Göç – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 00:42:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: Edirne artık göç rotası olmaktan çıktı https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-edirne-artik-goc-rotasi-olmaktan-cikti/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-edirne-artik-goc-rotasi-olmaktan-cikti/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:42:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43297 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Edirne’de düzenlenen asayiş ve güvenlik toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Edirne üzerindeki transit göç rotasının artık değiştiğini ve kentin göç rotası olmaktan çıktığını söyledi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Edirne’de ‘Türkiye’nin Huzuru’ sloganıyla düzenlenen asayiş ve güvenlik toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, Bakanlık olarak huzur ve güvenliği sağlamak için terörle mücadeleden zehir tacirlerine, organize suç örgütlerinden göçmen kaçakçılığı organizatörlerine kadar suç ve suç odaklarıyla büyük mücadele verdiklerini söyledi. Yerlikaya, tüm Türkiye’de olduğu gibi Edirne’de de suçta kibirlenenleri, huzura kastedenleri hukuktan ve milletten aldıkları güçle tek tek bitireceklerini ve bu noktada kararlı olduklarını ifade etti.

“Adresini güncellemeyen göçmeni deport edeceğiz”

Edirne’de 7 bin 668 düzenli göçmen olduğunu ve adres tahsisatlarını yaptıklarını aktaran Bakan Yerlikaya, “Güvenlik birimlerimiz ve göçle ilgili çalışan arkadaşlarımız her birinin adreslerine gitti, kapılarını çaldı. O adreste oturup oturmadıklarını kontrol etti. Vermiş olduğumuz sürede adres güncellemesini yapmadıkları takdirde onları düzensiz hale getirip, yakaladığımız zaman da deport edeceğiz” dedi.

“Türkiye genelinde 8 bin 701 operasyon yaptık”

Düzensiz göçmenle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile mücadele noktasında canla başla çalıştıklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, 19 Eylül tarihinin Edirne ve Trakya hududu için önemli bir tarih olduğunu ifade etti. O tarihte Bulgaristan ve Yunanistan’daki meslektaşlarını telefonla aradığını, üzerlerinde büyük bir sorumluluk olduğunu söylediğini belirten Bakan Yerlikaya, “Biz hudutlarımızı korumakla ilgili, milletimizin bizden beklediği huduttaki bütün sınır, güvenlik entegre tesislerimizle beraber, hudut birliklerimizle beraber bir kişiyi ne alırız ne de bir kişiyi buradan düzensiz bir göçmenin oraya geçişine de göz yumarız. 19 Eylül’den itibaren şu anda muhataplarımıza bakan olarak ben, valilerimiz, kurmuş olduğumuz bir mekanizmayla Göç İdaresi Başkanı kurmuş olduğumuz bir mekanizmayla devamlı suretle üç ülke bürokrasi valileri, kapıdaki idarecileri ve nihayetinde bakanları devamlı istişare halindeyiz. Buradaki düzensiz göçmenle mücadelemiz ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile ne denli canla başla çalıştığımızı biliyorsunuz. Şu anda benim dönemimde 8 bin 701 Türkiye genelinde operasyon yaptık göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik. Türkiye genelinde 5 bin 126 tutuklu, 2 bin 116 adli kontrol. Edirne’de 942 operasyon, 351 tutuklu, 127 de adli kontrol. Bu gözaltına alınıp da tutuklanmamış, adli kontrol verilmemiş, halen aramızda gezen vatandaşlara şunu söylüyoruz: ‘Siz bu işten vazgeçin. Niyetinizden bunu çıkarın. Ama fırsat bulduğumuz zaman göçmen kaçakçılığı organizatörlüğü yapanı bilin ki biz daha önce tutuklayıp cezaevine göndermiş olduğumuz arkadaşların yanına kesinlikle göndereceğiz’. Dolayısıyla hem istihbarat birimlerimiz hem de güvenlik birimlerimiz bu noktada gerçekten fevkalade gayret gösteriyorlar. Bu işi bitirmek noktasında biz kararlıyız” diye konuştu.

“7 ayda 30 bin 400 düzensiz göçmen yakalandı”

Edirne’de 7 aylık dönemde 30 bin 400 düzensiz göçmen yakalandığını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Sınırlarımızdan girişi engellenen göçmen sayısı 256. Geri gönderme merkezinden şu ana kadar evraklarını tamamlayıp da Edirne’den deport ettiklerimizin sayısı da 9 bin 85” dedi.

Mobil göç aracı ile 1 milyonun üzerinde kişinin kimliğine bakıp sorgulama yaptıklarını belirten Bakan Yerlikaya, Edirne’nin Keşan ilçesine de bir mobil göç aracı vereceklerini söyledi. – EDİRNE

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-edirne-artik-goc-rotasi-olmaktan-cikti/feed/ 0
Davutoğlu: 13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/ https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39006 (ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu parti merkezinde ziyaret etti. Görüşme sonrası yapılan açıklamada Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı döneminde ortaya koyduğu Suriye politikasına ilişkin, “13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum. Yönetimde olmadığım gibi, dışlanmışım. Siyasetçi insandır, hata yapabilir” dedi. Davutoğlu, “8 yıldır görevde olmayan birine saldırmak kolay. Hesap sormak kolay. Peki 13 yıldır bu ülkeye yöneten insanlara, niye bu sorulmuyor?” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Gelecek Partisi Genel Merkezi’ne ilk kez gelen Özdağ’ı kapıda Ahmet Davutoğlu karşıladı. Saat 14.00’de başlayan görüşme 2 saat sürdü. İki liderin görüşmesinde Türkiye’nin göç ve mülteci politikasının yanı sıra gündeme ilişkin gelişmeler değerlendirildi.

Özdağ ve Davutoğlu görüşme sonrası kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı. Davutoğlu, “Ortak sorun alanlarını açık yüreklilikle konuştuk, tartıştık. Karşılıklı olarak güzel değerlendirmeler yaptık” dedi.

“Dosyalarımızı sunduk”

Özdağ ise görüşmeye ilişkin “Burada olma amacımız çok teknik bir konuda görüşmek. Mesele sınırda Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, silah kullanma yetkisinin hukuken yeniden belirlenmesiyle ilgili bir düzenleme yapılması ve yine sınırda Ottawa Anlaşması’ndan çekilerek mayın döşenmesi hususuydu. Bu iki konuyu görüşürken, Orta Doğu’nun genel jeopolitik durumu ve jeopolitiğin nasıl geliştiği konularını da sayın genel başkan bizzat yaşadığı deneyimlerle izah etti. Bizim sunduğumuz dosyayı değerlendirecekler. Teknik görüşmeler olacak. Daha sonra bu konuların Meclis gündemine gelip gelmeyeceği de bu görüşmelerden sonra netleşecek” diye konuştu.

“Hukukçularımız dosyaya bakacak”

Özdağ sonrası konuşan Davutoğlu ise görüşmenin içeriğine dair “Sınırda bir müdahale dolayısıyla hukuki bir yargılama sürecine tabi olan bir askerimizle ilgili bir dosya, hukukçularımız dosyaya bakacaklar. Türkiye’de sınır güvenliği konusunda Silahlı kuvvetlerimize ve emniyet yetkililerimize verilen yetkiler açıktır. Terörle mücadele esnasında birlikte görev yaptığımız Şanlıurfa Valimiz İzzet Küçük de yanımızdaydı onun da tecrübelerini dinledik” ifadelerini kullandı.

“13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum”

“Türkiye’de büyük bir göç ve sığınmacı sorunu var. Bunu görmemiz ve tedbir almamız lazım. Halkımızda karşıtlı açıklamalarla ortaya çıkmış biriken bir öfke ve tedirginlik var. Bu gerçeği görüp, buna göre tedbir almak lazım. Ancak tedbirlerin hepsi, Türkiye’nin hukuk kurallarına uygun olmalı” diyen Davutoğlu’nun açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Hukuk devletinin temel ölçüsü, kamu düzenidir. Kamu düzenini kim tehdit ederse etsin, ister Türk ister yabancı kamu düzeninin korunması konusunda gerekli tedbirleri almak devletin görevidir. Göç dünyada küresel bir sorun. Açık ifade edeyim. Birçok çevreler haksız ithamlarla üzerime gelirler. 13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum. Yönetimde olmadığım gibi, dışlanmışım. Türkiye’de büyük bir göç idaresi sorunu var ve bunun sorumlusu iktidardır. Türkiye devletinin paşası, insan kaçakçılığından tutuklanmışsa tuz kokmuş demektir. Paşa, insan kaçakçılığı yapmaz. Mayın olması bu durumu değiştirmez. Araya ne koyarsanız koyun bu sorunun gerçek müsebbibi Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarındaki çürümeye sebep olanlardır.

” Kayseri’de yaşananlar göç sorunu olduğunu ortaya çıkardı”

Mülteci sorununu çözerken Göç İdaresi yeniden yapılandırılmalı. Göç Bakanlığı kurulmalı. Net kurallar ortaya koyulmalı. 250 bin dolarlık vatandaşlık verme işlemi derhal durdurulmalı. Sınır boyunda Ocak 2016’dan beri başlatılan modül duvar uygulaması etkin biçimde hayata geçirilmeli. İran – Türkiye sınırından gelen Afganlar için İran ile görüşülmeli. Her türlü tedbir alınmalı. Bu konuda çok ciddi bir zaaf görüyorum. Ama bu zaafın bedeli Türkiye’nin kamu düzenini bozmak olmamalı. Kayseri’de yaşanan olaylar Türkiye’de kamu düzeni sorununa dönüşebilecek bir göç sorunu olduğunu ortaya çıkardı.

“Örgütlü yapı, Türkiye’de kaos çıkarmak istiyor”

Kayseri olaylarında çarpıcı bir istatistik beni çok ciddi bir şekilde kaygılandırdı. 855 kişi gözaltına alındı. Bunun 468 kişisi, içinde cinsel taciz de dahil olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere sabıkalılar. Bu işlemleri yapanların yarısından çoğu sabıkalıysa ben çok ciddi kaygılanırım. Bu demektir ki örgütlü bir yapı Türkiye’de kaos çıkarmak istiyor. Suriye’deki Şebbiha’lara benzer şekilde Türkiye’de birileri kendi hukukunu uygulamaya kalkarsa o zaman düşünmeye başlamamız lazım. Kayseri olayları için de ayrıca bir Meclis araştırma kurulu kurulusun.

“Geri Kabul Anlaşması bahane edilerek herhangi bir mülteci Türkiye’ye girmişse girenler suç işlemiştir”

Geri Kabul Anlaşması’nın mülteci sorunuyla hiçbir alakası yoktur. Geri Kabul Anlaşması 2009 yılında serbest vize uygulaması için başlayan bir süreçle imzalanan bir anlaşmadır. Suriye krizi yokken. Serbest vize uygulaması başlamadıkça da devreye girmemiştir. Geri Kabul Anlaşması bahane edilerek herhangi bir mülteci Türkiye’ye girmişse girenler suç işlemiştir. Buna izin verenler suç işlemiştir.

“Göç yönetimini düzene koyacağız”

Geri Kabul Anlaşması feshedilse bile sadece Türkiye’nin Avrupa’ya serbest vize uygulamasında geri gidilmiş olur, mülteci sorunu çözülmez. Yapmamız gereken, içerde düzeni sağlayacağız, göç yönetimini düzene koyacağız. Sınırları kontrol edeceğiz. Bütün ülkelere gerekli uyarılarda bulunup, sınırlarımızdan geçişi engelleyeceğiz. Ama her zaman hukukla kamu düzenini sağlayacağız.”

Davutoğlu, kendisine yöneltilen ve Dışişleri Bakanı olduğu dönemde uygulanan Suriye politikasına ilişkin özeleştirisinin ne olduğu sorusuna şu yanıtı verdi:

“Siyasetçi insandır, hata yapabilir. Bir devlet adamı, hata varsa gözden geçirir. Şunu ifade edeyim, 8 yıldır görevde değildim derken şunu kast ediyordum. 8 yıldır görevde olmayan birine saldırmak kolay. Algı operasyonu yapmak kolay. Hesap sormak kolay. Çünkü bedeli yok. Peki niye 13 yıldır bu ülkeye yöneten insanlara, 8 yıldır da bensiz yönetenlere bu soru sorulmuyor? Bahsettiğiniz dönemde Dışişleri Bakanı olarak benim görevim, Türkiye’nin diplomatik ilişkilerini yönetmek, uluslararası sorunlara çözüm bulmak ve Türkiye’yi temsil etmek. Yani sınırları korumak benim görevim değil. Türkiye içindeki göçmenlerin, kamptaki düzeni benim alanıma girmez. Şehirlerdeki demografik değişim benim görev alanıma girmez. O dönemde Milli Güvenlik Kurulu toplantıları yapıldı, kararlar oradan geçti. O toplantılar açıklansa, görülür ki her aşamasında Dışişleri Bakanı olarak gerekli uyarıları yapmışımdır. Tampon bölge kurulsun dedim. Ben mi kuracağım tampon bölgeyi Dışişleri Bakanı olarak? Kravatlı diplomatları mı göndereceğim tampon bölgeye. Kimseyi suçlamıyorum ama eğer bu ülkeye hizmetten başka hayatında hiçbir rant elde etmemiş bir devlet adamına yıllardır alçakça medya algı operasyonları yapılıyor da onun arkadaşları susuyorsa konuşmak zorundadır.”

“Temurci’nin AK Parti’ye geçme iddiası üretilen bir senaryo”

Davutoğlu, Gelecek Partisi İstabul Mileltvekili Selim Temurci’nin partiden istifa edip, AK Parti’ye katılacağı iddialarına ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bu haberle Gelecek Partisi’ne algı operasyonu yapıyorlar. Temurci bizim kurucumuz. Birileri Gelecek Partisi mevcudiyetinden rahatsız. Birileri Gelecek- Saadet Grubu’ndan rahatsız. Bizim muhalefetimiz, CHP muhalefeti gibi olmuyor. İçeriden ve doğrudan hitap eden bir muhalefet oluyor. Selim Temurci, Cumhurbaşkanımızla görüştü. Bunda hiçbir yanlış görmüyorum. Benim arkadaşlarıma güvenim tam. Herkes, herkesle görüşür. Bizi bilgilendirmek kaydıyla… AK Parti’ye geçme üretilen bir senaryo.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/feed/ 0
9 soruda Türkiye’de yaşayan Suriyeliler https://www.haber60.com.tr/9-soruda-turkiyede-yasayan-suriyeliler/ https://www.haber60.com.tr/9-soruda-turkiyede-yasayan-suriyeliler/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:33:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37473 Türkiye’de yaşayan Suriyeliler, son yıllarda kamuoyunun en fazla tartıştığı konular arasında yer alıyor.

2011 yılından bu yana özellikle de sosyal medyada Suriyelilerle birçok farklı bilgi paylaşılıyor.

Son olarak geçen hafta ardından Suriyelilerle ilgili sosyal medyada yoğun olarak bilgi paylaşımı yapıldı.

Bu bilgilerin bir bölümü gerçeği yansıtmazken bir bölümü de güncel verilerden oluşmuyor.

Türkiye’deki Suriyelilerle ilgili merak edilenleri çeşitli kurumların verilerini kullanarak, teyitli olarak ve güncel bilgiler üzerinden bir araya getirdik.

Türkiye’de ne kadar Suriyeli yaşıyor?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin sayısıyla ilgili en güncel verileri 27 Haziran 2024 tarihinde paylaştı.

Türkiye’ye gelmeye başlayan Suriyeliler, ülkede geçici koruma statüsüyle yaşıyor.

Göç İdaresi’nin verilerine göre Türkiye’de bu statüye sahip, kayıtlı 3 milyon 112 bin 683 Suriyeli bulunuyor.

Geçici koruma statüsüyle Türkiye’de bulunanlar dışında bir de ikamet izni ile Türkiye’de yaşayan Suriyeliler var.

Bu kesim, ekonomik durumu nispeten daha iyi olan Suriyelilerden oluşuyor.

Bu izinle Türkiye’de bulunan Suriyelilerin sayısı ise 76 bin 842.

Resmi verilerden anlaşıldığı üzere bunların yanında, düzensiz göçmen konumunda olan kayıt dışı Suriyeliler de oluyor.

Yasadışı giriş, giriş koşullarının ihlali, vizenin geçerlilik tarihinin sona ermesi, izinsiz çalışma veya yasadışı çıkış nedenleriyle, bulundukları ülkedeki hukuki statüden yoksun olan kişilere düzensiz göçmen deniyor.

Suriyelilerin geçici koruma statüsünden doğan haklarını kullanmaları için bu statüde kayıt yaptırmış olmaları gerekiyor.

Bu yüzden düzensiz göçmen olan Suriyelilerin, başka bir ülkeye yasadışı yollarla göçün de aralarında olduğu çeşitli hedeflerle hareket ettiği ve sayılarının kayıtlı olanlara kıyasla yüksek olmadığı düşünülüyor.

Göç İdaresi’nin verilerine göre 2024 yılında, 27 Haziran tarihine kadarki sürede 21 bin 387 Suriye uyruklu düzensiz göçmen yakalandı.

2014’te 24 bin 984, 2015’te 73 bin 422, 2016’da 69 bin 755, 2017’de 50 bin 217, 2018’de 34 bin 53, 2019’da 55 bin 236, 2020’de 17 bin 562, 2021’de 23 bin 468, 2022’de 45 bin 909, 2023’te 58 bin 621 düzensiz Suriyeli göçmen yakalanmıştı.

Suriyelilerin en çok ve en az yaşadıkları kentler hangileri?

İstanbul, ülkede en büyük Suriyeli nüfusuna sahip kent. Şehirde, 530 bin 506 geçici koruma statüsündeki Suriyeli yaşıyor.

İstanbul’u Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana, Mersin, Bursa, Konya, İzmir ve Ankara takip ediyor.

Gaziantep’te 429 bin 855, Şanlıurfa’da 272 bin 788, Hatay’da 257 bin 90, Adana’da 218 bin 220, Mersin’de 201 bin 521, Bursa’da 171 bin 457, Konya’da 121 bin 947, İzmir’de 119 bin 671, Ankara’da ise 89 bin 743 Suriyeli yaşıyor.

Türkiye’de en az Suriyelinin yaşadığı kent ise sadece 8 Suriyeliyi barındıran Hakkari.

Yine en az Suriyelinin yaşadığı kentlerden Tunceli’de 28, Bayburt’ta 34, Iğdır’da 63, Artvin’de 75 Suriyeli ikamet ediyor.

Yerleşik nüfusla karşılaştırıldığında Suriyelilerin en yoğun oldukları yerler nereler?

Yerleşik nüfusla kıyaslandığında Suriyelilerin en yoğun yaşadığı kent, Kilis.

Resmi verilere göre bugün Suriyeli nüfusu ile Kilis’teki il nüfusunu karşılaştırma yüzdesi 31,02.

Göç İdaresi’nin sitesindeki bu oran, şehrin toplam nüfusu içindeki Suriyeli oranını değil, o ilde yaşayan Türk vatandaşı sayısının yüzde kaçı kadar Suriyeli bulunduğunu gösteriyor.

Bu karşılaştırma yüzdesi Gaziantep’te yüzde 16,57, Hatay’da yüzde 14,27, Şanlıurfa’da yüzde 10,97, Mersin’de yüzde 9,42, Adana’da yüzde 8,77 ve Mardin’de yüzde 6,22.

Suriyelilerin nüfus yoğunluğunun en az olduğu şehir ise Hakkari.

Hakkari’de yaşayan Suriyelilerin nüfusu ile yerleşik kent nüfusunu karşılaştırma yüzdesi 0,00.

Bu oran; Tunceli ve Iğdır’da yüzde 0,03, Bayburt ve Erzincan’da yüzde 0,04, Giresun ve Gümüşhane’de yüzde 0,06, Sinop’ta ise yüzde 0,07.

Suriyelilerin yaş ve cinsiyet dağılımı nasıl?

Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin 1 milyon 619 bin 328’i erkeklerden, 1 milyon 493 bin 355’i ise kadınlardan oluşuyor.

Yaş dilimi açısından çocuklar ve gençler Suriyelilerin çok büyük bir bölümünü oluştururken, 30’lardan sonra yaş ilerledikçe sayı düşüyor.

0 ile 18 yaş arasındaki Suriyelilerin sayısı, 1 milyon 562 bin 165.

19-24 yaş arasında 338 bin 72, 25-29 yaş arasında 311 bin 930, 30-34 yaş arasında 230 bin 809, 35-39 yaş arasında 195 bin 381 Suriyeli bulunuyor.

Yaşları 40 ila 49 yaş arasındakilerin sayısı 243 bin 595, 50 ila 59 arasındakilerin sayısı 138 bin 26.

Yaşı 60’dan büyük tüm Suriyelilerin sayısı ise 92 bin 705.

Bugüne kadar kaç Suriyeliye Türk vatandaşlığı verildi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Aralık 2019’da yaptığı açıklamasında 110 bin Suriyeliye vatandaşlık verildiğini söyledikten sonra, “Biz bu 110 bin vatandaşlığın dışında diğerleri için de bu vatandaşlık sürecini daha da artırma konumundayız. Niye? Çünkü bu insanlar, benim ülkemde kaçak, göçek yaşamasın. Vatandaşlık aldığı zaman herhangi bir kurumdan, kuruluştan işini bulsun, çalışsın” diye konuşmuştu.

Hükümet yetkilileri yıllar içinde dönem dönem bu konuda veriler paylaştı.

Son olarak ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 9 Kasım 2023’te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Türk vatandaşı olan Suriyelilerin sayısının 238 bine yaklaştığını açıkladı.

Yerlikaya, “2023 Kasım itibarıyla Türk vatandaşlığını kazanan Suriyeli sayısı 237 bin 995, 18 yaşını dolduran Suriyeli sayısı ise 156 bin 987” diye konuştu.

Suriyelilere maddi yardım veriliyor mu?

Suriyeliler çeşitli kamu kurum ve kuruluşları üzerinden farklı yardımlardan yararlanabiliyor.

Çok amaçlı bir nakit yardım programı olan Sosyal Uyum Yardımı Programı (SUY) bunların en önemlisi.

Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen SUY programı kapsamında yardımlar, KIZILAYKART platformu üzerinden, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türk Kızılay iş birliğinde iletiliyor.

Kızılay’ın Mayıs ayı verilere göre Türkiye’de 1 milyon 206 bin 179 yabancı SUY’dan yararlanıyor. Bu kişilerin çoğunluğu Suriyeli.

SUY kapsamında, yardım için uygun bulunan ailelere, Halkbank üzerinden Kızılay kart veriliyor ve ailede kayıtlı her fert başına ayda 500 TL yardım yapılıyor.

Bu, programın Kızılay tarafından finanse edildiği anlamına gelmiyor.

Program, AB Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları Birimi (ECHO) tarafından finanse ediliyor.

Kızılay kartlarının üzerinde hem Türkiye’nin hem de AB’nin bayrakları bulunuyor.

Yine AB tarafından finanse edilen Tamamlayıcı Sosyal Uyum Yardımı (T-SUY) ise “iş gücüne yönlendirilmeleri mümkün olmayan en kırılgan bireylerin temel ihtiyaçlarını onurlu bir şekilde karşılamalarını sağlamak üzere hazırlanan nakit temelli bir destek projesi” olarak tanımlanıyor.

Kızılay’ın sitesindeki verilere göre bu proje kapsamında da 376 bin 20 kişiye düzenli nakit yardımı yapılıyor.

Okul çağında çocukları olan ve maddi imkanı kısıtlı Suriyeli aileler, Yabancılara Yönelik Şartlı Eğitim Yardımı’ndan da (YŞEY) yararlanabiliyor.

Proje kapsamında sunulan nakit yardımlarla, çocukların okula erişimlerinin ve düzenli devam edebilmelerinin sağlanması amaçlanıyor.

Bu proje, AB’ye bağlı ECHO, ABD Nüfus, Mülteciler ve Göç Dairesi ve Norveç hükümetinin finansmanı ve UNICEF işbirliğiyle uygulanıyor.

Proje; AB, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Türk Kızılayı ve Millli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülüyor.

