Gözaltına – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 25 Jul 2024 00:18:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Yerlikaya, terör halayı çekenlere dinletilen şarkıyı hazmedemeyenlere ayarı verdi: En ufak üzüntü duymuyorum https://www.haber60.com.tr/yerlikaya-teror-halayi-cekenlere-dinletilen-sarkiyi-hazmedemeyenlere-ayari-verdi-en-ufak-uzuntu-duymuyorum/ https://www.haber60.com.tr/yerlikaya-teror-halayi-cekenlere-dinletilen-sarkiyi-hazmedemeyenlere-ayari-verdi-en-ufak-uzuntu-duymuyorum/#respond Thu, 25 Jul 2024 00:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42092 Mersin’de halay çekerken terör örgütü PKK elebaşı lehine slogan atınca gözaltına alınanlara polis otosunda “Ölürüm Türkiye’m” şarkısının çalınmasıyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan açıklama geldi. Yerlikaya, “Bunun, savcının talimatıyla gözaltına alınan insanları üzmek, kırmak için yapıldığına inanmıyorum. Ama ‘Biji Portekiz’ ağzıyla hareket eden insanlar aramızda çok az olduğu gibi, bu zihniyette olan insanların da hoşlanmadığı bir türkü olmasından en ufak şekilde üzüntü duymuyorum.” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda, kolluk uygulamaları ve insan haklarının korunması hususunda yaptığı bilgilendirme sonrası milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Yerlikaya, Mersin’de halay çekerken terör örgütü PKK elebaşı lehine slogan attığı tespit edilen şüphelilerin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

YERLİKAYA: KEŞKE SADECE HALAY ÇEKİP ŞARKI SÖYLESELERDİ

Yerlikaya şunları söyledi: “Keşke sadece halay çekip, AK Parti hükümetlerimizin getirdiği serbestlik ortamında Kürtçe şarkı söylüyor olsalardı ama duyduklarımız, kayıt altına giren ve adliyeye intikal eden meseleler hiç de öyle değil. Kimi övdüğümüz, kimi sevdiğimiz, kimin için orada dil ve tutumumuz ortaya çıkıyorsa ve bunun konusu suçsa Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti diyoruz biz. Savcı da ‘Alın, getirin bunları’ diyor.” ifadelerini kullandı.

“EN UFAK ŞEKİLDE ÜZÜNTÜ DUYMUYORUM”

Gözaltına alınan şüpheliler götürülürken polis aracında “Ölürüm Türkiye’m” şarkısının çalınmasıyla ilgili konuşan Yerlikaya, “Ben dinlediğim zaman son derece duygulanıyorum. Yüreğim kıpır kıpır oluyor. Türkiye’m şarkısı bugün hepimizi, bu salonda bulunan herkesi coşkulandırır. Yani bunun kesinlikle ve kesinlikle savcının talimatıyla gözaltına alınan insanları üzmek, kırmak için yapıldığına inanmıyorum. Ama ‘Biji Portekiz’ ağzıyla hareket eden insanlar aramızda çok az olduğu gibi, bu zihniyette olan insanların da hoşlanmadığı bir türkü olmasından en ufak şekilde üzüntü duymuyorum.” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya

Yerlikaya, “Yapmaya çalıştığımız şey şu, ülkemizin içinde, sınırımızın ötesinde hiçbir şekilde bölücü terör örgütü mensubu olmasını istemiyoruz. Böyle bir fikrin olmasını da kabul etmiyoruz. Bunlarla uyumlu sözde bir davranışı da kabul etmiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZ KUCAKLAMAYA HAZIRIZ”

Her siyasi zihniyetten kişilerle kucaklaştığını ve sohbet ettiğini anlatan Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama kimle yol yürüdüğümüze, sağımızda, solumuzda, önümüzde, ardımızda veya kalbimizde devletin birliği, beraberliği, bölünmez bütünlüğü noktasında hiçbir sıkıntısı olmayan bir duruş varsa biz kucaklamaya hazırız. Hiçbir sorunumuz yok. Bu ülkenin demokratik nimetlerini kullanarak teröristan adacıkları kurdurmayacağız kararlılığını gösteren bir ülkede, yedi düvele karşı bunu haykırdığımız bir ortamda arkadaşlarımız, valilerimiz ve kolluğumuz teenniyle hareket etmek zorunda hissediyorlar.”

