Gen – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 02 May 2024 22:12:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Erciyes Üniversitesi’nde 9. Uluslararası Tıbbi Genetik Kongresi Başladı https://www.haber60.com.tr/erciyes-universitesinde-9-uluslararasi-tibbi-genetik-kongresi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/erciyes-universitesinde-9-uluslararasi-tibbi-genetik-kongresi-basladi/#respond Thu, 02 May 2024 22:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30117 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Erciyes Tıp Tıbbi Genetik Kongresi Sabancı Kültür Sitesi’nde başladı.

30 üniversiteden 150’nin üzerinde katılımcıyla gerçekleştirilen ve 3 gün sürecek kongre kapsamında yaklaşık 35 konferans gerçekleşecek. Bu konferanslara 6 ayrı ülkeden konuşmacılar katılacak. Kongrenin çıktıları da bir dergide yayınlanacak.

Kongrenin açılışında konuşan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, tıp fakülteleri arasında ilk 10’da yer alan, akredite bir tıp fakültesi olan Erciyes Tıp’ın her zaman bilimsel, kültürel ve sanatsal faaliyetlere ev sahipliği yapmaktan onur ve gurur duyduğunu ifade etti.

Her genin bir hikaye anlattığına işaret eden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, “Bu hikaye insanlığın hikayesi ve sizler bu hikayeleri öğrenip yeniden insanlığa armağan eden bilim insanlarısınız. Gen tedavilerinin ve genetik mühendisliğin geleceğin tıbbı olduğunu hepimiz biliyoruz. İnsanın biyolojik sırları genetik malzemesinde saklı ve bu sırlar çözüldükçe hem dejeneratif tıp alanında hem de hastalıkların kök nedenleri hususunda çok ciddi ilerlemeler kaydedeceğimiz açık. Eğer tıpta bir Kopernik Devrimi olacaksa bu kesinlikle genetik alanında olacaktır. Ben buna böyle inanıyorum ve işinize büyük bir saygı duyduğumu belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi aynı zamanda Kongre Başkanı Prof. Dr. Munis Dündar da mensubu olduğu kurumda hem ulusal hem uluslararası anlamda önem taşıyan bir kongrenin açılışını gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bazı bilimsel aktivasyonları yeterli performansta uluslararası düzeyde ortaya koyamamaktan yakınan Prof. Dr. Munis Dündar, Türk Genom Projesi’nin uluslararası düzeyde mecrasını bulamamasının önemli bir nokta olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’de önemli genetik merkezleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Munis Dündar, dernek temsilcilerine seslenerek, “Genom projesinde önemli bir rolünüzün olması lazım. Cemiyet ilişkileri kurarak bu ulusa bu hizmeti sunmamız lazım. Birinci vazifemiz bence bu ve çok önemli. Şu anda biz dünyada hem genetiğin hem de biyoteknolojinin altın çağını yaşıyoruz. Bizim bu altın çağını hissetmemiz ve rekabet etmemiz lazım. Çok genç yetişmiş genetikçilerimiz, uluslararası düzeyde hocalarımız var. Bunların bence gerçek mecrasını bulmasında önemli bir ulusal politika oluşturulması lazım” dedi.

Genetik camiası olarak çok hızlı büyüdüklerini belirten Tıbbi Genetik Derneği Başkanı Doç. Dr. Taha Bahsi, yarısı kamuda yarısı özel sektörde olmak üzere şu anda 118 adet Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi bulunduğunun altını çizerek, hem Türkiye’de hem de yurt dışında önemli hizmetler vermeye çalışan bir bölüm haline geldiklerini söyledi, “Genetiği geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından kongre, Çocukluk Çağı Nadir Hematolojik ve Onkolojik Hastalıklarda Okuryazarlık başlıklı birinci oturumla devam etti.

İlk oturumun birinci konuşmacısı olan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yılmaz Güleç “Çocukluk Çağı Nadir Hematolojik/ Onkolojik Hastalıklarda Kime Ne Zaman Hangi Testler Yapılmalı?”, Samsun Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Özlem Sezer “Çocukluk Çağı Nadir Hematolojik/Onkolojik Hastalıklarda Genetik Sonuçların Klinisyen Tarafından Doğru Okunması” ve son olarak Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ise “Pediatrik Hematolog/ Onkolog Genetikçiden Ne Bekler?” başlıklı sunum yaptı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/erciyes-universitesinde-9-uluslararasi-tibbi-genetik-kongresi-basladi/feed/ 0
Türkiye’deki Saf Arı Irkı Sayısı Azaldı https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21359 Düzce Üniversitesi (DÜ) Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezince (DAGEM) 58 il ve komşu 3 ülkeden alınan örneklerle yapılan çalışmada, bu bölgelerdeki saf arı ırkı sayısının 5’ten 2’ye düştüğü belirlendi.

DAGEM uzmanları, “Türkiye Bal Arısı (Apis mellifera L.) Alt Türlerinde Genetik Çeşitlilik Kaybı” isimli TÜBİTAK projesi kapsamında Türkiye’de arıcılığın yoğun yapıldığı 58 il ile komşu ülkeler Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan alınan örneklerle “gen haritası” çalışmalarını tamamladı.

Anadolu, Kafkas, İran, Suriye ve Karniyol (Apilis mellifera Anatoliaca, Caucasica, Meda, Syriaca, Carnica) ırkları üzerinden 48 ayrı lokasyonda işçi arı örnekleri toplanarak yapılan incelemede, yerel ırkların muhafaza edildiği lokal alanlar bulunsa da önceki çalışmalarda bildirilen yurttaki biyoçeşitliliğin korunamadığı belirlendi.

Anadolu ve Kafkas ırkı arılar gözlemlendi

Farklı bölgelerden farklı ırkları temsil eden örneklerin üst üste çakışmasının Türkiye arı biyoçeşitliliğinin ticari ana arı kullanım faaliyetlerinden önemli düzeyde etkilendiğini gösterdiği tespitine yer verilen çalışmada, daha önce görülen 5 saf ırktan Anadolu ve Kafkas ırkı arıların gözlemlendiği kaydedildi.

DAGEM Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, arı kayıplarının multifaktöriyel sebeplerden kaynaklandığını belirtti.

Kekeçoğlu, bu faktörlerin arıcılık uygulamaları ve tabii çevre faktörleri olarak ikiye ayrıldığını anlatarak, “Çevre faktörleri de çok kompleks. Çevre faktörleri deyince ilaçlama geliyor, tarım ilaçları, endüstriyel atıklar karşımıza çıkıyor. Klimatik ısınma, küresel ısınma, iklim değişikliği gibi çok fazla faktörle karşı karşıyayız.” dedi.

Bu faktörler bir araya getirildiği zaman hem arıların sayı olarak azalmasının hem de çok miktarda arı kayıpları yaşanmasının anormal olmadığına işaret eden Kekeçoğlu, bugün arı kayıplarını konuşmaktan ziyade ne gibi önlemler alınabileceğinin masaya yatırılması gerektiğini vurguladı.

Kekeçoğlu, önlemlerin en başında arı ırklarının korunmasının geldiğine dikkati çekerek, “Irk koruması çok önemli çünkü gelecekteki küresel ısınma, iklim değişikliği gibi durumlara karşı her bir ırkın göstereceği performans ve direnç farklı olacaktır. Bazı ırklarımız hırçınlığıyla ön plana çıkarken bazıları gün geçtikçe artan sıcaklıklara karşı daha dirençli olacaktır. Bu çevre faktörlerine karşı dirençli ırkları mutlaka saf olarak muhafaza etmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arıcılık faaliyetinin yerel ırklarla yapılması vurgusu

DAGEM olarak çok fazla ilden örnek toplayarak farklı gen kaynaklarını belirlediklerini ancak söz konusu çalışmanın sonuçlarının kendilerini üzdüğünü dile getiren Kekeçoğlu, “Bu gen kaynaklarına baktığımız zaman şok olduk ve çok üzüldük çünkü çok güzel, çok büyük genetik çeşitliliği olan ülkeyiz. Neredeyse tüm dünyadaki arı ırklarının yüzde 20’si ülkemizde bulunuyor ama ne yazık ki şu an genetik çeşitlilik diye bir şeyden söz edemiyoruz.” diye konuştu.