YŞEY kapsamında kamp dışında yaşayan ailelere, çocuklarının düzenli okula devam etmeleri koşuluyla nakit yardımda bulunuluyor.

Proje kapsamındaki ödemeler anaokulundan 8. sınıfa kadar kız çocuklarına aylık 100 TL, erkek çocuklarına aylık 90 TL olarak; lise çağındaki kız çocuklarına aylık 150 TL, erkek çocuklarına ise aylık 130 TL olarak belirlenmiş durumda.

Bunun dışında çeşitli kamu kuruluşları ve yerel yönetimler, Suriyelilerin yardım ve destek taleplerini değerlendirebiliyor.

Ne kadar Suriyelinin çalışma izni var?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sitesinde Yabancı Çalışma İzinleri İstatistikleri adlı yıllık raporlar bulunuyor.

Bu raporların sonuncusu 2023’te yayımlanmış.

Bu raporda 108 bin 520 Suriyelinin çalışma izni olduğu yazıyor.

Türkiye’deki Suriyelilerin önemli bir bölümünün kayıt dışı olarak çalıştığı düşünülüyor.

Suriyelilerin Türkiye’de kayıtlı olarak çalışabilmeleri için çalışma iznine sahip olmaları gerekiyor.

Çalışma izni başvurusu, işverenler tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılıyor.

İşverenin bu süreçte belirli bir çalışma izin harcı da ödemesi gerekiyor. İşe alımdan sonra ise işçiye en az asgari ücret tutarında ödeme yapılması gerekiyor.

Bu alanda belli bir istihdam kotası bulunuyor.

Suriyeli bir işçiye bakanlıkça çalışma izni verilmesi halinde bu izin, işçinin geçici koruma kararı ile kalmasına izin verildiği iller için geçerli oluyor.

Mevsimlik tarım işi ya da hayvancılıkta ise başvuruyla çalışma izni muafiyeti alınabiliyor.

Sağlık meslek mensupları için Sağlık Bakanlığı’ndan, eğitim meslek mensupları için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan veya Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’ndan ön izin alınması gerekiyor.

Türkiye’de aralarında avukatlık, eczacılık, diş tabipliğinin de bulunduğu bazı mesleklerin yabancılara yasaklı olması durumu ise Suriyeliler için de geçerli.

Suriyeliler oy kullanabiliyor mu?

Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin oy kullanma hakkı bulunmuyor.

Sadece vatandaşlık almış Suriyeliler oy kullanabiliyor.

İçişleri Bakanı Yerlikaya’nın 9 kasım 2023’teki açıklamasına göre Türk vatandaşlığı alıp 18 yaşını doldurmuş Suriyeli sayısı 156 bin 987.

Ülkesine dönen Suriyeli sayısı ne kadar?

İçişleri Bakanlığı yetkilileri dönem dönem ülkelerine geri dönen Suriyelilerle ilgili veriler paylaşıyor.

Bu yöndeki son açıklama 13 Haziran 2024’te İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan geldi.

Yerlikaya, son bir yılda ülkesine geri dönen Suriyeli sayısının 103 bin 45 olduğunu açıkladı.

2016 ila 2024 arasında dönüş yapanların sayısının ise toplam 658 bin 463 olduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-soruda-turkiyede-yasayan-suriyeliler/feed/ 0
Aşırı sağcı Ulusal Birlik nasıl Fransa’nın en büyük partisi haline geldi? https://www.haber60.com.tr/asiri-sagci-ulusal-birlik-nasil-fransanin-en-buyuk-partisi-haline-geldi/ https://www.haber60.com.tr/asiri-sagci-ulusal-birlik-nasil-fransanin-en-buyuk-partisi-haline-geldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 05:12:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36877 Fransa’da Pazar günü yapılan erken genel seçimlerin ilk turunda yüzde 33 oyla birinci parti olan Ulusal Birlik (RN), bu başarısını ikinci turda da tekrarlarsa İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez ülkenin yönetimine aşırı sağ gelebilir.

İlk yıllarında faşist izler taşıyan, marjinal, ırkçı bir parti olarak görülen Ulusal Birlik’in bu yükselişinde, Marine Le Pen liderliğinde yürütülen “şeytan çıkarma” süreci etkili oldu.

Göç karşıtı aşırı sağcı partinin geçen ay yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 31 oy alarak, en yakın rakibini ikiye katlaması, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken seçim kararı almasıyla sonuçlanmıştı.

Macron’un ağırlıkla “kumar” olarak nitelenen bu kararı, Avrupa Birliği’nin en büyük ikinci ekonomisi, G7 üyesi, nükleer güç Fransa’da, aşırı sağın iktidarın kapısına dayanması sonucunu doğurdu.

2017 genel seçimlerinde 8, 2022’de 89 milletvekilliği kazanan parti, bu kez ise 577 sandalyeli mecliste mutlak çoğunluk değilse bile nispi çoğunluğu elde edebilir.

1972’de Ulusal Cephe (FN) adıyla kurulan partinin bugün Ulusal Birlik adıyla zirveye ulaşmasında başrolü Marine Le Pen oynadı.

55 yaşındaki Marine Le Pen, babası Jean Marie Le Pen’in kurduğu partinin yönetimini 2011’de ele geçirmesinin ardından bir imaj yenileme çalışması başlattı.

Marine Le Pen, “Cumhuriyetin şeytanı” ve “Holokost inkarcısı” olarak anılan babası ile eski bir Nazi olan Pierre Bousquet gibi hareketin kurucusu isimlerle parti arasında mesafe kurmaya çalıştı.

Jean Marie Le Pen 2002’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalınca ülkede büyük bir protesto dalgası yükselmiş ve ikinci tur Jacques Chirac’ın yüzde 82’lik zaferiyle sonuçlanmıştı.

Ulusal Cephe’nin önemli isimlerinden, Perpignan Belediye Başkanı ve Marine Le Pen’in eski sevgilisi Louis Aliot, partiyi bu mirastan temizleme çabasını açıklarken, ‘’İkimiz de daha genç bir nesildendik, geçmişe takıntılı değildik. Bize karşı gösteriler sonrası Ulusal Cephe’yi içeriden değiştirmemiz gerektiğine karar verdik” diyordu.

Marine Le Pen bu süreçte 2018’de partinin ismini de Ulusal Birlik olarak değiştirdi.

Geçmişe değil geleceğe bakan bir parti imajı çizmesinde en kritik adımlardan biri de yönetimi 1995 doğumlu Jordan Bardella’ya devretmesi oldu.

Parti yönetimi ilk kez Le Pen soyadını taşımayan birine geçti ve reddi miras süreci, en azından görünürde, tamamlandı.

Bardella’nın, partiyi gençlere, kadınlara, “beyaz yakalılara” da hitap eder hale getirmek amacıyla Marine Le Pen tarafından özellikle seçildiği yorumu sıkça dile getiriliyor.

2022’de lider koltuğuna oturan Bardella’nın İtalya göçmeni bir ailenin çocuğu olarak banliyöde büyümüş olması nedeniyle “makbul göçmen” figürü olarak öne çıkarıldığı vurgulanıyor.

‘Güzel görünümlü faşist’

Ulusal Birlik Partisi’ne hükümeti kurma görevi verilirse başbakan olması beklenen Jordan Bardella’yı bir pazarlama başarısı olarak görenler var.

Bazı uzmanlar, Bardella’nın söylemlerinin içerik olarak Le Pen ailesininkinden farklı olmadığını; ayrımcı, göç ve İslam karşıtı benzer mesajları, daha sakin bir tonda dile getirdiğine dikkat çekiyor.

Fransız aşırı sağı ve iletişim dili uzmanı Profesör Cecile Alduy, Ulusal Birlik’in programının hala ayrımcı olduğunu söylüyor.

2018-2022 arasında iletişim uzmanı olarak Bardella ile çalışan Pascal Humeau da, aşırı sağın yeni yıldızı için “içi boş kabuktan ibaret” bir pazarlama ürünü diyor.

Eski patronuyla anlaşmazlığa düşmesi sonrası geçen Ocak’ta France 2 kanalında yayımlanan bir programa konuşan Humeau şöyle devam ediyor:

“Bardella’nın bugün hissedilen rahatlığı ve coşkusu üzerinde aylarca çalıştık. İnsanlar onun için en azından ‘Bir faşist için hoş görünüyor’ diye düşünsün istedik”

Merkez, sağa kaydı

Ulusal Birlik’in başarısı açıklanırken, bu partiye oy vermenin artık utanç verici olmaktan çıkmış olması da öne çıkarılıyor.

Bu normalleşme sürecinde, “merkez” olarak nitelenen Cumhurbaşkanı Macron liderliğindeki liberal kanadın da rolü olduğu yorumlanıyor.

Merkez siyasetin, aşırı sağı, ana akım siyasette ‘kabul edilebilir’ hale getiren adımları olduğuna işaret ediliyor.

Buna bir örnek, Macron’un partisinin geçen yıl meclise sunduğu göç yasasıydı. İlk hali mecliste reddedilen yasa daha da sertleştirilmesinin ardından Ulusal Birlik’in de desteğiyle kabul edildi. Le Pen bunu partisinin “ideolojik zaferi” olarak sahiplendi.

Göç karşıtlığının yanı sıra, seçmenin en büyük kaygılarından olan yaşam pahalılığı ile mücadele de Ulusal Birlik’in öncelikli mesajları arasında.

Ancak bu başlıktaki vaatlerini gerçekleştirebilmek için fonu nereden bulacakları sorusuna net bir yanıtları yok.

Nazizm’e net mesafe

Partinin kurucusu Jean Marie Le Pen’in kendi kızı tarafından yönetimden uzaklaştırılmasında en büyük etken, Holokost’u reddeden sözleriydi.

Baba Le Pen, Yahudi soykırımında kullanılan gaz odalarının “tarihin bir detayı” olduğunu söylediği için yargılandı ve kendi partisinden atıldı.

Kızı Marine, 2. Dünya Savaşı’nın dokunulmaz bir başlık olduğunu anlamış olacak ki, Almanya’daki Almanya için Alternatif (AfD) partisini “zehirli bir ortak” diye niteledi ve Avrupa Parlamentosu’ndaki Kimlik ve Demokrasi (ID) grubundan attı.

Bu adım AFD’den önemli bir ismin, Nazilerin paramiliter gücü SS organizasyonu için demesi sonrası geldi.

Ulusal Birlik son dönemde en azından kamusal söylemlerinde Yahudi karşıtı ifadelerden kaçınmaya özen gösteriyor.

Buna karşılık İslam karşıtı açıklamalar partinin en üst düzey kademelerinden de gelmeye devam ediyor.

Jordan Bardella da geçen Nisan’da yaptığı bir açıklamada, “Bugün ulusumuzun karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin radikal İslam, siyasal İslam olduğunu düşünüyorum. Fransa ve Fransız toplumunu fethetmek ve kendi yasaklarını tüm Fransız halkına dayatmak istiyor. Bazı insanlar buna razı oluyor, ben olmuyorum” diyordu.

Marine Le Pen de 2022’de, İslami başörtüsünü “Nazizm kadar tehlikeli” bir ideolojinin göstergesi diye tanımlıyordu.

Başörtüsünü kamusal alanda yasaklamak partinin vaatleri arasında yer alıyor.

Ancak Bardella geçen ay, bunun kısa vadedeki öncelikleri arasında olmadığını açıkladı.

Kampanya vaatleri arasında göçmenlerin sosyal hizmetlere erişimini kısıtlamak, çifte vatandaşlığı olanların bazı kamu görevlerine gelmesini engellemek ve “İslamcı ideolojilerle savaşmak” da var.

Anket şirketi Verian’ın geçen yıl sonunda yayımladığı bir araştırmaya göre, son 40 yıldır ilk kez Ulusal Birlik’in bir tehlike oluşturmadığını düşünen Fransızların oranı (yüzde 45), tehlike oluşturduğunu düşünenlerin (yüzde 41) üzerine çıktı.

Gelecek Pazar günü yapılacak 2. tur seçimler de bu soruya yanıt verecek bir referanduma dönüşebilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/asiri-sagci-ulusal-birlik-nasil-fransanin-en-buyuk-partisi-haline-geldi/feed/ 0
Belçika ve Türkiye, Göç Anlaşması’nın 60. yılını ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutladı https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/#respond Thu, 04 Jul 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36585 Belçika ve Türkiye’nin, Türk işçilerin Belçika’ya göçünü kolaylaştırmak amacıyla imzaladığı Göç Anlaşması’nın 60. yılı ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutlandı. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Göçün 60. yıl dönümüyle birlikte önemli figürler de çıktı toplumdan. İşçi olarak giden birinci kuşağın ardından doktorlar, mühendisler, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu değerli temsilcileri, iş insanları çıktı. Türkiye-Belçika dostluğunun artarak devam etmesini temenni ediyorum” dedi.

16 Temmuz 1964’te Belçika ve Türkiye’nin, Türk işçilerin Belçika’ya göçünü kolaylaştırmak amacıyla imzaladığı Göç Anlaşması’nın 60. yılı ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutlandı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Belçika Ankara Büyükelçisi Bay Paul Huynen, Belçika Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ve gurbetçi vatandaşlar katıldı. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş Festivale gelen vatandaşlar ile fotoğraf çektirirken kurulan stantları teker teker gezdi.

Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Belçikalı Türk toplumunun İstanbul’daki mukim vatandaşları öncelikle sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Gurbetçi Kuşu Festivali’nde sizlerle bir arada olduğum için çok mutluyum. Göçün 60’ıncı yılının kutlandığı ve Belçika-Türkiye iş gücünün 60. yıl dönümünün kutlandığı bu günlerde bu tür etkinliklerin çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Başkonsolosluğumuza bu güzel inisiyatif için çok teşekkür ediyorum. Hakikaten burada yaşayan vatandaşlarımızın, Avrupalı Türklerin, Belçikalı Türklerin ne kadar mutlu ve gururlu olduklarını bir kere daha görüyorum. Hem kendi tarihlerini hem geldikleri yeri hem de şu anda yaşadıkları tersine göç oluşturarak, buradaki yaşadıkları toplumla birleştirici olarak tarihe dayanarak aynı zamanda köklerini unutmadan yaşadıkları topluma her zaman güçlü katkılar sunmuştur Belçikalı Türkler. Ben her biriyle gurur duyuyorum” dedi.

“GÖÇÜN 60. YIL DÖNÜMÜYLE BİRLİKTE TOPLUMDAN ÖNEMLİ FİGÜRLER ÇIKTI”

Göktaş, “Gerçekten göçün 60. yıl dönümüyle birlikte önemli figürler de çıktı toplumdan. İşçi olarak giden birinci kuşağın ardından doktorlar, mühendisler, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu değerli temsilcileri, iş insanları çıktı. Avrupa’da yaşayan Belçikalı Türklerin şu anda Türkiye’ye yerleşip iki ülke arasındaki ticaret hacmine önemli katkılarda bulunduğunu görüyoruz. Burada başarı örnekleri var. Ayrıca çok önemli sanatçılarımız da var. Kubat, Hadise… Futbolcularımız var. Toplumun önemli figürleri var. Benim çok değerli dostlarım var. Her birinize sevgilerimi sunuyorum. Bu güzel etkinliğin artarak devam etmesini ve Türkiye-Belçika dostluğunun artarak devam etmesini temenni ediyorum. Bu gerçekten çok kıymetli. Her birinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Göçün 70’inci, 80’inci, 100’üncü yıllarını da tekrar kutlamak nasip olur inşallah. Bu köklü iş birliğinin artarak devam etmesini iki ülke içinde diliyorum. Bu tür festivaller, kültür etkinlikleri bizleri birleştiriyor. Bu birliktelik etrafında daha fazla faaliyeti inşallah önümüzdeki dönemlerde hayata geçiririz. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Programın devamında Kubat, Doğukan Manço ve Ali Pınar sahne alırken, festival alanında çeşitli etkinlikler de düzenlendi.

]]> https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/feed/ 0 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: Göçle mücadeleyi planlı ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gocle-mucadeleyi-planli-ve-istikrarli-bir-noktaya-getirmekte-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gocle-mucadeleyi-planli-ve-istikrarli-bir-noktaya-getirmekte-kararliyiz/#respond Sat, 29 Jun 2024 11:24:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36516 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Gaziantep’teki teknik toplantı sonrası yaptığı açıklamada düzenli ve düzensiz göçle ciddi bir mücadele vereceklerini vurgulayarak, “Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir dizi program, ziyaret ve açılışlara katılmak üzere bulunduğu Gaziantep temasları kapsamında Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret sonrası Bakan Yerlikaya başkanlığında belediye, kurum ve STK’ların bulunduğu teknik toplantı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrası Bakan Ali Yerlikaya, son günlerin tartışılan konuları arasında yer alan göç sorunları ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

“Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele veriyoruz”

Konuşmasında düzensiz göçle durmaksızın mücadele edeceklerini vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Gaziantep, İstanbul’dan sonra düzenli göçmen sayısında 2. sırada. Bunlarla ilgili bizim milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın her biriyle beraber üzerinde durmamız gereken konuları, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığıyla birlikte hep beraber neler yapabileceğimizi konuştuk. Bunları tespit ettik. Biliyorsunuz, biz kabineye geldiğimiz ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla düzensiz göçle mücadele ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadeleyle ilgili durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele ediyoruz. Bununla ilgili rakamları bir yıl değerlendirmemizde kamuoyuyla, aziz milletimizle paylaşmıştık. Göçle mücadeleye kaynağında başlayan hudutların korunmasında ve içeride düzensiz göçle mücadelede onların geri gönderme merkezlerinde ve oradan da kendi ülkelerine deport süreci de var yani. Kaynağında başlayıp kaynağında biten bir yaklaşımla etkin bir mücadele ettiğimizi söyledik” dedi.

“Kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak, hazırlıklarımızı tamamladık”

Yakın zamanda kayıt dışı göçle ilgili ciddi bir mücadeleye başlayacaklarını ve bu konuda açılımlar olacağını ifade eden Bakan Yerlikaya, “Özellikle de yakın zaman içerisinde yine Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak. Bugün Gaziantep bizim için çok önemli bir şehir, büyük bir şehir. Buradaki tecrübeler ışığında yakın zamanda açıklayacağımız yaklaşımları, yeni konuları ve düzensiz göçle mücadeledeki var olan gücümüzü pekiştirmek, hiçbir zaman duraksamadan aynı şekilde devam etmek adına çalışacağız. Düzenli olan göçmenlerle ilgili olan meselelerimiz var. Onlarla da ilgili kamuoyunda beklenilen, iş dünyasında beklenilen açılımlar da yapmakla ilgili hazırlıklarımızı tamamladık” ifadelerini kullandı.

“Gaziantep’te düzensiz göçle mücadelede mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık”

Son günlerde düzenli ve düzensiz göç konusunda gündeme gelen Gaziantep ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bakan Yerlikaya, “Bugün Antep Modeli’nde Antep’imizde sıkça duyduğumuz Antep’in istişare gücü ve ortak akılla ilgili gelmiş olduğu noktayı düzensiz göç ve kayıt dışılıkla da ilgili olan bu tecrübeyi onlardan edindik. Ben ziyadesiyle istifade ettim ama ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımıza, özellikle de Gaziantep’teki hemşerilerime şunu söylemek istiyorum. Gaziantep’te düzensiz göçle ilgili mücadelede bizim mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık” şeklinde konuştu.

“Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız”

Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlı olduklarını özellikle vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, ” Şanlıurfa’da ve Kilis’te bu çalışmayı eşzamanlı olarak yapmaya başladık. Bir takvimimiz var. İstanbul’da 19 Temmuz 2023’ten itibaren kesintisiz yapmış olduğumuz mücadelenin nasıl başarılı bir noktaya geldiğini bütün İstanbul’un gördüğü gibi burada da bu mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız. Sık geleceğiz Gaziantep’imize, Şanlıurfa’ya. Bundan sonra Şanlıurfa ve Kilis’e geçeceğiz ve gelişmeleri hep beraber şehrimizde beraber o güçlü istişare ve ortak akıl gücüyle nerelere geldiğini, hemşerilerimizin beklentilerinin neyse onun nasıl tecelli ettiğini Allah’ın izniyle hep beraber göreceğiz” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gocle-mucadeleyi-planli-ve-istikrarli-bir-noktaya-getirmekte-kararliyiz/feed/ 0
Hakan Fidan: Bölgemizde Barışa İhtiyaç Var. Savaşların Yayılma Riski Artıyor https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-bolgemizde-barisa-ihtiyac-var-savaslarin-yayilma-riski-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-bolgemizde-barisa-ihtiyac-var-savaslarin-yayilma-riski-artiyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:57:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35837 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky ile ortak basın toplantısı düzenledi. Fidan, “Bölgemizde gerçekten büyük bir barışa ve huzura ihtiyaç var. Aksi takdirde savaşların yayılma riski giderek daha da artıyor” dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Çekya Dışişleri Bakanı Lipavksy ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İki Bakan görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgedeki gelişmelerin ele alındığını belirten Bakan Fidan, şunları söyledi:

“Türkiye-Çekya arasındaki ticaret hacmini geçen yıl itibarıyla 5 milyar dolara yükseltmeyi hedeflemiştik. Bugün ise bu hedefi yakalamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ortaya koyduğumuz hedefle ticaret hacmimizi 10 milyar dolara yükseltmek için çalışacağız.

NATO müttefikleri olarak savunma sanayisindeki iş birliğimizi önemsiyoruz. Savunma sanayisindeki iş birliğimizin somut projeler eşliğinde üçüncü ülke pazarlarına yönelik olarak daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.

Ülkelerimiz arasındaki diplomatik ilişkilerin 100’üncü yılı anısına Prag’da bu ay yapılan park açılışını dostluğumuzun bir nişanesi olarak görüyoruz.

“AB sürecinde verdiği destekten dolayı Çekya’ya müteşekkiriz”

Avrupa Birliği (AB) sürecinde verdiği destekten dolayı Çekya’ya müteşekkiriz. Çekya’nın katkı ve desteklerinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğine inanıyoruz. AB ile ilişkilerimizin ilerletilmesi ve üyeliğimizin önündeki engellerin aşılması hususunda Çekya’nın katkı ve desteklerinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğine inanıyoruz

Gazze’de her gün yeni bir savaş suçu işleniyor. İsrail’in halen topraklarını genişletme peşinde koşmasına, Filistinli kardeşlerimizin topraklarını çalmasına sessiz kalmadık, sessiz kalmayacağız. Gazze’deki trajedinin son bulması için tüm platformlarda sesimizi yükselmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarını sonuna kadar seferber edeceğiz. Bu çerçevede Gazze’de ateşkesi hedefleyen tüm girişimleri destekliyoruz. Çözümün yolu iki devletli çözümü hayata geçirmekten geçiyor.

“Aylardır herkesi uyarıyoruz”

Aylardır herkesi uyarıyoruz. Bu çatışmalar bölgesel hatta küresel bir savaşa dönüşebilir. Bunun engellenmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Ukrayna’da devam eden savaşı da ele aldık. Türkiye, Ukrayna’nın bağımsızlığını, egemenliği ve toprak bütünlüğünü desteklemektedir. Ama savaşın yol açtığı can kayıplarını ve korkunç yıkımı da görmezden gelemeyiz. 500 bini aşkın insan bu savaşta hayatını kaybetti. Bu savaş Ukrayna’nın dışına sıçrama, hatta kitle imha silahlarının kullanımına yol açma riskini bünyesinde barındırıyor. Bu nedenle Türkiye olarak tarafların barış için müzakere masasına oturmalarını görmek istiyoruz.

Avrupa Futbol Şampiyonası kapsamında milli takımımız ile Çekya arasında yarın kritik bir maç oynanacak. Bu karşılaşmada her şeyden önce sportmenliğin galip gelmesini diliyorum. Tüm futbolseverler için keyifli ve güzel bir maç olmasını temenni ediyorum.”

