel işler yapacağız” dedi.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen, Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde bayramlaşma programına katıldı. Eyüpsultan Belediyesi Ensari Konağı Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen bayramlaşma programına Başkan Dr. Mithat Bülent Özmen ile birlikte Eyüpsultan Belediye Meclis Üyeleri, Eyüpsultan Belediyesi birim müdürleri, muhtarlar, ilçede bulunan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile siyasi parti temsilcileri katıldı. Başkan Özmen, programda tüm katılımcıları ayrı ayrı selamlayarak bayramlarını tebrik etti.

“Temennim adaletli belediyeciliği sizlerle birlikte uygulamak”

Sosyal ve adaletli belediyecilik vurgusu yapan Başkan Özmen, “Çok değerli bir 5 yıl, çok önemli bir 5 yıl. Bu mübarek günde arzu ettiğim, bütün dileğim, temennim toplumun her dokusuna, her kesimine dokunacak, onlara samimiyetle temas edecek sosyal belediyeciliği, adaletli belediyeciliği sizlerle birlikte uygulamak. Aldığınız hizmetleri, aldığınız işleri üzerine katarak yeni şeyler yaparsanız, toplum için faydalı işler yaparsanız o zaman güzel bir iş yapmış olursunuz. Devletin, kamunun, halkın ve milletin size verdiği mesuliyetin gereğini yerine getirmiş olursunuz. Dolayısıyla bundan sonraki 5 yıl boyunca yapacağımız işlerde, hizmetlerde tamamen bu anlayışla, bu mantıkla sosyal belediyecilik yapacağız, adaletli belediyecilik yapacağız. Bunu yaparken de ortak aklı, müşterek aklı hep masada tutacağız” diye konuştu.

“Eyüpsultan’a ortak akılla hizmet edeceğiz”

Belediye odaklı işlerin tamamında ortak akıl ve istişare olacağına dikkat çeken Özmen, “O ortak akılla Eyüpsultan’a hizmet edeceğiz. Çünkü Eyüpsultan maneviyatıyla, kutsiyetiyle, tarihiyle, kültürüyle çok kadim bir şehir, İstanbul’un kalbi. Bu kadim şehre hizmet etme fırsatı bulmak aslında hepimiz için seçilmiş insanlar olmak anlamına geliyor. Ama seçilmiş olmak demek bir imtiyaz değil çok ağır bir mesuliyet. Dolayısıyla mahcup olmadan, mahcup etmeden Eyüpsultan’a ve Eyüpsultanlıya inşallah, Allah’ın izniyle güzel işler yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Günlük planlarla değil 5 yıllık stratejiyle başlayacağız”

Planlı bir belediyecilik anlayışıyla hareket edeceklerini belirten Özmen, “Adaylığımın açıklanması bir kandil gününe denk geldi. Görevimi devraldığım gün de cuma günü, Kadir Gecesi ve Ramazan ayına denk geldi. Dolayısıyla Eyüpsultan’da bunları teneffüs ederek, bunları idrak ederek göreve başlamış olmak benim için çok değerli. Bundan sonraki süreçte de ilçemizin sosyal olarak, ekonomik olarak kalkınmasını sağlayacak, manevi dokusunu daha da yüceltecek, yükseltecek işler yapacağız. Aynı zamanda çağdaş yüzünü, yaşamsal sorunlarını çözmüş, ekonomik refahını artırmış bir Eyüpsultan için çok planlı bir belediyecilik yapacağız, çok programlı bir belediyecilik yapacağız. Günlük planlarla, programlarla değil 5 yıllık bir strateji ile işe başlayacağız. Ama size bütün samimiyetimle söylüyorum 10 yıllık bir plan çizeceğiz ama bunu 5 yılda hayata geçirme niyetimiz, irademiz olacak. Böyle özel, böyle güzel bir günde beni kırmadınız, davete icabet ettiniz. Hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum, hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı tekrar kutluyorum. İnşallah Allah bizi çok daha nice Ramazan Bayramlarına, Kurban Bayramlarına, Milli bayramlara birlikte kavuştursun” şwklinde konuştu.

Başkan Özmen esnaf ve vatandaşlarla bayramlaştı

Başkan Dr. Mithat Bülent Özmen, Ensari Konağı Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen programın ardından Eyüpsultan’a ziyarete gelmiş vatandaşların ve esnafın Ramazan Bayramlarını tebrik etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultan-belediye-baskani-dr-mithat-bulent-ozmen-bayramlasma-programina-katildi/feed/ 0
YSK, yerel seçim itirazlarını değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/ysk-yerel-secim-itirazlarini-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/ysk-yerel-secim-itirazlarini-degerlendirdi/#respond Thu, 11 Apr 2024 22:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27078 HABER: OGÜN AKKAYA KAMERA: ONUR BİNGÖL

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, Ramazan Bayramı dolayısıyla gazetecilerle bir araya gelerek sohbet etti. Yerel seçimlere yönelik yapılan itirazlara ilişkin bilgi veren Yener, AKP’nin 2, CHP’nin 1, DEM Parti’nin 2, MHP’nin 1 seçim bölgesinde itirazının kabul edildiğini söyledi.

İl ve ilçe seçim kurullarına itirazları karara bağlayan Yüksek Seçim Kurulu, bugün saat 14.00’te toplandı. Toplantıda, İYİ Parti’nin Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yaptığı itiraz değerlendirilecek. Bu itirazın yanı sıra partilerden gelen diğer itirazlar da kurulun gündeminde olacak. Siyasi partiler olağanüstü itiraz süreci kapsamında 14 Nisan Pazar günü saat 17.00’ye kadar itirazda bulunabilecek. Kesin sonuçlar, tüm itirazlar sonuca bağlandıktan sonra Yüksek Seçim Kurulu tarafından duyurulacak. Birçok noktada partiler tarafından yapılan itirazlar ele alınacak. Sadece belediye başkanlığı için değil, il, ilçe, belde belediyeleri için de itirazlar karara bağlanacak.

“ÜLKE ÇAPINI İLGİLENDİRMEDİĞİ İÇİN BİLGİLENDİRME YAPMIYORUZ”

Ramazan Bayramı dolayısıyla toplantıdan önce gazetecilerle bir araya gelen YSK Başkanı Ahmet Yener, itiraz süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. İtiraz sürecinin normal seyrinde devam ettiğini belirten Yener, şunları söyledi:

“2019’daki itiraz süreciyle 2024’deki itiraz süreci arasında çok fazla bir fark olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Belki iller bazında farklılık olabilir. 2019’da itirazın hiç gelmediği ya da çok az geldiği illerden bu dönem daha fazla gelmiş olabilir. Ancak şu ana kadar süreç normal seyrinde devam ediyor. Kurulun gündemine gelen ve kamuoyunun yakından takip ettiği itirazlara ilişkin olarak gün sonunda sizlere bilgilendirmeleri yapıyoruz. Ancak sizlerin az önce sorduğu gibi 81 adet değil daha fazla itiraz var. Biz bu itirazlarda daha çok büyükşehir ve ilçe bazında kuruma intikal eden itirazlara ilişkin sizlere bilgi veriyoruz. Bu itirazlar içerisinde belediye meclis üyeliği, il genel meclis üyeliği gibi sıralamaya ilişkin itirazlar da var. Ancak bunları genelde tüm ülke çapını ilgilendirmediği için sizlere fazla bilgilendirme yapmıyoruz.”

Yapılan itirazlarda verilen kararlara ilişkin de bir değerlendirmede bulunan YSK Başkanı, AKP’nin 2, CHP’nin 1 seçim bölgesinde DEM Parti’nin 2, MHP’nin 1 seçim bölgesinde itirazının kabul edildiğini söyledi.

2024, DÜNYADA SEÇİM YILI”

Yener, bir başka soru üzerine “2024 yılı, tüm dünyada seçim yılı. Rusya tamamladı, ABD’deki seçimler var. Dün Güney Kore’de vardı. Gürcistan’da, Venezüela’da seçim olacak. 2024 yılı dünya genelinde seçimler yılı olarak nitelendirilebilir” dedi.

DÖRT SEÇİM BÖLGESİNDE SEÇİMLER YENİLENECEK

Yapılan itirazlar sonucunda seçimin yenileneceği yerler hakkında da konuşan Yener, Kayseri’nin Pınarbaşı, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçelerinin yanı sıra Edirne’de bir beldede ve Sivas’ta bir seçim bölgesinde seçimlerin yeniden yapılacağını belirtti.

YSK’NIN ÖNÜNDE 40 DOSYA OLACAK

Bugün YSK’nin önünde karara bağlanması beklenen 40 dosya olacak. Olağanüstü itirazlar devam ediyor. YSK ayrıca CHP’nin Hatay’a ilişkin itirazını da gündeme alacak.

]]> https://www.haber60.com.tr/ysk-yerel-secim-itirazlarini-degerlendirdi/feed/ 0 Enerji Bakanı Bayraktar, Şırnak’ta petrol üretimi hakkında bilgi aldı https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-sirnakta-petrol-uretimi-hakkinda-bilgi-aldi/ https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-sirnakta-petrol-uretimi-hakkinda-bilgi-aldi/#respond Thu, 11 Apr 2024 22:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27076 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Şırnak’a geldi. Gabar Dağı’ndaki Şehit Aybüke Yalçın 26-29 petrol kuyusunda incelemelerde bulunarak, TPAO ve TPIC yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi alarak, bayramlarını kutladı. Bakan Bayraktar, “Allah’a hamdolsun bugün itibari ile 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz” dedi.

Şırnak’ın dağlarında sağlanan huzur ve güven ortamıyla birlikte bölgede yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrasında günlük 40 bin varil petrol üretimine ulaşıldı. Gabar Dağı’nda şehit Astsubay Esma Çevik ve şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ın adlarının verildiği iki sahada günlük yaklaşık 40 bin varil petrol üretimi seviyesine ulaşıldı. Üretimi 2024 yılı sonunda 100 bin varile çıkarmak üzere çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.

Gabar Dağı’ndaki Şehit Aybüke Yalçın 26-29 petrol kuyusunda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Bugün Şırnak’ta Gabar’dayız. Bir kez daha burada Türkiye Petrollerinin Şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik’in petrol sahalarında buradaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımız ile bayramlaşmak için buraya geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı’nı idrak ediyoruz ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin rekoru ile buradayız. Allah’a hamdolsun bugün itibari ile 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye’de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün” dedi.

Bugünün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde önemli bir gün olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “Bugün itibari ile Türkiye’de üretimimiz 100 bin varili toplam da geçmiş olduk. Tabii, Şırnak açık ara Türkiye’nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Daha önce de ifade etmiştim. Yılbaşı gecesi buraya geldiğimizde, bu yılbaşında hatırlarsanız demiştik ki, 2024 sonu hedefimiz 100 bin varil günde çıkabilmek. Bunun içinde gece gündüz çalışıyoruz. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz bin 200 varili geçmiş durumda. Dolayısı ile inşallah biz hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yılsonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız. Bu Türkiye’nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığında fevkalade önemli. Dolayısı ile buradaki çalışmalar aralıksız kesintisi bir şekilde devam edecek” diye konuştu.

“200’ün üzerinde tanker ile bu ham petrolü taşıyoruz”

Yeni keşif kuyularının olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yıl içerisinde Hakkari’de yine Van sınırında yeni kuyularımız olacak. Onlarda da yapacağımız keşifler ile, onlarda da yeni rezerveler bulduğumuzda bu üretim rakamları inşallah çok daha ileri gidecek. Dolayısı ile biz bu çalışmaları yoğun bir şekilde devam ettiriyoruz. Burada yer yer 2 bin 500 metre, yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde biz bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açı ile yönlü sondajlar bu üretimi yapıyoruz. Teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısı ile tüm bu faaliyetler ile bu gün 200’ün üzerinde tanker ile bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden yaklaşık yüzde 50’sini bitirdiğimiz 35 kilometrelik bir petrol boru hattı ile de inşallah bu petrolü BOTAŞ’ın İdil istasyonuna götüreceğiz. Oradan da Ceyhan’a Dörtyol’a kadar ulaştıracağız. Yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor.”

“Burada Eylül 2021 tarihinden itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimi getirdi”

Türkiye’nin en kaliteli petrolünün burada üretildiğini kaydeden Bakan Bayraktar, “Burada Eylül 2021 tarihinden itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak’a bu bölgeye çok ciddi istihdam katkısı olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek. Şırnak bir dönem terör ile anılan Gabar, Şırnak bu bölge hakikaten artık zenginlik ve istihdam artışı ile anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya devam edecek. Ben daha önce geldiğimde de ifade etmiştim. Şırnak Türkiye için, dünya için petrol güzergahında aynı zamanda. Irak-Türkiye petrol boru hattı buradan geçiyor. İnşallah Şırnak o petrol boru hattında kendi petrolümüz ile dünya piyasalarına ve Türkiye’nin ihtiyaçları için kullanılacak. Dolayısı ile bu anlamda bu bölge çok gelişecek. Daha çok kardeşimize istihdam sağlanacak. Ben bu anlamda bir kez daha burada emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Biz bakanlık olarak her zaman 7/24 burada bu faaliyetleri takip ediyoruz, destekliyoruz. İnşallah yeni keşifler ile hem burada hem de Karadeniz’de oradaki doğal gaz keşiflerini milletimiz ile paylaşırız. Bu gün bayram. Bu bayramı 40 bin varili aşarak bir anlamda kutlamış oluyoruz” diye konuştu.

Bakan Bayraktar, konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefon ile arayarak bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sevgili işçi kardeşlerim, her şeyden önce bugün ulaştığınız seviye sebebiyle sizleri şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Sizler gerçekten 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizlerin idealleri var. ve bu ideallerden şu ana kadar hiçbir taviz vermediniz. ve her gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar artık bu işin öncüsü olacak. ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Kaldı ki istihdam noktasında da Gabar’da istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle oranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Gözlerinizden öpüyorum. Sizleri bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun” dedi.

Bakan Bayraktar’a Vali Cevdet Atay, Emniyet Müdürü Cemal Dalman, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin eşlik etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar Şırnak merkeze geçerek AK Parti il başkanlığın düzenlediği geleneksel bayramlaşma programına katılarak partililerin ve vatandaşların bayramını kutladı. – ŞIRNAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-sirnakta-petrol-uretimi-hakkinda-bilgi-aldi/feed/ 0
Enerji Bakanı Bayraktar: Gabar’da günlük petrol üretimi 40 bin varile ulaştı https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-gabarda-gunluk-petrol-uretimi-40-bin-varile-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-gabarda-gunluk-petrol-uretimi-40-bin-varile-ulasti/#respond Thu, 11 Apr 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27074 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar’da 33 kuyuda ulaşılan günlük petrol üretimine ilişkin, “Cumhuriyet tarihinin bir rekoru ile buradayız. Bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz.” dedi.

Şırnak’ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı’nı kutladığını belirtti.

Bayramın ikinci gününde Şırnak’ta Gabar’da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı’nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah’a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye’de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün.”

“Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün”

Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.

Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.

“Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye’de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye’nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında ‘2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.’ demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız.” ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye’nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.

Hakkari’de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.

“Türkiye’nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz”

Bayraktar şunları kaydetti:

“Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200’ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50’sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ’ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan’a Dörtyol’a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye’nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021’den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak’a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek.”

“Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz”

Şırnak’ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.

Bayraktar, “İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz’de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız”

Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.

Gabar’daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi veren Bayraktar, “Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

“Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar’da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah’a emanet ediyorum.”

AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da “Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?” sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.

Bakan Bayraktar’a Gabar’daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/enerji-bakani-bayraktar-gabarda-gunluk-petrol-uretimi-40-bin-varile-ulasti/feed/ 0
Gabar petrolünde yeni rekor! Bugün itibariyle 40 bin varil üretime geçildi https://www.haber60.com.tr/gabar-petrolunde-yeni-rekor-bugun-itibariyle-40-bin-varil-uretime-gecildi/ https://www.haber60.com.tr/gabar-petrolunde-yeni-rekor-bugun-itibariyle-40-bin-varil-uretime-gecildi/#respond Thu, 11 Apr 2024 22:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27060 Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda karada ve denizde enerji kaynaklarını araştırmaya devam ediyor. Gabar petrolü de bu konuda önemli bir adım olarak yer alıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar petrolüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Bayraktar günlük üretimde 40 bin varilin aşıldığını belirterek yeni rekoru duyurdu.

Bakan Bayraktar konuşmasında, “Bugün itibarıyla 40 bin varil üretimi geçmiş bulunuyoruz. Bu Türkiye’de en kaliteli petrolü ürettiğimiz gün olarak tarihe geçen bir gün. Bunun için öncelikle burada çalışan kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Onların büyük emekleri var. Burada onlarla beraber gece gündüz vazife yapan güvenlik güçlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu yolda bizi ilk günden destekleyen, burayı gece gündüz takip eden sayın Cumhurbaşkanımıza milletim adına şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı

“KUYU BAŞI ÜRETİM BİN 200 VARİLİ GEÇTİ

Bakan Bayraktar, bugünün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde önemli bir gün olduğunun altını çizerek, “Bugün itibarıyla Türkiye’de üretimimiz toplamda 100 bin varili geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye’nin petrol başkentidir. Daha gidecek yolumuz var. Yılbaşı gecesi buraya geldiğimizde demiştik ki 2024 sonu hedefimiz 100 bin varile çıkabilmek bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. 33 kuyuda üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. İnşallah hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız.” dedi.

BAKAN BAYRAKTAR’DAN ‘YENİ KUYU’ AÇIKLAMASI

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli. Yeni keşif kuyularımız var. Hakkari’de, Van sınırında yeni kuyularımız olacak. Yapacağımız keşiflerle rezervler bulduğumuzda üretim rakamları çok daha ileri gidecek. Bu çalışmayı yoğun bir şekilde devam ettireceğiz.

‘TÜRKİYE’NİN EN KALİTELİ PETROLÜNÜ BURADA ÜRETİYORUZ’

Türkiye’nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Eylül 2021 tarihinden itibaren burada çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimine bizi getirdi.

Bir dönem terörle anılan Şırnak zenginlikle istihdam artışı ile anılacak. Ülkemizin ekonomisine güç katmaya inşallah devam edecek. Şırnak Türkiye için ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı. Irak-Türkiye petrol boru hattı buradan geçiyor. İnşallah o petrol boru hattında kendi petrolümüz dünya piyasaları için kullanılacak. Bugün bayram, bu bayramı 40 bin varili aşarak kutlamış oluyoruz.”

HEDEF 2024 YILI SONUNA KADAR 100 BİN VARİL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 Mayıs 2023 yılında yaptığı açıklamada Şırnak’ta bulunan Gabar Dağı bölgesinde, günlük 100 bin varillik üretim kapasitesine sahip yeni bir petrol rezervi keşfedildiğini duyurdu. Erdoğan, 5 Mayıs’ta da Van mitinginde, “Bundan sonra Gabar terörle anılmayacak, bundan sonra Gabar, o bölgede ayrı bir petrol zenginliğiyle anılacak” sözlerini kullanmıştı.

O günden bu yana geçen sürede bölgedeki çalışmalar hız kesmeden aralıksız olarak devam ediyor. 2024 yılına gelindiğinde üretim 35 bin varili geçmişti. 2024 yılı sonunda ise Gabar’daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkması hedefleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gabar-petrolunde-yeni-rekor-bugun-itibariyle-40-bin-varil-uretime-gecildi/feed/ 0
AVM’lerin Bayram Günlerinde Kapanması İçin Kanun Teklifi Hazırlandı https://www.haber60.com.tr/avmlerin-bayram-gunlerinde-kapanmasi-icin-kanun-teklifi-hazirlandi/ https://www.haber60.com.tr/avmlerin-bayram-gunlerinde-kapanmasi-icin-kanun-teklifi-hazirlandi/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:51:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27054

CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, çalışanların tatil yapabilmesi için AVM’lerin Ramazan Bayramı’nın ilk günü, Kurban Bayramı’nın ilk iki günü, milli bayramlar ve genel tatil günlerinde kapanmasına yönelik kanun teklifi hazırladı. Akdoğan, “Böylece 2 milyon AVM çalışanı, bayramları bir nebze de olsa bayram gibi kutlasınlar istiyoruz” dedi.

CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Umut Akdoğan, Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun teklifi hazırlığına ilişkin açıklama yaptı. Akdoğan, “Ramazan Bayramının ilk gününde alışveriş merkezi çalışanlarının bizden talebi bayramlarda hiç değilse ilk gün sevdikleriyle birlikte bir bayram sofrasında buluşabilmek oldu. Biz de konuyu TBMM’ye taşımayı kararlaştırdık. Çünkü herkes gibi onların da sevdikleriyle, aileleriyle bayramda bir arada bulunmak hakkı var” dedi.

“AVM ÇALIŞANLARI BAYRAMLARI BİR NEBZE DE OLSA BAYRAM GİBİ KUTLASIN”

Akdoğan, Türkiye’de 446 alışveriş merkezi bulunduğunu, 16’sının ise inşaatının devam ettiğini hatırlatarak AVM’lerde çalışan sayısının 2 milyonu aştığını belirtti. Akdoğan, “Hazırlıklarını tamamladığımız teklifimizle üç temel alanda düzenleme yapılmasını öneriyoruz. Öncelikle AVM’lerin Ramazan Bayramının ilk gününde, Kurban Bayramının ise ilk iki gününde kapanmasını öneriyoruz. Böylece 2 milyon AVM çalışanı da bayramları bir nebze de olsa bayram gibi kutlasınlar istiyoruz. Diğer önerimiz de milli bayramlar ve genel tatil günlerinde AVM’lerin kapalı olmasını teklif ediyoruz. Son olarak hem çalışma barışını sağlamak hem de cadde ve sokaklarımızın ışığı esnafımızın giderek zorlaşan ekonomik koşullarda ayakta kalabilmelerine katkı sunabilmek için de AVM’lerin haftada bir gün kapalı olmasını zorunlu hale getirelim diyoruz. Ticaret Odaları ve esnaf ve sanatkarlar odaları birliklerinin görüşleri alınarak ilgili belediyeler ve valiliklerin koordinasyonunda bu günün belirlenmesini teklif ediyoruz” dedi.

“İKTİDARI BU GÖREVİ YERİNE GETİRMEYE DAVET EDİYORUZ”

Akdoğan, hazırlıkları tamamlanan teklifin Meclis’in ilk çalışma gününde TBMM Başkanlığı’na sunulacağının altını çizerek “İktidara hatırlatıyoruz. Esnaf ve sanatkarı koruyucu tedbirleri almak ve çalışma barışını sağlamak devletin Anayasal görevidir. İktidarı bu görevi yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi. Akdoğan, teklifin yasalaşmasının ve Kurban Bayramı’nda ilk kez uygulanmasını da hedeflediklerini belirtti.

“AVM ÇALIŞANLARININ YARISI İZİN YAPAMAMAKTA”

Akdoğan tarafından hazırlanan kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:

“Ülkemizde faaliyet gösteren 446 alışveriş merkezinde 2 milyonu aşkın çalışan görev yapmaktadır. Önceki yıllarda yapılan bir araştırma göstermektedir ki AVM çalışanlarının yarısından fazlası hiç izin yapamamakta, neredeyse tamamı dini bayram ve resmi bayram günlerinde de çalışmaya devam etmektedir. Öte yandan alışveriş merkezlerinin süreklilik arz eden bir şekilde açık olmaları alışveriş merkezlerinin dışında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyetlerini yürütmelerini giderek zorlaştırmakta ve ekonomik koşulları giderek ağırlaşan ülkede rekabet güçlerini giderek zayıflatmaktadır. Anayasa’nın 49. maddesinde devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak için gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir. Yine Anayasa’nın 173. maddesine göre ise esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri almak devletin görevlerindendir. Teklif ile Anayasa’nın 49. ve 173.maddeleri de gözetilerek alışveriş merkezlerinin Ramazan bayramının ilk gününde, kurban bayramının ise ilk iki gününde ve resmi bayram ve genel tatil günlerinde alışveriş merkezlerinin kapalı olması ile alışveriş merkezlerinin haftada bir gün kapalı olmasının zorunlu hale getirilmesi düzenlenmektedir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/avmlerin-bayram-gunlerinde-kapanmasi-icin-kanun-teklifi-hazirlandi/feed/ 0 3 gün boyunca yandı, yeniden orman olması 30 yıl sürecek https://www.haber60.com.tr/3-gun-boyunca-yandi-yeniden-orman-olmasi-30-yil-surecek/ https://www.haber60.com.tr/3-gun-boyunca-yandi-yeniden-orman-olmasi-30-yil-surecek/#respond Wed, 10 Apr 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26945 3 gün boyunca yandı, yeniden orman olması 30 yıl sürecek

İZMİR – İzmir’in Seferihisar İlçesi Orhanlar Köyü civarlarında 3 Ağustos 2016 Çarşamba günü çıkan orman yangını İzmir’i dumana ve üzüntüye boğmuş 458 hektar orman alanı içinde yüzbinlerce ağaç ile birlikte kül olmuştu. Köyleri yanmaktan son anda kurtulan Orhanlı Köyü sakinleri üzerinden geçen 8 yıla rağmen hala yangının o günkü dehşetini hafızlarından silebilmiş değil. Kocadağ’ın 3 günde kül olup gittiğini yeniden orman olmasının ise 30-40 yıl süreceği belirtildi.

2014-2024 yılları arasında tam 10 yıl boyunca Orhanlı Köyü’nün muhtarlığını yapmış olan Birgül Bozkurt, 8 yıl önce ağustos ayında köylerinde yaşanan orman yangınını büyük bir kabus olduğunu bakmaya kıyamadıkları yemyeşil Kocadağ’ın 3 günde kül olup gittiğini yeniden orman olmasının ise 30-40 yıl süreceğini söyledi.

İhmal ve dikkatsizlik 458 hektar ormanı kül etti

Köylerinden bir vatandaşın otların en kuru olduğu zamanda bahçesinde yaktığı temizlik ateşinin rüzgarın şiddetiyle artarak ormana sıçramasıyla yangının çıktığını, ihmal ve dikkatsizliğin Kocadağ’ı kül ettiğini söyleyen Birgül Bozkurt sözlerine şöyle devam etti: “Burasının yeniden orman olduğunu biz göremeyiz, ancak torunlarımız görebilir. Daha hala rüyalarımıza giren 2016 yılındaki orman yangınını unutamıyoruz. Hatırası ve izleri hiçbir zaman silinmedi ve silinmeyecek. O gün çıkan şiddetli rüzgar yangını anında alıp götürdü dağı dumana ve aleve boğdu. Çok büyük tehlike atlatıldı. Bir köylümüzün yangında aracı yandı kendi canını zor kurtardı. Dağa yakın olan evler büyük bir tehlike atlattı” dedi.

“Gökçam Göleti Projesi iptal olmasaydı yangın helikopterleri daha çok su takviyesi yapacak, bu kadar alan yanmayacaktı”

Orhanlı Köyü sakinlerinden Kemal Bozkurt ise 2016 yılında dikilen bir fidanı göstererek bir çam ağacının 8 yılda ancak 1,5 metre kadar boylandığını, aynı bir bebek gibi geç ve zahmetli büyüdüğünü söyledi. Kemal Bozkurt; orman köyü olduklarından dolayı yaz aylarında orman yangın sezonunda bahçe temizliği yapılmaması ateş yakılmaması konusunda sık sık köylerinde hoparlörlerden duyurular yaptıklarına ama buna rağmen bu ihmalin yaşandığını söyledi. Kemal Bozkurt : “Allah bir daha böyle acı yaşatmasın, yanmadan önce bu dağda 20 metrelik çam ağaçları vardı. Şimdi 8 yılda dikilen bir fidan anca 1,5 boylandı. Yangında bütün köylü el birliğiyle gelen yangın söndürme ekiplerine yardımcı olmaya çalıştı. O yıl bizim köyümüzde yapılması planlan Gökçam Göleti projesi yapımına malzeme ocakları nedeniyle bazı arkadaşlar mahkemeye verip gölet yapımını iptal ettirdiler. Eğer o gölet yangından önce burada yapılmış olsaydı yangın anında yangın helikopterleri çok hızlı su ikmali yapacak bu dağlar ormanlar bu kadar yanmayacaktı” dedi.

290 bin fidan dikildi 2,5 ton tohum ekildi

Yangından hemen sonra Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yangın bölgesinde başlatılan yeniden ağaçlandırma çalışmaları sonucu yaklaşık 2,5 ton kızılçam tohum ekildi. Ayrıca yanan alanda 84.6 ha suni tensil, 106.4 ha tabi tensil uygulaması yapılıp, kalan 267 ha alanda ağaçlandırma programına alınıp çalışmalar yapıldı. Sahaya 245.000 kızılçam 40.000 Servi 4.000 halep çamı ve 1.000 Adet Yapraklı ağaç fidanı dikildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/3-gun-boyunca-yandi-yeniden-orman-olmasi-30-yil-surecek/feed/ 0
İBB Şehir Tiyatroları… BAYRAM HAFTASINDA 16 OYUNLA SEYİRCİ KARŞISINDA! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-bayram-haftasinda-16-oyunla-seyirci-karsisinda/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-bayram-haftasinda-16-oyunla-seyirci-karsisinda/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:57:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26780 Bayram tatilinde tiyatroseverleri Nick Whitby’den Arthur Miller’a, Shakespeare’den Cengiz Özek’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Godot Geldi, Cadı Kazanı, Hamlet, İfigenya, Maviydi Bisikletim, Kuğunun Şarkısı, Çingene Boksör, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Oyun biletleri, gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

Bu Haftanın Programı

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ

1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır.

İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

GODOT GELDİ

“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…

Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

CADI KAZANI

Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.

Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

HAMLET

Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.

William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

İFİGENYA

Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..

Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

MAVİYDİ BİSİKLETİM

İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

KUĞUNUN ŞARKISI

Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.

Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.

Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-bayram-haftasinda-16-oyunla-seyirci-karsisinda/feed/ 0
AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Erkan Bulucu Ramazan Bayramı Mesajı Yayımladı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-baskani-emrah-erkan-bulucu-ramazan-bayrami-mesaji-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-baskani-emrah-erkan-bulucu-ramazan-bayrami-mesaji-yayimladi/#respond Tue, 09 Apr 2024 07:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26733 AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Erkan Bulucu Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Mesajında birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vurgu yapan AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Erkan Bulucu, bayramların manevi duyguların yoğunlaştığı, insanlarımız arasındaki birlik, beraberlik duygularının pekiştiği, dayanışma bağlarının güçlendiği, dargınlıkların yerini barış ve huzura bıraktığı, çok kıymetli günler olduğunu söyledi.

Başkan Bulucu, “6 Şubat depremi sonrası Kurban Bayramı ile birlikte Adıyaman’ımızda 3. Bayramına eriştiğimiz Ramazan Bayramını geçen yıl içimizdeki hüzünlerle birlikte yaşamıştık. Büyük bir manevi huzurla idrak ettiğimiz rahmet ve mağfiret ayı Ramazan’ın ardından, mübarek bayram günlerine ulaşmanın mutluluğunu yine bu hüzünle karşılıyoruz. 6 Şubat depreminde kaybettiğimiz vatandaşlarımızın aziz hatıraları her zaman yüreğimizde olacak. Gözleri arkada kalmasın, emanetlerini ne bu bayram ne de gelecek bayramlar da asla ihmal etmeyeceğiz. Deprem felaketi sonrası hiçbir zaman bizleri yalnız bırakmayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, il merkezi ve ilçelerimizin yeniden inşası ve ihyası için yoğun gayret gösterdi. 8 Şubat’ta şehrimize gelen Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, inşası tamamlanan 2 bin 798 konutun kura törenine katılarak hak sahiplerine anahtarlarını teslim ettik. Elbette bu ziyaret bizler için son derece önemli ve anlamlıydı. Yoğun gündem içerisinde günün tamamını Adıyaman’ımıza ayıran cumhurbaşkanımız kura töreni sonrası hem Kahta hem de Sincik ilçemize ziyaret gerçekleştirdi. Depremzedelerimizin bir an önce sıcak yuvalarına kavuşması için canla başla çalışan hükümetimiz son olarak 19 Mart’ta yapılan kurayla birlikte toplam 8 bin 147 konutu hak sahiplerine teslim ettik. İnşallah yılsonuna kadar 32 bin konutun teslimini yapacağız” dedi.

Ramazan ayı içerisinde Mahalli İdareler Seçimleri kampanyasını yürüttüklerini hatırlatan Başkan Bulucu, “31 Mart mahalli idareler seçimlerini demokrasimize yakışır bir olgunlukla tamamladık. 14-28 Mayıs seçimlerindeki zaferimizden 9 ay sonra ne yazık ki yerel seçimlerde hedeflediğimiz neticeyi alamadık. Bu seçimlerde en büyük moral kaynağımız Kahta ilçemiz ile Tut ilçemizin yeniden AK Belediyeciliğe geçmesi oldu. Aldığımız bu neticelerle toplamda 6 ilçemiz AK Partili belediye başkanlarımız tarafından yönetilecek. Elbette bu seçimlerden de vatandaşlarımızın bize verdiği mesajı daha iyi irdeleyip ona göre adımlarımızı atacağız. Liderimiz ve cumhurbaşkanımızın da ifade buyurduğu gibi, hiçbir şekilde milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletin takdirini, sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız. Hem teşkilatlarımız olarak hem de il genel ve belediye meclis üyelerimizle şehrimizin, ilçelerimizin, hemşehrilerimizin hayrına yapacakları işlerde desteklemeye devam edeceğiz. AK Parti olarak moralimizi bozmadan bir sonraki gün hemen çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ettik. Bizler seçimden seçime vatandaşlarımızı hatırlayan partilerden olmadık. İnşallah önümüzdeki beş sene boyunca da çizgimizden sapmayacak, gönüllere dokunmaya, gönül köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslam Alemi’nin ve hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik eder, bu bayramın birlik ve beraberliğimize, dayanışmamızın pekişmesine ve kardeşlik bağlarımızın daha da güçlenmesine vesile olmasını dilerim. Ramazan bayramımız mübarek olsun” ifadelerini kullandı. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-baskani-emrah-erkan-bulucu-ramazan-bayrami-mesaji-yayimladi/feed/ 0
Beşiktaş Kulübü Yöneticileri, TFF’nin Olağanüstü Seçimli Genel Kurula Gitmesini İstiyor https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/#respond Mon, 08 Apr 2024 22:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26677 Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hüseyin Yücel ile Asbaşkanlar Mete Vardar ve Onur Göçmez, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) bir an önce olağanüstü seçimli genel kurula gitmesi gerektiğini söylediler. Siyah-beyazlı yöneticiler, bu konuda pazartesi günü noter huzurunda kulüp olarak 7 delegeyle birlikte imza vereceklerini de belirttiler.

Süper Lig kulüpleri, Kulüpler Birliği Vakfı’nın Maslak’ta bulunan ofisinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Olağanüstü Seçimli Genel Kurul’a gitmesi için noter huzurunda imza toplamaya başladı.

Kulüplerin İstanbul’da bulunan temsilcilerinin Kulüpler Birliği’nde, bazı kulüp temsilcilerinin ise bulundukları şehirlerde noter onaylı imzalarını vereceği aktarıldı.

Bu bağlamda Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hüseyin Yücel ile Asbaşkanlar Mete Vardar ve Onur Göçmez de destek amacıyla Kulüpler Birliği Vakfı’na geldi. Siyah-beyazlı yöneticiler, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Mete Vardar: “18 Temmuz kararını çok geç buluyoruz”

Çok önemli bir gündemle toplandıklarını dile getirerek sözlerine başlayan Mete Vardar, “Özellikle son zamanlarda olan olayları hepimiz izliyoruz, görüyoruz. Bugün burada olma sebebimiz Kulüpler Birliği’nde çok değerli kulüp başkanları ve yöneticileri ile beraber bir sürece girdik. Bununla ilgili de özellikle 18 Temmuz olarak ifade edilen ama resmi bir karar olmadığını gözlemlediğimiz kararla ilgili, çok daha önceden federasyon ve tüm kurulları ile beraber seçime gitmesi gerekiyor. 18 Temmuz kararını başkanımız ve tüm yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımızla beraber çok geç buluyoruz. Beşiktaş kulübü de pazartesi günü tüm delegeleri ile beraber 7 kişi olarak imzasını atmış olacak. Bugün bu konuştuğumuz konuda Beşiktaş belki imzayı pazartesi günü atacak ama aylardır zihinlerde bu imzayı attık. Bu konunun değişmesi gerektiğini ve çok daha önceden bu kararın verilmesi gerektiği ile ilgili Beşiktaş Kulübü olarak çok net olarak ifade ettik. Bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki tüm olumsuzlukların yaşandığı, hiç yaşanmadığı kadar sıkıntılarla karşılaştığımız bir sezon yaşıyoruz. Bu seçimin özellikle Avrupa Şampiyonası’ndan önce yapılmasının aynı zamanda milli takımımıza da Avrupa Şampiyonası’nda daha fazla katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Onur Göçmez: “Türk futbolunun bir sezon daha kaybedecek durumu söz konusu değildir”

Onur Göçmez ise Türk futbolunun geleceği için bir araya geldiklerini belirterek, “Burada güzel bir şey var. Kıymetli ve değerli başkanlarımız Türk futbolu için burada. Beşiktaş da Türk futbolunun geleceği için burada. Türk futbolunun bir sezon daha kaybedecek durumu söz konusu değildir. Çok hızlı ve derhal bir değişime girmesi lazım. Sadece yönetim olarak değil, tüm kurulları olarak bu değişimin yapılması lazım. Tüm futbol şubesi başkanlarımız ve Beşiktaş, Türk futbolunun geleceği için buradadır” cümlelerine yer verdi.

TFF’nin olağanüstü seçime gitmesi konusunda herhangi bir tarih konuşulup konuşulmadığıyla alakalı da Göçmez, “En kısa zamanda. Belli bir tüzük var, belli bir toplanması gereken imza var. En kısa zamanda Türk futbolunun bir değişime ihtiyacı var. Bunun için tarih belirlemek bizim görevimiz değil. Bizim burada değerli federasyon yöneticilerimize verdiğimiz mesaj budur. Hızlı bir şekilde Türk futbolunun geleceğini kurtarmaları adına düzgün bir karar almalarını bekliyoruz. Tarih onların vereceği bir karar” değerlendirmesini yaptı.

Hüseyin Yücel: “Beşiktaş olarak ilk günkü duruşumuzu aynı şekilde sergilemeye devam ediyoruz”

İkinci Başkan Hüseyin Yücel de Beşiktaş olarak bu konudaki ilk günkü duruşlarını sergilediklerini aktardı. Yücel, “Burada Kulüpler Birliği’ne destek amacıyla toplandık. Bizler Beşiktaş Kulübü olarak, ilk gün hangi noktadaysak bugün de yine aynı noktadayız. Benim burada kulüplerimize bir çağrım olabilir, özellikle bazı kulüplerimize. Sabah başka uyanıp farklı söylemlerde bulunup, akşam yatarken farklı söylemlerde bulunan kulüplerimizi biraz daha tutarlı olmaya davet ediyorum. Biz Beşiktaş olarak ilk günkü duruşumuzu aynı şekilde sergilemeye devam ediyoruz. İnşallah hayırlısı olur” şeklinde konuştu.

TFF Genel Kurulu’nda oy kullanma hakkı bulunan delegelerin 40’ının noterden imzasının federasyona ulaşması halinde TFF Yönetim Kurulu’nun, statüye göre 1 ay içinde olağanüstü seçimli genel kurula gitmesi gerekiyor. Federasyonun seçime gitmemesi durumunda oy kullanan delegelerin konuyu FIFA’ya taşıma hakkı bulunuyor. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/feed/ 0
Antalya protokolünün Ramazan Bayram mesajları https://www.haber60.com.tr/antalya-protokolunun-ramazan-bayram-mesajlari/ https://www.haber60.com.tr/antalya-protokolunun-ramazan-bayram-mesajlari/#respond Mon, 08 Apr 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26663 Yaklaşan Ramazan Bayramı dolayısıyla kent protokolü bayram mesajı yayımladı.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek yaklaşan Ramazan Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Böcek mesajında, “Birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde geçirdiğimiz bir Ramazan ayını daha geride bırakarak bayrama erişmenin huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan Bayramı’mızı en içten dileklerimle kutluyor, bayramın size ailenize, sağlık, huzur ve barış dolu güzel günler getirmesini diliyorum. Antalyalı hemşehrilerimizin bayram coşkusunu doya doya yaşayabilmesi, sevdikleriyle buluşabilmesi, aileleriyle keyifle vakit geçirebilmesi için bayram geleneğimizden vazgeçmedik. Bu bayramda da 3 gün boyunca resmi plakalı otobüslerimiz, Antray ve nostalji tramvayımız ücretsiz olacak. Antalyalı hemşehrilerimizin ve bayram tatili münasebetiyle şehrimize gelen misafirlerimizin bayramı huzur ve güven içerisinde geçirebilmesi için Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak ilgili tüm birimlerimizle görev başında olacağız. Tüm hemşehrilerimin aileleri ve sevdikleriyle birlikte mutluluk içerisinde bir bayram geçirmelerini diliyorum. Birlik ve beraberlikten, barış ve mutluluktan yana tüm değerlerimizi koruduğumuz, sevgi ve saygıyı el birliğiyle çoğalttığımız nice bayramlar dileğiyle Ramazan Bayramı’nızı kutlarım. Bayramın size, ailenize ve ülkemize sağlık, mutluluk, huzur, barış dolu güzel günler getirmesini dilerim” ifadelerine yer verdi.

Başkan Uysal’ın mesajı

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümir Uysal mesajında şu düşüncelere yer verdi:

“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, içinde bulunduğumuz ekonomik, sosyal onca güçlüğe rağmen dayanışmayla, kol kola, omuz omuza geleceğimizi güvenle tanzim edebileceğimizi biliyoruz. Küslerin barıştığı, insanlarımızın kucaklaştığı güzel bir bayram olsun. Sevdiklerimizle birlikte bütün Türkiye’mizin bayramı kutlu olsun. Nice güzel bayramlara. Belediye 9 günlük tatilde zabıta ve temizlik işleri müdürlüklerine bağlı ekipler vardiyalı olarak görev başında olacak. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne bağlı evde bakım hizmetleri birimi, Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü de bayram tatili süresince görevinin başında olacak. Veteriner İşleri Müdürlüğü çalışmalarına ara vermeyecek birimler arasında yer alırken Fen İşleri ve Park Bahçeler müdürlükleri ise olabilecek olumsuzluklara müdahale için nöbetçi ekipler bulunduracak. Dağ Yakası, Deniz Yüzü kafe ve Antalya Lokantası gibi işletmeleri, Adalya Vakfı Engelsiz Kafe de ilk bayram günü kapalı olacak. 8 Nisan Pazartesi ve bayramın ilk günü kapalı olacak Teneffüs Park ise özel bir tatil programı hazırladı. Saat 10.00’da kapılarını açacak Antalya’nın çocuk oyun dünyasında eğlence saat 13.30’da oyun atölyesiyle başlayacak. Mini disco, interaktif drama, atölyeler ve ödüllü aileler yarışıyor etkinlikleriyle devam edecek gün köpük partisiyle sona eriyor.”

ATSO Başkanı Bahar’ın mesajı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar da mesajında, “Ramazan’ın bereketi ve huzuruyla dolu günlerin ardından, birlik ve beraberlik içinde bir bayramı daha birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan Bayramı’nın tüm güzellikleriyle evlerimizi, işyerlerimizi ve gönüllerimizi süslediği bu özel günlerde işlerinize bereket getirmesini diliyorum” dedi. Antalya’da turizm sezonunu Ramazan Bayramı ile birlikte karşıladıklarını kaydeden Bahar, “9 günlük bayram tatilinde kentimizde ülkemizin dört bir yanından milyonlarca insanı misafir edeceğiz. Antalya’mız Türkiye’nin cari açık ile mücadelesinde itici güç, doğası, güneşi, sahilinin yanı sıra tarihi ve kültürel değerleriyle yabancı turistlerin olduğu kadar yerli turistlerin de vazgeçilmezi olan bir tatil destinasyonu. Tatil süreci sadece sektörün değil, tüm kent ekonomisinin canlanmasına da önemli bir katkı sağlayacaktır. Kardeşlik ve birlik duygularının en güçlü şekilde hissedildiği, bereketin ve sevginin yoğun olduğu Ramazan Bayramı’nızı kutluyorum. Kentimizde ve ATSO ailemizde, birlik ve beraberliğin daim olmasını, kardeşlik bağlarının her geçen gün daha da güçlenmesini temenni ediyorum” dedi.

ATB Başkanı Çandır’ın mesajı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır mesajında, “Mübarek Ramazan ayının ardından Bayram’a ulaşmanın mutluluğunu birlikte yaşıyoruz. Hoşgörünün, umudun, sevginin, bereketin çoğaldığı günler olan bayramlar, farklılıklarımız zenginliğimizdir. Bu bayramda da farklılıklarımızla sevgiyi, barışı, umudu, dayanışma ve bereketi birlikte çoğaltalım. Büyüklerimizi, kimsesizleri ve ihtiyaç sahiplerini unutmayalım, çocuklarımızı sevindirelim. Ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyoruz, zor dönemler ancak dayanışmayla aşılır. Ramazan Bayramı’nın ülkemize, tüm insanlığa, huzur, barış, bereket getirmesini, iyiliklere vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

MATSO Başkanı Güngör’ün mesajı

Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör mesajında, “Bayramlar sevginin, muhabbetin, birlik ve beraberliğin, barışın, huzurun, yardımlaşmanın, milli ve dini duyguların, kaynaşmanın en yoğun yaşandığı özel günlerdir. Kırgınlıklar ve dargınlıkların bir kenara bırakıldığı bayramlar vesilesiyle birbirimize daha sıkı kenetlenmeli; sevincimizi, mutluluğumuzu paylaşarak çoğaltmalıyız. Ramazan bayramının bütün mazlumlara, barış, huzur, mutluluk getirmesini temenni ediyorum. Savaş, kan ve gözyaşının olmadığı, kardeşçe kucaklaştığımız bir dünyada farklı coğrafyalardan, dillerden, ırklardan ve kültürlerden milyonlarca Müslümanın bu kutlu günde aynı sevinç etrafında toplanması umudu ile herkesin Ramazan Bayramını kutlar; sağlıklı, mutlu, huzurlu nice bayramlar geçirmesini dilerim” ifadelerine yer verdi.

AESOB Başkanı Dere’nin mesajı

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere ise mesajında, “Bayramlar toplumumuzda gelenek ve göreneklerimizin en güzel şekilde yaşatıldığı, milli ve dini değerlerimizin korunduğu, sevgi, saygı ve hoşgörü duygularının en yoğun şekilde yaşandığı, kırılan kalplerin onarıldığı, dargınlıkların unutulduğu; dostluk, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunun vücut bulduğu en müstesna günlerdir. Büyük-küçük, yaşlı-genç hepimizin büyük bir coşku ile kutladığı bu günler, tüm İslam aleminde çok önemli bir yere sahiptir. AESOB olarak Ramazan ayı boyunca çeşitli etkinliklerle esnaf ve sanatkarlarımızla bir araya geldik. Aynı sofranın etrafında buluşarak oruçlarımızı açtık, ekmeğimizi aşımızı paylaştık. Daha nice Ramazanlara yine hep birlikte birlik ve beraberlik içerisinde erişmek dileğiyle, Yüce Rabbim bu günlerin devamını nasip etsin” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-protokolunun-ramazan-bayram-mesajlari/feed/ 0
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım: İrfan Medeniyeti Gönül Medeniyetidir https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mustafa-yildirim-irfan-medeniyeti-gonul-medeniyetidir/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mustafa-yildirim-irfan-medeniyeti-gonul-medeniyetidir/#respond Sun, 07 Apr 2024 23:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26590 Eskişehir Türk Ocağı’nda gerçekleştirilen ‘İrfan Medeniyeti’ başlıklı Ramazan konferansında konuşan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, “Asıl olan insandır, onun gönlüdür. Çünkü yere göğe sığmayan Allah bir müminin gönlündedir, gönül inciten Allah’ı incitir” dedi.

36 senedir Ramazan’ın her pazarında devam eden ve artık bir geleneksel hale gelen Ramazan konferanslarının bu seneki son konferansında Prof. Dr. Mustafa Yıldırım konuşma yaptı. Yıldırım, ‘İrfan Medeniyeti’ konulu konuşmasında, “İrfan sözcüğü ‘arafe’, bilmek ve anlamak fiilinin bir türevi olarak gerçeği anlama hususundaki sezgi yeteneği, görgü ve sezgiden kaynaklanan ruh uyanıklığıdır. Ayrıca eşyanın hakikatine vakıf olma, hayatın sırrını çözme, her olaya hikmet gözüyle bakabilme halidir. Dilimizde daha çok ‘ilim’ sözcüğüyle birlikte kullanılıp, ‘ilim-irfan’ şeklinde klişeleşmiştir. Gerçekte asıl olan ilimdir. İrfan ilim üzerine bina edildiği zaman daha güzel bir anlam ifade eder. Bu sebeple eskilerin örnek şahsiyetleri ‘ilim-irfan sahibi’ şeklinde nitelemeleri bu açıdan önemlidir. Fakat günümüzde bu tür bir nitelemenin pek yapılamadığı, ilim sahibi pek çok insan için ‘irfan’ niteliğinin eksik kaldığı da bir vakıadır. Halka açık ya da özel tartışmalarda kendi bildiğini tek doğru kabul eden ve kendi görüşü dışındaki her düşünceyi reddeden ilim erbabını müşahede ettikçe, söz konusu terkipte ‘irfan’ unsurunun eksikliği daha rahat gözlenmektedir” ifadelerini kullandı.

“Yere göğe sığmayan Allah bir müminin gönlündedir, gönül inciten Allah’ı incitir”

Sezgi yeteneği ve ruh uyanıklığı olarak tanımlanan irfanın savm, salat, hac gibi şekli ibadetlerin kazandırılması gereken değerleri ifade ettiğini belirten Yıldırım,

“Ömrü günahla geçen kadının kuyudan ayakkabısıyla çıkardığı suyla bir hayvanı hayata döndürdüğü için affolunması, ömrü ibadetle geçen birinin de bir kediyi aç bırakarak ölümüne sebep olduğu için cezayı hak etmesi ile ilgili hadisler dikkate alındığında bu husus daha iyi anlaşılmaktadır. Bu irfan anlayışıdır ki, Anadolu insanına hayranlık uyandıracak derecede çeşitli vakıflar kurdurtmuştur. Sadaka taşları, hanlar, hamamlar, şifahaneler, mabetler, darü’l-acezeler, eğitim kurumları, göçmen kuşlar, sokak hayvanları, çalıştığı evin eşyasını kıran hizmetçiler için kurulan vakıflar ve saymakta zorluk çekeceğimiz nice yardım müesseseleri hep bu irfan geleneğinin tezahürleridir. Evet, irfan medeniyeti bir gönül medeniyetidir. Asıl olan insandır, onun gönlüdür. Çünkü yere göğe sığmayan Allah bir müminin gönlündedir, gönül inciten Allah’ı incitir. Tam bu noktada Anadolu Mevlevi kültürü ile ilgili bazı hatırlatmalar yapmak uygundur diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“O irfan pırıltılarının aydınlattığı günlerin geleceğine yürekten inanıyorum”

‘Mevlevi, bedeni ile ruhu arasında ahenk ve tutarlılık olan insandır’ tasavvufunun en mühim unsurlarından birinin ‘edeb’ olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti:

“Tasavvufta edeb, her şeye ve her hususa yayılmıştır. ‘Ehl-i irfan arasında aradım, kıldım taleb, Her hüner makbul imiş, illa edeb, illa edeb’ sözü süfilerin hareketlerinde önemli yer tutar. Edeb eğitimle olur. Bir insanın bu ahenkli, mütedil ve tutarlı formasyonu kazanabilmesi için belirli bir eğitimden geçmesi gerekir. Bu talim ve terbiyenin merkezi de Mevlevi dergahları idi. Buralarda eğitilen sufi, her şeyden evvel diğer insanlara ve cemiyet düzenine son derece saygılı, kendini daima arka planda tutmasını bilen ve her zaman kendine nispeten başkalarına öncelik tanıyan zarif bir kişiydi. Gün geçtikçe yalnızlaşan, sadece kendi menfaatini düşünen, teknolojinin esiri haline gelen, hatır-gönül duygularından, nezaket ve nezahetten gittikçe uzaklaşan günümüz insanının Kur’an medeniyetinin irfan pınarıyla buluşması bir ab-ı hayata kavuşması kadar önem arz etmektedir. Ben insanımızın fıtratında irfan mayasının her zaman mevcut olduğuna, ariflerimizin himmet ve gayretiyle tekrar o irfan pırıltılarının aydınlattığı günlerin geleceğine yürekten inanıyorum.”

Soru ve cevaplardan sonra Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın teşekkür konuşması ve şükran beratı takdimi ile program sona erdi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mustafa-yildirim-irfan-medeniyeti-gonul-medeniyetidir/feed/ 0
TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Van’daki acentelerle iftarda bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/tursab-genel-baskan-yardimcisi-davut-gunaydin-vandaki-acentelerle-iftarda-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/tursab-genel-baskan-yardimcisi-davut-gunaydin-vandaki-acentelerle-iftarda-bir-araya-geldi/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:39:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26571 TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Van’daki acentelerle iftarda bir araya geldi.

Bir restoranda düzenlenen iftar yemeğine TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Van Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdurrahman Şahin, TÜRSAB Doğu Anadolu BYK Başkanı Cevdet Özgökçe ve acente yetkilileri katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Özgökçe, mübarek Ramazan ayını idrak etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, “Birkaç gün sonra mübarek Ramazan ayını Ramazan Bayramı ile taçlandıracağız. Mübarek Ramazan ayının ülkemize, sektörümüze ve bizlere bol ve bereketli bir yıl getirmesini diliyor, bu davetimize icabet ettiğiniz için hepinize teşekkür diyorum” dedi.

Programda konuşan TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın ise 18 bin üye ile dünyanın en büyük turizm örgütü olduklarına dikkat çekti. Seyahat acentelerinin TÜRSAB’ın asıl sahipleri olduğuna burgu yapan Günaydın, “Anne ve babaların çocukları için, çocukların anne ve babaları için ağlamadığı, soykırımların, katliamların olmadığı bir dünyayı bu mübarek günde yüce Allah’tan niyaz ediyorum. İnşallah Gazze’deki soykırım da bu mübarek ayın hatırına son bulur ve oradaki insanlar da insani bir şekilde yaşamaya devam eder. Allahtan tek dileğimiz budur” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de turizm kelimesinin geçtiği her yerde TÜRSAB’ın olması gerektiğinin altını çizen Günaydın, “TÜRSAB, her ne kadar yurt dışından turist getirmekle uğraşıyorsa da bir o kadar da ülkedeki iç turizm dinamiklerini harekete geçirmek için elinden geleni yapıyor. Keşke buraya geldiğimde rehberlik problemlerini, araçlarla alakalı problemleri çözdük diyebilseydim. Edirne’den Van’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar 18 bin kişilik büyük bir aileyiz. Bu ailemiz içerisindeki bölgesel problemleri çok yakından takip ediyoruz. Dünya turizm örgütünden tutun bu stratejileri hep beraber belirliyoruz. Yol haritasını usta ekiplerle birlikte ele alıp, üyelerimizsin ürün yelpazesini geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yine iç turizmi canlandırmak için bu gün burada hem gastronomisi hem tarihi hem gölü hem doğasıyla Türkiye’nin vazgeçilmez bölgelerinden olan Van’da sizlerle bir arada olmanın mutluluğu yaşıyorum. Buralara gelmek için elimizden geleni yapıyoruz. Hava yollarında çok ciddi sıkıntılarınızın olduğunu biliyoruz. Bununla alakalı her platformda hakkınızı savunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Hemen hemen birçoğunu çözdük. İnşallah en kısa zamanda size güzel müjdeler vermeyi umut ediyoruz” diye konuştu.

9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde, 20 milyona yakın bir turistik gezinin olacağını belirten Günaydın, “Bunun 18 milyonu her zamanki gibi akraba ve arkadaş evlerinde konaklayacak, 1,5 milyonunu ise gerek ülke dışında gerek ülke içindeki gezilerle birlikte bizim seyahat acenteleri gerçekleştirecek. 500 bin de geriye çıkan bir tirend var. Günlük kiralamayla alakalı yerlerde 500 bin vatandaşımızda bu satışı şuanda yapmış durumda. Dediğimiz gibi biz acentelerimizin ürün yelpazelerini genişletmek için yeni alternatif rotalar için canla başla çalışıyoruz. Belirli ihtisas komiteleri Van’a gönderip, Van’ın daha ortaya çıkmamış birçok güzelliğini acentelerle paylaşmak istiyoruz” dedi.

Temel vizyonun turizmi 12 aya yaymak olduğunu da ifade eden Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

” Doğu Anadolu Bölgesi, 12 ay turist karşılayabilecek bir potansiyeli sahip. Kayak merkezlerinden yazın yapacak kültür turlarına, gastronomi turlarına kadar müşterileri memnun edecek her türlü olanağımızın olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinizin Ramazan Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.” – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/tursab-genel-baskan-yardimcisi-davut-gunaydin-vandaki-acentelerle-iftarda-bir-araya-geldi/feed/ 0
İsrail’in Gazze saldırılarında 6 ay geride kaldı https://www.haber60.com.tr/israilin-gazze-saldirilarinda-6-ay-geride-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/israilin-gazze-saldirilarinda-6-ay-geride-kaldi/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:33:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26565 İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına başlamasının üzerinden 6 ay geçerken, Gazze’de hastane, okul, yerleşim alanı demeden saldırılarını sürdüren İsrail, 6 ayda en az 13 bini çocuk 33 bin 137 sivilin ölümüne neden oldu.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine girerek Aksa Tufanı Operasyonu’nu başlatmasının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılarda 6 ay geride kaldı. Gazze’deki sivilleri hedef alan İsrail 6 aydır hastane, okul, yerleşim alanı demeden saldırılarını sürdürüyor. Gazze Şeridi’nde büyük yıkıma neden olan İsrail, Gazze Şeridi’ni bombalayarak nüfusun büyük çoğunluğunu yerinden etti, çok sayıda sivilin Gazze’nin en güneyindeki Refah kentine kaçmasına neden oldu. İsrail, saldırılarının yanı sıra yıkıma neden olduğu Gazze Şeridi’nde yardımların gelmesini engelleyerek de Filistin halkına soykırım yapıyor. Dünya genelinde geniş kitleler tarafından protesto edilen İsrail, dizginlenemeyen saldırıları ve son eylemleri nedeniyle uzun süreli müttefiki ABD ile ilişkileri de geriliyor.

İsrail, 6 ayda 33 bin 137 Filistinlinin ölümüne neden oldu

İsrail’in 6 aydır ara vermediği saldırılarında en az 13 bini çocuk 33 bin 137 sivilin ölümüne neden oldu. 75 bin 815 kişinin yaralandığı İsrail’in saldırılarında nüfusun yüzde 70’ine denk gelen 1.7 milyon Filistinli yerlerinden edildiği Gazze’de yüzde 55.9 bina, yüzde 60 ev yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi. Yüzde 90 okulun saldırılarda hedef alınarak yıkıldığı Gazze’de 69 hastaneden yalnızca 10’u kısmi olarak hizmet verebiliyor. Birleşmiş Milletlere göre, Filistinli 1.1 milyon Filistinli sivil “felaket boyutunda” gıda güvensizliğiyle, Gazze’nin kuzeyinde ise 2 yaş altı çocukların yüzde 31’i akut yetersiz beslenme karşı karşıya. Çocukların yüzde yüzü yani hiçbir çocuk okula gidemiyor. Bu da Gazze’de eğitimin devam etmediği anlamına geliyor. İsrail’in 6 aydır devam eden saldırılarında 227 caminin yerle bir olduğu Gazze’de 3 kilise de yıkıldı.

İsrail 604 asker kaybetti

İsrail ordusunun yayınladığı son verilerde ise, 7 Ekim’den bu yana 204’ü Gazze içinde 604 İsrail askeri öldü. Sivilleri hedef alan İsrail ordusu, 41 İsrail askerini kendi saldırılarında öldürdü.

7 Ekim 2023’te İsrail’e karşı “Aksa Tufanı Operasyonu” başlatıldı

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’e karşı “Aksa Tufanı Operasyonu” başlatıldığını, ilk 20 dakikada 5 bin roket ve havan fırlatıldığını duyurdu. Hamas, İsrail’in güneyinde düzenlenen Supernova Festivalini basarak bazı İsraillileri rehin aldı. Alarm geçildiğini duyuran İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu’na karşı “Demir Kılıçlar Operasyonu” başlatıldığını duyurdu. İsrail’e ait savaş uçakları Gazze’ye saldırılarına başladı. Bir gün sonra savaş ilan eden İsrail, saldırılarına ara vermedi.

İsrail, 9 Ekim’de Gazze’ye tam kuşatma ilan etti

Saldırılarını sivilleri hedef alarak gerçekleştiren İsrail, 9 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik “tam kuşatma” ilan etti. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant “ne elektrik, ne gıda, ne de yakıt” girişine izin verilmeyeceğini söyledi.

11 Ekim’de Gazze’nin elektrik santrali faaliyetlerini durdurdu

Savaş durumuna geçen İsrail’de Netanyahu hükümeti savaş kabinesini kurdu. İsrail’de 360 bin yedek askeri göreve çağrılırken, İsrail saldırılarında Gazze İslam Üniversitesi’ni vurdu. Gazze’de faaliyet gösteren tek elektrik santrali, İsrail’in kuşatması nedeniyle yakıtın tükenmesi sonucu faaliyetlerini durdurdu. İsrail ordusu, Gazze’nin Mısır sınırındaki Refah sınır kapısını vurdu.

USS Gerald R. Ford uçak gemisi Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldı

İsrail, 12 Ekim’de ise Gazze’nin kuzeyinde yaşayan 1 milyondan fazla Filistinliye Gazze’nin güneyine gitmeleri için 24 saat süre verdi. Ancak 24 saat dolmadan bu kez de güneye hareket eden sivilleri vurdu. Bu sırada, ABD’den İsrail’e destek gecikmedi. ABD donanmasına ait USS Gerald R. Ford uçak gemisi İsrail’e destek amacıyla Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldı.

17 Ekim’de İsrail hastaneleri hedef almaya başladı

İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi’nde bulunan Baptist Hastanesi’ni (Al Ahli Arab Hastanesi) vurdu. En az 500 kişinin hayatını kaybettiği hava saldırısı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kınandı.

Refah sınır kapısı yeniden açıldı

İsrail saldırılarına maruz kalan Filistinlinin dünya ile tek bağlantısı Mısır sınırındaki Refah sınır kapısı 21 Ekim’de yeniden açıldı. Mısır, sınır kapısını açarak Gazze Şeridi’ne kısıtlı da olsa yardımların girmesini sağladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Abu Zeid, Gazze Şeridi ve Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açık olduğunu belirterek, “Mısır, üçüncü ülke vatandaşlarının çıkışını engellemekten sorumlu değildir” dedi.

İsrail’den Şifa Hastanesine baskın

İsrail Savunma Kuvvetleri, 15 Kasım’da yüzlerce hastaya ve yerinden edilmiş binlerce insana ev sahipliği yapan Şifa Hastanesi’ne baskın düzenledi.

Husiler, Kızıldeniz’de gemiye el koydu

Yemen’deki İran destekli Husiler, 19 Kasım’da İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına tepki olarak Kızıldeniz’de İsrail’e ait gemileri hedef alacaklarını açıkladı. İsrail’e ait olduğu iddia edilen ve 25 mürettebatı bulunan bir kargo gemisine Kızıldeniz’de Husiler tarafından el konuldu.

Gazze’de 4 günlük insani ara başladı

Katar’ın arabuluculuğu sonucu İsrail ile Hamas arasında varılan 4 günlük insani ara, 24 Kasım’da yerel saatle 07.00’de yürürlüğe girdi. Anlaşma kapsamında İsrail hapishanelerindeki 4 gün boyunca toplam 150 Filistinli ile Gazze’deki 50 İsrailli esir takas edildi.

15 Aralık: İsrail güçleri “yanlışlıkla” üç rehineyi öldürdü

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından 12 Aralık’ta yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’nde kara operasyonunun başladığı 27 Ekim’den beri 105 İsrail askerinin hayatını kaybettiği, askerlerden 20’sinin “dost ateşi” sonucu öldüğü belirtildi. Hedef gözetlemeden saldırı düzenleyen İsrail güçleri, 15 Aralık’taki açıklamasında ise Gazze’de 3 İsrailli rehineyi “yanlışlıkla” vurarak öldürdü.

Güney Afrika, İsrail’e dava açtı

Güney Afrika Cumhuriyeti, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail’e 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım dava açtı. Davanın ilk duruşması 11 Ocak’ta Lahey’de görülmeye başlandı.

26 Ocak: İsrail’in soykırım ile yargılanması kararı

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın İsrail aleyhinde açtığı “Gazze’de soykırım davası” başvurusunu kabul ederek İsrail’in davanın reddi talebini ise reddetti. İsrail’in soykırım suçu ile yargılanması kararı alınırken, İsrail’in soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına hükmetti.

Gazze’ye ilk havadan yardım

İsrail’in şiddetli bombardımanına maruz kalan Gazze’nin kuzeyine, 22 Şubat’ta 7 Ekim’den bu yana ilk kez havadan insani yardım indirildi.

Ölü sayısı 30 bini geçti

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki yerleşim bölgelerine, hastanelere, mülteci kamplarına yönelik saldırıları devam ederken Filistin Sağlık Bakanlığı 29 Şubat’ta yaptığı açıklamada İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bin 35’e, yaralı sayısının ise 70 bin 457’ye yükseldiğini duyurdu.

Güney Kıbrıs’tan Gazze’ye ilk yardım gemisi 12 Mart’ta yola çıktı

Gazze’ye 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, açlık ve susuzlukla mücadele eden Gazze halkı için denizden yardım koridoru açılmasına izin verildiğini açıklamıştı. İsrail’in açıklamasının ardından Gazze’ye denizden ilk yardım yola çıktı. İspanyol sivil toplum kuruluşu Open Arms’a ait gemi, ABD merkezli yardım kuruluşu World Central Kitchen (WCK) tarafından sağlanan ve Birleşik Arap Emirliklerinin finanse ettiği 200 tonluk yardımı 15 Mart’ta Gazze’ye ulaştı. Daha sonra GKRY’den yola çıkan 3 yardım gemisi ise 1 Nisan’da akşam saatlerinde Gazze’ye vardı. İsrail Şifa Hastanesi’ne bir kez daha saldırı düzenleyerek, can kayıplarına neden oldu.

1 Nisan: İsrail saldırılarında 7 World Central Kitchen çalışanı öldü

1 Nisan’da İsrail’in saldırılarında 7 World Central Kitchen çalışanı öldü. İsrail hava saldırılarında yalnızca Filistinlileri değil yardım görevlilerini de hedef aldı. İsrail güçlerinin 1 Nisan’da gerçekleştirdiği saldırıda Deir el-Balah’ta “World Central Kitchen (WCK)” adlı insani yardım kuruluşu çalışanlarının bulunduğu araçları vurdu. Saldırıda yardım kuruluşunun 7 görevlisi hayatını kaybetti. IDF, yardım çalışanlarının hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Open Arms, İsrail’in düzenlediği saldırıda uluslararası yardım kuruluşu World Central Kitchen’a (WCK) bağlı 7 çalışanın hayatını kaybetmesinin ardından Gazze Şeridi’ne deniz yoluyla yardım ulaştırma operasyonlarını 4 Nisan’da askıya aldı. Saldırıya ilişkin 5 Nisan’da İsrail tarafından yapılan açıklamada soruşturmanın tamamlandığı kaydedildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi soruşturmanın ardından binbaşı rütbesindeki bir asker ile yedek albay rütbesindeki bir askerin görevden alınmasına karar verdi. – GAZZE

]]>
https://www.haber60.com.tr/israilin-gazze-saldirilarinda-6-ay-geride-kaldi/feed/ 0
Saraybosna Şehir Günü’nde kentin savunması için canlarını feda edenler anıldı https://www.haber60.com.tr/saraybosna-sehir-gununde-kentin-savunmasi-icin-canlarini-feda-edenler-anildi/ https://www.haber60.com.tr/saraybosna-sehir-gununde-kentin-savunmasi-icin-canlarini-feda-edenler-anildi/#respond Sat, 06 Apr 2024 22:24:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26506 Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’nın 6 Nisan 1945’te Nazi işgalinden kurtarılması dolayısıyla kutlanan Şehir Günü’nde tarihte kentin savunması için canlarını feda edenler törenlerle anıldı.

Saraybosna Şehir Günü törenleri kapsamında İkinci Dünya Savaşı’nda ve Bosna Hersek’teki 1992-1995’teki son savaşta 1425 gün süren Saraybosna Kuşatması sırasında hayatını kaybedenler için tören düzenlendi.

İkinci Dünya Savaşı’nda yaşamını yitirenler için yaptırılan Sönmeyen Ateş Anıtı’nda başlayan anma törenleri, Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı merhum Aliya İzetbegoviç’in de kabrinin bulunduğu Kovaçi Şehitliği’nde sürdü.

Törenlere Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Boşnak üyesi Denis Becirovic, Konseyin Hırvat üyesi Zeljko Komsic, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ve Saraybosnalılar katıldı.

Becirovic, gazetecilere yaptığı açıklamada, 6 Nisan tarihinin Bosna Hersek’in tarihinde önemli bir yeri bulunduğunu ve yaşanan her şeye rağmen Saraybosna’nın modern bir Avrupa şehri olduğunu söyledi.

Bosna Hersek’teki savaşta 1995 yılındaki Srebrenitsa soykırımını inkar edenlerin olduğunu belirten Becirovic, “Bunlardan birisi de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic. Son haftalarda yaptığı açıklamada Srebrenitsa’da Boşnaklara karşı işlenen soykırımı bir kez daha inkar ederek medeni değerlerin altına düşüyor, bunu yapmamalı. Onu Birleşmiş Milletler mahkemelerinin kararlarını kabul etmeye çağırıyorum. Bu, tüm bölgenin geleceği için çok önemli.” dedi.

Becirovic, kötülükleri önlemenin yolunun eğitimden geçtiğini, soykırımın bir daha kimsenin başına gelmemesi için de yeni nesillere gerçekleri öğretmek gerektiğini ifade etti.

“Şehrimizde yaşayan ve çocuklarını büyüten herkes için daha iyi ve daha güzel bir gelecek yaratıyoruz”

Saraybosna Belediye Başkanı Karic ise şehirlerinin çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu ve tüm vatandaşların gününü tebrik ettiğini kaydetti.

Şehrin savunmasında birçok insanın canının ortaya koyduğunu dile getiren Karic, “Bu şehri sürekli güzelleştirmemiz, gençlerimiz için projeler yapmamız, altyapımızı yenilememiz gerekiyor. Bu kentin tüm ihtişamıyla parlaması için biraz düzenlenmesi gerekiyor ve bu yüzden bu şehrin her santimini işliyor ve inşa ediyoruz. Şehrimizde yaşayan ve çocuklarını büyüten herkes için daha iyi ve daha güzel bir gelecek yaratıyoruz.” ifadesini kullandı.

Saraybosna Şehir Günü kapsamında kuşatma sırasında Saraybosna’da hayatını kaybeden çocuklar için yaptırılan Saraybosna Çocukları Anıtı’nda da tören düzenlendi.

Saraybosna’da 6 Nisan’da ne oldu?

6 Nisan tarihi, Saraybosna için hem iyi hem de kötü anıları barındırıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nda, 6 Nisan 1941’de Nazi Almanyası tarafından bombalanan Saraybosna, eski Yugoslavya ordusunun işgalci kuvvetlere karşı başlattığı operasyon sonucu dört yıl sonra yine aynı gün, 6 Nisan 1945’te düşman işgalinden kurtarıldı.

1941-1945’te 7 bin 92’si Yahudi olmak üzere 10 bin 961 Saraybosnalı hayatını kaybetti.

Saraybosna, 6 Nisan 1992’de yeniden saldırıya uğradı. Bu kez Sırp birlikleri tarafından kuşatılan ve her gün bombalanan şehir, 1425 gün kuşatma altında kaldı.

Kuşatma boyunca 1601’i çocuk 11 bin 541 sivil yaşamını yitirdi, şehirdeki tarihi ve kültürel eserler ile altyapı büyük hasar gördü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saraybosna-sehir-gununde-kentin-savunmasi-icin-canlarini-feda-edenler-anildi/feed/ 0
Venedik’te Günübirlik Ziyaretçilere Giriş Ücreti Uygulaması Başlıyor https://www.haber60.com.tr/venedikte-gunubirlik-ziyaretcilere-giris-ucreti-uygulamasi-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/venedikte-gunubirlik-ziyaretcilere-giris-ucreti-uygulamasi-basliyor/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:51:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26283 İtalya’nın kanallarıyla ünlü Venedik kentinde günlük turist yoğunluğunu kontrol edebilmek amacıyla şehre günübirlik ziyarete gelen turistlerden giriş ücreti alınmasına yönelik uygulama 25 Nisan’da başlayacak.

Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, Venedik Belediye Meclisinin Eylül 2023’te aldığı karar doğrultusunda bu ay içinde uygulamanın denemesine başlayacaklarını açıkladı.

Brugnaro, Roma’daki Yabancı Basın Derneğinde yaptığı tanıtımda, uygulamanın aşırı turist yoğunluğuna karşı deneysel ve caydırıcı bir fikir olduğunu ancak “şehrin kapatılması” anlamına gelmediğini söyledi.

“Dünyanın önemli tarihi merkezlerini koruma görevimiz var.” diyen Brugnaro, uygulamanın 25 Nisan’da 08.30-16.00 saatlerinde ilk kez devreye alınacağını ifade etti.

Uygulamanın amacının para kazanmak olmadığını savunan Brugnaro, “Bunun amacı, şehri korumak.” dedi.

Brugnaro, uygulamanın kontrolüne yönelik kentte turnike olmayacağını ancak bazı noktalarda kontrollerin yapılacağını anlattı.

Kişi başı 5 avro

Toplantının ardından AA muhabirine ayrıca açıklamalarda bulunan Brugnaro, uygulamalarının Venedik’te serbest dolaşımı ve seyahat özgürlüğünü sınırlamayacağını dile getirdi. Brugnaro, “Venedik’e girişlerde herhangi bir kısıtlama yoktur. Belediyenin internet sitesinde yer alan ve mümkünse daha az günlük misafir ağırlamaya çalıştığımız günler olarak belirtilen günler haricinde herhangi bir sınırlama yoktur.” ifadelerini kullandı.

Günübirlik gelenlerin bir ücret ödeyeceğinin altını çizen Brugnaro, “Venedik’e günlük gelenler, konaklamayanlar, yani sabah gelip akşam gidenler bir katkı payı ödemek durumundalar. Kişi başı katkı payı ücreti bu yıl 5 avrodur. 14 yaşına kadar olan çocuklar bundan muaftır. Ayrıca Venedik veya Mestre’de, yani Venedik Belediyesi sınırları dahilinde otellerde konaklayanlar da hiçbir ücret ödemeyecek.” diye konuştu.

Brugnaro, uygulamanın ilk aşamada bahar aylarında başlayıp, temmuzun ikinci haftasına kadar deneneceğini belirterek, “Bu dönemi deneme olarak belirledik. Bunlar henüz plajların dolmaya başlamadığı bahar günleridir. Pek çok insan hafta sonu plaj yerine Venedik yakınındaysa şehre uğramak isteyebilir. O günlerde gelmeye karar verirlerse, rezervasyon yaptırıp, 5 avroluk katkı payı ödeyerek erişim sağlamaları mümkündür.” dedi.

Brugnaro, Türkiye ve dünyadan pek çok kentle iletişim halinde olduklarını, kendilerine hem giriş ücreti uygulamalarının hem de tarihi eserlerin, anıtların nasıl korunacağına dair sorular sorulduğunu aktardı.

Venedik’te Türkiye’den eserler olduğunu bildiren Brugnaro, “Bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla Türk misafirler hoş karşıladığımız misafirlerimizdir. Bizim herkesten istediğimiz tek şey, insanların saygısıdır.” yorumunu yaptı.

Venedik Belediyesi Turizmden Sorumlu Belediye Meclis Üyesi Simone Venturini de giriş ücreti uygulanacak belirli 29 gün için, 16 Ocak’ta devreye alınan çevrim içi portal üzerinden şu ana dek 151 bin 157 rezervasyon aldıklarını, giriş ücreti ödeyenlerin sayısının da 15 bine yaklaştığı bilgisini paylaştı.

Venedik’e giriş ücreti uygulaması

Venedik Belediye Meclisinin kentteki turist yoğunluğunu kontrol altına almak maksadıyla Eylül 2023’te kabul ettiği “Venedik’e giriş ücreti” uygulaması, bu yıl ilk aşamada yoğunluk oluşması beklenen bazı tatil günlerini de kapsayan 29 günde denenecek.

Venedik’e günübirlik ziyaretleri belirlenen 29 güne denk gelen turistler, “Contributo di Accesso a Venezia” (Venedik’e Giriş Ücreti) adıyla oluşturulan siteden rezervasyon yaparak giriş ücretlerini ödeyebilecek.

5 avroluk giriş ücretini ödeyen ziyaretçilerin akıllı telefonuna geçiş belgesi özelliğinde bir karekod gönderilecek ve şehirde rastgele yapılacak kontrollerde bu karekodun gösterilmesi gerekecek. Giriş ücretini ödemeyenler, yerel yetkililerin kontrollerinde tespit edilmeleri halinde giriş ücretine ek olarak 50 avroluk idari para cezasına çarptırılacak.

Venedik Belediyesi sınırları içerisindeki tesislerde konaklayanlar, Venedik’in içinde bulunduğu Veneto bölgesinde ikamet edenler, 14 yaş altı çocuklar, bakıma muhtaç olanlar, spor müsabakalarına katılanlar, seyahate çıkan lise öğrencileri, güvenlik güçleri ve itfaiye ekipleri giriş ücreti ödemekten muaf tutulacak.

Kanalların üstüne kurulu yapısı ve tarihi dokusuyla Venedik, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/venedikte-gunubirlik-ziyaretcilere-giris-ucreti-uygulamasi-basliyor/feed/ 0
Emine Ecem Esen: İsviçre maçı için heyecanlıyız https://www.haber60.com.tr/emine-ecem-esen-isvicre-maci-icin-heyecanliyiz/ https://www.haber60.com.tr/emine-ecem-esen-isvicre-maci-icin-heyecanliyiz/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:45:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26145 A Milli Kadın Futbol Takımı’nın başarılı futbolcusu Emine Ecem Esen, 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri B Ligi 1. Grup’ta yarın oynayacakları İsviçre mücadelesinden dolayı heyecanlı olduklarını ancak galibiyet için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

A Milli Kadın Futbol Takımı, 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri B Ligi 1. Grup’ta yarın İsviçre ile deplasmanda, 9 Nisan Salı günü de Macaristan ile Pendik Stadyumu’nda karşılaşacak. Bu müsabakalar öncesi kırmızı-beyazlıların tecrübeli futbolcusu Emine Ecem Esen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

“B Ligi’nde misafir değil, kalıcı olmaya geldik”

C Ligi’ni gol yemeden lider tamamladıklarını hatırlatan Esen, “C Ligi’nin başında kendimize bir hedef koymuştuk ve hedefimizde başarılı olduk. Şu an B Ligi’ndeki kuradan sonra kendimize bir hedef koyduk. Fiziksel olarak çok üstün takımlar, dünya futbolunda önemli yere sahip takımlarla mücadelede edeceğiz. Ama biz de B Ligi’nde misafir değil, kalıcı olmaya geldik. Güzel bir maç geçecek. Ne istediğimizi biliyoruz, kampta bunun doğrultusunda çalışıyoruz. Elimizden gelen her şeyi sahaya yansıtacağız” ifadelerini kullandı.

“Şampiyonluğu çok istiyoruz”

Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nde Galatasaray forması giyen Emine Ecem Esen, şampiyonluk yarışında da sona geldiklerini vurgulayarak, “Mental olarak yorgunluk yok desek yalan olur. Ama yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Artık son dönemeç, 4 haftamız kaldı. Aynı şekilde takımızda da ne istediğimizi biliyoruz. Şampiyonluğu çok istiyoruz. Son 4 maçımızda her şeyimizle sahada mücadele edeceğiz. İnşallah sonu şampiyonluk olur” şeklinde konuştu.

“Fenerbahçe iyi rakip, çok saygı duyuyoruz”

Ligde Fenerbahçe’nin çok saygı duydukları bir rakip olduğunu aktaran başarılı futbolcu, “Derbiye puan farkını korumak için değil, puan farkını açmak için gittik. Ama planladığımız gibi olmadı. Fakat hala 2 puanla lider bizdik. Bunun bilincinde ve farkındaydık. Elbette üzüldük ama kaybettiğimiz bir şey yoktu. Zaten sonraki hafta puan farkını tekrar açma şansını yaşadık. Mutluyuz” cümlelerine yer verdi.

“Ülkemizde her geçen gün kadın futbolu gelişiyor”

Esen, Türkiye’de kadın futbolunun her geçen gün geliştiğine de dikkat çekerek, “Şu an bulunduğumuz yer bir anda olan bir şey değil. Senelerdir adım adım işlenen bir durumdur. Bunların meyvelerini adlığımız için çok mutluyuz. Ülkemizde her geçen gün kadın futbolu gelişiyor. Bizden sonraki kardeşlerimiz bizden daha şanslılar. Daha iyi imkanlara sahip olacaklar. Bizler ablaları olarak hem ülkemiz adına kadın futbolunu daha ileri taşımak için mücadelemizi veriyoruz. Ama hiçbir şey tesadüf değil. Gerçekten bütün ekip, kadın futbolunu ileriye taşımak için çok büyük çabalar sarf ediyor” diye konuştu.

“3 büyükler artık altyapılara önem veriyorlar”

Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın kadın futbolunda artık altyapılara önem verdiğinden bahseden Emine Ecem Esen, “Kadın altyapılarda bu sayının zamanla artacağını düşünüyorum. Küçük kardeşlerimizle gurur duyuyoruz. Onların maçlarını ekran başından takip ediyoruz. Bazen burada kampta birlikte denk geliyoruz. Yürüdükleri yol parlak olsun. Gerçekten hepsiyle teker teker gurur duyuyoruz” dedi.

Yarın karşı karşıya gelecekleri İsviçre müsabakası için heyecanlı olduklarını söyleyen 29 yaşındaki futbolcu, “Rakibimize çok büyük saygı duyuyoruz. Daha önce Portekiz, Almanya gibi büyük rakiplere karşı oynadık. Heyecan var. Sahada düdük çalsın yerimizi alalım diye sabırsızlanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Arkamızda olmalarına ihtiyacımız var”

9 Nisan Salı günü Macaristan ile oynayacakları maç için de tüm futbolseverleri Pendik Stadyumu’na beklediğini belirten ay-yıldızlı oyuncu, “Daha önce kendi evimizde oynadığımız milli maçlarda inanılmaz derecede bir taraftar desteği vardı, bizi ateşleyen, 90 dakika boyunca arkamızda olan.. Sadece şunu söylemek istiyorum; bize güç katıyorlar. Güzümüze güç katılıyorlar. Gerçekten arkamızda olmalarına ihtiyacımız var” diyerek sözlerini noktalandırdı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/emine-ecem-esen-isvicre-maci-icin-heyecanliyiz/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Bayram Tatili İçin Tüm Önlemler Alındı https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-bayram-tatili-icin-tum-onlemler-alindi-2/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-bayram-tatili-icin-tum-onlemler-alindi-2/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:03:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26124 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün sürmesi nedeniyle 30 ile 35 milyon vatandaşın seyahat etmesini beklediklerini belirterek, bu kapsamda kara, hava ve demiryollarında tüm önlemlerini aldıklarını bildirdi.

Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin 68 bin 680 kilometrelik yol ağında vatandaşların huzur içerisinde seyahat edebilmelerini sağlamak için tedbirleri aldıklarını kaydederek, “Vatandaşlarımızın otobüs bileti bulmada herhangi bir sorunla karşı karşıya kalmamaları için otobüs firmalarına yönelik denetimleri artırdık” dedi.

Demiryollarında da Banliyö hatlarının yanı sıra yüksek hızlı tren hatlarında da ek seferler konulduğunu bildiren Uraloğlu, Havayollarında ise başta İstanbul Havalimanı olmak üzere tüm havalimanlarında olumsuz bir durum yaşanmaması için gereken bütün önlemlerin alındığını söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılması nedeniyle yoğun araç trafiği yaşanacak şehirlerarası yollarda vatandaşların rahat ve güvenli yolculuk etmelerini sağlamak için gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. Tatile gidiş ve dönüş günlerinde sürücülerin aynı saatlerde yola çıkmalarının belirli güzergahlarda yol kapasitesinin üzerinde trafik yoğunluğu oluşturacağına işaret eden Bakan Uraloğlu, kazalardan korunmak için sürücüleri, aceleci ve telaşlı davranışlardan kaçınmaları konusunda uyardı. Bayram tatillerinde özellikle gidiş ve dönüş tarihlerinde, trafiğin yüzde 60-70 artış gösterdiğini hatırlatan Uraloğlu, “Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün sürmesi nedeniyle 30 ile 35 milyon vatandaşımızın seyahat etmesini bekliyoruz. Kalabalık olacak yollarda vatandaşlarımızın çok daha dikkatli olmalar gerekiyor. Bayram coşkusunu acıya çevirmemek için bu konuya özellikle hassasiyetle yaklaşmalarını bekliyoruz” dedi.

“7 gün 24 saat esasıyla vatandaşlarımızın hizmetindeyiz”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sorumluluğundaki 68 bin 680 kilometrelik yol ağında vatandaşların huzurlu ve rahat bir şekilde seyahat edebilmelerini sağlamak için bütün önlemleri aldıklarını kaydeden Uraloğlu, “Yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı, ülke geneline yayılmış 18 Bölge Müdürlüğü, 122 Şube Şefliği, 15 Tünel Bakım İşletme Şefliği, 25 Otoyol Bakım İşletme Şefliği ve 16 Yap-İşlet-Devret Bakım İşletme Şefliğinde kesintisiz hizmet verilecektir. Karayollarına bağlı bütün birimler bayram boyunca teyakkuz halinde olacak. Vatandaşların güvenli yolculuğu için 7 gün 24 saat çalışma esasıyla hizmet vereceğiz” diye konuştu.

“Bayram süresince yol çalışmaları durdurulacak”

Bakan Uraloğlu, özellikle trafiğin yoğun olduğu yollarda gerçekleşen bakım ve onarım çalışmalarına bayram süresince ara verileceğinin de altını çizdi. Uraloğlu, yol bakım çalışmaları olan kesimlerde ise yolun fiziki standardının düşük olduğu kesimlerin de trafik işaretlemelerinin yapıldığını belirtti. Bir bölümü kapalı, diğer bölümü iki yönlü trafiğe açık olan bölünmüş yollarda, sürücülerin yanılgıya düşmemeleri için trafik işaret levhalarının belirlenen standartlara uygunluğunun kontrol edildiğini vurgulayan Uraloğlu, “Özellikle otoyollar başta olmak üzere trafik yoğunluğu fazla olan devlet yollarında da bakım, onarım gibi çeşitli nedenlerle eksilen şeritler trafiğe açıldı. Amacımız, yol kusurlu kazaların önüne geçmek. Ayrıca kazaların yoğun yaşandığı noktalarda daha sıkı tedbirler alabilmek için İçişleri Bakanlığı ile iş birliği yaptık. Vatandaşlarımızdan daha dikkatli olmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

Uraloğlu, vatandaşların yola çıkmadan önce yol durumları hakkında bilgi alması gerektiğine işaret ederek, “Vatandaşlarımız, Karayolları Genel Müdürlüğü web sitesinde yer alan güzergah analizi programını kullanabilirler. Bu programla en uygun güzergah ve alternatif yolların yanı sıra kapalı ve çalışma yapılan yolları da öğrenebilecekler. Ücretsiz Alo 159 hattından da yol durumlarına ilişkin bilgi alınabilecekler” ifadelerini kullandı.

Trenlere ek vagonlar geliyor

Uraloğlu, Bayram nedeniyle uzun bir tatil dönemini kapsayan 5 -15 Nisan tarihleri arasında ek yüksek hızlı tren seferlerinin yanı sıra anahat ve bölgesel trenlerde de kapasite artışına gittiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, Yüksek Hızlı Tren hatlarında 5 Nisan’dan itibaren başlayacak ek seferlerle 18 bin 84 koltuk kapasitesi artışı sağlayacağız. Günlük sefer sayısını Ankara-İstanbul hattında 13+13’ten 14+14’e, Konya-İstanbul hattında 4+4’ten 5+5’e yükseltiyoruz. Ayrıca Ankara-Konya hattında Cuma ve Pazar günleri işletilen 1+1 adet hafta sonu seferi Cumartesi günleri de işletilecek” dedi. Yüksek hızlı trenlerdeki yeni seferlerin tatil dönemi sonrasında da devam edeceği müjdesini veren Uraloğlu, “Bugüne kadar yüksek ve hızlı trenlerimizle yaklaşık 84 milyon 260 bin yolcu taşıdık” ifadelerini kullandı.

Anahat ve bölgesel trenlere de ilave vagon ile 15 bin 200 koltuk artışı

Bakan Uraloğlu, 5 Nisan ile 15 Nisan 2024 tarihleri arasındaki tatil döneminde ise İzmir Mavi Ekspresi, Doğu Ekspresi, gibi önemli Bölgesel Trenlerine pulman ve yataklı vagonlar ilave edileceğini kaydetti. Uraloğlu, “Buna göre anahat ve bölgesel trenlerde günlük karşılıklı 28 vagon ilave edilerek 10 günlük tatil döneminde toplam 15 bin 200 koltuk kapasitesi artışı sağlanacaktır. Bu sayede Bayram boyunca demiryollarımıza toplamda 33 bin kişilik ek kapasite sağlamış olacağız” dedi.

Havalimanları bayrama hazır

Ramazan Bayramı’nda rahat ve güvenli bir hava yolu ulaşımı için Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından gerekli tüm hazırlıkların yapıldığının altını çizen Uraloğlu, “DHMİ’nin ilgili tüm birimleri bayram süresince 24 saat esasına göre hizmet verecek. Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere yurt çapındaki diğer tüm havalimanlarında yoğunluktan kaynaklanan herhangi bir sorun yaşanmaması için gerekli tüm önlemleri aldık. Havalimanlarında personellerimiz vatandaşlarımızın rahat ve güvenli ulaşımını sağlamak için tüm birimlerle koordinasyon içinde olacak” dedi.

Otobüs fiyatlarına sıkı denetim

Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili döneminde oluşabilecek yolcu yoğunluğu nedeniyle vatandaşların otobüs bileti bulmada da sorun yaşamamaları amacıyla önlem alındığını bildirdi. Bu amaçla, otobüs firmalarına turizm taşımacılığında kullanılan otobüsleri de kullanmalarına yönelik izin verdiklerini belirten Uraloğlu, “Ramazan Bayramı tatili döneminde vatandaşlarımızın otobüs bileti bulmada herhangi bir sorunla karşı karşıya kalmamaları ve fahiş fiyat gibi durumlardan mağduriyet yaşamamaları için Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüz tarafından yolcu taşımacılığında denetimleri artırdık. Korsan taşımacılık yapan, sefer izni olmadan faaliyet gösteren, izinli olmayan yerlerde yolcu indiren veya bindiren ve fahiş fiyatlarla otobüs bileti kesen firmalara idari para cezası kesilecek. Ayrıca, bayram dönemlerinde karayoluyla seyahat eden yolcu sayısında önemli bir artış yaşanması nedeniyle de otobüs firmaları tarafından ek seferler konulmak suretiyle taleplerin karşılanması için de talepte bulunduk” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-bayram-tatili-icin-tum-onlemler-alindi-2/feed/ 0
Ramazan Bayramı’nda Antalya’da Rezervasyon Oranları Yüzde 95’e Ulaşacak https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayraminda-antalyada-rezervasyon-oranlari-yuzde-95e-ulasacak/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayraminda-antalyada-rezervasyon-oranlari-yuzde-95e-ulasacak/#respond Thu, 04 Apr 2024 08:42:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26098 Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Ramazan Bayramı’nda Antalya’da erken rezervasyon oranlarında doluluk oranının yüzde 95’e ulaşacağını bildirdi.

Bu yıl 6-15 Nisan tarihleri arasında 9 gün kutlanacak Ramazan Bayramı, turizm sektörünü de hareketlendirmeye devam ediyor. Bugünlerde yüzde 70’i aşan iç piyasadaki rezervasyon oranının bayramda yüzde 95’lere ulaşması bekleniyor. Yerli tatilci fiyatlardan dolayı 7-8-9 günlük tatil yerine 4 ya da 5 günlük tatilleri tercih ediyor.

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, 2023 yılında her şeye rağmen güzel bir sezon geçirdiklerini, hedefledikleri rakamlara ulaştıklarını hatırlattı.

Antalya’da 2023 yılında yaklaşık 15 milyon 700 bine yakın misafir ağırladıklarını aktaran Saatçioğlu, “2024’de yaklaşık 17 milyon üzerine çıkma umudumuz var. İlk 4 ay gayet güzel gidiyor, 900 bin turist giriş yaptı. Bunu geçen senenin aynı dönemiyle karşılaştırdığımızda yüzde 24’lük bir artış olması bizleri sevindiriyor. Herhangi bir olumsuzluk karşılaşmadığımız sürece, güzel bir beklenti içindeyiz” diye konuştu.

“Ruslar öne geçecektir”

Geçmiş yıllarda Antalya’ya gelen turistlerde ilk sırayı her zaman Rusların aldığını hatırlatan Saatçioğlu, “Çok az farkla ardından Almanlar, İngilizler, Hollandalılar olarak sıralanırdı. Ama şu an Rusya’da yavaş ilerleme var ama Almanya’da ciddi bir erken rezervasyon var. Almanlar şu an Rusların önünde görünüyor ama mayıs ayı gibi Ruslar yine o açığı kapatacaktır” ifadelerine yer verdi.

“Yüzde 95’e ulaşacak”

Ocak, şubat ve mart aylarında güzel doluluk rakamları yakaladıklarını kaydeden Saatçioğlu, “Nevruz ve içinde bulunduğumuz Paskalya dönemiyle güzel bir rezervasyon alıyoruz. Bayram rezervasyonlarımız devam ediyor. Seçimlerden önce bir duraklama vardı. Ramazan Bayramının yaklaşmasıyla birlikte son 4 gündür iç piyasadan ciddi rezervasyon akışı var. Bayrama yakın doluluk oranımız yüzde 70-80 civarındaydı. Bayramda yüzde 90-95’i bulacağız, çünkü rezervasyonlarda ciddi bir hareketlenme başladı” ifadelerine yer verdi.

“3-4 günü tercih ediyor”

Antalya’da otel portföyünün ağırlıklı olarak 4 ve 5 yıldızlı olduğunu aktaran Saatçioğlu, “Müşterilerimizin tatil alışkanlıkları ekonomik nedenlerden dolayı değişiklik gösteriyor.7-8-9 gün gelen misafirlerimiz şimdi 3-4 günü tercih ediyorlar. Doluluk tüm segmentlerde aynı, 4-5 yıldızda olduğu gibi 3 yıldızlı ve diğer tesislerimizde de doluluk aynı diyebiliriz. Bizi insanımız tatilden vazgeçmeyecek gibi görünüyor. Geçen seneyle iç piyasadaki erken rezervasyon oranımızda yüzde 70’e varan bir artı söz konusu buda izi ciddi şekilde umutlandırıyor” dedi.

Özellikle kış döneminde golf turizminin ağırlıkta olduğunu ifade eden Saatçioğlu, “Spor turizminde de ciddi bir rezervasyon almış durumdayız. Gelecek sene daha da iyi olacak. Futbol gruplarımızda artış öngörüyoruz” diye konuştu.

“Yüzde 15-20 fiyat arttı”

Avrupa’daki enflasyonun Türkiye’dekinden düşük olduğunu kaydeden Saatçioğlu, “Bizim bir şekilde fiyatları artırmak zorundayız. Geçen sene ile bu sene arasında yüzde 15 ile 20 arasında bir zam söz konusu. Giderlerimiz Türk lirası. İç pazarda insanımız uzun değil kısa süreli tatil tercihe diyor ya da 4- 3 yıldızı tercih ediyorlar. Herkesin bütçesine göre tatil çeşidi var. Yıldız ve bölge fiyatta önemli ama kişi başı 2, 6 ile 10 bin lira arasında fiyat yelpazesi var” ifadelerini kullandı. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayraminda-antalyada-rezervasyon-oranlari-yuzde-95e-ulasacak/feed/ 0
Yunus Emre Özden’in eşi Beria Özden, futbolcu Emre Aşık’ın eski eşi Yağmur Sarnıç’ın hedefi oldu https://www.haber60.com.tr/yunus-emre-ozdenin-esi-beria-ozden-futbolcu-emre-asikin-eski-esi-yagmur-sarnicin-hedefi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/yunus-emre-ozdenin-esi-beria-ozden-futbolcu-emre-asikin-eski-esi-yagmur-sarnicin-hedefi-oldu/#respond Thu, 04 Apr 2024 08:33:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26091 Survivor All Star’da mücadele eden ve aldığı cezalarla sık sık adından söz ettiren Yunus Emre Özden’in eşi Beria Özden de paylaşımlarıyla gündemden düşmüyor. Daha önce eşini arayarak “Aleyna’dan uzak dur” diyerek uyarılarda bulunan Beria Özden, bu sefer de futbolcu Emre Aşık’ın eski eşi Yağmur Sarnıç’ın hedefi oldu.

Şantaj yaparak evlendi çocukla. Yunus Emre mecbur kaldı da bununla evlenmek zorunda kaldı. Çünkü bu kadın insanları gizli kayıt altına alıp şantaj yapan biri. Yunus bana hepsini anlattı, bende kayıtları duyuruyor. ‘Ne yapayım Yağmur hayatımı bitirdi mecbur kaldım, kurtulamıyorum. Beni gizlice çekmiş bana şantaj yapıyor’ diye anlattı. Bu kadın benim arkadaşımın evinde fuhuş yapan biriydi çok eski tanırım. Bana da yaptı şantaj ve beni aklınca Funda denen hasmıma satıyor. Ben acıdım bu sokakta kaldı bunu evime aldım. Bu kadın inanmayın yalancı, sahtekar, şanyajcı, kayıtçıdır. Yunus bununla severek evlenmedi, bundan kurtalamıyor bu yapıştı adama şantaj yapıyor. Gizli videosunu çekmiş adamın. Yunus’un attığı kayıtlar bende mevcut ve vakti gelince hepsini mahkemeye vereceğim. Ayrıca bu kadın insanlara uyuşturucu madde temin ettiğine dair yazışmaları mevcuttur. Yunus masumdur bu kadın ona şantaj yapıyor. Onun üzerinden prim yaparak ünlü olma peşinde benim bunn fuhuş yaptığına ve temin ettiğine dair kanıtlarım ve tanıklarım var.

“Yunus Emre adamdır ve masum. Bu zamana kadar sustum, ses etmedim ama masum bir adamın bu denli yalancı, şantajcı bir kadın yüzünden mağdur edilmesine artık yüreğim dayanmadığı için bunları açıklamak istedim. Biraz daha beni zorlarsa kayıtları paylaşacağım.

Beria denilen Diyarbakır’lı namus abidesi olarak kendini kamuoyuna tanıtan, Hristiyan’ım diye gezen ama sıkışınca Allah kitap diyen bu dinsiz ve mağduru oynayan bu dilber beni şuan whatsapp üzerinden arayarak sesli ve yazılı tehdit ederek beni susturabileceğini sanıyor. Paylaşımı silmemi istiyor sizce bende geri vites var mı? Benim Allah’tan başka kimseden korkum yok. Seni bücür taşçı motor seni. Ben belge ve kayıt olmadan asla konuşmam kimseye de iftira atmam. Bu Beria, Yunus’a kız ayarlayıp birlikte gurup yapıyorlardı yani zaten kendisi kocam kocam dediği adama karı ayarlayan ve birlikte grup yapan bir p….enk ve uyuşturucu satıcısıdır. Bende her şey kayıtlı, halk senin ne b.k olduğunu görecek senin maskeni düşüreceğim çok yanlış kişiye çattın sen.

Daha sonra Yunus Emre’nin 25 Nisan 2023 tarihinde evinde yarı çıplak verdiği pozu yayınlayan Sarnıç, “Bak bebeğim burası benim evim. Sarı civciv bayramımı kutlamaya gelmişti. O gün sen ne b.. olduğunu bana çok güzel anlattı garibim. Bu çocuğu bitirmene izin vermeyeceğim ama ben seni bitireceğim. Hadi devam et ben de tek tek senin söylediklerini ispatlayayım. Var mısın, ben varım hodri meydan. İstersen fotoğrafın rengi biraz aç arkadaki kim anlarsın” dedi.

Yağmur Sarnıç’ın paylaşımlarına cevap veren Beria Özden ise şu ifadeleri kullandı: “İftira edenin hiç bir yerde yeri yoktur ortalık karıştırıp prim yapmaya çalışan kişi ile isteğiniz üzere uğraşacağım çünkü herkesi mağdur edip edip tehditler edip artık kenara çekilemeyecek bir gün öyle birine denk gelir ki sonuçları kötü olur bir biz kalmıştık her gün birine sallayan biri ve hakkımdaki haberleri zaten her şeyi açıklıyor.

Kocasını öldürtmek için kiralık katil gibi sevgili yapan ar damarı olmayan çocuklarına iftira eden döven sapkın rezalet ötesi bir kadın düşünün yardıma ihtiyacım var diye ağlayan çocuklarımı göremiyorum diye serum takılıp çocuklarına bakmasına bir günlük yardım ettim kendi köpeğini gözümün önünde önce dövdü buna tepki verdim sonra çocuklarını şantaj malzemesi olarak kullandı dosyaları sınırsız limitlerini tüketmiş bir kadın eski eşi ve avukatına yalancı şahit arıyordu her yer de ben olmadım benim üstüme çok geldi söylediği her şey hayal ürünüdür kimseye boyun eğmem şahit olmadığım için eşime yazıp iftiralar etti görüştüğünü söyledi ama öyle bir görüşme olmamıştı ve onun karşısında bildiği biri yok çocuk kaçırmadan zarar verdiği arkadaşları var ben yalan yere şahit olmam çünkü nafaka alacaktı hala içine oturmuş senin eline kimseyi düşürmesin sen bir kadın olamazsın hayatın yalan her gün kadınları kocaları üzerinden sevgilileri üzerinden tehditler savurup görüşmeye çalışacan aciz iflah olmaz gözü sadece parada kaos da olan zavallısın Karakolda yerlere kendini attığında da benimle uğraşmıştın herkes seninle sorun mu yaşıyor sen mi bela oluyorsun o kadar kişinin hayatını mahvettin ki yerin hiç bi dünya da yok Allah senin belanı ayrıca kendi yanından versin Önce kendisini araştırın sonradan gelin paylaşın bu iftiralara fırsat verenlerde bu kadın kadar suçludur muhatap olmadığım için bela olmaya çalışan biridir avukatım itina ile ilgilenecektir

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunus-emre-ozdenin-esi-beria-ozden-futbolcu-emre-asikin-eski-esi-yagmur-sarnicin-hedefi-oldu/feed/ 0
Başkan Vidinlioğlu: “Borcumuz kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder” https://www.haber60.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/ https://www.haber60.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/#respond Thu, 04 Apr 2024 07:42:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26074 Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, belediyeyi bütçenin yaklaşık yüzde 20-25’ine tekabül eden bir borç ile devredeceklerini belirterek,

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyen Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, kesin olmayan sonuçlara göre seçimleri kazanan CHP Kastamonu Belediye Başkan Adayı Hasan Baltacı’ya Kastamonu Belediyesi’ni devretmeden önce basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 5 yıl boyunca yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren Başkan Vidinlioğlu, bütçe ile ilgili konuşarak, “Yaklaşık bütçenin 4’te 3’üne tekabül eden bir borç ile belediyeyi devralmıştım. Şimdi, bütçemiz 1 milyar 800 milyon TL. Şu anda emanet hesabında görünen borcumuz 220 milyon TL civarı. Uzun vade borçlar ve çektiğimiz son kredi ile birlikte yaklaşık bütün bıraktığımız borç yükü 450 milyon TL civarındadır. Yani bu da kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder. Tabi özellikle bu rakam, şu son 3 aylık dilimde biraz daha düşerdi, benim tahminimin biraz üzerinde çıktı. Malum bizim gelirlerimiz İl Bank üzerinden gelen paylar, o payların istediğimiz seviyede olmaması nedeniyle 2 aydır esnafımıza kısa vadede ödenmesi gereken borçların bir kısmını ödeyemedik. O borçlar ödenseydi 220 milyon TL civarındaki rakam 180-190’lara düşerdi. Bunun yanında belediyeye bıraktığımız hazır bir kredimiz var. 22 milyon avro bütçeli bir projemiz var ve belediyeye bıraktığım 150 milyon TL değerinde bir ruhsatta var” dedi.

“Uğurlu Hastanesi konusunda hakkımı kimseye helal etmiyorum, bu konuda benimle helalleşin”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesinin ruhsatının belediye tarafından satıldığı yönündeki söylemlere cevap veren Başkan Vidinlioğlu, Uğurlu Hastanesi konusunda şehrin tüm dinamikleri tarafından yalnız bırakıldığını belirterek, “Halkın yüzde 50’sinin oy verdiği bir belediye başkanını 3-5 kötü zihniyetin dedikodu ile engel olmaya çalışması hoş şeyler değil. Bu şehir böyle yol almaz. Bu memlekette bir Uğurlu Hastanesi problemi vardı. 4 defa ihaleye çıktı. Bir defa bile talip olan olmadı. Seçimler kazanıldı, seçimler kaybedildi. Sözler verildi, yerine getirilemedi. Benim çözme iradesi göstereceğim bir şey dedim. 2,5 yıl her günüm sanki bin yıllık çile gibiydi. Bir günden bir güne bu 2,5 yıllık süre zarfında ne siyasi partilerden, ne şehrin dinamiklerinden, ne sivil toplum kuruluşlarından ne basın mensuplarından bununla ilgili bir defa bile ‘ne oluyor, ne gidiyor, hangi aşamadasınız’ diye ne soru geldi, ne de bir bilgi alma ihtiyacı hissedildi. Lafa gelince konuşanlar, kapalı kapılar arkasında hesap kitap yapanlar bilsinler açıklıyorum. Ben Uğurlu Hastanesini alacağım dedim. O zamanın parasına 95 milyona katma değer dahil bitiyordu. 4 defa ihale olmuş kimse girmemiş, biz ihaleye girince başkaları ihaleye girdi. Herkesin hür iradesi ama ortada bir problem oluştu. Bina farklı bir grupta, ruhsat belediye bünyesinde kaldı. Bu konudan dönemin vekilleri Hakkı Köylü ve Metin Çelik’in ve il başkanlarımızın da bilgisi vardı. Aslında birbirini tamamlayan unsurların birlikte ihaleye çıkması gerekiyordu. Bina ve ruhsat aslında birlikte ihale edilmesi gerekiyordu ama takdir ikisinin ayrı ayrı çıkması oldu. Sonuçta bina Atlas Grupta, ruhsat belediye de kaldı” diye konuştu.

“Ben 1 yıldır kapı kapı dolaşıp FETÖ ekibi ile mücadele ederken yanımda kimse yoktu”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesi’nin seçim malzemesi edildiğine dikkat çeken Başkan Vidinlioğlu, “Doğru insana soracağınız sorular sizi doğru cevaba getirir. Şimdi bir seçim sürecinden geçtik. İddialı olan belediye başkan adaylarımıza konuyla ilgili sorular soruldu ve onlar açıklamalar yaptılar. Tahsin Bey açıklamasında ‘ruhsat belediyenin uhdesinde değerlendireceğiz’ dedi. Yeni başkanımız Hasan Bey ‘ruhsat belediyede değerlendireceğiz’ dedi. Sayın Yüksel Aydın benzer ifadeler kullandı. Onların o sözleri söylediği tarihte ruhsat belediyenin uhdesinde değildi. Ben, 1 yıldır bakanlık kapılarında, istinaf mahkemelerinde, Yargıtay kapılarında FETÖ ve ekibi ile mücadele ederken bir gün bile yanımda olmayanlar sadece konuştular. Buna herkes dahil. Hiç kimse kendisini ayırmasın. Bu sözüm ayrıca şehrin dinamiklerine, sivil toplum kuruluşlarına, bu şehrin akillerine beni mücadelemde yalnız bırakanlar, 10 gün önce ruhsat belediyenin uhdesine geçince beni olmadık şeylerle itham edenler iki elim yakanızda. Bu anlamda benle helalleşin, hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum. Ben ruhsatı satıyormuşum. ya bakkaldan ekmek mi alıyorsunuz, neyi satıyorsunuz? Burası kurum. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Hiç mi kanun nizam bilmiyorsunuz? Hiç mi utanmanız yok? Satış yetkim var ama ben nasıl satabilirim? Satabilmem için ihaleye çıkmam lazım. Bunun bir süreci var. Öyle kafanıza göre neyi alıp neyi satıyorsunuz? Ha ruhsatla ilgili anlaşmayı da elbette ki yapabilirdim. Bir anlaşma da yaptım imzalamadım. Ben nezaketsiz bir insan değilim. Yeni belediye başkanımızı da bu konuda bilgilendirdim. Bu sözleşmenin altına düşen bir sözleşmede, belediyenin hakkını hukukunu bu sözleşmeden daha az koruyan bir sözleşmede hem yeni yönetime hem de herkese ben de hesap sorarım” şeklinde konuştu.

“Her şeyi seçim sürecine göre ayarlamışlar”

Uğurlu Hastanesi’nin ruhsatını aldıkları gün mahkeme sürecinin başladığını söyleyen Başkan Vidinlioğlu, “1 yıldan fazla süredir mahkemelerde uğraşıyorum. Mahkeme kararını veriyor herhangi bir sıkıntı yok diyor. İtiraz ediliyor. Mahkeme kesin kararını veriyor. Karar İstinaf’a gidiyor. İstinaf kararını veriyor bu da 1 yılı buluyor. Ben 4 defa İstinaf’a gittim. 3 defa da Yargıtay’a gittim. Bana laf söyleyenler neredeydiniz? İstinaftan karar kesindir dendi. O karara tekrar itiraz edildi. Tekrar İstinaf’a gitti. Oradan geldi bu sefer yargı süreci. İtiraz için 14 gün süre var. Süreyi sonuna kullanıp süreyi uzatmak adına süreçleri bile bile buralara taşıdılar. 14. gün akşam saat 21: 00’da UYAP üzerinden itiraz geliyor. Mesai saatinde bile değil. Sonra Yargıtay’a. Yargıtay’dan karar çıktı. O kararı kesinleştirdim. Bir dava daha açıldı. Kimin haberi var. Kimse bir şey sormadı bana. Adliye kapılarında ben koşturdum. Aynı kişiler tarafından aynı cümlelerle yine Yargıtay’ın kesin kararının üzerine dava açtılar. En son benzer bir konuda aynı mahiyette bir davayla ilgili kararı sununca bu defa ruhsatın verilmemesi için dava açtılar. Orayı bitirdik. Ruhsatı eskiden Sağlık Bakanlığı verirdi. Şimdi Sağlık Bakanlığı yetki veriyor, sağlık müdürlüğü düzenliyor, vali bey imzalıyor ruhsatı. Ruhsatın adı değişecek. Bu ruhsat Kastamonu Belediyesi iştirakleri adına düzenlenecek. O malum ekip adliyede, sağlık bakanlığında ve sağlık müdürlüğünde üst kurdular. 4 defa da sağlık bakanlığına gittim. Sağlık Bakanlığı sadece “sağlık müdürlüğünü yetkilendirdim” diyecek. 1,5 ay yetki verilmedi. Ben bu mücadeleleri verirken herkes neredeydi? Bu konuda çok doluyum. Ruhsatı biz aldık. Bütün hesaplarını seçim atlatmak üzerine kurmuşlar ki süreç buralara kadar geldi. Yeni başkan mazbata alana kadar hala yetkim var ama ben halkın iradesine saygısızlık edecek bir insan değilim. Ben yeni belediye başkanımızı bilgilendirdim. Ben anlaşmanın altına imzamı atmadım. Ben hastane açıyormuşum. Akçeli işlerin içine girmişim derler diye imzayı atmadım. Bu ruhsatın bedeli bugün 150 milyon TL. Ben 18 milyona aldım. Belediyenin kazancı ne kadar 132 milyon TL. Ben bilmiyor muydum. O kadar doktor arkadaşım var. Biz 3-5 kişi girerdik, 15 milyona ruhsatı alırdık. 100 milyona da elini öpene ver. Biz Kastamonu kazansın diye bu kadar mücadele ederken işe hiç rahmani tarafından bakmayan hep şeytani tarafından bakanlar dedikodular çıkartıyorlar. Böyle bir durum evliyalar şehri açısından ayıp. Artık susun. Ruhsatı aldıktan sonra bir sözleşme yaptık. Yeni başkanımız da bu sözleşmeyi dikkate alarak gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Görev sürecinde öz kaynaktan 800 milyon TL, toplamda 1,5 milyar TL’nin üzerinde yatırımın hayata geçirildiğini söyleyen Başkan Vidinlioğlu, şehrin altyapısının yenilenmesi için 25 milyon euroluk kaynak ile tarihin en büyük altyapı yatırımına başlanılacağını kaydetti. Başkan Vidinlioğlu, “60 bin nüfusa göre yapılan şehrin alt yapısı günümüzde ihtiyaçları istenilen seviyede karşılayamadı. TEFER çerçevesinde yapılacak dev proje ile 168 kilometre içme suyu, 68 kilometre atık su hattı yenilenecek” ifadelerini kullandı.

Başkan Vidinlioğlu, 15 kilowatt üretim kapasiteli GES projesi için de geri sayımın başladığını söyledi. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/feed/ 0
Fed’in faiz indirimleri konusunda belirsizlik devam ediyor https://www.haber60.com.tr/fedin-faiz-indirimleri-konusunda-belirsizlik-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/fedin-faiz-indirimleri-konusunda-belirsizlik-devam-ediyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 06:39:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25916 Küresel piyasalarda, ABD Merkez Bankasının (Fed) politika faizini öngörülenden daha geç indirmeye başlayabileceğine ilişkin endişelerin artmasıyla negatif bir seyir izlenirken, bugün Fed Başkanı Jerome Powell’ın sözle yönlendirmelerinin yanı sıra ABD’de ADP özel sektör istihdamı verileri yatırımcıların odağına yerleşti.

Merkez bankalarının, bu yıl başlanması beklenen faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızına dair belirsizlikler devam ederken, açıklanan makroekonomik veriler varlık fiyatlarını etkilemeyi sürdürüyor.

Dün ABD’de açıklanan verilere göre, JOLTS açık iş sayısı da şubatta, bir önceki aya kıyasla 8 bin artarak 8 milyon 756 bine yükselirken, fabrika siparişleri de aynı dönemde yüzde 1,4 ile piyasa beklentilerinin üzerinde artış gösterdi.

Analistler, söz konusu verilerin ABD’de ekonomik aktivitedeki canlılığa işaret ettiğini belirterek, bu durumun Fed’in faiz indirimleri konusunda aceleci davranmayacağına ilişkin beklentileri beslediğini ifade etti.

Bugün Powell’ın gerçekleştireceği açıklamalardan bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin ipuçları aranacağını aktaran analistler, ADP özel sektör istihdamı başta olmak üzere ABD’de açıklanacak verilerin de piyasalarda oynaklığı artırabileceğini söyledi.

Öte yandan, Fed yetkilileri de sözle yönlendirmelerine devam ederken, açıklamalardaki temkinli mesajlar risk iştahının azalmasında etkili oluyor. Dün, San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ve Cleveland’lı mevkidaşı Loretta Mester, bankanın 2024’te hala üç kez faiz indirimi yapmasını beklediklerini ancak borçlanma maliyetlerini düşürmeye başlamak için acelelerinin olmadığını dile getirdi.

Mester, para politikası toplantısı için ön yargıda bulunmayacağını ancak haziranda faiz indirimi ihtimalini de masadan kaldırmadığını vurguladı.

Dolar endeksi yüzde 0,1 azalışla 104,7 seviyesinde bulunurken, söz konusu gelişmelerin ardından tahvil piyasalarında satış ağırlık seyir izlendi. ABD’nin 10 yıllık hazine tahvili faizi dün gün içinde yüzde 4,4’ün üzerine çıkarak kasımdan bu yana en yüksek seviyesini test ettikten sonra günü yüzde 4,35’in üzerinden tamamladı. Şu sıralarda da yüzde 4,36’da bulunuyor.

Altının ons fiyatı ise güçlü dolar ve yükselen tahvil faizlerine karşın yükseliş eğilimini üst üste 7. işlem gününe taşırken, bugün 2 bin 288,5 dolarla rekor kırdı. Analistler, bu yıl içinde küresel bazda önemli merkez bankalarının faiz indirimlerinin başlayacağına ilişkin beklentilerin altının ons fiyatını desteklediğini kaydederek, faiz indirimlerinin tarihlerine ilişkin olası ötelenmelere karşın altına olan iştahın güçlü kalmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Dün yükseliş eğilimini üst üste 4. işlem gününe taşıyan Brent petrolün varil fiyatı 89 doların üzerine çıkarak ekimden bu yana en yüksek seviyesini test ederek, enflasyon endişelerini beslemeye devam etti. Brent petrolün varil fiyatı şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,3 altında 88,7 dolardan işlem görüyor.

Petrol fiyatlarındaki artışla birlikte Phillips 66, ExxonMobil, Pioneer Natural Resources, ConocoPhlips ve Occidental gibi enerji şirketlerinin hisseleri de yüzde 1,5 ila yüzde 4 arasında değer kazandı.

Bitcoin’in fiyatı Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin belirsizliklerin devam etmesiyle dün 65 bin doların altına düştü. Bitcoin’in fiyatının gerilemesiyle kripto para ile ilişkili hisselerdeki değer kaybı da dikkati çekti. Coinbase’in hisse fiyatı yüzde 2,5 azaldı. Bitcoin şu dakikalarda önceki kapanışının yüzde 1 üzerinde 66 bin 320 dolardan alıcı buluyor.

Öte yandan, bugün, Tayvan’da 7,4 büyüklüğünde yaşanan depremin ardından dünyanın en büyük çip üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Co.’nun (TSMC) sahillere yakın bazı fabrikalarında çalışanları tahliye ettiği ve üretimi durdurduğuna yönelik haber akışı da gündemin odağında bulunuyor.

Dün New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,95 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,72 değer kaybederken, Dow Jones endeksi de yatay bir seyir izledi. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de negatif bir seyirle başladı.

Avrupa borsalarında da dün negatif seyir hakim olurken, bugün gözler Avro Bölgesinde öncü Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine çevrildi.

Analistler, söz konusu öncü enflasyon verilerinin piyasalarda oynaklığı artırabileceğini belirterek, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) atacağı adımlara ilişkin para piyasalarında oluşan fiyatlamalar üzerinde de etkili olabileceğini söyledi.

Öte yandan, dün ECB’nin açıkladığı Tüketici Beklentileri Anketi’ne göre, Avro Bölgesi’ndeki tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentileri son iki yılın en düşük seviyesine geriledi. Buna göre, Avro Bölgesi’ndeki tüketicilerin 12 ay için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 3,3’ten yüzde 3,1’e indi.

Almanya’da dün açıklanan öncü enflasyon verilerine göre, martta yıllık TÜFE yüzde 2,2’ye inerek, Nisan 2021’den beri en düşük seviyesine geriledi.

Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,22, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,22, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,13 ve Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,92 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de negatif bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında da satıcılı seyir hakim olurken, Tayvan’da yaşanan deprem felaketinin ardından TSMC’nin bazı fabrikalarında çip üretimine ara verdiğine yönelik haber akışının özellikle otomotiv, teknoloji ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren şirketler üzerinde baskı oluşturduğu görülüyor.

Bugün bölgede açıklanan verilere göre, Çin’de Caixin hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksine (PMI) martta 52,7’ye yükselerek art arda 15 ay genişleme kaydetti. Japonya’da ise hizmet sektörü PMI martta 54,1 ile beklentilerin altında kaldı.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,7, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,4, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 geriledi.

Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,27 değer kaybıyla 9.040,87 puandan tamamlarken, bugün gözler enflasyon verilerine çevrildi.

AA Finans’ın Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, mart ayında TÜFE’nin yüzde 3,67 artacağını tahmin ediyor.

Dolar/TL, dün satıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,6 altında 32,0525’ten tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,0480 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde ve Avro Bölgesinde enflasyon, ABD’de ADP özel sektör istihdamı ve hizmet sektörü PMI verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.000 ve 8.900 seviyelerinin destek, 9.100 ve 9.200 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, mart ayı TÜFE

12.00 Avro Bölgesi, mart ayı TÜFE

15.15 ABD, mart ayı ADP özel sektör istihdamı

16.45 ABD, mart ayı hizmet sektörü PMI

17.00 ABD, mart ayı ISM hizmet sektörü PMI

19.10 ABD, Fed Başkanı Powell’ın konuşması

]]>
https://www.haber60.com.tr/fedin-faiz-indirimleri-konusunda-belirsizlik-devam-ediyor/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA!.. https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-9/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-9/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25781 Bu hafta tiyatroseverleri Molière’den Lucy Kirkwood’a, Suat Derviş’ten Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Fosforlu Cevriye, Oscar, Zehir, Uçurtmanın Kuyruğu, Öldün, Duydun mu?, Komik Para, Tartuffe, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Masal adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)

Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor. Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.

Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.

Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Ödüllü (Ortaoyunu)

Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekar’la yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister. Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister.

Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?

Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Bu Haftanın Programı (3-7 Nisan 2024)

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur.

Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

OSCAR

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

UÇURTMANIN KUYRUĞU

Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

ÖLDÜN, DUYDUN MU?

İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KOMİK PARA

Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.

E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)

Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-9/feed/ 0
CHP Pendik Belediye Başkan Adayı Tarık Balyalı: Pendik Artık Değişecek ve Dönüşecek https://www.haber60.com.tr/chp-pendik-belediye-baskan-adayi-tarik-balyali-pendik-artik-degisecek-ve-donusecek/ https://www.haber60.com.tr/chp-pendik-belediye-baskan-adayi-tarik-balyali-pendik-artik-degisecek-ve-donusecek/#respond Tue, 02 Apr 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25704 CHP Pendik Belediye Başkan adayı Tarık Balyalı, az bir farkla AKP’nin adayına kaybettiği seçimin sonuçlarına ilişkin “Şunu herkes bilmeli ki, 100 gün boyunca kampanyada anlattığımız her şeyden sonra, Pendik’in anlattığımız bütün sorunlarından sonra artık bir daha Pendik’in siyaseten aynı olması mümkün değil. Pendik de artık değişecek ve dönüşecek. Ben buna eminim” açıklamasını yaptı.

İstanbul’un Pendik ilçesinde belediye başkanlığı seçimi kıyasıya geçti. Kesin olmayan sonuçlara göre, AKP’nin adayı Ahmet Cin, yüzde 44,69 oy alırken en yakın rakibi CHP’nin adayı Tarık Balyalı da seçimi yüzde 42,78 oyla tamamladı.

Geçen dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi CHP Grup Başkanvekilliği yapan Balyalı, sonuçların açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından videolu paylaşım yaptı. Partisinin Pendik İlçe Başkanlığı’ndan seslenen Balyalı, zorlu bir süreç geçirdiklerine ve aday olarak 101 gün sahada çalıştığını belirtti. Balyalı, şunları dile getirdi:

“Sizlerle birlikte olduk 101 gün boyunca ve Pendik’in her noktasında yer aldık ama tabii bu süreçte ben tek başıma değildim. Öncelikle ailem yanımdaydı. Aileme çok teşekkür ediyorum. Partili arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, onlarla birlikteydim. Onların hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 100 gün boyunca bize eşlik eden çok sayıda arkadaşımız, çok sayıda dostumuz oldu. Onlara da kocaman, kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Ayrıca ilçe başkanımızdan meclis üyelerimize, partimizin il başkanlığından Ekrem Başkanımıza kadar destek olan herkese binlerce kere teşekkür ediyorum ama en büyük teşekkürü tabii ki Pendiklilere ediyorum. Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım ve yaşayacağım yer olan Pendik’te herkese ama herkese binlerce kere teşekkür etmek istiyorum. Onların o içten sevgisini, sıcaklığını, samimiyetini bütün kampanya süresince gördüm ve bundan büyük mutluluk duydum. Yaşayacağım demiştim. Doğru. Keyifle yaşamaya devam edeceğim. Hala buradayım ve burada olmaya devam edeceğim. Dün itibarıyla seçimler sona ermiş olabilir ama biz Pendik’teki mücadelemize devam edeceğiz. Şunu da herkes bilmeli ki, 100 gün boyunca kampanyada anlattığımız her şeyden sonra, Pendik’in anlattığımız bütün sorunlarından sonra artık bir daha Pendik’in siyaseten aynı olması mümkün değil. Pendik de artık değişecek ve dönüşecek. Ben buna eminim.

“İSTANBUL’DAN KOPUK BİR İLÇE OLMAYACAK”

O yüzden bu kampanya süresince emeği geçen, katkı sunan, destek olan, oy veren, oy vermeyen, sandığa giden bütün vatandaşlarımıza, hangi siyasi partiye oy verirse versin bütün Pendiklere teşekkürü borç biliyorum. Bundan sonra da birlikte olmaya devam edeceğiz. Dün akşam saat 17.00 itibarıyla sandıkların açılmasıyla sizlerin hakkını, hukukunu savunmak için görev yapmaya başladık. Hala devam ediyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte elimize gelen bütün ıslak imzalı tutanakları ilçe seçim kurulunun verileriyle karşılaştırıyoruz. Buradan da bir sonuç elde edeceğiz ve ona göre de artık sürece bir nokta koyacağız veya süreci hukuki olarak devam ettireceğiz. Hukukçu arkadaşlarımızla birlikte partili arkadaşlarımız, bilgi işlemdeki arkadaşlarımız hep birlikte değerlendirmeler yapıyorlar. Bu değerlendirmeler sonucuna göre Pendiklilere dönük bir bilgi vereceğiz ama bu süreç boyunca hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Pendik, artık İstanbul’dan kopuk bir ilçe olmayacak. Size bunun sözünü vermek istiyorum. Önümüzdeki günlerde görüşmek üzere diyorum. Hoşça kalın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-pendik-belediye-baskan-adayi-tarik-balyali-pendik-artik-degisecek-ve-donusecek/feed/ 0
İBB Şehir Tiyatroları… NİSAN AYINDA 33 OYUNU SEYİRCİYLE BULUŞTURUYOR! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/#respond Mon, 01 Apr 2024 23:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25678 Nisan ayında tiyatroseverleri Shakespeare’den Molière’e, Suat Derviş’ten Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu ay; Fosforlu Cevriye, Oscar, Zehir, Uçurtmanın Kuyruğu, Öldün, Duydun mu?, Komik Para, Tartuffe, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Godot Geldi, Cadı Kazanı, Hamlet, İfigenya, Maviydi Bisikletim, Kuğunun Şarkısı, Çingene Boksör, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Bir Halk Düşmanı, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Ben Medea Değilim, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Geçit, Yatak Odası Komedisi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Masal, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)

Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor.

Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.

Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.

Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Ödüllü (Ortaoyunu)

Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekar’la yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister.

Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler.

Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz.

Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur.

Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener.

Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?

Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Oyun biletleri, ortaoyunu ve meddah hikayesinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

Nisan 2024 Programı

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.

Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.

Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu.

Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

OSCAR

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır.

Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür.

Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

UÇURTMANIN KUYRUĞU

Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar.

Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.

Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

ÖLDÜN, DUYDUN MU?

İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor.

Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

KOMİK PARA

Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır.

Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler.

Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.

Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor.

Oyun, 3-6 Nisan, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor.

Oyun, 6 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ

1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur.

Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor.

Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

GODOT GELDİ

“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur…

“Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…

Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir…

İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…

Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor.

Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

CADI KAZANI

Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar…

İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk…

Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.

Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor.

Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HAMLET

Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor.

Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.

William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor.

Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

İFİGENYA

Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır.

Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır.

Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..

Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

MAVİYDİ BİSİKLETİM

İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor.

Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 20 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

KUĞUNUN ŞARKISI

Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.

Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.

Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor.

Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır.

Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu.

Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor.

Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

BİR HALK DÜŞMANI

Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.

Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor.

Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN

Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli…

Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor.

Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…

“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor.

Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor.

Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

BEN MEDEA DEĞİLİM

“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz.

Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor.

Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)

Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir.

Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır.

Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.

Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

GEÇİT

Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.

Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

YATAK ODASI KOMEDİSİ

Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor.

Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK

Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.

Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor.

Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer.

Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor.

Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.

Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor.

Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar.

1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.

E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar…

Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)

Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır.

Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar.

Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir.

Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.

Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur.

Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.

William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor.

Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/feed/ 0
Cumhur İttifakı’nın büyük Bodrum mitingi coşkuyla tamamlandı https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-buyuk-bodrum-mitingi-coskuyla-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-buyuk-bodrum-mitingi-coskuyla-tamamlandi/#respond Sun, 31 Mar 2024 00:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25363 Cumhur İttifakı’nın büyük Bodrum mitingi coşkuyla tamamlandı

Başkan Adayı Tosun:

“Sizden beş yıllığına yetki istiyorum, başaramazsam, beni de gönderin”

MUĞLA – Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, “Büyük Bodrum Mitingi”ni yoğun bir kalabalıkla gerçekleştirdi.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile birlikte miting alanına gelen Mehmet Tosun, burada genç yaşlı yüzlerce kişinin coşkulu tezahüratlarıyla ve Türk bayraklarıyla karşılandı. Miting konuşmasında Bodrum için yapacaklarını anlatan Tosun, vatandaşlardan 5 yıllığına hizmet yetkisi istediğini belirterek, “Size vaat ettiklerimizi, anlattığımız projeleri beş yıl içinde yapamaz isek o zaman beş sene sonra bu sandık tekrar gelecek, bir karar gününe daha tanıklık edeceğiz. Deyin ki Mehmet Tosun sen de beceremedin, seni de gönderiyoruz. Sizden beş yıllığına geçici yetki istiyorum. Yapamazsak bizi de gönderin sevgili hemşehrilerim” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nın “Büyük Bodrum Buluşması” büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan mitingde sahneye sırasıyla Aydınlılar Derneği Efe ile Hande Ünsal çıktı. Daha sonra alkış ve tezahüratlarla kürsüye gelen Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, vatandaşları Halikarnas Balıkçısı’nın “Merhaba”sıyla selamlayarak “Bugün Bodrum bir başka güzel, sizler bir başka güzelsiniz. Bodrum kararını vermiş, bunu görüyorum. Yarın sandıkta değişim gerçekleşecek, buna inanıyorum, Bodrumlulara güveniyorum” diye konuştu.

Tosun miting konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sevgili hemşehrilerim, 10 yıldan bu yana size belediyecilik diye dayatılan ve başarısızlık üzerine kurgulanmış bu yönetimden sıkıldınız, bunaldınız, bıktınız. Ne yapacağız? Değiştireceğiz. Bizler, Bodrum ve Muğla belediye başkan adayları olarak Mehmet Tosun ve Prof. Dr. Aydın Ayaydın olarak sizlere diyoruz ki; göreve geldiğimizde Bodrum’un ulaşım ve trafik sorunlarını çözeceğiz. Musluklarımızdan 365 gün su akacak. Biz diyoruz ki Bodrum’un çevresini doğasını tahrip etmeyeceğiz. Vahşi yapılaşmaya son vereceğiz. Bodrum’un mimari dokusuna zarar vermeyeceğiz. Diyoruz ki, yapılaşmalar iki kattan fazla olmayacak. Şu denizlerimiz derelerden akan kanalizasyon sularından kirlenmeyecek, denizlerimize denizcilerimize sahip çıkacağız. Sokaklarımız temiz olacak, eskiden olduğu gibi Bodrum’u güzelleştireceğiz, çağdaş Belediyecilik hizmetleriyle buluşturacağız.”

Barış, demokrasi ve huzurun kenti Bodrum’da insanların mutsuz olduğunu söyleyen Tosun, Bodrum için hazırladıkları projeleri başlıklar halinde sıraladı. Tosun, şöyle konuştu:

“Bodrum’a yeni bir yapılaşma yükü getirmemek adına, kamu ve özel sektör çalışanlarına sosyal konut yapacağız diyoruz. Eğitime destek vereceğiz diyoruz. Devlet okullarının tamamına belediyeden bütçe ayırmak suretiyle eşit ve adil hizmet götüreceğiz diyoruz. Kimseyi ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, bu güzel Bodrum’umuza hizmet edeceğiz diyoruz. Bodrum Belediyesinin 3 bin 600 çalışanı müsterih olsun. Bodrum’u onlarla ayağa kaldıracağız diyoruz. Belediye her gün bir skandalla çalkalanıyor, personel mutsuz, sizler mutsuz. Biz diyoruz ki belediye personelimiz başımızın tacıdır arkadaşlar. Biz geldiğimizde, maaşlarını zamanında alacaklar, yılda bir kez bayram ikramiyesi ve bir maaş kira yardımı da sözümüz var”

Gençlere spor tesisleri, 12 bin kişilik yeni şehir stadı, olimpik yüzme havuzu ve gençlik merkezleri yapacaklarını, Bodrum’un ulaşım sorununu da yeni Çevre Yolu ve yol düzenlemeleri yaparak üç yıl içinde çözüme kavuşturacaklarını anlatan Mehmet Tosun, Bodrum Yarımadası’nın temel belediyecilik sorunlarını çözdükten sonra, arkeolojik zenginlikleri gün yüzüne çıkararak turizme kazandırmayı hedeflediklerini anlattı. Tosun, Bodrum’un yel değirmenlerini, sarnıçlarını, Çarşı mahallesini restore edeceklerini, dünyanın yedi harikasından biri olan Mousoleum’u, Mars Mabedi’ni, Halikarnassos Surlarını yeniden ayağa kaldıracaklarını, Bodrum Antik Tiyatro önündeki karayolunu da alta alarak bölgeyi yayalaştıracaklarını müjdeledi.

“Belediyecilik tecrübe işidir, deneme yanılma yöntemiyle yapılmaz”

“Belediyecilik tecrübe işidir, donanım işidir” diyen Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, son dönemde trafik sorununu battı çıktı yaparak aşacağını söyleyen mevcut belediye yönetimine “Her yağmur yağdığında su baskını yaşayan Bodrum’da altyapıyı çözemeden, battı çıktı yapacaklarmış. Onu yapınca ne olacak, arabalar köprülerin altında yüzecek. Deneme yanılma yöntemiyle belediyecilik olmaz arkadaşlar. Bize dayatılan bu belediyeciliği tarihin sayfalarına gönderin. Değiştirin” diye seslendi. 10 yıl Konacık’ta belediye başkanlığı yaptığını ve bugün gururla halkın karşısına çıktığını belirten Tosun, “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” dedi.

“1 Nisan’dan sonra çalışacaklarmış, şimdi elinizden tutan mı var?”

Rakip adayların başka gündemlerle algı değiştirmeye çalıştığını söyleyen Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ne seçimi? Hizmet yarışı, belediye seçimi. Onlar ne yapıyorlar? Genel siyasete çekiyorlar. Benimle yarışmaktan korkanlar, partilerini işin içine sokuyorlar, oraya güveniyorlar. Mevcut yönetim zaten işini yapmış olsaydı, bize gerek olmazdı. Biz de onları desteklerdik. Bugün turizm iki aya düşmüş durumda. Çarşı’daki dükkanların çoğu kapalı. Diyorlar ki, biz gelirsek Bodrum’da eğlence olmayacakmış, yaşam tarzına müdahale olacakmış. Hadi oradan! Burada Cumhur İttifakı’nın iki adayı var. Bunların yaşam tarzı da belli, kişilikleri, kimlikleri de belli. Siz projelerle yarışın, yapacaklarınızı anlatın. Belediyede kaynak bırakmamışlar, şimdi ahkam kesiyorlar. 1 Nisan’dan itibaren çalışmaya başlayacaklarmış. Şimdi belediyeyi kim yönetiyor? Şu anda elinizden tutan mı var?”

Son dönemlerde rakiplerinin agresifleştiğini söyleyen Mehmet Tosun, Doğu ve Güneydoğulu vatandaşların üye olduğu bir derneğe giderek maddi yardım teklifiyle oy devşirmeye çalıştıklarını anlattı. Tosun, kalabalıktan gelen “Yuh” tezahüratlarını susturarak, “Yuh’lamayın arkadaşlar. Bodrum’da seçmen avına çıkmışlar. Çirkin tekliflerle uğraşıyorlar. Olmadık gündemlerle bizleri karalıyorlar. Biz yapacaklarımızla projelerimizle size sandıkta güçlü bir seçenek sunuyoruz. Derdimiz de davamız da Bodrum ve Muğla sevgili hemşehrilerim. Şunu bir kez daha vurguluyorum; Atatürk, Cumhuriyet benim kırmızı çizgim. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımızın da kırmızı çizgisi. Biz çalışarak, üreterek Atatürkçü olunduğuna inanıyoruz. Çalışarak üreterek Cumhuriyet değerlerine daha çok sahip çıktığımıza inanıyoruz. Öyle de devam edeceğiz. Tartışma bitmiştir arkadaşlar” diye konuştu.

“Beş yıllığına yetki verin, yapamazsak bizi de gönderin.”

Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, miting konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Biz size güvenerek yola çıktık, onlar başka şeylere güvenerek yola çıkmışlar. Gündemleri Bodrum da değil, Muğla da değil. 1 Nisan’dan itibaren çalışacaklarını söylediklerine göre demek ki şu anda Bodrum’dan uzak bir yerdeler. Değiştirin arkadaşlar! Ben sizin evladınızım. Yarın karar da son söz de sizin. Sizden ricam, geçmişinde başarı hikayeleri olan iki belediye başkan adayıyız. Hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun, hangi partiye genel seçimde oy verirseniz verin, beş yıllığına bize yetki verin diyoruz arkadaşlar. Antalya’da olduğu gibi. Size vaat ettiklerimizi, anlattığımız projeleri beş yıl içinde yapamaz isek o zaman beş sene sonra bu sandık tekrar gelecek, bir karar gününe daha tanıklık edeceğiz. Deyin ki Mehmet Tosun sen de beceremedin, seni de gönderiyoruz. Sizden beş yıllığına geçici yetki istiyorum. Yapamazsak bizi de gönderin sevgili hemşehrilerim.”

Seçim sürecinde kendisini hiç yalnız bırakmayan eşi Nihan Tosun’a da teşekkür eden Mehmet Tosun’un ardından kürsüye Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın çıktı. Ayaydın da seçimin son mitinginde, Bodrum ve Muğla’da hayata geçirecekleri projeleri anlattı.

Cumhur İttifakı’nın yoğun bir katılımla gerçekleştirdiği “Büyük Bodrum Buluşması”, Murda konseri ile devam etti. Konser coşkusu, İskele Meydanı’ndan Bodrum sokaklarına taştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-buyuk-bodrum-mitingi-coskuyla-tamamlandi/feed/ 0
Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Büyük Bodrum Mitingi’ni Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-buyuk-bodrum-mitingini-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-buyuk-bodrum-mitingini-gerceklestirdi/#respond Sun, 31 Mar 2024 00:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25359 Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, “Büyük Bodrum Mitingi”ni yoğun bir kalabalıkla gerçekleştirdi.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile birlikte miting alanına gelen Mehmet Tosun, burada genç yaşlı yüzlerce kişinin coşkulu tezahüratlarıyla ve Türk bayraklarıyla karşılandı. Miting konuşmasında Bodrum için yapacaklarını anlatan Tosun, vatandaşlardan 5 yıllığına hizmet yetkisi istediğini belirterek, “Size vaat ettiklerimizi, anlattığımız projeleri beş yıl içinde yapamaz isek o zaman beş sene sonra bu sandık tekrar gelecek, bir karar gününe daha tanıklık edeceğiz. Deyin ki Mehmet Tosun sen de beceremedin, seni de gönderiyoruz. Sizden beş yıllığına geçici yetki istiyorum. Yapamazsak bizi de gönderin sevgili hemşehrilerim” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nın “Büyük Bodrum Buluşması” büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan mitingde sahneye sırasıyla Aydınlılar Derneği Efe ile Hande Ünsal çıktı. Daha sonra alkış ve tezahüratlarla kürsüye gelen Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, vatandaşları Halikarnas Balıkçısı’nın “Merhaba”sıyla selamlayarak “Bugün Bodrum bir başka güzel, sizler bir başka güzelsiniz. Bodrum kararını vermiş, bunu görüyorum. Yarın sandıkta değişim gerçekleşecek, buna inanıyorum, Bodrumlulara güveniyorum” diye konuştu.

Tosun miting konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sevgili hemşehrilerim, 10 yıldan bu yana size belediyecilik diye dayatılan ve başarısızlık üzerine kurgulanmış bu yönetimden sıkıldınız, bunaldınız, bıktınız. Ne yapacağız? Değiştireceğiz. Bizler, Bodrum ve Muğla belediye başkan adayları olarak Mehmet Tosun ve Prof. Dr. Aydın Ayaydın olarak sizlere diyoruz ki; göreve geldiğimizde Bodrum’un ulaşım ve trafik sorunlarını çözeceğiz. Musluklarımızdan 365 gün su akacak. Biz diyoruz ki Bodrum’un çevresini doğasını tahrip etmeyeceğiz. Vahşi yapılaşmaya son vereceğiz. Bodrum’un mimari dokusuna zarar vermeyeceğiz. Diyoruz ki, yapılaşmalar iki kattan fazla olmayacak. Şu denizlerimiz derelerden akan kanalizasyon sularından kirlenmeyecek, denizlerimize denizcilerimize sahip çıkacağız. Sokaklarımız temiz olacak, eskiden olduğu gibi Bodrum’u güzelleştireceğiz, çağdaş Belediyecilik hizmetleriyle buluşturacağız.”

Barış, demokrasi ve huzurun kenti Bodrum’da insanların mutsuz olduğunu söyleyen Tosun, Bodrum için hazırladıkları projeleri başlıklar halinde sıraladı. Tosun, şöyle konuştu:

“Bodrum’a yeni bir yapılaşma yükü getirmemek adına, kamu ve özel sektör çalışanlarına sosyal konut yapacağız diyoruz. Eğitime destek vereceğiz diyoruz. Devlet okullarının tamamına belediyeden bütçe ayırmak suretiyle eşit ve adil hizmet götüreceğiz diyoruz. Kimseyi ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, bu güzel Bodrum’umuza hizmet edeceğiz diyoruz. Bodrum Belediyesinin 3 bin 600 çalışanı müsterih olsun. Bodrum’u onlarla ayağa kaldıracağız diyoruz. Belediye her gün bir skandalla çalkalanıyor, personel mutsuz, sizler mutsuz. Biz diyoruz ki belediye personelimiz başımızın tacıdır arkadaşlar. Biz geldiğimizde, maaşlarını zamanında alacaklar, yılda bir kez bayram ikramiyesi ve bir maaş kira yardımı da sözümüz var”

Gençlere spor tesisleri, 12 bin kişilik yeni şehir stadı, olimpik yüzme havuzu ve gençlik merkezleri yapacaklarını, Bodrum’un ulaşım sorununu da yeni Çevre Yolu ve yol düzenlemeleri yaparak üç yıl içinde çözüme kavuşturacaklarını anlatan Mehmet Tosun, Bodrum Yarımadası’nın temel belediyecilik sorunlarını çözdükten sonra, arkeolojik zenginlikleri gün yüzüne çıkararak turizme kazandırmayı hedeflediklerini anlattı. Tosun, Bodrum’un yel değirmenlerini, sarnıçlarını, Çarşı mahallesini restore edeceklerini, dünyanın yedi harikasından biri olan Mousoleum’u, Mars Mabedi’ni, Halikarnassos Surlarını yeniden ayağa kaldıracaklarını, Bodrum Antik Tiyatro önündeki karayolunu da alta alarak bölgeyi yayalaştıracaklarını müjdeledi.

“Belediyecilik tecrübe işidir, deneme yanılma yöntemiyle yapılmaz”

“Belediyecilik tecrübe işidir, donanım işidir” diyen Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, son dönemde trafik sorununu battı çıktı yaparak aşacağını söyleyen mevcut belediye yönetimine “Her yağmur yağdığında su baskını yaşayan Bodrum’da altyapıyı çözemeden, battı çıktı yapacaklarmış. Onu yapınca ne olacak, arabalar köprülerin altında yüzecek. Deneme yanılma yöntemiyle belediyecilik olmaz arkadaşlar. Bize dayatılan bu belediyeciliği tarihin sayfalarına gönderin. Değiştirin” diye seslendi. 10 yıl Konacık’ta belediye başkanlığı yaptığını ve bugün gururla halkın karşısına çıktığını belirten Tosun, “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” dedi.

“1 Nisan’dan sonra çalışacaklarmış, şimdi elinizden tutan mı var?”

Rakip adayların başka gündemlerle algı değiştirmeye çalıştığını söyleyen Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ne seçimi? Hizmet yarışı, belediye seçimi. Onlar ne yapıyorlar? Genel siyasete çekiyorlar. Benimle yarışmaktan korkanlar, partilerini işin içine sokuyorlar, oraya güveniyorlar. Mevcut yönetim zaten işini yapmış olsaydı, bize gerek olmazdı. Biz de onları desteklerdik. Bugün turizm iki aya düşmüş durumda. Çarşı’daki dükkanların çoğu kapalı. Diyorlar ki, biz gelirsek Bodrum’da eğlence olmayacakmış, yaşam tarzına müdahale olacakmış. Hadi oradan! Burada Cumhur İttifakı’nın iki adayı var. Bunların yaşam tarzı da belli, kişilikleri, kimlikleri de belli. Siz projelerle yarışın, yapacaklarınızı anlatın. Belediyede kaynak bırakmamışlar, şimdi ahkam kesiyorlar. 1 Nisan’dan itibaren çalışmaya başlayacaklarmış. Şimdi belediyeyi kim yönetiyor? Şu anda elinizden tutan mı var?”

Son dönemlerde rakiplerinin agresifleştiğini söyleyen Mehmet Tosun, Doğu ve Güneydoğulu vatandaşların üye olduğu bir derneğe giderek maddi yardım teklifiyle oy devşirmeye çalıştıklarını anlattı. Tosun, kalabalıktan gelen “Yuh” tezahüratlarını susturarak, “Yuh’lamayın arkadaşlar. Bodrum’da seçmen avına çıkmışlar. Çirkin tekliflerle uğraşıyorlar. Olmadık gündemlerle bizleri karalıyorlar. Biz yapacaklarımızla projelerimizle size sandıkta güçlü bir seçenek sunuyoruz. Derdimiz de davamız da Bodrum ve Muğla sevgili hemşehrilerim. Şunu bir kez daha vurguluyorum; Atatürk, Cumhuriyet benim kırmızı çizgim. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımızın da kırmızı çizgisi. Biz çalışarak, üreterek Atatürkçü olunduğuna inanıyoruz. Çalışarak üreterek Cumhuriyet değerlerine daha çok sahip çıktığımıza inanıyoruz. Öyle de devam edeceğiz. Tartışma bitmiştir arkadaşlar” diye konuştu.

“Beş yıllığına yetki verin, yapamazsak bizi de gönderin.”

Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, miting konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Biz size güvenerek yola çıktık, onlar başka şeylere güvenerek yola çıkmışlar. Gündemleri Bodrum da değil, Muğla da değil. 1 Nisan’dan itibaren çalışacaklarını söylediklerine göre demek ki şu anda Bodrum’dan uzak bir yerdeler. Değiştirin arkadaşlar! Ben sizin evladınızım. Yarın karar da son söz de sizin. Sizden ricam, geçmişinde başarı hikayeleri olan iki belediye başkan adayıyız. Hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun, hangi partiye genel seçimde oy verirseniz verin, beş yıllığına bize yetki verin diyoruz arkadaşlar. Antalya’da olduğu gibi. Size vaat ettiklerimizi, anlattığımız projeleri beş yıl içinde yapamaz isek o zaman beş sene sonra bu sandık tekrar gelecek, bir karar gününe daha tanıklık edeceğiz. Deyin ki Mehmet Tosun sen de beceremedin, seni de gönderiyoruz. Sizden beş yıllığına geçici yetki istiyorum. Yapamazsak bizi de gönderin sevgili hemşehrilerim.”

Seçim sürecinde kendisini hiç yalnız bırakmayan eşi Nihan Tosun’a da teşekkür eden Mehmet Tosun’un ardından kürsüye Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın çıktı. Ayaydın da seçimin son mitinginde, Bodrum ve Muğla’da hayata geçirecekleri projeleri anlattı.

Cumhur İttifakı’nın yoğun bir katılımla gerçekleştirdiği “Büyük Bodrum Buluşması”, Murda konseri ile devam etti. Konser coşkusu, İskele Meydanı’ndan Bodrum sokaklarına taştı. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-buyuk-bodrum-mitingini-gerceklestirdi/feed/ 0
Erdoğan: Milletimizin iradesine saygılıyız ama şehirlerimizin daha fazla çalınmasına rıza göstermeyiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-milletimizin-iradesine-saygiliyiz-ama-sehirlerimizin-daha-fazla-calinmasina-riza-gostermeyiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-milletimizin-iradesine-saygiliyiz-ama-sehirlerimizin-daha-fazla-calinmasina-riza-gostermeyiz/#respond Sun, 31 Mar 2024 00:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25357 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin seçim çalışmalarını İstanbul Güngören’de yaptığı son mitingle tamamladı. Erdoğan, “Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin beş yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul Güngören’deki mitingine katıldı. Erdoğan’ın açıklamalarının satır başları şöyle:

“İnşallah yarınki seçimlerde de rekor bir oyla Güngören’in tercihi yine Ak Parti yine Cumhur İttifakı olacaktır. Buna hazır mıyız? Yarın akşama kadar bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz muyuz?

Güngören yaşadığı hızlı ve kontrolsüz büyümenin mirası olan depreme dayanıksız ve düşük standartlı konut stokunu dönüştürmeye başladı. İnşallah Murat Kurum kardeşimizin Büyükşehir’de vereceği destekle bu süreç daha da hızlanacak. Bilim adamlarının sürekli uyardığı deprem kapımızı çalmadan tüm ilçeleriyle İstanbulumuzu depreme daha hazır hale getireceğiz. Sadece belediyemiz değil tabii ki bizler de merkezi yönetim olarak her zaman İstanbulumuzun yanında olmaya devam edeceğiz. Daha bir sene önce asrın felaketinde 53 binden fazla canımızı toprağa vermiş bir ülke olarak deprem tehdidini yok sayamayız. Bu gece Elazığ’da yaşanan 4,7 büyüklüğündeki şiddetli sarsıntı bize bunu bir kez daha hatırlattı. Elazığ’a buradan bir kez daha geçmiş olsun diyorum.

İstanbul ihmali, umursamazlığı kaldıramaz. Son beş yılda bu hakikati bir kez daha gördük. Bu şehrin hazine değerinde beş senesi sadece kendi ihtiraslarının peşinden giden bir zihniyetin elinde heba oldu. Halbuki İstanbul’un ihtiyacı tatil değil, derece avı peşinde koşmak değil, başka sıfatlar için ülkeyi dolaşmak hiç değildir. İstanbul ikinci iş, ek iş, yarı zamanlı iş olarak yönetilebilecek bir şehir değil. Vaktinizin, enerjinizin tamamını İstanbul’a adayacaksınız ki binlerce yıllık geçmişinden süzülüp gelen ruhuna bir parça nüfuz etmiş olasınız.

“İSTANBUL KIRGIN, İSTANBUL KÜSKÜN”

Kader, sizin yolunuz nereye çıkarır ayrı mesele ama siz İstanbul’a böyle bakmak, İstanbul’u böyle kucaklamak, İstanbul’a kendinizi böyle adamak mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde bu şehir kırılır, küser, ritmi düşer, heyecanı azalır. İstanbul, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, İstanbul, trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küskün. Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, İstanbul vizyonu, ufku, beslenemediği için solgun. İstanbul, son beş yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz.

17’nci seçim zaferimizi biz yaşadık. Şimdi belediyelerde yine benzeri bir hava estirmenin peşindeler. Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin beş yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyorum. Biliyorsunuz, geçtiğimiz mahalli idareler seçiminde verdikleri sözlerin çoğunu sonradan hatırlamaz oldular.

Bu şehirde yaşayan herkes biliyor ki, yapılan kayda değer hiçbir iş olmadığı gibi devraldıkları düzeni işletmeyi bile becerememişlerdir. Şayet, seçim yabancı ajansların göz boyayan kampanyalarıyla kazanılsaydı geçmişten beri bu ülkede iktidardan hiç düşmeyecek olanlar vardı. Seçim, ortaya koyduğunuz eser ve hizmetlerle, milletin gönlündeki yerinizi ne kadar inşa ettiğinizle ilgilidir. Bu seçimlerde de İstanbul’un karşısına iki kulvarda çıktık. Bir, 1994’ten beri Büyükşehir Belediyesi’nde, 2003’ten beri hükümette gerçekleştirdiğimiz hizmetlerdir. İki, önümüzdeki dönemde İstanbul’a depremden ulaşıma, sosyal belediyecilikten çevreye kazandırdığımız projelerdir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-milletimizin-iradesine-saygiliyiz-ama-sehirlerimizin-daha-fazla-calinmasina-riza-gostermeyiz/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Seçmene Son Kez Seslendi https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-secmene-son-kez-seslendi/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-secmene-son-kez-seslendi/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:40:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25256 Bağımsız Türkiye Partisi  (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, yarın yapılacak yerel seçimler öncesi seçmene son kez seslendi. Baş, “Pazar günü sandığa gideceğiz ve bir günlüğüne patron olacağız. Eğer yıllardır oy verdiğiniz insanlara oy verirseniz ertesi günden itibaren onların işçisi olmaya başlayacaksınız. Ama fikirlerinizi değiştirirseniz patron olmaya devam edeceksiniz” dedi.

Seçim çalışmalarını sürdürdüğü memleketi Trabzon’da Kadırga TV’ye konuk olan BTP lideri seçmene, “elinizdeki mührü iyi değerlendirin, size hakkınız vermeyenlere ceza verin” mesajı verdi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın açıklamaları şöyle:

“PAZAR GÜNÜ BR GÜNLÜĞÜNE PATRON OLACAĞIZ”

“Pazar günü sandığa gideceğiz ve bir günlüğüne patron olacağız. O gün söz bende, mühür elimde, kime oy veriyorsam bir günlüğüne patron benim. Eğer yıllardır oy verdiğiniz insanlara oy verirseniz ertesi günden itibaren onların işçisi olmaya başlayacaksınız. Ama fikirlerinizi değiştirirseniz patron olmaya devam edeceksiniz. Çünkü aşağıda size hizmet etmek isteyen bir sürü insan var ama siz gidip sürekli sizi kendine hizmet ettiren, sizin rantınızdan menfaatlenen insanları seçtiğiniz takdirde, ömür boyu işçi olmuş olacaksınız. Aslında Türkiye’de kurgulanmaya çalışılan sistemin bir tarafı da bu. İnsanlarımız sürekli sandığa götürülüyor, evet seçim hakkı benim… Seçim hakkı benim de öyle bir manipülasyona muhatap oluyorum, öyle bir algı psikolojisi var, öyle bir baskı var ki gözün başka bir yeri göremiyor.

“OY VERME KABİNİNDE VİCDANINIZLA BAŞ BAŞASINIZ”

Sizin oy verdiğiniz insanlar sizin için hiçbir şey yapmıyor, yapmayacak ve siz onlara oy vermek zorunda değilsiniz.  Oy vermiyorum dersiniz ve vermezsiniz. Çünkü siz oy verme kabininin içine girdiğinizde artık vicdanınızla baş başasınız. Her şey size bağlı, size hesap sorabilecek hiç kimse yok. Bir hesabınız var o da Allah’a vereceğiniz hesaptır. Dolayısıyla şunu demek istiyorum; benim mecburiyetlerim var, şöyle olur, böyle olur vs. demeyin. Kabinin içinde hiçbir mecburiyet yok, artık özgürsün, patronsun! Mührü eline aldın, pusulayı önüne açtın artık patronsun! O zaman patronken sana işçilik yapmayanlara bir bedel ödetmenin vakti gelmiş oluyor. O bedeli ödetebilmenin yolu onları tekrar desteklemek değil, yeni bir şeyleri yapmaktır. Biz onlardan biriyiz. Seçmenimiz bizi desteklediği takdirde yeni bir şey yapmış olacak ve emin olun Türkiye bambaşka yarınlara uyanacak.

“KISA YOLDAN ÇÖZÜM; YÖNETİCİLERİNİ DEĞİL, PARTİLERİNİZİ DEĞİŞTİRİN”

Partizanlık bizi buraya getirdi. Bizim bu partizanlıklardan kurtulmamız lazım, partilerimizi değiştirmemiz lazım. Partilerinizin yöneticilerini değiştirmeye çalışmayın, partilerinizi değiştirin, kısa yoldan çözün. Bu seçim bunun için büyük bir fırsattır.

“SANDIĞA GİDİN VE BTP’Yİ DESTEKLEYİN”

Sandığa gitmeyi düşünmeyen vatandaşımız için; sandığa gitmemek aslında kendi kendinizi cezalandırmak oluyor. Kendi kendinizi cezalandırmayın, kızdıklarınızı cezalandırın, sandığa gidin ve BTP’yi destekleyin.

“ÜÇ PUSULADAN EN AZ BİRİNDE MÜHRÜ BTP’YE BASIN”

Buradan, ‘Benim bulunduğum bölgede çekişme var, başkan seni çok seviyoruz ama adayını destekleyemeyeceğiz’ diyen vatandaşımıza şunu söylemek istiyorum; tamam o zaman önünüze üç pusula geliyor. Belediye meclisinde, il genel meclisinde, ilçe belediye başkanlıklarında herhangi birinde bir şekilde BTP’yi destekleyebilir ve yarınlara güçlü bir şekilde iletebilirsiniz.

“MEMNUN DEĞİLSEN MECBUR DEĞİLSİN”

Bunun yanı sıra ben adayımdan, partimden memnun değilim ama mecburum işte, ne yapayım, yıllardır buna verdik diyen seçmenimize de ‘mecbur değilsiniz’ demek istiyorum. Bu mecburiyet sizi de bu hale getiriyor, bizi de bu hale getiriyor. Bu mecburiyet çocuklarımıza eğitim alamadığı, sosyal imkan bulamadığı, okurken çalışmak zorunda kaldığı, gittiği öğrenci yurdunda istismara uğradığı, intihar ettiği bir ülke oluşturmuş oluyor. Bundan kurtulmamız bu partilerden kurtulmamızla oluyor. Bu partiler günün sonunda hepimize zarar vermiş oluyor. Bunların hepsinden kurtulmamız lazım ve yeni şeyler söylememiz lazım. Pazar günü de toplumumuz için, halkımız için tüm Türk milleti için, ülkemiz için inşallah hayırlar getiren bir sonuç bize gösterir diye dua ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-secmene-son-kez-seslendi/feed/ 0
Eskişehirli Masalcılar Topluluğu, Yetişkinlere Masallarla Buluşuyor https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-masalcilar-toplulugu-yetiskinlere-masallarla-bulusuyor/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-masalcilar-toplulugu-yetiskinlere-masallarla-bulusuyor/#respond Sat, 30 Mar 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25206 Eskişehir’de yaklaşık bir yıl önce masal anlatıcılığı serüvenine başlayan 4 kişilik grup, amatör olarak haftada bir kez İl Halk Kütüphanesinde sergiledikleri performanslarında yetişkin izleyicilerin karşısına çıkıyor.

Bir araya gelmeden önce çocuklara anlatımlar yaparak masalları sevdirmeye çalışan Özden Yücel, Zeynep Sezgin, Şeyma Yenioğlu ve Ferhan Çınar, tanıştıktan sonra yetişkinlerin de masallara ihtiyacı olduğunu düşünerek Eskişehirli Masalcılar Topluluğu’nu kurdu.

Masalların yetişkinler için de önemli dersler barındırdığına inanan topluluk, “Hakikat ve Hikaye”, “Yılan Prens”, “Lotilko” gibi yerli ve yabancı masalları ritim ve ışık düzeni de kullanarak aslına uygun şekilde sahneye uyarlıyor.

Hafta sonları bir kez İl Halk Kütüphanesinde performanslarını sergileyen grup, etkinlik öncesi sosyal medyadan yaptıkları duyuru üzerine başvuru yaparak gelen 20-25 kişilik izleyici kitlesini çocukluğuna döndürüyor.

Bazen çocuklar ve gençlerin de yer aldığı etkinlikte masallar, katılımcıların katkısına açık bir şekilde sergileniyor. Topluluk, masala ilgi duyan izleyicilerin de ekibe dahil olarak kendilerini geliştirmesine olanak tanıyor.

Çocukluk yıllarında geride bırakılan masalların insanların hayatlarına dokunmasını sağlamayı, yetişkinlere sanatsal bir zevk kazandırmayı amaçlayan topluluk üyeleri, sahneye uyarladıkları performansın yanı sıra masal yazımına dair kendilerini geliştirmek istiyor.

“Binlerce yıllık bir sanat”

Kendisini “masal dokumacısı” olarak tanımlayan ekip üyesi Zeynep Sezgin, AA muhabirine, bu etkinlik yoluyla yetişkinlerin çocukluklarında dinledikleri masallarla tekrar buluştuğunu söyledi.

Masalların binlerce yıllık bir sanat olduğunu vurgulayan Sezgin, çağın yaşantısında masalların mutlaka yetişkinlerin hayatına dokunduğunu dile getirdi.

Sezgin, masal anlatacağı günlerde heyecan duyduğunu, haftanın en iyi gününün masal anlattığı günler olduğunu ifade etti.

Okul öncesi öğretmeni Özden Yücel de etkinliğin hem çocuklar hem de yetişkinler için uygun olduğunu anlattı.

Özden, başlangıçta diğer ekip üyeleriyle sadece masal anlatmak için bir araya geldiklerini ancak zamanla güçlü bağlar kazandıklarını aktardı.

Herkes etkinlikten mutlu ayrılsa da katılımın henüz istedikleri düzeye ulaşmadığını kaydeden Özden, “Etkinlik olarak bir yerlerde masal dinlemeye gitmek insanların yaygın alışkanlığı değil ancak yavaş yavaş arttığını ve yaygınlaştığını düşünüyoruz. Umuyoruz ki zamanla artar çünkü herkes masal anlatsın, herkes masal dinlesin istiyoruz.” dedi.

“Her yerde anlatılabilir, ulaşılabilir olmasını hedefliyoruz”

Kamu kurumu çalışanı Şeyma Yenioğlu, masalları canlandırmanın kendilerine yazmak konusunda da ilham verdiğini ve herkesi heyecanlandırdığını belirtti.

Masalın yaygınlaşması için çalıştıklarını dile getiren Yenioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok hedefimiz var. İlk hedefimiz insanlara masallarla ulaşmak. Tıpkı diğer sanatsal disiplinler gibi masalın daha çok yayılmasını, her yerde anlatılabilir, ulaşılabilir olmasını hedefliyoruz. Bu anlamda planladığımız masal festivalleri ve projelerimiz var. Şu an Eskişehir’de ilerlese de daha çok yerde icra etmek istiyoruz. Sunumu için hazırlık yaptığımız masal projemiz var. Ekip olarak üzerinde çalıştığımız masal temaları var. Binlerce yıllık geçmişe sahip masal kültürün kaybolmaması için elimizden geleni yapıyoruz. “

Kütüphane çalışanı Ferhan Çınar ise masal anlatımlarının izleyiciler tarafından çok beğenildiğini, katılımcıların da masal anlatmaya hevesli olduklarını söyledi.

Masal anlatımının kişisel hayatlarında stresi azalttığını, sahnede tamamen doğal davrandıklarını anlatan Çınar, şöyle konuştu:

“Biz hiç prova yapmıyoruz. O gün program için içimizden nasıl bir masal geçiyorsa, neyi anlatmak istiyorsak onu anlatıyoruz. Herkes gündelik hayatında işlerini bitirdiğinde buraya geliyor ve masal anlatıyoruz. Şimdiye kadar bir kez profesyonel anlamda tiyatroda yer aldım. Tiyatroda sahneye çıkmadan önce defalarca bir metni ezberlemek durumundasınız. Ayrıca ezberlediğiniz metni prova etmek durumundasınız ancak masal anlatırken tamamen içselleştirerek performans gösteriyoruz. Burada profesyonellikten ziyade masal sanatını içselleştirmeyi önemsiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirli-masalcilar-toplulugu-yetiskinlere-masallarla-bulusuyor/feed/ 0
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: ‘Pazar günkü seçimde şahsi ihtiraslarla adım atmayın’ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-pazar-gunku-secimde-sahsi-ihtiraslarla-adim-atmayin/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-pazar-gunku-secimde-sahsi-ihtiraslarla-adim-atmayin/#respond Sat, 30 Mar 2024 04:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25148 İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, “Pazar günkü seçimde şahsi ihtiraslarla adım atmayın. Bir büyük seçim yapıyoruz. Türkiye’de büyük adımların, adeta güvenoyu olacak adımların yenisini atıyoruz.” dedi.

Turan, Çanakkale’nin Biga ilçesinde Hamdibey Mahallesi’nde düzenlenen açık hava toplantısında katılımcılara hitap etti.

Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bülent Turan, yerel seçimlere saatler kaldığını hatırlattı.

Pazar günü yapılacak seçimde AK Parti’nin Biga Belediye Başkan adayı Bülent Erdoğan için destek isteyen Turan, “Pazar günkü seçimde şahsi ihtiraslarla adım atmayın. Bir büyük seçim yapıyoruz. Türkiye’de büyük adımların, adeta güvenoyu olacak adımların yenisini atıyoruz. Biz Ayasofya’yı açan adamın yanında olmaktan, biz savunma sanayini ayağa kaldıran adamın yanında olmaktan, ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ diyen adamdan razı olduğumuz için yanındayız. Biga’da Bülent Erdoğan, Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan.” diye konuştu.

CHP’li belediyelerin hizmetlerini eleştiren Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Alın Bülent Erdoğan’ı, alın AK Parti’yi, alın Ayhan Gider’i, ortada kalacak olan şu an ki arkadaşlarımızın nasıl iş yaptıklarını biz İzmir’den biliyoruz. Her yağmurda su altında kalan bir şehirden bahsediyoruz. Biz Gelibolu’dan, Çanakkale’den biliyoruz. O yüzden kim iş yapar kim polemik yapar kim üretir kim sadece siyaset yapar bunları biliyoruz. Bunlar sadece seçim döneminde gelip ağustos böceği gibi bağırıp bağırıp giden insanlar. Bize ağustos böceği değil, 5 yıl boyunca her gün çalışacak yiğitler lazım, adamlar lazım.”

Turan, muhalefeti eleştirerek, “Bundan 6 ay önce masalar kuruldu, ittifaklar kuruldu. Şimdi soruyorum, hangisi kaldı? Nerede Davutoğlu, nerede Babacan? Nerede Temel Bey? Hiçbiri kalmadı. Bozulmayan tek şey HDP ile CHP’nin ortaklığı. Al gülüm ver gülüm. Meclis üyesi senin, başkanlık benim, yardımcılık senin, il genel meclisi benim. Anlaştılar. Ama kavga etmeyen sadece ikisi kaldı. Herkes terk etti.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP ile Cumhur İttifakı ile yola devam ettiklerini dile getiren Bülent Turan, şöyle devam etti:

“Dün neredeysek bugün aynı yerde yola devam ediyoruz. Ülkemizin büyümesi için beraberliği için daha güçlü olması için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Kendi iç kavgalarını bitiremeyen partilerin hiç kimseye laf söylemeye yetkisi olmaz. Şu an kongre yapan o malum partinin başkanı kalıcı başkan mı? Hayır. İstanbul’da bir başkan var, Ankara’da başkan var, tökezlesinler de ben tekrar geleyim diyen bir başkan daha var. Bu yapının Türkiye’ye faydası olabilir mi? Bu yapının buradaki temsilcisi kazansa Ankara’da kime gidecek dert anlatacak? Hangi güçle yol yürüyecek? Kendi grup başkanvekilleri daha dün Genel Başkanlarına benim çırağım demedi mi? Hepiniz duydunuz. Özgür Özel’e benim çırağım dedi. CHP’li kardeşlerim, o CHP sizin oy verdiğiniz CHP değil. O CHP sizin sevdiğiniz Atatürkçü, milliyetçi, devletçi CHP değil. Kendi genel başkanına çırak diyen bir adamın bu ülkeye bu partiye faydası olmaz.”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Biga’ya videolu mesaj gönderdiğini hatırlatan Turan, “Diyor ki ‘Biga’daki adayımızın arkasındayım.’ Senin videon değil, ben buradayım, Ayhan bey burada, hepimiz buradayız. Sen 5 yıldan beri CHP’li Gelibolu’ya ne yaptın? CHP’li Çan Belediyesine ne yaptın? Sen 5 yıldan beri Çanakkale’nin hangi CHP’li belediyesine ne yaptın destek oldun ki seçime 2 gün kala Biga’daki adayımın arkadayım diyorsun. Hayır senin videona ihtiyacımız yok. Biz omuz omuza Biga’yı ayağa kaldırmaya devam edeceğiz. Sen susarak büyümeye devam et.” şeklinde konuştu.

Toplantıya AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, geçmiş dönem milletvekilleri, belediye başkanları ile vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-pazar-gunku-secimde-sahsi-ihtiraslarla-adim-atmayin/feed/ 0
İçişleri Bakanı: Türkiye’de 92 Milyar Liralık Mal Varlığına El Konuldu https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/#respond Sat, 30 Mar 2024 03:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25130 Gözaltına alınan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine tahsis ettik” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya AK Parti Esenyurt ilçe Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Yerlikaya’ya İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Sağlam, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ve AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti. Bakan Yerlikaya AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Esenyurt Koza Mahallesi’ndeki bir otelde iftar programına katıldı.

” MASAK raporundan sonra toplamda 92 milyar liralık mal varlığına el konuldu”

Geçtiğimiz dönemlerde operasyonlarla gündeme gelen ve mal varlıklarına el konulan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan Yerlikaya, “Fenomenler vardı nerede şimdi? Bizim kimsenin malında mülkünde onu da nasıl değerlendirdiği bunla bir derdimiz yok. Ama bir şikayet var ve MASAK bunları inceledi ve haydan gelmiş huya gidiyor diyorsa dur diyoruz biz. İnceliyoruz savcımıza arz ediyoruz. Savcımızda mahkemeye iletiyor. Mahkeme de gelin bu şekilde diyor. Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine Tahsis ettik. İstanbul Emniyetine tahsis edildikten sonra bende dedim ki bizim insanımıza eziyet edip, malından mülkünden haksız yere el koyduğu ve biz bunu çökerttik adalete teslim ettik. Anahtarını onlardan aldıysak, biz de bunu kahraman polisimize trafik devriyesi yapalım dedik. Bu sadece İstanbul’a değil dünyada da yazılı basına ve sosyal medya da çıktı. Verilen mesaj çok büyüktü. İster bu ülkeden gel, ister başka ülkeden ol. İster yerel, ister ulusal olsun. Eğer organize suç örgütü iseniz biz eninde sonunda size diz çöktürürüz. Adalete teslim ederiz. Varsa arabanız onun da anahtarını alırız ve polisimize devriye arabası yaparız” diye konuştu.

“Demokratik bir şölene hazırlanıyoruz”

AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından ‘ İstanbul’un Huzuru, Esenyurt’un Huzuru’ iftar buluşmasına katılan Yerlikaya, 31 Mart yerel yönetimler seçimleriyle ilgili olarak, “Bir demokratik şölene hazırlanıyoruz. Özgür bir ortam. Herkes sevdiği, inandığı ve daha önceden belediye başkanı olanlar yaptıklarını ve bundan sonra yapacak olduklarını, onun yerine ben geleyim diye ortaya çıkan tüm adaylar da bizimle beraber yürürseniz biz bu şehri nasıl bir noktaya getireceğiz diye sizlere aynı bu sahnede olduğu gibi arz-ı hal edildi. Demokrasi böyle güzel bir nimet. Allah bize bu nimetin kıymetini bildirsin” şeklinde konuştu.

“Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız”

Geçtiğimiz günlerde Etiler’de ünlü bir restorana düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili de açıklamada bulunan Yerlikaya, ” Daha dört gün önce, bir motosikletin arkasından bir mekana bir edepsizlik yaptılar. Kurşun sıktılar. 2. Gün akşam, hepsini ben paylaştım doğru adalete. Öyle taşeron motosikletin arkasında işini iyi yapmış diğer esnaflardan daha iyi müşteriyi memnun eden bir esnada şekil yapmak var mı kardeşim öyle bir şey. Sen kimsin? Kimsin sen? Bu noktada değerli kardeşlerim 112 çağrı. Bakın el elden üstündür. Biriz beraberiz. Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız. İstihbaratımız var her şeyimiz var ama ben 5 günde çözeceğimi 5 saatte çözmek istiyorum” dedi.

Cezaevlerinde yatan 310 bin tutuklunun yüzde 33’ünün uyuşturucu suçlarının olduğunu ifade eden Yerlikaya, “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi zehirlemeye cüret eden yine paradan başka hiçbir şeye tapınmayan bu densizlere ne yapıyoruz? Şafakta da gün batımında da planlı ve sokakta olanlara da her zaman bunları yakalayıp adalete teslim etmekte kararlıyız ve çalışıyoruz. Cezaevinde 310 bin yatanın yüzde 33’ü bunlardan. Burada Türkiye’de benim görev yaptığım 10 ay süresince 114 ton adet olarak 38 milyon adet, kök olarak 156 milyon kök ele geçirildi. 4 bin 744 kişi tutuklandı. 2 bin 403 adli kontrol var. Ama size bugün farklı bir şey söylemek istiyorum. Bununla ilgili en büyüğünden en küçüğüne Limanlardan balıkçı barınaklarına, marinalardan kara deniz ve havayolu kapılarından her yerden ve her saatte bir öncekinden daha diri ve daha azimli mücadele ediyoruz ki bir gencimizi dahi bununla ilgili o içinden çıkılması zor olan duruma düşmesini istemiyoruz. Amerika teslim olmuş. Avrupa Birliği teslim olmuş. Belirli bir miktarda üzerinde çıktıysa cezası yok. Belirli köşeler yapmışlar oralarda kullanabilirsin. Bizim medeniyet inanç değerlerimizle bunu yapamayız. Biz eşrefi mahlukatız. Akıl devre dışı kaldığı zaman ne oluruz biz? Her türlü suçun kapısı sonuna kadar aralanır. Buna izin verebilir miyiz” diye konuştu.

“Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor”

İftar programından sonra yaptığı konuşmada düzensiz göçmenlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Yerlikaya, “Düzensiz göçle ilgili, İstanbul’da 10 ayda nereden nereye geldik. 103 mobil göç aracı verdik buraya. Turistlerimizi rahatsız etmeden ve 1 milyon 88 bin yasal olarak kalanlar var. Onları da tedirgin etmeden. Bunu biz bulduk. Biz dünyanın en büyük 15. Şehriyiz. Avrupa Birliğinde ve komşu ülkelerde bunu örnek almaya başladılar. Bakın bunların içinde parmak izi tarayıcısı, bir tercüman ve göç uzmanı var. ve şu an Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor. Onlar da örnek aldılar” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/feed/ 0
İmamoğlu: Sultanbeyli’nin Anneleri İçin Çalışmak İstiyorum https://www.haber60.com.tr/imamoglu-sultanbeylinin-anneleri-icin-calismak-istiyorum/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-sultanbeylinin-anneleri-icin-calismak-istiyorum/#respond Sat, 30 Mar 2024 03:42:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25118 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli halk buluşmasında konuştu, “Memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç ile Kent Meydanı’nda halk buluşması gerçekleştirdi. Meydanı dolduran coşkulu kalabalık, İmamoğlu ve Koç’a sevgi gösterilerinde bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Demir, Parti Meclisi üyeleri Ozan Işık, Bedirhan Berk Doğru ile CHP milletvekili Ali Gökçek de buluşmaya katılarak, İmamoğlu ve Koç’a destek verdi.

Konuşmasına, “Kendimi nerede hissettim biliyor musunuz” sorusuyla başlayan İmamoğlu şunları söyledi:

“KENDİMİ NEREDE HİSSETTİM BİLİYOR MUSUNUZ?”

Kendimi evimin salonunda hissettim. Ben, evimdeyim şu an. Sanki birazdan bir kız kardeşim içeriden kahveyi getirecek. Sanki bana bir ağabeyim hal-hatır soracak. Sanki küçük bir yeğenim, bugün dersler nasıl geçmiş, onu anlatacak. Ben, Sultanbeyli’deki evimdeyim, Birileri zannediyor ki, birileri diyor ki, şu buluşma oy için oluyor. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Milletimin gönlüne gireyim, benim için oy var ya teferruat, oy teferruat.

“5 YIL DAHA SULTANBEYLİ’NİN ANNELERİ İÇİN ÇALIŞMAK İSTİYORUM”

Önümüzdeki 5 yıl çok çalışarak, önce o güzel Sultanbeyli çocuklarına borçlarımı ödemeye devam etmek istiyorum. Benim, bu şehrin pırlanta gibi genç delikanlılarına, güzel kızlarımıza borcum var. Önümüzdeki 5 yıl onu ödemeye devam etmek istiyorum. ve ben özellikle bu şehrin, Sultanbeyli’nin annelerine, onlara çok güzel bir yaşam, huzurlu bir ortam, bebelerini büyütecekleri yarına umutla bakacakları, o bebelerin bu şehirde emin ellerde olduğunu bileceği bir Sultanbeyli var etmek istiyorum. Onun için 5 yıl daha Sultanbeyli’nin anneleri için çalışmak istiyorum. Ben, bu şehrin insanlarının kocaman bir aile olduğunu bilerek, bu güzel Cumhuriyetin, bu güzel memleketin, bu güzel ülkenin demokrasisinin insanlarını eşit ve hür yaptığı, insanlarını eşitlediği için Sultanbeyli’nin, İstanbul’un insanlarını barıştırmaya, buluşturmaya devam etmek için 5 yıl daha istiyorum. Ben bu şehrin, şuradaki güzel bebelerimin o abisi, amcası, dayısı olmak istiyorum. Ben bu gençlerin, Ekrem Abisi olmak istiyorum. Ben; sizlerin, bu şehirde yaşayan herkesin etnik kökeni, inancı, dili, giyimi, yaşamı, herkesi ailesinin bir evladı olmak istiyorum.

“DAYANIŞMAYI BÜTÜN İSTANBUL’DA BÜYÜTTÜK”

Göreve geldikten sonra  gece-gündüz çalıştık. Gece-gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bu şehrin sorunlarını biz biliyoruz. Bu şehirde tek şey, bu şehrin insanları, bu şehrin doğası, bu şehrin yaşamı, bu şehrin ihtiyaçları, zorda olanın, sıkıntıda olanın, yoksulluğu çekenin yanında olmak. Annenin yanında olmak, evlatların yanında olmak, çocukların, annelerin, babaların, emeklilerin yanında olmak. Dayanışmayı bütün İstanbul’da büyüttük. Sultanbeyli’de de büyüttük. Daha da yukarıya taşıyacağız. Ekonomiyi kötü yönettiler. İnsanlarımızı yoksullaştırdılar. İnsanlarımız sıkıntıya girdi. Ama bu kardeşiniz, vatandaşlarımızın ihtiyacını gördüğü için, yönetici kadrosuyla, sosyal yardımı 6 kat arttırdı. Daha da arttıracağız. 100 bin üniversite öğrencisine burs verdik. Daha da arttıracağız.  Sadece Sultanbeyli’de 8 bin 600 üniversite gencine burs verdik. Daha fazla destekleyeceğiz. 2 tane kreş açtık. Daha fazla destekleyeceğiz.

“BU ZOR GÜNLERİ HEP BİRLİKTE ATLATACAĞIZ”

Bu zor günleri hep birlikte atlatacağız. Bir an önce, Allah’ın izniyle, memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız biliyor musunuz? Söyleyeyim. Şimdi işini terk edenler var, işini terk edip Ekrem’e misafir olmaya gelenler var. Biliyorsunuz değil mi? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. Faiz sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark. Onlar ne yapacak? Arkalarına bakmadan, koşa koşa Ankara’ya gidecek. Niye? Bu millet ona oy verdi. Dedi ki, ‘Ben seni hükümet yaptım. Söz verdin; ‘Mülakatı kaldıracağım’ dedin, kaldırmadın. ‘Enflasyonu düşüreceğim’ dedin, düşürmedin. ‘Zam yapmayacağım’ dedin, zam yaptın. Şimdi Ankara’ya dönecekler. Çünkü niye biliyor musunuz? Fark yediler ya; bir an önce tutuşacaklar. Öbür seçimi kaybetmemek için, çok çalışmaya Ankara’ya gidecekler. Ama yapabilirler mi; bilmiyorum. Onu bakacağız. Onu bilmiyorum. Bakın bir şey daha yapacaklar, söyleyeyim. Fark yiyince; hani bizim bazı işlerimizi engelliyorlar ya, bazı imzaları atmıyorlar ya, hemen imzalayacaklar, göreceksiniz.

“BEN BU KOLLARI SULTANBEYLİ’DE SIVADIM”

Sultanbeyli, hatırlıyorsunuz değil mi? Neyi hatırlıyorsunuz söyleyeyim? Zannediyorsunuz ki kollarımı Beylikdüzü’nde sıvadım değil mi? Hayır. Ben burada iftarı açarken, seçimi iptal ettiler ya, ben bu kolları Sultanbeyli’de sıvadım, Sultanbeyli’de” dedi. Halk buluşması öncesinde iftarını, yerin altında, Göztepe-Ataşehir-Ümraniye metro hattında şantiyesinde, metro emekçileriyle yaptığını aktaran İmamoğlu, “Sancaktepe-Çekmeköy-Samandıra metrosunu açtık, biliyorsunuz değil mi? Tam bir sene sonra, yine bir bahar günü, martı nisana bağlayan haftalarda metro Sultanbeyli’de, Sultanbeyli’de. Seneye bugünlerde, bu meydanda hep birlikte metroyu açmaya hazır mıyız? Daha sonra bu metro buradan Kurtköy’e de gidecek. Ona da çalışıyoruz. Ona da başladık.

Seçimeler 2 gün kaldığını hatırlatan İmamoğlu, vatandaşlardan kendisi, Koç ve meclis üyelikleri için destek isteyen İmamoğlu, yurttaşları sandıklarda görev almaya çağırdı. Vatandaşlardan, oylarını kullandıktan sonra okul bahçelerinden ayrılmamalarını ve ortamı demokrasi şenliğine çevirmelerini isteyen İmamoğlu, 1 Nisan sabahını, “1 Nisan pazartesi sabahı kalktınız. İstanbul, mis gibi demokrasi kokacak. İstanbul, mis gibi barış kokacak, huzur kokacak. İstanbul, çok güzel bir bahar gününe uyanacak” sözleriyle tasvir etti. Alanda bulunan dövizleri kendi yorumlarıyla birlikte okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:

“BACALARI YENİ TEMİZLEDİK, KURUM TUTMASINA İZİN VERMEYİZ”

Benim kardeşim yazmış, ‘Yok sağı solu, aklın yolu İmamoğlu’ demiş. ‘Hoş geldin İstanbul’un muhafızı’ demiş. Biri de demiş ki, ‘Bacaları yeni temizledik, KURUM tutmasına izin vermeyiz.’ ‘Onlara kabine yetmedi, bize hayır duanız yeter’ demiş bir genç kardeşim. ‘Siz bütün kabine, ben tek.’ Ben tek değilim ki. Benim arkamda 16 milyon var, 16 milyon. ‘Eski bir atasözü der ki: Kurdun ensesi neden kalındır? Kendi seçimine kendi savaşır da ondan.’ ‘Takmış koluna İstanbul halkını, kabineyi orta yerinden çatlatıyor.’ ‘Korku kabineyi aştı.’ Helal olsun sana. ‘8 adımı adımlamaya biz de varız Eko Başkan.’ Fıstık. ‘Sazın özü, Eko’nun sözü.’ Sana kurban olurum ben. ‘İyi olacak seçmenin doktoru burada.

“İMAMOĞLU DUA ETTİ, VATANDAŞLAR “AMİN” DEDİ”

İmamoğlu konuşmasını, vatandaşların “amin” katkıları eşliğinde dualarla bitirdi: “Sevgili hemşerhilerim, Ramazan ayınız mübarek olsun. Allah, bütün güzel dualarınızı kabul eylesin. Allah; çocuklarınızı, evlatlarınızı, yuvanızı korusun. İşinize, yuvanıza bolluk, bereket versin. Dünyada var olan bütün zalimlikler son bulsun. Ülkemiz barışa, huzura bürünsün. İstanbul’umuz dünyanın en keyifli, en huzurlu şehri olsun. Sultanbeyli, İstanbul’un en güzel ilçesi olsun. Hepinizi çok seviyorum. Son söz: Onlar diyor ki, ‘İstanbul tam gaz geri’; biz diyoruz ki, ‘Tam yol ileri.’ Her şey çok güzel olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-sultanbeylinin-anneleri-icin-calismak-istiyorum/feed/ 0
İBB Başkan adayı Kurum, AK Parti’nin Sancaktepe mitinginde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-ak-partinin-sancaktepe-mitinginde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-ak-partinin-sancaktepe-mitinginde-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 30 Mar 2024 01:12:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24994 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum, gelin iki gün sonra 31 Mart’ta gerçek belediyecilikten yana olun, İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin sağlam İstanbul’dan yana olun.” dedi.

Kurum, partisinin Sancaktepe’de düzenlediği, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, İstanbul’un artık kararını verdiğini söyledi.

Ancak samimi hayallerin muradına kavuşacağını belirten Kurum, “Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmasın, bütün yuvalarımız, İstanbul’umuzun bütün sokakları güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki sokakları huzur ve güvenle dolsun, gençlerimiz geleceğe umutla baksın, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul olsun.” ifadesini kullandı.

Kurum, İstanbul’u asla kendi kaderine terk etmeyeceğini kaydederek, “Söz veriyoruz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz ama onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez, bu söz eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür, bu söz Murat Kurum sözüdür, bu söz liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüdür.” diye konuştu.

İstanbul’un bugün iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz olduğunu dile getiren Kurum, şunları söyledi:

“Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu, beceriksizliğe mahkum edildi. ‘Bu şehri depreme hazırlayacağız.’ dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. ‘Ulaşım sorununu çözeceğiz.’ dediler, bugün İstanbul’un ulaşımı tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını, yetimin hakkıdır demeden balya balya kendi istikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. Yetmedi, ‘İsrafı bitirdik.’ dediler, en büyük israfı yaptılar.”

Mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin verdiği hiçbir sözü yerine getirmediğine dikkati çeken Kurum, “100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Şimdi televizyonda soruyorlar, ‘Bu vaatleri vermiştiniz.’ diye, ‘Ben öyle bir vaat hatırlamıyorum.’ diyor, adam vaadini bile hatırlamıyor. Bu millete yalan söylediler, kandırdılar, aldattılar hala aldatmaya da devam ediyorlar. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vadettiler, Sancaktepe’nin oyunu isteyip gittiler. Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz bütün vaatleri unuttular. Biz deprem bölgesinde kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar balya balya para kuleleri yaptılar. Devlete, millete mal beyanlarını açıkladılar, sonra bir baktık, 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

Kurum, dün düzenlenen ve ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına dikkati çekerek büyük ve güçlü Türkiye’yi hedeflediklerini söyledi.

Pazar günü gerçekleşecek yerel seçimlere işaret eden Kurum, “Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını iki gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir, sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek. Sancaktepe iki gün sonra sandıkta tüm bunların hesabını sormaya hazır mıyız?” dedi.

Kurum, seçmenlere seslenerek, şunları kaydetti:

“Buradan İstanbul’umuzun güzel insanlarına sesleniyorum, gelin iki gün sonra 31 Mart’ta gerçek belediyecilikten yana olun, İstanbul’un geleceğinden yana olun. 31 Mart’ta gelin sağlam İstanbul’dan yana olun. Her oy bir tohumdur, hizmet görürse yeşerir, emek verilirse fidan olur, karşılık bulursa orman olur. Haydi İstanbul şehrine oy ver, şehrine oy ver ki İstanbul hizmet bulsun, huzur bulsun, mutluluk bulsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-ak-partinin-sancaktepe-mitinginde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Murat Kurum’un 1 günlük seçim mesaisi mini belgesel oldu https://www.haber60.com.tr/murat-kurumun-1-gunluk-secim-mesaisi-mini-belgesel-oldu/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurumun-1-gunluk-secim-mesaisi-mini-belgesel-oldu/#respond Fri, 29 Mar 2024 22:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24895 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un 1 günlük seçim mesaisi mini belgesel oldu.

Gazeteci ve dijital içerik üreticisi Adem Metan, seçim kampanyasının son günlerinde İBB Başkan adayı Murat Kurum’un bir gününe eşlik ettiği mini belgesel hazırladı. “Murat Kurum ile 24 Saat” adı verilen belgesel Metan’ın YouTube kanalında yayınlandı.

Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ve 15 yaşındaki kızı Zeynep Kurum’un da yer aldığı belgeselde, Kurum’un seçim kampanyasının son günlerinde bir gününü nasıl geçirdiği, yoğun çalışma temposunun aile bireyleriyle ilişkilerine nasıl yansıdığı aktarıldı.

Belgeselde, sabah erken saatte evden çıkıp, seçim ofisine araçla giden Kurum’un, Adem Metan’ın sorularına verdiği yanıtlar da yer aldı.

Kurum, 31 Mart gecesiyle ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine, “Heyecan muhakkak. Ama benim içimdeki his 31 Mart gecesi kazanıyoruz. 31 Mart gecesi çok güzel bir mutluluğu İstanbul’a yaşatacağız.” ifadelerini kullandı.

Seçim çalışmaları kapsamında ilçelerde yapılan mitinglerden kesitlerin yer aldığı belgeselde Kurum, mitinglerdeki coşkulu kalabalığı işaret ederek insanların gözlerinde ışıltı ve sevgi gördüğünü söyledi.

Metan’ın “31 Mart’ta Allah nasip ederse kazanırsanız ilk yapacağınız şey ne?” sorusuna Kurum, “Şükredeceğim ilk önce. Böyle bir kutlu şehre şehremini olmak benim için çok kıymetli. Rabb’ime şükredeceğim bana böyle bir görevi nasip ettiği için. Sonra da sevineceğiz arkadaşlarımızla.” yanıtını verdi.

“Hep böyle bir gurbetle geçti bizim evliliğimiz”

Murat Kurum’un katıldığı “Romanlarla İftar Buluşması” programından renkli karelerin yansıtıldığı belgeselde, Kurum’un evinde eşi ve kızıyla yapılan söyleşi de yer aldı.

Eşinin iş odaklı bir insan olduğunu kaydeden Şengül Kurum, evlilikleri için “Aslında biz evlendikten bu yana hep böyle bir gurbetle geçti bizim evliliğimiz. Hep işinin başında olurdu. Biraz daha iş odaklı çalıştı gerçekten. O yüzden aslında ben fedakarlık yaptığımı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Murat Kurum’un bir programda “Annenizin yemeğini mi seviyorsunuz, eşinizin yemeğini mi?” sorusuna “annemin” diye yanıt verdiğini hatırlatan Şengül Kurum, “Benim yemeğimi çok yemedi eşim. Çünkü bizimle aynı sofrada çok oturamadı.” sözlerini sarf etti.

Şengül Kurum, eşine doğum günü sürprizi yapmak için yanına gittiğinde 2,5 saat beklediklerini, üçüncü çocuklarının doğumundan bir gün sonra Kurum’un babalık izni kullanmayarak Rusya’ya gittiğini anlattı.

Tatillerde Bolu’ya gittiklerini aktaran Şengül Kurum, eşinin orada bile çalıştığını kaydetti.

Şengül Kurum, Metan’ın sorusu üzerine çocuklarının babalarına hasret büyüdüklerini, ancak her zaman onunla gurur duyduklarını dile getirdi.

Murat Kurum’un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından aday gösterilmesinin kendileri için çok gurur verici olduğunu ifade eden Şengül Kurum, eşiyle ilgili capsleri çocuklarına hatıra kalsın diye bir bilgisayar dosyasında sakladığını söyledi.

Şengül Kurum, eşi Murat Kurum’un çocuklarını ihmal etmeyen bir baba olduğunu sözlerine ekledi.

“Babamla çok gurur duyuyorum”

Belgeselde Kurum çiftinin 15 yaşındaki kızları Zeynep Kurum’un konuşmaları da yer aldı.

Devlet okulunda okuduğunu ve okulunu çok sevdiğini belirten Zeynep Kurum, kendisini tanıyan çoğu kişinin Murat Kurum’un kızı olduğunu bilmediğini söyledi.

Zeynep Kurum, “Babana çok uzun zamandır söylemek istediğin de söyleyemediğin bir şey var mı?” sorusu üzerine, şunları dile getirdi:

“Babama şunu söylemiyorum galiba. Seçim sürecinde ben okuluma devam ediyorum. Yanında olamadım uzun süre. Baba, seninle gurur duyuyorum açıkçası. Yani bunu çok söyleyemiyorum biliyorum ama babamla gurur duyuyorum. Çok büyük bir başarı gerçekten. İstanbul, Türkiye’nin baş tacı. Bunu yönetmek çok zor bir şey. Babam bunun şimdi adaylarından bir tanesi ve gerçekten çok büyük bir başarı. Babamla çok gurur duyuyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurumun-1-gunluk-secim-mesaisi-mini-belgesel-oldu/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Seçimlerde Huzur ve Güven Sağlayacağız https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-secimlerde-huzur-ve-guven-saglayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-secimlerde-huzur-ve-guven-saglayacagiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24753 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “14 ve 28 Mayıs’ta yüzyılın son seçimini nasıl huzur ve güven ortamında yaptıysak, Allah’ın izniyle İçişleri Bakanlığı olarak 600 bin mesai arkadaşımızla tüm seçim sath-ı mailinde bu huzuru da güveni de en güzel şekilde sağlayacağımıza inancımız tamdır.” dedi.

Yerlikaya, Büyükçekmece Mustafa Kemal Bulvarı’nda esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve muhtarlarla iftar programında bir araya geldi.

Programda konuşan Yerlikaya, 1 Ocak’tan itibaren 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili tüm siyasi partilerin huzur ve güven ortamında seçim kampanyalarını yürüttüklerini söyledi.

Yarın ve cumartesi propaganda döneminin bitmiş olacağını, pazar günü ise artık halkın iradesinin sandığa yansıyacağını anlatan Yerlikaya, şehirlerin teslim edileceği belediye başkanlarının seçileceğini kaydetti.

İçişleri Bakanlığının, seçimin huzur ve güven ortamında yapılması görevi olduğunu belirten Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Yönetimi, denetimi, kararı Yüksek Seçim Kurulunun, il ve ilçe seçim kurulunun ama huzur ortamından, güven ortamından sorumlu olan benim. Ben yol arkadaşlarımla, dava arkadaşlarımla beraber vefamı, onlarla beraber inandığımız hizmetin tecelli etmesiyle ilgili sizlerin karşısına gelip bunları anlatıyoruz. Birileri bundan huzursuz oluyor. Onları huzursuz etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz. Ama tavizsiz 14 ve 28 Mayıs’ta yüzyılın son seçimini nasıl huzur ve güven ortamında yaptıysak, Allah’ın izniyle İçişleri Bakanlığı olarak 600 bin mesai arkadaşımızla tüm seçim sath-ı mailinde bu huzuru da güveni de en güzel şekilde sağlayacağımıza inancımız tamdır.”

Yerlikaya, 4 Haziran 2023’te İçişleri Bakanı olarak yeni kabinede görev aldığını ve ilk andan itibaren terör örgütleriyle aralıksız mücadeleye devam ettiğini belirtti.

Hukuk ve insan hakları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayan Yerlikaya, “Devletin ve milletin iradesinden daha büyük bir güç yoktur. En büyük güç milletin kendi iradesidir. Dolayısıyla biz hükümet olarak, devlet olarak azim ve kararlılıkla tüm terör örgütleriyle ilgili daha önce 21 yıldan beri yaptığımız ve hep üzerine katlayarak gitmiş olduğumuz başarıları Allah’ın izniyle arttırarak aynı şekilde devam ettiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türk askerinin kar-kış demeden terörle mücadelesine devam ettiğini kaydeden Yerlikaya, Türkiye Yüzyılı’nın huzurun yüzyılı olacağını ifade etti.

“4 Haziran’dan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal çapta organize suç örgütünü çökerttik”

Yerlikaya, terör örgütlerinin yanı sıra “şehir eşkıyaları” diye tabir ettiği organize suç örgütleriyle de mücadele ettiklerini anlatarak, “Savcılıklarımızla beraber öyle bir uyum içerisinde çalışıyoruz ki 4 Haziran’dan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal çapta organize suç örgütünü çökerttik, götürüp adalete teslim ettik.” bilgisini verdi.

Kabinenin uyum içerisinde çalıştığının altını çizen Yerlikaya, “Bizim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, huzurumuzu kim rahatsız ediyorsa hiç kusura bakmasınlar. Öyle bir gücümüz var ki tepelerine biniyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’un dünyanın 15’inci büyük şehri ve 131 ülkeden büyük olduğuna dikkati çeken Yerlikaya, 3 ay önce İstanbul’a 7 bin polis, 1800’e yakın araç verdiğini, günlük trafik devriye sayısını 395’ten 1296’ya, 1200’ün üzerinde olan asayiş devriyesini de 2 bin 400’e çıkardığını kaydetti.

Bakan Yerlikaya, Türkiye genelinde 2023’ün ilk 75 gününde günlük 162, 2024’ün ilk 75 gününde ise günlük 98 “evden hırsızlık” olayının kayda geçtiğini aktardı.

Her gün suç oranlarıyla ilgili rakamları aldığını söyleyen Yerlikaya, 600 bin kişilik İçişleri ailesi olarak kişilere, mallara, topluma, devlete karşı suçlar, terör suçları ve zehir tacirlerine karşı mücadele ettiklerini bildirdi.

Vatandaşlardan, uyuşturucu temini, satışı veya kullanımıyla ilgili bir duyumu, görgüsü, bilgisi veya hissettiği bir durum olduğunda 112’i aramalarını isteyen Yerlikaya, “Bu, seferberlik ruhuyla yapılabilecek bir mücadele.” dedi.

Şehirlerin huzuru için belediyelerin de katkı sağlaması gerektiğine işaret eden Yerlikaya, “İstanbul’da Murat Kurum kardeşimizle beraber, bu 5 yılda olmayan ama olması gerekenleri göreceksiniz. Birlik, beraberlik, kardeşlik ruhuyla her şey arzu edilen kıvama gelecek. Buna inanıyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-secimlerde-huzur-ve-guven-saglayacagiz/feed/ 0
Bakırköy’de Futbol Sahasına Yapılan Tesis Tartışmalara Yol Açtı https://www.haber60.com.tr/bakirkoyde-futbol-sahasina-yapilan-tesis-tartismalara-yol-acti/ https://www.haber60.com.tr/bakirkoyde-futbol-sahasina-yapilan-tesis-tartismalara-yol-acti/#respond Fri, 29 Mar 2024 02:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24640 Bakırköy’de futbol sahasına yapılan tesis, belediye ile vatandaşı karşı kaşıya getirdi

Mahalleli iş makinesinin önüne yatarak inşaat çalışmasını engelledi

Yaşanan gerginlik sırasında mahalleliler gözaltına alındı

İSTANBUL – Bakırköy Zuhuratbaba’da bulunan Yüce spor futbol sahasına yapılmak istenen tesis, Bakırköy Belediyesi ile mahalle sakinlerini karşı karşıya getirdi. İnşaat çalışmasını engellemek için iş makinesinin önüne atan mahalle sakinleri, polis ekiplerince gözaltına alındı. O anlar kameralara yansıdı.

Bakırköy Belediyesi, Zuhuratbaba mahallesinde bulunan Yücespor futbol sahasında spor tesisi yapmak için başlattığı çalışma gerginliğe neden oldu.

Alanda yapılan inşaatı durdurmak isteyen ve alana iş makinelerin girmesini engellemek isteyen mahalle sakinleri alanın girişine araçlarını çekti. İnşaat çalışanlarının durumu polis ekiplerine haber vermesi üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri mahalle sakinlerine alanı boşaltmalarını söyleyince ekipler ve vatandaşlar arasında arbede yaşandı. Olay da arazinin hak sahiplerinin de olduğu kişiler gözaltına alındı. Yapılan inşaatın izninin olmadığını dile getiren vatandaşlar durumu tepki gösterdi.

Bir gecede evimin önü kapandı

Yapılan inşaatın arkasında bulunan bir apartmanda oturan Engin Ulukurtlar dairesinin önünün bir gecede kapandığını belirterek “Ben hemen inşaatın yapıldığı yerin karşısında oturuyorum. Bir sabah bir kalktım evimin bütün cephelerinde yapılan inşaat yükselmiş. Burada dairemin bütün önü kaplandı. Hiçbir şey göremiyorum. Burası yasal mı değil mi bilmiyorum. Burada hiçbir ruhsat ibaresi bulunmuyor. Bu inşaatı kime şikayet edeceğiz. Hiçbir kurala uyulmuyor. Bakırköy meydanda böyle bir garabet yaşıyoruz. Hemen bir binanın dibine böyle bir şey yapılabilir mi. Bu evler de oturanları neye hapsetmek istiyorlar. Tam karşım duvar oldu. Bu evde iki gündür ben yaşayamıyorum. Belediyeye gidiyorum şikayet ediyorum iki gündür kapı duvar. En kısa zamanda çözüm bekliyoruz. Burası apar topar yapılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı

Yapılan inşaatın ruhsatının bulunmadığını belirten mahalle sakini Can Eren Hamzaçebi “Burası herkesin faydalandığı bir alandı. Seçime 5 gün kala bir anda beton arabaları gelmeye başladı. Biz bir anda burada ne oluyor diye düşündük. Biz burayla ilgili inşaat belgesi var mı onu sorduk. Bize olmadığını söylediler. 26 Mart günü gelen beton arabalarının içeriye girmesini engelledik. Böyle olunca buraya polis ekipleri geldi. Beni ve ailemi göz altına aldılar. Bülent Kerimoğlu gitmeden burayı açık ihaleyle satışa sunmuş dendi. Ama hiçbir belge yok” diye konuştu.

Bu alan halka açık spor tesisi yapılmak için bağışlanmış

İnşaat yapılan alanın ruhsatsız ve izinsiz olduğunu belirten avukat Zeynep Hamzaçebi “Yaklaşık iki hafta önce top sahasının çevresinde kazılar yapılmaya başlandı. O kazılardan sonra mahalle sakinleri ve STK’lar gelerek gösteri düzenlediler. Bundan sonra bize buranın bataklığa dönmemesi için kanal yapıldığı söylendi. Bu şekilde bunu duyan mahalle sakinleri dağıldı. Yaklaşık 4-5 gün burada hiçbir şey yapılmadı. Daha sonra pazartesi günü buraya beton dökmeye başladılar. Bakırköy Belediyesinden izinleri kararları var mı diye başvurularda bulunduk. Avukat kimliğimizi ibraz etmemize rağmen bizimle belgeler paylaşılmadı. Hatta belediyeden kovulduk. Bununla ilgili tutanak tutarak suç duyurusunda bulunduk. Hukuki süreçler devam ediyor. Mahalle sakinleri burada protesto ederken yaka paça götürüldüler. Alanda inşaat devam ederken iş güvenliği için gerekli önlemler alınmış durumda değil. İhale bilgileri, inşaat ve ruhsat bilgilerinin olduğu tabelalar bile bulunmuyor. Biz de bu şekilde gerekli başvurularda bulunduk. Belediye müdürlerinden aldığımız bilgilere göre bize söylenen 3 adet tribün, soyunma odası ve yönetim binası yapılacak dendi. Halı sahanın etrafının kapatılarak kilidinin Yücespor kulübüne bırakılacağı bize söylendi. Ticarethane mi olacak diye sorduğumuzda bize bilgi verilmedi. Alan umuma açık olmak zorunda olan bir spor tesisi olarak bağış yapılmış” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakirkoyde-futbol-sahasina-yapilan-tesis-tartismalara-yol-acti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: İstanbul’daki para sayma görüntüleriyle ilgili suç duyurusunda bulunduk https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-istanbuldaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-suc-duyurusunda-bulunduk/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-istanbuldaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-suc-duyurusunda-bulunduk/#respond Fri, 29 Mar 2024 01:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24632 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’daki para sayma görüntülerine ilişkin, “Israr ediyorlar ‘Bu iş yeri 40 milyon, 26 milyon lirasını bankadan istiyoruz, 14 milyon lirasını nakit olarak avukatın bürosunda.’ diye. Ne yapacaksınız, Türkiye’de satıcıya uyuyorsunuz, yoksa satmıyor adam. ‘Başkasına veririm.’ diyor. Bakılmış, anlaşılmış 26 milyon lirası havale yapılmış, geri kalanını veriyorlar. Satın alınırken verilen para ve makbuzu da var. Biz suç duyurusunda bulunduk. Hem avukat hakkında hem o görüntülülerin incelenmesi için.” dedi

Özel, Halk TV’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Yerel seçimlerde adaylar belirlenirken 330 bin vatandaşa sorarak anket yaptıklarını kaydeden Özel, daha sonra da anketlerle adayların performansını ve illerdeki gidişatı ölçtüklerini söyledi.

CHP yönetiminde olan 11 büyükşehir belediyesinin tamamını korumanın ve üstüne 4-5 büyükşehir belediyesi eklemenin mümkün olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:

“Balıkesir, Manisa ve Denizli’yi alacağımıza inanıyorum. Bundan 3 ay önce bunu söyleseniz biz de çok inanmazdık, kimse inanmazdı. Hatta öyle kötümserler vardı ki şöyle bir hesap yapılıyordu; ‘İYİ Parti yok. 10 puan oradan çıktı geçen seçime bakarak. Geçen seçim HDP, AK Parti’ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız her şeyi yapmıştı, onu da çık. CHP’nin elinde 2 il ya kalır ya kalmaz, en iyisi 3.’ deniyordu. Biz ‘Böyle olmayacak, gayret edeceğiz.’ diyorduk. Böyle bir noktaya gelebileceğimizle ilgili ben de iyimserdim ama beklentilerin ötesine geçmiş durumdayız.”

İstanbul’da anketlerdeki son durum sorulan Özel, her ankette Ekrem İmamoğlu’nun bir öncekinden iyi olduğunu, trendin hep yukarı gittiğini, İmamoğlu’nun 2019 yılındaki tekrarlanan seçimde aldığı oyu artıracağını ve ikinci seçimdeki kadar bir fark olacağını gördüğünü söyledi.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yerel seçimlerin bazı yerlerde iptal edilmesi durumunda, yenileme seçimlerinin 2 Haziran’da yapılmasına yönelik verdiği kararını değerlendiren Özel, bunun daha önce de yapılan rutin bir iş olduğunu, itirazların seçimin yapılacağı 45 günlük süreyi aşması durumunda yeni bir tarihin belirlendiği ve kendilerinin de tüm illerde bu duruma karşı hazır olduklarını belirtti.

Özel, CHP olarak sandık güvenliği açısından üzerlerine düşen her şeyi yaptıklarını ifade etti.

İstanbul’daki para sayma görüntüleri

CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen para sayma görüntüleri sorulan Özel, görüntüleri incelediğinde “Bu işin içinde başka bir iş var.” dediğini anımsatarak, şunları söyledi:

“‘Bu görüntünün orijinalini bulabilir misiniz?’ dedim. Çünkü İstanbul İl Başkanlığı diyor. Baktı Özgür, ‘Araştıralım ama bu bizim il başkanlığı değil zaten anlaşılmıyor’ dedi. Görüntünün orijinali çıktığında etrafta başka insanlar var ve çok anormal bir şey yapmıyorlar, herkesin bildiği ve normal bir şey yapıyorlar. Tarih yukarıda 2019. Tam tarihe bakıldığında il binasını satın aldığımız gün ortaya çıkıyor. Zaten hepsi tanınan, bilinen insanlar partide. Parayı sayan kişi, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı dedikleri kişi o gün İmamoğlu’nun danışmanı değil. Tarihi değiştirip, bugün danışmanı olduğu için bugüne vurmak için gizliyorlar her şeyi. O gün İstanbul il yöneticisi ve zaten hepsi İstanbul il yöneticisi. Birlikte paraları sayıyorlar ve teslim ediyorlar. Yer AK Partili bir avukatın bürosu. Bizim il binasını satan kişinin de avukatı. Israr ediyorlar ‘Bu iş yeri 40 milyon, 26 milyon lirasını bankadan istiyoruz, 14 milyon lirasını nakit olarak avukatın bürosunda.’ diye. Ne yapacaksınız? Türkiye’de satıcıya uyuyorsunuz, yoksa satmıyor adam. ‘Başkasına veririm.’ diyor. Bakılmış, anlaşılmış, 26 milyon lirası havale yapılmış, geri kalanını veriyorlar. Satın alınırken verilen para ve makbuzu da var. Biz suç duyurusunda bulunduk. Hem avukat hakkında hem o görüntülülerin incelenmesi için.”

Sarıyer Belediye Başkanı Genç’e “adaylıktan çekil” çağrısı

Özel, Sarıyer’de CHP’den aday gösterilmemesinin ardından bağımsız belediye başkan adayı olan Şükrü Genç’in anketlerde değiştirilmesi yönünde ciddi bir talebin bulunduğunu, bu durumu Genç ile konuştuğunu, kendisinin aday olmak için ısrar ettiğini ve daha sonra da bağımsız aday olduğunu anlattı.

Anketlere göre seçimi CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Oktay Aksu’nun kazanacağını, ancak AK Parti’nin birkaç puan arkalarında olduğunu dile getiren Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çağrım, Şükrü Başkan çıksın toplasın kalabalığı. Biz mesaj atalım bütün CHP’liler de gitsin. Desin ki ‘Ben bu görevi yıllarca yaptım, bir teveccüh görseydim bir dönem daha yapacaktım. Anketleri gördüm, kazanmıyorum ama CHP’yi kaybettirmek benim işim değil.’ Adayımızın elini kaldırırsın, ‘Ben Şükrü Genç olarak yarıştan çekiliyorum. Atatürk’ün partisine Sarıyer’de seçim kaybettirmem.’ desin. Ona yakışan budur. Pazartesi günü büyük bir törenle partiye geri dönsün, her görevi de kendisine verelim. Şükür Genç’in paraya, pula, makama zaten ihtiyacı yok. Yılmaz Büyükerşen’in takımına davet ediyoruz.”

Özel, CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu adına asılan sahte pankartlara tepki göstererek, “Genel başkanımıza bu tweeti attıracak kadar ona haksızca saldıranlara ve onu bu açıklamayı yapmaya zorlayan bu düzene lanet olsun.” ifadelerini kullandı.

“Turhan Çömez’in alacağı oy kaybettirmeye yönelik bir oy”

Özel, gönlünde ve gözünde güneş olan bütün iyi insanlardan oy beklediklerini dile getirdi.

CHP ile İYİ Parti’nin birbirlerinin lehine adaylarını neden çekmediği sorulan Özel, “Biz bunu çok teklif ettik 3 Mart’a kadar. Yüz yüze 2 kez, ardından telefonlarla, ricalarla, aracılarla… Gerçekten böyle şeyler yapılabilirdi. Ama adaylar çıktıktan ve bu noktaya geldikten sonra artık iş seçmenin vicdanına kalıyor. Turhan Bey deyince mesela aslında Balıkesir’de adaletin, vicdanın kantarının ne dediği ortada. Turhan Bey de aldığı oyla kazanma potansiyeli hiç yok. Pazartesi günü sabahleyin eğer ki Turhan Çömez kazanmaya yakın bir oy alırsa ben mahcup olayım ama Turhan Çömez’in alacağı oy kaybettirmeye yönelik bir oy.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-istanbuldaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-suc-duyurusunda-bulunduk/feed/ 0
Çevre Bakanı: AK Parti gerçek ve hizmet belediyeciliği yapıyor https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ak-parti-gercek-ve-hizmet-belediyeciligi-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ak-parti-gercek-ve-hizmet-belediyeciligi-yapiyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24593 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti’nin gerçek ve hizmet belediyeciliği yaptığını söyledi. Muhalefeti eleştiren Bakan Özhaseki, “Şimdi başka belediyecilik başladı, algı belediyeciliği. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Öğretmenevi’nde STK, Sektör temsilcileri buluşması programına katıldı. Burada kalabalığa hitap eden Bakan Özhaseki, yerel seçimlerin önemine dikkat çekerek, “Bütün seçimler Türkiye’de önemlidir. Ama yerel seçimlerin şöyle bir önemi de vardır. Siz orada kendi geleceğinizi inşa edecek insanı seçersiniz. Yani çocuklarımızı büyüteceğimiz, yaşayacağımız ortamı bize hazırlayacak olan insanı seçersiniz. Şehirlerin geleceği o şehirdeki yerel yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Oradaki yerel yönetici başta belediye başkanını kast ediyoruz. Dürüst birisi ise çalışkan, gayretli birisi ise gerçekten Allah rızası için bunu yapıyor, gece gündüz demeden toplum için bunu yapıyorsa Cenabı Allah onun gören gözü oluyor. Ayağı oluyor, yardım ediyor. Değilse, niyet bozuksa her işi eline yüzüne bulaştırıyor. O zaman da bunun eziyetini bizler çekiyoruz. Biz geleceğimizi oyluyoruz. O yüzden bildiğimiz doğruları söylemekte gayret ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

1994 yılı öncesinde ideolojik, takıntılı, kafasındaki sapkın hedeflerine ulaşmak için belediyecilik yapan insanlar olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’da bir semtte kahveler dolu. Fabrikadan mal çekiyorum özel sektördeyim. Kahvehanelerin neden dolu olduğunu sordum. Bana cevap olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elemanları olduğu, akşama kadar oyun oynadığını söylediler. Çalışmaz, eylem olacağı zaman otobüsler yanaşır, gösteri alanına giderler. Bunlar çalışmak için değil ki. Öğrenciliğim İstanbul’da geçti. Cami yanında tavana kadar çöp deryası olduğunu bilirim. Sular akmaz. Gece saatlerine suyu kurarız, kap kacağı biriktirip elimizi yüzümüzü yıkayacağız. O dönemler öyleydi. Ama biz çıktık dedik ki hizmet edeceğiz. Gece gündüz çalışacağız. Kimseyi ayırmayacağız. Mazeret de üretmeyeceğiz. Bu sözümüzde durduk. Yıllardır çok şükür birçok belediyede bunları da yaptık başardık” şeklinde konuştu.

“Biz sözümüzde, ahdimizde dururuz, çalışırız”

Kayseri Belediye Başkanlığı dönemlerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Biz sözümüzde ahdimizde dururuz, çalışırız. Haliyle Türkiye’nin birçok zorluğu var. Bulunduğumuz coğrafya böyle bir coğrafya en büyük zorluklardan birisi de depremsellik. Hepimiz bilelim ki şu anda bile yer altında kırılmamış, hangi şiddette kırılacağını bilmediğimiz 500’e yakın fay hattı var. Türkiye bir deprem ülkesi. Çok 100 yılda 6 üzerinde yıkıcı deprem sayısı 231. Ölen insan sayımız 130 bin. Öyle olunca bizim şehirlerimizi muntazam yapmamız lazım. Depreme dirençli yapmamız lazım. Evlerimiz rastgele yapmamız lazım. 6 Şubat’ta meydana gelen hadisede 680 bin evimiz yıkıldı, 170 bin de işyeri. Dile kolay, 850 bin. Burada tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan da zarar gördü. Asrın felaketi olarak deniliyor ama bin yıllık Anadolu medeniyetimizde başımıza gelen en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük felaket de Moğol istilası dahil karşılaşmadık. Zararımız 100 milyar doların üzerinde. Ama çok şükür bunu Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bizler de yol arkadaşları olarak hep beraber adeta asrın dayanışmasına döndürdük. Gece gündüz çalışıyoruz. Arı gibi çalışıyoruz. Şu anda 300 binden fazla ev yapılıyor. Köy evlerini artık çelik karkastan yapılıyor. Şehirlerin merkezlerini, altyapılarını yapıyoruz. 76 bin evi geçen haftalarda vatandaşlarımıza teslim ettik” diye belirtti.

6 Şubat depreminden sonra asrın dayanışması sergilendiğinde bölgeye gelen yabancı misyon şeflerinin “Bu depremin 4’te 1’i bizde olsaydı vallahi biz bunun altından kalkamazdık” dediklerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birkaç gün önce gazetelerde gördüm. Amerika’da bir kasırga olmuştu. Devlet üç senede hala oraya gitmemiş, vatandaş isyan ediyor, protestolarda bulunuyordu. Çok şükür bizde ilk günden itibaren oradaydık. 810 AK Partili belediye var. Bütün başkanlarımızı oraya gönderdik. Çalışıyoruz. İnşallah oradaki kardeşlerimizin bütün haklarını vereceğiz”

“Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum, gelen giden yok”

Özhaseki, “Bir ay kadar önceydi. Ana muhalefetin genel başkanı çıkmış, ‘hükumetin deprem karnesini açıklıyorum, sıfır, sıfır.’ Ne diyor dedim ya? Gösteri yapar gibi adamcağız bağırıyor elinde kağıtla. Bir başka genel başkan çıkıyor diyor ki 76 bin evi ‘Herhalde AKP’lilere verdiler’ diyor. Allah sizi ıslah etsin. Ne olursunuz şu kirli dilinizi çekin. Öteki de çıkmış, ‘Özhaseki’ye bak, utanmadan mis gibi evler yaptık’ diyor. Ne diyeceğim, mis gibi evler yapıyoruz. Aslanlar gibi evler yapıyoruz. Ne dememi beklersiniz. Oradaki çalışma bile zoruna gidiyor. Hükumetin başarısı bile zoruna gidiyor. Deprem olduğunda bir genel başkan yardımcısı diyor ki ‘Hükumet depremin altında kalır, merak etmeyin’ diyor. ya ne biçim adamsınız? Enkazın altında insanlar var, kurtarmaya çalışıyoruz. Daha birinci gün. Hala siyaset derdindeler. Ne olur şu kirli dilinizi bir çekin ya. Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum gelen giden yok” diyerek muhalefeti eleştirdi.

“Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız”

22 yılda AK Parti’nin iktidarda olduğunu, geçmiş iktidarlardan kat kat fazlasını yaptıklarını söyleyen Bakan Özhaseki, “Biz çalışacağız. Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız. Günü birlik biraz vakit geçirirler geçer giderler. Ama önemli olan bıraktığınız eserler. Hamdolsun 22 yılda iktidardayız. Türkiye’yi büyüttük. Altyapısını yaptık. Hiç kötü sözümüz olmaz geçmiş iktidarların üzerine kat kat fazlasını yaptık. Eğer biz bu beldeyi seviyorsak burada güzel işler olsun istiyorsak, elimizde güçlü bir AK Parti iktidarı varken Özcan Beye de sonuna kadar destek olacağız” dedi.

“Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor”

20 yıl belediye başkanlığı yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Her seçimlerde çıkardım. Yaptıklarımı anlatırdım. Önümüzdeki dönemde şunları yapacağım derdim. Vatandaşlar oy verirse gider yapardık. Şimdi başka belediyecilik başladı. Algı belediyeciliği. Yapmıyor, yapıyormuş gibi gözüküyor. Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar. Geçen seneki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüme ayrılan taraf 485 milyon, algı operasyonları için ayrılan ara 900 milyon lira civarı. Allah sizi ıslah etsin ne diyeyim. Sosyal medya ordusuyla, trollerle, yan yatıyor alkışlıyorlar, gülüyor, alkışlıyorlar. Sövün buraya diyorlar hücum, 50 bin kişi birden sövüyorlar. Ama gerçek belediyecilik ayrı bir şey. Gerçek belediyeciliğin temelinde hizmet var. Biz de hizmet yapıyoruz” şeklinde konuştu. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ak-parti-gercek-ve-hizmet-belediyeciligi-yapiyor/feed/ 0
Bakırköy Zuhuratbaba’da Yücespor futbol sahası inşaatı gerginlik yarattı https://www.haber60.com.tr/bakirkoy-zuhuratbabada-yucespor-futbol-sahasi-insaati-gerginlik-yaratti/ https://www.haber60.com.tr/bakirkoy-zuhuratbabada-yucespor-futbol-sahasi-insaati-gerginlik-yaratti/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24576 Bakırköy Zuhuratbaba’da bulunan Yüce spor futbol sahasına yapılmak istenen tesis, Bakırköy Belediyesi ile mahalle sakinlerini karşı karşıya getirdi. İnşaat çalışmasını engellemek için kendilerini iş makinesinin önüne atan mahalle sakinleri, polis ekiplerince gözaltına alındı. O anlar kameralara yansıdı.

Bakırköy Belediyesi, Zuhuratbaba mahallesinde bulunan Yücespor futbol sahasında spor tesisi yapmak için başlattığı çalışma gerginliğe neden oldu.

Alanda yapılan inşaatı durdurmak isteyen ve alana iş makinelerin girmesini engellemek isteyen mahalle sakinleri alanın girişine araçlarını çekti. İnşaat çalışanlarının durumu polis ekiplerine haber vermesi üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri mahalle sakinlerine alanı boşaltmalarını söyleyince ekipler ve vatandaşlar arasında arbede yaşandı. Olay da arazinin hak sahiplerinin de olduğu kişiler gözaltına alındı. Yapılan inşaatın izninin olmadığını dile getiren vatandaşlar durumu tepki gösterdi.

Bir gecede evimin önü kapandı

Yapılan inşaatın arkasında bulunan bir apartmanda oturan Engin Ulukurtlar dairesinin önünün bir gecede kapandığını belirterek “Ben hemen inşaatın yapıldığı yerin karşısında oturuyorum. Bir sabah bir kalktım evimin bütün cephelerinde yapılan inşaat yükselmiş. Burada dairemin bütün önü kaplandı. Hiçbir şey göremiyorum. Burası yasal mı değil mi bilmiyorum. Burada hiçbir ruhsat ibaresi bulunmuyor. Bu inşaatı kime şikayet edeceğiz. Hiçbir kurala uyulmuyor. Bakırköy meydanda böyle bir garabet yaşıyoruz. Hemen bir binanın dibine böyle bir şey yapılabilir mi. Bu evler de oturanları neye hapsetmek istiyorlar. Tam karşım duvar oldu. Bu evde iki gündür ben yaşayamıyorum. Belediyeye gidiyorum şikayet ediyorum iki gündür kapı duvar. En kısa zamanda çözüm bekliyoruz. Burası apar topar yapılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı

Yapılan inşaatın ruhsatının bulunmadığını belirten mahalle sakini Can Eren Hamzaçebi “Burası herkesin faydalandığı bir alandı. Seçime 5 gün kala bir anda beton arabaları gelmeye başladı. Biz bir anda burada ne oluyor diye düşündük. Biz burayla ilgili inşaat belgesi var mı onu sorduk. Bize olmadığını söylediler. 26 Mart günü gelen beton arabalarının içeriye girmesini engelledik. Böyle olunca buraya polis ekipleri geldi. Beni ve ailemi göz altına aldılar. Bülent Kerimoğlu gitmeden burayı açık ihaleyle satışa sunmuş dendi. Ama hiçbir belge yok” diye konuştu.

Bu alan halka açık spor tesisi yapılmak için bağışlanmış

İnşaat yapılan alanın ruhsatsız ve izinsiz olduğunu belirten avukat Zeynep Hamzaçebi “Yaklaşık iki hafta önce top sahasının çevresinde kazılar yapılmaya başlandı. O kazılardan sonra mahalle sakinleri ve STK’lar gelerek gösteri düzenlediler. Bundan sonra bize buranın bataklığa dönmemesi için kanal yapıldığı söylendi. Bu şekilde bunu duyan mahalle sakinleri dağıldı. Yaklaşık 4-5 gün burada hiçbir şey yapılmadı. Daha sonra pazartesi günü buraya beton dökmeye başladılar. Bakırköy Belediyesinden izinleri kararları var mı diye başvurularda bulunduk. Avukat kimliğimizi ibraz etmemize rağmen bizimle belgeler paylaşılmadı. Hatta belediyeden kovulduk. Bununla ilgili tutanak tutarak suç duyurusunda bulunduk. Hukuki süreçler devam ediyor. Mahalle sakinleri burada protesto ederken yaka paça götürüldüler. Alanda inşaat devam ederken iş güvenliği için gerekli önlemler alınmış durumda değil. İhale bilgileri, inşaat ve ruhsat bilgilerinin olduğu tabelalar bile bulunmuyor. Biz de bu şekilde gerekli başvurularda bulunduk. Belediye müdürlerinden aldığımız bilgilere göre bize söylenen 3 adet tribün, soyunma odası ve yönetim binası yapılacak dendi. Halı sahanın etrafının kapatılarak kilidinin Yücespor kulübüne bırakılacağı bize söylendi. Ticarethane mi olacak diye sorduğumuzda bize bilgi verilmedi. Alan umuma açık olmak zorunda olan bir spor tesisi olarak bağış yapılmış” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakirkoy-zuhuratbabada-yucespor-futbol-sahasi-insaati-gerginlik-yaratti/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbullular 31 Mart’ta gereken cevabı verecek https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbullular-31-martta-gereken-cevabi-verecek/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbullular-31-martta-gereken-cevabi-verecek/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24570 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “İstanbullular, 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler, sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp orada balya balya kuleler yapanlara, yine İstanbul’un yanında olmayanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek.” dedi.

Kurum, Şişli’de bir otelde “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” başlığıyla düzenlenen toplantıda, ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planının tanıtımının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyar liralık villasına ilişkin haberleri anımsatarak, “Sizin başınıza böyle bir şey gelse ne olurdu?” sorusuna Kurum, şöyle cevap verdi:

“Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip, 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. ‘Hatırlamıyoruz, vaatlerimizi unuttuk’. Balya balya paralarının cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular, 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler, sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp orada balya balya kuleler yapanlara, yine İstanbul’un yanında olmayanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek.”

“‘Hak, hukuk, adalet’ diye konuşup meydanlarda gezmekle hak, adalet sağlanmıyor”

Kurum, İBB iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlere ilişkin de “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ diye konuşup meydanlarda gezmekle hak, adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz.” diye konuştu.

Atılan her adımda dürüst ve samimi olacaklarını kaydeden Kurum, bunu, İstanbulluların her alanda göreceklerini, hep birlikte bunları yaşayacaklarını dile getirdi.

Kurum, 6 ayda, 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun çözüldüğünün görüleceğini vurgulayarak, “Altı ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 6 ayda, 5 yılda yapılan işten daha fazla işlerin nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Burada inşallah hep birlikte bu süreçleri yürütüyor olacağız.” ifadesini kullandı.

“Bizim kırmızı çizgimiz terördür”

İBB Başkanı adayı Kurum, “İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda mitinglerde Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ilişkin şunları söyledi:

“Bu noktada samimiyetin ne olup olmadığını İstanbullular 5 yıldır gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor, bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burada tüm etnik kökenlerin ve inanışların, kim burada yaşıyorsa, burası tüm medeniyetlerin birleştiği, huzurla yaşadığı bir yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. O yüzden bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız bizim başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, o anlayışla çalışacağız. Açıkçası onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Onlar şu an ne yaptıklarını da bilmiyorlar, şaşırmış bir vaziyetteler. ‘Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek’ diye uğraşıyorlar. İşte bir bakıyorsunuz işe başlama töreni, bir bakıyorsunuz farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile.”

Murat Kurum, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen para sayma görüntülerine yönelik ifade vermesine ilişkin ise “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbullular-31-martta-gereken-cevabi-verecek/feed/ 0
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala: Muhalefet iç çatışmaya başlayacak https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-muhalefet-ic-catismaya-baslayacak/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-muhalefet-ic-catismaya-baslayacak/#respond Thu, 28 Mar 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24522 AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Muhalefet pazartesi günü bir iç çatışmaya, iç kargaşaya ve iç hesaplaşmaya başlayacak. Daha kendi partisinin içinde genel başkan kim, belediye başkanı kim, grup başkanı kim, yardımcısı kim belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor.” dedi.

Ala, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla partisinin Bursa’da Gökdere Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, 31 Mart Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin, geçen yıl mayıs ayında elde edilen istikrarın yerel yönetimde de sürdürülmesi için önemli olduğunu söyledi.

Ankara’da üretilecek politikalarla uyumlu işler yapacak yerel yöneticilerin iş başına getirilmesiyle Türkiye’nin hedeflerine doğru emin adımlarla yürüyeceğini anlatan Ala, Türkiye Yüzyılı’nda ülkenin her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girmesi hedefiyle çalıştıklarını vurguladı.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a seçimlerde destek isteyen Ala, “Önümüzde merkezi idare için 4 yıl, mahalli idareler için 5 yıllık seçimsiz bir dönem var. Önümüzdeki 4-5 yılı inşallah Cumhurbaşkanı’mıza hediye edeceksiniz, yerel yönetimlerde de Cumhur İttifakı’nın adaylarını iş başına getirip ‘yola devam’ diyeceksiniz. Ben bundan eminim. İşte o zaman Türkiye emin adımlarla yoluna devam edecek.” ifadesini kullandı.

Sandıktan yine istikrarın çıkması gerektiğini kaydeden Ala, “Türkiye’nin gecikmeye tahammülü yok. Türkiye, hedeflerini yakalamak zorunda. Geciken her gün yani bir gün geciktiğinizde dünyada yarıştığınız şehirlerden bir yıl geri kalırsınız. O gün yapılması gereken altyapı o gün yapılmalı. Yoksa o gün o altyapıyı yapmazsanız, o yıl o yatırımı yapmazsanız onlarca yıl geri kalırsınız. Çünkü dünya ülkeler rekabeti içinde. Ülkeler rekabetinin yanında inanılmaz bir şehirler rekabetinin içinde.” diye konuştu.

Efkan Ala, muhalefetin durumunun içler acısı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi muhalefet pazartesi günü iç kargaşaya, iç tartışmaya başlayacak. O hançerlemeler henüz bitmiş değil. Onun hesabı görülmüş değil. Yani biz pazar akşamı mazbataları alıp pazartesi ‘Ya Allah, bismillah’ deyip, hizmet üretmeye başlayacağız. ‘Hizmete devam’ diyeceğiz ama bu bir kehanet değil, bütün siyasi emareler şunu gösteriyor; muhalefet pazartesi günü bir iç çatışmaya, iç kargaşaya ve iç hesaplaşmaya başlayacak. Daha kendi partisinin içinde genel başkan kim, belediye başkanı kim, grup başkanı kim, yardımcısı kim belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. Peki daha partilerini yönetemeyenlerin memleketin yönetimine ne gibi bir katkıları olabilir? Bunu düşünmek zorundayız. Onun için önümüzdeki 4-5 yılı siyasi çatışmalarla, kargaşalarla, iç çekişmelerle, didişmelerle geçirecek siyasilere değil, istikrar içinde kendine güvenerek, partisinin, liderinin arkasında durarak, projelerinin yanında durarak, üretilen projeleri kendi ürettikleri projelerle illerinde uygulayarak Türkiye’yi hedeflerine doğru emin adımlarla taşıyacak kadrolara ‘evet’ diyelim.”

Bursa’nın her zamanki gibi Türkiye’yi hedeflerine götürecek kadroları tercih edeceğini belirten Ala, “Ben her birinizin bu 2 günü de çok hummalı bir çalışma içinde geçireceğinize inanıyorum. Özellikle hanımefendilerin ev ev dolaşarak bu meseleleri vatandaşlarımızla paylaşıp onlara hatırlatacaklarına duyduğum inancı yineliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Muhalefet kayıkçı kavgası siyasetini sürdürmeye devam ediyor”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın da seçimlere 3 gün kaldığını, tüm Türkiye’de belediyelerin yeniden belirleneceğini anımsattı.

Bursa’da seçmenlerin AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na verdiği desteği herkesin bildiğini söyleyen Yalçın, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki dönemde de inşallah bu destek eksiksiz devam edecektir. Görüyorsunuz 3 gün gibi kısa bir süre kaldı ama şu ana kadar muhalefetin adayları veya muhalefet partileri kendi aralarındaki çekişmeden kafalarını kaldırıp, boş laf siyasetinden kafalarını kaldırıp şehirlerimize ne gibi hizmetler verebileceklerine dair iki satır laf etmiş değiller. Buna karşılık biz AK Parti belediyeciliğinin ne olduğunu, ne anlama geldiğini tüm Türkiye’ye anlatmaya çalışıyoruz. ‘Gerçek belediyecilik’ dediğimiz şey de işte tam budur. Birçok şehirde, birçok belediye başkanı adayı herhangi bir icraat ortaya koymamış olmasına rağmen muhalefet adına vatandaşın önünde sadece demagojik ve polemik sözlerle oy istemeye devam ediyorlar. Biz AK Parti olarak bütün şehirlerde gerçek belediyeciliğin taahhüdünü veriyoruz, şehirlerimizdeki kentsel dönüşüm meselelerini çözmek için projeler üretiyoruz. Şehirlerimizdeki trafik sorunlarının üstesinden gelmek için kavşak, köprü, yol çalışmalarımızı vatandaşa tanıtıyoruz. Muhalefet maalesef buna benzer bir çaba ortaya koymak yerine kayıkçı kavgası siyasetini sürdürmeye devam ediyor.”

Yalçın, Bursa’nın uzun zamandır AK Parti belediyeciliğinin gerçek belediyecilik hizmetlerini almış büyük ve önemli bir kent olduğuna işaret ederek, kentin yeni dönemde de AK Parti belediyeciliğini almaya devam edeceğinden kimsenin şüphesinin olmadığını dile getirdi.

Boş polemikleri bir kenara bırakıp şehirlere nasıl hizmet edeceklerini anlatmakla uğraştıklarını bildiren Yalçın, “Ülkemizin güncel bir sürü meselesi olabilir. Ekonomik meseleler olabilir. Başka gündemlerimiz de olabilir. İşte bunları fırsat bilenler Türkiye’de belediyelerden başlayarak Türkiye’nin istikrarını bozmaya yönelik çabalar ortaya koyuyorlar. Hep beraber bunlara karşı sağlam bir duruş sergilemek mecburiyetindeyiz. İşte bu nedenle gerçek belediyeciliğin önemini hepimiz kavrıyoruz.” diye konuştu.

Mitingde, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan da katılımcılara hitap etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-muhalefet-ic-catismaya-baslayacak/feed/ 0
Hekimhan’da Cumhur İttifakı Seçim Çalışmalarına Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/hekimhanda-cumhur-ittifaki-secim-calismalarina-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/hekimhanda-cumhur-ittifaki-secim-calismalarina-devam-ediyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 08:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24431 31 Mart yerel seçimlerinde son günlere yaklaşılırken, Hekimhan’da cumhur ittifakının MHP’li belediye başkan adayı Memet Tabaroğulları, gün içinde esnafları ve vatandaşları ziyaret ederken, akşamları ise iftar programlarında Hekimhanlılar ile buluşuyor. Tabaroğulları, Hekimhan’nın cumhur ittifakının hizmetleriyle buluşmaya hazırlandığını ifade ederken, “Terk edilen değil, tercih edilen Hekimhan’ı inşa edeceğiz” dedi.

Son hafta Hekimhan’daki seçim çalışmalarına hız veren belediye başkan adayı Tabaroğulları’na destek amaçlı Hekimhan’da bulunan MHP Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, MHP İl Başkanı Gökhan Gök’ün yanı sıra AK Parti eski milletvekillerinden Öznur Çalık’ta mahalle gezilerine ve esnaf ziyaretlerine katılıyor. Oluşturulan kalabalık konvoylarla mahalleleri gezen Tabaroğulları, gittiği her mahallede ise büyük coşku ile karşılanıyor.

Ziyaretlere katılan AK Parti Malatya eski milletvekillerinden Öznur Çalık, “Hekimhan Cumhur ittifakının başarılı belediyecilik hizmetlerine kavuşmalı. Biz Hekimhan’a çok önemli hizmetler yaptık. Ancak yerel yönetimde de aynı hizmet temposunu yakalamalıyız. Sevgili hocamız Memet Tabaroğulları, bu ilçenin yetiştirdiği değerli isimlerden biri. Onu destekliyoruz. İnanıyoruz ki Hekimhan, Tabaroğulları ile yerelde büyük hizmetlerle tanışacak” şeklinde konuştu.

MHP Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu ise, “Biz adayımıza güveniyoruz. Onun projeleriyle Hekimhan’ın büyüyeceğini ve bölgesinin cazibe merkezi olacağına inancımız tamdır. Gördüğüm kadarıyla Hekimhanlılar da Tabaroğulları’nın projelerini heyecanla dinliyor. Hekimhanlılar Hekimhan’a bir şans verecek ve Hekimhan, 1 Nisan’dan sonra cumhur ittifakının hizmetleri Hekimhan’da da halkımızla buluşacaktır. Cumhur ittifakının başarısı için sandığa eksiksiz gidilip, Sayın Tabaroğulları’na destek verelim” ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 2 aydır Hekimhan’da seçim çalışmalarını sürdüren MHP’li Hekimhan belediye Başkan adayı Memet Tabaroğulları, Hekimhan’nın cumhur ittifakına olan sevgisini sahada gördüklerine dikkat çekerken, “Yeni Hekimhan, Yeni bir Yaşam sloganıyla çıktığımız yolda artık sonlara geliyoruz. Hemşerilerimizle buluştuk onlara projelerimizi anlattık. Onlardaki heyecanı gördük. Artık Hekimhan, terk edilen değil tercih edilen bir ilçe olacak. Bunun inşası için Allah nasip eder, halkımızda gereken teveccühü gösterir ise 1 Nisan’dan itibaren kolları sıvayacağız. 5 yılda hayata geçireceğimiz projelerimizle Hekimhan, Malatya’nın ve bölgesinin en gelişmiş ilçeleri arasına girecek. 31 Mart günü Hekimhan tek vücut olacak ve kararını verecek. 1 Nisan’dan itibaren de ilçede değişim ve gelişim başlayacaktır” dedi.

İftar buluşmaları

Hekimhan’da gün içerisinde seçim çalışmalarını yoğunluklu olarak sürdüren MHP’li Tabaroğulları ve beraberindekiler son olarak Taşhan’da, Hekimhan Madencilik ve Kolin şirketleri tarafından kendisi için verilen iftar yemeğinde hemşerileri ile bir araya geldi. Taşhan’da ve önceki gün Kurşunlu’da kültür merkezinde gerçekleştirilen iftar yemeklerine kalabalık bir katılımın olması dikkat çekti.

“Birliğin gücüyle, yeni Hekimhan “Mitingi Cuma Günü

Cumhur ittifakının “Birliğin gücüyle, yeni Hekimhan” mitingi ise 29 Mart Cuma günü Hekimhan Atatürk Meydanında saat 13.00’de gerçekleşecek. Tabaroğulları, mitinge tüm hemşerilerinin davetli olduğunu hatırlatarak, ” Gelin Hekimhan için birlik olalım, geleceğe umutla bakalım” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/hekimhanda-cumhur-ittifaki-secim-calismalarina-devam-ediyor/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbul’u sorunlarından kurtarmak için geliyoruz https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulu-sorunlarindan-kurtarmak-icin-geliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulu-sorunlarindan-kurtarmak-icin-geliyoruz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24337 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, sahada gördüğü motivasyonun seçimi açık ara kazanacakları yönünde olduğunu belirterek, “İnşallah 31 Mart akşamı bize gönül veren tüm kardeşlerimizle İstanbul’un sorunlarını çözmek üzere inşallah liyakatli kadrolarla geliyoruz.” dedi.

Kurum, Habertürk ekranında canlı yayınlanan Seçime Doğru Özel programında Esra Toptaş ve Fevzi Çakır’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Seçime son günler kala strateji planın ne olduğu sorulması üzerine, yaklaşık 90 gündür projelerini, hedeflerini anlattığını, 4 gün sonra sandığa gidileceğini ve çalışılacak 3 gün kaldığını anımsatan Kurum, vatandaşın sandıkta eserden, hizmetten, sağlam adamlardan yana tavrını koyacağını düşündüklerini, umduklarını ve sahada da böyle hissettiklerini dile getirdi.

Murat Kurum, “Kazanıyor musunuz?” sorusu üzerine, sahaların anketin en güzel görüntüsü ve seçimin dili olduğunu belirterek, “Benim sahada gördüğüm motivasyon; bizim açık ara kazanacağımız. İnşallah 31 Mart akşamı bize gönül veren tüm kardeşlerimizle İstanbul’un sorunlarını çözmek üzere inşallah liyakatli kadrolarla geliyoruz.” ifadesini kullandı.

Aleyhine ve lehine birçok anket bulunduğunu aktarılan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Manipüle edilen anketler de var. Bunu da doğru bulmuyorum. Bütün anket firmaları 14-28 Mayıs’ta farklı konuşuyorlardı. Hatta bugünkü CHP’li yönetim çıktı, ‘Biz kazandık, öndeyiz.’ gibi manipülasyonlar yaptılar, yine yapacaklardır. Buradan da milletimizi, bu noktada sandık görevlilerimizi uyarmak istiyorum. Son ana kadar biz orayı terk etmeyeceğiz, etmemeliyiz. Çünkü aynı manipülasyonu yine yapacaklar. Çünkü bunların algı siyasetinden başka milletimize sunabilecekleri hiçbir şey yok. Sürekli algı, bahane.”

İBB Başkan adayı Kurum, kendilerinin de anket yaptırdığına işaret ederek, “Bizim ölçümlerimizle 1,7 puan farkla kazanacağız.” dedi.

Seçim çalışmalarının son günlerinde, küskün, dargın ya da protesto amacı güden seçmene dönük özel bir stratejisi olup olmayacağı ve bu kitlenin ne yoğunlukta olduğu sorulan Kurum, kararsız seçmenin çok fazla olmadığını, 4-5 puan denilebilecek bir kararsız seçmen bulunduğunu, neticede 31 Mart akşamı seçimi kazanacaklarını ve İstanbul’a hizmet etmek üzere göreve geleceklerini söyledi.

“Cuma ve cumartesi günü ilçe mitinglerimiz olacak”

Seçimden önceki son 3-4 günde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’a gelerek ilçe bazında ziyaretleri olup olmayacağı sorulan Kurum, her seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilçelerde mitingler yaptığını, sandıkla alakalı motivasyon için vatandaşla buluştuğunu anlattı.

Kurum, “Cuma ve cumartesi günü bu tarz ilçe mitinglerimiz olacak. Arkadaşlarımız, teşkilatlarımız hazırlıyor. Anadolu ve Avrupa yakasında 6-7 ilçede inşallah mitinglerimiz olacak.” bilgisini verdi.

“Ekrem Bey’in mal varlığını gizlemeye gösterdiği özeni İstanbul’a göstermediğini görüyoruz”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mal varlığı beyanının ardından 3 villaya ilişkin bir tespitin kamuoyuna yansıması üzerine, “Villalar kişisel mal varlığım değil, şirketimizin üzerine.” açıklamasını yeterli bulup bulmadığı sorulan Kurum, şunları kaydetti:

“Ekrem Bey’in mal varlığını gizlemeye gösterdiği özeni İstanbul’a göstermediğini görüyoruz. Mal varlığı vermeden önce farklı bir beyan, 3 gün sonra bir bakıyorsunuz 1,5 milyar liralık Boğaz’a nazır villalar çıkıyor. Niye insan mal varlığını gizler? ‘Şeffaf olacağız, haktan, hukuktan, adaletten yana olacağız.’ deyip, meydanlarda vatandaşımıza bu vaatleri verip, sonra da bu konuda şeffaf olamıyorsanız, şöyle dönüp aynaya bir bakmak lazım. ‘Ben İstanbulluları 5 yıldır kandırıyorum, kandırmaya devam edeceğim.’ Yok öyle yağma. Siz İstanbulluları kandırdınız, yalan söylediniz ama artık 31 Mart’ta bunun hesabını sandıkta milletimiz size soracak.”

“Ekibi para kulelerini yapıyor, öbürü mal varlığını kaçırıyor”

İBB Başkan adayı Murat Kurum, mal varlığı tartışmasının ve para sayma görüntülerinin seçmen üzerinde direkt etkisi olup olmayacağına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Mal beyanında bile İstanbulluları kandıran bir belediye başkanı, ilgisini mal beyanında gizlemek için o kadar güzel çaba sarf edip, gizlemek adına bir uğraşı sergileyen belediye başkanı, aynı uğraşıyı İstanbul’un 5 yılında sergilemedi. Sizce etkilemez mi? Vaatlerini hatırlamıyorsun, 5 yıllık süreçte algı, sürekli bahane, sürekli dedikodu, sürekli oraya buraya laf yetiştirme, yok ‘Topunuz gelin.’ Kimsenin sana toplu geldiği yok. Kendi kendini büyütmeye kalkma. Senin masken düştü. Yaptığın siyasetin artık herkes nezdinde ne olduğu net bir şekilde ortada.”

Para sayma görüntüsü hakkında Kurum, “Parti il binasını almayı beceremeyen bir partiden bahsediyoruz. Günlerdir kamuoyuna net bir şekilde açıklama yapamadılar. Altı üstü bir tane il binası alacaksınız. Sonuçta parti devlet yardımı alıyor mu, alıyor. Alırsınız, faturalandırırsınız, değerini gösterirsiniz, gerçek değer üzerinden alırsınız, tapusunu devredersiniz partinin üzerine, il binası mı yapacaksınız, ilçe binası mı yapacaksınız, yaparsınız. Bakıyorsunuz, orada CHP’li belediye başkanına yakın isimler parti binasında biri oradan geliyor, biri oradan gidiyor, saatlerce para sayıyorlar, balya balya kuleler yapıyorlar. Bunların uğraşısı, ekibi bu para kulelerini yapıyor, öbürü mal varlığını kaçırıyor.” şeklinde konuştu.

“Her zaman milletimizin feraseti galip gelmiştir, yine gelecek”

İstanbul’da Yeniden Refah Partisi seçmeni özelinde değerlendirmeleri sorulan Kurum, Yeniden Refah Partili seçmenin geniş bir perspektifte düşünüp değerlendirdiğinde oyunun kime yarayıp yaramayacağını, CHP’li belediyecilik anlayışının ne olduğunu en iyi bilen seçmen olduğunu söyledi.

Murat Kurum, Yeniden Refah Partili seçmenin iradelerini ülkenin geleceğinden yana, Murat Kurum’dan yana net bir şekilde ortaya koyacağını belirtti.

“Son düzlükte AK Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında yumuşama yaşanabilir” şeklinde analizler yapıldığına işaret edilerek, değerlendirmesi sorulan Kurum, “Bizde bir gerginlik yok.” yanıtını verdi.

Kurum, “Yeniden Refah Partisi ile mevcut durumu değiştirebilecek bir temas var mı? Düşünür müsünüz görüşmeyi?” sorularını ise “Herhangi bir temas yok. Biz her zaman herkesle görüşürüz, niye görüşmeyelim. Burada sadece liderler, yöneticiler bu işe karar vermiyor. Milletimizin de bir takdir yetkisi var. İşin sonunda oyunun kime yarayıp yaramayacağını düşünebilecek kadar basiretli, ferasetli bir milletimiz var. Bunu her seçimde de göstermiştir. Şöyle geriye dönüp bakın, her zaman milletimizin feraseti galip gelmiştir, yine gelecek.” şeklinde cevapladı.

“İstanbul’un hem başkanı hem kardeşi hem evladı olacağım, bunun sözünü veriyorum”

“Büyük İstanbul Depremi Anketi”ni değerlendiren Kurum, deprem riskine dikkati çekerek, “Bunu bile bile buna dair çözüm ortaya koymayacaksınız, şu an İBB yönetiminin yaptığı budur, görmezden geliniyor. Böyle vahim bir durum söz konusuyken en azından elinden gelen gayreti gösterirsin, sana düşen budur.” dedi.

Kurum, yarın düzenleyecekleri “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar, İlk 6 Ay ve 1 Yıllık Acil Eylem Planı Lansmanı”na değinerek, bu çalışmalar neticesinde İstanbulluların gündeminden birçok sorunu çıkaracaklarını söyledi.

İstanbul’da 9 bin sokağa şu anda ambulans ve itfaiye giremediğine dair verinin hatırlatıldığı Kurum, “Bunu biliyoruz ama buna ilişkin hiçbir tedbir almıyoruz. Buna ilişkin tedbiri almayan bir yönetim sandıkta nasıl olacak da milletin tekrar iradesine, teveccühüne mazhar olacak?” sorusunu yöneltti.

Kurum, ilgileri, alakaları, tecrübeleri ve birikimleriyle İstanbullularla birlikte çok güzel bir ilişki kuracaklarının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“31 Mart’ta İstanbul’un hem başkanı hem kardeşi hem evladı olacağım, bunun sözünü veriyorum. Beni sokakta görecekler, beni Saraçhane’de makamında oturup farklı gündemler peşinde koşarken görmeyecekler. İstanbul’un projelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanacağız. Deprem riskini, ulaşım çilesini ortadan kaldıracağız. İnsanlarımızın mutlu olacağı bir İstanbul hayal ediyoruz, bu hayali de 31 Mart’ta tüm İstanbullularla birlikte gerçekleştireceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulu-sorunlarindan-kurtarmak-icin-geliyoruz/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “Bunları bir araya getiren tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun” https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24327 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Millet İttifakı’nı eleştirerek, söz konusu ittifakın tek amacının Cumhur İttifakı’nın yıkılması olduğunu söyledi. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarını da eleştiren Bakan Özhaseki, “Taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar” dedi.

Cumhur İttifakı Zonguldak’ta Terakki Mahallesi’nde miting gerçekleştirdi. Mitinge Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de katıldı. Cumhur İttifakı’nın yerli ve milli olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kitabın ortasından başlayalım. İki tane ittifak vardı. Birisi Cumhur İttifakı. Birisi de Millet İttifakı diyorlardı adına. Bizim ittifakımız belliydi. Biz yerliyiz. Biz milliyiz. Bizim derdimiz Cumhur İttifakı olarak bu milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bizim derdimiz ezan derdiydi. Bayrak derdiydi. ve biz dertli insanlarız. Bizim medeniyetimize karşı borcumuz var. İnsanımıza karşı borcumuz var. Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bey’in dostluğu da arkadaşlığı da, yol arkadaşlığı da bu ulvi menfaatler üzerine kuruluydu. Hamdolsun. Bu konuda da kol kola verdiler. ve önlerine bakarak devam ediyorlar. Cenabı Allah uzun ömürler versin” dedi.

“On tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecek”

Millet İttifakını eleştiren Bakan Mehmet Özhaseki, “Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı diyorlardı. Çok samimi bir hava veriyorlardı. Biz de diyorduk ki bak masanın altında kafasını uzatan bir PKK var. Onu da söyleyin ya saklamayın. Sonradan o da kesmedi onları. Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar. Onları da ortak ettiler. Dokuz oldu birdenbire ortaklık. Sonra da Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış. Kimseye söylemeden adamın birine İçişleri Bakanlığı’nı vermiş. MİT’i vermiş. On oldu. ya değerli arkadaşlar, on tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecekler? Ne sosyal olaylara bakışları, ne siyasi meselelere bakışları, ne askeri konulardaki fikirleri asla birbirine benzemez bunların. Birbirlerini sevmezler de, doğru konuşalım şimdi. Biri bir gün olsun diğerini özleyip de çay içmeye gitmemiştir bunların. Peki bu onlu grup birbirine benzemezler çetesi. Nasıl oldu da bir araya geldiler? Bunları bir araya getiren tek şey vardı. Bir tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun. Başka bir şey var mıydı? Hayır. Değerli arkadaşlar biz de faniyiz. Sizler iş başına getiriyorsunuz. Hizmet ediyoruz. Vatandaş derse ki müsaade edin. Başımızın üstüne. Ne diyeceğiz ona? Ancak siz gelirseniz ne yapacaksınız kardeşim hadi bir cümle söyleyin. Yıkım çetesi gibi. Yapmak zor arkadaşlar. O yüzdendir ki biz yapma tarafındayız bu işin. Durmadan çalışıyoruz. Gece gündüz demeden çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Burası son yüzyılın bir sığınma coğrafyasıdır”

Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin en kadim şehirlere sahip olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatanımız var. Allah’a hamdolsun. ve özellikle de şunu söylemem lazım. Son yüzyılın burası bir sığınma coğrafyasıdır. Balkanlar’da daralan ne kadar mazlum millet varsa Boşnaklar dahil, Komaklar, Gürcüler dahil bizim oradaki kardeşlerimiz hep bu coğrafyaya gelmişler. Karadeniz ötesindeki Çerkez Kavimleri, Gürcü kardeşlerimiz buraya gelmişler. Ülkemizin doğusundaki Ahıskalı kardeşlerimiz güneydekiler hep bu coğrafyaya gelmişler. Bir olmuşuz, beraber olmuşuz. Etle tırnak gibi olmuşuz. Hamdolsun. Devletimizi kurduk. ve gittikçe de büyüyoruz. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Allah’a hamdolsun. Böyle bir güzel ortamımız var. O yüzden hiçbir yerde kimsenin kökenini konuşmamak lazım. Aşağıdandı yukarıdandı kuzeyden de, doğudandı, batıdandı. Asla denemez. Çünkü kimse bu dünyaya gelirken Cenabı Allah’a dilekçe vererek gelmiyor. Yüce takdir istediği yerde, istediği zamanda, istediği anneden babadan dünyaya getiriyor. Önemli olan ne? Adamlık, Çalışmak, hizmet bu milletin duasını almak. Ötesi ne ki? Ötesi hiçbir şey değil. O yüzden biz biriz, beraberiz Allah’ın izniyle” şeklinde konuştu.

“Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar’

Bu topraklarda fitne odaklarının bitmediğini, dışarıdan tahrikli bir şekilde terör örgütlerinin bitmediğini söyleyen Bakan Özhaseki, çukur eylemlerinde gittiği Cizre’deki diyaloglara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

“Ama bu güzel coğrafyanın iki tane de sıkıntılı, kusurlu tarafı var. Her güzelin bir kusuru olur derler ya Bu coğrafyanın da kusuru var. Birisi bir türlü fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan o kadar tahriklidir ki. İşte onların son elli yılda ürettikleri PKK’sından, IŞİD’ine, FETÖ’sünden, DHKP-C’sine bir türlü bilmez bunlar. Değerli kardeşlerim şuna dikkat edin ama. Bütün bu fitne örgütlerinin tamamını örgütleyen, onları destekleyen okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa’dan dost gibi gözüken ülkeler var. Hiçbirisi meşru bir hak arama mücadelesindeki sivil toplum örgütü olarak asla gözükemez bunları. Onlara coniler niye geldiniz buraya diye Niye buraya geldiniz? Niye milyarlarca dolar harcıyorsunuz? Niye çocuklarımızın eline silah veriyorsunuz? Onları dağa gönderiyorsunuz. Ortalama dağda ömür üç sene. Sonra dönüp kurşunlar bize sıkılıyor. Kardeşliğimizi dinamitliyorsunuz. Asıl o conilere sorun. Bana niye soruyorsunuz? Ben hizmet için geldim buraya dedim. Herhalde diyorsunuz ki o okyanus ötesinden gelenler var ya insanlık getirecekler, eşitlik getirecekler. İnsan haklarını burada iyileştirecekler. Öyle mi diyorsunuz? Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar. Bir adım bile Nereye gittiler de şimdiye kadar iyilik götürdüler? Nereye gittiler de hayır götürdüler? Her gittikleriyle şer götürdüler, kan götürdüler, gözyaşı götürdüler. Evet, oralarda bu mücadeleyi Allah’a hamdolsun veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var”

Son yüzyıl içerisinde denizlerde ve karada meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu, halen Türkiye’de kırılmamış 500’e yakın fay hattı olduğunu söyleyen Bakan Mehmet Özhaseki şöyle dedi:

“Cumhur İttifakımız da bizim kararımız net. Sağ olun. Amacımız belli. Özümüz belli, sözümüz belli elhamdülillah. Çok şükür. Bir başka kusurumuz daha var bu coğrafyada arkadaşlar. O da depremsellik. Ne yapalım? Son yüzyıl içerisinde bu coğrafyada denizlerimizde ve karada meydana gelen deprem sayısı altı ve üzerinde olanı söylüyorum. Yıkıcı olan deprem sayısı 231. Her sene iki veya üç tane deprem var. Şu anda bile Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl hasar açacak, ne belalar çıkaracak. Emin olun bilemiyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yeri toplamda 850 bin. Neredeyse on tane Zonguldak demektir arkadaşlar. Zararın büyüklüğünü alayım diye söylüyorum. Maddi zarar yüz milyar doların üzerinde. Manevi zarar mı? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin yanında gidiyorum. Oturuyoruz bir çaylarını içiyoruz. Biraz sonra o geceyi anlatmaya başlıyorlar. Hem anlatanlar ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Her bir evde mutlaka evlatlardan giden var, eşlerden giden var. Böyle de bir kaderimiz var. Ama Allah’a hamdolsun gece yarısından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı ayakta. Bütün ekip ayakta. ve oradaki bu büyük felaketi biz bir asrın dayanışmasına doğru döndürdük. Naçizane o dönemde ben de genel başkan yardımcısıydım. Belediyelerden sorumluydum. Bütün belediyelerimizi oraya sevk ettik. Orada çalıştık. Gece gündüz demedik.”

“Ne yazık ki CHP’li belediyeler arada bir özel jetlerle gelip selfie çekinip gittiler”

6 Şubat depremleri sonrası 4 bin 333 köyde çelikten evler yaptıklarını, 110 bin kişilik orduyla çalıştıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bizler böyle yaparken anlı şanlı koca koca milyonlarca nüfusu olan ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler de arada bir özel jetlerle geldiler. Selfie çekindiler, bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliğini versin. Bir saniye bile boş geçirmedik. Binden fazla şimdi orada şantiyemiz var. Devletimizle, milletimizle övünelim diye söylüyorum. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz. 4 bin 333 tane köyde çelikten evler yaptırıyoruz şimdi. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Şehirlerin merkezini yapıyor Altyapılarını yapıyoruz. Ana caddeleri yapıyoruz. Yetmiş altı bin konutu bitirdik. On ay içerisinde oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Bazen kuradan çıkmayınca üzülüyorlar. Diyorum ki kardeşlerim üzülmeyin. Öbür ay çıkar. On, on beş bin konut gelecek ay dağıtacağız. On, on beş bin konut, öbür ay dağıtacağız. Çıkmazsa öbür sefer çıkar. Ama size söz olsun diyorum onlara. Bütün bu evleri bitirip sizler evinize oturuncaya kadar. Dönüp sonra bize Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cenabıhak sizden razı olsun deyinceye kadar buralardayız. Gitmeyeceğiz ve evlendirip teslim edeceğiz diyoruz. Çok şükür bizler büyük bir Devletiz. Büyük bir milletiz. O günlerde düşünün. Kumbaralarındaki paraları bozdurarak yatıran çocuklarımızı mı dersiniz? Haccını erteleyip AFAD’a hibe olarak veren anne babalarımızı mı dersiniz? Azerbaycan’dan bir kardeşimiz çıkmış. Adı Server Beşilli. Hacı Murat arabası eski mi eski. Battaniye doldurmuş, yiyecek doldurmuş. Ben kardeşlerime yardıma gidiyorum diyor. Böyle bir milletin üyesi olmak, ferdi olmak bizim için bir şereftir. Bunu bilin. Elhamdülillah şimdi de çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ne olur şu kirli dilinizi çekin, depremzedeler üzerinden siyaset olmaz”

Muhalefetin depremzedeler üzerinden siyaset yaptığını ifade eden; tamamlanan evlerin dağıtımına ilişkin iddialarına sert tepki gösteren Bakan Özhaseki, “Ama biz böyle gece gündüz demeden uğraşırken muhalefet tarafından da genel başkanları bize laf atmaya devam ediyorlar. Birisi çıkmış diyor ki, hani nerede evler? Bir tane bile teslim etmediler. Karnesini söylüyorum hükümetin, sıfır, sıfır. Kocaman bir genel başkan. Öbürü çıkmış diyor ki, herhalde diyor bu evlere AKP’lilere dağıtıyorlar. Akrabalarına veriyorlar. Diyorum ki ya ne olur şu kirli dilinizi çekin. Depremzedeler üzerinden siyaset olmaz. Günahtır, ayıptır. İlle de yaptığımız evleri görmek istiyor musunuz? Binden fazla şantiyemizi söz vereceğiz, gezdireceğim size, göstereceğim. Hadi gelin. Ama bir tanesi bile gelmiyor. Ama geriden bu sözleri söylemeye de devam ediyorlar. Bakın karşınızda birisi konuştuğu zaman can kulağı dinleyeceksiniz ki ne diyor adam bir anlayasınız. Sizinle konuştuğunuz zaman kulağınız duyacak ki adam olasınız demiş. Allah bunlara kulak nasip etsin. Ne diyeyim başka ben?” dedi.

“Kimseyi ayırmayacağız da mazeret de üretmeyeceğiz”

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimlerine dikkat çeken Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:

“Bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin de özelliği şu. Elbette bizler bir taraftan başkanımızın yaptıklarına dikkat ederiz. Bundan sonra da hizmetlerini sevdiysek devam ettiririz ama yerel seçimlerde verilen karar şundan dolayı önemli. Biz geleceğimizi oyluyoruz. Şehrimizin hizmetine oyluyoruz. Bundan sonra yapmak istenilen işleri oyluyoruz bir noktada. Yavrularımızın geleceği için oy kullanıyoruz. Elhamdülillah bizde 1994’te Cumhurbaşkanımız İstanbul’da naçizane Anadolu’da ben de Kayseri’de adaydım. O gün çıktık dedik ki biz hizmet edeceğiz. Eski o ideolojik takıntılı belediyecilik anlayışlarını asla dönüp bakmayacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız. Bizler kimseyi ayırmayacağız de mazeret de üretmeyeceğiz. Böyle diyerek çıktık. ve çok şükür o yıldan bu tarafa hala hizmet etmeye devam ediyoruz. İnsan odur ki bıraka bir eser eseri olmayanın yerinde yeller eser. Buna inanmış insanlarız bizler. Çok şükür burada da Ömer Selim kardeşimle beraber çok hizmet Genel merkezdeyken de bakanlıkta da kapıdan hiç ayrılmayan birisi var. Ömer Selim. Her seferinde gelir. Mutlaka bir şey ister ve koparır. Alır buraya getirir. Yapılan çalışmaları sizler de biliyorsunuz zaten hem genelde hükümet olarak hem de yerelde Allah’a hamdolsun çok hizmet ettik.”

“Önümüzü kesiyorlar, her numarayı yapıyorlardı”

Kayseri’de beş dönem hizmet ettiğini ve oyunu arttırdıkça çalıştığını; buna rağmen önüne engeller çıkartıldığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Burada bir şey daha vurgulamam lazım. Ben yirmi seneden fazla beş dönem üst üste Kayseri’de hizmet ettim. Allah razı olsun Kayserili hemşerilerimiz oyumu arttırdıkça ben de deli gibi çalıştım. Herkes buna şahit orada. Yirmi seneden fazla sürdü. İlk günlerde muhalefetteydik. Önümüzü kesiyorlardı. Her numarayı yapıyorlardı. Biz de sessiz çalışmaya devam ediyorduk. Büyük projelerimiz vardı. O büyük projeler için hiç izin alamamıştım. Yani Erciyes Kayak Merkezi yaptırmak istiyorum. Hayır diyorlardı. Param var benim. Raylı sistem getireceğim. Sizden kredi de istemiyorum. Lütfen bana bir izin verin diyordum. Hayır diyorlar bunların hepsinin yazılarını saklıyorum ben. Kızılırmak’ın üzerine baraj yaptırıyorum. Ruhsatını verin. Hayır diyorlardı. Stadyum bak eskimiş dökülüyor. Ben belediye başkanı olarak stadyum yaptıracağım. Sizden de para istemiyorum. Bana izin verin diyorum. Hayır diyorlardı. Ne kadar büyük Varsa hepsine hayır demişlerdi. Ama ne zaman ki iki bin ikide AK Parti iktidara geldi? Cumhurbaşkanımız iş başında. Bütün projeleri tek tek götürdüm. Daha bir kuruş istemediğim halde önüme açıldığı için şehri büyütecek devasa projeleri biraz da tabii ki ağamıza güvenip sırtımızı yaz yola çıkıp yaptık Allah’ın izniyle” ifadelerine yer verdi.

“İktidar gücü başka, onu kullanmak lazım”

Bakan Özhaseki, “İktidar gücü başka. Onu kullanmak lazım. Oradaki insanlardan fırsatlardan istifade etmek lazım. Burada da Ömer Selim Bey kardeşime sizler izin verirseniz önünü açarsanız, onu desteklerseniz Allah’ın izniyle ben de buranın bir evladı olarak elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sizlere. Bu fırsatı kaçırmayalım. Eğer sizin desteğiniz olursa sonuna kadar bütün projelere destek vermeye söz veriyorum. Sizler de buna şahit olun inşallah” dedi.

Bakan Mehmet Özhaseki ve Cumhur İttifakı üyeleri mitingin sonunda hatıra fotoğrafı çektirerek mitinge katılanlara karanfil dağıttı. Bakan Özhaseki, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Ömer Selim Alan için destek istedi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/feed/ 0
Murat Kurum’dan İmamoğlu’na tepki: “Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı” https://www.haber60.com.tr/murat-kurumdan-imamogluna-tepki-mal-beyanlari-acikladilar-bir-sure-sonra-15-milyar-liralik-yepyeni-mallar-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurumdan-imamogluna-tepki-mal-beyanlari-acikladilar-bir-sure-sonra-15-milyar-liralik-yepyeni-mallar-ortaya-cikti/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24313 Murat Kurum’dan İmamoğlu’na tepki: “Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı”

“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”

İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitingde mal beyanını sakladığı gerekçesiyle İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın?” dedi.

Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, MHP Ümraniye İlçe Başkanı Seyfi Sönmez, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum, miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.

“Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz”

Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitirmek için 90 güne yakındır sahadayız. Nereye fitsek bu sevgiyi ve heyecanı görüyoruz. Bu heyecan birilerini rahatsız ediyor. Birileri telaşlı. Şimdi hangi tatil beldesine gitsek diye rezervasyon yapıyorlar. Onları 31 Mart’ta uzun bir süre çok sevdikleri tatile göndereceğiz. İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemizin, evladımızın deprem endişesi kalmasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin, kadınların geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez” dedi.

“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”

Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin beceriksizliğin kurbanı oldu. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çar çur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını yetimin hakkıdır demeden, balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. İsrafı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev kadını ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya da devam ediyorlar. Bir algı siyaseti tutturmuşlar oradan gidecekler. O film bitti. Sen yeni bir film yaz, masken düştü. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vaad ettiler. Her şey çok güzel olacak dediler. Oyunuzu isteyip gittiler” ifadelerine yer verdi.

“Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı”

İmamoğlu’nun mal beyanını eksik verdiğini dile getiren Kurum, “Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz hepsini unuttular. Biz afetzede kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar saya say bitiremedikleri balya balya paraları kule yaptılar. Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın? Biz afet bölgesindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, bunlar kendi konforları için burada villa inşaatlarını yürütüyorlarmış. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerine harcayacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. İstanbul’un gücü her şeye yeter. Sen bu gücü rant olarak görüp kapalı kapılar arkasında burayı herkese peşkeş çekmeye kalkarsan olmaz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını 3 gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek” şeklinde eleştirilerini sürdürdü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurumdan-imamogluna-tepki-mal-beyanlari-acikladilar-bir-sure-sonra-15-milyar-liralik-yepyeni-mallar-ortaya-cikti/feed/ 0
Özel’den Gençlere: “Asla Enseyi Karartmayalım. Gitmeyi Düşünürsek İşte O Zaman Kaybederiz” https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/ https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24307 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ADEM KARABAYIR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Üç gün sonrası için bütün gençlerimize şu çağrıyı yapmak isterim. Asla enseyi karartmayalım. Birileri konserleri, festivalleri yasaklıyor, Üniversitede özgürlükleri sınırlıyor, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize, yaşam biçimine karışan rektörleri Anadolu üniversitelerinin başına musallat ediyor diye biz sinersek, yılarsak, bu mücadeleyi yarıda bırakırsak, gidersek ya da gitmeyi düşünüp küsersek işte o zaman kaybetmiş oluruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Rumeli ve Balkan Türkleri ile İstanbul’un Bakırköy ilçesindeki bir otelde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Özel, burada yaptığı konuşmada; kendisinin de Balkan Türkü olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Genel Başkan seçildikten sonra ilk ziyareti KKTC’ye yaptım. Ardından ikinci ziyaretimde Bosna Hersek’te idim. Orada kıymetli temaslarımız oldu. Bundan sonraki süreçle ilgili kendileri ile yaptığımız tüm değerlendirmelerde CHP’nin Balkanlarla ilgili faaliyetlerinin, temaslarının hem anlamlı günlerde, tarihi günlerde hem onun dışında mümkün olduğunca sık ve etkin geliştirilmesi ile ilgili fikir birliğine vardık. Aliya İzzetbegoviç’in mezarının başında şunu hatırladık. Unutturulan, unutulan katliamlar tekrarlanır. Çok büyük acılar çektik. Çok büyük haksızlıklara uğradık. Soykırımlara uğradık ama orada çektiğimiz acıları unutmadığımız ve unutturmadığımız sürece bir daha öyle acılar yaşamayacağız. Soykırımlarda devletlerin uyguladıkları baskılarda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, o günden bugüne bizleri taşıyan büyüklerimize de minnet duygularımızı ifade etmek isterim.

“BEKA SORUNU YAŞANDIĞINDA KİMİN NASIL DAVRANDIĞINI BİLİYORUZ”

Çokça konuşulan bir mesele var. Türkiye siyasetine son dönemlerde istikamet vermeye çalışan, seçmen davranışlarını etkilemeye yönelik bir beka sorunu tartışması var. Bu topraklar, beka sorununu yaşadı ve o günlerde kim, nasıl davrandı, hepimiz biliyoruz. Yükseliş döneminin aksine 200 yıl matbaayı bu topraklardan uzak tutanlar, 33 yıl boyunca Meclisi Mebusanı kapalı tutanlar, 30 yıl boyunca donanmamızı Haliç’te çürümeye bırakanlar, bu ülkenin yükseliş döneminin aksine en büyük sıkıntıları yaşattılar. Devrin ülkeleri matbaa ile, bilim ile, fen ile, teknoloji, mühendislik ile gelişirken biz bambaşka yerlere savrulmuştuk. En nihayetinde beka sorunu ortaya çıktı, bu toprakları işgal etmeye kalktılar. O işgal donanması, önce Çanakkale’den geçmeye kalktığında bir büyük anti-emperyalist mücadele ilk kez Çanakkale’de tanınan, devleşen ve daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal de İstanbul’daydı. İşgal donanmaları geldiğinde birileri o donanmaya kırmızı halı sererken bizimki Kartal istimbotunun ucuna çıkmış, yanındaki yaverine ufuktaki gökyüzü renkli gözleri ile şöyle sesleniyordu, ‘Üzülme evlat, geldikleri gibi gidecekler’. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına binerken Selanikli Bandırma vapuruna binip Samsun’a çıkıyor, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütlüyordu.

“DEDELERİ KEFENSİZ YATANLAR BEKA SORUNUNU HALLEDER”

Bir beka sorunu olduğunda kimin nasıl davrandığı ortada iken bugün beka sorunu söylemleri üzerinden dışlayıcı bir milliyetçilikle kendilerini milli, kendilerinden olmayan herkesi gayri milli görenlere şunu söylemek gerekir. Bir gün öyle bir şey olur da atalarımız gibi biz de sınanacak olursak o gün, siz çağırdığınızda havaalanına lüks ciplerle gelenler, kot üstüne perdelik kumaştan kefen çekenler senin için ölmeye geldik diyenler değil; dedeleri Çanakkale’de, Dumlupınar’da kefensiz yatanların torunları o beka sorununu yine halleder.

“EKREM BAŞKAN KARNE ALACAK”

Bugün esas beka sorunu, dünyadaki güçlü, gelişmiş ülkelerin Türkiye üzerinde hayal kurması değildir. Bugün esas beka sorunu, bu ülkenin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurmasıdır. 4 gencin 3’ünün anketlere göre bavulları zihninde topladığı ve fırsatını bulursam giderim, orada kalırım, yurt dışında yaşarım dediği süreçte üç gün sonraki sayın Ekrem Başkan’ın ifade ettiği o sınavda şunu ifade etmek isterim. Evet, Ekrem Başkan üç gün sonra karne alacak. Ümit ederim, notum iyidir diyor. Ekrem Başkanım, karneden önce bütün öğrenciler heyecanlı olur ve not verecek öğretmenin gözünün içine bakar. Ben hem bu salonda hem de 1,5 gündür ve daha önce geldiğim 4 sefer de size, not verecek öğretmenlerin gözünün içine bakıyorum. Öğretmenlerin gözü gülüyor. Hiç korkmayın başkanım. Üç gün sonrası için gençlerimize şu çağrıyı yapmak isterim. Asla enseyi karartmayalım. Birileri konserleri yasaklıyor, festivalleri yasaklıyor, Boğaziçi’ne kayyum atıyor, üniversitede özgürlükleri sınırlıyor, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize, yaşam biçimine karışan rektörleri Anadolu üniversitelerinin başına musallata ediyor diye eğer biz sinersek, yılarsak, hele hele 14-28 Mayıs’ta çok istememize rağmen küçük bir farkla başaramadığımız bu mücadeleyi yarıda bırakırsak, gidersek ya da gitmeyi düşünüp küsersek o zaman işte o zaman kaybetmiş oluruz. Oysa biz bu salonda bulunanlar; dedeleri, nineleri en zor zamanlarda teslim olmak yerine mücadele etmeyi, küsmek yerine gülümsemeyi ve başarıya hep beraber inanmayı başardıkları için biz bugün buradayız.

“ÜLKEYE SAHİP ÇIKMANIN YOLU ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE OY VERMEKTİR”

Bu ülkede 5 vakit camilerde ezan okunuyorsa, ay yıldızlı al bayrak özgürce dalgalanıyorsa, herkes istediği gibi ibadet ediyorsa bunların hepsi bu salondakilerin, bu ülkedekilerin dedelerinin, ninelerin, mavi gözlü devin hayaline inandıkları ve onunla birlikte yürüdükleri içindir. Bu yüzden bütün genç arkadaşlarıma şu sorumluluğu hatırlatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkeyi CHP genel başkanlarına emanet etmedi. Ne milletvekillerine ne belediye başkanlarına emanet etti. Çok kolaydı, askerdi, orduya emanet edebilirdi. Genelkurmay başkanlarına bile emanet etmedi. ‘Bu ülkeyi biz kurduk, onu yükseltecek ve yüceltecek sizlersiniz’ derken vasiyeti, emaneti siz gençlerimizeydi. Bu emaneti hatırlatıyorum. Size çok güvendiğimizi, sizinle birlikte olduğumuzu, bu ülkenin yarınlarının bütün umudunun siz gençlerde olduğunu, asla küskünlük, kırgınlık yerine size yakışan enerji ile size yakışan umutla size yakışan şevkle bu ülkeye sahip çıkmanızı bekliyorum. Bu ülkeye sahip çıkmanın en kısa vadeli eylemliliği, pazar günü sandıklara gitmek ve Atatürkçülere, Atatürk’ün partisine oy vermektir.

“İSRAİL İLE TİCARETİ DURDUR”

Bugün Filistin’de İsrail’in aylardır sürdürdüğü saldırılarla 30 binin üzerinde ve yarısı kadın ve çocuklardan oluşan şehitlerimiz vardır. Bir yandan İsrail ile ilgili kalıcı ateşkes çabalarına dünyadaki 140 siyasi akrabamızın genel başkanlarına yazdığım mektupla destek istediğimizi, başkan yardımcılığını üstlendiğim Sosyalist Enternasyonal’de tüm sol, sosyal demokrat, sosyalist yapıların dünya ve Filistin barışını savunmasının en önemli ortak yükümlülük olduğunu hatırlatmakla birlikte ülkeyi yönetenlere de bilhassa en yakınlarının, akrabalarının, çok yakında sözünü dinleyebileceklerin İsrail ile ticaretine sessiz kalmamaları gerektiğini, İsrail’e gübre, silah, mühimmat, bomba olarak kullanılabileceklerin ham maddesidir, başta gübre olmak üzere her türlü kimyasalın İsrail’e Türkiye’den ticaretinin hepimizi üzüntüye boğduğunu, mahcup ettiğini, dünya kamuoyu önünde de Türkiye’ye yakışmayan bir tutum olduğunu ifade ediyorum. İsrail ile ticaretin sürmesinin zulmün devamının teminatı olduğuna ilişkin kanıya iştirakimi ifade ediyorum ve buradan Filistin’deki çocuklar ve kadınlar için kalıcı bir barışı soykırımlardan, saldırılardan çok çekmiş bir coğrafyanın evladı, torunu olarak hepimiz adına bir kez daha haykırıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle bundan sonra da derneklerimizle, federasyonlarımızla, konfederasyonlarımızla birlikte bu güzel ülke için, sizler için, kökleri Balkanlarda, Rumeli’de olan bu güzel ülkenin çağdaş yarınlarını temsil edenlerle birlikte mutlu günlerde bir arada olmayı ümit ediyorum. Son 5 yılı size yakışır, bize yakışır bir kente dönüştürmek için İstanbul’a emek veren sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu’na hepimiz adına bir kez daha teşekkür ediyor, önümüzdeki günlerde bir 5 yıl daha hizmet için ona vereceğiniz oylar, yürekten destek ve bugüne kadar kendisine verdiğiniz emek için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e çağrıda bulundu https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-sariyer-belediye-baskani-sukru-gence-cagrida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-sariyer-belediye-baskani-sukru-gence-cagrida-bulundu/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24280 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sarıyer Belediye Başkanı ve bağımsız belediye başkan adayı Şükrü Genç’e çağrıda bulunarak, “Şimdi iş geldi son 4 güne. Kapıda AK Parti tehlikesi, kazanma ihtimali sıfır. Oktay Aksu kazanıyor, AK Parti tehdit ediyor. Eğer gerçekten bu partiye gönül verdiysen bugün yarın açıklamanı yaparsın. Çekilirsin, pazartesi günü gelirim, rozetimi kendim takarım.” dedi.

Sarıyer’deki halk buluşmasında konuşan Özel, Atatürk’ün Cumhuriyet’i gençlere emanet ettiğini hatırlatarak, görevin gençlerde olduğunu vurguladı.

Beka sorununun “dış güçlerin gelip Türkiye üzerinde hayal kurmaları” olarak anlatıldığını ifade eden Özel, “Esas beka sorunu dünyanın diğer ülkelerinin gelip, dünyanın en güzel ülkesi üzerinde hayal kurmaları değil. Bu ülkenin, dünyanın en güzel ülkesinin gençlerinin dünyanın öbür ülkelerinde hayal kurmasıdır. Bizim bununla mücadele etmemiz lazım.” diye konuştu.

Gençlere umutlarını kaybetmemeleri konusunda çağrıda bulunan Özel, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’sine sahip çıkıldığında ne tankın ne de topun kendilerini yıkamayacağını söyledi.

Emeklilerin, yaptığı çağrıya kulak vererek mücadeleye katıldığını anlatan Özel, “Tayyip Erdoğan önce ‘Türkiye büyüyor, herkesin keyfi yerinde, emeklileri kışkırtamazsın Özgür Efendi.’ dedi. O gün dedim ki, bu şartlar altında sen emekliye bunları reva görüyorsan bana da bu düşüyorsa, vallahi de kışkırtacağım, billahi de kışkırtacağım.” ifadesini kullandı.

Özel, bir vatandaşın taşıdığı “Öğretmenlerin oyu mülakata hayır diyene” yazılı pankarta işaret ederek, mülakatı kaldırmayanlara, öğretmenlerden, ailelerden ve gençlerden oy olmadığını, atanmayan öğretmenin de kademeli emekliliğin de staj mağdurlarının da Bağ-Kur mağdurlarının da yanında olduklarını ifade etti.

CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu’nun ilçenin bir evladı olduğunu belirten Özel, bir kişinin ne kadar partili olduğunu göreve geldiği gün değil, görevden gittiği gün, aday olduğu gün değil, aday yapılmadığı gün bakılması gerektiğine dikkati çekti.

Özel, şunları kaydetti:

“Bazıları diyor ki, ‘Ben yıllarca bu partinin adayı oldum’ çok iyi, hadi o zaman gençleşme zamanı, değişim zamanı, hadi bakalım sen tecrübeni başka tarafa akıt. Gel burada yeni bir heyecanı başlatalım. ‘Olmaz, ben partinin adayıysam partideyim, yoksa karşıdayım. Ben rozeti çıkarırım çekmeceye atarım.’ Bir de diyormuş ki, ‘Ben de partiliyim, sonra partiye geri gelirim.'”

Özel, mevcut Sarıyer Belediye Başkanı ve bağımsız belediye başkan adayı Şükrü Genç’e çağrıda bulunarak, şunları söyledi:

“Partinin adı belli. Cumhuriyet Halk Partisi. Bayrağı belli, amblemi belli, kurucusu belli. Mevcut genel başkanı belli. Partinin adayı da belli, Oktay Aksu. Bu partinin nasıl kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise, amblemi 6 oksa, Genel Başkanı Özgür Özel ise bu partinin Sarıyer adayı da Oktay Aksu’dur. Şu anda CHP’nin adayının karşısında adaylaştığınız için AK Parti’nin gelme tehlikesi var. Sen hem partiye, Sarıyer gibi bir yere AK Parti’li birini getirmeye, bu riske alet olacaksın, ‘günü gelince partiye döneceğim’ diyeceksin, yok öyle yağma.

Son çağrımdır, partinin genel başkanı olarak. Geçmişte aradım, ‘Yapma Başkanım’ dedim. Aradım, ‘Yapma, büyüğümüzsün’ dedim. ‘Gel genel merkezde birlikte çalışalım’ dedim. Şimdi iş geldi son 4 güne. Kapıda AK Parti tehlikesi, kazanma ihtimali sıfır. Oktay Aksu kazanıyor, AK Parti tehdit ediyor. Eğer gerçekten bu partiye gönül verdiysen bugün yarın açıklamanı yaparsın. Çekilirsin, pazartesi günü gelirim rozetimi kendim takarım. Yok, şimdi çekilmedin, pazara getirdin, bize korkulu rüyayı gördürttün, pazar günü seçimi kazandık, ondan sonra ‘Döneyim.’ Vallahi kusura bakma, affetmeyiz, affedemeyiz, affedemeyiz.”

Özel, Sarıyer’de Oktay Aksu’da birleşmeye çağrı yaparak, parti olarak umudun ve sevginin ittifakı olduklarını dile getirdi.

Halk buluşmasında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ve parti temsilcileri de yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-sariyer-belediye-baskani-sukru-gence-cagrida-bulundu/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum Ümraniye’de Miting Yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-umraniyede-miting-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-umraniyede-miting-yapti/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24274 AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitingde mal beyanını sakladığı gerekçesiyle İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın?” dedi.

Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Ümraniye’de Mitingi’nde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, MHP Ümraniye İlçe Başkanı Seyfi Sönmez, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum, miting sonunda vatandaşlara karanfil attı.

“Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz”

Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Adaylığımızın açıklandığı günden bu yana aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla İstanbul’umuzu ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitirmek için 90 güne yakındır sahadayız. Nereye fitsek bu sevgiyi ve heyecanı görüyoruz. Bu heyecan birilerini rahatsız ediyor. Birileri telaşlı. Şimdi hangi tatil beldesine gitsek diye rezervasyon yapıyorlar. Onları 31 Mart’ta uzun bir süre çok sevdikleri tatile göndereceğiz. İstanbul’umuza, hayallerimizin olduğu bu aziz şehre hizmetkar olmak için yollardayız. Biliyoruz ki, ancak samimi hayaller, ancak gönülden kurulan hayaller muradına kavuşur. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir annemizin, evladımızın deprem endişesi kalmasın. Bütün yuvalarımız güvenli hale gelsin. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıksın. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, sokaklarının huzur ve güvenle dolduğu, gençlerin, kadınların geleceğe umutla baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir İstanbul. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez” dedi.

“Sen yeni bir film yaz, masken düştü”

Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin beceriksizliğin kurbanı oldu. Bu şehri depreme hazırlayacağız dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. Ulaşım sorununu çözeceğiz dediler, tam bir çileye dönüştü. Bu aziz milletin kaynaklarını kendi partilerini dizayn etmek için çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını yetimin hakkıdır demeden, balya balya kendi ikballeri için dağıttılar. Üstelik bunu da yüzleri kızarmadan savundular. İsrafı bitirdik dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşerilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımız arasında bile ev kadını ve çalışan kadınlar diye ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler. 100 bin konutu, metro hatlarını, megabüsleri, Hızray’ı unuttular. Bu milleti kandırdılar, bu milleti aldattılar. Hala aldatmaya da devam ediyorlar. Bir algı siyaseti tutturmuşlar oradan gidecekler. O film bitti. Sen yeni bir film yaz, masken düştü. 2019’daki kampanyalarında geldiler, konuştular, vaad ettiler. Her şey çok güzel olacak dediler. Oyunuzu isteyip gittiler” ifadelerine yer verdi.

“Mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı”

İmamoğlu’nun mal beyanını eksik verdiğini dile getiren Kurum, “Yüzlerce vaat verdiler, makamlarına oturur oturmaz hepsini unuttular. Biz afetzede kardeşlerimiz için sağlam ve huzurlu yuvalar yaparken, bunlar saya say bitiremedikleri balya balya paraları kule yaptılar. Devlete, millete mal beyanları açıkladılar, bir süre sonra 1,5 milyar liralık yepyeni mallar ortaya çıktı. Mal beyanındaki malı İstanbullu hemşerilerimizden niye saklarsın, niye açıklamazsın? Biz afet bölgesindeki kardeşlerimizin yaralarını sararken, bunlar kendi konforları için burada villa inşaatlarını yürütüyorlarmış. Biz onların savurduğu paraları, İstanbul’un projelerine harcayacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını, İstanbul’a teslim edeceğiz. İstanbul’un gücü her şeye yeter. Sen bu gücü rant olarak görüp kapalı kapılar arkasında burayı herkese peşkeş çekmeye kalkarsan olmaz. Bu millet kendini unutanlara, kaybolan yıllarının hesabını 3 gün sonra soracak. Sandık milletin mahkemesidir. Sandık günü hesap günüdür. İşte o gün, 31 Mart’ta sandık gelecek, hesap kesilecek” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-umraniyede-miting-yapti/feed/ 0
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: Terör örgütlerine karşı kararlılıkla çalışıyoruz https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-teror-orgutlerine-karsi-kararlilikla-calisiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-teror-orgutlerine-karsi-kararlilikla-calisiyoruz/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24265 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “FETÖ, DHKP-C, DEAŞ terör örgütlerinin tamamına, bizim birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize hep birlikte Türkiye olmamıza, kim yan bakıyorsa biz de onlara düz bakacak değiliz.” dedi.

Balıkesir’in Bandırma ilçesinin Çınarlı Mahallesi’nde kurulan platformda mahalle halkına hitap eden Yerlikaya, vatandaşların ramazanını kutladı.

Yerlikaya, göreve başladığı 10 aydan beri suç işlenmesini önlemek ve işlenen bir suç varsa onu aydınlatma noktasında gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bölücü terör örgütünün nefesini kestiklerini vurgulayan Yerlikaya, hem ülke içinde hem de sınırların dışında teröre geçit vermediklerini anlattı.

Yerlikaya, Türkiye Yüzyılı’nın hiçbir terör örgütünün nefes alamadığı, hepsinin bittiği bir yüzyıl olması için çalıştıklarını vurgulayarak, “FETÖ, DHKP-C, DEAŞ terör örgütlerinin tamamına, bizim birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize hep birlikte Türkiye olmamıza, kim yan bakıyorsa biz de onlara düz bakacak değiliz. Onlara, hukuk dairesinde anladığı dilden ülke içerisinde İçişleri Bakanlığı, dışarıda sınır dışında Savunma Bakanlığımız ve Milli İstihbarat Teşkilatı’mızla büyük bir uyum içerisinde kararlılıkla, azimle çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Vatandaşlardan aldıkları güçle organize suç örgütlerini çökertmeye devam ettiklerini dile getiren Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yavrularımızı, bizim gençlerimizi kim veya kimler, baronun küçüğü büyüğü umurumuzda değil, kim cüret ediyorsa onları alıyoruz, diz çöktürüyoruz, götürüp adalete teslim ediyoruz. İçişleri Bakanlığı olarak, Adalet Bakanlığı olarak bunların hakkından gelmekle ilgili bizim güçle ilgili bir sorunumuz yok. Kararlılıkla ilgili bir sorunumuz yok ama bunu seferberlik ruhuyla yapmamız gerekiyor ve ben sizden bir yardım istiyorum. Bulunduğunuz, gezdiğiniz yerde, duyduğunuz, gördüğünüz, bunlarla ilgili satıcı, kullanıcı ne varsa lütfen 112’yi arayın, bunları bize bildirin. Bunları bize bildirin ki ben 4 ayda yapacağımı 4 günde, 4 günde yapacağımı 1 günde, 1 günde yapacağımı 2 saatte yapabileyim. Kötüyle mücadelede, zahirle mücadelede biz hız yapmak istiyoruz.”

“Sizin duanızla Allah’ın izniyle çalışıyoruz”

Yerlikaya, düzensiz göçle de mücadele ettiklerinin altını çizerek, “Tüm görevlerinizi bir kelimeyle ifade et Sayın Bakan’ derseniz ‘huzur.’ Bizim bakanlığımızın bir kelimeyle görevi huzurdur. O yüzden biz diyoruz ki Allah huzurdan ayırmasın.” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığının 600 bin personeliyle ülkenin huzuru için çalıştığını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Huzurumuza kim yan bakıyorsa kim göz dikiyorsa teröristinden, zehir tacirinden, ev hırsızına varıncaya kadar hiçbir ayrım yapmıyoruz. Her gün sabahleyin neler yaptığımızı önemli olanlarını ben sizlerle paylaşıyorum. Takip ediyorsunuz değil mi? Hangi saatte? Saat 08.15’te. Evinize misafir oluyoruz. Şafakta ve gün batarken kim bizim aziz milletimizin huzurunu kaçırıyorsa hangi suç türüyle olursa olsun karşısında kahraman güvenlik güçlerini buluyor ve alıp onu götürüp adalete teslim ediyoruz. Bütün bunları yaparken gücümüz insan hak ve hukuku diyoruz ve sizin desteğinizle sizin duanızla Allah’ın izniyle çalışıyoruz.”

Programa, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, AK Parti Bandırma Belediye Başkan adayı Cemal Öztaylan da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-teror-orgutlerine-karsi-kararlilikla-calisiyoruz/feed/ 0
İmamoğlu’ndan İktidar Kanadına: “Sandıktan Sağlam Bir Ses Çıkarsa Bunlar Kendilerine Gelir” https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-iktidar-kanadina-sandiktan-saglam-bir-ses-cikarsa-bunlar-kendilerine-gelir/ https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-iktidar-kanadina-sandiktan-saglam-bir-ses-cikarsa-bunlar-kendilerine-gelir/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24258 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: HAKAN KAYA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gaziosmanpaşa halk buluşmasında konuştu. Aralarında, ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi’ dövizinin de bulunduğu yazıları tek tek okuyan İmamoğlu, siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizdi.  İmamoğlu, “Seçim gelince, bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar seçimden seçime. Ama seçim bitti mi ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin ilçe belediye başkan adayları Tonguç Çoban’la Kağıthane’de; Yüksel Yalçın’la Güngören’de; Emine Gülizar Emecan’la Bahçelievler’de, seçim otobüsü içerisinden vatandaşları selamladı. Her üç ilçede de vatandaşlar, İmamoğlu ve adaylara sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’na olan ilgi, 20’li yaşlarının başında köftecilik yapıp, ikamet ettiği Güngören’de de devam etti. İmamoğlu, seçim otobüsünün önünü kesip, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlara, “Bu cadde, benim caddem. Yaklaşık 10-12 yıl buralarda ticaretimle, yaşamımla var oldum. Burada birçok insanı selamladım, kader birliği yaptım. Güngören’i ayrı seviyorum. Yüksel Yalçın Başkanımla, çok güzel bir 5 yıl Güngören’e daha farklı bir hizmet verme arzusundayız. Siz kıymetli dostlarım vasıtasıyla bütün komşularımıza, bütün gün görevli hemşehrilerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İnşallah 1 Nisan’dan sonra İstanbul kazanacak, 16 milyonun iradesi kazanacak. İstanbul’un güçlü, vicdan ittifakı kazanacak” dedi.

“İBB YURDUNDA KALAN ÖĞRENCİLERLE SELAMLAŞTI”

İmamoğlu, günün ilçe turlarını, Gaziosmanpaşa Küçükköy Meydanı’nda, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte gerçekleştirdiği halk buluşmasıyla noktaladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP milletvekili Ali Gökçek de halk buluşmasına katılan isimler oldu. Meydanı dolduran vatandaşlara sealenen İmamoğlu, alana komşu İBB Yurdu’nda kalan ve kendisini izleyen öğrencileri selamladı. İmamoğlu, vatandaşların ellerinde yükselen bazı dövizlere şu karşılıkları verdi:

“DÖVİZLERE KAYITSIZ KALMADI: “ESAS UMUT SENSİN”

“Küçük delikanlı diyor ki, ‘Tek umudumuz sensin.’ Şimdi bak; umut ne biliyor musun? Esas umut sensin, sen. Ben sana baktığımda umudu görüyorum, küçük dev adam. ‘Küçükköylü kadınların kalbindesin.’ Eğer size hizmette layık olursak, ne mutlu bize. Allah, bizi bu şehrin bütün hanımefendilerine mahcup etmesin. ‘Hoş geldin metrolar kralı.’ Estağfurullah. Tabii ki metroları yaptık. Bakın söyleyeyim. 122 kilometre diyorlar. 25 yılda yaptıklarının yarısından daha fazlasını, bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla 5 yılda yaptı; 65 kilometre. Yani hani adımlasam, nasıl adımlarım bilmiyorum ama; bir gün, bir adımın bir kilometre etmediğini gösterecekler ona ama ne zaman bilmiyorum. ‘Ne sağı, ne solu, tek yol İmamoğlu’ demiş. Bu duyguya layık olmak, benim için dünyanın en güzel şeyi. Nedir biliyor musunuz layık olmak? Şu: Bu toplumun tamamına, görüşleri ne olursa olsun, etnik kökeni, yaşamı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ben, bu şehrin her insanı tarafından eğer rızalık alıyorsam, helallik alıyorsam ne mutlu bana. Dünyanın en mutlu insanı olurum. ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi.’ Helal olsun hanımefendi, teşekkür ederim. Bakınız tam istediğim afiş bu. ‘Küçükköy’e hoş geldiniz’ diyor, altına da yazıyor; ‘İstanbul’un muhafızları.'”

“BEN BU SEÇİMİ NİYE SEVİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?”

Seçimlere çık kısa bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a, “31 Mart’a kaç gün kaldı? Bunu da adımlayayım mı? 1, 2… Yok, dur; perşembe, cuma, cumartesi. 3 gün. Sonra seçim. Ben bu seçimi niye seviyorum biliyor musunuz? Seçimde herkese eşitleniyor. Milyarderi de eşit, bakkalı da eşit. Köftecisi de eşit, bakanı da eşit” göndermesinde bulundu. Eşitlik durumunun, ülkemize Cumhuriyetin hediyesi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar minnettar olsak az. Büyük bir minnettarlık borcumuz var. Onu ne yapacağız? Pazar günü, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi korumak için, hepimiz, hep birlikte demokrasi bayramı adına oy kullanmaya gideceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidar kanadıyla kendilerinin anlayış farklılığını, “Birisi diyor ki, ‘Ben her şeyi bilirim.’ Her şeyi kendine ait görüyor. Biz de diyoruz ki; şu an konuştuğumuz bütün meseleler, milletimizin meseleleri, milletimize ait olan şeyleri konuşuyoruz. Milletimizin hakkını, milletimize emanet etmek için konuşuyoruz. Yani sizlerin hakkını, kendi hakkı gibi gören anlayışa karşı, bu pazar günü, hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz” sözleriyle dile getirdi.

“SEÇİM GELİNCE BUNLARIN BİR ANDA HUYLARI DEĞİŞİYOR”

“Bu millet buyruğu sevmez, emredeni sevmez, talimat vereni sevmez” diyen İmamoğlu, “Bu millet, idareci olanın milletine had bildireni varsa, o idareciyi de sevmez. Öyle değil mi? Zaten güzel Cumhuriyet, bu güzel sistem bize ne şu talimatı vermiş: Cumhuriyetin yöneticileri, vatandaşına karşı had bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen olmalı” ifadelerini kullandı. Siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizen İmamoğlu, “Seçim gelince bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar. Öyle mi? Seçimden seçime. Ama seçim bitti mi, ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Doğru mu? Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir. ‘Ne yapalım’ diye tutuşurlar” dedi.

Ankara’dan İstanbul’a taşınan bakanlar konusunu bir kez daha gündemine alan İmamoğlu, şunları söyledi:

“ANKARA’DAN KABİNE GELDİ”

Hani güzel bir şarkı vardı, ‘Ankara’da abim geldi’ diye. Ben de severim o şarkıyı. Şimdi bu şarkıyı bu sene değiştirdik; ‘Ankara’dan kabine geldi.’ Doğru mu? Bütün kabine burada. Geziyorlar mı? Ekrem İmamoğlu’na karşı çalışıyorlar mı? Biri Pendik’te, biri Sancaktepe’de, birisi Fatih’te, öbürü Bahçelievler’de dolaşıyorlar mı? Hatta şarkı söyleyip, eğlenenler de var gördünüz mü? Bakıyorsun İçişleri Bakanı; bu seçimin güvenliğinden sorumlu. Adalet Bakanı; bu süreçteki olaylardan sorumlu. Sağlık bakanı; sağlıkla ilgili süreçlerden sorumlu. Bakanlıkları boşaltmışlar, koşa koşa gelmişler ve burada, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında birleşmişler. Şimdi bunu birkaç tane anlamı var: Bir; adaylarına güvenmiyorlar demek ki. Doğru mu? E o zaman yazık değil mi arkadaşınıza? Yani bakan arkadaşınızı, mahcup duruma düşürmüyor musunuz? İki; bu kadar önemli işleri var Türkiye Cumhuriyeti devletimizin. Her bakanlığın işlerini sayacak değilim; ekonomi, maliye, her konuda… Git enflasyonla uğraş. Git bu şehrin, bu ülkenin seçim güvenliğiyle uğraş. Git sağlıkla ilgili hastanelerde yaşanan sorunlarla ilgilen. Emeklinin maaşıyla ilgilen.

“BAKANLAR, ALLAH BİLİR, KENDİLERİNE FAZLA MESAİ DE YAZDIRIRLAR”

Ama bunlar, buraya geliyorlar. Hem de raporlu da gelmiyorlar. Allah bilir, kendilerine fazla mesai de yazdırırlar. Bunlar atanmış arkadaşlar, bunlar kendilerine fazla mesai bile yazdırırlar. Ben, kendi ahlakım gereği, normalde bunları bu kadar konuşmam. Niye biliyor musunuz? Belki içlerinde utanma huyu olan vardır da utanırlar diye konuşuyorum. Utanırlar diye. Yoksa bu kadar konuşmam. Ama utansınlar diye konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı olmak ne demek ya? İşinize baksanıza. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı ağır olacak. Görevini yapacak. Herkesin ona eşit gözle bakmasını sağlayacaksın. Ama geliyorsun burada seçim çalışması yapıyorsun; bir de şarkılarla, türkülerle anons yaparak. Yazıktır, günahtır. Bu millet o zaman senin seçim güvenliğini sağlıklı bir şekilde yürüteceğinden nasıl emin olacak? Güvenebilir misiniz? Güvenemezsiniz. O bakımdan, kendilerine çeki düzen versinler diye, bunları anlatıyorum.

“BAKTIK Kİ BUNLAR ÇİZMEYİ AŞIYORLAR, ‘ASKIDA FATURA’ YI BULDUK”

Kendi dönemlerinde, kurum tarihinde ilk olan uygulamalarının ve önümüzdeki dönemde yapacakları hizmetlerin kısa dökümlerini yapan İmamoğlu, “Hatırlıyor musunuz pandemiyi? Pandemide, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere topladığımız bağışlara el koydular; hatırlıyor musunuz? Baktık ki bunlar bu kadar çizmeyi aşıyorlar, mucizevi bir şey bulduk. ‘Askıda Fatura’yı bulduk. 600 bin insanın faturası ödendi. Alan el, veren eli görmedi. Öyle bir vicdan köprüsü kurduk ki, dünya bu yaptığımızı alkışladı. Onun için biz bu dönem, şehrimize nefes aldırdık. Biz bu şehre, bereket getirdik. Niye biliyor musunuz bereket geldi? Milletin parasını millete verdik. Onun için bereket geldi. Bir avuç insana değil, milletin parasını millete verdik” diye konuştu.

“OYLARINIZI, GÜÇLERİNİZİ, YÜREKLERİNİZİ,ENERJİNİZİ BİRLEŞTİRMEYE HAZIR MIYIZ?”

Vatandaşları, seçim gününe kadar çalışmaya ve sandıklarda görev almaya davet eden İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu seçimi bir siyasi parti kazanmayacak. Bu seçimi, Küçükköylüler kazanacak. Bu seçimi, Gaziosmanpaşalılar kazanacak. Bu seçimi, bu şehrin çocukları kazanacak, bu şehrin gençleri kazanacak, bu şehrin hanımefendileri kazanacak. Dolayısıyla, millet kazanacak, millet. O nedenle okullarınızdan ayrılmayın. O günü orada, demokrasi şöleni gibi geçirmeye hazır mıyız? Oylarınızı, güçlerinizi, yüreklerinizi, enerjinizi birleştirmeye hazır mıyız? İsrafa, ihanete karşı gelmeye hazır mıyız? Size çok zor bir soru soracağım. Sorayım mı? Kanal mı, İstanbul mu? O zaman pazar günü ne yapıyoruz? Kanal hayali kuranlara diyoruz ki; ‘Güle güle, güle güle. 16 milyon İstanbul muhafızı var.’ Size söz veriyorum. 1 Nisan günü bu kardeşiniz, siz yetki verirseniz, Yaradan nasip ederse, Allah sağlık, sıhhat verirse, sizlere söz veriyorum, ant içiyorum. Hakan Bahçetepe ve bütün arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, halkı için çalışan, kalka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen ahlaklı bir süreci, daha güçlü bir icraatı sizlere var etmek için -değil atan karınca- gece-gündüz çalışmaya hazır Belediye Başkanınız olacağım. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Ant içiyorum. Son söz: Onlar ne diyor? ‘Tam gaz geri.’ Biz ne diyoruz? Tam yol ileri.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-iktidar-kanadina-sandiktan-saglam-bir-ses-cikarsa-bunlar-kendilerine-gelir/feed/ 0
Efes Selçuk Belediyesi çalışanları iftar yemeğinde bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/efes-selcuk-belediyesi-calisanlari-iftar-yemeginde-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/efes-selcuk-belediyesi-calisanlari-iftar-yemeginde-bir-araya-geldi/#respond Thu, 28 Mar 2024 02:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24248 Efes Selçuk Belediyesi çalışanlarıyla Vasıtalar Amirliği’nde düzenlenen iftar yemeğinde bir araya gelen Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel,tüm çalışanlara emeklerinden dolayı teşekkür ederek, “Tüm zorluklara rağmen çok güzel bir beş yılı geride bıraktığımızı düşünüyorum. Mücadele ettiysek hep beraber mücadele ettik” dedi.

Efes Selçuk’ta belediye çalışanları Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ile Vasıtalar Amirliği’nde düzenlenen iftar yemeğinde bir araya geldi. Programa, belediye başkan yardımcıları, Tüm Bel Sen, Tüm Yerel Sen, Belediye-İş ve Türk Yerel Sen temsilcileri ve belediye emekçileri katıldı.

Geçen beş yılın değerlendirmesini yapan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, “Beş yıl birçok zorluklarla geçti. Depremleri, pandemiyi ve ekonomik zorlukları yaşadık. Bu zorluklarla hep birlikte mücadele ettik. Hepinizin emeğine sağlık.  Tüm bunların hepsindeki vurgu, her şeyin başlangıcı aslında birliktelik, beraberce yol almak ve zorlukların üzerinden birlikte gelmektir. Geçen dönemde ödenemeyen o maaşlar nasıl ödenir diye yokluk içerisinde, ekonomik kriz içerisinde gerçekten sıkıntılar içerisinde nasıl yapılır diye hem çaba sarf ettik hem de bunları yerine getirdik. Tahmin ediyorum bu konuya ilişkin olarak hiç kimseyi mağdur etmedik, etmemek için de çaba sarf ettik” dedi.

“HEP ADALETİ ESAS ALDIK”

Belediye başkanlığı görevine geldiği ilk günden geçen süreçte birçok zorluk yaşadıklarına dikkat çeken Ceritoğlu Sengel, “Belediyeye ilk geldiğim gün kasada doğru düzgün para yoktu. Meryem Ana için para yatırılması gerekiyordu.  O zaman mazbatamı almamıştım. Mazbatayı alır almaz ilk karşılaştığım şey belediye avukatımızın dosyalarla gelmesi oldu. O dosyalarda haciz vardı. Bazı gayrimenkullerimizi vermek zorundayız” denildi. Dedim ki; “Filiz galiba mevzunun en derini bu. O gün 11 Nisan idi. Dört gün sonra maaş zamanı gelecekti. Kasadaki para maaş totaline yetişmiyordu. Dediler ki; önce memurları yatıracaksınız. Her zaman önce memurlar yatırılır dediler. Dedim ki; “Yok böyle olmaz. Herkese eşit olacak dedim. Sanırım o gün itibariyle şunu sizlere izah edebildim. Hiç kimsenin hiç kimseden benim için farkı yoktur. Emeğin birbirinden değerlisi yoktur. İşte o yüzden o gün yaptığım şeyin üzerine bana dediler ki; işte şikayet edilirsin dediler. Her şeyi göze alıyorum dedim. İlk böyle başladık. Ondan sonra da yönetişim tarzında hep adaleti esas aldık”  ifadelerini kullandı.

“EKMEĞİN BÜYÜMESİNİ ESAS ALDIK”

Belediye emekçilerine geçen zorlu süreçte emekleri için teşekkür eden Başkan Ceritoğlu Sengel, “Bununla birlikte de elimizden geldiğince bir beş yılı geçirmeye çalıştık. Zor günlerimiz oldu. İş üretiyoruz, iş ürettik. Bir şeyler için çaba sarf ettik. Beş yıl boyunca her gün görevimizi ifa ederken önce emekçilerimizi, çocuklarını, evlerine götüreceği ekmeği, Efes Selçuk’ta esnafı, eve götürülecek ekmeğin büyümesini ve düzenli olabilmesini esas aldık. Böyle de devam ettik. Ben sizden razıyım.  Hepinize emekleriniz için teşekkür ederim. Tüm zorluklara rağmen çok güzel bir beş yılı geride bıraktığımızı düşünüyorum. Mücadele ediyorsak hep beraber mücadele ettik. Dışarı çıktığımda birilerinin övgüsüne sizin sayenizde mazhar olduk” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/efes-selcuk-belediyesi-calisanlari-iftar-yemeginde-bir-araya-geldi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Esenyurt İttifakı ve Türkiye İttifakı Hepinizi Mahcup Edecektir https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-esenyurt-ittifaki-ve-turkiye-ittifaki-hepinizi-mahcup-edecektir/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-esenyurt-ittifaki-ve-turkiye-ittifaki-hepinizi-mahcup-edecektir/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:51:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24147 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ADEM KARABAYIR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki halk buluşmasında; “İnsanları korkutan korku ittifakına cevabımızı bir kez daha veriyoruz. Esenyurt birlik, beraberlik, kardeşlik, barış demektir. Esenyurt ittifakı ve Türkiye ittifakı, hepinizi mahcup edecektir. Buna inanıyoruz, buna güveniyoruz. Bizim birlikteliğimiz birilerini rahatsız etmiş, bir sürü yalan atıyorlar. Adaylarımızı, büyükşehir belediye meclis üyelerimizi karalıyorlar” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Esenyurt ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Partisinin ilçedeki belediye başkan adayı Prof. Dr. Ahmet Özer’e oy isteyen Özel, şunları söyledi:

“Bugün İstanbul’da Ekrem Başkan’a karşı artık adaylarının mücadeleyi tek başına yürütemediğini kabul edenler, 17 bakanla İstanbul’a çıkartma, kuşatma yapıyorlar ancak bu tavır, sizin gibi, AK Parti’ye oy veren seçmeni de çıldırtıyor. Maliye Bakanı, Murat Kurum yerine oy peşine koşacağına emeklinin sorununa çare bulsun. Emeklinin sıkıntısını çözsün, diyorlar. Çalışma Bakanı, Murat Kurum için oy toplayacağına işsizlik sorununu çözsün, diyorlar. Yargıya güven yüzde 30’un altına düşmüşken Adalet Bakanı’nın İstanbul’da ne işi var, diyorlar. Bizim işimiz gücümüz Esenyurt. Ekrem Başkan’ın işi gücü İstanbul. Peki, işi gücü yoksulluğu ortadan kaldırmak, işsizliğe çare bulmak, adalet getirmek, kadınları korumak, gençlerin umutlarını artırmak olan iktidarın bakanları; güya tarafsız olacaklardı, bürokrat, teknokrat olacaklardı, işlerine bakacaklardı. Siyaseti siyasetçiler yapacaktı. İçişleri Bakanı, seçim güvenliğinden sorumlu olan sensin. Polis, jandarma sana bağlı. Güvenliği senin için, sen gelmişsin İstanbul’da taraf tutuyorsun; Murat Kurum için oy istiyorsun. Yazıklar olsun böyle adalete. Yazıklar olsun böyle devlet yönetimine.

“BİZ İNSAN AYIRMIYORUZ”

Geçen seçimi kumpas videolarla kazananlar, bir büyük yalanın arkasına sığınanlar, efendim ‘Açsın, yoksulsun, işsizsin ama tehlike büyük. Oyu bana vermelisin. Yoksa ezanı susturacaklar. Yoksa bayrağı indirecekler. Yoksa vatanı böldürecekler’ yalanıyla insanları korkutan korku ittifakına cevabımızı bir kez daha veriyoruz. Esenyurt birlik, beraberlik, kardeşlik, barış demektir. Esenyurt ittifakı ve Türkiye ittifakı, hepinizi mahcup edecektir. Buna inanıyoruz, buna güveniyoruz. Bizim birlikteliğimiz birilerini rahatsız etmiş, bir sürü yalan atıyorlar. Adaylarımızı, büyükşehir belediye meclis üyelerimizi karalıyorlar. Ahmet Özer bizim yol arkadaşımız, kardeşimiz, 10 yıldır birlikte siyaset yaptığımız, birlikte iddia koyduğumuz, birlikte milletvekili adayı olduğumuz Ahmet Özer’i sanki partiden değilmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Hapırsanız da köpürseniz de çıldırsanız da Ahmet Özer, Esenyurt’un, CHP’nin evladıdır, hepimizin başkanıdır. Hep beraber başaracağız. Biz insan ayırmıyoruz. Biz Esenyurt’ta sosyal demokratlardan oy istiyoruz, oy alıyoruz. Milliyetçi demokratlardan, muhafazakar demokratlardan, Kürt demokratlardan; Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle Esenyurt’taki herkesten, benim Esenyurt’taki göçmen akrabalarımdan, Selaniklilerden, Bulgaristan Türklerinden, hepsinden oy istiyoruz, hepsinden oy alıyoruz. Biz hep birlikte Esenyurt’uz, hep birlikte İstanbul’uz, hep birlikte Türkiye’yiz.

“TÜİK, TAYYİP ERDOĞAN’I ÜZMEDİ AMA EMEKLİLERİ ÜZDÜ”

Şimdi Esenyurt’ta bir büyük vazifeyi yapmaya devam edelim. Bayraklar değil, sadece eller kalksın. Meydandaki emekliler ellerini kaldırsın. Bundan 1,5 ay önce ben emeklilerle aramda bir diyalog kurdum. Dedim ki emekliler, evde oturarak, susarak, üzülerek bu süreci götüremezsiniz. Size büyük bir haksızlık yapılıyor. Gelin, meydanlara çıkalım. Benim sesime kulak verin. Sesime ses olun. Benimle birlikte olun. Söz veriyorum, sizin sesinizi Türkiye’ye duyuracağız, dedim. Sağ olun. Sizler de o günden beri adım adım bütün Türkiye’de bizimle birlikte oldunuz. Şu gerçeği artık bütün Türkiye öğrendi. Adalet ve Kalkınma Partisi ilk geldiğinde, 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani hiç ellemese, size hiç dokunmasa, hiç ilişmese bugün 1,5 asgari ücret, 26 bin lira maaş alacaktınız ama dedi ki, ‘Ben emekli zammını TÜİK’e göre yapacağım. Enflasyonu onları ezdirmeyeceğim’. TÜİK ne demek, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Tayyip Erdoğan’ı üzmedi ama sizi üzdü. Emeklileri üzdü, perişan etti. O gün 1,5 asgari ücret olan emekli maaşı, bugün 0,59. Yani asgari ücretin yüzde 60’ının da altında. O gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani her emekli 5,5 çeyrek altın kaybetti emekli maaşından. Bir emekli, bir çeyrek altını düşürse bütün gün onu arar. Şimdi her emekli bir kez değil, her ay; bir çeyrek altın değil, 5,5 çeyrek altın kaybetti. Nerede kaybettiniz? Bir seçim sandığında, nerede arayıp bulacağız? Yine bir seçim sandığında. 4 gün sonra önümüze gelen seçim sandığında bunun hesabını soracağız.

“EMEKLİDEN 18 KİLO KIYMAYI ÇALDILAR”

Ayrıca Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. Bundan sadece 6 yıl önce, 2018 yılında emekli olan birisi bin lira bayram ikramiyesi alıyordu. Bunu 2015’te Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu söyledi. Dedi ki, ‘Ben iki bayramda birer ikramiye vereceğim’. Önce ‘Veremezsin’ dediler. Sonra ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Sonra 3 Ramazan, 3 kurban, 6 bayram sözleri olduğu halde hakkınızı yediler. 2018’de bir maaş değil, bin lira verdiler. O beğenmediğimiz bin lira, tam 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün, nisanın 2’sinde yatacak olan 3 bin liralık emekli bayram ikramiyesi, 6 kilo dana kıyma zor alıyor. 24 kilo nerede, 6 kilo nerede? Bayram sofranızdan, dolabınızdan, mutfağınızdan, evladınızın, torununuzun kursağından 18 kilo dana kıymayı çalmış durumdalar. Emekliler, bunun hesabını sormaya hazır mıyız? Bunun hesabını hep beraber sandıkta soracağız.

“GENÇLERİ SANDIK BAŞINA DAVET EDİYORUM”

Esenyurt genç nüfusun yüksek olduğu ve genç işsizliğin çok yüksek olduğu bir kent. Şimdi Esenyurt’un gençlerine sesleniyorum. Biliyorum üzgünsünüz, küskünsünüz, 14 ve 28 Mayıs’ta bu yasakçı, bu baskıcı hükümeti değiştirmek istiyordunuz ve hep birlikte istedik ancak başaramadık. Şimdi gençler, sakın enseyi karartmayın. Sakın başınızı öne eğmeyin. Sakın umudunuzu kaybetmeyin. Bütün hesapları, bu gençler umudunu kaybederse, gençler küserse, gençler sandığa gelmezse gücümüzü koruruz diye yapıyorlar. Sizin umudunuzu bunun için kırmak istiyorlar. Konserleri yasaklayanlara, festivalleri yasaklayanlara, gençlerin barınma sorununu çözmeyenlere, özgürlük yerine gençlere baskı vadedenlere karşı hep beraber bu ülkeyi savunacağız ve gençlerin umutlarını yeniden yükselteceğiz. Bunun için Esenyurt’taki tüm genç kardeşlerimi 31 Mart günü kendi geleceklerine, Esenyurt’a, İstanbul’a ve Türkiye’ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Sandık başına davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-esenyurt-ittifaki-ve-turkiye-ittifaki-hepinizi-mahcup-edecektir/feed/ 0
Fenomen eşini 58 bıçak darbesiyle yaralayan sanık hakim karşısına çıktı https://www.haber60.com.tr/fenomen-esini-58-bicak-darbesiyle-yaralayan-sanik-hakim-karsisina-cikti/ https://www.haber60.com.tr/fenomen-esini-58-bicak-darbesiyle-yaralayan-sanik-hakim-karsisina-cikti/#respond Wed, 27 Mar 2024 23:48:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24098 Fenomen eşini 58 bıçak darbesiyle yaralayan sanık hakim karşısına çıktı

Sanık: “Takipçi kazanmak için medyaya çıkıyor”

İSTANBUL – Üsküdar’da YouTuber olan eşi Merve Veziroğlu’nu 58 yerinden bıçaklayan Yunus Yıldırım hakim karşısına çıktı. Yıldırım, “Sinirden elime bıçağı aldım, elimden tuttu, ilk o beni kesti. Boğazımı sıktı o an bıçak elindeydi. Şimdi takipçi kazanmak için medyaya çıkıyor” dedi.

Üsküdar’da, 4 Ağustos 2023 tarihinde iddiaya göre, Merve Veziroğlu ile eşi Yunus Yıldırım arasında kavga çıktı. Yunus Yıldırım mutfaktan aldığı meyve bıçağıyla üzerine saldırdığı Veziroğlu’nu 58 yerinden yaraladı. Ağır yaralanan Merve Veziroğlu Yıldırım hastaneye kaldırılırken, gözaltına alınan Yunus Yıldırım tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yunus Yıldırım’ın ‘eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 34 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep edildi.

Davanın ilk celsesi görüldü. Anadolu 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Yunus Yıldırım, müşteki Merve Veziroğlu ve taraf avukatları katıldı.

“Takipçi kazanmak için medyaya çıkıyor”

Duruşmada söz verilen Yunus Yıldırım, “Olayın olduğu gün sabah eşimle kahvaltı hazırladık, kahvaltı yaptık. Eşim çocuk yapmak istemediğini söyledi aramızda tartışma çıktı. İstediğimden çocuk yaparım senden çocuk yapmak istemiyorum dedi. Eşim antidepresan ilacını o gün kullanmamıştı. Bana küfürler etti. Daha önce de kürtaj olmuştu. Aldırdığın çocuk benden değil miydi dedim, o da değildi dedi. Sinirden elime bıçağı aldım, elimden tuttu, ilk o beni kesti. Boğazımı sıktı o an bıçak elindeydi. Şimdi takipçi kazanmak için medyaya çıkıyor. Pişmanım. Bile isteye yapsam 112’yi aramazdım” dedi.

“Bıçakladı beni. Her yerimi kesti”

Müşteki Merve Veziroğlu, “Söylenen şeylerin hepsi yalan. Çok sinirli, öfkeli bir insan. Sürekli psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldım. Uzun süre tehdit etti. Bir gün önce işten ayrılmıştı. O gün çok sinirli geldi. Ertesi gün kalktık hala çok sinirliydi. Yanıma geldiğinde bana yüklü miktarda para verebilir misin dedi. Ben hiç bir şekilde eşimi aldatmadım. Ben zaten fiziksel olarak onunla mücadele edebilecek bir insan değilim. Kahvaltıyı hazırladım. Bıçağı mutfağa bıraktım. Beni içeri çağırdı. Kapılar kapattı. Pencereleri kapattı. İlk olarak beni fiziksel olarak hırpaladı. Ben seni burada öldürsem bile 5-6 ay yatar çıkarım dedi. Mutfağa gidip elinde bıçakla geldi. Korkuyla yorganı etrafıma sardım. Kurtulmaya çalışırken kafama darbe aldım. Sonra bıçakladı beni. Her yerimi kesti. Ben çocuğu aldırmamak için çok mücadele verdim. Şikayetçiyim” dedi. Söze giren sanık Yunus Yıldırım, “Sen çocuk katilisin” dedi.

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, kullanılan aletin niteliği itibariyle öldürmeye elverişli olması, darbe sayısı, darbe yerleri, meydana gelen yaralanmanın niteliği de göz önüne alındığında, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği, Sanık Yunus Yıldırım’ın ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 2 yıldan 10 yıla kadar, ‘Eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

Sanık Yunus Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, sanığın esasa ilişkin savunma yapması için ek süre vererek duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenomen-esini-58-bicak-darbesiyle-yaralayan-sanik-hakim-karsisina-cikti/feed/ 0
İzmir’in Karaburun ilçesinde Yörük ailesi ramazanda da hayvanlarıyla ilgileniyor https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 21:24:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23978 İzmir’in Karaburun ilçesinde hayvanları için kış ve baharı düşük rakımlı yerlerde geçiren Yörük Tokaç ailesi, yoğun mesailerine ramazanda da devam ediyor.

Küçükbaş hayvanları için yılda iki kez yer değiştiren Tokaç ailesi, Anadolu’daki yüzlerce yıllık Yörük geleneğini sürdürüyor. Geçimini keçi yetiştiriciliği yaparak sağlayan aile, günün neredeyse tamamını İzmir’in en batı kesimindeki kırsal alanda hayvanlarıyla ilgilenerek geçiriyor.

Elektrik hatlarının bulunmadığı bölgede güneş panelleri sayesinde enerjiden yararlanma imkanı yakalayan ailenin şu günlerdeki yaşamı, ramazan ayında tutulan oruç, sobanın başında yapılan iftar ve sahurla tamamlanıyor.

Sahurun ardından mesainin başladığı ağıllarda, oğlakları annelerinden ayıran çobanlar sürüleri meralara götürüyor. Bu sırada evde kalan aile bireyleri yeni doğan oğlakların süt emmesine yardımcı olup, evde kalan hayvanları besliyor.

Meraya çıkan keçiler ise çoban ve köpeklerle yarımadanın sarp kayalıklarında yol alıyor.

Kadınların gün boyunca süt sağımı, peynir, yoğurt ve ev işlerini yaptığı yayla yaşamında erkekler ise çobanlık, süt sağımı ve hayvanların bakımıyla ilgileniyor.

İftara yakın mesai yoğunlaşıyor

Güneşin batmasına saatler kala sürüler tekrardan ağıla gelmeye başlıyor. Sağım işlemi yapıldıktan sonra iftara yakın anlarda tekrar oğlaklar annelerine kavuşuyor.

Yoğun mesainin ardından aile bireyleri de sobanın başında oruçlarını açmanın mutluluğunu yaşıyor. Ailenin tükettiği gıdalar ise kendi ürettikleri süt ve süt ürünlerinin yanı sıra evin yanında yetiştirdikleri sebzeler oluyor.

Kış ve ilkbahar dönemini daha ılık olan ilçe merkezine yakın Uzundere mevkisinde geçiren besiciler, havalar ısınınca 1200 rakımlı Akdağ’daki ağıllara götürecek.

Aile reisi 78 yaşındaki Hamza Tokaç, AA muhabirine, yaklaşık 5 nesildir hayvancılık yaptıklarını ve işlerini severek sürdürdükleri için zorluk yaşamadıklarını söyledi.

Çocukluktan itibaren bu işin içinde olduğunu anlatan Tokaç, ramazan mesailerini şu sözlerle anlattı:

“Saat 04.30 gibi sahura kalkıyoruz, ondan sonra mesaimiz de başlıyor. Hayvanları 7.30 gibi çıkarıyoruz, akşam da iftar yapacağımız için biraz erken içeri alıyoruz. Severek yapılan iş zor olmaz o yüzden oruç da bizi zorlamıyor, herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Çok şükür emeğimizin karşılığını alıyoruz. Zaten kanaat etmezsen zengin olamazsın, hakkına razı olmadığında da mutlu olamazsın. Kimsenin işinde gözümüz yok, çok şükür kendi halimizde gidiyoruz yavaş yavaş. Çok şükür aksatmadan oruçlarımızı tutuyoruz, ramazan güzel gidiyor. Rabb’im hepimizi hayırlı bayramlara ve günlere çıkarsın.”

Keçilerin mayısa kadar doğumlarının devam edeceğini dile getiren Tokaç, daha sonra yüksek rakımlı yaylalara göç edeceklerini, burada da yaklaşık 6 ay kalacaklarını ifade etti.

Güneş enerjisi sayesinde teknolojiden yararlanabildiklerini anlatan Tokaç, “Eksiksiz hayat olmaz ama halimize şükürler olsun. Kimsenin canını yakmayacaksın, hayvana haram yedirmeyeceksin, işin sırrı bu. Bundan ekmek yemek istersen, huzur bulmak istersen kimseye zarar vermeyeceksin, helalinden yapıp helalinden satacaksın. Bu işi yaparken keyif alıyorum çünkü bu keçileri seviyoruz.” şeklinde konuştu.

Tokaç’ın oğlu Halil İbrahim Tokaç ise işlerinin zor olduğunu ama geçmişte bunun daha zorunu gördüklerini ifade etti.

Eskiden katırlarla yolculuk yaptıklarını şimdilerde ise otomobil, traktör, ATV gibi araçlarla işlerini çözdüklerini aktaran Tokaç, “Eskiden bizimkiler çadırlarda kalıyordu ama şimdi kapalı yerimiz güneş enerjisi sistemi, televizyon, buzdolabı internetimiz var.” dedi.

Ürettikleri süt ve süt ürünlerinin çok rağbet gördüğünü ve taleplere yetişemediklerini anlatan Tokaç, oruç tutmanın işlerini aksatmadığını dile getirdi.

İlçe merkezinde 5. sınıfa devam eden ve her fırsatta ailesine yardım etmeye gelen Görkem Tokaç da burada olmaktan çok keyif aldığını ve ata mesleğini sürdürmek istediğini anlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/feed/ 0
İmamoğlu’ndan “’17 Bakan’ Tepkisi: Utanmaları da Yok” https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-17-bakan-tepkisi-utanmalari-da-yok/ https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-17-bakan-tepkisi-utanmalari-da-yok/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:54:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23790 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar halk buluşmasında konuştu. Rakibi Murat Kurum için ‘mitili’ İstanbul’a atan 17 bakanı gündeminden düşürmeyen İmamoğlu, “İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum: Dönsene Ankara’ya… Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak olan kişi, İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak, hukuku sağlayacak… Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar… Utanmaları da yok. Bu kardeşiniz, bir milim geri adım atmayacak, Niye biliyor musunuz? Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın” diye konuştu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Beykoz Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler ile ilçe turu yaptı. Beykozlular, yaklaşık 24 kilometrelik tur boyunca, İmamoğlu ve Köseler’e sevgi gösterilerinde bulundu. Beykoz’dan Çekmeköy’e geçen İmamoğlu, Madenler Mahallesi’nde, “Kanaat Önderleri Buluşması” gerçekleştirdi. Buluşmada, İmamoğlu ve CHP Çekmeköy Belediye Başkan adayı Orhan Çerkez konuşma yaptı. İmamoğlu ve Çerkez, buluşma sonrasında Çekmeköy caddeleri ve sokaklarında ilçe turu yaptı. Beykoz’da olduğu gibi, Çekmeköy’de de vatandaşların İmamoğlu’na ilgisi yoğun oldu. Çekmeköy’ün ardından Üsküdar Yavuztürk Mahallesi’ne geçen İmamoğlu, CHP Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ile halk buluşmasına katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcıları Sevgi Kılıç, Volkan Demir, Aylin Nazlıaka, Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner, milletvekilleri Sibel Suiçmez ve Ali Gökçek tüm etkinliklere katılarak, destek verdi. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da Üsküdar’daki halk buluşmasında eşini yalnız bırakmadı.

Meydanı dolduran coşkulu vatandaşların sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, kendisi ve Dedetaş için oy desteği istedi. Görev süreleri boyunca, Üsküdar özeli ve İstanbul genelinde yaptıkları yatırımlar, icraatlar, projeler ve sosyal yardımlardan örnekler veren İmamoğlu, toplumun farklı kesimlerinin, hükümetin yanlış ekonomi politikalarından kaynaklı yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:

“ŞU ANDA EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 25 BİN LİRA OLMALI”

Bunlar, emekliyi, yani başımızın tacı olması gereken büyüklerimize, ne yazık ki tarihin en derin mahrumiyetini yaşattılar. 10 bin lira maaş ne demek? 10 bin lira? 2002 yılında, bunlar iktidar olduğunda, o dönemin asgari ücretine göre hesaplarsak, şu anda en düşük emekli maaşı 25 bin lira olmalı. 25 bin lira nere, 10 bin lira nere? Bunlar ekonomiyi perişan ettiler.

“BİRAZ HAYAT DERSİ ALSIN; SONRA ANKARA’YA YOLLAYACAĞIZ ONU”

Üsküdar’da, 1 sene önce açtığımız Kent Lokantası’ndan 226 bin 950 kişi faydalandı. Bu, Kent Lokantasını küçümseyen, dersine çalışmamış o ithal aday var ya, ithal aday, ah bunu bir anlayabilse. Birkaç gün sonra, mühür size gelecek. Elinizde mühür olacak. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanacağınız mühür, sizlerin geleceği. En önemli kararın onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay. Biliyorsunuz; iki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, biraz hayat dersi alsın; sonra Ankara’ya yollayacağız onu. Öyle değil mi? Tabii şimdi gelirken dersine çalışmadı. Ben bazen çok detaylı anlatıyorum ki, benim anlatımlarımdan İstanbul’u biraz daha tanısın da öyle gitsin Ankara’ya diye. Anlıyorum ki, dinlemeyi de sevmiyor. Halbuki iyi bir belediye başkanı, bir iyi öğrenci olacak. Ben, iyi bir öğrenciyim. Halkımı dinlerim ve öğrenirim. İyi belediye başkanı, iyi öğrenci olacak. İyi öğrenci olması için de dinlemeyi bilecek ama dinlemiyor. Kendisine böyle takılıyorum zannetmeyin. Ben öyle düşünmüyorum sadece. İstanbul’da dersine çalışmadığını kim düşünüyor? 17 tane bakan arkadaşı. Öyle düşünmeseler, Ankara’dan buraya niye gelsinler? 17 bakan arkadaşı, adayın yeterli olmadığını görünce çantayı, bavulu toplayıp, İstanbul’a geldiler. Yetmedi; artı bir Cumhurbaşkanı da geldi. Öyle değil mi? Hepsi burada. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi, sefa geldi. Bunlara misafirperverlik yapacak mıyız? Yapalım, yapalım; 23 Haziran 2019’daki gibi, 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?

“5 YILDIR İSTANBUL RAHAT BİR NEFES ALDI, KENDİNE GELDİ”

Sözüm ona İstanbul’u geri almak istiyorlar. Kimden? Milletten. Bir metro açılışında diyor ki Sayın Cumhurbaşkanı, bakana, ‘Sayın Kurum, malımıza sahip çık!’ Yahu kimin malı? Yahu milletin malı. Senin yaptığın metro da milletin malı, bizim yaptığımız metro da milletin malı. Bunu anlayamadılar. Başka bir yere taşıyorlar bizi. Onlar hala bir şeyi çözemediler. Millete ait olan şeylerin, millete ait olduğunu kavrayamadılar. Hala seçildikleri yerleri kendi makamları, kendi malları, mülkleri zannediyorlar. Yahu değil, değil; milletin malı. 5 senedir biz ne yapıyoruz? Ana felsefemiz ne biliyor musunuz? Milletin malını millete veriyoruz. Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Bizim yaptığımız bu. Bunlar bir avuç imtiyazlı kişilere binaları, mülkleri, yapıları, kurumlara dağıtmaktan nefes nefese kalmışlardı. İstanbul’u da perişan etmişlerdi. 5 yıldır İstanbul, rahat bir nefes aldı, bir kendine geldi.

“BİZ, MİLLETİN MALININ MUHAFIZLIĞINI YAPMAK İÇİN GÖREVE GELDİK”

Var mıydı 100 bin çocuğa burs dağıtmak? Biz dağıttık. Sadece Üsküdar’da 10 bin gencimiz, üniversite burslarından faydalanıyor. Onlar, halka ait alanları, bir avuç insana dağıttılar mı? Salacak’ta yıkımlar yaptık; gördünüz değil mi? Yıkımı engellemek için, yıkımın önüne benim canım polisimi bile yollamaya kalktılar. Baktılar ki millet tepki gösteriyor, çatır-çutur yıktık. Çünkü biz, milletin malının muhafızlığını yapmak için göreve geldik. Bir milim geri adım atmayız, bir milim. Onların israfçılıkları yüzünden, İstanbul’da 10 metro durdu. Onlar her ne kadar karalasa da biz, bu kardeşiniz, çok değerli yol arkadaşım Sinem Dedetaş gibi çok değerli yol arkadaşlarımla, nitelikli yönetimle, milletin evlatlarıyla, İBB tarihinde ilk kez, 5 yılda 65 kilometre metroyu açtık. Onların 25 yılda yaptığının yarısını, biz 5 yılda yaptık.

“1,5 GÜNDE BİR, BİZE MÜFETTİŞ YOLLADILAR”

Biz hizmet yapıyorduk, karınca gibi koşuyorduk. 160 yerde sel ve su baskınlarını gidermek için, altyapı yatırımları yapıyorduk. Kaçak yapıları yıkıyorduk. İşgalcileri kaldırıyorduk. İstanbul’un birçok sorunlarına koşuyorduk. Ama onlar da boş durmadı. Onlar da çok çalıştı. Ne yaptılar biliyor musunuz? 1,5 günde bir, bize müfettiş yolladılar. Tam 4,5 senede, bin 19 kez, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına teftiş, soruşturma… Bakın; o saçma sapan ‘ahmak’ vesaire mahkemeleri var ya, onları saymıyorum. Bin 19 kez soruşturma yaptılar. Yapsınlar. Bize ne verdiler biliyor musunuz? Bin 19 kez şeref madalyası verdiler, şeref madalyası. Teftiş edilmekten, denetlenmekten imtina etmeyiz ki. Milletin malını, milletin parasını biz yönetiyoruz. Tabii ki teftiş edilmeliyiz. Tabii ki hesap vermeliyiz. Ama sorun şurada: Peki bizden önceki 5 senede ne yaptılar? 146 kez! Bin 19 nereye, 146 nereye? 146 kez; o da çoğu soruşturma, teftiş değil, sıradan, rutin denetimler. Sözüm ona Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına leke atacaklar ya da suçlayacaklar. Ne yapabildiler? 5 senede aça aça, bir tane saçma sapan ‘ahmak davası’ açabildiler. Başka bir şey yapabildiler mi? Yapamazlar. Çünkü biz, 5 yıl boyunca arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, şeffaf hesap verebilir, halkçı belediyeciliğin en iyisi olmak için ant içmiştik. Onu da yerine de getirdik. Ne mutlu bize.

“SON ÇARE NE? KUMPAS, İFTİRA, YALAN, MONTAJ…”

Biz bütün bunları yaparken, bütün bu kadar soruşturma geçirirken, seçime 4-5 gün kaldı ya, son çare ne? Kumpas. Son çare ne? İftira. Son çare ne? Yalan. Son çare ne? Montaj. Son çare ne? Video. Şimdi bu şekilde milleti aldatacaklar. Ekrem İmamoğlu’na, sözüm ona leke atacaklar. Onların atmaya çalıştığı lekeye ben ne yapıyorum biliyor musunuz? (Eliyle ceketinin yakasını silkiyor.) Bunlara, Allah akıl versin. Bunları, Allah ıslah etsin. Niye biliyor musunuz? Ramazan’ın birinci gününde, 2019’da, bunlar değil miydi 6 Mayıs’ta ana sütü kadar helal seçimi iptal ettiler. Öyle değil miydi? Bakın; Ramazan’ın birinci günü seçimi iptal edenler, yine kul hakkı yemeye, iftira atmaya devam ediyorlar. Ben, vatandaş Ekrem olarak, bunların yanlışlarını kabullenemiyorum. Hele hele şu Ankara’dan 17 bakan geldi ya… Artı bir Cumhurbaşkanı da geldi ya… Bunu kendime yediremiyorum. Niye?

“BİRAZ UTANMALARI VARSA BAŞLARI ÖNE EĞİK GEZECEKLER”

Ciddi tarafı şu: Devletin makamı, bakanı olmak, şerefli bir görevdir. Devletin bakanı, atanmış kişilersiniz siz. Devletin bakanı olarak görev yapacaksınız. İçinde kim var? Dışişleri Bakanı var. Maliye Bakanı var. Ekonomi Bakanı var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var. Öyle değil mi? Şimdi bunlar; bakkal bakkal, market market gezip, oy istiyorlar. Toplantı yapıyorlar. İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum: Dönsene Ankara’ya. İşin gücün yok mu senin? Ekrem İmamoğlu, burada aday. Nedir? ‘Ekrem İmamoğlu’ oy vermeyin, Sayın aday Kurum’a verin.’ Başka işiniz yok mu? Devletin bakanısınız. Ben size bir şey diyeyim mi? Başları öne eğik gezecekler, biraz utanmaları varsa. Vatandaş Ekrem olarak utanıyorum. Niye biliyor musunuz? Tekrar söylüyorum. Devletin bakanı bunu yapmaz. Ama bir partinin bakanı ise, bir partinin görevlisi gibiyse; o ayrı. O zaman sen, devletin bakanı olamazsın. Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak olan kişi, İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak, hukuku sağlayacak Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar. Utanmaları da yok. Kararlı bir şey söyleyeyim. Bu kardeşiniz, bu hemşehriniz bu yola çıktı ya, -Allah şahit, siz de şahit olun- bir milim geri adım atmayacak, bir milim. Ben, 4,5 senedir bunlarla mücadele ediyorum Büyükşehir nezdinde. Bir milim geri adım atmayacağım. Niye biliyor musunuz? Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın.

“ALLAH BİLİR RÜYASINDA DA EKREM’İ GÖRÜYOR”

Bunları ne yapacağız? Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan bir gün sonra, onları misafirperverlikle ağırlayıp, sandık tutanaklarını tutup, aradaki farkı yukarıya tırmandırdıktan sonra, ‘Hadi bakayım Ankara’ya. Hadi bakayım Ankara’ya…’ Bu millet, size 10 ay önce oy verdi. Hangi vaadinizi tuttunuz? Hani mülakat kalkacaktı. Kalktı mı? Gidin kaldırın kardeşim. Hani polislerin 3600 ek göstergesi çıkacaktı. Çıktı mı? Emeklinin hakkını verdiniz mi? Enflasyon düştü mü? E gidin işinizi yapın. Millet, işinizi yapın diye size oy verdi. Ama onların işi gücü Ekrem. Sabah kalkıyor Ekrem, akşam yatıyor Ekrem. Allah bilir rüyasında da Ekrem’i görüyor. Kim görüyor anladınız mı? Niye gülüyorsunuz? Anladınız. Peki. Ben onu demek istememiştim ama olsun. 31 Mart’a 4 gün kaldı. Bugünü saymıyoruz. Çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi. Yani şu var ya; 1, 2, 3, 4, 5… 8. Onun gibi bir şey. Ama benimki gerçek. 4 gün. Pazarı da sayarsak 5. Ben onu bir gün bulup, 65 adım attıracağım ona.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-17-bakan-tepkisi-utanmalari-da-yok/feed/ 0
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde Pickleball Eğitmen Eğitimi Verildi https://www.haber60.com.tr/mugla-sitki-kocman-universitesinde-pickleball-egitmen-egitimi-verildi/ https://www.haber60.com.tr/mugla-sitki-kocman-universitesinde-pickleball-egitmen-egitimi-verildi/#respond Wed, 27 Mar 2024 01:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23727 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde ilk defa Abide Hasan Nuri Öncüler Huzurevi sakinlerinin de katılımıyla Pickleball eğitmen eğitimi verildi.

Son zamanlarda tenis severlerin rağbet ettiği, dünyada en fazla oynanan branşlardan olmasına rağmen adı fazla duyulmayan Pickleball, MSKÜ’de öğrencilerin yeni gözdesi oldu.

Muğla’da bir ilk olan Pickleball Eğitmen Eğitimi, Uluslararası Pickleball Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Asene Erdinç ve Davut Güngör eşliğinde MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri, Rektörlük Beden Eğitimi ve Spor Bölümü öğretim görevlileri ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.

Muğla’da Pickleballu öğrencilerine tanıtan MSKÜ Beden Eğitimi ve Spor Bölümü öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Hatice Dilhun Sukan, “Yeni bir branş olan Pickleball ile Muğla’da neler yapabiliriz, üniversitemize neler katabiliriz düşüncesiyle harekete geçtik. Uluslararası Pickleball Federasyonuna bağlı Türkiye temsilciliği ile iletişime geçtik ve Muğla temsilciliğini aldım. Daha sonra Türkiye temsilcileriyle birlikte Üniversitemizde eğitmen eğitimi düzenledik. Hocalarımız ile birlikte 52 öğrencimiz eğitime katıldı. Güzel bir etkinlik oldu. Huzurevindeki yaşlılarımız antrenman yapıp Pickleball oynuyorlar. Onlarla birlikte etkinliklerimiz de devam edecek. Her hafta Cuma günü bu etkinliğimiz olacak” dedi.

Pickleball hakkında da bilgi veren Öğr. Gör. Hatice Dilhun Sukan, “Aslında bu çok yaygın bir spor. Dünyada hızlı yayıldı ve turnuvalar düzenleniyor. 2028’de olimpiyatlara girme hedefinde olan bir branş. Pickleball kolay oynanan bir spor. Türkiye’de de yaygınlaşmaya başladı. Üniversitelerde tanıtımı yapılıyor. Eğitmen eğitimleri veriliyor. Sadece fazla duyulan bir branş değil. Her yaşa hitap eden, cinsiyet ayrımı olmayan bir branş. Tekler ve çiftler olarak turnuvalar düzenlenebiliyor. Fiziksel aktivesi etkin bir oyun. Baba ile oğlunun oynayabileceği bir oyun diyebiliriz. En önemlisi sosyalleşmeye çok olumlu etkisi var. Muğla’da ilk defa bir organizasyon düzenlendi. Bizde derslerimizde verilmek üzere bir proje hazırlıyoruz. Muğla ve ilçelerinde yayılması için de projelerimiz olacak” diye konuştu.

Planlanan projelerle ilgili bilgi veren Sukan, “Öğrencilerimiz bu branşı çok sevdi. Her geçen gün adı duyuluyor ve ilgi artıyor. Hem öğrenmesinin kolay olması hem de eğlenceli olması sevilmesini sağlıyor. 19 Mayıs, 23 Nisan gibi özel günlerde bu branşın tanıtılması için turnuvalar planlıyoruz. Ayrıca kırsaldaki okullara gidip öğrencileri bu branşla tanıştırmayı hedefliyoruz. Gelecek vaad eden bir branş olduğu için öğrencilerime bu branşı öneriyorum. Hem öğrencilerimiz için hem de Muğla için güzel olacağını düşünüyorum” dedi.

Pickleball ile farkındalık oluşturacaklarını söyleyen MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi Hüseyin Karadağ, “Pickleball ile danışman hocamın yönlendirmesiyle tanıştım. Hocalarım benimle çok ilgilendi. Daha sonra yapabildiğimi gördüm. Bu branş beni hayata bağladı. Arkadaşlarıma bu branşı anlatıyorum. Her branşla ilgileniyorum ama Pickleballda kazandığımı görmek beni mutlu ediyor. Beni daha çok teşvik ediyor. Bu branşı neden engelli bireylere kazandırmayayım diye düşünmeye başladım. Ülkemizde hala içine kapanık, özel ihtiyaçlı bireyler var. İkinci günden itibaren ben yapabiliyorsam diğer engelli bireylere de bu işi aşılayabilirim diye düşündüm. Elimden geldiği kadarıyla ilerletmeye çalışacağım. Bu branşla Türkiye’de çok güzel bir farkındalık oluşturacağımıza inanıyorum” dedi.

Pickleball, iki oyuncunun veya dört oyuncunun, bir taraf topu geri veremeyene veya bir kural ihlali yapana kadar 34 inç yüksekliğindeki bir ağ üzerinde küreklerle delikli, içi boş plastik bir topa vurduğu bir raket veya kürek sporudur. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-sitki-kocman-universitesinde-pickleball-egitmen-egitimi-verildi/feed/ 0
Özgür Özel, Edremit’te: “Aksaray MHP Milletvekili ‘Simit Satsınlar’ Demiş. https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-edremitte-aksaray-mhp-milletvekili-simit-satsinlar-demis/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-edremitte-aksaray-mhp-milletvekili-simit-satsinlar-demis/#respond Tue, 26 Mar 2024 23:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23672

Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: ONUR BİNGÖL

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Edremit’te; “Aksaray MHP milletvekili, ‘Eskiden emekliler ek iş yapardı, simit satardı. Her şeyi devletten beklemesinler, simit satsınlar’ demiş. Çalıştılar, bu millet için didindiler, astsubaylar ölümü göze aldılar. Öğretmenler tebeşir tozu yuta yuta astım oldular. İş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları. Bu emeklilerin şimdi rahat etme zamanındayız. Almanya emeklisi Hans’ı yolluyor Edremit’e en güzel tatili yapıyor. Hasan amcaya MHP’liler ‘Simit satsın’ diyor. Emekliler bekleyin, o MHP’li milletvekiline de size hakkınızı vermeyen AKP’ye de 31 Mart’ta 16 milyon emekli Hanya’yı da gösterecek Konya’yı da” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Balıkesir’in Edremit ilçesinde miting yaptı. Özel’e; CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, CHP Balıkesir Milletvekilleri Ensar Aytekin ve Serkan Sarı, CHP Edremit Belediye Başkan Adayı Mehmet Ertaş, CHP Edremit İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş eşlik etti.

Özel, burada şunları söyledi:

“Bundan 5 yıl önce Balıkesir Büyükşehir Belediye seçiminde adayımız Ahmet Akın’dı. Allah var ya hepimiz biliyoruz, Ahmet Akın adım adım büyükşehir belediye başkanlığına gidiyordu. Sonra ittifak siyaseti gereğince Balıkesir’i istediler. Her yer olur da Balıkesir olmaz. Ama inanılmaz bir ısrar vardı. Dediler ki Balıkesir olmazsa ittifak olmaz. Herkes döndü, Ahmet Akın’ın yüzüne baktı. Ahmet Akın gırtlağı düğümlendi, gözü yaşlandı, partim içinse, ülkem içinse yaparım bu fedakarlığı dedi. Oradaydım ben. Hepimiz oradaydık. Bugün İYİ Partiye Balıkesir Büyükşehir bırakıldı. Israrla isteyen kişi İsmail Ok’tu. Ellerimizle Balıkesir Büyükşehir’i, Balıkesir’deki artık rant ve kibirli belediyecilikten bıkmış bu şehri aldığımız seçimi ellerimizle biz İsmail Ok’a verdik. İsmail Ok da aldı, hepimizin gözünün önünde AKP’ye verdi. Sonra gitti kendisi de AKP’ye geçti. Şimdi de ödüllendirildi. AKP’den milletvekili oldu. O günlerde CHP olarak üzerimize ne düşüyorsa yaptık. Biz yaptık, milletvekillerimiz yaptı, örgütümüz yaptı, belediye başkan adaylarımız yaptı, siz fazlasıyla yaptınız. 5 yıl geçti. 5 yıl boyunca hep şu konuşuldu. Bizim size borcumuz var. Bilhassa Ahmet Akın’a ve Balıkesir’e borcumuz var. Bu süreçte çok istedik ki bu borç Ankara’daki bir ittifakla, bir işbirliği ile Balıkesir’deki bu tarihi hesabı hep birlikte halledelim. Biz Ankara’da halledemedik, olmadı. Ama Ahmet’e o zaman söyledim. Bu Ankara’da olmaz ama Balıkesir’de, merkezde, Körfez’de, yukarılarda o insanlar öyle insanlar ki, öyle güzel insanlar ki, öyle vicdanlı insanlar ki Ankara’da belki olmaz ama Balıkesir’de sandığın başında vicdan ittifakı olacak, bunu göreceksin dedim.

“ANKETLERE GÖRE AHMET AKIN, SEÇİMLERİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR”

Seçimlere 5 gün var. Anketler yapılıyor. Anketlere göre Ahmet Akın, seçimleri önde götürüyor. Ancak birkaç puan farkla önde olmak bize rahat uyku uyutmaz. Halen daha Ahmet önde, arkasında mevcut başkan ama geçmişte birlikte olduğumuz dostlarımızdan halen başka partilere oy verenler var. Hem vallahi, hem billahi pazar akşamı görülecek o başka partilere verilen oyun sonucu seçim kazanmak değil ama Allah muhafaza bize seçim kaybettirebilir. Onun için buradan açık açık konuşmaya geldik. Çok net. Geçmişte birlikte olduğumuz güneş gözlü, gönlünde güneş olan iyi insanlar, geçmiş ittifak ortaklarımız. Balıkesir’i AKP yönetmesin diyen herkes. Eğer başka bir partiye oy verirseniz, Balıkesir’i AKP kazanır. Ama CHP’ye oy verirseniz, Balıkesir’i hep birlikte kazanırız, siz de kazanırsınız. Ben Balıkesir’in sosyal demokratlarından, milliyetçi demokratlarından, muhafazakar demokratlarından, Balıkesir’de yaşayan herkesten dürüst bir belediyecilik için, çalışkan bir belediyecilik için, cana yakın, halkın içinde gezen, birikmiş bütün sorunları çözmek için gün sayan, o günden bugüne de 5 yıl boyunca yaptıklarıyla, projeleriyle, bugün göreve son derece hazır, son derece motive ve insan ilişkileriyle de gerçek bir belediye başkanını, Ahmet Akın kardeşimi Edremit’e emanet etmeye geldim.

“BU MİLLET PAZARTESİYE BIRAKMAYACAK, PAZAR GÜNÜ SENİN ALNINI KARIŞLAYACAK”

Balıkesir’de o kadar çok birikmiş sorunlar var ki. En önemlisine en son değineceğim ama Balıkesir Ahmet Akın’ın uzmanlık alanına giren birçok sorunla boğuşuyor. Başta arıtmalar, enerji sorunundan dolayı varsa çalışmıyor, körfez kirleniyor, yazın salgın hastalık riski oluyor. Gündüz denize giren çocuklar akşam kusma ve bulantı ile hastanelere gidiyor. Bu körfeze çok yanlış bir şey yapılıyor. Ahmet Akın’ın bu konudaki bütün projeleri hazır. Sizlerle de paylaşıyor. Finansmanını halletti. Ahmet Akın geldiğinde körfezdeki atık su sorununu, arıtma sorununu, eksik arıtma sistemleri sorununu, enerjiden kaynaklı bertaraf sorunlarının tamamını Ahmet Akın hızla halledecek. Hava kirliliğinde Balıkesir Türkiye altıncısı. Hava kirliliğine bağlı ölümlerde Türkiye beşincisi. Su kirliliğinde Türkiye altıncısı. Bir belediye ki en önemli iki işlevini terk etmiş durumdadır. Bu noktada Balıkesir hak ettiği bir belediyeciliğe Ahmet Akın ile birlikte hızla ulaşacak. Ulaşım ile ilgili sorunlar ve diğer temel belediyecilik meselelerini teker teker çözecek ama bir vaadini çok önemsiyorum. Bu konuda o yarışmadan sadece Balıkesir değil bütün Türkiye karlı çıkacak. Ahmet Akın diyor ki ‘Balıkesirliler en temiz suyu, Marmara Bölgesi’nde en ucuza kullanacaklar’ diyor. Hadi bakalım görelim. Balıkesir’in en önemli sorunlarından bir tanesi de yöneticinin Ahmet Akın gibi herkese yakın, cana yakın biri olmak yerine kibirli, küstah ve son derece tehditkar birisi olması. Dün Balıkesir’deki iş adamlarına, sanayi ve ticaret odasının üyelerine, yöneticilerine tehditler savurmuş. Demiş ki ‘Cumaya kadar mühlet veriyorum, tutumunuzu değiştirmezseniz, beni desteklemezseniz, bu şehrin bir hesabı var, pazartesi hesap sorarım’. Balıkesir işgal ordularına teslim olmamış bir şehirdir. Balıkesir ne kabadayılar, ne ucuz kabadayılar görmüştür. Ama bu Balıkesir ne Ahmet, ne Edremit, ne Balıkesir senin gibi kaybetmenin telaşındaki birinin tehditlerine pabuç bırakmaz. Bu millet pazartesiye bırakmayacak, pazar günü senin alnını karışlayacak.

“KIŞLIK SARAYA, YAZLIK SARAYA PARA VAR. 1500 ODALI SARAYDA 5 MAAŞLI YANDAŞLARA PARA VAR, EMEKLİYE GELİNCE PARA YOK”

Ben 1,5 ay önce emeklileri davet ettiğimde, ‘Emekliler Özgür Efendi sizi kışkırtıyor’ diyordu. Diyordu ki ülke yüzde 4,5 büyüdü, herkesin keyfi yerinde. Sonra diğer liderler de konuştu. Köşe yazarları yazdı, gazeteler bastı. Televizyonlar yayınladı. Artık herkes emeklinin sesini duydu. Ne oldu şimdi, önce bir çalışma yapacağım dedi. Grup başkanvekilleri ‘Cumartesi günü Ankara’yı bekleyin’ dedi, olmadı ‘Pazar İstanbul mitingini izleyin’ dediler, şimdi çıkmaz ayın son perşembesine ertelediler. Beşli çeteye para var. Saray müteahhidine, yandaşa para var. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, yazlık saraya para var. 1500 odalı sarayda 5 maaşlı yandaşlara para var, emekliye gelince para yok. Emekliler mademki para yok, 31 Mart’ta AK Parti’ye oy yok. Hep beraber sesimizi duyuracak mıyız? Emekliye acımayana sandıkta acıyacak mıyız? Hesabı soracak mıyız? Siz böyle yaparsanız, işte o zaman gerisini onlar düşünsün. Onlar emeklileri küçük görüyorlar, hakir görüyorlar. Yukarıdan bakıyorlar. O küçücük şeyler ömürleri çalışma ile geçmiş birer karıncalar. Karıncalar birlikte olursa, yan yana durursa, peş peşe yürürse, küçük küçük karıncaların yapamayacağı iş, taşıyamayacağı yük, kazanamayacağı savaş yoktur. Ben ömrü çalışmakla geçmiş kahraman karıncalara diyorum ki sizi ezdirmeyiz, karıncanın kardeşi var, o da CHP’dir. Sadece emekliler değil elbette, alnının terini toprağa damlatan, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun, çocuğunun rızkını çıkaran, zeytinciler, çiftçiler var burada. 19 lira oldu mazot, 4 liradan geçen sene perişan olduğunuzu, düşüreceğim dedi, mazotu 44 lira yaptı. Yata, kotraya, gemiye, gezinti teknesine, ÖTV’siz veriyor, size 44 liraya mazot veriyor. Destekleme hakkınızı yüzde 1 hakkınız, 260 milyar, 80’nini veriyor, 170’ini yandaşlara dağıtıyor. Zeytine, tane zeytine prim diyoruz, sesimizi duymuyor. Suriye’den gelen ucuz zeytinyağları ile piyasayı bozuyor. Kötü yıllarda fiyat yükseliyor ama üretici hiçbir zaman mutlu olmuyor. Biz çiftçi olsun, işçi olsun, emekçi, emekli olsun. Siftahsız esnaf olsun, ayın sonunu getiremeyen herkesin yayındayız, bundan sonra da hep birlikte olmaya devam edeceğiz.

“EMEKLİNİN, ASTSUBAYIN, ATANAMAYAN ÖĞRETMENİN, STAJ MAĞDURUNUN, ÇİFTÇİNİN GÜNDEMİNİ ASLA UNUTTURMAYACAĞIZ”

1 Nisan’dan sonra yerel seçim gündemi geçecek ama emeklinin gündemi, astsubayın gündemi, atanamayan öğretmenin gündemi, staj mağdurunun gündemi, çiftçinin gündemini asla unutturmayacağız. Meydanlara alıştık, hep beraber meydanlarda olacağız, hakkımızı söke söke alacağız. Şimdi bir yandan da emeklilerle ilgili son bir şeyi söyleyeyim. Sonra biraz yerel seçimle kapanışı yapalım. Aksaray MHP milletvekili, Cumhur İttifakı’nın milletvekili demiş ki ‘Eskiden emekliler ek iş yapardı, simit satardı. Her şeyi devletten beklemesinler, simit satsınlar’ demiş. Çalıştılar, bu millet için didindiler, astsubaylar ölümü göze aldılar. Öğretmenler tebeşir tozu yuta yuta astım oldular. İş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları bu emeklilerin şimdi rahat etme zamanındayız. Almanya emeklisi Hans’ı yolluyor Edremit’e en güzel tatili yapıyor. Hasan amcaya MHP’liler simit satsın diyor. Emekliler bekleyin, o MHP’li milletvekiline de size hakkınızı vermeyen, AKP’ye de 31 Mart’ta 16 milyon emekli Hanya’yı da gösterecek Konya’yı da.

“BAŞKA PARTİYE OY VERİLİRSE AKP KAZANIR. CHP’YE OY VERİLİRSE AHMET KAZANIR”

Karşımızda daha dün iş adamlarını tehdit eden korku ittifakının adayı var. Biz umudun adayıyız. Biz umut ittifakıyız. Biz güzel sözün, biz hizmetin, biz yüzleri güldürmenin adayıyız. Karşımızda Hüda-Par ile kol kola girmiş, MHP ile her geçen gün biraz daha tehdit eden, biraz daha insanların huzurunu kaçıran korku ittifakına karşı biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı sadece sosyal demokratlardan değil Türkiye ittifakı milliyetçi demokratlardan, haram ve yalandan bıkmış muhafazakar demokratlardan, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile bu milleti oluşturan herkesten oluşur. Türkiye ittifakı milli takım gol atınca ayağa kalkan herkestir. Türkiye ittifakı Filenin Sultanları şampiyon olunca gözyaşı döken herkestir. Türkiye ittifakı gücünü milletinden, renklerini ay yıldızlı şanlı bayrağımızdan alır; kırmızı beyaz, en büyük Türkiye. Mehmet Ertaş kazanacak Edremit kazanacak. Ahmet Akın kazanacak, Balıkesir kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Ben Balıkesir’deki herkesi artık bu yönetim değişsin, yüzler gülsün, elimizden tutsun, yüzümüzü güldürsün diyen herkesi bir başka partiye değil, başka partiye oy verilirse AK Parti kazanır. CHP’ye oy verilirse Ahmet kazanır. Ahmet kazanınca herkes kazanır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-edremitte-aksaray-mhp-milletvekili-simit-satsinlar-demis/feed/ 0 Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Hizmet Seferberliği Başlatacak https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-hizmet-seferberligi-baslatacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-hizmet-seferberligi-baslatacak/#respond Tue, 26 Mar 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23620 Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Bodrum’dan Turgutreis’e kadar her mahallede bir “hizmet seferberliği” başlatacaklarını söyledi.

Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Denizli’deki Ege Bölge Turnuvasına giden Kerem Aydınlar Ortaokulu voleybol takımını uğurladı. Genç sporculara başarı dileklerini ileten Tosun, 31 Mart’tan itibaren Bodrum’da spor ve gençlik projelerini art arda hayata geçireceklerini söyleyerek “Bodrum’un yokluk zamanlarında çocukluğunu ve gençliğini yaşamış bir ağabeyiniz olarak sizin beklentilerinizi, sorunlarınızı çok iyi biliyor ve anlıyorum. Bodrum gençliği için birlikte çok güzel işlere imza atacağız, sizlere bunun sözünü gönül rahatlığıyla veriyorum. Sadece okullarınızın değil, yaşadığınız mahallelerin de ihtiyaçlarını adım adım karşılayacağız. Gençliği, yaptığımız her işin merkezine koymak zorundayız çünkü Bodrum’un geleceği sizlersiniz. Kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz, eğitimden spora, bilişimden sanat ve kültür faaliyetlerine kadar her alanda sizi mutlu edecek işler yapacağız” dedi.

Bodrum’un dokusuna uymayan projelere geçit yok

Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun daha sonra Çarşı merkezinde esnafla bir araya geldi. Bodrum Emlak Müşavirleri Derneği’ni de ziyaret eden Tosun, Dernek Başkanı Ömer Yetgin ve üyelerinden belediyeye dair beklentilerini aldı, Bodrum’un her geçen gün silüetini bozan vahşi ve plansız yapılaşmaya dair yapacaklarını anlattı.

Kadim medeniyetler şehri Bodrum’un tarihi ve doğal güzelliklerinin, kontrolsüz yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını söyleyen Tosun, “Önümüzdeki dönemde bölgemizdeki yapılaşmanın onaylı imar planları çerçevesinde, yüksek nitelikli ve yöre mimarisine uygun olmasını hedefliyoruz. Bodrum Belediyesi bünyesinde kuracağımız ‘Proje Estetik ve Değerlendirme Komisyonu’ ile Bodrum’un mimari estetiğini, doğasını, dokusunu ve sürdürülebilir turizme uygun yapılaşma tarzını koruyacağız” diye konuştu.

Gündoğan, Yalıkavak ve Türkbükü’nde hizmet seferberliği başlatacağız

Mehmet Tosun, daha sonra Gündoğan’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Esnafla dertleşen ve Gündoğan’ın su, altyapı ve ulaşım sorunları ile ilgili çözümlerini anlatan Tosun, Hekimköy, Yalıkent ve Sahil Sitelerinde site yöneticileri ve sakinleri ile bir araya geldi. Gündoğan ziyaretlerinde, site sakinleri belediyenin siteleri görmediğini ve en temel hizmetlerden dahi mahrum bıraktığını dile getirerek; çöp toplama, yol, şehir içi ulaşım başta olmak üzere pek çok konuda şikayetlerini dile getirdi.

Özellikle son yıllarda arıtma tesisi ve kanalizasyon sorunu yaşayan Yalıkavak Gündoğan ve Türkbükü mahallerinde bir “hizmet seferberliği” başlatacaklarını söyleyen Mehmet Tosun da “Yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde kapasiteye uygun arıtma tesisleri yaparak deniz kirliliğinin önüne geçmemiz şart. Sitelerden ana yola yeni ulaşım bağlantıları yapacağız. Bu konuda Bakanlıklar ve Büyükşehir nezdinde çalışma başlatacağız. Yaşadığınız sorunları çok iyi biliyorum. Bu bölgelerin birikmiş altyapı, kanalizasyon ve yol sorunlarını çözeceğiz. Ayrıca görev süremiz içerisinde tüm mahallelerimizin altyapı ve kanalizasyon problemlerinin çözümü konusunda proje üreteceğiz, sorunun değil çözümün bir parçası olacağız.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Tosun, Gündoğan ziyaretlerinin ardından Bodrum Çarşı Mahallesi’nde düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada da vatandaşlara seslenen Tosun, Çarşı’nın ve Kumbahçe sahilinin yeniden düzenleneceğini müjdeleyerek “Burası eskiden olduğu gibi yine Bodrum’un en nezih, en temiz, en hareketli turizm lokasyonu olacak. Size bunun sözünü veriyorum” dedi. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-bodrum-belediye-baskan-adayi-mehmet-tosun-hizmet-seferberligi-baslatacak/feed/ 0
Nurullah Genç: Şiirin hayattaki yeri yılda bir günden ibaret olmamalı https://www.haber60.com.tr/nurullah-genc-siirin-hayattaki-yeri-yilda-bir-gunden-ibaret-olmamali/ https://www.haber60.com.tr/nurullah-genc-siirin-hayattaki-yeri-yilda-bir-gunden-ibaret-olmamali/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:45:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23568 “Yağmur”, “Rüveyda”, “Denizin Son Martıları”, “Gül ve Ben”, “Yankı ve Hüzün”, “Çiçekler Üşümesin” adlı eserleri kaleme alan şair ve yazar Nurullah Genç, “Şiir okumadığım gün kalbim acıyor gibi hissediyorum. Mutlaka şiirle hemhal olmam lazım.” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.

Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Şiirin hayatındaki önemini, edebiyat-kültür-medeniyet ilişkisini ve gelecek nesillerden beklentilerini AA muhabirine anlatan Genç, şiirin hayattaki yerinin yılda bir günden ibaret olmaması gerektiğini belirterek, “Dünya Şiir Günüymüş. ‘Ben bir de şiiri hatırlayayım.’ filan diyebileceğimiz bir şey değil şiir. Dolayısıyla bu günlerle alakalı zaman zaman eleştirilerimi de dile getiriyorum. Yani insanlara değişik halleri için birer gün ayıran dünyanın, diğer günlerde o ayırdığı günle ilgili anlamı unutturmasını ben kabullenemiyorum.” diye konuştu.

Nurullah Genç, insanın her gün şiir okuması ve şiirle iç içe olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Sözü katmanlandırdığımız, tabakalandırdığımız zaman şiirin nerede olduğunu görüyoruz. Sözün üstünde kelamıkibar, kelamıkibarın üstünde de şiir vardır. Şiirin üstünde hadis, hadisin üstünde Allah kelamı vardır. Dolayısıyla şiir zaten mukaddes sözdür yani ayet ve hadisin hemen altında yer alır. Bizim şiirimiz, inandığımız şiir böyledir. Dolayısıyla siz bu kadar önemli bir söz katmanını, şiiri yılda bir güne mahkum ederek değerlendirmemelisiniz. Anmak açısından olabilir yani bir gün şiirle alakalı kutlamalar yapıp, insanlara şöyle seslenebilirsiniz, ‘Kalan 364 gününüzü şiirle doldurun, şiiri unutmayın, şiir şöyle bir şeydir, şöyle bir faydası vardır.’ diye bir günlük bir kutlama programı yapabilirsiniz. Ama yılda bir gün şiir günü olmamalı diye düşünüyorum.”

“Şiir okumadığım gün kalbim acıyor”

Hemen her gününün şiirle geçtiğini, çocukluğundan bu yana iç dünyasında şiirle yaşadığını vurgulayan Genç, 9-10 yaşlarındayken yirminin üzerinde şiir ezberlediğini dile getirdi.

Genç, kendisinden bir parça gibi gördüğü şiirle iç içe olduğunun altını çizerek, “Şiir okumadığım gün kalbim acıyor gibi hissediyorum. Mutlaka şiirle hemhal olmam lazım.” ifadelerini kullandı.

Şiirin kelimelerden tasarruf, anlamdan çoğaltma olduğunun altını çizen usta şair, şöyle devam etti:

“Kelimelerden tasarruf ederken anlamı çoğaltabiliyorsanız şiirin dünyasına girmişsinizdir demektir. Yani en az kelimeyle en yüksek anlama ulaştığınızda şiir doruğa ulaşır çünkü buna ihtiyaç vardır. Yani bir meseleyi anlatmak için uzun uzun, dakikalar dolusu, saatler boyu konuşmanız gerekmez her zaman. Buna zaman da imkan da müsait olmaz. Kişinin kendi hafızası, bunu gerçekleştirme durumu da müsait olmayabilir. Dolayısıyla şiir aslında o kadar büyük bir imkan ki, bir şiir beytiyle herhangi bir insana herhangi bir konuda mesaj verebilirsiniz. Siz divan edebiyatından bir beyitle insanlara, o anda belki ciltler dolusu kitap okumayla elde edebilecekleri bir anlamı, o tasarruf edilmiş kelimelerle ama çoğaltılmış anlamla o anda ulaştırabilirsiniz.”

Nurullah Genç, şiirin mesajı, ilhamı, sevgiyi, hissi, duygu ve bilgiyi ihtiva ettiğine işaret ederek, “Bunları şiir metniyle alabilirsiniz ve şiir metniyle başkalarına ulaştırabilirsiniz. Şiir bu manada çok önemli bir imkandır. Bundan haberdar olmayan kişilerin kaybı var diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Anlam ya da sanat değeri itibarıyla şiirin edebi türlerin şahı olduğunu vurgulayan Genç, şunları söyledi:

“Edebiyatın kendi anlamından yola çıkarsak da yine böyledir. Edebiyat, edep kökünden türer. Edep ölçülülük, ölçülü davranmak demektir ve hayatımızın tamamını kuşatır. Mesela ticarette ölçü, hakkıyla satın almaktır ya da bir ürünü hakkıyla hak ettiği şekilde satmaktır. Adaletin ölçüsü her iki tarafın da adil bir şekilde değerlendirilerek, kararın adil bir şekilde verilmesidir. Adaletin edebi budur. Yüzün edebi tebessümdür, kalbin edebi muhabbettir. Edep hayatımızın her tarafını kuşatır ve ölçülülük demektir. O zaman edebiyatta ölçülülük yani kelamda ölçülülük edebiyatsa, kelamda ölçülülüğü bize en güzel öğreten de şiirdir. Nesirden daha fazla öğretir ölçülülüğü. Mesela rastgele bir metni şiir olarak yazamaz, sunamazsınız. İster serbest, ister aruz, ister hece olsun belirli ölçüleri vardır. O ölçülere uymadığınızda metin, şiir metni olmaktan çıkar. Dolayısıyla edebiyatın edep yanını yani ölçü yanını bize en çok hissettiren alan olduğu için de şiir, edebi türleri içerisinde birinci sıradadır.”

“Bizim şiir geçmişimiz ihtişamlıdır”

Nurullah Genç, çocukluğunun geçtiği odada divan edebiyatından örneklerin okunarak izah edildiğini belirterek, “Bizim şiir geçmişimiz ihtişamlıdır. Ancak cumhuriyetle birlikte dumura uğrayan kültür, irfan aktarımı, medeniyetimizin gelecek nesillere aktarılmasında yaşadığımız kırılganlık kopukluk şiirimize de yansımıştır.” dedi.

Özellikle Batılılaşmanın, Batıya ve Batı şiirine hayranlıkla ön plana çıkmasıyla divan edebiyatının tu kaka edilerek üstünün örtüldüğünü aktaran Genç, “Batı’dan ilham alınarak yazılan yeni şiir, maalesef edebiyatın o edep sıfatını da aşarak, ölçüyü bozarak bizim şiirimizi bir anlamda tarumar eyleme noktasına ulaştırılmıştı. Bu nedenle mana itibarıyla Müslüman olan bir milletin, İslam medeniyetinin içinde yaşayan insanların, sözün katmanlarında en üste koyduğumuz Allah kelamını ve Peygamberimizin hadislerini devre dışı bırakıp sadece şiire yönelmeleri düşünülemez.” değerlendirmesinde bulundu.

Müslüman milletin şiiri nasıl yazması gerektiğine dair ölçülerin Kur’an-ı Kerim’de de yer aldığını kaydeden Genç, şu bilgileri verdi:

“O ölçüler ters yüz edilerek şiirimiz yeniden harmanlanmaya çalışıldığı ve köklerinden de koparıldığı için milletimizin değerleriyle örtüşmeyen bir şiir anlayışı maalesef ön plana çıkmıştır. Fakat inşallah milletimiz kendi özüyle medeniyetiyle bütünleşmeye, nesillerimiz geçmişimizi, tarihimizi ve şiirimizin eski ihtişamını öğrenmeye devam ettikçe gelecekte çok daha güzel şiirler yazacak insanlarımız olacaktır.”

“Kendimi bir medeniyete ait hissederek şiir yazdım”

Ayrım gözetmeksizin bütün ekolleri, okulları, şairleri, dünya edebiyatını, geçmişi ve bugünü okumaya çalıştığının altını çizen Genç, “Bugüne kadar kendimi herhangi bir ekole ait görerek şiir yazmadım. Fakat ben kendimi bir medeniyete ait hissederek şiir yazdım. Bu medeniyet bizim kalp, gönül medeniyetimizdir, İslam medeniyetidir.” şeklinde konuştu.

Şiirlerini kaleme alırken Ka’b Bin Zuheyr, Hassan Bin Sabit, İmam Busiri, Nabi ve Fuzuli’nin bugüne ulaşmış şiirleriyle açtığı yoldan, bu yolu genişleterek ve büyüterek yürümeye çalıştığını kaydeden Genç, “Bizim medeniyet yolumuzun dışındaki bir yoldan ya da ekolden yola çıkarak şiir yazmayı hiçbir zaman düşünmedim. Mühim olan var olanı, bugüne geleni geliştirerek yeni nesillere aktarmaktır.” dedi.

Prof. Dr. Nurullah Genç’in “Tutkular Keder Oldu”, “Yollar Dönüşe Gider” ve “İntizar” romanlarının yanı sıra şiirleriyle aynı adı taşıyan “Yağmur”, “Rüveyda”, “Denizin Son Martıları”, “Siyah Gözlerine Beni de Götür”, “Gül ve Ben”, “Yankı ve Hüzün”, “Çiçekler Üşümesin”, “Aşk Ölümcül Bir Hülyadır”, “Hüznün Lalesidir Dünya” ve “Birkaç Deli Güvercin” gibi şiir kitapları bulunuyor.

Şiirleri pek çok ödül alan ve usta ses sanatçıları tarafından seslendirilen Genç, akademik çalışmaları, verdiği eğitimler, danışmanlık hizmetleri, seminerler ve konferansların yanı sıra ödüllü profesyonel fotoğraflarıyla da tanınıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nurullah-genc-siirin-hayattaki-yeri-yilda-bir-gunden-ibaret-olmamali/feed/ 0
Küresel Piyasalarda Belirsizlikler Risk İştahını Törpülüyor https://www.haber60.com.tr/kuresel-piyasalarda-belirsizlikler-risk-istahini-torpuluyor/ https://www.haber60.com.tr/kuresel-piyasalarda-belirsizlikler-risk-istahini-torpuluyor/#respond Tue, 26 Mar 2024 06:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23498 Küresel piyasalarda, haftanın ikinci yarısında açıklanacak veriler ve önemli merkez bankalarının gelecek dönem politikalarına yönelik belirsizlikler risk iştahını törpülüyor.