Doç. Dr. Kekeçoğlu, Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan da alınan öneklerle yapılan incelemelerde, yabancı ırkların yerli ırklara vermiş olduğu zararı ve dejenerasyonu gördüklerini aktardı.

Yurt dışından arı ırkı getirilmemesi ve arıcılık faaliyetlerinin yerel ırklarla yapılmasının gerektiğinin altını çizen Kekeçoğlu, “Çünkü yerel ırklarımız, çevresel faktörlere karşı en dayanıklı, en dirençli ırklardır. Eğer yarın küresel ısınma ve iklim değişikliği ciddi anlamda sorun yaratmaya başlarsa, geleceğimizin güvencesi bu farklı ırk ve biyoçeşitliliktir.” şeklinde konuştu.

Kekeçoğlu, arı ırklarıyla ilgili genetik çeşitlilik çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, “Bilimsel çalışmalara baktığımızda aslında ülkemizde 5 farklı arı ırkı var ancak şu an sadece 2 farklı saf ırk var gözüküyor. Bu, hem göçer arıcılığın hem de yurt dışından farklı ırklar temin etmenin sonucu.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/feed/ 0
TİGEM İşletmelerinde Şampiyon Adayı 222 Tay Dünyaya Geldi https://www.haber60.com.tr/tigem-isletmelerinde-sampiyon-adayi-222-tay-dunyaya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/tigem-isletmelerinde-sampiyon-adayi-222-tay-dunyaya-geldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:54:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21296 Bursa, Eskişehir ve Malatya’da safkan Arap atı yetiştiriciliğinin ve ıslahının yapıldığı, gen kaynağının korunduğu Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bağlı işletmelerde bu sezon şu ana kadar şampiyon adayı 222 tay dünyaya gözlerini açtı.

AA muhabirinin TİGEM’den aldığı bilgiye göre, 1 Ocak’ta başlayan doğum sezonunda şimdiye kadar Bursa’daki Karacabey Tarım İşletmesinde 70 baş, Eskişehir’deki Anadolu Tarım İşletmesinde 74 baş ve Malatya’daki Sultansuyu Tarım İşletmesinde ise 78 baş tay dünyaya geldi.

Doğan taylar arasında Altıncıhis, Anka, Araslı, Ateştopu, Ayabakan, Baba Mevlüt, Berksoy, Enderefe, Kafkasşahı, Koç Mehmet, Kurtçabey, Kurtel, Madrabaz, Oğuzboylu, Onurkaan, Özduran, Özgünhan, Özhaber, Semend, Serdümen, Serhanbeyim, Sonalp, Tamerinoğlu, Taykut, Turbo Yakupbey, Yaşarcık, Yeşil Yol ve Yılmabaşar gibi geçmişteki şampiyon aygırların yavruları bulunuyor.

Karacabey, Anadolu ve Sultansuyu Tarım İşletmelerinde haziran ayına kadar devam edecek doğumlarda toplam 403 tayın dünyaya gelmesi öngörülüyor.

Şampiyon adayı taylar, 2025 ve 2026 yıllarında açık artırma usulüyle satışa sunulacak ve 2027 yılının nisan ayı itibarıyla da yarış pistlerinde yerlerini alacak.

“Gen kaynakları korunuyor”

TİGEM Genel Müdürü Hasan Gezginç, yaptığı açıklamada, ordunun at ve iaşe ihtiyacını karşılamak amacıyla 1330’lu yıllarda “Çiftlikat-ı Hümayun” adı verilen çiftliklerde Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan bu yana sürdürülen atçılık faaliyetlerinin TİGEM işletmelerinde dünyada örneğine az rastlanan 49 ana, 12 baba kan hattıyla yapıldığını belirtti.

İşletmelerde muhafaza edilen kan hatları sayesinde safkan Arap atlarının güvence altına alındığını ifade eden Gezginç, şunları kaydetti:

“TİGEM çok eski ve köklü bir tecrübenin ürünü olarak Osmanlı geleneklerine dayanan safkan Arap atı yetiştiriciliğinde ülkemizde tek olma özelliğini sürdürmeye devam ediyor. Düzenli olarak tutulan soy kayıtları ve titiz yetiştirme yaklaşımı sayesinde TİGEM, Arap atı gen kaynağı açısından dünyanın en köklü kuruluşudur. Atalarımızdan miras kalan ve gelecek kuşaklara güvenle aktarılan hazine değerindeki bu gen kaynakları TİGEM çatısı altında ırk karakterlerinde bozulma olmadan korunuyor. Bu safkan Arap atlarının koşu performansları geliştiriliyor ve ıslah ediliyor.”

Gezginç, safkan Arap atı yetiştiriciliğini Karacabey, Sultansuyu ve Anadolu Tarım İşletmelerinde sürdürdüklerini anımsatarak, söz konusu işletmelerde bu sezon şu ana kadar toplam 222 baş tay doğumunun gerçekleştiğini ifade etti.

İşletmelerindeki tay doğumlarının haziran ayına kadar devam edeceğini belirten Gezginç, şunları kaydetti:

“Doğumlarda toplam 403 baş tayın dünyaya gelmesi bekleniyor. Ülkemizde safkan Arap atçılığı camiasının yakından tanıdığı ve her biri yarış sahalarında isim yapmış Ayabakan, Serdümen, Taykut, Ateştopu, Baba Mevlüt, Özgünhan, Turbo gibi ünlü aygırlar ile camiaya nice şampiyonlar kazandırmış başarılı annelerin yavruları, TİGEM işletmelerinde uzman personelin desteği ve özeniyle uygun koşullarda dünyaya geliyor. TİGEM tarafından titizlikle yürütülen önemli çalışmalar neticesinde dünyaya gelen yüksek kaliteli taylar, Türkiye çapında büyük ilgi görüyor. Geleceğin şampiyon adayı taylar TİGEM’in modern tesislerinde uygun koşullarda doğuyor, doğru bakım ve beslenme programlarıyla büyütülüyor. Özenle seçilen eşlerle çiftleştirilen safkanlar, genetik olarak üstün özelliklere sahip olmalarıyla dikkat çekiyor. Amacımız Türkiye’nin ve dünyanın en kaliteli safkanlarını yetiştirerek atçılık sektörüne katkı sağlamaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tigem-isletmelerinde-sampiyon-adayi-222-tay-dunyaya-geldi/feed/ 0
iPhone 15 vs Xiaomi 14: Hangisini Tercih Etmeliyiz? https://www.haber60.com.tr/iphone-15-vs-xiaomi-14-hangisini-tercih-etmeliyiz/ https://www.haber60.com.tr/iphone-15-vs-xiaomi-14-hangisini-tercih-etmeliyiz/#respond Sat, 16 Mar 2024 02:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19526 2024 yılında teknoloji devleri Apple ve Xiaomi, yeni amiral gemisi telefonlarıyla kullanıcıların karşısına çıkıyor. iPhone 15 ve Xiaomi 14 modelleri, göz alıcı özellikleri ve çekici tasarımlarıyla dikkat çekiyor. iPhone 15 vs Xiaomi 14, hangisini tercih edelim?

iPhone 15 vs Xiaomi 14 kıyaslama!

iPhone 15, önceki model iPhone 14’e benzer bir tasarıma sahip. Alüminyum çerçeve ve cam arka paneliyle estetik bir görünüm sunuyor. Diğer yandan Xiaomi 14, daha modern bir tasarıma sahip. Kavisli ekranı ve metal çerçevesiyle yenilikçi bir görünüm sergiliyor.

iPhone 15, 6.1 inç OLED ekranıyla geliyor, Xiaomi 14 ise 6.36 inç AMOLED ekran sunuyor. Her iki ekran da yüksek çözünürlük ve parlaklık sağlayarak kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor.

iPhone 15, üçlü kamera sistemiyle yüksek kaliteli fotoğraf ve video çekimleri sunarken, Xiaomi 14 ise dörtlü kamera sistemiyle benzer bir deneyim sunuyor. iPhone 15, Apple’ın güçlü işlemcisi olan A16 Bionic ile çalışırken, Xiaomi 14 ise Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisiyle donatılmış durumda. Her iki telefon da kullanıcılara güçlü bir performans sunuyor.

