İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, dördüncü kez aynı göreve seçilen AK Partili Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya tebrik ziyaretinde bulundu. Göksu, İmamoğlu ve beraberindeki heyeti, Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi’nde ağırladı. Kendisini kapıda karşılayan Göksu ile kucaklaşıp, tebrik eden İmamoğlu, “Başarılar diliyorum. İnşallah değerli hizmetleri olsun. Ben, her başkanımıza diyorum ki -Esenler nezdinde ifade edeyim- Esenler’in en başarılı beş yılı olsun. Her belediye başkanı, kendi ilçesinde en başarılı beş yılı elde ederse, biz de bu önümüzdeki beş yılda en başarılı İstanbul’un beş yılını elde etmiş olacağız” dedi.
“Her farklı bakış güçlü taraflar var”
Göksu’nun İstanbul’un deneyimli belediye başkanlarından biri olduğunu belirten İmamoğlu, “İstanbul’da yeni belediye başkanlarımız var, deneyimli belediye başkanlarımız var. Her farklı bakışın da güçlü tarafları var, özel tarafları var. Bugün Esenler’in önümüzdeki beş yılını konuşurken, aynı zamanda niyetimiz aslında ilçelerle birlikte İstanbul’un da Büyükşehir Belediyesi olarak, önümüzdeki beş yıllık stratejik planını birlikte yazabilmek, birlikte organize edebilmek. Bu kapsamda yaptığımız bu ziyaretleri, bütün ekibimizle beraber çok önemsiyoruz. Kurban Bayramı’na girmeden 39 ilçeyi bitirmeyi umut ediyoruz. Bugün itibarıyla 30’un üstüne çıkmış olacağız. Kalanları da umarız haftaya ve bir sonraki hafta başında bitirerek, 39 ilçemizi bitirmiş olacağız” diye konuştu.
“Hepimizin kapısı birbirine açık”
Her ilçede, ilgili bürokratlar eşliğinde toplantılar yaptıklarını aktaran İmamoğlu, “Çok da verimli, çok da paylaşımcı geçiyor. Bundan dolayı çok mutluyum. İstanbul’umuz, çok çok önemli. Yaşamın kalbi bütün Türkiye için. Atacağımız her iyi adım şehircilik adına, iletişim adına, müzakere adına, istişare adına Türkiye’de örnek olacaktır. Bu bağlamda Tevfik Göksu gibi özellikle deneyimli başkanlarımıza, önümüzdeki beş yılda iletişim, ilişki ve bir arada çalışma kültürüne dönük önemli sorumluluklar düşüyor. Elbette hepimizin kapısı birbirine açık. İnşallah hepimiz, milletimize mahcup olmayız. Şehrimize ve hemşehrilerimize mahcup olmayız” ifadelerini kullandı.
Göksu: “İstanbul’un yükü ağır, beraber taşıyacağız”
Göksu da İmamoğlu ve beraberindeki heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, “Başkanım hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Ziyaretinizden dolayı çok teşekkür ediyorum. Yeni döneminiz hayırlı olsun. Başarılar diliyorum. Tabii İstanbul’un yükü ağır. Bu yükü hep beraber taşıyacağız İstanbul, Esenler özelinde. Ortak çözümlerimiz ortaya koyacağız hep beraber. İstanbul’da bize emaneti tevdi eden insanlara görevimizi yapacağız” sözleriyle dile getirdi.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Göksu, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Esenler’in sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: BERKİN GÜLSOY
6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı’nda oğlunu, gelinini ve torununu kaybeden Nurgül Göksu, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. İçişleri Bakanlığı’na seslenen Göksu, “Depremin üzerinden 14 ay geçmesine rağmen İçişleri Bakanlığı’ndan kamu personelinin dosyalara dahil edilmesi için bir izin çıkmadı. Çok zor olmadığını düşünüyorum umarım bizim sesimizi duyarlar, umarım taleplerimizi duyarlar kamu personeli de diğer kusurlu olan insanlar gibi yargılansın” dedi.
