Milli takımın genç ikiz oyuncuları Sinem ile Gizem Yapıcı (22), hentbola başlama serüvenlerini ve spor yaşamlarını AA muhabirine değerlendirdi.
Gizem Yapıcı (Kırşehir Belediyespor), hentbola İstanbul Bahçelievler’de 13 yaşında ortaokulda okurken beden eğitimi öğretmenlerinin teşvikiyle başladıklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Başlangıçta ailemizden gizli antrenmanlara gidip geliyorduk. Antrenörümüzün de desteğiyle devam ettik, sonrasında ailemiz de öğrendi ve bize çok destek oldular. Daha sonra İbrahim Yalçın antrenörümüzün yanında 5-6 sezon devam ettik ve ardından Ankara’ya Yenimahalle 1923’e kardeşimle beraber transfer olduk. Daha sonra Muratpaşa Belediyespor’a transfer olduk, Muratpaşa Belediyespor’dan sonra da Yalıkavakspor’da oynamaya başladık. Sonra kardeşimle takımlarımız ayrıldı, kardeşim Yalıkavakspor’da devam etti, ben Kırşehir Belediyespor’a gittim. Kırşehir Belediyespor’dan 1,5 sene sonra Tekirdağ’a gittim daha sonra da tekrar Kırşehir’e geri döndüm.”
Anne ve babasının hentbola gittiklerini nasıl öğrendiklerine ilişkin ise Gizem, “O dönem derslerimize çok yoğunlaşamamıştık, biz etütlere diye antrenmanlara devam ediyorduk. Sonrasında ailemiz de bizimle geldi, öğrendiler ve daha çok destek olmaya başladılar.” dedi.
Gizem: “İlk milli takıma çağrıldığımızı duyunca ağlamıştık”
Diğer oyuncuların ikiz olduklarını öğrendiklerinde verdikleri tepkilere yönelik de Gizem, “Bizi hala daha karıştıranlar oluyor, çoğu zaman şakalaşmalar oluyor, bizi görünce gülüyorlar.” ifadelerini kullandı.
Ay-yıldızlı sporcu Gizem, kardeşiyle rakip takımlarda ilk karşılaşma anısına ilişkin ise “Rakip olarak ilk karşılaşmamız, kardeşim Bursa Büyükşehir Belediyespor’da ben de Kırşehir Belediyespor’da oynarken play-off maçında oldu. Maçı kaybetmiştik sonuç kötü olsa da iyi bir maçtı, kardeşimle karşılıklı oynamak çok keyif vericiydi. Kırşehir adına ne kadar gol atarsam aslında bir o kadar da buruktum çünkü kardeşimin takımıydı. Eminim ki o da benim gibi düşünüyordur.” şeklinde konuştu.
Anne ve babasının maçlarını izlemesinden, bazen kardeşini desteklemelerinden daha çok gururlandığını belirten Gizem, “İkimiz de aslında birbirimizi yükseltiyoruz.” dedi.
İlk milli takıma çağrıldıklarında yaşadıkları sevinç ve duygusallık için ise Gizem, “İlk milli takıma çağrıldığımızı duyunca birbirimize sarılmış ve ağlamıştık, sonunda hedefimize gidiyoruz diye sevinmiştik. 16 yaşında ilk kez milli takım kampına beraber çağrıldık, o zamandan beri milli takımdayız, beraber devam ettik. Bir ara kardeşimin sakatlığı olmuştu ben de o dönemde İtalya’ya Avrupa Şampiyonası’na gitmiştim onun dışında hiç ayrılmamıştık. Milli takım olarak inşallah Avrupa Şampiyonası’nda oynarız. İleride Avrupa’da iyi bir takımda oynamak istiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Sinem: “Milli takımın Avrupa Şampiyonası’na katılması için çok çalışıyoruz”
Hentboldan önce atletizm yaptıklarını ancak atletizmi çok sevemediklerini belirten Sinem Yapıcı ise şöyle konuştu:
“Ortaokuldaki hocamız bize hentbolu çok iyi tanıttı. Hentbol ile enerjimizi atarken antrenörlerimiz de bizi gördükçe yetenekli olduğumuzu söylediler ve devam ettik. Yalıkavakspor’a profesyonel olarak transfer olana kadar kardeşimle beraber oynarken çok heyecanlanıyorduk çünkü o hata yapınca ben de hata yapıyordum. Kardeşim çok iyi olunca ben de iyi oluyordum, birbirimize destek oluyorduk ama açıkçası çok da sıkıntı yaşadık.”
