Türkiye Geleneksel Türkiye Okçuluk Federasyonu (TGTOF) tarafından İstanbul Okçular Vakfı tesislerinde düzenlenen Minikler Açık Hava Puta Türkiye Şampiyonası’na 26 ilden 618 sporcu katıldı. Cuma günü başlayan şampiyonada ‘Kızlar’ ve ‘Erkekler’ 8-9, 10-11,12-13 yaş olmak üzere bireysel kategorilerdeki ilk 3 sırayı alan sporculara düzenlenen törenle ödülleri verildi. Geleneksel kıyafetlerle yapılan yarışmada teknik kurulun kontrolünden geçen geleneksel oklar ve yaylar kullanıldı. Törende konuşan Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyon Başkanı Cengiz Toksöz, “Cuma günü başlayan Minikler Türkiye Şampiyonamızda bugün final günü. 8-9, 10-11, 12-13 yaşları arasındaki kategorilerde yarışma düzenleniyor. Bu yaş grupları yarışıyor ve kendi içlerinde takım yarışmaları da var. Ödüllerde de geleneksel okçulukta biz en yüksek ödülleri minik kardeşlerimize veriyoruz. Çünkü hem onları motive etsin diye hem de ok ve yay alımlarında nispeten kolaylık olması ve teşvik etmesi için ödüllerini takdim ediyoruz. Gönül ister ki daha yüksek miktarlarda ödüller verelim. Onlardaki bu azim ve hırs Türk okçuluğundaki bu kadim geleneğe sahip çıkma arzusu, bizi de geleceğe yönelik umutlandırıyor. Elimizden geldiğince onlara daha fazla yardım etmek istiyoruz. Bu yaş kategorilerinde ciddi başarılar da var. Çünkü birçok derecede beraberlik atışlarının çok fazla olması onların başarısını gösteriyor. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Onların bu gayretlerine biz de destek olmaya çalışıyoruz. Ödülleri 1-2 ve 3’üncülere takdim ediyoruz. Her kategoriye madalyamız var ve takımlara da madalyanın yanında kupalarını takdim ediyoruzö dedi.
“ÇOK GURURLUYUMö
12-13 yaş Minik Kızlar Bireysel kategoride birinci olan Şevval Akkuzu, “Kendi yaş kategorimde Türkiye 1’incisi oldum. Çok mutluyum ve açıkçası kendim için de çok gururluyum. İnsanların beni desteklediğini gördüm. Tüm kulübe, arkadaşlarıma, öğretmenlerime, kulüp başkanımıza ve beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim. Biz bir aileyiz ve aile olmaya da hep devam edeceğiz. Birbirimizi hep destekleyeceğiz. Kulübüme de bu başarıyı getirdiğim için çok gururluyum. Haftada 4 gün antrenman yaptım. Çalışmaya da devam edeceğim. Umarım milli takımada seçilirimö diye konuştu.
“ÇOK HAZIRLANDIK, EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALDIKö
12-13 Yaş Minik Erkekler Takımı’nda takımı ile 1’inci olan Hamza Tutar da “3 kişi olarak Türkiye şampiyonası 1’incisi olduk. Burada çok eğlendik. Hocalarıma da teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımı da tebrik ediyorum. Mutluyuz, çok eğlendik. 2 ay kadar çalıştık. Çok hazırlandık ve emeğimizin karşılığını aldıkö ifadelerini kullandı.
“MİLLİ TAKIMA GİREREK, TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BAŞARILARA İMZA ATMAK İSTİYORUMö
8-9 Yaş Minik Erkekler Bireysel 1’incisi Ahmet Emir Ünal, “Çok mutluyum. Şu an Türkiye Şampiyonası’nda 1’inci oldum. İlk birinciliğimi aldım. Kulübümüzle de 12-13 yaş grubunda takım olarak üçüncülüğümüz oldu. Çalışmaya devam ediyoruz ve bir aileyiz. Böyle başarılar getirmeye devam etmek istiyoruz. Çok mutluyum. Bu iki günde çok keyif aldım. Büyüdüğümde milli takıma seçilmek istiyoruz. Orada da Türkiye için büyük başarılara imza atmak istiyorumö dedi.