6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden depremzede vatandaşların adalet arayışı sürüyor. 15 saniye içerisinde yıkılan Ezgi Apartmanı’nda 36 vatandaş yaşamını yitirdi. Ezgi Apartmanı’nda oğlu Ahmet Can Zabun’u, gelini Nesibe Kaya Zabun’u ve 6 aylık torunu Asude Zabun’u kaybeden Nurgül Göksu, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’ndaki yetkili kişilerle görüştüklerini belirten Göksu, “Adalet Peşinde Ailesi Platformu’nun içerisinde olan ailelerin dosyalarında bazı haksızlıklar, bazı bilirkişi raporlarında hukuksuzluklar, kamu personelinin, tüm belediyelerin neredeyse bütün dosyalarda tali kusurlu olduğunu oysaki kamu personelinin de bu dosyalara dahil edilmesi gerektiğini ve adalet bakanımıza bunların iletilmesi gerektiğini söyledik. Taleplerimizi dile getirdik” dedi.
Göksu, şöyle konuştu:
“Kahramanmaraş Onikişubat Belediyesi’ne Ezgi Apartmanı’nda yöneticimiz Mustafa Doğruoğlu 2021 yılında ve binadaki oturan sakinler bir şikayet dilekçesi veriyorlar ve diyorlar ki; ‘binamızın altında bazı statikle oynandığını, bazı tahribatlar yapıldığını düşünüyoruz.’ Depremden tam 2 yıl önce bir şikayet dilekçesi veriyorlar ve o şikayet dilekçesine verilen cevap var; ‘binanın statiğini bozan herhangi bir tahribata rastlanılmamıştır’ diye. Onikişubat Belediyesi’ne ekte verilen fotoğraflarda zaten binada yapılan tahribatlar belli, kesilen perde duvarlar, baca için açılan perde duvarlar… Altta bulunan Kervan Pastanesi sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel neredeyse binanın altını oymuşlar.
Bizim dosyamız Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gitti, ben enkazda 12 gün boyunca delil nöbeti tuttum, 12 gün boyunca delil nöbeti tuttuğumda kesilen kolon vardı kesilen kolonu kendim kepçeyle kazdırarak buldum ve savcılıkta tutanak altına aldı. 8’nci ayın sonunda Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporunda altta bulunan iş yerleri ve onların iç mimarı asli kusurlu bulundular, yine kamu personeli tali kusurlu bulundu.”
“KAMU PERSONELİ YARGILANSIN”
Kahramanmaraş Onikişubat Belediyesi’ndeki yetkililer de suçlayan Göksu, “Şu an Kahramanmaraş’ta ağır hasarlı binalar orta hasarlıya çevriliyor, orta hasarlı binalar az hasarlıya çevriliyor. Biz sevdiklerimizi kaybettik, sevdiklerimiz geri gelmeyecek ama niçin mücadele ediyoruz? Adalet istiyoruz. Öncelikle bizim sevdiklerimizin ölümüne sebep olan kişiler yargılansın istiyoruz, bunun içine de kamu personelinin dahil edilmesini istiyoruz” dedi.
İçişleri Bakanlığı’na seslenen Nurgül Göksu, “Depremin üzerinden 14 ay geçmesine rağmen İçişleri Bakanlığı’ndan kamu personelinin dosyalara dahil edilmesi için bir izin çıkmadı. Çok zor olmadığını düşünüyorum umarım bizim sesimizi duyarlar, umarım taleplerimizi duyarlar kamu personeli de diğer kusurlu olan insanlar gibi yargılansın” diye konuştu.
]]>6 Şubat 2023’teki depremlerin ardından Zonguldak’tan bölgeye giderek kurtarma çalışmalarına katılan TTK maden işçileri, iki kız arkadaşıyla Adıyaman’da çöken 7 katlı yurt binasının enkazının altında kalan 20 yaşındaki Göksu’yu saatler süren zahmetli çalışmaların ardından çıkarttı.
Madenciler, uçak ambulansla Ankara Etlik Şehir Hastanesine getirilen ve hayati risk taşıdığı için iki bacağı ampute edilen Göksu’yu, tedavi sürecinde de ziyaretleri ve yaptıkları görüntülü görüşmelerle yalnız bırakmadı.