Fed’in, bu yıl başlaması beklenen faiz indirimlerinin zamanı ve hızına ilişkin belirsizlik devam ederken, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin dünkü sözle yönlendirmelerindeki temkinli ton pay piyasalarında satış baskısının güç kazanmasına yardımcı oldu.

Dün, Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, bu yıl sadece bir faiz indirimi beklediğini belirterek, hala Kovid-19 salgını ekonomisinde olunduğunu, ekonomi ve enflasyonunun kademeli yavaşlamasını beklediğini aktardı.

Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de bu yıl 3 faiz indiriminin düşüncesine uygun olduğunu ifade etti. Hikayenin temelden değişmiş gibi görünmediğini belirten Goolsbee, ancak enflasyon konusunda kaydedilen ilerlemenin düşüşte olduğunun görülmesi gerektiğini dile getirdi.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook ise Fed’in ekonominin bazı kesimlerinde enflasyonun yavaşlaması için daha fazla zaman tanımak amacıyla faiz oranlarını düşürürken temkinli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Analistler, Fed yetkililerinin temkinli sözle yönlendirmelerinin ardından para piyasalarında bankanın ilk faiz indirimine gitme ihtimalinin haziranda yüzde 70’e gerilediğini bildirdi. Bu dönemde Fed’in faiz indirimine gitme ihtimali banka yetkililerinin açıklamalarından önce yüzde 75’te bulunuyordu.

Hafta boyunca Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerinin yanı sıra yoğun veri gündeminin de takip edileceğini belirten analistler, özellikle büyüme verileri ile Fed’in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı kişisel tüketim harcamalarının bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin sinyaller verebileceğini aktardı.

Öte yandan, ABD’de dün açıklanan verilere göre ise ABD’de yeni konut satışları, şubatta aylık bazda yüzde 0,3 azalışla 662 bine gerilerken piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.

ABD’de geçen ay satışa çıkan yeni konutların medyan satış fiyatı yıllık bazda yaklaşık yüzde 7,6 düşüşle 400 bin 500 dolara inerek 2,5 yılın en düşük seviyesini kaydetti.

Söz konusu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi dün 5 baz puanlık artışla günü yüzde 4,25 seviyesinden tamamlarken, şu sıralarda yüzde 4,24’te bulunuyor.

Altının ons fiyatı, 2 bin 172 dolarla zirvesine yakın seyrederken, dolar endeksi önceki kapanışının hemen altında 104,2 seviyesinde bulunuyor.

Jeopolitik risklerin yanı sıra OPEC+’ın üretim kesintilerine devam edebileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeyi sürdürüyor. Brent petrolün varil fiyatı dün yüzde 1,2 artışla 86,1 dolardan günü tamamlarken, şu dakikalarda da önceki kapanışının hemen üzerinden işlem görüyor.

Dün, New York borsasında, Nasdaq endeksi yüzde 0,27, S&P 500 endeksi yüzde 0,31 ve Dow Jones endeksi de yüzde 0,41 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de negatif bir seyirle başladı.

Avrupa borsalarında dün karışık bir seyir öne çıkarken, bölgede merkez bankası yetkililerinin sözle yönlendirmeleri ve makroekonomik veri gündemi yatırımcıların odağında bulunmaya devam ediyor.

Dün, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Baş Ekonomisti Philip Lane, ECB Yönetim Konseyi’nin olası faiz indirimine ilişkin genişleyen bir uzlaşmanın olduğunu söyleyerek, ücret artışlarının yavaşladığına ilişkin güveninin arttığını ifade etti.

Öte yandan, Avrupa Birliği (AB), Apple, Alphabet ve Meta’nın Dijital Piyasalar Yasası kapsamındaki kurallara uyup uymadıklarını belirlemek üzere soruşturma başlattığını duyurdu.

Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,17 gerilerken, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,86 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,30 değer kazandı. Fransa’da CAC 40 endeksi ise yatay seyirle günü tamamladı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise negatif bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında da negatif seyir öne çıkarken, Güney Kore’de Kospi endeksinin son iki yılın zirvesini test etmesi dikkati çekti.

Küresel pay piyasalarında düşen risk iştahı Asya pay piyasalarında da etkili olurken, Japonya’da çekirdek enflasyon yüzde 2,3 artışla beklentilerin altında kaldı.

Öte yandan Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki bugün yaptığı açıklamada, yendeki zayıflığı dizginlemek için herhangi bir önlemi göz ardı etmeyeceklerini dile getirdi.

Zayıf yenin ekonomi için olumlu ve olumsuz yanlarının olduğunu aktaran Suzuki, fakat aşırı oynaklığın ticari operasyonlar için belirsizliği artırdığını vurguladı.

Düşüş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyan dolar/yen paritesi, şu sıralarda önceki kapanışının hemen altında 151,5 seviyesinde bulunuyor.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 değer kaybederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 artış kaydetti. Kospi endeksi gün içerinde 2.779 puanın üzerine çıkarak son iki yılın en yüksek seviyesini test etti.

Yurt içinde dün dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,90 değer kaybıyla 9.029,38 puandan tamamladı.

Dolar/TL, dün alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,4 üzerinde 32,1469’dan tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,1730 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Almanya’da Gfk tüketici güven endeksi, ABD’de dayanıklı mal siparişleri, konut fiyat endeksi, tüketici güven endeksi ve Richmond Fed Sanayi Endeksi verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.000 ve 8.900 seviyelerinin destek, 9.200 ve 9.350 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Almanya, nisan ayı Gfk tüketici güven endeksi

15.30 ABD, şubat ayı dayanıklı mal siparişleri

16.00 ABD, ocak ayı konut fiyat endeksi

17.00 ABD, mart ayı New York Fed tüketici güven endeksi

17.00 ABD, mart ayı Richmond Fed Sanayi Endeksi

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuresel-piyasalarda-belirsizlikler-risk-istahini-torpuluyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Kilis’te AK Parti ile kafa kafaya yarışıyoruz https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kiliste-ak-parti-ile-kafa-kafaya-yarisiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kiliste-ak-parti-ile-kafa-kafaya-yarisiyoruz/#respond Mon, 25 Mar 2024 15:42:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23384 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis’te düzenlenen mitingde sağanak yağmurun altında yaptığı konuşmada, anket sonuçlarına bakıldığında Kilis’te AK Parti ile kafa kafaya yarıştıklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Özel, Cumhuriyet Meydanı’nda sağanak yağmur altında yaptığı mitingde konuştu. Özel, Kilis’in kendileri için bambaşka bir değeri bulunduğunu ifade ederek, “Suriye sınırında hepimizin adına sınırı bekleyen oradaki ve buradaki askerlerimizle, gün olur havan atarlar burada verdiğimiz sivil şehitlerimizle. Belki evlerimizden çok uzakta ama kalplerimize çok yakında. Yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan mert insanlar, yiğit insanlar hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün buraya geldik, havaalanında hava günlük güneşlikti. Yaklaşırken haberler gelmeye başladı. Çok yağmur yağıyor diye, hatta dediler ki açık bir alandan kapalı bir yere mi alsak. İl başkanım, belediye başkanı adayım dediler ki ‘Kilis o kadar çok bekledi ki bu günü, ne kadar yağsa da yağsın berekettir, bereketinizle geldiniz'” dedi.

Kilis’in boynu bükük olduğunu söyleyen Özel, “Kilis sahipsizdir. Kilis üç dört tane Adalet ve Kalkınma Partili siyasetçinin kendi içinde makamlarını döndürdüğü, başka kimseye alan bırakmadığı, ikisi milletvekili, biri belediye başkanı. Kilis’te sanki 5 kişi varmış da Kilis’in her işini onlar biliyormuş da, sürekli aynı kişiler arasında bir siyaset dönüyor. Bizim il başkanımız, ilçe başkanımız, yöneticiler, kadın kolları, hepsi birden dedi ki, ‘Hakan’ı aday yapalım. Kilis’te bambaşka bir şey olur.’ İnşallah dedik. Hakan’ımızı aday yaptık. Geldi çalışmaya başladı. Her anket daha iyiye gidiyor. AK Parti’den oy var neden, AK Partililer artık geçmişten beri aynı kişileri taşımaktan bıkmış. Ne kurucu il başkanının ne de mevcut adayın Kilis’e yatırım getirmediğini, Kilisli’nin derdine deva olmadığını biliyor” dedi.

“Yarış kafa kafaya”

“Burada seçimi almak için kafa kafaya yarışıyoruz” diyen Özel, “Tayyip Erdoğan Gaziantep’te miting yapmadı, anketi gördü ve Kayseri’den Kilis’e geldi. Kilis’in artık Hakan gibi birisini istediğini gördüler. Geldi burada Kilis’in derdini konuşmadı, Kilis’in sorunlarını nasıl çözeceğini konuşmak yerine bu meydanda İstanbul seçimlerini konuştu” ifadelerini kullandı.

Kilis’teki CHP seçmenine çağrı yapan Özel, “Öğrenilmiş çaresizlik diye bir şey var. Sakın AK Parti gelmesin, zaten CHP gelmez, MHP’ye mi versem? Aman ha. O günler geçmişte kaldı. Efendim MHP gelmesin, AK Parti’ye vereyim. Sakın ha. O günler geride kaldı” şeklinde konuştu.

Anketlere vurgu yapan Özel, şunları söyledi:

“Ankette kafa kafayayız. 1 puan değil, yarım puanın yarısı var. Eğer CHP’liler partilerine sahip çıkarsa artık yorgun AK Partililer bu duruma bir sarı kart gösterip partilerinden adaylara göre Kilis’i çok daha iyi temsil edecek Hakan’a oy verirlerse bu seçim kazanılacak.”

Özel, “Hakan Bilecen kardeşimi belediye başkanı seçerseniz, iki tane omzu var. Bu kardeşimin sağ omzunun üzerinde Mansur Yavaş’ın eli eksik olmayacak, bu omzunu boş bırakmayacağız. Sol omzunun üzerinde de Ekrem İmamoğlu’nun eli olacak. Peki sen ne yapacaksın genel başkan olarak. İlk günden son güne tam arkasındayım. Bu aslanım burada tarih yazacak. Hakan’a tam destek bekliyorum” diye konuştu. – KİLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kiliste-ak-parti-ile-kafa-kafaya-yarisiyoruz/feed/ 0
Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan Adayı Belgin İba ve diğer siyasi parti temsilcileri Balkan Şehitlerini Anma Günü’nü anlattı https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-edirne-belediye-baskan-adayi-belgin-iba-ve-diger-siyasi-parti-temsilcileri-balkan-sehitlerini-anma-gununu-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-edirne-belediye-baskan-adayi-belgin-iba-ve-diger-siyasi-parti-temsilcileri-balkan-sehitlerini-anma-gununu-anlatti/#respond Mon, 25 Mar 2024 15:18:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23365 Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan Adayı Belgin İba, 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin yaptığı fedakarlıkların hiçbir zaman unutulmayacağını vurguladı.

İba, mesajında, medeniyetler şehri Edirne’nin, 1912 yılında Balkan Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı giriştiği Balkan Savaşı’nda Mehmet Şükrü Paşa’nın kumandasında 155 gün boyunca kahramanca savunulmasına rağmen, 26 Mart 1913’te işgal edildiğini hatırlattı.

Türk milletinin Balkan Savaşı’nda büyük fedakarlık gösterdiğini ifade eden İba, şunları kaydetti: “Bugünkü varlığımızı yurdunu savunmak için şehit olan milletimize ve askerlerimize borçluyuz. Sarayiçi’nde esir tutulan birçok askerimiz, sivilimiz ve çocuklarımız günlerce hayatta kalma mücadelesi vermiş, en sonunda teslim olmak zorunda kalmışlardır. Allah bir daha milletimize, devletimize böyle acı günler yaşatmasın.Edirne’nin tarihine unutulmaz iz bırakan Balkan Savaşları’nın yıl dönümü vesilesiyle Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Edirne uğruna canlarını feda eden tüm şehitleri şükran ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.”

AK Parti Edirne İl Başkanvekili Aydoğan Akıncı

AK Parti Edirne İl Başkanvekili Aydoğan Akıncı, 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türkiye’nin en huzurlu şehirlerinden biri olan Edirne’nin tarihinin şan ve şerefle dolu olduğunu belirtti.

Akıncı, mesajında, 26 Mart’ta gerçekleşen işgal sonucunda binlerce askerin ve sivilin açlık ve zor koşullar nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade etti.

Serhat şehri Edirne’nin 21 Temmuz 1913’te yeniden kazanıldığını vurgulayan Akıncı, bu önemli tarihi olayı hatırlatarak, şehrin kurtuluşunu anmanın önemine dikkat çekti.

26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü’nün Türk milletinin birlik ve beraberliğine güç katmasını temenni eden Akıncı, şu ifadeleri kullandı: “Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız, milletimiz ve bayrağımız uğruna canını feda eden tüm aziz şehitlerimizi 26 Mart Balkan Şehitleri Anma Günü vesilesiyle rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.”

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Sinan Tekin

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Sinan Tekin, 26 Mart Balkan Şehitleri Anma Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, Edirne’nin tarihinin en acı günlerinden biri olan 26 Mart 1913’ü hatırlattı.

Tekin mesajında, o tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış şehirler sultanı Edirne’nin Bulgar işgaline maruz kaldığına dikkat çeken Tekin, şehrin o günlerde yaşadığı acıları vurguladı.

İşgalle sivil, yaşlı, kadın, çocuk ve asker binlerce vatan evladı büyük acılar çekerek hayatta kalma mücadelesi verdiğini ifade eden Tekin, şunları kaydetti:

“Ancak kutsal bildikleri toprakları terk etmeyerek açlık ve salgın hastalık nedeniyle şehit düşmüştür. 26 Mart’ta işgale uğrayan Edirne, Enver Paşa komutasındaki birliklerimiz tarafından 21 Temmuz 1913’te yeniden vatan topraklarına katılmış ve acı günler son bulmuştur. Hiç kuşkusuz ki bugün içinde yaşadığımız bu şehirde attığımız her adımı, aldığımız her nefesi aziz şehitlerimize, ecdadımıza borçluyuz. Bu duygu ve düşüncelerle bu topraklar uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyen tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi 26 Mart Balkan Şehitleri Anma günü vesilesiyle rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifaki-edirne-belediye-baskan-adayi-belgin-iba-ve-diger-siyasi-parti-temsilcileri-balkan-sehitlerini-anma-gununu-anlatti/feed/ 0
CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki ‘para sayma’ görüntüleriyle ilgili soruşturma devam ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligindaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligindaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 13:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23291 Sosyal medyada ortaya çıkan ve CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin soruşturma sürüyor. Son olarak CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesinin alınmasıyla toplam 7 şüphelinin ifade verdiği süreçte şüpheli sayısının artması bekleniyor. Öte yandan 3 kişinin daha şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldığı öğrenildi.

Sosyal medyada ortaya çıkan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin 11 Mart tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatıldı. Başsavcılık maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için başlattığı soruşturmada ilk olarak 3 ismi ‘şüpheli’ olarak ifadeye çağırdı.

Görüntülerin 2019’dan ve CHP İstanbul İl Başkanlığı Binası’nın satın alınma sürecinde çekildiğini söylediler

İlk ifadeye çağrılan 3 isimden CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ile CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz 14 Mart günü ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. 2 şüpheli ifadelerinde, söz konusu görüntülerin 2019’da çekilmiş olduğunu ve CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde çekilmiş görüntüler olduğunu belirtti. Ertesi gün ise ifade vermeye İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş geldi. Yaklaşık 1 buçuk saat süren ifade işlemlerinin ardından Keleş de benzer ifadelere ek olarak, CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in bina satın alımıyla ilgili tüm Türkiye’de bağış kampanyası düzenlendiğini, partinin bu amaçla para topladığını ve kendisine birden fazla içinde para olan çanta verildiğini söyledi. Keleş ifadesinde ayrıca, o gün paranın en az 3-4 defa sayıldığını, farklı çantalardan Türk lirası, Euro, Dolar cinsinden paralar çıktığını ve paraların bağış yoluyla veya başka bir yerden gelip gelmediğini bilmediğini ifade etti.

Bina sahibi 41 milyon liraya sattığını ifade etti

Soruşturma derinleşirken, söz konusu binayı sattığı öne sürülen şüpheli Ali Rıza Braka da 18 Mart günü ifade vermeye gelen isimlerden oldu. Şüpheli Braka tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, söz konusu binayı 41 milyon liraya sattığını söyleyerek, ”Her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon TL bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin TL göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm. Her ne kadar taşınmazı 41 milyon TL’ye satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 360 bin TL ve elden aldığım 15 milyon 510 bin TL, toplamda 39 milyon 870 bin TL’dir. Geriye kalan meblağın ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek bana vermediler. Ben zaten daireleri satmış olduğum için mutluydum ve paramı da almıştım” ifadelerini kullandı.

”Keleş’in Ekrem İmamoğlu’na yakın olması nedeniyle bu durumdan korktuğunu ve mecburen parayı ödemek zorunda olduğunu söyledi”

Şüpheli Braka’nın ardından İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz da ifade verirken, aynı gün CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Öte yandan Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak Savcılığa ifade verdiği öğrenildi. Taşkapan ise ifadesinde, ”CHP tarafı taşınmazları satın alırken Gül İnşaat’ın sahibi Metin Gül’ün binanın alınmasına 2 milyon TL yardım etmesini istedi. Bu nedenle birçok kez Metin Gül’ün de bulunduğu toplantılar gerçekleştirdik. Metin Gül bana, kendisinin Büyükçekmece’de ve Sarıyer’de çok fazla yatırımı olduğunu, CHP’den Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve Fatih Keleş’in arada bulunan 2 milyon lirayı kendisinden istediğini bu parayı vermezse bu kişilerin yatırımlarını durduracaklarını söylediklerini, Keleş’in Ekrem İmamoğlu’na yakın olması nedeniyle bu durumdan korktuğunu ve mecburen parayı ödemek zorunda olduğunu söyledi. Bu nedenle bize bu 2 milyon TL’nin bir milyon lirası sizden olsun, geri kalan 1 milyon lirayı da ben ayrıca size elden vereceğim dedi. 11 Aralık 2019’da tapu devrinin yapıldığı gün çalışanı aracılığıyla elden teslim etti. Biz de kendisi zor durumda kalmasın diye bedeli 41 milyon lira olarak güncelledik” dedi.

Soruşturma çerçevesinde 22 Mart tarihinde ise önce Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel, ardından aynı gün CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Şüpheli Öksel ifadesinde, olay zamanı Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in para dolu çantayı makam odasında verdiğini, çantayı alıp tek başına avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gittiğini ve paranın nereden geldiğini veya nasıl temin edildiğini bilmediğini söyledi.

”Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır”

Canan Kaftancıoğlu ise yaklaşık 2 buçuk saat ifade verdi. Kaftancıoğlu ifadesinde, CHP’de her şeyin net olduğunu ifade ederek, ”Siyasi partiler taşınmaz alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Sonradan öğrendiğim kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış. Satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım. Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altına alınması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim” ifadelerini kullandı.

Soruşturmada gelinen aşama: 3 kişi daha ifadeye çağrıldı

Soruşturma çerçevesinde şimdiye kadar CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Toplamda 7 şüphelinin ifade verdiği soruşturmada ayrıca, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin oğlu Serkan Çebi, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ile iş insanı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Aydın’ın da ifade vermek üzere Savcılığa çağrıldığı öğrenildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligindaki-para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/feed/ 0
İran’da Zerdüştler inanç ve geleneklerini yaşatmaya devam ediyor https://www.haber60.com.tr/iranda-zerdustler-inanc-ve-geleneklerini-yasatmaya-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-zerdustler-inanc-ve-geleneklerini-yasatmaya-devam-ediyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 12:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23256 İran’ın kadim inançlarından tek tanrılı bir din olan Zerdüştlük, Yezd şehri başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde kültürel ve dini varlığını sürdürüyor.

İnançları gereği akbabaların yemesi için cenazelerini bir dağın tepesindeki “dahme” denilen yere bırakan Zerdüştler artık bu geleneği bırakmış gibi görünse de, şimdilerde kendilerine ait mezarlık alanı bulunan ve cenazelerini gömen bu dini topluluktan bazı kimseler yasak olmasına rağmen cenazelerini gizli bir şekilde dahmelere bırakmaya devam ediyor.

Bu binlerce yıllık dinin mensupları “ateşgede” ismi verilen yerlerde yüzyıllardır sönmeden yanan ateşe dönerek ibadet ediyor. Aslolanın ışığa dönerek ibadet etmek olduğuna inanan Zerdüştler, ateşin mecburi olmadığını, aya, güneşe, herhangi bir ışığa dönerek de ibadet yapılabildiğini söylüyor.

Yezd şehrinin merkezinde bulunan ateşgedelerinde dini ritüellerini sürdüren bu topluluk, kurdukları müze ile de ziyaretçilere kültürlerini anlatıyor.

Yüksek duvarlı bir bahçede bulunan ibadethanelerinin bahçesine girer girmez ziyaretçileri taze yanmış odun ile tütsü kokusu karşılıyor.

Düzeni ve temizliği ile dikkatleri çeken bahçenin ortasında bulunan havuzun hemen arkasındaki binada ise bin 500 yıldan uzun süredir sönmesine izin verilmeden sürekli odunla beslenen ateş odası bulunuyor.

Belirli sürelerle ateşi kontrol edip odunla besleyen beyaz elbiseli ateş koruyucusunun elindeki beyaz eldiven ile beyaz peçesi dikkatleri çekiyor. Dinin mensupları, ateş koruyucusu olarak tanımladıkları kişinin ateşi kirletmemek için temizliğin göstergesi olan beyaz elbise ve eldiven giyerek beyaz peçe taktığını söylüyor.

İran’da Zerdüştlüğe geçmeye izin verilmediğinden dolayı bu dine mensup olmak ancak kan bağıyla mümkün oluyor. Bu nedenle sayıları gün geçtikçe azalan Zerdüştler, daha fazla kendi içine kapalı bir topluluk olmaya doğru yol alıyor.

Zerdüşt bir kadının başka dine mensup biriyle evlenmesi ise kabul edilemez bir davranış olarak değerlendiriliyor. Ancak son yıllarda birkaç evliliğe göz yumulduğu da Yezdliler arasında alçak sesle dile getiriliyor.

Başka ülkelerde ise ilmi heyete başvurarak ve heyetin kabul etmesiyle bu dine geçilebileceği belirtiliyor.

“Zerdüştlerin kıblesi ışıktır”

AA muhabirine konuşan Yasemin Genci, günümüzden 3 bin 500 yıl önce Zerdüşt tarafından kurulan, M.S. 7. yüzyıla kadar Pers, Med ve Sasani gibi büyük imparatorlukların dini olan en eski tek tanrılı din olan Zerdüştlüğe ilişkin bilgiler paylaştı.

Ateşgedede yanan ateşin bin 500 yıldan uzun süredir söndürülmeden ateş koruyucuları tarafından yanmasının sağlandığını belirten Genci, daha uzun süre dayandıkları için badem ve kayısı ağacı odunu yaktıklarını aktardı.

Genci, inançlarında ateşin önemli olduğunu dile getirerek, “Biz Zerdüştler için bir inanç var. Ateş hep yukarıya doğru çıkar, ateş kötülüğü yok eder, herkesi ısıtır ve ışık saçar diyoruz.” ifadelerinde bulundu.

Zerdüştlükte kıblenin ışık olduğunu aktaran Genci, “Zerdüştler 5 vakit ışığa doğru; güneş, ay, mum ışığına doğru ibadet ederler. Her vaktin bir ismi var: Haun, Rafton, Eziren, Iveh Sritrem ve Ashen. Zerdüştlükte ışık önemlidir dolayısıyla kıble ışıktır. İbadetlerde Hurde Avesta’dan bölümler okunuyor.” diye konuştu.

Her aya bir bayram

Genci, kendi inançlarına göre her günün bir isminin olduğunu, gün ve ay isminin aynı olduğu günde ise kutlama yapıldığını kaydederek, “Yani her ay bir gün bayram olur. Ferverdin ayının ferverdin günü Ferverdingan bayramı, Tir ayının tir günü Tirgan bayramı, Emordgan bayramı, Şehrivergan bayramı… diye devam eder.” ifadelerinde bulundu.

Zerdüştlerin kendilerine göre bir takvimi de olduğuna değinen Genci, “Sasani döneminde Zerdüşt din adamları 4 yılda 1 günü artırmak yerine 120 yılda 1 ay artırırdılar. Yani 120 yılda bir, yıl 13 ay oluyor ve ülke genelinde 13. ayda tatil, bayram ve eğlence olurdu. O ayı görmek için ‘120 yıl yaşa’ deyiminin kökeni buradan gelmektedir.” diye konuştu.

Zerdüşlerin özel günleri

Genci, inançlarında Nikukar yada hayır bayramı, Nevruz sofrası diğer adıyla heft sin sofrası, Mehrgan bayramı sofrası, Sedre puşi bayramı, Evlilik bayramı, baharın ve sonbaharın başlangıcı gibi özel günler olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Mehrgan bayramında toplanan ürünler ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Tirgan bayramında okçu Areş’in İran-Turan sınırlarını belirlediği günün kutlaması yapılır. Tirin 10. gününde 7 renkli palmiye ağacı Areş’in okunun sembolü olarak tutulur ve rüzgar gününde rüzgara atılır. Aynı şekilde Tirgan bayramında yapılan diğer bir ritüel de suya su katıp kutlama yapılmasıdır.

Ateşin bulunduğu gün için yapılan kutlamalar da Sede bayramında yani ateşin bulunması gününde yapılır. İran padişahı Ruşen Şah zamanında taşlar birbirine değdi ateş bulundu ve 10 Behmen’de (30 Ocak) bu olay kutlanır.”

Zerdüştlerde tek evlilik ve evlilik sofrası

Zerdüştlük dini mensuplarından Simin Dastani de kendi toplumlarındaki evlilik ve düğüne ilişkin açıklamada bulunarak bir nikah anında “govah” adı verilen 7 kişinin merasimde şahit olarak hazır bulunması gerektiğini belirtti.

Tek eşliliğe dayalı bir evlilik anlayışlarının olduğunu aktaran Dastani, evlilik için özel bir sofra kurulduğunu, sofrada bulunan her şeyin bir sembol olduğunu ve farklı anlamlara geldiğini anlatarak şöyle konuştu:

“Yumurta hamilelik ve doğurganlık sembolüdür. İğne ile iplik bağlılık sembolüdür, bir sorun karşısında karı kocayı dikişteki gibi çözülmeden bir arada tutar. Makas sorunla karşılaşan işlerin çözümünde düğüm çözücü sembolüdür ve karı koca makasın iki keskin tarafı gibi beraber ilerlemelidir.

Sofrada sikke (madeni para) ve nar da bulunur. Sikke bereketin ve nar da karı kocanın nar taneleri gibi birbirine bağlı olmasının sembolüdür. Sofranın çoğu yeşildir. Yeşil doğadan geliyor ve yeşil bahtlı (bahtı açık) anlamındadır. Gelin yeşil renkli örtüyü başına örter, damat da yeşil renkli damat şapkası takar. Şeker topları da yeşil örtüyle örtülür bu da yeşil bahtlılığın ve tatlılığın sembolüdür.”

Dastani, evlilik merasiminin gelin ve damada hediyeler verilmesi ile sonlandığını kaydederek sağlığı sembolize eden kekik otu ve pirincin birbirine karıştırıldığını, Zerdüşt din adamının bu karışımı gelinle damadın başına dökerek onlar için uzun yaşam dileklerinde bulunduğunu anlattı.

Zerdüşt din adamının, gelin ve damada evlilik öğütlerini okuduktan sonra onlara tek bir soru sorduğunu aktaran Dastani, “Birbirlerini bedenen, ruhen ve eş olarak kabul ettiler mi yoksa kabul etmediler mi? Evet dediklerinde onlara 9 tane öğüt daha verir.” İfadelerinde bulundu.

Dastani, evlilik merasiminin davetlilere 7 kuru meyvenin karışımından oluşan “lork” adı verilen kuruyemişin dağıtılmasıyla sona erdiğini sözlerine ekledi.

Zerdüşlerin din kitabı Avesta ve bölümleri

Zerdüştlüğün kitabı olan Avesta’nın Yesna, Yeşt, Vispered, Vendidad ve Hurde Avesta (Küçük Avesta) olmak üzere 5 bölümden oluştuğuna değinen Dastani, “Yesna övmek ve dua etmek anlamındadır. Avesta’nın en önemli bölümüdür ve aynı şekilde Avesta’nın ilahileri sayılan gatalar da Yesna bölümünde yer almaktadır.” diye konuştu.

Dastani, ayrıca, “Yeşt ve Vispered bölümlerinde dini merasimler, bayramlar ve tarihi mitler yer alıyor. Vendidad ise sağlık ve hijyen bölümüdür. Günümüzde bilimin ilerlemesinden dolayı bunları kullanmıyoruz. Hurde Avesta da Avesta dilinde yazılmış günlük ibadetlerin olduğu bölümdür.” ifadelerinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-zerdustler-inanc-ve-geleneklerini-yasatmaya-devam-ediyor/feed/ 0
Depremzede Vatandaş, Ev Hayalinden 450 Bin TL’sini Kaybetti https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/#respond Sun, 24 Mar 2024 08:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22935 Hatay’da depremde evi yıkılan Hasan Kurter, ailesiyle yaşayacağı sıcak yuva hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden oldu. Sözleşmede yer alan teslim tarihinin üzerinden günler geçmesine rağmen hayalini kurduğu evin yerinde yeller esen Kurter’in elinde firmanın hediye ettiği promosyon ürünleri kaldı.

Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’nde yakalanan Hasan Kurter ve ailesinin yuvası asrın felaketinde ağır hasar aldı. Bir süre sonra yıkılan evinden olan Kurter, bir an önce sıcak bir yuvaya kavuşmak için çözümü çelik konstrüksiyon ev yaptırmakta buldu. Kayseri merkezli bir firmayla anlaşan Kurter; 150 metrekarelik çelik ev için 1 milyon 300 bin TL’lik sözleşme imzaladı. Kurter, sözleşmen ardından firma sahibi olduğunu iddia eden B.T. isimli şahsın söylediği hesaba 450 bin TL para gönderdi. Firma sahibi olduğunu iddia eden şahıs, inşaat alanında yaptığı 2 günlük çalışmanın ardından Kırıkhan ilçesini terk etti ve Kurter’i sürekli oyaladı. Sözleşme bitim tarihi Şubat ayının 10’u olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmayan inşaat alanı terk edildi. Durum üzerine hareke geçen Kurter, durumu yargıya taşıdı. Ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olan depremzede vatandaşın elinde firmanın kendisine hediye ettiği; 2 kalem, 1 tişört ve 1 şapka kaldı. Kendisi mağdur olan Kurter, depremzede vatandaşlara dikkatli olun çağrısında bulundu.

“Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık”

Yapılan anlaşma sonrası firmanın inşaat alanında 2 günlük bir çalışma karşılığında kendilerinden 450 bin TL aldığını ifade eden Kurter, “Kırıkhan ilçesinde konteynerde yaşıyorum. Asrın felaketinde Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’ndeki aile apartmanımızdaki evimizdeydik, yuvamız ağır hasar alınca yıkım oldu. Memleketimizde Kayseri firması olan bir şahısla irtibata geçtik, 150 metrekare çelik ev yapımı için anlaştık. 1 milyon 300 bin TL’lik bir sözleşme imzaladık. Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık. Daha sonra da gelip sadece bir kazım yaptı, tahta çaktı” dedi.

“Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti”

Firma tarafından kendilerine hediye edilen promosyon ürünlerine tepki gösteren Kurter, “Bizimle alay eder gibide geldiğinde bize 450 bin TL karşılığında bize; 1 adet tişört, 1 şapka ve 2 kalem hediye etti. Bu verdiklerini bize bu para karşılığında satmış gibi oldu. Bunun haricinde geleceğim, gideceğim ve yapacağım deyip durdu. Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti. Ama henüz ne bina var, nede bizim verdiğimiz 450 bin TL’nin iadesi var. Aralık ayının 5’inde sözleşme imzalamıştık, 2 gün gelip tahta çaktı” ifadelerini kullandı.

Depremin üzerine ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olmanın kendilerine ağır geldiğini ifade eden Kurter, “Şuanda konuyu yargıya taşıdık, aşağı yukarı 1 hafta oldu yargıya verdik. Bizim derdimiz verdiğimiz para değil, biz istiyoruz ki başka depremzedelere acılar yaşatmasın. Bizim 6 Şubat’ta çektiğimiz acılar bize zaten yeter. Ama bir de bu şahsın gelip depremzedeleri mağdur etmesi daha da acı veriyor” şeklinde konuştu. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/feed/ 0
Merkez Bankası’nın faiz artışının etkisi gözlemlenmeye başlandı https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/ https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/#respond Sun, 24 Mar 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22933

ERDAL SAĞLAM

Merkez Bankası’nın seçim öncesinde yaptığı 5 puanlık faiz artışının etkisini bu haftadan itibaren görmeye başlayacağız. Sürpriz faiz artışının ilk etkisini döviz rezervlerindeki erimenin durmasıyla hemen gördük. Kurlar üzerinde etkisini gösteren faiz artışının, mevduat ve kredi faiz oranlarına ne kadar etki edeceğini ise Pazartesi gününden itibaren görmeye başlayacağız.

5 puanlık faiz artış kararının seçim öncesine çekilmesinde, dövize olan talebin bir türlü durdurulamaması sonucu rezervlerdeki erimenin belirleyici olduğu ortaya çıktı. Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısından önceki üç gün, rezervlerdeki erime günlük 1,5 milyar dolara kadar çıktı. Kararın alındığı ilk gün ise bu erimenin durduğu, rezervlerde 300 milyon dolar artış olduğunu gördük.

Mayıs seçimleri öncesinde en dip noktasına düşen rezervler, swap hariç kamu dahil eksi 77 milyar dolara kadar inmişti. Faiz kararından önceki gün olan Çarşamba günü ise swap hariç kamu dahil net rezerv eksi 75 milyar dolar olarak saptandı. Hızlı erime aynen devam etseydi, Mayıs’taki en dip nokta da aşılıp, rezervler eksi 80 milyar doların altına inecekti. İşte Merkez Bankası’nın 5 puanlık faiz artış kararının bu nedenle öne çekildiği anlaşılıyor.

Önümüzdeki hafta içinde rezervlerde, fazla olmasa da iyileşmenin başlaması beklenebilir. Çünkü yabancı banka raporlarında bu sürpriz artışın devam etmeyeceği yönünde beklentiler dile getirildi ve bu saptamanın artık kısa vadeli yabancı sermaye girişini başlatması bekleniyor. Önümüzdeki hafta yabancı girişinin başlayacağı, gelen fonların TL’ye dönerek bir süre bekleyeceği, daha sonra da tahvil ya da hisse senedine yatırım yapacağı tahmin ediliyor.

Bu arada seçim sonrasında alınacak kararların, kısa vadeli fon girişinde asıl belirleyici unsur olacağı açık. Seçimlerden sonra, son dönemde hazırlığı yapılan yeni tedbirler konusunda çıkacak haberler ve atılacak somut adımların yabancı fon girişini hızlandırabileceği umut ediliyor.

Bu arada yerli yatırımcının faiz kararından sonra döviz ve altına olan talebinin durakladığı gözlendi. Bankacılar, yerlilerin faiz kararıyla durduğunu ama ellerindeki altın ve dövizi bozdurmak için bir süre daha bekleyeceğini tahmin ettiklerini söylüyorlar. Yerli yatırımcının davranışında yabancı fon girişinin hangi hızla geleceği, bunun rezervlerde ne kadar iyileşme sağlayacağı gibi unsurlar etkili olacak. Yani yabancı fon girişi hızlanıp rezervler yükselmeye başlar, aylık kur artışları düşük seyrederse, işte o zaman yerlilerin de ellerindeki ya da bankalarda tuttukları altın ve dövizleri bozdurdukları görülebilir.

TL MEVDUAT FAİZİ ÖNEMLİ OLACAK

Özellikle küçük tasarrufçunun dövizden vazgeçmesinde en belirleyici olacak veri ise bundan sonra TL mevduat faizlerinin hangi düzeye çıkacağı olacak. Eğer enflasyonun üzerinde bir mevduat geliri elde ettiklerini görürlerse, işte o zaman yerli yatırımcının da TL’ye dönmeye başlayacağını görebiliriz.

Geçen haftaki Merkez Bankası politika faizi artışı TL mevduat ve kredi faiz oranlarında önemli bir artış sağlamadı. 5 puanlık artışa karşılık TL mevduat ve kredi faiz oranları 1-2 puanlık artış gösterdi. Banka şubelerinin hem mevduat hem de krediler konusunda hareketsiz kalıp, yönetimlerinden Pazartesi sabah saatlerinde gelecek yeni talimatları beklediklerini gördük.

Bankacılar 5 puanlık politika faiz artışının mevduat ve kredi faiz oranlarına en fazla 3 puan yansıyacağı beklentisi içinde. Kredi faiz oranlarına fazla etkisi olmayabilir; çünkü krediler konusunda alınan son önlemler zaten kredi kullanım talebini kesmiş görünüyor. O nedenle bankaların kredi verebilmeleri için zaten faiz oranlarını daha fazla artıracak yerleri bulunmadığı söylenebilir.

Ancak mevduat faizlerinde, özellikle de küçük tasarrufçuya verilecek TL mevduat faiz oranlarında yaşanacak artış önemli olacak. Çünkü altın ve dövize yatırım yapan küçük tasarrufçu, kendisine teklif edilen faiz oranları aylık enflasyon oranlarının altında kaldığı için, bu yolu tercih etti. İşte küçük tasarrufçunun yatırım tercihini değiştirmesi ve TL’ye dönüşünü sağlamak için küçük tasarrufçunun mevduat faiz oranlarının artırılması gerekecek.

Rezervler iyice düzelmeden, aylık enflasyon oranları düşmeye başlamadan önce mevcut faiz oranları ile küçük tasarrufçunun TL ‘ye dönme ihtimali düşük. Yani küçük tasarrufçunun ancak yılın ikinci yarısında TL’ye dönme ihtimalinden söz edilebilir. Halbuki seçim sonrası alınacak tedbirlerle bu tercihin değiştirilmesi öne çekilebilir. Bunu sağlamak için Merkez Bankası’nın bankaları, küçük tasarrufa verdikleri faizi oranlarını yükseltmeleri için teşvik etmesi gerekebilir.

Bu hafta 5 puanlık faiz artışının piyasalara etkisi görülmeye başlayacak ama asıl etkinin seçimlerden sonra görüleceği de kesin. Seçimlerden sonra alınacak ek tedbirlerin dozu, bundan sonraki enflasyonla mücadelenin ne kadar sıkı olacağı bundan sonraki piyasa hareketlerini de belirleyecek.

5 puanlık son faiz artışı dahil, alınan sıkı para politikası tedbirlerinin asıl etkisi seçimlerden sonra görülmeye başlayacak ve ekonomide sıkı bir daralma süreci yaşamaya başlayacağız. Sıkı para politikasının en azından 2-3 yıl sürmesi gerekeceğini unutmamak gerek. Umarız alınacak tedbirlerle bu sürecin dar ve sabit gelirli kesim üzerindeki etkisi bir ölçüde rahatlatılabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/feed/ 0
Çevre Bakanı: Deprem sonrası dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-deprem-sonrasi-dagittigimiz-konut-sayisi-76-bini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-deprem-sonrasi-dagittigimiz-konut-sayisi-76-bini-buldu/#respond Sun, 24 Mar 2024 00:24:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22786 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 6 Şubat depremlerinden sonra dağıttıkları konut sayısının 76 bini bulduğunu belirterek, “Her ay da 10 bin, 15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz şimdi.” dedi.

Yomra ilçesinde düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap eden Özhaseki, Anadolu’nun son dönemde mazlumların sığınma coğrafyası olduğunu söyledi.

Balkanlar’da, Karadeniz’de, doğuda ve güneyde ne kadar kardeşleri varsa hep bu coğrafyaya geldiklerini belirten Özhaseki, “Allah’a hamdolsun, etle tırnak gibi olduk. Bir olduk, beraber olduk. Bayrağımız dalgalanıyor, ezanımız okunuyor. Gittikçe büyüyoruz. Düşmana korku salıyor, gönül coğrafyamıza da huzur veriyoruz.” diye konuştu.

Özhaseki, “Her güzelin kusuru olduğu gibi, bu coğrafyanın da iki kusuru var. Birisi fitne örgütleri. Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen, yurt dışından destekli bu hainler hiç bitmek bilmiyor. İkincisi de depremsellik. Deprem de başımızın belası. Onu bilerek hareket etmek durumundayız.” dedi.

Hacettepe Üniversitesine 1975’te girdiğinde duvarda terör örgütlerinin yazılarını gördüğünü anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:

“‘Bunlar ne istiyorlar?’ dedim, neredeyse 50 sene önce. Nereyi bölmek istiyorlar, bu ülkenin içerisinde yeni bir devlet mi kurmak istiyorlar? Ne yazık ki zaman içerisinde çukur eylemleriyle birlikte paçavralarını bayrak diye çekerek ‘Öz yönetim ilan ettik.’ demek gafletinde bulundular. Ben o dönemde yine aynı makamda bakandım, o bölgelere ömrümde ilk defa gittim. Şırnak’a, Cizre’ye, Silopi’ye, Nusaybin’e, Yüksekova’ya, her tarafa gittim. Orada karşımdaki muhataplarımızın büyük bir çoğunluğu da PKK’nın siyasi uzantılarıydı. Bir gün açılışta buradan daha kalabalık bir ekip olarak onlar karşımdayken emin olun şunları aynen yüzlerine söyledim. Dedim ki: ‘Dün gece Cizre’ye geldim, size hizmet ediyorum Cizre’de, suları getirdim, kanalizasyonunuzu yapıyorum, binlerce PKK’lının yıktığı evleri yapıyorum ama bana sabaha kadar küfrettiniz. PKK’lılar sabaha kadar ‘Kayserili faşist bakan ne işin var burada?’ diye bağırdınız durdunuz bana. Evet, ben Kayseriliyim doğru, Sünni’yim, Türkmen çocuğuyum ama size hizmet ediyorum. Siz, bana ‘Faşist bakan burada ne işin var?’ derken birkaç kilometre ötede okyanus ötesinden gelmiş Coniler var. On bin kilometreden gelmişler. O Conilere sorsanıza ‘Ne işiniz var?’ diye. Amerikalılara sorsanıza ‘Ne işiniz var burada?’ diye. Milyarlarca dolar harcıyorlar. Çocuklarınızın eline veriyorlar, dağa gönderiyorlar. Sonra da o kurşunlar bize dönüyor, kardeşliğimizi bombalıyorlar. Asıl o kitapsızlara sorun ‘Ne işiniz var burada?’ diye. Bunlar size eşitlik mi getirecek, özgürlük mü getirecek? Nereye gittiler de insanlık götürdüler? Nereye gittiler de özgürlük götürdüler? Her gittikleri yere kan götürdüler, bela götürdüler, şer götürdüler. Cenabıhakk’a şükürler olsun, PKK’yı da bitirdik, FETÖ’yü de bitirdik, DHKP-C’sini de IŞİD’i de toprağa gömdük, bir daha çıkamayacaklar inşallah.”

Türkiye’de bir taraftan da yerin altında depremselliğin olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Ne yazık ki kural böyle konmuş, biz ona kafa tutamayız. Onu bilerek hareket edip uygun şekilde hal almaktan başka çaremiz yok.” dedi.

En son 6 Şubat’ta iki depremden 18 ilin etkilendiğine, 14 milyon insanın zarar gördüğüne, 680 bin evin yıkıldığına, 170 bin iş yerinin yerle bir olduğuna dikkati çeken Özhaseki, şöyle konuştu:

“Maddi hasar çok büyük, 100 milyar doların üzerinde. Toprağa verdiğimiz kardeşlerimizin sayısı 53 bin 500. Çok büyük bir acı ama o günden beri çalışıyoruz. O asrın felaketini, asrın dayanışmasına döndürdük. Yüz binlerce ev yapıyoruz. Köylerimize çelikten evler yapıyoruz. Şehirlerimizin merkezini yapıyoruz. Aynı zamanda altyapıları yapıyoruz. Şu ana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu. Her ay da 10 bin, 15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz şimdi. 4 bin 333 köyümüzde çelikten evler yapıyoruz fakat bizim muhalefet çıkmışlar diyorlar ki: ‘Hani nerede evler? Kime verdiniz? Herhalde akrabalarınıza veriyorsunuz.’ Allah ıslah etsin bunları. Biz, gece gündüz çalışıyoruz. Nasreddin Hoca’ya demişler ki: ‘Hocam, adam olmanın yolu nedir?’ Demiş ki: ‘Evladım kulaktır, kulak.’ ‘Ya nasıl oluyor Hocam?’ demişler. Demiş ki: ‘Karşınızdaki konuşurken can kulağıyla dinleyeceksiniz ki ne diyor anlayabilesiniz, bir de ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ki adam olmayı öğrenin buradan.’

Allah bizim muhalefete de kulak versin ne diyelim ama biz yolumuzdan şaşmayacağız, gece gündüz çalışacağız. Bizim işimiz hizmet, hizmetten başka bir şey bilmeyiz biz. Hizmet edeceğiz Allah’ın izniyle.”

“Bizim bu vatanın bölünmez bütünlüğü diye bir derdimiz var”

Özhaseki, Cumhurbaşkanı Seçimi’nde Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın olduğunu anımsatarak, “Cumhur İttifakı tarafında bizim ortaklığımız net. Özümüz bir, sözümüz bir. Biz yerliyiz, biz milliyiz. Bizim bayrak diye bir derdimiz var, bizim ezan diye bir derdimiz var. Bizim bu vatanın bölünmez bütünlüğü diye bir derdimiz var. Ne söylüyorsak özümüzdekini söylüyoruz.” diye konuştu.

Millet İttifakı’na ilişkin de Özhaseki, “Fakat karşı tarafta da bir ittifak vardı. Önce ‘Altılıyız’ diyorlardı, biz de diyorduk ki: ‘Bak, masanın altından PKK kafasını gösteriyor. Saklamayın, hilekarlık yapmayın, millete yalan söylemeyin, onu da söyleyin.’ Sonra Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış, Anadolu lisanıyla keklemiş, adamın birine İçişleri Bakanlığını da vermiş, MİT’i de vermiş. Sekiz oldu ortaklık. Sonra da dünyanın iki tane en başarısız belediye başkanını da ortak aldılar, on oldu.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, on grubun da görüşlerinin birbirine benzemediğini belirterek, şunları dile getirdi:

“Sosyal olaylara bakışları aynı değil, siyasi meselelere bakışları aynı değil, askeri noktalardaki görüşleri aynı değil. Benzemezler çetesi gibiler fakat bir araya gelmişler. İstedikleri tek şey şu, ‘Cumhur İttifakı gitsin, ne olursa olsun’, ‘Recep Tayyip Erdoğan gitsin, ne olursa olsun.’ Bunun dışında bir şey duyabildiniz mi? Hayır. Söyledikleri hiçbir şey yoktu. Sadece söyledikleri buydu. Aslında birbirlerini de sevmezler. Birisi bir gün olsun diğerini özleyip yanına çay içmeye bile gitmemiştir fakat dertleri Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun. Hani şair diyor ya: ‘Hadi gel şu Süleymaniye’yi yıkalım desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Hadi gel yeniden yapalım desen, önce bir Sinan, sonra da Süleyman gerek.’ Yapmak zor, iş yapmak gerçekten zor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gece gündüz demeden çalıştıklarını vurgulayan Özhaseki, “Hizmet bizim işimiz, biz hizmet ederiz. ‘Eser siyaseti’ diyoruz. İlk çıktığımız günden itibaren hep, ‘Biz çalışacağız, hizmet edeceğiz.’ dedik. Sözümüzde durduk, bugüne kadar hizmet ettik. Bundan sonra da Allah’ın izniyle edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, hizmet etmenin kolay olmadığını anlatarak, “Yomra’mızda da Abdulkadir kardeşimle, Büyükşehirde Ahmet Metin Genç kardeşimle, milletvekillerimizle, AK Parti’mizle, MHP ile kol kola gireceğiz, Allah’ın izniyle hizmet edeceğiz. Biz iş yapmak, çalışmak istiyoruz. Biz, deli gibi gece gündüz demeden çalıştık, bundan sonra da çalışmak istiyoruz. Medeniyetimize karşı, insanımıza karşı sorumluğumuz var. Hep birlikte çalışmamıza izin verin, biz de size hizmet edelim, duanızı alalım.” diye konuştu.

Çarşıbaşı ilçesinde düzenlenen yürüyüşte de yer alan Bakan Özhaseki, daha sonra Büyükdere Sahil Camisi’nde Fatma Koç’un cenaze namazına katıldı, yakınlarına başsağlığı diledi.

Programlara TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, AK Parti Trabzon milletvekilleri Yılmaz Büyükaydın ve Vehbi Koç, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ayşe Sula Köseoğlu, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Ortahisar Belediye Başkanı ve AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç, Ortahisar Belediye Başkan adayı Ergin Aydın, AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu ve MHP İl Başkanı Ömer Ayar da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-deprem-sonrasi-dagittigimiz-konut-sayisi-76-bini-buldu/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Türkiye’nin kusurları fitne örgütleri ve depremsellik https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-turkiyenin-kusurlari-fitne-orgutleri-ve-depremsellik/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-turkiyenin-kusurlari-fitne-orgutleri-ve-depremsellik/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22712 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, her güzelin bir kusuru olduğu gibi Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın da iki tane kusuru olduğunu belirterek “İkisi de yerin altında. Yerin üstünde bir sıkıntı yok. Birisi fitne örgütleri Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen yurtdışından destekli hainler hiç bitmek bilmiyor. İkincisi de depremsellik. Depremde başımızın belası. Onu bilerek hareket etmek durumundayız” dedi.

31 Mart Mahalli İdareler Seçim çalışmaları nedeniyle dün gece saatlerinde Trabzon’a gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Çarşıbaşı ilçesindeki seçim yürüyüşünün ardından Yomra ilçesinde mitinge katıldı. Partililerin ilgi gösterdiği mitingde konuşan Bakan Özhaseki, AK Parti Yomra Belediye Başkan adayı Abdülkadir Özdemir’e destek istedi. Konuşmasında coğrafyanın iki tane kusuru olduğunu belirten Bakan Özhaseki, “Bu Anadolu coğrafyası son dönemlerde bütün mazlumların aynı zamanda sığınma coğrafyasıdır. Balkanlarda, Karadeniz’de Doğu’da, Güney’de bunalan daralan ne kadar kardeşimiz varsa hep bu coğrafyaya gelmiştir. Allah’a hamd olsun etle tırnak gibi olduk. Bir olduk, beraber olduk. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Gittikçe büyüyoruz. Düşmana korku salıyoruz. Gönlü coğrafyamıza da huzur veriyoruz. Her güzelin bir kusuru olduğu gibi bu coğrafyanın da iki tane kusuru var. İkisi de yerin altında. Yerin üstünde bir sıkıntı yok. Birisi fitne örgütleri Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen yurtdışından destekli hainler hiç bitmek bilmiyor. İkincisi de depremsellik. Depremde başımızın belası. Onu bilerek hareket etmek durumundayız” diye konuştu.

Bir açılışta PKK’lıların sabaha kadar “Kayserili faşist bakan ne işin var? burada” diye bağırdıklarını dile getiren Bakan Özhaseki, “50 sene önce duvarda gördüğüm bir afişten sonra ‘Bunlar ne istiyor?’ dedim. Nereyi bölmek istiyorlar ‘ Bu ülkenin içerisinde bir devlet mi kurmak istiyorlar. Ne yazık ki zaman içerisinde çukur eylemleri ile birlikte paçavralarını bayrak diye çekerek öz yönetim ilan ettik demek gafletinde bulundular. Ben o dönemde bakandım. O bölgelere ömrümde ilk defa gittim. Şırnak’a, Cizre’ye, Yüksekova’ya her tarafa gittim. Orada karşımdaki muhataplarımızın birçoğu da PKK’nın siyasi uzantılarıydı. Bir açılışta onlar karşımdayken emin olun şunları aynen yüzlerini söyledim. ‘Dün gece Cizre’ye geldim hizmet ediyorum. Su getirdim, kanalizasyonunuzu yapıyorum, PKK’ların yıktığı evleri yapıyorum ama bana sabaha küfür ettiniz. PKK’lılar sabaha kadar Kayserili faşist bakan ne işin var burada diye bağırdınız durdunuz bana. Evet Kayseriliyim, sünniyim, Türkmen çocuğuyum ama size hizmet ediyorum’ dedim. Siz bana ‘Faşist bakan burada ne işin var” derken birkaç kilometre ötede okyanus ötesinde gelmiş olan coniler var. 10 bin kilometreden gelmişler. ‘O conilere sorsanıza ne işiniz var’ burada’ diye. ‘Amerikalılara sorsanıza ne işiniz var burada?’ diye. Milyarlarca dolar harcıyorlar. Çocuklarınızın eline veriyorlar dağa gönderiyorlar. Sonra da kurşunlar bize dönüyor kardeşliğimiz bombalıyorlar. Asıl o kitapsızlara sorun ne işiniz var burada diye. Bunlar size eşiklik mi getirecek, özgürlük mü getirecek. Nereye gittiler de insanlık götürdüler, nereye gittiler de özgürlük getirdiler. Her gittikleri yere kan, bela, sel götürdüler. Cenabı Hakka şükürler olsun PKK’yı da, FETÖ’yü de, DHKP-C’yi de, IŞİD’i de toprağa gömdük bir daha çıkamayacaklar inşallah” şeklinde konuştu.

“Deprem bölgesinde şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu”

6 Şubat depreminden etkilenen illerde yapılan konutlar teslim edilmeye devam ettiğini ve gece-gündüz çalıştıklarını kaydeden Bakan Özhaseki, “Bir taraftan da yerin altında depremsellik var. Ne yazık ki kural böyle konmuş. Biz ona kafa tutamayız. Onu bilerek hareket edip, uygun şekilde hal almaktan başka çaremiz yok. En son 6 Şubat’ta hatırlayın iki tane deprem. Tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insanımız da zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin işyerimiz yerle bir oldu. Maddi hasar çok büyük. 100 milyar doların üzerinde. Toprağa verdiğimiz kardeşlerimizin sayısı 53 bin 500. Çok büyük bir acı. O günden beri çalışıyoruz. O asrın felaketi asrın dayanışmasına döndürdük. 100 binlerce ev yapıyoruz. Köylerimizde çelikten evlerde yapıyoruz. Şehirlerimizi merkezini ve altyapısını yapıyoruz. Şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu. Her ay 10-15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Ama biz böyle çalışırken tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyümüzde çelikten evler yapıyoruz. Fakat muhalefet çıkmış hani nerede evler diyorlar. Kimi verdiniz heralde akrabalarınıza veriyorsunuz. Allah ıslah etsin bunları. Biz gece-gündüz çalışıyoruz. Nasrettin Hoca’ya demişler ki, hocam adam olmanın yolu nedir demişti evladım kulaktır. Nasıl oluyor hocam demişler. Demiş ki karşınızdaki konuşurken can kulağı ile dinleyeceksiniz ki ne diyor anlayabilesiniz. Birde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ki, adam olmayı öğrenin. Allah bizim muhalefete de kulak versin ne diyelim. Ama biz yolumuzdan şaşmayacağız. Biz hizmetten başka bir şey bilmeyiz. Allah’ın izniyle hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış; Anadolu lisanı ile ‘keklemiş’ “

Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken iki tane ittifak olduğunu hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birisi Cumhur İttifakı, öbürü de Millet İttifakı. Cumhur ittifakı tarafından sizim ortaklığımız net. Özümüz, sözümüz bir. Biz yerli, milliyiz. Bizim ezan, bayrak ve bu vatan bölünmez diye bir derdimiz var. Ne söylüyorsak özümüzdeki söylüyoruz. Fakat karşı tarafta bir ittifak vardı. Önce 6’lıyız diyorlardı bizde masanın altından PKK kafasını gösteriyor saklamayın diyorduk. Sonradan Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış, Anadolu lisanı ile keklemiş. İçişleri Bakanlığını da, MİT’i de vermiş. 8 oldu ortaklık. Sonradan dünyanın en başarısız iki belediye başkanını da ortak aldılar 10 oldu. Şunu iyi bilelim bu 10 tane grubun hiçbir şekilde görüşleri birbirine benzemez. Sosyal olaylara, siyasi meselelere bakışları, askeri noktalardaki görüşleri aynı değil benzemezler çetesi gibiler. Fakat bir araya gelmişler tek şey istiyorlar. Cumhur İttifakı, Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Bunun dışında söyledikleri hiçbir şey yoktu. Aslında birbirlerini sevmezler. Birisi bir gün olsun diğerini özleyip te yanına çay içmeye bile gitmemişler. Hani şair diyor ya, hadi gel şu Süleymaniye’yi yıkalım desem iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yeniden yapalım desem önce bir Sinan sonradan da Süleyman gerek. Yapmak zor iş yapmaktan gerçekten zor. Ama çok şükür Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-turkiyenin-kusurlari-fitne-orgutleri-ve-depremsellik/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum: “Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız” https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-yarin-kutlu-bir-zaferin-baslangicini-yapacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-yarin-kutlu-bir-zaferin-baslangicini-yapacagiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22697 Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenecek olan Yeniden Büyük İstanbul Mitingi ile ilgili basın toplantısında konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “AK Parti ve Cumhur İttifakı bayrağını sonuna kadar şerefle dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bu kutlu dava bizim geleceğimizin davası. Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız” dedi.

Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, yarın saat 14.00’te Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek olan Yeniden Büyük İstanbul Mitingi hakkında basın toplantısı yaptı. Kurum konuşmasından sonra gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Murat Kurum’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Basın toplantısı sonrası miting alanını gezen Kurum, yetkililerden mitingle ilgili bilgi aldı.

“31 Mart’ın provasını yapacağımız kutlu bir güne hazırlanıyoruz”

Basın toplantısında konuşan Kurum, “76 gündür sahadayız. Yeniden İstanbul, sadece İstanbul diyerek vatandaşımızla kucaklaşıyoruz. 31 Mart’ta kazanacağımız zafer öncesi yarın Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle, buradaki tüm ilçe belediye başkanlarımızla, Cumhur İttifakı’mızla birlikte Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde olacağız. 31 Mart’ın provasını yapacağımız, burada o coşkuyu yaşayacağımız kutlu bir güne hazırlanıyoruz. Heyecanlıyız çünkü görevi devralmamıza 7-8 gün kaldı. Gittiğimiz her yerde kardeşlerimiz artık bu değişimin bir an önce olmasını istiyorlar. Vatandaşlarımız yarın bir bayram havasında buraya gelecek. Bu kutlu şehrin geleceğine hep birlikte sahip çıkacağız. Bu şehri bize bırakılmış bir emanet olarak görüyoruz. Bu emanete gözümüz gibi sahip çıkacağımızı, meselenin İstanbul’un geleceği olduğunu net bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz. Bu şehir şu süreçte gerçekten çok yoruldu, çok bunaldı. Burada yaşamanın çile haline geldiği, deprem korkusunun her geçen gün arttığı, vatandaşlarımızın huzursuzluğunun ve güvensizliğinin arttığı bir ortamla karşı karşıyayız. İlgisizlikten ve sevgisizlikten yorulmuş bir İstanbul var. İstanbul, buradaki tüm kardeşlerimizin sevgiyle, hoşgörüyle yaşadığı, hepimizin mutlu olduğu bir şehrimizdi. Biz o mutluluğu ve huzuru istiyoruz. O huzuru 31 Mart akşamı tüm İstanbullularla birlikte yeniden tesis edeceğiz. İstanbullu kardeşlerimizi o özlediği hizmetlere, AK Parti’yle başlamış olduğu sosyal belediyeciliğe yeniden kavuşturacağız” dedi.

“Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız”

“76 gündür tüm teşkilatlarımız, vekillerimiz, belediye başkanlarımızla sahada hayallerimizi ve projelerimizi anlatıyoruz” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yarın Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle saat 14.00’da burada bu coşkuyu hep birlikte yaşayacağız. Aslında burada 31 Mart akşamı Saraçhane’de yapacağımız bayramın bir provası olacak. Biz bu coşkuya tüm İstanbul’u davet ediyoruz. Hangi partiden olursa olsun bu coşkuyu burada hep birlikte yaşayalım istiyoruz. Bu buradaki birlik beraberlik İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz sürecin sevinci olacak. Biz herkesi bu yolda yürümeye davet ediyoruz. Herkesi bu sevince ortak olmaya davet ediyoruz. Yarın tüm Türkiye’nin ve İstanbul’un kalbinin Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde atacağı buluşmada biz de yine o birliği o çağrıyı yapacağız. Bu yolda sağlam adımlarla, sağlam adamlarla 31 Mart bayramını yaşayacağız. 76 gündür sahada çalışıyoruz. Ailemizden çok teşkilatlarımızla vakit geçiriyoruz ve fedakarca bir çalışma yaptılar. AK Parti ve Cumhur İttifakı bayrağını sonuna kadar şerefle dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bu kutlu dava bizim geleceğimizin davası. Yarın kutlu bir zaferin başlangıcını yapacağız.”

“Bizim alnımız ak, malımız, mülkümüz her şeyimiz ortada”

Program sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, kendisine yöneltilen “Mal beyanınızda bulunan Kağıthane’deki evin projesine bakanlık döneminizde ÇED olumlu raporu verdiğiniz iddiası var. Bu konuda ne diyeceksiniz” sorusuna ise, “Biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak ülkenin her yatırımına, büyük olan tüm projelere ÇED raporu veririz. Siz bir şey bulamadığınız için, illa bir şey bulmak üzere çalışma yaptığınız için ne arasanız nafile, bulamayacaksınız. Bizim alnımız ak, malımız, mülkümüz her şeyimiz ortada. Bu ülkede 9 sene genel müdürlük yapmış, 5 sene Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmış, milyarlarca liralık ihaleleri yapmış ve alnımızın akıyla milletimize vermiş olduğumuz sözleri tutmuş olan bir kardeşinizim. Bugün de İstanbul’da Cumhur İttifakı adayıyım. Bu gururla bu hizmetleri yapacağım. Bu gururla inşallah 1 Nisan’da vatandaşımızın, İstanbul’umuzun hakkını, hukukunu koruyacağım. İstanbul’un parasını İstanbul’a harcayacağım. İstanbul’un kaynaklarını kendi geleceğim için harcamayacağım. İstanbul’un kaynaklarını israfı bitirdik deyip, tabelalara 500 milyon lira harcamayacağım. Balya balya fotoğraflarla, orada görüntülerle İstanbullulara bu üzüntüleri yaşatmayacağım. Dolayısıyla malımız mülkümüz her şeyimizle İstanbul’a hizmet edeceğiz” diye cevap verdi.

“1 Nisan’ın işaret fişeğini burada hep beraber görmüş olacağız”

Yeniden Büyük İstanbul Mitingi hakkında konuşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, “Bugün İstanbul’un en büyük mekanlarından birinde basın toplantısı gerçekleştiriyoruz. Yarın saat 14.00’da 31 Mart yerel seçimlerle ilgili mitingimizi gerçekleştireceğiz. Yeniden Büyük İstanbul mitingimizi bu alanda gerçekleştireceğiz. Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi mitinglerimiz İstanbullu hemşehrilerimizin sevgilerini, aşklarını, heyecanlarını yansıttığı bir şölene dönüşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve İBB Başkan Adayımız Murat Kurum’un katılımlarıyla İstanbul’umuzda o coşkuyu, o heyecanı yaşayacağımız mitingi gerçekleştireceğiz. Fetret dönemine son verdiğimiz, yeniden eser ve hizmet belediyeciliğinin başlayacağı 1 Nisan’ın işaret fişeğini burada hep beraber görmüş olacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-yarin-kutlu-bir-zaferin-baslangicini-yapacagiz/feed/ 0
İsrail askerleri tarafından işkence gören Filistinli kadın: Paralarımızı çaldılar https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/ https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:27:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22694 Gazze Şeridi’nin kuzeyinden alıkonulan 39 yaşındaki Filistinli Abir Gubn, İsrail askerleri tarafından çıplak aramaya maruz kaldığını, işkence gördüğünü ve paralarının çalındığını söyledi.

Yaşları 5,7,9 olan iki erkek bir kız çocuğu annesi Gubn, AA muhabirine, 63 gün süren tutukluluğu boyunca yaşadığı zorlukları anlattı.

Filistinli kadın, İsrail’in hava saldırılarının ardından Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesindeki evinden üç çocuğu ve komşularıyla birlikte beldedeki El-Fahura Okuluna sığındı.

İsrail ordusu 27 Ekim’de Gazze Şeridi’ne kara operasyonu başlattı ve Aralık 2023’ün ortasından itibaren kademeli olarak Gazze kentinin kuzeyindeki bölgelerden çekilmeye başladı, bunu ocak ayının başında Gazze’deki mahalle ve bölgelerden kısmi çekilme izledi.

Ordu, ocak ayı ortasında Gazze kenti ve kuzeydeki bazı bölgelere yönelik saldırılarına yeniden başladı.

Sığınma ve gözaltı

Filistinli kadın esir Gubn, “Savaş başladığında Kemal Advan Hastanesindeydim, oğlumun tedavi süreci bittikten sonra El-Fahura Okuluna sığındık. İşgal ordusu bizi bombaladı, eşimin ikinci eşi ve çocukları şehit oldu.” dedi.

İsrail ordusunun okulu vurup baskın düzenlemesinin ardından çocuklarıyla koşarak dışarı çıkabildiğini belirten Gubn, bölgeyi terk etme kararı alarak, Refah kentine doğru yola çıktığını aktardı.

Gubn, “Çocuklarımla askeri kontrol noktasına vardığımda, askerler güneye çocuklarımı almadan geçmemi istedi. Çocuklarım olmadan ilerleyemeyeceğime dair ikna etmeye çalıştığımda ise askerler beni vurmakla tehdit etti ve çocuklarıma da annesiz güneye gidin dediler.” ifadelerini kullandı.

Bir süre sonra askerlerin adını ve kimlik numarasını sorduğunu aktaran Gubn, daha sonra kadın ve erkek askerlerden oluşan başka bir taburun yanına gönderildiğini dile getirdi.

İsrail askerleri çıplak arama yaptı

Gubn, İsrail askerlerinin arama yapmak için kendisinden soyunmasını istediğini, bunu askerlerin önünde yapmayı hemen reddettiğini ancak ölümle tehdit edilerek çıplak aranmaya zorlandığını söyledi.

İsrail askerlerinin tutumuna ilişkin Gubn, “İsrail askerleri elbiselerimi giydikten sonra ellerime ve ayaklarıma kelepçe taktı, gözlerimi bağladı. Sonra beni sürükleyerek bir yere götürdüler, oradan da askeri ciple başka bir yere. Orada da bir gece gözlerimiz, ellerimiz ve ayaklarımız bağlı şekilde kaldık.” dedi.

Alıkonulduğu süre boyunca birçok kez çıplak aranmaya maruz kaldığını anlatan Gubn, İsrail askerleri tarafından işkence gördüğünü, ağır bir şekilde darbedildiğini ve sözlü tacize uğradığını belirtti.

Gubn, “Bizi askerlerle dolu büyük bir binaya götürdüler, elbiselerimizi çıkarmaya zorladılar, bana eziyet ettiler, dövdüler. Soğuk havalarda bizi ince hapishane kıyafeti giymeye zorladılar.” diye konuştu.

Alıkonulmasına ilişkin ise Filistinli kadın, “Daha sonra bizi 8 gün boyunca askeri ciple El Halil ile Kudüs arasındaki Antoat Askeri Hapishanesine götürdüler. Orada da kıyafetlerimizi çıkarttırdılar, vurdular, hakarete uğradım, kötü muamele gördüm.” ifadelerini kullandı.

Gubn, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlileri saatlerce elleri ve ayakları bağlı şekilde tuttuğuna, darp ve işkence ettiğine dikkati çekti.

Filistinli kadın, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizi önce çadır olduğunu düşündüğüm bir yere götürdüler, sorgulamaya ve Hamas mensubu olup olmadığımızla ilgili sorular sormaya başladılar.

Bana resimler gösterip, ‘Bu sizin kocanız’ dediler, ben de onlara ‘Bu benim kocam değil sadece isim benzerliği var dedim. 8 gün süren sorgu ve işkencenin ardından beni bir otobüsle Dimona Hapishanesine götürdüler.”

İsrail askerleri Filistinli kadının eşyalarını çaldı

Alıkonulan Filistinliler, sorgulamanın ardından hapishanelere götürülerek günlerce hapishanede tutuldular.

Gubn, İsrail ordusunun alıkonulanları serbest bırakmadan önce başka bir cezaevine naklettiğini ve orada bir gece tuttuktan sonra alıkonulan Filistinlileri sabah saatlerinde gözleri ve elleri bağlı şekilde bilmedikleri bir yere götürdüğünü ifade etti.

İsrail askerlerinin takılarını ve parasını çaldığını anlatan Gubn, “Alıkonulduğumuzda üzerimde 12 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 17 bin dolar) değerinde altın takı ve 3 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 4 bin dolardan fazla) değerinde de nakit para ile kişisel eşyalarım vardı. Askerler beni, eşyalarımı aldığıma dair bir kağıt imzalamaya zorladılar.” dedi.

Gubn, İsrail askerlerinin tüm eşyalarını çaldığını ve kimliği dışında hiçbir şeyi kendisine geri vermediklerini söyledi.

Filistinli kadın, alıkonulanları karşılayan Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin bulunduğu Gazze-İsrail sınırındaki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’na gelene kadar kelepçelerinin çıkarılmadığını kaydetti.

Gubn, 3 çocuğundan haber alamadığı için serbest kalmanın sevincini dahi yaşayamadığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ni Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-memduh-buyukkilic-kayseri-gazeteciler-cemiyetini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-memduh-buyukkilic-kayseri-gazeteciler-cemiyetini-ziyaret-etti/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22678 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ni (KGC) ziyaret etti. Ziyaretinde açıklamalarda bulunan Büyükkılıç, “İnşallah bu dönem de 5 MHP 11 AKP ve yine büyükşehir olarak 17-0 diyeceğiz” dedi.

Düzenlenen ziyarete Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, KGC Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kösedağ, parti yönetim kurulu üyeleri ve basın mensupları katıldı.

Bu seçimi de Kayseri’de 17- 0 olarak alacaklarını söyleyen Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, “Ülkemizde seviyeli bir şekilde seçim çalışmaları devam ediyor. Kayseri’de özel bir şekilde hakikaten çok daha seviyeli bir şekilde devam ediyor. Ben her şeyden önce bu süreç içerisinde sizlerin göstermiş olduğu seviyeli, şehrimize yakışır, birbirimizin kıymetini bilen anlayış içerisinde çalışmalar yaptığınız için teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın teşrif ettiği Perşembe günü burada koşullara rağmen elhamdülillah şahane bir miting ortamı oluştu. Elbette ki hava şartları ardından Ramazan ayının bereketi ve hafta içerisinde bizim hiç alışık olmadığımız hep Cumartesi günlerine endeksli mitinglerimizin olduğu süreçten adeta bizi bir sınava tabi tutar gibi Cumhurbaşkanımız Perşembe gününü Kayserimiz için tercih etti. Bereketiyle geldi. Dolayısıyla Kayserimizde de o gün güzel bir yağış oldu ama bütün bunlara rağmen miting sürecinde hava koşulları müsaitleşti, insanlar meydanı doldurdu. Gelirken yanında değildik ama giderken yanındaydım bire bir. Sivas Caddesi’nden havaalanına kadar insanlar sokakları doldurmuş, kendilerinin ifadesi de “Maşallah meydan kadar da buralarda insan varmış” diyerek de ifadede bulundu. Ben bu seçimi bir adım sonrasında neler olacağını gözlemleyerek, istikrarı göz ardı etmeyerek, bu şehri yada bu ülkeyi maceraya sürüklemeye ya da sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyerek yol almamız gereken bir süreç olarak değerlendiriyorum. Kısır çekişmelerden uzak, tırtıklama ya da oy kaygısıyla gökteki yıldızları vaat etme, boş beleş konuşma mantığından uzak süreci yönetme ve biz sırtımızda yumurta küfesi olan bir yönetim anlayışı yani hassasiyet göstermemiz gerektiğini biliyoruz. Sonraki aşamalarda da yapabileceğimizi paylaşmamız ve sorumluluk makamında bulunan insanların sorumsuzca konuşmaması bizim için çok önemli ve anlamlı şeyler. Bu açıdan biz bunların hepsine dikkat ediyoruz. İnşallah bu dönemde 5 tane Milliyetçi Hareket Partisi’nden 11 tane Ak Parti’den 16 ilçemiz ve büyükşehir olarak yine buradan 17-0 olarak milletimizin bizi tercih edeceğine inanıyorum” dedi.

“Bizim gizlimiz saklımız yok”

Gazetecilerin mal varlığını açıklayıp açıklamayacağı sorusuna cevap veren Başkan Büyükkılıç, “Mitingimize emniyetimizin açıkladığı rakamlarda ulusal basında da yayınlandı 75 bin civarı bir rakamla katılım oldu. Mal varlığımı açıklamam konusunda da siyaseten burada kullanılacak bir malzeme değil. Biz seçildiğimizde ve süremizin bittiğinde yasal olarak beyanname veren belediye başkanlarıyız. O açıdan bunu speküle edip ya da gündeme taşıyarak şov yapma mantığında hareket edecek halimiz yok. Bizim her şeyimiz, malımız da mülkümüz de ortada ve kamuoyunda da bilinen bir şey. Özelimiz yok, gizlimiz yok saklımız yok. Bu yönden müsterih olun, veremeyeceğimiz bir hesap da yok” ifadelerini kullandı.

AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm ise, “Yaklaşık 55 gündür yoğun bir SKM dönemimiz var. Dün itibariyle bin 150. programı gerçekleşmiş. Ortalama her bir programda 6-7 noktaya dokunuluyor. Bu da 6 bin 900 7 bine yakın lokasyonda program yapmışız. Son 8 gün içerisindeyiz. Öncelikle seçim sürecindeki nezaketiniz, desteğiniz ve Kayseri’de huzurlu bir seçim yaşanmasına sebebiyet verdiğiniz için siz basın mensuplarımıza özellikle teşekkür ediyorum. Gerçekten buradaki bu uyum ortamı Türkiye’nin 81 vilayetine örnek olmalı. Bizler de bu nezaketi koruyarak seçim sürecini atlatmaya çalışıyoruz. Ben ev sahipliğiniz için teşekkür ediyorum” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-memduh-buyukkilic-kayseri-gazeteciler-cemiyetini-ziyaret-etti/feed/ 0
CHP Lideri Özel: “Oy Alırlarsa Kemerleri Sıktıracak” https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-oy-alirlarsa-kemerleri-siktiracak/ https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-oy-alirlarsa-kemerleri-siktiracak/#respond Sat, 23 Mar 2024 05:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22556 HABER: ECE AZAK – ÖZGÜR ŞENGÜL/ KAMERA: KERİM UĞUR

CHP Lideri Özgür Özel, Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in Proje Tanıtım Toplantısı’nda konuştu, “Bu iktidarın her şeye rağmen oy alması durumunda, emekli bu durumdayken oy veriyor, çiftçi, köylü bu durumdayken oy veriyor, memurlar bu durumdayken oy veriyor, siftahsız esnaf oy veriyor diye düşünüp bundan sonra 4 yıl boyunca kemerleri size sıktırması, acı reçeteleri size içirmesi gündeme gelecektir” uyarısında bulundu.

CHP Efes Selçuk Belediye Başkanı ve Adayı Filiz Ceritoğlu Sengel’in, Selçuk’taki istasyon Meydanı’nda gerçekleştirdiği proje tanıtım toplantısına CHP lideri Özgür Özel’de katıldı.

“AKP’NİN REZİL ETTİĞİ SELÇUK BELEDİYESİ BÜTÇESİ DÜZELTİLMİŞ HALİYLE HAZIR”

Sengel, Toplantıya projelerinin yer aldığı tanıtım videosu ile başladı. Tanıtım videosunun ardından yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

“Biliyorsunuz 2019’da belediyeyi devraldığımızda büyük bir borç yükü altındaydı. Ama bunu hiçbir zaman bahane etmediğimiz gibi hep çalıştık hep çabaladık. Hep beraber bir yol yürüdük. Yaralar oldu, bu yaraları beraber sardık. Çocuklar için gıda erişimini başlattık. Eğitimden eksik kalmasınlar diye köylerden çocukları hep birlikte taşıdık. Amacımız geleceğe köprü atabilmekti. Bu 5 yıl boyunca yaptıklarımıza ek olarak izlediğiniz o tüm projelerin hepsi uygulamaya hazır, daha önemlisi AKP’nin  rezil ettiği Selçuk bütçesi düzeltilmiş haliyle hazır. Tek yapmamız gereken 31 Mart’ta sizlerin oylarıyla yeniden belediye başkanı seçilmem.”

“ZAFER SELÇUK’UN OLACAK”

Görev süresi boyunca zorluklara Selçuk halkı ile beraber göğüs gerdiklerini belirten Başkan Sengel, “Bundan sonrası için çok daha emin adımlarla gidiyoruz, çünkü ne zorluk yaşarsak yaşayalım birlikte aşmayı bildik. Zorlandık mı? Evet. Çünkü her türlü sürenin sonu bize denk geldi. Meryem Ana Otopark, Efes Alt Kapı Otoparkı gibi… Ama hiç yılmadık çünkü her şeyden önce sizlere güveniyordum. Her seferinde dedim ki, ‘Efes Selçuk seninle birlikte, korkma. Eğer o hak bu kente aitse söke söke almasını biliriz evvel Allah.’…  Bundan sonra da her şeyi hep birlikte yapacağız. Zafer bizim olacak, zafer Selçuk’un olacak” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de, yaptığı konuşmada, “Ben bir yeri sevdim mi severim. Bir yere bağlandın mı bağlanırım. 2019 seçimlerinde sizlerden bir şey istemiştim. Belediye bizde değildi, işimiz kolay da değildi ancak bir cumhuriyet kadınını, inandığımız, güvendiğimiz partinin bir evladını, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusunu elinden tutup size emanet etmiştim. Siz de emanetimize sahip çıktınız, sağ olun, var olun. O günden sonra Selçuk’ta işler CHP için iyiye gitmeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada Selçuk’ta o günlerden çok ilerideyiz. Bütün zorluklara rağmen ne belediye işçisini ne esnafı yalnız bırakmayan, mağdur etmeyen, güçlü, kararlı bir yönetim sergiledi Filiz Başkan. Kendisini yürekten kutluyorum” dedi.

“ONA GÜVENEN KİMSENİN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADI”

Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in göreve geldiği zaman belediyenin mali tablosunun kötü olduğunu ifade eden Özel, “AKP’den, MHP’den alınmış belediyelerde borç belediyenin boyunu aşmış oluyor. O borcu ödemek hep kendisinden sonra gelen, namuslu çalışan, kentin ve halkın çıkarlarını gözeten sosyal demokrat belediye başkanlarına kalıyor. Dünya kadar borç ödendi. Birilerine ihaleyle verilen işler belediye tarafından yapılır oldu. İsraf bitti, yerine hizmet geldi. O günden bugüne Filiz Ceritoğlu Sengel, Selçuk’ta yaptıklarıyla hem size verdiğiniz oyu helal ettirdi hem de partimizi, bizleri gururlandırdı. Ona güvenen kimsenin güvenini boşa çıkarmadı. Kendisini yürekten tebrik ediyorum” dedi.

“FİLİZ BAŞKAN SEN KİMSEDEN KORKMA, KARINCANIN KARDEŞİ VAR O DA CUMHURİYET HALK PARTİLİLERDİR”

AKP İstanbul Milletvekili ve İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’ya da seslenen Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Süleyman Soylu uzun süre İçişleri Bakanlığı yaptı, Türkiye’de 2 kişiye kafayı taktı. Bir tanesi Filiz Ceritoğlu Sengel, bir tanesi de Ekrem İmamoğlu. İkisiyle özel uğraştı, mahkemelere verdi, Ekrem Bey’e kumpaslar kurarak ceza aldırdı, burada da Filiz Başkana kafayı taktı. Vay efendim Selçuk yerine nasıl Efes Selçuk dersin? Süleyman Soylu’ya o gün söylediğimizi bugün bir kez daha söyleyelim. Filiz Başkan sen kimseden korkma, karıncanın kardeşi var o da CHP’lilerdir.”

“ADI CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLAN BU PARTİNİN SELÇUK’TAKİ ADAYI FİLİZ CERİTOĞLU SENGEL. DAHASI YOK!”

Parti bayrağını göstererek sözlerini sürdüren Özel, “Bu bayrak CHP’nin bayrağı. Kurucusu belli, genel başkanı belli, amblemi belli. Partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi, amblemi altı ok, mevcut Genel Başkanı Özgür, kurucu Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Adı Cumhuriyet Halk Partisi olan bu partinin Efes Selçuk’taki adayı Filiz Ceritoğlu Sengel. Dahası yok! Genel Başkan olarak söylüyorum Atatürk’ün koltuğunda oturan, O’nun emanetine sahip çıkan Genel Başkan olarak söylüyorum, Selçuk’ta bir başka CHP adayı yok, CHP’nin adayı Filiz Hanım’dır” dedi.

“HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ”

Özel, “Bu iktidarın her şeye rağmen oy alması durumunda, emekli bu durumdayken oy veriyor, çiftçi, köylü bu durumdayken oy veriyor, memurlar bu durumdayken oy veriyor, siftahsız esnaf oy veriyor diye düşünüp bundan sonra 4 yıl boyunca kemerleri size sıktırması, acı reçeteleri size içirmesi gündeme gelecektir. Bunun önünde durmanın tek yolu önümüzdeki sandıkta hep birlikte bu iktidara bir sarı kart göstermek, bir kırmızı ışık yakmak, bizi hesaba katmak zorundasın demek durumundayız. Aylar önce emeklilere yaptıklarından sonra meydanlara emeklileri çağırmıştım. İlk başta meydanın 5’te biri emekli oluyordu. Sonra artmaya başladılar. Sonra her gün geldiler. Pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi, su gibi, ateş gibi. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarına. Yeni yollarla tanıştı ayakları. Yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini. Bir büyük kalabalık oldular sonunda. Bütün Türkiye’ye duyurdular seslerini. Emekliler hoş geldiniz. Söz verdiğim gibi birlikte mücadele edeceğiz, sizin hakkınızı söke söke alacağız” dedi.

“5’Lİ ÇETEYE PARA VAR, EMEKLİYE, ÇİFTÇİYE YOK! O ZAMAN SANA DA OY YOK”

İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Özel, “Mayıs seçimlerinde hepimize üzen sonuç oldu. 4 yıl daha seçim olmayacak. Genel iktidarın yerelden dengelenmeye ihtiyacı var. Emekliler, çiftçiler, memurlar, esnaflar bu duruma rağmen bize oy veriyor diye düşünüp kemerleri size sıktırıp acı reçeteleri size içireceklerdir. Bunu durdurmanın yolu iktidara sarı kart göstermek, bizi hesaba katmak zorundasın demek durumundayız. 5’li çeteye, saray müteahhidine, yazlık-kışlık saraya para var, emekliye, çiftçiye gelince para yok! O zaman sana da oy yok, bir daha oy yok!”

“BABA OCAĞININ TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLIDIR, O DA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR”

Cumhuriyet Halk Partisinin kapısının herkese açık olduğunu dile getiren Özel, “Herkes bilir ki bir gün başı sıkışırsa, dara düşerse baba ocağı ordadır, çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. ve bir gün dönmek zarureti doğarsa kapıları ardına kadar açıktır. Gelene de ‘Sen niye geldin, niye gitmiştin?’ demeyiz. Çünkü baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANACAK, TÜRKİYE KAZANACAK”

Özel sözlerini şöyle noktaladı:

“Karşımızda Cumhur İttifakı var, görevi korkutmak, tehdit etmek, şantaj yapmak, toplumu kutuplaştırmak. Biz kucaklaşmaya, kardeşleştirmeye geliyoruz, umudun ittifakıyız. Bizim ittifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır. Selçuk’taki sosyal demokratları, milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları, Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi’yle yüreğinde vatan, millet sevgisi olan herkesi Türkiye ittifakında birleşmeye davet ediyorum. Filiz Ceritoğlu Sengel kazanacak, Selçuk kazanacak. Cemil Tugay kazanacak, İzmir kazanacak. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-oy-alirlarsa-kemerleri-siktiracak/feed/ 0
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Gabar’da Günde 37 Bin Varil Petrol Üretiliyor https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-alparslan-bayraktar-gabarda-gunde-37-bin-varil-petrol-uretiliyor/ https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-alparslan-bayraktar-gabarda-gunde-37-bin-varil-petrol-uretiliyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22468 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar’da geçmişte terörle anılan, girilemeyen, gidilemeyen topraklarda bugün günde 37 bin varil petrol üretildiğini söyledi.

Bayraktar, Hatay’ın Hassa ilçesi Bahri Gölge Caddesi’ndeki esnafı ziyaretinde bir süre sohbet etti.

Daha sonra Aktepe Seçim Bürosu önüne gelen Bayraktar, burada vatandaşlara hitap ederek doğduğu topraklara geldiğini ve kendisini evinde gibi hissettiğini söyledi.

Hatay’ın, kendileri için önemli ve Türkiye’nin enerjisine enerji katan bir yer olduğunu belirten Bayraktar, bugün buraya gelerek projeleri yerinde inceleyip takip ettiklerini anlattı.

Geçen yıl 6 Şubat depremlerinde çok büyük bir felaketi yaşadıklarını anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Birçok kardeşimizi kaybettik, akrabalarımız, birçok insan gitti. 6 Şubat depremleri hakikaten özellikle Hatay’ı, hemen hemen bütün ilçelerini çok büyük etkiledi ama biz birinci günden itibaren devletimiz bütün imkanlarıyla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, tekrar dedik ki ‘Yiğit, düştüğü yerden kalkar’ misali inşallah biz şehirlerimizin bu düştüğü durumu tersine çevireceğiz. Şehirlerimizi tekrar inşa, ihya edeceğiz. Eskisinden çok daha güçlü, düzenli şehirler haline buraları getireceğiz diye milletimize söz verdik. İnşallah bu uğurda yolda gelirken konuştuk, gördük, TOKİ evleri hızla yükselmiş, bir kısmı teslim oldu inşallah diğer kısmı da hak sahiplerine teslim edilecek.”

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında, sadece 5 şehirde doğal gaz olduğunu ifade eden Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğal gazı “Türkiye’deki her hane halkına getireceğiz” sözünü hatırlatarak 2002’den bugüne 81 ilde, 860 yerleşim yerinde artık doğal gazın olduğunu söyledi.

Bayraktar, doğal gaz gelmeyen mahalle ve beldelere de en kısa zamanda doğal gazı getireceklerinin sözünü verdi.

Doğal gazı bugüne kadar hep ithal ederek vatandaşlara sunduklarını dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“Ama 2016’da bir yola çıktık, Cumhurbaşkanımız dedi ki ‘Artık bu enerjideki, doğal gazdaki dışa bağlılığımı bitirelim, kendi doğal gazımızı bulalım, kendi doğal gazımızı vatandaşımıza götürelim’ dedi. Bunun için bir yola çıktık. Bu yol uzun, ince bir yol, bu yolda dedik ki, ‘Türkiye kendi sondaj ve sismik gemileriyle, mühendisleriyle, teknisyeni ve işçisiyle doğal gazı arayacak, denizlerimizde aranmamış, didik didik edilmemiş hiçbir karış yer bırakılmayacak’. Bu yolda biz Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemilerimizle, Akdeniz’de ve Karadeniz’de doğal gaz arıyoruz, hamdolsun 2020’de ağustos ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yaptık. Adına Sakarya Gaz Sahası dediğimiz bu sahada şu anda 1,4 milyon hanede kullanılan doğal gazı üretir hale geldik.”

“2024’te başka keşifler bulmak için gece gündüz çalışıyoruz”

Karadeniz’deki keşif döneminde karşılaştıkları eleştirilere değinen Bayraktar, “Bize ‘arayamazsınız’ dediler, aradık, ‘bunlar arasalar bile bulamazlar’ dediler, biz doğal gazı karadan 170 kilometre mesafede bulduk. ‘Ya bulsalar bile bunu üretemezler, karaya getiremezler’ dediler, o doğal gazı geçtiğimiz yıl yine bir ramazanda, arife günü Filyos’ta Zonguldak civarında karaya çıkardık, orada yaktık, şimdi evlerinizde sizler kullanıyorsunuz. 1,4 milyon hane halkı şu an oradan ürettiğimiz gazı kullanıyor. Bu daha başlangıç. İnşallah oradaki üretimimizi artıracağız.” diye konuştu.

2024’te başka keşifler, yeni gazlar bulmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Bayraktar, Türkiye’nin kendi doğal gazını üreten ve vatandaşlarına dağıtan bir anlayışla enerji alanında ilerlediğini söyledi.

Gabar’da günlük 100 bin varil petrol üretim hedefi

Türkiye’nin kendi petrolünü üreten bir ülke olma yolunda yürüdüğünü vurgulayan Bayraktar, “Gabar’da geçmişte terörle anılan, girilemeyen, gidilemeyen topraklarda bugün Türkiye, günde 37 bin varil petrol üretiyor, Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyor. İnşallah orada 100 bin varile doğru, Türkiye’yi daha güçlü ve büyük kılmak, sizlere daha iyi imkanlar sunabilmek için çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Çok daha güzel bir Hatay olacak”

Yerel seçimlere değinen Bayraktar, şunları kaydetti:

“1 Nisan’da inşallah Mehmet Öntürk başkanımız sizlere hizmet için büyük bir yola çıkacak. Çok projeler var. Bunlar için 7 gün 24 saat çalışması lazım. Onun için biz de kendisine inşallah destek olacağız. Aklı başka yerde olan, yarı zamanlı, gel-git belediyecilikle değil, 7 gün 24 saat vatandaşı ve hizmeti düşünen, bu projeleri hayata geçirmek isteyen bir belediyecilik anlayışına ihtiyaç var. Bizim anlayışımız budur. Bizim hizmet siyasetimiz bunu gerektirir. Bu uğurda biz çalışmaya söz veriyoruz. Bu şehir çok büyük bir deprem felaketi yaşadı. Buradan çıktık, çıkacağız ve çok daha güzel bir Hassa, Hatay olacak. Memleketimiz bu anlamda güzel şehirlere kavuşacak. Burada doğal gaz hizmetinin geldiği, elektrik hizmetlerinin sağlandığı, belediyenin en önemli görevi olan su hizmetlerinin sunulduğu, temiz ve toz, toprak içinde olmayan yollarımız olacak.”

Bakan Bayraktar, daha sonra Kırıkhan ilçesi Barbaros Mahallesi Şükrü Kanatlı Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.

Kırıkhan’daki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Karataş Yaşam Merkezi’nde konaklayan Kıbrıs Gazisi Mehmet Pekmez ve ailesine ziyarette bulunan Bayraktar, aileye Türk bayrağı ve Kur’an-ı Kerim verdi.

Yaşam merkezinde kalan aileleri de ziyaret eden Bayraktar çocuklara oyuncak dağıttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-alparslan-bayraktar-gabarda-gunde-37-bin-varil-petrol-uretiliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İnşallah 2028’de KAAN’ı Hava Kuvvetlerimize teslim edeceğiz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-insallah-2028de-kaani-hava-kuvvetlerimize-teslim-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-insallah-2028de-kaani-hava-kuvvetlerimize-teslim-edecegiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 02:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22423 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnşallah 2028 yılında KAAN’ı Hava Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Bu tarihten itibaren gök vatanımızı KAAN ile koruyacağız. İnsansız hava araçlarımızın başarılarını artık cümle alem biliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankırı’da düzenlenen mitingde konuştu. Çankırı il merkezindeki Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilen miting alanını binlerce vatandaşa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çankırı’ya bugüne kadar mahcup olmadık, yine olmayacağız. Kentsel dönüşüm bizden, TOKİ bizden, fabrikalarda Hüseyin Bey’den. TOKİ yoğun çalışmalarla yanınızda. Fabrikalar da Başkan Hüseyin Bey’den. Sizlerin bu halini gördükten sonra Cumhurbaşkanı olarak sizlerin yanındayım. Çankırı’ya olan minnet borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla ter dökerek, daha fazla eser ve proje üreterek ödeyeceğiz. Bunun için 31 Mart çok önemli. Sizlerden 31 Mart’ta bir kez daha destan yazmanızı istiyorum. Aşk ile koşan yorulmaz diyerek ülkemize ve milletimize hizmet için gece gündüz koşturuyoruz. Sadece Mart ayının başından itibaren doğudan batıya, kuzeyden güneye 23 farklı ilimizi ziyaret ettim, bu tarz mitingler yaptım. Yabancı misafirlerimizin yanı sıra, şehit ailelerinden sağlık personelimize, şoförlerimizden vakıf ve derneklerimize toplumumuzdan her kesimden insanımızla kucaklaştık, hasbihal ettik, iftar sevincini paylaştık” dedi.

“İnşallah 2028 yılında KAAN’ı Hava Kuvvetlerimize teslim edeceğiz”

Türkiye’nin hedefleri ile ilgili konuşan Erdoğan, “Mazlumlara el uzatmak, zalimlerin zulümlerine dur demek, Gazze başta olmak üzere kardeşlerimize yardımcı olmak için çalıştık, çalışıyoruz. Deprem bölgesinde inşasını tamamladığımız 76 binden fazla konutun kuralarını çekerek depremzedeleri yeni yuvalarına yerleştirdik. Bunun gibi nice hamle, nice faaliyetle Türkiye’yi büyütmenin, Türkiye yüzyılını inşa etme çabasındayız. Bizim gündemimizde deprem bölgesi var, bizim gündemimizde dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimiz var, bizim gündemimizde aziz milletimizi layıkıyla temsil etmek var, bizim gündemimizde içinde bulunduğumuz asra Türk mührünü vurmak var, bizim gündemimizde ülkemizin ekonomisini güçlendirmek, ihracatını arttırmak, tarımını, turizmini, sanayisini geliştirmek var, bizim gündemimizde Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek var. Savunma sanayisinde her gün yeni bir başarıya imza atıyoruz. Bir dönem toplu iğne üretmezken, tabanca bile yapamıyorken, bugün kendi gemimizi, tankımızı, füzemizi, savaş uçağımızı imal eder hale geldik. KAAN’ın göğe doğru süzülüşünü izlediniz değil mi? Uçak teker keserken sizlerin de gözü doldu, göğsü kabardı mı? Bizlere bu günleri gösteren Allah’a hamd olsun. Her türlü ambargoya rağmen 5’inci nesil savaş uçağımız KAAN, ilk uçuşunu başarı ile gerçekleştirdi. ‘Yapamaz’ dediler, yaptık. ‘Uçmaz’ dediler uçurduk. Önümüze engel çıkardılar, hepsini tek tek aştık. Ülkemizdeki müzmin muhalifler ‘kalorifer peteği’ diyerek bu başarıyı küçümsemeye çalışsalar da KAAN savaş uçağımız dostlarımıza güven, düşmanlarımıza büyük korku saldı. Asya’sından Avrupa’sına ve Amerika’sına bu teknolojiye sahip olduğunun ne manaya geldiğini bilenler KAAN’ı çok yakından takip ediyor. İnşallah 2028 yılında KAAN’ı Hava Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Bu tarihten itibaren gök vatanımızı KAAN ile koruyacağız. İnsansız hava araçlarımızın başarılarını artık cümle alem biliyor” diye konuştu.

“Sınırlarımızın 300-350 kilometre ötesinde teröristleri tespit ediyor, hiç ummadıkları anda etkisiz hale getiriyoruz”

Teröristlere göz açtırılmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın 50’ye yakın ülkesinde TB-2’ler, Akıncılar, Ankalar, Aksungurlar kullanılıyor. SİHA’lar terörle mücadelede bize kritik kabiliyetler kazandırıyor. Bölücü terör örgütü mensupları için artık hiçbir şey güvenli değil. Sınırlarımızın 300-350 kilometre ötesinde teröristleri tespit ediyor, hiç ummadıkları anda etkisiz hale getiriyoruz. Devletimize kast etmenin, vatan evlatlarına saldırmanın bedelini bu katil sürülerine çok ağır bir şekilde, misliyle ödetiyoruz. Donanmamızın amiral gemisi Anadolu’nun ardından daha büyük bir uçak gemisi yapmanın hazırlıklarına başladık. Savunma sanayisinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmayacağız, yolumuzdan geri dönmeyeceğiz” şeklinde konuştu. – ÇANKIRI

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-insallah-2028de-kaani-hava-kuvvetlerimize-teslim-edecegiz/feed/ 0
Erdoğan: Türk siyasetini bu kadar kirletmeye kimsenin hakkı yok https://www.haber60.com.tr/erdogan-turk-siyasetini-bu-kadar-kirletmeye-kimsenin-hakki-yok/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turk-siyasetini-bu-kadar-kirletmeye-kimsenin-hakki-yok/#respond Sat, 23 Mar 2024 01:39:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22373 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki para sayma görüntülerine değinirken, “Türk siyasetini bu kadar kirletmeye, kendilerine oy verenler başta olmak üzere insanımızı bu kadar utandırmaya kimsenin hakkı yok, olmamalı.” dedi.???????

Erdoğan, partisinin Albay Karaoğlanoğlu Caddesi’nde düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Ramazan Bayramı gelmeden, 31 Mart’ı milli irade bayramı olarak kutlayacaklarını söyleyen Erdoğan, seçim dönemlerinin, her kademede yöneticilerin belirlendiği demokrasi şölenleri olmasının ötesinde anlamlara sahip olduğunu söyledi.

Seçimlerin aynı zamanda kimin kiminle yol yürüdüğünü, kimin nerede durduğunu görmeye vesile olan tarihi ve milli bir sınama olduğunu kaydeden Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak biz, ister seçime beraber girelim, ister ayrı adaylarla girelim hep tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, şu karşımdaki tablo gibi kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” diye konuştu.

Siyasetlerinin milletin birliği, vatanın bütünlüğü, devletin bekası çerçevesinde şeffaf ve erdemli bir tarzda şekillendiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz mayıs ayında karşımızda kurulan ittifakı hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi nerede bunlar? Altılı masa ne oldu? Parlamentoda bunlardan bir kişi yok, hepsi gitti. Tüm suçu bay Kemal’in sırtına yükleyip, hepsi de şimdi kendi keyfine bakıyor. ‘Altılı masa’ dediler, ‘On altılı masa’ dediler, birileri de masanın altına girdi, şimdi bizim Karadeniz’in çayını demliyorlar. Bu ucube ittifaktan geriye kala kala masanın gizli ortağı DEM’le, bir türlü adını koyamadıkları, millete çıkıp ne olduklarını anlatamadıkları tuhaf bir ilişki kaldı. Sorsan ‘ittifak yapmadık’ diyorlar ama pek çok yerde ortak belediye başkan adayı, ortak belediye meclis üyesi listesi çıkartıyorlar, belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP’yle pazarlık masasına sürdüler. Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareleri ortaya çıkmaya başladı.”

Erdoğan, ülkenin gündeminin muhalefetin umurunda olmadığını ifade ederek, “Ülkenin gündemi deprem, bunların umurlarında değil. Hatta depremzedelere hakaret ederek gerçek karakterlerini sergiliyorlar. Ülkenin gündemi sınırlarımızın terörden arındırılması ama bunların umurlarında değil. Hatta ortaklarına yaranmak için terör örgütüne militan yazılıp ideolojik eğitime girecekler. Ülkenin gündemi çalışanların refah kaybının telafisi ama bunların umurlarında değil. Hatta istismar kabilinden ettikleri üç, beş lafı saymazsak buradan kendilerine çıkacak siyasi rantı düşünüp el ovuşturuyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk siyasetini bu kadar kirletmeye kimsenin hakkı yok”

“Şimdi bir de ortaya deste deste, valiz valiz para görüntüleri çıktığını” belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Dolar mı dersin, avro mu dersin şimdi bunlar var. Türk siyasetini bu kadar kirletmeye, kendilerine oy verenler başta olmak üzere insanımızı bu kadar utandırmaya kimsenin hakkı yok, olmamalı. Nereden nerelere geldik hale bakın. Tabii bunun için kızarmasını bilen bir yüz, utanmasını bilen bir yapı lazım. Allah’tan korkuları var mı bilmeyiz ama kuldan utanması olmayanlardan uzak durmak lazım. Bunun adı siyaset değil. Ortada eser ve hizmet namına zaten bir şey yok. İstanbul’da en ufak bir şey var mı? İstanbul’un karışını bilirim. İstanbul’da doğdum, orada büyüdüm, orada belediye başkanlığı yaptım, ondan sonra İstanbullu aldı beni Başbakanlığa gönderdi, sonra da Cumhurbaşkanı oldum. Tam tersi kendilerini hiçbir iş yapmamakla, hiçbir proje sahibi olmamakla övünecek kadar sefil bir duruma düşürmüş haldeler. Hiç değilse kabahatlerini kabul edip bir kenara çekilme erdemini gösterebilseler, maalesef bunlarda o da yok.”

“Demokrasinin güzel tarafı son noktayı milli iradenin koymasıdır”

Milletin her seçimde sandıkta dersini vermesine rağmen muhalefetin ısrarla ve inatla aynı şeyleri yaparak iktidara gelmeyi umut ettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Birbirlerine öyle gaz veriyorlar ki Türkiye’yi bilmeyen biri baktığında hakikaten ortada bir şey var sanır. Dün ekranlarda ne diyorlardı? ‘Aramızda kalsın kazanıyoruz.’ Bugün yine ‘Aramızda kalsın kazanıyoruz’ diyorlar. Meydan meydan geziyorlar. Aramızda kalacak bir şey yok. Herkes bilsin bu CHP’den, bu DEM’den ve maalesef duruşlarıyla onların değirmenlerine su taşıyanlardan hiçbir şey olmaz. Bunlar daha kendi içlerinde bir insicam sağlayamamışlar ki ülkeye ve millete hayırları dokunsun. Kavga, gürültü, didişme, ayak oyunu hiçbir gün eksik olmuyor. Demokrasinin güzel tarafı medya, sosyal medya, uluslararası medya ne derse dersin son sözü sandığın söylemesi, son noktayı milli iradenin koymasıdır. İnşallah 31 Mart’ta Türkiye belediye başkanlarını seçme yanında muhalefetin suratına bu hakikati bir kez daha çarpacaktır. Ben halkıma inanıyorum.”

Karabük’ün bu milli irade şahlanışında en ön saflarda yer alacağına inandığını dile getiren Erdoğan, miting alanındakilere, “Bunun için sizlerden söz istiyorum. 31 Mart’ta derdi ülkesi, milleti, şehri olmayanları sandığa gömüyor muyuz? 31 Mart’ta milli iradenin gücünü bir kez daha dünya aleme gösteriyor muyuz? 31 Mart’ta Cumhur İttifakı olarak inşa ettiğimiz geleceğe bir ışık daha yakıyor muyuz?” diye sordu.

“Evet” karşılığını alan Erdoğan, “Maşallah, Rabbim hepinizden razı olsun.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-turk-siyasetini-bu-kadar-kirletmeye-kimsenin-hakki-yok/feed/ 0
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Dünya Su Günü’nü kutladı https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-dunya-su-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-dunya-su-gununu-kutladi/#respond Sat, 23 Mar 2024 00:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22336 Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı.

Mesajında Başkan Fatma Şahin, dünya genelinde yaşanan iklim kriziyle birlikte ortaya çıkan su kıtlığının her geçen gün daha fazla hissedildiğini belirterek, “Yaşamın kaynağı olan suyun korunması için büyük yatırımlar yaptık ve bugün Türkiye’nin Melen’den sonra en büyük içme suyu projesini tamamlayarak şehre memba su kalitesini getirdik, 2050’ye kadar su ihtiyacımızı karşıladık” dedi.

Mesajının devamında Başkan Şahin, su yönetiminin artık petrol, altın yönetimi kadar değerli ve önemli olduğunu vurgulayarak, “Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve GASKİ olarak 2053 yılını esas alan İçmesuyu ve Atıksu Master Planı’nı hazırlıyor, şehrimizdeki suyun nabzını tutuyoruz. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini üstlendiğim ilk günden itibaren gündemimiz her zaman su oldu. Görevimizin ilk günlerinde ciddi su sıkıntıları yaşadık. Sorunun kalıcı çözümü ve şehrin ihtiyaçlarının karşılanması adına yoğun bir çalışma başlattık. Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesine bağlı Helete bölgesinden Düzbağ’ın suyunu 144 kilometreyi bulan isale, iletim ve dağıtım hattı ile regülatör tamamlanarak Gazi şehre getirdik. Projede döşenen 2,6 metre çaplı borular Türkiye’de içme suyu amaçlı kullanılan boruları oldu. Proje kapsamında 3 bin 600 metre uzunluğunda 5,6 metre çapında tünel açıldı. Düzbağ İçme Suyu İsale Hattı’nın devamı olacak, belediye eliyle inşa edilecek en büyük içme suyu barajı Düzbağ Barajı’nı da yeni dönemde yapacağız. Bu büyük projenin yanı sıra su kaynaklarımızın güçlendirilmesi amacıyla çalışmaları sürdürüyoruz. GASKİ’nin projelerle su ihtiyacını karşılarken bir diğer çevresel kirletici olan atıksuların arıtılması ve doğaya zarar verilmemesi için çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Mizmilli bölgesinde 30 kuyu, Kartalkaya’da 1 baraj ve Düzbağ’da 1 regülatörümüzden aldığımız hamsuları, içmesuyu arıtma tesisimizde titizlikle arıtıyoruz. Yaklaşık 4 bin kilometrelik içmesuyu hattımızla, günde ortalama 500 yüzbin metreküp içilebilir kalitede içmesuyunu, Gazianteplilere kesintisiz ulaştırıyoruz. GASKİ, şehrin ihtiyaçlarını karşılamak adına, yılda 190 milyon metreküpün üzerinde içmesuyu üretiyor. Dünyada bu miktarda suyu kendi sınırları dışından sağlayan ve vatandaşının kullanımına sunan çok az şehir var. Kullanımla beraber kısa zaman önce tamamladığımız Kuzeyşehir TOKİ, Yavuzeli ve Nizip ileri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesislerimiz, yapımına devam ettiğimiz Yeşilyurt, Karkamış, Kuzeyşehir, Kızılhisar ve Beylerbeyi Beykent Atıksu Arıtma Tesislerimiz ile arıttığımız atıksuları, yeniden arıtarak son dezenfeksiyon işleminden geçiriyor ve geri dönüşüm suyu elde ediyoruz. Bu suları daha sonra doğa ile buluşturuyoruz. Geleceğe temiz ve çevreci bir Gaziantep bırakmak en büyük amaçlarımızdan. Bu yönde planlamalar yaptık ve büyük çözümler üretiyoruz. Gaziantep’in kaynaklarını arttırmak amacıyla planlama aşamasını bitirdiğimiz Düzbağ Barajı ve ona bağlı hizmet verecek olan Belkıs İçme Suyu Arıtma Tesislerimiz ile gelecekte su arzında meydana gelebilecek sorunları, bugünden çözmeye çalışıyoruz. Her bir damla suyun önemini bilerek, Gaziantep’te kayıp-kaçak oranını düşürecek çalışmaları hızla yürütüyoruz. 2022 yılında yüzde 27,00’ye kadar düşürdük. Bu rakamı daha da aşağı çekmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. GASKİ olarak Gaziantep’e sağladığımız suyu, kaynağında koruyor, titizlikle arıtıyor ve evlerinize gereken tedbirleri alarak ulaştırıyoruz. GASKİ’nin Gaziantep’e sağladığı içmesuyunun kalitesi, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik’ kriterlerine ve uluslararası standartlara her zaman uygun. Bu düşüncede, binaların iç tesisatlarında eski kurşun boru kullanılmıyor ise ve varsa bina depoları 6 ayda bir temizleniyor ise, Gaziantep’e verdiğimiz su, içme ve kullanma amacıyla güvenle tüketilebilir. Su insanlığın ortak mirasıdır. Şehrimizin, ülkemizin su kaynaklarını korumak için hepimize görev düşüyor. Gaziantep için bugün biz kurum olarak adımlarımızı attık ama hep birlikte su kaynaklarımızı kirletmemeye dikkat etmeli ve tüketimimizi azaltmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve GASKİ ailesi olarak herkesin 22 Mart Dünya Su Günü’nü kutluyor, bugünün su kullanma bilincinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-dunya-su-gununu-kutladi/feed/ 0
Skolyoz Hastası Öğrencinin Sırtındaki Eğrilikler Füzyon Cerrahisi ile Düzeltildi https://www.haber60.com.tr/skolyoz-hastasi-ogrencinin-sirtindaki-egrilikler-fuzyon-cerrahisi-ile-duzeltildi/ https://www.haber60.com.tr/skolyoz-hastasi-ogrencinin-sirtindaki-egrilikler-fuzyon-cerrahisi-ile-duzeltildi/#respond Fri, 22 Mar 2024 07:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22139 ANTALYA (İHA) – Samsun’da 4 yıldır skolyoz hastası olan 10’uncu sınıf öğrencisi Zeynep Pehlivan’ın sırtında ve belinde bulunan eğrilikler Antalya’da özel bir hastanede gerçekleştirilen füzyon cerrahi tedavisi ile düzeltildi. Ameliyattan bir gün sonra yürümeye başlayan ve 4’üncü günde taburcu edilen Zeynep Pehlivan, “Sağlığıma tekrar kavuştuğum için çok mutluyum” dedi.

Samsun’da yaşayan ve bir süredir skolyoz hastası olan 10’uncu sınıf öğrencisi Zeynep Pehlivan, tedavi için Antalya Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünden Doç. Dr. Ömer Bozduman’a ulaştı. Yapılan görüşmelerin ardından Pehlivan ve ailesi Antalya’ya davet edildi. 4 gün önce Antalya’ya gelen Zeynep Pehlivan için ameliyat kararı alındı. Ameliyatla genç kızın sırtında ve belinde bulunan eğrilikler enstrümantasyonlu bir sistemle füzyon cerrahi tedavisi yaparak düzeltildi. Ameliyatın hemen ardından bir gün sonra yürümeye başlayan Pehlivan, 4 gün sonra taburcu edildi.

4 yıldır skolyoz hastalığı ile mücadele ettiğini ve bunun aort damarı yetmezliği ile doktora gittiği zaman ortaya çıktığını belirten Zeynep Pehlivan, “Doktora gittiğimizde ortopediye yönlendirdi. 6 ay fizik tedavi sürecim oldu. Bu sefer korse verdiler. Korseyle de ilerledi. Sonra bir süre sonra durduruldu ama tekrar ilerledi bu sefer ameliyat boyutuna geldiğini söylediler. Doç. Dr. Ömer Bozduman’a ulaştım. Yapacaklarını tek tek anlattı. Şu an gayet iyiyim. Yürüyebiliyorum, ağrılarım az da olsa devam ediyor. Ama onun haricinde öyle çok dayanılmaz bir ağrım yok. Bu süreçte mide bulantılarım oldu” dedi.

“Korse takarken korselerin sıkması çok bunalttı, eğilemiyordum”

Hastalığın kendisini nasıl kısıtladığı hakkında da açıklamalarda bulunan Pehlivan, “Korse takarken korselerin sıkması çok bunalttı, eğilemiyordum, hiçbir hareketi yapamıyordum. ve onun haricinde geceleri de uyuyamıyordum. O kadar çok ağrı oluyordu ki böyle dayanılmaz bir ağrıydı ve sabahlara kadar uyuyamadığım oluyordu. Şimdi sağlığıma tekrar kavuştuğum için çok mutluyum” sözlerine yer verdi.

“Enstrümantasyonlu bir sistemle füzyon cerrahi tedavisi yaparak düzelttik”

Zeynep’in skolyoz hastalığından dolayı uzun zamandır takiplerinde olduğunu belirten Doç. Dr. Ömer Bozduman, “Rahatsızlığı gerilemek yerine ilerleme olunca müdahale etmeye karar verdik. Ameliyatını gerçekleştirdik. Sırtında ve belinde olan eğriliklerini enstrümantasyonlu bir sistemle füzyon cerrahi tedavisi yaparak düzelttik. Ameliyattan sonra birinci gün yürüttük. Problem yaşamadık, dördüncü gün taburcu edeceğiz. Zeynep’in en sık hareketlenmelerinin olduğu boyun sırt bileşkesine beliyle kalça bileşkesine dokunmadık. Daha az hareketsiz olan sırt bölgesine füzyon cerrahi yaptık. Bundan sonra çok fazla bir fonksiyon kaybı olacağını düşünmüyoruz” dedi.

“Ailelere 10 yaşından sonra özellikle kız çocuklarında çıplak muayene öneriyoruz”

Skolyoz hastalığının daha çok ergenlik döneminde ortaya çıktığını ve nedeninin tam olarak bilinmediğini belirten Doç. Dr. Ömer Bozduman, “Doğuştan ve farklı nedenlerden dolayı ortaya çıkanlar da var. Ailelere 10 yaşından sonra özellikle kız çocuklarında çıplak muayene öneriyoruz. Omuz dengesi, kol hizası, kolları ile bedeni arasında boşluğun simetrik olup olmaması, göğüs hizasının kontrol edilmesi gerekir. Akıllarına yatmayan bir asimetri olduğu zaman ortopedi ve travmatoloji bölümüne başvurmalarını öneriyoruz. Bu tür durumlarda müdahale edilmediği zaman iç organ basısına ve fonksiyon kayıplarına neden olur” dedi.

Erken tanıya çok önem verdiğini belirten Bozduman, “Bu çocukların birçoğunu zamanında yakalarsak ameliyat olmadan tedavi edebiliriz. Biz olabildiği kadar ameliyatsız tedavi yapmaya çalışıyoruz. Bir farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bütün ailelerden ricam gözlerimiz çocuklarımızda olsun, onları kontrol edelim” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/skolyoz-hastasi-ogrencinin-sirtindaki-egrilikler-fuzyon-cerrahisi-ile-duzeltildi/feed/ 0
Down Sendromu Farkındalık Günü’nde ‘Sarı Hayaller’ Etkinliği Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-sari-hayaller-etkinligi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-sari-hayaller-etkinligi-gerceklestirildi/#respond Fri, 22 Mar 2024 07:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22129 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında “Sarı Hayaller” etkinliği gerçekleştirildi.

Vakıfbank Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte, Down Sendromlu bireylerin yaptığı yapay zeka destekli tablolardan oluşan “Sanat ve Biz” sergisi de ziyarete açıldı.

Özge Özder ve Tan Aytıs’ın sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte, Keremcem, Elif Buse Doğan ve Ümit Yılmaz’ın yanı sıra down sendromlu sanatçılar Çağatay Aras, Eren Karalı ve Fark Band’in sahne aldığı konser düzenlendi.

“Engellilerle hayatın her alanını paylaşıyoruz”

Vakıfbank Halk Müziği Korosu Şefi Ümit Yılmaz, sahneye down sendromlu bireylerle çıkacaklarını belirterek, “Onların günü bugün. Biz onlara yoldaşlık edeceğiz. Vakıfbank, farklı dönemlerde sosyal sorumluluk çerçevesi içerisinde birçok etkinlik yapıyor. Bugün de bunlardan birinde, bir farkındalık yaratma çabasında olacağız.” dedi.

Engelli bireylerle hayatın her alanını paylaştıklarını aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:

“Birkaç aydır hazırlık yapıyoruz. Daha önce de birçok etkinlikte engelli bireylerimizle bir araya gelmiştik ama bu sefer gerçekten beni çok şaşırttı. Sahnede saz çalabilen, şarkı-türkü söyleyebilen ve hatta sunuculuk yapabilen bireyler olacak. Onlarla beraber çok güzel bir etkinliğe imza atacağız. Down Sendromu Farkındalık Günü’nü en güzel şekilde yaşayacağız. Böyle özel ve güçlü projelerde, bir güç olarak Vakıfbank’ın yanımızda olması bizim için çok kıymetli, çok değerli. Bu projede, arka planda çalışan onlarca, yüzlerce insan oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum.”

“Umarım bu tarz konserler çoğalır”

Sanatçı Elif Buse Doğan da böyle özel günlere elinden geldiğince destek vermeye çalıştığına dikkati çekerek, “Artı 1 farkla dünyamızı güzelleştiren bütün arkadaşlarımızın günü kutlu olsun. Onlarla müzik yapmaktan çok keyif alıyorum. Daha önce de birçok şarkı türkü söylediğim arkadaşlarım oldu.” şeklinde konuştu.

Engelli bireylerin sadece bir gün değil her gün hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğine vurgu yapan Doğan, “Bugün Elif Buse Doğan kimliğini bıraktım. Onlar hangi şarkıları, türküleri söylememi istiyorsa onu söyleyeceğim. Onlar müzik yapacak, ben onlara eşlik edeceğim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Umarım bu tarz konserler çoğalır.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) Onursal Başkanı Hakan Kural, İZEV’in 35 yıldır kendi alanında ilkleri gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Down Sendromu Farkındalık Günü dolayısıyla yoğun bir faaliyet gündemleri olduğuna işaret eden Kural, “Toplumsal bütünleşme ve farkındalık adına özel gereksinimli çocuklarımızdan oluşan bir pop grubu kurduk. Bu akşam onlar da sahne alacak. Vakıfbank’ın böyle bir gündeme sahip çıkıp, ön açmasını çok kıymetli buluyorum.” ifadelerini kullandı.

Sergi küratörü Aslı Nişancı ise “Sarı Hayaller” isminin yaşamı temsil ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

“Artı bir kromozomlu gençlerimiz yaşama yeni bir kültür anlayışı getiriyor Buradaki amacımız yaşamın her alanında olabileceklerini göstermek. Gençlerimizin kendi özgünlükleriyle orta çağdan 17. yüzyıla uzanan bu eserlerle bize ne söylediğini göstermeye çalıştık. Kültür, dönüşüm anlamına geliyor. İnsana dair her şeyin dönüşümüdür. Gençlerimiz, yaşama farklı açılardan bakmayı bize gösteriyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-sari-hayaller-etkinligi-gerceklestirildi/feed/ 0
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum: “Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış” https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-3/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-3/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22118 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum: “Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”

“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”

“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”

“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”

İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.

“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”

Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.

İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.

“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”

Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.

“Onların umurunda olan balya balya paralar”

Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.

Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.

“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”

Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.

“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”

İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.

“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”

Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.

“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”

Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.

“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”

Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.

“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”

Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.

Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.

CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”

CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-3/feed/ 0
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum: “Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış” https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-2/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-2/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22116 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum: “Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”

“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”

“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”

“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”

İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.

“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”

Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.

İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.

“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”

Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.

“Onların umurunda olan balya balya paralar”

Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.

Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.

“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”

Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.

“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”

İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.

“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”

Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.

“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”

Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.

“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”

Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.

“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”

Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.

Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.

CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”

CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis-2/feed/ 0
Murat Kurum: İBB Başkan adayı televizyonlara çıkamıyor https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ibb-baskan-adayi-televizyonlara-cikamiyor/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ibb-baskan-adayi-televizyonlara-cikamiyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22102 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, CHP adayının televizyonlara çıkamadığını söyleyerek, “Niye çıkamadıklarını biliyor musunuz? Bu soruyu (para sayma görüntüsü) sormamak kaydıyla televizyona çıkmak istiyorlar. Niye saklıyorsun, ne varsa açıklayın milletimize şeffaf bir şekilde. İnsanımız da aydınlansın.” dedi.

Beyaz TV’de Gündem Özel programına konuk olan Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da verdiği vaatleri yerine getirmediğini, aynı vaatleri bu seçimde de tekrar ettiğini kaydetti.

İmamoğlu’nun, İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek yerine CHP’yi dizayn etmekle uğraştığını söyleyen Kurum, “İBB Meclisinde deprem görüşülürken, gidip orada Zoom toplantıları üzerinden kongreyi dizayn etmeler gibi bir sürü şeyi zaten kendileri de anlatıyorlar. Buradaki sorun ilgisizlik, liyakatsiz bir kadroyla çalışmak, beceriksizlik. Bizim tüm vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Bu vaatlerin hepsini 6 aylık, bir yıllık eylem planlarıyla hızlı şekilde hayata geçireceğiz. 1 Nisan’da biz ne yapacağımızı biliyoruz ama onlar ne yapacağını bilmiyor.” diye konuştu.

İstanbullunun suyunun çamur gibi aktığını ve içilemediğini dile getiren Kurum, İBB yönetiminin 5 yılda bir damla su kaynağı getirmediğini, yeni arıtma ve isale hattı yapmadığını ifade etti.

İSKİ’nin elektrik parasını ödeyemeyecek hale getirildiğini söyleyen Kurum, “İSKİ’yi yönetenlerin kim olduğu belli değil. Sonuçta burası, bu işi yapacak belediyenin iştiraki. Öyle becerikli arkadaşlar vardı ki orada geçmişte. Haliç’in koktuğu günleri hatırlıyoruz. Ora temizlendi. Bu şehrin her yerine içme suyu götürüldü. İstanbul susuz kalacak diye korkulu günlerle beklediğimiz süreçte bakın hiç susuz kalmıyor. Niye? Bu yatırımlar sayesinde. Sen yapmıyorsun, yapana engel oluyorsun, eleştiriyorsun. Üstüne gidiyorsun, temel atmama töreni yapıyorsun. Devlette devamlılık esas. Bunlar devlet yönetmemiş. Şu anda kendileri de yönetmiyor zaten.” dedi.

Sayıştay raporlarına da yansıdı

Kurum, İmamoğlu’nun İBB Başkanlığına geldikten hemen sonra ihtiyaç dışı diye gösterip Yenikapı’da toplattığı belediye araçlarından daha fazlasının alındığını ve bu araçların birçoğunun belediye dışında başkalarının hizmetine verildiğini, Sayıştay raporlarında da buna işaret edildiğini anlattı.

İmamoğlu’nun tabelalara “İsrafı bitirdik.” yazdırdığını söyleyen Kurum, şöyle konuştu:

“Sen İstanbul’u bitirdin, ne israfından bahsediyorsun? Şu koca 5 yılda ilgisizliğin, beceriksizliğin, liyakatsizliğin İstanbul’u bitirme noktasına getirdi. Sonra da çıkıp ‘Başardık.’ diyorsun. Neyi başardın? İstanbul’u durdurmayı, trafiği çile haline getirmeyi, deprem korkusunu daha da büyütmeyi, İstanbul’a bir litre içme suyu kaynağı getirmemeyi başardınız. Sonra da çıkıp bu reklam tabelalarına 500 milyon lira harcıyorlar. Düşünebiliyor musun? Belediyenin kendi tabelası. Olsa olsa baskı ücreti olur. Biz şimdi bütün baskılarımızı yenileyeceğiz. Kaç lira olduğu belli. Emin olun, onun yüzde 1’ine İstanbul’daki bütün tabelaları asarım. Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Niye? Algıyla yönetmeye çalışıyor.”

Kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal projelerini anlatan Kurum, İmamoğlu’nun açtığı 11 kent lokantasını marifetmiş gibi anlattığını kaydetti.

Kadir Topbaş’ın İBB Başkanlığı döneminde ramazanda günde 500 bin kişiye ücretsiz yemek verildiğini, diğer aylarda 1,5 milyon kişinin ücretsiz yemek yediğini, sadece Üsküdar’da her gün 30 bin kişiye ücretsiz yemek verildiğini aktaran Kurum, “Bunları hiç duyuyor musunuz? Biz çıkıp da medyada böyle bir şey konuşmayız. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Bizim geliri en az olan ilçemizde, en az onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş yapmış gibi anlattığımızı gördünüz mü? Ben ulaşımı, depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmayacağım. İki gecede İstanbul’un 39 ilçesine açarız onu. İki günlük konsere verdiği 550 milyon lirayla İstanbul’un 39 ilçesinde çok modern hatta kiralayarak değil satın alarak kent lokantası mıdır, sosyal tesis midir, vatandaşımızın ihtiyacı olan kütüphane midir, kıraathane midir, bunları yaparsın zaten.” diye konuştu.

Para sayma görüntüsü

Kurum, CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerinin sorulması üzerine, “Televizyonlara çıkamıyorlar farkında mısınız? Niye çıkamadıklarını biliyor musunuz? Bu soruyu sormamak kaydıyla televizyona çıkmak istiyorlar. Niye saklıyorsun, ne varsa açıklayın milletimize şeffaf bir şekilde. İnsanımız da aydınlansın. O kadar çelişkili açıklamalar yapıyorlar ki. Bir bakıyorsunuz avukat başka bir şey diyor, öbürü başka bir şey diyor, eski il başkanları farklı bir yorum yapıyor.” dedi.

CHP’nin DEM Parti ile ilişkisinde de şeffaf olmadığını dile getiren Kurum, şöyle devam etti:

“Biz her şeyi bugüne kadar şeffaf şekilde yürüttük. Süreçlerimizle ilgili vatandaşımızı detaylı bilgilendirdik. Milletimizin beklediği de odur. Bir bakıyorsunuz 22 ilçede aday göstermiyorlar. Bir tarafta meclis üyeliklerini paylaşıyorlar. Diğer taraftan aday çıkarıyorlar. Bakıyorsunuz, Esenyurt adayı diyor ki ‘Beni Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel aday gösterdi.’ Öbür tarafta çıkıyor bu aday diyor ki ‘Esenyurt çok büyük bir ilçedir, dolayısıyla nüfusu Anadolu’daki büyükşehirlerden fazladır, burada referandum yapalım.’ Böyle açıklamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Önce baktık DEM bir aday çıkardı. Sonra Kandil’den talimat geldi, dediler ki ‘Biz aday değiliz.’ Ondan sonra başka adaylar çıktı, ‘Kandil bizi işaret etti.’ Orada şöyle bir ittifak yapılması gerekir diye göstermeye çalıştılar. Gelinen süreçte de ittifakı, ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında açıklamaya çalışıyorlar. Kapı arkası siyaseti. Ama milletimiz zaten burada kirli ittifakın ne olduğunu net bir şekilde biliyor.”

Kurum, Yeniden Refah Partisinin bu seçimdeki tutumunun sorulması üzerine, CHP belediyeciliğinin sıkıntılarını bu parti seçmeninin iyi bildiğini, bunu göz önünde bulundurmalarını beklediğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ibb-baskan-adayi-televizyonlara-cikamiyor/feed/ 0
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum: “Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış” https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22100 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul’un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, “Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV’deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, “İstanbul’un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan’da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar’da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. ‘Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi?’ diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, ‘Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün’ diyenleri duydum.” diye konuştu.

“2019’daki vaadi olan HIZRAY’ı yeniden vadediyor”

Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hatırlamıyorum” dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini “5 senedir Ekrem Bey’den şunu duyuyoruz; ‘Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.’ Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı’yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek? ‘Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum’ diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY’ı yeniden vaat diye anlatıyor.” cümleleriyle ifade etti.

İstanbul’un hizmet görmesi için İBB’de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, “Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul’un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan’da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB’de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da ‘hatırlamıyorum’ diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul’un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul’u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul’a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.” dedi.

“İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz”

Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul’un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, “Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi? 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası’nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul’un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; ‘Sen aday olma biz sana İstanbul’da Genel Müdürlük verelim’ diyorlar. Başka partilere; ‘Size iştirakler, işler verelim’ diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul’a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye’nin lokomotif şehri. Marmara’da ihracatın ve istihdamın yüzde 50’si İstanbul’da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul’un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul’un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası’nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.” şeklinde konuştu.

“Onların umurunda olan balya balya paralar”

Murat Kurum, İstanbul’un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan ‘para sayma’ görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, “İlk geldiği zaman Yenikapı’ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; ‘Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.’ ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul’u bitirdin. İstanbul’u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir? Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut’ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.” diye sürdürdü.

Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul’da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, “İBB’nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ’da Malatya’da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize’de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir’de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii’den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul’da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, ‘Ceketimi assam oy verirler’ mantığı var.” cümlelerini kurdu.

“Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar”

Murat Kurum, İstanbul’un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, “Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, ‘Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.’ dediler. Osmangazi Köprüsü’nde de böyle dediler. ‘KAAN’ı yapacağız dedik’, ‘Yok’ dediler. ‘Elektrikli otomobil yapacağız’ dedik, ‘Burada olmaz’ dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi? Sadece İstanbul’a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; ‘Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu’ derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan’da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7’ye düşüyor. Meclis’e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan’daki evlere gidin görün. ‘Katarlılara, Araplara sattılar’ dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar’da mülkiyet sorunu çözüldü.” diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.

“İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak”

İstanbul’daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, “Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir? Önce ‘gereksiz’ diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da ‘işe başlama töreni’ diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi? Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99’a kadar getirdiğimiz var. 2019’un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km’si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, ‘ben açtım’ dediği 63,9 km metro hattının 18 km’sini kendisi yapmış. 45,9 km’lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km’sini biz açıp vermişiz; 17,88 km’sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı? Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul’un trafiği ne hale gelirdi? 1 Nisan’da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. ‘650 kilometreye çıkartacağım’ diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, “TÜYAP’tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz’ı geçecek, Söğütlüçelme’ye, Cevizli’ye gidecek. Silivri’ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km’si Avrupa Yakası’na. Beykoz’dan Üsküdar’a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100’de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti’nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.” diye konuştu.

“Kandil’den talimat geldi ve ittifak işaret edildi”

Murat Kurum, DEM Parti ve CHP’nin İstanbul’da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil’den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini “Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; ‘Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi’ diyor. Diğer taraftan da, ‘Esenyurt’un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun’ diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil’den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; ‘Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek’ diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın? Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra ‘ben İstanbul’u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.’ Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.” sözleriyle ifade etti.

“CHP’li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir”

Murat Kurum, Cumhur İttifakı’ndan ayrılarak 31 Mart’taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi’nin seçmenine, “Herkesin oyuna talibiz. CHP’yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi’ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca’mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler? Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur’an kursuna giden çocuklarımız için ‘Orta Çağ zihniyeti’ diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa ‘müze olsun’ diyenlere mi destek olunacak? ‘Benim oyum nereye destek oluyor?’ diye düşüneceklerdir.” diye seslendi.

“Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış”

Murat Kurum, İstanbul’un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, “Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul’un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir? İstanbul’un ekonomisi beka sorunu değil midir? İstanbul’un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir? Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart’ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.” dedi.

“İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL”

Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, “10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek.

Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK’te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul’da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.” şeklinde anlattı.

CHP’li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, “Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019’da ‘Kimseyi işten atmayacağız’ dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı? Belediye böyle işleyebilir mi? Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki? Bu şehri böyle yönetemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

“İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım”

CHP’li İBB Başkanı’nın “mega proje” dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, “39 ilçede iki gecede açarım.” dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul’un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, “Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan’da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu? Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra ‘iş yaptık’ diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.” sözleriyle noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-murat-kurum-kardan-adamin-saltanati-gunes-doguncaya-kadarmis/feed/ 0
Özgür Özel Sinop’ta, Erdoğan’a Yüklendi, “Nereden Nereye Getirdin Memleketi” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-sinopta-erdogana-yuklendi-nereden-nereye-getirdin-memleketi/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-sinopta-erdogana-yuklendi-nereden-nereye-getirdin-memleketi/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22008 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 11 ayda dokuzuncu kez faiz artırımı yapıldığını, bugün yüzde 45’ten 50’ye çıktığını belirterek, “Ne diyordu Tayyip Erdoğan, 2014’te: ‘Biz geldiğimizde ülkeyi yüzde 43 faizle aldık. Nereden nereye getirdik?’ O beğenmediği, aşağıladığı, kötülediği koalisyon hükümetinde faiz 43’tü. Şimdi faiz 50’ye çıktı. Nereden nereye getirdin memleketi” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinop’ta halk buluşması programına katıldı. Özel’e burada; Genel Başkan Yardımcıları Ulaş Karasu ve Volkan Demir, Milletvekilleri, Umut Akdoğan, Murat Çan, Barış Karadeniz, önceki dönem Sinop Milletvekili Engin Altay, Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, Belediye Başkan Adayı Metin Gürbüz ve ilçe belediye başkan adayları eşlik etti. Konuşması sırasında, balıkçılar denizden Özel’i selamladı.

“İKTİDARIMIZDA BARIŞ KARADENİZ’İ DENİZCİLİK BAKANI GÖRMEYİ ÜMİT EDİYORUZ”

Burada halka hitap eden CHP lideri Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Engin Altay, CHP’nin şu anda parlamentoda, aktif siyasette olan en tecrübeli isimlerinden birisi, en kıdemlimiz ve benim grup başkanvekilliğinde ustam. Birlikte birbirimize of demeden çalıştığımız değerli büyüğüme, bu nazik anonsu için çok teşekkür ediyorum, kendisine minnettarım. Diğer yandan biz deniz, denizcilik, balıkçıların sorunu deyince, sadece CHP’de değil; TBMM’de tek bir isim akla gelecekse o da Barış Karadeniz kardeşimdir. Bütün Karadeniz’i, Marmara’yı, Ege’yi, Akdeniz’i gezen balıkçıların sorunlarını dile getiren bu çalışkan kardeşimle birlikte Sinoplu balıkçıların şahsında, tüm balıkçıları saygıyla selamlıyoruz. Balıkçıların çok önemli sorunları, dertleri var. Uzun yıllardır Barış kardeşim, bu sorunları dile getirir, raporlar yazar. Bu raporlarla Genel Başkanımız bu sorunları konuşurdu. Partimiz bir Denizcilik Bakanlığı kurulmasına karar verdiyse şüphesiz o kararda en çok emeği olanlardan bir tanesi Barış Karadeniz kardeşimizdir. İktidarımızda onun Denizcilik Bakanı olduğu günleri görmeyi ümit ediyoruz. Ben Meclis’te çıkarım, güzel bir konuşma yaparım, telefon çalar, bakarım; Kazım Altay. Engin Ağabeyimizin rahmetli babası. Bana derdi ki ‘Bir gün, Sinop’a genel başkan olarak geleceksin.’ Rahmetli Kazım Amca’yı kaybettik. Ben onun gibi bir partili, onun yaşına rağmen gündemi yakından takip eden birisini hiç görmemiştim. Allah gani gani rahmet eylesin.

“SİNOP’TA ÇOK BAŞARILI BİR ÖN SEÇİM SÜRECİ GEÇTİ”

Ayrıca Ayancık’ta geçen sene sel felaketinde 16 canımızı kaybettik. Onlara ayrı ayrı Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle büyük felaketlerin bir daha yaşanmamasını diliyorum. ve o süreçte, tüm Türkiye’nin gözü önünde, vermiş olduğu büyük mücadelesiyle partimizin yüzünü öne eğdirmeyen, göğsünü kabartan değerli Belediye Başkanımız Hayrettin Kaya’ya da bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Şüphesiz CHP için en önemli kentlerden birisindeyiz. TÜİK’in istatistiklerine göre, Türkiye’nin en mutlu kentindeyiz. Tabii dertler, sıkıntılar, her yerde olduğu gibi Sinop’ta da var. Ama sonuçta doğasıyla, sosyal yaşamıyla, insanıyla Türkiye’nin birbirini en çok seven, birbirine en saygılı kentindeyiz. Sinop’un genç İl Başkanı Cem Başkan’a, onun şahsında il-ilçe yöneticilerimize büyük bir teşekkür borcum var. Biz özellikle 895 ilçe ya da beldeye, ‘Dilediğiniz yerde ön seçim yapma kararı alabilirsiniz’ dedik. Bunların 199’unda ön seçim yaptık. Cem Başkan’ın liderliğinde hep birlikte Sinop’ta çok başarılı bir ön seçim süreci geçti.

“METİN GÜRBÜZ’ÜN SİNOP’A EN İYİ HİZMETİ VE KATKIYI SAĞLAYACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”

Sinopumuzun değerli Belediye Başkanı Barış Ayhan, ön seçim sürecinde aday olmadı. Bayrak yarışında CHP bayrağını ve Sinop’a hizmet bayrağını kendi elleriyle teslim etmeyi tercih etti. Öncelikle Başkanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Gerçek bir partili, gerçek bir Atatürkçü, gerçek bir demokrat olarak hem aday olmayıp hem adayın arkasında aslan gibi duran gerçek bir CHP’li. Yolda sordum. Kırgınımız, küskünümüz yok. Bu büyük demokratik olgunluk için, tüm Türkiye’ye örnek olacak bu parti içi demokrasi örneği için, parti disiplini için, dosta güven dost olmayana kaygı veren bu muhteşem tutum için bütün aday adaylarımızı yürekten kutluyorum. Metin Başkan’ın Devlet Su İşleri’nde (DSİ) 32 yıllık bir hizmeti var. Bu 32 yıllık hizmetin yaklaşık 16-17 yılı üst düzey yöneticilikle geçti. ve yaptığı görev boyunca hem çok iyi yönetim hem kamu yararı hem vatandaş memnuniyetini ön plana alan, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’nda il temsilciliği yapan, örgütlenmeyi bilen, CHP örgütünü bilen ve iyi yönetici özellikleriyle çok değerli Metin Gürbüz Başkanımız, Barış Başkan’dan alacağı bayrağı daha ilerilere taşıyacağına, Sinop’a en iyi hizmeti ve katkıyı sağlayacağına ben yürekten inanıyorum.

“BİR YILDA 16 TABAK SİNOP MANTISI, EMEKLİ MAAŞINDAN EKSİLTİLMİŞ DURUMDA”

Sinop deyince akla mutlu bir şehir geliyor ama emekli yoğunluğu açısından da aslında çok dertli insanların bir arada olduğu bir şehir geliyor. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Yeni kulaklar işitmeye başladı. Yeni kabuklar çatladı ve daha çok olduk. ve işte bugün burada emeklilerimizle hep birlikteyiz. Gittiğimiz yerin nesi meşhursa onunla hesap yapıyoruz. Emekli maaşıyla kalkan hesabı yapmak mümkün değil. O yüzden mantı hesabı yapacağız. En düşük emekli maaşı geçen sene bugün, 54 tabak Sinop mantısı satın alabiliyormuş. Bugün 38 tabak alıyor. Bir yılda 16 tabak Sinop mantısı, emekli maaşından eksiltilmiş durumda. Yani büyük bir haksızlıkla, büyük bir mağduriyetle karşı karşıyayız. Ben Tayyip Erdoğan’a geçtiğimiz günlerde, çağrıda bulundum: ‘Emekliye önce ‘hepsinin keyfi yerinde’ demiştin. Sonra ardından döndün, dedin ki ‘Bir şeyler yapacağız.’ Sonra dedin ki ‘Para yok.’ Şimdi bizim önerdiğimiz emekli kartı seçim sonrası için söylemeyi düşünüyormuş. Ama esas mesele en düşük emekli maaşının en azından asgari ücret olması. Sakın, gelecek hafta çıkıp da ‘Ben bunu ileride yapacağım’ deme. Çünkü sen ‘vereceğim’ dediğin bayram ikramiyesini altı bayram vermemiş insansın. Sen, ‘Bağ-Kur’lunun 9 bin gününü 7 bin 200 güne indireceğim’ deyip yapmamış insansın. Sen, ‘Mülakatı kaldıracağım’ deyip seçimden sonra ‘Mülakatlara devam’ demiş insansın. Eğer emekliye bir şey yapacaksak Özgür Özel, CHP Grubu burada. Önümüzdeki pazartesi Meclis’i açalım, zammını salı günü yapalım.

“BAYRAM İÇİN OTOBÜS BİLETLERİ, YÜZDE 60-70 ZAMLANDI. EMEKLİNİN MAAŞI 10 BİN, ASGARİ ÜCRET 17 BİN LİRA. YOLDA GİDİP GELMEK SADECE 11 BİN LİRA”

Bir başka sorun: Sinop’un okumuşu, okuyanı çok. Bu bayram için bilet almaya gidenler, büyük bir şokla karşılaştılar. Bayram için otobüs biletleri, yüzde 60-70 zamlandı. Mazot 19 liradan 44 liraya çıktı. Bayram için kesilen bilet, yüzde 70 zamlandı. Şimdi bir Sinoplu aile, Sinop’a tatile gelip bayramda geri İstanbul’a dönmeye kalktığında 11 bin lira bilet parasıyla karşı karşıya. Emeklinin maaşı 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. Yolda gidip gelmek sadece 11 bin lira. Anayasa’ya göre, en önemli hak olan seyahat bile bu ekonomik kriz yüzünden, bu kötü yönetim yüzünden artık kullanılamaz duruma geldi. Bir yandan da ‘Hayat pahalılığını ben düşüreceğim’ diyen birisi kendisinin inandığı, kimsenin inanmadığı bir ekonomik icatta bulunmuştu. Diyordu ki ‘Faiz sebeptir. Enflasyon sonuçtur. Ben faizi düşürerek enflasyonu düşüreceğim.’ Bütün dünya tersini yaptı. Faiz çok olunca para dövize gitmez, mala gitmez; bankaya gider. Ama bu, bir tek kendisinin inandığı ekonomi teorisi yüzünden faizi inadına düşürdü. Dolar fırladı, 128 milyar dolarımızı harcadı, cayır cayır yaktı. Ev fiyatları fırladı, kiracıları yaktı. Et fiyatları fırladı, besicileri yaktı.

“KOALİSYON HÜKÜMETİNDE FAİZ 43’TÜ. ŞİMDİ FAİZ 50’YE ÇIKTI”

Seçimden önce diyordu ki ‘Dünyanın neresinde çıkarsa çıksın Türkiye’de faiz çıkmayacak. Bu can bu bedende durdukça Türkiye’de faiz artmayacak. Faizi düşüreceğim. Enflasyon sonradan düştüğünü göreceksiniz.’ ve seçim geçti. Mehmet Şimşek geldi. Bu yapılanlara, bunun anlattıklarına ‘irrasyonel politikalar’ dedi. O can, o bedende duruyor. ve Tayyip Erdoğan durduğu halde, 11 ayda dokuzuncu kez faiz artıyor. Bugün faiz, yüzde 45’ten 50’ye çıktı. Ne diyordu Tayyip Erdoğan, 2014’te: ‘Biz geldiğimizde ülkeyi yüzde 43 faizle aldık. Nereden nereye getirdik?’ O beğenmediği, aşağıladığı, kötülediği koalisyon hükümetinde faiz 43’tü. Şimdi faiz 50’ye çıktı. Nereden nereye getirdin memleketi? İşin kötüsü faizler 45 iken ihtiyaç kredisi faizleri bankada artmıştı zaten. Ayrıca kredi kartı nakit çekmek ya da kullanma faizi yüzde 113’tü. Şimdi 45, 50’ye çıkınca bunların hepsi daha da yukarıya çıkacak. ve Tayyip Erdoğan Türkiye’yi en borçlu, en çok faiz ödeyen, genç işsizliği en yüksek bir noktaya sürükleyen bir lider olarak Türkiye’yi ekonomik olarak büyük bir sıkıntıya, büyük bir darboğaza soktu. Kendisinden, çevresinden yandaş müteahhidinden, beşli çeteden başka kimseye para bulamıyor.

“BU SENE HİÇ MEMUR ALINMAYACAĞINA İLİŞKİN BEYANLARINI GÖRDÜK, PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Staj-çıraklık mağdurlarının emeklilik sorununu dile getirmeye devam edeceğiz. Öğretmenlerin Tayyip Erdoğan tarafından geldiğinde 80 bin olan atanmayan öğretmenin bir milyona çıkmasını, kaldırılması söz verilen mülakatın devamını, bu sene hiç memur alınmayacağına ilişkin beyanlarını gördük; bunların peşini bırakmayacağız. ve eninde sonunda emeklilerle, emekçilerle birlikte bu iktidardan hakkımızı alacağız. Biz CHP olarak sizi yalnız bırakmayacağız. O yukarıdan bakıyor, sizi tek başına, küçük, çaresiz karıncalar gibi görüyor. Karıncaların gücü birlikteliklerindedir. 16 buçuk milyon kişisiniz. Ömürleri boyunca karınca gibi çalışmış, ekmeğini helal yolla kazanmış, bu devlete, bu millete hizmet etmiş kişilersiniz. Şimdi karıncalar gibi birbirimizi takip ederek birbirimizden ayrılmadan ekmeğimizin peşinde, hakkımızın peşinde, mücadele edeceğiz. ve karıncanın kardeşi var. Karıncayı ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşinin adı, CHP’dir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-sinopta-erdogana-yuklendi-nereden-nereye-getirdin-memleketi/feed/ 0
CHP’li Sümer, Adana’da uyuşturucu kullanımının artışını TBMM gündemine taşıdı https://www.haber60.com.tr/chpli-sumer-adanada-uyusturucu-kullaniminin-artisini-tbmm-gundemine-tasidi/ https://www.haber60.com.tr/chpli-sumer-adanada-uyusturucu-kullaniminin-artisini-tbmm-gundemine-tasidi/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21903 CHP Adana Milletvekili ve TBMM Kit Komisyonu Üyesi Orhan Sümer, Adana’da uyuşturucu kullanımının artışındaki nedenler ile ilgili yazılı soru önergesi vererek, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Sümer, “Saray iktidarı Adana’da yerel seçim öncesi rant peşinde koşacağına, uyuşturucu belasına çözüm üretmelidir” dedi.

Orhan Sümer, Adana’daki uyuşturucu kullanımındaki artışı TBMM gündemine taşıdı. Sümer, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Sümer, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:

“Özellikle son beş senede defalarca dile getirdik. Araştırma önergeleri, yazılı soru önergeleri verdik. Adana’da artan uyuşturucu belasına çözüm üretilmeli dedik. Saray iktidarı oralı bile olmadı. Torbacı tutuklayarak bu sorunu çözemezsiniz. Bataklığı kurutmak lazım. Nedenlerini araştırmak lazım dedik. Yetkili bakanlıklar duymazdan geldi. Ne yazık ki Adana’mızda her gün yeni bir uyuşturucu vakası ile karşı karşıya kalıyoruz. Kullanım yaşı 13’e kadar düştü. Bazı mahallelerimiz, bazı semtlerimiz uyuşturucuyu doğrudan temin edebileceğiniz yerler olarak anılmaya başladı. Saray iktidarı Adana’da yerel seçim öncesi rant peşinde koşacağına, uyuşturucu belasına çözüm üretmelidir.”

Orhan Sümer,  şöyle devam etti:

“13 yaşındaki çocuklarımızım bu illetin pençesinde olduğunu, kimyasal bazlı uyuşturucunun okul önlerinde dahi satıldığını söyledik. Emniyet ve İçişleri Bakanlığı izleyici kaldı. Üç, beş torbacı yakalanırken baronlar ticaretlerine devam etti. Çukurova’nın incisi ne yazık ki göz göre göre uyuşturucuya teslim edildi. Adana’da özel harekat polislerinin, tomaların içinde bulunduğu 1500 polisle uyuşturucu satıcılarına yönelik şafak operasyonu yapılıyor, 20 kişi gözaltına alınıyor, ertesi gün aynı illet sokaklarımızda boy göstermeye devam ediyor. Demek ki bir yerde yanlışlık var. Sorunun temellerine inilmiyor. Adana’da göz boyama operasyonlara değil kalıcı çözüme ihtiyaç var.

Resmi kayıtlara göre, Adana’da 227 bin 852 Yabancı Uyruklu Koruma Statüsünde Suriyeli bulunuyor. Ancak sınırların durumu, Adana içinde yaşayan vatandaşlarımızın gözlemlediği bu sayı çok daha fazla. Hatta bazı mahallelerimizde artık Adanalı bulmak zor hale gelmiş durumda. Bu durum Türkiye’deki ekonomik kriz ve sınır güvenliği problemi ile birleşince uyuşturucu teminini arttırıyor. Adli vakalarda, uyuşturucu satışında yabancı uyruklu kişilerin daha etken olduğu ortaya çıkıyor. İktidarın bu sorunu beka meselesi olarak görmesinin zamanı geldi de geçiyor.”

YERLİKAYA’YA SORULAR

Orhan Sümer,  Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

“Adana genelinde son üç senede kaç uyuşturucu satıcısı yakalanmıştır? Adana genelinde son üç senede yapılan uyuşturucu operasyonlarında ele geçirilen uyuşturucu miktarı ne kadardır? Piyasa değeri nedir? Son üç senede yapılan uyuşturucu operasyonlarında yakalananların kaç tanesi yabancı uyrukludur? Bakanlığınızın uyuşturucuyu okullardan uzak tutmak için Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak düzenlediği çalışma var mıdır?

Her gün operasyon yapıldığının haberleri ülke gündeminde olmasına rağmen özellikler Adana’da bazı mahallelerin uyuşturucu temini konusunda adres olarak gösterilmesinin nedenleri araştırılmış mıdır? Adana genelinde ve Türkiye çapında uyuşturucuya ulaşım konusunda mahalle bazı pilot uygulamalar planlamakta mıdır?”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-sumer-adanada-uyusturucu-kullaniminin-artisini-tbmm-gundemine-tasidi/feed/ 0
İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar” https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21655 İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar”

“Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var”

İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Kurum “Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saclı, MHP Bayrampaşa İlçe Başkanı Tarık Karataş, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum miting sonunda vatandaşlara karanfil verdi.

“Bayrampaşa’nın her kadının da Nene Hatun’un asaleti var”

Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Atila Başkanım buranın yarınları için, gençlerimiz için bir mücadele ortaya koydu. Atilla Başkan’dan aldığı bayrağı İlknur Başkanım çok daha yukarılara taşıyacak. Biz geçmiş 5 yılda buraya İBB’nin hiçbir hizmetinin yapılmadığı anlayışını 31 Mart’ta sonlandırıyoruz. Ben Bayrampaşa’ya aşığım. Ben Bayrampaşa’ya sevdalıyım. Sizlere bakınca bu sevdanın karşılıksız olmadığını görüyorum. Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var. Karşılaştığımız her gencimizin yüzünde cesareti, yiğitliği, mertliği gördük. Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın yanında yüzde 53 oranıyla dağ gibi durdunuz. Bu desteği 31 Mart’ta da taçlandırmak için gece gündüz mücadele ediyorsunuz” dedi.

“64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler”

İstanbul’un son 5 yıldır fetret dönemi yaşadığını dile getiren Kurum “Kulakları İstanbul’a kapalı, gözleri İstanbul’a bakmayan, dilleri İstanbul’u söylemeyen adamların elinde heba edildi. Görevi 10 gün sonra bu kardeşinize bırakıyorlar ama İstanbul’da adlarıyla yaşayacak tek bir eser bırakmadan gidiyorlar. Yani şu güzel Bayrampaşa’ya, benim güzel İstanbul’uma; trafik çilesinden, dönüşüm derdinden başka bir şey bırakmadılar. Her yere pankartlar astılar, davulla zurnayla duyurdular. 64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler. Bizim dönemimizde başlanan projeleri teker teker iptal ettiler. İstanbul tarihine, metro hattına hafriyat döken yönetim olarak geçtiler. Bırakın hafriyat dökmeyi açtığımız tünellere beton döktüler. Bugün, metrobüs durakları mahşer yeri gibi oldu” şeklinde konuştu.

“İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar”

İstanbul’un ulaşımla ilgili sorunlarından bahseden Murat Kurum, “Metrolar çalışmaz hale geldi. Her gün, İETT otobüsleri yanıyor. Taksi meselesi günden güne kangrene dönüşüyor. Halk otobüslerimize bakım bile yapamıyorlar. Öyle arka odalarda balya balya para saymayı biliyorlar, esnafın üç kuruş alacağını ödemiyorlar. Ben geçen otobüs esnafıyla beraberdim. Esnafın 1-2 milyon alacakları var. Sonra da yolda otobüs arıza yapıyor, yanıyor. Sen esnafın parasını ödemezsen otobüse nasıl bakacak? Sen İstanbul’un kaynaklarını balya balya kule yaparsan bu adam bu otobüsü nasıl çalıştıracak? Bunların İstanbul diye bir dertleri yok. Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar. Kurmuş oldukları makamları mevkileri peşkeş çekmeye, İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcamaya çalışıyorlar. İstanbul’un önündeki en büyük engel CHP’li İBB yönetimidir. Bu kardeşiniz, 1 Nisan’dan sonra bu şehrin metro hattını 5 yıl içinde iki katına çıkaracak. Metrobüsü, İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna kadar uzatacak. Yapacağımız 122 km’lik tünellerle, bu şehrin trafiğini yerin altına alacağız. Bu şehrin her yerine 250 bin araçlık otoparklar yapacağım” dedi.

“Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar”

“Bilim adamlarımız deprem geliyor diye feryat ediyor” diyen Kurum “Her gece milyonlarca İstanbullu annemiz, deprem korkusuyla sabahlıyor. İstanbullular artık, yeni yuvalarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla bekliyor. Milletin beklentilerini bunların verdiği vaatlerle gerçekleştirmediğini şu koca 5 yılda gördük. Çünkü Büyükşehir, yapması gereken kentsel dönüşüm projelerini yapmıyor. Biz hatırlatınca da ya inkar ediyorlar, ya da verdiği vaatleri hatırlamıyorlar. Bunlarda bol bol çalıştay var ama kentsel dönüşüm yok. Bunlarda reklam var, algı var ama yeni yuva yapmak yok. Bunlarda, yandaşlarına arka odalarda rant bölüştürme var ama depreme hazırlık yok. Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar arka odalarda zoom toplantıları üzerinden CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar. Bunların ne yaptığını tüm İstanbul gördü. İstanbul’un her yerinde 173 bin konutu nasıl dönüştürdüysek, 650 bin konutu da dönüştüreceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/feed/ 0
İBB Başkan Adayı Murat Kurum: İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/#respond Thu, 21 Mar 2024 03:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21638 İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Kurum, “Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saclı, MHP Bayrampaşa İlçe Başkanı Tarık Karataş, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum’a vatandaşlar konuşmaları sırasında alkışlarla eşlik etti. Kurum miting sonunda vatandaşlara karanfil verdi.

“Bayrampaşa’nın her kadının da Nene Hatun’un asaleti var”

Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Atila Başkanım buranın yarınları için, gençlerimiz için bir mücadele ortaya koydu. Atilla Başkan’dan aldığı bayrağı İlknur Başkanım çok daha yukarılara taşıyacak. Biz geçmiş 5 yılda buraya İBB’nin hiçbir hizmetinin yapılmadığı anlayışını 31 Mart’ta sonlandırıyoruz. Ben Bayrampaşa’ya aşığım. Ben Bayrampaşa’ya sevdalıyım. Sizlere bakınca bu sevdanın karşılıksız olmadığını görüyorum. Bayrampaşa’nın her kadınında Nene Hatun’un asaleti var. Karşılaştığımız her gencimizin yüzünde cesareti, yiğitliği, mertliği gördük. Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın yanında yüzde 53 oranıyla dağ gibi durdunuz. Bu desteği 31 Mart’ta da taçlandırmak için gece gündüz mücadele ediyorsunuz” dedi.

“64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler”

İstanbul’un son 5 yıldır fetret dönemi yaşadığını dile getiren Kurum, “Kulakları İstanbul’a kapalı, gözleri İstanbul’a bakmayan, dilleri İstanbul’u söylemeyen adamların elinde heba edildi. Görevi 10 gün sonra bu kardeşinize bırakıyorlar ama İstanbul’da adlarıyla yaşayacak tek bir eser bırakmadan gidiyorlar. Yani şu güzel Bayrampaşa’ya, benim güzel İstanbul’uma; trafik çilesinden, dönüşüm derdinden başka bir şey bırakmadılar. Her yere pankartlar astılar, davulla zurnayla duyurdular. 64 kilometre metro yaptık dediler, 17 kilometresini bile güç bela yapabildiler. Bizim dönemimizde başlanan projeleri teker teker iptal ettiler. İstanbul tarihine, metro hattına hafriyat döken yönetim olarak geçtiler. Bırakın hafriyat dökmeyi açtığımız tünellere beton döktüler. Bugün, metrobüs durakları mahşer yeri gibi oldu” şeklinde konuştu.

“İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar”

İstanbul’un ulaşımla ilgili sorunlarından bahseden Murat Kurum, “Metrolar çalışmaz hale geldi. Her gün, İETT otobüsleri yanıyor. Taksi meselesi günden güne kangrene dönüşüyor. Halk otobüslerimize bakım bile yapamıyorlar. Öyle arka odalarda balya balya para saymayı biliyorlar, esnafın üç kuruş alacağını ödemiyorlar. Ben geçen otobüs esnafıyla beraberdim. Esnafın 1-2 milyon alacakları var. Sonra da yolda otobüs arıza yapıyor, yanıyor. Sen esnafın parasını ödemezsen otobüse nasıl bakacak? Sen İstanbul’un kaynaklarını balya balya kule yaparsan bu adam bu otobüsü nasıl çalıştıracak? Bunların İstanbul diye bir dertleri yok. Bu şehirde yeterli taksi yok. Çünkü bunlar taksiyi hizmet olarak görmüyor, taksiyi rant üretecek bir araç olarak görüyorlar. İstanbul’da ne varsa hepsini rant olarak görüyorlar. Kurmuş oldukları makamları mevkileri peşkeş çekmeye, İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcamaya çalışıyorlar. İstanbul’un önündeki en büyük engel CHP’li İBB yönetimidir. Bu kardeşiniz, 1 Nisan’dan sonra bu şehrin metro hattını 5 yıl içinde iki katına çıkaracak. Metrobüsü, İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna kadar uzatacak. Yapacağımız 122 km’lik tünellerle, bu şehrin trafiğini yerin altına alacağız. Bu şehrin her yerine 250 bin araçlık otoparklar yapacağım” dedi.

“Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar”

“Bilim adamlarımız deprem geliyor diye feryat ediyor” diyen Kurum, “Her gece milyonlarca İstanbullu annemiz, deprem korkusuyla sabahlıyor. İstanbullular artık, yeni yuvalarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla bekliyor. Milletin beklentilerini bunların verdiği vaatlerle gerçekleştirmediğini şu koca 5 yılda gördük. Çünkü Büyükşehir, yapması gereken kentsel dönüşüm projelerini yapmıyor. Biz hatırlatınca da ya inkar ediyorlar, ya da verdiği vaatleri hatırlamıyorlar. Bunlarda bol bol çalıştay var ama kentsel dönüşüm yok. Bunlarda reklam var, algı var ama yeni yuva yapmak yok. Bunlarda, yandaşlarına arka odalarda rant bölüştürme var ama depreme hazırlık yok. Deprem günü mecliste İstanbul’un deprem sorunu görüşülürken, bunlar arka odalarda zoom toplantıları üzerinden CHP’yi dizayn etmeye çalıştılar. Bunların ne yaptığını tüm İstanbul gördü. İstanbul’un her yerinde 173 bin konutu nasıl dönüştürdüysek, 650 bin konutu da dönüştüreceğiz. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-istanbulda-ne-varsa-hepsini-rant-olarak-goruyorlar/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da emekli maaşlarının eridiğini söyledi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-trabzonda-emekli-maaslarinin-eridigini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-trabzonda-emekli-maaslarinin-eridigini-soyledi/#respond Thu, 21 Mar 2024 01:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21504 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da emekli maaşları ile vatandaşların nasıl geçineceklerinin hesabını Trabzonlulara yaptırarak, “En düşük emekli maaşınız geçen sene 15 kasa hamsi alıyormuş, bu sene 10 kasa alıyor. Hesap ortada, emeklinin maaşını altına, kıymaya, hamsiye de vurursan erimiş gitmiş” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Artvin’den başladığı Karadeniz’deki seçim gezisinin üçüncü durağı Trabzon oldu. Atatürk Meydanı’nda seçim otobüsü üzerinden partililere seslenen Özel, belediye başkan adaylarına destek istedi. Konuşmasında fındık üreticisinin sorunlarını dile getiren Özel, “Fındığın yüzde 70’ini biz üretiyoruz ancak dünya devi şirketler kedinin yumakla oynadığı gibi bizimle oynuyorlar. Fındık meselesinde çok akılı bir projeye, uluslararası tekellerin oynadığı oyunların kırılmasına, mazot, ürün desteğine ve 4 dolarlık kritik eşiğin altına inilip fındığa inilmemesine, fındığa 4 dolar altında işlem yapılmasına karşı en sert tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Trabzon fındık demektir. Fındığa verilecek para sadece bahçe sahibine verilecek para değil, kentin ekonomisine ve kente yapılacak katkıdır. Fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasında ve takibindeyiz” dedi.

Özel, konuşmasında emeklilerin sorunlarını da dile getirerek, sürekli kalabalık içinden kendisine seslenen ve konuşmasına müdahale eden 2 Trabzonlu partiliyi yanına çağırarak, onlarla emeklinin geçim çilesini dile getirdi. Onlara kira ve simit fiyatları üzerinden emeklinin durumunu özetlemesini isteyen Özel, “Ben iki emekli öğretmenin evladı olarak emeklinin ne çektiğini bilirim. Emeklilere dedim ki, ‘Benimle ses yükseltmeye var mısınız?’ O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileri gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitti söylediklerimizi. Emekliler burada haklarını arıyorlar, seslerini duyurmaya geldiler. Özgür Özel çıkmış emeklileri kışkırtıyor diyorlar. Sen 26 bin liralık maaşı 10 bin lira yap, 8 çeyrek altını 2 buçuk çeyrek altına indir. Fileyi ve buzdolabını boşalt. Vallahi kışkırtmaya da, yollara dökmeye de varım siz yeter ki hakkınızı alın” diye konuştu.

“Emeklinin maaşı eridi gitti”

Emekli maaşının her gün eridiğini ifade eden Özel, “Biz 2015 yılında Sayın Genel Başkanımız Kemal Bey ‘Emeklilere birer maaş ikramiye’ dedi. Veremezsiniz dediler. 7 Haziran çoğunluğu kaybederken, 1 Mayıs seçimlerine giderken biz de vereceğiz dediler. 3 sene kulaklarının üstüne yattılar. Yani 6 ikramiyeyi söz verdikleri halde vermediler. 2018’de seçim gelirken bin lira yatırdılar. Biz ‘Bir maaş olacak, yetmez’ dedik. Bizim beğenmediğimiz bin lira, o gün 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi bayram ikramiyesi 3 bin lira. 3 bin lirayı al git kasaba, 6 kilo kıyma alıyor. Sizin 30 gün Ramazan’da sahur ve iftar sofranızdan, gelen bayram sofranızdan 18 kilo kıyma eksilmiş. Yani emekliye yapılan bu zulüm başka kimseye yapılmıyor. En düşük emekli maaşınız geçen sene 15 kasa hamsi alıyormuş, bu sene 10 kasa alıyor. Hesap ortada, emeklinin maaşını altına, kıymaya, hamsiye de vurursan erimiş gitmiş” ifadelerini kullandı.

Yaklaşan seçimlerde belediye başkan adaylarına oy isteyen Özel, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Son sözümüz şu olsun; bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem, ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar, hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık ve bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda, vicdanlarda yapıyoruz. Elbette ittifakımızda aslan sosyal demokratlar var ama ittifakımızda milliyetçi demokratlar var; Ahmet’i de çok seven, Ahmet’in de çok saygı duyduğu ülkücü kardeşlerimiz bu ittifakın içinde var. İYİ Partili güzel insanlar, iyi insanlar var. Artık yalandan, haramdan korkan, bunlardan uzak duran muhafazakar demokratlar var ve Trabzon’un bütün demokratları Trabzon ittifakında var. Türkiye’nin bütün demokratları, Türkiye ittifakında var. Türkiye ittifakı gücünü milletimizden alıyor, renklerini bayrağımızdan alıyor.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasının ardından Trabzon’dan ayrılarak Giresun’a hareket etti. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-trabzonda-emekli-maaslarinin-eridigini-soyledi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız’ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzeli-kardeslerimizin-yanindayiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzeli-kardeslerimizin-yanindayiz/#respond Thu, 21 Mar 2024 00:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21484 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu yıl Gazze’de yaşanan katliamların üzüntüsüyle buruk bir ramazan yaşıyoruz. Türkiye olarak bilinen ve bilinmeyen yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız.” dedi.

Erdoğan, partisinin 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Ülkenin “yandığını bittiğini, çöktüğünü” iddia ederek etrafına umutsuzluk saçanların kafasında başka hesaplar olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Eskiler, ‘Otu çek köküne bak’ derlerdi. Bunların da köküne baktığınızda ya kifayetsiz muhterisleri ya terör örgütü yandaşlarını ya emperyalistlerin beşinci kol elemanlarını görürsünüz. Amaçları karamsarlık bulutlarını tepemize toplayarak milletimizi yıldırmak, insanımızın mücadele azmini kırmak, hepimizin dikkatini dağıtmaktır.”

Erdoğan, geçmişte aynı şeyin “toplumsal farklılıkları çatışmaya dönüştürerek, vesayetçilerin önünü açarak, terör örgütlerini kullanarak, darbecileri destekleyerek, ekonomik tetikçileri harekete geçirerek” yapıldığını söyledi. Şimdi yöntem değiştirildiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milletimizin moralini çökertme taktiği uyguluyorlar. Halbuki bu milletin morali Çanakkale’de yedi düvel üzerine geldiğinde çökmedi. En zor şartlarda verdiği milli mücadelede çökmedi. Rahmetli Adnan Menderes’in bedelini canıyla ödediği demokrasi mücadelesinde yaşanan o kesintilerde çökmedi. Daha başımıza gelen nice badirelerde çökmedi. Gezi’sinden 15 Temmuz’una, son dönemde maruz kaldığımız onca saldırılarda çökmedi. Aslında bunlara yanıldıklarını 14/28 Mayıs seçimlerinde sandıkta gösterdik. Ama bunlar hala anlamıyor, anlamayacaklar. Şimdi 31 Mart’ta bunlara bunu anlatmaya hazır mıyız? 10 günümüz var. 10 gün sonra sandıklarda gelin bunları demokratik şekilde gömelim.”

Isparta’nın “tarihi hesaplaşmada milli irade safının en önlerinde yer alacağına” inandığını kaydeden Erdoğan, Ispartalı seçmene seslenerek şunları söyledi:

“Şimdi sizden öyle bir ses vermenizi istiyorum ki aşağıda Antalya’dan, yukarıda Afyon’a kadar duymayan kalmasın, Burdur’dan duymayan kalmasın Isparta. Torosların yiğit evladı Isparta, bir yanını Akdeniz’e, bir yanını Ege’ye yaslayan Isparta, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Isparta’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? İnşallah sizlerle birlikte Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ı, milli irade bayramını kutlayacağız. Bunun için şu mübarek günleri gecesiyle ayrı, gündüzüyle ayrı değerlendirmeliyiz.”

“Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki katliama değinerek, “Bu yıl Gazze’de yaşanan katliamların üzüntüsüyle buruk bir ramazan yaşıyoruz. Türkiye olarak bilinen ve bilinmeyen yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız. Rabb’im oradaki kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hem Türkiye için hem de dünyadaki tüm mazlumlar için yapılacak en iyi şeyin birliğe, beraberliğe, kardeşliğe sahip çıkarak, ülkeyi hedeflerine ulaştırmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bunu başardığımızda artık yepyeni bir Türkiye’ye, yepyeni bir bölgeye, yepyeni bir dünyaya Allah’ın izniyle gözlerimizi açacağız. Bize bugüne kadar nice zaferleri yaşatan Rabb’imiz, inşallah bu güzel günleri görmeyi de nasip eder.” diye konuştu.

“Kentsel dönüşümde 9 bin 982 konutu ve ticari alanı dönüştürdük”

Erdoğan, siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu belirterek, Isparta’ya yaptıkları yatırımları şöyle anlattı:

“Bizim istismarla, saplantıyla, yalanla dolanla, kibirle işimiz olmaz. Bizde tevazu egemendir. Biz gece gündüz ülkemizi ve şehirlerimizi nasıl ileriye taşıyacağımızın planlarıyla, projeleriyle yatıp kalkıyoruz. Bu anlayışla Isparta’ya 21 yılda 76 milyar lirayı aşkın kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 1394 yeni derslik kazandırdık. İkinci devlet üniversitesi olarak Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesini faaliyete geçirdik. Gençlik ve sporda 14 bin 510 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları açtık. 26 spor tesisi inşa ettik, Ispartalı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 2,5 milyar lira tutarında kaynak sağladık.”

Erdoğan, Isparta’ya 845 yataklı şehir hastanesi başta olmak üzere toplam 1290 yataklı 12 hastanenin de aralarında olduğu 35 sağlık tesisi kazandırdıklarını, Yalvaç Devlet Hastanesine 50 yataklı bir ek bina yaptıklarını, Süleyman Demirel Üniversitesine Kadın Doğum Hastanesi ve Engelsiz Diş Hastanesi açtıklarını bildirdi.

TOKİ eliyle 5 bin 348 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 539 konutun yapımının sürdüğünü anlatan Erdoğan, “Kentsel dönüşümde 9 bin 982 konutu ve ticari alanı dönüştürdük. İktidara geldiğimizde il sınırları içerisinde 2 adet atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun yüzde 39’una hizmet verilirken, bugün 8 atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun yüzde 87’sine hizmet veriliyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Isparta’da 6 millet bahçesi projesinden 3’ünün yapımının tamamlandığını, birinin inşasının sürdüğünü, diğer ikisinin proje çalışmalarına devam edildiğini kaydetti.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzeli-kardeslerimizin-yanindayiz/feed/ 0
TBMM’de görevli 8 kavas, Türkiye’nin siyasi tarihine yakından tanıklık ediyor https://www.haber60.com.tr/tbmmde-gorevli-8-kavas-turkiyenin-siyasi-tarihine-yakindan-taniklik-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-gorevli-8-kavas-turkiyenin-siyasi-tarihine-yakindan-taniklik-ediyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:21:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21319 TBMM’de görevli 8 kavas, Türkiye’nin siyasi tarihine yakından tanıklık ediyor.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde isimlerinin karşılığı olarak “Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli” tanımı da bulunan kavaslar, Genel Kurul’un çalıştığı günlerde yoğun mesai yapıyor.

Genel Kurul’da yer alan kürsüdeki su bardağından, kanun metinlerinin sıralara dağıtılmasına, engelli milletvekillerinin Genel Kurul’daki yasama faaliyetlerine katılmasına kadar birçok görevden sorumlu 2’si kadın 8 kavas, Meclisin sır küpleri olarak da anılıyor.

Daha önceleri kapalı oturumlara işitme engelli kavaslar katılırken şimdi ise bu görevi, yeminli 8 kavas yerine getiriyor. Genel Kurul’un “devlet sırrı” olarak kabul ettiği konuların görüşüldüğü kapalı oturumlara da katılan kavaslar, ettikleri yemine sadık kalarak bu oturumlardaki konuşmaları sır gibi saklıyor.

Genel Kurul’da görev yapan kavaslardan biri de Ersin Kahraman. TBMM’de 28 yıl önce başladığı çalışma hayatına, son 15 yıldır yeminli kavas olarak devam eden Kahraman, AA muhabirine konuştu.

Düzenli bir yasama çalışması için Genel Kurul’da hızlı ve sağlıklı bir şekilde milletvekillerine yardımcı olduklarını belirten Kahraman, Genel Kurul’da yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.

Göreve yemin ederek başladıklarını ve bu yüzden Genel Kurul’daki kapalı oturumlara da girebildiklerini belirten Kahraman, “Bizden önce işitme engelli kavaslar geliyormuş. Şimdi kapalı oturumlara da biz katılıyoruz.10-15 yıldır işitme engelli kavas kalmadı.” dedi.

Kapalı oturumlarda konuşulan her konunun kendileri tarafından gizli tutulduğunu vurgulayan Kahraman, kapalı oturum tutanaklarının 10 yıl sonra Genel Kurul’un onayıyla kamuoyuna açılabildiğini anımsattı.

Genel Kurul’da en zor görevini 2011 yılında yaptığını belirten Kahraman, “2011 yılında Anayasa çalışmaları vardı. 7 gün eve gidememiştim. Sabah 6 gibi bitiyordu, gündüz 11’de tekrar başlıyordu. 4-5 saatlik bir şeyimiz vardı. 7-8 gün eve gidemediğimiz oldu. O dönem yoğundu, 7 gün eve gidemedim.” diye konuştu.

“Genel Kurul’da değişik olaylarda kullanılan materyalleri saklarım”

Genel Kurul’da yaşadığı en ilginç olayın eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın kendisini kürsüye kelepçelemesi olduğunu belirten Kahraman, şöyle konuştu:

“Çok değişik bir gündü. Bende öyle değişik materyalleri saklama alışkanlığı var. Kendisinden istedim. O kelepçe de bende. Benim babam şair. Biraz kaleme düşkünüz. İleride emekli olunca bunları kaleme dökersek o materyaller de bizde bulunsun diye. Genel Kurul’da değişik olaylarda kullanılan materyalleri ben saklarım. Kelepçe var. Bir tane mermi var, kürsüye bırakmışlardı. “

Yeminli 2 kadın kavastan biri olan Lale Işıklar da 14 yıldır kavaslık görevini yürütüyor. Işıklar, görevine ilişkin, “Türkiye’nin seçilmiş insanlarıyla çalışmak gurur verici, bu gururu her gün yaşıyoruz.” ifadesini kullandı.

Sokakta mesleğini sorduklarında “kavas” olarak yanıt verdiğini, ancak bu mesleği çoğu kimsenin bilmediğini belirten Işıklar, “Kavas kelimesini bilmeyen çok insan var. Çoğuna açıklamak zorunda kalıyoruz. Bilenler çok nadir. Yüzde 5 olabilir bilenlerin sayısı. Meclis’ten bir gün yolu geçtiyse o şekilde bilebiliyor. Onun dışındakilere vekillerimizle birlikte çalıştığımızı anlatıyoruz.” dedi.

Genel Kurul’da çalışmaların yorucu olduğunu ifade eden Işıklar, en uzun mesaisinin 46 saat olduğunu söyledi. Işıklar, “Benim eşim de burada çalışıyordu o yüzden ikimiz beraber olunca vakti çok fazla önemsemedim. Evi de buraya göre ayarlıyoruz. Yıllardır çalışma saatlerine de alıştık. Bir zorluluğunu yaşamıyorum.” diye konuştu.

18 yıldır Genel Kurul’da kavas olarak çalıştığını ifade eden Sinan Kayıpoğlu da vekillerin oturduğu sıralardan kürsüye kadar kendilerinin sorumlu olduğunu belirtti. Gün içerisinde bunların kontrolünü yaptıklarını ifade eden Kayıpoğlu, daha sonra görüşülecek kanun metinlerini sıralara dağıttıklarını kaydetti.

Genel Kurul’da giydikleri kıyafetlerin de bir anlamın olduğunu vurgulayan Kayıpoğlu, “Kavasların Genel Kurul’daki kıyafetinde yer alan zincir Türkiye’nin birliğini beraberliğini ve bütünlüğünü temsil ediyor. Bunu görev sırasında takıyoruz, çalışmaktan gurur duyuyorum.” şeklinde konuştu.

Yaptıkları işin stresli olduğunu belirten Kayıpoğlu, Türkiye’nin kalbi olan Genel Kurul’da çalışmaktan keyif aldığını ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmmde-gorevli-8-kavas-turkiyenin-siyasi-tarihine-yakindan-taniklik-ediyor/feed/ 0
Özer Aci, Oğlunu Kaybeden Baba, Bülent Cihantimur ile Görüşme Detaylarını Anlattı https://www.haber60.com.tr/ozer-aci-oglunu-kaybeden-baba-bulent-cihantimur-ile-gorusme-detaylarini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/ozer-aci-oglunu-kaybeden-baba-bulent-cihantimur-ile-gorusme-detaylarini-anlatti/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21289 EYÜPSULTAN’da 1 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazada oğlunu kaybeden baba Özer Aci, ABD’ye kaçan T.C.’nin babası Bülent Cihantimur ile görüşmesinin detaylarını anlattı. Aci, “Farklı bir noktada görüştük. 5-6 kişi geldiler, hatta kınadım. Ne yüzle 5-6 kişi geliyorsunuz diye kınadım. Çok kısa bir görüşme oldu. Ona şunu söyledim, “Git çocuğunu, eski eşini al adalete teslim et, ondan sonra taziyeye mi geleceksin buyur gel” dedim. Baba Aci kan parası iddialarıyla ilgili olarak, “Bana şu İstanbul’u bağışlasalar oğlum geri gelmeyecek. O insanın bir lokması benim boğazımdan geçmeyecektir. Bunu açık açık net bir şekilde söylüyorum ” diye konuştu.

Eyüpsultan’da 1 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazada oğlunu kaybeden baba Özer Aci, aile dostları aracılığıyla T.C.’nin babası Bülent Cihantimur ile görüştüklerini açıkladı. Cihantimur ile bire bir iletişim kurmadığını vurgulayan Aci, görüşmenin kısa sürede sona erdiğini belirterek detayları anlattı. Aci kan prası iddialarına da yanıt verdi.

“DOLAYLI OLARAK İRTİBATA GEÇTİ; 3-5 DAKİKA KONUŞMAMIZ OLDU”

Özer Aci, “Ben hiçbir zaman, ‘İrtibata geçilmedi, konuşmadık, şöyle yapılmadı, böyle olmadı’ demedim. Bülent Bey, 15. gün ifadeye gittiğinde adliyede, bize taziyeye geldiklerini söylemiş. Burası benim evim, bir de çaprazda oğlumun evi var. Benimle irtibata geçmediler demedim, dolaylı olarak irtibata geçti, 3-5 dakika bir konuşmamız oldu. O zaman zarfında kendisinden şu istekte bulundum, ‘Eski eşini ve çocuğunu getir, adalete teslim et. Ondan sonra da buyur taziyeye gel’ dedim. Geçen 19 gün zarfında ne gelen oldu ne giden oldu. Görüşmede ben sadece bir şey istedim, eşinin ve çocuğunun adalete teslim olmasını istedim. Buraya, evime gelmedi. Gelmişse ispat etsin. Farklı bir noktada görüştük. Onda benim evime gelecek cesaret yok, olsa çoktan gelmişti. Kendisi bazı şeyleri farklı yollarla halledeceğini düşündüğü için böyle bir girişimde bulunmadı, bulunacağını da sanmıyorum. 8. gün Kuran okutuyorduk, o gün avukatımla görüşmüş. Taziyeye geleceklerini söylemiş, avukatım gerekli cevabı vermiş. Şöyle demiş, ‘Bugün Kur’an okutuluyor, acılı aile, bizim söylemimiz hala devam ediyor, eşini ve çocuğunuzu getirin. Ertesi gün taziyeye gelebilirsiniz’ demiş. Ben sözümün arkasındayım, eğer bana taziyeye gelecekse, acımı dindirecekse, önce çocuğunu ve eşini adalete teslim etsin, ertesi gün buyursun gelsin” dedi.

“KENDİSİNE SİTEM ETTİM DOĞRU”

Görüşmeye 5-6 kişi geldikleri için kendilerine sitem ettiğini belirten Aci, “Benim aile dostumla, dolaylı olarak birileri vasıtasıyla iletişime geçildi. Aile dostuma maddi ve manevi yanımda olduğunu söylemiş. Ben de onlara şunu söyledim. ‘Maddi kısmı bir kenara bıraksın, gelsin görüşelim’ dedim. 5-6 kişi geldiler, hatta kınadım. ‘Ne yüzle 5-6 kişi geliyorsunuz?’ diye kınadım. Çok kısa bir görüşme oldu. İşte telefon alışverişi olduğunu söylemiş. Bende onun telefonu yok, öyle bir insanla görüşmek istemem ama mecburiyetten görüşeceğim, bu ayrı bir olay. Çok kısa bir görüşmede aile dostumun evinde ona şunu söyledim, “Git çocuğunu, eski eşini al adalete teslim et, ondan sonra taziyeye mi geleceksin buyur gel’ dedim. Kendisi herhangi birşey söylemedi. Net bir ‘Başınız sağolsun, Allah rahmet eylesin, acınızı paylaşıyoruz’ gibi şeyler söylemedi. Aile dostumuzun evine gelmesiyle bu taziye kabul oluyorsa, ısmarlamayla hac yapmak gibi birşey olur. Benim evim belli, adresim belli. Ona ben sitem ettim doğru. ‘Ben senin birinci gün kim olduğunu buldum, sen benim kim olduğumu, çocuğunun kimi öldürdüğünü niye bulamadın?’ diye sitem ettim. Zengin ve kolun uzun ya. Burada neden bu özelliklerini kullanmadı. Görüştüğümüz süre o kadar. Hiçbirşey söylemedi.” diye konuştu.

“O İNSANIN BİR LOKMASI BOĞAZIMDAN GEÇMEYECEK”

Kan parası iddiasıyla ilgili konuşan baba Aci, “Bazı televizyon kanalları ne yazık ki, iğrenç kelimeyi kullanıyorlar ben kendimden utanıyorum. Bana şu İstanbul’u bağışlasalar oğlum geri gelmeyecek. O insanın bir lokması benim boğazımdan geçmeyecektir. Bunu açık açık net bir şekilde söylüyorum ” dedi. Aci, Cihantimur ailesinin cenaze yemeği için tekrar aile dostuyla iletişime geçtiklerini anlatarak,” Görüşme yanılmıyorsam Pazartesi ya da Salı 3. veya 4. gün olmuştu. Bundan sonra aile dostumun bana dönmesiyle 9. gün sanırım, yemek söyleneceği söylendi. Ben de, ‘Bir adım atıyorlarsa adım atarım’ diyerek bir noktada buluşuruz diyerek olumlu baktım. Fakat daha sonra aile dostum bana şunu söyledi. ‘Yemeği ben organize edecekmişim, ücretini onlar ödeyecekmiş’ dedi. Aile dostuma bu konu üzerine kendilerine ne dediğini sordum. Kendisi benim adıma reddetmiş. ‘İyi yapmışsın, dedim. Aile dostuma ‘Onlara söyle bu saatten sonra yemek birşey getirirseler, yakında köpek çiftliği var oraya köpeklere yem ederim’ dedim. Geçen yine aynı kanal üzerinden Eylem Tok’un annesi aradı, başsağlığı dilemeye gelecekmiş. Ben de yine aynı söylemimi tekrar ettim. Gitsin annesi önce kızını ve torununu alsın Türkiye’ye getirsin, adalete teslim etsin.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozer-aci-oglunu-kaybeden-baba-bulent-cihantimur-ile-gorusme-detaylarini-anlatti/feed/ 0
Sındırgı’da Ramazan Ayı Boyunca Devam Eden İftar Geleneği https://www.haber60.com.tr/sindirgida-ramazan-ayi-boyunca-devam-eden-iftar-gelenegi/ https://www.haber60.com.tr/sindirgida-ramazan-ayi-boyunca-devam-eden-iftar-gelenegi/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21287 Sındırgı’da iftar geleneği devam ediyor

BALIKESİR – Balıkesir’in Sındırgı ilçesi Cüneyt kırsal mahallesinde 8 yıl önce başlatılan Ramazan ayı boyunca iftar geleneği devam ediyor.

Mahalle muhtarlığı ve vatandaşlar işbirliği ile toplu iftar yemekleri ile başlayan gelenek pandemi sürecinde kapı kapı iftar yemeğine dönüştü. Yaşlı nüfusunda ağırlıklı olduğu Cüneyt mahallesinde bu sistem vatandaşlar tarafından kabul görünce gelenek her yıl sürdürülüyor.

Her akşam farklı bir kişi tarafından karşılanan iftar yemekleri kapı kapı servis ediliyor. Yemek saatinde vatandaşlar sinileri ve tabakları ile iftarlıklarını alıyor. Ramazan ayı boyunca her eve dağıtılan iftarlıklar ise mahalle halkı ve dışarıda yaşayan köylüler tarafından karşılanıyor.

Yaklaşık sekiz yıldır geleneği devam ettirdiklerini belirten aşçı Evren Yalçın, “Şeref Çay muhtarımın bir projesi bizim köyde güzel olur dedi. Masalara servis şeklinde baya işi ilerlettik güzel oldu her yerde konuşuldu Pandemi gelince her yer durduğu gibi bu da durdu ne yapalım derken muhtarımız kaymakam dan izin alalım mahallemizin insanları yaşlı evlerine gidelim sosyal mesafeye uyarak kaymakamlığımız da izin verdi. Pandemi sürecini atlattık insanlarında evlerine gitmemiz hoşlarına gitti ve bu şekilde devam ediyoruz. Yaklaşık sekiz yıldır her ramazan ayında aralıksız olarak böyle geçiriyoruz. Her evin önüne araba yanaşır her evin önünde elemanlar var bizim onlar çıkarırlar çok ihtiyar olanlara çıkabilenler gelir çıkar ramazan ayıda bu sayede güzel geçiyor bizim için. Köy halkı sırayla bu gün Adnan dayım, bu gün Mehmet dayım, bu gün Ali dayım gerekirse ortaklaşa girenler oluyor üç gün, beş günden sonra bir bakıyoruz bizim liste dolmuş otuz gün burası dolmuş oluyor. Sekiz yıldır hiç boşluk vermedik böyle güzel ramazanlarımız geçiyor onlar mutlu biz mutlu herkese hayırlı ramazanlar diliyorum” dedi.

Bir geleneği ve paylaşmanın en güzel örneğini yaşatan Cüneyt mahallesi sakinlerine teşekkür eden Sındırgı Belediye başkanı Ekrem Yavaş, “Doğalşehir Sındırgımızda geleneklerimiz her daim yaşatılıyor mübarek bir ramazan ayındayız. Ramazan ayında farklı köylerimiz de farklı etkinlikler aslında kaynaşmayı bütünleşmeyi ve paylaşmayı sağlıyor. Cüneyt mahallemizdeyiz hemen Sındırgıya çok yakın bir mahallemiz burası yılların burada bir kültürü var aşağı yukarı sekiz yıl olmuş planlı olarak İzmir de dışarıya gitmiş farklı yerlerde bu köyden olup da oralarda yaşayanlar var burada bir aşçı ile anlaşmışlar ve o aşçı her gün yemeğini yapıyor. Köyün meydanına getiriyor, millet de evinden kap kacağını toplayarak burada kap kaçağına doldurup evine götürüyor. Neredeyse yüzde doksan evlerde buralarda yemek yapılmıyor ramazan da çok güzel bir hadise özellikle yaşlılar için ulaşamayan ve ramazanı yemek bulamama gibi bir derdi olan kişiler için çok harika bir iş hem paylaşılıyor, hem yaşlıların sevabı ve duası alınıyor. Ben hem muhtarımızı hem köylümüzü hem emeği geçen hayır sever kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Gelenekler yaşatıldıkça bizler birbirimize daha çok bağlanıyoruz. Bu ülkenin geleceği o kadar güvende oluyor” şeklinde konuştu.