Iğdır İl Emniyet Müdürü Erden Sakarya’nın, Iğdır Belediyesi’nde işten çıkartılan işçilerin eylemine yaptığı ziyaret sırasındaki davranışlarıyla ilgili iddialar üzerine Yerlikaya, “Hiçbir yerde sakız çiğneyerek ister suçluyu veya gözaltı kararlı olan birini veya başka bir meselede bu şekilde davranmasını kabul eden bir vali de olmadım, bakan da değilim. O münferit bir olaydır, gereğini yaparım.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yerlikaya-teror-halayi-cekenlere-dinletilen-sarkiyi-hazmedemeyenlere-ayari-verdi-en-ufak-uzuntu-duymuyorum/feed/ 0
1 Mayıs’ta Taksim’e Yürümek İsteyen 17 Kişi Hakim Karşısına Çıktı https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksime-yurumek-isteyen-17-kisi-hakim-karsisina-cikti/ https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksime-yurumek-isteyen-17-kisi-hakim-karsisina-cikti/#respond Wed, 17 Jul 2024 23:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40294 Haber: Gaye Şeyma CAN

(İSTANBUL)  –Anayasa Mahkemesi kararına da dayanarak 1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e yürümek isterken gözaltına alınan 17 kişi,  “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak uyarıya rağmen kendiliğinden dağılmama”, “örgüt propagandası yapmak” ve “suçu ve suçluyu övmek”ten 3 yıl 6 aydan 10 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunmalarını yapan sanıklardan Metin Kaya,işçi olduğu için her 1 Mayıs’ta olduğu gibi kutlamalara katıldığını, Ahmet Hazar Yüksel de taşıdığı flamanın yasal bir derginin flaması olduğunu belirterek, “1 Mayıs yürüyüşü yasal bir yürüyüştür. Polis bizi gayri hukuki olarak gözaltına almıştır. Darp etmiştir” dedi. Mahkeme, sanıklar hakkındaki adli kontrol hükümlerini kaldırıp, duruşmayı erteledi.

1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e yürümek için alana girmek isterken polis müdahalesiyle gözaltına alınan 17 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak uyarıya rağmen kendiliğinden dağılmama”, “örgüt propagandası yapmak” ile “suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya 16 tutuksuz sanık ve avukatları hazır bulunurken bir sanık bulunduğu ilden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) yöntemiyle katıldı.

“Biz polise saldırmadık, kendileri bize saldırdı”

Sanıklardan Ahmet Hazar Yüksel savunmasında, şunları söyledi:

“Tutanakta belirtilmeyen; gözaltına alınırken 3 kez dağılma anonsu yapılmadı. Kortejler bitene kadar bekletildik, sonra gözaltına alındık. Bahsi geçen Partizan flamaları suç isnadı değildir. Flamayı taşıdım, ‘Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ meselesine değinmek istiyorum. ‘Yasalarınızı tanımıyoruz, önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ gibi bir sloganımız yoktur. Uydurma bir slogandır. Öncelikle İbrahim Kaypakkaya sanık olduğu davada şüpheli sanık olarak vefat etmiştir. ‘Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ sloganını attım. Partizan da çıkan, yasal bir dergidir. Bu derginin flamasını taşımak bir suç değildir. 1 Mayıs yürüyüşü yasal bir yürüyüştür. Polis bizi gayri hukuki olarak gözaltına almıştır. Darp etmiştir. Biz kendilerine saldırmadık, öncesinde polis bize saldırdı.”

“Yelek giymedim”

Ahra Demir Acer ise savunmasında, “Benim şu anda içinde bulunduğum durumla herhangi bir bağım yok. Flama taşımadım, yelek giymedim. Herhangi bir polis uyarısı işitmedim. darp edilerek gözaltına alındım. Kutlamaları takip etmek için oradaydım” dedi.

Mertcan İnceoğulları mahkemedeki ilk savunmasında, “Herhangi bir uyarı yapılmadı, aksine işlence yapılarak gözaltına alındık. Demokratik bir hakkımız olarak oraya gittik. Bundan kaynaklı anayasayı tanımıyoruz gibi bir slogan atılmadı. Flama taşıdığım, slogan attığım doğrudur. Ancak iddianamede yer alan sloganı atmadık” ifadesini kullandı.

Metin Kaya ise “Ben işçiydim daha önce, şu an işsizim yargılamadan dolayı. İşçi olduğum için her 1 Mayısa giderim. Alanda bize herhangi bir uyarı yapılmadan abluka altına alındık, biber gazı sıkıldı üstümüze. Gözaltına alındık” diye konuştu.

Adli kontrol hükümleri kaldırıldı

Ara kararını açıklamayan mahkeme, dosyayı mütalaayı hazırlaması için savcılığa gönderdi. Ayrıca sanıklar hakkındaki adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasına karar vererek, duruşmayı 18 Ekim’e erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/1-mayista-taksime-yurumek-isteyen-17-kisi-hakim-karsisina-cikti/feed/ 0
İzmir’de Psikolojik Sorunları Olan Kişi, Apartmanın Balkonundan Eşya Atarak Mahalleliyi Bezdiriyor https://www.haber60.com.tr/izmirde-psikolojik-sorunlari-olan-kisi-apartmanin-balkonundan-esya-atarak-mahalleliyi-bezdiriyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-psikolojik-sorunlari-olan-kisi-apartmanin-balkonundan-esya-atarak-mahalleliyi-bezdiriyor/#respond Sat, 18 May 2024 23:00:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32366 İzmir’de psikolojik sorunları olduğu iddia edilen bir kişi, oturduğu apartmanın 6’ncı katındaki balkonundan eline ne geçirdiyse aşağıya attı. İnşaat malzemesi, cam kavanoz gibi birçok eşyayı aşağıya atan ve mahalleliyi canından bezdiren şahıs gözaltına alınırken, canını zor kurtaran komşular duruma isyan etti. Şahıs hakkında ise aynı suçtan 6 kez işlem yapıldığı ortaya çıktı.