Protez bacaklarıyla bir yıl sonra ayağa kalkan Songül’ü afetin birinci yılında Adıyaman’da ziyaret eden madenciler, genç kızın fizik tedavi döneminde başladığı karatede ilk profesyonel turnuva deneyiminde yanında oldu. Ankara’daki Türkiye Para Karate Şampiyonası’nda giden madenciler, Göksu’nun gümüş madalya sevincini paylaştı.
İyi ve kötü gününde yanında olan kurtarıcılarına teşekkür etmek için babası ve kardeşiyle Zonguldak’a gelen Göksu, madencileri çalıştıkları TTK Karadon Müessese Müdürlüğünde ziyaret etti. Ocaktan çıkan işçileri kuyu başında karşılayan Göksu’ya, ocağın işleyişi, kömürün çıkarılma süreci ve madencilerin çalışma şartları anlatıldı.
“Madenciler sadece kömür çıkarmıyor, hayat da kurtarıyorlarmış”
Göksu, AA muhabirine, enkaz altında umudunu kestiği anda madencilerin sesinin kendisine umut olduğunu söyledi.
Madencilerin her zaman kendisine destek olduğunu anlatan Göksu, “(Karate) 6-7 ay içerisinde bu sporu öğrendim. Ağabeylerimi de çağırdım desteğe ama ‘Bir şey yapamazsam, ne yaparlar?’ diye düşünmüştüm ama başarılı olunca hem ben gururlandım hem de onları gururlandırdım. Bunun için mutluyum.” diye konuştu.
Göksu, madencilerin çalıştığı yeri görmeyi çok istediğini aktararak, “Madenciler çok sıcakkanlılar, bana çok iyi geliyorlar, bunu hep söylüyorum. Madene her zaman gitmek, illa ağabeylerimin çalıştığı yeri görmek istiyordum. Maden ocağına inemedim ama iş yerlerini gezdim, güzeldi. Madene inmiş gibi oldum. Madencileri sadece kömür çıkarıyor diye düşünüyordum ama sadece kömür çıkarmıyor, hayat da kurtarıyorlarmış.” dedi.
Madencileri televizyonda gördüğünde duygulandığını dile getiren Göksu, kurtardıkları yüzlerce can sayesinde hafızalara ve kalplere kazındıklarını ifade etti.
Göksu, halinden dolayı içine kapanmadığına işaret ederek, “Madenci ağabeylerim başta olmak üzere bana destek çıkan çok kişi var. Bu insanların sayesinde hayata tekrar gelmiş gibi oldum, çok şey öğrendim. Kimse içine kapanık olmasın. ‘Ben bu durumdayım, hiçbir şey yapamam.’ demesinler. Yapmaları gereken her şeyi istedikleri zaman yapabilirler.” ifadesini kullandı.
“Bizim için kardeşten öte”
TTK çalışanı 18 yıllık maden işçisi Sinan Durdu da Songül’ün kendileri için kardeşten öte olduğunu vurguladı.
Songül’ün kendilerini ziyaret etmeyi çok istediğine değinen Durdu, “Buraya gelmesinden dolayı çok mutluyuz. Songül iş yerlerimizi gezdi, kuyu başını gösterdik, sohbetimizi ettik. Biz Songül’ü unutamayız, Songül de bizi unutmaz. Yaşadıklarımız unutulacak şeyler değildi. Songül’ün bizde yeri çok farklı, kopmaz bir bağ var aramızda.” dedi.
İşçi Murat Sönmez de Songül’ün kendilerini ailesi gibi gördüğünü, madenci ağabeylerinin de onu çok sevdiklerini ifade etti.
]]>Kahramanmaraş’ta geçen yıl 6 Şubat’ta saat 04.17’de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde Mimarsinan Mahallesindeki 8 katlı Ezgi Apartmanı yıkıldı. Enkaz altında kalan bina sakinlerinden 35 kişi hayatını kaybetti. Depremin yıl dönümünde yakınlarını kaybedenler, Ezgi Apartmanının enkaz alanında bir araya geldi. Kur’an-ı Kerim okunup duaların edildiği buluşmada, duygusal anlar yaşandı. Binada oğlu avukat Ahmet Can Zabun (31), gelini avukat Nesibe Kaya Zabun (27) ile 6 aylık torunu Asude Zabun’u kaybeden Nurgül Göksu, 1 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Depremin ardından enkazda 12 gün delil nöbeti tutan Göksu, kolon kestikleri belirlenen pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel hakkında 5 ay önce tutuklama kararı çıkmasına rağmen firarda olduğunu söyledi.