Lipavsky: Türkiye’nin göçle mücadeleye katkısını takdir etmek istiyorum

Türkiye-Çekya diplomatik ilişkilerinin 100’üncü yıl dönümünde Ankara’da bulunmaktan onur duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan Çekya Dışişleri Bakanı Lipavsky, şunları kaydetti:

“Son zamanlarda tarım, çevre ve ticaret alanları da dahil olmak üzere çeşitli düzeylerde işbirliğimizi derinleştirmeye başladığımızı takdir etmek istiyorum. Türkiye önemli ticari ve yatırım ortağımızdır. Ticaretimiz geçtiğimiz yıl 6 milyar euro seviyesine ulaştı ve sürekli büyüyor.

Türkiye’nin göçle mücadeleye katkısını takdir etmek istiyorum. Bu alandaki iş birliğimizi derinleştirebileceğimizi umuyorum. Çek Cumhuriyeti, AB’de Ankara ile olumlu bir gündem geliştirilmesini uzun vadede destekleyen bir ülkedir.

“Ukrayna’ya yardım etmek aynı zamanda Çek Cumhuriyeti’ne ve Avrupa’ya yardım etmektir”

Ukrayna 2,5 yıldır acımasız Rus saldırılarından acı çekiyor ve siyasi, insani ve askeri anlamda yardımımıza ihtiyacı var. Rusya’ya yönelik yaptırımların önemli bir araç olduğunu düşünüyorum. Ukraynalılara verdiği destek için Türkiye’ye teşekkür etmek isterim. Verdiğiniz desteğe minnettarız. Ukrayna’ya yardım etmek aynı zamanda Çek Cumhuriyeti’ne ve tüm Avrupa’ya yardım etmektedir.”

Fidan: Rusya-Ukrayna savaşı daha büyük bir savaş haline dönüşmeye başladı

Ortak açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularına geçildi. Bakan Fidan, görüşmede Ukrayna savaşı ile ilgili ne konuşulduğu ve Ukrayna’daki savaşın geleceğini nasıl gördüğüne ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Türkiye olarak bütün savaşların sona erdirilmesiyle ilgili bir vizyonumuz var. Gerek Orta Doğu’da gerek yanı başımızda gerek kuzeyimizde, her yerde olan savaş bölgemize yıkım getiriyor. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Ukrayna’nın işgal edilmesine karşıyız. Fakat şöyle bir manzarayla karşı karşıyayız. Bu savaş artık Ukrayna ve Rusya’dan daha büyük bir savaş haline dönüşmeye başladı. Çok büyük küresel riskleri bünyesinde barındırıyor. Küresel bölünmelerin buradan derinleştiğini görüyoruz. Sıcak savaş belki Ukrayna dışına ve Rusya’nın belli bir bölümü dışına çok çıkmadı ama savaştan dolayı kamplaşma ve bu kamplaşmanın derinleşmesiyle yaygınlaştığını görüyoruz. Rusya’nın giderek kendi kampını şu ana kadar hiç olmadığı bir şekilde savaştan dolayı başka bir ittifak alanına yöneldiğini, Avrupa güvenlik mimarisinin, transatlantik ilişkilerinin başka şekilde evrildiğini görüyoruz.

Savaş olduğu zaman belli risklerin hangi formatta evrileceğini önceden kestirmeniz pek mümkün olmayabiliyor. Dolayısıyla biz her zaman diyoruz: Yayılma riski, kitle imha silahlarının kullanılma riski sürekli mevcut, savaş olduğu sürece. Bu savaşın gün geçmeden, vakit kaybetmeden durması gerekiyor.

“Barış görüşmesinin başlatılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz”

Bir barış, ateşkes görüşmesinin başlatılmasının fevkalade faydalı olacağını düşünüyoruz. Pozisyonlar her ne kadar uzlaşmaz görünse de savaş yerine, silahlar yerine konuşarak bu konunun çözülmesi için gerekli siyasi atmosferin oluştuğunu biz açıkçası gözlemliyoruz.

Sadece Ukrayna’da değil, Gazze’deki savaşta da aynı şeyi söylüyoruz ve diğer savaşlarla ilgili de aynı şeyi söylüyoruz. Bölgemizde gerçekten büyük bir barışa ve huzura ihtiyaç var. Aksi takdirde savaşların yayılma riski giderek daha da artıyor.”

“AB’deki toplam göç miktarından daha fazlasını kısa sürede aldık”

Fidan, göçle mücadeleye ilişkin soru üzerine ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Düzensiz göç ve mülteciler konusunda oldukça hassasız. Ülkemiz büyük miktarlarda göç alan bir ülke. Belki AB’deki toplam göç miktarından daha fazlasını biz kısa sürede aldık. Bu konuda yüksek bir farkındalığımız var. Bu konuda AB kurumlarıyla ve AB ülkeleriyle yürüyen çalışmalarımız var.

Göç gönderen ülkelerle ve rota olan ülkelerle yürüyen çalışmalarımız var. Göçü önlemede tedbir almakla beraber diğer taraftan bunun ana sebeplerine inip; yani göç veren ülkelerin sosyoekonomik, siyasal şartları nelerdir, bu konuda bizler neler yapabiliriz? Bunun üzerinde yoğunlaşmak gerekiyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-bolgemizde-barisa-ihtiyac-var-savaslarin-yayilma-riski-artiyor/feed/ 0 Edirne Valisi: Son 5 ayda 210 terör örgütü üyesi yakalandı https://www.haber60.com.tr/edirne-valisi-son-5-ayda-210-teror-orgutu-uyesi-yakalandi/ https://www.haber60.com.tr/edirne-valisi-son-5-ayda-210-teror-orgutu-uyesi-yakalandi/#respond Tue, 04 Jun 2024 02:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34777

EDİRNE Valisi Yunus Sezer, Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan sınır hattında son 5 ayda çeşitli terör örgütlerine üye 210 şüphelinin yakalandığını belirterek, “Özellikle Edirne göç rotası olarak yüzde 90 oranında azalmış durumda. Bu çok önemli bir rakam. Bu da alınan tedbirlerin isabetli olduğunu gösteriyor” dedi.

Edirne Valisi Yunus Sezer, kamu kurum müdürleriyle düzenlediği asayiş toplantısının ardından yaptığı açıklamada, terör örgütü üyelerinin geçişi, göçmen kaçakçılığıyla mücadele ve sınır kapılarında gurbetçilerin gelişleriyle ilgili konulara değindi. Vali Sezer, Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan sınır hattında son 5 ayda çeşitli terör örgütlerine üye 210 şüphelinin yakalandığını söyledi.

‘5 AYDA 8 BİN 467 YASADIŞI GÖÇMEN YAKALANDI’

Göçmen kaçakçılığıyla da mücadelenin aralıksız sürdürüldüğünü kaydeden Vali Sezer, “Sınır ili olmamız nedeniyle en önemli konularımızdan birisi de yasadışı göçmen kaçakçılığı. Yasadışı göçmen kaçakçılığı ile ilgili ülkemizde politikalar var ve bu politika da ilimizde en iyi şekilde uygulanmaya çalışılıyor. Göçmen kaçakçılığı noktasında emniyetimiz, jandarmamız ve gümrük birliklerimiz yoğun şekilde çalışıyorlar. Özellikle yakalamalarımızın yüzde 65’ini sınır hattına gelmeden gerçekleştirdiğimizi belirtmek isterim. Bu sene geride bıraktığımız 5 ayda 8 bin 467 yasadışı göçmeni yakaladık. Sadece mayıs ayında 3 bin 21 kişi yakalamış durumdayız ki, bu geçen seneye göre yüzde 50 artış var. Bir önceki aya göre baktığımızda yasadışı göçmenlerin havaların ısınmasıyla beraber sınır hattımıza ve ilimize gelişlerinde yüzde 50’ye yakın bir artış var. Organizatör sayısında önemli yakalamalarımız var. Bir taraftan da bu bir gelir kapısı olmuş durumda ve bu işle ilgilenen yasadışı organizatörler ve bunlarla ilgili olarak 274 organizatör yakalamış durumdayız. Sadece Mayıs ayında 92 tane organizatör yakalanmış ve adli işlemler yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

‘EDİRNE’DE GÖÇ ROTASI YÜZDE 90 AZALDI’

Göçmenlerin Edirne’ye geliş rotalarının değişmesinde, alınan tedbirlerin önemli olduğunu dile getiren Sezer, “Göçmenlerin de ilimize geliş rotasının değişmesi, ülkemize geliş rotasının değişmesi açısından bu alınan tedbirler çok önemli, azalarak devam ediyor. Doğu sınırımızda da en azından Batı sınırı kadar tedbirler alınmış durumda. Özellikle Edirne göç rotası olarak yüzde 90 oranında azalmış durumda. Bu çok önemli bir rakam. Edirne’de, önceki döneme göre yüzde 90 oranında göç rotasında azalma var. Bu da alınan tedbirlerin isabetli olduğunu gösteriyor. Özellikle organizatörlere ve yerel işbirlikçilere yönelik yapılan operasyonlarda çok artış var. Arkadaşlarımız olağanüstü çalışmalar ortaya koydu” dedi.

‘GURBETÇİLERİMİZ İÇİN TEDBİR VE HAZIRLIKLARIMIZA BAŞLADIK’

Vali Sezer, yaz tatillerini Türkiye’de geçirmek üzere Avrupa’da yaşadıkları şehirlerden yola çıkarak Edirne’deki gümrük kapılarına gelen gurbetçilerin, yoğunluk oluşturmaya başladığını söyledi. Sezer, “Özellikle Avrupa’dan yaz ayı nedeniyle gelen gurbetçilerimizin geliş sezonu şu anda başladı ve hareketliliğin yavaş yavaş arttığını gözlemliyoruz. Bu noktada ilimizde malumunuz 4 tane kara sınır kapımız var. Bu sınır kapılarımızda da hem emniyet boyutuyla, hem de gümrük boyutuyla, buradaki gelen vatandaşlarımızın ülkemize sağlıklı bir şekilde girmesi, gümrük kapılarımızda kuyruklara takılmadan girmeleri için gerekli tedbir ve hazırlıklarımıza başladık. Bu manada Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız çok önemli personel takviyesinde bulundu. Aynı zamanda emniyet de görevlendirmelere başladı. Bir kısım emniyet personelimiz görevine başladı, bu hafta itibariyle bu artarak devam edecek ve sürekli bir şekilde orada vatandaşlarımızı memleket özlemiyle geldikleri zaman burada herhangi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmadan memleketlerine gitmelerini sağlamayı temenni ediyoruz. Bu manada da önümüzdeki 5 ay boyunca çok önemli çalışmalar yapacağız ve sürekli bu noktada takiplerimize devam edeceğiz” dedi.

‘SINIR KAPILARINDA YOLCU VE ARAÇ GİRİŞ-ÇIKIŞLARINDA YÜZDE 14’LÜK ARTIŞ’

Sınır kapılarında yolcu ve araç giriş-çıkışlarında yoğunluğun artarak sürdüğünü de belirten Vali Sezer, “Gümrük kapılarımızda yoğunluk artarak devam ediyor. Bununla ilgili olarak ilk 5 aya baktığımızda geçen yıla oranla yüzde 14’lük araç-yolcu giriş ve çıkış sayısında artışımız var. 4 milyon 842 bin 877 sınır kapımızdan giriş ve çıkış yapan yolcu sayımız ilk 5 ayda. Araç sayısında da ilk 5 ayda yüzde 10’luk bir artış var bu da 1 milyon 475 bin 273 araç giriş ve çıkışı olmuş. Mayıs ayında 440 bin 540 araç giriş ve çıkışı söz konusu, bu yine geçen seneye göre yüzde 10’luk bir artışa tekabül ediyor” diye konuştu.

‘SINIR KAPILARINDA SADECE MAYIS AYINDA 641 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ’

Kentteki 2024’ün ilk 5 ayında, bir önceki yıla göre uyuşturucu yakalamalarında da yüzde 71 oranında artış olduğunu söyleyen Sezer, “Hem şehir merkezlerinde ve köylerimizde hem de sınırdan giriş ve çıkışlarda uyuşturucunun ülkemize girip bu milletin evlatlarını zehirlemesi noktasında çok yoğun çalışmalarımız ve operasyonlarımız devam ediyor. Bu noktada da özellikle geçen yılın ilk 5 ayına göre yüzde 71’lik bir artış söz konusu uyuşturucu maddelerin yakalanması noktasında. Özellikle esrar, kokain, ecstasy ve sentetik uyuşturucular konusunda yoğun yakalamalar gerçekleştirildi. Bu sene sadece mayıs ayında sınır kapılarımızda 641 kilogram esrar yakaladık. Bununla ilgili olarak 17 kişi tutuklanmış durumda ve birçok kişi hakkında soruşturma devam ediyor” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/edirne-valisi-son-5-ayda-210-teror-orgutu-uyesi-yakalandi/feed/ 0
Bulgaristan’dan Türkiye’ye Zorunlu Göç: Ziya ve Gülten Baykara’nın Hikayesi https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/#respond Tue, 28 May 2024 22:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33548 Bulgaristan’dan 1989 yılında Türkiye’ye göçe zorlanan Ziya ve Gülten Baykara çiftinin yaşadığı acılar, hafızalarındaki tazeliğini koruyor.

Bulgaristan’ın 1984-1989 yılları arasında Türklere uyguladığı asimilasyon politikasından kaçan yaklaşık 350 bin Türk’ün Türkiye’ye “zorunlu göçü”nün üzerinden 35 yıl geçti.

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Ziya Baykara ve 63 yaşındaki eşi Gülten Baykara, o dönem yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Ziya Baykara, Bulgaristan’ın Deliorman köyünde doğduğunu, yıllarca makine atölyesinde çalıştığını söyledi.

Bulgaristan’da yaşadıkları asimilasyon baskılarını unutmadıklarını belirten Baykara, “Toplumlar ihtiyaçtan dolayı göç eder, bir de zorunlu göç vardır. Maalesef biz zorunlu göçe maruz kaldık. Kolay değil insanın doğup büyüyüp yerden zorla ayrılması.” dedi.

Baykara, ailesinin milli duygularının hep ön planda olduğunu, dedelerinin Turan cemiyetlerinde görev yaptığını, bu yüzden o dönem güvenlik güçleri tarafından sülalesinin fişlendiğini, babasının da milli duygularından dolayı hep baskı altında yaşadığını anlattı.

“Kabul edemeyeceğimiz durumlar yaşandı”

Bulgaristan’da 1984-1989 yıllarının çok sıkıntılı geçtiğinden bahseden Baykara, “Türkçe yasaklandı. Bütün kültürel faaliyetler yasaklandı. Türk adına her şey yasaklandı. Ay yıldızlı mezar taşlarımız vardı, onları kazıttılar. Mezarlıkları birleştirdiler. Hristiyan ve Müslüman bir arada defnedildi. Kabul edemeyeceğimiz durumlar yaşandı. Gece Ahmet ismiyle yatıyorsun, sabah başka bir isimle uyanıyorsun. ” ifadelerini kullandı.

Baykara, 1989 yılının mayıs ayının son haftasında otobüslerle Türkiye’ye gönderildiklerini, 3 gün içinde yanlarına birkaç eşya alarak yola çıktıklarını belirterek, önce Edirne’de kaldıklarını, daha sonra Kocaeli’ye yerleştiklerini kaydetti.

Köydeki hayvanlarını komşulara bıraktıklarını belirten Baykara, şöyle devam etti:

“Duygulanıyorum, 35 yıl geçti. 3 gün kampta kaldık. Bizi sınırda mehter marşıyla karşıladılar. Biz göçle doğduk, göçle büyüdük. Eve geliyorsun göç konuşuyorsun, sokağa çıkıyorsun göç konuşuyorsun. Hep Türkiye’yi konuşuyorsun çünkü başka şeyimiz yok. Yaşlılar, ‘Sabırlı olun, her şey çözülecek. Arkamızda Türkiye var.’ dediler. ‘Ezdirmeyin kendinizi, sabırlı olun, arkanızda büyük bir devlet var, her şey çözülecek.’ dediler. Nitekim öyle oldu. Bulgar komşularımızla dostlarımızla arkadaşlarımızla bir sorunumuz yoktu ki. Bizi böyle yapan rejimdi. Çok şükür ediyoruz ülkemize, vatanımıza.”

Baykara, Kocaeli’de hem kendisinin hem de eşinin hemen işe başladığını dile getirerek, “Ülkemiz imtiyazlar tanıdı. Biz de bu ülkenin kalkınmasına el verdik. Bulgaristan da yabancı ülkemiz değildi. Tarih yazıldığından beri orada Türk var. Biz o ülkeye hiçbir zarar vermedik. O ülkenin gelişmesine, savunmasına hep katkıda bulunduk. Bu baskıları, soykırımı, insanlık dışı uygulamaları hak etmedik.” diye konuştu.

“Her şeyimizi bıraktık”

Gülten Baykara da 1984 yılından sonra baskıların dayanılmaz hale geldiğini belirterek, 7 yıllık evliyken zorunlu göçle Türkiye’ye geldiklerini söyledi.

Bulgaristan’da iş yerinde Türkçe konuşmanın yasaklandığını, Türkçe isimlerinin değiştirildiğinden bahseden Baykara, “Emniyetten 2-3 gün boyunca geldiler, ‘sizi geziye gönderiyoruz.’ dediler. Son gün ‘Çoluk çocuğunuzu alın, gidin, terk edin burayı’ dediler.” ifadesini kullandı.

Baykara, 5 yaşındaki çocuğu ve 11 aylık bebeğiyle Türkiye yoluna düştüklerini, yolculuk sırasında çok zorlandıklarını dile getirerek, “Biraz ağır geldi. Her şeyimizi bıraktık.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/feed/ 0
DOSYA HABER/AVRUPA’NIN SEÇİMİ – Seçmen, kararını ekonomik zorluklar ve jeopolitik sınamaların gölgesinde verecek https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-avrupanin-secimi-secmen-kararini-ekonomik-zorluklar-ve-jeopolitik-sinamalarin-golgesinde-verecek/ https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-avrupanin-secimi-secmen-kararini-ekonomik-zorluklar-ve-jeopolitik-sinamalarin-golgesinde-verecek/#respond Mon, 27 May 2024 22:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33428 Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri, küresel salgın ve savaşla karşı karşıya kalınan 5 yılın getirdiği ekonomik zorluklar, göç baskısı, savunma ve güvenlik kaygılarının hakim olduğu atmosferde yapılacak.

“Avrupa’nın Seçimi” başlıklı dosya haberin ilk bölümünde AA muhabirleri, AP’nin yapısı, görevleri, işleyişi, mevcut siyasi gruplar ve nasıl bir ortamda seçime gidildiğini derledi.

27 üye ülkedeki yaklaşık 400 milyon seçmen, 6-9 Haziran’da gelecek 5 yıllık dönem için 720 milletvekili seçecek.

Böylece AB kurumları arasında üyeleri doğrudan halk tarafından seçilen tek organ AP’nin (European Parliament) yeni üyeleri belli olacak.

Yeni parlamento şekillendiğinde 720 milletvekilinden biri başkan seçilecek.

AP’nin yapısı

AP Genel Kurul oturumları, her ay (ağustos hariç) Fransa’nın Strazburg kentinde yapılıyor. Parlamentonun siyasi grupları ve komiteleri ise Brüksel’de bir araya geliyor. AP’nin sekretaryası da Lüksemburg’da bulunuyor.

Bu parçalı yapının temelleri, AB’nin kuruluş yıllarına dayanıyor.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda arasında 1952’de kurulduğunda kurumları Lüksemburg’da yer alıyordu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan 46 üyeli ve merkezi Strazburg’da bulunan Avrupa Konseyi, AKÇT’ye genel kurul oturumları için kendi meclis salonunu sunmuştu.

1958’den sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulduğunda ise onun temel organları olan Komisyon ve Konsey binaları ise Brüksel’de vücut bulmuştu.

Parlamentonun çalışmaları her iki kurumu da yakından izlemeyi ve onlarla etkileşimi gerektirdiğinden üyeler, zamanla çalışmalarını büyük ölçüde Brüksel’de organize etmeye karar verdi.

Böylece şimdiki AP’nin Genel Kurul oturumlarının merkezi Strazburg olagelirken Genel Kurul oturumları arasındaki işin çoğu ise Brüksel’deki AP binasında yapılıyor.

AP’nin görevleri ve işleyişi

Üye ülkelerin oluşturduğu AB Konseyi ile yasama yetkisini paylaşmak, AP’nin temel görevini oluşturuyor.

Göç, enerji, ulaşım, iklim değişikliği, çevre gibi çok çeşitli alanlarda AB hukukunu oluşturan olağan yasama prosedüründe AP, AB Konseyi ile ortak karar alıyor.

AB Komisyonunun yasa teklifleri, AP Genel Kurulunda ve AB Konseyinde kabul edilmesinin ardından yasalaşarak AB müktesebatındaki yerini alıyor.

AP’nin standart yasa yapma prosedürünün yanı sıra “rıza” adı verilen bir karar verme prosedürü daha bulunuyor. Buna göre uluslararası ticaret anlaşmaları, AB’ye yeni üye katılımı gibi konularda AP’nin onayının alınması gerekiyor.

Sıklıkla kullanılan diğer bir prosedür ise “danışma”. AP, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası, vergilendirme, rekabet hukuku gibi alanlarda bir yasa teklifini onaylayabiliyor, reddedebiliyor veya değişiklik önerebiliyor ancak bu görüş, AB Konseyi için bağlayıcı nitelikte olmuyor. Yine de Konseyin, bu alanlarda karar almadan önce AP’ye danışma ve onun görüşünü alma zorunluluğu bulunuyor. Ayrıca, Konseyin bir öneriyi önemli ölçüde değiştirmesi durumunda AP’ye tekrar danışması gerekiyor.

AP, yasa yapma yetkisinin dışında, AB’nin çok yıllı ve yıllık bütçesine de karar verme yetkisini Konsey ile paylaşıyor.

AP, son olarak yürütme organı Komisyon başta olmak üzere diğer AB kurum ve organları üzerinde ise denetleme yetkisini elinde tutuyor.

AB Komisyonu başkanı da siyasi partilerin adayları arasından AP milletvekilleri tarafından seçiliyor.

Mevcut sandalye dağlımı

Parlamentoda siyasi görüşlere göre oluşturulan “siyasi gruplar” bulunuyor. Mevcut parlamentoda 7 siyasi grup yer alıyor.

Halihazırda AP’de büyükten küçüğe Avrupa Halk Partisi (EPP), Sosyalistler ve Demokratlar (S&D), Avrupa’yı Yenile (Renew Europe), Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR), Kimlik ve Demokrasi (ID) ve Sol olmak üzere 7 grup ile bağımsız vekiller bulunuyor.

AP’deki en büyük siyasi oluşum, merkez sağ eğilimli, Hristiyan Demokratlar olarak bilinen EPP. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AP Başkanı Roberta Metsola’nın da üyesi olduğu grup, 177 sandalye sayısına sahip.

İkinci en büyük grup merkez sol eğilimli S&D’nin 139 milletvekili bulunuyor. İspanyol siyasetçiler AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, S&D grubuna mensup.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in üyesi olduğu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un girişimiyle kurulan liberal çizgideki Renew’ün 102 sandalyesi bulunuyor.

İklim, çevre ve göçmen hakları gibi konularda ön planda olan Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, AP’de 72 üyeyle temsil ediliyor.

AP’deki muhafazakar partilerin oluşturduğu, İtalya Başbakanı aşırı sağcı lider Giorgia Meloni’nin başkanlığındaki ECR’nin 68 sandalyesi mevcut.

Üye ülkelerden 9 partinin bir araya gelerek oluşturduğu aşırı sağ eğilimli parti ID, 59 milletvekiline sahip. Grubun içinde Hollanda’da Geert Wilders liderliğindeki PVV, Fransa’da Marine Le Pen’in partisi RN, Almanya’daki aşırı sağcı AfD, Avusturya’daki FPÖ, İtalya’da Matteo Salvini’nin partisi Lega, Belçika’daki aşırı sağcı Vlaams Belang da bulunuyor.

AP’deki en küçük grubu ise 37 milletvekiliyle Sol grup oluşturuyor. Filistinlilerin hakları konusunda en yüksek sesli desteği veren Mick Wallace, Clare Daly, Manu Pineda ve Marc Botenga gibi milletvekilleri Sol grup mensubu.