Olay, Karabağlar ilçesi Ulu Önder Caddesi’ndeki İlkay Apartmanı’nda meydana geldi. 6. kattaki dairede yalnız yaşayan ve psikolojik sorunları olduğu öne sürülen Tolga E. (50), eline aldığı cisimleri küfrederek evinin balkonundan aşağı fırlatmaya başladı. Evde bulunan inşaat malzemesi, cam kavanoz gibi çok sayıda eşyayı balkondan aşağıya atan Tolga E., ortalığı birbirine kattı. Tolga E.’nin attığı cisimler çevredeki araçlarda hasar oluştururken, mahalleli canını zor kurtardı. Durumun bildirilmesi üzerine polis ekipleri bölgeye gelerek şahsı gözaltına aldı. Komşular ise duruma isyan etti. Defalarca aynı şeyin yaşandığını ifade eden komşular, Tolga E.’den şikayetçi oldu. Tolga E.’nin küfrederek çevreye eşya fırlattığı anları cep telefonu kamerasına kaydeden mahalle sakinleri, şahıs hakkında artık önlem alınmasını istedi.

“1 senedir bu kişiyle uğraşıyoruz”

Tolga E.’nin oturduğu apartmanın altında emlakçılık yapan Dilek Çelimli, “Biz 1 senedir bu kişiyle uğraşıyoruz. Defalarca karakola, adliyeye suç duyurusunda bulunduk. Olay onun oturduğu evin alt katını kiraya vermemizle başladı. Kiraya verince ‘ben buraların ağasıyım, aldığınız kaporayı bana getireceksiniz’ dedi. Ben de ‘hangi sıfatla sana aldığım komisyonu vereceğim’ dedim. Biz bu adamı buradan kovaladık. ‘Haraç mı istiyorsun’ dedik. O da bize ‘evet haraç istiyorum’ dedi. Bizi ölümle tehdit etmeye başladı. Benim psikolojim bozuldu” diye konuştu.

“Can güvenim yok, sopayla oturuyorum”

Can ve mal güvenliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Çelimli, “Ben defalarca savcılığa gittim, orada ağladım. ‘Lütfen durum çok ciddi’ dedim. Benim can güvenliğim yok. Sopayla oturuyorum. Lütfen bana bir yol göstersinler” dedi.

Çelimli ayrıca, Tolga E.’nin daha önce babasını darp ettiği gerekçesiyle hapis yattığını iddia etti.

“Gerekli ceza verilsin”

Diğer mahalle sakini Tarık Cumalioğlu da, Tolga E.’nin arabaların üzerine kavanoz fırlattığını ve birkaç gündür eve polis ekiplerinin gelip gittiğini aktardı. Sözlerini sürdüren Cumalioğlu, “Gözaltına alınıyor, sonra tekrar serbest bırakılıyor. Alttaki komşuyu rahatsız ediyor, insanlara küfrediyor. Sopayla alt komşusunun balkonuna vuruyor. Eline ne geçiyorsa atıyor, bağırıyor. Bu adamı gelsinler, götürsünler. Gerekli bir ceza verilsin” şeklinde konuştu.

Betül Akbulut ise şunları söyledi:

“Biz artık bıktık; şişeler atıyor, küfrediyor, insanlara saldırıyor. Eline ne geçerse atıyor. Bugün şişeler attı ve iki tane araba hasar gördü. Herkes ondan artık bıktı. Perşembe gecesi 10’da polisler aldı götürdü. Dün de öğleden sonra bıraktılar ve tekrar eve geldi. Bugün sabahtan yine fırlatmaya başladı.”

Dün de gözaltına alınıp adli kontrol kararı verilmiş

Gözaltına alınan şahsın sorgusu sürerken, dün ise aynı olaydan dolayı şahsın gözaltına alındığı, adliyeye sevk edildiği ve mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi. Şahıs hakkında aynı olaydan tam 6 kez işlem yapıldığı ama sonuçsuz kaldığı da belirtildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-psikolojik-sorunlari-olan-kisi-apartmanin-balkonundan-esya-atarak-mahalleliyi-bezdiriyor/feed/ 0
ABD’deki Filistin Protestoları Üniversitelere Yayıldı https://www.haber60.com.tr/abddeki-filistin-protestolari-universitelere-yayildi/ https://www.haber60.com.tr/abddeki-filistin-protestolari-universitelere-yayildi/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28954 ABD’nin New York kentindeki Columbia Üniversitesi’nde bir süredir devam eden Filistin yanlısı protestolar ülkedeki çeşitli diğer üniversitelere yayıldı.