Xiaomi 14, 4.610 mAh pil kapasitesiyle daha uzun bir pil ömrü sağlarken, iPhone 15’in pil kapasitesi 3.349 mAh olarak belirlenmiş. Fiyat açısından bakıldığında ise iPhone 15, 58.499 TL ve Xiaomi 14 ise 49.999 TL fiyat etiketine sahip.

Sonuç olarak, iPhone 15 ve Xiaomi 14 her ikisi de güçlü ve özellikli telefonlar. Hangi telefonun daha iyi olduğu, kullanıcının tercihlerine ve bütçesine bağlı. Eğer en iyi performans ve kamera önemliyse, iPhone 15 tercih edilebilir. Ancak daha modern tasarım ve uzun pil ömrü aranıyorsa, Xiaomi 14 daha uygun bir seçenek olabilir.

ÖzellikleriPhone 15

Ekran boyutu6.1 inçPanel türüOLED Super RetinaEkran çözünürlüğü2556 x 1179 pikselEkran yenileme hızı60 HzEkran parlaklığı1600 nit/HDR ile 2000 nitİşlemciA16 BionicBellek6 GB RAMDepolama128 GB, 256 GB ve 512 GBAna Kamera48 MegapikselUltra geniş açılı ikinci kamera12 MegapikselÖn kamera12 MegapikselBatarya kapasitesi20 saate kadar video izleme,

80 saate kadar şarkı çalmaİşletim sistemiiOS 17Bağlantı seçenekleriUSB Type-C, 5G,Kalınlık, Uzunluk ve Genişlik7.8 mm, 147.6 mm, 71.6 mmAğırlık171 gram

ÖzelliklerXiaomi 14

Tasarım– Boyutlar: 152.8mm x 71.5mm x 8.2mm– Ağırlık: 193g– Materyaller: Ön taraf için Corning Gorilla Glass Victus, 3D kavisli cam arka– Su Direnci: IP68– Renkler: Siyah, Beyaz, Yeşim YeşiliEkran– 6.36¨ 120Hz LTPO AMOLED– Çözünürlük: 2670 x 1200, 460ppi– Parlaklık: HBM 1000 nit (tipik), 3000 nit zirve parlaklığı– Dolby Vision, HDR10+, HDR10, HLG– TÜV Rheinland sertifikaları: düşük mavi ışık, titreşimsiz ve sirkadiyen ritim dostuPerformans– Snapdragon 8 Gen 3 Mobil Platformu– Adreno GPU– LPDDR5X + UFS 4.0 Depolama: 12GB+256GB– Xiaomi HyperOSKamera– Ana: 23mm f/1.6 LEICA kamera ile 50MP geniş sensör– Telefoto: 75mm f/2.0 LEICA yüzer lens kamera– Ultra geniş: 14mm f/2.2 LEICA kamera– Selfi: 32MP ekrana entegre kamera– Video: 8K kayıt, Dolby Vision® ile 4K’da 60fps’e kadar– Özellikler: Xiaomi ProFocus, Portre Gece modu, Film moduPil ve Şarj– Kapasite: 4610mAh– Kablolu Şarj: 90W HyperCharge– Kablosuz Şarj: 50WSes– Stereo hoparlörler ve Dolby Atmos– 4-MIK DiziBağlantı– Çift SIM– Wi-Fi 7, NFC, Bluetooth 5.4– 5G, 4G LTE, 3G UMTS, 2G GSM: Çeşitli band destekleriEk Özellikler– İki Leica fotoğrafçılık stili: Otantik ve Canlı– Çeşitli odak uzaklıkları için Master-lens sistemi– Sinematik videolar için Film modu– 31 dakikada tam şarj için 90W HyperCharge– 46 dakikada tam kablosuz şarj için 50W HyperCharge– Gelişmiş soğutma sistemi– Cihazlar arası güvenlik ve izin kontrolü

]]>
https://www.haber60.com.tr/iphone-15-vs-xiaomi-14-hangisini-tercih-etmeliyiz/feed/ 0
Honor Magic V2 RSR Porsche Design: Özellikler ve Fiyat https://www.haber60.com.tr/honor-magic-v2-rsr-porsche-design-ozellikler-ve-fiyat/ https://www.haber60.com.tr/honor-magic-v2-rsr-porsche-design-ozellikler-ve-fiyat/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:16:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12299 Honor, bugün düzenlediği etkinlikte akıllı telefondan tablete ve yapay zekaya kadar birçok alanda yeni ürünlerini, hizmetlerini ve çalışmalarını tanıttı. Dikkatleri ise Türkiye’de satışa sunulması halinde en pahalı akıllı telefon olacak özel dizayna sahip katlanabilir modeli çekti. İşte Honor Magic V2 RSR Porsche Design özellikleri ve fiyatı…

Honor Magic V2 RSR Porsche Design fiyatı ve özellikleri!

Öncelikle cihazın boyutlarına bakıldığında, kapalı haliyle 74.0 mm genişliğinde ve 156.7 mm yüksekliğinde olduğunu görüyoruz. Açık hali ise 145.4 mm genişliğe ulaşıyor. Derinlik konusunda ise kapalı halde 9.9 mm ve açık halde 4.7 mm ile oldukça ince bir profil sunuyor. Telefonun ağırlığı ise yaklaşık 234 gram.

Ekran özelliklerine gelince Honor Magic V2, iç ve dış olmak üzere iki adet ekrana sahip. İç ekran 7.92 inç boyutunda ve 2344×2156 piksel çözünürlük sunarken, dış ekran 6.43 inç büyüklüğünde ve 2376×1060 piksel çözünürlüğe sahip. Her iki ekran da OLED ve 120 Hz tazeleme hızına sahip ki bu, özellikle oyun oynarken veya videolar izlerken akıcı bir deneyim sunuyor.

Yapay zekalı amiral gemisi! Honor Magic 6 Pro tanıtıldı

Performans tarafında ise Snapdragon 8 Gen 2 işlemci barındıran bu cihaz, sekiz çekirdekli bir yapıya sahip. Grafik birimi ise Adreno 740. Bu, Honor Magic V2’nin yüksek performans gerektiren uygulamaları ve oyunları rahatlıkla çalıştırabileceği anlamına gelse de pazardaki en güçlü cihaz olmadığını söyleyelim.

İşletim sistemi olarak Android 13 tabanlı MagicOS 7.2 kullanıyor. Cihazın bellek kapasitesi ise oldukça cömert. 16 GB RAM ile çoklu görevler sorunsuz bir şekilde yapılabiliyor ve 1 TB dahili belleğe sahip olduğu için hafıza sorunu ortadan kalkıyor.

Bu cihazın kamera donanımı da diğer özellikleri kadar dikkate değer. Arka kamera 50 Megapiksel çözünürlüğünde ve OIS desteğine sahip. Geniş açı ve ultra geniş açı kameralar da 50 Megapiksel ve 20 Megapiksel çözünürlüklerinde.

Ayrıca, 40x dijital yakınlaştırma modu ve 4K video çekim yeteneklerine sahip. Ön kameranın da 16 Megapiksel çözünürlüğünde olduğunu ve geniş açı çekim yapabildiğini belirtelim. Son olarak cihazın 5000 mAh kapasiteli pil ile geldiğini ve 66W hızlı şarj desteğine sahip olduğunu ve de 5G ve Bluetooth 5.3 gibi bağlantıları desteklediğini söyleyelim.

Honor Magic V2 RSR Porsche Design fiyatı 15 bin 999 yuan olarak açıklandı. Bu da vergiler hariç yaklaşık 70 bin TL civarında yapıyor. Avrupa’da ise 2700 euro seviyesinde satılabileceği söyleniyor. Dolayısıyla ülkemizde satışa çıkacak olursa Türkiye’nin en pahalı akıllı telefonu olarak 150-200 bin TL aralığında bir fiyat etiketine sahip olabilir.