’12 GÜN SONUNDA KESİLEN KOLONU TESPİT ETTİRDİM’
Enkaz başında çocuklarının cenazesinin çıkarılmasını beklerken binanın alt katındaki pastanenin kolon kestiğini öğrenen ve cenazeleri defnettikten sonra delil nöbetine başladığını belirten Nurgül Göksu, ‘Daha enkazın başındayken alttaki işyerinde bazı tahribatlar yapıldığı söylendi. Enkazın başında 12 gün boyunca delil nöbeti tuttum. Kesilen kolon vardı. Kesilen kolunu 12’nci günün sonunda 20 Mart’ta tespit ettirdim. Savcılar geldi, bilirkişiler geldi, onlarla birlikte tespit edildi. 20 Mart’tan sonra dosyamız Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gitti. 8’nci ayın sonunda dosya geldi ve alttaki iş yerinin sahipleri Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel ve müteahhit, fenni mesul ile alttaki iş yerinin iç mimarı Ertan Danacı asli kusurlu bulundu. Tutuklama kararı çıktı ama Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel firar etti. Yaklaşık 150 günden beri firariler’ diye konuştu.
‘BU YAPTIĞIM, SON ANNELİK GÖREVİM ÇOCUKLARIMA’
Bir yıldan bu yana adaletin peşinde olduğunu ve hukuk mücadelesine devam edeceğini ifade eden Nurgül Göksu, Bugün depremin yıl dönümü ve ben burada 3 tane çocuğumu kaybettim. Benim Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Sayın İçişleri Bakanımızdan 1 yıldan bu yana istediğim şey sadece adaletti. Çünkü Cumhurbaşkanımız Adalet ve Kalkınma Partisi olarak yola çıktı. Ben de adalet isteyen bir anne olarak yola çıktım. Benim sesimi duymalarını istiyorum. Cumhurbaşkanımızdan, İçişleri Bakanımızdan 150 günden bu yana firari olan kişilerin bulunması için bana yardım etmelerini istiyorum. Ben yüreği yanan bir anneyim, gerçekten 1 yıldan bu yana çok mücadele verdim. 3 tane hazineyi toprağın altına koydum ben, bu enkazda kaybettim çocuklarımı. Devlet büyüklerimizden yardım istiyorum ifadelerini kullandı.
‘HAK ARAYIŞINDAN YAS EVRESİNE GEÇEMEDİM’
Bir yıl nasıl geçti hiç farkında değilim diyen Göksu, Çünkü hep yollarda geçirdim zamanı, oraya git, buradan gel, bunu bulmaya çalış, savcılarla görüş. Ben halen yas evresine geçemedim. Çünkü şu an mücadele evresindeyim. Çocuklarımın ölümüne sebep olan kişilerin bulunmasını ve yargılanmasını istiyorum. 29 Şubat’ta ilk duruşmamız var. Ben çocuklarıma Fatiha okuyamıyorum, çünkü kaybettiğime inanamıyorum. Çok kıymetliydi benim oğlum, gelinim ve torunum. Benim bu yaptığım, çocuklarıma son annelik görevim. Bu mücadeleyi bunun için veriyorum, vermeye de devam edeceğim? dedi.