AP’de 50 bağımsız üye bulunuyor.

Seçime jeopolitik gerilimler ve ekonomik sorunların yaşandığı ortamda gidiliyor

Ekonomik zorluklar ve hayat standartlarındaki düşüş, Avrupa seçimlerinin gündeminde üst sırada yer alıyor.

Bu parlamento döneminde yaşanan Kovid-19 salgını ve ardından toparlanmanın beklendiği dönemde başlayan Rusya- Ukrayna Savaşı gibi küresel ekonomik sorunlardan AB ülkeleri de önemli ölçüde olumsuz etkilendi.

AB ülkeleri, 2020’de Kovid-19’a karşı sıkı kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya koyarken bu durum ekonomik faaliyeti durma noktasına getirmişti.

Tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler, Avrupa ülkelerinde bazı ürünlerin bulunamamasıyla sonuçlandı. Başta, hizmet sektörü ve turizm olmak üzere bazı kilit alanlar, salgın önlemlerinden olumsuz etkilendi.

Salgının sona erdiği dönemde ise geçmişte fiyatları makul seviyelerde seyreden doğal gaz, kömür ve petrol gibi enerji ürünlerinin fiyatları, ekonomik toparlanmanın hız kazanmasıyla hızla yükseldi.

Doğal gaz ve petrol ihtiyacının neredeyse tamamını ithalat yoluyla karşılayan Avrupa ülkeleri, bu ürünlerin fiyat artışlarına hazırlıksız yakalandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası yaşanan enerji krizi ise durumu daha da ağırlaştırdı.

AB ülkeleri, 2022’de hızla artan doğal gaz ve elektrik fiyatları ile enerji ve enflasyon krizlerini bir arada yaşamaya başladı.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş karşısında çaresiz kalan Avrupa ülkelerinde enflasyon da tarihi rekor kırdı.

Özellikle gıda ve enerji ürünlerindeki fiyat artışı Avrupalıları rahatsız etti.

Yüksek seyreden enflasyona karşı hızla artan faiz oranları ise yatırımları ve ticari faaliyetleri düşürdü.

Bu durum karşısında son dönemde AB ülkelerinin ABD ve Çin gibi küresel ekonomik rakipleri arasında rekabetçilik, büyüme ve yenilik konusundaki uçurum büyüdü.

Ekonomik temeli dış kaynaklara fazlasıyla bağımlı olan ve sanayi stratejisi günün gereksinimlerini karşılayamayan AB’nin mevcut küresel koşullarda rekabet gücü olumsuz etkilendi.

İşletmelerinin büyüme ve yenilik için ihtiyaç duyduğu finansman ve sermayeye erişimde de sorunlar yaşayan AB, bu alanda adım atamadı.

Çiftçi protestoları

Avrupa ülkelerinde son dönemde çiftçiler de yaşadıkları sorunlar karşısında yoğun protestolara başladı.

Avrupalı çiftçiler, artan üretim maliyetleri karşısında tarımsal ürünlere daha yüksek fiyat ödenmesini talep etti.

AB tarım politikaları, çevre, iklim ve doğa restorasyon hedefleri, desteklemelerdeki kesintiler, yüksek enerji, yakıt ve gübre maliyetleri ile dışarıdan gelen ucuz tahıl ürünlerinden kaynaklı sorunların giderilmesini talep eden çiftçiler, sıklıkla traktörleri ile eylemlere girişti.

Yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler seçim anketlerine de yansıdı.

Son anketlere göre, seçim döneminde Avrupalıların öncelikleri yoksulluk, sağlık politikaları, ekonomi ve istihdam gibi başlıklar olmayı sürdürüyor.

Avrupalılar, son dönemde alım güçlerinin zayıflamasından ve hayat pahalılığının artmasından şikayet ediyor.

Göç, Ukrayna’daki savaş, AB’nin savunması ve güvenliği

AB ülkeleri, salgının neden olduğu ekonomik durgunluktan nasıl çıkılacağı konusunda ortak bir tutum belirleyemediği dönemde siyasi anlamda da birbirinden uzaklaştı.

Böyle bir ortamda AB, yaklaşık 80 yıl sonra karşılaştığı savaşla yalnızca ekonomi ve enerji değil göç ve güvenlik alanlarında da sınav vermeye başladı.

Ukrayna’daki savaş ve Kovid-19 salgınının etkilerinin hafiflemesiyle, hem düzensiz göçmen girişi hem de sığınma başvuruları arttı.

AB’nin sınır koruma ajansı Frontex’in verilerine göre 2023, 2016’dan beri AB ülkelerine gelen düzensiz göçmen sayısının en yüksek seviyeye ulaştığı yıl oldu. 2022’de AB’ye, 2021’e oranla yüzde 64’lük artışla 330 bin kişi yasa dışı yollardan girdi. 2023’te ise AB’ye, 2022’ye oranla yüzde 17’lik artışla yaklaşık 380 bin düzensiz göçmen giriş yaptı.

AB Sığınma Ajansına göre 2022 ve 2023’ün sonbaharında sığınma başvuruları artarak 2015-2016 dönemi düzeyine ulaştı. 2023’ün sonu itibarıyla AB’ye sığınma başvuruları, bir önceki yıla göre yüzde 18’lik artışla 1 milyonu aştı.

Ukrayna’dan gelen 4,3 milyon kişi halen AB ülkelerinde geçici koruma statüsüyle yaşıyor ve oturum, çalışma, eğitim ve sağlık haklarından faydalanıyor.

Bu baskı altında yaptıkları sayısız toplantının ardından AB ülkeleri, geçen ay, yıllardır üzerinde anlaşamadıkları yeni göç ve iltica kurallarını kabul etti. AB’nin dış sınırları güçlendirme, iltica başvurularının süratle sonuçlandırılması, başvurusu reddedilenlerin menşe ülkelerine geri gönderilmelerinin hızlandırılması, kaynak ülkelerle işbirliğinin artırılması gibi unsurları bulunan anlaşma, Avrupa sokaklarında protestolara neden oldu.

Uluslararası insan hakları kuruluşları, yeni kuralların göçmenlerin aylarca gözaltı merkezlerinde kalması, zorla güvenli olmayan ülkelerine geri gönderilmeleri gibi uygulamaların yolunu açabileceğinden endişe ediyor.

Ukrayna’daki savaşın göç boyutunun dışında AB’nin güvenliğine etkileri de hem siyaset gündeminde hem de Avrupa halkı nezdinde önemli yer tuttu.

Halihazırda bir yandan Ukrayna’ya askeri ve mali desteğin nasıl uzun vadeli ve kurumsal hale getirilebileceği, bir yandan da mühimmat tedarikinin artırılması ve hızlandırılması için Avrupa savunma sanayisinin güçlendirilmesi, AB’nin öncelikli gündeminde yer alıyor.

Savunma sanayisindeki eksiklikleri gidermek için mühimmat üretimini ve savunmada ortak alımları artırmayı içeren yeni plan hazırlayan AB’nin, artan tehditler ve güvenlik sınamaları karşısında kendi ihtiyaç ve hedeflerini karşılayacak şekilde genel savunma hazırlığını ve yeteneklerini artırma kararlılığı son dönemdeki toplantılarda sık sık dile getiriliyor.

AP’nin seçimlere ilişkin yaptırdığı ankete göre AB vatandaşlarının yüzde 37’si, Birliğin küresel konumunu güçlendirmek için savunma ve güvenliği birinci öncelik görüyor.

Aşırı sağ tehlikesi

Salgının yol açtığı ekonomik sorunların halka işsizlik ve hayat pahalılığı olarak yansıması, düzensiz göçmenlerin artması, bazı kesimlere yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı olarak yansıdı.

Bu da AB karşıtı ve Birliğin ulusal egemenliği hiçe saydığı söylemini yayan aşırı sağcı partilerin zemin kazanmasına yol açtı.

Bu nedenle seçimlerle ilgili merak edilen konuların başında, Avrupa’da aşırı sağcı partilerin son yıllardaki yükselişinin AP’ye nasıl yansıyacağı geliyor.

Genç seçmen sayısının artmasının, özellikle sosyal medya üzerinden bu kesime hitap eden söz konusu partilerin daha fazla sandalye elde etmesinde etkili olacağı düşünülüyor.

Filistin’e destek gösterileri

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’de başlattığı saldırılar karşısında AB’nin tutumu, Avrupa başkentlerinde birbiri ardına düzenlenen Filistin’e destek gösterilerinde “İsrail’in suçlarına ortak olduğu” gerekçesiyle eleştirildi.

Avrupa, seçime gün sayarken sokakların yanı sıra birçok Avrupa kentinde üniversitelerde İsrail’e “akademik boykot”, “siyasi ve ekonomik yaptırım” çağrıları yükselmeye devam ediyor. Bu seslerin sandığa ne ölçüde yansıyacağı merak ediliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-avrupanin-secimi-secmen-kararini-ekonomik-zorluklar-ve-jeopolitik-sinamalarin-golgesinde-verecek/feed/ 0
Avrupa Komisyonu, yeni Sığınma ve Göç Anlaşması’nı onayladı https://www.haber60.com.tr/avrupa-komisyonu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/ https://www.haber60.com.tr/avrupa-komisyonu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/#respond Tue, 14 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31706 Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, düzensiz göçün önlenmesi amacıyla daha sıkı önlemler içeren yeni Sığınma ve Göç Anlaşması’nı onayladı.

Anlaşma, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu AB üyesi olmayan geçiş ülkeleri ile ortaklıkların güçlendirilerek yasa dışı göçün önlenmesini de içeriyor.

İnsan hakları kuruluşlarına göre, yeni anlaşma çok sayıda sığınmacının Türkiye ve Tunus gibi “geçiş ülkelerine” geri gönderilmesine yol açacak.

Anlaşma hangi düzenlemeleri içeriyor?

Yaklaşık sekiz yıllık tartışmanın ardından kabul edilen düzenlemede dikkat çeken bölümler şöyle:

Anlaşma uyarınca Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi “giriş ülkelerinin” yükünü azaltacak bir ‘zorunlu dayanışma’ mekanizması oluşturulacak.

AB üyesi diğer ülkeler de belirlenen asgari oranda sığınmacı kabul etmek zorunda olacak. Kotanın üzerinde göçmen kabul eden ülkelere belirli bir tazminat ödenecek.

Sığınmacı almayı reddeden AB üyesi ülkeler ise, reddettiği kişi başına 20 bin euro ödemek zorunda kalacak.

Sığınma talebinin 12 hafta içinde karara bağlanması, olası ret durumunda yine bu sürece sığınmacının ülkesine dönüşünün sağlanması amaçlanıyor.

Reddedilme olasılığı yüksek olan sığınmacıların işlemlerinin hızlı şekilde bitirilmesine öncelik verilecek.

Yeni anlaşma uyarınca, ani sığınmacı akını gibi bir gelişme karşısında üye ülkelerin kriz durumu ilan etmesi ve sığınma prosedürlerini geçici olarak askıya almasına izin verilecek.

AB sınırlarına vize koşullarına sahip olmadan giren kişiler, 7 güne varan bir süre boyunca kimlik tespiti, biyometrik verilerin toplanması, sağlık ve güvenlik kontrollerinin de dahil olduğu bir giriş öncesi zorunlu tarama işlemine tabi tutulacak.

Sığınma başvurusu yapan kişilere yapılacak değerlendirme sürecinde ortak kriterler üzerinden hareket edilecek.

Çocuklar da dahil bütün sığınmacılar, parmak izleri ve yüz görüntüleri de dahil olmak üzere Eurodac veri tabanına kaydedilecek.

Bu veri tabanında, kaçak göçmenlerin güvenlik tehdidi oluşturup oluşturmadığı, şiddete başvurup varmadığı ya da silahlı olup olmadığı bilgileri de yer alacak.

Sığınma hakkı verilen kişilere tanınan haklar da her üye ülke için standart olacak.

Üye ülkeler, Avrupa Birliği Sığınma Ajansı’ndan (EUAA) gelen bilgilere dayanarak, sığınmacıların ayrılmak zorunda oldukları ülkelerdeki durumu değerlendirerek, mülteci statüsü düzenli olarak gözden geçirecek.

Barınma, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi konularda da sığınmacılar için eşdeğer kabul standartları sağlanacak.

Sığınma talebinde bulunanlar, başvuru tarihinden en geç 6 ay sonra çalışmaya başlayabilecek.

AB üyesi olmayan ülkeler anlaşmaya nasıl katkı sağlayacak?

Yeni Sığınma ve Göç Anlaşması, sığınmacı sorununun AB üyesi olmayan ülkeler ve Birleşmiş Milletler (BM) kurumlarının yer aldığı “uluslararası ortaklıklar” sayesinde çözülmesini öngörüyor.

AB, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu geçiş ülkeleri ve göç veren ülke yönetimleriyle işbirliğini güçlendirerek düzensiz göç ve insan kaçakçılığı ile mücadele edecek.

AB yönetimi, bu amaçla 2016 yılında Türkiye ile Mültecilerin Geri Kabülü Anlaşması’nı imzalamıştı.

AB daha sonra Tunus, Moritanya ve Lübnan ile “ekonomik destek” karşılığı benzer anlaşmalara imza attı.

AB yönetimine göre yeni anlaşma, sınır yönetimi, geri dönüş ve geri kabul alanlarında öncelikli ortaklarla işbirliğini genişletirken, göçün etkenlerini ele almaya yönelik kalkınma çabalarını da destekliyor.

Sığınma ve Göç Anlaşması neden gündeme geldi?

Suriye ve Irak’taki çatışma bölgelerinden kaçan 1 milyondan fazla kişinin 2015 yılında Avrupa’ya gelmesi nedeniyle ciddi bir “sığınmacı krizi” ortaya çıktı.

Yunanistan, İtalya, İspanya gibi geçiş ülkeleri, yoğunlaşan sığınmacı akımına karşı yalnız bırakıldıkları gerekçesiyle AB yönetimi ve diğer üye ülkelere tepki gösteriyor.

Avrupa Komisyonu, sığınmacı akınının önüne geçilmesi ve Avrupa sınırlarının daha iyi korunması amacıyla ortak bir düzenleme önerisinde bulundu.

Ancak özellikle sığınmacıların eşit olarak dağıtımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle, yasal düzenleme bir türlü hayata geçirilemedi.

Koronavirüs salgını sonrası Avrupa’ya yönelik sığınma başvurusu ve düzensiz göçün artması üzerine, Avrupa Komisyonu’nun yasal düzenleme önerisi yeniden gündeme geldi.

Geçen yılın sonunda Avrupa Parlamentosu, üye ülkeler ve Avrupa Komisyonu, yeni Sığınma ve Göç Anlaşması üzerinde anlaşmaya vardı.

Yasal düzenleme, 10 Nisan’da Avrupa Parlamentosu’nda 266’ye karşı 322 oyla kabul edildi.

Yaklaşık sekiz yıldır tartışılan yasa neden şimdi kabul edildi?

Avrupa Komisyonu açısından, yeni göç anlaşmasının Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin başlayacağı 6 Haziran’dan önce onaylanması büyük önem taşıyordu.

Avrupa genelinde 6-9 Haziran tarihlerinde yapılacak seçimlerde, kamuoyu yoklamalarına göre en az 10 ülkede aşırı sağ partiler önde görünüyor.

Aşırı sağın seçimlerdeki en önemli propaganda malzemesi ise sığınma ve göç sorunu.

Brüksel’deki AB kaynakları, yeni göç düzenlemesi ile aşırı sağın önemli bir kozunu kaybedeceğini düşünüyor.

Bu nedenle düzenleme, AP seçimleri öncesi onaylandı.

Yasal düzenleme tam olarak ne zaman yürürlüğe girecek?

Komisyon tarafından onaylanan yasa, AB resmi gazetesinde yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek.

AB üyesi ülkelere, iç hukuku, göç anlaşmasına uygun hale getirmeleri için iki yıl süre verilecek. Yasal düzenleme, AB genelinde iki yıl sonra tamamen hayata geçirilmiş olacak.

Anlaşmaya yönelik eleştiriler neler?

Anlaşmaya karşı olan bazı sol partiler ile insan hakları örgütleri, düzenlemenin “insanlık dışı bir sisteme yol açacağını” savunuyor.

Uluslararası yardım kuruluşu Caritas’a göre, “Güvenli üçüncü ülke” kavramının daha geniş bir şekilde yorumlanması nedeniyle, anlaşma kapsamında muhtemelen daha fazla insan, aralarında Türkiye ve Tunus’un da olduğu geçiş ülkelerine geri gönderilecek.

Örgüte göre, bu da Avrupa’nın, “sığınma sorumluluğunu AB dışı ülkelere kaydırmayı amaçlayan artan dışsallaştırma eğilimiyle” örtüşüyor.

İnsan hakları örgütleri, hızlandırılmış sığınma prosedürü nedeniyle sınır ülkelerinde göçmenler için daha kötü koşullar oluşacağını da savunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupa-komisyonu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/feed/ 0
Ordu’da Gezgin Arıcılar Göç Hazırlıklarını Sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/orduda-gezgin-aricilar-goc-hazirliklarini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/orduda-gezgin-aricilar-goc-hazirliklarini-surduruyor/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:33:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29133 Ordu’da gezgin arıcılar, daha kaliteli bal üretebilmek için başka bölgelere göç için hazırlıklarını sürdürüyor.

Fındıktan sonra en önemli geçim kaynağının arıcılık olduğu Ordu’da 3 bin 500 üretici yaklaşık 600 bin kovanda bal üretiyor.

Mayısın ilk haftasından itibaren yayla yolcuğuna başlamayı planlayan arıcılar, bir yandan kovan ve çerçeveleri tamir ediyor, diğer yandan da yaylada arı bakımı için gerekli malzemeleri tedarik etmeye çalışıyor.

Ordu Arıcılar Birliği Başkanı Akın Çiftçi, AA muhabirine, kentte arıcılığın yaygın olduğunu, her yıl ortalama 20 bin ton bal üretildiğini söyledi.

Ülkenin en çok bal üreten illerinin başında Ordu’nun geldiğini belirten Çiftçi, 3 bin 500 arıcının yaklaşık 600 bin kovanda üretim yaptığını ifade etti.

Çiftçi, kovan varlığı bakımından Ordu’nun ikinci sırada olduğunu anlatarak, ” Türkiye’de en çok bal üretilen illerden birinin Ordu olmasının başlıca sebebi çok fazla gezginci arıcımızın olması. Ege, Akdeniz, Doğu, Güneydoğu ile İç Anadolu Bölgesi’nde üretim yapan arıcılarımız var.” dedi.

Ordulu arıcıların genelde çiçek balı ürettiğini dile getiren Çiftçi, ayrıca çam, kestane, ayçiçeği ve üçgül balı üretildiğini belirtti.

Çiftçi, binbir emekle arıcılık yapan üreticilerin bu günlerde yoğun bir göç hazırlığında olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Şu anda arıcılarımız arılarına göç öncesi bahar beslemesi yapıyor. Kek ve şurup vererek arılarını göçe hazır hale getiriyorlar. Bazı arıcılarımız kovan ve çerçevelerini yeniliyor. Bazıları ise gerekli tedarikleri hazır hale getirmeye çalışıyor. Yaklaşık 2 bin gezginci arıcımız göçe hazırlanıyor. Mayıs ayı itibarıyla arıcılarımız yeni sezonun üretimine başlayacaklar.”

Kokarca zararlısı uyarısı

Bölgede sıkça görülmeye başlayan ve fındığı tehdit eden kokarca zararlısı nedeniyle birçok arıcının daha erken göç edebileceğini vurgulayan Çiftçi, “Fındık üreticileri kokarca zararlısına yönelik yoğun bir şekilde bahçelerinde ilaçlama yapıyor. Bu ilaçlar arıcılarımızı da olumsuz etkiliyor. Bundan dolayı arıcılarımızın önemli kısmı daha erken göç edebilir.” diye konuştu.

Çiftçi, Ordulu gezgin arıcıların birçok bölgeye göç ederek arıcılık faaliyetinde bulunduklarını belirterek, “Arıcılarımızın gittiği illerin başında Hakkari, Van, Erzurum, Şırnak, Siirt, Muş, Erzincan, Kars, Ağrı, Sivas ve Yozgat geliyor. Türkiye’nin hemen hemen 50 ilinde Ordulu arıcılarımızı görmek mümkün.” ifadelerini kullandı.

Üreticiler sezondan umutlu

Altınordu ilçesinde bal üreticisi Ercan Yıldız ise 250 kovanla göç hazırlığını sürdürdüğünü söyledi.

Kovanlarını Erzurum’a götüreceğini anlatan Yıldız, “Şu anda Ordu’da bahar ayı iyi geçiyor. Arılarımız iyi gelişiyor ancak göç edeceğimiz yerdeki mevsim bizim için çok daha önemli. 3,5 ay yaylalarda kalacağız. Sezondan umutluyuz, güzel bir sezon geçirmeyi diliyoruz.” dedi.

Arıcı Emin Kılıç da sezon öncesi son hazırlıkları yaptıklarını dile getirdi.

Yaklaşık 600 kovanla üretim yapan Kılıç, “Mayısın ikinci haftası itibarıyla Ordu’dan göç etmiş olacağız. Çok iyi bir sezon bekliyoruz. Mevsim şartları istediğimiz gibi giderse çok yüksek rekolte ve kalitede bal üreteceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/orduda-gezgin-aricilar-goc-hazirliklarini-surduruyor/feed/ 0
Fransız yazar Jelloun, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İslamofobi’ye ilişkin AA’ya konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/#respond Thu, 21 Mar 2024 08:51:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21768 Birçok ülke ve Türkiye’de kitapları sevilerek okunan Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarının bir soykırım olduğunu belirterek, “Netanyahu’ya mektup yazdım. ‘Savaşı kaybettiğini, çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim.” ifadesini kullandı.

“Kum Çocuk”, “Kutsal Gece”, “Yoksullar Hanı”, “Bay Ahlak’ın Çöküşü”, “Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum” gibi Türkçeye çevrilenlerin yanı sıra “Çocuklara İslam’ı Anlattım” ve “Kazablanka Aşıkları”nın da aralarında bulunduğu kitapların yazarı, Fransa’nın prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü sahibi Tahar Ben Jelloun, Institut Français organizasyonuyla Ankara’ya geldi.

Fas’ta 1944’te doğan, ortaöğrenimi­ni Tanca şehrinde tamamlayan Ben Jelloun, 1971’de Fransa’ya göç ederek sosyoloji ve sosyal psikiyatri alanında öğrenim gördü.

30’dan fazla kitap kaleme alan Ben Jelloun, 1987’de “Kut­­sal Gece” romanıyla Gon­court Ödülü’nü alarak Fransa’da bu ödüle layık görülen ilk Faslı yazar oldu.

Eserlerinde ülkesinin sıkıntılarını, ırkçılık, göçmen soruları ve İslam karşıtlığını konu edinen Ben Jelloun, 1970’lerde başladığı gazeteciliği, Fransa’nın Le Monde gazetesinde sosyal ve siyasal konuları ele aldığı yazılarıyla sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın ev sahipliğinde öğrenciler ve akademisyenlerle söyleşide bir araya gelen Ben Jelloun, öncesinde, yazarlık serüveni, kitaplarına konu aldığı Filistin ve Gazze’deki katliamlar ile dünyada artan İslamofobi’ye ilişkin Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Soru: Türkiye’yi gezme şansınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Ne yazık ki Türkiye’yi gezme şansım olmadı. İstanbul’a kitaplarımı tanıtmak için 20 sene önce geldim ve çok hızlı bir gezi olmuştu.

Soru: Şu an üzerinde çalıştığınız bir roman var mı? Edebiyatçılar hakkında merak edilen bir şeydir, eski romanlarınızı dönüp okuyor musunuz, “Bugün yazsam farklı yazardım.” diyor musunuz?

Tahar Ben Jelloun: Geçen yıl çıkan “Kazablanka Aşıkları” adlı romanımın devamı üzerinde çalışıyorum. Günümüz Fas’ında, Kazablanka’nın orta sınıfında evlilik üzerine bir hikaye. Şu anda ikinci cildi üzerinde çalışıyorum. Kitaplarımı geriye dönüp okumuyorum. Kitaplarımı asla tekrar okumam ve sonra onları unuturum.