ÖzellikDetay

Boyut ve AğırlıkYükseklik: 156.7 mm, Genişlik: Katlanmış 74.0 mm/ Açılmış 145.4 mm

Derinlik: Katlanmış 9.9 mm/ Açılmış 4.7 mm

Ağırlık: Yaklaşık 234 g (batarya dahil)Ekranİç Ekran: 7.92 inç, Dış Ekran: 6.43 inç, İç Ekran Oranı: 9.78: 9, Dış Ekran Oranı: 20: 9, Renk: 1.07 milyar renk, DCI-P3, İç Ekran Türü: Katlanabilir OLED (120 Hz), Dış Ekran Türü: OLED (120 Hz), İç Ekran Çözünürlük: 2344×2156 Piksel, Dış Ekran Çözünürlük: 2376×1060 PikselİşlemciCPU: Snapdragon 8 Gen 2, Sekiz çekirdek, 1×Cortex-X3 3.19GHz+, 2×Cortex-A715 2.8GHz+, 2×Cortex-A710 2.8GHz+, 3×Cortex-A510 2.0GHz, GPU: Adreno 740İşletim SistemiAndroid 13 Tabanlı MagicOS 7.2 Bellek16 GB RAMHafıza1 TBKameraArka Kamera: 50MP Geniş Açı (f/1.9, OIS), 50MP Ultra Geniş Açı (f/2.0), 20MP Telefoto (f/2.4, OIS), Video Çekimi: 4K (3840×2160 piksel), Yakınlaştırma Modu: 40x Dijital, Ön Kamera: 16MP Geniş Açı (f/2.2)Pil5000 mAh (tipik), 4900 mAh (nominal)Şarj66W SuperChargeAğ ve Bağlantı5G/4G+/4G/3G/2G, Nano SIM, 802.11 a/b/g/n/ac/ax/be, Bluetooth 5.3Sensörler ve DiğerYerçekimi, Kızılötesi, Parmak izi, Jiroskop, Pusula, NFC, Ortam Işığı, Yakınlık, Ses Efekti: DTS: X Ultra, USB Type-C, USB 3.1 GEN1

]]>
https://www.haber60.com.tr/honor-magic-v2-rsr-porsche-design-ozellikler-ve-fiyat/feed/ 0
YTÜ, Antarktika’dan izole edilen yeni bakteri türleriyle enerji tasarrufu sağlayacak bir ürün geliştirmeyi hedefliyor https://www.haber60.com.tr/ytu-antarktikadan-izole-edilen-yeni-bakteri-turleriyle-enerji-tasarrufu-saglayacak-bir-urun-gelistirmeyi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/ytu-antarktikadan-izole-edilen-yeni-bakteri-turleriyle-enerji-tasarrufu-saglayacak-bir-urun-gelistirmeyi-hedefliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 08:36:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11674 Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) tarafından TÜBİTAK desteğiyle yürütülen, Antarktika’dan ilk kez izole edilen yeni bakteri türlerinin kullanılacağı projeyle, Türkiye ekonomisine, çevreye duyarlı ve enerji tasarrufu sağlayan yüksek katma değerli biyoteknolojik bir ürün kazandırılması amaçlanıyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, TÜBİTAK’ın “KUTUP-1001” isimli çağrısı kapsamında desteklemeye karar verdiği projeler arasında “Horseshoe Adası’ndan İzole Edilen Yeni Bakteri Türlerinden Soğuk-Aktif Lipaz Enzimi Üretimi, Karakterizasyonu ve Heterolog Ekspresyonu” çalışması da yer alıyor.

YTÜ yürütücülüğündeki projede Bursa Uludağ Üniversitesinden araştırmacılar da yer alıyor. Mikrobiyolojik analizler, genomik, gen klonlama, kromatografik saflaştırma konularında çok sayıda çalışmaları olan proje ekibi, disiplinler arası özellik taşıyan projede mikrobiyoloji, moleküler biyoloji ve kimya uzmanlarının işbirliğiyle genomik ve rekombinant DNA teknolojisi gibi yöntemler kullanacak.

Projede, ekip tarafından Antarktika’dan ilk kez izole edilmiş olan yeni bakteri türleri, soğuk-aktif lipaz üretimi için çalışılacak. Elde edilmesi planlanan soğuk-aktif lipazın patent ve/veya ticari bir ürüne dönüşme potansiyelinin yüksek olduğu değerlendiriliyor.

Proje sonunda elde edilecek soğuk-aktif lipazın ticari bir ürüne dönüştürülmesine yönelik sanayi işbirlikli TÜBİTAK TEYDEB projesi hazırlanması planlanıyor.

Sonuç olarak, projeyle elde edilmesi hedeflenen “soğuk-aktif lipaz” enziminin uzun vadede Türkiye ekonomisi için katma değeri yüksek biyoteknolojik bir ürüne dönüşebileceği öngörülüyor.

Enerji tasarrufu sağlayacak

YTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilal Ay, “psikrofil” ve “psikrotolerant” mikroorganizmalar tarafından üretilen soğuk-aktif enzimlerin endüstriyel ve biyoteknolojik uygulamalar için büyük önem taşıdığını söyledi.

Bu tür enzimlerin düşük sıcaklıklarda daha yüksek aktiviteye sahip olmaları nedeniyle endüstriyel süreçlerde çok iyi performans gösterdiğini belirten Ay, şöyle devam etti:

“Söz konusu enzimler deterjan, gıda, tarım, ilaç ve çevre gibi çeşitli sektörler için büyük bir ticari potansiyele sahip. Soğuk-aktif enzimlerle gıda işleme, kimyasal sentezi, biyoyakıt üretimi ve deterjan üretimine yüksek katkı sağlanabilecek. Bu sayede mesela deterjan kullanırken sıcak su elde etmeye gerek kalmayacak. Bunu Türkiye geneline vurduğumuzda ise başta hem temiz enerji olması hem de tasarruf sağlaması nedeniyle dünya, ekonomik anlamda da ülkemiz kazançlı çıkacak.”

Ay, dünya enzim piyasasının 3’te 1’ini oluşturan lipazların büyük ölçekli üretimi için kullanılabilecek en uygun kaynakların, mikroorganizmalar olduğunun altını çizdi.

Bu projede ilgili lipazı kodlayan genin heterolog, yani başka bir mikroorganizma üzerinden daha kolay elde edilmesinin amaçlandığını da dile getiren Ay, “Bu projeyle Horseshoe Adası’ndan izole ettiğimiz ve birçoğu aktinobakteri olan yeni bakterilerin biyoteknolojik bir ürün olarak soğuk-aktif lipaz üretebilmeleri araştırılacak. Projemizin genelinde öncelikle bu lipazları saflaştıracağız. Daha sonra heterolog ekspresyon dediğimiz çalışmayı gerçekleştireceğiz. Daha sonra gerekli pH ve sıcaklık koşullarında organik çözücülerin ve deterjanların, saflaştırdığımız soğuk-aktif lipazın aktivitesine etkilerini test edeceğiz.” diye konuştu.

Patenti alınabilir

Ay, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan Ulusal Kutup Bilimleri Programı’nda, Türk bilim insanlarının kutuplarla ilgili özgün bilimsel çalışmalar yaparak dünyada bu konuda öncü olan ülkeler arasında yer alması gerektiğinin vurgulandığını belirtti.

Bu bağlamda kutup bilimleriyle ilgili öncelikli tematik çalışma alanlarının belirlendiğini söyleyen Ay, şunları kaydetti:

“Canlı bilimleri alanında özellikle kutup biyoçeşitliliği, biyokimya ve biyojeokimyasal döngüler, biyoteknoloji, ekoloji ve kirlilik alanlarında çalışmalar yapılmalı. Literatürde soğuk-aktif lipaz enzimleriyle ilgili bazı çalışmalar bulunmasına rağmen bu alanda yapılan çalışmalar hala oldukça sınırlı. Ayrıca, soğuk-aktif lipaz enzimi üretimi için kullanılacak olan izolatların ilk kez ekibimiz tarafından izole edilen yeni bakteri türlerinden oluşması, bu proje sonuçlarının patent ve/veya yeni ticari ürün geliştirilmesine konu olabilecek düzeyde özgünlük taşıdığını gösteriyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ytu-antarktikadan-izole-edilen-yeni-bakteri-turleriyle-enerji-tasarrufu-saglayacak-bir-urun-gelistirmeyi-hedefliyor/feed/ 0
Atık Suların Halk Sağlığı Takibinde Kullanılması Önem Kazanıyor https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-onem-kazaniyor/ https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-onem-kazaniyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5764 Yaklaşık 4 yıldır süren koronavirüsün atık sulardaki varlığının araştırılma çalışmalarında yeni gelişmeler yaşandı. Kapsamı genişleyen çalışmalar ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Türkiye Su Enstitüsü (SUEN)’den Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, ‘Küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci, grip olabilir’ Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek” dedi.