876 YIL 6’ŞAR AY HAPİSLERİ İSTENİYOR
Ezgi Apartmanı’nın yıkılarak 35 kişinin ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma sonunda pastanenin işletmecileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel (47) ile pastanenin iç mekan tasarımcısı tutuklu Ertan Danacı’nın olası kastla kasten öldürme ve olası kastla yaralama suçlarından 876 yıl 6’şar aya kadar, müteahhit Yakup Aktaş (81) ve tutuklu fenni mesul Mehmet Tekin (59) hakkında ise bilinçli taksirle ölüme yaralanmaya neden olma suçundan 22.5 yıla kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bilirkişi raporunda asli kusurlu belirtilmesi üzerine tekrar ifadeleri alınmak istenen ancak adreslerinde bulunamayınca 11 Eylül 2023’te ise haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel’i yakalama çalışmaları devam ediyor. (DHA)
]]>KAHRAMANMARAŞ’ta geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremde yıkılan ve zemin katındaki pastanede kolon kesildiği tespit edilen Ezgi Apartmanı’nda hayatını kaybeden 35 kişinin yakınları facianın yıl dönümünde enkaz alanında toplandı. Binada oğlu, gelini ve torununu kaybeden, enkaz alanında 12 gün delil nöbeti tutarak kesilen kolonu tespit eden Nurgül Göksu, pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel’in 5 ay önce tutuklama kararı çıkmasına rağmen firarda olduğunu söyledi. Hak arayışı için koşuşturmaktan yas evresine geçemediğini belirten acılı anne Göksu, “Çocuklarımın ölümüne sebep olan kişilerin bulunmasını ve yargılanmasını istiyorum” dedi.
Kahramanmaraş’ta geçen yıl 6 Şubat’ta saat 04.17’de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde Mimarsinan Mahallesindeki 8 katlı Ezgi Apartmanı yıkıldı. Enkaz altında kalan bina sakinlerinden 35 kişi hayatını kaybetti. Depremin yıl dönümünde yakınlarını kaybedenler, Ezgi Apartmanının enkaz alanında bir araya geldi. Kur’an-ı Kerim okunup duaların edildiği buluşmada, duygusal anlar yaşandı. Binada oğlu avukat Ahmet Can Zabun (31), gelini avukat Nesibe Kaya Zabun (27) ile 6 aylık torunu Asude Zabun’u kaybeden Nurgül Göksu, 1 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Depremin ardından enkazda 12 gün delil nöbeti tutan Göksu, kolon kestikleri belirlenen pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel hakkında 5 ay önce tutuklama kararı çıkmasına rağmen firarda olduğunu söyledi.
’12 GÜN SONUNDA KESİLEN KOLONU TESPİT ETTİRDİM’
Enkaz başında çocuklarının cenazesinin çıkarılmasını beklerken binanın alt katındaki pastanenin kolon kestiğini öğrenen ve cenazeleri defnettikten sonra delil nöbetine başladığını belirten Nurgül Göksu, “Daha enkazın başındayken alttaki işyerinde bazı tahribatlar yapıldığı söylendi. Enkazın başında 12 gün boyunca delil nöbeti tuttum. Kesilen kolon vardı. Kesilen kolunu 12’nci günün sonunda 20 Mart’ta tespit ettirdim. Savcılar geldi, bilirkişiler geldi, onlarla birlikte tespit edildi. 20 Mart’tan sonra dosyamız Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gitti. 8’nci ayın sonunda dosya geldi ve alttaki iş yerinin sahipleri Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel ve müteahhit, fenni mesul ile alttaki iş yerinin iç mimarı Ertan Danacı asli kusurlu bulundu. Tutuklama kararı çıktı ama Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel firar etti. Yaklaşık 150 günden beri firariler” diye konuştu.
‘BU YAPTIĞIM, SON ANNELİK GÖREVİM ÇOCUKLARIMA’
Bir yıldan bu yana adaletin peşinde olduğunu ve hukuk mücadelesine devam edeceğini ifade eden Nurgül Göksu, “Bugün depremin yıl dönümü ve ben burada 3 tane çocuğumu kaybettim. Benim Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Sayın İçişleri Bakanımızdan 1 yıldan bu yana istediğim şey sadece adaletti. Çünkü Cumhurbaşkanımız Adalet ve Kalkınma Partisi olarak yola çıktı. Ben de adalet isteyen bir anne olarak yola çıktım. Benim sesimi duymalarını istiyorum. Cumhurbaşkanımızdan, İçişleri Bakanımızdan 150 günden bu yana firari olan kişilerin bulunması için bana yardım etmelerini istiyorum. Ben yüreği yanan bir anneyim, gerçekten 1 yıldan bu yana çok mücadele verdim. 3 tane hazineyi toprağın altına koydum ben, bu enkazda kaybettim çocuklarımı. Devlet büyüklerimizden yardım istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘HAK ARAYIŞINDAN YAS EVRESİNE GEÇEMEDİM’
“Bir yıl nasıl geçti hiç farkında değilim” diyen Göksu, “Çünkü hep yollarda geçirdim zamanı, oraya git, buradan gel, bunu bulmaya çalış, savcılarla görüş. Ben halen yas evresine geçemedim. Çünkü şu an mücadele evresindeyim. Çocuklarımın ölümüne sebep olan kişilerin bulunmasını ve yargılanmasını istiyorum. 29 Şubat’ta ilk duruşmamız var. Ben çocuklarıma Fatiha okuyamıyorum, çünkü kaybettiğime inanamıyorum. Çok kıymetliydi benim oğlum, gelinim ve torunum. Benim bu yaptığım, çocuklarıma son annelik görevim. Bu mücadeleyi bunun için veriyorum, vermeye de devam edeceğim” dedi.
