Törenler kapsamında ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Daha sonra Erdoğan ve Tatar, aynı araçla Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki tören alanına geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanında yerini alırken, protokolü ve vatandaşları selamladı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Türk ve KKTC bayrakları göndere çekildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, daha sonra tören birliklerini denetledi, vatandaşların bayramlarını kutladı.
Türk askerinin Kıbrıs’a ilk çıkarma yaptığı yer olan Yavuz Çıkarma Plajı’ndan getirilen bayraklar, Cumhurbaşkanı Tatar’a teslim edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, katılımcılara hitap etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, günün anısına KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a üzerinde KKTC ve Türk bayraklarının yer aldığı tabloyu hediye etti.
Mehter takımının konser verdiği törende, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı, tüfekli grup gösterisi sırasında Cumhurbaşkanlığı forsu ve tarihte yer alan Türk devletlerini simgeledi.
Tören esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir süre sohbet etti.
Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan paraşütçü komandoları temsilen paraşütle atlarken, Bayraktar İHA ve helikopterler tören alanı üzerinde uçuş gerçekleştirdi.
Tören alanı üzerinden uçan Türk Yıldızları Akrobasi Timi katılımcıları selamladı.
Tören askerler, gaziler ve mücahitler ile son dönemde üretilen savunma sanayi araçlarının geçişiyle sona erdi.
Türkiye’den geniş katılım
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski bakanlardan Kürşad Tüzmen’in de aralarında yer aldığı Türkiye’den yüzerek Ada’ya gelen yüzücülerle fotoğraf çektirdi.
Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan gazilerle fotoğraf çektiren vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığınca açılan Kıbrıs Barış Harekatı 50. Yıl Dönümü Savunma Sanayii Sergisini ziyaret etti.
Törene TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, TBMM Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Celal Adan, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala, Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Zafer Sırakaya, Hamza Dağ, Ömer İleri, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin, Muhammet Emin Akbaşoğlu, Abdulhamit Gül, MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay, Muhammed Levent Bülbül, Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve kuvvet komutanları, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanı Hikmet Çetin, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir, milletvekilleri, eski bakanlar, siyasi parti temsilcileri, Kıbrıs Barış Harekatı gazileri ve yakınları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ücretler üzerindeki vergi yükü ve enflasyonla mücadele başta olmak üzere çalışma hayatının gündemindeki konulara ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, ülke olarak bir ekonomik krizden geçtiklerini belirterek, “Bundan 14 ay evvel kamuda HAK-İŞ’le beraber bir toplu iş sözleşmesi yaptık. Kamuoyunun tamamına yakının memnun olduğu yüzde 90 oranında zammın bulunduğu bir ücret alındı. Zaman zaman sizlerin bir hafta sonra televizyonlarda ve gazetelerde ‘odacının maaşı müdürü geçti, çöpçü öğretmeni geçti” gibi meselelerle 1 ay boyunca muhatap olduk. Aradan 14 ay geçti, ekonomik yönden darmadağın olduk. Baktığınız zaman o dönemde bizim fazla aldığımızı söyleyen kesimler, şu anda kamuda öyle ücret dengesizlikleri var ki iki misline yakın ücret alıyorlar” açıklamasında bulundu.
Çalışma hayatında birçok sıkıntının olduğunu bunlardan birinin de asgari ücret olduğunu dile getirerek, “17 bin lirayla bırakın bir ayı bir hafta geçinme şansınız yok. Hala ülkemizde asgari ‘ücret fazladır, asgari ücret 10 sene önce şöyleydi’ gibi konuşmalar var. Bunları konuşmak anlamsız, ayıp ve günahtır. Tablo ortada, alınan paralar ortada ve marketlerde, raflarda olan fiyatlarda ortada bu meselede 3 sendika başkanı olarak depremin maliyetini biliyoruz, savaşın maliyetini biliyoruz, Covid’in maliyetini biliyoruz. Fakat kötü bir ekonomik yönetimde bu maliyetleri de biz ödüyoruz.
Kamuda ve özel sektörde verilen ücretlerin yeterli olmadığını dile getiren Atalay, “Düşünün enerji sektöründe 20 yıldır çalışan bir işçi 25 bin ile 30 arasında bir ücret alıyor. Patronuna sorduğunuz zaman ‘bu ücret yüksek bir ücret, bu ülkede çok rahat geçinilebilecek bir ücret’ diyor. ‘Allah size nasip etsin’ demek istiyorum ama beddua etmek istemiyorum. Ülkemizde yüzde 20’lik bir kesim refah içinde yaşıyor bedelini ise yüzde 80’lik bir kesim ödüyor” ifadelerini kullandı.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yaptığı konuşmada ise makroekonomik göstergelere bakıldığı zaman büyüye bir Türkiye’nin görüldüğünü dile getirerek, “Kişi başına düşen milli gelirlere 13 dolara çıktı TÜİK’in rakamlarına göre. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektöre pek çok şirket 3 vardiya çalışıyor. Büyüme de devam ediyor, ihracat artıyor, işsizlik azalıyor. Bütün bu makroekonomik veriler ışığında çalışanların, emek hareketinin, dar gelirlinin, asgari ücretlinin tablosuna bakıldığında ise büyümeye rağmen, Gayrisafi Milli Hasıladaki artışa rağmen ücretlilerin aldığı pay artmıyor azalıyor. Bu çerçevede bakıldığı zaman asgari ücretle çalışanların oranı da artıyor. Türkiye’de refahın adil paylaşımıyla ilgili tersine bir gidiş söz konusu” şeklinde konuştu.
Arslan, Belediye işçilerinin de sorunlarına değinerek, “Seçim sonrası sadece bizim konfederasyonda 5 bin işçi işini kaybetti. Bunlar hiçbir suçları yokken, hiçbir cezai işlem uygulanmadan tamamen belediye başkanlarının inisiyatifiyle çıkarılıyor. Bu işten çıkarmalar bizi son derece üzüyor. Muhalefet partilerinin söyledikleri ve yaptıkları arasında ciddi fark var. Ekonomik kriz varsa işçiyi çıkartmak çözüm değildir yeni istihdam üretmek çözüm olur. İşten çıkarmalara son verilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise enflasyonunun sebebinin sabit gelirli olmadığını, asgari ücrette artış yapılması gerektiğini ifade etti. Çerkezoğlu, üç konfederasyonun taleplerinin yer aldığı ortak bildirisindeki 10 maddeyi de şu şekilde özetledi:
“Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut sistem ücretleri mağdur ediyor. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı. Çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır.
Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK’in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla açıklanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.
Asgari ücret acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kar hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakarlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.
Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.
En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.
Sendikal örgütlenmenin önündeki hakların kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.
696 KHK’nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.
Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmamalı. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.
İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem oluşturulmalıdır.
Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.” – ANKARA
]]>KİME NE KADAR CEZA İSTENİYOR?
Ankara’nın Çukurambar semtinde, 30 Aralık 2022’de Sinan Ateş’in öldürülmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan ve Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi 145 sayfalık iddianame kabul edildi. İddianamede, tetikçi Eray Özyağcı ile onu olay yerine getiren ve kaçıran Vedat Balkaya ile Suat Kurt hakkında eylem üzerinde ortak hakimiyet ile müşterek fail olarak Sinan Ateş’e yönelik toplu halde, iştirak halinde “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Sanıklardan “silahlı eylemi organize ettiği” iddia edilen Doğukan Çep ve şüpheli eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ise “suça azmettiren olarak maktüle yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Sanıklardan Zekeriya Asarlaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Askın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çaglar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın “istirak halinde islenen suça yardım eden fail olarak maktüle yönelik toplu halde, istirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçundan hapis cezası isteniyor.
AYŞE ATEŞ’İN İFADESİ İDDİANAMEYE GİRMEDİ
İddianamede 22 kişi yer alırken, kamouyundan da sert eleştiriler aldı. Eleştirilerin nedeni ise iddianameye girmeyen pek çok hususun olması. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in 17 sayfalık verdiği ifadeden iddianamede sadece “Olay tarihinde öldürülen Sinan Ateş’in eşi olduğunu, olayın bütün yönleriyle araştırılmasını talep ettiği, eşinin öldürülmesi olayını gerçekleştiren tüm şüphelilerden davacı ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır” şeklinde yer verildi.
Ayşe Ateş’in verdiği ifadede pek çok MHP’li ve Ülkü Ocakları üyesi kişilere işaret ediyordu. Öyle ki Ayşe Ateş’in ifadesinde 11 kez “MHP”, 91 kez “Ülkü Ocakları”, 12 kez “Ahmet Yiğit Yıldırım” 23 kez de “Olcay Kılavuz” ifadeleri geçmesine rağmen bunlardan bir tanesi bile iddianamede yer almadı.
ATEŞ, PEK ÇOK İSMİ İŞARET ETMİŞTİ
Öte yandan, Ayşe Ateş savcılık ifadesinde, Sinan Ateş’in ardından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na yeni atama yapıldığını ve yeni yönetimdeki isimlerin Sinan Ateş hakkında “FETÖ’cü, ihanet ateşi gibi ithamlar içeren sosyal medya paylaşımlarının yapıldığını belirtti. Sinan Ateş hayattayken kendisine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın kontrolünde olan ve genel başkan yardımcısı olarak görev yapan Kadir Ensar Ejder isimli şahıs tarafından yönetilen Orhun Haber isimli internet haber sitesinde 4 Mart 2022’de “bir ihanet ateşi” başlıklı haberin yapıldığını söylediğini belirten Ayşe Ateş, yine bu haber sitesinin Sinan Ateş hakkında yapmış olduğu bu ve benzeri haberleri gerçekte o dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından yapıldığı iddiasında bulunmuştu.
