Güç – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 00:54:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: İsrail yönetimi bölge barışına tehdit https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:54:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43307 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İsrail yönetimi bu tutumuyla bölge barışına ve küresel barışa bir tehdit olduğunu; barıştan yana olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna karşı yapabileceğimiz en doğru şey barıştan, insanlıktan, adaletten yana olanların birliğidir, beraberliğidir, güç birliğidir ve zalimlere karşı daha fazla baskı uygulamanın yollarını, yöntemlerini aramaktır.” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığındaki Türkiye heyeti, İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Doha’daki cenaze töreninin ardından, Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği tarafından bir otelde düzenlenen programa katıldı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Türkiye’den ve farklı ülkelerden siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Yılmaz, Heniyye’nin ailesi başta olmak üzere Filistin halkı ile zulme ve adaletsizliğe karşı duran İslam dünyasına ve tüm insanlığa başsağlığı diledi.

Yılmaz, Heniyye’nin şehit edildiği menfur saldırının, direncini çok uzun zamandır sürdüren ve bugünlere taşıyan mazlum Filistin halkının gücünde, moralinde, maneviyatında en küçük bir zayıflamaya yol açmayacağına inandığını belirtti.

Heniyye’nin aynı zamanda siyasi bir kişilik olarak Gazze’de uzun süredir tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden soykırım, insanlık ve savaş suçlarının sona ermesi, Gazze’ye ateşkesin gelmesi, insani yardımların ulaşması için müzakereler yaptığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail yönetiminin siyasi kişilikleri, sivilleri hedef alan bu saldırganlığı aynı zamanda insanlığa ve barışa yapılmış bir saldırıdır. İsrail yönetimi bu eylemiyle barıştan yana olmadığını; kan dökmeye, katliamlara devam etme niyetini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Şehit İsmail Heniyye’ye ve Lübnan’da ve başka bölgelerde gördüğümüz saldırılara baktığımızda, İsrail yönetiminin Gazze’deki yangını bölgeye taşımak ve genişletmek istediğini gayet net bir şekilde görüyoruz. Bu tutumuyla İsrail yönetimi bölge barışına ve küresel barışa bir tehdit olduğunu; barıştan yana olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna karşı yapabileceğimiz en doğru şey barıştan, insanlıktan, adaletten yana olanların birliğidir, beraberliğidir, güç birliğidir ve zalimlere karşı daha fazla baskı uygulamanın yollarını, yöntemlerini aramaktır.”

“Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz”

Heniyye’nin şehadetinin, farklı görüşten ve siyasi anlayıştan Filistinlilerin birliğine ve beraberliğine vesile olmasını dileyen Yılmaz, “İslam dünyasının daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmasına ve gücünü yansıtmasına vesile olmasını diliyorum. İnsanlığın vicdanında bunun daha güçlü bir karşılık bularak erdemden, adaletten yana tüm insanlığın yaşadığımız bu katliamlara son vermek üzere daha fazla birlik ve baskı ortaya koymasına vesile olmasını diliyorum.” dedi.

Yılmaz, hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Türk milletinin başsağlığı dileklerini Hamas’ın Siyasi Büro Başkanlığı makamını üstlenen Halid Meşal’e ve Heniyye’nin ailesine ilettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kendisi belki göremedi ama kendisinden sonrakilerin Filistin’in özgür, bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu görmelerini yürekten temenni ediyorum. Bu hedef için Türkiye Cumhuriyeti olarak mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı bütün gücümüzü, imkanlarımızı kullanarak sürdüreceğimizi, Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğimizi belirtmek istiyorum.” diye konuştu.

Yılmaz, cenaze törenine ev sahipliği yapan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Katarlı yetkililere de teşekkür etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/feed/ 0
Küresel diplomaside yeni merkez Çin mi? https://www.haber60.com.tr/kuresel-diplomaside-yeni-merkez-cin-mi/ https://www.haber60.com.tr/kuresel-diplomaside-yeni-merkez-cin-mi/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41957 Çin son dönemde peş peşe birçok ülkeden üst düzey yetkiliyi ağırlıyor. Pekin yönetimi, 23 Temmuz’da Filistinli grupları bir araya getirerek arabuluculuk başarılarına yenisini ekledi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bugünlerde Rusya ile olası barış sürecini görüşmek için Pekin’de. Çin’in özellikle son yıllarda hız kazanan diplomasi atağı dikkat çekiyor.

Aralarında 2006’dan bu yana Gazze’yi kontrol eden Hamas ve Filistin Yönetimi’nin başındaki El-Fetih’in de olduğu 14 Filistinli grup dün Çin’in arabuluculuğunda “Pekin Deklarasyonu”nu imzaladı.

Taraflar, son anlaşmayla İsrail-Gazze savaşının ardından “ulusal uzlaşı hükümeti” kurulması ve Gazze’yi bu hükümetin yönetmesi konusunda mutabık kaldı.

Deklarasyon şimdilik sadece kağıt üzerinde, ne zaman ve nasıl uygulanacak henüz belli değil. Ancak yine de, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’de düzenlediği saldırılar ve sonrasında İsrail’in Gazze’de büyük bir askeri operasyon başlatmasından bu yana Filistinli gruplar arasındaki en kapsamlı mutabakat.

Anlaşmanın arka planında, Çinli diplomatların aylardır Orta Doğu’da yaptığı temaslar var. Pekin, Mayıs’ta Çin-Arap Ülkeleri İşbirliği Forumu’na ev sahipliği yapmıştı.

Çin, 2023’te Suudi Arabistan- İran ilişkilerinin 7 yıllık aradan sonra normalleşmesinde önemli rol oynamıştı. Pekin yönetimi, Şubat 2022’den bu yana süren Rusya-Ukrayna savaşının son bulması için de çaba harcıyor. Çin, İsrail ve Hamas arasında ateşkes sağlanması için de taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor.

Çin arabuluculukta neden ön plana çıktı?

Tarafların arabuluculuk için ABD, Batılı ülkeler ya da bölgesel aktörler yerine Çin’i tercih etmesi, küresel diplomatik eksenin doğuya kaymaya başladığının işareti olabilir.

Brüksel merkezli Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi’nden Dr. Ceren Ergenç’e göre bunun altında, Pekin’in “Küresel Güney” olarak adlandırılan gruptaki ülkelere yönelik yaklaşımı yatıyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Ergenç, “Çin, Orta Doğu’ya bir süredir sadece ekonomik bir dış güç olarak değil, ABD’ye benzer şekilde diplomatik bir güç ve dost ülke olarak girmeye çalışıyor” dedi.

Ergenç ayrıca Çin’in “emperyalizm karşıtı” bir söylem benimseyerek, kendisini ABD ve Batılı ülkelere alternatif “dostane bir süper güç” olarak tanımladığını vurguladı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Dış Politika Program Direktörü Gülru Gezer de, Çin’in özellikle Suudi Arabistan-İran normalleşmesi ve Suriye’nin geçen yıl Arap Birliği’ne dönmesinde oynadığı rolün ardından, Orta Doğu’da güvenilir bir arabulucu olarak görülmeye başladığını belirtti.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Gezer, “Çin artık sadece ekonomik bir süper güç değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir süper güç olma hedefini de güdüyor. Orta Doğu’da Filistinliler arasındaki uzlaşıya arabuluculuk etmesi bunun en son örneği” dedi ve ekledi:

“Bu arabuluculuk girişimlerinin, Çin’in sadece Orta Doğu’da değil, tüm dünyada diplomatik ve siyasi olarak ‘Ben varım’ demesinin tezahürü olduğunu düşünüyorum.”

Pekin neyi farklı yapıyor?

Dr. Ceren Ergenç’e göre arabulucu arayışındaki ülkeler, potansiyel çıkar çatışmaları olan bölgesel aktörler yerine Orta Doğu’ya coğrafi olarak uzak olan Çin’i tercih ediyor.

Ergenç bunun nedenini “Taraflar, Türkiye ve diğer bölgesel güçler yerine, dışarıdan ve dostane açıklamalar yapan Çin’in arabuluculuğunu tercih ediyor. Aynı zamanda Çin bu tip diplomatik destek verdiği Orta Doğu ülkelerine, diplomatik sorunun çözülmesi sonrasında ekonomik yardım da vadediyor” diye açıkladı.

Ergenç, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’in maddi destek vaadinin, taraflar için hem teminat hem de meşruiyet kaynağı olarak görülebileceğini söyledi.

“Filistinli gruplar arasındaki arabuluculuk süreci buna iyi bir örnek teşkil ediyor” diyen Ergenç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin için de Suriye benzeri bir durum olabilir. Gazze savaşını durduracak tek atımlık bir diplomatik girişim değil, sonrasında yeni kurulacak hükümetin meşruiyetini güçlendirecek bir vaat olabilir. Bu açıktan söylenmedi ama üstü kapalı biçimde dile getirilmiş olabilir.”

Gülru Gezer ise yıllardır sorunlarını çözemeyen ülkelerin, farklı bir perspektif arayışıyla Çin’e yöneliyor olabileceğini söyledi.

Pekin Deklarasyonu üzerinden örnek veren Gezer, “2002 Arap Barış Girişimi’nden bu yana hem bölge ülkeleri, hem Avrupa, hem de ABD Filistin meselesini rafa kaldırdı. Filistinli gruplar ‘Biz her şeyi denedik, farklı ülkelerin farklı çözümlerini denedik. Çin daha dürüst bir arabulucu olabilir mi?’ düşüncesiyle belki de Çin’e bu şansı tanımak istemiş olabilir” dedi.

Arabuluculuk siyasetinin sınırları ne?

ABD’de 5 Kasım’da başkanlık seçimleri yapılacak. Yeni başkan 20 Ocak 2025’te yemin ederek göreve başlayacak.

2014-2017 arası Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu olarak da görev yapan Gülru Gezer’e göre ABD’de kim başkan seçilirse seçilsin, ülkenin Çin politikası büyük ölçüde aynı kalacak.

Gezer, “Çin, İran ile ortak. Rusya’ya destek sağlıyor. ABD, Çin’e karşı ya sorunlu meseleleri kenara ayırdığı bir siyaset izleyecek, ki doğrusu budur, ya da Pekin’i tam anlamıyla birçok cephede karşısına alacağı bir durum ortaya çıkacak. Bu da küresel çapta Soğuk Savaş dönemindeki ABD-Sovyetler Birliği benzeri bir rekabete yol açabilir” dedi.

Gezer’e göre Çin’in diplomatik atağının arkasında, ABD ve müttefiklerine karşı yürüttüğü küresel güç mücadelesinin de rolü var:

“İkinci Dünya Savaşı sonrası sistem aslında ABD ve Batı’nın bir nevi dayattığı bir sistem. Ama artık zaman çok değişti. Çok taraflılık ve çok kutupluluğa evrilen bir süreç var. Dünyanın dört bir yanında bu sürecin sancılarını yaşıyoruz. Çin, ABD’nin kurduğu ve dayattığı uluslararası sisteme meydan okuyor.”

Dr. Ceren Ergenç’e göre ise Çin kendisini, “Neo-emperyalist olarak tanımladığı NATO’ya karşı Küresel Güney’in dostu bir süper güç” olarak konumlandırıyor.

Çin, 2000’lerin başında Kuzey Kore ve Güney Kore arasında barış sağlanması için ABD, Rusya ve Japonya’yla birlikte müzakereler yürütmüş ve görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Altılı müzakereler, 2009’da Kuzey Kore’nin masadan kalkmasıyla sonlanmıştı.

İlgili haberler

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuresel-diplomaside-yeni-merkez-cin-mi/feed/ 0
Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst Slovenya kampında takımın durumunu değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-giovanni-van-bronckhorst-slovenya-kampinda-takimin-durumunu-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-giovanni-van-bronckhorst-slovenya-kampinda-takimin-durumunu-degerlendirdi/#respond Thu, 18 Jul 2024 23:31:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40641

Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, Slovenya kampında takımın son durumu hakkında basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.

Hollandalı çalıştırıcının öne çıkan açıklamaları şöyle;

“İki buçuk haftadır takımla birlikteyim. İyi bir kamp geçiriyoruz. Sezona hazır olmaya çalışıyoruz. Galatasaray maçına en iyi şekilde hazırlanıyoruz.

Sistemimiz hala gelişme aşamasında. Yeni bir sistem yaratmaya çalışıyoruz. Elimizde var olan oyunculara da bağlı bu konu. Oyuncuların kalitesine göre sistem değişebilir. Her oyuncuyu sezona en iyi şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Her oyuncuyu aynı seviyeye çekerek güçlü bir ilk on bir oluşturmayı hedefliyoruz.

Tecrübeli oyuncular takıma katıldı. Paulista iyi bir savunmacı. Rafa asist ve golleriyle önemli bir oyuncu. Ciro yıllarca Seri A’da goller atmış bir oyuncu. Rafa ve Ciro’nun gol katkısı vereceğine inanıyorum. Kadromuz geniş. Sayıyı biraz azaltmamız gerekiyor. Önümüzdeki haftalarda bu konuda gelişmeler olacaktır.

Fizik güç olarak istenen seviyede değiliz. Dünkü maçla ilgili endişem yok. Resmi maçlarımıza güzel bir şekilde hazırlanıyoruz.

Ocak ayında gelme ihtimalim vardı ama olmadı. Geçen sezon birçok hoca değişikliği oldu. Ligin zirvesinden çok uzakta kalındı. Sezonu kupayla bitirmek takım için çok önemli. Çok kısa süreler içinde hoca değiştirmek takımı mental olarak olumsuz etkilemiş. Güçlü bir takım kurmaya çalışıyoruz. İstediğimiz hedeflere ulaşmak için öz güven ortaya koymak önemli.

Hoca ve futbolcu olarak birçok ülkede bulundum. Türkiye benim için yeni bir meydan okuma. Bu konuda sabırsızlanıyorum. Takımı elimden geldiğince hazırlamaya çalışıyorum. Hakemin penaltı verip vermemesi benim elimde değil. Elimde olan doğru oyun ve oyuncu tercihi. İyi oynadığımız sürece penaltıya ihtiyacımız olmayacaktır. Zor maçlar da olacaktır ama ben kendi konularıma odaklanacağım.

Yabancı sayımız çok fazla. Kural gereği bu sayıyı düşürmeliyiz. Her oyuncu sahada olmak ister. Kulüp ve futbolcular adına en iyi çözümü bulmaya çalışacağız. Kadromuzu olabildiğince güçlendirmeye çalışıyoruz.

Geçen sezonki istatistiklere bakıldığında zor bir sezon yaşandığı belli oluyor. Hedefimiz daha çok gol atmak ve az gol yemek olacak. Rafa ve Ciro gol katkısı verecekleri için geldiler. Paulista savunmada bize yardımcı olacak.

Yeni sezona Süper Kupa’yla başlamak güzel olacaktır. Kupaya ulaşmaya çalışacağız. Ben bu tarz finalleri çok oynadım. Hepimiz için güzel bir fırsat olacak.

Genç oyuncularla çalışmaktan mutluyum. Gençlere şans vermek güzel bir şey. Semih daha da güçlenecek. Mustafa süre almaya başladı. Yaşına göre olgun bir oyuncu. Parlak bir geleceği var. İleride ikisini de güzel bir gelecek bekliyor.

Rafa birçok mevkide oynayabiliyor. Hücumda doğru kombinasyonu bulmamız onun için yeterli. Farklı mevkilerde oynamaya uygun oyuncularımız var. Rafa, Semih, Gedson, Muleka, Rashica, Muçi gibi güçlü oyuncularımız var. Hepsinin başka özellikleri var. Necip yıllardır bu takımda oynuyor. İdmanlarda ve maçlardaki katkısından memnunum. Rekabetin olduğu bir takım oluşturmaya çalışıyoruz.

Beşiktaş’ta olmaktan dolayı mutluyum. İstanbul’da taraftarlarımızla buluşacağımız için heyecanlıyım. Harika bir stadımız var. Taraftarımızla birlikte güzel bir atmosfer yaratacağız. Uzun yıllar unutulmayacak çok güzel hatıralar yaratacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-giovanni-van-bronckhorst-slovenya-kampinda-takimin-durumunu-degerlendirdi/feed/ 0
Özgür Özel: “Bir Ülkede Darbe Oluyorsa Millet Egemenliği Güçsüz Demektir” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39620 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “15 Temmuz gibi bir gecenin bir daha yaşanmaması için herkesin üzerine düşen çok önemli sorumluluklar var. Bu binayı (Meclis) güçlendirmek lazım. Bu bina ne kadar güçlü olursa yani millet temsilcilerine ne kadar güvenir, temsilcileri kendilerine ne kadar güvenir, ne kadar bağımsız kararlar verebilirler, ne kadar milletin denetimi burada, bu binanın denetimi de yürütmenin üzerinde güçlü olursa her şey kolay. Bunu başarabilen ülkelerde darbenin d’si akla gelmiyor. Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir çünkü güç bir yerde toplandı mı herkes onu ele geçirmeye çalışıyor. Oysa güç millette oldu mu, kimse milleti ele geçiremez” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün, TBMM’de, Habertürk TV’nin 15 Temmuz’a özel canlı yayınına katıldı, gazeteci Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtladı. Özel, şunları söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı’nın en iyi yetişmiş paşalarından birisi, Milli Mücadele kahramanı… Dönüyor herkes gözünün içine bakıyor, ‘Bu ülkeyi nasıl yöneteceksin’ diye. Krallıkla yönetebilir, başkanlık sistemiyle yönetebilir, padişahlığa devam edebilir. Ama daha Milli Mücadele’ye girişmeden topladığı ‘Meclis ne görev verirse, millet ne görev verirse onu yapacağız’ diyor ve hep Meclis’e vurgu yapıyor. O yüzden bütün darbelerin hedefi hep Meclis olmuştur. Fethullah Gülen cemaati ile CHP’nin çizgisinde tarihsel bir husumet var. 15 Temmuz’a giderken havada uçuşan birçok bilgi vardı. Şimdiden baktığınızda, o günlerde devletin elindeki istihbarat, gazetecilerin istihbaratı, buralarda konuşulanlar, ‘Bunlar bir darbeye kalkışabilir’ beklentisi vardı. Ama tanklarla insanların ezileceği, F-16’larla Meclis’in bombalanacağı kimsenin aklının ucundan geçmiyordu.

“Liyakat yerine sadakat ya da yaşam biçiminin benzemesine duyulan güven bizi bu noktalara getirdi”

Rakamlara baktığınızda tehlikenin aslında ne büyük ve hepimizin algılarının noktada eksik olduğunu da görmek lazım. 33 bin subay vardı, 11 bin 400 subay FETÖ’cülükten ordudan atıldı. Kurmaylara baktığımızda oran yüzde 84. birçok darbe, kendisine meşru bir gerekçe üretir. Bunlar, sistematik bir şekilde yıllardır buna hazırlanıyorlarmış. Bu süreçteki kusur şudur: ‘Bunların alnı secdeye geliyor, bunlardan kötülük gelmez’ algısı. Liyakat yerine sadakat ya da yaşam biçiminin benzemesine duyulan güven bizi bu noktalara getirdi. İktidar-muhalefet hep birlikte bir araya gelinebilse, ‘Böyle bir belayla karşı karşıyayız. Gelin, bunlarla birlikte mücadele edelim’ noktasında olunsa belki bu kadar kan dökülmeden, o büyük acı yaşanmadan atlatılabilirdi. O süreçlerin hepsinden hepimizin alması gereken der var ama şunu çok rahatlıkla söylemem lazım: Fethullah Gülen Cemaati’nin devlete sızması ve yerleşmesinde, geçmişte tüm bu görevleri yapmış olanların belli oranlarda sorumluluğu vardır ancak AKP, onlara öyle bir alan açtı ki devletin en kritik yerlerine yerleştiler.”

“O gece, ‘Bütün darbeler meclisleri kapatır, bizim bu Meclis’i açmamız lazım. Gidelim, orada mücadele edelim’ dedik”

Özel, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını şöyle anlattı:

“14’ünü 15’ine bağlayan gece -ben de nöbetçiydim- 02.30 gibi bu Meclis kapandı. Ardından milletvekilleri illerine dağıldılar. Buradaki odamda, çalışmaları akşamüstü 17.00-18.00 gibi bitirdim. Saat 21.40 gibi misafirhanenin önüne arabayı park etmek üzereyken adeta başımın bir karış üstünden bir uçak geçti. Gece 22.00 gibi köprü kapandı ve anlaşıldı ki bir darbe girişimi var. Ben o sırada milletvekili grubuna hemen mesaj yazdım, ‘Arkadaşlar partide toplanalım’ dedim. Partiye gittim. O gün Ankara’da toplam 16 kişiymişiz, 16 arkadaşımızla birlikte bir değerlendirme yaptık. Dedik ki ‘Bütün darbeler meclisleri kapatır, bizim bu Meclis’i açmamız lazım. Yoksa bunlar giderler, Meclis’i zapt ederler, bir daha girilmez. Gidelim, orada mücadele edelim.’ Bir dizi telefon görüşmesi oldu. Ben Meclis’i açan değil, açılmasını teklif eden kişiyim. Meclis’i açan o günün Meclis Başkanı’dır. İsmail Kahraman’ın çağrısıyla geldik ve ‘olağanüstünün olağanüstü’ diye kendisinin nitelendirdiği oturum gerçekleşti.

“Sözümüze değer veren herkesi darbeye direnmeye çağırdık”

O sırada sürekli Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu arıyorum. ‘Duydum, nasıl bir saçmalık’ gibi bir tanımlaması oldu. ‘Biz uygun görüyorsanız Meclis’e geçiyoruz’ dedim. ‘Çok iyi yaparsınız. Ben de buradan bulduğum ilk vasıtayla döneceğim’ dedi. O anda Meclis’e giderken şöyle bir ruh halindeydik hepimiz; “gidelim, demokrasiye sahip çıkalım, biz üstümüze düşeni yapalım. Darbeciler başarırsa zaten hepimiz gittik ama başaramadıkları durumda karşılarında iktidarıyla, muhalefetiyle öyle bir demokrasi görüntüsü görsün ki Türkiye ve dünya bir daha kimse buna yeltenemesin.’ Esas hareket noktamız buydu. Darbeler doğası gereği iktidara yapılır, darbenin muhatabı iktidardır ama herkes döner muhalefete bakar, ana muhalefetin de gözünün içine bakar. Sen, o darbeden bir medet umuyorum görüntüsü verirsen o gece Türkiye çok kötü bir noktaya savrulabilir. Çok net olmak gerekiyordu. Sözümüze değer veren herkesi darbeye direnmeye çağırdık.

“O gece iktidarıyla, muhalefetiyle bu ülke çok iyi bir sınav verdi”

O gece gerçekten iktidarıyla, muhalefetiyle bu ülke çok iyi bir sınav verdi. CHP, MHP, AKP buradaydı. Bugünkü DEM Parti yoktu ama dediler ki ‘Ankara’da sadece iki kişiyiz, sokaklarda öfkeli insanlar var, eli silahlı insanlar var. Biz gelmekten endişe ederiz ama tavrımız demokrasinin yanında, yazılacak bildiriye imza atacağız.’ Bazıları oturduğu yerden tiyatro diyor, ben onlara çok sert tepki gösterdim. Adam F-16 ile vuruyor, 0,1 derece yukarıdan atsa Genel Kurul’un üstünü vuracak. 16 tane, 4,5 tonluk avize var. Oraya vursa bütün milletvekilleri ölecekti. Biz, Genelkurmay kapısından içeri girerken kavşakta tanklar insanları eziyordu. O gece herkes üstüne düşeni yaptı ama devamında şöyle bir hata, tüm Türkiye siyaseti tarafından yapıldı; birincisi bu meseleyi siyaset üstü bir yerde tutmayı başarmadık.”

“Yenikapı ruhundan ziyade, TBMM’nin 1920 ruhunu yakalamak lazımdı, bu yapılmadı”

Özel, “Yenikapı ruhunu doğru buluyor muydunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Yenikapı meselesini bir partinin egemenliğine girmek olarak istedi birileri. Hata oradaydı. Yenikapı ruhundan ziyade, TBMM’nin 1920 ruhunu yakalamak lazımdı, bu yapılmadı. OHAL yetkisini, gücü eline alanlar; bırakın darbecilerle mücadele etmeyi, bütün muhalefeti tasfiye etmeye çalıştılar. Biz muhalefet olarak bunları eleştirirken ‘Siz darbeyle mücadeleye karşı mı çıkıyorsunuz’ dediler. Buraya geldi mi, mutabakat bozulur. Türkiye’nin hayati konularda siyaseti alet etmemeyi, tek yumruk olmayı, tek yumruk kalmayı başarması lazım. 15 Temmuz gecesi tek yumruk olundu ama sonra tek yumruk kalınamadı. Doğru olan şudur: Hatanın büyük kısmı bu iktidara aittir ama tek yumruk olmayı başarmak önemliydi, tek yumruk kalamamakta hiçbirimiz masum değiliz.”

