Silivri’nin ünlü lezzeti Silivri yoğurdunu tanıtmak amacıyla her yıl düzenlenen Geleneksel Silivri Yoğurt Festivali’nin 62’ncisi, Silivri Belediye Binası önünden hareket eden açılış kortejiyle başladı. Silivri Kaymakamı Tolga Toğan, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu ve eşi Hayriye Sena Balcıoğlu’nun yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve gösteri gruplarının katıldığı açılış kortejine, Silivrililer büyük ilgi gösterdi. Başkan Balcıoğlu, yürüyüş sırasında evlerinin balkonları ve camlarından korteje eşlik eden Silivrililere teşekkür etti. Açılış korteji, Silivri sahilindeki festival alanında son buldu.
Festivalin ilk gününde, binlerce Silivrili festival alanını doldurdu. Ödüllü turnuvalar, sergi açılışları, el emeği ürünlerin sergilendiği stantlar ve açılış kortejiyle başlayan festivalde, DJ Erdem Kınay performansıyla Silivrilileri coşturdu. Sahne performansının sonunda DJ Erdem Kınay’a sahnede çiçek takdiminde bulunan Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Yavuz Alçi, sanatçıya ayrıca Silivri yoğurdu hediye etti. DJ Erdem Kınay’ın sahne performansının ardından Silivri Halk Dansları Topluluğu’nun Trabzon yöresi halk oyunları ve Yeni Nesil Spor Kulübü’nun Silivri yöresi halk oyunları gösterileri izleyicilerden tam not aldı.
Halk oyunları gösterilerinin ardından yoğurt yeme yarışması gerçekleştirildi ve seçilen iki yarışmacı yoğurdun içindeki altını bulmaya çalıştı. Yarışmanın kazananı Serhat Karaçoban oldu. Yarışmanın ardından sahne alan İrem Derici, şarkılarıyla Silivrililere unutulmaz bir gece yaşattı. İrem Derici’ye sahnede çiçek takdiminde bulunan Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, sanatçıya ayrıca Silivri Yoğurdu hediye etti.
“Ne kadar güzelsin Silivri, ne kadar büyüksün Silivri”
Yoğurt Festivali’nin açılış konuşmasını yapan Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, festivali halkla birlikte kutlamaktan duyduğu mutluluğu ve gururu dile getirdi. Başkan Balcıoğlu, şöyle konuştu:
“Bugün burada, sadece bir festival yapmıyoruz. Bugün burada, hep birlikte, dayanışma ve birlik ruhuyla; yüzyıllardır bir arada yaşama kültürünün en güzel temsilcisi olan milletimizin bu değerleri asla bırakmayacağının, kardeşliğimizin ve beraberliğimizin daima süreceğinin güçlü mesajını veriyoruz. Ne kadar güzelsin Silivri, ne kadar büyüksün Silivri! Bu festival, birlik ve
beraberliğimizin, dayanışma ruhumuzun en parlak ifadesidir. Silivri’de ayrım yok, kutuplaşma yok! Silivri’de herkes eşit, herkes kardeş. Burada kimse dini inancı, ideolojisi, siyasi görüşü ya da memleketi yüzünden sınıflandırılmıyor. Silivri’de, farklılıklar zenginliktir ve bu zenginlik bizim en büyük gücümüzdür.
“Silivri’nin bu doğal ve kültürel zenginliklerini gelecek kuşaklara aktarmalıyız”
Tarihi 7000 yıl öncesine uzanan, her daim barışın, huzurun ve kardeşliğin sembolü olan güzel şehrimiz Silivri, Allah vergisi doğal güzellikleri, yemyeşil ormanları ve uçsuz bucaksız mavilikleriyle; 45 kilometrelik muhteşem sahil şeridiyle adeta bir cennet parçasıdır. Bu eşsiz toprakları korumak ve gelecek nesillere miras bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Silivri’nin bu doğal ve kültürel zenginliklerini rant ve betona kurban etmeden, bugün olduğu gibi, güzellikleriyle gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Yanı başımızda Esenyurt var, biliyorsunuz. Orada komşuluk ilişkileri bitmiş, insanlar yeşile ve gökyüzüne hasret kalmış. İnanın, insanlar oralardan Silivri’ye, bu güzelliklerin tadını çıkarmak için geliyor. İstanbul’un en verimli topraklarına sahibiz; 500 kilometrekare ekilebilir ve dikilebilir arazilerimiz ile eşsiz bir konumdayız. Bizler bunun farkında olmalı ve bu bilinçle hareket etmeliyiz. Tarım yoksa, gelecek yok. Doğa yoksa, gelecek yok. Silivri’nin bereketli topraklarını, eşsiz doğasını ve tarihi mirasını koruyarak, çocuklarımıza ve gelecek nesillere daha güzel bir Silivri bırakmak zorundayız. Bu bizim en büyük görevimizdir.”