“OCAK ONUN KALEMİNİ KIRDI, SEN DE ZARAR GÖRME”
Ayşe Ateş savcılık ifadesinde, davanın iddianamesinde azmettirici olarak belirtilen Tolgahan Demirbaş’ın, Sinan Ateş’in arkadaşı Haluk Türk’e giderek kendisinin ‘Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz tarafından elçi’ olarak gönderildiğini söylediğini aktardı ve, “Bu şahıs eşimin arkadaşına ‘Sinan Ateş’in yanında durma abi, Ocak onun kalemini kırdı, sen de zarar görme’ demiş. Haluk Türk bunu eşime söylemiş, eşim de bana söylemişti. Tolgahan Demirbaş isimli şahsın kendisinin yanına gelerek eşim hakkında söyledikleri dışında eşim tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili paylaşımlarda bulunmuş olabileceğini düşünüyorum. Dosya şüphelisi Tolgahan Demirbaş’ın Haluk Türk’e eşimin öldürülmesi kararı alındığını kimlerin söylediğini, şahsın kendisine başka neler anlattığını ve rahmetli eşime karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili olarak varsa sahip olduğu bilgileri anlatması hususunda Haluk Türk’ün ifadesine başvurulmasını talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
DAVANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRECEK TUTANAK KAYIP
Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in suikasttan birkaç ay önce kendisine “Olcay Kılavuz ve Ahmet Yiğit Yıldırım beni öldürmek için kiralık katil arıyor” dediğini de aktarmıştı. Şüphelilerden Tolgahan Demirbaş’ın ise dönemin MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un evinde saklandığı ve burada gözaltına alındığı iddia edildi. İddiaya göre Kılavuz, Ateş cinayeti sonrası kendi evinde saklanan Demirbaş’ı vermek istemeyerek polise direnmiş; tartışma sonrası da Demirbaş’ın söz konusu adresten alındığına ilişkin tutanak kaybolmuştu. Ayşe Ateş’in şikayeti sonrası Kılavuz’la ilgili işlem yapılırken Kılavuz’un olay tarihinde milletvekili olduğu gerekçesiyle dosya parlamenter soruşturma bürosuna iletildi. Cinayette ismi sık sık geçen Olcay Kılavuz, Sinan Ateş cinayeti için, “Her şeyden evvel böyle şerefsiz bir olayın içerisinde bulunacak kadar şerefsiz biri değilim” diyerek kendini savundu. Kılavuz’un bir TV kanalında bu açıklamayı yapması üzerine MHP’nin Meclis’teki Grup Danışmanlığını yapan Kılavuz’un görevine son verilmişti.
ÇELİŞKİLİ İFADELER VERDİLER
Sinan Ateş öldürüldükten bir gün sonra şüpheli Tolgahan Demirbaş’ın savcılık talimatıyla arama yapılan aracında 7 adet kovan, 34 adet fişek, 1 adet tabanca, tabancaya takılı vaziyette bir adet şarjör bulunduğu ortaya çıkmış ve söz konusu belgelere ANKA Haber Ajansı ulaşmıştı. Tutuklu sanıklardan eski Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel ve Tolgahan Demirbaş’ın birbirleri ile çelişkili ifadeler verdiği belirlendi. Ayrıca Emre Yüksel’in sorgulama aşamasındaki tüm tutanaklarda ikametgah adresinin Ankara’da bulunan Ülkü Ocakları Genel Merkezi olduğu görülürken, iddianamede ise farklı bir adres yer aldığı ortaya çıkmıştı.
MUHALEFET LİDERLERİ DE DURUŞMAYA KATILACAK
Bu süreçte Ayşe Ateş de 1 Temmuz’da görülecek duruşmaya siyasetçilerin katılması talebiyle görüştü. Ayşe Ateş’in bu görüşmelerin ardından yaptığı açıklamalara göre CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve CHP 7’inci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu duruşmayı takip edecek isimler arasında yer alıyor.
BAHÇELİ KARAR DEĞİŞTİRDİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise 12 Haziran’da “MHP, 1 Temmuz’daki duruşmada mutlaka hazır olacak” açıklamasını yaparken, Ayşe Ateş bu açıklama tepki göstermiş ve “MHP, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in katline ilişkin görülecek olan siyasi cinayet davasına avukatları düzeyinde katılacakmış. Peki, neden? Müşteki değiller. Sanık olmadıklarını da tekrar tekrar ifade ettiler. Eminim ki kamuoyu da benimle aynı soruyu soruyordur: O halde ne işiniz var Sincan’da” demişti. Duruşmaya günler kala ise Devlet Bahçeli “1 Temmuz 2024 Pazartesi günü başlayacak mahut cinayet davasıyla partimizi ve Ülkü Ocaklarını ilişkilendirmek için tek ayak üzerinde kırk yalan söylerler. Söz konusu davaya sadece avukatlarımız katılacak, bunun dışında hiç kimse orada bulunmayacaktır. Herkes eteğindeki taşı döksün de şahit olalım. Kim ne biliyorsa, hangi belge, bilgi ve bulguya sahipse, mahkemeye sunsun da hepsinin ense tıraşını görelim” açıklamasını yaptı.
ERDOĞAN DA AYŞE ATEŞ İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ayşe Ateş’i Beştepe’de kabul etti. Ayşe Ateş, Erdoğan ile görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Beni ve kızlarımı gerçekten uzun uzun dinledi. Kızlarım da uzun bir konuşma yaptılar, sohbet ettiler kendisiyle. Durumu anlattım, izah ettim, dosya hakkında konuştuk. Deyim yerindeyse dertleştik aslında, o havada bir görüşme geçti” ifadesini kullanmıştı.
17 KİŞİNİN DOSYASI AYRILDI
Cinayete ilişkin 22 tutuklu sanık hakkında dava açılırken 17 şüphelinin de dosyası ayrıldı. Dosyası ayrılanların arasında hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulan Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç ile Ülkü Ocakları Ankara İl Başkan Yardımcısı Suat Yılmazzobu, eski Çubuk Ülkü Ocakları Başkanı Gürsel Horat, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde komiser olarak görev yapan Talha Atalay ve eski MHP Mersin Milletvekili ve eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz yer alıyor.
]]>TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM’de ilk olarak HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile bir adaya geldi.
Yapıcıoğlu, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, bu kapsamda çalışmalara destek vereceklerini belirtti. Yapıcıoğlu, “Sayın Meclis Başkanı ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bizim düşüncemize göre de, Türkiye’nin tamamen yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. 1982 yılından beri Türkiye darbe Anayasası ile yönetilmektedir. Bu Anayasa’da üzerinde 21 kez değişiklik yapıldı. Türkiye’nin ihtiyacı, 22’nci kez değişiklik yapmak değil, tamamen yeni anayasa yapmaktır” ifadelerini kullandı.
“Atama usulüyle görevlendirme yapılması doğru değil”
Yapıcıoğlu, Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına ilişkin ise, “Hiç kimse siyasi fikirlerinden dolayı soruşturulmasın, hiçbir siyasi seçilmiş olmanın istediği gibi davranma ya da kanunların dışına çıkma hakkını kendinde görmesin. Herhangi bir kişi suç işledi diye görevden alınırsa atama usulüyle görevlendirme yapılması doğru değil” dedi.
Kurtulmuş, daha sonra DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ile görüştü. Görüşmenin ardından Aksakal, yaptığı açıklamada, anayasada yapılacak değişiklikle gensoru ve güvenoyunun geri getirilmesine ilişkin görüşlerini içeren dosyayı Kurtulmuş’a ilettiklerini bildirdi.
DSP liderinden “kayyuma destek”
Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasını desteklediklerini ifade eden Aksakal, “Hakkari’deki kayyum meselesi olması gereken olaylardan bir tanesidir. Terörle ilişkisi olan, terörle iltisakı olan ve devletin, halkın imkanlarını kullandırmaya gayret edenler dahil görevde bir an bile tutulmamalıdır” dedi. Aksakal, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin ise şunları kaydetti:
“Mevcut Anayasa 12 Eylül darbecileri tarafından hazırlanmış ve bu süreçte neredeyse tamamı üzerinde değişiklik yapılmış bir Anayasa’dır. Bu Anayasa’yı yapanlar sivil döneme geçtikleri süreçte yargılanarak rütbeleri dahi sökülmüş, kişilerin yazdığı Anayasa haline geldi. Böyle bir Anayasa’nın kötü ruhunu arındırmamız gerekir. Elbette DSP olarak önemsediğimiz Anayasamızın ilk üç maddesinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesi teklif dahi edilmeyeceği hususunu güvence altına alan ve dördüncü maddesinin kendisinin de bir güvenceye kavuşturulması gerektiğini düşüncesini Meclis Başkanı ile paylaştık.”
Numan Kurtulmuş, son olarak Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan ile görüştü. YRP olarak bir anayasa taslağı hazırladıklarını belirten Erbakan, yüksek düzeyde mutabakatla bir anayasa hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Erbakan’dan “kapsayıcı anayasa” vurgusu
Erbakan, şunları söyledi:
“Yeniden Refah Partisi olarak son dönemde bu gündem doğrultusunda bir anayasa taslağı çalışmamız var. Bunun çalışmaları hemen hemen son noktaya geldi. Biz de sayın Meclis Başkanı’na anayasa taslağımızı Yeniden Refah Partisi olarak hazırlamış olduğumuz anayasa taslağımızı kendilerine ileteceğimizi ilettik. Anayasanın bütün milletin anayasası olması gerektiğini ve her kesimin fikrinin, görüşünün alınarak mümkün olan en yüksek düzeyde mutabakatla bu anayasanın yapılmasının faydalı olacağını ifade ettiler.”
Fatih Erbakan, Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına ilişkin ise, “Van konusunda da parti olarak görüşlerimizi ifade etmiştik. Siyasi İşler Başkanımız bugün Hakkari ile ilgili görüşlerimizi çerçeve olarak ortaya koydu. Böyle bir durum olması halinde bu şahsın adaylığının gerçekleşmemesi gerekir. Burada kendisine aday olma izni verilmemesi, konunun bu noktaya gelmemesi gerekir. Bu yapılmadan veya adaylığına mani görülmeden sonradan seçilip, milletin desteğini aldıktan sonra bu gibi hareketlerin yapılması toplumsal barışa da zarar veriyor, iktidarın kendisine de zarar veriyor. O nedenle bu iş yapılacaksa, baştan gerekli tedbirin alınıp bu durumda olan kimselerin adaylığının gerçekleşmemesi daha doğru bir yoldur” dedi.
]]>(İSTANBUL) – Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) 14. Bilim ve Sanat Ödülleri ile Türkan Saylan’ı Anma Töreni, İstanbul’daki İş Sanat Kültür Merkezi’nde yapıldı. ÇYDD Genel Başkanı Ayşe Yüksel, “Çağdaş ülke seviyesine ulaşmak için canla başla çalışıyoruz” dedi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni reddettiklerini vurguladı. Sanat ödülüne layık görülen Zeynep Kaçar, ödülünü CHP Genel Başkanı Özel’in elinden aldı.
ÇYDD Onursal Genel Başkanı Türkan Saylan, ölümünün 15’inci yılında etkinliklerle anılıyor. Saylan, derneğin ölümünden bu yana her yıl düzenlediği anma etkinliği ile bu yıl 14’üncüsü gerçekleştirilen Bilim ve Sanat Ödülleri töreni yapıldı. İstanbul Levent’teki İş Sanat Kültür Merkezi’ndeki programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, CHP Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş ve Sevgi Kılıç, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da katıldı.