“Demokrasiyi askıya alıp OHAL yetkilerini yıllarca kullanmak, iktidar partisi eliyle demokrasimize çok büyük yaralar açtı”

Özel, 15 Temmuz sonrası başlatılan FETÖ soruşturmalarını ise şöyle değerlendirdi:

“15 Temmuz darbesini araçsallaştırıp 20 Temmuz’da OHAL ilanı yanlış ama üç ay sürse bir şey demeyeceğim. İçine anayasa değişikliği, referandum ve genel seçim sığdırıldı. Yıllarca OHAL sürdü. OHAL sürecinde mahkemelerin kararlarına itiraz edilemedi. İçine her şeyi attılar, çok kötü kullandılar o yetkiyi, istismar ettiler ve denetimsiz bir dönem geldi. İnsanların adalete olan güveni sarsıldı. Ben darbe girişimine karışmış, ona finansman sağlamış, onun için atamalar yapmış, bürokraside bunun için konuşlanmış, o çetenin içinde olanların devletten ayıklanmasını son derece doğru buluyorum. Bunun bir başka yolu yok zaten. Ama o sırada bir karar veriliyor, ‘masumum’ diye bağırıyor adam, OHAL var diye sesini duyan yok. Orada hepimiz şunu gördük: Demokrasiye karşı yapılan bu darbeden sonra, demokrasiyi biraz askıya alıp OHAL yetkilerini yıllarca kullanmak, iktidar partisi eliyle demokrasimize, kuvvetler ayrılığına çok büyük yaralar açtı. Bir de bir sürü FETÖ’cü o bulanıklıktan istifade tekrar kendine pozisyon ve konum buldu. Bu pozisyonumuzun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İktidar-muhalefet kavgasından bu ülkedeki düzeni ortadan kaldırmaya çalışan birtakım unsurlar aradan sıvışmasın. O yüzden diyalog zemini her zaman önemli.”

“Cemaatler, tarikatlar yönetmek için ortaya çıkmış yapılar değildir. Bunlara mensubiyet devlet görevinde bir kriter olamaz”

Özel, “Sizce FETÖ tehdidi bütünüyle ortadan kalktı mı” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Uyuyan hücreleri vardır, yeni pozisyonlar bulmuş olanlar vardır. O zihniyet, fırsatını bulursa her türlü ihanete kalkışır, dikkatli olmak lazım. Ama esas tehlike, alınan ana mesajı unuttu bazıları. Önemli olan şu, cemaatler, tarikatlar yönetmek için ortaya çıkmış yapılar değildir. Bunlara mensubiyet devlet görevinde bir kriter olamaz. Ama bugün başka cemaatler, başka tarikatlar belli bakanlıklarda kümeleniyor. Devletin belli bir düzeni vardır. O düzen ırka, mezhebe, inanca kördür. Onun kriterleri liyakattır, iyi yetişmektir. Onun kriteri arka alanda başkalarına sadakat değil; devlete, millete sadakattır. Devleti ele geçirmek üzerine bir anlayışı yarıştırırsanız eninde sonunda 15 Temmuzlar yaşanır.”

“Suriye ziyareti konusunda henüz bir gün yok ama olumlu bir seyir var”

CHP iktidar olduğunda, kurumları ele geçirmeyi değil, bir daha ele geçirilemeyecek şekilde düzenlemeler yapmaya hazırlandıklarını kaydeden Özel, “Suriye’den randevu talebinize dönüş oldu mu” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Bu kadar kritik bir gündemde, doğrudan resmi bir talepte bulunmadık. Arka kapı diplomasisiyle, sempatik kanaldan ne düşünüldüğüne baktık. Bize dönen yaklaşımın resmi bir talep olursa olumlu bakıldığı yönünde oldu. Resmi talebimizi yaptık birkaç gün önce. Teorik olarak henüz bir gün yok ama olumlu bir seyir var.”

“Ölüm korkusu yaşadık”

Özel, “15 Temmuz gecesi öldürülme korkunuz var mıydı” sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Biz Aykut Erdoğdu ile birlikte geldik Genel Merkez’den. Helikopterlerle yolları tarıyorlardı. O sırada Aykut Erdoğdu cep telefonunu çıkardı, vasiyet videosu çekmeye başladı. Ben de bir yandan arabayı kullanıyorum, bir yandan nereye gittiğimizi, bu videoyu niye çektiğimizi ve başımıza bir şey gelirse kimi kime emanet ettiğimizi söyleyen, duygusal tarafı kuvvetli olan bir şeydi. Buraya bomba düşünce biz sığınağa indik. İki saat çıkamadık. İki saat sonra su bulmak için çıktığımda telefonum çekti. Benim sesim oraya ulaşınca kızımın çığlığını, evdekilerin ağlamasını unutamıyorum. Biz ölüm korkusu yaşadık. Onu atlatıyorsunuz ama yakınlarımızın yaşadığı korkunç bir şeydi.

“Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir”

Böyle bir gecenin bir daha yaşanmaması için herkesin üzerine düşen çok önemli sorumluluklar var. Bu binayı güçlendirmek lazım. Bu bina ne kadar güçlü olursa yani millet temsilcilerine ne kadar güvenir, temsilcileri kendilerine ne kadar güvenir, ne kadar bağımsız kararlar verebilirler, ne kadar milletin denetimi burada, bu binanın denetimi de yürütmenin üzerinde güçlü olursa her şey kolay. Bunu başarabilen ülkelerde darbenin d’si akla gelmiyor. Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir. Çünkü güç bir yerde toplandı mı herkes onu ele geçirmeye çalışıyor. Oysa güç millette oldu mu, kimse milleti ele geçiremez.”

” Türkiye Cumhuriyeti, ilk sözü de son sözü de milletin söylediği bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmelidir”

Şehitleri rahmetle anıp gazilere şükranlarını sunan CHP lideri Özel, “O gece bir bütün olarak Türk milleti gazidir, Meclis’i gazidir. Çünkü hep beraber demokrasinin arkasında durdular, demokrasiye sahip çıktılar. Türkiye Cumhuriyeti Atatürk’ün kurduğu, kuvvetlerin birbirinden ayrı olduğu ve milletin egemenliğinin esas olduğu, ilk sözü de son sözü de milletin söylediği bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmelidir” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/feed/ 0
Erdoğan’dan Astana zirvesine damga vuran çağrı: İsrail’in bir an önce durdurulması lazım https://www.haber60.com.tr/erdogandan-astana-zirvesine-damga-vuran-cagri-israilin-bir-an-once-durdurulmasi-lazim/ https://www.haber60.com.tr/erdogandan-astana-zirvesine-damga-vuran-cagri-israilin-bir-an-once-durdurulmasi-lazim/#respond Fri, 05 Jul 2024 23:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37428 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana’da Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuştu. Gazze’de 28 binden fazla sivili katleden İsrail’in bir an önce durdurulması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım. Bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“SALDIRILAR SONUCU YAKLAŞIK 40 BİN MASUM HAYATINI KAYBETTİ”

Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şu şekilde; “Zirve için belirlenen “Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Arayışı’nda Çok Taraflı Diyalogun Güçlendirilmesi” teması son derece isabetli olmuştur. Kural temelli uluslararası sistemin sütunlarının sarsılmakta olduğu bir dönemden geçiyoruz. Terörizm, İslam ve yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği ile tedarik zincirlerindeki aksamalar gibi meydan okumalar, yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddetini artırıyor. Bunun en son ve acı örneği hepimizin gözleri önünde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında sergilenmektedir. Gazze’de ayrım gözetmeksizin gerçekleştirilen saldırılar sonucu yaklaşık 40 bin masum hayatını kaybetti. Yaklaşık 90 bin Filistinli yaralandı. 16 binden fazla masum çocuğun altında can verdikleri yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır.

“AMACIMIZ BİR BARIŞ KUŞAĞI TESİS ETMEKTİR”

Bu yıkıma son vermek için İsrail’in durdurulması ve kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım. Bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor. Elbette uluslararası düzenin karşı karşıya kaldığı tüm bu krizler karşısında karamsarlığa kapılmadan tüm samimiyet ve gayretiyle küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler de var. Türkiye olarak mütemadiyen mevcut uluslararası düzenin zafiyetlerine dikkat çekiyoruz. Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıran, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz. Amacımız insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir.

“40 YILDIR TERÖRLE MÜCADELE EDİYORUZ”

Dünya bu çalkantıları yaşarken, aynı zamanda bir terör tehlikesiyle de karşı karşıyadır. On binlerce vatandaşını terör örgütlerine kurban vermiş Türkiye, terörün kanlı yüzünü çok iyi bilen, tanıyan bir ülkedir. PKK, PYD, YPG, FETÖ ve DEAŞ dahil terörizmin farklı biçim ve tezahürleriyle 40 yıldır mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz. Uzun yıllara dayanan terörle mücadele tecrübemiz, uluslararası iş birliğinin bu tehditle başa çıkmak için elzem olduğunu gösteriyor. Bu kapsamda, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile diyaloğumuzu daha da güçlendirmeye hazırız. Bölgesel çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar ve yoksulluk, tarafından tetiklenen uluslararası göç hareketleri de temel kırılganlıklardan biri haline geldi.

“4 MİLYONDAN FAZLA YERİNDEN EDİLMİŞ İNSANA EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ”

Türkiye olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler de dahil olmak üzere takiben 4 milyondan fazla yerinden etilmiş insana ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası toplumun da sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. İnsani yardımlar, bahsettiğimiz sorunlarla mücadelede temel araçlardan bir diğeridir. Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20. iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı. Keza yakın zamanda toplamda 24 tonluk gıda maddesi ve ilacı da Türk Hava Kuvvetlerimize ait bir kargo uçağıyla Afganistan’a ilettik. Bu bağlamda da sizlerle ortak bir sinerji oluşturmaya hazırız. Uluslararası toplumun sağduyulu, sorun çözücü ve ilkeli bir mensubu olarak Türkiye, küresel sınamalarla mücadelede önemli bir güç çarpanıdır. Yeniden Asya girişimimiz ile ata yurdumuz Asya ile ilişkilerimizi her alanda karşılıklı yarar ve ortak öncelikler temelinde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Girişim kapsamında Asya’nın kadim istişare geleneğinin temsilcisi olan ve çok taraflı bir diyalog zemininin temsilcisi Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile bu minvalde de ilişkilerimizi geliştirmeye önem veriyoruz.

2013’ten bu yana sahip olduğumuz diyalog ortaklığı statümüz sayesinde, teşkilat Asya ile önemli diyalog kanallarımızdan birisi haline gelmiştir. Bilindiği üzere, 2017 yılında, teşkilatın Enerji Kulübü Üst Düzey Grubu’nun dönem başkanlığı görevini üstlenmiştik. Üye olmayan bir devletin böyle bir görevi icra etmesi teşkilat içinde bir ilki teşkil etmişti. Ülkemizce layıkıyla yerine getirilen bu sorumluluk, teşkilatla ilişkilerimizin ne kadar geliştiğini göstermesi bakımından çok kıymetli. Teşkilatın Asya’da çok taraflılık hedefine katkı sağlamaya güvenlik, enerji ve bağlantısallık başta olmak üzere birçok alanda işbirliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Başta ev sahibi Kazakistan olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogandan-astana-zirvesine-damga-vuran-cagri-israilin-bir-an-once-durdurulmasi-lazim/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Cumhuriyet’in birikimleri üzerinde yeni bir yüzyıla yürüyoruz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-cumhuriyetin-birikimleri-uzerinde-yeni-bir-yuzyila-yuruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-cumhuriyetin-birikimleri-uzerinde-yeni-bir-yuzyila-yuruyoruz/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:27:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35202 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ortak değerimiz olan ve bugün asırlık bir çınara dönüşmüş bulunan Cumhuriyet’imizin birikimleri üzerinde yeni bir yüzyıla hep birlikte yürüyoruz. Tarihimizden aldığımız şuurla öz güvenle nasıl geçmişte bu emperyalist oyunları bozduysak bugün de yarın da bozmaya devam edeceğiz.” dedi.

Yılmaz, Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında geldiği kentte beraberinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Tugay Komutanı Tuğgeneral Kemal Çakıroğlu ile Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya’ya gelişinde karşılandığı Cülüs Tepe’den başlayan “Atatürk ve Bayrağa Saygı” yürüyüşüne katılarak Yavuz Selim Meydanı’na yürüdü.

Yılmaz, Amasya Tamimi’nin yıl dönümü dolayısıyla burada düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya’ya gelişi ve Cumhuriyet’in “doğum belgesi” Amasya Tamimi’nin yayımlanmasının 105’inci yıl dönümünü yürekten kutladığını söyledi.

Cumhuriyet’in banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehit ve gazileri rahmetle minnetle yad ettiğini belirten Yılmaz, “Sizlere ve Milli Mücadele’nin sembol şehri Amasya’ya, Cumhurbaşkan’ımız Recep Tayyip Erdoğan’ın en kalbi selamlarını, kutlamalarını iletiyorum. Kadim şehir, alimler ve şehzadeler şehri Amasya, tarihimizde müstesna bir yere sahiptir.” dedi.

Amasya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurtuluş yolunda, milletin kaderine yön veren şehir olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Mondros Ateşkes Antlaşması, ateşi kesmek bir yana, Anadolu’nun kalbine ateşten bir hançer saplama girişimine zemin hazırlamıştı. Hal böyleyken, 9’uncu Ordu Müfettişi olarak Samsun’a atama emri yayımlanan Mustafa Kemal Paşa, beraberindeki kurmay heyetiyle 16 Mayıs’ta İstanbul’dan yola çıkmış, 19 Mayıs sabahında Samsun’a ulaşmıştır. Diğer yandan, bu gelişmelerden birkaç gün önce İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmeye başlanmıştı. Milletimizin yaşanan tüm bu acılara, imkansızlıklara rağmen pes etmediğini ve karşısına çıkarılan emperyalist dayatmaları, sömürgecileri, işgalcileri elinin tersiyle ittiğini gördüğümüz zamanlardır. İşgallere karşı Anadolu’da Kuvayımilliye hareketi başlamış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde destansı bir mücadele ortaya konmuştur. Samsun’a ulaştıktan sonra yeniden dirilişi perçinleyecek telgraflar kaleme alan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs’ta Havza’ya, ardından 12 Haziran’da Amasya’ya geçti. İşte Milli Mücadele’nin fitili 105 yıl önce bugün burada ateşlenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele hareketini halka mal ettiği yer Amasya, bunun karar metni ise Amasya Tamimi’dir.”

Yılmaz, Amasya Tamimi’nin ulusal kurtuluşa, TBMM’nin kurulmasına ve Cumhuriyet’in ilanına giden yolun başlangıç noktası olduğunu vurgulayarak, “Milli iradeyle çıkılan bu yol, aynı zamanda demokrasimizin de köklü bir temele sahip olduğunu, Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlanmasının tesadüf olmadığını da göstermektedir.” diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Amasya’da istiklal inancıyla karşılayarak dirilişi muştulayan tüm Amasya halkını, “Amasya emrinizdedir” diyen Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi’yi ve tüm kahramanları rahmetle, minnetle yad ettiklerini söyleyen Yılmaz, “Amasya’nın ve Amasyalıların bu onur nişanesini daima göğüslerinde gönüllerinde taşıyacaklarına inanıyorum. 105 yıl önce burada harekete geçen o milli ruh, bugün de canlılığını korumakta ve istiklale yürüyen o yürekler bugün gençler başta olmak üzere milletimizin gönlünde çarpmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizi çok daha müreffeh ve her alanda bağımsız hale getirmek için çalışıyoruz”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Büyük ve güçlü Türkiye yolunda önümüze çıkarılan engelleri, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Milli Mücadele’deki o şuurla aşmaya devam ediyoruz. Emperyalist saldıralar sadece geçmişte yaşanmadı maalesef bugün de Gazze’den Afrika’ya, Asya’ya, dünyanın birçok bölgesinde emperyalist güçlerin kurdukları oyunları, sergiledikleri tutumları hep birlikte görüyoruz. Tarihimizden aldığımız şuurla, öz güvenle nasıl geçmişte bu emperyalist oyunları bozduysak bugün de yarın da bozmaya devam edeceğiz. Ülkemizi çok daha güçlü, müreffeh ve her alanda bağımsız hale getirmek için çalışıyoruz. Ortak değerimiz olan ve bugün asırlık bir çınara dönüşmüş bulunan Cumhuriyet’imizin birikimleri üzerinde yeni bir yüzyıla hep birlikte yürüyoruz. Türkiye Yüzyılı olarak sembolleştirdiğimiz yeni dönemde hedefimiz, her alanda daha gelişmiş, güçlü ve müreffeh bir Türkiye’dir. Merkez ülke Türkiye etrafında bir barış, istikrar ve refah kuşağı tesis etmektir. İman varsa, irade varsa, Allah’ın izniyle imkan da vardır. Biz her zaman buna inanıyoruz. Ecdadımızın onca imkansızlıklar içinde kurtardığı bu aziz vatanı 21. yüzyılın parlayan yıldızı olarak yükseltmek boynumuzun borcudur.”

Yılmaz, bu inançla bir yandan büyük kalkınma hamleleri gerçekleştirdiklerini diğer yandan hak, hukuk, adalet ve özgürlük alanlarında milletin daha yüksek demokratik standartlarla buluşmasını hedefleyen reformlar yaptıklarını dile getirerek, “Mazlum Filistin halkı başta olmak üzere tüm mazlum milletlere de sahip çıkıyoruz. Gücümüzü artırdıkça dünyada daha adil bir ortamın oluşmasına da daha büyük güç vereceğimizi buradan ifade etmek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin sınırlarını kuşatmak için kurulan terör senaryolarını Kurtuluş Savaşı’ndaki o kararlılıkla yırtıp attıklarını aktaran Yılmaz, “Ülkemize yönelik çifte standartları ve hakkaniyetsiz yaptırım tehditlerini de Milli Mücadele ruhuyla yıktık. Böylece ülkemiz, potansiyelini en üst düzeyde kullanabilen bir seviyeye gelmiştir. Savunma sanayinde sağladığımız ilerlemelerden milli enerji hamlelerimize her gün daha ileriye gidiyor, mücadelenin bitmediğini bitmeyeceğini gösteriyoruz. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış vatanımız için ödediğimiz bedelleri de unutmuş değiliz. Bu vatanı kolay kazanmadık, bu vatanın kıymetini hep birlikte bilmek zorundayız.” vurgusu yaptı.

Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İstiklal Harbi’ni yürütürken manda-himaye peşinde koşanların da olduğunu, milletin bunları da hatırladığını söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti:

“Tarih, kaynağını milletin yerli-milli dinamiklerinden almayanların sönüp gitmeye mahkum olduğunu göstermektedir. Safını milletten yana tutmayanlar, farklı odakların diliyle konuşanlar, sırtını hasım mahfillerine dayayanlar bugün de geçmişte olduğu gibi kaybedecektir. Biz, aziz milletimizin aklına, vicdanına ve ferasetine güveniyoruz. Milli iradeye yönelik her türlü vesayete ve vesayet odağına karşı milletimizin azim ve kararlılığını en güçlü dayanak olarak görüyoruz. Türkiye’yi büyütmeye, kalkındırmaya, milli iradeyi tahkim etmeye ve demokrasimizi daha ileriye taşımaya hep birlikte devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-cumhuriyetin-birikimleri-uzerinde-yeni-bir-yuzyila-yuruyoruz/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk dünyasının işbirliğini güçlendirmenin önemini vurguladı https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:33:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34969 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “Büyük çatışma ve kırılmaların yaşandığı bir coğrafyada medeniyet iddiamızı sürdürmenin yolu, dostluk ve ittifakımızı güçlendirmekten geçmektedir. Türk dünyası dilde, işte ve fikirde işbirliğini tesis ettiği takdirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun, çözemeyeceği hiçbir problem yoktur.” dedi.

Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 13’üncü Genel Kurulu Asamble Konseyi, TÜRKPA Dönem Başkanı ve TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında Azerbaycan Milli Meclisi’nde toplandı.

Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, toplantının Türk dünyasına hayırlı olmasını dileyerek, ev sahibi Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya misafirperverlikleri için şükranlarını dile getirdi.

“Bağımsız Türk devletlerinin Ulusal Meclis Başkanları olarak bizleri aynı çatı altında buluşturan TÜRKPA’nın her geçen yıl güçlendiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyorum” diyen Kurtulmuş, kuruluşundan bugüne kadar geçen süre zarfında ele alınan konular ve çeşitlenen faaliyetlere bakıldığında TÜRKPA’nın, Türk dünyası işbirliği kurumları arasında özgün bir yer edindiğini, günden güne büyüdüğünü ve geliştiğini gördüklerini belirtti.

Bu gelişim çizgisini, son 30 yılda yıldızı yükselen Türk devletleri arasındaki yakınlaşmadan, boyut ve derinlik kazanan ikili ve çok taraflı ilişkilerden bağımsız tutmanın mümkün olmayacağını ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Türk dünyasının kardeş toplumları, araya giren uzun ayrılık yıllarının ardından bugün yeniden kucaklaşmaktadır. Kardeşlik ahdini tazelemekte, her alanda birbirine yakınlaşmaktadır. Son 30 yıldır, devletlerimiz ve toplumlarımız arasında her alanda ilişkilerin ilerlediğini, güçlendiğini ve kökleştiğini görüyoruz.

Öte yandan dünya siyaseti ve dünya ekonomisinde de çok ciddi değişikliklerin olduğu bir dönemde Türk devletlerinin ağırlıklarının da artmakta olduğuna şahit oluyoruz. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a ve Avrupa’ya uzanan bir büyük hat üzerindeki 300 milyonu aşkın dinamik nüfusuyla Türk coğrafyası, yeni bir jeopolitik güç ve çekim merkezi olarak öne çıkmaya başlamıştır. Tarihe yeniden doğmanın, tarihi yeniden yapmanın imkan ve fırsatlarının olduğunu görüyoruz. Türlü sebeplerle duraklayan veya yavaşlayan uygarlık yürüyüşümüzü canlandırma sorumluluğunun, her birimizin üzerinde olduğunu biliyoruz. Köklerden göklere uzanan medeniyet ağacımızın çiçeğe durma, meyve verme vaktinin de geldiğine inanıyoruz.

Aynı zamanda büyük çatışma ve kırılmaların yaşandığı bir coğrafyada medeniyet iddiamızı sürdürmenin yolu, dostluk ve ittifakımızı güçlendirmekten geçmektedir. Türk dünyası dilde, işte ve fikirde işbirliğini tesis ettiği takdirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun, çözemeyeceği hiçbir problem yoktur. Parlamenter boyutta fikir ve eylemlerimizi yakınlaştırmanın kurumsal imkan ve müşterek fırsatı, platformu olan meclisimiz TÜRKPA’dır. Kardeşler arasındaki bu aile meclisini genişletmek en büyük arzumuzdur.”

“Macaristan ve KKTC’nin tam üye sıfatıyla çalışmalarımıza katılması en büyük temennimiz”

Özbekistan ve Türkmenistan’ın en yakın zamanda tam üye statüsünü kazanmasını beklediklerini ifade eden Kurtulmuş, “Ümit ediyorum ki bu süre çok yakındır, buna da önümüzdeki günlerde şahit oluruz. Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de gözlemci statü sıfatıyla katıldığı çalışmalarımıza, yine en yakın süre içerisinde tam üye sıfatıyla katılması en büyük temennimizdir. İnşallah TÜRKPA yakın bir gelecekte bütün bağımsız Türk devletlerinin meclislerini çatısı altında bir araya getirecektir. Bu umut ve beklentiyle TÜRKPA olarak çalışmalarımızı sürdürüyor ve hedeflerimizi ortaya koruyoruz.” diye konuştu.

“TÜRKPA’nın güçlenmesi için titizlikle gayret gösterdik”

Geçen 16 yıl içinde bir uluslararası kuruluş olarak önemli bir tecrübe ve birikim sahibi olan TÜRKPA’nın çatısı altında, bölgede ve dünyada barışın hükümferma olması için çalışmaya devam edeceklerini bildiren Kurtulmuş, Türk yurdunun her köşesinde barış, düzen, adalet ve kalkınma amaçlarına ulaşmak için durmadan ve yılmadan çalışmayı sürdüreceklerini vurguladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl, TÜRKPA 12’nci Genel Kurulu’nda dönem başkanlığını Kırgızistan Meclis Başkanı Sayın Nurlanbek Şakiev’den devralmıştık. Yaklaşık bir yıldır sürdürdüğümüz bu görevde, TÜRKPA’nın güçlenmesi ve örnek bir uluslararası kuruluş olması, çok taraflı bir platform haline gelmesi için titizlikle gayret gösterdik. Şimdi dönem başkanlığını Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sayın Sahibe Gafarova’ya devretmenin huzuru içerisindeyiz. Ümit ediyorum ki birikimiyle, bilgisiyle, siyasi tecrübesiyle, Türk dünyasının, bölgenin ve dünyanın sorunlarına olan vukufiyetiyle Sayın Gafarova bu görevi fevkalade güzel bir şekilde deruhte edecek ve TÜRKPA’nın daha ileriye gitmesini temin edecektir.

Türkiye’nin dönem başkanlığında her bir ülkeye ve her birinize, yürütülen çalışmalara verdiğiniz samimi, içten ve yapıcı destekler dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum.

Desteklerini ve kardeşliğini daima yanımızda hissettiğimiz Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sayın Sahibe Gafarova’ya, Kazakistan Meclis Başkanı Sayın Yerlan Koşanov kardeşimize, Kırgızistan Meclis Başkanı Sayın Nurlanbek Şakiev’e çok teşekkür ediyorum. Fevkalade güzel bir dayanışma ve işbirliği içerisinde bir yıllık süreç içerisinde görevlerimizi sürdürdük, başarılı bir dönemi geride bıraktığımıza inanıyorum.”

Gafarova’ya, dönem başkanlığında başarılar dileyen Kurtulmuş, “Bütün gücümüzle, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Sayın Gafarova’nın bu görevi sırasında tüm desteğimizin kendileriyle birlikte olacağını ve inşallah önümüzdeki dönemde TÜRKPA’nın çok daha güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürerek, bir uluslararası platform olarak adından sıkça söz ettireceğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.

TÜRKPA Dönem Başkanlığı’nı Azerbaycan’a devretti

Kurtulmuş, konuşmasının ardından, 28 Nisan 2023’ten bu yana TBMM Başkanı tarafından yürütülen “Dönem Başkanlığı”nı, Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Gafarova’ya devretti.