876 YIL 6’ŞAR AY HAPİSLERİ İSTENİYOR
Ezgi Apartmanı’nın yıkılarak 35 kişinin ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma sonunda pastanenin işletmecileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel (47) ile pastanenin iç mekan tasarımcısı tutuklu Ertan Danacı’nın olası kastla kasten öldürme ve olası kastla yaralama suçlarından 876 yıl 6’şar aya kadar, müteahhit Yakup Aktaş (81) ve tutuklu fenni mesul Mehmet Tekin (59) hakkında ise bilinçli taksirle ölüme yaralanmaya neden olma suçundan 22.5 yıla kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bilirkişi raporunda asli kusurlu belirtilmesi üzerine tekrar ifadeleri alınmak istenen ancak adreslerinde bulunamayınca 11 Eylül 2023’te ise haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel’i yakalama çalışmaları devam ediyor.
]]>
Kahramanmaraş’ta geçen yıl 6 Şubat’ta saat 04.17’de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde Mimarsinan Mahallesindeki 8 katlı Ezgi Apartmanı yıkıldı. Enkaz altında kalan bina sakinlerinden 35 kişi hayatını kaybetti. Depremin yıl dönümünde yakınlarını kaybedenler, Ezgi Apartmanının enkaz alanında bir araya geldi. Kur’an-ı Kerim okunup duaların edildiği buluşmada, duygusal anlar yaşandı. Binada oğlu avukat Ahmet Can Zabun (31), gelini avukat Nesibe Kaya Zabun (27) ile 6 aylık torunu Asude Zabun’u kaybeden Nurgül Göksu, 1 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Depremin ardından enkazda 12 gün delil nöbeti tutan Göksu, kolon kestikleri belirlenen pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel hakkında 5 ay önce tutuklama kararı çıkmasına rağmen firarda olduğunu söyledi.
’12 GÜN SONUNDA KESİLEN KOLONU TESPİT ETTİRDİM’
Enkaz başında çocuklarının cenazesinin çıkarılmasını beklerken binanın alt katındaki pastanenin kolon kestiğini öğrenen ve cenazeleri defnettikten sonra delil nöbetine başladığını belirten Nurgül Göksu, “Daha enkazın başındayken alttaki işyerinde bazı tahribatlar yapıldığı söylendi. Enkazın başında 12 gün boyunca delil nöbeti tuttum. Kesilen kolon vardı. Kesilen kolunu 12’nci günün sonunda 20 Mart’ta tespit ettirdim. Savcılar geldi, bilirkişiler geldi, onlarla birlikte tespit edildi. 20 Mart’tan sonra dosyamız Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gitti. 8’nci ayın sonunda dosya geldi ve alttaki iş yerinin sahipleri Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel ve müteahhit, fenni mesul ile alttaki iş yerinin iç mimarı Ertan Danacı asli kusurlu bulundu. Tutuklama kararı çıktı ama Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel firar etti. Yaklaşık 150 günden beri firariler” diye konuştu.