İstanbul’da İmamoğlu, Silivri’de Balcıoğlu
Başkan Balcıoğlu, yoğun programı nedeniyle festivale katılamayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletti. İmamoğlu’nun Silivri’nin değerlerine sahip çıkılması gerektiğini vurguladığını belirten Başkan Balcıoğlu, şöyle devam etti:
“Kendisi, ‘Ben İstanbul’un Muhafızı’yım, Bora Silivri’nin Muhafızı, sizler de bu değerlerin muhafızı olun’ diyor. Bu değerleri koruyarak, gelecek nesillere daha güzel bir Silivri bırakmak bizim görevimizdir. Şimdi sizlerden söz istiyorum! Ekrem Başkanımızla aydınlık güzel günlere yürüyeceğiz! İstanbul’da İmamoğlu, Silivri’de Balcıoğlu diyerek yürüyeceğimiz güzel günlere hazır mısınız? Silivri’mizin, İstanbul’un ve hatta Türkiye’nin geleceği için, birlik ve beraberlik içinde, yürümeye hazır mısınız? Hep birlikte daha güzel bir gelecek için el ele verecek miyiz?”
Başkan Balcıoğlu’ndan 100. gün değerlendirmesi
Göreve geleli 100 gün olduğunu söyleyen Başkan Balcıoğlu, “Bu süre içinde, Silivri’de her rengin, her sesin duyulduğu, herkesin huzur içinde yaşadığı bir yönetim anlayışını benimsedik. Bizim belediyecilik anlayışımız, vatandaşına tepeden bakmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, bahane değil çözüm üreten bir anlayıştır. Belediyecilik sadece inşaat, beton ve taş döşemek değildir. Belediyecilik, toplumu tüm renkleriyle kucaklamak, insanların geleceğe umutla bakmasını sağlamak, herkesin kafasını yastığa huzur içinde koyabilmesidir. Bizim belediyecilik anlayışımızın temelinde insan var. Anneler var, çocuklar var, gençler var” dedi.
“Bizim meydandlarımızda birlik var, sevgi var, dayanışma var”
Başkan Balcıoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bizim meydanlarımızda birlik var, bizim meydanlarımızda sevgi var, dayanışma var! Bizim meydanlarımızda kadınlar var, çocuklar var, gençler var! Bizim meydanlarımızda Cumhuriyet’in ışığı, Atatürk’ün yol göstericiliği var. Bizim, bizi biz yapan değerlerimiz var ve bu değerlere sonuna kadar sahip çıkacağız. Ay yıldızlı al bayrağımıza, İstiklal Marşımıza, ezan sesimize, Cumhuriyetimize ve Atatürk’ümüze sahip çıkacağız. Başkaları gibi korkarak, yarım ağızla değil; bağıra bağıra, korkusuzca Atatürk diyeceğiz ve o büyük liderin bir çift mavi gözünün ışığından ayrılmadan yürüyeceğiz. Bu değerler, bizi biz yapan, milletimizi bir arada tutan, ortak geçmişimiz ve geleceğimizdir. Silivri’de, bu değerlerin ve ilkelerin muhafızı olarak, hep birlikte daha aydınlık bir geleceğe yürüyeceğiz.”
Silivri yoğurdu festivalde ziyaretçilere ikram edildi
Öte yandan, festival kapsamında hazırlanan yoğurt stantlarında sunulan yoğurtlar, hem yerli halk hem de dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Katılımcılar, geleneksel yöntemlerle hazırlanan taze ve doğal Silivri yoğurdunun tadına bakarak, bu benzersiz lezzeti deneyimleme fırsatı buldular.
]]>Yumaklı, kentteki programları kapsamında Torbalı ilçesinde Devlet Su İşleri tarafından 2015 yılında başlatılan planlamaları 2019 yılında tamamlanan Fetrek Çayı Islah Projesi’ni inceledi.