Minikler Açık Hava Puta Türkiye Şampiyonası müsabaka sonuçları şu şekilde:
8-9 Yaş Minik Kızlar Bireysel Kazananları
1.Mahinur Atcı
2.Zeynep Alya Tapsız
3.Umayhan Öz
8-9 Yaş Minik Erkekler Bireysel Kazananları
1.Ahmet Emir Ünal
2.Murad Karanaev
3. Ege Şendur
10-11 Yaş Minik Kızlar Bireysel Kazananları
1.Miray Deniz
2.Neris Hüma Sayar
3. Ayşe Elif Başoğlu
10-11 Yaş Minik Erkekler Bireysel Kazananları
1.Ahmet Turan Yüce
2. Ömer Tuğrul Kaya
3.Taha Karaköse
12-13 Yaş Minik Kızlar Bireysel
1.Şevval Akkuzu
2.Öykü Kutlar
3.Sare Dural
12-13 Yaş Minik Erkekler Bireysel
1.İlker Batuhan Balli
2.Muhammet Enes Öztürk
3.Enver Emin Özkan
12-13 Yaş Minik Kızlar Takım
1. Kocaeli Öncü S.K.
2.Dağlı S.K.
3.Okçular Vakfı Geleneksel Okçuluk S.K.
12-13 Yaş Minik Kızlar Takım
1. Akıncılar Geleneksel Okçuluk S.K.
2.Nizam-ı Adem Geleneksel Okçuluk S.K.
3.Yıldızlar Okçuluk S.K.
]]>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı’na katıldı. Bugüne dek toplam 18 bin 597 adet geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulayıcı sertifikası verildiğini açıkladı. Bakan Koca, Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi “hayat ağacını” hediye etti.
Sağlık Bakanlığı, ulusal ve uluslararası bilim insanlarının katılımıyla bugün İstanbul’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı’nı düzenlendi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İhsan Ateş, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, DSÖ Geleneksel, Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Birimi Sorumlusu/ Dünya Sağlık Örgütü Bitkisel İlaçlar İçin Uluslararası Düzenleyici İşbirliği Ağı (DSÖ-IRCH) Sekreterya Grup Başkanı Dr. Kim Sungchol ve DSÖ-IRCH Sekreterya Grup Başkan Yardımcısı Dr. Charles Wu katıldı.
Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) tarafından mini konser verilen programda, çalıştayla ilgili tanıtım videosu izletildi.
Programda, Emine Erdoğan ve DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Kluge konuşma yaptı. Konuşmaların ardından, Sağlık Bakanı Koca Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi olan “hayat ağacını” hediye olarak takdim etti.
Koca, İstanbul’da bir otelde Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ev sahipliğinde düzenlenen “Dünya Sağlık Örgütü – Bitkisel İlaçlar İçin Düzenleyici İşbirliği Ağı (IRCH) 15. Yıllık Toplantısı” ile “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, “geleneksel tıp” teriminin ana akım tıpla birleşerek, “tamamlayıcı tıp” terimiyle eş anlamlı olarak kullanıldığını söyledi.