Türkiye’nin koranavirüsle mücadeleye başladığı 2020 yılından itibaren, Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Başkanlığı koordinatörlüğünde atık su arıtma tesisleri girişlerinde kompozit atık su numunelerinde koronavirüs taramaları devam ediyor. 4 yıldır süren çalışmalar kapsamında 21 pilot şehir ve İstanbul’da incelemeler sürerken, araştırma çalışmalarında da yeni gelişmeler yaşanıyor. Covid-19 çalışmaları ise kapsamı genişleyerek ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Proje olmaktan çıkıp enstitüleşecek çalışmalar kapsamında faaliyetler dünyada halk sağlığı takibinde rutin olarak kullanılan bir araca dönüşecek. Koronavirüs dışında halk sağlığını tehdit eden domuz gribi, çocuk felci, kızamık gibi hastalıkların ve antibiyotik direnç gen ve bakterilerin takibinde de kullanılacak. Projenin değişen ve gelişen detaylarını anlatan Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Atık Sularda Covid-19 Takibi Proje Koordinatörü Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, projenin ardından dünyanın atık suların halk sağlığının takibinde çok önemli bir araç olduğunu anladığını vurguladı. Kocamemi, ‘2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak” dedi. Prof. Dr. Kocamemi, Türkiye’de atık sularda koronavirüsün orta seviyelerde hala görüldüğünü de hatırlattı. Covid-19 yayılım haritaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sitesinden takip edilebiliyor.

DÜNYA ATIK SULARIN HALK SAĞLIĞININ TAKİBİNDE ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU ANLADI

Prof. Dr. Kocamemi, ‘4 sene önce Covid-19’un pandemi ilan edilmesiyle eş zamanlı olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın SUEN koordinasyonunda bu proje başladı. Proje kapsamında da hali hazırda 4 senedir Türkiye genelinde atık su örnekleri belirli periyotlarla toplanarak Covid-19 yayılım haritaları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sayfasında yayınlanmaya devam ediyor. Son 1 yıldır projede bazı ciddi değişimler olmaya başladı. Dünya anladı ki atık sular halk sağlığının takibinde çok önemli ve kıymetli bir araç” dedi.

AB ÜLKELERİNDE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN HASTALIKLARIN TAKİBİNDE KULLANILACAK

Prof. Dr. Kocamemi, ‘Bu sebeple de bir küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci olabilir, grip olabilir’ Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek. 2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak. Küresel olduğu için tüm dünyada bunun yayılımı için büyük bir çalışma sarf ediliyor” ifadelerini kullandı.

10. DÜNYA SU FORUMU’NDA DÜNYAYA DUYURUSU OLACAK

Prof. Dr. Kocamemi, ‘SUEN de bu çalışmaların çok aktif olarak bir parçası. Bu bağlamda da Mayıs ayında Endonezya’da dünyanın en büyük politik su etkinliği olan 10. Dünya Su Forumu kapsamında Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde Avrupa Birliği’yle birlikte bakanlıklar seviyesinde bir oturum düzenlenecek. Bu oturuma dünyanın değişik kıtalarından, değişik ülkelerinden sağlık, tarım orman, çevre bakanları katılarak bu küresel yaklaşımın, atık suyun insan sağlığı takibinde kullanımının önemini vurgulayan tartışmalar gerçekleştirilecek. Bu da küresel yaklaşımın ilk kez dünyaya duyurusu olmuş olacak” dedi.

TEK SAĞLIK YAKLAŞIMININ ÖNEMİ ANLAŞILDI

Prof. Dr. Kocamemi, ‘Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar aslında birbirleriyle bağlantı halinde. İnsanı bitkiden, bitkiyi hayvandan, hayvanı çevreden ayırmak mümkün değil. Tek sağlık yaklaşımı insan, çevre, bitki, hayvan, bütün bunların birbirleriyle ilintili olduğunu ve bunların hepsinin bir arada düşünülmesi gerektiğini, yapılacak olan çalışmalarda da tüm bu platformların bir arada düşünülmesi gerektiğini savunan bir yaklaşım. Covid-19’la birlikte tek sağlık yaklaşımının ne kadar önemli bir yaklaşım olduğu anlaşıldı. Tekrardan çok yüksek seviye bir ilgiyle tüm dünyada gündeme geldi” diye konuştu.

ANTİBİYOTİK DİRENÇ GEN VE BAKTERİLERİNİN TAKİBİNDE DE KULLANILMAYA BAŞLANACAK

Prof. Dr. Kocamemi, ‘Türkiye bu projeye Tarım ve Orman Bakanlığı’nın altında Covid-19 olarak Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde devam ediyor. Küresel yaklaşım kapsamında projenin sınırlarında bir genişleme olacaktır çünkü küresel yaklaşım özellikle düşük ve orta gelir seviyeli ülkeler için bazı fonlamalar açmayı planlıyor. Bunların ciddi planlamaları yapılmış durumda. Bu planlamalar dahilinde de öncelikle Avrupa Birliği üye ülkeler, arkasından da komşu ülkeler ve küresel ölçekte ülkelerin peyderpey Covid-19 olarak başlayan bu atık su sürveyans çalışmalarının diğer virüs ve bakterilerin takibi için hatta antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘sessiz pandemi’ olarak ilan ettiği Covid-19’dan çok daha ciddi bir durum olarak ifade ettikleri antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin takibinde de atık su sürveyansı aktif olarak kullanılmaya başlanacak” ifadelerini kullandı.

ERKEN UYARI SİSTEMİ BİRİNCİ HEDEF

Prof. Dr. Kocamemi, ‘Küresel konsorsiyumun ilk hedefi olası bir başka Covid-19 atağı olduğunda bunun için erken uyarı sistemi oluşturmak. Bunun için de bazı süper şehirler var, İstanbul da bu şehirlerden bir tanesi. Dünya genelinde özellikle uçuş trafiği anlamında yoğun olan şehirlerden gelen uçuşlardan ve havaalanlarından örnek alarak, bir erken uyarı sistemi oluşturulması küresel konsorsiyumun birinci hedefi. İkinci hedefi yine atık sularda yapılacak yeni nesil sekans analizleriyle Covid-19 dışında ismini bilmediğimiz, yeni bir pandemi olacak herhangi bir hastalık çıktığında bunu atık sularla önceden belirlememiz gayet mümkün” dedi.

COVİD-19 TÜRKİYE GENELİNDE ORTA YOĞUNLUKTA SEYREDİYOR

Prof. Dr. Kocamemi koronavirüs çalışmaları kapsamında, ‘Türkiye’de şu anda Covid-19 tüm dünyada olduğu gibi var ama biz çok daha yüksek olduğu dönemleri gördük. Özellikle mega şehirlerde İstanbul, Ankara, Konya gibi şehirlerde orta veya yükseğe yakın orta seviyelerde seyrederken bazı şehirlerimizde oldukça düşük seviyelerde de seyredebiliyor. 4 sene geneline bakıldığında Covid-19 şu an orta bir yoğunlukta Türkiye genelinde seyrediyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-onem-kazaniyor/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, CRISPR-GEM projesiyle uzayda bitki yetiştirme deneyi gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-crispr-gem-projesiyle-uzayda-bitki-yetistirme-deneyi-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-crispr-gem-projesiyle-uzayda-bitki-yetistirme-deneyi-gerceklestirdi/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5739 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) deneyini gerçekleştirdiği CRISPR-GEM projesiyle moleküler biyolojinin modern gen düzenleme yöntemlerinden CRISPR’in mikro yerçekimi ortamında bitkiler üzerinde denenerek uzayda yetiştirilecek bitkilerin sağlığının ve verimliliğinin artırılması hedefleniyor.