Projenin, Türkiye’de benzeri olmayan 22 kilometrelik bir çevre projesi olduğunu belirten Yumaklı, o dönemde yeni gelen yerel yönetimin projeye gerekli ilgiyi göstermediğini söyleyerek, “Biz buraya projenin son durumunu görmek için geldiğimizde bir hayal kırıklığına uğradık. Çünkü şu ana kadar çok önemli bu projenin hayata geçirilip İzmir halkının kullanımına, hizmetine sunulması gerekiyordu.” dedi.
Yumaklı, Cumhur İttifakı Torbalı Belediye Başkan adayı Özgür Erman Çağlar’ın seçilmesi halinde projeyi tamamlayacağını ve projenin 5 yıllık gecikmeyle İzmir halkının kullanımına sunulacağını kaydetti.
İş dünyası temsilcileriyle iftarda bir araya geldi
Konak’taki bir otelde iş dünyası temsilcileriyle iftara katılan Yumaklı, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin büyük olduğunu, özellikle tarımsal üretimde, üretimin ve üreticinin yüzyılı olacak vizyonunu oluşturmak için çalıştıklarını söyledi.
Yumaklı, Türkiye’nin her iline, her ilçesine giderek sektör paydaşlarıyla bir araya geldiklerini belirterek, bu kapsamda bugün Bayındır, Tire, Ödemiş ve Torbalı’da ziyaretlerde bulunduklarını anımsattı.
İklim değişikliği ve gıda arz güvenliğinin önemine dikkat çeken Yumaklı, genel olarak dünyada tarımsal üretimle ilgili sıkıntıların bulunduğunu, bunlardan birinin de sektörde çalışan genç nüfus oranının azalması olduğunu aktardı.
Bakanlığın düzenlemeleriyle tarımsal üretimdeki sıkıntıların etkilerinin daha az hissedileceğini ifade eden Yumaklı, İzmir’de son 2 yılda tarım ve orman sektörüne yaklaşık 98 milyar lira destek ve yatırım, su alanında ise 52 milyar lira yatırım yapıldığını, kente 215 su ve sulama tesisinin kazandırıldığını, kentte 183 milyon adet tohum ve fidanın toprakla buluştuğunu anlattı.
“Biz gelecek seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz”
Yumaklı, 2022 sonu itibarıyla Türkiye’nin bitkisel üretiminin 129 milyon ton, 2023’te 137 milyon ton olduğunu, desteklemelerin mevcut haliyle görevini yerine getirdiğini söyledi.
Destekleme metodolojilerinin değiştirildiğini bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bunlarla ilgili tamamen 5 ana kaide üzerine oturtulan bir sistematiğin bu metodolojilerle desteklenmesini sağlamaya çalışıyoruz. Onlar da nedir? Sürdürülebilirlik; yani üretiminizin sürdürülebilir olması gerekir. Verimlilik; yapmış olduğunuz üretimin verimli olması gerekir. Üçüncüsü kalite, yani verimli ürettiğiniz ürünün aynı zamanda kaliteli olması gerekir. Dördüncüsü kayıtlılık hala ülkemizde kayıtlılıkla ilgili bir problem var. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlılıkla alakalı yine son yaptığımız düzenlemelerden birisi de veraset vesaire sebebiyle kaydolamamış olanların bir taahhütnameyle ‘ben burayı ekiyorum’ demesi, bizim teyidimiz ve onun çiftçi kayıt sistemine kaydolması. Eğer bu da yeterli olmazsa Çiftçi Kayıt Sistemi’ni zorunlu hale getireceğiz. Yani kayıtlılık olmazsa bir şeyi ölçemezseniz nasıl yöneteceksiniz yani? Beşinci konuda sektöre yatırım. Yani bütün bunlardan sonra bu sektörün ülkemize kazandırdığının önemli bir bölümünün tekrar sektöre yatırım olarak gelmesi.”
Yumaklı, çizdikleri perspektifin bugün değil, gelecek için olduğunu vurgulayarak, “Yani bizim gelecek nesillerimiz için. Bizim bugün İzmir’de olmamız aslında 3 kez planlayıp da gerçekleştiremediğimiz bir ziyaretin gerçekleşmesi. Yine söylüyorum bu bir seçim ziyareti değil. Biz gelecek seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz.” dedi.
Yumaklı, Türkiye’nin su stresi altında olan bir ülke olduğunu sözlerine ekledi.