Cüneyt mahalle muhtarı Şeref Çay ise, “Sekiz yıldan bu yana mahalle vatandaşlarımızın ve mahallemizin dışında olan vatandaşlarımızın katkıları ile otuz gün ramazan da vatandaşlarımıza hizmet vermekteyiz. Öncelikle mahallemizde yaşayan vatandaşlarımıza teşekkür ederim dışarıda yaşayan vatandaşlarımızın katkısı var ve bu özellikle yaşlı ninelerimiz, dedelerimiz ve yalnız eşi ölmüş kişiler içi çok güzel 8 yıldır buna devam etmekteyiz” dedi.

Mahalle sakinleri de uygulamadan oldukça memnun.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sindirgida-ramazan-ayi-boyunca-devam-eden-iftar-gelenegi/feed/ 0
Balıkesir’de Ramazan Ayında Kapı Kapı İftar Gelenekleri Sürüyor https://www.haber60.com.tr/balikesirde-ramazan-ayinda-kapi-kapi-iftar-gelenekleri-suruyor/ https://www.haber60.com.tr/balikesirde-ramazan-ayinda-kapi-kapi-iftar-gelenekleri-suruyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 07:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21249 Balıkesir’in Sındırgı ilçesi Cüneyt kırsal mahallesinde 8 yıl önce başlatılan Ramazan ayı boyunca iftar geleneği devam ediyor.

Mahalle muhtarlığı ve vatandaşlar işbirliği ile toplu iftar yemekleri ile başlayan gelenek pandemi sürecinde kapı kapı iftar yemeğine dönüştü. Yaşlı nüfusunda ağırlıklı olduğu Cüneyt mahallesinde bu sistem vatandaşlar tarafından kabul görünce gelenek her yıl sürdürülüyor.

Her akşam farklı bir kişi tarafından karşılanan iftar yemekleri kapı kapı servis ediliyor. Yemek saatinde vatandaşlar sinileri ve tabakları ile iftarlıklarını alıyor. Ramazan ayı boyunca her eve dağıtılan iftarlıklar ise mahalle halkı ve dışarıda yaşayan köylüler tarafından karşılanıyor.

Yaklaşık sekiz yıldır geleneği devam ettirdiklerini belirten aşçı Evren Yalçın ” Şeref Çay muhtarımın bir projesi bizim köyde güzel olur dedi. Masalara servis şeklinde baya işi ilerlettik güzel oldu her yerde konuşuldu Pandemi gelince her yer durduğu gibi bu da durdu ne yapalım derken muhtarımız kaymakam dan izin alalım mahallemizin insanları yaşlı evlerine gidelim sosyal mesafeye uyarak kaymakamlığımız da izin verdi. Pandemi sürecini atlattık insanlarında evlerine gitmemiz hoşlarına gitti ve bu şekilde devam ediyoruz. Yaklaşık sekiz yıldır her ramazan ayında aralıksız olarak böyle geçiriyoruz. Her evin önüne araba yanaşır her evin önünde elemanlar var bizim onlar çıkarırlar çok ihtiyar olanlara çıkabilenler gelir çıkar ramazan ayıda bu sayede güzel geçiyor bizim için. Köy halkı sırayla bu gün Adnan dayım, bu gün Mehmet dayım, bu gün Ali dayım gerekirse ortaklaşa girenler oluyor üç gün, beş günden sonra bir bakıyoruz bizim liste dolmuş otuz gün burası dolmuş oluyor. Sekiz yıldır hiç boşluk vermedik böyle güzel ramazanlarımız geçiyor onlar mutlu biz mutlu herkese hayırlı ramazanlar diliyorum” dedi.

Bir geleneği ve paylaşmanın en güzel örneğini yaşatan Cüneyt mahallesi sakinlerine teşekkür edern Sındırgı Belediye başkanı Ekrem Yavaş “Doğalşehir Sındırgımızda geleneklerimiz her daim yaşatılıyor mübarek bir ramazan ayındayız. Ramazan ayında farklı köylerimiz de farklı etkinlikler aslında kaynaşmayı bütünleşmeyi ve paylaşmayı sağlıyor. Cüneyt mahallemizdeyiz hemen Sındırgıya çok yakın bir mahallemiz burası yılların burada bir kültürü var aşağı yukarı sekiz yıl olmuş planlı olarak İzmir de dışarıya gitmiş farklı yerlerde bu köyden olup da oralarda yaşayanlar var burada bir aşçı ile anlaşmışlar ve o aşçı her gün yemeğini yapıyor. Köyün meydanına getiriyor millet de evinden kap kacağını toplayarak burada kap kaçağına doldurup evine götürüyor. Neredeyse yüzde doksan evlerde buralarda yemek yapılmıyor ramazan da çok güzel bir hadise özellikle yaşlılar için ulaşamayan ve ramazanı yemek bulamama gibi bir derdi olan kişiler için çok harika bir iş hem paylaşılıyor hem yaşlıların sevabı ve duası alınıyor. Ben hem muhtarımızı hem köylümüzü hem emeği geçen hayır sever kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Gelenekler yaşatıldıkça bizler birbirimize daha çok bağlanıyoruz. Bu ülkenin geleceği o kadar güvende oluyor” Şeklinde konuştu.

Cüneyt mahalle muhtarı Şeref Çay ise ” Sekiz yıldan bu yana mahalle vatandaşlarımızın ve mahallemizin dışında olan vatandaşlarımızın katkıları ile otuz gün ramazan da vatandaşlarımıza hizmet vermekteyiz. Öncelikle mahallemizde yaşayan vatandaşlarımıza teşekkür ederim dışarıda yaşayan vatandaşlarımızın katkısı var ve bu özellikle yaşlı ninelerimiz, dedelerimiz ve yalnız eşi ölmüş kişiler içi çok güzel sekiz yıldır buna devam etmekteyiz” dedi.

Mahalle sakinleri de uygulamadan oldukça memnun. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/balikesirde-ramazan-ayinda-kapi-kapi-iftar-gelenekleri-suruyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayram tatilinin 9 güne çıkarıldığını açıkladı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayram-tatilinin-9-gune-cikarildigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayram-tatilinin-9-gune-cikarildigini-acikladi/#respond Wed, 20 Mar 2024 03:33:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21164 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan bayram tatilinin kamu çalışanları için 9 güne çıkarıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium’da düzenlenen şoför esnafı ile iftarda bir araya geldi. Erdoğan, kendisinin, evinin, çocuklarının iaşesi için saatlerce direksiyon sallayan tüm şoför kardeşlerime Mevla’dan kolaylıklar dilerken, ülkedeki tüm şoför esnafının Ramazan-ı Şerif’ini tebrik etti. Erdoğan, tuttukları oruçların, yaptığı ibadetlerin Allah katında kabulünü dilerken bu mübarek günlerin en başta sizler olmak üzere ülkemize, millete ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini niyaz etti. Erdoğan, sözlerine başlarken bugün Kuzey Irak’ta yürütülen operasyonda şehit olan 1 askere Allah’tan rahmet, yaralanan 4 askerimize acil şifalar dileklerinde bulundu.

Bugün yoğun ve yorucu olduğu kadar gerçekten bereketli bir gün geçirdiklerini vurgulayan Erdoğan, “İlk olarak AFAD tarafından inşası tamamlanan 30 bini aşkın deprem konutu ve köy evinin anahtar teslim törenini gerçekleştirdik. Kura törenimizle birlikte deprem bölgesinde teslim ettiğimiz afet konutu sayısı 76 bini aştı. Ardından yine canlı bağlantıyla 14 kilometrelik Arnavutköy, İstanbul Havalimanı yeni metro hattının hizmete açılış törenine iştirak ettik. Böylece İstanbul’un toplam raylı sistem ağı uzunluğunu 362 kilometreye çıkardık. Son hattın da devreye girmesiyle birlikte İstanbul’un trafik çilesinin biraz daha azalacağı kanaatindeyim. Akabinde Mamak’ta toplu açılış törenimiz vardı. Mamak Belediyemizin ve bakanlıklarımızın ilçemize kazandırdığı toplam 62 kalem eser hizmet ve projeyi resmen hizmete açtık. Hem deprem konu hem metro hattımızın hem de Mamak’ta hizmete aldığımız yatırımların ülkemize, milletimize ve bu yatırımlardan faydalanacak kardeşlerimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Şahsımızı bu hizmetlere vesile kıldığı için Rab hamd ediyorum” diye konuştu.

“Siyasi hayatı boyunca daima sizlerle beraber yol yürümüş bir kardeşiniz olarak her gün nasıl bir mücadelenin içinde olduğunuzu çok iyi biliyorum”

Bu sofranın muhabbet sofrası olduğunu söyleyen Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Muhammet’ten muhabbet oldu hasıl, muhabbetsiz muhabbetten ne hasıl. Soframızı şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Allah birliğimizi, beraberliğimizi, uhuvvetimizi daim kılsın diyorum. Sevgili kardeşlerim, şoför esnaflarımızla bizim özel bir dostluğumuz, yol arkadaşlığımız vardır. Siyasete ilk atıldığımız dönemden itibaren sizlerle farklı vesilelerle bir araya geldik, dertleştik, hasbihal ettik. Kimi zaman salon toplantılarında, kimi zaman taksit olmuş duraklarında. Kimi zaman trafikte sizlerle hep yakın irtibat halinde olduk. Hangi görevde olursak olalım sizlerin kanaatlerini almaya, sizlere kulak vermeye ihtimam gösterdik. Türkiye’nin nabzını tutarken her zaman sizlerin fikirlerinden istifade ettik. Çünkü şoför esnafı bu kardeşlerimin yaptıkları iş icabı milletimizin aynasıdır. Sizlerin bu ülkeye, bu millete, bu şehre yaptığı hizmetlerin yerini hiçbir şey tutamaz. Kiminiz takside, kiminiz minibüste, kiminiz otobüste, helal rızık peşinde koşuyorsunuz. Her gün sadece Ankara’mızda yüz binlerce hemşehrimizin iş yerine evine, sevdiklerine güvenle ulaşmasına sizler vesile oluyorsunuz. Her biriniz yılın 365 günü, günün 24 saat faal olan, mesuliyeti gerçekten ağır bir mesleği icra ediyorsunuz. Siyasi hayatı boyunca daima sizlerle beraber yol yürümüş bir kardeşiniz olarak her gün nasıl bir mücadelenin içinde olduğunuzu çok iyi biliyorum.”

“Çok büyük bir grup içindeki birkaç kişinin yaptığı hatanın genele teşmil edilmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz”

Geçen ay İzmir’de yaşanan menfur hadise taksicilerin hangi riskleri göze alarak evlerine ekmek götürmeye çalıştığını gösterdiğini hatırlatan Erdoğan, “Merhum Oğuz Ergey kardeşimizi katleden alçak işlediği cinayeti hesabını hukuk önünde vermiştir. Daha sonra şoförlerimizi hedef alan sözlü ve fiili pek çok saldırı haberi medyaya yansıdı. Dün Keçiören’de bir taksi durağına yapılan saldırıda hakeza benzer bir örnektir. burada şu hususu ifade etmek durumundayız. Bazı münferit örnekler üzerinden şoför esnafı kardeşlerimin itham edildiğini, ötekileştirildiğini, hatta kimi çevreler tarafından bir nefret objesi haline getirilmeye çalışıldığını üzülerek görüyoruz. Bu asla kabul edilemez bir durumdur. Çok büyük bir grup içindeki birkaç kişinin yaptığı hatanın genele teşmil edilmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz” dedi.

“Görevi yol yaparak, asfalt dökerek, tünel, kavşak, alt geçit inşa ederek, metro ve tramvay hatları açarak trafiği hafifletmek olanların kendi beceriksizliklerinin veba şoförlerimize yüklemesi işgüzarlıktır”

Şoför esnafı kardeşlerine yönelik haksız ithamların, belediye başkanı gibi sorumluluk makamındaki kişilerce yapılması ise çok daha vahim olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin yetki verdiklerinin görevi, suçu başkalarına yıkmak değil, sorunları doğru bir şekilde tespit edip, bunlara çözüm üretmektir. Trafik sürekli sıkışıyor. Bir yerden bir yere gitmek sorun oluyorsa şoför kardeşlerim burada suçlu değil bilakis mağdur konumundadır. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerimizde özellikle artan trafik keşmekeşinden şoför esnafı, kardeşlerim herkesten daha çok etkileniyor. Çünkü bizler yolları sadece ihtiyaç duyduğumuz zaman kullanıyoruz. Ama şoför kardeşlerim günün 24 saati çalışıyor. Hal böyleyken görevi yol yaparak, asfalt dökerek, tünel, kavşak, alt geçit inşa ederek, metro ve tramvay hatları açarak trafiği hafifletmek olanların kendi beceriksizliklerinin veba şoförlerimize yüklemesi işgüzarlıktır. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle davranmadık. Böyle kolaycı yollara tevessül etme gereği duymadık. Enerjimizi ve kapasitemizi bahane aramak için değil, sorunları çözmek için kullandık” şeklinde konuştu.

“Sizler gerek şehir içinde, gerekse şehirler arası seyahatlerimizde ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi gayet iyi biliyorsunuz”

Yol yapmanın medeniyet olduğunu ve bu düsturla gece gündüz çalışarak ülkemizi ulaştırma alanında, dünyada parmakla gösterilen bir taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, “Bölünmüş yol uzunluğumuzu, 6 bin 100 kilometreden 29 bin 373 üç kilometre, otoyol uzunluğumuzu bin 714 kilometreden, 3 bin 726 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuz 311 kilometreden 774 kilometreye, karayolu tünel sayımızı 83’den 495 adede çıkartarak ulaştırma alanında büyük bir dönüşüme imza attık. Daha burada saymaya kalksak saatler sürecek yatırımları milletimizle birlikte özellikle şoför esnafı kardeşlerimizin istifadesine sunduk. Sizler gerek şehir içinde, gerekse şehirler arası seyahatlerimizde ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi gayet iyi biliyorsunuz. İnşallah bundan sonra aynı azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Meclisin açılmasıyla birlikte dolmuş ve minibüs esnafımızın plakalarına dair mülkiyet sorunlarıyla ilgili mağduriyetleri inşallah gidereceğiz”

Meclisin açılmasıyla birlikte dolmuş ve minibüs esnafımızın plakalarına dair mülkiyet sorunlarıyla ilgili mağduriyetleri gidereceklerini müjdesini veren Erdoğan, “Aynı düzenlemede şehir içinde faaliyet gösteren Halk otobüsü esnafımızın hak tahsis süreleriyle faaliyetlerine edebilme haklarını da korumaya alacağız. Ulaştırma ve Çevre Bakanlığımız gerekli mevzuat hazırlıklarını yaptı. Seçimlerden hemen sonra parlamentomuzun takdirine sunuyoruz” diye konuştu.

“Asfalt yol köprü yapmamakla övünenlere hak ettikleri cevabı 31 Mart’ta vereceğinize inanıyorum”

Asfalt yol köprü yapmamakla övünenlere hak ettikleri cevabı 31 Mart’ta vereceklerine inandıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ulaştırma projelerini devam ettirmek yerine dökenleri siyaset arşivini tozlu raflarına havale edeceğinizden şüphe duymuyorum. Kendi şahsi reklamlarına verdikleri önemi şehirlerimizin trafik ve deprem sorunlarına sandığa gömmenizi bekliyorum. Biz büyükşehirde Turgut Altınok kardeşim ve ilçelerdeki adaylarımızla eser ve hizmet siyaseti yolunda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanı olarak tüm belediye başkanlarımızla el ele verecek ve başta İstanbul olmak üzere Ankara’mızı bir başkente yakışır şekilde hal almasını inşallah sağlayacağız. Rabbim yolunuzu açık kazancınızı her daim bereketli eylesin diyorum” ifadelerine yer verdi.

Ramazan Bayramı tatilinin uzatıldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözlerimi bitirmeden önce kamu çalışanlarımızın 10 Nisan 2024 tarihinde başlayacak Ramazan Bayramı öncesindeki bir buçuk günlük sürede idari izinli sayılacakları kararımızı kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum. Böylece Salı günkü yarım günü ve Pazartesi gününü bayram tatiline ekleyerek kamu çalışanlarımıza 9 günlük rahatça değerlendirebilecekleri bir vakit verdik. Genel olarak özel sektörümüzün de böyle]yaklaşıma sahip olduğunu biliyoruz. Ramazan Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyor ve bir buçuk günlük idari izin kararımızın hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayram-tatilinin-9-gune-cikarildigini-acikladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı tatiline ilişkin açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-tatiline-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-tatiline-iliskin-aciklama-yapti/#respond Wed, 20 Mar 2024 03:30:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21162 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı tatiline ilişkin, “Salı günkü yarım günü ve pazartesi gününü bayram tatiline ekleyerek kamu çalışanlarımıza 9 günlük rahatça değerlendirebilecekleri bir vakit verdik.” dedi.

Erdoğan, ATO Congresium’da şoför esnafı ile iftarda bir araya geldi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Irak’ın kuzeyinde yürüttükleri operasyonda şehit olan askere Allah’tan rahmet, yaralanan 4 askere acil şifa diledi.

Bugün, yoğun ve yorucu olduğu kadar bereketli bir gün geçirdiklerini ifade eden Erdoğan, ilk olarak inşası tamamlanan 30 bini aşkın deprem konutu ve köy evinin anahtar teslim törenini gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Erdoğan, kura töreniyle deprem bölgesinde teslim ettikleri afet konutu sayısının 76 bini aştığını ifade etti.

Daha sonra canlı bağlantıyla 14 kilometrelik Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Yeni Metro Hattı’nın hizmete açılış törenine iştirak ettiklerini anımsatan Erdoğan, böylece İstanbul’un toplam raylı sistem ağı uzunluğunu 362 kilometreye çıkardıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son hattın da devreye girmesiyle İstanbul’un trafik çilesinin biraz daha azalacağı kanaatinde olduğunu vurguladı.

Bugün yine Mamak’ta toplu açılış törenine katıldığını, Mamak Belediyesi ve bakanlıkların ilçeye kazandırdığı 62 kalem eser, hizmet ve projeyi resmen hizmete açtıklarını anlatan Erdoğan, deprem konutlarının, metro hattının ve Mamak’ta hizmete aldıkları yatırımların ülke ve millete hayırlı olmasını diledi.

“Şoför esnafı kardeşlerim, yaptıkları iş icabı milletimizin aynasıdır”

Şimdi de şoför esnafıyla kucaklaştığını, mübarek iftar sofrasının güzelliğini paylaştıklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sofra biliyorsunuz muhabbet sofrası. Soframızı şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi, uhuvvetimizi daim kılsın. Şoför esnaflarımızla bizim özel bir dostluğumuz, yol arkadaşlığımız vardır. Siyasete ilk atıldığımız dönemden itibaren sizlerle farklı vesilelerle bir araya geldik, dertleştik, hasbihal ettik. Kimi zaman salon toplantılarında, kimi zaman taksi, dolmuş duraklarında, kimi zaman trafikte sizlerle hep yakın irtibat halinde olduk. Hangi görevde olursak olalım sizlerin kanaatlerini almaya, sizlere kulak vermeye ihtimam gösterdik. Türkiye’nin nabzını tutarken hep sizlerin fikirlerinden istifade ettik. Çünkü şoför esnafı kardeşlerim, yaptıkları iş icabı milletimizin aynasıdır. Sizlerin bu ülkeye, bu millete, bu şehre yaptığı hizmetlerin yerini hiçbir şey tutamaz.”

Şoförleri hedef alan sözlü ve fiili saldırılar

Kimi takside, kimi minibüste, kimi otobüste helal rızık peşinde koşan şoför esnafının, her gün sadece Ankara’da 100 binlerce kişinin iş yerine, evine, sevdiklerine güvenle ulaşmasına vesile olduğunu dile getiren Erdoğan, yılın 364 günü, günün 24 saati faal olan, mesuliyeti gerçekten ağır bir mesleği icra ettiklerini söyledi.

Siyasi hayatı boyunca daima şoförlerle yol yürümüş biri olarak, şoförlerin her gün nasıl bir mücadelenin içinde olduklarını çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Geçen ay İzmir’de yaşanan menfur hadise, taksicilerimizin hangi riskleri göze alarak ekmek götürmeye çalıştığını göstermiştir. Merhum Oğuz Erge kardeşimizi katleden alçak, işlediği cinayetin hesabını hukuk önünde verecektir. Daha sonra, şoförlerimizi hedef alan sözlü ve fiili pek çok saldırı haberi medyaya yansıdı. Dün Keçiören’de bir taksi durağına yapılan saldırı da hakeza benzer bir örnektir. Burada şu hususu ifade etmek durumundayız. Bazı münferit örnekler üzerinden şoför esnafı kardeşlerimin itham edildiğini, ötekileştirildiğini, hatta kimi çevreler tarafından bir nefret objesi haline getirilmeye çalışıldığını üzülerek görüyoruz. Bu asla kabul edilemez bir durumdur. Çok büyük bir grup içindeki birkaç kişinin yaptığı hatanın genele teşmil edilmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz. Şoför esnafı kardeşlerime yönelik haksız ithamların belediye başkanı gibi sorumluluk makamındaki kişilerce yapılması ise çok daha vahimdir. Milletin yetki verdiklerinin görevi, suçu başkalarına yıkmak değil, sorunları doğru bir şekilde tespit edip bunlara çözüm üretmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, trafik sürekli sıkıştığında, bir yerden bir yere gitmek sorun olduğunda şoförlerin suçlu değil, bilakis mağdur konumunda olduğunu aktardı.

Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde, özellikle artan trafik keşmekeşinden şoför esnafının herkesten daha çok etkilendiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Bizler, yolları sadece ihtiyaç duyduğumuz zaman kullanıyoruz. Ama şoför kardeşlerim günün 24 saati çalışıyor. Hal böyleyken görevi yol yaparak, asfalt dökerek, tünel kavşak, alt geçit inşa ederek metro ve tramvay hatları açarak trafiği hafifletmek olanların kendi beceriksizliklerinin vebalini şoförlerimize yüklemesi işgüzarlıktır. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle davranmadık, böyle kolaycı yollara tevessül etme gereği duymadık. Enerjimizi ve kapasitemizi bahane aramak için değil, sorunları çözmek için kullandık. Yol medeniyettir düsturuyla gece gündüz çalışarak ülkemizi ulaştırma alanında dünyada parmakla gösterilen bir yere taşıdık. Bölünmüş yol uzunluğumuzu 6 bin 100 kilometreden 29 bin 373 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 1714 kilometreden 3 bin 726 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 774 kilometreye, kara yolu tünel sayımızı 83’ten 495’e çıkartarak ulaştırma alanında büyük bir dönüşüme imza attık. Daha burada saymaya kalksak saatler sürecek yatırımları, milletimizle birlikte özellikle şoför esnafı kardeşlerimizin istifadesine sunduk.”

Ramazan Bayramı tatili

Erdoğan, şoför esnafına “Gerek şehir içinde gerekse şehirlerarası seyahatlerde ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi gayet iyi biliyorsunuz.” diyerek, “Meclisin açılması ile dolmuş ve minibüs esnafımızın plakalarına dair mülkiyet sorunlarıyla ilgili mağduriyetleri inşallah gidereceğiz. Aynı düzenlemede şehir içinde faaliyet gösteren halk otobüsü esnafımızın hat tahsis süreleriyle faaliyetlerine devam edebilme haklarını da korumaya alacağız. Ulaştırma ve Çevre Bakanlığımız gerekli mevzuat hazırlıklarını yaptı. Seçimlerden sonra parlamentomuzun takdirine sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Asfalt dökmemekle, yol köprü yapmamakla övünenlere hak ettikleri cevabın 31 Mart’ta verileceğine inandığını belirten Erdoğan, “Ulaştırma projelerini devam ettirmek yerine üzerine hafriyat dökenleri siyaset arşivini tozlu raflarına havale edeceğinizden şüphe duymuyorum. Kendi şahsi reklamlarına verdikleri önemi şehirlerimizin trafik ve deprem sorunlarına vermeyenleri sandığa gömmenizi bekliyorum. Biz Büyükşehirde Turgut Altınok kardeşim ve ilçelerdeki adaylarımızla eser ve hizmet siyaseti yolunda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanı olarak tüm belediye başkanlarımızla el ele verecek ve başta İstanbul olmak üzere Ankara’mızın bir başkente yakışır şekilde hal almasını sağlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Ramazan Bayramı tatiline ilişkin de bilgi veren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kamu çalışanlarımızın 10 Nisan’da başlayacak Ramazan Bayramı öncesindeki 1,5 günlük sürede idari izinli sayılacakları kararımızı kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum. Böylece salı günkü yarım günü ve pazartesi gününü bayram tatiline ekleyerek kamu çalışanlarımıza 9 günlük rahatça değerlendirebilecekleri bir vakit verdik. Özel sektörümüzün de böyle bir yaklaşıma sahip olduğunu biliyoruz. Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyor ve 1,5 günlük idari izin kararımızın hayırlı olmasını diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ramazan-bayrami-tatiline-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: Türkiye, dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden inşa ediyor https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:42:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21120 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz, ayağa kaldırıyoruz.” dedi.

AK Parti seçim koordinasyon merkezinde partililerle bir araya gelen Işıkhan, daha sonra Gölbaşı Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.

Kentteki temasları kapsamında bir düğün salonunda düzenlenen “AK Parti Adıyaman İl Başkanlığı Geleneksel Teşkilat İftarı”nda konuşma yapan Işıkhan, iftarda bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Depremlerde yıkılan yapıların yeniden yapıldığını hatırlatan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Aşkla çalışan yorulmaz derler. Bizler de yorulmuyoruz, durmuyoruz. Biz, sizlerle birlikte el ele verip ülkemizi ve şehirlerimizi daha ileriye götürmeye odaklanmış durumdayız. Geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta Adıyaman’ın büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Hepimizi derinden yaralayan o günün üzerinden 1 yıl geçti ancak hala acımız taze. Canlarımızı geri getiremeyiz ama yıkılan her şeyi eskisinden daha iyi bir şekilde yerine koyabiliriz. Gerek kamu kurumlarımız, gerek yerel yönetimlerimiz, gerekse vatandaşlarımız tek yürek olup, dünyada hiçbir ülkenin bu kadar kısa sürede ve kolay kolay atlatamayacağı bir yıkımın üstesinden geldi ve gelmeye devam ediyor.”

Her ay 20 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim edeceklerini belirten Işıkhan, “Biz 1 yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde, 11 ilimizin tamamında yıkılan evlerimizi, hastanelerimizi yeniden yapmaya başladık. Bugün, sadece Adıyaman’da 5 bin 418 konutun, 11 ilde de 30 bin 697 konutun kurasını çekerek hak sahiplerine teslim ettik. Bundan sonra da her ay ortalama 20 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim edeceğiz.” diye konuştu.

Dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ettiklerini aktaran Işıkhan, “Bu rakamlar öylesine büyük rakamlar ki dünyanın bir çok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz, ayağa kaldırıyoruz. Bu çalışmalar, Türkiye’nin AK Parti ile ne kadar ivedilikle aksiyon alabildiğinin bir göstergesi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle Türkiye çok değişti. Gerek ekonomisiyle, gerek yerli ve milli kalkınma hamleleriyle, gerek dünyadaki gücüyle gerek insan hak ve hürriyetleri, özgürlükler konusunda daha önce hayal edilemeyen noktalara gelindi.” şeklinde konuştu.

Milletin huzuru ve mutluluğunu öncelediklerini ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“AK Parti’nin Türkiye Yüzyılı vizyonu da bu kapsamda tüm kesimleri yönetimin merkezine alan herkesin devlette kendini hissettiği, devleti benimsediği, aidiyetini artırdığı bir vizyon. Belirli ideolojilere takılıp kalmıyoruz. Milletin huzuru ve mutluluğundan başka kırmızı çizgimiz yok. Türkiye’yi büyütmek ve tarihine yakışır bir şekilde yeniden dünyada söz sahibi bir ülke konumuna getirmekten başka misyonumuz yok. Bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hedefleri çok iyi algılamalı ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için gece-gündüz demeden çalışmalıyız.”

31 Mart seçimlerine sayılı günler kaldığını aktaran Işıkhan, “Yerel seçimlere 15 günden daha az bir süre kaldı. Hiç kimsenin diline, dinine, inancına, rengine bakmadan, herkesin oyuna ve herkese hizmet etmeye talibiz. Sizlerin ve aziz milletimizin 31 Mart’ta bu farkındalıkla sandığa gideceğine yürekten inanıyorum. Adıyaman’ın büyüyerek her geçen gün gelişmeye devam ettiğini görmek istiyoruz. İnşallah hemşerilerimizin takdiri olursa Adıyaman Belediye Başkan adayımız Ziya Polat ile ilçelerimizde de başkan adaylarımızla Adıyaman’ın her karışına gerçek belediyecilikle hizmet etmeye talibiz. Buna hazırız ve kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/feed/ 0
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gerginliği arttırmayacaklarını söyledi https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20909 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, sarı-kırmızılılar olarak gerginliği arttıracak bir söylem içinde olmayacaklarını söyledi.

Galatasaray Spor Kulübü ile global kurumsal iş uygulamaları şirketi arasındaki iş birliğinin imza töreni, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’ta düzenlendi. Törene Galatasaray Başkanı Dursun Özbek de katıldı. Özbek, toplantıda gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.

“4-5 ay evvel olmuş bir konu, Ali Bey bir açıklamaya istinaden görüşmeyi iptal etti”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, düzenlediği basın toplantısında, Dursun Özbek’in hatırlı bir kişi vasıtasıyla kendisiyle görüşme ayarlanması istediğine yönelik söylemlerinin hatırlatılması üzerine Başkan Özbek, “Konuyu Ali Bey gündeme getirdi. Yaklaşık 4-5 ay evvel olmuş bir konu. Ortak tanıdığımız bir arkadaşımız. Ali Bey’in söylediğinde farklı olarak, beni ziyaretle kendisinin Türk futbolundaki bu gergin ortamın ortadan kalkması yönünde çağrıda bulundu. Bu konuyu Ali Bey ile görüşebileceğimizi, hatta kendi düzenleyebileceği mekanda buluşabileceğimizi, Türk sporundaki bu gergin ortamın son bulması için böyle bir görüşmeyi düzenleyebileceğini söyledim. İşin başından beri hakim olan daha güzel günlerde sportif yarışmayı yapabilmek için bu görüşmeyi kabul ettim. Ali Bey de kabul etti. Ali Bey bir açıklamaya istinaden bu görüşmeyi iptal etti. Rakibimizden bu görüşmenin iptali konusu gelmiştir. Keşke o gün görüşebilseydik, bugünlere gelmeseydik. Türk sporundaki bu gerginliğin önemle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Gelinen noktadan bugüne yaptıklarımızı göz önünde almamız lazım. Bu muhasebesinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Geçmişteki bu söylemlerin artık bitmesi, bütün camiaları itidal olmasının gereği ortaya çıkmıştır. Vuku bulan olaylar detaylı bir şekilde incelenmeli. Kapsamlı bir inceleme yapılmalı. Buradan da adil bir şekilde bunların önüne geçmek için gereken cezaların yapılması lazım. Her seferinde halının altına süpürülmesi bizleri bugüne hazırlamıştır. Galatasaray olarak, sporun yeşil sahada, parkede, salonda kalmasını istiyoruz. Hiçbir şekilde sahanın dışına taşınmasına, oradaki polemiklere sebep olmasına karşı tutumumuz var. Artık bugün bir milat olmalı. Bu konuyla ilgili yapılması gereken adil yaptırımların gündeme gelmesinden yanayız. Bu görev Türkiye Futbol Federasyonu’na ve kamuoyuna düşmektir. Onların da gereğini yapacağımdan eminim” şeklinde konuştu.

“Bu Fenerbahçe’nin iç işidir”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, ligden çekilme konusuyla ilgili olağanüstü genel kurul karar almalarına yönelik gelen soruya Özbek, “Bu Fenerbahçe’nin iç işidir. Galatasaray’ın geleneğinde rakiplerin iç işlerine karşıma gibi bir huyumuz yok. Genel kurul kendi arasında toplanacak. Bu konuda bir karar alacaklar. Geçmişte defalarca benzer söylemeler yapıldıysa da Fenerbahçe genel kurulunun kendileri için en iyi kararı alacağından eminin. Galatasaray olarak rakiplerimizin ic işleriyle ilgilenmemiz söz konusu değildir” cevabını verdi.

“Galatasaray, Türk futboluna faydası olacak kararın her zaman arkasındadır”

Fenerbahçe ile 7 Nisan Pazar günü Şanlıurfa’da oynayacakları TFF Süper Kupa mücadelesinin ertelenmesiyle alakalı çıkan haberlerle ilgili olarak ise sarı-kırmızılıların başkanı, “7 Nisan’da oynaması gereken Süper Kupa maçıyla ilgili, karar mekanizması Türkiye Futbol Federasyonu’dur. O güne kadar olan gelişmeler, o gün nasıl bir ihtiyaç olup, olmadığının değerlendirebilecek olan Türkiye Futbol Federasyonu’dur. Galatasaray da gelişmeleri izlemektedir. Galatasaray, Türk futboluna faydası için olacak kararın her zaman arkasındadır” dedi.

“Ali Bey’in istifası kişisel bir karadır buna saygı duyuyorum”

Kulüpler Birliği’nin önemli bir kurum olduğunu da vurgulayan Başkan Dursun Özbek, “Süper Lig’de oynayan takımların başkanlarından oluşan bir kurum. Ali Bey’in istifası kişisel bir karadır, buna saygı duyuyorum. Ben daha evvel bu görevi yaptım. Vakfımız içinde çok değerli başkanlar var. Ali Bey’in istifasıyla boşalan yere Kulüpler Birliği’ni en iyi şekilde temsil edecekler arkadaşlarımızdan birisini seçeriz” ifadelerini kullandı.

“Bu olayların milat olması”

Özbek, Trabzonspor – Fenerbahçe maçından sonra yaşanan olaylarla ilgili düşüncelerini dile getirerek, “Olaylarından olması olayların bu seviyeye gelmesinde en önemli konu. Buraya nasıl geldik? Bu duruma Türk futbolu nasıl geldi? Bence üzerinde durulması gereken en önemli konu bu. Geçmişten bugüne kadar olan söylemlerimize bir bakalım. Bu olaylar kendi kendisine mi oluyor, bizim söylemlerimiz çerçevesinde kamuoyunu tetikliyor mu? Türk sporunu yöneten yetkililerin olaya buradan başlaması lazım. İstenmeyen olaylar olmuştur. Her iki camiaya da geçmiş olsun diyorum. Bu olayların giderek artan seviyeye gelmesi hepimizi endişelendirmektir. Olayların başlangıcından itibaren sadece Trabzon’un sahasında olanları kast etmiyorum, bugüne nasıl geldi?. Hangi söylemlerimiz bugüne bizi taşıdı, buna bakmak lazım. Dileğim bu tip olayların gündemimizden kalkması. Bu olayların milat olması. Adil bir şekilde olaylarla ilgili kişilerin ve kurumların cezalandırılması ve adil bir araştırmanın yapılması lazım” değerlendirmesinde bulundu.

“Galatasaray olarak bu gerginliği tırmandıracak bir söylem içinde olmayacağız”

Türkiye Futbol Federasyonu’nun istifası için kulüplerle ortak bir karar almak isteyip, istemediklerinin sorulması üzerine de Dursun Özbek, “Bugünkü olayların değerlendirmesi yaparken, bu gerilimi daha üst seviyeye taşıyacak söylemelerden kaçınmamız lazım. Onun için Galatasaray olarak bu gerginliği tırmandıracak bir söylem içinde olmayacağız. Artık bizlere daha büyük görev düşüyor. Ne söylediğimize çok daha dikkat etmemize ihtiyaç olduğunu hissediyorum. Önümüzdeki günlerde Kulüpler Birliği’nde yapılacak toplantıdan oluşacak kanaat çok önemli” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/feed/ 0
Gazze’de Ramazan Ayında Açlık Krizi: İsrail’in Bombardımanı Sonucu Gıda Yardımları Ulaştırılamıyor https://www.haber60.com.tr/gazzede-ramazan-ayinda-aclik-krizi-israilin-bombardimani-sonucu-gida-yardimlari-ulastirilamiyor/ https://www.haber60.com.tr/gazzede-ramazan-ayinda-aclik-krizi-israilin-bombardimani-sonucu-gida-yardimlari-ulastirilamiyor/#respond Tue, 19 Mar 2024 05:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20793 Geçen Pazartesi günü şafak söktüğünde başlayan Ramazan ayı bu yıl Gazzeliler için acımasız bir ironi gibi.

Gündüz saatlerinde oruç tutulan kutsal ay, bölgede zaten açlık çekilen bir dönemde geldi.

Gazzeliler beş aydır savaşa katlanıyor. Savaştan önce de bölge halkının tamamına yakını, hayatta kalabilmek için gıda yardımlarına bağımlıydı.

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nin Acil Servis Başhekim Yardımcısı Dr. Amjad Eleiwa “Burada halk zaten aylardır oruç tutuyordu. Hayatta kalmak için şehri didik didik ediyorlar ama hiçbir şey bulamıyorlar” diyor.

İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak başlattığı bombardıman, bölge genelindeki gıda altyapısını ve tarım arazilerini yok etti.

Yardım kuruluşları, İsrail’in yardım konvoylarına uyguladığı ek güvenlik kontrolleri nedeniyle sıkışmalar oluştuğunu ve yardımın halka ulaştırılamadığını söylüyor.

Açlık ilan edilmesinden sorumlu küresel kuruluş Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) Pazartesi günü, 1,1 milyon kişinin yani Gazze’deki nüfusun neredeyse yarısının şimdiden açlık çektiğini ve geriye kalanların da Temmuz itibarıyla açlık çekmeye başlayabileceğini açıkladı.

Gıda krizi Gazze’nin kuzeyinde daha ciddi. Daha önceki Ramazan aylarının aksine, bölge sakinleri ne sahur yapabiliyor, ne de iftar açarak açlıklarını giderebiliyor.

Sokak süslemeleri, davulcular, yiyeceklerle dolu tezgahların yerini yıkım, ölüm ve yemek bulabilmek için her gün verilen bir mücadele aldı. Elde kalan çok az un ya da buğdayın fiyatı beş kat yükseldi.

Gazze kentinde geniş ailesininkiler de dahil 10 çocuğa bakan 57 yaşındaki Nadia Ebu Nahel “Geçen Ramazan’ı hatırlıyorum. İyi yiyecekler, meyve suları, hurmalar, isteyebileceğiniz her şey vardı” diyor.

“Bu yılla kıyaslanınca, cennet ve cehennem gibi. Çocuklar şimdi bir somun ekmeğe hasret. Rüyaları bir yemek. Kemikleri yumuşadı. Başları dönüyor ve yürümekte zorlanıyorlar. Çok zayıfladılar.”

Hayır kurumu Care’e göre Gazze’de son haftalarda 23’ü çocuk en az 27 kişi yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle öldü. Kuzeydeki bazı hastanelerde çalışan doktorlara göre gerçek sayı daha da büyük.

Şifa Hastanesi’nde Dr. Eleiwa’nın yetersiz beslenme tedavisi uyguladıkları içinden ölenler arasında 10-12 yaşında bir erkek çocuğu, annesi öldürülen ve hiçbir yerde mama olmadığı için sütsüz kalıp beslenemeyen dört aylık bir erkek bebek ve epilepsi hastası 18 yaşındaki bir kız vardı.

“Zaten çok hastaydı. İlaçlarından hiçbiri bulunamıyordu ve ailesinin de yiyeceği yoktu. Sonunda vücudu sadece kemik ve deriye dönüştü.”

Doktorun hastaları arasındaki 16 yaşındaki Refiq Dughmoush yatağından kalkamıyor. Refiq’in kemikleri sayılıyor ve bir bacağının dizden aşağısı kesildi. Gövdesinde bir kolostomi torbası var.

Kelimeleri arasında nefes alabilmek için yavaş yavaş konuşan Refiq “Böylece kaldım. Çok halsizim ve bir taraftan diğerine dönemiyorum. Amcam döndürüyor beni” diyor.

Refiq ve 15 yaşındaki kız kardeşi Rafif, İsrail’in bir hava saldırısında evleri vurulduğunda ağır yaralandı. Amcası Mahmud, ailenin 11 üyesinin öldürüldüğünü söyledi. Ölenler arasında anneleri, dört kardeşleri ve yeğenleri de var.

Refiq yaralandığı saldırıdan önce de yetersiz beslendiğini anlatıyor.

“Yiyecek bir tane bile meyve bulamadık, elma, guava, marketlerde et ya da herhangi bir yiyecek yoktu, olanlar da çok pahalıydı.”

Saldırıda bacağı parçalanan ve ameliyatla edilen Rafeef de hastane çalışanlarından ağabeyi için meyve ve sebze istediğini ama hiç veremediklerini söylüyor.

Rafeef Ramazan’ın daha önce neşeli geçtiğini ve “şimdikine kıyasla cennet” olduğunu anlatıyor.

“Gerçekten çok güzeldi. Ama o günler bir daha asla geri gelmeyecek. Hayatımızdaki en iyi insanlar artık yok.”

Şifa Hastanesi’ndeki doktorlar, yetersiz beslenme tedavisi gereken birçok çocuğu daha iyi pediyatrik servisleri olduğu için daha kuzeydeki Kemal Adwan Hastanesine sevk ettiklerini anlatıyor. Ancak orada da çok sayıda çocuk hayatını kaybetti.

Kemal Adwan’ın çocuk hastalıkları kliniği şefi Dr. Hüsam Ebu Safiya, son bir ayda 21 çocuğun yetersiz beslenme ve susuzluktan öldüğünü, 10 çocuğun durumunun da ağır olduğunu belirtti.

“Bu çocukları kurtaramadığım için çaresiz hissediyorum. Zor ve utanç verici bir duygu. Aynı şeyleri kendilerine yeterli yiyecek bulamayan ve bazı günler hiçbir şey yiyemeyen personelim için de hissediyorum.”

Ebu Safiya, İsrail’in açlığı savaşta bir silah olarak kullandığını söylüyor.

“Çocukları bilerek yiyeceksiz bırakmak, onları açlıkla öldürmek. Dünyada işgalcilerin bunu yapmasına izin veren herhangi bir yasa yok.”

Avrupa Birliği Dış Politika Temsilcisi Josep Borrell de İsrail’i Gazzelileri kasten aç bırakmakla suçladı.

Borrell “Gazze’de artık açlığın eşiğinde değiliz. Açlığın içindeyiz. Bu kabul edilemez. Açlık bir savaş silahı olarak kullanılıyor. İsrail açlığı provoke ediyor” dedi.

İsrail ise Gazzelileri kasten aç bıraktığı suçlamasını reddediyor; lojistik sorunlar yarattığını söylediği Birleşmiş Milletler’i ve gıda yardımlarına el koymakla suçladığı Hamas’ı sorumlu tutuyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da geçen hafta Gazzelilerin açlık çektiğini reddetti ve “Bizim elimizdeki bilgi bu değil ve yakından izliyoruz” dedi.

Ancak Gazzeliler açlık çekiyor. Dünya Gıda Programı’nın Ortadoğu Programı Sözcüsü Abeer Etefa “Görünen köy kılavuz istemiyor. 1,1 milyon kişi IPC aşama 5’te. Bu feci açlık hali. İki yaşından küçük çocukların üçte biri akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Yani ölüm riskleri var”

Geçen Cuma günü hayır kurumu World Central Kitchen’ın yolladığı 200 ton gıda, kurumun İsrail saldırılarında yıkılan binaların molozlarından inşa ettiği bir iskeleyle ulaştırıldı. Yardımın Gazze’nin kuzeyi ve orta kesimlerindeki büyük gıda sıkıntısını biraz hafifletmesi ve Ramazan ayının geri kalanında bir parça rahatlama sağlaması umuluyor.

Ancak bu insani yardım girişimleri, İsrail’e Gazze’nin sivil nüfusuna karşı insani sorumluluklarını terk etme ve boşluğu yardım kuruluşları ve diğer ülkelerin doldurmasını bekleme suçlamasını beraberinde getirdi.

BM yardım kuruluşu UNRWA’nın Sözcüsü Juliette Touma, “İsrail, işgalci güç olarak nüfusun ihtiyaçlarını gidermek ya da insani yardımın ulaştırılmasını kolaylaştırmak zorunda ve bunu yapmıyorlar. Yeterince yapmıyorlar” dedi.

Cuma günü World Central Kitchen mavnası Gazze kıyılarına ulaşırken, altı çocuk babası Halid Naji, Gazze’nin orta kesimlerindeki Deir el-Balah’ta bulunan evlerinin yıkıntısında, eşinin akşam yemeğini hazırlamasına yardım ediyordu.

Naji “Bu yardıma ihtiyacım var. Hep insani yardımdan söz ediyorlar ama bir şey almıyoruz” diyor.

Gazze’deki birçok kişi gibi Naji ve ailesi oruçlarını tutuyor.

“Allah rızası için oruç tutuyoruz ama bu yıl keyfini yaşayamıyoruz” diyor.

“Ne sahurda ne de iftarda. Geleneklerimizi de yaşayamıyoruz. Çocuklarımızı giydirip, namaza götüremiyoruz. Onlara inancımızı anlatamıyoruz. Çocuklarınıza yiyecek az bir şeyler verip, başınızın üzerine bomba düşmemesini umuyorsunuz.”

Gün batımında, Naji betonun üzerine bir battaniye serdi ve ailesiyle enkazın üzerinde oturdu. İftar için bir miktar yemek bulabilmişler. Daha önceyse, bazı günlerde hiç bulamamışlar.

Naji “Gazze Şeridi’ndeki bizim için durum şöyle; ölmüşlere özeniyoruz” diyor.

“Bu yıl Ramazan yaşamıyoruz. Bu yıl adını değiştirmemiz lazım. Ölüm ayındayız.”

Katkıda bulunan: Muat el-Hatib

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzede-ramazan-ayinda-aclik-krizi-israilin-bombardimani-sonucu-gida-yardimlari-ulastirilamiyor/feed/ 0
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Olağanüstü Genel Kurula Gideceklerini Açıkladı https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/#respond Tue, 19 Mar 2024 03:06:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20677 Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, nisan ayında olağanüstü genel kurula gideceklerini belirterek, “Gerekiyorsa da bir alt lige ineceğiz. Her gün ölmektense, bir gün öleceğiz ama geleceğimizi kurtarmak zorundayız. Bir sene oynar çıkarız biz ama herkes aklını başına alır artık” dedi. Koç, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığından istifa ettiğini duyurdu.

Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan olaylarla ilgili Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe ve Trabzonspor’un arasında bir problem olmadığını vurgulayan Koç, “Bu 2 kulübü kafa kafaya getirmeye, şiddet ve nefret tohumu ekmeye 13-14 yıldır çok emek verenler var. Dün gecenin mağduru Fenerbahçe’dir. Linçten, fiziki saldırıdan kendini koruyan da Fenerbahçe futbolcularıdır. Fiziki saldırıdan kendilerini koruyan Fenerbahçeli futbolculardır. Ne olduğunu sorgulayan, endişe eden taraftarlarımızdır” diye konuştu.

“Dünkü olaylar tamamen organizeydi”

İşlerin çığırından çıktığını ve bir karar almak zorunda bulunduklarını anlatan Koç, “Fenerbahçe’nin gördüğü muamele, daha fazla tahammül edebileceğimiz bir muamele değildir. 3 Temmuz’u biliyorsunuz. 13-14 senelik süreçte nereye geldiğimiz herkesin malumudur. Sportif anlamda yaşananlar herkesin malumudur. Dün gece ya bir futbolcu linç edilseydi ne olacaktı? Bu son olsun mu diyecektik? Hep diyoruz ama olmuyor, özellikle Fenerbahçe söz konusuyken. Dünkü olaylar tamamen organizeydi” ifadelerini kullandı.

“Maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur”

Türkiye Futbol Federasyonunun yaşananlarda ana sorumlu olduğunu aktaran Ali Koç, “Maç başladı, aşama aşama olaylar büyüdü. Hakemin hiçbir şey yapmaması, yaptırım uygulamaması tribünleri cesaretlendirdi. Tribünler de netice almaya başladı. Bu maçın devam etmesi olacak iş değil. UEFA’da yapsa lisansı iptal ettirilir. Denizli’deki maçta da iptal edilmeliydi. Su savaşları dediğimiz Sami Yen’deki maçta da edilmeliydi. Dünkü maçta da edilmeliydi. Ülkemizin içinde bulunduğu futbol ortamında değil Halil Umut Meler, kim olursa olsun iptal edemezdi maçı. Rakibimizin gücünü biliyorsunuz, siyasi ve bürokrasi gücünü. Çekinmiş olabilirler ama bu maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur” şeklinde konuştu.

“Kendi geleceğimizi kendimiz çizeceğiz”

2 Nisan’da yapacakları olağanüstü genel kurul toplantısıyla kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceğini aktaran Koç şunları söyledi:

“Biz 2 Nisan günü genel kurula gidiyoruz, olağanüstü. Yapmamız gerekeni yapmamız lazım. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım. Futbol AŞ’nin aynı zamanda genel kurulunu koyuyoruz. Ben biraz evvel Kulüpler Birliği Vakfından istifa ettim. Fenerbahçe olarak kendi kaderimizi, kendi geleceğimizi kendimiz çizmek zorundayız. O yüzden bu kararları aldık. Camiamızın aklıselim davranmasını özellikle rica ediyorum. Biz kendi ülkemizde bu muameleyi görmeyi kabul etmeyeceğiz. Gerekiyorsa da bir alt lige ineceğiz. Bu kararı alınca bir alt lige düşme söz konusu. Her gün ölmektense, bir gün öleceğiz ama geleceğimizi kurtarmak zorundayız. Bir sene oynar çıkarız biz ama herkes aklını başına alır artık. Biz gerçek anlamda yeter diyoruz o yeterlerden değil. Kendi geleceğimizi kendimiz belli etmek zorundayız.”

“Gelin kulübün yanında durun”

Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçtiklerini ifade eden Başkan Koç, kongre üyelerine de çağrıda bulunarak, “Şimdi tutturmuşlar ‘ceza verilsin’, verin ne istiyorsanız yapın. Herkes aklını başına alsın. Linç tehlikesine rağmen oyunu oynatanlar aynaya baksınlar. Futbolun bu noktaya gelmesine müsaade eden federasyona müsaade edenler de bir aynaya baksın. 2 Nisan ilk toplantı, bu toplantıda gereken sayıyı yakalamamız lazım. 2 Nisan’da 15-16 bin kişiyi sağlamamız lazım. 3 Nisan’da maçımız var. Bu karar alınacaksa 2 Nisan’dan önce almak zorundayız. Bu ligde Fenerbahçe’ye yer yok. Rica ediyorum Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçiyoruz. Kongre üyelerime rica ediyorum, 30 bin kişi aidatı ödedi, ödemeyenler ödesin gelin kulübün yanında durun. Hep beraber karar verelim. Çünkü bu gidişat gidişat değildir. İstenen Fenerbahçe’nin kazanmaması, başarılı olmaması, hatta sahalarda yer almaması. 3 ay sonra bırakıyorsun diye düşünenler olacak. Biz bu kararı alırsak ben bırakmıyorum. Bir alt ligde kulübün başkanı olarak tekrar Süper Lig’e çıkarır o zaman bırakırız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20638 Bu hafta tiyatroseverleri Molière’den Ray Cooney’e, Suat Derviş’ten Murat Mahmutyazıcıoğlu’na klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Fosforlu Cevriye, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Uçurtmanın Kuyruğu, Tartuffe, Çingene Boksör, Komik Para, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Masal, Fındıkkıran, Bekçi ile Postacı, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Vakitlerden Bir Vakit (Yeni Meddah Hikayesi)

Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor.

Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.

Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.

Oyun, 18 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 19 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Ödüllü (Yeni Ortaoyunu)

Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekarla yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister.

Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır.

Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz.

Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar.

Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?

Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 18 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 19 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)

İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.

Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.

Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 24 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin, ortaoyunu ve meddah hikayesinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

Bu Haftanın Programı (18-24 Mart 2024)

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.

Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.

Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu.

Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.

Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

OSCAR

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır.

Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor.

Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

BEN MEDEA DEĞİLİM

“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz.

Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN

Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli…

Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…

“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor.

Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

ÖLDÜN, DUYDUN MU?

İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor.

Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

UÇURTMANIN KUYRUĞU

Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır.

Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.

Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır.

Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

KOMİK PARA

Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır.

Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.

Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir.

Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.

Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar.

1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.

Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.

Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)

Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor.

Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)

Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır.

Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor.

Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: İzmir’e de fazlasıyla yatırım yapıldı https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-izmire-de-fazlasiyla-yatirim-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-izmire-de-fazlasiyla-yatirim-yapildi/#respond Mon, 18 Mar 2024 22:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20479 Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “İzmir ‘bize oy vermediler, bizi seçmediler’ diye icraatlardan, hizmetlerden asla mahkum bırakılmadı. Türkiye’nin her tarafına ne yapılıyorsa İzmir’e de fazlasıyla yapıldı” dedi.

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat bir dizi program için İzmir’e geldi. İzmir Adnan Menderes Havalimanına iniş yapan Bakan Bolat, burada AK Parti il teşkilatı ve partililer tarafından karşılandı. Daha sonra ‘Üç Kademe Yönetim Kurulu Üyeleri’ ile toplantıya katılmak üzere AK Parti İzmir İl Başkanlığı’na geçti. Bakan Bolat toplantının ardından il başkanlığında teşkilat buluşmasına katıldı. Bakan Bolat’a AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Teşkilat Başkanı Rahmi Taştan, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Yıldız Büyükdağ eşlik etti. Burada teşkilat mensuplarına seslenen Bakan Bolat, “Coşkuyu gördük ve İzmir gerçekten çok şeyi hak ediyor dedik. 19’uncu Serbest Bölgemiz olacak. İzmir’in 3. Serbest Bölgesi olacak. 15 bin kişiye iş istihdam imkanı çıkacak. 2 milyar dolar inşallah ihracat kazanacağız. 200 firma orada çalışacak. Türkiye’nin üretimine, ihracatına katkıda bulunacak. Her yerde İzmir’de bu sefer inşallah büyük bir müjdenin ayak izleri konuşuluyor. Ankara’da, İstanbul’da, diğer yerlerde gittiğimizde İzmir bu defa bir başka güzel diyorlar. Sizin bu heyecanınızı, coşkunuzu görseler zaten bu defa işlem tamam diyecekler. Allah’ın izniyle İzmir için çok güzel bir Büyükşehir Belediye Başkan adayımız var, Hamza Dağ. Hamza Bey enerji dolu, motive, heyecan dolu, gece gündüz uğraşıyor. Projeleriyle, ekibiyle beraber İzmir’e inşallah Cumhur İttifakı’nın, AK Parti’nin o çok başarılı gerçek belediyeciliğini getirmek üzere gece gündüz çalışıyor. Biz inanıyoruz, sizler de inanıyor musunuz? İzmir’in sonucu 31 Mart seçimlerinde büyük yankı yapacak, ses getirecek, buna inanın. Sadece 13 gün kaldı” ifadelerini kullandı.

AK Parti döneminde İzmir’e 455 milyar liralık kamu yatırımının yapıldığının altını çizen Bakan Bolat, “İzmir ‘bize oy vermediler, bizi seçmediler’ diye icraatlardan, hizmetlerden asla mahkum bırakılmadı. Türkiye’nin her tarafına ne yapılıyorsa İzmir’e de fazlasıyla yapıldı. Çevre yolu, İstanbul-İzmir otoyolu. 12 tane Organize Sanayi Bölgesi var İzmir’de. 3. Serbest Bölgeyi bugün açıyoruz. 4. Serbest Bölge Menemen de yolda” diye konuştu.

Konuşmasında daha önce yaşanan gezi olaylarından da bahseden Bakan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kimseyi etnik olarak, din olarak, mezhep olarak, gelir düzeyi olarak, rengi olarak, cinsiyeti olarak asla ayırmadık. Buna Allah da şahit, herkes de şahit. Fakat hatırlıyorsunuz onlar Allah muhafaza iktidarı bir ele alsalar nasıl bir tek parti faşizmi göstereceklerini hep birlikte yaşadık. Gezi olaylarında da yaşadık. 10 sene önce burada gezi olayları sırasında 2-3 hafta geçtiği halde sizler sokağa çıkamıyordunuz. Araçlarda taciz ediliyordunuz, laf çarpılıyordu. AK Parti’nin Karşıyaka İlçe binasını kundaklamaya kalkmışlardı. Biz herkese eşit davrandık, ayrımcılık yapmadık. 85 milyon vatandaşımızın hepsi azizdir, kutsaldır ve bizim öz ve öz vatandaşımızdır diye çaba sarf ettik.”

“İzmir esnafımıza 20 milyar lira, çok düşük maliyetli finansman desteği kredisi verdik”

Türkiye’de yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Bolat, “Türkiye’de neler yapmadık ki? İzmir’in Şehir Hastanesi, Türkiye’ye 23 Şehir Hastanesi, 30 bin kilometre duble yol, binlerce kilometre otoyol, yine binlerce kilometre hızlı tren, yakında İzmir-Ankara hızlı tren inşallah kavuşuyor. İzmir’in ve Türkiye’nin hastanelerinin tamamı yenilendi. Okulları tamamı yenilendi. İnsanların gelir artışı, refah ve satın alma gücü en az 3 katına yükseltildi. Milli gelir kişi başına 3 bin 608 dolarken 13 bin 110 dolara çıkarıldı. 238 milyar dolar olan milli gelir 1 trilyon 118 milyar dolara çıkarıldı. Bir Türkiye ekonomisine 4 buçuk Türkiye ekonomisi daha eklenerek 5 buçuk Türkiye ekonomisi yapıldı. Daha iyisini de yapacağız. Canla başla çaba sarf ediyoruz. İzmir esnafımıza geçen sene 20 milyar lira, çok düşük maliyetli finansman desteği kredisi vermişiz. Bu sene ilk 2 ayda 1.4 milyar lira yine bu finansman desteğini sağladık. Çiftçilerimizin gelirlerinin enflasyonun üstünde olmasını sağladık. İşçilerimize, asgari ücrette, memurlarımıza, emeklilerimize tüfe enflasyonun oldukça üzerinde ücret artışları sağladık” cümlelerini aktardı.

Konuşmasını sürdüren Bakan Bolat, muhalefetten de söz ederek şunları kaydetti:

“Onlar beceriksizliklerini, bir şey yapamadıklarını biliyorlar. Belediyelerin nasıl yönetildiğini, sanal dünyadaki palavra reklamlarla hükümetin ve AK Parti belediyelerinin yaptıkları hizmetleri, kendileri yapmış gibi yalan da anlatmaya çalışıyorlar. Nasıl olsa birileri inanır mantığı içinde sahiplenmeye çalışarak propaganda yapıyorlar. Varsa yoksa sığındıkları, market diyor. Bir ürünün fiyatı zıpladı diye onu istismar etmeye çalışıyor. Fakat bu seçimde soğan patates istismarı yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Şeker, ayçiçeği yağı, domates, salça, biber yapamıyorlar. Az bir şey, kırmızı et fiyatlarında bir artış oldu. Kesime daha az hayvan gönderilince orada bir küçük sıkıntı oldu. Onun üzerinden Ramazan, seçim, ücret artışları üst üste gelince o konuyu istismar etmeye çalıştılar. Ama 1 Nisan günü göreceksiniz bu istismar siyaseti bitecek, hizmet eser siyaseti başlayacak.”

Programda Konuşan AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı ise “Biz bu saate kadar çok iyi işler yaptık. Biz bu saate kadar yaptığımız işleri, merkezi hükümetin bütçesiyle yaptığımız işleri, İzmir’de tek tek anlattık. Şimdi sıra geldi İzmir’de vatandaşlarımızı hizmetle buluşturmaya. Büyükşehirimiz’de Hamza Dağ başkanımızla 30 ilçe belediye başkanımızla beraber inşallah artık yeter dediği noktadayız. Bıçak kemiğe dayandı. İzmir çantada keklik oylara sahip değil. İnanın bu önümüzdeki 5 sene yaşayacaklarımız o kadar kötü bir zemin var ki. Belki biz çok zorlanacağız ama o kadar büyük zeminde 10 yıl değil, inanın İzmir 50 yıl kaybedecek” ifadelerine yer verdi.

Hiç yorulmadan son 13 günü çalışarak geçireceklerini belirten AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da şöyle konuştu:

“Yeri geliyor günde 2-3 saat uykuyla mücadele ediyoruz. Öncelikle 18 Mart Çanakkale Zafer Bayramımızı tebrik ediyorum. Kabinede pırıl pırıl büyüklerimiz var. Eğer bizler onların gece gündüz çalışmalarının karşısında çok güzel çalışma ortaya koyarsak, kader gayrete aşıktır.” – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-izmire-de-fazlasiyla-yatirim-yapildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Çanakkale Zaferi’ni anlattı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/#respond Mon, 18 Mar 2024 22:00:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20444 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık iradesinin somut bir tezahürüdür ve tarih boyunca bu iradenin ne kadar güçlü bir şekilde tecelli ettiğini ortaya koymaktadır.” dedi.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla Sirkeci Tren Garı’nda düzenlenen “Allahaısmarladık Çanakkale Zaferi Sergisi”nin açılışında yaptığı konuşmada, asker sevkiyatının yapıldığı Sirkeci Garı’ndan Çanakkale Destanı’nı yeni nesillere hatırlatmak istediklerini söyledi.

Bu zaferin toplumsal, siyasal ve kültürel hafızanın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu kaydeden Altun, “Çanakkale Zaferi’yle birlikte sadece ülkemizin tarihi değil, sadece bu coğrafya değil, dünya tarihi etkilenmiştir. Zira Çanakkale’de eğer biz zafer kazanmamış olsaydık dönemin emperyalist güçleri hızlı bir şekilde Birinci Dünya Savaşı’nı kendi lehlerinde sonuçlandıracaklar ve emperyalist bölüşümü hızlandıracaklardı. Çanakkale Zaferi, Çanakkale Zaferi’ndeki kahramanlar buna engel oldular.” diye konuştu.

Altun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Çanakkale’de savaşan bütün kahramanlara, şehitlere ve gazilere rahmet dileyerek, onların kahramanlıkları sayesinde bugün bu ülkede yaşadıklarını bildirdi.

Çanakkale Zaferi’nin bir yandan Milli Mücadele’deki ruhun, diğer yandan Cumhuriyet’in kurucu ruhunun öncüsü olduğuna dikkati çeken Altun, şöyle devam etti:

“Çanakkale Zaferi’ni anlamadan ne Milli Mücadele’yi ne de Cumhuriyetimizin kurucu iradesini anlayamayız ve esas itibariyle o günden bugüne verdiğimiz egemenlik ve bağımsızlık mücadelesini de anlayamayız. Biz bu çerçevede istedik ki bu önemli tarihsel olayın, bizim tarihimizin kurucu hadiselerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin anlaşılmasına katkıda bulunalım. O dönemde yaşananların, o dönemdeki gerçek insan hikayelerinin neler olduğunu yeni nesillere gösterelim. Çünkü gerçekten burada bu sergiyi gezdiğinizde göreceksiniz ki çok ciddi anlamda bir mücadele verilmiş, büyük kahramanlıklar sergilenmiş ve büyük kahramanlıklar sürecinde gerçekten çok zorlu bir zafer elde edilmiş.”

“1200 farklı parça burada sergileniyor”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, sergide Çanakkale Zaferi’nin tarihi önemi, savaşın ayrıntıları ve insani boyutunu görmenin mümkün olduğunu belirterek, “Sergimizde Çanakkale Savaşı’na dair çok ciddi bir obje arşiviyle karşılaşacaksınız. Bir taraftan burada medikal malzemeler, bir taraftan silahlar, bombalar, çeşitli mühimmatlar göreceksiniz. Yine 1200 farklı parça burada sergileniyor. Aynı şekilde gün yüzüne çıkmamış günlükler, mektuplar, yine burada sergileniyor.” ifadelerini kullandı.

“Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık iradesinin somut bir tezahürüdür ve tarih boyunca bu iradenin ne kadar güçlü bir şekilde tecelli ettiğini ortaya koymaktadır.” diyen Altun, bu hadiseyi anlamanın boyunlarının borcu olduğunu dile getirdi.

Altun, geçmişin sadece uzakta tek başına varlık bulan hadiseler yığını olmadığını vurgulayarak, “Aynı zamanda bugünü kuran önemli hadiselerin olduğu bir coğrafyadır ve bu yönüyle baktığımızda biz bu tarihsel coğrafyayı bugüne taşımak ve bugünden geleceğe güçlü bir şekilde var olmak için oradaki hafızayı işlemek zorundayız ve biz buna gayret sarf ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Yazar Samipaşazade Sezai’nin “Çanakkale Zaferi bir taraftan hali kurtardı. Bir taraftan maziye azametini ve hamasetini iade etti. Bir taraftan da vatanı, vatanımızı ebedi vatan kıldı” şeklindeki sözlerini aktaran Altun, “Bu yönüyle de Samipaşazade Sezai, Çanakkale Savaşı’nı çok güçlü bir şekilde vurgular ve üç mucizeler muharebesi olarak ifadelendirir.” bilgisini paylaştı.

“Türkiye Yüzyılı mücadelesi budur ve Çanakkale Zaferi’ndeki ruhun devamı niteliğindedir”

Daha önceki çalışmalar ve bugün açılışını yaptıkları sergiyle birlikte Çanakkale Zaferi’nin sadece Türkiye’de değil bütün dünyada çok iyi anlaşılmasını istediklerinin altını çizen Altun, şunları söyledi:

“Çanakkale Zaferi’ne baktığımızda, bugün bu sergiyi gezdiğimizde şunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz ki bu coğrafyada olmak gerçekten çok güçlü bir şekilde varlık göstermeyi mecbur kılıyor. Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğü mücadele de bu anlamda güçlü bir şekilde burada varlık gösterme mücadelesidir. Zira egemenliğimizin, bağımsızlığımızın teminatı güçlü bir şekilde bu coğrafyada varlık göstermekten geçmektedir. Tam bağımsız güçlü Türkiye mücadelesi, ‘Türkiye Yüzyılı’ mücadelesi budur ve Çanakkale Zaferi’ndeki ruhun devamı niteliğindedir.”

Altun, tam bağımsız güçlü Türkiye mücadelelerini güçlü bir şekilde sürdüreceklerine işaret ederek, “Bu yönüyle bizim burada savunma sanayi başta olmak üzere yaptığımız bütün yatırımlar da burada güçlü bir şekilde varlık göstermemizin esas itibariyle bir aracıdır. Zira bu sergiyi gezdiğimizde şunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz ki gerçekten kendi güçlü savunma sanayisi olan bir ülke gerçekten egemenlik anlamında çok güçlü bir yerde durabilir. Bu yönüyle de biz bu coğrafyanın kurucu aktörü olarak bu coğrafyada varlık göstermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Açılışa, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz de katıldı.

Sergi, 18 Nisan’a kadar gezilebilecek

Çanakkale Zaferi’nin insan hikayelerine, cephe gerisindeki bekleyişe, siperlerde yaşanan olağanüstü zorluklara odaklanan sergide, savaşın sessiz tanıkları olarak nitelendirilen döneme ait savaş aletleri, mayınlar, büyük top kurşunları ve çeşitli mühimmatlar, günlük yaşama dair materyaller, askerlerin kişisel eşyaları, yemek kapları, üniformalar, ayakkabılar, savaş dönemine ait yiyecek paketleri, savaşa katılan askerlere verilen madalyalar, nişanlar ve ödüller sergileniyor.

Tüm bunların yanı sıra Seyit Onbaşı’nın tek başına taşıdığı 220 kilogramlık topun aynı dönemden kalma bir ikizi sergilenirken “Bir ulusun mirasını taşımaya hazır mısın?” mottosuyla ziyaretçilere bunu yerinden kaldırabilme deneyiminin yaşatılması hedefleniyor.

Sergide, cepheye dair resmi belgeler, haritalar, planlar, Nusret Mayın Gemisi’nin dürbünü, siper periskopları, cephedeki askerlerin aileleriyle yazışmaları, asker günlükleri, tıbbi malzemeler, cephede kullanılan ilk yardım çantaları, yaralı askerlerin tedavisinde kullanılan cerrahi aletler gibi birçok eşya ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.

Teğmen İbrahim Naci’nin orijinal el yazması günlüğü ve içerisindeki çeşitli anekdotlar da savaş kahramanlarının anılarını gün yüzüne çıkarıyor.

Savaşın her anlamda zorluklarını yansıtan, kişisel anlatımlar ve deneyimlerle ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarmayı amaçlayan sergi, 18 Nisan’a kadar Sirkeci Tren Garı’nda ziyaretçilere açık olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/feed/ 0
Turgutluspor Futbolcularının Boykot Kararı 1 Gün Sürdü https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/ https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/#respond Mon, 18 Mar 2024 02:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20272 TFF 3. Lig ekiplerinden Turgutluspor’da futbolcuların yazılı bir açıklama yaparak antrenmana çıkmama kararının sadece 1 gün sürdüğü açıklandı. Turgutluspor Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada yaşanan süreç değerlendirildi.

Geçtiğimiz hafta futbolcular tarafından, alacaklarına dair yayınladıkları bildiri sonrası yönetim kurulu adına bir açıklama yapılmasının zorunlu görüldüğü ifade edilen açıklamada, “Bu açıklama sadece bizleri değil, 200 bine yakın nüfuslu şehrimizin en büyük markası olan Turgutluspor’a gönül vermiş taraftarımızı derinden üzmüştür. Futbolcularımızın alacakları olduğu doğrudur. Yayınladıkları bildiride ‘Sezon başından beri 19 maç başı ödemesi yapılmadı’ beyanı doğru değildir. Ayrıca tüm oyuncularımızın peşinatları ödenmiş ve yönetim kurulumuz üstüne düşeni yapmıştır. Sezon başı oyuncularımız ile yapılan anlaşmada 8 maçta 4 maç başı ödemesi yapılır ve iç sahada yaşanan mağlubiyette ceza uygulanır konusunda anlaşmaya varılmıştır. Daha önce oyuncularımıza hak edişlerinden dolayı 3 maç başı ödemesi yapılmıştır. Şu anda ise oyuncularımızın 5 maç başı alacağı vardır. 13 Mart 2024 Çarşamba günü futbolcularımızın yayınladıkları bildiri öncesi kendileri ile maç başı ödemeleri hakkında görüşmemize ve onlara ödeme planı sunmamıza rağmen bu teklifimize olumsuz cevap verilmiştir. 4 hafta önce evimizde oynadığımız 1954 Kelkit maçında alınan mağlubiyet sonrası, Efeler 09 deplasmanında alınan galibiyetten dolayı verilen primden ceza uygulaması yapılmıştır. Sonrasında ise oyuncularımız maç başı alacakları ve uygulanan prim cezasından dolayı yazılı bir açıklama yaparak antrenmana çıkmama boykotu yaptılar. Bu boykot 1 gün sürmüş ve 14 Mart Perşembe günü antrenmana çıkıp, cumartesi günü deplasmanda oynadığımız Hacettepe 1945 maçına çıkmışlardır.

Şu anda teknik ekibimizin ve personelimizin maaş, oyuncularımızın ise prim alacakları yoktur. Kulübümüzde görev yapan herkes bizim için değerlidir. Yönetim kurulumuz tüm teknik heyetimiz, oyuncularımız ve personelimize karşı tüm hükümlülüklerini yerine getirmiştir ve getirmeye devam edecektir. Sportif Direktörümüz Sadullah Erarslan’ın yayınladığı açıklama da bizleri derinden üzmüştür. Yaşanan süreçte kendisinin de dahil olduğu toplantılarda şahit olduğu görüşmelerin ardından yayınladığı açıklama şanlı kulübümüze ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne sermiştir. Biz, bizlerin yanında durmasını değil, doğrunun yanında durmasını tercih etmediği için yol ayrımına girdik. Yaşananların Teknik Direktörümüz Ramazan Çelik’in geçmişte yaptığı açıklamalarında etkili olduğunu düşünüyoruz. Hocamızın, geçmişte yaptığı açıklamalarda bizleri ve şehrimizin önde gelenlerini töhmet altında bıraktığını, sık sık maddiyatı ön plana çıkardığı, ‘Başarı birlikte gelir’ sözünün bizim içimizde hayata geçmediğini gördük. Gelinen bu noktada birlik olamadığımızı, yaşanan sıkıntıda taraftarın ve camianın önüne atıldığımızı gördük. Hocamızın sık sık maddiyatı dile getirir açıklamaları, şehrimizin önde gelenlerinden destek istemesi yerine şampiyonluk yolunda takımımıza odaklanmasını istiyoruz. Yönetim olarak takımımızı mağdur etmemek için çalışıyor ve çabalıyoruz. Gecesini gündüzüne katan, ailesinde zaman ayırıp bu şanlı kulübün başarılı olması için emek veren bizleri derinden üzmüştür” değerlendirmesine yer verildi.

Yapılan açıklama şöyle tamamlandı: “Turgutluspor Kulübü Yönetimi olarak, yaşanan süreçte bu şanlı kulübün siyasete alet edilmesini üzüntü ile karşıladık. Kulübümüz hiçbir siyasi görüşe sahip olmamakla birlikte, sadece Turgutlu şehrini ve halkını en iyi şekilde temsil etmek için bulunduğu her platformda mücadele etmektedir. Yaşanan bu süreçte yaptıkları açıklamalar ile kendine pay çıkarmaya çalışan, kulübümüzü siyasete alet etmeye çalışanları şaşkınlıkla izlemenin yanı sıra esefle kınıyoruz. Buradan bir mesaj vermek istiyoruz; Turgutluspor siyaset üstü bir camiadır. Bu takım bu şehrin en büyük markası ve değeridir.” – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/feed/ 0
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı: Fiyat artışı esnaflardan kaynaklı değil https://www.haber60.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/ https://www.haber60.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/#respond Sun, 17 Mar 2024 23:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20121 Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; fiyatlarda bir artış olduğunu ancak bu artışın esnafın artırdığı rakam olmadığını söyledi.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; piyasalardaki fiyat artışının esnaflardan kaynaklı olmadığını aktararak; “Piyasada fiyatlarda bir artış var. Fakat bu artış esnafın kendi artırdığı rakam değil. Ama insan tabi 100 TL’ye aldığını 150 TL’ye alınca ‘esnaf artırmış’ diyor. Hayır. Bir pahalılık var gibi ortada. Bu işle hükümet de ilgileniyor, özellikle fiyat tarifeleriyle ilgili” dedi. Kayseri’de 2023 yılında 4 bin 695 esnafın kayıt olduğunu ifade eden Alan; “Kayseri’de 33 bine yakın kayıtlı esnafımız var. Kayıtsızlarla birlikte 50 bine yakın esnaf ve sanatkar var ilçeler dahil. 2023 yılında kayıt olan esnaf sayısı 4 bin 695, silinen esnaf sayısı ise 2 bin 86. 2024’ün ilk bir buçuk aylık döneminde ise 769 kişi iş yeri açmış, 319 kişi işyeri kapatmış” şeklinde konuştu.

‘Ahilik Kültürü ve Girişimcilik’ ders kitabının lise son sınıflarda okutulacağını da kaydeden Başkan Alan; “Lise son sınıfta okutulacak, zaten üniversitelerde okutuluyor. Tabi Ahi Evran’ı geri getiremeyiz ama prensiplerine ihtiyacımız var. Gençlerde, yaşlılarda herkese öğüt tutar. Burada iyilik var, güzellik var, temizlik var, hakkaniyet var. Kayseri’de bu iş tuttu; Ahi Evran Müzesi, Ahi Evran Mahallesi, Ahi Evran Meslek Lisesi, esnafların küçük paralarıyla yaptırdığı Ahi Evran Camisi, Ahi Evran Caddesi. Kayserimiz esnaf sanatkar şehri, tarım şehri, turizm. Tabi Kayseri’nin gündüz nüfusu 2 milyon. Bir de biz İç Anadolu’nun İstanbuluyuz” ifadelerini kullandı. Bağkurluların emeklilik priminin 9 binden 7 bin 200 güne düşürülmesi için çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekleyen Başkan Alan; “Cumhurbaşkanımız geçen yıl Kayseri’ye geldiğinde meydanda söz verdi; ‘9 binden 7 bin 200’e indireceğim’ diye. Bunu verecek. Hakkaniyetsizlik var burada. Biri 7 bin 200 günden emekli olurken 9 bin gün günah. Sonra biz 8 saat çalışmıyoruz, 12 saat çalışıyoruz. Yerine göre kapatmayız. Artık Pazar günleri de açılıyor” diye konuştu. Çıraklık eğitim merkezlerinin önemine de değinen Alan; “Ayşe Baldöktü Çıraklık Eğitim Merkezi’mizde 6 bini aşkın çırak ve kalfamız var. Osman Düşüngel’de 3 bin küsür çırağımız ve kalfamız var. Yasada ‘Ustalık Belgesi’ni alınca lise diploması gibi geçerli, isterse üniversiteye de gidiyor. Sağlık sigortalarını da devlet karşılıyor, ama emekliliğine yansımıyor. Şuanda organize sanayi bölgesinde de, servis araçlarında da bir sürü ilan var. Kayseri’de işsizlik yok, iş beğenmeme var. Meslek önemli” dedi.

“Kiralar esnafın belini büküyor”

Afaki fiyat artışlarının kiralarda da meydana geldiğini ve esnafın zorlandığını aktaran Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; “Piyasa evlerde de hortladı. 300 bin liraya aldığın evler 2 buçuk 3 milyon TL oldu. Bir afaki herkes fiyat biçti ama şimdi düşüyor. Kiralarda da öyle. Buna belli bir kıstas getirdiler ama adamın malı. Bir de iki kişinin arasında oluyor, anlaşıyorlar. Az da gösterilse hepsini takip etme şansın yok. Kiralar iyiden iyiye esnafın belini büküyor” diye konuştu.

Kayseri’deki esnafa 2 milyar 850 milyon TL kredi kullandırdıklarının altını çizen Başkan Alan; “Türkiye genelinde bin tane kefalet kooperatifimiz var, 32 tane bölge var. 19. Bölge de Kayseri, Niğde ile beraberiz. Türkiye genelinde 2023 yılında vermiş olduğumuz kredi 170 milyar TL. Hakikaten bakanlıktan da Allah razı olsun. Kayseri’de ise 2023’te 2 milyar 850 milyon TL kullandırmışız. Şuanda 650 bin TL veriyorduk, 750 bin TL’ye çıkartıldı. Kooperatif ortakları esnaflarımıza çok teşekkür ediyorum. Dönmeyen yüzde 5. Sıramız 1 buçuk 2 aya kadar açılır” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/feed/ 0
Bakan Ersoy: “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz” https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-olympos-ve-phaselis-gibi-yerlerde-gece-muzeciligi-ile-turizmi-destekleyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-olympos-ve-phaselis-gibi-yerlerde-gece-muzeciligi-ile-turizmi-destekleyecegiz/#respond Sun, 17 Mar 2024 00:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19864 Bakan Ersoy: “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz”

“Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın, buraları gezsin istiyoruz”

“Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var”

ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Kumluca ilçesine bağlı turizm merkezi Adrasan’da turizmcilerle bir araya geldi. Adarsan’da bir otelin toplantı salonunda turizmcilerle bir araya gelen Bakan Ersoy turizmcilerin sorunlarını dinledi. Bakan Ersoy, “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.

Konuşmasında duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy ” Antalya’da 2,6 Milyon veya 2,7 Milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız.Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart.

Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabahta o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı.

Bu dönem ki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”

Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirterek ” Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayınsı arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu % 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.

Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: ” Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.

İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli

Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.

Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu yarattığınız zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var.Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.

Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı.Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serikte yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.

Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz.

kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım ” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-olympos-ve-phaselis-gibi-yerlerde-gece-muzeciligi-ile-turizmi-destekleyecegiz/feed/ 0
Murat Kurum: “Deprem siyasi ayrım yapmıyor, hepimizi enkaz altında bırakıyor” https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-deprem-siyasi-ayrim-yapmiyor-hepimizi-enkaz-altinda-birakiyor/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-deprem-siyasi-ayrim-yapmiyor-hepimizi-enkaz-altinda-birakiyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 08:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19677 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Yenibosna’da düzenlenen Gaziantepliler ile sahur programına katıldı. Vatandaşın 31 Mart’ta çocuklarının geleceğini oylayacağını söyleyen Murat Kurum, “Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde, herhangi bir adaya veya partiye değil; kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz; yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Yenibosna’da Gaziantepliler ile sahur programına katıldı.

Gaziantep’in sıcak ve samimi insanlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başlayan Kurum, 6 Şubat depreminden hemen sonra Gaziantep’e gittiğini hatırlattı, orada yaşadıklarını paylaştı. Kurum, “Gaziantep’e ne zaman gelsek kendimizi hep evimizde hissettik. Sizlerin acısını acımız, derdini derdimiz, çilesini çilemiz bildik. 6 Şubat sabahı tüm Türkiye olarak büyük bir acıya uyandık. 11 ilimizin acısı yüreklerimizi dağladı. Gaziantep’imiz 6 Şubat’ta gözyaşı döktü, hüzne boğuldu. Hızlı bir şekilde Abdülhamit Bakan’ımla birlikte Gaziantep’e gittik. Bir yandan acı, bir yandan yollar kapalı. İletişimin kısıtlı olduğu bir gündü. En acı günde bir ağabeyimiz evladının cesedini kucağına almış gidiyordu ve ben ondan şunu duydum; ‘Allah devletimize zeval vermesin’ dedi. Karargahımızı Gaziantep’imize kurduk. Tüm Türkiye’ye örnek olacak çalışmayı Gaziantep’ten başlattık. Konteyner kentlerimizi, çadırlarımızı kurduk. Çocuklarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaçları için çalışmalar başlattık. Dünyada eşi benzeri olmamış bir şekilde 3 ayda 180 bin konutun temeli için çalıştık. Gaziantep’i, Nurdağı’nı, İslahiye’yi, asla kaderine terk etmedik, asla yalnız bırakmadık. Gaziantepli kardeşlerimizin yeni yuvalarına kavuşması için gece gündüz demeden çalıştık” diye konuştu.

Depremden etkilenen şehirleri nasıl yeniden inşa ettiklerini anlatan Kurum, şöyle konuştu: “İlk konut sözleşmelerini depremin üzerinden sadece 46 gün geçmişken bu şuurla yaptık. CHP’li muhalefet ‘bu konutları yapamazsınız, kaynağı bulamazsınız’ dediler. Milletimizle el ele verdik ve dünyaya örnek olacak çalışmayı tüm milletimizle birlikte ortaya koyduk. Oradaki kardeşlerimizin ellerini sımsıkı tuttuk ve o eller yuvaya dönüştü. 11 elimizin mutlu olması için, kardeşlerimizin geleceğe güvenle bakması için bizim motivasyonumuz oldular. Aklımız fikrimiz Antep’te oldu. ‘İzmir felaketinde nasıl yaptıysak, Kastamonu’da Bartın’da Trabzon’da nasıl yaptıysak öyle çalışacağız ve deprem bölgesinde olacağız’ dedik. Bu anlayışla çalıştık ve zor günleri atlattık. Biz bu emanet bilincini asla terk etmeyeceğiz. Yavrularımıza sahip çıkacağız. Tüm afetzede kardeşlerimizi yeni evlerine kavuşturana dek, tüm yaralarımızı sarana dek tek bir an bile durmayacağız, çalışacağız.”

“İstiyoruz ki, ocaklara düşen bu acılar bir daha tekrarlanmasın”

İstanbul için de aynı anlayışla çalışacağını vurgulayan Murat Kurum, “Biz İstanbul’a gelirken ‘Sadece İstanbul’ derken, vatandaşımızın bir daha bu acıyla yaşamaması için projelerimizi açıkladık. İstiyoruz ki, ocaklara düşen bu acılar bir daha tekrarlanmasın. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarımızı 39 ilçede yürüteceğiz. Onların ‘yapamaz’ dedikleri yerde, 650 bin konutu, asrın felaketinde nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’un 39 ilçesinde yapacağız. Annelerimizin İstanbul’da başını yastığa huzursuz koymaması için kollarımızı sıvadık. İstanbul’u dirençli hale getireceğiz. Trafik çilesini yine bu anlayışla çözeceğiz. Çok daha güzel bir anlayışı inşa edeceğiz. Biz böyle öğrendik” dedi.

“Deprem siyasi ayrım yapmıyor, hepimizi enkaz altında bırakıyor”

Seçime sadece 15 gün kaldığını hatırlatan Murat Kurum, Gazianteplilere bir de çağrı yaptı. Seçimin İstanbul’un geleceğine yatırım yapacak olanlarla İstanbul’u rant olarak görenler ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edenler arasında geçeceğine dikkat çeken Kurum, “O güne kadar benim Gaziantepli kardeşlerimden ricam, gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kenetlenelim. 15 gün sonra sandığa gittiğimizde oy kabininde uzunca bir çarşaf olacak ama karşımızda iki seçenek olacak. ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıranlara ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. İstanbul’u ihya etmek isteyenlere ya da 5 yıldır ihmal edenleri seçeceğiz. Oy pusulasında neden partiler yok, neden sadece adaylar var biliyor musunuz? Çünkü trafik çilesi parti ayrımı yapmıyor, hepimizin ömründen ömür çalıyor. Çünkü, metro ve metrobüs duraklarındaki sıkışıklıkta hepimiz aynı çileye ortak oluyoruz. Çünkü deprem siyasi ayrım gözetmiyor, Allah göstermesin hepimizi enkaz altında bırakıyor. Çünkü yeterli yeşil alanımız, dinlenme alanımız, parkımız ve bahçemiz yoksa hepimiz nefessiz kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu seçimde yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz”

Bu seçimin ideoloji değil hizmet seçimi olduğuna vurgu yapan Kurum, “Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde, herhangi bir adaya veya partiye değil, kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz; yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz. Ben inanıyorum ki 31 Mart’ta İstanbullular, ‘Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim’ diyecektir. ‘Bir oyum var, o da güvenli yuvalara’ diyecektir. ‘Bir oyum var, o da yeni sosyal konutlara’ diyecektir. ‘Bir oyum o da yatırıma, projeye, esere, hizmete’ diyecektir. Ben de İstanbullulara söz veriyorum. İstanbul’un 5 yıldır cefasını birlikte çektik, önümüzdeki 5 yılda ise güzelliklerini birlikte yaşayacağız. Tüm bakanlarımızla uyum içinde çalışacağız. Bir elimizle yerin üstünde deprem dönüşümü yaparken, bir elimizde yerin altında metro yaparken bulacaksınız. Bizi hiçbir zaman algının iftiraların polemiklerin arkasında göremeyeceksiniz. Milletimizle el ele vereceğiz, milletimizin geleceği için çalışacağız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Riyakarlık yapmayacak, ‘mış’ gibi yapmayacak birini tanıyorum; Murat Kurum”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un hemen ardından, kürsüye, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya çıktı. 31 Mart’ta sandığa giden seçmenin 10 saniye içinde karar vereceğini belirten Bakan Yerlikaya, “İstanbul, dünyanın 15’inci büyük mega şehri. Dünyada en fazla uçulan destinasyonu İstanbul. Böyle bir şehrin eminini seçeceğiz. 5 yıl boyunca sizi gözetecek, reyting peşinde koşmayacak, riyakarlık yapmayacak, ‘mış’ gibi yapmayacak, sorunları çözerken yanında az kişi bile kalsa doğru olduğuna inandığında kavga yapacak, bu şehrin hayrının peşine koşacak, ‘Sadece İstanbul’ diyecek birini tanıyorum; Murat Kurum. Kardeşimiz tam da böyle birisi” şeklinde konuştu.

“O vatandaşlarımız güvenli bir şekilde konteynere girmeden ‘uyku bana haram’ diyerek çalıştı”

Gaziantepli olan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de bir konuşma yaptı. Murat Kurum’un 6 Şubat depremlerinde uyumadan çalıştığını hatırlatan Bakan Gül, “Fatih’in emaneti bu şehrin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum’a Gazianteplilerin selamını getirdik. 6 Şubat depremleri öncesinde de Murat Bakan’ımın şehrimizde eserleri bulunmaktadır. Bakanlıktan öte, ‘bu memleket için, İstanbul için ne yapabilirim’ diye düşünen, Türkiye’nin neresinde bir afet olsa o acıyı yüreğiyle hisseden bir kardeşimizdir. 6 Şubat’ta depremden birkaç saat sonra Nurdağı’na gittik, Bakanımız orada karargah kurdu. Bakanımız, ‘vatandaşlarımız güvenli bir şekilde konteynere girmediyse ben de girmeyeceğim, bana uyku haram’ diyerek gece gündüz çalıştı” ifadelerini kullandı.

“Fatih’in emaneti olan bu şehrin güvenliği için senin baba bakışın lazım”

Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de kısa bir konuşma yaptı. Gaziantep’te de büyük yıkıma neden olan 6 Şubat depreminde Murat Kurum’un hizmetlerini anlatan Şahin, “Asrın felaketini yaşadık. Sabahleyin erkenden İstanbul’un muradı olacak olan Murat Bakanım geldi. O kadar güzel çalıştı ki, yanımızdan hiç ayrılmadı. Seni çok seviyoruz. Fatih’in emaneti olan bu şehrin güvenliği için senin baba bakışın, senin Murat bakışın lazım. İstanbul yeniden şahlanacak ve hak ettiği hizmetlere yeniden kavuşacaktır. Size güveniyoruz. İstanbul herhangi bir şehir değil. Bütün dünyanın gözü İstanbul’da. İstanbul da muradına erecek” dedi.

“31 Mart saatleri 7,30’a kurun, geliyor Murat Kurum”

Gecede konuşan bir başka AK Partili isim de, İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’ydi. Verdikleri destekten dolayı Gazianteplilere teşekkür eden Kabaktepe, “31 Mart saatleri 07.30’a kurun, geliyor Murat Kurum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-deprem-siyasi-ayrim-yapmiyor-hepimizi-enkaz-altinda-birakiyor/feed/ 0
Murat Kurum, İstanbul’da liyakat ve ehliyeti oylayacağız https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulda-liyakat-ve-ehliyeti-oylayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulda-liyakat-ve-ehliyeti-oylayacagiz/#respond Sat, 16 Mar 2024 04:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19631 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Bu seçimde liyakat, ehliyet ve bir tarafta da işte burada verdiği vaatleri unutan bir belediyecilik anlayışını oylayacağız. Bu 31 Mart’ta geleceğimize, geleceğimizle ilgili yapacağımız yatırımları diğer taraftan da İstanbul’un kaynaklarını rant görenleri ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip kendi geleceği için harcayanları oylayacağız.” dedi.

Bahçelievler’de bir restoranda düzenlenen “Gaziantep Hemşehri Sahuru” programında vatandaşlarla bir araya gelen Kurum, Gaziantep’le ayrı bir gönül bağı olduğunu söyledi.

Kurum, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yürütülen çalışmalara dikkati çekerek, “Gaziantep’i, Nurdağı’nı, İslahiye’yi asla ve asla kaderine terk etmedik. İlk sözleşmelerimizi depremden 46 gün sonra yaptık. 46 gün sonra yine aynı motivasyonla, aynı anlayışla çalıştık. Mayıs ayında ilk konutlarımızın teslimini yaptık. O zaman yine bugünkü Cumhuriyet Halk Partili muhalefet, ‘Bu konutları yapamazsınız, bu konutları bitiremezsiniz, bu konutları yapacak parayı, kaynağı bulamazsınız.’ dediler ama bizim öyle bir gücümüz vardı ki milletimizle birlikte el ele verdik ve 11 ilimizde tüm dünyaya örnek olacak bir çalışmayı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm bakanlarımızla, tüm arkadaşlarımızla, tüm milletimizle birlikte ortaya koyduk ve her zaman oradaki kardeşlerimizin elini sımsıkı tuttuk.” diye konuştu.

İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını dile getiren Kurum, “Onlar ‘Yapamaz.’ dedikleri yerde biz 650 bin konutumuzu asrın felaketinde nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’un 39 ilçesi için yapacağız. Burada bu konutlarımızın sağlam, güvenli hale gelene kadar burada hiçbir annemiz yastığa başını koyduğunda huzursuz uyumayacağı bir İstanbul için yine kollarımızı sıvadık ve bu anlayışla çalışacağız, bu konutlarımızı yapıp İstanbul’umuzu dirençli hale getireceğiz.” dedi.

Kurum, yerel seçimlere 15 gün kaldığını hatırlatarak, “Bu seçimde liyakat, ehliyet ve bir tarafta da işte burada verdiği vaatleri unutan bir belediyecilik anlayışını oylayacağız. Bu 31 Mart’ta geleceğimize, geleceğimizle ilgili yapacağımız yatırımları diğer taraftan da İstanbul’un kaynaklarını rant görenleri ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip kendi geleceği için harcayanları oylayacağız. Burada bütün Gaziantepli kardeşlerimden ricam gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. Onları kucaklayalım, projelerimizi, hayallerimizi anlatalım. İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kenetlenelim. 15 gün sonra sandığa gittiğimizde oy kullanma kabininde karşımızda partilerin bulunduğu uzun bir çarşaf liste olacak ama bunca partiye rağmen karşımızda iki seçenek olacak. İnsanımız bu iki seçenekten birisine oy verecek. ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıranlara ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. ya İstanbul’u ihya etmeye çalışanlara ya da İstanbul’u 5 yıldır ihmal edenlere oy vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim”

Seçmenlere seslenen Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde herhangi bir adaya veya partiye değil kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz, yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz. Ben inanıyorum ki Gaziantepli kardeşlerim, 31 Mart’ta İstanbullular, ‘Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim. Bir oyum var, o da güvenli yuvalara. Bir oyum var, o da yeni sosyal konutlara. Bir oyum var, o da yatırıma, projeye, esere, hizmet belediyeciliğine, gerçek belediyeciliğe.’ diyecektir ve inşallah 31 Mart akşamı tüm İstanbul’umuzun kazanacağı, İstanbul’umuzun Türkiye Yüzyılı’nda parlayan bir şehir olması için hep birlikte kazanacağımız, hep birlikte mutlu olacağımız ve o 5 yıldır onuru, gururu maalesef kırılan İstanbul’umuzun 571 yıllık onuru için ay yıldızlı bayrağımız için 783 bin kilometrekare vatan toprağı için bu mücadeleyi vereceğiz.”

Kurum, İstanbullulara söz vererek, “Nasıl geçmişte gittiğim her ilde söz verdim, o sözleri tuttuysam, inşallah önümüzdeki 5 yıllık süreçte hem trafik çilesini hem deprem korkusunu gidermek için tüm arkadaşlarımızla tüm bakanlarımızla uyum içerisinde çalışacağız.” dedi.

Programda, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de konuşma yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbulda-liyakat-ve-ehliyeti-oylayacagiz/feed/ 0
Tükoder: “Hayat Pahalılığı Karşısında Tüketiciler Tükenmeye Devam Ediyor” https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 04:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19629 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

İzmir Barosu ve Tüketici Koruma Derneği (TükoDer) ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, hayat pahalılığına dikkat çekilerek, “Çift haneli enflasyon rakamları, üç haneli rakamlara çıkmış, akaryakıta gelen zamlar gıda fiyatlarına yansımış, her geçen gün tüketiciler tükenmiştir” denildi.

İzmir Barosu ve Tüketici Koruma Derneği (TükoDer) Dünya Tüketici Hakları Günü kapsamında ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Türkan Saylan Kültür Merkezi önündeki basın açıklamasına, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da katıldı.

Ortak açıklamayı okuyan TükoDer Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Kavasoğlu şunları kaydetti:

“Bugün sizlere tüketicilerin yaşam kalitesinin yükseldiğini, Evrensel Tüketici Haklarının ülkemizde karşılık bulduğunu ve bu bağlamdaki uygulamaların diğer ülkelere örnek gösterildiğini, hak ihlallerinin yapılmadığını, ekonomik ve sosyal olanaklarının zirvesinde olduğunu, yeterli sağlıklı gıdaya ulaşabildiğini, barınma sorunu yaşanmadığını, depremin kader olmadığını, çürük binaların yapılmadığını, yoksulluk ve açlık diye bir sorun yaşamadığımızı, doğayı çevreyi yeşili koruduğumuzu anlatmak isterdik. Ama anlatamıyoruz, çünkü tüketicinin sadece ismi kaldı, kendisi; enkaz altında kaldı, göçük altında kaldı, sorumlusu olmadığı ekonomik krizin altında kaldı. Kısacası derin yoksullukla yaşam mücadelesi veren tüketici tükendi yok oldu.”

“ÜLKEMİZDE DEPREMİN ADI ‘ÖLÜM’, LİYAKATSİZLİĞİN ADI DA ‘KADER’ OLDU”

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Kavasoğlu, “Yüzyılın en büyük felaketlerini yaşayarak açlık ve yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren tüketici, verilen tüm vaatlere rağmen unutuldu ve sorunları ile baş başa kaldı. Her zaman olduğu gibi bilimin yerine rantın öne çıktığı ülkemizde depremin adı ‘ölüm’ olmuştur. Liyakatsizliğin, denetimsizliğin adı da ‘kader’ olmuştur. Tüketiciler sağlıklı güvenilir ekonomik gıdaya ulaşım sorunu yaşamaktadır. Bu kriz her geçen gün büyümektedir. Merdiven altı gıda üretimleri, taklit ve tağşiş ürün satışları çoğalmış olup tüketicinin sağlığı ciddi tehlike altında kalmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı gerekli denetimleri yapmamakta/yapamamakta yaptıklarının sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşmamaktadır” dedi.

“TÜKETİCİLER TÜKENMİŞTİR”

Hayat pahalılığına ve işsizlik sorununa vurgu yapan Kavasoğlu, “Çift haneli enflasyon rakamları, üç haneli rakamlara çıkmış, akaryakıta gelen zamlar gıda fiyatlarına yansımış, her geçen gün tüketiciler tü-ken-miş-tir, enflasyon rakamları iki haneli rakamlara düşmeye başlamışsa da tüketicilerin gelirlerinde artış olmamış hayat pahalılığı karşısında tüketiciler tükenmeye devam etmektedir. TÜİK tarafından açıklanan 2024 yılı Ocak ayı verilerine göre işsizlik oranı yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. İşsizlik rakamları sosyal sorunlara yol açacak boyuta ulaşmıştır. Türk-İş Şubat ayı açıklamalarına göre; açlık sınırı 16 bin 257 TL. Yoksulluk sınırı 52 bin 955 TL. Yaşanan her türlü krizin faturasının tüketiciye ödetilmesi artık alışkanlık haline gelmiştir. Marketlerde her gün etiket değişmekte, çarşı pazarda tezgahların yanından geçilememektedir. Zamlar geldikçe ÖTV ve KDV artmakta olup tüketicinin tüketimden kaynaklı yükü artmaya ve tüketici yolunacak kaz görülmeye devam edilmektedir. Tüketici tükendi, yönetenler seyretti” diye konuştu.

“AÇLIK VE YOKSULLUK İLE MÜCADELE ÇAĞRISI”

13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden faciasını hatırlatan Kavasoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birçok bilim insanınca da belirtildiği üzere, telafisi mümkün olmayan çok büyük bir çevre felaketine yol açılmıştır. Bu felaketle, halkın yani tüketicilerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ihlal edilmiştir. Türkiye dışındaki ülkelerde bulunan tüketici örgütleri, tüketiciler için dijital çağda tüketici sorunları ile yapay zekanın tüketici üzerinde yaratacağı olumsuz sorunlara çözüm politikaları üreterek farkındalık oluşturma, çevreci projeler, dijital dolandırıcılık ve bankalara karşı tüketicilerin hakları üzerine çalışmalar yaparken, Türkiye’deki tüketici örgütü olarak bizler; evrensel hakkımız olan temel ihtiyaçlarımızın karşılanma hakkımızın karşılığını bulması için, yetkilileri harekete geçirmek, kamuoyu yaratmak için zamlar, açlık ve yoksulluk ile mücadele çağrısı yapmak zorunda kalıyoruz.”

KAVASOĞLU’NDAN DAĞ’IN TÜP GEÇİT PROJE VAADİNE TEPKİ

Cumhur İttifakı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’ın İzmir Körfezi Geçidi proje vaadine tepki gösteren Kavasoğlu, şunları söyledi:

“Barınma hakkımız yok olmuş, sağlıklı güvenilir konutlara ulaşamıyoruz. Başımızı sokacak ev kiraları asgari ücret tutarı kadar olmuş, bir aile kalabilecek konutlarda ikişer üçer aile kalmaya başlamıştır. Depreme maruz kalan bölgelerde bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen kalıcı konutlar yapılamamış ve yurttaşlar çadır ve konteynerlerde kalmaya devam etmektedirler. Deprem nedeniyle kentsel dönüşüm projeleri rantsal dönüşüm projelerine dönüşmüş, tüketiciler yerleşik yerlerinden uzaklaştırılarak, merkezi yerlerdeki kentsel dönüşüm rezerv alan düzenlemesi ile rantçıların önündeki uzayan mahkeme süreçlerinin önü kesilmeye çalışılmaktadır. İzmir’de sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik sıkışıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Yerel seçimler nedeniyle trafiği rahatlatacağı söylenen Mavişehir-Üçkuyular arası tünel projesinin doğal yaşam alanlarını tahrip edeceği bilim insanları tarafından dile getirilmektedir. Trafik sorununu çözecek çevreci ve uygulanabilir projelere öncelik verilmelidir.”

“MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Kavasoğlu, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları gününde İzmir’de tüketici hakları konusunda farkındalık yaratan bir şeyler görmek isterdiklerini söyleyerek, “Giydirilmiş bir belediye otobüsü, toplu taşıma araçlarında bir afiş, yolcu vapurlarının TV ekranlarında dönen kamu spotlarına rastladık mı? Tabii ki hayır. Tüketici öncelikli projeler yerelde de mutlaka hayata geçirilmelidir. ve her yıl olduğu gibi, 2024 yılında da zamlar, yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğimiz için, barınma, sağlıklı ekonomik gıdaya ulaşım, sağlıklı çevrede, güvenilir konutlarda yaşam hakkımızı sağlayamadığımız için kısacası evrensel haklarımızın karşılığı olmadığı için 15 Mart Dünya Tüketici Hakları gününü kutlayamıyoruz. Bilinmelidir ki; Biz tüketici örgütleri olarak bir yandan bu mücadelemizi sürdürürken, diğer yandan da dijital çağda sınır ötesi uygulamalardan kaynaklı yaşanan/yaşanacak olan tüketici sorunları ile de gerek ulusal gerekse uluslararası mücadelemizi sürdüreceğiz. Çözüm önerilerimizin yasal düzenlemelere girmesi için örgütlülüğümüzü ve lobi çalışmalarımızı artırmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Kavasoğlu, taleplerini şöyle sıraladı:

“BARINMA SORUNU”

“Artık bizde 15 Martlarda dünyadaki tüketici örgütleri gibi dijital çağda tüketici sorunları konusunda farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmak, yapay zekanın tüketicilere etkilerini tartışmak istiyoruz. Bu nedenle ülkenin gündeminden yoksulluk ve açlık sorununu çıkarın, barınma sorununu çözün.

Elektrik doğalgaz vb. gibi bazı hizmetlerin kamusal hizmet olarak verilmesini sağlayın.

Yıllardır ülkeye hizmet vermiş emeklilerin, asgari ücretlilerin, kısacası yoksulluk ile mücadele eden vatandaşlarımızın alım gücünü arttıracak yaşam kalitesini yükseltecek ücret/maaş güncellemelerini acilen yapın.

Tüketici yanlısı politikalar oluşturun, tüketicilerin örgütlenmesini engellemeyin,  tüketicilerin temsil hakkını kullandırın.

AB Üyesi ülkelerde olduğu gibi tüketici örgütlerinin çoğunluğunun onaylamadığı hiçbir uygulamayı yürürlüğe koymayın.

Can kaybına ve çevre katliamlarına yol açan vahşi madencilik faaliyetlerini durdurun.

Şehirlerin, ormanların, koruların, dağların, ovaların, meraların, yaylaların talanına son verin. Betonlaştırmadan vazgeçin,

Suyumuzu özgür bırakın, suyumuzu zehirlemeyin,

Tarım arazilerine göz dikerek ranta kurban etmeyin. Küresel şirketleri, doların yeşilini değil, halkı düşünün. Çevreyi, halk sağlığını zehirleyen maden ocaklarını kapatın.

Depreme karşı can kaybını asgariye indirecek, tedbirleri derhal alın, bu konuda bilimin sesine kulak verin ve meslek odaları ile işbirliğini geliştirin.

Tüketicinin can ve mal güvenliği ile güvenli konutlarda barınmasını sağlayın.

Ayıplı bina üretenlerden tüketicinin maddi kaybının karşılanmasını sağlayın.

Kusurları nedeniyle can ve mal kaybının artmasına neden olanlardan hukuk önünde gerekli hesap sorulsun.

Yaşanan konut krizine son vermek için yabancılara konut satışını durdurun.

Gerek merkezi gerekse yerel yönetimlerce tüketici hakları bilincini oluşturmak üzere tüketici örgütleri ile müşterek çalışmalar yapılmasını sağlayın. Anayasanın 172. maddesini somut uygulamalara dönüştürün. Finansman ve lojistik yönden tüketici örgütlerini destekleyin…”

Kavasoğlu, sözlerini şöyle noktaladı: ” TükoDer olarak diyoruz ki; tüketicilerin temel gereksinimlerinin karşılanması için iş istihdamı yaratmak, eğitim, sağlık ve adalet hizmetlerini ücretsiz hale getirmek, herkese sosyal yardım sağlamak yerine hizmetleri paraya bağlayan ve halkımızı dilenciliğe alıştıran anlayışa, Evrensel Haklarımızın Türkiye’de karşılığını bulması, zamlara, yoksulluğa, açlığa, hak ihlallerine karşı,  TükoDer olarak örgütlü gücümüz ile tüketicilerle birlikte yolumuza ve mücadelemize devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tukoder-hayat-pahaliligi-karsisinda-tuketiciler-tukenmeye-devam-ediyor/feed/ 0
Depremde yakınlarını kaybeden aileler Ankara’da adalet istedi https://www.haber60.com.tr/depremde-yakinlarini-kaybeden-aileler-ankarada-adalet-istedi/ https://www.haber60.com.tr/depremde-yakinlarini-kaybeden-aileler-ankarada-adalet-istedi/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19550

HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: BERKİN GÜLSOY

Depremde yakınlarını kaybeden aileler Ankara Ulus’ta eylem yaptı. Depremde kız kardeşi ve iki yeğenini kaybeden vatandaş, “Benim kız kardeşim ve iki küçük yeğenim örgütlü bir kötülüğün kurbanı mı oldular? Bu devlet eliyle işlenen bir cinayet mi? Biz bunu nasıl anlayacağız? Zihnimize nasıl açıklayacağız? Kamu personeli bütün suçlular yargılanmalıdır” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden 13 ay geçmesine rağmen hiçbir kamu personeli yargılanmamasına tepki gösteren depremde yakınlarını kaybetmiş aileler Ankara Ulus Meydanı’nda eylem yaptı.

“OTEL OLARAK ADLANDIRILAN KATİL BİR BİNADA EN DEĞERLİLERİMİZİ KAYBETTİK”

Isias Otel’de 14 yaşındaki kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya, şöyle konuştu:

“6 Şubat’taki deprem sonucu biz Grand Isias Otel olarak adlandırılan katil bir binada en değerlilerimizi kaybettik. Onların adaletini sağlamak ve adlarını yaşatmak için kurduğumuz derneğimizle birlikte son 14 aydır hep beraber durmadan mücadele veriyoruz. Buradaki dostlarımız ise Türkiye’nin 11 farklı deprem bölgesinde, hayatlarını sürdürdükleri, evim dedikleri, fakat usulsuzlükle, ne olursa olsun mantığı ile inşa edilen katil binalarda oldukları için yitirdiler en değerlilerini.

“72 CANIN KATİLLERİ SUÇLUDUR VE ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİR”

Hepimiz, tüm Kıbrıs ve dünyanın birçok yerinden destekçilerimizle ilk günden beri tek yürek olarak her yeni güne adalet diyerek uyandık. Isias özelinde bizim Ocak ayında başlayan duruşmalarımız Nisan ayında devam edecek ve gerçekler mahkeme huzurunda bir kez daha ortaya konacaktır. Bütün çabamız tüm suçluların en ağır cezayı alması içindir. 72 cana mezar olan usulsüz yapıyı yaratan her birey suçludur ve adalet önünde hesap vermelidir. Başka canlar bu hırsız, ahlaksız zihniyetlerce aramızdan alınmasın diye hep birlikte mücadele etmeliyiz.

ACILI ANNE ADALET BAKANLIĞI’NA SESLENDİ

Savcılık iddianameleri yayınlanmasına ve resmi görevlilerin isimleri tek tek ortaya konmasına rağmen Adalet Bakanlığı soruşturmanın genişletilmesi için gerekeni yapmamaktadır. Depremde en sevdiklerimizi kaybettiğimiz bu sahte ve usulsüz yapılara izin veren ve devletin verdiği yetkiyi kötüye kullanan herkes suçludur ve yargılanmalıdır. Bir sonraki duruşma günlerimize kadar her türlü kanaldan adalet çığlıklarımızı daha güçlü duyurmaya devam etmeliyiz. Türkiye’de bir adalet depremi yaşanmalı ve sevdiklerimizi öldürenler en ağır cezayı almalıdır.

Depremi hiç unutmuyoruz. Her an 6 Şubat’ı yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin de bu bilinçle hareket etmesi ve siyasi kaygılardan uzak insani ve hukuki kararlar vermesini talep ediyoruz. Kıbrıs’ın şampiyonlarının ve tüm hayatını kaybedenlerin adaleti elbet sağlanacak ve suçlular en ağır ceza ile yargılanacaktır. Biz Kıbrıs’lı aileler ve Kıbrıs halkı olarak hep yanındayız, kendi davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz ve hayatlarını kaybeden, gelecekleri ellerinden alınan sevdiklerimiz için sonuna kadar mücadelemiz sürecektir.”

“ADALET İSTİYORUZ”

Hatay Ilgım Apartmanı’nda 4 yakınını kaybettiğini belirten Duygu İnegöllü, “Depremden bir gün sonra alanına ulaştığımızda arama kurtarma çalışmalarının başlamadığını fark ettik. 8 gün süren tırnaklarımızla kazıdığımız günlerin sonunda sevdiklerimizin tanınamayacak vücutlarına ulaşabildik. Bu apartmanda 80 kişi hayatını kaybetti. Adalet istiyoruz. Dosyada bir tek kamu personeli yargılanmıyor. Bu binalara izin verenleri, bizi yalnız bırakanların hepsini mahkeme salonlarında görmek istiyoruz.” diye konuştu.

Kahramanmaraş Sait Bey Sitesi’nde oğlunu kaybettiğini belirten anne, “Adalet istiyorum. Adalet yerini bulsun artık” dedi.

“BU DEVLET ELİYLE İŞLENEN BİR CİNAYET Mİ?”

Kız kardeşini ve iki yeğenini kaybettiğini belirten vatandaş, yetkililere şöyle seslendi: “Benim kız kardeşim ve iki küçük yeğenim örgütlü bir kötülüğün kurbanı mı oldular? Bu devlet eliyle işlenen bir cinayet mi? Biz bunu nasıl anlayacağız? Zihnimize nasıl açıklayacağız? Kamu personeli bütün suçlular yargılanmalıdır.”

Kahramanmaraş Ebrar Sitesi’nde eşini ve çocuklarını kaybettiğini belirten anne ise “Tüm suçluların cezalandırılmasını istiyorum. Hayallerimizin hepsi yarım kaldı. İki ayağımı kaybettim. Bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.

“BU ÖLÜM TUZAĞINI ÇOCUKLARIMIZA KİMLER KURDU?”

Isias Otel’de rehber oğlu Nazımcan Hartlap’ı kaybeden Hilal Düzgünce, “Bu ölüm tuzağını çocuklarımıza kimler kurdu? Kimler bizi kaç paraya sattı? Söyleselerdi bize fiyatlarını biz satın alsaydık onları. Bizler yaşamıyoruz, nefes almıyoruz, kabristanlara gidemiyoruz” dedi.

Gaziantep Furkan Apartmanı’nda oğlunu kaybettiğini belirten anne, “Ben çok öfkeliyim, çok kinliyim. Bu binada 51 kişiyi kaybettik. Bunun sorumlusu kamu personeli yargılansın” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremde-yakinlarini-kaybeden-aileler-ankarada-adalet-istedi/feed/ 0
Oğuz Murat Aci’nın babası: ‘Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım’ https://www.haber60.com.tr/oguz-murat-acinin-babasi-benim-manevi-gucum-onlarin-maddi-gucunu-yenecek-son-kazanan-ben-olacagim/ https://www.haber60.com.tr/oguz-murat-acinin-babasi-benim-manevi-gucum-onlarin-maddi-gucunu-yenecek-son-kazanan-ben-olacagim/#respond Sat, 16 Mar 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19502 Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci: “Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım”

Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci, anne ile oğlunun ABD’de gülerek sokakta dolaşmasına tepki gösterdi

“Her şeyden önce insanlık dışı bir davranış, şahsen görünce insan olduğuma üzüldüm”

“Ne yazık ki ilk günlerdeki söylemimize rağmen şu ana kadar ne taziyemize gelen oldu ne de acımızı paylaşan oldu”

İSTANBUL – Eyüpsultan’daki feci kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci, anne Eylem Tok ile oğluT.C’nin ABD’de de sokakta gülerek dolaştığı fotoğraflar üzerine, “”Her şeyden önce insanlık dışı bir davranış. Şahsen görünce insan olduğuma üzüldüm. Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.’nin karıştığı trafik kazası sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybetmesine ve anne-oğlun ABD’ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürerken, ABD’ye kaçan 17 yaşındaki T.C ve yazar annesi Eylem Tok New York’ta görüntülenmişti. Eylem Tok ve oğlunun gülerek dolaştığı an tepki çekmişti. Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci, anne ile oğlunun gülerek sokakta dolaştığı fotoğraflar üzerine açıklama yaptı.

“İnsan olduğuma üzüldüm, son gülen ben olacağım”

Anne ile oğlunun gülerek sokakta dolaştığı anları insanlık dışı bir davranış olarak yorumlayan baba Aci, “Şahsen görünce insan olduğuma üzüldüm. İnsan bir evladı öldürüp, kendisine ait bir başka evladı alıp yanına gülemez. İnsanlık adına, gülmemeli. Sizin de bildiği gibi haklının yanında olan gönüller, orada onu buldu. Özür dileyerek söylüyorum, yüzüne tükürdüler. Bu gidişle o tükürük, onun suratında çok olacak. Son gülen ben olacağım, bundan eminim. 15 gün oldu. 15 gündür niye ifade vermeye gelmedi? Ailenin söylemiş olduğu her şeyin bir gün sonra yalanı ortaya çıkıyor. Bülent Bey, benim haberim yok diyor ama çete başı kendisi. Aileye yardım eden, organize eden, yurtdışına kaçıran, dolaylı olarak elemanlarını ve çalışanlarını seferber eden bence Bülent Bey. Adalet önünde hesabını verecek. Ama neden geç geldiği konusunda bir bilgim yok. Artık onu zaman gösterecek” dedi.

“Gelip adalete teslim olacak, adaletin kestiği cezaya da razı olacaklar, bunun başka bir çıkar yolu yok”

Kamu vicdanını rahatlatmak gerektiğini söyleyen baba Aci, “Bunun için her şeyden önce gelmesi gerekiyor. Ben bugün veya yarın geleceğine inanıyorum. Gelip adalete teslim olacak. Adaletin kestiği cezaya da razı olacaklar. Bunun başka bir çıkar yolu yok. Ondan sonrası için aileye söylüyorum; gelip karakola teslim olduktan sonra taziyeme gelebilirler. Fakat 15 gün sonra ne yüzle gelecekler? Onu da merak ediyorum. Sizin vasıtanızla duyurmak istiyorum. Yazıklar olsun. Bir bakıyorsun, insanlık ölmüş. Ben insan olduğumdan utanıyorum. Her şeyden önce insan, insanlık sergiler. Amerika’ya giderek kimden kaçıyorsun? Eninde sonunda yakalanacaksın. ya orada ya da burada cezanı çekeceksin. Bu 2 artı 2 eşittir 4 gibi bir şey. Zamana yayılabilir ama ben biliyorum ki kamu vicdanı bunu unutmayacaktır. Benim arkamda oldukları müddetçe ben de unutmayacağım. Ömrüm vefa ettikçe bu seslenişi, çağrıyı duyacak” diye konuştu.

“Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım”

Bülent Cihantimur’un ifadesini okumadığını söyleyen Aci, “Eminim ki, bugün söylediği sözlerin doğru mu, yalan mı olduğu ortaya çıkacaktır. Haberim yoktu, şöyle olmuştu, böyle olmuştu dediyse de az önce dediğim gibi ailenin çete başı o. Bugün 15’inci gün ve ilk günden beri ‘iletişime geçildiğini, irtibat sağlandığını, maddi ve manevi yanımda olduklarını söylediklerini ifade ettim. Ben de kendilerine maddi kısmı bir yana bırakın, buyurun görüşelim demiştim. Onlar görüşecek bir şey olmadığını söylediler. Ben de ‘eski eşini, çocuğunu adalete teslim edersin, ondan sonra taziyeme gelirsin’ dedim. Fakat ne yazık ki ilk günlerdeki söylemimize rağmen şu ana kadar ne taziyemize gelen oldu ne de acımızı paylaşan oldu. Ne manevi olarak yanımızda duran oldu. Maddi kısmı kesinlikle istemiyorum. Bunu dile getirdim. Çok üzücü bir olay, burada 5 aile var. Karşı tarafta 10 aile var. 10 aileden bir tanesi dahi bizi insan yerine koyup ‘acınızı paylaşıyoruz, başınız sağ olsun, geçmiş olsun, yaralılarımız iyi midir’ gibi soran olmadı. Bu ailelerin hepsini kınıyorum. Yazıklar olsun. Hayatta her şey para mı? Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek. Son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım. Elim bir kaza. Tam acımızı yaşamadan, acımızın içinde bir acı daha yaşadık. Derler ya, sözün bittiği yer. Söz bitse de gerçekler acı oluyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/oguz-murat-acinin-babasi-benim-manevi-gucum-onlarin-maddi-gucunu-yenecek-son-kazanan-ben-olacagim/feed/ 0
Eyüpsultan’daki feci kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nın babası: ‘Her şeyden önce insanlık dışı bir davranış’ https://www.haber60.com.tr/eyupsultandaki-feci-kazada-hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-babasi-her-seyden-once-insanlik-disi-bir-davranis/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultandaki-feci-kazada-hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-babasi-her-seyden-once-insanlik-disi-bir-davranis/#respond Sat, 16 Mar 2024 01:39:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19485 Eyüpsultan’daki feci kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci, anne Eylem Tok ile oğlu T.C.’nin ABD’de de sokakta gülerek dolaştığı fotoğraflar üzerine, “Her şeyden önce insanlık dışı bir davranış. Şahsen görünce insan olduğuma üzüldüm. Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.’nin karıştığı trafik kazası sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybetmesine ve anne-oğlun ABD’ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürerken, ABD’ye kaçan 17 yaşındaki T.C ve yazar annesi Eylem Tok New York’ta görüntülenmişti. Eylem Tok ve oğlunun gülerek dolaştığı an tepki çekmişti. Oğuz Murat Aci’nın babası Özer Aci, anne ile oğlunun gülerek sokakta dolaştığı fotoğraflar üzerine açıklama yaptı.

“İnsan olduğuma üzüldüm, son gülen ben olacağım”

Anne ile oğlunun gülerek sokakta dolaştığı anları insanlık dışı bir davranış olarak yorumlayan baba Aci, “Şahsen görünce insan olduğuma üzüldüm. İnsan bir evladı öldürüp, kendisine ait bir başka evladı alıp yanına gülemez. İnsanlık adına, gülmemeli. Sizin de bildiği gibi haklının yanında olan gönüller, orada onu buldu. Özür dileyerek söylüyorum, yüzüne tükürdüler. Bu gidişle o tükürük, onun suratında çok olacak. Son gülen ben olacağım, bundan eminim. 15 gün oldu. 15 gündür niye ifade vermeye gelmedi? Ailenin söylemiş olduğu her şeyin bir gün sonra yalanı ortaya çıkıyor. Bülent Bey, benim haberim yok diyor ama çete başı kendisi. Aileye yardım eden, organize eden, yurt dışına kaçıran, dolaylı olarak elemanlarını ve çalışanlarını seferber eden bence Bülent Bey. Adalet önünde hesabını verecek. Ama neden geç geldiği konusunda bir bilgim yok. Artık onu zaman gösterecek” dedi.

“Gelip adalete teslim olacak, adaletin kestiği cezaya da razı olacaklar, bunun başka bir çıkar yolu yok”

Kamu vicdanını rahatlatmak gerektiğini söyleyen baba Aci, “Bunun için her şeyden önce gelmesi gerekiyor. Ben bugün veya yarın geleceğine inanıyorum. Gelip adalete teslim olacak. Adaletin kestiği cezaya da razı olacaklar. Bunun başka bir çıkar yolu yok. Ondan sonrası için aileye söylüyorum; gelip karakola teslim olduktan sonra taziyeme gelebilirler. Fakat 15 gün sonra ne yüzle gelecekler? Onu da merak ediyorum. Sizin vasıtanızla duyurmak istiyorum. Yazıklar olsun. Bir bakıyorsun, insanlık ölmüş. Ben insan olduğumdan utanıyorum. Her şeyden önce insan, insanlık sergiler. Amerika’ya giderek kimden kaçıyorsun? Eninde sonunda yakalanacaksın. ya orada ya da burada cezanı çekeceksin. ya bu iki iki daha dört gibi bir şey. Zamana yayılabilir ama ben biliyorum ki kamu vicdanı bunu unutmayacaktır. Benim arkamda oldukları müddetçe ben de unutmayacağım. Ömrüm vefa ettikçe bu seslenişi, çağrıyı duyacak” diye konuştu.

“Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek, son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım”

Bülent Cihantimur’un ifadesini okumadığını söyleyen Aci, “Eminim ki, bugün söylediği sözlerin doğru mu, yalan mı olduğu ortaya çıkacaktır. Haberim yoktu, şöyle olmuştu, böyle olmuştu dediyse de az önce dediğim gibi ailenin çete başı o. Bugün 15’inci gün ve ilk günden beri ‘iletişime geçildiğini, irtibat sağlandığını, maddi ve manevi yanımda olduklarını söylediklerini ifade ettim. Ben de kendilerine maddi kısmı bir yana bırakın, buyurun görüşelim demiştim. Onlar görüşecek bir şey olmadığını söylediler. Ben de ‘eski eşini, çocuğunu adalete teslim edersin, ondan sonra taziyeme gelirsin’ dedim. Fakat ne yazık ki ilk günlerdeki söylemimize rağmen şu ana kadar ne taziyemize gelen oldu ne de acımızı paylaşan oldu. Ne manevi olarak yanımızda duran oldu. Maddi kısmı kesinlikle istemiyorum. Bunu dile getirdim. Çok üzücü bir olay, burada 5 aile var. Karşı tarafta 10 aile var. 10 aileden bir tanesi dahi bizi insan yerine koyup ‘acınızı paylaşıyoruz, başınız sağ olsun, geçmiş olsun, yaralılarımız iyi midir’ gibi soran olmadı. Bu ailelerin hepsini kınıyorum. Yazıklar olsun. Hayatta her şey para mı? Benim manevi gücüm, onların maddi gücünü yenecek. Son kazanan ben olacağım. Bu davada son gülen ben olacağım. Elim bir kaza. Tam acımızı yaşamadan, acımızın içinde bir acı daha yaşadık. Derler ya, sözün bittiği yer. Söz bitse de gerçekler acı oluyor” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultandaki-feci-kazada-hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-babasi-her-seyden-once-insanlik-disi-bir-davranis/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Eskişehir’e ziyaret gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-eskisehire-ziyaret-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-eskisehire-ziyaret-gerceklestirdi/#respond Sat, 16 Mar 2024 01:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19476 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Büyükşehirde daha iyi hizmet edebilmemiz için mutlaka AK Parti belediyeciliğiyle ilimizi tanıştırıp, bir 5 senelik süreçte neler yapabileceğimizi görürüz” dedi.

Bir dizi program ve ziyaret için Eskişehir’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, cuma namazının ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Burada düzenlenen basın toplantısına Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu ve partiler katıldı.

“10’un üzerinde alt geçit, üst geçit yaptık ve şehrin trafiğini ciddi anlamda rahatladık”

Eskişehir’in de içerisinde bulunduğu Güney Çevreyolu Projesi ve Kuzey Çevreyolu Projesi’ne değinen Bakan Uraloğlu, “Biz hiç AK Parti belediyeciliğiyle Eskişehir’i tanıştıramamışız. Peki Eskişehirlinin bu tercihinden dolayı siz burada merkezi hükümetin yapması gereken yatırımın durduğunu veya yatırım yapmadığını duydunuz mu? Duymadınız. Bakın her tarafı bölünmüş yollarla, ana ulaşım akslarını biz bitirmişiz. Sonra bakın Yüksek Hızlı Tren’i ilk Eskişehir’e getirmişiz, Ankara-Eskişehir arasında. 83 milyar lira sadece Ulaştırma Bakanlığı olarak biz ulaşım, ulaştırma ve iletişim altyapısına burada yatırım yapmışız gerçekten. Eskişehir de buna bağlı olarak sanayisiyle beraber gelişmiş. Şimdi değerli kardeşlerim bakın yine sizin evladınız Allah rahmet etsin Kemal Unakıtan bakanımızın da destekleriyle o gün çevre yolu dediğimiz, artık çevre yolu hükmünü kaybetti. ve oraya 10’un üzerinde alt geçit, üst geçit vesaire yaptık ve şehrin trafiğini ciddi anlamda rahatladık ama artık bu yetmiyor. O zaman bizim daha önce başladığımız bir Güney Çevreyolu Projesi var. Şimdilerde bitirdiğimiz bir de Kuzey Çevreyolu Projesi var. Güneyi bitirmiştik, şimdi kuzeyin de projesini bitirdik. Tabii kuzeyde sadece Eskişehir’in çevre yolundan bahsetmiyoruz. Ankara’dan çıkıp Bursa’ya kadar gidecek olan otoyoldan bahsediyoruz. Yaklaşık 30 kilometrelik. İnşallah Eskişehir’imize hizmet edecek. Neredeyiz? Dediğim gibi projesi bitti. Şimdi önümüzdeki süreçte o yatırım programına alacağız. İnşallah biz bunun bu yakın süreçte yapım çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz” dedi.

“Bakanlık olarak biz nerede olmamız gerekirse o noktada olacağız”

Eskişehir’de yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Size bir söz versem, malum depremle ilgili sıkıntılarımız oldu ama bazen şunu yaşıyoruz değerli AK Partili kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım. Bazen siyasi talepler hani oradaki bakanlığın veya oradaki genel müdürlüğün öncelikleriyle örtüşmeyebiliyor. Niye? Hani o da kıymetlidir mutlaka, örtüşmeyebiliyor. Orada biz siyasetçiler olarak son kararı elbette veririz. Buradaki çevre yolu talebi yerinde de kıymetli, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde de kıymetli, Bakanlıkta da kıymetli. Onun için bunun yakın takipçisi olacağız hep beraber. Bana burada isteklerini söylediler. Ben şimdi sizin isteklerinizi dinledim, dinliyorum. Sonra benim isteklerim, bizim isteklerimiz olacak. Biz de onu isteyeceğiz. Yani burada şehir içi ulaşım sistemleriyle ilgili başkan adayımız Nebi Bey, milletvekilimiz aynı zamanda. Kısaca burada bahsetti ama çok geniş Eskişehir’imizi bilgilendirdi. ‘Buranın ulaşım projesinin mutlaka çözülmesi, halledilmesi gerekir’ dedi. O noktada da bakanlık olarak biz nerede olmamız gerekirse o noktada olacağız ve projelerini destekleyeceğiz. Şimdi şöyle bir eleştiriyle siz karşılaşıyorsunuz, ben de biliyorum. İşte ‘Alpu yolu çok uzun sürdü’. Doğru, onun gerekçeleri var. Onları ben anlatabilirim size ama hani yapılmış olan işin yerini hiçbir mazeret tutmaz, onun farkındayız. Ama problemleri çözdük. Bundan sonra o yolun ne kadar hızlı ilerlediğini hep beraber göreceksiniz. Onun da yakın takipçisi olacağım. Yine Mihalgazi, Sarıcakaya yolları, orada daha iyi gidiyoruz. Onların yine takipçisi olacağız ve burada en son geçen sene ihalesini yaptığımız Eskişehir Seyitgazi Kırka yolu. Orada da başladık. Orada da inşallah hızlı bir şekilde ilerlemiş olacağız. Yani dolayısıyla bizim şehre dokunmamız gereken, çünkü ana aksları bitirmişiz zaten. Bunlara da biz bakanlık olarak inşallah dokunacağız. Buradaki hızlı tren seferlerine baktım. Doğrudan Eskişehir’e gelip giden seferlerimiz var. İstanbul’a giden seferlerimiz var. Dolayısıyla güzel bir noktada. Ankara’ya yakın, İstanbul’a yakın, sanayisi gelişiyor. Biz de ona mutlu oluyoruz. Binlerce insanı istihdam ediyorsunuz. Yani sağ olasınız. Gerçekten Eskişehir’in böyle de bir kıymeti var.”

“Nebi kardeşimiz 31 Mart’a kadar size emanet, sonra da bize emanet”

31 Mart seçimleri için destek isteyen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle bitirdi:

“Şimdi bizim merkezde 2 tane, taşrada 12 tane, 14 tane ilçemiz var, bir de Büyükşehir, 15 tane ilçemiz var. Şimdi dedim ya biz hiçbir şekilde Eskişehir’i cezalandırmadık. Ama sizden ben şöyle bir isteğim olsun, ricam olsun, Cumhurbaşkanımızın bu elbette talebidir, onun mutluluğu olacaktır. Şurada kaç günümüz kaldı? 15 günümüz kaldı. Bu 15 gün içerisinde bizim kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ana kadememiz şöyle gerçekten burada güzel bir hava yakalamış olduğunuzu çok mutlulukla gördüğümü de söylemek isterim. Yani 15 günü de değerlendirelim. Ondan sonra da inşallah burayı AK Parti belediyeciliğiyle deneyelim. O zaman biz Eskişehirliye şunu söylüyoruz çok net; Bakın ne dedim? Biz hiçbir yatırımı durdurmadık. Hepsine devam ettik. Güzel yatırımlarla ilimizi donattık. Ama şunu unutmayalım değerli kardeşlerim. Bizim özellikle Büyükşehir, ilçeler de kıymetli ama özellikle Büyükşehir’de daha iyi hizmet edebilmemiz için mutlaka AK Parti belediyeciliğiyle ilimizi tanıştırıp, bir 5 senelik süreçte neler yapabileceğimizi görürüz. Eskişehirlere şunu söylüyoruz; şu AK Parti belediyeciliğini bir deneyin. Memnun kalmazlarsa, ki bizim böyle bir şüphemiz yok, yine kendi tercihlerinde devam ederler. Ama inşallah ben inanıyorum ki Eskişehir’i de Türkiye haritasını da ‘turuncuya’ boyayacağız. Burası bizim için kıymetli. Nebi kardeşimiz 31 Mart’a kadar size emanet, Eskişehirliye, sonra da bize emanet.”

“Yapsaydınız bugüne kadar yapardınız”

Eskişehir’in trafik sorununu çözmek için sundukları vaatleri rakip adayın da sunduğunu belirten AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ise, “Bu yola çıkmadan önce üç kere Türkiye’nin büyük araştırma kuruluşlarına Eskişehir’in sorunlarıyla ilgili kamuoyu araştırmaları yaptırdık. Bunların üçünde de en başta trafik sorunu ortaya çıktı. ve sayın bakanımızın da destekleriyle ulaştırma konusunda, şehir içindeki trafiği nasıl azaltırız, nasıl hemşehrilerimizi trafikte daha az vakit geçirtiriz, bu trafik çilesini nasıl bitiririz diye çalışmalar yaptık. Bunlar doğrultusunda çıkan sonuçları da lansman toplantımızda açıkladık. Bu çıkan sonuçlarda öncelikle Eskişehir’de 25 yıldır bir tane katlı kavşağın yapılmadığı ortaya çıktı. Tabii bizi ve hemşehrilerimizi üzen bu kadar büyük araştırma, kuruluşların yaptığı araştırmalarda, trafik sorunu ortaya çıkarken, mevcut belediyenin trafik sorunuyla ilgili hiçbir şey yapmadığı. Bizim lansmanımızdan önce yapamazlar, edemezler, işte bu projeler yapılamaz noktasındayken bizden bir hafta sonra yaptıkları lansmanda aynı şeyleri onların da yapmak istediklerini gördük. ve lansmanlarında bizden kes, kopyala, yapıştır yaparak trafiği rahatlatmak için belli projeler sundular. Tabii biz şunu söylüyoruz; bunları yapmak için 25 sene vaktiniz vardı, yapsaydınız bugüne kadar yapardınız. Bizim projelerimizi yapılabilir buldunuz, sonunda kendi lansmanınıza koydunuz diyoruz” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-eskisehire-ziyaret-gerceklestirdi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Filistin’deki zulme dikkat çekti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-filistindeki-zulme-dikkat-cekti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-filistindeki-zulme-dikkat-cekti/#respond Sat, 16 Mar 2024 00:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19416 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Filistin’de zulüm sürüyor. Şu ana kadar 32 binden fazla insan, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere katledilmiş durumda. Bir kez daha Filistin için ateşkes ve kalıcı bir barış çağrısında bulunuyoruz.” dedi.

Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesince Asri Mezarlık’ta inşa edilen 100. Yıl Camisi ve Tesisleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, caminin inşa sürecine ilişkin bilgi verdi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le aralarında geçen diyaloğu aktaran Özel, şunları kaydetti:

“Aylar önce Yılmaz Hocam bana ‘Camiyle, namazla aran nasıl?’ dedi. Dedim ‘Bayram namazına giderim.’ ‘Cumaya gider misin?’, ‘Cuma namazına giderim.’ ‘Ramazan ayının ilk cumasını bana ayırır mısın?’ dedi. ‘Tabii Hocam. Ne yapacağız?’ Dedi ki ‘Bir cami yaptık. Son olarak onu açıp Eskişehir’e 100. Yıl Camisi’ni emanet edip ondan sonra görevimi büyük bir iç huzuruyla teslim edeceğim.’ dedi.”

Özel, bugün Isparta, Burdur ve İstanbul’da da programlarının olduğunu ancak 100. Yıl Camisi’nin açılışının kendisini heyecanlandırdığını dile getirdi.

“Ezanlarımız bu ülkede günde beş vakit okunmaya devam edecek”

Camide 8 gasilhanenin bulunduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:

“Üniversite hastanesinin morgunun yeterli olmadığı noktalarda Eskişehir’in bütün ihtiyacına yanıt verebilecek, taziye evinden ikramına, taziye evindeki çay ocağından hocaların taziye dualarını yapacakları imkanlara kadar her şeyin ayrı ayrı düşünüldüğü, beyaz rengiyle hepimizin bu güzel ramazan gününde, bu güzel cuma gününde ziyaret etmekten büyük keyif aldığımız muhteşem bir eser kazandırıyor Hocam. Kapının 16 yılda yapıldığını ve Ali Bey’in emekleriyle yapılıp buraya hediye edildiğini görünce, 16 yıl önce hocam o gün ne düşünüyordu, Ali Bey bu kapıya ilk başladığında ne düşünüyordu bilinmez ama öyle bir tevafuk ikisinin hayallerini bu caminin kapısında birleştirmiş. Üzerinde de Kur’an-ı Kerim’in Hazreti Muhammed’e, Peygamber’imize indirilen ilk ayeti yazıyor: ‘Oku.’ Zaten Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetiyle yola çıkan ve okuyarak bilimle, fenle, inancı birlikte sürdürenler bu ülkenin gelişimine katkı koyacak olanlardır.”

Özgür Özel, Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybedenlere, o günden bugüne bu memlekette ezanlar susmasın, bayraklar inmesin, vatan bölünmesin diye hayatını veren şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

Ülkenin üzerinde Türk bayrağının ilelebet egemenliği simgeleyerek dalgalanacağını belirten Özel, “Dinimizin çağrısı ezanlarımızın bu ülkede günde beş vakit okunmaya Gazi Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşları ve bize emanet ettikleri Cumhuriyet’e sahip çıkan herkesin emekleriyle devam edeceğini biliyoruz.” ifadesini kullandı.

“Bir kez daha Filistin için ateşkes ve kalıcı bir barış çağrısında bulunuyoruz”

İsrail’in aylardır süren Gazze’ye saldırılarına değinen Özel, şöyle konuştu:

“Filistin’de zulüm sürüyor. Şu ana kadar 32 binden fazla insan, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere katledilmiş durumda. Bir kez daha Filistin için ateşkes ve kalıcı bir barış çağrısında bulunuyoruz. 1969 sınırlarında başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini savunuyoruz. Üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’la kurduğu dostluk ve Filistin’e verdiği desteği Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal tavrı olarak bir kez daha tekrar ediyor önce tüm İslam coğrafyasına ve mübarek ramazanın bütün dünyaya barış getirmesini bir kez daha diliyorum.”

Dualarla gerçekleştirilen caminin ve tesislerine açılışına, CHP Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile diğer ilgililer katıldı.

Özel, açılışın ardından beraberindekilerle ramazan ayının ilk cuma namazını 100. Yıl Camisi’nde kıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-filistindeki-zulme-dikkat-cekti/feed/ 0
Özbekistan’da Ramazan Ayının Vazgeçilmezi: Nişalda Tatlısı ve Patır Ekmek https://www.haber60.com.tr/ozbekistanda-ramazan-ayinin-vazgecilmezi-nisalda-tatlisi-ve-patir-ekmek/ https://www.haber60.com.tr/ozbekistanda-ramazan-ayinin-vazgecilmezi-nisalda-tatlisi-ve-patir-ekmek/#respond Fri, 15 Mar 2024 08:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19288 Özbekistan’da sadece ramazan ayında yapılan nişalda tatlısı ve tereyağı ile süt katılarak pişirilen patır ekmek, ülkede “ağız açar” olarak adlandırılan iftar sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Özbekistan’da halk, genellikle ramazanda hazırlanan nişalda tatlısı ve tereyağı ile süt ilave edilerek pişirilen patır ekmeğine büyük ilgi gösteriyor.

Özbeklerin ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve sindirimi kolaylaştırması nedeniyle ramazanda tüketilen nişalda için ülke genelinde pazarlarda ayrı satış yerleri kuruluyor.

Ramazan ayında pazarlarda sadece nişalda satan çok sayıda tatlıcı, bu tatlıyı sevenlerin ihtiyacını karşılamaya çalışırken, nişalda için hazırlıklar ise ramazan ayından önce dağlarda başlıyor.

Nişalda tatlısının özü, dağlarda kendiliğinden yetişen karanfilgiller ailesinden geliyor. Özbekistan’da “yetmek” diye adlandırılan bitki kökünün kurutularak uzun süre suda kaynatılması ve yumurta akı ile karıştırılmasının ardından karışıma hazırlanan şeker şurubu katılıyor.

“Ramazanda bir tondan fazla nişalda satıyorum”

Taşkent’teki bir pazarda nişalda satan Sevara Alicanova, nişaldanın yapılışını AA muhabirine anlattı.

Uzun yıllardan beri ramazan aylarında nişalda sattığını aktaran Alicanova, ailesince yapılan nişalda tatlısının şimdiye kadar binlerce ailenin iftar sofralarında yer aldığını belirtti.

Alicanova, nişaldanın ailede erkekler tarafından hazırlandığını ve bu geleneğin babadan oğula geçtiğini dile getirirken, kadınların ise bunun satışını yaptığını aktardı.

Günde 30-40 litre, ramazan ayı boyunca ise bir tondan fazla nişalda tatlısı sattığını kaydeden Alicanova, nişaldanın sağlık açısından faydalı olduğunu ve sindirimi kolaylaştırdığını, bundan dolayı ağırlıklı olarak ramazan ayında tüketildiğini dile getirdi.

Alicanova, her tatlıcının nişaldasının tadının farklı olduğunu, nişaldayı yaparken iyi niyet ettiklerini dile getirerek, “Nişalda iyi niyetli insanlar tarafından hazırlanması durumunda rengi ve tadı daha güzel olabiliyor. Bu nedenle nişaldanın iyi bir insan tarafından iyi niyet edilerek yapılması çok önemli.” dedi.

Nişaldaya oruçlu olanların yanı sıra ülkeyi ziyaret eden yabancıların da ilgi gösterdiğini kaydeden Alicanova, ayrıca yurt dışında yaşayan Özbeklerden de nişalda için talepler aldığını sözlerine ekledi.

Özbeklerin iftar sofrasının diğer bir vazgeçilmezi: patır ekmeği

Özbeklerin sahur ve iftar sofraları için gelenekselleşmiş bir diğer tercihi ise patır ekmek. Özbeklerde “nan” olarak adlandırılan ekmek çeşitleri arasında yapılışında süt ve tereyağı katılarak özel tandırlarda pişirilen “patır nan” Özbek sofrasının ayrılmaz parçası sayılıyor.

Ülkede özellikle ekmeklerin satıldığı “ekmek pazarları” bulunurken, bu pazarlarda odun ve kömürle pişirilen patır ekmekler büyük ilgi görüyor.

Ülke genelinde kullanıldığı malzeme ve yöreye göre tandırlarda pişirilen ekmek çeşitleri sayısı yüzü bulurken, Özbekler özel günlerde, düğün ve ramazan ayında en fazla patır ekmeğini tercih ediyor.

Taşkent’teki bir pazarda ekmek satan Alişir Sultanov, AA muhabirine, şu anda 50’ye yakın ekmek çeşidinin satışını yaptığını, insanların en çok patır ekmeğine büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

Sultanov, sattıkları ekmek çeşitleri arasında patır ekmeğinin yanı sıra katmerli, tereyağlı, kuyruk yağlı, cevizli ve susamlı ekmeklerin büyük talep gördüğünü belirterek, ramazan ayında günde 1000’e yakın ekmek sattığını aktardı.

Sattığı ekmeklerin her gün taze olarak farklı ustalar tarafından farklı tandırlarda pişirildiğini dile getiren Sultanov, her ekmeğin kullanılan malzemeye göre kendine özgü tadı ve şeklinin bulunduğunu vurguladı.

Sultanov, bazı vatandaşların yurt dışına giderken yanlarında özellikle patır ekmeği götürdüklerini, patır ekmeğinin lezzetinin yanı sıra günlerce bekletilmeye dayanıklı olmasından dolayı vatandaşlar tarafından tercih edildiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozbekistanda-ramazan-ayinin-vazgecilmezi-nisalda-tatlisi-ve-patir-ekmek/feed/ 0
Yücel: “Erdoğan, Hiçbir Yerde Şansı Olmadığını Görünce Siyasi Dilenciliğe Başladı” https://www.haber60.com.tr/yucel-erdogan-hicbir-yerde-sansi-olmadigini-gorunce-siyasi-dilencilige-basladi/ https://www.haber60.com.tr/yucel-erdogan-hicbir-yerde-sansi-olmadigini-gorunce-siyasi-dilencilige-basladi/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:09:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19135 CHP Sözcüsü Yücel, “Dolmayan meydanlar, tutmayan projeler, anketler Erdoğan’ın ayarını iyice bozdu. Geçenlerde çıktı bu son seçimim’ dedi. Erdoğan bundan önce de benzer açıklamalar yapmıştı. Duygu sömürüsü yapacağına ekonomiyi düzelt, sığınmacı sorununu çöz, gençlere istihdam alanı aç. Siyasi ömrünü tamamladın. Bu son seçimin. 17 gün sonra, 2019’da halkımızın CHP’li belediye başkanlarına yönelttiği teveccühün daha büyüğü yaşanacak” dedi.

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yücel’in açıklamaları şöyle:

“RAMAZAN BOLLUK, BEREKET DEMEKTİR AMA BUGÜN RAMAZAN’DA BİLE NE BOLLUK NE BEREKET KALDI”

“Öncelikle dün Şırnak’ta, görev başında geçirdikleri trafik kazası sonucu şehit olan polis memurları Fırat Der ve İlker Duran’a Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Bugün Konya’da askeri eğitim uçağının düşmesi sonucu, şantiyede bir askerimiz şehit düştü. Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Nefsimizi terbiye ettiğimiz, tokun açın halinden anladığı 11 ayın sultanı Ramazan ayındayız. Allah tüm vatandaşlarımızın tuttuğu oruçları, ibadetleri kabul etsin. Ramazan deyince, ülkemizde ramazan sofralarının yeri bir başkadır. Aileler toplanır, iftar sofraları kurulur, hep birlikte oruç açılır. Ramazan bolluk, bereket demektir ama bugün Ramazan’da bile ne bolluk ne bereket kaldı memlekette. Vatandaş istediği gibi bir iftar sofrası kuramıyor. Et ve Süt Kurumu önünde kuyruklar uzuyor. İnsanlar gün ağarmadan sıraya giriyor. 1 kilo kıyma alabilmek için saatlerce sıra bekleyen emekliler, artık isyan ediyor. Bir vatandaşımız, ‘Bize cehennemi yaşatıyorlar’ diyor. Bir başka vatandaşımız, ‘Kaşıkla veriyorlar, kepçeyle alıyorlar. Ben ölümü tercih ediyorum, ölüm bundan daha rahat. Yaşayacak bir halimiz kalmadı’ diyor. 30 sene devlete hizmet ettiğini söyleyen bir başka emekliyse döner ekmek alıp yiyemediğinden yakınıyor.

“EMEKLİ DE ASGARİ ÜCRETLİ DE BIRAKIN İFTAR SOFRASI KURMAYI, RAMAZAN PİDESİ ALAMIYOR”

Marketlerde fiyatlar almış başını gidiyor. Orta büyüklükte bir Ramazan kolisinin fiyatı 900 lira olmuş. Bunun da ne kadar yeteceği meçhul. Açlık sınırı 16 bin, yoksulluk sınırı 53 bin lira olmuş. 10 bin lira alan emekli de 17 bin lira alan asgari ücretli de bu koşullarda bırakın iftar sofrası kurmayı, Ramazan pidesi bile alamayacak durumda. Mutfaklar tamtakır kuru bakır. Buzdolapları bomboş, evlerde tencere kaynamıyor. AKP hükümetleri dönemi, ülkemizin adeta açlıkla ve yoksullukla sınandığı dönem olarak tarihe geçti. Biz CHP olarak yerel yönetimlerdeki gücümüzle AKP iktidarında yoksullaşan vatandaşımıza destek olmak ve onları yoksulluktan kurtarmak için hiç durmadan çalışıyoruz. Bakın, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, İstanbullulara Halk Ekmek aracılığıyla 340 gramlık pideyi 10 liradan ulaştırıyor. AKP ise hala mizansen otobüs videolarıyla algı operasyonları peşinde. Sayın İmamoğlu’nu sandıkta yenemeyeceğini anlayan AKP’nin İBB Başkan adayıysa ‘Biz aynı oyunları, aynı tiyatroları oynamaya devam ediyoruz’ diyecek kadar pişkin. Biz, AKP’nin bu filmini daha önce de gördük. Şimdiden söyleyelim: Film onlar için mutlu sonla bitmiyor.

“AKP HÜKÜMETLERİNİN VATANDAŞTAN BEKLENTİLERİ BİTMEDİ AMA VATANDAŞ ARTIK BİTTİ, TÜKENDİ”

Sizz tiyatroyu, filmi sanatçılara bırakın. İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gramlık Ramazan pidesinin 15 lira olan fiyatını nasıl düşürürüz diye düşünün. Şunu da belirtmeden geçmeyelim: Bu fiyatlarda fırıncıların hiçbir suçu günahı yok. Eminiz, kar dahi etmiyorlar. Yükselen maliyetleri karşılamakta zorlanan esnaf, zam yapmak zorunda kalıyor. Burada asıl sorun, enflasyonun yükselişini önleyememeleri. Burada asıl sorun, 2002 ile 2024 yılları arasındaki maaş farklarıyla övünen, ekonomiden bihaber AKP hükümeti. Burada asıl sorun, AKP zihniyetinin kendine ve yandaşlarına layık gördüğü lüks ve şatafatlı hayatın binde birini dahi kendi vatandaşına layık görmemesi. Vatandaştan fedakarlık beklerler; işçiden, emekçiden kemerleri sıkmayı beklerler; emekliden sabır beklerler; pandemi olur, vatandaşa IBAN atarlar, para beklerler; deprem vergilerini deprem dışında her yere harcarlar, deprem olduğunda da Cumhurbaşkanından, Bakanına, bürokratına gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi bakarlar. Sosyal devlet ilkesini, kendi iktidarlarında tam tersine çevirip adeta devletin kendi vatandaşını sömürdüğü bir sistem haline getiren AKP hükümetlerinin vatandaştan beklentileri bitmedi ama vatandaş artık bitti, tükendi, illallah etti. AKP iktidarında ne devlet ciddiyeti kaldı ne de vatandaşı için kaygılanan bir iktidar. Varsa yoksa kendi siyasi gelecekleri.

“ANKARALILARA ÇAĞRI YAPIYORUM: MAL VARLIĞINI DAHİ AÇIKLAYAMAYAN BU ADAMA OY VERMEYİN”

Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Sen her konuda muhalefeti hedef göstermeyi bırak da yüreğin yetiyorsa 22 yılda mal varlığın nereden nereye geldi, onu açıkla. Bizim belediye başkanlarımız, belediye başkan adaylarımız aslanlar gibi mal varlıklarını açıkladılar. Neden? Çünkü çekinecekleri, gocunacakları bir şey yok. Ankara’nın en büyük 2 ilçesinden birinde, 20 yıl belediye başkanlığı yapan, AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı Turgut Altınok’a ‘Mal varlığını açıkla’ diyorlar; adam büyük bir pişkinlikle, büyük bir yüzsüzlükle diyor ki ‘Mal bizim değil, Allah’ın. Biz emanetçisiyiz.’ Bu nasıl bir yüzsüzlük, nasıl bir pişkinlik? Bunlar, Allahtan korkmaz, kuldan utanmazlar. Ben, buradan Tüm Ankaralılara bir çağrı yapmak istiyorum: Bu adama oy vermeyin. Mal varlığını açıklayamayanlara, Harun gibi gelip Karun olanlara, vatandaşın parasıyla, vergileriyle, iktidarın imkanlarıyla saltanat sürenlere oy vermeyin. Türkiye’nin 81 vilayetinde yaşayan 85 milyon vatandaşımıza buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Bu anlayışa oy vermeyin. İşçiyi, emekliyi, memuru, öğrenciyi açlığa ve sefalete mahküm eden, tüyü bitmemiş yetimin hakkına tenezzül eden ama mal varlığını dahi açıklayamayan bu anlayışa oy vermeyin.

“ERDOĞAN’IN CAHİLCE VE İNATLA UYGULADIĞI EKONOMİ POLİTİKALARI…”

Yıl olmuş 2024, beyefendi hala 2002’deki maaşlarla bugünkü maaşları kıyaslıyor. Ama o zamanki alım gücüyle bugünkü alım gücünü kıyaslamıyor. Yaptıklarını, ülkeyi getirdikleri durumu bir marifetmiş gibi pazarlamaya çalışıyor. Oysa 2002 yılında emekli maaşı, asgari ücretin 1,4 katıydı, şimdiyse emekli maaşları asgari ücretin kat be kat altında kaldı. Bundan hiç bahsetmiyor. 2016’dan sonra emekli maaşları, asgari ücretin altında kalmaya başladı. 2016 yılında asgari ücret, 1301 lira olurken emekli maaşı 1265 lira oldu. Böylece en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1’in altına düşerek 0,97 oldu. Bundan da hiç bahsetmiyor. 2022’in ilk yarısında bu oran 0,74’e kadar düştü. 2023’ün başında asgari ücrete oranı 0,69’u gören en düşük emekli maaşı, 2023’ün ikinci yarısında asgari ücretin 0,66’sına kadar geriledi. 2024’te, en düşük emekli maaşı 10 bin lira olurken asgari ücret ise 17 bin lira oldu. ve en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 0,58 oldu. 2002’de, en düşük emekli maaşıyla 12 gram altın alınabiliyordu. Şimdi, en düşük emekli maaşı olan 10 bin liraya yalnızca 4 gram altın alınabiliyor. Erdoğan’ın bilimsellikten uzak, cahilce ve inatla uyguladığı ekonomi politikaları ülkeyi iflasa sürüklerken emeklinin cebinden altınları her ay birer birer eksiltti.

“ÇOCUKLAR BİLE VATANDAŞIN ALIM GÜCÜNÜN DÜŞTÜĞÜNÜN FARKINDA, ERDOĞAN HALA LAF EBELİĞİNDE”

Alım gücü aydan aya değil, günden güne düşüyor. Bu hesaplar için ekonomist olmaya gerek yok. Çocuklar bile vatandaşın alım gücünün düştüğünün farkında ama Sayın Erdoğan hala laf ebeliğinde. Milyonlarca emekli, geçinemediği için emekli olduğu halde çalışmaya devam ediyor. Yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı sunan, katma değer yaratan emekliler, kendilerini yok sayan AKP’ye 31 Mart’ta hesap soracak. Rahat edip torun sevecekleri dönemde AKP, emeklileri ucuz et kuyruklarında saatlerce sıra bekleyecek hale getirdi. Emekliler nerede, ne ucuz diye market geziyor, pazar dolaşıyor. 70 yaşında insanlar, ekmeği ucuz alabilmek için saatlerce sıra bekliyor, kendilerine uzatılan mikrofonlardan, kameralardan emekliler utanıyor ama asıl utanması gereken AKP utanmıyor.

“HİÇBİR YERDE ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜNCE SİYASİ DİLENCİLİĞE BAŞLADI”

Erdoğan, geçtiğimiz günlerde İzmir’e geldi ve bir miting yaptı. Yine İzmirlilere nasıl hitap edeceğini bilemedi. Mitingden geriye sadece Roman vatandaşlarımıza ettiği hakaret kaldı. Neymiş efendim CHP’deki kavgalar, Tepecik’teki kavgalara benziyormuş. CHP’ye hakaret etme telaşına düşen AKP Genel Başkanı, bu kez de İzmir’deki Roman vatandaşlarımızı kırmayı, rencide etmeyi ve ötekileştirmeyi başardı. Dolmayan meydanlar, tutmayan uçuk kaçık projeler, moral bozan anketler Erdoğan’ın ayarını iyice bozdu. Geçenlerde çıktı, ‘Bu son seçimim’ dedi. Erdoğan bundan önce de 2009’da da 2012’de de 2022’de de benzer açıklamalar yapmıştı. Dolar 32 liraya çıkmış, emekliler 10 bin liraya mahküm edilmiş, vatandaş indirimli et almak için gecenin geç saatlerinde kuyruğa girmeye başlamış, öğretmenler atanmamış, tarikatlar ilköğretim okullarına sızmış, gençler işsiz… Biz de AKP Genel Başkanının yalvarışlarını izliyoruz. Neymiş? Bu seçim son seçimiymiş, ona oy verilsinmiş. İstanbul’dan Adana’ya, Ankara’dan İzmir’e hiçbir yerde şansı olmadığını görünce siyasi dilenciliğe başladı. Duygu sömürüsü yapacağına ekonomiyi düzelt, sığınmacı sorununu çöz, gençlere istihdam alanı aç. Zaten hepimiz biliyoruz, siyasi ömrünü tamamladın. Evet doğru, bu son seçimin. 17 gün sonra, 2019’da halkımızın CHP’li belediye başkanlarına yönelttiği teveccühün daha büyüğü yaşanacak.

“22 YIL GEÇTİ. GÜVEN ÇEMBERİNİ NEDEN OLUŞTURMADINIZ? YENİ Mİ AKLINIZA GELDİ?”

AKP’nin alışılagelmiş bir seçim klasiği de sınır ötesi operasyonlar. AKP’nin söyleyecek yeni bir sözü, adaylarının açıklayacak projeleri olmayınca ‘beka’ söyleminden medet umar, sınır ötesi operasyonları seçim malzemesi yaparlar. Neymiş, Bu yaz Irak sınırımızı güven altına alacak çemberi tamamlayacak, terör meselesini sorun olmaktan çıkaracaklarmış. 22 yaz, 22 yıl geçti. Bu güven çemberini 22 yılda neden oluşturmadınız? Yeni mi aklınıza geldi? Terör meselesini bugüne kadar neden sorun olmaktan çıkarmadınız? Şunu hatırlatırım: AKP iktidara geldiğinde, 2002 yılında terör sorunu bitmişti. Şehit haberleri gelmez olmuştu. AKP iktidara geldi ve terör belasını yine bu milletin başına bela etti. O yüzden vatandaşın bu masallara artık karnı tok.

“KENDİNİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDEN ATATÜRK’TEN, ‘GİDERLERSE GİTSİNLER’ ANLAYIŞINA GELDİK”

Hafta başında TÜİK, işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik yüzde 9,1; işsiz sayısıysa 3 milyon 214 binmiş. Ancak gerçek rakamlar tabii ki böyle değil. Gerçek işsizlik yüzde 26 buçuk; gerçek işsiz sayısıysa 11 milyona ulaşmış durumda. Genç işsizliği yüzde 16,6; kadın işsizliğiyse yüzde 21,1. AKP iktidarlarının yanlış istihdam politikalarının sonucu, ülkede koca bir işsizler ordusu oluştu. Türkiye’de işsiz sayısı artıyor ama istihdam alanları daralıyor. Gençler bu ülkede, kendilerine iş bulamıyor. Liyakatin yok edildiği ülkemizde, yurt dışına gitmeyi planlayan genç oranı yüzde 70’leri geçmiş durumda. Benzer bir durum, biliyoruz ki sağlık çalışanlarında da var. Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Adı bayram ama kendisi maalesef artık bayram değil. Kendini Türk hekimlerine emanet eden Mustafa Kemal Atatürk’ten, maalesef ‘Giderlerse gitsinler’ anlayışına geldik. Şehir hastaneleri denilen beton yığınlarının içinde, doktorların ameliyathane temizlemek, hemşirelerin hasta, teknikerlerinse malzeme taşımak zorunda kaldığı bir dönem yaşıyoruz. İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’ndeki bu iddialar karşısında, Sağlık Bakanlığı sus pus. Sağlık çalışanları çaresiz, hastalar çaresiz. Eczanelerdeyse veresiye ilaç dönemi başladı. İşte 21’inci yüzyılda, AKP’nin ‘sağlıkta dönüşüm’ masallarının dramatik sonu. Biz, tüm sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirildiği, şiddetten korunduğu bir Türkiye’yi var etme dileğimiz ve iddiamızla 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.

“RESMİ GAZETE, YANDAŞA TANINAN AYRICALIKLARIN İLAN EDİLDİĞİ FERMANLAR HALİNE GELDİ”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ‘Yatırım Teşvik Belgesi Listesi’ geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlandı. Bakanlık, Eylül-Aralık 2023 döneminde, 5 bin 122 yatırım teşvik belgesi verdi. Yayımlanan listede önceden, ‘öngörülen destek unsurları’ adı altında, şirketlere tanınan vergi muafiyetleri, vergi indirimleri ve teşvikler yer alıyordu. Fakat şimdi bu listede, şirket teşvikleri ve vergi muafiyetleri yok. Peki ne var derseniz? Gerici faaliyetleriyle dikkat çeken birçok kuruma ve iktidara yakın şirketler teşvik var. Cübbeli Ahmet Hoca’nın onursal başkanı olduğu dernek de teşvik almış, Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu ‘Yeni Türkiye Eğitim Vakfı İktisadi İşletmesi’ de teşvik almış. Nakşibendi tarikatının ‘Muradiye Eğitim Öğretim Okulları’ da yatırım teşviki alan şirketler arasında. AKP’nin vazgeçilmezi, kamu ihaleleriyle gündemden düşmeyen Albayraklar şirketi de beşli çete olarak bilinen Kalyon ve Cengiz İnşaat da teşvik alan firmalar arasında. Yine Cengiz Holding’e bağlı şirketlerden Eti Bakır Anonim Şirketi de teşvik alan şirketler arasında. Resmi Gazete, AKP döneminde tabiri caizse padişahın dağıttığı ulufelerin okunduğu fermanlara dönüştü. Yandaşa tanınan ayrıcalıkların ilan edildiği gece yayınlanan fermanlar haline geldi. Vatandaşa, kobilere, esnafa teşvik ve ayrıcalık yok; ülkenin kaymak tabakası olarak bilinen beşli çeteye, Erdoğan’ın yedi göbek akrabalarına teşvik üstüne teşvik var. İhtiyaçları mı var? Hayır. Hiç utanmıyorlar, hiç uslanmıyorlar.

“BİRİLERİ TEŞVİKLERE BOĞULUYOR, DİĞERİ KREDİ KARTI BORCUNDAN BOĞULUYOR”

Onca teşvik arasında vatandaşın hali nedir, derseniz de vatandaşın haline bir göz atalım. Faizler yükseliyor yükselmesine fakat vatandaş başka çaresi olmadığı için kredi çekmeye ve kredi kartına borçlanmaya devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, son 3 ayda kredi kartı borçları, yüzde 8 arttı. İşte size kaymak tabaka olarak bilinen beşli çete ve sarayın akrabalarının haliyle sade vatandaşın karşılaştırmalı tablosu. Birileri teşviklere boğuluyor, diğeri kredi kartı borcundan boğuluyor. Birileri servetini büyütme çabasında, diğeri hayatta kalma çabasında. İşte biz vatandaşı yokluğa mahküm eden bu adaletsiz sisteme itiraz ediyoruz. Macera aramayan, ayakları yere basan projelerle halkın derdine çare olan yerel yönetim anlayışını önce 31 Mart’ta yerel seçimlerde, daha sonra da genel seçimlerde hayata geçireceğiz.”

Deniz Yücel açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“PROVAKATİF EYLEMLERDEN MEDET UMANLARIN AVUÇLARINI YALAYACAKLARINI SÖYLEYEBİLİRİM”

Yücel, “MYK toplantısında kampanyaya ilişkin yeni adresler belirlendi mi? Yeni bir taktik izlenecek mi” sorusuna şu yanıtı verdi:

“MYK toplantımızda tabii ki kampanya ve seçim çalışmaları gündeme geldi. Biz kampanyamızı sürekli sahadan ve saha çalışmalarından geri dönüşler alarak, kampanyamızı sürekli güncelleyerek, yenileyerek, sahadan gelen veriler doğrultusunda revize ederek yürütüyoruz. Kampanyamız çok başarılı bir şekilde yürüyor. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ve bunun da seçim sonuçları ve sandık sonuçlarını yansıyacağına inanıyoruz. Genel Başkanımızın önümüzdeki seçimlere kadar kalan sürede programları önümüzdeki günlerde açıklanır. Elbette Doğu’da, Güneydoğu’da, Karadeniz’de birçok program yapılacak.”

Yücel, İstanbul İl Başkanlığı’nda kaydedildiği iddia edilen para sayma görüntülerine ilişkin ise şunları söyledi:

“İstanbul İl Başkanlığı binamızın satın alındığı dönemde, kayıt altına alınan para sayma görüntüleriyle ilgili MYK toplantımızda herhangi bir gündem olmadı. İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu bu konuda gerekli açıklamayı yaptı. Seçimlere 20 gün kala böyle bir şeyin gündeme getirilmesi AKP iktidarının, yandaşlarının ve onlardan medet umanların yine bir panik yaşadıklarını ve çaresizlik içerisinde olduklarını çok net bir şekilde gösteriyor. Bu tip provokatif işler, bu tip çamur atma niteliğindeki işler ve eylemler her seçim öncesinde, her seçim arifesinde yaşanıyor. Dolayısıyla buradan medet umanların avuçlarını yalayacaklarını çok büyük bir rahatsızlıkla söyleyebilirim.”

“BAKANLARIN İL İL GEZMESİ AKP İÇİNDEKİ ENDİŞEYİ, KORKUYU GÖSTERİYOR”

Yücel, Bakanların 81 ilde AK Parti adayları için oy istemelerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bakanların özellikle İstanbul’da, diğer illerde seçim çalışmaları yapmaları AKP’nin yine yaşadığı çaresizliği, korkuyu, kaygıyı ve paniği bize gösteriyor. Bir taraftan bakanları, seçilmiş kişiler içerisinden değil de atanmış kişiler olarak olarak belirleyeceksiniz, Bakanları yetkisizleştireceksiniz, bürokrasiyi güçlendirdiğinizi iddia edeceksiniz. Ama bir taraftan o bakanları bakanlıkların ve devletin tüm imkanlarıyla seçim döneminde adaya çıkartıp seçim çalışması yapacağız, yaptıracaksınız. Bu hem siyasete ne kadar samimiyetsiz baktıklarını, devletin kaynaklarını, imkanlarını, kamu kaynaklarını, kendi siyasi gelecekleri, ikballer için ne kadar kaygısızca ve şuursuzca kullandıklarını bize gösteriyor. Bir taraftan da seçim kaybetmenin paniğini, yani aynı 2019’da olduğu gibi ülkemizin dört bir yanında CHP’li belediye başkan adaylarına halkımız büyük bir teveccüh gösterdi. Şu anda da daha büyük bir teveccühün arifesindeyiz. Dolayısıyla 31 Mart 2024 seçimlerinde böyle bir korku, kaygı ve panik yaşadıklarını bize gösteriyor. Kimi çalıştırırsa çalıştırsınlar, Sayın Erdoğan da bir fiil çalışsa ki çalışıyor; İstanbul’da da başka yerlerde de yerel seçimlerde AKP’nin ve Cumhur İttifakı adaylarının bir hezimete uğramasını engelleyemeyecekler.”

“SEÇİM GECESİNE İLİŞKİN TATBİKATLAR YAPILIYOR”

Yücel, “Toplantıda seçim güvenliğine dair bir başlık konuşuldu mu? Nasıl tedbirler alınacak” sorusunu şöyle yanıtlad

“Seçim güvenliğine ilişkin bir gündemimiz oldu. Seçim güvenliğiyle ilgili örgütlerimiz, her türlü çalışmayı, önlemi yapıyorlar. Seçim gecesine ilişkin tatbikatlar yapılıyor. Sandık görevlilerimiz, okul sorumlularımız, okul görevlilerimizin, bilişim sorumlularımızın katıldığı, dahil olduğu… Önümüzdeki günlerde bu önlemleri ve çalışmaları sizlerle daha somut olarak paylaşacağız. Ben buradan şunu söylemek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bir birey, vatandaşlık görevini yapmalı, sandığa gitmeli ve iradesi ne olursa olsun sandığa yansıtmalı. Sandık güvenliğiyle ilgili, seçim güvenliğiyle ilgili hiçbir yurttaşımızın herhangi bir kaygısı olmasın. CHP de bu düzenin değişmesi gerektiği konusunda iddia ortaya koyan ve çalışma yapan diğer tüm siyasi partiler de ve tabii ki yine sivil toplum kurumları, barolar da gereken çalışmaları yapıyorlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yucel-erdogan-hicbir-yerde-sansi-olmadigini-gorunce-siyasi-dilencilige-basladi/feed/ 0
CHP Sözcüsü Deniz Yücel: Provokatif işler ve çamur atma eylemleriyle uğraşıyoruz https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-provokatif-isler-ve-camur-atma-eylemleriyle-ugrasiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-provokatif-isler-ve-camur-atma-eylemleriyle-ugrasiyoruz/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19128 CHP Sözcüsü Deniz Yücel, İstanbul’daki para sayma görüntülerine ilişkin, “Bu tip provokatif işler, bu tip çamur atma niteliğindeki işler ve eylemler, her seçim öncesinde, her seçim arifesinde yaşanıyor Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına, siyasetçilere ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik. Dolayısıyla bundan medet umanların avuçlarını yalayacaklarını çok büyük bir rahatlıkla söyleyebilirim.” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı.

MYK toplantısının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yücel, Şırnak’ta şehit olan polisler ile Konya’da şehit olan askere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diledi.

Ramazanın hayırlı olmasını dileyen Yücel, bolluk ve bereket ayı olan ramazanda vatandaşın artık istedikleri gibi bir iftar sofrası kuramadığını, Et ve Süt Kurumu önündeki kuyrukların uzadığını, insanların gün ağarmadan sıraya girdiklerini söyledi.

Açlık sınırının 16, yoksulluk sınırının 53 bin lira olduğunu ifade eden Yücel, emekli ve asgari ücretlinin bırakın iftar sofrasını, ramazan pidesi bile alamayacak hale geldiğini öne sürdü. Yücel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerdeki gücümüzle, AKP iktidarında yoksullaşan vatandaşımıza destek olmak ve onları yoksulluktan kurtarmak için hiç durmadan çalışıyoruz.” dedi.

Bilimsellikten uzak ekonomi politikaları uygulanarak ülkenin iflasa sürüklendiğini savunan Yücel, vatandaşın alım gücünün aydan aya değil, günden güne düştüğünü söyledi.

Deniz Yücel, milyonlarca emeklinin geçinemediği için çalışmaya devam ettiğini belirterek, “Rahat edip, torun sevecekleri dönemde, AKP emeklileri ucuz et kuyruklarında saatlerce sıra bekleyecek hale getirdi. 70 yaşında insanlar, ekmeği ucuz alabilmek için saatlerce sıra bekliyor, kendilerine uzatılan mikrofonlardan, kameralardan emekliler utanıyor ama asıl utanması gereken AKP utanmıyor. Yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı sunan, katma değer yaratan emekliler, kendilerini yok sayan AKP’ye 31 Mart’ta hesap soracak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Koca bir işsizler ordusu oluştu”

TÜİK’in işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtmadığını öne süren Yücel, gerçek işsizlik oranının yüzde 26,5 olduğunu, gerçek işsiz sayısının da 11 milyona doğru ilerlediğini söyledi. Yücel, “AKP iktidarlarının yanlış istihdam politikalarının sonucu koca bir işsizler ordusu oluştu. Gençler iş bulamıyor. Liyakatin yok edildiği ülkemizde yurt dışına gitmeyi planlayan genç oranı yüzde 70’leri geçiyor.” diye konuştu.

AK Parti’nin, söylenecek yeni bir sözü, adaylarının açıklayacak projesi olmayınca “beka sorunu” söyleminden medet umduğunu, sınır ötesi operasyonları seçim malzemesi yaptığını savunan Yücel, “Neymiş, ‘Bu yaz Irak sınırımızı güven altına alacak çemberi tamamlayacak, terör meselesini sorun olmaktan çıkartacakmışlar.’ 22 yaz geçti, güven çemberini neden oluşturmadınız? Terör meselesini bugüne kadar neden sorun olmaktan çıkarmadınız?” ifadelerini kullandı.

CHP’li belediye başkanları ve başkan adaylarının mal varlıklarını açıkladığını dile getiren Yücel, diğer adayların da mal varlıklarını açıklamasını istedi.

Sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutlayan Yücel, “Adı bayram ama kendisi maalesef artık bayram değil. Şehir hastaneleri denilen beton yığınlarının içinde, doktorların ameliyathane temizlemek, hemşirelerin hasta, teknikerlerin ise malzeme taşımak zorunda kaldığı bir dönemdeyiz.” dedi.

Sorular

Yücel, açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Deniz Yücel, partisinin seçim kampanyasına ilişkin soru üzerine, MYK toplantısında kampanya ve seçim çalışmalarının gündeme geldiğini, kampanyayı saha çalışmalarından geri dönüşler alıp sürekli revize ederek yürüttüklerini söyledi.

Seçim kampanyasının başarılı bir şekilde sürdüğünü ifade eden Yücel, bunun sandık sonuçlarına da yansıyacağını belirtti. CHP Genel Başkanı Özel’in seçim çalışmaları kapsamında Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgeleriyle diğer illerde de birtakım programlar yapacağını ifade eden Yücel, bu programların gelecek günlerde açıklanacağını belirtti.

Deniz Yücel, İstanbul’daki para sayma görüntülerine ilişkin soru üzerine, “İstanbul İl Başkanlığı binamızın satın alındığı dönemde kayıt altına alınan para sayma görüntüleriyle ilgili MYK toplantımızda herhangi bir gündem olmadı, herhangi bir tartışma geçmedi.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bu konuda gerekli açıklamayı yaptığını bildiren Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimlere 20 gün kala böyle bir şeyin gündeme getirilmesi, AKP iktidarının, yandaşlarının ve onlardan medet umanların yine bir panik yaşadıklarını ve çaresizlik içerisinde olduklarını çok net bir şekilde gösteriyor. Bu tip provokatif işler, bu tip çamur atma niteliğindeki işler ve eylemler, her seçim öncesinde, her seçim arifesinde yaşanıyor Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına, siyasetçilere ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik. Dolayısıyla bundan medet umanların avuçlarını yalayacaklarını çok büyük bir rahatlıkla söyleyebilirim.”

Yücel, hükümette görevli bakanların seçim çalışmalarına katılmasına ilişkin bir soru üzerine, “Bakanların il il gezmeleri, özellikle İstanbul’da, diğer illerde seçim çalışmaları yapmaları, AKP’nin yaşadığı çaresizliği, korkuyu, kaygıyı ve paniği bize gösteriyor.” diye konuştu.

Bakanların, kamunun tüm imkanlarını kullanarak seçim çalışması yürüttüğünü savunan Yücel, “Kimi çalıştırırsa çalıştırsınlar, Sayın Erdoğan da bilfiil çalışsa ki çalışıyor, İstanbul’da da başka yerlerde de yerel seçimlerde AKP’nin ve Cumhur İttifakı adaylarının bir hezimete uğramasını engelleyemeyecekler.” değerlendirmesinde bulundu.

Yücel, seçim güvenliğine yönelik soru üzerine, konunun MYK’da gündeme geldiğini, seçim güvenliğiyle ilgili parti örgütlerince her türlü çalışmanın yapılıp, önlemlerin alındığını söyledi.

Seçim güvenliğine ilişkin çalışmaları gelecek günlerde somut olarak paylaşacaklarını ifade eden Yücel, “Buradan şunu söylemek istiyorum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bir birey vatandaşlık görevini yapmalı, sandığa gitmeli ve iradesi ne olursa olsun sandığa yansıtmalı. Sandık güvenliğiyle ilgili, seçim güvenliğiyle ilgili hiçbir yurttaşımızın, hiçbir vatandaşımızın herhangi bir kaygısı olmasın.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-deniz-yucel-provokatif-isler-ve-camur-atma-eylemleriyle-ugrasiyoruz/feed/ 0
Bozcaada’da Boşandığı Eşini Bıçaklayan Sanığın Yargılanması Başladı https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/#respond Thu, 14 Mar 2024 22:39:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18920 Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde boşandığı eşini bıçakla yaraladığı öne sürülen sanığın yargılanmasına başlandı.

Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “adam öldürmeye teşebbüs”, “tehdit” ve “hakaret” suçundan yargılanan tutuklu sanık Halil Karabıyık (36), müşteki Elif Gedik (35) ile avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan Karabıyık, eski eşinden 2019’da boşandıktan 3 ay sonra ikinci evliliğini yaptığını ve eski eşinin bu evliliğini kıskandığını, parasının peşinde olduğunu öne sürdü.

Olay gününden bir gün önce oğlunu ve kızını telefonla aradığını, ulaşamayınca eski eşini aramak durumunda kaldığını, bir süre konuştuklarını daha sonra eşinin telefonundan kendisinin görüntülü arandığını anlatan tutuklu sanık, “Telefona bir adam çıktı. İkisi de alkollüydü, sarılmış öpüşüyorlardı. Bana küfür etmeye başladı. Bana ‘Seni aldırırım.’ dedi. Uzatmadım, kapattım. Arkadaşımın telefonundan eski eşimin babasını aradım. Babası ‘Onun psikolojisi bozuldu. Sen onu idare et. Çocukların bana emanet.’ dedi.” diyerek savunma yaptı.

Olay günü kızını almak için Bozcaada’ya arkadaşı Batuhan Göztepe ile gittiğini anlatan tutuklu sanık, “Önce oğlumun çalıştığı yere gittim. Dayısıyla kavga ettiğini, annesinin yanına da sarhoş bir adamın geldiğini anlattı. Kız kardeşin var, annen düzgün birini bulsun dedim. Ben kızımı almaya gittim, tedirgin oldum böyle bir adamdan.” dedi.

Konuşmak için oğlu ile eski eşinin işyerine gittiğini ifade eden tutuklu sanık Karabıyık, “Elif yine alkolüydü. Düzgün birini bul, ben kız çocuğumu böyle bir adama teslim etmem dedim. Eşyasını toplarken yüzüme tükürdü ve küfür etti. Amacım ufak da olsa zarar vermekti, niyetim öldürmek değildi. Öldürme niyetinde olsam boynuna, kalbine saplardım. Küçücük bir bayan ben bunu istesem her zaman öldürürüm. Bıçakla kovaladım, marketin içinde bıçakladım, pişmanım. ” diye konuştu.

Tutuklu sanık Karabıyık ile eski eşi Elif Gedik’in küçük yaştaki çocukları U.K. (17) davada tanık olarak ifade vermek istemediğini belirtti.

Tutuklu sanık avukatı Mehmet Altın, eylemin çok net yaralama olduğunu, kasıt olsa elverişli bir silahla gerçekleştirilebileceğini savunarak, müvekkilinin “haksız tahrik altında yaralama” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Müşteki Elif Gedik ise eski eşinin uzun yıllardır kendisine şiddet uyguladığını, buna ilişkin hastane kayıtları, para ve uzaklaştırma kararlarının bulunduğunu söyledi.

Eski eşiyle anlaşmalı boşandığını ancak düzenli olarak nafaka ödemediğini ileri süren Gedik, şunları anlattı:

“2017’den beri 2. eşiyle birlikteydi. Ben ilk boşanma davasını 2017’de açtım, 2 yıl beni oyaladılar. İkinci eşine nikah kıyabilmek için benimle anlaşmalı boşandı. 2. eşine de şiddet uyguladığı için boşandılar. Söylediği gibi görüntülü arama olmamıştır. Olaydan bir gün önce konuşmak için beni aradı. Olay günü alkollü de değildim. İşyerimin önüne geldi. ‘Dükkanı kapatıp topluyorsun’ dedi. İşyerimin karşısında kimsenin olmadığı bir saatte beni parka götürmeye çalıştı. Ben gitmedim kaldırımda oturdum. Barışma teklifinde bulunuyordu. Teklifini kabul etmedim. Ağzıma tokat attı ve küfür etti. Beni öldüreceğini anladım. Cebinde bıçak vardı. Beni tek başıma götürmeye çalıştı. O sırada çalan telefonuna bakarken arkadaki markete doğru koştum ve eski eşim beni öldürecek diye bağırdım. Göğsüme hamle yaptı. Marketteki insanlar araya girdi. Akciğer, karaciğerimden hasar aldım, kaburgam kırıldı.”

Başka bir suçtan tutuklu bulunan Batuhan Göztepe, duruşmada tanık olarak dinlendi. Göztepe’nin, duruşma sırasında anlattıkları ile savcılık ve emniyetteki ifadelerinin çeliştiği tespit edildi.

Avukat Altın, müvekkili Karabıyık, müşteki Elif Gedik ve olaydan bir gün önce Gedik’in yanında olduğu öne sürülen kişinin telefon kayıtlarının incelenmesini talep etti.

Söz konusu telefon kayıtlarının talep edilmesine, tutuklu sanık Karabıyık’ın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Nisan tarihine erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/feed/ 0
Konya Büyükşehir Belediyesi, Ereğli’ye Bilgehane kazandırıyor https://www.haber60.com.tr/konya-buyuksehir-belediyesi-eregliye-bilgehane-kazandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/konya-buyuksehir-belediyesi-eregliye-bilgehane-kazandiriyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:51:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18888 Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi tarafından Ereğli ilçesine kazandırılacak Bilgehanenin temel atma törenine katıldı.

Erdeğli’deki temel atma töreninde konuşan Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Oprukçu, Büyükşehir Belediyesi ile Ereğli Belediyesi el ele verince Ereğli’de çok güzel şeyler olduğunu belirterek, “Büyükşehir Belediye Başkanıma çok teşekkür ediyorum. Şimdiden Ereğlimize hayırlı, uğurlu olsun. Ereğli’de sizinle birlikte yol yürümek bizim için şeref olacak. İnşallah Ereğli’nin geleceği, istikbali için huzur şehri Ereğli olabilmesi için sizinle, arzu ettiğimiz uyumu huzurla yaşama ve nihayetinde Ereğlimizi tertemiz pırıl pırıl Konya’nın en güzel köşelerinden biri yapma gayretimiz var” dedi.

“Ereğli’nin menfaatine ne varsa altına imza atarım”

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2014 Büyükşehir Yasası’ndan bu yana Ereğli’de önemli işler gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Ereğli, merkezin dışındaki en büyük ilçemiz. Gün gelip bir yer il olacaksa Ereğli’nin il olması için en başta ben sizinle beraber hareket ederim. Biz bunu bir ayrılık olarak görmeyiz. Ereğlililer neden mutluysa biz ondan mutlu oluruz. Ereğli’nin menfaatine ne varsa Uğur İbrahim Altay, onun altına imza atar” ifadelerini kullandı.

“Güncel bedelle yaklaşık 250 milyon liralık bir yatırım gerçekleştiriyoruz”

Bilgehanelerin gençler için artık bir marka haline dönüştüğünü dile getiren Başkan Altay, “Hep söylediğimiz bir şey var; üçlü olsun, güçlü olsun diye. Aslında bunun en güzel örneğini burada görüyoruz. Burası Adalet Bakanlığına ait bir binaydı. Hükümetimiz tarafından Ereğli Belediyemize devredildi. Üçlünün birinci ayağı görevini yaptı. İkinci ayak, Ereğli Belediyemiz, o da bu hizmeti vermek için Büyükşehir Belediyemize devretti. Biz de güncel bedelle yaklaşık 250 milyon liralık bir yatırım gerçekleştiriyoruz. İnşallah çocuklarımızın yarınlarına imza atacakları, sosyal ve kültürel etkinlikleri içinde barındıran 6 bin 100 metrekarelik inşaat alanımızla dersliklerimiz, kütüphanemiz, konferans salonumuz; ayrıca KOSKİ’nin hizmetlerini daha iyi yapabilmesi için Ereğli Belediyesinin hemen yanında bir hizmet alanıyla birlikte bütüncül bir çözüm üreteceğimiz bir inşaatın hep birlikte temelini atıyoruz. İnşallah en kısa sürede tamamlayarak Ereğlimize kazandırmış olacağız. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.

Cephe iyileştirme çalışması ve Millet Bahçesi açılacak

Cuma günü Ereğli’de Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla birtakım açılışlar gerçekleştireceklerini de aktaran Başkan Altay, “İnşallah sizin evladınız Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın katılımıyla meydanda hem cephe iyileştirmemizin açılışını hem de Millet Bahçemizin açılışını hep birlikte yapmayı arzu ediyoruz. Sonrasında Salı günü inşallah Büyükşehir Belediyemizin yatırımı olan Kamyon Garajı’nın da temelini atarak bu dönemdeki işlerimizi tamamlamış olacağız. Sadece 3 günde Büyükşehir Belediyemizin Ereğli’ye kazandırdığı yatırımın toplam tutarı 650 milyon lirayı bulmuş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun” dedi.

Ereğli’ye toplamda güncel bedelle 2,5 milyar yatırım

Başkan Altay, Ereğli’nin ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli hizmetleri ilçeye kazandırdıklarını vurgulayarak, “Biz Ereğli’ye hiç heybemiz boş gelmedik. KOSKİ’miz ilçe ve mahallelere 52 kilometre kanalizasyon, 86 kilometre içme suyu hattı gerçekleştirdi. Yine Fen İşlerimiz 65,5 kilometre mahalle yolunu, 51 ton sıcak asfaltı, 449 bin metrekare parkeyi Ereğli’mize kazandırdık. Mayıs seçimlerinden önce gelerek, merkez dışında yaptığımız iki yarı olimpik yüzme havuzundan biri olan Ereğli Yarı Olimpik Yüzme Havuzumuzun açılışını gerçekleştirmiştik. Geçtiğimiz hafta geldiğimizde 8 okulumuzun suni çim sahasını açtık. Kamyon Garajımızın ihalesini gerçekleştiriyoruz. Tarihi Kent Meydanı’nın cephe sağlıklaştırmasını da gerçekleştirmiş olacağız. Böylece Büyükşehir Belediyesi olarak Ereğli’ye güncel bedelle 2,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirmiş olduk. Hayırlı, uğurlu olsun” değerlendirmesinde bulundu.

Başkan Altay, 17 Mart Pazar günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşecek Konya Mitingine tüm Ereğlilileri davet etti.

“Ereğli bizim gözbebeğimiz”

AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı ise, Ereğli’ye kazandırılacak Bilgehanenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, “Öncelikle bu güzel eseri Ereğlimize kazandırmak için gayret gösteren Hüseyin Oprukçu Başkanımıza ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’a Konyalılar adına, Ereğliler adına teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Biz sadece bugünler için çalışmıyoruz. Biz yarınlarımız için de çalışıyoruz. Ereğli bizim gözbebeğimiz. Ereğli, Konya’nın 31 ilçe içerisinde en nadide ilçelerden bir tanesi. İşte önümüzdeki dönem inşallah Hüseyin Başkanla devam ettiğimizde, Uğur Başkanla devam ettiğimizde Ereğli hak ettiği hizmeti çok daha güçlü bir şekilde alacak. Bu güzel yatırımın Bilgehanenin şimdiden Ereğlili hemşerilerimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Ereğli’ye kazandırılacak Bilgehane ve hizmet binasının temeli atıldı. Programa; AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Yıldırım ile Necati Sametoğlu, AK Parti Ereğli İlçe Başkanı İbrahim Erol ve MHP İlçe Başkanı Musa Yılmaz da katıldı.

Başkan Altay Emirgazi’de esnaf ve vatandaşla buluştu

Daha sonra Emirgazi ilçesine geçerek vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Altay, Seçim Koordinasyon Merkezi’ni de ziyaret etti. Burada Başkan Altay’a AK Parti Konya İl Yönetim Kurulu Üyesi Necati Sametoğlu, Emirgazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Nurişen Koçak, AK Parti Emirgazi İlçe Başkanı Uğur Çanakçı, MHP Emirgazi İlçe Başkanı Mehmet Tanrıverdi eşlik etti. Ardından Karapınar’da esnafla buluşan Başkan Altay, Büyükşehir tarafından asfalt ve altyapısı yapılan Meke Sanayi Sitesi’ni de ziyaret etti. Her zaman üreticinin ve esnafın yanında olduklarını vurgulayan Başkan Altay’a burada da Karapınar Belediye Başkanı Mehmet Yaka, Cumhur İttifakı Karapınar Belediye Başkan Adayı İbrahim Önal, AK Parti İlçe Başkanı Yusuf Zengin ve MHP İlçe Başkanı Ercan Alp eşlik etti. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/konya-buyuksehir-belediyesi-eregliye-bilgehane-kazandiriyor/feed/ 0
Telekomünikasyon Şirketi Odine Halka Açılma Sürecini Başlattı https://www.haber60.com.tr/telekomunikasyon-sirketi-odine-halka-acilma-surecini-baslatti/ https://www.haber60.com.tr/telekomunikasyon-sirketi-odine-halka-acilma-surecini-baslatti/#respond Thu, 14 Mar 2024 04:04:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18765 Sektörünün geleceğine yön veren yenilikçi çözümleri ve mühendislik gücüyle dikkat çeken ve de yerli ve global alanda faaliyet gösteren telekomünikasyon şirketi Odine, devrim niteliğindeki adımlarından biri atarak halka açılma sürecini başlattı. İşte tüm detaylar…

Odine, halka açılma sürecini başlattı! Tarih: 13-14-15 Mart

Odine’nin çözümleri arasında yazılım tanımlı ağlar, sanallaştırma ve bulutlaştırma gibi teknolojiler yer alıyor. Bu çözümlerle müşterilerinin geleneksel altyapılarını dönüştürerek sürdürülebilir bir gelecek inşa ediyor ve global telekom şirketlerine dünya standartlarında sürdürülebilir ağlar oluşturmalarında yardımcı oluyor. Zaten şirket, 20 yıllık deneyimi, 170’ten fazla global müşterisi ve 25 teknoloji partneriyle sektörde de öne çıkıyor.