“TÜRKAN HOCAMIZ HEPİMİZİN KALBİNDE”
Programın açılış konuşmasını ÇYDD Genel Başkanı Ayşe Yüksel yaptı. Özgür Özel’in programa katılmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Yüksel, şunları söyledi:
“Türkan Hocamız 15 yıldır bedensel olarak aramızda değil ama hepimizin kalbinde, aklında, anılarında o hep var, var olmaya devam edecek. O kadar çok şey öğrenmişiz ki, onsuz olmak mümkün değil. Bir yıl sonra dönemin Genel Başkanı, kıymetlimiz Profesör Doktor Aysel Çelikel ve benim de içinde yer aldığım yönetim kurulu, Türkan Hocamızın adını yaşatmak için onun adına bilim ve sanat ödülleri vermeye karar verdik. 14 yıl boyunca biz, Türkan Hocam gibi tıp alanında fark yaratan ama sadece bilimsel değil, insani değerlerle fark yaratan bilim insanlarına ödül veriyoruz. Yine sanatın her alanına ilgi duyan, değer veren, ilgilenmeye çalışan biri olarak Türkan Hocanın anısına da sanatta öykü dalını seçtik. 14 yıl boyunca öykü dalında ödül veriyoruz. Bu akşam bu iki önemli alanda ödül alanlarla sizleri tanıştıracağız, buluşturacağız. Türkan Hocamı böyle anmak yakışır diyorum. Büyüklerimiz demez mi hep, bu dünya iyilerin yüzü suyu hürmetine devam ediyor diye. Evet. Nedir bu iyi değerler?
“KURULUŞ DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞILIYOR”
Doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, incelik, çalışkanlık, özveri, bu değerlere sahip olan kişilerle karşılaşıyoruz ama hepsini aynı kişide, kimlerde görüyoruz; doğal olarak büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’te ve kıymetlimiz, efsane genel başkanımız Profesör Doktor Türkan Saylan’da. İşte bu değerlerin hepsinin birden onlarda bulunması mucizeyi zaten gerçekleştiriyor. Biz Türkan Saylan’a her an minnet duyuyoruz. Tıpkı büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi. Ona karşı sorumlu hissediyoruz. Borcumuzu ödemek için emek veriyoruz. Biz Türkan Saylan’ın öğrencileri neyi öğrendik? Eğitimde her kadının ama her bireyin Atatürk Cumhuriyeti’ne borcu var. Ben Ayşe Yüksel, Cumhuriyet sayesinde buradayım, sizlerle buluşuyorum, göz göze gelebiliyorum. Ata’ma minnettarım. 1923-2023, Cumhuriyet 100 yaşında, Atamızın hayal ettiği durumda mı? Tabii ki hayır. İnsanın içi acıyor. Tam tersi kuruluş değerlerinden, kuruluş yasalarından uzaklaşılıyor. Biz 35 yıl boyunca Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatmak, onun devrim ve ilkeleri doğrultusunda çağdaş eğitim yoluyla çağdaş ülke seviyesine ulaşmak için canla başla çalışıyoruz. Biz çalışırken ne oldu geçtiğimiz haftalarda, Milli Eğitim Bakanlığı duymak istemediğimiz bir çalışmadan söz etti: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli. Ne yapıyoruz, reddediyoruz.”
ZEYNEP KAÇAR’A ÖDÜLÜNÜ ÖZGÜR ÖZEL VERDİ
Gecede, yapımcılığını gazeteci-yazar Özlem Özdemir’in yaptığı, Türkan Saylan anısına hazırlanan belgeselden kısa bir kesit gösterildi. Bu yılki bilim ödülüne Buse Cevatemre Yıldırım, tıp alanındaki çalışmalarıyla layık görüldü. Yıldırım’a ödülünü, Bilim Akademisi üyesi Reyhan Küçükkaya takdim etti. Sanat ödülüne ise Tanrı ve Memeli Hayvanlar isimli kitabıyla Zeynep Kaçar layık görüldü. Kaçar, ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in elinden aldı. Program, Ali- Aysun Kocatepe çiftinin konseriyle sona erdi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TOBB’un 80’inci Genel Kurulu kapsamında düzenlenen resepsiyona katıldı. Resepsiyona ayrıca TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eski Başbakan Binali Yıldırım, YSK Başkanı Ahmet Yener, İYİ Parti Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekilleri de katıldı.
Resepsiyonda konuşan Özel, şunları söyledi:
“31 Mart’tan önceki Türkiye’nin şartlarında tüm siyasi partilerin genel başkanları maalesef genel kurula aynı anda davet edilemiyorlardı. Bu noktaya nasıl geldik, onu tartışmak bugünün işi değil ama 31 Mart’ın mesajı normalleşmedir. Normalleşmenin gereği el sıkışmaktır. Son seçimlerin birinci partisinin genel başkanıyla ikinci partisinin genel başkanı ya da son genel seçimlerin birinci partisinin genel başkanıyla ana muhalefetin genel başkanının el sıkışmadığı, konuşmadığı bir süreci Türkiye geride bırakmalıdır.
“BU ÜLKEDE ASGARİ ÜCRET ALANLARI İÇİN ÇOK DÜŞÜK, VERENLER İÇİN ÇOK YÜKSEK”
Seçimlerde Türkiye’nin yüzde 65’inin, ekonominin yüzde 80’inin, toplanan verginin yüzde 87’sinin bulunduğu yerlerde yerel yönetimlerde sorumluluk almış başkanların genel başkanı olarak hem yerel yönetimlerle ilgili hem de ülkeyi yönetmekte olan iktidar partisiyle ilgili milletin beklentileri nelerse ona uygun şekilde hem müzakere etmek hem ana muhalefet sorumluluğuyla sorunları dile getirmek ve mücadele etmek bizim görevimiz. Bu ülkede asgari ücret alanları için çok düşük, verenler için çok yüksek. Bu ülkede döviz kuru ihracatçı için çok düşük, vatandaş için çok yüksek. Türkiye bugün dünyanın yoksul ve ucuz iş gücü ülkeleriyle düşük asgari ücretle mücadele edemez. Bu ülkeye yazıktır o yüzden açılışı ve hamleleri doğru yapmış olsak şu anda yüksek katma değerli üretim ve ihracatla alan için tatminkar, veren için de uygun maliyetli bir asgari ücretimiz olabilirdi.
Enflasyonist bir ekonomide TOBB’un son dönemdeki en büyük haklı uğraşlarından bir tanesi enflasyon muhasebesine itiraz olmuştur. Çünkü enflasyon muhasebesi mali tabloların düzeltilmesinden öte enflasyonun getirdiği yeni kıymeti kar gibi görüp vergileştirme sürecine girdiğinde büyük bir sıkıntı yaratacaktır.
“ANAYASA MAKRO BİR TARTIŞMADIR VE MAALESEF GÜNDEME SİS ETKİSİ YAPMAKTADIR”
Bugün Türkiye yoğun bir şekilde anayasa tartışmalarının içinde tutulmaya çalışılıyor. Anayasa makro bir tartışmadır ve maalesef gündeme sis etkisi yapmaktadır. Anayasa tartışmalarının istihdam sorunlarını, üreticinin sorunlarını, krediye ulaşma sorununu, geçim sorununu, emeklilerin sorununu örtüp görünmez kılacak bir gündem sisi, etkisi yapmasına tamamen karşıyız. Yeni anayasa yapılabilir mi şartlar olur ve olgunlaşırsa yapılır. Birinci şartı mevcut anayasaya tam uymaktır. Yeni bir elbise istemek için eskisine ne yaptığınıza bakarlar, size dikilmiş bir kıyafeti hiç giymediyseniz yenisini talep edemezsiniz,yenisini de giyecekseniz sizin üstünüze yaparlar. Anayasalar mucizevi kıyafetlerdir, herkesin üzerine uyar onun için anayasa yapacaksak anayasayı her doğan için yapmak lazımdır. Her doğan için yapılan anayasa herkese uyar o zaman bunun için aşkın zamanlı bir metin yaratmak için, çok tartışmak çok paylaşmak ama ilk başta ilk düğmeyi iliklemek için mevcut anayasaya tam uymak lazımdır. Mevcut anayasaya uymanın bir ikincil kazanımı hukuk devletine dönüş olacaktır. Bugün Türkiye’nin en yüksek iki tansiyonundan bir tanesi Sinan Ateş davası bir diğeri Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıdır. Eğer hukuk devletine dönerseniz, kimsenin fısır fısır bugün bu salondaki herkesin arasında ‘Yahu ne oluyor? Nasıl okumak lazım’ sorusuna cevap aramayız. Hukuk devleti varsa hukukçular da vardır. Hepimiz adına gereğini yaparlar. Ben tüm hukukçulara yüksek yargının değerli başkanlarının varlığında tekrar hukuk devletine dönüş için kuvvetli bir anayasal bilinç, hukuka güven, hukukçuya güvenin sağlandığı bir Türkiye’de hep birlikte el sıkışmanın, hep birlikte kucaklaşmanın özlemini duyduğumuzu hatırlatıyor, Türkiye’nin en önemli kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinden bir tanesi olan TOBB’un 80’inci Genel Kurulunun, üyelerine ve hepimize fayda getirecek sonuçlar üretmesini temenni ediyorum.”
]]>KEMAL ONUR ATALAY
(AKSARAY) – CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ali Abbas Ertürk, “Hedefimiz 2028’de iktidar olabilmek. Bizi polemik çukuruna çekmeye çalışanlara dönüp bakmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi daima ileri bakacağız” dedi. Ertürk, anayasa değişikliği görüşmelerine ilişkin “CHP’nin öncelik sorunu yeni anayasa değil. Ülkemizin gündeminde açlık var, yoksulluk var, pahalılık var, önce bunlarla mücadele edilmesi gerekiyor” diye konuştu.
CHP PM Üyesi Ali Abbas Ertürk, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ertürk, CHP Genel başkanı Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinin gündem olmasının ülkedeki siyasi atmosferin normal dışı olmasından kaynaklandığını ifade ederek şunları söyledi:
“Kuzey Kore-Güney Kore liderinin buluşması kadar gündemde kaldıysa, demek ki siyasette toplum olarak kutuplaşma, ayrışma çok ileri boyutlara varmış. Oysa demokratik ülkelerde bir ülkenin cumhurbaşkanının, başbakanının ya da o ülkenin ana muhalefet liderinin herhangi bir başka muhalefet lideri ile görüşmesi çok doğaldır. Normal şartlarda iki liderin görüşmesi belki o gün manşetlerde bir günlük bir haber olarak kalır. Ülkemizde bu görüşmenin ne kadar anlamlı bir gelişme olduğunu göstermektedir. Bizim için gayet doğal, normal bir görüşme oldu. Bu görüşme Sayın Erdoğan’a göre normal bir görüşme olmamış olabilir. Çünkü uzun zamandır muhalefete kapılarını kapatmıştı, biz o zaman da diyalog yanlısıydık. Bu ülkenin cumhurbaşkanı ile ülkenin sorunlarının konuşulması için her zaman Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu savunmuş bir partiyiz. Bildiğiniz gibi Genel Başkanımız tarafından Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşme talebi iletilmişti. Cumhurbaşkanı da bu görüşmeye olumlu karşılık verdi. Tabii ki görüşmenin içeriği hakkında çok fazla detaya girmek doğru değil. İki lider bu konuda basına bir açıklama yapmama kararı aldı, bizim de onun dışına çıkmamız mümkün değil.”