Gezeravcı’nın uzayda yaptığı deneyler arasında Yıldız Teknik Üniversitesinden (YTÜ) moleküler biyolog Tuğçe Celayir’in proje yöneticisi olduğu “Mikro Yerçekimi Altında Bitkilerde CRISPR Gen Düzenleme Verimliliğinin Araştırılması” başlıklı CRISPR-GEM projesi de yer alıyor.

Deneyle uzun süreli uzay görevlerinde sürdürülebilir bir sistem için bitkilerin, uzay misyonu sırasında meydana gelen biyolojik ve biyolojik olmayan stresler karşısındaki savunma mekanizmalarının anlaşılması ve geliştirilmesine yönelik, moleküler biyolojinin modern gen düzenleme tekniklerinden CRISPR’in mikro yer çekimi ortamında bitkiler üzerindeki etkinliği araştırılıyor.

Genetik mühendislik yöntemlerinde bir devrim olarak nitelenen ve genler üzerinde değişiklik yapma imkanı tanıyan CRISPR tekniğiyle bitkilerin sağlığının ve verimliliğinin artırılması amaçlanıyor.

Bitkilerde genetik düzenleme yapılıp yapılamayacağının test edildiği deneyde, bitkilerde uzay ve dünya koşullarındaki genetik değişiklikler karşılaştırılacak.

“CRISPR, oldukça gelecek vadeden bir teknik”

CRISPR-GEM projesinin yürütücüsü Tuğçe Celayir, AA muhabirine, bitki uzay biyolojisi alanında yaptıkları projede “arabidopsis thaliana” adı verilen, sıklıkla genetik mühendisliği ve bitki biyolojisi çalışmalarında kullanılan bir bitki tercih ettiklerini anlattı.

Geleceğin uzun süreli uzay misyonlarında, mars görevlerinde gerekli olacak bir yapay ekosistemi inşa edebilmek adına bitkilerin sağlığı üzerinde çalıştıklarını dile getiren Celayir, “Bitkilerin sağlığını ve adaptasyonunu geliştirebilmek için CRISPR ismini verdiğimiz bir teknik var. Bu teknikle aslında bitkilerin genetiği üzerinde müdahaleler yaparak zor koşullara daha adapte hale gelmesini sağlayabiliyoruz. Bu oldukça gelecek vadeden bir teknik.” dedi.

CRISPR tekniğinin son yıllarda keşfedildiğini ve yeryüzünde çeşitli çalışmalarda mahsul verimliliğinin artırılmasında kullanıldığını aktaran Celayir, bu tekniğin uzay çalışmalarına taşınmasının çok yeni olduğunu söyledi.

Celayir, Türkiye’nin ilk misyonlu uzay yolculuğu öncesinde 1,5 yıl boyunca “fırlatma öncesi evre” dedikleri laboratuvar çalışmalarını tamamladıklarını, bu süreçte uzaya gönderilecek düzenekleri, malzemeleri hazırladıklarını ve bunları uzay deneyine adapte ettiklerini aktararak, süreci TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü ve NASA’yla çalışarak yönettiklerini dile getirdi.

“Son hazırlıklar fırlatma öncesindeki 15 gün içinde NASA’da tamamlandı”

Laboratuvar çalışmalarına değinen Celayir, şunları aktardı:

“Bitkiye CRISPR dediğimiz müdahaleyi yapabilmek için kullandığımız bir teknik var. Bu teknikte farklı bir bakteri türünü kullanıyoruz. Agroinfiltrasyon dediğimiz yöntemi optimize ederek hedeflediğimiz CRISPR’i gerçekleştirebilmek için hedeflediğimiz bir sentetik dizi var. Onun tasarımını yapıp üreterek başarıyla tamamlayıp daha sonra bunu bitki üzerinde test edip çok tekrarlı deneylerle oturtup ondan sonra hazırlayıp uzaya gönderiyoruz. CRISPR’in yapılabilmesi için gereken ‘pellet’ diye isimlendirdiğimiz malzemeyi, gerekli tampon çözeltiyi, yardımcı kimyasalları, bitkilerimizi de yanında gönderiyoruz. Bunların son hazırlıkları fırlatmanın öncesindeki 15 gün içinde NASA’da tamamlandı. Sonra fırlatma için malzemelerimizi teslim ettik.”

Celayir, uygulamanın uzayda test edildiğini, paralelinde de kendilerinin yeryüzü kontrolü deneyiyle aynı işlemi yaptıklarını ve ikisinin arasındaki veriyi karşılaştırdıklarını söyledi.

Gezeravcı’yla çok kez eğitim amaçlı görüştüklerini belirten Celayir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Teorik ve pratik eğitimler birbirinden ayrılmış şekilde TÜBİTAK Uzay tarafından organize edildi ve yönlendirildi. Oldukça profesyonel bir çalışma gerçekleştirdik. Kendisi (Gezeravcı) yapılan çalışmanın teorik olarak bilgisine hakim olma fırsatını elde etti. En önemlisi pratik olarak çok kez deneme şansını buldu. Verdiğimiz eğitimlerden sonra da kendisi NASA’da yine oradaki eğitiminin bir parçası olarak bizim kopyasını gönderdiğimiz materyallerle pratik yapmaya devam etti. 1,5 yıllık süreç boyunca ilk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı çok yoğun bir eğitim aldı ve başarıyla bu eğitimlerin hepsini tamamladı.”

“Çok faydalı bilimsel çıktılar sunmayı hedefliyoruz”

Projeleri için uzay misyonunda takvim sürecinde gerekli adımların tamamlandığına işaret eden Celayir, “Alper Gezeravcı, örneklerimizle yapılması gereken işlemi bitirdi. CRISPR solüsyonunu bitkiye uyguladı. Ardından bitkileri 5 gün sonrasında hasat etti. Örneklerimiz şu anda orada eksi 80 derecede saklama ünitesine kaldırıldı.” dedi.

Celayir, örneklerin gelmesini bekleyeceklerini belirterek, “Örnekler geldikten sonra ‘post flight’ dediğimiz fırlatma sonrası analizlerimiz ve deneylerimiz devam edecek. Buradaki en önemli husus yeryüzü kontrol grubuyla uzay grupları arasında bir karşılaştırmalı analiz sunulabilmesi. Bu nedenle moleküler seviyede çalışmalar yaparak aradaki farklılığı analiz etmek adına yine önümüzdeki süreçte deneylere devam edeceğiz. Bu noktada çok faydalı bilimsel çıktılar sunmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Projenin bilim dünyasına sağlayacağı katkılara değinen Celayir, şunları kaydetti:

“Gelecekte konuşulan uzun süreli uzay görevlerinde, bu tekniğin bir uzay misyonunda uygulanması üzerine bir adım atmış olacağız. Bu çıktılar sayesinde bilim insanları bu çalışmanın çıktılarını kullanarak yeni çalışmalara imza atabilecek. Daha dayanıklı bitkilerin yetiştirilmesi konusundaki uzay görevlerinin getirdiği çeşitli streslere -mikro yer çekimi ve radyasyon gibi- daha adapte bitkilerin yetiştirilmesi için bir adım atılmış olacak. Burada uzun süreli uzay görevlerinde en önemli sorunlardan biri insanlara besin, gıda, oksijen kaynağı olacak bitkilerin gerekli olması. Bundan dolayı da uzun süreli uzay görevlerine de hizmet etmiş bulunuyoruz. Hedefimiz, genetik mühendisliği tekniği olan CRISPR dediğimiz genom düzenlemenin verimliliğini ve mümkün olup olmadığını araştırmak. Mikro yer çekimi ortamında bitkiler üzerinde bu uygulamayı test ediyoruz.”

“Fırlatmanın bir parçası olarak orada bulunmak inanılmaz bir gururdu”

Uzay sevgisiyle büyüdüğünü ve fırlatmayı izlemenin hayali olduğunu dile getiren Celayir, lisansa başladığı ilk sene “NASA’da çalışacağım, uzay biyoloğu olacağım.” dediğini ve hep bu hedef üzerine çalıştığını belirtti.