Odine CEO’su Alper Tunga Burak, dijital dönüşüm rüzgarında telekomünikasyon sektörünün önemli bir dönüm noktasında olduğunu ve Odine Teknoloji’nin bu dönüşümde Türkiye’den global arenaya taşınabilecek kilit bir oyuncu olduğunu söylüyor. Halka arzla elde edilecek gelirin büyük bir bölümü yurtdışı yatırımlarında kullanılacak. Bu da Odine’nin global pazardaki varlığını güçlendirecek ve daha fazla inovasyon yapma kapasitesini artıracak.

Bakan açıkladı! Türkiye, 5G’ye ne zaman geçiyor?

Odine’nin halka arzının daha ilk günden Borsa İstanbul’da 2024’te dikkatleri üzerine çektiğini gördük. Şirketin ödenmiş sermayesi halka arz sonrası 110 milyon 500 bin liraya ulaşacak. Halka açıklık oranı da yüzde 40 seviyesinde olacak.

Dolayısıyla genel olarak Odine, halka arz gelirlerini yurtdışı büyüme stratejileri, işletme sermayesi ve yeni ürün geliştirmeleri için kullanmayı planlıyor. Aynı zamanda da Türkiye’nin 5G altyapısının geliştirilmesinde önemli bir rol oynayarak ülkenin teknolojik gelişimine katkı sağlayacak. Kısacası şirket, global teknoloji müteahhidi olarak konumunu güçlendirmeyi başarıyor ve yatırımcılarına da ortak olma şansı tanıyor.

Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ halka arz taleplerini 13 – 15 Mart tarihlerinde toplayacak. Şirket paylarının satışı 15 Mart Cuma günü saat 17.00’ye kadar devam edecek olup pay talebinde T1 ve T2 bakiyeleri kullanılamayacak.

Halka arz 1 lira nominal değerli hisse başına 30 liradan olacak. Talep toplama döneminde 2 milyon kişinin katılması halinde 14 lot, 3 milyon kişi katılırsa 9 lot vermesi bekleniyor. Sırasıyla 2 milyon 500 bin kişi olursa 11 Lot 330 TL, 3 milyon kişi olursa 9 Lot 270 TL, 3 milyon 500 bin kişi olursa 8 Lot 240 TL ve 4 milyon kişi olursa 7 Lot 210 TL şeklinde olacak.

Halka arza ilişkin bilgiler

İhraççıOdine Solutions Teknoloji Ticaret A.Ş Halka Arz Tarihi13 – 14 – 15 Mart 2024Talep Toplama SaatleriBanka kanalları aracılığıyla;

13 Mart 2024 Çarşamba günü 09: 00-23: 50,

14 Mart 2024 Perşembe günü 09: 00-23: 50,

15 Mart 2024 Cuma günü 09: 00-17: 00 saatleri arasında talep toplama yapılacaktır Halka Arz Öncesi Sermaye88.400.000 TL Halka Arz YapısıSermaye Artırımı: 22.100.000 Nominal (%50)

Ortak Satışı: 22.100.000 (%50)Halka Açıklık Oranı%40,00Ek SatışYokturHalka Arz Fiyatı30,00 TLHalka Arz Büyüklüğü1.326.000.000 TLTahsisat Dağılımı*%60 Yurt İçi Bireysel Yatırımcılar

%35 Yurt İçi Kurumsal Yatırımcılar

%5 Yurt Dışı Kurumsal YatırımcılarDağıtım YöntemiYurt İçi Bireysel Yatırımcılara Eşit DağıtımSatmama TaahhüdüŞirket ve ortaklar için 1 yılFiyat İstikrarı15 gün boyunda gerçekleştirilmesi planlamaktadır

]]>
https://www.haber60.com.tr/telekomunikasyon-sirketi-odine-halka-acilma-surecini-baslatti/feed/ 0
Galatasaray, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a Yanıt Verdi https://www.haber60.com.tr/galatasaray-fenerbahce-baskani-ali-koca-yanit-verdi/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-fenerbahce-baskani-ali-koca-yanit-verdi/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:46:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18748 Galatasaray, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un bugün canlı yayında düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalara yönelik bir paylaşımda bulunarak ezeli rakibine yanıt verdi.

“PSİKOLOJİDE YANSIMA”

Sarı-kırmızılılardan yapılan açıklamada, “PSİKOLOJİDE YANSITMA: Kişinin sahip olduğu olumsuz duygularını ve kabul edilemez özelliklerini, karşısındakinde varmış gibi yaptığı savunma mekanizmasıdır.

TFF ve hakemler tarafından sürekli kollanarak, lehine verilen son saniye haksız penaltılar ve kırmızı kartlarla rakiplerinin puanlarını çalıp, kaygı ve korkuyla herkesi sindirmeye çalışan; daha 3 gün önce haksız hakem kararlarıyla kazanmasına rağmen, sürekli mağdur edebiyatı yapanların, mahcup olup sessiz kalması gerekirken; kazanmak için her yol mübah anlayışıyla, Trabzonspor maçında puanları bir kez daha gasp etmek için yaptığı, yalan ve iftiralarla dolu açıklamalarını onlar adına utanarak esefle izledik. Gözünü kırpmadan yalan söyleyen bu kişinin tüm yalanlarını kamuoyuna anlatmak birinci vafizemizdir” ifadeleri yer aldı.

ALİ KOÇ NE DEMİŞTİ?

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç düzenlediği basın toplantısında, “Rakibimizin atanmış başkanıyla ilgili düşüncelerimi paylaşacağım. Şunu kastediyoruz, Sayın Başkan birkaç kez niye üçüncü kez başkanlığa geldiği sorulduğunda “Sayın Cumhurbaşkanımız rica etti” dedi. Öğrendim, dışarıdan birkaç dokunuş olmuş. Son dönemde tenhada nasıl, umumide nasıl bir kişi olduğunu anlatacağım. Algı işleri bunların DNA’sında olduğu için gidecekleri yolun sınırı yoktur. İddia ettiği hayali koalisyonları tanımlarken, Çanakkale Savaşı’nda düşman güçlere karşı yapılan mücadeleye benzetiyor. Hadi oradan! Cesaret hap mı almış, yaşı itibariyle mi… Git ‘Zaferin Rengi’ filmini izle Sayın Başkan… Neyin, ne olduğunu daha iyi anlarsın.”

“Birkaç ay önce, Bayern Münih maçı günü veya bir gün önce.. Bir ziyaretçim vardı, telefonu çaldı ve arayan Dursun Özbek’ti. Acil görüşmek istediğini ve Gayrettepe’deki otelinde randevulaştılar. Ortak dostun anlattığına göre, Dursun Özbek orada kendisine “Ortam çok gerildi. Bu nedenle seviyesiz insanlar ortaya çıkıyor” demiş. “Kulüpler Birliği’nde tek dostluk yapacağım kişi Ali Bey’dir. Ortam çok gerildi, istenmedik olaylar yaşanabilir. Ali Bey ile kimsenin bilmediği bir ortamda buluşup yol haritası çizmek isterim. TFF Başkanı, bizi birbirimize düşürüp, keyifle izliyor. Kendisi seviyesiz bir adam. Hatta geçen gün Ali Bey ile bana aynı anda toplantı saati verip, bizi aynı masaya oturtarak gereksiz tartışma çıkmasına vesile oldu. Biz tartışırken, TFF Başkanı koltuğunu çizip gülerek izliyordu.” Burası doğru oldu bu olay. “Bende o an bütün taşlar oturdu. Ali Bey’in, benim veya istersen senin evinde oturup konuşmak istiyorum. Zaten bizim birbirimizle problemimiz yok. Bunlara karşı mücadele edelim. Ali Bey ile konuş, bu hepimiz için iyi olacaktır. Lütfen bunu Ali Bey’e ilet.” diyor. Görüşmede kendi camiası içinde kendine karşı kumpaslar kurulduğunu, seçim için arkasından çalışmalar yapıldığını ve yapılan paylaşımlardan kendisinin haberi olmadığını belirtiyor.”

“Ortak dostumuz bu görüşmeyi bana aktardı. Toplumu sakinleştirmek ve devlete yardım etmek için bu görüşmenin iyi olacağını bu söyledi. Ortak kişiye ‘Ben güvenmiyorum, samimi de bulmuyorum.’ dedi. Aradaki dost ‘Ben kimseye kefil olmama ama 74 yaşındaki bir kişini bu isteği normal değil” diye görüş belirtti. Ben de buluşabileceğimizi ilettim. O tarihten bir hafta sonraki cumartesi günü için konuştuk. Bir sonraki gün Kulüpler Birliği Toplantısı oldu. Ortak dosta ‘Ali bey, baba çok samimi davrandı’ demiş. Toplantıya 24 saat kala hakkımda çok ağır açıklamalar yaptılar. Ben de toplantıyı iptal ettim. Ortak dostumuza samimi olmadıklarını ve böyle bir toplantının olmayacağını söyledim.”

“Bunlar ne halkı, ne devlet, ne milleti umursayan insan değiller. Dursun Özbek bunları yalanlamaya kalkabilir. O zaman bu aradaki dost, olanı ve biteni anlatacak dürüst kişidir. İnşallah yalandır, inşallah. Telefon konuşmaları, saatleri… Ofise gidişi.. hepsi kayıtlıdır. Toplantıyı bilen birkaç kişi daha varmış, onu da sonradan öğrendim. Bunu anlatmak tarzım değil ama bir taraftan görüşelim, bir taraftan çok sert açıklamalar… Vefat etmiş aile üyesi üzerinden alçakça açıklamalar yapmak.. Tanıyın istedim.”

“Aileme dil uzatabilecek kadar küçülecek bir adamın kim olduğunu görün istedim. Zaten laflar, onun lafları değil. Belli bir yerden alışık olduğumuz laflar. Bir yerden güç alıyorlar. Bu insanlar kendi çıkarları için devlet düşmanlığını, vatan hainliğini ve hükümet düşmanlığını korurlar.”

“Bu açıklamaları istememe rağmen yapıyorum. Yarışın dinamikleriyle oynayan ve sınır tanımayan bir üslup var. Alttan alalım dedikçe, vefat eden aile üyelerini işin içine çekmeye kadar varan alçaklıkla mücadele ediyoruz. Sporun önüne dış etkenler geçti. Yazık. Bu böyle olmamalı. Artık çıkıp bunların DNA’sını anlatmak, zorunlu bir hal aldı. Bunları başkalarının da yapması lazım. Bunlara cevap vermedikçe, tüm kurumlar üzerine hegemonya kurma arzusuna devam edecekler.” ifadelerini kullanmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-fenerbahce-baskani-ali-koca-yanit-verdi/feed/ 0
Ayvalık Belediyesi Sosyal Anlamda İhtiyaç Sahiplerine Yardım Ediyor https://www.haber60.com.tr/ayvalik-belediyesi-sosyal-anlamda-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/ayvalik-belediyesi-sosyal-anlamda-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 00:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18607 Balıkesir (İHA) – Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, sosyal belediyecilik alanında yapmış olduğu çalışmalarla öne çıkan Ayvalık Belediyesi’nin başarılı başkanı Mesut Ergin, ilçede sosyal anlamda yaptıkları işlerle, “5 yılda kimsesizlerin kimsesi” olmaya çalıştıklarını söyledi.

Ayvalık Belediyesi; pandemi döneminde evlerine kapanmak zorunda kalan yaklaşık 2 bin 500 aileye bünyesindeki Aşevi’nden iki öğün yemek çıkarıp, belediye personeliyle de bu yemekleri tek tek ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine götürerek, o dönemde evlerinde tek başına yaşamak zorunda kalan yaşlı, engelli ve ihtiyaç sahibi vatandaşların kalbinde taht kurmayı başarmıştı. Bu başarının sırrını gazetecilere açıklayan Başkan Ergin, “Biz gerek Küçükköy Belediye Başkanlığı dönemimizde, gerekse de Ayvalık Belediye Başkanlığı sürecinde sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet vermeye çalıştık. Halk’a hizmetin, Hakka hizmet olduğu şiarıyla yaptığımız çalışmalarımızda, ilçemiz de ihtiyaç sahibi bir tek bile çocuğun yatağa aç girmemesi, gözü yaşlı bir tane bile ihtiyaç sahibi vatandaşımızın kalmamasına yönelik çaba gösterdik” dedi.

5 yıllık Ayvalık Belediye Başkanlığı döneminde, kendileri için en zor dönemin pandemi süreci olduğunu vurgulayan Mesut Ergin, ” Bu süreçte sadece ülkemizde değil, dünya genelinde yaşanılan o olağanüstü durumun, Ayvalık’ımızda da olumsuz yansımalarını yaşadık. Birçok önemli hamleyi hayata geçirmeyi planladığımız o dönemde, ülkemiz genelinde olduğu gibi halkımızın yaralarını sarabilmek için mücadele vermek zorunda kaldık. Virüsün yayılmaması adına alınan ciddi tedbirler dahilinde, özellikle kimsesizlerin kimsesi olmaya çalıştık. Bu çerçevede; evlerinde yapayalnız yaşayan yaşlılarımız, ihtiyaç sahibi ailelerimizin tüm fertleri ve bu ailelerin çocukları için yoğun mesailer harcadık. Belediye olarak hayırsever vatandaşlarımızın da destekleriyle aşevimizde pişirip, kotardık ve sıcak yemekleri vatandaşlarımıza ulaştırmaya çalıştık. O dönemler Covid 19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın cenazelerini steril şartlarda ve dini vecibeleri harfiyen yerine getirerek defnetmeye özen gösterdik. Yakınlarını kaybedenlerin acılarını paylaştık. Entübe edilip, sonrasında hayata tutunabilmeye çalışan vatandaşlarımızın hayata dönüşlerinin sevincine onlarla kucaklaşarak ortak olduk. Doğrusu hem dünya genelinde insanlık, hem de ülke olarak çok kötü bir dönemdi o süreç. Allah bir daha öylesi günleri bizlere yaşatmasın” temennisinde bulundu.

Ayvalık Belediyesi olarak sosyal açıdan verdiklerin hizmetlerin yelpazesinin oldukça geniş olduğunu hatırlatan Başkan Ergin, “Mesela Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüz bünyesindeki hasta nakil ambulansları ve binek otomobillerle her gün tamamen ücretsiz olarak başta Balıkesir, İzmir, Manisa olmak üzere çevre il ve ilçelerdeki hastanelere, Ayvalık’ta ikamet eden hastaları götürüp, getirmeyi tüm hızıyla sürdürüyoruz. Biz; sosyal belediyecilik anlayışını öne alan bir belediyeyi yönetiyoruz. Bizim için önemli olan, sıkıntılı ve karanlık günlerinde vatandaşlarımızın yanında olabilmektir. Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana da bu misyonumuzu yürütmeye çalışıyoruz. Her gün çevre il ve ilçelerdeki hastanelerde, hastalıklarına şifa arayan vatandaşlarımıza ücretsiz nakil hizmetlerimizi veriyoruz. Bunun dışında yine aynı birimimizin bünyesinde vefat eden vatandaşlarımızı da tamamen ücretsiz olarak kabristanımızda defnediyor ve tüm cenaze masraflarını da üstleniyoruz. Kara günlerde insanımızın yanında olmak, acıları paylaşmak bizim geleneğimizden gelmektedir. Ayvalık’a yakışan da budur. Biz de Ayvalık Belediyesi olarak bunu yapmaya çalışıyoruz. Çünkü biz; her zaman “Kimsesizlerin kimsesi” olmaya özen gösteren bir anlayışla Ayvalık Belediyesi’ni yönetmeye çalıştık ve çalışacağız” diye konuştu. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayvalik-belediyesi-sosyal-anlamda-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/feed/ 0
Beyoğlu’nda Taksici, Fas Uyruklu Yolcuyu Darp Ederek Ölümüne Neden Olduğu İddiasıyla Yargılanıyor https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/ https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18489 Beyoğlu’nda taksiye binmek için el kaldıran Fas uyruklu Jamal Doumane’yi taksiye almadığı, bunun üzerine aracın bagaj kısmına vuran Doumane’yi inip darp sırasında yere düşürerek ölümüne neden olduğu iddia edilen taksici hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, “Aracın arkasından vurunca olay gelişmiştir. Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim. Şahsa zarar verme gibi bir niyetim yoktu, keşke o gün işe çıkmasaydım da böyle olmasaydı” dedi.

Beyoğlu’nda taksiye binmek için el kaldıran Fas uyruklu Jamal Doumane’yi taksiye almadığı ve bunun üzerine aracın bagaj kısmına eliyle vuran Doumane’yi inip darp sırasında yere düşürerek ölümüne neden olduğu iddia edilen taksici Doğan Güç’ün yargılanmasına başlandı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Doğan Güç ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya vefat eden Jamal Doumane’nin eşi ile kızı da ‘müşteki’ sıfatıyla katıldı.

“Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim”

Duruşmada savunma yapan sanık Güç, olay günü Taksim’de taksici olarak çalıştığını söyleyerek, “Bir yolcum vardı, onu indirdikten sonra devam ettim. Sonra Doumane’yi gördüm, kendisine yol verdim yolun karşısına geçtikten sonra ben seyir halindeyken aracımın arkasına yumruk attı. Ben de bunun üstüne inip aracımı kontrol ettim, aracımın hasar gördüğünü ve bunu neden yaptığını sordum. Bana bağırmaya başladı, ben de kendisini uyardım. Kendisinin alkollü olduğunu düşündüm, önce kendisine vurmadım. Başımı belaya sokmamak için kendimi geri çektim, ben sadece kendimi savundum. Şahıs yerdeyken bile kendisine vurmadım istesem yerde de vururdum. Sosyal medyadan karaladılar beni bu durum da psikolojimi bozmuştur. Mağdurum. İlk hamle vefat edenin kendisinden gelmiştir. Bana İngilizce ile Türkçe karışık küfür etmiştir. Aracın arkasından vurunca olay gelişmiştir. Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim. Şahsa zarar verme gibi bir niyetim yoktu, keşke o gün işe çıkmasaydım da böyle olmasaydı. Ben normal, ekmeğinde olan, sıradan bir insandım” dedi.

Sanığın savunması boyunca vefat eden Doumane’nin kızı, gözleri yaşlı bir şekilde gülümseyerek savunmayı dinledi.

“Türkiye’den ve mahkemeden adalet talep ediyorum”

Ölen Doumane’nin müşteki eşi Fatma Doumane ise tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, 30 yıldır eşiyle evli olduğunu, 3 çocuklarının bulunduğunu söyleyerek, “Biz 11 yıldır Türkiye’deyiz, 11 yıldır ailecek, eşim de dahil hiçbir suça karışmadık. Ne emniyetle, ne hükümetle ne de vatandaşla hiçbir şekilde sorun yaşamadık. Çocuklarım burada okumaktadır. Türkiye’den ve mahkemeden adalet talep ediyorum. Eşim güvenlik elemanıdır, 9 yıldır bir barda çalışırdı. Türkçe bilmezdi, alkol kullanırdı ama kendinden geçecek kadar kullanmazdı. Herhangi bir sağlık problemi de yoktu” şeklinde konuştu.

“Eşim benim evimin direğiydi”

İfadesine devam ettiği sırada gözyaşlarıyla sözlerine devam eden müşteki Fatma Doumane, “Eşim benim evimin direğiydi. Maddi, manevi ve psikolojik sıkıntıya düşmemizin nedeni sanıktır. Ailemizin düzenini bozdu. Bu şahıs özetle bizim hayatımızı mahvetti, o günden beri ne gündüz ne de gece uyuyamıyorum. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Bir babam vardı, aldı elimden”

Duruşmada vefat eden Doumane’nin kızı ise Türkçe ifade vermek istediğini belirterek, “Ben affetmiyorum, bizim hayatımızı alt üst etti. Bir babam vardı, aldı elimden. Ne yaşayabiliyorum, ne de bir şey yapabiliyorum. Bu arada babamın İngilizcesi yoktu, Türkçesi de yoktu. Sadece Arapça bilirdi. Ben adalet istiyorum” ifadelerini kullandı.

Mütalaa hazırlanacak

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Doğan Güç’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine de hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Doğan Güç’ün ‘kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ suçundan 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum” https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ramazanin-dunyadaki-butun-masum-milletlerin-kurtulusuna-vesile-olmasini-temenni-ediyorum/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ramazanin-dunyadaki-butun-masum-milletlerin-kurtulusuna-vesile-olmasini-temenni-ediyorum/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18366 TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum”

“Gazze’deki soykırım boyutlarına çoktan varmış olan bu katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum”

ANKARA – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bu Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Gazze’deki soykırım boyutlarına çoktan varmış olan bu katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum” dedi.

Kurtulmuş, gazetecilerle Tören Salonu’nda iftar yemeğinde buluştu. Kurtulmuş yemekten sonra yaptığı konuşmada, üç konuya değindi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edildiğini hatırlatarak, “İnşallah İstiklal Marşı’nın vermiş olduğu milli hassasiyetlerimize sahip çıkma erdemine, her zaman sahip çıkarak yolumuza devam edeceğiz ve özellikle günümüzün türbülanslı bu uluslararası ilişkilerinin ortaya koyduğu özellikle bölgemizdeki sıkıntıların giderek yoğunlaştığı dönemde İstiklal Marşı’nın bize sağladığı bu ruh hali içerisinde dimdik ayakta duracağız. Ortak hedeflerimize doğru, Türkiye’yi cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye’nin yüzyılında hedefleriyle buluşturacak çalışmaları gerçekleştireceğiz. Onun için 103. yılında olduğumuz İstiklal Marşı’mızı her gün belki defalarca duyuyoruz, dinliyoruz ama her dinlediğimizde, bütün ruhumuzla hissederek ve oradaki ‘korkma’ diye başlayan, cesaret veren, ilham veren o cümleleri hayatımıza rehber etmek, herhalde bizim milli hassasiyetlerimizi çoğaltmak ve sürdürmek bakımından en önemli gücümüzdür. En kuvvetli milli ortak değerimizdir” ifadelerini kullandı.

12 Mart 1971 darbesine değinen Kurtulmuş, “12 Mart 1971 darbesinin gerçekten Türkiye’de milli iradeye ne kadar büyük bir darbe vurduğunu, o darbe ile adını belki muhtıraydı. Belki dönemin Genel Kurmay Başkanı, Memduh Tahmaç ve arkadaşlarının, dönemin Cumhurbaşkanına ’32. hükümet düşsün, istifa etsin’ talebini dile getirdiği bir muhtıraydı ama, maalesef Türkiye’nin siyaset yapısına yapmış olduğu o müdahaleyle, uzun yıllar boyunca Türkiye siyasetinin denkleminin yerli yerine oturmasını da engellemiş olan bir antidemokratik darbeydi. Bu özelliğiyle, 1971’in 12 Mart’ını da öncesi ve sonrasında ortaya koyduklarıyla, hiç unutmamamız gerektiğinin altını çizmek istedim. Nasıl İstiklal Marşı, bize özgürlüğümüzü, milli hassasiyetlerimizi, milli hasletlerimizi bir ve beraber olmamızı ifade eden manifesto maliyetinde bir bildiri ise, bu anlamda ortak milli hassasiyetlerimizi yansıtan bir milli deklarasyon ise, aynı şekilde 12 Mart’ta demokrasiye, milli iradeye sahip çıkmamızı bize hatırlatan fevkalade değerli ortak bir uyarı mesajıdır” dedi.

Başta Gazze’de olmak üzere yine dünyanın birçok yerinde, bu iftar saatine yaklaşırken, Allah-u Ekber sesinin nidasını beklerken, sofrasına koyacak bir lokması olmadığı gibi, sofrasını emniyet içinde yemeğini tamamlayacak bir emniyetin de olmadığı nice Müslümanlar olduğunu belirten Kurtulmuş, “Burada biz konuşurken, biraz sonra haberlerde duyacağız. Maalesef, lokmalar ve sözler boğazımızda düğümleniyor. Belki bu akşam iftar saatinde yine onlarca Filistinli masum sivil, kadın, çocuk, bebek, İsrail’in uçakları, bombalarıyla hayattan koparmış olacaklar. İsrail’in saldırgan hükümetine karşı dünya hiçbir şey yapamıyor. Zaten çoktan 35.000’i aşmış olan Filistinli masumların şehadeti dünyayı arşı alaya tutuyor. Bu çerçevede özellikle Güney Afrika’nın uluslararası adalet divanındaki davasıyla birlikte esasında Filistin davasında da yeni bir sürecin başladığını söylememiz gerekir. Ben bir kere daha buradan Ankara’da Türkiye’mizin başkentinden birinci apartheid rejimini yıkan Güney Afrika halkına ve Güney Afrika’nın hükümetine, ikinci apartheid rejimini yıkmak üzere başlattıkları, uluslararası adalet divanındaki bu başlangıç, bu mahkeme için şükranlarımızı ifade ediyorum. Bu süreç içerisinde ilk günden bugüne kadar ve bundan sonra belki 10 yıllar boyunca sürecek Filistin davası içerisinde sadece Netenyahu ve hükümeti değil aynı zamanda bir hesaba çekilmektedir. Başından itibaren İsrail’in saldırganlığına kayıtsız, şartsız destek verenler. Hiç şüphesiz İsrail hükümetinin birebir ortağı, birebir bu katliamın paydaşlarıdır” diye konuştu.

Kurtulmuş şöyle konuştu:

“Biz Gazze’yle meşgul olurken şu anda Filistin topraklarının tamamında Filistin halkına karşı büyük bir zulüm işlenmeye devam ediyor. İslam’ın üç büyük kutsal mekanından birisi olan Mescid-i Aksa’nın bu Ramazan ayında da oraya girişler, insanlar tarafından rahatça, serbestçe girilmesi engelleniyor. Bütün bunların ortadan kaldırılabilmesi için kararlı ve şuurlu bir şekilde hareket etmemiz lazım. Bundan sonra yeni bir dönem başlamıştır. İsrail ve Netanyahu hükümeti giderek uluslararası alanda daha yalnız hale gelecektir. Buna karşı az evvel de ifade edildiği gibi başta İslam ülkeleri olmak üzere bölge ülkeleri şuurlu bir şekilde bunu önleyecek adımları atmak mecburiyetindedir. Artık dünyanın hiçbir yerinde, bütün dünyanın Latin Amerika’dan Avrupa’ya kadar dünyanın dört bir tarafında insanlar da bu zulmün durdurulması için sesleri daha fazla çıkaracaklardır. Bu Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Gazze’deki soykırım boyutlarına çoktan varmış olan bu katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ramazanin-dunyadaki-butun-masum-milletlerin-kurtulusuna-vesile-olmasini-temenni-ediyorum/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Gazze’deki katliamın durdurulmasını umut ediyor https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-gazzedeki-katliamin-durdurulmasini-umut-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-gazzedeki-katliamin-durdurulmasini-umut-ediyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18359 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bu Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Gazze’deki soykırım boyutlarına çoktan varmış olan bu katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum” dedi.

Kurtulmuş, gazetecilerle Tören Salonu’nda iftar yemeğinde buluştu. Kurtulmuş yemekten sonra yaptığı konuşmada, üç konuya değindi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edildiğini hatırlatarak, “İnşallah İstiklal Marşı’nın vermiş olduğu milli hassasiyetlerimize sahip çıkma erdemine, her zaman sahip çıkarak yolumuza devam edeceğiz ve özellikle günümüzün türbülanslı bu uluslararası ilişkilerinin ortaya koyduğu özellikle bölgemizdeki sıkıntıların giderek yoğunlaştığı dönemde İstiklal Marşı’nın bize sağladığı bu ruh hali içerisinde dimdik ayakta duracağız. Ortak hedeflerimize doğru, Türkiye’yi cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye’nin yüzyılında hedefleriyle buluşturacak çalışmaları gerçekleştireceğiz. Onun için 103. yılında olduğumuz İstiklal Marşı’mızı her gün belki defalarca duyuyoruz, dinliyoruz ama her dinlediğimizde, bütün ruhumuzla hissederek ve oradaki ‘korkma’ diye başlayan, cesaret veren, ilham veren o cümleleri hayatımıza rehber etmek, herhalde bizim milli hassasiyetlerimizi çoğaltmak ve sürdürmek bakımından en önemli gücümüzdür. En kuvvetli milli ortak değerimizdir” ifadelerini kullandı.

12 Mart 1971 darbesine değinen Kurtulmuş, “12 Mart 1971 darbesinin gerçekten Türkiye’de milli iradeye ne kadar büyük bir darbe vurduğunu, o darbe ile adını belki muhtıraydı. Belki dönemin Genel Kurmay Başkanı, Memduh Tahmaç ve arkadaşlarının, dönemin Cumhurbaşkanına ’32. hükümet düşsün, istifa etsin’ talebini dile getirdiği bir muhtıraydı ama, maalesef Türkiye’nin siyaset yapısına yapmış olduğu o müdahaleyle, uzun yıllar boyunca Türkiye siyasetinin denkleminin yerli yerine oturmasını da engellemiş olan bir antidemokratik darbeydi. Bu özelliğiyle, 1971’in 12 Mart’ını da öncesi ve sonrasında ortaya koyduklarıyla, hiç unutmamamız gerektiğinin altını çizmek istedim. Nasıl İstiklal Marşı, bize özgürlüğümüzü, milli hassasiyetlerimizi, milli hasletlerimizi bir ve beraber olmamızı ifade eden manifesto maliyetinde bir bildiri ise, bu anlamda ortak milli hassasiyetlerimizi yansıtan bir milli deklarasyon ise, aynı şekilde 12 Mart’ta demokrasiye, milli iradeye sahip çıkmamızı bize hatırlatan fevkalade değerli ortak bir uyarı mesajıdır” dedi.

Başta Gazze’de olmak üzere yine dünyanın birçok yerinde, bu iftar saatine yaklaşırken, Allah-u Ekber sesinin nidasını beklerken, sofrasına koyacak bir lokması olmadığı gibi, sofrasını emniyet içinde yemeğini tamamlayacak bir emniyetin de olmadığı nice Müslümanlar olduğunu belirten Kurtulmuş, “Burada biz konuşurken, biraz sonra haberlerde duyacağız. Maalesef, lokmalar ve sözler boğazımızda düğümleniyor. Belki bu akşam iftar saatinde yine onlarca Filistinli masum sivil, kadın, çocuk, bebek, İsrail’in uçakları, bombalarıyla hayattan koparmış olacaklar. İsrail’in saldırgan hükümetine karşı dünya hiçbir şey yapamıyor. Zaten çoktan 35.000’i aşmış olan Filistinli masumların şehadeti dünyayı arşı alaya tutuyor. Bu çerçevede özellikle Güney Afrika’nın uluslararası adalet divanındaki davasıyla birlikte esasında Filistin davasında da yeni bir sürecin başladığını söylememiz gerekir. Ben bir kere daha buradan Ankara’da Türkiye’mizin başkentinden birinci apartheid rejimini yıkan Güney Afrika halkına ve Güney Afrika’nın hükümetine, ikinci apartheid rejimini yıkmak üzere başlattıkları, uluslararası adalet divanındaki bu başlangıç, bu mahkeme için şükranlarımızı ifade ediyorum. Bu süreç içerisinde ilk günden bugüne kadar ve bundan sonra belki 10 yıllar boyunca sürecek Filistin davası içerisinde sadece Netenyahu ve hükümeti değil aynı zamanda bir hesaba çekilmektedir. Başından itibaren İsrail’in saldırganlığına kayıtsız, şartsız destek verenler. Hiç şüphesiz İsrail hükümetinin birebir ortağı, birebir bu katliamın paydaşlarıdır” diye konuştu.

Kurtulmuş şöyle konuştu:

“Biz Gazze’yle meşgul olurken şu anda Filistin topraklarının tamamında Filistin halkına karşı büyük bir zulüm işlenmeye devam ediyor. İslam’ın üç büyük kutsal mekanından birisi olan Mescid-i Aksa’nın bu Ramazan ayında da oraya girişler, insanlar tarafından rahatça, serbestçe girilmesi engelleniyor. Bütün bunların ortadan kaldırılabilmesi için kararlı ve şuurlu bir şekilde hareket etmemiz lazım. Bundan sonra yeni bir dönem başlamıştır. İsrail ve Netanyahu hükümeti giderek uluslararası alanda daha yalnız hale gelecektir. Buna karşı az evvel de ifade edildiği gibi başta İslam ülkeleri olmak üzere bölge ülkeleri şuurlu bir şekilde bunu önleyecek adımları atmak mecburiyetindedir. Artık dünyanın hiçbir yerinde, bütün dünyanın Latin Amerika’dan Avrupa’ya kadar dünyanın dört bir tarafında insanlar da bu zulmün durdurulması için sesleri daha fazla çıkaracaklardır. Bu Ramazan’ın dünyadaki bütün masum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Gazze’deki soykırım boyutlarına çoktan varmış olan bu katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-gazzedeki-katliamin-durdurulmasini-umut-ediyor/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-6/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-6/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:45:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18355 Bu hafta tiyatroseverleri Euripides’ten Lot Vekemans’a, Cem Düzova’dan Dinçer Sümer’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun), İfigenya, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Zehir, Geçit, Maviydi Bisikletim, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Masal, Fındıkkıran, Bekçi ile Postacı, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Vakitlerden Bir Vakit (Yeni Meddah Hikayesi)

Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor. Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.

Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.

Oyun, 11 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde.

Ödüllü (Yeni Ortaoyunu)

Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekarla yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister.

Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler.

Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir.

Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur.

Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar.

Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?

Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 11 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)

Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor.

Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde seyirciyle buluşacak.

Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin, ortaoyunu ve meddah hikayesinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

Bu Haftanın Programı (13-17 Mart 2024)

Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)

Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar.

Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

İFİGENYA

Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır.

Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir.

Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir.

Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..

Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ

1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur.

Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor.

Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri.

Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür.

Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

GEÇİT

Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.

Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

MAVİYDİ BİSİKLETİM

İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor.

Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır.

Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor.

Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.

Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir.

Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.

Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar.

1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.

E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler.

Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.

Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)

Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır.

Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)

Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır.

Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.

Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir.

B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-6/feed/ 0
Nurettin Toker’in Günlükleri Uzuntarla Çerkes Müzesinde Sergilenecek https://www.haber60.com.tr/nurettin-tokerin-gunlukleri-uzuntarla-cerkes-muzesinde-sergilenecek/ https://www.haber60.com.tr/nurettin-tokerin-gunlukleri-uzuntarla-cerkes-muzesinde-sergilenecek/#respond Tue, 12 Mar 2024 07:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18175 Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde 2018’de 98 yaşındayken vefat eden Nurettin Toker’in yıllarını yazdığı defterler adeta zamanın tanığı oldu. Toker’in askerlik hatıralarından çocuklarının doğduğu saate, Türkiye’nin ve Kocaeli’nin ilk kadın belediye başkanı Leyla Atakan’ın hayatını kaybettiği günden mevsimin ilk kar yağışlarına kadar not ettiği günlükler, Uzuntarla Çerkes Müzesinde sergilenecek.

Uzuntarla Mahallesinde 1920 yılında doğan Nurettin Toker, askerlik yaparken günlük tutmaya başladı. Toker, gençlik yıllarında boş kağıtlara gün içinde yaşadıklarını yazarak elde ettiği bu alışkanlığını, 1953’de hiç aksatmamaya karar verdi ve her gün yaşadıklarını, çevresinde gelişen olayları not etti. 2018’de 98 yaşındayken yaşamını yitiren meyve üreticisi Nurettin Toker’in ömrünü anlatan defterler, vefatından sonra 66 yaşındaki oğlu Ali Toker tarafından korundu.

Leyla Atakan’ın ölümünü yazmış

Günlük tutma alışkanlığından asla vazgeçmeyen Toker’in defterlerinde askerlik hatıraları, yaptığı yolculuklar, mevsimin ilk kar yağışları, k öydeki düğünler ile cenazeler, çocuklarının doğduğu saat, Türkiye’nin ve Kocaeli’nin ilk kadın belediye başkanı Leyla Atakan ile 3 arkadaşının geçirdiği trafik kazası sonucu vefat ettikleri gün, hastanede yaşadıkları, yakınlarının ölüm tarihleri ve özel günleri gibi bilgiler yer alıyor.

“Saatlerine kadar yazmış”

Babasının 1953’den itibaren kesintisiz olarak günlük tutmaya başladığını anlatan Ali Toker, “Köyde yaşananlar, cenaze ve düğün gibi her şeyi yazmış. Bizde onun yazdıklarından etkileniyoruz. Leyla Atakan, yanındaki meclis üyeleri ile birlikte 10 Şubat 1971’de trafik kazası geçirmiş ve hayatını kaybetmiş. Onları da yazmış. Cenazelerine katılmış. Hepsini yazmış. Doğanları, ölenleri yazmış. Benim doğduğum günü, evlendiğim günü, çocuğumun doğduğu günü saatlerine kadar yazmış” dedi.

“Duygulanmamak elde değil”

Babasının defterlerini okuduğunda zaman zaman duygulandığını söyleyen Toker, “Duygulanmamak elde değil. Bizde defterlerini biriktirdik. Kısmet olursa Uzuntarla Adige Kültür Derneğine teslim edeceğiz. Hayata geçirilecek müzede sergilenecek” diye konuştu.

Babasının gün içinde yaşananlardan ziyade, meyvecilikten elde ettiği geliri de günlüğe yazdığını ifade eden Toker, “Babam meyvecilik ile uğraştığı için bağ, bahçede geçirdiği anları da defterlerine not etmiş. Kar yağdığı günü, budama yaptığı günü, ilaçlamalarını, hasat zamanını, tuttuğu işçilere verdiği ücretleri hep yazmış. Hasattan sonra da ne kadar kar ve zarar ettiğini not etmiş” ifadelerini kullandı.

Günlükleri müzede sergilenecek

Nurettin Toker’in yıllarını kayıt altına aldığı defterler, önümüzdeki aylarda açılması planlanan Uzuntarla Çerkes Müzesinde sergilenmek üzere, Uzuntarla Adige Kültür Derneği Başkanı Sedat Yenişen ile Vedat Eroğlu’na teslim edildi.

“Müzemizin en güzel yerinde muhafaza edeceğiz”

Ali Toker’e teşekkür eden Sedat Yenişen, “Rahmetli Nurettin amcamıza ait günlükleri müzemizin en güzel yerinde muhafaza edeceğiz. Kendisi belki de Türkiye’de bu şekilde günlük tutan nadir kişilerden birisiydi. Hatıralarına sahip çıkacağız” dedi.

“Çok değerli”

Günlükleri ve içeriğini incelediğini dile getiren Vedat Eroğlu ise “Hac vazifesinde tanıştığı kişilerden hastanede tedavi gördüğü günlere, yılın ilk karından tarım işlerine, gittiği yerlerin saatlerine kadar her şeyi yazmış. Bence çok değerli. Her biri birinden farklı. Çerkes Müzesinde bulunması da onun aramızda fiziki olarak olmadığını ancak her zaman yaşayacağının bir göstergesidir” şeklinde konuştu. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/nurettin-tokerin-gunlukleri-uzuntarla-cerkes-muzesinde-sergilenecek/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Silivri Belediye Başkanı MHP’liliğini gizlemeye başlamış https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-silivri-belediye-baskani-mhpliligini-gizlemeye-baslamis/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-silivri-belediye-baskani-mhpliligini-gizlemeye-baslamis/#respond Tue, 12 Mar 2024 01:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18117 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Silivri ilçesinde düzenlenen mitingde, “Silivri Belediye Başkanı, MHP’liliğini gizlemeye başlamış. Siz, AKP ile berabersiniz. Siz AKP ile beraber tarikatlara, cemaatlere, TÜGVA, TÜRGEV, Okçuluk Vakfı, Ensar Vakfı’na bu güzel kentin bütün arsalarını peşkeş çekenlersiniz. Siz, Atatürk devrimlerine karşı Atatürk’e minnet duyanlardan değil, Atatürk’e husumet duyanlarla, devrimlerine karşı devrim yapanlarla, Atatürk’ün her yaptığını bozanlarla berabersiniz. Beyefendi rozetsiz, Bahçeli’siz, Erdoğan’sız, Cumhur İttifaksız bir kampanya yapıyor, Atatürkçülerin oyunu alacak” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Silivri ilçesinde miting düzenledi. Partisinin ilçedeki belediye başkan adayı Bora Balcıoğlu’na oy isteyen Özel, özetle şunları söyledi:

“Silivri Belediye Başkanı, MHP’liliğini gizlemeye başlamış. Siz, AKP ile berabersiniz. Siz AKP ile beraber tarikatlara, cemaatlere, TÜGVA, TÜRGEV, Okçuluk Vakfı, Ensar Vakfı’na bu güzel kentin bütün arsalarını peşkeş çekenlersiniz. Siz, Atatürk devrimlerine karşı Atatürk’e minnet duyanlardan değil, Atatürk’e husumet duyanlarla, devrimlerine karşı devrim yapanlarla, Atatürk’ün her yaptığını bozanlarla berabersiniz. Yetmedi, en son kiminle berabersiniz? Domuz bağcılar var ya, onların avukatlarıyla. ‘Bekar kadınları sokak hayvanları gibi sahiplendirmek lazım’ diyen HÜDA-PAR’cılarla berabersiniz. Öyle olunca beyefendi rozetsiz, Bahçeli’siz, Erdoğan’sız, Cumhur İttifaksız bir kampanya yapıyor, Atatürkçülerin oyunu alacak. Ben Silivri’deki son seçim hangi partiye oy verirse versin yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, Atatürk’e hayranlık duyan herkese diyorum ki, bu anlayışa sandıkta bir cevap verin. Mustafa Kemal’in askeri mi istiyorsunuz, Mustafa Kemal’in askeri burada. Verirsin oyu, al sana Mustafa Kemal’in askeri. Öbürü Devlet Bahçeli’nin askeri, Recep Tayyip Erdoğan’ın askeri, Atatürk’e husumet duyanların adayı ama Bora Başkan, Atatürk’e minnet duyanların adayıdır.

“TRT’NİN GENEL MÜDÜRÜNE HESAP SORMAZSAM NAMUSSUZUM”

Reklam çekiyoruz, gördünüz, değil mi reklamı? Ekrem Başkan kepenk kaldırıyor. Mansur Başkan veresiye defterini kapatıyor. Topuklu Efe seraları geziyor. Candan Yüceer gitmiş, emekçilerle kucaklaşıyor. İzmir’de Cemil Tugay’ın yöneteceği kentte, genç kadınlar özürce eğlenebiliyor ama bu filmi parasını verip yayınlatıyoruz ya. ATV, A Haber, Tayyip Bey’e yakın kanallar yayınlamıyor. Canları sağ olsun çünkü onlar özel kanal. Ben size başkasını şikayet etmeye geldim. Sizin vergilerinizden maaş alanlar, TRT payı ile geçinenler. TRT’ye 20 gün önce reklam filmimizi yolladık. ‘İnceleyeceğiz’ dediler. Bir gün süren inceleme 20 gün sürdü. Günü geldi, hadi dedik. Her gün sorduk, inceleme sürüyor. O sırada AKP reklam yaptı, yolladı. Bir günde onayladılar, tıkır tıkır oynatıyorlar. 25 gün geçti, Barış Manço’nun şarkısından, Ekrem Başkan’ın kepenk açmasından, Mansur Başkan’ın veresiye defterinden ne buldularsa yayınlamıyorlar. Bir yazı daha yazdık. Dediler ki, ‘Mart ayındaki rezervasyonlarımız doldu’. Şimdi bu kamu yayıncılığı, burada bir şeyi hatırlatayım. TRT’nin muhabirini görürsünüz, kameramanını görürsünüz, onlar alınlarının teriyle çalışan, hepimize emanet gazeteciler. Sakın bir şey demeyin ama TRT’ye bu talimatı verenin de o genel müdürün de günü gelince alnını karışlamazsam namussuzum, şerefsizim. Günü gelecek, o genel müdür de bu talimatı veren de AKP’nin televizyonuymuş gibi devletin televizyonunu kullanan da kullandırtan da bunun hesabını verecek.

“ORTALAMA KİRA 20 BİN LİRA”

Bir yandan memlekette işler iyi gitmiyor. Bugün işsizlik rakamları açıklandı. Rakamlar pandemiden beri en yüksek rakam. TÜİK’in, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumunun rakamına göre 9,1 ama gerçek rakamlar yani iş aramaktan bıkanları katarsan ya da haftada 2 saat çalışana da iş bulmuş, bu hesabına katmazsan. Geniş tabanlı işsizlik yüzde 25’e yakın. Gençlerde rakam yüzde 35’e yaklaşıyor. Genç işsizliği demek umutsuzluk demek. Dünyanın en güzel ülkesinde yaşayan gençlerin, dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması demek. Gerçek beka sorunu, 4 gençten 3’ünün zihninde bavulları toplamış olması demek. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek istiyorum’ demesi gerçek beka sorunu demek. Bora Başkan’ın gençlere yönelik projeleri, üniversitelere yönelik projeleri, istihdama yönelik projelerini gönülden destekliyoruz. Diğer yandan tabii ki en büyük sıkıntılardan bir tanesi İstanbul ve Silivri’de konut sıkıntısı. Son bir yılda konut fiyatlarının yüzde 90, kiraların yüzde 75 arttığı, ortalama ev kirasının İstanbul’da 20 bin liraya çıktığı bir süreçteyiz. Böyle bir noktada öğrenci okutmak ya da emekli maaşıyla kirada kalmak, karnını doyurmak, yaşamak mümkün değil.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-silivri-belediye-baskani-mhpliligini-gizlemeye-baslamis/feed/ 0
Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar, gelecek projelerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/tekkekoy-belediye-baskani-hasan-togar-gelecek-projelerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tekkekoy-belediye-baskani-hasan-togar-gelecek-projelerini-acikladi/#respond Tue, 12 Mar 2024 00:36:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18061 Tekkeköy Belediye Başkanı ve Yeniden Refah Partisi (YRP) Başkan Adayı Hasan Togar, 10 bine yakın vatandaşın katılımıyla gerçekleştirdiği mitingde gelecek 5 yıl için planladığı projeleri duyururken, 10 yılda yapılan 312 projenin de açılışını gerçekleştirdi.

Büyük coşkunun yaşandığı mitingde ilk olarak katılımcıları selamlayan Başkan Togar, “Bir mübarek Ramazan’ı karşılarken bayramı karşılar gibi bu meydanı dolduran kalbini yüreğini sevdasını buraya aktaran 10 binler Allah hepinizden razı olsun. 25 yıldır acıyı sevinci, kederi mutluluğu, iyi günü kötü günü birlikte paylaştık. Aynı yağmurda ıslandık, aynı güneşin altında kuruduk sizlerle. 10 yıldır bu kutlu görevi sizlerle birlikte, Türkiye’ye hikaye yazacak şekilde, Samsun’a hikaye yazacak şekilde alnımızın akıyla yerine getirdik. 10 yılda 312 projeye imza atmışız. Dile kolay. Tüm milletvekilleri ‘Hasan açılış yapın’ dedi. ‘Abi fırsat bulamıyoruz’ dedik. Ne bilelim sizin bizi kapıya koyacağınızı. Bugünleri bekliyordum ama size değil bu millete nasipmiş bu açılışları yapmak. Tanıyan tanımayan herkes bu davada bu evlat için uğraşanlara hakkımızı ödemeden Allah canımı almasın inşallah” dedi.

İlçede saymakla bitmeyecek hizmetlere imza atıldığını dile getiren Başkan Togar, “Onlarca parklar halı sahalar yaşam alanları yaptık. Şimdi bunlar, onların yerlerini bulacak, gezecek, bakımını yapacak, ağaçlarını sulayacak. Bu ilçenin bunlar onların yerlerini öğrenene kadar, gezene kadar 10 yıl kayba tahammülü var mı? Yahu hiç bu köyleri gezerken, bu mahalleleri dolaşırken tüm bunları yapanların bu milletin bunları sokakta bırakmayacağını hiç akıl etmediniz? Hiç mi düşünmediniz? Tüm bunların biz sayısını bilmiyoruz bakımını nasıl yaparız diye? Bu ilçeye her şeyin en iyisi layık dedik. 10 yıl hiçbir şeyi hesap etmedik. Ama Allah bir gün mahcup etmedi. Bakın Türkiye’nin her şehrine nasip olmayan Tabiat, Tarih ve Arkeoloji Okulu Yavuzlar’da, Robotik Kodlama Okulu, Aşağıçinik’te yaptık. Bunlar evlatlarımızın bilimi, sanatı, tarihi 365 gün haftanın her günü randevulu olarak eğitim aldığı okullar. 56 yıl boyunca 9 okul yapılmış, 10 yılda 13 okul yaptık. Önümüzdeki 5 yıl da 3’ü hayırseverler marifetiyle 7 okulu daha sizlere söz veriyoruz” diye konuştu.

İlçe devlet hastanesinin 20 yıl önce kurulan bir hayalin ürünü olduğunu söyleyen Togar, “Hatırlarsınız tam 5 yıl önce, bir yanda yeni binalar, bir yanda yıkılmış binalar vardı. Burası yeni Tekkeköy, burası eski Tekkeköy. Şimdi Karadeniz’in en kapsamlı şehircilik ve imar uygulamasını gerçekleştirdik. Bu ilçe Samsun’un en çok göç alan, en hızlı büyüyen en hızlı gelişen ilçesi oldu. Bu imar çalışmaları hiç kimsenin altına imza atamayacağı cesaret gerektiren uygulamalardı. Hiçbir vatandaşımızı kırmadan, üzmeden, onlarla anlaşarak ilçe tarihinin en kapsamlı imar ve şehircilik revizyon planını gerçekleştirdik ve hala 7’den 70’e bütün ilçenin şehirleşmesine aralıksız devam ediyoruz. Bu şehirleşmenin önemli ayaklarından birisi de ilçe devlet hastanemizdi. Efendim bu hastaneyi Hasan Togar getirmemiş. ‘Sağlık bakanının bir gece rüyasına girmiş Tekkeköy ve bunu bunlara armağan edeyim’ demiş. 20 yıl önce hayal kurduk AK Parti’nin adayı. 250 yatak 65 bin metrekare kapalı alanlı Türkiye’nin kapalı alanı en büyük ilçe devlet hastanesini bizler bu ilçeye getirdik. 4 kez bu hastane için Cumhurbaşkanımızın önünü kestik” ifadelerini kullandı.

Togar daha sonra 5 yıl içinde gerçekleştirmeyi planladığı 36 yeni projesini daha vatandaşlara anlattı. Meclis üyelerinin tanıtımı ile de program son buldu. YRP Samsun İl Başkanı İbrahim Yaşar, YRP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Adem Güney, YRP Tekkeköy İlçe Başkanı Mustafa Durmuş Yıldırım da programa katılarak konuşmalar gerçekleştirdi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/tekkekoy-belediye-baskani-hasan-togar-gelecek-projelerini-acikladi/feed/ 0
İmamoğlu, Erdoğan’ın metro açıklamasına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/imamoglu-erdoganin-metro-aciklamasina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-erdoganin-metro-aciklamasina-tepki-gosterdi/#respond Tue, 12 Mar 2024 00:33:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18058 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “İstanbul’da 5 yıl bitti. İBB kaç metro yaptı? Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor” açıklamasına tepki göstererek “Bir imza bile atmaktan imtina ediyorsanız bir insanın yapmış olduğu 65  kilometreyi görme şansınız yok. Bu demek oluyor ki; İstanbul’dan çok uzak. Umarım bir gün  vatandaşın arasına karışır da o metroya binme şansı olur.Bekleriz. Her birini de gezdirebilir, dolaştırabiliriz.” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattının sözleşme imzalama töreninin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİM YOLUMUZ AÇIKTIR

Bir gazetecinin. “Cumhurbaşkanı ‘Tam yol ileri’ sloganınızı dile getirdi ve ‘yolu açık olsun’ dedi sizin için. Nasıl cevap verirsiniz?” sorusu üzerine İmamoğlu, “Duyunca birkaç kez izledim açıkçası. Söylemişti de sayın cumhurbaşkanı da bir gün bana oy verecek. Dinleyince de direkt o geldi aklıma tam yol ileri, yolu açık olsun cümlesi oy vereceğin insana söylenir. Muhtemelen gönlünden geçen şey, yani oyun kimin hakkı olduğu çok noktasında bu duygu dile getirilir diye düşünüyorum. Kendisine teşekkür ederim. Yolumuz açıktır. Merak etmesin. İstanbul için çok başarılı bir 5 yılı daha İstanbul’umuza yaşatacağız. Bana verdiği duygu bu. Açık söyleyeyim. Yolu açık olsun.” dedi.

“UMARIM BİR GÜN VATANDAŞIN ARASINA KARIŞIR DA O METROYA BİNME ŞANSI OLUR”

İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’da 5 yıl bitti. İBB kaç metro yaptı? Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor” açıklamasının hatırlatılması üzerine şu cevabı verdi:

“Vallahi. Tabii bir imza bile atmaktan imtina ediyorsanız bir insanın yapmış olduğu 65 kilometreyi görme şansınız yok. Bu demek oluyor ki İstanbul’dan çok uzak. Umarım bir gün vatandaşın arasına karışır da o metroya binme şansı olur. Bekleriz. Her birini de gezdirebilir, dolaştırabiliriz.

ÖZÜR DİLEYENE KADAR ASLA MUHATABA ALMAYACAĞIM”

Rakibi Murat Kurum’un kendisiyle ilgili “yarı zamanlı belediye başkanı” tabiri ve “Otobüs durakları, metrobüs duraklarıyla ilgili o görüntüleri ben görsem istifa ederdim” açıklaması hakkında da İmamoğlu şöyle konuştu:

“Bunu açık söyleyeyim. Yani kendisinin istifa edeceği, hayatına dair çok şey var ama ben milletten özür dileyene kadar bu seviye düşündüğü gösteren sözlerini asla muhataba almayacağım. Kent lokantası ve bu süt dağıtımıyla dalga geçen bir insanın önce ağzı dolu dolu bir şekilde bu milletten özür dilemesi lazım. Dil sürçmesin falan… O dil sürçmesiyle dört cümle kurulmaz. Dil bir kelimeyle sürçebilir yani o normal ama dil sürçmesi değil. Önce milletten özür dileyecek ondan sonra belki muhatap alabilirim kendisini”

ALLAH ONLARI ISLAH ETSİN”

Sosyal medyaya yansıyan Başakşehir’de bir belediyeye ait bir otobüsün bozulduğu gibi gösterilerek yapılan çekim hakkında İmamoğlu “Yine bir otobüsün bozukluğuyla ilgili çekim yapan aklı kıt arkadaşlar, bu aklı kıt arkadaşlara ajans denir mi bilmiyorum ama daha da aklı kıt arkadaşlar, bu ajansla çalışan kim varsa, adı neyse, parti, yönetici, o, bu, şu beni çok ilgilendirmiyor. Gerçekten sıradan bir durum. Ahlak dışı bir durum ama milletimiz görüyor yani. Ramazan’ın ilk gününde Yaradan onlara akıl versin. Allah onları ıslah etsin. Allah herkese doğru yolu göstersin. Doğru yoldan ayırmasın. Milletimize de huzurlu bir Ramazan ayı diliyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-erdoganin-metro-aciklamasina-tepki-gosterdi/feed/ 0
ABD’nin Gazze’de geçici liman inşa etme planı ve dinamikleri https://www.haber60.com.tr/abdnin-gazzede-gecici-liman-insa-etme-plani-ve-dinamikleri/ https://www.haber60.com.tr/abdnin-gazzede-gecici-liman-insa-etme-plani-ve-dinamikleri/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:24:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17938 İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Selim Sezer, ABD’nin Gazze’de geçici liman inşa etme planının altında yatan dinamikleri AA Analiz için kaleme aldı.

***

Gazze’de ramazan ayını kapsayacak geçici ateşkes girişimleri bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla sonuç getirmedi. Bu süreçte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki görüş ayrılıkları ise bazı yönlerden derinleşmiş gibi görünüyor. Özellikle 29 Şubat’tan itibaren ABD uçakları tarafından Gazze’ye havadan insani yardım bırakılması, bu ayrışmanın önemli sembolik tezahürlerinden biri olarak görüldü. Ancak bu ayrışmanın niteliğinin de sınırlarının da doğru şekilde tanımlanması gerekiyor.

ABD’nin iki yüzlü Gazze politikası

Netanyahu’nun Gazze Şeridi’nin bir kısmını veya tamamını ele geçirme ve bölgede yaşayan Filistinlileri kısmen veya tamamen tehcir etme hedefi en başından beri Washington’dan onay görmedi. Ancak İsrail’e yapılan ABD askeri yardımlarında herhangi bir kesinti veya azalma da gündeme gelmedi. Bununla beraber, başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) olmak üzere tüm uluslararası platformlarda İsrail aleyhine sonuç getirecek her türlü girişim ABD tarafından engellendi. Bu açıdan Biden’ın Gazze politikasının ilk günden beri iki yönlü olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Biden yönetiminin İsrail saldırılarına yeşil ışık yakarken ve silah yardımıyla bu saldırıları desteklerken, savaşın nihai hedeflerine sınırlamalar getirmesi ve sivil nüfusun korunmasına pek çok kez vurgu yapması da bir çelişki olarak yorumlanabilir. Ancak bu iki yönlü politikanın 2 unsuru da son kertede İsrail’in korunması amacına dayanıyor. Zira Biden’ın yakın tarihli bir röportajda Netanyahu’yu “İsrail’e iyilikten çok kötülük yapmakla” itham etmesinin de işaret ettiği üzere, savaşın gerek amaçları, gerekse araçları yönünden “aşırıya” kaçan bir İsrail yönetiminin Gazze’de içinden çıkamayacağı bir açmaza saplanması mümkün görünüyor. Ordunun hedeflerine ulaşamadan ve prestij kaybına uğrayarak geri çekilmek zorunda kalması, yahut çok cepheli ve yıkıcı bir savaşa sürüklenmesi, ülke içinde tepkilerin yükselmesi ve kaos yaşanması, İsrail’in uluslararası platformlarda yaptırımlara uğratılması ve nihayet, İsrail’in ontolojik temellerinin ve meşruiyetinin sorgulanması, Beyaz Saray’da en fazla endişe duyulan hususlar oldu.

Sivil nüfusun korunmasına ve açlık krizinin ortadan kaldırılmasına yönelik vurgular da esas olarak bu endişelerden ileri geldi. Birkaç gün önce Gazze’ye gıda ve ihtiyaç duyulan diğer insani yardımların ulaştırılması için geçici bir limanın kurulması da birinci derecede bu endişeden kaynaklanıyor. Liman planı, aynı zamanda ABD kamuoyunda ve Demokrat Parti içinde giderek yükselen tepkiler sebebiyle seçim öncesinde giderek zor bir duruma düşen Joe Biden’ın “soykırım ortağı” yaftasından da kurtulma çabası gibi görünüyor.

Gazze limanı planındaki asıl amaç ne?

ABD’nin liman girişimi zihinlerde bir dizi soru işaretini de beraberinde getirdi. Her şeyden önce pek çok kişi ve kuruluşun belirttiği üzere deniz koridoru yoluyla sağlanacak yardımlar çok daha maliyetli olduğu gibi hacim ve uygulanabilirlik yönünden de kara yoluyla yapılabilecek yardımların gerisinde kalıyor. Buna rağmen ABD yönetimi, Refah ve Kerem Şalom kapılarından yeterli miktarda yardım tırı girişine engel olmaması için İsrail’e baskı yapmayı tercih etmiyor.

Diğer yandan ilk açıklamalarda “geçici liman” inşasının birkaç haftayı bulabileceği ifade edildi. En son değerlendirme ve haberler ise 60 günü bulabilecek bir süreye işaret edildi. Açlıktan ölümlerin her gün arttığı Gazze’de, özellikle de kuzey bölgelerde, halkın bu kadar uzun süre dayanması mümkün değil. Dahası, çatışma sürecinin getirdiği olağanüstü bir duruma çözüm olarak 60 gün sonra devreye girecek bir liman sunuluyorsa, çatışmaların aylarca, belki de yıllarca sürmesi bekleniyor ve kalıcı bir ateşkes gibi bir gündem bulunmuyor demektir. Her ne kadar liman tamamlanmadan önce de Güney Kıbrıs’tan yola çıkacak bazı gemilerin Gazze’ye yardım ulaştıracağından söz edilse dahi bunların büyük ölçekli olması beklenmiyor.

Zihinlerdeki soru işaretlerini daha da derinleştiren bir diğer husus ise liman projesinin İsrail’den tam destek görmesidir. Kuşkusuz deniz yoluyla bir miktar yardımın Gazze’ye ulaştırılması, İsrail’in üzerindeki baskıyı azaltacak, insani krizin hafifletildiği ve gerekli yardımların zaten sağlandığı algısının oluşmasıyla süregiden ağır savaş suçlarının gündemde eskisi kadar yer etmemesini sağlayabilecektir. Diğer yandan zahiren insani yardım için inşa edilecek liman gerçekte başka amaçlara matuf olabilir ve İsrail tarafından bu sebeple destekleniyor olabilir. Akla gelen senaryolardan biri, çatışma ve harekatların derinleşmesiyle bu limanın Gazze sakinleri için bir tahliye kapısı işlevi görmesidir. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Sina’ya Filistinli mülteci kabul etmeyeceklerini ısrarla ifade etmesi sonrasında bu seçenek gündeme getirilmiş olabilir.

Bir diğer ihtimal ise bu limanın aslında savaş sonrasının doğal gaz projeleriyle bağlantılı olmasıdır. Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Akdeniz doğal gazıyla ilgili girişimleri düşünüldüğünde, orta ve uzun vadede masada olan şey, Filistinlilerin çok sınırlı bir pay alacağı Gazze doğal gazının, Gazze limanından Larnaka Limanı’na taşınması olabilir. Bu son belirttiğimiz 2 ihtimale işaret eden olgusal bir veriye henüz sahip değiliz. Ancak liman yalnızca insani kriz sebebiyle kurulacak olsa bile, belirttiğimiz tüm sebeplerden ötürü bu girişimin krizde meydana getireceği hafifleme, İsrail’e sağlayacağı hafiflemenin gölgesinde kalabilir.

[Dr. Selim Sezer, İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abdnin-gazzede-gecici-liman-insa-etme-plani-ve-dinamikleri/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul’da raylı sistem ağlarını 348 kilometreye çıkarıyoruz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulda-rayli-sistem-aglarini-348-kilometreye-cikariyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulda-rayli-sistem-aglarini-348-kilometreye-cikariyoruz/#respond Mon, 11 Mar 2024 00:21:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17824 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugünkü Bakırköy-Kirazlı metrosu açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakırköy- Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Törene Erdoğan’ın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum katıldı. Metro istasyonunun duvarlarında “Türkiye’de 85 milyonun kalbi Filistinli çocukların barış içinde yaşaması için atıyor” mesajı ve Filistin ile ilgili süslemeler yapıldığı görüldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, “Bir projenin daha açılışı vesilesiyle bir aradayız. Metro ve raylı sistem seferliğimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Ocak ayının son günlerinde İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 37.5 kilometre uzunluğundaki metro hattının Gayrettepe Kağıthane arasındaki bölümünü hizmete sunmuştuk. Böylece İstanbul’umuzu hızı saatte 120 kilometreye çıkan günlük 600 bin yolcu kapasiteli çok önemli bir yatırıma kavuşturduk. İki hafta önce de Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini devreye aldık. Neredeyse bir buçuk asır boyunca şehrimize hizmet etmiş bu hattı, tarihi kimliğine uygun şekilde yeni bir tasarımla, teknolojinin son imkanlarıyla tekrar ayağa kaldırdık. Bu projeyle İstanbul’umuz raylı sistem hattı yanında turizm, spor, gezinti, bisiklet ve diğer imkanlarıyla göz kamaştırıcı bir sosyal ve kültürel değere sahip oldu. İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev addediyoruz” dedi.

“Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul” olacağını belirten Erdoğan, “5 yıl bitti, 5 yıl. Büyükşehir belediyesi acaba kaç metro hattı yaptı? Yalandan başka bir şey yok. Rahmetli Kadir beyin yaptıklarına sahip çıkıyor. Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor. Veyahut da metronun adımı atılıyor geliyor ona dolgu yapıyor. Sen busun ya. Yaptığın bir şey yok. Dürüst ol dürüst. Fakat 31 Mart akşamı ben inanıyorum ki İstanbullu kardeşlerim bu yalana, dolana, talana prim vermeyecek, yolun açık olsun diyecek. Buna hazır mıyız. Öyleyse 31 Mart akşamına kadar ana kademe pardon kadın kolları, gençler çalışıyor muyuz? Çok çalışıyor muyuz? Bu duvarlardaki hani tam ileri diyor ya işte o tam ileriye, şimdi ona tam ileri yolun açık olsun demek lazım. ve ben İstanbul bu kararı verdi diyorum. Yeni ulaştırma projelerini yeni metro hatlarını tek tek hayata biz geçiririz” diye konuştu.

“Mevlüt beyle devam eden süreç ve biz gittik geldi 5 yıl en ufak bir şey yok”

Erdoğan, “Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy sahil Bahçelievler Güngören Bağcılar Kirazlı metro hattı bu çabalarımızın en son örneğidir. Uzunluğu 8,4 kilometre olan günlük 1 milyon yolcu kapasiteli hattımızın üzerinde 7 istasyon bulunuyor. Metro hattımız Kirazlı istasyonunda Başakşehir kirazlı hattı ile incirli istasyonunda metobüs ve Aksaray Atatürk Havalimanı hattı ile özgürlük meydanı istasyonda Marmaray ile Bakırköy İstasyonunda ise İDO deniz otobüsleri ile entegre olacaktır. Şu andaki belediye acaba kaç tane metrobüs hattı yaptı. Nereye kadar metrobüs hattı uzadı. Yapmaz ve yapamazlar sadece yalan. Bunlara gerekli dersi, gerekli cevabı inşallah metrobüsü İstanbul’un hayatına kazandıran kim? AK Parti. AK belediyecilik. Aynı şekilde bütün metro hatlarını yapan yine AK Parti yine bizim belediyelerimiz. Belediye başkanlığımdan başlayan bu süreçte Kadir beyle devam eden süreç ve ondan sonra yine Mevlüt beyle devam eden süreç ve biz gittik, geldi 5 yıl en ufak bir şey yok. Şimdi bu hattın devreye girmesiyle çok geniş bir çevrede yaşayan İstanbullu kardeşlerimizin hayatı daha da kolaylaşacaktır. İstanbullu vatandaşlarımız bugünden itibaren Kayaşehir-Bakırköy sahil arasında 39 dakikada Çam ve Sakura Şehir Hastanesi İncirli arasında 31 dakikada. Yahu Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu yapmadı yolunu. O yolu biz yaptık. Ulaştırma Bakanlığı’na talimat verdim ve de Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin yolunu da yine biz yaptık. Ne işe yarıyorsun. Şunu da ben yaptım de” dedi.

“İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak”

“Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kayaşehir Kirazlı arasında 27 dakika Metro kent özgürlük meydanı arasında 30 dakika da seyahat edebilecekler. Metro hattımızın İstanbul’un en yoğun yerleşim yerinin olduğu bölgede ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inanıyoruz. Bunları söylerken İstanbul’un dışından birisi olarak değil bir İstanbullu olarak söylüyorum. Burada doğmuş, burada büyümüş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Dertliyiz dertli. Bunlara gereken dersi 31 Mart akşamı verelim diye söylüyorum. Tabii bu hattın hem İstanbul’a hem Türkiye’ye ekonomik anlamda da önemli katkıları olacaktır. Motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde akaryakıttan araç ve yol bakımına kadar kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapabileceğiz. Ulaşım trafik en büyük sıkıntı burada ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız. Bu hattı devreye almak suretiyle trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybını da inşallah azaltacağız. Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz. Elbette burada durmayacağız. Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var. İstanbul Havalimanı Arnavutköy Halkalı ile Altunizade Çamlıca Camii Bosna Bulvarı metro hatlarındaki çalışmalar devam ediyor. Biri 31,5 kilometre diğeri 4,5 kilometre uzunluğundaki bu iki projemizi de en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin istifadesine sunacağız. Böylece İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak. Bakırköy sahil Bahçelievler Güngören Bağcılar kirazlı metro hattının ülkemize milletimize şehrimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

“Yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez”

İstanbul’u daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için, İstanbul’u gelecek nesillere en güzel şekilde emanet etmek için canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu şehrin her meselesini kendi meselemiz, her sıkıntısını kendi sıkıntımız, her sevincini de kendi mutluluğumuz olarak görüyoruz. Şunu, altını çizerek belirtmek isterim; İstanbul’a bu nazarla bakmayan hiç kimse Fatih’in emaneti olan bu aziz şehri anlayamaz, İstanbulluyu anlayamaz. Gerçekten de İstanbul öyle büyük bir adanmışlık gerektirir ki kendi dışında başka hiçbir işle meşgul olunmasını kaldırmaz. Yani yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez. İstanbul’u bırak hadi, kayağa git. İstanbul’u sel afeti almış götürüyor, nerede? Anlayın işte. Kardeşlerim, her şeyiyle kendini buraya adayacak olan İstanbul’a kendini adamış olur. Biz işte bunun için her fırsatta ne diyoruz? ‘Sadece İstanbul.’ Bunun için hep İstanbul’a hizmet etmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğuna dikkat çekiyoruz. Böyle bir anlayışa ve odaklanmaya sahip olmayanların elinde İstanbul’un son dönemde nasıl büyük bir irtifa kaybı yaşadığını herkes kabul ediyor” dedi.

“İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinci ile 2019’dan sonrada İstanbul’u kaderine terk etmedik”

Trafiğin İstanbullu için artık sorundan öte zulüm haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Daha önce belli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı artık günün hemen her saatinde sıradan hale geldi. İstanbullu kardeşlerimizin ömrü trafikte geçiyor desek, yanlış bir ifade kullanmış olmayız. Şayet biz vakti zamanında CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara Otoyolu’nu yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Biz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attığımız zaman bunlar ne yaptılar? Geldiler, gösteriler yaptılar. ‘Bu köprüye ihtiyacımız yok.’ dediler. Ama biz onları dinlemedik. Niye? İstanbul’un neye ihtiyacı olduğunu İstanbul’la dertlenen bizler biliyorduk da onun için. CHP’nin ve onun güdümünde hareket eden ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık. İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinci ile 2019’dan sonrada İstanbul’u kaderine terk etmedik. Ulaştırma Bakanlığımız vasıtasıyla metro hatları başta olmak üzere raylı sistem projelerinin inşasını sürdürdük. Yine bu dönemde İstanbul’un transit trafik yükünü hafifletecek 1915 Çanakkale Köprüsü gibi devasa yatırımları hizmete sunduk. Bunlar kalsa Çanakkale Köprüsü’ne ne gerek diyorlardı. Tüm bu eserlerin inşa sürecinde karşılaştığımız zorlukları CHP tarafından önümüze çıkartılan engelleri İstanbullu kardeşlerim çok iyi hatırlıyor. Ama biz bunların hiç birine aldırmadık. Hiçbirine prim vermedik. İstanbul’un neye ihtiyacı varsa nerede bir eksiklik varsa sorunlar nerede içinden çıkılmaz bir hal alıyorsa oraya yoğunlaşarak İstanbul’un daha fazla kan kaybetmesinin önüne geçtik.”

“İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var”

Erdoğan, “Avrasya Tüneli gayet güzel bir şekilde işliyor mu? Denizin altından gidiyor, aynı şekilde Marmaray denizin altından gidiyor. Bunlar ne diyorlardı? ‘Gerek yok.’ Peki niye kullanıyorsun? Kullanma. Fakat biz isteseler de istemeseler de insanoğluna hizmet için varız. Kardeşlerim, İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin İstanbul için bir kader ve karar seçimi olduğu anlaşılıyor. Bu şehirde yaşayan, meselelere vicdan penceresinden bakan herkes artık şu gerçeği görebiliyor. İstanbul’u, tarihi vazifesi olarak görmeyen, yapacak başka işi olmadığı vakitlerde burayla ilgilenen zihniyetin şehri layıkıyla yönetmesi mümkün değildir. Çünkü İstanbul, maddi ve manevi cesametiyle kendisi dışında gül koklanmasına tahammülü olmayan bir şehirdir. Yarı zamanlı olarak bu şehri idare edebilecekleri vehmine kapılanların nasıl yanıldıklarını hep birlikte çok acı bir şekilde gördük, görüyoruz. İstanbul’un kendine nimet olarak bakanlardan ziyade emanet olarak bakan, görev şuuru yüksek, sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacı var. İstanbul’un, 31 Mart’ta muradına erdiğinde aynı zamanda emaneti hakkıyla taşıyacak bir şehreminine de kavuşacaktır.”

“5 yıl boyunca 650 bin konutun dönüşümü sağlanacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Farklı siyasi tercihlerimiz olsa da bu şehirde yaşayan İstanbullular olarak İstanbul’un acil meseleleri konusunda hepimizin aynı düşündüğüne, aynı kanaatleri paylaştığına inanıyorum. Nedir bunlar? Tabii ki öncelikle geçtiğimiz günlerde Çanakkale’de meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki sarsıntı bize deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. İstanbul’un bir an önce sağlıksız yapı stokunu yenilemesi ve depreme hazırlanması gerekiyor. Murat kardeşimin bu konuda ihmalkar davranıldığında ne kadar büyük bedeller ödeyeceğimize dair tespitine biz de katılıyoruz. Kısa süre önce devreye aldığımız Yarısı Bizden Kampanyası, İstanbul’un depreme hazırlanmasına verdiğimiz önemin bir göstergesiydi. Önümüzdeki 5 yıl boyunca 650 bin konutun dönüşümünü sağlayarak, inşallah şehrimizi depreme karşı daha dirençli hale getireceğiz. Bakanlığının neredeyse yarısını afet bölgelerinde geçmiş Murat kardeşim Allah’ın izniyle bunu yapabilecek tecrübeye, vizyona ve iradeye sahiptir. Bir diğer hem fikir olduğumuz konu trafiktir, ulaşımdır” ifadelerini kullandı.

“2029 yılına kadar kara yolunun payını yüzde 60’a düşürecek, raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracak bir altyapıyı kurmaktır”

Kara yolunun ağırlığının yüzde 72’ler seviyesinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trafik meselesinin İstanbul’da nasıl bir çile haline geldiğini az önce ifade ettim. İstanbullu kardeşlerim zaten her gün, her saat bu sorunla yüzleşiyor. Murat kardeşim, raylı sistem ağırlıklı olarak şehrin ulaşım sorununun çözümüyle ilgili projelerini paylaştı. Şu anda toplu ulaşımda kara yolunun ağırlığı yüzde 72’ler seviyesinde. Raylı sistemlerin payı ise yüzde 26 civarında. Bunun daha dengeli bir yapıya kavuşturulması önemlidir. Trafik sorununu ortadan kaldırmak, kara, raylı ve deniz yolu altyapısını eş zamanlı olarak geliştirmekle mümkündür. Amacımız, 2029 yılına kadar kara yolunun payını yüzde 60’a düşürecek, raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracak bir altyapıyı kurmaktır. Bir sonraki adımda kara yolu ağırlığıyla raylı sistem ağırlığını eşitlemiş olacağız. Dolayısıyla raylı sistem uzunluğunu 2029 yılına kadar 650 kilometrenin, 10 yıl sonra da 1000 kilometrenin üzerine çıkaracağız. Böylece Beylikdüzü-Avcılar’dan metroya binen bir İstanbullunun Boğaz’ın altından geçerek, Söğütlüçeşme’ye kadar güvenle, metro konforunda ulaşmasını temin edeceğiz. Deniz ulaşım payını üç yeni hat ile iki kat artıracağız. İstanbul’un iki yakasına iki büyük tünel yaparak, ulaşımı rahatlatacağız. Ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürerek trafiği bir sorun olmaktan önemli ölçüde çıkaracağız. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. İstanbullu kardeşlerimin tercihinin hizmetten, eserden, Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına yürekten inanıyorum” dedi.

“Ramazan-ı Şerifinizi şimdiden tebrik ediyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın ramazan ayının ilk günü olduğunu hatırlatarak, “Yarın günlerden ne? Akşam ne yapıyoruz? Teravihimiz var. Gece ne yapıyoruz? Ertesi gün iftardayız. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi şimdiden tebrik ediyorum. Rabb’im bizleri Ramazan-ı Şerif’e ulaştırdığı gibi Ramazan Bayramı’na da kavuştursun inşallah. Birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Bu vesileyle sözlerime son verirken hepinizin tekrar mübarek Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyorum. Açılışını yaptığımız Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören Bağcılar Kirazlı Metro Hattı’nın İstanbul’a, İstanbullulara hayırlı olmasını diliyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulda-rayli-sistem-aglarini-348-kilometreye-cikariyoruz/feed/ 0
Ramazan Ayında Oruç Tutma Süreleri Dünya Genelinde Değişecek https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutma-sureleri-dunya-genelinde-degisecek/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutma-sureleri-dunya-genelinde-degisecek/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17797 Ramazan ayının, dünya genelinde gece gündüzün eşit olduğu 20 Mart bahar ekinoksuna denk gelmesi sebebiyle, oruç tutma süreleri arasındaki fark 3 buçuk saatin biraz üzerinde olacak.

Müslümanlar, farklı ülkelerde ramazan ayına 11 Mart Pazartesi ya da bir sonraki gün başlamaya hazırlanırken, oruç tutma süreleri ülkelerin ekvatora yakınlıklarına göre değişecek.

Dünya’da Kuzey Yarım Küre’de ilkbahar, Güney Yarım Küre’de sonbahar mevsiminin yaşandığı, gece ile gündüzün eşit olduğu 20 Mart bahar ekinoksuna denk gelen bu ramazanda, kutuplara en yakın noktalardaki yerleşim merkezlerinde orucun ilk ve son günleri arasında 2 saate yakın fark gözlemlenecek.

Diğer yandan ekvatora yakın bölgelerde oruç süresi, ramazan ayının genelinde 13 saatin biraz üzerinde olacak.

En uzun oruç, ramazanın muhtemel son günü 9 Nisan’da İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika olarak tutulurken, en kısa oruç da yine aynı gün Şili’nin Punta Arenas bölgesi ile Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde 12 saat 51 dakika uzunluğunda olacak. Buna göre, bu yıl dünya üzerindeki farklı konumlarda yaşayan Müslümanların oruç tutma süreleri arasındaki fark 4 saati geçmeyecek.

Türkiye’de ilk imsak yarın saat 04.52’de, ilk iftar da 18.13’te Iğdır’da yapılacak. Ramazanın ilk günü son imsak saat 06.02’de, son iftar ise 19.24’te Çanakkale’de yapılacak.

İlk gün Artvin, Kastamonu, Kırklareli, Samsun, Zonguldak ve Sinop’ta 13 saat 23 dakika ile en uzun, Adana, Antalya, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İzmir, Kilis, Mardin, Muğla, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’da ise 13 saat 20 dakika ile en kısa oruç tutulacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığının astronomik kameri ay hesaplamalarına göre, şevval ayının hilali, ramazanın 30. günü akşamı görüleceği için bu yıl ramazan 30 gün sürecek.

Müslüman ülkelerin çoğunluğu ramazanın başlangıcına 10 Mart Pazar akşamı karar verecek

Bu yıl Müslüman ülkelerin birçoğu ramazanın başlangıcına, 10 Mart Pazar akşamı hilalin güneş battıktan sonra tespit edilip edilemeyeceğini gözlemleyerek karar verecek.

Çıplak gözle hilali görmeyi baz alan ülkelerde, eğer hilal güneş battıktan sonra çıplak gözle gözlemlenebilirse, ramazan ayı 11 Mart Pazartesi günü başlayacak, gözlemlenemezse Şaban ayı 30 güne tamamlanacak ve ilk oruç günü 12 Mart Salı olarak tayin edilecek.

Bazı İslam ülkeleri ise hilalin güneş battıktan sonra teleskopla görülmesini yeterli kanıt saydığı için, yine 10 Mart Pazar akşamı hilali teleskopla gözlemleyerek oruç ayının başlangıcına karar verecek.

El Cezire’nin İngiltere’ye ait Seyir Kitabı Yıllığı Ofisi’nin Hilal Gözlemleme Servisine dayandırdığı habere göre, 10 Mart Pazar akşamı dünyanın birçok ülkesinde ramazan, hilal çıplak gözle tespit edilemeyeceği için ilk oruç günü 12 Mart Salı olacak.

Suudi Arabistan, Katar, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Filistin, Suriye, Yemen, Mısır, Lübnan, Sudan, Libya, Umman, Cezayir, Moritanya ve Brunei gibi ülkeler henüz ramazanın başlangıcını ilan etmedi.

Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Endonezya ve Malezya’da da hilalin görülmesine bağlı olarak ramazanın ilk oruç gününün 12 Mart olacağı tahmin ediliyor.

Türkiye gibi astronomik kameri ay hesaplamalarını baz alan ile dünyanın herhangi bir yerinde hilalin görülmesine itibar eden ülkeler için ise ramazan ayı 11 Mart Pazartesi günü başlatıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Rusya’daki yetkili kurumlar ise ramazanın 11 Mart’ta başlayacağını bildirdi.

Ramazanın ilk günü en uzun oruç Şili’nin Punta Arenas bölgesinde

Diyanet İşleri Başkanlığının “ramazan.diyanet.gov.tr” internet sitesindeki verilerine göre, ramazan 11 Mart’ta dünyanın her yerinde başlaması durumunda, ilk gün en uzun oruç tutma süresi 15 saat ile Şili’nin Punta Arenas bölgesinde olacak.

Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde 14 saat 30 dakika ve başkent Wellington’da 14 saat 15 dakika, Grönland’ın Nuuk kentinde 14 saat 7 dakika ve İzlanda’nın Reykjavik kentinde 14 saat 6 dakika oruç tutulacak. Avusturalya’nın başkenti Canberra’da da oruç süresi 14 saat 2 dakika olacak.

Finlandiya’nın başkenti Helsinki’deki Müslümanlar, 13 saat 52 dakika; Norveç’in başkenti Oslo’da 13 saat 51 dakika; İsveç’in Stockholm kentinde 13 saat 49 dakika; Güney Afrika’nın başkenti Johannesburg’ta 13 saat 47 dakika; Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta 13 saat 41 dakika; Rusya’nın başkenti Moskova’da 13 saat 40 dakika oruç tutacak.

Ramazanın ilk gününde oruç süreleri diğer kentlerde ortalama şu şekilde olacak:

Hollanda’nın Amsterdam, Polonya’nın Varşova, İngiltere’nin Londra, Kazakistan’ın Astana ve Belçika’nın Brüksel, Fransa’nın Paris, İsviçre’nin Zürih, Romanya’nın Bükreş, Kanada’nın Ottowa, Bulgaristan’ın Sofya, İtalya’nın Roma, İspanya’nın Madrid, Bosna-Hersek’in Saraybosna şehirlerinde yaklaşık 13 saat 30 dakika oruç tutulacak.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 13 saat 35 dakika; ABD’nin başkenti Washington’da 13 saat 29 dakika; Endonezya’nın Cakarta kentinde 13 saat 27 dakika; Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Portekiz’in başkenti Lizbon’da ve Japonya’nın başkenti Tokyo’da Müslümanlar 13 saat 20 dakika; Çin’in başkenti Pekin’de 13 saat 22 dakika; Malezya’nın Kuala Lumpur kentinde 13 saat 21 dakika; İran’ın başkenti Tahran’da, Afganistan’ın başkenti Kabil’de, Irak’ın başkenti Bağdat’ta ve Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’da 13 saat 19 dakika; Fas, Lübnan, Suriye, Filistin, Mısır, Kuveyt ve Pakistan’da 13 saat 18 dakika oruç tutulacak.

Ramazanda diğer ülkelere nazaran daha az oruç tutacak ülke ve şehirler arasında 13 saat 16 dakika ile Umman; 13 saat 17 dakika ile Hindistan, Sudan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Bangladeş yer alıyor.

Ramazanın son günü en uzun oruç İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika tutulacak

Ramazanın muhtemel son günü 9 Nisan’da oruç tutma süreleri, ayın başlangıcına göre oldukça değişkenlik gösterecek. İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika; Grönland’ın Nuuk kentinde 16 saat 34 dakika; Moskova’da 16 saat 14 dakika oruç tutulacakken; ramazanın başında en uzun orucun tutulacağı Şili’nin Punta Arenas bölgesi ile Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde oruç süresi 2 saate yakın kısalarak 12 saat 51 dakika olacak.

Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Sudan, Hindistan ve Bangladeş’te de ramazanın son günü oruç tutma süresi 14 saat civarında olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutma-sureleri-dunya-genelinde-degisecek/feed/ 0
iOS 17.4 Güncellemesi Pil Sorunuyla Gündemde https://www.haber60.com.tr/ios-17-4-guncellemesi-pil-sorunuyla-gundemde/ https://www.haber60.com.tr/ios-17-4-guncellemesi-pil-sorunuyla-gundemde/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17785 Apple, iOS 17.4 ile AB ülkeleri için geçerli olsa da üçüncü taraf uygulama mağazalarına kapısını açtı. Ancak, çalıntı cihaz korumasını genişletme gibi önemli özellikler sunan iOS 17.4 güncellemesi, pil sorunu ile gündemde. Buna göre X platformunda paylaşım yapan bazı iPhone kullanıcıları iOS 17.4 pil sorunu hakkında paylaşımlar yaptı.

iOS 17.4 pil sorunu iPhone kullanıcıları arasında ne kadar yaygın?

Apple, belki de her işletim sistemi güncellemesinde benzer sorunlarla karşımıza çıkıyor. Özellikle iPhone 11 ve 11 Pro gibi eski iPhone kullanıcıları, yeni güncellemelerden her zaman memnun olmuyor. Bildiğiniz gibi Apple, yeni iOS 17.4 güncellemesi bundan beş gün önce yayınladı.

X platformunda ise şimdiden iOS 17.4 pil sorunu ile ilgili paylaşımlar yapılmaya başladı. Buna göre iPhone 11 Pro sahibi bir kullanıcı iOS 17.4 güncellemesi sonrası telefonunu şarja koyuyor. Kullanıcının anlattığına göre yüzde 40 seviyesinde şarja takılan telefon ancak dört saat sonra yüzde 94 dolmayı başardı.

Kullanıcılar iOS 17.4 pil sorunu hakkında yaptıkları paylaşımlarda, yeni işletim sisteminin pili çok fazla harcadığından yakınıyor. Ancak bu sorunun ne kadar yaygın olduğu henüz bilinmiyor. Apple’ın ise yaygın bir iOS 17.4 pil sorunu için acil güncelleme ile sorunu çözme ihtimali yüksek.

Apple’ın herkesten gizlediği oyun konsolu!

Ancak sorun nadir görülüyorsa bir sonraki iOS güncellemesine kadar bekleme ihtimaliniz yüksek. Tabii ki iPhone 11 kullanıcıları son iOS güncellemesini almış oldu. Bu anlamda Apple’ın, ufak çaplı bir düzeltme güncellemesi de yapma ihtimali de var.

iOS 17.4 güncellemesi ve özellikleri

Apple, yeni iOS 17.4 güncellemesi ile önemli değişiklikler yaptı. Ancak bu değişikliklerin heyecan verici olanları genel olarak AB bölgesini kapsıyor. İşte iOS 17.4 güncellemesi ve özellikleri:

Avrupa Birliği’nde (AB) kullanıcılar, artık iPhone’larında varsayılan uygulama mağazası olarak alternatif bir uygulama mağazası seçme imkanına da sahip.

Artık kullanıcılar, Apple Podcasts’teki tüm podcast’ler için tam metin transkriptleri kullanma imkanına sahip. Transkriptler, dinleme deneyimini geliştirmenin yanı sıra, işitme engelli kullanıcılar için de erişilebilirliği artırıyor.

Kullanıcılar, SharePlay özelliğini artık HomePod ile de kullanacak. Bu sayede, Apple Music, Apple Podcasts ve diğer sesli içerikleri birden fazla kişiyle HomePod üzerinden dinleyebilirsiniz.

iOS 17.4, limon, kahverengi mantar, anka kuşu, kırık zincir, dikey olarak sallanan kafa (evet anlamında) ve yatay olarak sallanan kafa (hayır anlamında) gibi yeni emoji karakterleri içeriyor. Ayrıca 18 kişi ve beden emojisi artık her iki yöne de bakma seçeneğine sahip.

iOS 17.4, 2024’de ABD’de piyasaya çıkacak olan yeni CarPlay için hazırlıklara da sahip.

iMessage’da, bir güvenlik açığını gideren bir güncelleme yer alıyor.

Kodlarda ise, Apple Music Classical, Fitness+ aboneliği için aile paylaşımı ve AR/VR başlığı için yeni bir işletim sistemi gibi gelecekteki özelliklere dair işaretler var.

Peki siz iOS 17.4 güncellemesini nasıl buldunuz? Haberde bahsettiğimiz iOS 17.4 pil sorununu yaşıyor musunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ios-17-4-guncellemesi-pil-sorunuyla-gundemde/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir mitinginde konuştu: “Yüzlerine Atatürk maskesi takıp yan gelip yattılar” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-izmir-mitinginde-konustu-yuzlerine-ataturk-maskesi-takip-yan-gelip-yattilar/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-izmir-mitinginde-konustu-yuzlerine-ataturk-maskesi-takip-yan-gelip-yattilar/#respond Sun, 10 Mar 2024 22:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17751 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gündoğdu Meydanı’nda İzmirlilerle buluştu. Mitingde vatandaşlara seslenen Erdoğan, “Hükümet olarak İzmir’e verdiğimiz destekler yereldeki umursamazlık ve beceriksizlik sebebiyle arzu ettiğimiz etkiyi göstermedi. Sizlerin mecliste ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Yüzlerine Atatürk maskesi takıp her dönem yan gelip yattılar. Yetmedi İzmirlinin can düşmanı olarak gördüğü terör örgütleriyle gizli saklı anlaşmalar yaptılar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Yerel Seçimleri öncesi İzmir Gündoğdu Meydanı’nda ‘Büyük İzmir Mitingi’ gerçekleştirdi. Dev mitingde önemli mesajlar veren Erdoğan, sahneye Sanatçı Cengiz Kurtoğlu ile çıkarak ‘Duyanlara Duymayanlara’ şarkısını söyledi. Ardından binlerce vatandaşa seslenen Erdoğan, “31 Mart akşamı bu sevgimizi semalara yükseltiyor muyuz? Sizlerle iftihar ediyoruz. Sizler ne güzel bir gençliksiniz. Sevgili İzmirliler, kıymetli hanımefendiler, geleceğimizin teminatı gençler, aziz kardeşlerim sizleri en kalbi duygularımla hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Milli Mücadele’nin zafer şehri, milli iktisadın ilham şehri, Anadolu’nun bereket kapısı, Ege’nin incisi İzmir’de bugün bir kez daha sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Şükür, efelerin yiğitlerin var. Uğruna verilmiş şehitlerin var. Bugün gönlün mahzun olmuş ne çıkar? Bir gün sarılacak yaralar İzmir. Sana yakışmıyor karalar İzmir. Evet düşmanı denize dökerek sadece başındaki kara bulutları değil vatanın istiklali üzerindeki hain emelleri de dağıtan İzmir’in yaralarını sarmaya az kaldı. 20 gün. Durmayacağız. Ana kademe, kadın kolları, gençler, 20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. Ben buna inanıyorum” diye konuştu.

“Türkiye bir asır önce düşmandan kurtuldu. Fakat epeydir eser ve hizmet fukaralarından yakasını maalesef kurtaramadı” diyen Erdoğan, “Tarih boyunca Ege’nin en ışıltılı, en hareketli, en müreffeh şehri İzmir, ihmallerin pençesinden hep yerinde saydı. Türkiye tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla büyüyüp gelişirken, zenginleşirken bu şehir hak ettiğinden yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı. Hükümet olarak İzmir’e verdiğimiz destekler yereldeki umursamazlık ve beceriksizlik sebebiyle arzu ettiğimiz etkiyi göstermedi. Sizleri mecliste ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Yüzlerine Atatürk maskesi takıp her dönem yan gelip yattılar. Yetmedi İzmirlinin can düşmanı olarak gördüğü terör örgütleriyle gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Yetmedi kendi işlerinde çıkar kavgasına tutuştular. Hem de ne kavga. Tepecik’teki o meşhur kavgalar var ya bunun yanında çocuk oyuncağı kalır. Hepsinin üstüne, bir de çantada keklik olarak gördükleri iradenizi açık arttırmaya çıkardılar. Mayıs seçimlerinde yaşananları biliyorsunuz. Sizlerin oyuyla her gün bir yenisi ortaya çıkan, pazarlıklarla meclise taşıdıkları kişiler soruyorum, şimdi nerede? Bu seçimlerde sizlerin oyuyla seçileceklerin bir kısmının yarın nerede olacağını biliyor musunuz” ifadelerini kullandı.

AK Partili ve MHP’li belediye başkan adaylarını bizzat kendilerinin sahneye çıkartıp takdim ettiklerinin altını çizen Erdoğan, “Aynı şekilde belediye meclis üyeliklerinde kimin hangi partiden olduğu açıkça bellidir. CHP’nin DEM’lendiği müttefikleriyle ilişkisinde böyle bir şeffaflık var mı? Yok. Belediye müdürlüklerine kadar uzanan pazarlıklardan sizin haberiniz var mı? Yok. CHP’nin sırtından belediyelere kimlerin taşınacağını biliyor musunuz? Yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri kimi partilere ve adaylara ne verdiklerinden, ne vaat ettiklerinden haberdar mısınız? Yok. Böyle siyaset olur mu? İzmirliye ve diğer şehirlerimizdeki CHP seçmenlerine bu yapılan reva mı” ifadelerine yer verdi.

“CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Fakat varlığı, yokluğu belli değil. Bu genel başkana gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor” diye konuşan Erdoğan, “Sabah erken kalkan eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Biz siyasetteki 40 yılı aşkın tecrübemiz ile aslında Özgür efendiye birtakım tavsiyelerde bulunabiliriz. Ancak o meşhur Türk filmindeki replikle ifade edecek olursak fikrimizi kendisine verip zayi etmek istemiyoruz. Özgür efendi bir diğer Türk filmindeki Mazlum karakterine döndü. Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor. Anlaşılan Bay Kemal’in ahı kurultayın üzerinden henüz 4 ay bile geçmeden bunları tutmaya başladı. Tabii bir de İstanbul’da kendini göstermek için sürekli azarlanıp duran, tutmayın küçük enişteyi karakteri var. Kibirli bir eda ile ha bire atıp tutuyor. Ama herhangi bir icraatı vaki değil. Zaten yarım gün mesai yapıyor. CHP’nin genel merkezi ve adaylarıyla kendini kaptırdığı promosyon siyaseti belki bir yere kadar işe yarayabilir fakat nihayetinde milletin irfanına çarpıp darmadağın olur. Türk siyasetinin, muhalefetin kifayetsizliği yüzünden geldiği şu noktaya şu içler acısı duruma bakar mısınız? Ülkemiz adına samimi olarak üzüntülüyüz” dedi.

“Bu sürecin dışında muhalefet kaldı, onu değiştiremedik”

“Türkiye’de son 21 yılda her şeyi değiştirdik, her şeyi geliştirdik, her konuda ülkeye çağ atlatacak işler yaptık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Milletimiz de gayretiyle, çalışkanlığıyla, becerisiyle her alanda bu değişime ayak uydurdu. Sadece bu sürecin dışında muhalefet kaldı. Onu değiştiremedik. Dün de kendilerini milletin üstünde görüyor, insanımıza tepeden bakıyorlardı. Biliyorum, 31 Mart’a hazırlanıyorsunuz. Sandıkları gümbür gümbür patlatacağınızı görüyorum. İşte bugün kendi mensupları dahil herkese aynı nobranlıkta davranıyorlar. Dün de ülkenin ve milletin düşmanlarıyla kol kola yürümekten geri durmuyorlardı. Bugün de terör örgütlerinin uzantılarıyla, ‘kent uzlaşısı’ adı altında gizli saklı işler çevirmeyi sürdürüyorlar. Dün de eser ve hizmet namına bir hikayeleri yoktu. Bugün de tuğla üstüne tuğla koydukları herhangi bir hayırlı işe el attıkları görülmüş değil.”

“Allah aşkına. Yaptıkları bir hizmet var mı? ya şu körfezin çektiği nedir” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Şu pisliğin halini görüyorsunuz değil mi? Yapılan bir şey var mı? İzmirli buna mahkum mu? İzmir gibi bir şehrimiz buna layık mı? CHP Genel Başkanı’nın, CHP’nin kimi adaylarının üsluplarını, tavırlarını, beyanlarını, edalarını sizler de takip ediyorsunuz. Adam geliyor, atalarımızın çok güzel bir sözü var; ‘Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.’ İşte bunların durumu tam da o şekilde. Üstelik bu kibirlerin üstünü taklitçilikle örtmeye kalkıyorlar. Halbuki yine atalar ne demiş? ‘Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış.’ Taklitçilik peşinde koşarken kendi yollarını da kaybettiler. Bu şaşkınlar, kerameti kendilerinde gördükleri için herkese ayar vermeye, her yere laf yetiştirmeye, herkesi kendilerine tabi etmeye çalışıyorlar. Hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah görenlerin kullandıkları yöntemlerin adını anmaktan biz hicap ederiz. Daha bugünden böylesine havaya girenlerin yarın milletin başına neler açacaklarını düşünebiliyor musunuz? Allah göstermesin ülke bunların elinde kalsa ne olabileceğini, hangi facialarla karşılaşabileceğimizi, Mayıs ayından bu yana yaşananlara bakarak görebiliriz. Muhalefet salkım saçak da olsa hamdolsun biz bu ülkenin önüne Türkiye Yüzyılı gibi bir vizyon koymayı başardık. Dün Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılına kilitlenmiştik. Şimdi rotamızı Türkiye Yüzyılı’na çevirdik.”

“Cumhurbaşkanı’yla, kabinesiyle, meclisiyle, belediyeleriyle, velhasıl tüm kadrolarımızla milletimizin hizmetkarı olarak yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Bundan daha sağlam bir adım olur mu? Biz size inanıyoruz. Siz de bize inanıyor musunuz? Şayet aksi yönde bir duruşumuzu görürseniz hiç çekinmeyin yüzümüze hakikatleri haykırın. Haykırın ki hatamızı görüp kendimizi düzeltelim. Bizde kibir olmaz, riyakarlık olmaz. Bizde sadece eser olur, hizmet olur, çalışmak olur, mücadele etmek olur. Eksik bırakmışsak tamamlama, hata yapmışsak düzeltme olur. Biz kendimize işte bu kadar güveniyoruz. Bütün bunlara rağmen hala korku siyasetiyle, iradenize ipotek koymaya çalışanlar varsa emin olun tek dertleri sizin bu hassasiyetinizi istismar etmektir. Bizim öyle bir gündemimiz yok. Mesela bugün burada sizlerin karşısına tek bir amaçla çıktık. Ben şu karşımdaki katılıma bakıyorum. Allah’a hamdolsun. Gündoğdu Meydanı bizi bugün yine unutmadı. Alana girerken emniyetten katılımı istedim, 100 bin” şeklinde konuştu.

31 Mart Yerel Seçimleri için durmadan çalışma talebinde bulunan Erdoğan, “Gençler şurada 20 gün kaldı durmak yok. Hanım kardeşlerim durmak yok. Ana kademe durmak yok. Pazar akşamı 31 Mart’ta inşallah hep birlikte bu müjdeyi ne yapacağız? Yaşayacağız. İzmir’in yatırım eksiklerini en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin o kayıp yıllarını hep birlikte telafi etmek istiyoruz. Sadece ülkemizin değil dünyanın en nadide köşelerinden bu şehri kadim tarihine ve potansiyeline uygun bir seviyeye getirmeye talibiz. Unutmayınız belediyecilik zaten bizim işimiz. 21 yıldır tek başımıza iktidarız. Şayet başka bir niyetimiz olsaydı şimdiye kadar zaten ortaya çıkardı. Benim milletim de bizi buralarda bırakmazdı. Onca yılın ardından artık kimsenin hayat biçimiyle derdimizin olmadığını herhalde kabul etmeyen kalmamıştır. Amacımızın, insanımızın huzur, güven ve refah seviyesini yükseltmek olduğunu, akıl ve vicdan sahibi herkes görmüştür. İzmir, 31 Mart’ta işte bu siyaset tarzlarından birini seçecek. Kazananın İzmir olmasını diliyoruz. Bunun için buradan öyle bir ses verin ki Ege’nin dört bir yanında duymayan kalmasın” açıklamalarında bulundu.

“Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramını kutlayacağımıza inanıyorum”

“Güzel İzmir, gönlümüzün sultanı İzmir. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız” diye soran Erdoğan, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? İzmir’le birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Allah sizlerden razı olsun. Ben sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Biliyorsunuz bugün ilk teravihi kılıyor, ilk sahura kalkıyoruz. Ramazan ayı rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerifinizi şimdiden tebrik ediyorum. Özellikle Ramazan ayının hasletlerinden gereken feyzi almak için Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramını kutlayacağımıza inanıyorum. Sizlere güveniyorum. Milli irade bayramını en coşkulu kutlayacağımız yerlerden birisi inşallah İzmir olacaktır” ifadelerine yer verdi.

“İzmir’e 449 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık”

İcraatları ve projeleriyle konuştuklarının altını çizen Erdoğan, “Kardeşlerim bizde boş laf yok. İzmir’e 21 yılda günümüz rakamlarıyla ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 449 milyar lira tutarında kamu yatırımı. Peki bu muhalefet ne yaptı? Bunların yatırım diye bir şey var mı İzmir’de? Eğitimde, şehrimize 11 bin 687 adet yeni derslik inşa ettik. 3’ü devlet olmak üzere 4 yeni üniversite kurduk. Gençlik ve sporda 26 bin 431 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binalarını hizmete açtık. Peki İzmir’in belediyesi acaba kaç tane yurt binası yaptı? Hiç gördünüz mü? Duydunuz mu? Ama yalan bol. Laf ola beri gele. Halkapınar, Alsancak ve Göztepe Gürsel Aksel Stadyumları Akbaş’ta olmak üzere 115 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda İzmirli ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 17 milyar lira tutarında kaynak sağladık. Sağlıkta 2 bin 60 yataklı Bayraklı Şehir Hastanemiz başta olmak üzere toplamda 4 bin 670 yataklı 47 hastanenin aralarında olduğu 129 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Çevre ve şehircilikte TOKİ kanalıyla 21 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 4 bin 163 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 62 bin 683 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde şehir sınırları içerisinde 6 adet atık su arıtma tesisi varken bugün 70 adet atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun yüzde 98’ine biz hizmet veriyoruz. İzmir’de 5 millet bahçesi projemizden birinin yapımına devam ediyoruz. İkisinin de yapım aşamasındayız. Diğer ikisiyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Ulaştırmada 618 kilometre ilave bölünmüş yol yaparak İzmir’in bölünmüş yol uzunluğunu 985 kilometreye çıkardık. Bağlantı yolları dahil olmak üzere İstanbul-İzmir otoyolunu hizmete açtık. İzmir’e bin 674 metre, çift tüp tünel ve bağlantı yolları ile toplam uzunluğu 2 bin 520 metreyi bulan Konak Tüneli’ni kazandırdık. Etaplar halinde inşa ettiğimiz 55 kilometre uzunluğundaki İzmir çevre yolunu bitirdik. Yeni çevre yolu projelerini tamamladık, inşallah en kısa sürede yapımına başlıyoruz. Sabuncubeli Tüneli’ni 4 bin 70 metre uzunluğunda çift tüp şeklinde bitirerek trafiğe açtık. Menemen, Aliağa, Çavdarlı otoyolunu inşa ettik. Torbalı, Kemalpaşa ayrımı, köprülü kavşağını tamamladık. Halen inşası devam eden çok sayıda projeyi önümüzdeki yıl ve sonraki yıl bitirerek hizmete açıyoruz. Biz İzmir’i bu CHP zihniyetine bırakmayacağız. Gerekenleri biz yapacağız” açıklamalarına yer verdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-izmir-mitinginde-konustu-yuzlerine-ataturk-maskesi-takip-yan-gelip-yattilar/feed/ 0
Erdoğan: CHP’nin başında güya bir genel başkan var ama varlığı, yokluğu belli değil https://www.haber60.com.tr/erdogan-chpnin-basinda-guya-bir-genel-baskan-var-ama-varligi-yoklugu-belli-degil/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-chpnin-basinda-guya-bir-genel-baskan-var-ama-varligi-yoklugu-belli-degil/#respond Sun, 10 Mar 2024 22:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17745 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “CHP’nin başında güya bir genel başkan var ama varlığı, yokluğu belli değil. Bu genel başkana gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor.” dedi.

Erdoğan, partisinin Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.

İzmir’in, Milli Mücadele’nin zafer şehri, milli iktisadın ilham şehri, Anadolu’nun bereket kapısı, Ege’nin incisi olduğunu belirten Erdoğan, bir kez daha İzmirlilerle birlikte olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.

“Şükür, efelerin, yiğitlerin var. Uğruna verilmiş şehitlerin var. Bugün gönlün mahzun olmuş ne çıkar? Bir gün sarılacak yaralar İzmir. Sana yakışmıyor karalar İzmir?” dizelerini okuyan Erdoğan, şunları söyledi:

“Sadece başındaki kara bulutları değil vatanın istiklali üzerindeki hain emelleri de dağıtan İzmir’in yaralarını sarmaya az kaldı, 20 gün. Tamam ama durmayacağız. Ana kademe, kadın kolları, gençler 20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. Buna inanıyorum.”

İzmir’in bir asır önce düşmandan kurtulduğunu hatırlatan Erdoğan, “Ama epeydir eser ve hizmet fukaralarından yakasını maalesef kurtaramadı.” dedi.

Tarih boyunca Ege’nin en ışıltılı, en hareketli, en müreffeh şehrinin İzmir olduğunu ancak, şehrin hep yerinde saydığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

” Türkiye, tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla büyürken, gelişirken, zenginleşirken bu şehir hak ettiğinden yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı. Hükümet olarak İzmir’e verdiğimiz destekler, yereldeki umursamazlık ve beceriksizlik sebebiyle arzu ettiğimiz etkiyi göstermedi. Sizleri Mecliste ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Yüzlerine Atatürk maskesi takıp her dönem yan gelip yattılar. Yetmedi, İzmirlinin can düşmanı olarak gördüğü terör örgütleriyle gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Yetmedi, kendi içlerinde çıkar kavgasına tutuştular. Hem de ne kavga. Hani Tepecik’teki o meşhur kavgalar var ya bunun yanında çocuk oyuncağı kalır. Hepsinin üstüne bir de ‘çantada keklik’ olarak gördükleri iradenizi açık arttırmaya çıkardılar. Mayıs seçimlerinde yaşananları biliyorsunuz. Sizlerin oyuyla her gün bir yenisi ortaya çıkan pazarlıklarla, Meclise taşıdıkları kişiler şimdi nerede? Bu seçimlerde sizlerin oyuyla seçileceklerin bir kısmının yarın nerede olacağını biliyor musunuz? Cumhur İttifakı bu konuda gayet şeffaf. AK Partili ve MHP’li belediye başkan adaylarımızı bizzat kendimiz sahneye çıkartıp takdim ediyoruz.”

“Özgür efendi Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü”

Belediye meclis üyeliklerinde de kimin hangi partiden olduğunun açıkça belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Peki CHP’nin demlendiği müttefikleriyle ilişkisinde böyle bir şeffaflık var mı? Yok. Belediye müdürlüklerine kadar uzanan pazarlıklardan sizin haberiniz var mı? Yok. CHP’nin sırtından belediyelere kimlerin taşınacağını biliyor musunuz? Yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri kimi partilere ve adaylara ne verdiklerinden, ne vadettiklerinden haberdar mısınız? Yok. Böyle siyaset olur mu?”

Alandakilere, “İzmirliye ve diğer şehirlerimizdeki CHP seçmenlerine bu yapılan reva mı?” diye soran Erdoğan, aldığı “Hayır” cevabı üzerine, şöyle devam etti:

“CHP’nin başında güya bir genel başkan var ama varlığı, yokluğu belli değil. Bu genel başkana gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Biz siyasetteki 40 yılı aşkın tecrübemizle aslında Özgür efendiye birtakım tavsiyelerde bulunabiliriz. Ama o meşhur Türk filmindeki replikle ifade edecek olursak, ‘fikrimizi kendisine verip zayi etmek’ istemiyoruz. Özgür efendi bir diğer Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü. Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor. Anlaşılan Bay Kemal’in ahı kurultayın üzerinden henüz dört ay bile geçmeden bunları tutmaya başladı. Tabii bir de İstanbul’dan kendini göstermek için sürekli azarlanıp duran, ‘tutmayın küçük enişteyi’ karakteri var. Kibirli bir eda ile ha bire atıp tutuyor. Ama herhangi bir icraatı vaki değil. Zaten yarım gün mesai yapıyor. CHP’nin genel merkezi ve adaylarıyla kendini kaptırdığı promosyon siyaseti belki bir yere kadar işe yarayabilir fakat nihayetinde milletin irfanına çarpıp darmadağın olur. Türk siyasetinin, muhalefetin kifayetsizliği yüzünden geldiği şu noktaya, şu içler acısı duruma bakar mısınız? Ülkemiz adına samimi olarak üzüntülüyüz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-chpnin-basinda-guya-bir-genel-baskan-var-ama-varligi-yoklugu-belli-degil/feed/ 0
Erdoğan’dan Özel ve İmamoğlu’na: Her kafası bozulan tekme tokat dalıyor https://www.haber60.com.tr/erdogandan-ozel-ve-imamogluna-her-kafasi-bozulan-tekme-tokat-daliyor/ https://www.haber60.com.tr/erdogandan-ozel-ve-imamogluna-her-kafasi-bozulan-tekme-tokat-daliyor/#respond Sun, 10 Mar 2024 22:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17729 Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart yerel seçim sürecinde İzmir’deki mitingde konuştu. Erdoğan konuşmasında CHP yönetimini eleştirerek “CHP’nin sırtından belediyelere kimlerin taşınacağını biliyor musunuz? Yok. Böyle siyaset olur mu?” diye sordu. Erdoğan CHP lideri Özgür Özel ve İBB Başkanı İmamoğlu’nu da isim vermeden “Her kafası bozulan kendisine tekme tokat dalıyor. İstanbul’da kendini göstermek için sürekli azarlanıp bırak tutmayın küçük enişteyi karakteri var. Zaten yarım gün mesai yapıyor.” ifadelerini kullandı.

“YÜZLERİNE ATATÜRK MASKESİ TAKIP YAN GELİP YATTILAR”

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İzmir’in yaralarını sarmaya az kaldı, 20 gün ama durmayacağız, ana kademe, kadın kolları, gençler… 20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. 1 asır önce düşmandan kurtuldu ama epeydir eser ve hizmet fukaralarından kurtulamadı. İzmir ihmallerin pençesinden hep yerinde saydı. Bu şehir hak ettiğinden, yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı. Sizleri Meclis’te ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? İzmirlinin can düşmanı olarak gördüğü terör örgütleriyle gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Kendi içlerinde çıkar kavgasına tutuştular. Pazarlıklarla Meclis’e taşıdıkları kişiler soruyorum, şimdi nerede? Yüzlerine Atatürk maskesi takıp yan gelip yattılar.

“BU GENEL BAŞKANA GELEN GİDEN POSTA KOYUYOR”

CHP’nin ‘demlendiği’ müttefikleriyle ilişkisinde şeffaflık var mı? Yok. CHP’nin sırtından belediyelere kimlerin taşınacağını biliyor musunuz? Yok. Böyle siyaset olur mu? İzmir ve diğer şehirlerimizdeki CHP seçmenlerine bu yapılan reva mı? Bir genel başkan var ama varlığı yokluğu belli değil. Bu genel başkana gelen giden posta koyuyor. Biz siyasetteki 40 yılı aşkın tecrübemizle Özgür efendiye bazı tavsiyelerde bulunabiliriz. Özgür efendi mazlum karakterine döndü. Her kafası bozulan kendisine tekme tokat dalıyor. İstanbul’da kendini göstermek için sürekli azarlanıp bırak tutmayın küçük enişteyi karakteri var. Zaten yarım gün mesai yapıyor. CHP genel merkezi ve adaylarıyla kendini kaptırdığı promosyon siyaseti bir yere kadar işe yarayabilir ama milletin irfanına çarpıp darmadağın olur. CHP’nin geldiği şu içler acısı duruma bakar mısınız?

“MUHALEFET DEĞİŞİMİN DIŞINDA KALDI”

Milletimiz her alanda değişime ayak uydurdu. Sadece bu sürecin dışında muhalefet kaldı. Onu değiştiremedik. Dün de kendisini milletin üstünde görüyor ve tepeden bakıyorlardı. 31 Mart’a hazırlanıyorsunuz, biliyorum. Sandıkları gümbür gümbür patlatacaksınız. Kendi mensupları dahil herkese aynı nobranlıkla davranıyorlar. Bugün de terör örgütü uzantılarıyla kent uzlaşısı altında gizli saklı iş çeviriyorlar. Tuğla üstüne tuğla koydukları bir hayırlı işlerini göremedik. Şu Körfez’in çektiği nedir? Şu pisliği görüyorsunuz. İzmir buna mahkum mu? İzmir gibi bir şehir buna layık mı?

Bu kibirlerinin üstünü taklitçilikle kapatmaya çalışıyorlar. Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış. Bu şaşkınlar herkese ayar vermeye, herkesi kendilerine tabii etmeye çalışıyorlar. Daha bugünden böylesine havaya girenlerin yarın milletin başına neler açacaklarını düşünebiliyor musunuz? Ülke bunların eline kalsa hangi facialarla karşılaşacağını mayıs ayından beri görüyoruz.

“MİTİNGE KATILIM SAYISI 100 BİN”

Gündoğdu Meydanı bugün bizi yine yanıltmadı. Emniyetten katılım sayısını istedim. Ne kadar? 100 bin. Durmak yok, yola devam. 31 Mart pazar akşamı inşallah hep birlikte bu müjdeyi yaşayacağız. İzmir’in kayıp yıllarını hep birlikte telafi etmek istiyoruz. Belediyecilik zaten bizim işimiz. 31 yıldır tek başımıza iktidarız. Başka bir niyetimiz olsa zaten ortaya çıkardı, milletim bizi buralarda bırakmazdı. Amacımız insanımızın huzur ve refah seviyesini yükseltmek olduğunu herkes anladı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogandan-ozel-ve-imamogluna-her-kafasi-bozulan-tekme-tokat-daliyor/feed/ 0
ABD Askeri Gemisi Gazze’ye Yardım İçin Yola Çıktı https://www.haber60.com.tr/abd-askeri-gemisi-gazzeye-yardim-icin-yola-cikti/ https://www.haber60.com.tr/abd-askeri-gemisi-gazzeye-yardim-icin-yola-cikti/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:34:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17712 Amerikan ordusu, bir ABD askeri gemisinin Gazze açıklarında geçici bir iskele inşa etmek üzere ekipmanla Orta Doğu’ya doğru yola çıktığını açıkladı.

General Frank S Besson adlı destek gemisi Cumartesi günü Virginia eyaletindeki bir askeri üsten yola çıktı.

Başkan Joe Biden, ABD’nin Gazze’ye deniz yoluyla yardım ulaştırılmasına yardımcı olmak için yüzer liman inşa edeceğini açıklamıştı.

Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nde kıtlığın “neredeyse kaçınılmaz” olduğu ve çocukların açlıktan öldüğü uyarısında bulundu.

Karadan ve havadan yardım sevkiyatının zor ve tehlikeli olduğu belirtiliyor.

Dünya Gıda Programı, konvoylarının ateş altında kalması ve yağmalanması üzerine karadan sevkiyatı durdurmak zorunda kaldı. Cuma günü de paraşütü düzgün açılmayan bir yardım paketinin düşmesi sonucu

Açıklamanın devamında geminin Gazze’ye “hayati önem taşıyan insani yardım malzemelerini ulaştırmak üzere geçici bir iskele kurmak için ilk ekipmanı taşıdığı” belirtildi.

Pentagon, hiçbiri karaya çıkmayacak olan 1000 askerin yardımıyla iskeleyi inşa etmenin 60 gün kadar sürebileceğini söyledi.

Yardım kuruluşları Gazze’de yardım bekleyenlerin bu kadar uzun süre bekleyemeyeceğini söyledi.

Yaklaşık 200 ton gıda yüklü bir yardım gemisi de Pazar sabahı Kıbrıs’taki bir limandan yola çıkmak için hala izin bekliyor.

Avrupa Birliği hafta sonu yaptığı açıklamada Gazze’ye en yakın AB ülkesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yardımların doğrudan denize açılmasını sağlayacak yeni bir deniz yolunun açılacağını duyurmuştu. Bu amaçla bekleyen Open Arms adlı geminin Pazartesi gününden önce yola çıkabileceği umuluyor.

Open Arms adlı İspanyol yardım kuruluşuna ait gemideki yiyecekler Amerikan yardım kuruluşu World Central Kitchen tarafından sağlandı.

İskele inşa edilmeden önce deniz yoluyla gönderilen yardımların kıyıya nasıl güvenli bir şekilde ulaşacağı belirsiz. Gazze’nin işleyen bir limanı yok ve kıyı suları büyük gemiler için çok sığ.

Open Arms’ın kurucusu Oscar Camps, Amerikan AP ajansına yaptığı açıklamada, gizli tutulan varış noktasında World Central Kitchen’dan bir ekibin yardımı almak için bir iskele inşa ettiğini söyledi.

İsrail bu girişimi memnuniyetle karşıladığını ve yardımın Kıbrıs’ta “İsrail standartlarına uygun olarak” güvenlik kontrolleri yapıldıktan sonra teslim edileceğini söyledi.

İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği ve yaklaşık 1200 kişinin öldüğü, 253 kişinin de rehin alındığı saldırıların ardından Gazze Şeridi’nde hava ve kara harekâtı başlattı.

Hamas yönetimindeki bölgenin sağlık bakanlığına göre o tarihten bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de 31 bin kişi öldürüldü.

BM, Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin -nüfusun dörtte biri- felaket boyutlarında gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Batılı ülkeler İsrail’e, yardım konvoylarının geçişini kolaylaştırarak ve ilave geçişler açarak kara yoluyla yapılan sevkiyatları genişletmesi için baskı yapıyor.

Yardım tırları Gazze’nin güneyine Mısır’ın kontrolündeki Refah ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom sınır kapılarından giriyor. Ancak İsrail’in kara harekâtının ilk aşamasında odak noktası olan Gazze’nin kuzeyine son aylarda yardım ulaştırılamadı.

Burada tahminen 300 bin Filistinli gıda ve temiz suya erişim sorunuyla karşı karşıya.

İsrail yardım çabalarını engellemekle suçlanıyor ve geçen hafta bağımsız bir BM uzmanı İsrail’i “Gazze’deki Filistin halkına karşı açlık kampanyası” yürütmekle suçladı.

İsrail’in BM misyonunda hukuk danışmanı olarak görev yapan Yeela Cytrin, İsrail’in açlığı bir savaş aracı olarak kullandığı yönündeki iddiaları reddetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-askeri-gemisi-gazzeye-yardim-icin-yola-cikti/feed/ 0
Ramazan Ayında Oruç Tutarken Nelere Dikkat Edilmeli? https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutarken-nelere-dikkat-edilmeli/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutarken-nelere-dikkat-edilmeli/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:15:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17701 Dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslümanın oruç tuttuğu Ramazan ayı başlıyor.

Ne tür yiyeceklerin oruç tutmaya yardımcı olabileceğini derledik.

Sahurda ne yemeli?

Ramazan’da güne sahur ile başlanıyor ve doğru şeyleri yemek, ilerleyen saatlerde acıkmayı önlemek için önemli.

Beslenme uzmanı İsmet Tamer, “Ramazan’da vücudunuzun gün boyunca ihtiyaç duyduğu enerji ve besini karşılamak için protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral açısından zengin gıdalar tüketmeli ve yeterince su içtiğinizden emin olmalısınız” diyor.

Tamer, hafif, sağlıklı ve doyurucu bir kahvaltı öneriyor:

“Peynir, yumurta ve domates ile salatalık gibi taze sebzeler yiyebilirsiniz. Ayrıca her zaman bir çorba, zeytinyağında pişirilmiş sebzeler ve meyveler olabilir.”

Oruç tutarken susuz kalmamak için iftar ve sahur arasında yaklaşık 2-3 litre su içilmesi tavsiye ediliyor.

Beslenme uzmanı Bridget Belam, sahurda kompleks karbonhidratların, özellikle de kepekli-lifli olanların tüketilmesinin iyi olacağını, bu tür gıdalardan enerji yavaş salındığı için gün boyunca ayakta kalmanıza yardımcı olacağını söylüyor.

Belam, “Yulaf, tahıllı ekmekler ve tahıl gevrekleri sahur için iyi seçimler” diyor.

Bunun yanı sıra bazı araştırmalar, fasulye, bezelye ve nohut gibi gıdalardan elde edilen lifin tokluk hissini yüzde 30’dan fazla artırabileceğini gösteriyor.

Benelam, tuzlu yiyecekler susamaya neden olduğu için bunların tüketilmemesi konusunda uyarıyor.

Sahurda kafein alımından kaçınmak da susuzluğu önlemek için önemli.

İftarda ne yemeli?

Orucunuzu açarken bol sıvı ve enerji alabilmek için doğal şeker içeren yiyecekler tavsiye ediliyor.

Muhammed Peygamber zamanından bu yana hurma iftar için tercih edilen bir yiyecek.

Beslenme uzmanı Bridget Benelam, “Hurma ve su, orucunuzu açmak için harika bir seçenek. Size enerji verirken su kaybını da giderirler” diyor ve devam ediyor:

“Çorba da orucu açmak için iyi çünkü içinde fasulye, bakliyat, mercimek ve sebze gibi aşırı yükleme yapmadan size besin ve lif sağlayacak pek çok şey bulunuyor.

“Yemek yemediğiniz uzun bir günün ardından çok ağır bir şeyle başlamak olmaz; bu muhtemelen kendinizi yorgun, halsiz ve kötü hissetmenize neden olur.”

İftarda yediğiniz yiyeceklerin kepekli tahıllar, lif açısından zengin sebze ve meyveler, süt ürünleri ve et, balık, yumurta ve fasulye gibi protein açısından zengin gıdalar ve nişastalı gıdalar arasında bir denge sağlaması gerekir.

Bazı beslenme uzmanları iftarda büyük bir öğün yerine iki adet daha küçük öğün yenmesini tavsiye ediyor.

Uzmanlar bunun kan şekerinde büyük bir artışı engellemeye yardımcı olacağını ve hazımsızlık riskini azaltacağını söylüyor.

Oruç tutmak sağlıklı mı?

Oruç tutmanın genel olarak sağlığa faydalı olduğuna inanılıyor.

Son dönemde aralıklı oruç diyeti kilo vermek için popüler bir seçenek haline geldi.

Her gün belirli sürelerle aç kalmayı gerektiren aralıklı oruçta ne yediğinizden çok ne zaman yediğiniz önemli.

Böylece vücudunuz şeker depolarını tükettikten sonra yağ yakmaya başlıyor ve kilo kaybı gerçekleşiyor.

Yapılan bilimsel araştırmalarda aralıklı oruç tutmanın faydaları arasında daha düşük kan basıncı ve kolesterol, daha az inflamasyon, vücudun insüline karşı daha iyi tepki vermesi ve tip 2 diyabet riskinin azalması bulunuyor.

Yakın zamanda yapılan bir çalışma, Ramazan’da oruç tutmanın akciğer, kolorektal ve meme kanseri risklerini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.

The American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan çalışma, oruç tutmayı olumlu metabolik değişiklikler ve azalan kronik hastalık riski ile ilişkilendiriyor.

Beslenme uzmanı Bridget Benelam, insanların Ramazan’da genelde yaklaşık bir kilo verdiğini, ancak iftarda aşırıya kaçıldığı durumda kilo alınabileceğini söylüyor.

Benelam, “İnsanların daha fazla yemeye doğal bir eğilimi var. Bize ne kadar çok çeşit sunulursa o kadar çok yiyoruz ve elbette bir sürü tabakla donatılmış büyük bir iftar sofrası bunun örneği. Size sunulan her şeyi yemek zorunda değilsiniz. Bu yüzden seçici olun ve yavaş yavaş yiyin” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutarken-nelere-dikkat-edilmeli/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Altınöz’den saldırıya tepki https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mehmet-altinozden-saldiriya-tepki/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mehmet-altinozden-saldiriya-tepki/#respond Sun, 10 Mar 2024 08:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17667 Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Mehmet Altınöz, İstanbul Arnavutköy’de seçim aracına yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin, “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’den faillerin derhal bulunmasını talep ediyoruz” dedi.

Yeniden Refah Partisi’nin seçim otobüsüne gerçekleştirilen silahlı saldırı, dün saat 17.00 sıralarında Arnavutköy’ün Hadımköy Mahallesi’nde meydana geldi. Kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen saldırıda silahla araca 3 el ateş edildi. Kurşunlardan biri aracın şoför tarafında bulunan camına isabet ederken, o sırada araçta oturan şoför saldırıdan yara almadan kurtuldu. Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Mehmet Altınöz, gerçekleştirilen saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Bu saldırılar bizim gücümüzü hiçbir zaman kıramaz”

Bu menfur saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirten Altınöz, “Bizim hareketimize, davamıza yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırılar bizim gücümüzü hiçbir zaman kıramaz. Bizim yapmış olduğumuz çalışmaları da en ufak bir sekteye uğratamaz, aksine heyecanımızı, azmimizi artırır. ‘Türkiye’yi yönetmeyi, dünyaya değiştirmeye hazırız’ yazısını bu saldırıyı yapanların çok iyi anladığını biliyoruz. Bizden başka Türkiye’yi yönetmeye, dünyayı değiştirmeye hazır olan hiçbir parti, ideoloji ve görüş yoktur. İşte o biziz. Paylaşımda ve yönetimde adaleti sağlamaya geliyoruz. Bu adaleti bizden başka kimse sağlayamaz. Bizim partimizin güçlenmesi, yükselmesi; özellikle de yerel seçimlerde sahada görmüş olduğumuz hava bazılarını rahatsız etti. Kim rahatsız olursa olsun hiçbir zaman davamızdan geri dönmeyeceğiz ve çalışma azmimizi artırarak 31 Mart’a doğru gideceğiz. 31 Mart’ta da sandıklarda Yeniden Refah Partisi’nin oylarını patlatacağız” ifadelerini kullandı.

“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’den faillerin derhal bulunmasını talep ediyoruz”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’e çağrıda bulunarak saldırıyı gerçekleştiren faillerin derhal bulunmasını talep eden Altınöz, “Teşkilatımızın moralini ve motivasyonunu hiç kimse kıramaz. Biz İstanbul’da 39 ilçemizde ve büyükşehirde seçim çalışmalarımızı hummalı bir şekilde yürütmeye devam ediyoruz. Görmüş olduğumuz teveccüh gerçekten muazzam. Vatandaşımız ‘Refah’ın vakti geldi’ diyor” dedi.

“Bizim en büyük gücümüz teşkilatımız”

Çalışmaların yüksek bir tempoda devam ettiğini ve bu saldırılardan dolayı vitesi biraz daha yükseltmek gerektiğini ifade eden Altınöz, “Biz 7 gün 24 saat değil de 7 gün 20 saat esasında çalışıyorduk çünkü 4 saat uyku bize yetiyor diyorduk. Artık 7 gün 24 saat esasına göre çalışmamız gerekecek. 31 Mart’a 21 gün kaldı. Bu 21 gün içerisinde sıkı bir şekilde çalışacağız. Tüm teşkilatımızla birlikte İstanbul’da ana kadememizden 15 bin kişi ile yan kollarımızda dahil olmak üzere üyelerimizle birlikte 100 bin kişilik bir kadro ile çalışıyoruz. Şu anda en aktif bir şekilde çalışan, en teşkilatlı çalışan parti Yeniden Refah Partisidir. Bazı partiler gibi bizim arkamızda havalı ve paralı güçler yok. Bizim arkamızda medya gücümüz yok. Holding gücümüz yok. Bizim arkamızda dış güçler yok. Bizim arkamızda kim var? İşte o bizim gidip de oy talebinde bulunduğumuz, destek istediğimiz bu ülkenin aziz ve muhterem evlatları var. Aynı zamanda bizim samimi ve ihlaslı teşkilat mensuplarımız var. Bizim en büyük gücümüz teşkilatımız” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Altınöz, gece gündüz çalışarak hem Ankara’yı hem de İstanbul’u kazanacaklarını ifade etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mehmet-altinozden-saldiriya-tepki/feed/ 0
Cumhuriyet’in 100. yılı için 81 ilden alınan topraklarla oluşturulan Türkiye Haritası Cumhurbaşkanı’na hediye edildi https://www.haber60.com.tr/cumhuriyetin-100-yili-icin-81-ilden-alinan-topraklarla-olusturulan-turkiye-haritasi-cumhurbaskanina-hediye-edildi/ https://www.haber60.com.tr/cumhuriyetin-100-yili-icin-81-ilden-alinan-topraklarla-olusturulan-turkiye-haritasi-cumhurbaskanina-hediye-edildi/#respond Sun, 10 Mar 2024 06:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17649 Cumhuriyet’in 100. yılı için 81 ilden alınan topraklarla oluşturulan 3 ton ağırlığındaki “Cumhuriyet’e Yolculuk, Asırlık Portre” isimli Türkiye Haritası, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne vinçle getirilerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edildi.

Cumhuriyet’in 100. yılı için yollara düşen Yönetmen Cankut Kaan Bolat ve Görüntü Yönetmeni Emre Görücü, 1 ayda 36 bin kilometre yol katetti. Bolat ve Görücü, Türkiye’nin 81 ilinde en özel rotalardan temin ettikleri topraklarla 3 ton ağırlığında “Cumhuriyet’e Yolculuk, Asırlık Portre” isimli Türkiye Haritası oluşturdular. 2 ayda gece gündüz çalışarak büyük bir emek ortaya koyan ekip, Türkiye’nin her bölgesinden izler taşıyan “Cumhuriyet’e Yolculuk, Asırlık Portre” eserini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye ettiler. Dünyada bir benzeri bulunmayan eser, Erdoğan’ın isteği üzerine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin protokol girişine yerleştirildi.

“Toprakları, Kurtuluş Savaşı’nda özellikle şehit kanı dökülen yerlerden toplayalım istedik”

Projenin detaylarını paylaşan Yönetmen Cankut Kaan Bolat, proje için manevi emek verdiklerini belirterek, “Toprakları, Kurtuluş Savaşı’nda özellikle şehit kanı dökülen yerlerden toplayalım istedik. Sınırların olduğu yerleri görmek istedik ve yola bu şekilde çıktık. Midi bir ekiple çalışabildik. Projede bir görüntü yönetmeni ve kendim olabildim. Proje koordinatörümüz Antropolog Akın Çiftçi vardı yanımızda. O da proje danışmanı olarak yer aldı. Mimarımız vardı. Asıl bu kaideyi tasarlayan, planlayan, tam ölçeklendirme yapan. Belli kiloları aşmayacak şekilde toprak toplamak için yollara çıktık. 30 gün sürdü bu süreç. 30 günde toplam 36 bin kilometre yaptık. Türkiye il sınırları aslında 36 bin kilometre yok. Sınırları geçmek için ekstra kilometre yapıyorsunuz. Dört bin kilometre daha yapsak büyük ihtimal dünya çapını dolaşmış olacaktık” dedi.

“Bunun bir yol hikayesini yaptığımız belgesel var”

Zorlu bir yolculuk sürecinden geçtiklerini ifade eden Bolat, şunları söyledi:

“Gezdiğiniz yerlerde dönem olarak da biraz farklı streslerin olduğu dönemlerde gelmek zorunda kaldık. Sınır ötesi harekatlarımız hala sürüyor ve bu bölgelere gidip ‘sınırdan dağdan bir kaya alacağız’ diyorsunuz. İnsanlar da anlamıyor. ‘Ne yapacaksınız’ diyor. Diyoruz ki tablo yapacağız. ‘Tabloysa bunu niye bu kadar taşıyorsunuz’ diyor. Böyle bir süreçte bizim için keyifli bir yolculuk oldu. Aynı zamanda bunun bir yol hikayesini yaptığımız belgesel var. İnanıyorum ki bir gün vatandaşlarımızla buluşacak. Bunu özellikle çok istiyorum. Cumhuriyet, Türk kültürünün, Osmanlı’nın artık son dönemlerinin geldiği bir dönemde ve yurdun dört yanı işgal altındayken Türk bayrağını dalgalandırabilmek adına yeni bir kurtuluş hikayesidir bu.”

“Bu siyaset üstü bir iş”

“Bu tabloyu yaptık, belgeseli yapıyoruz ama bu masayı ne yapacağız? Ofiste koyabileceğimiz bir yer yok” diye konuşan Yönetmen Bolat, “Dedim ki onu Cumhurbaşkanlığı makamına, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edeceğiz. Görüntü Yönetmenim Emre Görücü ‘Sen yıllardır muhalif bir insansın, Cumhurbaşkanı’na nasıl böyle bir hediye vereceksin?’ Dedim ki ya bu siyaset üstü bir iş. 100’üncü yıl ve Cumhuriyet’e dayalı bir iş. Görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun Cumhurbaşkanı’nın milli duruşta çok net bir tavrı olduğunu biliyorum. Kim olduğuma bakmayacak. Ben bu ülkenin sinemacısıyım. Bu hediyeyi kabul edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

“Bir gün portrenin başında hep beraber buluşmak hayalimiz”

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünün hediyenin verilmesi konusunda kendileriyle çok ilgilendiklerini söyleyen Bolat, “Bizi aradılar, teşekkür ettiler, makamlarına davet ettiler. Şansımıza ana protokol girişine indirildi bu vinç. İndirilirken gidemedik ama daha sonrasında sağ olsun Cumhurbaşkanımızın başdanışmanlarından birisi destek oldu. Portreyi onun sayesinde görebildik, yanına gittik. Orada hemen ekiple fotoğrafımızı çekindik. Şimdi ana protokol girişinde gelen ziyaretçileri ağırlayan bir sergileme duruşu oldu. Nasip olursa bir gün portrenin başında hep beraber buluşmak hayalimiz” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhuriyetin-100-yili-icin-81-ilden-alinan-topraklarla-olusturulan-turkiye-haritasi-cumhurbaskanina-hediye-edildi/feed/ 0
Sağlık Bakanı Koca, İstanbul ve Pendik için eser ve hizmetin ihya edileceği gün olacağını belirtti https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-istanbul-ve-pendik-icin-eser-ve-hizmetin-ihya-edilecegi-gun-olacagini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-istanbul-ve-pendik-icin-eser-ve-hizmetin-ihya-edilecegi-gun-olacagini-belirtti/#respond Sun, 10 Mar 2024 01:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17595 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin İstanbul ve Pendik için siyasi polemikler yerine eser ve hizmetin ihya edildiği gün olacağını belirterek, “İstanbul için İstanbul’un muradına kavuşacağını, vereceğimiz kararların kendisine hizmetin önünü açacağından eminim. Bundan bir şüphem yok. Beş yıl boyunca kabinede birlikte yol aldık, arkadaşlık yaptık. Nasıl hizmet yapabildiğini ve yaptığına Elazığ, Hatay, Van ve İzmir’de şahidim.” dedi.

Koca, ilçede ilk olarak partisinin seçim standını ziyaret etti, burada vatandaşlarla sohbet etti.

Ardından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan Kadın ve Yaşam Festivali’ni ziyaret eden Koca, yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin iki yıllık pandemi sürecinde sağlık sisteminin sınavını geçtiğini ve ülkenin sağlık sisteminin altyapısının dünyaya örnek olduğunu söyledi.

Pendik’teki sağlık altyapısının yetersiz olduğunu ifade eden Koca, “İki yıla yakın bir zaman diliminde ısrarla dar olan devlet hastanesinin, 5-6 dönümlük yanındaki otoparkın olduğu yerin genişletilerek hizmet verilmesi talebi yoğundur. Ben de ısrarla gelişen bir ilçemiz olduğunu ve sağlık hizmetine erişim anlamında uzun vadede sorunların daha ciddi yaşanabileceği için daha büyük bir hastanenin vatandaşın da kolay erişebileceği bir lokasyonda olmasında ısrar ettim. Tabii Pendik’te boş alan yok. Kamunun alanı yok. Hatta periferili olsa, gerektiğinde kamulaştırmaya da razıydık. Ona rağmen bulamadık.” diye konuştu.

Koca, sözlerine şöyle devam etti:

“En sonunda ısrarla Tarım Bakanlığına ait sahile yakın olan Batı Mahallesi’ndeki arazinin alt kısmını daha önceki Bakanımız Vahit Bey’den istedim. Dediler ki, ‘Biz alt kısmını vermek istemiyoruz. Üstü verebiliriz.’ Eyvallah üst kısımdan da razı olalım dedik. Üst kısmıyla ilgili de var olan binanın birtakım sorunları nedeniyle bitişiğinde belediyenin de küçük alanı vardı. Bu alanı önce Sağlık Bakanlığımıza Sayın Başkanımız kullanımını vermiş oldu. En son iki gün önce yeni Tarım Bakanımız İbrahim Bey’in bu noktadaki çabasıyla o arazide karar kılındı. Sözleşme yapılarak o arazi Bakanlığımıza geçmiş oldu.”

Araziye yoğun bakımla birlikte 600 yataklı hastane yapılacağını belirten Koca, birimlerini projelendirerek eğitim araştırma hastanesi fonksiyonunda hizmet verilmesi gerektiğini ve sahile yakın olduğu için felaket durumunda bütün birimleriyle üçüncü basamak hizmeti verebilir bir hastane olmasını planladıklarını anlattı.

Koca, yerel seçimlere de değinerek 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin siyasi polemikler yerine eser ve hizmetin ihya edildiği gün olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

İstanbul ve Pendik’in ihya edildiği gün olacak. İstanbul için İstanbul’un muradına kavuşacağını, vereceğimiz kararların kendisine hizmetin önünü açacağından eminim. Bundan bir şüphem yok. Beş yıl boyunca kabinede birlikte yol aldık, arkadaşlık yaptık. Nasıl hizmet yapabildiğini ve yaptığına Elazığ, Hatay, Van ve İzmir’de şahidim. Dolayısıyla ben İstanbul’u ihyasında önemli hizmetlerini olacağına inanıyorum. 31 Mart Türkiye Yüzyılı için ben de varım dediğimiz günün adıdır.”

Konuşmasından sonra Gazi Paşa Caddesi’ndeki esnafı da ziyaret eden Koca, ardından Çarşı Camii’nde namaz kıldı.

Bakan Koca’ya Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin de eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-bakani-koca-istanbul-ve-pendik-icin-eser-ve-hizmetin-ihya-edilecegi-gun-olacagini-belirtti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özel: “31 Mart akşamı bir gözüm büyükşehirlerde, bir gözüm Zonguldak’ta olacak” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-31-mart-aksami-bir-gozum-buyuksehirlerde-bir-gozum-zonguldakta-olacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-31-mart-aksami-bir-gozum-buyuksehirlerde-bir-gozum-zonguldakta-olacak/#respond Sun, 10 Mar 2024 00:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17540 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart günü yapılacak seçimlerde bir gözünün Zonguldak’ta, bir gözünün büyükşehirlerde olacağını söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart günü yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimleri öncesinde Gazipaşa Caddesi’ndeki alanda halka hitap etti. Alana gelen vatandaşlar tarafından bayraklarla karşılanan Özel, 31 Mart seçimlerine vurgu yaptı.

Soma’da yaşanan maden kazasında Zonguldak’tan gelen tahlisiye ekiplerinin emeklerinin unutulmayacağını söyleyen Özel, “Soma’da 301 bir evladımızı, canımızı kaybettik. Somalılar, Bergamalılar, Savaştepeliler, Kınıklılar vardı. Bartınlılar vardı, Zonguldaklılar var iş yerinde o maden ocağının kapısında dört gün boyunca bir annelerle eşlerle gözyaşı döktük. Ama o gün koşarak gelen Zonguldak’ın tahlisiye ekipleri.. 301 evladımızın yanında yüzlercesini kurtardılar. O günden bugüne biz Zonguldak’ta Zonguldak’ın emekçileriyle, insanlarıyla gözyaşları kömüre karışan simsiyah, buraya kadar (boynuna) inen izlerini hiç unutmadığım güzel insanlara minnetle Zonguldak’ı selamlıyorum. Sizin biz daha hayırlı bir yeriniz var” dedi.

1991 yılındaki madenci yürüyüşünü hatırlatan Özel, “Büyük madenci yürüyüşünden 1991. Tam 33 yıl geçti üzerinden. Emekçiler, madenciler, hakları için yürüdüler. Daha güvenli madenler için yürüdüler. Daha iyi şartlarda çalışmak için yürüdüler. Sömürüye karşı yürüdüler. Soma’da üç yüz bin evladımızı kaybettikten sonra giriştiğimiz büyük mücadelede de hep aynı talepleri ilettik. Bazılarını yaptık, bazılarını yapamadık. Ama işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda maalesef arpa boyu da yol alamadık. Halen daha Türkiye’nin çeşitli yerlerinde günde üç vardiya halinde madenciler inerken elbette mesleklerinin gereği helalleşerek iniyorlar. Ancak artık bu çağda Almanya’da 1962’den Fransa’da 1974’ten beri İngiltere’de 1972’den beri ölümlü kazalar olmuyorken ‘bu mesleğin fıtratında var ölüm’ diyenlere ilk ölümü değil yaşamı savunuyoruz. Sömürüyü değil emir savunuyoruz” şeklinde konuştu.

İliç’te yaşanan maden kazasına ilişkin konuşan Özel, “Daha geçtiğimiz günlerde İliç’te bilinene bir yandan paraları istiflerken bir yandan bir dağı istiflediler. O dağ dokuz evladımızı, dokuz kardeşimizi dokuz canımızı aldı sürükledi götürdü. Maalesef halen daha maden ocaklarında kayıplar vermenin maden ocaklarının başında gözü yaşlı anaların, eşlerin, çocukların görüntüleri yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bir yandan da bir yandan da biz yokluktan yoksulluktan emekçilerin hakkından, emeklilerin hakkından konuştuğumuzda bu maden ocaklarının vergilerini affedenler İliç’teki şirkete göstermelik on altı milyon ceza kesip üç ay sonra 222 milyon vergi cezasını affedenler emekçiye gelince emekliye gelince ‘para yok’ diyorlar” dedi.

“Zonguldak artık emeklilerin başkenti”

Zonguldak’ta emekli sayısının çalışan sayısından fazla olduğunu söyleyen Özgür Özel, “Zonguldak Türkiye’nin en emeğin başkenti, kömürün başkenti, alın terinin başkenti. Ama artık Zonguldak emeklilerin başkenti. Bakın şimdi gösteriyorum. Türkiye’de emekli sayısının çalışan sayısından fazla olduğu az sayıda ilden bir tanesi Zonguldak. Zonguldak’ın emeklilerinin sayısı çalışanlarından 26 bin fazla. ve maalesef bu hükümet ilk geldiğinde üç Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretli. Yani bugünkü hesapla yirmi altı bin liraydı. Ama bu hükümet kademe kademe bu Recep Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı iken emekliyi yoksullaştırdı. Adım adım yoksullaştırdı. Bakın o zaman bir buçuk asgari ücret olan en düşük emekli maaşı şu anda asgari ücretin yüzde altmışı kadar sıfır nokta altı. Bugün asgari ücret 17 bin lira en düşük emekli maaşı 10 bin lira” diye ifade etti.

“Her ay beş buçuk çeyrek altın cebinizden gidiyor”

Emekli maaşı ile altın hesabı yapan Özel, “O günkü en düşük emekli maaşı tam sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı iki buçuk çeyrek altın alıyor. Yani her hesap şaşar. Altın hesabı şaşmaz ya. Emeklinin aylık gelirini sekiz çeyrek altından iki buçuk çeyrek kartına indirdiler. Her ay emeklinin cebinden beş buçuk çeyrek altın çalıyorlar Birisi bakın bir kişi cebinden bir çeyrek altın düşerse kahrolur. Üzülür. Bakın bu kadar emekli var. Bu kadar yoksulluk var. Bir kere değil her ay bir tane değil beş buçuk tane çeyrek altın cebinizden gidiyor” dedi.

Emeklilere bayram ikramiyesi ile ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “2018’e kadar kulaklarının üzerine yattılar. Ne zaman seçim geldi Bin lira verdiler. Biz itiraz ettik. Dedik ki ‘bin lira olmaz. En az bir asgari ücret verin’. ‘Hayır bin lira yeter’ dediler. Bizim o gün beğenmediğimiz bin lira, yirmi dört kilo dana kıyma alıyordu. O bin lira üç sene durdu. 2021’de iki bin lira oldu. Bu sene veya beş yapacaklardı. Üç bin lira yatıracaklar, bayramdan önce. Üç bin lira, altı kilo dana kıyma almıyor bugün. Bakın sadece 2018’de. Sadece bayram ikramiyesiyle. Yirmi dört kilo kıyma altı kilo kıyma. Emekli hesabını yapsın. Mübarek Ramazan Bayramı öncesi otuz gün oruç tutulacak ve tam on sekiz kilo kıyma emeklinin sofrasından mutfağından, kursağından çalınmış durumda. Bu zulüm artık emekli için yeter” diye konuştu.

Her gittiği şehrin en bilindik ürünüyle hesap yaptığını anlatan Özel, “Her şehirde o şehrin en bilindik ürünüyle yapıyoruz. Kestane balının kilosuyla en düşük emekli maaşını hesapladığınızda geçen sene 10 bin lira dokuz kilo kestane balı alıyordu. Bu sene verilen 10 bin lira altı kilo kestane balığı alıyor. Bir senede üç kilo kestane balı kadar cebinizden parayı almış bir başka tarafa vermiş durumdalar” şeklinde konuştu.

“Tayyip Bey’e diyorum ki gel emekliye sahip çıkalım”

Emekli kartı çıkartarak en düşük emekli maaşı alanların hesabına 7 bin lira yatırılmasını istediklerini aktaran Özgür Özel, “Tayyip Bey’e diyorum ki gel emekliye sahip çıkalım. Nasıl mı? Bir emekli kart çıkaralım. Oraya en düşük emekli maaşı alanlar için yedişer bin lira yatıralım. Ayrıca elektrikte, suda, doğalgazda yüzde 25 ile 40 arasında indirim tanımlayalım. Diyor ki ‘asla olmaz’. Neden ‘hazinede para yok.’ Yahu sana emanet edilen hazinede para vardı da şimdi para yoksa bunun hesabını ben mi vereceğim? Emekli mi verecek? Sen mi vereceksin? Önce bunu konuşalım. Şimdi diyor ki ‘ben diyor hesap yaptım. Bir nokta dört trilyon lira para lazım.’ Biz hesapladık. Öyle bir para değil. Altı yüz doksan milyar lira para emeklinin bu taleplerine yetiyor. Dönüp bakıyoruz bu sene için bütçede vazgeçilen vergi gelirleri. Yani elbette ki altın şirketine yabancı şirkete 222 milyon. Beşli çetenin her birine ayrı ayrı, kamu müteahhitlerinden sarayı yapan müteahhide kadar ne kadar yandaşı şirket, böyle büyük holding varsa onların vergi gelirlerini affetmiş, tam altı yüz elli yedi milyar. Şirket parayı kazanmış kar etmiş, beyanname vermiş. Vergisini ödeyeceği aşamada teklif verip, altı yüz elli yedi milyar vergiden vazgeçiyor. Emekliye altı yüz doksan lazım. Para yok diyor. Tayyip Erdoğan’dan, emekliye, verecek para yoksa, emeklide Tayyip Erdoğan’a verecek oy yok. İşte Tayyip Erdoğan, bundan sonrasını sen düşün. Emeklilerin başkentinden Zonguldak’tan emekliler sana söylüyor. Beni düşünmeyen bundan yakamdan düşsün diyor. Bundan sonra emekliden sana oy-moy yok artık” ifadelerine yer verdi.

Meydandaki gençlere de seslenen Özel, “Maalesef Zonguldak gençleri kendinde tutamıyor. Oysaki Türkiye’nin en güzel coğrafyalarından bir tanesi. Bir yandan da Türkiye’nin benzer bir sorunu var. Hani Tayyip Bey beka sorunu diyor ya bakın beka sorununu konuşalım ama bence en büyük beka sorunu dünyanın hepsi gözü üzerimizdeyse evet üzerimizde olsun varsın gençlerimizin bütün dünya Türkiye üzerinde hayal kurarken bizim gençlerimizin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması en büyük beka sorunudur. O yüzden o yüzden bütün gençlerimize sesleniyoruz. Enseyi karartmayın ümitsizliğe kapılmayın. Ne demokrasiden, ne sandıktan ümidi kesmeyin. Atatürk cumhuriyeti ne genel başkanlara, ne milletvekillerine, ne parti meclisi üyelerine, ne belediye başkanlarına emanet etti Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet etti gençlere” dedi.

“Beş yıl önce bir kaza oldu. Çok üzüldük. İnanın Zonguldak’ı kaybettik”

2019 yılındaki seçime ilişkin konuşan Özel, “Beş yıl önce bir kaza oldu. Çok üzüldük. İnanın Zonguldak’ı kaybettik. Kendi memleketimi kaybetmiş gibi üzüldüm. Sayılı gün geldi geçti. Şimdi hepimizin üzerine düşen bir görev var. O da bunu telafi etmek ve emeğin başkentini emekçinin partisine, halkın partisine Cumhuriyet Halk Partisi’ne yeniden kazandırmak” diye ifade etti.

“Trabzonlunun CHP’lisi çok makbul”

Yerel yönetimde Trabzonlu CHP’li yöneticilere dikkat çeken Özel, “Bizim adayımız öyle güneyden değil, kuzeyden Trabzonlu bir kardeşimiz. Bakın Trabzonlunun CHP’lisi çok makbul. Bir Trabzonlu İstanbul’da büyükşehir belediye başkanı var değil mi? Ekrem Başkan, İstanbul’dayken Trabzon’da kaç tane milletvekili var? Dört. Kaç tane Trabzonlu bakan var? Dört. Etti sekiz. Ortahisar Belediyesi AK Parti’de 9. Trabzon Büyükşehir AK Parti’de; on tane AK Partili Trabzonlu Trabzon’a bir tane hafif raylı sistem yapamadı. Bir tane CHP’li Trabzonlu İstanbul’a on tane metro yaptı, on tane” dedi.

“Mansur Başkan’ın eli Erdem’in omuzunda”

Zonguldak’tan önce Ankara’da Etimesgut’ta Mansur Yavaş ile görüştüklerini söyleyen Özel, “Etimesgut’ta otobüsün üstünde Mansur başkanla birlikteydik. Ona dedim Zonguldak’a gidiyorum. Tahsin Başkan’ın yanına ama senden de bir söz istiyorum. Eğe dedi, Zonguldak, Tahsin başkanı seçerse Mansur Yavaş’ın bir eli Tahsin Erdem’in bir omzunda. Şimdi buradan İstanbul’a gidiyorum. Ekrem Başkan beni kırmaz, sizi sever, sizin hemşeriniz ve Ekrem Başkan da İstanbul’da, Taksim Erdem’i seçtiğiniz durumda, onun da bir eli bu diğer omzunda. Ben partinin genel başkanı olarak Soma’nın Manisa’nın bir evlatları olarak Ecevit’in kentine kara elmas diyarına sözüm söz olsun. Siz de emeğin, halkın partisine, halkçı bir belediye başkanına, Tahsin Başkan’a emanet eden Ankara Büyükşehir’de İstanbul Büyükşehir’de Zonguldak’ın ayağa kalkması için ne gerekiyorsa onu yapacak” dedi.

“Biz Türkiye’nin aydınlık yarınlarını örgütlüyoruz”

31 Mart akşamı Zonguldak’ın sonuçlarını da yakından takip edeceğini söyleyen Özel, “Benim de otuz bir Mart akşamı, bir gözüm Türkiye’deki büyük şehirlerde. Bir gözümde emeğin başkenti Zonguldak’ta olacak. ve bu seçimde şöyle düşünenler olabilir. Geçtiğimiz seçim AK Parti ile MHP bayrağı bir araya geldiler. Cumhuriyet Halk Partisi’yle, İYİ Parti’de birlikteydi, ayrı düştüler diye düşünenler olabilir. Evet, Cumhur İttifakı bir yanda duruyor. Korkuyu örgütlüyorlar. Tehdit ediyorlar. Hatay’a gidip şantaj yapıyorlar. Oy vermedin halin ortada. Vermezsen perişan ol diyorlar. Ordu’ya geliyorlar. Bize oy yoksa doğalgaz yok diyorlar. Sakarya’ya gidiyorlar. Oy vermeyene hizmet yok diyorlar. Oysa Türkiye’nin en iyi hizmet alan şehirlerini CHP yönetiyor. Yıllardır iktidarda değiliz. Yüz öğrencinin seksen beşi CHP’li belediyelerin olduğu ilçelerdeki üniversiteleri tercih ediyor. Herkes gezmeye tatile geliyor göçü CHP’li belediyeler alıyor. Ama korkuyu örgütleyecek ya. Korkutarak, korku siyaseti yapacak ya. Tehdit ve şantaj yapacak ya. Böyle konuşuyor. Ama biz umudu örgütlüyoruz. Biz sevgiyi örgütlüyoruz. Biz Türkiye’nin aydınlık yarınlarını örgütlüyoruz. Biz Türkiye’nin geleceğinin geleceğini örgütlüyoruz. Bir tarafta Adalet ve Kalkınma Partisi yanında MHP. Her geçen gün birbirine benziyorlar. Her geçen gün. Yenge gökyüzündeki koyu bir yağmur bulutları o ittifakın rengidir. Kentlerin ve ülkenin üstüne Karabulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını, eski sanıklarını aldılar. Kadınları sahiplendireceğiz diyenleri aldılar. Mikroba neden hastalık yapıyorsun diye sorulmaz. Bunların niyeti belli. Bunlar İstanbul Sözleşmesi’ne karşı bunlar medeni hukuka karşı bunlar kadına kimlik veren Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türkiye Cumhuriyeti yapan Karşı o yüzden onlarla birlikteler. Oysa biz belki bu seçimde ittifak yapmadık gibi görünüyor ama çok daha büyük bir ittifakın içindeyiz. Onların karşısında bizim ittifakımız onlar Cumhur İttifakı’ysa Biz Türkiye ittifakıyız” diye sözlerini tamamladı.

Genel Başkan Özgür Özel, konuşmasının ardından belediye başkan adaylarını tanıttı. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-31-mart-aksami-bir-gozum-buyuksehirlerde-bir-gozum-zonguldakta-olacak/feed/ 0
Sinop’ta Sağlık Çalışanları Gazze’ye Destek İçin Sessiz Yürüyüş Düzenledi https://www.haber60.com.tr/sinopta-saglik-calisanlari-gazzeye-destek-icin-sessiz-yuruyus-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/sinopta-saglik-calisanlari-gazzeye-destek-icin-sessiz-yuruyus-duzenledi/#respond Sat, 09 Mar 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17518 Sinop’ta sağlık çalışanları, Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla “sessiz yürüyüş” düzenledi.

Sinop’un tarihi hamam mevkiinde toplanan sağlık çalışanları, Tuzcular Caddesi güzergahından Uğur Mumcu Meydanı’na kadar yürüdü. Daha sonra grup adına açıklama yapan Dr. Mehmet Usta, “İşgalci İsrail’in, Filistin’de on yıllardır devam ettiği sistematik işgal ve zulüm, 7 Ekim’den bu yana daha da şiddetlenerek tam 154 gündür, soykırımdan başka hiçbir kelimeyle anlatılamayacak boyutlarda, bütün dünyanın gözü önünde devam ediyor. Dünyanın gündeminden düşürülmeye çalışılan katliamların dehşetini bizim tekrar tekrar gözler önüne sermemiz gerekiyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor. Bütün bu saldırılarla birlikte Gazze’ye insani yardımın girmesine de izin verilmiyor. Filistin’in her gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin ise, soykırıma olan açıktan desteği devam ediyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Gönlü ve duası Filistin’in yanında olan vicdan sahiplerinin ise en büyük silahlarından biri: Boykot. Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Boykot; direniştir, mücadeledir, aktif bir eylemdir, istikrar sağlanırsa düşmanı yenecek güçtedir. Tüm meslektaşlarımıza zulme destek olan ilaç firmalarını boykota devam etmeyi hatırlatıyor, Sağlık Bakanlığı yetkililerinden de aynı hassasiyeti hastane eczanelerinde göstermesini bekliyoruz. Halkımızdan da biz doktorlara ve eczacılara ilaç boykotunu hatırlatmasını bekliyoruz. Buradan devletimize sesleniyoruz: Filistinli kardeşlerimizin yararına olacak bütün adımları destekliyoruz ve sonuna kadar arkasında olduğumuzu bildiriyoruz. Bu konuda sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği vermeye hazırız. Bununla birlikte bu süreçte terör devletiyle olan ticaret hacminin artarak devam ettiğine dair haberler ile yöneticilerin masalarında ve alışveriş listelerinde boykot markalarının olması bizleri düşündürmekte ve rahatsız etmektedir. Biz siviller olarak zulme açıktan destek veren firmalara ve buna göz yumanlara karşı boykota devam etmekte kararlı olduğumuzu tekrar ve tekrar ilan ediyoruz. İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz” dedi.

Açıklamanın ardından yapılan dua ile program sona erdi. – SİNOP

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinopta-saglik-calisanlari-gazzeye-destek-icin-sessiz-yuruyus-duzenledi/feed/ 0
TBMM Başkanvekili Celal Adan: İstiklal Marşı söylemeyen bir siyasi partiye Kars’ı teslim edecek misiniz? https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-celal-adan-istiklal-marsi-soylemeyen-bir-siyasi-partiye-karsi-teslim-edecek-misiniz/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-celal-adan-istiklal-marsi-soylemeyen-bir-siyasi-partiye-karsi-teslim-edecek-misiniz/#respond Sat, 09 Mar 2024 23:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17500 TBMM Başkanvekili Celal Adan, Kars’ın yiğitler şehri olduğunu belirterek, “İstiklal Marşı söylemeyen bir siyasi partiye Kars’ı teslim edecek misiniz? Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir günah işlenebilir mi?” dedi.

Adan, Kars’ta beraberindeki, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, MHP Ankara Milletvekili Erkan Bülent Haberal, MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, MHP MDK üyesi Taner Gökçek ve AK Parti İl Başkanı Muammer Sancar ile MHP Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret etti.

Cumhur İttifakı’nın Kars Belediye Başkan adayı Ötüken Senger için destek isteyen Adan, buradaki konuşmasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını iletti.

Cumhur İttifakı’nın bir Türkiye ittifakı olduğunu anlatan ve 14-28 Mayıs 2023 seçimlerini hatırlatan Adan, şöyle devam etti:

“MHP ile AK Parti’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı yıkılacak diye sevinenler kimlerdi? Karslılar değildi. Vergisini veren, onurlu yaşayan, bu bayrağa saygı duyan hiç kimse sevinmiyordu ama DEM’in adını koyduğu, bu milletin evlatlarına, polisine, bölgedeki vatandaşlara kurşun sıkan terör örgütü sevinçten adeta çılgınlarca sevinçler yaşıyordu. Öbür taraftan 15 Temmuz’da TSK’nın karargahını basan, devleti kuran Meclisi bombalayan ve 47 özel harekat mensubunu yakarcasına öldüren, askerimizi, polisimizi çatıştıran bir başka terör örgütü, dışarıya güdümlü FETÖ’cüler çok seviniyordu. Milletimiz buna fırsat vermedi. Hem Cumhur İttifakı’nı parlamento aritmetiğinde öne geçirdi hem de Türk devletini yönetme iradesini Sayın Cumhurbaşkanı’mıza vererek Türkiye büyük bir beladan kurtuldu. O gün bu fırsatı vermeyenler, milletimiz o gün FETÖ’cüye, bölücüye, PKK’lıya bu fırsatı vermedi. Bugün de vermeyecek.”

Kars’ta gördüğü hava, inanç ve beraberliğe bakarak Belediye Başkan adayı Senger’in seçimi kazanacağına inandığını vurgulayan Adan, Kars’tan yükselen sesin, bölücünün ve devlete düşman olanların nefesini kesecek güçlü bir ses olması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin birliğe ve beraberliğe ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı.

“Bölücüler, FETÖ’cüler tekrar işbirliği yapmışlar”

Kars’ın yiğitler, teslim olmayan ve boyun bükmeyen bir şehir olduğunu vurgulayan Adan, şunları kaydetti:

“İstiklal Marşı söylemeyen bir siyasi partiye Kars’ı teslim edecek misiniz? Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir günah işlenebilir mi? Bugün sizin muhatabınız keşke devlete, bayrağa, Türkiye’nin birliğine bağlı bir iradeyle karşınıza çıkmış birileri olsaydı ama çok samimi bir şekilde itiraf ediyorum ki bölücüler, FETÖ’cüler tekrar iş birliği yapmışlar. Karşımıza bazı tezgahlar ortaya koymaktadırlar. Türkiye, Cumhur İttifakı’yla bir kartal pençesi gibi Karabağ’ı Ermenilerden alıp Azeri topraklarına kattı. Biz buralarda geçmişte bir mağlubiyet yaşadık ama çok süratli bir şekilde kendimizi toparlayıp Bakü’ye gittik. Azerbaycan’da bir büyük zafere öncülük ettik. İşte o gün Azerbaycan’a gidenler şimdi SİHA’larımızla gidip oralarda Karabağ’ı Ermenilerden alıp esas hakkı olan Azeri topraklarına katıyoruz.”

Gazze’de İsrail’in katliamlarına dikkati çeken Adar, bugünlerde 30 binin üzerinde vatandaşın dünyanın gözü önünde öldürüldüğünü belirterek, “Ramazan, ezan, çocuk ve kadın demiyorlar öldürüyorlar. Orada da biz varız. Cumhur İttifakı olarak çok güçlü bir ses olarak varız. Ayrıca Cumhurbaşkanı’mız da çok güçlü bir mücadeleyle dünyanın dikkatini çekiyor. Allah’ın izniyle orada da biz o haklı davanın sahibi olarak tarihe geçeceğiz. Cumhur İttifakı olarak Libya’da, orada, burada Türk milletini sıkıştırmak isteyenlere karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Türkiye, terörün ülkede nefesini kesti şimdi de dışarıda kesiyor.” dedi.

Adan, ziyaretin ardında, beraberindekilerle kentteki bir düğün salonunda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programına katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-celal-adan-istiklal-marsi-soylemeyen-bir-siyasi-partiye-karsi-teslim-edecek-misiniz/feed/ 0
Mersin’de ‘Dünya Kadınlar Günü’ kapsamında tenis turnuvası başladı https://www.haber60.com.tr/mersinde-dunya-kadinlar-gunu-kapsaminda-tenis-turnuvasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/mersinde-dunya-kadinlar-gunu-kapsaminda-tenis-turnuvasi-basladi/#respond Sat, 09 Mar 2024 22:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17470 Mersin’de ‘Dünya Kadınlar Günü’ kapsamında düzenlenen tenis turnuvası başladı.

Mersin Valiliği, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Gençlik Hizmetleri ve Spor Kulübünce Mersin Tenis Kortu’nda organize edilen turnuvaya 14 kategoriden 350 sporcu katıldı.

Turnuvanın açılışında Vali Ali Hamza Pehlivan ile Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş tenis oynadı. Düzenlenen mini konserin ardından konuşan Vali Pehlivan, sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başladı. Pehlivan, “Gün içinde aile ziyaretleri yaptık. Eğitim kurslarımıza devam eden kadın kardeşlerimizle bir araya geldik. Sadece bugün değil, 365 gün kadınlarımızın yanında olduğumuzu, devletimizin bütün birimleri ve imkanlarıyla kadınların ekonomik ve sosyal hayatta her geçen gün çok daha etkin bir şekilde var olmasıyla ilgili çalışmalar içerisinde bulunduğumuzu bugün vesilesiyle bir kere daha ifade etmiş olduk” dedi.

“Kadına hürmet ve kadına saygı esastır”

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olarak sahip olunan milli ve manevi değerlerin önemine dikkat çeken Pehlivan, “Devlet geleneği, millet geleneği, medeniyet değerleri bağlamında kadına hürmet ve kadına saygı esastır. Aslında kadınla erkek arasında bir ayrımcılık cümlesi dahi yoktur” diye konuştu.

Türkiye’deki istihdamda kadınların oranına değinen Pehlivan, “Kadınlarımız her alanda başarılı şekilde hizmetler ve eserler ortaya koymaya devam etmektedir. Akla gelebilecek bütün alan ve sektörlerde eğitiminden üretimine, sanayiden teknolojiye, sanattan edebiyata kadar kadınlarımız her alanda vardır. Kadınlarımızın başarılı olduğu alanlardan biri de spordur. Bugün tenis vesilesiyle bir araya geldik ve bir turnuvanın açılışını gerçekleştiriyoruz” dedi.

“Lisanslı sporcu sayımız 200 binin üzerine çıkmış durumda”

Mersin’deki altyapı ve tesislerinden de bahseden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Mersin’de çok güzel bir altyapımız var. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüze ait çok güzel tesislerimiz var. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın uluslararası nitelikte tesisleri var. Bunlar arasında tenis sporu yapabileceğimiz tesisler de çok güzel. Sporcularımız bu tesisleri ne kadar fazla kullanır, faydalanırsa arkadan yeni sporcular gelecek ve biz de, ‘iyi ki bu tesislerimiz var, bunlara yenilerini ekleyelim’ diyeceğiz. Bugün itibariyle Gençlik ve Spora tahsis edilen tesis ve yapı sayımız yurtlarımız da dahil 80. Yerel yönetimleri ve özelleri de kattığımız zaman 100’ün üzerinde tesisimiz var. Lisanslı sporcu sayımız bütün branşlarda toplamda 200 binin üzerine çıkmış durumda. Kadın sporcularımızın da yeri gerçekten önemli ve oran olarak da hemen hemen erkekler ile aynı nispette ve tenis branşı da bunlardan birisi.”

“Hedefimiz dünyanın en iyi sporcusunu yetiştirmek”

Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir araya geldiklerini söyledi.

Federasyon olarak hedeflerinin dünyanın en iyi sporcusunu yetiştirmek olduğunu belirten Durmuş, “Dünyanın en iyi sporcusunu da yetiştireceğimize inanan bir federasyonuz. Her projemizde bu anlayışla çalışırken, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde gençlerimizin, çocuklarımızın tenise erişimini sağlayabilmek için yerel yönetimlerimizi çok önemsiyoruz. Aslında tenis çok güzel bir branş, kişisel gelişime, çocuklarımıza, kadınlarımıza, ailelere birlikte olmanın keyfini yaşatan bir branş” şeklinde konuştu. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersinde-dunya-kadinlar-gunu-kapsaminda-tenis-turnuvasi-basladi/feed/ 0
ABD’de Müslüman genci saldırıya uğradı, ailesi Gazze’ye dikkat çekiyor https://www.haber60.com.tr/abdde-musluman-genci-saldiriya-ugradi-ailesi-gazzeye-dikkat-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/abdde-musluman-genci-saldiriya-ugradi-ailesi-gazzeye-dikkat-cekiyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 08:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17408 ABD’de iki Müslüman arkadaşıyla ırkçı saldırıya uğraması sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olan Hisham Awartani’nin Amerikalı annesi Elizabeth Price ve Filistinli babası Ali Awartani, oğullarının yaşadığı olaya değil Gazze’deki gelişmelere dikkat çekmeye çalıştığını söyledi.

Price-Awartani çifti, oğullarının uğradığı ırkçı saldırı, Gazze ve Batı Şeria’daki durumla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Anne Price, Harvard Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde eğitim görürken araştırma yapmak için Batı Şeria’daki Birzeit Üniversitesine gittiğini ve eşiyle 1991’de tanıştıklarını anlattı.

“Filistin’e aşık oldum.” diyen Price, Awartani ile evliliklerine ailelerinin karşı çıktığını, ikna etmenin yaklaşık 7 yıl sürdüğünü dile getirdi.

Price, oğulları Hisham 2 yaşındayken 2004’te Ramallah’a döndüklerini, Hisham’ın tüm eğitimini “Quaker” adlı okulda tamamladığını ve daha sonra Providence’taki ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Brown Üniversitesine kabul aldığını söyledi.

Hisham’ın özellikle matematiğe büyük ilgi duyduğunu, matematik felsefesiyle arkeoloji alanında çift dal yaptığını belirten Price, 3. sınıfta olduğunu anlattı.

İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle oğullarına ulaşmaları 4 gün sürdü

Kasım ayında anneannesini ziyaret etmek için Burlington’a giden ve iki arkadaşıyla sokakta yürürken vurulan Hisham’ın haberini Ramallah’ta gece yarısı kardeşinden aldığını anlatan Price, “Şoka girdim. İlk etapta şokun etkisiyle sakin kaldım ve diğer vurulan iki çocuk için çok büyük suçluluk duydum. Bu çocuklar benim annemi ziyaret ediyordu.” dedi.

Price “Hisham’ın ilk 24 saati çok kritikti. Önemli tıbbi kararlar alınması gerekiyordu ancak biz çok uzaktaydık. Haberi cumartesi gecesi aldık, Amerika’ya ancak çarşamba günü gelebildik.” diye konuştu.

İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle ABD’ye varışlarının geciktiğini, eşinin Amerikan vatandaşı olmasına rağmen 7 Ekim’in ardından Filistin asıllı ABD vatandaşlarına da kısıtlamalar getirildiğine dikkati çeken Price, önce Ürdün’e gitmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“Oğlum kendisine değil Gazze’ye odaklanılmasını istedi”

Uğradığı saldırı sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olan oğullarının hastanedeki tedavisinin ardından okuluna döndüğünü ve derslerine devam ettiğini belirten Price, Hisham’ın her gün 2 saat fizik tedavi gördüğünü anlattı.

Price, “Hisham, eski dünyasında yeni perspektifiyle kendisini tekrar konumlandırmaya çalışıyor. Geçen gün ilk kez derse gitti, kaldırımlar nedeniyle bu, 15 dakika sürdü ama üniversite çok yardımcı oldu. Tüm derslerini giriş katına aldı. Çok kolay bir süreç değil ama Hisham pratiğe odaklanan bir çocuk. Oturup haline yakınıp üzülmek yerine hayatına devam etmeye çalışıyor.” şeklinde konuştu.

Oğluyla her zaman gurur duyduğunun altını çizen Price, “Hisham, konuyla ilgili sadece Filistin’deki genel duruma dikkat çekmek için konuştu. Kendisinin gerekli kaynaklara sahip olduğunu söyledi. Oğlum kendisine değil Gazze’ye odaklanılmasını istedi.” ifadelerini kullandı.

Price, “Hisham, bir noktada vurulacağını ancak bunun Amerika’da değil Filistin’de olacağını düşündüğünü söylüyor. Daha önce Batı Şeria’da protestoya katıldığında dizinden vurulmuştu. İsrail ordusu, genellikle felç etmek ya da sakat bırakmak için dizleri hedef alır.” dedi.

“Gazze ve Batı Şeria’da etnik temizlik yapmaya çalışıyorlar”

Price, Gazze’deki saldırılara ilişkin, “Her günümü orada olan bitenin gölgesinde ve hiç bitmeyen bir suçluluk duygusuyla geçiriyorum. Her su içtiğimde, her sıcak yatağıma girdiğimde bir suçluluk duygusu, bunun ne kadar adil olmadığı duygusu kaplıyor içimi.” dedi.

İsrail hükümeti ve ordusunun temel amacıyla ilgili de Price, “Gazze ve Batı Şeria’da etnik temizlik yapmaya çalışıyorlar.” görüşünü paylaştı.

Uluslararası toplumun daha fazla baskı uygulaması gerektiğine dikkati çeken Price, İsrail’in ihlallerinin özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerin desteğiyle cezasız kaldığını dile getirdi.

Price, Filistin halkının evlerine ve şehirlerine geri dönme hakkından vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Gazze, Filistin’in mükemmel bir parçası ve olmaya devam edecek.” mesajını verdi.

“Öldürmeleri için yeşil ışık yakıldı, dünya sadece seyrediyor”

Baba Awartani de Ramallah’ta olayları televizyon ya da gazetelerden takip etmediklerine dikkati çekerek, “Kişisel olarak tanıdığımız arkadaşlarımız yaşadıklarını anlatıyor. Anlattıklarını dinlediğimde söyleyecek söz bulamıyorum. Gazze’den bir saat uzaktayım, başımın üstünde bir çatı var, yiyecek yemeğim var. Bu kadar yakın olmamıza rağmen onlar, komple izole edilmiş durumda.” diye konuştu.

Arkadaşlarıyla görüşmelerinde dinledikleri hikayelerin soykırım gerçekleştirildiğini gösterdiğini dile getiren Awartani, şöyle devam etti:

“İnsanları zorla evlerinden çıkarıyorlar. Arkadaşımın yaşlı bir annesi ve engelli bir eşi var. ‘Evden ayrılın!’ demişler. Önce evden ayrılmamak için direnmişler, sonra evden çıkarken keskin nişancı ikisini de vurmuş. Kadınları vuruyorlar. Filistinlileri korkutmak için ve ‘Bakın, Yahudilere zarar verirseniz sonunuz böyle olur.’ mesajı vermek için bunu yapıyorlar. Öldürmeleri için yeşil ışık yakıldı, dünya sadece seyrediyor. O yüzden çok daha fazla insanı öldürecekler.”

Awartini, artık herkesin çok yorulduğunu belirterek, “Barış için dua ediyoruz. Kimse acıyı sevmez. İki tarafın da kanının akmasını istemiyoruz.” şeklinde konuştu.

“İsrail, her bir Filistinlinin acı çektiğinden emin olmak istiyor”

Batı Şeria’da da Gazze’yle karşılaştırılmayacak düzeyde olsa da gerginliğin arttığına işaret eden Awartani, “Bu, toplu cezalandırmanın bir parçası. Nerede olursa olsun her bir Filistinlinin acı çektiğinden emin olmak istiyorlar. (7 Ekim’in ardından) Batı Şeria’da ilk yaptıkları tüm bölgelerin birbiriyle bağlantısını koparmak oldu. Yeni kurallar getirildi, bu nedenle bir yerden başka bir yere gitmeye çalışmak çok tehlikeli hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Awartani, bazı alanları “askeri bölge” olarak kapattıklarını, Filistinlilerin tek çivi dahi çakamadıklarını ama yerleşimcilerin evler yaptıklarını anlattı.

Yerleşimcilerin doğrudan silahlarıyla sivilleri öldürdüklerine işaret eden Awartini, “Yerleşimci şiddeti gerçek. Hiçbir sınır tanımıyorlar.” dedi.

Awartani, bölgedeki taksi şoförlerinin bile yerleşimciler nedeniyle yollarını değiştirdiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abdde-musluman-genci-saldiriya-ugradi-ailesi-gazzeye-dikkat-cekiyor/feed/ 0
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, Balıkesir’de mitingde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-balikesirde-mitingde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-balikesirde-mitingde-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 09 Mar 2024 05:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17369 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Etrafımızdaki ülkelerin hepsinde yangın var ama Allah’a hamdolsun Türkiye güvenli bir liman.” dedi.

Özhaseki, Balıkesir’in Karesi ilçesi Sakarya Mahallesi Meydanı’nda partisince düzenlenen mitingde, Türkiye’de belediyecilikte dönüm noktasının 1994 yılı olduğunu, birçok ilde aday olduklarını ve o günden beri kimseyi ayırmadan herkese hizmet ettiklerini anlattı.

Bakan Özhaseki, seçim döneminde adayların vaatlerde bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Seçim öncesinde birçok aday çıkar, aklına gelen her vaatte bulunur. Her şeyi söyler. Sırtında yumurta küfesi yok ki. Sözün de zaten bir anlamı yok. Durmadan söylerler. Geçen seçim öncesinde Ankara’daki başkan adayları çıktılar; ‘EYT’lilerin sorunlarını bile çözeceğiz’ dediler. ‘Şu kadar kilometre metro yapacağız’ dediler. ‘Şu kadar insana yardım edeceğiz’ dediler. ‘Çalışanları işten atmayacağız’ dediler. Fakat işbaşına geldikten sonra başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, ‘Bir tek Allah’ın kulunu, emekçinin işine son verirsek affedersiniz, namussuzuz, şerefsiziz’ diye söz verdikleri halde on binlerce insanı kapının önüne koydular. Hiçbir sözlerini tutmadılar. Hiçbir vaatlerini yerine getirmediler. Biz onları iyi biliyoruz. Şimdi de çıkmış bazıları ileri geri laflar ediyor, uzun uzun konuşuyor. İşbaşına gelirse yarın her şeyi çözermiş Balıkesir’de. Biz sizin ağababalarınızı da gördük. En önemli adamlarınızı da gördük. Ne yaptıklarını da çok iyi biliriz biz onların. Hiçbir şey yapacakları da yok.”

Yerel seçim sürecinde yaşanan bazı olayları garipsediğini, aday gösterilmeyen bazı isimlerin farklı arayışlara girdiğini anlatan Özhaseki, şunları söyledi:

“Düne kadar Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gelip iki büklüm olup elini öpüp ‘Senin için ölürüm’ diyenler, ‘Biz bu belediye başkanlığını Allah rızası için yapıyoruz’ diyenler, yarın bir gün siz sevmediğiniz için anketleri kötü çıktığı için ‘Kenara çekil kardeşim’ dediğimizde aslan kesiliyor. Kendinde keramet buluyor. Hangi partiye gideceğini şaşırıyor sonra da gidiyor aday olmaya kalkıyor. Hayretler içerisindeyim vallahi. ya sana sonuna kadar AK Parti destek verdi, arkanda durdu. Ne yaptığını gördük. Şimdi ne oldu sana? Dün elini öptüğün insanın niye karşısına çıktın? Niye ‘Allah rızası için gayret ediyorum efendim, kurban olurum sana’ derken. Sen bugün çıktın kendi başına birileri kulağına üflediği için aday oluyorsun. Emin olun hayretler içerisindeyim. İnsanın bu kadar da dönmemesi lazım herhalde. Bir tavrı olması lazım. Bir omurgası olması lazım. Dimdik durmayı da bilmesi lazım.”

Balıkesir’de yatırımlarına devam ettiklerini aktaran Özhaseki, bu kapsamda kentsel dönüşüm çalışmalarının da sürdüğünü, ayrıca Millet Bahçeleri açtıklarını bildirdi.

Özhaseki, “Bizim işimiz gücümüz hizmet, Allah’ın izniyle. Hiç endişeniz olmasın. Ne söz vermişsek yerine getiririz. Biz onlar gibi değiliz, merak etmeyin.” ifadesini kullandı.

“Menfaat birlikteliğimiz yok bizim, ulvi gayelerimiz var”

Bu coğrafyanın cennet gibi olduğunu ancak fitne odaklarının bitmek bilmediğini ifade eden Özhaseki, “Allah’a hamdolsun başarılı olduk. PKK diye bir terör örgütü şehirlerde artık yapılanma içerisinde değil. Hiçbir çocuğu kandıramıyorlar, dağlara götüremiyorlar. Bunun için de zaten kudurup duruyorlar. İnşallah bundan sonra da çıkamayacaklar. O bölgelere huzur geldi.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir taraftan depremin ardından imar faaliyetleriyle, bölgenin yeniden ayağa kaldırılmasıyla, diğer yandan PKK belasıyla, FETÖ artıklarıyla uğraştıklarını anlatan Özhaseki, diğer yandan ülkeyi büyütmek için gece gündüz demeden ellerinden ne geliyorsa yaptıklarını söyledi.

Özhaseki, “Yani bir taraftan ibadet ediyoruz, bir taraftan şeytan taşlıyoruz. Ne yapalım? Başka çaresi yok bu işin. Bu şeytanlar taşlanacak. Başka türlü olmaz zaten bu iş. Bu coğrafya bizim kaderimiz. Etrafımızdaki ülkelerin hepsinde yangın var ama Allah’a hamdolsun Türkiye güvenli bir liman.” dedi.

Geçen seçimlerin bunun en güzel örneği olduğunu, Cumhur İttifakı’nın dimdik ayakta durduğunu vurgulayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Çünkü biz ulvi gayeler için ayağa kalktık. Menfaat için bir arada değiliz. Ufak tefek birtakım gelirleri elde etmek için bir arada değiliz. Menfaat birlikteliğimiz yok bizim, ulvi gayelerimiz var. Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı gibiydi, sonradan dünyanın en başarısız iki belediye başkanını daha ilave ettiler 8 gibi oldular. Sonra anladık ki Kılıçdaroğlu herkese kazık atmış, gizli saklı adamın biriyle görüşmüş, İçişleri Bakanlığını ve MİT’i de vermiş, 9 olmuş. Şimdi kulağımıza geliyor ki ‘Falana da bir şey verilmişti’ diye, 10-11 gidiyor. Değerli arkadaşlar, birbirine hiç benzemeyen adamların, bunca muhalifin bir araya geldiği yerde bir medeniyet doğar mı? Bunların sosyal olaylara bakışları farklıydı. Hepimiz biliyoruz. Siyasi olaylara bakışları farklıydı. Askeri meselelere, ekonomik meselelere, bakışları tamamıyla farklıydı. Fakat bir araya gelmişlerdi. Bunları bir araya getiren motivasyon neydi? Sadece tekti; ‘Recep Tayyip Erdoğan gitsin, ne olursa olsun. AK Parti gitsin, ne olursa olsun.’ Kardeşim biz faniyiz. Elbette biz de gideceğiz bir gün ancak siz ne yapacaksınız? Hadi onu söyleyin. Yok bir cümle. Türkiye için ne yapacağınızı söyleyin. Yok. Değerli arkadaşlar gerçekten bunlar zaten birbirine benzemedikleri gibi emin olun birbirlerini hiç sevmezler, biliyoruz. Bir gün birisi diğerini özleyip de çay içmeye bile gitmemiştir. Fakat Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı bunları bir araya getiriyordu. Yıkım ekibi gibiydiler adeta.”

Bakan Özhaseki, iyi niyetle yola çıktıklarını, gece gündüz demeden çalışacaklarını ve koşmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-balikesirde-mitingde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Efeler Gastronomi Festivali Başladı https://www.haber60.com.tr/efeler-gastronomi-festivali-basladi/ https://www.haber60.com.tr/efeler-gastronomi-festivali-basladi/#respond Sat, 09 Mar 2024 03:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17284 Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay’ın ilçeye özgü lezzetleri tanıtmak amacıyla düzenlediği Efeler Gastronomi Festivali’nin 3’üncüsü başladı. Sergi, panel, söyleşi, mutfak çalışmaları gibi çeşitli etkinliklerle 3 gün boyunca sürecek olan festivalin açılış töreni büyük bir coşkuya sahne oldu.

“Marka Kent Efeler” için hayata geçirdiği projelerle dur durak bilmeden çalışan Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay’ın, kentte gelenekselleştirdiği Efeler Gastronomi Festivali’nin 3’üncüsün açılışı, Pınarbaşı Mesire Alanı’nda düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, açılış dolayısıyla Başkan Atay’a tebrik mesajı gönderdi.

“Kentimizde ilkleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz”

Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, görev süresi boyunca kentte gerçekleştirdiği önemli hizmetleri aktararak şöyle konuştu:

“Efeler ilçesinde hiç yapılmayan kitap fuarının ilkini biz gerçekleştirdik. 80 ilde olup Aydın’da olmayan Down Kafe’yi açtık. Türkiye’nin en kapsamlı Otizm Yaşam Merkezi’ni gerçekleştirdik. İlk kez bir belediye olarak sadece pozitif ayrımcılık yaparak kadınların çalıştığı bir fabrikayı gerçekleştirdik. Göreve gediğimde sayısı sıfır olan kreşlerden 5 tane hayata geçirdik. 252 öğrencimiz orada İngilizce dahil en iyi okul öncesi eğitimi alıyor. Avrupa’nın en büyük 2’nci Matematik ve Bilim Parkı’nı açtık. Her mahallemize açmayı söz kitap kafelerimizin geçen hafta 17’ncisini açtık, salı günü 18’incisini açacağız, Efeler’i kitap kafelerle donatacağım. Açıkça söyleyemiyor olsalar da, kapatmak için çareler arıyor olsalar da, kitap kafeleri Efeler halkı onları seçmeyerek, açan kişiyi seçerek kapattırmayacaktır. Çocuklarımız için fırsat eşitliğini gerçekleştiriyorum. 2 bin 500 aileye her gün 1 litre süt veriyoruz. 4 bin 700 çocuğa beslenme veriyoruz her gün. Verdiğim sözleri gerçekleştirirken daha önce söz vermeme rağmen otel de açtım”

“Efeler’i turizm kenti yapacağız”

Görev süresi boyunca gerçekleştirmek isteyip de hayata geçiremediği projelerinden ve gerçekleşmeme sebeplerinden de bahseden Başkan Atay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zafer Meydanı projemizde 7 kez ihaleye çıktık, giren olmadı. Umurlu Spor Kompleksi’ni 3 kez ihaleye çıktık, giren olmadı. Kendin yapsaydın diyen varsa yasal açıdan yapamıyoruz arkadaşlar. İhale yapmak zorundayız. İhale yapıp, birisinin alıp işi bitirmesi gerekiyor. Başka türlü bizim yapma hakkımız olsa çoktan yapacaktım. Bunu bir bilgi olarak sizlere sunmak istedim. Efeler’i ne yaparlarsa yapsınlar, bir turizm kenti, hepinizin çalışacağı, kazanacağı, hakça paylaşacağı, özgürlükler içinde tarihine sahip çıkan bir kent yapmaya söz veriyorum size. Hepinize katıldığınız için çok teşekkür ederim. Sağ olun, var olun.”