New York polisinin Columbia Üniversitesi’ndeki kampüs eyleminde 100’den fazla kişiyi gözaltına aldı.

Sonrasında ABD’nin dört bir yanında öğrenciler dayanışma içinde kendi eylemlerini başlattı.

Protestocular üniversitelerinden, Gazze’de ateşkes çağrılarını desteklemelerini ve İsrail’le bağlantılı şirketlerle ilişkilerini kesmelerini talep ediyor.

Pazartesi günü de devam eden protestolarda onlarca kişi daha gözaltına alındı.

Olaylarla ilgili açıklama yapan ABD Devlet Başkanı Joe Biden, bazı görüntüleri “Yahudi karşıtı” olarak tanımladı. Biden “Filistinlilere ne olduğunu anlamayanları” kınadığını da söyledi.

Hareket nasıl büyüdü?

Üniversite kampüslerindeki protesto hareketi geçen hafta New York polisinin Columbia Üniversitesi’ne çağrılması ve 100’den fazla kişiyi gözaltına almasıyla dikkat çekti.

Pazartesi günü açıklama yapan Columbia Üniversitesi, kampüsteki “korkutucu ve taciz edici davranışlar” nedeniyle tüm yüz yüze derslerin iptal edildiğini duyurdu.

Columbia Üniversitesi Rektörü Nemat (Minouche) Shafik kampüsteki gerginliğin “Columbia ile bağlantısı olmayan ve kendi gündemleriyle kampüse gelen kişiler tarafından istismar edildiğini ve büyütüldüğünü” iddia etti.

Açıklamanın ardından yüzlerce öğretim üyesi başkanın tavrına karşı çıkarak toplu bir iş bırakma eylemi düzenledi.

Columbia Üniversitesi’ndeki kısıtlamalar ve gözaltılar sonrası ABD’nin birçok üniversitesinde öğrenciler dayanışma eylemleri başlattı.

Pazartesi günü New York Üniversitesi’nde protestocular Stern İşletme Okulu’nun karşısında kamp kurdu.

Protestocular üniversiteye “silah üreticileri ve İsrail işgalinden çıkarı olan şirketlere ait mali kaynaklarını ve bağışlarını” ifşa etmesi ve bu bağışlardan vazgeçme çağrısında bulundu.

New York polisi protestoyu dağıtmak için harekete geçti ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Pazartesi günü Connecticut eyaletinin New Haven kentindeki Yale Üniversitesi’nde de düzenlenen protestolarda, üniversitenin açıklamasına göre en az 47 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencilerin disipline sevk edileceği belirtildi.

Benzer gösteriler Berkeley’deki California Üniversitesi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Michigan Üniversitesi, Emerson Koleji ve Tufts’a da yayıldı.

Amerika’daki üniversitelerde 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaş ve ifade özgürlüğüne ilişkin gösteriler ve hararetli tartışmalar yaşanıyor.

Son aylarda antisemitik ve islamofobik olaylarda da artış yaşandığını kaydediliyor.

Antisemitizm iddiaları

New York Üniversitesi yetkilileri protestolar sırasında “korkutucu sloganlar ve birkaç anti-semitik olayın” bildirildiğini duyurdu.

İnternette paylaşılan birkaç videoda Columbia Üniversitesi yakınlarındaki bazı protestocuların Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısını destekledikleri görülüyor.

Ancak protesto gruplarının üyeleri yaptıkları açıklamalarda antisemitizm iddialarını reddederek eleştirilerinin İsrail devleti ve destekçilerine yönelik olduğunu savundular.

Pazar günü bir açıklama yapan Filistin’de Adalet için Columbia Öğrencileri grubu, “her türlü nefret ve bağnazlığı kesinlikle reddettiklerini” söyledi ve grubu “temsil etmeyen kışkırtıcı kişileri” eleştirdi.

Pazartesi günü Demokrat Kongre Üyesi Kathy Manning, Columbia etrafında İsrail’in yok edilmesi çağrısında bulunan protestocular gördüğünü söyledi.

Columbia Üniversitesi’ndeki Chabad isimli Hasidik grup ise Yahudi öğrencilere bağırıldığını ve olumsuz söylemlere maruz kaldıklarını söyledi.

Üniversiteye bağlı bir haham 300 Yahudi öğrenciye gönderdiği bir mesajda kampüsteki durum düzelene kadar üniversiteden uzak durmalarını istedi.