Sağlık Bakanı Koca, DSÖ-IRCH 15. Yıllık Toplantısı’nda şöyle konuştu:
“GELENEKSEL TIP YÖNTEMLERİNİN MERKEZE ALINARAK, MODERN TIP İLE BİRLEŞTİRİLMESİ İÇİN YASAL DÜZENLEMELERİN YAPILMASI, ÖNEMLİ, VE İHMAL EDİLEMEZ”
“İnsanlık tarihi boyunca, hastalıkların tedavisinde, çok sayıda yöntem denenip uygulanmıştır. Etkinliği tecrübe edilerek, insanların ilgisine mazhar olmuş ve nesilden nesile aktarılarak, insanlığın ortak mirası haline gelmiştir. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, tarihin derinliği içinde, oldukça yeni sayılabilecek bir dönemde, Hipokrat veya İbn-i Sina gibi, dünyaca ünlü tıp insanları tarafından uygulanmıştır. Devam eden süreçte ve özellikle son iki yüzyılda, bu ortak mirastan devralınan tedavi modelleri, yeni araştırma usulleri ile kadim ama tamamen yeni bir tıp anlayışı ortaya çıkmıştır. Bugün “geleneksel tıp” terimi, insanlığın ortak tıp mirasına işaret ederken, ana akım tıpla birleşerek, “tamamlayıcı tıp” terimi ile, eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Geleneksel tıp yöntemlerinin merkeze alınarak, modern tıp ile birleştirilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması, önemli, ve ihmal edilemez, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmiştir. Ülkemizde bu ihtiyaca binaen; geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin, eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile, bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının, çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla, 27 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile, yasal çerçevesi tanımlanmış ve sağlık sistemimize entegre edilmiştir. O tarihten bu yana, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları konusunda, eğitim vermek ve uygulama yapmak üzere başvuran, ve belirlenmiş yeterlilikleri sağlayan, kamu ve özel sağlık kuruluşları, Bakanlığımızca değerlendirilerek yetkilendirilmiştir.
“BAŞARILI HEKİMLERE, BUGÜNE DEK TOPLAM, 18.597 ADET, GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAYICI SERTİFİKASI VERİLMİŞTİR”
Ülkemizde, bu alanda eğitim verebilme yetkisi, en üst seviyede sağlık hizmetleri veren, 3. basamak sağlık kuruluşu olan, tıp fakültesi hastaneleri ile, eğitim ve araştırma hastanesi statüsündeki, sağlık kuruluşlarındadır. Uygulama yapılabilecek birimler açma yetkisi ise, bu sağlık kuruluşlarının yanı sıra, devlet hastanesi, özel hastane, tıp merkezi, muayenehane gibi sağlık kuruluşlarına da verilebilmektedir.Bu birimlerde verilen hizmetler, bütüncül sağlık sistemimizin, ayrılmaz birer parçası olmuştur. Güncel olarak, 2.408 sağlık kuruluşu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında, uygulama yapabilme yetkisine sahiptir. Ayrıca yetkilendirdiğimiz merkezlerce ilan edilen eğitimlere, tam katılım sağlayarak başarılı olan hekimlere, bugüne dek toplam, 18.597 adet, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulayıcı sertifikası verilmiştir. Sertifikaları tescil edilmiş hekimlerimiz, görev yaptıkları sağlık kuruluşlarında, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla hizmet vermektedir. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz reformların, temel amacı olarak tanımlanan: ‘Herkes için ulaşılabilir, nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmetinin, etkili, kaliteli, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması’ hedefi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları için de, aynen geçerlidir. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, yetkin kişiler tarafından uygulanması, hayati önem arz etmektedir. Bu uygulamalar, her ne kadar yan etkisi çok az olan, doğal tedavi yöntemleri olarak görülse de, ehil kişiler tarafından yapılan uygulamalar, insan sağlığı için, en iyi sonuçları sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında sunulan hizmetlerin, yalnızca bu alanda eğitimi bulunan kişilerce ve yine yalnızca, Bakanlığımızca yetkilendirilen sağlık kuruluşlarında sunulmasına, bütüncül bir sağlık hizmet sunumu olarak bakıyor ve büyük önem veriyoruz. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında, güncel gelişmeleri, gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda yürütülen uygulamalı, bilimsel ve akademik çalışmaları takip etme ve Bakanlığımıza görüş vermek amacıyla, 11 üyeden oluşan, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Ana Bilim Komisyonu teşkil edilmiştir.
