Anadolu Ajansının (AA) “Türkiye’nin Uzay Yürüyüşü” başlıklı dosyasının 11. ve son haberinde, Gezeravcı’nın değerlendirmelerine yer verildi.
Gezeravcı, AA muhabirine, bilimsel deneyler icra etmek üzere gittiği Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) geçirdiği sürenin, bugüne kadar hiç hayal etmediği bir alanda kendisine tecrübe kattığını söyledi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde askeri uçuşlara tekrar başladığını, aynı zamanda Türkiye Uzay Ajansındaki (TUA) faaliyetlerini sürdürdüğünü anlatan Gezeravcı, son dönemde yoğun şekilde konferanslara katılarak tecrübelerini gençlerle paylaştığını bildirdi.
Gezeravcı, gençlerin, bu ilham hikayesinden yola çıkarak, devletin güçlü iradesinin yansıdığı her alanda potansiyellerini ortaya koyabileceklerini bilmelerinin önem taşıdığına işaret etti.
Gençlerin en fazla uzayda yaşamla ilgili detayları merak ettiğini aktaran Gezeravcı, “Bu alanda açık kaynaklarda arşivler var ama kendi dillerini konuşan, kendi içlerinden çıkmış bir Türk insanından direkt bunun cevabını aldıları için çok heyecanlılar.” diye konuştu.
Gezeravcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla çıkılan bu yolda, artık ilkokul çağındaki çocukların bile hayallerinde uzayın olduğunu görmenin son derece mutluluk verici olduğunu dile getirdi.
Bu süreçte kendisini en şaşırtan sorunun 7 yaşındaki bir çocuktan geldiğini anlatan Gezeravcı, “Uçaklardaki ‘G’ kuvvetinin, uzay aracındaki ‘G’ kuvvetinden farkının ne olduğunu sorması beni çok şaşırttı. Çok daha üst seviyede bir yaş grubundan bu soruyu beklerken, 7 yaşındaki bir kardeşimizden duyduk.” ifadelerini kullandı.
“Uzaya yabancı bir millet değildik”
TUA’nın 2018’de kurulmasının ardından 2021’de Milli Uzay Programı’nın da belirlendiğini anımsatan Gezeravcı, belirlenen 10 hedeften ilkinin, kendisinin ISS’ye gönderilmesiyle hayata geçirildiğini söyledi.
Gezeravcı, kalan 9 hedefin planlama ve hazırlıklarının ise devam ettiğini belirtti.
Bu hedeflerden 3’üne ilişkin gelişmelerin çok yakın süreçte duyulacağı bilgisini veren Gezeravcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uydu alanında Türkiye, zaten son 30 yılda farklı işbirlikleriyle tecrübe kazanmış bir ülke. BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK ve İMECE uydularıyla geçmişte edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak, 8 Temmuz haftasında yerli ve milli imkanlarla üretilmiş Türksat6A uydumuz uzaya fırlatılacak. Bu da bizi bu alanda çalışma yapan 11. ülke konumuna getirmektedir. Bu, içi boş bir öz güven değildir. Uzaya yabancı bir millet değildik. Uzayda eksik kaldığımız alanlara hızlı şekilde adım atan bir ülkeyiz. Bundan sonraki süreçte uzay alanında hakkımız olanı almaya kararlıyız.”
“Ay projesinde süreç kesintisiz devam ediyor”
Gezeravcı, Program kapsamında Ay’a erişim projesi bulunduğunu da anımsatırken, Ay yüzeyine temas edip orada bilimsel çalışmaları başlatmayı ve buradaki faaliyetlere ortak olmayı hedeflediklerini bildirdi.
Türkiye’nin halihazırda Ay’a erişebilecek kapasiteside olduğuna dikkati çeken Gezeravcı, “Bizim yapmaya çalıştığımız, çok ileri tarihli hedefleri öne çekecek şekilde hazırlıkları hızlandırmak. Bu noktada süreç kesintisiz işlemeye devam ediyor. Önümüzdeki süreçte bunun gelişmelerini ve ayrıntılarını duyacaksınız.” diye konuştu.
Gezeravcı, bugüne kadar uzay alanındaki faaliyetlerin hep başka ülkelerin imkanlarıyla gerçekleştiğini belirterek, artık ülke topraklarında veya Türkiye’nin kontrolünde başka lokasyonlarda fırlatma operasyonları gerçekleştirmek istediklerini söyledi.
Savunmada olduğu gibi uzayda da yüksek teknoloji seviyesine kavuşulabileceğine dikkati çeken Gezeravcı, Ay projesi kapsamında yapılan aracın hibrit motorlarının da yerli ve milli şekilde üretilebildiğini aktardı.
Gezeravcı, ABD’de savunma ve uzay alanlarında çalışan Türk uzay teknikerinin de bu ilham hikayesinden aldığı cesaretle Türkiye’ye dönme kararı aldığına işaret etti.
“İleride deney çeşitliliğimiz çok daha artacak”
Gezeravcı, ISS’de yaptığı 13 deney ve Tuva Cihangir Atasever’in 8 Haziran’da gerçekleştireceği yörünge altı araştırma uçuşunda icra edeceği deneylerin birbiriyle bağlantılı olduğunu da söyledi.
Atasever’in deneylerinden 3’ünün, kendisinin insan sağlığı alanında yaptığı deneylerin devamı niteliğinde olduğunu belirten Gezeravcı, böylece insan sağlığı alanındaki deneylerin ikinci adımına ilişkin aşamanın gerçekleştirileceğini bildirdi.
Gezeravcı, kendi yaptığı deneylerin analiz ve tahlil süreçlerinin sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:
“Yakın süreçte bilim insanlarımız, uzayda yaptığımız deneylerin analiz çalışmalarını tamamlayıp sonuçlarını akademik camiaya ve yayınlara aktarabilecek seviyeye getirdikten sonra halkımızla uluslararası bir konferansla paylaşacak. Önümüzdeki süreçte ABD’nin yanı sıra Japonya ve Çin uzayda istasyon inşa edecek. Deneyler, burada bilimsel faaliyetlerin başlamasıyla ortaklıklarımız sayesinde devamlı faaliyetler haline dönüştürülecek. Böylece ileride deney çeşitliliğimiz çok daha artacak.”
]]>Gezeravcı, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te bölgede herkesi derinden sarsan bir deprem felaketinin yaşandığını söyledi.
Bu işin en acı haliyle tecrübesini yaşayan öğrencilerle bir arada olmanın kendisi için çok önemli olduğunu anlatan Gezeravcı, “Öncelikle yakınlarını kaybedenler varsa başınız sağolsun, hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin. Hayatta kalma azminizle, duruşunuzla bu görevin başında hakikaten hepimizi duygulandırdınız. Verdiğiniz mücadele hepimize ilham kaynağı oldu. Hayatta kalma azminiz sıradan başarılarda hepimize ilham kaynağı oldu. Çok teşekkür ederim.” dedi.
Devletin güçlü iradesiyle gerçekleşen Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonuna işaret eden Gezeravcı, ilk defa gerçekleştirilen bu görevin haklı gururunun yaşadığını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Önümüzde devletimizin güçlü iradesiyle yaşayacağımız daha nice mutluluklar var. Ay araştırma programına ilişkin şu anda konulan takvim 2026 ile 2028’in aralığında kendi yapmış olduğumuz bir roket ve kendi motorumuzla aya erişmek. Bunun yanında bizim de gerçekleştirdiğimiz görevde olduğu gibi başka bir ülkenin topraklarından, onların imkanlarıyla uzaya erişmek yerine kendi ülkemizin toprakları ya da kendi ülkemizin kontrolünde dünyanın başka bir coğrafyasındaki bir uzay platformunda bu tür uzay faaliyetlerini yürütme konusunda devletimiz şu anda çok önemli süreçleri yürütüyor.”
Hali hazırda kendi uydularını uzaya gönderen Türkiye’nin 8 Temmuz’da yüzde 100 yerli ve milli, tamamen kendi mühendislerince, kendi imkanlarıyla ürettiği ilk uydusunu daha fırlatacağını belirten Gezeravcı, bu fırlatma ile Türkiye’nin, bu alanda dünyada 11’inci ülke konumuna geleceğini ifade etti.
TEKNOFEST’e dikkati çeken Gezeravcı, dünyada bu kadar büyük boyutlu ve yüksek katılımlı, gençlerinin kabiliyetlerini, zihin güçlerini ve potansiyellerini ortaya koyup orada elde ettikleri başarılarla ilham vererek ilerde daha büyük işleri yapmak için cesaret sağlayacak bir teknoloji fuarı daha olmadığını söyledi.
“En büyük zenginliğimiz genç nüfusumuz”
Türkiye’nin en büyük zenginliğinin petrol ve yeraltı kaynakları değil, genç nüfus olduğuna değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Birazcık ders yoğunluklarınız bittiği zaman belki yaz döneminde göz atacağınız uluslararası kaynaklarda farklı entelektüel bilgiler var. Dünyada şu anda en korkulan potansiyel toplumsal problemlerden bir tanesi ülkelerin giderek artan yaş ortalamaları ve giderek azalan nüfusları, genç nüfusları özellikle.”
Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde ilk defa bir astronot seçim süreci başlattığını kaydeden Gezeravcı, şöyle devam etti:
“Bize en yakın coğrafyada Avrupa Uzay Ajansı var. 27 ülkeden oluşan bir çatı organizasyon. Yıllardır uzay alanında faaliyet gösteriyorlar, astronotlarını seçip uzaya gönderiyorlar. 2020 yılında bir astronot sınıfı daha seçmeye karar vermişler. Seçilen yeni astronot sınıfının halkla paylaşılacağı gün Avrupa Uzay Ajansının başkanı haklı bir mutlulukla, ‘uzay farkındalığını o kadar üst düzeye çıkardık ki 27 Avrupa ülkesinden tam 22 bin vatandaş bu sürece başvurdu.’ dedi. Bizim 100 yıllık tarihimizde ilk defa yaptığımız bu sürece tek bir ülkeden tek seferde 36 bin vatandaşımız başvurdu.”