TÜRKPA Dönem Başkanlığı’nı devralan Gafarova, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a teşekkür ederek, başkanlıkları döneminde üye ülkeler arasında ilişkileri daha ileri taşımak ve TÜRKPA’yı daha etkin kılmak için çaba sarf edeceklerini kaydetti.

Numan Kurtulmuş, daha sonra TÜRKPA üyesi ülkelerin Meclis Başkanlarıyla aile fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/feed/ 0
Denizli’deki Kadın Girişimci, Tandır Kebabının Temsilcisi Olarak Kentin Gastronomi Zenginliğini Tanıtıyor https://www.haber60.com.tr/denizlideki-kadin-girisimci-tandir-kebabinin-temsilcisi-olarak-kentin-gastronomi-zenginligini-tanitiyor/ https://www.haber60.com.tr/denizlideki-kadin-girisimci-tandir-kebabinin-temsilcisi-olarak-kentin-gastronomi-zenginligini-tanitiyor/#respond Fri, 31 May 2024 00:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33851 DENİZLİ (İHA) – Kadın girişimci Güzide Metinöz, coğrafi işaret tescilli lezzet Tandır Kebabının Denizli’deki tek kadın temsilcisi olarak kentin gastronomi zenginliğinin tanıtımı için çalışmalar yürütüyor.

Denizli’de kebap işletmecisi Güzide Metinöz, şehrin asırlık lezzeti Denizli Tandır Kebabının tek kadın temsilcisi olarak başarısıyla öne çıkıyor. 3 çocuk annesi olan Metinöz, eşinden devir aldığı mesleğini sürdürmenin yanı sıra tescilli lezzetin dünyaya tanıtılması için de yoğun bir çaba harcıyor.

Yaşadığı elim bir kayıp sonrası, çocuklarının geleceği için iş hayatına girmek zorunda kaldığını belirten Metinöz, “Eşim Köksal Metinöz, Denizli Tandır Kebabının önemli bir temsilcisiydi. Denizli Tandır Kebabının tüm inceliklerini de, püf noktalarını göstermekten, öğretmekten mutluluk duyardı. O’nun sayesinde tecrübe edinme fırsatım oldu. 2020 yılında eşimi zamansız bir şekilde kaybettim. Çok zordu! 3 çocuğum için, eşimin acısını en derinden yaşarken, ayakta durmak, aile işimizi devam ettirmek zorundaydım. Babam, annem, kız kardeşlerim, ailem gerçekten çok yardımcı oldu. Halende en büyük destekçilerim onlar. Çocuklarımdan aldığım güç ve azimle de, eşimin oluşturduğu bir marka olan Kebapçı Muhtar Restoranımızda kolları sıvadık, çalışmaya başladık. Acımızı içimizde yaşadık, iş hayatında var olmaya bu emaneti yaşatma kararlılığıyla işimize sımsıkı sarıldık. Tarihi 7 kuşak önceye kadar giden Denizli Tandır Kebabının yapısının bozulmadan korunması ve gelecek nesillere geçmişten aldığımız şekliyle aktarılması için ustalarımızla, servis çalışanlarımızla titizlikle çalışıyoruz. Bu özel ve eşsiz lezzetle şehrimizin tanıtımına da katkı sağlamak için ise, esnaf arkadaşlarımızla birlikte güç birliği içindeyiz” dedi.

“Denizli Tandır Kebabını dünyaya tanıtacağız”

Denizli Tandır Kebabının ve Denizli’nin tanıtımını önemsediklerini belirten Metinöz, “Denizli’nin marka damak lezzetlerinden, coğrafi işarete sahip, tarihi 1800’lü yılların ortalarına kadar giden tandır kebabını ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak amacıyla esnaf arkadaşlarımızla Denizli Tandır Kebabı ve Kültürel Lezzetleri Yaşatma Derneği çatısı altında güç birliği yaptık. Sağ olsunlar, beni de dernek başkanı olarak görevlendirdiler. Sektörümüzün değerli temsilcilerini içinde barındıran Derneğimizde, festival ve tanıtım başta olmak üzere birçok projeyi hayata geçirmek için özenle çalışıyoruz. Sektörümüzde kaliteden ödün vermeksizin, Ahilik kültürümüz ve tarihimizden aldığımız tecrübe ve güçle Denizli’miz için, sektörümüz için şevkle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Kadın girişimciler için rol model gösteriliyor

Denizli’de kadın girişimciler için başarı hikayesiyle rol model olarak gösterilen Güzide Metinöz, iş hayatına bakışını da şu sözlerle anlattı:

“Denizli’mizde ülkemizde kadın girişimcileri ve başarılarını konuşuyoruz. Birçok panel, konferansta kadın girişimcileri dinliyoruz. Onlarla motive oluyor, iş hayatına daha sıkı sarılıyoruz. Özellikle kendi iş hayatımda ‘Yoruldum’ kelimesini kullanmıyorum. Günü, haftayı, ayı ve yılı planlayıp ekibimizle istişareler yaparak programlı çalışmayı alışkanlık haline getirdik. Başarının bence temel noktası, inanmak ve çalışmak. Bunun sonucu gerçekten verimli bir şekilde alıyoruz. Planlı olmak her türlü sıkıntıyı göğüslemek noktasında bir artı sağlıyor. Hangi sektör, hangi alan olursa olsun, artık kadınlarımız önemli bir güç ve söz sahibi. Kendi alanımda da, kadın olarak mücadeleme durmaksızın devam edeceğim”

Hanım Ağa lakabı taktılar

Başarısıyla, azmiyle, tüm zorlukları aşmasıyla Kaleiçi ve Bayramyeri esnafının ‘Hanım Ağa’ lakabıyla andığı Metinöz, “Çevremizde esnaf arkadaşlarımız, dostlarımız ‘Hanım Ağa’ diye sesleniyor. Bize gösterdikleri bir saygı, sevgi cümlesi olarak kabul ediyorum. Bir kadın olarak Denizli Tandır Kebabı sektörünün bir temsilcisi olduğumuzu bu ifadenin doğruladığı düşüncesindeyim. Tabi bizde ağalık, paşalık yok. Hizmet sektöründeyiz. Denizli’mize ve halkımıza hizmet etmenin de mutluluğu içindeyiz” dedi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizlideki-kadin-girisimci-tandir-kebabinin-temsilcisi-olarak-kentin-gastronomi-zenginligini-tanitiyor/feed/ 0
İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yılı Maltepe’de kutlandı https://www.haber60.com.tr/istanbulun-fethinin-571inci-yili-maltepede-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulun-fethinin-571inci-yili-maltepede-kutlandi/#respond Thu, 30 May 2024 23:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33841

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yılı kapsamında Maltepe Orhangazi Şehir Parkı etkinlik alanında fetih kutlaması düzenlendi. Işık gösterisi ve mehteran takımıyla başlayan kutlamalar, sanatçı Haluk Levent konseri ile devam etti. İBB Başkanı İmamoğlu, ” Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da herkesin inanç ve geleneklerini koruyan, adil ve hoşgörülü bir yönetim kurdu. Hiçbir bağnazlığa geçit vermedi. İslam’ın sevgi ve hoşgörüye dayalı özüne sahip çıktı. Manevi değerlerimizi yüceltti. Medeniyetimize, çok büyük güç ve değer kattı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un Fethi’nin 571’inci yılı dolayısıyla Maltepe Orhangazi Şehir Parkı etkinlik alanında fetih kutlaması düzenledi. Saat 18.30’da başlayan program ışık gösterisi ve mehteran takımı ile başladı. Etkinliğe İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı. Şarkıcı Haluk Levent’in verdiği konserle gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren programa katılanlar, ellerinde Türk bayraklarıyla şarkılara eşlik etti.

“BU ŞEHRE SAHİP ÇIKMAK, FATİH’İN VE ATATÜRK’ÜN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR”

Programda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Fatih’in İstanbul’u fethederek kenti, doğu ve batı kültürlerinin buluştuğu bir dünya başkenti haline getirdiğini vurgulayarak, “İstanbul ta o zaman adaletin, hoşgörünün simgesi oldu. Bu şehre sahip çıkmak, bu şehrin her türlü ruhuna sahip çıkmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, yeni bir çağ açan değerlerine sahip çıkmaktır. Bu şehre sahip çıkmak, İstanbul’u işgalden kurtarıp, yeniden milletimize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmaktır” dedi.

“İSTANBUL’UN FETHİ KENTİ BİR DÜNYA BAŞKENTİ HALİNE GETİRDİ”

İmamoğlu, “Dünya tarihi fetihlerle doludur. Ama İstanbul’un fethi, tarihin akışını değiştiren, bir çağı kapatıp yenisini açan çok özel bir fetihtir. İstanbul’un fethi, hissedin ki, çok özeldir. Çünkü bir başka yönü vardır. Çünkü fethin Fatih’i çok özeldir. Fatih Sultan Mehmet, sadece 21 yaşında İstanbul’u fethetmek için yola koyulurken, hedeflerini toprakları değil gönülleri fethetmek olarak tanımlamıştı. Bu büyük bir fark. Büyük bir devlet insanı. ve aynı zamanda bir askeri deha olmanın ve bu hissi en güçlü şekilde yüreğinde yaşatmanın yanı sıra, çok yönlü bir entelektüeldi. Çok iyi eğitim almıştı. Dünyayı biliyordu. Dünyayı tanıyordu o günkü durumda, o günkü çağda. Onun amacı; insanlara boyun eğdirmek değil, herkes için onurlu bir hayat sağlamaktı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da herkesin inanç ve geleneklerini koruyan, adil ve hoşgörülü bir yönetim kurdu. Hiçbir bağnazlığa geçit vermedi. İslam’ın sevgi ve hoşgörüye dayalı özüne sahip çıktı. Manevi değerlerimizi yüceltti. Medeniyetimize, çok büyük güç ve değer kattı. Ortaçağ’ın karanlığındaki batı dünyasına örnek oldu. İstanbul’u, bu kadim kenti, doğu ve batı kültürlerinin buluştuğu bir dünya başkenti haline getirdi. İstanbul, ta o zaman adaletin, hoşgörünün simgesi oldu” diye konuştu.

“BURASI FATİH SULTAN MEHMET’İN, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN VE SİZLERİN ŞEHRİDİR”

İBB Başkanı İmamoğlu, “Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, bu şehrin her türlü ruhuna sahip çıkmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, yeni bir çağ açan değerlerine sahip çıkmaktır. Bakınız; bu şehre sahip çıkmak, İstanbul’u işgalden kurtarıp, yeniden milletimize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmaktır. İstanbul’a sahip çıkmak, böylesi güçlü bir duygudur. Atatürk, ne demişti? ‘İstanbul, bizim tarihimizin ve medeniyetimizin özetidir’ demişti. Tarihimizin ve medeniyet özeti kadim İstanbul. Ne demek biliyor musunuz? Hiç kimseye ve hiçbir kesime ait değil. İstanbul, 16 milyon hemşehrimizin, 86 milyon vatandaşımızındır; hepimizindir. İstanbul onu sevenlerin, ona özen ve saygı gösterenlerindir. İstanbul, sizlerindir. Burası Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve sizlerin şehridir. Bunu böyle bilelim ve böyle hissedelim. Asla bu duyguyu unutmayalım. 21 yaşında İstanbul’da gönülleri fethedip, yeni bir çağ açan o Fatih’i, 38 yaşında bu cennet vatanı işgalden kurtarmak için yola koyulan ve tarihi seyrini değiştiren Mustafa Kemal’i, ey hemşehrilerim, sevgili milletimiz, hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın. ve mutlaka o şahsiyetleri tanıyın” ifadelerini kullandı.

“SAVAŞI DEĞİL, BARIŞI KAZANDIKLARI İÇİN EŞSİZDİRLER”

İmamoğlu, “Onlar, girdikleri savaşları kazandıkları için değil; onlar, barışı kazandıkları için büyük, barışı kazandıkları için eşsizdirler. Barışı kazandıkları için tarihi, önemli şahsiyetlerdir. Onlar kardeşliğin, hoşgörünün, aklın ve bilimin peşinde koştukları için, insan olmaya değer verdikleri için dünya çapında saygınlar. Yüzyıllar geçse de öyle olacaklar. Fatih ve Atatürk’ün her daim o genç, o güçlü o cesur ruhları, bugünün gençleri, yani sizler için çok değerli bir rehberdir, kılavuzdur. Sevgili gençler; yıkmak değil yapmak için, ayırmak değil birleştirmek için yola koyulduklarında, önlerinde hiç kimse durmadı, duramaz. Yönünüzü geçmişe değil, geleceğe çevirdiğinizde, sizlerin de önünde hiçbir güç duramayacak” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbulun-fethinin-571inci-yili-maltepede-kutlandi/feed/ 0 İBB Başkanı İmamoğlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını kınadı https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-kinadi/#respond Sat, 11 May 2024 00:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31233 (İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleriyle, ‘Başkonsoloslar Buluşması’nda bir araya geldi. Konuşmasında, İsrail’in Filistin’in Refah kentine yaptığı saldırıyı, ‘insanlık dışı’ ve ‘zalimliğin ötesinde’ sözleriyle tanımlayan İmamoğlu, “Uluslararası toplumu, barış için daha fazla çaba göstermeye çağırıyorum” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleriyle bir araya geldi. Sarıyer Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı’nde düzenlenen buluşmada konuşan İmamoğlu, gündeminin büyük bölümünü İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ayırdı. “Bu akşam sizlere bu konuşmayı yaparken, aynı zamanda derin bir üzüntü ve endişe içerisindeyim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“BU HAFTAYA BİR KEZ DAHA KORKUNÇ BİR İNSANLIK TRAJEDİSİ DAMGASINI VURDU”

“Ne yazık ki, bu haftaya bir kez daha korkunç bir insanlık trajedisi damgasını vurdu. Salı günü ‘Avrupa Günü’ kutlamalarına katılmış olanlarınız, İsrail’in Refah’taki askeri operasyonuna ilişkin sözlerimi hatırlayacaktır. Bir kez daha İsrail’in Refah’a yönelik saldırısının insanlık dışı olduğunun altını çizmek istiyorum. Refah, İsrail güçlerinin Gazze’de yok etmediği tek Filistin şehridir. Gazze nüfusunun üçte ikisi, yani yaklaşık 1,5 milyon Filistinli, evlerinden edildi ve savaştan kaçarak, Refah’a sığındı. Zaten savunmasız ve aşırı kalabalık olan bir şehre yapılan bu saldırı, zalimliğin de ötesindedir. Binlerce İsrail vatandaşı, hükümetlerinin ateşkesi kabul etmesi için gösteriler düzenliyor. Bugüne kadar 14.000’i çocuk, 34.000 kişi hayatını kaybetti. Netanyahu’nun bu sözde ‘varoluşsal savaşı’ daha kaç cana mal olacak? İsrail ‘topyekün zafer’ peşinde, Batı da bu katliamı seyrediyor. Bu, tırnak içinde ‘zafer kotası’nın, İsrail’e açılan kredinin sınırı nedir? Daha kaç kişinin hayatını kaybetmesi gerekecek?

“İSRAİL’İN BU PERVASIZ TUTUMU, DÜNYADA ANTİSEMİTİZMİ YAYGINLAŞTIRMAKTADIR”

Yaşanan zor dönemde, Filistin’de ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için ellimizden gelen herşeyi yapacağız. Uluslararası toplumu, barış için daha fazla çaba göstermeye çağırıyorum. Bu hafta sonu, muhtemel iş birliği fırsatlarını görüşmek ve Filistin’deki vahim durumu daha iyi anlamak için, Ramallah Belediye Başkanı Issa Kassis’i İstanbul’da ağırlayacağım. Uluslararası toplumun, Gazze’de yaşanan trajedi konusunda, daha güçlü bir duruş içinde olmaması, son derece rahatsız edicidir. Yaşadığımız trajedi karşısında, uluslararası toplumun büyük bölümünün sergilediği bu tutum, hukuk ve etik değerler üzerine kurulması gereken, küresel barış ve istikrar ihtimalini tehdit etmektedir. Evrensel insani değerler adına şimdiye kadar elde ettiğimiz birikim, zarar görmektedir. Bunun tek bir kazananı olacaktır: Demokrasiyi ve insan haklarını umursamayan yönetimler. Öte yandan, İsrail’in bu pervasız tutumu, dünyada antisemitizmi yaygınlaştırmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra antisemitizmin, İslam karşıtlığının ve ırkçılığın hiç olmadığı kadar güçlendiği bir dünyada yaşama riskiyle karşı karşıyayız.

“TÜRKİYE’DEN TÜM İNSANLIĞA ÖNEMLİ BİR MESAJ YAYILDI”

Yeniden seçilmemden bu yana, sizlerle ilk kez bir araya geliyoruz. Dünyada yaşadığımız bu karanlık dönemde, Türkiye’den tüm insanlığa önemli bir mesaj yayıldı. Seçim sonucunu halkımızın, demokrasiye olan inancının zaferi olarak yorumluyorum. Geçtiğimiz 5 yıl boyunca defalarca vurguladığım gibi, İstanbul’u eşitlik ve demokratik katılım ilkelerine bağlı kalarak, ekonomik ve sosyal kalkınma için kapsayıcı politikalara öncelik vererek yönettik. Kampanyam boyunca, 16 milyon İstanbulluya, ‘Tam Yol İleri’ sözü verdim. Önümüzdeki dönemde de hedefimiz, ‘İstanbul Modeli’ olarak adlandırdığımız bu yönetim anlayışını daha da geliştirmek ve güçlendirmektir. Beni heyecanlandıran taahhütlerimizden birkaçını sizinle paylaşmama izin verin: İklim ve çevre krizi şartlarında, İstanbul’daki su kaybını yüzde 15’in altına indirerek, yılda 80 milyon metreküp tasarruf sağlayacağız. Şehrin genetik mirasını korumak için, Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nda bir Ata Tohum Merkezi kuruyoruz. Gelir düzeyi düşük vatandaşların sağlıklı besinlere erişimi için, ekmek büfesinden kent lokantalarına, yeni merkezler açıyoruz. Kreşler ve öğrenci yurtlarıyla başladığımız sosyal altyapı projelerimizi, özellikle kadın istihdamını öne çıkaracak şekilde derinleştiriyoruz. İBB Wifi ağını, 30.000 erişim noktasına yayıyoruz. İstanbul’u denizle tekrar buluşturmak için yeni su sporları merkezleri kuruyoruz.

“BU ŞEHRİN DENEYİMLEYECEĞİ PEK ÇOK YENİ ŞEY VAR”

Önümüzdeki haftanın sonunda, İstanbul’un 2027 yılında ev sahipliği yapacağı Avrupa Oyunları için, Avrupa Olimpiyat Komitesi ile bir protokol imzalamak üzere Roma’ya gideceğimizi duyurmaktan mutluluk duyuyorum. Bu şehrin deneyimleyeceği pek çok yeni şey var. Özellikle de İstanbul’u tüm sakinleri için daha mutlu bir yaşam alanı haline getirme çabalarımız beni heyecanlandırıyor. Değerli başkonsoloslar ve fahri konsoloslar; tazelenmiş coşkumuzdan güç alarak, sizlerle kurduğumuz iş birliğini daha da arttırmaya niyetliyiz. Taksim’deki Beyoğlu Sineması’nda özel bir film haftasına ev sahipliği yapmaktan Bulgur Palas’ta bir sanat söyleşisi düzenlemeye kadar, İBB, yeni ve yaratıcı ortaklık fikirlerine kucak açıyor. Çok kültürlülük, şehrimizin tarihi dokusuna işlenmiş durumdadır. Sizlerle birlikte yürüttüğümüz kolektif çalışmalarla, bu temel değeri güçlendirmeyi amaçlıyoruz. İstanbul demokrasinin, sevginin, saygının, hoşgörünün, bir arada mutlu yaşayabilmenin, tarihle barışmanın, geleceğe umutla bakmanın, teknolojinin, dayanışmanın, hak aramanın ve özgürlüğün şehri olarak yoluna devam edecek. Bu yolculukta sizleri de aramızda görmek istiyoruz.”

Buluşma, İstanbul Boğazı manzaralı fotoğraf çekimiyle son buldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-israilin-filistine-yonelik-saldirilarini-kinadi/feed/ 0
MEVKA, Konya’da Savunma Sanayii Firmalarına Tedarikçi Gelişim Eğitimleri Düzenledi https://www.haber60.com.tr/mevka-konyada-savunma-sanayii-firmalarina-tedarikci-gelisim-egitimleri-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/mevka-konyada-savunma-sanayii-firmalarina-tedarikci-gelisim-egitimleri-duzenledi/#respond Sun, 28 Apr 2024 07:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29653 Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA), Konya Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, Konya Sanayi Odası ve Aselsan Konya işbirliği ile savunma sanayii firmalarına yönelik olarak Tedarikçi Gelişim Eğitimleri düzenlendi.

Aselsan Konya öncülüğünde başlatılan Gücümüzü Artırma Projesi (GAP) kapsamında gerçekleştirilen ve ana amacı olan Konyalı sanayicilerin savunma sanayi ekosistemine adaptasyonunu hızlandırmak, geliştirmek ve bu sayede Konya’daki yan sanayi yüklenici sayısını belirli bir seviyeye getirmek için sürdürülen çalışmalara, Mevlana Kalkınma Ajansı ev sahipliğinde düzenlenen eğitim programı ile devam edildi. İki gün süren eğitim programı boyunca Konyalı sanayicilerden oluşan katılımcılara, tedarik süreci, kalite gerekleri, temel kalite kuralları, FAI (First Article Inspection), ölçüm sistemleri analizi ve ölçme teknikleri, teknik resim okuma ve geometrik ölçülendirme, hassas unsurların işlenmesi, Helicoil uygulaması, alüminyum malzeme işleme, kaplama-boyama teknolojileri gibi çeşitli alanlarda eğitimler verildi.

“Aselsan Konya yatırımı, Konya için bir dönüm noktası niteliğindedir”

Gerçekleştirilen eğitimlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, “Hepimizin yakından takip ettiği üzere ülkelerin savunma stratejileri iki önemli unsurdan oluşmaktadır; bunlardan birincisi, sahip olunan asker gücü, diğeri ise sanayi ve teknoloji gücüdür. Askeri ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak kartların yeniden dağıtıldığı ve küresel dengelerin yeniden kurulmaya zorlandığı günümüzde, ülkeler, ordularının operasyonel yetkinliklerini artırmak ve bölgelerinde caydırıcı güç olabilmek adına savunma harcamalarına, özellikle teknoloji yatırımlarına bütçelerinden önemli paylar ayırmaktadır. Bu noktada, bulunduğu coğrafi konumu itibarı ile jeopolitik ve jeostratejik açıdan büyük öneme sahip olan ülkemizde de bölge istikrarını sağlamak, her türlü tehdide karşı caydırıcı bir güç oluşturabilmek modern ve güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmak için özellikle son yıllarda önemli üretim hamleleri gerçekleştirilmektedir. Yürütülen bu çalışmaların bir sonucu olarak Türk Savunma Sanayii, işbirliği içerisinde olduğu yan sektörlerle beraber güçlü bir yapılanmaya girmiş, kamu eliyle başlatılan kazanımlar özel sektörün inisiyatif almasıyla daha da güçlenmiş, savunma sanayii alanında kullanılan ürünlerin yerlilik oranlarını yüzde 80’lere çıkartarak kendine bu alanda yeni hedefler belirlemiştir. Bu süreçte, ülkemiz savunma sanayisinin gurur kaynağı kurumlarından olan, ürettiği yenilikçi teknolojiler ile ordumuza güç katan ve ihracat anlamında da ülkemiz ekonomisine büyük katkılar sunan Aselsan’ın şehrimiz sanayicilerinin de ortak olduğu bir sistemle şehrimizde gerçekleştirmiş olduğu Aselsan Konya yatırımı, Konya için bir dönüm noktası niteliğindedir” dedi.