“ÜLKEMİZDEKİ GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARININ, “ANADOLU TIBBI”, İSMİ ALTINDA YÜRÜTÜLMESİNİ AMAÇLIYORUZ”
“Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanınan ve DSÖ işbirliğinde bir akademi olmak üzere teklif edilen işbirliğinin Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bünyesinde bulunan GETAT Enstitüsü ile birlikte yapılacağını ilan etmekten memnuniyet duyarım. Buradan Hans Kluge’ye destekleri için tekrar teşekkür ediyorum. Bu sayede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında, ar-ge çalışmaları, ve ürün geliştirme faaliyetleri hız kazanacak, ülkemizde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında sunulan hizmetin standardı ve kalitesi, en üst düzeye çıkarılarak, uluslararası tanınırlığının artırılması sağlanacaktır. Kadim medeniyetlerin beşiği, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birleşim noktası Anadolu toprakları, tarihteki, en önemli tıbbi gelişmelerin hamisi olmuştur. Birçok medeniyetten yetişen ve halen isimleri ve uygulamaları, saygıyla anılan bilim insanlarını taşımıştır.Kadim tekniklerimizin, dünyaya duyurulması yönünde çalışmalar yapmak, bugün kaçınılmaz olmuştur. Ülkemizdeki geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, “Anadolu Tıbbı”, ismi altında yürütülmesini amaçlıyoruz. “Anadolu Tıbbı” ismi, 1 Haziran 2021, “Anatolian Medicine” ismi, 24 Haziran 2021 itibariyle, ve Hayat Ağacı sembolümüzün sonuncusu, 19 Şubat 2024 tarihinde tescil edilerek, korumaya alınmıştır.
“MODERN TIP İLE GELENEKSEL TIBBIN BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ OLDUĞU, AYRI AYRI ELE ALINMASI GEREKTİĞİ DÜŞÜNÜLEMEZ”
Ülkemizde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, bu markalar adı altında icra edilerek geliştirilecek, ve dünyaya tanıtılacaktır. Tedavide uygulanan yöntemlerin yanı sıra, tedaviyi olumlu yönde etkileyen en önemli etmen, inanç ve güvendir. Kadim olana inanç ve güven ise her zaman çok yüksektir. Geleneksel hale gelenin, çok defa tecrübe edilerek bugüne kadar geldiğini, akıldan çıkarmamak gerekir. Modern tıbbı geliştiren bizleriz. Kadim olanı da, bizler geliştirmiştik. Modern tıp ile Geleneksel tıbbın birbirinden bağımsız olduğu, ayrı ayrı ele alınması gerektiği düşünülemez. Modern olanın arka planında, kadim olan, Kadim olanın bugüne uygulanmasında, modern olanın yeri tartışılamaz. Bizim amacımız, sağlık hizmet sunumuna, bütüncül ve birleştirici bir bakış açısı getirmektir. Tam bu noktada, Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi, Emine Erdoğan hanımefendinin, bu konuda gösterdiği hassasiyet ve himaye için, şükranlarımı arz ediyorum. Destekleri ve bu konunun öncüsü olmaları, bizlere cesaret veriyor, bizleri gayretlendiriyor. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında, Türkiye’nin öncü ülkeler arasında yer alması konusunda çalışmalarımızı, kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu amaçla; Dünya Sağlık Örgütü ile Bakanlığımız işbirliğinde gerçekleştirilen bu organizasyona, katılım sağlayan siz değerli katılımcılara, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum”
]]>Görsel sanatlara merakı çocukluk yıllarında başlayan 42 yaşındaki Altıok, Düzce İmam Hatip Lisesinde okurken hat ve kaligrafi sanatıyla tanıştı.
Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümündeki lisans eğitiminin ardından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Geleneksel Türk Sanatları Anasanat Dalında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Altıok, 2010 yılından bu yana Düzce Üniversitesi Kaynaşlı Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Hat sanatçıları İsa Yaprak ve Turan Sevgili’den eğitim alan Altıok, İstanbul’da 2011’de İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezinde (IRCICA) hat sanatı icazetini aldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığının “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” ünvanını 2017 yılında alan Altıok’un 13 yılda ortaya çıkardığı 500’e yakın eserden bazıları, yurt içinde ve yurt dışında sergilendi.