Programa, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ile iş dünyası temsilcileri katıldı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, gazeteci Andrea Sanke tarafından yönetilen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Madagaskar Dışişleri Bakanı Rafaravavitafika Rasata ve Gambiya Dışişleri Bakanı Mamadou Tangara katıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, konuşmasında, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) yüzde 41 olduğunu ve net sıfır emisyon hedefine 2053’te ulaşmayı planladığını belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede birçok enstitüyle işbirliği içinde olduklarını söyledi.
Bozay, an itibarıyla taslağı oluşturulan iklim yasasının bu yıl yürürlüğe girmesini umduğunu belirterek, gelecek nesillerin bu dönemi nasıl hatırlayacağının önemine dikkati çekti.
Yapılan anketler ve araştırmalar sonucu genç neslin bu dönemi “belirsizlik” kelimesiyle tanımladığına değinen Bozay, bu belirsizliğin iklim değişikliğinde alınan eylemlerde de görüldüğünün altını çizdi.
Bozay, iklim değişikliği ile mücadelenin “yarışa” dönüştürülmemesinin önemini vurgulayarak, ülkelerin yenilenebilir enerji kullanımı gibi planlarda gerçekçi hedefleri olmasının yanı sıra bu konuda atılacak adımların bir standarda oturtulması gerektiğini dile getirdi.
Küresel ısınma ve olumsuz etkileriyle mücadelede bireylerin rolüne değinen Bozay, ülkelerin bu konuda halkına ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu, “Evlere etki etmek için yerel yönetimle işbirliği içinde olmalıyız.” sözüyle ifade etti.
Bozay, gelecek nesillerin iklim konusunda bilinçlenmesinin önemli olduğunu belirterek, “genç neslin zihnini ve kalbini kazanmak”, gelecek nesillerin iklim değişikliği ile savaşmasını bir gelenek haline getirmek için özellikle eğitim müfredatında yapılan değişiklikler olmak üzere günlük yaşamda birçok değişiklik yapıldığını söyledi.
Teknolojik gelişmelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemine işaret eden Bozay, “Ancak güneş panelleri ve rüzgar değirmenleri, başkaları tarafından üretilip bu teknolojiler ihtiyacı olanlarla paylaşılmazsa gelecek nesillere faydası olmayan sorunlu bir sistem bırakmış olacağız.” dedi.
“İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz”
Gambiya Dışişleri Bakanı Tangara ise ülkesinin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını vurgulayarak, konferanslarda verilen sözler ve hedeflerin gerçek hayata geçirilmesindeki aksaklıklara dikkati çekti.
Tangara, “Bağışçı yorgunluğundan bahsediyoruz ama yemin yorgunluğundan bahsetmiyoruz.” ifadesiyle konferansların oluşturduğu motivasyon ortamından etkilenip gerçek hayata geçirilmeyecek sözler verilmemesi gerektiğini söyledi.
Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kendi politikalarının ve projelerinin oluşturmasının önemine işaret eden Tangara, “Başkalarının gelişim modellerini takip edersen her zaman geride kalırsın çünkü birini takip eden, hep onun arkasında kalır. Sürücü koltuğuna oturup, kendi çabalarınla ilerlemelisin.” diye konuştu.
Tangara, konuşmasını, “İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz.” ifadesiyle sonlandırdı.
“Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla”
Madagaskar Dışişleri Bakanı Rasata da ülkesinin iklim değişikliği sebebiyle risk yaşayan ulusların başında yer aldığını aktardı.
Küresel ekosistemin yüzde 5’ini oluşturan Madagaskar’ın, koruma altına alınması gereken bir “hazine” olduğunu kaydeden Rasata, dört bir yanı denizlerle çevrili bu ülkenin iklim değişikliği ile savaşması için özel önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi.
Rasata, Madagaskar’ın her yıl ilkim değişikliği ile mücadele kapsamında 400 milyon dolar kaybettiğini ifade ederek, ülkesinin bu mücadelede uluslararası ortaklarla işbirliği yapmasının önemine değindi.
Madagaskar’ın, küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine katkısının, iklim değişikliğinden etkilenmesinden çok daha az olduğunu savunan Rasata, “Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla.” dedi.
Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir alan bırakmak için gereken önlemlerin alınmasının önemini vurgulayan Rasata, “Ofislerimizde belge imzalamaktan fazlasını yapmalıyız.” ifadesini kullandı.
Rasata konuşmasını, “Gambiyalı mevkidaşımın dediği gibi (iklim değişikliği ile mücadelede) birlik olmalıyız.” ifadesiyle sonlandırdı.
]]>