Celayir, ilk kez bir fırlatma izlediğini aktararak, “O fırlatmanın bir parçası olarak orada bulunmak inanılmaz bir gururdu. Çok duygusal bir andı. Açıkçası gözyaşlarımızı tutamadık. Burada verdiğimiz 1,5 yıllık çok ciddi bir emek var. 7/24 çalışma gerektiren çok yoğun bir süreçti. Aynı zamanda biliyoruz ki deneyimizin bir parçası o roketin içinde ISS’e yolculuğa başlıyor. Çok duygusal bir andı.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-crispr-gem-projesiyle-uzayda-bitki-yetistirme-deneyi-gerceklestirdi/feed/ 0
Atık suların halk sağlığı takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-zaruri-hale-getirilecek/ https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-zaruri-hale-getirilecek/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5730

Yaklaşık 4 yıldır süren koronavirüsün atık sulardaki varlığının araştırılma çalışmalarında yeni gelişmeler yaşandı. Kapsamı genişleyen çalışmalar ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Türkiye Su Enstitüsü (SUEN)’den Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, “Küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci, grip olabilir… Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek” dedi.

Türkiye’nin koranavirüsle mücadeleye başladığı 2020 yılından itibaren, Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Başkanlığı koordinatörlüğünde atık su arıtma tesisleri girişlerinde kompozit atık su numunelerinde koronavirüs taramaları devam ediyor. 4 yıldır süren çalışmalar kapsamında 21 pilot şehir ve İstanbul’da incelemeler sürerken, araştırma çalışmalarında da yeni gelişmeler yaşanıyor. Covid-19 çalışmaları ise kapsamı genişleyerek ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Proje olmaktan çıkıp enstitüleşecek çalışmalar kapsamında faaliyetler dünyada halk sağlığı takibinde rutin olarak kullanılan bir araca dönüşecek. Koronavirüs dışında halk sağlığını tehdit eden domuz gribi, çocuk felci, kızamık gibi hastalıkların ve antibiyotik direnç gen ve bakterilerin takibinde de kullanılacak. Projenin değişen ve gelişen detaylarını anlatan Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Atık Sularda Covid-19 Takibi Proje Koordinatörü Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, projenin ardından dünyanın atık suların halk sağlığının takibinde çok önemli bir araç olduğunu anladığını vurguladı. Kocamemi, “2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak” dedi. Prof. Dr. Kocamemi, Türkiye’de atık sularda koronavirüsün orta seviyelerde hala görüldüğünü de hatırlattı. Covid-19 yayılım haritaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sitesinden takip edilebiliyor.

DÜNYA ATIK SULARIN HALK SAĞLIĞININ TAKİBİNDE ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU ANLADI

Prof. Dr. Kocamemi, “4 sene önce Covid-19’un pandemi ilan edilmesiyle eş zamanlı olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın SUEN koordinasyonunda bu proje başladı. Proje kapsamında da hali hazırda 4 senedir Türkiye genelinde atık su örnekleri belirli periyotlarla toplanarak Covid-19 yayılım haritaları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sayfasında yayınlanmaya devam ediyor. Son 1 yıldır projede bazı ciddi değişimler olmaya başladı. Dünya anladı ki atık sular halk sağlığının takibinde çok önemli ve kıymetli bir araç” dedi.

AB ÜLKELERİNDE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN HASTALIKLARIN TAKİBİNDE KULLANILACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “Bu sebeple de bir küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci olabilir, grip olabilir… Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek. 2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak. Küresel olduğu için tüm dünyada bunun yayılımı için büyük bir çalışma sarf ediliyor” ifadelerini kullandı.

10. DÜNYA SU FORUMU’NDA DÜNYAYA DUYURUSU OLACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “SUEN de bu çalışmaların çok aktif olarak bir parçası. Bu bağlamda da Mayıs ayında Endonezya’da dünyanın en büyük politik su etkinliği olan 10. Dünya Su Forumu kapsamında Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde Avrupa Birliği’yle birlikte bakanlıklar seviyesinde bir oturum düzenlenecek. Bu oturuma dünyanın değişik kıtalarından, değişik ülkelerinden sağlık, tarım orman, çevre bakanları katılarak bu küresel yaklaşımın, atık suyun insan sağlığı takibinde kullanımının önemini vurgulayan tartışmalar gerçekleştirilecek. Bu da küresel yaklaşımın ilk kez dünyaya duyurusu olmuş olacak” dedi.

TEK SAĞLIK YAKLAŞIMININ ÖNEMİ ANLAŞILDI

Prof. Dr. Kocamemi, “Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar aslında birbirleriyle bağlantı halinde. İnsanı bitkiden, bitkiyi hayvandan, hayvanı çevreden ayırmak mümkün değil. Tek sağlık yaklaşımı insan, çevre, bitki, hayvan, bütün bunların birbirleriyle ilintili olduğunu ve bunların hepsinin bir arada düşünülmesi gerektiğini, yapılacak olan çalışmalarda da tüm bu platformların bir arada düşünülmesi gerektiğini savunan bir yaklaşım. Covid-19’la birlikte tek sağlık yaklaşımının ne kadar önemli bir yaklaşım olduğu anlaşıldı. Tekrardan çok yüksek seviye bir ilgiyle tüm dünyada gündeme geldi” diye konuştu.

ANTİBİYOTİK DİRENÇ GEN VE BAKTERİLERİNİN TAKİBİNDE DE KULLANILMAYA BAŞLANACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “Türkiye bu projeye Tarım ve Orman Bakanlığı’nın altında Covid-19 olarak Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde devam ediyor. Küresel yaklaşım kapsamında projenin sınırlarında bir genişleme olacaktır çünkü küresel yaklaşım özellikle düşük ve orta gelir seviyeli ülkeler için bazı fonlamalar açmayı planlıyor. Bunların ciddi planlamaları yapılmış durumda. Bu planlamalar dahilinde de öncelikle Avrupa Birliği üye ülkeler, arkasından da komşu ülkeler ve küresel ölçekte ülkelerin peyderpey Covid-19 olarak başlayan bu atık su sürveyans çalışmalarının diğer virüs ve bakterilerin takibi için hatta antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘sessiz pandemi’ olarak ilan ettiği Covid-19’dan çok daha ciddi bir durum olarak ifade ettikleri antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin takibinde de atık su sürveyansı aktif olarak kullanılmaya başlanacak” ifadelerini kullandı.

ERKEN UYARI SİSTEMİ BİRİNCİ HEDEF

Prof. Dr. Kocamemi, “Küresel konsorsiyumun ilk hedefi olası bir başka Covid-19 atağı olduğunda bunun için erken uyarı sistemi oluşturmak. Bunun için de bazı süper şehirler var, İstanbul da bu şehirlerden bir tanesi. Dünya genelinde özellikle uçuş trafiği anlamında yoğun olan şehirlerden gelen uçuşlardan ve havaalanlarından örnek alarak, bir erken uyarı sistemi oluşturulması küresel konsorsiyumun birinci hedefi. İkinci hedefi yine atık sularda yapılacak yeni nesil sekans analizleriyle Covid-19 dışında ismini bilmediğimiz, yeni bir pandemi olacak herhangi bir hastalık çıktığında bunu atık sularla önceden belirlememiz gayet mümkün” dedi.

COVİD-19 TÜRKİYE GENELİNDE ORTA YOĞUNLUKTA SEYREDİYOR

Prof. Dr. Kocamemi koronavirüs çalışmaları kapsamında, “Türkiye’de şu anda Covid-19 tüm dünyada olduğu gibi var ama biz çok daha yüksek olduğu dönemleri gördük. Özellikle mega şehirlerde İstanbul, Ankara, Konya gibi şehirlerde orta veya yükseğe yakın orta seviyelerde seyrederken bazı şehirlerimizde oldukça düşük seviyelerde de seyredebiliyor. 4 sene geneline bakıldığında Covid-19 şu an orta bir yoğunlukta Türkiye genelinde seyrediyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/atik-sularin-halk-sagligi-takibinde-kullanilmasi-zaruri-hale-getirilecek/feed/ 0
Atık sulardaki koronavirüs araştırmaları ‘tek sağlık’ projesine dönüştü https://www.haber60.com.tr/atik-sulardaki-koronavirus-arastirmalari-tek-saglik-projesine-donustu/ https://www.haber60.com.tr/atik-sulardaki-koronavirus-arastirmalari-tek-saglik-projesine-donustu/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5718

Yaklaşık 4 yıldır süren koronavirüsün atık sulardaki varlığının araştırılma çalışmalarında yeni gelişmeler yaşandı. Kapsamı genişleyen çalışmalar ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Türkiye Su Enstitüsü (SUEN)’den Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, “Küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci, grip olabilir… Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek” dedi.