“Başarabileceğinize inandığınız halde sizi alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun”
Gezeravcı, teknolojinin değişmesi vesilesiyle insanların bulundukları coğrafyayı dahi terk etmeden mevcut zihin gücünü farklı alanlara tatbik edebildiğini vurgulayarak, “Bu işlerin yapılmasında genç nüfus, genç beyinler müthiş şekilde öne çıkıyor. Roket eğitimlerinde bizi 11 ay boyunca hazırlayan, bütün o kapsülün eğitimlerini veren, bizi uzaya götüren ve geri getiren operasyonun içerisindeki arkadaşlarımızın yaş ortalaması 26. Lütfen taşıdığınız potansiyelden zerre kadar kuşkuya düşmeyin ve bünyenizde barındırdığınız bu potansiyeli sorgulayan insanlardan, yapabileceğiniz işleri başarabileceğinize inandığınız halde sizi bu yoldan alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun.” diye konuştu.
]]>AA, Genel Müdürlük binasının bahçesinde festival gibi bir etkinlik gerçekleştirdi.
Burada doyasıya eğlenen çocuklar, Hacivat ve Karagöz ile pandomim gösterileri izledi.
Çocuklar için en büyük sürpriz ise Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın ziyareti oldu. Gezeravcı, çocuklarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.
Gezeravcı, Milli Uzay Programı kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) çeşitli bilimsel deneyleri gerçekleştirmek üzere uzaya gidişini anlattı.
Uzayda geçirdiği süre içinde yaptıkları en güzel işlerden birinin Muşlu öğrencilerce önerilen “Propolis” deneyi olduğunu belirten Gezeravcı, “Bugüne kadar duyduğum en güzel sorular sizin yaşlarınızdaki küçük kardeşlerimizden geldi.” dedi.
Gezeravcı, “Gezegenleri gördünüz mü?” sorusuna, “Gezegenleri gördük. Kitaplarda gezegenleri yan yana sıralanmış halde görüyoruz. Gezegenler kendi hızıyla merkezdeki güneşin etrafında tur atıyor. Aynı anda yan yana durmuyorlar. Farklı zamanlarda farklı yerlerden geçiş yapıyorlar. Biz de ISS’ye giderken gezegenleri görüyoruz ama hepsini farklı zamanlarda, farklı yerlerde görüyoruz.” yanıtını verdi.
Gezeravcı, “uzayda yaşamanın nasıl bir his olduğuna” yönelik soru üzerine, orada bilimsel çalışmalar yapmanın harika bir his olduğunu söyledi. Gezeravcı, hislerini “lunaparkta olmak gibi” şeklinde tanımladı.
Yıldırımları gözlemledi
“Uzay yolculuğunda sizi en hayrete düşüren deneyiminiz ne oldu?” sorusuna ise Gezeravcı, şu yanıtı verdi:
“Ben pilot olarak görev yapıyordum. Havada uçarken bizim en dikkat ettiğimiz, hava kütlesinin ne şekilde değişiklik gösterdiği. Yıldırımlar farklı elektrik yükleri barındıran bulutların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan hava olayları. Bu yıldırımlara tepeden bakıldığında nasıl farklı renklerde ortaya çıktığını, birbirini tetikleyerek zincirleme reaksiyonla hareket ettiğini izlemek oldu.”
Gezeravcı, vatanı kurup kendilerine emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde ve ülkenin imkanlarıyla eğitim gördüğünün altını çizerek, “Aynı okullarda okudum. Ülkemin bana verdiği güç ve eğitimle bu başarıları elde etme imkanım oldu. Siz de bu sıralarda yetişiyorsunuz. Yarın bu yollarda yürüyecek olan da sizlersiniz. Türkiye’nin gücüyle sizlerin yapamayacağı bir iş yok. Ülkemizin size verdiği gücü yürüdüğünüz yolda hissedin.” ifadesini kullandı.
“Korkmak insanlar için çok doğal bir duygu”
Uzayda yediği yemeklerin dünyadan gönderildiğini anlatan Gezeravcı, “Oraya götürdüğümüz yemekleri listenin içinden teker teker deneyerek seçtik. Özel paketlerin içinde uzaya götürüldü. 100 kilometreden sonra yer çekimi ortadan kalktığında o yemeği yeme şekliniz değişiyor. Özel paketlerin içinde korunaklı ve yiyeceğimiz zaman bize kolaylık sağlıyordu.” dedi.
Kara deliklerle ilgili bir soruya ise Gezeravcı, “Bulunduğumuz bölgede kara deliğe rastlamadık ama bilim insanlarımız hala araştırmalarına devam ediyor.” karşılığını verdi.
Gezeravcı, “Uzayda korktun mu?” sorusu üzerine ise “Korkmak insanlar için çok doğal bir duygu. O korkuları nasıl yeneceğimizle ilgili anne babalarımız, öğretmenlerimiz bize bildiklerini aktarır. Ben de gitmeden önce benim öğretmenlerim bana pek çok şey öğretti. Onların öğrettikleri sayesinde hiç korkmadım.” diye konuştu.
Dünyada ülkeleri ayıran sınırların uzaydan görünmediğini belirten Gezeravcı, “Bugün bizlerin birbirinden farklı diyarlarda izole edilmiş şekilde yaşamamıza sebep olan sınırların hiçbiri görünmüyor.” ifadesini kullandı.
En sevdiği gezegen “Dünya”
Gezeravcı, “Uzayda en sevdiğiniz gezegen hangisi oldu?” sorusunu yanıtlarken de “Tabii ki cennet köşesi Dünya oldu. O uçsuz bucaksız derin karanlık siyah zeminin üzerinde bize gülümsüyor. Ne kadar şanslı bir yaşam alanına sahip olduğumuzu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz nimeti ne kadar çok korumamız gerektiğini bir kez daha anlıyoruz.” dedi.
Gezeravcı, uzaya bir kez daha gitmeyi isteyip istemediğine ilişkin ise mümkün olduğu kadar Türk vatandaşının uzaya gitmesini istediğini söyledi.
Uzayda çeşitli deneyler yaptıklarını anımsatan Gezeravcı, bunların devamını çocukların getireceğini ifade etti.
Gezeravcı, “Birkaç yıla kadar ülkemiz Ay’a roket gönderecek. Uzayda farklı deneyler yaptık. Uzayda oksijen yok. Bu ortamda Ay’a göndermek istediğimiz roketin motoru nasıl yanacak diye deney yaptık. Bugün yaptığımız deneylerle yarın Ay’a ve Mars’a nasıl ulaşılacağına ilişkin dersler çıkardık.” diye konuştu.
Programın ardından AA Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru, Gezeravcı’ya hediye takdim etti.
]]>Gezeravcı, Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla düzenlenen Gençlik Buluşması’nda, Türkiye Milli Uzay Programı, insanlı ilk uzay misyonu ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirdiği deneylerle ilgili bilgiler verdi.
Uzay misyonundaki bilimsel deneylerden birinin Ege Üniversitesi akademisyenleri Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday ve Doç. Dr. Barış Uzilday’ın projesi olduğunu ifade eden Gezeravcı, akademisyenlere teşekkür etti.
Uzay alanında faaliyet gösteren ülkeler arasında kendi uzay ajansını en son kuranlardan biri olmasına rağmen Türkiye’nin çok hızlı mesafe aldığını, bunda genç ve dinamik nüfusun etkisinin büyük olduğunu anlatan Gezeravcı, gençlere tavsiyelerde bulundu. Gezeravcı, şöyle konuştu:
“Attığınız adımda, girdiğiniz yolda niyetlendiğiniz hiçbir işte potansiyelinizin sorgulanmasına, kapasitenizle ilgili tereddüt yaşamanıza müsaade etmeyin. En büyük çeldiriciniz, civarınızda negatif enerji taşıyan, potansiyelinizi sorgulayan insanların varlığıdır. Lütfen potansiyelinize her daim güvenin. Kademe kademe kendi özgüveninizi ayağa kaldıracak işleri devletimizin iradesiyle gerçekleştirmeye devam edeceğiz Allah’ın izniyle.”
Uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in çalışanlarının yaş ortalamasının 26 olduğunu, 2 gün önce Mars’a erişim konusunda dünyanın en büyük roketini fırlattıklarını ve üçüncü denemelerinde kısmi başarı elde ettiklerini belirten Gezeravcı, başarısızlıklara rağmen en ufak bir motivasyon kaybı yaşamayan bir kafa yapılarının olduğuna dikkat çekti.
Ay’a sert iniş hedefi
İnsanlığın Mars’a gitmek için Ay’ı lojistik bir üs olarak kullanacağını, bunun Türkiye’nin uzay misyonunu yakından ilgilendirdiğini dile getiren Gezeravcı, şunları kaydetti:
“İnsanoğlu günün birinde Mars’a erişecek ve bu süre çok uzak değil. Ancak bunu yaparken içinde bulunduğumuz coğrafyanın, dünya ortamının ortaya koymuş olduğu çeldiriciler, zorluklar sebebiyle bir ara istasyon kurulacak. Burası da neresi? Ay. Ay’da kurulabilecek bir lojistik üsle orayı bir ara durak haline getirip Mars’a gidiş operasyonlarını oradan yürütmeyi planlıyorlar. Dolayısıyla kurulacak uzay ortamındaki iki tane ekosistemde farklı yaşam döngülerinin ihtiyacı içerisinde insanoğlu. Yapmış olduğumuz deneyler, şu anda büyüklüğü 600 milyar dolar olan, 2030’da 1,7 trilyon dolara erişmesi beklenen uzay ekosisteminden ileride çok daha büyük getirilere imkan tanıyabilir.”
Gezeravcı, Türkiye’nin 2026-2028 arasında aya erişim hedefi olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Öncelikle Ay’a sert iniş hedefimiz var. Sert iniş nedir? Uzaya yani Ay’a Dünya’dan gönderilmiş bir roketin doğru hesaplamayla eriştirilmesi. Sonrasında da faydalı bir yük olabilir ya da başka araştırma yapabilecek bir yükün oraya kontrollü iniş yapan bir modülle eriştirilmesi… Bunu şu ana kadar gerçekleştirmiş sadece 4 tane ülke var. Dolayısıyla hedef basit bir hedef değil. Buraya da kendi roketimizle ve kendi itki sistemimizle erişmeyi planlıyoruz.”
Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday ise yaptığı konuşmada, Gezeravcı sayesinde, Tuz Gölü’nde endemik olarak yetişen Parvula bitkisinin yer çekimsiz ortamda yaşayıp yaşamayacağını ya da tuza karşı verdiği bu ekstra yanıtların yer çekimsiz ortamda devam edip edemeyeceğini araştırma fırsatı bulduklarını söyledi.
Uzilday, “İlk deneyimin sonuçlarından da bahsedeyim. Yer çekimsiz ortamda da tuza karşı verdiği bu üstün yanıtların devam ettiğini bulduk. Yani bizim canavar bitkimiz orada da aynı sonuçları vermeye devam etti.” diye konuştu.
Gezeravcı, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı.
]]>Gezeravcı, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te gerçekleştirilen “Gençlik Paneli”nde yaptığı konuşmada, uzaya çıkma başarısının kendisine değil Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi.
Fırlatma aşamasında bir korku ya da heyecan hissetmediğini ifade eden Gezeravcı, o süreçte heyecanlanması gereken son kişi olduğunu, görevini en iyi şekilde yapmayı düşündüğünü dile getirdi.
Gezeravcı, görevi bittikten sonra okullarda çocuklarla buluştuğunda onların kendisi için yaptıkları uzay resimlerini görünce ya da panellerde gençlerle bir araya gelince heyecanlandığını belirterek, “Ülkemizin 100. yılında koyulmuş bu kadar önemli bir hedef için bütün gerekliliği sağlayıp sağlamadığım noktasında başvuru sürecinde astronotların biyografilerini inceledim, açıklamalarını okudum. Bir defa başvurduktan sonra bu işin dönüşü yoktu. Yapabileceğime inandım ve başvurdum.” dedi.
Uzay turizminin bu alanda yatırım yapan şirketlerin en önemli hedeflerinden olduğuna dikkati çeken Gezeravcı, bir insanın turist modunda oraya gidip gelmesini sağlayacak hava taşıtlarının yapılması gerektiğini söyledi.
Gezeravcı, son yıllarda uzay diplomasisinin tartışıldığını, uzaya “turist” adı altında erişimin sağlanması için bazı yasal gerekliliklerin temin edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı”
Türkiye’nin uzaya kendi insanını gönderen 22’nci ülke olduğu bilgisini veren Gezeravcı, “Uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer alabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giren başka bir ülke yok. Geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Devletimizin bu konudaki iradesi de sağlam.” diye konuştu.
Türkiye’nin insanlı uzay misyonunun bir defaya mahsus olmadığına işaret eden Gezeravcı, “Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Surda bir delik açtık. Devletimizin kararlılığı ile devamı gelecek.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı resmi açıklamaya kadar ailesinin uzaya gideceğinden haberinin olmadığını anlatan Gezeravcı, şöyle konuştu:
“Mülakat sürecinde bu sürecin gizli olduğu söylenmişti. Asker olduğum için benim için gizlilik anne ve babamdan bile gizlemek anlamına geliyor. Resmi açıklama yapılmadan önce ABD’ye eğitime gittim. Aileme farklı bir görev gerekçesiyle gittiğimi beyan ettim. Ailem, bana F-16 pilotu olduğum için bu memleketin yetiştirdiği bir kişi olarak kendi evlatları gözüyle değil memlekete borcunu ödemesi gereken bir evlat olarak bakıyorlardı. Açıklama yapıldıktan sonra yine aynı gözle baktılar ve beni hep desteklediler. Tabii anne yüreği yufkadır. Fırlatma günü annemin gözlerindeki yaştan ve yüzündeki ifadede endişeyi gördüm. Kendilerine aldığım eğitimler dolayısıyla görevi başaracağımı, gönüllerinin ferah olmasını hep söyledim. Bir roket içinde değil bisiklete binerken de mukadderatınız gelmişse her şey olabilir. Kadere inanan insanlarız. Helalleştik.”
“Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı”
Bir çocuğun mesajla gönderdiği “Uzayda denizyıldızı gördünüz mü?” sorusu üzerine Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Yıldızın her çeşidini gördük ama denizyıldızının ayrımını yapamadık. Biraz daha çalışmam gerekecek. Türk pratik zekası ile gurur duyuyorum. Genç yaşta kardeşlerimizden gelen sorular hayran bırakıyor. Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı bu. Bana ’70 yıldır birçok milletin yaptığından neyi farklı yaptın?’ diye soruyorlar. Farklı işler yaptık ama aynısını da yapabilirdik. Milyarlarca insan sokakta her gün rutin olarak yürüyor ama bir anne ve baba için çocuğunun ilk adımı hiç unutulmuyor. Benim attığım adım da bu ülkenin çocuğunun ilk adımıydı. Başlangıçtı.”
Panele katılan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar da Alper Gezeravcı’nın birçok kişinin çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.
Uzay teknolojilerinin haberleşmeden istihbarata, savunmadan doğal afetlerle mücadeleye kadar birçok kritik noktada kullanıldığına işaret eden Akçapar, “Bunlardan geri kalırsanız küresel ortamda geri kalıyorsunuz. Uzay programında bu kadar hızlı yol alıyor olmamız çok önemli. Uluslararası mücadelede Türkiye’nin hak ettiği yeri alabilmesi için artık yeryüzünde değil gökyüzünde de güçlü bir mevcudiyet sergilememiz gerekiyor. Bu nedenle uzay programımız çok önemli.” diye konuştu.
]]>KONYA – Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün geçirerek çeşitli deneyler yapan Alper Gezeravcı, görevini tamamlayıp dünyaya döndükten sonra ilk gençlik söyleşişini, Konya Bilim Merkezi’nde öğrencilerle bir araya gelerek yaptı.
Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’nın, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan TÜBİTAK destekli Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim merkezi Konya Bilim Merkezi’nde gerçekleştirdiği söyleşiye Konyalı çocuklar ve gençler büyük ilgi gösterdi. Türkiye’nin uzay alanında hedef koyduğu 10 kutlu programdan bir tanesini başarılı bir şekilde tamamlamanın gururunu yaşadıklarını ifade eden Gezeravcı, gençlere hayallerinin peşini bırakmamaları tavsiyesinde bulunarak, “Sizlerin yaşında küçük bir çocukken çok daha kısıtlı televizyon imkanlarında, çok daha kısıtlı sinema imkanlarında uzaya dair bir şey gördüğümde, izlediğimde şöyle bir durup bir adım geriye çekilirdim. Bu izlediğimiz şeyler başka milletlerin hayali, başka insanların hayali. ‘Başka insanların hayaliyle mutlu olmaya çalışma, elinde ne varsa ona sarıl ve sadece onunla mutlu ol’ diye kendime telkin ederdim. Cumhurbaşkanımızın yeni yüzyılımıza ışık tutan vizyonuyla, Cumhuriyetimizin koyduğu 10 uzaya ilişkin stratejik hedeften tamamı, kademe kademe ilerleyecek olgunlaşma aşamalarını tamamlayarak hedefe ulaşacak şekilde devam ediyor. Kendi potansiyelinizden hiçbir zaman şüpheye düşmeyin. Ben sizlerle gurur duyuyorum” dedi.
Öğrencilerin sorularını cevapladı
Söyleşi esnasında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda geçirdiği günlerden bahsederek uzay deneyimlerini paylaşan Gezeravcı, kendisini heyecanla dinleyen öğrencilerden gelen soruları da cevapladı. Programdan sonra açıklamalarda bulunan Gezeravcı, Konya Bilim Merkezi’yle ilgili, “Bütün güzergahların buluşma noktasında memleketimizin her tarafından kardeşlerimize kapılarını açmış, bilimle ilgili her türlü merak ettiklerini cevaplayacak ve ülkemizin ikinci dalyaya adım attığı yeni Türkiye Yüzyılı’nda hedeflediği bütün yollara imkan tanıyacak, oraya gidişe vesile olacak bütün araştırma imkanlarını bünyesinde barındıran harika bir merkez” ifadelerini kullandı.
“Bu buluşmalar gençlerimizin kapasitesinin farkındalığına vesile oluyor”
Türk gençlerinin enerjisiyle, heyecanıyla, varlıklarını her ortamda belli eden müthiş bir kapasiteye sahip olduğunu dile getiren Gezeravcı, “Bu kapasitenin farkında olmayabilirler. İşte bu buluşmalar bu farkındalığa vesile oluyor. Ben onların yaşındayken şu anda gerçekleşen şeylerin hiçbirisini hayal edemiyordum. Devletimizin kararlığıyla bugünlere gelindi. Ülkemizin hakikaten bu alandaki güçlü iradesiyle devlet büyüklerimizin başka milletlerin hali hazırda yaşadıkları rüyayı bu memleketin çocuklarının da yaşama hakkı olduğunu, bu rüyanın paydaşı olmaları gerektiğini inançlarıyla bugünlere gelindi. İnşallah bundan sonra çok daha güzel işlere onlar imza atacak” dedi
Gençlik buluşmalarının ilk durağı Konya’da, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşadığı deneyimleri, geleceğin bilim insanları, mühendisleri ve astronotlarıyla paylaşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Gezeravcı, “Uzaya adım atma hayali kuran genç kardeşlerimin, bu buluşmayı bir ilham kaynağı olarak görmesi ve gelecekte kendi başarı hikayelerini yazmaları en büyük temennim” şeklinde konuştu.
Gezeravcı, Konya’yı güzel hizmetleriyle bugünlere getiren ve bu imkanları tanıyan Başkan Altay’a da teşekkür etti.
]]>Öğrenciler, astronot Gezeravcı’yı Kırıkkale Bilim Merkezine davet etti
KIRIKKALE – Türkiye’nin uzay misyonunu başarıyla tamamlayan astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidişini ilk kez Kırıkkale Bilim Merkezi’nde izleyen öğrenciler, heyecanını gizleyemedi. Buradaki uzmanlar tarafından eğitim alan öğrenciler, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı Bilim Merkezi’ne davet etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılında Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nı ilan etmesinin ardından Alper Gezeravcı, 19 Ocak 2024 günü Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmesiyle birlikte Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçti. Türkiye’nin uzay misyonunu başarıyla tamamlayan Gezeravcı, özellikle çocuk ve gençlerde heyecan oluşturdu. Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’nde yer alan kulede Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan esinlenerek tasarlanan uzay sergisine gelen öğrenciler, Milli Uzay Programı’nın ilk ayağı olan “ilk insanlı uzay misyonu” hakkında uzman eğitmenler tarafından bilgilendiriliyor. Öğrenciler, sergi alanındaki dev ekrandan Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilen ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın yolculuğunu izleme fırsatı buluyor. Anaokulu öğrencileri, çevre illerden de rağbet gören Bilim Merkezi’ne Gezeravcı’yı davet etti.