Columbia Üniversitesi Başkanı Shafik geçen hafta üniversitenin antisemitizm ile mücadele çalışmaları konusunda bir kongre komitesi önünde ifade vermek üzere ABD Kongresi’ne gitti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abddeki-filistin-protestolari-universitelere-yayildi/feed/ 0
Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi duruşması yapıldı https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12791 GAYE ŞEYMA CAN

Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle hakim karşısına çıktı. Çok sayıda diplomat, insan hakları kuruluşu ve gözlemcinin izlediği duruşmada Maside Ocak savunmasında, “En azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu” dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını hakkında, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” iddiasıyla 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

Davanın ilk duruşması, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya bazı sanıklar ve avukatları katılırken, ABD, Almanya, Çekya, Fransa, Hollanda ve İsveç konsoloslukları, AB Türkiye Delegasyonu, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), Paris Barosu, Tehlikedeki Avukatlar için Gözlemevi (OIAD), Uluslararası Af Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hakikat, Hafıza ve Adalet Merkezi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da takip etti.

EREN: “KORİDOR AÇILMADI, DERHAL GÖZALTINA ALINDIK”

İlk olarak savunma yapan İkbal Eren Yarıcı, “Dağılmamız için koridor açılmadı, derhal gözaltına alındık” dedi ve şöyle devam etti:

“AYM bizim davamızla ilgili hak ihlali kararı verdi. Sonrasında biz tekrar Cumartesi Meydanı’na çıktık. Ancak çevremiz polislerle sarıldı. Dağılmamız için bir uyarı yapılmadan gözaltına alındık. Gözaltına alınırken, darp edildik, havasız ortamda bekletildik. 29 hafta her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na yakın nerede olursa görüldüğümüz yerde gözaltına alındık. AYM kararını göstersek de suç işlediklerini söylesek de hiçbir direnç göstermediğimiz halde gözaltına alındık. Dağılmamız için koridor açılmıyor ve derhal gözaltına alınıyorduk.”

ALİ OCAK: “SUÇ YOKTU, BİZ SUÇ İŞLEMEDİK”

Ali Ocak ise yaptıklarının suç olmadığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

“700. hafta eylemimize polis saldırdı. Engellendi. Toplanma hakkımız engellendi. AYM bunun hak ihlali kararı olduğuna karar verdi. AYM bu kararı yetkililere de gönderdi. Bizler de AYM ile güvence altına alınan demokratik hakkımızı kullanmak için girişimlerde bulunduk. Her girişimimiz engellendi. Gözaltına alındık. Bu uygulama 29 hafta sürdü. Her hafta hakkımızda dava açılmak istendi fakat soruşturmalar düştü, suç yoktu. Biz suç işlemedik. Bu iddianamede söz konusu olan iddialara gelecek olursak hakkımızda açılan davada iddianame gerçeklerle bağdaşmıyor. Bir, kanuna aykırı bir yürüyüş yapmadık aksine demokratik hakkımızı kullandık. İkinci olarak zorla kelepçelendik. Üçüncü olarak güvenlik güçlerince dağılmamız engellendi. Bu gerçeklere o günkü kamera kayıtlarından ulaşmak mümkün. Bu iddiaları kabul etmiyorum beraatimi istiyorum.”

ALİ TOSUN: “ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE EDERKEN ADALETSİZLİKLERE MARUZ KALMAK TRAJİKOMİK”

Ali Tosun da mahkemedeki savumasında şunlara değindi:

“Slogan olmadı açıklamamızı yaptık oradan ayrıldık. Sonra yasaklar başlayınca şiddet oldu. Adaletsizliğe karşı mücadele ederken bu adaletsizliklere maruz kalmak tirajikomik. Bu suçlamayı kabul etmiyorum.”

HANİFE YILDIZ: “BEN DAVALI DEĞİLİM DAVACIYIM”

Hanife Yıldız, mahkemedeki savunmasında davalı değil davacı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Devlete güveneceksin, adalete güveneceksin oğlunu vereceksin, sonra oğlunu vermeyecekler. Ben bunu nasıl kabul edeyim? Ben hem anneyim, ben davacıyım bunlardan. Ben davalı değilim davacıyım.”

MASİDE OCAK: “EN AZINDAN BİR MEZARI OLSUN TALEBİMİZ KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”

Maside Ocak kayıplarının mezarları olsun yönündeki taleplerinin karşılıksız bırakıldığını söyleyerek savunmasında şunlara değindi:

“27 Mayıs 1995 günü Galatasaray Meydanında oturmaya başladık. On yıllardır biz kayıp yakınlarının sevdiklerimizle ilgili hakikate ulaşma, onların en azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı.

AYM kararları herkesi bağlar ve AYM kararlarına uyularak Galatasaray Meydanı’nın açılması gerektiğini hatırlatmak için 10.06.2023 tarihinde meydana gitmek istedim. Elimde sadece kayıplarımız için Galatasaray’a bırakmak üzere karanfil vardı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu.