Türkiye’nin koranavirüsle mücadeleye başladığı 2020 yılından itibaren, Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Başkanlığı koordinatörlüğünde atık su arıtma tesisleri girişlerinde kompozit atık su numunelerinde koronavirüs taramaları devam ediyor. 4 yıldır süren çalışmalar kapsamında 21 pilot şehir ve İstanbul’da incelemeler sürerken, araştırma çalışmalarında da yeni gelişmeler yaşanıyor. Covid-19 çalışmaları ise kapsamı genişleyerek ‘tek sağlık’ projesine dönüştü. Proje olmaktan çıkıp enstitüleşecek çalışmalar kapsamında faaliyetler dünyada halk sağlığı takibinde rutin olarak kullanılan bir araca dönüşecek. Koronavirüs dışında halk sağlığını tehdit eden domuz gribi, çocuk felci, kızamık gibi hastalıkların ve antibiyotik direnç gen ve bakterilerin takibinde de kullanılacak. Projenin değişen ve gelişen detaylarını anlatan Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Atık Sularda Covid-19 Takibi Proje Koordinatörü Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, projenin ardından dünyanın atık suların halk sağlığının takibinde çok önemli bir araç olduğunu anladığını vurguladı. Kocamemi, “2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak” dedi. Prof. Dr. Kocamemi, Türkiye’de atık sularda koronavirüsün orta seviyelerde hala görüldüğünü de hatırlattı. Covid-19 yayılım haritaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sitesinden takip edilebiliyor.

DÜNYA ATIK SULARIN HALK SAĞLIĞININ TAKİBİNDE ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU ANLADI

Prof. Dr. Kocamemi, “4 sene önce Covid-19’un pandemi ilan edilmesiyle eş zamanlı olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın SUEN koordinasyonunda bu proje başladı. Proje kapsamında da hali hazırda 4 senedir Türkiye genelinde atık su örnekleri belirli periyotlarla toplanarak Covid-19 yayılım haritaları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sayfasında yayınlanmaya devam ediyor. Son 1 yıldır projede bazı ciddi değişimler olmaya başladı. Dünya anladı ki atık sular halk sağlığının takibinde çok önemli ve kıymetli bir araç” dedi.

AB ÜLKELERİNDE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN HASTALIKLARIN TAKİBİNDE KULLANILACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “Bu sebeple de bir küresel yaklaşım kapsamında Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bir taslak direktif hazırlandı. Bu taslak direktifte de ilk kez dünyada atık suyun halk sağlığı takibinde kullanılacak bir araç olması vurgulanıyordu. Bu taslak direktif Avrupa Birliği’nde kabul edildi. 2024 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üye ülkeleri atık sularda sadece Covid-19 değil, insan sağlığını tehdit eden diğer virüs ve bakterilerin, çocuk felci olabilir, grip olabilir… Herhangi bir insan sağlığını tehdit eden hastalığın takibinde kullanılması zaruri hale getirilecek. 2025 yılına girilmeden önce tüm Avrupa Birliği üye ülkelerde bu sistematik zaruri olarak oturtulmuş olacak. Küresel olduğu için tüm dünyada bunun yayılımı için büyük bir çalışma sarf ediliyor” ifadelerini kullandı.

10. DÜNYA SU FORUMU’NDA DÜNYAYA DUYURUSU OLACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “SUEN de bu çalışmaların çok aktif olarak bir parçası. Bu bağlamda da Mayıs ayında Endonezya’da dünyanın en büyük politik su etkinliği olan 10. Dünya Su Forumu kapsamında Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde Avrupa Birliği’yle birlikte bakanlıklar seviyesinde bir oturum düzenlenecek. Bu oturuma dünyanın değişik kıtalarından, değişik ülkelerinden sağlık, tarım orman, çevre bakanları katılarak bu küresel yaklaşımın, atık suyun insan sağlığı takibinde kullanımının önemini vurgulayan tartışmalar gerçekleştirilecek. Bu da küresel yaklaşımın ilk kez dünyaya duyurusu olmuş olacak” dedi.

TEK SAĞLIK YAKLAŞIMININ ÖNEMİ ANLAŞILDI

Prof. Dr. Kocamemi, “Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar aslında birbirleriyle bağlantı halinde. İnsanı bitkiden, bitkiyi hayvandan, hayvanı çevreden ayırmak mümkün değil. Tek sağlık yaklaşımı insan, çevre, bitki, hayvan, bütün bunların birbirleriyle ilintili olduğunu ve bunların hepsinin bir arada düşünülmesi gerektiğini, yapılacak olan çalışmalarda da tüm bu platformların bir arada düşünülmesi gerektiğini savunan bir yaklaşım. Covid-19’la birlikte tek sağlık yaklaşımının ne kadar önemli bir yaklaşım olduğu anlaşıldı. Tekrardan çok yüksek seviye bir ilgiyle tüm dünyada gündeme geldi” diye konuştu.

ANTİBİYOTİK DİRENÇ GEN VE BAKTERİLERİNİN TAKİBİNDE DE KULLANILMAYA BAŞLANACAK

Prof. Dr. Kocamemi, “Türkiye bu projeye Tarım ve Orman Bakanlığı’nın altında Covid-19 olarak Türkiye Su Enstitüsü koordinatörlüğünde devam ediyor. Küresel yaklaşım kapsamında projenin sınırlarında bir genişleme olacaktır çünkü küresel yaklaşım özellikle düşük ve orta gelir seviyeli ülkeler için bazı fonlamalar açmayı planlıyor. Bunların ciddi planlamaları yapılmış durumda. Bu planlamalar dahilinde de öncelikle Avrupa Birliği üye ülkeler, arkasından da komşu ülkeler ve küresel ölçekte ülkelerin peyderpey Covid-19 olarak başlayan bu atık su sürveyans çalışmalarının diğer virüs ve bakterilerin takibi için hatta antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘sessiz pandemi’ olarak ilan ettiği Covid-19’dan çok daha ciddi bir durum olarak ifade ettikleri antibiyotik direnç gen ve bakterilerinin takibinde de atık su sürveyansı aktif olarak kullanılmaya başlanacak” ifadelerini kullandı.

ERKEN UYARI SİSTEMİ BİRİNCİ HEDEF

Prof. Dr. Kocamemi, “Küresel konsorsiyumun ilk hedefi olası bir başka Covid-19 atağı olduğunda bunun için erken uyarı sistemi oluşturmak. Bunun için de bazı süper şehirler var, İstanbul da bu şehirlerden bir tanesi. Dünya genelinde özellikle uçuş trafiği anlamında yoğun olan şehirlerden gelen uçuşlardan ve havaalanlarından örnek alarak, bir erken uyarı sistemi oluşturulması küresel konsorsiyumun birinci hedefi. İkinci hedefi yine atık sularda yapılacak yeni nesil sekans analizleriyle Covid-19 dışında ismini bilmediğimiz, yeni bir pandemi olacak herhangi bir hastalık çıktığında bunu atık sularla önceden belirlememiz gayet mümkün” dedi.

COVİD-19 TÜRKİYE GENELİNDE ORTA YOĞUNLUKTA SEYREDİYOR

Prof. Dr. Kocamemi koronavirüs çalışmaları kapsamında, “Türkiye’de şu anda Covid-19 tüm dünyada olduğu gibi var ama biz çok daha yüksek olduğu dönemleri gördük. Özellikle mega şehirlerde İstanbul, Ankara, Konya gibi şehirlerde orta veya yükseğe yakın orta seviyelerde seyrederken bazı şehirlerimizde oldukça düşük seviyelerde de seyredebiliyor. 4 sene geneline bakıldığında Covid-19 şu an orta bir yoğunlukta Türkiye genelinde seyrediyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/atik-sulardaki-koronavirus-arastirmalari-tek-saglik-projesine-donustu/feed/ 0