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi ve Bilim Merkezi görevlisi Hilal Uysal, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Alper Gezeravcı’nın uzay istasyonuna girişiyle beraber Türkiye ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdiğini söyledi.
“Gezeravcı, mikro yer çekimi ortamında 13 tane deney yaptı”
Alper Gezeravcı’nın mikro yer çekimi ortamında Türkiye için 13 tane deney yaptığını belirten Uysal, “Türkiye’deki bilime çok büyük bir katkısı var. Alper Gezeravcı mikro yer çekimi ortamında 13 tane deney yaptı Türkiye için. Türkiye’deki bilim adına çok değerli. Çünkü; fizik, malzeme bilimi, matematik gibi birçok alana katkı sağlayacak. Aynı zamanda da insan biyolojisini genetiğini işte bağışıklık sistemini uzay ortamında nasıl değiştiğini anlattı” ifadelerini kullandı.
“Gezeravcı’nın çocuklara cesaretlendirme açısından çok büyük bir örnek”
Gezeravcı’nın özellikle çocuklara örnek olduğunu ifade eden Uysal, “Alper Gezeravcı’nın uzay görevinden önce ziyaretçiler bize geldiklerinde ‘Uzaylılar var mıdır? Kara delikler nasıl oluşur? Kara delikler bizden uzakta mıdır?’ gibi sorular alıyorken artık Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışıyla beraber ‘Astronotlar uzaya nasıl gidiyorlar? Roketler bütün olarak mı gidiyor? Ne gibi kıyafetler giyiyor? ya da neler yiyor?’ bu tarz sorular alıyoruz. Bu anlamda da Alper Gezeravcı’nın çocuklara cesaretlendirme açısından çok büyük bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum. Özellikle Ankara’dan Kırşehir’den ziyaretçilerimiz oluyor. Belediye Başkanımız Mehmet Saygılı’nın da yapmış olduğu bu çalışmayı da oldukça taktir ediyorlar. Çünkü burası Kırıkkale halkının yanı sıra çevre illere de örnek teşkil ediyor. Özellikle burası insana bir yatırım. İnsana yatırım demek geleceğe yatırım demek” diye konuştu.
“Burası eğitici alanda başarılı öğretmenlerimizin olduğu bir merkez”
Bilim Merkezi danışmanı Dilara Aykulise Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’ne çevre illerden de çok sayıda ziyaretçinin geldiğini belirterek, “Belediye Başkanımız Mehmet Saygılı Bilim Merkezi projesini gençlerimiz ve çocuklarımıza yönelik yaptı. ‘Okul dışı bir eğitim olsun’ diye Bilim Merkezi’ni kurdu. Bu projeden de birçok kişi yararlandı. Halende yararlanmaya devam ediyor. Sayısız okul grubu aldık bu zamana kadar. Ziyaretçilerimiz geliyor. Çevre illerden de gelen çok oluyor. Çünkü burası çok rağbet görmeye başladı. Burası eğitici alanda başarılı öğretmenlerimizin olduğu bir merkez” dedi.
]]>Gezeravcı, uzayda geçirdiği 14 günlük süreyi ve yaşadığı deneyimleri anlattı
GAZİANTEP – Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçen Alper Gezeravcı, Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde öğrencilerle bir araya geldi.
Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçen Alper Gezeravcı, Gaziantep’te Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezimizde düzenlenen bir etkinlikte öğrencilerle bir araya geldi. Gezeravcı, uzayda geçirdiği 14 günlük süreyi ve yaşadığı deneyimleri anlattı. Öğrencilerin merak ettikleri soruları da samimi bir şekilde cevapladı. Gezeravcı, uzayda nasıl yemek yedikleri, uyudukları, spor yaptıklarını ve bilimsel çalışmalar yaptıkları ile ilgili merak edilenleri anlattı.
Öğrenciler ise Gezeravcı’nın anlattıklarını büyük bir ilgi ve hayranlıkla dinledi. Bazı öğrenciler, uzaya gitmek istediklerini ve Gezeravcı’nın onlara ilham verdiğini söyledi. Gezeravcı, öğrencilere uzayla ilgili tavsiyelerde bulunarak uzayın sadece bir hayal olmadığını, çalışarak ve azmederek ulaşılabilecek bir yer olduğunu vurguladı.
“Attıkları adım sıra dışıydı”
Çocukların hayallerini gerçekleştirmek için günümüzde çok fazla imkan olduğuna değinen Alper Gezeravcı, “Cumhurbaşkanımızın vizyonunda Türkiye Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında benim gibi belli bir nesli aşmış insanların hayal bile edemediği, yeni nesil gençlerimize geleceğimizin teminatı olan kardeşlerimize ilerleyen yıllarında yürüyecekleri yollarda ilham kaynağı olacak bir sürece, uzay alanına yönelmeleri konusunda bir hayali gerçek kılma noktasında attıkları adım sıra dışıydı. Bu sürecin içerisinde yüzyıllık tarihimizde fazlasıyla hak ettiğimiz dünyanın ileri düzeyde bilimsel araştırmalar gerçekleştiren ülkeleri arasında yerimizi almamıza vesile olan bu görevi gerçekleştirmiş olmaktan son derece mutluyuz. Şahinbey’de bizi etkileyen bir salonda öğrencilerde buluşmaktan çok mutlu oldum. Sunulan imkanlar çocuklarımızın hayallerini şekillendirdiği bu yaşlarda bir şeylere dokunarak hayallerine kendilerinin belirlemesine imkan tanıyor. Bu setlerle çalışarak geleceğin bilim insanlarının yerini alacak bu kardeşlerimiz. Dolayısıyla bu çağda bir şeyleri zihinlerinde yapamamayı akıllarından silen bir adım bu” dedi.
“Dünya devleri arasında anılacak seviyeye gelmiş durumdayız”
Öğrencileri Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı’yla buluşturan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ise, “Şanlı bayrağımızı uzayda gururla taşıyan Alper Gezeravcı’yı milletimizle birlikte dualarla uğurladık, coşkuyla karşıladık. Bugün de Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezimizde ağırlamanın gururun yaşıyoruz. Teknoloji dünyası, her geçen gün yeni bir adım atarak önemli bir gelişme sağlıyor. Uzay çağındayız. Dünya devleri arasında anılacak seviyeye gelmiş durumdayız. Her gün yeni başarılara, ilklere imza atıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız liderliğinde bugün havada, karada, denizde altın çağını yaşıyor. Ülkemizin 100. yılı kalkınmanın, sürdürülebilirliğin, verimliliğin, üretimin yüzyılı, gençliğin, istikbalin, ülkünün, değerlerimizin, milletimizin yüzyılı olarak şahlanıyor. Bugün meydanlarda kendi teknolojimizin, kendi mühendislerimizin yapmış olduğu yerli ve milli gururumuz olan TOGG aracımız ile varız. Kızıl Elma, İHA, SİHA, Hürjet, Gökbey, Aksungur, Akıncı, Milli Muharip Uçağımız Kaan’la, uzay yolcularımızla varız. Bu gurur hepimizin. Bizler de Şahinbey Belediyesi olarak bilimle yoğrulmuş bir neslin yetişmesine imkan sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Teknofestlerin genç, taze yüreklerine destek veriyoruz” diye konuştu.
]]>Gezeravcı, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerle birlikte olmaktan büyük heyecan duyduğunu ifade etti.
Uzay yolculuğunun başladığı günlere ilişkin anısını paylaşan Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık. Yüz yıllık tarihimizde bu alanda herhangi bir tecrübe imkanı bulamamış olmamıza rağmen insanlı uzay görevlerinde ilk defa gittiğimiz ve vatanımızda insanımızın tecrübelerinden faydalanma imkanımızın olmadığı bir alanda alnımızın akıyla hedef koyduğumuz bütün deneyleri, bütün hedefleri gerçekleştirerek, çok şükür hakkını vererek bu görevi tamamlayıp ülkemize döndük.” diye konuştu.
Ayağının tozuyla sonrasındaki çalışmalara hazırlık talimatı almış
Gezeravcı, bilim misyonları sonuç aşamalarının tahlil ve analiz sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Yıllardır fazlasıyla hak ettiğimiz, bünyemizde bulunan potansiyel gücümüzü tetikleyecek, özgüvenimizin ayağa kaldırmasına vesile olması açısından artık tereddütsüz, kuşkusuz istediğiniz şekilde yürüme şansınız var. 19 Ocak’ta başlattığımız görevi 9 Şubat tarihinde tamamladık. 3 gün sonrasında Türkiye’ye ulaştık. Daha bir haftası geçmeden ayağımız tozuyla girdiğimiz ilk toplantıda verilen talimat, bir an önce bundan sonra yapılacak görevlerin de planlaması yönünde işlem adımlarına başlamamız yönünde oldu.” ifadelerini kullandı.
“Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor”
Gezeravcı, bir öğrencinin, uzay yolculuğu sürecinde yaşadıklarını sorması üzerine, “Atmosfere geliş aşaması, dönüş kısmındaki en riskli bölüm. Gidişte de fırlatma gerçekleştikten sonra maksimum dinamik basıncın yakalandığı bir nokta var. En kritik bölümü teşkil ediyor. Roketin üzerinde yanma ve hızlı katediş ve farklı reaksiyonların gerçekleşmesi neticesinde, üzerine gelen fiziksel şartların maksimum seviyeye ulaştığı an. Yaklaşık 3 ila 55 kilometre arasında bir kısım var. ‘Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor. Eğer tabire karşılık edecek bir şey varsa orası bir kara delik. Bu bölüm kontrolsüz bir bölüm. Hiç kimsenin oraya müdahale etmeye gücü yetmiyor. Kontrollü bir şekilde giriyorsunuz. Kontrolsüz bir bölgenin içinden geçiyorsunuz. O alan içerisine girdiğiniz andan itibaren her türlü dışarıdan iletişim kesiliyor. Hiçbir komut alamıyor, iletişim kurulamıyor.” diye cevap verdi.