MEVKA Genel Sekreteri Bostancı, “Sivil amaçlı sanayiye nazaran kendine has yapısıyla, ekonomik dinamiklerinden çok, stratejik boyutları ağır basan ve diğer bütün sektörleri katalize etme özelliğine de sahip olan savunma sanayii alanında yürütülen çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla ajans olarak bizler de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlk olarak, savunma sanayisinde özellikle av tüfeği üretimi alanında büyük bir öneme sahip olan Beyşehir ilçesine bağlı Huğlu ve Üzümlü çevresinde silah sanayi potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan iki ayrı raporla başlayan ajansımız savunma sanayii çalışmaları, gelinen noktada büyük bir ivme kazanmış ve ajansımız tarafından bugüne kadar 43 projeye güncel rakamlarla yaklaşık 215 milyon lira destek verilmiştir. Ayrıca, ajansımız tarafından 2023 yılında ilan edilen Finansman Desteği Mali Destek Programı kapsamında Aselsan Konya Fabrikası tarafından başvurusu yapılan ve başarılı ilan edilen Teknolojiye ve Gençlere Yatırım ile Savunma Sanayimiz Güçleniyor Projesi’ne 15 milyon lira kaynak ayrılmış ve proje devam etmektedir. Ajansımız tarafından bu alanda yürütülen çalışmalar kapsamında son olarak, ülkemizin savunma sanayii çalışmalarına Konya ve Karaman olarak katkı sunmak, ekosistem ve firmalarımızın kabiliyet ve yeteneklerini tespit ederek, destekleyip yönlendirmek, firmalarımız tarafından savunma sanayi gerekliliklerini yerine getirmek suretiyle kazanılacak yeni yetenek ve yeterliliklerle ihracatı artırmak ve korumak gibi amaçlarla Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. işbirliği ile hayata geçirilen Savunma Sanayi Sektörü Kabiliyet Atlası Projesi tamamlanmıştır. Proje kapsamında, Konya’dan 30 ve Karaman’dan 10 olmak üzere toplamda 40 firmaya STM uzmanları tarafından; ajans tarafından yürütülen çalışmalar çerçevesinde, firmaların mevcut kurumsal yapıları, üretim altyapıları, ürün/teknoloji yetenekleri değerlendirilmiş ve bu temelde katma değeri daha yüksek ürün/teknolojilerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede, firmaların yapabilecekleri en uygun destek türleri ve izleme süreçleri belirlenerek bir destek modeli önerisi geliştirilmiştir. Sonuç olarak, Konya ve Karaman illeri için savunma sektörü kabiliyetlerini belirleyen ayrı ayrı kabiliyet atlasları oluşturulmuştur. Kurum olarak, ülkemizin savunma sanayi alanında yakaladığı ivmenin artarak devam etmesi adına bölgemiz savunma sanayii ekosisteminde yer alan tüm paydaşlarımıza yönelik çalışmalarımızın devam edeceğini özellikle ifade ederek; ilimizdeki savuma sanayisinin güçlenmesi ve daha ileriye gitmesi için yaptığımız çalışmalarda en önemli paydaşlarımızdan birisi olan, gerçekleştirdikleri üretimin yerlileştirilmesi, millileştirilmesi çalışmalarının yanı sıra Konyalılaştırılması adına ortaya önemli bir irade koyan Aselsan Konya’ya teşekkür ediyor, düzenlenen eğitim programının hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mevka-konyada-savunma-sanayii-firmalarina-tedarikci-gelisim-egitimleri-duzenledi/feed/ 0
Yunusemre Belediyesi’nin ihtiyaç fazlası araçları geri gönderilecek https://www.haber60.com.tr/yunusemre-belediyesinin-ihtiyac-fazlasi-araclari-geri-gonderilecek/ https://www.haber60.com.tr/yunusemre-belediyesinin-ihtiyac-fazlasi-araclari-geri-gonderilecek/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28969 (MANİSA) – CHP’li yeni belediye başkanı Semih Balaban’a bırakılan 1.2 milyar liralık borçla ve şatafatlı makam odası ile gündem olan Yunusemre Belediyesi’nin ihtiyaç fazlası 48 kiralık aracı 100. Yıl Meydanı’nda sergiledi. Araçları bugün itibari ile geri göndereceklerini duyuran Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, maliyeti yaklaşık 68 milyon lira olarak açıkladı. Başkan Balaban, “Her türlü israfı, usulsüzlüğü, hukuksuzluğu, yolsuzluğu önleyerek bu belediyeyi bir yıl içerisinde daha güçlü bir şekilde halkçı belediye anlayışıyla yeniden inşa edeceğiz” dedi.

“KAMU KAYNAKLARINA SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

271 bin nüfusuyla Manisa’nın en kalabalık ilçesi olan Yunusemre’de yerel seçimde belediye başkanlığı CHP’ye geçti. Yeni başkan Semih Balaban, 10 yıl boyunca belediye başkanlığı yapan AKP’li başkan Mehmet Çerçi’den 1.2 milyar lira borç devraldığını açıkladı. Yenilenen belediye binası ve şatafatlı makam odası gündem oldu. Bugünse bir başka gelişme yaşandı. Yunusemre Belediyesi’nin ihtiyaç fazlası 48 aracı 100. Yıl Meydanı’nda sergilendi. Kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığını dile getiren Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, araçların bugün itibariyle teslim edileceğini duyurdu. Açıklamasına “Yunusemre Belediyesi olarak yapılan yanlışları belgeleri ile kamuoyu ile paylaşıyoruz” sözleriyle başlayan  Balaban şu ifadelere yer verdi:

“Bizler yeni bir anlayışla şeffaf, kamudan yana, halkçı bir düşünceyle görev yapacağız. Bizden önceki anlayış tamamen israfa dayalı, kamunun kaynaklarını her konuda olumsuz bir şekilde kullanan, kişilere endeksli, kişisel çıkarların ön planda olduğu bir anlayışla bu belediye yönetilmiş. Bunları belgelere dayanarak süreç içerisinde tek tek açıklayacağız. Burada gördüğünüz belediyenin o kadar çok aracı varken gereksiz yere birçok araç kiralanmış. Bu anlayışla şuanda 48 araç tespit ettik. Bu araçlar olmadan da belediyenin filosu daha güçlü bir şekilde devam edebilir. Önemli olan anlayış ve planlamadır. 48 aracı iade ediyoruz. Bu araçlardan dolayı da çok büyük bir tasarruf yapacağız. Ama araç kiralama borcu 68 milyon gibi çok ciddi bir tutar.  Bu anlayışı reddediyoruz. Bu anlayış ‘devletin malı deniz, yemeyen …’ anlayışıdır. Bizler kamu kaynaklarına sonuna kadar sahip çıkacağız. Her türlü israfı, usulsüzlüğü, hukuksuzluğu, yolsuzluğu önleyerek bu belediyeyi bir yıl içerisinde daha güçlü bir şekilde halkçı belediye anlayışıyla yeniden inşa edeceğiz”

“BELEDİYE ZARARA UĞRATILMIŞTIR”

Çerçi yönetiminin anlayışından örnek veren Balaban, “Bir somut örnek vereyim. Belediyenin bin 721 metrekare yeri satılıyor. Kimi bilir kişi uzmanları metrekaresine 25 bin TL, kimisi 30 bin TL takdir ediyor. Ama bu alan metrekaresi 25 bin TL’den değil 8 bin 500 TL’den satılıyor. Bu fiyattan satılınca belediyenin kasasına 14 milyon 600 bin TL giriyor. Ama bilirkişilerin verdiği fiyattan satılsaydı belediyenin kasasına 43 milyon girecekti. Yaklaşık 30 milyonluk bir kamu zararı söz konusu. İşte biz bunlarla mücadele edeceğiz. Diyorlar ya itibardan tasarruf olmaz ben de buradan sesleniyorum. En büyük itibar saygınlık, mütevazılık, halkla birlikte iç içe yaşamaktır. En büyük itibar halkın gönlünde olmaktır. Bizim itibar anlayışımız budur” dedi.

“GÜÇ ZEHİRLENMESİNE UĞRAMADAN ORTAK AKILLA YÖNETECEĞİZ”

“Bundan böyle de şatafata, lükse ve hırslarımıza yenik düşmeden hiçbir şekilde güç zehirlenmesine uğramadan bu belediyeyi başkan yardımcılarımızla, meclis üyelerimizle, mahalle meclislerimizle, müdürlerimizle, çalışanlarımızla ortak akılla yöneteceğiz” diyen Belediye Başkanı Balaban açıklamasını şöyle bitirdi:

“En geç bir yıl içinde bu belediyeyi eskisinden çok daha güçlü ve çok daha nitelikli bir yapıya dönüştüreceğiz. Hiç kimse merak etmesin harika bir ekibimiz var. Tek amaçları da halka hizmet. Ama şunu da belirteyim ki Yunusemre’de yanlış bir yönetim anlayışı yanlış bir belediyecilik hakim sürmüş. Eser belediyeciliği diye diye halka yararı olmayan birçok iş yapılmış. Yararı olan işler için de kendilerine teşekkür ediyorum. Bu araçları da bugün iade ediyoruz. Bu araçların dışında başka araçlar da var. Onları da araştırıyoruz. İhtiyaç olmadığını saptadığımız o araçları da şirkete iade edeceğiz”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunusemre-belediyesinin-ihtiyac-fazlasi-araclari-geri-gonderilecek/feed/ 0
Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy, ABD’ye Minnettarlık Duydu https://www.haber60.com.tr/ukrayna-cumhurbaskani-zelenskiy-abdye-minnettarlik-duydu/ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-cumhurbaskani-zelenskiy-abdye-minnettarlik-duydu/#respond Mon, 22 Apr 2024 00:24:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28736 Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, aylar süren gecikmenin ardından 61 milyar dolarlık askeri yardım paketinin onaylanması nedeniyle ABD Temsilciler Meclisine minnetlerini sundu. Zelenskiy, yardımın binlerce yaşam kurtarabileceğini söyledi.

Bir ülkenin geleceğine siyasetçilerin karar vermesi sık görülen bir durum, ancak bir ulusun varlığının binlerce kilometre öteye bağlı olması sıra dışı.

Ukrayna için, bu askeri yardımı altı ay beklemek, hem maliyetli hem de can sıkıcı oldu.

Azalan cephane, yaşamlara ve toprağa mal oldu.

Kiev’in nadiren gördüğü bu moral, büyük bir şeydi. Amerikan silahlarının gelişimi, zor durumdaki Ukrayna güçlerinin sadece dayanmaktan fazlasını yapmalarını sağlayacak.

Peki, bu paket ne işe yarayacak?

Pakette büyük ihtimalle, hava savunma sistemleri, orta ve uzun menzilli füzeler ve top mermileri bulunacak.

Ukrayna’nın bu alanlarda sıkıntı çekmesi., Rus güçlerinin yüzlerce kilometrekarelik toprak ele geçirmesine neden oldu.

Yardımın ulaşmasıyla, büyük ihtimalle Ukrayna Rusya’nın hava üstünlüğüne meydan okuyabilecek, ikmal hatlarını hedef alıp, ilerleyen birlikleri durdurabilecek.

Kiev’de karşılaştığımız, Ukrayna Ordusu’nda görev yapan Vitaliy, pozitif yanlara odaklanmanın önemli olduğunu söylüyor. “Her sentin önemi var” diyor.

“Çok gerekliydi. Her şeye ihtiyacımız var. Her mermiye, her sente, her olumlu düşünceye. Hepsine ihtiyacımız var.”

Geçen ay Donetsk bölgesindeyken, askerler topçu gürültüsünün çoğunun Rus tarafından geldiğini söylüyordu. Kostyantinivka ve Kramatorsk gibi kentler artık muhtemel kaderini bekliyordu. Bu yardım, bu kentleri kurtarabilir.

Yardımla, Ukrayna hemen Rus güçlerinden toprak kazanma araçlarına sahip olmayacak. Ancak gelecekte bunun olabilmesi için bir fırsat penceresi sunacak.

Kiev ve Washington’daki ortak kanı, Amerikan yardımı olmadan Ukrayna’nın kaybedeceği yönünde.

‘Geç olsun güç olmasın’

Soğuk bir Pazar sabahı, Kiev Metrosu’nun sıcak havası hep yukarıdaki ıslak sokaklardan iyi olur. ABD yardımının nihayet onaylanmasından memnun olan Maxim ile de burada tanıştım.

“Çok mutluyum” diyor. “Bu kadar uzun sürmesi hayal kırıklığı oldu ama geç olsun, güç olmasın.”

Maxim ayrıca, Ukrayna’nın toprak vererek Rusya ile bir barış anlaşması yapması konusunda giderek büyüyen tartışmalardan da rahatsız.

“Rusya müzakere etmek istemiyor. Avrupa ve ABD’nin savaşı sona erdirebileceğini düşündüğü gibi ortada bir yer istemiyorlar. Her şeyi istiyorlar”

Oğlunun elinden tutmuş trenden inen Vita adlı bir kadınla da tanışıyoruz.

“Ukrayna, bunlar olmadan nasıl hayatta kalabilir?” diye soruyor.

“Kalamaz, böyle bir ordumuz ve silahlarımız yok.”

Sonra duygusallaşıyor. “İmkansız. Gerçekten yardım istiyoruz, çocuklarımızın yaşayabilmesi için bekliyoruz” derken, oğluna bakıyor.

Son altı ayda sadece Rusya’nın hakimiyeti değil, Avrupa’nın ABD’yle aynı düzeyde yardım vermekteki başarısızlığı da gözler önüne serildi.

Ukrayna Stratejik Araştırmalar Ulusal Enstitüsü’nden araştırmacı Mikola Bieleskov “Bir sonraki ABD yardımının geçmeme olasılığı hakkında düşünmeye başlamalıyız. Dolayısıyla, Ukrayna’ya gerekenleri sağlamak için silah üretiminin artırılması İngiltere ve kıta Avrupasına bağlı” diyor.

Kiev için bu yıl gerçekçi amacın ne olabileceği konusunda, Mikola Amerikan yardımının cepheye istikrar getirmesini umuyor.

Batı’nın arkasındaki birleşmiş tutumuna karşın, Ukrayna’nın sorunu hep yardım gelmesi için gereken süre oldu.

Rusya lideri Vladimir Putin’in askeri harcama konusunda bu kadar çok siyasi engeli geçmesi gerekmiyor.

Demokratik gecikmeler sadece ülke dışındaki müttefiklerine has değil. Ukrayna’nın da yeterli adam askere alma konusunda sorunları var. Aylar süren tartışmalar ve değişikliklerden sonra, tartışmalı bir askere alma yasası kabul edildi.

Zelenskiy’nin karşılaştığı zorluk, siyasetle savaşı ayrı tutmak. Bu son Amerikan yardımının işe yaraması için baskı altında.

Katkıda bulunanlar Hanna Chornous ve Thanyarat Doksone

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukrayna-cumhurbaskani-zelenskiy-abdye-minnettarlik-duydu/feed/ 0
İçişleri Bakanı: 2023 yılında terörle mücadelede İHA, SİHA ve İKU’larımız 51 bin 876 saat uçuş gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-2023-yilinda-terorle-mucadelede-iha-siha-ve-ikularimiz-51-bin-876-saat-ucus-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-2023-yilinda-terorle-mucadelede-iha-siha-ve-ikularimiz-51-bin-876-saat-ucus-gerceklestirdi/#respond Fri, 19 Apr 2024 00:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28230 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “2023 yılında terörle mücadele noktasında İHA, SİHA ve İKU’larımız 51 bin 876 saat uçuş gerçekleştirdi.” dedi.

Yerlikaya, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen “İnsanlı Hava Platformları İmza Töreni”ne katıldı.

Burada konuşan Yerlikaya, Türkiye’nin savunma sanayisinin kuruluşunda çok büyük emek ve mazinin olduğunu belirterek, “Şakir Zümre’nin, Nuri Demirağ’ın, Vecihi Hürkuş’un, Nuri Killigil’in hayalleri ve destansı gayretleri var.” ifadelerini kullandı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bilhassa harp sanayii ve fabrikalarının çalışmasını özel bir takdir ile anmayı bir borç bilirim. Yeni tesis edilen mermi ve fişek fabrikalarında bol miktarda topçu ve piyade cephanesinin, bombasının hazırlanması ve imaline muvaffakiyet hasıl olmuştur.” sözlerinin bugün gerçekleşiyor olduğunu dile getiren Yerlikaya, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde atılan bu kararlı ve cesur adımlarla kara, deniz ve hava araçlarımızın kahir ekseriyetini artık kendimiz karşılıyoruz.” diye konuştu.

Bakan Yerlikaya, Türkiye’nin, savunma sanayisinin yüzde 80’inin 22 yıl önce dışa bağımlı olduğuna, bugün ise yüzde 80’leri aşan yerli ve milli savunma sanayisinin bulunduğuna dikkati çekti.

Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geliştirilen milli projelerin, Türkiye’nin dışa bağımlılığını her geçen gün azalttığını, Türkiye’nin teknoloji ihraç eden ülkeler sınıfına girdiğini aktaran Yerlikaya, şöyle devam etti:

“İnsansız savaş uçağımız KIZILELMA ile milli muharip uçaklarımız KAAN ile HÜRJET ile helikopterimiz GÖKBEY ile inşallah yeni bir çığır açılacak ve her zaman devamı da gelecek. Ona da yürekten inanıyoruz ve Türkiye’nin artık kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden de biri olduğunun özellikle altını da çizmek istiyoruz.”

Yerlikaya, Türkiye’nin savunma sanayi firmasının bugün 2 bin 500’ü aştığını bildirerek, 80 binden fazla çalışanıyla savunma sanayisinin yoluna devam ettiğini kaydetti.

İçişleri Bakanlığı olarak ülkenin huzuru ve güvenliği için güvenlik birimleriyle gece gündüz demeden çalışırken, savunma sanayisinin ürettiği silah, mühimmat ve araçların güçlerine güç kattığını ifade eden Yerlikaya, “2023 yılında terörle mücadele noktasında İHA, SİHA ve İKU’larımız 51 bin 876 saat uçuş gerçekleştirdi. Bu uçuşlar bize ne kazandırdı? 2016 yılında ülkemiz genelinde 2 bin 322 terör olayı yaşanmışken bu hava unsurlarının bize sağlamış olduğu güçle 2023 yılında bu rakam 88’e düşmüştür. İşte bu başarının altında kahramanlarımızın vatan aşkıyla verdiği büyük mücadele ve savunma sanayimizin de gücünü, kuvvetini hissediyoruz, Allah da eksikliklerini göstermesin diyoruz.” şeklinde konuştu.

Bakan Yerlikaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Aklımıza gelen bir fikir, yeni bir ihtiyaç türü, sahadan karargaha… Bu fikirle ilgili artık ‘Bunu nereden temin edebiliriz?’ sorusu aklımıza gelmiyor. ‘Savunma sanayimizle konuştuk’ diye arkadaşlarım değerlendirme toplantılarında söz alıyor. ‘Konuştuk, yapabiliriz, hiç merak etmeyin.’ Bize her zaman söylenilen söz bu. ‘Biz yapabiliriz, yaparız, geliştiririz, beraber…’ Bu sözü duyduğumuz zaman sadrımız genişliyor. İşte bu güç, bizi her alanda iç güvenlikte, savunmada aklımıza gelebilecek her noktada kendi kendine yetkin, dostuna güven, düşmanına da tasa ve endişe yapacak bir çığır açmış durumda. Şanla, şerefle 100. yılını tamamladığımız Cumhuriyetimizin ikinci asrını, Türkiye Yüzyılı hedefleriyle inşa edecek, büyük ve güçlü Türkiye için yola devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-2023-yilinda-terorle-mucadelede-iha-siha-ve-ikularimiz-51-bin-876-saat-ucus-gerceklestirdi/feed/ 0
ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’e yönelik savunma desteğini yineledi https://www.haber60.com.tr/abd-baskani-joe-biden-israile-yonelik-savunma-destegini-yineledi/ https://www.haber60.com.tr/abd-baskani-joe-biden-israile-yonelik-savunma-destegini-yineledi/#respond Thu, 11 Apr 2024 03:39:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26987 – ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’e yönelik savunma desteğini yineledi

” İran’a karşı İsrail’i korumak için her şeyi yapacağız”

WASHINGTON – ABD Başkanı Joe Biden, İran ve vekillerinden gelen tehditlere karşı İsrail’e desteklerinin tam olduğunu belirterek, “İsrail’in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida ABD’nin başkenti Washington D.C’de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmede Gazze’deki insani kriz ile ateşkes ve rehine takası konuları dahil Orta Doğu’daki gelişmeleri ele aldıklarını söyleyen Biden, İran’ın İsrail’e yönelik önemli bir saldırı başlatma tehdidinde bulunduğunu söyledi. Ülkesinin İsrail’e yönelik savunma desteğini yineleyen Biden, “Başbakan Netanyahu’ya da söylediğim gibi, İran ve vekillerinden gelen bu tehditlere karşı İsrail’in güvenliğine olan bağlılığımız tamdır. Tekrar söylememe izin verin. İsrail’in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” şeklinde konuştu.

“Japonya ABD ortaklığı küresel ittifaka dönüştü”

Japonya ve ABD arasındaki ortaklığın son 3 yılda gerçek anlamda küresel bir ortaklığa dönüştüğünü söyleyen Biden, bunda Kishida’nın liderliğinin payının büyük olduğunu ifade etti. Savunma ve güvenlik işbirliğini güçlendirmek için önemli adımlar attıklarını vurgulayan Biden, “Japonya, ABD ve Avustralya’nın ilk kez hava, füze ve savunma unsurlarından oluşan bir ağ oluşturacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Ayrıca Japonya ve Birleşik Krallık ile üçlü bir askeri tatbikat gerçekleştirmeyi de sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“En büyük yabancı yatırımcıyız”

Ekonomik alandaki ilişkilerin de hiç bu kadar güçlü olmadığına dikkat çeken Biden, “Japonya, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük yabancı yatırımcıdır. Biz de Amerika Birleşik Devletleri olarak Japonya’daki en büyük yabancı yatırımcıyız. Yaklaşık 1 milyon kişi Amerikalı Birleşik Devletleri’ndeki Japon şirketlerinde çalışıyor” dedi.

Biden, güçlü ekonomik ilişkilere örnek olarak, Toyota’nın Kuzey Carolina’da binlerce kişiye istihdam sağlayacak devasa bir batarya üretim tesisi için 8 milyar dolarlık yatırım yapma planını gösterdi.

Çin ile diyaloğu sürdürme kararı

Japonya Başbakanı Fumio Kishida ise, iki ülke ilişkilerinin savunma başta olmak üzere her alanda geliştiğini belirterek, “Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye kararlı olduğunu ifade ettim ve Başkan Biden bu çabalara güçlü destek verdiğini yineledi” dedi. Japonya – ABD ittifakının caydırıcılık ve mukabele yetenekleri ile güvenlik ve savunma işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Kishida, “Nerede olursa olsun statükoyu güç veya baskı yoluyla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlerin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlere karşı müttefiklerimiz ve benzer düşünen uluslarla işbirliği içinde karşılık vermeye devam edeceğimizi yineledik” ifadelerini kullandı. Çin eksenli zorluklara karşı yakın koordinasyonu sürdüreceklerini kaydeden Kishida, “Çin ile diyaloğumuzu sürdürmenin ve ortak zorluklar karşısında Çin ile işbirliği yapmanın önemini teyit ettik” şeklinde konuştu.

“İki devletli çözüm için işbirliğini sürdüreceğiz”

Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini de ele aldıklarını vurgulayan Kishida, meselenin barışçıl yollardan çözümünü teşvik etme konusundaki tutumlarında değişiklik olmadığının altını çizdi. Kuzey Kore tehdidi ve Rusya’nın Ukrayna işgali gibi konuların çözümü için ABD ve diğer paydaş ülkelerle çalışacaklarını ifade eden Kishida “Özgür ve açık Hint-Pasifik” vizyonu çerçevesinde ABD ile işbirliğini sürdüreceklerini vurguladı. Kishida, Gazze’deki insani krizin sona ermesi ve sürdürülebilir bir ateşkesin gerçekleştirilmesi için diplomatik çabaları sürdüklerini belirterek, “Durumun iyileştirilmesi, iki devletli çözümün gerçekleştirilmesi ve bölgenin istikrara kavuşturulması için yakın işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldık” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-baskani-joe-biden-israile-yonelik-savunma-destegini-yineledi/feed/ 0
Kocaelispor Başkanı Recep Durul, Göztepe maçını dönüm noktası olarak görüyor https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:18:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25771 Kocaelispor Başkanı Recep Durul, yarın oynanacak Göztepe maçının kendileri için dönüm noktası olacağını belirterek, taraftarlara çağrıda bulundu. Durul, “Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım. Arma aşkına, sevdamıza sahip çıkalım ve Kocaelispor’un yeniden yükselişine hep birlikte itici bir güç oluşturarak şahitlik edelim” dedi.

Kocaelispor Başkanı Recep Durul ile yönetim kurulu üyeleri, Kocaeli Stadyumu’nda gazeteciler ile bir araya geldi. Toplantıda söz alan Kocaelispor Basın Sözcüsü Tuncay Arıcan, 18 Mart’ta Engin Koyun’un istifa ettiğini hatırlatarak, “Yönetim kurulunda aldığımız karar doğrultusunda Recep Durul başkanlık görevini üstlenmiştir ve sezon sonuna kadar bu göreve devam edecektir. Engin Başkan’a emekleri için teşekkür ederim. Recep Başkanımıza da kolaylıklar diliyorum. Camianın beklentisi tabii ki şampiyonluk. Bu şampiyonluk beklentisinden dolayı hem takım üzerinde baskı hem de şehirdeki bazı protestolardan sonra bu süreci yönetmek kolay değil” dedi.

“Göztepe maçı, bizim için bir dönüm noktası”

Kocaelispor camiası olarak zorlu bir maç eşiğinde olduklarını söyleyen Recep Durul ise, “Önümüzde çok ciddi bir Göztepe maçı var. ‘Olmak ya da olmamak’ tabiri vardır, gerçekten bizim için bir dönüm noktası diyebiliriz. Büyük camialar, özellikle Kocaelispor camiası, tarihinde bu tür zor virajlardan hep başarılı şekilde çıkmıştır. Camia refleksini hep göstermiştir. Bugün de aynı tarihi olayı tekrar yaşıyoruz. Bizler yönetici arkadaşlarımız ve yönetim kurulu olarak da aldığımız sorumluluk bilincinde olarak, Kocaelispor’umuzu bu süreçten daha da güçlenerek nasıl çıkaracağımızın çalışmalarını yaptık, yapıyoruz. Biz hem mental açıdan hem fiziki açıdan hem de iletişim açısından güzel bir noktaya getirdik. Bundan sonra bunun sahaya yansımasını bekleyeceğiz” dedi.

“Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım”

Taraftarlara çağrıda bulunan Başkan Durul, şu ifadeleri kullandı:

“Yarın oynayacağımız Göztepe maçı, bizim için bir dönüm noktası olacaktır. Kocaelispor camiasıyla, taraftarıyla, mazisindeki başarılarıyla, Türkiye liglerinin en saygın ve önde gelen camialarından biridir. Bu süreçte futbolun derin ve zorlu sularında bir kez daha stratejik ve tarihi bir yolculuk halindeyiz. Takımımız tarihinden ve mazisinden aldığı güçle, bir buzkıran gemisi gibi yoluna ve hedefine devam edecektir. Camia olarak bu tarihi refleksi gösterebilecek güçte ve inançtayız. Zaman büyük Kocaelispor camiası olarak birlik ve beraberlik içinde kenetlenme zamanıdır. Şehrimizin yönetenlerini, değerlerini, dinamiklerini, aktörlerini, paydaşlarını; iş, spor, siyaset ve sivil toplum kurumlarının değerli katılımcılarını, yeşil siyahlı renklere ve kulübümüzün sembolü armamıza gönül vermiş taraftarlarımıza sesleniyorum. Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım. Arma aşkına, sevdamıza sahip çıkalım ve Kocaelispor’un yeniden yükselişine hep birlikte itici bir güç oluşturarak şahitlik edelim. Bugün sizin gününüz, Kocaelispor’un günüdür. Gelin bu başarıyı birlikte kutlayalım ve takımımızı yüceltelim. Dalgalı dönemlerde taraftarların ayağa kaldırdığı takım hikayelerini hepimiz iyi biliriz. Biz bunu sağladığımız sürece, kocaman bir yürek oluruz ve Kocaelispor’un önünde hiçbir güç duramaz.” – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sultanbeyli’de STK’larla iftarda buluştu https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-sultanbeylide-stklarla-iftarda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-sultanbeylide-stklarla-iftarda-bulustu/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24741 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) Numan Kurtulmuş, Sultanbeyli’de sivil toplum kuruluşları ile iftarda bir araya geldi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Dünyada zalime dur diyecek bir sistemin kurulması şarttır. Bunun için de Türkiye öncülük yapacaktır” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sultanbeyli’de sivil toplum kuruluşları ile iftar yemeğinde bir araya geldi. Salon Semazen’de gerçekleşen programa Kurtulmuş’un yanı sıra, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, AK Parti Sultanbeyli Belediye Başkan Adayı Ali Tombaş, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş adamları katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan iftar programı oruçların açılmasıyla birlikte konuşmacıların açıklamalarıyla devam etti.

STK temsilcileriyle iftarda buluşan Kurtulmuş, “Türkiye olarak dünyanın en önemli çatışma gerilim alanlarının tam merkezindeyiz. Dünyamız hızla maalesef şer güçler tarafından dünyayı istedikleri gibi yönetmek ve kendilerinden başkasına bu dünyayı bir şekilde dar etmek için ortaya çıkmış olan güçler dünyayı süratle neredeyse bir 3. Dünya Savaşı’na doğru sürüklüyorlar. işte 6 aya yaklaşan bir süre içerisinde Gazze’de yaşananların modern zamanlarda karşılaştığımız en büyük insani kıyım olduğunu, en büyük katliam olduğunu, artık bir soykırım boyutlarına çoktan vardığını ve bu olurken insanlığında ne yazık ki derin bir gaflet uykusuyla buna karşı seyirci kaldığını görüyoruz. Aynı şekilde hemen Rusya- Ukrayna arasında devam eden 2 yılı aşkın savaş sırasında yüz binlerce insanın ölümü şehirlerin yakıldığı bu savaş sırasında da en son Moskova’daki terör saldırısıyla birlikte meselenin yeni bir boyuta taşınmak üzere olduğunu görüyoruz. Karadeniz’de, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Doğu Akdeniz’de, Orta Doğu’da içinde bulunduğumuz, merkezinde bulunduğumuz bu coğrafyada gerçekten büyük gerilimlerin büyük çatışmaların olduğuna şahidiz. Türkiye olarak bu coğrafyada hem güçlü bir şekilde ayakta durmak, ama hepsinden önemlisi millet olarak birlik beraberlik içerisinde sosyal dayanışmamızı tam manasıyla gerçekleştirmiş ve bir kardeş millet olarak hep beraber kardeşçe hareket eden 85 milyon olarak dünyaya karşı sağlıklı bir duruş sergilemek mecburiyetindeyiz” dedi.

“Bu coğrafyada zayıf olanın tutunma ihtimali yoktur. Onun için biz güç kuvvet derken hele hele Cumhuriyetimizin ikinci asrını sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüz yılı haline getirelim derken kastettiğimiz budur” diyen Kurtulmuş, “Tam manasıyla her alanda güçlü olan bir Türkiye. Güvenlik ve istikrar içerisinde yolda devam eden bir Türkiye. İnşallah Türkiye olarak sağladığımız bu güvenlik ve istikrar iklimini daha kuvvetlendirerek devam ettireceğiz” diye konuştu.

“Dünyada zalime dur diyecek bir sistemin kurulması şarttır. Bunun için de Türkiye öncülük yapacaktır”

Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye Gazze meselesinin ilk gününden itibaren bu meselenin çözülebilmesi için büyük bir güçle mücadele veriyor. Öncelikle acil ateşkes ve bununla birlikte insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması yapılan bütün temaslarda Türkiye’yi öne koyduğu ana fikirdir. İsrail’in Netanyahu ve çetesinin durdurulması uluslararası alanda en çok mücadele verdiğimiz konuların başında geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bendeniz meclis başkanınız olarak yüzün üzerinde meclis başkanı, hükümet başkanı ve devlet başkanıyla bu süre içerisinde görüşmelerimiz oldu. Ancak maalesef öyle görünüyor ki bundan sonra bu konuyla ilgili olarak arkasına aldıkları destekleri de artık yavaş yavaş kaybediyor Netanyahu ve çetesi, bundan sonra yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemde Türkiye’nin öncülüğüne ihtiyaç var. Türkiye olarak yeryüzünde yeni bir düzenin kurulabilmesi, yeni bir siyasal sistemin kurulabilmesi için mücadele etmeye mecburuz. Dünya 5’ten büyüktür derken laf olsun diye başkalarına ayar vermek için bu sözü söylemiyoruz. Bu dünya bu şekliyle devam etmez. İsrail’i kim durduracak? Onun için dünyada zalime dur diyecek, mani olacak bir sistemin kurulması şarttır. Bunun için de Türkiye Allah’ın izniyle öncülük yapacaktır” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-sultanbeylide-stklarla-iftarda-bulustu/feed/ 0
Akkuyu NGS’nin 1. ünitesi bu yıl test elektriği üretecek https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsnin-1-unitesi-bu-yil-test-elektrigi-uretecek/ https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsnin-1-unitesi-bu-yil-test-elektrigi-uretecek/#respond Tue, 26 Mar 2024 22:33:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23606 Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin 1’inci ünitesinde ilk test elektriğini bu yıl üretmeyi planladıklarını bildirdi.

Zoteeva, Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Uluslararası ATOMEXPO-2024 Forumu kapsamında Türk basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Akkuyu NGS projesinin dünyanın en büyük nükleer inşaat projelerinden biri olduğunu anımsatan Zoteeva, santralin teknolojik anlamda birçok farklı ve kendine has özelliği içinde barındırdığını söyledi.

Zoteeva, inşa edilen ünitelerin en son güvenlik sınıfına sahip olduğunu ve santrali iç ve dış etkenlere karşı dayanıklı hale getirdiğini kaydetti.

Sınıfının en güçlüsü olan iki adet Liebherr LR 13000 kendinden tahrikli paletli vincin saha görev yaptığını ifade eden Zoteeva, “Bu modelden dünyada sadece beş adet bulunuyor.” bilgisini paylaştı.

Zoteeva, santralin inşası aşamasında izlenen yöntem ve modele de dikkati çekerek, “Bu özgün modeli başarıyla nihayete erdirmek için her türlü gayreti sarf ediyoruz.” dedi.

İlk ünitede tam ölçekli devreye alma çalışmalarına geçilecek

Akkuyu NGS’nin projesinde gelinen aşamaya da değinen Zoteeva, santralin ilk güç ünitesin ve ilgili tüm altyapı tesislerinde genel inşaat aşamasının tamamlandığını söyledi.

Zoteeva, tam ölçekli devreye alma çalışmalarına geçileceğini belirterek, “İlk güç ünitesinde kurulan tüm ekipman ve sistemlerin teker teker kontrol ve test edildiği aşamaya geçiyoruz.” ifadesini kullandı.

Ünitenin bünyesinde binlerce ekipman ve sistem barındırdığını ve bunların uyum içinde çalışması gerektiğini vurgulayan Zoteeva, “Bir güç ünitesinin işletmeye alınmasını bir bütün halinde düşünmek gerekiyor. Bu nedenle sadece reaktör binası değil, yüzlerce ekipmanın hazır hale getirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla halihazırda bulunduğumuz aşama, tüm bu ekipman ve sistemlerin kurulumundan sonra teker teker test edilmesi ve bunun akabinde de uyum içinde işletmeye ne kadar hazır olduklarının kontrol edilmesini ifade ediyor.” diye konuştu.

Zoteeva, ilk ünitede elektrik üretimi için ana devreye alma çalışmalarının tamamlaması ve ünitenin tüm sistemlerinin devreye hazır duruma getirilmesi gerektiğini kaydederek, “1’inci ünitede ilk test elektriğini bu yıl üretmeye başlamayı planlıyoruz.” dedi.

Bunun büyük ve zahmetli bir iş olduğuna dikkati çeken Zoteeva, bunun başarıyla yerine getirilmesi için gerekli tüm kaynaklara sahip olduklarını söyledi.

Zoteeva, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, Rosatom’un karşı karşıya olduğu bazı yaptırımların Akkuyu NGS projesine etkisi konusundaki daha önceki açıklamasının hatırlatılması üzerine de, “Öncelikle, Sayın Bakan’a tamamen katılıyorum. Bunlar bizi kesinlikle rahatsız ediyor ve bizim sabit işleyişimizde bir nevi dengesizlik oluşturuyor.” ifadesini kullandı.

Söz konusu yaptırımların yasal çerçevesinin tartışılması gerektiğine dikkati çeken Zoteeva, “Ancak şunu söyleyebilirim, ben uzun yıllardır Türkiye’de yaşıyorum ve Türk halkını çok iyi biliyorum. Türk halkı güçlüdür, kendisinin manipüle edilmesine asla izin vermez. Dolayısıyla biz kesinlikle tüm bu zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz. Hiçbir sivrisinek ısırığı, hiçbir küçük kirli numara bize engel olamaz ve planlarımızı bozamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu NGS, toplam 4 bin 800 megavat kapasiteye sahip 4 reaktörden oluşacak. Akkuyu NGS’de, ilk reaktörün bu yıl devreye alınması hedefleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsnin-1-unitesi-bu-yil-test-elektrigi-uretecek/feed/ 0
Bakan Güler: “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/#respond Fri, 22 Mar 2024 05:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22122 Bakan Güler: “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık”

BAYBURT – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bir dizi ziyaretler için geldiği baba ocağı Bayburt’ta, şehit aileleri ve gazilerle iftar programında buluştu. Bakan Güler, iftar öncesi masaları gezerek şehit ve gazi aileleriyle bir süre sohbet etti. Ezanın okunmasıyla birlikte hep birlikte dualar edildi, tutulan oruçlar açıldı. Yemeğin ardından konuşma gerçekleştiren Bakan Güler, baba ocağı Bayburt’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bu güzel iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum” dedi.

Şehit ve gazilerin kanıyla sulanan şanlı ecdadın bıraktığı vatan topraklarının kutsal emanet olduğunu söyleyen Bakan Güler, “Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

Yapılan operasyonlarla hain terör örgütüne ağır darbe vuruldu

Aziz şehitlerin kanlarını yerde bırakmadıklarını, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bedeller ödetildiğini vurgulayan Bakan Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz.

Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık.

Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.

Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.”

“Ülkemiz dünyada yükselen bir güç konumundadır”

Son 20 yılda Türkiye’nin güçlü ve sözü dinlenen bir ülke olduğunu ifade eden Bakan Güler, “Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir” şeklinde konuştu.

Kahraman şehitleri saygı, şükran ve minnetle anan Bakan Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ” Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken, Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor; bayrama da en güzel şekilde ulaşmamızı temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: ‘Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık’ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/#respond Fri, 22 Mar 2024 05:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22120 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bir dizi ziyaretler için geldiği baba ocağı Bayburt’ta, şehit aileleri ve gazilerle iftar programında buluştu. Bakan Güler, iftar öncesi masaları gezerek şehit ve gazi aileleriyle bir süre sohbet etti. Ezanın okunmasıyla birlikte hep birlikte dualar edildi, tutulan oruçlar açıldı. Yemeğin ardından konuşma gerçekleştiren Bakan Güler, baba ocağı Bayburt’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bu güzel iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum” dedi.

Şehit ve gazilerin kanıyla sulanan şanlı ecdadın bıraktığı vatan topraklarının kutsal emanet olduğunu söyleyen Bakan Güler, “Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

Yapılan operasyonlarla hain terör örgütüne ağır darbe vuruldu

Aziz şehitlerin kanlarını yerde bırakmadıklarını, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bedeller ödetildiğini vurgulayan Bakan Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz.

Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık.

Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.

Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.”

“Ülkemiz dünyada yükselen bir güç konumundadır”

Son 20 yılda Türkiye’nin güçlü ve sözü dinlenen bir ülke olduğunu ifade eden Bakan Güler, “Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir” şeklinde konuştu.

Kahraman şehitleri saygı, şükran ve minnetle anan Bakan Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ” Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken, Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor; bayrama da en güzel şekilde ulaşmamızı temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” – BAYBURT

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/feed/ 0
Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer: “Gara Süleymaniye arasındaki bölge Türkiye’nin yönetiminde temizlenecek” https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/ https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:06:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21350 Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer: “Gara Süleymaniye arasındaki bölge Türkiye’nin yönetiminde temizlenecek”

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

İSTANBUL – Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer; Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacağını söyledi. Gara-Süleymaniye arasındaki bölgenin tamamen temizleneceğine işaret eden Dr. Güçlüer, “Bu Türkiye’nin yönetiminde, Türkiye’nin kurmuş olduğu ortak harekat merkezinin kontrolünde bir süpürme operasyonuyla gerçekleşecek” dedi.

Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”

İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:

“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”

“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”

“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.

“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”

Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:

“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/feed/ 0
Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/ https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:45:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21339 Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer; Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacağını söyledi. Gara-Süleymaniye arasındaki bölgenin tamamen temizleneceğine işaret eden Dr. Güçlüer, “Bu Türkiye’nin yönetiminde, Türkiye’nin kurmuş olduğu ortak harekat merkezinin kontrolünde bir süpürme operasyonuyla gerçekleşecek” dedi.

Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”

İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:

“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”

“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”

“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.

“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”

Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:

“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Gazzeli kadın ve çocukların katliamı dünya tarafından sessizce izlendi https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-gazzeli-kadin-ve-cocuklarin-katliami-dunya-tarafindan-sessizce-izlendi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-gazzeli-kadin-ve-cocuklarin-katliami-dunya-tarafindan-sessizce-izlendi/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:54:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18756 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 30 binden fazla Gazzeli kadın ve çocuğun şehit edildiğini belirterek, her türlü savaş hukukunun ihlal edildiği ve hiçe sayıldığı kirli katliamı bütün dünyanın sessizlik içerisinde seyrettiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kırıkkale Belediyesi tarafından düzenlenen “İftar Sofrası” programına katıldı. Fidan, “21 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin çok çeşitli alanları gelişmişlikle kalmadı aynı zamanda ülkemizin bölgesinde kendi coğrafyasında etki üreten, etki oluşturan, oyun kuran, oyun değiştiren, bir güç haline geldiğini de çok yakından gördük” ifadesini kullandı.

“20 yıldır oyun değiştirici hamlelerimiz oluyor”

20 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında çeşitli görevlerde hizmet ettiğini belirten Fidan, “20 yıldır çok çeşitli görevlerle hükümetimize, Cumhurbaşkanımızın yanında çalışarak hizmet etmekteyim. Devletimize hizmet eden bu organlar yıllar önce yine vardılar. Ama oyun değiştirici faaliyetler yapmak icraat üretmek iş ortaya çıkarmak çok güçlü bir liderlik ve güç gerektiriyor. Önceden de bu topraklar vardı, bu durumlar vardı, millet vardı, ama neden son 20 yıldır oyun değiştirici hamlelerimiz oluyor. Tarihi adımlar atıyoruz. Tarihi başarılar ve zaferler kazanıyoruz. Bunun en önemli nedeni; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğidir. En büyük fark, bu liderliğin ortaya çıkışıdır ve giderek güç kazanmasıdır. Sizin verdiğiniz destekle sizin verdiğiniz oylarla Cumhurbaşkanımızın memlekete hizmet etmesi kendi vizyonuyla ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, beraberliği için gelişmesi için refahı için çalışması sizin ortaya koyduğunuz siyasi duruş ve güçle oluyor. Bunu hiçbir zaman için unutmayın” diye konuştu.

“30 binden fazla Gazzeli kardeşimiz kadın ve çocuk şehit edildi”

30 binden fazla Gazzeli kadın ve çocuğun şehit edildiğini anlatan Fidan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Kendisinin uluslararası sisteme karşı adaletsizliklere karşı dik duruşunu adalete haykırışını her zaman görüyorsunuz. Özellikle son günlerde yaşadığımız Gazze krizine baktığımız zaman Filistinli kardeşlerimize yapılan zulmün, işkencenin, haksızlığın haddi hesabı yok. 30 binden fazla Gazzeli kardeşimiz kadın ve çocuk şehit edildi. Her türlü savaş hukukunun savaş kurallarının ihlal edildiği hiçe sayıldığı bir kirli katliamı bütün dünya büyük bir sessizlik içerisinde seyrediyor. Türkiye, bütün bu sessizlik içerisinde sesini yükselterek sadece bu adaletsizliği ifşa etmekle kalmıyor, bütün dünya ülkelerini, onurlu ülkeleri ayağa kalkamaya ve bu haksız zulme katliama karşı durmaya davet ediyor. Bunun için güçlü bir liderlik, kendini ispat etmiş samimi bir duruş gerekiyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye’de olan bir duruş. Bunun değerini çok iyi bilmemiz gerekiyor. İnşallah ülkemizde yaptığımız gibi bölgemizde de daha fazla refahı daha fazla gelişmişliği, daha fazla istikrarın, daha fazla onurun hakim olacağı, bir dünyanın özlemiyle gece-gündüz kadrolarımız çalışmakta.”

“Dünyada çok az bir millet yapıyor”

Terörle mücadelenin her türlü takdirin üzerinde olduğunu vurgulayan Fidan, “Terörle mücadele de atılan adımlar, Cumhurbaşkanımızın duruşu, silahlı kuvvetlerimizin, istihbaratımızın, polisimizin, askerimizin, hep beraber ortaya koyduğu mücadele biliyorsunuz her türlü takdirin üstünde. Bu şanlı mücadele, dünyada eşi ve benzeri görülmeyen bir şekilde yürütülmekte. Büyük bir milli şahlanışın bağımsızlık ve özgürlük iradesinin inancın tarihi duruşun ortaya konmasıyla beraber teknolojinin büyük bir stratejinin aynı zamanda gelişmiş tekniklerin birleşmesiyle ortaya konan bir mücadele. Bunu dünyada çok az bir millet yapıyor” şeklinde konuştu.

“Canla başla çalışıyor”

Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı’nın iki dönemdir canla başla çalışarak hizmet ettiğini ifade eden Fidan, “Şimdi yine bir seçim arifesindeyiz. Sizlerin sağduyusu, hikmeti irfanıyla, en doğru tercihi en iyi şekilde yapacağınıza hiçbir şüphem yok. Özellikle sizin çok yakından bildiğiniz bir konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz Mehmet Saygılı başkanım iki dönemdir canla başla çalışıyor, Kırıkkale’ye hizmet veriyor. Başkanımızın özellikle Ankara ile kurduğu ilişkiler sizin için bakanlıklarda gösterdiği mücadele, meclis koridorlarında gösterdiği mücadele, buraya biraz daha hak alalım, kaynak aktaralım, biraz daha evrak işlerimiz hızlı gitsin diye yaptığı çalışmaları ben yakından takip ediyorum. Onun için ben Mehmet başkanımızın bir dönem daha sizler tarafından icazet alınması, yetkilendirilmesi, emaneti bir dönem daha taşımasını fevkalade önemli buluyorum” dedi. – KIRIKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-gazzeli-kadin-ve-cocuklarin-katliami-dunya-tarafindan-sessizce-izlendi/feed/ 0
Beyoğlu’nda Taksici, Fas Uyruklu Yolcuyu Darp Ederek Ölümüne Neden Olduğu İddiasıyla Yargılanıyor https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/ https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18489 Beyoğlu’nda taksiye binmek için el kaldıran Fas uyruklu Jamal Doumane’yi taksiye almadığı, bunun üzerine aracın bagaj kısmına vuran Doumane’yi inip darp sırasında yere düşürerek ölümüne neden olduğu iddia edilen taksici hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, “Aracın arkasından vurunca olay gelişmiştir. Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim. Şahsa zarar verme gibi bir niyetim yoktu, keşke o gün işe çıkmasaydım da böyle olmasaydı” dedi.

Beyoğlu’nda taksiye binmek için el kaldıran Fas uyruklu Jamal Doumane’yi taksiye almadığı ve bunun üzerine aracın bagaj kısmına eliyle vuran Doumane’yi inip darp sırasında yere düşürerek ölümüne neden olduğu iddia edilen taksici Doğan Güç’ün yargılanmasına başlandı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Doğan Güç ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya vefat eden Jamal Doumane’nin eşi ile kızı da ‘müşteki’ sıfatıyla katıldı.

“Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim”

Duruşmada savunma yapan sanık Güç, olay günü Taksim’de taksici olarak çalıştığını söyleyerek, “Bir yolcum vardı, onu indirdikten sonra devam ettim. Sonra Doumane’yi gördüm, kendisine yol verdim yolun karşısına geçtikten sonra ben seyir halindeyken aracımın arkasına yumruk attı. Ben de bunun üstüne inip aracımı kontrol ettim, aracımın hasar gördüğünü ve bunu neden yaptığını sordum. Bana bağırmaya başladı, ben de kendisini uyardım. Kendisinin alkollü olduğunu düşündüm, önce kendisine vurmadım. Başımı belaya sokmamak için kendimi geri çektim, ben sadece kendimi savundum. Şahıs yerdeyken bile kendisine vurmadım istesem yerde de vururdum. Sosyal medyadan karaladılar beni bu durum da psikolojimi bozmuştur. Mağdurum. İlk hamle vefat edenin kendisinden gelmiştir. Bana İngilizce ile Türkçe karışık küfür etmiştir. Aracın arkasından vurunca olay gelişmiştir. Ben böyle olmasını istemezdim, şahsın ailesinden de özür dilerim. Şahsa zarar verme gibi bir niyetim yoktu, keşke o gün işe çıkmasaydım da böyle olmasaydı. Ben normal, ekmeğinde olan, sıradan bir insandım” dedi.

Sanığın savunması boyunca vefat eden Doumane’nin kızı, gözleri yaşlı bir şekilde gülümseyerek savunmayı dinledi.

“Türkiye’den ve mahkemeden adalet talep ediyorum”

Ölen Doumane’nin müşteki eşi Fatma Doumane ise tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, 30 yıldır eşiyle evli olduğunu, 3 çocuklarının bulunduğunu söyleyerek, “Biz 11 yıldır Türkiye’deyiz, 11 yıldır ailecek, eşim de dahil hiçbir suça karışmadık. Ne emniyetle, ne hükümetle ne de vatandaşla hiçbir şekilde sorun yaşamadık. Çocuklarım burada okumaktadır. Türkiye’den ve mahkemeden adalet talep ediyorum. Eşim güvenlik elemanıdır, 9 yıldır bir barda çalışırdı. Türkçe bilmezdi, alkol kullanırdı ama kendinden geçecek kadar kullanmazdı. Herhangi bir sağlık problemi de yoktu” şeklinde konuştu.

“Eşim benim evimin direğiydi”

İfadesine devam ettiği sırada gözyaşlarıyla sözlerine devam eden müşteki Fatma Doumane, “Eşim benim evimin direğiydi. Maddi, manevi ve psikolojik sıkıntıya düşmemizin nedeni sanıktır. Ailemizin düzenini bozdu. Bu şahıs özetle bizim hayatımızı mahvetti, o günden beri ne gündüz ne de gece uyuyamıyorum. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Bir babam vardı, aldı elimden”

Duruşmada vefat eden Doumane’nin kızı ise Türkçe ifade vermek istediğini belirterek, “Ben affetmiyorum, bizim hayatımızı alt üst etti. Bir babam vardı, aldı elimden. Ne yaşayabiliyorum, ne de bir şey yapabiliyorum. Bu arada babamın İngilizcesi yoktu, Türkçesi de yoktu. Sadece Arapça bilirdi. Ben adalet istiyorum” ifadelerini kullandı.

Mütalaa hazırlanacak

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Doğan Güç’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine de hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Doğan Güç’ün ‘kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ suçundan 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-taksici-fas-uyruklu-yolcuyu-darp-ederek-olumune-neden-oldugu-iddiasiyla-yargilaniyor/feed/ 0
Kadın Girişimcilerin Güçlendirilmesi Türkiye’nin Ekonomik Atılımını Sağlayacak https://www.haber60.com.tr/kadin-girisimcilerin-guclendirilmesi-turkiyenin-ekonomik-atilimini-saglayacak/ https://www.haber60.com.tr/kadin-girisimcilerin-guclendirilmesi-turkiyenin-ekonomik-atilimini-saglayacak/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:03:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18333 NEW Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, güçlü bir ekonominin ancak kadınları desteklemek ve kadın girişimcileri güçlendirmekle mümkün olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ikinci yüzyılının kadın girişimcilerin üretimde, inovasyonda, kalkınmada ve sürdürülebilirlikte atılım yapacağı bir dönem olacağına inancımız tamdır.” dedi.

Göktaş, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), BM Kadın Birimi işbirliğinde düzenlenen “Piyasalara ve finansmana erişim yoluyla krizdeki tüm kadınların ekonomik toparlanmasını hızlandırmak, ekonomiyi kadın işletmeleriyle büyütmek” konulu yan etkinlikte konuştu.