Kardeşiyle takımlarının ayrılmasından sonra yaşadıklarına ilişkin de Sinem, “Ben Bursa Büyükşehir Belediyespor’a transfer oldum o sırada kardeşim Kırşehir Belediyespor’da idi. Biz play-off oynarken ilk kez karşılıklı rakip olarak maçımıza çıkacaktık o maç çok heyecanlıydık, inanılmaz güzel bir atmosferde maçımızı yaptık. Çok şükür biz kazandık ama heyecandan ne yaşadığımı unuttuğum bir maçtı.” diye konuştu.
Ailelerinin kulüp maçlarını ve milli maçlarını izlediklerinde yaşadıkları duygular için de Sinem, “Anne ve babamız çok gururlanıyor, bizim buralarda olmamızdan çok mutlular, bizi milli takımda görmek ve daha üst seviyelere gidebilmemiz için bize çok destek oluyorlar. Sağ olsunlar bizden desteklerini hiç esirgemiyorlar.” dedi.
Şu ana kadar genç milli takımda oynadıklarını şimdi ise A milli takımda kamp yaptıklarının hatırlatılması üzerine de Sinem, “Çalışmalarımız çok güzel gidiyor, hedeflere yönelik tamamen koordineli bir şekilde çalışıyoruz, bunun için antrenörlerimize teşekkür ederiz. Milli takımın Avrupa Şampiyonası’na katılması için çok çalışıyoruz. Bu tarihi başarının içinde oyuncu olarak bulunmak bizi çok mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.
Bursa Büyükşehir Belediyespor ile ligi iyi bir sırada bitirmek istediklerini de kaydeden Sinem, “Gelecekte Avrupa’da Şampiyonlar Ligi’ne giden bir takımda oynamayı hedefliyorum.” diye konuştu.
]]>Gizem Örge, Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki Çamlıca Mahallesi’nde bulunan Harzemşahlar İlkokulu’ndaki sınıfında Anadolu Ajansına açıklamalarda bulundu.
Fenerbahçe Opet’in Vodafone Sultanlar Ligi’nde Ankara’da PTT ile oynadığı maç için başkente gelen ve kamptan kısa süre izin alarak mahallesini, ailesini, okulunu ziyaret eden Gizem’e, voleybol topunu ilk kez eline aldığı Harzemşahlar İlkokulu’nda sürpriz bir karşılama yapıldı.
Kendisini örnek alan çocukların ve ailelerinin sevgi gösterisinden çok etkilenen ve “Benim için çok gurur verici bir andı.” diyen 30 yaşındaki başarılı sporcu şöyle konuştu:
“Mahalleye her geldiğimde okulumun önünden geçerken nostalji yaşıyorum. Okulumun içine uzun yıllardır girmiyordum. Şimdi anılarım canlandı. Voleybola başladığım yer Harzemşahlar İlkokulu’nun bahçesidir. Manşet almayı, servis atmayı mahallede öğrendim. Çok keyifli bir çocukluktu. Bu dönemde sokakta büyüme şansı bulamayan çocuklar için üzülüyorum. Biz şanslı bir jenerasyonduk. Hacı amcamız vardı, akşamüzeri gelip voleybol filesi kurardı. O olmadığı zamanda da mahallenin gençleri bu görevi üstlenirdi. Her akşam 6’ya 6 gerçek voleybol maçı yapardık. Çok küçüktüm, birisi çıksa da yerine beni alsalar diye beklerdim.”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocuklarına da seslenen Gizem, “Voleybol benim için çocuklukta sadece bir oyundu. Oynarken çok keyif aldığım bir şeydi ve hayalim gerçekleşti. Hayalimin peşinden gitmekten hiç vazgeçmedim. Voleybol hayalime hayat verdi. Kız çocuklarına en büyük tavsiyem, hayallerinin peşinden gitmeyi bırakmasınlar.” diye konuştu.