“BOŞ KOLTUKLA ERDOĞAN MESAJ VERMEK İSTEDİ”
Görüşmede boş koltukla Erdoğan’ın bir mesaj vermek istediğini ifade eden Ertürk sözlerine şu şekilde devam etti:
“Görüşmede boş koltuk şık bir davranış değil. Boş koltukla ‘Ben AK Parti Genel Başkanı olarak değil Cumhurbaşkanı sıfatımla sizinle görüşmek istiyorum’ mesajını vermek istemiş olabilir. Tabii burada iki önemli hata söz konusu. İki siyasi partinin genel başkanı ve genel başkanlık makamında Cumhurbaşkanlığı forsunun kullanılması devlet gelenekleri açısından son derece sıkıntılı ve yanlış bir durum. İkincisi ise olayın nezaket boyutu. Ben kendi adıma söylüyorum, Sayın Genel Başkanımız bu konuda bir değerlendirme yapmadı ama nezaket kuralları açısından da şık olmayan bir davranıştı. Yine de ülkenin önemli sorunlarının gündeme alındığı görüşmede, bir koltuk oturma düzenini krize çeviremezdik, bu da doğru olmazdı. Çünkü o görüşmeye umut bağlayan milyonlarca insan vardı, kabul etseniz de etmeseniz de, sevseniz de sevmeseniz de bu ülkenin iktidarını yöneten Sayın Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümeti. Dolayısıyla iktidarda kaldığı sürece bu konuların ve sorunların muhatabı Erdoğan. Sayın Genel Başkanımız böyle bir görüşme talep etti, burada önemli sorunları Sayın Cumhurbaşkanına iletti. Yaşanılan ekonomik kriz, emeklilerin geçinememesi, adaletsizlik, birçok yargı kararının uygulanmaması ve hükümetin bugüne kadar yapmış olduğu yanlışları direkt olarak muhatabına söyleme imkanı bulduk.
“ÖNCE MEVCUT ANAYASAYA UYARAK GEREĞİNİ YAPACAKSINIZ”
Özel ve Erdoğan görüşmesinde nelerin konuşulduğuna ilişkin olarak Ertürk, şunları söyledi:
“Görüşmede yeni anayasa konusu da gündeme geldi. Numan Kurtulmuş’un Genel Başkanımızı ziyaretinde, Genel Başkanımız Özgür Özel yeni anayasa ile ilgili görüşlerini basın önünde tüm kamuoyuyla paylaşmıştı. Modern tarzda hak ve özgürlükleri özgürleştiren bir anayasanın yapılmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeri ve zamanı gelince mutlaka görüşmekten mutluluk duyarız. Ama şu an Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncelik sorunu yeni anayasa değil. Ülkemizin gündeminde açlık var, yoksulluk var, pahalılık var, önce bunlarla mücadele edilmesi gerekiyor. Genel Başkanımızın da kamuoyuna deklare ettiği gibi önce mevcut anayasaya uyacaksınız, o anayasanın gereğini yapacaksınız, ondan sonra ‘ya bu anayasa artık dar geliyor toplumun beklentilerini karşılamıyor’ dersiniz. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil ülkenin tüm muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, önemli kesimleri bir araya gelip önemli bir anayasa konusunda yeri ve zamanı gelince belki bu konu konusunda konuşulur” dedi.
Ertürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı ziyarete ilişkin “Bu bir teşekkür ziyareti olacak. Ama henüz netleşmiş bir tarih yok” açıklamasını yaptı.
“DİYALOG KAPISINI KAPATMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL”
İYİ Parti’deki bayrak değişimine de değinen Ertürk şunları ifade etti:
“Halkımız 31 Mart yerel seçimlerinde İYİ Parti’yi cezalandırdı. Geri kalan 4 partinin toplamı da ülke genelinde yüzde 1,2 gibi bir orana indi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne seçmen dedi ki, ‘Sen geçmiş hatalarından ders çıkardın, iç hesaplaşmalarını yaptın. Kendi içindeki değişimi dönüşümü sağladın, sana yol açıyorum’ mesajını verdi. CHP, kasım ayında yapmış olduğu kurultayda hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etseydi, üzülerek ifade ediyorum Cumhuriyet Halk Partisi de 6’lı masanın diğer partileri gibi yaşadığı hazin sonu yaşayacaktı. Sayın Genel Başkanımız, İYİ Parti kurultayından sonra basın aracılığıyla Sayın Müsavat Dervişoğlu’nu tebrik etti, hayırlı olsun ziyaretini yapacağını söyledi. Bizim İYİ Parti’ye başta olmak üzere muhalefetin diğer partilerinin tabanlarıyla hiçbir sorunumuz yok. Dolayısıyla bizim muhalefetteki diğer partilere sırt dönmemiz, diyalog kapısını kapatmamız söz konusu olamaz. Siyasetteki en önemli duygu vefadır. Strateji yanlış da olsa doğru da olsa biz kol kola omuz omuza bir çalışma yaptık, bir yol yürüdük. Benim milletvekilliği döneminde kendi adaylarıymış gibi çalışan, oy oranına bakmaksızın partilerin örgütlerine teşkilatlarını tabanına haksızlık yapmış olurum. Benim için vefa duygusu önemlidir, hepsi bizim arkadaşımız ve dostumuzdur. “
“HEDEFİMİZ 2028’DE İKTİDAR OLMAK”
Siyasi hedef olarak AK Parti’nin yanlışlarına, vermediği hizmetlere baktıklarını belirten Ertürk, “Ben il başkanlığı yaptığım dönemlerde kamudaki yolsuzluklar ve soygunlarla ve milletvekilinin yapmış olduğu yolsuzluklarla uğraştım. Mobbinglerle uğraştım, hiçbir zaman bir muhalefet partisine muhalefet etmeyi düşünmedim. O gün hangi noktada isek bugün de aynı düşünceyle devam ediyoruz. 14 Mayıs seçimleri hakkında konuşmak için çok geç, biz artık 31 Mart seçimlerini bile geride bıraktık. Sayın Genel Başkanımız, Parti meclisinde yaptığı bir konuşmada ‘1 Nisan benim için 31 Mart’ın bir gün sonrası değil 2028 seçimlerinin ilk günü’ demişti. Önümüze iktidarı koydu. CHP olarak 2028 ya da daha önce yapılacak bir seçimde iktidara odaklandık. Biz toplumun bize bağladığı umudu 2023’te yerle bir etmiştik. Şimdi ikinci kez insanların umudunu hayallerini yıkma gibi bir şeye sahip değiliz. Bu bilinçle de biz Anadolu’yu karış karış geziyoruz. Yarın Hatay’da ben olacağım, başka arkadaşlarımız başka illerde çalışmalar yaparak toplumun sorunlarını yakından takip etmeye devam edecek. Hedefimiz 2028’de iktidar olabilmek. Bizi polemik çukuruna çekmeye çalışanlara dönüp bakmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi daima ileri bakacağız” diye konuştu.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ı 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ilk kez ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Özel ve Yavaş, Belediye Meclis Salonunda CHP’nin Ankara ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile bir toplantı yaptı. Toplantının çıkışında ise Özel ve Yavaş basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Özel’in seçimlerin ardından hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğunu ve kendisine belediye olarak yaptıkları çalışmalar ile finansal raporlara ilişkin bilgiler verdiğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise ziyarette Yavaş’ın kendisine Ankara’nın 5 Beyazı’nı temsil eden Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ettiğini, kendisinin ise Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye ettiğini bildirdi.
“Ben de olumlu buluyorum”
Açıklamaların ardından Özel ve Yavaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mansur Yavaş, Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme hatırlatılarak, “Bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeniz gerçekleşecek mi?” şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:
“Kamuoyu gibi ben de olumlu buluyorum. Genel Başkanımızın yaptığı konuşmada belediyelerimizin sorunları da Cumhurbaşkanımıza anlatıldı. Önümüzdeki günlerde bizim de bakanlıklarla ilgili bazı bekleyen yazılarımız var. Onlarla ilgili eğer görüşmenin sonucu olumlu olursa biz de olumlu sonuç bekliyoruz. Olumlu sonuçlanmazsa ondan sonra tekrar bir randevu istemeyi düşünebilirim. Görüşmenin sonucu inşallah olumlu olur iki taraftan da diye bekliyorum eğer hükümet kanadından olumlu bir yaklaşım olursa zaten problemlerimiz çözülecek o zaman görüşmeye gerek kalmayacak.”
“Yargı talimatı kendi vicdanından alsın”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinde Gezi Parkı Davası tutuklularının gündeme gelip gelmediği ve atılacak olumlu bir adım konusunda umutlu olup olmadığı sorulan Özel, “Bu konuda en yoğun beklenti, iş adamlarından tutun Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve Anayasa Mahkemesi kararı ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, hukuki öngörülebilirlik olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini, verilen kredinin riskinin yüksek olduğunu ve doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan bir durum olduğunu bir kere bu yönüyle hatırlatalım. Yargı talimatı kendi vicdanından alsın. Yeniden yargılama mı? yargılamanın yenilenmesi mi? En doğrusunu hukukçular bilir ama bu bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun” dedi.
“Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez”
Erdoğan ile görüşmesinde hasta tutuklular konusunun gündeme gelip gelmediği sorusunu yanıtlayan Özel, “Ben tabii kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerini söyleyebilirim ancak Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım ve bu konuda kendisinin gerekeni yapmasının çok yerinde olacağını nezaketli bir dille kendisinden talep ettim. Ancak kendisinin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmaya ben yetkili değilim” ifadelerini kullandı.
“Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik”
Dün Ahlatlıbel’de CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’taki seçimleri ve Erdoğan’la görüşmesini nasıl değerlendirdiği sorulan Özel, şunları aktardı:
“Genel Başkanımızla hem çok faydalı hem de bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. CHP kazanınca mevcut genel başkanı da bir önceki genel başkanı da keyifleniyor. Çok keyifli bir sohbet oldu. Hem Sayın Meclis Başkanı ile hem de Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşmeyle ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım, kendisinin görüşlerini aldım. O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım almamakla doğru yapmışım. Sayın Genel Başkanı telefonla aradığımda görüşmeyle ilgili zaten bunu önerilerde bulundu. ‘Şu söylenebilir, şunu söylerlerse bunu hatırlatmayı unutmazsak iyi olur’ dediğine göre, görüşmeyi yanlış bulmuyor. Yoksa ‘benim söyleyecek bir sözüm yok ne gidiyorsunuz?’ derdi. Genel Başkanlar her tweeti üstüne almazlar. İkincisi, dün de kendisiyle yaptığım görüşmenin değerlendirmesinde kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı, verici geleceğe dönük ışık tutucu bir yaklaşımı vardı. O yüzden böyle bir sorun alanımız yok. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili partinin iktidara gelmesi ile ilgili umutlarımız var. Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik.” – ANKARA
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yurt dışı temaslarında yer alan eski CHP Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak, Özel’in Romanya programına ilişkin, “PES Genel Sekreteri Filibeck açılış konuşmasında, ‘Aramızda Almanya Şansölyesi Scholz ve seçimlerden zaferle çıkmış olan CHP Genel Başkanı Özel de var’ dediği anda -sanıyorum 5 bin kişilik bir salondu- büyük bir alkış koptu. Genel Başkan ayağa kalktı, hepsini selamladı. Bunun üzerine Scholz da ayağa kalkıp Genel Başkanın yanına gelip öperek onu kutladı. Bu toplantı çok başarılı bir şekilde geçti. Seçimlerden sonra Genel Başkana büyük bir ilgi olduğunu gördük” dedi. Erten Bucak ayrıca, Sosyalist Enternasyonal’ın ilk Yerel Yönetimler Komitesi Toplantısı’nın Türkiye’de yapılacağını bildirdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 4 Kasım’da genel başkan seçilmesinin ardından yurt dışı temaslarını sürdürüyor. Özel bu temasları doğrultusunda; 15 Kasım 2023’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), 8 Aralık 2023’te Almanya, 24 Şubat 2024’te İspanya ve son olarak 6 Nisan 2024’te Romanya ziyaretlerini gerçekleştirdi. CHP lideri Özel’e yurt dışı temaslarında eşlik eden eski CHP Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak, ANKA Haber Ajansı’na Özel’in yurt dışı temaslarını anlattı.
“OLAF SCHOLZ, GENEL BAŞKANI KUTLADI”
Erten Bucak, Özel’in geçtiğimiz cumartesi günü Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Avrupa Sosyalistler Partisi’nin (PES) Liderler Zirvesi’ndeki programını şöyle özetledi:
“Genel Başkanımız, genel başkan seçildiği andan itibaren ‘Partimi yurt dışında ben bizzat temsil edeceğim’ dedi ve AB’deki (AB) özellikle Avrupa’daki sosyal demokrat partilerle önemli ilişkiler kurmaya başladı derhal. Bu bağlamda, liderler düzeyinde üç seyahatimiz oldu. Bükreş’teki seyahat PES Liderler Konferansı’ydı. Biz de Genel Sekreterimiz Selin Sayek Böke ile Sayın Genel Başkana eşlik ettik. Selin Hanım da uluslararası düzeyde çok tanınan ve kredibilitesi yüksek olan bir siyasetçimiz. Kendisi Avrupa Konseyi’nde (AK) de çok etkin görevlerde bulundu ve halen çok etkisi var. Bükreş’te önce, Romanya Parlamentosu’nda Romanya Başbakanının ev sahipliği yaptığı bir toplantıya katıldık. PES Genel Sekreteri Giacomo Filibeck açılış konuşmasında, ‘Aramızda Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve seçimlerden zaferle çıkmış olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel de var’ dediği anda -sanıyorum 5 bin kişilik bir salondu, tarihi parlamentoda- büyük bir alkış koptu. Genel Başkan ayağa kalktı, hepsini selamladı. Bunun üzerine Olaf Scholz da -hemen dört sandalye yanında oturuyordu- ayağa kalkıp Genel Başkanın yanına gelip öperek onu kutladı.
Salona girmeden önce görüşmeler oldu. Sayın Scholz ile, Romanya Başbakanı ile ve diğer liderlerle girmeden de görüştük. Dahası tabii ki liderlerin aile fotoğrafı çekildi. Daha sonra liderler yemeği oldu. Avrupa Parlamentosu (AP) AB’de haziranda seçimler var. Onlar da çok heyecanlı. Bizim burada kazanmamız, onlara da bir başka heyecan getirdi. Bu arada Genel Başkanın sesi cuma günü ameliyat olduğu için kısıktı. Selin Hanım ile biz onun sesi olduk. Kulağımıza fısıldıyordu ve özellikle Selin Hanım hep konuştu, onun söylediklerini aktardı. Yemekte liderler bütün konuları konuşurken en sonunda PES Başkanı -kendisi zamanda eski İsveç Başbakanı- Stefan Löfven, ‘Sayın Özel de konuşmak istiyor, görüyorum fakat maalesef sesi kısık’ deyince zaten heyecanla yerinde duramıyordu, hemen Selin Hanım’ın kulağına fısıldadı ve o da bir konuşma yaptı. Bizim de destek olduğumuzu, seçimlerle ilgili yapabileceğimiz bir şey varsa hazır olduğumuzu da iletti. ve sonunda büyük bir alkış koptu Sayın Genel Başkan’a. Bittikten sonra da liderler sırasıyla Genel Başkanımızla fotoğraf çektirme yarışına girdiler. Bundan sonra da daha sıkı işbirlikleri görüşüldü.
PES Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı Iratxe García Pérez, daha önce bir mektup da yollamıştı Sayın Genel Başkana. Genel Başkanımız, ona özellikle Schengen vizesi sorununu aktardı. Burada vatandaşlarımızın Schengen vizesi için randevu almakta büyük sorun yaşadıklarını; iş insanlarının, sanatçıların vizelerinin reddedildiğini, bu nedenle ulaştırma sektöründe büyük sorunlar olduğunu ve buna mutlaka el atmaları gerektiğini söyledi. Sayın García Pérez de bunu çok olumlu karşıladı ve mutlaka bu konuda elinden geleni yapacağını bildirdi. Bu toplantı çok başarılı bir şekilde geçti. ve hakikaten seçimlerden sonra Genel Başkana büyük bir ilgi olduğunu gördük.”
PES SOSYALİSTLER VE DEMOKRATLAR GRUBU, ÖZEL’E HİTAP DAVETİNİ YİNELEDİ
Yerel seçimlerde CHP’nin birinci parti olmasının ardından Özel’e ilk tebrik mesajının İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez’den geldiğini belirten Erten Bucak, García Pérez’in Genel Başkan Özel’e gönderdiği tebrik mesajından bir bölüm okudu:
“‘Sosyalistler ve Demokratlar Grubu, sizin ve partinizin Türkiye’de ve Türkiye için refah, sosyal adalet, azınlık haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve kalıcı barış yaratma çabalarını desteklemeyi sürdürecektir. Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Delegasyonunun yaklaşan AP seçimlerinden sonra Türkiye’ye üst düzey bir misyon düzenlemeyi taahhüt ediyoruz. Bu vesileyle CHP Genel Başkanı olarak size AP’de Sosyalistler ve Demokratlar Grubu’na hitap etmeniz ve grup toplantımızda bir konuşma yapmanız için yapmış olduğunuz daveti bir kez daha yinelemek istiyorum. Toplantımıza katılmanız, siyasi grubumuzun üyeleriyle tanışmak ve demokratik bir Türkiye için, yani halkın tümü için ve uluslararası hukuku savunan ve ona saygı duyan bir ülke için ortak yolumuzu tartışma fırsatı oluşturacaktır.'”
Erten Bucak, “Bükreş’te görüşmemizde de bu davetini yeniledi. Sayın Genel Başkanımız da hem onları davet etti hem de bu davete icabet edeceğini söyledi” dedi.
“BERLİN’DE; KLINGBEIL, SCHOLZ, SCHULZ VE SANCHEZ İLE GÖRÜŞMELER YAPILDI”
CHP’li Erten Bucak, Özgür Özel’in Aralık 2023’te, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Olağan Kongresi’ne katıldığı programı da şöyle anlattı:
“Genel Başkanımız seçildi hemen akabinde Berlin’de bir SPD kongresi vardı. SPD’nin Eş Başkanı Lars Klingbeil, derhal genel başkana bir uzun tebrik mesajı yolladı ve bir davet mektubu gönderdi. Mektupta SPD kongresine davet etti ve bir delegelere konuşma yapmasını söyledi. Aslında bizim kardeş partilerin kongrelerinde genelde bir tek uluslararası konuşmacı olur, hükümette olan bir başbakan veya bir bakan. Burada konuşmacı İspanya Başbakanı Sanchez’di. Sanchez’den sonra da Sayın Genel Başkanın konuşma yapmasını istediler. Salona girdiğimizde, oturduğunuzda Divan Başkanı, ‘Yeni genel başkan seçilen Sayın Özgür Özel’i kutluyoruz, aramızda’ deyince büyük bir alkış koptu. Zaten çok güzel bir karşılama oldu. Ondan önce de bazı görüşmelerimiz oldu; SPD Genel Başkanı Klingbeil ile, Olaf Scholz ile ki Scholz şansölye seçildiğinden beri genelde muhalefet liderleriyle görüşmüyormuş ancak Özgür Özel’le kendisi görüşmek istedi. Friedrich Ebert Başkanı, eski AP Başkanı ve SPD eski Genel Başkanı Martin Schulz ile sıcak bir görüşme oldu. Pedro Sanchez ile de orada yakın bir ilişki kuruldu ve daha sonra devam etti.
“BERLİN’DE, AB ÜYELİĞİNE GEÇİŞİMİZİN SAĞLANMASI İÇİN YAPILACAK ADIMLAR GÖRÜŞÜLDÜ”
Sanchez’in konuşmasından sonra Genel Başkanımız kürsüye çıktı ve orada Almanca konuşmaya başladı. Konuşmaya başlayınca insanlar zannetti ki bir iki cümle söyledikten sonra başka dile dönecek. Öyle olmadı, Genel Başkan gayet güzel Almanca konuşmaya devam edince çok şaşırdılar. İlk iki cümleden sonra salondan ‘ooo’ sesleri yükseldi. Herkes can kulağıyla dinledi ve konuşma bittiğinde ayağa kalkarak alkışladılar. Çok etkileyiciydi gerçekten. SPD Genel Başkanı ile de şöyle anlaştılar: Bundan sonra her önemli konuda, derhal birbiriyle iletişim kurmaları gerektiğini ve SPD ile CHP arasında ki daha önceki yıllarda, ben de genel sekreter yardımcısı olduğum dönemde ve Sayın İnönü, Sayın Murat Karayalçın, Altan Öymen ile birlikte de SPD ile çok sıkı ilişkilerimiz vardı ve AB aday üyeliğimizde bunun çok etkisi olmuştu. Bizim tekrar AB üyeliğine geçişimizin de sağlanması için yapılacak adımlar da görüşüldü. Bu da çok başarılı bir seyahatti.”