Soru: Fransa’da yaşıyorsunuz ve ana vatanınız Fas ile bağlantınızı asla kesmemişsiniz, öyle değil mi?

Tahar Ben Jelloun: Evet, tabii ki yılda 4-5 ay oraya gidiyorum. Fas’a ihtiyacım var çünkü kitaplarımın çoğu Fas hakkında. Balzac’ın bir romancının ne olduğuna dair tanımını ele alırsak, “Bir romancı kendi çağının tanığıdır.” der ve benim çağım Fas. Ülkemden kopamam.

Soru: Edebiyatçılık yaş aldıkça farklı bir çehreye bürünüyor mu? Edebiyata başladığınız ilk dönem ile bugünü kıyasladığınızda değerlendirmeniz nasıl olur?

Tahar Ben Jelloun: Yazmaya ilk başladığımda çok zorlandım. Romanı beni eleştirmeyecek, “İyi, bu güzel.” diyecek bir yayıncıya teslim etmek istiyordum. Bugün de aynı zorluğu yaşıyorum ancak buna alıştım ve bir romanın yayımlanmasından bir gün önce, 50 yıl önce hissettiğim kaygıyı, heyecanı hissediyorum. Her yaşta hata yapabilirsin, her yaşta kötü bir kitap yazabilirsin. Bir yazar kendinden çok şey talep etmelidir.

“Sinemacılardan ilham aldım”

Soru: Kitaplarınız akıcı ve betimlemeyi çok seviyorsunuz. Gençliğinizde hangi edebiyatçılardan etkilendiniz? Yazın hayatınıza etki eden, besleyen unsurlar neler oldu?

Tahar Ben Jelloun: Gençliğimde Tanca’da olduğumuz için dikkatimizi dağıtacak çok az şey vardı. Haftada iki kitap ödünç alıp okuduğum bir Fransız kütüphanesi vardı. Balzac, Victor Hugo, Jules Verne ve farklı şairleri okudum. Yazmaya başladığımda, beni en çok etkileyen kişiler yazarlar değil, film yapımcıları, sinemacılardı. Hikaye anlatma tekniği, okuyucuyu ya da izleyiciyi sıkmamak için dikkatli olmanızı gerektirir. Alfred Hitchcock, Fritz Lang ve John Ford gibi büyük sinemacılardan, ülkelerini ve hikayelerini film aracılığıyla anlatmayı seven insanlardan ilham aldım. Yazarların da üzerimde etkisi vardı elbette çünkü sürekli okurdum.

“İnsanoğluna güvenmiyorum”

Soru: İnsanı merkeze alan kitaplar yazıyorsunuz. 1970’lerden bu yana gittiğiniz ülkelerdeki gözlemlerinize göre toplumların ve insanların davranış modelleri değişti mi, değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Her zaman bir hümanist oldum. Ülkem Fas’ta kadın haklarından başlayarak insan hakları için kampanya yürüttüm. İlk romanım kadınların durumuyla ilgiliydi ve sonra devam ettim. Şu anda dünyada neler olduğunu görüyoruz. Ukrayna, Gazze, Afrika’nın daha karmaşık hale gelmesi, bazı coğrafyalarda diktatörlerin iktidara gelmesi… Hepsi çok korkutucu çünkü hukuka ve adalete saygısı olmayan insanlarla uğraşıyoruz. Bu yüzden insanlığa, insanoğluna güvenmiyorum. Ancak sade bir vatandaş olarak yazmaya ve politikacılardaki bu insanlık yoksunluğunu kınamaya devam ediyorum.

“Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur”

Soru: Dünyanın her yerinde göçmen sorunu var. Siz de 27 yaşında Fas’tan Fransa’ya göç etmişsiniz ve belki de bir süre Fransa sizi göçmen olarak kabul etti. Kitaplarınızda da bu konuyu irdeliyorsunuz. Son 40-50 yılda göçmenlerin durumu nasıl bir hal aldı?

Tahar Ben Jelloun: Göçmenlerin her yerde olduğu bir zamanda yaşıyoruz ve bunlar önceki dönemin politikaları olan sömürge politikaları, az gelişmişlik ve ırkçı politikalardan kaynaklandı. Şimdi bu nedenlere bir de iklim sorununu ekliyoruz. Fransa’da göç, sömürgeciliğin doğrudan bir sonucuydu. 40’lı, 50’li ve 60’lı yıllarda Fransızlar fabrikalarında çalıştırmak ve insan gücü edinmek için Cezayir, Fas ve Tunus’a gitti. Fransız hükümeti 70’li ve 75’li yıllardan itibaren insani bir bakış açısıyla göçmenler ve ailelerini bir araya getirmeye karar verdi. Fransa’da çalışan erkekler, eşlerini ve çocuklarını ülkeye getirme hakkına sahip oldu. O andan itibaren yeni doğumlar başlayacak ve göçmenlerden değil ama göçmenlerin çocuklarından oluşan yeni bir nesil ortaya çıkacaktı. Bu çocuklar bunu çok ağır yaşadı. Tanınmadıklarını, düzgün bir şekilde karşılanmadıklarını hissettiler. Kalitesiz okullara devam ettiler ve sonuçta ikinci sınıf Fransızlar oldular.

Ben ekonomik bir göçmen değildim. Bir dönem entelektüeller için Fas’ta yaşamak çok zordu, bu yüzden Fransa’ya geldim çünkü bazı arkadaşlarım fikirleri yüzünden çeşitli sıkıntılar çekiyordu. Fransa’da göçmenlere okuma yazma dersleri verdim. Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur. Günümüze kadar onların neler yaşadığına tanıklık etmenin ve buna yönelik yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum çünkü pek de iyi şeyler yaşamıyorlar.

“Gazze’de yaşananlar bir trajedidir, soykırımdır”

Soru: İslam’ı anlatmak için kitaplar yazdınız ve Fransa’da İslam’ı anlatıyorsunuz. Bugün artan bir şekilde İslamofobi var. Gazze’de 14 bin çocuk İsrail’in katliamlarıyla hayatını kaybetti. Bu katliam nasıl son bulacak, dünyanın her yerinde kaygı uyandıran bu sıkıntı için değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Ben edebiyatçı, yazar ve sosyolog olarak değil, sıradan bir vatandaş, bir aile babası olarak, tıpkı “Kızıma Irkçılığı Anlattım” kitabını yazdığım gibi, “Çocuklara İslam’ı Anlattım” kitabını da Fransız çocukların İslam’ın ne olduğunu anlamalarını teşvik etmek için yazdım. Bu bir eğitim ve pedagoji meselesi. Ancak başörtüsüyle ilgili yaşanan olaylar, İslamcılığın bir ideoloji haline gelmesi, terörizm, pek çok konu var. İslam dininin kötüye kullanılmasını İslam devleti ideolojisiyle birbirine karıştırıyoruz. Batı’da İslam’ın ne olduğu konusunda bir bilgi eksikliği var, İslam farklı gösteriliyor. İslam hakkında doğru bir şekilde konuşabilen çok az insan var.

Gazze’de yaşananlar bizim için bir acıdır. Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısını bir makale yayımlayarak alenen kınadığım doğrudur. Ancak korkunç olan İsrail’in 6 aydır sivilleri bilerek katletmek, çocukları öldürmek ve her şeyden önemlisi Filistin halkını aç bırakmak için gıda yardımının gelmesini engellemesi. Gazze’de yaşananlar bir trajedidir ve dünyada suçu tersine çevirmek için çok fazla baskı var. Netanyahu ve ordusunun planı tüm Filistinlileri yok etmek. Bu kesinlikle onun saplantısı, mümkün olduğunca çok Filistinliyi öldürmek ve böylece yeryüzünde hiç Filistinli bırakmamak… İsrailliler, soykırım kelimesinin Yahudilerin soykırımından başka bir şey için kullanılmasını istemiyor. Ancak bir hastaneyi, bir okulu ya da sadece uyuyan ailelerin olduğu bir köyü bombaladığınızda ve herkesi katlettiğinizde, bu soykırımdır. Trajedi şu ki diyalog ve müzakere olabilmesi için herhangi bir uzlaşma göremiyoruz. Bunu istemiyorlar, İsrailliler barışla ilgilenmiyor. Dolayısıyla bu trajedinin olumlu bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum.

Netanyahu’ya yazdığı mektupla BM’den arandı

Soru: Gazze’de yaşananları romanlaştırma düşünceniz var mı?

Tahar Ben Jelloun: Filistin hakkında şiirler, tiyatro piyesleri yazdım. Gazze’de olanlar için İtalya’da “Çığlık” adında küçük bir kitap yayımladım. Çünkü Fransa’da yayımlamak için ortam müsait değildi. Hem 7 Ekim’in dehşetini hem de İsrail ordusunun dehşetini anlattım. Bir yandan Hamas’ın saldırılarını yazdığım için Arap arkadaşlarım tarafından hakarete uğradım, diğer yandan da İsrail ordusuyla ilgili metinlerimi yayımladığımda Yahudi arkadaşlarım tarafından antisemitik olduğum söylenerek saldırıya uğradım. Düşündüğünü söyleyen özgür bir entelektüelim ve kimseyi memnun etmeye çalışmıyorum. Bir insan olarak her gün gördüklerimi kınıyorum. ve yazıyorum, yapmam gereken tek şey bu. Ayrıca Netanyahu’ya bir ay önce açık bir mektup yazdım ve bu mektup birkaç gazetede yayımlandı, Netanyahu’ya ‘savaşı kaybettiğini çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim. Bir gazete beni Yahudi karşıtı olarak suçladı. Le Point’te genç bir Yahudi kadın tarafından yayımlanan, bana hakaret eden ve beni karalayan bir yazı yazıldı. İsrail’den bana karşı çok fazla tepki geldi. Bu mektup BM’ye kadar ulaşan ve oradaki pek çok yetkili tarafından okunan bir mektuptu. BM’den bu konuda beni aradılar. Mektup hala sosyal ağlarda dolaşıyor.

“Batı’daki entelektüeller İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor”

Soru: Faslı Fransız yazar olarak İslamofobi’nin çözümleneceğini düşünüyor musunuz? Edebiyat ve edebiyatçılar bu soruna kulak tıkıyor mu?

Tahar Ben Jelloun: Fransa’da bir din olarak İslam’ın çok kötü bir imajı var. Hem İslam’ı ve Müslümanları sevmeyenler hem de İslamofobi olarak adlandırılan İslam karşıtı ırkçılığı savunanlar var. İslam’dan korkan pek çok kişi var. Batı’daki entelektüeller, sanatçılar ve yazarlar, İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor.

İslam’ı nefret konusu haline getiren aşırı sağcı siyasi partilerimiz var. Örneğin Eric Zemmour adında, partisi olmayan ama seçimlere katılmış eski bir gazeteci, aşırı sağa çok bağlı bir politikacı, İslam’ın Fransa için bir tehlike olduğunu söylüyor. Ayrıca “Tesettürlü bir kadın hareket halindeki bir camidir.” demiş ve bunu sık sık tekrarlamıştır. Irkçı nefreti kışkırtmaktan hüküm giydi. Ancak bu durum Müslüman karşıtı duyguların yayılmasını engellemedi.

Fransız yazar, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nedim Gürsel okumuş

Soru: Türkiye, Fransa’nın prestijli ödüllerinden Goncourt’ta ödül alacak eserlerin seçimine dahil oldu. Pek çok ülke bu seçimi yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk edebiyatını ve kitaplarını okuma fırsatınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Gençken Yaşar Kemal’i okurdum, Fransa’da en çok tanınan Türk yazardı. Orhan Pamuk’un eserleri ile Fransızca ve Türkçe yazan arkadaşım Nedim Gürsel’i okudum. Türk kültürüne ve Türk sinemasına çok sempati duyuyorum. Fas ve Türkiye arasında pek çok benzerlik var. Fas’ta Türkiye’ye büyük saygı duyuluyor. Türkiye, Fas’ta endüstriyel, ticari ve zanaat düzeyinde varlık gösteriyor. İki ülke arasında büyük ilişkiler var. Bu da memnuniyet verici. Sizi şaşırtabilir belki ama yaklaşık 10 yıl önce Fas’ta Arapça yayımlanan bir Türk dizisi büyük beğeni kazandı. Dolayısıyla Türkiye bizim için çok tanıdık ve dost bir ülke.

Türkiye’nin Goncourt seçimini lanse etmek için Ankara’ya geldim ve perşembe günü İstanbul’a gidiyorum. Dünyada yaklaşık 42 ülkede öğrenciler bizim hazırladığımız kısa listedeki kitapları okuyor, bir araya gelip bir kitap için oy kullanıyor ve o kitap, prensip olarak Goncourt seçiminin yapıldığı ülkenin diline çevriliyor. Brezilya, Yunanistan ve Fas’tan Cezayir, Polonya ve Romanya’ya kadar, Goncourt seçimini yapan 42 ülke var ve bu Fransızca konuşulan ülkelerdeki gençlerin daha çok okumasını sağlıyor, bu yüzden önemli bir proje.

Yazar Ben Jelloun, röportaj sonrasında, Anadolu Ajansının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabını inceleyerek, AA’ya tebrik ve çalışmadan dolayı teşekkürlerini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/feed/ 0
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Gaziantep’te Türkiye’nin Huzuru Gaziantep’in Huzuru Toplantısı’na katıldı https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gaziantepte-turkiyenin-huzuru-gaziantepin-huzuru-toplantisina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gaziantepte-turkiyenin-huzuru-gaziantepin-huzuru-toplantisina-katildi/#respond Sun, 17 Mar 2024 00:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19858 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Gaziantep’te Türkiye’nin Huzuru Gaziantep’in Huzuru Toplantısı’na katıldı. Bakan Yerlikaya, 1 Haziran 2023 ile 12 Mart 2024 tarihleri arasında yapılan tüm operasyonların bilançosunu açıkladı.

Bir dizi program ve ziyaret için Gaziantep’te bulunan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Gaziantep’te düzenlenen Türkiye’nin Huzuru Gaziantep’in Huzuru Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Ali Yerlikaya, 1 Haziran 2023 ile 12 Mart 2024 tarihleri arasında yaptıkları çalışmalar ve operasyonlarla ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu.

“94’ü bombalı eylem olmak üzere toplam 128 terör eylemi engellendi”

Toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, terörü kökünde kurutmaya kararlı olduklarını vurgulayarak, Türkiye geneli ve Gaziantep özelinde yapılan terör operasyonlarının bilançosunu açıkladı. Bakan Yerlikaya, “Göreve geldiğimiz günden beri 94’ü bombalı eylem olmak üzere toplam 128 terör eylemi engellenmiştir. Terör finansmanına yönelik tüm örgütlere 183 operasyon yapılarak toplam 28 milyon 678 bin TL ele geçirildi” dedi.

“Bu ülkede kimse benim vatandaşıma şekil yapamaz”

Organize suç örgütlerine yönelik yapılan çalışmalardan da bahseden Bakan Yerlikaya, “Organize suç örgütlerine KOM, Narkotik, Siber suçlar 1 Haziran 2023-12 Mart 2024 tarihleri arasında bin 111 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 7 bin 511 gözaltı, 2 bin 764 tutuklu ve bin 602 adli kontrol kararı çıktı. Toplamda 415 organize suç örgütü çökertildi. Toplam 92 milyar TL maddi değeri olan mal varlığına el konuldu. Gaziantep’te de 44 operasyonda 18 organize suç örgütü çökertildi. Ben organize suç örgütlerine yönelik şunu söylemek istiyorum. Bu ülkede kimse benim vatandaşıma şekil yapamaz. Biz de bu kapsamda bu operasyonları yaptık. Vatandaşlarımız da yüzde 98 oranında memnun kaldı ve ‘ellerinize sağlık’ dedi” şeklinde konuştu.

“35 bin 723 uyuşturucu operasyonu yapılarak 277 bin 477 gözaltı, 25 bin 3 tutuklu ve 11 bin 109 adli kontrol kararı verildi”

Uyuşturucu madde ve tacirlere yönelik operasyonlar hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Uyuşturucu madde tacirlerine yönelik toplam 35 bin 723 operasyon yapılarak 277 bin 477 gözaltı, 25 bin 3 tutuklu ve 11 bin 109 adli kontrol kararı verildi. Bu operasyonlarda toplam 114 ton, 38 milyon adet ve 155 milyon kök uyuşturucu madde ele geçirildi. Bu süreçte Narkotik Veri Analiz Sistemi (NARVAS) üzerinde 47 bin 83 ihbar sayısı ile 5 bin 228 operasyon yapılarak 6 bin 372 narkotik şüphelisi, bin 151 diğer suçlardan şüpheli şahıs yakalandı” ifadelerine yer verdi.

Yerlikaya’dan suç oranlarının azaltılması ve suçluların yakalanması için gayret vurgusu

Asayiş ile ilgili verileri de paylaşan Bakan Yerlikaya, Türkiye geneli ve Gaziantep özelindeki rakamları paylaşarak suç oranlarının daha da azaltılması için ve suçluların yakalanma oranının yükseltilmesi için çok daha fazla çalışmaları gerektiğini belirtti.

“Türkiye’de 4 milyon 505 bin 510 yasal göçmen var”

Düzensiz göçle ilgili yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Bakan Yerlikaya, “Türkiye’de 4 milyon 505 bin 510 yasal göçmen var. Bunların 3 milyon 143 bin 635’i Suriyeli. Bunların 1 milyon 110 bin 881’i ikamet izinli, 250 bin 994’ü ise uluslararası koruması olan göçmenler. Düzensiz göçe yönelik 6 bin 8 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 8 bin 79 şahıs gözaltına alındı. Bunların 5 bin 46’sı tutuklandı, bin 303’ü hakkında ise adli kontrol kararı verildi” dedi.

Bakan Yerlikaya, düzensiz göçe yönelik çalışmalara ait verileri paylaştı

Mobil göç noktalarının öneminden de bahseden Yerlikaya, “Bugün itibariyle 30 büyükşehirde toplam 162 mobil göç noktasında 345 bin 275 kişi sorgulandı. Bu sorgulamalarda 64 bin 639 düzensiz göçmen tespit edildi. Bu sürede 80 bin Suriyeli gönüllü güvenli geri döndü. Sınırdan 154 bin 392 düzensiz göçmenin geçişi engellendi. Toplam 232 bin 42 düzensiz göçmen yakalandı” şeklinde konuştu.

“Entegre sınır yönetimi ile ilgili önemli çalışmalar yapıldı”

Entegre sınır yönetimi ile ilgili verileri de paylaşan Bakan Yerlikaya, “Toplam bin 160 kilometre güvenlik duvarı yapıldı. Bin 53 kilometre aydınlatma yapıldı. 368 kilometre kamera ve algılayıcı yapıldı” ifadelerini kullandı.

“20 bin 96 düzensiz göçmen charter uçuş ile sınır dışı edildi”

Dünyanın pek çok ülkesine çok sayıda düzensiz göçmenin charter uçakla geri gönderildiğini de açıklayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “25 Afrika ülkesine sınır dışı operasyon başarıyla ile gerçekleştirildi. 1 Haziran 2023 tarihinden itibaren toplamda 104 charter özel uçuş seferi ile 20 bin 96 düzensiz göçmen sınır dışı edildi.

Bakan Yerlikaya’dan kayıtdışı üretimle mücadele sinyali

Bakan Yerlikaya, Konuşmasının sonunda kayıtdışı üretimle ilgili de ciddi çalışmalar yapılacaklarını, kayıtdışı ile mücadele için çok sayıda operasyon yapılacağını vurguladı.

Gaziantep Valisi Kemal Çeber de, “Deprem bölgesinde yaraları çok hızlı sarıyoruz. İlk kuraları çektik. Bugün itibariyle de teslim ettiğimiz anahtarlarını verdiğimiz ev sayısı yaklaşık bin 500’e ulaştı. Bir taraftan düzensiz göçle ilgili mücadelemizi devam ettiriyoruz. Bir taraftan şehrin asayişi, huzuru anlamında yine sizin desteklerinizle elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.

Programda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, “Emniyet ve güvenlik olmadan hiçbir şey olmuyor. Bu iki unsur çok önemli. Biz 20 yıl önce yola çıktığımızda hedefimizde öncelikle emniyet ve güvenlik var. 6 Şubat depremlerinde de bunu gördük ve yaşadık. Bugün de önemli illerde valilik yapmış olan Bakanımız Ali Yerlikaya’nın tecrübeleriyle bu iki unsur çok önemli ve başarılı bir şekilde sürdürülüyor. Ben yaptığınız her şey için çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-gaziantepte-turkiyenin-huzuru-gaziantepin-huzuru-toplantisina-katildi/feed/ 0
AB İçişleri Bakanları Sınır Kontrollerini Güçlendirmek İçin İş Birliği Yapacak https://www.haber60.com.tr/ab-icisleri-bakanlari-sinir-kontrollerini-guclendirmek-icin-is-birligi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/ab-icisleri-bakanlari-sinir-kontrollerini-guclendirmek-icin-is-birligi-yapacak/#respond Thu, 07 Mar 2024 08:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16503 Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin içişleri bakanları, ülkeler arasında iş birliğini güçlendirme ve sınır kontrollerini artırma konusunda mutabık kaldı. İki gün süren toplantının ana gündem maddeleri arasında sınır kontrollerinin güçlendirilmesi, Şengen bölgesi, organize suçlar, uyuşturucu ve göçmen kaçakçılığı gibi konular yer aldı. Akademisyen Doç. Dr. Deniz Yetkin Aker, toplantının gündem maddelerini değerlendirdi. Aker, “AB genelinde ve üye ülkelerde düzensiz göçle mücadelede küresel iş birliğinin önemli olduğu vurgulanıyor ancak AB Göç ve İltica Anlaşması’nın sonuçlarının ve bu anlaşmanın ülkeler üzerindeki etkilerinin ne olacağı konusu belirsizliğini sürdürüyor” dedi.

AB İçişlerinden Sorumlu Komisyonunda gerçekleşen toplantıda, sığınma ve göç kuralları hakkında hazırlanan yasa olan Göç ve İltica Anlaşması üzerinde çalışmalar yapıldı. Toplantının önemli bir gündem maddesini oluşturan Göç ve İltica Anlaşması’nın Haziran 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerine kadar tamamlanması istenirken, kriz yönetimi konusunda bazı anlaşmazlıklar yaşandı. Akademisyen Doç. Dr. Deniz Yetkin Aker, Avrupa Birliği (AB) içişleri bakanlarının iş birliği ve sınır kontrollerini güçlendirme konularında bir araya gelmelerini değerlendirdi. Aker, “Toplantı öncesi bakan ve vekiller ortak “Göç ve İltica Anlaşması” üzerinde uzlaşma sağlanacağı ihtimali üzerinde durmuş olsalar da, özellikle kriz yönetiminin nasıl olacağı (arama kurtarma botları arttırılması önerisi ve bunun düzensiz göçü çekici hale getireceği karşı argümanı) gibi bazı konular üzerinde anlaşamadılar. Ancak yine de ülkeler arasında iş birliğini güçlendirme ve sınır kontrollerini artırma konusunda uzlaştılar” dedi.

Aker konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Benzer şekilde, iş birliğine yönelik yaklaşım geçtiğimiz günlerde İtalya ile Türkiye arasında gerçekleşmişti. İtalyan Başbakanı Meloni, 20 Ocak 2024 Cumartesi akşamı İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüş, 22 Ocak 2024’te de İtalya’nın sağ koalisyon hükümetine yakın Il Giornale gazetesi, görüşmenin içeriklerinden olan göç konusuna odaklanarak, Libya’dan İtalya’ya düzensiz göç akışının durdurulmasına yönelik Türkiye-İtalya iş birliğini ve ayrıntıları bir istihbarat analisti ile hükümet kaynaklarına dayandırarak açıklamıştı. Libya üzerinden İtalya’ya gelen ve oradan da tüm AB’ye yayılabilecek göçmenlerin durdurulması için Türkiye’nin desteğini isteyen İtalya, yalnızca sahada (Akdeniz’de) etkili olunmasının faydasızlığının farkındadır. İtalya ve AB, köken ülkeden çıkışları da engellemek için Libya’yla da iş birliği içerisinde olmalıdır. İtalya’nın bunu da, Türkiye’nin Libya üzerindeki nüfuzunu kullanarak yapmak istemesi beklenir bir durumdur.”