Mahallelinin gururu
Türkiye’nin gururu olan Gizem Örge’ye mahalle sakinleri de ayrı bir sevgi gösteriyor.
Mahallelinin kendisine ilgisinden mutlu olan Gizem, “Çok keyifli. Kadın Voleybol Milli Takımımızda başardıklarımızla tüm Türkiye’nin gururu olduk, kadınlara, kız çocuklarına ilham verdik. Bu çok kıymetli. Onlara hayallerinin peşinden gitme gücünü gösterdik. Pek çok kız çocuğuna ‘Ben de Gizem ablam, Eda ablam gibi olabilirim’ inancını verdik. Kazandığımız kupalardan daha fazlasını başardık. Sporda yeni bir çağ başlattık. Spor okulları kayıtları bizim şampiyonluktan sonra resmen patladı. ‘Sporla ne olacak?’ diyen ailelerin bakış açılarını da değiştirdik. Çocukken bir fotoğrafım var, üzerimde Fenerbahçe forması, okulun bahçesinde voleybol oynuyorum. O fotoğrafı sosyal medyaya koysam beni tanıyamazlar.” ifadelerini kullandı.
Babasının desteği, abisiyle ilişkisi
Gizem Örge, Avrupa şampiyonluğundan sonra “Baba ben buradayım.” diyerek tüm Türkiye’yi duygulandırmasıyla ilgili, şunları kaydetti:
“Çok kıymetli özel bir andı şampiyon olduğumuz an. Voleybol hayalimin peşinden koşmaya başladığım zamandan beri babamda benimle birlikte koşuyor. Bir gün bile ‘of’ demedi. Çamlıca Mahallesi’nden Demetevler’e yürürdüm. Babam iş çıkışı, her akşam beni alır eve getirirdi. Babam bizim takımın da babası gibiydi. Takımla turnuvalara, deplasmanlara gelirdi. Her gün antrenmana baklavayla, muzla gelirdi. Takıma asla eli boş gelmezdi. Ankara’dan ayrılana kadar hep yanımdaydı. Daha sonra fiilen yanımda olamasalar da annem de babam da hep beni desteklediler. Milli takımda olmadığım dönemde de üzüntüme ortak oldular. O yüzden yaşadığım gururu, mutluluk anını onlarla paylaşmak istedim.”
Gizem, tiyatrocu ağabeyi Hakan Örge’nin de kendisine desteğinin altını çizerek, “Çocukken ağabeyimle çok didişirdik. İlkokul dönemlerinde benimle çok uğraşırdı. Birbirimizi epey zorladığımız dönemler oldu ama kılıma zarar gelse ağabeyim dünyayı yakar. Bilirim ki zor günlerimde ağabeyim yanımda olur.” dedi.
“Olimpiyatlar en büyük hayalimdi”
Milli libero, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda altın madalyanın en büyük adayının “Filenin Sultanları” olduğunu söyledi.
Olimpiyat tecrübesi yaşamadığını dile getiren Gizem, “Olimpik sporcu olmak beni çok heyecanlandırıyor. Kariyerimde şu ana kadar bütün hedeflerimi gerçekleştirdim. Olimpiyata daha önce gitmek kısmet olmadı. Voleybol takvimimiz çok yoğun. Sezonun en yoğun trafiği şimdi başlıyor. Olimpiyatlar en büyük hayalimdi. Paris’te altın madalyanın en önde gelen adaylarından biriyiz. Başarmak için elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.
Milli takım için her türlü fedakarlığa hazır olduklarını vurgulayan Gizem, “Vatan için mücadele ederken, ailenizden uzak kalırsınız. Herkes ailesinin yanında olmak ister ama bizim yaşadığımız ya da yaşattığımız duygu, bu fedakarlığa değiyor. Bu da bizi motive ediyor. Çok yoruluyoruz ama motivasyonumuz ay-yıldızlı formayı taşımak.” değerlendirmesinde bulundu.