“Ölene kadar da yapmayı düşünüyorum”
Ebubekir Altıok, AA muhabirine, resim yeteneğinin babasından geldiğini belirterek, “İlkokulda resmim çok iyiydi. O da babamdan geliyor. Babam polis memuruydu, iyi kara kalem çizerdi. Ailemizde de benim görmediğim ama anlatılan, yazısı güzel insanların olduğunu biliyorum.” dedi.
Lise yıllarında İslam kültürüyle ilgilenmeye başladığını anlatan Altıok, “Kur’an-ı Kerim, hadis gibi derslerde kitapların kenarlarında, sayfalarda güzel yazılmış tuğra ve hadislerden oluşan hat örneklerini görünce hat sanatına ilgi duymaya başladım. Bunun yanında kaligrafiye de başlamış oldum.” diye konuştu.
Altıok, geleneksele bağlı kalarak klasik eserler ortaya çıkardığını dile getirerek, “Bunun yanı sıra Hilye-i Şerif dediğimiz Peygamberimizin şekil ve şemailinin anlatıldığı levhaları hattatlar olarak çokça yazıyoruz. Ben de bu konuya eğildim ve 50 kadar da klasik dışında bu alanda modern tasarımlarım var. Bunların hepsi Ankara, İstanbul ve yurt dışında çeşitli koleksiyonlarda bulunuyor. Hilye-i Şeriflerimle Washington, Londra, Dubai, Katar gibi birçok şehir ve ülkede hat sanatıyla ilgili karma sergilere katıldım.” ifadelerini kullandı.
Hat sanatını geleneksele bağlı kalarak el yapımı, uzun ömürlü kağıtlara uyguladığını aktaran Altıok, şöyle devam etti:
“Yazdığımız yazı ayet, yani Allah’ın kelamı ve Peygamberin hadisi olduğu için malzemeler de özel oluyor. Kağıdımız, mürekkebimiz, kalemimiz, yazı yazarken ki manevi halimiz hepsi özel. Abdestsiz yazmamaya gayret gösteriyoruz. İçerisinde İslam olan bir işi yapmaktan son derece mutluyum, huzurluyum, seviyorum ve ölene kadar da yapmayı düşünüyorum. Bu benim hayat gayem.”
Altıok, İslam kültürünün bir parçası, ecdat yadigarı hat sanatını bir yandan da üniversite öğrencileriyle tanıştırdığı belirterek, “Düzce Üniversitesi Kaynaşlı Meslek Yüksek Okulu Geleneksel El Sanatları Bölümümüz var. Burada bu eğitimleri veriyorum. Haricinde kampüsümüzde Sürekli Eğitim Merkezinde açılan kurslarımız var. Geleneksel usulde bu bayrağı nasıl aldıysam bir şey eksiltmeden, değiştirmeden o mesuliyet bilinciyle genç nesillere devretmeye, öğretmeye, aktarmaya çaba gösteriyorum.” şeklinde konuştu.
]]>“Geleneksel sporların ihyası” parolasıyla Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde gerçekleştirilen 6. Etnospor Forumu’nda Bakanlar Paneli gerçekleştirildi.
Panelin moderetörlüğünü yapan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, geleneksel sporlara hükümetlerin yanı sıra belediyelerin, yerel yönetimlerin de destek sunması gerektiğini söyledi.
Türkiye olarak geleneksel sporlara destek olmayı çok önemli bulduklarını ifade eden Erdoğan, “Yerel yönetimlerin ve belediyelerin bu desteği vermesi, aslında geleneksel sporları canlı tutacak olan şeydir. Kişilerin katılımının yanı sıra sponsor bulmak gibi meseleler de istediğimiz seviyelerde değil. Dolayısıyla altyapıların oluşturulması ve geleneksel sporların icra edilebileceği mekanların kurulması noktasında bunlar son derece önemli.” diye konuştu.
Erdoğan, forumun açılışında bakanlarla mutabakat anlaşması imzaladıklarını anımsatarak, UNESCO anlaşmalarının pek çoğunda geleneksel sporların, kültürlerin ve kültürel mirasların korunması gibi maddelerin yer aldığını kaydetti.