“Efeler sağlık ve lezzetin bütünleştiği bir yer”

Açılışta konuşan Slow Food Kurucu Türkiye Lideri Nedim Atilla, “Slow Food hareketinin Türkiye’de kurucu liderlerinden biriyim, bu bölgenin de sorumlusuyum. Slow Food’ta yapılan işlerin iyi, temiz ve adil olmasına özen gösteririz. Biliriz ki iyi, temiz ve adil olmayan işler gıdadan başlayarak Dünya’yı hiç de iyi yerlere götürmez. Bu anlamda Mehmet Fatih Atay başkanımızın buradaki yönetimde yıllardır gösterdiği iyi, temiz, adil yönetim ilkeleri için onu bir kez daha kutluyorum. Zaten hangi siyasi partiden olursanız olun bu 3 ilkeye uyuyorsanız her şeyi çok daha iyi yapabilirsiniz. Bu festival gerçekten çok önemli konukları bir araya getirecek. Az sonra kolay rastlayamayacağınız İtalyan şefler sahnede olacaklar. Bunları kaçırmayın. Sonra bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Biz bu festivalde kadınları öne çıkarmaya özen gösterdik. Üreten kadınlar konuşacak az sonra. Güzel bir festival olmasını diliyorum. Buraya gelen herkes, biliyorum geçen yıllarda evlerine mutlu, mesut döndü. Buradaki stantlarda, herkes çok lezzetli, herkes çok sağlıklı sunmaya çalışıyor. Çünkü burası sağlık ve lezzetin buluştuğu, bütünleştiği bir coğrafya” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Başkan Atay ilçede 3 gün boyunca sürecek olan 3’üncü Efeler Gastronomi Festivali’nin açılış kurdelesini davetlilerle birlikte keserek festivali başlattı.

Törene; Başkan Atay ve eşi Güneş Atay ile birlikte; Slow Food Türkiye Kurucu Lideri Gazeteci Yazar Nedim Atilla, Aydın Profesyonel Aşçılar Federasyonu temsilcileri, İYİ Parti Efeler İlçe Başkanı Özgür Metin ile yönetimi, kentteki siyasi partilerin, derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve sendikaların temsilcileri ile Efeler Belediyesi meclis üyeleri ve adayları, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/efeler-gastronomi-festivali-basladi/feed/ 0
İBB Başkan Adayı Murat Kurum: “Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız” https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-anadolu-yakasinda-bir-fuar-ve-kongre-merkezi-acacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-anadolu-yakasinda-bir-fuar-ve-kongre-merkezi-acacagiz/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17242 İBB Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen 8 Mart Kadınlar Günü Buluşması’nda kadınlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum, “İstanbul’u dünyanın en popüler üç destinasyonundan biri haline getireceğiz. İstanbul Turizm Şurası’nı düzenleyecek, Uluslararası Boğaziçi Festivali’ni hayata geçireceğiz. Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen 8 Mart Kadınlar Günü Buluşması’nda kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekilleri Belma Satır, Rabia İlhan, Özlem Zengin, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, Ak Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve Ak Parti Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, MKYK üyeleri, milletvekilleri, siyasi parti üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı. Programda kadınlar için hazırlanan film gösterimi yapıldı.

Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.

“Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum”

“Başımızın tacı her bir hanım kardeşimi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum” sözleriyle konuşmasına başlayan Kurum, “Bugün burada, İstanbul’umuzun vefakar, fedakar kadınlarını görüyorum. Hamdolsun, böylesine anlamlı, böylesine güzel bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin şahsında, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Bu günün, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. ‘Yeniden İstanbul’ diyerek çıktığımız bu kutlu yolda, bizi daima destekleyen, yanımızda yol yürüyen tüm kadınlarımıza; hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz diyorum” dedi.

“Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz”

Kadın elinin değdiği her yerin çok daha güzel ve huzurlu olacağına vurgu yapan Murat Kurum, “Bunun en güzel ispatlarından biri de hiç şüphesiz İstanbul’dur. Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz. İstanbul’umuzun silüetinde Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Üçüncü Ahmet kadar, Hürrem Sultan’ın, Haseki Sultan’ın ve Bezmialem Valide Sultan’ın eserleri de yer alır. İstanbul, Vakıf Medeniyetimizin merkezi olmuşsa bunda kadınların imzası, emeği ve sermayesi vardır. Bu yüzden bu şehrin mayasında sevgi, şefkat ve merhamet iç içedir. İstanbul’un Sultanları gizliden gizliye birbiriyle hayırda yarışmıştır. Her biri bir öncekinden daha güzelini, daha faydalısını, daha hayırlısını yapmaya çalışmıştır. Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a inşa ettirdiği Haseki Hastanesi ve Külliyesi, dünyanın ilk kadın hastanesi olarak tarihe geçmiştir. İkinci Abdülhamit’in 8 aylıkken ölen kızının hayrına yaptırılan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İstanbul’daki ilk çocuk hastanesidir. Hatice Turhan Sultan’a ait olan ve baharat kokan Mısır Çarşısı, İstanbul Üniversite’mize maddi kaynak sağlayan bir kuruluştur. Bunlar gibi tarih boyunca kadınların inşa ettiği nice eserler, halen günümüzde İstanbul’a hizmet ediyor, İstanbul’umuzu zenginleştiriyor” diyerek sözlerine devam etti.

“AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir”

Çocukluğunun anne merkezli bir yuvada geçtiğine ve kadının el üstünde tutulduğu bir ortamda yetiştiğine dikkat çeken Kurum, “Şu anda da evimizin kalbi, evimizin merkezi eşim ve kızlarımdır. Onlar, sadece evimizin değil, hayatımın da merkezindeler. İşte bugün de hepimizin ortak sevdası, ortak evi İstanbul’dur. Aynı şekilde, siyasi kariyerim kadını el üstünde tutan, hatta kadınların omuzları üzerinde yükselen bir davanın neferi olarak başladı. AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir. ve bu kadın hareketi, aynı zamanda bir merhamet hareketidir. Bir adalet hareketidir. Çünkü, bu hareket, en başta kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı bir duruştur. Ben de böyle bir hareketin bir mensubu, bir parçası olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizler gibi adaletin yılmaz savunucusu kadınlarımızla yol arkadaşı olduğum için son derece bahtiyarım. Ben, bu vesileyle birkaç hafta önce trafik kazasında kaybettiğimiz İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcımız, dava arkadaşımız Fatma Sevim Baltacı kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun” şeklinde konuştu.

“85 milyon benim ailem”

Türkiye’nin her yerinde bir ailesi olduğunu ifade eden Kurum, “Bugün Türkiye’nin neresine gidersek gidelim orada bir ablamızla, bir annemizle, bir babamızla karşılaşıyoruz. Çünkü orada yaşadığınız süreçte artık dost, arkadaş, kardeş oluyorsunuz. Gittiğimiz her afette o hikayeleri yaşadık. O yüzden benim çok büyük bir ailem var. 85 milyon benim ailem. Biz o ailenin güzelliğiyle yaşamaya devam edeceğiz. Yolda beni gördüğü zaman, ‘Sen bizi Hatay’da yalnız bırakmadın. Sen gelip Giresun’da Dereli’de, Antalya’da yangında bizim yanımızdaydın’ demesi, ‘Allah senden razı olsun. Allah seni yetiştiren anadan, babadan razı olsun.’ Demesi bizim için şereflerin en büyüğü” dedi.

“İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız”

İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını belirten Kurum, şöyle konuştu: “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, 81 ilde 365 bin konut yapmışız, 80 tarihi meydanın ihyasını yapmışız, yine 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmişiz ve her ilimiz her ilçemiz için bir hikayemiz olmuş. Bu anlayışla şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. Dün nasıl Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop ve Bartın’daki sellerde, asrın felaketinde 100 binlerce yuvamızı yaptıysak şimdi de İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız. İstanbul’da 650 bin yuvamızı azimle aşkla kararlılıkla yapacağız. İlk kez bu manada yine bir şey daha yapacağız. 100 bin kentsel dönüşüm konutuyla birlikte kiralanacak konutları inşa edeceğiz. Bu konutlar asla satılmayacak, evleri kentsel dönüşüme girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla kiralayacağız. İstanbul’a söz veriyoruz, tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar, şu acıları bir kez daha yaşamamak için gece gündüz çalışacağız.”

“İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız”

Geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği ‘Eşsiz İstanbul Lansmanı’nda, “Kadınlar ve aileler İstanbul’un en büyük gücü” dediğini hatırlatan Kurum, “İşte bu yüzden biz de ‘Aile Dostu Belediyecilik’ diyoruz, ‘Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyoruz. 1 Nisan’dan itibaren; tüm kadın girişimcilerimize 100 bin lira hibe vererek, İstanbul’u büyütecek kadınları destekleyeceğiz. Belediyemizden başlamak üzere, İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız” diye konuştu. Kadınlara yönelik projelerini açıklayan Murat Kurum, çocukları da unutmadı, şöyle devam etti: “İşlerini büyütmek istediklerinde; pazarlama, e-ticaret gibi alanlarda doğrudan desteklerimiz hazır. Ürettikleri el emeklerini, alım garantili e-ticaret ve pazar yeri uygulamalarımızla kazanca dönüştüreceğiz. 964 mahallemize, bir bölümü 7/24 esasıyla çalışacak yeni kreşler armağan edeceğiz. Her gün yüzlerce anneyle dertleşiyorum. Göreve gelir gelmez; şu anda 6 yaşa kadar ücretsiz olan ulaşım hizmetini değiştireceğiz. Artık, ilk ve orta öğretimdeki yavrularımızdan toplu ulaşımda tek bir kuruş bile almayacağız. İlkokul çağındaki çocuklarımıza da; öyle plansız programsız değil, sistematik ve düzenli bir şekilde beslenme desteği vereceğiz. Ayrıca, çocuğu 6 yaşına kadar olan anne ve babalara da yavrularıyla ücretsiz seyahat hakkı tanıyacağız. Yine 6 yaşına kadar çocuğu olan annelerimizi; yavruları yanlarında olsun olmasın, toplu ulaşımdan tamamen ücretsiz faydalandıracağız. Anne babalarımız okullarımızın temizlik ve güvenlik sorunlarından dolayı çok dertliler. Büyükşehir burada da çocuklarımızın yanında olacak; tüm devlet okullarımızın temizlik ve güvenlik hizmetlerini biz yapacağız.”

“31 Mart çok kritik bir seçim olacak”

31 Mart’ın çok kritik bir seçim olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Bir tarafa baktığınızda bizim rahmetli Kadir Ağabeyimizin temelini attığı metrolara sahip çıkanlar var. Siyasi kibri aklının önüne geçmiş Belediye Başkanı, Kadir Abimizin temelini attığı metro işine ‘Temelini ben attım’ diyor. Bu işin temelini attım demek emek hırsızlığı yapmak, orada çalışanların emeklerine sahip çıkmak, onların alın terini yok etmek. Böyle pervasızca açıklamalar yapan, İstanbul’la ilgisi olmayan, İstanbul’un sorunlarına odaklanmayan Belediye Başkanı’nın bu söylemlerinden artık İstanbul’umuz yoruldu. Artık İstanbul gülmek istiyor. Artık İstanbul özgürlüğüne kavuşmak istiyor. 31 Mart’ta da bu kararı vereceğiz ve 31 Mart’ta İstanbul’la birlikte İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizle birlikte geleceğimizi inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Reklama 175 milyon lira harcayanlara İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek”

Bu seçimde İstanbul için çalışanlarla, İstanbul’un kaynaklarını kendi çıkarları için harcayanların karşı karşıya geleceğini belirten Kurum, “Bu seçimde ya 5 yıldır verdiği sözleri tutmayanlar ile bu 5 yıllık süreçte İstanbul’a 365 milyar lira yatırım yapmış, milletin en zor anında yanında olmuş, her zaman milletin yanına gidip söz vermiş, o sözleri tutmak için gece gündüz çalışmış bir iradeyi tercih edeceğiz. Bir tarafta İstanbul’un kaynaklarının İstanbul’a, İstanbul’un kadınlarına harcanması için çalışan; bir tarafta da İstanbul’un kaynaklarını geleceği adına harcayan, İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul’un kaynaklarını Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongrelerinde harcayanlar var. ‘İsrafı Bitirdik’ diyerek tabelalara 175 milyon harcayanlara 31 Mart’ta İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek” dedi.

“İSMEK’i özüne döndüreceğiz”

İSMEK bünyesinde sanat ve meslek eğitimlerinin önemini vurgulayan Kurum, eğitim vaatlerini ” ‘Önce İstanbul’ diyorsak, ‘önce eğitim’ de diyeceğiz. En çok kadınlarımızın yararlandığı İSMEK’i yeniden ele alacağız, özüne döndüreceğiz. Müfredatını güncelleyecek eğitmen ve bina sayısını süratle artıracağız. Buralarda kadınlarımıza yeni iş imkanları, yeni eğitim fırsatları sunacağız” şeklinde sıraladı.

“Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız”

Kültür ve Sanat’ta İstanbul’un marka değerini yükseltmek için çalışacaklarını söyleyen Kurum, bu alandaki projelerini de paylaştı. Kurum, “Süratle, İstanbul’un turizm planlamasını yapacağız. İstanbul’u dünyanın en popüler üç destinasyonundan biri haline getireceğiz. İstanbul Turizm Şurası’nı düzenleyecek, Uluslararası Boğaziçi Festivali’ni hayata geçireceğiz. Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız. Atatürk Kültür Merkezi’mizi 1 yıl içinde muhteşem bir görünüme kavuşturduk. Şimdi de Ataşehir’de, sahneleri, galerileri, kütüphanesi ve yeme-içme mekanlarıyla Anadolu Kültür Merkezi’ni kazandıracağız. Biri Anadolu Yakasına olmak üzere, Harbiye Cemil Topuzlu Sahnesi gibi görkemli 2 yeni konser alanını daha İstanbul’a hediye edeceğiz. İstanbullu genç sanatçılarımıza ilk eser desteği vereceğiz. Genç sanatçılarımıza yurt içi ve yurt dışı eğitim desteği vereceğiz” ifadelerine yer verdi.

“3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız”

İstanbul’a 3 yeni Şehir Kütüphanesi ile birlikte her ilçeye en az 1 çocuk kütüphanesi yapacaklarını söyleyen Kurum, “Rami kütüphanemize kardeş olacak 3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız. Çocuklarımızın okuma zevkiyle büyümesi için her ilçemize en az 1 çocuk kütüphanesi yapacağız. 37 bin tescilli yapımızın olduğu şehrimizde, kaybolmaya yüz tutan Tarihi Surlarımızı, tüm cami, türbe, hazire, eski mezar ve tarihi çeşmelerimizi ihya edeceğiz. Fetih yolunu yeniden canlandıracağız. Buradan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, tüm İstanbullulara söz veriyorum; İstanbul, kadınların güven içinde yaşadığı, huzur içinde yaşadığı bir şehir olacak. Hatta, müzeleriyle, kültür sanat merkezleriyle, parklarıyla, tarihi mekanlarıyla, gastronomisiyle hem ülkemiz hem de dünya kadınlarının ilk tercih edecekleri bir destinasyon olacak” dedi.

“Bu zihniyetin kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor”

“Ev hanımlarımızı bile siyasi tercihlerinden ötürü ayrıştıran bir zihniyetle karşı karşıyayız” diyen Kurum, “Bu zihniyetin geçmişte de Kur’an kurslarımızı orta çağ zihniyeti olarak tabir eden, kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor. İşte yaptıkları bu çalışmalar, yaptıkları bu söylemlerle İstanbul’u getirdikleri yer malum. İstanbul bugün maalesef yaşanamaz, çile çekilen, trafikte saatlerce beklediğimiz, gideceğimiz yeri bildiğimiz ama ne zaman gideceğimizi bilmediğimiz bir şehir haline geldi. O yüzden bu yerel seçimde bu kararı vermek için buradaki tüm iş insanlarımız, buradaki tüm misafirlerimizle birlikte kalan 22 günde herkese ulaşacağız. Herkese projelerimizi, hayallerimizi anlatacağız. Mesele Murat Kurum değil, mesele İstanbul’dur. Mesele aziz İstanbul’un emin ellere teslim edilmesidir. Liyakatli kadrolarla birlikte İstanbul’un sokaklarının güvene, huzura kavuşmasıdır” şeklinde konuştu.

“Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz”

Program sonrası basın açıklaması yapan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, “AK Parti kurulduğu günden bugüne, temel insan haklarını göz önüne alarak kadınların; bilimden sanata, spordan siyasete, eğitimden kültür hayatına kadar tüm alanlarda karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdi. 5 milyon 506 bin 206 kadın üyesiyle dünyadaki pek çok siyasi partiden daha fazla üyeye ve Türkiye’nin en büyük kadın teşkilatlanmasına sahip tek parti AK Parti’dir. Cumhurbaşkanımız, kadının siyasetin nesnesi değil öznesi olduğunu vurgulayarak 22 yıldır kararlı bir duruş sergilemiştir. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok adım atılmıştır. Politikalarımızı bu yönde oluşturuyoruz. Elde ettiğimiz kazanımların yanında yeni ihtiyaçlarla birlikte daha da yapılacak çok iş var. Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonunu hep birlikte hayata geçireceğiz. Kadim doğrular ve yeni gerçekler ışığında; evinde, ofisinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teri ve akıl teriyle, emeğiyle fedakarca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bu vesileyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, daha güçlü, daha eşit ve daha adil bir toplum için kadın erkek omuz omuza, birlikte azim ve kararlılıkla çalışacağımızı yinelemek istiyorum” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-anadolu-yakasinda-bir-fuar-ve-kongre-merkezi-acacagiz/feed/ 0
Ramazan Ayında Oruç Tutmanın Sağlığa Etkileri https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutmanin-sagliga-etkileri/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutmanin-sagliga-etkileri/#respond Sat, 09 Mar 2024 01:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17212 Dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslümanın oruç tuttuğu Ramazan ayı başlıyor.

Peki oruç tutmak sağlığı nasıl etkiler? 30 gün oruç tutan bir insanın vücudunda neler olur?

En zoru, ilk günler

İnsan bedeni, oruç tuttuğunu son öğünden 8 saat sonra kavrayabiliyor.

Yani bağırsaklar son öğünde alınan tüm besin maddelerini tamamen sindirdiği zaman.

Vücut bir sonraki aşamada enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karaciğerdeki ve kaslardaki glikoza yöneliyor.

Glikozu tükettiğinde de bir sonraki enerji kaynağı, vücuttaki yağlar oluyor.

Yağların yakılması kilo vermemize, kolesterol seviyemizi düşürmemize ve diyabet riskini azaltmamıza yardımcı oluyor.

Öte yandan, kan şekerinin düşmesiyle vücutta halsizlik ve uyuşukluk baş gösteriyor.

Açlık seviyesinin en üste çıktığı zamanlarda baş ağrısı, mide bulantısı ve kötü ağız kokusu da semptomlara ekleniyor.

Üçüncü günden yedinci güne: Su içmeye dikkat

Vücudunuz oruç tutmaya alışmaya başlıyor. Yağı tüketti ve kan şekerine dönüştürdü.

Sahur ve iftar vakitleri arasında su alımı azaldığı için vücutta terleme hızlanırken, sıvı kaybı da artıyor.

İftar ve sahur vakitlerinde öğünlerde karbonhidrat ve bazı yağların gerekli düzeyde alınması, enerji üretimi için şart.

Dengeli bir rejimle, protein, tuz ve su gibi belli besinleri almak önemli.

Sekizinci günden 15‘inci güne: Vücut oruca alışıyor

Bedeniniz artık 3. aşamaya geçti ve vücut oruca neredeyse tamamen uyum sağladı.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Hastanesi’nin Anestezi ve Yoğun Bakım Danışmanı Dr. Razeen Mahroof, bu aşamanın vücutta bazı olumlu etkileri de olduğunu söylüyor.

Mahroof, “Gündelik hayatta çok daha fazla kalorili gıda alıyoruz ve vücudumuz hastalıkları atlatmak gibi önemli görevleri yerine getiremez oluyor” diyor ve ekliyor:

“Oruç sırasında bu durum yeniden dengeleniyor. Vücut yeniden daha önemli fonksiyonlarına odaklanıyor, enfeksiyonlarla savaşması ve hastalıklardan iyileşmesi de kolaylaşıyor.”

16‘ncı günden 30‘uncu güne: Detoks zamanı

Ramazan ayının 2. yarısında, kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlıyor.

Dr. Mahroof bu dönemde organların maksimum kapasitesine döndüğünü söylüyor. Hafıza ve konsantrasyon yeniden güçlenirken, enerjinin de arttığını vurguluyor.

Mahroof sözlerine şöyle devam ediyor:

“Oruç şafak vaktinden gün batımına kadar olan dönemi kapsar. Böylece arada enerji veren gıda ve sıvıları alabilme fırsatı olur. Oruç kasları korurken kişinin kilo vermesine de yardım eder.

“Ancak bedeniniz enerji için protein almaya başlarsa, ileri açlık moduna geçip kaslarınızı kullanmaya başlar. Bu en sık, günlerce ve haftalarca uzatılan oruç dönemlerinde görülür.”

Oruç sağlığa faydalı mı?

Dr. Mahroof’a göre bu sorunun yanıtı “Evet” ama bir şartla:

“Oruç tutmak neyi ne zaman yediğimize odaklanmamızı sağladığı için sağlığa faydalı ama bir aylık dönemi uzatıp sürekli oruç tutulmasını önermiyoruz.”

“Orucu uzatmak uzun vadede yağı enerjiye dönüştürmeyi engeller ve vücut enerji kaynağı olarak kaslarınıza yönelir. ‘Açlık moduna’ geçtiği zaman uzun vadede kilo vermeyi zorlaştırarak sağlığı kötü etkiler.”

Ramazan döneminin dışında da oruç tutulacaksa Mahroof’un önerisi 5:2 oruç diyetini uygulamak.

Yani haftanın 5 günü sağlıklı bir şekilde beslenmek ve diğer 2 gün oruç tutmak.


]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-ayinda-oruc-tutmanin-sagliga-etkileri/feed/ 0
Nilüfer’de Kadınlar 8 Mart’ta Yürüdü https://www.haber60.com.tr/niluferde-kadinlar-8-martta-yurudu/ https://www.haber60.com.tr/niluferde-kadinlar-8-martta-yurudu/#respond Sat, 09 Mar 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17208 Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Kadın Meclisi’nin, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ‘Karanlığa İnat Güneşi Doğuracağız’ sloganıyla organize ettiği etkinlikte, yüzlerce kadın yağmura aldırmadan sloganlar eşliğinde yürüdü.

Nilüfer’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ‘Karanlığa İnat Güneşi Doğuracağız’ sloganıyla yürüyüş yaparak, kadına yönelik şiddettin ve eşitsizliklerin son bulmasını istedi. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Kadın Meclisi işbirliğiyle düzenlenen yürüyüş Nilüfer Kent Konseyi önünden başladı. Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan ve CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir’in de katıldığı yürüyüşe çok sayıda kadın da eşlik etti. Sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde son buldu.

Kadınlar adına Nilüfer Cumhuriyet Meydanı’nda ilk açıklamayı Nilüfer Gençlik Meclisi Eş Başkanı Yağmur Akın yaptı. Kadınların cinsiyet eşitsizliğini iliklerine kadar yaşadığına değinen Yağmur Akın, “Yaşamımızın her alanında cinsiyet ayrımcılığına maruz kalırken bir yandan da her an taciz, istismar ve şiddetle yüz yüzeyiz. Ne liselerde, ne de üniversitelerde bu sorunu çözmeye, sorunla karşılaşan kadınlara destek olmaya yönelik programlar var. Derinleşen ekonomik krizde barınma, ulaşım, beslenme ve hatta ısınma sorunları yaşıyoruz. Yarınımız için endişeliyiz çünkü üniversiteyi kazansak bile ailelerimizin ekonomik gücü bizi okutmaya yetmeyebilir ya da okuyup mezun olsak bile devasa işsizler ordusunun bir parçası olabilir veya güvencesiz esnek, düşük gelirli geçici işlerde çalışmak zorunda kalabiliriz” dedi.

Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan da kadın mücadelesine değinerek erkek iktidarın kadın düşmanı politikalarını kabul etmeyerek mücadeleye devam ettiklerini belirtti. Kadına şiddetin her geçen gün arttığını ifade eden Ünalan, “Bundan 10 gün önce 24 saat içinde Bursa, Sakarya, Erzurum, Denizli ve İstanbul’da toplam 7 kadın öldürüldü. 2023 yılında 407 kadın cinayeti işlendi. 2024 yılına girdiğimiz bugüne kadar ise 71 kız kardeşimiz erkekler tarafından katledildi. Bu yaşananlar, tam anlamıyla bir cinskırımdır. Erkek vahşeti artarak devam ederken katledilen her bir kız kardeşimiz için isyanımızı sürdürüyoruz. Biz kadınlar tüm bunlara dur demek, kadın dayanışmasını büyütmek için bir araya geldik. Bir kişi daha eksilmemek için, hayatlarımızı savunmak için bir araya geldik. Bizi sosyal yaşamdan dışlamaya çalışan, eve hapseden, emeğimizi, işimizi görünmez kabul eden zihniyetlerin karşısında ‘Biz her yerdeyiz’ demek için bir araya geldik. Uzun yıllar süren kadın mücadelesi sonucunda elde ettiğimiz haklarımızdan tam da bu yüzden vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki gücümüzle, cesaretimizle yaşamı yeniden kuracak, karanlığa inat güneşi yeniden doğuracağız” diye konuştu.

Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer de, 8 Mart’ın anlamına işaret etti. Kadın mücadelesinin bıkmadan usanmadan devam edeceğini belirten Özer, “Yapısal adaletsizliklere, ötekileştirme politikalarına, yaşamlarımızı tehdit eden hak ihlallerine rağmen bu yıl da bütün gücümüzle 8 Mart’ı coşkuyla kutluyoruz. Temel insan haklarımıza sahip çıkmak, her türlü sömürüye karşı birbirimizi güçlendirmek için çağrımızı yineliyoruz. Bu vesileyle birbirimizi kucaklarken, bütün baskılara meydan okuyan, politik mücadelemize ses olan, gelecek nesiller için yolu aydınlatan tüm kadınları sevgiyle selamlıyoruz. Birbirimize verdiğimiz eşit yaşam sözünü tutarak karanlığa inat güneşi doğuracağız. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması” şeklinde konuştu.

Nilüfer’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sanatçı Aylin Demir’in Nazım Hikmet Kültürevi’nde açılan ‘Öz ve İz’ sergisi ve Flu Lysistrata adlı tiyatro oyunu ile devam etti. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/niluferde-kadinlar-8-martta-yurudu/feed/ 0
AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya, Soğuksu Mahallesinde 3. etap TOKİ çalışmalarının Mayıs başında başlayacağını açıkladı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-karabuk-belediye-baskan-adayi-ozkan-cetinkaya-soguksu-mahallesinde-3-etap-toki-calismalarinin-mayis-basinda-baslayacagini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-karabuk-belediye-baskan-adayi-ozkan-cetinkaya-soguksu-mahallesinde-3-etap-toki-calismalarinin-mayis-basinda-baslayacagini-acikladi/#respond Fri, 08 Mar 2024 23:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17138 AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya, Soğuksu Mahallesinde 3. etap TOKİ çalışmalarının Mayıs başında başlayacağı müjdesini verdi.

AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya, Soğuksu Mahallesinde kendisini coşkuyla karşılayan vatandaşlara seslendi.

Soğuksu Mahallesinde 3. Etap TOKİ konutları müjdesini veren Çetinkaya, “3. etap TOKİ’nin ihale hazırlıkları da bitti diyebiliriz. 1 Mayıs gibi yani Mayıs başı itibariyle de kazmayı vuracağız inşallah. Karabük halkımıza sürekli yapılamaz, edilemez diye çaresizlikler sunuluyor. Biz artık bu talihsizliklerden imkansızlıklardan kurtulmak istiyoruz. Bakıyoruz birileri imkansız diyor, yapamaz diyor. Gar sahasını yapamaz kaldıramaz diyor. Gidiyoruz bakanla görüşüyoruz. Bakanı Gar sahasına getiriyoruz. Diyorlar ki bakan dahi bu projeyi yapamaz. Karabük’e sürekli öğretilmiş çaresizlik pompalanıyor. Peki 81 vilayette olan birçok proje, TOKİ’ler çok hızlı, hayata geçiyor. Birçok kentsel dönüşüm, çok karlı bir biçimde halkın hizmetine sunuluyor. Ama bakın Karabük’e geldiğinizde, o olmaz, bu olmaz, yok efendim imkansız diyerek insanları çaresizliğe itiyorlar” dedi.

“Bu bir tedirginlik”

Çetinkaya, Gar sahası ve Araç çayının birilerinin 15 yıldır seçim vaadi olduğunu ve buraların hep oy kaynağı olduğunu da kaydederek, ” Şimdi bunu nerede görüyoruz, konutta görüyoruz. Daha 3. Etabın içinden çıkamayanlar, topluma bin konut vaat ediyorlar. Bugün talep formu toplama günü değil, tapu dağıtma günü olması lazımdı. Halbuki gönül isterdi ki buradan çıkalım Yenimahalle’de diğer mahallelerimize kentsel dönüşüm yapalım. Komşularımızın ucuzev sahibi yapalım. Ama gel gelelim maalesef bu iş 15 yıl durdu, seçimin son 30 gününe kaldı. Seçime 30 gün kalınca bin tane konut yapacağım. Bu ne biliyor musunuz? Bu bir tedirginlik. Birileri diyor ki 15 yıl yattık ama artık iş işten geçiyor herhalde, can siper hane sahaya çıktı, 15 TL’lik dubalarla 50 TL’lik banketlerle şehirde trafiği düzenlemeye çalışıyor. Dün yaptıkları düzenlemeyi bakıyorlar tutmuyor, iki gün sonra yıkıyorlar. O yüzden benim Karabük’üm, 30 günlük hizmete değil., 5 yıl 7/24 hizmete layık. Ben size bunun sözünü vererek, sürekli hizmet, saha belediyeciliği yaparak, sadece seçimden seçime değil, 5 yıl kesintisiz hizmet yapacağız” dedi.

AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin ise, hükümet olarak Karabük’e yaptıklarını ve yerel yönetimin yapamadıklarına değinerek, ” Şöyle geriye doğru bir gittiğimiz vakit Karabük’ün artık kadim hale gelmiş, kemikleşmiş, kökleşmiş sorunları var. Bunların neler olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Dolayısıyla artık yerel ve hükümet işbirliğiyle Karabük’ü karanlıktan aydınlığa çıkarmamız lazım. 22 yıl içerisinde Karabük’e çokça hizmet etme imkanı bulduk. Devlet imkanlarıyla, hükümet imkanlarıyla hiç kimse inkar edemez. Dışarıdan gelen bir insan, iyi kötü geçmişini de, bizim iktidara gelmezden evvelki halini de bilenler hemen tespit ederler. Hakkımızı teslim ederler. Burada TOKİ’ler yaptık, kamu binaları yaptık, üniversitemiz başlı başına bir mesele. Yollar, köylere ilişkin ortaya koyduğumuz hizmetler ortada.” dedi. – KARABÜK

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-karabuk-belediye-baskan-adayi-ozkan-cetinkaya-soguksu-mahallesinde-3-etap-toki-calismalarinin-mayis-basinda-baslayacagini-acikladi/feed/ 0
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: İsrail’in vahşi tutumu karşısında bahane kabul edilemez https://www.haber60.com.tr/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-israilin-vahsi-tutumu-karsisinda-bahane-kabul-edilemez/ https://www.haber60.com.tr/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-israilin-vahsi-tutumu-karsisinda-bahane-kabul-edilemez/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17094 Kocaeli’de gazetecilere açıklamalarda bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan vahşete dikkat çekerek, “Yardım göndermesi gerekenler, İsrail’in siyonist işgal rejiminin bu vahşi tutumu karşısında sanki onlardan izin almak mecburiyetindeymiş gibi bir tavır takınıyor. ‘Biz elimizden geleni yapıyoruz fakat İsrail buna müsaade etmiyor’ şeklindeki bahanenin arkasına sığınan bir İslam dünyasıyla yüz yüzeyiz. Bu bahane gerekçe kabul edilebilir değildir” dedi.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde gazetecilerle bir araya geldi. Yapıcıoğlu, seçimlere az bir süre kaldığını belirterek, Türkiye’nin 31 Mart 2024 Pazar günü sandık başına gideceğini hatırlattı. Son günlerde Türkiye gündeminin yerel seçimden oluştuğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Öyle görünüyor ki olağanüstü bir şey olmazsa seçime kadar da bu böyle devam edecek. Fakat aslında gündemimizde olması gereken konu Gazze. Bize göre oradaki soykırım, katliam devam ettiği müddetçe gündemin birinci maddesi Gazze olmalı” dedi.

“Bahanenin arkasına sığınan bir İslam dünyasıyla yüz yüzeyiz”

Gazze’de 5 ayı aşkın süredir vahşet yaşandığını ve soykırım uygulandığını aktaran Zekeriya Yapıcıoğlu, “Dünyanın gözleri önünde naklen yayınlarda bu suç siyonist terör şebekesi, siyonist katil çetesi tarafından pervasızca işleniyor. 5 ayı aşkın bir süredir her gün oradaki masum insanların, kadınların, çocukların tepesine bombalar iniyor. Son birkaç haftada insanlar sadece bombalarla, kurşunlarla, tank ve top gülleleriyle değil artık ilaçsızlıktan ya da gıdasızlıktan da ölmeye başladı. Beslenemediği için derisi kemiğine yapışmış, adeta canlı bir iskelete dönüşmüş insanlar var. Karadan yardımların içeriye girmesine müsaade edilmiyor. Yardım göndermesi gerekenler, İsrail’in siyonist işgal rejiminin bu vahşi tutumu karşısında sanki onlardan izin almak mecburiyetindeymiş gibi bir tavır takınıyor. ‘Biz elimizden geleni yapıyoruz fakat İsrail buna müsaade etmiyor’ şeklindeki bahanenin arkasına sığınan bir İslam dünyasıyla yüz yüzeyiz. Bu bahane, gerekçe kabul edilebilir değildir” şeklinde konuştu.

“Açlıktan ölümlerin başladığı bir yere yardım gönderilmesi insanlık borcudur”

Yapıcıoğlu, açlıktan ölümlerin başladığı bir yere yardım gönderilmesinin insanlık borcu olduğunun altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu borç bütün insanlarındır. Mutlak suretle oraya yardımın gönderilmesi gerekir. Karada Refah Sınır Kapısı’nın önünde 10 binlerce kamyon yüklü bir vaziyette Gazze Şeridi’ne geçmeyi beklerken, o kapıyı açmak yerine Batılı ülkelerin, Amerika başta olmak üzere havadan Gazze Şeridi’ne yardım attığını söylemesi ve attıkları yardımların önemli bir kısmının da denize düşmesi, hatta sınırın öteki tarafına, işgal edilmiş topraklara düşmesi trajikomik bir durumdur. Yapılması gereken şey bir an önce Refah Sınır Kapısı’nın tamamen açılarak, oradaki insanlara yetecek miktarda gıda, su, ilaç, enerji, yakıt, ihtiyaç hissedilen bütün maddelerin bir an önce oraya gönderilmesi gerekir. Dediğim gibi bu bütün insanlığın bir borcudur.”

Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan boykot çağrısı

Temmuz ve ağustos aylarında Paris’te olimpiyat oyunları düzenleneceğini hatırlatan Yapıcıoğlu, “Biliyorsunuz Rusya’nın Ukrayna’nın topraklarının bir kısmını işgal etmesinden sonra üzerinde hak iddia etmesi ve aralarındaki savaşın başlamasından sonra Rusya Federasyonu uluslararası pek çok spor organizasyonundan men edildi. Rus sporcular, o organizasyonlara katılınca Rusya adına değil, şahıslar adına katılabiliyor. Biz buradan önümüzdeki temmuz ve ağustos aylarında Paris’te yapılacak olimpiyat oyunları başta olmak üzere uluslararası bütün spor organizasyonlarından Gazze’deki katliam, soykırım suçu devam ettiği müddetçe soykırımcıların ve bu soykırımı alkışlayanların men edilmesi gerektiğini söylüyoruz ve bütün dünya kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz. Eğer uluslararası olimpiyat komitesi böyle bir karar almazsa, eğer uluslararası futbol, basketbol, voleybol, bütün spor branşlarında bu soykırımcıları organizasyonlardan men etmezse diğer ülkeleri bu organizasyonları boykot etmeye çağırıyoruz” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-israilin-vahsi-tutumu-karsisinda-bahane-kabul-edilemez/feed/ 0
Kayseri Baro Başkanı, erkek avukatın kadın avukata yönelik şiddetiyle ilgili soruşturma başlattıklarını açıkladı https://www.haber60.com.tr/kayseri-baro-baskani-erkek-avukatin-kadin-avukata-yonelik-siddetiyle-ilgili-sorusturma-baslattiklarini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-baro-baskani-erkek-avukatin-kadin-avukata-yonelik-siddetiyle-ilgili-sorusturma-baslattiklarini-acikladi/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17091 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Kayseri Baro Başkanı Ali Köse, Kayseri Adliyesi’nde erkek avukatın kadın avukata karşı gerçekleştirdiği şiddetle ilgili olarak, “Soruşturma başlattık” dedi.

Kayseri Barosu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk büstüne çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan Kayseri Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Av. Eylem Sarıoğlu, Tüm dünyada, kadınların eşitlik, adalet ve kadın hakları için verdikleri mücadelenin hatırlandığı; kadının erkekle yaşamın her alanında eşit konumlandırılması gerektiğinin vurgulandığı; cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetin son bulmasının ve kadının insan haklarının yaşama geçirilmesinin istendiği; kadının insan haklarını ihlal eden düzene karşı mücadeleye büyük bir kararlılıkla devam edileceğini haykırdığı gündür. 8 Mart, kadın dayanışmasının, örgütlü mücadelemizin sembolüdür. Medeni Kanun’da yer alan ve en temel haklarımız olan boşanma, velayet, nafaka hakkı başta olmak üzere, 6284 sayılı yasa ile elde ettiğimiz kazanımlarımızın tartışmaya açılmasını kabul etmiyoruz. 6284 sayılı yasanın tartışma konusu olması, yasadan kaynaklı taleplerin etkin uygulanmaması sonucunda her gün daha fazla kardeşimizi kaybetmeye tahammülümüz yok. Kadın meslektaşlarımız her zaman kadın mücadelesinin en önemli bileşenleri olarak en önde yer aldılar. Buna rağmen bugün bürolarımız ve adliye koridorları dahi bizim için güvenli olmaktan uzak. Taleplerimiz çok açık. Yaşam hakkımız başta olmak üzere, güvenli kentlerde, emeğimizin karşılığını aldığımız, eşit işe eşit ücret taleplerinin karşılandığı, kadın yoksulluğunun olmadığı bir dünya. Kadının yaşam hakkı başta olmak üzere haklarını korumakla yükümlü olanların bu konuda sessiz kalmalarını kabul etmiyoruz. Yaşam hakkımızı ihlal edenlerin her zaman karşısında olacağımızı ve haklarımızı her zaman savunacağımızı bir daha yüksek sesle tekrarlıyoruz” şeklinde konuştu.

“Soruşturma başladı”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bir gün öncesinde bir erkek avukatın, kadın avukata karşı sözlü ve fiziki şiddetle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını aktaran Kayseri Baro Başkanı Ali Köse, “Şiddetin, istismarın olmadığı eşit bir dünya hedefi için bugün buradayız. Kadın hakları ile ilgili olarak bu anma gününü kutluyoruz. Özellikle bu coğrafyada, bu topraklarda kadın haklarının sağlanmasında yol gösterici olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyorum. Dün ki olayla ilgili adliye içerisinde herhangi bir insana olan şiddeti kesinlikle kabul edemeyiz. Onaylamadığımızı belirteyim. Soruşturma başlamış durumda. Soruşturma başlamış olması nedeniyle bu konuyla ilgili baro yönetim kurulumuz titizlikle ve hızla karar verecektir. Bu konuyla ilgili bütün belge, bilgi ve delilleri inceleyecektir. Ancak söylediğim üzere şiddetin hiçbirini onayla imkanımız yoktur. Bu noktada hiçbir şekilde şiddetle ilgili tasvip etmediğimizi ve gerekli incelemeleri hassas bir şekilde yapacağımızı söyleyeyim. Baromuza dün itibariyle şikayette gelmiştir. Baro Avukat Hakları Komisyonumuz ilgili komisyonumuzla görüşüp, tutanak tutmuştur. Bu konuyla ilgili detaylandırma noktasında da şiddeti benimsemiyoruz. Savunmayı alıp, bütün delilleri de topladıktan sonra gerekli kararlar mutlaka verilecektir” ifadelerini kullandı.

Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-baro-baskani-erkek-avukatin-kadin-avukata-yonelik-siddetiyle-ilgili-sorusturma-baslattiklarini-acikladi/feed/ 0
Diyarbakır Anneleri, 8 Mart’ı evlatlarından ayrı geçirdi https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:33:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17047 Dağa kaçırılan çocukları için eski HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan Diyarbakır anneleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü hüzünlü karşıladı.

Evladını terörün pençesinden kurtarmak isteyen ailelerin 3 Eylül 2019’da HDP il binası önünde başlattığı oturma eylemi 1649’uncu güne ulaştı.

Evlat nöbeti tutan ailelerin sayısı yurdun dört bir yanından gelenlerin de katılımıyla 375’e yükseldi. Aylardır büyük bir dayanışma ve kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi sayesinde 49 aile evladına kavuştu.

Ellerinde çocuklarının fotoğrafıyla eylem yapan diğer ailelerin, eski HDP il binası önünde evlat nöbetinde umutlu bekleyişi sürüyor.

Bugüne kadar yurt içi ve dışından gerçekleştirilen destek ziyaretleriyle evlat mücadelesinde her geçen gün daha da güçlenen anneler, evlatlarından ayrı oldukları için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü buruk geçiriyor.

“Bu çilemiz bitsin”

Diyarbakır’dan 14 yıl önce 18 yaşında kandırılarak dağa götürülen oğlu Mahmut için eylem yapan anne Bedriye Uslu, AA muhabirine, oğluna kavuşabilmek için yaz kış demeden her sabah HDP Diyarbakır İl binası önüne geldiğini söyledi.

Evlat acısının çok zor olduğunu dile getiren Uslu, kimsenin bu acıyı yaşamamasını temenni etti.

Uslu, şöyle konuştu:

“Dünya Kadınlar Günü olduğunu söylüyorlar, bizim günümüz yok. Biz sürekli çocuklarımızın peşindeyiz. Bizim için özel günler yok. Sabah buraya gelip akşam tekrar eve dönüyoruz, sürekli çocuklarımızın yolunu gözlüyoruz. Oğlum gelirse o zaman Kadınlar Günü’nün, bayramın ne olduğunu bileceğim. Oğlum beni görüyorsan veya duyuyorsan gel, güçlü devletimize teslim ol, bu çilemiz bitsin. Oğlum eve dön.”

“Kızımın o dağda işi yok”

Dağa götürülen kızı Fadime için evlat nöbeti tutmaya Kütahya’dan gelen Hatice Levent de kızına kavuşuncaya kadar mücadelesine devam edeceğini söyledi.

Levent, 10 yıldır görmediği kızını çok özlediğini, evladının kalem tutan eline silah verildiğini kaydetti.

Sürekli kadın haklarından bahsedenlerin kendilerini görmezden geldiğini dile getiren Levent, “Kızımın o dağda işi yok. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü diyorlar, öyleyse yavrularımızı bırakın. Bırakın da evladıma kavuşayım, onu bağrıma basayım. Ne hakları var yavrularımızı dağa çıkarmaya? Fadime’m güvenlik güçlerimize teslim ol.” dedi.

“Bize kadınlar günü, bayram, seyran yok”

Dağa kaçırılan oğlu Mehmet için eylem yapan anne İmmihan Nilifırka ise tüm anne ve babalar olarak evlatlarına kavuşuncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü diyorlar ama biz azap çekiyoruz. Bize kadınlar günü, bayram, seyran yok. Bizim evlatlarımızı elimizden almışlar, nasıl iyi olabiliriz. Hani kadın hakları diyorlar ya neden bizim çocuklarımızı ellerimizden alıyorlar? Çocuklarımızın dağda ne işi var? Onların yeri anne ve babalarının yanıdır.” diyen Nilifırka, oğluna güvenlik güçlerine teslim olması çağrısında bulundu.

“Oğlum gelip yanımda olursa dünyalar benim olur”

10 yıl önce 15 yaşında dağa kaçırılan oğlu Faruk için Kars’tan gelerek eyleme katılan Rahime Taşçı, yıllardır oğluna hasret kaldığını, tek amacının evladına kavuşmak olduğunu dile getirdi.

Oğlundan ayrı kaldığı için hiçbir özel günü kutlayamadığını, bu günlerin kendileri için bir anlam ifade etmediğini anlatan Taşçı, şöyle konuştu:

“Oğlum gelip yanımda olursa dünyalar benim olur. Kadınlar günü olduğunu söylüyorlar ama bizim için öyle değil. Anneler 5 yıldır çadırda, ama çocukları yanlarında değil. Çocuklarımız yanımızda olsaydı bize bir çiçek getirseydi o zaman bizim günümüz olurdu. Faruk’umu çok özledim, burada yolunu gözlüyorum. Allah’ın izni ve devletin gücüyle inşallah oğlum teslim olur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/feed/ 0
TBMM KEFEK Başkanı Erdoğan’dan “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” mesajı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/tbmm-kefek-baskani-erdogandan-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-kefek-baskani-erdogandan-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji-aciklamasi/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16902 TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Erdoğan, mesajında, Türk kadınının tarihin her safhasında ön saflarda mücadele ettiğini belirterek, kadınların her gün hatırlanması gerektiğini kaydetti.

Politika yapıcılar olarak kadınların toplumsal hayatın her alanına katılımının önündeki engelleri kaldırmaları, onlara eşit fırsatlar sunmaları ve özgür tercihler yapmalarına imkan tanımaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Kamu kaynaklarının dağıtılmasında kadınlar ile erkekler arasında adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım benimsemeliyiz. Zira Türk kadını, tarihin her safhasında, her sahasında vatanı ve milleti için hiçbir fedakarlıktan geri durmamıştır. Bu uğurda gerektiğinde ön saflarda her türlü cefaya ve çileye katlanmasını bilmiştir. Geçmişin başarılarının kahramanları olan kadınlar, geleceğin de başarısının anahtarıdır.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, AK Parti döneminde kadınların birçok kazanımının olduğunu aktararak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşların, kadınların erkeklerle fırsat eşitliği edinmesi için çalışmaya devam ettiğini anlattı.

Kadın haklarının güvence altına alınması için 2002 yılından bu yana devrim niteliğinde işler yapıldığının, anayasal ve yasal pek çok düzenlemeyle kadın haklarının korunması ve güvence altına alınmasının sağlandığının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kadının statüsünü güçlendirmesi, kadın istihdamını teşvik edilmesi, kadına yönelik şiddetin engellemesi ve kız çocuklarının eğitimi ve benzeri pek çok alanda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olarak kadın politikalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor, diğer kurumlarımızla koordinasyon halinde daha iyisi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tüm imkanlarımızla hem kadınların hem de erkeklerin her alanda fırsat eşitliği için çalışıyoruz, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılının inşasında en önemli gücümüzün kadınlar olduğunun, kadınların ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunun farkındayız. Ülkemizi hep daha ileriye taşımak, hedeflerimizi gerçekleştirmek için kadınıyla erkeğiyle bütün bir millet olarak omuz omuza mücadele edeceğiz.”

“Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz”

Erdoğan, Gazze’de yaşanan insanlık dramına da değinerek, şunları kaydetti:

“Katil İsrail devleti Filistin’de anneleri, kız çocuklarını acımasızca öldürürken bu zulme sessiz kalanların, Kadınlar Gününden ve kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur. Hamdolsun Gazzeli kadınların haklarını savunan liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Hamdolsun onun yol arkadaşları var. Hamdolsun Türkiye var. Filistin’deki çocuklar için, kadınlar için, Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

Kadınların gücünün, Türkiye’nin gücü olduğunu belirten Erdoğan, mesajında “Kadınlarımızın toplumsal hayattaki varlığını artırdığımızda ülkemizin de güçleneceğini düşünüyoruz çünkü kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Bu duygularla başta işgallerin ve savaşların hüküm sürdüğü mazlum ve mağdur coğrafyaların kadınları olmak üzere bütün dünya kadınlarının Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimle kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-kefek-baskani-erdogandan-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji-aciklamasi/feed/ 0
Taksim Camii Ramazan’a Hazır https://www.haber60.com.tr/taksim-camii-ramazana-hazir/ https://www.haber60.com.tr/taksim-camii-ramazana-hazir/#respond Fri, 08 Mar 2024 00:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16700 İstanbul’un önemli sembolleri arasında yer alan Taksim Camii, bir Ramazan ayına daha özenle hazırlandı. Ramazan hazırlıklarının mahya asımıyla başladığı Taksim Camii’nde çok özel bir temizlik ve kokulandırma çalışması gerçekleştirildi. İçi ve dışı gül suyu ile yıkanarak Ramazan’da vatandaşların daha hijyenik ve ferah bir ortamda ibadet etmesi için hazırlanan Taksim Camii ve Külliyesi’nde ay boyunca dini, kültürel ve sosyal etkinlikler de düzenlenecek.

Ramazan ayına sayılı günler kala Taksim Camii’ndeki hazırlıklar tamamlandı. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da mahya asımıyla başlayan hummalı çalışmalar temizlik ve kokulandırma işlemleriyle devam etti. Taksim Camii İslam Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı’nın Beyoğlu Belediyesi desteğiyle gerçekleştirdiği çalışma kapsamında caminin içi ve dışı gül suyu ile yıkandı. Ramazan’da vatandaşların daha hijyenik ve ferah bir ortamda ibadet edebilmesi için hazırlanan Taksim Camii ve Külliyesi’nde ay boyunca gerçekleştirilecek dini, kültürel ve sosyal etkinlikler de planlandı.

“Her milletten Müslümanı ağırlıyor”

Beyoğlu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Akpınar, Taksim Camii’nin her Ramazan ayında her milletten on binlerce Müslümanı ağırladığını belirterek “Ziyaretçilerimizin Ramazan’ın manevi iklimini en iyi şekilde yaşamaları için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Daha hijyenik ve ferah bir ortamda ibadet imkanı sunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz temizlik ve kokulandırma çalışmasıyla camimizin dışını gül suyuyla yıkadık, iç kısımda da temizlik ve kokulandırma çalışmaları yaptık” dedi.

Ramazan ayı boyunca her gün çalışmalara devam edilecek

Ramazan ayı boyunca her gün çalışmalarına devam edeceklerini belirten Akpınar, “Taksim Camii yoğun ziyaretin olduğu yerdir. Teravih namazında da yoğunluk olacağını biliyoruz. Ramazanda da her akşam namazından sonra camii gül suyu ile kokulandırılacak. Ama burada vatandaşımızdan bir ricamız söz konusu. Camilerimizde, abdest aldıklarında kurulanıp camiye girerlerse hijyen açısından çok daha iyi olur. Bu sayede yaptığımız temizlik çalışmaları da daha verimli olur” şeklinde konuştu.

Dijital mahya asıldı

Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Taksim Camii’nde dijital mahya uygulaması gerçekleştirdiklerini ifade eden Taksim Camii İslam Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı Genel Müdürü Muhammet Furkan Gümüş “Bir Osmanlı geleneği olan mahyalar, artık daha teknolojik hale geldi. Bizim de uyguladığımız dijital mahya ile bütün Ramazan boyunca bir mesaj değil birden çok mesaj vermemiz mümkün. Mahyamızda bu yıl ilk olarak ‘La İlahe İllallah’ yazacak” diye konuştu.

Günde iki kez mukabele okunacak

Taksim Camii girişinde binlerce kişiye Ramazan ayı boyunca Taksim Camii Vakfı Aşevi’nin çorba, ekmek, su ve hurmadan oluşan iftariyelik dağıtımı yapacağını da dile getiren Gümüş, şöyle devam etti:

“Ayrıca Ramazan boyunca teravih namazları, sohbet programları dışında Taksim Camii’nde öğle ve ikindi namazı vaktinde mukabele okumaları gerçekleştireceğiz. Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde ise kültür sanat etkinlikleri planlandı. Bunlardan ilki, 8 Mart-7 Nisan tarihleri arasında gezilebilecek olan ‘Güzel Ahlak’ isimli hat sergimiz olacak. Ziyaretçilerimiz bu sergide Albaraka Türk Uluslararası 6. Hat Yarışması’nın ödüllü eserlerini görebilecek.”

Çocuklar da unutulmadı

Ramazan programında çocukları da unutmadıklarını dile getiren Muhammet Furkan Gümüş, “Arife Günü, yani 10 Mart Pazar günü Taksim Camii Çok Amaçlı Salonu’nda, Beyoğlu’nda ikamet eden 700 yetim çocuğumuzun Ramazan’a mutlu girmeleri için Beyoğlu Kaymakamlığı, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Müftülüğü iş birliği ile çeşitli etkinliklerin düzenleneceği ve hediyelerin verileceği bir programa ev sahipliği yapacağız” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/taksim-camii-ramazana-hazir/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Terör örgütlerine göz açtırmıyoruz https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-teror-orgutlerine-goz-actirmiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-teror-orgutlerine-goz-actirmiyoruz/#respond Thu, 07 Mar 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16689 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gece gündüz demeden terör örgütü PKK başta olmak üzere bütün terör örgütlerine göz açtırmadıklarını, nefeslerini kesip, etkisiz hale getirmekte kararlı olduklarını söyledi.

Yerlikaya, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Konya’nın Akşehir ilçesinde, Tarihi Arasta Çarşısı’nda esnaf ziyaretinde kendisini bekleyen kalabalığa seslendi.

Memleketi Konya’da, Akşehir’den sonra Doğanhisar, Ilgın ve Kadınhanı ilçelerinde ziyarette bulunacağına değinen Yerlikaya, “Hemşehrilerimizle hem hasret gidereceğiz hem de Büyükşehir Belediye Başkanımız ve belediyelerimizdeki aday kardeşlerimizle bir araya geleceğiz. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’ne sayılı günler kaldı. 14-28 Mayıs seçimlerinde Konya’mız nasıl büyük bir başarıya imza attıysa, Allah’ın izniyle 31 Mart akşamı da başta büyükşehir olmak üzere bütün ilçelerimizde gerçek belediyeciliğin ne olduğunu, şehirlerimizin belediyelerinde o mührü şehir eminlerine teslim etmenin ne demek olduğunu göstereceğiz.” dedi.

Hanelerin kapılarının gönül vuruşlarıyla tıklanmasını istedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1994’te gerçek belediyeciliği İstanbul’da gösterdiğini vurgulayan Yerlikaya, “Bunu Türkiye’de ilk önce yakalayan belediye de hiç şüphesiz Konya belediyeciliği oldu. Konya’da gerçek belediyeciliğinin en güzel uygulamaları o günden bu yana Allah’ın izniyle yapılıyor. Uğur İbrahim Altay, Dünya Belediyeler Birliği Başkanı. Onunla, onur duyuyoruz. ‘Gez dünyayı, gör Konya’yı’ sözüyle büyüdük. Konya ve AK Parti belediyeciliğini gelin görün diye buradan sizlerin tabiriyle ‘çığıracağız’.” ifadesini kullandı.

Yerlikaya, gece gündüz demeden bilinen ya da bilinmeyen bütün hanelerin kapılarının gönül vuruşlarıyla tıklanmasını istedi.

Bir vatandaşın “İstanbul” diye seslenmesi üzerine Yerlikaya, “Tabi ki ora da muradına erecek Allah’ın izniyle. Hiç merak etmeyin.” diye konuştu.

“Terör örgütlerine göz açtırmıyoruz”

Daha sonra AK Parti Seçim koordinasyon merkezi önünde konuşan Yerlikaya, göreve geldiği günden bu tarafa ülkenin güvenliği ve huzuru için gece gündüz çalıştıklarına dikkati çekti.

Bakan Yerlikaya, “Türkiye’nin huzuru” diyerek yola çıktıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Gece gündüz demeden hain terör örgütü PKK başta olmak üzere tüm terör örgütlerine göz açtırmıyoruz. Bunların nefeslerini kesip etkisiz hale getirmekte kararlıyız. Başta PKK olmak üzere ne hallere düştüğünü biliyorsunuz. Terörü kaynağından, sınırımızın ötesinden Milli Savunma Bakanlığımız, içeride İçişleri Bakanlığı ama aynı zamanda Milli İstihbarat Teşkilatıyla beraber nokta atışıyla bunları tek tek etkisiz hale getiriyoruz. Yakaladığımızda, biz hukuk devletiyiz, götürüp adalete teslim ediyoruz. Organize suç örgütlerine, onların da nefeslerini kesmekte kararlıyız. Görüyorsunuz değil mi? Kafes ve Mahzen operasyonlarıyla bunları alıyoruz, götürüp adalete teslim ediyoruz. Suç işlemekte kibirlenenlerin şekil yapmalarına müsaade edemeyiz. Hiç kusura bakmasınlar.”

Düzensiz göçle mücadele vurgusu

Gençleri ve vatandaşları zehirlemeye cüret eden zehir tacirlerine de göz açtırmadıklarına işaret eden Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gece gündüz demeden, en büyüğünden en küçüğüne ayrım yapmaksızın bunların da karşılarındayız. Bunun yanında çok hassas olduğumuz bir konu da düzensiz göçle mücadele. Geldiğimiz günden beri düzensiz göçmen kaçakçılığı organizatörlerine de nefes aldırmıyoruz. Bunlarla ilgili sayıları her gün veriyorum. 2024’ün içinde göreceksiniz göçün kaynağında mücadelemizle hudut kartallarımızın duruşu ve İçişleri Bakanlığı ailesi olarak göz açtırmadan, sorunsuz, sıkıntısız yakalamamız, memleketlerine geri göndermekle ilgili kararlılığımızı Allah’ın izniyle devam ettireceğiz.”

Esnafı gezen Yerlikaya, çarşıdaki vatandaşlarla sohbet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-teror-orgutlerine-goz-actirmiyoruz/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta Kadınlar Beton Mikserleriyle Deprem Konutlarına Katkı Sunuyor https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-kadinlar-beton-mikserleriyle-deprem-konutlarina-katki-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-kadinlar-beton-mikserleriyle-deprem-konutlarina-katki-sunuyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 22:39:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16632 Kahramanmaraş’ta hazır beton tesisinde çalışan üç kadın, beton mikserleriyle taşıdıkları tonlarca hazır beton ile deprem konutlarının yükselmesine katkı sunuyor.

Kentte faaliyet gösteren bir firma bünyesinde çalışan ve sabahın erken saatlerinde mesailerine başlayan 53 yaşındaki Zeynep Özdemir, 32 yaşındaki Fatma Gökkaya ve 45 yaşındaki Kıymet Güncan, hazır beton tesisinde hazırlanan harçları mikserlerine yüklüyor.

Tonlarca ağırlıktaki hazır betonu gün boyunca direksiyon sallayıp belirlenen şantiye sahalarına ulaştıran kadınlar, kentte depremin ardından yapımına başlanan afet konutlarının yükselmesinde önemli rol oynuyor.

Kimi zaman sanatçı Müslüm Gürses’in şarkıları eşliğinde araçlarını süren kadınlar, beton mikseri operatörlüğünü başarıyla icra ediyor.

Görevlerinin ardından araçlarını büyük bir özveriyle temizleyen üç kadın, hem iş yerinde hem de trafikte vatandaşlardan ilgi görüyor.

Beton mikseri operatörü 3 çocuk annesi Zeynep Özdemir, AA muhabirine, 20 yıldır büyük ticari araçlar kullandığını, işini severek yaptığını dile getirdi.

Bazen önyargılı tepkilerle karşılaştığını ama çoğunlukla desteklendiğini anlatan Özdemir, kadınların erkeklerden daha cesaretli olduğunu ifade etti.

Meslek hayatı boyunca çeşitli işlerde farklı araçlar kullandığını anlatan Özdemir, şöyle konuştu:

“Aşağı yukarı 20 yıl oldu. Bu süreçte pikap, traktör, kamyonet, servis araçları kullandım. En son da beton mikseri kısmet oldu. Bu bana daha yüksek daha cazip geldi. Biz kadınların yapamayacağı hiçbir iş yok. Çok farklı şeylerle karşılaşıyoruz aslında. Mesela inşaat alanına beton boşaltmaya gittiğimde işçiler diyor ki, abla çok güzelsin ama ne işin var senin burada, git evine hamur aç. Ben de onlara diyorum ki siz bunu yapamadığınız için kıskanıyorsunuz bizi. Ben işimi seviyorum. Kadınlar hiçbir şeyden korkmasınlar, bir adım atarlarsa her şeyin önü gelir.”

Geçen yıl 6 Şubat’taki depremlerin ardından beton mikseri operatörlüğünün daha cazip geldiğini ifade eden Özdemir, gün içerisinde kentteki çeşitli şantiye sahalarına beton taşıdığını söyledi.

Özdemir, hemcinslerine boş durmayıp çalışmalarını önererek, “Kadınlar, yeni evleri yapılırken bizim gibi bir briket, bir tuğla koysunlar. Evde oturup ağlamanın kimseye faydası yok. Bir taraftan yıkılan binaları görüyorum hüzünleniyorum ama öbür tarafta da çok sağlam binaların yapıldığını görüyorum. O kötü günleri tekrar yaşamayacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

İki çocuk annesi Fatma Gökkaya da büyük araçları kullanmanın en büyük hayali olduğunu, araç kullanırken kendisini daha özgür hissettiğini söyledi.

Trafikte 7’den 70’e her kesimden güzel tepkiler aldığını anlatan Gökkaya, şunları kaydetti:

“Büyük araç kullanmak için bütün belgelerim var. Sabah geldiğimde rutin araç bakımını yapıyorum. Sonra sıraya giriyoruz, aracın içi dolduğunda inşaat alanına gidiyoruz, orada beton pompalarına boşaltımımızı yapıyoruz. Tüm işlerimiz bittiğinde araçlarımızın temizliğini yapıyoruz. Mikserimiz 30 ton beton alıyor, günlük 6 tur yapıyorum. Yeni yapılan TOKİ konutlarının hazır betonlarını biz götürüyoruz. Bu işi yaptığım için kendimle gurur duyuyorum.”

Yolları Müslüm Gürses’in şarkılarıyla kat ediyor

İki çocuk annesi Kıymet Güncan ise 15 yıldır büyük ticari araçlar kullandığını, 5 aydır da beton mikseri sürdüğünü söyledi.

Pikap, kamyonet, forklift, otobüs kullanarak şoförlüğünü geliştirdiğini ifade eden Güncan, “mesleğimin zirvesindeyim” dediği beton mikserini gün içerisinde büyük bir keyifle sürdüğünü anlattı.

Yolları Müslüm Gürses’in şarkıları eşliğinde kat eden Güncan, işine Gürses’in şarkılarıyla adapte olduğunu aktardı.

Çok ağır bir yükü gündelik olarak şantiye sahalarına ulaştırdıklarını vurgulayan Güncan, şunları kaydetti:

“Ya sen küçücüksün, miniciksin sen kocaman arabayı nasıl kullanıyorsun, diyorlar. Ben de onlara, ben yaparım, dedim. Biz aslında bu işi yaparken sadece bir meslek olarak değil özellikle çok kötü bir deprem yaşadık. Yıkılan binaları gördüğümde kalbimin bir tarafı yıkılıyor. O yüzden yaptığım işe daha çok sarılıyorum. Çok ağır bir yük taşıyoruz bunun farkındayız ama bir taraftan da hem insanlara yardımcı oluyoruz hem de yaptığımız işin kalitesinin farkındayız. Bu da bizi mutlu ediyor, yorgunluğumuzu hissettirmiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-kadinlar-beton-mikserleriyle-deprem-konutlarina-katki-sunuyor/feed/ 0
Bebeği açlıktan ölen Gazzeli baba: ‘Oğlum zaten öldü, diğer bebekler ne olacak?’ https://www.haber60.com.tr/bebegi-acliktan-olen-gazzeli-baba-oglum-zaten-oldu-diger-bebekler-ne-olacak/ https://www.haber60.com.tr/bebegi-acliktan-olen-gazzeli-baba-oglum-zaten-oldu-diger-bebekler-ne-olacak/#respond Thu, 07 Mar 2024 05:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16470 “Gazze’de açlık çeken çocukların kaderi ne olacak? Onları kurtarabilecek birini bulabilecekler mi ya da ölecekler mi? Benim oğlu Ali zaten öldü.”

Geçtiğimiz günlerde, Gazze’nin kuzeyindeki tek çocuk hastanesinde yetersiz beslenme susuzluktan ölen Ali’nin babası, burada tedavi gören diğer çocuklar için yardım istedi. Bu sırada BM de yardım teslimatları önemli ölçüde artmazsa açlık yaşanacağı uyarısında bulundu.

BBC Arapça’nın Gazze Yaşam Hattı radyo servisine konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen baba “Ali savaşta doğdu. Annesinin yiyecek yemeği, bir şeyi yoktu. Bu nedenle böbrekleri iflas etti” dedi.

“Ali’nin yaşamı günden güne kötüleşti. Hastanelerde tedavi ettirmeye çalıştık ama işe yaramadı. Ali tüm dünyanın gözleri önünde öldü, vefat ederken izlemekten başka bir şey yapmayan dünyanın.”

Ali, Dünya Sağlık Örgütü’nün, Bey Lahiya kasabasındaki büyük taleple başa çıkmaya çalışan Kemal Adwan Hastanesini haftasonu ziyaret eden Dünya Sağlık Örgütü ekibinin, yetersiz beslenme nedeniyle öldüğünü söylediği 10 çocuktan biriydi.

Gazze Sağlık Bakanlığı, geçen haftadan bu yana yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle 18 çocuğun öldüğünü ve bunların 15’inin Kamal Adwan Hastanesi’nde hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca aynı hastanede yetersiz beslenme nedeniyle tedavi gören altı bebeğin de durumunun kaygı verici olduğunu duyurdu.

BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF, İsrail ve Hamas arasındaki savaş sona ermez ve insani yardımlar önündeki engeller derhal kaldırılmazsa, açlıktan ölen çocuk sayısının hızla artacağı uyarısını yaptı.

Gazze Sağlık Bakanlığı, savaşın başlangıcından bu yana İsrail saldırılarında öldürülen 30.700’den fazla kişinin ve yaralanan 72 bin kişinin % 70’nin kadınlar ve çocuklar olduğunu söylüyor.

İsrail Ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısında 1200 kişiyi öldürmesi ve 253 kişiyi öldürmesinden sonra Gazze’ye yoğun bir hava ve kara saldırısı başlattı.

Gazze’nin kuzeyindeki tahminen 300 bin kişinin tecrit altında yaşadığı söyleniyor ve Dünya Gıda Programına göre çok az yardım gönderilebilmesi yüzünden, açlık feci boyutlara ulaştı.

BM kuruluşlarının Ocak ayında yaptığı yetersiz beslenme taramasında iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin ciddi yetersiz beslenme yaşadığını göstermişti. Bu çocukların yaklaşık % 3’ünün derhal tedaviye ihtiyacı vardı.

Besleyici gıda yokluğu, temiz içme suyu ve tıbbi hizmetlerin olmaması ve aynı zamanda saldırıların getirdiği tükenmişlik ve travma, annelerin bebeklerini emzirebilmesine darbe vuruyor. Anne sütü ya da mama olmadan, bebekler hızla susuz ve gıdasız kalabiliyor ve bu durum da böbrek yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden hastalıklara yol açabiliyor.

Kemal Adwan’ın yoğun bakım ünitesinde çalışan Dr. Samia Abdül Celil, Gazze Yaşam Hattı’ndaki bir söyleşide, küçük bir kız bebek ve ablasının hastanede birkaç gün arayla öldüğünü söyledi.

“Sadece o küçük kıza değil, tüm bir yoğun bakım ünitesine süt verilmesinde zorluklar yaşıyorduk. Küçük miktardaki sütünü içemeden öldü.”

Dört aylık erkek bebek Salah Samara, Dr. Abdül Celil ve çamlışma arkadaşlarının ellerindeki kısıtlı kaynaklarla tedavi etmeye çalıştığı bebeklerden biri.

Annesi prematüre doğduğunu ve aşırı derecede susuz kaldığını söylüyor. Şimdi kronik böbrek yetmezliği ve idrar yapamama yaşıyor. Bu da çok acılı ve karın bölgesinde şişme yapıyor.

“Ona olanlar yüzünden kalbim çok acıyor. Çocuğunuzun idrarını yapamadığı için ağladığını her gün görmek çok zor bir şey…ve doktorlar da ona yardımcı olamıyor.”

“Hayatının başındaki bir çocuk olarak tedavi görmeye ve diğer her şeye hakkı var.”

“Durumu her gün daha da kötüleşiyor. Derhal ve acilen dışarıda tedavi edilmesine ihtiyacı var. Umarım sesimi duyan birileri çocuğumun tedavisine yardımcı olur.”

Kamal Adwan’ın Başhekimi Dr. Ahmed el Kahlot ise sağlık bakanlığının duyurduğu çocuk ölümlerinin, sorunun gerçek boyutunu aktarmadığını söylüyor.

“Yetersiz beslenme nedeniyle ölümler iki hafta önce sayılmaya başlandı. Dolayısıyla asıl sayı bundan çok daha yüksek.”

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr Tedros Adhanom Ghebreyesus, X’teki paylaşımında, kuruluşun Kamal Adwan ve haftasonu ziyaret edilen bir diğer hastaneye, yakıt ve bazı temel tıbbi malzemeleri ulaştırmayı başardığını söyledi. Ancak götürülebilenlerin acil hayat kurtaran malzeme ihtiyacının çok az bir kısmı olduğu uyarısında da bulundu.

Ghebreyesus “İsrail’e insani yardımların güvenli ve düzenli olarak ulaştırılabilmesi talebinde bulunuyoruz. Siviller, özellikle de çocuklar ve sağlık çalışanlarının yardımların derhal artırılmasına ihtiyacı var. Ancak tüm hastaların en önemli ilacı barış” dedi.

Batılı hükümetler de İsrail’e yardım gönderilebilmesi adına daha çok şey yapması için baskıyı artırıyor. ABD Başkanı Joe Biden “Gazze’ye yardım ulaştırmalıyız. Hiç bahane yok, hiç” dedi.

Ancak Dünya Gıda Programı Salı günü, Gazze’nin kuzeyine iki hafta aradan sonra ilk yardım ulaştırma girişimlerinin İsrail askerleri tarafından engellendiğini duyurdu.

Kuruluş, 14 kamyondan oluşan konvoyun bir kontrol noktasından geri çevrildiğini ve “çaresiz insanlardan” oluşan kalabalık tarafından yağmalandığını belirtti.

İsrail Savunma Bakanlığı’nın Gazze’ye yardım erişimini koordine eden departmanı ise “Gazze’deki sivil halka yönelik insani yardım çabalarını genişletmeye devam edeceğiz. Bir yandan da rehinelerimizi Hamas’ın elinden alma ve Gazze’yi Hamas’tan kurtarma amaçlarımıza ulaşacağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bebegi-acliktan-olen-gazzeli-baba-oglum-zaten-oldu-diger-bebekler-ne-olacak/feed/ 0
Murat Kurum: Bizim yaptıklarımızı yanından bile geçemezler https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-bizim-yaptiklarimizi-yanindan-bile-gecemezler/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-bizim-yaptiklarimizi-yanindan-bile-gecemezler/#respond Thu, 07 Mar 2024 04:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16458 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Birine ‘Buraya yabancı’ diyebilmeniz için gerçekten sizin buraya çok daha fazla eserinizin, hizmetinizin, geçmişinizin olması gerekir ki böyle bir ifade kullanın. Yani bizim yaptığımız işleri, bitirdiğimiz işleri koyduğunuzda emin olun yanından bile geçemezler. Bizim yanımızda çırak bile olamazlar, çırak.” dedi.

Kurum, NTV’de katıldığı canlı yayında seçimlere işaret ederek, İstanbul’un yorulduğunu, bazı beklentilerin karşılanmadığını, kendilerinin gittiği yerlerde de ulaşımdan kentsel dönüşüme, yeşil alanlardan sosyal politikalara kadar projelerini paylaştıklarını söyledi.

İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Sürekli biz bu polemiklerle 55-60 gündür karşılaşıyoruz ama şununla karşılaşmadım, Yani ‘Murat Kurum işte 650 bin konut yapacak, bunu yapabilir mi?’ metroyla ilgili ‘Metro hattını 2 katına çıkaracak, bunu becerecek bir ekibi, kadrosu var mı?’ veya ‘Yeşil alanla, çevreyle ilgili hedeflerini paylaştı, bu hedefler yapılabilir mi, yapılamaz mı?’ gibi proje üzerinden, İstanbul sorunları üzerinden hiçbir şekilde konuşmuyoruz. Maalesef bunları konuşamıyoruz, karşıda kibri siyasi aklının önüne geçmiş bir belediye başkanı adayımız var ve bu aday sürekli, her gün bir farklı gündem ve polemik peşinde, aslında 5 yıldır da böyleydi.” diye konuştu.

Kurum, kendisine yönelik “ithal aday” eleştirisiyle ilgili olarak geçmişte İstanbul’da yürüttüğü projeleri aktardı, “Birine ‘Buraya yabancı’ diyebilmeniz için gerçekten sizin buraya çok daha fazla eserinizin, hizmetinizin, geçmişinizin olması gerekir ki böyle bir ifade kullanın. Yani bizim yaptığımız işleri, bitirdiğimiz işleri koyduğunuzda emin olun yanından bile geçemezler. Bizim yanımızda çırak bile olamazlar, çırak.” ifadelerini kullandı.

Gazze ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Dün bizi Gazze, Filistin üzerinden eleştiren belediye başkanı bugün tır dorsesinin arkasına geçip sevimlilik pozu veriyor. Tabii bu pozdan ötürü kendisini ben tebrik ediyorum, iyi poz vermeyi biliyor ve şunun için de seviniyorum, ucunda Gazze’ye iyilik dokunacak her işin biz yanındayız. Ekrem Bey bizi takip ederse aslında böyle iyi örnekleri, böyle iyi hizmetleri yapacaktır. Bizim bu söylemimiz üzerinden Gazze’ye yardım yapmış olması da bizim için sevindirici bir durumdur.” dedi.

Kurum, her zaman mazluma el uzatan bir toplum olunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Biz her zaman ülke olarak destek olan bir toplumuz. Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi işte bizim söylemimiz üzerine bir tır gönderiyorsa, bu yanlış bir şey olamaz. Oraya bir çadır kuruyorsa, oraya çocukların ihtiyacı için bir anaokulu yapıyorsa, bir okul yapıyorsa bundan daha büyük güzellik olabilir mi? Yani şimdi bunu siyasi bir malzeme haline getirmek olan yanlıştır. Şimdi biz söyledikten sonra oraya gidip tırın dorsesi önünde fotoğraf çekmek, poz vermek yanlış olan budur. Biz Gazze’ye, oradaki yavrularımıza, çocuklarımıza yardım etmemiz kadar bence insani bir duruş, bunun dışında bir duruş olamaz. Bu gerçekten insani ve vicdani bir duruştur. Bunu söyledim ben, bunun üzerinden tabii yine siyasi polemikler üretmeye çalıştılar. Bunu üretip diğer taraftan da gidip tır dorsesinde poz verdiler. Nasıl bir anlayış bu o zaman? Madem bizim söylemimiz yanlışsa, evet oradaki, Gazze’deki çocuklar sevinecek çünkü onları düşünen birileri var.”

Açıklamasında sanki kazanamazsa ya da rakibi kazanırsa Gazze üzülecek gibi bir anlam çıkabileceğinin söylenmesi üzerine Kurum, “Kaç aydır Gazze’de bir zulüm var, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir yardım yaptığını gördünüz mü, orası için bir mücadele verdiğini gördünüz mü? Şu 5 yıllık süreçte o bekleyen sadece Gazze değil işte Ukrayna’da da var, öbür tarafta Afganistan da var, Pakistan da var. ya ne olur şurada bir araya gelsek de hep birlikte tır yollasak, oraya yemek yollasak, oradaki insanların kıyafetlerini yollasak? İstanbul’un gönlü o kadar büyük ki yani şimdiye kadar niye yapmadılar? Ellerinden tutan mı vardı?” diye konuştu.

Kurum, süreç içinde yaşanan dil sürçmeleri ve bunlara yönelik eleştirilerle ilgili olarak, şu ifadeleri kullandı:

“Bu konuların geneline baktığınızda İstanbul var mı? Gene yok. İstanbul’un sorunları var mı? Gene yok. Ne var? Aynı 5 senedir yaşanan polemikler var. Sırf o polemiklerle bir yere gelmeye ve bir yerde tutunmaya çalışıyorlar. Aslında bunların tamamının nedeni şu, telaşlandılar. Ne yapacaklarını hem Özgür Özel hem de Ekrem Bey tam olarak bilmiyorlar. Neden? Çünkü kendilerini öyle bir yerde görüyorlardı ki ‘Ya biz bu seçimi açık ara alırız ve büyük bir coşkuyla büyük bir zafer kazanırız ardından da işte başka emellere ve hedeflere yürümek üzere burayı bir basamak olarak kullanırız.’ bakış açısı vardı. Ama gelinen süreçte bunun böyle olmadığını, ‘Nasıl olur da böyle olmaz?’ düşüncesi aslında onların bu anlamda ne yapacaklarını şaşırdıkları bir durum içerisine kendilerini soktu. Dolayısıyla biz insanız, hata da yapabiliriz, gaf da yapabiliriz, farklı bir söylem de bu manada söyleyebiliriz ama en azından samimiyiz. Yani samimi olmak her şeyden daha değerli. İnsansınız, hata yaptığınızda o hatadan dönmek de bir erdemliktir. veya gaf da yaparsınız, hemen arkasından düzelttiğinizde aslolan ‘Adam söyledi ama düzeltti ya olabilir, ne olacak?’ Yani bu bakış açısı doğru olandır. Diğer tarafta ya bunu kendi adına bir siyasi rant meselesi yapmak insanlığa da yakışmaz. Yani onlar da yapıyor, daha büyüklerini yapıyorlar ama ben onları kullanmam, kullanmanın doğru olduğunu da düşünmüyorum. Yani bunu tartışmanın İstanbul’a bir faydası yok ama dönüp dolaşıp oraya geliyorlar.”

İBB Başkan adaylarının performanslarının sorulması üzerine Kurum, “Başında Başak Demirtaş adaylığını ilan etti, sonra Kandil’den bir talimat geldi. O talimat çerçevesinde Başak Demirtaş ‘Ben aday değilim.’ dedi. Orada terör örgütü elebaşı açıklama yaptı, ittifakı işaret etti, ‘İttifak şöyle olmalıdır.’ dedi. Sonra aday değişti, iki tane aday çıktı. O adayların da ne yapıp yapmayacağını göreceğiz. Ama sonuçta masa arkasında her zaman yaptıkları gibi gerçekleri ifade edemedikleri bir ittifak söz konusu. Bunu da niye gizlerler onu da anlamıyorum. Yani yaptıysanız, yaptınız açık bir şekilde çıkıp mertçe deyin ki ‘Biz ittifak yaptık.’ Bunu da söyleyemiyorlar. İşte hep aynı masada bir bakıyorsunuz 6 kişi, 8 kişi, biri üstünde, biri altında. Ucu nereye uzanıyor? Zaten milletimiz biliyor. O yüzden bunların ne yaptığı da açıkçası bizi ilgilendirmiyor. Diğer adayların nasıl bir söylem içerisinde olduğu da beni ilgilendirmiyor, ‘Sadece İstanbul, İstanbul’a odaklanacağız’ dedim.” diye konuştu.

Kurum, İstanbul’da yürütülecek kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık projelerini şöyle anlattı:

“Mesela metrobüs yolunu afette acil ulaşım yolu olarak kullanacağız. Yani ona göre bir tedbir alacağız, bariyerleri olacak. Afet esnasında sadece oraya ambulansların, arama kurtarma ekiplerinin kullanacağı yollar olacak. Yine o metrobüs yolunda kuzeye ve güneye bağlayacağımız afet yolları olacak. Buralarda deprem esnasında vatandaşımızın ulaşabileceği, erişebileceğimiz onlara, yardım götürebileceğimiz ulaşım yolları olacak.”

Kurum, kente yönelik ulaşım projelerinin sorulması üzerine mevcut duruma ilişkin verileri paylaştı ve “Uğraştıran değil ulaştıran İstanbul” sloganıyla hazırladıkları projeleri aktardı.

Murat Kurum, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı’nın açılışıyla ilgili olarak hattın 10,9 kilometre uzunluğunda olduğunu fakat 5,3 kilometrelik kısmının açılacağını, bu kısmın da 3 kilometresinin 2019’dan sonra yapıldığını kaydetti.

Kanal İstanbul projesine ilişkin Kurum, şunları kaydetti:

“Anketler yaptığımızda da sahada da vatandaşımızın en önemli gündemlerinden bir tanesi ulaşım, diğeri deprem, deprem dönüşümü, kentsel dönüşüm, konut, kira fiyatları, hane ekonomisinin yükseltilmesi gibi sosyal yardımlar, gençlerin kütüphane, yeşil alan talepleri gibi sıralanıyor. Yani bu acil gündemlerimiz, bu gündemleri yapmadan biz farklı bir gündem peşinde İstanbul’un kaynaklarını kullanmayacağız, gündemimize almayacağız.”

Kurum, seçmenlere seslenerek, “Kim, ne yapmak istiyor? Geçmişte ne yapmış? Bugün söylediklerini yapar mı, yapmaz mı? Buna baksınlar. ve işin sonunda İstanbullu huzurla, güvenle yaşayacağı, yeşilin arttığı, mavinin korunduğu, ulaşabildiği, sokaklarında huzurla, güvenle gezdiği bir İstanbul olsun istiyoruz. Bunu yapmak için de tüm İstanbulluların oyuna talibiz, onlarla birlikte kazanacağız, onlarla birlikte çalışacağız, onlarla birlikte yöneteceğiz.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-bizim-yaptiklarimizi-yanindan-bile-gecemezler/feed/ 0
Tokyo’da İsrail Protestosu https://www.haber60.com.tr/tokyoda-israil-protestosu/ https://www.haber60.com.tr/tokyoda-israil-protestosu/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16253 Japonya’nın başkenti Tokyo’da, İsrail’i “yalnız ve sessiz” protesto eden Furusawa Yusuke, Japon halkının dikkatini Gazze’deki saldırılara çekmeyi hedefliyor.

Furusawa, protesto için başkentte bazı ünlü markaların mağazaları ile ABD ve İsrail’in Tokyo Büyükelçilikleri ve Japonya Dışişleri Bakanlığı gibi binaları tercih ediyor.

Günlük mesaisi sonrası bu tanınmış binaların önüne gelen Furusawa, “Gazze soykırımını durdur” yazılı pankartı havaya kaldırırken “Ateşkes” yazılı pankartı da boynuna asıyor.

Yaya trafiğinin yoğun olduğu noktalarda sessizce yalnız başına bekleyen Furusawa, kent halkının nazarıdikkatini Gazze’deki katliama çekmek istiyor.

Protestolarını, kar yağışı dahil sert kış koşullarında bile aksatmayan Furusawa, sessiz gösterilerinden kareleri, sosyal medya hesabından yayımlıyor.

“Her gün kalbimde”

Kanagawa kökenli 48 yaşındaki Furusawa, dünyanın en kalabalık yaya geçitlerinden, Tokyo’nun Şibuya bölgesindeki gösterisinde, İsrail’in Gazze’deki işgaline yönelik “sessiz ve yalnız duruşunu”, AA muhabirine anlattı.

Tokyo’da üniversiteyi bitirdiğini ve marangozluk yaptığını belirten Furusawa, Filistin-İsrail meselesinin temellerini, eğitim döneminde öğrendiğini, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısı sonrası İsrail’in Gazze’ye başlattığı işgalle durumun daha da farkına vardığını ifade etti.

İsrail ordusunun Gazze’yi işgalinde hastanelerin ve okulların yıkıldığına, bebekler dahil birçok sivilin öldürüldüğüne ilişkin videoları, sosyal medyada görebildiğini kaydeden Furusawa, başka ülkelerde 100 bini aşkın katılımlı İsrail karşıtı gösteriler düzenlenirken, Japonya’daki gösterilerin oldukça düşük katılımlı olduğunu söyledi.

Gazze’deki sivil katliamına yönelik duygularını paylaşan Furusawa, “Her gün kalbimde hissediyorum, hiçbir şey yapamadığım için üzüntü duyuyorum. Kayıtsız ve sorumsuzca davrananlara nefret besliyorum.” dedi.

“Başka bir ülkede” ve “dini çatışmalar” şeklinde nitelendiriliyor

Çevresinde bu konuda konuşabileceği pek kimsenin bulunmadığını anlatan Furusawa, “Filistin meselesi, Japonya’daki haberlerde pek sık yayımlanmıyor ve arkadaşlarla bu konu hakkında konuştuğumda ‘konuyu anlamadıklarını’ söylüyorlar.” dedi.

Furusawa, Japon toplumunun, Filistinlilerin Gazze Şeridi’ne sıkıştırıldığını duyduğunda bunu, “başka bir ülkede” ve “dini çatışmalar” şeklinde nitelendirdiğini belirtti.

Gazze’deki sivil katliama dayanamadığını ifade eden Furusawa, “durumu sindirmekten başka seçenek olmadığı” duygusuna kapıldığını ve bu aşamada harekete geçme kararı alarak “sessiz ve yalnız protestosuna” başladığını kaydetti.

“Bazıları kulaklarını kapatıp ‘çok ses çıkardığım için’ bana bağırdı”

Beyaz bir kağıt üzerine 29 Ekim 2023’te “Gazze’deki katliamı durdurun” yazıp, yakın bir tren istasyonunda bir saate yakın susarak beklediğini anlatan Furusawa, “Bu ilkti. Kafam karışık duygular içinde. O günden sonra huzursuzluğu hissettikçe, kendimle de yüzleşirken, ayakta durmaya devam ettim.” dedi.

Protestosunu izleyenlerin, “Gazze Soykırımını Durdurun” mesajının ne anlama geldiğini merak etmesini istediğini kaydeden Furusawa, şöyle konuştu:

“Genellikle Japon halkı, ‘Bu da kim? Aniden ortaya çıktı’ diyerek beni tuhaf, yabancı, rahatsız edici olarak görüyor. Bazıları ise kulaklarını kapatıp ‘çok ses çıkardığım için’ bana bağırdı. Olur ya, eylemlerimin anlamsız olduğu da söylenebilir. (Eylemlerimle) ‘Savaşı durduramayacağımı’ yüzüme söyleyen gençler oldu. ‘Burada ne oluyor? Savaşı durdurabilir miyiz ki?’ diye gülenler oldu. Tek kelime etmeden, köşe başında durmaya devam ettim. İsrail ordusunun halen devam eden Gazze Şeridi işgalini her gün tek başıma protesto ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tokyoda-israil-protestosu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Adayı Olması İçin Üzerime Düşeni Yaparım https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ekrem-imamoglunun-cumhurbaskani-adayi-olmasi-icin-uzerime-duseni-yaparim/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ekrem-imamoglunun-cumhurbaskani-adayi-olmasi-icin-uzerime-duseni-yaparim/#respond Wed, 06 Mar 2024 06:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16038 CHP Genel Başkanı Özgür Özel katıldığı bir TV programında , “Ekrem İmamoğlu seçimi bir daha kazanırsa 4’te 4 yapmış olacak. Üçüncü başarısından sonra Ekrem İmamoğlu anketlerde Erdoğan’ı çok rahat yenen bir görüntüdeydi. Eğer Ekrem Bey anketlerde geçen sefer olduğu gibi önde olursa o adaylığı parlatıp Ekrem Bey ile bu rejimi değiştirmek gerek. Bunu yapmakta gözümü kırpmam” dedi. Özel, yerel seçimlere ilişkin de “Üç tane ikiz bekliyoruz: Denizli- Manisa, Bursa- Balıkesir ve Malatya-Adıyaman. Veli Ağbaba bir ankette yüzde 36, bir ankette 32 ölçüldü. AK Parti’yle kafa kafaya yarışıyorlar. Her geçen gün iyiye gidiyorlar. Bu 6 ilden 3-4 il mutlaka kazanılabilecek durumda. 11 büyükşehiri büyütmeye çalışıyoruz. Büyük ittifaklarla kazandığımız şehirleri tek başımıza elde tutmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel katıldığı bir TV programında, “Ekrem İmamoğlu seçimi bir daha kazanırsa 4’te 4 yapmış olacak. Üçüncü başarısından sonra Ekrem İmamoğlu anketlerde Erdoğan’ı çok rahat yenen bir görüntüdeydi. Eğer Ekrem Bey anketlerde geçen sefer olduğu gibi önde olursa o adaylığı parlatıp Ekrem Bey ile bu rejimi değiştirmek gerek. Bunu yapmakta gözümü kırpmam” dedi. Özel, yerel seçimlere ilişkin de “Üç tane ikiz bekliyoruz: Denizli-Manisa, Bursa-Balıkesir ve Malatya-Adıyaman. Veli Ağbaba bir ankette yüzde 36, bir ankette 32 ölçüldü. AK Parti’yle kafa kafaya yarışıyorlar. Her geçen gün iyiye gidiyorlar. Bu 6 ilden 3-4 il mutlaka kazanılabilecek durumda. 11 büyükşehiri büyütmeye çalışıyoruz. Büyük ittifaklarla kazandığımız şehirleri tek başımıza elde tutmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de “Gündem Özel” programına katıldı. Gazeteciler Şirin Payzın, Kürşad Oğuz ve Barış Pehlivan’ın sorularını yanıtlayan Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:

“Bize araştırmacıların söylediği, ‘Ankara’da yarış bitti.’ CHP’nin kaç belediye alacağı, Belediye Meclisinde rahat bir çoğunluk mu sağlayacağı, ucu ucuna mı olacağı… Yarışın orada geçtiği söyleniyor. İzmir’le ilgili bir risk veya kriz yok. Özellikle 9 tane seçilecek yerden kadın aday ve 14 tane 40 yaş altı aday, sahayı heyecanlandırdı. İstanbul’da, ‘Seçim bitti’ diyemeyiz, Ankara kadar rahat değil, öndeyiz. Sahada Ekrem İmamoğlu’nun performansı her geçen gün farkı biraz daha açıyor. Herkesin bir adım gerideymiş gibi çalışıyor olması lazım.”

“KEMAL BEY’LE ARAMIZDA BİR SOĞUKLUK YA DA SÜRTÜŞME KESİNLİKLE YOK”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini duyunca memnun olduğunu söyleyen Özel,”Sayın Genel Başkan katkı sağlamak isterse eğer, geçenlerde bir söyleşisinde okudum, ‘Bazı davetler oluyor, şimdilik düşünmüyorum’ gibi bir şey söylemişti, ben kendisine uygun gördüğünüz yerde, çevrede birlikte olmak isteriz diye ifade etmiştim. O da ‘Düşüneyim’ demişti, bunda art niyet aramamak lazım. Kemal Bey, herhangi bir yerde kampanyaya bir katkı vermeye niyetlenirse ben inanılmaz mutlu olurum. Aramızda bir soğukluk ya da sürtüşme kesinlikle yok.” diye konuştu.

“SANDIKLARA EN ÜST DÜZEYDE SAHİP ÇIKIYORUZ”

Özel, ” İYİ Parti’yle iş birliği sandık güvenliği açısından bizi zaafiyete uğratıyor çünkü bazı yerlerde seçime girmiyorsunuz, orada sandığa görevli veremiyorsunuz. Bizim sandık güvenliği için bir ordumuz var. Geçen seçimde HDP de sandıklarda durdu. Doğu-Güneydoğu sandıkları açısından önemlidir. İstanbul örgütümüz o kadar sandık güvenliği olan bir örgüt. Geçmişte de öyleydi, bugün de öyle. En ufak bir zaafiyetimiz yok. Sandığa katılım oranının düşmesi, en çok seçimde oyların çalındığı ya da partinin sandığa giren oyu koruyamadığı algısı köpürtülerek yükseltiliyor. En ufak şansımızın olduğu her yerde sandıklara en üst düzeyde sahip çıkıyoruz.” diye konuştu.

“CHP’NİN EMEĞİN, EMEKÇİNİN, EZİLENİN YANINDA BİR ÇİZGİDE OLMASI LAZIM”

CHP gibi kitle partilerinde farklı görüşler olabileceğini söyleyen Özel, “Bazıları sağdan gelmiştir, onu savunur; kimi partinin sağ seçmenden oy almak üzere evrilmesini savunur. Herkes fikrini söyler ama en sonunda ister istemez Genel Başkan, partinin genel politikalarına karar veren noktada olur. Ben bütün bu süreçte CHP’nin belli noktalarda nasıl davranması gerektiğini bugünkü tutumumla uyumlu tezlerle hep savundum.Hem dış ilişkilerde etkili bir CHP’nin hem de akrabalarımızla birlikte bölgemizde, Avrupa’da ve dünyada solu tartışan bir CHP’nin ilk adımlarını attık aslında. Ama CHP’nin durduğu yerin ona buna göre değil, kendi doğrusuna göre olması lazım. Bunun da emeğin, emekçinin, ezilenin yanında bir çizgide olması lazım.” şeklinde konuştu.

“ATILMAYAN TWEETLERE, GİDİLMEYEN NAMAZA, VERİLMEYEN TAZİYELERE BAKARAK KANAATİM OLUŞTU”

Sinan Ateş’ cinayesine ilişkin Özel, “Eşini aradım, dedim ki ‘Ben Genel Başkan değildim. Sayın Genel Başkanımız sizinle irtibat halindeydi. Ben CHP’nin Genel Başkanı oldum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumunu aynen sürdürüyorum.’ O cinayet, herhangi bir cinayet değil. O cinayetin içinde birtakım kriminal ilişkiler, uyuşturucu bağlantıları var. Sinan Ateş’in parti içindeki siyasi ve liderlik pozisyonu ve buna gitgide artan bir gerilim var. O sırada da bir cinayet işleniyor. Teknoloji bu haldeyken, elde şüpheliler ve ifadeler varken bir savcıyı rahat bırak çorap söküğü gibi çözerler. Atılmayan tweetlere, gidilmeyen namaza, verilmeyen taziyelere bakarak kanaatim oluştu benim.” ifadelerini kullandı.

“RİZE’DE RİZELİLER BELEDİYE BAŞKANI SEÇEBİLİYORLAR AMA DİYARBAKIR’DA DİYARBAKIRLILAR SEÇEMİYORLAR”

Özgür Özel belediyelere kayyum atanmasına ilişkin şunları söyledi:

“Manisa’da Manisalılar, Osmaniye’de Osmaniyeliler, Rize’de Rizeliler belediye başkanı seçebiliyorlar ama Diyarbakır’da Diyarbakırlılar yerel yönetici seçemiyorlar. Seçiyorlar, ardından tak diye kayyum atanıyor ve özellikle de Diyarbakır’da Selçuk Bey (Mızraklı) milletvekiliyken temiz kağıdı alıp gelmişti, cerrahtı; şurada oturuyordu, parlamenter faaliyet içerisindeydi. Partisi de en uygun aday olarak Diyarbakır Büyükşehir’e aday gösterdi. Bir kez daha temiz kağıdı aldı milletvekili olmasına rağmen. Selçuk Bey seçimi kazandı. O gece soruşturma başlatıp, 19 gün sonra kayyum atayıp, alıp hapse koydular. Siirt meydanında okunan şiirden bir sorun üretip bir siyasi yasak geldi Erdoğan’a. Sonra CHP, ‘Siyasi yasaklı birisinin genel başkan olduğu parti en çok oyu aldıysa o kişi Başbakan olmalıdır’ deyip Anayasa değiştirdi sizinle. Siirt’teki milletvekilleri birlikte istifa ettirildi, seçimler yenilendi ve o Siirt’ten Recep Tayyip Erdoğan, milletvekili ve Başbakan oldu. Şimdi Siirt kendine bir belediye başkanı seçti. Tayyip Erdoğan, Siirt’in o iradesine kayyum atadı.”

“BÜYÜK İTTİFAKLARLA KAZANDIĞIMIZ ŞEHİRLERİ TEK BAŞIMIZA ELDE TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Özel, yerel seçimlerle ilgili şunları dile getirdi:

“Üç tane ikiz bekliyoruz, Denizli-Manisa, Bursa-Balıkesir ve Malatya-Adıyaman. Özellikle Malatya’da bir mucize gibi görülüyordu ama birinci ve ikinci ankete inanmadık, ikinci anketten sonra Veli Ağbaba’yı görevlendirdik. İnanılmaz bir kampanya var orada çünkü Veli Ağbaba ve Adıyaman’da Abdurrahman Tutdere, depremden sonra orayı yaşadılar ve iliklerine kadar hissettiler. Bütün anketlerde tuhaf işaretler alıyorduk onlarla ilgili. Dediler ki ‘Bu asrın felaketinde asrın mucizesi var.’ Partinin tek başına girdiği son seçimdeki oyu 18, 5 parti ile girdiğimizde oyumuz 21. Veli Ağbaba, bir ankette yüzde 36, bir ankette 32 ölçüldü. AK Parti’yle kafa kafaya yarışıyorlar. Her geçen gün iyiye gidiyorlar. Bu 6 ilden 3-4 il mutlaka kazanılabilecek durumda. 11 büyükşehiri büyütmeye çalışıyoruz. Büyük ittifaklarla kazandığımız şehirleri tek başımıza elde tutmaya çalışıyoruz.”

“İMAMOĞLU İLE KAN KUSUP KIZILCIK ŞERBETİ İÇTİĞİMİZİ BİLİRİZ”

Özgür Özel, “Ekrem İmamoğlu seçimi bir daha kazanırsa 4’te 4 yapmış olacak. Üçüncü başarısından sonra Ekrem İmamoğlu, anketlerde Erdoğan’ı çok rahat yenen bir görüntüdeydi. Ben öyle bir görüntüyü görürsem Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olması için üzerime düşen her şeyi fazlasıyla yaparım. Ekrem Bey o başarıda değilse, bir başkası o başarıyı gösteriyorsa Ekrem Bey bana, ‘Sayın Genel Başkanım macera aramayalım bu arkadaşı aday yapalım, hepimiz de arkasına geçelim’ der. Birbirimizin en zor günlerde nasıl partiyi, ülkeyi düşündüğünü; zaman zaman kan kusup kızılcık şerbeti içtiğimizi biliriz. Eğer Ekrem Bey anketlerde geçen sefer olduğu gibi önde olursa o adaylığı parlatıp Ekrem Beyle bu rejimi değiştirmek gerek. Bunu yapmakta gözümü kırpmam.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ekrem-imamoglunun-cumhurbaskani-adayi-olmasi-icin-uzerime-duseni-yaparim/feed/ 0
Cumhur İttifakı’nın Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın, Fethiye’de Esnaf Ziyaretlerinde Bulundu https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-mugla-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-aydin-ayaydin-fethiyede-esnaf-ziyaretlerinde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-mugla-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-aydin-ayaydin-fethiyede-esnaf-ziyaretlerinde-bulundu/#respond Wed, 06 Mar 2024 02:03:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15878 Cumhur İttifakı’nın Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, seçim çalışmaları kapsamında Fethiye ilçesinde esnaf ziyaretlerinde bulundu.

İlk olarak Fethiye Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda ulaşım sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Ayaydın, şoför esnafının sorunlarını dinledi.

Ayaydın, burada yaptığı konuşmada, özellikle yerel yöneticilerin halkın arasında olması gerektiğini söyledi.

Yerel yöneticilerin halkın içinde olmadığı takdirde sorunları öğrenemeyeceği ve çözemeyeceğini ifade eden Ayaydın, “Ben çözüm odaklıyım. Yaklaşık 55 gündür Muğla’nın bütün ilçe, sivil toplum kuruluşları, neredeyse bütün mahallelerini gezen bir belediye başkan adayıyım. Rakiplerim yeni yeni piyasaya çıkıyorlar, ben dördüncü turu attım. Bu yola çıkar çıkmaz sorunlarla ilgili projeleri hazırladım ve Cumhurbaşkanı’mıza ve ilgili bakanlıklara aktardım. Çoğu sorunu da 2024 yılı yatırım programına aldırdım. Göreve geldikten hemen sonra hiç beklemeyeceğim. Ertesi gün ceketimi çıkarıp kollarımı sıvayacağım ve işe başlayacağım.” diye konuştu.

Ayaydın, 10 yıldır büyükşehir belediyesinin ilçelere tek bir hizmet getirmediğini anlattı.

“Özellikle Fethiye Körfezi bitmiş, tükenmiş”

Kıyıların yağmalanmasına asla müsaade etmeyeceğini, modern halk plajları açacaklarını vurgulayan Ayaydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özellikle Fethiye Körfezi bitmiş, tükenmiş. İlk gün Fethiye’ye gelip gördüğümde moralim bozuldu. Güzelim Fethiye, Marmaris koyu balçıkla dolu. Fethiye Körfezi’nde 6 milyon metreküp balçık var. Denize girdiğinizde dizinize kadar balçıkla dolu. Bu kadar güzel bir koy, dünyanın hiçbir yerinde yok. Bize Allah bu nimeti vermiş, bunun kıymetini bilmiyoruz. Ey büyükşehir belediyesi 10 yıldır görevdesin 10 yıldır Fethiye Körfezi’nden günde bir kova alıp temizleseydin bugün bu noktada olmazdı. Yazık günah. 10 yıldır o koltukta oturanlar bence vicdan azabı çekmeliler. Bu güzelim denizi bu hala getirmenin hesabını vermeliler.”

Bu manzarayı görünce hemen Ankara’ya gidip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü belirten Ayaydın, “Dedim ki ‘Dünyanın en güzel koyları Fethiye ve Marmaris bitmiş. Eğer acil müdahale etmezsek korkarım ki Fethiye ve Marmaris’i turizm destinasyonlarından çıkarmamız gerekecek.’ Sayın Cumhurbaşkanım hemen Ulaştırma ve Altyapı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarına talimat verdi. İki gemi hazırlattı. Bu gemiler önce tarama ve tespitler yapacak sonra da temizliğe başlayacak. Her iki gemi geldi, şu anda Marmaris Limanı’na demirledi. Oradan örnekleri alıyorlar. Aynı gemiler Fethiye’ye de gelecek ve örnekleri alacak.” bilgisini verdi.

Ayaydın, denizden alınan balçık örneklerinin laboratuvarlarda incelendiğini, bunların araştırılmasının ardından temizliğin başlayacağını bildirdi.

Körfezlerdeki temizlik çalışmasından turizmci ve şoför esnafının etkilenmemesi için turizm sezonunda çalışmalara ara verileceğini dile getiren Ayaydın, “Temizlik o kadar çok büyük boyutta olacak ki 6 milyon metreküp balçığı en erken 5 ya da 6 yılda bitirebileceğiz. Gerçekten büyükşehir belediyesi yetkililerine çok kızgınım. Bu cennet koyları bu hale getirmeye ne hakkınız vardı? Eğer bu işi yapamayacaksanız bu işe soyunmayacaksınız. Bu işe soyunuyorsanız o zaman gereğini yapacaksınız. Günde bir kova alsalar bu duruma gelmezdi.” ifadelerini kullandı.

Muğla’nın Fethiye, Marmaris, Bodrum ve diğer ilçelerinde yolların delik deşik olduğunu kaydeden Ayaydın, “Muğla ve ilçelerindeki yolları görünce insanların aklı duruyor. Gidin Anadolu’nun en ücra köşesine, hiçbir yerde Muğla’daki gibi yollar yok. Yollarımız patates tarlasına benziyor. Bu yolları suretle yapacağım. Benim imkanlarım yetmezse hükümete, bakanlara, Cumhurbaşkanına gideceğiz.” dedi.

Cumhur İttifakı Fethiye Belediye Başkan adayı Muhammet Kökten ile Salı Pazarı’nı gezen Ayaydın, esnafı ziyaret etti.

Esnafla ve alışveriş yapanlarla sohbet eden, taleplerini dinleyen Ayaydın ve Kökten seçimlerde destek istedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-mugla-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-aydin-ayaydin-fethiyede-esnaf-ziyaretlerinde-bulundu/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5/#respond Tue, 05 Mar 2024 23:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15764 Bu hafta tiyatroseverleri Shakespeare’den Molière’e, Eftal Gülbudak’tan Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Masal, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)

İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.

Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Bu Haftanın Programı (6-10 Mart 2024)

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.

Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HAMLET

Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.

William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

UÇURTMANIN KUYRUĞU

Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.

Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

KOMİK PARA

Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

GODOT GELDİ

“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…

Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…

Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

MASAL (5+Yaş) (Sözsüz Oyun)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)

Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5/feed/ 0
Diyarbakır’da depremde görev yapan kadın kahramanlar yaşadıklarını anlattı https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-depremde-gorev-yapan-kadin-kahramanlar-yasadiklarini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-depremde-gorev-yapan-kadin-kahramanlar-yasadiklarini-anlatti/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:12:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15648 Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen Diyarbakır’da sahada görev yapan, yıkılan binaların enkazındaki canlara ulaşmaya çalışan kadın kahramanlar yaşadıklarını anlattı.

Depremlerin etkilediği 11 il arasında yer alan Diyarbakır’da yıkılan binaların enkazında arama kurtarma çalışmalarına katılan AFAD, UMKE, Kızılay, Sağlık Bakanlığı, jandarma ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurum ve kuruluşlarda görevli kadın çalışanlar, günler süren mücadele ile çok sayıda depremzedenin yaşama tutunmasını sağladı.

Arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra ilk yardımdan beslenmeye, psiko-sosyal destekten yaşam alanlarının kurulmasına kadar pek çok alanda görev alan kadınlar, ailelerinden ayrı günler süren mesailerinde yaşadıkları duyguları AA muhabiri ile paylaştı.

“Kurtardığım her insan halen aklımda”

Diyarbakır AFAD’da arama kurtarma teknisyeni olarak görev yapan Gizem Doğan, deprem anında büyük korku ve panik yaşadığını, sarsıntı geçtikten sonra ailesini güvenli bir alana alıp, görevinin başına koştuğunu söyledi.

Depremde çöken Serin-2 Apartmanı’nın enkazında görev yaptığını anlatan Doğan, 12 gün boyunca orada çalışma yürüttüğünü belirtti.

Doğan, “Tek amacımız insanları kurtarmak olduğu için canla başla çalışmaya başladık. Sesleri duydukça insanları kurtarmak için elimden geleni yaptım. Kurtardığım her insan halen aklımda. Aklıma geldikçe duygulanıyorum. Umarım bir daha böyle bir afet yaşamayız.” dedi.

“Orada ‘İyi ki sağlıkçıyım’ dedim”

UMKE ekibinden Sevgi Yıldız ise depreme çocukluk arkadaşıyla yakalandıklarını belirterek, ilk korkuyu atlattıktan sonra çalışmalara katılmak için hazırlığını yapıp kendi imkanlarıyla Serin-2 Apartmanı’nın enkazına ulaştığını anlattı.

Acıyı bir kenara bırakıp, insanları kurtarmak için çaba gösterdiğini dile getiren Yıldız, şunları söyledi:

“O gün orada ‘İyi ki sağlıkçıyım’ dedim. Serin-2 Apartmanı’nın enkazında bir sağlıkçı vardı ve ona ulaştık, damar yolu açtık. Çok dar bir alandı ama hiç canımızı düşünmedik. Kıza ulaştığımızda, elimizi tuttuğunda, ‘Beni bırakmayın’ dedi. Bu çok farklı bir duyguydu. Bir canlıya ulaşabilmek, dokunmak… O eli bırakmadık ve saatlerce o kişiyle temas halindeydik.”

Yıldız, ikinci depremi enkaz başındayken yaşadığını fakat ilk sarsıntı gibi korku ve panik hissetmediğini dile getirerek, kurtarılması gereken canlar olduğunu bilmenin kendilerini motive ettiğini aktardı.

Bir tarafta çocukların diğer tarafta görevin”

Hemşire ve UMKE gönüllüsü 2 çocuk annesi Nalan Uzun ilk depremi atlatıp, eşi ve çocuklarının güvende olduğunu gördükten sonra görevinin başına gitmek istediğini söyledi.

Uzun, o an yaşadığı duyguları şöyle ifade etti:

“Bir bölünmüşlük yaşıyorsun. Bir tarafta eşin ve çocukların diğer tarafta görevin. Ama diğer taraf daha ağır basıyor. İkinci depremi Galeria Sitesinin enkazı başında yaşadık. Diğer binanın yıkılışı, üzerimize doğru gelişinden saniyelerle kurtulduk. Çocuklarınız size bir kahraman gözüyle bakıyor.”

112 Acil Sağlık ekibinde acil tıp teknikeri Demet Zerrin, depremin ilk anından kurtarma çalışmalarının son gününe kadar sahada görev yaptığını anlattı.

Zerrin, depremden 17 saat sonra 10 yaşındaki çocuk ve ardından babasının kurtarıldığını anlatarak, “Çocuk ambulansa alındıktan sonra elimi sımsıkı tuttu ve ‘Elimi bırakma abla yüzümü sil, arkadaşlarım benimle alay eder. Ayaklarım yerinde mi?’ dedi. Yüzünü sildim, ve ayaklarını görmesini sağladım. Ama o elimi hiç bırakmadı.” dedi.

“15 gün boyunca eve gidemedik”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında çalışan Tuba Utli ise depremin ilk anında panikle babasına koştuğunu, sarsıntının durmasının ardından da görevinin başına geçtiğini ifade etti.

Serin-2 Apartmanı’nın enkazında görev yaptığını anlatan Utli, şöyle dedi:

“Enkaza ilk gittiğimde korku, üzüntü hepsi vardı. Ama ilk canlıyı görünce o sevinç çığlıklarıyla sakinleşmeye başladık. Görevimiz gereği de o korkuyu bastırmak zorundaydık. 15 gün boyunca orada çalıştık ve hiçbir şekilde eve gidemedik. Sadece biraz dinlenme ile vardiyalı çalıştık.”

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde psikososyal destek ekibinde görevli psikolog Rüveyda Efe, öncelikli çalışma guruplarının çocuklar olduğunu, depremin izlerini silmenin zor bir iş olduğunu anlattı.

Çocukların gözlerindeki korkuyu anlayabildiklerini dile getiren Efe, deprem geçmesine rağmen yaşanan travmanın etkilerinin sürdüğünü ifade etti.

Efe, konteyner kentte buna yönelik çalışmalar yürüttüklerine işaret ederek, bireysel görüşmelerin halen devam ettiğini belirtti.

“Günlerce çocuklarımı göremedim”

Kızılay Toplumsal Güçlendirme Uzmanı Aysel Yaşar da çocuklarını güvenli bir yere bıraktıktan sonra aşevi koordinasyonunu yürüttüğünü ve deprem çalışmaları süresince binlerce kişiye sıcak yemek sağladıklarını kaydetti.

Yaşar, “Günlerce çocuklarımı görmedim. Çalışmalarımı görünce çok mutlu oluyorlardı. Onlar benim gururum ben de onların gururu oldum. Çok mutlu oluyorlardı. Bir anne ve bir kadın olarak yardım gönüllüsü olmak çok güzel bir duygu.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-depremde-gorev-yapan-kadin-kahramanlar-yasadiklarini-anlatti/feed/ 0
20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda Snowboard Branşı Başladı https://www.haber60.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/#respond Tue, 05 Mar 2024 06:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15548 Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) snowboard branşı başladı.

20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nın üçüncü gününde Konaklı Kayak Merkezi’nde gerçekleşen snowboard branşında Dev Slalom Paralel (Parallel Giant Slalom) kategorisinde madalyalar sahiplerini buldu.

Erkeklerde 17, kadınlarda 11 sporcu madalya mücadelesi verdi.

Milli sporculardan erkeklerde Onur Kayıhan 1.44.52’lik derecesiyle son 16 turunda elendi ve 15. oldu.

Erkekler:

Altın madalya: Bin Yang (Çin) 1.12.58

Gümüş madalya: Federico Orlando (İtalya) 1.15.85

Bronz madalya: Yipeng Lan (Çin) 1.27.15

Kadınlar:

Altın madalya: Yueyue Zhao (Çin) 1.18.59

Gümüş madalya: Lulu Wang (Çin) 1.45.48

Bronz madalya: Inka Wada (Japonya) 1.28.77

Curling’te yarı finalistler belli oldu

Erzurum Curling Salonu ve Sürat Pateni Salonu’nda oynanan müsabakalar sonuncuda yarı finalistler belirlendi.

Türkiye, gruptaki son maçlarında Japonya’ya 12-1, İsviçre’ye ise 11-6 yenildi ve grubu 1 galibiyet, 8 yenilgiyle 7. sırada tamamladı.

Grup maçları sonunda Ukrayna, Çin, Güney Kore ve Japonya yarı finalist oldu. Yarı final, bronz madalya ve final maçları yarın oynanacak. Yarı final maçlar 09.00’da, madalya maçları ise 14.00’te yapılacak. Yarı finalde Ukrayna-Japonya, Çin-Güney Kore maçları oynanacak.

Günün sonuçları:

Türkiye-Japonya: 1-12

Polonya-İsviçre: 5-8

Çin-Güney Kore: 12-4

Kenya Ukrayna: 0-2 (Hükmen)

Güney Kore-Polonya: 7-11

Çin-Macaristan: 8-4

Japonya-Kenya: 2-0 (Hükmen)

İsviçre-Türkiye: 11-6

2023 Kış Deaflympics’te satranç müsabakaları devam etti

Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) satrança hızlı takım kateagorisinde yarışmalar yapıldı.

Yakutiye Gençlik Merkezi’ndeki müsabakalara 9 ülke 12 takımla katıldı. Türkiye, Ukrayna ve Kazakistan ikişer farklı takımla mücadele etti.

İlk gün sonunda Polonya zirvede yer alırken, Ukrayna 1 ikinci, Kazakistan 2 üçüncü sırada yer aldı.

Türkiye 1 onuncu, Türkiye 2 ise günü 12. sırada tamamladı.

Futsal müsabakaları devam etti

Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) futsal müsabakalarına devam edildi. Aziziye Spor Salonu ve Erzurum Teknik Üniversitesi Spor Salonu’nda bugün hem kadınlar hem de erkeklerde müsabakalar yapıldı.

Kadınlar A Grubu’nda Türkiye, üçüncü maçında Polonya’yla karşılaştı. Milli takımımız rakibine 6-2 mağlup oldu. Ekibimizin gollerini Sümeyra Yıldız ile Sümeyye Merdivan attı. Polonya’nın golleri ise Barbara Gala (2), Dominika Lasicka, Agata Murawska, Dominika Urbaniec ve Clarissa Toma’dan geldi.

Erkeklerde A Grubu’nda Türkiye, Hollanda’yı 7-3 yenerek ikinci maçında ilk galibiyetini aldı. Milli takımımıza galibiyeti getiren golleri Murat Bek, İmamettin Sunmez (3), Emre Şahin, Ahmet Ergin ve Yusuf Ataş attı. Hollanda’nın golleri ise Erion Shala, Bilal Öztürk ve Milos Ter’den geldi.

Maçlar ve alınan sonuçlar şöyle:

Erkekler

A Grubu:

Hollanda-Türkiye: 3-7

İran-İtalya: 8-4

B Grubu:

Kenya-Japonya: 0-5 (Hükmen)

Brezilya-Çekya: 6-4

C Grubu:

Cezayir-İspanya: 3-4

Tayland-Kuveyt: 4-3

Kadınlar

A Grubu:

Türkiye-Polonya: 2-6

Büyük Britanya-Kenya: 5-0 (Hükmen)

B Grubu:

Brezilya-İrlanda: 13-2

İspanya-İtalya: 10-0

Madalya sıralaması

Organizasyonda Çin madalya sıralamasında günü ilk sırada tamamladı.

Takım Altın Gümüş Bronz Toplam

1- Çin 2 2 2 6

2- Ukrayna 2 1 1 4

3- Polonya 1 2 – 3

4- Fransa 1 – 1 2

5- Letonya 1 – – 1

5- Avusturya 1 – – 1

7- Japonya – 1 1 2

8- Hırvatistan – 1 – 1

8- İtalya – 1 – 1

10 -Almanya – – 1 1

10- Sırbistan – – 1 1

10- Macaristan – – 1 1 – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-31-martin-da-bir-demokrasi-soleni-havasinda-gecmesini-saglamakta-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-31-martin-da-bir-demokrasi-soleni-havasinda-gecmesini-saglamakta-kararliyiz/#respond Tue, 05 Mar 2024 05:12:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15505 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Son Kabine toplantısından bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat’ın 12’sindeki Kabine toplantısının ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a gittiklerini hatırlattı.

Her iki ülkenin devlet başkanının davetine icabetle yaptıkları bu ziyaretlerin oldukça verimli, samimi ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildikleri Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldığını kaydetti.

Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanları ile görüşmeler yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Dubai ziyaretinin ardından Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile ikili ve heyetlerin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, Mısır’da da ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili konularla özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuklarını aktararak, görüşmelerde, Gazze’deki katliamı durdurma ve yardımların bölgeye sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atılabilecek ortak adımları da ele aldıklarını ifade etti.

Yaralıların Türkiye’ye sevki ve Gazze’ye gönderilen 37 bin tonu aşan insani yardım malzemesinin ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi desteklerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bu desteğin sürdüğünü bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını dile getirdi.

Mısır ziyaretlerinin ardından Samsun’la başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon’la devam eden bir Karadeniz programı yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Sağ olsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bu ziyaretlerimizde de bizi kucakladı, muhabbetle bağrına bastı.” dedi.

“Bölgesel hususları gözden geçirdik”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kazandığı seçimin hemen ardından ilk resmi ziyaretini 19 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, bu ziyarette hem Aliyev’i tarihi seçim başarısından dolayı tebrik ettiklerini hem de ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme imkanı bulduklarını aktardı.

Erdoğan, ertesi gün adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimlerinin kura çekim törenine katıldıklarını belirterek, “Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüzü, yargı teşkilatımızı her alanda güçlendirerek tutmayı sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı Edi Rama ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Seçim mitinglerimize 21 Şubat’ta Afyonkarahisar, 22 Şubat’ta Denizli, 23 Şubat’ta Balıkesir, 24 Şubat’ta Sakarya, 25 Şubat’ta Adana ile devam ettik. Gittiğimiz her şehirde, vatandaşlarımızın sevgisiyle, coşkusuyla, duasıyla karşılaşmış olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları hıncahınç dolduran tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.

İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini 26 Şubat’ta hizmete açtık. Ardından Ankara’da Seçim İşleri Başkanlığımızın toplantısına katılarak, dava ve yol arkadaşlarımızla 31 Mart hazırlıklarını değerlendirdik. Miting maratonumuzu 27 Şubat’ta Manisa’yla, 28 Şubat’ta Kütahya’yla, 29 Şubat’ta Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin ve NG Kütahya Seramik’in yeni fabrikalarının hizmete açılış törenlerine katıldık.”

“En önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayının ilk gününü artık dünyanın önemli uluslararası etkinliklerinden biri haline dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdıklarını belirterek, “Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza, 148 ülkeden yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik. Gerek Forum açılışındaki hitabımızda gerekse görüşmelerimizde ikili konularımızın yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.” dedi.

Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Takip eden günlerde Antalya ve Muğla mitinglerimizde yine vatandaşlarımızla buluştuk. Ayrıca Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmeti açtık. Muğla Marmaris’te sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ile bir araya geldik. Aday tanıtımlarından başlayarak seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehrimizde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bu takvimin yaklaşık yarısını önümüzdeki haftalarda hayata geçireceğiz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart mahalli seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

“Hayatın normal ritmine dönmesi için çalışıyoruz”

Gelişmeler ne olursa olsun, zihinlerinde ve kalplerinde en üst sıralarda tuttukları değişmez gündem maddelerinin olduğuna işaret eden Erdoğan, depremde yıkılan şehirlerin ayağa kaldırılmasının bunlardan biri olduğunu vurguladı.

Erdoğan, yerleşim yerlerini yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek, geçici barınma alanlarının standardını yükselterek, hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayının başı itibarıyla bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. Yıl sonuna kadar da 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Kendi evini yapmak isteyenlere, hibesi ve kredisiyle her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Amacımız, tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahcup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-31-martin-da-bir-demokrasi-soleni-havasinda-gecmesini-saglamakta-kararliyiz/feed/ 0
Meteoroloji’den art arda uyarılar! Sıcaklık 7 derece birden düşecek, kar kalınlığı 50 cm’yi bulacak https://www.haber60.com.tr/meteorolojiden-art-arda-uyarilar-sicaklik-7-derece-birden-dusecek-kar-kalinligi-50-cmyi-bulacak/ https://www.haber60.com.tr/meteorolojiden-art-arda-uyarilar-sicaklik-7-derece-birden-dusecek-kar-kalinligi-50-cmyi-bulacak/#respond Tue, 05 Mar 2024 03:09:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15425 Meteoroloji’nin günlerdir devam eden uyarıları sonrası yarın itibarıyla yurt genelinde sıcaklıkların 7 derece birden düşmesi ve Karadeniz’in iç kesimleri ile doğu Anadolu’da kar yağışının etkili olması bekleniyor. Uzmanlar bu bölgelerde kar kalınlığının 50 cm’yi bulmasını beklediklerini ifade ederken, yine İstanbul’da özellikle hafta sonu sıcaklığın 10 derecenin altına düşmesi bekleniyor.

METEOROLOJİ’DEN ART ARDA UYARILAR

Yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Kuzey Ege’nin iç kesimleri, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun doğusu, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Balıkesir’in doğusu, Bursa, Çanakkale Osmaniye, Hatay, Ankara, Çankırı, Karaman, Sinop, Gaziantep, Kilis ve Adıyaman çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Ardahan, Kars, Erzurum ve Hakkari çevrelerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Marmara ve Ege ile doğu kesimlerde yer yer pus ve sis, doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda çığ tehlikesi bulunuyor.

“GÖK GÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK YAĞIŞLARA DİKKAT”

CNN TÜRK Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, “Yarın sabah Muğla, Aydın, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Edirne. Öğlen Denizli, Antalya, Isparta. Öğleden sonra Bursa Sakarya Düzce İstanbul Eskişehir Afyon. Akşam Ankara Antalya. Gece Antalya’nın doğusu Mersin Adana da başlayacak gök gürültülü sağanak yağışlara dikkat”

İSTANBUL’A KAR YAĞACAK MI?

Prof. Dr. Orhan Şen, “Hafta sonu cuma, cumartesi kuzey ve doğu bölgelerde sıcaklık 6-7 derece düşecek. Karadeniz’in iç kesimleri ve doğu Anadolu’da kar yağışı yoğun olabilir. Bu bölgelerde 50 cm yeni kar birikir. İstanbul’da sıcaklık hafta sonu 10 derecenin altına düşer 2 günden sonra tekrar yükselir kar yok” dedi.

EGE DENİZİ’NDE FIRTINA UYARISI

Ege Denizi’nin güneyinde yarın günün ilk saatlerinden itibaren fırtınanın etkili olmasının beklendiği belirtilerek, ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı uyarı yapıldı. Meteoroloji 2’nci Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yarın günün ilk saatlerinden itibaren güneyli yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde eseceğinin tahmin edildiğini duyurdu. Fırtınanın, aynı gün öğle saatlerinde etkisini kaybetmesinin beklendiği bildirildi. Açıklamada, fırtınanın oluşturabileceği deniz ulaşımında aksama gibi olumsuzluklara karşı başta denizciler olmak üzere ilgililerin dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, hafif sağanak yağışlı 14

İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 14

İzmir: Parçalı ve çok bulutlu 21

Adana: Parçalı ve çok bulutlu, kuzey ve doğusu sağanak yağışlı 21

Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, doğusunun iç kesimleri sağanak yağışlı 19

Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 10

Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 12

Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra hafif kar yağışlı 7

Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 15

]]>
https://www.haber60.com.tr/meteorolojiden-art-arda-uyarilar-sicaklik-7-derece-birden-dusecek-kar-kalinligi-50-cmyi-bulacak/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisiyiz https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-turkiyenin-en-hizli-buyuyen-siyasi-partisiyiz/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-turkiyenin-en-hizli-buyuyen-siyasi-partisiyiz/#respond Mon, 04 Mar 2024 22:45:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15268 SAMSUN (İHA) – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisi olarak adım adım 31 Mart akşamına doğru gidiyoruz. 31 Mart’ta yerel yönetimlerde Yeniden Refah’ı, milli görüşü iktidar yapacağız. Bu iktidar bizlere hem ahlaklı belediyeciliği getirmiş olacak hem de 2028’deki iktidarın kapısını açacak inşallah” dedi.

Yeniden Refah Partisi’nin Samsun İl Başkanlığı Aday Tanıtım Toplantısı, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın katılımıyla İlkadım ilçesindeki Mustafa Dağıstanlı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda Yeniden Refah Partisi İl Başkanı İbrahim Yaşar, Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Adem Güney, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcıları Cengiz Zor ve Nurettin Gül konuşmalar yaptı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Evet yıllar boyu partilerimizi kapattılar ama kalplerimizi kapatamadılar inşallah. Samsun’da böyle bir manzara görüyorum. Vefatının 13. yılında merhum Erbakan hocamızı rahmetle anıyor, hayırla yad ediyoruz. Yeniden Refah Partimiz üye rekorlarında birinciliği kimseye kaptırmıyor. 1 Mart günü konuşmamda dedim ki ‘450 bini geçtik, 452 bin 800 olduk.’ 2 Mart’ta İstanbul’da konuşma yaparken arkadaşlar dediler ki ‘455 bin 300 oldu.’ Üye sayımız günde 2 bin 500 artıyor. Günde 2 bin 500 demek, ayda 75 bin demektir. 1 yılda neredeyse 1 milyon üye demektir. Bugün itibarıyla 455 binin üzerindeyiz. İnşallah 31 Mart seçimlerine 500 binin üzerinde üyeyle gireceğiz. Türkiye’nin üye sayısı bakımından üçüncü büyük partisi olarak gireceğiz. 6 ay önce eylül ayının başında 265 bin üyeyle başladık. 6 ay içinde 455 bine geldik. Bu 6 ayda yüzde 80 büyüme demektir. Böyle bir büyümeyi başka bir siyasi partinin göstermesi mümkün değildir. İnşallah 500 bini geçip seçimlere girdikten sonra hemen takip eden birkaç ay sonra 1 milyonu da geçeceğiz. ve inşallah 2028’de milli görüş ve Yeniden Refah’ı iktidara taşıyacağız. İnşallah Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisi olarak adım adım 31 Mart akşamına doğru gidiyoruz. Önce 31 Mart’ta yerel yönetimlerde Yeniden Refah’ı, milli görüşü iktidar yapacağız. Bu iktidar bizlere hem ahlaklı belediyeciliği getirmiş olacak hem de 2028’deki iktidarın kapısını açacak inşallah” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Zor, “Samsun gerçekten Türkiye’nin incisi. Her bir yanında her türlü güzelliği var. Sadece bir eksiği var ki milli görüşçü belediye başkanları yok. 1 Nisan sabahı Samsun’a milli görüşçü belediye kadroları elini değdirdiği zaman bu Samsun başka bir Samsun olacak inşallah” diye konuştu.

Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Gül ise, “Partimizin kuruluşunda birşey söylenmişti. Gün gelecek yeniden salonlara sığmayacağız denmişti. Bu manzarayı görünce aklıma geldi. Bugün yeniden salonlara sığmıyoruz. Milli görüşün ikinci 40 yılında partimiz hızla büyümeye devam ediyor. Siz zafere inanmış bir topluluk olarak partimizi Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi haline getirdiniz. Bu nedenle tebrik ve takdir ediyorum. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olma yolunda adım adım hedefe gidiyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Adem Güney, “Artık Türkiye’de ve Samsun’da ahlaklı belediyecilik dönemi başlıyor. Önce ahlak ve maneviyat diyen bir belediyecilik anlayışı Samsun’da 1 Nisan itibarıyla hakim kılınacaktır. Artık şefkatle muamele eden, hak ve adaleti üstün tutan, ahlaklı belediyecilik geliyor. Artık gardiyan belediyecilik değil, milletine karşı daima dürüst, güvenilir, garson belediyecilik başlıyor. Rüşvetin kökünün kazındığı, yalanın, talanın olmadığı belediyecilik başlıyor” dedi.

Gençlere yönelik vaatlerinden söz eden Güney, “Gençlerimizin en iyi şartlarda yaşama ve sosyal hayata katılımı bizim en önemli görevimizdir. Bu amaçla gençlik konseyleri ile katılımcı bir yönetim sergileyeceğiz. 18-25 yaş aralığındaki tüm gençlerimize Genç Refah Kartı vereceğiz. Gençlerimiz bu kartla ister tiyatroya, ister sinemaya gidebilecek. Hasan Togar belediye başkanımızla söz vermiştik. İleri sürüş pistleri kurarak, gençlerimizin drift yapma ve hız yapma isteklerini güvenli bir ortama taşıyacağız. Burada hem güvenli bir ortam sağlanacak hem de uzman eğitmenlerle sürüş tekniklerini geliştirebilecekler” diye konuştu.

Toplantıda Yeniden Refah Partisi’nin 17 ilçede belediye başkan adayları açıklandı. Aday listesi ise şöyle:

Tekkeköy – Hasan Togar

Ladik – Adnan Topal

Çarşamba – Necattin Arpacı

İlkadım – Kemalettin Tangal

Atakum – Okan Keskin

Terme – Berat Çetin

Vezirköprü – Havva Şen Saygın

Kavak – Şerif Ün

Ayvacık – Refahittin Şencan

Salıpazarı – Alim Çakır

19 Mayıs – Şaban Şenocak

Canik – Yılmaz Hocaoğlu

Bafra – Şükrü Neiş

Asarcık – Hidayet Belik

Alaçam – Muhammet Ergin

Yakakent – Murat Marap

Havza – Engin Toprak – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-turkiyenin-en-hizli-buyuyen-siyasi-partisiyiz/feed/ 0
Özgür Özel: “Erdoğan, Seçimleri Kaybettiğini Görünce Geçen Sefer Yaptığı Gibi İftiraya, Yalana, Hakarete Sarıldı” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-erdogan-secimleri-kaybettigini-gorunce-gecen-sefer-yaptigi-gibi-iftiraya-yalana-hakarete-sarildi/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-erdogan-secimleri-kaybettigini-gorunce-gecen-sefer-yaptigi-gibi-iftiraya-yalana-hakarete-sarildi/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:51:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15227 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: HAKAN KAYA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Tekirdağ aday tanıtım toplantısında; “Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

CHP Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Candan Yüceer’in tanıtım toplantısı, kentteki bir otelde yapıldı. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Burada konuşan Özel, önceki gün Çorlu tren faciasının 19’uncu duruşmasına katıldıklarını ve adalet rayların altında kalmasın diye 25 Nisan’a ertelenen duruşmaya da gideceklerini söyledi.

“ÇORLU DAVASINDA TARAFIMIZI BELLİ ETTİK”

Özel, şunları dile getirdi:

“Biz oraya giderek ve örgütümüz ilk günden beri giderek, milletvekillerimiz ilk günden son güne kadar orada olarak aslında biz tarafımızı belli ettik. Biz mağdurdan yanayız ama birileri de tarafını belli edecek iki tane iş yaptılar. Bir tanesini şöyle yaptılar. Kaza olduğu sırada Devlet Demiryolları Ulaşım AŞ’nin genel müdürü olan kişi Veysi Kurt, uzun tartışmalardan sonra görevden alınmıştı. Onu, karar duruşması diye bizim bildiğimiz, onların da duruşmayı erteleyeceklerini bildikleri günden 4 gün önce bu sefer Devlet Demiryolları’nın, TCDD’nin genel müdürlüğüne getirdiler. Yani Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Siz mağdurdan tarafsınız ama şunu bilin, ben onları yargılatmadım. Onları kanun önüne çıkartmadım. Onlara hesap sorulup da ipin ucu bana uzansın diye, Binali (Yıldırım) Bey üzerinden bize kadar gelsin diye gayretlerin karşısında dimdik durdum, siz mağdurun tarafında olabilirsiniz. Biz katilin tarafındayız’ dedi. Bu kadar net taraf koydu kendisine. O gün bilmiyorduk bunlara tepki gösterirken ama sonradan öğrendik ki, kazanın olduğu gün Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın genel müdürü vardı, İsa Apaydın. O da ayrılmıştı. Bir yerlerde şirket kurmuş. O kurduğu şirketle ihalelere girermiş ve tam bizim duruşma salonunda olduğumuz dakikalarda Samandağ’da bir yol ihalesi karara bağlanmış, 1,3 milyar lira İsa Apaydın’ın kurduğu şirkete verilmiş. Yani Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Madden de arkalarındayım, manen de arkalarındayım. Ben burada kimseyi yargılatmadım. Sadece çok alt düzeydeki sorumluların yargılanmasına izin verdim. Kimi atadıysam arkasında durdum. Bundan sonra da durmaya devam edeceğim’ dedi. Biz de buradan Tayyip Erdoğan’a hatırlatalım. Sen kimin arkasında durursan dur, biz haklının yanında, mağdurun yanında, ezilenin yanında, yani Cumhuriyet Halk Partisi ki kimsesizlerin kimsesidir; O senin kimsesiz gördüklerinin yanında kapı gibi durmaya devam edeceğiz.”

“BÜYÜKŞEHİRLERDE 5 GÜÇLÜ KADIN ADAYIMIZ VAR”

Bugün de Yüceer’in aday tanıtım toplantısı için Tekirdağ’da olduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün kurduğu parti. Daha dünyada, dünya kadar ülkede kadınlar oy kullanamazken seçme ve seçilme hakkının tanındığı bir ülkedeyiz. Nice Avrupa Birliği ülkesi bizden 30 sene sonra kadınlara oy kullandırtmaya ya da onları milletvekili yapmaya, belediye başkanı yapmaya başladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçmeden bu önemli vizyonu ortaya koydu ve bize de bunu öğütledi. Biz o yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirleme süreçlerinde mutlaka kadın adayların ve gençlerin olması gerektiğini düşündük. Kadınla ilgili mesele şudur. Hayatın tam yarısı kadınlardan ve erkeklerden oluşurken bu kendiyle çok övünen, kendini vazgeçilmez gören biz erkeklerin her birini hem dünyaya getiren hem yetiştiren, ilk bilgileri verenler kadınlarken, en iyi öğretmenleriniz kadınlarken maalesef bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapanlar, Atamızın vizyonunu takip ettirip bugünlere getirmekte önemli bir eksiklik ve mahcubiyet içindeyiz. Rakamlar kötü. Benden önce bu görevi yapan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, çok önemli bir vizyon koydu, kadın kotası getirdi, gençlik kotası getirdi, mücadele etti ama eldeki rakamlar bu seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde tam iki katına çıkabiliyor. Yine de yeterli değil ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönettiği büyükşehirlerde Muğla varken elimizde, İzmir varken, Aydın varken, Antalya varken, İstanbul, Ankara varken, Mersin, Adana varken sadece bir kadın büyükşehir belediye başkan başkanımız vardı. Sevgili Topuklu Efe’miz. Bu dönem 5 güçlü kadın adayımız var. Bu 5 adayımızın gönül ister, 5’i de seçimi alsın. 5’te 5 yapmak istiyoruz. Gün gelecek, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yarısı kadın, yarısı erkek olacak. Belediye başkanlarının yarısı kadın, yarısı erkek olacak.”

“KADİR BAŞKAN, TAYYİP BEY GİBİ YAPMIYOR”

Tekirdağ’da CHP’li mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın ailesindeki bir sağlık sorunu nedeniyle İzmir’e gittiği için programda olmadığını söyleyen Özel, şöyle devam etti:

“Candan Başkan’ın ondan alacağı ve sürdüreceği en önemli özellik şu. Hiç yöneticilikte Tayyip Erdoğan’a benzemiyor Kadir Başkan. Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Ben iktidarım. Bak, Hatay muhalefette kaldı. Boynu bükük kaldı’ diyor. Yani ‘Bana oy vermeyene hizmet etmedim’ diyor. Diyor ki Hataylılara, ‘Deprem geçirdiniz. Çadırda kaldınız. Açıkta kaldınız. Şimdi konteynerdesiniz. Bir kısmınız hala çadırda. Sorununuz çok ama sizin bir kusurunuz var. Oyu bana vermemek. O yüzden sizi cezalandırıyorum’ diyor. Hatta diyor ki, ‘Bak, bir daha sandığa gideceksiniz. Benim partime oy vermezseniz mahsun kalırsınız’ diye şantaj yapıyor. Burada 11 ilçe belediyesi var. 7’sini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor, 4 tanesini de CHP’li olmayan belediyeler. Her bir belediye başkanı hakkını teslim ediyor ki, bunu bütün Tekirdağ biliyor. Kadir Başkan, Tayyip Bey gibi yapmıyor. Bizde olmayan belediyeyle olan belediyeye eşit davranıyor. Oy vermeyen kimseyi oy verenden ayırmıyor. Kendisine gerçek bir devlet adamı olduğu için yürekten teşekkür ediyorum.”

“TELAFİ EDİCİ BÜYÜMEYİ BÜYÜMEDEN SAYIYORLAR”

Albayrak’ın diğer çalışmalarını öven ve bundan sonra da parti bünyesinde çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayan Özel, bundan sonraki süreçte de Yüceer’in, Tekirdağ’ı örgütle birlikte yöneteceğine işaret etti. Bölgedeki tarımın önemine de dikkat çeken Özel, şunları söyledi:

“2023 rakamları açıklandı. Tekirdağ için de çok önemli, benim memleketim için de. Güya Tayyip Bey diyor ki, ‘Hani yokluk, yoksulluk vardı? Bakın, Türkiye büyüdü’. Bir ara öyle bir küçülttüler ki, şimdi telafi edici büyümeyi büyümeden sayıyorlar. Türkiye toplamda büyüdü diye gösteriyorlar ama tarımda Türkiye, 2021’de yüzde 3 daralmıştı. Bu sene büyüyecek deniyordu. Yine yüzde 0,2 küçülmüş Türkiye gibi nüfusu artan, Türkiye gibi İhracatı olan, Türkiye gibi beslenme konusunda çok üst düzeyde bir talebin ortaya çıkmış olduğu; büyük bir ordusu, güçlü bir ordusu olan, genç bir nüfusu olan ülkede ve bu kadar verimli toprakları olan bir ülkede tarımın küçülmesini asla ve asla içimize sindiremiyoruz. Gıda enflasyonu, TÜİK’e göre bile yüzde 70. Gerçek gıda enflasyonu yüzde 120 ile 145 arasında ölçülüyor. Bir yandan Mehmet Şimşek, Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin 13 bin 110 dolara çıktığını söylüyor ama bir yandan en düşük emekli maaşı 10 bin lira. Açlık sınırı 16 bin 200 yüz lira. 10 bin liralık emekli maaşı 3 bin 800 dolardır. 17 bin liralık asgari ücret, 6 bin 400 dolardır. Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düştüğüne göre emeklinin kayıp 10 bin doları nerededir? Kayıp 10 bin doları var emeklinin. Asgari ücretlinin kayıp 7 bin doları vardır. Bu ülkenin emeklisi ve bu ülkenin çalışanları, her birinin cebinde yıllık 10 bin dolar, 300 bin lira para kayıpsa, bütün asgari ücretlerin cebinden 7’şer bin dolar, 210 bin lira yıllık kayıpsa bu para kimin cebinde durmaktadır? İşte bunun hesabını sormak zorundayız.”

“TERÖR DİYE KANDIRIP OY ALDILAR”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın propagandalarına da değinen Özel, şöyle konuştu:

“Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Birçok insana da şunu söylediler. ‘Evet. Açsın. Yoksulsun. İşsizsin. Güvencesizsin ama tehlike büyük. Vatanı bölecekler, oyu bize vermelisin. Bayrağı indirecekler, oyu bize vermelisin. Ezanı dindirecekler, oyu bize vermelisin’. Bu çok büyük bir yalandı. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Gelinen bu noktada yine yalana sarılarak insanların açlıklarını, yokluklarını başka bir şeyle telafi etmeye çalışıyor.

“BAYRAK VE EZANLA TEHDİT EDİYORLAR”

Aynı Hitler gibi… Yıllar önce Alman halkı açlıktan kırılırken, Alman bebeler açlıktan ağlarken Goebbels, Hitler’e şöyle metinler yazıyordu: ‘Alman çocuklarının tereyağına değil, güçlü Alman tanklarına, gres yağına ihtiyacı var’. Şimdi burada bayrak ve ezanla tehdit ediyor. Seçim geçti. O beş vakit mübarek ezanı okuyan müezzinin hakkını yine sizin vekilleriniz savunuyor. Diyorlar ki müezzinlere, imamlara, Diyanet Sen’e, ‘Siz faizsiz bankacılığa gideceksiniz. Onlar size promosyon verecek. Özel bankanın verdiği onda birine razı etmeye çalışıyorlar’. Ezanı susturacak diyenler, ezanı okuyanın hakkını savunuyor. Tayyip Erdoğan da onun hakkını yedirtiyor. Buradan şunu söyleyelim. Ben Tekirdağ İl Başkanımın, adaşımın gözünün içine baka baka söyleyeyim. O da gittiği her yerde bunu söylesin. Bu ülkenin beka sorunu olduğunda kimin ne yaptığını hepimiz biliyoruz. Beka sorunu nedir? Yok olma, istila olma, zapt edilme, ele geçirilme; oldu mu? Vallahi oldu. Matbaayı 200 yıl geç getirince, adamlar 200 yıl ileri geçince, teknolojiye değil de saraylara yatırım yapınca, akla, insana değil de şatafata yatırım yapınca ve 1200’lerde İngiltere’den parlamento deneyimi başlarken, 1700’lerde Fransa kendi devrimlerini yaparken, herkes demokrasiye giderken tek adam rejimi sürünce bu memleket, yapamadığımız toplarla, yapamadığımız donanmalarla, tuhaf deyimlerle 30 yıl Haliç’e zincirlediğimiz donanma küflenmişken geldi işgal altına girdi.

“DÜŞMAN DONANMASINA KIRMIZI HALI SERİYORLARDI”

Bu ülkeye işgal donanmaları geldi. O gün bize bunlar, kendilerini milli görüp bizi gayrımilli ilan edenlerin çok sevdikleri, peşinden gittikleri, Numan Kurtulmuş’un dediği gibi ‘150 yıldır aynı yoldayız’ diyor. O yolun yolcuları, o düşman donanmasına kırmızı halı seriyorlardı. Bizim yolunun yolcusu olduğumuz Kartal istim botunun ucuna çıkmış, mavi gözleriyle ufka bakıp yanındaki yaverine ‘Korkma çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyordu. Beka sorunu varken bizimkiler Bandırma vapuruyla Samsun’a, oradan Sivas’a, Erzurum’a, Ankara’ya savaşa; onunkiler İngiliz zırhlısıyla yurt dışına… Beka sorunu varken biz, İngiliz uçaklarının attığı İskilipli Atıf Hoca’nın, ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmayın. Gazi Mustafa Kemal’in katli vaciptir’ yazıları atılırken biz Ankara Müftüsü Börekçi’nin fetvasını dinliyorduk. ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmak her Müslüman’ın boynunun borcudur’ diyordu. Bugün, o Ankara Müftüsü Börekçi’nin daha sonra başına geçeceği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulduğu gün.. Bugün 3 Mart. Güvence olan laiklik ilkesinin temellerinin atıldığı gündür.”

“İZMİR ADAYLARININ AFİŞLERİNDE AK PARTİ AMPULÜ YOK”

Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tayyip Erdoğan demiş ki dünkü yalanlarına, ‘Özgür Özel partisini topladı’ demiş. İnanamıyorum, bu sözleri nasıl söylüyor? Herhalde bunu nerede söylemem lazım, bilmiyorum. Sizin duymuş olmanız lazım. Ben demişim ki, ‘Seçim geçene kadar sahtekar olun. Sahte olun. Milleti kandırın. Sakın gerçek yüzünüzü göstermeyin’. Demişim ki, ‘Seçime kadar gizlenin, riyakarlık yapın. AK Partililerden oy toplayın’. Değerli partililerim, şimdi ben bir şey diyeceksem zaten açıktan söylüyorum da sen bize bir şey demedin demezsiniz. Ne diyeceğimi bilirsiniz ama bir şey diyeceksem, şunu söylerim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan yürüyün derim. Zaten yürüyorsunuz. 6 okumuza ayrı ayrı sahip çıkın, derim. Derim ki örneğin günün birinde, Türkiye’ye yine had bildirmek için altıncı filo falan gelirse Tayyip Bey’in kendisinin abilerinin yaptığı gibi sakın ona doğru onu kıble görüp namaz kılmayın. Hemen gidin o altıncı filoyu denize dökün derim. Bir genç arkadaşımı görsem yakasında rozeti yok, kendi rozetimi ona takarım. Ben rozetimizle gurur duyarım ama Tayyip Bey ne yapıyor? İzmir’de Tayyip Bey’in büyükşehir belediye başkan adayı, ilçe belediye başkan adayları bırak rozet takmayı, billboardda AK Parti’nin ampulü yok, arabada AK Parti’nin ampulü yok, afişte, broşürde AK Parti’nin ampulü yok. Diyor ya, ‘Sahtekar olun, kendinizi gizleyin, oy alın, gerekirse riyakarlık yapın dedi Özgür’. Bakın, kişi kendinden bilir işi. Biz böyle bir şeyi aklımızdan bile geçirmedik. Onurla, gururla burada rozet ama İzmirlilere ‘Aman rozet kullanmayın. Benim ismimi bile asmayın. Belki ancak o zaman İzmir’de şansınız olur’ diyen riyakarı da bütün Türkiye’ye bir kez daha gözler önüne seriyorum. Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-erdogan-secimleri-kaybettigini-gorunce-gecen-sefer-yaptigi-gibi-iftiraya-yalana-hakarete-sarildi/feed/ 0
İngilizlerin çay tutkusunun arkasında ne var? https://www.haber60.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/ https://www.haber60.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/#respond Mon, 04 Mar 2024 08:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15146 Güzel bir fincan çay İngiltere’de pek çok insanın günlük hayatının vazgeçilmezi. Mükemmel demlenmiş çayın ideal tarifi ise kiminle konuştuğunuza göre değişiklik gösterebilir. Özellikle de çaya süt eklenmesi meselesi… Fincana önce çayı mı yoksa sütü mü koymalı, meşhur ve hassas bir soru.

ABD’likimya profesörü Michelle Francl’in yazdığı kitapta, biraz tuz eklemenin çayı daha iyi hale getirebileceği yönündeki önerisi

Hatta İngiltere’deki ABD Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından bir açıklama bile yayımladı. Açıklamada, “İngiltere’nin güzel halkının yüreği ferah olsun; çaya tuz atmak gibi akla hayale sığmayacak bir düşünce resmi ABD politikası değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır” ifadelerine yer verildi.

Bu tartışmayla ilgili birçok esprili haber yayımlandı.

Serious Eats yazarları ve editörleri tat testi bile yaptı ve en nihayetinde de “Steeped: The Chemistry of Tea” kitabının yazarı kimyager Francl’ın haklı olduğu sonucuna vardılar.

Onlara göre de demliğe az miktarda tuz eklemek gerçekten de çayın acılığının bir kısmını gideriyordu.

Peki çay ve onu doğru şekilde demlemek İngiltere’de neden bu kadar çok insan için önemli?

Çayın İngiltere’deki tarihi incelendiğinde, çay yapma yöntemlerinin pek de tekdüze olmadığını görmek mümkün.

Çay 17. yüzyılda İngiltere’ye ilk getirildiğinde sütsüz içiliyordu; örneğin İngiliz yazar Samuel Pepys Eylül 1660’ta bir Salı günü ilk kez içtiği çayı sütsüz betimliyor.

Şekerse daha yaygın bir şekilde çaya katılıyordu.

İngiliz çay kültüründe alışkanlık haline gelen süt ilavesi çok daha sonra geldi.

Vergiler düşürüldü

“Scoff: Britanya’da Yemek ve Sınıfın Tarihi” isimli kitabın yazarı tarihçi Pen Vogler’e göre insanlar çay demlemenin çeşitli yollarını aradı.

Vogler, hükümet politikalarının da çayın birçok İngiliz için günlük bir ihtiyaç olarak yerleşmesine yardımcı olduğunu söylüyor.

18. yüzyılda çayın vergilendirilme biçiminde önemli değişikliklere gidildi ve çay bir lüks olmaktan çıkıp herkesin alabileceği bir şey haline geldi.

Vogler, “The East India Company (EIC) [İngiltere’nin Hindistan’daki sömürge aracı olan “Doğu Hindistan Şirketi”] hükümete o kadar bağlıydı ki, 2008 krizindeki bankalar gibi, batmak için çok büyüktü. Temelde çay ticareti yapıyordu” diyor.

EIC’nin o zamanki direktörü ve ünlü İngiliz çay markası Twining’s’in kurucusu Richard Twining, Çin çayına daha fazla talep yaratılması için dönemin başbakanı William Pitt’e başvurdu ve hükümet çay üzerindeki vergileri yüzde 119’dan yüzde 12,5’e düşürdü.

Böylece her sınıftan ve gelir düzeyinden insanlar arasında çay içmek mümkün hale geldi.

Bu durum, sonunda Britanya adalarının çok ötesinde etkilere neden oldu.

Ekonomist Francisca Antman’a göre, 18. yüzyılın sonlarında İngiltere’de o kadar çok çay içiliyordu ki, bu durum ortalama yaşam süresini kayda değer ölçüde uzatmış olabilir; çünkü suyun kaynatılması bakterileri öldürür.

İngilizler Hindistan’a hükmettiğinde, Çin çay bitkileri İskoç bir botanikçi tarafından çalındı, daha sonra da bitkilerin orada da yetişebildiği görüldü. Böylece mahsulü denetleyenler İngiliz sömürgecileri oldu.

Vogler, “Çay, İngilizlere özgü bir şey olarak görülmeye başlandı” diyor.

Dahası, Londra Queen Mary Üniversitesi’nde 18. yüzyıl çalışmaları profesörü ve “Çay İmparatorluğu: Dünyayı Fetheden Asya Yaprağı” kitabının ortak yazarı Markman Ellis, uluslararası alanda satılan çayın neredeyse tamamının dünyanın geri kalanına giderken Londra’dan geçtiğini söylüyor.

Çin ve Hindistan’da pek çok insan yakınlarda yetişen çayı içiyordu. Geri kalanlar içinse çay Londra üzerinden gidiyordu.

Bu gerçeklerden hareketle, çayın özünde “İngiliz” olduğuna dair yaygın bir inanış doğdu.

Adı ne olursa olsun İngiliz çayının (English Breakfast Tea) İngiltere’den binlerce kilometre uzakta yetiştirildiğini öğrenmek bugün basit birkaç Google aramasıyla çok kolay olsa da, bu inanış bugün bile değişmedi.

Ulusal efsane yaratma süreci

Tüm bölgesel ve sınıfsal farklılıklarıyla birlikte, İngiliz çay yapma yöntemleri, dünyanın geri kalanının çayı nasıl demlediğini düşündüğümüzde, oldukça küçük bir örnek olarak kalıyor.

Örneğin Çin’in kendine özgü epiküryen ve proleter çay demleme yöntemleri var. Hint alt kıtasındaki insanlar masala çayını bambaşka bir şekilde demliyor.

Gıda tarihçisi Helen Saberi’nin “Çay: Küresel Bir Tarih” kitabının açılış cümlelerinde, “Çinliler onu küçük fincanlardan yudumlar, Japonlar çırpar. Amerika’da buzlu servis ederler. Tibetliler tereyağı koyar. Ruslar limonla servis eder. Kuzey Afrika’da nane eklenir. Afganlar kakule ile tatlandırır” diyor.

Dünyanın dört bir yanında geçerli çay demleme tariflerinin listesi uzayıp gidiyor.

Ancak İngiltere’deki pek çok kişi için çay bir şekilde hala “ülkeye has” bir şey olarak duruyor.

Londra Queen Mary Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve “Ellis’s Empire of Tea” kitabının yazarlarından biri olan Richard Coulton, “İngilizler çay içerek ulusal bir efsane yaratma sürecine girdiler” diyor:

“Bence bugün İngilizler ideal bir fincan çay konusunda heyecanlanıyorlarsa, bunun bir nedeni, küresel hakimiyet deneyimlerine yönelik gizli bir kültürel özlem olabilir. Ya da bunun en azından bu şanlı geçmişin hikayelerine duyulan nostalji olduğuna inanıyorum.”

İngiltere’de insanlar çay hakkında konuşmayı seviyor çünkü çay her yerde.

Vogler bunu, “Çay günlük rutinimizi işaret ediyor. Nasıl her gün işe gidip geliyorsak, çay da günlük ritminizin gerçekten önemli bir parçası” sözleriyle açıklıyor ve şöyle devam ediyor:

“Tüm tarihi nedenlerden dolayı çayla aşırı özdeşleşiyoruz. Bunu tam bir çay fanatiği olarak söylüyorum. Çayı seviyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-6/ https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-6/#respond Mon, 04 Mar 2024 05:57:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15035 8 Mart, 1977’de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın işçiler, daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında 8 Mart 1857’de grev başlattı. Grev sırasında fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 100’den fazla işçi hayatını kaybetti.

Kopenhag’da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde 8 Mart, New York’taki tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına “Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.

Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda 8 Mart 2012’de oybirliğiyle kabul edildi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.

Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.

Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.

Belli başlı öteki olaylar:

3 Mart

1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.

1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.

1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.

1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.

1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.

1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.

2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev yüzde 70,28 oy alarak kazandı.

2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.

2013 – Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.

2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.

2017 – Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.

2018 – Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.

2018 – Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.

2020 – Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.

2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.

2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.

4 Mart

1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.

1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.

1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.

1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.

1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.

1934- Ankara Radyosu yayına başladı.

1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.

1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.

1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.

2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.

2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.

2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.

2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.

2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.

2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.

2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.

2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.

5 Mart

1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.

1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.

1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.

1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.

1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.

1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.

1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.

1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.

2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.

2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.

2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.

2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.

2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.

2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.

2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.

6 Mart

1920- “Kaşağı”nın yazarı, ünlü öykücü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesi’nde öldü. Ömer Seyfettin, 12 Mart 1884’te Gönen’de doğmuştu.

1925- Takriri Sükun Kanunu’na dayanılarak İstanbul’da altı gazete ve dergi, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Kapatılan yayın organları şunlardı: Tevhidi Efkar, İstiklal, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç.

1927- İstanbul Radyosu yayına başladı.

1948- Anadolu Ajansında 1925’te şirket kurucuları arasında yer alan ve “Başyazar” olan ünlü şair, yazar ve gazeteci Kemalettin Kamu 47 yaşında Ankara’da öldü.

1961- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye üzerinden geçerken Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel tarafından karşılanan II. Elizabeth, Gürsel ile 40 dakika görüştükten sonra Türkiye’den ayrıldı.

1989- Şarkı sözü yazarı ve şovmen Fecri Ebcioğlu öldü.

1995- Avrupa Birliği üyesi on beş ülkeyle Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.

2002- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gazeteci yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun ile İran rejim muhalifi Ali Akbar Gorbani’nin öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütünün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağırıcı hakkındaki idam cezasını onadı.

2013- Venezuela’nın uzun süredir kanserle mücadele eden Devlet Başkanı Hugo Chavez, 58 yaşında hayatını kaybetti.

2016- Irak’ın Babil kentinde kontrol noktasına yönelik intihar saldırısında 52 kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.

2016- İran’da yolsuzluktan yargılanan iş adamı Babek Zencani, idama mahkum edildi.

2016- Ankara’da düzenlenen Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda Makaralı Yay Genç Kız Milli Takımı altın madalya kazandı.

2017- ABD Başkanı Donald Trump, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülkenin vatandaşlarına 3 ay yeni vize sınırlaması getiren düzenlemeyi imzaladı.

2018- “Ayla” filmi, ABD’de düzenlenen 24. Sedona Uluslararası Film Festivali’nde, “En İyi Yabancı Film” ve izleyici oylarıyla belirlenen “En İyi Film” ödüllerini kazandı.

2018- FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 73 sanığın yargılandığı davada hükmü açıklayan mahkeme, eski Harekat Başkan Vekili tuğamiral İrfan Arabacı ile eski İstihbarat Daire Başkanı tuğamiral Murat Şirzai’nin de aralarında bulunduğu 47 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 18 sanığa müebbet hapis cezası verdi.

2021 – Müzik dünyasında çığır açan kasetlerin mucidi, Hollandalı mühendis Lou Ottens, 94 yaşında öldü.

2023- Danimarka Savunma Bakanlığı, siber güvenlik tedbirleri kapsamında çalışanlarına resmi hizmette kullanılan cihazlarda TikTok’u kullanmasına yasak getirdi.

7 Mart

1917- Nick Larocca’nın “Original Dixiland Jazz Band” adlı orkestrası, ilk caz plağını New Jersey’deki Victor Co. plakçılık şirketi için doldurdu.

1927- İstiklal Mahkemelerinin görevi sona erdi.

1954- Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan Petrol Yasası kabul edildi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu.

1969- Golda Meir, İsrail’in ilk kadın başbakanı oldu.

1977- Pakistan’da seçimleri Zülfikar Ali Butto kazandı.

1979- ABD uzay aracı Voyager I, Jüpiter ve Uranüs’ün Satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. Voyager I, Jüpiter’in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.

1983- Zonguldak Ereğli Kömür İşletmelerinin Kandilli üretim havzasındaki Armutçuk Ocağı’nda meydana gelen patlamada 102 kişi öldü, 86 kişi yaralandı.

1989- Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde “dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını” serbest bırakan yasayı iptal etti.

1990- Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan, uğradıkları silahlı saldırıda yaşamlarını yitirdi.

2016- Rus tenisçi Maria Sharapova, Avustralya Açık’taki doping testinin pozitif çıktığını açıkladı.

2017- Fransa’da 7-12 Mart’ta düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ilk kez 8 kategorinin tamamında 24 sporcuyla mücadele veren Milli Takım’da klasik yay genç erkeklerde Erdal Meriç Dal Avrupa şampiyonu oldu.

2018- Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO’dan davet alan Sivaslı halk ozanı ve şair Ayten Gülçınar, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

2019- İstanbul’un en yüksek tepesine yapılan ve inşaatı 6 yıl süren Çamlıca Camisi’nde ilk ezan sabah namazında okundu.

2021- Ekvator Ginesi’nin Bata kentinde, askeri kışladaki cephanelikte meydana gelen 4 büyük patlamada, 105 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

2022- Bilim insanları, ilk defa Güneş’ten 10 kat daha büyük kırmızı üstdev bir yıldızın patlayarak supernovaya dönüşmesini gözlemledi.

2023- AFAD’ın Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin yayımladığı raporda, yıkılan binalarda kolon, kiriş ve perdelerde düz donatının kullanıldığı, hassas bölgelerde iri çakıl ve tahta gibi yabancı unsurlara rastlandığı tespitleri yer aldı, yönetmelik kurallarına ve esaslara uyulmadan inşa edilmiş yapıların ciddi hasar gördüğü vurgulandı.

2023- Hindistan ile Fransa orduları ilk kez “FRINJEX-23” adlı ortak askeri tatbikat yaptı.

8 Mart

1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir’de yaşamını yitirdi.

1857- New York’ta tekstil işçisi kadınlar, “16 saatlik çalışma süresi, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları” sebebiyle greve çıktı. Polisin müdahalesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Kopenhag’da 1910’da toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde, kadın işçilerin grevine atıfla bu gün “Emekçi Kadınlar Günü”, 8 Mart 1977’de ise BM tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.

1948- Tanımladığı deri hastalığı “Behçet Hastalığı” adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu öldü.

1952- ABD’nin Philadelphia eyaletinde ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.

1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM’den geçti.

1963- Suriye’de, darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak’ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.

1972- Eski Başbakan Adnan Menderes’in oğlu Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara’da intihar etti.

1984- 8 ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili “Olağanüstü Hal Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.

1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC’ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya’ya, ardından da Münih’e indirildi.

2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.

2008- Hollanda’nın Lahey kentindeki Artistik Buz Pateni Uluslararası Aegon Kupası’nda, kadınlarda Tuğba Karademir 2. oldu ve Türkiye’ye bu spor dalında tarihte uluslararası bir yarışmada büyükler kategorisindeki ilk madalyayı kazandırdı.

2010- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 41 kişi öldü.

2012- Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edildi.

2017- İsrail’de ezanın 23.00-07.00 saatlerinde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı mecliste (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.

2017- Guatemala’da bir yetiştirme yurdunda çıkan yangında 13-17 yaşlarındaki 40 kız çocuğu hayatını kaybetti.

2018- Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı burçların 94 yıldır yeri bilinmeyen kitabesi, Antalya Kaleiçi’nde bir evin duvarında bulundu.

2019- Şanlıurfa’da bulunan dünyanın en eski anıtsal tapınağı olarak kabul edilen, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.

2021 – Tiyatro ve sinema sanatçısı Rasim Öztekin, İstanbul’da kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede 62 yaşında hayatını kaybetti.

2021 – Sırp tenisçi Novak Djokovic, tek erkekler dünya sıralamasında toplam 311 hafta zirvede yer almayı garantileyerek, İsviçreli Roger Federer’in rekorunu kırdı.

9 Mart

1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camisi ibadete açıldı.

1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.

1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucunda konuşma yeteneğini kaybetti.

1929- İstanbul’da Matbaacılık Mektebi açıldı.

1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları’na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios’un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.

1957- Türkiye’nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.

1967- Gazeteci, yazar Vala Nureddin (Va-Nü), 66 yaşında İstanbul’da öldü.

1967- Gölcük Tersanesi’nde “Berk” adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.

1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü’nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul’da yakalandı.

2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere’de 104 yaşında öldü.

2003- Siirt’te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde üç milletvekilliğini alan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.

2007- İsviçre’de, Ermeni çevrelerinin “soykırım” iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Lozan Mahkemesince 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Bu ceza, mahkemece iki yıl tecil edildi.

2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.

2019- Japonya’da yaşayan 116 yaşındaki Kane Tanaka, Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi seçildi.

2020- Eski bakanlardan Şevket Kazan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında hayatını kaybetti

2021 – Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davada 3 sanık ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. 8 sanık 3 yıl 9 ay ile 10 yıl 6 ay arasında hapse mahkum edildi, 6 sanığın beraatine hükmedildi. Gülen’in arasında bulunduğu 9 firari sanığın dosyaları ayrıldı.

2021 – ABD merkezli düşünce kuruluşu Newlines Strateji ve Politika Enstitüsünün raporunda, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı eylemlerinde, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin tüm maddelerini ihlal ettiği ve bu halkı “yok etmeyi” amaçladığı ortaya konuldu.

2022 – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, T129 Atak Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri’nin yurt dışındaki ilk teslimatını Filipinler’e yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-6/feed/ 0
Özgür Özel, Manisa Soma’da: “Tayyip Erdoğan Diyor Ki ‘Emekliye Para Yok’. Siz de ‘Sana da Oy Yok’ Deyin” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/#respond Mon, 04 Mar 2024 02:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14867 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Soma’da; “Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

SEÇİM AKŞAMI BÜTÜN TÜRKİYE SOMA MANİSA’YI KONUŞACAK”

“Soma faciasından sonra geldik. Soma Kaymakamlığı önünde oturduk, kalkmadık. Ta Ankara’dan heyetler gelene kadar. Sözleri aldık. O sözler tutulana kadar Ankara’da meclisi kapattırmadık. Madencilere verilen sözler kısmen tutuldu ancak madenlerin güvenli olması, madenler güvenli olmadan madenlerin açılmamasına yönelik sözler çok azı tutuldu ama o günden bugüne Türkiye’nin dört bir yanında, Ermenek’ten başlayarak en son İliç’e kadar yine madenciler emeklerinin karşılığını almak yerine hayatlarını veriyorlarsa eğer bu Türkiye’de madencilerin ve emekçilerin daha verecek çok mücadelesi, yürüyecek çok yolu ve hep beraber elde edecek çok kazanımları olduğunu gösteriyor. Benim de size canım feda. Soma’ya gelince böyle duygular çok yüksek oluyor. Madenci kardeşim sesini duyurmak istiyor, emekçi, emekli kardeşim sesini duyurmak istiyor. Biz, o gün buradan yola çıktık. Somalı kardeşlerimizle birlikte büyük bir mücadeleyi verdik. Ama sonrasında çok üzüldük. Çünkü birileri Türkiye’nin başka bir yerinde, sıcak odalarında, ellerinde cep telefonları Twitter’da her seçim akşamı Soma’nın seçim sonuçlarına baktılar, bilir bilmez Soma’ya laf ettiler. Soma’da seçim kaybettiğimiz oldu, belediye başkan adayı gösterdiğimiz kazanamadığımız oldu. Ama Soma’ya, Somalının iradesine, Somalının oyuna, Somalının iyi niyetine, Somalının açık alınlığı, başı dik duruşuna hiçbir zaman laf söyletmedim, söyletmeyeceğim. Ama bu 31 Mart’ta yine Soma konuşulacak. Daha önce seçim kaybettiğimizde konuşanları susturdum. Sen biliyor musun Soma’daki zorluğu. Sen biliyor musun Soma’daki mücadeleyi? Sen anlar mısın açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dedim. Seçim akşamları onları susturdum. Ama bu seçim akşamı kimseyi susturmayacağım. Bu seçim akşamı bütün Türkiye Soma’yı konuşacak, Manisa’yı konuşacak. Çünkü bu sefer bu meydanı doldurduk ve Somalıların karşısına bu sefer kırk dört yaşında yirmi yıllık bir avukat, Soma davasını ilk günden son güne takip eden, Soma’da siz garibanın, Soma’da bir mağdurun, parası olmayan birinin devlette adliyede ne işi olsa her telefonda git onu bul dediğimiz Soma’nın bir civan mert delikanlısını benim çok değerli bir kardeşimi sizin evladınız Sercan Okur’u aday gösterdik. Gerçekten siyasetçinin telefonu yirmi dört saat durmaz çalar. Gece arar gündüz arar. Bayramda arar. Pazar günü arar. Telefonu açtığında karşındakinin derdini dinlediğinde önemli olan ona bir çözümü söyleyebilmek, onu doğru birine yönlendirebilmektir. Ben siyasete girdiğim günden beri Soma’da kimin başı sıkışsa Sercan’ı biliyor musun dediğimde bilirim der. Sizin Sercan Okur’u tanımayana tanıtmanız lazım. Bilmeyene bildirmeniz lazım. Ben Özgür Özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Sercan Okur’a kefilim, yanındayım, arkasındayım. Ona kefil olun ona bu seçimi siz kazandıracaksınız.

“CENGİZ ERGÜN VERDİĞİ SÖZLERİN HİÇBİRİSİNİ TUTMADI GİTTİ AKP’YE TESLİM OLDU”

Sandık başına gidince dört tane oy kullanılacak. Bu oylardan bir tanesi çok kıymetli, o oy, yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, tek başına çıkmış sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. O oy demokrasi açısından en kıymetli oylardan bir tanesi. Bunun için sizden ricamdır. Hangi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Ben hepsine başarı diliyorum. Yolları açık olsun. Hepsine kolay gelsin muhtar adaylarımızın. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Soma’mız için, Sercan Başkanımız için ve dördüncü oy Manisa Büyükşehir Belediyesi için. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir. Manisaspor başkanıymış. Efendim eşi İzmir’denmiş. Ailesi CHP’liymiş diye laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün seçildi. Ne yaptı verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı. Ne yaptı Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı. Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz Cengiz Ergün yüzünden. Ne yaptı ulaşımı aksattı, arap saçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz. Önce ben de Atatürkçüyüm, ben de cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AKP ile işbirliği yaptı. Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendi astığı Atatürk resimlerine söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti AKP’ye teslim oldu.

“PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE FERDİ BAŞKAN ENGEL OLDU”

Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu tamamen yapmaz oldu. Ama, Manisa’nın en güzel varlıklarını TÜGVA var ya Erdoğan’ın oğulları TÜGVA’lara, okçuluk vakıflarına, ENSAR vakıflarına peşkeş çekmeye başladı. Tayyip Erdoğan bunu en zayıf yerinden, bir takım davalarından dosyalarından yakaladı. Manisa’nın ne kadar güzel yeri varsa hepsini bunlara vermeye başladı. Verdi verdi verdi en sonunda hepimizin evlendiği nikah dairesini bile TÜGVA’ya verdi. SGK’ya ait Beyaz Fil’i aldılar, yıkmaya kalktılar, peşkeş çekmeye kalktılar, hepimiz itiraz ettik ama Cengiz Ergün nerede, Manisa’nın aleyhine bir şey varsa ona destek verdi. Peki karşısına kim dikildi? Bizim Ferdi. Sonra bir gün Manisa’da eko-turizm yapacaklar. Bir dağın başı. Oradaki alanda eko-turizm alanı ilan etmişler. Oyları vermişler, güzelim ormanın tepesindeki ağaçları kesiyorlar. Sonra bir baktık. Oraya villa yapıyorlar. Ferdi başkan peşine düştü. Yazdık, çizdik. ya bu eko-turizmdi. Bu olmaz. Yürütmeyi durdurma verin diye. Mahkeme davayı açacak ya. Taraflara tebliğ edecek ya. Adrese mektubu celbi yollayacak ya. Yolladığı kağıda bir baktık. Cengiz Ergün’ün kızının ismi. Meğersem o eko-turizm alanını bilinmedik bir turizm diye vermiş. Üstünden üç-beş ay geçmiş. Kızına devretmiş. Güzelim ormanın ortasında kızına villa yaptırıyormuş. Orayı kızına verdi. Kim engel oldu? Yine bizim Ferdi.

“350 DAİRE PARASINI KENDİNE ALMAK İÇİN DEĞİŞİKLİK YAPTI”

Yine bir gün Manisa’da imar plan değişikliği yapıldı. Ana cadde üzerindeki beş katlar, on beş kata çıkarıldı. Oradaki o değişiklik yapılırken oraya bir cümle koymuş. Eğer caddenin üstünde yeri olan bir arsanın devamında içeride de yerleri varsa onlara da on beş kat verilir. Bizim belediye başkanının orada küçük bir yeri varmış. Arkadaki parkla kendi arkasını değiş tokuş yapmış. Arkadaki koca arsaları da beş kattan on beş yapmış. Kaç daire fark ediyor? Üç yüz elli daire. Kaç para fark ediyor? Tam beş yüz milyon lira. Yani üç yüz elli daire parasını bir cümleyle kendine almak için değişikliği yaptı. Önergeyi verdi, verdi kim engel oluverdi yine bizim Ferdi. Şunun için anlatıyorum. Vicdansız, insafsız, gözü doymayan ve iktidarda kaldığı her gün kendini, ailesini, yandaşlarını bu yaptıkları görülünce de tehdit edilince de bütün Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çeken birisine karşı tertemiz. Sütte leke var onda yok. Yaptığı işi güzelce yapan her türlü kent suçunun karşısında dimdik ayakta duran, sokakta gezen ve asla ve asla surat asmayan, enerjisi bitmeyen yoksulu gördüğünde, emekçiyi gördüğünde yüzü gülen bir adayımız var. Mimar Ferdi Zeyrek.

“BU İŞİN AK PARTİ’Sİ MHP’Sİ KALMADI”

Bu işin AK Parti’si MHP’si kalmadı. Bu bir genel seçim değil. Bu seçimde artık, belediye başkan adayı seçiliyor. ve dürüst, çalışkan, namuslu sorun çözecek kişilere şehrin anahtarını vereceğiz. Belediyenin anahtarını vereceğiz. Ben size bir şey söyleyeyim. Kendi partisinde olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin karşısına götür. Bir tarafa mevcut belediye başkanını bir tarafa, Ferdi Zeyrek’i. Vallahi de billahi de Devlet Bey kendisi düzgün bir seçim yapacak olsa o belediye başkanı yerine elli kere Ferdi’yi seçer. Elli kere Ferdi’yi seçer. Cengiz Ergün bir kefeye Ferdi Zeyrek’i bir kefeye koyduğunda adaletin terazisi de, vicdanın terazisi de siyasetin terazisinde de Ferdi Zeyrek, ağır basıyor, ağır basıyor, ağır basıyor. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak adaylarımızı sadece Cumhur Halk Partililere değil, şehrini seven, ilçesini seven herkese emanet ediyoruz.

“BEŞLİ ÇETEYE PARA VAR EMEKLİYE YOK”

Bugün sadece Soma’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler televizyonlarda bir umut, bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler, geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler, zamlardan ezilenler, en çok da kimler, en çok da emekliler. Bakın meydanlarda bunu soruyorum. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor. Meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz, on taneden sekiz tanesi neredeyse on bin lira alıyor. Daha iki gün önce TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının altı bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar. Yokluğa, felakete, açlığa sürükleniyorlar. Yani TÜRK-İŞ’in hesaplarına göre, DİSK’in hesabı falan değil. Son bir ayda gıda enflasyonu yüzde on beşleri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabıyla zam yaptılar ki yüzde otuz üç zam yaptılar, yedi bin beş yüz lirayı on bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben emekliye para ver deyince, emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Emekli başına yedi bin lira seyyanen zam sekiz yüz milyon para tutuyor, sekiz yüz milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene beşli çeteden, zengin müteahhitlerden, holdinglerden, yandaşlardan alması gerekip de vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani beşli çeteye para var. Emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına fakat para var, emekliye yok. Uçan sarayına para var, emekliye para yok. Yazlık sarayına para var, emekliye para yok. Eğer emekliye para yoksa, 31 Mart’ta oy da yok. Öyle mi? Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.

“TEK ÇARE VAR O DA BİRLEŞMEK, BİRLİKTE OLMAK, BİZ BUNA TÜRKİYE İTTİFAKI DİYORUZ”

Soma olmuş, ders gibi. Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi söylüyor. On lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı diyor, ben emekliyim diyor. Cebimde bu kaldı diyor. Bu çarelerin, bu sorunların hepsinin çaresi vallahi ne bende, ne bir başkasında. Çaresi sizde, çaresi sandıkta. Şimdi bundan sonra hep birlikte yapacağımız bir şey var. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarına oy vereceğiz. Ama bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Manisa’da Manisa ittifakı Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar var. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz. Türk’ünü, Kürt’ünü, Laz’ını, Çerkez’ini, Karadenizlisini, doğulusunu, güneydekini, Manisa’dakini ayırmıyoruz. Soma’mızda, Karadeniz’den olanlar var. Güneydoğu’dan olanlar var, İç Anadolu’dan olanlar var. Buraların yerli olanları var. Ama herkes var. Sorun var. Ama, çözümde bir tek çare var. O da birleşmek, birlikte olmak. O yüzden biz buna Türkiye İttifakı diyoruz. Türkiye İttifakı kimden oy bekler. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları kazandığında kim gözyaşı döküyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Türkiye ittifakının renkleri bayrağımızın renkleridir. Kırmızı ve beyaz. Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken, emeği sömürülen işçiden, fukaralardan, garibanlardan, emeklilerden, emekçilerden, genciyle, yaşlısıyla, bu memleketin güzel insanlarından oy istiyoruz. 31 Mart günü, Soma’yı Sercan Okur’a, Manisa’yı Ferdi Zeyrek’e. Bu iki genç adayımız, yaşları birbirine denk, ikisi de birbirinden yakışıklı, ikisi de birbirinden çalışkan, ikisi de birbirinden namuslu, bu iki evladımızı, bu iki kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. Onları 1 Nisan sabahının belediye başkanları yapmaya söz mü? Size güveniyorum, size inanıyorum. Onları size, sizi de allaha emanet ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar Paneli Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/#respond Mon, 04 Mar 2024 01:06:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14790 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” başlıklı panelde, dünyada artan göç sorunu ve buna ilişkin çözümler tartışıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” paneli düzenlendi.

Panele, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi Genel Direktörü Michael Spindelegger, Akdeniz için Birlik (AiB) Genel Sekreteri Nasser Kamel, Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Francisco Jose Coy Granados, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Mültecilerden Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Raouf Mazou ve Uluslararası Göç Teşkilatı (ICPMD) Yönetim ve Reformdan Sorumlu Geçici Genel Direktör Yardımcısı Irena Vojackova-Sollorano katıldı.

Spindelegger, dünya nüfusunun yüzde 3,6’sının göç halinde olduğunu ve bunun artmakta olduğunu, yerinden edilenlerin ve mültecilerin sayısının yükseldiğini vurguladı.

Filistin, Suriye, Sudan ve Ukrayna gibi yerlerdeki çatışmalara işaret eden Spindelegger, bunların daima mülteci krizlerini tetiklediğini söyledi.

Spindelegger, siyasi partilerin göçle ilgili farklı yaklaşımlarının ortaya çıktığını belirterek, Avrupa’da göçle ilgili katı kurallar içinde ilerleyen tartışmalar olduğunu dile getirdi.

Çalışan göçmenlerin daha kolay entegre olduğunu vurgulayan Spindelegger, göçmenlerin gittikleri ülkeye ekonomik olarak katkıda bulunduğunun altını çizdi.

“Göç sorunu artacak”

Kamel, Akdeniz’in göç konusunda en sıcak noktalardan biri olduğuna vurgu yaparak, Suriye, Yemen ve Filistin’deki çatışmaların, göçün sebepleri arasında yer aldığına işaret etti.

İklim değişikliğinin de Akdeniz’deki göç trafiğini tetiklediğine dikkati çeken Kamel, “Akdeniz çevresinde yaşayan 250 milyon kişi, BM’nin belirlemiş olduğu su ihtiyacı standartlarının altında suya erişime sahip.” dedi.

Kamel, göç sorununun 20 yıl boyunca artacağını belirterek, bunu önlemenin tek yolunun yeni politikalar belirlemek olduğunu vurguladı.

Özellikle Avrupa’da siyasi kampanyalarda göçmen karşıtı söylemlerle karşılaşıldığına dikkati çeken Kamel, “Bu bağlamda göçmenlerin getirebileceği faydaları göz ardı etmiş oluyorlar.” ifadesini kullandı.

Kamel, rüzgar ve güneş enerjisi gibi fırsatların istihdam sağlayabileceğine işaret ederek, bunun güneyden göçmen akışını azaltabileceğini belirtti.

Dünyada artan yabancı düşmanlığıyla ilgili konuşan Kamel, “Göç, artık bir enstrümana dönüştürülmüş ve çeşitli siyasi organların siyasetinin bir parçası haline gelmiştir. Bununla beraber, İslam karşıtlığı ve diğer tür ayrımcılık örnekleri artmaktadır.” diye konuştu.

“Göç sorunun çözümünde beraber hareket edilmeli”

Granados, Latin Amerika’da, güneyden kuzeye doğru çok büyük göç yaşandığına işaret ederek, 2018’den beri komşu ülkelerden milyonlarca kişinin siyasi ve iktisadi sorunlardan ötürü Kolombiya’ya göç ettiğini anımsattı.

Ülkesine gelen göçmenlerin ABD’ye gitmeye çalıştığını gözlemlediklerini belirten Granados, bunun çok tehlikeli bir geçiş bölgesi olduğunu söyledi.

Granados, göç sorununun çözümüyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini aktararak, krizin çözümünde beraber hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Göçün daha düzenli şekilde ele alınabileceği değerlendirmesinde bulunan Granados, ülkesinde pek çok entegrasyon merkezi olduğunu kaydetti.

Savaşlar ve iklim değişikliği, göçü tetikliyor

Mazou, 117 milyon kişinin yerinden olduğunu aktararak, “Ülkelerinden ayrılma sebepleri sadece çatışmalardan kaynaklanmıyor, aynı zamanda doğrudan ve dolaylı olarak iklim değişikliği ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanıyor.” diye konuştu.

Göçmenlerin, gittikleri ülkelerde, topluma entegre olmasını sağlamanın gerekliliğine dikkati çeken Mazou, onların, gittikleri ülkede ekonomiye katkıda bulunmasının önemine vurgu yaptı.

Mazou, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Sudan’daki çatışmalara işaret ederek, savaştan kaçanların komşu ülkeler tarafından cömertçe kabul edildiğini belirtti.

Herkesin bir gün evini mecburen terk etme ihtimali bulunduğunu kaydeden Mazou, bu yüzden göç konusunda dayanışmanın gerekli olduğunun altını çizdi.

Göç konusunda yasal çerçeve vurgusu

Vojackova-Sollorano, insanoğlu yürümeye başladığından bu yana göç meselesinin var olduğunu ifade ederek, “Göç, son derece doğal bir süreç. İnsanlar, fırsatlar arıyorlar ve bu fırsatlarla beraber yeni alanlar keşfediyorlar. Günümüz dünyasında, oldukça global ve birbiriyle bağlantılı bu dünyada, bütün bunların bir karmasını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Göçü durdurmanın bir illüzyon olduğu değerlendirmesinde bulunan Vojackova-Sollorano, göç meselesinin gerçekçi şekilde yönetilmesi gerektiğine işaret etti.

Vojackova-Sollorano, her ülkenin göçmenler için daha şeffaf ve yasal çerçeveler çizmesinin önemli olduğunu söyleyerek, toplumun, göçmenlerin entegrasyonu konusunda açık görüşlü olması gerektiğini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Bakan Yerlikaya: Günün Her Vakti Suçu Önlemek İçin Çalışıyoruz https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-gunun-her-vakti-sucu-onlemek-icin-calisiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-gunun-her-vakti-sucu-onlemek-icin-calisiyoruz/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:27:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14488 Bakan Yerlikaya: “Günün her vakti suçu önlemek, önleyemediysek onları en kısa zamanda yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz”

İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılış törenine katıldı. Yerlikaya, “Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz” dedi.

Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.

“90 projeden 91’incisini yaptık”

Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.

31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.

“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”

Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”

Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.

Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti

Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-yerlikaya-gunun-her-vakti-sucu-onlemek-icin-calisiyoruz/feed/ 0
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da Seyir Terası Açılışına Katıldı https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-eyupsultanda-seyir-terasi-acilisina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-eyupsultanda-seyir-terasi-acilisina-katildi/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14468 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılış törenine katıldı. Yerlikaya, “Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz” dedi.

Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.

“90 projeden 91’incisini yaptık”

Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.

31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.

“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”

Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”

Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.

Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti

Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-eyupsultanda-seyir-terasi-acilisina-katildi/feed/ 0
Özgür Özel, İstanbul’da: “’94 Ruhuyla’ Diyorlar. https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-istanbulda-94-ruhuyla-diyorlar/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-istanbulda-94-ruhuyla-diyorlar/#respond Sun, 03 Mar 2024 05:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14453 Haber: OKTAY YILDIRIM – ÇAĞATAN AKYOL/ Kamera: HAKAN KAYA – UMUT EMRE GÖKBULUT

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beykoz’daki halk buluşmasında; “Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki, ‘Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var’. Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı, 4. O giderken kaç vardı, tam 247. İstanbul’a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beykoz’da halk buluşmasına katıldı. Burada konuşan Özel, partisinin ilçe belediye başkan adayı Alaattin Köseler’e oy istedi.

“EKREM BAŞKAN, DEMOKRASİ TOKADINI VURDU”

Özel, şunları söyledi:

“Ben beş sene önce de Beykoz’da, Üsküdar’da, Ümraniye’de çalışma yapmıştım. O günlerde de nezaketen el sallayanlar, kalp yapanlar, otobüsün önüne koşanlar vardı ama bugün gördüğüm Ümraniye, bugün gördüğümüz Üsküdar, bugün gördüğüm Beykoz var ya, o ne güzel Beykoz öyle. Niye oluyor bunlar? Çünkü Beykoz beş yıl önce İstanbul’un verdiği karardan memnun. Beş yıldır Ekrem İmamoğlu’nun ekibinin Beykoz’a yaptıklarını Beykoz görmüş. Bundan memnun ve yeni bir karar vermiş. Diyor ki, Ekrem İmamoğlu’yla beş yıl daha tam yol ileri. Niye demesin ki? ya olmasaydı, geçen seçimlerde o küçük farkı bile önce hazmedemediler. Hilelerle seçimi elimizden almak istediler. Sonra hadi bir daha dediler. O 19 günde Ekrem Başkan’ın neler yapabildiğini görenler ve nasıl hakkı yendiğini, nasıl İstanbul’un iradesine el konulmak istediğini görenler ne yaptı? ‘Biz haziranda Osmanlı tokadı vuracağız’ diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu, akılları başlarına geldi. Beykoz niye memnun olmasın ki? Eğer Tayyip Bey’in dediği gibi Binali (Yıldırım) Bey yönetseydi mesela Beykoz’a 154 bin ton asfalt döküldü ya, o asfalt dökülmeyecekti.

“EKREM BAŞKAN, BEYKOZ’DA 3 BİN 335 HANEYE YARDIM BAŞLATTI”

Beykoz’da 3 bin 335 haneye direkt yardım başlattı Ekrem Başkan. Bu yardımlardan Beykoz’un yardıma muhtaç aileleri yararlanamayacaktı. 3,5 milyon çiçek dikmiş Beykoz’a, 40 bine yakın ağaç, 21 bin hijyen paketi, 25 bin sahipsiz hayvanı Beykoz sokaklarından kurtarıp iyileştirmiş, aşılamış, ıslah etmiş. 4 bin 600 kişiye İstanbul Kart vermiş. Tam 2 bin 283 evladımıza burs vermiş, sahip çıkmış. Yetmemiş, 56 kilometre doğal gaz, 74 kilometre su borusu döşemiş, alt yapıyı yenilemiş. Ekrem Başkan, Beykoz’dan aldığını Beykoz’a vermiş, Beykoz’u unutmamış. Ona sahip çıkmış. Bir yandan da Beykoz’a dışarıdan gelenler, Beykoz’un oyunu alanlar ama Beykoz sokaklarında görünmeyenler var. O yüzden bu seçimden sonra Beykoz sokaklarında sadece böyle güzel yollarında değil; Beykoz’un köylerinde, Beykoz’un arka mahallelerinde, yoksul mahallelerinde Alaattin Başkanla Ekrem Başkan’ı el ele, kol kola, omuz omuza göreceksiniz. Beykoz’un sorunlarını biliyoruz. Özellikle kentsel dönüşümle ilgili mağduriyeti biliyoruz. Gönüllü olması gereken bir şeyde rızası olmayan 300 aileyi ite kaka dışarıya atmalarını biliyoruz. Bu güzel kentte zamanında kentin cefasını çekenlere ‘Sen git buradan, sefasını başkaları sürecek’ diyenleri biliyoruz. Elbette kentsel dönüşüm istiyoruz ancak adil, yerinde, şehirden koparmayan bir kentsel dönüşümün de sözünü veriyoruz.