Kapsülden kendi çıkmak istemiş
Dünyaya ayak bastığında yaşadıklarına ilişkin Gezeravcı, “Kapsülün dışına çıkmak için normalde iki kişi eşlik ediyor. Diğer iki arkadaşımız onların eşliğinde alındıktan sonra sıra bana geldiğinde, ‘Müdahale etmeyin. kendim çıkmak istiyorum’ dedim. Önce biraz tereddüt ettiler. Rahat bir şekilde çıktığımı gördüler. Dışarıda iki doktorumuz karşıladı.” dedi.
Gezeravcı, astronotluğun zorlu taraflarının sorulmasına ise her mesleğin kolay veya zorlu yanları olduğunu söyledi.
Her meslek dalının biraz daha emek sarf edilmesi gereken yerleri olduğuna işaret eden Gezeravcı, “Niyet ettikten ve bir yola başvurduktan sonra herkes bu işi yapabilir. Hayallerimi bugüne kadar hep engellemiş olmam sebebiyle olmaması gereken en son kişi belki bendim. Yani hayallerime bile almamış bir insan olarak, devletimiz buna imkan verdi, bize yürüyecek bir yolu açtıktan sonra ben olduysam, şu anda bu yaşta sizin hayallerinizi engellemenize gerek yok. Dolayısıyla astronot olmak birçok zor meslek dalını icra eden başka insanlarımızın meslekleriyle eş değer zorluklara sahip. Fiziksel şartları farklı ama nihayetinde uzaydan gelen insanlar değil. Uzaya geçici, gidip dönen insanlar. İçinizden çıkmış insanlar.” diye konuştu.
En keyifli zamanı dünyayı izlemek olmuş
Gezeravcı, görevin en keyifli anlarının ne olduğu sorusuna, “Bize de verilen ödevler, oraya götürdüğünüz 13 tane deneyin tamamlanmasıydı. Çok şükür planlı takvim dahilinde ödevlerimizi, deneylerimizi tamamladık. Kalan zamanda Türkçe’de ‘kubbe’ anlamına gelen, içi de camlarla bezenmiş bütün dünyayı gözleyebildiğim, geceyle gündüzü her 90 dakikada rüya aleminde gibi izleyebildiğimiz bir ortam vardı. Orada geçirdiğimiz zaman dilimi de en keyifli zamandı.” karşılığını verdi.
ISS, 2-3 günde bir Türkiye’nin üzerinden geçmiş
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) dünyayı gözlemlediğindeki duygularının sorulmasına da Gezeravcı, “Yeryüzündeki gördüğünüzde büyülendiğiniz mekanlar oluyor. Bu mekanların tamamını bir arada olduğunu, hepsini aynı anda gördüğünüz anı düşünün. O anın cazibesi, mükemmel bir şey. ISS’nin üzerinden geçtiği bir noktada ülkemizin dünya haritasında bile yerini gördüğümde her zaman heyecanlanmışımdır. Arkadaşlardan ülkesinin üzerinden geçmediği için üzülenler vardı. Ülkemizin üzerinden her 2-3 gün içinde geçiş yaptık. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Kendi ülkesini, güzelliklerini aynı anda tek bir karede görebilmek müthiş bir tecrübeydi.” diye konuştu.
]]>Gezeravcı’nın ailesi, ISS’den dönüşü beklenen oğullarını karşılamak üzere gittikleri ABD’den çevrim içi görüşmeyle AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Ali Baba Gezeravcı, son 14 günü sevinç ve mutlulukla geçirdiklerini, bunun oğullarına kavuşmalarıyla daha da artacağına inandıklarını söyledi.
Ailece sevinçli olduklarını belirten Gezeravcı, duygularını şu şekilde dile getirdi:
“Allah bu mutluluğu bütün sevenlerimize de tattırsın. Tanıdıklarımız bize telefonla ya da sosyal medya hesaplarımızdan sık sık ulaşarak sürece ilişkin bilgi almak istedi. Telefon hiç elimden düşmedi. Gönül dostu kardeşlerim, akrabalarım, hısımlarım ve komşularımla bu duyguları paylaşmak için sürekli istişarelerde bulundum. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır ile de görüştük. Onun bizimle paylaştığı duyguları da tanıdıklarıma aktardım. Bir Yörük evladı ve öğretmen çocuğu, astronot olarak uzaya çıktı. Bir insan bununla nasıl gurur duyabilirse, biz onun çok daha fazlasını hissediyor ve mutlu oluyoruz. Sevinçlerimizi hep dostlarımızla paylaşıyoruz. Onun bu zamana kadarki görüntülerini izledim. Başarılar diledim. O başarıların memleketimize geldiğinde devamını diliyorum.”
“Güveç yemeği İstanbul’da hazır”
Anne Sıddıka Gezeravcı da oğlunun dönüşüyle ilgili heyecanlı ve sevinçli olduklarını anlattı.
Herkesin kendilerini tebrik ettiğini aktaran Gezeravcı, “Çevremiz, ‘Allah herkese nasip etsin’ diye dua etti. Mutluluğumuzu paylaştılar.” dedi.
Gezeravcı, kendisini bu süreçte en çok gururlandıran şeyin, oğlunun 14 gün içerisinde başarıyla gerçekleştirdiği bilimsel deney çalışmaları olduğunu ifade etti.
Alper Gezeravcı’nın yanında götürdüğü Yörük kültürüne ait unsurlara ilişkin de bilgi veren anne Gezeravcı, “Alper, yanında Yörük kültürümüze ait yün eğirip ip elde etmeye yarayan ‘kirmen’i ve bir de nazar boncuğu götürdü. Güveç yemeğini de hazırladım. İstanbul’a geldiğinde yedireceğim. Alper, bizden sadece iyiliğimizi ve kendisini karşılamaya sağlıklı şekilde gelmemizi istedi. ‘Siz huzurlu olun yeter.’ dedi.” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı, oğlunun, yaptıkları görüntülü görüşmelerde kendilerine güneşin doğuş ve batışını izlettiğini belirterek, geldiğinde oğluna uzaya nasıl alıştığını soracağını söyledi.
“Abimin ağzından 14 günü dinlemek isterim”
Kardeşi Murat Gezeravcı da yaşadıkları gurura işaret ederek, sevdikleri, devlet büyükleri ve Türk milletinin paylaşmasıyla bu mutluluk ve gururun çoğaldığını dile getirdi.
Heyecanlı bir bekleme sürecinde olduklarını kaydeden Gezeravcı, “İnşallah kavuştuğumuzda bu mutluluğu daha da çok yaşayacağız.” diye konuştu.
ISS’deki diğer astronotların ağabeyiyle benzer fizyolojik değişimlere uğradığını gördüklerini ifade eden Gezeravcı, “Bu süreci daha öncesinde abim bize özetlemişti. Korkulacak bir şey olmadığını ve orada karşılaşılabilecek durumlardan biri olduğunu biliyorduk. O sebeple tedirgin olmadık. Bizi heyecanlandıran kısım dünyaya görüntüsünü onun kamerasından izlemek oldu. Onun keyifli halleri bizi çok mutlu etti. Abimin ağzından 14 günü dinlemek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.
Ağabeyinin, yeğeni Karan ile görüştüğü esnada onu neşelendirmek için yer çekimsiz ortamda takla attığını anlatan Gezeravcı, Karan’ın da koltukların üzerinde aynı hareketleri yapmaya çalıştığını bildirdi.
“Amcama artık sarılabileceğim değil mi?”
Gelinleri Hilal Gezeravcı ise Alper Gezeravcı ile görüntülü olarak bir kez görüşebildiklerini, onun haricinde telefonla konuşma imkanı yakaladıklarını belirtti.
Oğlu Karan’ın amcasından “yıldız” talep etmesini de değerlendiren Hilal Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Biz yıldız göremedik ama güneşi çok parlak haliyle gün batımında izleme şansımız oldu. Artık yıldız kısmı sürpriz olacak herhalde biz de merakla bekliyoruz. Karan, amcasını televizyonda görünce çok mutlu oldu. Sürekli Alper abiden bahsettiğimiz ve ne zaman geleceğini konuştuğumuz için bu aralar kavuşma anına odaklanmış durumda. O sebeple gün sayıyor. Biz sorduğumuzda ‘üzüldüm’ diyor ama özlediği için aslında bugünlerde biraz hüzünlü. Kavuşmaları çok heyecanlı olacak diye düşünüyorum. Alper abiyi yer çekimsiz ortamda görünce hepimiz çok şaşırdık. Karan da bizim tepkilerimize şaşırıyordu muhtemelen. Amcasıyla görüştüğü anlarda çok mutluydu. Buraya gelirken de hep söylediği şey ‘Amcama artık sarılabileceğim değil mi?’ oldu. Şu an herhalde aramızda ona en çok kavuşmayı ve sarılmayı bekleyen Karan. Alper abinin geldiğinde ilk olarak Karan’ın gönlünü yapmaya çalışacağını düşünüyorum. Karan ne isterse ilk onu yapacaktır.”
]]>VOKALKORD projesinin yöneticisi Haliç Üniversitesinden Prof. Dr. Gökhan Aydemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, VOKALKORD’un düşük yerçekiminin sebep olabileceği akciğer ve kardiyovasküler hastalıklarını önceden tespit etmeye yönelik bir mobil uygulama olduğunu söyledi.
Aralarında yapay zeka uzmanlarının da yer aldığı 12 kişiden oluşan bir ekiple VOKALKORD’u geliştirdiklerini dile getiren Aydemir, “İlk aşamada, akciğer kapasitesinin ve zorunlu hayati kapasitenin hesaplandığı, derin nefes alıp-verme esasıyla çalışan, sadece desibel farklarını ölçerek spirometrik verileri kaydediyoruz. İkinci safha, öksürük ve fonasyon. Bu iki safhada da ortaya çıkan ses frekansları, titreşim ölçülerek mevcut akciğer, kardiyovasküler sağlık değerlendiriliyor.” diye konuştu.
Aydemir, VOKALKORD’u Kovid-19 salgını sürecinde geliştirdiklerini kaydederek, salgın sürecinde hastaların öksürük ve fonasyon gibi verilerini yapay zeka sistemlerine yüklediklerini bildirdi.