Polis memurunun elindeki yasak kararını okumamıza dahi izin verilmedi. Dağılın anonsu yapılırken polis çemberi içindeydik ve dağılmamız için koridor açılmadı. Sadece gözaltı aracına binmemiz için koridor açıldı. Araç içinde en azından yaşı 70-80’i aşmış annelerimize, kardeşlerimize takılan kelepçelerin çıkarılmasını istedik ama çıkarılmadı. Yaklaşık 5 saat gözaltında kaldık. 29 yıldır yan yana olduğum, aile olduğumuz annelerim, kardeşlerim gibi ben de anayasal bir hakkın kullanımının suç olmadığını sizlere hatırlatarak, siz mahkeme heyetini hepimiz için ayrı ayrı derhal beraat kararı vermeye çağırıyorum.”

DURUŞMA 7 HAZİRAN’A ERTELENDİ

Duruşma savcısı eksik hususların giderilmesini talep etti. Mahkeme dosyadaki görüntülerin izlenmesine karar vererek, duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/feed/ 0
İstanbul Adalet Sarayı Saldırısında Ölen Saldırganların Geçmişi Ortaya Çıktı https://www.haber60.com.tr/istanbul-adalet-sarayi-saldirisinda-olen-saldirganlarin-gecmisi-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-adalet-sarayi-saldirisinda-olen-saldirganlarin-gecmisi-ortaya-cikti/#respond Tue, 06 Feb 2024 21:45:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6337 GAYE ŞEYMA CAN

İstanbul Adalet Sarayı önündeki polis kontrol noktasına bugün düzenledikleri silahlı saldırıda öldürülen saldırganlardan Emrah Yayla hakkında daha önce “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verildiği; Pınar Birkoç hakkında ise bir itirafçının “Hendek olaylarına destek eylemlerinde molotof kullandı” şeklinde ifade verdiği ortaya çıktı.

İstanbul Adalet Sarayı önündeki polis kontrol noktasına bugün saat 11.40 sıralarında silahlı saldırı düzenleyen ve DHKP-C terör örgütü üyesi oldukları bildirilen Pınar Birkoç (25) ve Emrah Yayla (43) polislerin açtığı ateş ile vurularak öldürüldü. Saldırı girişimi sırasında ise 3’ü polis toplam 6 kişi yaralandı. Ancak yaralılardan birisinin kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği öğrenildi.

ŞÜPHELİ ÇANTADAN PANKART ÇIKTI

Saldırı sonrası olay yerinde şüpheli paket incelemesi yapıldı. Saldırganlardan Pınar Birkoç’un beraberinde getirdiği çanta bomba imha uzmanı tarafından incelendi. Çantadan pankart ve kıyafet çıktı.

SALDIRGANIN DİĞER KARDEŞLERİ DE DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKARILARAK GÖZALTINA ALINDI

Öte yandan, öldürülen Birkoç’un ablası Necmiye Birkoç’un 14 Aralık 2023’te tutuklandığı, “tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme ve silahlı terör örgütü DHKP-C’ye üye olmak” suçlarından yargılandığı davada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün duruşmasının olduğu öğrenildi.

Saldırıdan yaklaşık 30 dakika sonra başlayan duruşmaya gelen Necmiye Birkoç’un diğer kız kardeşinin de aralarında olduğu izleyiciler, duruşmayı izledikleri sırada TEM ekipleri tarafından mahkeme salonundan çıkarılarak ifadeye götürüldü.

SALDIRGAN EMRAH YAYLA HAKKINDA ‘KOVUŞTURMAYA YER YOK’ KARARI VERİLMİŞ

Saldırganlardan Emrah Yayla’nın Mehmet Manas Doğanay’ın, hapisten çıktıktan sonra eylem yapacağına ilişkin ifadeleri doğrultusunda 8 Nisan 2022’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan ifadesinde, “Benim cezaevinden çıktıktan sonra örgüt içerisinde faaliyet yürüteceğim bilgisine yönelik şahsın ifade vermesine herhangi bir anlam veremiyorum. Bu şahıs kendisini kurtarmak adına önüne konulmuş olan tutanağa ya imza atmıştır ya da açık bir şekilde iftira atmaktadır” dediği öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli hakkında dosya kapsamına yansıyan tespitleri inceleyerek, tüm açıklamalar ışığında şüpheli hakkında dosyaya yansıyan tanık beyanının İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama dönemini kapsadığı, şüphelinin konuşmacı olarak katıldığı etkinlik tespitlerinin sempatizanlık göstergesi olduğu, başlı başına örgüt üyeliği suçuna vücut vermeyeceğini değerlendirdi ve bu haliyle soruşturmanın mükerrer nitelikte olduğu anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

SALDIRGAN PINAR BİRKOÇ GAZİ MAHALLESİ’NDEKİ HENDEK OLAYLARINA DESTEK VERİRKEN MOLOTOF KULLANMIŞ

2021 yılında Gri listedeyken itirafçı olan Kerim Kaya’nın itiraflarında ise saldırgan Pınar Birkoç hakkında şu ifadeler yer aldı:

“Gazi Mahallesi’nde Hendek olaylarına destek vermek amacıyla yapılmak istenen yürüyüşe polisin müdahalesi sonucu yapılan korsan gösteride, talimatları aldığımız kişilerden, Hasan Karapınar, Musa Kurt, Cafer Koç, Çağrı Avcı, Selda Karataş, Bahar Kurt, Selda Bulut ve adını hatırlamadığım sağ el bileğinin üstünde yazı gibi bir dövme olan kişiyi de hatırlıyorum. Bu gösteriye katılanlar arasında Pınar Birkoç da mevcuttu. Saydığım insanların hepsi molotof kullandı.