“BEYKOZ’UN MAKUS TARİHİ DEĞİŞECEK”

Beykoz’un geçmişine bakınca memleketim Manisa’yla benzerlikler gördüm. Bizde bir Sümerbank Fabrikası vardı, kapattılar, içimiz yandı. Hem işsizimiz çok arttı hem de kentin önemli bir sosyal çevresi ortadan kalktı. Burada da kundura fabrikasının kapatıldığını, ispirto fabrikasının kapatıldığını, son olarak Paşabahçe Fabrikası’nın, Şişecam Fabrikası’nın kapatıldığını, yerine istihdam yaratacak, kaynak yaratacak hiçbir adımın atılmadığını, Beykoz’un boynu bükük bırakıldığını gördüm, üzüldüm. Ekrem Başkan’ın Beykoz’la ilgili neler yapacağını, Alaattin Başkanla kol kola girip de Beykoz’u nasıl ayağa kaldıracağını, bu konudaki azmini, heyecanını, kararlılığını biliyorum ve üzülmüyorum. Size müjde veriyorum. 1 Nisan’da Beykoz’un makus tarihi değişecek, söz veriyoruz. Ekrem Başkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde, bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor. Gezip de yanındaki İBB Başkanı’na ‘Bu arsa kimindi?’, ‘Bizim efendim’. ‘Katarlılara verdim’. ‘Bu arsa kimin?’, ‘İBB’nin efendim’. ‘Ben bunu Birleşik Arap Emirlikleri’ne söz verdim’. ‘Ya arsa kalmadı mı’, ‘Kalmadı efendim’. ‘O zaman bir kanal daha açalım, etrafını Katarlılara satalım’. Bunların hepsi bitti.

“KANAL İSTANBUL’U SENİN REİSİN SÖYLEDİ”

Şimdi Murat Kurum’a soruyorlar. Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz, baktı ki Ekrem Başkan’ın sloganını İstanbul benimsemiş, ya kanal ya İstanbul demiş, diyor ki, ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun, neden Kanal İstanbul konuşalım?’ Kardeşim, Kanal İstanbul’u sen söyledin. Senin reisin söyledi, Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini de işte Ekrem Başkanımız durdurdu. Eğer beş yıl önce Ekrem Başkan değil de o zamanki Tayyip Bey’in adayı Binali Bey olaydı, kalan bütün arsalar gitmişti. İstanbul’un boğazını hançer girmişti. Kanal İstanbul’u yapmışlar, her tarafı Katarlılara satmışlardı. İstanbullu, Ekrem Başkan’a oy vererek, Beykoz’da Alaattin Köseler’e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek, Beykoz’un ve İstanbul’un yeniden ihanete uğramasına engel olacak, izin vermeyecek. Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki, ‘Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var’. Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı, 4. O giderken kaç vardı, tam 247. İstanbul’a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter.

“SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER”

Bir de Tayyip Bey ile aramızda son günlerde büyük gerilim var. Bana diyor ki, ‘Birisi emeklileri tahrik ediyor’. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Türk-İş açıkladı, açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye’de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında. Bak, ‘Açız, aç’ diye bağırıyorlar. Bana diyor ki, ‘Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem çalışanlara maaş ödeyemem’. Vallahi de yalan billahi de yalan. Sen beşli çeteye parayı buluyorsun, saray müteahhidine parayı buluyorsun, zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun, bir tek emekliye gelince ‘Param yok’ diyorsun. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin birilerini zengin etmek, bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. CHP’li belediye başkanları 1 Nisan’dan itibaren yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek. Bunu böyle bilin. 4 yaşına kadar çocuğu olan anneye, ulaşımı bedava yapan, çocuk doğduğunda o doğum paketi ile oraya koşan, günü gelince sütünü veren, zor durumda kalana sahip çıkan İmamoğlu’na helal olsun. Bundan sonra anneler için çalışmaya, anneler sosyal yaşama, çalışma yaşamına katılsınlar diye kreşler yapmaya, İstanbul’a emanet edilen 80 ilden gelen öğrencilerimizin barınma sorunu için yurtlar yapmaya, onlara sıcak yemek vermeye, eğitim, ulaşım desteği vermeye, bu ülkede, bu kentte kimin kollanmaya, kimin arkasında durulmaya ihtiyacı varsa bunu yapmaya, halkçı belediyeciliğe, sosyal belediyeciliğe sonuna kadar devam edeceğiz. Sonuna kadar.

“BAŞI SIKIŞANIN GELECEĞİ YER BABA OCAĞIDIR”

Beykoz’dan bir çağrım olacak. O çağrım, Beykoz’daki CHP dışındaki partilerde geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara, geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. Biz CHP’yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya, herkes baba ocağına doğar, ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider ve yerleşir, kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Başı sıkışanın geleceği yer baba ocağıdır. Bizim ilçe başkanlarımız, önceki ilçe başkanlarımız, yöneticilerimiz o baba ocağının çorbasını kaynatanlar, bacasını tüttürenlerdir ama kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri, evin baş köşesidir. Kapının önüne geçip de gelene ‘Niye geldin’ demeyiz. ‘Nereden geldin’ demeyiz. ‘Madem gelecektin, niye gittin, sen gittin de bak bizlere neler ettirdin’ demeyiz. Çünkü sorarsa ‘Kardeşim tapusu kimdedir’ diye, baba ocağının tapusu Özgür Özel’de değildir. Kemal Bey’de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit’teydi ne rahmetli İsmet Paşa’da… Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

“BU MEMLEKETİN BİR KEZ DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE OLMASINA İHTİYAÇ VAR”

Madem ki bu memleketin yüzde 95’i Atatürkçüdür, madem ki Beykozlu AKP’lilere, MHP’lilere sorduğunda da ‘Atatürk’ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren, ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren Ulu Önder’dir’ diyorsa Atatürk’ün baba evinin kapısı hepsine açıktır. Buyursunlar, gelsinler. Şimdi tam 100 yıl sonra Cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına, demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin fukaranın, garibin gurebanın, Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AKP ile MHP’nin Cumhur İttifakı’na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz, CHP olarak İstanbul’da İstanbul İttifakının içindeyiz, Türkiye’de Türkiye İttifakı’nın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın içinde elbette sosyal demokratlar var ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Hiç ayrım yapmadan Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul’da İstanbul ittifakına, Türkiye’de Türkiye İttifakı’na davet ediyoruz. Türkiye ittifakının renkleri ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Türkiye ittifakı, Milli Takım gol attığında kim ayağa kalkıyorsa, Filenin Sultanları dünya şampiyonu olup da bayrak göndere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken iki gözü yaşlı Filenin Sultanlarını görüp de kimin gırtlağı düğümleniyorsa, kim bu ülkede vatanını, milletini, bayrağını seviyorsa hepsi Türkiye İttifakı’nın içindedir. Onlar bizimledir. Biz de onlarla birlikteyiz. Türkiye İttifakı’na var mısınız? O zaman Türkiye İttifakı’nın renklerini söyleyelim. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-istanbulda-94-ruhuyla-diyorlar/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu’nda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin grup önerileri kabul edilmedi https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-4/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-4/#respond Sun, 03 Mar 2024 04:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14409 TBMM Genel Kurulu’nda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurul’da, Saadet Partisi’nin “gıda katkı maddeleri”, İYİ Parti’nin “Bursa’da keşfedilen fay hattı”, DEM Parti’nin “Enflasyon” ve CHP’nin “1 Mart 2003 Irak tezkeresi” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, son yıllarda hazır ve paketli gıdalarda pek çok katkı maddesine yer verildiğini söyledi. Bu katkı maddelerinin obezite, şeker gibi pek çok hastalığa yol açtığını belirten Kılıç, “Hayatımıza giren hazır ve paketli gıdaların sağlımızı nasıl tehdit ettiği ortada ancak iktidarın sessizliği bir orkestranın en önemli enstrümanını unutması kadar çarpıcı.” dedi.

Okul gıdası uygulamasına geçiş süresinin 2026 yılına ertelenmesinin sebebini soran Kılıç, “Okul gıdası uygulanması ertelenmesine rağmen yürürlükteki genelgeye neden uyulmamakta, sağlıksız içeriklere sahip olan gıdalar neden okul gıdası logosuyla satılmakta?” ifadelerini kullandı.

-“İmar planları revize edilmeli”

İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Bursa’da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının destekleriyle üniversiteler tarafından yapılan araştırmada, Kayapa-Yenişehir Fayı’nın bulunduğunu ve bu fayın 7,3 şiddetinde deprem üretebileceğini belirtti.

Olası İstanbul depremine ilave olarak Bursa’da da büyük deprem olabilme ihtimalinin yüksek olduğunun altını çizen Toktaş, depremin Türkiye için beka meselesi olduğunu vurguladı. Toktaş, Bursa’da yeni bulunan fay hattı da dikkate alınarak imar planlarının revize edilmesini istedi.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, her gün her şeye zam geldiğini söyledi. Enflasyon rakamlarının açıklanacağını hatırlatan Temelli, “O enflasyon rakamları, yaşadığımız bu zamları, yaşadığımız hayat pahalılığını açıklamaktan oldukça uzak. Neden uzak? O enflasyon rakamları TÜİK eliyle çarpıtılmış rakamlar. Esas enflasyon, yüzde 130’u aşmış durumda. İnanılmaz bir yangın var ama bunun farkında olmayan Hazine ve Maliye Bakanı var. Hazine ve Maliye Bakanı atmaya devam ediyor, ‘kişi başı gelir 13 bin doları geçti’ diyor. Hiçbir hedefini bu güne kadar tutturamadı, tutturamamakta da ısrarlı.” diye konuştu.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda 1 Mart 2003 tarihinde kabul edilmeyen Irak tezkeresini hatırlatarak, 1 Mart 2003’te Meclis’in emperyalizm karşısında en şanlı direnişlerden birisini yaşadığını söyledi. Tezkerenin kabulünün üzerinden 21 yıl geçtiğini belirten Günaydın, “28 Şubat için konuşma yapanlardan önemli bir bölümünün 1 Mart için ağızlarını açmadıklarını gördük.” dedi.

1 Mart’ta CHP’nin tezkereye karşı direndiğini vurgulayan Günaydın, “Siz bu tezkerenin imzasına öyle bir teşneydiniz ki daha bu memleketten tezkere geçmeden Amerikan askerleri İskenderun Limanı’na yerleşmeye başlamıştı.” dedi.

Meclis içtüzüğünü hatırlatan Günaydın, kapalı oturumların tutanaklarının 10 yıl geçtikten sonra açıklandığını söyledi. Günaydın, “Maalesef sizin işaret oyunuza ihtiyacımız var. 21 yıl evvele burada ne konuşmuşlar, Amerika’nın çıkarlarını nasıl savunmuşlar. Yüreğiniz varsa elinizi kaldırın, kapalı oturumların tutanaklarını yayınlayalım.” diye konuştu.

-“1 Mart tezkeresinden size ekmek çıkmaz”

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Şahin, üzerinden 21 yıl geçen Irak tezkeresi ile ilgili, Meclis araştırma önergesi verilmesinin manidar olduğunu söyledi. Şahin, “Amaç 1 Mart tezkeresi ve sonuçları mı yoksa 31 Mart seçimlerinde bir yerlere mesaj mı vermek? Terörle mücadele amaçlı olarak Meclis’e getirilen Suriye ve Irak tezkeresine ‘hayır’ diyen, DEM çizgisinde demlenen, tezkere kardeşliği kuranların 1 Mart tezkeresini tekrar pişirmeleri size de manidar geliyor mu?” ifadesini kullandı.

Şahin, 1 Mart tezkeresinde milletvekillerinin hür iradelerini kullandığını vurguladı.

1 Mart tezkeresinin Meclis’in değil tarihin konusu olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu tarihi konuda, 1 Mart tezkeresinden size ekmek çıkmaz.” dedi.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurul’da daha sonra kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-4/feed/ 0
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezini Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-gul-kokulu-cinarlar-vefa-konagi-yasli-destek-merkezini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-gul-kokulu-cinarlar-vefa-konagi-yasli-destek-merkezini-ziyaret-etti/#respond Sun, 03 Mar 2024 04:15:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14372 Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezini ziyaret etti. Ziyarette duygusal anlar yaşayan Başkan Başdeğirmen “Büyüklerimizin yanında olmaktan bizlerde son derece memnun ve mutluyuz. Sizlerin gülen yüzlerini görmek mutlu ediyor” dedi.

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen döneminde hizmete açılan ve yaşlıların korunması, desteklenmesi ile rutin sağlık kontrollerinin yapıldığı, gün boyu kaliteli vakit geçirebilmelerinin sağlandığı Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezini ziyaret etti. Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezi sakinleri tarafından düzenlenen hatim duasına katılan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen yoğun ilgiyle karşılaşırken, yaşılar tarafından da ilahiler okundu, ziyarette zaman zaman duygusal anlar yaşandı.

Isparta Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Ender Güven, 2021 yılında Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in talimatlarıyla Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezinin faaliyete geçtiğini söyledi. Güven, projenin başlangıcının 65 yaş üstü vatandaşlara bulundukları mekanlarda rehabilitasyon hizmeti sunmak olduğunu belirterek, “Sizler o süreçte biz bir yer kuralım, gelebilenler gelsin, gelemeyenlerin evine gidelim dediniz. O süreçte 400 yaşlımızı kaydettik. Yaşlılarımızı sabah alıyoruz, kahvaltı öğle yemeği veriyoruz, gün içinde halk eğitim merkezinden gelen hocalarımız el sanatları ve zihinsel becerilere yönelik faaliyetlerde bulunuyor. Haftanın belirli günlerinde dışarıda gezi programları yapıyoruz, araçlarımızla yaşlılarımızı gezilere götürüyoruz, kültürel faaliyetlerin ardından evlerine bırakıyoruz. Bunun yanında fizyoterapistimiz her gün saat 10.30’da yaşlılarımıza egzersiz yaptırıyor, psikoloğumuz öğleden sonra burada oluyor destek veriyor. Doktorumuz haftanın 2 günü burada yaşlılarımızın şeker, tansiyon kontrolleri yapılıyor, reçeteleri varsa onlar yazılıyor. Bunu yaparken de bizler Isparta Belediyesi bünyesinde yetkilendirilmiş aile hekimliği merkezi olduk. Sağlık Bakanlığı yapılan incelemeler sonucunda bu yetkiyi bize verdi” dedi.

Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezinden hizmet alan yaşlılar da yapılan çalışmalardan dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür etti. Yaşlılar, “Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez, Allah razı olsun her şeyden memnunuz. Evden çıkamıyorduk, burada hem gülüyoruz hem güzel vakit geçiriyoruz, elimizden tutuyorlar, istediğimiz yere götürüyorlar. Buraya berberimiz bile geliyor. Sabahtan güler yüzle karşılaşıyoruz, moralimizi alıyoruz. Evimizden alıyorlar, evimize bırakıyorlar. Yaptığınız hizmetleri 7’den 70’e herkes beğeniyor. Tüm sağlık kontrollerimiz yapılıyor. Evde yalnızlıktan usanmıştık. Bu binalar eskiden de vardı, buralar vardı, bize bugüne kadar niye kimse yapıp da ‘gelin’ demediler. Eşim vefat etmişti, evde kapanıyordum. Evde bırak duvarları beton çöküyordu üzerimize. Bu yer olmasaydı biz ne yapacaktık. Eskiden yüzümüze bakmıyorlardı. Allah bin kere razı olsun başkanımızdan” görüşlerinde bulundu.

“Bir büyüğümüzün mutlu olduğunu görmekten daha değerli ne olabilir”

Yaşlıların söylemiş oldukları güzel sözlerinden dolayı teşekkür eden Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, nerede kendilerine bir görev düşüyorsa orada olduklarını belirtti. Başkan Başdeğirmen, “Büyüklerimizin yanında olmaktan bizlerde son derece memnun ve mutluyuz. Sizlerin gülen yüzlerini görmek mutlu ediyor. Sağlığınız mutluluğunuz bizleri daha çok sevindiriyor. Sizler bizim değerlerimizsiniz, büyüklerimizsiniz. Sizlerin huzurlu yaşaması bizler için çok değerli. Anneler, babalar, evlatlar herkes için çok kıymetli. Ataerkil yetişen bir toplumuz. Bir insanın büyüğüne saygısı, küçüğüne sevgisi akranına dostluğu çok önemli. Burayı hizmete sunduğumuzdan buyana çok misafirimizi ağırladık. Burada sizlerin mutlu olduğunuzu gördük. Evlerinizde kendi başınıza kalmıyorsunuz. En zor şey evde yalnız başına akşama kadar oturmak. Sohbet edeceğiniz, konuşacağınız bir dosta ihtiyacınız vardı. Burası da onu sağlıyor. Bu yönden buranın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bazı kişilerin bu işi çok basite almalarından da üzülüyoruz. Bir partinin belediye başkan adayı ‘Dere Mahallesinde bir yer yapmışlar, içinde 7 kişi var, 7 kişiyle bir şey yaptıklarını zannediyorlar’ diyor. Bu çok üzücü, bir kişi de olsa, eğer biz bir büyüğümüzün, teyzemizin, annemizin, babamızın bir amcamızın burada mutlu olduğunu görmemiz kadar değerli ne olabilir” dedi. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-gul-kokulu-cinarlar-vefa-konagi-yasli-destek-merkezini-ziyaret-etti/feed/ 0
AK Parti Grup Başkanvekili: İsrail’in Filistin’deki Fiilleri Uluslararası Hukuka Aykırıdır https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14338 AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 2003’te TBMM’de “1 Mart Tezkeresi”nin İçtüzüğe göre kabul edilmediğini hatırlatarak, Irak’ta istikrarın sağlanamamasında iktidarın da katkısı bulunduğunu öne sürdü.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, deprem bilincinin oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Hükümeti, deprem konusuna hassasiyetle yaklaşmaya, yeni acılar yaşanmaması için gün geçirmeden denetimleri artırarak tedbir almaya davet ediyorum.” diye konuştu.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarının sürdüğünü anımsatan Usta, Gazze’deki zulmün arşı aştığını dile getirdi. Usta, yaşananlara karşı tüm dünyanın kulağını tıkadığını belirtti.

Diplomatik çağrıların sonuçsuz kaldığını ifade eden Usta, uluslararası toplumun İsrail için somut adım atmadığını söyledi.

“Yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye’nin dünyanın en etkili deprem kuşakları üzerinde bulunduğunu ve ülkenin yüzde 66’sının yüksek riskli deprem bölgesinde yer aldığını anlattı. Akçay, şöyle devam etti:

“Depremlerde yaşadığımız kayıplarla bir daha karşılaşmamak için risk altındaki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmelidir. 2012’den bugüne kadar kentsel dönüşüm projeleriyle Türkiye genelinde 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanmıştır. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü de devam etmektedir. Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır. 2 milyon bağımsız bölümün acilen dönüştürülmesi gerekmektedir.”

Erkan Akçay, kentleşme politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.

İklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetlerin de bir tehdit oluşturduğuna işaret eden Akçay, tüm illerde ekolojik ve yeşil şehir alt yapısının yeniden ele alınmasını istedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin bazı üyelerinin tutuklandığını belirterek, DEM Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Gültan Kışanak’ın haksız şekilde cezaevinde tutulduğunu öne sürdü. Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kışanak’ın serbest bırakılmasını talep etti.

“Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 2003’te 1 Mart Tezkeresi’nin partisinin kararlı duruşuyla reddedildiğini, aradan 21 yıl geçmesine rağmen kapalı oturumun tutanaklarına ulaşamadıklarını söyledi.

Anayasa Mahkemesinin, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptaline ilişkin kararının Resmi Gazete’de yer aldığını anımsatan Günaydın, 10 Temmuz 2018’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine taşıdıklarını hatırlattı.

Günaydın, “Anayasa Mahkemesi, 37 maddesini hukuka, Anayasaya aykırı bularak iptal ettiği bu düzenlemelere ilişkin karar vermek için tam 5,5 yıl bekledi. Anayasa Mahkemesi, 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ndeki Anayasaya aykırı hükümleri fark etmen için neden 5,5 yıl beklemen gerekti? Neden 5,5 yıl sonra, 5,5 yıl gecikerek karar verdin?” ifadelerini kullandı.

Bu kararın, hüküm verildikten 4 ay sonra Resmi Gazete’de yayımlandığını dile getiren Günaydın, kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtti.

Gökhan Günaydın, “Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra etkisizdir, yetkisizdir, İletişim Başkanlığının yetkileri yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm için tek yol, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır”

AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da Gazze’de insanlık dramının yaşandığını ifade etti.

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) Filistin’de yaşanan zulmü dile getirdiğini aktaran Yenişehirlioğlu, UAD’de insanlık dışı uygulamaların durdurulması çağrısında bulunulduğunu vurguladı.

Gazze’de yaşayanların yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Yenişehirlioğlu, şunları kaydetti:

“Gazze’de acil ve ön koşulsuz ateşkes ile engelsiz, yeterli ve sürekli insani yardımın gerekliliğini vurguluyoruz. Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır. Çözüm için tek yol iki devletli vizyon temelinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır.”

Bahadır Yenişehirlioğlu, uluslararası toplumun yaşanan vahşeti unutmaması gerektiğinin altını çizdi.

Antalya Diplomasi Forumu’nun başladığını belirten Yenişehirlioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı forumun ana gündem maddesinin Filistin’deki insanlık dramı olacağını anlattı.

Yenişehirlioğlu, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart’taki seçimlere hazır olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti belediyeciliğinin marka haline geldiğine dikkati çeken Yenişehirlioğlu, milletin karşısına çözüm arayan belediyecilik anlayışıyla çıkacaklarını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 21. yüzyıl bir buhranlar çağına dönüşmektedir https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-21-yuzyil-bir-buhranlar-cagina-donusmektedir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-21-yuzyil-bir-buhranlar-cagina-donusmektedir/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14334 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “21. yüzyıl, beklentilerin tam aksine giderek bir buhranlar çağına dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği ‘kural temelli uluslararası düzen’ anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir.” dedi.

Erdoğan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun resmi açılışında konuştu.

Antalya Diplomasi Forumu’nun 3. buluşması münasebetiyle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyleyen Erdoğan, forumu, 6 Şubat 2023’te yaşanan asrın felaketi nedeniyle geçen yıl iptal etmek durumunda kaldıklarını anımsattı. Erdoğan, ülkenin 11 ilini ve 14 milyon vatandaşını etkileyen 53 binden fazla canın yitirildiği deprem felaketinin yaralarını hızla sardıklarını anlattı.

Bu zorlu süreçte, dost ve kardeş ülkelerden gördükleri maddi, manevi desteği özellikle ifade etmek istediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyanın neresinde olursa olsun acımızı yürekten paylaşan, dayanışma ve desteklerini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Anadolu’nun manevi mimarlarından Mevlana’nın çağları aşan şu sözünün hikmetine bir kez daha şahitlik ettik. ‘Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır, karanlığın ardında nice güneşler vardır.’ Millet olarak destekleriyle dualarıyla katkılarıyla en zor günümüzde bizlere umut aşılayan dostlarımızın kadirşinaslığını asla unutmayacağız. Rabb’im, ülkemiz ve milletimizle birlikte tüm insanlığı bu tür tabii afetlerden korusun diyorum. Depremlerde vefat eden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.”

“Küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden biri haline geldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizmin başkenti Antalya’nın forumla küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden biri haline geldiğini ifade etti.

Bugünkü toplantının etkileyici katılım düzeyinin, bu tespitin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“3 gün boyunca, günümüz liderlerinden geleceğin liderlerine, iş insanlarından akademisyenlere, yaklaşık 4 bin civarında katılımcı burada, aynı çatı altında bir araya gelecek. Yapılacak fikir teatilerinin ve tartışmaların bizleri doğruya, iyiye, adalete ve gerçekliğe bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum. Forumumuzun bu yılki temasını ‘Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak’ olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik durumuna şöyle bir göz attığımızda, forumun temasının ne kadar isabetli seçildiği anlaşılacaktır. İnsanlık olarak, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve biteviye krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil, üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki bu değişim, insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin, açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz.”

“Kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki gelir adaletsizliğinin katlanarak arttığını, savaşların eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçtiğini dile getirdi.

Sömürgeciliğin yeni yöntemlerle ne yazık ki devam ettirildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı dünyanın birçok bölgesinde, toplum içinde bir veba salgını gibi yayılıyor. Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik şudur; refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olmasını umduğumuz 21. yüzyıl, beklentilerin tam aksine giderek bir buhranlar çağına dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği ‘kural temelli uluslararası düzen’ anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir. Dayanışma, adalet ve güven gibi temel kavramlardan yoksun olan cari uluslararası sistem ise asgari mesuliyetlerini bile yerine getiremiyor.

Değerli misafirler, tüm bunları, olayların uzağında bir ülkenin lideri olarak söylemiyorum. Türkiye, gerek coğrafi konumu gerek beşeri ve kültürel bağları gerekse beynelmilel ilişkileri itibarıyla krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biridir. İnsanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, risklerin kahir ekseriyeti bizim yakın coğrafyamızda yaşanıyor. Örneğin, pek çok ülkenin son 5-10 yılda yüzleştiği terör tehdidiyle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. DEAŞ ile sahada göğüs göğüse mücadele edip bu örgütü bozguna uğratan yegane NATO müttefikiyiz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-21-yuzyil-bir-buhranlar-cagina-donusmektedir/feed/ 0
Saadet Partisi Grup Başkanvekili: Emeklilerin sesi duyulmuyor https://www.haber60.com.tr/saadet-partisi-grup-baskanvekili-emeklilerin-sesi-duyulmuyor/ https://www.haber60.com.tr/saadet-partisi-grup-baskanvekili-emeklilerin-sesi-duyulmuyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:00:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13902 Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, “Yeri sıcak, koltukları rahat olan makam sahipleri emeklilerin sesini ve feryatlarını duymazlıktan gelmeye devam ediyor.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Türkiye’de 17 milyon emeklinin ağır şartlar altında geçimlerini sağlamaya çalıştığını söyledi.

Emeklilerin feryat ettiğini savunan Kaya, “Yeri sıcak, koltukları rahat olan makam sahipleri emeklilerin sesini ve feryatlarını duymazlıktan gelmeye devam ediyor.” diye konuştu.

Emeklilere seslenen Kaya, “Size ‘zam mam yok’ diyenlere karşı ‘zam yoksa oy da yok’ derseniz emin olun tıpış tıpış size bu zamları verirler. Yoksa ’emeklilerimiz sıkıntı çekiyormuş, emeklilerimiz sıkıntı altında’ diyerek hiç kimse sizin şartlarınızı düzeltmez. Çünkü kendi koltukları sallanmadığı müddetçe sizin sancılarınıza bihaber kalmaya devam eder.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, kamuda yardımcı hizmet sınıfındaki personelin, genel idare hizmetleri sınıfına geçiş yönünde talepleri olduğunu dile getirdi.

Doktora öğretim üyelerinin de ciddi sıkıntısı bulunduğuna işaret eden Usta, “Doçente, profesöre iş güvencesi var, asistana iş güvencesi var fakat doktora öğretim üyelerine bir iş güvencesi yok. Yaklaşık 40 bin civarında bu şekilde insanımız var. Az önce bahsettiğim, yardımcı hizmetler sınıfında da 150 bin kişi vardı. Yani bu sıkıntıların giderilmesi lazım, doktora öğretim üyelerinin de bu mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Erzincan İliç’teki toprak kayması nedeniyle göçük altında kalan işçilere hala ulaşılamadığını anımsatan Usta, şöyle konuştu:

“Maden bizim, zehir ortamında çalışan ve hayatını kaybeden işçi bizim, fakat parayı kazanan, saraydan ihale alan şirketler. Toprak altında kalan işçi yakınının ifade ettiği gibi bizlere kalan şey ölüm, onlara kalan ise altın oldu. Bu adaletsizliğin, bu yanlışın, bu çarpıklığın, bu usulsüzlüğün mutlak suretle giderilmesi lazım.”

MHP’li Akçay, Vergi Haftası ve Muhasebeciler Günü’nü kutladı

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, her yıl şubat ayının son haftasının Vergi Haftası olarak kutlandığını hatırlatarak, Hazine ve Maliye Bakanlığının tüm çalışanlarına teşekkür etti, başarılar diledi.

Hazine ve Maliye Bakanlığının taşra uzmanları ile merkez uzmanları arasında özlük ve maaş farklılıkları bulunduğunu ve bu durumun giderilmesi gerektiğini ifade eden Akçay, denetim ve incelemeye yetkili defterdarlık uzmanlarının, muhasebe denetmenliği unvanına geçişlerinin sağlanmasını istedi.

Akçay, yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlar için görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavı açılması, taşra teşkilatındaki personel eksikliğinin giderilmesi, merkez ve taşra teşkilatına fazla mesai ücreti verilmesi gerektiğini söyledi.

Erkan Akçay, 1 Mart’ın “Muhasebeciler Günü” ve o haftanın da “Muhasebe Haftası” olarak kutlandığını anımsatarak, muhasebeciler ve mali müşavirlerin günü ve haftasını kutladı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin davanın bugün duruşması olduğunu belirterek, kazada ölenlerin yakınlarının 6 yıldır adalet mücadelesini sürdürdüğünü kaydetti.

Sanık avukatlarının duruşmalarda mağdurlara ve mağdur yakınlarına yönelik kullandığı dilin çok çirkin olduğunu aktaran Koçyiğit, “Ne demişti sanık avukatlarından biri 25 kişi için, 25 yaşamını yitiren kişi için, ’25 kişi telef oldu’ demişti. Kim, ne telef olur? Mal telef olur ama insanlara ‘telef oldu’ diyecek kadar insanlıktan çıkmış bir yapıyla, bir akılla karşı karşıyayız.” dedi.

Koçyiğit, adalet beklentisini tekrar etmek istediğini dile getirerek, Çorlu’da yaşamanı yitirenlerin ailelerinin ve yaralananların yanında olduklarını anlattı.

“Sokağı bu kadar dertli, bu kadar öfkeli görmedim”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, milletvekillerinin sokağın, yurttaşın sesini Meclis’e taşıması ve Meclisin de sorunlara çözüm bulması gerektiğine dikkati çekerek, 10 günde dolaştığı 6 ilde ağırlıkla emeklilerin yanına gelip sıkıntılarını anlattıklarını söyledi.

Siyasi yaşamı boyunca sokağı bu kadar dertli ve bu kadar öfkeli görmediğini ileri süren Günaydın, “Torununa harçlık verememe bir tarafa, bir ekmek arası dönerin hayaliyle yaşayan, bunu yiyebilse kendini zengin sayabilecek, mutlu sayabilecek milyonlarca emekli var.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklilere insan onuruna yakışır bir yaşam refahı sağlayamadığını itiraf ettiğini belirten Günaydın, emekliyle çalışanın karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını iddia etti.

Emekliye para olmadığının söylendiğini ancak yandaşa rant aktarıldığını savunan Günaydın, “Memleketin emeklisi, çalışanı, genci, kadını 31 Mart’ı bekliyor, bu zulmü kendisine yapandan hesabını sormayı bekliyor.” şeklindeki görüşlerini paylaştı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de bugünün 29 Şubat ve “artık yıl” olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“(Artık) dediğimiz şey o kadar kıymetli bir şey ki zamanın artığından koskoca bir gün ortaya çıkıyor. O yüzden yaptığımız işlerde özellikle zamanı kullanırken bu zamanın da bir kıymeti olduğunu ifade etmek istiyorum, buna Mecliste yaptığımız çalışmalar da dahil. Bu özel gün de doğanların da doğum günlerini bu arada kutluyorum. Dünyaya da kutlu olsun 366. gün.”

Antalya Diplomasi Forumu’nun 1-3 Mart tarihlerinde üçüncüsünün gerçekleştirileceğini bildiren Zengin, 100’ü aşkın ülkeden misafirlerin geleceğini programın Türkiye ve dünyaya fayda getirmesini diledi.

Özlem Zengin, bugün de zamanın, dakikanın, saniyenin kıymetinin bilineceği bir çalışma yapmayı ümit ettiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saadet-partisi-grup-baskanvekili-emeklilerin-sesi-duyulmuyor/feed/ 0
HÜDA PAR, İsrail’in Gazze’deki soykırımına karşı 11 maddelik beyannamesini açıkladı https://www.haber60.com.tr/huda-par-israilin-gazzedeki-soykirimina-karsi-11-maddelik-beyannamesini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/huda-par-israilin-gazzedeki-soykirimina-karsi-11-maddelik-beyannamesini-acikladi/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13724 HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, İsrail’in 146 gündür yaptığı soykırıma karşı, partililer ve kanaat önderleri ile hazırladıkları 11 maddelik Gazze Beyannamesini açıkladı. Beyannamede Gazze’ye Mavi Marmara benzeri bir gemiyle insani yardım ulaştırılması, Hamas’ın Türkiye’de resmi büro açması vurgulandı.

“GAZZE’DE KATLİAM DEVAM EDİYOR”

7 Ekim’den bu yana İsrail’in Filistin’e karşı yaptığı soykırımın sona ermesi için Hür Dava Partisi – HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve parti yöneticileri hazırlamış oldukları Gazze Beyannamesini basın mensuplarına tanıttı.

Yapıcıoğlu, “Gerçekten 146 gündür, Aksa Tufanının başladığı 7 Ekim’den bu yana ilk günlerde neredeyse bütün dünyanın gündemi tüm televizyonların canlı yayınların Mescid-i Aksa ismiyle tufan sonrası Siyonist işgal güçlerinin yapmış oldukları katliamlar, ortay koydukları vahşetler konuşulup durdu. Fakat Gazze’de değişen bir şey yok. Orada katliam aynen devam ediyor. Hatta her gün biraz daha gerçekten kelime bulmaktan zorlanıyorum her gün ortaya konulan vahşetler katlanarak devam ediyor. Bu daha çok zorlaşıyor. Siyonist işgal çetelerinin çiğnemediği hiçbir kırmızıçizgi, çiğnemediği hiçbir kanun kuralı kalmadı” dedi.

“FİLİSTİN DAVASI İÇİN BAŞKA NELER YAPILABİLİR”İ KONUŞTUK

11 maddelik beyannamenin içeriğini anlatan Yapıcıoğlu, “Biz bu süreçte arkadaşlarımızla birlikte 32 ilde siyasetçi, kanaat önderi ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yüzlerce kişi ile görüştük. Yüz yüze yaptığımız görüşmeler ve kararlar sonucunda Gazze’deki mevcut durum ve Filistin – Kudüs Davası için başka neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Görüştüğümüz kişilerle, yapılacak olan şeylerle ilgili listeyi 11 başlık halinde topladık. 250 kişiyle yüz yüze yapılan görüşmeler sonrasında ortaya çıkan beyannamenin başlıkları: sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerimizin üzerine düşen görevler vardır” şeklinde konuştu.

“ALİMLERİMİZ SİYONİST İŞGALCİLERE KARŞI BOYKOT FETVASI VERMELİ”

11 maddenin birincisi olan alimlerin üzerine düşen görevleri yapmaları gerektiğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Alimlerimiz, kanaat önderlerimiz, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerimiz ile bütün kurumlarımız Kudüs’ün ortak paydamız, ortak sorumluluğumuzun şuurunda olmak. Gazze’deki işgal ve soykırım sona erene kadar bütün kurumlar arasında bir dayanışma olmalı ve sivil toplum meclisi adıyla bir ortak platform oluşturulmalıdır. Buradaki istişareler sonrasında kısa vadede, orta plan ortaya çıkarılmalı ve acilen trafiğe geçilmelidir. Alimlerimiz halkın içinde olmalı ve bu konuda mücadele etmelidir. Siyonist işgalcilere destek veren markalara karşı boykot fetvası vermeli, bunun uygulanmasını takip etmelidir. Bu vahşeti unutturmamak için etkinlikler yapılmalıdır. Mümkün olan en geniş katılımla havadan ve karadan, denizden Gazze’ye insani yardım ulaştırılmalıdır. Boykot bir tercih değil dünyevi ve uhrevi bir görev ile sorumluluktur” ifadelerini kullandı.

“HÜKÜMET İSRAİLLİ FİRMALARA TEŞVİK VE DESTEĞİ KESMELİ”

Yapıcıoğlu boykot kapsamında “Hükümet Siyonist işgalci İsrail’e destekte bulunan firmalara verilen destek ve teşvikleri kesmelidir. Resmi kurum ve kuruluşlar ile özel sektörün boykota destek vermesi sağlanmalıdır. Belediyeler, KYK yurtları, THY, okul, üniversite, hastane kantinleri, yemek fabrikaları, düğün salonları, ulusal ve yerel zincir marketler ve ilgili tüm resmi ve sivil kuruluşların boykot ürünlerine alternatif ürünleri halka arz etmeleri sağlanmalıdır.” dedi.

Yaşanan dram karşısında Müslümanların bir araya gelmesi gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Bir diğer başlığımız eğitim ve bilinçlendirme: bize göre Aksa Tufanı ile küreselleşen gündem ile oluşan Kudüs Davasının özellikle çocuklarımıza ve gençlerimize kavratılması için bir fırsat olduğu görülmektedir.

Medyaya düşen görevler vardır. Siyonist işgalci İsrail’in Gazze’de gündemin önüne geçmesi, sosyal medya platformları üzerinden baskı kurması, medya ofis ve bürolarını bombalaması ve şu ana kadar 130’un üzerinde gazeteciyi şehit etmesi medyayı susturarak yaptığı soykırım ve vahşetin üstünü örtme çabasından kaynaklanmaktadır. Meclise ve milletvekillerine de düşen görevler var. Milletvekilleri meclisi, mecliste hükümeti harekete geçirmeye çalışmalıdır. Hükümete ve devlete de düşen görevler var. İslam ülkelerine düşen çok ciddi sorumluklar var. Ümmetin birliği esastır, fitne haramdır. Çözüm ise İttihat- ı İslam’dır. Müslümanların bir araya gelmesidir” açıklamasında bulundu.

MAVİ MARMARA BENZERİ GEMİYLE GAZZE’YE İNSANİ YARDIM

Beyannamede, Kudüs davası konusundaki etkinlikleri ve boykotları itibarsızlaştırma çabalarına karşın, Filistin direnişine ciddi katkı sağladığı bilinciyle etkinliklerin dozu ve çeşitliliğinin artırılarak devam ettirilmesi gerektiği vurgulandı. Beyannamede, bu etkinliklerle Filistin davası ve siyonizmin tehlikelerinin anlatılması, kamuoyunun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiği de aktarıldı.

Mümkün olan en geniş katılım ile Mavi Marmara benzeri bir uluslararası gemi filosu ile Gazze’ye insani yardım ulaştırılması, siyonist kaynaklı dezenformasyonun önüne geçebilmek ve gerçekleri dünyaya duyurabilmek için İslam ülkelerinin desteği ile ortak bir medya bilgi havuzu kurulması önerisinin yer aldığı beyannamede, Mecliste gerekli duyarlılığın oluşturulması, Türkiye’de Hamas’ın resmi büro açabilmesi için gerekli yasal zemin oluşturulması, Filistin direnişinin resmi olarak tanınması ve desteklenmesi taleplerine yer verildi.

Beyannamede, İslam ülkelerini diplomatik, ekonomik ve stratejik konularda bir araya getirmenin yollarının aranması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kabinesinin ve soykırım suçunu işleyen işgal kuvvetlerinin yargılanmaları için gerekli hukuki girişimlerde bulunulması gerektiği de vurgulandı.

Yapıcıoğlu’nun bu açıklamalarıyla ortaya çıkan 11 maddelik beyanname şu başlıklarla duyuruldu:

– Sivil toplum ve siyasi partilerin üzerine düşen görevler

– Alimler

– Etkinlikler

– İnsani yardım

– Boykot

– Eğitim ve bilinçlendirme

– Medya

– TBMM ve Milletvekilleri

– Hükümet ve Devlet

– İslam ülkeleri

– Uluslararası hukuk

]]>
https://www.haber60.com.tr/huda-par-israilin-gazzedeki-soykirimina-karsi-11-maddelik-beyannamesini-acikladi/feed/ 0
Manisa’da 29 Şubat’ta doğan bebeklerin doğum günü sevinci https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/ https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13691 MANİSA (İHA) – Takvimlere göre 4 yılda bir kez gerçekleşen ’29 Şubat’ gününde Manisa’da dünyaya gelen bebekler ailelerine büyük mutluluk yaşatırken, bu yıl 29 Şubat’ta doğanlar 4 yıl sonra ilk kez doğum günlerini tam gününde kutlayabilecek.

Manisa Şehir Hastanesi’nde, 4 yılda bir denk gelen 29 Şubat tarihinin ilk bebekleri dünyaya geldi. 6 yıldır çocuk sahibi olamayan Raziye-Emrah Yılmaz çiftinin bebekleri bugün dünyaya geldi. Doğum öncesi gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimi Op. Dr. Murat Özşahin, “Bugünün ilginç bir öyküsü var. Hastamızın 6 yıldır çocuğu olmuyordu. 1 yıl öncesinde tüplerini açtık ve gebe kaldı. 9 ay boyunca hastamızı takip ettik. Doğum gününü farkında olmadan 29 Şubat’a yani bugüne vermişiz. İlginç bir tesadüf de oldu. Hastamızın ağabeyi de 29 Şubat tarihinde doğmuş. Kendi çocuğunun da doğumu 29 Şubat tarihine denk geldi. 29 Şubat bilindiği üzere 4 yılda bir gerçekleşiyor. Hastamız 6 yıldır bu çocuğu bekliyordu. Güzel ve mutlu bir anı olacak onlar için de inşallah. Hastamızı birazdan doğumhaneye alacağız. Bütün çocuklarımız kıymetli. Bu çocuğumuzun da yeri biz de ayrı, çünkü 6 yıldır beklenen bir çocuktu. Kısmet 29 Şubat’a denk gelmesi” dedi.

Doğum tarihini 29 Şubat istemeyenler de oldu

Gün içerisinde 1 doğumun gerçekleştiğini ve planlı olarak 6 doğumun daha olduğunu belirten Özşahin, “Şu anda planlı 6 sezaryenimiz var. Sabaha doğru da bir normal doğumumuz oldu. Planlı olmayan bir doğumdu ve 29 Şubat’a denk geldi. Doğum günleri bazen birkaç gün öncesinden belli olduğu için 29 Şubat tarihini isteyenler oldu. Doğum gününü bir sonraki sene kutlayamayacağını düşünen hastalarımızdan istemeyenler de oldu” diye konuştu.

“Bizim için ilginç bir tesadüf oldu”

6 yıldır çocuk hasreti çeken Raziye Yılmaz ise doğacak çocuğuna Emre ismini vereceklerini belirterek, çok mutlu olduğunu söyledi. Yılmaz, “6 senedir çocuğumu bekliyordum. Allah’ın ve hocamızın da sayesinde bugün çocuğumuzu kucağımıza alacağız inşallah. Benim ağabeyimin de doğum tarihi 29 Şubat. Bizim için ilginç bir tesadüf oldu. 4 yılda bir kez doğum günü denk geliyor ama biz yine de 28 Şubat ya da 1 Mart gününe doğum gününü yapacağız” dedi.

Öte yandan röportajın ardından doğumhaneye alınan Raziye Yılmaz’ın doğumunun gerçekleştiği ve bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına aldığı bildirildi.

“Doğum gününü de babasıyla birlikte kutlarız”

Manisa Şehir Hastanesi’nde 29 Şubat tarihinin ilk bebeği ise İsmail-Şule Bilgin çiftinin Ahmet Müştak ismini verdikleri oğulları oldu. Sabah saatlerinde plansız olarak doğumu gerçekleşen Şule Bilgin, “İlk bebeğim çok heyecanlıyım. Yarın da nasipse babasının doğum günü. Doğum günleri arka arkaya denk geldi. Sürpriz yaptı bize. Tamamen kendi tercihi ile bugün doğum oldu. Bundan sonra inşallah doğum günün de babasıyla birlikte kutlarız” ifadelerini kullandı. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/feed/ 0
Başakşehir’de 29 Şubat’ta doğan bebek, ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/ https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:00:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13673 Şubat ayının 29 gün olması 4 yılda bir yaşanırken, bugün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde dünyaya gelen Ömer Asaf bebek de ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak. Anne Elif Lütfüoğlu, “Sürpriz oldu, bugünün tarihini hiç beklemiyorduk. Dedim sıkayım kendimi 2 gün önce veya sonra olsun ama dünden yatışımız oldu. Bebeğimiz sabırsız çıktı. 4 senede bir çocuğumun doğum gününü kutlamak biraz değişik olacak. Bakalım, artık ya bir gün önceden ya bir gün sonradan kutlamayı düşünüyoruz” dedi.

Dünya’nın Güneş çevresindeki bir turunun yaklaşık 365 gün 6 saat sürmesi sebebiyle her yılsonunda artan 6 saatlik süreyi bir tam güne çevirmek için şubat ayı 4 yılda bir 29 gün oluyor. Birçok vatandaş her yıl doğum gününü kutlamayı heyecanla beklerken, 29 Şubat tarihinde dünyaya gelenler doğum günlerini 4 yılda bir kutluyor. Bugün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde sabah saatlerinde dünyaya gelen 3 kilo 900 gram ağırlığında ve 55 santimetre uzunluğundaki Ömer Asaf da ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak.

“Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi”

Başarılı bir doğum süreci olduğunu belirten Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Fatma Sağlam Karaoğlan, “Bebeğimiz 39 haftalık, 29 Şubat’ın nadir bebeklerinden. Gebelik sürecimizi de burada takip ettik. 55 santim, 3 kilo 960 gram doğdu. 4 yılda bir doğum gününü kutlayacaklar. Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi. Doğum sürecimiz de gayet güzel ilerledi. Biraz daha takip edip daha sonrasında taburculuklarını planlayacağız. Ömer Asaf bebek ve tüm 29 Şubat’ta doğan bebeklerimizin umarım nice mutlu yılları olur, sağlıkla büyüsünler” dedi.

“Sıkayım kendimi 1 gün önce veya sonra olsun dedim bebeğimiz sabırsız çıktı”

Bebeğinin 29 Şubat’ta dünyaya gelmesinin kendilerini de şaşırttığını söyleyen 26 yaşındaki anne Elif Lütfüoğlu, “Beklemiyorduk, aslında daha doğuma vardı. Bizim için de sürpriz oldu. Erken olması da iyi oldu aslında bugünün tarihini hiç beklemiyorduk. Dedim sıkayım kendimi 2 gün önce veya sonra olsun ama dünden yatışımız oldu. Bebeğimiz sabırsız çıktı, bugün dünyaya geldi. 4 senede bir çocuğumun doğum gününü kutlamak biraz değişik olacak. Bakalım artık ya bir gün önceden ya bir gün sonradan kutlamayı düşünüyoruz. Artık o da büyüyünce bize sorar ‘Benim gerçek doğum günüm neden 4 yılda bir oldu?’ diye. 4 yılda bir olması biraz babaannemize yaradı. Yine de kurtulamaz, mecbur o doğum günü kutlanacak. 3’üncü çocuğum, tekrardan anne oldum, mutluyum” ifadelerini kullandı.

“Kendi aramızda 28’inde veya 1 Mart’ta kutlayabiliriz”

3’üncü çocuklarını kucaklarına aldıkları için mutlu olduklarını söyleyen baba Ümit Lütfüoğlu ise, “Normalde 10 Mart’a doğru bekliyorduk, bizim çocuk biraz aceleci davranınca erken geldi. 4 senede bir denk geliyor, onun da kısmetinde bu varmış, iyi ki de geldi. Bizim için fark etmez, yeter ki sağlıklı, mutlu, huzurlu olsun. Biz tarihini kendi aramızda 28’inde, 1 Mart’ta kutlayabiliriz. İlk çocuk diye bu ayrı diyemiyorsun, ikinci çocuğum 15 gün yoğun bakımda kaldı. Bu çocuğumda çok şükür bir şey yok, mutluyuz. Kardeşleri yine yakamıza yapışır, mecbur doğum gününü kutlayacağız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/feed/ 0
Güney Kore’de Asistan Doktorlar Grevde: Tutuklama Tehdidi ve Lisans İptali https://www.haber60.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/ https://www.haber60.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/#respond Fri, 01 Mar 2024 01:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13508 Güney Kore hükümeti, Perşembe günü işe dönmemeleri halinde grevde olan binlerce asistan doktorun tutuklanacağını ve tıbbi lisanslarının iptal edileceğini açıkladı.

Ülkedeki asistan doktorların yaklaşık dörtte üçü geçtiğimiz hafta greve çıktı ve bu da büyük eğitim hastanelerindeki ameliyatlarda aksamalara neden oldu.

Stajyer doktorlar, hükümetin doktor sayısını artırmak amacıyla üniversitelere her yıl daha fazla tıp öğrencisi kabul etme planını protesto ediyorlar.

Güney Kore, gelişmiş ülkeler arasında en düşük doktor-hasta oranlarından birine sahip ve hızla yaşlanan nüfus nedeniyle hükümet, on yıl içinde ciddi anlamda doktor eksikliği yaşanacağı konusunda uyarıyor.

Greve katılan 25 yaşındaki doktor Ryu Ok Hada BBC’ye haftada 100 saatten fazla, çoğunlukla da 40 saat uykusuz olarak çalışmaya alışkın olduğunu söyledi.

“Bu kadar az maaşa bu kadar çok çalışmamız inanılmaz” dedi.

Güney Kore’de doktorların maaşları nispeten yüksek olsa da Ryu, çalışma saatleri göz önüne alındığında kendisinin ve diğer asistan doktorların asgari ücretten daha az kazanıyor olabileceklerini savunuyor.

Daha fazla doktorun, az maaşa çok fazla çalışmasına yol açan sağlık sistemindeki yapısal sorunları çözemeyeceğini söylüyor.

Güney Kore’de sağlık hizmetleri büyük ölçüde özelleştirilmiş durumda ancak fiyatlar karşılanabilir seviyede.

Doktorlar acil servis hizmetleri, hayat kurtaran ameliyatlar ve uzman bakımının fiyatlarının çok düşük belirlendiğini, estetik ameliyatlar gibi daha az gerekli tedavilere ise çok fazla para ödendiğini söylüyor.

Bu, doktorların büyük şehirlerde giderek daha kazançlı alanlarda çalışmayı tercih etmesine, kırsal bölgelerde ise personel yetersizliğine ve acil servislere aşırı yük binmesine neden oluyor.

Bir yıldır çalışan Ryu, stajyer ve asistan doktorların ucuz işgücü olarak üniversite hastaneleri tarafından sömürüldüğünü söylüyor. Bazı büyük hastanelerde personelin % 40’ından fazlasını oluşturuyorlar ve bu hastanelerin ayakta kalmasında kritik rol oynuyorlar.

Sonuç olarak bazı hastanelerdeki ameliyat kapasitesi geçtiğimiz hafta yarı yarıya azaldı. Grev nedeniyle genellikle önceden planlanmış prosedürler erteledi.

Grevden yalnızca az sayıda kritik hasta etkilendi. Ancak geçen Cuma, kalp krizi geçiren yaşlı bir kadının yedi hastane tarafından reddedildikten sonra ambulansta hayatını kaybettiği bildirildi.

Hem halkın hem de ekstra iş üstlenmek zorunda kalan sağlık çalışanlarının doktorlara karşı sabrıysa tükeniyor. Hemşireler, ameliyathanelerde normalde doktor meslektaşlarının sorumluluğunda olan prosedürleri yapmaya zorlandıklarını söylüyor.

Hükümet gelecek yıl üniversiteye kabul edilen tıp öğrencilerinin sayısını 3.000’den 5.000’e çıkarmak istiyor. Grevdeki doktorlarsa, daha fazla hekim yetiştirmenin bakım kalitesini düşüreceğini, çünkü bunun daha az yetkin pratisyenlere tıbbi lisans verilmesi anlamına geleceğini savunuyorlar.

Ancak doktorlar, daha fazla doktorun olumsuz durumlara yol olacağı konusunda halkı ikna etmekte zorlanıyor. Salı günü Seul’deki bir hastanede 74 yaşındaki Lee kolon kanseri tedavisi görüyordu ve hastaneye varmak için bir saatten fazla yol yapmıştı.

“Şehrin dışında, yaşadığımız yerde doktor yok” dedi.

Lee’nin eşi Soon-dong, “Bu sorun uzun süredir erteleniyor ve düzeltilmesi gerekiyor” dedi. “Doktorlar çok bencil davranıyorlar. Biz hastaları rehin alıyorlar.”

Çift, greve daha fazla doktorun katılmasından endişeli ve eğer anlaşmazlığın çözülmesi anlamına geliyorsa, daha fazla para ödemekten memnuniyet duyacaklarını söylüyorlar.

Ancak Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’a verilen destek, grevin başlamasından bu yana arttı, bu da hükümetin Nisan ayındaki seçimlerden hemen önce sistemi gözden geçirmeye ve prosedürleri pahalılaştırmaya isteksiz olacağı anlamına geliyor.

İki taraf da sıkışmış durumda. Sağlık Bakanlığı doktorların istifasını kabul etmeyi reddetti ve bunun yerine, gün sonuna kadar hastanelere dönmemeleri halinde yasayı ihlal etmekten tutuklanacaklarını söyledi. Sağlık Bakan yardımcısı Park Min-soo, gün sonuna kadar hastanelere dönmeyenlerin lisanslarının da en az üç ay süreyle askıya alınacağını belirtti.

Ancak greve çıkanların bazıları hükümetin sert yaklaşımının kamuoyunda desteği artırabileceğine inanıyor. Pazar günü Kore Tabipler Birliği, kıdemli doktorların stajyer doktorlara katılıp katılmaması gerektiği konusunda oylama yapacak. Meslektaşlarının bir kısmı tutuklanırsa harekete geçme olasılıkları daha yüksek görünüyor.

Bu habere Jake Kwon katkıda bulunmuştur.

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “şimşek Diyor Ki ‘1 Nisan’dan Sonra Sıkı Para Politikasına Geçeceğiz. https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-simsek-diyor-ki-1-nisandan-sonra-siki-para-politikasina-gececegiz/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-simsek-diyor-ki-1-nisandan-sonra-siki-para-politikasina-gececegiz/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:45:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13386 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “31 Mart seçimleri, sadece yerel seçimler değil. 31 Mart yerel seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.’ Bunun emekçiler için anlamı, hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksınız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce, 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız. Daha önce her ne sebeple olsun, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen Marmaris’teki arıcılar, esnaf, memur, çalışan, herkes; bunlarla ilgili endişe duyan herkes 31 Mart’ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel,  Muğla’da, partisinin Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Özel, şunları söyledi:

“Hayat; siyasetçiler için, siyaseti halk için yapanlar için, ülke için yapanlar için, ideali için yapanlar için bir başkalarında olduğu gibi değil; CHP siyasetinde öyle çevresini zenginleştirme oradan kendisine, ailesine, çocuklarına çıkar sağlama işi değil. Bizim işimiz her şey bittiğinde, ‘Arkamdan nasıl konuşulacak, ne söyleyecekler ve ne kadar dost biriktirdim’ işimiz o iş. Ben bugüne kadar çok dost biriktirdim ama ilk günden beri tam 5 dönemdir Muğla’ya hizmet eden; ‘İşte cumhuriyetin, işte CHP’nin belediye başkanı’ dedirten; birileri Türkiye’nin kredi notunu B-‘ye çıkarmaya çalışırken yönettiği büyükşehir belediyesinin kredi notunu AAA’da tutan ve Muğla’da 5 dönem görevden sonra, tekrar aday gösterilse tekrar seçilecekken ‘Şimdi bu belediyeyi gençlere emanet etme zamanı, bu deneyimlerden başkalarını yararlandırma zamanı’ diyerek görev yaptığı dönemle ilgili hakkında bir kişinin bir kuruşla ilgili arkasından konuşmayacağı; emanet ettiğimiz bu güzel Muğla’nın koylarını yağmalamak isteyenlerin aşamadıkları; onun için MUÇEV diye özel vakıflar kurup arkadan dolaşmaya çalıştıkları; kent suçlarına, talana karşı durmuş; birileri ‘İstanbul’a ihanet ettik. Bu gökdelenleri diktik, hançer gibi sapladık’ derken Muğla’da 4 kattan fazla dikey mimariye izin vermeyen; emanet aldığı Muğla’yı yıllar sonra ihanet etmeden şimdi gençlere teslim eden bir dostum, büyüğüm, ağabeyim var benim burada: Osman Gürün.

“BÜYÜKERŞEN’İN GENEL KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE,  OSMAN GÜRÜN’E GÖREV TEKLİF EDİYORUZ”

Başkan’a bir teklifte bulunmaya geldim. CHP’nin belediye başkanları çok iyi çalışıyor. Ama bunu bütün Türkiye’ye anlatmakta birazcık eksik kalıyorlar. Aynı işi hepsi bir yapıyor ama ortak zeminde buluşturmakta bazen eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını, öbürü boşu boşuna masraf edip uğraşıyor, aslında proje hazır. 1 Nisan’dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı koordine edecek, iyileri birbiriyle buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak, Türkiye’ye ‘Bakın, bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz, bu ülkeyi de böyle yönetiriz’ diyecek, bir yandan da kendi denetimini yapacak, üç ayda bir belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım dedik. Yılmaz Büyükerşen’in genel koordinatörlüğünde, onun yanı başında Osman Gürün’e bu görevi teklif ediyoruz. Bütün Türkiye’deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Osman Başkan’ın yanında çok çalışkan bir arkadaşı vardı, o da şimdi görevi Menteşe’de bir kadın belediye başkanına teslim ediyor ama kendisi de Muğla’ya hizmet etmeye devam edecek: Bahattin Başkan. ve Milas’ta uzun yıllar hizmet edip bu süreçte yeniden aday olmayan CHP’nin en önemli değerlerinden bir tanesi: Muhammet Başkan. Bu üç cumhuriyet çocuğuna baktığınızda, kendilerine emanet edilen kamu görevini dört dörtlük yaptılar, ortak özellikleri; kırgınlık, küskünlük, yılgınlık yok. Gerçek partililik budur.

Bir değişim, bir gençleşme yaşıyoruz. Kadınların CHP’de hak ettiği noktaya gelmesini istiyoruz ve böyle bir vizyonda 43 yaşında bir kadın adayımızla Gonca Köksal ile, Bodrum’da 30 yaşında Tamer Mandanlinci ile, Seydikemer’de 34 yaşında Özgür Can ile, Dalaman’da 36 yaşında Sezer Durmuş ile ve benim yaşım olan 49 yaşındaki bir ortalamayla bundan sonra Muğla’yı kendisi de 53 yaşında olan Ahmet Aras’a emanet ediyoruz. Sizinle birlikte 33 gün daha koşacaklar. En sonunda mazbatalarını alıp göreve başlayacaklar. Mazbatalarını aldıklarında 9’u CHP’nin yönettiği belediyeler şu anda bizde. Bu sayının 15’e, 16’ya yükselmesini ümit ediyoruz. Göreve başlamak için devir teslime gidecekler. Orada kapıdan girerken camın yanında duracaklar. Ceplerinden mal varlıklarını çıkaracaklar. Mal varlıklarını göreve başladıkları gün, belediyelerinin kapısına asacaklar. Görevi bıraktıkları gün, yeni mal var varlıklarını oraya asacağız. Biz belediye başkanlarımızı mal varlıklarıyla, açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak ve emanet aldıkları Muğla’yı ranta değil, halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum.

“MUĞLA’YI HARAMİLERE DEĞİL, MİLLETE TESLİM EDECEĞİZ”

Muğla’da MUÇEV diye bir vakıf kurdular. Bir vakfı ve derneği birleştirdiler. Kim var yönetiminde? Eski milletvekilleri, AK Partili siyasetçileri, bürokratları koydular. Ne yapıyor? Osman Gürün’ün, belediye başkanlarımızın geçit vermediği işleri onlara yaptırtıyorlar. Koyları, yandaşlara kiralıyorlar. Buna karşı, CHP olarak mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Muğla’yı haramilere değil, millete teslim edeceğiz. Söz veriyoruz. Buraya geçmişte partimizde milletvekilliği yapmış bir adayı görevlendirmişler. ‘İktidara yakın olursam şu, bu olur’ diyor. Bir yandan kibirle yukarıdan bakıyor, belediye emekçilerini işinden edeceğini söylüyor. Bürokratları tehdit ediyor ama en büyük tehdidi Muğla’nın yeşiline ve mavisinedir. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çok katlıları dikemediği, her çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdikleri, Muğla’yı, Muğla’yı sevenlerin yönettiği, Muğla’da doğanların, doyanların, karnını namusluca ekmeğiyle kazandığı, ekmeğiyle doyuranların, namerde avuç açmayanların iktidarından, Muğla’yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz.

“MUĞLA’NIN ÇIKARINI KORUMAYA SÖZ VERİYORUZ”

Bundan sonraki süreçte nasıl ki Akbelen ormanlarında İkizköylülerin yanında olduysak, nasıl ki zeytin ağaçlarını koruduysak, nasıl ki çevremizi katledenlere, ağacımızı kesmeye, koylarımızı betonlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi verdiysek, bundan sonra da eski, yeni, mevcut kadrolarımızla, gençlerimizle, Muğla’nın genç il başkanıyla, tüm ilçe başkanlarımız ve sizlerle birlikte Muğla’yı korumaya, ona gözümüz gibi bakmaya, Muğla’nın çıkarını, namusumuz gibi korumaya hep birlikte bir kez daha söz veriyoruz.

“…BİR MİLYONLUK NÜFUSA GÖRE PARA YOLLUYORLAR”

Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum: Muğla, 1 milyon nüfuslu bir yerdir. Kışın, siz sizeyken 1 milyonsunuz. Yazın, 5-6 milyon oluyor. Buraya hizmet yapılsın diye bir milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar. 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Çok önemli altyapı yatırımları, çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından krediler bulunuyor. Özel finans yöntemleri kullanılıyor. Ancak, Türkiye’nin göz bebeği, her bir ilçesi bütün dünyanın dilinde olan bu güzel memlekete daha iyi hizmet yapılması için, daha önce Antalya’da ifade etmiştim. Cep telefonu sinyalinden, bir şehirde kaç kişinin hangi gün olduğu belli. Biz 5-6 milyona 12 ay ücret ödeyin, demiyoruz. Ama kim bir şehre gelip hizmetinden yararlanıyorsa, altyapısını meşgul ediyorsa, o kişi için devletin genel bütçeden ayırdığı payın verilmesi gerekir. Bunu, sırf kıyı şeridindeki bu güzel kentleri CHP’liler yönetiyor diye yapmıyorlar.

“KİRA FİYATLARI ÇOK ÖNEMLİ SORUN”

Kira fiyatları deyince bu Türkiye’de çok önemli bir sorun. Ocak 2024’te Muğla’daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Burada asgari ücret verdiğin birisi ortalama bir ev tutsa suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, çay demleyecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla. 2 yıl öncesine göre yüzde 171 artmış. Burada dinlenmeye gelen, konut stokuna talebi arttıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da Muğla’nın evlatları ne olacak? Muğla’daki polisler, askerler, öğretmenler, emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz şehirlerde sabit, yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclis’teki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla’daki yüksek kira sorununun bir an önce çözülmesi, Muğla’nın büyük sıkıntılar çeken, yoksullaşan orta direğine sahip çıkılması, Muğla’da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi, sıkıntıya düşen Muğla esnafının tüm yönleriyle desteklenmesi lazım. CHP olarak üzerine titrediğimiz bir ildeyiz. Seçim sonuçlarıyla ilgili hiç endişe duymadığımız, liyakatli, çalışkan yöneticilerinin işini iyi yaptığı, sizin de ziyadesiyle memnun olduğunuz, bundan sonra da ilerleyen günlere umutla bakacağımız günlerdeyiz.

“BİR ŞEY YAPACAKSANIZ 31 MART’TA SANDIK BAŞINDA YAPACAKSINIZ”

31 Mart seçimleri, sadece yerel seçimler değil. 31 Mart yerel seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.’ Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksınız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce, 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız. Daha önce her ne sebeple olsun, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen Marmaris’teki arıcılar, esnaf, memur, çalışan, herkes. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes 31 Mart’ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır.”

Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP’liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, ‘Hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin’ demezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek, onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde, temaslarda bulundum, ‘Birlikte olalım. Buraları AK Parti’ye, MHP’ye teslim etmeyelim’ dedim. Biz Ankara’da bir ittifak, bir iş birliği gerçekleştiremedik. Ama 2019’da büyük zaferi yaşayanlar ve yaşatanlar buradalar, seçmen bir yere gitmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakı’nın karşısındaki büyük Türkiye İttifakı’nın içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum.

“TÜRKİYE SENDEN BÜYÜKTÜR”

Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Bak, Türkiye senden büyüktür. O karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin, kardeşi vardır; karıncanın kardeşi vardır. O da CHP’dir, cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye’dir, Türkiye İttifakı’dır. Yok saydığın, Atatürk’ün ‘Milletin efendisidir’ dediği çiftçinin kardeşleri vardır. CHP’lilerdir, Türkiye İttifakı’dır, Türkiye’dir. Hepinizin arkasındayız. ve gençlerimiz, Türkiye’de umudu kalmayanlar, yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyenler gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz: Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin. Umut var, umut 31 Mart’tadır. Umut; geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, geçtiğimiz sene mayıs ayında belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya azmetmiş olan, kurduğu cumhuriyetin kıymetini bilen cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz.”

CHP lideri Özgür Özel, konuşmasının ardından, Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye katılan İbrahim Şimşek ve Murat Gökalp’in rozetlerini taktı ve “Hangi partide olursa olsun tüm cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, tüm milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba ocağına CHP’ye davet ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-simsek-diyor-ki-1-nisandan-sonra-siki-para-politikasina-gececegiz/feed/ 0
Yunus Günçe, Survivor’a davet edilmediğini iddia etti https://www.haber60.com.tr/yunus-gunce-survivora-davet-edilmedigini-iddia-etti/ https://www.haber60.com.tr/yunus-gunce-survivora-davet-edilmedigini-iddia-etti/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13373 Gökay Kalaycıoğlu’nun sunumuyla Haberler.com’un YouTube kanalında yayınlanan Haber Bahane programının bu haftaki konuğu oyuncu Yunus Günçe oldu. Geçtiğimiz yıllarda Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonrasında yayınladığı videolarından dolayı yarışmaya gidemediğini ileri sürdü.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”

Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.

Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.

Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”

Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.

Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.

İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.

Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.

Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.

Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”

“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.

Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.

Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunus-gunce-survivora-davet-edilmedigini-iddia-etti/feed/ 0
Navalni’nin cenazesi Cuma günü Moskova’da yapılacak https://www.haber60.com.tr/navalninin-cenazesi-cuma-gunu-moskovada-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/navalninin-cenazesi-cuma-gunu-moskovada-yapilacak/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:42:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13328 Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhaliflerinden Aleksey Navalni’nin cenazesinin Cuma günü Moskova yapılacağı bir sözcüsü tarafından doğrulandı.

Cenaze töreni, Moskova’daki bir kilisede düzenlenen veda töreninin ardından Borisovskoye Mezarlığı’nda yapılacak.

Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya, cenazenin barışçıl bir şekilde yapılıp yapılamayacağını ve polisin katılımcıları gözaltına alıp almayacağını bilmediğini söyledi.

Navalni’nin 16 Şubat’ta cezaevinde rahatsızlanarak aniden hayatını kaybettiği bildirilmişti.

Yıllarca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasında sayılan Navalni’nin ölümünden, eşi Yulia Navalnaya ve birçok dünya lideri Rus devletini sorumlu tutuyor.

Ölüm nedenine ilişkin şimdiye kadar çok az ayrıntı açıklandı.

Rus yetkililer ölümünden sonra 8 gün boyunca Navalni’nin cenazesini annesi Lyudmila’ya teslim etmeyi reddetti.

Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sözcülerinden bir tanesi, annesine üç saat içinde “gizli” bir cenaze töreni yapılmasını kabul etmesinin söylendiğini belirtti.

Aksi takdirde Navalni’nin öldüğü IK-3 ‘Kutup Kurdu’ adlı cezaevi tesisinde defnedileceği söylendi.

Navalni’nin annesi, oğlunun doğal nedenlerle öldüğüne dair bir ölüm belgesi imzalamaya zorlandığını söyledi.

Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, Salı günü yaptığı açıklamada cenaze törenini yapmak için bir yer bulmakta zorlandıklarını söyledi.

Yarmysh, bazı yerlerin tamamen dolu olduklarını iddia ettiklerini, diğerlerinin ise etkinliğin kimin için olduğunu öğrendiklerinde reddettiklerini söyledi.

Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Yarmysh, “Konuştuğumuz bir yer, cenaze hizmetleri sağlayan şirketlerin bizimle çalışmasının yasak olduğunu söyledi” dedi.

Navalnaya, AP’de konuştu: ‘Batı’nın stratejisi işe yaramıyor’

Cenaze törenine ilişkin ayrıntılar, Yulia Navalnaya’nın bugün Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaptığı sırada geldi.

Navalnaya konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’daki “acımasız ve sinsi” savaşını kınadı ve Batı’nın Rusya ile mücadele stratejisinin işe yaramadığını söyledi.

Navalnaya, “Daha öncekilerden hiçbir farkı olmayan yeni bir karar ya da yeni bir dizi yaptırımla Putin’e zarar veremezsiniz” diye konuştu.

Bunun yerine milletvekillerini eşinden ilham almaya çağırdı ve onu “her şey için ama özellikle de siyaset için her zaman yeni fikirleri olan” bir “mucit” olarak nitelendirdi.

Navalnaya, “Sıkıcı olmayı bırakmalısınız” dedi.

Aleksey Navalni’nin kurucusu olduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın Direktörü Ivan Zhdanov, X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, cenazeyi 29 Şubat’ta yapmak istediklerini, ancak “o gün etrafta mezar kazabilecek tek bir kişinin bile olmadığının kısa sürede anlaşıldığını” söyledi.

Zhdanov, bunun nedeninin de Putin’in aynı gün önemli bir konuşma yapacak olması olduğunu ima etti:

“Kremlin, Aleksey’e veda edeceğimiz günde kimsenin Putin’i ve konuşmasını umursamayacağının farkında.”

Zhdanov, insanları “Aleksey’e veda etme şansına sahip olmak için” erken gelmeye teşvik etti.

Sabah yapılacak veda töreninin ardından yerel saatle 14:00’te cenaze töreni ve 16:00’da defin işlemi gerçekleştirilecek.

İnsan hakları grubu OVO-Info’ya göre, Navalni’nin ölümünden bu yana, Rusya genelinde yaklaşık 400 kişi onun için çiçek bıraktıktan sonra gözaltına alındı.

Cenaze törenine de polisin yoğun katılım göstermesi bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sağ kolu olarak tanınan araştırmacı gazeteci Maria Pevchikh, ölümünün bir mahkum takasıyla serbest bırakılmak üzere olduğu sırada gerçekleştiğini açıkladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/navalninin-cenazesi-cuma-gunu-moskovada-yapilacak/feed/ 0
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: ‘Bugün halen yazarlık yapanlardan utanıyorum’ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13315 İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 28 Şubat “postmodern darbesi”ne ilişkin, “O gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” dedi.

Turan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından genel merkez binasında düzenlenen “Türkiye’nin Demokrasi Serüveni ve Yeni Anayasa” programında, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’nin tüm sosyolojik katmanlarına farklı bedeller ödettiğini söyledi.

Darbenin Türkiye’nin ekonomisine maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu dile getiren Turan, “Bunun dışında 25 banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yani o bankaların zararı bu milletin sırtına, alın terine bedel olarak yazılmış oldu. Bir gecelik faiz yüzde 7 bin 500’ü buldu.” diye konuştu.

Turan, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “darbecileri koruyan” geçici maddenin kaldırıldığını aktararak, 28 Şubat’ın tek sorumlusunun asker olmadığını anlattı.

Askere “Haydi artık” ve “Geç kaldınız” diyen yazarlar ve finansörlerle sessiz kalan siyasetçilerin de sorumluluğunun bulunduğunu, toplumun 28 Şubat’a farklı görüş ve etkinliklerle hazırlandığını belirten Turan, “Ardından bu sert adımlar atıldı, acımasızca bir süreç başladı. Ancak o gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Darbecilerden hesap sormadıkça bu ülkede bir daha darbe olmamasının garantisini sağlayamayız” diyen Turan, 2010 referandumunun bu kapsamda çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı.

Türkiye’de ilk darbelerin kaba, softa ve çok ucuz yöntemlerle gerçekleştirildiğinin altını çizen Turan, şöyle devam etti:

“Sonra Türkiye’de teknoloji geliştiği gibi, zihinler dönüştüğü gibi darbeciler de kendisini geliştirdi. Daha soft, daha farklı, daha ustaca yapılan darbelere şahitlik ettik. ’28 Şubat’ın halen darbe mi değil mi?’ olduğunu anlamayanlar var bu ülkede. Niye, askerin silahıyla çıkıp dayatmadığını düşündüler, 1980 gibi. Daha öncekiler gibi olmadığını düşündüler. Oysa sonuç itibarıyla hiçbir fark yoktu darbelerin. Osmanlı’da da darbe vardı ama Osmanlı’da padişahı yerinden kaldırıp tekrar adım atan darbeciler meşru olmanın yolunu hanedanın üyesini oraya oturtmak olarak gördüler. Yani bir padişah kaldırıldıysa onun oğlu, yakını oraya getirildi. Bir anlamda kendileri açısından meşruiyet sağlanmış oldu. Ama Türkiye’de yeni dönem modern darbe anlayışında o kadar sert, o kadar acımasız davranıldı ki bir adam alındı, idam edildi.”

“Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız”

TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise geçmişini unutanların geleceğini aydınlatamayacağını dile getirerek, bu düşünceyle bu tür etkinlikleri önemsediklerini söyledi.

Askeri vesayetin geride kalmasıyla devlet büyüklerinin açtığı yolda ilimde, fende ve teknolojide yüksek hedeflere çıkıldığını belirten Beşinci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yolu açtığı için teşekkür etti.

Gençliğin enerjisine inandıklarını vurgulayan Beşinci, şunları kaydetti:

“Kubbet-üs Sahra’nın saflarını, Mescid-i Aksa’nın avlusunu ve kadim Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız. Nasıl ki Ayasofya’da zincirler kırıldı, özgür Kudüs’te bizler namaz kılacağız. Bunun inancıyla çalışacağız. Buradaki büyüklerime TÜGVA’nın şu sözünü vermek istiyorum; İnşallah bu gençlik yazacak hakikati, tüm dünya okuyacak. Bu gençlik söyleyecek, gök kubbede hoş bir sada yayılacak. Bir gün gelecek, bir gün kalacak. Buna hepimiz şahitlik edeceğiz, o günler gelecek.”

Programın devamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in başkanlığını yaptığı oturumda AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Cahit Özkan, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ile Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Figen Şaştım “Anayasa” konusunda görüşlerini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA!.. https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:57:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13285 Bu hafta tiyatroseverleri Tolstoy’dan Alexander Galin’e, Eftal Gülbudak’tan Dinçer Sümer’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)

Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)

MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

SAVAŞ VE BARIŞ

1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.

Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.

Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)

Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.

Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

KUĞUNUN ŞARKISI

Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.

Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.

Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ

1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

AY, CARMELA!

İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

MAVİYDİ BİSİKLETİM

İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

BİR HALK DÜŞMANI

Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.

Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

GEÇİT

Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.

Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)

Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4/feed/ 0
Yunus Günçe’den çok konuşulacak Survivor çıkışı: Davet edilmeme rağmen videolarımdan dolayı beni almadılar https://www.haber60.com.tr/yunus-gunceden-cok-konusulacak-survivor-cikisi-davet-edilmeme-ragmen-videolarimdan-dolayi-beni-almadilar/ https://www.haber60.com.tr/yunus-gunceden-cok-konusulacak-survivor-cikisi-davet-edilmeme-ragmen-videolarimdan-dolayi-beni-almadilar/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:43:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13277 Gökay Kalaycıoğlu’nun sunumuyla Haberler.com’un YouTube kanalında yayınlanan Haber Bahane programının bu haftaki konuğu oyuncu Yunus Günçe oldu. Geçtiğimiz yıllarda Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonrasında yayınladığı videolarından dolayı yarışmaya gidemediğini ileri sürdü.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”

Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”

Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”

“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunus-gunceden-cok-konusulacak-survivor-cikisi-davet-edilmeme-ragmen-videolarimdan-dolayi-beni-almadilar/feed/ 0
Erzurumspor FK Teknik Direktörü: Kocaelispor maçı çok önemli https://www.haber60.com.tr/erzurumspor-fk-teknik-direktoru-kocaelispor-maci-cok-onemli/ https://www.haber60.com.tr/erzurumspor-fk-teknik-direktoru-kocaelispor-maci-cok-onemli/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13172 Erzurumspor FK Teknik Direktörü, “Şehrimizi en iyi şekilde temsil edip iyi futbol oynayıp bu şekilde ligi güvenli bir yerde bitirmek istiyoruz demiştik. Aynı hedefimiz devam ediyor. Kocaeli maçı bu manada çok önemli ve taraftarlarımızı bu maça bekliyoruz” dedi.

Trendyol 1. Lig takımlarından Erzurumspor FK, bu hafta karşılaşacağı Kocaelispor maçı hazırlıklarını sürdürüyor. Ligde oynadığı 24 maçta aldığı 8 galibiyet, 9 beraberlik ve 7 mağlubiyetle puan cetvelinde 30 puan ile 10 sırada yer alan Erzurumspor’da hafta sonu oynanacak Kocaelispor maçı için hedef mutlak 3 puan olarak gösterildi.

Mavi-beyazlı takımın Teknik Direktörü Hakan Kutlu, sezon başından beri oyuncularının göstermiş olduğu inanılmaz bir iyi niyet, aidiyet duygusu ve performansı olduğunu belirterek, “Sezon başı tam kadro toplanamamıştık. Ligin girişinde, lig başlamasına bir hafta kala bütün kadromuzu toplayabilmiştik. Ama ligin devre arasında tam kadro bir kamp yapma şansı bulmuştuk. Gerçekten bizim adımıza çok faydalı geçmişti. Bunun yansımaları da ligin ilk altı haftasında gol yemeden dört galibiyet iki beraberlikle yolumuza devam etmiştik. Son Boluspor maçına kadar da mağlup olmamıştık. Bu maçında da ben oyun olarak yenildiğimizi düşünmüyorum. Oyuncularımız gerçekten o maçta da çok önemli bir mücadele ortaya koydular. Girdiğimiz gol pozisyonları vardı. Rakibimizin tek gol pozisyonu duran toptan bir pozisyon yakalayıp golle sonuçlandırmışlardı. Ama oyun olarak ortaya konan mücadele, istek, arzu ve futbol yine bize gelecek açısından umut verdi” ifadelerini kullandı.

“Kocaelispor maçı önemli”

Kocaelispor karşılaşmasının kendileri için önemli olduğunu vurgulayan Kutlu, “Önümüzde çok önemli bir süreç var. Sezon başından beri söylediğimiz bir şey var. Biz bu sezon Erzurumspor’a yakışır, Erzurum şehrine yakışır, şehrimizi en iyi şekilde temsil edip iyi futbol oynayıp bu şekilde ligi güvenli bir yerde bitirmek istiyoruz demiştik. Aynı hedefimiz devam ediyor. Kocaeli maçı bu manada çok önemli. ve taraftarlarımızı bu maça bekliyoruz. Gerçekten önemli bir maç, güçlü bir rakiple oynayacağız. Ama biz de iyi oynayan, istekli oynayan, arzulu oynayan bir takımız. Özellikle kendi evimizde bunu bir kat daha arttırıyoruz. Seyircimizin taraftarımızın desteğiyle inşallah bu maçı kazanacağız” şeklinde konuştu.

“Yalçın Koşukavak’ın analizi doğru değil”

Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak’ın, maç sonrası Erzurumspor FK ile alakalı yaptığı değerlendirmeleri doğru bulmadığını belirten Hakan Kutlu, “Hazmedebilmek çok önemli. Başarılı olmayı hazmetmek de çok önemli. Biz hiçbir zaman kendi takımımızı bırakıp rakibimizle alakalı analizleri yapıyoruz. Rakibimizle alakalı teknik değerlendirmeyi oyuncularımıza gösteriyoruz. Ama bunları kamuoyuyla paylaşmıyoruz. Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak’ın yaptığı doğru bir analiz değil bence. Çünkü o gün daha çok oynamak isteyen, daha çok futbola yönelik ön alan baskısı yapan, pozisyona giren takım bizdik. Öyle düşünmüş olabilir, öyle düşünmüş olsa bile bunu hani karşı tarafı rencide edecek şekilde söylememeli gerek. Erzurumspor çok güçlü ve büyük bir camia. Bu şekilde konuşmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Ama ben yine de kendisini ve takımı tebrik ediyorum. Kendisinin önemli bir çıkışı var ve inşallah bu şekilde devam ederler. Ama yaptığının yanlış olduğunu düşünüyorum ki yanlış bir analiz bence. Hem o gün hem ondan önceki gün hem de ilk maçta Boluspor maçında biz çok daha üstün oynayan taraftık” diye konuştu.

“En kısa zamanda tam kadro toplanacağız”

Takımdaki sakatlıklardan de bahseden Hakan Kutlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ligin başından beri aslında hiç sakat vermemiştik. Bir ayda oldukça sakatlarımız yoğunlaştı. Mustafa Akbaş’ın üç-dört haftalık sürece ihtiyacı var. Ufuk’un on günlük sürece ihtiyacı var. Mikail’in de 10 güne ihtiyacı var. Fırat’ın da benzer şekilde bir on günlük zaman ihtiyacı görünüyor. Batuhan şu anda tedavi sürecinde, en kısa zamanda aramızda olmasını diliyoruz. Cengizhan güç kazanması bekliyoruz. İnşallah milli maç arasından sonra tam kadro yine takımımıza kavuşup yolumuza ilerleriz.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurumspor-fk-teknik-direktoru-kocaelispor-maci-cok-onemli/feed/ 0
İBB Şehir Tiyatroları… MART AYINDA 38 OYUNU SEYİRCİYLE BULUŞTURUYOR! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-38-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-38-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:30:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13092 Mart ayında tiyatroseverleri Ibsen’den Tolstoy’a, Dinçer Sümer’den Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor

İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)

Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)

İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.

Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)

Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.

Mart 2024 Programı

MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)

Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

SAVAŞ VE BARIŞ

1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)

Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.

Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

KUĞUNUN ŞARKISI

Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.

Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.

Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ

1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

AY, CARMELA

İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,

MAVİYDİ BİSİKLETİM

İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

BİR HALK DÜŞMANI

Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.

Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

GEÇİT

Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.

Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

HAMLET

Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.

William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

UÇURTMANIN KUYRUĞU

Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

KOMİK PARA

Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

GODOT GELDİ

“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…

Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

İFİGENYA

Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..

Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

OSCAR

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

BEN MEDEA DEĞİLİM

“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN

Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…

“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

ÖLDÜN, DUYDUN MU?

İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

CADI KAZANI

Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.

Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

YATAK ODASI KOMEDİSİ

Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)

Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,

KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)

Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)

Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.

Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-38-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor/feed/ 0
Dursun Özbek: “TFF yönetiminin Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık” https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/ https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/#respond Tue, 27 Feb 2024 23:36:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12753 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) mevcut yönetiminin bundan sonraki dönemde Türk futboluna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştıkları için TFF’yi istifaya davet ettiklerini açıkladı.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Türkiye Futbol Federasyonu’nu tüm kurullarıyla birlikte istifaya davet ettikleri paylaşımla ilgili konuşan Dursun Özbek, “Federasyonun yapmış olduğu uygulamalar çerçevesinde Kulüpler Birliği Vakfı’nın üyelerinin çoğunluğu tarafından artık devam etmemesi gerektiğinin düşünüldüğü bir dönemde biz, federasyona biraz daha süre verilmesi gerektiği düşüncesiyle hep arkasında durduk. Fakat son zamanlardaki hızlı gelişmeler, olaylar öyle bir seviyeye geldi ki artık Galatasaray’a göre bu federasyonun bundan sonraki dönemde Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık. Çünkü hedeflerimiz var. Avrupa’da ve dünyada Türk futbolu için hedefler koymuşuz. Galatasaray’ın ve diğer rakip kulüplerin hedefleri olduğu gibi Türk futbolunun da hedefleri var. Biz bugün itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu hedeflere bizi götürebileceği kanısında değiliz. Onun için de yapılması gereken en önemli şey, taze kuvvet, bir yenilenme, yeniden yapılanma, Türk sporuna, özellikle Türk futboluna daha kıymetli hizmetler verebilecek bir yönetimin gelmesi. Buradaki görüşlerimizin ifadesiydi o. Bunun da arkasındayız” ifadelerini kullandı.

“VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var”

Şanlıurfa’da oynanacak Süper Kupa maçında 11 Nisan Stadyumu’nun altyapısının yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusuna da değinen Başkan Özbek, “VAR sisteminin Türk futboluna gelmesiyle birlikte bazı tartışmaları bitirmesi hedefleniyordu. Bunda büyük ölçüde muvaffak olmuş mudur? Bence olmuştur ama hala VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var. Sadece büyük kulüplerin maçlarını kast etmiyorum, diğer kulüplerin de maçlarında büyük hatalar olduğu kanaatindeyim. Kişisel bazı davranış biçimleri çerçevesinde VAR’ın faydasını da ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Artık bir yenilenmeyi düşünmemiz lazım. Çünkü bu spekülasyonlar, bu tartışmalar artık öyle bir seviyeye geldi ki hiçbir kulüp memnun değil. Hiçbir kulüp ne uygulamadan ne hakem tayininden hiçbir şeyden memnun değil. Artık bu tartışmaların daha büyük boyutlara gelmesini engellemek lazım. Bunun için de yenilenmeye ihtiyaç var. Urfa’daki sahanın yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusu gündemde. Federasyonun seçimidir. Federasyon bunu görmedi mi veya düşünmedi mi? Bilemiyorum. Aslında bu sorunun muhatabının TFF yetkileri olması lazım, onların bu soruyu cevaplaması lazım. Bize nerede oynayacaksınız derlerse orada gidip oynayacağız” diye konuştu.

“Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz”

Bu sezonu şampiyon olarak tamamlamak istediklerinin altını çizen Başkan Dursun Özbek, “Galatasaray’ın sadece spor kulübünün yönetimlerinde değil, bir Galatasaraylı olarak Galatasaray’ın her konumunda talep edildiği zaman, ihtiyaç duyulduğu zaman görev aldım. Eğer Galatasaray Spor Kulübü Dursun Özbek başkanlığındaki yönetime ihtiyaç duyuyorsa hiçbir zaman bu görevden kaçmam. Seçime giderken çok önemli bir dönem geçiriyoruz. Şu andaki şampiyonluk yarışı kafa kafaya gidiyor. Hedefimiz bu sene şampiyon olmak. Hatta 2024’ten sonraki dönemde de şampiyonluk hedefimiz var. Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki 2-3 aylık dönemde seçim polemikleriyle bu yarışın etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz mermer kadar sağlam kenetlenmiş olarak bu sezonu götürmek zorundayız. Seçimin elbet konuşulacağı tarih vardır. O geldiği zaman da görüşlerimizi, fikirlerimizi ortaya koyarız. Ama şu anda Galatasaray sportif manada çok önemli bir yarışın içerisinde. Bu yarışın etkilenmemesi lazım. Bütün camiaya sesleniyorum. Buradaki birlik, beraberlik ve konsantrasyon camia için de çok önemli. Kenetlenmenin sadece yönetim kurulu çerçevesinde değil, bütün camia bünyesinde de olması bizi başarıya götürecek en önemli unsurdur. İzliyorsanız Galatasaray Spor Kulübü birçok cephede savaşıyor ve verdiği bu savaş içinde özellikle futboldaki yarışta gelinen duruma baktığımız zaman Galatasaray bir koalisyona karşı yarışmayı sürdürüyor. Bunun mevcudiyetini herkes görüyor, herkes biliyor. İsim açıklamaya gerek yok. Camiamın ve bütün Galatasaraylıların bunu görmesini istiyorum. Aynı ağabeylerimizin Çanakkale’de, Kafkaslar’da verdikleri ve vatan uğruna şehit düştükleri dönem gibi. Bir koalisyon var, bir koalisyon güçleri var onlara karşı şu anda Galatasaray Spor Kulübü yönetimi bir mücadele vermektedir. Camiamızın da bunu görmesi ve bizi desteklemesi, bu mücadelede bizle beraber tek yumruk halinde destek olması gerektiğini düşünüyorum. Onlardan bunu rica ediyorum” şeklinde konuştu.

“Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz”

Sarı-kırmızılı kulübün başkanı, Arjantinli golcü Mauro Icardi’ye, MKE Ankaragücü maçında yaptığı hareket nedeniyle PFDK tarafından verilen cezayı haksız bulduklarını söyleyerek, “Icardi olayında tartışılması gereken husus bence şu; düşünün ki biz dün akşam saatlerinde bir maça çıkacağız. Icardi, tedbirsiz sevk edildiği için oynamak durumunda, taktik çalışma buna göre yapılıyor, takım buna göre hazırlanıyor ve buna göre konsantre oluyor, otobüse biniyor. Maçı oynamak üzere sahaya geliyorlar. Otobüste Icardi’nin sevk edildiği cezaya bağlı olarak 1 maç ceza aldığını öğreniyorsunuz. Yani böyle bir şey olabilir mi? 60-70 saat içinde takım müsabakaya hazırlanırken, mevcut şartlar bu kadar kısa süre içinde değişip ve maç oynanacak yere stada geldiğiniz zaman 11’i değiştirmek zorunda kaldığınız bir durum olabilir mi? Aslında Icardi’nin ne yaptığından ziyade tartışılması gereken konu bu. Bu kadar kısa süre içinde bir ceza verip, sen tedbirsiz sevk etmişsin. Bunun bir süreci var, normal sürecinin dışına çıkıyorsun, hemen cezayı da yapıştırıyorsun. Takım antrenman bölgesinden çıktığı zaman farklı bir takım var, stada geldiği zaman ayrı bir takım var. Elbette ki Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz. Benzer uygulamalar geçmişte yapılmış, yakın tarihte para cezasıyla savuşturulmuş işlerde burada Icardi’ye 1 maç ceza verdiler. Yedi düvele karşı mücadele ediyoruz derken, bahsettiğim konulardan bir tanesi buydu. Ama hiç kimse şüphe duymasın bu mücadeleden Galatasaray galip çıkacaktır” açıklamasını yaptı.

Bir Galatasaray yönetim kurulu üyesinin, Galatasaray Spor Kulübü üyesi olan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin disipline sevk edilmesini istediğini aktaran Özbek, “Konu Galatasaray Yönetim Kurulu’nun gündemine geldi. Bir üye kardeşimiz Mehmet Büyükekşi’nin faaliyetleri doğrultusunda Galatasaray Spor Kulübü üyesi olması hasebiyle disipline sevk edilmesini istedi. Bizim tüzüğümüz gereği, yönetim kurulları kendisine iletilen bu tip talepleri disiplin kuruluna sevk etmek zorundadır, sevk etmek mecburiyetindedir. Neticede kararı disiplin kurulu verecektir. Yönetim görevini yapmıştır. Bundan sonraki konu disiplin kurulunun uhtesindedir. Onun vereceği karara bütün Galatasaraylıların saygı duyması gerekmektedir” dedi.

“Bize bu söylemleri yakıştıran takım, özellikle başkanı bir proje”

Rakip takımların Galatasaray ile ilgili söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını belirten Dursun Özbek, “Futbolda gerilimi arttırmamak, belli bir seviyenin üzerine çıkarmamak hususunda son derece dikkatliyiz. Elbette ki bunu yaparken Galatasaray’ın haklarının korunması, Galatasaray’ın mevcudiyetine zarar verecek hususların karşısında durması konusunda hiçbir tereddütümüz yok. Gerçeklerle uğraşıyoruz, gerçeklerle hareket etmek durumundayız. Rakiplerimizin gerçek dışı söylemlerine, Galatasaray’ı yıpratma çabalarına nezaketimiz çerçevesinde cevap veriyoruz. Bu demek değildir ki biz bu seviyeyi sürekli devam ettireceğiz. Bir konuda dikkatli olmamız lazım. Bugün toplumu germek, toplumu birbirine düşman edecek bir dil kullanmak son derece yanlıştır, son derece sakıncalıdır. Söylemlerin cevabını benzer şekilde cevaplamanın, tamir edilmesi güç olaylar oluşturacağı endişemiz var. Ben Galatasaray taraftarlarına, Galatasaray’ı sevenlere hep itidal tavsiye ediyorum. Türk futboluna fayda getirecek tartışmaları her zaman yapalım ama toplumu gerecek, birbirimize düşman edecek konularda itidalli davranılması konusunda da tavsiyem var. Burada rakibimizin bize atfettiği konuların Galatasaray’la ilgili hiçbir tarafı olmadığı gibi aynı Hacivat’la Karagöz gibi bir oyun sahneleniyor. Bir perde var. Perdeye bir gün birisi çıkıyor, öbür gün ötekisi çıkıyor. Aynı manada gerçek dışı ve Galatasaray’la bağdaşmayacak, birbirine yakıştırılmayacak konularda söylüyorlar. Biz benzer şekilde söyleyemez miyiz? Elbette söyleriz. Bir tuzağa düşmemek lazım. Burada bize bu söylemleri yakıştıran, bu söylemleri gönderen takımın bir proje olduğunu, özellikle başkanının bir proje olduğunu ifade etmiştim. Bunda hala ısrarlıyım. Bir proje olma hüviyetini hala sürdürüyorlar. Bir şey daha ifade etmiştim, ‘Cinayet mahaline evvela katil gelir’ dedim. Kimseyi itham etmek istemiyorum ama internete baktığınız zaman mesela ‘ananas’ deyin, ‘tesbih’ deyin, ‘şike’ deyin, ‘halı sahada dostluk maçları’ deyin bir girin bakın ne çıkıyor karşınıza. Sanki bunlar yokmuş gibi. Sanki bunları ben yapmışım gibi adamlar çıkıyorlar, Hacivat-Karagöz perdesinde bir sürü şey söylüyorlar. Onlara bir abi tavsiyesi; hiç boşuna uğraşmayın çünkü içinde bulunduğunuz ateş üfleyerek sönmez. Bunu kafanıza yazın” değerlendirmesinde bulundu.

“Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar”

Başkan Özbek, rakip takımların gündemi değiştirme çabası içinde olduğunu da söyleyerek, “Bugün bizle ilgili haberleri trol hesaplarından ve kendi sosyal medya hesaplarından gündeme getirmelerinin bir sebebi var. Geçen hafta oynadıkları Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Galatasaray, orada bir koalisyona karşı savaşıyor. Bu koalisyonun etkenlerini orada gördük. Oranın içinde Galatasaray’ın haricinde birçok futbol bileşenlerini var. Dolasıyla orada yaşanan rezilliği unutturabilmek için Galatasaray ile ilgili konular gündeme getirilerek, gündemi değiştirme çabası var. Kulüplerin kurulduğu tarihten bu zamana neler olmuş bakalım, neler ortaya çıkıyor? Bunun incelenmesi sonucunda Galatasaray’ın yine Türkiye’nin en başarılı kulübü olduğu ortaya çıkacaktır. Ama içinden cımbızlayıp 1997’de ne oldu? Böyle saçma bir şey olabilir mi? Herkesin kendi önüne bakması lazım. Artık kulüpleri yönetenlerin bir şeyden imtina etmesi gerekiyor. Bizim için önemli olan ülkemizin mutluluğu, birlik ve beraberliğidir. Aynı çağrıyı yine yapıyorum, saha içinde kalalım. Süreçli kaşıyarak, bizi sürekli cevap verme durumunda bırakarak Türk futbolunu böyle bir platforma çekmemiz son derece kötü” şeklinde konuştu.

“Galatasaray ara transferde çok önemli rakamlara ulaşmıştır”

Ara transfer döneminde yapılan çalışmalara da değinen Özbek, “Ara transfer dönemi maalesef en zor transfer dönemidir. Eğer bir takımın elinde iyi bir futbolcunuz varsa onu bırakmazsınız. Ancak önemli miktarda bir talep gelirse bırakırsınız. Mesela bizim Sacha Boey ile yaptığımız gibi. Galatasaray çok önemli transfer rakamlarına ulaşmıştır. Boey, bizim önemli bir oyuncumuzdu ama yapılan teklif çerçevesinde bu yapılabilir. Dolasıyla biz çalışmalarımızı bu yönde sürdürdük. Arkadaşlarım ve scout ekibi bu çalışmalardan netice alınması, hedefimiz olan oyuncuyu transfer etmek hem de hedefimiz olan rakamlarda en uygun seviyeyi yakalamak için hareket ettik. UEFA’nın belli bir tarihe kadar liste açıklama kararı önemliydi. Sıkışık bir takvime denk geldi. Bu sene Avrupa’ya veda ettik. Önümüzdeki sene inşallah Galatasaray yine Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak. O dönemdeki yönetimde bugün ki olaylardan ders çıkararak yine Şampiyonlar Ligi’ndeki serüvenine devam edecektir” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/feed/ 0
28 Şubat sürecinde meslekten ihraç edilen öğretmenin yaşadıkları https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-meslekten-ihrac-edilen-ogretmenin-yasadiklari/ https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-meslekten-ihrac-edilen-ogretmenin-yasadiklari/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:27:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12660 “Postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinde Kırıkkale’de fen bilgisi öğretmeni olarak görev yaparken meslekten ihraç edilen Sibel Açıkgöz, yaşadıklarını unutamıyor.

28 Şubat sürecinde yaşadıklarını hafızasında kötü bir anı olarak saklayan, 2007’de biyoloji öğretmeni olarak geri döndüğü mesleğini Kırıkkale Şehit Ali Tonga Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde sürdüren 51 yaşındaki Sibel Açıkgöz, çok sevdiği mesleğinden ihraç edilmesine giden süreci ve o dönemde tanık olduğu olayları AA muhabirine anlattı.

Mesleğe 1994’te başladığını, 1999’da görevine son verildiğini belirten Açıkgöz, “O zaman yeni evliydim. O sırada ben Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Kümbet köyünde, eşim de Yozgat’ın Sorgun ilçesinin köyünde görev yapıyordu. İkimizi de Keskin ilçesindeki Bilge Kağan İlköğretim Okulu’na verdiler. Hamilelik durumum vardı. Bütün cezaları o süreç içerisinde aldım.” diye konuştu.

“Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı”

Açıkgöz, eşinin evlendikten kısa bir süre sonra askerlik için Van’a gittiğini, o dönemde bebeği 40 günlükken meslekten ihraç edildiğini dile getirdi.

O süreçte de uyarı, kınama, kademe durdurma gibi bütün cezaları aldığına dikkati çeken Açıkgöz, şöyle devam etti:

“En sonunda da yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında elime bir sarı zarf verildi görevime son verildiğine dair. Tabii ki bu hukuki olarak yanlış bir uygulamaydı çünkü yasal olarak kılık kıyafetten, başörtüsünden görevden alma durumu söz konusu değildi. Kırıkkale’de görevine son verilen ilk öğretmenlerden biriyim. Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı, soruşturma açılıyordu. Çok stresli ve zor günler geçirdim. Sonra da maddi sıkıntılar başladı.”

“Haksız yere görevime son verildi”

Açıkgöz, 1,5 yıllık süreçte depresyona girdiğini, psikolojisinin bozulduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

“Gerçekten o günleri hiç hatırlamak dahi istemiyorum. Çok zordu benim için. Allah bir daha yaşatmasın. Haksız yere görevime son verildi. Gerçekten hiçbir tarikatla, örgütle bağlantım yoktu. Ben başımı açmadım ama o dönemde açıp çalışan arkadaşlar çok oldu, kimi peruk taktı. Bir de çevreden de çok baskı gördüm. Herkes bir de psikolojik baskı yaptı, ‘İlla aç çalış, bak herkes açıp çalışıyor’ diye. Üniversitede kendi isteğimle, irademle kapanmıştım. Bu bana çok zor geldi, başımı açmak istemedim.”

Keskin Bilge Kağan İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürünün kendisini çağırdığını dile getiren Açıkgöz, başörtüsü nedeniyle bir odada saatlerce psikolojik baskı uyguladıklarını öne sürdü.

Hamile olduğu için rapor almak istediği zamanlarda okul müdürünün sevk kağıdı vermediğini ileri süren Açıkgöz, “Doktora gitmem gerekiyor, sevk kağıdı verilmiyordu. Doğuma 20 gün kalana kadar okula gittim. Soruşturma geçirirken bir müfettiş vardı, gülerek, mutlu bir şekilde ‘senin artık sonun geliyor, atılacaksın’ dedi. Atıldığımda çok mutlu olmuştu.” ifadelerini kullandı.

Açıkgöz, 8 yıl mesleğinden uzak kaldığını, çevresinden de “artık kesin görevine dönemezsin, o kadar boşa okudun” diye söylemlerin olduğunu dile getirdi.

Bir süre sonra umudunu yitirdiğini belirten Açıkgöz, “2007’de afla göreve döndüm. Bir gün deselerdi ki ‘başörtüsü kurumlarda serbest olacak’ hayal derdim, inanmazdım. Rahat bir şekilde şu an derslerime giriyorum. Huzurluyum, mutluyum, okulumu da seviyorum. Affı çıkaranlara, bize bu şansı tekrar tanıyanlara ve emeği geçenlere de teşekkür ediyorum.” dedi.

Açıkgöz, farklı liselerde çalıştıktan sonra 2015’te şu an görev yaptığı okula atandığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-meslekten-ihrac-edilen-ogretmenin-yasadiklari/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi var https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12487 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi kardeşimiz var. 4 bin 500’e yakın inşaata başladık orada 900 kadar eksiğimiz var. Yerinde dönüştürmek isteyenlere fırsat veriyoruz. Yoksa fazladan yapacağız, fazladan yaptıklarımızı da bu bölgede kiracı kardeşlerimize dağıtacağız.” dedi.

Bazı temaslarda bulunmak üzere Kahramanmaraş’a gelen Özhaseki, 6 Şubat’taki 7,7 büyüklüğündeki ilk depremin merkez üssü Pazarcık ilçesinde, AK Parti’nin seçim ofisi açılış törenine katıldı.

Bakan Özhaseki, buradaki konuşmasında, yaklaşık bir sene önce yaşanan “asrın felaketi”nin 1000 yıllık Anadolu medeniyetinde karşılaşılabilecek en büyük felaket olduğunu vurguladı.

Depremlerin merkezinin Kahramanmaraş olduğunu ancak bundan 18 ilin etkilendiğini ve 14 milyon vatandaşın olumsuz etkilendiğini aktaran Özhaseki, “Depremlerde 680 bin evimiz yıkıldı, 170 bin civarında da iş yeri ve tek katlı müştemilat gibi yerlerimiz yıkıldı. Hasar çok fazla 104 milyar dolar olarak açıklanıyor. Manevi zararı mı soruyorsunuz? Onu ölçecek bir alet daha dünya kurulduğundan beri icat olmadı. Evleri teslim ediyoruz, gidip bir çaylarını içip sohbet ederken halini hatırını sorduğumuzda öyle bir manzara anlatıyorlar ki, emin olun hepimiz ağlayarak çıkıyoruz oradan.” diye konuştu.

Çocukluğunda ilk defa babaannesinden duyduğu ‘Allah devletimize zeval vermesin evladım’ sözünden hareketle hizmet etmeye çalıştığını anlatan Özhaseki, depremin olduğu gün saat 4.17’den itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koordinesinde yaraların sarılması adına gece gündüz demeden çalıştıklarını belirtti.

Türkiye’deki irili ufaklı 1390 belediyeden 810’unun AK Parti’li olduğunu ve bunların tamamının depremin hemen ardından bölge görevlendirildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Akdeniz havzasındakileri, Konya ve Bursa gibi büyükşehir belediye başkanlarını Hatay’a gönderdik. Kayseri ve Trabzon, Kahramanmaraş’ta gece gündüz çalıştılar. Melikgazi ilçemiz çok güçlü burada çarşılar kurdu. Herkes şahit buna başkanlarımız aylarca çalıştılar. Her birimiz, bir kardeşimizin kurtarılmasına yardımcı olabilir miyiz? Yarasını sarabilir miyiz? Ona biraz iaşe götürebilir miyiz? diye her gün buralardaydık. Kaçıncı kere geldiğimi hatırlamıyorum. Recep Akdağ’ı hepiniz bilirsiniz eski sağlık bakanı, şehir hastanelerinin altında imzası olan kardeşimiz gördüm koşturuyordu. Recep abi ne yapıyorsun dedim, ‘bana kimse bir şey demedi. Ben zaten emekli milletvekiliyim düşündüm ne yapabilirim diye atladım Kahramanmaraş’a geldim çadırları geziyorum, baktım tuvaletlerde sıkıntı var. Kendimi tuvaletlerden sorumlu müdür ilan ettim.’ Sağlık Bakanlığı yapmış bir kardeşimiz söylüyor bunu. ‘Asrın felaketi’ idi ama ‘asrın dayanışması’ haline dönüştü elhamdülillah.”

Bakan Özhaseki, depremin hemen ardından çalışmalara başladıklarını, bu kapsamda bulabildikleri sert zeminlerde inşaatlara başlayıp binlerce konut yaptıklarını hatırlatarak, geçen 10-15 gün içerisinde 46 bin konut dağıttıklarını gelecek ay 30 bin konut daha dağıtacaklarını sonrasında da her ay mayıstan başlayarak 10-15 bin konut dağıtmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Gelecek sene içerisinde de hak sahibi olan herkesin hakkını vermiş olacaklarını belirten Özhaseki, “Kardeşlerim üzülmesinler. Bize çıkmadı demesinler. Sizin hakkınızı ödeyinceye kadar buradayız. Hakkımız helal olsun deyinceye kadar buradayız. Allah’ın izniyle gece gündüz çalışacağız ve sizlerin hakkını vereceğiz. Pazarcık’ta 5 bin 400 hak sahibi kardeşimiz var. 4 bin 500’e yakın inşaata başladık orada 900 kadar eksiğimiz var. Yerinde dönüştürmek isteyenlere fırsat veriyoruz. Yoksa fazladan yapacağız, fazladan yaptıklarımızı da bu bölgede kiracı kardeşlerimize dağıtacağız. Hiç kimsenin endişesi olmasın.” şeklinde konuştu.

Tüm bilgi ve birikimlerini deprem bölgesinin yeniden inşası için kullanacaklarının altını çizen Özhaseki, deprem bölgesindeki eksikleri tamamlamak adına hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan hareket edildiğini kaydetti.

Açılış programına, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Vahit Kirişci, Mehmet Şahin, Mevlüt Kurt, Tuba Köksal, Ömer Oruç Bilal Debgici, Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, AK Parti Belediye Başkan adayı Fırat Görgel, MHP Kahramanmaraş İl Başkanı Hüseyin Vahit Demiröz ve ilgililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-pazarcikta-5-bin-400-hak-sahibi-var/feed/ 0
Odunpazarı Belediyesi Şükrü Saban Yol Koşusu Düzenliyor https://www.haber60.com.tr/odunpazari-belediyesi-sukru-saban-yol-kosusu-duzenliyor/ https://www.haber60.com.tr/odunpazari-belediyesi-sukru-saban-yol-kosusu-duzenliyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12386 Odunpazarı Belediyesi, Türkiye Atletizm Federasyonu iş birliği ile Eskişehirli milli atlet Şükrü Saban adına yol koşusu düzenleyecek. 10 Mart’ta gerçekleştirilecek Şükrü Saban Yol Koşusu, küçükler, yıldızlar ve büyükler olmak üzere 3 kategoride düzenlenecek.

Yaptığı halı saha ve spor komplekslerine Eskişehirspor’un efsane isimlerinin adını veren Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, bir vefa örneği daha imza atıyor. Odunpazarı Belediyesi Başkan Kazım Kurt’un talimatı ile Eskişehirli milli atlet Şükrü Saban adına Türkiye Atletizm Federasyonu iş birliği ile yol koşusu düzenlemeye hazırlanıyor. 10 Mart Pazar Günü gerçekleştirilecek Şükrü Saban Yol Koşusu, saat 09.00’da Odunpazarı Tarihi Bölgede bulunan Hicri Sezen Meydanı’ndan başlayacak.

500 sporcu katılabilecek

Yol koşusu, küçükler, yıldızlar ve büyükler olmak üzere 3 kategoride gerçekleşecek. Küçüklerde 2011-2012-2013 doğumlular, yıldızlarda 2007-2008-2009-2010 doğumlular, büyükler de ise 2006 ve öncesinde doğanlar yarışacak. Yarışma, Uluslararası Atletizm Federasyonu (WA) kuralları ve Türkiye Atletizm Federasyonu Yarışma Talimatı doğrultusunda belirlenen mesafelerde yapılacak. Küçükler 2 km, yıldızlar 3 km, büyükler ise 9 km koşacak. Şükrü Saban Yol Koşusundan bir gün önce 9 Mart Cumartesi günü 11.00-17.00 saatleri arasında Hicri Sezen Meydanı’nda göğüs numarası dağıtımı ve spor festivali yapılacak. Yol koşusuna 500 sporcu katılabilecek. Şükrü Saban Yol Koşusu hakkında detaylı bilgi almak isteyenler, Odunpazarı Belediyesi’nin resmi web sitesinde yer alan güncel sekmesi altında bulunan duyurular bölümünden koşu ile ilgili bilgi detaylı alabilir. Yol koşusuna katılmak isteyenlerin 6 Mart Salı günü saat 17.00’ye kadar yine güncel sekmesi duyular bölümünde yer alan linki tıklayarak, başvuru formunu doldurması gerekiyor. Eğer, kayıt son başvuru tarihinden önce belirlenen sayıya ulaşırsa kayıt linki kapanacak. Kayıtlar ücretsiz olurken, kayıtlı yarışmacılar Odunpazarı Belediyesi tarafından sigortalanacak. Yarışma, kulüp, ferdi ve yabancı uyruklu sporculara açık. Yabancı uyruklu sporcular, yarışmaya katılmak için numara dağıtım masasındaki görevlilere pasaportlarını ibraz edip yarışma taahhütnamesini doldurduktan sonra göğüs numaralarını alabilecek. Sporcular, 2023-2024 sezonuna ait vizeli ferdi ve kulüp lisansları ile yarışmaya katılabilecek. 2023-2024 sezonuna ait vizeli lisanslı olmayan sporcular yarışma taahhütnamesini doldurup imzalayarak veya herhangi bir sağlık kuruluşundan “Şükrü Saban Yol Koşusuna katılmasında sağlık yönünden bir engel bulunmamaktadır” ibareli doktor raporu almaları şartı ile yarışmaya katılabilecek. 18 Yaşından küçük sporcuların taahhütnameleri velileri tarafından imzalanacak.

Parkur trafiğe kapatılacak

Yarışma süresi 1 saat 30 dakika olacak. Büyükler kategorisinde dönüş noktasına 45 dakika içerisinde gelemeyen sporcular araçlara alınacak. Yarışmaların startı, 10 Mart Pazar günü saat 09: 00’da tüm kategorilerle birlikte verileceğinden parkur trafiğe kapatılacak. Bu nedenle bir gün önce göğüs numarası alan tüm sporcuların saat 08: 00’de Hicri Sezen Meydanı’nda hazır bulunması gerekiyor. Yarışmalar sonunda yarışmayı tamamlayan her sporcuya bitiş anında katılım madalyası verilecek. WA’nın ilgili kuralı gereği yarışmacılar göğüs numaralarını herhangi bir şekilde katlamadan, kesmeden, üzerindeki tüm rakam ve yazıların görülebileceği şekilde göğüslerine takmalıdır. Çıkış anında hakemlerce yapılacak kontrollerde aksi uygulamalarda bulunan sporcular yarışmaya alınmayacak. Odunpazarı Belediyesi, Şükrü Saban Yol Koşunda ilk altıya giren başarılı sporculara para ödülü verecek. Şükrü Saban Yol Koşunda 1’inci olana 2 bin lira, 2’nci olana bin 500 lira, 3’inci olana 1000 lira, 4’üncü olana 800 lira, 5’inci olana 600 ve 6’ncı olana ise 400 lira ödül verilecek. Yarışmaların Ödül Töreni Hicri Sezen Meydanı’nda saat 11: 00’de yapılacak. İlk 6’ya girdiği halde kürsüye gelmeyen sporculara ödülü verilmeyecek.

Şükrü Saban yol koşusunu düzenlemekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz

Şükrü Saban Yol Koşusu ile ilgili konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Biz vefa bilen insanlarız. Daha önce de yaptığımız halı saha ve spor komplekslerine Efsanelerin isimlerini verdik. Ben, insanların öldükten sonra değil onlar yaşarken onure edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eskişehirli hemşerimiz başarıları ile gurur duyduğumuz milli atletimiz Şükrü Saban adına Türkiye Atletizm Federasyonu ile birlikte yol koşusu düzeliyoruz. Şükrü Saban Yol Koşusunu düzenlemekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz. Şükrü Saban Yol Koşusuna katılacak sporculara şimdiden başarılar diliyorum” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/odunpazari-belediyesi-sukru-saban-yol-kosusu-duzenliyor/feed/ 0
Marmara Denizi’nde batan geminin kayıp mürettebatı için arama çalışmaları devam ediyor https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-kayip-murettebati-icin-arama-calismalari-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-kayip-murettebati-icin-arama-calismalari-devam-ediyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:48:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12329 MARMARA Denizi’nde seyir halindeyken Bursa’nın Karacabey ilçesinin 4 mil açığında, İmralı Adası’nın güneybatısında batan BATUHAN A adlı geminin kayıp 4 mürettebatını arama çalışmaları, 12’nci gününde 630 personelle deniz, hava ve karadan devam ediyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının çalışmalarına son vermesiyle, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurları devreye girdi. 21 dalgıç, Nene Hatun Gemisi’nden batığa dalış gerçekleştiriyor. Gemi enkazında ve su yüzeyindeki aramalarda, mürettebata ait olduğu değerlendirilen cüzdan ve ayakkabı ile pantolon, gömlek, mayo gibi kıyafetler ve battaniye bulunurken, eşyaların kime ait olduğu inceleme sonucu belirlenecek.

Marmara Adası Badalan Limanı’ndan, Gemlik Limanı’na gitmek üzere 14 Şubat’ta saat 20.30’da kalkan, 1250 ton mermer tozu yüklü BATUHAN A adlı gemiden, 15 Şubat’ta saat 06.32’de alınan acil durum sinyali, saat 07.12’de kesildi. Karacabey ilçesinin kuzeyinde 4 mil açıkta batan gemiyi arama kurtarma çalışmalarını koordine etmek için Mudanya ve Karacabey ilçelerinde Bursa Valisi Mahmut Demirtaş başkanlığında kriz merkezi oluşturuldu. AFAD, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik, deniz polisi, jandarma, UMKE, ANDA, AKUT ve NAK ekipleri tarafından toplam 6 kurtarma botu, 28 araç ve 1 Sahil Güvenlik korvetinden oluşan 275 personelle kurtarma çalışmaları başlatıldı. Arama kurtarma faaliyetlerine 1 Sahil Güvenlik korveti, 3 Sahil Güvenlik botu, 1 Sahil Güvenlik helikopteri, 1 Sahil Güvenlik uçağı, 1 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı keşif karakol uçağı, 2 Kıyı Emniyet botu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arama kurtarma gemisi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı mayın gemisi, ROV cihazı bulunan deniz polisi ekibi ve Kıyı Emniyeti’nin unsuru olan Nene Hatun römorkörü ile RHIB bot da katıldı.

51 METRE DERİNLİKTE TESPİT EDİLDİ

İzmit Körfezi’ndeki araştırma gemisi TCG ÇUBUKLU ile Erdek Deniz Üs Komutanlığı’nda görevli mayın avlama gemisi TCG AYVALIK ile Karadeniz açıklarındaki arama-kurtarma gemisi TCG AKIN da destek için bölgeye ulaştı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 Seahawk helikopteri Çanakkale Deniz Hava Üs Komutanlığı’nda, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 AS532 tipi helikopter de bölgeye hareket etmek üzere Eskişehir 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda hazır bekletilirken, Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, BATUHAN A isimli kargo gemisindeki 6 mürettebatı arama kurtarma çalışmalarına destek sağlayan Deniz Kuvvetleri’nin, sonar cihazıyla gemiyi 51 metre derinlikte tespit ettiği belirtildi.

AŞÇI VE YAĞCININ CENAZESİ GEMİDE BULUNDU

Su altından kaydedilen görüntülerde, geminin yan yatmadığı ve seyir halindeymiş gibi batıp deniz tabanına düz şekilde oturduğu görüldü. Battığı pozisyonla, arama kurtarma çalışmalarını kolaylaştırabildiği değerlendirilen geminin 3 boyutlu modellemesi yapıldı. Sonar cihazlı incelemede kayıp 6 mürettebattan 2’sinin gemi enkazında olduğu tespit edildi. Aramaların 3’üncü gününde, TCG AKIN’dan kayıp gemiye ulaşmak için ilk dalış yapıldı. Karacabey ilçesi Kurşunlu Mahallesi sahiline 7 kilometre mesafedeki dalışta, kayıp 6 mürettebattan aşçı Zeynep Kılınç’ın (33) cenazesine, olaydan 56 saat sonra ulaşıldı. Kaptan köşkünde cenazesi bulunan ve geminin dümeninde olduğu değerlendirilen Kılınç, Adana’da toprağa verildi. Özel eğitimli dalgıçlar ile SAS komandolarının TCG AKIN’dan gerçekleştirdiği dalışlarda, 6’ncı günde de batık geminin makine dairesine ulaşıldı. Kapısı güçlükle açılan makine dairesinin girişinde, gemide yağcı olarak görev yapan Hüseyin Tutuk’un (40) cenazesi bulundu. Olaydan 128 saat sonra bulunan ve Manisa’nın Turgutlu ilçesinde toprağa verilen Tutuk, ailesine gönderdiği son görüntülerde, geminin su aldığını söyleyip o anları kaydetti. O anlarda, 6 saattir aynı yerde beklediklerini söyleyen Tutuk’un, eşine, saat 06.09’da internetten, içinde bulundukları durum hakkında mesaj yazdığı ve saat 06.19’da video paylaşımında bulunduğu belirlendi.

SAS KOMANDOLARI MAKİNE DAİRESİNİN KAPISINI KIRARAK GİRDİ

SAS komandolarının 6’ncı günde, kapısını kırarak girdiği ve yağcı Hüseyin Tutuk’un cenazesini bulduğu makine dairesindeki arama çalışmaları 5 gün boyunca aralıksız sürdü. Olası kaza ya da batma durumu düşünülmeyip, gemideki eşyaların sabitlenmemesi nedeniyle, depremde olduğu gibi sarsılmayla devrilen dolaplar alanı daraltırken, çalışmalar güçlükle yürütüldü. Karanlık olan ve alan darlığı nedeniyle görüş mesafesinin sıfır olduğu makine dairesinde dalgıçlar çalışmalarını elle yürüttü. Ancak defalarca aranan makine dairesinde de kayıp mürettebatın izine rastlanmadı.

Karacabey ilçesi Kurşunlu Mahallesi’nde bekleyişlerini sürdüren mürettebat yakınlarının, gemide işaret ettiği yerlerin de arandığı ancak buralardan da bir sonuç alınamadığı öğrenildi.

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI UNSURLARI DÖNDÜ

Arama çalışmalarının 11’inci gününde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları, çalışmalarını sonlandırdı. TCG AKIN’dan 36 baş dalış gerçekleştiren Deniz Kuvvetleri Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı’nın özel eğitimli birinci sınıf 19 dalgıcı ile Sualtı Savunma Grup Komutanlığı’na (SAS) bağlı 4 dalgıç, toplamda 44 saat dalış gerçekleştirip, 14 saat 14 dakika dipte kaldı. 91 saat 31 dakika da ROV dalışı yapılarak, geminin enkazını 4 kez arayan Deniz Kuvvetleri unsurları, çalışmalarını sonlandırarak dün saat 02.29’da TCG AKIN’la birlikte batığın üzerinden ayrıldı.

NENE HATUN DEVREDE; HALEN 630 PERSONEL ÇALIŞIYOR

Kayıp mürettebatın yakınlarının talebi üzerine 11’inci günde Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsuru olan Nene Hatun Gemisi çalışma başlattı. İlk günden itibaren cihazlarla su üstü ve dip taraması gerçekleştiren dalgıçlar, arama çalışmalarının 12’nci gününde batık gemiye dalış gerçekleştirdi. Gemi enkazında ve su yüzeyindeki aramalarda, mürettebata ait olduğu değerlendirilen cüzdan ve ayakkabı ile pantolon, gömlek gibi kıyafetler bulunurken, eşyaların kime ait olduğu inceleme sonucu belirlenecek.

Kayıp 4 mürettebatı arama çalışmaları karadan da sürdürülüyor. Karacabey ve Gemlik sahilleri ile Balıkesir’in Bandırma ilçesi sahil şeridinde su üstünde ve karada yürütülen çalışmalar, 10 jandarma asayiş timi, 1 JAK timi, 1 JÖH timi, 2 trafik timi, 1 motor timi, 2 JASAT timi, 1 OYİ timi, 5 eğitimli köpek, 146 araç, 10 dron, 1 uçak, 1 helikopter, 6 gemi, 17 bot, 14 balıkçı teknesi, 3 römorkör, 1 ROV, 1 SONAR cihazı olmak üzere 630 personelle devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-kayip-murettebati-icin-arama-calismalari-devam-ediyor/feed/ 0
İmamoğlu’ndan “Patronu Belli Kumpas” Tepkisi: “Sizin O İftira Kampanyalarınız Bende Toz Zerresi Kadar Leke Bırakmaz. İşinize Bakın” https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/ https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:09:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12165 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca’da düzenlenen halk buluşmasında; AKP’nin İBB Başkanı adayı Murat Kurum’u işaret ederek “Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Siz bu videoları, bir önceki seçimden hatırlıyorsunuz. Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte Çatalca Avrupa Yakası Müteferrik 1 İçme Suyu Temel Atma Töreni’ne ve halk buluşmasına katıldı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki kalabalığa seslenen İmamoğlu; AKP’li Çatalca Belediye Başkanı’nın, ilçede yaptıkları hiçbir temel atma törenine veya etkinliğe katılmadığını söyledi. İmamoğlu, şöyle konuştu:

“BU MAKAMIN SAHİBİ, BU ŞEHRİN 16 MİLYON İNSANI”

Ben hayata şöyle bakıyorum. Bu makamlar gelir geçer. Benim şu anda bulunduğum makam, çok kutlu bir makam. Kadim şehrimizin önemli bir makamı. Bu makamın sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı. Çatalca’nın belediye başkanlığı makamının da sahibi Çatalcalılar. Bazıları şöyle düşünüyor olabilir. O makam, ona kimin tarafından verildiyse o makamın sahibi de o zannediyor olabilir. Değil sevgili kardeşim. Makam, milletin. Millete ait olan makamın hakkını verirken insanların siyaseti, şusu busu seçimden öncesinde kalır. Seçim biter, sonra hizmet yolculuğu başlar. Bu hükümet atmosferi değiştirdi. Bunlar iklimi, ahlakı değiştirdi ama onların ortaya koyduğu ahlak, iyi ahlak değil. Onun peşinden gidenin hali yaman. Biz, milletin yolunun peşinden gidiyoruz. Bizim yolumuz o.

KANAL İSTANBUL FELAKETİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Çatalca’nın tarım alanlarına, ormanlarına, Çatalca’nın güzelim doğasına, meralarına göz dikmiş birileri de var. Tarıma saygı duymayan birileri de var. Ağızlarına almasalar da Kanal İstanbul denen ihanet projesiyle beraber Silivri’ye, Çatalca’ya uzanan alanları kontrolsüz bir biçimde, dehşet bir sürece taşıma gayretinde olanlar var. Bu, İstanbul’un sonu demek olur. Onlara karşı çok uyanık olmak ve el birliğiyle karşı durmak mecburiyetindeyiz. Bunlar ‘Gündemimizde yok’ diyorlar. Sakın inanmayın. Bunlar, seçimden önce her kılığa girerler. Bunlar, her türlü renge bürünürler. Bunlar, asıl niyetlerini gizlemeye çalışan insanlar ama ilk fırsatta harekete geçirecekler. Zaten ‘Yapmayacağız’ demiyorlar, diyemiyorlar. Öyle çevrelere öyle sözler, öyle vaatler verdiler ki yapmak mecburiyetindeler. Onun için sandıkta ne olacağız? Birlik olacağız. Kanal İstanbul denen büyük doğal felaket kaynağını, milli güvenlik sorununu bu milletin başına açmalarına izin vermeyeceğiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Onlar talanla, yalanla, iftirayla hayatlarını sürdürsünler. Onlar israfla gündeme geldiler. Biz, icraatla gündeme geldik.

MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAHA ÇOK DAĞITACAĞIZ

Onların döneminde hangi parselde kime daha fazla imar verilirdi, öyle konuşuldu. Biz ise 4,5 yıldır Halk Süt’le, Anne Kart’la, kreşlerle, eğitim desteği ve burslarıyla… 100 bin üniversite gencine bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber -helali hoş olsun- 7 bin 500 lira burs verdik bu sene. Seneye 100 bin gencimize 15’er bin lira vereceğiz. Bu zor, dar günlerde başımıza yoksulluğu bela etti bu hükümet. Paramızı pul etti. Emeklimizi fakir eyledi. Biz elimizden gelen katkıyı, fedakarlığı yapacağız. Niye, biliyor musunuz? Onların derdi başka ama bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha çok dağıtacağız. Tek asgari ücretle geçinen evlere, tek emekli maaşıyla geçinen evlere yıllık 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bu haneler, Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde bir ekmeğini alacak. Tek asgari ücretle geçinen hanelerdeki bir kişiye tam 10 bin lira da ulaşım desteği vereceğiz. Yeni evli çiftlere, evlenecek çiftlere sağlamakta olduğumuz evlilik desteğini -ki biz başlattık- 30 bin liraya çıkaracağız. Bunu İstanbul genelinde, bu 5 yılda 100 bin çifte çıkaracağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız.

İSTANBUL’UN YENİDEN İHANETE DÖNMEYE TAHAMMÜLÜ YOK

Sözüm ona bu arkadaşlar, bu kampanyada sadece İstanbul konuşacaklardı. Böyle dediler, hatırlayın. Daha birkaç hafta dayanabildiler, hemen su kaynattılar, hemen kayış attılar. Çünkü görüyorlar, İstanbul başardı. Hep birlikte israfı bitirdik, hizmeti getirdik. Bundan geri dönüş yok. İstanbul’un yeniden ihmale, ihanete, israfa dönmeye tahammülü yok, dönmeyecek. Eşitlik ve adalet yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik ve kardeşlik yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hazır mıyız? Birlikten, kardeşlikten söz açılmışken şimdi biraz sizlerle dertleşmek istiyorum. Bakın, 5 yıldır konuşmalarımı dinliyorsunuz, tavrımı biliyorsunuz. Soruyorum, Allah aşkına, benim bir gün -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inanca sahip olursa olsun, fark etmez- bir kişiye ayrımcılık yaptığımı ya da ötekileştirdiğimi gördünüz mü? Bana her gün hakaret eden siyasi rakiplerimin, bir gün bile onların vatanseverliğini ya da onların inancını sorguladığımı işittiniz mi? Kıskanıyorlar, doğru. Çekemiyorlar. Kimse, kendisine karşı böyle bir şey yapılmasını hoş karşılamaz. O zaman kendisine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapmayacaksın.

EŞ ZAMANLI BİR OPERASYON BAŞLADI

Bunları niye söylüyorum? Çok eş zamanlı bir operasyon başladı. Yeni yeni filizlendirmeye çalışıyorlar. Operasyonun sahibini de belli ediyor. Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu. Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş, terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Rakibimin açıklamalarıyla eşgüdümlü başladı. Altını çiziyorum bunun. Rastgele değil. Peki, siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimde, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp kumpası nasıl itiraf etmişti? Ne demişti? ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın.

ATA’YA HAKARET ETMEK BUNLARIN DÖNEMİNDE SERBESTLEŞTİ

Bunlar, bu milletin milli duygularını, inancını rencide edecek seviyede ne yazık ki her şeyi alet ediyorlar. Bunlara söylüyorum, buradan sesleniyorum. Ben, sizin gibi günübirlik Atatürkçü değilim. Çıkıyor bir meczup; bize, yüzümüze, gözümüzün içine baka baka Atatürk’e hakaret ediyor. O meczup hakaret ediyor ama kimsenin çıtı çıkmıyor. Herkes bir anda lal oluyor. Ağzını açan yok. Ata’ya hakaret etmek, küfretmek ne yazık ki bunların döneminde serbestleşti. Bu meczup gibiler bir de bize Osmanlı dersi vermeye kalkıyor. Sen kim, Osmanlı kim? Sen ne anlarsın Osmanlı’dan? Osmanlı da bizim, sarı saçlı, mavi gözlü lider de bizim liderimiz. Bunu buradan bilin. Bu yeminli Atatürk düşmanlarını bu iktidar, sadece bu tür durumlarda uzaktan izlemiyor. Ne yapıyor, biliyor musunuz? Onlara destek de oluyor hem de öyle az buz destek değil.

KÜFÜRBAZ ATATÜRK DÜŞMANI, ONLARIN SİYASİ YOL ARKADAŞI

Şimdi bilmediğiniz şeyler söyleyeceğim. O küfürbaz Atatürk düşmanı, onların siyasi yol arkadaşı. Doğru mu? Yetmedi. Atatürk’e küfreden o adamın oğlu, hala partilerinin milletvekili. Yetmedi. Damadı Sakarya Çevre İl Müdürü. Yetmedi. Abisini bir şirketin başına kayyum atadınız. Diğer oğlunu da Kocaeli İşkur İl Müdürü yaptınız. Aileye bak. Yetmedi. Abisinin damadı da eski milletvekili. Hani şu ‘Yeliz’ var ya… O işte, o arkadaş. Bakın, işte sizin liyakat anlayışınız. Atatürk’e hakaret edenlerin sülalesine üst düzey kamu görevleri vermek mi sizin Atatürkçülüğünüz? Vatanseverliğiniz bu mu? Siz, bu halkın çocuklarının hak ettikleri makama gelmesini istemeyenlersiniz. Bu anneler, bu hanımefendiler, bu çocuklarını, bu sıraladığım insanlardan katbekat daha iyi yetiştiriyor ama sizin tek derdiniz, bir avuç insan ve onların aileleri. Bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Bizim derdimiz 16 milyonun, milletin evlatları. Onun için siz, partizanlıkla milyonlarca gencin hakkını gasp edenlersiniz. Siz, alın teriyle başarı zincirini kırarak bu toplumun dengesini bozan bir yapısınız. Aileye bakın. Babası bunlardan milletvekili. Oğlu milletvekili. Damadı milletvekili. Diğer oğlu genel müdür. Damadı genel müdür. Abisi kayyum genel müdürü. Ne mübarek aile, değil mi? Bir de bu memleketin başının tacına hakaret edecek, küfredecek… Devletin bir tane kurumu bile harekete geçmedi. Yazıklar olsun size.

EKREM İMAMOĞLU’YLA UĞRAŞMAYI BIRAKACAKLAR

2015 yılında, bunların zamanında Çatalca’da, KİPTAŞ konutlarının 100’den fazlası, bunların partili yandaşlarına dağıtıldı. Kimler yok, kimler… Şimdi milletvekili yaptıkları Kadın Kolu Başkanı var. Belediye başkanlarının oğlu var. Başkan yardımcısının kızı var. Vakıflarının yöneticileri var. Zaten deprem olur, deprem konutunda kurada her nedense o kura milletvekiline çıkar. Bugün de buraya gelirken okudum. TOKİ’nin alt gelir seviyesi için yaptığı ‘İlk evim arsa’ projesinden arsa bilin bakalım kime çıkmış… AK Parti milletvekiline yine. İşte bunların gerçek yüzü bu. Bu saltanatı kim yerle bir edecek, biliyor musunuz? Vicdanlı ve hakkını koruyan milyonlarca genç, yerle bir edecek. Hem de ne zaman, biliyor musunuz? Çok uzak değil. Sadece 35 gün sonra. 31 Mart’ta hep beraber bunlara öyle bir ders vereceğiz ki, milleti tehdit etmeyi bırakacaklar. Onları, milletin hizmetkarı yapacağız. Hep beraber yapacağız. Seçimde öyle bir ders alacaklar ki, kalan zamanlarında enflasyonu düşürmek için uğraşacaklar. Kalan zamanlarında, berbat ettikleri ekonomiyi, maliyet artışlarını, dibe vuran asgari ücreti düzeltme gayretinde olacaklar. Bunlara halkımız, hangi partiden olursa olsun İstanbul İttifakı, milletimizin o güçlü vicdan birliği, öyle bir ders verecek ki, sandıktan bir gün sonra tutuşup hükümet işlerine koşacaklar. Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı bırakacaklar.

HEP BİRLİKTE KAZANALIM

Sevgili Çatalcalılar; bu şehrin çocuklarına, bu şehrin gençlerine, bu şehrin saygıdeğer annelerine, hanımefendilerine, dar gelirlilerine, emeklilerine sahip çıkanı seçin. Güzel günler için bir kez daha birlik olun. Birlik olun hepimiz için, hep birlikte kazanalım. Haydi İstanbul, tam yol ileri. Ben, bu şehrin Erhan Bey’le gençleşeceğine, enerjisini bulacağına, sokakta, caddede, pazarda onunla birlikte hizmet üreten bir belediye başkanı olacağına, ahlakına, erdemine, iş yapma çalışkanlığına kefilim. Çatalca’da Erhan Güzel’e oy vermek için hazır mıyız? Meclise de oy istiyoruz. İstanbul’a da oy istiyoruz. Her şey çok güzel olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/feed/ 0
Ümit Karan: Türkiye’nin yabancı oyuncu çöplüğü haline geldi https://www.haber60.com.tr/umit-karan-turkiyenin-yabanci-oyuncu-coplugu-haline-geldi/ https://www.haber60.com.tr/umit-karan-turkiyenin-yabanci-oyuncu-coplugu-haline-geldi/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:48:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12033 Akdeniz Üniversitesi tarafından organize edilen Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF) 2024 etkinliğine konuk olan eski futbolcu Ümit Karan, Türkiye’nin yabancı oyuncu çöplüğü haline geldiğini söyleyerek, “Bizim paramızı yiyorlar, Türkiye yabancı oyuncu çöplüğü haline geldi. Adana, Mersin, Diyarbakır, Van’a gidin, 85 milyon nüfusumuz var. Ülkemizde yeteri kadar futbolcu, yetenekli gençlerimiz var” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda her yıl düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında yer alan, Güney Kariyer Fuarı, bu yıl 23-24 Şubat tarihlerinde Akdeniz Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Antalya Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Bölgedeki 12 paydaş üniversite ile birlikte düzenlenen etkinlik, mülakatlar, eğitimler, seminerler, örnek olay çalışmaları ve atölye çalışmaları gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Ayrıca organizasyona kamu kurum ve kuruluşları, kamu niteliğindeki meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör firmaları da katıldı.

İş ve staj imkanı sunuldu

Katılımcılara iş ve staj imkanlarının sunulduğu fuara, kamu ve özel sektörden 300’ün üzerinde firma ile 13 üniversiteden 50 binden fazla öğrenci/mezun katıldı. Bu yıl genel katılıma da açık olarak organize edilen fuara, öğrenciler ve mezunlar Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi platformu adresinden kayıt yaparak aldıkları QR kodlar ile giriş yaptı.

Ümit karan GÜNKAF ziyaretçileriyle buluştu

Eski futbolcu Ümit Karan Akdeniz Üniversitesi tarafından organize edilen Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF) 2024 etkinliğine konuk oldu. Çeşitli etkinliklerle iki gün boyunca kariyerine yön veren öğrenciler, Ümit Karan’ın konuk olduğu söyleşiye yoğun ilgi gösterdi. Futbol hayatı hakkında en çok merak edilen soruları içtenlikle cevaplayan Karan yaklaşık bir saat süren etkinlikte yaptığı esprilerle dinleyicileri kahkahaya boğdu. Futbol yaşamı, Survivor Türkiye, menajerlik, teknik direktörlük anılarını anlatan Karan, Fenerbahçe’den teklif aldığı ama kabul etmediğini, fanatik Galatasaraylı olduğunu vurguladı. Karan, en mutlu olduğu gol hangisi diye sorulunca da, “Fenerbahçe’ye attığım goller” dedi.

Ümit Karan: “Türkiye’nin yabancı oyuncu çöplüğü haline geldi”

Sahneye kadın futbol takımı ile birlikte çıkan, fırsat buldukça kadın futbol takımlarına destek verdiğini söyleyen Ümit Karan, “Teknik direktörlük Türkiye’de çok zor, çok fazla futbol kulübü var, Youtube’dan iyi para kazanıyoruz. Biz varken Arda Turan mı vardı, asistlik yaptı, geldikten sonra her zaman kaybettik. Lincoln çok iyi oyuncuydu, severek oynadığım bir futbolcu” diye konuştu. Futbolculuk, yorumculuk dışında Almanya doğumlu olduğu için Beatbox yeteneğine sahip olduğunu da belirten Karan, Türkiye’nin yabancı oyuncu çöplüğü haline geldiğini söyleyerek, “Bizim paramızı yiyorlar, Türkiye yabancı oyuncu çöplüğü haline geldi. Adana, Mersin, Diyarbakır, Van’a gidin, 85 milyon nüfusumuz var. 3 bin Euroluk futbolcudan bin Euro kazanmaktansa 300 bin Euroluk oyuncudan 100 bin Euro kazanmanın peşindeler. Ülkemizde yeteri kadar futbolcu, yetenekli gençlerimiz var” diye konuştu.

“Biz kariyer yaptık ama sporcu olarak yaptık”

Karan’a, etkinliğin sonunda Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen tarafından günün anısı için özel hazırlanan plaket takdim edildi. Etkinliğin sonunda dinleyicilerle bol bol anı fotoğrafı çektiren, forma imzalayan Ümit Karan, kuliste Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’la bir araya geldi. Çalışmalarına destek verdiği kadın futbol takımı ile Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı ziyaret eden Karan, fuar daveti için teşekkür etti.

Fuar kapsamında gerçekleştirdiği söyleşiden sonra Güney Kariyer Fuarı hakkında duygularını da açıklayan Ümit Karan, “Bütün Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin bu gibi kariyer fuarlarına katılması gerekiyor. Çünkü gelecek bizim geleceğimiz. Bizim vereceğimiz örnekler çok önemli ama doktor arkadaşlarımız, mimarlar, iç mimarlarla öğrencilerin buluşması çok anlamlı. Bence buradaki öğrenciler, geleceğini kendinde bulabileceğini düşünüyorum. Bence her üniversite en iyi bir şekilde kariyer fuarı yapması gerekiyor. Biz kariyer yaptık ama sporcu olarak yaptık. Okuyan bütün öğrencilerin iyi bir kariyer çizmesi lazım. Bütün öğrencileri çok seviyorum. Burada takım ayrımı yapmıyorum, onu da belirtmek istiyorum. Onlar da bizi seviyorlar, hepsine çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir sohbet oldu, çok keyif aldım” diye konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/umit-karan-turkiyenin-yabanci-oyuncu-coplugu-haline-geldi/feed/ 0
Murat Kurum: CHP İstanbul’u Kandil uzlaşısıyla paylaşmak istiyor https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-chp-istanbulu-kandil-uzlasisiyla-paylasmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-chp-istanbulu-kandil-uzlasisiyla-paylasmak-istiyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 23:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11823 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Bunlar (CHP) Fatih’in emaneti İstanbul’u Kandil uzlaşısıyla paylaşmak istemektedirler. Her gün pazarlıklar yapılmakta, meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtılmaktadır.” dedi.

İBB Başkan adayı Kurum, Sancaktepe’deki Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Sivaslılar Buluşması etkinliğine katıldı.

Kurum, tüm İslam aleminin Berat Kandilini kutlayarak başladığı konuşmasında, bu mübarek gecenin İslam dünyasındaki tüm mazlumların kurtuluşuna vesile olması dileğini paylaştı.

“Bir gün elbette Kudüs özgür kalacak”

Mübarek günde en büyük dualarını, 7 Ekim’den bu yana on binlerce masumun katledildiği Gazze’nin bir an önce özgürlüğüne kavuşmasına ettiklerini aktaran Kurum, “Kundaktaki bebekleri öldüren, sokaktaki çocukları katleden İsrail’i, Sancaktepe’den bir kez daha lanetliyorum. Zulümle abad olunmaz. Bir gün elbette Kudüs özgür kalacak. Bir gün elbette Gazze’nin kumsallarında çocukların kahkahalarını yeniden duyacağız.” diye konuştu.

Katılımcılarla Filistin’in özgürlüğü için dua eden Kurum, katılımcılara Sivas’ın en büyük destekçisi, Anadolu aşığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini ilettiğini söyledi.

Kurum, Büyük Birlik Partisinin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak, “Bu anlamlı buluşma vesilesiyle ömrü boyunca dik duruşunu bozmayan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle, özlemle, saygıyla yad ediyorum. Muhsin ağabeyimiz, yüreği milleti için çarpan, bütün mesaisini canından öte çok sevdiği vatanı için harcayan yiğitti. Allah mekanını cennet eylesin.” ifadelerini kullandı.

“Kandil ittifakının bayrakları meydanda sallandı”

Sivas’ın istiklalin, Cumhuriyet’in teminatı olduğunu, Sivas’a tam 30 dev eser armağan ettiklerini ve Sivaslıların desteklerini aldıklarını anlatan Kurum, şöyle devam etti:

“Daha dün burada Sancaktepe’de ne yaptıklarını gördük. Medyaya da yansıdı; kurdukları Kandil ittifakının bayrakları meydanda sallandı. İnanın artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Kandil ittifakının küçük ortağı da bunu ayan beyan itiraf etti. Artık gizledikleri ittifak tamamen gün yüzüne çıktı. Bunlar Fatih’in emaneti İstanbul’u Kandil uzlaşısıyla paylaşmak istemektedirler. Her gün pazarlıklar yapılmakta, meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur. Siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapmaktadır.”

İstanbul’da 1 Nisan’dan itibaren yükseliş dönemini başlatacakları sözünü veren Kurum, Samandıra kavşağı ile Kurtköy kavşağı arası TEM kuzey-güney yan yollarını ivedilikle yapacaklarını, Sancaktepe ve Sultanbeyli ilçesi TEM bağlantısını yaparak bölgedeki trafik yükünü azaltacaklarını, ilçedeki metro hattını tekrar ihale ederek hızlıca tamamlayacaklarını bildirdi.

Projeleri hızlıca uygulamaya alacaklarını söyleyen Kurum, “Ben bunların iş ahlakını biliyorum. Panoları çekerler, panoların üstüne boy boy resimleri yapıştırırlar ve zannedersiniz ki orada iş yapılıyor. Arkada çalışan yok, arkada üreten yok, arkada İstanbul için dertlenen yok. Maalesef İstanbul’un işte son 5 yılı bu anlayışla geçti. Kendi emelleri için, kendi ikballeri için İstanbul’un kaynaklarını bir bir harcadılar. Gidip baktığınızda İstanbul’un geleceği adına iş yapmaları gerekenler hep kendi gelecekleri adına ikbal peşine düştüler, İstanbul’un bütçesini kendi ikballeri için harcadılar.” değerlendirmesinde bulundu.

“İstanbulluyu, İstanbulluları aldatmaya kalkmasınlar”

Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, bir gazetecinin ittifak eleştirilerini sorması üzerine, “İttifakı her yerde görüyoruz zaten. Yani meclis üyelerinin dağıtıldığı, başkanların pazarlık konusu edildiği bir ittifakla karşı karşıyayız. Burada işaret de Kandil’den gelmiştir. O yüzden adı, ‘kent uzlaşısı’ değil, ‘Kandil uzlaşısıdır.’ Bu ittifakı gizlemek adına da bir çaba içerisindeler ama milletimiz ayan beyan her şeyi görüyor.” diye konuştu.

Murat Kurum, Sancaktepe’deki organizasyonda iki partinin de bayraklarının sallandığını net bir şekilde gördüklerini ve bunun gizlemeye çalıştıkları ittifakı açıkça ortaya koyduğunu da aktararak, “Daha önce biliyorsunuz DEM’den bir aday çıkacaktı sonra Kandil’den gelen talimatla birlikte o aday geri çekildi. Ardından ismine ‘kent uzlaşısı’ dedikleri ve ittifakı bölücü terör örgütü liderlerinden, sözde liderlerinden olan birisinin talimatıyla ittifakın işaret edildiğini de tüm Türkiye, tüm dünya duydu. Dolayısıyla bu ittifak gerçek, yaptıkları bir ittifaktır. İmamoğlu, Kandil uzlaşısının adayıdır ve bu ittifakın adı da Kandil ittifakıdır.” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’u kimseye parçalatmayacağız, böldürmeyeceğiz”

Bir gazetecinin, “İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirileri iftira olarak değerlendirdiğini” söylemesi üzerine Kurum, “İstanbul’a, Sancaktepe’ye bir eser mi yaptınız? İstanbul’a bir hizmet mi getirdiniz ki söyleyeceksiniz? Söyleyebileceğiniz hiçbir şey olmadığı için ancak işte böyle bahaneler, iftiralar, dedikodular…Farklı gündemlerle İstanbul’u meşgul ettiniz 5 yıl. Yeter, maskeniz düştü, İstanbullular gördü. CHP’yi birbirine kattınız, İstanbul’a hizmet etmediniz, İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için harcadınız ve bölme, parçalama konusunda gerçekten yetkinsiniz ama biz İstanbul’u kimseye parçalatmayacağız, böldürmeyeceğiz.” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun, “Başkanlığı döneminde ilk defa davet aldığı ve Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı açılışına katılacağı” söylemini de yanıtlayan Kurum, şöyle devam etti:

“Tabii ki biz Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın yaptığı metro açılışına gideceğiz ve büyük bir coşkuyla da inşallah İstanbullu kardeşlerimizle birlikte olacağız. Şimdi başkan İstanbul’da yaşamadığı için hayali davetler yapıyor kendi kendine. Ben dün bakanımızla beraberdim, kendisine herhangi bir davet yapılmamış. Zaten 5 yıldır yeni mi aklı başına gelmiş? Yani 5 yıldır hiçbir protokole uymayan, bu manada İstanbul’un hizmetlerinden mutlu olamayan bir başkandan bahsediyoruz. Bugün kalkmış ne hikmetse yine bir polemik ve plan peşinde, oradaki gündemi değiştirme peşinde, ‘Davet edildim, edilmedim.’ Yani davet edilsen ne olur, edilmesen ne olur? Sen 5 yıldır zaten İstanbul’u üzdün, İstanbul için hiçbir yatırımı yapmadın. Şimdi kalkmış efendim ‘davet edildim, edilmedim’ siyaseti yapıyorsun. Ne siyasetidir bu? Şimdi ya git işine bak. Hepimiz seni öğrendik, ne yapmaya çalıştığını da biliyoruz. Boşuna böyle farklı senaryolar, işte öyle ajanslar üzerinden siyasi tezgahlar ve senaryolar üzerinden İstanbulluyu, İstanbulluları aldatmaya kalkmasınlar. Dolayısıyla işiniz varsa, bir hizmetiniz varsa onu göğsünüzü gere gere anlatabilirsiniz.”

Çocuklara oyuncak hediye etti

Metro açılışına gidip milletin mutluluğuna şahit olacaklarını, o inşaatta alın terleri, mücadeleleri olduğunu vurgulayan Kurum, “Ekrem Bey’e tavsiyemiz davet edilmediği metro açılışına gideceğine gelip Sancaktepe’de hafriyat döktüğü metronun ihalesini yapsın, burada törenini yapsın, biz de gelelim, Sancaktepe Belediye Başkanımız da gelsin. Yani gereksiz polemiklere gireceğine o hafriyat döktükleri, iptal ettikleri metro tünellerini açsınlar, kara yolu tünellerini açsınlar. Gereksiz yere İstanbul’un gündemini meşgul etmesinler.” şeklinde konuştu.

Kurum daha sonra seçim otobüsüyle Yenidoğan Mahallesi’nde gezerek seçmenlere seslendi, çocuklara oyuncak hediye etti.

Sancaktepe programına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, AK Parti İstanbul Milletvekilleri İsmail Erdem ve Adem Yıldırım, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-chp-istanbulu-kandil-uzlasisiyla-paylasmak-istiyor/feed/ 0
Bolu’da yaşayan üçüz kardeşler Türkiye ve dünyayı geziyor https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/ https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11679 Bolu’da yaşayan 24 yaşındaki üçüz kardeşler Furkan, Gürkan ve Serkan Özalp, kendi imkanlarıyla 6 yıl önce başladıkları seyahatleri kapsamında Türkiye’nin birçok ilinin yanı sıra dünyada farklı ülkeleri geziyor.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunu Gürkan, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesinde eğitimini tamamlayan Serkan ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü son sınıf öğrencisi Furkan Özalp, 2018 yılında arkadaşlarıyla tatil yapmak için İzmir’e gitti.

Beraber tatil yapmanın ve seyahat etmenin farklı bir duygu olduğunu keşfeden üçüzler, Türkiye’yi ve dünyayı gezmeye karar verdi.

Seyahatlerine otostop çekerek Ege kasabalarıyla başlayan üçüzler, çadır kurarak konaklama ihtiyaçlarını karşıladı.

Daha sonra yurt içi konaklamalarında Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtlarda ücretsiz konaklama imkanı sunduğu “Seyahatsever” projesinden faydalanan gençler, bu sayede Türkiye’nin birçok ilini gezdi.

Ucuz bilet buldukları uçakla ve farklı ulaşım yollarıyla bazı ülkelere de giden üç kardeş, gezip gördükleri yerleri sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Yılın büyük bölümü evden uzak olmaları nedeniyle aileleriyle kısıtlı zaman geçiren üçüzler, imkanları dahilinde seyahatlerini sürdürmek istiyor.

“Seyahatsever projesi büyük avantaj”

Furkan Özalp, AA muhabirine, kardeşleri ve arkadaş grubuyla başlayan seyahatlerinin farklı bir boyuta ulaştığını söyledi.

Sosyal medyada gördükleri gezginlerden etkilendiklerini dile getiren Özalp, salgın nedeniyle bir süre ara verdikleri seyahatlerini 6 yıldır sürdürdüklerini belirtti.

Özalp, Gençlik ve Spor Bakanlığının “Seyahatsever” projesiyle gitmek istedikleri il sayısının arttığını aktararak, Türkiye’de 40’dan fazla şehri gezdiklerini anlattı.

Konaklama ihtiyacının karşılanması noktasında projenin büyük bir avantaj olduğunu belirten Özalp, “Konaklamayı hallettikten sonra gerisi bir şekilde halloluyor. Gürkan kardeşim bir yerlerde çalışarak geziyor, ben KYK kredimi biriktirerek yapıyorum bu işi.” dedi.

Özalp, kardeşlerine göre yurt dışı deneyiminin daha az olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

“Gürcistan ve Fas’a gittim. Serkan; İran, Mısır ve Sri Lanka’ya gitti. Gürkan’ın gittiği ülke 13 oldu. Gürcistan, Azerbaycan, İran, Mısır, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Sri Lanka ve Balkan ülkelerini gezdi. Gürkan eğlence ağırlıklı seyahat ediyor. Şu anda Sri Lanka’da sörf öğrenmeye çalışıyorlar. Gürkan’ın amacı; daha çok yeni tecrübeler ve deneyimler elde etmek. Benimki biraz daha tarihi yerleri gezip görmek, insanlarla konuşup hayat hikayelerini dinlemek. Serkan’ın amacı da iş hayatına atılmadan önce bir daha fırsatı olmaz düşüncesiyle bir yerleri gezip görmek.”

“Görmek istediğim 30-40 ülke var”

Gürkan Özalp ise gezmekten keyif aldığını belirterek, Ege kıyılarında kamp yaparak başlayan serüvenlerinin, Bakanlığın projesiyle Türkiye turu, daha sonra ise dünya turu olarak devam ettiğini dile getirdi.

Vakti ve imkanı varken gidebildiği yerlere giderek farklı yerler görmek istediğini anlatan Özalp, “Çoğu gezgin bütün ülkeleri gezmek ister ama benim öyle bir hedefim yok. Görmek istediğim 30-40 ülke var. Onları görsem, ondan sonra Güneydoğu Asya’da herhangi bir ülkeye yerleşsem bana yeter.” dedi.

Serkan Özalp ise 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından gönüllü olarak gittiği bölgede 8 gün kaldığını aktararak, gördüklerinden etkilenerek önceliklerinin değiştiğini anlattı.

Maddi kazanımlar yerine zamanı iyi değerlendirmeye ağırlık verdiğini belirten Özalp, hayatına bu doğrultuda yön verdiğini, seyahat etmenin de bunun bir parçası olduğunu ifade etti.

“Biz belki 8 şehre gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti”

Üçüzlerin annesi Ayşe Özalp, çocuklarının kendi başlarına seyahat etmelerine önce karşı çıktıklarını, daha sonra desteklediklerini söyledi.

Çocuklarının istediği yere özgürce seyahat ettiğini belirten Özalp, “Özlem var. Ertesi gün hatta gittikleri gün bile oluyor. Ama bazı şeyler artık alışkanlık haline geliyor. Alıştık uzakta olmalarına. Gidiyorlar 15 gün-1 ay, sonra tekrar geliyorlar. Sağlıklı olduklarını bilelim, nerede oldukları önemli değil.” diye konuştu.

Özalp, en önemli isteklerinin çocuklarının çalışıp evlenmesi olduğuna değinerek, “Biz okulları bittikten sonra işe girmelerini isteriz ama onlar gezmeyi tercih etti. Yaptıkları şey de küçümsenecek şey değil. Çok büyük bir iş başarıyorlar. Biz anne ve babaları olarak belki 8 ile gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti. Yıl içinde belki 15 gün görüyoruz, 350 gün yoklar.” ifadesini kullandı.

Baba Rahmi Özalp ise çocuklarının gezmeye erken başladığını dile getirerek, “Bizimle beraber gezerken bir baktık ki kendileri gezmeye başladı.” dedi.

Çocuklarını özlediklerine ancak onların farklı yerler, insanlar, kültürler görmelerinin kendileri için avantaj olduğuna işaret eden Özalp, “Çadır ve otostopla başladılar, sonra KYK yurtları, projelerle bir anda yurt dışına çıkmaya başladılar.” sözlerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-kirli-bir-pazarlik-masasina-yatirilmistir/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-kirli-bir-pazarlik-masasina-yatirilmistir/#respond Sat, 24 Feb 2024 02:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11513 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Bugün maalesef milletin gözleri önünde İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, Kandil uzlaşısıyla paylaşılmak istenmektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta, bir tarafta meclis üyelikleri dağıtılmakta, kapı arkasında, otel odalarında bir bir bu adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur.” dedi.

Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ile Fatih Caddesi’ndeki esnafı ziyaret eden Kurum, burada vatandaşlarla görüştü, onları dinledi ve çocuklara oyuncak hediye etti.

Kurum, ziyaretlerin ardından katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, adaylığı açıklandığı günden beri İstanbul’u karış karış dolaştığını söyledi.

Açıkladığı projelerden olumlu dönüşler aldıklarını ve bu güvenin birilerini telaşlandırdığını belirten Kurum, “İstanbul’da hangi görüşten olursa olsun tüm kardeşlerimiz istisnasız tüm annelerimiz, gençlerimiz bizlere güveniyor, bizlere inanıyor, verdiğimiz sözlere inanıyor. Çünkü biliyorlar ki biz bir söz verdik mi o sözü tutarız. Biz bu güveni asla boşa çıkarmayız. Bundan önce ne söz verdiysek sözlerimizi yaptık, tarlada izimiz var. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz afetlere gittik, söz verdik, sözümüzü tuttuk. Biz milletimizin o en zor anında yanında olduk. Orada beraber üzüldük, beraber ağladık ama hamdolsun sözlerimizi bir bir tuttuk. İnşallah Bağcılar’da sözünü tutacak.” diye konuştu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde verdiği sözleri hatırlatan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdi sen utanmadan, sıkılmadan ‘Ben böyle sözler vermedim.’ diyorsun. Yahu sana kim inanır? Şimdi çıkmışlar ne diyorlar? ‘İsrafı bitirdik, hizmeti getirdik.’ öyle değil mi? Bağcılar Meydanı’ndan buradaki Bağcılarlı kardeşlerimle birlikte kendilerine soruyoruz, ‘100 bin konut’ sözü verdiniz, yapmadınız. ’15 bin sosyal konut’ dediniz, yapmadınız. Bunca parayı nereye harcadınız? Söz verdiğiniz yeşil alanların hiçbirini yapmadınız, bunca imkanı nerede kullandınız? ‘İstanbul’a yüzlerce park, bahçe yapacağız.’ dediniz, onu da yapmadınız. İstanbul’un kaynaklarını nereye kullandınız? On binlerce kadınımıza ‘İş bulacağım, İSMEK’i büyüteceğim, her kadın meslek sahibi olacak.’ dediniz, yapmadınız. Şu güzel annelerimizin, kadınlarımızın parasını nereye kullandınız? Siz israfı bitirip, hizmet getirmediniz. Siz israfı getirip İstanbul’u bitirdiniz.”

Kurum, kendilerine yöneltilen “650 bin konutu nasıl yapacak?” sorusuna, şöyle yanıt verdi:

“Bağcılar’dan cevap veriyorum, aslında yanıma gelsen şöyle biraz staj yapsan, gelsen biraz afetlerde yanımda olsan, başka yerlere gideceğine bunları öğretiriz sana ama senin öğrenmek gibi bir derdin yok ki. Şimdi ben anlatıyorum nasıl yapacağımızı, sizin reklam bütçesine ayırdığınız kaynakları biz kentsel dönüşüme harcayacağız. Sizin kariyer inşa etmek için harcadığınız kaynakları, biz Bağcılar’ın yuvalarını inşa etmek için harcayacağız. Sizin sosyal medya trollerine harcadığınız paraları, biz İstanbulluların hizmetine harcayacağız. Sizin CHP’yi ele geçirmek için savurduğunuz kaynakları, biz İstanbul’un projelerinde kullanacağız.”

İstanbul için projelerini açıkladıktan sonra rakiplerinin telaş içinde olduğunu belirten Kurum, şunları kaydetti:

“Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Sürekli yeni bir şeyler deniyorlar, farklı farklı gündemlerin peşinde koşuyorlar. Bu sefer de İstanbul’un hemen her ilçesinde bizim afişlerimizi, pankartlarımızı indiriyorlar. Bakın açık söylüyorum, Büyükşehir’in zabıtaları eliyle afişlerimizi söktürmeleri demokratik olgunluk sahibi olmadıklarını, gençlerimizin emeklerine saygılı olmadıklarını göstermiştir ama ben burada o afişleri asan bu davanın gençlerine, neferlerine söz veriyorum. İstanbul’u bu demokrasi düşmanı tutumlardan, bu algıcılardan ilelebet kurtarmak için 31 Mart akşamına kadar gece gündüz demeden çalışacağız.”

İstanbul’un bir tehlike girdabına sokulmak istendiğini aktaran Kurum, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün maalesef milletin gözleri önünde İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, Kandil uzlaşısıyla paylaşılmak istenmektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta, bir tarafta meclis üyelikleri dağıtılmakta, kapı arkasında, otel odalarında bir bir bu adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur. Siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapan bizzat kendisidir. İstanbul’u bu duruma düşürenler şunu asla unutmasın, tarihten bu yana İstanbul ne zaman pazarlık konusu yapılsa, ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna asla izin vermemiştir, o kirli kapı arkası anlaşmaları milletimiz bozmuştur.”

Her zaman Bağcılar’ın yanında olacaklarını kaydeden Kurum, göreve başladıkları anda bir yandan Mahmutbey, Ateştuğla ve Çiftlik kavşakları projelerini yaparken, diğer yandan Kirazlı-Halkalı, Mahmutbey-Esenyurt metrolarını süratle inşa edeceklerini, ilçedeki iki önemli bölge olan Güneşli ve Çiftlik meydanlarının metroyla buluşacağını bildirdi.

“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız”

Mitingin ardından Kurum, Bağcılar Belediyesi e-Spor Merkezi’ni ziyaret etti, burada gençlerle oyun oynadı.

Kurum, burada yaptığı açıklamada, bu tür merkezlerin sayısını artıracaklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız. İstiyoruz ki gençlerimiz burada, güvenli ortamlarda vakit geçirsinler. Gençlerimiz geleceğe daha güvenli bakacakları bu adımları buralarda atabilsinler. Çok farklı yetişsinler, gençlerimiz sadece yarının gençliği değil, bugünün de gençliği, bugünün de karar vericileri. O yüzden gençlerle inşallah bu tesislerimizin sayısını arttıracağız.”

Bir gazetecinin “Kentsel dönüşüm destek paketinde artış olacak mı?” sorusuna Kurum, şöyle cevap verdi:

“Tabii ki artacak, ‘Yarısı Bizden Kampanyası’yla ilgili süreci 1 Nisan itibarıyla yürüteceğiz. Siz de şahit oldunuz, aşağıda bir annemiz ‘Benim evimi de bir an önce dönüştürün.’ diyor. Bizim nisan itibarıyla başlayacağımız en önemli işlerden biri kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü ve bu kapsamda da süreç içerisinde biz inşaat faaliyetlerini yürüttükçe; gerek güncellemeler yapacağız gerek farklı iyileştirmeler yapacağız. Vatandaşımızla el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız. Deprem bu şehrin bir gerçeği dolayısıyla bu gerçekle mücadele etmek zorundayız.”

Kurum’a ziyaretlerinde Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker ve partililer de eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-kirli-bir-pazarlik-masasina-yatirilmistir/feed/ 0
Fatih Belediyesi Zeyrek Akademi Sözlü Tarih Sempozyumu Düzenledi https://www.haber60.com.tr/fatih-belediyesi-zeyrek-akademi-sozlu-tarih-sempozyumu-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/fatih-belediyesi-zeyrek-akademi-sozlu-tarih-sempozyumu-duzenledi/#respond Sat, 24 Feb 2024 02:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11507 Fatih Belediyesi Zeyrek Akademi birimi tarafından düzenlenen “Sözlü Tarih Sempozyumu”, Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Fatih’in kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak için 2021’de başlatılan “Sözlü Tarih” projesinin sonuçlarını değerlendirmek üzere gerçekleştirilen sempozyumda, sözlü tarihin önemi ve etkisi tartışıldı.

Proje kapsamında 2022-2024 arasında çalışma yürütülürken, detaylı literatür taramaları, saha araştırmaları, stüdyo hazırlıkları, çekimler ve proje tanıtımı gibi bir dizi faaliyet yapıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, sözlü kültürün hayata dair deneyim pratiklerinin şifahi olarak toplum belleğine aktarılması olduğunu söyledi.

Turan, sözlü tarihin araştırma metodu olarak son yıllarda rağbet gördüğünü belirterek, “Sözlü tarih metodunun, özellikle şehircilik ve sosyal tarih çalışmalarında tercih edildiği, sevildiği bilinmektedir. Fatih Belediyesi olarak biz de ilçemizin somut ve somut olmayan kültürel mirasına sahip çıkmak, şehrimizin derin hafızasını, insanlar ve mekanlar üzerinden belgelemek için Sözlü Tarih projesi başlattık. Zeyrek Akademi bünyesinde yürüttüğümüz sözlü tarih çalışmalarıyla ilçemizdeki toplumsal ve kültürel değişimin kaydını tutarak geleceğe aktarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Farklı sosyokültürel ve ekonomik özelliklere sahip 80 vatandaşın yaşamını kayıt altına aldıklarını aktaran Turan, şunları kaydetti:

“Burada Fatih’imizin tarihinden uzun uzun bahsetmemize imkan yok. Elbette bu köklü tarihin, gün yüzüne çıkmamış, kaydedilmemiş dalları, uzantıları da mevcut. Biz bu projeyle geçmişi neredeyse medeniyet tarihi kadar eski olan şehrimizin insan ve hafıza birikimini değerlendiriyoruz. Proje kapsamında akademisyenlerimiz, sanatkarlarımız, esnafımız, ev hanımlarımız yani toplumumuzun bütün kesimleri hakkında fikir verebilecek geniş bir profilde hemşehrilerimizin yaşamını, hatıralarını kayıt altına aldık.”

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, “Başkan’ımız aslında bir ilçe belediyesinin faaliyetlerini değil, bizim kadim medeniyet merkezimizin tarihini, kültürünü ve medeniyetini ortaya koymaya, geçmişin birikimini günümüze ve geleceğe taşıyarak geleceğin de temellerini attı. Bir tarihçi olarak gördüğüm budur.” değerlendirmesini yaptı.

“Sözlü tarih şu anda tarihçilikte ve diğer disiplinlerde oldukça kullanılan bir yöntem”

Programda proje danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Arzu Güldöşüren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdülhamit Avşar, Doç. Dr. Yunus Uğur, Doç. Dr. M. Emir İlhan, Doç. Dr. Emine Çakır, Doç. Dr. Samet Çevik ve arkeolog Aslı Avcı gibi alanında uzman hocalar, “Mekan, Bellek, Gündelik Hayat ve Mekansal Dönüşümü Sözlü Tarihle Okumak”, “Kültürel Miras, Müzecilik, Belgesel Sinema ve Sözlü Tarih İlişkisi” oturum başlıklarının altında sözlü tarih ile ilgili sunumlar gerçekleştirdi.

Sözlü Tarih projesinin 2021 yılında başladığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Arzu Güldöşüren, şu bilgileri verdi:

“Biz Fatih’teki kültürel miras mekanlarının gündelik hayattaki yeri ve dönüşümü adlı projeye 2021’de başladık. Bugüne kadar 80 kişiyle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirdik. Birincisi, bunun çıktılarını araştırmacılarla ve akademisyenlerle bir taraftan da aslında Fatihlilerle paylaşmak, ikincisi de sözlü tarih şu anda tarihçilikte ve diğer disiplinlerde oldukça kullanılan bir yöntem. Sözlü tarihin teorisine ve pratiğine dair bu alanın uzmanlarının yapacağı sunumlarla bire bir sempozyum düzenlemek istedik.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fatih-belediyesi-zeyrek-akademi-sozlu-tarih-sempozyumu-duzenledi/feed/ 0
Lübnanlı iç göçmenler, sınırdaki çatışmalar nedeniyle kötü şartlarda yaşıyor https://www.haber60.com.tr/lubnanli-ic-gocmenler-sinirdaki-catismalar-nedeniyle-kotu-sartlarda-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/lubnanli-ic-gocmenler-sinirdaki-catismalar-nedeniyle-kotu-sartlarda-yasiyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 00:48:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11449 İsrail ordusu ve Hizbullah Hareketi arasında sınır üzerinde yaşanan çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, sığındıkları okullarda kötü şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Yaklaşık 86 bin Lübnanlı, İsrail ordusu ve Hizbullah Hareketi arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’ın güneyindeki sınır bölgesinde yaşanan çatışmalar nedeniyle yerinden oldu.

İsrail ile Lübnan arasındaki 120 kilometrelik sınır hattı üzerinde bulunan belde ve köy sakinlerinin çoğu, başkent Beyrut başta olmak üzere güvenli bölgelerdeki yakınlarının yanına veya kendi imkanlarıyla kiraladıkları evlerde kalıyor.

Ev kiralamaya yetecek ekonomik gücü olmayan binlerce Lübnanlı ise çatışmaların başından beri ülkenin güneyindeki Sur kentinde halen eğitimim devam ettiği okullardaki dersliklerde kalıyor.

Okulların bazı katları iç göçmen ailelere ayrılırken, diğer katlarındaki dersliklerde ise öğrenciler eğitim alıyor.

AA muhabiri, Sur’daki okullarda 5 aydır yaşam mücadelesi veren ailelerle görüştü.

Sur’da 26 bin iç göçmen yaşıyor

Sur Belediye yetkililerinin verdiği bilgilere göre okullarda ve kendi imkanlarıyla kiraladıkları evlerde konaklayan iç göçmenlerin sayısı 25 bin 382’e ulaşmış durumda.

Yaklaşık 400 göçmenin kaldığı Sur Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak görev yapan Hasan Alluş, okullun bir kısmında yerinden olan ailelerin bir kısmında ise öğrencilerin eğitim aldığını, öğretimde herhangi bir aksamanın meydana gelmediğini söyledi.

Okulun zemin katının yerinden olan ailelere ve diğer katlarının ise öğrencilere tahsis edildiğini belirten Alluş, “Çatışmaların bitmesi halinde aileler elbette evlerine geri dönecek ancak çatışma devam ederse geçim kaynağı sadece köyündeki tarlası olan aileler hiçbir yere gidemez. Ev kiralayacak ekonomik durumları yok.” diye konuştu.

11 çocuğu ve hasta annesi ile aynı derslikte yaşıyor

Ailesi ile birlikle Sur Meslek Lisesi’nde kalan Mustada Seyyid, bir an önce çatışmaların bitmesini ve çok kısa bir mesafede olan evine geri dönmeyi dört gözle beklediğini dile getirdi.

Okulun dersliklerinden birinde 11 çocuğu ve hasta annesi ile yaşayan Seyyid, okulda çoğu zaman elektriğin kesik olduğunu, mutfak ve hijyenik bir banyonun da bulunmadığını belirtti.

Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl ilçesinin Beyt Liv beldesindeki evlerinden çıkıp ailesiyle birlikte okula sığındıklarını anlatan Seyyid, “4 aydan uzun süredir okulda kalıyoruz ve her gün beldemizin bombalandığına dair haberler duyarak yaşıyoruz. 4 günlük ateşkes olduğunda sadece bir kez evimi görme fırsatı elde ettim. Daha sonra evimin İsrail tarafından bombalandığı haberini aldım.” diye konuştu.

Ne zaman evlerine döneceklerini bilmeden çaresiz bir şekilde derslikte beklediklerini ve gün saydıklarını belirten Seyyid, okulda güvende olduklarını ancak hiçbir yerin kendi evleri gibi olmadığını ifade etti.

Seyyid, Lübnan hükümetinin yerinden edilenlere sağladığı yardımlar hakkında, “İlk önce aylık 140 dolar nakdi yardım yapılıyordu ancak şimdi bu 2 ayda bire çıkarıldı.” bilgisini verdi.

“Savaşın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk”

Okula sığınanlardan Blida beldesi sakini Nime Dahr, “Savaşın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk. Temmuz 2006’daki gibi 30 gün süren bir savaş olacağını düşünmüştük. Neredeyse 5’nci aya gireceğiz.” dedi.

Evine geri dönebileceği konusunda çok ümitli olmadığını belirten Dahr, İsrail savaş uçaklarının sınıra çok yakın olan Blida beldesine neredeyse her gün hava saldırısı düzenlediğini, bölgedeki birçok evin tamamen yıkıldığını söyledi.

Sınıra yakın yerleşim yerlerinin güvenli olmadığını ifade eden Dahr, çatışmaların seyrinin kendilerini endişelendirdiğini kaydetti.

İsrail ordusu ile Hizbullah Hareketi arasında 8 Ekim 2023’ten beri yaşanan çatışmalarda 211 Hizbullah mensubu, 43 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas, 12 İslami Cihad Hareketi mensubu, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri öldü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/lubnanli-ic-gocmenler-sinirdaki-catismalar-nedeniyle-kotu-sartlarda-yasiyor/feed/ 0
Bakan Uraloğlu Şanlıurfa’ya müjdeleri sıraladı https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-sanliurfaya-mujdeleri-siraladi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-sanliurfaya-mujdeleri-siraladi/#respond Thu, 22 Feb 2024 23:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10975 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bakanlığın Şanlıurfa’da yaptığı ve yapacağı projeler hakkında bilgi verdi. Şanlıurfa’nın ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 58 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edileceğini açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Şanlıurfa’da bir dizi programa katılarak incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, katıldığı program sırasında tarihi, stratejik ve jeopolitik öneme sahip olan Şanlıurfa’nın tarımının, turizminin, ticaretinin gelişmesi için ulaşım ağının güçlü olması gerektiğini söyledi.

“Şanlıurfa’nın ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 58 milyar lira yatırım gerçekleştirdik”

Bu çerçevede Şanlıurfa’da hayata geçirdikleri ulaşım yatırımlarını sıralayan Bakan Uraloğlu, “2002 yılından bu yana Şanlıurfa’nın ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 58 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Bölünmüş yol uzunluğunu 28 kilometreden 619 kilometreye çıkardık. Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Adıyaman-Kahta-Siverek yolunda Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa Doğu ve Güneybatı Çevre Yolları, Şanlıurfa-Viranşehir Yolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladık. Diyarbakır Devlet Yolu, Kuzeybatı Çevre Yolu ve Doğu Çevre yollarının kesiştiği noktada bulunan Çevik Kuvvet Köprülü Kavşağı’nı açarak Şanlıurfa’nın şehir içi trafiğine nefes aldırdık. Günlük yaklaşık 20-25 bin aracın geçtiği bu noktada dur kalk beklemelerinin ortadan kalkmasıyla kavşaktaki geçiş süresini 5 kat azalttık. Şanlıurfa’yı Mardin’e, Gaziantep’e ve Diyarbakır’a bölünmüş yollar ile bağladık. Şu anda da 13 milyar 876 milyon lira proje bedeliyle 13 karayolu projesine devam ediyoruz” dedi.

“Demiryolu ulaşım ağını güçlendiren çalışmalar da yapıyoruz”

Demiryolu ağına da değinen Bakan Uraloğlu, “Şanlıurfa’nın demiryolu ulaşım ağını güçlendiren çalışmalar da yapıyoruz. Karkamış-Nusaybin hattı Karkamış-Zenginova arasındaki 120 kilometre demiryolu hattını yeniledik. Şanlıurfa’yı hızlı trenle tanıştıracak Gaziantep-Şanlıurfa ve Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hatları projelerini de hayata geçireceğiz. Gaziantep-Şanlıurfa hattının etüt projelerini tamamladık. Yatırım programına alır almaz ihalelerine de çıkacağız inşallah. Şanlıurfa-Mardin hattının proje çalışmalarını da bu yıl içerisinde bitireceğiz. Şanlıurfalı kardeşlerimizi göklere de taşıdık. Yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli yeni havalimanını 2007 yılında hizmete açtık. 2002 yılında 23 bin olan yolcu trafiği, 2023 yılında 883 bine yükseldi” ifadelerini kullandı.

“Şanlıurfa’nın iletişim ağını da güçlendirdik”

Üst yapının yanı sıra internet alt yapısında da önemli çalışmalar yapıldığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Şanlıurfa’nın iletişim ağını da güçlendirdik. Fiber optik kablo uzunluğunu 854 kilometreden 6 bin 722 kilometreye çıkardık. Daha önce ilde hızlı internet abonesi yok iken bugün 1 milyon 682 binin üstünde abone hızlı internet kullanmaya başladı” dedi.

Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edilecek

Şanlıurfa’ya yeni bir müjde de veren Bakan Uraloğlu, “Sizlerle bir müjde paylaşmak istiyorum. Kalkınma yolu projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceğiz. Bu proje ile Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi ülkelerinden Irak’ın güneyinde inşa edilmekte olan FAV Limanı’na gelecek yüklerin, bin 200 kilometrelik çift yönlü otoyol ve demiryolu inşa ederek Türkiye’ye ulaşmasını planlıyoruz. Irak’tan başlayıp Ovaköy’den Türkiye’ye gelen bu yeni uluslararası koridor sayesinde Güney Asya ve Orta Doğu’yu, Avrupa, Kafkasya ve Kuzey Afrika’ya yeni bir güzergah üzerinden bağlayacağız. Kuzey-güney koridorunda bölgemiz için hayati bir bağlantı da tesis etmiş olacağız. Bugün, Ümit Burnu’ndan 45 gün ve Kızıldeniz’den 35 günde yapılan nakliyelerin ‘Kalkınma Yolu Projesi’ni bitirdiğimizde sadece 25 günlük bir süre içerisinde yapılabileceğini biliyoruz. Çok önemli bir proje ve hayata geçmesi için işleri çok sıkı tutuyoruz. Bu yeni otoyolumuz ve Kalkınma Yolu Projesi faaliyete geçtiğinde bölgedeki tarım, sanayi ve ticaret faaliyetlerini arttırarak Şanlıurfa ekonomisinin büyümesine ve istihdamın artmasına önemli bir katkı sağlayacak, vatandaşımıza iş ve AŞ olacaktır” şeklinde konuştu.

“Beyazgül güzel işler yapıyor”

Konuşmasında yerel seçime de değinen Uraloğlu, “31 Mart seçimlerinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediye başkanlığı için AK Parti’den tekrar aday gösterdiğimiz başkanımız Zeynel Abidin Beyazgül, özellikle sosyal projeleri ile çok faal ve başarılı bir belediye başkanıdır. Şanlıurfa onunla birlikte her alanda değişim ve dönüşümü yaşadı. Eğitim, kültür, sağlık, spor alanında da önemli projeler üretti. ‘Daha Yeşil Bir Şanlıurfa’ hedefiyle kent merkezi ve ilçelerde parklar, meydanlar ve yeşil alanlar inşa edildi. Yaptığı kamulaştırma çalışmalarıyla ecdat yadigarı eserleri tarihi dokusuna uygun bir şekilde restore ederek Cumhurbaşkanımızın takdirini kazandı. Kale Arkası, Kültür ve Turizm Yolu, Asya ve Osmanlı Mahalleleri, Kızılay, Kızılkoyun’da betonarme yapıları şehrin göbeğinden kaldırarak bu alanları yeşile kavuşturup vatandaşlarımızın hizmetine sundu. Sizler muhalefet partilerindeki belediyelerin vatandaşına, halkına yaptığı bir hizmetle gündeme geldiğini hiç gördünüz mü? Sonuçta bu hizmeti yapanlar da bütçelerini devletten alıyorlar. Devletimiz bunlara da bütçeler aktarıyor. Ama maalesef üzülerek görüyoruz ve izliyoruz muhalefet belediyelerinde hizmet yok. Laf çok ama bir arpa boyu iş yok” diye konuştu. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-sanliurfaya-mujdeleri-siraladi/feed/ 0
Erzincan’da maden faciası: Arama çalışmalarına ara verildi https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-arama-calismalarina-ara-verildi/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-arama-calismalarina-ara-verildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 00:15:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10632 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı maden faciası ardından devam eden arama çalışmalarına ilişkin, “Sabırlı ve Mangan açık ocağındaki arama faaliyetlerine ara veriyoruz. Yukarıdaki yığın liç alanındaki aktivasyon durup stabil, aşağıda, güvenli çalışmaya vesile oluncaya kadar biz arama çalışmalarına ara veriyoruz” bilgisini verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Şu anda tesiste herhangi bir faaliyet yapılmıyor” dedi. Bölgede her gün 9 noktadan numune alındığını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ise, “Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı” diye konuştu.

Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat Salı günü saat Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde toprak kayması sonucu 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı alanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, şöyle konuştu:

“ŞU ANDA TESİSTE HERHANGİ BİR FAALİYET YAPILMIYOR”

“Adli süreç devam ediyor. Şu anda 6’sı tutuklu 3’ü adli kontrol şartıyla serbest olmak üzere 9 kişi hakkında adli işlemler devam ediyor. Bu sayı artabilir. Daha çok çalışana, buradaki sorumlu kişilere adli organlar gerekli soruşturmaları yapacaklardır. Dolayısıyla bu süreç büyük bir titizlikle, gayretle devam ediyor.

14 Şubat itibarıyla buranın maden faaliyetleri durduruldu. Şu anda tesiste herhangi bir faaliyet yapılmıyor. Sadece temel odaklandığımız konu buradaki heyelana uğramış toprağın doğru bir alanda sağlıklı bir şekilde tekrar depolanmasıyla alakalı faaliyetlerdir.”

“SABIRLI DERESİ VE MANGAN’DAKİ ARAMA FAALİYETLERİNE ARAMA VERİYORUZ”

Alandaki arama çalışmalarına ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Yerlikaya da şunları kaydetti:

“Jeo radar sismik ölçümlerden bahsetmiştik. Her anını takip ediyoruz, kayıt altına alıyoruz. Bunları bilim insanlarından oluşan bir kurulumuz var, bunlar teknik personel, sahada burayı tanıyanlar velhasıl istişaresi ve bilimi bize katkı sunacak herkesle bunu değerlendiriyoruz. Gelinen nokta şu: üç gün öncesinde Mangan sahasındaki alandaki arama çalışmalarına ara verilmişti, güvenlik gerekçesiyle. İki günden beri de Sabırlı Deresi’nin oradaki arama faaliyetlerine de yine ara verilmişti. Sebebi şu: biz her zaman olduğu gibi AFAD olarak, AFAD koordinasyonundaki tüm arama-kurtarma veya arama faaliyetlerinde önce arama işini yapan arkadaşlarımızın güvenliğini önceliyoruz. Yukarıdaki kaymaya vesile olan stabilite hiçbir şekilde durmadı, devamlı surette aktif.

Her iki tarafta, yani Sabırlı ve Mangan açık ocağındaki arama faaliyetlerine ara veriyoruz. Ne zamana kadar? Yukarıdaki yığın liç alanındaki aktivasyon durup stabil, aşağıda, güvenli çalışmaya vesile oluncaya kadar biz arama çalışmalarına ara veriyoruz.”

MEHMET ÖZHASEKİ: ŞU ANA KADAR NUMUNELERDE ZEHİRLİ ATIĞA RASTLANMADI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki de son durumu şöyle değerlendirdi:

“Bizim bakanlığımızı ilgilendiren tarafıyla bu bölgede arkadaşlarımız geldikten sonra ilk yaptıkları iş bu heyelan alanında biriken toprağın nehirle bulaşmasını kesmek gerekiyordu. O anlamda kapakları kapattılar. Bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli aramaları yaptılar, çalışmaları yaptılar.

Toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına, çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap olabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan burada numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda inceletiyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız.”

YUMAKLI: YÜZEY SULARINDAN BARAJA YA DA HERHANGİ BİR YERE AKAN BİR SU SÖZ KONUSU DEĞİL

Devlet Su İşleri yöneticilerinin acil eylem planı oluşturduğunu ve yüzey sularının baraja akmaması için sedde yapılmaya başladığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı da “Şu anda 8 metreye ulaştı. 11 metreye kadar ulaştıracağız. Bunun önünde ve arkasında birikme ihtimali olan suları da atık havuzuna aktarmak üzere pompa sistemi de kurulmuş vaziyette” dedi. Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelecek olan yağışları da depolama amacıyla, şu an için planlamalar 30 metre yüksekliğinde adeta küçük bir baraj inşa edilecek. Bunun dışında da bu maden sahasının bir üst tarafında gelecek olan temiz suların alana girmemesi için bir bypass sistemi planlanıyor.

Yüzey sularından baraja ya da herhangi bir yere akan bir su söz konusu değildir. Herhangi bir tehlike arz edecek bir durum yok.”

VEDAT IŞIKHAN: İHMALİ OLAN KİM VARSA HUKUK ÖNÜNDE GEREKLİ HESABI VERECEK

Müfettişlerin yürüttüğü inceleme ve araştırmaların devam ettiğini belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise şu bilgileri verdi:

“Olayın gerçekleşmesinde ortaya çıkan kök nedenlerin bulunması noktasında müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Olayla ilgili idari ve hukuki süreç devam ediyor. Ancak müfettişlerimizin hazırlayacağı raporlar belli bir zamanı alacaktır. Ama en son noktada, ihmali ve kusuru olan kim varsa hukuk önünde gerekli hesabı vereceğini ifade etmek isterim.”

ÖZHASEKİ: İLK GÜN GELEMEMEMİN NEDENİ ÖZEL SAĞLIK NEDENLERİ. ÖZÜR DİLEMEM GEREKİYORSA KAMUOYUNDAN ÖZÜR DİLERİM

Bakanlar açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladılar. Özhaseki, kendisine yönelik ilk gün gelmediği yönündeki eleştirileri şu yanıtı verdi:

“Kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim. Ancak 1 ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim. Buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum. Mecburen bu tür hadiseler olduğu için de dışarı çıkarak şu gördüğünüz kara gözlüklerle gezmeye devam ediyorum. Kusura bakmayın ondan dolayı. Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun tesirinden kurtulmamla birlikte çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı arkadaşımızı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, bilim adamları ekibimiz burada olduğu için anbean olayları takip ettik. Buradaki olayların hepsinden sonuna kadar haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri. O yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-arama-calismalarina-ara-verildi/feed/ 0
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 8 Mart etkinlikleri Sivrihisar’da başladı https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-8-mart-etkinlikleri-sivrihisarda-basladi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-8-mart-etkinlikleri-sivrihisarda-basladi/#respond Thu, 22 Feb 2024 00:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10629 Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin kadın dayanışmasını güçlendirmek amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklerin ilki, Sivrihisar ilçesinde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından “Güçlü Kadınlar Güçlü Toplumlar” mottosuyla düzenlenen etkinlikler, Sivrihisar ilçesinden başladı.

Sivrihisar Nasreddin Hoca Düğün Salonu’nda düzenlenen etkinliğe, Sivrihisar ve Günyüzü ilçeleri ile mahallelerinden çok sayıda kadın katıldı. İlçe ziyareti yapan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, CHP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Sivrihisar Belediye Başkan Adayı Habil Dökmeci de etkinliğe katılarak kadınlarla bir araya geldi.

Burada kadınlara seslenen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, “Cumhuriyetimizin 100. yılında Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak sizlerle bir arada olmaktan onur ve gurur duyuyorum. 8 Mart kadınların haklarını hatırlatmak, sesini duyurabilmek için önemli bir gün. Biliyorsunuz Büyükşehir Belediyesi’nde uzun süre Genel Sekreterlik görevi yaptım. ve bu süreçte önceliğimiz hep kadınlar ve çocuklar oldu. Kadın istihdamının artırılması, eğitimler, kurslar, girişimciliğe teşvik gibi çok sayıda çalışma yaptık. Kadınları, çocukları, gençleri mutlu bir şehir her zaman ilk hedefimizdi. Biliyoruz ki güçlü ve cesaretli kadınlar, güçlü toplumlar yaratır. Kırsalda kadınlarımızı her anlamda güçlendirdik, güçlendirmeye devam edeceğiz. 31 Mart sonrasında hep birlikte örnek çalışmalara imza atacağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü yürekten kutluyorum” diye konuştu.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da konuşmasında şunları kaydetti:

“Kadınların nüfusu şu anda yüzde 50-51. Ama bizi doğuran da kadınlar, o nedenle bu dünya yüzde 100 size ait. Bana göre 365 gün kadınlara aittir. Tepebaşı Belediyesi’nde şu an kadın çalışan oranı yüzde 40’a yaklaştı. Onun için Tepebaşı’nda kadın olmak bir şanstır. Ben seçimi kadınlar sayesinde kazanıyorum. Kadınlar sözünün eridir. Kadın söz verdiği zaman bir daha vazgeçmez, dimdik arkasında durur. Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk, 1924’te medeni yasayı kadınlar için çıkarttı. Ayrıca 1934’te de seçme seçilme hakkını veren büyük bir lider. Dünyanın en medeni ülkesi İsviçre, 1971 yılında kadına seçme ve seçilme hakkı veriyor. Nasıl bir vizyondur bu, nasıl güzel bir insandır.  İyi ki Atatürk’ümüz var. Tek liderimiz, başkumandanımız Atatürk’tür. Ben Belediye Başkanıysam, Ayşe Ünlüce Belediye Başkan Adayıysa Atatürk sayesinde. Bakanlar, Cumhurbaşkanı hepsi Atatürk sayesinde o koltuklarda oturuyorlar. Bu ülkenin nesi var, nesi yoksa Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına aittir. Atatürk’ümüz ve silah arkadaşlarını saygıyla, şükranla anıyorum. Yolumuz açık olsun. Türkiye, Eskişehir olsun.”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de kadın dayanışmasına dikkat çekerek, başta etkinliğe katılan kadınlar olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik etti.