“VOKALKORD projesiyle çok ağır aşamalardan geçtik”
Prof. Dr. Gökhan Aydemir, 2021 yılında Türkiye Uzay Ajansının çağrısını duyduklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaklaşık 40 üniversite içinden Haliç Üniversitesi de VOKALKORD projesiyle katkı sağlayacağına inanarak çok ağır aşamalardan geçti. Bizim açımızdan en zor safhası NASA’nınki oldu. Çünkü bir tıbbi cihaz, bilimsel desteği, yayınları ve yayın safhaları var. Bunun dışında NASA’nın kendi eğitimlerine katıldık. Uzaya bir materyal nasıl gönderilir, bundan sonraki uzay yolculuklarında NASA bu mobil uygulamadan nasıl faydalanır gibi bütün safhaları değerlendirdikten sonra 23 Eylül 2023’te NASA tarafından deneyimiz onaylandı. Bundan önce Alper Gezeravcı ile eğitimlerimiz oldu. Gezeravcı, mühendis, pilot olması sebebiyle uygulamayı çok iyi bir şekilde uyguladı, geliştirirken katkısı da oldu.”
“Gezeravcı’dan sonraki astronotlarda da uygulamamızı kullanmayı düşünüyorlar”
Gökhan Aydemir, yeryüzü deneyleri yaptıklarını, bunun bir tanesinin de Haliç Üniversitesi’nde gerçekleştirildiğini belirterek, diğer deneyin 9 Ocak’ta ABD’de yapıldığını söyledi.
Gezeravcı’nın ses kayıtları ile öksürük ve fonasyonlarını aldıklarını dile getiren Aydemir, “Gezeravcı, her gün doğumunda ve gün batımında deneyimizi Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan sessiz odada gerçekleştiriyor ve verilerini kaydediyor. Gezeravcı yeryüzüne dönüp karantina süreci bittikten sonra, 26 Şubat’a kadar biz de deneyimizin sonuçlarını paylaşıp, uygulamayı kamuoyuna sunmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
VOKALKORD deneyinin Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yer alan tablet üzerinden yapıldığına işaret eden Aydemir, “Uygulamayı tablete NASA yükledi ve yüklerken yazılımla ilgili birçok safhadan geçildi. Gezeravcı’dan sonraki astronotlarda da uygulamamızı kullanmayı düşünüyorlar. Test sonuçlarını ve bilimsel verileri açıkladıktan sonra uygulamanın faydalılığı değerlendirilecek.” dedi.
“Solunum yolu kaynaklı hastalıkları tespit edebilecek”
VOKALKORD projesinin yöneticisi Prof. Dr. Aydemir, VOKALKORD’un zor şartlarda çalışan herkesin kullanabileceği bir uygulama olacağını ifade ederek, şu açıklamalarda bulundu:
“Uygulamamızın deney kısmında akciğer fizyolojisini değerlendirmeye yönelik testler yapılacak. Akciğer kapasitesi, hayati kapasite ve zorunlu hayati kapasite saptandığında tespit edilebilen rahatsızlıklar belirlenecek. Buna ilave fonasyon, öksürük ile solunum yolu kaynaklı hastalıkları tespit edebilecek. Bir yanıyla da vücudun hayati fonksiyonları dediğimiz; nabzı, solunum sayısı, satürasyonu, elektrot vasıtasıyla EKG de çekebildiğinden her türlü sağlık hizmetini yapay zeka desteğiyle yönlendirme yapabileceğiz.”
“Gezeravcı’nın uzaydaki tecrübelerini biz de değerlendireceğiz”
Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç ise üniversitenin desteklediği VOKALKORD projesinin uzayda gerçekleştirilen deneyler arasında yer almasının mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.
Bunun sadece bir başlangıç olduğunu vurgulayan İnanç, “Gezeravcı’nın uzayda yaşadığı tecrübeler ve gerçekleştirdiği deneyler esnasında edindiği bilgileri biz de değerlendireceğiz. Sonraki adımlarımızı Alper Bey’in uzaydaki tecrübeleriyle birlikte şekillendireceğiz.” diye konuştu.
]]>Gezeravcı, Samsun Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleriyle canlı yayın bağlantısı gerçekleştirerek, merak edilen soruları yanıtladı.
“Uzayda olmak nasıl bir duygu?” sorusuna Gezeravcı, şu cevabı verdi:
“Ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşımak şerefine nail olmak, tarif ötesi bir duygu. Sizlerin de benim his ve düşüncelerime paydaş olduğunuzu bilmek, mutlulukların aileyle paylaşıldığında çoğalması gibi deneyimlerimi daha da değerli hale getiriyor. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığıyla bu büyük adımı atan devletimizin, milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Hatta yer çekimsiz ortamda olmasam, ayaklarımın yerden kesildiğini söylerdim ancak bu deyimin mevcut ortamda fiziki bir karşılığı yok.”
Gezeravcı, “Türkiye’nin ilk astronotu olmak sana neler hissettiriyor?” sorusu üzerine, “Çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan ve gelecek nesillerimizin hayallerini, gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan son derece mutluyum. Benim buradaki varlığımdan ziyade, ülkemizin buradaki varlığını temsil etmenin sorumluluğu ağır basıyor. Kendimi milletimizin uzaya erişen eli olarak görüyorum. Ben, aslında geri kalanı yerde olan çok büyük bir ekibin parçasıyım. Biz ekip olarak, siz değerli gençlerin ve gelecek nesillerin göklere baktığında, Türkiye’nin orada da var olduğunu bilmesi için çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
ISS ile ilgili merak edilenleri ise Gezeravcı, şöyle anlattı:
“Dünya yüzeyinden ortalama 400 kilometre yükseklikte, saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla hareket eden bu uzay üssü, düşük yer çekimi ortamında bilimsel deneyler yapılmasına imkan veren bir laboratuvar görevi görüyor. Eş zamanlı dünyayı gözleyebildiğimiz insanlı yapay bir uydu niteliği de taşıyor. İstasyon yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. 74 metreye 110 metrelik ölçüleriyle bu istasyon, insanoğlu tarafından bugüne kadar uzayda inşa edilmiş en büyük yapı. Ağırlığı yaklaşık 420 ton. Burada devletler bilimsel alanda çalışmalar gerçekleştiriliyor. İnsanlığın barışçıl ve iş birliği içinde geleceğini şekillendirdiği bir anıt niteliğinde diyebiliriz.”
Uzaya uyum eğitimleri
ISS’e uyum sağlayabilmek için hangi aşamalardan geçtiği sorusu üzerine Gezeravcı, “Öncelikle, görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç odası ve santrifüj eğitimleri aldık. Ardından, fırlatmanın gerçekleştirileceği Falcon-9 roketi ve üzerindeki Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve olası acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri tamamladık. Bu kısım çok önemliydi. Nitekim, olası acil durum senaryolarının çeşitlendirilebileceği yüzlerce farklı senaryo kombinasyonu mevcuttu. Uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini, Türk bilim insanlarının da katılımlarıyla kendi ülkemizde tamamladık. Son olarak, görevin sonunda dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryolarını çalıştık. Bu tür durumlarda hayatta kalma eğitimleri aldık.” ifadelerini kullandı.
Yer çekimsiz ortamda “bir konumda sabit şekilde durabilme”nin zor olduğunu ancak “havada uçarcasına hareket ederken kendisini çok rahat hissettiğini” vurgulayan Gezeravcı, “Çelik kanatlarım olmaksızın, bir kuş gibi gerçekten serbest ve özgür hissediyorum.” dedi.
Dünyaya dönüş rotası
Gezeravcı, görev sonrası nereye iniş yapacaklarına ilişkin de şu bilgiyi verdi:
“Dragon kapsülü, görev dönüşü suya iniş yapmak üzere tasarlanmış bir uzay aracı. Planlı inişimiz, Florida eyaletinin doğusundaki Atlas Okyanusu ve batısındaki Meksika Körfezi’nde yer alan toplam 7 potansiyel iniş noktasından birisine olacak. İnişe karar verilen gün ve saate ilişkin fırlatma öncesinde yapılan istatistiki değerlendirmeler güncel bilgiler ışığında gözden geçirilerek karar veriliyor. Meteorolojik bilgiler, dalga yükseklikleri ve bunun gibi iniş planlamasında etkili olan birçok faktörün, planlanan iniş zamanındaki durumuna göre iniş noktasına karar vermek gerekiyor. Tüm bu bahsettiğim detaylar, planlı iniş için geçerli. Bir de plansız inişler var ki bu beklenmeyen durumlarda, acil durum senaryoları devreye giriyor. Bu tür bir durumda, dünya üzerinde meteoroloji ve arama-kurtarma şartları açısından değerlendirmesi yapılmış, risk faktörleri minimize edilmeye çalışılmış herhangi bir noktaya iniş gerçekleşebilir.”
Yer çekimsiz ortamın deneylere faydası
ISS’de yaptığı deneyleri değerlendiren Gezeravcı, deney konularının malzeme bilimi, biyoloji, fizik, tıp ve genetik alanlarında farklı disiplinlerde araştırma konularını içerdiğini bildirdi.
Gezeravcı, “gMetal” deneyinde kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklarla akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yer çekiminin etkisini, radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisini, yer çekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkilerini araştırdıklarını anlattı.
MİYOKA deneyinde ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretimi teknolojisini test edeceklerini aktaran Gezeravcı, PRANET deneyinde ise propolis maddesinin etkilerini inceleyeceklerini söyledi.
Gezeravcı, tüm bu deneylerden elde edilen verileri dünyaya geri getirerek, bilim insanlarına teslim edeceğini, değerlendirme sonrası Türkiye’nin uzaydaki ilk bilimsel araştırmalarının sonuçlarının elde edileceğini dile getirdi.
Dünyadaki yer çekiminin biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçlere etkisine değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Bu etkiyi ortadan kaldırdığımızda, hücrelerin iletişim şekilleri ve maddeleri oluşturan kristal yapıların oluşumu gibi hassas süreçler de farklılaşıyor. Bilim insanlarının kanser, virüsler, genetik bozukluklar ve kalp hastalığıyla bağlantılı anahtar proteinlerin kristal yapılarını incelemelerini zorlaştırıyor. Oysa bu istasyondaki mikro yer çekimi ortamında bu kristalleri incelemek, bir tümörün nasıl geliştiğini analiz etmek ve bununla mücadele edecek yeni bir ilaç yapmak için araştırma yapmak mümkün. Dolayısıyla, mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.”