Konuşmasına Filistinli kadınların “gösterdiği direnç ile onların güçlerine” yönelik takdirlerini dile getirerek başlayan Göktaş, Filistin’deki zulmün sona ermesine yönelik çağrılarını yineledi. Göktaş, “Filistin’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde yıkıcı krizler ve çatışmalarla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması artık her zamankinden daha önemli. Kadın ve kız çocuklarının haklarının korunması dünya barışı için şarttır. Gelecek nesillere daha güvenli, daha müreffeh ve daha adil bir dünya bırakmanın tek yolu kadınları hayatın her alanında güçlendirmektir.” ifadelerini kullandı.

Kadınların çalışma hayatına aktif katılımını, aileyi ve toplumu güçlendiren temel bir değer olarak tanımlayan Göktaş, şunları söyledi:

“Devletler ancak kadınların gücü, bilgeliği ve üretkenliği sayesinde gerçek bir ekonomik güç haline gelebilir. Ülkelerin sürdürülebilir kalkınması, kadınların iş gücüne katılımının artırılmasına bağlıdır. Bu amaçla kadın istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi önceliklerimiz arasındadır. 12. Kalkınma Planı’nın kadınların çalışma hayatına katılımının önemine yaptığı vurgu bunun en somut göstergesidir. Kalkınma planında 2028 yılı sonuna kadar kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranının ise yüzde 36,2’ye çıkarılması hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda kadınlara yeni iş olanakları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ediyoruz. Günümüzde girişimci kadınlar sadece kendi hayatlarını değil, istihdam yaratma potansiyelleriyle çevrelerini ve toplumu da olumlu yönde etkiliyor. Yeni girişimler yaratmanın yanı sıra mevcut sektörlerde inovasyonu da teşvik ediyorlar. Bu nedenle, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için kadın girişimcilerin sayısının artırılması büyük önem taşımaktadır. Kadınların Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunacağına olan inancımız tamdır.”

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dileklerini ileten Göktaş, “Doğal afetler sadece yapılara zarar vermekle veya fiziksel acılara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda etkilenen nüfusun sosyal ve ekonomik dokusu üzerinde de önemli yıkımlar yaratır. Bu çerçevede Bakanlığımız, depremin yaralarını sarma çalışmaları kapsamında sosyal yardım ve psikososyal destek hizmetlerine öncülük etmiştir. Çocuklar, engelliler, yaşlılar ve kadınların özel gereksinimlerini göz önünde bulundurarak deprem sonrası ihtiyaçlara uygun acil müdahale programları geliştirdik.” dedi.

Özellikle kadınlar bağlamında, kriz ve afet sonrası toparlanmada girişimciliğin katkılarından etkin bir şekilde yararlandıklarını bildiren Göktaş, şöyle konuştu:

“Kadın Girişimciler Derneği ve UN Women tarafından afet sonrası, deprem bölgelerinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin ihtiyaçlarını tespit etmek amacıyla yapılan çalışmada, kadın girişimcilerin ticari ve üretim faaliyetlerini sürdürebilmeleri için öncelikli ihtiyaçlarının hibe, personel ve ekipman desteği olduğu kaydedilmiştir. Bakanlığımız, deprem bölgesindeki kadınların hayatlarını yeniden inşa etmeleri, yıkımın olumsuz etkilerinden kurtulmaları, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmeleri için yeni hizmet birimleri kurarken, kadın girişimcileri de desteklemektedir. Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Malatya gibi depremden etkilenen illerde çadır ve konteyner kentlerde iş atölyeleri kurulmuştur. Ülke genelindeki kadın kooperatiflerinin de destek verdiği bu girişim, hem ekonomik hem de manevi destek sağlamıştır. Kadınlar, dikiş, nakış gibi faaliyetlere katılırken hem yeni beceriler kazanmakta hem de yaşadıkları travmayı atlatırken kendilerinin, hayatta kalanların ihtiyaçlarını karşılamaktadır.”

Kadınların iş gücüne katılımı

Güçlü işbirlikleriyle kadınların iş gücüne katılımını artırmak ve kadın girişimciliğini desteklemek için çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Bakan Göktaş, “Kadınların toplumda güçlü bireyler olarak var olabilmeleri ancak kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı bir iş ortamında mümkündür. Bu kapsamda kadınların ekonomik hayatın içinde daha fazla yer almalarını sağlamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Göktaş, “Finansal Okuryazarlık ve Kadının Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri” ile 2018’den bu yana 751 bin kadına destek olduklarını, kadınların ekonomik yardım, teşvik ve destek mekanizmalarına erişimini kolaylaştırdıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Kooperatifler Yoluyla Kadının Güçlendirilmesi Projesi ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımını teşvik ediyoruz. Bakanlıklarımızla birlikte yürüttüğümüz çalışmalarla 1008 yeni kadın kooperatifinin kurulmasını sağladık. Genç Kadınlar Geleceğini İnşa Ediyor Projesi ile ülkemizde eğitim almayan ve istihdam edilmeyen 18-29 yaş arası genç kadınların iş, staj ve eğitime erişimlerine destek sağlıyoruz. Mühendis olmak isteyen kız öğrencileri desteklemek ve mesleklerinde öne çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni yürütüyoruz. 18 Ocak’ta gerçekleştirdiğimiz ‘Kadın Girişimciliğinde Yeni Ufuklar’ toplantısında kadın girişimciliğinin mevcut durumunu, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini kapsamlı bir şekilde ele aldık. 30 Ocak 2024 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğiyle ‘Kadın Girişimcilerimizle Güçlü Yarınlara’ programını başlattık. Etkinlikte kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını güçlendirmeye yönelik iki önemli işbirliği protokolüne imza attık. Bu protokoller ile kadınların gelir getirici faaliyetlere katılımını kolaylaştırmayı ve istihdam olanaklarını artırarak kadınları güçlendirmeyi hedefliyoruz. Korunmaya muhtaç çocuklar, engelliler, yaşlılar ve şiddet mağduru kadınların psikososyal refahını desteklemek için de harekete geçtik. Çok yakında uygulamaya başlayacağımız ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımını artıracağız.”

Güçlü bir ekonomi olmanın ancak kadınları desteklemek ve kadın girişimcileri güçlendirmekle mümkün olduğuna vurgu yapan Göktaş, “Türkiye’nin ikinci yüzyılının kadın girişimcilerin üretimde, inovasyonda, kalkınmada ve sürdürülebilirlikte atılım yapacağı bir dönem olacağına inancımız tamdır. Kadınların çalışma hayatında hak ettikleri yeri almaları, iş gücüne aktif olarak katılmaları ve üretimin içinde yer almaları için elimizden geleni yapıyoruz. KAGİDER ve Hepsiburada’nın kadınları güçlendirerek geleceğimize katkı sağladığını açıkça görebiliyorum.” dedi.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Program, Politika ve Hükümetlerarası İlişkiler Direktörü Sarah Hendriks’in de konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, Women20 W20/G20’nin Kurucusu ve AW20’nin Kurucu Ortağı Elvira Marasco’nun moderatörlüğünde KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Hepsiburada Kurumsal İlişkiler, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Direktörü Cem Tanır, Birleşmiş Milletler Kadın Türkiye Direktörü Asya Varbanova ve Türkiye Hayırseverlik Fonu (TPF) İcra Direktörü Şenay Ataselim Yılmaz’ın katıldığı panel düzenlendi.

Toplantıya, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, KEFEK Başkanvekilleri AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ile Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-girisimcilerin-guclendirilmesi-turkiyenin-ekonomik-atilimini-saglayacak/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda konuştu: (3) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17249 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda yaptığı konuşmada, inançları gereği cennetin anaların ayakları altına serildiğini belirtti.

Millet olarak tarihlerinin kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örüldüğünü söyleyen Erdoğan, “Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz?” diye konuştu.

Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk.”

“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihi nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

“Bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini gördük”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık.” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak, Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

Oya işlemeli yazma hediye edildi

Programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum birer konuşma yaptı.

Törende, “Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” başlıklı bir gösteri sahnelendi. Gösteri sonunda bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a elindeki minyatürü hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Erdoğan’a Türkiye’deki kadınları temsilen ve 81 ilden kadınlar tarafından işlenen oya işlemeli yazmayı hediye olarak takdim etti.

Erdoğan, 12 kadına ödül takdim etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk kadın generali olan Tuğgeneral Özlem Yılmaz, Kahramanmaraş depreminde eşi ile iki çocuğunu kaybeden ve iki erkek kardeşe korucuyu aile olan Aliye Üzüm, “From Your Eyes” isimli yapay zeka uygulamasını geliştiren görme engelli Zülal Tannur, Türkiye’nin uzay misyonu doğrultusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Didem Balkanlı, FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Ankara’da şehit olan ikiz polisler Ahmet ve Mehmet Oruç’un annesi Senem Oruç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruma altında yetişen ve Nice Sophia Antipholis Üniversitesi Nice Konservatuarında sınıf atlayarak lisans flüt-profesyonel müzik yorumlaması dalından 3 yılda mezun olan Merve Başoğlu’na ödül verdi.

Erdoğan, daha sonra Ankara’da 2022’de Kurban Bayramı’nda esnaf babasına yardım ederken kolunu kıyma çekme makinesine kaptıran ve sağ eli bileğinden ampute edilen Rabia Birsen Göğercin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Gaziantep’te hastanedeki hasta bebekleri kurtaran hemşire Şeyma Alakuş, Gazze’den gelen, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı Program Koordinatörlüğü görevi yürüten Nihad Abunasser ve 9 yaşında geçirdiği trafik kazası sonrasında omurilik felci olan paralimpik atlet Hamide Doğangün’e ödüllerini takdim etti.

Törende ayrıca, “Vefa Ödülleri” kapsamında merhum yazar ve mütefekkir Alev Alatlı için Funda Firuz Aktan’a, 60 yılı aşkın süre boyunca Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’nde gönüllü görev yapan Oya Kayacık için ise Belkıs Kayacık Metin’e ödülleri Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül takdimi sırasında paralimpik atlet Hamide Doğangün’ün oğluna harçlık verdi.

Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ödüle layık görülen 12 kadın ve protokol üyeleri aile fotoğrafı çektirdi.

Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Davut Gül, eski başbakanlardan Tansu Çiller ve kadınlar katıldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadın girişimcileri destekleyecek yeni bir proje başlattıklarını açıkladı https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimcileri-destekleyecek-yeni-bir-proje-baslattiklarini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimcileri-destekleyecek-yeni-bir-proje-baslattiklarini-acikladi/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17247 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK ile iki işbirliği protokolü imzaladıklarını belirterek, “Bugün bu protokoller kapsamında yeni bir proje başlattığımızın da müjdesini sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız.” dedi.

Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda yaptığı konuşmada, kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.

Programda açıklanan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Göktaş, Anadolu’nun, cesur ve arif, devletinin bekasını kendisinden, evladından aziz bilen, cesaretiyle, fedakarlığıyla kadim medeniyeti ilmek ilmek oya gibi işleyen kadınların yurdu ve toprağı olduğunu söyledi.

Göktaş, kadın olmayı “farklı kültürleri, sesleri ve renkleri birleştirerek bir olmak, beraber olmak, bilgisi, emeği, alın teriyle ülkenin güzel yarınlarına umut olmak, her türlü eşitsizlik karşısında adalet ve hakikat yolunda öncü olmak” şeklinde tanımlayarak, şöyle devam etti:

“Bu toprakların kadını olmak fedakarca vatanını savunmak, değerlerini korumaktır. Nene Hatun, Onbaşı Nezahat, Aybüke öğretmen olmaktır. Safiye Ali, Alev Alatlı olmaktır. Bugün bu salonda, sporcudan sanatçıya, sağlıkçıdan generale, iş kadınından ev hanımına kadar ülkemizin her rengini yansıtan kadınlar var. Bizim için her kadın kıymetli, her kadın değerli. Biz her biriyle gurur duyuyoruz.”

“Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak”

Bakan Göktaş, hikayeleriyle herkese örnek ve öncü olan bu kadınların, yola çıkmakta tereddüt eden birçok kadına ilham ve cesaret verdiğini kaydederek, “El birliğiyle Türkiye’nin her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sağlayacağız. Gönül birliğiyle evlatlarımıza güzel yarınlar bırakacağız. Bunu bizler yapacağız, el ele yapacağız, hep birlikte yapacağız. Bu ülkenin kadınları yapacak. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak.” şeklinde konuştu.

Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye anlayışıyla, büyük Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla yürüdüklerini dile getiren Göktaş, “Bugün zatıalinizin (Cumhurbaşkanı Erdoğan) liderliğinde, devrim niteliğinde sosyal politikaları ve uygulamaları hayata geçirmiş bir Türkiye var. Bugün, hayatın her alanında eşit fırsatlara ve eşit imkanlara sahip olan kadınlarıyla güçlü bir Türkiye var. Kadınlar, siyasi, sosyal ve hukuki haklarda önemli kazanımlar elde etmiştir.” ifadelerini kullandı.

Göktaş, kadının katılımını hayatın her alanında güçlendirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm bu kazanımları eşit bir şekilde istisnasız tüm kadınlar için ulaşılabilir kılmak sizin eserinizdir. Nobel Ödülü alan kadının da Belçika’da değerlerini savunduğu için partisinden ihraç edilen milletvekilinin de yanında siz oldunuz. Uluslararası müsabakalarda ay yıldızımızı temsil eden sporcu kızlarımıza da şehit annelerine de Diyarbakır annelerine de siz destek oldunuz. Bugün bu ülkenin başörtülü bir doktoru, bir hakimi, bir profesörü, bir pilotu, bir milletvekili, bir bakanı varsa bu sizin sayenizdedir. Sizin öncülüğünüzde ‘Daha adil bir dünya mümkün.’ diyerek Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşayan kadınların yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. 8 Mart’ın, Filistin başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde insanüstü bir güçle mücadele eden kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum.”

“Teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız”

Türkiye’nin geleceğini inşa eden, kadınların haklarını koruyan ve refahını artıran bir anlayışla çalışmaları sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile kadınların gücüne güç katmaya devam edeceklerini söyledi.

Göktaş, bu strateji belgesini kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğinde, temsil gücü yüksek bir katılımla hazırladıklarını aktardı.

Eylem planını eğitim, sağlık, ekonomi, liderlik ve karar alma mekanizmalarına katılım, çevre ve iklim değişikliği olmak üzere 5 ana eksende belirlediklerini kaydeden Göktaş, “Planımız 5 temel politika, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşuyor. Bu kapsamda, kadınların eğitimin tüm kademelerine tam erişimini ve etkin katılımını hedefliyoruz. Kadınlara, tüm yaş gruplarını ve ihtiyaçlarını gözeten, kapsamlı ve bütüncül sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan kadının değişen iş gücüne tam, eşit ve etkin katılımıyla ekonomik yönden güçlenmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu.

Göktaş, siyaset, liderlik ve karar alma mekanizmalarında kadınların temsil ve etkinliklerini artırmayı amaçladıklarını anlattı.

Bunun yanı sıra çevre ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı mücadelede kadının etkin katılımını hedeflediklerini aktaran Göktaş, kadını metalaştıran, araçsallaştıran ve sömüren ideolojilerin etkisinden kurtarmak istediklerini dile getirdi.

Kadınların, ekonomik ve sosyal hayatta etkin roller üstlenmelerinin yalnızca bireysel bir kazanım olmadığını vurgulayan Göktaş, aynı zamanda toplumsal ve sosyal gelişimi sağlayan, kalkınma hızını destekleyen temel bir değer olduğunu aktardı.

Göktaş, belirledikleri hedefler çerçevesinde tüm kurumların eylem planını büyük bir titizlikle uygulayacağına yürekten inandıklarını kaydederek, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’mız ülkemiz için, milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun.” dedi.

“Kadınların iş gücüne katılım oranı 2023 yılında yüzde 36’ya ulaştı”

Son 22 yılda kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Göktaş, 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranının 2023’te yüzde 36’ya ulaştığını anlattı.

Göktaş, 12. Kalkınma Planı’nda kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirlediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltmeyi hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmek adına geçtiğimiz ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve TÜBİTAK ile iki işbirliği protokolü imzalamıştık. Bugün bu protokoller kapsamında yeni bir proje başlattığımızın da müjdesini sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız. Diğer yandan, yine bu protokol kapsamında, kadın ve aile odaklı bilimsel çalışmaları desteklemek üzere TÜBİTAK ile araştırma projeleri çağrısına yakında çıkacağız, şimdiden ülkemize hayırlı uğurlu olsun.”

Kadınların, hayatın her alanına aktif katılımı için yürütülen çalışmaların, büyük başarılara imza atmalarıyla meyvelerini verdiğini belirten Göktaş, bu sonuçların kadınlar için her zaman daha iyisini yapmak adına motivasyonu ve heyecanı arttırdığını ifade etti.

Göktaş, “Konuşan Oyalar” sergisiyle, 81 ilin rengini, desenini, kültürel değerlerini geleceğe aktaran tasarımcı-yazar Gönül Paksoy’a, kadınlara her daim güvendiği ve destek olduğu için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimcileri-destekleyecek-yeni-bir-proje-baslattiklarini-acikladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17238 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarının hedef alındığını belirterek, “Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık. Hem belediye başkanlığımız hem de 21 yıllık iktidarlarımız dönemlerimizde bu tavrımızın aksine tek bir örnek gösterilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” programında konuştu. Konuşmasına dünyanın tüm emekçi, mazlum, mağdur kadınlarını selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan tüm yiğit kadınlarımızı rahmetle yad ediyorum. 81 vilayetimizin tamamında, 922 ilçemizin her birinde anne olarak, eş olarak, kardeş olarak, evlat olarak hayatımıza anlam katan kadınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Vatan, millete, ümmete ve tüm insanlara hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan eli öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi iletiyorum. Şehitlerimizin her biri birer metanet abidesi olan anne babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar diliyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum” dedi.

Vatandaşların 22 gün sonra sandıklara giderek yerel yöneticileri belirleyeceklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklediğini, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürüdüğünü kaydeden Erdoğan, “Seçimlere hazırlanan tüm kadın adayları selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılarını diliyorum. Tabi burada bir hususu vurgulamak istiyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegane husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımız, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır. Yine 8 Mart’ı aracı kılarak devletimizin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçiriyor, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit edersek onu gidermeye çalışıyoruz. Kendimizi bugüne kadar asla sloganlara hapsetmedik. Kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülkemiz, milletimiz ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinde koştuk. Bu anlayışla kadınlarla buluşmalarımızda şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, strateji belgeleri açıkladık” dedi.

Kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkanlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, destek mekanizmalarıyla, reform paketleriyle, yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini kaydetti.

“Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz”

Bunun en son örneğinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın genel çerçevesini paylaştığı Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan strateji belgemiz 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanımızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum. Cumhuriyetimizin ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açmış bulunuyoruz. Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim. Bizim inancımızda ve kültürümüzde aile, toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hz. Adem ve Hz. Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hz. Adem ve Hz. Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır” diye konuştu.

“Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı güçlü kadındır”

Ailenin bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki, aile ne kadar güçlüyse, bireyler de o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise güçlü kadındır. Hal böyleyken aileyle kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadınla aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil, tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri var olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların modernleşme ve batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı adeta savaş ilan ettiklerini ifade etti.

“Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlar, Filistin’de katledilen32 bini aşkın masum için seslerini yükseltti mi hiç?”

Bozuk bakış açısının bakanlığın adında yer alan aile kavramından bile rahatsız olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız kadın haklarını savunuyoruz derler fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasp edilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan cinsiyetsizleştirme politikalarına karşı tek bir cümle kurmazlar. Aynı şekilde kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar, ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar. Esasında bahsettiğim ikircikli tablo, sadece ülkemiz için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerlidir. Soruyorum sizlere dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiğini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak, hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli-açık destek dışında bir beyan işittiniz mi? Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların bu katliamları görmezden gelen tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir. Türkiye olarak biz diplomatik girişimlerimizle, yardımlarımızla, kamuoyu oluşturma çabalarımızla kendi duruşumuzu sergiliyor, mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Çünkü biz onlar gibi riyakar değiliz. Hiçbir zaman da olmayacağız” dedi.

“Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk”

“Bizim inancımız, cenneti anaların ayakları altına sermiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak tarihimiz kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örülmüştür. Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz. Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz. 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınlarımızın cesaretlerini biz nasıl görmezden gelebiliriz. Son 21 yılda yazdığımız başarı destanında ülkemiz kadınların emeğini alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz. Şayet ekonomiden eğitime güvenlikten tarıma demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa bunda en az erkeklerin kadar kadınların da katkısı ve emeği vardır. Önümüze çıkartılan engellerin hayatımıza kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep siz kadınların desteğiyle geldik. Yürek yüreğe omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı. Kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak, yani mücadeleyle elde ettiniz. Ne olursa olsun yılmadınız, geri adım atmadınız, böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata, farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk. Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yaptığımızı en iyi sizler biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı”

Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞÖNİM, kadın konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha pek çok alanda tarihi nitelikli adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı. Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle kadın girişimcilerin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halkbank aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik” diye konuştu.

“Siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık”

Bu süreçte bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırı ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, “Attığımız her adım itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık. Hem belediye başkanlığımız hem de 21 yıllık iktidarlarımız dönemlerimizde bu tavrımızın aksine tek bir örnek gösterilemez. Bugün de aynı çevrelerin laf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. ‘Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak’ diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar, ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırılarda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz. Kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inanıyorum. 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizde kadınlardan yine güçlü destek beklediğimizi ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-siyasi-hayatimizin-hicbir-safhasinda-kimsenin-hayat-tarzina-karismadik/feed/ 0
Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar/#respond Sat, 09 Mar 2024 01:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17201 “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” programında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” isimli program düzenlendi. Haliç Kongre Merkezi’nde saat 14.00’te başlayan programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra çok sayıda kadın katıldı. Burada konuşan Bakan Göktaş, son 22 yılda kadınlar için yapılan çalışmalardan ve gelecek projelerden bahsederek, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti. Kadınların işgücüne aktif katılımının ülke ekonomisine sağlayacağı katkının önemine dikkat çeken Göktaş, Türkiye Yüzyılı’nın kadınların yüzyılı olacağı vurgusunu yaptı.

“Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak”

Konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek başlayan Bakan Göktaş, “Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Bugün, hayatın her alanında eşit fırsatlara ve eşit imkanlara sahip olan kadınlarıyla güçlü bir Türkiye var. Kadınlar, siyasi, sosyal ve hukuki haklarda önemli kazanımlar elde etmiştir. Kadın katılımını hayatın her alanında güçlendirdik. Tüm bu kazanımları eşit bir şekilde istisnasız tüm kadınlar için ulaşılabilir kılmak sizin eserinizdir. Nobel ödülü alan kadının da, Belçika’da değerlerini savunduğu için partisinden ihraç edilen milletvekilinin de yanında siz oldunuz. Uluslararası müsabakalarda ay yıldızımızı temsil eden sporcu kızlarımıza da, şehit annelerine de, Diyarbakır annelerine de siz destek oldunuz. Bugün bu ülkenin başörtülü bir doktoru, bir hakimi, bir profesörü, bir pilotu, bir milletvekili, bir bakanı varsa bu sizin sayenizdedir. Sizin öncülüğünüzde ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diyerek Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşayan kadınların yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. 8 Mart’ın Filistin başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde insanüstü bir güçle mücadele eden kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum” dedi.

“2028 sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltilmeyi hedefliyoruz”

Bakan Göktaş, son 22 yılda yapılan çalışmalar ve gerçekleştirilecek yeni projelerden bahsetti. Göktaş, “2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile kadınların gücüne güç katmaya devam edeceğiz. Bu strateji belgesini kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliğinde temsil gücü yüksek bir katılımla hazırladık. Eylem Planımızı Eğitim, Sağlık, Ekonomi, Liderlik ve Karar Alma Mekanizmalarına Katılım, Çevre ve İklim Değişikliği olmak üzere 5 ana eksende belirledik. Planımız da 5 temel politika, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşuyor. Bu kapsamda kadınların eğitimin tüm kademelerine tam erişimini ve etkin katılımını hedefliyoruz. Kadınlara tüm yaş gruplarını ve ihtiyaçlarını gözeten, kapsamlı ve bütüncül sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan kadının değişen işgücüne tam, eşit ve etkin katılımıyla ekonomik yönden güçlenmelerini hedefliyoruz. Siyaset, liderlik ve karar alma mekanizmalarında kadınların temsil ve etkinliklerini artırmayı amaçlıyoruz. Kadını metalaştıran, araçsallaştıran ve sömüren ideolojilerin etkisinden kurtarmak istiyoruz. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta etkin roller üstlenmeleri yalnızca bireysel bir kazanım değildir. Bu aynı zamanda toplumsal ve sosyal gelişimi sağlayan, kalkınma hızını destekleyen temel bir değerdir. Son 22 yılda kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranı 2023 yılında yüzde 36’ya ulaştı. 12. Kalkınma Planımızda kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirledik. 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltilmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Bakan Göktaş yeni bir projenin müjdesini verdi

Bakan Göktaş konuşmasını, “Bu hedefi gerçekleştirmek adına geçtiğimiz ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve TÜBİTAK ile iki iş birliği protokolü imzalamıştık. Bugün bu protokoller kapsamında yeni bir proje başlattığımızın da müjdesini sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız. Diğer yandan, yine bu protokol kapsamında kadın ve aile odaklı bilimsel çalışmaları desteklemek üzere TÜBİTAK ile birlikte ortak araştırma projeleri çağrısına yakında çıkacağız” ifadeleriyle sonlandırdı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Türkiye’de Cezaevlerinin Yüzde 30’u Zehir Tacirleriyle Dolu https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-turkiyede-cezaevlerinin-yuzde-30u-zehir-tacirleriyle-dolu/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-turkiyede-cezaevlerinin-yuzde-30u-zehir-tacirleriyle-dolu/#respond Fri, 08 Mar 2024 03:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16830 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uyuşturucuyla mücadele kapsamında zehir tacirlerine göz açtırmadıklarını belirterek, “Onları bir bir, ister örgütlü olsun isterse sokak satıcısı, alıyoruz götürüp cezaevine bırakıyoruz. Türkiye’de şu anda cezaevlerinde 309 bin kişi var. Bunların yaklaşık yüzde 30’u bu zehir tacirleri.” dedi.