Çocukluk aşkı: Fenerbahçe
Gizem Örge, çocukluk aşkı Fenerbahçe’de forma giymenin büyük bir gurur olduğunu ifade etti.
Fenerbahçe arması taşımanın kendisi için önemine vurgu yapan Gizem, “Büyüğünden küçüğüne aile olarak koyu Fenerbahçeliyiz. Transfer olduğumda ailemde bayram havası yaşandı. Fenerbahçe benim çocukluk aşkımdı. Renklerine bağlı olduğum takım için mücadele etmek ayrı bir gurur ve onur. Fenerbahçe’ye geldikten sonra kariyerimde yukarıya doğru ciddi bir ivme oldu. Fenerbahçe için mücadele etmek çok keyifli. Fenerbahçe her zaman farklıydı ama içine girip onun için mücadele etmek daha büyük gurur. Bu sezon da hocamızla, takımımızla, taraftarlarımızla hedeflerimize doğru yürüyoruz.” diyerek düşüncelerini aktardı.
“Savunma Bakanı” lakabının kendisine büyük gurur verdiğini anlatan başarılı sporcu, “Çok kıymetli bir lakap. Fenerbahçe’de tekrar kendimi buldum, taraftarlar beni benimsedi, sevdi. Milli takımda da böyle anılıyorum ve çok kıymetli benim için.” değerlendirmesini yaptı.
“Vargas bizim kahramanımız”
Milli takımdan ve Fenerbahçe’den takım arkadaşı Melissa Vargas’ı öven Gizem Örge, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vargas’ın yaşadıkları kolay değil. Başka ülkeden geldi. Uzun yıllardır Türkiye’de mücadele ediyor. Muazzam bir enerjisi var. Dans etmeyi çok seviyor. Sahada gözü karadır. Defans oyuncusu olarak benim atlamayı bazen gözüme kestiremediğim toplara Vargas’ın kafa göz daldığını görüyorum. Sakatlanır diye aklım çıkıyor. Milli takım formasının hakkını sonuna kadar veriyor. Vargas bizim kahramanımız. Ülke olarak onunla gurur duyuyoruz.”
A Milli Kadın Voleybol Takımı Başantrenörü Daniele Santarelli’nin kendilerine büyük bir enerji verdiğini anlatan Gizem, “Guidetti de uzun yıllar emek verdi. O dönemde iyi bir ivme yakalandı. Çok antrenörle çalıştım ama daha önce Santarelli kadar enerjik bir insan görmedim. Avrupa Şampiyonası’nda İtalya maçı için ‘maç gidiyor’ dediğimizde bile pozitif kaldı ve takıma öz güven verdi. Farkı da buradan geliyor. Bize çok güveniyor. Çok dengeli, profesyonel bir ilişki kuruyor. Dört ay kampta kalmak hiç kolay değil. Psikolojiyi zorluyor. Santarelli bunu keyifli hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Lefter’i izleyen dede, aileyi de Fenerbahçeli yaptı
Gizem Örge’nin dedesi Mustafa Demir, torunuyla büyük gurur duyduğunu belirterek, ailece Fenerbahçeli olma hikayelerini şöyle anlattı:
“1954 yılının mayıs ayında Ankara’da Güneşspor-Fenerbahçe maçı vardı. Lefter’i izledim. O günden beri Fenerbahçeliyim. Bütün aileme de Fenerbahçe’nin güzelliklerini anlattım. Gizem bizim her şeyimiz. Onunla gurur duyuyoruz. ‘Filenin Sultanları ile Türkiye gurur duyuyor. Ülkemize şan şöhret kazandırdılar. Hepsini çok seviyoruz. Onların başarısının daim olmasını diliyoruz. Ben uzun yıllar futbol ve voleybol hakemliği yaptım. Ömrümüzün sonunda bize en büyük mükafatları verdi kızlarımız. Gizem ‘Fenerbahçe’ye gelsin’ diye çok dua ettim. Sonunda dualarım kabul oldu. Fenerbahçe’de olduğu için çok daha fazla gururlanıyoruz. Nerede olursa olsun gurur duyarım ama Fenerbahçe’de olması daha başka.”
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>