“İnsan, doğanın bir parçasıdır”
Rusya Spor Bakanı Oleg Matytsin, ülkesinin aktif bir şekilde bu platformda işbirliğini geliştirme rolünü sürdüreceğini söyledi.
Dünyanın şu anda çok karışık bir dönemden geçtiğini ifade eden Matytsin, şöyle konuştu:
“Her bir kurumunun ilk önce dostluğunu, karşılıklı anlayışını güçlendirmesi gerekir. Bunun için sporu da kullanabiliyoruz. Bu bir yarış, madalya peşinde koşmak değil. Aynı zamanda kültürler ve uluslararası ilişkilerin güçlendirilmesi yöntemidir. Bu şekilde spor üzerinde herhangi bir ayrımcılık yapmadan, sporu siyasileştirmeden faaliyet gösteriyoruz. Etnospor’un temelinde de bu prensipler yatıyor. Önümüzdeki hedeflerde geleneksel değerlere geri dönüyoruz. İnsan, doğanın bir parçasıdır. Sadece toplumun bir parçası değildir. Toplumlaşmaya çalışıyoruz fakat ne kadar aktif şekilde toplumlaşırsak o kadar da doğallıktan uzaklaşabiliyoruz. Her bir çocuk ata dokunmalıdır. Çocukluktan, doğayla ilişkisin kurması gerekiyor. Bence geleneksel spor türleri tam da bunun için en uygun spor türleridir. Geleneklerine, doğaya ve kültürüne bağlı spor türleridir. Halkın en temel değerlerini bu spor türlerinde görebiliyorsunuz.”
“Fiziksel olarak sağlıklı olma yöntemi”
Namibya Cumhuriyeti Spor, Gençlik ve Ulusal Hizmet Bakanı Agnes Basilia Tjongarero, ülke olarak yakın zamanda kaybettikleri başkanlarının yasını tuttuklarını belirterek, bu ayın 25’ine kadar ulusal yaslarının devam edeceğini söyledi.
Geleneksel oyun ve müsabakaların ülkelerinde bağ kurma, sosyalleşme, işbirliği yapmak ile biraz da eğlence için kullanıldığını belirtti.
Tjongarero, geleneksel sporların kişilerin zihinsel olarak faal kalmasını sağladığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Öğrenciler için de güzel bir kafa dağıtma yöntemi. Fiziksel olarak sağlıklı olma yöntemi. Aktivite olarak baktığınız zaman çocukların yetişkinlerle bağ kurma yöntemi. Bu arada çocukları da sokaklardan uzak tutmanın bir yöntemi. Çünkü bir toplum olarak bunu düşünmek zorundayız. Çocuklarımızın arkadaşlarıyla sosyalleşmelerini sağlamak ve yeni arkadaşlar bulmaları için kullanabiliriz. Müsabakalar açısında da kazanmanın da ötesinde adlarının duyulmasını sağlayacak ve koordinasyonlarını kuvvetlendirecek noktalarda önemli beceriler kazanıyorlar. Bir aradayken sadece rekabet için değil, aynı zamanda bir arada olmak için bunu yapıyorlar. Beraber ritim yakalıyorlar. Beraber alkış tutup, beraber zıplıyorlar.”
Özbekistan Gençlik Politikaları ve Spor Bakanı Adham İkramov da geleneksel sporlarla ilgili yaptıkları etkinliklere öğrencilerin aktif olarak katılım gösterdiğini belirtti.
Spor disiplinini yeni nesillere aktarmak için 10 yıldır yoğun bir şekilde çalışma yürüttüklerini ifade eden İkramov, “Özbekistan’da çalışmalara ‘Genç nesillere geleneklerimizi nasıl aktarabiliriz?’ diye sorarak başladık. Bizim için öğrenmenin ve öğretmenin ötesinde, değerlerimizi gelecek nesillere taşımak önemli.” dedi.
İkramov, Özbekistan olarak Dünya Etnospor Federasyonun çalışmalarının içinde ve yanında olacaklarını kaydetti.
]]>