Yeni fotoğraflar paylaşacak
Gezeravcı, “Uzaydan dünyayı izlemek nasıl bir duygu?” sorusuna yönelik de şu değerlendirmede bulundu:
“Tek kelimeyle harika. Bu görüntü, uzay boşluğundaki yaşam alanımızın eşsiz değerini derinden hissetmeme ve bu güzelliği muhafaza etmek için elimden geleni yapmam gerektiğini bir kere daha idrak etmeme vesile oluyor. Gezegenimizi korumak için biz de ülke olarak yeşil ve temiz enerji üretimi projelerine odaklanmalıyız. Buradan uzaya baktığımda Güneş’in sınırsız kaynağını görüyorum. Bu kaynağı dünya üzerinde çok sınırlı bir şekilde kullanabiliyoruz. Yeterince uzaklaştığınızda, tüm dünya sizin yuvanız oluyor. Şehirleri, ülkeleri, dağları, okyanusları ve üzerindeyken sanki birbirinden ayrı ve farklıymış gibi görünen tüm ayrıntılarıyla onun aslında tüm insanlığın yuvası olduğunu fark ediyorsunuz.”
Karanlık evrene baktığında uçsuz bucaksız bir boşluğa bakıyormuş gibi hissettiğini belirten Gezeravcı, “Galaksiler ve yıldızlarla süslenmiş bir boşluk bu. Galaksilerin ve yıldızların büyüleyici görüntülerini gördükten sonra, evrenin sırlarının keşfinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Gezeravcı, uzaydan fotoğraf paylaşmanın da görevinin bir parçası olduğunu belirterek, öncelikle bilim insanlarının ihtiyaç duyduğu, deneylerle ilgili fotoğraf ve videoları çektiğini ifade etti.
Uzay istasyonu içinde çekimler yapmaya çalıştığını vurgulayan Gezeravcı, “Sizler için dünyanın fotoğraflarını çekiyorum. Dünya’mız okyanuslarının maviliğiyle, bulutlarının beyazıyla ve daha birçok rengiyle çok fotojenik bir gezegen, bunların fotoğrafları sizinle yakın bir süreçte buluşacak.” diye konuştu.
]]>Bakan Kacır, Türk astronotun ailesiyle bir araya geldi
SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Florida’da 18 Ocak’ta saat 01.11’de gerçekleşecek fırlatma törenini takip etmek üzere Amerika’da bulunan Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın ailesiyle bir araya geldi.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk uzay yolculuğu öncesi Türk astronot Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka ve babası Ali Gezeravcı ile bir araya geldi. Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alper Gezeravcı ile yaptığı görüşmeye değinerek, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla, başarıyla bu görevi de tamamlayacak” dedi. Kacır’ın, Alper Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayalinin olup olmadığını sorması üzerine annesi Sıddıka Gezeravcı, şöyle yanıt verdi:
“Anneannesine uçağı gördüğünde ‘ben bu uçağın şoförü olacağım’ demiş. Hep diyordu, ‘ben büyüyünce pilot olacağım.'”
‘YENİ BİR DÖNEME GEÇİYORUZ’
Kacır, Gezeravcı’nın uzay misyonu serüveninin ele alındığı videoya değinerek, “O videoda; ‘uçaklarla ilgili hep hayaller kurardım ama uzayla ilgili hayal kurmaya gelince sıra, Alper bu alan başka milletlerin alanı, bizim milletimiz bu alanda yok diyerek kendimi sınırlandırırdım’, diyordu. Ama şimdi bir perdeyi açıyoruz. Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye’ye de yakışır. Türkiye güçlü ve kuvvetli bir ülke, iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde, teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi, kararlı birisinin de bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla, karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize bir daha gösteriyor. Rabbim, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin” dedi.
Kacır, Ankara Kızılay ve İstanbul Taksim Meydanı’nda kurulan planetaryumlardan da fırlatma törenin takip edileceğini belirtti. Yolculuğun 36 saat 4 dakikalık bir zaman olarak öngörüldüğünü anlatan Kacır, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünya ile yarışan işler yapması bizim gençlerimize öz güven kazandırıyor” diye konuştu.
13 BİLİMSEL DENEY
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Alper Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini kaydeden Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız bilimde, teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz. Türkiye roket teknolojilerinde çok mesafe katetti. Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayi hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye da uzanacak” dedi.
‘OKULLARDA ASTRONOTUMUZUN VİDEOLARI İZLETİLDİ’
14 gün boyunca Alper Gezeravcı’nın yapacağı çalışmaların takip edileceğini belirten Kacır, “Bugün bütün okullarda videoları izletildi, Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı etkinlik haftası ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile konuştum, ‘hazır etkinlik haftası bizim de astronotumuzu gönderdiğimiz hafta, biz videoları ve bilgi metinlerini gönderelim, uygun görürseniz okullarda izletelim’ dedim. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci bütün okullarda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı tanımış oldu. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu ile ilgili bilgi sahibi oldu. Tabii oradayken de okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, bilgi alacaklar Alper Gezeravcı’dan” diye konuştu.
Baba Ali Gezeravcı da astronot aşamasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini ifade etti. Görüşmede, Alper Gezeravcı’nın kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı da bulundu. Kardeşi Murat Gezeravcı, “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza, gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum” dedi.
]]>Bakanlıktan, Bakan Kacır’ın, Türkiye’nin ilk insanlı uzay yolculuğu öncesinde Gezeravcı’nın ailesiyle gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklama yapıldı.
Buna göre, ABD’nin Florida eyaletinde gerçekleştirilen görüşmede, Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka Gezeravcı, babası Ali Gezeravcı, kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı yer aldı.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nda Gezeravcı ile video konferans görüşmesi yaptığını anımsatan Kacır, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla ve başarıyla bu görevi de tamamlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türk gençleri için yeni bir döneme geçiyoruz”
Gerçekleştirilecek uzay yolculuğuyla yeni bir perde açtıklarına işaret eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, Türkiye’ye de yakışır yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye, güçlü, kuvvetli ve iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde ve teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi ve kararlı birinin bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla ve karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize gösteriyor. Rabb’im, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin.”
Kacır, yolculuğun 36 saat 4 dakika sürmesinin öngörüldüğünü anlatarak, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması, Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünyayla yarışan işler yapması, bizim gençlerimize özgüven kazandırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor”
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini anlatan Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız, bilim ve teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz.” ifadesini kullandı.
Kacır, Türkiye’nin roket teknolojilerinde çok mesafe kat ettiğini belirterek, “Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayi hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye uzanacak.” bilgisini paylaştı.
“Çalışmaları takip edilecek”
Gezeravcı’nın 14 gün boyunca yapacağı çalışmaların yakından takip edileceğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Bugün bütün okullarda videoları izletildi, Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı ‘etkinlik haftası’ ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile bu konuda konuştum. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı tanımış oldu, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonuyla ilgili bilgi sahibi oldu. Oradayken okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, Gezeravcı’dan bilgi alacaklar.”
“Bizleri her zaman gururlandırıyordu”
Kacır’ın, Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayali olup olmadığını sorması üzerine anne Sıddıka Gezeravcı, “Uçak gördüğünde anneannesine ‘ben bu uçağın şoförü olacağım’ demiş. Hep, ‘ben büyüyünce pilot olacağım’ diyordu.” ifadelerini kullandı.
Babası Ali Gezeravcı da oğlunun astronot olmasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini aktardı.
Kardeşi Murat Gezeravcı da “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza ve gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Florida’da 18 Ocak’ta saat 01.11’de gerçekleşecek fırlatma törenini takip etmek üzere Amerika’da bulunan Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın ailesiyle bir araya geldi.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk uzay yolculuğu öncesi Türk astronot Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka ve babası Ali Gezeravcı ile bir araya geldi. Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alper Gezeravcı ile yaptığı görüşmeye değinerek, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla, başarıyla bu görevi de tamamlayacak” dedi. Kacır’ın, Alper Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayalinin olup olmadığını sorması üzerine annesi Sıddıka Gezeravcı, şöyle yanıt verdi:
“Anneannesine uçağı gördüğünde ‘ben bu uçağın şoförü olacağım’ demiş. Hep diyordu, ‘ben büyüyünce pilot olacağım.'”
‘YENİ BİR DÖNEME GEÇİYORUZ’
Kacır, Gezeravcı’nın uzay misyonu serüveninin ele alındığı videoya değinerek, “O videoda; ‘uçaklarla ilgili hep hayaller kurardım ama uzayla ilgili hayal kurmaya gelince sıra, Alper bu alan başka milletlerin alanı, bizim milletimiz bu alanda yok diyerek kendimi sınırlandırırdım’, diyordu. Ama şimdi bir perdeyi açıyoruz. Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye’ye de yakışır. Türkiye güçlü ve kuvvetli bir ülke, iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde, teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi, kararlı birisinin de bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla, karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize bir daha gösteriyor. Rabbim, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin” dedi.
Kacır, Ankara Kızılay ve İstanbul Taksim Meydanı’nda kurulan planetaryumlardan da fırlatma törenin takip edileceğini belirtti. Yolculuğun 36 saat 4 dakikalık bir zaman olarak öngörüldüğünü anlatan Kacır, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünya ile yarışan işler yapması bizim gençlerimize öz güven kazandırıyor” diye konuştu.
13 BİLİMSEL DENEY
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Alper Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini kaydeden Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız bilimde, teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz. Türkiye roket teknolojilerinde çok mesafe katetti. Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayi hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye da uzanacak” dedi.
‘OKULLARDA ASTRONOTUMUZUN VİDEOLARI İZLETİLDİ’
14 gün boyunca Alper Gezeravcı’nın yapacağı çalışmaların takip edileceğini belirten Kacır, “Bugün bütün okullarda videoları izletildi, Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı etkinlik haftası ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile konuştum, ‘hazır etkinlik haftası bizim de astronotumuzu gönderdiğimiz hafta, biz videoları ve bilgi metinlerini gönderelim, uygun görürseniz okullarda izletelim’ dedim. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci bütün okullarda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı tanımış oldu. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu ile ilgili bilgi sahibi oldu. Tabii oradayken de okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, bilgi alacaklar Alper Gezeravcı’dan” diye konuştu.