Bir başka örneğin de “İtalya-Afrika: Ortak büyüme için bir köprü” adlı uluslararası zirve olduğunu belirten Aker, “29 Ocak’ta Roma’da İtalyan Başbakanı Meloni’nin ev sahipliğinde düzenlenen, çok sayıda Afrika ülkesinin devlet, hükümet liderleri ve bakanlarının yanı sıra Avrupa Birliği, Afrika Birliği ve başlıca uluslararası kuruluşların temsilcilerinin de katıldığı, siyasi ilişkileri güçlendirmek, halklar arası temaslar, ticaret-yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi gibi iş birliklerini amaçlayan “İtalya-Afrika: Ortak büyüme için bir köprü” adlı uluslararası zirvedir. Bu zirvede de ekonomik iş birliğinden güvenlik ve göçe kadar pek çok alanda saygı ve güven temelinde ortak çalışma kararları alındığı bilgisi paylaşılmıştı. Şubat Ayı sonunda ise Bulgaristan- Türkiye sınırında Frontex görevli sayısının üç misli arttırılması kararı alındı. Bu kararla amaç AB’nin en hassas ve yoğun olan dış sınırının-Türkiye’yle diyaloğu da arttırarak- daha iyi korunması ve güvenlik seviyesinin yükselmesidir. Yine Türkiye’nin desteğine ve iş birliğine ihtiyaç duyulmuştur” şeklinde konuştu.

Sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve iş birlikleri konuşulurken düzensiz göçün hızla devam ettiğini ifade eden İstanbul Beykent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Deniz Yetkin Aker, “Türkiye’de sınır ve hedef şehirlerde de (Van, İstanbul gibi) düzensiz göçle ilgili yakalamalar sürüyor. Yayınlanan haberlere göre, Pazar günü Birleşik Krallık Dover’a 327 göçmen geldi. Bu göçmenler, Mart ayında gelen (bilinen) ilk kişilerdi ve düzensiz göçte günlük toplama bakıldığında, (358 kişiyle 17 Ocak’tan sonra) yılın en yüksek ikinci günüydü” dedi.

Aker konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“Çıkarabileceğimiz en önemli sonuç, gerek AB genelinde gerekse üye, aday ve diğer ülkelerde düzensiz göçün önüne geçilebilmesi için işbirliğinin gerekliliğinin anlaşılmış olduğudur. Göçün kontrolünün küresel bir zemine taşınmakta olduğuna, iş birliklerinin çok uluslu ve AB gibi ulus ötesi kurum ve kuruluşları içerdiğine ve özellikle düzensiz göçü başlamadan durdurmak için kaynak ülkede eğitim, altyapı, ekonomi ve istihdam imkanları gibi iyileştirme politikalarının denenmesi amaçlandığına şahit oluyoruz. Ancak başta bahsettiğim AB Göç ve İltica Anlaşması’nın sonuçlandırılması sonrasında üye, aday ve sınır ülkelerde etkisinin ne olacağını, göç veren ülkelere yansımasının ne olacağını kestirmek henüz zor.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-icisleri-bakanlari-sinir-kontrollerini-guclendirmek-icin-is-birligi-yapacak/feed/ 0
Mardin’de 189 operasyon düzenlendi https://www.haber60.com.tr/mardinde-189-operasyon-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/mardinde-189-operasyon-duzenlendi/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16263 Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, aylık asayiş ve güvenlik değerlendirme toplantısında, “Şubat ayında Mardin’de bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine yönelik 4’ü büyük çaplı olmak üzere 189 operasyon düzenlendi” dedi.

Mardin Valiliğinde aylık asayiş ve güvenlik değerlendirme toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Vali Tuncay Akkoyun, düzensiz göçle mücadele çerçevesinde etkin mücadele edilmesi amacıyla oluşturulan mobil göç noktalarının İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı planlama çerçevesinde gerekli alt yapı hazırlıkları da tamamlanarak 30 büyükşehirde uygulanmaya başlandığını söyledi.

Mardin’de de Artuklu Karayolları Parkı mevkiinde kurulan mobil göç noktası aracının düzensiz göçle mücadele faaliyetlerine devam etmekte olduğunu belirten Vali Akkoyun, ülkede güven ve huzur ortamının devamı için düzensiz göçle mücadele kararlılığının devam etmekte olduğunu, bu kararlı çalışmalar neticesinde ülkede ve bölgemizde düzensiz göçmen sayısı çok hızlı bir şekilde azalmakta ve bu durum düzensiz göçmen ve kayıt dışının oluşturabileceği riskleri de en aza indirmekte olduğunu ifade etti.

“Suriye sınır hattında yer alan ilimizde, ülkemize yasa dışı yollarla girmeye çalışan şahıslara yönelik gerekli tedbirler alınmakta ve gerekli çalışmalar yürütülmektedir” diyen Vali Akkoyun, şöyle konuştu:

“Şubat ayı içerisinde Suriye’den ülkemize yasa dışı yollarla geçmeye teşebbüs eden 177 şahıs hudut görevlilerimiz tarafından hudut hattı ötesinde engellenmiştir. Bağımlılıkla mücadelemiz hassasiyetle devam etmektedir. Narkotik suçlarla mücadele çerçevesinde ilimizde şubat ayı içerisinde toplam 150 operasyon düzenlemiştir. Operasyonlar çerçevesinde 21 kişi gözaltına alınmış 10 kişi tutuklanmıştır. Kaçakçılıkla mücadele çerçevesinde şubat ayı içerisinde 86 operasyon düzenlenmiş olup yakalanan şahıslar hakkında adli işlem gerçekleştirilmiştir. Huzur ve güven ortamı uygulamaları çerçevesinde 567 kişi yakalanmıştır.”

“Mardin’imizde trafik kazalarında maalesef kısmı bir artış görülmektedir”

Trafik denetimleri çerçevesinde çalışmaya devam edeceklerini aktaran Vali Akkoyun, şubat ayında bin 460’ı okul servis aracı olmak üzere toplam 168 bin 468 araç denetlendiğini, tüm bu çalışmalar ışığında 2024 Şubat ayında geçen yıl şubat ayına göre kentte trafik kazalarında kısmı bir artış görülmekte olduğunu dile getirdi.

İçişleri Bakanlığı’nın talimatlarıyla şehirlerarası otobüslerin karışmış olduğu kazalardaki can kayıplarını azaltmak için yolcuların emniyet kemeri kullanımını artırmaya yönelik 7 Şubat 2024 tarihinde ülke genelinde bilgilendirme faaliyetleri yürütüldüğünü hatırlatan Vali Akkoyun, “Bizler denetim kolluk birimlerimiz, otobüs firma yöneticilerimiz, sürücüler ve ilgili tüm paydaşlarına toplantımızı gerçekleştirdik. Bu konudaki uyarı ve hassasiyetlerimizi tüm paydaşlarımıza ilettik. Emniyetimiz, jandarmamız ve trafik birimlerimiz şehirlerarası otobüs terminali yanı sıra, yol kontrol noktalarında bilgilendirme çalışmalarını aralıksız devam ettirmektedir. Şehirler arası ulaşımda görev yapan sürücülerimizin de düzeni araç bakımlarını ve kontrollerini sağlamaları, emniyet kemeri konusunda belirlenen kurallara uymaları ve vatandaşlarımıza güvenli bir seyahat sunmaları konusunda hassasiyet göstermelerini bir kez daha istiyoruz” dedi.

Toplantıya Vali Akkoyun’un yanı sıra İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İdris Tataroğlu, İl Emniyet Müdürü Cebrail Buğday da katıldı. – MARDİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mardinde-189-operasyon-duzenlendi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar Paneli Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/#respond Mon, 04 Mar 2024 01:06:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14790 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” başlıklı panelde, dünyada artan göç sorunu ve buna ilişkin çözümler tartışıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” paneli düzenlendi.

Panele, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi Genel Direktörü Michael Spindelegger, Akdeniz için Birlik (AiB) Genel Sekreteri Nasser Kamel, Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Francisco Jose Coy Granados, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Mültecilerden Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Raouf Mazou ve Uluslararası Göç Teşkilatı (ICPMD) Yönetim ve Reformdan Sorumlu Geçici Genel Direktör Yardımcısı Irena Vojackova-Sollorano katıldı.

Spindelegger, dünya nüfusunun yüzde 3,6’sının göç halinde olduğunu ve bunun artmakta olduğunu, yerinden edilenlerin ve mültecilerin sayısının yükseldiğini vurguladı.

Filistin, Suriye, Sudan ve Ukrayna gibi yerlerdeki çatışmalara işaret eden Spindelegger, bunların daima mülteci krizlerini tetiklediğini söyledi.

Spindelegger, siyasi partilerin göçle ilgili farklı yaklaşımlarının ortaya çıktığını belirterek, Avrupa’da göçle ilgili katı kurallar içinde ilerleyen tartışmalar olduğunu dile getirdi.

Çalışan göçmenlerin daha kolay entegre olduğunu vurgulayan Spindelegger, göçmenlerin gittikleri ülkeye ekonomik olarak katkıda bulunduğunun altını çizdi.

“Göç sorunu artacak”

Kamel, Akdeniz’in göç konusunda en sıcak noktalardan biri olduğuna vurgu yaparak, Suriye, Yemen ve Filistin’deki çatışmaların, göçün sebepleri arasında yer aldığına işaret etti.

İklim değişikliğinin de Akdeniz’deki göç trafiğini tetiklediğine dikkati çeken Kamel, “Akdeniz çevresinde yaşayan 250 milyon kişi, BM’nin belirlemiş olduğu su ihtiyacı standartlarının altında suya erişime sahip.” dedi.

Kamel, göç sorununun 20 yıl boyunca artacağını belirterek, bunu önlemenin tek yolunun yeni politikalar belirlemek olduğunu vurguladı.

Özellikle Avrupa’da siyasi kampanyalarda göçmen karşıtı söylemlerle karşılaşıldığına dikkati çeken Kamel, “Bu bağlamda göçmenlerin getirebileceği faydaları göz ardı etmiş oluyorlar.” ifadesini kullandı.

Kamel, rüzgar ve güneş enerjisi gibi fırsatların istihdam sağlayabileceğine işaret ederek, bunun güneyden göçmen akışını azaltabileceğini belirtti.

Dünyada artan yabancı düşmanlığıyla ilgili konuşan Kamel, “Göç, artık bir enstrümana dönüştürülmüş ve çeşitli siyasi organların siyasetinin bir parçası haline gelmiştir. Bununla beraber, İslam karşıtlığı ve diğer tür ayrımcılık örnekleri artmaktadır.” diye konuştu.

“Göç sorunun çözümünde beraber hareket edilmeli”

Granados, Latin Amerika’da, güneyden kuzeye doğru çok büyük göç yaşandığına işaret ederek, 2018’den beri komşu ülkelerden milyonlarca kişinin siyasi ve iktisadi sorunlardan ötürü Kolombiya’ya göç ettiğini anımsattı.

Ülkesine gelen göçmenlerin ABD’ye gitmeye çalıştığını gözlemlediklerini belirten Granados, bunun çok tehlikeli bir geçiş bölgesi olduğunu söyledi.

Granados, göç sorununun çözümüyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini aktararak, krizin çözümünde beraber hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Göçün daha düzenli şekilde ele alınabileceği değerlendirmesinde bulunan Granados, ülkesinde pek çok entegrasyon merkezi olduğunu kaydetti.

Savaşlar ve iklim değişikliği, göçü tetikliyor

Mazou, 117 milyon kişinin yerinden olduğunu aktararak, “Ülkelerinden ayrılma sebepleri sadece çatışmalardan kaynaklanmıyor, aynı zamanda doğrudan ve dolaylı olarak iklim değişikliği ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanıyor.” diye konuştu.

Göçmenlerin, gittikleri ülkelerde, topluma entegre olmasını sağlamanın gerekliliğine dikkati çeken Mazou, onların, gittikleri ülkede ekonomiye katkıda bulunmasının önemine vurgu yaptı.

Mazou, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Sudan’daki çatışmalara işaret ederek, savaştan kaçanların komşu ülkeler tarafından cömertçe kabul edildiğini belirtti.

Herkesin bir gün evini mecburen terk etme ihtimali bulunduğunu kaydeden Mazou, bu yüzden göç konusunda dayanışmanın gerekli olduğunun altını çizdi.

Göç konusunda yasal çerçeve vurgusu

Vojackova-Sollorano, insanoğlu yürümeye başladığından bu yana göç meselesinin var olduğunu ifade ederek, “Göç, son derece doğal bir süreç. İnsanlar, fırsatlar arıyorlar ve bu fırsatlarla beraber yeni alanlar keşfediyorlar. Günümüz dünyasında, oldukça global ve birbiriyle bağlantılı bu dünyada, bütün bunların bir karmasını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Göçü durdurmanın bir illüzyon olduğu değerlendirmesinde bulunan Vojackova-Sollorano, göç meselesinin gerçekçi şekilde yönetilmesi gerektiğine işaret etti.

Vojackova-Sollorano, her ülkenin göçmenler için daha şeffaf ve yasal çerçeveler çizmesinin önemli olduğunu söyleyerek, toplumun, göçmenlerin entegrasyonu konusunda açık görüşlü olması gerektiğini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-goc-sinamalarina-karsi-surdurulebilir-politikalar-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Latin Amerika ve Karayipler paneli düzenlendi https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-latin-amerika-ve-karayipler-paneli-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-latin-amerika-ve-karayipler-paneli-duzenlendi/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:42:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14501 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Değişim Sürecinde Latin Amerika ve Karayipler” başlıklı panelde, ekonomik entegrasyon, göçle mücadelede işbirliği ve Latin Amerika’nın birliğinin önemine vurgu yapıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Meksika Dış ilişkiler Konseyi Başkanı (COMEXI) Sergio Alcocer’in yaptığı “Değişim Sürecinde Latin Amerika ve Karayipler” başlıklı panele Panama Dışişleri Bakanı Janaina Tewaney Mencomo, Kolombiya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Francisco Jose Coy Granados ve Guatemala Dışişleri Bakanı Yardımcısı Monica Renata Bolanos katıldı.

Panelin açılışında konuşan COMEXI Başkanı Alcocer, Antalya Diplomasi Forumu’nun çok doğru bir zamanda yapıldığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere diplomasinin kendini uyarlaması gerekiyor. Bu anlamda diplomasinin kriz dönemlerindeki rolüne özellikle vurgu yapmıştı.” ifadesini kullandı.

Latin Amerika’nın entegrasyon konusunda “başarısız” olduğunu dile getiren Alcocer, göç sorununun sadece Latin Amerika’nın değil dünyanın önemli bir sorunu olduğunu vurguladı.

Alcocer, Türkiye’nin göç hakkında “çok güzel” uygulamaları olduğunu ve Latin Amerika’nın Türkiye’den öğreneceği çok şeyi olduğunu söyledi.

Panama Dışişleri Bakanı Mencomo, çok taraflı işbirliği ve ekonomik entegrasyonun önemine işaret ederek, “Ortak değerlere ve hedeflere ihtiyacımız var. Adil ve eşit bir gelecek için aynı hırs ve motivasyonla hareket etmeliyiz. Enerjimizi, birlik ve beraberliğe harcamalıyız.” dedi.

Göç konusunda ülkesinin yaşadığı zorluklara değinen Mencomo, şunları kaydetti:

“Panama, göçmenler için geçiş ülkesine dönüştü. Darien Ormanı’nı aşmak isteyen göçmenler, Orta Amerika üzerinden ABD’ye ulaşmaya çalışıyor. Göçmenlere sığınacak yer ve yemek veriyoruz ancak bunun üstesinden tek başımıza gelmemiz mümkün değil. Göçün gerçek nedenlerine inmeliyiz ve göçe yol açan temel sebepleri ele almalıyız. Göç artık bölgesel olmaktan çıkıp uluslararası bir soruna dönüştü. Kötü niyetli örgütler, göçmenleri istismar ediyor.”

Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Granados da 3 yıldır bu foruma katılmak istediklerini ve nihayetinde burada olmaktan ötürü mutlu olduklarını kaydetti.

“Latin Amerika’nın bu yeni düzene uyum sağlaması lazım”

Dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkati çeken Granados, “Yeni bir dünya düzeniyle yüzleşiyoruz, bugün büyük savaşlarla karşı karşıyayız. Bizler, daha barışçıl bir dünyanın tesis edilmesi için neler yapabiliriz, işte diplomasi bu anlamda bu tür zorlukların üstesinden gelinebilmesi için önemli bir araçtır. Latin Amerika’nın bu yeni düzene uyum sağlaması lazım.” diye konuştu.

Granados, Latin Amerika’nın eşitsizlik, yolsuzluk, organize suç örgütlerinin varlığı ve göç sorunlarıyla mücadele ettiğine dikkati çekerek, bölgesel işbirliği ve ekonomik entegrasyonun önemine vurgu yaptı.

“İklim değişikliği ve göç, hepimizin ortak sorunudur”

Guatemala Dışişleri Bakan Yardımcısı Perez ise oldukça zorlu bir süreçten geçtiklerini anlatarak, “Çok sayıda zorlukla mücadele ediyoruz. İşsizlik, ekonomi, yoksulluk ve doğal afetlerin etkisiyle mücadele ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Latin Amerika ile Karayipler arasındaki entegrasyonun daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Perez, “İklim değişikliği ve göç, hepimizin ortak sorunudur. Yalnız kalarak her şeyin üstesinden gelemeyiz, entegrasyon bütün kıtaya olumlu yansıyacaktır. Bölgesel konularda diyalog gereksinimini önemsiyoruz ve bu forumun bizlere diyalog imkanı vermesinden ötürü oldukça mutluyuz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-latin-amerika-ve-karayipler-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Yaren Leylek, 13. yılda da dostuyla buluştu https://www.haber60.com.tr/yaren-leylek-13-yilda-da-dostuyla-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/yaren-leylek-13-yilda-da-dostuyla-bulustu/#respond Sat, 02 Mar 2024 22:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14109 Bursa’nın Karacabey ilçesinde, balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle milyonların gönlüne taht kuran Yaren Leylek, 13. yılda da göçten gelip Eskikaraağaç leylek köyündeki dostu Adem Yılmaz’ın kayığına kondu. Yaren Leyleğin geçen senelere nazaran bu sene daha erken gelmesi dikkat çekti. Bölgeyi turizm köyü haline dönüştüren Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan da Adem Amca ve Yaren Leyleği ziyaret ederek bu sevince ortak oldu. Başkan Özkan, Yaren’in yavrularına bu yıl da cip takmayı düşündüklerini ifade etti. Uzak yoldan Yaren’in yorgun olması ise dikkat çekti.

13 yıldır her bahar göçten geldiğinde Eskikaraağaç Leylek Köyündeki yuvasına yerleşen Yaren Leylek, yaz boyunca dostu Adem Yılmaz’la yeniden göle açılacak. 13 yıldır her bahar göçten geldiğinde Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde Adem Yılmaz’ın kayağına konan Yaren onunla birlikte ilkbahar ve yazı geçiriyor.

Yaren Leylek geçen yıl Adem Amca ile 17 Mart’ta buluşmuştu. Bu yıl ise erken göç ederek, 29 Şubat itibariyle Adem Amca’nın kayığına konan Yaren, 13. kez onu bekleyenlerle buluşmuş oldu.

Öte yandan, Türkiye’yi Avrupa Leylek Köyleri Birliğinde temsil eden tek köy olan Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği bir göç rotası üzerinde. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Bundan 13 yıl önce, Uluabat Gölünde balık tutarken kayığına konan Yaren Leylek ile dostluğu başlayan Adem Yılmaz’ın tanık olduğu bu hikaye, fotoğraflanmasıyla birlikte uluslararası bir üne de kavuşmuştu. Hikaye, Yunanistan’da gölge oyunu olarak oynatılırken Avusturya ve Almanya’da ders kitaplarına konu oldu. 2019 yılında Burak Doğansoysal’ın filme aldığı ve Karacabey Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan ‘Yaren’ adlı belgesel ise Prag Film Ödüllerinden en iyi belgesel ünvanlıyla dönmüştü. Geçtiğimiz yıl ise Karacabey Belediyesi, Balıkçı Adem ve Yaren Leylek’in heykelini yaptırarak, hikayenin köy meydanında ölümsüzleşmesini sağlamıştı.

Turizme de katkısı var

Yaren Leylek ve Adem Amca’nın bu masalsı hikayesi, köyde turizm hareketliliğini de beraberinde getirirken, köyde adeta Yaren Leylek turizmi başladı. Hikayeyi duyan ve leylekleri yakından görmek isteyen on binlerce doğasever, her yıl Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Leylek Köyü Eskikarağaç’ı ziyaret ediyor. Yaren Leylek’in köyde koruyucu ailesi görevini de Beyzanur Çakıl üstleniyor.

Adem Amca ve Yaren’i görmeye gelenler arasında; Ata Demirer, Aslıhan Gürbüz, Yıldıray Şahinler gibi ünlü isimler de yer alırken, Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan da hikayeyi 7/24 canlı izlemek isteyenler için internet üzerinden Yaren Leylek yayınını açtıklarını duyurdu. Yarenleylek.com veya YouTube üzerinden kullanıcılar, 7/24 leylek yuvasını canlı olarak izleyebiliyor.

Bugün sisli bir havadaki tarihi ana bölgeyi turizm köyü haline dönüştüren Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan da katıldı. Özkan; Adem Yılmaz’ın sevincine ortak olurken, duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Balıkçı Adem Yılmaz da Yaren’in bu sene erken geldiğini kaydederek, “Çok şükür kavuştuk. İnşallah bu sene de güzel günler geçireceğiz” ifadelerini kullandı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yaren-leylek-13-yilda-da-dostuyla-bulustu/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Mobil Göç Noktası araçlarında 286 bin yabancı kontrol edildi https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-mobil-goc-noktasi-araclarinda-286-bin-yabanci-kontrol-edildi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-mobil-goc-noktasi-araclarinda-286-bin-yabanci-kontrol-edildi/#respond Tue, 27 Feb 2024 22:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12696 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Türkiye genelinde Mobil Göç Noktası araçlarında bugüne kadar toplam 286 bin 102 yabancının kontrollerinin yapıldığını, düzensiz göçmen olduğu tespit edilen 61 bin 429 yabancının sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildiğini bildirdi.

Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Göç İdaresi Mobil Araç Teslim Töreni’nde konuşan Yerlikaya, dünyanın en büyük 15. metropolü olan İstanbul’un nüfusunun da 131 ülkeden daha fazla olduğunu söyledi.

Yerlikaya, bakanlık olarak kentin huzur ve güvenliği için 600 bin personelle ülkenin her yanında olduğu gibi İstanbul’da da canla başla çalıştıklarını dile getirdi.

Göç sorununun dünyanın en büyük küresel meselelerinin başında geldiğini kaydeden Yerlikaya, bölgede yaşanan istikrarsızlıklar, savaş ve kaos gibi nedenlerden dolayı ülkenin de göç olaylarına maruz kaldığını ifade etti.

Yerlikaya, hedeflerinin düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılarıyla mücadele etmek olduğunu, bu mücadeleyi de 4 aşamada sürdüklerini belirterek, şunları söyledi:

“Bir, sorunu kaynağında, yani daha ülkesinden gelmeden çözmek. İki, etkili sınır güvenlik tedbirleri, yani Milli Savunma Bakanlığımızın, hudut kartallarımızın o yaptığı güzel iş. Üç, ülke içinde etkin tespit ve yakalama. Dört, hızlı işleyen sınır dışı süreçlerinin tesisi. Saydığım bu dört aşamadaki mücadeleyi her zaman kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeden, medeniyet ve insani değerlerimize uygun olarak yürütüyoruz.”

Bu noktada yeni bir uygulama başlattıklarının altını çizen Yerlikaya, bunun da Mobil Göç Noktaları olduğunu söyledi.