‘BU YAPTIĞIM, SON ANNELİK GÖREVİM ÇOCUKLARIMA’
Bir yıldan bu yana adaletin peşinde olduğunu ve hukuk mücadelesine devam edeceğini ifade eden Nurgül Göksu, “Bugün depremin yıl dönümü ve ben burada 3 tane çocuğumu kaybettim. Benim Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Sayın İçişleri Bakanımızdan 1 yıldan bu yana istediğim şey sadece adaletti. Çünkü Cumhurbaşkanımız Adalet ve Kalkınma Partisi olarak yola çıktı. Ben de adalet isteyen bir anne olarak yola çıktım. Benim sesimi duymalarını istiyorum. Cumhurbaşkanımızdan, İçişleri Bakanımızdan 150 günden bu yana firari olan kişilerin bulunması için bana yardım etmelerini istiyorum. Ben yüreği yanan bir anneyim, gerçekten 1 yıldan bu yana çok mücadele verdim. 3 tane hazineyi toprağın altına koydum ben, bu enkazda kaybettim çocuklarımı. Devlet büyüklerimizden yardım istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘HAK ARAYIŞINDAN YAS EVRESİNE GEÇEMEDİM’
“Bir yıl nasıl geçti hiç farkında değilim” diyen Göksu, “Çünkü hep yollarda geçirdim zamanı, oraya git, buradan gel, bunu bulmaya çalış, savcılarla görüş. Ben halen yas evresine geçemedim. Çünkü şu an mücadele evresindeyim. Çocuklarımın ölümüne sebep olan kişilerin bulunmasını ve yargılanmasını istiyorum. 29 Şubat’ta ilk duruşmamız var. Ben çocuklarıma Fatiha okuyamıyorum, çünkü kaybettiğime inanamıyorum. Çok kıymetliydi benim oğlum, gelinim ve torunum. Benim bu yaptığım, çocuklarıma son annelik görevim. Bu mücadeleyi bunun için veriyorum, vermeye de devam edeceğim” dedi.
876 YIL 6’ŞAR AY HAPİSLERİ İSTENİYOR
Ezgi Apartmanı’nın yıkılarak 35 kişinin ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma sonunda pastanenin işletmecileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel (47) ile pastanenin iç mekan tasarımcısı tutuklu Ertan Danacı’nın olası kastla kasten öldürme ve olası kastla yaralama suçlarından 876 yıl 6’şar aya kadar, müteahhit Yakup Aktaş (81) ve tutuklu fenni mesul Mehmet Tekin (59) hakkında ise bilinçli taksirle ölüme yaralanmaya neden olma suçundan 22.5 yıla kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bilirkişi raporunda asli kusurlu belirtilmesi üzerine tekrar ifadeleri alınmak istenen ancak adreslerinde bulunamayınca 11 Eylül 2023’te ise haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel’i yakalama çalışmaları devam ediyor.
]]>Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerine Adıyaman’da yakalanan Göksu, 7 katlı bir yurdun enkazı altında kaldı. Üç gün sonunda Zonguldaklı madenciler tarafından kurtarılan Göksu, uçak ambulansla Ankara’ya getirilerek Etlik Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Hayati risk taşıdığı için iki bacağı ampute edilen genç kız, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde yaklaşık 1 yıldır devam eden tedavi ve protez uygulaması sayesinde ayağa kalkmayı başardı.
Tedavisi sürerken masa tenisine başlayan ve bir yandan da yeniden üniversite sınavına hazırlanan Göksu, azim ve umutla dolu hayallerini, AA muhabirine anlattı.
“İlk ayağa kalktığım süreci unutamıyorum”
Zor günleri geride bırakmaya çalıştığını, şu an tedavi sürecinin çok iyi gittiğini vurgulayan Göksu, üç aydır protezleriyle ayakta durabildiğini söyledi.
Hastanede tanıştığı masa tenisi ve para karateyle yaşam motivasyonunun arttığını, bunun üzerine tekrar üniversite sınavına hazırlanmaya başladığını belirten Göksu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlk ayağa kalktığım süreci unutamıyorum. Üç ay önce protezlerim ilk takıldığında çok ağrı yaşamıştım, ‘dayanamıyorum bu ağrılara, ben bunu yapamayacağım’ demiştim. Ama doktorlarım, babam asla pes etmemem için beni devamlı teşvik etti. Ağrılarım zamanla geçip, gerçekten ayağa kalkıp yürüdüğümde yaşadığım mutluluğu anlatamam, ‘bugünleri görecek miydim’ diye düşündüm. Bana destek olan hocalarıma, arkadaşlarıma, aileme çok teşekkür ederim.”