Yerlikaya, Konya’nın Doğanhisar ilçesinde MHP Seçim Koordinasyon Merkezi’nde, 31 Mart seçimlerinde Konya’dan yine rekorların geleceğine inandığını söyledi.

Cumhur İttifakı’nın MHP’li belediye başkan adayı Savaş Özdemir’in gecesini gündüze katarak çalışacağından emin olduğunu aktaran Yerlikaya, yerel yönetimde birliktelikle her geçen yıl daha güzel hizmetlerin kazandırılacağını dile getirdi.

Yerlikaya, günlerin çok hızlı geçtiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bizim bir ittifakımız var, Cumhur İttifakı. Liderlerimiz, ‘Bizim ittifakımız asla hesabi olan bir birliktelik değil.’ diyor. ‘Bizim ittifakımız hasbidir. Cumhurun gönlünde ne varsa bizim ittifakımız da odur.’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Cumhur İttifakı’mız, Sayın Devlet Bahçeli ve bütün parlamentodaki o büyük güç, sayenizde 14 ve 28 Mayıs’ta tecelli etti. Artık her gün bir önceki günden büyük bir coşku, aşkla 31 Mart akşamını bütün belediyelerde inşallah Cumhur İttifakı adaylarıyla taçlandırmak için canla başla çalışıyoruz.”

Bakanlık görevinin kendisine tevdi edilmesiyle, bu emaneti en güzel şekilde taşıyabilmenin gayretini gösterdiklerini vurgulayan Yerlikaya, “Kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, yani 600 bin İçişleri ailemizle Türkiye’nin huzuru ve güvenliği için kara ve deniz vatanda gece gündüz demeden, durmadan, ışığı sönmeden çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz Allah’ın izniyle. Başta hain terör örgütü PKK, FETÖ, DHKP-C, MLKB aklınıza ne gelirse, alfabede hangi harf varsa, terör örgütlerinin tamamının nefesini kesip etkisiz hale getirmek, yakaladığımızda adalete teslim etmekte kararlıyız Allah’ın izniyle.” ifadelerini kullandı.

“PKK’nın sonunu getirdik”

Ardından Ilgın’da düzenlenen İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Temel Atma Töreni’ne katılan Yerlikaya, millete hizmet etme heyecanıyla çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’nin huzuru için kararlılıkla çalıştıklarına dikkati çeken Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Hain bölücü terör örgütü PKK’nın sonunu getirdik. Onları ülke içinde veya sınırlarımızın ötesinde nerede olursa olsun inlerinde bulup etkisiz hale getirme kararındayız. Sizden almış olduğumuz güç ve destekle bunu yapıyoruz. Tüm terör örgütlerinin hepsiyle aynı inanç, azim ve kararlıkla mücadele etmekte kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın şehir eşkıyaları dediği ve bizim de suç işlemekte sözüm ona kibirlenenler dediklerimiz, aziz milletimize şekil yaptığını düşünenler var ya, ne yapıyoruz onlara? Şafakta da olsa, akşam da olsa, gece de olsa onları sizden almış olduğumuz güçle, destekle yakalarından tutuyoruz, kolluk gücümüzle beraber adalete teslim ediyoruz. Sizin desteğiniz, duanız kolluk güçlerimiz üzerinde olduğu müddetçe Allah’ın izniyle kökünü kazıyacağız.”

“Türkiye’de cezaevlerinde 309 bin kişi var”

Yerlikaya, zehir tacirlerine de savaş ilan ettiklerini belirterek, “Yani onlarla hukukla mücadele ediyoruz. Çünkü hukukumuz güçlü. Biz hukuk devletiyiz. Onların da haklarından geliyoruz Allah’ın izniyle. Onları bir bir, ister örgütlü olsun isterse sokak satıcısı, alıyoruz götürüp cezaevine bırakıyoruz. Türkiye’de şu anda cezaevlerinde 309 bin kişi var. Bunların yaklaşık yüzde 30’u bu zehir tacirleri. Tüm suç türlerinde önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda aydınlatmak, yakalamak ve adalete teslim etmek için canla başla çalışıyoruz.” diye konuştu.

Daha sonra Yerlikaya, memleketi Kadınhanı ilçesinde Belediye ve Kaymakamlığı ziyaret etti.

Vatandaşlarla sohbet eden Yerlikaya, Kadınhanı Kentsel Dönüşüm Alanı Temel Atma Töreni’nde, memleketinde bulunmaktan dolayı duygulu olduğunu söyledi.

İlçede yatırımı devam eden hizmetlerin takipçisi olacağını kaydeden Yerlikaya, seçimde en yüksek oyun memleketinden çıkmasını istedi.

Konuşmanın ardından Bakan Yerlikaya ve protokol üyeleri, butona basarak kentsel dönüşüm alanındaki çalışmayı başlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-turkiyede-cezaevlerinin-yuzde-30u-zehir-tacirleriyle-dolu/feed/ 0
GAGİAD, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için mesaj yayımladı https://www.haber60.com.tr/gagiad-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-icin-mesaj-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/gagiad-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-icin-mesaj-yayimladi/#respond Thu, 07 Mar 2024 08:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16514 Gaziantep Genç İş İnsanları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yiğitcan Konukoğlu ve Kadınlar Kurulu Başkanı Deniz Yüksel Konukoğlu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle mesaj yayımladı.

GAGİAD’ın kuruluşundan bu yana kadınların, bilgi, birikim ve tecrübelerinin katkısının büyük olduğunun, bu yönüyle Türkiye de ilk olarak dernek yönetiminde kadınların her zaman aktif rol aldığının altını çizen GAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yiğitcan Konukoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, “Tarihin her döneminde kadınlar toplumumuzda önemli bir yer tutmuş, zor zamanlarda cesaretleri ve fedakarlıklarıyla ülkemizi aydınlığa taşımışlardır. Bu topraklarda işgal yıllarında kadın-erkek ayrımı olmaksızın yapabileceği görevler bilincinde tüm halk omuz omuza mücadele etmiş, kurtuluş savaşında tarihin yönünü değiştiren kahramanlıklara birlikte imza atmışlardır. Bugün ise kadınlar, hayatın her alanına varlıklarıyla değer katıyor, dokundukları her işte toplumun gelişimine katkı sağlıyorlar. Eşit fırsatlar sağlandığında iş hayatından eğitime, siyasetten sanata kadar her alanda kadınlarımızın başarılarını hepimiz görüyor, takdir ediyoruz. Bu nedenle ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasının yolunun toplumda kadının hayata güçlü şekilde katılmasından, eşit fırsatlara erişim konusunda desteklenmesinden geçtiğine inanıyorum. Kadın erkek ayrımı olmadan toplumdaki bu ilişkiyi güçlendirmek ve anlayışı sağlamak için çaba göstermek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Toplumumuzun gerçek potansiyelini ancak kadını ve erkeğiyle hayatın her alanında değer üreten, iş hayatına güçlü şekilde katılan bireylerle ortaya çıkarabiliriz. Bugün 30 yılı aşkın bir tarihe sahip olan GAGİAD, kuruluşundan bugünlere daima kadınlarla omuz omuza yürüyerek gelmiş, buradan aldığı güçle de kadınlarımızı her alanda desteklemek, kadınların iş hayatına katılımını sağlamak için çalışmalar yapmış, projeler üretmiştir. Şimdi de, İkiz dönüşümle değişen işgücü piyasasına kadınların tam, eşit, güvenceli ve etkin katılımlarının sağlanması, bu kapsamda ortaya çıkacak yeni beceri ve yeteneklerin kadınlara kazandırılmasına yönelik programlar geliştirmek için gayret gösteriyoruz. 12’nci Kalkınma Planı’nda 2028’e kadar ülkemizde kadının iş gücüne katılım oranının yüzde 40’a çıkartılması hedefi için kararlılıkla çalışmaya, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. Hayatın her alanında varlıklarıyla bize güç veren, emekleriyle ülkemizin aydınlık geleceğini inşa eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” dedi.

İş dünyasının kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme için kadın bakış açısına ihtiyacı olduğunu belirten GAGİAD Kadınlar Kurulu Başkanı Deniz Yüksel Konukoğlu ise, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla şu görüşleri paylaştı:

“GAGİAD olarak, ülkemizde Genç İş Adamları Dernekleri (GİAD’lar) arasında Kadınlar Kurulu kuran ilk yapı olmaktan ve kadınların iş gücüne etkin katılımını teşvik eden öncü işlere imza atmaktan gurur duyuyoruz. Kadınlar Kurulumuz olarak, Gaziantep’te ekonomi başta olmak üzere kültür, sanat, sağlık, eğitim alanlarında kadının gücünü ve rolünü en iyi şekilde ortaya çıkartacak çalışmalar yürütüyoruz. Bu örnek çalışmalar, sadece GAGİAD kadınlarının değil, şehrimizde, bölgemizde ve ülkemizdeki tüm kadınların toplumdaki önemli katkılarını simgeliyor, iş dünyasında kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınlara ilham ve cesaret vermeyi hedefliyor. Yürüttüğümüz çalışmalarda bir kez daha görüyoruz ki daha adil, ve sürdürülebilir bir dünya ve ekonomi için iş dünyasının mutlaka kadın bakış açısına, kadının liderliğine ihtiyacı var. Yalnızca bir kadına bile destek olup onu üretime kattığınızda, çevresini de dönüştürdüğünü, sadece ekonomik anlamda değil toplumsal anlamda da ülkemize katkı sağladığını görüyoruz. Eşit imkanlara kavuşan her kadın, ikinci yüzyılında sağlam adımlarla yürüyen Cumhuriyetimizin güvencesi ve destekçisidir. Kadın Erkek ayrımı olmaksızın, bir arada anlayışlı, empati yaparak, dayanışma içerisinde yaşayabilmek için mücadele ediyoruz. Bu anlamda ilişkilerin güçlendiği, hakların korunduğu bir dünyayı mümkün kılmak için iş birliği içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu özel gün vesilesiyle, tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir gelecek diliyorum” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gagiad-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-icin-mesaj-yayimladi/feed/ 0
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Gençlerin Mücadeledeki Önemini Vurguladı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-fatma-betul-sayan-kaya-genclerin-mucadeledeki-onemini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-fatma-betul-sayan-kaya-genclerin-mucadeledeki-onemini-vurguladi/#respond Wed, 06 Mar 2024 02:09:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15884 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, “20 yıldır verdiğimiz mücadelede yanımızda her zaman gençliğimiz oldu. En büyük güç ve moral kaynağımız gençlerimiz oldu.” dedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Akademi Üniversite Teknoloji Takımları Destekleme Programı (TEKNODEST) kapsamında elektrikli araçlar, 3D yazıcılar, insansız hava aracı, otonom araçlar ve robotik çalışmalar yürüten 62 takımdan oluşan 700 öğrenci, tasarladıkları ürünleri Kocaeli Kongre Merkezi’nde sergiledi.

Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulan öğrenci takımları ile ulusal ve uluslararası yarışmalara katılan lise ve ortaokul öğrenci takımlarının çalışmalarını inceleyen Kaya, gençlerin, Türkiye’nin geleceği, aydınlık yarınların teminatı olduğunu söyledi.

Başörtüsü nedeniyle yaşadığı sıkıntılara değinen Kaya, verdiği mücadeleyi anlatarak gençlere tavsiyelerde bulundu.

Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin güçlü olması için mücadele verdiklerini vurgulayarak, “Her zaman sizin yanınızda, gençlerin ve kadınların önünü açmak için gecesini gündüzüne katan bir liderimiz, bir Cumhurbaşkanımız var.” dedi.

TEKNOFEST’in öneminden bahseden Kaya, gençlerin teknoloji alanında ülkesini dünyada birinci sıraya yükselteceğini, buna inandıklarını kaydetti.

Gençlerin Cumhuriyet tarihi boyunca demokrasinin, kalkınmanın, istiklal ve istikbalin yanında yer aldığına işaret eden Kaya, “20 yıldır verdiğimiz mücadelede yanımızda her zaman gençliğimiz oldu. En büyük güç ve moral kaynağımız gençlerimiz oldu. Sadece 15 Temmuz gecesi gençliğin yazdığı destan bile başlı başına bir efsane. O gece, o karanlık gecede gençlerimiz vatanını, milletini, istiklalini savunmak üzere en önde yer almıştı. Bu bir başarı hikayesi, şimdi bu gençliğimizi TEKNODEST Kocaeli’de görüyorum.” diye konuştu.

Kaya, Türkiye’nin kendi teknolojilerini geliştirmek, kendi savunma sanayisi ürünlerini tasarlayıp üretmek için yola çıktığında gençlere güvendiğini anlatarak, savunma sanayisinde hayata geçirilen projelerden bahsetti.

Türkiye Yüzyılı’na gençlerle ilerleyeceklerini dile getiren Kaya, “İnşallah sizler de bizim 2053, 2071 vizyonunu taşıyarak bu ülkeyi çok daha ileriye taşıyacaksınız. Her birinizi, ülkemizin teknoloji elçileri olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gençlere tavsiyelerde bulunan Kaya, “Cumhurbaşkanımızla birlikte biz de onun yol arkadaşları olarak bu ülkenin, dünyada en güçlü ülkeler sıralamasında ilk 10’da yer alacağına inanıyoruz. Bunu sizlerle başaracağımıza inanıyoruz, bunu teknolojiyle başaracağımıza inanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın son parçasını taktığı, öğrenciler tarafından geliştirilen rover uzay keşif aracı hareket ettirildi.

Programa, AK Parti Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu, Veysal Tipioğlu ve Sadettin Hülagü, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Zafer Cantürk, AK Parti MKYK Üyesi İlyas Şeker, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Murat Nuri Demirbaş ve öğrenciler katıldı.

“Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya, ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Gebze Sporcu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen Anne Şehir Kadın Festivali’ne katıldı.

Kaya, marifetli eller atölyesi, çocuk oyun alanı, kutsal emanetler sergisi ve geri dönüşüm atölyesini ziyaret ederek, burada eğitim alan kadınlarla görüştü, fotoğraf çekildi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları’nın önemine değinen Kaya, kadınların bu kurslarda meslek edindiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda yaptığı çalışmalardan bahseden Kaya, sosyal belediyeciliğin önemini vurguladı.

“Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye.” diyen Kaya, kadınlar güçlü olduğunda, ailelerin, Türkiye’nin, çok daha güçlü olacağına inandıklarını kaydetti.

Kaya, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik yapacağı çalışmaların kıymetli olduğunu dile getirerek, güçlü kadınların, ülkeye çok iyi yetişen evlatlar kazandıracağını ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-fatma-betul-sayan-kaya-genclerin-mucadeledeki-onemini-vurguladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Adana mitinginde konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/#respond Sun, 25 Feb 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12118 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor.” dedi.

Erdoğan, partisinin İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitinginde, Türkiye’yi yuva, vatan ve uğruna şehadeti göze aldıkları biricik sevda olarak gördüklerini ifade ederek, ülkeyi taşıyla, toprağıyla, zorluk ve güzellikleriyle sevdiklerini söyledi.

İstiklal Marşı’nın “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İşte mesele bu. Biz de cennet vatanımız, aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Vesayet güçlerinden, envaiçeşit terör örgütüne kadar Türkiye karşıtlarının tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken, biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferin’ almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizin, krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyor.”

“Diktiğimiz fidanların meyvelerini topluyoruz”

Dış politikada Türkiye’nin artan itibarının gerisinde güçlü bir savunma sanayisi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik.”

Erdoğan, savunma sanayinde “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden olmadıklarını, kolay yerine zor ama Türkiye açısından en hayırlı olanı seçtiklerini belirterek, şunları dile getirdi:

“Tabanca, tüfek dahil güvenlik güçlerimizin kullandığı silahları kendimiz üretmeye başladık. İnsansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005’lerde, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların, Allah’a binlerce kez hamdolsun, meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Kendi tasarımımız, milli denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde milli muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Bu gurur 85 milyon olarak hepimizindir. Milletçe inandık, çalıştık, yılmadık ve hamdolsun başardık.”

“Muhalefetin örnek gösterdiği ülkelerde KAAN konuşuluyor”

Savunma sanayi alanındaki başarıların başlangıç olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Gelecek yıllarda yapılanların çok daha fazlasını, daha modernini, daha gelişmişini, daha güçlüsünü, daha ilerisini yapacağız.” dedi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının uçak gemisinin bir üst segmentini yapmak için çalışmalar yürüttüğünü bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz ‘yaparız’ dedik mi yaparız ve yapacağız. İçimizdeki müzmin muhalifler ve mankurtlar anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde son dört gündür KAAN konuşuluyor. Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Umutlarını Türkiye’ye bağlamış dostlarımız bizim bu başarılarımızla gurur duyarken, elbette rakiplerimiz de endişeye kapılıyor. Daha ne müjdeler vereceğiz inşallah. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor. “

“31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor”

Türkiye’nin başarılarının kendilerinin azmini artırırken, dost ve kardeş ülkelere de cesaret aşıladığını, özgüven kazandırdığını belirten Erdoğan, “İnşallah bu umutları boşa çıkarmayacağız. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Türkiye Yüzyılı şafağı sökerken ecdattan aldığımız emaneti hakkıyla bizden sonraki nesillere teslim etmenin kıvancını yaşayacağız.” dedi.

Adana’nın her dönemde yaptığı gibi Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de lokomotifliğini yükleneceğine işaret eden Erdoğan, “Tabii bunun için 31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor. Bugün burada sizden bunun sözünü almak istiyorum. Söz mü?” diye sordu. Alandakilerin “söz” demesi üzerine Erdoğan, “Benim bildiğim Adanalı delikanlıdır, sözünün eridir, verdiği sözde durur.” karşılığını verdi.

Erdoğan, Türkiye’ye ve şehirlere yeni vizyonlar, hedefler gösterirken, güçlü altyapıya güvendiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkesin kabul edeceğini söyledi.

Bu anlayışla Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptıklarını anımsatan Erdoğan, eğitimde 10 bin 809 yeni derslik inşa ettiklerini, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kurduklarını, gençlik ve sporda 7 bin 959 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun da aralarında olduğu 55 spor tesisini Adana’ya kazandırdıklarını kaydetti.

“Çukurova Havalimanını hizmete sunuyoruz”

Sosyal yardımlarda, Adanalı ihtiyaç sahibi vatandaşlara 20 milyar liralık kaynak aktardıklarını belirten Erdoğan, sağlıkta toplamda 4 bin 255 yataklı 25 hastane ile 71 sağlık tesisini Adanalıların hizmetine sunduklarını söyledi.

Erdoğan, Adana’yı 1640 yataklı şehir hastanesi ile buluşturduklarını hatırlatarak, Yüreğir’deki 100 yataklı devlet hastanesi ile iki sağlık tesisinin yapımının devam ettiğini aktardı.

TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“6 bin 226 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 8 bin 873 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Adana’daki 7 millet bahçesi projemizden üçünü tamamladık, üçünün yapımına, birinin projelendirme çalışmasına devam ediyoruz. Ulaştırmada 249 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 431 kilometreye çıkardık. Adana-Karataş yolunu, Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli yolunu, Ceyhan-Yumurtalık yolunu, İmamoğlu-Ayrım-Aladağ yolunu ve Kozan ayrımı Mansurlu yolunu bu yıl tamamlıyoruz. Şehirdeki tüm demir yollarıyla birlikte Adana-Mersin demir yolunu da yenileyip ilave hat yaptık, seyahat süresini yarıya indirdik. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mevcut havalimanımıza ilaveten Çukurova Uluslararası Havalimanı da bu yıl içinde tamamlayıp hizmete sunuyoruz.”

Doğu Akdeniz’in en büyük lojistik üssünü Adana’ya kurarak Türkiye’nin uluslararası taşımacılıktaki kilit rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizen Erdoğan, Adana’ya 11 baraj, 39 sulama tesisi, 10 arazi toplulaştırma projesi, 60 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 28 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını aktardı.

“Çok daha fazlasını yapacağız”

Adana’da toplam 15 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek 7 barajın inşasının devam ettiğini belirten Erdoğan, kentte 1,3 milyon dekar zirai araziyi sulamaya açarak, çiftçilere yıllık 9,5 milyar lira tutarında zirai gelir artışı sağladıklarını söyledi.

Erdoğan, inşaatı süren 12 sulama tesisiyle 535 bin dekar araziyi daha sulamaya açacaklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Adanalı çiftçilerimize 52 milyar liralık tarımsal hibe desteği ve yatırım yaptık. Sanayi ve teknolojide 2 yeni Organize Sanayi Bölgesi, 3 Endüstri Bölgesi, bir Teknokent, 12 araştırma geliştirme merkezi ve 8 tasarım merkezi kurduk. Tarım ve Orman Bakanlığımız eliyle Adana ve Karataş Organize Tarım Bölgelerini hayata geçirdik. Şimdi de şehrimize bir kimya organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalara başladık. İstihdamı desteklemek için Adana’daki işverenlere toplam 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide yaklaşık 224 bin abonesi olan şehrimize tüm ilçeleriyle birlikte doğal gaz arzını sağladık. İnşallah 31 Mart’ta Adana’yı Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturduğumuzda çok daha fazlasını yapacağız.”

Adana ile tüm Türkiye’ye kazandırdıkları bu eserler, hizmetler ve yatırımların kendilerinin referansı olduğunu belirten Erdoğan, “Sizlerin de desteğiyle inşallah Adana’yı yerel yönetimlerde de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı’mızın büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını ben, sizlere emanet ediyorum. Biliyorum ki sizler, bu adaylarımıza sahip çıkacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Mitingden notlar

Miting alanında, “Adana 5’ten büyüktür”, pankartı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğrafının bulunduğu afişin yanı sıra AK Parti ve Türkiye Yüzyılı amblemleri yer aldı. Alana, yarın doğum günü olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, annesi ile fotoğrafının bulunduğu ve üzerinde “Seni doğurana gurban oluruz, doğum günün kutlu olsun Reis” yazan afiş de asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve ilçe belediye başkan adaylarını alfabetik sıraya göre çağırarak tanıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Adana Valiliğini ziyaret ederek, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’den çalışmaları hakkında bilgi aldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayinde güçlü olmak bir beka meselesidir https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/#respond Sat, 24 Feb 2024 23:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11827 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “KAAN savaş uçağına, Anadolu gemisine, Akıncı’ya, Kızılelma’ya, ANKA’ya, Atak’a, fırtına obüslerine, Altay tankına, çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, “Türkiye ve Türk milleti olarak şayet bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak yapacağımız iş bellidir. Güçlü bir orduya, güçlü bir savunma sanayine sahip olacağız. Denizde sahip olacağız, havada sahip olacağız, karada sahip olacağız. Olduk mu? Olduk.” ifadelerini kullandı.

Başka ülkeler için bunların bir tercih olabileceğini ama Türkiye için her alanda güçlü olmanın bir mecburiyet olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Aksi takdirde bizi düşmanlarımıza karşı ne uluslararası hukuk koruyabilir, ne mensubu olduğumuz ittifaklar koruyabilir, ne de acizliği artık herkesin kabullendiği Birleşmiş Milletler (BM) koruyabilir. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabiliyetlerimizdir. Diğer türlü bize bu coğrafyada nefes bile aldırmazlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçeği yakın çevredeki örneklerle acı bir şekilde gördüklerini kaydederek, şunları kaydetti:

“Bosna’da 30 yıl önce yaşanan katliamları hepimiz hatırlıyoruz. Avrupa’nın ortasında Boşnak kardeşlerimiz açıkça soykırıma uğradı. Batılı devletlerin ve kurumların kılı dahi kıpırdamadı. Irak’ta 2 milyon kişi resmen katledildi. Kimse dönüp bakmadı. Azerbaycan toprakları ve onun bir parçası olan Karabağ yıllarca işgal altında kaldı. Hocalı başta olmak üzere pek çok katliam yapıldı, kimse harekete geçmedi. Suriye’de 1 milyon insan vahşice öldürüldü, 12 milyon insan göçe zorlandı. Zulmü durdurmak için kimse adım atmadı.”

“Kameralar önünde İsrail’i eleştiren Batılı güçler, ordusuna silah desteğini sürdürüyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana çoğu çocuk, kadın ve sivil 30 bin masum Filistinlinin şehit edildiğini, 70 binden fazla sivilin yaralandığını aktararak, şunları söyledi:

“Ne Batılı güçler ne de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba göstermedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. Öyle ki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapmıyor, yapamıyor. Kameralar önünde yasak savma kabilinden İsrail’i eleştiren Batılı güçler, işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Allah korusun, yarın bizim başımıza da bir felaket gelse karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır.”

Aslında bunun yaşandığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında, müttefik dediğimiz ülkeler topraklarımızda konuşlu hava savunma sistemlerini söküp götürdüler. Terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları, araç gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu? Biz tabancamızı yapmaya başladık ve onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. Dolayısıyla KAAN savaş uçağına, Anadolu gemisine, Akıncı’ya, Kızılelma’ya, ANKA’ya, Atak’a, fırtına obüslerine, Altay tankına -burada Sakarya’da- çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Biz bunları yaptık mı? Şimdi onlar bizden istiyor.”