Bu uygulamanın dünyada bir ilk olduğunu belirten Yerlikaya, güvenlik güçlerinin gerekli gördüğü durumlarda yabancıların kimlik kontrollerini yaptığını, kimliğini ibraz etmeyenlerin araçlara davet edildiğini anlattı.

Bir göç uzmanı ve tercümanın yer aldığı araçlarda parmak izi sorgulaması yapıldığını kaydeden Yerlikaya, “GöçNet” veri tabanından gerekli kontrolleri sağlanan kişilerin, düzensiz göçmen olduğunun anlaşılması üzerine doğrudan geri gönderme merkezine sevk edildiklerini aktardı.

30 büyükşehirde 162 Mobil Göç Noktası aracına ulaşıldı

İçişleri Bakanı Yerlikaya, bir turizm şehri olan İstanbul’un geçen yıl 17,5 milyona yakın turisti ağırladığını belirterek, kentin aynı zamanda bir öğrenci şehri olduğunu, dünyanın dört bir yanından öğrencilerin buraya geldiğini dile getirdi.

İstanbul’un bir finans şehri ve merkezi olduğunu da kaydeden Yerlikaya, ülkeye yatırım yapmak için gelen pek çok yabancının ilk adresinin burası olduğunu ifade etti.

Yerlikaya, turistleri rahatsız etmeden, yasal kalıcılığı olan yabancıları da tedirgin etmeden düzensiz göçmenlerle ilgili denetimleri hızlı ve sorunsuz yapmalarını sağlayan yöntemin adının “Mobil Göç Noktası” olduğunu söyledi.

“Mobil Göç Noktası” uygulamasına ilk olarak 19 Temmuz 2023’te İstanbul’da başladıklarını aktaran Yerlikaya, uygulama başarılı olunca 1 Aralık 2023 itibarıyla 30 büyükşehirde Mobil Göç Noktası araçlarını faaliyete geçirdiklerini belirtti.

Yerlikaya, “İstanbul’umuzda 38 aracımız vardı, bugün hizmete alınan 65 yeni araçla bu sayı 103’e ulaştı. 30 büyükşehrimizde toplamda 162 Mobil Göç Noktası aracına ulaşmış oluyoruz. Bu sayıyı daha da artırmaya karalıyız.” dedi.

“İnsan tacirlerine ve göçmen kaçaklığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz”

Bakan Yerlikaya, düzensiz göçle mücadelede bu araçların sağladığı katkıya ilişkin, şu bilgileri verdi:

“19 Temmuz’dan bugüne kadar sadece İstanbul’da Mobil Göç Noktalarımızda 192 bin 934 yabancının kontrollerini yaptık. Yaklaşık 200 bin. Büyük bir rakam. 56 bin 620 yabancı sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Mobil Göç Noktası araçlarında bugüne kadar Türkiye genelinde toplam 286 bin 102 yabancının kontrolleri yapıldı. 61 bin 429 yabancının düzensiz göçmen olduğu tespit edildi ve bu kişilerin sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildi.”

Düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadelelerinin kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Yerlikaya, “İstanbul’da 1 Haziran 2023-23 Şubat 2024 tarihleri arasında göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 493 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 798 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı. Bunların 201’i tutuklandı, 103’ü hakkında adli kontrol kararı verildi. Aynı dönemde İstanbul’da yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 80 bin.” şeklinde konuştu.

Yerlikaya, başta İstanbul olmak üzere her şehirde yapılan denetimler ve kontrollerin ara vermeden devam edeceğini kaydederek, “İnsan tacirlerine ve göçmen kaçaklığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız.” ifadesini kullandı.

Türkiye genelinde 100 araç daha hizmete alınacak

Yerlikaya, başta kolluk kuvvetleri ve Göç İdaresi Başkanlığı olmak üzere fedakarca çalışan bütün mesai arkadaşlarına teşekkür etti.

Konuşmasının ardından basın mensuplarına araçların özelliklerini anlatan Yerlikaya, gelecekte Türkiye genelinde 100 aracın daha hizmete alınacağını bildirdi.

Törene, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu da katıldı.

Bakan Yerlikaya ve beraberindekiler törenin ardından hatıra fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-mobil-goc-noktasi-araclarinda-286-bin-yabanci-kontrol-edildi/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Son operasyonlarda 192 bin 934 yabancının kontrolleri yapıldı https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-son-operasyonlarda-192-bin-934-yabancinin-kontrolleri-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-son-operasyonlarda-192-bin-934-yabancinin-kontrolleri-yapildi/#respond Tue, 27 Feb 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12683 Son yıllarda milyonlarca kaçak göçmenin giriş yapması nedeniyle sınır güvenliği tartışmaları devam ederken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, düzensiz göçle ilgili son operasyonlara ilişkin açıklama yaptı. Yerlikaya, “19 Temmuz’dan bugüne kadar sadece İstanbul’da, mobil göç noktalarımızda 192 bin 934 yabancının kontrollerini yaptık. 56 bin 620 yabancı sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Türkiye genelinde ise mobil göç noktası araçlarında bugüne kadar Türkiye genelinde toplam 286 bin 102 yabancının kontrolleri yapıldı. 61 bin 429 yabancının düzensiz göçmen olduğu tespit edildi ve bu kişilerin sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildi” bilgisini paylaştı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’daki Atatürk Havalimanı’nda bugün Göç İdaresi Mobil Araç Teslim Töreni’ne katıldı. Burada basın açıklaması yapan Yerlikaya, düzensiz göçmenlere ve politikalarına ilişkin bilgi verdi. Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Bulunduğumuz konum, bölgemizde yaşanan istikrarsızlıklar, savaş ve kaos gibi nedenlerden dolayı pek çok ülkede olduğu gibi bizde de maalesef göç olaylarına maruz kalıyoruz. Ülkemize girişi, kalışı ve çıkışı yasal olmayan yabancılara bildiğiniz gibi düzensiz göçmen yani kaçak göçmen diyoruz. Bizim temel hedefimiz hem düzensiz göçle hem de göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle amansız bir şekilde mücadele etmek. Bu mücadeleyi de dört aşamada sürdürüyoruz. Bir, sorunu kaynağında, yani daha ülkesinden gelmeden çözmek. İki, etkili sınır güvenlik tedbirleri. Yani Savunma Bakanlığımızın, hudut kartallarımızın o yaptığı güzel iş. Üç, ülke içinde etkin tespit ve yakalama. Dört, hızlı işleyen sınır dışı süreçlerinin tesisi. Saydığım bu dört aşamadaki mücadeleyi her zaman, kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeden medeniyet ve insani değerlerimize uygun olarak yürütüyoruz. İşte tam da bu noktada yeni bir uygulama başlattık. İşte mobil göç noktaları. Bu uygulama dünyada bir ilkti. Güvenlik güçlerimiz, gerekli gördüğü durumlarda yabancıların kimlik kontrollerini yapıyor. Kimliğini ibraz edemeyenler, mobil göç noktası araçlarına davet ediliyor. Bu araçlarda bir göç uzmanımız ve bir tercümanımız görev yapıyor. Araçta yabancının hem parmak izi sorgulaması yapılıyor hem de veri tabanından gerekli kontrolleri sağlanıyor. Bu kontrollerde eğer yabancı, düzensiz göçmense sınırdışı işlemlerinin yapılabilmesi için doğrudan geri gönderme merkezlerine sevk ediliyor.

“İSTANBUL GEÇEN YIL 17,5 MİLYON TURİST AĞIRLADI”

İstanbul bir turizm şehri. Bu şehir geçen yıl 17,5 milyona yakın turist ağırladı. Aynı zamanda bu şehir bir öğrenci şehri. Dünyanın dört bir yanından öğrenciler, eğitim için bu güzel şehre geliyor. İstanbul bir finans şehri, bir finans merkezi. Ülkemize yatırım yapmak için gelen pek çok yabancının yine ilk adresi İstanbul oluyor. Durum böyleyken bizim turistlerimizi rahatsız etmeden, yasal kalışları olan yabancıları tedirgin etmeden bu denetimleri yapmamız, hızlı, sorunsuz yapmamız, yani düzensiz göçmenleri tespit etmemiz gerekiyor. İşte bunu yapmamızı sağlayan yöntemin adı mobil göç noktası. Bu uygulamaya ilk olarak 19 Temmuz 2023 İstanbul’da başladık. Uygulama başarılı olunca 1 Aralık 2023 itibarıyla da 30 büyükşehrimizde mobil göç noktası araçlarını faaliyete geçirdik. İstanbul’umuzda 38 aracımız vardı. Bugün hizmete alınan 65 yeni araçla bu sayı 103’e ulaştı. 30 büyükşehrimizde toplamda 162 mobil göç noktası aracına ulaşmış oluyoruz. Bu sayıyı daha da artırmaya kararlıyız. Düzensiz göçle mücadelede bu araçların nasıl bir katkısı oldu diye sorarsanız bunu da şöyle açıklayalım. 19 Temmuz’dan bugüne kadar sadece İstanbul’da, mobil göç noktalarımızda 192 bin 934 yabancının kontrollerini yaptık. Yaklaşık 200 bin, büyük bir rakam. 56 bin 620 yabancı sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine sevk edildi. 200 bine yakın kontrol, 56 bininin bu mobil göç noktalarımızda düzensiz göçmen olduğu ortaya çıkıyor ve sınır dışı edilmek üzere geri gönderi merkezlerimize sevk ediliyor.

“HAZİRANDAN BU YANA 798 ORGANİZATÖR YAKALANDI”

Şimdi Türkiye geneline bakalım. Mobil göç noktası araçlarında bugüne kadar Türkiye genelinde toplam 286 bin 102 yabancının kontrolleri yapıldı. 61 bin 429 yabancının düzensiz göçmen olduğu tespit edildi ve bu kişilerin sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. İstanbul’da 1 Haziran 2023, 23 Şubat 2024 tarihleri arasında göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 493 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 798 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı. Bunların 201’i tutuklandı. 103’ü hakkında adli kontrol kararı verildi. Aynı dönemde İstanbul’da yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 80 bin. Başta İstanbul olmak üzere her şehrimizde denetimlerimiz, kontrollerimiz artarak ama hiç durmadan, ara vermeden devam edecek. İnsan tacirlerine ve göçmen kaçakçılığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız. Başta kolluk kuvvetlerimiz ve Göç İdaresi Başkanlığımız olmak üzere fedakarca çalışan bütün mesai arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-son-operasyonlarda-192-bin-934-yabancinin-kontrolleri-yapildi/feed/ 0
İtalya, göçmenleri Arnavutluk’ta kurulacak merkezlere yollama planını kabul etti https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11146 İtalya’nın sığınma başvurusunu değerlendirdiği göçmenleri Arnavutluk’ta kurulacak merkezlere yollama planı Arnavutluk parlamentosunda kabul edildi.

140 sandalyeli mecliste bugün yapılan oylamada 77 milletvekili göç anlaşmasını onaylarken, muhalefet oylamayı boykot etti.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile Arnavutluk Başbakanı Edi Rama anlaşmayı geçen Kasım’da imzalamıştı. Her iki ülkede muhalefetinin itirazlarına rağmen plan geçen hafta da İtalya Senatosu’ndan nihai onayı almıştı.

Anlaşmaya göre İtalya tarafından Akdeniz’de kurtarılan göçmenler Arnavutluk’un Shengjin limanına götürülecek. İtalya, Arnavutluk’ta iki göç merkezi kuracak ve sığınma başvuruları değerlendirilen göçmenler bu süreçte bu merkezlerde tutulacak.

Merkezlerin ayda 3 bin kişiyi ağırlayacak kapasiteye sahip olması planlanıyor. Bu kişiler arasında reşit olmayanlar, hamile kadınlar ve hassas durumda olanlar yer alamayacak.

Merkezlerin inşası, göçmenlerin ulaşım ve konaklama masrafları gibi yükümlülükler İtalya tarafından karşılanacak. Merkezlerin içinde güvenliği İtalyan yetkililer, dışında ise Arnavutluk güçleri sağlayacak. İtalyan personelin bazı durumlarda Arnavutluk yasalarından muaf olması öngörülüyor.

Göçmenlerin sığınma taleplerini de İtalya değerlendirecek ve sürecin sonucuna göre bu kişiler ya İtalya’ya yerleştirilecek ya da sınır dışı edilecek.

Anlaşmanın İtalya’ya en az 600 milyon euro’ya mal olması bekleniyor.

Muhalefet: Ulusal güvenliğe tehdit

Bir Avrupa Birliği üyesi ile birlik dışından bir ülke arasında türünün ilk örneği olan anlaşma, iki ülkenin muhalefet partilerinin yanı sıra insan hakları örgütlerinden de tepki çekmişti.

Arnavutluk’ta muhalefetteki Demokratik Parti bugün parlamentodaki oylamaya katılmadı. İtalyan ANSA ajansının haberine göre partinin Meclis Grup Başkanı Gazmend Bardhi “Tutumumuz İtalya ile ilişkilerle ya da geçmişte yaptıklarına olan minnettarlığımızla alakalı değil, ancak bu anlaşma bunun ötesine geçiyor çünkü kamu çıkarlarını ihlal ediyor ve ulusal güvenliği tehdit ediyor” dedi.

Plana itirazlar Arnavutluk’ta Anayasa Mahkemesi’ne de taşınmıştı ancak mahkeme geçen ay bu itirazları reddetmişti.

İtalya’da da anlaşmaya uluslararası hukukun ve göçmenlerin haklarının ihlal edileceği gerekçesiyle tepkiler gelmişti. Muhalefetteki Daha Fazla Avrupa partisi lideri Riccardo Magi, kurulacak merkezleri ‘İtalyan Guantanamosu’ diye nitelemiş ve “İtalya denizde kurtarılan insanları bir paket ya da eşyaymış gibi AB üyesi olmayan bir ülkeye taşıyamaz” demişti.

Uluslararası Af Örgütü de anlaşmanın uygulamada göçmenlerin Arnavutluk’ta “gözaltında tutulması” anlamına geldiğini ve hukuka aykırı olduğunu belirtmişti. Örgüt, “İtalyan makamları tarafından denizde kurtarılan kişiler İtalya’nın yargı yetkisi altındadır ve sığınma talepleri ve bireysel durumları incelenmeden başka bir devlete nakledilemezler” demişti.

Anlaşma geçen hafta İtalya parlamentosundan onay aldığında Katolik Kilisesi’nden de eleştiri aldı.

Katolik Kilisesi’nin İtalya yönetim birimi olan Piskoposlar Konferansı’na bağlı göç vakfı Fondazione Migrantes’in Başkanı Gian Carlo Perego, anlaşmayla 600 milyon euro’dan falza paranın ‘denize atıldığını’ söyledi. Perego, İtalya’nın nüfusa oranla sığınmacı kabulü açısından Avrupa’da 16. sırada yer aldığını belirtti ve buna rağmen ülke içinde etkili bir kabul sistemi kurmaktan ‘aciz’ olunmasını eleştirdi.

Türkiye ile anlaşma

İtalya Başbakanı Meloni, düzensiz göçü durdurma vaadiyle girdiği seçimleri kazanmış ancak iktidarının ilk yılında ülkeye gelen göçmen sayısı büyük artış göstermişti. Meloni hükümeti, Kuzey Afrika kıyılarından deniz yoluyla İtalya’ya ulaşan göçmenleri engellemek için hem bu kıyı ülkeleri hem de üçüncü ülkelerle anlaşmalar yapıyor.

Meloni geçen ayki Türkiye ziyaretinde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile göç konusunu görüşmüştü. İki ülkenin Libya’dan İtalya’ya göçe karşı bir anlaşma üzerinde çalıştıkları bilgisi İtalyan basınında yer alırken bu anlaşmanın detayları halen resmi olarak açıklanmadı.

İtalya basınına göre Türkiye ile yapılması planlanan anlaşma, Libya’dan çıkışları önleme amacı taşıyor. Roma yönetimi bu amaçla Ankara’nın Libya’daki nüfuzundan faydalanmayı umuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/feed/ 0
İstanbul’da Nüfus Azalıyor: Kentsel Dinamikler ve Göç https://www.haber60.com.tr/istanbulda-nufus-azaliyor-kentsel-dinamikler-ve-goc/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-nufus-azaliyor-kentsel-dinamikler-ve-goc/#respond Thu, 22 Feb 2024 08:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10817 İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şentürk, İstanbul’da nüfusun azalmasının kentsel dinamiklerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2023 sonuçlarına göre, İstanbul’un nüfusu bir önceki yıla göre 252 bin 27 kişi azalarak 15 milyon 655 bin 924 kişi oldu. 2022 doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı 1,62 iken İstanbul’da bu oran 1,29 ve aynı yıl doğanların sayısı ise 170 bin 84 oldu. Ölüm istatistiklerine göre, Türkiye’de ölüm hızı 5,9 iken İstanbul’da bu oran 4,6 ve aynı yıl ölenlerin sayısı 73 bin 751’dir. Peki, Türkiye’nin en yoğun nüfuslu kenti neden ve nereye göç verdi? Taşı toprağı altın olan İstanbul’a neredeyse yüz yıllık rağbetten sonra şimdi İstanbul’dan “kaçıştan” söz edebilir miyiz? İstanbul’daki nüfus neden azalma eğiliminde ve bu değişimi nasıl okumalıyız? İstanbul’da nüfusun azalmasındaki kentsel dinamikler neler?

Kentten kent bölgeye: İstanbul’dan Marmara’ya

Türkiye nüfusunun yüzde 18,34’ünün ikamet ettiği İstanbul’daki değişimler artık alternatif bir tanımla anlaşılabilir: Kent bölge. 11 kentli Marmara Bölgesi, Türkiye nüfusunun yüzde 30,93’üne ev sahipliği yapıyor. İstanbul’un nüfusu azalırken veya nüfus artış hızı yavaşlarken, Marmara Bölgesi’nde nüfus son 20 yılda artma eğilimindedir. Ekonomik nedenlerle emeklilerin ve yaşam tarzı göçü nedeniyle İstanbul’dan ayrılanların Marmara Bölgesi’ndeki farklı kentlere yöneldiği söylenebilir. İstanbul sanayisinin, istihdam alanlarının, Marmara Bölgesi’ne kayması da göçün önemli sebeplerinden biridir.

Önceden istihdam için İstanbul’a yönelen nüfus, Marmara Bölgesi’nde üretimin ve ticaretin yaygınlaşması ve turizmin genişlemesi nedeniyle bölgedeki diğer kentlere yöneldi. Ayrıca Türkiye’de kent bölge gelişimiyle bölgesel ölçekte bazı kentsel merkezler giderek daha fazla göç aldı. İzmir ve kent bölgesindeki Aydın ve Manisa, Adana ve kent bölgesindeki Mersin ve Konya bu türden kent bölgelere örnek olarak gösterilebilir. İstanbul hem kendi etrafındaki hem de Türkiye’deki kent bölge gelişiminden etkileniyor. Kent bölgeler geçmişteki kentsel gelişmelerden farklı olarak ekonomik, kültürel, toplumsal ve mekansal olanaklara sahip yeni cazibe merkezlerinin oluşmasını içerdiğinden nüfus hareketlerinin sadece tek bir kente değil ülkedeki farklı kent bölgelere yönelmesine olanak tanıyor.

Merkezden çepere: Kadim kentten kırsal nitelikli/doğal alanlara

Arnavutköy, Çatalca, Çekmeköy, Sancaktepe, Silivri, Sultanbeyli, Şile ve Tuzla gibi İstanbul’un çeperinde kalan yerleşimlerde nüfus artıyor. 2000’li yılların başından itibaren kentin çeperine yönelen nüfus giderek daha fazla kırsal nitelik taşıyan alanlara yerleşiyor. Şile ve Çatalca’daki nüfus artış hızı, İstanbul’un kadim kent merkezindeki nüfusun giderek kent dışındaki, kırsal nitelik taşıyan alanlara yerleştiğini gösteriyor. Bu yaşam tarzı göçü kentteki diğer nüfus eğilimlerinin açıklanmasında da kullanılabilir. Kent merkezindeki yoğun nüfusa sahip ilçelerden kent çeperindeki ilçelere gidecek ekonomik sermayeye sahip olmayan nüfusun bir kısmı da kentin komşusu olan diğer kentlere doğru bir yöneliş içerisindedir. Başta kentin doğusundaki Kocaeli, Sakarya, Yalova ve batısındaki Tekirdağ, Edirne, Kırklareli gibi kentler olmak üzere nüfus, bölgedeki diğer yerleşim alanlarına doğru hareket ediyor. Ayrıca Güney Marmara bölgesindeki Bursa, Balıkesir, Çanakkale gibi kentlere doğru da özellikle emekliler tarafından yapılan bir göçten söz edilebilir.

Konut ve yaşam maliyetlerinin artması

İstanbul’da nüfusun azalmasındaki etkenlerden biri konut ve yaşam maliyetlerinin artmasıdır. Giderek ekonomik sermayesi azalan, konut sahibi olamayan emeklilerin ve çalışma yaşamı dışında kalan nüfusun kentte varlıklarını sürdürmeleri zorlaşıyor. Emeklilerin göç hareketinde belirleyici olan ekonomik sermayeleridir. Geçtiğimiz yıllarda emekliler, Marmara Bölgesi’nde konut edinebilme olanağına sahipti ve farklı kentlere yerleşmeleri söz konusuydu. Ancak günümüzde ekonomik sermaye güçlüğü yaşayan emeklilerin yeni konut edinemedikleri için genellikle ailelerinin göç ettiği kentlere dönme eğiliminde oldukları söylenebilir. Kentteki konut ve yaşam maliyetlerinin artması sadece emeklileri değil aynı zamanda orta ve orta alt gelir grubundaki bireyleri de kent dışında çözümler aramaya itiyor. Bu gelir grubundakiler farklı kentlerde istihdam olanaklarına ve konuta erişim sağladıklarında göç ediyor.

Yaşam tarzı göçü: Yaşam kalitesini iyileştirmeye dair arayışlar

Diğer taraftan hem konut ve yaşam maliyetlerinin artmasıyla ilişkili olarak hem de kentteki diğer zorluklarla -başta trafik yoğunluğu, çevre kirliliği ve benzeri sorunlarla- mücadele etmekten yorulan orta ve orta üst gelir grubundaki bireyler de farklı kentlere yerleşiyor. Bu yaşam tarzı göçünün gerçekleşmesinde kentsel olanakların niteliğini kaybetmesi, ulaşım sürelerinin uzunluğu, kentteki yeşil alanların sınırlı olması, konut ve nüfus yoğunluğunun yaşam kalitesini düşürmesi, çocuk yetiştirmek için gerekli kamusal mekanların hem sınırlı hem de niteliğinin düşük olması gibi sorunların önemli bir payı bulunuyor. Türkiye genelinde 2023 verilerine göre, nüfus yoğunluğu 111 kişidir. İstanbul ise kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek kenttir. Yaşam tarzı göçüne karar verenlerin kentteki yaşanabilirlilik düzeyinden memnun olmadıkları söylenebilir. 2022 yılı iç göç istatistikleri kapsamında İstanbul’un verdiği göçün nedenlerine bakıldığında daha iyi konut ve yaşam koşulları için göç edenlerin oranı yüzde 22,08, aile fertlerinden birine bağımlı göçün oranı yüzde 22,83’tür. Aynı zamanda çalışma hayatında görülen uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, İstanbul ile diğer metropollerin çevresinde gelişen kent bölgelerdeki istihdam olanaklarının artması gibi değişimler nedeniyle yaşam tarzı göçü giderek daha da kolay hale geliyor.

Kentsel dönüşüm ve konuta erişimdeki güçlükler

Konut sayısının az olduğu ve fiyatlarının belirgin bir biçimde arttığı bir dönemde, kentsel dönüşüm nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kalan ev sahipleri ya da kiracılar İstanbul’da yaşayabilecekleri bir evi kiralamakta güçlük çekiyor. Emekliler ve orta alt gelir grubundakiler konuta erişim koşulları nedeniyle farklı çözümler arıyor. Bu çözümlerden biri de kenti ivedilikle terk ederek farklı bir kente yerleşmektir. Kentte üretimin parçası olmayan emeklilerin ve konut edinmekte zorlanan orta ve alt gelir grubundakilerin kentten ayrılması kentsel dönüşümün bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Kentsel dönüşüm sırasında farklı ilçelere ya da kentlere yerleşenlerin artan ekonomik değerden faydalanmak üzere genellikle eski mahallelerine dönmedikleri söylenebilir.