Baba Ali Gezeravcı da astronot aşamasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini ifade etti. Görüşmede, Alper Gezeravcı’nın kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı da bulundu. Kardeşi Murat Gezeravcı, “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza, gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum” dedi.
]]>Bakan Kacır, 18 Ocak Perşembe günü Türkiye saatiyle 01.11’de gerçekleştirilecek uzaya fırlatma törenine katılmak üzere gittiği ABD’nin Florida eyaletinde Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın ailesiyle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alper Gezeravcı ile yaptığı görüşmeye değinen Bakan Kacır, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla, başarıyla bu görevi de tamamlayacak” dedi.
Bakan Kacır’ın Alper Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayalinin olup olmadığını sorması üzerine anne Sıddıka Gezeravcı, “Anneannesine uçağı gördüğünde ben bu uçağın şoförü olacağım demiş. Hep ‘Ben büyüyünce pilot olacağım’ diyordu” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı’nın uzay misyonu serüveninin ele alındığı videoya değinen Kacır, “O videoda ‘Uçaklarla ilgili hep hayaller kurardım ama uzayla ilgili hayal kurmaya gelince sıra, Alper bu alan başka milletlerin alanı, bizim milletimiz bu alanda yok diyerek kendimi sınırlandırırdım’ diyordu” şeklinde konuştu.
“Türk gençleri için yeni bir döneme geçiyoruz”
Bakan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ama şimdi bir perdeyi açıyoruz. Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye’ye de yakışır. Türkiye güçlü ve kuvvetli bir ülke, iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde, teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi, kararlı birisinin de bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla, karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize bir daha gösteriyor. Rabbim, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin.”
Baba Ali Gezeravcı ise, oğlunun astronot olmasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini ifade etti.
“Türk gençlerinin inancını perçinliyor”
Bakan Kacır, Ankara Kızılay ve İstanbul Taksim meydanlarında kurulan planetaryumlardan da fırlatma töreninin takip edileceğini belirtti. Yolculuğun 36 saat 4 dakika olarak öngörüldüğünü anlatan Kacır, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması, Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünya ile yarışan işler yapması bizim gençlerimize öz güven kazandırıyor” diye konuştu.
Uzayda 13 bilimsel deney yapılacak
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Alper Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini kaydeden Bakan Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız bilimde, teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz” dedi.
Türkiye’nin roket teknolojilerinde çok mesafe kat ettiğini anlatan Kacır, “Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayii hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye de uzanacak” ifadelerini kullandı.
“Bütün okullarda astronotumuzun videoları izletildi”
14 gün boyunca Alper Gezeravcı’nın yapacağı çalışmaların takip edileceğini belirten Kacır, “Bugün bütün okullarda videoları izletildi. Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı etkinlik haftası ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile konuştum, ‘Hazır etkinlik haftası, bizim de astronotumuzu gönderdiğimiz hafta. Biz videoları ve bilgi metinlerini gönderelim, uygun görürseniz okullarda izletelim’ dedim. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci bütün okullarda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı tanımış oldu. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu ile ilgili bilgi sahibi oldu. Tabii oradayken de okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, bilgi alacaklar Alper Gezeravcı’dan” şeklinde konuştu.
“Başarıları bizi her zaman gururlandırdı”
Görüşmede Alper Gezeravcı’nın kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı da hazır bulundu. Murat Gezeravcı, “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza, gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum” diye konuştu. – FLORIDA
]]>ABD’nin Florida eyaletinden Ax-3 mürettebatıyla 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece 01.11’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) hareket edecek Gezeravcı’nın karantina süreci başladı.
Gezeravcı, AA muhabirine, çevrim içi yaptığı değerlendirmede bundan sonraki aşamaları anlattı.
Uzay misyonunda zorunlu kabul edilen 14 günlük karantina süreci için fırlatmanın gerçekleştirileceği Florida’ya geldiklerini belirten Gezeravcı, buradaki amacın herhangi bir hastalığı halihazırda istasyonda görev yapan astronotlara bulaştırmamak olduğunu söyledi.
Gezeravcı, “Dış dünyadan izole edilmiş bir yaşam alanı burası. Bulunduğumuz tesisi terk etmeden bütün ihtiyacımız bize getiriliyor. 8 aylık sürede aldığımız bütün eğitimleri de hem gözden geçirmeye hem tekrar etmeye hem de son operasyonel hazırlık süreçlerine yoğunlaştığımız bir ortamdayız.” diye konuştu.
Gündemlerinin çok yoğun olduğunu vurgulayan Gezeravcı, aileleriyle telefonla görüşecek zaman dahi bulamadıklarını ifade etti.
Gezeravcı, günlük rutinin içinde bazı fiziksel testlerden geçtiklerini dile getirerek, “İlave spor yapabilmek için gece 00.00-02.00 aralığında zaman bulabildim. Bu kadar yoğun bir faaliyet takviminin olduğu süreçten geçiyoruz. Şu anda bütün fiziksel ve zihinsel yoğunluğumuz görevin başarıyla icrasına yönelik.” ifadelerini kullandı.
“Götüreceğim malzemeleri teslim ettim”
Gezeravcı, operasyonel süreçlerin en önemli adımlardan birinin son dakika değişikliği yapılamaması olduğuna dikkati çekti.
“‘Aklıma şu geldi, şunu da götürseydim.’ diyemiyorsunuz.” ifadesini kullanan Gezeravcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Detaylı düşünülmesi, önceden planlanması ve bununla ilgili hazırlıkların tamamlanması gereken bir süreç vardı. Aylar öncesinden götürmeyi planladığım malzemeleri ilgili otoritelere teslim ettim. Tüm fiziksel ölçümleri tamamlanıp özel paketleme ve kargolama süreçlerine ilişkin hazırlıkları tamamlandıktan sonra kapsüle yüklendi. Silifkeliyim, Yörük kökeninden geliyorum. Yörük kültürüne ilişkin hazırlanmış bazı sembolleri, küçük yeğenimin ve ailemin fotoğraflarını, ilk görev yaptığım hava kuvvetlerimdeki filomun peçini ve bizi uzaya taşıyan Türk bayrağımızı götürüyorum.”
Gezeravcı, bu görevi icra etmek üzere eğitimleri alan ilgili otoritelerin ISS’de mevcut donanımlarıyla anılarının kayıt altına alınacağını söyledi.
“Deneyler eş zamanlı yapılacak”
Bunun bir yere varış hikayesi değil bir hikayenin başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Gezeravcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında devletin güçlü iradesiyle ve sağlam kararıyla zaten çoktan hak ettiği bir görevi icra ettiklerini dile getirdi.
Gezeravcı, “Geçmişte hayallerinin limitini gökyüzünün oluşturduğu çocuklara şimdi hayallerini uzayın derinliklerine taşıma imkanı veren Türk devleti sayesinde nesillerimizin ilham alıp kendilerini limitlemeden bütün potansiyellerini ortaya koyabileceği uzay operasyonlarına başlıyoruz. Gelecek nesillerimizin öz güvenini ayağa kaldıracak ve hayallerini kısıtlamalarına mahal bırakmayacak çok değerli bir göreve adım atıyoruz. Devletimize ve imkanlarıyla bu görevi mümkün kılan milletimize şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.
ISS’ye adım attığı andan itibaren yapacakları çok faaliyet olduğuna işaret eden Gezeravcı, öncelikle bilimsel çalışmalara dair hazırlık operasyonlarına başlayacaklarını söyledi.
Gezeravcı, hazırlıklarını tamamladıktan sonra rutin operasyona ertesi günün sabahında başlayacaklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Deneylerin, güç ünitelerine bağlanmış kargo paketlerinden çıkarılması ve ISS’de muhafaza edileceği soğutma ortamlarına taşınmasıyla deneylerin ilk adımı başlıyor. Deneylerimizi eş zamanlı başlatacağız. Her deneye 1 gün ayırmış değiliz, her gün birçok deneyi gerçekleştirip devamındaki günlerde o deneylerin farklı aşamalarını eş zamanlı yapacağız.”
Yemekler, astronotlardan önce gitti
ISS’ye ulaşmak için kullanılacak “Crew Dragon” kapsülünün içinde yemeklerin olacağını dile getiren Gezeravcı, Nisan 2023’te bir menü olarak değil beğendikleri yemek gruplarını tespit ederek bu sürece başladıklarını anlattı.
Gezeravcı, beğendikleri gıda içerikleri tespit edildikten sonra üretim aşamasına geçildiğini belirterek, şunları kaydetti:
“İlk numunelerin testlerini NASA bünyesindeki laboratuvarlarda gerçekleştirdik. Üretim faaliyetleri bu şekilde tamamlandıktan sonra hazır hale getirilip yüklemeleri gerçekleştirildi. ISS’de yiyeceğimiz yemekler şu anda zaten orada, bizden çok önce kargo olarak oraya ulaştırılmıştı. Kapsülün içindeki yemeklerin üretim aşamaları da seyahat tarihine yakın bitmiş olarak yüklemesi önümüzdeki hafta gerçekleşir. Et, sebze içerikli ve kapsülün içindeki seyir esnasında sıvı gıda içerikli tüketim malzemeleri olacak. Sevdiğiniz ana gıdalara ilişkin kısıt yok. Her türlü malzeme üretilip tüketime hazır hale getirilebiliyor. Tek fark, ISS’deyken içindeki nemi alınmış gıdaları tekrar nemlendirme, sıvı takviyesi ve ısıtma imkanı bularak tüketiyorsunuz ancak kapsülün içindeki yolculukta böyle bir ısıtma imkanımız yok.”
Gezeravcı, dönüş rotalarına ilişkin, “Florida eyaletinin doğusunda ve batısında tespit edilmiş farklı iniş noktaları var. Döneceğimiz tarihteki hava ve deniz yüzeyinin şartları neresi uygun olursa oraya iniş planlayacağız.” dedi.
]]>