“SANCHEZ VE ÖZEL, FİLİSTİN MESELESİNİ DETAYLI GÖRÜŞTÜLER”
Erten Bucak, Özel’in Şubat 2024’te, İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı temasını ise şöyle özetledi:
“Genel Başkan Madrid’de, Dışişleri Bakanı Gölge Kabine Üyemiz Sayın İlhan Uzgel, Genel Sekreter Sayın Selin Sayek Böke ile birlikte Sosyalist Enternasyonal’a katıldı. Orada da Genel Başkanımız, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı seçildi. Sanchez ile ilişkileri çok daha yakınlaştı. Bir görüşme yaptılar, burada da Filistin meselesi konuşuldu. Sanchez, diğer bazı liderlerin tam tersi olarak başından beri Filistin davasını destekleyen bir lider ve cesurca açıklamalar yaptı. Bu konuyu konuştular. Genel Başkan, bu konudaki cesur davranışı nedeniyle kendisini tebrik etti ve kendisi de Filistin’e gitmek istediğini söyledi. Birkaç gün önce Sanchez, Orta Doğu gezisi kapsamında, Filistin ile ilgili olarak bazı açıklamalar yaptı. Dedi ki ‘Biz yazdan önce Filistin Devleti’ni kabul edeceğiz ve Birleşmiş Milletler’de (BM) bunu tartışmaya açacağız.’ Bunlar çok önemli noktalar, bu konuları Genel Başkanla detaylı görüştüler. Başka liderlerde de tabii ki görüştük.”
“PES’İN MANİFESTOSUNA, ‘GAZZE’DE ACİLEN ATEŞKESE GİDİLMESİ GEREKİR’ CÜMLESİ EKLENDİ”
Erten Bucak, “Yurt dışı temasları sırasında, Özel’in görüştüğü diğer liderlerin Filistin meselesine yaklaşımı nasıldı” sorusuna, şöyle yanıt verdi:
“PES’te bir Başkanlık Divanı (Presidency) var. Daha önce Roma’da bir kongre olmuştu. Selin Hanım, partimizi temsilen Başkanlık Divanı’nın üyesi. Bir önceki kongrede bu konu gündeme geldi. Fakat aralarında çok tartışmalar oldu. Bazı genel başkanlar böyle bir karar tasarısını daha farklı şeyler yazmak istiyordu. PES’in seçimler için bir manifestosu var. Selin Hanım’ın da girişimiyle oraya şu eklendi: ‘Gazze’de acilen ateşkese gidilmesi gerekir.’ Bazı liderler farklı konuştukları halde, artık bizlerin yaklaşımına yakın bir duruma geldiler. Bunun için de Sayın Genel Başkan bayağı bir mücadele veriyor Selin Hanım’la birlikte.”
İLK TEBRİK MESAJI PEDRO SANCHEZ’DEN GELDİ
Sosyalist Enternasyonal Başkanlık Divanı’nın bir WhatsApp grubu olduğunu kaydeden Erten Bucak, yerel seçimler için ilk tebrik mesajını bu grup aracılığıyla Sanchez’in gönderdiğini belirtti. Sanchez’in mesajından bir kesit şöyle:
“Sosyalist Enternasyonal Başkanı olarak önemli ve köklü üye partilerimizden birinin böylesine belirleyici bir dönüm noktasına ulaştığını görmekten özellikle gurur duyuyorum. Zaferiniz yalnızca CHP’nin durumunu güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda dünya çapındaki daha geniş ilerici harekete de canlılık kazandırıyor.’
“SOSYALİST ENTERNASYONAL’IN İLK YEREL YÖNETİMLER KOMİTESİ TOPLANTISI TÜRKİYE’DE YAPILACAK”
Erten Bucak, Özel’in önümüzdeki yurt dışı temasları için şunları söyledi:
“Bayramdan sonra AK’ye de bir davet aldı, Selin Hanım ile birlikte gidecekler. Eminim, o da çok başarılı geçecektir. Sosyalist Enternasyonal’ın önemli komiteleri var. Örneğin bu komitelerden bir tanesi Etik Komite. Selin Hanım orada üyemiz, o toplantılara katılıyor. Bir tanesi Yerel Yönetimler Komitesi ki Genel Başkan ilk Yerel Yönetimler Komitesi toplantısını Türkiye’de yapmamızı istedi. Bunu Sayın Sanzhez’e de söyledi, Türkiye’de yapılacak. Belediye başkanlarımız katılacak. Aynı zamanda, altı ayda bir farklı ülkelerde Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı yapılır. Sanıyorum ekim ayı gibi Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısının da burada yapılmasını önerdi Sayın Genel Başkan. O da Türkiye’de yapılacak. Ayrıca PES’ten Sosyalistler ve Demokratlar ziyaret edecek. PES Başkanı ile de görüştük, onu da davet ettik. Onlar da bir üst düzey heyet olarak ziyarete gelecekler. ve SPD ile de daha önce yapmış olduğumuz güncel konularla ilgili toplantılar da gündeme aldılar. Onlar da yürüyecek. Sayın Genel Başkan, uluslararası ilişkilere çok önem veriyor. AB’ye üye olmamıza ve oradaki kardeş partilerle yakın ilişkiler kurmamıza. Bu anlamda hep davetliler de geliyor. Bunlara katılacaktır.”
]]>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde kayıtlı seçmen sayısını, 61 milyon 441 bin 882 olarak belirledi. YSK’nın verilerine göre, 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 kişi, bu seçimde ilk kez oy kullanacak. 34 siyasi partinin adayının yarışacağı seçimlerde, ülke genelinde, 206 binden fazla sandık kurulacak.
Pazar günü ülke genelinde belediye başkanları, belediye ve il genel meclis üyeleri ile mahalle muhtarlarını belirlemek üzere yapılacak seçimde liderlerin ve belediye başkan adaylarının oy verecekleri yerler de açıklandı. Buna göre 8 siyasi parti lideri Ankara’da, 3 lider İstanbul’da, 1 lider Manisa’da, 1 lider Adana’da, 1 lider ise Afyonkarahisar’da sandığa gidecek.
ANKA’nın derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu İstanbul Üsküdar’daki İstanbul Saffet Çebi Ortaokulu’nda kullanacak. Özgür Özel, CHP Genel Başkanı olarak ilk kez memleketi Manisa’da merkez Yunusemre ilçesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlkokulu’nda oyunu kullanacak.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ankara Anıttepe Ortaokulu’nda, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ankara Bilkent’te Türkiye Emlak Bankası Ortaokulu’nda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Adana’nın Çukurova ilçesindeki Ayşe Atıl İlkokulu’nda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Ankara Çankaya Lisesi’nde, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu İstanbul’da Eyüpsultan’daki Göktürk Nejat Sabuncu İlkokulu’nda, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Ankara Bilkent’te Türkiye Emlak Konut Ortaokulu’nda, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Ankara Etimesgut’un Fatih Sultan Mahallesi’ndeki Başkent Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde, TİP Genel Başkanı Erkan Baş İstanbul Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal Afyonkarahisar merkez Selçuklu İlkokulu’nda, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Balgat Binnaz Rıdvan Ege Anadolu Lisesi’nde ve Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce de Ankara’da Yaşamkent Özel Şener Çakmak Anadolu Lisesi’nde oyunu kullanacak.
İSTANBUL, ANKARA, İZMİR ADAYLARININ OY KULLANACAĞI YERLER
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı adayı Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmamhatip Lisesi’nde, AKP İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Kurum da Kağıthane İmece İlkokulu’nda oyunu kullanacak.
CHP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı Mansur Yavaş Ümitköy Anadolu Lisesi’nde, AKP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Turgut Altınok, Kocatepe İlkokulu’nda sandık başına gidecek.
CHP İzmir Büyükşehir Belediye başkanı adayı Cemil Tugay Karşıyaka’da Şehit Polis Samet Kırcalı Ortaokulu’nda, AKP İzmir Büyükşehir Belediye başkanı adayı Hamza Dağ, Bayraklı, Gümüşpala Şehit Nazım bey İlkokulu’nda oy kullanacak.
]]>“BİRİSİNİ GÖRÜYORUM Kİ AYNI TAYYİP BEY’İN HUYLARI”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bandırma’daki mitingde gerçekleştirdiği konuşmada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yüklendi ve İYİ Parti seçmeninden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın için oy istedi. Özel, “Ahmet Akın’a dendi ki, biz bir gün sana borcumuzu ödeyeceğiz. Şu ana kadar çok uğraştık, görüştük ama verilen sözler unutuldu. Ben diyorum ki eski dosttan düşman olmaz ama birisini görüyorum ki aynı Tayyip beyin huyları. Yüz yüze bakıyoruz.

“DÜN METHETTİKLERİNİZE BUGÜN NASIL KÜFÜR EDİYORSUNUZ?”
Dün methettiklerinize, bugün nasıl küfür ediyorsunuz? Dün öptüğünüz surata, bugün nasıl tükürüyorsunuz? Dün itiraz ettiğiniz işi, bugün sarayın ağzıyla nasıl sahipleniyorsunuz? Sizin için her şeyi yapmış bir partinin bir temsilcisi böyle efendi bir aday için gelmişte, sen o meydana nasıl iftira ve hakaret içeren pankart asıyorsun. Yazıklar olsun” dedi.
“SENDE OLMAYAN VİCDAN VE İNSAF, İYİ PARTİ’NİN İYİ İNSANLARINDA VAR”
Ahmet Akın’ın geçtiğimiz yerel seçimlerde en büyük fedakarlığı yaptığını belirten Özel, “Birileri şimdi ona yıllar önceki borcunu ödemek yerine tavır takınıyorsa, sende olmayan vicdan ve insaf, İYİ Parti’nin iyi insanlarında var. Hepsinden vallahi de billahi de oy istiyorum. Ben Meral hanıma abla derim, ömrüm boyunca da abla demeye devam edeceğim. Ben İYİ Parti’nin iyi insanlarına, gönlünde, gözünde güneş olanlara ömrüm boyunca sevgiyi ve minneti sürdüreceğim. Birkaç tane AK Parti artmışı, oradan sekmişi, gelmiş burada kıymete binmişinin bu kibrine de ne iyi insanları feda ederim, ne de partimi feda ederim. Önümüzdeki Pazar günü Ahmet Akın’a sahip çıkmaya hazır mısınız?” ifadesinde bulundu.

AKŞENER’DEN ÖZEL’E: TÜRK SİYASETİNDE BU ŞEKİLDE BİR CIVIKLIK OLMAMIŞTIR
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise Edirne’nin İpsala ilçesinde partisi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Vatandaşın yanında olduklarını, milletin sesi olmak için partiyi kurduklarını belirten Akşener, genel seçimde ittifakta yer aldıkları süreci anlattı.
Akşener, o dönemde söylemlerinin dikkate alınmadığını ve seçimlerin kaybedildiğini dile getirdi. Seçmenin sesini duymak için gayret sarf ettiklerini ifade eden Akşener, “Çok rahatları yerinde. Edirne’ye gelen Sayın Özgür Özel, ‘Sakın ola ki AK Parti kazanır, sakın ola ki CHP’nin dışında bir partiye oy vermeyesiniz. İYİ Partinin de adayı olgunluk gösterip ayrılmalıdır’ diyor. Türk siyasetinde bu şekilde bir cıvıklık, bir ayıp asla olmamıştır. Bu kaçıncı? Öbürü de çıkıp diyor ki, Edirne’nin bir başka ilçesinde de AK Partili bakanlar geliyor ‘Sakın ola ki AK Parti dışında başka bir yere oy vermeyesiniz, oylar bölünür, CHP gelir.’ diyor” diye konuştu.