Kentsel dinamiklere bağlı olarak İstanbul’un demografik yapısında yaşanan değişimler yeni kentsel ve toplumsal gelişmeleri beraberinde getirebilir. Söz gelimi son 20 ila 30 yılda çiftlere, ebeveynlerinin torun bakım desteği vermesi başta kadının istihdama katılımının artması olmak üzere farklı olanakların gelişmesine katkı sundu. Ancak emeklilerin kentten göçünün artmasıyla birlikte sosyal desteğin azalması ve bununla birlikte doğurganlığın daha da azalması söz konusu olabilir. Diğer taraftan İstanbul’daki konut ve yaşam maliyetlerinin artması nedeniyle aynı evde yaşamaya başlayan ya da ebeveynlerine maddi destek sunan bireylerin de aileleriyle birlikte yaşama pratiğini devam ettirmek üzere farklı kentlere göç etme eğilimi artabilir. Maddi ve sosyal desteğin iki yönlü de önemli olduğu günümüz ekonomik ve toplumsal koşullarında, nüfus hareketi sadece sayısal bir değişim değildir. Bu nedenle kentsel dinamikleri, nüfus hareketlerini ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini yakından takip ederek atılması gerekli adımlar açık bir biçimde ortaya konabilir.

[Prof. Dr. Murat Şentürk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-nufus-azaliyor-kentsel-dinamikler-ve-goc/feed/ 0
Giresun’un Yağlıdere ilçesinden ABD’ye göç eden ilk gurbetçiye anıt https://www.haber60.com.tr/giresunun-yaglidere-ilcesinden-abdye-goc-eden-ilk-gurbetciye-anit/ https://www.haber60.com.tr/giresunun-yaglidere-ilcesinden-abdye-goc-eden-ilk-gurbetciye-anit/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:54:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9125 Giresun’un Yağlıdere ilçesinden Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) göç eden ilk gurbetçi İzzet Aydın’ın oğlu Sebahattin Aydın, ilçenin göç hikayesinin anlatıldığı anıt inşa ettirdi.

Yağlıdere ilçesi ABD’ye göç eden vatandaşları ile ön plana çıkıyor. Yıllar önce Yağlıdere’den ABD’ye başlayan göç günümüzde ikinci nesille de devam ediyor. Göç edip azimle çalışarak çoğu iş yeri sahibi olan gurbetçiler, sık sık memleketlerini ziyaret edip özlem gideriyor.

İlçeden ABD’ye giden İzzet Aydın’ın oğlu Sebahattin Aydın, bu yıl Yağlıdere Belediyesince tahsis edilen yere “Göç ve Vefa” adı verilen anıt yaptırdı.

Anıtta, babası Aydın ve onun ABD’ye göç etmesini sağlayan Lefter Çemberci’nin hikayesi yer alıyor.

Göç hikayesini AA muhabirine anlatan 71 yaşındaki Aydın, terzilik yapan babası İzzet Aydın’ın 1960’lı yıllarda Rum asıllı Lefter Çemberci ile tanışmasıyla ABD hikayesinin başladığını söyledi.

Çemberci’nin Yağlıdere doğumlu olduğunu aktaran Aydın, “10 yaşlarında buradan ayrılıp Rusya, Yunanistan ve ABD’ye gitmiş, oradan da 1960’lı yıllarda Yağlıdere’ye ziyarete gelmiş, o anda da babamla tanışmışlar. Babam 1966’da da Lefter’in yanına ABD’ye giderek orada kaldı. Lefter ona çok yardımcı oldu.” dedi.

Aydın, babasının 1969’da ilçeye dönüp “Saatçi Hasan” lakabıyla tanınan kişiyi ABD’ye götürdüğünü belirterek, göçün yıllar içinde bu şekilde devam ettiğini kaydetti.

Kendisinin de 1971’de ABD’ye gittiğini ifade eden Aydın, 52 yıldır bu ülkede çeşitli sektörlerde iş yerlerinin olduğunu anlattı.

“Babam ve Lefter ile gurur duyuyorum”

Aydın, Yağlıdere’den ABD’ye göç eden ilk Türk’ün oğlu olmaktan gurur duyduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Babam ve Lefter ile gurur duyuyorum, Yağlıdere’ye geldikçe bunu görmek ve yaşamak istiyorum. Herkes babam ve Lefter’i takdir ediyor, ben de onun için burada geldim anıt yaptırayım diye düşündüm. Aynı zamanda, merkezi New Jersey’de bulunan Türk Amerikan Giresunlular Derneği kurucu başkanıyım, o günden beri bu aklımdaydı. ABD’ye göç ve bu kadar Yağlıdereli’nin orada olmasıyla ilgili bir eser olarak bu anıtın kalmasını istedim.”

Göç hikayesini herkesin öğrenmek istediğine değinen Aydın, “Biz de elimizden geldiği kadar izah etmeye çalışıyoruz. Gazeteciler, üniversitelerden akademisyenler gelip bilgi alıyorlar. Diğer ülkelerdeki insanlar şaşırıyorlar, bazen de ‘Yağlıdere küçük bir Amerika’ymış doğru mu?’ şeklinde soruyorlar.” ifadelerini kullandı.

Aydın, anıtın kendisi için anlamının büyük olduğunu vurgulayarak, “Babamı, Lefter’i hiç olmazsa burada yaşatıyorum, yabancılar, turistler veya ABD’ye buradan gidip tekrar geri gelenlerin çocukları bu hikayeyi görmüş oluyorlar. Bu benim için gurur meselesi.” diye konuştu.

“Lefter ve İzzet ağabeye bir vefa gösterelim, bir anıtımız olsun dedik”

Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ise ilçedeki nüfusun iki katı kadar Yağlıderelinin ABD’de de yaşadığını söyledi.

ABD’de giden ilk nesil Yağlıderelilerin çoğunun iş insanı olduğunu vurgulayan İbaş, ikinci neslin ise eğitim seviyesinin yüksek olduğunun altını çizdi.

İbaş, iş adamlarının hayırsever olduğuna işaret ederek, “6 Şubat tarihindeki depremlerde buradan gönderdiğimiz 40 tır yardım malzemesinin tamamına yakınını ABD’deki vatandaşların katkısıyla yaptık. Memlekete çok faydaları vardır, fırsat buldukça da buraya gelirler.” diye konuştu.

ABD’nin, Yağlıderelilerin adeta ikinci vatanı olduğunu belirten İbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çoğunun doğduğu yerdir ama birinci neslin de doyduğu yerdir. Oradaki insanlara, Lefter ve İzzet ağabeye bir vefa gösterelim, bir anıtımız olsun dedik. Sağ olsun Sebahattin Aydın da maliyetin tamamını karşıladı. Bu bir başlangıç oldu, ABD’deki diğer arkadaşlarımız buna ekleme yapacaklardır, bu bir başlangıç.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/giresunun-yaglidere-ilcesinden-abdye-goc-eden-ilk-gurbetciye-anit/feed/ 0
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Kilis’te bir dizi ziyaretlerde bulundu https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-kiliste-bir-dizi-ziyaretlerde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-kiliste-bir-dizi-ziyaretlerde-bulundu/#respond Sat, 17 Feb 2024 03:12:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9018 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Kilis’te bir dizi ziyaretlerde bulundu

İçişleri Bakanı Yerlikaya: “Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”

KİLİS – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te İl Güvenlik Toplantısına katıldı. Yerlikaya, “Huzurumuzu bozan, güvenliğimize zarar veren çete, zehir taciri, tefeci, suç örgütü, kim olursa olsun, lütfen 112’yi arayarak ihbar edin” dedi.

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı.

Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını %40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.

“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”

625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”

Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.

“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”

Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Türkiye genelinde bir günde 81 vilayette 100 ikidir ya da Ocak ay ortalaması her ay biz bunların kayıtlarına bakıyoruz. Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele edilir devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-ali-yerlikaya-kiliste-bir-dizi-ziyaretlerde-bulundu/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Huzurumuzu Bozanları 112’yi Arayarak İhbar Edin https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-huzurumuzu-bozanlari-112yi-arayarak-ihbar-edin/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-huzurumuzu-bozanlari-112yi-arayarak-ihbar-edin/#respond Sat, 17 Feb 2024 03:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9009 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te İl Güvenlik Toplantısına katıldı. Yerlikaya, “Huzurumuzu bozan, güvenliğimize zarar veren çete, zehir taciri, tefeci, suç örgütü, kim olursa olsun, lütfen 112’yi arayarak ihbar edin” dedi.

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı. Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını yüzde 40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.

“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”

625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”

Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.

“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”

Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu. – KİLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-huzurumuzu-bozanlari-112yi-arayarak-ihbar-edin/feed/ 0
Sibirya’dan göç eden yeşilbaşlı ördekler Bayburt’u sevdi https://www.haber60.com.tr/sibiryadan-goc-eden-yesilbasli-ordekler-bayburtu-sevdi/ https://www.haber60.com.tr/sibiryadan-goc-eden-yesilbasli-ordekler-bayburtu-sevdi/#respond Fri, 26 Jan 2024 05:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5032 Sibirya’dan göç eden yeşilbaşlı ördekler Bayburt’u sevdi

Şiirlere ve türkülere konu olan yeşilbaşlı ördekler Çoruh Nehrini renklendiriyor

BAYBURT – Sibirya ve Rusya’dan göç eden, türkülere konu olan yeşilbaşlı ördekler, 10 yıldır kış aylarında Bayburt’tan geçen Çoruh Nehrini mesken tuttu. Bayburt’a gelen yeşilbaşlı ördek sayısında her geçen yıl artış yaşanırken, vatandaşlar yemleme yaparak aç bırakmıyor.

Mescit Dağları’ndan doğan ve Türkiye’nin en hızlı akan nehirlerinden olan Çoruh Nehri, kış aylarının gelmesiyle birlikte yeşilbaş ördeklerin uğrak noktası oldu. Ana vatanı Asya, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika olan bu ördekler, her sene Aralık ayında Bayburt’a göç ederek Çoruh Nehri’ni mesken tutuyorlar. Nisan ayının ortalarına doğru ise göçmen kuşlar kategorisindeki yeşilbaş ördekler daha soğuk yerlere göç etmek üzere Çoruh’u terk ediyorlar. Bayburt’un simgesi haline gelen yeşilbaş ördekler, Bayburtlu vatandaşların nehre bıraktığı yiyeceklerle besleniyorlar. Bayburtluların ilgi odağı olan ördekler, Çoruh’un buz tutmuş kısımlarında suya dalıp çıkarak görenleri kendilerine hayran bırakıyor. Ekmeğini, yemini alıp Çoruh’a koşan vatandaşlar ise ördekleri besleyerek, keyifli vakit geçiriyorlar.

“Bayburt Belediyesi Çoruh’un misafir ördeklerini unutmuyor”

Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, yaklaşık 10 yıldır yeşilbaş ördeklerin Çoruh’a geldiklerini belirterek belediye olarak misafir ördekleri besleyip, unutmadıklarını söyledi. Bayburtluların da ördeklere yoğun ilgi gösterdiğini vurgulayan başkan Pekmezci, vatandaşlar tarafından ördeklerin benimsendiğini ve beslendiğini ifade ederek “Bayburt, 10 yıla yakın bir zaman diliminde ördeklere ev sahipliği yapıyor. Özellikle Sibirya’dan, Rusya’dan, Kafkaslardan gelen bu ördeklerimiz buraya göçerek Çoruh’a akın ediyorlar. Bu hayvanlar burada artık her sene konuk olarak kalıyorlar. Bayburtlular bu hayvanlarımızı besliyorlar, Bayburt insanının konukseverliğini bir kez daha burada görmekteyiz. Yeşilbaş ördeklerimiz en güzel şekilde Çoruh’un sularında yüzüyor, hayati fonksiyonlarını devam ettiriyorlar. Her geçen yıl da sayıları artıyor çünkü gidenler bir dahaki sene başka dostlarıyla, arkadaşlarıyla geliyorlar. Bayburt, sayıları gitgide artan bu ördekleri bağrına basıyor, sahipleniyor” dedi.

Yeşilbaş ördeklerin avlanmasının yasak olduğuna dikkat çeken Pekmezci, “Geçmiş yıllarda avlanma konusunda sıkıntılar vardı ama artık avcıların bu hayvanları avlanmaları tamamen yasak, ördeklerimiz Bayburtluların koruması altında. Gördüğünüz gibi ördekler burada huzurlu bir şekilde Çoruh’un sularında yüzüyorlar, daha uzaklara gitme ihtiyacı hissetmiyorlar” ifadelerini kullandı.

“Hayvan sever vatandaşlar gövel ördeklere gözü gibi bakıyorlar”

Çoruh Nehri’nin Kaleardı Mahallesi geçişini mesken tutan yeşilbaş ördekleri beslemeye gelen Bayburtlu hayvan sever Kemal Aydın, ördekleri beslemekten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Yaklaşık 10 yıldır bu ördekler buraya geliyorlar. Fırtınalı bir günde buraya indiler ve buraya alıştılar. Kışın da devamlı gelirler. Cuma günleri burada bir sürü insan olur, ekmek atıp, besleyerek ördekleri seyrediyorlar. Mahallemiz için çok güzel bir görüntü. İnşallah duyarlı vatandaşlarımız bunları avlamazlar, ürkütmezler bu hayvanlar da her yıl buraya gelirler. Bizler de ördeklerimizi seyretmekten, izlemekten mutlu oluyoruz” şeklinde konuştu.

Ördekleri beslemeye gelen bir diğer vatandaş Hikmet Azaphan da adeta Bayburt’un simgesi haline gelen yeşilbaş ördekleri çok sevdiğini söyleyerek, “Ördeklerimiz buraya kış mevsiminde, suların soğuk olduğu zamanlarda geliyorlar. Rusya tarafında sular ısındığından dolayı buraya göç ediyorlar. Ördekler Bayburt’u seçtiler yıllardır da gitmiyorlar. Ördeklerimizi çok seviyoruz doğayı, nehrimizi güzelleştiriyorlar. Çoruh Nehrimize daha farklı bir hava katıyorlar. Herkes ekmeğini, yemini getirip atıyor, ördekleri besliyorlar” diye konuştu.

Evdeki bayat ekmekleri çöpe atmayarak ördeklere getiren Rahmi Aydemir ise ekmekleri bu şekilde değerlendirdiklerini belirterek, “Severek besliyoruz ördekleri. Her kış gelirler. Her zaman gelip bu hayvanları besliyoruz. Bayat ekmekleri alıyoruz, yem alıyoruz getirip buradan köprüden atıp hayvanları besleyip, gidiyoruz” sözlerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sibiryadan-goc-eden-yesilbasli-ordekler-bayburtu-sevdi/feed/ 0
Antalya’da Konut Satışlarında Yüzde 40’a Yakın Gerileme Yaşandı https://www.haber60.com.tr/antalyada-konut-satislarinda-yuzde-40a-yakin-gerileme-yasandi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-konut-satislarinda-yuzde-40a-yakin-gerileme-yasandi/#respond Tue, 23 Jan 2024 07:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4595 Turizm kenti Antalya’da pandemi ve Rusya- Ukrayna savaşının ardından tavan yapan konut satışlarında yüzde 40’a yakın gerileme yaşandı. ATSO Başkanı Ali Bahar, “Antalya’ya olan göçte bir geri çekilme ve hatta tersine göç var. Olması gereken yaşanıyor. Konut fiyatlarında ve kirada yüzde 10-15 gerileme görüyoruz” dedi.

TÜİK verilerine göre Aralık ayında Türkiye genelinde yapılan toplam konut satışları geçen yılının aynı ayına göre yüzde 33,4 oranında azalarak 138 bin 577 adet olarak gerçekleşti. Turizm kenti Antalya’da ise Aralık ayında 6 bin 743 konut satışının gerçekleştirirken geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,6, oranında gerileme yaşandı. Konut fiyatlarında pandemi sonrasında yaşanan artış hem yerli hem de yabancı vatandaşların dışarıya göçünü hızlandırdı.

“Antalya’daki bu gerileme yüzde 40’lara kadar yükseldi”

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, konut satışlarındaki bu düşüş trendinin gerek yabancı vatandaşların oturum izinlerine getirilen kısıtlama, gerekse konut fiyatlarındaki yükseklikler nedeniyle bir süre daha devam edeceğine dikkat çekti. Başkan Bahar, “Pendemi ve Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaşın ardından İstanbul’dan sonra en fazla konut satışı Antalya’da gerçekleşti. Satılan 2 konuttan 1 tanesi yabancılara satıldı. Fakat 2023 itibariyle konut satışlarımıza ciddi bir azalma olduğunu gördük. TUİK verilerine göre yaklaşık yüzde 33.4 bir gerileme var, Antalya’daki bu gerileme yüzde 40’lara kadar yükseldi. Konut satışlarının düşmesini yabancıların çekilmesi ve göçün durmasına yorumlayamayız. Kredi faizlerinde de çok önemli yükselmelerin olması da konut satışlarının gerilemesinin en büyük etkilerinden bir tanesidir” dedi.

“Buna bir önlem gelmesi gerekir, bu böyle devam edemez”

Antalya’nın konut satışlarında İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından konumunu korumasını da değerlendiren Bahar, “Bu bir takım yabancı göçü almaya devam ettiğimizin, konut ihtiyacının devam ettiğinin göstergesidir. Asıl konu konut ihtiyacının azalması değil, kredi faizlerinin çok yüksek olmasından dolayı konut satışının hızla gerilemesidir. Buna bir önlem gelmesi gerekir, bu böyle devam edemez. İnşaat sektörünce bir takım sıkıntılar olduğunu biliyoruz. Antalya’da yeni yerleşim alanları açıldı. Alt yapı sorunlarımız giderilmelidir. Hizmetler arttırılmalıdır, yolları açılmalıdır. Kredi faizlerinde bir takım desteklerin açıklanması gerekir, çözüm bulunması gerektiğini düşüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Konut üretiminde de ayağımızı gazdan çektiğimizi görüyoruz”

Konut fiyatlarının düşmesiyle fiyatlarda bir gerileme olduğuna dikkat çeken Bahar, “Fiyatlarda bir durma gözlemliyoruz, maliyetlerin altına bir indirim olamaz. Burada bir balans gerekiyor, bu balans da enflasyonun düşürülmesi, devletimiz bu konuda ciddi önlemler alıyor. Konut üretiminde de ayağımızı gazdan çektiğimizi görüyoruz. Başlamış ve devam etmekte olan çok miktarda proje var. Biz sahada gördüklerimizi ve olması gerekenleri hem devletimize hem de kanun yapıcıya bildiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Antalya’da göçte bir geri çekilme ve hatta tersine göç var”

ATSO Başkanı Ali Bahar konuşmasını şöyle tamamladı; “Antalya’da göçte bir geri çekilme ve hatta tersine göç var. Olması gereken yaşanıyor. Bunun da olmasını normal karşılıyoruz, konut fiyatlarında ve kirada yüzde 10-15 gerileme biz de görüyoruz. Bunu da olumlu buluyoruz” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-konut-satislarinda-yuzde-40a-yakin-gerileme-yasandi/feed/ 0
Çanakkale’de Balık Bolluğu Beklenen Sıcaklık Yüzünden Yaşanmadı https://www.haber60.com.tr/canakkalede-balik-bollugu-beklenen-sicaklik-yuzunden-yasanmadi/ https://www.haber60.com.tr/canakkalede-balik-bollugu-beklenen-sicaklik-yuzunden-yasanmadi/#respond Thu, 04 Jan 2024 08:03:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2203

ÇANAKKALE’de, balık tezgahlarında deniz suyu sıcaklığının yüksek olması nedeniyle beklenen bolluk yaşanmadı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, “Balıklar üremek için su sıcaklığıyla birlikte hareket ediyor. Yaptığımız bir proje ile hamsinin yumurtasının ekim ayının sonunda bitmesi gerekirken, aralık ayı içinde hamsi yumurtalarına rastladık. Bu da yaklaşık 1,5 ay kadar bir kayma olduğunu, gösteriyor. Göçleri ne düzeyde etkilediği konusunda yapılmış net çalışma olmamasına karşın gözlemlere dayalı baktığımızda balık sezonunda bu sıcaklığa bağlı olarak bir kayma görüyoruz” dedi.

Denizlerde 1 Eylül itibarıyla av yasağının kalkması ve yeni sezonun başlamasıyla birlikte tezgahlarda balık çeşitliliği artarken, fiyatlarda da düşüş yaşandı. Ancak deniz suyu sıcaklığı istenilen seviyeye düşmeyince balıkların göçü olumsuz etkilendi. Bu nedenle balık tezgahlarında beklenen bolluk yaşanmadı. Balıkhanede lüfer 600, hamsi 100, kolyoz 100, yeşil istavrit 130, karides 500, çipura 450, levrek 280 TL’den, mezgit ise 300 TL’den satılıyor.

‘ARALIK AYI İÇİNDE HAMSİ YUMURTALARINA RASTLADIK’

Balıkların üremek için su sıcaklığıyla birlikte hareket ettiğini söyleyen ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, “Biz de bunu gözlemliyoruz. Şu anda Doç. Dr. İsmail Burak Daban yürütücülüğünde yapılan bir projemiz var. O projede, normalde hamsinin yumurtasının ekim ayının sonunda bitmesi gerekirken aralık ayı içinde hamsi yumurtalarına rastladık. Bu da yaklaşık 1,5 ay kadar bir kayma olduğunu gösteriyor. Göçleri ne düzeyde etkilediği konusunda yapılmış net çalışma olmamasına karşın gözlemlere dayalı baktığımızda balık sezonunda bu sıcaklığa bağlı olarak bir kayma görüyoruz. Deniz suyu sıcaklığı yazın çok sıcak gitti. Karadeniz’in bu yıl yüzey suyunun 26 dereceye ulaştığı söylendi. Bu, Karadeniz için çok büyük bir sıcaklık. Bu sıcaklığın mevsim geçişi yaparken çok şiddetli fırtına, yağmur olacağı söylenmişti ve bunu gördük. Kıyı kentlerinde, Karadeniz’de balıkçı barınakları karayelden yıkıldı. Sadece Karadeniz’de değil, aynı sıkıntıyı Marmara’da da Çanakkale Boğazı’nda da yaşadık. Ülkemizin de bu konuyla ilgili yapabileceği çok fazla bir şey yok. Küresel iklim değişikliği artık yüzünü yavaş yavaş bize gösteriyor. Küresel iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin acilen masaya yatırılması da gerekiyor. Özellikle kıyı kentleri, iklim değişikliğinden kaynaklanan fırtınalardan etkilenebilir. Bunun için önlem geliştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

‘SULARIN SOĞUMAMASI BALIKLARIN GÖÇ YOLLARINI ETKİLEDİ’

Balıkhane esnafı Engin Tunç, “Bütün balıklarımız tezgahta var. Hamsimiz, istavritimiz, tekirimiz, lüferimiz, deniz çipuramız, levreğimiz var. Bütün balıklar tezgahlarımızda mevcut ama göç bittiği için çok büyük bolluk yok. Göç zamanı geçtiği için boğazda belli bölgelerde olta ile yakalanan lüfer balığı geliyor. Onların da alıcıları belli. Restoranlara kadar çıkıyor, çok bol balık avlanmıyor. Gene de lüferin kilosu 500-600 TL bandında tezgahlarda bulunuyor. Rüzgarın sürekli lodos esmesi, suların soğumaması balıkların göç yollarını etkiledi. Balıklar deniz suyu sıcaklığı yüksek olması nedeniyle göçe zorlanmadığı için olduğu yerlerde kalıyor. Şu anda bahar havası gibi bir hava var. Deniz suyu sıcaklığı 17-18 derece. Neticede balıklar da şaşırmış durumda. Göç etmiyorlar, dolayısıyla aşırı bir bolluk yok” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkalede-balik-bollugu-beklenen-sicaklik-yuzunden-yasanmadi/feed/ 0