Konuşmaların ardından yemek ve müzik eşliğinde düzenlenen eğlence ile etkinlik tamamlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-8-mart-etkinlikleri-sivrihisarda-basladi/feed/ 0
Marmara Denizi’nde Batan Geminin İkinci Cansız Bedeni Bulundu https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-ikinci-cansiz-bedeni-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-ikinci-cansiz-bedeni-bulundu/#respond Wed, 21 Feb 2024 23:33:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10596 Marmara Denizi’nde kuru yük gemisinin batması sonucu hayatını kaybeden Hüseyin Tutuk son yolculuğuna uğurlandı. Baba Mahmut Tutuk, “Gitme diye ısrar ettim” dedi.

Olay, 15 Şubat’ta İmralı açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Batuhan A. isimli kuru yük gemisi fırtına sebebiyle battı. Bölgede arama çalışmalarını sürdüren Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı balık adamlar geçtiğimiz günlerde asansör yardımıyla 51 metre derinliğe inerek, aşçı Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşmıştı. Daha sonra dün Sualtı Savunma Grup Komutanlığı (SAS) komandoları tarafından yapılan dalışta ise kazan dairesinde bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Ulaşılan cesedin gemi batarken eşine video gönderen Hüseyin Tutuk’a ait olduğu öğrenildi. Tutuk’un cansız bedeni, otopsi işlemleri için Bursa Adli Tıp Kurumu’na getirildi.

“Oğlum ilk seferine çıktı”

Geminin battığı bölgede çok fırtınalı bir havanın olduğunu söyleyen Baba Mahmut Tutuk, “Oğlum ilk seferine çıktı. Gemiye yağcı olarak başladı. Orada gece saat 23.30 sıralarında gemi arızalanıyor. Oğlum sabaha karşı 6’da hanımına video atıyor. Güverteye çıkıp ‘şu anda batıyor gemi’ diyor. Daha sonra Sahil Güvenlik’e alarm verilmiş. Alarmı geç vermişler. Tabi onlar da batan gemiye hemen ulaşamaz. İlk önce dalış yapılamadı. Çok fırtınalı bir hava vardı. Dalış yapmanın imkanı yoktu. Perşembe ve Cuma günü hiçbir müdahale yapılamadı. Cumartesi günü iki tane ayakkabı bulundu. Biri 38 numara diğeri de 44 numara ayakkabı. Pazar günü ise aşçı kadını buldular. Daha sonra dün aramalar devam etti. Devletimiz aramaları hiç aksatmadı. Dün benim oğlumu buldular. Biz de Sahil Güvenlik’ten tespitini yaptık” dedi.

“Benden çekindiği için gittiğini söyleyemedi”

Oğlun ile en son yaklaşık 20 gün önce görüştüğünü belirten baba Tutuk, “Önce İstanbul’a daha sonra da Kahramanmaraş’a arkadaşının yanına gitmiş. Oğlumla son temasım bu şekilde oldu. Benden çekindiği için ‘baba ben gidiyorum’ diye bana söylemedi. Çünkü ben ona ‘gitme’ diye ısrar ettim. Her şey Allah’ın takdiri. Ben ona çok ısrar ettim çalışma diye. Sadece ben değil ailecek ısrar ettik. Fakat bizi dinlemedi, ‘gideceğim’ dedi” diye konuştu.

Geminin her an batma tehlikesinin bulunduğunun altını çizen baba Tutuk, şu ifadelere yer verdi:

“Ben orada ikinci kaptanın oğlu ve eşleri ile görüştüm. Babası ‘gemi bugün veya yarın batar’ diyormuş. Bu gemileri denizlerden arındırsınlar. İnsanlar başka acılar yaşamasın. Benim oğlum gemiciliği bilmez birkaç ay önce sertifika almıştı ondan sonra gemiye yağcı olarak başladı.”

Son yolculuğuna uğurlandı

Öte yandan, hayatını kaybeden Hüseyin Tutuk’un cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu’ndan yakınları tarafından alınarak toprağa verilmek üzere Manisa’nın Turgutlu ilçesine gönderildi. Tutuk, öğle namazını müteakip Urganlı Mahallesi Çarşı Camii’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı. Tutuk’un cenazesi Turgutlu ilçesinde bulunan Urganlı Yeni Mezarlığı’na defnedildi.

Cenazeye Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya ve Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın katılarak Tutuk ailesine taziyelerini iletti. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-batan-geminin-ikinci-cansiz-bedeni-bulundu/feed/ 0
Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF) Kapılarını Açıyor https://www.haber60.com.tr/guney-kariyer-fuari-gunkaf-kapilarini-aciyor/ https://www.haber60.com.tr/guney-kariyer-fuari-gunkaf-kapilarini-aciyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10525 Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde bölgenin en kapsamlı kariyer fuarı Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF) kapılarını açıyor. Öğrencilerin kariyerine yön verecek GÜNKAF’ta mülakatlardan, söyleşilere, eğitimlerden atölye çalışmalarına 85 farklı etkinlik düzenlenecek.

Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde ikinci kez düzenlenen Güney Kariyer Fuarı’nın açılışına saatler kaldı. Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde 12 üniversitenin paydaşlığında düzenlenen Güney Kariyer Fuarı’nın açılış töreni Cuma günü saat 09.00’da Mimar Sinan Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, 12 üniversitenin rektörü ve il protokolünün katılımlarıyla gerçekleşecek fuar eğitimden teknolojiye, sanattan spora pek çok alanda sektörün önde gelen isimlerini ağırlayacak.

Rekor katılım bekleniyor

23-24 Şubat 2024 tarihlerinde 2 gün süresince düzenlenecek GÜNKAF’ta öğrencilerin iş hayatına daha iyi hazırlanması amacıyla mülakatlar, söyleşiler, eğitimler, seminerler, örnek olay çalışmaları, çeşitli atölye çalışmaları yapılacak. Alanında yetkin isimler tecrübe paylaşımlarıyla da öğrencilere rehberlik edecek. Yine 200’ün üzerinde açılacak firma standıyla öğrenciler firmalarla iş ve staj imkanları için birebir görüşme fırsatı bulacak. Birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak GÜNKAF’ta tiyatrolar, dans gösterileri, ebru resim, seramik atölyelerinin yanı sıra Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi Tır’ı da ziyaretçilere açık olacak. 85 farklı etkinlik ile rekor kıran GÜNKAF’ta öğrenciler kariyerlerini şekillendirmenin yanı sıra yeteneklerini keşfedip keyifli vakit geçirecekler.

Yıldız isimler geliyor

Önemli isimleri buluşturan GÜNKAF’ta 2023 Dünya Okçuluk Şampiyonu Mete Gazoz, Sanatçı Sümer Ezgü, Eski Milli Futbolcu/Teknik Direktör Ümit Karan, Güreşçi İsmail Balaban, Turan Balaban, TV Yapımcısı/Sporcu/Eğitmen Serdar Kılıç gibi yıldız isimler öğrencilerle bir araya gelecek. Yine alanında yetkin isimlerden CBİKO Yetenek Kazanımı ve Organizasyon Dairesi Başkanı Dr. Neşe Gülmez, CBİKO İnsan Kaynağı Eğitim ve Geliştirme Dairesi Başkanı Dr. Savaş Ceylan, Sunexpress İK Koordinatörü Dr. Yasin Öztürk, KOSGEB Antalya Müdürü Dr. İbrahim Uğur Erkış, Piksel Akademi Kurucusu Emrah Kozan, CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan ve daha pek çok isim öğrencilerle buluşacak.

Sürpriz hediyeler

Sürprizleriyle de öğrencileri sevindirecek GÜNKAF’a kayıt yaptıranların arasından özel bir çekilişle çeşitli hediyeler verilecek. Fuara kayıt yaptıran 5 öğrenci, Türk Hava Yolları tarafından gidiş dönüş Avrupa ülkelerine uçak bileti kazanacak. Antalyaspor’un Süper Lig’in kalan dönemi için her maça 100 bilet kazanma şansı da öğrencileri bekliyor. Ayrıca 3 öğrenciye spor merkezinde aylık spor üyeliği, farklı firmalarda 45’er öğrenciye 1 saatlik scooter kullanımı, 30 öğrenciye dalış eğitimi gibi farklı hediyeler de yine çekilişle öğrencilerin olacak.

13 üniversite iş birliği

Fuara Akdeniz Üniversitesinin yanı sıra Alanya Alaattin Keykubat Üniversitesi, Alanya Üniversitesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Antalya Belek Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi, Çağ Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Toros Üniversitesi, Mersin Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri katılım sağlayacak. 200’ün üzerinde firmanın stant açacağı fuarı 50 binin üzerinde katılımcının ziyaret etmesi bekleniyor. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-kariyer-fuari-gunkaf-kapilarini-aciyor/feed/ 0
ABD Enflasyonu ve Fed Tutanakları Piyasaları Etkiliyor https://www.haber60.com.tr/abd-enflasyonu-ve-fed-tutanaklari-piyasalari-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/abd-enflasyonu-ve-fed-tutanaklari-piyasalari-etkiliyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 06:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10408 Küresel piyasalarda, ABD enflasyonunun beklentileri aşmasının ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine geç başlayacağına ilişkin beklentiler güçlü duruşunu korurken, bugün açıklanacak Fed toplantı tutanakları ve Nvidia’nın finansal sonuçları öncesinde karışık bir seyir izleniyor.

Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına yönelik belirsizlik devam ederken, ABD’de devam eden bilanço sezonunda özellikle yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketleri gündemin odağındaki yerini koruyor.

Analistler, bugün yayımlanacak Fed Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) son toplantısına ilişkin tutanakların, bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara dair ipuçları verebileceğini belirterek, pay piyasaları tarafında yıl başından bu yana yüzde 40’a yakın artış gösteren Nvidia’nın piyasalar kapandıktan sonra açıklanacak bilançosunun piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Tutanaklar öncesinde, para piyasalarında Fed’in martta politika faizinde değişikliğe gitmeyeceğine kesin gözüyle bakılırken, bankanın faiz indirimine başlama ihtimali mayısta yüzde 37 ve haziranda yüzde 78 ile fiyatlanıyor.

Öte yandan, ülkede şirketler finansal sonuçlarını açıklamaya da devam ediyor. Geçen yıl dördüncü çeyrekte beklentilerin üzerinde kar ve gelir bildiren Walmart’ın hisseleri, dün yüzde 3’ün üzerinde değer kazanırken, şirket ayrıca akıllı televizyon üreticisi Vizio’yu nakit olarak 2,3 milyar dolar veya hisse başına 11,50 dolar karşılığında satın alacağını da duyurdu.

ABD’nin büyük perakende zincirlerinden Home Depot’un geçen yılın son üç ayında kar ve geliri, satışlarındaki azalışa rağmen tahminleri aştı. Ancak şirketin 2024 mali yılında öngördüğü toplam satış büyümesi beklentilerin altında kaldı. Güne düşüşle başlayan Home Depot’un hisseleri gün sonunda hafif yükseldi.

ABD’li banka Capital One, finansal hizmetler şirketi Discover’ı 35,3 milyar dolar değerinde tamamı hisse senedi işlemine dayalı bir anlaşmayla satın alacağını açıklamasının ardından Discover’ın hisseleri günü yüzde 13’e yakın artışla tamamladı.

Bu gelişmelerle birlikte, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,27’de bulunurken, dolar endeksi de yüzde 0,1 azalışla 104 seviyesinde seyrediyor.

Yükseliş eğilimini üst üste beşinci işlem gününe taşıyan altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,4 üzerinde 2 bin 31 dolardan alıcı buluyor.

Orta Doğu’da yaşanan gerilim yakından takip edilirken, dün Brent petrolün varil fiyatı günü yüzde 1 azalışla 81,8 dolardan tamamlamasının ardından bugün önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 81,9 dolardan işlem görüyor.

Dün, New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,92, S&P 500 endeksi yüzde 0,60 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,17 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.

Avrupa borsalarında dün karışık seyir hakim olurken, bugün gözler Avro Bölgesi’nde tüketici güven endeksine çevrildi.

Analistler, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) haziranda faiz indirimine başlayacağına yönelik beklentilerin devam ettiğini anımsatarak, bölge genelinde açıklanacak makroekonomik verilerin söz konusu beklentiler üzerinde etkisinin olabileceğini dile getirdi.

Dün, BoE Başkanı Andrew Bailey, piyasaların bu yıl BoE’den faiz indirimleri beklemesinin mantıksız olmadığını belirtti.

Öte yandan, Avro Bölgesi’nde inşaat üretimi, aralıkta kasım ayına kıyasla yüzde 0,8, önceki yılın aynı dönemine göre de yüzde 1,9 artış göstermesi dikkati çekerken, AB pazarında yeni otomobil satış sayısı da ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artarak 851 bin 690’a ulaştı.

Yükseliş eğilimini üst üste altıncı işlem gününe taşıyan avro/dolar paritesi, şu sıralarda önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0810 seviyesinde bulunuyor.

Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,12 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,14 gerilerken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,34 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,08 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında da karışık seyir öne çıktı.

Dün, Çin Merkez Bankasının (PBoC) emlak piyasasını canlandırmak adına konut kredileri için gösterge faiz oranı olan 5 yıllık kredi ana faiz oranını beklentilerin de üzerinde indirmesinin ardından bugün Çin borsalarında emlak sektörü öncülüğünde yaşanan yükseliş dikkati çekiyor.

Japonya’da bugün açıklanan verilere göre, ihracatın ocakta yıllık yüzde 11,9 artış ile beklentileri aşması göze çarptı.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 azalırken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,7 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,2 artış kaydetti.

Yurt içinde dün alıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,62 değer kazancıyla 9.344,97 puandan tamamlayarak tüm zamanların en yüksek günlük kapanışını gerçekleştirdi.

Dolar/TL, dün alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 30,9083’ten tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,9290 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde tüketici güven endeksi ve ABD’de Fed’in toplantı tutanaklarının yanı sıra Nvidia bilançosunun da takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.500 seviyelerinin direnç, 9.300 ve 9.200 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

18.00 Avro Bölgesi, şubat ayı tüketici güven endeksi

22.00 ABD, FOMC toplantı tutanakları

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-enflasyonu-ve-fed-tutanaklari-piyasalari-etkiliyor/feed/ 0
Burdur’da Alacak-Verecek Meselesi Yüzünden İş Yerinde Cinayet https://www.haber60.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/ https://www.haber60.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10316 Burdur’da bir iş yerinde alacak-verecek meselesi yüzünden silahla 1 kişiyi öldürüp, 1 kişiyi yaralamaktan yargılanan sanık, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Burdur’da 19 Kasım 2022 tarihinde Konak Mahallesi İstasyon Caddesi’nde Osman Çelikbaş (36), iş yerine gelen Ş.A. (49) ve Şeyhmus Bakış (33) ile arasında çıkan tartışmada iki kişiyi silahla vurmuştu. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılan yaralılar Burdur Devlet Hastanesine kaldırılmıştı. Yaralılardan Şeyhmus Bakış hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, Ş.A. ise tedavisinin ardından taburcu edilmişti. Gözaltına alınan Osman Çelikbaş tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Burdur Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Duruşmada sanık Osman Çelikbaş, sanık yakınları ve avukatları, maktul yakınları ve avukatları hazır bulundu. Polis ekipleri adliye çevresinde ve mahkeme salonunda geniş güvenlik önlemleri aldı. Duruşmada savcılık makamı vermiş olduğu mütalaada sanık Osman Çelikbaş’ın tutukluluk halinin devamı ve ağırlaştırılmış kasten yaralama suçundan yargılanması talebinde bulundu.

Maktul Şeyhmus Bakış’ın ailesi, mütalaaya karşı aleyhte hususları kabul etmediklerini belirterek, sanığın cezalandırılmasını istedi.

Maktul avukatları ise mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, sanığın eylemi gerçekleştirirken kasten öldürmeye yönelik ateş ettiğini ve olayda haksız eylemin (TCK 29) şekillerinin oluşmadığını belirterek, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğini, olay sonrası sanığın 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunup yaralılara ilk müdahaleyi yapsa bile sanık hakkında gönüllü vazgeçme eylemlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müteveffa hayatta olsaydı kasten yaralama hükümleriyle mahkeme kurulacağını ancak müteveffa hayatta olamadığı için bu hükümlerin mümkün olmadığını söyledi. Sanığın bugüne kadar da pişman olduğuna dair bir harekette bulunmaması ve mahkemeye yardım etmemesi nedeniyle indirim uygulanmaması talep edildi.

Tahliyesini istediler

Sanık avukatları ise duruşmada müvekkilleri hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını, mahkeme heyeti aksi düşüncedeyse haksız tahrik indirimi hükümlerinin uygulanmasını, aksi halde iddia makamının mütalaasını suçun vasıflandırılması bakımından kabul ettiklerini beyan ederek, olayın öldürmeye değil yaralamaya yönelik gerçekleştirildiğini, olay günü ve öncesinde müvekkillerine karşı taciz ve tehdidin bulunduğunu, olay günü de ilk hareketin karşı taraftan geldiğini, bu yüzden sanık hakkında azami oranda indirim yapılarak tutuklulukta geçirdiği süre de göze alınarak tahliyesini, tahliye olmayacak ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını talep etti.

“Mağdur benim”

Sanık Osman Çelikbaş ise esas mağdurun kendisi olduğunu belirterek, “Ben yapılan saldırıyı bertaraf ettim. Öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Kurşunların hepsini ayağa sıktım. Üzerime atılan suçlamayı kabul etmiyorum. Saldırı üzerine hareket ettim. Mahkemenize 3 sayfadan oluşan beyan dilekçesi ve otopsi raporunu sunuyorum. Karşı tarafın ailesine başsağlığı diliyorum. Aklanana kadar temas kurmak istememiştim, yargılama bittikten sonra taziyelerimi iletecektim ancak karşı taraf pişman olmadığımı söyleyince burada söylemek zorunda kaldım. Maktulün ailesinin tüm mağduriyetlerini gidereceğimi de ifade etmek istiyorum. Son derece üzgünüm” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti tarafından sanık Osman Çelikbaş’a kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 15 yıl hapis cezası verildi. Ardından eylemi haksız tahrik altında işlediği anlaşıldığı belirtilerek ceza 11 yıl 3 aya, daha sonra iyi hal indirimi uygulanarak 9 yıl 4 ay 15 güne düşürüldü. Sanığa silahla kasten yaralama suçundan haksız tahrik ve iyi hal indirimleri uygulanarak, 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ruhsatsız silah kullanmaktan da 10 ay hapis, 25 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verildi.

Mahkeme sonrası konuşan maktul Şeyhmus Bakış’ın avukatı Kemal Aytekin, “Biz bu süreci sabırla yürüteceğiz. Bu şahıs hak ettiği cezayı en nihayetinde alacaktır” dedi.

Adliye koridorunda maktul Şeyhmus Bakış’ın annesi ise sanığın ailesine tepki gösterdi. – BURDUR

]]>
https://www.haber60.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/feed/ 0
Özgür Özel: “Chp’ye Ayna Tuttuğunda, O Aynayı Sana Çevirirler. https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-chpye-ayna-tuttugunda-o-aynayi-sana-cevirirler/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-chpye-ayna-tuttugunda-o-aynayi-sana-cevirirler/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:39:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10305

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Erdoğan, muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor, baktı, olmadı, muhalefete ayna tutuyormuş, CHP’nin seçmenine sesleniyormuş. CHP’ye ayna tuttuğunda, o aynayı sana çevirirler. O aynaya baktığında, varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. O ayna baktığında, 6 Şubat depremlerinde söz verip de bir yılın sonunda yüzde 92’sini hala çadıra, konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin. O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup, zenginleştirip milleti yoksulluğa, sefalete, güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında, İstanbul seçiminin gittiğini anladığında Abdullah Öcalan’dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçiyi göreceksin” dedi. Hatay’da yola Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdiklerini söyleyen Özel, “Hatay AK Parti’nin eline geçerse ne olacağı bellidir. Hatay’a bir belediye ne yapacaksa fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz” diye konuştu. Özel, ayrıca ‘Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum’ diyen Refah Partisi eski Rize Milletvekili Şevket Yılmaz için de “Şevki Yılmaz’la siyasi mücadele edemezsiniz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane foseptik kamyonu bulacaksınız, onunla layık olduğu yere taşıyacaksınız” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“ORADA YAŞANAN BİR HEYELAN YA DA TOPRAK KAYMASI DEĞİL; HESAPSIZCA OLUŞTURULMUŞ YAPAY BİR DAĞIN ÇÖKMESİ VE 9 CANI ÖLÜME SÜRÜKLEMESİDİR”

“Erzincan İliç’teki altın madeninde, 9 emekçimizin toprak altında kalmasının üzerinden tam 1 hafta geçti. CHP olarak başta Erzincan Milletvekilimiz Sayın Sarıgül olmak üzere bölgeye derhal 2 genel başkan yardımcımız ve 3 milletvekilimizden oluşan bir heyet görevlendirdik. İlk andan beri oradaydılar. Bir ön rapor yazdılar, ardından raporlarını olgunlaştırdılar. Şu anda da genel başkan yardımcımız ve 2 milletvekilimiz bölgeyi takip ediyor. Televizyonlarda, gazetelerde haberi bir toprak kayması, bir heyelan ve kaçınılmayacak bir felaket gibi göstermeye çalışan bir iktidar medyası var. Orada yaşanan bir heyelan ya da toprak kayması değildir; orada yaşanan işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üst üste konmasından oluşan, hesapsızca oluşturulmuş yapay bir dağın çökmesi, kaymaya başlaması ve önüne kattığı her şeyi altına alarak 9 canı ölüme sürüklemesidir. Orada üst üste parayı istifleyenlerin insan hayatını hiçe sayarak maden atıklarını bir yerde bir dağ şeklinde istiflemesinin sonucudur. Bir yanda birileri para kazanırken, zenginliğine zenginlik katarken 9 tane vatan evladı şu an durdurulan arama-kurtarma çalışmalarıyla ümitlerin neredeyse tamamen tükendiği bir noktada bu para kazanma hırsının kurbanı olmuşlardır.

“İKİ SOMA FACİASI’NI BİR ARADA YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR FELAKETTEN SON ANDA KURTULDUĞUMUZUN HEPİMİZİN BİLİNCİNDE OLMASI LAZIM”

Arama-kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettik. Oradaki hem etkisizliği hem çaresizliği gözlerimizle gördük. Ben milletvekili arkadaşlarımızın ulaştırdığı ön raporu okuduğumda, geçmişte yaşadığım bir felaketin travmasıyla bir kere daha tanışmış oldum. Soma’da 301 madencimizi kaybettiğimizde, 4 gün boyunca maden ocağının ağzında acılı anneler, eşler, çocuklar, babalarla birlikte beklerken hep ağlamaların, ağıtların, Allah’a yakarışların arasında şunları duyuyorduk: ‘Söylüyordu, maden çok sıcak diyordu. Çizmelerim yarıya kadar ter doluyor. 4-5 saatte bir boşaltıyorum, yoksa yürüyemiyorum, ayağım kayıyor diyordu. Akşam geliyordu, uyku uyuyordu ama uykusunu alamıyordu. Başının ağrısı hiç geçmiyordu. Hep ‘Bu maden bir gün başımıza bela olacak’ diyordu’ sözleri hala kulağımdayken ön raporu açtık. Son günlerde basına, sivil toplum örgütlerine konuşmalarının, büyükşehirlerden dayanışma için gitmiş sosyal hizmet görevlilerinin, psikologların bile ziyaretine, temasa engel olunan ailelerin ön raporda söyledikleri, ‘Bu dağ bir gün başımıza bela olacak. Yığ yığ nereye kadar? Çatlaklar oluştu. Bir kayarsa hepimizi altına alır. Burada kimse kalmaz.’ Bunları görünce ve o alanda zaman zaman 600-700 kişinin birden çalıştığı düşünüldüğünde, 9 kayıp çok büyük, yüreğimizdeki acı çok büyük ama nasıl bir büyük felaketin daha kenarından geçtiğimizin, bu sefer belki iki Soma Faciası’nı bir arada yaşayabileceğimiz bir felaketten son anda kurtulduğumuzun da hepimizin bilincinde olması lazım.

“İLİÇ MESELESİ NORMAL ŞARTLARDA, BİR DEMOKRASİDE TURNUSOL KAĞIDI GİBİDİR. DEĞİL BİR BAKAN, CUMHURBAŞKANI İSTİFA ETSE ANCAK YERİDİR”

İliç meselesi normal şartlarda, herhangi bir demokraside turnusol kağıdı gibidir. Bu yaşandığında iktidarın -yapmıyorlar ama- öz eleştiri yapması da onları kurtaramaz; -dilemiyorlar ama- özür de onları kurtaramaz. Değil bir bakan, başka ülkede olsa başbakan, cumhurbaşkanı istifa etse ancak yeridir. Çünkü bu İliç’i ilk kez duymuyoruz. Bu Erzincan İliç’teki altın madeni, yılların çevre mücadelesinin,; demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin ve dahi CHP’nin bizzat çevreden sorumlu genel başkan yardımcılarımızın geçmişte gidip orada açıklamalar yaptığı, tehlikelere dikkat çektiği bir yerdir. Siyaset; haklı çıkanın, söylediği doğru olanın karşılığını gördüğü; haksız çıkanın da hesabını verdiği bir müessesedir esasen. Ama öyle bir medya düzeni, öyle bir susturulmuş düzen, öyle bastırılmış sesler ve öyle haksız şekilde gündemin değiştirilmesiyle karşı karşıyayız ki grup kürsümüzün hem tüm televizyonların yayında olduğu ilk dakikalarında bunları ifade etmeyi çok önemli görüyorum. Yıllarca ‘hain, provakatif, marjinal gruplara CHP destek veriyor’ dedikleri o çevre mühendisliği odaları, akademik odalar, çevreciler, CHP2liler hep tehlikeye dikkat çekti. Bundan 3 yıl kadar önce orada siyanür sızıntısı oldu. Buna karşılık ortalık ayağa kalktı. Göstermelik 3 aylığına durdurdular madeni. O günkü durdurma, kapatmaya dönüşse bu felaket oluşmayacak. O madeni, durdurdular, incelediler, suçlu buldular ve o madene tam 16 milyon 440 bin lira ceza kestiler. İlk duyunca, ‘Büyük para, caydırıcı’ diye düşünüyorsun. Bu ceza kesildi, sadece aylar son bu Meclis’te, Plan Bütçe Komisyonu’nda bazı şirketlere vergi affı getirdiklerinde bu şirkette yararlandı. Bu şirkete kesilen ceza 16 milyon küsür affedilen vergisi 222 milyon lira.

“222 MİLYON LİRA CEBİNE PARA KOYULAN MADEN, İLİÇ’İ ZEHİRLEYEN MADENDİR”

İliç’i zehirlemenin, siyanürü sızdırmanın ve insanlara kast etmenin cezası 16 milyon, birkaç ay sonra burada kedilerine yapılan kıyak 222 milyon lira. Bütün vatandaşlarımız duymalıdır, bilmelidir ki Recep Tayyip Erdoğan’ın haberi olmadan değil 222 milyon lira, 2 milyon lira Türkiye’de el değiştiremez. 222 milyon lira cebine para koyulan maden, İliç’i zehirleyen madendir. Bu madenler önce izin alıyorlar, almış. ÇED raporu düzenlenmiş. Küçük bir izni sonra büyütüyorlar. 4-5 kat büyümek için başvurduğunda bir ÇED raporu hazırlanmış, o raporun altında bir imza var: Bakan .Murat Kurum. ve biz Murat Kurum’a bu sorumluluğunu hatırlatıyoruz, Murat Kurum hiç üstüne alınmıyor. Onu atayan Recep Tayyip Erdoğan, hiç bu konulara girmiyor. En nihayetinde bugün Devlet Bahçeli gelmiş, diyor ki ‘Murat Kurum görevi layığıyla yapmıştır, oradaki hata verilen raporu düzenleyenlerde, altına izin için imza atanlardadır. Murat Kurum’un konuyla alakası yoktur.’

“BELGE, MESELENİN TEK SORUMLUSUNUN MURAT KURUM OLDUĞUNU SÖYLÜYOR”

İstanbul’u yönetmeye talip, Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum söz konusu olunca Sayın Bahçeli, ‘Kurum’un konuyla alakası yok’ dedi. Raporun altında Devlet Bey’in dediği gibi, Mehrali Ecer ÇED Değerlendirme İzin ve Denetim Genel Müdürü’nün imzası var. İmzayı bakan adına genel müdür atıyor. Devlet Bey siz devleti, devlet geleneğini, devlet işleyişini bilen bir partinin genel başkanı olarak bakanın ‘Benim adıma, yani kalem, mürekkep, yetki, izin benim. Benim yerime imzayı sen at’ dediği genel müdürün imzasından Bakan Murat Kurum’un sorumlu olmadığını söylüyorsun. Oysa belge, meselenin tek sorumlusunun Murat Kurum olduğunu söylüyor. Eğer bakan adına atılan bu imzayla İliç’te bunlar yaşandıysa ve hala bu bakan bundan sorumlu değil deniyorsa ben bunu sizlerin vicdanına havale ediyorum.

“BU SORUNLARI 1978’İN GÜCÜYLE, BÜLENT ECEVİT’İN CESARETİYLE, DENİZ BAYKAL’IN KARARLILIĞIYLA CHP ÇÖZER”

Sayın Baykal, 1978’de Ecevit Hükümeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ydı. Yatığı bir iş, CHP’nin tarihindeki en önemli işlerden bir tanesiydi. Madenlerin talan edilmesi, yağmalanması, yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine Bülent Ecevit Hükümeti’nin 39 yaşındaki Bakanı Deniz Baykal, ‘dur’ diyecek ve bütün madenleri kamulaştıracaktı. O gün Anayasa’ya uygun bir karar verildi, çünkü Anayasa halen ‘Madenler devletindir’ der. Ama o dönemde bir yoluyla madenler özel sektöre açılmıştı, Baykal durdurdu. 1985, cunta sonrası 1983’te seçimlerden sonra gelen ANAP Hükümeti’nde madenler yavaş yavaş yeniden özel sektöre açılmaya başlarken ‘Türkiye’de çıkarılacak her madende yüzde 10 devlet hakkıdır’ diye madde kondu. 2004 yılına kadar böyle devam etti. 2004 yılında AK Parti, devlet hakkını yüzde 2’ye indirdi. Bu yüzden halkın uzun vadeli çıkarları yerine, ayrıcalıklı grupların kısa vadeli çıkarlarını üstün tutanların, hukuki denetim mekanizmalarını ortadan kaldıranların, ülkeye, ekonomiye değer katmak yerine birilerine rant yaratanların nasıl hem ekonomimizin canına okuduklarını hem de 9 canımızı nasıl felakete sürüklediklerini hep birlikte yaşadık, bunu takip etmeye devam edeceğiz. Bu sorunları herhangi bir muhalefet partisi çözemez. Bu sorunları sadece ve sadece 1978’in moraliyle, gücüyle, Bülent Ecevit’in cesaretiyle, Deniz Baykal’ın kararlılığıyla CHP çözer.

“HEM ÜRETİMİ SEKTEYE UĞRATIP HEM BİR BAŞKA YERDEN ZENGİNLEŞEN AYRICALIKLI BİR ZÜMRE OLUŞTU”

Üretimin ve toplumsal refahın değil de rantın peşine düşülen, aklın ve bilimin değil küçük çıkar gruplarının faydalarının gözetildiği bir ekonomi düzeni içinde yaşıyoruz. Gelinen aşamada artık, ekonominin başındakiler de gerçekleri saklayamaz hale geldiler. Geçmişte büyük, bilinçli hatalar yapıldı. Şimdiki yönetim ‘irrasyonel yani akıl dışı dönem’ diyor. Yaptıklarına da sözde rasyonel diyorlar. Bir takım çıkar grupları dudak uçuklatan teşviklerle, başka kimseye verilmeyen ucuz kredilerle hem üretimi sekteye uğratıp hem bir başka yerden zenginleşen ayrıcalıklı bir zümre oluştu. Bu zümrenin en büyük karlarından bir tanesi bu ülkenin geleceğine inanmayan, Türk parasının değer kaybedeceğini gören ve dolara sarılan bunlara şunu söylediler: ‘Aman siz dolar almayın, biz size Kur Korumalı Mevduat (KKM) yapalım. Siz paranızı TL’de tutun. Doların artma ihtimalini de biz size sigorta edelim.’ Peki farkı kim ödedi? Ücretliler, garibanlar, emekliler ödedi. Bu ülkenin hazinesinden, bütçesinden ödediler.

“SON SİLAHINIZ, SON ÇARENİZ, SON GÜCÜNÜZ VE KULLANIRSANIZ SON YETKİNİZ 31 MART SEÇİMLERİDİR. GÜCÜNÜZÜ BU HÜKÜMETE GÖSTERİN”

1 Nisan sonrası acı reçete konuşuluyor. Bütün dünya piyasaları, bütün ekonomistler 1 Nisan’dan sonra, Türkiye’nin sıkı para politikası uygulayacağını, yani kemerleri sıkacağını, yoksulun daha yoksullaşacağını, dolaylı vergilerin artacağını, milletin gırtlağına çöküleceğini ve yabancı yatırımcılar için yeni fırsatlar çıkacağını konuşuyor. 31 Mart akşamının bambaşka bir önemi daha var. Yoksullar, garibanlar, emekçiler, emekliler için eğer bu iktidar gücüne güç katacak, beklediği desteği görecek olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp sert bir uyarı almazsa, bu gidişata kırmızı ışık yakılmaz, bu hükümete bir sarı kart gösterilmezse 1 Nisan’dan sonrası felakettir. Emekçileri emekliler ilk mesajı 31 Mart’ta verirse herkes ayağını denk alacak. Ben vatandaşlarımıza 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması, zenginin kayrılması sizin yine sömürülmeniz, 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşına mahkum edilmenizin önünde son silahınız, son çareniz, son gücünüz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir. Gücünüzü bu hükümete gösterin. Sizi buna davet ediyorum.

“VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇIKANLARIN SANKİ AK PARTİ’NİN BİR HİZMETİYMİŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİ BİR İLETİŞİM SÜRECİNİN İÇİNDEYİZ”

OECD, 2015’teki ev kiralarını 100 birim kabul ederek 2023 ev kiralarını karşılaştırmış. Endeksin en tepesinin bir altında, Macaristan -Tayyip Erdoğan’ın yakın dostu Orban’ın memleketi- var. Macaristan’da 2015’ten 2023’e konut kiraları OECD ülkeleri içinde en çok artan ülke olmuş. Yüzde 70 artmış konut fiyatları. Orban’ın üstünde, sevgili dostu, birincilik kürsüsünde Recep Tayyip Erdoğan ve maalesef onun yönettiği Türkiye var. O hesaba göre Türkiye ortalaması, yüzde 530. Bütün OECD ülkelerini en kötüsü yüzde 70’ken bizde 530. Bunu bizim söylememiz, sizin sahada yaşamanız ayrı ama OECD’nin raporu da son derece çarpıcı. Son günlerde, köprü geçişleriyle ilgili rakamlar ortaya çıktı. Vatandaşın cebinden çıkanların sanki AK Parti’nin bir hizmetiymiş gibi gösterildiği bir iletişim sürecinin içindeyiz. ‘Şerit şerit yollar, köprüler, otoyollar yaptık’ diye övünüyorlar. Yaptıklarının sanki vatandaşa maliyeti yokmuş gibi. Oysa tamamına geçiş garantisi verilmiş bu köprülerin, otoyolların Ocak 2023’te bize maliyeti 14,2 milyon TL’ydi. Ocak 2024 gerçekleşmesi, yüzde 157 artışla 36 buçuk milyon TL olmuş.

“BU MEMLEKETTE İYİ İŞLERİ AK PARTİ, KÖTÜ İŞLERİ DEVLET YAPIYOR”

Bu memlekette iyi işler oluyor, kötü işler oluyor. İyi işleri AK Parti yapıyor, kötü işleri devlet yapıyor. Örneğin Oslo görüşmelerini devlet yapıyor, bölünmüş yolları AK Parti yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Osman Gazi Köprüsü’nden ceberut devlet 290 lira geçiş ücreti alıyor. Cumhurbaşkanımızın açtığı Avrasya Tüneli’nden tek geçiş, devleti yöneten lanet adamlar yüzünden 80 liraya çıkmış. Gebze Orhan Gazi-İzmir Yolu, Tayyip Bey’in kullandığı araçla açılmıştı, 710 lira para alıyor devlet bundan. Malkara-Çanakkale otoyolundan 410 lira ücret alanlara yazıklar olsun, ‘reis’in haberi olsa çok kızar. Bu ülkede iyi bir şey yapılıyorsa hepimizin emeğiyle, emek emek kazandığımız paradan ödediğimiz vergiyle yapılıyor. Övünmesi birilerine, cefası bizim üzerimize olamaz.

“‘EZANI SUTURURLAR’ DEDİKLERİ CHP İKTİDARA GELİRSE O EZANI OKUYAN MÜEZZİNİN HAKKINI SAVUNMAYA HER ZAMAN HAZIRDIR”

14 Mayıs seçimleri öncesi Recep Tayyip Erdoğan’ın, Devlet Bahçeli’nin, Cumhur İttifakı’nın temel söylemi şuydu: ‘Benim arkama gelmelisin, yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, ülkeyi böldürecekler.’ Bu korku edebiyatıyla yoksul, borçlu, işsiz, güvencesiz vatandaşı korkuta korkuta oylarını aldılar. Aynı Hitler gibi. Buna inanan oldu, inanmayan oldu ama seçimin sonucuna çok ciddi etkisi oldu. Susmayı ezan diye oy atıp bu memlekette açlığa, yoksulluğa mahkum olanların günde 5 vakit dinlediği ezanı okuyan müezzinler, namazı kıldıran imamlarımızın sendikası var, Diyanet Sen. Diyanet Sen bir araştırma yaptırmış. Diyanet Sen üyesi imam ve müezzinlerin yüzde 80’i Diyanet İşleri Başkanlığı’nda torpil olduğunu düşünüyor. Torpil liyakate değil, sadakata önem vermek demek. Bir siyasi partiyi kayırmak demek, şüphesiz kul hakkı yemek. Artık bu noktadan sonra sözün bittiği yerdeyiz. Bunun nasıl sömürü, hile olduğunu bütün vatandaşlarımıza anlatmak hepimizin boynunun borcudur. Diyanet Sen araştırmasına göre, Diyanet İşleri personelinin yüzde 45’i yoksulluk, sefalet içinde olduğunu, her geçen gün yoksullaştığını söylüyor. ‘Ezanı sutururlar’ dedikleri CHP iktidara gelirse o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya; ‘Vatanı böldürür’ dedikleri CHP, orada canı pahasına nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını savunmaya; ‘Bayrağı indirecekler’ dedikleri CHP, günü gelirse o bayrak için can verecek milliyetçiliği göstermeye her zaman hazırdır.

“AKŞENER’E VERECEĞİM CEVAP ÇO SERT VE İKİ KELİME: CANI SAĞ OLSUN”

Sayın Akşener’in açıklamalarını dikkatle takip ettim. Ona karşı vereceğim cevap, çok sert ve iki kelime: Canı sağ olsun. Biz geçtiğimiz seçimde, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına layık gördüğümüz büyükşehir belediye başkanlarımızın da cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da liyakatlerine kefiliz, verdiğimiz her oy da helal olsun. Biz muhalefetle kavga edip Recep Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmeyeceğiz. Erdoğan, muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor, baktı, olmadı, muhalefete ayna tutuyormuş, CHP’nin seçmenine sesleniyormuş. Biz geçen sene mart ayının 14’üne kadar terörist, terör sevici, hain değil miydik? Erkeklerimiz çürük, kadınlarımız sürtük değil miydi? Bu ne yüzssüzlük kardeşim? Yumuşak bir üslup kullanıyor ve CHP’lilere sesleniyor. Bir kere CHP’liler şunu da unutmaz: Ey Erdoğan, sen değil miydin Hatay’da ‘Belediye başkanı benden olmazsa hizmet gelmez mahsun kalırsınız. Bakın Hatay mahsun kalmadı mı’ diyen? Bu taş kalplinin kalbindeki taşın yumuşadığına inanacak enayi var mı karşında? Ordu’ya ‘Tayyip Erdoğan varsa doğal gaz var yoksa doğal gaz yok’ diyen şantajcıya prim vereni görecek birini görüyor musun karşında?

“CHP’YE AYNA TUTTUĞUNDA, O AYNAYI SANA ÇEVİRİRLER. O AYNAYA BAKTIĞINDA VARLIĞINI BORÇLU OLDUĞUN MİLLETE ŞANTAJ YAPAN BİR TÜKENMİŞİ GÖRECEKSİN”

CHP’ye ayna tuttuğunda, o aynayı sana çevirirler. O aynaya baktığında, varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. O ayna baktığında, 6 Şubat depremlerinde söz verip de bir yılın sonunda yüzde 92’sini hala çadıra, konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin. O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup, zenginleştirip milleti yoksulluğa, sefalete, güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında, İstanbul seçiminin gittiğini anladığında Abdullah Öcalan’dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçiyi göreceksin.

ŞEVKİ YILMAZ’LA SİYASİ MÜCADELE EDEMEZSİNİZ. ONUNLA MÜCADELENİN BİR YOLU VAR, BİR TANE FOSEPTİK KAMYONU BULACAKSINIZ, ONUNLA LAYIK OLDUĞU YERE TAŞIYACAKSINIZ

Tabii anası böyleyken, danası ne yapmasın aşağıda da danaları tepişiyor. Şevki Yılmaz, çıkmış Abdülhamit’in dördüncü kuşak torunu Orhan Osmanoğlu’nun kızı Berna Osmanoğlu’nun düğününde nikah şahitliği yapıyor. Utanmadan sıkılmadan, ‘Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum’ demiş. Şevki Yılmaz gibi bir çukura, seviyesine inmeye utanacağım birisine… Şevki Yılmaz’la siyasi mücadele edemezsiniz. Normal siyasi yöntemlerle mücadele olmaz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane foseptik kamyonu bulacaksınız, onunla layık olduğu yere taşıyacaksınız. Aziz milletin önünde bir hatırlatma yapalım: Birileri, çok sevdikleri bir soydan geliyor olabilirler. İşgal donanması, boğaza demirlediğinde kırmızı halı serip ona selam duranların, kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler. Biz o donanmanın arasından Kartal İslimbotu’nun ucunda geçerken yaverine ‘Geldikleri gibi giderler’ diyenlerin soyundan geliyoruz. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz.

“ÖRGÜTÜMÜZÜN TALEBİ, İNANCI VE ANKETLERDEKİ SEYRE BAKTIĞIMIZDA HATAY’DA YOLA LÜTFÜ SAVAŞ İLE DEVAM ETMEYE KARAR VERDİK”

Yerel seçimlere giderken biz Hatay ile ilgili kararı vermek için biz çok ince eledik, sık dokuduk. En çok üzerine titizlendiğimiz il oldu. Yüzde 80’inde 1 araştırma yaptık, Hatay için toplam 5 büyük araştırmak yaptık. 10 Ocak’ta anketlerde en üstte yer alan Belediye Başkanımız Lütfü Savaş’ı yeniden adaylaştırdık. Daha sonra bir kısmı Hatay’dan bir kısmı yurdun diğer illerinde yaşayan vatandaşlardan çeşitli eleştiri ve tepkiler yükseldi. Hükümetin bütün sorumluluğunun bir yere yüklenmesi doğru değildi. Ama biz oradaki mesajı aldık. Hatta Sayın Lütfü Savaş dedi ki ‘Ben reklam filminde oynamayayım.’ Anlayışla karşıladık. Lansman toplantısında da müziğin, sevincin, alkışın olduğu bir yerde olmadı. Ertesi gün Genel Merkezimizde toplandık. Önümüze bütün anketleri, bütün ilçe belediye başkan adaylarını, bütün ilçe başkanlarımızı toplam 40 kişi oturduk. Bütün anketler, ihtimaller değerlendirildi. Bir yanda AK Parti’nin tehdit ettiği, şantaj yaptığı depremzedeler; bir yanda anket sonuçlarımız ve örgütümüzün talepleri doğrultusunda, dün gece saat 3’e gelirken biz üzerime düşen bütün eleştiriyi yaparak Lütfü Savaş’ın kendisinin de bir depremzede olarak ilk günlerde kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de duyduğu üzüntüyü, yaptığı özeleştiriyi not ederek ama bir yandan Hatay’ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen ve Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracak olanlara karşı, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da yola Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdik.

“BUGÜN 17.01’DEN İTİBAREN ARTIK TARTIŞMANIN, KONUŞMANIN DEĞİL; HEP BİRLİKTE ÇALIŞMANIN, RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I YENMENİN VAKTİDİR”

Hatay AK Parti’nin eline geçerse ne olacağı bellidir. Hatay’a bir belediye ne yapacaksa fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz. Hatay’ı mahzun bırakmakla, geçmişte verdikleri oyun cezasını çektiklerini ima etmekle, gelecekte verecekleri oy için şantaj yapan, tehdit eden birine boyun eğmeyecek bir şehir varsa o da Hatay’dır. Bunu da Recep Tayyip Erdoğan 31 Mart’ta görecek. Bugün, seçim takviminde önemli bir gün. Artık aday listelerinin teslim edilmesinin son günü. 17.01’den itibaren artık tartışmanın, konuşmanın değil; hep birlikte çalışmanın, Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmenin vaktidir. Yarından itibaren bu partinin üyelerinin görevi; 31 Mart seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’a, Devlet Bahçeli’ye, çevreye, kente, yoksula, işçiye, sendikaya düşman bu anlayışa karşı hepsinin dostu olan halkın partisinin üyelerini büyük bir mücadeleye davet ediyorum. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri, kentin üstüne çöken bulut gibiler. Hiçbir renge tahammülleri yok. Her şey gri olsun istiyorlar. Oysa biz birbirimizden farklıyız ama ortak yanımız bu ülkeyi sevmemiz. Cumhur İttifakı’nın koyu gri rengine karşı, Türkiye İttifakı’nın rengi kırmızı ve beyazdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-chpye-ayna-tuttugunda-o-aynayi-sana-cevirirler/feed/ 0 Şile’de Arıtma Sızıntı Suyu Tesisi Açılışında Konuşan İmamoğlu: “İnsana, Doğaya Değer Vermeyen Yöneticiler, Geleceğimizi Yok Ediyorlar” https://www.haber60.com.tr/silede-aritma-sizinti-suyu-tesisi-acilisinda-konusan-imamoglu-insana-dogaya-deger-vermeyen-yoneticiler-gelecegimizi-yok-ediyorlar/ https://www.haber60.com.tr/silede-aritma-sizinti-suyu-tesisi-acilisinda-konusan-imamoglu-insana-dogaya-deger-vermeyen-yoneticiler-gelecegimizi-yok-ediyorlar/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:33:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10200 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSTAÇ, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamladı. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İnsana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar” dedi.

İSTAÇ, kapasite fazlası çöp sızıntı suyunun, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile Şile’deki tesisten diğer arıtma tesislerine taşınması uygulamasına son verdi. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin kapasitesi, 2.000 m3/günden 4.000 m3/güne çıkarıldı. 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan Şile Karakiraz Mahallesi’ndeki Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı’nın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninde, İmamoğlu ve İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay birer konuşma yaptı. Konuşmasında, tesisin yapılış sürecinin detaylarını paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:

“ASLINDA GÖREVİ İHMAL ANLAŞIYIDIR: Buradaki çöp sızıntı suyu meselesi, önemli bir mesele. Etkisi sadece burada değil, buranın yakın çevresinde değil, -ne ilgisi var, diyeceksiniz- ta Tuzla’ya kadar uzayan bir çevre etkisi söz konusu. ve bu çöp sızıntı suyu meselesinin hem Silivri’de hem burada çözüme kavuşmasında, bizim dönemde atılan adımlarla sonuçlanması, gerçekten düşünmeye değer bir konudur. Yani bu kadar önemli bir çevre etkisi olan çöp sızıntı suyu meselesini düşünmeyen ya da buna dönük hızlı bir adım atmayan yönetim anlayışı, aslında görevini ihmal anlayışıdır.

ÇEVRE FACİALARINDAN SONRA YÖNETİCİ BULAMADIĞIMIZI GÖRÜYORUZ: Çevre duyarlılığını yitirmiş yönetimlerin nesiller boyu sürecek çok acı kayıplara yol açıyor. Bu vesileyle, bunu ülkemizin dört bir yanında gördüğümüzü ve çevre facialarından sonra ne yazık ki, mercekle arasak, sorumlu yönetici bulamadığımızı da görüyoruz. Çok acı bir durum. Özellikle insana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar. Ben, son günlerde sahada gözü yaşlı insanların, Erzincan İliç’teki meseleyi benimle paylaşmalarının duygusallığı içerisindeyim. Bizim insanımız o kadar değerli ki; bazen tahmin edemeyeceğiniz noktada, tahmin edemeyeceğiniz duyarlılıkta insanlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin; dün Esenler’de, semt pazarında 4-5 teyzemizin gözü nemli nemli İliç’i sormasından bunu anlıyorum. ya da birkaç gün önce Bağcılar’da ya da Beykoz’da, farklı coğrafyaların insanları.

HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANANLAR VE BUNUN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEYENLER: Geleceğin sıkıntısını, korkusunu, endişesini ilk hissedenler; kadınlar, anneler. Onların o gözü yaşlı halleriyle bunu dile getirmeleri, benim içimi bir yönetici olarak, çok derinden burkmuştur. Hiçbir şey olmamış gibi davrananlar ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyenler, bu sürece dair açık ve net konuşmayıp ortadan kaybolanlar, sadece seçim sürecine dair seçmeni tehdit edenler, o gözü yaşlı, gözü nemli annelerimizin hakkı, hukuku adına, bu sandıkta milletimizden hak ettiği cevabı alacak, dersi alacaktır diye düşünüyorum. 31 Mart’ı, milletimizin bu anlamda iple çektiğini düşünüyorum. Buradan şunu ifade etmek isterim: Biz, asla onlardan olmadık, onlardan değiliz ve olmayacağız. İstanbul, 2019’dan bu yana, çok yüksek bir çevreci hassasiyetle yönetiliyor. Çevre yatırımlarına, tam 945 milyon dolar bütçe ayırarak, İstanbul’u çevre felaketlerine karşı güçlendirdik; güçlendirmeye devam ediyoruz. Avrupa’nın en büyük atık yakma ve enerji üretim tesisini açtık. ve özellikle yeni açtığımız 4 tesisle birlikte, İstanbul’un çöpten elektrik üretim kapasitesini tam 3 katına çıkardık sadece 4,5 yılda.

BİZİ DİNLEYEN VATANDAŞLARIMIZIN ŞAŞIRMAYACAĞI GİBİ: Avrupa yakasında açmış olduğumuz atık yakma tesisinin aynı kapasitede olanını ve yine yılda 1 milyon ton çöp yakacak olan, 85 megavat elektrik üretecek kapasiteye sahip, 1,5 milyon ton karbon emisyonu azaltımı olacak olan böylesi faydalı bir tesisin her aşamasını bitirdik. Özellikle bizi dinleyen vatandaşlarımızın şaşırmayacağı gibi, ülkemizin yatırım planına alınmasını bekleyen bu projemiz, 2024 yatırım planına alınmadı. Yani İstanbul’da çöp yığını oluşmasını değil, çöpten enerji üretme tesisini hızlıca başlatıp bitirme hedefinde olduğumuz, kredisini hazırladığımız, ihaleye hazır olan bir tesisin yatırım planına alınmaması, yine görüyorsunuz ki, az önce çevre felaketi oluştuğunda ortadan kayboldukları gibi, Ekrem İmamoğlu’ndan ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminden faydalı bir iş geldiğinde, yine ortadan kayboluyorlar. Az önce o söylediğim sandık dersi, onları öyle bir silkeleyip kendine getirecek ki, milleti için takır tukur bunları imzalamak zorunda kalacaklar. Hem tehdidin karşılığındaki cevabı alacaklar hem de kalan sürelerinde millet ve memleket lehine, hükümet olarak yapması gerekenleri yapmak zorunda kalacaklar. Onun için herkesin oyu çok değerli.

BAZILARI ÇOKÇA SORUYOR, ‘İMAMOĞLU NE YAPTI Kİ’ DİYE: Bu dönemde kazandırdığımız birkaç çevre projesini sizlere hatırlatmak isterim. Seymen Çöp Suyu Arıtma Tesisi. Haliç’teki Dip Çamuru Tarama ve Susuzlaştırma Tesisi. Kaynağında ayrı toplanan organik atıklardan enerji ve kompost üreten Biyometanizasyon Tesisi. Yenikapı Biyolojik Arıtma Tesisi. Beykoz Riva İleri Biyolojik Arıtma Su Arıtma Tesisi. Baltalimanı Biyolojik Arıtma Tesisi. Başakşehir Katı Atık Aktarma İstasyonu. Eyüpsultan Hasdal Katı Atık Aktarma İstasyonu. ve bugün de Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin sizlerle birlikte açılışını yapıyoruz. Hani bazıları çokça soruyor, ‘İmamoğlu ne yaptı ki’ diye. Yaptıklarımızı yok saymaya kalkıyorlar. Onlara tavsiyem; sadece hayata geçirdiğimiz projelerimizi bile oturup saysalar, göreceksiniz kendileri bile, -eğer vicdanları var ise- bu tarz iddiaları ortaya koyanların kendileri bile üzülecekler söylediklerine. Bunlara baksınlar, öyle çıksınlar karşımıza. Biz, İstanbul’un tarihinde hiç görülmediği kadar, bu kadar kısa zamanda, çok büyük işler yaptık. Bizim özellikle 5 yıla yakın zaman dilimi içinde yaptıklarımızı, geçtiğimiz 20-25 yıllarıyla kıyaslamalarını da açıkçası önemli bir veri olarak kabul ediyorum.

ÇEVREYE ZARAR VERECEK HİÇBİR YATIRIMI YAPMADIK: Tabi bizim yaptığımız kadar, yapmadıklarımızın da önemli olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü biz, 5 yıla yakın bu sürede, çevreye zarar verecek hiçbir yatırımı yapmadık. Bilim insanlarının, uzmanların, halkın onay vermediği hiçbir işe imza atmadık. Bizim çevreyi korumak için yaptıklarımız, gerçekten saymakla bitmez. Aramızdaki fark; insana, doğaya, şehre, vatanına değer verenle, paradan başka hiçbir şeye değer tanımayanlar arasındaki farktır. Bizim icraat hızımızla yarışamayacaklarını anlayanlar, yaptıklarımızı küçültmek için, ‘İmamoğlu bizim başlattığımız projeleri tamamlıyor’ diyerek, sözüm ona projelerimizi küçük görmeye gayret ediyorlar. Tabii ki tamamladığımız projeler vardır. Tamamlayacağız da. Bunda hiçbir tuhaflık yok. Ama acaba başlattıkları projeleri, biz ne safhada aldık? veya nasıl o projeleri bitirdik? Hangi aşamada, projeler niçin durdu? İşin bu boyutuyla ilgili hiç sesleri çıkmıyor. Örneğin; geçen sene açılışını yaptığımız Silivri Seymen Çöp Sızıntı Arıtma Suyu Tesisi projesi, bizden önceki dönemde başlatılmış bir projeydi. Sözleşmeye göre, 32 ay içerisinde bitirilmesi gereken bir projeydi. Fakat biz göreve geldiğimizde, sözleşme süresinin yarısı bitmiş olmasına rağmen, ne kadar yapılmıştı işin biliyor musunuz? Yüzde 1’i yapılmıştı.

HIZLI HIZLI, SORGUSUZ, SUALSİZ, BAZEN USULSÜZ, BAZEN EKSİKLERİYLE, BOLCA İHALE YAPTILAR: İktidar kanadının “Biz başlattık” dediği birçok projeyi, çok düşük ilerleme yüzdeleriyle aldık. ‘Yüzde 3’ü, 4’ü ben yaptım’ demek, oraya bir konteyner koymak ya da şantiyeyi kurmak anlamına geliyor. Evet, şunu yaptılar: Hızlı hızlı, sorgusuz, sualsiz, bazen usulsüz, bazen eksikleriyle, bolca ihale yaptılar. Bu doğru. Ama biz öyle yapmadık. Biz bu süreçte ihaleleri de öyle yapmıyoruz. Sadece sürenin yüzde 50’si geçmiş, yüzde 1’i yapılmış bir işin, bizden önceki devraldığımız dönemden bize bırakılan projelerde tamamıyla gördüğümüz bir durum olduğunu ifade etmek isterim. İnanın metroda da böyle, altyapı yatırımlarında da böyle. Niye biliyor musunuz? Çünkü onlar için projenin uzaması, iyidir. Uzadıkça, birilerine yeni ve bir kısım kazançlar sağlanır. Bunlar, işlerine böyle bakıyorlar. ve ne yazık ki her işe bu şekilde baktıkları için, biraz daha ranta, paraya duyarlı bir halleri var. Bizim ise, insanımıza ve çevreye duyarlı bir halimiz var. Aramızdaki fark bu. Onlar sadece bir kişiye saygı duymakla her şeyi yeterli görüyorlar; biz ise, kocaman milletimize saygı duyma konusunda duyarlı davranıyoruz. Bugün hizmete açtığımız Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, insana ve çevreye duyarlılığımızın değerli bir sonucudur.

NE O BİR KİŞİ NE DE DİĞERLERİ, PAZARLARA GİDEMEZLER, AMA BİZ, PAZARDAN ÇIKMAYIZ: Seçime kısa bir süre kala hem şantiye ziyaretleri hem açılışlar gerçekleştiriyoruz ve vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Ne o bir kişi ne de diğerleri, pazarlara gidemezler, ama biz, pazardan çıkmayız. Vatandaşımızla buluşur, hesap da veririz. Önerilerini de dinleriz. Şeffaflığımızın gösterisi olarak, onlarla yürekli buluşmalarımızı yaparız. Ama en güzeli ne biliyor musunuz? Her gün şantiyeleri ziyaret ediyorum. Görünen, görünmeyen birkaç şantiyeyi gururla geziyorum. Hemen hemen her gün de bir açılış yapıyoruz; katıldığım ya da katılamadığım. ve seçime doğru giderken. Bu, müthiş bir şey. ve biz, daha dün, bu şehrin 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık, 5 yıllık bütçesini konuştuk. Bütçesi üzerinden tasarımlarımızı, yatırımlarımızı konuştuk. Biz ise, 2019 seçimlerinde, 23 Haziran seçimlerine giderken, 15 gün öncesinde hesaba parayı yatırıp, o ay sonu gelmesi gereken parayı, 15 gün önce hesaba yatırıp, seçimi kaybedeceğiz korkusundan ‘Parayı istediklerimize bir an önce dağıtalım’ endişesine düşen bir yönetimden süreci devraldık. Biz, kamu kurumuyuz. Kamucuyuz, halkçı belediyeyiz. Halkını düşünen ve halkının kurumunu yönettiğini bilen kişileriz. Bu ahlaktan da asla vazgeçmeyeceğiz.

EKİP ARKADAŞLARINA, ‘BUYRUĞUMU YERİNE GETİRİN’ DİYEN DEĞİL: Her günümüz seçim heyecanıyla geçmeli. Her arkadaşımdan, bizi seven her insanımızdan, sürece en doğruyu, en iyiyi, en dürüstü, en şeffafı, en başarılıyı, en becerikliyi, en çalışkanı, ekibiyle birlikte seçmelerini tavsiye ediyorum. Milletine had bildiren değil, milletine talimat veren değil, ekip arkadaşlarına, ‘Buyruğumu yerine getirin’ diyen değil… Ekip arkadaşlarıyla, ortak akılla bir arada çalışmayı bilen kişileri seçin. Bir kişiye değil, milletine sorumlu olduğunu bilen insanları seçmenizi çok önemli bulduğumu ifade etmek isterim. Bu bağlamda biz, İstanbul İttifakı’nın, bu şehirde yaşayan her insanın temsilcisi olarak, göreve talibiz. ve bu manada, sadece siyasi parti olarak, partimin bireylerini, fertlerini göreve çağırmıyorum. Onlarla elbette koşacağız. Ama ben, bütün İstanbul halkını bu sürecin bir gönüllüsü olmaya, birlikte iş üretmeye, birlikte çalışmaya davet ediyorum. Hep birlikte başaracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü biz, bu şehrin çocuklarını, gençlerini, kadınlarını, geleceğini düşünüyoruz. Biz, bu şehrin çevresini, doğasını, denizini, havasını, suyunu düşünüyoruz. Biz, bu şehrin tarihini, mirasını geleceğe emanet edilmesi gereken değerlerini; biz bu şehrin maneviyatını; biz bu şehrin inançlarını; biz bu şehrin her insanını, her etnik kökenini düşünüyoruz. Bu bakımdan güçlü bir yolculuk yürüdüğümüzü bilmenizi isterim. Elbette ki, halkımızın da takdiriyle, İstanbul’u güzel ve mutlu bir geleceğe daha hızlı ve daha güçlü adımlarla taşıyacağız. Hedefleri büyüterek, hepimiz için, hep birlikte yürüyeceğiz. Birliğimizi bozmadan, ‘Tam yol ileri’ diyerek yürüyeceğiz. Yolumuz açık olsun.

TOGAY: “TÜRKİYE’NİN VE AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KAPASİTELİ, DÜNYANIN İSE İKİNCİ BÜYÜK KAPASİTELİ  BİR ARITMA SIZINTI SUYU TESİSİNİ, 11 AY GİBİ REKOR BİR SÜREDE TAMAMLAMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”

İSTAÇ Genel Müdürü Togay da özetle şu bilgileri paylaştı:

“Bugün burada, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kapasiteli, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Atık bertarafından oluşan çöp sızıntı suyu, normal evsel atık suya oranla, 55 kat daha zehirli bir içerik arz ediyor. O yüzden, bu suyun zamanında ve yerinde çevreye zarar vermeden arıtılması, çok büyük önem taşıyor. 2019 yılında, İstanbul’un fiili çöp sızıntı suyu arıtma kapasitesi, 4.000 bin metreküptü. Bugün hizmete aldığımız tesisimizle beraber, bu rakam 3 katına çıkarak, 12 bin metre küpe ulaşıyor. Bu kapasite, İstanbul’un 2050 yılına kadar bu konudaki ihtiyacını karşılayacaktır. Bugün İstanbul’da, günde 18 bin ton evsel atık ortaya çıkıyor. ve bunun 5.500 tonunu, katma değeri yüksek teknolojilerle geri dönüştürüyoruz ve elektriğe, enerjiye dönüştürüyoruz. Geri kalan kısmını ise, Avrupa ve Asya’da bulunan iki depolama alanımızda, çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf ediyoruz.” Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile tesis resmen İstanbul’un hizmetine girmiş oldu. İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış sonrasında tesiste incelemelerde bulundu.

“TUZLA’NIN KOKU SORUNUNU ŞİLE GİDERECEK”

İBB iştiraki İSTAÇ A.Ş., Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin temelini 29 Mart 2023’te attı. Tuzla’da kronik hale gelen koku sorununu da ortadan kaldıracak 31 metrekarelik alan üzerine kurulu tesis, 11 ayda tamamlandı. Membran Biyo Reaktör (MBR) + Nano Filtrasyon (NF) prosesi ile çalışan tesis; evsel atıkların depolanması sonucu oluşan, kirlilik yükü oldukça yüksek çöp sızıntı suyunu arıtacak. İstanbul’da, 7 bini Anadolu yakasında, 12 bin tonu da Avrupa yakasında olmak üzere, günde toplam 18 bin ton evsel atık oluştuğu hesaplandı. Mevcut arıtma tesisi, 2009 yılında 1.200 m3/gün kapasite ile devreye alınmıştı. 2012 ve 2019 yılında kapasite artışı yapılarak, tesis kapasitesi 1.700 ve 2.000 m3/güne çıkarılmıştı. 11 ay gibi rekor bir sürede devreye alınan yeni tesis ile birlikte, günlük arıtma kapasitesi, 4.000 m3/güne çıkarılmış oldu.

“KAPASİTE FAZLASI ÇÖP SIZINTI SUYU, 25 YILDIR KARA TANKERLERİ İLE DİĞER TESİSLERE TAŞINIYORDU”

Tesiste, “İleri Seviye Membran Teknolojisi” kullanılarak, “Alıcı Ortam” deşarj standartlarına uygun arıtım yapılacak. Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, Silivri’deki Seymen Sızıntısuyu Arıtma Tesisi ile birlikte, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çöp sızıntı suyu arıtma tesisi olarak hizmet verecek. Mevcut durumda, sahada oluşan kapasite fazlası sızıntı suyu, herhangi bir çevresel riske sebebiyet vermemesi adına, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile diğer arıtma tesislerine taşınmaktaydı. Bu tesis ile ekonomik tasarruf yanında, yerinde çözüm de sağlanmış olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/silede-aritma-sizinti-suyu-tesisi-acilisinda-konusan-imamoglu-insana-dogaya-deger-vermeyen-yoneticiler-gelecegimizi-yok-ediyorlar/feed/ 0
Zonguldak’ta Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüyle ilgili tanıklar dinlendi https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10182 Zonguldak’ta 2 yıl önce 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta’nın 26 metre yükseklikten düşerek ölümünün ardından soruşturmaya devam eden mahkeme heyeti tanıkları dinledi.

Olay, 5 Şubat 2021 günü İncivez Mahallesi Yavuzkent Sitesinde meydana geldi. İddiaya göre 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta, erkek arkadaşı Bartu C.A.’nın yanına geldi. İddiaya göre Özgecan Usta ile erkek arkadaşı arasında evlenme konusunda tartışması çıktı. Tartışmanın devam etmesi üzerine genç kız, 8’inci kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybetti. Emniyetteki işlemlerinin ardından Zonguldak Adliyesi’ne sevk edilen Bartu C.A. hakkında ev hapsi ve adli kontrolle yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.

Bartu C.A. hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya katılmadı. Sanık Bartu C.A. yerine avukatı ile Ayşe Özgecan Usta’nın ailesi ve avukatları katıldı.

Mahkeme heyeti duruşmada Ayşe Özgecan Usta’nın olay günü yengesi Ebru Usta ile yaptığı telefon görüşmesini sordu. Yenge Ebru Usta, “O gün aralarında kötü bir şey geçse mutlaka söylerdi. Telefon görüşmelerimiz genellikle uzun sürerdi. O gün de kızım ile ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yapmış. Onunla ilgili soru sormuştum. Daha uzun konuşuyorduk ancak o gün annemin evindeydim. Görüşmeyi kısa kesmek durumunda kaldım. Konuşmamız sırasında herhangi bir olumsuzluktan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi” dedi.

Baba Kenan Usta, adli kontrol şartının arttırılmasını istedi

Kızının kendisinden kız arkadaşına gitmek için istediğini ancak Zonguldak’a geldiğini sonradan öğrendiğini anlatan baba Kenan Usta, kızı Ayşe Özgecan’ın hayat dolu olduğunu ve eğitim hayatını sürdürmek istediğine vurgu yaptı. Olay günü de Bartu C.A.’nın evin kapısını kilitleyerek dışarıya çıkmasına engel olduğunu hatırlatan baba Kenan Usta şöyle devam etti:

“Benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı başına başka türlü zarar gelseydi, farklı düşünebilirdik. Ancak sanığın ikrarı ile de belli olduğu üzere kızımın evden çıkmasına engel olması hatta masa üzerine mermi koyması, alt kattan duyulduğu üzere dışarı çıkmak konusunda direnmesi gibi hususlar birlikte değerlendirileceğinden “hürriyetten yoksun kılma’ durumu söz konusu. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 promil alkol çıkıyor sanıkta 0.40 promil alkol çıkmış olması kızıma alkol içirildiğini göstermektedir. Kendisi içmemiş kızıma içirmiştir. Sanığın cezalandırılmasını hatta adli kontrol şartının ayda birden haftada bire indirilmesini talep ediyorum.”

“Arkadaşım intihara meyilli biri değildi”

Ankara’dan Sesli Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile duruşmaya katılan Ayşe Özgecan Usta’nın arkadaşı Esra Aydın, Özgecan’ın sıklıkla Bartu C.A. ile evlilik konusunda tartıştığını ancak Bartu’nun evlilik konusunda somut adımlar atmadığından yakındığını anlattı.

Arkadaşı Özgecan’ın intihar edebilecek birisi olmadığını ifade eden Esra Aydın, “Kavga ettik, param yok gelmek istiyorum demişti. Sonrasında barıştık demişti. Sürekli problemler yaşıyorlardı. Özge ayrıldığı zaman Bartu geliyordu. Olay günü de gayet iyiydi. Sadece Bartu ile kavgalıydı. Sonra aralarını düzeltmişler. O güne dair bildiğim bu. Özgecan’ı 12 yıldır tanıyorum. Arkadaşımı alıkoyduğu belli. Özge çıkmak istemiş izin vermemiş. Arkadaşım intihara meyilli biri değildi. Öncesinde de bende kalmıştı. Bana ‘yalandan da olsa evlenebileceğini söylemesine razıyım’ diyordu. Asla böyle bir şey demiyor. Sonradan öğrendiğime göre Bartu, Özgecan hakkında verdiği ifadelerde onunla evleneceğini söylemiş. Ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bana bunu kesinlikle söylerdi. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir” diye konuştu.

Taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti sanık Bartu C.A.’nın adli kontrol şartının ayda bir olmak üzere devam etmesine, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 4 Temmuz 2024 tarihine erteledi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Çocuk Evleri’nde Özel Çocuklara Hizmet Sunuyor https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-engelsiz-cocuk-evlerinde-ozel-cocuklara-hizmet-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-engelsiz-cocuk-evlerinde-ozel-cocuklara-hizmet-sunuyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 22:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10149 Kayseri Büyükşehir Belediyesi, yerel yönetim hizmetlerini hayata geçirirken, birlik, beraberlik ile dayanışmayı sürdüren, kalplere dokunan tesisleri ile adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Beyazşehir ve Yüksel Ateş Engelsiz Çocuk Evleri’nde özel çocuklara özel bakım hizmeti sunarken, özel çocukların velileri Başkan Büyükkılıç’a çok teşekkür ettiler.

Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Çocuk Evleri’nde özel çocuklara gündüzlü bakım hizmeti kesintisiz devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Beyazşehir Engelsiz Çocuk Evi ve Yüksel Ateş Engelsiz Çocuk Evi’nde 4-12 yaş arasındaki zihinsel engelli çocuklara yönelik sıcacık bir ortamda gündüzlü bakım hizmeti sunuluyor.

“Özel çocuklarımızı ve ailelerimizi bekliyoruz”

Büyükşehir Belediyesi’nin Engelsiz Çocuk Evleri’nde Çocuk Gelişimci olarak görev yapan Fatma İzmitli, burada hem çocuklara, hem de ailelere destek verdiklerini ifade etti. İzmitli, özel çocukların burada gün içinde hizmet alırken, ailelerinde gönül rahatlığıyla, güven içerisinde çocukları bırakabildiklerini kaydetti. İzmitli, yapılan hizmetler hakkında şu bilgileri verdi:

“4-12 yaş, zihinsel engelli, fiziksel yetersizliği bulunan çocuklarımıza hizmet vermekteyiz. Hafta içi saat sabah 9.00, akşam 16.00 saatleri arasında, saatlik ya da günlük bakım veren bakım merkeziyiz. Engelli gruplar içerisinde sosyal hizmetlere ve psikolojik desteğe en çok ihtiyaç duyan engel grubu zihinsel engelliler ve aileleridir. Çocuklarımız gün içerisinde gelip burada hizmet alırken, ailelerimizde onları güvenli bir yere emanet ediyorlar. Burada özel çocukların haklarının neler olduğunu da öğreniyorlar. Ana kucağı kadar sıcak, baba kucağı kadar güvenli engelsiz çocuk evlerimizde özel çocuklarımızı ve ailelerimizi bekliyoruz. Bu kurumlara emek veren Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’a ayrıca teşekkür ediyoruz.”

“Başkanımız özel çocuklarımıza emek veriyor, onun emeği çok önemli”

11 yaşında otizmli oğlu olan Zuhal Türkoğlu ise Büyükşehir Belediyesi’nin Engelsiz Çocuk Evleri’nin bir güven ortamında olduğunu ve özel çocukların burada çok iyi hizmet gördüğünü ifade etti. Türkoğlu, Başkan Büyükkılıç’ın her zaman özel çocukların yanında olduğunu, asla onları ayırmadığını ve bu durumun kendisini çok mutlu ettiğini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Otizmli oğlum var, 11 yaşında. Yaklaşık 4 yıldır buraya geliyoruz. Her şeyden önce belediyemizin bu desteği çok önemli. Öncelikle emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Burası her şeyden önce bize güven veriyor. Güvenimiz olunca huzurumuz da oluyor. 3, 4 saat bırakıp, kendimize zaman ayırıyoruz. El becerileri artıyor, zihinsel olarak burası çok fazla destek veriyor. Emeği geçen öğretmenlerimizden, belediyemizden, Büyükşehir Belediye Başkanımızdan herkesten biz çok memnunuz. Buranın bir sloganı var. ‘Ana kucağından sıcak, baba ocağından güvende’ diye. Gerçekten öyle hatta daha fazla. Evlerde bu kadar imkanımız yok. Çok daha rahat, çok daha konforlu. Büyükşehir Belediye Başkanımızın bize destek olması çok önemli. Çocuklarımızı seçmiyor, ayırmıyor, dışlamıyor. O emeği bizim için çok önemli. Çocuklar burada çok mutlular.”

“Burası çok büyük bir nimet”

Büyükşehir Belediyesi’nin Engelsiz Çocuk Evleri’nin çok büyük bir nimet olduğunu kaydeden Gamze Karakaş da çok mutlu olduklarını ifade ederek, Başkan Büyükkılıç’a teşekkürlerini iletti. ‘İyi ki varlar’ diyen Karakaş, “İlk açıldığından beri buradayız. Oğlum burayı çok seviyor. Çok mutluyuz. Çok güvenerek bırakıyorum oğlumu buraya. Temiz, güvenilir ve kamera kayıtları altında. En başta öğretmenlerimiz çok ilgileniyorlar. Her tanıdığıma söylüyorum. Gönül rahatlığıyla getirsinler çocuklarını. Çocuklarımızın o an neye ihtiyacı varsa, onu yaptırıyorlar. Sürekli iletişim halindeler. Buradan çok memnunuz. Sürekli teşekkür etmek istiyoruz. Öğrencilerini çok seviyorlar. Bu tesisin karşılığını aldığımı çok iyi biliyorum. İlk geldiğimiz gibi değiliz. Çok verimli günlerimiz oldu. Burası çok büyük bir nimet. Özel çocuklar hepsi. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Burada gördüğümüz sevgiyi, saygıyı, hiçbir yerde göremiyorsun”

Engelsiz Çocuk Evleri’nde gördükleri değeri, saygıyı hiçbir yerde göremediklerini ifade eden Nazife Güngördü ise “Ben de özel bir çocuğun annesiyim. Otizmli. Çocuğum burasının ilk öğrencilerinden. Buraya hizmet verenlerden, açanlardan Rabbim kat kat razı olsun. Çok güvenilir bir yer. Buralar bulunmadık bir nimet. Buradaki gördüğümüz sevgiyi, saygıyı, hiçbir yerde göremiyorsun. Memduh Başkanım çok sağ olun. Biz sizlerden dağlar kadar memnunuz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-engelsiz-cocuk-evlerinde-ozel-cocuklara-hizmet-sunuyor/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA! https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-3/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-3/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:21:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10086 Bu hafta tiyatroseverleri Anton Çehov’dan Alexander Galin’e, Dinçer Sümer’den Suat Derviş’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)

Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.

Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)

MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)

Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

FOSFORLU CEVRİYE

Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.

Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.

Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…

“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…

Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

BEN MEDEA DEĞİLİM

“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

YATAK ODASI KOMEDİSİ

Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)

Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.

Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

ZEHİR

Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.

Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

SİVRİSİNEKLER

Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

KUĞUNUN ŞARKISI

Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.

Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.

Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Çocuk Oyunları

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.

E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.

William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)

Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-3/feed/ 0
Erzincan’daki maden ocağı arama çalışmaları durduruldu https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-maden-ocagi-arama-calismalari-durduruldu/ https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-maden-ocagi-arama-calismalari-durduruldu/#respond Tue, 20 Feb 2024 00:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9954 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen toprak kayması sonrası başlatılan arama çalışmalarına ilişkin, kayıp işçilerin arandığı noktalardan biri olan manganez ocağındaki toprak kayması riskinin devam etmesi nedeniyle buradaki arama faaliyetlerini durduklarını bildirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar eşliğinde maden ocağı girişinde gazetecilere açıklamada bulunan Bakan Yerlikaya, kayıp 9 kişiyi aramayla ilgili ilk günden bu ana kadar çalıştıklarını söyledi.

İnsan kaynakları ve araç yönünden her şeylerinin tam olduğunu ifade eden Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Hem Sabırlar Vadisi’ne gelen bugünkü ölçümle 8 milyon metreküplük kaymayla oluşan toprak kütlesi hem de hemen onun arka tarafındaki manganez ocağına gelen bugünkü ölçümle 2 milyon metreküplük kaymayla gelen toprak kütlesinde canlarımızı arıyoruz. Planımız var, buradaki kayan kütleden dron radarlarla beraber aramış olduğumuz araç konteyner ile ilgili olan lokasyonlarda çalışmalarımız belli ama tüm arama kurtarma veya tüm arama faaliyetlerinde bizim olmazsa olmaz bir önceliğimiz var. O arama kurtarma veya arama faaliyetlerinde bulunan AFAD ile onların koordinasyonundaki tüm insan gücünün güvenliği, yani önce güvenlik.”

Bakan Yerlikaya, arama faaliyetlerini yaparken bir çalışanın dahi canını tehlikeye atmamak için mücadele verdiklerini belirterek, bunun için bilim insanları, mühendisler ve son teknolojik cihazlarla çalıma yaptıklarını anlattı.

“Hızlı çalışan bir uyarı mekanizmamız var”

Arama kurtarma çalışmalarının yapıldığı ve toprak kütlesinin bulunduğu Sabırlar Vadisi ile manganez ocağı bölgesindeki hakim tepelere yerleştirilen radarla sismik ölçümler yaptıklarından bahseden Yerlikaya, şöyle devam etti:

“Bir alarm sistemi de var. eğer toprak kütlesinin Sabırlar Vadisi ve manganez tarafına kayma ihtimali olursa aşağıdaki arama faaliyetindeki arkadaşlarımızın, çalışan kamyon, iş makineleri vesaire onların tamamıyla ilgili birçok hızlı çalışan uyarı mekanizmamız var. Şimdi açık konuştuğumuzu biliyorsunuz. Manganez ocağıyla ilgili az önce Sayın Bakanımız da söyledi, dün akşam ilk anından itibaren 6 gün önceki olayın olduğu günden bu yana oradaki duran kütlenin stabil değil maalesef aktif ama gittikçe de daha aktif hale gelme riskini görünce oradaki arama faaliyetini durdurduk.”

Sabırlar bölgesindeki aramayla ilgili durumdan bahseden Yerlikaya, “Oranın da tamamıyla ilgili yine onun üstünde duran liç alandaki kütlenin, bir bölümünün maalesef stabil değil orada da aktif olduğunu, bunun dışında kalan yerle ilgili de arama çalışmalarını yine baştan söylediğim gibi önce güvenlik duruşuyla, ilkesiyle devam ettiriyoruz.” dedi.

Yerlikaya, şunları kaydetti:

“İlk günden itibaren hep olumlu haber vermek, iyi haber vermek gayretindeyiz ama böyle bir gerçek var. Eğer bu her iki kaymanın olduğu lokasyonun sırtlarındaki liç alanı da stabil olsa, biz her gün size kaç araç naklini geçici toplama alanlarına naklettiğimizle ilgili her gün kendimizi nasıl geliştirdiğimiz haberlerini verecektik ve bununla beraber buradaki toplam kütleyi ne kadarlık bir sürede aktaracağımızı söyleyecektik. Ama şu anda içinde bulunduğumuz durum her zaman ama her zaman anlık. Maalesef bu olumsuzluğu göz önünde bulundurmamız ve dolayısıyla manganez ocağının olduğu yerdeki kısmı dün akşam itibarıyla durdurduk.”

Yerlikaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da bölgeye geleceğini ifade ederek, ulaştıkları noktayı gün boyu değerlendireceklerini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-maden-ocagi-arama-calismalari-durduruldu/feed/ 0
Erhan Usta: Dış politikada Türkiye’de kurumlar yok https://www.haber60.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/ https://www.haber60.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/#respond Mon, 19 Feb 2024 22:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9867

ERKAN KARACA

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Çorum’da “Dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi, kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, İYİ Parti’nin aday tanıtım toplantısına katılmak üzere Çorum’a geldi. Toplantıda konuşan Erhan Usta şunları söyledi:

Dış Politika… Biliyorsunuz dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun?

“15 TEMMUZ FİNANSÖRÜ DEDİĞİNİZ BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNE NEDEN GİDİLİYOR?”

Birleşik Arap Emirlikleri… Ondan iki gün önce de Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti değil mi? Onlara ne dediler? ’15 Temmuz’un finansörü’ dediler. ‘Türkiye’de darbe yaptılar’ dediler. Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayağına gittiler. İşte bizim dış politikamız bu. 2 bin yıllık devlet geleneğine sahip Türklerin bugün dış politikada geldiği nokta, maalesef Türkiye’nin dış politikası bu şekilde yönetiliyor.”

“ENFLASYONDA DÜNYADA İLK DÖRTTEYİZ”

Ekonomiye de değinen Usta sözlerine şöyle devam etti:

“Ekonomiyi anlatmaya gerek yok zaten hepimiz yaşıyoruz. Bugün enflasyonda dünyada ilk dörtteyiz. Özellikle 2021 yılının Eylül ayından itibaren bile bile veya inatla, hani ben ona kuru inat kara cehalet diyorum. Bir politika uygulandı ve işte dolar kuru 7 liradan önce 18 liralara bu gün de 31 liraya çıktı. 2 yıl içerisinde 2,5 yıl içeresinde dolar kuru 7 liradan 31 liraya çıktı. Sadece dolar karşısında değil euro karşısında da işte komşumuz Gürcistan’ın parası, Romanya’nın Parası, Bulgaristan’ın parasının karşısında da Türk lirası aynı ölçüde değer kaybetti ve Türkiye’de çok ciddi bir enflasyon onun sonucunda da alım gücü sıkıntısı yaşıyor. Bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira yapıldı. Eskiye bakılınca güzel bir rakam gibi duruyor ancak bugünün rakamlarına bakınca, bugün açlık sınırı 15 bin lira ve bu 10 bin lira olan emekli maaşı haziran ayının sonuna temmuz ayının başına kadar devam edecek. Bizim tahminlerimize göre o gün 17 bin lira olacak açlık sınırı. Yani açlık sınırının 17 bin lira olduğu bir ülkede siz emekliye prim ödemiş, alın teri dökmüş gerek özel sektörde gerek kamu sektöründe ülkesi için çalışmış insana açlık sınırının 5 bin lira, 6 bin lira, 7 bin lira altında bir maaş reva görüyorsunuz. Böyle bir yönetim olabilir mi?”

]]> https://www.haber60.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/feed/ 0 Gazze’ye destek için bir araya gelen üniversite öğrencilerinden sessiz yürüyüş https://www.haber60.com.tr/gazzeye-destek-icin-bir-araya-gelen-universite-ogrencilerinden-sessiz-yuruyus/ https://www.haber60.com.tr/gazzeye-destek-icin-bir-araya-gelen-universite-ogrencilerinden-sessiz-yuruyus/#respond Sun, 18 Feb 2024 03:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9450 Gazze’ye destek için bir araya gelen üniversite öğrencilerinden sessiz yürüyüş

EDİRNE – Edirne’de tıp fakültesi öğrencilerinin terör, soykırım ve İsrail’in Gazze’yi işgalini protesto etmek amacıyla başlattığı sessiz yürüyüşün bu hafta 14’ncüsü gerçekleştirildi. Eski Cami önünde bir araya gelen tıp fakültesi öğrencileri ve hekimler, ellerinde dövizler ve pankartlar sessiz yürüyüş yaptı.

Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.

“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”

Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.

“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”

30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.

“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.

Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzeye-destek-icin-bir-araya-gelen-universite-ogrencilerinden-sessiz-yuruyus/feed/ 0
Edirne’de Tıp Fakültesi Öğrencileri İsrail’in Gazze İşgalini Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/edirnede-tip-fakultesi-ogrencileri-israilin-gazze-isgalini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/edirnede-tip-fakultesi-ogrencileri-israilin-gazze-isgalini-protesto-etti/#respond Sun, 18 Feb 2024 00:12:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9269 Edirne’de tıp fakültesi öğrencilerinin terör, soykırım ve İsrail’in Gazze’yi işgalini protesto etmek amacıyla başlattığı sessiz yürüyüşün bu hafta 14’ncüsü gerçekleştirildi. Eski Cami önünde bir araya gelen tıp fakültesi öğrencileri ve hekimler, ellerinde dövizler ve pankartlar sessiz yürüyüş yaptı.

Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.

“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”

Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.

“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”

30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.

“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.

Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı. – EDİRNE

]]>
https://www.haber60.com.tr/edirnede-tip-fakultesi-ogrencileri-israilin-gazze-isgalini-protesto-etti/feed/ 0
Eşek derisi ticareti: Afrika’da eşeklerin öldürülmesi ve deri ihracatı https://www.haber60.com.tr/esek-derisi-ticareti-afrikada-eseklerin-oldurulmesi-ve-deri-ihracati/ https://www.haber60.com.tr/esek-derisi-ticareti-afrikada-eseklerin-oldurulmesi-ve-deri-ihracati/#respond Sat, 17 Feb 2024 23:24:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9216 Steve, su satmak ve geçimini sağlamak için eşeklerine güveniyordu. 20 bidon su yüklü arabasını çekiyorlardı. Derileri için çalındıklarında Steve artık çalışamaz hale geldi.

O gün de diğerleri gibi başladı. Steve sabah saatlerinde Nairobi’deki evinden çıktı ve hayvanlarını almak için tarlaya gitti.

“Onları göremedim. Bütün gün, bütün gece ve ertesi gün onları aradım.”

Üç gün sonra bir arkadaşı arayıp hayvanların iskeletlerini bulduğunu söyledi.

Steve, “Öldürülmüşlerdi, kesilmişlerdi, derileri alınmıştı” diye anlatıyor.

Bu tür eşek hırsızlıkları Afrika’nın pek çok bölgesinde ve dünyada eşek nüfusunun yüksek olduğu yerlerde giderek yaygınlaşıyor.

Steve ve eşekleri, küresel eşek derisi ticaretinden etkilenenler arasında.

Çin’deki ilaca talep yüksek

Eşek derisi ticaretinin kökeni, Kenya’daki o tarladan binlerce kilometre uzakta, Çin’e uzanıyor.

Çin’de eşek derisindeki jelatin ile yapılan, Ejiao adlı geleneksel bir ilaca talep çok yüksek.

Bu ilacın sağlığı geliştirici ve gençliği koruyucu özelliklere sahip olduğuna inanılıyor.

Eşek derileri kaynatılarak jelatin elde ediliyor ve bu jelatin toz, hap veya sıvı haline getiriliyor veya yiyeceklere ekleniyor.

Eşek derisi ticaretine karşı kampanya yürütenler, Steve gibi insanlar ve eşeklerinin, Ejiao’ya olan olağanüstü talebin kurbanı olduklarını söylüyor.

2017’den bu yana kampanya yürüten Donkey Sanctuary (Eşek Barınağı) adlı kuruluş, yeni bir raporda dünyada her yıl en az 5,9 milyon eşeğin Ejiao yapımı için katledildiğini tahmin ediyor.

BBC bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamadı, ancak yardım kuruluşu talebin giderek arttığını söylüyor.

Ejiao endüstrisi için tam olarak kaç eşeğin öldürüldüğünü anlamak pek kolay değil.

Zirvede görüşülecek

Dünyadaki yaklaşık 53 milyon eşeğin üçte ikisinin Afrika’da yaşadığı düşünülüyor.

Afrika’da endüstriye yönelik çeşitli düzenlemeler bulunuyor.

Eşek derisi ihracatı bazı yasa dışı bir suç olarak sayılıyor.

Ancak talebin ve eşek derisi fiyatlarının yüksek olmasıyla eşek hırsızlığının körüklendiği söyleniyor.

Eşek Barınağı, eşeklerin kaçırılarak ticaretin yasal olduğu yerlere götürüldüğünü söylüyor.

Ancak, Afrika ülkeleri ve Brezilya hükümetinin, azalan eşek nüfusuna tepki olarak eşeklerin kesilmesini ve ihraç edilmesini yasaklamaya hazırlanmasıyla yakında bir dönüm noktası yaşanabilir.

Afrika genelinde endüstriyi yasaklamayı öngören yeni bir yasa tasarısı, 17 ve 18 Şubat tarihlerinde tüm devlet liderlerinin bir araya geldiği Afrika Birliği Zirvesi’nde gündemde olacak.

Eşek Barınağı için çalışan ve Nairobi’de bulunan Solomon Onyango, “2016 ile 2019 yılları arasında Kenya’daki eşeklerin yaklaşık yarısının [deri ticareti için] katledildiğini tahmin ediyoruz” diyor.

Afrika ve Brezilya’daki yasaklar ticareti başka yerlere kaydırabilir mi?

Ejiao üreticileri eskiden Çin’den temin edilen eşek derilerini kullanıyordu.

Ancak Çin’deki Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na göre ülkedeki eşek sayısı 1990’da 11 milyon iken 2021’de iki milyonun altına düştü.

Aynı zamanda, Ejiao niş bir lüks olmaktan çıkıp popüler, yaygın olarak bulunabilen bir ürün haline geldi.

Çinli şirketler deriyi başka ülkelerde aramaya başladı. Afrika, Güney Amerika ve Asya’nın bazı bölgelerinde eşek mezbahaları kuruldu.

Afrika’da bu durum, ticaret üzerinden acımasız bir çekişmeye yol açtı.

Eşek eti tüketiminin tabu olduğu Etiyopya’da bulunan iki eşek mezbahasından biri 2017 yılında halkın protestoları ve sosyal medyada insanların tepkisi üzerine kapatıldı.

Tanzanya ve Fildişi Sahili gibi ülkeler 2022 yılında eşek derisi kesimini ve ihracatını yasakladı, ancak Çin’in komşusu Pakistan bu ticarete kucak açtı.

Geçen yılın sonunda Pakistan basınında yer alan haberlerde, “en iyi cinslerden bazılarını” yetiştirmek üzere ilk “resmi eşek yetiştirme çiftliğinin” kurulduğu duyuruldu.

Sydney Üniversitesi’nden Çin-Afrika ilişkileri uzmanı Prof. Lauren Johnston’a göre bu oldukça kârlı bir işe dönüştü.

Johnston, Çin’de 2013 yılında yaklaşık 3,2 milyar dolar değerindeki Ejiao pazarının 2020 yılında yaklaşık 7,8 milyar dolara yükseldiğini söylüyor.

Bu durum halk sağlığı yetkilileri, hayvan refahı kampanyacıları ve uluslararası suç araştırmacıları için bir endişe kaynağı haline geldi.

Oxford Üniversitesi’nden uzmanların yaptığı bir göre eşek derisiyle birlikte çeşitli diğer yasa dışı yaban hayatı ürünlerinin ticareti de yapılıyor.

Pek çok kişi, ulusal yasakların bu ticareti daha da yeraltına iteceğinden endişe ediyor.

Ülkeler için temel bir soru da şu: Gelişmekte olan bir ekonomi için eşeklerin ölüsü mü yoksa dirisi mi daha değerli?

Eşek Barınağı’nda veteriner olan Faith Burden, eşeklerin dünyanın pek çok yerinde kırsal yaşamın “kesinlikle ayrılmaz bir parçası” olduğunu söylüyor.

Eşeklerin güçlü ve uyum sağlayabilen hayvanlar olduğunu söyleyen Burden, “Bir eşek belki de 24 saat boyunca su içmeden durabilir ve herhangi bir sorun yaşamadan çok hızlı bir şekilde yeniden sıvı alabilir” diyor.

Ancak tüm bu özelliklerine rağmen eşekler kolay ya da hızlı bir şekilde üremiyor.

Bu yüzden de kampanyacılar, ticaretin kısıtlanmaması halinde eşek nüfusunun azalmaya devam edeceğinden ve daha fazla yoksul insanı bir yaşam çizgisinden ve bir arkadaştan mahrum bırakacağından korkuyor.

Ejiao’nun tarihi

Ejiao, kanı güçlendirmekten uykuya yardımcı olmaya ve doğurganlığı artırmaya kadar sayısız faydası olduğuna inanılan binlerce yıllık bir ilaç.

Ancak 2011 yılında Çin’de yayınlanan ve bir imparatorluk sarayını anlatan bir televizyon TV programında popülaritesi artmaya başladı.

Sydney Üniversitesi’nden Çin-Afrika ilişkileri uzmanı Prof. Lauren Johnston, “Zekice bir ürün yerleştirmeydi. Dizideki kadınlar güzel ve sağlıklı olabilmek için her gün Ejiao kullanıyordu. Bu elit kadınlığın bir ürünü haline geldi. İronik bir şekilde, bu artık birçok Afrikalı kadının hayatını mahvediyor” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/esek-derisi-ticareti-afrikada-eseklerin-oldurulmesi-ve-deri-ihracati/feed/ 0
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Toprak kaymasının olduğu maden ocağında su ölçümleri yapıyoruz https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/#respond Sat, 17 Feb 2024 22:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9161 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan’da toprak kaymasının yaşandığı maden ocağında her gün 9 noktada su ölçümleri yaptıklarını belirterek, “Çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle.” dedi.

Bakan Bayraktar, maden ocağı yerleşkesinde bulunan Kriz Yönetim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, haritalar üzerinden arama kurtarma çalışmalarında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi.

Heyelan sonrasında yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak aktığını, hesaplamalara göre Sabırlı Deresi’ne ise yaklaşık 5 milyon metreküp toprağın hareket ettiğini söyleyen Bayraktar, heyelanın iki yönlü gerçekleştiğini hatırlattı.

Arama kurtarma çalışması süren 9 kişiden 6’sının bu dere yatağına gelen toprak alanının içerisinde, 3’ünün ise manganez ocağının içerisinde olduğunu düşündüklerini kaydeden Bayraktar, çalışmaları bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını dile getirdi.

Manganez ocağında 1,5 milyon metreküpe yakın bir toprak bulunduğunu, bu toprağın 35 metre yüksekliğe ulaştığını, bunun da neredeyse 12 katlı bir apartmana karşılık geldiğini aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla oraya erişmeye çalışıyoruz. Özellikle geçtiğimiz 3 gün içerisinde çok ciddi bir heyelan riski devam ediyordu. Dolayısıyla AFAD çalışanlarımızın da çalışma alanını riske sokacak bir durumdaydı. Biz özellikle dün akşam itibariyle biraz daha sahanın stabil, durgun olduğunu gördük. Onun için de çalışmalarımızı geceden itibaren yoğunlaştırdık. Çok büyük bir topraktan bahsediyoruz, yaklaşık 210 bin metrekarelik bir alanı etkiledi. Dolayısıyla burada özellikle yaptığımız radar ölçümleri, dedektörlerle yaptığımız çalışmalar neticesinde potansiyel işçi kardeşlerimizin ulaşacağı yerleri tespit edip oralara yoğunlaşmış durumdayız.”

Dere yatağına gelen toprağın kaldırılmasının öncelikli konulardan biri olduğunu, bunun çok zaman alabileceğini dile getiren Bayraktar, “Ama bu toprakları da herhangi bir yere gelişigüzel bir şekilde koyma şansımız yok. Dolayısıyla bu kontamine olmuş toprağı, en emniyetli olabilecek yer olarak manganez ocağının yanında geçmişte çalışılmış bir mermer ocağına aktarmayı planlıyoruz. Buna karar verdik. Mermer ocağını hazırlıyoruz. Gerekli tedbirleri almak suretiyle inşallah buradan toprağa hızlı bir şekilde şuraya aktarmış olacağız.” diye konuştu.

“Su ve toprak analizlerini yapıyoruz”

Bakan Bayraktar, haritalar üzerinde Sabırlı Deresi yatağını göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buradan herhangi bir şekilde suya, hem buradaki suya hem de yer altı suyuna kontaminasyon, bulaşma olmasın istiyoruz. Onun için bu işlemi biraz hızlı yürütüyoruz. Her gün farklı lokasyonlardan, suyla alakalı 9 ayrı lokasyondan ölçüm alıyoruz. Barajın hem kaynak kısmında hem çıkış kısmında iki ayrı noktadan su ölçümü yapıyoruz ve halk sağlığını etkileyecek herhangi bir olumsuzluk var mı ona bakıyoruz. Önceki günlerde ve en son dün itibariyle yaptığımız ölçümlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlamış değiliz.

Onun dışında Çöpler Deresi ve Sabırlı Deresi’nin hem gözlem kuyularında hem Sabırlı Deresi’nin burada kurduğumuz seddi önünde ve arkasında ölçümlerimizi gerçekleştiriyoruz. Dediğim gibi çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle. Ama biz yakın bir şekilde hem suyu hem toprak analizlerini yapıyoruz hem buradaki laboratuvarlarımızda yapıyoruz hem de Ankara’da yapıyoruz. Dolayısıyla işin çevresel boyutu, çevreye verdiği olumsuzlukla alakalı konuları da yakın bir şekilde takip ediyoruz.”

Bakan Bayraktar, buradaki toprağın kaldırılmasının arama kurtarmayı da destekleyecek bir konu olduğunu dile getirerek, konuyla ilgili soruşturmanın ise titizlikle devam ettiğini ifade etti.

Adli soruşturma kapsamında 6 kişinin tutuklandığını, 2 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını hatırlatan Bayraktar, dün madenci aileleriyle de bir araya geldiklerini belirtti.

Onlara gerekli bilgileri verdiklerini ve her şeyi bütün şeffaflığıyla anlattıklarını vurgulayan Bayraktar, “Temiz suyun buradaki dere havzasına karışmadan daha farklı yollarla aktarılmasıyla alakalı da özellikle DSİ’nin koordinasyonu ve kontrolünde ciddi bir çalışmayı yürütüyoruz. Yani hem çevreyle alakalı gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz hem de yoğun bir şekilde arama kurtarmaya gece gündüz devam ediyoruz. Ümit ediyorum en kısa sürede bu kardeşlerimize ulaşırız.” ifadelerini kullandı.

“Kamyona ait parçaları bulduk”

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bayraktar, toprak kaymasının olduğu gün dinamit patlaması olduğu iddialarıyla ilgili soru üzerine müfettişlerin bu konuda soruşturmasının sürdüğünü ancak toprak kaymasının olduğu gün patlatma yapıldığıyla alakalı kendilerinde bir veri olmadığını söyledi.

Patlamayla ve sahada bulunan dinamitle alakalı şu ana kadar gördükleri bir aykırılık olmadığını aktaran Bayraktar, “Ama soruşturma bitmeden de bir şey söylemek erken olur diye düşünüyorum.” dedi.

Başka bir gazetecinin “kayıp madencilerin kullandığı bir kamyonun parçalarının bulunduğu” iddiasıyla ilgili sorusu üzerine de Bayraktar, “Evet bu kamyona ait parçaları bulduk. Dolayısıyla oraya odaklanmış durumdayız.” diye konuştu.

“5 işçinin konteyner içerisinde olduğu ve 6 metre derinlikte tespit edildiği” iddialarına ilişkin soru üzerine ise Bayraktar, bu konuda çok net bir bilgilerinin olmadığını, madencilerin dere yatağına gelen kısımda konteynerin içerisinde veya civarında olduklarının tahmin edildiğini, tespit edilen bazı lokasyonlar bulunduğunu bildirdi.

Toprak hareketliliğinde daha stabil bir görüntü

Bakan Bayraktar, toprak istiflerinin nasıl yapıldığı ve mevzuatın ne kadarına izin verdiğine ilişkin soruya da şöyle cevap verdi:

“3 ayrı lokasyonda istiflemeden söz edebiliriz. Yani üçe bölünmüş gibi düşünebiliriz. Maden firması atıkla alakalı Çevre Şehircilik Bakanlığının ilgili birimlerine planlamalarını sunarak izinlerini alıyor. Uygulama, soruşturma konusu, zaten ana konulardan bir tanesi. Uygulama esnasında yaptıkları farklı bir şey var mı? Bu soruşturmanın neticesinde ortaya çıkacak.”

Yeni bir göçük ihtimali olup olmadığına yönelik soruya da Bayraktar, ana toprak kaymasının olduğu manganez ocağı tarafında toprak hareketlerini cihazlarla takip ettiklerini, son 3 günde bazı hareketler olduğu için daha temkinli hareket ettiklerini ifade ederek dün akşamdan bu yana ise biraz daha stabil bir görüntü olduğu için sahada daha yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı.

Bakan Bayraktar, bu noktada bir aksilik yaşanmadan en kısa sürede 3 kişiye ulaşmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/feed/ 0
Murat Kurum: “Devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık” https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-devletimizle-milletimiz-icin-3-ayda-180-bin-konutun-insasini-baslattik/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-devletimizle-milletimiz-icin-3-ayda-180-bin-konutun-insasini-baslattik/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9003 Murat Kurum: “Devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık”

“CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu”

İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan Malatyalılar Derneği’nin açılış törenine katıldı. Kurum, “Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için depremden etkilenen tüm ilçelerde önce barınma ihtiyaçlarını, ardından geçici yaşam alanlarıyla ilgili çalışmaları ve aynı zamanda 11 ilimizde 180 bin konutu başlattık. Bu milletin kucak açtığı, her zaman sahip çıktığı devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle 6 bin konutumuzun teslimlerini bir yıl bile bitmeden gerçekleştirdik” dedi.

Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan Malatyalılar Derneği’nin açılış törenine katıldı. Açılış okunan duaların ardından kurdele kesimi ile birlikte yapıldı. Açılışa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan İlçe Başkanı Muhammed Vanlıoğlu, Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek, E-MADER Başkanı Abdullah Özatilla ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Program sonunda Murat Kurum ve diğer protokol üyelerime Malatya’ya ait kayısı ve yöresel ürünler hediye edildi.

“Devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık”

Derneğin açılış programında konuşan Kurum, “Malatya bizim gönül bağımızın çok yüksek olduğu bir şehrimiz. İnsan memleketine sevdiklerinin yanına iyi günde kötü günde gider, biz de Malatya’nın hep iyi gününde kötü gününde yanında olmaya çalıştık. Bu aziz şehrimiz için gerçekten yapılması gereken tüm mücadeleyi Malatya’mızın tüm ilçelerine bizzat giderek, orada milletimizle vatandaşımızla el ele vererek bu hizmetleri kazandırdık. Malatya’mız bir deprem şehri. İstanbul’un bir deprem şehri olduğu gibi Malatya’mızda çok acılar çekti. 4 yıl önce Elazığ-Malatya depremlerinde biz 2 saat sonra Doğanyol’daydık. Bir seferberlik anlayışıyla orada o gün çalışmalarımızı başlattık. Malatya’mıza o gün o elleri o bize sarılmış kolları hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız dedik. Malatya’mıza verdiğimiz tüm sözleri tuttuk. O gün acılarına ortak olduk, sonrasında mutluluklarına hep birlikte şahit olduk. Malatya’mızdan biz şunu duyduk: depremin ilk saatinde de, ilk dakikasında da, sonrasında da Allah bu devlete zeval vermesin. Allah sayın Cumhurbaşkanımızı sizleri başımızdan eksik etmesin dediler. Malatya’nın insanına yakışır duruşu tavrı 22 yıldır gösteriyorlar. Bize de düşen, bizim de boynumuzun borcu olan Malatya’nın o yiğit insanlarına hizmet etmektir. 11 ilimizdeki 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 53 bin kardeşimizi yitirdiğimiz 6 Şubat’ta asrın felaketinde de biz yine oradaydık. Günlerce, aylarca, tüm milletimizle el ele verdik. Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için depremden etkilenen tüm ilçelerde önce barınma ihtiyaçlarını, ardından geçici yaşam alanlarıyla ilgili çalışmaları ve aynı zamanda 11 ilimizde 180 bin konutu başlattık. Bu milletin kucak açtığı, her zaman sahip çıktığı devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle 6 bin konutumuzun teslimlerini bir yıl bile bitmeden gerçekleştirdik” dedi.

“Malatya bu ülkenin sağlamlaştırıcı çimentosu, birleştirici gücüdür”

“İstanbul’un sorunları ve meseleleri için gece gündüz çalışacağını ifade eden Kurum, “Çarşılarıyla, sanayisiyle, Malatyaspor’uyla Malatya’mız yeniden ayağa kalkacak. Bizim gönlümüz her zaman Malatya’mızla Malatyalılarla birlikte atacak. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı da olsak bir ayağımız hep deprem bölgesinde olacak. Deprem bölgesindeki kardeşlerimiz için yapılması gereken mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Malatya bu ülkenin sağlamlaştırıcı çimentosu, birleştirici gücüdür. Biz bu gücü sizlerle birlikte korumaya devam edeceğiz. O acıyı bir daha yaşamamak için İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Eyüpsultan’ımız da tüm vatandaşlarımızla, belediye başkanlarımızla el ele verip, İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Bu acılar bir daha yaşanmasın, milletimiz orada yastığa başını koyduğunda huzurla ve güvenle uyusun istiyoruz. Eyüpsultan’da kıymetli başkanımla birlikte bizi el ele her mahallede dönüşümde bulacaksınız. Bizi hiçbir zaman o polemiklerin iftiraların dedikoduları içinde bulamayacaksınız. İstanbul’un sorunları ve meseleleri için gece gündüz çalışacağız. Hep şantiyede, sahada, milletimizin yanında olacağız. Tek dileğimiz İstanbul’umuzu deprem riski bertaraf edilmiş artık deprem korkusu yaşamayan güvenli bir şehir haline getirmek. İstanbul’un her yerinde insanlarımızın huzur ve güven içerisinde yaşayacağı, trafik çilesinin bitmiş olduğu, her ilçeye metronun gittiği, her ilçede yeşil alanın, millet bahçelerinin, mahalle parklarının arttığı, gençlerin geleceğe güvenle baktığı, büyüklerimizin Eyüp Sultan Hazretleri’nin dizinin dibinde İstanbul’un manevi muhafızının kucak açtığı el ele gönül gönülle yaşayacağımız bir İstanbul’u sizlerle birlikte inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

“CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu”

Mevcut İBB yönetiminin verdikleri vaatleri gerçekleştirmediğini vurgulayan Murat Kurum “Bu süreçte CHP’li yönetimin yaptıklarını hepimiz görüyoruz. Tek yaptıkları laf üretmek, reklam yapmak, algı oluşturmak. Verdikleri vaatlerin onda birini gerçekleştirmişler, 9 vaat yok. Milletimize söz verip, o sözlerini tutmadılar. İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşine düştüler. İstanbul’da ne depremle ilgili, ne trafikle ilgili, ne yeşil alanla ilgili, ne de İstanbul’un gelen sorunlarıyla alakalı bir irade ortaya koymadılar. Her sorduğunuzda da bir bahane üreterek, farklı farklı gündemler peşinde koşarak gündemi değiştirmeye çalıştılar algıyı başka alanlara çekmeye çalıştılar. Çünkü heybeleri boş, söyleyecek bir şeyleri yok. İstanbul’a dair gerçekleştirdikleri hiçbir şey olmadığı için, depremle ilgili de çalıştaydan öteye gidemedikleri için heybeleri boş, söyleyecek hiçbir şeyleri yok. 3 senedir çalıştay yapmaktan öteye gidemediler. CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu. 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey İstanbul oldu. İstanbul’u bitirmek ve duraksatmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. 31 Mart’ta biz İstanbul’un o duraklama dönemini Malatyalı hemşerilerimizle, İstanbullu kardeşlerimizle birlikte bitireceğiz. Tüm İstanbullularla birlikte İstanbul’umuzun yeniden yükselişini, yeniden dirilişini sizlerle başlatacağız” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-devletimizle-milletimiz-icin-3-ayda-180-bin-konutun-insasini-baslattik/feed/ 0
Isparta Davraz Kayak Merkezi’nde Sezon Açıldı https://www.haber60.com.tr/isparta-davraz-kayak-merkezinde-sezon-acildi/ https://www.haber60.com.tr/isparta-davraz-kayak-merkezinde-sezon-acildi/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8884 Isparta Davraz Kayak Merkezi’nde kayak sezonu açıldı. Bin 650 metre ile 2 bin 344 metre arasında değişen rakımda kar kalınlığı 55 santimetreye kadar ulaştı.

Isparta Davraz Kayak Merkezi’nde kayakseverler için kayak sezonu açıldı. Toroslar’ın en yüksek zirvelerinden birisinde kurulu olan Davraz Kayak Merkezi, kayak, snowboard, tur kayağı, dağcılık gibi alanlarla uğraşanlar için imkanlar sunuyor. Davraz Kayak Merkezi, açıldığı gün itibarıyla yoğun ilgi görürken, bin 650 metre ile 2 bin 344 metre arasında değişen rakımda kar kalınlığının 30 ile 55 santimetreye kadar ulaştığı belirtildi.

Davraz Kayak Merkezi İdari Koordinatörü Ozan Yılmaz, bu yıl kar yağışının geç gelmesi sebebi ile sezonun 15 ile 20 gün sürebileceğini öngördüğünü belirterek, “Davraz Kayak Merkezi’ne yaklaşık üç gündür kar yağışı ile beraber cuma günü yani bugün itibari ile sezonu açmış bulunmaktayız. Geçmiş yıllarda 60 gün kadar bir sezon açık süremiz varken bu yıl beklentimiz 15 ila 20 gün gibi gözüküyor. Çünkü hava durumunu müsaitliği bunu bize öngörüde sunuyor. Bu sene inşallah 100 bin ile 150 bin barajını açabilirsek bizim için çok büyük bir hedef olmuş olacak. Tabii sağ olsun misafirlerimiz günlerdir hatta haftalardır bizden haber bekliyorlardı sezon açıldı mı açılacak mı diye. Çok şükür bugün açtık ve bugün hafta içi olmasına rağmen yalnız bırakmadılar. Otomobil ve misafir yoğunluğu olduğunu belirten Yılmaz, “Şu an yaklaşık olarak 450 ile 500 arası otomobil girişimiz oldu ve 3 bin ile 4 bin misafirimiz şu an merkezimizde kayak yapıyor. Çok teşekkür ediyoruz onlara. Davraz Kayak Merkezi olarak sezon süresi uzun oldukça biz kayak merkezimizdeki tesislerimizi çalıştıracağız. Tüm kayakseverleri ve kar severleri Davraz Kayak Merkezi’ne bekliyorum” dedi.

Kayak merkezine yapılan yatırımlarla ilgili bilgi veren Yılmaz, “Gondol testi çok merak ediliyor. Gondol testinin testleri devam ediyor. Müteahhit firmanın bize vereceği belgelerle beraber gondol mekanik testimizi de devreye alıp çalıştıracağız inşallah” şeklinde konuştu.

“10 yıldır her sene geliriz buraya”

Davraz Kayak Merkezine İzmir’den gelen Emre-Rabia Kılıç çifti 10 yıldır kış sezonunda Davraz Kayak Merkezini tercih ettiklerini belirterek, “Yaklaşık 15 gün önce buraya gelmiştik, o zaman kar yoktu ondan dolayı tatili yarım bıraktık. Şimdi dün itibarıyla yeniden geldik kar yağdığını görünce. İki tane oğlum var. Biz İzmir’de kara hasret kalıyoruz. Ailemiz de burada zaten hem ziyaret gibi oluyor. Şu an gayet memnunuz, hava da çok güzel İnşallah yarın da buradayız. 10 yıldır her sene geliriz buraya tatil için. Kış tatilini her sene burada geçiririz. Başka yerleri tercih etmeyiz, ailemiz de var zaten burada, aynı zamanda güzel buranın nezih bir ortamı var” ifadelerini kullandı.

Antalya’nın Manavgat ilçesinden arkadaş grubu ile gelen Sungur Alp ise kaydığı poşetle daha fazla zevk aldığını belirterek, “Kar çok güzel, kayıyoruz eğleniyoruz. Çok mutluyuz. Hava çok güzel, hiçbir sıkıntı çekmedik. Poşetle kaymak kızağa göre daha kaygan, daha güzel kayıyoruz” dedi. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/isparta-davraz-kayak-merkezinde-sezon-acildi/feed/ 0
AK Parti adayı Aziz Yeniay Küçükçekmece’deki saldırı anını anlattı: Bana ‘Sizi vuracaklar’ dediler https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adayi-aziz-yeniay-kucukcekmecedeki-saldiri-anini-anlatti-bana-sizi-vuracaklar-dediler/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adayi-aziz-yeniay-kucukcekmecedeki-saldiri-anini-anlatti-bana-sizi-vuracaklar-dediler/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:24:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8530 AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay, seçim çalışması sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin katıldığı bir televizyon programında önemli açıklamalarda bulundu. Yeniay saldırıdan kısa bir süre önce yanına gelen biri tarafından “Lütfen dikkat edin, sizi vuracaklar” diye uyarıldığını duyurdu.

AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Yeniay’ın, 10 Şubat Cumartesi Kanarya Mahallesi’ndeki bir derneği ziyareti sırasında beyaz bir araçla olay yerine gelen kişilerce uzun namlulu silah ve tabancayla ateş açılmıştı. Saldırıda 32 yaşındaki bir kadın ağır yaralanırken, çevredeki bazı binalara ve araçlara da kurşun isabet etmişti. Yeniay seçim çalışması esnasındaki silahlı saldırıda yaşananlara ilişkin CNN Türk ekranlarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Aziz Yeniay

SALDIRIDAN ÖNCE BİR KİŞİ UYARMIŞ

Yeniay, saldırı öncesi biri tarafından uyarıldığını ifade ederek, “Bir gün önceden bir cenaze çıkışında biri yanıma geldi, ‘Sizi öldürecekler, sizi uzun namlulu silahlarla tarayacaklar’ dedi. Tanıdığım, adını soyadını bildiğim biri. 20 senedir tanıdığım bir isim. Dedim ki; ‘Nereden aldınız bu bilgiyi?’ Şöyle cevap verdi; ‘Bozkırlar Kafe İSKİ’nin yanında bulunuyor. Oradaki 5 şahıs yakın zamanda cezaevinden çıktı. Geçmişte çok büyük bir iyilik yapmışsınız. Sokaklardaki biri sizi çok seviyor. Dedi ki bana, Aziz Başkan’a ulaş. Falan şirketteki falan kişi kendi aralarında konuşurken bir siyasetçi ile 2 saat toplantı yaptılar. Oradaki falan kişi oradakilerin konuşmasına şahit olmuş seni vuracaklar.'” dedi.

“BANA, ‘SENİ VURACAKLAR BAŞKANIM’ DEDİ”

Yeniay, açıklamasına devam ederek, “Israrla beni bırakmadı sonra şunları söyledi; ‘Terör örgütleri torbacıları kullanılacak. Roketle bile saldırabilirler.’ Ben de dedim ki; ‘Seni severim ama biraz makul olmak gerekiyor.’ O da bana, ‘Başkanım lütfen Kanarya Mahallesi’ne gitmeyin.’ dedi.” ifadelerini kullandı.

“DOĞRUSUNU SÖYLEMEK GEREKİRSE CİDDİYE ALMADIK”

Saldırının olduğu günkü seçim çalışmasıyla ilgili bilgi veren Yeniay şunları kaydetti:

“Bizim programlarımız birkaç gün önceden bellidir, duyurulur. Teşekkür ettim ama çok ciddiye almadım. İlgili şahsı aradım tekrar. Dedim ki; ‘İsim veriyorsun, siyasetçinin ismini veriyorsun. 2 tane firmadan bahsediyorsun. Niye böyle bir ilişkiye girsinler ki? Ben bu insanları tanımam etmem.’ Bunun üzerine, ‘Sana yalvarıyorum Başkanım’ dedi defalarca. Ben telefonu kapattım, doğrusunu söylemek gerekirse yine ciddiye almadık. Ertesi gün saat 16.00 civarında Kanarya’da Mardinlilerin bir ilçe derneğinde tanıtım yapacağız. Biz konuşmamızı yaptık. Oturma yerimiz kapının hemen girişindeydi. Güvenlik olarak en zayıf yerde oturuyoruz şimdi düşününce. İçerideki konuşmam bitti, artık çıkacağım. O esnada dikkatimizi çeken bir şey oldu. İçerdeki 2-3 kişi benim programım bitti değince dışarı çıktılar.”

İBB BAŞKANI İMAMOĞLU’NUN AÇIKLAMALARINDA TEPKİ

“Bir sonraki gün de birçok gariplik oldu.” diyen Yeniay, şunları söyledi: “Arkadaşlarımızdan bir tanesi vurulan kızımızın yanına gitti ilk müdahaleyi yaptı. Tabi ateş nereden açıldı bilmiyoruz, bekliyoruz. Dernek başkanı çıktı çok rahat bir şekilde içeri girdi. Dedi ki ‘Bu bize karşı bir şey değil. Adli bir saldırı, endişe edecek bir şey yok.’ Daha biz alandayız sahadan çıkmadan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan ‘Bu siyasi bir şey değildir’ açıklamaları geldi. Daha devlet olay yerine intikal etmemiş, savcı gelmemiş. ‘Siz nereden anladınız bunun adli bir mesele olduğunu? Bu beyanatı verenler; Devletin, emniyetin bilmediği bilgiyi nereden öğreniyorsunuz, size bu bilgiyi kim veriyor? Amacınız ne?’ diye soru sorduk. Sizin aracılığınız ile bir kez daha soruyorum. ‘Ne yapmak istiyorsunuz, nereye yönlendirmek istiyorsunuz, hedef mi şaşırtmak istiyorsunuz?'”

“İMAMOĞLU’NA, ‘SİZ SİNİRLİ HALİME HENÜZ DENK GELMEDİNİZ’ DEDİM”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun saldırı sonrası açıklamalarına değinen Yeniay, “Saldırı basitse kimin yaptığını açıklasınlar. ‘Aydınlatın bizi’ diyorum İlçe Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı’na. Ben telefonda konuştuğumda çok net olarak sordum. Herkesin haddini bilmesini gerektiğini de sordum. Ben gergindim ama beyefendi çok rahattı, ‘Biz medeni insanlarız’ ifadelerini kullandı. Ben kendisine ‘Henüz sakinim, siz sinirli halime henüz denk gelmediniz. Tavsiye de etmem’ dedim.” ifadelerini kullandı.

“BENİ UYARAN KİŞİ DAHA SONRA BENİ ARAYIP YARDIM İSTEDİ”

Yeniay konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Bizdeki, savcılıktaki, emniyetteki kanaat bunun bize karşı bir terör saldırısı olduğu yönünde. Aynı kişi beni bugün telefonla aradı ve ‘Benim ülkeyi terk etmem gerekiyor. Beni ortadan kaldıracaklar.’ dedi. ‘Bana yardım edin.’ dedi. Evham da yapıyor olabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adayi-aziz-yeniay-kucukcekmecedeki-saldiri-anini-anlatti-bana-sizi-vuracaklar-dediler/feed/ 0
İzmir’de kız çocuğunu darbederek ölümüne neden olan sanığın duruşması başladı https://www.haber60.com.tr/izmirde-kiz-cocugunu-darbederek-olumune-neden-olan-sanigin-durusmasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-kiz-cocugunu-darbederek-olumune-neden-olan-sanigin-durusmasi-basladi/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8079 İZMİR’in Karabağlar ilçesinde, yanlışlıkla otomobiline binen kız çocuğunu darbettiği sırada olaya müdahale eden dedesi Sedat Necmi Gültiren’e (62) yumruk atarak ölümüne neden olan Nihat Pekyen’in (45) ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 16 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. İlk duruşmasında Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren, Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bu sanık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum dedi. Tutuklu sanık Pekyen ise karşı tarafın kendisine küfür ettiğini söyledi.

Olay, 22 Haziran 2023’te, Osman Aksüner Mahallesi 5733 Sokak’ta meydana geldi. Evli ve 3 çocuk babası oto boyacısı Sedat Necmi Gültiren, kızı ve 10 yaşındaki kız torunuyla bir lokantada yemek yedi. Yemek sonrası Gültiren hesap öderken, torunu lokantanın önünde park halindeki otomobillerine binmek için dışarı çıktı. Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti. Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

KAVGA ANI KAMERADA

8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Gültiren’in ölümü ile sonuçlanan kavga anları ise bir iş yerine ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

‘ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM’

Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı dedi.

‘YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ’

Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim ifadelerini kullandı.

‘BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ’

Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti dedi.

Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı diye konuştu.

Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-kiz-cocugunu-darbederek-olumune-neden-olan-sanigin-durusmasi-basladi/feed/ 0
İzmir’de dedesine yardım etmek isterken ölümüne neden olan kişiye 16 yıl hapis istemi https://www.haber60.com.tr/izmirde-dedesine-yardim-etmek-isterken-olumune-neden-olan-kisiye-16-yil-hapis-istemi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-dedesine-yardim-etmek-isterken-olumune-neden-olan-kisiye-16-yil-hapis-istemi/#respond Thu, 15 Feb 2024 00:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8055

İZMİR’in Karabağlar ilçesinde, yanlışlıkla otomobiline binen kız çocuğunu darbettiği sırada olaya müdahale eden dedesi Sedat Necmi Gültiren’e (62) yumruk atarak ölümüne neden olan Nihat Pekyen’in (45) ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 16 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. İlk duruşmasında Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren, “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bu sanık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum” dedi. Tutuklu sanık Pekyen ise karşı tarafın kendisine küfür ettiğini söyledi.

Olay, 22 Haziran 2023’te, Osman Aksüner Mahallesi 5733 Sokak’ta meydana geldi. Evli ve 3 çocuk babası oto boyacısı Sedat Necmi Gültiren, kızı ve 10 yaşındaki kız torunuyla bir lokantada yemek yedi. Yemek sonrası Gültiren hesap öderken, torunu lokantanın önünde park halindeki otomobillerine binmek için dışarı çıktı. Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti. Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

KAVGA ANI KAMERADA

8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Gültiren’in ölümü ile sonuçlanan kavga anları ise bir iş yerine ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

‘ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM’

Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, “Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı” dedi.

‘YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ’

Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, “Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

‘BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ’

Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti?” dedi.

Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da “Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı” diye konuştu.

Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-dedesine-yardim-etmek-isterken-olumune-neden-olan-kisiye-16-yil-hapis-istemi/feed/ 0
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/#respond Wed, 14 Feb 2024 22:42:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7932

Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat

DIŞİŞLERİ Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Amerika’nın, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Diğer konu da FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz”  dedi.

Dışişleri Bakan Sözcüsü Keçeli, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın göreve geldiği günden bu yana yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü belirtti. Keçeli, Bakan Fidan’ın Arnavutluk-Bulgaristan ve Romanya temaslarının pozitif geçtiğini ve kapsayıcı olduğunu belirterek; hem siyasi partilerle hem kanaat önderleriyle görüşüldüğünü ve somut sonuçların da orta ve uzun vadede alınacağını söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın Libya ziyareti hakkında ise Libya’nın toprak bütünlüğü ve istikrarının, Libya’daki iç çatışmalar başladığı günden bu yana Türkiye tarafından izlenen istikrarlı bir politika olduğunu söyledi.

FİDAN, MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSINA KATILACAK

Bakan Fidan’ın Malta ziyaretinde Türkiye’nin Bingazi Konsolosluğu’nun yakın zamanda açılacağını duyurduğunu anımsatan Keçeli, henüz resmi bir tarih olmadığını; ancak kısa bir zaman içinde Bingazi’de Türkiye Başkonsolosluğu’nun faaliyete geçeceğini bildirdi. Keçeli, yarın Ankara’da Bakan Fidan’ın Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile ayrı ayrı ortak basın toplantıları gerçekleştireceğini hatırlattı.

Sonrasında Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını bildiren Keçeli, Münih Güvenlik Konferansı’nın dünyada çok sayıda karar alıcının katıldığı siyaset ve güvenlik konularının yoğunca konuşulduğu bir platform olduğunu belirterek, burada Fidan’ın yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve İsrail-Hamas çatışmaları sebebiyle Gazze’de yaşanan insani trajediye ilişkin mesajlar vereceğini söyledi.

Fidan’ın 2024 G20 Brezilya Zirvesi’ne katılacağını da belirten Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının adil bir dünya ve sürdürülebilir bir gezegen inşa etmek olduğunu söyledi. Öte yandan zirvedeki 2 gündem maddesini açıklayan Keçeli maddelerin; ‘Küresel Yönetişim Reformu’ ve ‘Uluslararası gerilimlerde G-20’nin rolü’ olduğunu bildirdi.

ADF’DE GAZZE İÇİN YÜKSEK DÜZEYLİ PANEL

Keçeli, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle yapılamayan Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) bu sene 1-3 Mart tarihlerinde gerçekleşeceğini belirterek, “Ana tema, krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak. Ana tema altında yapay zekadan, ara buluculuğa, bölgesel meselelerden, gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesi öngörülüyor. Gazze için yüksek düzeyli özel bir panel olacak. Katılımın geçtiğimiz bir önceki ADF’nin bile ötesine geçtiğini görüyoruz. 1’nci AFD’ye 10 devlet başkanı, 43 bakan ve 2 bin katılımcı vardı. 2022’de 17 devlet başkanı, 80 bakan ve 3 bin 300 katılımcı vardı. Bugün itibarıyla 3’ncü ADF’ye 21 devlet ve hükümet başkanı katılımını teyit ettiler, 59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam 4 bin katılımcı olmasını bekliyoruz. Bu rakamların artmasını bekliyoruz. Zamanı gelince kimler olduğunu sizlerle paylaşacağız” dedi.

‘GAZZE’YE 34 BİN TON İNSANİ YARDIM SÖZ KONUSU’

Keçeli, Türkiye’nin Gazze konusunda öteden beri; ateşkes ilan edilmesi, insani yardımların Gazze’ye bir an önce ulaşması, Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikaların son bulması ve gerilimin bölgesel çatışmaya dönüşmesinin engellenmesini istediğini söyledi. Keçeli, “İki devletli çözümle Filistin-İsrail sorununa kalıcı çözüm istiyoruz. Bu konuda uluslararası parametreler bellidir, diplomasinin unuttuğumuz metotlarıyla bu soruna çözüm bulunmasını istiyoruz. Tanık olduğumuz şeyler sözlerle ifade edilemez hale geldi. Büyük bir ihtimal İsrail uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk bakımından işlenmesi mümkün olan bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak. Gazze’ye bizim 34 bin ton insani yardım söz konusu oldu. Bunlardan yaklaşık 7 bin 400 ton ve 32 ambulans deniz ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldı. Bu yardımın çok büyük oranda Gazzelilere ulaştığını gördük. Bu konuda Mısır hükumetine teşekkür etmek istiyoruz” dedi.

1359 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Keçeli ayrıca AFAD ve Türk Kızılay koordinesinde her hafta Gazze’ye 127 bin ton içme suyunun Mısır Kızılay’ı ile ortaklaşa bir şekilde sevk edildiğini açıkladı. Keçeli, Gazze’de sahra hastanesi kurulması konusunu da yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan küçük bir heyet Gazze’de saha araştırması yaptılar. Tabii sahra hastanesi kurulabilmesi için belirli bir ekipman da gerekiyor. Bu konudaki çalışmalarımızda son aşamaya gelmek üzereyiz” dedi.

Bugüne kadar 1359 Türk ve KKTC vatandaşını ve yakınını Gazze’den tahliye ettiklerini belirten Keçeli, şu anda tahliye işlemleri takip edilen 1097 kişi olduğunu, bu listelerin düzenli olarak güncellendiğini kaydetti. Keçeli, Refah Kapısı’ndaki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsız olduklarını belirterek, “Refah’ta yaşananları artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak ‘yerinden edinme’ noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım” dedi.

‘F-16 DOSYASINI MSB’YE DEVRETTİK’

Keçeli, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımına ilişkin süreci de değerlendirerek, “Kongre onay süreci Türkiye saatiyle Pazar sabah 08.00’de sona erdi ve biz o noktada son derece mutlu bir şekilde bu dosyayı Milli Savunma Bakanlığı’na devrettik. Bundan sonraki süreçte bu konudaki teknik süreci onlardan daha sağlıklı bir şekilde öğrenebilirsiniz” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerini de değerlendiren Keçeli, “Bazı yorumcular Türk-Amerikan ilişkilerinde normalleşmeden bahsetti. Aslında normalleşme ifadesi biraz fazla güçlü oluyor. İlişkilerimizin seviyesinde, Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir zaman azalma olmadı. Öte yandan İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki ülkenin iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık. Biz Amerika’nın PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Tabii bir diğer konu da Amerika’nın FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz bu meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Keçeli, Türkiye’nin Amerika’dan beklentilerinin çok açık olduğunu ve bu konuları Amerikalılarla konuşmaya devam edeceklerini, Amerika ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti. Keçeli, ayrıca Bakan Fidan’ın göreve geldiğinden bu yana ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile 8 kez yüz yüze görüştüklerini ve en az da 10 telefon görüşmesi yaptıklarını açıkladı.

‘PUTİN’İN ÜLKEMİZE ZİYARETİ HER ZAMAN GÜNDEMDE’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye ertelenen ziyareti hakkındaki soruyu yanıtlayan Keçeli, “Erteleme kelimesi kullanılıyor; ama hiçbir zaman resmi olarak bir ziyaret tarihi açıklanmamıştı. Bu yüzden bir bakımdan ‘erteleme’ kelimesi doğru değil. Sayın Putin’in ülkemize ziyareti her zaman gündemde, bugün de gündemde. Ne zaman Cumhurbaşkanımızın takvimine alınırsa, nerede yapılacaksa o toplantı o gün Cumhurbaşkanlığımız tarafından açıklanacaktır” dedi.

Keçeli, Ukrayna’nın, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne alternatif olarak Romanya ve Bulgaristan karasularından geçen yeni bir çalışma başlattığını belirterek “Biz bu çalışmayı destekliyoruz. Diğer taraftan gerek ihraç edilen tahılın miktarı gerekse de Karadeniz’in genel güvenliğine yansımaları bakımından biz Karadeniz’de tahıl girişiminin canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için de çaba gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ’

Ayrıca Rusya-Ukrayna sorununun çözüme kavuşması noktasında Türkiye’nin masada olan bir teklifi olduğunu anımsatan Keçeli, “Taraflar kendilerini ne zaman müzakere etmeye hazır hissederlerse biz bunu kolaylaştırmaya hazırız; ancak bunun için esas olan tarafların kendi iradeleridir. Dışarıdan bir barış girişimi, bir arabuluculuk girişimi empoze edilemez. Karadeniz’in güvenliği bizim için çok önemli. Bu yüzden Montrö Anlaşması’na sahip çıkıyoruz. Sayın Bakanımız, Bulgaristan’da ve Romanya’da yaptığı açıklamalarda da bu konuya değindi. Biz Karadeniz’de Ukrayna’daki savaşın başlamasının hemen ardından Montrö’yü uygulamaya koyduk, ilgili maddesini harekete geçirdik” dedi.

Keçeli, Schengen Bölgesi için Türk vatandaşlarına vize serbestisine yönelik soruyu ise “Biz vize serbestisinde yüzde 92 oranında aslında süreci tamamlamış durumdayız. Yerine getirilmemiş 6 kriter var; ancak aynı diğer konularda da olduğu gibi AB’nin ciddi bir siyasi irade ortaya koyması gerekiyor. Biz bu konuyu, ikili ve çok tarafı platformlarda sürekli dikkate getiriyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/feed/ 0
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/#respond Wed, 14 Feb 2024 22:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7893

DIŞİŞLERİ Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Amerika’nın, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Diğer konu da FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz”  dedi.

Dışişleri Bakan Sözcüsü Keçeli, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın göreve geldiği günden bu yana yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü belirtti. Keçeli, Bakan Fidan’ın Arnavutluk-Bulgaristan ve Romanya temaslarının pozitif geçtiğini ve kapsayıcı olduğunu belirterek; hem siyasi partilerle hem kanaat önderleriyle görüşüldüğünü ve somut sonuçların da orta ve uzun vadede alınacağını söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın Libya ziyareti hakkında ise Libya’nın toprak bütünlüğü ve istikrarının, Libya’daki iç çatışmalar başladığı günden bu yana Türkiye tarafından izlenen istikrarlı bir politika olduğunu söyledi.

FİDAN, MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSINA KATILACAK

Bakan Fidan’ın Malta ziyaretinde Türkiye’nin Bingazi Konsolosluğu’nun yakın zamanda açılacağını duyurduğunu anımsatan Keçeli, henüz resmi bir tarih olmadığını; ancak kısa bir zaman içinde Bingazi’de Türkiye Başkonsolosluğu’nun faaliyete geçeceğini bildirdi. Keçeli, yarın Ankara’da Bakan Fidan’ın Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile ayrı ayrı ortak basın toplantıları gerçekleştireceğini hatırlattı.

Sonrasında Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını bildiren Keçeli, Münih Güvenlik Konferansı’nın dünyada çok sayıda karar alıcının katıldığı siyaset ve güvenlik konularının yoğunca konuşulduğu bir platform olduğunu belirterek, burada Fidan’ın yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve İsrail-Hamas çatışmaları sebebiyle Gazze’de yaşanan insani trajediye ilişkin mesajlar vereceğini söyledi.

Fidan’ın 2024 G20 Brezilya Zirvesi’ne katılacağını da belirten Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının adil bir dünya ve sürdürülebilir bir gezegen inşa etmek olduğunu söyledi. Öte yandan zirvedeki 2 gündem maddesini açıklayan Keçeli maddelerin; ‘Küresel Yönetişim Reformu’ ve ‘Uluslararası gerilimlerde G-20’nin rolü’ olduğunu bildirdi.

ADF’DE GAZZE İÇİN YÜKSEK DÜZEYLİ PANEL

Keçeli, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle yapılamayan Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) bu sene 1-3 Mart tarihlerinde gerçekleşeceğini belirterek, “Ana tema, krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak. Ana tema altında yapay zekadan, ara buluculuğa, bölgesel meselelerden, gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesi öngörülüyor. Gazze için yüksek düzeyli özel bir panel olacak. Katılımın geçtiğimiz bir önceki ADF’nin bile ötesine geçtiğini görüyoruz. 1’nci AFD’ye 10 devlet başkanı, 43 bakan ve 2 bin katılımcı vardı. 2022’de 17 devlet başkanı, 80 bakan ve 3 bin 300 katılımcı vardı. Bugün itibarıyla 3’ncü ADF’ye 21 devlet ve hükümet başkanı katılımını teyit ettiler, 59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam 4 bin katılımcı olmasını bekliyoruz. Bu rakamların artmasını bekliyoruz. Zamanı gelince kimler olduğunu sizlerle paylaşacağız” dedi.

‘GAZZE’YE 34 BİN TON İNSANİ YARDIM SÖZ KONUSU’

Keçeli, Türkiye’nin Gazze konusunda öteden beri; ateşkes ilan edilmesi, insani yardımların Gazze’ye bir an önce ulaşması, Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikaların son bulması ve gerilimin bölgesel çatışmaya dönüşmesinin engellenmesini istediğini söyledi. Keçeli, “İki devletli çözümle Filistin-İsrail sorununa kalıcı çözüm istiyoruz. Bu konuda uluslararası parametreler bellidir, diplomasinin unuttuğumuz metotlarıyla bu soruna çözüm bulunmasını istiyoruz. Tanık olduğumuz şeyler sözlerle ifade edilemez hale geldi. Büyük bir ihtimal İsrail uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk bakımından işlenmesi mümkün olan bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak. Gazze’ye bizim 34 bin ton insani yardım söz konusu oldu. Bunlardan yaklaşık 7 bin 400 ton ve 32 ambulans deniz ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldı. Bu yardımın çok büyük oranda Gazzelilere ulaştığını gördük. Bu konuda Mısır hükumetine teşekkür etmek istiyoruz” dedi.

1359 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Keçeli ayrıca AFAD ve Türk Kızılay koordinesinde her hafta Gazze’ye 127 bin ton içme suyunun Mısır Kızılay’ı ile ortaklaşa bir şekilde sevk edildiğini açıkladı. Keçeli, Gazze’de sahra hastanesi kurulması konusunu da yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan küçük bir heyet Gazze’de saha araştırması yaptılar. Tabii sahra hastanesi kurulabilmesi için belirli bir ekipman da gerekiyor. Bu konudaki çalışmalarımızda son aşamaya gelmek üzereyiz” dedi.

Bugüne kadar 1359 Türk ve KKTC vatandaşını ve yakınını Gazze’den tahliye ettiklerini belirten Keçeli, şu anda tahliye işlemleri takip edilen 1097 kişi olduğunu, bu listelerin düzenli olarak güncellendiğini kaydetti. Keçeli, Refah Kapısı’ndaki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsız olduklarını belirterek, “Refah’ta yaşananları artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak ‘yerinden edinme’ noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım” dedi.

‘F-16 DOSYASINI MSB’YE DEVRETTİK’

Keçeli, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımına ilişkin süreci de değerlendirerek, “Kongre onay süreci Türkiye saatiyle Pazar sabah 08.00’de sona erdi ve biz o noktada son derece mutlu bir şekilde bu dosyayı Milli Savunma Bakanlığı’na devrettik. Bundan sonraki süreçte bu konudaki teknik süreci onlardan daha sağlıklı bir şekilde öğrenebilirsiniz” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerini de değerlendiren Keçeli, “Bazı yorumcular Türk-Amerikan ilişkilerinde normalleşmeden bahsetti. Aslında normalleşme ifadesi biraz fazla güçlü oluyor. İlişkilerimizin seviyesinde, Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir zaman azalma olmadı. Öte yandan İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki ülkenin iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık. Biz Amerika’nın PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Tabii bir diğer konu da Amerika’nın FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz bu meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Keçeli, Türkiye’nin Amerika’dan beklentilerinin çok açık olduğunu ve bu konuları Amerikalılarla konuşmaya devam edeceklerini, Amerika ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti. Keçeli, ayrıca Bakan Fidan’ın göreve geldiğinden bu yana ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile 8 kez yüz yüze görüştüklerini ve en az da 10 telefon görüşmesi yaptıklarını açıkladı.

‘PUTİN’İN ÜLKEMİZE ZİYARETİ HER ZAMAN GÜNDEMDE’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye ertelenen ziyareti hakkındaki soruyu yanıtlayan Keçeli, “Erteleme kelimesi kullanılıyor; ama hiçbir zaman resmi olarak bir ziyaret tarihi açıklanmamıştı. Bu yüzden bir bakımdan ‘erteleme’ kelimesi doğru değil. Sayın Putin’in ülkemize ziyareti her zaman gündemde, bugün de gündemde. Ne zaman Cumhurbaşkanımızın takvimine alınırsa, nerede yapılacaksa o toplantı o gün Cumhurbaşkanlığımız tarafından açıklanacaktır” dedi.

Keçeli, Ukrayna’nın, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne alternatif olarak Romanya ve Bulgaristan karasularından geçen yeni bir çalışma başlattığını belirterek “Biz bu çalışmayı destekliyoruz. Diğer taraftan gerek ihraç edilen tahılın miktarı gerekse de Karadeniz’in genel güvenliğine yansımaları bakımından biz Karadeniz’de tahıl girişiminin canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için de çaba gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ’

Ayrıca Rusya-Ukrayna sorununun çözüme kavuşması noktasında Türkiye’nin masada olan bir teklifi olduğunu anımsatan Keçeli, “Taraflar kendilerini ne zaman müzakere etmeye hazır hissederlerse biz bunu kolaylaştırmaya hazırız; ancak bunun için esas olan tarafların kendi iradeleridir. Dışarıdan bir barış girişimi, bir arabuluculuk girişimi empoze edilemez. Karadeniz’in güvenliği bizim için çok önemli. Bu yüzden Montrö Anlaşması’na sahip çıkıyoruz. Sayın Bakanımız, Bulgaristan’da ve Romanya’da yaptığı açıklamalarda da bu konuya değindi. Biz Karadeniz’de Ukrayna’daki savaşın başlamasının hemen ardından Montrö’yü uygulamaya koyduk, ilgili maddesini harekete geçirdik” dedi.

Keçeli, Schengen Bölgesi için Türk vatandaşlarına vize serbestisine yönelik soruyu ise “Biz vize serbestisinde yüzde 92 oranında aslında süreci tamamlamış durumdayız. Yerine getirilmemiş 6 kriter var; ancak aynı diğer konularda da olduğu gibi AB’nin ciddi bir siyasi irade ortaya koyması gerekiyor. Biz bu konuyu, ikili ve çok tarafı platformlarda sürekli dikkate getiriyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/feed/ 0
Depremde ailesini kaybeden Tuğçe Kalmış, protez bacağıyla ilk adımlarını atıyor https://www.haber60.com.tr/depremde-ailesini-kaybeden-tugce-kalmis-protez-bacagiyla-ilk-adimlarini-atiyor/ https://www.haber60.com.tr/depremde-ailesini-kaybeden-tugce-kalmis-protez-bacagiyla-ilk-adimlarini-atiyor/#respond Wed, 14 Feb 2024 10:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7830 Depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta en çok can kaybının yaşandığı yerlerden olan Ebrar Sitesi’nde ailesini kaybeden, kendisi de enkaz altından 3 gün sonra kurtarılan Tuğçe Kalmış, protez bacağıyla ilk adımlarını atıyor.

23 yaşındaki Tuğçe Kalmış, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Pazarcık merkez üssü 7,7’lik depreme, Şazibey Mahallesi Ali Sezai Bulvarı’nda yer alan Ebrar Sitesi D Blok’ta annesi Havva, erkek kardeşi Muhammed Tuğra (20) ve kız kardeşi Tuana (15) ile yakalandı.

Yanındaki cep telefonuyla nişanlısı Enes Kılavuz ile iletişim kuran Kalmış, yerinin bulunmasını sağladı. Arama kurtarma ekipleri tarafından 3 gün sonra enkazdan çıkarılan, tedavisi için uçakla Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Kalmış, burada duvar altında kalan sağ bacağının kurtarılması için 23 kez ameliyat masasına yattı.

Yapılan müdahaleler sonuç vermeyince bacağı diz üstünden ampute edilen Kalmış’a ocak ayında protez takıldı.

Kahramanmaraş’a dönen, Dulkadiroğlu ilçesindeki Umut Konteyner Kent’e yerleşen Kalmış, tedavi sürecinde kendisini bir an olsun yalnız bırakmayan nişanlısı Kılavuz’un da desteğiyle ilk adımlarını atıyor.

“Ben onun mucizesi, o benim şansım oldu”

Tuğçe Kalmış, AA muhabirine, 6 Şubat depremlerinde yaşadığı binanın 15 saniye içerisinde çöktüğünü, hayatını kaybeden annesinin elini öperek ona veda ettiğini, erkek kardeşinin cenazesini DNA incelemesiyle bulduklarını, kız kardeşi Tuana’ya ise henüz ulaşamadıklarını söyledi.

Depremden sonra nişanlısının kendisini yalnız bırakmadığını dile getiren Kalmış, “Depremin ardından beni ilk çıkarttıkları zaman bana ‘Seni hastaneye götüreceğim, hastaneden beraber el ele çıkacağız.’ dedi. Etlik Şehir Hastanesinde 11 ay yanımda bekledi. Her şekilde her ihtiyacımı kendisi karşıladı. Ben onun mucizesi, o benim şansım oldu diyebilirim. Enes bu hayatta tek şansım.” diye konuştu.

Nişanlısını vatani görevini yapmak üzere Bilecik’e uğurlamaya hazırlanan Kalmış, şöyle konuştu:

“Askere gidip geldikten sonra düğünümüz olacak temmuz ayında. Her şey daha güzel olacak inanıyorum. Hiçbir zaman da elimi bırakmayacağına inanıyorum. Aynı şekilde ben de kendisi bu durumda olsa asla yalnız bırakmazdım. Beni iyi günde bırakmadı, kötü günde hiç bırakmadı. Bu durum bizi birbirimize daha çok bağladı. Ayağımı bir eksiklik olarak görmedi, beni bu şekilde de sevdi. Herkes iyi günde birbirinin yanında olur, sever, kötü günde en zor anımda, sağ ayağımı kaybettiğim halde beni bırakmadı. Beni sevgi iyileştirdi. 11 ay benim yanımda farklı bir kişi kalsaydı bu şekilde iyileşip ayağa kalkamazdım ama onun sevgisiyle onun bana verdiği güçle ben ayağa kalktım, iyileştim.”

“Bir ömür Tuğçe ile beraberim inşallah”

Enes Kılavuz da nişanlısı Tuğçe Kalmış’ın yaşaması için çok dua ettiğini ve 2 ay boyunca yoğun bakım odasının önünde sabahlara kadar beklediğini söyledi.

Çok kötü günler geçirdiklerini ancak hiçbir zaman umudunu kesmediğini ifade eden Kılavuz, en büyük hayalinin hayat arkadaşının elini tutarak Kahramanmaraş’a gelebilmek olduğunu dile getirdi.

Askerde nişanlısından ayrı kalacağını, bu nedenle üzüldüğünü belirten Kılavuz, “Tuğçe depremde ailesini kaybetti, keşke kaybetmeseydik. Çünkü onlar da bizim en güzel ve mutlu günlerimizi görmek isterlerdi. Tuğçe’nin ailesi olmasa, benim de ailem olmasa Tuğçe’ye hayatta kaldığım sürece bir ömür boyu ben bakarım. Bu can bedende olduğu sürece bir ömür Tuğçe ile beraberim inşallah.” diye konuştu.

“Böyle bir aşk hikayesine daha önce hiç şahit olmadım”

Kılavuz askere gitmeden önce çiftin hatıra fotoğraflarını çeken fotoğrafçı Adem Ceyhan da Kalmış ve Kılavuz’un en güzel günlerine tanıklık etmek istediğini belirtti.

Ceyhan, “Yaklaşık 25 yıldır bu sektörün içerisindeyim. Binlerce gelin damat fotoğrafı çektim, binlerce aşka şahitlik yaptım. Böyle bir aşk hikayesine daha önce hiç şahit olmadım. Çok büyüleyici, farklı bir şey.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremde-ailesini-kaybeden-tugce-kalmis-protez-bacagiyla-ilk-adimlarini-atiyor/feed/ 0
İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA BU HAFTA!.. https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-2/ https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-2/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:39:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7798 Bu hafta tiyatroseverleri Carlo Goldoni’den Molière’e, Şirin Gürbüz’den Bilgesu Erenus’a klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)

İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.

Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.

Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)

AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)

İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.

Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

YAFTALI TABUT

Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

İKİ EFENDİNİN UŞAĞI

Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.

Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

TARTUFFE

Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.

Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.

Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

AY, CARMELA!

İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.

Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

GODOT GELDİ

“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…

Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…

Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…

Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK

Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.

Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

OSCAR

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

Çocuk Oyunları

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,

sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)

Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.

Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)

Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.

Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

RÜYA(5+Yaş)

Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.

BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)

Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.

Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-2/feed/ 0
Ankara’da Bir Huzurevinde Yaşayan Çiftin Bahar Tadındaki Evliliği https://www.haber60.com.tr/ankarada-bir-huzurevinde-yasayan-ciftin-bahar-tadindaki-evliligi/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-bir-huzurevinde-yasayan-ciftin-bahar-tadindaki-evliligi/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:00:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7644 Ankara’da bir huzurevinde kalan Sabiha ve Turap Sönmez çifti, birbirlerine duydukları sevgi ve saygı sayesinde evliliklerini “bahar” tadında yaşıyor.

Sivas’ta 1951 yılında dünyaya gelen Turap Sönmez, ilkokulu bitirmesinin ardından çocuk yaşlarda atıldığı iş hayatından 1995’te emekli oldu.

İki çocuk dünyaya getiren ilk eşinden 2004’te boşanan Sönmez, 2011’de Demetevler Fatma Üçer Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü’nde kalmaya başladı.

Yozgat’ta 1938’de doğan Sabiha Sönmez ise 1984’te Hazine ve Maliye Bakanlığından emekli oldu.

Emekli olduğu sene eşini, ardından da farklı tarihlerde hastalıklar nedeniyle iki çocuğunu kaybeden Sabiha Sönmez, 2017’de aynı huzurevine kabul edildi.

Burada bir süre birbirlerini tanıyan Sabiha ve Turap Sönmez, hayatlarını birleştirme kararı alarak 4 Ağustos 2017’de evlendi.

Huzurevindeki günlerini çeşitli sanat ve el işi etkinlikleri yaparak geçiren Sönmez çifti, birbirlerine duydukları sevgi ve saygı sayesinde evliliklerini “bahar” tadında geçiriyor.

“Buranın en yakışıklı ihtiyar delikanlısı”

Sabiha Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yozgat’ta doğduğunu ancak 5 yaşındayken Ankara’ya geldiklerini ve ilk evliliğini de Ankara’da yaptığını söyledi.

Önce eşini, daha sonra iki çocuğunu kaybettiğini anlatan Sönmez, ailesini kaybetmenin üzüntüsüyle zor günler geçirdiğini ifade etti.

Sönmez, ilk olarak Akyurt’taki huzurevinde kalmaya başladığını, 2017’de Demetevler’deki huzurevine geçtiğini belirterek, aynı yıl Turap Sönmez ile tanıştıklarını belirtti.

Sabiha Sönmez, eşiyle tanışma hikayelerini şöyle anlattı:

“Şurada çardakta oturuyorduk. Yanıma geldi, oturdu. Bana ‘Seni pide yemeye götüreyim mi’ diye sordu. Ben de ‘Olur’ dedim. Orada bana talip oldu. Ben de ‘Düşüneyim’ dedim. Düşündüm, buranın en yakışıklı ihtiyar delikanlısı. Evlenmeye karar verdim. Bununla evlendim, hayatımı birleştirdim. Çok mutluyum. Kocamı çok seviyorum.”

2017’de evlenmelerine rağmen heyecanlarının ilk günkü gibi olduğunu ifade eden Sönmez, hayatından memnun olduğunu dile getirdi.

Sönmez, birbirlerini bu kadar sevmelerindeki sırrın ne olduğuyla ilgili “Sevgi diye bir şey yok, alışkanlık var. Hayata karşı bir bağlılığın var. Hayata devam ediyorsun. Hayat birliği var. Sevgi sonradan kendiliğinden geliyor. Öyle severek, gençlikte aşık olduğun gibi değil. Öyle olmaz.” ifadelerini kullandı.

“Çardakta tanıştık. ‘Seni yemeğe götüreyim, pide sever misin’ dedim”

Turap Sönmez ise 1968’den bu yana Ankara’da yaşadığını söyledi. Teknik öğretmen okulunda, döküm fabrikasında çalıştığını daha sonra ticaretle uğraştığını belirten Sönmez, 1995’te emekli olduğunu bildirdi.

Sönmez, iki çocuk dünyaya getiren ilk eşiyle anlaşamadıkları için 2004’te boşandıklarını, 2011’de huzurevinde kalmaya başladığını kaydetti.

Huzurevinde ikinci baharını yaşamaya başladığını dile getiren Sönmez, eşi Sabiha Sönmez ile tanışma hikayelerini şöyle anlattı:

“Midemde bir yara vardı. Onkoloji’de ameliyat oldum. 10-15 gün hastanede kaldım. Bu arada huzurevine Sabiha Hanım gelmiş. Dışarıda çardakta oturuyordu. Yanına gittim. Orada muhabbet, hal hatır ettik, tanıştık. ‘Seni yemeğe götüreyim, pide sever misin?’ dedim. Yakındaki pide salonuna gittik ama dükkan kapanmış. Sabiha Hanım, başka bir pide salonunu söyledi. Oraya gittik, pide yerken konuştuk. ‘Evlenmeyi düşünüyor musun’ diye sordum. Sabiha Hanım da ‘Düşünelim, birbirimizi tanıyalım’ dedi. Ben de ‘Tamam’ dedim. Aradan 10-15 gün geçti. Yine ara ara konuştuk. Ortalıkta laf, söz olmasın, sıkıntı olur dedik, durumu kurum müdürümüze bildirdik. Hoca çağırdık, dini nikahımız kıyıldı. Sonra burada eğlence oldu, resmi nikah yapıldı.”

Sönmez, “Gerçekten ikinci bahar oluyor mu sizin için?” sorusuna, “Evet, ikinci bahar. Ben çok seviyorum. Allah razı olsun. Yerden göğe kadar memnunum.” yanıtını verdi.

Turap Sönmez, röportajın ardından eşi Sabiha Sönmez’e çiçek vererek 14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutladı.

Sabiha Sönmez de sarılıp öptüğü eşinin Sevgililer Günü’nü kutladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-bir-huzurevinde-yasayan-ciftin-bahar-tadindaki-evliligi/feed/ 0
CHP 4. Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Vefatının Yıl Dönümünde Anma Töreni Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/chp-4-genel-baskani-deniz-baykalin-vefatinin-yil-donumunde-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/chp-4-genel-baskani-deniz-baykalin-vefatinin-yil-donumunde-anma-toreni-duzenlendi/#respond Sun, 11 Feb 2024 23:00:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7429 CHP 4. Genel Başkanı Deniz Baykal, vefatının yıl dönümünde Devlet Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. Anmaya katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün huzuruna 1’inci ölüm yıl dönümünde, partinin genel başkanı olarak varmış olmak benim açımdan hem büyük bir onur hem omuzlarımda çok büyük bir yük. Çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz bunun bir yolu var. Bu ilk genel başkan da son genel başkan da olsa partisini iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz” dedi.

CHP’nin 4’üncü Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ölüm yıl dönümü dolayısıyla bugün Ankarada’ki Devlet Mezarlığı’nda anma töreni düzenlendi. Anma törenine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu, CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri katıldı. Özel, Baykal’ın mezarına çelenk bıraktı, saygı duruşunda bulunuldu, ardından dua okundu ve kabre karanfil bırakıldı.

ATAÇ BAYKAL: “BABAMI KAYBEDELİ 1 YIL OLDU, BUNUN YARATTIĞI BÜYÜK BİR BOŞLUK VAR”

Deniz Baykal’ın oğlu Ataç Baykal, şunları söyledi:

“Babamı, Deniz Baykal’ı kaybedeli 1 yıl oldu. Bunun yarattığı büyük bir boşluk var. Günümüzde o boşluğun doldurulmasına çok ihtiyaç var. CHP’de yeni bir genel başkanımız, yeni bir yönetimimiz var. Siyaset çok dinamik bir süreç, insanlar değişiyor, koşullar değişiyor. Değişen bilim-teknoloji insanları, koşulları değişmeye zorluyor. CHP’nin kuruluşundan beri 100 yıl geçti. İnşallah yeni yönetimimizle biz de bu değişen koşullara ayak uyduracağız. Önümüzdeki yıllarda göğsümüz kabarık olarak gelip babamın mezarı başında hatıralarla buluşacağız inşallah.”

MUHARREM İNCE: “BİR DEVLET ADAMIYDI. BENİM USTAMDI. MEKANI CENNET OLSUN”

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, şunları söyledi:

“Sayın Baykal, rahmetli Baykal beni tahtanın başından alıp milletin karşına çıkaran kişidir. Seçilir seçilmez kendisine muhalefet demiştim. Sonra sordum, genel başkanlıktan ayrılınca, ‘2007’de beni neden harcamadınız’ dedim. ‘Düşündüm ama çok yetenekli bir çocuktun. Sana kıyamadım’ dedi. Çok özel sohbetlerimiz oldu genel başkanlıktan ayrıldıktan sonra. Sadece şunu söyleyebilirim: Bir devlet adamıydı. ‘Partinin oyu önemli değil, önemli olan memleket’ dediğini çok kere duymuşumdur ağzından. Allah rahmet etsin. Benim ustamdı diyorum. Mekanı cennet olsun.”

ÖZGÜR ÖZEL: “CHP’YE EMEK DEĞİL, BİR ÖMÜR VERMİŞ BİR GENEL BAŞKAN’IN HUZURUNDAYIZ”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şöyle konuştu:

“Bugün, Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın vefatının 1’inci yıl dönümünde mezarı başında hep birlikteyiz. Kendisini rahmetle ve minnetle anıyoruz. CHP’nin 35 yaşında milletvekili, 36 yaşında maliye bakanı, 40 yaşında enerji ve tabii kaynaklar bakanı olmuş; talan edilmekte olan madenleri bir kez daha kamulaştırarak bu ülkeye kazandırmış; sosyal demokrasiye, CHP’ye emek değil, bir ömür vermiş bir Genel Başkan’ın huzurundayız. Kıymetli ailesinin acısını ve onurunu paylaşıyoruz. Çünkü Türkiye’nin en büyük ailesinin uzun süre bir neferi ve genel başkanı olmuş Deniz Baykal’ın huzurundayız CHP ailesi olarak. Her birimiz kendisinden çok şey öğrendik.

“HİKAYEM TAM 15 YIL ÖNCE O TELEFONLA BAŞLADI”

Bundan tam 15 yıl önce, sadece 2 gün farkla Sayın Deniz Baykal, Manisa’da belediye başkan adayı olmam için belediye başkan adayımız sağlık sorunlarından dolayı yoğun bakımdaydı, seçimlere çok kısa bir süre kala telefonla beni aradı. Ben Ankara’da, Türk Eczacıları Birliği’nde görevliydim. Kendisine seçimin bu zamandan sonra kayıp olduğunu, benim bu görev için çok erken yaşta olduğumu ve hazır olmadığımı söylediğimde, ‘Sen iyi bir CHP’lisin. Partililer, bazı günlerde partileri için görev yaparlar. O görev hiçbir zaman unutulmaz. Bu görevi yapman için aradım. Yoksa sana belediye başkanlığı teklif etmiyorum. Partinin bayrağını yere düşürmemeyi teklif ediyorum’ demişti. Onun üzerine de görevi kabul ettim ve benim aktif siyasetteki bir adaylaşmayla beraber -elbette parti üyesiydik, aktif siyasetteydik- hikayem tam 15 yıl önce o telefonla başladı. O telefondan 1 ay sonra, 2009 yılının mart ayında, Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmanın sonunda beni sahneye alıp Manisalılar’a, ‘Ona bakınca ben, 35 yıl önceki Deniz Baykal’ı görüyorum. Ona bakınca ben, 35 sene önce 35 yaşında bakan olan Deniz Baykal’ı görüyorum. Özgür de bugün 35 yaşında’ dedi. Deniz Baykal’ın bakanlığının üzerinden 50 sene, bu sözü söylediğinin üzerinden 15 sene geçti.

“DENİZ BAYKAL HAYATIMDA ÇOK FARKLI İZLER BIRAKMIŞ BİRİSİDİR”

O adaylıktan sonra Manisa’da bir esnaf lokantasında yemek yedik. Kendisi yemeğini bitirip çayını içince, ‘Sayın Genel Başkanım kalkalım mı’ dediğimde dedi ki ‘Bak yarın öbür gün sen de bu görevlere geleceksiniz. Akşam yemeğinden erken kalk. Seni ağırlayanlar rahat etsin. Ertesi günü de ona göre planlasınlar. Öğle yemeğinden en son kalk’ dedi, eliyle gösterdi. Dışarıda daha yeni yemek verilen korumalar vardı. Şoförler vardı. ‘Sana eşlik edenleri aç bırakmayasın’ dedi. Geçtiğimiz günlerde bir öğle yemeğinden kalkmaya davrandığımda arkaya baktım, daha çorbasını içen koruma arkadaşlar vardı. Deniz Baykal sadece siyaseten söyledikleriyle değil; bir siyasetçi nasıl yetiştirilir, bir siyasetçiyle ilgili nasıl öngörülü olunur hepsi açısından hayatımda çok farklı izler bırakmış birisidir. Manisa’da ertesi gün Deniz Bey ayrıldıktan sonra yerel gazetelerde -hala saklarım- ‘Deniz Baykal partinin belediye başkan adayını değil ama gelecekteki genel başkanı tanıttı’ gibi iddialı ifadeler vardı. Manisa’da hep konuşuldu, hep konuşuldu.

“ATATÜRK’ÜN, BAYKAL’IN, İNÖNÜ’NÜN, ECEVİT’İN VE KILIÇDAROĞLU’NUN DA PARTİSİNİ İKTİDAR YAPTIĞIMIZDA VEFAMIZI GÖSTERMİŞ OLACAĞIZ. MEZARI BAŞINDA SÖZ VERİYORUZ”

Bugün huzuruna 1’inci ölüm yıl dönümünde, partinin genel başkanı olarak varmış olmak beni açımdan hem büyük bir onur hem omuzlarımda çok büyük bir yük. Çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz bunun bir yolu var. Bu ilk genel başkan da son genel başkan da olsa partisini iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz. Bundan sonra CHP ailesinin hep birlik ve beraberlik içinde, iyi günlerde Türkiye’ye iyi günleri yaşatmasını ümit ediyorum. Partimizde çok önemli görevlerde bulunmuş, bana da emeği olan Sayın Genel Başkanımız Muharrem İnce’ye ve örgütüne de burada bizimle birlikte oldukları için bu büyük ailenin birer zaferi olarak çok teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-4-genel-baskani-deniz-baykalin-vefatinin-yil-donumunde-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Bursa’da Usturlap Yapan Adam https://www.haber60.com.tr/bursada-usturlap-yapan-adam/ https://www.haber60.com.tr/bursada-usturlap-yapan-adam/#respond Sun, 11 Feb 2024 08:51:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7212 Bursa’da yaşayan Cebrail Çukurkaya, mesaisinden arta kalan zamanlarını 10 metrekarelik atölyesinde usturlap yapıyor. Eski dönemlerde yapılmış usturlapların bire bir replikasını yapan Çukurkaya, yine o yılarda da kullanılan pirinç malzeme kullanıyor.

Bursa’da kamu görevinde çalışan 37 yaşındaki Cebrail Çukurkaya, boş vakitlerini Orta Çağ bilgisayarı olarak bilinen gök cisimlerinin yükseltisini ölçmek, yerel saati ve namaz vakitlerini hesaplamak için kullandığı usturlabın replikalarını üretiyor. İşinden arta kalan vakitlerde kendini tarihi Balibey Han’da yer alan 10 metrekarelik atölyesine kapatan Çukurkaya, zamanının büyük bir kısmını burada geçiriyor. Orta Çağ yapılan usturlapta da kullanılan pirinç malzemeyi kıl testere ile şekillendirip görsellere bakarak bire bir aynısını üreten Çukurkaya, bir usturlabın yapımı için aylarını harcıyor. Tamamen el sanatı ile ince işçilik gerektiren usturlap yapımında ayrıca astronomi bilgisi de gerekiyor.

10 yıldır mesailerinden arta kalan vakilerini usturlap yapmaya harcıyor

Usturlap yapımında ince işçilik gerektirdiğini söyleyen Cebrail Çukurkaya, “Usturlap yapımında yaklaşık bir on yıllık geçmişim var. İlk başta kıl testere kullanmasına yönelik naht sanatıyla uğraştım. Daha sonra bir Urfalı ustadan kalemkarlığı öğrendim. Daha sonra bilim tarihiyle tanışınca bu ayetlerin yurt dışında yapıldığını öğrendim. Bunu kendim yapabilirim diye düşündüm. Kıl testere kullanıyoruz, metali işleyebiliyoruz. Bunu kendi kültürümüzde olan bu aleti kendimiz yapalım istedik ve öyle bir yola çıktık” dedi.

Bilim tarihi ile tanıştı, hayatı değişti

Kalemkarlık ve naht sanatına hakim olan Çukurkaya, bilim tarihiyle tanışmasının ardından usturlap yapımına başladığını belirterek, “Usturlap sevdası bilim tarihiyle tanışmayla başladı. Usturlap bilim tarihinin en temelini oluşturuyor. Usturlap Orta Çağ’ın hani bir nevi bilgisayar, hesap aleti, saatiydi. Çok pozisyonlu bir alet. En bariz özelliği gökyüzündeki takımyıldızlarından, gezegenlerden, güneşten onların konumunu, gökyüzündeki konumunu, açısal olarak hesaplayarak saati ve yönümüzü bulmamıza yarayan bir alet. Gündüz güneşten, gece de takımyıldızlarının ufuk çizgisinden matematiksel olarak yüksekliğini ölçerek saati hesaplamaya yarayan aletlerdi. Saati hesaplamak için hangi aydasın onu bilmek gerekiyor ve hangi aydaysan güneşi orada baz alınıyor. Takımyıldızlarını veya güneşin yüksekliğini irtifa olarak o şekilde hesaplanıyor. Bursa İznik’te yaşayan milattan önce 150-200 yıllarında yaşamış Parkus isminde bir Yunanlı bilim adamına dayanıyor. İlk çıkış noktası İznik. İslam coğrafyasında ise 800’lü yıllarda İbrahimi Fezariye isminde bir astronom tarafından getiriliyor. O da yabancı kaynaklardan çevirileri yapılıyor. İlk çeviriyi o yapıyor ve İslam coğrafyasında ilk usturlapı onun yaptığı biliniyor” ifadelerini kullandı.

Zamana yön veren alet: Usturlap

Yaptığı işi tarihe vefa borcu olarak gördüğünü söyleyen Çukurkaya, “Hobiden daha ziyade bilim tarihine ve tarihe bizim geçmişimize olan vefa borcumuzu ödemek olarak görüyorum. Unutulan bir şey ve biz bunu yeniden gün yüzüne çıkartmaya çalışıyoruz. Normal mesaimiz var mesaiden kalan zamanda yapıyorum. Hatta slogan olarak ‘Zamandan geriye kalan’ hem kendi zamanından geriye kalan bir alet yapmış oluyoruz hem de bunlar saat olduğu için hem o zamandan kalan alet olarak. Zamandan geriye kalan sloganıyla böyle bir bilim tarihi yolculuğuna çıktık. Pirinç malzemeden yapılır. Bunun da sebebi hem o döneme göre kolay kullanılabilir bir malzeme. Denizciler de sık sık kullanıyor. Sudan nemden etkilenmiyor ve üzerinde oksitlenme olsa dahi üzerindeki yazılar daha kolay okunabildiği için pirinç madeni tercih edilmiş. Orijinali de aynı pirinç malzeme benim yaptıklarım da aynı pirinç malzemeleri” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-usturlap-yapan-adam/feed/ 0
Macaristan Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı İstifa Etti https://www.haber60.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-ve-adalet-bakani-istifa-etti/ https://www.haber60.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-ve-adalet-bakani-istifa-etti/#respond Sat, 10 Feb 2024 19:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7146 Cumhrbaşkanı Katalin Novak, Katar’a yaptığı resmi ziyareti yarıda kesip Cumartesi günü öğlen saatlerinde döndüğü Budapeşte’de akşam saatlerinde devlet televizyonunun yayın akışını yarıda keserek yaptığı konuşmada istifa ettiğini duyurdu.

Novak ile birlikte eski Adalet Bakanı, parlamenter ve hukukçu Judit Varga da milletvekilliğinden istifa ettiğini ve siyaseti de bıraktığını açıkladı.

Varga bu yıl yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde iktidardaki FİDESZ aday listesinin birinci sırasındaydı.

Başbakan Viktor Orban’nın yakın çalışma arkadaşlarının görevlerinden istifaları siyasi bir deprem etkisi yaratsa da, son birkaç günlük gelişmeler dikkate alındığında sürpriz de olmadı.

İstifaların gerisinde ne yatıyor?

Sonuçta istifalara neden olan ve iktidardaki FİDESZ partisini son derece zor durumda bırakan gelişme, ülkede muhalif basın tarafından ortaya çıkarılan şahsa mahsus bir özel bir cumhurbaşkanlığı affıydı.

Geçen yıl Nisan ayında Papa Francesco’nun Macaristan ziyareti esnasında Cumhurbaşkanı Katalin Novak, o tarihte görevde olan Adalet Bakanı Judit Varga’nın da imzalı önerisiyle bir mahkum için özel bir af çıkarmıştı.

Ve o dönem basına duyurulmayan bu cumhurbaşkanlığı özel affı, kararın imzalandığı tarihten neredeyse tam bir yıl sonra muhalif basın tarafından ortaya çıkarıldı.

Af kararı, bir devlet çocuk esirgeme kurumunda çocuklara cinsel taciz uygulayan kurum müdürüne yardım eden, çocuklara yanlış ifade vermeleri için baskı yapan ve bu nedenle de iki yıl hapis cezasına mahkûm edilen müdür yardımcısı için çıkarılmıştı.

Beş gün önce basının ortaya çıkardığı bu af kararı ülkede bomba etkisi yaptı. İnsanlar, siyasi olarak görüşü ne olursa olsun, hangi partiye destek verirse versin, cumhurbaşkanının neden bir çocuk tacizi davasında yargılanan ve mahkûm olan biri için af çıkardığını sorgulamaya başladılar.

Muhalefet ise ilk günden itibaren hem cumhurbaşkanın görevinden istifa etmesini, ve hem de eski adalet bakanı olan ve şu an itibarıyla da yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde FİDESZ AP listesinin ilk sırasında bulunan Judit Varga’nın listeden çıkarılmasını talep ettiler.

Skandalın patlamasının 3. gününden itibaren de cumhurbaşkanlığı sarayı önünde gösteriler başladı.

İktidar partisinin tepkisi nasıl oldu?

Skandalın patlamasının ardından ilk günlerde iktidar partisi FİDESZ’ten gelişmelerle ilgili bir yorum gelmedi.

İktidara yakın olan basın önce olayı görmezden gelme yolunu izlemeyi tercih etti. Yorumlar genellikle cumhurbaşkanını affının özel bir af olduğu, dolayısıyla cumhurbaşkanının bu konuda bir açıklama yapma yükümlülüğü olmadığı üzerineydi.

İktidarı zor durumda bırakan en önemli faktör, Viktor Orban’ın hem seçimlerde ve hem de sivil kuruluşları ve basını kontrol altına almak üzere hazırladığı programlarında stratejik öneme sahip ilkeleri arasında birinci sırayı her zaman aile ve çocukların korunması tedbirlerine vermesiydi.

Cumhurbaşkanlığı görevini bugün bırakmak zorunda olan Katalin Novak daha önce Ailelerden ve Çocuklardan Sorumlu Bakan’dı. Üç çocuk annesi de olan Katalin Novak çok çocuklu ailelere ödenen sosyal yardımların arttırılması faaliyetleriyle de tanınıyordu.

Ayrıca pedofil suçlara karşı tavizsizlik ilkesi Viktor Orban’ın hükümet programına kadar girmiş bir ilkeydi ve çocukların tacizden korunması tedbiri öne çıkarılarak Macaristan’da eşcinsellere karşı acımasız önlemler alınması tavrı Avrupa Birliği tarafından da eleştiriliyordu.

Bu geri plan dikkate alındığında elbette iktidarın en yüksek mevkilerindeki iki önemli şahsiyetin bir pedofili mahkûmuna neden özel af çıkardığı sorusuna yanıt vermek de çok zordu.

Muhalefetin atağı giderek güçlenirken ve cumhurbaşkanının istifası için imza toplanmaya başlanmışken sonunda iktidar cephesindeki şaşkınlık ve sessizlik olayın ortaya çıkmasının dördüncü gününde Viktor Orban’nın bir radyo konuşmasıyla sona erdi.

Orban radyo konuşmasında neler söyledi?

Viktor Orban sert konuşmasında kendisinin beş çocuğu, altı torunu olduğunu, onların başına bir şey gelmesi ihtimali karşısında ilk düşüneceği şeyin, onlara zarar veren kişinin parça parça edilmesi gerektiği olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanının adını anmadan, olayı anlayamadığını, sorumluluğun bir şekilde üstlenilmesi ve açıklama getirilmesi gerektiğini, bundan böyle bu tür bir olayla karşılaşmamak için anayasanın değiştirileceğini, cumhurbaşkanı aflarının kısıtlanacağını açıkladı.

Gelişmelerin bu aşamasında yorumcular, olayların cumhurbaşkanının görevinden istifa etmesine kadar gitmeyebileceği yorumlarını yapıyorlardı. Evet, Viktor Orban iktidar partisinin resmi görüşünü duyurmuştu, yapılan bir hataydı, ama tepkiler bir anayasa değişikliği ile kontrol altına alınabilir, olay yatıştırılabilirdi.

Ancak tepkiler azalacağına artıyordu. Aynı günlerde cumhurbaşkanının danışmanları arka arkaya görevlerinden istifa ettiklerini duyurdular. Gösteriler arttı, muhalefet, cumhurbaşkanı görevinden istifa edinceye kadar her gün konut önünde gösteri yapacağını duyurdu.

Üniversite ve lise öğrencisi gençler cumhurbaşkanlığı sarayı önünde toplanıp ellerinde taşıdıkları, ağızları bantlanmış oyuncak ayıcıkları konutun önüne bırakmaya başladılar.

Muhalefet Avrupa Parlamentosu’na önerge verdi, ve çocuk tacizi konusunda tavrı net olan Papa Francesco’ya delegasyon gönderildi.

Ve belki de istifa sürecine nokta konulmasına neden olan en önemli etken de bir kamuoyu araştırması oldu. İstifadan bir gün önce basına düşen bir habere göre hükümet halkın tepkilerini ölçmek için acil bir kamuoyu anketi yaptırıyordu.

Anketin resmi sonuçları açıklanmadı. Ancak bir pedofil mahkuma af çıkarılmasının halkın ne hükümet yanlısı ve ne de muhalif kesiminde anlayışla karşılanmayacağını bilmek için aslında kahin olmaya da gerek yoktu.

Novak istifa konuşmasında neler söyledi?

Katalin Novak, Katar gezisini yarıda keserek çıktığı devlet televizyonunda kendisini bir anne, bir kadın ve ülkesini çok seven bir Macar olarak tanıttı.

Çok onur duyduğu cumhurbaşkanlığı görevinin kendisine verdiği birincil ödevin halk içinde hangi kesimden olursa olsun herkesin desteğini almak olduğunu vurguladı.

Bu görevin hata kabul etmeyeceğini, eğer bir şeyi yanlış yapmışsa, bunun sorumluluğunu da üstleneceğini söyledi, ve “evet hata yaptım, bu hatanın dönüşü yok bu nedenle de görevimden istifa ediyorum” dedi.

Aynı anlarda basına düşen bir diğer haber de eski adalet bakanının da siyaset sahnesinden çekildiğini duyurdu.

Bundan sonra neler olacak?

Anayasaya göre eğer Cumhurbaşkanı görevinden istifa ederse doksan gün içinde yerine parlamento tarafından yeni bir devlet başkanı seçiliyor.

Macaristan’da bu çok da istisnai bir durum değil. 2010 yılında da yine FİDESZ tarafından göreve getirilen Pal Schmitt iki yıl görev yapmasının ardından profesörlük tezinin önemli bir kısmının intihal olduğunun ortaya çıkmasından sonra istifa etmişti.

Hükümet ve Viktor Orban istifaların ardından elbette ilkelere olan bağlılıklarını vurgulayacak ve yaklaşan yerel seçimlerde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu gelişmeleri muhalefetin siyasi bir sermaye olarak kullanmasını engellemeye çalışacaklar.

Muhalefet ise devletin en üst mevkiinde bulunan ve Fidesz tarafından göreve getirilen bir şahsın, eski adalet bakanıyla birlikte istifa etmeye zorlanmasını bir zafer olarak görecek

Ancak bu istifaların muhalefetin atağını durdurup durduramayacağı henüz belli değil. Muhalefetin son iki gündür bu olayın bir rejim sorunu olduğunu vurgulaması kabaran dalganın hemen yatışmayacağını gösteriyor.

Ayrıca hala bilinmeyen bir ayrıntı da, cumhurbaşkanının ve onunla işbirliği içindeki eski adalet bakanının bir pedofil davası mahkumuna neden özel af çıkarma ihtiyacını hissetmiş olabilecekleri.

Hükümet bu olayı iki siyasetçinin kişisel hatası olarak görüp göstermeye çalışırken, muhalefet ise hukuku göz ardı eden otoriter ve popülist siyasi rejimin kaçınılmaz bir şekilde bu tür gelişmelere yol açtığı tezi üzerinde duruyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/macaristan-cumhurbaskani-ve-adalet-bakani-istifa-etti/feed/ 0
Erdoğan: Gabar’daki günlük petrol üretimi 35 bin varili geçti https://www.haber60.com.tr/erdogan-gabardaki-gunluk-petrol-uretimi-35-bin-varili-gecti/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-gabardaki-gunluk-petrol-uretimi-35-bin-varili-gecti/#respond Sat, 10 Feb 2024 12:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6943 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gabar’da petrol kuyusundaki günlük üretimin bugün itibarıyla 35 bin varili geçtiğini belirterek, “2024 yılı sonunda Gabar’daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz.” dedi.

Erdoğan, Madenci Anıtı’nda düzenlenen, yerel seçim öncesi partisinin ilk mitinginde yaptığı konuşmada, helal rızkın, temiz lokmanın, sembol şehri Zonguldak’ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Şehre girişinden itibaren kendilerini hasretle bağrına basan her bir vatandaşa teşekkür eden Erdoğan, “Görüyorum ki miting alanımız büyümüş, genişlemiş. Yeni meydanımız, şehrimize de çok yakışmış. Ama Zonguldak’la aramızdaki sevda çok daha fazla büyümüş. Allah hepinizden, tüm Zonguldak’tan razı olsun diyorum. Siz bize böyle samimiyetle sahip çıktığınız müddetçe bizi kimse yolumuzdan alıkoyamaz. Zonguldaklı kardeşlerimiz bizim yanımızda dağ gibi durdukları sürece Türkiye Yüzyılı’nın inşasını kimse engelleyemez.” diye konuştu.

“Zonguldak bizim yoldaşımız olduğu müddetçe ne FETÖ’cü hainlerin ne DEAŞ’lı canilerin ne PKK’lı alçakların ne de DHKP-C’li katillerin tehditleri bize sökmez” ifadesini kullanan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un “Birlik” şiirinden dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zonguldaklılar ile bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendikleri sürece “cehennem olsa geleni göğüslerinde söndüreceklerini” dile getirdi.

“Vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik”

Alandakilere birlik beraberlik mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi:

“Bunu başardığımızda Allah’ın izniyle kimse bize zincir vuramaz, önümüzü kesemez, hedeflerimize ulaşmaktan bizi geri bırakamaz. Rabb’im birliğimizi, beraberliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Her birinize meydanlara sığmayan şu büyük aşkınız için en içten şükranlarımı sunuyorum. Şehrimize en son bundan sadece 9 ay önce 20 Nisan tarihinde gelmiştik. Ziyaretimizde milletimizin asırlık hayallerinden olan Karadeniz doğal gazını resmen devreye almanın gururunu yaşamıştık. Filyos’taki törenimizde, müjdesini verdiğimiz ücretsiz doğal gaz desteğimizi halen sürdürüyoruz. İlk ay, ısınma dahil konutlardan hiçbir ücret almadık. Yani, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik. Daha sonra 11 ay boyunca konutlardaki mutfak ve su ısıtma için kullanılan 25 metreküplük doğal gaz tüketiminin bilabedel olacağını söyledik. Nisan ayından beri 25 metreküplük miktarı, ne yapıyoruz, faturalardan düşüyoruz. Bu uygulamayı nisan 2024 dönemine kadar devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızın bütçesine toplam 87 milyar lira tutarında doğrudan destek sağlamış olacağız.”

“Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir”

Sadece bununla da yetinmediklerine, Türkiye’nin kendi gemileriyle sismik arama ve sondaj çalışmalarının devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“‘Her seçim öncesinde gaz buluyorlar diyen’ çapsızlara aldırmadan, ‘Parayı Karadeniz ve Akdeniz’in sularına gömüyorlar’ diyen gafillere kulak asmadan, bulanlar ancak arayanlardır düsturuyla arama faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Zonguldak’ı kömürden sonra doğal gazın da merkezi haline getirmekte kararlıyız. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir. Türkiye’nin enerji güvenliğini garanti edecek hamleleri azim ve cesaretle hayata geçiriyoruz. Karadeniz doğal gazının ardından şimdi de kardeşlerim, Gabar’da bulduğumuz yüksek miktarda ve kalitede petrol bu atılımlardan biriydi.

Hatırlarsanız muhalefet cenahı bu keşfimize de bir kulp takmıştı. Milletin sevincine ortak olmak yerine petrol keşfimizi alaya almışlardı. Peki sonra ne oldu? Muhalefetin burun kıvırdığı Gabar’daki petrol kuyumuzun günlük üretimi bugün itibariyle, müjdeye dikkat, 35 bin varili geçti. Allah’a hamdolsun. Çalışan, azmeden buluyor, sondajları yaparak buluyor. Dahası bu rakam her geçen gün artıyor. 2024 yılı sonunda Gabar’daki günlük üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden terörün karanlık gölgesi kalktıkça Allah’ın izniyle çok daha fazlasını bulacağız.”

Erdoğan, gelecek dönemde hem petrol hem maden hem de doğal gaz konusunda yeni müjdeler vermeyi ümit ettiklerini belirterek, “Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanmasının engellenmesine bir daha asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-gabardaki-gunluk-petrol-uretimi-35-bin-varili-gecti/feed/ 0
Gökhan Zan’dan Lütfü Savaş’a Yanıt: ‘Müteahhitlerinizi Ak-lamadınız mı?’ https://www.haber60.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit-muteahhitlerinizi-ak-lamadiniz-mi/ https://www.haber60.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit-muteahhitlerinizi-ak-lamadiniz-mi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:57:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6694 53 binden fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Hatay’daki anma töreninde istifa çağrıları yapılan Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, şehri ayağa kaldıran protestolardan eski futbolcu Gökhan Zan’ı sorumlu tutmuştu.

“HATAY’DAKİLERİ HAREKETE GEÇİREN GÖKHAN ZAN’DI”

Savaş, “Hatay’ı kimseye teslim etmeyeceğiz. Bana gösterdikleri tepkilerin en az 100 katını bakanlara gösterdiler. Bakanları bile konuşturmayan bir kitle vardı. Onları da harekete geçiren bir Gökhan Zan vardı. Bana karşı yapılan bir kumpas var nedenini bilmiyorum. Benim geldiğim süre içinde insanlar huzur içinde dua ederek geliyordu. Orada provokasyonlar esnasında birinin elinde silah olabilirdi” demişti.

GÖKHAN ZAN’DAN SAVAŞ’A YANIT GECİKMEDİ

Hatay’dan yeniden aday gösterilen Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın sözlerine eski futbolcu Gökhan Zan’dan yanıt gecikmedi. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Zan, “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi aklamadınız mı?” tepkisini gösterdi. Zan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Değerli büyüğüm Sayın Lütfü Savaş Başkanıma cevaben; Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, şahsıma karşı atfettiğiniz suçlamaları şaşkınlıkla izledim ve bu toprakların bir evladı olarak Hataylılar adına daha çok üzüldüm. Bir devlet büyüğüm olarak bana katkılarınızı inkar etmeyeceğim gibi, yanınızda çalışmış biri olarak, emeğimin karşılığını almamın nesi sizi bu kadar rahatsız etti anlayabilmiş değilim.

“PROTESTOYA MARUZ KALMANIZ HERKESTEN ÇOK BENİ ÜZMÜŞTÜR”

Sizin depremin birinci yılında, Hataylılar tarafından böylesine bir protestoya maruz kalmanız herkesten çok beni üzmüştür. Ancak, bu protestoların nedeni ben değil, kendi seçmeninizle bu denli iddialaşmanız, en zor zamanlarımızda yanımızda olmamanız ve kalpten kalbe giden yolda bizlerle bağınızı koparıp, savaşmak yerine yalnız bırakmanızdır.

“VOLKAN DEMİREL’İ BAHANE ETMENİZ…”

Kaldı ki, farklı kültürlerin sembolü olan Hatay’da, birlik ve beraberliğimizi yakanda, kül edende, yanlış kararlara imza atanda, bize sırtını dönen de sizsiniz! Ayrıca şahsınıza karşı yapılan bu protestolar yeni değil, daha adaylığınızın açıklandığında ilk gün başlamıştır. Yani benimle alakalı değildir! Öyle ki, olayla hiç alakası olmayan, depremde gece gündüz çalışan, Hatay için elini taşın altına koyan kıymetli hocam kardeşim Volkan Demirel’i bahane etmeniz ise, hem kendisine, hem halkın gönlündeki yerine hakarettir. Zaten, geldiğiniz yerin diliyle topluma karşı siyasi söylem üretmekten asla vazgeçmemeniz, ahde vefayı yüreğine kötülük uğramamış Hataylılarla değil, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olduklarınızla, yol arkadaşlığı etmenizdir.

“ALTIN MAKASLI AÇILIŞLARI BENİM YAPMADIĞIMI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”

Üstelik, protesto edilmenizle benim bir alakamın olmadığını, idealist uğrularla, altın makaslı açılışları benim yapmadığımı en iyi siz biliyorsunuz! Hiçbir anmada bir Hataylının elini tuttunuz mu? Elinizi omzumuza koydunuz mu? İçtenlikle samimi bir şekilde sarıldınız mı? Siz seçilmiş biri olarak, hemşehrilerimizin enerjisini polemiklerle tüketip, ihanet ideolojisi içerisinde Hatay ve Hataylılara en büyük kötülüğü yapmıyor musunuz? Siz kendi mensubu olduğunuz siyaset arenasında bile, mecburi bir aday olarak karşımıza çıkartılmadınız mı? Siyasi şaibelerinizle hakkınızda yapılan anketler yeterli görülmediğinden, yenilerini yaptıranlar bizzat siyaset evinizin mensupları değil mi!

“MÜTEAHHİTLERİNİZİ AK-LAMADINIZ MI?”

Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi aklamadınız mı? Bizim tek isteğimiz, kaybettiklerimiz için saatler tam 04:17’yi gösterdiğinde sessizce yas tutmaktı. Ne yazık ki, bu mümkün olmadığı gibi sizde yanımızda da durmadınız. Bizim sizden beklentimiz, ağır yıkım yaşamış yaralı yüreklere birazda olsa dokunabilmenizden ibaretti. İhtiyaç duyduğumuz tam da buydu ama olmadı, yapmadınız. Siz suçunu bilen siyasetçi kimliğinizle bahaneler üretip, bizleri provokatörlükle suçlamak yerine, kişisel hırslarınız, tercihleriniz ve heveslerinizin bir gün milli iradenin kalkanına çarparak darmadağın olacağınızı bilmeliydiniz. Keşke siz, “Kırk yıl önce düşman eline bırakılmayan Türk yurdu Hatay’ı, eski görkemli günlerine kavuşturup ihya ve inşa etmek için hep birlikte mücadele edelim, Hatay hepimizin şahsi meselesi olsun” diyebilseydiniz. Bilmenizi isterim ki, Son söz elbette Hatay halkının olacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit-muteahhitlerinizi-ak-lamadiniz-mi/feed/ 0