PINAR BİRKOÇ İLE GÖZALTINA ALINMIŞTIK: 16 Mart 2016 tarihinde sabah gençlikte ben, Fırat Kaya, Pınar Birkoç, Eser Çelik, Grup Yorum’dan Dilan ve anımsayamadığım birkaç kişi ile her grupta 1 pankart olmak suretiyle 3 farklı gruba ayrıldık. 3 farklı gruba ayrılmamızın sebebi, Beyazıt katliamını anmak için olası bir gözaltı tehlikesinde toplu olarak ele geçmek yerine gözaltına alınacak bir gruptan sonra diğer grubun anmayı gerçekleştirebilmek içindi. Diğer grupların saatleri benim grubumdan önceydi, diğer gruplar pankart açmaya çalışırken gözaltına alındı, fakat benim grubum akşama kadar bekleyip bölgedeki polis yoğunluğu ve zırhlı araçlar azaldıktan sonra ve meydan da polis olarak kimsenin kalmadığına kanaat getirdikten sonra ben, Pınar Birkoç ve Eser Çelik pankartı açıp basın açıklaması yapıp, basın açıklamasını bitirdikten sonra, bölgeden ayrılırken gözaltına alındık. Gözaltına alındığımız sürede bize Halkın Hukuk Bürosu’ndan Şükriye Erden bize avukat olarak geldi. Daha sonra ise gözaltından serbest bırakıldık.”

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbul-adalet-sarayi-saldirisinda-olen-saldirganlarin-gecmisi-ortaya-cikti/feed/ 0 Bursa’da gece kulübü güvenlik görevlisinin öldürülmesi davasında kuzenin avukatı savunma yaptı https://www.haber60.com.tr/bursada-gece-kulubu-guvenlik-gorevlisinin-oldurulmesi-davasinda-kuzenin-avukati-savunma-yapti/ https://www.haber60.com.tr/bursada-gece-kulubu-guvenlik-gorevlisinin-oldurulmesi-davasinda-kuzenin-avukati-savunma-yapti/#respond Sun, 07 Jan 2024 08:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2557 BURSA’da bir gece kulübünde güvenlik görevlisi olarak çalışan Emir Çelik’in (26) bir araçtan açılan ateşle öldürülmesine ilişkin davada müebbet hapis ile yargılanan kuzeni İ.Ç.’nin (34) avukatı Sedat Gülen’in savunması, dosyanın seyrini değiştirdi. Olay yerindeki canlandırma ile atış mesafesine dikkat çeken Gülen, güvenlik kamerası görüntülerine dayandırarak metre ile yaptığı ölçümde, İ.Ç. ile maktul arasında 30 santim olduğunu belirtti. Adli Tıp raporunda da maktulün olay anında üzerinde olan kıyafette barut izi ve atış artığı bulunmadığı ve uzak atış mesafesinden öldürüldüğü tespit edilince mahkeme heyeti, İ.Ç.’nin beraatine karar verdi.

Olay, 9 Ağustos 2022’de saat 04.30 sıralarında Nilüfer ilçesi Barış Mahallesi’nde meydana geldi. Gece kulübüne eğlenmeye gelen Caner Yaşa (29) ile Yusuf A. (38), taşkınlık yaptıkları gerekçesiyle işletmeci M.S. ve güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarıldı. Dışarıda görevlilerle tartışıp, olay yerinden ayrılan Caner Yaşa ve Yusuf A., durumu arkadaşları Veysel Karani Karakaş (27), Aytaç Yaşa (36) ve Güven Yaşa’ya (27) söyledi. Bunun üzerine Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa kendilerine ait otomobile binip, kulübe gitti. Dışarıda bekleyen şüpheliler, mekanın kapanmasının ardından patronunun otomobilini almaya gelen Emir Çelik’e ateş edip, kaçtı. Yaralanan ve özel bir hastaneye kaldırılan Çelik, kurtarılamadı.