]]>Hamza Dağ: “Seçim yaklaştıkça sevgisi, paniği artacak. Basın toplantısında 10 defa Hamza Dağ ismini telaffuz etmiş”
İZMİR – Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, dün, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik açıklamalarına cevap verdi. Dağ, “Dünkü basın toplantısında 10 defa Hamza Dağ ismini telaffuz etmiş. Seçim yaklaştıkça sevgisi, muhabbeti, paniği artacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin en kısa süreli genel başkanı olma hüviyetini yaşayacağı korkusu ve inşallah İzmirlilerin tercihinin de bunda çok büyük etkin olacağının endişesi, onun bana olan sevgisini arttırdığının farkındayım. Bizi sevmeye devam edecek” dedi.
İzmir’de, bir dizi programları kapsamında dün, Ege İhracatçılar Birlikleri’ndeki toplantının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP’nin İzmir oyları için panik olduğu yönündeki açıklamalarına Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’dan cevap geldi.
“Bayram havasında seçim çalışması yürüteceğiz”
Yerel seçimler öncesi çalışmaları kapsamında Torbalı ilçesi Ayrancılar Mahallesi’nde esnafı ziyaret eden Dağ, burada Özgür Özel’e verdiği cevapta şunları söyledi: “Öncelikle dün Mithatpaşa Caddesi’nde Özel ve heyetiyle bir karşılaşmamız oldu. Mithatpaşa Caddesi’nin oy tercihinin çoğunluğunun ne olduğunu üç aşağı beş yukarı İzmir’i bilenler bilir. Ama Mithatpaşa Caddesi’nde şükürler olsun milletvekilimiz Mehmet Ali Çelebi ve Konak Belediye Başkan Adayımız Ceyda Bölünmez Çankırı’yla bizzat oradaki esnafımıza dokunarak, oradaki esnafımızla hasbihal ederek ve oradaki oturan hemşerilerimizle sohbet ederek seçim çalışmamızı yaparken onların otobüs üzerinden selamlayarak geçtiğine şahit olduk. Onlar en sallayınca biz de kendilerine İzmir’deki demokrasi havasını sonuna kadar yaşatmak için bir bayram havasında seçim çalışması yürüteceğiz diye, güzel de bir enstantane görüntü de oluştu.”
“Bizi sevmeye devam edecek”
Özel’in İzmir’e geldiği zaman mutlaka kendisiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunduğunu belirten Dağ, “Öncelikle şunu söyleyeyim, Çiğli’deki gençlik kollarının yapmış olduğu ve sonraki süreçte benim sonradan haberim oldu. Herhangi bir haberim öncelikle olmamıştı. Biz de gençlik kollarından geliyoruz. Böyle esprili şeyler bu süreçlerde olur. Bizim için çok da tam bir espriliyle bakacağımız, gülüp geçeceğimiz işler. Özel 82. dakikada PlayStation oynarken siyasete atıldığı için bu işlerden çok fazla anlamaz açıkçası. Onun için de biz bunu İzmir demokrasi kültüründe içimize eritmeyi gayet iyi bir şekilde biliriz. Tabii baktığımda seçim yaklaştıkça Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın bana olan sevgisini artmaya başladığını görüyorum. Dünkü basın toplantısında 10 defa Hamza Dağ ismini telaffuz etmiş. Seçim yaklaştıkça sevgisi, muhabbeti, paniği artacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin en kısa süreli genel başkanı olma hüviyetini yaşayacağı korkusu ve inşallah İzmirlilerin tercihinin de bunda çok büyük etkin olacağının endişesi, onun bana olan sevgisini arttırdığının farkındayım. Bizi sevmeye devam edecek” diye konuştu.
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Antalya’nın dünya şehri vasfını, her alanda güçlendirme sözlerini yerine getireceklerini söyleyen Erdoğan, siyasi hayatları boyunca her zaman “ne aldanan olacağız ne aldatan olacağız” anlayışına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını söyledi.
Millete asla yalan söylemediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi aldatmaya kalkanlar da eninde sonunda kendi kazdıkları kuyulara düştüler ama ülkemizde tüm sermayesi yalan ve aldatma üzerine kurulu bir zihniyet var ki bir türlü ıslah olmuyor. Bir türlü milletin safına katılamıyor. Bu faşist zihniyet tercihini ya vesayetçilerden ya darbecilerden ya emperyalistlerden, son dönemde de terör örgütlerinden yana kullanıyor.” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 31 Mart seçimlerine yönelik parti teşkilatıyla yaptığı konuşmayı hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde CHP’nin yeni genel başkanı, parti teşkilatının yöneticilerine seçim dönemine özel öğütler veriyor. Ne diyor? ‘Gerçek niyetinizi saklayın’, konuşmayın ki tepki almayın, polemiğe girmeyin ki zararlı çıkmayalım, susun ki yüreğinizdekilerden vatandaş haberdar olmasın.’ diyor. Yani ‘şu seçim geçene kadar sahte olun, gerçek yüzünüzü saklayın, milleti kandırın’ diyor. Kim bu? CHP’nin genel başkanı. Akla bakar mısınız? Parti yöneticilerine, ‘millete saygılı olun’ demiyor da ‘riyakarlık yaparak milleti kandırın’ diyor. Teşkilatlarına ‘dürüst davranın’ demiyor da ‘seçime kadar maskelerinizi takın ve sakın çıkarmayın.’ diyor.”
Tabii ne yapsalar boş, ne yapsalar beyhude. Hangi maskeyi takarsa taksınlar milletimiz bunların ne olduğunu artık gayet iyi biliyor ama niyetlerini ve taktiklerini kendi ağızlarıyla ikrar etmelerinden açıkçası biz memnuniyet duyduk. Görüldüğü gibi sandıkta hesaba çekilecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı. Hangi kılığa gireceklerini, hangi yalana sarılacaklarını, hangi istikamete koşturacaklarını şaşırdı. CHP’nin genel başkanı önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile demlendi, ittifak yaptı. Bu iki parti aralarında yaptıkları gizli kapaklı anlaşmalarla belediye başkan adaylıklarını, meclis üyeliklerini, belediye yönetimlerini paylaştı.”
“Riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş”
CHP Genel Başkanı Özel’in, CHP ve DEM Parti arasında yerel seçimlerdeki işbirliği iddialarına ilişkin açıklamasını anımsatan Erdoğan, “CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan, ‘bizim DEM ile ittifakımız yok’ diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış, riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş. Herkesi kör, alemi sersem sanıyorlar.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Milletin feraset şamarı yüzlerine defalarca indiği halde bu aymazlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, nafile. Milletimiz sadece maskelerin arkasına sakladıkları gerçek yüzlerini değil, onların ciğerlerini biliyor. Bukalemun gibi renkten renge girseler de bu millet onları gördüğü her yerde tanır ve layık olduğu cevabı verir.
Biz milletimize sözümüz olan eser ve hizmet siyasetine devam ediyoruz. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma eksiklerini telafi ettiğimiz gibi bugünkü sıkıntılarını da yine biz çözeceğiz. Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, sanayisiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyanın en üst sıralarına nasıl taşıdıysak Türkiye Yüzyılı ile zirveye de öyle çıkaracağız. Gerisinde 10 yıllık zorlu bir mücadelenin, bölgesel ve küresel krizin olduğu ekonomik sıkıntılarımızın çözümünde önemli mesafe katettik. İşte büyüme rakamları açıklandı. Türkiye geçtiğimiz yıl yüzde 4,5 oranında büyürken milli gelirimiz ne oldu? 1,1 trilyonu ve kişi başına milli gelirimiz ne oldu? 13 bin doları aştı. Nereden, nereye?”
“Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez”
Tesis ettikleri kesintisiz büyüme iklimi sayesinde istihdamda üretimde, ihracatta, turizmde her yıl yeni rekorlar kırarak yola devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Tüm bunları söylerken çalışanları ve emekliler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yaşadıkları zorlukları asla görmezden gelmiyoruz. Tam tersine bu sıkıntıların çözümünün üretiminin, büyümenin, yatırımdan, çalışmaktan, kazanmaktan geçtiğini de söylüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin kimi yerler gibi zahmetsiz gelir kaynaklarına sahip bir ülke olmadığını söyleyen Erdoğan, kendilerinin ne yapıyorlarsa alın teriyle yapacaklarını söyledi.
Bu şekilde ortaya çıkacak kazancı 85 milyonla bölüşeceklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Antalya her yıl milyonlarca turisti ağırlamazsa bereketli topraklarında yaz, kış üretim yapmazsa sahip olduğu refah seviyesini nasıl koruyacak? Aynı durum 81 vilayetimizin tamamı için de geçerlidir. Her kim karşınıza çıkıp da hesapsız kitapsız atıp tutuyorsa bilin ki size hiçbir şey vermeyeceği gibi elinizdekinden olmasına yol açacaktır. Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez. Antalya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya, ana kademe, kadın kolları, gençler hazır mıyız? Antalya ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Antalya’nın altın çağını başlatmaya var mıyız?”
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Manisa’da; “Ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını, önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz” dedi. Erdoğan ayrıca, “Cumhurbaşkanı, bu kardeşiniz. Hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak? Herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
“BİR ÖNCEKİ GİBİ, 13 KEZ GİRDİĞİ SEÇİMLERDEN NETİCE ALAMADAN EYVALLAH DEYİP GİTTİYSE BUNUN DA AKIBETİ AYNI OLACAK”
“Manisa’ya geçtiğimiz mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakı’na Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 50, milletvekilliğinde yüzde 49 oy oranıyla verdiği destek için teşekkür ediyorum.
Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen biri var. Buradan kendisine sesleniyorum, hiç merak etmesin, kendini boşuna paralamasın, boynuna vurulan prangalardan kurtulacağı gün çok yakındır. Manisa’nın da desteğiyle 31 Mart’ta onu da özgürleştirerek maruz kaldığı eziyetten kurtaracağız. Bir önceki gibi, 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan eyvallah deyip gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak.
Dikkat ederseniz içeride ve dışarıda birileri ısrarla milletimizin moralini bozmak, canını sıkmak, umudunu köreltmek için her yolu deniyor. Türkiye’nin sıkıntıları yok mu? Elbette var. Ama bunları çözecek olan program da irade de tecrübe de milletiyle, devletiyle, cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle yine bizdedir. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden, hiçbir program ve proje geliştirme zahmetine katlanmadan milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak boynumuzun borcudur.