“Geçtiğimiz yıl 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada 5. nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülke arasına girmemizin gururunu yaşayamayanlar, dönüp kalplerindeki ülke ve millet sevgisini bir sorgulasın. Şayet, bu savunma sanayi projelerini hayata geçirmemiş olsaydık, Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Son 21 yılda savunma sektörüne yaptıkları yatırımların karşılığını hem güvenlikte hem ihracatta almaya başladıklarını vurgulayan Erdoğan, kendileriyle beraber dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir ülke haline geldiklerini kaydetti.

Erdoğan, geçen yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladıklarına işaret ederek, Sakarya’nın diğer alanlarda olduğu gibi bu mücadelede de ülkenin önde gelen şehirleri arasındaki yerini aldığını belirtti.

Savunma sanayinde sürekli yükselttikleri hedefler doğrultusunda azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdürdüklerinin altını çizen Erdoğan, “Yeter ki şu dört ilkeye sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam edelim.” diyerek alandaki vatandaşlarla birlikte, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep beraber Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.

Erdoğan, “Bu irade 85 milyonuyla milletimizde yaşadıkça, Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın doğuşunun önünü kimsenin kesemeyecektir.” dedi.

Türkiye’nin bugün bölgesel ve küresel bir güç hedefine sahip olmasının gerisinde son 21 yılda ülkeye kazandırdıkları eser ve hizmet altyapısının bulunduğunu söyleyen Erdoğan, ülkenin her şehrinin, her karış toprağının bu yatırımlardan istifade ettiğini dile getirdi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/feed/ 0
ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 İncelemesi: Güçlü ve Taşınabilir Bir Cihaz https://www.haber60.com.tr/asus-zenbook-14-oled-ux3405-incelemesi-guclu-ve-tasinabilir-bir-cihaz/ https://www.haber60.com.tr/asus-zenbook-14-oled-ux3405-incelemesi-guclu-ve-tasinabilir-bir-cihaz/#respond Sat, 24 Feb 2024 03:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11605 Bugünkü videomuzda, güçlü ve taşınabilir bir cihaz arayan kullanıcılar için tasarlanmış olan, Intel Core Ultra 9 işlemcili ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 modelini inceledik. Ana teknik özelliklerini, performans potansiyelini ve diğer detaylarını sizlerle paylaştık. ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 inceleme sizlerle.

ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 inceleme

ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 satın almak için buraya tıklayın

Öne Çıkan Özellikler:

Güçlü İşlemci: 12. Gen Intel Core Ultra 9 185H işlemci, 16 çekirdek ve 22 iş parçacığı ile çoklu görev ve zorlu uygulamalar için olağanüstü performans sunuyor.

Göz Alıcı Ekran: 14 inç 3K OLED ekran, canlı renkler, derin siyahlar ve akıcı bir görüntüleme deneyimi için yüksek yenileme hızı ile olağanüstü görseller sağlıyor.

Geniş Bellek ve Depolama: 32 GB LPDDR5X RAM, akıcı çoklu görev deneyimi sunarken, 1 TB PCIe 4.0 SSD, uygulamalar ve dosyalar için geniş depolama alanı mevcut.

Hafif ve Taşınabilir: Yalnızca 1,20 kg ağırlığındaki Zenbook, hareket halindeyken çalışan kullanıcılar için ideal.

Kapsamlı Bağlantı Noktaları: Thunderbolt 4 bağlantı noktaları, harici ekranlar ve yüksek hızlı veri aktarımı için çok yönlü bağlantı seçenekleri sunuyor.

Meteor-Lake ailesinden olan 16 çekirdek 22 iş parçacığından oluşan Intel Core Ultra 9 185H işlemci, önceki nesillere göre önemli performans artışı vadediyor. Bu da onu, yoğun iş yüklerini kaldırabilecek bir cihaza ihtiyaç duyan profesyoneller, içerik üreticileri ve oyuncular için ideal hale getiriyor. Entegre Intel AI Boost NPU ise yapay zeka destekli uygulamalarda performansı daha da artırıyor.

14 inç 3K OLED ekran, zengin renkler, derin siyahlar ve akıcı ve sürükleyici bir deneyim için yüksek yenileme hızı ile olağanüstü görüntü kalitesi sunarak öne çıkıyor. Bu ekran, yaratıcı profesyoneller, oyuncular ve görsel açıdan etkileyici bir dizüstü bilgisayar arayan herkes için idealdir. Zenbook, arkadan aydınlatmalı klavye, FHD gizlilik kapağına sahip kamera ve Harman Kardon ses sistemi gibi ek özellikler sunuyor. Ayrıca Wi-Fi 6E, hızlı ve güvenilir kablosuz bağlantı sağlıyor.

Intel Core Ultra 9 işlemcili ASUS Zenbook 14 OLED UX3405, güçlü ve taşınabilir bir cihaz arayan kullanıcılar için ideal bir seçenek. Yüksek performansı, göz alıcı ekranı ve geniş depolama alanı ile profesyoneller, içerik üreticileri ve oyuncular için çekici bir seçenek haline geliyor. ASUS Zenbook, güç, taşınabilirlik ve göz alıcı görsellerin çekici bir kombinasyonunu sunarak, premium bir ultrabook arayan kullanıcılar için güçlü bir aday.

ASUS Zenbook 14 OLED UX3405 teknik özellikleri

İşletim Sistemi: Windows 11 Home

İşlemci: Intel Core Ultra 9 Processor 185H 2.3 GHz (24MB Cache, Turbo Boost 5.1 GHz, 16 çekirdek, 22 iş parçacığı); Intel AI Boost NPU

Grafik Kartı: Intel Arc

Yapay Zeka İşlemcisi: Intel AI Boost NPU

Ekran: 14.0 inç, 3K (2880 x 1800) OLED, 16: 10 en boy oranı, 0.2ms tepki süresi, 120Hz yenileme hızı, 400nits parlaklık, 600nits HDR pik parlaklık, 100% DCI-P3 renk gamı, 1,000,000: 1 kontrast oranı, VESA CERTIFIED Display HDR True Black 600, 1.07 milyar renk, Parlak ekran, %70 daha az zararlı mavi ışık, TÜV Rheinland sertifikalı, SGS Eye Care Display, Dokunmatik ekran değil, Ekran-kasa oranı %87

Bellek: 32 GB LPDDR5X yerleşik bellek

Depolama: 1 TB M.2 NVMe PCIe 4.0 SSD

Giriş/Çıkış Bağlantıları: 1x USB 3.2 Gen 1 Type-A, 2x Thunderbolt 4 (ekran/ güç aktarımı destekler), 1x HDMI 2.1 TMDS, 1x 3.5mm Kombine Ses Jakı

Klavye ve Dokunmatik Yüzey: Arka aydınlatmalı Chiclet Klavye, Dokunmatik yüzey, NumaraPad desteği

Kamera: Windows Hello’yu desteklemek için IR fonksiyonlu FHD kamera (Gizlilik perdesiyle birlikte)

Ses: Akıllı Amfi Teknolojisi, Dahili hoparlör, Dahili dizi mikrofon, harman/kardon (Premium)

Ağ ve İletişim: Wi-Fi 6E (802.11ax) + Bluetooth 5.3

Batarya: 75WHrs, 2S2P, 4 hücreli Li-ion

Güç Kaynağı: USB-C, 65W AC Adaptör

Ağırlık: 1.20 kg

]]>
https://www.haber60.com.tr/asus-zenbook-14-oled-ux3405-incelemesi-guclu-ve-tasinabilir-bir-cihaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10239 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu.

Kura töreniyle görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik edip başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir” dedi.

Adaletin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumlarının başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu belirterek, “Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına, telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi, dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan anayasamızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık” dedi.

“Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı”

“Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargının, personelinden binasına kadar, vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken, aynı zamanda adalet teşkilatımızı darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştık. Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasimize kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştık. Az önce de söylendiği gibi ‘merdiven altı’ bir anlayışla yürüyen sistem vardı, ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin, güvenlik güçleriyle birlikte yargı mensuplarını da hedef aldığı dönemler yaşandığını hatırlatarak, “Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz” dedi.

“Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değildir. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe, Allah’ın izniyle, bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz” değerlendirmesini yaptı.

Yasama gibi, yürütme gibi, yargının da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık. Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Mecliste son hali verilecek 8. yargı paketiyle getirilen yeniliklerden bazıları şunlardır: İtiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri yeknesak hale getirilmek suretiyle iki hafta olarak düzenleniyor. İstinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcı hükmün tebliğ tarihi olarak belirleniyor. Adli para cezalarının miktarı günümüz şartlarına göre yeniden tespit edilerek caydırıcılık niteliği güçlendiriliyor. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine Adalet Bakanlığı’nda kurulacak Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanması öngörülüyor. Hükümlülere vasi atanması işlemi otomatik olmaktan çıkartılarak bu bireylerin kendi kararlarına bırakılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç haline getiriliyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına özellikle buna karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkan sağlanıyor. Kişisel verilerin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması konusunda, bireylerin haklarının daha güçlü korunmasını temin edecek güvenceler getiriliyor. Meclisimizin takdiriyle hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi, önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir” dedi.

“Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmalarının, her kurumun anayasada ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haiz olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkiinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin genel başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı görevi, Mecliste nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermektir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir” değerlendirmesini yaptı.

“Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz”

“Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz. Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz. Yüksek yargı kurumlarımızın, anayasada belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade, vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere, ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” açıklamasını yaptı.

“Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararların da, bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bu doğrultuda ilk adımları, biraz önce ifade ettiğim 8. yargı paketimizle atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda, Mecliste geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise, bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Mecliste bir mutabakat temin edebilirsek, zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile, yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır. İnşallah Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hakimlerimiz ve savcılarımızın vazifelerini yürütmesine kimse mani olamaz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10215 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugünkü kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik etti. Erdoğan, sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcıların ülkenin dört bir yanında millet adına adaleti tesis etmenin mücadelesini verdiğini ifade etti.

Adaletin, içinde yaşanılan evrenin ruhu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim, insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Eskiler, ‘Adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz’ derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum.”

“Yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu dile getirdi.

Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemlerin milletin hafızasında çok derin izler bıraktığını, travmalara sebep olduğunu, vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle birlikte hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?”

Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının personelinden binasına kadar vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken aynı zamanda adalet teşkilatını darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştıklarını ifade etti.

Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasiye kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Az önce de söylendiği gibi, merdiven altı bir anlayışla yürüyen bir sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak bir yana dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin, güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz.”

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı

Erdoğan, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Savcı Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere tüm yargı mensuplarını, güvenlik görevlilerini, vatandaşları rahmetle andı.

Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, ülkenin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değil. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, NATO Müdürlüğü’nün kurulması için adım atacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:24:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9553 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, başkanlık bünyesinde oluşturulması önerilen NATO Müdürlüğü ile ilgili, “Bu konuda kısa vadede organizasyonel bir adım atacak ve yapılanmamızı buna göre şekillendireceğiz. Yapılandırılacak müdürlüğümüz ayrıca Avrupa Birliği, OECD, Birleşmiş Milletler ve OCCAR ilişkileri ve faaliyetlerini takip edecek.” dedi.

Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın kapanışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin büyük bir aile olduğunu söyledi.

Bu aile var oldukça küresel güç Türkiye vizyonuna her geçen gün daha da emin adımlarla ilerleyeceklerini vurgulayan Görgün, savunma sektörü güçlenen Türkiye’yi, yükselen yıldız noktasına kararlılıkla taşıyacaklarını belirtti.

Çalıştayda katılımcılardan gelen önerileri not ederek dikkate aldıklarını ifade eden Görgün, “Gelen öneriler arasında, başkanlığımızın sektörde ihracat odaklı dönüşümü ve teşkilat yapısının güçlendirilmesi ihtiyacı, ihracata yönelik yeni finansman modellerinin ortaya konulması gerekliliği, NATO ülkeleri ve ihalelerine yönelik olarak odaklı çalışmaların başlatılmasının önemi, devletten devlete satış ve uluslararası konsorsiyum gibi yenilikçi proje ve ihracat modellerinin yürürlüğe alınması yer aldı.” diye konuştu.

Görgün, gelen diğer önerileri ise şöyle sıraladı:

“Alt sistem üreticileri ve KOBİ’lerin ihracat faaliyetlerine daha etkin bir şekilde katılımının organize edilmesi, savunma sanayimizin uluslararası fuarlara katılım desteğinin artırılması, ihracat bilgi yönetim sisteminin kurulması, savunma sanayisinde üretilen ürünlerin sivil sektörlerde çift kullanımlılık esasına dayalı olarak yaygınlaştırılarak ihracatın geliştirilmesinin desteklenmesi.”

Her öneri, fikir ve görüşün kendileri için önemli olduğunu dile getiren Görgün, önerilerin üzerinde tek tek çalışarak kısa vadede önemli ve kritik adımlar atacaklarını kaydetti.

Kısa vadede atacakları adımlar ve sektöre yönelik öneri ve talimatları arasında birinci konunun ihracatın finansmanı olduğunu ifade eden Görgün, şöyle konuştu:

“Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile görüşüyoruz. Yeni, yani mevcutta olmayan finansal kaynaklar bulacak ve ihracatın uzun vadeli finansmanını sağlayacağız. Bunun için mesafe aldık, inşallah bu yıl içerisinde güzel gelişmeleri paylaşacağız. İkinci konumuz verimlilik ve sinerji. Bir yandan ihracatımızı artırmayı hedeflerken diğer yandan da mutlaka ve mutlaka verimli ve sinerjik çalışmayı da öğrenmeli ve bunu önemsemeliyiz. Başta vakıf şirketlerimiz olmak üzere tüm savunma sanayi ekosistemimiz, yurt dışındaki ofis ve şirketlerimiz ile ortaklaşmalı ve gider mükerrerlikleri başta olmak üzere her harcamaya ve imaj dağınıklığına dikkat etmeli. Üçüncü konu ise gelişimi ölçmemiz ve ödüllendirilmemiz. İhracatın artırılmasında dünyada uygulanan performans göstergelerini ve ölçümlerini mutlaka şirketlerimize adapte etmeli ve bu göstergeleri performans yönetim sistemlerimiz ile ilişkilendirerek ölçmeli ve ödüllendirmeliyiz.”

Dördüncü ve en önemli konunun başkanlık bünyesinde kurulması önerilen NATO Müdürlüğü olduğuna işaret eden Görgün, “Bu konuda kısa vadede organizasyonel bir adım atacak ve yapılanmamızı buna göre şekillendireceğiz. Yapılandırılacak müdürlüğümüz ayrıca Avrupa Birliği, OECD, Birleşmiş Milletler ve OCCAR ilişkileri ve faaliyetlerini takip edecek.” ifadelerini kullandı.

Görgün, güçlü bir irade ve sürdürülebilir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayisinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceklerini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/#respond Sat, 17 Feb 2024 00:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8851 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “İslam dünyasının bu kadar çaresiz, dağınık, inisiyatifsiz olması İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir.” dedi.

Kurtulmuş, Zeytinburnu Belediyesi tarafından inşa edilen Konyalı Camii’nin açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.

Güzel bir caminin açılışı vesilesiyle Zeytinburnu halkıyla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, caminin inşasında emeği geçenlere ve Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a teşekkür etti.

Kurtulmuş, İslam medeniyetlerinde, şehrin mimarisinin cami eksenli olduğunu, camilerin halkı bir araya getiren önemli yapıtlar olarak öne çıktığını dile getirdi.

Camilerin şehrin sakinlerinin bir araya geldiği toplumsal mekanlar olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Sadece ibadetlerin yapıldığı, sadece namazların kılındığı bir alan olmanın çok daha ötesinde, hatta insanların fiziki olarak bir araya gelmelerinin çok ötesinde, şehrin nabzının attığı, şehrin ruhunun gezindiği yer camilerdir.” diye konuştu.

Kurtulmuş, bu nedenle bütün büyük İslam medeniyetlerinde camiye, cami mimarisine ve caminin etrafında oluşan sosyal yapıya fevkalade önem verildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Burada nihayetinde küçük bir mahalle mescidi gibi olan Konyalı Camii’nin böylesine önemli bir mimari özelliğe sahip yapı haline gelmesinin arkasında da bu anlayışın büyük katkısı vardır. Burada, 4-6 yaş Kur’an kursuyla insanların oturup misafirlerini ağırlayacağı mekanlarıyla taziye imkanlarıyla kütüphaneleriyle aslında bir kültür merkezi de inşa edilmiş demektir.

Konyalı Camii hayırlı, uğurlu olsun. Allah, toplumumuzun nabzını camiler etrafında atmaktan asla alıkoymasın. İnşallah bu cami nice hayırlı hizmetlere, nice kabul olunmuş dualara, nice kutlu buluşmalara vesile olur diyerek de temenni ve dua ediyorum.”

“Bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz”

Bugün 2 milyara yaklaşan büyük bir nüfusa sahip İslam dünyasının her tarafında, camilerde insanların “Allahuekber” sesleriyle aynı istikamete, müşterek bir noktaya doğru yöneldiğini kaydeden Kurtulmuş, bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmakla birlikte ne yazık ki İslam dünyasının, caminin vermesi gereken birleştirici, bütünleştirici özelliklerini yeterince taşıyamadığı için Hazreti Peygamberin ifadesiyle suyun üstündeki saman çöpü gibi savrulup durduğunu ifade etti.

Bunun en son örneği olarak, İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu ağır insanlık suçlarına karşı dünyanın sessiz kalmasının ve Müslüman dünyasının da bir sonuç geliştirememesinin gösterilebileceğini aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Üzülerek takip ediyoruz. Büyük bir vahşet. Sadece Netanyahu ve ekibinin ortaya koyduğu politikalarla değil, onların destekledikleri, onların sırtını sıvazladıkları birtakım güç merkezlerinden aldıkları destekle de bunları yapıyorlar. Biz burada konuşurken şu anda Müslümanların en büyük kutsallarından birisi olan Mescid-i Aksa’nın sokakları kapatılıyor. Oraya çıkan yollarda Müslümanların camiye, mescide erişmesinin önüne geçiliyor. Bebekler kuvözlerde çırpınarak öldürülüyor.”

Kurtulmuş, 80-90 yaşındaki ninelerin keskin nişancılar tarafından keyifle, zevkle vurularak şehit edildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün dünya bunu izliyor ve bu seyrin ötesinde bazıları da destek veriyor. Ama inanın ki İsrail’in en büyük gücü, ne elindeki askeri gücüdür ne elindeki teknolojik üstünlüğüdür ne onları destekleyen ülkelerdir ne dünyadaki üstün medya güçleridir ne dünya finansına sahip olan ekonomik güçleridir… İnanın ki İslam dünyasının bu kadar çaresiz, dağınık, inisiyatifsiz olması İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Onun için diyoruz ki camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir. Kalplerimizin ve gönüllerimizin birleşmesi için bir araya gelmemize gerek yok. Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz.”

“Yeryüzünde Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a hakkıyla inanan, namazını kılan, zekatını veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar inşa edebilirler.” ayetini aktaran Kurtulmuş, “Bu ayette söylenenler aslında şifredir. Sadece camileri imar edebilmek değil, Müslüman toplumunun imar edilebilmesi, Müslümanların imar hareketlerinin gerçekleştirilebilmesi için bu özelliklerin yanında Allah’tan başkasından korkmamak da bize önemli bir tavsiye olarak hatırlatılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Aynı anda 1000 kişi ibadet edebilecek”

Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, bugün Zeytinburnu’na, Fatih’in emaneti İstanbul’a muhteşem bir cami kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını söyledi.

Konyalı Camii’nin 1,5 dönüm üzerine inşa edildiğini ve camide 1000 kişinin aynı anda ibadet edebileceğini belirten Arısoy, yerleşkede taziye evi, 4-6 yaş anaokulu ve Kur’an kursu, bebek odası, dernek odası ve bir otoparkın bulunduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaların ve edilen duanın ardından kurdele keserek Konyalı Camii’nin açılışını gerçekleştirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/feed/ 0
Bosna Hersek Devlet Başkanı Türkiye ile Dostluğun Değerini Vurguladı https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/#respond Tue, 16 Jan 2024 08:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3649 Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Zeljko Komsic, ülkesi için Türkiye ile dostluğun değerli olduğunu söyledi.

Komsic, Bosna Hersek ve Türkiye ilişkilerini, Bosna Hersek’in Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini ve gündemlerindeki konuları AA muhabirine değerlendirdi.

Türkiye’nin oldukça önemli bir ülke olduğuna dikkati çeken Komsic, “Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde önemli ölçüde büyüyen bir ülke. Bunu da ancak kötü niyetli olanlar durdurabilir. Türkiye’nin kilit bir jeopolitik oyuncu haline geldiği çıplak gözle görünür bir gerçek.” dedi.

Komsic, Türkiye’nin jeopolitik bir güç haline de geldiğini vurgulayarak, “Bizim için değerli olan Türkiye’nin dostluğu. Bunu daha çok geliştirmeliyiz. Türkiye, zararına olsa bile Bosna Hersek’in bazı somut adımlarını destekliyor. Bosna Hersek’te herkesin dostça karşıladığı yabancı bir ülkenin olması inanılmaz. Siyasi görüşü ne olursa olsun her yetkili ‘Türkiye kardeş ülkedir.’ diyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz”

Bosna Hersek’te her kesimin Türkiye ile işbirliğine açık olduğunu belirten Komsic, “Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz. Yönetimde olacağım 3 yıl boyunca Türkiye ile ilişkilerin daha da güçlenmesi için çalışacağımı temin ederim.” görüşünü aktardı.

Komsic, Türkiye’nin, siyasi anlamda her zaman Bosna Hersek’in yanında olduğunu ifade ederek, “NATO üyeliği söz konusu olduğunda da Türkiye, en büyük destekçimiz. Ne zaman yardım isterseniz, her zaman orada. Önümüzdeki dönemde özellikle savunma ve özel sektör alanlarında işbirliğimizin güçlenmesini çok isterim zira, Türkiye bu alanlarda oldukça ileride.” diye konuştu.

” Brüksel, Bosna Hersek ile katılım müzakerelerine sıcak bakmıyor”

Bosna Hersek’in, Mart 2024’e kadar belirli koşulları yerine getirmesi durumunda AB ile katılım müzakerelerine başlamak için yeşil ışık aldığını anımsatan Komsic, “Katılım müzakerelerine tam olarak ne zaman başlanır, bunu kimse bilmiyor. Brüksel’dekiler bile öngöremiyor.” dedi.

Brüksel’in de Bosna Hersek ile katılım müzakerelerine başlamaya sıcak bakmadığını savunan Komsic, “Avrupa, bazı sorunlarını kendi içinde halletmek istiyor ve şu anda Batı Balkanlar’ı kabul edebilecek durumda değil. Avrupa’nın kendi iç meseleleri var. AB üye ülkeleri, birbirleriyle olan ilişkileri değiştirmedikçe Bosna Hersek ve Batı Balkanlar’ın bekleme listesinde kalacağı kanaatindeyim.” yorumunu yaptı.

Komsic, ABD’nin Bosna Hersek’teki etkisini, “ABD gibi güçlü bir ülkenin dostluğunu kaybetmeyi riske edecek durumda değiliz ancak bir şeyleri yanlış yaptıklarında bunu söyleyebilecek cesaretimiz olmalı. ABD’nin, Bosna Hersek’te Hırvatistan’ın konumunu desteklemesi kabul edilebilir değil.” sözleriyle değerlendirdi.

ABD’nin, Hırvatistan’ın Bosna Hersek’teki çıkarlarını gözettiğini vurgulayan Komsic, Hırvatistan’ın da ülkesinde etkili olmak istediğini ve yalnız karar alınmasına izin vermediklerini savundu.

“Dodik, kurnazca bir oyun oynuyor”

Bosna Hersek’te 1992-1995’te yaşanan savaşı sonlandıran Dayton Barış Antlaşması ile oluşturulan ülkedeki iki entiteden biri Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) de Sırbistan ile “ipleri tutmaya” olanak sağladığına işaret eden Komsic, RS Başkanı Milorad Dodik’in ise ayrılıkçı söylemlerini 20 yıldır devam ettirdiğini söyledi.

Komsic, ülkesinin bir “paradoks” içinde bulunduğunu aktararak, “Dodik, Dayton Barış Antlaşması’ndan vazgeçilmesini sabırsızlıkla bekliyor. Böylece, RS’nin bağımsızlık projesinin son safhasını hayata geçirebilir. Bunların hepsi siyasi anlamda depresif görünebilir zira, takibinde birçok soru geliyor.” dedi.

Dodik’in son dönemde artan ayrılıkçı söylemlerine ilişkin Komsic, “Dodik’in çatışma çıkaracak kapasitesi yok. Bunun farkında. Bizim de yok. Dodik, kurnazca bir oyun oynuyor ve işin kötüsü iyi de gidiyor. Bizi, Bosna Hersek’ten vazgeçeceğimiz bir konuma itmek istiyor. Çünkü Bosna Hersek’in ancak biz istersek yok olabileceğini biliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bosna Hersek’te güncel durumun çok da parlak olmadığını belirten Komsic, mücadeleye devam ettiklerini vurguladı.

Komsic, yine son dönemde RS içindeki Boşnaklara yönelik saldırılar ve provokasyonların artmasına ilişkin de şunları söyledi:

“Her şeyden önce adli sürecin doğru işlemesini sağlamalıyız. Burada en saçma durum ne biliyor musunuz? Polis, ilgili saldırıların ardından gerekeni yapıyor ve sorumluları gözaltına alıyor. Ancak adli süreç başlatılmıyor. Bu ülkede bazı şeylerin rayına oturması için adli sürece ihtiyaç var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/feed/ 0