İZMİR’DE YAKALANDILAR

Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip, cinayette kullanılan otomobilin sahibinin Caner Yaşa olduğunu tespit etti. Polis, Caner Yaşa ile arkadaşı Yusuf A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin sorgularında Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’nın arkadaşları oldukları, olayın ardından Yıldırım ilçesinde bir araya geldikleri, yanlarına da Yusuf Çelik (26), D.Ç. (33), H.M. (30), Y.S. (34), A.İ.’yi (38) yardım için çağırdıkları öğrenildi. Ekipler, söz konusu 5 şüpheliyi de gözaltına aldı. Bu kişiler ise ifadelerinde Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’ya İzmir’e kaçmaları için yardım ettiklerini ve aracı da sakladıklarını itiraf etti. Şüphelilerin İzmir’de S.T.’ye (37) ait bağ evinde saklandığı belirlendi. Ekipler, cinayetten 3 gün sonra 12 Ağustos’ta düzenledikleri operasyon ile Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa ile saklanmalarına yardım ettiği belirlenen S.T.’yi gözaltına alıp, Bursa’ya getirdi. Gözaltına altına alınan 11 şüpheliden 7’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Aytaç Yaşa, Güven Yaşa, Veysel Karani Karakaş ve Yusuf Çelik tutuklandı.

OLAY ANI GÜVENLİK KAMERASINDA

Öte yandan olay, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, şüphelilerin otomobille gelip hareket halinde ateş açtıkları, Emir Çelik’i vurdukları ve olay yerinden kaçtıkları görüldü. Görüntülerde olay yerinde bir de minibüs olduğu tespit edildi. Otomobilden açılan ateşle Emir Çelik’in vurulduğu sırada, minibüsten de ateş açıldığı kamera görüntülerine yansıyınca, ateş açan kişinin Emir Çelik’in amcasının oğlu olan İ.Ç. olduğu belirlendi.

CİNAYETTEN 5 AY SONRA GÖZALTINA ALINDI

Olaydan 2 ay sonra bir yaralama olayına karışan İ.Ç., kuzeni Emir Çelik’in olay günü kullandığı silahtan çıkan kurşunla öldürülmüş olma ihtimali üzerine, cinayetten 5 ay sonra ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla gözaltına alındı. İfadesinin ardından İ.Ç., serbest bırakıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4’ü tutuklu, 12 sanık hakkında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 4’ü tutuklu 8 sanığın ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 3 sanığın ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis, dosyaya sonradan dahil edilen ve iddianamede ‘müşteki şüpheli’ olarak yer alan maktulün kuzeni tutuksuz sanık İ.Ç.’nin ise ‘kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet hapsi istendi.

AVUKAT, 2 FARKLI GÜVENLİK KAMERASINI BİRLEŞTİRDİ

Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 5’inci celsesinde, tutuksuz sanık İ.Ç.’nin avukatı Sedat Gülen’in yaptığı savunma davanın seyrini değiştirdi. Olay yerinde 2 aracın bulunması ve Emir Çelik’in hangi araçtan açılan ateşle öldüğünün tespiti için cinayet anına ilişkin 2 farklı güvenlik kamerasını birleştiren Gülen, olay yerinde yaptığı canlandırmayı mahkemeye sundu. Ateş açıldığı anda Emir Çelik’in, kuzeni İ.Ç.’nin içinde olduğu minibüse binmeye çalıştığını belirten Gülen, yaptığı canlandırmada aradaki mesafeyi metre ile ölçtü. Emir Çelik ile İ.Ç. arasındaki mesafenin 30 santim olduğuna dikkat çeken Gülen, polis ve dosyayı hazırlayan savcının iddiasının, Emir Çelik’in, İ.Ç.’nin silahından çıkan kurşunla öldüğü yönünde olduğuna, bu durumda Emir Çelik’in yakın atış mesafesinden ölmüş olması gerektiğine dikkat çekti.

MAKTULÜN KIYAFETLERİNİN ADLİ TIP’A GÖNDERİLMESİNİ İSTEDİ

Yakın mesafeden açılan ateşle ölen bir kişinin üzerinde barut izi ve atış artığı olacağını söyleyen avukat Gülen, Emir Çelik’in öldüğü zaman üzerinde olan kıyafetlerin kriminal inceleme için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi. Gülen’in, atış mesafesinin hesaplanması yönündeki talebi üzerine, Çelik’in öldüğü anda üzerinde olan kıyafetleri kriminal incelemeye gönderildi. İncelemede Emir Çelik’in kıyafetinde atış artığı bulunmadığı ve uzak atış mesafesi ile öldürüldüğü tespit edildi. Bu rapor üzerine savcı, karar duruşmasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında tutuksuz sanık İ.Ç.’nin beraatini istedi.

KARARDA ‘TİŞÖRT’ DETAYI

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü sanıklara 10 ay ile 27 yıl arasında hapis cezası verirken, ‘kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapsi istenen İ.Ç.’nin, ‘maktulün tişörtüyle ilgili tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkumiyetini gerektiren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği’nden beraatine karar verdi. İ.Ç., ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘delilleri yok etmek’ suçundan ise toplam 20 ay hapse çarptırıldı. İ.Ç.’nin bu cezası da ertelendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-gece-kulubu-guvenlik-gorevlisinin-oldurulmesi-davasinda-kuzenin-avukati-savunma-yapti/feed/ 0