“ÇALIŞANLARIMIZIN DERTLERİ Mİ VAR, BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”
Türkiye’yi, geçtiğimiz 21 yılda 3 kattan fazla nasıl büyüttüysek, sanayimizi, tarımımızı, ticaretimizi nasıl küresel rekabete hazırladıysak bugünkü meseleleri de öyle hal yoluna koyacağız. Hiç endişe etmeyin. Çalışanlarımızın dertleri mi var, birlikte çözeceğiz. Emeklilerimizin sıkıntıları mı var, birlikte aşacağız. Esnafımızın ihtiyaçları mı var, birlikte gidereceğiz. Gençlerimizin hayalleri mi var, birlikte gerçekleştireceğiz.
Uzunca bir süredir yaşadığımız bütün saldırıların, bölgesel ve küresel krizlerin, kimi politikalarımızın eksik kalmasından kaynaklanan meseleleri birer birer çözüme kavuşturacağız. Bilhassa, ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz. Vatandaşlarımızın her biri ülkenin büyümesiyle, güçlenmesiyle, imkanlarının artmasıyla ortaya çıkacak kaynaktan hak ettiği payı mutlaka alacaktır.
Ülkenin esenliğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, milleti umursamayan muhalefet anlayışının ilkesiz, ölçüsüz ve sorumsuz politikaları, yaşadığımız sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. CHP’nin lokomotifliğini yaptığı bu anlayış, Türkiye düşmanı tüm çevrelerle birlikte PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekten dahi çekinmemiştir. Mayıs seçimlerinde kurulan altılı masanın gerisindeki silüetleri unutmadık. Daha önce 2019 seçimlerinde yapılan gizli ittifakları unutmadık. Şimdi 31 Mart için İstanbul ve Mersin gibi yerlerde kurulan kirli ittifakların da farkındayız. Son dakika oynanan oyunların, listelerde yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Bunlarda mertliğin, delikanlılığın, harbiliğin ve hasbiliğin zerresi olmadığı için her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler.
“MANİSA SARUHAN’DA OLDUĞU GİBİ ADAY LİSTELERİNİ ZAMANINDA VEREMEDİLER”
Hatırlarsanız, eski CHP Genel Başkanı’nın kurdukları masa dışındaki bir parti genel başkanıyla yaptığı bakanlık ve bürokrasi pazarlığı seçimden sonra ortaya çıkmıştı. Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı zaten kimsenin taktığı yok. Bu parti adına kimi isimlerin nerede ve kimlerle demlendiği belli değil. Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki, işte Manisa Saruhan’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler. Haftalar öncesinden günü, saati, yeri belli olan bir işi bile beceremeyecek kadar siyasetten, meseleden, gündemden uzak durumdalar. Çıkarları dışında, kişisel kariyerleri dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Türkiye’nin yönetimi bu zihniyete emanet edilmez. Şehirlerimizin geleceği, bu kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz. Üç beş belediye alacağız diye siyasi bölücülere bu derece teslim olunmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanların, emeklilerimizin beklentileri, hayalleri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.
Son 21 yılda Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.
“ANKARA VE MANİSA EL ELE VERECEK, HİZMETLER ARTARAK YOLUNA DEVAM EDECEK”
Cumhurbaşkanı, bu kardeşiniz. Hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak? Herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek.”
]]>
CHP’nin 4’üncü Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ölüm yıl dönümü dolayısıyla bugün Ankarada’ki Devlet Mezarlığı’nda anma töreni düzenlendi. Anma törenine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu, CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri katıldı. Özel, Baykal’ın mezarına çelenk bıraktı, saygı duruşunda bulunuldu, ardından dua okundu ve kabre karanfil bırakıldı.
ATAÇ BAYKAL: “BABAMI KAYBEDELİ 1 YIL OLDU, BUNUN YARATTIĞI BÜYÜK BİR BOŞLUK VAR”
Deniz Baykal’ın oğlu Ataç Baykal, şunları söyledi:
“Babamı, Deniz Baykal’ı kaybedeli 1 yıl oldu. Bunun yarattığı büyük bir boşluk var. Günümüzde o boşluğun doldurulmasına çok ihtiyaç var. CHP’de yeni bir genel başkanımız, yeni bir yönetimimiz var. Siyaset çok dinamik bir süreç, insanlar değişiyor, koşullar değişiyor. Değişen bilim-teknoloji insanları, koşulları değişmeye zorluyor. CHP’nin kuruluşundan beri 100 yıl geçti. İnşallah yeni yönetimimizle biz de bu değişen koşullara ayak uyduracağız. Önümüzdeki yıllarda göğsümüz kabarık olarak gelip babamın mezarı başında hatıralarla buluşacağız inşallah.”
MUHARREM İNCE: “BİR DEVLET ADAMIYDI. BENİM USTAMDI. MEKANI CENNET OLSUN”
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, şunları söyledi:
“Sayın Baykal, rahmetli Baykal beni tahtanın başından alıp milletin karşına çıkaran kişidir. Seçilir seçilmez kendisine muhalefet demiştim. Sonra sordum, genel başkanlıktan ayrılınca, ‘2007’de beni neden harcamadınız’ dedim. ‘Düşündüm ama çok yetenekli bir çocuktun. Sana kıyamadım’ dedi. Çok özel sohbetlerimiz oldu genel başkanlıktan ayrıldıktan sonra. Sadece şunu söyleyebilirim: Bir devlet adamıydı. ‘Partinin oyu önemli değil, önemli olan memleket’ dediğini çok kere duymuşumdur ağzından. Allah rahmet etsin. Benim ustamdı diyorum. Mekanı cennet olsun.”
ÖZGÜR ÖZEL: “CHP’YE EMEK DEĞİL, BİR ÖMÜR VERMİŞ BİR GENEL BAŞKAN’IN HUZURUNDAYIZ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şöyle konuştu:
“Bugün, Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın vefatının 1’inci yıl dönümünde mezarı başında hep birlikteyiz. Kendisini rahmetle ve minnetle anıyoruz. CHP’nin 35 yaşında milletvekili, 36 yaşında maliye bakanı, 40 yaşında enerji ve tabii kaynaklar bakanı olmuş; talan edilmekte olan madenleri bir kez daha kamulaştırarak bu ülkeye kazandırmış; sosyal demokrasiye, CHP’ye emek değil, bir ömür vermiş bir Genel Başkan’ın huzurundayız. Kıymetli ailesinin acısını ve onurunu paylaşıyoruz. Çünkü Türkiye’nin en büyük ailesinin uzun süre bir neferi ve genel başkanı olmuş Deniz Baykal’ın huzurundayız CHP ailesi olarak. Her birimiz kendisinden çok şey öğrendik.
“HİKAYEM TAM 15 YIL ÖNCE O TELEFONLA BAŞLADI”
Bundan tam 15 yıl önce, sadece 2 gün farkla Sayın Deniz Baykal, Manisa’da belediye başkan adayı olmam için belediye başkan adayımız sağlık sorunlarından dolayı yoğun bakımdaydı, seçimlere çok kısa bir süre kala telefonla beni aradı. Ben Ankara’da, Türk Eczacıları Birliği’nde görevliydim. Kendisine seçimin bu zamandan sonra kayıp olduğunu, benim bu görev için çok erken yaşta olduğumu ve hazır olmadığımı söylediğimde, ‘Sen iyi bir CHP’lisin. Partililer, bazı günlerde partileri için görev yaparlar. O görev hiçbir zaman unutulmaz. Bu görevi yapman için aradım. Yoksa sana belediye başkanlığı teklif etmiyorum. Partinin bayrağını yere düşürmemeyi teklif ediyorum’ demişti. Onun üzerine de görevi kabul ettim ve benim aktif siyasetteki bir adaylaşmayla beraber -elbette parti üyesiydik, aktif siyasetteydik- hikayem tam 15 yıl önce o telefonla başladı. O telefondan 1 ay sonra, 2009 yılının mart ayında, Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmanın sonunda beni sahneye alıp Manisalılar’a, ‘Ona bakınca ben, 35 yıl önceki Deniz Baykal’ı görüyorum. Ona bakınca ben, 35 sene önce 35 yaşında bakan olan Deniz Baykal’ı görüyorum. Özgür de bugün 35 yaşında’ dedi. Deniz Baykal’ın bakanlığının üzerinden 50 sene, bu sözü söylediğinin üzerinden 15 sene geçti.
“DENİZ BAYKAL HAYATIMDA ÇOK FARKLI İZLER BIRAKMIŞ BİRİSİDİR”
O adaylıktan sonra Manisa’da bir esnaf lokantasında yemek yedik. Kendisi yemeğini bitirip çayını içince, ‘Sayın Genel Başkanım kalkalım mı’ dediğimde dedi ki ‘Bak yarın öbür gün sen de bu görevlere geleceksiniz. Akşam yemeğinden erken kalk. Seni ağırlayanlar rahat etsin. Ertesi günü de ona göre planlasınlar. Öğle yemeğinden en son kalk’ dedi, eliyle gösterdi. Dışarıda daha yeni yemek verilen korumalar vardı. Şoförler vardı. ‘Sana eşlik edenleri aç bırakmayasın’ dedi. Geçtiğimiz günlerde bir öğle yemeğinden kalkmaya davrandığımda arkaya baktım, daha çorbasını içen koruma arkadaşlar vardı. Deniz Baykal sadece siyaseten söyledikleriyle değil; bir siyasetçi nasıl yetiştirilir, bir siyasetçiyle ilgili nasıl öngörülü olunur hepsi açısından hayatımda çok farklı izler bırakmış birisidir. Manisa’da ertesi gün Deniz Bey ayrıldıktan sonra yerel gazetelerde -hala saklarım- ‘Deniz Baykal partinin belediye başkan adayını değil ama gelecekteki genel başkanı tanıttı’ gibi iddialı ifadeler vardı. Manisa’da hep konuşuldu, hep konuşuldu.
“ATATÜRK’ÜN, BAYKAL’IN, İNÖNÜ’NÜN, ECEVİT’İN VE KILIÇDAROĞLU’NUN DA PARTİSİNİ İKTİDAR YAPTIĞIMIZDA VEFAMIZI GÖSTERMİŞ OLACAĞIZ. MEZARI BAŞINDA SÖZ VERİYORUZ”
Bugün huzuruna 1’inci ölüm yıl dönümünde, partinin genel başkanı olarak varmış olmak beni açımdan hem büyük bir onur hem omuzlarımda çok büyük bir yük. Çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz bunun bir yolu var. Bu ilk genel başkan da son genel başkan da olsa partisini iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz. Bundan sonra CHP ailesinin hep birlik ve beraberlik içinde, iyi günlerde Türkiye’ye iyi günleri yaşatmasını ümit ediyorum. Partimizde çok önemli görevlerde bulunmuş, bana da emeği olan Sayın Genel Başkanımız Muharrem İnce’ye ve örgütüne de burada bizimle birlikte oldukları için bu büyük ailenin birer zaferi olarak çok teşekkür ediyorum.”
]]>