“Beni kurtaran madenci abilerimi ziyaret edeceğim”
Göksu, hastanedeki uzun süreçli tedavisinde doktorlar ve hastalarla aile gibi olduklarının altını çizerek, “Taburcu edildiğimde ilk olarak çok özlediğim kardeşlerimi ardından da beni kurtaran madenci abilerimi görmeye gideceğim. Spora da devam edeceğim ve üniversite sınavı için çalışmalarımı sürdüreceğim. Artık inşallah daha güzel bir hayat beni bekliyor.” diye konuştu.
Göksu, hayallerini şu sözlerle dile getirdi:
“Lisede ebe yardımcılığı bölümünü bitirdim, hep sağlıkçı olmak istedim. Artık ebelik yapmam zor belki ama üniversitede tıbbi sekreterlik okumayı hedefliyorum. Her durumda bir sağlık çalışanı olmak istiyorum. Çünkü birilerine yardım edebilmek çok güzel bir duygu. Deprem sonrası hastanede hemşireler bize damar yolu açarken bile canımız yanmasın diye uğraşır, duygulanırdı. Ablamız, abimiz gibi yaklaştılar hep. Bu beni çok etkiledi. Onları kendime örnek aldım, ileride onlar gibi olmak istiyorum.”
Songül Göksu, benzer süreçlerden geçen hastalara da umutlarını kaybetmemeleri, yaşama sımsıkı sarılmaları çağrısında bulundu.
“Pozitifliği sayesinde tedavide çok hızlı ilerleme kaydetti”
Songül’ün tedavi sürecini yürüten hekimlerden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde görevli Uzm. Dr. Bengü Türemenoğulları, genç kızın ampütasyon işleminin ardından tam olarak iyileşme sürecinin beklendiğini, ardından fizik tedaviye geçildiğini ifade etti.
Önce geçici protezlerle alışma ve uyum sürecini atlatan, ardından kalıcı protezleri planlanan Songül’ün sürecinin çok iyi gittiğini belirten Türemenoğulları, şöyle devam etti:
“Kalıcı protezleriyle uyguladığımız fizik tedavi programları sonucunda Songül’ün toplumsal adaptasyonu sağlandı. Songül çok sıcak kanlı, pozitif ve tedaviye uyumlu bir hastamız. Bu sayede tedavisinde de çok hızlı ilerleme kaydetti. Hastamız şu anda düz zeminde, rampada, merdivende kendi başına, bağımsız olarak yürüyebiliyor. Yakın zamanda da Songül’ün taburculuğunu planlıyoruz, belirli aralıklarla kontrol ve takipleri olacak. Amacımız, hastamızın ömür boyu kendi hayatını idame ettirebilmesini sağlamak.”
“398 depremzede hastamıza yatarak rehabilitasyon hizmeti verdik”
Ampute hastaların fizik tedavilerinin uzun bir süreci kapsadığına, uzman hekim, fizyoterapist ve psikologların içerisinde olduğu multidisipliner bir yaklaşımla planlandığına dikkati çeken Türemenoğulları, şunları kaydetti:
“Etlik Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanemizde 398 depremzede hastamıza yatarak rehabilitasyon hizmeti verdik. Hastalarımızın çoğunda fizik tedavi süreci oldukça zor ve meşakkatli olan, amputasyon, sinir hasarı bulunuyordu. Birçok hastamızı şifayla taburcu edebildik, şu an az sayıda hastamız var, onların da taburculuklarını yakın zamanda planlıyoruz.”
Türemenoğulları, protez uygulanan hastaların bağımsız hareket edebilmeleri için mutlaka uzun süreli fizik tedavi ve eğitim alması gerektiğini vurgulayarak, “Depremzede hastalarımız uzun süredir bizlerle birlikte, tedavi süreçlerinin her basamağına eşlik ettik, onlarla aile gibi olduk. Hastalarımızın sağlıklı olduğunu görmek bizler açısından çok mutluluk verici.” dedi.
]]>